Issuu on Google+

Yıl: 2014 1. Sayı

Kâmil odur ki, koya her yerde bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser Hazreti Hadîmi

Vatan tuttum bir tepeye Derman oldum her yareye Gözsüz gelen gözlü gitsin Hasta gelen şifa bulsun Seyyid Bayram Veli


Bismillah… Orta Toros Dağları arasında kurulu olan beldelerin tarihi, kültürel, sosyal ve doğal güzellikleri beni her zaman cezbetmiştir. Bu sebeple uzun zamandır kendi imkânlarım dâhilinde yaptığım araştırma ve çalışmalara rağmen oluşturabildiğim arşiv denizde damla misali sayılır. Bu beldeler günümüzde bile icra edile gelen gelenek ve yaşantısı ile derin bir kültür hazinesidir. İçerisinde yaşadığımız bu hazine bizler için olağan ve sıradan varsayıldığı için maalesef çoğu güzelliklerin ya farkına varamıyoruz yada umursamıyoruz. Hal böyle olunca bu zenginliklerin korunması, yaşatılması da oldukça güç oluyor. Bütün bu güçlükler arasında elde edebildiğim kültürel ve doğal güzellikleri Torosların Sesi adı altında sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Fotoğraf ve açıklamalarıyla kah Gerez’de bir düğünü anlatacağım, kah Hadim’de taziye geleneklerini. Yada Korualan’dan Aşık Ömer, Halil İbrahim Sakarya şiirleri kah Dedemli’de devam eden gelenekleri. Eğiste’de bağbozumu işlerken Bolat’ta antik kenti tanıtacağım. Gezip gördüğüm ve hoşuma giden manzaraları yayınlarken kaybolan meslekleri, mimariyi, yöresel yemekleri eksik etmeyeceğim. Ay içerisinde haberini alabildiğim doğum, vefat ve düğün gibi toplumsal haberlere de yer vereceğim. Allah güzel haberler ve keyif verici konularla karşınıza çıkarmayı nasip etsin. Şimdiden hayırlı olması dileği ile. Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır Sezai Karakoç


Tarihçesi milattan önce 3000’li yıllara dayanan kalaycılık belli zamanlarda birçok insanın en önemli gelir kaynağı olmuştur. Türk kültüründe de önemli bir yere sahip olan kalaycılık günümüzde son ustalarını ağırlıyor. Teknoloji ve sanayinin gelişimiyle birlikte bir zamanlar mutfakların vazgeçilmezi olan bakırın yerini plastik, çelik ve alüminyum malzemeler aldı. Bakırın kullanımının azalması kalaycılık mesleğini icra edenleri de zor duruma düşürmeye başladı. Kalaylama işi bakırın toz nişadır yardımıyla kalay ile kaplanmasıyla yapılmaktadır. Bakır mutfak eşyaları, üzerlerindeki kaplamanın soyulmasıyla birlikte zehir saçtığından dolayı kalaylanmak zorunda. Bu nedenle de bundan yaklaşık 20 yıl öncesine kadar kalaycılar ve kalaycılık mesleğine büyük ilgi duyuluyordu. Günümüzde kalaycı ustalarının sayısının azalması bakır kullanan aileleri de zor duruma sokuyor. Eskiden her köyde sayıları fazlaca olan kalaycı ustaları sayesinde her çeşit bakır kaplarını istedikleri zaman kalaylattıran aileler şimdilerde kalaycı bulmakta zorlanıyor. Bu sebeple ister istemez çelik, alüminyum, teflon ve emayeden yapılan mutfak eşyalarına yöneliyor. Ancak pekmez yapımında kullanılan geniş kazanların maliyet, dayanıklılık, sağlık, lezzet ve işlevsellik açısından mecburen bakır kazanlar kullanılıyor. Bu nedenle eşyaların tamir edilmesi ve kalaylanması gerekiyor


