Page 1


….(devamı) Bu kozmopolit yapının bir diğer faydası ise farklı meslek erbaplarını burada buluşturarak cazibe merkezi haline getirmiştir. O devirde en çok ihtiyaç duyulan zanaatların başında; kalaycılık, semercilik, demircilik ve nalbantlık gelmektedir. Bundan dolayıdır ki sülaleler zanaatlarından aldıkları lakaplar ile anılmaktadır. Hatta cadde ve sokak isimleri bu detay gözetilerek konulmuş ve isabetli de olmuştur. Günümüzde Dedemli’de semercilik mesleğini icra eden kimse kalmadı. Kalaycılık ise son kalaycı ustası Abdullah Uçar ile hayata tutunmaya çalışıyor. Demircilik ve nalbantlık ise devam ediyor. Ancak çağın gereklerine uygun değişimi sağlamak şartıyla. Mesela sıcak demirciliğin yanı sıra soğuk demirciliğin, nalbantlığın hatta çiftçiliğinde bir arada yapılması gerekiyor. Bölgede bu denli ihtiyaç duyulan meslek gruplarının bir arada olması Dedemli’ye ekonomik kazancın yanında nüfus olarakta katkı sağlamıştır.

(Gelecek bölümde medrese hakkında edindiğim bilgiler ve kendi tezimi aktaracağım)


SÜMBÜLLERİN SULTANI “AKÇIRAHAN ÇİÇEĞİ” Geyik Dağı her yılın Mayıs ayında farklı bir mucizeye tanıklık eder. Bu mucize dünyada eşi benzeri olmayan Akçırahan Çiçeğidir. Rivayet odur ki: Dedemli’nin kurucusu Seyyid Bayram Veli Hazretleri’nin kızı Sultan validemiz; Alanya yöresinden birine(Bir kısım bilgilere göre Seyyid Mahmud Veli’nin oğluna yada hısımına) gelin olarak verilir. Ancak Sultan validemizin bu evliliğe rızası yoktur. Aldığı aile terbiyesi ve babasına olan derin hürmeti nedeniyle itiraz edemez. Gönülsüz bir şekilde yolculuk başlar. Kervan Antalya-Konya sınırı olarak kabul edilen Geriş Dağı’na yani Dedemli topraklarının son kısmına gelir. Sultan validemiz gurbete attığı bu ilk adımlarla birlikte gözlerinden yaşlar dökülmeye başlar. Yere dökülen her damla gözyaşından beyaz renkli dağ sümbülüne benzer çiçekler filizlenir. Bu sümbülün kokusu diğer sümbüllere katiyen benzemez. Misk-i amber kokuludur. Sümbüllerin sultanıdır. Sultan validemizin gelinliği ve duruluğu gibi aktır.

Dedemköylüler daha önce hiç görmedikleri bu hoş kokulu çiçeğe Akça Reyhan anlamında “Akçırahan” adını vermişlerdir. Öyle ki Akçırahan adı bazı ailelerin soyadı olmuştur.


KONYA MEZAR Mezar Taşı ve Yapı İşleri METİN BİLGİLİ 0537 662 90 62 (0332) 359 95 11 www.konyamezar.com


Gel gör şu yaylanın halini

Köse Sultan aşağı yere geldi

Kimler gelip geçmediki bu yerden

Sanki ölüm onun için değildi

Hepside koyup gitti malını Kimler gelip geçmediki bu yerden

Iraz ablası deli kasabı Gelip geçenlerin var mı hesabı Düşündükçe bozulur insan asabı

Ekinler işlendi yığın yığıldı Kimler gelip geçmediki bu yerden

Daha söylemedim Kemal ile Haydarı Deli köse deli Aliden de soytarı Sedabıyık hasan aratmazdı baytarı

Kimler gelip geçmediki bu yerden

Kimler gelip geçmediki bu yerden

Kasap emmi çıkardı çardak başına

Ferhat kaçak tütün sarıp yakardı

Zeybek Ahmet dayanır merhab taşına

Doyum olmuyordu taze yarma aşına Kimler gelip geçmediki bu yerden

Ali ihtiyar döl almaya erken çıkardı On beş-yirmi keçisine bakardı Havcar tutuşturup ateş yakardı

Kibrit taşımaz çakmak çakardı

Kimler geliyor diye topak taşına bakardı Kimler gelip geçmediki bu yerden

Yoncalı düzlük kırışıkların yurdumu Gelip geçenlerin halini sordumu Say yolunun yokuşları yordu mu ?

