Page 1

KÜLTÜR ve TURİZM DERGİSİ CULTURE & TO URISM MAGAZINE EKİM-KASIM / OCTOBER-NOVEMBER 2012 YIL / YEAR: 3 SAYI / EDITION: 19

‘Batının Zeugması’ Kemalpaşa’da gün ışığına çıkıyor

GAZİEMİR Bir zamanların gözde sayfiye yeri

‘The Zeugma of the West” is being unearthed at Kemalpaşa

A onetime summer resort

TORBALI Ana Tanrıça’nın Kenti The city of the Mother Goddess


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

1


İmtiyaz Sahibi / Publisher on Behalf İZMİR VALİLİĞİ İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü adına Abdülaziz EDİZ İl Kültür ve Turizm Müdürü / Director of Culture and Tourism

Genel Yayın Yönetmeni / Publishing Director Cengiz KESKİNER İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

12

Provincial Directorate of Culture and Tourism

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Responsible Manager of Editorial Department

Ali AKSAKAL İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Provincial Directorate of Culture and Tourism

Yayın Kurulu / Editorial Board Yayın Kurulu Başkanı / Head of Editorial Board Haluk TUNÇSU Vali Yardımcısı / Lieutenant Governor

54

12 /

‘Batının Zeugması’ Kemalpaşa’da gün ışığına çıkıyor

‘The Zeugma of the West” is being unearthed at Kemalpaşa

18 /

Şarap dünyasının gözü İzmir’deydi

20 /

“Kitabın kokusu başka”

Vice Presedent of ETİK

24 /

Ege İzmir’e destek için toplandı

Danışma Kurulu / Consultative Board Başkan: Güman KIZILTAN Prof. Dr. Öcal USTA - Prof. Dr. Alp TİMUR Prof. Dr. İge PIRNAR - Necmi ÇALIŞKAN Alex BALTAZZI - Dilek GAPPİ Özer MUMCU - Veysi ÖNCEL

The Aegean region got together to support Izmir

28 /

Londra’da EXPO 2020 rüzgârı

EXPO 2020 takes London by storm

İzmir Kültür ve Turizm Dergisi’ne internette www.izmirdergisi.com, www.izmir.gov.tr ve www. izmirkulturturizm.gov.tr adresinden e-dergi olarak ulaşabilirsiniz.

38 /

“Aiol kentlerinin en büyüğü ve en önemlisi”

“The biggest and most important Aiol city”

54 /

Bir zamanların gözde sayfiye yeri: Gaziemir

A onetime summer resort: Gaziemir

Prof. Dr.Şadan GÖKOVALI - Prof. Dr. Füsun BAYKAL Doç. Dr. Gözde EMEKLİ- Hamdi TÜRKMEN Sirel EKŞİ M. Kaan ERGE - Talat AYDİLEK İsmail GÖÇMEN - Güzfent DİLEMRE Nalân MELEK - Zeynep GÜVERCİN GÖÇMEN Mehmet İŞLER ETİK Başkanı Presedent of ETİK

Bülent TERCAN ETİK Başkan Yardımcısı

You can have İzmir Culture and Tourism Magazine as an e-magazine from www.izmirdergisi.com, www.izmir.gov.tr and www.izmirkulturturizm.gov.tr.

Dergimizde yayımlanan yazı ve fotoğraflardan yayıncının izni alınmadan, kaynak belirtilmeden tam veya özet alıntı yapılamaz. Neither, text nor photographs from this publication may be reproduced either in ful lor summary without acknowleding the source and without prior permission from the publisher.

ISSN: 977-1309 2642 İzmir Kültür ve Turizm Müdürlüğü Tel: +90 232 483 51 17 Faks: +90 232 483 42 70 E-Posta: iktm35@kulturturizm.gov.tr www.izmirkulturturizm.gov.tr Yayın Türü: Yerel, iki aylık

2

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

The eyes of the wine world were turned to Izmir

“The smell of a book is different”


68

88

68 /

Ana Tanrıça’nın Kenti: Torbalı

The city of the Mother Goddess: Torbalı

88 /

Bir Fransiskan Kilisesi: Santa Maria

A Franciscan Church: Santa Maria

102 Ajans Başkanı / Chairman Özer KESTANE Yayın Koordinatörü Editorial Coordinator Derya ŞAHİN

102 / İzmir’in yıllara meydan okuyan yapısı: Borsa Binası

İzmir’s defiant structure: The Stock Exchange Building

114 / Denizciliğin tarihine yolculuk

A journey into the history of maritime

118 / Belgesel tadında bir gezi

Muhabir / Interviewer Elif Işıl BAŞKAYA

REKLAM / ADVERTISING Reklam Koordinatörü Advertising Coordinator İrfan IŞIK Müşteri Temsilcisi Customer Represantative Derya ÇOLAK Sibel KENT

Grafik Tasarım / Graphic Design Rahşan AKSOY Neslihan EDİZ Sibel KAŞIKÇI Hukuk Danışmanı / Legal Counsel Av.Görkem KESTANE Çeviri / Translation Roxanne YURCHAK

A tour like a documentary

128 / İzmir Müze Müdürlüğü 2012’de 60 kazı yaptı

60 excavations in 2012

132 / Gönüllülerin çabasıyla turizme kazandırılan köy

The village that was added to tourism with the help of volunteers

RK Renkli Kalem Medya Yapım Turizm Reklam Paz. Ltd. Şti. 1480 Sok. No: 7 Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 463 75 40 (pbx) Faks: +90 232 421 92 24 www.renklikalem.com.tr bilgi@renklikalem.com.tr Baskı Yeri /Printing: Lamineks Matbaacılık Dijital Baskı İşl. San ve Tic.Ltd.Şti 5627 Sk. No:37 Çamdibi-İZMİR Tel: 0232 433 33 55

Baskı Tarihi /Printing Date: 21.11.2012

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

3


İzmir is becoming a synergy center Izmir us beginning to see the fruits of its labor in tourism investments. The city, which ended the year above the country’s average in tourism, continued its streak in 2012 which was fuelled by increasing tourism investments. We firmly believe that this activity in the sector will increase success in tourism in the upcoming years. In addition to growing investments, our cultural and natural heritage which was unearthed during excavations in different parts of the city, increases Izmir’s importance in world cultural history. The antique Roman city, which was unearthed in Kemalpaşa in September, made all eyes turn to Izmir. The antique city, which was dubbed as an exciting event for world archeology by our Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay, is now recognized by the entire world as the Zeugma of the West with its rich mosaics. The fact that we have uncovered many artifacts in Kemalpaşa and all around the city during excavations proves that we quickly need to build the Aegean Civilizations Museum to protect and transfer these relics to future generations. While we are unearthing our historical and cultural artifacts, we continue advertising our existing touristic assets. Within this context, Izmir was again widely advertised at international fairs in 2012 and advertising alternative destinations were done using new techniques. The long awaited unison in health tourism has finally been achieved in Izmir. The fact that health institutions and university hospitals decided to act together in the field and that international chain hotels expressed their wish to invest in Izmir, was the news the city had been waiting for the development of the sector. Izmir will be hosting the 4

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

World Health and 3rd Age Tourism Congress on April 2013 and this will add the perspective of the scientific world to the activities in health tourism. In addition to the projects undertaken in different areas of tourism, the international art activities which are being organized in the city with the support of the Ministry of Culture and Tourism are important steps taken for Izmir to become a culture center. When all this is added to the activities organized by local authorities, the government and nongovernmental organizations regarding our candidacy for EXPO 2020 with the theme “New Roads For a Better World/Health for Everyone”, it is clear that Izmir will be a regional and territorial synergy center. All this activity has attracted the world’s attention. The Ministry of Culture and Tourism was named Europe’s Leading Tourism Board during World Travel Awards 2012. This award given during a ceremony dubbed the Oscars of Tourism was a big source of pride for us. We tried to give you a full Izmir in our last issue of 2012. We hope you enjoy reading us and wish you the best of luck.

Abdülaziz Ediz İzmir Culture and Tourism City Director


İzmir sinerji merkezi olma yolunda Son yıllarda turizm yatırımlarına hız veren İzmir bu çalışmaların meyvelerini toplamaya başladı. Öyle ki turizmde geçtiğimiz yılı Türkiye ortalamasının üzerinde tamamlayan kent 2012’de de bu istikrarı bozmadan başarılı bir tablo çizdi. Bunda elbette İzmir’de artan turizm yatırımları etkili oldu. Sektördeki bu hareketliliğin İzmir turizmini önümüzdeki yıllarda daha iyi noktalara taşıyacağından kuşkumuz yok. Özel sektör yatırımlarına ek olarak kentin farklı bölgelerinde devam eden kazılarda gün yüzüne çıkarılan kültürel ve doğal mirasımız, İzmir’in dünya kültür tarihindeki önemini daha da artırıyor. Son olarak Eylül ayında Kemalpaşa ilçemizde yürütülen kurtarma kazılarında ortaya çıkan M.S. 4’üncü yüzyıla ait antik Roma kenti, tüm dünyanın gözlerini İzmir’e çevirdi. Kültür ve Turizm Bakanımız Ertuğrul Günay’ın, “dünyanın ilgisini çekecek müjde” olarak nitelendirdiği antik kent, göz kamaştıran zengin mozaikleriyle “Batının Zeugması” olarak kısa sürede tanındı. Kemalpaşa’nın yanı sıra İzmir’in çeşitli bölgelerinde yürütülen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan eserlerin sayısının her geçen gün artması, söz konusu eserlerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için “Ege Medeniyetleri Müzesi”nin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini gösteriyor aslında. Bir yandan gizli tarihi ve kültürel değerlerimizin gün yüzüne çıkarılması çalışmaları sürerken diğer yandan da mevcut turizm değerlerimizin tanıtım çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda 2012 yılında da, tıpkı daha önceki yıllarda olduğu gibi, yurtdışı turizm fuarlarında İzmir temsil edildi, alternatif destinasyonlara yönelik tanıtım çalışmaları yeni teknikler kullanılarak yürütüldü. İzmir’in turizm potansiyelinde çok önemli bir alan olan sağlık turizmin-

de de uzun süredir beklenen birliktelik sağlandı. Sağlık kuruluşları ve üniversite hastanelerinin yeni açılımlar ekseninde birlikte hareket etmesi, bu alanda hizmet veren uluslararası otel zincirlerinin İzmir’de yatırım yapma kararı alması kentin sağlık turizminde yıllardır beklediği ve hak ettiği gelişimin habercisi oldu. İzmir’in 19-23 Nisan 2013 tarihinde Dünya Sağlık ve 3’üncü Yaş Turizmi Kongresi’ne ev sahipliği yapacak olması da sağlık turizmi çalışmalarına bilimsel bir bakış açısı getirmesi açısından oldukça önemli. Turizmin farklı alanlarında yürütülen projelere ek olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle kentte düzenlenen uluslararası sanat etkinlikleri de İzmir’in bir kültür kenti olması yönünde atılan önemli adımlardır. Tüm bu gelişmelere “Daha İyi Bir Dünya İçin Yeni Yollar / Herkes İçin Sağlık” temasıyla aday olduğumuz 2020 EXPO’su için yerel yönetim, merkezi yönetim, bakanlıklar ve sivil toplum örgütlerinin birlikteliğiyle yürütülen çalışmalar da eklendiğinde İzmir’in, bölgesel ve ülkesel bir sinerji merkezi olacağı açıktır. Bunca çaba dünyanın da dikkatini çekti. World Travel Awards’ın (WTA) 2012 yılı Avrupa’nın en iyileri ödül töreninde “Avrupa’nın Önde Gelen Turist Kurulu” ödülü Kültür ve Turizm Bakanlığı’na verildi. Bakanlığımızın, her yıl dünyanın en iyilerinin seçildiği ‘Turizm Oscarları’nda layık görüldüğü bu ödül haklı gururumuz oldu. Böylesine dolu geçen 2012 yılının son sayısında sizlere yeni dopdolu bir İzmir sunmaya çalıştık. Esenlik ve sağlık dileklerimle. Abdülaziz Ediz İzmir Kültür ve Turizm İl Müdürü

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

5


Güncel / Actual

AFO sezonu açtı

Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Anadolu Filarmoni Orkestrası 2012-2013 sanat sezonunun açılışını Türk Halk Müziğimizin ünlü kadın yorumcusu Bedia Akartürk ile gerçekleştirdi. Anadolu Filarmoni Orkestrası’nın Narlıdere Belediyesi işbirliği ile Narlıdere Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştireceği sanat sezonu açılış konserini orkestra şefi Cemil Günçer yönetti. Orkestranın seslendirdiği bazı eserlerde bale sanatçıları ve halk dansları sanatçıları da özel koreografileri ile sahnede yer aldı. Solist olarak konserde yer alan Bedia Akartürk geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden ünlü Türk Halk Müziği sanatçısı Neşet Ertaş’ın anısına programda Anadolu bozlaklarına yer verdi. İzmirli sanatçı Bedia Akartürk Ege’nin zeybeklerini de İzmirliler için seslendirdi. AFO konserde 60 sanatçı ile sahnede yer alırken programında bütün dünya müziklerine yer vererek, klasik müzikten barok müziğine, cazdan Latin müziğine, Türk Sanat ve Türk Halk Müziğinden Tasavvuf Müziğine geniş bir yelpazede repertuar sundu.

AFO begins the new season

The Anatolian Philharmonic Orchestra opened the 2012-2013 art season with a concert by famous Turkish folk songstress Bedia Akartürk. Maestro Cemil Günçer conducted the opening concert that was held at Narlıdere Atatürk Cultural Center. Ballet and folklore dancers also performed special choreographies with the orchestra. Bedia Akartürk also paid homage to famous Turkish traditional music composer and singer Neşet Ertaş who died last month. Bedia Akartürk, a singer from Izmir, also performed Ege’nin Zeybekleri for the locals. AFO included 60 musicians at the concert and played everything from world music to classical music, from baroque music to jazz, latin, classical Turkish music and mystic music.

Oktay Anılan Mert, Kedi Kültür Sanat’ta

Kedi Kültür Sanat Merkezi ses getiren sergilere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Çalışmalarıyla yurtiçinde olduğu kadar yurtdışında da kendinden söz ettiren Oktay Anılan Mert yeni kişisel sergisini 13 Aralık Perşembe günü Kedi Kültür Sanat Merkezi’nde açıyor. Önceki yıllarda Sanatçılar, Beslenme, Gelecek ile Gezinti, Ak Üstünde Ak Çıplaklar, İdeale Koşanlar, Uçmak, Olmayan Mekânın Resimleri ve Mekânsız Bedenler başlığı altında sergiler açan sanatçı figüratif ve soyut resimleri ile tanınıyor. Sanatçı günümüzde kaybolmakta olan insan öğesinin değerlerini ve yaşamla ilgili konuları bazen mizah-espri bazen de eleştirerek yorumluyor. Türk çağdaş resminin en önemli isimlerinden biri olan Oktay Anılan Mert’in Kedi Kültür Sanat Merkezi’ndeki sergisi 8 Ocak 2013 tarihine kadar görülebilir.

Oktay Anılan Mert at Kedi Culture Art

Kedi Culture and Art Center continues to host amazing exhibitions. Oktay Anılan Mert, who is known all over the globe for his works is opening his individual exhibition at the center on December 13, 2012 Thursday. The artist, who had a handful of successful solo exhibitions in the past, is known for his figurative and abstract paintings. The artist interprets the values of humanity and topics on life sometimes in a humorous manner and sometimes in a critical way. The exhibition of Oktay Anılan Mert, one of the most important names in Turkish modern art, will be open until January 8, 2013.

6

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

7


Güncel / Actual

Kökler İzmir’in gururu oldu

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destek verdiği Özel Kökler Dans Topluluğu, 2631 Ağustos 2012 tarihinde Bulgaristan’da düzenlenen ve 100 ülkeden 40 gurubun katıldığı finalde dünya şampiyonu oldu. 2013’teki şampiyonayı da İzmir’e taşıyan topluluk, ayağının tozuyla İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nü ziyaret edip bir gösteri de sundu. İzmir’in gururu Kökler Dans Topluluğu, bu sene içeriside Ocak ayında Avusturya’da Altın Madalya’ ve “Grandpri” (Üstün Başarı) Şampiyonu, Bulgaristan’da 25 Temmuz 2012 ‘de Avrupa Şampiyonu oldu. Ardından Bulgaristan’daki yarışmalara katıldı ve Dünya Şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı. Kareograf Natalia Ulutaş tarafından kurulan Kökler Dans Topluluğu, Türkiye’nin ilk Uluslararası Profesyonel Çocuk Dans Topluluğu özelliğini taşıyor.

Kökler (Roots) became the pride of Izmir

The Private Kökler Dance Troop, sponsored by the Ministry of Culture and Tourism, became the champions at the final organized in Bulgaria on August 26-31, 2012, beating 40 other troops from 100 countries. The group, which carried the next championship to Izmir, visited the Izmir City Culture and Tourism Directorate and performed for local authorities. The group, the pride of Izmir, received the gold medal and grand prix championship in January in Austria and became the European champion in Bulgaria in July 2012. After that, they took part in various competitions in Bulgaria and became world champion. The group, put together by choreographer Natalia Ulutaş, is Turkey’s first international professional children’s dance troop.

İzmir Arkeoloji Müzesi’nde sesli rehber dönemi başladı

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürütmekte olduğu Kültürlerarası Diyalog Programı’nın Müzeler Hibe Bileşeni altında AB ile Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilen “Elektronik Müze Rehber Sistemi (E-MUSE) Projesi” ile İzmir Arkeoloji Müzesi sesli rehber ile tanıştı. Hititlerden İyonlara, Lidyalılardan Perslere, Helenlerden Romalılara, Bizanslılardan Osmanlılara kadar birçok uygarlığa tanıklık etmiş olan, 8 bin 500 yıllık zengin bir geçmişe sahip İzmir’in, çarpıcı eserlere sahip Arkeoloji Müzesi’nde sesli ve görüntülü rehber sistemi yerli ve yabancı ziyaretçilerin kullanımına sunuldu. İzmir Müze Müdürlüğü tarafından yürütülen proje ile Arkeoloji Müzesi’ne gelen yetişkinler için 60 dakikalık Türkçe, İngilizce ve Almanca, işitme engelliler için 60 dakikalık Türkçe ve 10 yaş üzeri çocuklar için 30 dakikalık Türkçe rehber sistemi kuruldu. Müze danışmasından temin edilebilen rehberler ile ziyaretçiler Ege tarihinde kısa bir yolculuğa çıkıyor. Proje süresince bilgi ve deneyim paylaşımının sağlandığı proje ortağı Almanya’dan Trier Ren Eyalet Müzesi’nin yanı sıra, projede İzmir Valiliği AB ve Dış İlişkiler Koordinasyon Merkezi, Konak Kaymakamlığı ve Yaşar Üniversitesi iştirakçi olarak yer alıyor.

Audio guides at the İzmir Archeology Museum

Thanks to the E-MUSE project jointly funded by the EU and the Turkish Republic, the Izmir Archeology Museum now has audio guides. Izmir has a profound 8500 year old history that includes civilizations such as the Hittites, Lydians, Greeks, Romans, Byzantines and the Ottomans. The Izmir Archeology Museum, which exhibits artifacts from all these civilizations, has now activated its visual and audio guides for local and foreign tourists. With the project initiated by the Izmir Museum Directorship, 60 minute Turkish, English and German audio tours for adults, 60 minute Turkish tours for the hearing impaired and 30 minute tours for children over 10 are now available at the museum. The guides are available at the information desk. The project is also sponsored by project partner Trier Ren State Museum in Germany, the Governorship of Izmir, EU and International Relations Coordination Venter, the kaimakam;s office of Konak and Yaşar University. 8

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

9


Güncel / Actual

Efes, Berlin Filarmoni’yi ağırladı

2 bin yıllık tarihi dokusuyla Efes Antik Tiyatrosu kapılarını, tam 10 yıl sonra Berlin Filarmoni Orkestrası için açtı. 26’ncı Uluslararası İzmir Festivali’nin kapanış konseri için gelen dünyaca ünlü Berlin Filarmoni Orkestrası’nın biletleri günler öncesinden tükendi. Dört yıldır kazı ve restorasyon çalışmaları sürdürülen 25 bin kişilik Efes Antik Tiyatro’nun yalnızca belli bölümleri, muhteşem konser için özel izinle açıldı. Sir Simon Rattle yönetimindeki orkestraya, Türk solistler Efe ve Fora Baltacıgil de eşlik etti. Konseri izleyenler arasında bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Antik Tiyatro’da düzenlenecek başka konserlerin de müjdesini verdi: “Anadolu’da biz benzer alanları şu anda çalışıyoruz. Aşırı yüksek volumlu cihazlar kullanmamak kaydıyla zaman zaman Anadolu’da bu tür etkinlikleri çoğaltmayı ve halkımızı çeşitli müzik etkinlikleri ile buluşturmaya çalışacağız. Çok güzel bir konser oldu.” Konser bitiminde seyirciler orkestrayı dakikalarca ayakta alkışladı.

Ephesus welcomed the Berlin Philharmonic

The doors of the Ephesus antique theatre were opened after 10 years for the Berlin Philharmonic Orchestra. Tickets for the monumental concert were sold out days before the show. Only some parts of the antique theatre were opened to public for this special occasion since excavations still continue at the site. The orchestra, directed by Simon Rattle were accompanied by Turkish soloists Efe and Fora Baltacigil. The Minister of Culture and Tourism Ertugrul Gunay, who was at the concert, said that other concerts were going to be organized at the antique theatre. The Minister said, “At the moment, we are looking at similar antique venues in Anatolia. We will organized more events like this with by not using instruments with high sounds. It was a great concert.” After the show, the orchestra received a standing ovation.

İzmir’e Avrupa ilgisi…

EXPO 2020’ye aday olan İzmir, Avrupa basını tarafından ilgiyle takip ediliyor, Fransa’nın ünlü Turizm Dergisi TOUR HEBDO son sayısında İzmir’e 12 sayfa yer verdi. “Ege’nin incisi İzmir” başlığının kullanıldığı yazıda kentin EXPO 2020 heyecanı anlatılıyor. Ege’nin tarihi, kültürü, müzelerinin yanı sıra Foça, Karaburun, Çeşme, Urla, Seferihisar, Selçuk, Kuşadası ve Tire’nin geniş biçimde tanıtıldığı derginin aynı sayısında Türkiye’nin Kültür ve Tanıtım Müşaviri Kalbiye Noyan’ın İzmir’i anlatan makalesi de yayımlandı. İzmir’e gitmek isteyen turistlere pratik bilgilerin verildiği sayıda, spor, farklı aktiviteler, doğal yaşam parkı, alışveriş merkezleri, sanat, gastronomi, termal, sağlık konuları da ele alınıyor. Ünlü saat kulesi haberin kapağı olarak kullanılıyor.

İzmir attracts attention from Europe

Izmir, a candidate for EXPO 2020, is being closely watched by the European press. Famous French tourism magazine TOUR HEBDO featured a 12 page article about Izmir in its latest issue. During the article called “Izmir: the pearl of the Aegean” the excitement of EXPO 2020 is mentioned. The article, which featured the culture and history of the Aegean, and introductions about Foça, Karaburun, Çeşme, Urla, Seferihisar, Selçuk, Kuşadası and Tire, also included an article about Izmir written by Turkey’s Culture and Advertising Advisor Kalbiye Noyan. The 12 page article also includes practical information for tourists travelling to Izmir and topics like sports activities, natural wildlife park, shopping malls, art, gastronomy, thermal and health. The picture used for the cover of the article is the famous Clock Tower.

10

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


İZDOB 30 yaşında

Otuzuncu sanat yılını solistleri, orkestrası ve korosunun katılımıyla gerçekleştirdiği özel bir konserle kutlayan İzmir Devlet Opera ve Balesi, bu sezonda; 7 opera, 2 operet, 1 müzikal, 8 bale, 1 oratoryo, 5 çocuk oyunu ile onlarca konseri İzmirli sanatseverlerin beğenisine sunacak. İzmir Devlet Opera ve Balesi, geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Elhamra Sahnesi’nin yanı sıra İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi, Konak Belediyesi’ne ait Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi, Dokuz Eylül Üniversitesi’ne ait Sabancı Kültür Sarayı, Ege Üniversitesi’ne ait Atatürk Kültür Merkezi ve Kampus Kültür Merkezi, Karşıyaka Belediyesi’ne ait Karşıyaka Opera ve Tiyatro Sahnesi’nde sahnelenecek etkinliklerle sanatseverlerle buluşacak.

İZDOB is 30 years old

The Izmir State Opera and Ballet, which celebrated its 30th anniversary with a special concert including its singers, orchestra and chorus, will stage 7 operas, 1 musical, 8 ballets, 1 oratorio and 5 children’s plays this season. The Izmir State Opera and Ballet will be performing at Elhamra Hall, Ahmed Adnan Saygun Art Center, Selahattin Akçiçek Cultural Center, Sabancı Cultural Hall, Atatürk Cultural Hall and Campus Cultural Center at the Aegean University and the Karşıyaka Opera and Theatre Hall this season.

Denizciler denize nefes verdi

Bu yıl ilki düzenlenen; T.C Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı onaylı “Her Denizci Denize Bir Nefes” isimli sosyal proje Teos Marina’dan gerçekleşti. Teos Marina, Ege Açıkdeniz Yat Kulübü, Teos Dives, Dive Shack ve Sığacık Su Ürünleri Kooperatifi işbirliği ile düzenlenen etkinliğe 8 tanesi balıkçı teknesi olmak üzere 32 adet özel tekne katıldı. 3 gruba ayrılan tekneler Çamcaz, Akvaryum ve Azmak koylarını temizlemek üzere belirlenen yerlere demirledi. Her gurubun dalış ekibi denizi temizlerken özel teknelerdeki gönüllü denizciler botları ile kıyıya çıkarak kıyı temizliği yaptılar. Kıyıdan toplanan çöpler Seferihisar Belediyesi çöp toplama ekibine teslim edildi. Denizlerimizin ve kıyılarımızın kirliliğini önlemeye yönelik çalışmalara herkesin katkı vermesi gerektiğini söyleyen Teos Marina Müdürü Burak Köylübay “Her Denizci Denize Bir Nefes” projesinin diğer marinalara ve denizcilere örnek teşkil etmesini hedef lediklerini, 2013 yılında bu etkinliğin aynı anda tüm marinalarda gerçekleşmesi için çalışacaklarını belirtti.

Seamen breathed life into the sea

The social project called “Each seaman breathes life into the sea” approved by the Ministry of Transportation, Maritime and Communication was organized for the first time this year at Teos Marina. 32 private yachts – 8 of them fisherman’s boats- participated in the project which was sponsored by Teos Marina, Ege Açıkdeniz Yacht club, Teos Dives, Dive Shack and Sığacık Water Products Cooperative. The yachts, which separated into 3 groups, anchored at designated spots to clean Çamcaz, Akvaryum and Azmak bays. As each of the diving teams cleaned the sea, the volunteers at the boats went ashore and cleaned the beaches. Garbage that was picked up from the shore was handed over to the Seferihisar Municipality cleaning team. Teos Marina manager Burak Köylübay, who stated that everyone should be involved in the activities regarding cleaning the shores, said that their aim was to set an example for other marinas and seamen with their project and that they were going to work to spread the activity to other marinas in 2013. İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

11


Güncel / Actual

‘Batının Zeugması’ Kemalpaşa’da gün ışığına çıkıyor İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde bin 700 yıllık yeni bir arkeolojik kent bulundu. Bir perakende şirketinin deposundaki sondaj kazısı sırasında ortaya çıkan antik Roma kenti, zengin mozaikleri ile göz kamaştırıyor.

12

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


‘The Zeugma of the West” is being unearthed at Kemalpaşa A 1700 year old archeological site was found in the borough of Kemalpaşa in Izmir. The antique Roman city, which was accidentally unearthed during construction in the warehouse of a private firm, attracts attention with its rich mosaics.

İ

zmir’in Kemalpaşa ilçesinde bir perakende şirketinin depo olarak kullanacağı alanda yasa gereği sondaj kazısı yapılmasıyla adeta bir tarih hazinesi bulundu. Milattan sonra 4’ncü yüzyıla ait antik bir Roma kenti olduğu düşünülen alanda yapılan kurtarma kazısı sonrasında “Batı’nın Zeugması” denebilecek mozaikler ortaya çıktı. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da “dünyanın ilgisini çekecek müjde” olarak nitelendirdiği görkemli antik kentin bulunuşu büyük heyecan yarattı. Kanalizasyon sistemi ile bugünkü teknolojilere binlerce yıl öncesinden meydan okuyan antik kentte bulunan 11 odalı villa kompleksinin 6 odasında mozaiğe rastlanınca çalışmalara hız verildi. Müze tarafından yapılan kurtarma kazılarında ortaya çıkan eserleri basına sahada tanıtan Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Osman Murat Süslü, “Anadolu’da kayıp kentlerin olduğu biliniyor. Yapılacak bilimsel çalışmalar sonucu belki bu kentin de hangi kayıp kent olduğu ortaya çıkacak” dedi.

D

uring drillings inside a warehouse of a local company in the borough of Kemalpaşa a historical treasure was found. Mosaics that could be called the Zeugma of the West were unearthed at the site which is believed to be an antique Roman city from 4th century A.D. The discovery of the antique city, which is described as “ joyful news that will excite the world” by the Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay, was cause for much excitement. When mosaics were found in 6 rooms of the 11 room villa, excavations were accelerated. Cultural Assets and Museums General Manager Osman Murat Süslü, who introduced the findings to the press after the salvage excavations, said “We know that there are lost cities in Anatolia. After research, we will know which lost city this one is.”

4th century A.D.

Süslü, who pointed out that they had come across dense archeological traces in the first days of September during

drills inside the warehouse of a private company, said that the museum had begun salvage excavations and that they had come across cultural layers dating back to 4th century A.D. late Roman and Byzantine periods. Süslü, who stated that they had found a villa complex within a 550 square meter area, said that this pointed out that the area had modern buildings. He continued by saying that the walls of the villa were 103-105 centimeter high and that mosaics were found in 6 of the 11 rooms. Süslü, who said that animals such as panthers, tigers and various plants were depicted on the 57 square meter mosaic and this was unusually for this geography, added that coloring was done with natural materials. Süslü, who added that he was happy to have found such an area in Kemalpaşa, said “We could call it the Zeugma of the West. The area doesn’t only include the villa, I am sure we will find other structures and rich assets after excavations.” Süslü, who stated that 22 excavations were done each year in the area, warned

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

13


Milattan Sonra 4’üncü yüzyıla ait

Kültür ve Turizm

Eylül ayının ilk günlerinde bir perakende firmasının depo olarak kullanacağı alanın 3’ncü derece arkeolojik sit alanı olması nedeniyle yasal prosedür gereği yapılan sondaj kazıları sonrasında yoğun arkeolojik izlere rastlandığını ifade eden Süslü, bunun üzerine Müze Müdürlüğü’nün kurtarma kazısı başlattığını, bilimsel kriterlere uygun bir çalışmanın sonucunda Milattan Sonra 4’ncü yüzyıla ait Geç Roma/ Doğu Roma/ Bizans denilen döneme denk gelen kültür katmanına rastlandığını kaydetti.

Alan sadece villadan oluşmuyor. Sondaj kazılarıyla arazi genelinde yapılara rastlamakla beraber zaman içinde zengin verilere de rastlayacağımız aşikar” dedi.

Burada 550 metrekarelik alan içinde bir villa kompleksinin bulunduğunu, bunun da o dönemin modern yapılarına işaret ettiğini aktaran Süslü, villanın 103-105 santimetre yüksekliğinde duvar boyutları olduğunu, 11 odanın 6’sında da mozaiğe rastlandığını söyledi. Özellikle 57 metrekarelik mozaikte şu an bölgede görülemeyecek pars, kaplan gibi hayvan varlıklarının ve çok çeşitli bitkilerin resmedildiğine de dikkat çeken Süslü, renklendirmenin de doğal malzemelerle yapıldığını tespit ettiklerini aktardı. Kemalpaşa’da böyle bir alanın çıkmasından memnuniyet duyduklarını vurgulayan Süslü, “Burada Batı’nın Zeugması’ denebilecek bir yapılaşma var.

Bölgede her yıl 22 kazının gerçekleştirildiğini dile getiren Süslü, vatandaşlara da tarihi eser kaçakçılığı ile ilgili çağrıda bulundu. Burada en üzücü durumun kaçak kazılar olduğunu dile getiren Süslü, yıllardır yurtdışına kaçırılmış eserlerin iadesiyle uğraştıklarını ve son yıllarda başarı elde ettiklerini kaydetti. Kaçak kazı sonucunda çıkarılan eserlerin çok cüzi miktarlarla satıldığını, bu sırada da bilimsel kriterlerden uzak kazı yapıldığı için yoğun tahribat yapıldığını anlatan Süslü, vatandaşlardan bu işle uğraşanları yetkililere bildirmesini isterken “Biz zaten eser bulduğunu belirten vatandaşlarımıza fazlasıyla ödeme yapıyoruz” diye konuştu.

14

Bakanı Günay, antik

kentin keşfini “dünyanın ilgisini çekecek müjde” olarak nitelendirdi.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

The Minister of

Culture and Tourism Günay called the

antique discovery

“ joyful news that will excite the world”

people about smuggling historical artifacts. Süslü, who said that illegal excavations were their biggest problem, said that they were trying to bring back smuggled items from foreign countries and they were succeeding in recent years. Süslü, who urged locals to report people who smuggled historical artifacts and said “We will handsomely pay citizens who find historical artifacts”


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

15


Güncel / Actual

Teftiş Kurulu İzmir’deydi

Inspection Board was in İzmir

T

İrfan Önal, Cahit Kıraç

K

ültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı, ‘Mesleki İnceleme ve Araştırma’ konulu bir toplantı için İzmir’de buluştu. İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü de Teftiş Kurulu Başkanlığına bir sunum gerçekleştirdi. 55 kişiden oluşan teftiş kuruluna İzmir’in kültür ve turizm ile ilgili projeleri, sorunları, müzeler, kazılar ve kütüphaneleri hakkında bilgiler verildi. Toplantıya Başta İzmir Valisi Cahit Kıraç olmak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanı İrfan Önal, İzmir İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdülaziz Ediz ve çok sayıda kurul üyesi katıldı.İzmir’de ilk kez düzenlenen ve dört gün süren Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu’nun Mesleki İnceleme ve Araştırma konulu toplantısında konuşan Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanı İrfan Önal, İzmir’in EXPO projesi ile birlikte ülkenin ve bölgenin itici gücü olacağını düşündüklerini dile getirerek “İzmir’in sosyokültürel ve eğitim durumu kültür endüstrisine uygun. Bunu da iyi kullanmamız lazım” dedi. 16

“İzmir 36 uygarlığa ev sahipliği yapmış bir şehir”

İzmir Valisi Cahit Kıraç da bu yılki teftiş kurulu olağan toplantısına ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, “Geçmişinde 36 uygarlığa ev sahipliği yapan İzmir, turizm potansiyeli yüksek bir şehirdir. Ülkemizin ve İzmir’in büyüyen turizm potansiyelinden yeteri kadar pay alması için gayret içindeyiz. Şimdiye kadar 215 proje tamamladık 96 çalışma ise devam ediyor. Bu alanda yapılmış en büyük çalışma İzmir’de yürütülüyor. Çalışmalarla tam 136 milyon TL kültür varlıklarının yeniden ayaklanmasına harcadık. EXPO 2020 adaylığımız çok önemlidir. EXPO, ticari fuar değil. Fikirlerin, projelerin ve insanların buluştuğu alandır. Türkiye adına biz aday gösterildik” diye konuştu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu üyeleri için ayrıca İzmir’deki Kadifekale, Agora, Smryna gibi tarihi ören yerlerine inceleme ve araştırma gezisi de düzelendi.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

he Ministry of Culture and Tourism Inspection Board was In Izmir for a meeting called Professional Inspection and Research. The Izmir City Culture and Tourism Directorate did a presentation for the board. The board, which Included 55 members, was informed on Izmir’s culture and tourism projects, problems, museums, excavations and libraries. The meeting was attended by Governor Cahit Kıraç, the President of the Inspection Board İrfan Önal, İzmir City Culture and Tourism Director Abdülaziz Ediz and many board members. President of the Inspection Board İrfan Önal, who spoke during the four day meeting, said that Izmir was going to be the driving force in the country with the EXPO project and added, “İzmir’s socio-cultural and education level Is Ideal for culture industry. We need to take better advantage of that.”

“İzmir is a city that has hosted 36 civilizations”

Governor Cahit Kıraç, who stated that they were happy to be hosting this year’s Inspection board meeting In Izmir, said “Izmir, which has hosted 36 civilizations throughout history, is a city that has immense touristic potential. We are working so that Izmir can receive its fair share from the tourism market. So far, we have finished 215 projects and 96 projects still continue. We have spent 136 million Turkish Liras for the renovation of cultural assets alone. Our EXPO 2020 candidacy is very important. EXPO is not a trade fair. It Is a place where ideas and projects are shared. Our candidacy represents Turkey.” Trips to excursion sites such as Kadifekale, Agora and Smyrna were organized for the members of the Inspection Board.


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

17


Güncel / Actual

Dünya, şarabın tadına

İzmir’de baktı

Dünya şarap sektörünün en önemli organizasyonlarından olan Uluslararası Dijital Şarap İletişimi Konferansı (EWBC), 35 ülkeden 350’ye yakın turizm, gurme, gıda ve şarap sektörünün önemli sosyal medya yazarını İzmir’de buluşturdu.

The world, tasted the wine in Izmir The International Digital Wine Communication Conference (EWBC), one of the most important organizations of the wine sector, was the meeting place of nearly 350 tourism, gourmet, food and wine bloggers from 35 countries

T

ürk şaraplarını tanıtma çalışmaları kapsamında Doluca, Kavaklıdere, Kayra, Kocabağ, Pamukkale, Sevilen ve Vinkara’nın 2010 yılında bir araya gelmesiyle kurulan, Arcadia, Gülor, LA, Suvla, Urla ve Yazgan Şarapları’nın da üyesi olduğu Türk Şarapları Platformu (WOT), turizm, gurme, gıda ve şarap sektöründeki önemli sosyal medya yazarlarını bir araya getiren Uluslararası Dijital Şarap İletişimi Konferansı’nı (EWBC) İzmir’e getirdi. Daha önce İspanya, Portekiz, Avusturya ve İtalya’da gerçekleştirilen konferansa, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürlüğü tarafından da destek verildi. Konferans çerçevesinde sosyal etkinlikler düzenlenirken, şarap üreticileri ve gıda ihracatçıları konferansta eş zamanlı olarak standlar kurdu.

T

urkish Wines Platform (WOT), which was established in 2010 Doluca, Kavaklıdere, Kayra, Kocabağ, Pamukkale, Sevilen and Vinkara to advertise Turkish wines and also includes companies such as Arcadia, Gülor, LA, Suvla, Urla and Yazgan as members, organized The

Bu yıl beşincisi düzenlenen konferansın şaraplarıyla öne çıkan İspanya, Portekiz, Avusturya ve İtalya’dan sonra Türkiye’ye geliyor olması, son derece 18

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

International Digital Wine Communication Conference (EWBC), which brings together famous food and wine bloggers together. The conference, which was organized in Spain, Portugal, Austria and Italy in the past years, was also supported by the Ministry of Culture and Tourism’s Advertising BuÜzümün DNA’sı


önemliydi. Konferansa katılanlar en son teknolojik gelişmeleri takip eden, şarap ve yeme içme alanında uzmanlaşmış, basın ve blogger olarak tüm dünyada bir milyona yakın kişiye ulaştı. Konferansın konuşmacı ve katılımcıları arasında Charles Metcalfe, Elin McCoy, Evan Dawson, Elisabetta Tosi, Evelyne Resnick, Quentin Sadlar, Jim Budd, Douglas Blyde, Richard Ross ve şarap dünyasının efsanevi ismi George Taber yer aldı. Konferansın en önemli etkinliği ise “Grand Terroir” tadımı oldu. Charles Metcalfe ile Tim Atkin, Kavaklıdere ve Sevilen markalarını tadıma sundu. Tadımdan sonra ilgili ülkelere ait standlarda daha geniş bir spektrumda şarapların katılımcılar tarafından tadılması sağlandı. Bu çerçevede Türkiye’yi Doluca, Kavaklıdere, Kayra, LA, Pamukkale, Selendi, Sevilen, Suvla, Vinkara ve Yazgan temsil etti.

Konferansın teması “The source (kaynak)”

Her sene bir konsept üzerine tasarlanan konferansın, bu seneki teması Türkiye’nin şarabın ana vatanı olması dolayısıyla “The source (kaynak)” olarak belirlendi. Üzümün, şarabın, buğdayın ve zeytinin bu topraklar üzerinde dünyada ilk defa var olduğu hususunu öncü markalar ile tüm dünyaya tanıtmaktı amaç. Ayrıca Türkiye’de şarabın yüzde 52.2’sinin Ege Bölgesi’nde üretildiği, İzmir’in de bu bölgenin önde gelen kenti olması

nedeniyle konferansa ev sahipliği yapmasının anlamlı olacağı düşünüldü.

EWBC 2012, uluslararası boyutu nedeniyle İzmir’in yurtdışı turizmine ve kentin gastronomi turizmiyle de anılmasına katma değer sağladı. Türkiye’de yetiştirilen 800’den fazla yerli üzüm çeşidinin tanıtılmasında fırsat yarattı. Konferansın üçüncü gününde ise, Urla, Efes, Aydın gezileri ile de bölgenin tarihi ve kültürel tanıtımına katkı sağlanmış oldu.

reau. While activities were organized during the conference, wine producers and food exporters set up stands to introduce their products. It is important that the 5th installment of the conference was held in Turkey after countries like Spain, Portugal, Austria and Italy, which are known for their tasty wines. People who participated in the conference reached over one million people in the world through bloggers who are expert on food and wine. Some of the keynote speakers at the conference included Charles Metcalfe, Elin McCoy, Evan Dawson, Elisabetta Tosi, Evelyn Resnick, Quentin Sadlar, Jim Budd, Douglas Blyde, Richard Ross and the legendary George Taber. The highlight of the conference was the tasting of “Grand Terroir”. Charles Metcalfe and Tim Atkin introduced wines by Kavaklıdere and Sevilen. After the initial tasting, the wine was made available to all. Doluca, Kavaklıdere, Kayra, LA, Pamukkale, Selendi, Se-

vilen, Suvla, Vinkara and Yazgan represented Turkey during the tastings.

The theme of the conference “The source”

The conference’s theme this year was ‘the source’ because Turkey is the homeland of wine. The goal was to tell the entire world that grapes, wines, wheat and olives were first found on these lands before anyone else through our famous brands. In addition, the participants were reminded that 52, 2% of Turkish wine was produced in the Aegean region and that it was meaningful for Izmir to host the conference as the prominent city of the region. EWBC 2012 contributed greatly to Izmir’s recognition as a gourmet tourism city and helped advertise 800 local grapes grown in Turkey. On the third day of the conference, guests were taken to Urla, Ephesus and Aydın where they toured the historical and cultural areas of the region.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

19


Güncel / Actual

“Kitabın kokusu başka” ‘Türkiye Okuyor’ kampanyasına paralel olarak yürütülen ‘Konuşan Kitap Şenliği’ Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’ün katılımıyla Şanlıurfa, Kayseri ve Ordu’nun ardından bu yıl İzmir’de gerçekleştirildi.

“The smell of a book is different” The Talking Book Festival, which is being organized as part of a campaign called Turkey Reads, took place in Izmir after Şanlıurfa, Kayseri and Ordu with the attendance of First Lady Hayrünnisa Gül.

