__MAIN_TEXT__

Page 1

FAfi‹ZME, EMPERYAL‹ZME, FEODAL‹ZME, fiOVEN‹ZME VE HER TÜRDEN GER‹C‹L‹⁄E KARfiI

PART‹ZAN Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

Say›: 52

‹ki Ayl›k Siyasi Dergi F‹YATI: 2.000.000 TL (KDV dahil)

ISSN: 1303-0078

“Parti ve kitleler var oldu¤u müddetçe

HER TÜRLÜ MUC‹ZE

YARATILIR”


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 531 48 53 FAKS: (0212) 621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Kayhan Matbaa ISSN. 1303-0078 email: umutyayimcilik@superonline.com BÜROLAR ➧ KARTAL: ‹STASYON CAD. DÖRTLER APT. NO: 4/2 KARTAL, TEL: (0216) 306 16 02 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO: 11 KAT: 3 DA‹RE: 32 ÇANKAYA/ANKARA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK TEL: (0232) 441 93 09 Cep: 0 537 252 16 70 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 697 94 19 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 533 565 46 09 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: (0356) 276 37 20 Cep: 0 537 461 79 64 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT: 1 NO: 47 MERS‹N TEL: (0324) 238 06 89 Cep: 0 535 516 79 47

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Halkbank Laleli fiubesi: 3474/63487 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35 Yurtiçi Hesap Numaras› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0751 00533 106

PART‹ZAN’DAN Merhaba Yeni bir say›m›zda biraz gecikmeli olarak yine sizlerleyiz. Öncelikle bu gecikmeden dolay› tüm okurlar›m›zdan özür dilerken, bundan sonraki say›lar›m›z›n zaman›nda ç›kmas›nda tüm okurlar›m›z›n paylar›n›n olaca¤›n› belirtmek istiyoruz. Yay›n›m›z›n ilk yaz›s› olan yaz›da da tüm okurlar›m›z›n okuyaca¤› ve hak verece¤i gibi tüm yay›nlar›m›z okurlar›m›z›n ürünlerine her zaman aç›kt›r. Bu anlamda katk›lar›n›z› bekledi¤imizi belirtiyoruz. Oldukça yo¤un geçen bu sürecin ard›ndan yay›nlad›¤›m›z dergimizin bu say›s›na "S›n›f savafl›m›nda devrimci yay›n›n rolünü do¤ru kavrayal›m- cesaretle ve inançla yürüyelim" yaz›s› ile bafll›yoruz. Bu yaz›m›z bafll›¤›ndan da anlafl›laca¤› gibi yürüttü¤ümüz mücadelede elimizdeki en önemli örgütlenme araçlar›ndan olan yay›nlar›m›z›n rolünü kavramak üzerine. Yine di¤er yaz›lar›m›z aras›nda Uluslararas› Halk›n Avukatlar› Birli¤i’nin bu y›l ikincisi düzenlenen kongrelerinde sunduklar› ve ABD’nin suçlar›n›n s›raland›¤› bir yaz› bulunuyor. Bunlar›n yan›nda ayr›ca üzerinden uzun bir zaman geçmifl olmas›na ra¤men Felsefe Kongresi ile ilgili yaz›m›zda genel bir felsefe de¤inisi yap›l›yor ve as›l olan›n keflfetmek de¤il de¤ifltirmek oldu¤u vurgulan›yor. Bu anlamda önemli olan ve güncelli¤ini koruyan bu yaz›y› da okurlar›m›z›n ilgisine sunuyoruz. Yine 5 Kas›m ve 24 Aral›k tarihlerinde yap›lan ve yüksek kat›l›mlar› ile dikkat çeken sa¤l›k emekçilerinin eylemlerinin de de¤erlendirildi¤i yaz›m›z› be¤enece¤inizi umuyoruz. Bir sonraki say›m›zda görüflmek dile¤i ile... Dostlukla...

‹Ç‹NDEK‹LER S›n›f Savafl›m›nda Devrimci Yay›n›n Rolünü Do¤ru Kavrayal›m . . . . . . . . . . . . . . . . . . 2 Sa¤l›k Emekçilerinin Grevi . . . . . . . . . . 16 Emperyalistlerin Çabuk Sonuç Al›c› . . . . 23 ‹ddianame . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 30 “S›n›flarüstü” Felsefenin Burjuvaziye . . . 35


2

SINIF SAVAfiIMINDA DEVR‹MC‹ YAYININ ROLÜNÜ DO⁄RU KAVRAYALIM!

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

CESARETLE VE ‹N‹S‹YAT‹FLE YEN‹ ÖRGÜTLER YARATALIM! Yay›n organ›n›n, örgütün ve onun yürütece¤i pratik mücadelenin yerini almas› düflünülemez. Yay›n organ›n›n, örgütün kurulmas›n› ve geliflmesini, örgütün yürütece¤i örgütlenme biçimlerinin bütün örgütlülüklere yay›lmas›n› ve her alan›n di¤er alanlarla ve esas olarak da merkezle iliflkisini sa¤layacak bir temelde ele al›nmas› zorunludur. Yay›n organ›na bunun ötesinde payeler biçmek, onun hem sahip oldu¤u gücü kavramamakt›r ve hem de olgular› kötü bir flekilde birbirine kar›flt›rmakt›r. Bir propaganda/ajitasyon, örgütlenme arac›n› devrimin belirleyici araçlar› ile (ülkemizde parti, ordu ve birleflik cephesi) kar›flt›rmak kesinlikle bu iki arac›n özgünlüklerini kavramamakt›r.

Parti olmadan devrimci pratik, parti olmadan devrimci savafl, parti olmadan proletarya zafer elde edemez. S›n›f bilinçli proletarya, örgütlenme bilimiyle donan›p, devrimci teoriyi kuflanarak, devrimci prati¤ini güçlendirir, yaflanan sorunlara çözüm olabilir. Mücadelenin niteli¤i ve metotlar› meselesi, proletarya partilerinin temel meselelerinden biridir. Bu meselenin çözümü, do¤ru bir bak›fl aç›s› ve pratik çal›flman›n planlanmas›yla baflar›l›r. Bu sorunun çözümsüzlü¤ü ise ideolojik tutars›zl›¤› ve yalpalamay› ortaya ç›kar›r. Proletarya Partisi’nin yedinci yönelimiyle bafllayan sürece müdahalesinde, örgütlenme sorununun temel bir sorun oldu¤u belirlendi. Örgütlenme sorunu sadece Proletarya Partisi’nin temel bir sorunu olmam›flt›r, bu sorun devrimi gerçeklefltirmifl SBKP’nin de temel bir sorunu olmufltur. “‹llegal parti ve Rusya’da sosyal demokratlar›n legal çal›flmas› meselesi, bütün bir devrim sonras› dönem boyunca Rusya Sosyal Demokrat ‹flçi Partisi’ni u¤raflt›rm›fl ve saflar› aras›nda en fliddetli mücadeleye yol açm›fl-

t›r” (Lenin) Yedinci yönelim, örgütlenme sorununun temel bir sorun oldu¤u tespitini ve bu sorunun çözümü için çözüm yollar›n› gösterirken, ayn› zamanda mücadelenin niteli¤i ve metotlar› sorununa da do¤ru bak›fl aç›s›n› getirmifltir. Bugün, örgütlenme sorunu bafll›ca sorun olarak tespit edilip, çözüm bekliyorsa örgütlenme gibi bir temel sorunumuz var demektir. Önce sorunun kendisi do¤ru tarzda ortaya konulup, çözüm yöntemi üzerinde yo¤unlafl›lmal›, belirlenen çözüm gücüyle prati¤e müdahale edilmelidir. Devrimci bir sanat olan örgütlenme, s›n›f savafl›m›n›n temel sorunudur. Örgütlenme biliminin evrensel yasalar› bilince ç›kar›lmadan özgülde yaflanan sorunlara yan›t olunamaz, t›pk› Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin evrensel yasalar›n›n tek tek ülke özgünlüklerine uygulanmas› gibi. Özgülde yaflanan sorunlara uyarlayarak, çözüm elde edilir. Örgütlenme, s›n›f savafl›m tarihi boyunca kapsaml› ve önemli bir sorun olarak proletaryan›n ve ezilen dünya halklar›n›n önünde temel bir görev olarak durmufl-


3

tur. Sömürülen bask› alt›na al›nan, ezilen s›n›f ve tabakalar›n Marksist-Leninist-Maoist ideolojisiyle yukar›dan afla¤›ya do¤ru merkezi bir örgüt etraf›nda örgütlenmesi sorunu temel bir sorundur. Marksizm-LeninizmMaoizm biliminin temel ilkeleri üzerinde iflleyen, demokratik merkeziyetçilik ilkesinden vazgeçmeyen, demir disiplinli, kitleler içinde kök salm›fl, elefltiri-özelefltiri silah›n› uygulayan çelik gibi bir parti yaratmak her zaman temel bir sorun olmufltur. Kadrolar›n e¤itilmesi ve örgütlenmesi, devrimci yay›n›n örgütlenmesi, propaganda ve ajitasyon çal›flmas›n›n örgütlenmesi, süreklili¤i sa¤lanm›fl gerilla savafl›n›n örgütlenmesi, lojistik deste¤in örgütlenmesi, iletiflimin örgütlenmesi, kitle eylemliklerinin örgütlenmesi vb. meselelerine çözüm getirmek için öncelikle bilimsel bir bak›fl aç›s›na sahip olmak gerekir. Bu olmadan sa¤lam ve güçlü örgütlenmeler yarat›lamaz. Devrimci teoriyle donanmayan devrimci pratik, karanl›kta el yordam›yla yürümeye mahkumdur. Örgütlenmenin teorisiyle donanan s›n›f bilinçli proletarya, kitleleri ve partiyi örgütleyebilir. S›n›f savafl›m›nda teorik ve

pratik çal›flma, tek bir çal›flmada birleflir. “‹nceleme, propaganda, örgütleme”. Örgütlenme sorununu çözmede, propaganda faaliyeti etkili bir silaht›r. Devrimci propaganda faaliyetini gerçeklefltirmede kullan›lan etkili araçlardan biri de devrimci yay›n organlar›d›r. Devrimci yay›n›n s›n›f savafl›m›nda oynad›¤› rol, tart›flma götürmez derecede önemlidir. Legal/illegal, merkez içi/merkezi kitle yay›n, yani devrimci yay›n s›n›f savafl›m›nda nas›l bir rol oynar? Misyonu nedir? Etki gücü ne kadard›r? vb. sorular› kadar nas›l bir devrimci yay›n? Hangi mücadele biçimi olarak devrimci yay›n? Devrimci yay›n›n s›n›f savafl›m›ndaki yeri nas›l olmal›d›r? sorular›na da do¤ru bir bak›fl aç›s› kazand›rmak zorunday›z. S›n›f bilinçli proletarya, kulland›¤› devrimci silahlar›n rolünü, etki gücünü ve kapsam alan›n› do¤ru tespit etmelidir. Kullan›lan silahlar›n bilincine var›lmadan etki gücü yarat›lamaz. Kapsama alan› geniflletilemez. Örgütlenmenin önemli araçlar›ndan biri olan devrimci yay›n sorununu s›n›f bilinçli proleterler nas›l ele almal›? Bu arac›n, örgütlenme sorununda oynad›¤› rol nedir? Bu araç örgütlen-

mede nas›l bir karakter kazan›r? Bu araca biçilen misyon nedir? Bu sorulara cevap vermeden önce yay›n hakk›nda genel yaklafl›m›m›z› ortaya koyal›m; “Günlük propaganda ve ajitasyon gerçekten komünist bir nitelik tafl›mal›d›r. Partinin elinde bulunan bütün yay›n organlar›, proleter devrim davas›na ba¤l›l›¤›n› kan›tlam›fl, güvenilir komünistlerce redakte edilmelidir. Proletarya diktatörlü¤ünden herkesin a¤z›nda olan, ezberlenmifl bir formül gibi söz edilmemeli, bilakis o öyle propaganda edilmelidir ki zorunlulu¤u, her s›radan erkek ve kad›n iflçi, her asker, her köylü için bas›n›m›z taraf›ndan sistemli olarak, gün be gün kaydedilen günlük yaflam›n olgular›ndan ç›ks›n. Bas›n›n sütunlar›nda, halk toplant›lar›nda, sendikalarda, kooperatiflerde, III. Enternasyonal yandafllar›n›n gidebildikleri her yerde, sadece burjuvazi de¤il, ayn› zamanda onun suç ortaklar›, bütün e¤ilimlerden reformistler de sistemli olarak ve ac›mas›zca damgalanmal›d›r.” (Komünist Enternasyonale üyelik koflullar›ndan birinci koflul) Bu bak›fl aç›s›, proletarya önderli¤inde sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelesi yürüten devrimci ve komünist yap›lar taraf›ndan

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

S›n›f savafl›m›nda teorik ve pratik çal›flma, tek bir çal›flmada birleflir. “‹nceleme, propaganda, örgütleme”. Örgütlenme sorununu çözmede, propaganda faaliyeti etkili bir silaht›r. Devrimci propaganda faaliyetini gerçeklefltirmede kullan›lan etkili araçlardan biri de devrimci yay›n organlar›d›r.


PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

4 kabul edilmifl bir bak›fl aç›s›d›r. Yine bu temel yaklafl›m üzerinden denebilir ki; kitle yay›n organ›m›z s›n›f bilinçli proletaryan›n çal›flmas›n›n paralelinde ele al›n›r ve ona, sadece ve sadece onun politikalar› yön verir. Kitle yay›n› temel faaliyetlerden biri olarak örgütlenme çizgisinin temel al›nmas› koflulu içinde, esasen komünist örgütlenmelerin kurulmas›, gelifltirilmesi, güçlenmesi amac›n› tafl›r. Komünist bir kitle yay›n organ›n›n bunun d›fl›na ç›kan bir anlay›flla ele al›nmas› demek, onun komünist niteli¤ini bozmak anlam›na gelir. Bu yaklafl›m, ister legal, ister illegal olsun tüm kitle yay›n organlar›n›n komünist olmas›n›n vazgeçilmez içeri¤ini oluflturur. Lenin yoldafl taraf›ndan gelifltirilen ve uygulanan bu devrimci ilkenin kapitalist-emperyalist ülkelerde oynad›¤› rol ile bizim gibi yar›sömürge, yar›-feodal ülkelerde oynad›¤› rol bir ve ayn› de¤ildir. Farkl›l›klar tafl›maktad›r, farkl›l›klar tafl›mas› da do¤ald›r. Farkl›l›¤›n, ülkelerin sosyo-ekonomik yap›lar›ndan, s›n›flar›n mevzilenmesinden, devrimin yolu ve niteli¤inden, toplumun e¤itim düzeyinden kaynakl› oldu¤u aç›kt›r. Gerek kapitalist ülkelerde gerekse yar›-sömürge, yar›-feodal ülkelerde devrimci yay›n›n oynad›¤› rol esas/tali anlam›nda belli farkl›l›klar tafl›sa da, bu farkl›l›klar onun evrensel boyutta tafl›d›¤› önemi ortadan kald›rmaz. Nas›l ki, devrimci fliddet ve zor evrensel bir ilkedir, bu evrensel ilkenin özü ayn›d›r. Nas›l ki, devrimin, devrimci zor ve fliddetle gerçekleflece¤i tezi tek tek ülke özgüllüklerinden kaynakl› farkl›l›klar› da olsa onun evrensel ilke de¤erini ortadan kald›rmaz. Ayn› flekilde çeliflmenin evrensel yasalar› da, özgülde farkl›l›klar tafl›sa da çeliflmenin evrensel yasas›n›n önemini ortadan kald›rmaz.

YAYININ N‹TEL‹⁄‹ VE HEDEF K‹TLES‹ E¤er, yay›n organ› temel organlar›m›zdan biri ise, e¤er yay›n organ› komünist olacaksa ve e¤er yay›n organ› kitlenin bilinçlendirilmesinde, harekete geçirilmesinde, örgütlenmesinde önemli, vazgeçilmez bir ö¤e ise ve sonuç olarak yay›n organ› Marksist-Leninist-Maoist politikalar› rehber alan ve bunun örgütlenme çizgisini uygulayan bir yay›n organ› ise; komünist yay›n organlar›n›n, legal ya da illegal olmalar›ndan ba¤›ms›z olarak ileri kitleyi örgütlemeyi, orta kitleyi ileri kitle durumuna getirmeyi ve geri kitleleri de orta kitle haline getirmeyi hedeflemesi de kaç›n›lmaz bir flekilde kabul edilmelidir. Bu ilkesel bir yaklafl›md›r. Bunun aksini ya da bozulmufl halini savunmak Marksist örgütlenme çizgisini terk etmektir. Bu yaklafl›m gerçeklerin ürünü olan

politik örgütler kurman›n, bir merkez yay›n organ›ndan baflka bir yolu olmad›¤›d›r. Yazar, ‘Iskra’n›n ‘plan›’n› aç›klamaya geçmeden önce yapt›¤› en önemli aç›klamay› gözden kaç›rm›flt›r. Gerekli olan, bütün güçleri birlefltirecek ve hareketi sadece sözde de¤il gerçekte yönetebilecek, yani tayin edici savafla uygun güçlerin ço¤almas› ve güçlenmesi için yararlan›lacak her protestoyu ve her devrimci ç›k›fl› desteklemeye her zaman haz›r bir devrimci örgüt kurma ça¤r›s›d›r. fiubat ve Mart olaylar›ndan sonra, ilke olarak herkes bunu kabul edecektir, diye devam ediyor ‘Iskra’. Fakat bizim gereksinim duydu¤umuz fley sorunun ilkesel de¤il, sorunun pratik çözümüdür; çeflitli yönlerden derhal inflas›na giriflebilmek için derhal belli bir örgüt plan› haz›rlamal›y›z. Oysa bizi yine pratik

omünist kitle yay›n organlar›n›n legal ve illegal olmalar›ndan ba¤›ms›z olarak niteli¤i belirgindir. Bu anlamda komünist yay›nlar aras›na nitel bir fark konamaz. Legal kitle yay›n organ› için farkl› bir nitelikten bahsedildi¤i oranda yay›n organ›n›n komünist niteli¤i o oranda budanmaya bafllanm›fl demektir.

K

Marksist bir yaklafl›md›r. Kazan›lacak ilk kitle kesimi, örgütlenmeye yak›n olan kesimdir. Bu kesimi kazanma perspektifini karartmak devrimi olanaks›z hale getirmektir. Devrimi isteyen, devrim bilinci daha ileri olan, devletle çeliflkileri daha derin olan kitle kesimini örgütlemeyi, hiçbir komünist organ için tali duruma getiremeyiz. “… E¤er tek tek bölgelerde güçlü politik örgütler kurulmayacaksa, çok iyi örgütlenmifl bir merkez yay›n organ›n›n da hiç önemi olmayacakt›r. Tamamen do¤ru. Ama as›l sorun da güçlü

çözümlerden, ilke olarak do¤ru, tart›flma götürmez, büyük ve fakat genifl emekçi kitleler için tamamen anlafl›lmaz bir gerçe¤e geri çekmek istiyorlar: ‘Güçlü politik örgütler kurmak’! Sorunumuz art›k bu de¤il sayg›de¤er yazar, sorunumuz bu çal›flman›n nas›l yap›laca¤›. “Bizim ‘esas olarak ayd›nlanm›fl iflçiler aras›nda çal›flt›¤›m›z, kitlelerin ise neredeyse yaln›zca ekonomik bir mücadele yürüttükleri’ do¤ru de¤il. Bu haliyle bu cümle, ‘Svoboda’ için karakteristik olan ve temelden yanl›fl bir biçimde, ayd›nlanm›fl iflçiyle


5

omünist partisinin sahip olaca¤› bir veya daha fazla yay›n organ› bafll› bafl›na bir mücadele ve örgütlenme biçimi de¤ildir. Yay›n organ›n›n, örgütün ve onun yürütece¤i pratik mücadelenin yerini almas› düflünülemez.

‘kitle’nin karfl› karfl›ya konulmas›yla sonuçlanmaktad›r. Son y›llarda ayd›n iflçiler de ‘neredeyse yaln›zca ekonomik bir mücadele yürüttüler’. Bu birincisi. Öte yandan, e¤er gerek ayd›nlanm›fl iflçiler gerek ayd›nlar çevresinden bu mücadele için önderlerin yetiflmesine katk›da bulunmazsak, kitleler politik mücadele yürütmeyi hiçbir zaman ö¤renemeyeceklerdir; fakat bu tür önderler ancak, politik yaflant›m›z›n bütün yönlerinin, çeflitli s›n›flar›n çeflitli nedenlerle gündeme gelen bütün protesto ve mücadele giriflimlerinin sürekli ve sistemli tahliliyle e¤itilebilir. Bu nedenle, ‘Politik örgütlerin kurulmas›’ndan söz etmek, fakat ayn› zamanda politik gazetenin ‘ka¤›t üstündeki çal›flmas›’yla ‘tek tek yerlerde canl› politik çal›flma’y› karfl› karfl›ya koymak sadece gülünçtür! ‘Iskra’n›n plan› da, gerek iflsizler hareketi, gerek köylü ayaklanmalar›, Zemstvocular›n hoflnutsuzlu¤u, ‘Çarl›k hükümetinin aç›klamalar›na karfl› halk›n öfkesi’ vs. desteklensin diye bu tür bir ‘savafla haz›rl›k’ oluflturma ‘plan›’na ç›kmaktad›r. Hareketi tan›yan herkes, yerel örgütlerin büyük ço¤unlu¤unun bunu ak›llar›ndan bile geçiremediklerini, ayr›ca ‘canl› politik çal›flma’n›n burada iflaret edilen birçok perspektifinin flimdiye kadar hiçbir örgüt taraf›ndan as-

la gerçeklefltirilmedi¤ini, örne¤in dikkatleri Zemstvo ayd›nlar› aras›nda hoflnutsuzlu¤un ve protestonun büyüdü¤ünün çekme girifliminin gerek Nadyejdin’de (“Tanr›m bu gazete Zemstvocular için de¤il mi?”, “Devrimin Arifesinde”, s.129), gerekse de Ekonomistlerde (“Iskra” No:12, Mektup) ve birçok pratikçide derin bir flaflk›nl›k duygusu yaratt›¤›n› bilir. Bu koflullar alt›nda ancak insanlar› tüm bunlar üzerinde düflünmeye sevk etmekle ‘bafllanabilir’. Sosyal-demokrat görevlerin indirgendi¤i günümüzde ‘canl› politik çal›flma’ya yaln›zca politik ajitasyonla bafllanabilir; bu da tüm Rusya’y› kapsayan, s›k s›k ç›kan ve iyi da¤›t›lan bir gazete olmadan mümkün de¤ildir.” (Lenin) Lenin’den yapt›¤›m›z bu al›nt›, komünist yay›n konusunda komünist partilerinin tavr›n› belirleyen niteliktedir. Her nerede olursa olsun ve hangi biçimde oldu¤undan ba¤›ms›z olarak, komünist kitle yay›n organ› bu nitelikte olmak zorundad›r. Bir yay›n organ› mücadele biçimlerinin, örgütlenme biçimlerinin, politik hedeflerin ajitasyon ve propagandas›n› yapar. Bu anlamda, komünist partisinin sahip olaca¤› bir veya daha fazla yay›n organ› bafll› bafl›na bir mücadele ve örgütlenme biçimi de¤ildir. Yay›n organ›n›n, örgü-

tün ve onun yürütece¤i pratik mücadelenin yerini almas› düflünülemez. Yay›n organ›n›n, örgütün kurulmas›n› ve geliflmesini, örgütün yürütece¤i örgütlenme biçimlerinin bütün örgütlülüklere yay›lmas›n› ve her alan›n di¤er alanlarla ve esas olarak da merkezle iliflkisini sa¤layacak bir temelde ele al›nmas› zorunludur. Yay›n organ›na bunun ötesinde payeler biçmek, onun hem sahip oldu¤u gücü kavramamakt›r ve hem de olgular› kötü bir flekilde birbirine kar›flt›rmakt›r. Bir propaganda/ajitasyon, örgütlenme arac›n› devrimin belirleyici araçlar› ile (ülkemizde parti, ordu ve birleflik cephesi) kar›flt›rmak kesinlikle bu iki arac›n özgünlüklerini kavramamakt›r. Örgüt kurma veya gelifltirmenin araçlar› ile örgütün kendisini kar›flt›rmak ne kadar yanl›fl ise devrimin belirleyici araçlar› ile bu araçlar›n yarat›lmas›n›n araçlar›n› kar›flt›rmak o kadar yanl›flt›r. Komünist yay›n ç›kar›labildi¤i her yerde ç›kar›lmal›d›r. Komünist kitle yay›n organ› somut koflullara uygun olmak üzere, içeri¤i, özü de¤ifltirilmeksizin farkl› biçimlerde ç›kar›labilmelidir. Tüm bunlarla birlikte günümüz koflullar›nda, kitle iletiflim araçlar›n›n muazzam boyutta geliflmifl oldu¤u durumda kitle yay›n organ› ç›karmak, bunun ç›ka-