Kimler gelip geçmediki bu yerden

Kimler gelip geçmediki bu yerden

Dört köşeli ev yaptırmıştı kara Ali

Deli Davut akbaş mehmedin kayını

Ondan örnek almadı mı durali Hiç biride olmadı buralı Kimler gelip geçmediki bu yerden

Kiminin tarlası vardı erken biçerdi

Deloğlu Hasan demli içerdi çayını Ilkı da gördüm bayanını bayını Kimler gelip geçmediki bu yerden

Giritli kızı ile çopur Emine

Pınarlarından soğuk sular içerdi

Toplanırdı ekiz ablanın evine

Deli oğlu Mustafa erken göçerdi

Değişik olurdu birbirine

Kimler gelip geçmediki bu yerden

Kimler gelip geçmediki bu yerden

Hatip Hamdi idi bu yaylanın kralı

Yağralı Mustafa eşeğine binerdi

Hanayları tarlasında sıralı

Erkence hatap oluğuna inerdi

Semerciye komşu idi Durali

Gölge basmadan eve dönerdi

Kimler gelip geçmediki bu yerden

Kılıç Halil deli Köse yan yana Vezir Ramazan ile Kulaklı yan yana Bülüç Ahmet ile mehmedi atma yabana Kimler gelip geçmediki bu yerden

Kimler gelip geçmediki bu yerden

Kumlu çukur Zeybeklerin yurduydu Sanırsın tabur değil orduydu Hatip Hamdi o yerini kuduydu Kimler gelip geçmediki bu yerden


İlkbaharın en cezbedici ayı kuşkusuz Mayıs’tır. Hele de Toros Dağları envai çeşit güzelliklerini en çok bu ayda gün yüzüne çıkarır. Bazen de bağrında gizlediği sürprizleri bizim arayıp bulmamızı ister. İşte bunlardan birisi İLETİR köküdür. Pek çok dağ köyünde de bilinen bu karayemişin Hadim-Bozkır yöresinde bilinen adı İLETİR’dir.

Mayıs ayı başlarında kırmızı topraklı yerlerde yetişir. Toprağın 15-20 cm altında bulunan bu yemişin dışı simsiyah içi ise bembeyazdır. Leziz aroması ile farklı bir damak tadı verir. Eskiden köyün çocukları hususi olarak iletir kazmaya giderlerdi.