C

umhurbaşkanı Abdullah Gül’ün liderliğinde, eşi Hayrünnisa Gül’ün himayesinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı İl Milli Eğitim Bakanlığı koordinasyonunda başlatılan ‘Türkiye Okuyor’ kampanyasına paralel olarak yürütülen ‘Konuşan Kitap Şenliği’, bu yıl İzmir’de düzenlendi. Toplumun her kesiminde okuma bilinci geliştirmek amacıyla Adnan Saygun Kültür Merkezi’nde düzenlenen 5’inci Konuşan Kitap Şenliği’ne Cumhurbaşkanı Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile eşi Türkegül Kocaoğlu, İzmir Valisi Cahit Kıraç ile eşi Berrin Kıraç, Ünlü Balet Tan Sağtürk, siyasiler, STK temsilcileri, İzmirli şairler ve yazarlar, çok sayıda okuldan öğretmen ve öğrenciler ile İzmirliler katıldı. İlk çağlardan itibaren kültür, ticaret ve sanayi merkezi olan İzmir’in, zengin tarihi ve kültürel mirasıyla, eşsiz doğa güzelliğiyle dünyaca ünlü pek çok sanatçıya ev sahipliği yapmış bir şehir olduğunu belirterek sözlerine başlayan Hayrünnisa Gül, “Benim de ailemden, akrabalarımdan çok tanıdığım var bu şehirde. Bu şehirle çok güçlü bağlarımız. Ben de kendimi bugün burada misafir gibi değil ev sahibi gibi hissediyorum. Toplumu oluşturan değerlerin kitapla edebiyatla ilişkisi kitapla olan bağlarına bağlıdır. Okuyan üreten sürekli kendini geliştiren nesillere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var” dedi. 20

T

Hayrünnisa Gül

“Başarılı neticeler aldık”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül, ülkelerin gelişmişlik düzeyini gösteren en geçerli göstergelerden birinin kitap okuma oranları olduğunu vurgulayarak ülkemizde bu oranın düşük olduğuna dikkat çekti. Kitap Şenliği etkinliklerine 4 yıl önce başladıklarını belirten Hayrünnisa Gül, “2008 yılında İstanbul’dan çıktığımız bu yola Şanlıurfa, Kayseri ve Ordu’dan devam ettik. Bugün de İzmir’deyiz. Çok başarılı neticeler aldık. Almaya’da devam ediyoruz. Okullarda hatta evlerde okuma saati uygulaması başlattık. Türkiye’de son yıllarda her konuda hızlı bir gelişme yaşanıyor. Bu gelişme haya-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

he Talking Book Festival, which is being organized as part of a campaign called Turkey Reads with the support of the President and First Lady of Turkey, was organized in Izmir this year. The event held at Adnan Saygun Cultural Center, which aims to raise awareness of reading of people from all walks of life was attended by First Lady Hayrünnisa Gül, İzmir Metropolitan Municipality Chief Magistrate Aziz Kocaoğlu and his wife Türkegül Kocaoğlu, The governor of İzmir Cahit Kıraç and his wife Berrin Kıraç, famous ballet Tan Sağtürk, politicians, members of nongovernmental organizations, poets and authors from Izmir, teachers and students. Hayrünnisa Gül, who began by saying that Izmir, a culture, trade and industry center, has hosted many world famous artists with its rich historical and cultural heritage, continued “I know many people in this city. I have a strong connection to Izmir. I feel like a host not a guest here. One’s bond to literature lies to his connection with books. We need educated generations more than ever.”

“Successful Campaign”

Hayrünnisa Gül, who pointed out that book reading ratios was one of the most important indications of a society’s civilization level, said that this ratio was very low in our country. Hayrünnisa Gül, who stated that they had begun the festival 4 years ago, added “we first


tın her alanında kendini hissettiriyor” diye konuştu. Günümüzün en büyük gerçeği olan teknoloji sayesinde istenilen her yerde ve her zaman e-kitaplar sayesinde kitap okunabildiğini ifade eden Hayrünnisa Gül, kendisinin de seyahatlerde e-kitap okuduğunu söyledi. E-kitapların zamanının çoğunu bilgisayar başında geçiren yeni nesile kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için iyi bir yöntem olduğunu da sözlerine ekleyen Hayrünnisa Gül, “Kitabın tadını vermese de bazı durumlarda büyük kolaylık sağlayan e-kitapların, günün büyük bir bölümünü bilgisayar başında geçiren yeni nesillere okuma alışkanlığı kazandırmak adına, başvurulması gereken bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Ben de zaman zaman özellikle seyahatlerde okumalarımı e-kitaplardan yapıyorum. Ama tabi ki kitabın kokusu başka…” dedi. Kitap Şenliği’nin ilk okumasını yapan Gül, Halit Ziya Uşaklıgil’in ‘İzmir Hikâyeleri’ adlı kitabından bir bölüm okudu ve “Hikayenin devamını merak edenler ünlü yazarın İzmirlilere ithaf ettiği bu kitabı okuyabilirler. Yolu kitaptan geçen herkesle en kısa zamanda tekrar buluşmak dileğiyle…” diyerek konuşmasını bitirdi.

Kıraç’tan EXPO teşekkürü

İzmir’in EXPO 2020 adaylık sürecini anlatan Vali Kıraç, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Eşi Hayrünnisa Gül’e EXPO’nun İzmir’de yapılması konusunda verdikleri destekten dolayı teşekkür etti. EXPO 2020 için lobicilik faaliyetlerinin sürdüğünü belirten Vali Kıraç, “Adaylıkla ilgili çalışmalarımız, devletin, İzmir’in ve Ege Bölgesi’nin önemli projesi olarak ciddiyetle sürmektedir. Adaylık teknik altyapısı oluşturuldu ve çalışılıyor. Lobicilik faaliyetleri sürüyor. 13 Kasım 2013’te yapılacak son oylamada 161 BIE delegesinin oyları ile beş ayrı şehir ile yarışacağız. Bu yarışta ipi göğüslemek için elimizden geleni yapacağız” dedi.

began in Istanbul in 2008 and continued the campaign in Şanlıurfa, Kayseri and Ordu. Now we are in Izmir. We have had successful results. We are continuing in Germany. We began reading hours at schools and even at homes. Important developments have been recorded in Turkey in recent years and this show itself in all aspects of life.” Hayrünnisa Gül, who stated that reading was now possible anytime and anywhere thanks to technology and e-books, said that she too read e-books during trips. Hayrünnisa Gül, who said that this was a great way to get children who spend most of their time on computers to read, said “Even though it is a different pleasure holding a book, I believe that e-books are essential to get children to read. I too read e-books during trips but the smell

of a book is different” Gül, who read the first book at the festival, read a section from Halit Ziya Uşaklıgil’s ‘İzmir Stories’ and said, “Those who are curious about the rest of the story can read this book dedicated by the author to the people of Izmir. I hope to meet all those bookworms in the future.”

Thanks for EXPO from Kıraç

Governor Kıraç, who spoke about Izmir’s EXPO candidacy process, thanked the President and First Lady for their support during the process. The governor, who said that lobbying activities continued for EXPO, continued, “Our candidacy process continues in full swing as the most important project for our city, region and country. Our technical infrastructure is up and running. Lobbying activities continue.”

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

21


Güncel / Actual

İzmir, Avrupa’nın lider kruvaziyer destinasyonu İzmir is Europe’s leading cruise destination

W

T

orld Travel Awards’ın (WTA) 1993 yılından beri her yıl 70’e yakın kategoride ülkelerin, kıtaların ve dünyanın en iyilerini seçtiği turizm dünyasının 2012 yılı Avrupa’nın en iyileri ödül töreninde Türkiye 14 ödül aldı. İstanbul’un birçok dalda aday gösterilmesine rağmen hiç ödül alamadığı organizasyonda, İzmir Avrupa’nın lider kruvaziyer destinasyonu seçildi. İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş ve İZTO Kruvaziyer Sorumlusu Mine Güneş İzmir’in ödülünü WTA Başkanı Graham Cooke’den aldı. ‘Avrupa’nın Önde Gelen Turist Kurulu’ ödülü ise Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı’na verildi.

urkey received 14 awards at the 2012 World Travel Awards where the bests in the tourism world are being chosen since 1993.

Bu başarıyı uyumlu ve planlı çalışmaya borçlu olduklarını söyleyen İzmir Kültür ve Turizm Müdürü Abdülaziz Ediz, “WTA’nın Avrupa’nın en iyi turizm değerlerinin seçileceği Europe Travel Awards 2012 için Türkiye 29 dalda çeşitli kuruluş, oteller ve destinasyon bazında aday gösterildi. Avrupa’da 35 ülkeden adayların yer aldığı organizasyonda yaklaşık 1.7 milyon tatilci oy kullandı” dedi.

Izmir Culture and Tourism Director Abdülaziz Ediz, who stated that they owed their success to working harmoniously and planning carefully, said “Turkey was nominated in 29 different categories including hotels and destinations at European Travel Awards 2012. Nearly 1, 7 million tourists voted for the organization that includes candidates from 35 European countries.”

22

During the organization where Istanbul was nominated in many categories but didn’t receive any awards, Izmir was named Europe’s leading cruise destination. The chairman of İzmir Chamber of Commerce (İZTO) Ekrem Demirtaş and İZTO Cruise manager Mine Güneş received the award from WTA President Graham Cooke. ‘Europe’s Leading Tourism Board” award was given to the Turkish Republic Ministry of Culture and Tourism.

Abdülaziz Ediz

İzmir kruvaziyer turizmi 500 bine ulaştı!

Kruvaziyer turizminde yolcu sayısında bu yıl sonunda artış beklediklerini açıklayan İzmir Kültür ve Turizm Müdürü Ediz, kentte 6-7 yıl önce 30 bin turist

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


ile başlayan kruvaziyer turizminde, yıllık 500 bin yolcuya ulaşıldığını belirterek, yolcu sayısında 2010 ve 2011’e göre yıl sonunda artış beklediklerini ifade etti. Turizm sektöründe geçen yıla göre tüm dünyada ve Türkiye’de daralma olduğuna dikkat çeken Ediz, “İzmir ve çevresine gelen turist sayısında kruvaziyerin önemli payı olduğu aşikâr. İzmir’e kruvaziyerle gelen yolcu sayısında son aylarda azalma değil, artış görülüyor. 2011 yılının Haziran ayında Alsancak Limanı’na 46 bin 105 yolcu geldi. Bu rakam 2012 Haziran ayında 57bin 829’a yükseldi” diye konuştu.

Çin ve Amerika’dan da geliyorlar

Kruvaziyer ile gelen turistin İzmir’de günübirlik kaldığını, bunu kalıcı turistle destek lenmesi gerektiğini vurgulayan Ediz, ören yerlerinin kruvaziyer turizmin gelişmesi için önemli bir etken olduğunu vurguladı. Gelenlerin üçte birinin Efes, Bergama gibi tarihi yerleri gezdiğini, bir bölümünün de tarihi Kemeraltı çarşısı gibi şehir merkezlerini ziyaret ettiğini kaydetti. ABD’ li şirketlerin de Akdeniz destinasyonları kapsamına İzmir’i aldığını söyleyen Ediz, yolcuların önemli bölümünün Avrupa, özellikle de Çin, Kuzey Avrupa ülkelerinden geldiğini de belirtti.

Kruvaziyer ile gelen 15 bin turist İzmirli esnafı sevindirdi

Kruvaziyer ile gelen turistin İzmir’de günübirlik kaldığını, şehir içi otellerde devamlı kalacak turist sayısını artırarak ve turizmi yılın tamamına yayarak daha fazla turistin gelmesinin sağlanması, İzmir ticaretine ve turizmine daha faydalı hale getirilmesi için daha çok çalışma yapılması gerektiğini söyleyen İl Müdürü Abdülaziz Ediz, kruvaziyer ile gelen 15 bin turistin 81.İzmir Uluslararası Fuarı (İEF)’nda gezdirildiğini, böylece İzmirli esnafının yüzünün biraz olsun güldürüldüğünü dile getirdi.

2012’nin Haziran ayında Alsancak Limanı’na 57 bin 829 yolcu geldi. In June 2012, 57 thousand 829 quests came to the Port of Alsancak.

Cruise tourism in İzmir reaches 500 thousand!

Ediz, who stated that they were expecting a 5-8% increase in cruise tourist by the end of the year, said that they had reached 500 thousand people where they started with 30 thousand 6 years ago. Ediz, who pointed out to a shrinkage in tourism in the world and Turkey compared to last year, said “Cruises obviously have a big role in the increase of tourist numbers in and around Izmir. We have an increase in cruise tourists in Izmir. In June 2011, 46 thousand 105 guests came to the Port of Alsancak. This number increased to 57 thousand 829 in June 2012.”

China and America

Ediz, who said that tourists who came to Izmir didn’t stay overnight and that

this needed to be supported with tourist that stayed overnight, added that excursion sites were crucial to the development of cruise tourism. He also pointed out that one third of the visitors toured historical places like Ephesus and Bergama and some went to the city center and visited the historical Kemeraltı bazaar. Ediz, who stated that American companies were adding Izmir to their destinations, said that the majority of tourists came from Europe, China and Northern Europe.

15 thousand cruise tourists made the vendors happy

Abdülaziz Ediz, who said that they needed to extend tourism to 12 months and receive more tourists and work to contribute more to tourism and trade, said that 15 thousand tourists were taken to the Izmir International Fair and that made the vendors happy.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

23


Güncel / Actual

Ege İzmir’e destek için toplandı “Daha iyi bir dünya için yeni yollar-herkes için sağlık” teması ile yola çıkan EXPO 2020 İzmir’e en büyük destek Ege Bölgesi’nden geldi. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, EXPO vesilesi ile Ege’de bir kültür harekatı başlatacaklarını ifade etti.

The Aegean region got together to support Izmir The biggest support for Izmir’s EXPO 2020 candidacy came from the Aegean Region. The Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay said that they were going to start a cultural activity by means of EXPO.

D

I

İzmir’in EXPO konusundaki çalışmalarının bilgisinin verildiği toplantı Balçova Kaya Termal Otel’de yapıldı. Toplantının sonunda Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıl-

Izmir, a candidate to host EXPO 2020, known as the world’s biggest culture, history, education, science, technology fair and social Olympics, held the

ünyanın en büyük kültür, tarih, eğitim, bilim teknoloji fuarı ve sosyal olimpiyatı kabul edilen EXPO 2020’ye aday olan İzmir çalışmalarını toplantı ve etkinliklerle sürdürüyor. EXPO İzmir Ege Bölgesi Bilgilendirme Toplantısı Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, İzmir Valisi Cahit Kıraç, Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Afyonkarahisar, Aydın, Balıkesir, Çanakkale, Denizli, Muğla, Kütahya ve Uşak Valileri ile vekiller, belediye başkanları, üniversite rektörleri, ticaret ve esnaf odaları başkanları, sivil toplum örgütlerinin liderlerinin katılımı ile gerçekleşti.

24

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

zmir, a candidate to host EXPO 2020, known as the world’s biggest culture, history, education, science, technology fair and social Olympics, continues its works with meetings and various activities. The EXPO İzmir Aegean Region Informative Meeting was attended by Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay, Minister of Transportation, Maritime and Communication Binali Yıldırım, İzmir Governor Cahit Kıraç, Metropolitan Chief Magistrate Aziz Kocaoğlu, governors and mayors of Afyonkarahisar, Aydın, Balıkesir, Çanakkale, Denizli, Muğla, Kütahya and Uşak, chief magistrates, deans of universities, presidents of chambers and leaders of nongovernmental organizations.

Ertuğrul Günay


dırım, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve valiler ve oda başkanları “İzmir EXPO 2020 Destek Yazısı”nı imzaladılar.

Günay: İzmir sinerji bölgesi olacak

Hükümet projesi olarak algıladıkları EXPO’da yerel yönetimler ile birlikte hareket ettiklerini belirten Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “EXPO 2020’nin İzmir’e gelmesi Ege Bölgesi için çok önemli. İzmir burada sinerji bölgesi olacak. Geçtiğimiz sefer de sağlık sloganı ile yürüdük. Bu temel doğru. İşin mutlaka ulaşım ve turizm boyutu olacak. O yüzden bunun içindeyiz” dedi. Ege Bölgesi için turizmde yeni bir tarz yaratmaları gerektiğini söyleyen Günay, “Bu bölgede yatak kapasitesi eksikliğimiz var. Antalya tek başına bölgenin

meeting at Balçova Kaya Termal Hotel. At the end of the meeting, Minister of Transportation, Maritime and Communication Binali Yıldırım, Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay and Metropolitan Chief Magistrate Aziz Kocaoğlu and other governors singed the Izmir EXPO 2020 Support Declaration.

Günay: İzmir will be a synergy region

Minister of Culture and Tourism Ertuğrul Günay, who said that they were working with local authorities on EXPO which they considered a governmental project, said “It is important for the Aegean Region that Izmir secured to host EXPO 2020. Izmir will be the synergy region here. Last time health was again our slogan. The theme is correct. Tourism and transportation will also be in-

volved and that’s why we are here.” Günay, who stated that they needed to create a new style in tourism for the Aegean Region, continued, “We have a problem with lack of beds. Antalya alone has more beds than the region. We need to build more intimate hotels in historical regions rather than big hotels, extend the time of stay and introduce guests to the different natural beauties in the region.” Günay, who stated that they were going to make İnciraltı Europe’s biggest green area with or without EXPO, added “If we crown this area with EXPO the entire world will see it. But we will make it happen nevertheless.”

Günay will also go to Paris

Günay, who said that he too was going to go to the second presentation in Paris in November, pointed out that they were going to highlight gastronomy and

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

25


Binali Yıldırım

önünde. Büyük kitle otellerinin dışında daha kentle, tarihi yerler ile iç içe bir tarz yapmamız, gelenlerin konaklama süresini artırmamız, bölgenin farklı doğal güzellikleri ile tanışmalarını sağlamamız lazım” diye konuştu. EXPO olsa da olmasa da İnciraltı’nın Avrupa’nın en büyük yeşil alanı haline geleceğini belirten Günay, “Bu alan EXPO ile taçlandırılırsa dünya görecek. Almasa da dünya yine görecek” dedi.

Paris’e Günay gidecek

Kasım ayında Paris’te gerçekleştirilecek ikinci sunuma kendisinin gideceğini söyleyen Günay, Ege Bölgesi’nde kitle turizminden farklı olarak gastronomi, termal kültür turizmi ile öne çıkacaklarının altını çizdi. Günay, “EXPO vesilesi ile Ege’de kültür harekâtı başlatacağız. Ege Bölgesi’nin en büyük sorunu yatak sayısı. Büyük oteller yerine küçük ama daha samimi kültürel dokuya yakın oteller kurmalıyız. Tanıtıma büyük önem veriyoruz. Bakanlık olarak 100 milyon TL’lik bütçemiz var. Ege Bölgesi’ne ve İzmir’e fuarlarda yer veriyoruz. Tanıtımı son derece önemsiyoruz” dedi. 26

Cahit Kıraç

Yıldırım: İzmir’e 40 milyon kişi gelecek

Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ise, “EXPO 2020 İzmir için ikinci deneyimimiz. İlk EXPO bizim için ciddi bir deneyim oldu. Çalışmalarımızı ciddi şekilde sürdürüyoruz. EXPO düzenlemesi için yasal mevzuatları hızlı bir şekilde gerçekleştirdik. Bu büyük sergi için 40 milyon insan gelecek. İzmir’de yapılan hazırlıklar devam ederken Ege’deki diğer vilayetlerin de işin içinde olması gerekiyor. Bu projenin heyecanını diğer illerin de duyması gerekir. Bu projenin diğer iller tarafından benimsenmesi çok önemlidir” diye konuştu.

Kıraç’tan bölgeye çağrı

İzmir Valisi, EXPO 2020 Yönlendirme ve Yürütme Komitesi Başkanı Cahit Kıraç, EXPO’nun önemli bir organizasyon olduğunu, ülkelerin ekonomisine katkı sağladığını, yapıldığı bölgeyi cazibe merkezi haline getirdiğini anlattıktan sonra şunları söyledi: “EXPO’nun sahibi sadece İzmir değil Türkiye’dir Bu projede hep beraber yürümeliyiz. EXPO’ya 35 milyon da ziyaretçi beklemekteyiz. Ege Bölgesi’nde konaklayacaklar bu illeri tanıyacaklar. Ege’nin tüm illeri ile hazırlayacağımız

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Aziz Kocaoğlu

thermal cultural tourism in the Aegean Region. Günay said, “We will start a culture activity by means of EXPO in the region. The region’s biggest problem is bed capacity. We need smaller boutique hotels near the historical structure. We are putting great importance on advertising. We have a 100 million TL budget. We include Izmir and the region in fairs.”

Yıldırım: 40 million people will come to Izmir

Minister of Transportation, Maritime and Communication said, “EXPO 2020 is our second experience for Izmir. The first candidacy was a serious experience. We are working seriously. We did the legal work swiftly. 40 million people will come here for this big exhibition. Other cities in the region need to be involved while Izmir continues its preparations. Other cities should be as excited as Izmir about the project. It is important that they embrace this project”

Kıraç calls out to the region

Governor of Izmir and the president of the EXPO 2020 Executive Board Cahit Kıraç said that EXPO was an important organization which greatly


Günay’dan İzmir Kültür ve Turizm Dergisi’ne özel ilgi

EXPO İzmir Ege Bölgesi Bilgilendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada İzmir’in yurtiçi ve yurtdışında tanıtımına katkıda bulunan yayınlar arasında İzmir Kültür ve Turizm Müdürlüğü adına Renkli Kalem Medya Grubu tarafından hazırlanan İzmir Kültür ve Turizm Dergisi’ni de sayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, derginin yeni sayısını büyük bir ilgiyle inceledi.

Günay praises the İzmir Culture and Tourism Magazine

The minister, who mentioned our magazine among publications that contributed to the advertising of Izmir during his speech at the meeting, inspected the new issue of the magazine and expressed his gratitude.

Ege Bölgesi bölümü en dikkat çekici bölüm olacaktır. Süreç şimdiden bölgemizin tanınmasını sağlamıştır. Lobi faaliyetlerimiz kapsamında Kütahya’nın çinisinden, Aydın’ın kuru üzümünden, Afyon’un termal kaynaklarından Manisa ve Balıkesir’in doğal ortamlarından, Çanakkale’nin tarihsel değerlerinden Muğla’nın eşsiz sahillerinden bahsediyoruz. Görüldüğü gibi EXPO 2020 İzmir, Ege Bölgesi projesidir. Ege Bölgesi kazanacaktır. Bu çerçevede illerimizden kısa vadede projelerini gerçekleştirirken EXPO’yu dikkate almalarını istiyoruz. Özellikle yurtdışı faaliyetlerinde İzmir’den bahsedilmesini istiyoruz.” EXPO’yu almak için Brezilya, Dubai, Tayland ve Rusya ile zor bir yarışa gireceklerinin altını çizen Kıraç, “EXPO 2015 sürecinde edindiğimiz bilgiler çerçevesinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2020 EXPO’su için hükümetimizden büyük destek aldık. İnciraltı için yasal bir düzenleme çıktı. Siyasi partilerin ortak kararı çıktı. EXPO ile ilgili çıkan kararlar hiçbir muhalefet ile karşılaşmadı” dedi. Konuşmalardan sonra EXPO 2020 İzmir Genel Sekreter Yardımcısı Zaynep Tansuğ, EXPO hakkında sunumda bulundu. Toplantıya katılanlar hazırlanan destek mektubunu imzaladı.

contributed to the economy of the host country and that it made the region an attraction point.“EXPO is not only owned by Izmir but by Turkey. We must work together for this project. We are expecting 35 million visitors during EXPO. They will stay in the Aegean region and get to know all these cities. The Aegean Region Section, which we will prepare with the cities in the region, will attract the most attention. The process has already brought recognition to our region. During our lobbying activities, we talk about the tiles of Kütahya, the sultanas of Aydın thermal resources in, Afyon, the scenic beauties in Manisa and Balıkesir, the historical importance of Çanakkale and the amazing beaches of Muğla. As you can see, EXPO 2020 Izmir is an Aegean Region project. Our region will benefit. While neighboring cities

are realizing their short term plans, we urge them to consider EXPO. We would especially like it if they mentioned Izmir during their international advertisings.” Kıraç, who stated that they were going to enter into a tough race with Brazil, Dubai, Thailand and Russia to host the event, said “We are continuing our works in accordance with the expertise we gathered during our candidacy in 2105. We have received immense support from the government. We had no objections from political parties while the laws concerning EXPO passed.” After speeches, EXPO 2020 İzmir Assistant General Secretary Zeynep Tansuğ gave a presentation about EXPO. Those who attended the meeting singed the support declaration.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

27


Güncel / Actual

Londra’da EXPO 2020 rüzgârı Dünyanın en büyük turizm fuarında İzmir tanıtıldı. Kentin EXPO 2020 adaylığı anlatıldı.

EXPO 2020 takes London by storm Izmir was advertised at the world’s biggest tourism fair where the city’s EXPO 2020 candidacy was explained.

L

ondra’da düzenlenen ve dünyanın en büyük turizm fuarlarından biri olan World Travel Market’ta (WTM) İzmir tanıtımı yapıldı. 5-8 Kasım tarihlerinde Londra Excel fuar alanında düzenlenen ve 4 bin 910 katılımcının yer aldığı fuarda İzmir, 81 metrekarelik bir stant ile boy gösterdi. Türkiye standının yanında yer alan İzmir standında, İzmir’in, “Daha İyi Bir Dünya için Yeni Yollar/ Herkes için Sağlık ” temasıyla EXPO 2020 adaylığının yanı sıra, bir destinasyon olarak sunduğu turizm olanakları tanıtıldı. İzmir’in katılımı, İzmir Kalkınma Ajansı ve EXPO 2020 İzmir’in ortaklığında, Ege Turistik İşletmeciler ve Konaklamaları Birliği’nin (ETİK) katkılarıyla gerçekleşti. İzmir standında, İzmir ve EXPO 2020 İzmir tanıtım ve promosyon malzemeleri dağıtıldı, EXPO 2020 İzmir tanıtım f ilmleri gösterildi; ziyaretçilere 28

kuru incir, lokum, çay ve Türk kahvesi ikram edildi. İzmir Kalkınma Ajansı Yönetim Kurulu Başkanı ve EXPO 2020 İzmir Yürütme Komitesi Başkanı Vali M. Cahit Kıraç, “Bir turizm kenti olan İzmir’i, Londra’da dünya turizm pazarına tanıtmak, aynı zamanda EXPO 2020 adaylığımız hakkında kendimizi anlatmak amacıyla World Travel Market’a katılım sağladık. Londra’da 33. kez düzenlenen bu fuar, sadece İngiliz pazarını değil; Afrika, Asya, Avrupa, Amerika ve Karayipler’den, yanitüm dünyadan farklı destinasyonları ve turizm sektörünün çeşitli aktörlerini bir araya getiriyor. Fuarda, hem Türkiye’ye hem de İzmir’e büyük bir ilgi olduğunu gördük. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yabancı basına hitaben gerçekleştirdiği basın toplantısında, İzmir’in termal-sağlık turizmi için önemli bir merkez olduğu, ‘Herkes için Sağlık ’ temalı EXPO

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

I

zmir was advertised at World Travel Market, the biggest tourism fair in the world. Izmir was advertised at an 81 square meter stand during the fair which took place at London’s Excel fair area on November 5-8, 2012 During the fair, Izmir advertised its EXPO 2020 candidacy along with its offers tourists as an important destination. Izmir’s attendance was sponsored by the Izmir Development Agency, EXPO 2020 Izmir, and the Aegean Touristic Facilities and Accommodations Association. At the stand, advertising and promotional materials about Izmir and EXPO 2020 were handed out, advertorials about EXPO 2020 were shown and guests were offered dried figs, Turkish delight, tea and Turkish coffee. The President of the Izmir Development Agency and Chairman of the EXPO 2020 Executive Board M. Cahit


2020 adaylığıyla da bu pozisyonunu güçlendirdiği vurgulandı. Londra’da EXPO adaylığımız kapsamında lobi faaliyetlerinde de bulunduk. Umuyoruz ki burada yaptığımız tanıtımlar ve çalışmalar, İzmir’e gelen turist sayısının artmasına olumlu katkıda bulunacak, aynı zamanda EXPO 2020 adaylığımızı güçlendirecektir” diye konuştu.

EXPO’ya destek çağrısı

İzmir’in EXPO 2020 yolculuğunun her adımında kentin tanıtımına katkı sunulduğunu belirten Vali Kıraç, “Hep söylüyoruz. İzmir bu projenin merkezi lakin bütün Türkiye özellikle Ege bölgemiz ev sahibidir. Vatandaşlarımızdan, sivil toplum örgütlerinden, eğitim, bilim, sağlık kurumlarımızdan, yerel yönetimlerimizden, işadamlarımızdan destek bek liyoruz. Bu proje sahiplendikçe elimiz güçlenecek, talebimiz değer kazanacaktır” dedi.

Kıraç said, “We participated in the fair to introduce our city to the world and tell everyone about our EXPO 2020 candidacy. This fair, which is being organized for the 33rd time in London, brings together all the actors of the tourism world. We have observed a lot of interest for Turkey and Izmir. During the press conference of our Ministry of Culture and Tourism we said that Izmir was an important center for thermal and health tourism and that it solidified its position in the category by choosing health as a theme for EXPO 2020. We also realized lobbying activities in London. I hope that

these works will bring more tourists to Izmir and strengthen our candidacy for EXPO 2020”

Calling for support

Kıraç, who stated that Izmir’s EXPO journey added to the advertising of the city at every step, added “Although Izmir is the center of this project its host is Turkey and the entire Aegean region. We are waiting the support of our citizens, nongovernmental organizations, health, education and scientific institutions and businessmen. The more support we have, the stronger our hand will be.”

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

29


Güncel / Actual

Travel Turkey gün sayıyor Countdown to Travel Turkey

T

urizm sektörüne yeni lokasyonlar kazandırmak ve ülke tanıtımına katkıda bulunmak için yola çıkan Travel Turkey İzmir, amacına bir adım daha yaklaşıyor. Profesyonellere yönelik turizm fuarı olan Travel Turkey, 6-9 Aralık 2012 tarihleri İzmir Fuar Alanı’nda düzenlenecek. Partner ülkesi Karadağ olan fuarın partner kenti ise Kastamonu olarak belirlendi. İZFAŞ, TÜRSAB ve Hannover Messe International İstanbul işbirliğinde düzenlenen Travel Turkey İzmir 2012’nin bu yıl daha kapsamlı ve uluslararası ziyaretçilerin yoğunluğu ile öne çıkan bir fuar olması hedefleniyor. Bu yıl ilk kez KOSGEB kapsamına alınan fuarın yerli katılımcıları 100 metrekareye kadar KOSGEB desteği alabilecek. Travel Turkey İzmir 2012, uluslararası arenada da yoğun ilgi görüyor. Güney Kore, Filistin ve Endonezya’nın ilk kez katılımcı olarak yer alacağı fuara, yurt dışından ilgi her geçen yıl artıyor. Fuar her yıl olduğu gibi bu yıl da çok sayıda satın alıcıya ev sahipliği yapıyor. Daimi Havayolu Sponsoru Türk Hava Yolları desteği ile bu yıl fuarı ziyaret edecek satın alıcıların Almanya, İspanya, Danimarka, İtalya, Tataristan, Uganda, Azerbeycan, Kanada, Hindistan ve Güney Afrika’dan gelmesi hedefleniyor. Türkiye’den 50’nin üzerinde destinasyonun katıldığı ve turizm sektöründeki tüm profesyonelleri buluşturan bir platform olan fuarda; Türk turizm sektöründeki yenilikler ve gelişmelerin ele alınacağı konferans da organize ediliyor. Konferans, bu yıl Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamaları Birliği (ETİK) tarafından düzenleniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde düzenlenen fuarda, başta İzmir olmak üzere tüm Türkiye’nin turizm zenginlikleri, farklı destinasyonları, yerli ve yabancı turizm yatırımcılarına, acentalara, satın alıcı ve tatil planı yapmakta olan son tüketicilere tanıtılacak. 30

T

ravel Turkey Izmir, which aims to add new destinations to the tourism sector and contribute to the country’s advertising, is nearing its goal. The fair will take place on December 6-9, 2012 at the Izmir Fair Area. This year, the partner country is Montenegro and partner city is Kastamonu. It is expected that Travel Turkey Izmir 2012, organized jointly by İZFAŞ, TÜRSAB and Hannover Messe International İstanbul will be more comprehensive this year and will welcome more international visitors. The fair was added to the roster of KOSGEB for the first time this year and local participants who will opens stands at the fair will be able to receive financial support from KOSGEB up to 100 square meters. Travel Turkey İzmir 2012 is also attracting attention in the international arena. Foreign interest for the fair, which will feature South Korea, Philistine and Indonesia for the

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

first time, keeps growing. The fair will be hosting a lot of buyers as usual. The fair, which is sponsored by long time sponsor Turkish Airlines, is expecting buyers from Germany, Spain, Denmark, Italy, Uganda, Azerbaijan, Canada, India and South Africa. A conference about the developments in Turkish tourism sector will also be organized during the fair which will feature more than 50 destinations in Turkey. The conference is being organized by ETIK this year. The fair, which will be organized with the support of the Ministry of Culture and Tourism, will advertise the touristic assets of Izmir and Turkey and alternative destination within the country to domestic and international investors, agencies, buyers and customers who are planning their vacations.


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

31


Güncel / Actual

Sanat Olimpiyatlarının rotası

İzmir’de çizildi Dünya Sanat Olimpiyatları Derneği (WAG) Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı Derya Var, 2015 Dünya Sanat Olimpiyatları’nın İzmir’de yapılmasını sağlamayı amaçladıkları söyledi.

The route of the Art Olympics were drawn in Izmir The World Art Olympics Association (WAG) Turkish National Committee President Derya Var said that they aimed to host the 2015 World Art Olympics in Izmir.

M

erkezi Hırvatistan’ın Zagreb şehrinde olan ve 72 ülkede şubesi bulunan “Dünya Sanat Olimpiyatları Derneği’nin (WAG) Türkiye Ulusal Komitesi tarafından 2013’de Hırvatistan’da yapılacak organizasyonun öncü konferanslarından biri İzmir’de gerçekleştirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen ve açılış resepsiyonuna Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın da iştirak ettiği etkinliğe Hırvatistan eski Cumhurbaşkanı Stjepan Mesic, Hırvatistan Meclis Başkanını vekaleten Vukovar Belediye Başkanı Zeljko Sabo, Ludbrek Belediye Başkanı Marıjan Krobot, Umag Belediye Başkan vekili Dıego Bankovic, Hırvatistan Büyükelçisi Drazen Hrastıc, Dünya Sanat Olimpiyatları Kurucu Genel Başkanı Peter Wetsz, İzmir’deki 35 ülkenin Fahri Konsolosları, Büyükelçi ve Başkonsolosları ile 35 ülkenin sanatçıları katıldı. 2015 Dünya Sanat Olimpiyatlarının İzmir’de yapılmasını sağlamak, Türkiye’nin dışa açılım stratejilerini kültür ve sanatla desteklemek, sana32

Konferansa konuk

olarak katılan ülkelerin

temsilcileri ve sanatçıları sanatın evrensel dili aracılığı ile barış, hoşgörü ve sevgi

mesajlarını iletti.

The representative of countries that

were guests at the conference wished

for peace, love and

tolerance through art.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

O

ne of the pilot conferences of The World Art Olympics Association, centered in Zagreb, for the 2013 congress in Croatia, was held in Izmir. The event, sponsored by the Ministry of Culture and Tourism was attended by Minister Ertuğrul Günay. Former Croatian president Stjepan Mesic, Vukovar Chief Magistrate Zeljko Sabo, Ludbrek Chief Magistrate Marıjan Krobot, Umag assistant chief magistrate Diego Bankovic, Croatian Ambassador Drazen Hrastic, Founding President of The World Art Olympics Association Peter Wetsz, honorary consulates of 35 countries in Izmir and artists from 35 countries. Many conferences, debates, meetings, concerts and exhibitions were organized during the event that aims to host to 2015 World Art Olympics in Izmir, to support Turkey’s international relations through culture and art, and provide opportunities to young artists by showcasing their works in national and inter-


tın farklı disiplinlerinde düzenleyeceği yurtiçi ve yurtdışı etkinlikler ile yetenekli, gelecek vaad eden genç sanatçılara yeni imkanlar sağlayarak, gelişimlerine katkıda bulunmak amacıyla düzenlenen etkinlik kapsamında birçok tartışma, resmi görüşme, konser ve katılan ülkelerin ortak sergisi organize edildi. Konferansa konuk olarak katılan World Art Games (35 WAG) ülkesinin milli komite başkanları, Cumhurbaşkanı, belediye başkanları ve konsolosları kongre boyunca tüm dünyaya sanatın evrensel dili aracılığı ile barış, hoşgörü ve sevgi mesajlarını iletti.

İzmir 2015’teki zirveye talip

Dünya Sanat Olimpiyatları Derneği (WAG) Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı Derya Var sanat şemsiyesi altında bir araya gelmekten büyük mutluluk duyduklarını belirterek, “Dünya Sanat Olimpiyatları Derneğimiz, genel merkezi Hırvatistan olan World Art Games Uluslararası Dünya Sanat Federasyonu’nun Türkiye temsilcisi ve Ulusal komitesidir. Bu federasyon, üyesi olan 70 ülkenin başkanları ve çeşitli

sanat dallarından gelen tanınmış sanatçıları ya da üye ülkelerin önemli isimlerinden oluşmaktadır. 2013 yılında Hırvatistan’ın ev sahipliğinde başlayacak olan Dünya Sanat Olimpiyatları’nın Zagreb şehrinde yapılan 1. Olağan Genel Kurul toplantısında üye ülkelerin oybirliği ile ikinci konferansın İzmir’de yapılmasını sağlayan ulusal komitemiz, Zagrep Büyükelçisi Burak Özügergin’in desteğiyle Hırvatistan’da

national activities. The national committee members of World Art Games, presidents, chief magistrates and consulates that attended the conference as guests wished for peace, love and tolerance through art.

İzmir wants to host the summit in 2015

The World Art Olympics Association (WAG) Turkish National Commit-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

33


ve üye ülkelerde sanat aktivitelerine hız vermiştir. Derneğimizin amacı, düzenleyeceği ulusal ve uluslararası sanat etkinlikleriyle, geçmişten günümüze zengin Türk kültür ve sanat hazinemizi en iyi şekilde tanıtarak genç sanatçılarımızın dünya sanat platformunda yer almalarını sağlamak ve AB ye girmesi kesinleşen Hırvatistan’la iş birlikteliği sayesinde Türk sanatçılarına dünyanın her yerinde ve sanatın tüm disiplinlerinde yeni imkânlar yaratmaktır. Ayrıca İzmir’in sanat tabanını oluşturan kültür mozaiğinin sanat hayatımıza kazandırdığı renkleri tüm dünya ile paylaşıp tanıtmak, 2015 Dünya Sanat Olimpiyatlarını İzmir’e kazandırmak en büyük hedefimizdir. Amacımız ülkemizi ve kentimizi en iyi şekilde tanıtarak 2015 Dünya Sanat Olimpiyatlarının İzmir’de yapılmasını sağlamaktır” dedi.

“EXPO’da bizden yana şüpheniz olmasın” Dünya Sanat Olimpiyatları’na katılmak üzere İzmir’e gelen Hırvatistan eski Cumhurbaşkanı Stjepan Mesic, EXPO sürecinde ülkesinin desteklerinin İzmir’den yana olacağını söyledi. Konak Belediyesi ile Hırvatistan’ın Vukovar Belediyesi arasında ekonomik ve sosyal ilişkileri geliştirmek amacıyla işbirliği anlaşmasının gerçekleştirildiği imza töreninde Hırvatistan’ın eski Cumhurbaşkanı Mesic’ten EXPO’ya sürpriz destek geldi. İmzaların atılmasının ardından Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan ile sohbet eden Stjepan Mesic, EXPO 2020 adaylık sürecinde İzmir’in yanında yer alacaklarını ve desteklerini esirgemeyeceklerini söyledi. Konak Belediye Başkanı Dr. Hakan Tartan, EXPO sürecini titizlikle takip ettiklerini, her türlü ortamda kazanan tarafın İzmir olmasından yana destek arayışını sürdürdüklerini söyledi. Başkan Tartan, Hırvatistan Eski Cumhurbaşkanı ve deneyimli siyaset adamı Stjepan Mesic’e, tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda üretilen el emeği göz nuru gümüş kahve takımı armağan etti. Mesic, Başkan Tartan’ın hediye ettiği ve semt merkezlerinde kadınların ürettiği şans fillerini de, ‘EXPO’ya uğur getirsin’ temennisiyle boynuna asarak, “İzmir’in arkasındayız” dedi.

EXPO candidacy process Former President Mesic expressed his support for Izmir regarding EXPO during the cooperation agreement signing for the improvement of social and financial relations between the Municipality of Konak and the Municipality of Vukovar. Stjepan Mesic, who spoke to Konak Chief Magistrate Dr. Hakan Tartan after the signing, said that they were going to continue to support Izmir for EXPO. Konak Chief Magistrate Dr. Hakan Tartan said that they were closely following the EXPO process and added that they were seeking supporters. Tartan gave the former president a handmade silver tea set from the historical Kemeraltı Bazaar. Mesic, who also wore the lucky elephant necklace given by Tartan, said that they were supporting Izmir. 34

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

tee President Derya Var, who said that they were happy to have come together under the topic of art, said “Our association is the Turkish representative of the WAG-World Art Games International Art Federation which is based in Croatia. This federation consists of the presidents of the 70 member countries, artists and prominent names. Our national committee, which secured the rights to host the second conference of the world Art Olympics which will be held in Croatia in 2013 in Izmir during the 1st general assembly of the association held in Zagreb, accelerated art activities in Croatia and other member countries thanks to the support of Zagreb Ambassador Burak Özügergin. The goal of our association is to correctly advertise rich Turkish culture and art though international events, help young artists make a name for them in the international platform and include Turkish artists in all art disciplines and international art activities. In addition, we aim to introduce and share all the colors of our cultural mosaic with the world and host the 2015 World Art Olympics in Izmir.”


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

35


Güncel / Actual

Ege Üniversitesi’nden bir ilk daha Another first from Ege University

B

ünyesinde 19 müze bulunan, birbirinden değerli koleksiyon ve daimi sergilere ev sahipliği yapan Ege Üniversitesi “Kağıt ve Kitap Sanatları Müzesi” kurma çalışmalarına başladı. Türkiye’de benzeri olmayan müze, bünyesinde yer alacak “Renkli Kağıt” koleksiyonuyla uluslararası alanda çok özel bir konuma sahip olacak. Bu yılın Aralık ayında 19. yüzyılın Levanten evlerinden Ballian Köşkü’nde açılması planlanan müzede, kağıt, renkli kağıt ve kitabın tarihi ve günümüze kadar geçirdiği evrelerin yanı sıra, exlibris, hat, tezhib, minyatür ve kaatı gibi kitap sanatları, matbaa tarihi ve baskı tekniklerinin örnekleri yer alacak. Özel bir bölümde ise günümüz kağıt ve kitap sanatçılarının eserleri sergilenecek. Müzeyi üniversite için büyük bir kazanım olarak gören Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Candeğer Yılmaz’ın görevlendirmesiyle, konunun uluslararası boyuttaki uzmanlarından ve Ege Üniversitesi Müzeler Koordinatörü Nedim Sönmez’in çalışmalarıyla başlatılan proje, görselliğin yanı sıra bir bilgi müzesi de olacak. Müze ayrıca kağıt ve ebru gibi yaratıcı sanat atölyelerini de bünyesinde barındıracak. Bilindiği gibi son 2 bin yıldır dünya kültürünün vazgeçilmez malzemesi kağıt, yüzyıllardan beri değişik amaçlar için yaşamın her alanında kullanılagelen, insanoğlunun en önemli buluşlarından birisidir. Kağıt temel işlevlerini yerine getirirken dünyanın değişik yöre ve kültürlerinde birçok şekilde renklendirilmiş ve süslenmiştir. 36

E

ge University, which has 19 museums within its compound and hosts various exhibitions, began works to build the “Paper and Literature Art Museum”. The museum, the first of its kind in Turkey, will have a special place in the international museum world with its colored paper collection. The museum, which will be opened in December inside a 19th century Levantine mansion, will include the phases of paper and books throughout history, book art such as exlibris, hat, tezhib, miniature and kaatı, the history of press and press techniques. The artworks of paper and book artists will be exhibited in a special

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

section. Paper, which is the indispensible material of world culture for the past 2000 years, is one of mankind’s greatest discoveries which are used for various purposes. While paper fulfilled its basic function, it was colored and decorated in many ways by different cultures. The dean of the university Prof. Dr. Candeğer Yılmaz, who sees the museum as a great addition to the university, is an essential part of the project initiated by Nedim Sönmez, the Museum Coordinator of the university. The museum will also host creative workshops regarding traditional Turkish paper works.


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

37


Ören Yeri / Ruin

“Aiol kentlerinin en büyüğü ve en önemlisi” Ünlü tarihçi ve coğrafyacı Strabon böyle bahseder Kyme’den… Haksız da değildir. Öyle ki tarihin en önemli uygarlık merkezlerinden biri olan bu büyük Aiolis kentinin kazı çalışmaları tamamlandığında İzmir en az Efes kadar önemli bir turizm merkezi kazanmış olacak. Yazı ve fotoğraflar / Article and Photographs: Prof. Dr. Antonia La Marca - Kyme Kazı Başkanı / Head of the Kyme Excavation

“The biggest and most important Aiol city” Here is how famous historian and geographer Strabo describes Kyme. He is not mistaken. When the excavations end, Izmir will have a touristic center as important as Ephesus.