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

K


6

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

r›labilmesinin koflullar›n› zorlamak anlam›nda farkl› biçimlerde de olsa (gizlilik gerektiren, düflman bask›nlar›ndan korunmay› gerektiren, genifl kesimlere farkl› biçimlerde ulafl›lmas›n› gerektiren tüm koflullarda) farkl› biçimlerde ç›karmak gerekli ve hatta zorunludur. Bunun yan›s›ra komünist partisinin hedef kitlesi genel olarak yoksul, emekçi, devrimden ç›kar› olan halk kesimleridir. Bu halk kesimleri içinde iflçi ve köylüler birinci s›rada yer al›rlar. Bu genel bir yaklafl›md›r. Bununla birlikte örgütlenme çizgisinde halk kesimlerini üç kesime ay›ran flu Marksist yaklafl›ma sahip olmam›z gerekir. ‹leri kitleler; esas olarak örgütlü olmayan, düzenle çeliflkileri keskin olan, çal›flt›¤› alanda devrimci bir durufl sergileyen kesimlerdir. Bunlar kendili¤inden

‘Gazete sadece kolektif bir propagandist ve kolektif bir ajitatör de¤il, ayn› zamanda kolektif bir örgütçüdür de. Bu aç›dan, infla halindeki bir binan›n çevresinde konan bir iskele ile k›yaslanabilir...

kitle hareketi içinde en ileri durumda bulunurlar, proletarya partisinin politikalar›n› benimseyebilecek ve bu politikalar do¤rultusunda harekete geçirebilecek ve örgütlenmeye yatk›n kesimi oluflturur. Orta kitleler ise devrim sorununu esas olarak gündemine almayan, bununla birlikte düzenden hoflnut olmay›p ona karfl› ç›kan, devrim ve karfl›-devrim aras›nda bilinçli bir tercih yapmam›fl olup bu iki cephe aras›nda bocalayan kesimleri ifade eder. Geri kitleler ise düzenden ç›kar› olmay›p devrime de karfl› ç›kan kesimlerdir. Bu kesim düzenin devrim ve devrimciler hakk›nda yapt›¤› propagandan›n etkisi alt›ndad›r. Bu nedenle bu iki cephe aras›nda tavr›n› esas olarak devlet lehine belirleyen kitlelerdir. Bununla birlikte yaflamlar›, üretim iliflkileri içindeki yerleri onlar› devrime itekler. Ve yine bu bak›fl aç›s›na paralel olarak ileri kitleleri örgütlemek ile, orta kitleleri ileri kitleler haline getirmek iki farkl› ajitasyon/propaganda çal›flmas›n› gerektirmez. Yapaca¤›m›z tüm ajitasyon/propaganda faaliyetleri kendi içinde örgütlenme siyasetini bir bütün olarak içerir/içermek zorundad›r. Düzenin teflhiri olmadan, kitlelerin kendili¤inden tepkileri, hareketi incelenmeden, kitlelerin talepleri, hoflnutsuzluklar› ifllenmeden,

emperyalizmin ülkemizdeki tahribat› ve egemenlerle iliflkisi ortaya konmadan devrimin sorunlar›, devrimin gereklili¤i ortaya konamaz. Devrimin sorunlar›, devrimin gereklili¤i ortaya konmadan devrim için yap›lmas› gerekenler de yeterince belirlenemez. Marksizm-Leninizm-Maoizm incelenmedikçe, kitlelere tafl›nmad›kça da bunlar›n hiçbiri esas olarak yerine getirilmifl olmaz. Yapt›¤›m›z bu vurgular›n ard›ndan, legal kitle yay›n organ›n›n niteli¤i ile illegal kitle yay›n organ›n›n niteli¤i konusunda k›sa bir vurgu yapal›m. Yukar›da da aç›klad›¤›m›z gibi komünist kitle yay›n organlar›n›n legal ve illegal olmalar›ndan ba¤›ms›z olarak niteli¤i belirgindir. Bu anlamda komünist yay›nlar aras›na nitel bir fark konamaz. Legal kitle yay›n organ› için farkl› bir nitelikten bahsedildi¤i oranda yay›n organ›n›n komünist niteli¤i o oranda budanmaya bafllanm›fl demektir. Legal olsun, illegal olsun tüm merkezi kitle yay›n organlar› için flu ilkeler geçerlidir. 1- Günlük propaganda ve ajitasyon gerçekten komünist bir nitelik tafl›mal›d›r. 2- Bütün yay›n organlar›, proleter devrim davas›na ba¤l›l›¤›n› kan›tlam›fl, güvenilir komünistler taraf›ndan redakte edilmelidir. 3- Bütün yay›n organlar› legal ya da illegal olmalar›ndan ba¤›ms›z olarak do¤ru örgütlenme siyasetini uygulamal›d›r. 4- Bas›n›n sütunlar›nda, sadece burjuvazi de¤il, ayn› zamanda onun suç ortaklar›, bütün e¤ilimlerden reformistler de sistemli olarak ve ac›mas›zca damgalanmal›d›r. Tüm bunlarla birlikte legal ve illegal yay›n çal›flmas›n› karfl› karfl›ya koymak, Lenin yoldafl›n da belirtti¤i gibi sadece gülünçtür. Çünkü, bunlar farkl› amaçla-


r›n, farkl› yönelimlerin, farkl› örgütlenmelerin, farkl› devrim çizgilerinin araçlar› de¤ildir. Sadece, bunlar›n, birbirini güçlendiren, birbirinin hizmetinde olan ve hatta, yay›n›n esas mücadele biçiminin ve örgütlenmenin bir arac› olarak ele al›nd›¤› bütünlüklü araçlar› ifade etti¤i aç›kt›r. Yani, kalem ile yaz›lan fley nas›l karfl› karfl›ya konamazsa, iskele ile ev nas›l karfl› karfl›ya konamazsa, bu da böyledir ve yine tüm bu örneklerde s›ralad›¤›m›z fleylerde esas olan›n ne oldu¤u ve esas olanla ona yard›mc› olan›n neler oldu¤unu da net bir biçimde görmekteyiz. Lenin yoldafltan bu konu ile ilgili al›nt›lar›m›z› tamamlayal›m: “‘Yerel faaliyetin merkezi organlarda birlefltirilmesi sorunu bir k›s›r döngü içindedir -diye bizi ayd›nlat›yor. N. Nadyejdinbirlefltirmek, unsurlar›n türdeflli¤ini gerektirir, bu türdefllik ise ancak birlefltirici bir fleyle sa¤lanabilir. Bu birlefltirici ise ancak, bugün kesinlikle ortak bir nitelikte belirlenmeyen, güçlü yerel örgütlerin ürünü olabilir.’ T›pk› güçlü politik örgütler kurma gereklili¤i gibi dikkate de¤er ve çürütülemez bir gerçek. Ve ayn› ölçüde de k›s›r. Her sorun ‘bir k›s›r döngü içindedir’, çünkü bütün politik yaflam, sonsuz halkalar dizininden oluflan sonsuz bir dizgidir. Politikac›n›n tüm mahareti, elinden en az kopart›l›p al›nabilecek, o anda en önemli olan, onu tutan tüm zinciri en iyi flekilde garantileyen halkay› bulup kavramas›nda yatar. Elimizde herhangi bir çizgi olmadan da tu¤lalar› gereken yerlere koyacak (bu, soyut söylendi¤inde, kesinlikle olanaks›z de¤ildir) kadar birbiriyle uyum içinde çal›flan, yeterince deneyimli duvarc›lar olsayd›, o zaman belki de baflka bir halkay› yakalard›k. Ama kötü olan da, henüz deneyimli, birbirleriyle uyum içinde çal›flan duvarc›lara sahip olmad›-

¤›m›z, tu¤lalar›n hemen her zaman tamamen amaçs›z yerlere konmas›, ortak bir çizginin onlar› bir arada tutmamas›d›r, tersine bu tu¤lalar öyle da¤›n›kt›r ki, düflman tu¤la de¤il de, kum tanecikleriymifl gibi savurmaktad›r. Baflka bir k›yaslama: ‘Gazete sadece kolektif bir propagandist ve kolektif bir ajitatör de¤il, ayn› zamanda kolektif bir örgütçüdür de. Bu aç›dan, infla halindeki bir binan›n çevresinde konan bir iskele ile k›yaslanabilir; binan›n krokisini gösterir, tek tek inflaat iflçileri aras›nda irtibat› kolaylaflt›r›r, ifl bölümü yapmalar›na ve örgütlü çal›flma sayesinde ulaflm›fl olan genel sonuçlar› görmelerine yard›mc› olur.’ Ne kadar da kendi rolünü abartan bir yazara, bir masa bafl› adam›na benziyor, de¤il mi? Evin kendisi için yap› iskelesine ne gerek var, iskele kötü malzemeden yap›l›r, k›sa bir zaman için kurulur ve kaba inflaat bitti¤i gibi sobaya at›l›r(!) Devrimci örgütlerin inflas›na gelince, deneyimler bunlar›n bazen yap› iskelesi olmadan da kurulabilece¤ini gösteriyor, örne¤in yetmiflli y›llar. Fakat bugün bize gereken yap›n›n yap› iskelesi olmadan kurulmas›n›n mümkün olaca¤› düflünülemez bile(...) Bu sözlerde abart›n›n d›fl›nda pek çok ac› gerçek de içerilidir. Nadyejdin, tek tek yerlerde ac›nacak çal›flmayla, yerel örgütlerin çevresine s›k›flm›fl önderlerin e¤itimsizli¤inin kaç›n›lmaz sonucu olan dar görüfllülükleri ve faaliyetlerinin s›n›rl› kapsam› aras›ndaki ba¤lant›y› görmüyor mu? T›pk› ‘Svobada’daki örgüt üzerine makalenin yazar› gibi Nadyejdin de, genifl yerel bas›na geçiflte (1898’den beri) nas›l ekonomizmin ve “amatörlük”ün özellikle güçlenmesinin efllik etti¤ini unuttu mu? Evet, flu ya da bu ölçüde tatmin edici bir ‘genifl yerel bas›n’›n örgütlenmesi

mümkün olsa bile (çok özel durumlar hariç, bunun mümkün olmad›¤›n› yukar›da gösterdik), yine de yerel örgütlerin bütün devrimci güçlerin otokrasiye karfl› güçlü ortak sald›r› için birleflik mücadelenin önderli¤i için “toparlay›p örgütleyebilmesi” olanaks›zd›r. Burada sadece, gazetenin “toparlay›c›”, örgütleyici öneminin söz konusu edildi¤i unutulmamal›d›r. Parçalanm›fll›¤› savunan Nadyejdin’e kendisi taraf›ndan sorulan ironik soruyu sorabiliriz: ‘Herhangi bir yerden bize 200.000 devrimci güç miras m› kald› acaba?’ Devam edelim, ‘gösteriler için haz›rl›k’, ‘Iskra’n›n plan›n›n karfl›s›na konamaz. Zira bu plan, hedeflerinden biri olarak zaten genifl gösterileri ön görmektedir; söz konusu olan sadece, pratik arac›n seçimidir.” (Lenin. Seçme Eserler. Cilt 2. sayfa 177.179) Lenin yoldafl›n gazeteye biçti¤i misyon abart›l›, olanaks›z ve de¤eri düflük bir olgu de¤ildir. Niteli¤i ve amac› çok aç›k olan ve örgüt ile, örgütsel çal›flmalarla, “genifl gösterilerle”, bizim özgülümüzde “gerilla savafl› ile” karfl› karfl›ya konamayacak bir araçtan bahsedilmektedir. Yay›n çal›flmas›n›n örgütlenme ve mücadele yöntem ve biçimleri ile k›yaslanmas› ve karfl› karfl›ya konulmas› do¤ru bir yaklafl›m de¤ildir. Yay›n›n örgütlenmede ve mücadelenin gelifltirilmesinde pratik bir araç oldu¤unu ve ülkemiz koflullar›na uygun olarak bunun kullan›lmas› gerekti¤i anlay›fl›n› benimsememiz ve yayg›nlaflt›rmam›z gerekir. Lenin’den yapt›¤›m›z al›nt›larda yay›n organ›na biçilen misyon aç›kt›r: örgüt kurmak, “güçlü politik örgütler kurma” ça¤r›s› yapmak… amac› bu olan yay›n›n örgütleyece¤i kitlelerin ilkin, zorunlu ve kaç›n›lmaz olarak, tamamen do¤ru bir mant›¤›n›n ürünü olarak ileri kitleler olmas› gerekti¤i aç›kt›r.

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

7


PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

8 LEN‹N VE ISKRA DEVR‹MC‹ YAYININ BOLfiEV‹K DEVR‹M TAR‹H‹NDE OYNADI⁄I ROL Devrimci yay›n›n Rusya’daki s›n›f savafl›m›nda oynad›¤› rol büyük olmufltur. RSD‹P’in ilk örgütlenme sürecinde bütün Rusya’da ortaya ç›km›fl irili ufakl› pekçok say›da Marksist dernek ve kuruluflun ortak bir çat› alt›nda örgütlenmesi fikri Lenin yoldafl›n bilincinde uzun zamandan beri olgunlaflm›flt›. Tüm Rusya çap›nda ç›kar›lacak gizli bir devrimci gazetenin, ideolojik kar›fl›kl›¤› ortadan kald›raca¤›, ayn› zamanda da¤›n›k halde bulunan Marksist örgütleri tek bir çat› etraf›nda birlefltirece¤i fikri önemli yer tutmaktayd›. LEN‹N yoldafl, uzun süredir tafl›d›¤› bu düflünceyi nihayet prati¤e uygulad›. Lenin yoldafl, Aral›k 1900 y›l›nda ülke d›fl›nda LE‹PZ‹G’de ilk Marksist illegal gazete olan Iskra’y› ç›kard›. Lenin yoldafl, ülke çap›nda ç›kar›lacak illegal devrimci bir gazetenin devrimci örgütün yarat›lmas› amac›n› hedefledi¤ini her f›rsatta belirtmekteydi. “Örgütü düzgün bir flekilde gelifltirmemizi, derinlefltirmemizi, ve yayg›nlaflt›rmam›z› sa¤layacak olan ana yol, bütün Rusya çap›nda bir siyasi gazetenin ç›kar›lmas› olmal›d›r”. Lenin yoldafl›n devrimci gazeteye biçti¤i rol çok yönlüydü. “‹stenilen örgütün kurulmas› yolundaki ilk ad›m, yahut da izlendi¤i takdirde bu örgütü düzgün bir flekilde gelifltirmemizi, derinlefltirmemizi ve yayg›nlaflt›rmam›z› sa¤layacak olan ana yol, bütün Rusya çap›nda bir siyasi gazetenin ç›kar›lmas› olmal›d›r. En çok ihtiyaç duydu¤umuz fley bir gazetedir. Gazete olmadan Sosyaldemokrasinin hem genel olarak bafll›ca ve sürekli görevi

hem de halk›n en genifl tabakalar› aras›nda siyasete ve sosyalizmin meselelerine duyulan ilginin yükseldi¤i bir s›rada içinde bulundu¤umuz an›n ihmale gelmez görevi olan ilkelere ba¤l›, sistemli ve çok yönlü propaganda ve ajitasyon yürütemeyiz. Bireysel eylemler, mahalli bildiriler ve gazeteler vb. biçimindeki da¤›n›k ajitasyonla güçlendirme ihtiyac› hiçbir zaman bugünkü kadar fliddetli bir flekilde hissedilmemifltir. Hiç mübala¤as›z diyebiliriz ki, bir gazetenin s›k s›k aralarla ve düzenli olarak bas›lmas› (ve da¤›t›lmas›) militan faaliyetlerimizin bu önde gelen ve en temel kesiminin ne kadar iyi infla edildi¤inin kesin bir k›stas› olabilir. ……tek tek mahalli hareketlerin bütün Rusya çap›nda ilk ad›m, bütün Rusya çap›nda bir gazetenin ç›kar›lmas› olmal›d›r. Sonuç olarak kesinlikle bir siyasi gazeteye ihtiyac›m›z vard›r.” (Lenin, Örgütlenme üzerine) Lenin yoldafl, devrimci bir örgütü yaratman›n yolunun ülke çap›nda ç›kar›lacak bir gazeteyle baflar›laca¤›n› belirtirken, ayn› zamanda halk›n en genifl kesimi aras›nda ilkelere ba¤l› sistemli ve çok yönlü propaganda ve ajitasyon faaliyetini yürütmek ihtiyac›n›n da önemli oranda çözülece¤ine de dikkat çekmekteydi. Da¤›n›k ve süre¤en olmayan propaganda ve ajitasyon çal›flmas›n›n birlefltirilerek, sürekli hale getirilmesi, ortak hedeflere yöneltilmesi için de devrimci gazeteye ihtiyaç oldu¤unu belirtmekteydi. Devrimci gazetenin düzenli ve s›k aral›klarla bas›l›p da¤›t›lmas›n›n ayn› zamanda devrimci faaliyetlerin örgütlenmesine ve merkezileflmesine de hizmet edece¤ini planlamaktayd›. Rusya’da devrimci bir gazetenin ç›kar›lmas› iste¤inin güçlü

ifade edilmesinin hakl› nedenleri vard›. Çünkü Çarl›¤›n sömürü ve zulmü alt›nda inleyen, huzursuzluk duyan, öfke ve tepkilerini ifade eden tüm unsurlar›n örgütlenmesi ve devrimci hareketin canland›r›lmas› görevini yerine getirmek için devrimci yay›na yaflamsal ihtiyaç duyulmaktayd›. Devrimci gazete ISKRA (k›v›lc›m) Çarl›k hükümetini ülke çap›nda teflhir etmede bir kürsü rolünü oynayacakt›. Bu gazete proletarya arac›l›¤›yla flehir küçük burjuvazisine köylük bölgelerde zanaatkarlara kadar uzanacakt›. Rusya’da böyle bir “kürsüye” ihtiyaç, oldukça gerekliydi. Iskra’n›n rolü yaln›zca devrimci fikirlerin yay›lmas›n› sa¤lamakla s›n›rl› de¤ildi. Özellikle devrimci kadrolar›n e¤itimi için de önemli bir ifllevi vard›. Kolektif bir propagandac›, kolektif bir ajitatör, ayn› zamanda kolektif bir örgütleyici rolünü oynamaktayd›. Lenin yoldafl, devrimci gazeteyi, infla halindeki bir binan›n çevresine kurulan iskeleye benzetiyordu. ‹skele, ‹nflaat iflçileri aras›nda nas›l ba¤lant› kurma ifllevini, onlar aras›nda çal›flmay› örgütleme rolünü görüyorsa, devrimci gazetenin de bir örgütün oluflturulmas›nda benzer rolü oynayaca¤›n› söylemekteydi. Sadece devrimci gazetenin sürekli olarak ço¤alt›l›p, da¤›t›lmas› gibi teknik bir görev bile birleflik partinin bir mahalli temsilciler a¤›n› gerektirecekti. Bu temsilciler a¤›, hedeflenen örgütün oluflturulmas›nda iskelet oluflturacakt›. Lenin yoldafl, gazetenin, temsilciler a¤›n›n bütün ülkeyi kucaklayacak kadar yayg›n, ayr›nt›l› bir iflbölümünü gerçeklefltirebilecek ölçüde genifl ve çok yönlü, kendi çal›flmas›n› her flart alt›nda yürütebilecek kadar serinkanl›, düflman güçlerinin tek bir noktada toplanmas›nda düflmana karfl› aç›k bir savafla giriflmekten kaç›nabilecek, öte yandan da


düflman›n acemili¤inden yararlanabilecek kadar esnek bir örgüt iskeleti yaratmay› hedefleyece¤ini belirtmekteydi. Devrimci gazete, Rusya’da illegal profesyonel bir örgüt yaratman›n önemli araç olma rolünü büyük oranda oynad›. En genifl halk kesimlerini kucaklamas›n› beceren, Rus olmayan uluslar› ve az›nl›klar› örgütleme ustal›¤›n› gösteren Çarl›¤›n en gerici ve koyu sald›r›lar› karfl›s›nda illegal örgüt çekirdeklerini koruyacak kadar yeralt› örgüt sanat›nda, usta bir örgüt yaratmada devrimci gazete büyük bir rol oynad›. Devrimci gazete devrimci bir örgüt yaratmakla birlikte en yetenekli propagandac›lar›, en yetenekli örgütleyicileri ve en yetenekli devrimci parti önderlerini de yetifltirmede bir rol üstlendi. Lenin yoldafl, Çarl›k gericili¤ini y›kmak için sürekli bir flekilde sistemli ve planl› bir haz›rl›ktan bahseder. Çarl›k gericili¤inin düzenli bir kuflatmayla, örgütlü bir sald›r›yla y›k›labilece¤ini söylerken, kendili¤inden kitle patlamalar›n›n ya da önceden görülemeyecek siyasi kar›fl›kl›klar›n da olabilece¤ini ve bunlar›n sonucu da y›k›labilece¤ini belirtmekteydi. Ancak, hiçbir zaman bu “beklenmedik patlamalar›” ve “siyasi kar›fl›kl›klar›” bekle-

Devrimci yay›n, sadece Bolflevik örgüt yarat›lmas›nda, Bolflevik kadrolar›n e¤itilmesinde, propaganda ve ajitasyon çal›flmas›n›n yürütülmesinde rol oynam›yor, ayn› zamanda her türden oportünist ve revizyonist ak›mlara karfl› da ideolojik mücadele yürüten güçlü bir mevzi rolünü oynuyordu.