Dedemli’de asırlar boyu yaşatılmaya devam eden asker uğurlama geleneği tüm köylünün katılımı ile büyük bir şölen havasında gerçekleşmektedir. Bu gelenek; bir güne bağlı kalmaksızın günler hatta haftalar boyu belli evrelerle devam ettirilmektedir. Askere gidecek olan delikanlılar birliğine teslim olmazdan bir hafta kadar öncesinden bir araya gelirler. Daha önceden askerliğini yapıp terhis olan bir kişiden kendilerine yol yordam göstermesi, önderlik etmesi için ricada bulunur. Bu kişi görevi kabul ederse askere gidecek olan gençlere başkanlık edecektir. Gençler de bundan sonra başkanın belirleyeceği plan program kapsamında çeşitli etkinlikleri icra edecektir. Genellikle bu etkinlikler yayla, komşu köy kasaba, türbe ve mezar ziyaretleri, piknikler, geziler şeklinde olmaktadır. En dikkat çekici etkinliklerden birisi yayla gezisidir. Gençler mevsim şartlarına uygunsa muhakkak yaylaları gezerler. Yaylacılar ise askere gidecek olan bu gençlere gerekli ilgi ve iltifatı gösterirler. Davar sahiplerinden birisi keçi keser, bir diğeri tulukta yayık ayranı yapar, diğer yaylacılar yufka açar, mükellef bir sofra hazırlarlar. Köyün bütün yayları gezilir ve hepsinde bu şekilde hazırlıklar ve şölenler düzenlenir. Yayla ziyaretlerinden sonra bir diğer dikkat çekici etkinlik ise türbe ve mezar ziyaretidir. Gençler, son günlere yakın bir tarih içinde köyün kurucusu Seyyid Bayram Veli Hazretlerinin türbesini ve yakınlarının mezarını ziyaret ederler. İki rekat nafile namazı kıldıktan sonra türbe başında dua ederler. Akabinde türbe üzerinden 2 çakıl taşı alırlar. Birini ailesine emanet ederler, diğerini askerlik süresince yanında taşırlar. Askerlik bitip terhis olduktan sonra bu taşlar tekrar türbeye bırakılır. İnanışa göre bu taşlar askere giden delikanlıyı ve ailesini maddi, manevi kayıplardan korumaktadır. Bu ziyaretler tamamlandıktan sonra askerler toplu olarak ev gezmelerine çıkarlar. Öncelikle asker ailelerinin evleri ziyaret edilir. Ziyaret zamanı olarak akşam vakti daha çok tercih edilmektedir. Köylülerde bu ziyaretlere iştirak ederler. Son günün akşamı gençler köyün en geniş alanında asker düğünü düzenlerler. Bu düğüne tüm köy halkı tabii olarak davetlidir. Burada geç vakitlere kadar düğün edilir, eğlenilir. Ertesi gün ise uğurlama yapılır. En çarpıcı bölümü de uğurlama merasimidir. Sabahın erken saatlerinde askerler köy meydanında toplanırlar. Bu kez gelecek dönem askere gidecek olan bir genç belirlenir. Bu genç sancağı alır ve askerlerin yeni başkanı olur. Askerler sancağın ardı sıra saf tutarlar. Sancak nereye giderse gençlerde sancağı takip etmek zorundadır. Sancak tutan genç askerleri son defa köy içinde gezdirir ve hasta veya yaşlı olupta uğurlamaya gelemeyenlere ulaştırır. Bu kısa gezi bittikten sonra çarşıya gelirler. Burada sancağın sağ hizasına askere gidecek olan gençler, arka tarafa da köy ahalisi saf tutarlar. Herkes vatan, millet, ümmet, devlet için dua ederler. Dua bitiminde bütün köy halkı köyün 2 km dışındaki “Eyvah Beleni” denilen yere yürürler. Askerler de geriden gelirler. Uğurlama burada son şeklini alır. Herkes tek sıra halinde saf tutarlar. Askerler de herkesin elini öperek helallik isterler. En önde bulunan genç beline bir poşet yada çanta takar. Halkta gönlünden koptuğu miktarca torbaya para atar. Helalleşme bittikten sonra gençler birliklerine teslim olmak için otobüse biner ve yola koyulurlar. Yolculuk esnasında torbada toplanan pararlar sayılır ve eşit miktarca kendi aralarında taksim edilir.