K

yme kuzey Yunanistan’dan gelen halklar tarafından İ.Ö. 11. yüzyılın ortalarında kurulmuş en büyük Aiolis kentidir. Kymelilerin deniz yoluyla yaptıkları ticaret ve tarım, ekonomileri için çok önemli iki unsurdur. Side ve güney İtalya’daki Cuma’nın da aralarında bulunduğu birçok kentin ana şehri olmuştur. Antik kaynaklardan elde edilen bilgiler ve günümüzde açığa çıkarılan arkeolojik buluntular ışığında önemli bir liman kenti olan Kyme’nin arkaik dönemde ekonomik açıdan çok geliştiği ve sikke basan ilk şehirlerden biri olduğu anlaşılmaktadır. Klasik dönemde (İ.Ö. 450-323) Aiolis Birliği’nin lideri, sonrasında Atina Birliği üyesi olan Kyme, Ege şehirlerinin politik tablosu içinde önemli bir 38

yere sahip olmuştur ve İ.Ö. dördüncü yüzyılın ikinci yarısında ticaret merkezi olarak dikkat çekmiştir. Büyük İskender Apollon Tapınağı’na bronz bir şamdan hediye etmiştir. Helenistik Dönemde (İ.Ö. 323-31) kentte bazı önemli anıtların inşasıyla birlikte yeniden düzenlemeye gidilmiştir. Tiyatro, iki tepe arasındaki düzlüğe inşa edilen görkemli sur duvarları, kıyıdaki portik, güney cephesindeki yerleşim alanı, mendireğin genişletilmesi bu düzenlemelerdendir. Erken İmparatorluk Dönemi’nde biri İ.S. 17 diğeri 94 yılında olan ve şehre büyük zarar veren iki deprem yaşanmıştır. Yazıtlar, antik kaynaklar ve ele geçen buluntulardan anlaşıldığına göre, şehir yaşadığı iki deprem sonrasında dahi önemini kaybetmemiştir.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

K

yme is the biggest Aiol city established by the people from Greece in the middle of 11th century B.C. The two most important elements of Kyme economy were sea trade and agriculture. It was a main trade point. In light of antique sources and latest archeological findings, we believe that the port city was financially well developed and was one of the first cities to mint coins. Kyme, which was the leader of the Aeolis Union in the classic age and a member of the Athens Union later on, had an important place in the political scene in the Aegean and had attracted attention as a major trade center in the second half of 4th century B.C. Alexander the Great had


Çalışmalar ışığında Geç Antik Dönem-Erken Bizans Dönemi’nde (İ.Ö. 4-6. Yüzyıllar) kentin geniş bir alana yayıldığı ve 7. yüzyılda terk edildiği anlaşılmaktadır. Kyme İ.Ö. 2 bin yılının sonlarından, liman yakınındaki kale çevresine çekildiği İ.S. 12-13. yüzyıla kadar iskân görmüştür. Büyük bir Yunan kolonisi olan kentin bu uzun süreç içinde şehir planı ve anıtlarında birçok değişiklik yapılmıştır. Buna rağmen kente ait temel unsurları izlemek halen mümkündür. Liman: Su altında kalmasına rağmen bugün hala görülebilen 190 metre uzunluğunda düzgün bloklardan inşa edilmiş mendirek, Arkaik Dönem’den Bizans Dönemi’ne kadar kullanılmıştır. Kyme Körfezi’nde 1979 yılında

donated a bronze candelabrum to the Temple of Apollo.

Önemli bir liman

kenti olan Kyme antik

kaynaklara göre sikke basan ilk şehirlerden biridir.

Kyme, an important

port city, is one of the

first cities that minted coins according to

antique resources.

The city was reorganized during the Hellenistic Period with the construction of important monuments such as the theatre, grand city walls built on the esplanade between two hills, the portico on the shore, the settlement area in the southern front and the enlarged jetty. Two earthquakes, one in 18 A.D. and one in 94 A.D. greatly damaged the city. Epigraphs, antique sources and excavations suggest that these earthquakes didn’t lessen the importance of the city. In light of evidence, it was concluded that the city was spread to a wide area in the late antique age and early Byzantine age and abandoned in 7th century. Kyme was inhabited from the end of

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

39


Helenistik Dönem’e ait bronz bir atlet heykeli bulunmuştur. Bu heykel halen İzmir Arkeoloji Müzesi’nde korunmaktadır.

yüzlü duvar yapısına sahiptir, temel yapısından yoksundur, değişik alanlardan toplanmış devşirme malzeme toprak harç ile birleştirilmiştir.

Kale: Düzensiz beşgen bir plana sahiptir. Çevresinde kuleler bulunmaktadır. Bir bölümü önceki dönemlere ait yapılar üzerinde yükselmektedir. İç bölümde bir avlu çevresinde birçok mekân bulunmaktadır. Dış duvarları taş dolgulu çift

Kale aşağı yukarı 80 metre kuzeygüney doğrultusunda, 75 metre güney- kuzey doğrultusunda uzanmaktadır. Altı adet kulenin varlığına işaret eden kalıntılar bulunmaktadır.

40

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

2000 B.C. until 12-13th century A.D. The plans and monuments of the city, a huge Greek colony, underwent many changes during this long period but we can still see the basic structures of the settlement. Port: The 190 meter jetty, built with straight blocks and still visible under water, was used from the Archaic Age until the Byzantine era. A bronze ath-


lete statue from the Hellenistic era was found in 1979 in Kyme Bay and this statue is on display at the Izmir Archeology Museum. Fortress: It has an irregular pentagonal plan and there are towers around it. This section rises atop structures from previous periods. There are many spaces inside the fortress around the courtyard. Its walls are made of double stones; its body is not intact and was made with a mixture of gathered materials and soil. The fortress stretches approximately 80 meters on the north-south axis and 75 meters on the south-north axis. There are remains that point to the existence of six towers. The main entrance is from the northeastern corner; there are the remains of two towers on each side of this 2, 4 meter entrance. There is a smaller entrance on the southern corner. The fortress is dated to the 12th century in light of ceramic findings and construction technique. Andesite Wall: The wall structure, usually referred to as the andesite wall and dated back to the end of 4th century B.C., was first unearthed at the port site. The part up to 2, 40 meters was unearthed during excavations. The wall is 3, 20 meters thick and this thickness was achieved by putting soil and supporting rocks between two stones. Its interior face was constructed with sandstone blocks with a rectangular isodomic technique and the side facing the sea was made with andesite blocks with pseudo-isodomic technique. Ana giriş kuzeydoğu köşesindedir; 2,4 metrelik bu girişin iki yanında kule yapıları bulunur. Güney kenarda daha küçük boyutlu bir giriş söz konusudur. Seramik buluntular ışığında ve yapım tekniklerine dayanarak kale 12. yüzyıla tarihlenmektedir. Andezit Duvar: Genel olarak “Andezit Duvar” olarak adlandırılan ve İ.Ö.

There are two doors on the structure: The sea door and the columned door. There is a small door with a monumental entrance near the sea door which dates back to the Hellenistic Age. The second door, referred to as the columned door, was unearthed in the first part of the 160 meter wall. It creates a corner with another space towards the south. On each side of the door, there are large square columns made from gran-

ite. The stone paved 3, 50 meter wide road runs parallel to the first part of the wall. Another part of the wall was unearthed during a test dig to understand the structuring on the southeastern outskirts of Güney Hill. We have seen that the construction technique applied here is unique. It was built with the chest wall technique on a base. The wall is diverse in terms of technique and materials used. Cut stones were raddled in an organized manner and wee placed vertically and horizontally to form rectangles within themselves. The middle portions are willed with stones of various sizes and dirt. This wall structure is no doubt connected to the new city plan implemented in the second half of 4th century B.C. during the glorious period of Kyme. Güney Hill Settlement Area: Excavations have introduced the spaces that show all the settlement periods of Kyme antique city and relics from the middle of 8th century B.C. to the end of 7th century A.D. The existence of the late Byzantine era is proven with glazed ceramics. The earliest findings from the city are middle and late geometrical ceramics which were found in layers that show the relationship between Kyme and other major cities in the Aegean. Its earliest house structure unearthed until now, dates back to the late Classic Era. This is a structure with two rooms in the hill. The north wall of the structure was built with cambered blocks and also serves as a terrace wall. The space is associated with a cistern filled with waste in the late Hellenistic period. The structure has become integrated with prior buildings. The house was renovated a number of times before it was abandoned for good at the beginning of 7th century A.D. Roman Bath: A bath complex dating back to 2-3rd centuries A.D. under the late antique age period layer was uneart-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

41


of the theatre. The Napoli Federico II University began excavations in 2005. The base of a rectangular planned Hellenistic age monument made from limestone blocks was uncovered on the east-west axis during the digs. The barely preserved structure looks like it was integrated with Roman era monuments. The area where we found the monument which we call the small temple seems to be completely disorganized during the end of the 5th century and the first half of the 6th century and from architectural remains we have concluded that some its pieces were either taken and parts of the temple were moved. Because the area is architecturally pretty disorganized and the vicinity of the temple is still unexcavated, we assume that it is a fairly small temple. The temple was built on an avenue made with large grey lime stones and points to two different eras. During the digs, we have come across that could have been a housing structure that could be dated to 4-3 centuries B.C. in the larger space where we have found the late Hellenistic era monument. Ceramic pieces from the 7-6th centuries were found in researches under the foundation.

4.yüzyılın sonlarına tarihlendirilen sur yapısı ilk olarak liman alanında açığa çıkarılmıştır. Şimdiye dek yapılan çalışmalarda duvarın 2,40 metrelik bir yüksekliğe kadar korunmuş bölümüne rastlanmıştır. Duvarın kalınlığı 3,20 metredir, bu kalınlık iki taş sırası arasına destekleyici toprak ve orta büyüklükteki taşlar konularak elde edilmiştir: İçe bakan yüzü kumtaşı bloklardan dörtgen isodomik teknikle, denize bakan dış yüz ise andesit bloklardan pseudoisodomik teknikle yapılmıştır. Sur yapısında denize olan yakınlığın42

hed during the excavations. The structure shows a three tiered plan: on the top layer there are two spaces reserved for underground heating, a marble covered pool on the second layer and smaller spaces were found on the lower level. It was discovered that water dispersion was provided through terracotta pipes and waste was dispersed through stone channels under the f loor. A bird figured gem made in Aquileia was found among the ruins. Late Hellenistic Small Temple: A stele engraved in Greek that mentions a Satyr statue was discovered by Turkish archeologists in 1984 to the southeast

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

The small temple structure seems to have merged with the foundations of a public building from 2nd century A.D. the architectural characteristics of the public building suggest that it was from the Roman era. To the west of the monument, there is a grand wall about 1, 50 meters high made from limestone blocks. It is probably a terrace wall built in 1-2 centuries A.D. Columned Avenue: It is a late antique era road established with grey straight columns and turned into a monument with a portico. The south-east portion of a corner unit where two amphorae immersed in the ground were found as unearthed during recent excavations. The avenue intersects with a stone lined street on the southern tip.


dan dolayı “deniz” kapısı ve “sütunlu “kapı olmak üzere iki kapı görülmektedir. Deniz kapısının çok yakınında geç Helenistik döneme tarihlenen anıtsal girişli küçük bir yapı vardır. Sütunlu kapı olarak adlandırılan ikinci kapı ise, 160 metre uzunluğundaki duvarın ilk bölümünde açığa çıkarılmıştır. Güneye doğru 32 metresi kazılan bir diğer bölüm ile köşe oluşturur. Kapının iki yanında granit taştan yapılmış iri kare şeklinde sütunlar bulunur. Genişliği 3.50 metre olan taş döşemeli yol güneybatı yönünde uzanan duvarın birinci bölümüne paralel olarak devam eder. Sur yapısı araştırmaları dahilinde Güney Tepe’nin güneydoğu eteklerindeki yapılanmayı anlamak üzere açılan test açmalarında duvarın yeni bir bölümüyle daha karşılaşılmıştır. Uygulanan yapım tekniğinin kendine özgü olduğu gözlenmiştir. Bir taban üzerine sandık duvar tekniğinde duvar inşa edilmiştir. Duvar teknik ve malzeme açısından farklılıklar içerir. Kesme taşlar düzenli bir biçimde örülmüş, enlemesine ve boylamasına yerleştirilerek her sırada kendi içinde dikdörtgen bir şekil oluşturulmuştur. Ortaları irili ufaklı taş ve toprak dolguludur. Bu duvar yapısı inşası kesinlikle Kyme’nin İ.Ö. 4.yüzyılın ikinci yarısından itibaren girdiği parlak döneminde hazırlanan yeni şehir planıyla ilişkilidir. Güney Tepe Yerleşim Alanı: Yapılan kazılar, İ.Ö. 8.yüzyılın ortalarından İ.S. 7.yüzyılın sonlarına kadar Kyme Antik Kenti’nin tüm yaşam evrelerini gösteren mekânları ve buluntuları ortaya koymuştur. Geç Bizans Dönemi’nin varlığı sırlı seramiklerden anlaşılmaktadır. Kyme’nin Ege’nin belli başlı merkezleri ile olan ilişkisini gösteren tabakalarda ele geçen orta ve geç geometrik seramikler en erken buluntulardır. Veriler ışığında bilinen en erken ev yapısı, Geç Klasik Dönem’e (İ.Ö. 4.yüzyıl) aittir. Bu, tepenin üzerinde iki odadan oluşan bir yapıdır. Yapının kuzey duvarı bombeli taş bloklarla inşa edilmiştir ve aynı zamanda teras duvarı görevi yapmaktadır.

Kuzey Hill: A holy ground was found on the wide clearing on Kuzey hill. There are ruins from the Archaic, Classic, Hellenistic and Roman periods at this spot. Two ceramic dumping grounds that include an Aiol column head, coins, ceramics, amphorae, figurine parts, bas relief ceramic molds and candelabrum pieces from the Hellenistic period were unearthed at this spot. Agora (Market): The agora, which is still being excavated, is a wide area built with stone during the Roman era. Stoa: The foundations of a monumental structure were unearthed between the

hills in Kyme, under the agricultural land between agora and the theatre. The foundations stretch all the way to the port area from the marketplace. Our research has revealed that the length of the foundation is 125 meters and the width is 15 meters. Its basic foundation consists of large rectangular stone blocks. In some parts, these stone blocks are missing. We have found limestone mortar at the spaces where the blocks don’t exist. This topic hasn’t been resolved yet. Research shows that the monument dates back to the beginning of the Hellenistic age.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

43


Mekan, Geç Helenistik Dönem’de atıklarla doldurulmuş bir sarnıçla ilişkilidir. Yapı, İ.S. 17’de Kyme’yi yıkan depremden sonra inşa edilmiş peristilli bir domusun mekânları içinde kuzey kenarda plintuslu uzun bir portik örneğinde olduğu gibi, kendisinden daha önceki yapılarla bütünleşmiştir. Ev, İ.S. 7.yüzyılın başlarında kesin olarak terk edilmesine kadar geçen asırlar içinde çeşitli değişikliklere maruz kalmıştır. Roma Hamamı: Kazılar sırasında geç antik dönem tabakası altında İ.S. 2-3. yüzyıla ait bir hamam kompleksi açığa çıkarılmıştır. Yapı üç seviyeli bir plan göstermektedir; bunlardan en üstte olanında hamamı ısıtmak için zeminin altında boşluk bırakılması ile oluşan ve sıcak havanın dolaşmasına mahsus kısmın bulunduğu (suspensura-alttan ısıtma sistemi) iki mekân, ikinci seviyede mermer kaplı havuz, en alt seviyede ise küçük mekânlar saptanmıştır. Hamamda su dağıtımının terracotta borularla sağlandığı ve atık su tahliyesinin taş döşeme altındaki kanallarla yapıldığı anlaşılmaktadır. Ele geçen malzemeler arasında Aquileia yapımı kuş figürlü bir gem bulunmaktadır. Geç Helenistik Küçük Tapınak: Tiyatronun güneydoğusu 1984’de Türk arkeologlarca (V.İdil) kazılmış ve Serapis’e adanan bir Satyr heykelinden söz eden Yunanca yazıtlı “stylis” açığa çıkarılmıştır. Napoli Federico II Üniversitesi kazılara 2005 yılında başlamıştır. Çalışmalarda doğu-batı doğrultusunda kalker bloklardan yapılmış dikdörtgen planlı geç Helenistik döneme ait anıtsal bir yapının kaide kısmı açığa çıkarılmıştır. Bu bina izleyen dönemlerde başka yapılarca işgal edilmiştir. Çok azı korunmuş olan anıt Roma dönemi yapılarıyla kaynaşmış gibi görünmektedir. Küçük tapınak diye adlandırdı44

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


ğımız anıtın bulunduğu alanın 5.yüzyıl sonu ve 6.yüzyılın ilk yarısı arasında tamamen karmaşık bir düzende olduğu, mimari parçalardan bir bölümünün alındığı, bir bölümünün yer değiştirdiği anlaşılmaktadır. Alanın mimari anlamda bu derece karışık bir durumda olması ve çevresindeki ilgili mekânların henüz kazılmamış olması nedeniyle şimdilik söz konusu yapıyı küçük boyutlu bir tapınak olarak önerebilmekteyiz. Anıt iki farklı dönemi işaret eden ve iri gri kalker taşlardan yapılmış caddenin üstüne inşa edilmiştir. Geç Helenistik dönem anıtının daha büyük olan mekânında İ.Ö 4-3. yüzyıla tarihlendirilebilen olası bir ev yapısı ile karşılaşılmıştır. Temel altında yapılan stratigrafik çalışmada 7-6. yüzyıllara ait seramik açığa çıkarılmıştır (oryantalizan seramik, aiolis bucchero parçalar). Geç Helenistik dönem küçük tapınağı İ.S 2.yüzyıla ait bir kamu binasının temelleriyle kaynaşmış durumdadır. Kamu binasının mimari unsurları binanın Roma dönemine ait olduğuna işaret eder. Anıtın batısında kalker bloklardan yapılmış, yaklaşık 1.50 metre yükseklikte görkemli bir duvar yapısı görülür. Olasılıkla İ.S 1-2. yüzyılda gerçekleştirilmiş teraslama duvarıdır. Sütunlu Cadde: Gri renkli düz sütunlarla oluşturulmuş portik eklemesiyle anıtsallaştırılmış geç antik döneme ait bir yoldur. Son yapılan kazılarda caddeden girişi ve içersinde iki büyük küpün toprağa bastırılmış biçimde ele geçtiği bir dükkân olan köşe yapısının güney-doğu bölümü açığa çıkarılmıştır. Güney ucunda doğu-batı doğrultusunda denize doğru uzanan taş döşemeli bir cadde ile kesişir. Kuzey Tepe: Kuzey Tepenin geniş düzlüğünde kutsal bir alan tespit edilmiştir.

Burada Arkaik, Klasik, Helenistik ve Roma Dönemlerine ait kalıntılar mevcuttur. Bir Aiol sütun başlığı, Helenistik Döneme ait içinde sikkeler, seramik, amfora, figür parçaları, kabartma seramik kalıpları, binlerce tek hazneli ya da üst üste katlı hazneli çok emzikli kandil parçalarının bulunduğu iki seramik çöplüğü ele geçmiştir. Agora (Pazar Yeri): Kazıları hala devam eden agora, düzenli taşlarla döşenmiş geniş bir alan olup Roma Dönemi’nde inşa edilmiştir. Stoa: Kyme’nin iki tepesi arasındaki düzlükte, tiyatro ve Agora arasında kalan alanda tarım toprağının hemen altında anıtsal bir yapının kuzeybatıgüneydoğu doğrultusunda uzayıp giden temelleri ortaya çıkmıştır. Temeller, Agora’dan liman alanına kadar ulaşmaktadır. Araştırmalarımız temel yapısının uzunluğunun 125 metre, genişliğinin 15 metre olduğunu göstermiştir. Temel yapısı, oldukça uzun bir bölümünde büyük dikdörtgen taş bloklardan oluşmaktadır. Bazı bölümlerinde bu taş bloklar bulunmamaktadır. Taş blokların olmadığı yerde de kireç harcı ile karşılaşılmıştır. Bu konu hala açığa kavuşturulamamıştır. Temel boyunca yapılan bazı stratigrafik açmalar, anıtın Helenistik Dönem başlarına tarihlenmesine olanak sağlamıştır. Araştırmalar, yapının değişik noktalarında Geç Geometrik Dönem’den Klasik Dönem’e kadar tarihlendirilebilen stratigrafiler sunar. Kyme kentinin geç dönem yaşantısına ait tabakalarda yağmalar olduğu görülmektedir: Kuzeybatısı daha sonraki yapılar tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır (Büyük bir olasılıkla su taşıdıkları düşünülen pişmiş toprak künkler ve daha üst seviyede pişmiş toprak bir döşeme). Belki de şu anda sadece temellerini gördüğümüz stoa, Strabon tarafından bahsedilen Aiolis başkentinin görkemli

Kyme İ.Ö. 2 bin

yılının sonlarından İ.S. 12-13. yüzyıla kadar iskân görmüştür.

Kyme was inhabited

from the end of 2000 B.C. until 12-13th century A.D.

Researches reveal stratigraphies that can be dated from the late Geometric period to the Classic period. Lootings are observed in later period layers of Kyme city. The northwestern part was used by other structures. The stoa, which only has its foundation today, was one of the glamorous stoas in the capital of Aeolis mentioned by Strabo. Theatre: It was built on the outskirts of the northern hill during the Hellenistic period. Two phases of the Roman era can be observed at the structure which has a Hellenistic plan. In the first phase there was a half moon shaped orchestra pit; it was bordered by Euripi channel and the cavea rose after that. Only the andesite blocks from the stage building have been recovered. The stage building has a rectangular plan. The podium was enriched with 12 columns and is located above the marble pulpit wall. The second phase witnesses a great change often seen in antique theatres. The cavea was widened by encompas-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

45


stoalarının bir kanıtı olarak karşımızda durmaktadır. Tiyatro: Helenistik dönemde kuzey tepesi yamacında inşa edilmiştir. Helenistik plana sahip olan tiyatroda Roma Dönemi’nin iki evresi görülmektedir. İlk evrede yarım yuvarlak bir orkestra bulunmaktaydı; Euripo kanalıyla sınırlanmıştı ve hemen sonrasında cavea yükselmekteydi. Sahne binasından sadece andesit temel blokları kalmıştır. Sahne binası dikdörtgen planlıdır. Podyum, kare kaideli sütunlar arasında 12 sütun ile anıtsallaştırılmış, mermer pulpitum duvarının üzerinde bulunmaktadır. İkinci evre ise antik tiyatrolarda alışılagelmiş bir durum olan büyük bir değişime tanıklık eder. Cavea, oturma basamaklarının üç sırasını içine alarak genişletilmiştir. Su oyunları için genişletilerek colimbetra olarak kullanılmıştır. Bu esnada orkestra alanı, aralarında 46

Grekçe yazıtların da bulunduğu devşirme mermer bloklarla döşenmiştir. Gösteri binasına yeniden işlev kazandırıldığı, alan üzerinde görülen iyi korunmuş yapılardan anlaşılmaktadır. Bu yapılar, olasılıkla, savunma amaçlıdır. Daha geç dönemlerde ise orkestra alanında kireç ocaklarının varlığına tanık olmaktayız. Mezarlık Alanı: Kyme’nin güney-güneydoğusunda bulunan geniş bir tepenin kuzey-kuzeybatı yamacında yer alan büyük bir mezarlık (İ.Ö. 7-İ.S. 7. yüzyıllar arasında kullanım görmüştür – Helenistik evreye ait bulgular fazladır) alanıdır. Burada taş döşemeli antik yola paralel bir hat üzerinde mezar anıtları ve çoğunluğu kuzey –batı doğrultusunda olan tek mezarlar açığa çıkarılmıştır. Lahit mezar, tuğla çatma mezar, basit gömü, taş-tuğla plaka örtülü gömü, kap içi kremasyon gömü, kaya içine oyulmuş mezar gibi çeşitli gömü tipolojileri saptanmıştır.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

sing the first three rows of seats. It was widened for water games. During this period, the orchestra pit was furnished with marble blocks from other structures. From the well protected structures on the area we can understand that the stage building was operational again. These structures were most probably built for defense purposes. In later periods, we see limestone quarries at the orchestra pit. Cemetery: The big cemetery located on the north-northwest slope of a wide hill to the south-southeast of Kyme was used during 7th century B.C. and 7th century A.D. tomb monuments and single graves located on a line parallel to an antique road paved with stones were unearthed. Various tomb types including sarcophagi, brick tombs, simple burial, stone-brick plaque covered tombs, cremations and tombs carved into rocks were found at the site.


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

47


Güncel / Actual

Muammer Ketencoğlu ile

iki yakanın müziği

“Rembetiko şarkıları, Türkiye’de ve Yunanistan’da benzer zamanlarda ortaya çıkan ve mübadele ile birleşen, yekvücut olan Türk ya da Yunan olmaktan çok Egeli şarkılardır.”

The Music of the two shores with Muammer Ketencoğlu “Rembetiko songs are mostly Aegean region songs that have surfaced simultaneously in Turkey and Greece that came together during the great population exchange.”

48

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


E

ge’nin iki yakasının ortak dilidir rembetiko. Yüzyıllardır bu coğrafyada yaşayan halkların acı, aşk, hüzün ve isyanına tercüman olan bu müzik türü aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir kültür ve yaşam biçimidir. İzmir Atina arasında bir köprü kuran bu kültürün dünyadaki en yakın takipçilerinden biri de Tireli Muammer Ketencoğlu’dur. Akordeonun yanı sıra Rembetiko, Batı Anadolu folkloru ve Balkan müziğindeki ustalığıyla da tanınan Ketencoğlu, rembetikonun akordeonunu çalarken en çok bütünleştiği müzik olduğunu söylüyor. “Bu müzik benim Egeli yanımı ortaya çıkarıyor” diyen Ketencoğlu ile rembetikonun İzmir müzik geleneğindeki yeri üzerine keyif li bir söyleşi gerçekleştirdik. Müzik yolculuğunuz nasıl başladı? Bu yolculukta rembetikonun yeri ne oldu? Ketencoğlu: 1964’de Tire’de doğdum. Çoğu müzisyende olduğu gibi müzik çocukluğumda başattı. Dinlediğim

Mübadele yıllarında

R

musicians and producers

embetiko is the common language of the two shores of the Aegean. This music style, which articulates the pain, sorrow and rebellion of the people living in this geography for centuries, is also a culture and life style transferred to future generations. Muammer Ketencoğlu from Tire is one of the closest followers of this culture which builds a bridge between Athens and Izmir. Ketencoğlu, who is known for his expertise in accordion playing, Rembetiko, Western Anatolian folklore and Balkan music, says that he loves Rembetiko the most.

Izmir to Greece after the

We spoke to Ketencoğlu who says “This music brings out the Aegean in me”.

İzmir’den göçen çok sayıda rembetiko

besteci, icracı ve şarkısı Yunanistan’da adeta bir İzmir müziği

patlaması oluşturdular.

Many Rembetiko

introduced the music of population exchange.

How did you begin your music journey? What was rembetiko’s place in this journey? Ketencoğlu: I was born in Tire in 1964. I began listening to music at an early age. The Greek and Balkan radios I listened to, the magical voice of my un-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

49


Yunan ve Balkan radyoları, dayımın trompetinin büyülü sesi, ilk ve ortaokuldaki değerli müzik öğretmenlerim müzik yolculuğumun temel taşlarıdır. Bugün Ege, Balkanlar ve Kafkasya’daki halk müziği gelenekleriyle ilgili çalışmalar yapıyorum. Ege’deki çok kültürlü müzik geleneğinin ayrılmaz bir parçası olan rembetiko ile 20. yüzyılın başlarında yapılan kayıtlarla karşılaştığım 1988’den bu yana hem araştırmacı hem de icracı olarak tutkuyla ilgiliyim. Bu müzik benim Egeli yanımı ortaya çıkarıyor. Yoğun bir bağlılıkla dinliyor ve çalıyorum. Rembetiko akordeonumu çalarken en çok bütünleştiğim müziktir.

Rembetiko, Türk ve Rum öğeleri

coğrafyasını kapsayan bir

Bugün dünyada Yunanistan yeraltı müziği olarak tanınan rembetikonun doğuşu ve gelişimi ile ilgili neler söyleyebilirsiniz? Ketencoğlu: Kanımca yeraltı müziği tanımı kısmen doğrudur. Öncelik50

harmanlanmış Ege

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

rahiya oluşturmuştur. Rembetiko has

established a flavor

mixed with Turkish and Greek elements

cle’s trumpet and my music teachers at school are the main foundations of my musical journey. Today, I am researching the traditional music cultures of the Aegean, Balkans and Caucasia. I came across Rembetiko at the beginning of the 20th century and I am deeply involved in it since 1998 both as a performer and a researcher. This music brings out the Aegean in me. I listen to it and play it often. What can you tell us about the birth and development of this style which is described as Greek underground music throughout the world? Ketencoğlu: I think the description is partially correct. First of all, Rembetiko is an urban music and mostly its composer and lyricist is known. The Rebets, people who follow the Rembetiko culture, accept various ethical rules such as honesty and virtue as a lifestyle. This music came


le rembetiko müziği bir şehir müziği geleneğidir yani çoğunlukla bestecisi ve söz yazarı bellidir. Rembetiko kültürünü temsil eden Rebetler de dürüstüğü ve erdemi içeren Zeybeklerdekine benzer birçok etik kuralı yaşamlarının kılavuzu olarak kabul ettiler. Bu müzik türü iki coğrafyada birbirine yakın zamanlarda doğmuştur. 1850’lerden sonra İzmir’in yoksul Rum mahallelerinde doğup kafe amanlarda icra edilirken Pire’de işçiler, gemiciler ve mahkûmlar arasında doğup esrar da çekilen içkili mekânlar olan tekkelerde icra edilmeye başlanmıştır. İzmir’deki gelenek alaturka karakterdeydi ve klasik kemençe, ud, kanun, keman, kaşık ile seslendirilir şarkıları çoğu zaman kadın şarkıcı söylerdi. Besteler Anadolu makamlarına bağlı olarak yapılırdı. Pire’de ise basit melodilere dayalı şarkılar 1930’lara kadar gitar ve mandolinle çalınır şarkıları da çoğunlukla erkek şarkıcı seslendirirdi. İzmir’den çok ünlü rembetiko müzisyenleri yetişmiştir başlıca besteciler arasında Panagiotis Tundas, Vangelis Papazoglu, Dimitris Sempsis (aynı zamanda çok önemli bir kemancıdır) Kostas Rukunas (aynı zamanda çok büyük bir şarkıcıdır) ve Kostas Karipis sayılabilir. Şarkıcıların başlıcalarından anımsatmak gerekirse Rita Abaci, Marika Papagika, Kostas Nuros (bir nevi gazel olarak tanımlayabileceğimiz amane ustasıdır) gibi isimleri verebiliriz. Mübadele yıllarında İzmir’den göçen çok sayıda rembetiko bestecisi, icracısı ve şarkıcısı Yunanistan’da adeta bir İzmir müziği patlaması oluşturdu. Zaten İzmir kokusu taşıyan bu şarkılara Zmirneyiko da denir. 1930’lardan sonra Zmirneyko şarkıları yavaş yavaş etkisini yitirmiş buzukinin rembetikoda başat olmasıyla birlikte İzmir’in alaturka rembetikolarıyla Pire’’nin yalın ve külhani şarkıları bir potada eridi. Bu dönemden sonra ortaya çıkan şarkılar klasik rembetiko dönemi olarak adlandırılır. Bu dönemde buzuki, gitar, curanın akrabası bağlama ve akordeondan

oluşan topluluklar son derece yaygındı. Makam terminolojisi aynı bizim kullandığımız gibidir. Rast, uşşak, nihavent, kürdi, hicaz, hüzzam kullanılan başlıca makamlardır. Şarkıların konu yelpazesi son derece geniştir. Aşk, ayrılık, gurbet gibi evrensel temaların yanı sıra bitirimleri, karmaşık alt kültür ilişkilerini ve hatta kedileri anlatan şarkılar vardır. Rembetikoyu halkların değil coğrafyaların müziği olarak tanımlıyorsunuz. Neden? Ketencoğlu: Rembetiko şarkıları, Türkiye’de ve Yunanistan’da benzer zamanlarda ortaya çıkan ve mübadele ile birleşen, yekvücut olan Türk ya da Yunan olmaktan çok Egeli şarkılardır. Şarkılar çok büyük oranda Yunanca seslendirilse de müziğin kendine bakıldığında (gerek ritmik yapılar gerekse makamsal yapılar) bu ortaklık net olarak anlaşılmaktadır. Bu yüzden rembetiko birçok müzik geleneği gibi saf değildir. Türk ve Rum öğeleri harmanlanmış Ege coğrafyasını kapsayan bir rahiya oluşturmuştur. İzmir’e olan doğal ilginizin sonucu bir ilk niteliği taşıyan albümünüzden söz eder misiniz? Ketencoğlu: Kayıtları yaklaşık iki buçuk yıl süren İzmir Hatırası isimli albümüm 2008 başında yayınlandı. Albümün alt başlığınını “Eski İzmir’den Türk, Rum ve Yahudi Türküleri” olarak koydum. 1922 öncesi İzmir’in çok kültürlü yapısını göstermeye çalışan bu albüm, alanında bir ilktir. Albümde 40 müzisyen yer aldı. Bunların birçoğu alanında tanınmış isimler. İlk olmanın sorumluluğu büyüktü. Bu yüzden albüme oldukça hacimli bir kitapçık hazırladım. Doğrusu çok olumlu eleştiriler aldım. Albüm dünyanın çeşitli müzik kütüphanelerinde yerini aldı. İtalya’da Padova Üniversitesi’nde ve Almanya’da Bremen’de eski İzmir müziğiyle ilgili açıklamalı dinletiler ve atölye çalışmaları yaptım. Ayrıca, Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen ve mübadele yılları İzmir’inde geçen “Sevgili Hayat” adlı oyunun müziklerini yaptım.

about almost simultaneously in the two geographies. The music was born in the 1850’s in the poor Greek neighborhoods in Izmir and was performed at cafes while workers in Piraeus performed it in places where drugs and alcohol were available. The tradition in Izmir was kind of arabesque; the orchestra consisted of a classic Turkish violin, oud, zither and violin and usually the singers were women. The compositions would be in the Anatolian style. However in Piraeus, songs with simple melodies would be sung with guitar and mandolin and the singers were usually male. Some of the most famous Rembetiko musicians to come out of Izmir are Panagiotis Tundas, Vangelis Papazoglu, Dimitris Sempsis ( a very import violinist also) Kostas Rukunas (also a great singer) and Kostas Karipis. And as for singer, we should mention Rita Abaci, Marika Papagika, and Kostas Nuros. Many Rembetiko musicians and producers introduced the music of Izmir to Greece after the population exchange. These songs which remind people of Izmir are called Zmirneyiko. After the 1930’s these songs lost their importance with the introduction of Buziki and the Turkish style Izmir rembetikos merged with the simple and crude songs sung in Piraeus. Songs that were written after this period make up the classic Rembetiko period. During this period, orchestras that included Buziki, guitar, bağlama and accordion were very popular. The music styling is similar to classic Turkish styles. There is a wide range of topics used in songs. Besides universal themes such as love, separation and yearning, there are songs that talk about the relationship between subcultures and even cats. You describe Rembetiko as the music of geographies not societies. Why? Ketencoğlu: Rembetiko songs are mostly Aegean region songs that have surfaced simultaneously in Turkey and Greece that came together during the

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

51


great population exchange. Even though the songs are mostly sung in Greek, you can clearly see this merging from the rhythms and styling. Because of this, Rembetiko is not a pure musical tradition like many others. Rembetiko has established a flavor mixed with Turkish and Greek elements. Can you tell us about your album that was inspired naturally by Izmir? Ketencoğlu: My album called Memories of Izmir came out in 2008 after two and a half years of recording. The subtitle of my album is Traditional Turkish, Greek and Jewish Songs from Old Izmir. This album, which reflects the multicultural structure of Izmir before 1922, is a first in its field. 40 musicians worked on the album, many of them famous musicians in their fields. I had a huge responsibility because this was a first. That is why the album includes a big booklet. I got very good reviews. The album is now included in some of the best music libraries in the world. I did concerts and workshops in Italy and Germany regarding the old music in Izmir. I also composed the music of the play called Dear Life performed by the Ankara State Theatre about the population exchange, Müziğin barışçıl rolü kültürler arasındaki ilişkilerde yeterince etkin kullanılıyor mu sizce? Ketencoğlu: Müzikle insan sevgisi ve barış arasında kuşkusuz doğrudan bir bağlantı var. Kulağını çeşitli müzik geleneklerine açan bir dinleyicinin etnik ve kültürel ön yargılara pirim vereceğini hiç düşünemiyorum. Bizim dışımızdaki halkların müziklerini dinleyerek onlara yaklaşmış oluyoruz. Onların duygulanımlarını çok daha derinlemesine kavrıyoruz ve burada yalınlığı ve saf lığıyla öne çıkan halk müziklerinin önemli bir rolü var. Benim çeşitli söyleşilerde aktardığım bir sözüm var; “türküleri yüreğiyle dinleyen biri, adam öldüremez!” Dünyadaki vahşi ortamda bu slogan kulağa azıcık sürreal gelse de biz müzisyenler buna inanmaz, bunun için çalışmazsak var olamayız. 52

Muammer Ketencoğlu rembetikoyu Ege’deki çok kültürlü müzik

geleneğinin ayrılmaz bir parçası olarak nitelendiriyor.

Muammer Ketencoğlu

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

refers to Rembetiko as an indispensible part of the multi cultured Aegean music scene.

Do you think the amicable role of music is being used efficiently in the relationship between different cultures? Ketencoğlu: There is definitely a direct correlation between music and peace. I don’t believe that someone who is open

to listening to various musical traditions could fall for ethnic and cultural preju-

dices. We get closer to different cultures by listening to their music. We understand their feelings better and traditional folk songs that stand out with their purity have an important role here. This is what I say in many conferences: “Someone who listens to folk songs with all their heart cannot kill a man!” Even though this sounds surreal in this world, we musicians believe it and we can’t work unless we believe we can make a difference.


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

53


GAZİEMİR

Bir zamanların gözde sayfiye yeri:

Gaziemir

Bugünün Gaziemir’i, geçmişin Seydiköy’ü, İzmir’in güneyinde ormanlık bir dağın yamacında, bağ ve bahçelerle kaplı konumuyla Levanten ve Rumların “Aşk Köyü” diye bahsettiği, İzmir’in sayfiye yerlerinden biriydi. Günümüzde bu özelliğini yitirse de gelişmiş sanayi bölgeleri, havalimanı, düzenli kentleşme alanları, yeşil dokusuyla dikkat çeken Gaziemir’in çehresi şimdilerde kültür ve turizm yatırımlarıyla değişiyor. Kaynak: Ercan Çokbankir-Arkeolog Fotoğraflar/Photographs: Gaziemir Belediyesi Arşivi

A onetime summer resort: Gaziemir Today’s Gaziemir, the past’s Seydiköy, was one of İzmir’s resort towns filled with vineyards and gardens referred to as the village of love by Levantines and Greeks. The face of Gaziemir, which attracts attention with its industrial zones, airport, organized urbanized areas and green structure, is now changing with cultural and touristic investments.

İ

zmir’in 13 kilometre güneyinde İzmir Aydın karayolu üzerinde yer alan, kentin güney kapısı konumundaki Gaziemir, her geçen gün büyüyüp gelişiyor. İzmir’in yerleşim yerleri arasındaki en yüksek nokta olan Gaziemir, 130 bini aşan nüfusuyla, İzmir’in en hızlı büyüyen, en çok talep gören ve en çok göç alan ilçesi. Gaziemir aynı zamanda İzmir’en en yeşil ilçesi. Yüzölçümünün yüzde 65’i ormanlarla kaplı olan Gaziemir’in çam ağaçlarıyla çevrili Sarnıç gibi alanları, özellikle hafta sonları doğayla baş başa kalmak isteyenlerin akınına uğruyor. 1990’lı yılların başına kadar bir köy görünümünde olan Gaziemir, düzenli yapılaşma, çevresindeki Ege Serbest Bölgesi, Adnan Menderes Havalimanı ve üretilen yeni konutlarla gelişimini sürdürüyor. İzmir’in dünyaya açılan kapısı olan Gaziemir’in, İzmir Enternasyonal

54

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

G

aziemir, which is 13 kilometers to the west of Izmir city center on the İzmir Aydın Highway, is developing with each day. Gaziemir, which is the highest point of settlements in Izmir, is Izmir’s fastest growing and most popular borough with a population over 130 thousand. Gaziemir is also Izmir’s greenest borough. The borough, which is 65% covered with forests, is a popular place during the weekends. The borough, which looked like a big village until the beginning of the 1990’s, continues it development with organized structuring, the Aegean Industrial Area and Adnan Menderes Airport. The borough is expected to be a real hot spot when the Izmir International Fair moves to the area.

From Seydiköy to Gaziemir

There are various theories about the name of the borough which was a set-


Fuarı’nın ilçe sınırlarına taşınması ile de tam anlamıyla bir cazibe merkezi haline gelmesi bekleniyor.

Seydiköy’den Gaziemir’e

Tahsel olarak Helenistik, Roma ve Bizans çağlarının yaşandığı tahmin edilen yerleşimin ismiyle ilgili çeşitli bilgiler vardır. Yunanlı yazar Nikov Kapapa “To Eebntikıoı” (1964) adlı kitabında yerleşimin isminin Sedikui, Sevdköi, Sewdi - Keui, Sedi - Keui, Sediccuil, Sedeauei, Cedicueil, Sedikueu, Sevedikeui, Sediköe ve Seydiköy olarak kayıtlara geçtiğini anlatır. Türk kayıtlarına göre ise bölge ismini Türklerin İzmir’e yerleşimi ile başlayan Aydınoğlu döneminde, Gazi Umur Bey’in komutanlarından Seyd-i Mükremüddün’den alır. Emir Çaka Beyin İzmir’i almasıyla başlayan İzmir’deki Türk yerleşimi Aydınoğulları döneminde daha da fazlalaşmıştır.

tlement area during the Hellenistic, Roman and Byzantine periods. Greek writer Nikov Kapapa says that the settlements was known as Sevdköi, Sewdi - Keui, Sedi - Keui, Sediccuil, Sedeauei, Cedicueil, Sedikueu, Sevedikeui, Sediköe and Seydiköy in his book “To Eebntikıoı” (1964). According to Turkish records, the borough gets its name from Seyd-i Mükremüddün, a commander for Gazi Umur Bey. The name Seyid is given to people from the prophet’s lineage. Turkish rule grew stronger in the region when the family of Seyd-i Mükremüddün settled in Seydiköy. Seydiköy, during the Aydınoğulları period, was an important settlement like Birgi. The Seyd-i Mükerremüddin Lodge was built by Gazi Umur Bey. Gazi Umur Bey had appointed himself governor of Izmir in accordance with

old Turkish customs. It is a name given in the honor of Gazi Umur Bey who was known for the vast naval army he had built. According to old records, some of the money derived from a mosque built in Kadifekale by Ilyas, the son of the Izmir judge, was allocated to this lodge. The most important endowment of Gazi Umur Bey was the revenues derived from the lands in Seydiköy. Also, there was an endowment in Seydiköy in 1528 that belonged to the castle warden of İzmir Hasan Ağa. He had also commissioned a mosque and a fountain. The fountain still stands today. According to the 1530 deed report, the Turkish settlement in Seydiköy was established by nomad clans from Konya. Seydiköy received a lot of Greek immigrants in the 18th century due to the fact that western Aegean developed

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

55


Seyid ismi peygamber soyundan gelenlere verilir. Peygamber soyundan gelen Seyd-i Mükremüddün taifesinin Seydiköy‘e yerleşimiyle Türk hâkimiyeti artmaya başlamıştır. Aydınoğulları döneminde Seydiköy, Birgi’den sonra önemli bir yerleşim yeridir.

edilmiştir. Gazi Umur Bey’in önemli vakfiyesi Seydiköy arazilerinden elde edilen gelirdir. Yine Seydiköy’ de 1528 yılında İzmir Dizdarı Hasan Ağanın bir vakfiyesi vardır. Aynı zamanda adına bir cami ve çeşme yaptırmıştır. Bu vakfın çeşmesi halen ayaktadır.

Seydiköy arazisi adını aldığı Gazi Umur beyin “Seyd-i Mükerremüddin Zaviyesi” nin vakfıdır.

Seydiköy Türk yerleşimi ile ilgili en erken tarihli belge olan 1530 tarihli “tapu tahrir defteri”ne göre köy Konya’dan göçmüş Yörük boyları tarafından kurulmuştur.

Babası Aydınoğlu Mehmet Bey tarfından eski Türk devlet geleneği ve idare anlayışı doğrultusunda kendisi İzmir’ de Vali olarak görevlendirmiştir. Yaşantısını savaşlarla ve kurduğu dönemin en büyük donanmasıyla ünlenen Aydınoğlu Gazi Umur Bey’e izafeten verilmiş olan bir isimdir. Eski kayıtlara göre, Seydiköy’de 1292 yılında İzmir Kadısı Ahmet oğlu İlyas’ın Kadifekale’de yaptırdığı caminin 200 akçelik geliri bu vakfa tahsis 56

18. yüzyıldan itibaren Batı Anadolu’nun zeytin, üzüm, incir, pamuk ihracatına dayalı olarak uluslararası boyutta gelişiminin bir sonucu olarak Seydiköy, Ege Adaları kaynaklı yoğun bir Rum nüfus akınına uğramış ve 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren, bir yandan İzmir’e güneyden giriş öncesinde kilit bir idari merkez olma özelliğine kavuşmuş, bir yandan da Türk nüfus ağırlığını kaybetmiştir.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

with olive, grape and cotton trade and it became an important center in the second quarter of the 19th century while losing Turkish population. One of the most important factors of this development was the Gaziemir Train Station. The borough center was destroyed during Greek invasion and was move to Cumaovası (today’s Menderes) 2500 people (529 families) who came from Kavala during the population exchange were instrumental in rebuilding Seydiköy. The borough’s socio-cultural structure was formed after the addition of Bulgarian immigrants in 1994.