medi. Bunlara umut ba¤lamad›. “Macerac› kumarlardan sak›nmak niyetinde olan bir siyasi parti, faaliyetlerini böyle patlamalar› ve kar›fl›kl›klar› beklemeye dayand›rmaz” diyerek politik çal›flmalar›n› düzenli ve sistemli hale getirerek, proletaryan›n kendi yolunda sebatla ilerlemesini öneriyordu. Beklenmedik olaylara yakalanmamak için her alanda haz›rl›kl› olmay› öneriyor ve devrimci çal›flmalar› planl› bir flekilde örgütlemeyi s›n›f bilinçli proletaryan›n önüne görev olarak koyuyordu. ‹llegal yay›nlar›n güçlenmesi ayn› zamanda yürütülen çal›flmalar›n gerçek bir Bolflevik nitelik kazanmas›na, yürütülen çal›flmalar›n gerçek bir parti çal›flmas› olma yoluna girmesinin yolu olarak bak›lmaktayd›. Devrimci çal›flmalar›n proleter bir nitelik kazanabilmesi gerçek bir parti çal›flmas› karakteri kazanabilmesi için illegal yay›nlar›n güçlendirilmesi yönelimi RSD‹P için önemliydi. “Parti merkezlerinin sa¤lam bir flekilde illegal olarak örgütlenmesi, sistemli bir flekilde ç›kan illegal yay›nlar ve en önemlisi mahalli hücreler ve bunlar›n da üstünde iflçilerin aras›ndan ç›kan öncü iflçiler taraf›ndan yönetilen fabrika

hücreleri; iflte sosyal-demokrat ve devrimci iflçi s›n›f› hareketinin her fleye karfl› koyabilecek sa¤laml›ktaki çekirde¤ini bu temel üzerinde kurdu.” ‹llegal devrimci gazete, ayn› zamanda illegal parti komiteleri ve güçlü parti merkezi yaratma rolunü oynad›. “..E¤er tek tek bölgelerde güçlü siyasal örgütler oluflturulmazsa, o zaman bütün Rusya için ç›kacak en iyi gazete bile bir ifle yaramaz. Tamamen do¤ru. Fakat sorun fludur ki, güçlü siyasal örgütler oluflturmak için bütün Rusya’ya seslenen bir gazeteden baflka araç yoktur.” Devrimci bir gazetenin oluflturulacak bir devrimci örgüt için önemini belirten Lenin yoldafl, ayn› zamanda örgütlenme olmadan devrimci gazetenin de yeterli fonksiyonu oynayamaca¤›n› da belirtmektedir. Görüldü¤ü gibi illegal devrimci yay›n, Rusya’da çok yönlü ve önemli rol oynam›flt›r. Devrimci yay›na biçilen misyon, verilen önem ileri boyutta olmufltur. Bolfleviklerin Rusya’da devrimci faaliyetlerinde devrimci gazete arac›l›¤›yla iflçi s›n›f› içinde sistemli ve sürekli bir flekilde propaganda ve ajitasyon çal›flmas›n› yürütmüfl, iflçi s›n›f› için-

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

9


PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

10 de parti komiteleri kurmufl, kadrolar›n e¤itilmesi ve yetifltirilmesinde önemli roller üstlenmelerine hizmet etmifltir. “‹flçi komitelerinin örgütlenmesi, bu komitelerin merkezi sosyal-demokrat grup aras›nda düzenli gizli temaslar›n sa¤lanmas›, iflçi yay›nlar›n›n bas›l›p da¤›t›lmas›, iflçi hareketlerinin bütün merkezlerinde bir rapor verme sisteminin örgütlenmesi, ajitasyon amac›yla bildiri ve ça¤r›lar›n da¤›t›lmas› ve tecrübeli bir ajitatör kadrosunun yetifltirilmesi; genel hatlar›yla Rusya Sosyal Demokrasisinin sosyalist faaliyetinin alaca¤› biçimler bunlard›r.” (Lenin) Bolfleviklerin politik faaliyetlerinde görev ve sorumluluklar›n›n yerine getirilmesinde devrimci yay›n›n rolü tart›fl›lmaz derecede büyük olmufltur. Iskra, Lenin yoldafl›n baflyazarl›¤›n› yapt›¤›, yönetiminde yer ald›¤›, devrimci bir gazete olarak Bolflevik devrim tarihinde önemli roller oynad›. Iskra yaz› kurulu, Bolflevik kadrolar›n›n toplant› ve e¤itim merkezi olarak da ifllev gördü. Lenin yoldafl›n inisiyatifi ve do¤rudan kat›l›m›yla Iskra yaz› kurulu, bir parti program tasla¤› haz›rlad›. 1903 Temmuz-A¤ustos aylar›nda toplanan Rusya Sosyal Demokrat ‹flçi Partisi’nin ikinci kongresinin haz›rl›klar› yap›ld›. Bu kongre ile Rusya’da gerçekten devrimci Marksist bir partinin temeli at›ld›. Bolflevik parti tarihinde en yetkin kadrolar bizzat devrimci yay›n›n sorumlu¤unda görev alm›flt›r. Iskra yaz› kurulunda gerek Bolflevik önder Lenin yoldafl gerekse Menflevik önderler Plehanov, Martov, Akselrod, Zasuliç, Iskra’n›n yaz› kurulunda görev ald›. Bolfleviklerle Menflevikler aras›nda süre¤en ideolojik-politik-örgütsel çat›flman›n yafland›¤› en keskin yerlerden bi-

ri Iskra yaz› kurulu olmufltur. RSD‹P’in ikinci kongresinden sonra Menflevikler Iskra’n›n denetimini ele geçirmifl, 52. say›s›ndan itibaren gazete Menfleviklerin yay›n organ› durumuna gelmifltir. Eski Iskra Bolflevik bir gazete olarak ç›km›fl ancak Yeni Iskra ise Menflevik gazete olarak ç›km›flt›r. Bolfleviklerle Menflevikler aras›nda süre¤en ideolojik mücadelenin önemli arenas› olmaya devam etmifltir devrimci yay›n organlar›. Devrimci yay›n, sadece Bolflevik örgüt yarat›lmas›nda, Bolflevik kadrolar›n e¤itilmesinde, propaganda ve ajitasyon çal›flmas›n›n yürütülmesinde rol oynam›yor, ayn› zamanda her türden oportünist ve revizyonist ak›mlara karfl› da ideolojik mücadele yürüten güçlü bir mevzi rolünü oynuyordu. Bolflevikler, devrimci yay›n›, devrimin önemli bir örgütleme silah› olarak kullanmay› ustaca baflard›. Rusya’da merkezi görev, merkezi bir yay›n organ› eksenine kilitlenmiflti. Merkezi yay›n organ› hem ajitasyon, hem propaganda ve hem de örgütlenme görevi görüyordu. Bolflevik parti tarihi, s›n›f savafl›m›n›n zengin deneyim ve tecrübelerin kürsüsü olmufltur. SBKP TAR‹H‹ BOYUNCA ÇIKARILAN DEVR‹MC‹ GAZETELER SBKP tarihi kapsaml› incelendi¤inde devrimci gazete olarak tek bafl›na Iskra ç›kar›lmam›flt›r. Farkl› tarihlerde farkl› isimler ad› alt›nda gerek merkezi iç yay›n organ› gerekse kitlelerin bilinçlenmesi ve örgütlenmesi amaçl› propaganda ve ajitasyon içerikli merkezi kitle yay›n organlar› ç›kar›lm›flt›r. Çarl›k polisinin azg›n sald›r›lar›, toplatma ve gazeteleri kapatma ve para cezalar›yla y›ld›rmaya çal›flt›¤› Bolflevikler, baflta

iflçi s›n›f› olmak üzere kitlelerin örgütlenmesi amaçl› devrimci gazete yay›nlama faaliyetine hiç ara vermeden sürekli bir flekilde devam etmifllerdir. ISKRA d›fl›nda farkl› aral›klarla farkl› isimler ad› alt›nda gazeteler ç›kar›lm›flt›r. Yay›n alan›ndaki mücadele kesintiye u¤ramadan sürüp devam etmifltir. Farkl› süreçlerde farkl› isimler alt›nda yay›nlanan gazeteler flunlard›r; ISKRA ile ayn› zamanda 1901 Nisan’›ndan-1902 A¤ustos’una kadar (Sttutgart’ta) Lenin yoldafl taraf›ndan yay›nlanan ZARYA (flafak) adl› teorik yay›n organ› ç›kar›lm›flt›r. ‹LER‹ (vperyod) adl› Bolflevik gazetesinin ilk say›s› 4 Ocak 1905’te yay›nland›. Parti içinde ayr› merkezleri olan (Bolfleviklerle-Menfleviler) iki grup iki ayr› yay›n organ› ç›kar›ld›. ‹llegal merkezi yay›n organ› olarak, Lenin önderli¤inde 1906’dan 1909 y›l›na kadar süren PROLETAR‹ (proleter) gazetesi ç›kar›ld›. Bu gazete 50 say› yay›nland›. Bolflevikler bu yay›n arac›l›¤›yla gericilik y›llar›nda korunmay› ve örgütlerinin sa¤lamlaflmas›n› baflarm›flt›r. 1912 y›l›nda Lenin yoldafl›n direktifiyle, Petersburg’da Bolflevikler taraf›ndan günlük olarak ç›kar›lan PRAVDA (gerçek) örgütlerinin güçlenmesinde ve kitleler aras›nda etkinlik kazanmas›nda güçlü bir silah olmufltur. PRAVDA, Bolflevik devrim tarihinde ileri bir rol oynam›flt›r. ‹flçi s›n›f›n›n Bolflevikler saf›nda yer almas›nda, örgütlenmesinde ve savaflmas›nda gazete güçlü bir silah olmufltur. ‹ki buçuk y›l içinde 8 defa kapat›lan Pravda, farkl› isimler alt›nda yay›n hayat›n› devam ettirmifltir. Pravda hem güçlü bir propagandist, ajitatör iken ayn› zamanda etkili bir örgütleme arac› olmufltur. Pravda, ayn› zamanda Menfleviklere karfl› da bir ideolojik mücadele kürsüsü rolünü oynam›flt›r.


Bolflevikler, y›¤›nlar aras›ndaki devrimci çal›flmalar›n› tüm Rusya ölçüsünde PRAVDA üzerinden yürütüyordu. Öyle ki Bolflevikler “Pravdac›” olarak an›lmaktayd›. Stalin yoldafl Pravda için flunlar› söylüyordu “1912 y›l› Pravdas› 1917 y›l›ndaki Bolflevik zaferinin temelini att›.” ‹leri iflçilerin e¤itilmesi ve örgütlenmesi amaçl› ç›kar›lan ZVEZDA adl› haftal›k gazete süreç içinde ihtiyaca yan›t veremez olunca, PRAVDA gazetesi ç›kar›ld›. Ayr›ca Lenin yoldafl›n makalelerinin ayn› zamanda yay›nland›¤› PRAVDA d›fl›nda NAfi PUT (bizim yolumuz) gazetesi ç›kar›lm›flt›r. 25 A¤ustos-12 Eylül 1913’e kadar Moskova’da legal olarak ç›kar›lan, günlük da¤›t›m› 17 bin ile 20 bin aras› de¤iflen gazete, iflçi s›n›f›n›n bilinçlenmesinde önemli rol oynam›flt›r. Daha sonra Çarl›k polisi taraf›ndan gazete kapat›lm›flt›r. Keza, 1908 fiubat’›ndan 1917 y›l›n›n Ocak ay›na kadar, toplam 58 say› olarak, RSD‹P’in resmi illegal merkezi yay›n organ› SOTS‹AL-Demokrat gazete ç›kar›ld›. Bu gazetenin ilk say›s› Rusya’da, sonraki say›lar› Paris’te yay›nland›. Ard›ndan Cenevre’ye aktar›ld›. Yaz› kurulunda LEN‹N yoldaflla birlikte Menflevik önderlerden olan Zinovyev, Kamanev, Martov ve Dan yer ald›. Lenin yoldafl›n tasfiyecilere karfl› uzlaflmaz mücadelesi sonucu Martov ve Dan istifa etti. 1911 y›l›ndan sonra gazeteyi LEN‹N yoldafl yönetti. Bolflevik devrim tarihinde daha baflka isimler alt›nda farkl› uluslara mensup proletaryan›n ç›kard›¤› devrimci gazeteler olmufltur. Ayr›ca bölgesel, mahalli düzeyde farkl› gazeteler de farkl› dönemlerde ç›kar›lm›flt›r. Bu kürsüden en iyi flekilde yararlanmak, s›n›f bilinçli proleterlerin önünde duran bir görevdir. Parti bilincinin güçlendiril-

mesi MLM biliminin evrensel ilkelerinin çok yönlü incelenmesi ve bu ilkeler ›fl›¤›nda ülke prati¤ine uygulanmas›yla maddi güce dönüflür. MLM biliminin s›n›f savafl›m›nda kulland›¤› araçlar› ele al›fl tarz›, bu araçla kitleleri mücadeleye yönlendirme, savaflt›rma, iktidar› ele alma yöntemlerinin bilinci kufland›kça devrimin her bir arac› güçlü birer silah durumuna dönüflür. MLM bilimi, s›n›f savafl›m›n›n her bir arac›n› güçlü birer silaha dönüfltürme sanat›d›r. Örgütlenme bilimi de bunu emretmiyor mu? MAO VE “KOMÜN‹ST” YAYIN ÇKP tarihinde parti içi yay›n organ› s›n›f savafl›m›nda önemli bir rol oynam›flt›r. Parti içi yay›n organ› ideolojik donan›m sa¤lanmas›nda önemli bir yer tutmufltur. “Komünisti Sunarken” adl› makalesinde “Merkez Komitesi uzun zamand›r bir parti içi gazete yay›nlamay› tasarl›yordu. Bu tasar›y› nihayet flimdi gerçeklefltirmifl bulunuyor. Böyle bir gazete ülke çap›nda ve genifl bir kitle karakterine sahip olan, ideolojik, siyasi ve örgütsel bak›mdan tamamen sa¤lamlaflm›fl ve Bolflevikleflmifl bir Çin Komünist Partisi’nin inflas› için gereklidir… Bu gazetenin amac› ülke çap›nda ve genifl bir kitle karakterine sahip olan, ideolojik, siyasi ve örgütsel bak›mdan tamamen sa¤lamlaflm›fl ve Bolflevikleflmifl bir Çin Komünist Partisi’nin inflas›na yard›mc› olmakt›r. (Seçme Eserler. Cilt 2) Görüldü¤ü gibi parti içi yay›n organ›, KP’nin ideolojik, siyasi, örgütsel olarak sa¤lamlaflmas›na yard›mc› olmak amaçl› ç›kar›lmaktad›r. ‹deolojik sa¤lamlaflman›n, devrim perspektifiyle donanman›n yard›mc› arac›, merkezi yay›n organ›d›r. Baflkan Mao, partinin inflas› sorunuyla, inflas›na yard›mc› ol-

ma sorunlar›n› birbirine kar›flt›rmam›flt›r. Partinin inflas› sorununun çözümünü “partimiz devrimci savafllar boyunca geliflmifl, sa¤lamlaflm›fl ve Bolflevikleflmifltir. Silahl› mücadele olmasayd› bugünkü Komünist partimiz de olamazd›. Bütün parti yoldafllar› kan›m›zla ödedi¤imiz bu deneyimi hiçbir zaman unutmamal›d›r” fleklinde ele almaktad›r. Komünist Partisi, devrimci savafl içinde, silahl› mücadele içinde infla olur. Bu MLM biliminin evrensel ilkesidir. Çin proletaryas›n›n tüfekleri, Bolflevikler’in tüfekleri bu yasay› do¤rulam›flt›r. Ülkemizin proleter tüfekleri de bu evrensel yasay› do¤rulayacakt›r. Rus devriminde gazeteye yüklenen rol, Çin devriminde devrimci silahl› mücadeleye yüklenen rolle ayn› önemdeydi. Komünist yay›n organ› ise KP’nin inflas›nda yard›mc› bir rol oynam›flt›r. ‹deolojik berrakl›¤›n, proleter safl›¤›n korunmas›nda her türden oportünist revizyonist ak›mlara karfl› mücadelede devrimci yay›n organ› önemli rol oynam›flt›r. Ancak Baflkan Mao’nun da belirtti¤i gibi bu rol hiçbir zaman esas olmam›flt›r. Baflkan Mao’nun bilimsel ö¤retilerini ülkemiz koflullar›na yarat›c› tarzda uygulayan Önder yoldafl ‹brahim Kaypakkaya ise devrimci yay›n›n s›n›f savafl›m›nda oynad›¤› rol konusunda ayn› düflünceleri savunarak, flafak revizyonistlerine karfl› amans›z mücadele yürütmüfltür. Kaypakkaya yoldafl, hiçbir zaman ne parti içi yay›n› ne de merkezi kitle yay›n organ›n› komünist partinin inflas› konusunda belirleyici ve tayin edici rol olarak ele almam›flt›r. Devrimci yay›n› komünist partinin inflas›nda yard›mc› bir araç olarak benimsemifl, bu arac›n önemini belirtmifl, politik mücadelede oynad›¤› rolü görmüfl ve buna uygun hareket etmifltir.

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

11


PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

12 S‹YAS‹ MÜCADELEN‹N ÖNEML‹ B‹R ARACI OLARAK DEVR‹MC‹ GAZETEN‹N S‹LAHLI MÜCADELEYE H‹ZMET‹ Kaypakkaya yoldafl›n flafak revizyonistlerine karfl› yürüttü¤ü mücadelede önemli konular›ndan biri de yay›n organlar›n›n niteli¤i, amac› ve ifllevi sorunu olmufltur. MLM’nin temel sorunlar›nda yaflanan görüfl ve düflünce farkl›l›¤› ülkenin sosyo-ekonomik tahlili, devrimin niteli¤i ve yolu, örgütlenme ve araçlar› konular›na kadar uzanm›flt›r. fiafak revizyonistleriyle Kaypakkaya yoldafl aras›nda yaflanan mücadele iki kanat, iki çizgi aras›nda yaflanan mücadele olarak bazen aç›k, bazen gizli bazen sert, bazen yumuflayarak aral›ks›z olarak sürüp devam etmifltir. fiafak revizyonistleriyle Kaypakkaya yoldafl aras›nda ‹llegal/legal yay›n›n içeri¤i ve ifllevi konusunda yaflanan mücadele ve bu mücadele sonucunda ortaya ç›kan temel görüfller, günümüze de ›fl›k tutmaktad›r. fiafak revizyonistleri farkl› bir isimle gazete ç›karman›n o dönemin iflah olmaz M. Belli burjuvas›ndan düflünce olarak farkl›laflaca¤›n› belirtirken, Kaypakkaya yoldafl›n yan›t› aç›k ve nettir. “Bir hareketin çizgisini belirleyen fley, flöyle ya da böyle bir yay›n organ› ç›karmak de¤ildir. Önemli olan yay›n organ›n›n içeri¤idir” diyerek, yay›n konusunda MLM’lerin görüflünün nas›l olmas› gerekti¤ini ortaya koyar. ‹htilalci bir örgütlenme ve silahl› mücadelenin yerine legalizm, reformizm, salt bar›flç› mücadeleyi esas alan, her türlü faaliyeti, legal yay›nc›l›k faaliyetini güçlendirmeyi hedefleyen, ‹flçi-köylü çal›flma komiteleri ve bürolar fleklinde örgütlenmeyi savunan, köy çal›flmas›n› ikincil tutan, silahl› mücadeleyi durmaks›z›n köstekleyen, illegal fa-

aliyeti ikincil plana iten, fiafak revizyonistleriyle Kaypakkaya yoldafl aras›nda devrimci mücadelenin en temel en önemli sorunlar› konusunda sürekli bir mücadele yaflanm›flt›r. Kaypakkaya yoldafl, fiafak revizyonistleriyle yaflad›¤› polemiklerde yay›n organlar› meselesi ve yay›n faaliyeti sorunu önemli yer tutmufltur. “Legal yay›nc›l›k faaliyetinin esas olmamas› gerekti¤ini savundu¤umuz için ‘gazeteyi ve dergiyi kapatmay› ve bütün kadrolar› fare deli¤ine t›kamay› savunuyorlard›’ diyorlar. Yay›n faaliyetini hiçbir zaman red etmedi¤imizi, sadece bir komünist hareketin faaliyetinin yay›nevi derekesine düflürülmesine karfl› ç›kt›¤›m›z› daha önce belirttik. Zaten yay›n faaliyetini nas›l anlad›¤›m›z› bundan sonraki prati¤imizle de gösterece¤iz.” (‹. Kaypakkaya) Görüldü¤ü gibi Kaypakkaya

yoldafl devrimci gazetenin s›n›f savafl›m›ndaki rolünün hiçbir zaman inkar etmemifltir. Devrimci gazetenin nas›l ele al›nmas› gerekti¤i, içeri¤inin nas›l olmas› gerekti¤i, hangi mücadeleye ba¤l› ele al›nmas› gerekti¤i konular›nda fiafak revizyonistleriyle farkl› düflünmekteydi. Onun karfl› ç›kt›¤› nokta, legal yay›n faaliyetinin devrimci çal›flmada esas al›nmas› fikriydi. ‹llegal devrimci faaliyetin, temeline legal yay›n faaliyetinin örgütlenmesinin konulmas›na karfl› ç›kmaktayd›. Köylük bölgelerdeki mücadeleyi, silahl› mücadeleyi, illegal mücadeleyi red eden fiafak revizyonistlerine karfl› “silahl› mücadele esas”, “illegal faaliyet esas”, “ köylük bölgelerde faaliyet esas”, “ örgütlenmede parti örgütlenmesi esas” diyerek yan›t vermekteydi. Nas›l bir devrimci çal›flma? sorusuna fiafak revizyonistlerinin savunusu flöyle olmufltur. “‹flçi-köylü çal›flma komiteleri-

Kaypakkaya yoldafl devrimci gazetenin s›n›f savafl›m›ndaki rolünü hiçbir zaman inkar etmemifltir. Devrimci gazetenin nas›l ele al›nmas› gerekti¤i, içeri¤inin nas›l olmas› gerekti¤i, hangi mücadeleye ba¤l› ele al›nmas› gerekti¤i konular›nda fiafak revizyonistleriyle farkl› düflünmekteydi.