“Vatan Sevgisi İmândandır.” Hadisi Şerif


Çocukluğumdan hatırladığım kadarıyla küçük bir el kazması ile hususi gözenek kazmaya giderdim rahmetli babamla. Gerçi gözenek kazma işi sadece ikimize özgü değildi. Yaylacıların büyük çoğunluğu sökerdi. Zira eskinin yokluk dönemini göz önünde bulunduracak olursak, şimdiki gibi leblebi, şeker, gofret, çekirdek gibi kırıntı adını verdiğimiz kuruyemiş ve şekerlemeler bulunmuyordu. Herşey kendi imkanlarımız ve toprağın bize sunduklarıyla sınırlıydı. Güzden kaklanmış elma, erik, armut kakı lükstü. Okul öğrencilerinin kırzet ceplerinden tutunda tarlaya gidenlerin azığına kadar bu meyve kakları bulunurdu. Birde meşhur gavutumuz var ama onu bir başka yazımda anlatacağım. Özellikle davar çobanları keçilerini otlatırken basit yollu bir deynek ucuyla yada küçük el kazmasıyla gözenek söker afiyetle yerdi. Çoğu zaman azığına sarar yaylaya getirip konu komşuyla yer yada yolda karşılaştığı kimselere hediye ederdi. Zaman değişti damak tadı değişti. Şimdilerde yeni kuşağın adını bile bilmediği gözenek kendi halinde dağlarda hükmünü sürdürüyor. Gözenek görünüm ve yapı olarak çiğdemi birebir andırıyor. Onu farklı kılan yapraklarının ince ortasında siyah çizgi olması. Kökü ise çiğdemin kökünden farklı olarak fileye sarılmış gibi olmasıdır. Yumrusunun göz göz, hasır gibi olmasından dolayıdır ki halk arasında Gözenek adı verilmiştir. Yumrunun dışı toprak rengi olmasına karşın içi süt beyazdır. Yumuşak ve tarifsiz bir aroması vardır. Ben her ne kadar ince ince tarif etmeye çalışsamda kokusu ve aromasını tatmadan anlaşılamaz. Ben sizlere sadece fotoğraflarını ve hatırasını aktarabiliyorum. Keyifli Seyirler...


Yörük ve Türkmenlerin Türk mutfağına kazandırdığı müthiş bir buluştur. Yolculukları esnasında eşya ve gıda taşınmasını en asgariye indirmek için çeşitli karışımlarla elde ettikleri un çeşididir. Orta Asya’dan Anadolu’ya kadar her yöre de farklı malzemeler ile çeşitli yapılış ve tüketim şekli vardır.

Dedemli’de genel olarak Mayıs aylarında yapılır. Buğday, mısır, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, nohut, cırtlık, harnup denilen keçiboynuzu kısık ateşte ayrı ayrı kavrulur. Öğütülerek un haline getirilir. Toz şeker ve pekmezle karıştırılarak yenildiği gibi sade de yenilir.

Gavut; yörelere göre yağ, yoğurt, şekerleme, pekmez ile karıştırılarak ısıtılır ve kahvaltı yada diğer öğünlerde servis edilir. Ayrıca tatlısı yapılmaktadır. Besin değeri çok fazladır. Urartular zamanında uzun savaşlar sırasında askerlerin beslenmesinde önemli yer tutmuştur.

Kâmil odur ki, koya her yerde bir eser, eseri olmayanın yerinde yeller eser - Hazreti Hadîmi


Hadim, Bozkır, Taşkent ve çevresi geçit vermez Toros Dağlarıyla çevrili bir coğrafyaya sahip. Sanayileşme ve fabrikalardan yoksun bir yöre. Tek geçim kaynağı tarım ve hayvancılık. Tarımcılık ise tabiri caizse kendi yağıyla kavrulacak cinsten. Dağların eteklerinde, daracık ve sekili tarlaları adam etmek için nice emekler harcanıyor. Traktör yada çeşitli tarım araçlarının giremediği yerlerden bahsediyorum. Bütün işler bilek gücüyle yapılmak zorunda. Kuşluk vaktinden ikindi sonlarına kadar sırtı ter yapa yapa çalışılır buralarda.

Toprağı bol olan ve sulama sorunu olmayan düz arazilere Avar yada Gümpür diye tabir ettikleri Patates ekimi yapılıyor. Bol topraklı yerler çok nadir bulunur. Geri kalanlar bayır zaten.

Mevsim durumuna göre Nisan, Mayıs aylarında bu dağ köylerinde muazzam bir çalışma başlar. İlk önce ahırlarında besledikleri büyükbaş hayvanların dışkılarını diğer bir deyişle gübrelerini çuvala doldururlar. Eskiden eşşeklerle son zamanlarda ise kamyon ve pat pat denilen motorlu araçlarla bahçelere götürürler. Omuzlarına aldıkları çuvalları bahçeye eşit miktarda boşaltırlar. Dedemli yöresinde bu gübre taşıma işine “Ters Çekme” derler. İmece usulü yapılır. Bu iş genellikle kadınların katılımıyla yapılır. Komşu kadınlar sırayla birbirlerinin işine yardımcı olur.