As old as Byzantine

According to the accounts of Hristos D. Hamodopoulos, Seydiköy is a Turkish village 100 years before the collapse of the Byzantine Empire. It is said that Seydiköy is an agricultural settlement and the land of wise men. Back in those days, the majority of the population is


Bu gelişimin en önemli faktörlerden birisi, tren yolu ile birlikte bugünkü yerinde tesis edilmiş olan Gaziemir İstasyonu olmuştur. Yunan işgali sırasında yıkıma uğramış olduğu için ve 1923 Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi sürecinde nahiye merkezi bir süre Cumaovası’na (bugünkü Menderes) taşınmıştır. Kavala’dan mübadil olarak getirilip iskan edilen yaklaşık 2 bin 500 kişi (529 aile) Seydiköy’ün yeniden imar ve inşasında önemli rol oynamıştır. Bu nüfusa, 1944 başta olmak üzere, sonraki yıllarda iskân edilmiş olan Bulgaristan göçmenlerinin eklenmesiyle ilçe günümüzdeki sosyo-kültürel çehresine kavuşmuştur.

Bizans kadar eski

Hristos D. Hamodopoulos’un anlatımına göre, Bizans İmparatorluğu’nun dağılmasından yaklaşık 100 yıl önce Seydiköy’den bir Türk köyü olarak bahsedilir. Seydiköy o zamanın Türk ve Rum halkı tarafından bir tarım yerleşimi ve evliyalar diyarı olarak anılır. O yıllarda Türk nüfusu çoğunluktadır. 1678 yılında Hollandalı yazar Corneille Le Brun Seydiköy’de çift minareli bir camiden bahseder. Yazar 1678 yılı 9 Ekim günü 72 kişilik bir grupla Efes’e giderken Seydiköy’e uğrar. Köy hakkındaki düşüncelerini, “Bu muhteşem köye hayran kaldım. Çok şahane bir ovada yer almış. Bu kadar güzel ve mükemmel olduğu için, İzmir deki konsolosların burada yazlık evleri bulunuyor” diye anlatır.

Gezginlerin uğramadan edemediği köy

Seydiköy geçmişte Levanten ailelerin göz kamaştırıcı konaklarına ev sahipliği yapıyordu. Öyle ki İlhan Pınar “17. ve 19 yüzyılda Gezginler” kitabında Seydiköy’deki sayfiye evlerinin İstanbul’daki yalılarla boy ölçüşecek güzellikte olduğunu anlatır. Aynı eserde Seydiköy’den “İzmir çevresindeki yerleşimler içinde kuşku yok ki en güzeli” diye bahseder.

Turkish. In 1678, Dutch writer Corneille Le Brun talks about a mosque with two minarets in Seydiköy. The author stops by the town in with a group of 72 on his way to Ephesus. He writes, “I admired this amazing village. It was built on a great plain. The consulates in Izmir have houses here because it is so beautiful.”

The village frequently visited by travelers

Seydiköy used to host the magnificent

mansions of Levantine families in the past. Such so that İlhan Pınar, in his book “Travelers in the 17th and 19th Century” says that the houses in Seydiköy are as magnificent as the waterside mansions in Istanbul. He also says that Seydiköy is the most beautiful town in Izmir. Seydiköy was so beautiful that it was frequented by travelers. French author and poet Lamartine who visited Izmir said,”The village is filled with rural

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

57


Anı evi

Seydiköy gezginlerin uğramadan edemediği güzellikte bir köydü. İzmir’i ziyaret eden ünlü Fransız şair ve yazar Lamartine de Seydiköy’le ilgili olarak ”Etrafı meyve bahçeleriyle çevrili, gürül gürül sularla sulanan çok sayıdaki kır evleri yaz boyunca İngiliz, Fransız, Hollandalı, Rum, Ermeni kökenli olan İzmirli ailelere bir sığınak oluyor, huzur ve canlılık veriyor” demiştir. Seydiköy’de Van Lennep ailesinin evinde misafir edilen ünlü şair, köyün doğal güzelliklerine de hayran kalır. Lamartine “Büyük ve güzel bir köy, dağlar arasında harika bir yerleşim. Oksijeni ve ormanı bol olması köyü mükemmel bir yerleşim yapıyor. Etrafındaki üzüm bağlarının ve çeşit çeşit ağaç türlerinin olması köyün güzelliğini artırıyor. Köyde ikamet eden Rumlar bağların işlenişi ve toprağın ekilip biçilmesi konusunda çok hassas ve titizler. Çeşitli sebzeler yetiştiriyorlar, gezdiğimiz bağların her biri İtalya’daki bağlardan üstün. Kır evlerinin büyük bir bölümü ağaçlar arasındadır. Etrafından dereler akıp geçi58

yor. Bu da evlere serinlik veriyor” diye bahseder Seydiköyden. O tarihlerde yine Seydiköy de yaşayan bir Rum doktorun evinde misafir olan Nikoy Kapapa da kitabında, “Seydiköy o kadar güzel ki, insan eli onu mükemmel duruma getirmiş. Kadınları güler yüzlü, iyi giyimli ve çok da güzeldiler. Rum kadınları eski Yunan geleneklerini koruyor ve o dönemi andıran elbiseler giyiyorlardı” der.

Ortak kutsal değer Seydi Baba

Seydiköy’ü gören yazarların anlatımlarına göre, Seydiköy dini bir bölgeydi. Roma ve Bizans dönemlerinde önemli bir merkez olan bölgede dini törenler yapılmaktaydı. 14’üncü yüzyıla kadar Bizanslıların yaşadığı, bu yıllardan sonra da bir Türk köyü olan, ardından İzmirli Levantenler ve Rumların yerleştiği bölgede halk kaynaşmış durumdaydı. Öyle ki Seyyid Mükerremüdin’in hatırasını taşıyan Seydi Baba’yı Türkler ve Rumlar aynı saygıyla ziyaret ederdi. Ona ait diye bilinen kabrin yanındaki çeşmenin

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

houses surrounded by fruit orchards and streams that shelter British, French, Dutch, Greek and Armenian families.” The famous poet, who stayed with the Van Lennep family in Seydiköy, admires the scenic beauties of the village. Lamartine writes, “It is a big and beautiful village, an amazing settlement inside mountains. Plenty of oxygen and a big forest make it a perfect settlement. The vineyards and trees around the village increase its beauty. Greeks that live in the village are meticulous about the up keeping of the vineyards and lands. They grow various vegetables and the vineyards are better than the ones in Italy. The majority of the houses are between trees and there are streams nearby which cool the houses.” Niko Kapapa, who was a guest at a Greek doctor’s house at that period writes, “Seydiköy is so beautiful that humans have made it perfect. The women are warm, well dressed and very pretty. Greek women keep the old


suyundan her iki grup da şifa beklerdi. Gaziemir Belediyesi Kültür Danışmanı - Arkeolog Ercan Çokbankir, “Geçmişten Günümüze Seydiköy Gaziemir” kitabında mübadele ile Selanik’e giden Seydiköylü Rumların da Seydiköylü Müslümanlar gibi Seydi Baba’yı ziyaret ettiklerini, mezarı başındaki çeşmeden su içip şifa bulduklarını, Seydi Baba’yı dedeleri olarak kabul ettiklerini aktarır. Seydi Baba’ya ait mimari değeri olan düzgün bir yapı günümüze ulaşmamıştır. Gaziemir Belediyesi bugün ilçede Seydi Baba’nın mezarı kabul edilen yere bir türbe inşa etmeyi planlıyor.

Tren istasyonundan Anı Evi’ne

İzmir’in çok sayıdaki tren istasyonu arasında ayrıcalıklı bir yere sahip olan Seydiköy Tren İstasyonu; 19. yüzyılın sonlarında yapılmış. O dönem, İzmir’de özellikle yabancı uyruklular ile kente gelen yabancılar ve levantenler, eğlenme ve dinlenme için Buca, Bornova ve Seydiköy’e geliyordu. Buralar 19. yüzyılın ilk yarısı içinde varlıklı ailelerin yazlık köşklerinin bulunduğu yerler olarak da anılıyordu. Bu banliyölerin sürekli iskân edilmesi, ancak ulaşım olanaklarının iyileştiği ve özellikle demir yolu bağlantılarının sağlandığı 1876 yılından sonra arttı. 1876 yılı Aralık ayında işletmeye açılan Gaziemir-Seydiköy bağlantısını, Seydiköylü Fotiadis (Seydiköylü zengin Rumlar’dan) ve Purser aileleri hattın yapım masraf ları karşılayarak sağlamış, bu nedenle imtiyaz hakkını da almışlardı. 1907 yılının Ekim ayında 6 bin lira karşılığında imtiyaz hakkı, adı geçen bu kişilerden, Aydın Demiryolu Şirketi’nce devir alındı ve şirket daha sonra tamamıyla Türklerin eline geçti. Bu hat üzerindeki Seydiköy İstasyon binası da o dönem inşa edildi ve trenler buraya 1986 yılına kadar uğradı. Gaziemir’in tarihi değerlerinden biri olan Seydiköy Tren İstasyonu, ilçenin tarihini gün yüzüne çıkarma çalışmaları kapsamından atıl durumdan kurtarıldı. Belediye tarafından “Anı Evi” adıyla

Seydi Baba Türbesi

Anı evi

ilçenin sosyal hayatına kazandırılan tren istasyonu hala buram buram tarih kokuyor.

Greek traditions and wore clothes from that period.”

Eski bir Seydiköy evi özelliğini taşıyan Anı Evi’nde 1925-1950 yılları arasında Seydiköy’de yaşayan bir ailenin ev hayatını da canlandırılıyor. Gelin odası, oturma odası ve mutfak bölümlerinin bulunduğu binada, dönemin kıyafetleri kadın, erkek ve çocuk maketleri üzerinde sergileniyor. Eski tabak ve mobilyalardan, tütün kırarken kullanılan lüks lambasına kadar detaylı malzemelerin bulunduğu Anı Evi’ne gelenler hem

According to accounts of authors who have visited Seydiköy, Seydiköy was a religious area. Religious ceremonies were held in the region which was an important center during the Roman and Byzantine periods. The citizens, who consisted of Turks, Levantines and Greeks, were close knit, such so that Turks and Greeks respectfully visited the Seydi Baba memorial. Both parties looked to heal at the fountain near his tomb.

The common asset: Seydi Baba

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

59


geçmişi yâd ediyor hem de Gaziemir’in tarihi ile ilgili detaylı bilgi sahibi oluyor. Bir odası da kütüphane olarak ayrılan Anı Evi’ni mübadeleyle Yunanistan’a giden Seydiköylüler de ziyaret ediyor.

Tarih yeniden canlanıyor

Gaziemir’deki geçmiş yaşantı, belleklerden silinmeden kayıt altına alınıyor. En genci 75 yaşında olan Mübadil, Boşnak ve Pomak 30 Seydiköylü’nün anıları belediyenin özel çalışması ile belgesel ve kitap haline getiriliyor. Sözlü tarih çalışmasında, Seydiköy’deki sosyal hayat renkli anılarla büyüklerin tatlı dilinden aynen aktarılıyor. Gaziemir Belediyesi Kültür Danışmanı Arkeolog Ercan Çokbankir tarafından yürütülen projede, yaşları 75-95 arasında değişen 30 Gaziemirli ile görüşüldü. Görüşmelerin tamamı kameraya kaydedildi. Görüntü ve fotoğraf vermek istemeyen bazı anlatıcılar, anılarını yazarak paylaştı. Anlatıcılar, kendi arşivlerinden hiçbir yerde yayınlanmayan 200’e yakın fotoğrafı da çalışmada kullanılmak üzere verdi.

Amfitiyatrolu fuar merkezi

İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Gaziemir’de kurulacak yeni fuar kompleksi ilçeyi İzmir’in fuar turizminin merkezi yapacak. Toplam 337 bin metrekare alan üzerine projesi hazırlanan yeni fuar bölgesinde, ilk etapta 110 bin metrekare alan üzerinde 7 tane sergi holü yapılacak. Yapılacak holler, tek ya da aynı anda birden fazla fuara hizmet verebilecek kapasitede teras şeklinde tasarlanacak ve birbirlerine geçişleri olacak. Yeni fuar kompleksinde yapılacak olan seyir kulesi, fuar katılımcı ve ziyaretçilerine farklı bir ortam sunarken, amfitiyatro şeklinde hazırlanan meydanı, fuarlar süresince çekim merkezi haline gelecek.Fuarda 93 bin metrekarelik kapalı otopark alanı yapılarak ziyaretçi ve katılımcıların hizmetine sunulacak. Fuar alanında ayrıca, 12 bin metre60

Yeni fuar alanı

karelik fuar sokağı, 865 metrekarelik seminer salonu yer alacak. Fuar alanı içinde 11 bin 300 metrekarelik alanda ise kafeterya, restoran ve idari binalar bulunacak. Toplam inşaat olanı 240 bin metrekare olacak. Yeni fuar kompleksi projesinde daha sonra gelebilecek talepleri karşılamak amacıyla, ikinci etapta kullanılmak üzere 70 bin metrekarelik bir rezerv alanı da oluşturuldu. Rezerv alan haricinde ayrıca, 42 bin metrekarelik bir alan da ilerideki süreçte otel ve kongre merkezi yapılması amacıyla ayrıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 26 milyon lira kamulaştırma bedeli öde-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Gaziemir Municipality’s Cultural Consultant archeologist Ercan Çokbankir, in his book “Seydiköy Gaziemir from Past to Present” writes that Greeks visited the tomb of Seydi Baba like the Muslims and drank from the fountain to seek treatment. There are no proper architectural assets belonging to Seydi Baba today. The Municipality of Gaziemir is planning on building a mausoleum at the place considered to be the final resting place of Seydi Baba.

From a train station to a memorial house

The Seydiköy Train Station, which is special among all the other stations in


yerek fuarcılık için hazırladığı Gaziemir’deki 337 dönüm alan ile kentte ‘365 gün fuarcılık’ hedef leniyor. İzmir’in yeni fuar kompleksi, çağdaş mekânların yanı sıra, teknik ve sosyal altyapı donanımlarıyla büyük boyutlu ihtisas fuarlarının gereksinimlerini karşılayabilecek niteliklere sahip olacak. Şehir içi ulaşım, konaklama ve hizmet alanlarına yakın konumuyla, fuar katılımcılarının yanı sıra İzmirliler de yeni fuar alanına kolayca ulaşabilecek.

İzmir’in dünyaya açılan kapısı: Adnan Menderes Havalimanı

Adnan Menderes Havalimanı

Uluslararası hava trafiğine açık, 24 saat hizmet veren Adnan Menderes Havalimanı Gaziemir ilçesi sınırlarındadır. Havalimanı şehir merkezine 18 kilometre mesafededir. Yıllık 4 milyon yolcu kapasiteli havalimanının 900 araçlık otoparkı mevcut olup, havalimanı pisti 3 bin 240 metre uzunluğundadır. Her türlü uçağın inebileceği bir kaplama yüzeyine sahip olan havalimanı ile şehir merkezi arasındaki ulaşım İzmir Büyükşehir Belediyesi otobüsleri, İZBAN Banliyo hattı ve taksilerce sağlanmaktadır.

İstihdam ve ticaret hacminde Türkiye’nin yüz akı

İzmir’in Gaziemir ilçesinde 2,2 milyon metrekarelik bir alan üzerinde, Ekonomi Bakanlığı kurulu olan Ege Serbest Bölgesi, Türkiye’deki 19 serbest bölge arasında hem istihdam hem de ticaret hacmi açısından ilk sırada yer alıyor. Uluslararası Adnan Menderes Havalimanına 4, İzmir Limanı’na 12, otoyol ağlarına ise 1 kilometre mesafede olan Ege Serbest Bölgesi, Türkiye’ye gelen yabancı yatırımcıların en fazla tercih ettiği serbest bölge. Türkiye’deki 19 serbest bölgede istihdam edilen 52 bin 573 kişinin yüzde 35.28’ini tek başına sağlayan Ege Serbest Bölgesi, önümüzdeki yıl devreye girecek yatırımlarla şu an 20 bin 300 olan istihdam sayısını 23 bine yükseltecek. Ege Serbest Bölgesi

Ege Serbest Bölgesi

Izmir, was built at the end of the 19th century. During that period, foreigners and tourists used to go to Buca, Bornova and Seydiköy for entertainment. These places were also places where rich families had summer houses. Regular settlement in these areas only began after the establishment of the railways in 1876. The Fotiadis and Purser families had paid for the Gaziemir-Seydiköy connection of the railway that opened in December 1876 so they owned the privileges. The said privileges were bought in 1907 by Aydın Railway Company and after that the company was solely owned by Turks. The station building was constructed during that period and

trains stopped here until 1986. As one of Gaziemir’s historical assets, the Seydiköy Train Station was renovated and turned into a memorial house by the municipality. In the memorial house, the house life of a typical borough family from between 1925-1950 is depicted. In the house which includes a bridal room, living room and kitchen, the period’s clothes are exhibited on mannequins. The house also includes old plates, furniture and luxuries lamps. The house, which also has a library, is also visited by the locals of Seydiköy who went to Greece after the exchange.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

61


“İzmir’in incisi Gaziemir” “Son yıllarda hızlı, aynı zamanda planı ve düzenli gelişen Gaziemir, Ege Serbest Bölgesi, sivil ve askeri havaalanı, Sarnıç’ta yoğunlaşan bacasız sanayi, ilçe yüzölçümünün yüzde 65’ini oluşturan ormanlar ve dinamik nüfus yapısıyla tam anlamıyla İzmir’in incisi haline geldi.

Halil İbrahim ŞENOL Gaziemir Belediye Başkanı Gaziemir Chief Magistrate

İzmir Fuarı’nın Gaziemir’e taşınacak olması, Ege Üniversitesi Meslek Yüksekokulu’nun havacılık teknolojisi ile ilgili iki programının okutulduğu Ahmet Eroğlu Eğitim Tesisleri’nin faaliyete geçmesi, ilçenin ilk devlet hastanesine kavuşması, Aliağa-Menderes Hızlı Tren Projesi’nin tamamlanması ilçemiz için dönüm noktası oldu. Eski adı Seydiköy olan Gaziemir’in tarihini yeni kuşaklara aktarmak amacıyla başlatılan çalışmalar kapsamında ilçeye bir Anı Evi kazandırıldı. 1986 yılına kadar trenlerin uğradığı Seydiköy Tren İstasyonu, kent müzesi mantığıyla yapılan düzenle-

meyle anı evine dönüştürüldü. Tarihimize ve kültürümüze sahip çıkmanın yanı sıra geçmişte İzmir’in başlıca sayfiye yerlerinden biri olan ilçemizi o günlere döndürebilmek amacıyla çeşitli projeler yürütüyoruz. Bu projeler çerçevesinde Şahin Tepesi, gezi alanları, şelaleler ve yeşil dokusuyla İzmirlilerin nefes alacağı bir hale gelecek. Sarnıç Gölet projesiyle de bu bölgeyi karavan turizmine açmayı hedef liyoruz. Özellikle İzmir Fuarı’nın ilçemiz sınırları içerisine taşınacak olması sanayisiyle ünlenen Gaziemir’i İzmir fuar turizminin merkezi yapacak. İlçenin sosyal ve ekonomik hayatına büyük katkı sunacak bu projeyle, İzmir’in güney kapısı olan Gaziemir bugün olduğundan çok daha önemli bir konuma yükselecek. Yıl boyu ihtisas fuarlarının yapılacağı kompleks, ilçeyi ulusal ve uluslararası otel zincirlerinin İzmir’deki yatırımlarının yeni gözdesi hale getirecek.”

“İzmir’s pearl Gaziemir” “Gaziemir, which has been developing quickly an in an orderly manner for the past years, has become the pearl of Izmir with its free trading zone, airport, tourism in Sarnıç, forests and dynamic population. The fact that the Izmir Fair will move to Gaziemir, the opening of the Ahmet Eroğlu Educational Center where courses on aviation are carried out, the first state hospital and the completion of the Aliağa-Menderes Fast Train project have been important turning points

62

for our borough. A memorial house was built to transfer the history of the borough to future generations. Seydiköy Train Station, which was operational until 1986, was turned into a memorial house with a city museum mentality. While protecting our history and culture, we are undertaking various projects to make our borough the resort town it once was. After these projects, the borough will be a place to relax in Izmir with the Şahin Tepesi excursion site, water-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

falls and green areas. And with the Sarnıç Lake project, we are aiming to open the area to caravan tourism. The new fair area that will be constructed will make Gaziemir the fair center of Izmir. This socially and economically important project will make Gaziemir a more important destination. The new fair complex which will host fair throughout the year will make the area the new favorite of foreign hotel chain investments.”


History comes alive

The past life of Gaziemir is constantly recorded. The memories of 30 locals are being turned into a book and documentary by the municipality. During the oral history workshop, the elders of the community talk about the good old days. During the project initiated by Gaziemir Municipality’s Cultural Consultant archeologist Ercan Çokbankir, 30 locals were interview between the ages of 75 and 95. All the interviews were recorded. People who didn’t want to be on camera wrote their memories. Participants also donated nearly 200 photographs from their own collections.

A fair center with an amphitheatre

The new fair complex which will be built in Gaziemir by the İzmir Metropolitan Municipality will make the borough Izmir’s fair tourism center. First, 7 exhibition halls will be built on a 110 thousand square meter area. The halls will be built as terraces and will be connected to each other. While the observation deck will offer a unique experience for attendees, the amphitheatre that will be constructed will make the fair an important attraction point. A 93 thousand square meter indoor parking lot will be constructed in the fair. The fair will also include a 12 thousand square meter fair street and an 865 square meter conference hall. There will be cafeterias and restaurants on an 11 thousand square meter land. The total construction area will be 240 thousand square meters. A 70 thousand square meter area was set on reserve to cater to additional demands that could arise in the future. Also, a 42 thousand square meter area was reserved for the future construction of a hotel and congress center. The new fair complex built by the İzmir Metropolitan Municipality

Hem bilim hem eğlence

Science and fun

Dünyadaki üçüncü, Türkiye, Ortadoğu, Güneydoğu Avrupa ve Batı/ Orta Asya’da bulunan tek uzay kampı olan Uzay Kampı Türkiye, İzmir’in çağdaş endüstri merkezi Ekonomi Bakanlığı Ege Serbest Bölgesinde kurucu işletici ESBAŞ tarafından işletiliyor. 12 Haziran 2000’de açılan ve kuruluşundan bu yana 175 bin kişi tarafından ziyaret edilen son teknoloji ile donatılmış tesis, farklı uluslardan gençlerin bir araya gelip uzun süreli arkadaşlıklar kurabilecekleri ve diğer kültürleri anlayabilecekleri ideal bir ortam sunuyor. Bir uzay ve bilim merkezi olan Uzay Kampı Türkiye, bir yandan gençleri bilim, matematik ve teknoloji alanında kariyer yapmaları için motive ederken diğer yandan da çocuk ve yetişkinlere uzayla ilgili interaktif simülasyonların kullanıldığı dinamik, eğlenceli bir ortamda iletişim, takım çalışması ve liderlik alanlarında eğitim veriyor. Merkezi Hunstville Alabama’da bulunan Amerika Uzay Bilimleri Sergi Komisyonu Lisansına sahip olan Uzay Kampı Türkiye ayrıca Türkiye Kamplar Derneği üyesi.

Space Cam Turkey, which is the third in the world and the only one in the Middle East, Southeast Europe and Eurasia, is being managed by ESBAŞ. The highly advanced facility, which was opened in June 2000 and was visited by 175 thousand people since its opening, offers an ideal environment where kids from different nations come together and form long lasting friendships. Space camp Turkey, which is a space and science center, motivates youngsters to choose a career in science, math and technology all the while educating children and adults on leadership and teamwork through fun simulations and activities. The camp, which is licensed by the American Space Sciences Exhibitions Commission based in Huntsville Alabama, is also a member of the Turkish Camping Association.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

63


Adnan Menderes Havalimanı

istihdama sağladığı bu katkıyla devletin üzerinden 3 milyar dolarlık yükü azaltıyor. Dünyada yaşanan krize rağmen büyümesini sürdüren Ege Serbest Bölgesi’nde şu an itibariyle 76’sı yabancı sermayeli olmak üzere 225 firma faaliyet gösteriyor. Elektronik, tekstil ve otomotiv başta olmak üzere yan sanayi, makine imalat ve montajı, havacılık ve savunma sanayi, hassas ölçü aletleri, metal bağlantı elemanları ve gıda işleme ve paketleme gibi sektörlerin yer aldığı Ege Serbest Bölgesi’nde en fazla ticareti yapılan mallar ise, tekstil ürünleri, konfeksiyon, ağır iş makineleri, kimyasal ürünler ve dayanıklı tüketim malları. 2012’de 9’u üretici 19 firmanın faaliyet ruhsatı aldığı Ege Serbest Bölgesi’nde ilk kez Rusya’dan (Nordia firması) bir yatırımcı yatırım gerçekleştirdi. Bölgede fabrikaların kapasite kullanım oranları yaklaşık yüzde 75 ortalamaya sahip. Bölgenin şu andaki doluluk oranı ise yüzde 95. Ege Serbest Bölgesi’nin tam doluluk halinde çalışması ve firmaların tam kapasiteye ulaşması halinde istihdam 28 bini bulacak. Kurulduğu tarihten bu yana ticaret hacmi 48 milyar doları bulan Ege Serbest Bölgesi’nin 2012’nin ilk 10 ayındaki ticaret hacmi ise 4 milyar dolara ulaştı. Bu, geçen yıla göre yüzde 2’lik bir artışı ifade ediyor. Bu rakamlar ışığında Ege Serbest Bölgesi’nin yılı 5 milyar doların üzerinde tamamlaması bekleniyor. 64

will be open for fairs throughout the year. This new fair, besides including modern structures, will also be able to cater to big industrial fairs with its technical and social infrastructure. With intercity transportation and new accommodations, participants will have easy access to the fair area.

İzmir’s gateway to the world: Adnan Menderes Airport

Adnan Menderes Airport, which is a 24 hour international airport, is within the borders of Gaziemir. The airport is 18 kilometers to the city center. The 4 million people a year capacity airport has a 900 car garage and its tarmac is 3240 meters. Transportation between the airport and city center is provided by İzmir Metropolitan Municiaplity buses, İZBAN city buses and cabs.

The champion of Turkey in employment and trade volume

The Aegean Industrial Center, established on a 2, 2 million square meter area in Gaziemir, is the number one free trading area in Turkey. The zone, which is 4 kilometers from the airport, 12 kilometers from the Port of Izmir and 1 kilometer from highway networks, is the number one choice of foreign investors in Turkey. 35, 28% of all people employed in free trading zones are working in the zone

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

and the number of people employed will increase to 23 thousand with pending investments. The zone takes off 3 billion dollars of load from the government with its contribution to employment. A total of 225 companies, 76 foreign, operate at the zone which still improves despite the global economic crisis. The majority of products traded at the zone are textiles, confection, heavy equipments, chemical products and durable consumer goods although electronics, automotive, machine production, defense and aviation sectors, sensitive measuring equipments, metal connection elements and food packaging sectors are found at the zone. In 2012, where 19 companies received operation certificates, a Russian firm realized an investment for the first time. The capacity usage of the factories in the region is 75% on average. The occupancy rate at the zone is 95%. When the zone is fully occupied and operational, employment will reach 28 thousand. The 2012 trade volume of the zone was 4 billion dollars and the total trading volume of the zone since its establishment is 48 billion dollars. It is expected the zone to finish the year with 5 billion dollars.


miaresidences.com

Günümüz Moden Tasarımları daha geniş ve merkezi bir şekilde planlanarak, ailenin bir araya geldiği, sohbet ettiği buluşma noktaları haline geliyor. KOÇ İNŞAAT her aile bireyinin mutlu olacağı bir ortam yaratmak için, Mia Residence’ı hayata geçiriyor. Mia Residence’nin mimarisin de, gelenekselliğinin dışına çıkıp, mimariyi ve tarzınızı tamamen baştan yaratıyoruz. Bunu birer iş olarak değil, keyifle yapılan bir dönüşüm olarak görüyoruz.

Herkes farklı olmak ister;

globalistajans.com

Evinizdeki otel konforunu yaşıyacağınız tek yer Mia Residence. Yeni bir yaşam stiline adım atacağınız, birbirinden özel 66 daire sizleri bekliyor.

. . Akçay Caddesi No: 220 Gaziemir / IZMIR Tel: 0 (232) 251 28 17 Fax: 0 (232) 251 12 33 Gsm: 0 (530) 762 28 23 www.kocinsaat.com.tr info@kocinsaat.com.tr İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

65


Gaziemir Kaymakamı Şerafettin Tuğ

“Günümüzün gözde yatırım merkezi” İzmir’in en fazla yeşil alanlarına sahip ilçelerinden biri olan Gaziemir yerleşmek, konut almak ve yatırım yapmak için oldukça elverişli bir konuma sahiptir.

“Today’s popular investment center” Gaziemir, one of the greenest boroughs in Izmir, is an ideal place to live, buy property and invest.

G

G

aziemir iş kurmak için oldukça elverişli imkânlar sunmaktadır. İlçe sınırları içerisinde havaalanının bulunması nedeniyle yüksek bina inşasına müsaade edilmemesi ilçeyi daha yaşanılır kılmaktadır. Havaalanının burada bulunması, ilçenin içinden geçen Aydın-İzmir yolu, Alsancak Limanı’na yakınlığı ve İzmir çevre yolu ile İZBAN tren seferleri sayesinde ulaşım sıkıntısı olmaması potansiyel yatırımcılar için çok önemli bir avantajdır.

aziemir provides great offers for new businesses. The fact that the construction of high buildings is prohibited because of the airport, makes the borough all the more attractive to live in. The existence of the airport, the Aydın-İzmir highway that passes from the borough, the borough’s close proximity to the port and train station is important advantages for investors.

Türkiye’nin en büyük, en fazla çalışanı olan ve en fazla ekonomik değer üreten serbest bölgesi olan Ege Serbest Bölgesi (ESBAŞ) ilçemiz sınırları içerisindedir. 225 firmanın faaliyet gösterdiği, 20 bin 300 kişinin çalıştığı ESBAŞ’da 2011 yılı itibariyle üretilen ekonomik değer 5,5 milyar doların üzerindedir. Ülke çapındaki serbest bölgelerde çalışan her beş kişiden ikisinin burada olması da göz önünde bulundurulduğunda ESBAŞ’ın ilçemiz, İzmir ve Türkiye için önemi daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Gaziemir’de zaman zaman istihdam edilecek insan sıkıntısı da yaşanmaktadır. ESBAŞ, Sarnıç ve Akçay Caddesi’ndeki sanayi tesislerinin varlığı ilçede işsizliği minimum seviyeye indirmektedir. İlçemizdeki bir diğer güzellik de sanayi ile konut alanlarının birbirinden ayrı olmasıdır. Bu da Gaziemir’de yaşamı güzel66

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Şerafettin Tuğ

The Aegean free trading zone known as ESBAŞ is Turkey’s biggest and most valuable free trading zone that creates a lot of employment. In the zone, where 225 companies operate and more than 20 thousand people work, over 5, 5 billion dollars of revenue was generated as of 2011. When you take into account that one of every five people working in free trading zones in Turkey are employed here, the importance of ESBAŞ for our borough, Izmir and Turkey becomes even clearer. Sometimes there is lack of personnel in Gaziemir. The existence of companies in ESBAŞ, Sarnıç and Akçay Avenue minimizes unemployment. Industrial zones and living areas are separate in our borough and this makes life in Gaziemir even more beautiful. Literacy is 99, 57% in our borough and 77% percent of high school students study in foreign languages. There is a middle school, a high school and a 100 bed hospital in our borough


leştirmektedir. Okuma yazma oranının yüzde 99.57 olduğu ilçede 2012-2013 eğitim öğretim yılında ilkokul birinci sınıf öğrencilerinin sınıf mevcut ortalaması 24 kişidir ve ortaokul birinci sınıfa kayıt olan öğrencilerin yüzde 77’si yabancı dil ağırlıklı eğitim almaktadır. 2012 SBS sınavında İzmir’de devlet okulları içerisinde Nevvar Salih İşgören Ortaokulu birinci olmuştur. İlçemizde rahmetli hayırsever Salih İşgören’ce yaptırılmış bir ortaokul, bir lise ve 100 yataklı bir hastane mevcut olup kendisini ve eşini rahmetle anıyoruz. Kurmuş olduğu Nevvar Salih İşgören Vakfı’nın ilçemizdeki faaliyetleri ilçe halkında büyük bir memnuniyet oluşturmaktadır. Tüm bu avantajlara rağmen Gaziemir’in geçmişten günümüze sahip olduğu tarihsel ve kültürel değerleri ne yazık ki hızlı gelişiminin gölgesinde kalmıştır. Bu eksikliği gidermek adına ilçedeki kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetim, sivil toplum örgütleri ve halkın katılımıyla, ortak akılla bir farkındalık oluşturulmaya ilçede yaşayan insanlarda bir tarih bilinci oluşturulmaya, yaşadıkları yeri benimsetmeye ve sosyal hayata

uyumun arttırılmasına çalışılmaktadır. Kültür ve turizmle ilgili değerlerimizi ön plana çıkarmak için yürütülen çalışmalar kapsamında sadece Türkler için değil geçmişte bölgede yaşayan Rumlar için de önemli bir değer olan Seydi Baba’nın mezarının ziyarete açılması ve tarihi yapıların restore edilip geleceğe aktarılmasına yönelik projeler yürütülüyor. Bunların yanı sıra Gaziemir’in tarihsel süreç içerisindeki gelişimini yeni nesillere aktarmak amacıyla bir sözlü tarih çalışması yapılıyor. Tarihi ve kültürel değerlerimizi korumak için yürütülen bu çalışmalar ilçemizdeki turizm hareketliliğini artıracaktır. Bu hareketliliği daha da artıracak bir diğer etken de kuşkusuz ilçemiz sınırları içerisinde konumlanacak yeni fuar alanıdır. 350 dönümlük bir alanda inşa edilecek olan yeni fuar alanı, Gaziemir’i İzmir’in fuar ve kongre turizminin merkezi yapmakla kalmayacak, pek çok önemli otel yatırımını da bölgeye çekecektir. Kısacası Gaziemir, kısa zamanda sanayinin yanı sıra kültür ve turizmde de adından sıkça söz ettirmeye başlayacaktır.”

built by charitable person Salih İşgören. The activities of the Nevvar Salih İşgören Foundation is greatly appreciated by our community. Despite all these advantages and a deep rooted history and culture, Gaziemir has not been fully developed. To eliminate this problem, we are trying to differentiate the borough and raise awareness for history and harmonize social life with the help of our citizens and local authorities. We are planning to open the tomb of Seydi Baba and restore historical structures in order to highlight our cultural and touristic assets. In addition, we are undertaking an oral history project to transfer our history to future generations. These works geared towards protecting our historical and cultural assets will increase touristic activity in the borough. Another factor which will increase this activity is no doubt the new fair area that will be built within our borders. It will not only make Gaziemir the fair and congress center of Izmir but it will also draw many hotel investments to the area. In short, Gaziemir will also make a name for itself in culture and tourism in the very near future.”

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

67


TORBALI

68

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


Ana Tanrıça’nın Kenti: Torbalı Tarihin en eski çağlarından bu yana çeşitli uygarlıkların merkezi olan, ismini antik çağın ünlü şehirlerinden Metropolis’ten alan Torbalı, her ne kadar tarım ve sanayisiyle öne çıksa da bağrında gizlediği köklü geçmişin izleriyle kültür ve turizmde de adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Fotoğraflar/Photographs: Torbalı Belediyesi Arşivi

The city of the Mother Goddess: Torbalı Torbalı, which has been the center of various civilizations throughout history and takes its name from Metropolis, is making a name for itself in culture and tourism with its deep rooted history although it is known for agriculture and industry.

İ

zmir’e 45 kilometre uzaklıkta bulunan Torbalı, doğusunda Bayındır ve Tire, batısında Menderes, güneyinde Selçuk, kuzeyinde de Kemalpaşa ilçeleri ile çevrilidir. İzmir’in güneyinde yer alan ilçe, Küçük Menderes Havzasının kuzeybatısında kurulmuştur. İlçenin kuzey kesimini Nif (Kemalpaşa) Dağı’nın güney uzantıları ile Mahmut Dağı’nın batı uzantıları engebelendirir. Bunun dışında kalan alanlar Küçük Menderes Ovası’nın devamıdır.

Lidyalılar döneminde en parlak çağını yaşadı

İlçenin ilk çağ tarihinin çok eskiye dayandığı bilinmektedir. Bugünkü Torbalı Küçükmenderes havzasında verimli topraklar üzerinde kurulmuş olup; Ephessos (Selçuk), Smyrna (İzmir), Kolophon (Değirmendere), Nation (Ahmetbeyli) ve Nif (Kemalpaşa) antik kentleri arasında kalan bölgede M.Ö. 3 bin yıllarında ilk yerleşim gerçekleşmiştir. Yöredeki en erken yerleşim Metropolis antik kentinde ortaya çıkmıştır. Metropolis kentiyle birlikte M.Ö. 2 bin 500 yılında Hititler zamanında yörenin geliştiği, M.Ö. 7’inci yüzyılda Lydia

T

Torbalı’nın yakın

gelecekte inanç ve kültür turizminde İzmir’in en

önemli merkezlerinden biri haline gelmesi bekleniyor.

Torbalı is expected to

be one of Izmir’s most

important religious and culture tourism centers in the near future.

orbalı, which is 45 kilometers from the city center of İzmir, is surrounded by Bayındır and Tire in the east, Menderes in the west, Selçuk in the south and Kemalpaşa in the north. The borough, which is located in the south of Izmir, was established on the northwest of Küçük Menderes basin. The southern extensions of Nif (Kemalpaşa) Mountain and the western extensions of Mahmut Mountain make the borough mountainous. The rest is the continuation of Küçük Menderes Plain.

The most glorious days during the Lydia period

The history of the borough dates back to the antique ages. Today’s Torbalı was built on the fruitful lands of the Küçük Menderes and first settlements began in 3000 B.C.’s on the borough which is between Ephesos (Selçuk), Smyrna (İzmir), Colophon (Değirmendere), Nation (Ahmetbeyli) and Nif (Kemalpaşa) antique cities. The earliest settlement in the region was uncovered at Metropolis antique

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

69


zamanında da en parlak çağını yaşadığı anlaşılmıştır. Sırasıyla Neolitik, Kalkolotik,Tunç Çağları ile Frigya, Lydia, Pers, Roma ve Bizans dönemlerini, 1071-1317 tarihlerinde Selçuklular ve Aydınoğulları, daha sonraları Osmanlı dönemini yaşamıştır. İlçenin ismini Metropolis’in diğer adı olan Triyanna veya Tripolis’ten aldığı sanılmaktadır. Metropolis “Ana Tanrıça’nın Kenti” anlamına gelir. Ünlü tarihçi Strabon bu kentin antik çağda ünlü bir şarap merkezi olduğunu belirtmiştir. Ne zaman ve kimler tarafından kurulduğuna dair net bilgilere ulaşılamamakla birlikte Metropolis’in çevresinde yapılan kazılarda çok zengin kalıntı ve buluntularla karşılaşılmıştır. Kazılarda Helenistik Çağa tarihlenen çok sayıda verilerle karşılaşılması o dönemde bu70

rada önemli bir yerleşimin olduğuna işaret etmektedir. Yöre Roma ve Bizans dönemlerinde de önemini korumuştur. Bizans döneminde piskoposluk merkezi olmuş ancak, Arap akınlarının yoğunlaşması üzerine antik kalıntılardan yararlanılarak bir Bizans kalesi yapılmıştır. Malazgirt Savaşı’nın ardından Türk boylarının buraya gelmesinden kısa bir süre sonra da terk edilmiştir. İzleyen dönemde yöreye Selçukluların, Selçukluların yıkılmasından sonra da Aydınoğullarının hakim olduğu bilinmektedir. Yıldırım Beyazıt döneminde İzmir ile birlikte Torbalı’nın bulunduğu alan Osmanlı topraklarına katılmıştır. Ankara Savaşı’nda Yıldırım Beyazıt’ın Timur’a yenilmesinden sonra yeniden Aydınoğullarının egemenliğine giren yöre, 1425’te kesin olarak Osmanlı topraklarına dâhil olmuştur. Bugünkü

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Torbalı

18’inci

yüzyılın

city. The region developed in 2500 B.C. during the Hittite reign and lives its most glorious days during the Lydian period. In order, it lived through the Neolithic, Chalcolithic, Bronze ages, the Phrygian, Lydian, Persian, Roman and Byzantine eras, between 1071 and 1317 Seljuk and Aydınoğulları, and finally the Ottoman Empire. It is believed that the borough got its name from Triyanna or Tripolis which were other names for Metropolis. Metropolis means the city of the Mother Goddess. Famous historian Strabo had stated that the city was a wine center during the antique age. Although we don’t know exactly when or by whom the city was built, many important artifacts were unearthed during the digs in Metropolis. Many artifacts from the Hellenistic age suggest


sonlarında kurulmuştur. I. Dünya Savaşı’ndan sonra 15 Mayıs 1919 – 7 Eylül 1922 tarihleri arasında Yunan işgali altında kalmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra, 1926 İzmir’e bağlı ilçe konumuna getirilmiş, 1927’de belediyesi kurulmuştur. 1928 yılındaki depremden büyük zarar görmüş ve bunun üzerine Torbalı, Tepeköy’de yeniden kurulmuştur. İlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında en önemlisi Metropolis Antik Kenti kalıntılarıdır.

İnanç ve kültür turizminde merkez olacak

Son yıllarda arkeologlar, tarihçiler ve turizmcilerin ilgi odağı olan Torbalı’nın yakın gelecekte inanç ve kültür turizminde İzmir’in en önemli merkezlerinden biri haline gelmesi, yerli ve yabancı turistlerin akınına uğraması bekleniyor. Başta Metropolis olmak üzere ilçede bulunan tarihi yapıtlar, dağ köylerindeki eski taş evler, Sultan İkinci Abdülhamit’in padişahlık döneminde yaptırdığı okullar, camiler, havuzlar ve çeşmeler Torbalı’yı ziyaret edenler tarafından büyük ilgiyle karşılanıyor. Metropolis Antik Kenti ve Dağkızılca Nif Dağı Kazı çalışmalarının gelecek yıllarda ilçenin kaderini değiştirmesi bekleniyor. Selçuk ve Kuşadası gibi bölgenin turizm merkezlerine yakınlığıyla iyi bir konuma sahip olan Torbalı günübirlik turizmden de pay alabilecek bir potansiyele sahip.

2 bin 500 yıl öncesinin planlı kenti

Geçtiğimiz aylarda ören yeri kapsamına dâhil edilerek 1 trilyon TL kaynak ayrılan Metropolis, Torbalı’nın Yeniköy ve Özbey köyleri arasındaki tepe üzerinde günümüzden yaklaşık 2 bin 500 yıl önce planlı bir kent olarak kurulmuştur. Metropolis kazılarının güncel ve ağırlıklı alanını antik kent ve yakın çevresi oluşturur. Buradaki 1. derece arkeolojik SİT alanı yüzölçümü yaklaşık 779 bin metrekaredir. Ayrıca geçmiş yıllarda çalışılan Bronz Çağı yerleşimi Badem-

that the city was inhabited during that time. The region was also important during the Roman and Byzantine periods. It was en episcopacy center during the Byzantine era and a fortress was built to resist Arab attacks. After the Malazgirt War, it was abandoned before the Turkish clans arrived. In the following periods, it was first rules by the Seljuk Empire and then by the Aydınoğulları Seigniory. During the reign of Yıldırım Beyazıt it was added to the lands of the Ottoman Empire along with Izmir. The region, which became a part of the Aydınoğulları

Seigniory after Yıldırım Beyazıt was defeated by Timur in the Ankara War, was again conquered by the Ottomans in 1425. Today’s Torbalı was built at the end of the 18th century. It was invaded by Greeks between May 15, 1919 and September 7, 1922. After the declaration of the Republic, it became a borough of Izmir in 1926 and its municipality was established in 1927. The borough was greatly damaged during an earthquake in 1928 and Torbalı was rebuilt in Tepeköy. The most important historical asset in the borough is Metropolis antique city.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

71


“Torbalı kabuğuna sığmıyor” “İzmir’in en hızlı gelişen ilçelerinden biri olan Torbalı şu an altın çağını yaşıyor. Hızlı sanayileşmesi ile birçok il ve ilçeyi kıskandıran Torbalı artık kendi kabuğuna sığmıyor. Yatırımcılar için İzmir’in en önemli cazibe merkezlerinden biri olan Torbalı köklü geçmişiyle de tarih ve kültür meraklılarının gözdesi olmaya aday.

Aydın MEMÜK

Torbalı Kaymakamı The Kaimakam of Torbalı

Metropolis Antik Kenti, bu anlamda ilçenin en önemli değeri. Şu an kazı çalışmalarının devam ettiği antik kent Geç Helenistik dönemde altın çağını yaşamış, Roma döneminde İmparator Augustus onuruna sunak-

lar dikilmiş, Bizans döneminde psikoposluk merkezi olmuş. Metropolis Antik Kenti’nden kalan yapılar olan tiyatro, teras evler, stoa, akropol, latrina, hamam, ticarethane, spor alanı ve kale bugün ören yeri içinde bulunmakta. Metropolis Antik Kenti’nde yapılan çalışmalar sonucu çıkarılan eserler, çevre ilçe ve il müzelerinde sergileniyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ören yeri kapsamına alınan antik kent, gelecek yıllarda kültür turizmi için önemli bir rol oynayarak ilçenin kaderini değiştirecek.”