nin görevi, dergi ve gazeteyi okumak, elefltirmek ve bunlara yaz› yazmakt› ve baflka bir fley de¤ildi. ‘Her ‹flçi-köylü çal›flma komitesi bir yaz› kurulu gibi çal›flmal›’ deniyordu. Yani her türlü faaliyet, legal yay›nc›l›k faaliyetini güçlendirmeyi hedef al›yordu.” Nas›l bir örgütlenme? sorusuna ise fiafak revizyonistlerinin yan›t› flu flekilde olmufltur. “‹flçiköylü çal›flma komitelerinin görevi, dergi ve gazeteyi okumak, elefltirmek ve bunlara yaz› yazmakt› ve baflka bir fley de¤ildi. ‘Her ‹flçi-köylü çal›flma komitesi bir yaz› kurulu gibi çal›flmal›’ deniyordu. Yani her türlü faaliyet, legal yay›nc›l›k faaliyetini güçlendirmeyi hedef al›yordu.” “Legal faaliyetin örgütlenmesi esast›r, önce bozk›r› kurutal›m sonra tutufltural›m, önce ülke çap›nda örgütlenelim sonra silahl› mücadeleyi bafllatal›m”, “ E¤itim gruplar› bir yandan halk›m›z›n ileri unsurlar›n›n, sempatizanlar›n geri bilinçli iflçilerin Marksist-Leninist e¤itimlerini sa¤layacak”. Kaypakkaya yoldafl, fiafak revizyonistlerinden temelde farkl› fleyler savunmaktayd›. “Bugün bafll›ca ve as›l görevimiz, partinin ve ordunun silahl› mücadele içinde infla edilmesidir.” Kaypakkaya yoldafl›n, örgütlenme konusundaki görüflü de flöyleydi; “Örgütlenmedeki kavrayaca¤›m›z halka, parti önderli¤inde, gerilla birimleri örgütlemektir. Di¤er bütün grup ve hücreler, gerilla eyleminin seyri içinde ve onu destekleyecek, gelifltirecek flekilde ele al›nmal›d›r.” Legal faaliyeti esas alan, legal faaliyeti devrimci çal›flman›n merkezine koyan fiafak revizyonistleri, do¤al olarak bar›flç›l propaganday› esas almaktayd›. Silahl› mücadeleden, silahl› propa-

ganda ve ajitasyon faaliyetinden, gerilla mücadelesinden öcü gibi korkmaktayd›. fiafak revizyonistleri salt okumaktan ibaret olan e¤itim gruplar›n› savunurken, “önce bilinçlenme sonra savaflma”, “önce bozk›r› kurutma sonra tutuflturma” “önce ülke çap›nda örgütlenme sonra silahl› mücadeleyi bafllatma” anlay›fl›n› dile getirirken, Kaypakkaya Yoldafl; “Pratik faaliyetlerle s›ms›k› birlefltirilmifl siyasi ve ideolojik e¤itim etkinli¤ine h›zla giriflmeliyiz. Bunun için bence flunlar yap›lmal›d›r; devrimimizin çeflitli sorunlar›na ›fl›k tutan, çizgimizin, politikam›z›n ve program›m›z›n propagandas›n› yapan merkezi bir yay›n organ› en k›sa zamanda ç›kar›lmal›d›r.” Kaypakkaya yoldafl, devrimci e¤itim çal›flmas› yürütülmesine karfl› de¤ildi. S›n›f savafl›m›n›n sorunlar›na, ihtiyaçlar›na, silahl› mücadeleye hizmet etmeyen, e¤itime karfl›yd›. Önder yoldafl, ayn› zamanda devrimci gazetenin ç›kar›lmas›na da karfl› de¤ildi. Ancak niteli¤i ve hangi mücadeleye hizmet edece¤i konusunda flafak revizyonistleriyle farkl›lafl›yordu. “Gizli okuma faaliyeti, silahl› mücadeleye hizmet eden, onu gelifltiren, güçlendiren bir faaliyet olarak” diyerek, devrimci e¤itimin nas›l olmas› gerekti¤ini ortaya koyarken, devrimci yay›n›, legal faaliyetlerin tümünü, “ illegal örgütlenmenin ve faaliyetin di¤er bütün biçimlerini ve her türlü legal faaliyeti köylük bölgelerdeki silahl› mücadeleye ba¤l› k›lmak” fleklinde ele almakta ve savunmaktayd›. Devrimin çeflitli sorunlar›na ›fl›k tutan, devrimin propagandas›n› yapan bir yay›n organ› neye hizmet etmelidir? sorusuna Kaypakkaya yoldafl›n yan›t› aç›k ve nettir; “örgütlenmenin bütün di¤er biçimleri, illegal okuma

gruplar›, yay›nlar› basan, ulaflt›ran ve da¤›tan hücreler vs. vs. gerilla faaliyetinin seyri içinde onun gereksinimlerine yan›t verecek, onu destekleyecek, güçlendirecek flekilde ele al›nmal›d›r” der. Oysa fiafak revizyonistleri legal yay›n faaliyetini esas alarak bu faaliyeti devrimci faaliyetin merkezine koymaktayd›. Kaypakkaya yoldafl, keza propaganda ve ajitasyon çal›flmas›nda da fiafak revizyonistlerinden tamamen farkl› görüfller savunmaktayd›. fiafak revizyonistlerinin sa¤c› bar›flç›l propaganda ve ajitasyon çal›flmas›na karfl› Kaypakkaya yoldafl; “Köylük bölgelerdeki faaliyetlerimizin içeri¤i ve biçimi, fiafak revizyonizminden ayr›ld›¤›m›zdan beri h›zla de¤iflmifltir. ‘Bar›flç›’ propaganda ve ajitasyonun yerini silahl› mücadele biçimleri, silahl› propaganda ve ajitasyon yöntemleri alm›flt›r. ...Egemen s›n›flar, köylük bölgelerde devrimci faaliyetlere meydan vermemek, varolan faaliyetleri yok etmek için azg›n sald›r›lara giriflmektedirler. Ufak bir ihbar üzerine büyük birlikleri harekete geçirmektedirler. Bu nedenle ‘bar›flç›’ propaganda ve ajitasyona özellikle köylerde olanak kalmamaktad›r” diyerek, sürecimizin bugünkü sorunlar›na da ›fl›k tutmaktayd›. fiafak revizyonistleri bar›flç›l propaganda faaliyetini, legal faaliyetleri, bar›flç›l mücadeleyi esas al›rken Kaypakkaya yoldafl, silahl› mücadeleyi, illegal faaliyeti ve silahl› propaganda ve ajitasyon faaliyetini esas almaktayd›. Her türlü legal/illegal devrimci yay›n faaliyetini silahl› mücadelenin birer parças›, onu destekleyen, güçlendiren bir ö¤e olarak ele almaktayd›. Bar›flç›l propaganda (illegal/legal devrimci yay›n, bildiri da¤›tmakafifl, pankart, parti ve ordu bay-

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

13


14

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

raklar›, pankart asmak-duvar yaz›lamas›, k›saca yaz›l›-sözlü propaganda ve ajitasyon yapmak vb.) faaliyetini tali almaktayd›. Kaypakkaya yoldafl devrimci (illegal/legal) yay›n faaliyetini asla red etmeden, önemini gözard› etmeden s›n›f savafl›m›nda oynad›¤› rolü asla küçümsemeden mücadelenin esas› olarak almadan, savundu. Bu faaliyeti, temel mücadele biçimi olan silahl› mücadeleyi destekleyen, güçlendiren, tamamlayan önemli bir propaganda, ajitasyon ve örgütleme ve e¤itim arac› olarak ele ald›. PART‹; ÖNDERLER VE ÖRGÜTLEY‹C‹LER KURMAYIDIR “Bugün kitleler da¤›n›k ve da¤›n›k olduklar› için de güçsüzdürler. Huzursuzluk duyan protestolarda bulunan da¤›n›k kitleler ile devrimci örgütler aras›nda ba¤›n kopuklu¤u giderilmelidir. Baflar›n›n yegane güvencesi bu ba¤›n güçlendirilmesidir.” Lenin. Da¤›n›k ve güçsüz olan kitlelerin örgütlü, güçlü duruma getirilmeleri nas›l baflar›lacakt›r? Bu sorunun önemli yan›tlar›ndan biri, devrimci örgütlerle da¤›n›k ve güçsüz durumda bulunan kitleler aras›ndaki ba¤›n güçlendirilmesidir. Bu ba¤›n güçlenmesini sa¤layacak olan parti komiteleridir, bu ba¤› sa¤layacak olan s›n›f bilinçli proleterlerin ihtilalci kitle faaliyetidir. Kitlelerin kendi sorunlar› etraf›nda örgütlenme ihtiyac›n›n somuta çevrilmesiyle,

kurulan politik ba¤›n güçlendirilmesiyle örgütlenme sorunu çözülür. Sözlü ve yaz›l› propaganda arac›n›n etkili ve güçlü kullan›m›, örgütlenmenin zeminini kolaylaflt›racakt›r. Devrimci yay›n, propaganda ve ajitasyon faaliyetinde örgütlemede kullan›lacak etkili araçlardan biridir. Proletarya Partisi önder ve örgütlemede kurmay rolünü oynarken devrimci yay›nlara önemli ifl düflmektedir. Bu bilinç, kulland›¤› propaganda arac›n›n zenginleflmesini ve etkili hale getirilmesi sorununu da çözer. Proletarya Partisi esasta bu soruna do¤ru yaklaflm›flt›r. Ancak dönem dönem dünyada ve ülkemizdeki tasfiyeci ak›mlar›n etkisinde kalarak baz› yanl›fl e¤ilimler bu alanda etkili olmaya çal›flm›flt›r. Bir dönem devrimci yay›n›n propaganda ve ajitasyonda oynad›¤› rol, örgütlemede oynad›¤› rol yeterince önemsenmemifltir. Sol anlay›fl e¤ilimleri etkili olmaya çal›flm›flt›r. Her fleye silah›n namlusundan bakan anlay›fl ›fl›¤›nda devrimci yay›n sorununa yaklafl›lmaya çal›fl›lm›flt›r. Önem ve ihtiyac› yeterince bilince ç›kar›lmadan temel mücadele biçimine ve araçlar›na karfl›t olarak ç›kar›lm›flt›r. Dönem dönem de temel mücadele biçimine hizmet etme anlay›fl› unutularak, bu arac›n s›n›fsal içeri¤inin özü gözden uzaklaflt›r›lmaya çal›fl›ld›¤› olmufltur. Özellikle ad›na “yeni dünya düzeni” denilen kapitalizmin dünya ölçe¤in-

fiafak revizyonistleri bar›flç›l propaganda faaliyetini, legal faaliyetleri, bar›flç›l mücadeleyi esas al›rken Kaypakkaya yoldafl, silahl› mücadeleyi, illegal faaliyeti ve silahl› propaganda ve ajitasyon faaliyetini esas almaktayd›.

de gelifltirdi¤i ideolojik-psikolojik sald›r›lar›n boyutland›¤› dönemde tasfiyecili¤in devrimci saflarda estirdi¤i sa¤c› rüzgar›n etkisi yay›n üzerine de yans›m›flt›r. “Ba¤›ms›z gazetecilik”, “üçüncü göz”, “tarafs›z gazetecilik” vb. olarak ortaya ç›kan anlay›fllar esasta tasfiyecili¤in ideolojik sald›r›lar› sonucunda yaflanan bozulmalard›r. Burjuva sald›r›lar› karfl›s›nda ideolojik olarak boyun bükme, önünde e¤ilme ve bozulmad›r. S›n›f bak›fl aç›s›ndan uzak olan bu bak›fl aç›s›, proletaryan›n bak›fl aç›s› olamaz. Proletaryan›n bak›fl aç›s›nda, her zaman s›n›f ve s›n›flar mücadelesi vard›r. Devrimci gazetecilik sorununa da bu bak›fl aç›s›yla bakar. Hangi s›n›f›n gazetecili¤i hangi s›n›f›n gözleriyle olaylara, geliflmelere, yaflananlara bakaca¤›z? Proletaryan›n gözleri ve beyniyle mi? Yoksa burjuvazinin gözleriyle mi olaylara bakaca¤›z? Hangi s›n›f›n gazetecilik anlay›fl›n› savunaca¤›z? Esas mesele budur. Bu bak›fl aç›s›n› mu¤laklaflt›ran, belirsiz hale sokarak içini boflaltan anlay›fllar ve yaklafl›mlar proletaryan›n bak›fl aç›s› ve anlay›fl› olamaz. Devrimci yay›n faaliyeti yaln›zca kitlelere yönelik yap›lan propaganda ve ajitasyon faaliyeti de¤ildir. Parti içi merkezi yay›n›n önemi, kitlelere yönelik olarak ç›kar›lan propaganda ve ajitasyon amaçl› örgütleme pers-


pektifli yay›nlar kadar önemlidir. Parti içi yay›n, parti içi ideolojik birli¤in pekiflmesinin arac›d›r. Partinin ideolojik sa¤laml›¤›n›n, politik niteli¤inin yükseltilmesini de sa¤lar. Her türden oportünist ve tasfiyeci anlay›fllara karfl› partiyi e¤itmenin kürsüsü rolünü oynar. “Yay›n faaliyeti; baflka hiçbir faaliyetin yerine geçirilmeden, örgütsel toparlanma ve geliflim için s›n›f mücadelesi karfl›s›nda ideolojik-politik donan›m›n sa¤lanmas› için, esas örgütlenmenin ve çal›flman›n önünü açmak için süreci belirleyen/belirleyecek araç olarak kullan›lamad›” (Komünist-43. 7. Konferans kararlar›ndan) Partinin geliflimi ve Bolflevik parti anlay›fl›n›n gerekleri aç›s›ndan devrimci yay›n faaliyeti asla vazgeçilemez önemdedir. Dönem dönem merkezi düzeyde yaflanan boflluktan kaynakl› gerilemeler, zaaflar›n oluflmas›n› yaratm›flt›r. Ancak merkezi iç yay›n olsun merkezi kitle yay›n olsun ideolojik e¤itimin politik donan›m›n vazgeçilemez araçlar› oldu¤u gerçekli¤i asla unutulmamal›-

d›r. Merkezi iç yay›n, parti bütünü önderli¤in yönelimi do¤rultusunda e¤itmesi, yönetmesi ve tespit edilen hedeflere do¤ru yönlendirmesi olarak da önemlidir. Proletarya partisinin merkezi kumanda kademesi ayn› zamanda benimsedi¤i yönelim do¤rultusunda parti bütününü yönlendirmesi yönetmesi ve e¤itmesiyle sorumludur. Bu sorumluluk yerine getirilmedi¤i zaman tasfiyeci ve oportünist anlay›fl ve e¤ilimlere proletarya partisinin kap›s›n›n aral›¤› aç›lm›fl olur. Bu durumda, s›zmalar bafllar. Geçmifl yaflanan süreç önemli tarihi tecrübelerle doludur. K›l›ç ve kalem kurmay›n hizmetinde rolünü beraber ve birlikte oynamal›d›r. “‹yi yaz›yor” diye, kalemin parti d›fl› ve parti üstü anlay›fl sahiplerine verilmesi do¤ru de¤ildir. Yaz›m yetene¤ine, yaz›nsal ifade zenginli¤ine sahip olmak demek, parti görüfllerini partinin belirledi¤i temel yönelime uygun fleyler yazmak de¤ildir. Kalem, k›l›c›n yönelimine uygunluk içinde, bütünlüklü olmal›d›r. Kalem baflka yöne-

limde k›l›ç baflka yönelimde sallanmaz. Kurmay›n emretti¤i yönde kullan›lan k›l›ç, kurmay›n emretti¤i yönde yazan kalem, de¤erlidir. Devrimci yay›n faaliyetinin öneminin bilince ç›kar›lmas› ayn› zamanda parti ve önderlik bilincinin kuflan›lmas› demektir. Devrimci yay›n faaliyetine verilen önem ayn› zamanda önderlik sorununa verilen önemin de bir parças› demektir. Merkezi yay›n faaliyeti farkl› flekillenifl içinde olan ya da bu e¤ilimi tafl›ma potansiyelinde olanlara b›rak›lmamal›d›r. Bu faaliyetin kumandas›nda parti önderli¤i olmal›d›r. Bu ilkenin gevfletilmesi demek, önderlik bilincinin gevfletilmesi demektir. Kitle yay›n organ› proletarya partisinin temel yönelimi ve çizgisi do¤rultusunda kitlesini flekillendirmek görev ve sorumlulu¤uyla yükümlüdür. ‹ster legal olsun ister illegal olsun devrimci yay›n›n oynad›¤› öz birdir. “devrimimizin çeflitli sorunlar›na ›fl›k tutan çizgimizin, politikam›z›n ve program›m›z›n propagandas›n› yapan” (‹K. Seçme Yaz›lar. syf.33) “Devrimci yay›n organ› hangi biçimde yay›nlan›rsa yay›nlans›n propaganda ve ajitasyonu içermeli komünist örgütleme çizgisini uygulamal›d›r.” (Komünist 47) Devrimci yay›n organlar›n›n niteli¤inin yükseltilmesi, proletarya partisinin s›n›f savafl›m›nda yo¤unlaflmas›, politik niteli¤inin yükseltilmesi yani partinin seviyesinin yükseltilmesiyle ile ilintilidir. S›n›f bilinçli proletarya, devrimci yay›n›n niteli¤ini yükseltmek için s›n›f savafl›m›n›n niteli¤ini yükseltmek göreviyle karfl› karfl›yad›r. S›n›f ve parti bilincinin güçlü donan›m› s›n›f savafl›m›ndaki yönelim ad›mlar›n› h›zland›r›r, cesareti büyütür, umudu ço¤alt›r, davaya olan inanc› pekifltirir.

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

15


16

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

SA⁄LIK EMEKÇ‹LER‹N‹N GREV‹ VE KAMUYA YÖNEL‹K SALDIRILAR “Kamu Yönetimi Temel Tasar›s›” ekonomik ve demokratik planda halk›m›za yönelik sald›r›n›n kal›c›laflt›r›lmas›n›n, yasalafl›p kurumsallaflmas›n›n ad›d›r. Bu tasar› ayn› zamanda (ve esas nedenlerinden biri olarak) siyasal iktidar›n merkezden çevreye, bütünden parçaya do¤ru aynen uyarlanmas›d›r. fiu örnek çarp›c›d›r. Tasar›dan ilgisizmifl gibi, ba¤›ms›zm›fl gibi görünen bir süre önce gündeme getirilen “psikolojik harp”in 81 ilde valilikler düzeyinde örgütlenmesi, bunun için haz›rl›klar›n oldukçailerlemifl olmas› hedeflenenin ne oldu¤unun aç›kça resmidir. Dünya Bankas›’n›n raporlar›nda geçen “esnek, etkin ve piyasa dostu devlet” budur.

Sa¤l›k emekçileri “insanca yaflanacak ücret ve herkese ücretsiz ve nitelikli sa¤l›k hizmeti” talebiyle 5 Kas›m’da ve hemen ard›ndan 24 Aral›k’ta bir günlük ifl b›rakma eylemi gerçeklefltirdi. Eylem, hem taleplerin yak›c›l›¤› hem de sa¤l›k emekçilerinin güçlü kat›l›m› nedeniyle önemli oldu¤u kadar, kamu çal›flanlar› sendikalar›n›n sald›r›lar karfl›s›nda protestocu, protokolcu tarz› aç›s›ndan eylem anlay›fllar›n› ve “grev yap›lamaz” açmazlar›n› y›k›p pratiklefltirdi¤i için de önemlidir. Yine “Kamu Yönetimi Reformu” gibi oldukça kapsaml› bir sald›r› dalgas›n›n esas haz›rl›klar›n›n tamamland›¤› ve iflbirlikçi medya eliyle güncellefltirildi¤i flu günlerde “Kamu Yönetimi Reformu” setini hedeflemesi nedeniyle de önemlidir. AKP hükümeti, 5 Kas›m ve 24 Aral›k eylemleri öncesi, eylemi bofla ç›kartmak ve etkisizlefltirmek için elinden geleni ard›na koymam›fl, bilinen yöntemlerle say›s›z sald›r›lar

gerçeklefltirmifltir. Sa¤l›k emekçilerinin sendikal ve mesleki örgütleri olan –ki ayn› zamanda eylemi örgütleyenlerdir- SES ve TTB’ye yönelik karalama kampanyalar›, meslek onuruna yönelik demagojiler, soruflturma tehditleri birinci a¤›zlarca, Baflbakan ve Sa¤l›k Bakanl›¤›’nca yap›lm›flt›r. Kamuoyunu yanl›fl ve maksatl› bilgilendirerek sa¤l›k emekçilerine karfl› k›flk›rtmaya, böylece SES ve TTB üzerinde bir bask›lanma yaratmaya çal›flarak, hasta ve hasta yak›nlar›yla sa¤l›k emekçilerini karfl› karfl›ya getirecek provokasyonlara baflvurmaktan çekinmemifllerdir. Bütün bu sald›r›lara sa¤l›k emekçilerinin yan›t› eylemin haz›rl›klar›n› ve örgütlenmesini daha güçlü ve daha yayg›n yaparak olmufltur. Nitekim hükümet, bask› ve gözda¤›n›n sökmedi¤ini görünce sald›r› oklar›n› sa¤l›k emekçilerinin birli¤ine yöneltmifl, bu birli¤i bölmeye çal›flm›fl, “Aile Hekimli¤i” gibi bir uygulamay› pratisyen doktorlara bir parmak bal olarak yalatmak istemifltir. SES ve TTB aylar öncesine


17 metle size geri dönecek” diye toplanan vergiler, emperyalist sermayeye ve iflbirlikçilerine borç faizi olarak ak›t›l›nca, halk›m›za yükü a¤›r bir yaflam kal›yor. ‹lk 盤l›¤›n› üçbin dolarl›k borçla at›verir her yeni do¤an çocu¤umuz. Memleketin hali böyle olunca, sa¤l›¤›n ve sa¤l›k hizmetlerinin hali de buna uygun olur. Hastane önleri her zaman neden h›nca h›nç kalabal›klarla doludur? SSK devlet hastaneleri ve klinik önlerinde neden her zaman uzay›p giden kuyruklar vard›r; seçim gezilerinde burjuva partilerinin “hastane yapaca¤›z, doktor getirece¤iz” propagandalar› neden hep bofl ç›kar? Bir istatisti¤e göre yoksul annelerin bebekleri zengin ailelerinkine göre 4-5 kat daha fazla ölüyor. Elbette çocuklar›n ölmesi kaderden, al›nyaz›s›ndan de¤il, yokluktan, yoksulluktan. Küçük mezarlar›n say›s›n›n çok olmas›n›n nedeni budur. Uluslararas› sözleflmelerde “Sa¤l›k insanlar›n do¤ufltan kazand›¤› bir hakt›r” cümlesi bizim ülkemizde “emekçi halk›m›z›n bir çocu¤u olarak do¤dum. T›pk› onlar gibi bana da yokluklar ve zulümler reva görüldü. Bunun için yoksullu¤umuzun, hastal›¤›m›z›n ve ölümlerimizin sorumlusu emperyalistler ve TC devletidir” diye okunur. Sa¤l›k emekçilerinin bu tablodaki yeri belki de en trajik olan›d›r. Yüzlerce hastaya bakmak, muayene etmek zorunda kalan doktorlardan gerçek anlamda flifa bulabilir mi hasta? Bir ameliyattan di¤erine koflan, saatlerce yo¤un bir tempoyla çal›flan tabibin, yorgun ve uykusuz haliyle hastan›n içinde makas, sarg› bezi vb. malzemeleri unutmas› ola¤anlaflt›¤› için, mi-

zah› dahi zenginlefltiremiyor. Paras› olmayan hastay› yüzgeri göndermek, acil servis ve di¤er bölümlerde eleman yetersizli¤inden ölümlere, ac›lara tan›k olmak sa¤l›k emekçileri için çaresizlik ve fazlas›yla y›pranma nedenidir. Y›llard›r düzelmek bir yana koflullar daha da kötüleflmektedir. Son 20 y›ld›r uygulanan neo-liberal politikalarla en temel gereksinimler bile fiyatland›r›l›p, piyasalaflm›flt›r. 20 y›ld›r ad›m ad›m uygulanan politikalarla halk›m›z açl›¤a ve felakete daha da yak›nlaflm›flt›r. Bu yetmezmifl gibi yeni yeni programlarla hergün, bir önceki günü arat›r duruma gelmifltir. ÖLDÜRÜCÜ YEN‹ B‹R HALKA; “SA⁄LIKTA DÖNÜfiÜM PROJES‹” Önceleri sa¤l›k alan›nda yaflanan sorunlar›n bafll›cas›, bütçeden sa¤l›¤a ayr›lan kaynak miktar› görülürdü. Köklü nedenlerden ba¤›ms›z ele al›nsa da sorunun sa¤l›¤a yans›mas› önemliydi. Her alanda oldu¤u gibi sa¤l›kta da bu sonuç; emperyalizme ba¤›ml›l›¤›n ve bir avuç kompradorun, büyük toprak a¤alar›n›n iktidarda oluflunun kefaletiydi. Bütçenin yüzde 70’ini-80’ini do¤rudan emen kan emiciler bununla yetinmezler/yetinmediler de. Halk›m›z s›n›rl› da olsa yararland›¤› sa¤l›k hizmetlerini arar duruma düflürüldü. Sigorta ve devlet hastaneleri ödenek yetersizli¤i k›skac›na al›n›rken, muayene kuyruklar› ilaç kuyruklar›yla büyütüldü. T›p bilimi ve teknoloji çok h›zl› de¤iflirken, ülkemiz hastaneleri geri, hantal aletlerle baflbafla b›rak›ld›. Doktorlar, hemflireler, hastabak›c›lar düflük ücretlerle, uzun çal›flma süreleriyle, bafldöndürücü bir çal›flma