Bu mesleğin son ustalarından olan Balıkesir’li Nurettin Sayar günümüzde de geçimini kalaycılık ile sağlamaya devam ediyor. İşlerinin eskisi kadar iyi olmamasından dolayı Türkiye’yi adım adım gezerek mesleğini gurbette icra ettirmeye başlamış. Balıkesir’in Burhaniye ilçesinden otobüsle yollara düşen Nureddin Sayar ve yeğeni Muhammed Çanta, kalaycılıkta kullandığı körük, pamuk, kalay, nişadır, maşa ve diğer çeşitli araç gereçlerle zorlu bir yaşam mücadelesi veriyor. Geçtiğimiz günlerde Hadim ilçesinin köy ve mahallelerini gezen Sayar, “Kalaycılığın sabit bir yerde yapıldığı gibi seyyar olarak da yapılabilir. Ancak sabit bir yerdeyken bile çok zahmetli ve zor bir meslek olmasına rağmen gezici kalaycılık yapmak işlerimizi daha da zorlaştırıyor. Gittiğimiz her yere malzemelerimizi de yanımızda taşıyoruz. Genellikle bakır kullanımının yoğun olduğunu düşündüğümüz küçük köy ve kasabaları tercih ediyoruz. Bazen kalay, nişadır gibi malzemelerimiz bittiğinde bulmakta zorlanıyoruz. Bunun yanı sıra farklı farklı köylerde konaklıyoruz. Nereye gittiğimizi, nerede yatıp kalkacağımızı, ne yiyeceğimizi, nasıl insanlarla karşılaşacağımızı bilmeden aile geçindirmek, ekmek parası kazandırmak için mücadele veriyoruz. Vasıtamız olmadığı için kah yürüyor, kah otostop çekiyor, kah otobüslerle yola devam ediyoruz. Eğer mevsim şartları uygun olmazsa daha çok zorluk çekiyoruz. Bazen hakir görülüyor bazen el üstünde tutuluyoruz. Kısacası sürekli zorlu bir hayat mücadelesi içindeyiz. Yanımda can yoldaşı ve mesleğimin devam ettiricisi olarak yeğenim Muhammed Çanta var” dedi.


Akdeniz kıyı şeridi ile Konya Ovasını birbirinden ayıran Batı Toros sıra dağlarının doğu kısmında Taşeli platosunun tepeleri arasındaki dar vadiler üzerinde kurulmuş ilçe merkezi olan Hadim’ in tarihi antik dönemlere kadar uzanır. Yeşlemenin çerçevesinde Bizans ve Roma dönemlerine ait bir çok yerleşim kalıntıları mevcuttur. 1071 Malazgirt savaşından sonra Kara Hacı Mustafa Efendi başkanlığındaki bir aşiret Hadim’ in bulunduğu yere yerleşmiştir. Anadolunun kültürel yönden Türkleştirilmesi esnasında din alimlerinin yetiştirdiği bi yer durumuna gelen ilçe “Belde-i Hadimül-ilm” adını almıştır. Mustafa ÖZDOĞAN adında 90 yaşındaki belde sakininden alınan bilgiye göre Yerleşme, Damönü (Çardacık) bölgesinden Gökmenler manastır bölgesinden Emrullahlılar, Bahşiş bölgesinden Ayvatlı ve Daşardı bölgesinden gelen Abdılar adlı aileler tarafından “GEREZ” adı ile kurulmuştur. Kurtuluş tarihi Selçukluların Anadolu’ ya yerleşmeye başladığı tarihler olan XI.yy’ a denk gelmektedir. Merkezde bulunan caminin ilk inşa edilmiş tarihi olarak 1487 yılının telaffuz edilmesinden yerleşmenin tarihinin en azından XV. yy’ a dayandığı söylenebilir. Gerez bölgesi Osmanlı imparatorluğu döneminde büyük alimler yetiştirmiş bir ilim bölgesi olmuştur. Bu alimlerin en önemlisi Sadık İmam, Mehmet Efendi ve Hacı Maksut Efendidir. Bu alimlerin en unsulü olan Hacı Maksut Efendi’ nin zamanın ünlü alimi Seydi Harun (Seydişehir) ile bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunduğu bilinmektedir. Osmanlı imparatorluğunun son dönemlerinde ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Nahiye olan gerez daha sonra köy statüsüne indirgenmiş ve 60’ lı yıllarda ismi Yalınçevre olarak değiştirilmiştir.