“Torbalı is developing” “Torbalı, which is one of İzmir’s fastest growing boroughs, is living its golden age. Torbalı, which makes other boroughs jealous with its fast industrialization, can no longer contain itself. Torbalı, which is an important investment area in Izmir, is bound to attract attention from culture and history buffs with its deep rooted history. Metropolis antique city is the borough’s most valuable asset in this regard. The antique city, which is still being excavated lived its most glorious days in the Late Hellenistic period; temples were erected in the honor of Emperor Augustus during the Roman era and it was an episcopacy center during the Byzantine period. The Metropolis antique city includes a theatre, terrace houses, stoa, acropolis, bath, shops, gymnasium and a

72

fortress. The artifacts unearthed at the city are being exhibited in museums in the borough. The antique city, which was named an excursion site by

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

the Ministry of Culture and Tourism, will be an important factor in culture tourism and change the fate of the borough.”


gediği Tepe 6 bin 750 metrekare, Geç Neolitik-Kalkolitik Çağ yerleşimi Dedecik Heybelitepe 800 metrekaredir. Her iki alanda Batı Anadolu için büyük önem taşıyan buluntular tespit edilmiştir. Helenistik Metropolis Kenti’nde ise resmi yapıların birçoğu gün ışığına çıkarılmış ve antik tiyatro restore edilmiştir. Geçmişte ve hatta bugün pek çok etkinliğin gerçekleştirildiği tiyatro, mermerden inşa edilmiş görkemli bir yapıdır. Ayrıca kazısı tamamlanarak ziyaretçilere açılan Antik bouleuterion (Meclis Binası), Stoa, Hamam ve Gymnasion, Akropolis mozaikli evler ve dükkânlar görülmeye değer kalıntıları oluşturur. Metropolis’in önemi İzmir ve Efes arasındaki ana yol üzerindeki stratejik bir tepe ve eteklerinde kurulmuş olmasında yatmaktadır. Her türlü ticari malın rahatça ulaştırılabildiği bu küçük fakat önemli kent, çevresindeki verimli ovalardan sağlanan gelirlerle

The center of religious and culture tourism

It is believed that the borough, which has been attracting attention lately from archeologists and historians, will be one of Izmir’s most important religious and culture tourism centers in the near future and recognized by tourists. The Metropolis antique city and other historical assets, old stone houses in mountain villages, schools that were built during the reign of Sultan Abdülhamid II, mosques pools and fountains are big attractions in the borough. It is expected that the excavations in the borough will change the fate of the region. Torbalı, which has a great location with its proximity to touristic centers like Selçuk and Kuşadası, has touristic potential.

The city that was planned 2500 years ago

Metropolis, which was announced as an excursion site and allocated 1 trillion

TL, was built as a planned city 2500 years ago on a hill between the villages of Yeniköy and Özbey. The digs at Metropolis are concentrated in the antique city and its vicinity. The first degree protected area here is approximately 779 thousand square meters. In addition, Bademgediği Tepe, a Bronze Age settlement is 6750 square meters and Dedecik Heybelitepe from the Late Neolithic-chalcolithic Age is 800 square meters. Important artifacts for western Anatolia were discovered in both places. Most of the official buildings in Metropolis have been unearthed and the antique theatre has been restored. The theatre is a magnificent building made from marble. Other important assets in the city are the antique senate building, stoa, bath, gymnasium, houses with mosaics and shops. The importance of Metropolis lies with the fact that it was built on a strategic

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

73


Tiyatro

gelişmiş, özellikle şarap üreticiliğiyle ünlenmiştir. Metropolis’in bir başka önemi ise Priene dışında nadiren görülen Helenistik Dönem anıtlarına sahip olmasıdır. Metropolis kent tepesi hala Yeniköy ve Özbey köyleri arasında üzeri zeytin ve çam ağaçlarıyla örtülü Kocadiz Dağı’nın eteklerinde bulunmaktadır.

Önemli kalıntılar

Tiyatro: Metropolis’te tiyatro, Helenistik Dönemde yaygın uygulamaya uygun olarak, kentin güneye bakan, şist ana kayadan oluşan yamacının üzerine inşa edilmiştir. Oturma sıraları ana kayaya oyulan tabanın üstündeki blokaja oturtulmuştur. Oturma bölümü, diazoma ile ikiye ayrılır. Alt bölümde merdivenlerin ayırdığı 7 kerkis (kama planlı bölüm), üst kısımda ise 14 kerkis bulunmaktadır. Toplam oturma kapasitesi 3 bin 600 kişidir. 74

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

İlçede günümüze

gelebilen tarihi eserler arasında en önemlisi Metropolis Antik

Kenti kalıntılarıdır.

The most important

historical asset in the

borough is Metropolis antique city.

hill on the main road between İzmir and Ephesus. This important but small city, where trade was popular, developed thanks to the products grown on fruitful lands and wine production. Another importance of Metropolis is that it had Hellenistic period monuments that are rare. The Metropolis antique city is still located on the outskirts of Kocadiz Mountain which is covered with olive and pine trees.

Important ruins

Theatre: The theatre in Metropolis was built on the slope made from the schist main rock and overlooks the south of the city just like many others during the Hellenistic period. Seating was fixed on a block that was carved inside the main rock. Seating is divided into two by the diazoma. At the bottom, there are 7 ax planned parts divided by stairs and 14 on the upper part. The theatre has 3600 seating.


Akropolis: Akropol, kent tarihinin araştırıldığı bir laboratuar olma özelliğini taşımaktadır. Burada yapılan sondajlar, insanların M.Ö. 3 bin yıllarından itibaren burada yaşamaya başladıklarını ortaya çıkarmıştır. Kentin en kolay savunulacak tepesine kurulan yukarı kentin (Akropol) surları, Helenistik Döneme tarihlenir. Surlar iki kapı tarafından kesilmekte, doğudaki ana giriş kapısı kent merkezine, batıdaki kapı ise genellikle kaya mezarlarının bulunduğu mezarlık (Nekropol) alanına yönlenir. Mozaikli Salon: Tiyatronun doğu kenarına bitişik inşa edilen Roma dönemine ait geniş mekânın duvarlarında geometrik şekilli freskler, taban döşemesinde ise renkli taşlarla yapılmış iki panel mozaik ortaya çıkarılmıştır. Ana mozaiğin merkezinde tiyatro ve eğlence tanrısı Dionysos, karısı Ariadne ve konuyla ilgili mitolojik karakterler (Menad vb.) yer alır. Yan panelde ise komedya ve tragedya masklarının yanı sıra balık ve kuş f igürleri olduğu için bu mekanın tiyatro yapısıyla ilgili bir resepsiyon salonu olduğu kabul edilir. Bouleuterion (Meclis Binası): Antik dönemin meclis binaları olarak adlandırılan bouleuterionlarda, kentle ilgili kararlar alınırdı. M.Ö. 2. yüzyılın ortalarında yapılan Metropolis Bouleuterionu, 16,90 x 17,70 metre boyutlarıyla kareye yakın bir forma sahiptir. 400 kişi kapasiteli toplantı salonu, ışınsal merdivenlerle iki bölüme (kerkides) ayrılmıştır. Dairesel formlu oturma sıraları, antik tiyatrolarda olduğu gibi at nalı formunda tasarlanmıştır. Stoa: Yağmur ve güneşten korunmak amacıyla yapılan stoalar, dini törenlerde, siyasi ve felsefi toplantılarda, ticari ve kültürel etkinliklerde kullanılıyordu. M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen Metropolis stoasının uzunluğu 67, genişliği 10 metre (200x30 ayak) ölçülerindedir. Yapının çatısı, Dor düzenindeki iki sütun sırası sayesinde taşınmaktadır.

Tiyatro

Acropolis: The acropolis is like a lab where the city’s history is researched. Excavations have revealed that people have been living here since 3000 B.C. city walls, which were built on the most easily defendable hill in the city, are dated to the Hellenistic period. The walls are bordered by two doors; the main gateway in the east takes you to the city center and the one in the west takes you to the necropolis. The hall with mosaics: Geometric frescoes on walls and two mosaic panels made with colorful stones were unearthed inside a large room adjacent to

the theatre. In the center of the main mosaic we can see the God of theatre and entertainment Dionysus, his wife Ariadne and other mythological characters. In the side panel, there are comedy and tragedy masks and fish and bird figures. From these findings, we believe that this was the reception hall of the theatre. Bouleuterion (Senate Building): Decisions about the city were made in buildings called Bouleuterion. The one in Metropolis, which was built in the middle of 2nd century B.C., has 16, 90 x 17,7 0 meter measurements and is al-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

75


most square. The 400 capacity hall was divided into two parts with stairs. The seating is in the shape of a horseshoe. Stoa: Stoas, which provided protection from rain and sun, were used during religious ceremonies, political and philosophical meetings and cultural activities. The stoa of Metropolis, which was built in 2nd century B.C., is 67 meters long and 10 meters wide. The roof of the structure is supported by Dorian style columns rows. Yukarı Hamam-Gymnasium: Roma hamamları, yıkanma işlevinin yanında günümüzdeki spor merkezleri gibi etkileşim alanlarıydı. Yazıtlara göre, ön hamam, masaj odası ve ana hamam bölümlerinden oluşan Metropolis Hamamı’nda sıcaklık döşeme altında bulunan bir metre yüksekliğindeki ısıtma sistemiyle (hypocaust) ve duvarlara yerleştirilen içi boş tuğlalarla (tubuli) sağlanıyordu. Aşağı Hamam-Palaestra: Halk arasında ‘’Han Yıkığı’’ olarak adlandırılan kalıntılarda yapılan kazılarda, Roma 76

İmparatorluk Dönemi’ne ait yaklaşık 40x40 metre ölçülerinde, görkemli bir hamam kalıntısı ortaya çıkarıldı. Yapı çevresinde 2008’den beri sürdürülen araştırma ve kazılarda, hamamın doğusundaki düzlükte yaklaşık 35x37 metre boyutlarında bir avlu (palaestra) bulundu. Sütunlu avlunun çevresindeki galerilerin mozaik döşemeyle kaplandığı tespit edildi. Atriumlu Evler: Metropolis’te bugüne kadar ortaya çıkarılan yapılar arasındaki ilişki, düzenli bir kent planı organizasyonunun varlığına işaret eder. 2003

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Upper Bath-Gymnasium: The baths during the Roman era were also used for sports activities and used as gyms. The bath in Metropolis consisted of a front bath, massage room and main bath according to its epigraph and heating was provided by hypocaust and hollow bricks that were placed inside walls. Lower Bath-Palaestra: During the excavations at a place ‘’Han Yıkığı’’ by the locals, ruins of a magnificent Roman era bath were unearthed. During the excavations that have been going on since 2008 around the structure, a courtyard


İkinci Abdülhamit Evi

sezonu çalışmalarında, ortasında avlu ve havuz bulunan yapılar ortaya çıkarıldı. Araplıtepe Kilisesi: Bizans döneminde piskoposluk merkezi olan kentin doğu yamacındaki Araplıtepe mevkinde yaklaşık 20 metre genişliği ve 40 metre uzunluğunda önemli bir erken Hıristiyanlık kilisesine ait kalıntılar bulundu.

İkinci Abdülhamit’ten hatıra

İlçe merkezinde, Yeniköy mahallesinde bulunan ev, İkinci Abdülhamit tarafından 1879 yılında medrese olarak yaptırılmıştır. Arazileri ise, Abdülhamit tarafından, Baltacı Dimyos isimli bir Rumdan satın alınmıştır. Köşk arazisi üzerindeki mantar meşesi ağaçları İspanya Kralı İkinci Alfonso tarafından, Sultan İkinci Abdülhamit’e hediye edilmiştir. 119 yıllık bu yapı, 1950-1968 yılları arasında kazı evi, 1968 yılında ilköğretim okulu olarak kullanılmıştır. Hipodrom ise 1894 yılında Tepeköy mevkiinde Adnan Menderes’in eşi Ber-

with 35x37 meter measurements was found. The galleries around the columned courtyard were covered with mosaics. Houses with atriums: The relationship between the structures unearthed in Metropolis points to an orderly and well planned city. In 2003, structures with courtyards and pools in the middle were uncovered. Araplıtepe Church: The ruins of a Christian church were found in Araplıtepe region in the city which was an episcopacy center in the Byzantine period.

From Sultan Abdülhamid II

The house located in Yeniköy neighborhood in the borough center, was built as a madrasah in 1879 by Sultan Abdülhamid II. The lands were bought by him from a Greek citizen named Baltacı Dimyos. The oak trees

in the lands were donated by Spanish King Alfonso II. This 119 year old structure was used as an excavation house between 1950 and 1968 and elementary school in 1968. The racetrack was built in 1894 by Evliyazade Ref ik Bey and his was awarded with a medal for his construction by Abdülhamid II. Only the main walls of the structure have survived to this date. Before the f ire that destroyed the building, there was a stud farm here that belonged to the Regional Veterinary Directorate. Ideal for nature and hunting tourism The lands, climate and f lora of Torbalı are ideal for hunting tourism and harboring wild animals. There are many hunting animals that live in the borough. If this potential is advertised, more tourists will come to the borough and engage in hunting activities.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

77


“Torbalı’nın turizm potansiyeli artıyor”

İsmail UYGUR

Torbalı Belediye Başkanı Torbalı Chief Magistrate

“İzmir ‘de tarım ve sanayi denildiğinde ilk akla gelen ilçelerden biri olan Torbalı, artık tarih, kültür ve turizmde de adından söz ettiriyor. Bunda en büyük etken Metropolis. Geçtiğimiz Haziran ayında ören yeri ilan edilen Metropolis, Torbalı’nın İzmir tarih ve kültür destinasyonları içerisine dâhil edilmesini sağladı. Belediye olarak ilçemizin en eski yerleşim yeri olan Metropolis Antik Kenti kazılarına elimizden gelen desteği sağlıyoruz. Bunu yanı sıra ilçe merkezindeki tarihi değeri olan binaları restore edip vatandaşlarımızın kullanımına açarak geçmişin mirasını geleceğe aktarıyoruz. Bu binalarla oluşturduğumuz sosyal alanlar, ilçemizi ziyarete gelen misafirlerimizi

ağırlayabileceğimiz yazlık, kışlık ve Türkiye’de eşi benzeri olamayan mimari özelliklere sahip mekânlar Torbalıların yanı sıra yerli ve yabancı turistler tarafından da beğeniliyor. Bu çalışmalarımızın yanında kültür mirasımız olan deve güreşleri, hıdrellez şenlikleri ve rahvan at yarışları gibi festivallerimizi her yıl düzenli bir şekilde yaparak yaşatmaya çalışıyoruz. Bu gelenekleri sürdürüp gelecek kuşaklara aktarmayı kendimize görev edindik. Kısacası tarihimize ve geleneklerimize sahip çıkarak Torbalı’nın turizm potansiyelini değerlendirmeyi ve ilçenin turizm pastasından aldığı payı artırmayı hedef liyoruz.”

“Torbalı’s tourism potential is increasing” “Torbalı, which is the first borough that comes to mind in Izmir regarding agriculture and industry, is also making a name for itself in history, culture and tourism. The most important factor for this is Metropolis antique city. The city, which was announced as an excursion site last June, has made it possible for our borough to be a historical and cultural destination. As the municipality, we are fully supporting the excavations at Metropolis. In addition, we are restoring old historical buildings and transferring our cultural heritage to future generations. The social areas we have established within these buildings and accommodations with unique architectural features are preferred by domestic and foreign tourists. In the meantime, we are trying to keep our traditions alive by hosting a string of festivals. It is our duty to

78

carry out these traditions and transfer them to future generations. In short, we are aiming to evaluate

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

our borough’s potential in tourism by taking care of our history and traditions and hoping to take a share from the tourism industry.”


rin hanımın dayısı Evliyazade Refik Bey tarafından kurulmuştur. Hatta bu nedenle adı geçen kişi İkinci Abdülhamit tarafından bir nişan ile ödüllendirilmiştir. 1. derece SİT alanı ilan edilerek koruma altına alınan bu yapıdan günümüze, geçmişte geçirdiği büyük yangından dolayı yalnızca taşıyıcı duvarları gelebilmiştir. Bunun dışındaki iç taşıyıcı sistemi, kapı ve pencereleri tamamen yok olmuştur. Bu yangından önce burada Bölge Veteriner Müdürlüğü’ne ait bir hara yer almaktaydı.

Doğa ve av turizmine elverişli

Tarihsel nitelik taşıyan öğelerin yanı sıra Torbalı’nın arazi yapısı, iklimi ve bitki örtüsü doğa turizmine ve av hayvanlarının barınmasına elverişli bir ortam hazırlamaktadır. Bu nedenle av hayvanı türü oldukça fazladır. Bu potansiyelin iyi tanıtılması halinde turizme kazandırılması ve konaklama amacıyla gelen turist sayısının arttırılması mümkündür.

Dağtekke village heals

oldukça elverişli.

Healing water that is found in the village of Dağtekke which is 70 kilometers from Izmir and 24 kilometers from Torbalı has the ability to corrode metals. Many people are said to have been healed by drinking the water which aids in the treatment of kidney stones, diabetes, calcification and urinary tract infections. The village is also an ideal place for a quiet vacation in nature.

The lands, climate

Caves have great touristic potential

Torbalı’nın arazi yapısı, iklimi ve

bitki örtüsü doğa ve av turizmine

and flora of Torbalı are ideal for

hunting tourism.

According to the survey conducted by the Aegean Cave Research and Protection Institute and supported by the Izmir Development Agency, Torbalı has the most caves in Izmir with 8 caves. Özbey village within the borders of the borough has caves that have rich tourism potential. The most interesting cave among these is Uyuzdere Cave near Metropolis antique İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

79


Dağtekke köyü şifa dağıtıyor

İzmir’e 70 kilometre, Torbalı’ya 25 kilometre uzaklıkta olan Dağtekke köyünde bulunan şifalı su metal çürütücü özelliğe sahiptir. Sindirim yolu, böbrek taşları, şeker hastalıkları, taş, kireçlenme, kum, çamur, üre gibi hastalıklara iyi geldiği bilinen suyun pek çok kişiyi sağlığına kavuşturduğu söylenir. Ameliyatsız ve ağrısız böbrek taşları ve kumuna çare olarak tavsiye edilen şifalı suyun çıktığı Dağtekke köyü doğayla baş başa vakit geçirmek için de elverişli bir ortam sunar.

Mağaraları zengin turizm potansiyeline sahip

Ege Mağara Araştırmaları ve Koruma Derneği’nin (EGEMAK) İzmir Kalkınma Ajansı’ın desteğiyle yürüttüğü araştırma sonuçlarına göre Torbalı 8 mağarası ile İzmir’de en fazla mağara bulunan ilçelerinden biridir. İlçe sınırları içerisinde bulunan ve henüz turizme açılmamış olan Özbey köyü çevresindeki mağaralar zengin turizm potansiyeline sahiptir. Bu mağaralar içinde en ilginci ise Metropolis Antik Kenti yakınlarındaki Uyuzdere Mağarası’dır. Roma Dönemi’nde iskân yeri olarak kullanıldığı sanılan mağarada çeşitli tarihi kaplar ve su testileri bulunmuş ancak herhangi bir arkeolojik çalışma yapılmamıştır. Dümbelek Mağarası, Maden Mağarası, Onyx Mağarası, İncirli Mağarası, Beşikçi Mağarası, Güvercinli Mağarası ve Sarı Kristal Mağarası ilçedeki diğer mağaralardır.

Geleneksel Deve Güreşi Festivali

Torbalı Belediyesi tarafından her yıl organize edilen ve bu yıl sekizincisi gerçekleştirilen Geleneksel Deve Güreşleri Festivali ilçeyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeker. Mehteran gösterisinin de sunulduğu yüzyıllardır gelenek haline gelmiş festival renkli görüntülere sahne olur. 80

city. Many historical books and amphorae were found in the cave which was probably used as a house during the Roman period but no archeological research has been done in the cave. Dümbelek, Maden, Onyx, İncirli, Beşikçi, Güvercinli and Sarı Kristal cave are other interesting caves in the borough.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

The traditional camel wrestling festival

The Traditional Camel Wrestling Festival, which is organized each year by the Municiaplity of Torbalı, draws the attention of domestic and foreign tourists. The festival is a colorful event where a janissary band also performs.


İzmir sanayisinin parlayan yıldızı

The shining star of Izmir’s industry

Torbalı’nın ekonomisi 1980’li yıllarda tarıma dayalıyken 1990’lı yılların başında Türkiye’nin sanayileşmesine paralel olarak ilçe sanayisinde patlama yaşanmıştır. İlçede sanayinin bu gelişimi tarıma dayalı olan ekonomiyi yüzde 75-80 sanayiye dayalı hale getirmiştir. İlçenin Adnan Menderes Havaalanı’na ve İzmir Limanı’na yakınlığı bu olanakları sağlayan önemli faktörlerdir. Ayrıca zengin tarım potansiyeli ve sanayiye ham madde teşkil eden tarım ürünlerinin geçmiş yıllardan beri yetiştiriliyor olması sanayinin bu alanda gelişimini sağlamıştır. Yetiştirilen pamuk, tütün, zeytin gibi çeşitli tarım ürünleri, dokuma, sigara ve yağ sanayisinin kurulmasını ve gelişmesini teşvik etmektedir. Tahıl, sebze, meyve üretimi ile potansiyel üretim alanları besin endüstrisi için yeni alanlar yaratacak düzeydedir. Toplam yedi ayrı sanayi bölgesi ve küçük sanayi sitesinin bulunduğu ilçede irili ufaklı üretim tesisi ve fabrika sayısı 400 civarındadır. İlçe, coğrafi konumu itibariyle hava ve deniz limanlarına yakınlığı, kara ve demiryolu ulaşımın rahat yapılabildiği merkezi bir konumdadır. Bu konumu itibariyle sanayici için cazibe merkezidir.

While the economy of Torbalı was dependant on agriculture in the 1980’s, industry bloomed in the borough at the beginning of the 1990’s parallel to the industrialization of Turkey. This development in industry made the economy 78-80% dependant on industry. The close proximity of the borough to the Adnan Menderes Airport and the Port of Izmir are important factors in this development. In addition, the rich agricultural potential and the growth of raw products have made improvements in industry. Agricultural products such as cotton, tobacco and olive support the establishment and growth of textile, cigarette and oil industries. Grain, vegetable and fruit production is sufficient enough to create new areas for the food industry. There are a total of 400 factories and production companies in the borough which has 7 industrial zones. The borough is close to the airport and seaport and access from land is easy due to its close proximity to highways. With this, the borough is an attractive area for industrialists.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

81


Güncel / Actual

“İzmir daha fazlasını hak ediyor” Son dönemde Arkas Sanat Merkezi ve Arkas Deniz Tarihi Merkezi ile İzmir’in kültür sanat yaşamına iki önemli kurum kazandıran Lucien Arkas, “İzmir’e gönül borcumuz var” diyor. Yazı / Article: Derya ŞAHİN Fotoğraflar/ Photographs: Arkas Holding Arşivi

“İzmir deserves more” Lucien Arkas, who has made an impact in the art life of Izmir lately with the Arkas Art Center and Arkas Nautical History Center says, “We owe Izmir”

Ü

ç asırdır İzmir’de yaşayan bir ailenin ferdi, tam bir İzmir sevdalısı Lucien Arkas. İş yaşamındaki başarıları bir yana turizm, kültür, sanat ve spor alanlarındaki yatırımlarla İzmir’e saymakla bitmeyen eserler kazandıran Arkas, İzmir’e bağlılığını her fırsatta dile getirir. Aksini iddia edenlere inat İzmir’den de bir dünya devi yaratılabileceğini ispatlayan Arkas, “Yaşadığım şehre hem ekonomik hem de sosyal açıdan fayda sağlamaktan mutluluk duyuyorum” diyor. İzmir’e faydalı olabilmek için onun sınırlarının dışına çıkıp, kazandığıyla kente yatırım yapmak gerektiğini ifade eden Arkas, kentin sahip olduğu değerler ile şu an olduğu yerden çok daha fazlasını hak ettiğini söylüyor. Üç asırdır İzmir’de yaşayan bir ailenin ferdisiniz. Lucien Arkas nasıl anlatır İzmir’i? Arkas: Arkas ailesi için İzmir şehri çok 82

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Lucien Arkas


önemlidir. 300 yıldır bu şehirde yaşıyoruz, Arkas Holding’in temelleri 1902 yılında burada atıldı. İzmir’e gönül borcumuz ve sevgimiz var. Bu nedenle de elimizdeki imkânlar dâhilinde İzmir’e hep katkı koymaya gayret ediyoruz. İzmir’in avantajlı coğrafi konumu, iklimi, tarihi, turizm potansiyeli ile ticareti kolaylaştıracak ulaşım imkânları; limanı, havaalanı ve yetenekli insan gücüyle şu an olduğu yerden daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum. İş yaşamındaki başarılarınızın yanı sıra sanata merakınız ve özel sanat koleksiyonlarınızla da tanınıyorsunuz. Koleksiyonerliğe nasıl başladınız? Arkas: Gemi maketi koleksiyonuma bundan 30 yıl önce, tablolardan oluşan sanat koleksiyonuma ise 20 yıl kadar önce başladım. İlk önce beğendiğim tabloları alarak ve beğendiğim gemi maketlerini yaptırarak başladım. Koleksiyonerliği hiç bir zaman bir toplama uğraşısı olarak görmedim.

L

“İşinizi doğru

yürütmek için

mutlaka merkezinizi taşımanız

gerekmiyor.”

“You don’t need to move your

headquarters to make your business work.”

ucien Arkas is a lover of Izmir and is a member of a family that has lived in Izmir for three generations. Arkas, who has gifted many things to Izmir with investments in tourism, culture, art and sports besides being a highly successful businessman, always talks about his devotion to the city. Arkas, who has proven that a giant company could be established in Izmir despite all people who believe otherwise, says “I am happy to financially and socially contribute to the city I live in.” Arkas, who says that he invests in Izmir with the money he makes out of the city, adds that Izmir deserves so much more with the assets it possesses. You are a member of a family that has been living in Izmir for three centuries. How would Lucien Arkas İzmir? Arkas: Izmir is important to the Arkas family. We have been living here for the past 300 years. The foundations of Arkas Holing were laid here in 1902.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

83


Özellikle sanat koleksiyonum için daha sonra profesyonel bir ekiple çalışmaya başladım. Belli bir disiplin çerçevesinde uzun yıllar içinde Arkas koleksiyonunu oluşturduk. Bini aşkın eserden oluşan Arkas Resim Koleksiyonunu, temelde “Türk Resmi” ve “Post-Empresyonist Dönem” olmak üzere iki ana başlık altında topladık. Türk Resmi başlığı altında bir araya getirilen bölümde, 19. yüzyılın son dönemi olarak kabul edilen ve “Asker Ressamlar” olarak bilinen periyottan başlayarak, Çağdaş Türk Resmine kadar uzanan döneme ait örnekler var. İkinci bölüm ise; Batı Modern Sanatı’nın koleksiyonda öne çıkan diğer bir önemli başlığı “PostEmpresyonist Dönem.” Gemi maketi koleksiyonum ise 400’e ulaştı. Bunların hepsini açtığımız merkezde sergilememiz mümkün değil. Hem gemi maketleri hem de gemi antikalarının büyük çoğunluğu Arkas Binaları’nda, çalışma ortamlarımızda bulunuyor. 84

“Arkas ailesi için İzmir şehri çok önemlidir.”

“Izmir is important

to the Arkas family.”

Türkiye’nin sayılı koleksiyonlarından olan sanat koleksiyonunuzu Arkas Sanat Merkezi’nde, 30 yılı aşkın sürede topladığınız gemi maketleri ve antikalardan oluşan koleksiyonunuzu da Arkas Deniz Tarihi Merkezi’nde sanatseverlerle paylaşıyorsunuz. İzmir

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

We love Izmir and we owe the city a lot. That is why we are working to contribute to the city in any way we can. I believe that Izmir deserves much more with its geographical location, climate, history, touristic potential, port, airport and gifted people. You are known for your love of art and art collection besides your success in the business world. How did you start collecting art? Arkas: I began collecting ship models 30 years ago and paintings 20 years ago. I began by purchasing the paintings I liked and commissioning the construction of ship models I admired. I never thought of collecting as bringing pieces together. Afterwards, I began working with a professional team for my art collection. We established the Arkas Collection after years of work. We gathered the paintings in two major categories: Turkish Art and Post-Impressionist Period. In the first category, there are


için bir ilk teşkil eden bu merkezleri oluşturma fikri nasıl doğdu? Arkas: Fransa Hükümeti’nin İzmir Fahri Konsolosluk binasının restorasyonunun yapılması karşılığında, denize bakan bölümünü 20 yıl süreyle yalnızca kültür- sanat amaçlı faaliyetler için bize tahsis etmesi sayesinde İzmir’e bir sanat merkezi kazandırabildim. 2011 yılının Kasım ayında açtığımız Arkas Sanat Merkezi’nde süreli sergiler yapıyoruz. Hem kendi koleksiyonumdaki eserlerden hem de farklı sanatçıların eserlerinden derlenen sergiler hazırlıyoruz. Arkas Sanat Merkezi’ni, hizmet verdiği binanın mimari tarihçesi ile örtüşen dönemin eserlerinden derlenen “Arkas Koleksiyonu’nda Post-Empresyonizm” sergisi ile açtık. Post-Empresyonist dönem sanatçılarından Maxime Maufra, Louis Anquetin, Émile Bernard, Maurice Denis, Maurice de Vlaminck, Édouard Vuillard, Louis Valtat gibi ressamların 78 adet eserini görme imkânı sunan Arkas Sanat Merkezi’nin ikinci sergisi “Batılı’nın Fırçasından Ege’nin Bu Yakası” isimli 150 yıllık bir zaman dilimini kapsayan oryantalist resim sergisi oldu. Sanatseverler tarafından yoğun ilgi gören bu iki serginin ardından yalnızca kendi koleksiyonumuza ve resim sanatına bağlı kalmamak adına, üçüncü sergimizde ziyaretçilerimizi dünyaca ünlü Türk Fotoğraf sanatçısı Ahmet Ertuğ’un kütüphane ve opera saraylarını konu alan “Sessizliğin Yankısı” isimli sergisi ile buluşturuyoruz. 15 Eylül’de açılan sergi 30 Aralık’a kadar devam edecek. 21 adet opera binası ve 23 adet kütüphane fotoğrafından oluşan sergide; Venedik’te bulunan La Fenice, Paris’te bulunan Opera Garnier, Barselona’da bulunan Palau de la Música Catalana’yı ve Paris’in meşhur kütüphanelerinden Bibliothèque Nationale de France, Lizbon’daki Palácio Nacional de Mafra ve Dublin’de yer alan Trinity College gibi tarihi kütüphanelerini görmek mümkün. Arkas Sanat Merkezi,

Pazartesi günleri hariç hergün ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor. Gemi maketlerinin bir bölümünü şirket binalarımızda sergiliyorduk ancak deniz tarihine ışık tutmak adına bu maketleri belirli bir konseptte ve özel bir mekânda sergileme fikri her zaman aklımda vardı. Bornova’da, tarihi 1800’lere dayanan, hatta bir dönem içerisinde yaşadığımız ancak uzun süredir boş olan evimizi Arkas Deniz Tarihi Merkezi’ne dönüştürerek gemi maketi koleksiyonumu da orada sergilemeye başladım. Arkas Deniz Tarihi Merkezi’nde 95 gemi maketi, 126 gemi antikası ve 67 tablodan oluşan sabit bir sergi bulunuyor. Türkiye’de özel bir kurumun çatısı altında konumlanan ilk trio da Arkas Holding bünyesinde. Klasik müziğe sağladığınız bu desteği genişletme, örneğin bir orkestra kurma düşünceniz var mı? Arkas: Arkas Trio, üç değerli solist

paintings starting from 19th century all the way to the Modern Turkish art period. The second category consists of post impressionist period paintings. My ship model collection now has 400 pieces. We cannot possibly exhibit all them at our center. Most of my ship models and antiquities are in Arkas buildings. You are exhibiting your art collection at the Arkas Art Center and ship models and antiquities at the Arkas Nautical History Center. How did you decide to open these two institutions? Arkas: When the French Government allocated a part of the consulate building to us for 20 years just for art purposes in exchange for the restoration of the building, I had the pleasure of gifting Izmir with an art center. There are regular exhibitions at the center which was opened in 2011. Some of these ex-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

85


hibitions consist of our won collection and others are works by other artists. We opened the Arkas Art Center with an exhibition called Post Impressionism from the Arkas Collection, which was in harmony with the architectural history of the building. After the first exhibition, which included paintings by Maxime Maufra, Louis Anquetin, Émile Bernard, Maurice Denis, Maurice de Vlaminck, Édouard Vuillard and Louis Valtat, we opened our second exhibition called This Side of the Aegean from the brushstrokes of Westerners.

sanatçıdan oluşuyor. Keman solist sanatçısı Tuncay Yılmaz, piyano solist sanatçısı Emre Elivar ve Alman çellist Gustav Rivinius. Kurumsal çatı altında solist sanatçılardan oluşan ve sürekliliği olan ilk trio olma özelliği var. Oda müziğinin ülkemizde sevilmesi, daha çok tanınmasına katkı sağlamak amacıyla, bir trionun hareket kabiliyeti ve uygun konser salonu bulma avantajlarını dikkate alarak tercihimizi bu yönde kullandık.

zım. İzmir’in en zengin dönemleri limanın işlediği parlak zamanlarıdır. İzmir Limanı’nı eski günlerindeki gibi efektif çalışır hale getirmek şehre büyük hareket getirecektir. Limanın eksikliklerinin bir an önce giderilmesi çok önemli. Öncelikli olarak körfezin taranması ve limanın genişletilmesi şart diye düşünüyorum.

Arkas olarak projelerimizi uzun vadeli planlıyoruz. Arkas Trio kurulalı henüz bir yıl oldu ancak gerek yurtiçinde gerek yurtdışında çok iyi performanslar sergiledi, güzel geri dönüşler aldık. Şu an müzik alanında tüm kaynağımızı ve ilgimizi Arkas Trio’ya ayırıyoruz.

İzmir merkezli şirketlerin pek çoğu merkezlerini İstanbul’a taşırken siz İzmir’de kalmayı tercih ettiniz? Neden? Arkas: Bir yere ait olmayı hissetmek çok önemli. Yaşadığım şehre hem ekonomik hem de sosyal açıdan fayda sağlamaktan mutluluk duyuyorum. Ancak İzmir’e faydamızın olabilmesi için onun sınırlarının dışına çıkmalı, kazanıp gelip burada yatırım yapmalıyız.

İzmir’in geleceğinin EXPO’nun belirleyeceğinin dile getirildiği günümüzde siz her fırsatta Körfez taraması ve limanın genişletilmesinin önemine değiniyorsunuz. Sizce İzmir’in geleceğinde hangisi öncelikli? Arkas: EXPO elbette çok önemli, yapıldığı başka şehirlere olan katkıları ortada. Bu süreçte elimizden gelen desteği vermeliyiz. Ancak EXPO 2020 yılında olacak. O tarihe kadar boş durmamak la-

Arkas olarak merkezimiz İzmir’de. Ancak Türkiye’de İstanbul başta olmak üzere 13 şehirde ofisimiz var. Ayrıca Akdeniz ve Karadeniz’de 18 ülkede ofislerimiz bulunuyor. Bütün bu uluslararası yapıyı İzmir’den de yönetebiliyoruz. İşinizi doğru yürütmek için mutlaka merkezinizi taşımanız gerekmiyor. Gelişen teknoloji ve günümüzün iletişim araçları iş yapmamızı ve kontrol etmemizi kolaylaştırıyor.

86

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

After these two exhibitions which included only pieces from our collection, we organized a photography exhibition by famous Turkish photographer Ahmet Ertuğ called The Echo of Silence which features photographs of famous opera buildings and libraries. The exhibition, which began on September 15, will continue until December 30. The exhibition includes photographs of La Fenice Opera in Venice, Opera Garnier in France, Palau de la Música Catalana in Barcelona, Bibliothèque Nationale de France in Paris, Palácio Nacional de Mafra in Lisbon and Trinity College Library in Dublin among many more. Arkas Art Center is open every day except Mondays and entrance is free. We always displayed our ship models in our buildings but we were thinking about exhibiting them in a private space to shed light on nautical history. We turned our house in Bornova, which was built in the 1800’s into the Arkas Nautical History Center and began exhibiting our collection. There are 95 ship models, 126 ship antiquities and 67 paintings at the center. The first trio established under a private company is also a part of Arkas Holding. Do you think of establishing an orchestra and widening the scope? Arkas: Arkas Trio consists of three important musicians; violin soloist Tuncay Yılmaz, piano soloist Emre Elivar and


When a time where everyone points out to EXPO for the future of Izmir, you expressly point out to the importance of widening the port. Which do you think is more important for the future of Izmir? Arkas: EXPO is of course very important; we know its contribution to the cities it was organized in. we must give our full support to the process. But EXPO will be organized in 2020. In the meantime, we have to keep working. İzmir’s richest period was when the port was working efficiently. Making the Port of Izmir operational like in the all days will greatly increase activity in the city. It is important to eliminate all the problems at the port as soon as possible. First of all, we need to scan the bay and widen the port. While many of the companies based in Izmir moved their headquarters to Istanbul, you decided to stay in Izmir. Why? Arkas: It is important to feel that you belong somewhere. I am happy to financially and socially contribute to the city I live in but in order to help Izmir, we need to go outside its borders, earn our money and come back and invest here. Our headquarters are in Izmir but we have offices in 13 cities. In addition, we have offices in the Mediterranean, Black Sea and 18 foreign countries. We can manage this international structure from Izmir. Latest developments in technology and communication tools help us do business and control the operation. EXPO sunumunda yaptığınız konuşma büyük alkış aldı. Bunu neye bağlıyorsunuz? Arkas: EXPO’da yaptığım konuşmada İzmir’in bir hoşgörü şehri olduğuna ve bu kentte insanların çok mutlu olduğuna dikkat çektim. Hoşgörü ender bulunan bir şey. EXPO insanların yaşamaktan mutluluk duyduğu bu kentte yapılacaksa yaşama sevincinin olduğu bir kent gerçekten doğru bir seçim olacaktır diye düşünüyorum.

German cellist Gustav Rivinius. We opted for a trio in order to introduce chamber music to the country and also took into account the mobility of a trio and the abundance of available concert halls. As Arkas, we establish our projects for the long haul it has been a year since the Arkas Trio was assembled but they have performed greatly in and out of the country. We have had great feedback. For now, we are only focusing on Arkas Trio.

You received a lot of applause during your speech at the EXPO presentation. Why do you think that happened? Arkas: During my speech, I stated that Izmir was a city of tolerance and that people living here were very happy. Tolerance is hard to come by. If EXPO will be organized in a city where people are happy to live, then I think Izmir will be the right choice.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

87


İnanç Turizmi / Belief Tourism

88

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


Bir Fransiskan Kilisesi:

Santa Maria Geçmişte görkemli binası ve manastırı ile dikkat çeken ve katedral ilan edilen Santa Maria Kilisesi, günümüzde İzmir Katolik cemaatine hizmet etmenin yanı sıra kente gelen turistleri ağırlıyor.

Yazı/Article: Alex Baltazzi Fotoğraflar/Photographs: Derya Şahin

A Franciscan Church: Santa Maria Santa Maria Church, which attracted attention with its grand building and monastery and was once declared a cathedral, serves the Catholic people in Izmir and welcomes tourists from all over the world.

S

A

anta Maria Catholic Church, located on Alsancak Halit Ziya Boulevard, No: 67, has a very interesting history. Many churches with the same name have been built all around the world.

lsancak Halit Ziya Bulvarı No: 67 adresinde bulunan Santa Maria Katolik Kilisesi’nin tarihçesi ilginçtir. İsa’nın annesi Meryem Ana deyimimize tekabül eden Santa Maria adı ile dünyada pek çok Katolik kilisesi inşa edilmiştir. İzmirimizde de İtalyan Fransiskan rahipleri 1341-1400 döneminde, tespit edemediğimiz bir yerde, Santa Maria Kilisesi’ni kurmuşlardı. Bu kilise 1688 yılında meydana gelen bir depremde yıkıldı. Bugün bulunduğu yerde, 1692 yılında bir Santa Maria Kilisesi ve bir manastır olmak üzere inşa edilmeye başlandı. Hollandalıların desteği ile 25 Aralık 1698’de kilisenin açılışı gerçekleşti. O dönemde deniz kıyısında yer alan, kilisenin bulunduğu bulvarın mahallesine “Maltezika” denirdi. Çünkü burası Malta’dan göç edenlerin

Alex Baltazzi

Franciscan priests had built the Santa Maria Church during the years 1341 and 1400 at an unknown location in Izmir. This church collapsed during an earthquake in 1688 and a reconstruction began at the same location in 1692. The church was opened on December 25, 1698 with support from the Dutch. The neighborhood in which the church was built during that time was near the sea and was called “Maltezika” because it was the neighborhood where people from Malta resided. They were Catholic. Pope Pio VII declared the magnificent church and monastery a cathedral.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

89


Santa Maria Katolik Kilisesi’nin tarihçesi ilginçtir Santa Maria Catholic

Church has a

very interesting history

90

ikamet ettiği mahalle idi. İyi denizci ve balıkçı olan Maltalılar, Katolik idiler. Kilise binası ve manastırı ile o zamanın görkemli bir kilisesi olan Santa Maria Kilisesi’ni Papa Pio VII., Katedral (Baş Kilise) ilan etti. Rauf Beyru, 19. yüzyılda İzmir Kenti adlı kitabında şöyle yazmaktadır: “Bu küçük askeri mezarlık (Konak bölgesindeki İngiliz Askeri Mezarlığı olmalıdır) dikkate alınmazsa 1865 yılına kadar diğer Hıristiyan unsurlar gibi, Ortodoks Rumlar ve Gregorgen Ermeniler de ölülerini kendi kiliselerinin bahçe ve avlularına gömmekteydiler. Buna karşılık Katolik mezhebini kabul etmiş Rum ve Ermenilerle, Fransızlar, İzmir’de halen de mevcut bulunan St. Polycarpe Kilisesi’nde ve arkasında ölülerini gömerken, diğer bir bölümü ise, İtalyanlar, Ragusalılar ve diğer İtalyan devletçikleri uyrukluları Avusturyalılarla birlikte, aynı amaçla yine halen mevcut St.Marie - ya da Santa Maria Kilisesi

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Here is what Rauf Beyru has written in His 19th century book The City of Izmir: “Setting aside this small military cemetery, Christians, Orthodox Greeks and Gregorian Armenians used to bury their dead in the garden or courtyard of churches until 1865. Contrary to this, Catholic Greeks and Armenians and the French buried their dead in St. Polycarp Church while Italians and Austrians used Santa Maria Church. We have seen Catholics use the churches in Bornova and Buca for the same purpose.” The church burned down on August 16, 1889, reasons unknown. It was restored in 1891 with financial support from Austrian Emperor Francois Joseph. As far as we know, the church was under the protection of Genoa and Venice. But when these republics lost their freedom, the church went under the protection of Austria. However, the church was always guarded by the Ital-


ve avlusunu kullanırlardı. Katoliklerin bunların dışında, Bornova ve Buca’daki kiliselerini de aynı amaçla kullandıkları anlaşılmaktadır.” Kilise, 16 Ağustos 1889’da bilinmeyen sebeplerden dolayı yanmıştır. Avusturya İmparatoru Fransuva Josef ’in desteği ile 1891’de restore edilmiştir. Bilindiği gibi kilise, İtalyan Genova ve Venedik himayesinde idi. Fakat bu Cumhuriyetler özgürlüklerini kaybettiklerinde, Avusturya himayesi altına girmiştir. Ancak Santa Maria Kilisesi her zaman İtalyanlığını muhafaza etmiştir ve 1919 yılında resmen İtalya’nın himayesine girmiştir. 1866’da kurulan San Antonio Hastanesi, Santa Maria Kilisesi Fransiskan rahiplerine bağlı idi. San Antonio Hastanesi, eskiden Hastaneler Sokağı denilen bugünkü Şehit Nevres Caddesi’nde bulunuyordu. 1922 yangınından sonra San Antonio Hastanesi,

ians and it became the official property of Italy in 1919. San Antonia Hospital, established in 1866, was affiliated with the Franciscan priests of Santa Maria Church. San Antonio Hospital was located on Şehit Nevres Avenue, formerly known as Hospital Street. After the fire in 1922, the hospital moved to Ziya Gökalp Avenue and continued to operate out of the British Naval Hospital. According to Mehmet Karayaman’s book called “Health in Izmir in the first half of the 20th century” the hospital closed down at the end of 1939 and was turned into a school for the deaf and blind. Today, it is a tourism school. The church was not damaged during the fire in 1922 but the monastery was damaged. Many of the people who were trying to run from the fire took refuge in the church. Padre Scagliarini, probably a Levantine, was very helpful İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

91


Kilisenin beşik çatı altında zarif bir demir işçiliğini yansıtan çatı sistemi Konak

Pier’de de demir çatı çalışmaları yapan ünlü Eyfel Bürosu’nun eseridir.