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

dayanan haz›rl›klar›n› bütün sald›r›lar› gö¤üsleyerek, aflarak püskürtmüfl ve 5 Kas›m ve 24 Aral›k ile taçland›rm›flt›r. En küçük sa¤l›k biriminden, en büyük hastanelere kadar her ifl yerinde yo¤un ve sistemli bir çal›flma yürütülmüfl, sürecin bilince ç›kart›lmas› ve eylemlerin etkin bir biçimde sahiplenilmesi için tabana çok yönlü olarak nüfuz edilmifltir. Kararl›l›k ve coflkuyla kimi yerlerde yüzde 100’leri bulan bir kat›l›mla ayr›ca baz› hasta ve hasta yak›nlar›n›n, birçok demokratik(!) ve meslek örgütlerinin tehditlerine, sald›r›lar›na hakettikleri yan›t da verilmifltir. Bu eylemlerde sa¤l›k emekçilerinin grevlerinde baflar›y› getiren olgular ve bununla bütünleflen örgütlü gücün müdahale biçim ve içeriklerini de¤erlendirmek, do¤ru sonuçlar ç›karmak en az eylemin kendisi kadar önemlidir. Bu nedenle sa¤l›k alan›nda yaflanan sorunlar ve sa¤l›k emekçilerinin durumunu; devletin sa¤l›¤a ve sa¤l›k emekçilerine yönelik politikalar›n›, son olarak da bu politikalar karfl›s›ndaki anlay›fl ve pratik görevlerimizi yaz›m›z içerisinde ele almaya çal›flaca¤›z. Halk›n sürekli fakirleflti¤i, iflsizli¤in görülmemifl boyutlara ulaflt›¤› bir ülkede yafl›yoruz. Emperyalistlerin yaflamas›, ayakta kalmas› için halk›m›z›n eme¤i, al›nteri, topraklar›m›z›n zenginli¤i kaynak olarak bu asalak, çürümüfl güçlere sunulmaktad›r. Egemenler iliklerine dek halk›m›z›, ülkemizi sömürmekte, sömürdükçe semirmektedir. Gazeteler son yirmi y›l içerisinde 216 milyar dolar faiz ödemesinin yap›ld›¤›n› yaz›yor. Halk›m›zdan “kamusal hiz-


PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

18 temposuyla sa¤l›k hizmeti vermek için didinip durdu. Di¤er yandan özel hastaneler, klinikler birbiri ard›s›ra aç›l›p emekçilere; “Ya binbir eziyet sonucunda yetersiz sa¤l›k hizmeti alacaks›n, ya da elini cebine at›p özel hastaneye, klini¤e gideceksin” tercihi sunuldu. Bununla da yetinilmeyip hastanelerdeki çeflitli hizmetler tafleronlara devredildi. Sa¤l›k alan›nda yaflanan bu geliflmelerin her biri do¤rudan veya dolayl› bir biçimde sa¤l›k emekçilerine de yans›d›. Özel hastanelerde çal›flan sa¤l›k emekçileri birçok haktan mahrum oldu¤u gibi patron taraf›ndan ücreti ödenmifl bir mal gibi görülerek, kifli ve meslek onuruna yönelik sald›r›lar ve uygulamalarla karfl› karfl›ya kalm›fl, insafs›zca çal›flt›r›lm›flt›r. “Sözleflmeli Personel” statüsü yayg›nlaflt›r›lm›fl, bu personeller degüvencesiz ve bask› alt›nda çal›flt›r›lm›flt›r. 657 say›l› yasa dahilindeki “bordro mahkumlar›” yasal engellerin yan›s›ra, keyfiyet, sürgün, soruflturma tehditleriyle IMF’nin belirledi¤i yaflama mahkum edilmifltir. Kuflkusuz yaflananlar bunlarla s›n›rl› de¤ildir. Sa¤l›k alan›nda yaflanan bütün sorunlar› gölgede b›rakacak yeni yeni tezgahlar planlanmaktad›r. Sa¤l›k hizmetlerinin daha nitelikli olmas› ve sa¤l›k emekçilerinin insanca bir ücrete kavuflturulmas› talebine “bütçe yetersiz-IMF anlaflmalar›na uygun de¤il” vb. cevaplar veren faflist devlet di¤er yandan, tüm nüfusu kapsayacak “Genel Sa¤l›k Sigortas›” haz›rl›klar› içerisinde oldu¤unu duyurmufltur. “Sa¤l›kta Dönüflüm Projesi” bafll›¤›yla haz›rl›klar› bafllat›lan ve nüfus cüzdan›nda TC yazan bütün vatandafllar için “Genel Sa¤l›k Si-

gortas›” yap›laca¤›n›, sosyal güvenli¤in tek çat› alt›nda birlefltirilece¤ini savlayan bu giriflim, bütün alanlarda yaflanan y›k›m projeleriyle birlikte de¤erlendirildi¤inde, halk›m›z›n hayr›na bir “proje” olmayaca¤›n› söylememiz için fazlas›yla nedenimiz var demektir. ‹lk bak›flta bütün bir toplumun genel sa¤l›k sigortas›na kavuflturulmas› gibi bir sistem, hiçbir sa¤l›k güvencesi olmayan emekçi y›¤›nlar›n büyük bir kesimi için çekici gelebilir. Keza SSK, Ba¤-Kur gibi sistemlerle bo¤uflan halk›m›z da yaflamlar› boyunca bu sistemden çektikleri eziyet nedeniyle sosyal güvenli¤in tek çat› alt›nda birlefltirilmesi propagandas›n›n aldat›c› büyüsüne kap›labilir. Bütün sal-

neye mal olaca¤›n› görmeye, incelemeye çal›flal›m. Toplumun bütün kesimlerini içerisine alacak bir sa¤l›k sigortas› sistemi, öncelikle bütçede buna uygun bir düzenlemenin yap›lmas›n› gerektirir. Bu da sa¤l›¤a ayr›lan bütçenin yükseltilmesidir. Bakt›¤›m›zda 2004 y›l› bütçesinde sa¤l›¤a ayr›lan miktar di¤er y›llarla hemen hemen ayn› orandad›r. Bununla b›rakal›m nüfusun tamam›n›, flu an yararlanan kesimlerin dahi nas›l yararlan(ma)d›¤›n› biliyoruz. Öyleyse “Sa¤l›kta Dönüflüm Projesi”ne ba¤l› olarak “Genel Sa¤l›k Sigortas›” hangi finansmanla yaflama geçirilecektir? Hükümet finansman temini konusunda aç›k bir fley söylemiyor. Ama flunu söylü-

d›r› paketleri gerçek özleri gizlenerek, tersyüz edilip gerçe¤in tam tersini yans›tan kodlamalarla sunulmuyor mu? Gerçekler gizlenip halk›m›z yan›lt›l›rken, hedefledikleri sistem uygulamaya konuluyor, uygulamalar›n y›k›c›l›¤›yla yüzyüze gelindi¤inde ayaklar suya de¤mifl oluyor ama bu arada yap›lanlar da yap›lm›fl oluyor. fiimdi “Sa¤l›kta Dönüflüm Projesi” denilen haz›rl›¤a biraz daha yak›ndan bak›p, halk›m›za

yor; “Sosyal güvenlik sisteminin bütçe üzerindeki yükünü azaltaca¤›z”. Bu ne demektir? Bu “bütçede sa¤l›¤a ayr›lan miktar› daha da düflürece¤iz” demektir. Peki o halde toplumun tüm kesimlerinin yararlanaca¤› “Genel Sa¤l›k Sigortas›” ne demek oluyor? Aradaki bu büyük çeliflkinin, nefesi güçlü bir hocan›n okumas›yla veya bir baflka hokus pokusla kald›r›lacak gibi olmad›¤›n› ‹mam Hatipli baflbakan bilmez mi?


u anda geçerli olan sistemden sa¤l›k hizmetleri iflçilerin bordrosundan kesilen SSK primleri ve devletin sa¤l›kla ilgili bütçesinden karfl›lanmaktad›r. Ayr›ca emeklilik maafl› da, iflçinin çal›flt›¤› süre boyunca bir k›sm› kendisinden, bir k›sm› patrondan kesilen bu SSK primleri nedeniyle verilmektedir.

Halk düflman› hükümetin bafl›, arkas›na medya sürüsünü takarak, iftar flovlar› yapmaya, yalan demagojilerle peynir gemisini yürütmeye devam etsin; “Sa¤l›kta Dönüflüm Projesi’nin finansman … 5 Kas›m ve 24 Aral›k eylemlerini gerçeklefltiren SES ve TTB’nin talepleri aras›nda ‘Sa¤l›k hizmetlerinin ticarileflmesini hedefleyen sa¤l›kta dönüflüm projesinin durdurulmas›’ ve ‘halk’ için ek ‘Sa¤l›k Vergisi’ anlam›na gelen Genel Sa¤l›k Sigortas›’ndan vazgeçilsin” bafll›klar›yla çoktan a盤a ç›kart›ld› bile. 5 Kas›m eylemine karfl› faflist devletin izledi¤i sald›rgan tutumda bu deflifre ediflin, dolay›s›yla suçüstü yakay› ele vermenin büyük pay› vard›r. “Genel Sa¤l›k Sigortas›” diyerek emekçi halk›m›zdan sa¤l›k vergisi al›nacak ve bu bütçe denilen havuzda toplan›p sonra gere¤ince(!) da¤›t›lacak. Peki kimlere gidecek bu ek kaynak? Yak›n zamanda gerçeklefltirilen bir uygulamay› hat›rlayal›m. Sa¤l›k Bakan› halk›m›za dedi ki; “Ad›m›n› att›¤›m›z yeni düzenlemeyle istedi¤in hastanede –bu özel hastane de olabilir- sa¤l›k hizmeti alabileceksin!” Yani iflçinin sadece SSK hastanesine veya kamu çal›flanlar›n›n devlet hastanelerine gitme zorunlulu¤unu kald›rd›klar›n›n, dileyenin SSK-devletÜniversite ve özel hastanelere

gidece¤inin müjdesiydi(!) bu. Aylar önce verilen bu müjdeli(!) haber, “Sa¤l›kta Dönüflüm Projesi”nin bir ön ad›m›ym›fl me¤er. Sa¤l›k vergisiyle oluflturulacak ek kaynak uluslararas› sermayeye, egemen s›n›flara ve sa¤l›k alan›ndaki uzant›lar›na ak›t›lacakt›r. Hastanelerde sa¤l›k hizmeti yeni duruma göre fiyatland›r›lacak, servisler (göz, dahiliye, KBB, ortopedi vs) parça parça özelleflecek, buralarda kabul edilen hasta ve verilen metin toplam tutar› halktan toplanacak sa¤l›k vergisiyle, aslan pay› uluslararas› kurulufllar olmak üzere, sermayeye transfer edilecektir. “Sa¤l›kta Dönüflüm Projesi” yaln›z bunlar›n önünü açm›yor, kompradorlara ve efendilerine daha baflka f›rsatlar, olanaklar sunuyor veya mevcut olanlar› güçlendiriyor. Nas›l m›? 28 Kas›m tarihli Yeni fiafak Gazetesi “iflverenin s›rt›ndaki kambur: SSK primi” bafll›kl› haberini birinci sayfadan verdi. Haber, “Patronlar Klubü” T‹SK’in raporuna göre yorumlanarak düzenlenmifl. Bak›n neler söylüyor bu MÜS‹AD-TÜS‹AD yalakas› gazete; “Ekonomik canlanma ve istihdamdaki oran iflverenin s›rt›ndaki SSK prim yükü nedeniyle gerçekleflmiyor” (Gördünüz mü kabahat kimdeymifl?!) Gazete a¤z›ndaki baklay› ç›kar›yor ve patronlar›n SSK primlerinin düflürülmesini (asl›nda

kald›r›lmas›n› ama flimdi de¤il) istediklerini yaz›yor. fiu anda geçerli olan sistemden sa¤l›k hizmetleri iflçilerin bordrosundan kesilen SSK primleri ve devletin sa¤l›kla ilgili bütçesinden karfl›lanmaktad›r. Ayr›ca emeklilik maafl› da, iflçinin çal›flt›¤› süre boyunca bir k›sm› kendisinden, bir k›sm› patrondan kesilen bu SSK primleri nedeniyle verilmektedir. Patronlar›n SSK primlerini kald›r›n, makul düzeye düflürün talimatlar›na flüphesiz hükümet icabet edecektir. Ayn› patronlar iflçiye “kesilen primler zaten senin ücretine yans›m›yor, ben bu primlerin flu kadar›n› (elbette çok çok az olarak) sana do¤rudan vereyim, istersen bunu kullan›rs›n, istersen ilerisi için özel sigorta kurulufllar›na yat›r›p emekli olursun” diyecektir. Veya SSK primleri patronlar›n uygun gördü¤ü düzeye düflürülecektir. Bu haz›rl›klar›n neye dönük oldu¤unu, Yeni fiafak Gazetesi’nin ve tabi di¤er borazanlar›n neyin zeminini yaratt›klar›n› görmek için, yine birkaç ay öncesine dönelim. Sa¤l›k Bakan› halk›m›za “istedi¤in hastaneye gidebilirsin” müjdesini verirken ayn› günlerde Do¤an Holding’in gazete ve TV’lerinde özel sigortac›l›k üzerine sa¤nak halinde yay›nlar yap›l›yordu. Halk›m›z yeterince “ayd›nlat›ld›ktan” sonra ayn› gazete ve TV’ler Do¤an Holding’e ba¤l› nurtopu gibi bir sigorta flirketinin kuruldu¤unu duyurdular. Birbirlerine ba¤l› olarak ortaya ç›kan bu geliflmeler, emperyalist politikalar›n bir gere¤i olarak haz›rlanm›fl “Sa¤l›kta Dönüflüm Projesi”nin birer uzant›lar›d›r.

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

19


PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

20

Sa¤l›k emekçileri ücret düflüklü¤ünün yan›s›ra olumsuz çal›flma koflullar›na ve birçok mesleki sorunlara sahiptir. Sa¤l›k hizmetlerinin h›zla ticarileflmesi sadece çal›flma koflullar›n›n bozulmas›n› de¤il, ayn› zamanda insan ve meslek onurunun da sald›r›ya u¤ramas›n› getirmifltir. Yap›lmak istenenleri özetlersek; Sa¤l›k hizmetleri tamamen ticari olacakt›r. ‘Genel Sa¤l›k Sigortas› “halk›m›za paras›z ve kaliteli sa¤l›k” de¤il, “Sa¤l›k Vergisi” ad›yla yeni bir kambur yükleyecektir.’ “Paran kadar sa¤l›k” al›nabilecek ve her zamanki gibi nitelikli sa¤l›k

hizmeti sadece zenginlere mahsus olacakt›r. Kamuya ait sa¤l›k birimleri özellefltirilecek, özel hastane ve kurulufllar “sa¤l›k hizmetleri”nde halk›m›zdan kesilecek sa¤l›k vergisini hortumlayacakt›r. Sosyal sigortalar yerine özel sigortac›l›¤›n önü aç›lacak, yayg›nlaflt›r›lacak, yaflam›n› devam ettirmekte zorlanan emekçi halk›m›z ya emeklilik düflleri için özel sigortalar›n kuca¤›na itilecek ya da yaflam boyu çal›flmaya mahkum olacakt›r. (Çal›flmayan, çal›flamayacak durumda olan aç kal›r!) “Kamu Yönetimi Reformu”na geçit vermemek için daha çok 5 Kas›mlar, 24 Aral›klar! Buraya kadar sa¤l›k alan›nda gerçeklefltirilmek istenen yeni düzenlemenin yani “Sa¤l›kta Dönüflüm Projesi”nin ne oldu¤unu, halk›m›z için ne anlama geldi¤ini açmaya çal›flt›k. Peki SES ve TTB’yi bu eylemlere

götüren yaln›zca halka yönelik bu sald›r›ya karfl› mesleki duyarl›l›k ve kiflisel sorumluluklar›n›n bir gere¤i olan karfl› koyufl mudur? SES ve TTB emekçileri halk›m›z›n bir parças› olma d›fl›nda bu projeden nas›l etkilenecektir? Sa¤l›k emekçileri ücret düflüklü¤ünün yan›s›ra olumsuz çal›flma koflullar›na ve birçok mesleki sorunlara sahiptir. Sa¤l›k hizmetlerinin h›zla ticarileflmesi sadece çal›flma koflullar›n›n bozulmas›n› de¤il, ayn› zamanda insan ve meslek onurunun da sald›r›ya u¤ramas›n› getirmifltir. Soruflturma, disiplin cezalar›, sürgün gibi uygulamalarla birlikte “Sözleflmeli Personel” statüsü getirilerek ifl güvenceleri yok edilmifltir. Özel hastane ve kurulufllarda b›rakal›m örgütlenme hakk›n›, özlük haklar›na dahi sahip de¤illerdir. Grev ve T‹S hakk›n›n olmad›¤› “Toplu Görüflme” diye diyalogtan öte bir anlam› olmayan sendikal hakla mevcut sorunlar›na çözüm getirecek güçten uzak durumdad›rlar. Bütün bunlar kapsaml› ve önemli sald›r›lard›r. Fakat sa¤l›k emekçilerinin mevcut sorunlar›n› misliyle art›racak as›l büyük sald›r› “Kamu Yönetimi Reformu” ve buna ba¤l› yerelleflme-özellefltirme Kamu Personel Rejimi gibi düzenlemelerle önemli oranda tamamlanacak “Yeniden Yap›lanma”d›r. Emperyalist sermayeye tam ba¤›ml›l›¤›, dizginsiz sömürü ve talan›; ayr›ca faflizmin daha vurucu, daha etkin, daha bask›c› ve manevra yetene¤i yüksek olmas›n› getirecektir. Hukuksal ve kurumsal düzlemdeki bu haz›rl›klar 5 Kas›m ve 24 Aral›k G(Ö)REV’deyiz eylemlerinin esas›n› oluflturmaktad›r. Daha önceki yaz›lar›m›zda


“Yeniden Yap›land›rma Merkezli” reform haz›rl›klar›n›n neler getirip-götürece¤ine de¤inmifltik. Buradan flunlar› belirtmemizin yeterli olaca¤› inanc›nday›z. Birkaç bakanl›k d›fl›nda geri kalan bütün bakanl›klar›n taflra teflkilatlar› kapat›l›p ‹l Özel ‹dareleri ve belediyelere devri suretiyle birbuçuk milyondan fazla kamu emekçisinin önce sözleflmeli personel statüsüne düflürülmesi, böylece iflgüvencelerinin yok edilmesi, ayr›ca “Personel Fazlas›” denilerek ilk elden binlerce kamu çal›flan›n›n ç›kart›lmas› yaflanacak. “Kamu Personel Rejimi” ile kamu çal›flanlar› di¤er kamu personeli ile birlikte “çal›flanlar” olarak tan›mlanacak esnek çal›flma, üretim bu “çal›flanlar”a da uygulanacak. “Performans Ölçüm Kriterleri” sayesinde(!) kamu çal›flanlar› oynak ücretle tan›flacak. Kamu çal›flanlar›n›n birli¤i de bu sistemle dinamitlenecek, “çok çal›flma çok ücret”le çal›flma yar›fla dönüfltürülecek; derece, k›dem ve yükselme “kriterleri” de bu vahfli yar›flla belirlenecek. Hizmetin özellefltirilmesiyle sa¤l›k emekçilerinin (vd. kamu çal›flanlar›n›n) mevcut sendikal örgütlülü¤ü yok edilmek istenecek. Varolan özlük haklar›n›n kald›r›lmas› ve daha düflük ücretle çal›flma zorunlulu¤u getirilecektir. Daha birçok özelli¤iyle söz konusu “reform” larla kamu çal›flanlar›n›n çal›flma ve yaflam koflullar› bütünüyle sars›lacak, oldukça geri noktalara çekilecektir. Bununla birlikte bütün halk›n karfl› karfl›ya kalaca¤› sald›r›lardan da ayr›ca pay›n› alacakt›r. Yukar›da bahsini etti¤imiz

“Sa¤l›kta Dönüflüm Projesi”nin içeri¤i “Kamu Yönetimi Temel Tasar›s›”n›n kapsam› dahilindedir. Sa¤l›k emekçileri; hasta ve hasta yak›nlar›na önemli ölçüde etkileyecek bu projenin dayand›¤› kayna¤› yerinde tespit ederek; sorunu ulaflabildi¤i oranda hastalara ve yak›nlar›na, daha genifl kesimlere anlatarak onlar›n da aktif deste¤ini al›p eylemlerini gerçeklefltirmifltir. Bu eylemler ile grev silah›n› kullanan sa¤l›k emekçileri hizmetten gelen gücün kullan›lmas›n›n önünü açm›flt›r. Fakat bunlar›n sadece bir ilk ad›m oldu¤u, daha etkin, daha güçlü ve süreklileflmifl biçimde devam› gelmemesi halinde zevahiri kurtarma d›fl›nda bir anlam tafl›mayaca¤›, herhangi bir etkide bulunmayaca¤› görülmeli-bilinmelidir. “Kamu Yönetimi Temel Tasar›s›” “s›radan” bir sald›r› de¤il. Emperyalist sermayenin krize; ba¤›ml› ülkelerden bir çözüm olarak tasarlanm›fl, bunu gerçeklefltirmek için de olanca gücüyle yüklenmifl bir sald›r› oldu¤u bilinmektedir. Sald›r›n›n emekçi halk için ne düzeyde bir y›k›m getirece¤i bilindi¤i için “reform-devrim-demokrasi vs.” maskeleri tak›larak ve konjonktürde gere¤ince kullan›larak harekete geçilmifltir. Bu hedefe ulaflmak, sürdürülebilirli¤ini sa¤lamak için, devlet, en üst düzeyde örgütlenerek zulüm, fliddet ve bask› mekanizmalar›n› en ileri noktalarda devreye sokmaktan kaç›nmayacakt›r. Bu koflullarda kamu çal›flanlar› ve iflçi sendikalar›, di¤er demokratik kurumlar-kurulufllar varl›klar›n› devam ettireceklerini san›yorlarsa e¤er, bu büyük bir yan›lg› olacakt›r. Hem üstelik “Yeniden Yap›lanma” biraz da “yönetiflim”ci devlet de¤il

midir? Demokrasi ve kat›l›mc›l›k figürü için STK’lar stepne olarak beklenilmekte, üçüncü ayak olarak yönetimdeki yeri haz›rlanmaktad›r. Baflta KESK olmak üzere bütün demokratik kurumlar bu gerçe¤i görmek durumundad›r. Tabana bu gerçeklerin sözcüsü olarak gitmeli ve üye kitlesini sald›r›lara karfl› haz›rlamal›d›rlar. Sendikal konfederasyonlar ve di¤er demokratik kurumlar›n mücadeleye dayal› birlikteliklerini oluflturmak, bunun için çaba harcamak sald›r›n›n bilincinde oldu¤unu söyleyen KESK için ertelenemez bir görevdir. Sürekli ve çok yönlü eylemliliklerle sorunun gündemleflmesi, halk›n en genifl kesimlerinin kat›laca¤› eylemlerin hedeflenmesi mücadelenin ana halkas› olmal›d›r. Söz konusu eylemler bir kez daha hükümetin de, devletin de yumuflak karn›n› göstermifltir. Sorunun halka maledilmesi ve halk›n sürece dahil edilmesi en temel sorundur. Ma¤dur olan kimdir ve kimdir muzdarip? Halk›m›z bu soruya en do¤ru yan›t› ancak yaflayaca¤› pratik eylemliklerle bulacakt›r. Tak›lan bütün maskeler yaflanan pratikler sayesinde düflürülecektir. Faflizmin bütün korkusu budur. Bu iki eylem sendika merkezleriyle kitlesi aras›ndaki yabanc›laflman›n, güvensizli¤in nas›l afl›laca¤›na; tabanla önderli¤in buluflma durumunda etkin bir gücün nas›l do¤du¤una ve her türlü sald›r›n›n örgütlü güçle nas›l gö¤üslendi¤i ve afl›ld›¤›na pratik bir örnektir. Bütün mesele harekete ve kitleye yön veren anlay›fl›n ne oldu¤undad›r. Kamu çal›flanlar› protestocu-protokolcu tarzdan bitap düflmenin etkisi ve rutinleflmifl