Genel Tanım Yönetsel Durum; Yalınçevre yerleşmesi Konya il merkezinin Güneyince, Konya’ ya 115 km, ilçe merkezi Hadim’ e 20 km, mesafede yer almaktadır. Bozkır ve Hadim yerleşmeleri arasında kalan bölgeye Bozkır üzerinden 34 km. uzunluğundaki asfalt yol ile ulaşılmaktadır. 1999 yılın1da belde olan yerleşme Gerez adlı tek mahalleden oluşmaktadır. Beldenin toplam alanın 16km’ dir. Beldenin etrafındaki Korualan, Dedemli ve Bolat kasabaları ve Fakılar köyü bulunmaktadır. Yerleşmenin ekonomik yapısı içerisinde tarım ve hayvancılık sektörünün ağırlığı hissedilmektedir. Son yıllarda Nopolyon cins kirazın kasaba da kaliteli bir şekilde yetiştirilmesi halkın bütün yatırımları bu yöne harcamasına sebep vermektedir. Kasabanın verimli toprakların olması ve yayla bölgesine sahip olması bölgede en iyi ve kaliteli kiraz yetiştirilmesi sağlanmaktadır. Mevsimin en son kiraz dönemi Yalınçevre bölgesinden toplanması Kasabaya ilgiyi arttırmaktadır. Kiraz dan sonra üzüm ve elma hareketliliği başlar. Eğitim ve Öğretim Durumu; Eğitim her çağda önemini korumuş, gelişmenin en önemli unsurunu teşkil etmiştir. Halkın okuma yazma oranı % 97 oranındadır. Kasabaya ilk 1975 yılında 4 derslik ilköğretim okulu yapılmıştır. 2013 yılına kadar 4 derslik sınıfla eğitim öğretime devam edilmiş olup, 2013 yılında 8 derslik okul yapılmıştır. Şuan 77 öğrenci eğitim görmektedir ve 7 öğretmen eğitim vermektedir. Lise için öğrenciler Hadim bölgesi ve Konya merkez de ki okullarda eğitimlerine devam etmektedirler. http://yalincevreder.com Sitesinden alınmıştır.


Hadim’in Dedemli Mahallesi asırlardır askerlerini tüm köy halkının iştiraki ile geleneksel olarak uğurluyor. Asker uğurlama tam anlamıyla büyük bir şölen havasında gerçekleşmektedir. Askere gidecek olan gençler 10 gün öncesinden bir araya gelirler. Yaylaları, komşu köyleri ziyaret ederler. Daha önceden kararlaştırdıkları yerlerde pikniklerini yaparlar. Özellikle son günlere yakın yaylaya giderler. Burada davar sahipleri keçi keser, diğer yaylacılar yayıkta ayran yapar, yufka açar ve sofrayı hazırlarlar. Gençler askere gitmezden bir gün öncesi mahallenin kurucusu, ulu mana ereni Seyyid Bayram Veli’nin türbesini ziyaret ederek dua ederler. Adet olarak askere gidecek olan her genç mezardan 2 çakıl taşı alır. Birisini köyde bırakır diğerini askerlik yaptığı yerlere götürerek yanından ayırt etmez. İnanışa göre can ve mal kaybını önlemektedir. Askerlik bitip terhis olduktan sonra bu taşlar tekrar yerine bırakılır. Birliğe teslim olmazdan 2 gün önce gençler akşam saatlerinde mahalledeki bütün haneleri ziyaret ederler. Son günün akşamında ise mahallenin geniş bir yerinde tüm mahalle sakinlerini de davet ederek düğün ederler. Ertesi sabah erken saatlerde mahalle meydanında toparlanırlar. Gelecek sene askere gidecek olan bir genç bayrağı alır, diğer askere gidecek olan gençlerde bayrağın peşine takılarak mahalleyi baştan aşağı gezerler. Bu gezi sonunda çarşıya gelerek tek sıra halinde saf tutarlar.


Gençler önde bütün mahalleli arkada saf tutarak dua edilir. Duanın sonunda mahalle halkı önde askerler arkada mahallenin 3 km uzağındaki Eyvah Beleni adı verilen yere kadar yürünür. Burada herkesle tek tek vedalaşma merasimi yapılır. En öndeki genç beline bir çanta takar. Mahalleliler bu çantaya gönlünden koptuğu miktarca para atar. Askerler yolculuk esnasında bu parayı eşit miktarda paylaşırlar. Bu gelenek Dedemli’de asırlar boyunca devam ettirilmektedir.


Ahmet Hadîmioğlu Yeniden Hadim Belediye Başkanı Seçildi

Havva Tekdamar & Ahmet Tufan Nişanlandı (İğdeören)

Ümmü Gülsüm Dere & Muhammed Şen Evlendi (Dedemli)

Yalınçevre’de Asker Düğünü (Yalınçevre)

İlmihal Yarışması Yapıldı (Dedemli)

Kermes Açıldı (Hadim)

Devlet Hastanesine Yeni Başhekim Atandı (Hadim)



Torosların Sesi (Mart Nisan)