The roof system of the church, which reflects the intricate iron workmanship under the cradled

roof, is the work of the Eiffel Bureau, which also worked on the iron roof system of Konak Pier. Alsancak Garı civarında, bugünkü Ziya Gökalp Caddesi’ndeki İngiliz Denizciler Hastanesi’nin binasını kiralayarak orada faaliyetlerine devam etmiştir. Mehmet Karayaman’ın “20. Yüzyılın İlk Yarısında İzmir’de Sağlık” adlı kitabında verdiği bilgiye göre “1939 yılının sonunda, San Antonio Hastanesi’nin faaliyetlerine son verilmiş, hastane binası daha sonra Sağır ve Körler Okulu olarak kullanılmıştır” ve şimdi de Turizm Okulu olarak faaliyette bulunmaktadır. Santa Maria Kilisesi, 1922 yangınında yanmamıştır ancak bugün artık mevcut olmayan manastır binası hasar görmüştür. Yangından kaçan mahallelilerin büyük bir kısmı kiliseye sığınmıştır. Kilisenin rahiplerinden muhtemelen İzmirli levanten olan Padre Scagliarini bunlara çok yardımcı olmuştur. Kilise günümüzde de faaliyettedir ve İzmir’deki Katolik cemaatine hizmet etmesinin yanı sıra, kentimize gelen turistlerin ilgisini de kazanmaktadır. Santa Maria Kilisesi’nin dış kısmı sadeliği ile 92

bir tarihi ciddiyet havası taşımaktadır. Kilise’nin içindeki güneybatı duvarında altar nişleri, Dr. Özen Eyce’nin İzmir Kilise Yapıları adlı kitabında belirttiği gibi, beşik çatı altında zarif bir demir işçiliğini yansıtan makasları ve bir çatı sistemi mevcuttur. Kiliseden aldığımız bilgiye göre 1889 yılında meydana gelen yangından sonraki restorasyonda Konak Pier’de de demir çatı çalışmaları yapan ünlü Eyfel Bürosu’nun eseridir. Bornova’da Erzene Mahallesi’nde, yine İtalyan Fransiskan rahiplerine bağlı bir Santa Maria Kilise’si mevcuttur. Cemaatin katkılarıyla 1797 yılında ahşap olarak inşa edilen kilise, 1832’de taş kullanılarak yeniden yapıldı. Dostum Hasan Arıcan’ın Bornova Köşkleri Gezginler ve Anılar adlı kitabında belirttiği gibi “Kilise’nin duvarları boyunca uzanıp giden mezar taşlarında kazınmış birçok eski aile adı, bizlere Bornova’nın geçmişini hatırlatır.”

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

during the fire. The church is still operational and welcomes tourists as well as the catholic population in Izmir. The exterior of the church is simple and serious looking. It has altar niches on the southwestern wall, a roof system and shears that ref lect the intricate iron workmanship under the cradled roof. According to information we have received from the church, this iron workmanship is the works of the Eiffel Bureau, which also did the iron roof system of Konak Pier. There is another Santa Maria Church in Bornova’s Erzene Quarter, run by Franciscan priests. The wooden church, built by the community in 1797, was rebuilt with stone in 1832. As my good friend Hasan Arıcan says in his book: “The many family names carved onto tomb stones along the walls of the church remind us of the history of Bornova.”


ULUSOY DENİZ YOLLARI İŞLETMECİLİĞİ A.Ş ULUSOY ÇEŞME LİMAN İŞLETMESİ A.Ş Merkez Rüzgarlı Bahçe Mahallesi Şehit Sinan Eroğlu Caddesi, Akel Plaza B Blok No:6 Kat:-3 Kavacık-Beykoz/İSTANBUL T. 0216. 333 44 44 F. 0216. 333 44 99

Şube Musalla Mahallesi 1107 Sokak No: 2 Çeşme/İZMİR T. 0232. 712 85 85 0232. 712 87 49 F. 0232. 712 83 16 0232. 712 04 27 İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

http://denizcilik.ulusoy.com.tr/

93


Söyleşi / İnterwiev

“İzmir Türkiye’nin en yaşanılası şehri” “Çok renkli, çok hoşgörülü, çok kültürlü, çok yönlü, çok uygar bir şehir İzmir. Bir benzeri kesinlikle yok. Bunu İzmir’de yaşayan azınlıkların bu şehri çok sevmesine, şehre katkıda bulunmasına, şehrin de bütün o farklı kültürlerdeki insanları kucaklamasına bağlıyorum.” Yazı/Article: Derya Şahin Fotoğraflar/ Photographs: RK Arşivi

“İzmir is the best place to live in Turkey” “Izmir is a multicolored, very tolerant, multicultural and a very civilized city. It is one of a kind. I attribute this to the fact that minorities who live in Izmir love this city, contribute to the city and the fact that the entire city embraces these people from different cultures.”

“Şehir ne demektir? Sokakların, mahallelerin, semtlerin toplamından farklı bir şey midir şehir? Canlı mıdır, nefes alır mı? Biz adına şarkı besteler, şiir yazarken o bunları duyar mı?” diye sorar “İğne Deliğinden İzmir” okuyucusuna. Kitap, İzmir Devlet Tiyatrosu oyuncusu ve yönetmeni, İzmir araştırmacısı-yazar Yaşar Ürük’ün 40 yıldan fazla zamandır sürdürdüğü araştırma ve arşiv çalışmalarının küçük bir kısmı sadece. Okuyucularına Göztepe’den Güzelyalı’ya Adım Adım İzmir’i dolaştıran, İzmir Öyküleri’ni anlatan, yetinmeyip onları İzmir Efsaneleri’ne doğru bir yolculuğa çıkaran Ürük, gönül gözüyle baktığı İzmir’de yaşayan herkesi görünenin ötesinde es geçilen yönleriyle İzmir’i yaşamaya davet ediyor. İzmir’i Türkiye’nin en yaşanılası şehri olarak nitelendiren Ürük, “Bu şehre gözbebeğimiz gibi bakmamız, bu şehri tertemiz tutmamız lazım. İyi 94

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

“What is a city? Is it more than the sum of its streets, neighborhoods and districts? Is it alive, does it breathe? Does it hear us when we sing about it?” he asks his readers in his book “İğne Deliğinden İzmir”. The book is only a small part of Yaşar Ürük ’s 40 year research. He is an actor, director and Izmir researcher.

Yaşar Ürük

Ürük, who takes his readers through a journey in Izmir and introduces them to the stories and legends of Izmir, keeps on enjoying all that the city offers even though most of us don’t see and invites us to share his experiences. Ürük, who describes Izmir as the best city to live in Turkey, says “We need to take great care of this city and keep it clean. The city doesn’t turn its back on us even if we don’t protect and preserve it. That is why we need to look for ways to keep it as it is.”


bakmıyoruz, iyi korumuyoruz, iyi kullanmıyoruz, buna rağmen bu şehir sırtını dönmüyor bize. Bu yüzden onu kaybetmeden elde tutmanın yollarını aramalıyız” diyor. İzmir ile ilgili çok geniş bir belge ve fotoğraf arşiviniz olduğunu biliyoruz. Bu arşiv ne zaman oluşmaya başladı? ÜRÜK: Şan eğitimi görürken tiyatroya geçince ayaklarım yere değdi. O okulu da bırakamazdım, çünkü üçüncü okulumdu. “Bu benim işim olacak ama bir de hobim, sevdam olmalı, iş hobim olmamalı” dedim kendi kendime. Ne ile uğraşayım derken İzmir araştırmalarının azlığı dikkatimi çekti, İzmir’i araştırmaya karar verdim. Bu düşünceyle Ankara Milli Kütüphanesi’nin kapısından adım attığımda arşivcilik serüvenim de başlamış oldu. Bu serüven 40 yılı aşkın süredir devam ediyor. Bir müddet sonra elimdeki belgelerin çok önemli olduğu-

Yaşar Ürük’ün İzmir arşivinde 3 milyon

sayfalık belge ve 150 binin üzerinde fotoğraf var.

Yaşar Ürük’s Izmir archive includes

3 million pages of

documents and over 150 thousand photographs.

We know that you have a big archive that includes documents and photographs regarding Izmir. When did you start collecting? ÜRÜK: After leaving opera training and starting in the theatre, I finally had a real goal. I couldn’t leave that school too because it was my third. I knew this was going to be my profession but I also needed I hobby. When I was looking for such a thing, I realized that there were very few researches about Izmir so I decided to do the work. I began my archiving journey at the Ankara National Library. This journey continues for 40 years. After a while, I realized that the documents I had were very important. I even went to Greece and France in search of documents. Then I started collecting photographs. I searched all Levantine newspapers starting from the 1840’s. I was collecting without a specific purpose but then it was time to write a book. Jak Kaya

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

95


nu anladım. Belge ardında koşmak beni Yunanistan’dan Fransa’ya, dünyanın farklı ülkelerine kadar götürdü. Fotoğraf toplamaya da başladığım o yıllarda yurtdışında İzmir fotoğraflarının diğer yerlerin fotoğraflarından daha önemli olduğunu gördüm. Levanten gazetelerinden başlayarak 1840’lardan günümüze İzmir’de yayınlanmış bütün yayınları, içinde İzmir sözcüğü geçmiş her şeyi sayfa sayfa taradım. Bir amaç gözetmeden topladığım bu belgeler zamanla “benden kitap yaz” demeye başladı. Sayısal açıdan, arşivimde 30 binin üzerinde siyah beyaz geçmiş yüzyıla ait fotoğraf var. Bunun yanı sıra 2000 yılından bu yana kenti fotoğraflıyorum. Bu fotoğrafların sayısı da 120 bini geçti. Elimdeki belgelerin çıktısını almaya kalkarsam 3 milyon sayfayı buluyor. Çok iddialı değilim, arşivim herkesin elinde bulunan belgelerden daha iyidir diyemem ama kafama takılan bir konu olduğunda o konuyla ilgili bilgi sağlayabilecek malzeme mutlaka bulurum. Bunca belge ve fotoğrafı toplamak zor olmadı mı? ÜRÜK: Bu araştırmalara ilk başladığım-

96

da teknoloji bu kadar ilerlemiş değildi, çok ilkel koşullar vardı. Basit bir fotoğraf makinesine sahip olmak bile bir lükstü. Küçük defterlere not almaya başladım. Bugün geriye dönüp baktığım zaman onlara ne kadar büyük bir emek harcadığımı daha iyi anlıyorum. Sonra teknoloji gelişmeye başladı, tarayıcılar, bilgisayarlar çıktı. Ben de kendimi zorlayarak da olsa birikimimle bir dizüstü bilgisayar aldım. İzmir’deki ilk dizüstü bilgisayarı ben almıştım yanılmıyorsam. O çok işe yaradı. Hala da geçmişte tuttuğum notları bilgisayara aktarıyorum. Ama teknolojik gelişmelere rağmen Milli Kütüphane hala evim dışında en çok zaman harcadığım yer. Yazılarınızda, kitaplarınızda İzmir’i Türkiye’nin en özel şehri olarak nitelendiriyorsunuz. Neden? ÜRÜK: Çok renkli, çok hoşgörülü, çok kültürlü, çok yönlü, çok uygar bir şehir İzmir. Bir benzeri kesinlikle yok. Çok kısa süre önce Yunanistan’a gittim, Atina’da kaldım. Atina İzmir’den çok daha büyük bir şehir. Ama ben Atina’da İzmir’in o hoşgörülü, renkli dokusunu göremedim. Karışmış, kendine özgü bir yer olmuş Atina. İzmir o yapıyı öyle ya da böyle yaşatıyor. Bunu İzmir’de yaşayan

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

I have over 30 thousand black and white photographs for the past century in my archive. In addition, I have been photographing the city since 2000. I have over 120 thousand photographs that I took. I have 3 million pages of documents. I am not very assertive; I cannot say that my archive is better than anybody else’s but if I am stuck on a topic I research it relentlessly. Wasn’t it hard to gather all these documents and photographs? ÜRÜK: When I first began researching technology wasn’t that advanced as it is now. Even owning a decent camera was a luxury. I began taking notes on a small pad. When I look back, I can see how much time I devoted to that. Then technology advanced and computers and scanners came. I bought a laptop. I think it was the first laptop in Izmir. That was very helpful. I still put the information from my small notebook to my laptop. Despite the advanced technology, I spend most of my time at the National Library. In your books and articles you refer to Izmir as the most special city in Turkey. Why? ÜRÜK: Izmir is a multicolored, very tol-


azınlıkların bu şehri çok sevmesine, şehre katkıda bulunmasına, şehrin de bütün o farklı kültürlerdeki insanları kucaklamasına bağlıyorum. Başka şehirlerde bu öyle çok kolay başarılmış bir şey değil. Ama İzmir bunu başarmış. İzmir bu ülkenin en yaşanılası şehri. Bu şehre gözbebeğimiz gibi bakmamız, bu şehri tertemiz tutmamız lazım. Ancak iyi bakmıyoruz, iyi korumuyoruz, iyi kullanmıyoruz, buna rağmen bu şehir sırtını dönmüyor bize. Bu yüzden onu kaybetmeden elde tutmanın yollarını aramalıyız. İzmir sokaklarında dolaşırken sizin en çok ilginizi çeken nedir? ÜRÜK: Benim en çok ilgimi çeken doku hiç tartışmasız bir dikdörtgen; bu dikdörtgenin iki aksından birini Fevzipaşa Bulvarı, diğerini de Kadifekale’nin olduğu tepe oluşturuyor. Doğusunda Yeşildere, batısında ise Kemeraltı var. Kadifekale’nin yamacı ve alttaki düzlüğün olduğu yer zaten tarihin kendisi, her şey orada. Yerin altında da öyle. O bölgede yerin altında eminim şu andakinin üç katı eser çıkar. Ama eğer neyi aradığınızı bilmiyorsanız bu şehrin sokaklarında dolaşırken İstanbul’daki gibi birçok şey göremezsiniz. Çünkü İstanbul’da eski kent merkezinde ya da tarihi yarımadada dolaşırken karşınıza hemen her sokakta bir camii, bir türbe, bir kemer, bir mimari yapı çıkar. İzmir’de bunu göremezsiniz. Bu yönüyle İzmir tarihi olmayan bir kent görünümü verir. İzmir’de bir mimari kirlilik var çünkü. Kentin kendine özgü mimari dokusu yok olmuş. Bugün mevcut mimari keşmekeş içinde İzmir’e baktığınızda bir karmaşa görüyorsunuz. O karmaşadan sıyrılıp eskiden kalma izleri görme niyetiyle dolaşırsanız göreceğiniz çok şey var. Bunları bulup keşfetmek, sonra da yıllardır burada yaşamasına rağmen bunları görmeyen insanlara göstermek çok hoş ve çok ilginç bir deneyim. Her gün önünden geçip gittiğimiz yerleri fark etmemizi sağlıyorsunuz. Siz farkındalığınızı neye borçlusunuz? ÜRÜK: Bu aile yapısından kaynaklanan, çocukluktan kalan bir duygu. Annemin titiz olmasından dolayı biz İzmir’de çok

ev değiştirdik, İzmir’in birçok semtinde oturduk. Hatta kız kardeşimle saymıştık; ben 23 yaşıma geldiğimde 30 ev değiştirmiştik. Üstelik bu evler birbirine yakın, aynı bölgede de değildi. Ben o yaşa geldiğimde Göztepe’yi de, Şemikler’i de, Altıntaş’ı da, Güzelyalı’yı da biliyordum. Doğal olarak ben çocukluktan delikanlılığa geçtiğim yıllarda hiçbir yaşıtımın tanımadığı kadar İzmir’i tanıyordum. Bunda çocukluğumda elimden tutup bana İzmir’i gezdiren babamın da katkısı oldu. O yaşta çocukların gezip görmediği yerleri, camileri, türbeleri gösteriyordu bana.

erant, multicultural and a very civilized city. It is one of a kind. It is definitely unique. A little while ago I went to Greece and stayed in Athens. Athens is much bigger than Izmir but I couldn’t see the multicolored, tolerant structure of Izmir in Athens. Athens is now a mixed city. Izmir somehow still retains its originality. I attribute this to the fact that minorities who live in Izmir love this city, contribute to the city and the fact that the entire city embraces these people from different cultures. İzmir is the best city to live in Turkey. We need to take great care of this city and keep it

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

97


Ürük, evi dışında

en çok zaman

harcadığı yerin İzmir

Milli Kütüphane

olduğunu söylüyor.

Ürük says that he

spends most of his time in the Izmir

National Library.

“İğne Deliğinden İzmir” kitaplarınızdan biri. Siz bu kente iğne deliğinden bakınca neler gördünüz? ÜRÜK: 40 yılı geçen araştırmalar içinde İzmir ile ilgili yap-boz parçaları gibi ilginç konular çıktı ortaya. Bunların hiçbir tanesi çok geniş oylumlu yazı ya da kitap olacak malzeme değil. Ama mutlaka geleceğe bırakılması gerekiyor. Bunlardan bir kitap yapalım derken bu kitap ortaya çıktı. Adı üzerinde çok düşündük. Yakın Kitabevi’nin değerli yöneticisi Nusret Bey bu ismi önerdi. İzmir’e kısa konularla belirli bir açıdan baktığı için “İğne Deliğinden”adını verdik. Kitapta her biri ikişer üçer sayfalık minik minik ama İzmir tarihi için çok ilginç konular var. Mustafa Kemal’in özel şehrinden kadın haklarına anıt diken şehre, Bergama Voyvodası’nın İzmir baskınından İzmir’de ilk film festivaline, Neyzen Tevfik’in İzmir günlerinden Torbalı’nın Arap Efe’sine kadar pek çok konuyu geleceğe aktarmak istedik. Elimde daha 10 tane İğne Deliğinden İzmir yazacak malzeme var, biz sadece bir seçki kullandık. Kentin çekici unsurları nelerdir sizce? ÜRÜK: İzmir’in hiç tartışmasız en önemli unsuru coğrafi konumudur. İzmir, 98

clean. The city doesn’t turn its back on us even if we don’t protect and preserve it. That is why we need to look for ways to keep it as it is. What attracts you the most when you walk through the streets of Izmir? ÜRÜK: For me, the most interesting structure is a rectangle; one of the axes is Fevzipaşa Boulevard, and the other is the hill where Kadifekale stands. To the east there is Yeşildere, and Kemeraltı is to the west. The slope of Kadifekale and the f latness below is history itself; everything is there. There are many artifacts that still need to be unearthed at that area. But if you don’t know what you are looking for you will definitely miss a lot of things unlike in Istanbul because you will see a mosque or a historical site everywhere in Istanbul in the city center or at the historical peninsula. You cannot see this in Izmir. With this aspect, Izmir looks like a city that doesn’t have a history because of the architectural mess. The original architectural structure of the city no longer exists. You are faced with a terrible mess if you look at the architecture. If you can look beyond that, there are many things to see in Izmir. Discovering them and showing them to

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

people who have never seen them despite living in the city all their lives is quite a nice and interesting experience. You make us realize the spaces we pass by every day. What do you owe this awareness to? ÜRÜK: This is something from my childhood, the way I was raised. We changed a lot of houses when I was a kid and we lived in different neighborhoods in Izmir. We had changed 30 houses by the time I was 23. Plus, the houses were nowhere near each other. By the time I was 23, I knew Göztepe, Şemikler, Altıntaş and Güzelyalı. So naturally I knew more about Izmir them kids my age. Also, my father took me around Izmir and showed me the mosques and other historical places. “İğne Deliğinden İzmir” is one of your books. Can you tell us more about it? ÜRÜK: During my 20 years of research, many interesting topics about Izmir came about. None of these topics are enough to be the subject of a book but these stories need to be heard. So we did a book that includes all these stories. We thought about the name a lot and the manager of Yakın Books Nusret Bey thought about


bu güne kadarki bütün şöhretini bir körfezin etrafında dizilmiş bir şehir olmasına borçludur. Boğazın iki yakasına dizilmiş şehir İstanbul’u nasıl var ediyorsa, aynı şekilde körfezin iki yakasına dizilmiş şehir olması da İzmir’in şansı. Bu coğrafi konum bir ufuk, bir açıklık sağlıyor, bastırılmışlık duygusu yaşamıyorsunuz. Ancak bunun ötesinde İzmir’in bir başarısızlığı var, o da Cumhuriyet tarihi boyunca ne şehri olduğunun adını koyamaması. Ben çocukluğumdan beri yöneticilerin “İzmir ticaret, sanayi, turizm, kültür, fuarlar, kongreler vb. şehri olacak” söylemlerini hatırlıyorum. Ne isimler konuldu bugüne kadar ama hiçbirisi de gerçekleşemedi. Yurtdışından gelen arkadaşlarımız İzmir’in neyiyle meşhur olduğunu soruyor. Bileşik kaplar misali her alan birbirini etkiliyor. Bu da net bir uzlaşmayla adını koyamayıp hedef belirlememekten kaynaklanıyor.

this title. We named it “İğne Deliğinden (Izmir from a Pinhole)” There are 3-4 page stories in the book about Izmir like the firsts of Izmir, the days of Neyzen Tevfik in the city and the Arap Efe of Torbalı. I still have material that could produce 10 more books like this one. What are the attraction points in the city in your opinion? ÜRÜK: Undoubtedly, İzmir’s most important element is its geographical loca-

tion. İzmir owes it popularity to being a city situated around a bay. Izmir is lucky in this aspect. This geographical location makes you feel free. But Izmir has failed at one thing; throughout the Republic era, it hasn’t been able to identify itself. Ever since my childhood, I have heard local authorities tell us that Izmir was going to be an industrial city, a trade city, a tourism city, a cultural center, a tourism center and a congress center. None of these came true. Our friends from

Siz İzmir’in geleceğini nerede görüyorsunuz peki? ÜRÜK: Hiç tartışmasız tarih ve turizmde. Daha on yıl önce 5 bininci yılımızı kutlamıyor muyduk? On yıl geçmeden bu rakam 8 bin 600’e çıktı. Bunca yıldır bu topraklarda insanlar yaşıyorsa tarih çok önemli demektir. Bu nedenle İzmir vazgeçilmeyecek şekilde tarihe yönelmeli. Bunun yanı sıra kentte turizm hareketlendirilmeli. St. Polykarp burada öldürüldü, mezarı ortaya çıkarılıp ziyarete açılabilir. Aynı şekilde Sabetay Sevi’nin evi de ziyarete açılabilir. Üç semavi dinin önemli merkezleri burada, neden buluşma noktası haline getirilmesin ki? Agora, Kadifekale, Altınpark, Tepekule’de yürütülen çalışmalar da kent için çok önemli. İzmir’de müthiş malzeme var. O zaman turizm ve tarihe yönelip, tarihten geleni satıp para kazanarak, o parayla da kentin sanayisi, ticareti geliştirilebilir. İzmir’in kültür sanat yaşamı hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Hâlihazırda devam eden kültür sanat yatırımlarını yeterli buluyor musunuz? ÜRÜK: İzmir’de sanat kurumları anlamında kurumsallaşma tamamlandı ancak mekân sorunu devam ediyor. 30-40 tane İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

99


salon sayabiliyorsunuz ama bunların hiçbirisi yeterli değil. İzmir’deki sanat kurumlarının en eskisi olan devlet tiyatrosunun evrensel çapta bir tiyatro salonu neden yok örneğin? Bina, tesis, salon, malzeme eksiği var. Yoksa İzmir’in sanat kurumu ve sanatçı eksiği yok. Yeni kitap projeniz var mı? ÜRÜK: İzmir Büyükşehir Belediyesi İzmir Ansiklopedisi hazırlıyor. 2013 kitap fuarına yetiştirilecek bu çalışmanın “İzmir’de mahalli ve idari yer adları” ile ilgili kısmını İlhan Pınar ile beraber hazırladık. Ayrıca aynı ansiklopedinin kültür sanat cildinin “İzmir’de müzik tarihi” bölümünü ben yazdım. Bunların yanı sıra Kurtuluş Savaşı ile ilgili İzmir perspektifli bir roman yazma düşüncem var. Ayrıca 40 yıl önce çalışmalarına başladığım “Müzik Tarihinde İzmir” kitabı var elimde. Bir de yine 40 yıl önce başladığım “Başlangıcından Günümüze Türk Giyim-Kuşam Süslenme Sözlüğü”nün hazırlıklarını sürdürüyorum. Türklerin Orta Asya’da Yakutlardan başlayıp Azerilere kadar bütün lehçelerinde geçen sözcüklerle giyimkuşam süslenmeye verdikleri adlar, o adların anlamları, renk doku kullanımı vb. gibi 35 bin sözcüklük bir ansiklopedi. O da çılgın bir çalışma. 100

abroad ask us what Izmir is famous for. We need to decide on a single target. What do you think about the future of Izmir? ÜRÜK: the future of Izmir is in history and tourism 10 years ago, we were celebrating our 5000th anniversary. Before 10 years passed, this number increased to 8600. If people have been living here all these years that means we have a profound history. So I think Izmir must really focus on history. In addition, tourism must be revitalized. St. Polycarp died here; his tomb can be opened for visitation. Also, the house of Sabetay Sevi could be opened for tourism. The centers of three major religions are here and we could make them a uniting point. The excavations in Agora, Kadifekale, Altınpark, and Tepekule are very important for the city. İzmir has a lot of potential. We could focus on tourism and history, and then we could market our history and spend the money on industry and trade. What do you think about the culture

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

and art life in Izmir? Do you think the latest investments are sufficient? ÜRÜK: The institutionalization of art facilities in Izmir is done but space is still a problem. There are 30-40 theatre halls but they are not enough. Even the state theatre doesn’t have a hall with global standards. We lack buildings, halls and materials. Do you have a new book project? ÜRÜK: İzmir Metropolitan Municipality is preparing an encyclopedia. I prepared a section called the names of regional and administrative spaces in Izmir for the book that will be available in 2013. I also wrote the music history in Izmir section of the encyclopedia. Besides those, I am thinking about writing a book about the Turkish war of Independence from Izmir’s viewpoint. In addition, I am working on a book called Izmir in Music History. And also I am working on a dictionary regarding Turkish clothing history. It is a crazy project that includes 35 thousand words used by ancient Turks regarding clothing and accessories.


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

101


Mimari / Architect

İzmir’in yıllara meydan okuyan yapısı:

Borsa Binası Yapılar insanlar gibidir, hayatlarımızda iz bırakır! Ve bazı izlerin yeri hiç silinmez; tıpkı İzmir Borsa Binası gibi. Yazı/Article: Kemal Pehlivanoğlu-Mimar -Architect Fotoğraflar/ Photographs: Derya Şahin

İzmir’s defiant structure: The Stock Exchange Building Structures are like people, they impress our lives! And sometimes, they stay with us forever; just like the Izmir Stock Exchange Building.

102

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


“önünden yürüyüp geçip gittiğim zamanları sayamadım... çocukluğumun hatırasısın sen! Döneminde Ticaret Lisesinde okuyan bir dostumun ilk sorusuydu bana;

Borsa Binası nerede?

Neoklasik üslupta inşa edilen yapıyı birlikte ziyaret etmiştik o vakit. Yıllara meydan okuyan bu yapı hala fonksiyonlarını sürdürmekte ve hatırasını geleceğe taşımaktadır. 1891 senesi, günlerden 14 Aralık; Nişli Hacı Ali Efendi ve çevresindeki değerli tüccarların katkılarıyla Nişli Hacı Efendi Borsası kuruldu. Ticaret hayatının hayli hareketli, gemi ticaretinin yoğun yaşandığı dönemde bir borsanın oluşması zorunluluk haline gelmişti. Arabyan Karabet Efendi de borsa kurma girişimlerinde bulunmuştu. 1886’da borsalara ait ilk düzenleme olan Umum Borsalar Nizamnamesi’nde, borsaların kurulması işini devletin üstlendiği açıklanmış ve her şehirde ancak bir borsa kurulabileceği açıkça belirtilmişti. İzmir’de iki tane borsanın kurulması üzerine Valilik devreye girdi ve hükümet, 1892 yılı Haziran ayında, söz konusu borsalar konusunda karara vardı. Nişli Hacı Ali Efendi’nin binası, borsa binası olarak ilan edildi. Resmi Nizamnamesi 1895 yılında oluşan İzmir Ticaret Borsası, yaşanan yoğunluk sebebiyle bir süre bugünkü İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün binasında hizmet verdi. Ancak mekân sorunları devam eden Borsa için İkinci Kordon mevkiindeki yangın yerinde, iki numaralı adadaki yaklaşık bin dokuz yüz küsur metrekarelik arsa belediyeden tahsis edildi ve binanın temeli 25 Kasım 1926’da görkemli bir törenle atılarak yapımına başlandı. Yapım süreci, Mimar Hüseyin Mazlum ve Mimar Tahsin Sermet tarafından gerçekleştirilen bina 11 Haziran 1928 tarihinde o dönemin yönetim kurulunca teslim alındı. Saat

Cumhuriyet Dönemi Ulusal Mimarlık

akımının örneklerinden

olan İzmir Borsa Binası,

günümüzde de işlerliğini sürdürmektedir.

The Izmir Stock

Exchange Building,

which is an example of the Republic period national architectural trend, is operational today.

“…I couldn’t count the times when I walked passed it… you are my childhood memory!” The first question a friend of mine had asked me back in the days when he was in trade high school was: Where is the stock exchange building? We had visited the neoclassic style building together then. This structure, which defies time, is still functional. The year is 1891; the date, December 14; Nişli Hacı Ali Efendi and other

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

103


Üç katlı yapının birinci ulusal

mimarlık akımının özelliklerince köşeleri

kırılarak geçişler sağlanmıştır.

The corners of

the three storey building were

broken to enable

transitions per the characteristics of

the first national architectural movement.

on! Binanın açılışı 23 Temmuz 1928 Pazartesi günü halkın huzurunda gerçekleştirildi! 28 Temmuz 1926 tarihli sözleşmeyle, dört ay sürede inşaata başlanılan inşaat, bu dört ayın bitiminden başlayan on sekiz ay içerisinde tamamlanacaktır. Gerçekleşmediği halde belediyeye arsanın metrekaresi için otuz lira tazminat ödenecektir. Borsa Yönetimi, kararlarıyla arsa işini sonuçlandırmış ve yaklaşık bin dokuz yüz metrekareden oluşan arsanın tü104

müyle satın alınmasına ve tamamının Borsa binasına tahsis olunmasına, ayrıca inşaatın 1,5 yıl içerisinde tamamlanmasına, yapının sadece borsa işlemleri hizmetine verilmesine ve arsanın bedelinin peşinen ödenmesine karar vermiştir. Böylelikle arsa İzmir Ticaret Borsası’na tahsis edilmiştir. Cumhuriyet Dönemi Ulusal Mimarlık akımının örneklerinden olan İzmir Borsa Binası, faaliyetlerine devam etmektedir. Yapının zemin kat bölümünde EXPO 2020 çalışmaları büyük gayretlerle sürdürülmektedir. Üç katlı Borsa yapısının birinci ulu-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

merchants established the Nişli Hacı Efendi Stock Exchange. It had become a necessity to build a stock exchange when trade was vibrant and sea trade was expanding. Arabyan Karabet Efendi has also tried to build a stock exchange. In 1886, the government has declared that it was in charge of establishing stock exchanges and that only one stock exchange could be built in a city. The governorship intervened when there were two in Izmir and the stock exchange of Nişli Hacı Ali Efendi was declared as the official stock exchange


sal mimarlık akımının özelliklerince köşeleri kırılarak geçişler sağlanmıştır ve hemen bitişiğinde iki katlı kıymetli Afyon Han yer almaktadır. Yapının dört cephesi bulunmaktadır ve Afyon Han’a bitişik cephe sadece son katta tek kat olarak ışık almaktadır. Borsa yapısı Konak İlçesi sınırlarında yer almaktadır. Yapının kuzeyinde Gazi Bulvarı, batısında Cumhuriyet Bulvarı, doğusunda Şehit Fethi Bey Caddesi vardır. Ana giriş kuzey cephesinden sağlanmaktadır. Simetrik düzene dikkat edilerek oranlar geliştirilmiştir. Ana giriş kısmında ikinci katın ortalarına kadar gelen bir giriş açıklığı bulunmaktadır. Giriş kapısı aşağı kısımlarda görünen dikdörtgen pano ile bütünlük kazanacak şekilde ve üstteki silmelerle ortaya çıkarılarak adeta bir bütün hale getirilmiştir. Üst ve alt kısımlarda ise mukarnaslar yer almaktadır. Giriş açıklığı geniş ve sivri kemer şeklindedir. Bu açıklığın üzerine silmelerle alınlık yeri almış ve sivri kemerin üst köşelerine motif li birer süsleme yerleştirilmiştir. Kuzey cephesinde zemin kat pencereleri sivri kemerlidir. Sivri kemerler silme ile güçlendirilmiştir. Yapının üst kısımlarında birinci katın altı adet penceresi bulunmakta ve pencereler düz atkılı kemer biçimindedir. İkinci katın altı adet dışa açılan penceresi formlu ve sivri kemerlidir. Kemer üzerinde yatay dikdörtgen alınlık vardır ve ortasında birer gülbezek süsü konulmuştur. Kuzey cephesinde zemin katta girişin hemen simetrik iki yanında sivri kemerli 3’er adet pencere yer almaktadır. Giriş kapısının çerçevesinin hemen üstünde 3 adet küçük pencere bulunmaktadır. Bu küçük pencerelerin hemen üzerinde İzmir Borsa Sarayı levhası bulunmaktadır ve levhanın üst kesiminde uzun dikdörtgen formlu ve sivri kemerli üç pencere ve sivri kemerleri üzerinde ise gülbezek süslemesi görünürdür. İkinci ve birinci kata ait pencereler düşey dikdörtgen formda kuşaklama yapılmış zemin kat pencereleri yatay silme ile belirlenmiştir. Kuzey cephesinin silme kuşağı bulunmaktadır. Üzerinde iki adet Osmanlı dönemi baca bulunmak-

building in Izmir. The Izmir Stock Exchange, which was officially recognized in 1895, operated from where the City Culture and Tourism Directorate building is today and was later moved to the Kordon region to a 1900 square meter land allocated by the municipality. The foundations of the building were laid on November 25, 1926. The structure, which was built by architects Hüseyin Mazlum and Tahsin

Sermet, was delivered to the executive board on June 11, 1928 and the structure opened on July 23, 1928. According to the agreement signed on July 28, 1926, the construction would be finished in 18 months and if it wasn’t completed, the board had to pay 30 liras for each square meter to the municipality. The executive board agreed to purchase the entire land, finish the construction in 1, 5 years and pay for

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

105


Yaşayan bir mekân olan İzmir Borsa

Sarayı aynı zamanda bizim gönlümüzü süslemektedir.

The Stock Exchange Building, which is

a living structure, is close to our heart.

106

tadır ve bacaların üst kısımları kemerle süslenmiştir. Kuzey ve batı cephelerini birleştiren yapının kırıldığı nokta olan zemin katta eskiden bir pencere bulunmaktaydı ve o pencere kapıya çevrilmiştir. Zemin katta bulunan bu giriş kısmının kemer içerisinde birbirini takip eden simetrik palmet ve rumi süslemeleri yer alır. Köşe kısımda çatıda elde edilen mekânın üstü kubbeyle tamamlanmıştır.Köşe oluşturan cephede ikinci kat ve birinci kat pencereleri farklıdır. Birinci katın penceresi atkı taşı kemer biçimindedir, ikinci katın penceresi sivri kemerlidir ve basamaklı alınlık görüntüsü yapılmış ve bitki süslemelidir. Çatı köşede Barok karakterli saçakla tarif edilmiştir. Yapının kuzeybatı yönünde bitişleri çatıda iki adet kubbe ile betimlenmiştir. Kubbeler genel olarak burada merkeze doğru dikleşmiştir. Yapının kuzeybatı cephesi, kuzey cephesinin genel özellikleri yansıtmaktadır. Yapının kuzeydoğu cephe-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

the cost of the land in advance. This is how the land was allocated to the Izmir Stock Exchange. The Izmir Stock Exchange Building, which is an example of a Republic period national architectural building, is still operational. EXPO 2020 works are carried out on the ground f loor of the building. The corners of the three storey building were broken to enable transitions per the characteristics of the first national architectural movement and next to are the very valuable Afyon Inn. The structure has four fronts and the front adjacent to Afyon Inn only receives light at the top f loor. The building is within the borders of Konak Municipality. Gazi Boulevard is to the north, Cumhuriyet Boulevard is to the west and Şehit Fethi Bey Avenue is to the east of the building. Main entrance to the building is from the north. Ratios were improved in accordance with the symmetrical order. It has a wide entrance clearing from the main entrance to the middle of the


si bir köşe oluşturmaktadır ve burada da kuzeybatı köşe cephesinin benzeri cephe hareketleri görebiliriz. Doğu cephede zemin kat düzeyinde beş adet sivri kemerli pencere bulunmaktadır. Birinci kat pencereleri düz atkı taşı kemerlidir. İkinci kat pencereleri ise sivri kemerlidir. Düğüm motifi ile üstünde yer alan silme beraberce bütünlük arz eder. Giriş holünde dört dikme görünür. Tavanın destek görevini, baklava dilimli başlık sütunlar yapar. Yaşayan bir mekân olan İzmir Borsa Sarayı aynı zamanda bizim gönlümüzü süslemektedir. Kısaca özelliklerine değindim yapının keşfedilecek noktaları vardır. Yıllarca İzmir ticaret hayatına hizmet veren bu yapı, o tarihte beraber gezdiğim dostumun hatırasını hala süslemektedir. Yapılar insanlar gibidir, hayatlarımızda iz bırakır! Ve bazı izlerin yeri hiç silinmez! Tarihi kültürel mirasımızın güzel bir örneğidir İzmir Borsa Binası. Gelin Görün!

second f loor. The entrance door was highlighted with a rectangular panel and finished with fringes. There are muqarnas style decorations above and below the door. The entrance façade is wide and in the shape of a steep arch. The upper corners of the arch are decorated with motifs. The ground f loor windows on the northern front have steep arches. The arches are strengthened with eaves. There are six windows on the first f loor in the shape of straight arches. The six windows on the second f loor open up to the street and have steep arches. There is a horizontal rectangular pediment above the arch decorated with a rose motif in the middle. There are 3 steep arched windows on the ground f loor of the northern front with steep arches. There are also 3 small windows above the entrance door frame. The plaque of the building is located above these small windows and 3 more windows İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

107


above the plaque decorated with a rose motif. The windows on the first and second f loor are surrounded with vertical rectangular forms and the windows on the ground f loor are bordered with a horizontal molding. The northern front has a molding zone. There are two Ottoman period chimneys at the top which are decorated with arches at the top. There used to be a window on the ground f loor at the breaking point of the structure which united the northern and western fronts and that window has been turned into a door. There are palmetto and rumi decorations inside the arch of this entrance. This space is covered with a dome. The windows on the first and second f loor on the corner of this front are different. The window on the first f loor is in the shape of a shoe buckle stone and the second f loor window is steep arched and decorated with plant motifs. The roof is bordered with a Baroque style fringe at the corner. The finishes of the structure in the 108

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

northwest are defined with two domes at the corners. The domes steepen towards the center. The northwestern front of the structure is similar to the northern front. The northeastern front creates a corner and the decorations are similar to the ones in the northwestern front. There are five steep arched windows on the ground f loor at the eastern front. The windows on the first f loor are laid in the shape of straight shoe buckle stones. The second f loor windows are steep arched. The knot motif and the molding above it create a unity. The ceiling is supported by columns. The Stock Exchange Building, which is a living structure, is close to our heart. It has many more aspects that need to be discovered. Structures are like people, they impress our lives! And sometimes, they stay with us forever; just like the Izmir Stock Exchange Building. Come and see it!


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

109


Sağlık / Health

Anadolu Otizm Vakfı İzmir’deki otizmlilere umut oldu Vakıf Başkanı Burhan Özfatura, “‘Niyet hayır, akibet hayır’ inancına sahip olarak, amaçlarımıza ulaşacağımız konusunda, tereddüdümüz yok” diyor. Yazı-Article : Elif Işıl Başkaya

The Anatolian Autism Foundation gave hope to the autistics in Izmir The President of the foundation Burhan Özfatura says, “‘We are certain that we will reach our goals by being optimistic at every step”

G

öz teması kurmuyor, isimlerine yanıt vermiyor, işitmiyor gibi davranıyor, konuşmada zorluk yaşıyorlar. Aşırı hareketliler. Bizden farklı düşünüyor, algılıyor ve davranıyorlar. Çünkü onlar otizmli yani doğuştan gelen ya da yaşamlarının ilk üç yılında ortaya çıkan nörolojik kökenli karmaşık bir gelişimsel bozukluğa sahipler. Özel ve zorlu bir eğitim sürecini gerektiren otizm tedavisinde bu alanda hizmet veren dernek ve vakıflar aracılığıyla kurulan okulların önemi büyük. Yakın zamana kadar Sabahat Akşiray Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi İzmir’de bu alanda hizmet veren tek kurumdu. Geçtiğimiz aylarda buna bir yenisi daha eklendi; Anadolu Otizm Vakfı. İzmirli başarılı mumar Nüvit Uyar’ın öncülüğünde, Ulaştırma Denizcilik ve Ha-

110

berleşme Bakanı Binali Yıldırım, İzmir Valisi Cahit Kıraç, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ve İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Burhan Özfatura’nın destekleriyle kurulan vakıf kentte sayıları her geçen gün artan otizmlilere umut oldu. Otistik çocukların eğitimle hayata ve topluma kazandırılması amacıyla bir kampus kurmayı, dayanışmayla ailelerin yükünü hafifletmeyi hedefleyen vakfın başkanlık görevini yürüten Burhan Özfatura, İzmir’den çıktıkları bu yolda zamanla Ege ve daha sonra da tüm Anadolu’yu aydınlatmayı istediklerini söylüyor.

Nihai hedef yaşam köyleri

Vakıf çalışmalarıyla İzmir’i aydınlatmaya başladı bile. Öyle ki Güzelbahçe Belediyesi’nin Yelki’deki eski belediye

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

T

hey don’t make eye contact, don’t answer to their names, act like they can’t hear and have trouble speaking. They are very active. They think and act differently from us because they are autistic. Schools that cater to the needs of people with autism are very important. Until recently, Sabahat Akşiray Autistic Children Education Center was the only institution for kids with autism in Izmir. Last month, a new school was added to the roster; The Anatolian Autism Foundation. The foundation, which was established with support from architect Nüvit Uyar, the Minister of Transportation, Maritime and Communication Binali Yıldırım, the governor of Izmir Cahit Kıraç, İzmir Metropolitan Municipal-


Vakıf olarak fakir zengin ayrımı yapmadıklarını

belirten Özfatura, öğrenci sayısının yüzde 25’i

oranında burs vermek istediklerini söylüyor.

Özfatura, who says that they are open to people from all

walks of life, adds that they want to award scholarships in the amount of 25% of the number of children.

Burhan Özfatura

binasını iki yıllığına vakfa kiralamasıyla çalışmalar hız kazandı. Özfatura yenileme çalışmaları tamamlanan binanın yakın zamanda 40-50 otizmli çocuğa ilköğretim ve öncesi seviyesinde eğitim veren bir okul olacağını belirtiyor. İzmir’deki bazı üniversitelerin sosyal sorumluluk projelerini vakıf aracılığıyla burada gerçekleştireceğinin bilgisini veren Özfatura bundan sonraki aşamada yaklaşık 600 otizmliye her türlü hizmet ve eğitimin verileceği bir kampus kuracaklarını söylüyor.

ity Chief Magistrate Aziz Kocaoğlu and former chief magistrate Burhan Özfatura, gave hope to the growing number of autistic people in the city.

Özfatura, Ege Koop Başkanı Hüseyin Aslan’ın vakfa bağışlama sözü verdiği Güzelbahçe’deki bir arazide yapılması planlanan kampusun özellikleriyle Türkiye’de bir ilk niteliği taşıyacağını anlatıyor; “Vakfın bütün faaliyetlerini bu kampus çatısı altında yürüteceğiz. 600 öğrencilik olarak planladığımız Kampusta, okullar ve işlikler dışında bir de 24 saat hizmet veren otizmli oteli olacak. Çocuklarını hiçbir yere bırakamayan otizmli aileler var. Düğün, cenaze, tatil gibi gerekçelerle, evlerinden uzaklaşacak aileler, otizmli çocuklarını kısa sürelerle bu otele emanet edebilecek. Otizmli aileleri için çok önemli bir hizmet olacak bu otel vakfa gelir de temin edecek. Bu

The ultimate goal: Villages

Burhan Özfatura, who is the president of the foundation which aims to set up a campus for autistic kids in order to educate them and make them a part of daily life and share the burdens of their families, says that their goal is to set up more campuses in the country in the future.