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

21


PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

22 “eylemler”le enerjisini çarçur edenlere karfl› güvensizdir. Eylemlerle kamu çal›flanlar› bir kez daha sorunun önderliklerde oldu¤unu göstermifltir. “Kamu Yönetimi Temel Tasar›s›” ekonomik ve demokratik planda halk›m›za yönelik sald›r›n›n kal›c›laflt›r›lmas›n›n, yasalafl›p kurumsallaflmas›n›n ad›d›r. Bu tasar› ayn› zamanda (ve esas nedenlerinden biri olarak) siyasal iktidar›n merkezden çevreye, bütünden parçaya do¤ru aynen uyarlanmas›d›r. fiu örnek çarp›c›d›r. Tasar›dan ilgisizmifl gibi, ba¤›ms›zm›fl gibi görünen bir süre önce gündeme getirilen “psikolojik harp”in 81 ilde valilikler düzeyinde örgütlenmesi, bunun için haz›rl›klar›n oldukça ilerlemifl olmas› hedeflenenin ne oldu¤unun aç›kça resmidir. Dünya Bankas›’n›n raporlar›nda geçen “esnek, etkin ve piyasa dostu devlet” budur. “Yang›n” sadece iflçi ve kamu çal›flanlar›yla s›n›rl› de¤ildir. “Reform”lar, hizmetlerin maliyetinin tüketiciden karfl›-

lanmas›n› getiriyor. Diyelim ki mahalleye elektrik, su, telefon, kanalizasyon vb. gibi altyap› gerekecek, mahalleye bunlar›n gelmesi için maliyet masraf›n› mahallelinin ödemesi gerekmektedir. Veya asfalt yenileme, park ve bahçeler yapma, okul ve di¤er hizmetler vs. vs. Yani tüm bunlar›n maliyeti (kullan›m› de¤il yap›m›) mahalle nüfusuna taksim edilerek karfl›lanacakt›r. Yine diyelim ki hiçbir geliri olmayan veya ödeyecek durumda olmayanlar ç›kt›, bunlar ödemeden muaf tutulmayacaklar. Onlara da “ödemen gereken miktar flu kadar, ya paray› ödersin, veya buna denk düflen flu kadar gün gelip çal›flacaks›n” denilecektir. Haraç ve soygun resmilefliyor, angarya yasalafl›yor. Halk›m›z ödeyen-ödemeyen biçiminde birbirine düflman edilecektir. Demek ki yayg›n bir bütün olarak halk›m›z› içine al›yor. Bunu kitlelere anlatmak her türlü araç ve yöntemle kitleleri ayd›nlatmak örgütlemek ve bunlara karfl› harekete geçirmek zo-

runluluktur. “Politik çal›flma” denilen kavram› anlamak, pratikte anlamland›rmak için koflullar mükemmeldir. Mahalleler, iflyerleri, fabrikalar, okullar ve köyler; bütün alanlar özgünlükleriyle birlikte incelendi¤inde, “reform”lar›n kime, nas›l yarayaca¤› somutland›¤›nda duyarl›l›k oluflacakt›r. Bu görev en baflta devrimci ve komünistlerindir. “Kitlelerle bütünleflmek” fliar›n›n bugün teorik-politik ifadesi tasar›yla ilgili ç›k›fl olacakt›r. Kitleleri kuflatan, bunaltan sald›r›lar ve mevcut çeliflkiler bir yana b›rak›larak örgütlenilebilir mi? Elbette hay›r. O halde bugünkü yönelimimizin içeri¤i “Yeniden Yap›lanma”n›n kendisi olmak durumundad›r. Gelifltirilen bu sald›r› dalgas› üzerinden kitlelerle yak›nlafl›lmal›, adeta kitlelere hücum etmeli, çeflitli araç ve yöntemlerle kitleleri harekete geçirmeliyiz. Kitleselleflmekkitleleri mücadele içerisinde örgütlemek; kitlelerin içinde, önünde olmak bundan baflka birfley de¤ildir.


23

Düflman› her yerde sald›r› durumundan savunma durumuna sokmak, iflgalci güçleri yenmek için vazgeçilmez gerekli bir yöntemdir. Irak halk›n›n direnifli emperyalist iflgalci güçleri sald›r› durumundan savunma durumuna zorlad›kça onlar› öz topraklar›ndan kovma baflar›s›n› elde edecektir. Savafl›n uzayan her dakikas›, iflgale u¤rayan Irak halk›n›n lehinedir. Emperyalist iflgalciler, sürecin uzayan her dakikas›nda Irak halk›n›n direniflinde bo¤ulacakt›r. Zaman, süreç Irak halk›n›n direniflinden yanad›r.

Emperyalist güçlerin Irak’a yönelik sald›r› savafl›, Irak’› iflgalle boyutland›. ABD emperyalizmi, ezilen dünya halklar›n›n iradesini ilk kez çi¤nemiyor. ‹lk kez bir askeri iflgal gerçeklefltirmiyor. ‹lk kez insanl›k suçu ifllemiyor. ‹nsanl›k tarihi ABD emperyalizminin onlarca iflgal, istila, katliam, onlarca sömürgecilik örnekleriyle doludur. Yak›n tarihimizde, yirminci yüzy›l›n son çeyre¤inde de emperyalistler ve suç ortaklar› taraf›ndan birçok iflgal ve sald›r›lar gerçeklefltirilmifltir. Ezilen dünya halklar› birçok iflgal, sald›r› ve katliamlara maruz kalm›flt›r. Dünyada ezenle ezilen s›n›flar aras›nda çeliflkiler var oldukça, ezenlerin kendi aralar›nda çat›flma ve ç›kar dalafllar› sürdükçe, emperyalizmle ezilen dünya halklar› aras›nda çeliflkiler devam ettikçe, dünya bar›fl› asla sa¤lanamayacak, dünyada bar›fl ve güven ortam› oluflmayacakt›r. Çünkü, emperyalizm, savafl demektir, gericilik demektir. Soygun, ya¤ma ve y›k›m demektir. Emperyalizm var oldu¤u sürece savafllar kaç›n›lmaz olarak sürecektir. Emperyalist-kapitalist sistemin varoldu¤u her an çat›flma ile

karakterize olmufltur/olmaktad›r. Görünüflte çat›flman›n, savafl›n olmad›¤› süreçlerde dahi göreceli, geçici dönemler olmufltur. Emperyalizm, sosyalist sistem var oldu¤u sürece de sürekli sosyalist sisteme kafl› k›flk›rt›c› rol oynam›fl, nükleer silah kullanma tehdidiyle üstünlük sa¤lamak isteyerek, bar›fl›n esas düflman› oldu¤unu her vesileyle sergilemifltir. Emperyalizm savafllara baflvurmadan yaflayamaz. Süre¤en krizini hafifletmek, ertelemek, zamana yay›l› flekilde tehlike s›n›r›n› aflmayacak tarzda kontrol alt›na almak amaçl› politikalar gelifltirirken ayn› zamanda bölgesel ve dünya ölçe¤inde savafllara baflvurmaktan çekinmemifltir. Savafllara baflvurmak zorunda kalm›flt›r. Çünkü afl›r› üretim ve kâr h›rs› denklemi gere¤i yeni pazarlara, yeni alanlara sürekli ihtiyaç duymaktad›r. Sosyalist maskeli modern revizyonist iktidarlar›n birer birer y›k›l›p, da¤›lmas›yla birlikte, emperyalizm, ad›na “Yeni Dünya Düzeni” dedi¤i “yeni” bir ekonomik-politik-ideolojik-psikolojik sald›r› hamlesi bafllatt›. Emperyalizmin en büyük sald›r›s› ideolojik ve psikolojik plan-

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

EMPERYAL‹STLER‹N “ÇABUK SONUÇ ALICI, KISA VADEL‹ SAVAfi’’ STRATEJ‹S‹NE BAKIfi


PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

24 da geliflti. “Tarihin sonu”, “‹deolojiler öldü”, “ezen ezilen çeliflkisi ortadan kalkt›’’, “ savafl dönemi sona erdi’’, “bilgi ve teknoloji ça¤›’’ vb. manipülasyonlar h›zla devam etti. Proleter ideolojiye, devrime, halklar›n devrim ve özgürlük istemlerine, kurtulufl aray›fllar›na yap›lan bu en kapsaml› sald›r›da geçici olarak baflar›lar elde ettiler. Küçük burjuvazinin büyük bir kesimi bu sald›r›dan önemli derecede etkilendi. Büyük bir sars›nt› yaflayarak devrim ve sosyalizm ideallerinden vazgeçerek düzen içine evrildiler. Devrimci zeminden reformist zemine kayd›lar. Proleter s›n›f bilincine ve güçlü devrim davas›na sahip olmad›klar› için radikal devrimci mücadeleye son vererek, düzen içi mücadeleyi tercih ettiler. 80’li y›llar›n sonlar› ve 90’l› y›llar›n bafl›nda ideolojik olarak önemli oranda sars›nt› geçiren devrimci örgütler ve halklar, uzunca bir süre bu ideolojik sald›r› flokundan kurtulamad›lar. Yeni dünya düzeni sald›r› sürecinin geliflimiyle birlikte, kapitalizmin yaratt›¤› tahribatlar›n sonuçlar›n› yaflayarak gören kitleler, Proletaryan›n ideolojisine ve devrim davas›na elveda diyenler, son birkaç y›ll›k geliflmeyle birlikte kapitalizm karfl›t› düflüncelere “daha fazla ilgi göstermeye”, emperyalizmin bar›fl de¤il savafl oldu¤u gerçe¤ini bir kez daha “hat›rlamaya” bafllad›lar. Kitleler, kapitalizmin çözüm olmad›¤›n›, süre¤en krizini kontrol alt›na alma amaçl› gerçeklefltirdi¤i reformlar›n yamal› bohçaya dönerek, yamanacak hiçbir parças›n›n kalmad›¤›n›, süre¤en iflsizlik, süre¤en yoksulluk ve yokluk oldu¤unu, kendi pratikleriyle gördüler. Ne ezen

ezilen aras›ndaki çeliflki ne de savafllar ortadan kalkt›. Ne bilgi ça¤› geldi. Ne de teknoloji ça¤›. Gelen daha fazla iflsizlik, yoksulluk ve koyu karanl›kt›. Kitleler kendi yaflam tecrübeleriyle kendili¤inden de olsa belli sonuçlara vard›lar. Kapitalizmin çözüm olmad›¤›n› “Yeni Dünya Düzeninin” bir aldatmaca ve manipülasyon oldu¤unu, kapitalizmin yeni bir sald›r›s›ndan baflka bir fley olmad›¤›n›, sonuçlar›yla s›n›rl› kalsa da aç›k bir flekilde görmeye bafllad›lar. Yaflananlar› anlamaya bafllad›lar. Zengin-fakir ayr›m›n›n ortadan kalkmad›¤›n› bilakis derinleflerek uçurumlara vard›¤›n› gördüler. Kapitalist-emperyalist sistem, süre¤en krizini kontrol alt›nda tutmak amaçl› belli ad›mlar atmaya çal›flt›ysa da istedi¤i “istikrar ve güven ortam›n›” yaratamad›. Kendi iç çözümsüzlü¤ünden, zorunluluklar›ndan kaynakl› olarak, Irak’a müdahale için sald›r› koflullar› yaratmaya çal›flt›. ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri ekonomik krizine “çözüm” amaçl› Irak petrollerine, enerji kaynaklar›na, tarihi zenginliklerine göz dikerken ayn› zamanda Ortado¤u’daki egemenli¤ini art›rmak ve hakimiyetini perçinlemek amaçl› yeni bir olufluma,

yeni bir de¤iflime ve yap›land›rmaya gitmek zorundayd›. Bu ad›mlar› atmaya ihtiyac› vard›. Di¤er kapitalist ülkelerle kendi aras›ndaki aç›y› daha fazla açarak, gittikçe kapanmaya bafllayan fark› ço¤altarak, onlar› kendi egemenlik a¤›na takmaya çal›flmak zorundayd›. Bizler olgular› her yönüyle incelemek zorunday›z. Bu anlamda ABD liderli¤indeki sald›rganl›¤›n tek amac›, Irak petrollerini ele geçirerek tek hakimi olmak de¤il, ayn› zamanda bütün geçifl güzergahlar›n› kontrol alt›na alarak di¤er emperyalistler üzerinde de egemenli¤ini sa¤lama almakt›. Ayr›ca Arap ülkelerinde geliflecek, olas› bir radikal ve kendi kontrolü d›fl›na ç›km›fl islami muhalefeti ezmek için Irak’› iflgal etti. Ve Ortado¤u’ya “ABD patentli demokrasiyi” yerlefltirmek istiyor. Yeni bir dizayn vermek istiyor. Bu iflgal ve istila hareketi emperyalizmin sömürgecilik politikas›ndan baflka bir fley de¤ildir. Bu iflgal, kesinlikle “Irak’› silahs›zland›rma ve teröristlerden ar›nd›rma operasyonu’’ de¤ildir. Bu söylem, dünya halklar›n› aldatmak amaçl› söylenen ve inand›r›c›l›¤› s›n›fta kalm›fl bir söylemdir. Kendileri d›fl›nda kimsenin inanmad›¤›


kocaman bir yalandan ibarettir! Sald›rgan yüzünü ve savafl emellerini gizlemek amaçl› “bar›fl›n ve demokrasinin gerçek temsilcisi oldu¤u” iddialar›, tamamen uydurulmufl iddialard›r. Bir çocu¤u bile kand›rmaktan uzak olan bu yalanlar, iflgal ve sald›r›lar›na karfl› oluflan tepkileri hafifletmek ve oluflacak tepkilerin içeri¤ini bozup, sapt›rmak amaçl› yarat›lmak istenen, kamuoyunu kendi i¤renç ç›karlar› için haz›rlama çal›flmalar›d›r. Ancak, dünya halklar› y›llard›r, bar›fl›n düflman›, savafl k›flk›rt›c›s›n›n kimler oldu¤unu çok iyi bilmektedir. Kitleler, ABD emperyalistlerinin savafl›n yarat›c›s›, bar›fl ve demokrasinin gerçek düflman› oldu¤unu, yaflad›klar› deney ve tecrübelerle görmüfltür. Dün Çin’de, Vietnam’da, Kore’de, Kamboçya’da, Laos’da bugün Somali’de, Yugoslavya’da, Afganistan’da, Irak’ta yapt›klar› tamamen kapitalist s›n›f ç›kar amaçl› iflgal ve sald›r›lard›r. Halklara bir aç kurt gibi sald›rmak, ülkelerin egemenlik haklar›n› gasp etmek, iç ifllerine müdahale ederek, kendi kaderlerini tayin hakk›n› ortadan kald›rmak amaçl› birçok pratikler sergilemifltir. Ancak her defas›nda “hakl› olanlar’’ emperyalistler

olmufltur, her defas›nda “demokrasi ve bar›fl gücü’’nün temsilcileri kendileri olmufltur. Ancak, yaflanan her sosyal pratik, her politik geliflme bunun tersini ispatlam›flt›r. Halklara ac›, y›k›m ve ölümden baflka hiçbir fley vermeyenler, onlara kölelik ve karanl›ktan baflka hiçbir fley götürmeyenler yine emperyalistler ve yeminli uflaklar› olmufltur. Bugün de benzer senaryolarla sald›rgan ve iflgalci politikalar›n› yaflama geçiriyorlar. Ancak, dünya halklar› emperyalistlerin yalanlar›na inanmayacak kadar yeterli deney ve tecrübelere sahiptir. “Yüksek sulh yarg›çlar›na evleri tutuflturma izni verilmiflken, halka lamba bile yakmak yasaklanm›flt›r.’’ Emperyalistlerin ve gericilerin yöntemi budur. Her türlü kasap b›çaklar›n› ellerine al›p canlara k›yarken halklar›n ç›plak elle savafl›m›n› “terörist’’lik diye suçlam›fllard›r. Tarihi yazanlar ne generaller ne de zalim diktatörler olmufltur. Tarihi yazanlar halklar›n ba¤›ms›zl›k ve özgürlük mücadeleleridir. Amerikan ve ‹ngiliz iflgalci emperyalist güçlerinin sald›r› savafl›n›n niteli¤i, sömürgecili¤in siyasal amaçlar›n› sa¤lamay› gözeten bir sald›r› savafl›d›r. Bu

sald›r› savafl›, sömürgecili¤in yeni bir sald›r›s›d›r. Emperyalist canavarlar, halklara karfl› imha ve yok etme sald›r›lar›na giriflip, ülkeleri iflgal ederken her zaman hedefledikleri flu olmufltur; çabuk sonuç almak. Yaflanan geliflmeler göstermifltir ki halklar›n devrimci direnifli bu hayali istemi her zaman bofla ç›karm›flt›r. Emperyalistlerin sald›r› savafllar›nda, iflgal ve istilalar›nda hakim olan stratejik politikas›, “Savafl› çabucak bitirmek için h›zla savaflmakt›r’’. Savafl›n boyutlar›n› büyütmelerine karfl›n, uzun savafllara girmek zorunda kalmaktan kurtulamam›fllard›r. Vietnam, Çin, Kore, Cezayir, Arnavutluk, Kamboçya vb. ülke halklar›n›n direnifl pratikleri göstermifltir ki emperyalistler hiçbir zaman hedefledikleri k›sa vadeli sonuç alma stratejilerine ulaflamam›fllar, tam tersine uzun süreli savafllara girmek zorunda kalarak, yenilgiye u¤ram›fllard›r. Yak›n tarihimizde k›sa süreli direnifllerle karfl›laflt›klar› baz› örnekler verilebilinir; Yugoslavya, Afganistan vb. örnekler emperyalistlerin k›sa vadeli sonuç alma stratejileri için birer “olumlu’’ örnek olarak görülebilir, ancak özellikle Afganistan’a bakt›¤›m›zda iflgal güçlerinin ve

Emperyalistlerin sömürücü hegemonyac› s›n›f ç›karlar›, savafl dinamikleri, savaflma güç ve yetenekleri uzun süreli bir savafl stratejisini uygulamaya olanak vermez. Oysa halklar›n sab›r çatlatan devrimci direniflleri uzun süreli savafllara dayanmak için muazzam örnekler göstermektedir.

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

25


PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

26 kuklas› hükümetin Kabil d›fl›na ç›kamad›klar› da aç›kça görülmelidir. Emperyalistlerin sömürücü hegemonyac› s›n›f ç›karlar›, savafl dinamikleri, savaflma güç ve yetenekleri uzun süreli bir savafl stratejisini uygulamaya olanak vermez. Onlar her zaman sonuç al›c›, k›sa vadeli savafllara haz›rlan›r ve böyle bir savafl pratiklerini isterler. Onlar›n uzun süreli savafl›ma dayanacak güçleri yoktur. Oysa halklar›n sab›r çatlatan devrimci direniflleri uzun süreli savafllara dayanmak için muazzam örnekler göstermektedir. Amerikan emperyalizmi, askeri gücünü, taktiklerini yaln›zca silah gücüne ve atefl gücüne dayand›rm›flt›r. Birliklerin gücüne iliflkin savla birlikte, zaferi teçhizat ve silahlar›n belirleyece¤i sav›n› hep savunmufltur. Ancak ezilen dünya halklar›n›n devrimci prati¤i bu sav› defalarca çürüterek, mahkum etmifl, yerle bir edilmesini sa¤lam›flt›r. ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri modern silahlarla donat›lm›fl kuvvetlerle hava kuvvetlerinin ve donanmas›n›n deste¤inde açacaklar› bir s›n›rl› savafl› kesin olarak kazanacaklar› iddias›ndan vazgeçmediler. ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri her zaman halklar›n gözünü korkutmak amac›yla silahl› güçlerinin görülmemifl propagandas›n› yaparlar. Ellerindeki imha ve yok edici silahlar›n reklamlar›n› TV kanallar›nda ustaca ve sistematik bir flekilde sürekli yaparlar. Bu propagandalar›n tek bir amac› vard›r; Halklar› korkutmak, emperyalist efendiler karfl›s›nda savaflma cesaretlerini k›rmak ve boyun e¤dirmektir. Korku virüsünü halklar›n beynine afl›lamak. TV kanallar› silah tüccarlar›n›n bir panay›r are-

nas› rolü oynamaktad›r. Çok defa bu yalan propagandaya bu bilim d›fl› dezenformasyona küçük burjuvazinin hat›r› say›l› kesimleri de inan›r ya da önemli oranda etkisi alt›nda kal›r. Emperyalistlerin askeri ve teknik gücünün abart›l› propagandas› alt›nda dehflete kap›l›r, sendeler, flaflk›nl›k ve korku içinde düflman›n yenilmezli¤i fikrini savunmaya, inanmaya bafllar, buna uygun teoriler üretir, politikalar saptar. Oysa proletaryan›n bilimsel dünya görüflü silah ve teknik konusunda tercihini her zaman insandan yana yapm›flt›r. Savaflta belirleyici olan›n silah de¤il insan oldu¤unu her defas›nda belirtmifl, tercihini aç›kça insandan yana yapm›flt›r. ‹nsan, politika ve ideolojik savafl›n belirleyici etkenleridir. Halklar›n direnifl ve devrim tarihi bu teorinin do¤rulu¤u konusunda onlarca olumlu örnekle doludur. Modern silahlara sahip olmalar›, say›ca üstünlükleri, hava ve kara savafl› üstünlükleri, ileri teknoloji imkanlar› onlar›, k›sa vadeli sonuç alma stratejisini yaflama uygulamak için yeterince ikna edici etmenler olarak görmektedirler. Bütün sömürücü egemen s›n›flar savaflta, silah›n ve teknolojinin belirleyici rol oynad›¤›n› savunur, buna inan›r. Bunun propagandas›n› yapmaktan geri durmaz. Savafl› k›sa sürede bitirme stratejisinin bir dayana¤› da, onlar› ekonomik olarak daha az savafl harcamas› yapt›rma iste¤idir. Onlar için savafl›n k›sa sürede bitirme isteminin alt›nda yatan gerçe¤i, savafl›n uzun sürmesi durumunda savafl harcamalar›n›n artmas›, moral üstünlü¤ünün kayb› demektir. Savafl stratejisi, ekonomik-askeri-teknik ve moral vb. faktörlerinin, bü-

tünlü¤üdür. Bu faktörler, bir stratejinin önemli birer parçalar›d›r. Emperyalistler, “üstün güç olduklar›n›, geri ülkelere demokrasi götürdüklerini, terörizmi yok etmek için bar›fl gücü rolü oynad›klar›n›’’ iddia ederek, hem d›fl kamuoyu için hem de iç kamuoyu için bu ve buna benzer propagandalar› yo¤unlukla kullan›r. Yürüttükleri yalan propagandayla e¤ittikleri, flekillendirdikleri askerleri savafla gönderir. Savafla sürülen askerlerin önemli bir bölümü yoksul ve göçmenlerdir. Siyahlar›n yo¤unlukta olmalar› ise savafla kat›lanlar›n, Amerikan toplumunun en “alttakileri’’ oldu¤unu aç›kça göstermektedir. Savafl üstünlü¤ünü ve savafl inisiyatifini ele geçirmek amaçl›, savafl› k›sa sürede bitirme planlar› ve stratejileri çok defa yan›lg› ve hüsranla, a¤›r bir yenilgiyle sonuçlanm›flt›r. Emperyalistlerin benzer stratejileri, Irak sald›r›s› için de geçerli olmufltur, olacakt›r. Hayal peflinde koflan ABD’li ve ‹ngiliz generallerin bofl gururlar› onlar› Irak’ta da benzer stratejik sonuçlara götürecektir. ABD ve ‹ngiliz emperyalistleri halklar›n gözünü korkutmak amac›yla silahl› güçlerinin abart›l› propagandas›n› savafl öncesi yo¤unluklu bir flekilde, sistematik olarak yapt›lar. fiok bir sald›r›yla Ba¤dat’› k›sa sürede ele geçirecekleri, Irak halk›n›n silah ve teknik üstünlük karfl›s›nda direnecek gücünün olmad›¤› vb. iddialarla yo¤un bir manipülasyon sald›r›s›na girifltiler. Yeni ürettikleri silahlar›n Körfez savafl›ndan daha etkili ve öldürücü oldu¤unu, isabet ve imha gücünün tart›fl›lmaz oldu¤u yalanlar›n› “usta gazeteci’’, TV spikerleri,