Geçen yıldan kuyularda sakladıkları tohumluk patatesleri çıkarırlar. Yine her ihtimale karşı bu patatesleri gözden geçirirler. Tohumluk patatesler ayrıldıktan sonra patateslerin fide verecek gözleri karşılıklı gelecek şekilde ortadan ikiye ayrılır. Bu işlemede “Gümpür Şaklama” derler.

Ters çekme işlemi bitince bel ile tarla bellenir. Gübrenin toprağa karışması sağlanır. Bu işleme halk arasında “Tarla Aktarma” adını verirler. Yine bu işlem son yıllarda pat pat motoruyla yapılır. Eskiden sabanlara öküz, at ve katır koşulurken şimdilerde eşekler kullanılır oldu. Gümpür ekme yada diğer deyişle patates ekme işlemi sabanla olur. Genellikle imece ile yapılır. Bir kişi eşeğin önüne geçerek eşeği çeker. Buna “Eşşek Yidme” derler. Bir kişi eşeğin ardında sabanı tutarak çizi yapar. Bir kişi açılan çizilere fenni gübre serper. Bir kişi çizilen ve gübresi atılan yerlere belli aralıklarla tohumluk patatesleri atar. Bir kişi ise atılan bu patatesleri sertçe bastırarak toprağa kuyulanmasını sağlar. Son kişi ise imecilere çay demler, su ikram eder ve yemek hazırlar. Tarlada kaç kişi olursa olsun herkese göre muhakkak bir iş vardır. Özellikle Toroslara sırtını dayamış dağ köylerinde patates ekimi ve sökümü bol zahmetli, çok katılımlıdır. Aslına bakılırsa patates ekimi bu anlattıklarımdan ibaret değil. Bunların dışında baharın ilk günlerinde eşeklerin tırnağı kesilir, nalları yeniden çakılır. Semerleri kontrol edilerek tamiratı yapılır. Dere kenarında olan tarlaların taş setleri yıkıldıysa onlar onarılır. Bahçe sulamalarında kullanılan su arkları elden geçirilerek kış boyunca kapanan arklar açılır. Dere suyu ile sulama yapanlar bir araya gelerek ağaç, toprak ve naylonlarla bent tutarlar.


05 Mayıs 2014 Asker Düğünü ve Uğurlama Merasimi Yapıldı.

10 Mayıs 2014 DEDEMLİ SOSYAL YARDIMLAŞMA ve DAYANIŞMA DERNEĞİ Yönetim Kurulu Toplantısı Yapıldı.

15 Mayıs 2014 Melek Özden Vefat etti.

20 Mayıs 2014 DEDEMLİ SYDD Avsallar, Türkler, Konaklı ve Alanya’da ki Dedemlili Esnafları Ziyaret Ettiler.

2014 MAYIS DEDEMLİ HABERLERİ 28 Mayıs 2014 Mehmet Kaynarca (Gafar Memet) Vefat etti.


Canı yanan sabretsin, Canı yakan, canının yanacağı günü beklesin!.. Hz. Muhammed (s.a.v)


''Edebim el vermez edepsizlik edene... Susmak en g端zel cevap, edebi elden gidene..'' (Yunus Emre)


Allah’a ve ahiret gününe iman eden kimse sıla-i rahim yapsın. (Hadis-i Şerif)


Dağların koynunda garip dedemli Dile gelse neler derdi burada Toprağımda köküm kadar kıdemli Bir mazinin sırrı vardı burada MEHMET BAL

Durup karşısına seyran eylesen Ne şirin görünür köyümüz bizim Aşka gelip destan söylesen Asalete dayanır soyumuz bizim HASAN BİLGİLİ

Yazın sıcağın, kışın soğuğun Bahçede kirazın bağda üzüm koruğun Ayrılmak istemez, geldimi konuğun Benim güzel Dedemlim SALİH DURMAZ

Sığır eğriğinden seyreyle yukarı obayı Ceddim gelmiş, yayla yapmış burayı Unutur muyum sanırsın o suyu havayı Hasret çiçeği topla gülüm benim için SEYFULLAH ÜNAL

Dedemlinin Sesi Mayıs  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you