The works of the foundation have already made a mark in Izmir. Efforts accelerated after the Municipality of Güzelbahçe rented out its old building for two years to the foundation. After the building is renovated, it will become an elementary school that can accommodate 40-5- autistic kids. Özfatura, who states that some of the universities in Izmir will realize their social responsibility projects through the foundation, says that the next step will be building a campus that can accommodate 600 autistic kids. Özfatura says that the campus, which will be built on land donated by Ege

Koop President Hüseyin Aslan, will be a first in Turkey with many of its aspects: “We will realize all the activities of the foundation under the roof of the campus. There will be schools and workshops that can accommodate 600 kids and a 24 hour hotel geared towards autistic children. There are families that can’t leave their children at home and parents will be able to leave their kids at the hotel if they have to attend certain special occasions. This hotel, which will provide an important service to families, will also be a source of income for the foundation. This will be used for scholarships for underprivileged children. One of the most important departments within the campus will be the educational center. Families, personnel and related parties will be educated here. We will also derive income from this department. We estimate that the cost of the campus will be 2, 5- 3 million Turkish Liras. After that, we are dreaming of villages where autistic children and their families can live together.” Özfatura, who says that they are open to people from all walks of life, adds that they want to award scholarships in the

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

111


amount of 25% of the number of children. Özfatura, who says that they need donations from charitable people at this point, adds, “We are sure that we will succeed by being optimistic. We trust local authorities and charitable people. People with healthy kids and grandchildren should also support our cause. If we can share the burden and pool our resources, there isn’t anything we can’t do.”

There are 5000 autistic people in Izmir

sayede fakir çocuklara burs için kaynak yaratılacak. Kampüsteki en önemli bölümlerden biri sürekli eğitim merkezi olacak. Bu merkezde personel, aile ve ilgililer eğitilecek. Buradan da gelir elde edilebilecek. Uzun vadeli bir çalışma olacak kampüsün 2,5-3 milyon liraya mal olacağı tahmin ediliyor. Bundan sonraki aşamada da otistik evlatlarımızın ve ailelerinin birlikte yaşayabileceği; ‘yaşam köyleri’ni hayal etmekteyiz.” Vakıf olarak fakir zengin ayrımı yapmadıklarını belirten Özfatura, öğrenci sayısının yüzde 25’i oranında burs verebilmeyi hedeflediklerini dile getiriyor. Özfatura, bu hedefe ulaşmada hayırseverlerin desteğine ihtiyaç duyduklarını belirterek, “ ‘Niyet hayır, akibet hayır’ inancına sahip olarak, bu amaçlarımıza ulaşacağımız konusunda, tereddüdümüz yok. Hayırseverlere ve kamu birimlerine güveniyoruz. Sağlıklı evlatların torunların aileleri de bu sıkıntının paylaşılmasında rol almalılar. Bu derdi paylaşırsak, kaynakları belirli ölçüde bir araya getirerek, halledilemeyecek problem yok” diyor.

İzmir’de 5 bin otizmli var

Türkiye’de ağır metaller, genetiği değiştirilmiş gıdalar, çevre kirliliği gibi faktörlerin de etkisiyle eskiden 350-500 doğumda bir görülen otizmin şimdi 100 doğumda bire indiğini vurgulayan Özfatura, bu konuda bilincin önemine değiniyor; “Otizm yıllar içinde geometrik dizi ile artıyor. 112

Türkiye’de bugün 500-700 bin civarında, İzmir’de ise 5 bin otistik çocuk var. Ancak bu evlatlarımızın binde biri bile gerçek anlamda eğitim ve tedavi şartlarına sahip değil. Çünkü bu çok meşakkatli ve maliyetli bir iş. Öyle ki bir otistik çocuğun aylık eğitim maliyeti 5 bin lirayı buluyor. Dolayısıyla ekonomik durumu iyi olmayan ailelerin çocuklarının özel eğitim alması imkânsız hale geliyor. Bu noktada bizim gibi vakıflara büyük iş düşüyor.” Otistik çocukların eğitiminde değerlendirilecek, bu alanda uzman eğitimci eksikliğine de değinen Özfatura, şu an Türkiye’de 500 bine yakın eğitimciye ihtiyaç duyulmasına karşın yeterli sayıda yetişmiş eleman olmadığını söylüyor. Özfatura, “Otizm çok yüksek maliyetli bir eğitim sürecini kapsıyor. 1 otizmli için 1,5 personel gerekiyor. Uzmanlık alanı otizm olan personel bir tarafa, bu kampüsün bahçesi, temizliği, yemeği için birçok insana ihtiyaç var. Vakfın personel kullanımında, otizmli ailelerin içinde ihtiyacı olan ve liyakatı olanları öncelikli hale getireceğiz. Yani ihtiyacı olan aile, çocuğunun eğitim gördüğü yerde hem çalışacak hem eğitime katkıda bulunmuş olacak. Aile için böylece, çocuğunun eğitim maliyetinin bir bölümünü de olsa çıkarabileceği bir imkân yaratılmış olacak” diyor. Projenin önemli bir istihdam yaratacağını da belirten Özfatura, Güzelbahçe’deki kampusta az 500 eğitmenin istihdam edileceğini söylüyor.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Özfatura, who stated that the number of autistic children increased to one in 100 in Turkey because of factors such as heavy metals, genetically engineered foods and pollution, points out to the importance of awareness: “Autism is increasing drastically over the years. Today, there are 500-700 thousand people with autism in Turkey and 5000 in Izmir but not even one in one thousand children have the chance of a real education and treatment because it is expensive and requires a lot of patience. The monthly education cost of an autistic child is 5000 Turkish Liras and families that don’t have sufficient funds don’t have the chance for private tuition. That is where we come in.” Özfatura, who also points out to the lack of professional teachers for autistic children, says that there aren’t enough teachers in the field although there is need for nearly 500 thousand in Turkey. Özfatura says, “Autism encompasses a very expensive education process. 1, 5 personnel are needed for one autistic child. Besides experienced teachers, we need many people to run the campus. We will try to employ people from the families that have autistic children so that they can contribute to the foundation and pay some of the cost by working with us.” Özfatura, who states that the project will create serious employment, adds that at least 500 teachers will be employed at the campus.


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

113


Müze / Museum

A journey into the history of maritime The Arkas Nautical History Center opened after the historical mansion of the Arkas family in Bornova was turned into a unique exhibition gallery. 89 ship models, 126 pieces of ship antiquities and 67 paintings are on display at the center. 114

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


Denizciliğin tarihine

yolculuk

Arkas Deniz Tarihi Merkezi, İzmir Bornova’da geçmişi 1800’lere dayanan ve Arkas ailesinin hatıralarının da yer aldığı evin özel bir sergi mekânına dönüştürülmesiyle açıldı. Merkezde 89 gemi maketi, 126 parça gemi antikası ve 67 tablo yer alıyor. Fotoğraflar-Photographs : Arkas Holding Arşivi

A

rkas Deniz Tarihi Merkezi’nde Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas’ın 30 yılı aşkın süredir büyük bir titizlikle biraraya getirdiği gemi maketleri, tablolar ve gemi antikalarından oluşan koleksiyonunun bir bölümü sergileniyor. M.Ö. 1000 yılından başlayarak, 20.yüzyıla kadarki süreci adeta yaşatan gemi modelleri ve resimler ziyaret edenleri bir öyküden bir öyküye sürüklüyor. Deniz ve denizle ilgili konularla her zaman ilgilenen Lucien Arkas yıllar önce bir sergide gördüğü Engin Alsan’ın yaptığı Victory gemisinin maketinden sipariş vererek koleksiyona başladı. Zaman içinde tutkuya dönüşen ilgili bugün onu 400 gemi maketinden oluşan bir koleksiyonun sahibi yaptı. Maketler Metin Gürkan, Bedri Selay, Ergin Bürge, Azmi Beydeş, Nezih Bekat, Alpay Türkekul, Coşkun Güreli ve Merhum Engin Alsan’ın usta ellerinde şekillen-

A

part of the vast collection of nautical items such as model ships, paintings and ship antiquities gathered by Arkas Holding Chairman Lucien Arkas for the past 30 years are on displayed at the Arkas Nautical History Center. The models and paintings which ref lect life from 1000 B.C. to the 20th century makes you feel part of a grand journey.

Deniz tarihinin eşsiz tanıklarının öyküleri Arkas Deniz Tarihi Merkezi’nde hayat buluyor.

Stories of witnesses to the great history of the sea come to life at the Arkas Nautical History Center.

Lucien Arkas, who has always been interested in everything about the sea, began collecting items after ordering a copy the model of a ship called Victory by Engin Alsan. This interest, which turned into quite a passion over time, led him to form a collection that now includes 400 ship models. The models came to life in the hands of masters such as Metin Gürkan, Bedri Selay, Ergin Bürge, Azmi Beydeş, Nezih Bekat, Alpay Türkekul, Coşkun Güreli and the late Engin Alsan. Arkas continued to enrich his collection with old ship parts and paintings of vessels and the sea.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

115


Merkezde Bandırma vapuru, Savanarona yatı gibi Türk gemilerinin yanı sıra Kristof Kolomb’un kâşif gemilerini de görmek mümkün.

You will be able to see the Turkish vessels such as Bandırma and Savanarona in addition to the ships of Christopher Columbus.

di. Gemi maketleri koleksiyonunu eski gemi parçaları, deniz ve gemi resimleriyle zenginleştirmeye devam etti. Bu koleksiyonu, denizcilik mirasının yüzlerce yıllık tanıklarını somutlaştırarak hem tarihe ışık tutmak hem de denizcilik sektöründeki gelişimi göstermek adına çok önemseyen Lucien Arkas, deniz tarihinin bu eşsiz tanıklarının nesilden nesile aktarılan öyküleri bir mekân da hayat bulması amacıyla Arkas Deniz Tarihi Merkezi’ni açtı. Merkezde 89 gemi maketi, 126 parça 116

Lucien Arkas, who greatly values his collection because they shed light on history and show the development in the maritime sector, opened the Arkas Nautical History Center so that these pieces that witnessed the improvement of nautical history could come to life. There are 89 ship models, 126 pieces of ship antiquities and 67 paintings at the center. The visitors are greeted by a wheel closet with a giant standard compass on the first f loor of the three storey museum. The first f loor also

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

includes 20th century Turkish ships, ship models from B.C., and discovery ships. On the ground f loor, you can see Turkish ships such as Bandırma and Savanarona yacht besides the exploration ships of Christopher Columbus. There is also a small library and a room filled with ship antiquities here. Ship models on the second f loor exhibit the immense development of the maritime sector from the 17th century


gemi antikası ve 67 tablo yer alıyor. Üç kattan oluşan merkezin 1. katında ziyaretçileri dev miyar pusulalı dümen dolabı karşılıyor. 20. yüzyıl gemileri, Türk gemileri ve M.Ö’ye ait gemi maketleri ve kâşif gemilerinin sergilendiği odalar bu katta yer alıyor. Zemin katta ise Bandırma vapuru, Savanarona yatı gibi Türk gemilerinin yanı sıra Kristof Kolomb’un kâşif gemilerini de görmek mümkün. Ayrıca mini bir kütüphane ve gemi antikalarının bulunduğu oda da bu katta yer alıyor. 2. katta bulunan 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar uzanan geniş yelpazede görülecek gemi maketleri ise denizciliğin tarihsel gelişimini muhteşem bir görsellikle ziyaretçilerin beğenisine sunuyor. Gemi maketlerine Dixon, Molsted, Roux ve Sami Yetik gibi ünlü deniz ressamlarının tabloları da eşlik ediyor. Arkas Deniz Tarihi Merkezi’nde koleksiyonun ilk gemisi İngiliz Kraliyet

donanmasının 104 toplu birinci sınıf gemisi HMS Victory’den, Türk milli hareketinin başlangıcı olarak bilinen Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul’dan Samsun’a geçtiği Bandırma Vapuru’na, mayın döşeme gemisi Nusret’ten, Yavuz ve Midilli gibi Osmanlı donanmasının savaş gemilerine kadar tarihi değeri ve anlamı olan gemilere, herkesin çocukluğunda yeri olan okyanus coğrafyası araştırmacısı Jacques Yves Cousteau’nun araştırma gemisi Calypso’dan, 55 yıldır İstanbul sularında Adalar ve Yalova hattında çalışan yolcu gemisi Paşabahçe’ye, adını 5. Murat’ın annesinden alan, mübadele yıllarında karışıklı yolcu taşıyan ve Dedemin İnsanları filminden hatırlanabilecek Gülcemal gemisine kadar birçok geminin maketini görmek mümkün. Arkas Deniz Tarihi Merkezi salı, perşembe ve cumartesi günleri gruplara açık. Randevu almak için 0 232 342 10 11 numaralı telefondan ulaşılabilir.

to the 20th century. The models are accompanied by paintings by Dixon, Molested, Roux and Sami Yetik. You can see models of many historically important vessels at the center such as the first piece of the collection HMS Victory, Bandırma which Mustafa Kemal Paşa boarded to Samsun to start the Turkish Revolution. Nusret, the ship that laid mines, Yavuz and Midilli, which were historically important vessels in the Ottoman naval force, Jacques Yves Cousteau’s beloved research vessel Calypso, Paşabahçe, a ship that has been in service on the Islands-Yalova line for the past 55 years and Gülcemal, the ship that carried thousands of people during the great exchange. The Arkas nautical History Center is open for groups every Tuesday, Thursday and Saturday. To make an appointment for guided tours, please call this number: 0 232 342 10 11.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

117


Gezi / Trip

Belgesel tadında bir gezi Doğa sonbaharın hüzünlü renkleriyle donanırken hafta sonu kaçamağı yapılacak yerler de azalıyor. Yaz aylarında cıvıl cıvıl olan sahil beldeleri mevsimler dönse de kendilerini terk etmeyen sakinleriyle baş başa kalıyor. Şehrin yorucu temposundan sıkılanlar ise yakınlarında doğayla baş başa kalabilecekleri köşeler arıyor. Aslında böyle noktalar bulmak için şehirden çok uzaklaşmak da gerekmiyor. Fotoğraflar/ Photographs: Derya Şahin - İzmir Doğal Yaşam Parkı Arşivi

118

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


A tour like a documentary As nature is filled with the sad colors of autumn, the places for a quick getaway are getting scarce. Resort towns which are filled with people during the summer now host locals only and those looking for a relaxing getaway are searching for serene areas in nature. Actually, you don’t need to get far away from the city to find such places.

B

azen aradıklarını yanı başında bulur ya insan; İzmir Doğal Yaşam Parkı öyle işte. Adına yaraşır biçimde misafirlerini doğanın kucağında ve onun asıl sahiplerinin huzurunda ağırlayan bu parkı gezerken televizyonlarda hayranlıkla izlenen belgesellerden birinde buluyor insan kendini. Anlattıklarımızdan bir hayvanat bahçesini anlıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Çünkü İzmir Doğal Yaşam Parkı alışılagelmiş hayvanat bahçelerinden çok farklı bir alan. Öyle ki bu parkta hayvanlar doğal ortamlarındakine benzer hazırlanan barınaklarda özgürce yaşıyor. Binlerce ağaç ve bitki çeşidi de parkı yapaylıktan uzaklaştırıyor. 425 bin metrekare alan üzerinde kurulu olan İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda 120’den fazla türde bin 300’den fazla hayvan yaşıyor. Alan bu kadar büyük, çeşit bu kadar çok olunca misafirlerine farklı bir dünyanın

S

ometimes what you seek is right in front of your; like Izmir Natural Life Park. When you ar touring this amazing area, you feels as if you’re watching a documentary like the ones you see on television. If you think we are talking about a regular zoo you are mistaken because Izmir Natural Life Park is so much more than that. First of all, animals live freely in their cages which were constructed to resemble their original habitat. Thousands of trees and plants make the zoo special. More than 1300 animals of 120 species live in the park which has been constructed on a 425 thousand square meter area. When there is an area so big and so much to see, the tour takes a long time. The pond with swans, geese and ducks, the African savannah with giraffes, the children’s zoo with zebras, hippos and ostriches, ponies, dwarf goats, Cam-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

119


kapılarını aralayan parktaki keşif gezisi öyle çabucak bitmiyor tabii ki. Kuğular, kazlar, ördekler ve su kuşlarının görsel bir şölen sunduğu gölet; zürafalar, zebralar, su aygırları ve deve kuşlarının büyüleyici Afrika savanı; pony atları, cüce keçiler, Kamerun koyunları, tavşanlar, tavuklar, hindiler ve kaplumbağaların neşelendirdiği çocuk hayvanat bahçesi; monolar, velvetler, siyah makaklar ve halka kuyruklu lemurların merak uyandıran maymun adası; yılanlar, kertenkeleler, timsahlar, kaplumbağalar, koi balıkları ve macawların ürkütücü tropik merkezi İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın keşfedilmeyi bekleyen alanlarından sadece birkaçı.

Türkiye’de doğan ilk fil

Nesilleri doğada tehlikede olan Asya fillerinden, Begümcan ve Winner ile Türkiye’de doğan ilk fil olan İzmir, Asya filleri barınağında misafirleri karşılıyor. Parkta filler için 15 bin 120

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

eroon sheep, rabbits, chickens, turkeys and turtles, monkey island that includes all types of monkeys and the tropical center with snakes, lizards, crocodiles, and macaws are just some of the areas that need to be discovered at the park.

The first elephant born in Turkey

Begümcan, Winner and Izmir, the first elephant born in Turkey, are almost extinct species of Asian elephants that greet visitors at the park. A 15 thousand square meter outdoor and 550 square meter indoor area has been allocated to the elephants. The monument erected to commemorate Izmir’s onetime symbol Pak Bahadur, an elephant that died in 2007, is just across from the elephant’s quarters.

A journey into tropical rain forests

When you step inside the 2345 square meter indoor area, you fell as if you are


metrekare açık ve 550 metrekare kapalı alan ayrılmış. Yıllarca Fuar Hayvanat Bahçesi’nde yaşayan ve 2007’de hayatını kaybeden Pak Bahadur için oluşturulan anıt mezar da Asya filleri barınağının karşısında yer alıyor.

Tropik Yağmur Ormanları’na yolculuk

Tamamı kapalı 2 bin 345 metrekare merkeze adım attığınızda kendinizi bir anda Tropik Yağmur Ormanları’nda buluyorsunuz adeta. Bunun için özel ısıtma ve nemlendirme sağlanarak tropik yağmur ormanlarının ortalama 26 santigrat derece sıcaklığı ve yüzde 70 nem koşulları oluşturulmuş. Tropik Merkez, ziyaretçilerini sürüngenler, timsahlar, kaplumbağalar, papağanlar, koi balıkları ile tropik bitkilerin ürkütücü ve merak uyandırıcı dünyasında bir yolculuğa çıkarıyor.

Küçük bir habitat

8 bin 450 metrakare alana sahip olan

in a rain forest. A special heating and humidifying system has been introduced to the area to reach the ideal tropical weather conditions of 26 degrees and 70% humidity. The tropical center includes snakes, crocodiles, turtles, parrots and carp fish.

A small habitat

The 8450 square meter large pond resembles a small habitat with fountains, mini waterfalls, islets, white and black swans, geese, and ducks. You can rest or have a bite to eat at Kuğulu Cafeteria while enjoying the view of the pond. There are also smaller ponds in the park which also welcome wild birds.

Living together at the African savannah

Savannah, which are haylofts with shrubbery and clusters of trees, are located between tropical rain forests and deserts and can be found in a long range on both sides of the equator. The AfriİZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

121


3 milyon ziyaretçi 2008 yılında açılan İzmir Doğal Yaşam Parkı’nı ayda ortalama 60 bin, yılda 700 bin kişi ziyaret ediyor. 30 Kasım’da 4’üncü yaşını kutlayacak olan İzmir Doğal Yaşam Parkı’nı bu zamana kadar ziyaret eden kişi sayısı ise 3 milyonu bulması bekleniyor. Yaban hayatını koruma anlamında çok önemli bir görevi yerine getiren park Avrupa Hayvanat Bahçeleri ve Akvaryumları Birliği’nin (EAZA) de üyesi.

büyük gölet fıskiyeler, mini şelaleler, adacıklar ve etrafında bulunan yeşil alanlar, içindeki beyaz ve siyah kuğular, ördekler ve kazlarla, küçük bir habitat niteliğinde. Büyük göletin hemen kıyısında yer alan Kuğulu Kafeterya’da yiyecek ve içeceklerinizi tüketirken göletin güzelliklerine bakarak dinlenebilir ve manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Büyük gölet dışında alanda bir küçük gölet ile barınak çevresindeki göletler de parktaki sulak alanları oluşturuyor. Büyük ve küçük gölet yaban kuşlarının da uğrak yerleri arasında yer alıyor.

can savannah within the park is set up on an 18 thousand square meter area where giraffe, zebras, hippos and ostriches live together in harmony.

Afrika Savanı’nda birarada yaşam

Interesting species

Çalılıklar ve ağaç kümelerinin bulunduğu otluk araziler olan savanlar dünya üzerinde Tropik Yağmur Ormanları ile çöller arasında ve ekvator çizgisinin her iki yanında geniş bir bant halinde yer alırlar. İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın merkezinde yer alan 18 bin metrekarelik Afrika Savanı’nda zürafalar, zebralar, su aygırları ve deve kuşları doğal savanlardaki gibi bir arada yaşamlarını sürdürüyor.

Birlikte ve özgür

Kanatlı barınağı tamamı dışarıdan ağlarla izole edilmiş 3 bin metrekarelik alan içinde, ziyaretçilerin hayvanlarla hiç bir engelle karşılaşmadan dolaşabi122

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Together and free

The winged animals section is surrounded by nets where animals roam freely on a 3000 square meter area. With its f lora and pool, this area was made into an ideal place for the animals to live. Ducks, peacocks, pheasants and storks live freely inside the aviary.

The parrot shelter is also surrounded by nets. Many different species of parrots live in this 600 square meter area.

Wild life

In four adjacent areas that total 2000 square meters, eagles, falcons, red falcons and red condors live in an area similar to their natural habitat. There are also injured vultures that have been treated but too fragile for wildlife in this section. The ones that have been treated are sent to live in their natural habitat.

Almost original

At the end of 2011, a special shelter of 550 square meters was constructed for


3 million visitors The park, which opened in 2008, receives 60 thousand visitors a month and 700 thousand people a year. 3 million people have visited the park which will celebrate its 4th anniversary on November 30. The park is also a member of the European Zoos and Aquariums Association.

lecekleri bir alan. Bu alan içinde yaratılan bitki örtüsü ve havuzu ile hem görsel olarak güzel hem de kanatlı hayvanların ideal yaşam ortamlarına yakın bir barınak meydana getirilmiş. İçinde ördek türleri, tavus kuşları, sülün türleri ve leylekler bulunan Kanatlı Barınağı’nda (Aviary) hayvanlar birlikte özgürce dolaşılabiliyor.

Farklı ve ilginç türler

Papağan Barınağı da diğer kanatlı barınaklarında olduğu gibi dışarıdan ağlarla izole edilmiş. 600 metrekarelik bu alan içinde Amazon papağanı, cennet papağanı, kakadu papağanı, ara papağanları ve pek çok türde papağan türü birlikte yaşıyor.

Yaban hayata kazandırıyor

Tamamı 2 bin metrekare olan, dört bitişik alanda kaya kartalları, baykuşlar, şahinler, kızıl şahinler ve kızıl akbabalar doğal ortamlarına yakın bir habitat içinde yaşıyor. Ayrıca bu alanda, yaralanmış, tedavileri yapılmış ancak yaban hayatta yaşama şansları olmayan yırtıcı kuşlar da barındırılıyor. Tedavisi tamamlananlar ise İl Orman ve Su Müdürlüğü’nün bilgisi dahilinde yaban hayata kazandırılıyor.

Doğala çok yakın

2011 yılı sonunda sırtlan barınağı ya-

nında vaşaklar için 550 metrekare yeni bir yer yapılmış. Diğer barınaklar büyük kediler barınağıyla benzer özellikli üç ayrı bölmeden oluşuyor. Bu bölmelerde 3 bin 650 metrekare açık alanda sırtlanlar, 3 bin 550 metrekare açık alan içinde ayılar ve 2 bin metrekare açık alan içerisinde kurtlar barınıyor. Hayvanlar için özel hazırlanan barınaklar içinde kayalıklar, göletler ve bitki örtüsü doğala en yakın biçimde oluşturulmuş. Sırtlan barınağında 2010 yılında Türkiye’nin ilk benekli sırtlan yavrusu dünyaya gelmiş. 2011 yılında ise benekli sırtlanlar ilk kez ikiz benekli sırtlan yavrularını doğurmuş.

Maymunlara özel ada

6 bin 600 metrekare toplam açık alan içinde oluşturulan adacıklarda vervet ve mona maymunları, siyah makaklar barındırılıyor. Su ile çevrili olan bu adalarda maymunların içinde hoş vakit geçirebilecekleri tırmanma ve oynama alanları var. Hava koşulları uygun olmadığında maymunlar 134 metrekarelik kapalı bölümlere alınıyor. 2012 yılı Şubat ayı başından bu yana, Tropik Merkez’de yaşayan halka kuyruklu lemurlar da, Maymun Adası karşısında yapımı gerçekleşen 820 metrekarelik yeni barınaklarında yaşamlarını sürdürüyor.

lynx. Other shelters consist of 3 parts and resemble the shelters of wild cats. Hyenas live in the 3650 square meters outdoor area, bears live in 3550 square meter outdoor area and wolves live in the 2000 square meter outdoor area. There are cliffs and ponds in the area and f lora resembles their natural habitat. Turkey’s first spotted hyena was born in the shelter in 2011. The next year, the hyena gave birth to twins.

A special island for monkeys

On small islands constructed on a 6600 square meter area, small African monkeys and black macaque monkeys are sheltered. There are playgrounds for monkeys in this area surrounded by water. When the weather gets cold, the monkeys are transported to a 134 square meter indoor area. As of February 2012, lemurs with round tails which have been living in the tropical center have been moved to their new 820 square meter shelter that was built across the island.

Only for ruminants

There are 4000 square meter separate shelters for deer, camels, wild goats and gazelles in the natural park, all constructed in accordance with their natural habitat.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

123


Ruminantlar için

Tamamı birbirinden bağımsız olan barınaklarda geyikler ve develer için 4 biner metrekare, yaban keçileri için 3 bin metrekare ve ceylanlar için 3 bin 500 metrekarelik alanda doğal ortamlarına uygun barınaklar bulunuyor.

Vahşi kediler de var

İzmir Doğal Yaşam Parkı’nda kaplan, aslan, puma türleri için üç ayrı açık alan ve her bir hayvanın ayrı tutulduğu kapalı bir alan bulunuyor. Kaplan için 3 bin 600 metrekare, aslan için 3 bin 550 metrekare, puma için ise 2 bin metrekare açık alan ve 277 metrekare kapalı alan oluşturulmuş. Dış barınakların kenarlarında göletler meydana getirilmiş. Açık alanlarda ise kayalık ve yükseltiler yaratılarak, hayvanların doğal ortamlarına yakın habitatların oluşturulmuş. Gezi güzergâhı üzerinde oluşturulan özel bölgelerdeki cam duvarlar ile Doğal Yaşam Parkı ziyaretçileri vahşi kedileri daha yakından izleyebiliyor. 124

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Wild cats

There are also 3 outdoor areas and indoor spaces for each from lions, tigers and pumas at the park. 3600 square meters is allocated for the tigers, 3550 square meters for lions and 2000 square meters for pumas. There are ponds on the corners of the outdoor shelters. There are also cliffs and other heights for the animals. You can see the animals roam freely from behind a glass wall.

Children can touch the animals

Farm animals live in the Children’s Zoo which was especially built for children inside the park. There are small goats, Cameroon sheep, rabbits, doves, chickens, turkeys, dogs and turtles in this area. The children, with the aid of a supervisor, can touch and feed the animals. Children who make an appointment first can feed the goats and ponies and take pictures with them.


Çocuklar hayvanlara dokunabiliyor

İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın en sevimli yerlerinden olan ve çocuklar için özel olarak hazırlanan Çocuk Hayvanat Bahçesi’nde çiftlik hayvanları yaşayor. Bu bahçe içinde cüce keçiler, Kamerun koyunları, tavşanlar, güvercinler, çeşitli tavuk ırkları, hindiler, kangal köpeği ve eşek ile kara ve su kaplumbağaları bulunuyor. Çocuklar bakıcıların gözetiminde hayvanlara dokunup beslenme saatlerinde onları besleyebiliyorlar. Ayrıca randevu alıp gelen okullardaki öğrencilerin cüce keçileri ve atları besleme, onlara dokunma ve onlarla fotoğraf çekilme şansları da var.

Yorgunluk molası için

İzmir Doğal Yaşam Parkı çok geniş bir alanı kapsadığı için parkın tamamını gezmek tatlı bir yorgunluk da yapıyor tabii. Ama neyse ki alanda bu keyifli gezi sırasında ya da sonrasında mola vermek için iki adet kafeterya hizmet

On to resting…

Touring this big area can be a little tiring but there are two cafeterias where you can rest. There are also playgrounds in four areas for children who are still energetic. The Bahadır souvenir shop is an ideal place to buy something to remember the park.

How to get there?

You can reach the park, which is located in Sasalı, with the number 777 bus that departs from Karşıyaka Pier. In addition, the number 751 bus which departs from Çiğli Transit Section takes you to the intersection in front of the park’s parking lot. You can either walk to the park, 1 kilometer from there, or you can take the number 777 bus. Those who will use the freeway can follow the Atatürk Organize Sanayi Bölgesi road and go straight on to the park. Another alternative to reach the park is with bicycles. There is a bicycle path all the way from Karşıyaka to the park. İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

125


veriyor. Enerjileri bitmek tükenmek bilmeyen minik ziyaretçiler için ise 4 ayrı noktada çocuk oyun alanları yer alıyor. Bahadır Hediyelik Eşya Dükkanı da parktan bir anıyla dönmek isteyenlerin imdadına koşuyor.

Nasıl Gidilir?

Sasalı’da yer alan İzmir Doğal Yaşam Parkı’na Karşıyaka Vapur İskelesi’nden kalkan 777 numaralı otobüsler ile ulaşılabilir. Ayrıca Çiğli Aktarma Merkezi’nden kalkan 751 numaralı otobüs İzmir Doğal Yaşam Parkı otopark girişindeki kavşağa kadar ulaşım sağlıyor. Dilerseniz o noktadan (yaklaşık 1 km) yürüyerek ya da 777 ile aktarma yaparak bir durak sonra İzmir Doğal Yaşam Parkı’na ulaşabilirsiniz. Çevre Otoyolunu kullanacak ziyaretçiler ise Atatürk Organize Sanayi Bölgesi istikametinde (sanayi içerisine girmeden) hiçbir yöne sapmadan ilerlediklerinde Sasalı ve İzmir Doğal Yaşam Parkı’na ulaşabilirler.

The park is open every day at 9 a.m. It closes at 18.30 during the summer, at 19.30 during the weekends and at 16.30 during the winter. Entrance fee for students is 1 TL and 3 TL for adults. Kids between the ages of 0-6 and students and teachers who visit the park on Wednesdays and Fridays enter for free. You too should visit the park to cheer up during the autumn and create your own documentary…

Çiğli ya da Karşıyaka istikametinden gelen araçlar da yine Atatürk Organize Sanayi Bölgesi istikametine döndüklerinde İzmir Doğal Yaşam Parkı yönlendirme tabelalarını görebilir. Parka bir diğer alternatif ulaşım şekli de bisikletseverler için. Karşıyaka’dan İzmir Doğal Yaşam Parkı’na kadar uzanan bisiklet yolu sayesinde alana bisikletle de ulaşılabiliyor. İzmir Doğal Yaşam Parkı 365 gün, haftanın 7 günü 09.00’da ziyarete açılıyor. Yaz aylarında hafta içi 18.30 hafta sonları 19.30, kış aylarında ise her gün 16.30’da ziyarete kapanıyor. Giriş ücretleri de oldukça makul; öğrenci 1 TL, tam 3 TL. 0-6 yaş gurubu çocuklardan ve çarşamba ile cuma günleri okul ziyaretlerinde öğrencilerden ve öğretmenlerden ücret alınmıyor. Siz de sonbaharın hüznüne inat, biraz olsun neşelenmek ve kendi belgeselinizin kahramanı olmak için İzmir Doğal Yaşam Parkı’nı ziyaret edin…

126

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

127


Güncel / Actual

İzmir Müze Müdürlüğü

2012’de 60 kazı yaptı

Kazı çalışmalarında, cam, mermer, obsidyen, bronzdan yapılmış idol, ağırşak, ağırlık, kazıyıcı, kesici, balta, sapan taşı, kolye ucu, kemik aletler, kase, kulplu çömlek, figürin, ok ucu, sikke gibi ünik eserler gün yüzüne çıkarıldı. Yazı/Article: Elif Işıl Başkaya Fotoğraflar/Photographs: İzmir Müze Müdürlüğü

60 excavations in 2012

During the excavations, glass, marble, obsidian and bronze idols, weights, blades, axes, slingshot rocks, pendants, bone items, jugs, figurines, arrow heads and coins were unearthed.

128

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


B

u yıl İzmir’in Aliağa, Urla ilçelerinde sondaj kazıları yapan İzmir Müze Müdürlüğü, mezarlar, lahitler ve çeşitli dönemlere ait eserler ortaya çıkardı. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun kararları doğrultusunda 3. derece arkeolojik SİT alanlarında, müze uzmanları tarafından, kurul kararları veya kurul müdürlüğü görüşü doğrultusunda yapılanma öncesi 60 adet sondaj kazısı yapıldı. Aliağa’nın Samurlu Köyü’nde 3. derece arkeolojik SİT alanı içerisinde yer alan mülkiyeti İzmir Demir Çelik A.Ş.’ye ait olan taşınmazda yapılan sondaj çalışmaları sırasında ortaya çıkan mezarlar ile ilgili olarak İzmir Müze Müdürlüğü kurtarma kazısı gerçekleştirdi. Kazı çalışmalarında 88 adet mezar açıldı. Kurtarma kazılarında 39 kiremit çatkılı, 15 basit mezar, 11 pythos gömü, 10 kireç taşı plaka kapaklı, 7 urne mezar, 3 kireç taşı sanduka mezar, 2 kremasyon gömü, 1 kireçtaşı lahit mezar ortaya çıkarıldı. Mezarların içinde ölü hediyesi olarak mezara konmuş olan ve Helenistik ve Roma dönemine ait 55’i envanterlik toplam 301 etütlük eser belirlendi. Yine aynı bölgede 877 nolu parselde yapılan kazı çalışmalarında ise 76 adet mezar açıldı. Çalışmalarda, 36 kiremit çatkılı mezar, 10 kireç taşı plaka mezar, 4 lahit, 7 taş sanduka mezar, 5 urne mezar, 9 basit gömü, 4 pythos, 1 kremasyon gömü ortaya çıktı. Mezarlarda Helenistik ve Roma dönemine tarihlenen 47 envanterlik, 255 etütlük eser bulunarak, eserlerin tümü İzmir Müze Müdürlüğü’ne teslim edildi.

Urla’da 14 mezar açığa çıkarıldı

Urla’nın Gebeç Mevkii’nde bulunan bir taşınmazın üzerinde yapılan kurtarma kazılarında ise, toplam 14 mezar açığa çıkarıldı. Mezarlarda arkos, çömlek, olphe parçaları, bronz ayna, tabak parçaları, hayvan figürin başı bulundu. Ele geçen 3 envanterlik, 15

I

zmir Museum Directorship, which realized digs in the boroughs of Urla and Aliağa this year, unearthed tombs, sarcophagi and artifacts from different periods. 60 precision sampling digs were undertaken in protected areas by the museum. The institution undertook a rescue excavation regarding the tombs that were unearthed at Aliağa’s Samurlu village. 88 tombs were opened during the excavation and 39 brick tombs, 15 simple tombs, 11 pythos burials, 10 limestone covered tombs, 7 urns, 3 limestone and wooden tombs, 2 cremations and 1 limestone sarcophagus were found. A total of 301 artifacts from Hellenistic and Roman periods were found inside the tombs.

etütlük tarih eser MÖ 6 ile 4’üncü yüzyıl arasında tarihlendi. Yine Aliağa’nın Çakmaklı Köyü Kendirci mevkiinde, Kyme Antik Kenti 3. derece arkeolojik SİT alanı içerisinde yer alan mülkiyeti Batı Anadolu Çimento’ya ait taşınmazda 2012 yılı kurtarma kazısı çalışmalarına devam ediliyor. Çalışmalarda şu ana kadar 210 mezar açığa çıkarılırken, kazı çalışmaları yılsonuna kadar devam edeceğinden ele geçen eser sayısı hakkında net bilgi yok.

During another dig at the same area, 76 more tombs were discovered. 255 artifacts from the Roman and Hellenistic periods were found inside the tombs and handed over to the institution.

14 tombs in Urla

During the salvage digs in Urla’s Gebeç region, 14 tombs were unearthed. Earthenware, a bronze mirror, plate pieces and an animal figurine head were found in the tombs. 15 artifacts that were found were dated to 6th and 4th century B.C. The salvage digs in Aliağa’s Çakmaklı village within the Kyme antique city archeological protected site still continue. 210 tombs were unearthed so far and the digs will continue until the end of the year.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

129


İzmir’s excavation map

İzmir kazı haritası

İzmir Müzesi’ne bağlı şu anda 21 kazı alanı bulunuyor. Bu kazı alanlarının 13’ünde üniversitelerin öğretim görevlileri tarafından kazılar yapılıyor. Kyme, Panaztepe, Ulucak, Yeşilova Höyüğü ve Nif dağında 2012 yılı kazı çalışmaları bitirilirken, kazılarda çıkan envanterlik ve etütlük eserler İzmir Müze Müdürlüğü’ne teslim edildi. Kazı alanlarına ait kazı depoları da 2012 sezonu çalışmalarının tamamlanması nedeniyle kontrol edilip gerekli güvenlik önlemleri alınarak Bakanlık Temsilcisi ve Müze

Uzmanı nezaretinde kilitlenip mühürlenerek kapatıldı. Kazı çalışmaları bitirilmiş olan söz konusu kazı alanlarında pişmiş toprak, obsidyen, cam, mermer, bronzdan yapılmış idol, ağırşak, ağırlık, kazıyıcı, kesici, balta, sapan taşı, kolye ucu, kemik aletler, kase, kulplu çömlek, figürin, ok ucu, sikke gibi ünik eserler İzmir Müze Müdürlüğü’ne teslim edildi. Şu anda kazı yapılmayan alanlar ise; Notion Ören yeri, Lebedos Antik Kenti, Larissa Antik Kenti, Kolophon Ören yeri ve Nymphaion Ören Yeri.

There are 21 excavations sites affiliated with the İzmir Museum today. Academics from universities are working in the 13 excavation sites of the 21 sites affiliated with the Izmir Museum. 2012 excavations have ended at Kyme, Panaztepe, Ulucak, Yeşilova Tumulus and Nif Mountain and artifacts that were unearthed have been handed over to the Izmir Museum Directorate. The warehouses storing these artifacts have been checked and sealed after security measures were completed. During the excavations, glass, marble, obsidian and bronze idols, weights, blades, axes, slingshot rocks, pendants, bone items, jugs, figurines, arrow heads and coins were unearthed and items were handed over to the Izmir Museum Directorship. Here are the sites that are not being excavated at the moment; Notion excursion site, Lebedos antique city, Larissa antique city, Colophon excursion site and Nymphaion.

İzmir Müze Müdürlüğü’ne bağlı olarak yürütülen kazılar ve kazı başkanları ise şöyle: (Here is a list of excavations and their managers) Kazı Alanı

Kazı Başkanı

Bayraklı Kazısı (Bayraklı Excavation)

Prof. Dr. Meral Akurgal

Agora Ören Yeri (Agora Excursion site)

Yrd. Doç. Dr.Akın Ersoy

Claros Kazısı (Claros Excavation)

Prof. Dr. Nuran Şahin

Teos Ören yeri (Teos Excursion site)

Prof. Dr. Musa Kadıoğlu

Klazomenai

Yrd. Doç. Dr. Yaşar Ersoy

Kyme Antik Kenti (Kyme antique city)

Antonia La Marca & Bakanlık

Panaztepe Kazısı (Panaztepe Excavation)

Prof. Dr. Armağan Erkanal

Phokaia

Prof. Dr. Ömer Özyiğit

Limantepe Ören Yeri (Limantepe Excursion site)

Prof. Dr. Hayat Erkanal

Ulucak Ören Yeri (Ulucak Excursion site)

Doç Dr. Özlem Çevik

Laskarisler

Prof. Dr. Zeynep Mercangöz

Metropolis Kazısı (Metropolis Excavation)

Yrd. Doç. Dr. Serdar Aybek

Nif Dağı Kazısı (Nif Mountain Excavation)

Prof. Dr. Elif Tül Tulunay

Yeşilova Höyüğü (Yeşilova Tumulus)

Yrd. Doç Dr. Zafer Derin

130

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

131


Günübirlik / Excursion

Gönüllülerin çabasıyla turizme kazandırılan köy Kömür madeni ve termik santraliyle gündeme gelmesine alışık olduğumuz Soma’nın bir köyü olan Darkale, sahip olduğu kırsal, kültürel ve mimari değerleriyle bu bölgede bambaşka şeyler yapılabileceğinin de kanıtı aslında. Darkale’yi özel kılan ise bu potansiyelin bir grup gönüllünün elini taşın altına koymasıyla ortaya çıkması. Fotoğraflar/ Photographs: Urungu Erdal Özer

132

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


The village that was added to tourism with the help of volunteers Darkale, which is a city in Soma known for its coal mine and thermal reactor, is a testament to things that could be achieved in this area with its rural, cultural and architectural assets. What makes Darkale special is that this was achieved by a handful of volunteers.

D

e r i n c e bir vadinin içine gizlenmiş ve sırtını yüksek, kayalık dağlara yaslamış bir köy Darkale, ya da diğer adıyla Tarhala. Adı çok fazla duyulmasa da umutla ve sabırla ortaya çıkarılmayı bekleyen gizli kalmış bir hazine adeta. Özgün mimari dokusuyla dikkat çeken köyün dar ve yokuş sokaklarında dolaşırken tarihte bir yolcuğa çıkıyor insan. Soma’nın 3 kilometre güneyinde yer alan köyün Mysia’daki Trakhoula kentçiğinin ardılı olduğu biliniyor. Tarihçi Bilge Umar’a göre köyün adı da Trakhoula’nın Tükçe’ye uydurulmuş hali. Umar ‘Tarihsel Yer Adları’ isimli kitabında Darkale’nin Bizans İmparatorluğu’nun son piskoposlar listelerinde adı geçen bir kent olduğunu ve geçen yüzyılda Rumlarca Trakhala, Türklerce Darkale olarak anıldığını belirtiyor. Trakhala adının ise Rumcada kayalık, taşlık anlamı taşıyan Trakhys sözcüğünden türetilmiş olduğunu yine kendisinden öğreniyoruz. Tarih araştırmacısı Remsey ise Soma yakınların-

D

arkale, also known as Tarhala, is a village nestled inside a valley which leans on rocky mountains. Even though not many have heard of it, it is a hidden treasure waiting to be discovered. When you walk among the narrow and steep streets of the village that attracts attention with its unique architectural structure, you feel as if you are taking a journey into the depths of history. We know that the village, located 3 kilometers to the south of Soma, is the continuation of the city of Trakhoula in Mysia. According to historian Bilge Umar, the name of the village is the Turkish version of Trakhoula. Umar says that Darkale was an episcopacy center during the Byzantine era and was known by Greeks as Trakhala. The historian also explains that the name Trakhala was derived from the Greek word Trakhys which means cliff or rock. History researcher Remsey states that there is a city named Germe near that dated all the way back to the Bergama Kingdom. It is believed that Germe must have been built near Darkale. Undoubtedly, the most interesting aspect of Darkale is its houses. The architecture of these houses has Ottoman period characteristics just like the famous houses of Safranbolu, Kula and

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

133


da, geçmişi Bergama Krallığı’na kadar uzanan Germe adında bir kent olduğunu belirtiyor. Germe’nin bugünkü Darkale yakınlarında kurulmuş olabileceği tahmin ediliyor. Darkale’nin en dikkat çekici değerlerinin başında kuşkusuz evleri geliyor. Köyün günümüze kadar ulaşan tarihi evlerinin mimarisi tıpkı Safranbolu, Kula ve Beypazarı evleri gibi Osmanlı devri özelliklerini taşıyor. Daracık sokaklara, şahniş ya da şahnişin adı verilen ahşap cumbalar ile dahil olan evlerin temeli taş duvardan, üst katları ise ahşap malzemeden yapılmış. Avluya açılan büyükçe ahşap giriş kapısından yine ahşap merdivenlerle “hayat” denilen sofalara çıkılıyor. Buradan Safranbolu örneklerinde gördüğümüz geometrik desenli, ahşap, oyma tavan göbeği ile süslü odalara giriliyor. 134

Darkale kalabalık nüfusu ve kendi kendine yeten ekonomisiyle geçmişte büyük bir köymüş. Ancak köyün hemen yanı başında bulunan Soma hızla büyüyüp modern bir kent olunca Darkaleliler de 1980’li yıllardan itibaren Soma’ya göçmeye başlamış. Bu göçler sonucu tarihi Darkale evleri terkedilmiş, sahipsiz ve bakımsız kalmış. Hatta günümüzde o güzelim evler yer yer yıkılmış, geri kalanları yıkılmaya yüz tutmuş ve dokunup kurtaracak sihirli elleri bekler hale gelmiş. Güzelim köyün gözleri önünde yok olup gitmesine izin vermek istemeyen bir grup gönüllü bu gidişe dur demiş. Çoğu Darkaleli, Somalı hatta Manisalı dahi olmayan, mimarından maden mühendisine, esnafından grafikerine, bilgisayarcısından öğretmenine bir gurup gönüllü köyün makus talihini yenmesi

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Beypazarı. The foundation walls of the houses are made of stone and their upper f loors from wood and they all have wooden alcoves. The houses have wide wooden entrance doors which open up to the courtyard and halls on the upper f loors are accessed via wooden staircases. The halls have ceilings decorated with geometric shapes and wooden carvings. In the past, Darkale was a big village with a large population and a stable economy but when Soma quickly developed and became a big town, the people of Darkale began moving to Soma in the 1980’s. After that, the houses of Darkale were abandoned and left to their own devices. Some of them even collapsed or were on the verge of collapse.


için el birliğiyle çalışmaya başlamış. ‘Darkale Yenileme ve Yaşatma Projesi’ işte böyle bir sivil insiyatif sonucunda ortaya çıkmış. Projeye Manisa Valiliği, Soma Kaymakamlığı, Soma Belediyesi, Soma Ticaret ve Sanayi Odası da destek olmuş. En büyük destek ise Opet’ten gelmiş. Opet Yönetim Kurulu Üyesi Nurten Öztürk, köyü uzman bir heyet ile birlikte ziyaret etmiş. Ve nihayet Darkale Opet’in yürüttüğü “Örnek Köyler” projesine dahil olmuş. Köyün fiziki olarak yenilenmesi, tarihi, kültürel ve sosyolojik araştırmaların bilimsel verilere dayandırılarak derin bir analizle ortaya konulması ve tüm bunların turizme kazandırılması amacıyla yürütülen çalışmalar böylece meyvesini vermeye başlamış.