“savafl program› sunucular›, psikolog savafl uzmanlar›nca’’ sunuyorlard›. Üstünlük ve “zafer’’ psikolojisiyle “e¤itilen ve flekillendirilen’’ Amerikal› askerler hesaplayamad›klar› halklar›n direnifliyle karfl›lafl›nca flok oldular. Emperyalist hayalci generallerin sald›r› stratejileri yan›lg›yla bitti. Saddam’›n zulmü alt›nda inleyen Irak halk›n›n Saddam’a karfl› ayaklanacaklar›n›, kendi asker ve generallerinin Saddam’›n emrine uymayacaklar›, Amerikan ve ‹ngiliz askerlerini çiçeklerle karfl›layacaklar›n› zannettikleri fiii halk› bile iflgalcilere karfl› koyup, direnince, emperyalistler flok yaflad›lar. Savafl›n ilerleyen günlerinde 48 saatte bitireceklerini iddia ettikleri savafl›n uzun sürece¤ini ifade etmek zorunda kald›lar. Savafl›n k›sa sürede sonuçlanmayaca¤›n› çabuk anlad›lar. “Halklar›n kendilerini güllerle karfl›layacaklar›, Saddam diktatörünün zulmü alt›nda yaflayan halk›n Amerikan sald›r›lar›yla birlikte ayaklanacaklar›’’ düflüncelerinin ve bunun üzerinde flekillenen planlar›n tamamen bofl oldu¤u ortaya ç›kt›. Ne halk zalimleri güllerle karfl›lad› ne de hava sald›r›lar› sonras› Saddam diktatörünün zulmü alt›nda inleyen halk ayakland›. Zalimlerin penceresinden bak›larak dünyada görülenler, zalimlerin gördükleri gibi de¤ildi. Zalimlerin hesaplar›, planlar› tutmad›. Gerçek bambaflka, iflgalci zalimlerin gördükleri bambaflkayd›. Irak halk› çok iyi bildikleri kendi öz topraklar›nda onurluca savaflma ve direnifl haklar›n› kullanarak dünyan›n en lanetli emperyalist haydutlar›na gereken dersi vermeye bafllad›lar. Irak halk›n›n gücü, direnifl hakk›n› kullanmas›ndan ba¤›ms›z-

l›k ve özgürlük tutkusundan gelmektedir. Irak halk› iyi bilmektedir ki boyun e¤erek, köleli¤i kabul ederek özgürlü¤ünü kaybedecektir. Kölelik boyunduru¤u alt›nda onursuzca yaflamaktansa onurluca kendi vatan topraklar›n› kanlar›yla sulamak daha onur vericidir. Irak halk›n›n özgürlük ve ba¤›ms›zl›k iradesi emperyalistlere bo¤azlanacak koyun olmad›klar›n› gösterdi. Irak nezdinde yaflanan bu gerçeklik bir kez daha gösterdi ki ezilen dünya halklar›n›n emperyalist efendilere, zalim iflgalcilere ne güveni ne de inanc› vard›r. Irak halk› de¤il miydi y›llarca ABD ambargosu alt›nda yaflayan? ‹laçs›z, g›das›z kalan? Onlar›n çocuklar› de¤il miydi hastane kap›lar›nda ilaçs›zl›ktan ölen? fiimdiye dek yüzbinlerce ölen çocuk Irakl›’d›r. Irakl› anne, Irakl› emekçi baba bunlar› nas›l unutur? Nas›l iflgalci katillerin iflledikleri cinayetleri affeder! Halklar›n adalet ve insanl›k vicdan›, yurtseverlik bilinci ve duygusu henüz ölmedi¤i içindir ki iflgalci emperyalistlere karfl› kahramanca direniyorlar. Irak halk› ne kadar uzun savafl›rsa o kadar güçlenecek, öte yandan düflman ne kadar uzun savafl›rsa o kadar büyük güçlüklerle karfl›laflacakt›r.

Düflman› her yerde sald›r› durumundan savunma durumuna sokmak, iflgalci güçleri yenmek için vazgeçilmez gerekli bir yöntemdir. Irak halk›n›n direnifli emperyalist iflgalci güçleri sald›r› durumundan savunma durumuna zorlad›kça onlar› öz topraklar›ndan kovma baflar›s›n› elde edecektir. Savafl›n uzayan her dakikas›, iflgale u¤rayan Irak halk›n›n lehinedir. Emperyalist iflgalciler, sürecin uzayan her dakikas›nda Irak halk›n›n direniflinde bo¤ulacakt›r. Zaman, süreç Irak halk›n›n direniflinden yanad›r. Amerikan ve ‹ngiliz kuvvetlerinin uygulad›klar› taktiklerin modas› geçmifl burjuva askeri biliminin ürünleri olmas› de¤il, Irak halk›n›n kahramanca, zeki ve yüreklice savafl›m› emperyalistleri ç›kmaza sokacakt›r. Irak halk›n›n iflgalci emperyalist güçlere karfl› askeri siyasal, psikolojik, diplomatik vb. bütün cephelerde verdi¤i savafl›m askeri ve siyasal savafl›mlarla birlikte baflar›y› garantileyecektir. Askeri ve siyasal savafl›mlar birbirine s›k›ca ba¤l›d›r. Bunlar birbirini tamamlar. Bugün Irak halk›n›n uygulad›¤› vur-kaç taktikleri

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

27


PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

28 emperyalistleri zora sokmaktad›r. Onlar› fena halde korkutmaktad›r. Gerilla savafl›n›n askeri taktikleri büyük bir kuvvet karfl›s›nda küçük bir kuvvet kullanmakt›r. Gerilla savafl›n›n belirgin takti¤i, küçük bir kuvvete büyük bir kuvvetle sald›rmakt›r. Bu askeri taktiklerdir her türden iflgalci emperyalist güçleri bata¤a sürükleyecek olan. Emperyalist iflgalciler, askeri sahada “zaferi say›lar belirler’’, “zaferi donan›m ve silahlanma belirler’’, “zaferi uçaklar belirler’’ diyerek, bozguna u¤ramaktan kurtulmamaktad›r. Çünkü kalabal›k ordu, ileri teknoloji, bol askeri araç savaflta her zaman beklenen sonucu vermez! Savafl sahas›nda belirleyici rol oynayan her zaman kara savafl›d›r. Son söz karada söylenir. ABD emperyalistleri her zaman hava kuvvetlerinin üstünlü¤üne güvenir. En modern sald›r› uçaklar›, bombard›man füzeleri, Apache ve Awacs helikopterleri, imha edici hava üstünlü¤üne, bombalar›na karfl›n, askeri ve teknik aç›dan da birçok hata yaparak, kendi imhalar›na neden olmaktad›rlar. ‹flgalci emperyalistlerin kara birliklerinin savafl tecrübesi yeterince yoktur. Onlar savaflta, hava üstünlü¤üne ve havadan savafl› sonuçland›rma stratejisine yeterince kilitlendiklerinden, kara savafl›na yeterince a¤›rl›k vermemektedirler. Kara savafl›nda kendi güçlerini en son modernize silahlarla donat›rken, savafl›n esas belirleyici faktörü olan cesaret, inanç ve kararl›l›ktan yoksun olduklar›ndan baflar›l› olmalar› her zaman engellenmifltir. ‹nsan, politika ve ideolojik etkenler savafl›n belirleyici etkenleridir. Ancak insan faktörü

tek bir kifliye indirgenemez. Direniflin lideri olarak gösterilen Saddam’›n yakalanmas›n›n direnifli bitirememesi önemlidir. Birincisi kendileri de çok iyi biliyordu ki, Saddam direniflin lideri de¤ildi, ikincisi liderleri yaratan halklard›r ve ortadan kald›r›lsalar da halklar yeni liderlerini ç›karacaklard›r. Bu konuda Peru örne¤i ö¤retici derslerle doludur. Peru Komünist Partisi lideri Gonzalo’nun 1992 y›l›nda yakalanmas› Peru devrimini önemli oranda etkilese de, devrim yürüyüflü bugün de sürmektedir. Emperyalizm, direniflin lideri olmad›¤›n› bildikleri halde Saddam’›n yakalanmas›n› psikolojik savafl›n parças› olarak kullanmak istemifl ama Irak halk›n›n gerçekleri tüm dünya halklar›na, direnifli yükselterek göstermifltir. ‹flgalci güçlerin yürüttükleri savafl, haks›z bir savafl oldu¤undan çarp›flma ve cesaret ruhundan yoksundurlar. Savafl› belirleyecek olan›n silah ve teçhizat oldu¤u, atefl gücü oldu¤u tezi emperyalistlerde oldukça güçlüdür. Savaflta esas faktörün insan oldu¤u tezi onlarda zay›ft›r. ‹nsanl›¤›n rolünü küçümsemek tekni¤in rolünü önemsemek büyük bir yan›lg›d›r, ciddi bir hatad›r. Has›mlar›n› yeterince tan›mamalar› onlar için önemli bir dezavantajd›r. Say›ca üstünlükleri ve modern silahlara sahip olmalar› gibi güçlü yanlar›n› abartarak de¤erlendirme yapt›klar› için rasyonel savafl verememektedirler. Arazi durumunu bilmeme, iklim koflullar›na uyum sa¤layamama ve savafl alanlar›na yabanc› olmalar›, yabanc› savafl alan›na uygun örgütlenememeleri ve bu sahaya uygun yeterince e¤itilmemeleri onlar›n en büyük dezavantajlar›-

d›r. Emperyalistlerin k›sa vadede sonuç alma stratejisi, Irak halk›n›n kahramanca direnifliyle karfl›lafl›nca hayalci generaller k›sa sürede dil de¤ifltirmek ve taktik de¤ifliklikli¤ine gitmek zorunda kald›lar. Kendi kamuoyunu savafl›n uzun sürece¤i düflüncesine al›flt›rmaya çal›fl›yorlar. Savafl boyunca savafl›n üstünlü¤ünü ellerinde bulundurduklar›, kasaba ve flehirlerin birer birer ellerine geçti¤i, ölü ve esir say›s›n›n her geçen gün artt›¤› yalanlar›na baflvurarak moral kazanmaya, rakipleri üzerinde psikolojik üstünlük sa¤lamaya çal›fl›yorlar. Yaflanan her geliflme emperyalist iflgalci güçlerin yalanlar›n› ortaya koymaktad›r. ‹lerleyen her saat, savafl›n psikolojik üstünlü¤ünü Irak halk› ele geçirmektedir. Bu savafl›n beklenenden ve hesaplanandan daha fazla sürece¤ini dillendirmeye ve buna uygun yeni haz›rl›klara bafllad›lar. Irak’›n çetin bir ceviz oldu¤unu, kolay yutulacak lokma olmad›¤›n›, eti kolay yenilen “her kufl” cinsinden olmad›¤›n› anlay›nca yan›ld›klar›n› kabul etmek zorunda kald›lar. Oysa hakl›l›k ve meflruluk savaflan güçler için önemli bir faktördür. Irak halk›n›n gücü, emperyalist iflgale karfl› mücadelenin, direniflin hakl›l›¤›ndan, savaflma ve kazanma kararl›l›¤›ndan, yabanc› sald›r› karfl›s›nda Irak halk›n›n yürekli bir mücadele iradesine sahip olmas›ndan, dünyan›n ilerici halklar›n sevgi ve deste¤inden gelecektir. Savaflta unutulan en önemli faktör halk deste¤idir. Emperyalist iflgalciler halk deste¤inden yoksun olduklar› gibi her bir Irakl›, patlamaya haz›r birer barut f›ç›s› gibi kin, öfke ve intikam duygusuyla doludur.


EZ‹LEN DÜNYA HALKLARININ D‹REN‹fi KARARLILI⁄I EMPERYAL‹ZME RAHAT YÜZÜ GÖSTERMEYECEKT‹R Emperyalizmin sald›rganl›k ve savafl politikas›na karfl› savaflmak, dünya bar›fl›n› savunmakt›r. Kapitalist-emperyalist sistemin kendisi, haks›z savafllar›n, iflgallerin esas nedenidir. Kapitalist-emperyalist sistem sürdükçe halklar›n direnifl savafllar› olacak, haks›z savafllara karfl› hakl› savafllar› kuflanacakt›r. Emperyalizme ve iflgalci güçlere karfl› direnifl savafl›, çeflitli ülke halklar›n›n uyan›fl›na yard›m edecektir. Ve onlar›n sosyal kurtulufl mücadelesine, devrim mücadelesine yard›m edecektir. ‹nsanl›¤›n kaderi, halklar›n emperyalizmden ve her türden gericilikten kurtulufl mücadelesine, proletaryan›n birli¤ine ve savafl gücüne ba¤l›d›r. Irak halk›n›n iflgale karfl› savafl›, emperyalizmin yeni sömürgecili¤ine darbeler indiriyor. Irak halk›n›n iflgale karfl› direnifl savafl›, bölgesel bir mesele de¤ildir. ‹flgale karfl› verilen hakl› savafl, uluslararas› proletaryan›n devrim mücadelesine, dünya devrim davas›na objektif olarak hizmet etmektedir. Modern donan›ml› sald›rgan ve iflgalci bir ordu, büyük bir ülke, küçük fakat kararl› bir ülkeye yenilecektir. Çünkü Lenin yoldafl›n dedi¤i gibi “hangi savafl olursa olsun, zafer, eninde sonunda savafl meydanlar›nda kanlar›n› döken kitlelerin morali taraf›ndan belirlenir.’’ Irak halk›, ba¤›ms›zl›k ve özgürlükten daha de¤erli hiçbir fleyin olamayaca¤› bilinciyle iflgalci emperyalistleri Mezopotamya’ya gömeceklerdir.

Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimi flu gerçe¤i ifade eder. Ordu devlet mekanizmas›n›n önemli bir parças›d›r. Yaln›z proletarya burjuvaziyi silahs›zland›rd›ktan sonrad›r ki, kendisinin evrensel, tarihi görevini de¤ifltirmeden genel olarak, her türlü silah› k›r›p da¤›tabilir. Proletarya bunu flüphesiz yapacak, emperyalistler ellerindeki silahlar› gönül r›zas›yla yere indirecekleri hakk›nda bofl hayallere kap›lmayacakt›r. Dünya bar›fl› yaln›z dünyadaki bütün ülke halklar›n›n devrimci savafl›yla kazan›labilir. Bar›fl emperyalistlerden dilenmez; dünya bar›fl› çeflitli ülkelerin proletaryas› ve emekçilerin devrimci savafl›na, ezilen uluslar›n kurtulufl savafl›na, bütün bar›flsever halklar›n savafl›na dayanmak suretiyle güçlü bir flekilde gerçekleflir. Tarihi yaratanlar halklard›r. ‹nsanl›¤›n rolünü küçümsemek tekni¤in rolünü önemsemek büyük bir yan›lg›d›r, ciddi bir hatad›r. Emperyalist iflgalci güçler bu ciddi hata ve yan›lg›dan asla kurtulamayacaklard›r. Çünkü, s›n›flar savafl›m› tarihi onlar› bu yan›lg›ya mahkum etmifltir. Nükleer silahlar›n ortaya ç›k›fl› bile insanl›k tarihinin ileri hamlesini durduramad›. Nükleer silahlar da emperyalizmi mahvolmaktan kurtaramayacakt›r. Bu silahlar›n ortaya ç›k›fl› toplumsal çeliflmeleri ortadan kald›ramad›. S›n›f savafl›m yasalar›n› de¤ifltiremedi, de¤ifltiremez de! Ezen ezilen s›n›flar aras›nda çeliflkiler var oldu¤u sürece, ezen ezilen ülkeler aras›nda çeliflkiler var oldu¤u sürece, bar›fl içinde bir arada yaflamak mümkün de¤ildir. Emperyalizm ve dünya gericili¤i var oldu¤u sürece dünya bar›fl› olamayacakt›r.

Tarihi yaratanlar halklard›r. ‹nsanl›¤›n rolünü küçümsemek tekni¤in rolünü önemsemek büyük bir yan›lg›d›r, ciddi bir hatad›r. Emperyalist iflgalci güçler bu ciddi hata ve yan›lg›dan asla kurtulamayacaklard›r. Çünkü, s›n›flar savafl›m› tarihi onlar› bu yan›lg›ya mahkum etmifltir. Irak halk›n›n kahramanca direnifli, ezilen dünya halklar›na ilham ve cesaret olmaktad›r. Irak halk›n›n direnifli, objektif olarak ezilen dünya halklar›na ve uluslararas› proletaryaya ba¤›ms›zl›k, halk demokrasisi ve sosyalizm için mutlaka silaha sar›l›p devrim hakk›n› kullanma cesaretine hizmet ediyor. Emperyalistlerin her bir kayb› halklar›n ba¤›ms›zl›k ve özgürlük isteminin kazanc›d›r. Irak halk›n›n direnifli “emperyalizm ka¤›ttan kapland›r” düflüncesini güçlendirerek, uzun y›llard›r halklar üzerinde yarat›lmak istenen “emperyalizm güçlüdür” anlay›fl›na darbe vuruyor. Emperyalizm, dövüflmeye kararl› halklar karfl›s›nda yenilmekten kurtulamayacakt›r!

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

29


30

‹DD‹ANAME

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

7-9 Kas›m tarihleri aras›nda Asya, Latin Amerika, Ortado¤u ve Avrupa’dan delegelerin kat›l›m› ile ‹stanbul’da gerçekleflen Uluslararas› Halk›n Avukatlar› Birli¤i’nin (UHAB) 2. Kongresi’nde haz›rlanan iddianameyi konunun öneminden dolay› yay›nl›yoruz.

ABD ve ‹ngiltere Hükümetlerinin; sürekli ve kas›tl› bir biçimde, genelde potansiyel olarak gördü¤ü baflkaca ülkelerde, özelde Irak’ta iflgal, maddi, manevi ve kültürel hak ve de¤erlerin ya¤malanmas›, on binlerce sivilin ölümüne, sakat, evsiz barks›z kalmas›na ve yüzbinlercesinin göç etmesine neden olan eylemlerinden dolay› yarg›lanarak bir an önce Irak topraklar›n› terk etmesini ve Irak halk›n›n u¤rad›¤› maddi ve manevi zararlar›n tazmini ile savafl yetkililerinin cezaland›r›lmalar›n› talep ederiz.

Uluslararas› Halk›n Avukatlar› Birli¤i; ABD ve ‹ngiltere Hükümetleri ile George W. Bush’u, Tony Blair’i ve di¤er devlet yetkililerini; Irak ülkesine ve halk›na karfl› girifltikleri ambargo, sald›r› ve iflgal sonucu; insanl›¤a karfl› soyk›r›m suçu, savafl suçlar› ve bar›fl karfl›t› suçlar iflleyerek ulusal ve uluslararas› hukuku ihlal etmekle suçlar. OLAYLAR: BM Sözleflmesi, “bir devletin bir baflka devlete karfl› silahl› güç kullanma yoluna ya da tehdide baflvurmas›n› ilke olarak reddetmekte, uluslararas› sorunlar›n bar›flç› yollarla çözüme kavuflturulmas› gerekti¤ini belirtmektedir. Bunun BM’de kabul edilmifl iki istisnas› vard›r. Silahl› müdahaleye giriflilmesinin BM Güvenlik Konseyi karar›na dayanmas› veya kendisine karfl› bafllat›lm›fl bir silahl› sald›r› karfl›s›nda kendini savunmad›r. ABD (ve ‹ngiltere); Irak topraklar›na sald›rmas›n›n ve iflgal etmesinin gerekçesi olarak Irak’›n elinde “toplu im-

ha silahlar› oldu¤u”nu, bunun da öteki devletler, dolay›s›yla dünya bar›fl› için ciddi bir tehdit oluflturdu¤unu ileri sürmüfltü. Irak’›n bu konuda sicili pek temiz olmasa da, gerek kitle imha silahlar› konusunda gerek baflka nedenlerle, uluslararas› hukuktan do¤an yükümlülüklerini aç›kça ihlal etti¤i BM denetçileri taraf›ndan ortaya konulmadan ve bu konuda tek yetkili olan BM GK bir karar almadan, bu ülkeye karfl› topyekun bir savafla giriflilmifl olmas› BM Sözleflmesi’nin ihlalidir. BM denetçileri, ABD’nin müdahalesi bafllayana kadar yapt›klar› incelemelerde bu tür silahlara rastlamad›¤› gibi, ABD de aylard›r iflgal etti¤i Irak’ta kitle imha silahlar› buldu¤una dair bir delil gösterememifltir. Oysa baflta ABD olmak üzere Rusya, ‹ngiltere, Çin, Fransa gibi ülkelerin elinde bu tür silahlar›n bulundu¤u, dünya kamuoyundan gizlenilmesine gerek dahi duyulmayan bir gerçekliktir. ABD her ne kadar Irak’taki kitle imha silahlar›n›n kendisi


31

ABD yetkilileri, ileri sürdükleri gerekçelerin dünya kamuoyunda ikna edici bulunmamas› üzerine, bu defa savafl ve iflgalin gerekçesi olarak, Irak halk›n› zalim bir yönetimden kurtarmak ve ülkeye özgürlük getirmek yönlü savlar› ileri sürmeye bafllad›lar. Oysa uluslararas› hukuk kurallar›, bir ya da birkaç devletin bir araya gelerek baflka bir devletin halk›n› “özgürlü¤e kavuflturmak” ,”kurtarmak” yetkisi bulundu¤una iliflkin bir kural tafl›mamaktad›r. Dünyada bask›c›, otoriter, dikta rejimlerinin yayg›n varl›¤›na ra¤men müdahale hedefi olarak Irak’›n belirlenmesindeki gerekçenin bu olmad›¤› aç›kt›r. ABD (ve ‹ngiltere) nin Irak’a sald›r›lar›n›n esas amac›; Irak’›n petrollerine sahip olmak ve bölgede kontrol ve denetimi ele geçirmektir. Böylelikle Irak’ta askeri ve politik etkinlik kurmak ve genifl anlamda bölgede belirleyici güç olmakt›r. ABD (ve ‹ngiltere) emperyalist güçlerini tüm dünyaya dayatmak ad›na bugüne de¤in birçok defa oldu¤u gibi çeflitli ba-

hanelerle, bir ülkeyi iflgal etmek, o ülkenin halk›n› yoksullu¤a mahkum etmek, ülkenin yeralt› ve yerüstü zenginliklerine el koymaktan bir kez daha kaç›nmam›flt›r. Bir yandan sürdürdü¤ü ekonomik politikalarla kendisine yeni pazarlar oluflturmak biçiminde “güçlünün yasalar›” ile ifl bitirirken, gerek duydu¤unda savafl ve iflgallerle kendisine sürekli yeni kaynaklar oluflturma çabas›ndad›r. Bu u¤urda onbinlerce insan›n ölmesi, sakatlanmas›, evsiz barks›z kalmas›, kendi ülkesinde mülteci konumuna düflmesini tüm dünya için do¤allaflt›rmaya çal›flmaktad›r.