Truva-Bergama-Efes hattına yeni bir destinasyon

Darkale Projesi Koordinatörleri’nden, aynı zamanda Soma Belediyesi’nin tek kadın meclis üyesi olan Şule Doğan, söz konusu projenin temellerinin sivil insiyatif tarafından atıldığının altını çiziyor. Gönüllülerden oluşan bir grubun öncülük ettiği ve Opet’in sponsorluğunda yürütülen projeyle Darkale’nin Truva-Bergama-Efes hattına yeni bir destinasyon olarak eklenmesini istediklerini ifade eden Doğan, köyün hem kültür turizmine hem de kırsal turizme olanak tanıdığını vurguluyor. Doğan, Darkale’deki 150 hanede toplam 120 kişinin yaşadığını ve yaşlı nüfusun ağırlıklı olduğunu belirterek köy halkının da turizm yatırımlarına sıcak baktığını söylüyor. Doğan, “Gönüllülerden oluşan bir grup tarafından temelleri atılan bu projenin köylerin kalkınması anlamında örnek teşkil etmesini ve Darkale’nin 5 yıl içerisinde Şirince gibi bir turizm destinasyonu olmasını istiyoruz” diyor.

Doğa sporlarına çok elverişli

Çevresi çam ormanlarıyla kaplı olan Darkale doğa sporları meraklılarının aradığı birçok önemli zenginliğe

sahip. Sırtını yasladığı Asartepe ve Tuzlutepe’nin dik kayaları her yıl dağcıları ve kaya tırmanıcılarını ağırlıyor. Köyün çevresinde bulunan sayısız yürüyüş ve bisiklet parkuru doğa sporları meraklılarını Darkale’ye çekiyor. Bölgede doğa yürüyüşü yapanlar bir yandan manzaranın tadını çıkarırken diğer yanda antik çağda köyü Bergama’ya bağlayan Bergama Krallığı döneminden kalma antik yollarda yürüyebiliyorlar. Darkale doğal yaşamla öylesine iç içe ki

A handful of volunteers who couldn’t bear to see them destroyed wanted to put a stop to the situation. Architects, engineers, designers, computer programmers and a handful of local vendors came together to change the fate of the village thus creating the Darkale Renewal Project. The project was also supported by the Governorship of Manisa, the kaimakam’s office of Soma, Soma Municipality and the Soma Chamber of Commerce and Industry. The biggest

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

135


tors of the project and the only female member of the Soma city council, points out that the foundations of the project were laid by civilians. Doğan, who states that their aim is to include Darkale as a new destination on the Troy-BergamaEphesus line with the project initiated by the volunteers and sponsored by Opet, says that the village is ideal for both culture and rural tourism. Doğan, who says that a total of 120 people live in the 150 houses in the village and are mostly senior citizens, adds that the locals welcome touristic investments. Doğan says, “We want this project to be an example and hope that Darkale will be a touristic destination like Şirince in 5 years”

Ideal for nature sports

Darkale, which is surrounded by pine forests, is an ideal place for nature sports. The steep cliffs of Asartepe and Tuzlutepe near the village host hundreds of climbers every year. Numerous walking and cycling paths around the village attract nature enthusiast. Those who take walks admire the view and get to walk aling the antique road from the Bergama Kingdom. Darkale is so telescoped with natural life that you can see wild horses 3 kilometers from the village while walking.

yürüyüş yaparken köyün 3-5 kilometre ötesinde yaşayan yabani atları görmek mümkün. Darkale’nin çevresi f lora açısından da oldukça zengin. Hercai menekşeler, orkideler, süsenler, ters laleler ve sayısız türde çiçekler görülmeye değer. Bahar aylarında köyün çevresinde yürümeniz bu güzelim çiçeklerle karşılaşmanız için yeterli. Köydeki geleneksel yaşam, tarihi evler, daracık sokaklar, mimari doku 136

support came from Opet, an oil company in Turkey. Opet executive board member Nurten Öztürk visited the village and decided to include the village in the Example Villages So this is how the renewal of the village based on scientific data began.

A new destination on the Troy-Bergama-Ephesus line

Şule Doğan, who is one of the coordina-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Darkale and its vicinity also have a rich f lora. Wild violets, orchids, tulips and numerous other f lowers are worth seeing. You just have to walk around the village in the spring to see these beautiful f lowers. The traditional life, historical houses, narrow streets and architecture in the village also attracts photographers. Many photography clubs and photographers organize tours to the village to capture these beautiful images.

Tarhala Barana tradition kept alive

Darkale, besides its scenic beauties, is a village that hasn’t lost its traditions. The


gezginlerin ve fotoğrafçıların da ilgisini çekiyor. Birçok fotoğraf derneği ve fotoğrafçı Darkale’ye gezi düzenleyerek bu eşsiz görüntüleri yakalayabiliyor.

Tarhala Barana geleneği yaşatılıyor

Darkale doğal güzelliklerinin yanı sıra gelenek ve göreneklerini de kaybetmemiş bir köy. Köyde yaşayanlardan kurulan folklor ekibinin sergiledikleri oyunlar özgün ve tamamen geleneksel yapıda sahneye aktarılıyor. 2006 yılında davet edildikleri Kültür Bakanlığı Mahalli Halk Dansları Yarışması’nda oyunları ve kıyafetleriyle büyük beğeni kazanan ekip sonrasında birçok ulusal televizyon kanalında Darkale ve Soma kültürünü yansıtmak amacıyla oyunlar sergilemiş. Bu ekibin en önemli özelliği unutulmaya yüz tutmuş Tarhala Barana oyunlarını tekrar gün yüzüne çıkarması. Köyün bir diğer özelliği de çok eskiden beri süre gelen bir gelenek olarak köylü kadınların el

folk dances performed by the local troop are all original and performed in the traditional manner. The troop, which attracted attention with their clothes and dances at the 2006 Local Folk Dances Competition, has performed on many national television channels to introduce the culture of Soma and Darkale. The most important characteristic of the troop is that they have resurrected a traditional dance called Tarhala Barana. Another important characteristic of the village is the needle lace products made by local women. The products, used on clothes during special occasions, are one of the unique folkloric assets of the village.

A first in world mining history

Darkale is also an important coal production center for Soma which is known for its coal reserves. Coal, which was found in the area by Osman Ağa in the İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

137


1900’s, was operated through a coal mine that was opened during that time. Coal was exclusively taken from the mines by women during WW1 when all the men went to war. During a time when mining is both dangerous and forbidden for women, many locals realized a first in history by achieving that.

A delicacy from pomegranate

Every September and October, the women in the village get restless because it is time to produce the famous pomegranate sauce of Darkale. First, the pomegranate that is grown organically is extracted and boiled. After a grueling process, the sauce is prepared. If you are in Darkale during pomegranate season, you will see local woman making pomegranate sauce.

The famous Darkale ice cream

The famous Darkale ice cream is well known in the region although it is not produced often. Before the 1970’s, many families provided income by selling ice cream. They used to sell their products in markets set up in boroughs like Akhisar, Kırkağaç, and Bergama. The people of Darkale used to preserve the snow in a very unusual way inside stone pits in forests to use the snow even during the summer to make ice cream. It is said that the ice cream derives its taste from the milk and saleb from orchids.

How to get there? emeği ve göz nuru ile ortaya çıkardıkları iğne oyaları. Gelin başı süslemede ve özel günlerde giydikleri kıyafetlerde kullandıkları bu oyalar köyün özgün folklorik değerlerinden biri olarak biliniyor.

Dünya madencilik tarihinde bir ilk

Darkale aynı zamanda kömür rezervleriyle ünlü Soma’nın önemli bir kömür üretim merkezi. Yörede 1900’lü yılların başında Osman Ağa tarafından bulunan kömür o tarihlerde bir maden ocağı açılarak işletilmeye başlanmış. Osmanlı döneminde, 1.Dünya Savaşı sırasında 138

köydeki erkeklerin tamamına yakınının Çanakkale ve çeşitli cephelerde savaşması nedeniyle kömür Darkaleli kadınlar tarafından yeraltından çıkarılmış. Kadınların maden ocaklarında çalışmasının hem çok zor hem de yasak olduğu çağımızda o dönem Akile Abla, Berberlerin Fatma Çavuş, Keskin Nine, Göllü Nine gibi Darkaleli kadınların yaptığı madencilik, dünya madencilik tarihinde ender rastlanan önemli bir olay olarak kayıtlara geçmiş.

Nardan doğan lezzet

Her yıl eylül ve ekim ayları geldiğinde

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

To reach Darkale from Izmir, turn to the Soma road from Akhisar. You will reach Soma after 45 kilometers. For those traveling from Balıkesir can use the 90 kilometer Balıkesir-SavaştepeSoma road. For those coming from Çanakkale can reach Soma in 40 kilometers after Bergama. Unfortunately there is no accommodation in Darkale but some of the historical houses will be turned into motels in the near future. For now, you can stay at the hotels in Soma. Darkale, which is Turkey’s hidden treasure with its historical, cultural and natural assets, is waiting to be discovered.


Eğer nar zamanı

Darkale’ye yolunuz

düşerse, her sokakta nar ekşisi yapan

kadınlar görürsünüz.

If you are in Darkale during pomegranate season, you will see

local woman making

Darkale Yenileme ve Yaşatma Proje ekibi

pomegranate sauce.

köyün bütün kadınlarını tatlı bir telaş sarar, Darkale’nin nar ekşisini yapma zamanı gelmiştir çünkü. Köyün içindeki sokaklarda ve çevredeki bahçelerde organik diyebileceğimiz, tamamen doğal koşullarda yetişmiş nar ağaçlarından toplanan ekşi narların önce taneleri çıkartılır, sonra suyu sıkılarak kaynatılır. Bu zahmetli işin sonucunda tadıyla, kokusuyla ve eşsiz lezzetiyle Darkale nar ekşisi ortaya çıkar. Eğer nar zamanı Darkale’ye yolunuz düşerse, her sokakta, her köşede kadınların nar ekşisi ile uğraştığına tanık olursunuz.

Meşhur Darkale dondurması

Şimdilerde çok fazla üretilmeyen Darkale dondurması bölgede oldukça ünlü. Elektrik ve buzdolabının yaygın olmadığı 1970’li yıllardan önce Darkaleli birçok aile geçimini dondurmacılık yaparak sağlarmış. Bu dondurmaları Akhisar, Kırkağaç, Bergama gibi ilçelerde kurulan pazarlarda satarlarmış. Darkaleli dondurmacılar, yakındaki orman içlerine yaptıkları

taş örgü çukurlar içine dolan karları sıkıştırıp buz haline getirir, üzerlerini çam pürçekleriyle, ağaç dallarıyla örterek Temmuz, Ağustos aylarına kadar bu karları dondurma yapımında kullanırlarmış. Meşhur Darkale dondurmasının eşsiz tadının, sütünden ve yörede bol miktarda bulunan doğal orkidelerden elde edilen salepten geldiği söylenir.

90 kilometrelik Balıkesir-SavaştepeSoma yolunu kullanabilir. Çanakkale yönünden gelecekler Bergama’dan 40 kilometre sonra Soma’ya ulaşabilir. Darkale’de henüz konaklama imkânı yok. Fakat yakın zamanda köydeki tarihi evlerin bir kısmında pansiyonculuğa başlanacak. Şimdilik Darkale’yi ziyaret edenler Soma’daki otellerde konaklayabilir.

Nasıl gidilir?

Türkiye’nin gizli kalmış, gün yüzüne çıkarılmayı bekleyen, marka olabilecek önemli bir tarihsel, kültürel ve mimari hazinesi olan Darkale, sabırsızlıkla onu keşfedecek gezginleri bekliyor.

Darkale’ye İzmir’den gelmek için Akhisar’dan Soma yoluna sapılır, 45 kilometre sonra Soma’ya ulaşılır. Balıkesir üzerinden gelmek isteyenler

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

139


Güncel / Actual

Dünyanın en eski gastronomi kulübü İzmir’de İşadamı Bülent Akgerman’ın öncülüğünde İzmir’in önde gelen 65 isminin katılımıyla kurulan İzmir Chaîne de Rôtisseurs, kentin ilk gastronomi kulübü olması açısından büyük önem taşıyor.

The world’s oldest gastronomy club is in Izmir İzmir Chaîne de Rôtisseurs, which was established under the guidance of businessman Bülent Akgerman and with the participation of 65 prominent names, is the city’s first gastronomy club.

G

C

eçmişi 1248’e kadar uzanan ve dünyanın 80 ülkesinde iyi yiyeceğin korunması, sofra zevklerinin yaşatılması amacıyla faaliyet gösteren Chaîne de Rôtisseurs artık İzmir’de. İstanbul, Ankara, Antalya ve Adana’nın ardından Türkiye’deki beşinci şubesi İzmir’de açılan uluslararası gastronomi kulübünü kente kazandıran da İzmir iş dünyasının renkli isimlerinden, Ege Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (ESİAD) Başkanı Bülent Akgerman.

haîne de Rôtisseurs, which dates back all the way to 1248 and operates in over 80 countries to preserve fine dining, is now in Izmir.

İzmir ve Ege’nin yeme

Yemek konusundaki ustalığı ile tanınan Akgerman, daha önce İstanbul’da üyesi olduğu derneği İzmir’den Ege’ye yaymak ve bölgenin yeme içme kültürünü bütün dünyaya tanıtmak isteğiyle çıkmış yola. İzmir’in önde gelen simalarının da aralarında bulunduğu 65 kişi bu yolda kendisine eşlik etmiş. İzmir’in ilk gastronomi kulübü olması açısından büyük önem taşıyan Chaîne de Rôtisseurs’in kentin gastronomi dünyasında yeni bir sayfa açacağına inanan Akgerman hedef lerini şöyle özetli140

Akgerman’ın hedefi,

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

içme kültürünü bütün dünyaya tanıtmak

Akgerman’s target is to introduce the

culinary culture of the Aegean and Izmir

to the entire world.

Bülent Akgerman, the president of the Aegean Industrialist and Businessmen Association, is the person behind the opening of the club which also has branches in İstanbul, Ankara, Antalya and Adana. Akgerman, who is known for his master culinary skills, established the club in order to introduce the culinary culture of the region to the entire world. He is accompanied by 65 prominent names in Izmir. Here is how Akgerman, who believes that the club will bring forth a new era in the gastronomy world of Izmir, summarizes his goals: “We have a wide variety of members that include businessmen, chefs and people who are educated in the art of fine dining. We will work relentlessly to diversify our cuisine, to encourage investors and chefs and to


yor: “İçimizde İzmir’in önde gelen kişilerinin yanı sıra hem profesyonel aşçılar hem de yeme içme kültürüne meraklı ve belli bir bilgi birikimine haiz üyelerimiz var. Mutfakların çeşitlenmesi, restoran yatırımcılarının ve aşçıların yüreklendirilmesi mevcut restoranların da daha renkli, farklı mönüler sunabilmesi için var gücümüzle çalışacağız. İlk kuruluşta aynı zamanda eğitici bir kuruluş olmamız nedeniyle bu yöndeki değişik çalışmaları da destekleyeceğiz. Bunlardan en önemli olanı usta aşçı olmaya aday genç aşçı yardımcıları arasında yapılan ulusal ve uluslararası yemek hazırlama, pişirme ve sunma yarışmasıdır. Böylece genç yeteneklere gelişme imkânları yaratmak istiyoruz.”

Kaz kızartma geleneğinden gastronomi kulübüne

Chaîne de Rôtisseurs’in temeli Fransız Kraliyet Loncalarından “Les Ayeurs Loncası”nın kaz kızartma gelenek ve uygulamalarına dayanır. 1248’de, 9. Louis, dönemin Paris Belediye Başkanını esnaf organizasyonlarını ve loncaları düzenlemek üzere görevlendirir.

Chaîne de Rôtisseurs’in temeli Fransız Kraliyet Loncalarından “Les

Ayeurs Loncası”nın kaz kızartma gelenek ve

uygulamalarına dayanır.

The history of Chaîne de Rôtisseurs is

based on the goose

frying tradition and applications of Les Ayeurs, a French regal chamber.

help existing establishments diversify their menus. We will also support educational efforts. The most important educational effort we will undertake is the national and international cooking and presentation competition that involves master chefs and young chefs. We want to give young chefs the chance to improve their talents.”

From roasting goose to a gastronomy club

The history of Chaîne de Rôtisseurs is based on the goose frying tradition and applications of Les Ayeurs, a French regal chamber. In 1248, Louis IX elects the mayor of Paris to organize the chambers and guilds in the city. The purpose of these guilds is to educate young apprentices and teach new techniques to members. The mayor rounds up 100 merchants that include goose roasting chefs. Les Ayeurs Guild was renamed Rôtisseurs in 1509 by Louis XII and their activities include roasting and working with all kinds of meat rather than just

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

141


Bu loncaların amacı genç çırakları geliştirmek ve loncaların üyelerine yeni teknikler öğretmektir. Paris Belediye Başkanı aralarında kaz kızartma ustalarının da bulunduğu 100 esnafı bir araya getirir. Fransa’da kurulan Les Ayeurs Loncası, öncelikle kaz eti üzerine çalışırken, 1509 yılında 12. Louis tarafından isimleri Rôtisseurs olarak değiştirilir ve faaliyetlerinin av hayvanlarından kuzuya kadar bütün etleri kapsamasına karar verilir. 1610’da zincir, kraliyet himayesi altına alınır ve bugün de kullanılan, iki çapraz şiş, dört et kancası ve alevler yanmakta olan ocaktan oluşan amblemi kabul edilir. Zincirin koptuğu 1793 yılına kadar, dört asır boyunca faaliyetlerini sürdüren bu loncanın amacı, kraliyet sofralarına layık bir kalite standardı oluşturmak ve bunu muhafaza etmektir. Ancak Fransız İhtilali’nden sonra diğer loncalar gibi bu lonca da dağılır. 1950 yılında Gastronomi Prensi olarak adlandırılan Curnonsky ile Dr. August Becart ve Jean Valby adlı üç gastronom, Louis Giraudin ve Marcel Darin adlı iki profesyonel aşçı bir araya gelerek, unutulmaya yüz tutan Rôtisseursleri canlandırmak üzere girişimlerde bulunurlar. Bu grup tarafından 1950 yılında Confrérie

de la Chaîne des Rôtisseurs adını verdikleri dernek kurulur. Eski amblemi kullanarak, üstünde yaptıkları bazı değişikliklerle yeni logoyu oluştururlar. Logoya, derneğin yeni adı ve kuruluş tarihleri olan 1248 ile 1950 tarihleri ilave edilir. Ayrıca profesyonel üyeleri temsil eden iç zincir ve profesyonel olmayan üyeleri temsil eden dış zincir oluşturularak, tüm üyelerin birlikteliği pekiştirilir. Böylece geçmişi çok eskilere dayanan kulüp tekrar hayata geçirilmiş olur. Dünyada hızla yayılan kulüp bugün 25 bin profesyonel ve profesyonel olmayan üyesi ile 80 ülkede faaliyet gösteriyor. Chaîne des Rôtisseurs üyeliği, yeni katılan üyelere iyi yiyeceği ve kardeşliği paylaşabilecekleri kişilerle karşılaşmak fırsatını veriyor. Uluslararası ofis, derneğin kuruluş yeri olan Paris’te bulunuyor. Gelenekler ile uygulamalar gerçekten uluslararası ve çağdaş bağlamda gelişmiş olmalarına rağmen halen eski Fransız kardeşlik bağlarına dayanıyor. Unutmadan belirtelim uluslararası gastronomi kulübü Chaîne de Rôtisseurs’in üyesi olmak için daima mutfak sanatlarına, yemek ve sofra kültürüne saygı duyacağını taahhüt etmek gerekiyor.

goose. In 1610, the chain becomes affiliated with the King and its famous emblem which includes two cross skewers, four meat hooks and an oven on fire, is accepted. The guild, which was operational for four centuries until the chain broke in 1793, aimed to established and preserve a quality standard fit for kings but the guild disbands like all the other after the French Revolution. In 1950, Curnonsky, known as the prince of gastronomy, Dr. August Becart, Jean Valby, and tow professional chefs named Louis Giraudin and Marcel Darin come together to revitalize the tradition. The group established a club called Confrérie de la Chaîne des Rôtisseurs in 1950. Changing some of the aspects of the old emblem, they create a new logo. They include the name of the club and the establishment date on the logo. In addition, they create and inner circle that includes professional members and outer circles that consists of non professional members and strengthen the bond between members. Today, the ever expanding club has over 25 thousand members in 80 countries. Being a member of the club helps people meet new people and sample good food. The international branch of the office is located in Paris. Even though the traditions and applications are global and well advanced, they are based on old French brotherhood. Before we forget, let us remind you that you need to promise to honor and respect culinary arts and culinary culture if you want to become a member of Chaîne de Rôtisseurs.

İzmir Chaîne de Rôtisseurs’a kimler üye? Members of the İzmir Chaîne de Rôtisseurs Bülent Akgerman, Ahmet Güzelyağdöken, Ali Rıza Sokol, Altan Ünsal, Arif Öncü, Armağan Özgörkey, Birol Varsay, Cemal Elmasoğlu, Dilek Varsay, Eli Alharal, Emre Çelikbilek, Hakan Akman, Yiğit Temizocak, Korkut Kut, Levent Akgerman, Nedimk Atilla, Noyan Gürel, Serpil Şener, Özlem Çakır, Selim Özgörkey, Rüştü Aksoy, Uğur Yüce, Başar Karcıoğlu, Martin Sanford, Can Ortabaş, Murat Türkay, Osman Sezener, Sadrettin Arslan, Selim Kaptan, Yavuz Karacasulu, Hande Öztürk, Yılmaz Öztürk, Ömer Pelit, Serkan Tütüncü, Kemal Demirasal, Todori Kalamaris, Vehbi Güldoğan, Enis Güner, Oğuz Özkardeş, Haluk Özyavuz, Serhan Ünsal, Mehmet Atay, Lucien Arkas, Ömer Yüngül, Önder Türkkanı, Sıtkı Şükrüer, Ali Balcı, Ahmet Tarık Pekel, Serdar Baş, Turabi Çelebi, Melik Kızılcan, Senem Üngüderler, Barış Torcu, Rıza Elibol, Tuncay Beyaz, Wolfgang Goedl, Emre Kocamustafa, Ahmet Özkan, Remzi İçöz, Deniz Sipahi.

142

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


www.tavacirecepusta.com Ankara Ümitköy (Merkez) Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi Alaca Atlı Caddesi Barlas City J Blok No:1 Yenimahalle / ANKARA Tel: 0.312 240 4000 Ankara Park Vadi Dikmen Vadisi Hoşgere Girişi 5. Kapı Çankaya Tel. 0312 442 29 45 Ankara Emek 8. Cadde No. 60 Emek Tel. 0312 436 30 60 İstanbul Etiler Lavinya Sokak No. 2 Levent Tel. 0212 280 04 24 İzmir Alsancak Atatürk Caddesi No. 364 Alsancak Tel. 0232 463 87 97 Bursa Nilüfer Odunluk Mah. Erdoğan Binyücel Cad. No.5/1 Nilüfer Tel. 0224 453 44 55 143 İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


Mutfak / Cuisine

‘İtalyan Aşkı’ndan

doğan lezzetler İzmir ile İtalyan mutfak kültürü arasındaki benzerlikler olduğuna dikkat çeken Zeynep Braggiotti, Levanten ve Rum ailelerin kentin mutfak kültürüne Akdeniz esintileri taşıdığını söylüyor.

‘Delicacies that were born out of love for Italy” Zeynep Braggiotti, who points out to the similarities between the cuisines of Izmir and Italy, says that Levantine and Greek families added a touch of Mediterranean to the city’s culinary culture.

144

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


İ

L

Bu ailelerden biri de İtalya’dan İzmir’e gelip yerleşen Braggiottiler idi. 1993 yılında İzmirli Cambazoğlu ailesinin kızı Zeynep Hanımı gelin alan Braggiottiler, aileye yeni katılan bu ferdin hikayelerini sonsuzluğa taşıyacağından habersizdi. Zeynep Braggiotti, çok sevdiği kayınvalidesi Ivana’yı zamansız kaybedince onun İtalyan geleneklerini sevgiyle harmanladığı mutfağını belgelemeye karar verdi. Bu noktada yolu Taze Ekmekler Sıcak Öyküler kitabının yazarı, o günlerde İtalyan ekmekleri yoğurmakla meşgul olan Binnur Akhun Önen ile kesişti. İki ayrı şehirde olsalar da İtalyan kültürüne olan ortak tutkuları engel tanımadı. Teknolojinin nimetlerinden yararlanıp kurdukları sanal sofralarda biri İtalyan yemeklerini diğeri ise İtalyan ekmeklerini paylaştı. Dört yıl süren uzun ve yorucu çalışmanın sonunda incelikle hazırlanmış İtalyan Aşkı çıktı ortaya.

One of these families was the Bragiottis that settled in Izmir from Italy. The family, who added Zeynep to their family in 1993 as a new bride, didn’t know that she would be the one to carry their stories into the future. When Zeynep Braggiotti lost her beloved mother in law Ivana, she decided to document her cuisine where she mixed Italian traditions with love. At that time, she crossed paths with Binnur Akhun Önen, the writer of a cookbook called Fresh Breads, Warm Stories. Even though they lived in different cities, their love for the Italian culture knew no bounds. They shared their recipes online. And after four years, the book called Italian Love materialized.

evantine families who came to Izmir in the 1800’s not only took charge of the financial life of the city but also left important traces in social life. Levantines, who transferred the culture, lifestyle, architecture and cuisine of the countries they came from to Izmir, became an indispensible part of Izmir’s rich and tolerant cultural structure.

zmir’e 1800’lü yıllarda gelen Levanten aileler, kentin ticaret hayatını yönlendirmekle kalmadı, sosyo kültürel yapısında da silinmeyecek izler bıraktı. Geldikleri ülkelerin kültürü, yaşam tarzı, mimarisi ve mutfağını İzmir’e taşıyan Levantenler, İzmir’in yüzyıllardır korunan zengin ve hoşgörülü kültürel yapısının ayrılmaz parçası oldular.

Verdikleri emeğin karşılığını da aldılar. Öyle ki İtalyan Aşkı yemek kitaplarının Nobel’i olarak kabul edilen Gourmand Dünya Yemek Kitapları Ödülleri kapsamında ilk elemede Türkiye birinciliğini ve daha sonra da Paris’te “En İyi Akdeniz Yemek Kitabı” kategorisinde dünya üçüncülüğünü aldı. Kitabı aniden kaybettiği kayınvalidesi Ivana Braggiotti’ye ithaf eden Zeynep Hanım, şimdilerde bir yandan yeni bir kitap üzerinde çalışıyor diğer yandan da www.mutfakrobotum.com sitesinden yazıları ve paylaşımlarını sürdürüyor.

All that gruesome work paid off. Their book became the Turkish champion at the Gourmand World Cuisine Books and later on became third in the Best Mediterranean Cookbook category in Paris.

Zeynep Braggiotti

İzmir mutfağında Akdeniz esintileri

İzmir ile İtalyan mutfak kültürü arasındaki benzerlikler olduğuna dikkat çeken Braggiotti, Levanten ve Rum ailelerin kentin mutfak kültürüne Akdeniz esintileri taşıdığını söylüyor. İstanbul’da düzenlenen İtalyan Yemekleri Festivali’ni hatırlatan Braggiotti, İzmir’de de benzer etkinliklerin gerçekleştirilmesiyle farklı kültür ve

Zeynep, who dedicated the book to her late mother in law, is now working on a new book and keeps on sharing her recipes on www.mutfakrobotum.com.

Mediterranean traces in Izmir cuisine

Zeynep Braggiotti, who points out to the similarities between the cuisines of Izmir and Italy, says that Levantine and Greek families added a touch of Mediterranean to the city’s culinary culture. Braggiotti, who reminds us about the Italian Dishes Festival in Istanbul, says that a similar festival organized in Izmir could bring together people from differ-

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

145


lezzetteki insanların birbirleriyle bilgi alışverişinde bulunabileceğini belirtiyor.

her iki mutfağın da ortak lezzet sırları arasında zeytinyağı ve sarımsağın özel bir yeri var.

İzmir mutfağından İzmir Köftesi, İtalyan mutfağından ise lazanya ve tramisunun en sevdiği lezzetler olduğunu belirten Braggiotti’ye göre

Zeynep Braggiotti mutfağından et yemeklerinin yanına garnitür olarak hazırlanabilecek özel bir tarif i bizlerle paylaştı. Şimdiden af iyet olsun…

ent cultures and culinary traditions. According to Braggiotti, who says that her favorites from the Izmir cuisine are Izmir Meatballs and lasagna and tiramisu from Italian cuisine, olive oil and garlic have a special place in the common culinary secrets of the two kitchens. Zeynep Braggiotti shared a special side dish with us that would work great with meats. Bon a petit…

Malzemesi:

- 400 gram Ispanak - 3 yumurta sarısı - 1 su bardağı süt - 1 su bardağı kadar parmesan peyniri (bir kısmını Timballinin üzeri için ayırın) - Tuz, karabiber - Muskat

Yapılışı:

Ingredients:

- 400 grams of spinach - 3 egg yolks - 1 glass of milk - 1glass of parmesan cheese (leave some to sprinkle on top of the dish) - Salt, black pepper - Muscat

Reciple:

Cook the spinach until tender and leave to cool. In a separate bowl, whisk the egg yolks. Add the cheese,

146

milk and spices. Blend all the ingredients well. When the spinach leaves are cool enough, drain them thoroughly. Cut them into small pieces. Add the wet mixture to the spinach and mix. Butter a small cake pan and line some baking paper if you have some. Put a scoop of spinach in each space. Place the pan in the middle of an oven pan filled with hot water. Cook for 50-60 minutes. Insert a toothpick to see if they are done. Sprinkle some parmesan on top.

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Ispanakları yumuşayıncaya dek ateşte soteleyin. Soğumaya bırakın. Ayrı bir kapta yumurtaları çırpın. İçine peyniri, sütü ve baharatları ilave edin. Malzemeleri iyice karıştırın. Ispanaklar elle tutulur sıcaklığa geldiğinde suyunu iyice sıkın. Küçük doğrayın. Sütlü karışımın içine ıspanakları katın ve karıştırın. Küçük kek kalıplarını yağlayın ve kağıt kaplarınız var ise onları kalıpların içine yerleştirin. Ispanaklı karışımı her bir kek kalıbının içine paylaştırın. İçi sıcak su dolu fırın tepsinizin ortasın kalıbını oturtun. 50-60 dakika kadar pişirin. Bıçak testini uygulayabilirsiniz. Eğer bıçağınız temiz çıkarsa Timballi pişmiş demektir. Üzerine parmesan peyniri serperek servis edebilirsiniz.


Şiir / Poem

Hep Sensiz Geldi

It always arrived without you

“Her beklenen gelseydi, hiç kimse beklenmezdi Bunca aşık olanlar, yan yana ölmezdi…”

“If everything that was waited arrived, then no one who have waited Many lovers wouldn’t have dies side by side…”

Ellerimde demet demet gül, Gül dalında ağlar bülbül. Kırk yıldır beklerim, öksüz gibi, Unuttun mu, seni seven garibi. Gözlerimde gizli nem, Dudaklarımda özlem. Alev alev yandı sinem, Boşunaymış beklemem. Anlamı yok mevsimlerin, Anlamı yok resimlerin, Anlamı yok isimlerin, Anlamı yok sevgilerin. “Meğer geri dönmezmiş gidenler, Hep, sensiz geldi zalim kara trenler…”

A bouquet of roses in my hand, A bird cries on a rose bush I’ve been waiting for an orphan for 40 years, Have you forgotten about this lost soul who loves you? I secret tear in my eyes, Yearning on my lips My chest is burning, Though my wait was in vain Seasons have lost their meaning, The pictures don’t mean a thing Neither do names, Neither does love “Those who go don’t return, Merciless trains have always arrived without you…”

Ahmet Şahin Köse

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

147


Rehber / Guide

BALÇOVA TERMAL OTEL 35330 Balçova / İZMİR Tel: +90 232 259 01 02 Faks: +90 232 259 08 29 www.balcovatermal.com info@balcovatermal.com

HİLTON İZMİR Gaziosmanpaşa Blv. No:7 35210 / İZMİR Tel: +90 232 497 60 60 Faks: +90 232 497 60 00 www.İzmir.hilton.com sales.İzmir@hilton.com

ENGİN OTEL Gazi Mahallesi 25. Sokak No:65 Gaziemir/İZMİR 35410 Tel:+90 232 220 22 20 Faks:+90 232 220 22 23 www.enginhotelizmir.com

DenİzAtı Holiday Village Meryemana Cad. No:19 Gümüldür / İZMİR Tel: +90 232 790 91 91 www.denizati-hv.com

EGE PALAS Cumhuriyet Bulvarı No.210 35220 Alsancak / İZMİR Tel:+ 90 232 463 90 90 Faks: +90 232 463 81 00 www.egepalas.com.tr

İZMİR PALAS OTEL Atatürk Bulvarı 35210 İZMİR Tel: +90 232 465 00 30 Faks: +90 232 422 68 70 www.İzmirpalas.com.tr info@İzmirpalas.com.tr

KİLİM OTEL Atatürk Bulvarı 35210 İZMİR Tel: +90 232 484 53 40 Faks: +90 232 489 50 70 www.kilimotel.com.tr info@kilimotel.com.tr

MARLIGHT HOTEL Fevzipaşa Bulvarı 1367 Sk. No:3 Çankaya - İzmir Tel:+90(232) 484 12 13 info@marlightotel.com www.marlightotel.com

OTEL KÂYA Gaziosmanpasa Blv. No: 45 35230 Çankaya / İZMİR Tel: +90 232 483 97 71 Faks: +90 232 483 97 73 www.otelkaya.com info@otelkaya.com

RESIDENCE BUTİK HOTEL Mürselpaşa Bulv. No:28 Fuar karşısı Kahramanlar / İZMİR Tel: +90 0 232 441 90 90 Faks: +90 232 441 60 40 www.residencehotel.com.tr info@residencehotel.com.tr

KARACA OTEL Necatibey Blv. 1379 Sokak No:55 Alsancak - İZMİR Tel: +90 232 489 19 40 Faks: +90 232 483 14 98 www.otelkaraca.com

VİLLA SARAY İzmir Cad. Saray. Sk. Ilıca Çeşme / İZMİR Tel: +90 232 723 02 66 Faks: +90 232 723 36 72 www.villasaray-vip.com www.viltur.com

OĞLAKCIOĞLU PARK BOUTIQUE HOTEL 1366 Sokak No:6 Çankaya - İZMİR Tel: +90 232 425 33 33 Faks: +90 232 425 34 33 www.parkhotelizmir.com

ALTIN KAPI 1444 Sok.No:9/A Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 422 27 09 Faks: +90 232 421 21 47 www.altınkapi.com altınkapi@superonline.com

DENİZ RESTAURANT İzmir Palas Oteli Zemin Kat Atatürk Cad. No: 188/B Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 464 44 99 Faks: +90 232 463 00 86 www.denizrestaurant.com.tr

EGEBY ET & BALIK RESTAURANT V. Kazım Dirik Cad. No.6 Pasaport / İZMİR Tel:+ 90 232 489 49 49 Faks: +90 232 441 18 74 info@egeby.com.tr www.egeby.com.tr

VERA PALAS OTEL 1488 sok. No:7 Alsancak - İzmir Tel:+90 232 421 1287-88 Faks:+90 232 421 0269 info@verapalas.com www.verapalas.com

BİR OPTİK Milli Kütüphane Cad.(Opera karşısı) B Blok No.14/C Konak İZMİR Tel: +90 232 445 45 75 e-mail: izzet@bblens.com www.biroptik.com

148

ORTY AIRPORT HOTEL Adnan Menderes Havalimanı Gaziemir - İzmir Tel:+ 90 232 274 71 71 Faks: +90 232 274 76 15 www.ortyhotel.com

EGEFORM CLUB Kıbrıs Şehitleri Caddesi No 39/101 Mazhar Zorlu İş Merkezi Alsancak / İzmir Tel : +90 232 464 47 03 0232 464 24 24 www.egeformclub.com

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


GÜVERTE BALIK RESTAURANT Fish& Meat Balıkçı Barınağı Mevkii Özdere/İzmir Tel: +90 232 797 82 84 + 90 232 797 84 36 www.guverterestoran.com

İPEKSİ TATLAR Cumhuriyet Bulvarı 192/12 Üstay Apt. Gündoğdu Meydanı Alsancak / İZMİR Tel:+ 90 232 421 5988 Faks: +90 232 464 9088 www.ipeksitatlar.com

KORDONBOYU BALIK PİŞİRİCİSİ Atatürk Caddesi 196/A 1.Kordon Alsancak - İZMİR Tel: +90 232 422 40 01 Tel: +90 232 422 15 90 www.kordonboyu.com.tr

LA CIGALE Cumhuriyet Blv. No: 152 Fransız Kültür Merkezi Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 421 47 80 Faks: +90 232 464 79 86 lacigalealsancak@hotmail.com

ABC İŞİTME CİHAZLARI SATIŞ VE UYGULAMA MERKEZİ Şair Eşref Blv. 66/1-A Alsancak - İZMİR Tel: +90 232 422 25 46 Fax: +90 232 422 25 47 www.abcisitmecihazlari.com

TAVACI RECEP USTA Atatürk Caddesi No.364 Alsancak / İZMİR Tel:+90 232 444 19 78 +90 232 463 87 97 Faks:+90 232 422 61 71 www.tavacirecepusta.com

TOPÇU’NUN YERİ Restoran İşletmeleri Kazım Dirik Cad. No: 3/A-B Pasaport / İZMİR Tel:+ 90 232 484 14 70 +90 232 425 90 47 www.topcununyeri.com

VELİ USTA Atatürk Cad. No:212/A Alsancak / İZMİR Tel:+90 232 464 27 05 10 Sk. N:179/A İnciraltı/İZMİR Tel:+90 232 277 77 66 www.İzmirbalikpisiricisi.com

SAVAŞ YANGIN SÖNDÜRME ARAÇLARI 6171 Sokak No:4/B Işıkkent - İZMİR Tel:+90 232 472 17 59 Faks:+90 232 472 08 17 www.savasyangin.com.tr

A&A ÇİFTE KUMRULAR İnciraltı Cd:49-136 Balçova/İzmir Tel Plus: 0 232 259 75 85 Tel Merkez: 0 232 277 91 58 Fax: 0 232 277 04 77 ciftekumrularnet@gmail.com www.ciftekumrular.com.tr

Ümay İnşaat

REMAX ORİON GAYRİMENKUL & DANIŞMANLIK Mithatpaşa Cad. No:1133/Z-1 Üçkuyular / İZMİR Tel:+90 232 247 31 32 Faks:+90 232 247 92 71 info@remax-orion.com www.remax-orion.com

ÜMAY İNŞAAT 1550 Sokak No:1 Doğanlar Mah. Bornova - İZMİR Tel: +90 232 479 42 52 Fax: +90 232 478 01 11 www.umayinsaatmalzemeleri.com

SİMMSAR GAYRİMENKUL Değerlendirme Yalı Caddesi No:414/1 Karşıyaka-İzmir Tel: +90 232 364 47 48 Faks: +90 232 368 95 97 info@simmsar.com.tr www.simmsar.com.tr

SEDEKO 1399 Sok. No.9 K.2 D.5 Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 465 18 00 Fax: +90 232 465 29 39 sedeko@sedeko.com.tr www.sedeko.com.tr

Kedİ Kültür Sanat Merkezİ Atatürk Cad. No: 386/A 35220 Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 464 99 35 Faks: +90 232 464 98 35 info@kedikultursanat.org www.kedikultursanat.org www.kedikultursanat.com

MAS

Gümrükleme YİĞİT GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ LTD. ŞTİ. 1479 Sk. No:16 Kenet Sitesi Kat:2 Daire:7 Alsancak/İZMİR Tel: 0(232) 464 99 00 (pbx) Tel: 0(232) 464 18 94 www.yigitgumruk.com info@yigitgumruk.com

DİKİLİ LİMAN VE TURİZM İŞLETMELERİ TİCARET A.Ş. Atatürk Caddesi No: 11 35980 Dikili – İZMİR Tel: +90 232 671 44 00 Faks: +90 232 671 20 29 info@portofdikili.com www.portofdikili.com

SOLMAZ GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ Kıbrıs Şehitleri Cad. Kristal İş Merkezi No:136 K :3 Alsancak / İZMİR Tel :+90 232 463 65 16 (pbx) Faks: +90 232 463 65 20 www.solmaz.com.tr ismailt@solmaz.com

NOTTINGHAM BAR Gazi Kadınlar Sokağı No:13 Alsancak / İZMİR Tel: +90 232 464 36 72 www.nottingham.com.tr

MAS GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ 1471 Sokak No:45 Karabulut Apt. K:3 D:5 Alsancak - İZMİR Tel:+ 90 232 463 35 93 Faks: +90 232 463 98 00 www.masgumrukleme.net

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

149


İZMİR KÜLTÜR VE TURİZM DERGİSİ’NE SİZ DE ABONE OLUN !

1 YILLIK ABONELİK 90 TL Tarih:

/

ADIMA FATURA EDİNİZ ŞİRKET ADINA FATURA EDİNİZ

/ 20..........

ADI SOYADI

KURUMU

GÖREVİ

ADRESİ

TELEFON

FAX

E-MAIL

VERGİ DAİRESİ/NO

....... Yıllık abonelik bedeli olan ................................ TL yi Halk Bankası Alsancak Şb. Kod.731 10260253 nolu RK Renkli Kalem Medya Yapım hesabına havale ettim.

ŞEHİR

POSTA KODU

ABONE TELEFON

(0232) 463 75 40

ÜLKE

ABONE FAX

BULMACANIN ÇÖZÜMÜ

Not: Lütfen havale dekontunuzu, doldurduğunuz Abone Formu ile birlikte fax veya e-mail yoluyla gönderiniz. Abonelikle ilgili ayrıntılı bilgi için arayabilirsiniz.

(0232) 421 92 24

E-MAİL

bilgi@renklikalem.com.tr

WEATHER CONDITION in İZMİR In İzmir, while summers are hot and dry, winters are mild and rainy due to its location in Mediterranean climatic zone. The fact that mountains run perpendicular to the sea and plains edge in with threshold of the Inland Western Anatolia allows marine effects spread through inner regions. However, physical geography differences such as altitude throughout the Province, or distance from the west and the coast cause climate differences that can be assumed as important in terms of rainfall, temperature and sun. On the basis of the Province, annual average temperature changes between 14-18 ºC in coastal regions. While the hottest months are July (27.3 ºC) and August (27.6 ºC), the coldest months are January (8.6 ºC) and February (9.6 ºC). In summer, temperature at the coastal regions is approximately 1-2 ºC lower in comparison with inner regions by the effect of sea breeze. Temperature which is average 7 ºC in winter season decreases occasionally due to maritime air mass coming from the north and the northwest. In İzmir, significant differences are seen in rainfall distribution according to the months and seasons. Annual average rainfall amount in İzmir is 700 mm ; while more than 50 % of the annual rain falls in winter season and the 40-45 percentage falls in spring and autumn, as for 2-4 %, it falls in summer months. While number of snowy days is not almost existed in lower regions, both number of snowy days and snow’s residence time on the ground increase in higher regions.

150

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012


İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

151


Bulmaca / Crossword

152

İZMİR Ekim - Kasım / October - November 2012

Fulya OMAÇ / e-mail: medyapuzzle@yahoo.com


İZMİR KÜLTÜR VE TURİZM DERGİSİ 19. SAYI  

magazine, kültür