SUÇLAR: *BM örgütünü ifllevsiz hale getirerek, dünya bar›fl›n› kurma ve koruma rolünü y›kmak. Bu süreçte ABD’nin izledi¤i tutum, BM’yi bütünüyle ›skartaya ç›kartm›flt›r. Uluslararas› iliflkiler alan›nda, “güçlü”nün kendini dayatt›¤› ve diledi¤i keyfiyette bütün kurallar› hiçe sayd›¤› bir sürecin kap›lar›n› ard›na kadar açm›flt›r. Gelifltirdi¤i, “önleyici sald›r›” prensibi, bunun sürekli kayna¤› niteli¤indedir.

*En fazla etkilenecek olan çocuk, yafll›, hasta ve kad›nlar baflta olmak üzere Irak halk›na y›llarca g›da ve ilaç ambargo uygulanmas›n› sa¤layarak yüz binlerce sivilin ölmesine ve ac›lar çekmesine neden olmak. Bu ambargo, Irak halk›n›n yaflam düzeyini düflürerek, askeri sald›r›lardan daha fazla zarar vermifltir. (Nurnberg ‹lkeleri 6 c; ‹nsanl›¤a Karfl› Soyk›r›m Suçu Sözleflmesi, Cenevre 1977, Madde 48,54,55) *Irak’a komflu ülkelerde ve yak›n sularda büyük bir askeri y›¤›nak yaparak bunun bir savafl haz›rl›¤› oldu¤unu aç›kça ilan

ABD (ve ‹ngiltere)’nin Irak’a sald›r›lar›n›n esas amac›; Irak’›n petrollerine sahip olmak ve bölgede kontrol ve denetimi ele geçirmektir. Böylelikle Irak’ta askeri ve politik etkinlik kurmak ve genifl anlamda bölgede belirleyici güç olmakt›r.

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

için yak›n tehdit oluflturdu¤u ve bu nedenle de ilk sald›ran›n kendisi olmas›n› “meflru müdafaa hakk›” olarak (BM Sözleflmesi madde 51) dünya kamuoyuna izah etmeye kalk›flm›flsa da, buna iliflkin hiçbir kan›t veya inand›r›c› aç›klama getirememifltir. Uçufla yasak hava alanlar›nda sürekli denetimin oldu¤u ve zaman zaman yerdeki baz› hedeflerin bombaland›¤› koflullarda, Irak’›n binlerce km uzakta ve okyanus afl›r› bir süper güce karfl› silahl› sald›r›ya geçece¤i iddias›, “meflru müdafaa” biçimindeki gerekçenin ayaklar›n› yerden kesmektedir.


32 etmek suretiyle baflka bir devleti ve uluslararas› bar›fl› tehdit etmek, bu tehdidi fiili sald›r›ya çevirmek.

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

*Irak petrollerine el koymak, bölge devletlerinin s›n›rlar›n› diledi¤i biçimde çizmek ve yine bu bölgede nükleer silahlara sahip tek devlet olan ‹srail’in güvenli¤ini daha garantiye almak amac› güttü¤ü halde; Irak’›n kitle imha silahlar›n› yaparak ve saklayarak uluslararas› bar›fl ve güvenli¤i tehdit etti¤i yalan ve abartmas›yla, bu iddialar›n› sürekli olarak yineleyerek, savafl›n gerçek nedenini kendi halk›ndan ve dünyadan gizlemek ve muhataplar›n› aldatmak. *Sald›r› ve iflgal planlar›na karfl› ç›kan iç muhalefeti yok etmek için korku ve giderek nefret uyand›rmak amac› ile gerçek d›fl› aç›klamalarda bulunarak,

ve bafla ülkeyi mutlak bir biçimde 25 y›l yöneten fiah’› geçirmifl; Guatemala’n›n demokratik bir biçimde seçilmifl Arbenz hükümetini devirerek ülkeyi 30 y›l kaosa sürüklemifl; 1962’de Kongo’da Lumumba hükümetini devirerek Mobutu Sese Seko’nun 32 y›l süren fliddetli diktatörlü¤üne izin vermifl; fiili’de demokratik olarak seçilmifl sa¤l›k, e¤itim, toplumsal ve ekonomik adalet sözü veren Allende hükümetini devirmifl ve bafla terör estiren askeri diktatör General Pinochet’nin geçmesine yard›mc› olmufltur. Vietnam’da, Pakistan’da, Filipinler’de, Panama’da, Haiti’de halk taraf›ndan seçilen tüm liderler ABD’nin destekledi¤i adlarla de¤ifltirilmifltir. ABD, Küba yönetimine karfl› ç›km›fl, bu ülkeye ve halk›na sald›rm›flt›r. 40 y›ld›r Küba’ya abluka uygulamaktad›r. BM Genel Kurulu, Aral›k 1998 y›l›nda 155’e karfl›

ABD, befl k›tada ve say›s›z ülkede bask›c› ve otoriter hükümetleri korudu ve halklar›n, kültürünü, tarihini, karakterini, de¤erlerini, sanat›n›, edebiyat›n›, müzi¤ini hiçbir de¤eri olmayan ticari ürünleriyle yok etmeye çal›flm›flt›r. yurttafllar›n› ve dünya halklar›n› yanl›fl yönlendirmek. *Irak’taki yönetimi askeri güç kullanarak devirdikten sonra, iktidara kendi seçtiklerini ve d›flar›dan ve yukar›dan kararlarla getirtmek yoluyla Irak Halk›’n›n iradesini ve kimli¤ini hiçe sayarak, tarihi de¤er ve kültürlerini, kendi kaderini tayin etme haklar›n› ve egemenliklerini yok etmeye çal›flmak. ABD, 1953’de ‹ran’da demokratik bir biçimde seçilmifl Musadd›k rejimini devirmifl

2 oyla ABD’yi, Küba’ya karfl› ambargosundan dolay› suçlu buldu. ABD, befl k›tada ve say›s›z ülkede bask›c› ve otoriter hükümetleri korudu ve halklar›n, kültürünü, tarihini, karakterini, de¤erlerini, sanat›n›, edebiyat›n›, müzi¤ini hiçbir de¤eri olmayan ticari ürünleriyle yok etmeye çal›flm›flt›r. (UDHR; ICCPR; ICESCR) *Binlerce masum sivilin ölümüne, milyonlarcas›n›n evsiz, barks›z kalmas›na neden olmak, onlar› kendi ülkelerinde göç-

men ve sürgün durumuna düflürmek. (Lahey, Madde 22 ve 23; Cenevre 1949, Madde 19; Nurnberg ‹lkeleri, Madde VI a,b ve c; ABD Anayasas›, Madde 1, Bölüm 8, Bent 2.) *Çevreye zarar vermek ABD’nin hava ve füze sald›r›s› Irak’ta uzun dönemli ve genifl çapta bir felaket yaratm›flt›r. Sadece afl›r› uçufllar›n neden oldu¤u hava kirlili¤i bile, atmosferdeki normal kirlili¤i art›rm›flt›r. Binlerce ton patlay›c›lar, havaya afl›r› oranda kimyasal madde atm›fl, vurufl yapt›¤› yerlerde toz bulutlar› kald›rm›fl ve günlerce süren yang›nlara neden olmufltur. (Lahey, Madde 22 ve 23, Cenevre 1977, Madde 48, 51, 54, 55; ‹nsan Çevresi ile ilgili Birleflmifl Milletler’in Stockholm Bildirisi 1972, Madde 1, 2; ‹lkeleri I, II ; vd) *Irak halk› için vazgeçilmez olan temel ihtiyaç maddelerini imha etmek. Irak halk›n›n yiyecek, su, elektrik, yiyecek üretimi, ilaç, sa¤l›k kontrolü ve yaflamlar›n›n devam› için gerekli di¤er temel ihtiyaç maddeleri üretimi, depolama imkanlar›, içilecek su ve tar›m için sulama, gübreleme, hastane ve sa¤l›k imkanlar›n› sistemli bir biçimde yok edecek füze sald›r›lar› gerçeklefltirilmifltir. (Lahey 1907, Madde 22 ve 23; Cenevre 1949, Madde 19; Nurnberg 1970, ilkeleri b ve c; Cenevre 1977, Madde 48, 54) *Irak’taki ekonomik, toplumsal, kültürel, t›bbi, diplomatik ve dini kurulufllar› ve yap›lar› y›kmak ve zarar vermek. Ekonomik ve toplumsal yap›s›n› çökertmek için y›k›c› ve zarar verici sald›r›larda bulunmak. (Lahey, Madde 22 ve 23; Ce-


33

*Ba¤dat ve Basra’daki müzeleri, kütüphaneleri ve tarihi eserleri ya¤malamak ve ya¤malanmas›na göz yummak. (1972 Paris Dünya Kültürel ve Do¤al Miras›’n›n Korunmas› Sözleflmesi) *Kitle imha silah› niteli¤inde olan, toplu k›y›mlara yol açan yasakl› silahlar kullanmak. ABD Irak’a yönelik hava ve kara sald›r›lar›nda, uzun vadeli ölümcül etkileri bulunan, tüketilmifl uranyum füzeleri, bombalar› ve kurflunlar›yla sald›rm›flt›r. Bu silahlar; Irak halk›n› ölüm riskiyle karfl› karfl›ya geti-

lanma ve mal zararlar›na yol açan keskin metal parçac›klar yay›lm›flt›r. ABD Cenevre Antlaflma’n›n Napalm bombalar›n›n kullan›m›n› yasaklayan 1980 tarihli protokolünü imzalamaktan hala kaç›nmaktad›r. (Lahey, Madde 22 ve 23; Cenevre 1977, Madde 48, 51, 54, 55; Teknoloji ve Bilimi Kötüye Kullanmak’la ilgili POONA Suçlamas› 1978) *Sald›r› ve iflgalle hedeflediklerine ulaflabilmek için, kiflilerin ve yabanc› hükümetlerin deste¤ini sa¤lamak amac›yla sald›r› tehdidiyle korkutmak, ekonomik bask› uygulamak ve rüflvetle ödüllendirme yollar›na baflvurmak.

t›nda tutulabilmektedir. Haz›rlanan yeni tüzükte, Cenevre Sözleflme’ne göre “savaflç› olmayan siviller korunur” maddesi yürürlükte gözükse de, “zorunlu nedenler ve güvenlik önlemleri çerçevesinde veya birliklere verilen görevin gerçekleflmesi için yararl› bilgilere sahip olmalar› halinde, silahs›z siviller gözalt›na al›nabilir” denilmek suretiyle hükümsüz k›l›nm›flt›r. Irak’›n güneyinde Ümmü Kasr liman kenti yak›nlar›nda Irakl› savafl esirleri için 100 bin kiflilik bir kamp kurulmufltur. Savafllar›n y›k›c› etkilerini hafifletmek amac›yla 18641949 y›llar› aras›nda haz›rlanarak yürürlü¤e konan Cenevre Sözleflmeleri’nin dördüncüsü

ABD yönetimi Irak için haz›rlad›¤› bir tüzükle silahs›z insanlar›n resmen tutuklanmas›na izin vermektedir. Buna göre kendilerine karfl› koyan ya da bir sebeple müdahalede bulunan siviller, 30 gün gözalt›nda tutulabilmektedir. ren, genetik bozulmaya, kanserlere, tümörlere yol açan, atmosfere, topra¤a, yeralt› sular›na, besin zincirine ve kat› cisimlere radyoaktif madde yayan özellikler tafl›maktad›r. Saçakl› bombalar, napalm bombalar› ve misket bombalar› yayg›n olarak kullan›lm›fl; bunun sonucu olarak, hastanelere, camilere, okullara, apartmanlara ve di¤er yo¤un nüfuslu yerlere ölüm, yara-

*Kiflileri gizli ve yasad›fl› yollardan gözalt›na almak, kaç›rmak, topluca öldürmek, tutsaklara bedenen ve ruhen iflkence yapmak. ABD yönetimi Irak için haz›rlad›¤› bir tüzükle silahs›z insanlar›n resmen tutuklanmas›na izin vermektedir. Buna göre kendilerine karfl› koyan ya da bir sebeple müdahalede bulunan siviller, 30 gün gözal-

savafl s›ras›nda sivillerin korunmas› esaslar›n› kapsamaktad›r. Cenevre Sözleflmesi’ne göre, “iflgal güçleri, iflgal ettikleri biryerin güvenli¤ini sa¤lamaktan sorumludur.” Sözleflme, iflgal edilmifl bölgelerdeki halk› veya düflman devletin topraklar›nda bulunan kiflileri kapsamaktad›r. Herhangi bir nedenle kifli ya da gruplar›n göçe zorlanmas›n›, rehin almay›, kifli onurunu inciten

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

nevre 1949, Madde 19; Cenevre 1977, Ek Protokol 1, Madde 48, 52, 53; BM Sözleflmesi, Madde 2; Korunan ‹nsanlar Sözleflmesi; Cenevre 1977, Madde 48, 51)


34

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

davran›fllar›, iflkenceyi, toplu cezaland›rma ve misillemeyi, hakl› neden olmaks›z›n mala zarar verilmesini, ›rk, din, milliyet ay›r›m› ve siyasal nedenlerle farkl› muamele yap›lmas›n› yasaklamaktad›r. *Gözalt›na al›nan kiflileri; uzun süre uykusuz b›rakmak, ac› veren pozisyonlarda durmaya zorlamak, uzun süre bafllar›na çuval geçirerek durmaya zorlamak, tutuklular›n üzerine atefl açmak, evlerde yap›lan silah aramalar› s›ras›nda eflyalar› tahrip etmek ve el koymak. Cezaevlerinde bulunan binlerce tutsa¤› insani olmayan koflullarda yaflamaya zorlamak, afl›r› s›cak çad›rlarda tutmak, su ve banyosu olmayan kamplarda tutmak. Bütün bunlar, Cenevre Sözleflmesi ve ‹nsan Haklar› Evrensel Beyannamesince yasaklanan iflkence ve insani olmayan davran›fl kategorisine girmektedir. Irak’ta ciddi hak ihlallerinde bulunan ABD, ‹nsan Haklar› Kurulufllar›n›n cezaevlerini ziyaret etme taleplerini geri çevirmektedir. *Hiçbir hakk› ve yetkisi olmadan Irak petrolleriyle ilgili ihaleler açarak, sat›fllar yaparak tasarruflarda bulunmak. ABD’nin iflgalci bir güç olarak Irak’›n petrol zenginliklerinin kullan›m›na iliflkin hiçbir yetkisi yoktur. Irak’›n yeniden yap›land›r›lmas› için petrol gelirlerini kullanmas› ya da petrol endüstrisini modernize etmek için flirketlerle antlaflma yapmas› Cenevre Sözleflmesi’ne ayk›r›d›r. Sözleflme, iflgal güçlerinin, bir ülkenin do¤al kaynaklar›n› uzun süreli kullanmak üzere sözleflme imzalanmas›n› ve ülkenin yönetimine iliflkin karar almas›n› yasaklamaktad›r. Ayr›-

ca ABD’nin BM Güvenlik Konseyi karar› olmadan Irak’›n yeniden yap›land›r›lmas› gerekçesiyle Irak petrollerinin iflletilmesi konusunda ihaleler açmas› ve imtiyazlar vermesi yasakt›r. *Merkezi Lahey’de olan Uluslararas› Ceza Mahkemesinin usulüne uygun olarak onaylanmas›na karfl› ç›karak, yapt›klar›ndan ve yapacaklar›ndan ötürü onun denetiminden kaçmay› tasarlamak.

Irak’›n yeniden yap›land›r›lmas› için petrol gelirlerini kullanmas› ya da petrol endüstrisini modernize etmek için flirketlerle antlaflma yapmas› Cenevre Sözleflmesi’ne ayk›r›d›r. Sözleflme, iflgal güçlerinin, bir ülkenin do¤al kaynaklar›n› uzun süreli kullanmak üzere sözleflme imzalanmas›n› ve ülkenin yönetimine iliflkin karar almas›n› yasaklamaktad›r. *Denetimindeki uluslararas› medyay› kullanarak sald›r›s› için destek sa¤lamak amac›yla Irak yönetimi flahs›nda veya do¤rudan, Irak halk›n› potansiyel terör destekçileri, katiller ve medenilefltirilmeye muhtaç ilkel bir topluluk olarak afla¤›lamak. HUKUK‹ N‹TELEND‹RME: BM Sözleflmesi, BM Genel Kurul ve Güvenlik Konseyi Kararlar›, ‹nsan Haklar› Evrensel Beyannamesi, 1907 Lahey Sözleflmesi, 1949 Cenevre Sözleflmesi ve ek Protokolleri, ‹nsan-

l›¤a Karfl› Soyk›r›m Suçu Sözleflmesi, BM ‹nsan Çevresi Sözleflmesi, Paris Dünya Kültürel ve Do¤al Miras›n›n Korunmas› Sözleflmesi, Uluslararas› Ceza Mahkemesi 1998 Roma Sözleflmesi (‹ngiltere için) nin, ilgili maddelerini ihlal etmek. TALEP VE SONUÇ: Nükleer silah, askeri hava donan›m›, füze, ileri z›rhl› araç ve geliflkin yüksek teknoloji tekelini neredeyse elinde tutan ABD, y›k›c› gücünü durmadan daha fazla geniflletmeye çal›flmaktad›r. Dünyadaki silah kapasitesinin yüzde 43’ünü elinde bulundurmaktad›r. Silahlanmaya ay›rd›¤› bütçe hacmi, kendisinden sonra gelen 12 ülkenin toplam›ndan fazlad›r. Bu devasa savafl makinesi dünya hegemonyas› için bütün hukuk kurallar› çi¤nenerek kullan›lmaktad›r. Gerek resmi strateji belgelerinde ve raporlar›nda, gerekse de bütün yetkili flahsiyetlerinin ba¤lay›c› konuflma ve demeçlerinde yukar›da s›ralanan suçlar›n haz›rl›klar›, planlar›, övmek ve hedef göstermek suretiyle teflvikleri ile itiraflar› aç›k bir biçimde mevcuttur. ABD ve ‹ngiltere Hükümetlerinin; sürekli ve kas›tl› bir biçimde, genelde potansiyel olarak gördü¤ü baflkaca ülkelerde, özelde Irak’ta iflgal, maddi, manevi ve kültürel hak ve de¤erlerin ya¤malanmas›, on binlerce sivilin ölümüne, sakat, evsiz barks›z kalmas›na ve yüzbinlercesinin göç etmesine neden olan eylemlerinden dolay› yarg›lanarak bir an önce Irak topraklar›n› terk etmesini ve Irak halk›n›n u¤rad›¤› maddi ve manevi zararlar›n tazmini ile savafl yetkililerinin cezaland›r›lmalar›n› talep ederiz.


35

Somutta 21. Kongrede ‘küreselleflme’, yoksulluk ‘terör’ ‘imparatorluk’ meselelerinde elefltirel yan a¤›rl›ktad›r diyebiliriz. Ancak ‘filozoflar›n’ felsefesi yaflam›n can damar› olan mülkiyet biçimine, özel mülkiyete ve s›n›f mücadelesi gerçe¤ine gözlerini kapad›¤› için temeli sakat olufluyor. Yaflanan hayat›n can suyunu es geçerek (gizleyerek) ne kadar do¤ru felsefe yap›labilir, ne çözülebilir? Bizce 21 tane yap›lan felsefe kongrelerinin esas k›r›lma ve bofla ç›kma noktas› buras›d›r.

1900 y›l›ndan beri yap›lan “Dünya Felsefe Kongresi”nin 21.’si ‹stanbul’da dünyan›n de¤iflik ülkelerinden felsefecilerin kat›l›m›yla 10-17 A¤ustos 2003 tarihleri aras›nda yap›ld›. Bu kongre, üzerinden uzun zaman geçmifl olsa da kullan›lan argümanlar aç›s›ndan bir genellik arz etti¤i için yine de de¤erlendirilmeyi hak ediyor. Kongrede esas tema olarak felsefenin dünya sorunlar› karfl›s›nda almas› gereken tav›r olarak belirlenmesinin yan›nda: felsefenin görevi, “Küreselleflme”, “Amerikan hegemonyas›”, “Üçüncü dünya ülkelerinin gerili¤i”, “Serbest ticaret”, “Yoksulluk” gibi alt dallara ayr›lan konular üzerinden tart›flmalar yürütüldü. Bol bol analizler yap›ld›. Sonunda sözde “s›n›flarüstü” felsefeciler diye adland›raca¤›m›z bir yap›da güzel güzel “felsefe” yap›ld›. Bu arada analizleri izlemek için gelenlerin 200 dolar vermeleri ise bilimin, bilginin kapitalist toplumda nas›l “meta” haline getirildi¤ini gözler önüne seriyordu. Asl›nda böylece özellikle ülkemiz koflullar›n-

da bu paray› kazanamayan milyonlara felsefenin kap›s› bafltan kapat›lm›fl oldu. Bu bile kongrenin neye, kime hizmet etti¤ini gösteriyor. Hofl ya! Gelen felsefe konuflmac›lar›n›n ço¤u –en keskinini dahi alsak- küreselleflmenin felsefi temelini de içine alan yaklafl›mlar›yla liberal burjuva ayd›nlar olarak: bir yandan kapitalistemperyalist sistemi tahlil ederken, onun savafllar gerçe¤i temeli üzerinden dünyay› kan gölüne çevirdi¤ini belirtirken; di¤er yandan, elefltirdi¤i kapitalist-emperyalist sistemin “saydaml›k”, “diyalog”, “fleffaflaflma”, “askeri harcamalar›n k›s›tlanmas›”, “kapitalizmin ehlilefltirilmesi”, “Uluslararas› hukuka ifllerlik kazand›rma” gibi sözde iyi niyetli söylemlerle kapitalizmin “yaflanabilir” k›l›nmas›n› ortaya koyarak “felsefe” yap›yorlard›. Asl›nda var olan sistemin alternatifini koyam›yorlard›. Bu felsefeciler sistemden güçlü bir kopufl, devrimci radikal bir ç›k›fl yerine bu sistemin “düzeltilebilece¤i” temeli üzerinde duruyorlard›.

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

“SINIFLARÜSTÜ” FELSEFEN‹N BURJUVAZ‹YE H‹ZMET‹NDE 21. DÜNYA FELSEFE KONGRES‹


PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

36 Özellikle RSE’nin (Rus Sosyal Emperyalizmi) çöküflüyle beraber kapitalizm ne kadar ‘kötü’ bir yönetim biçimi olsa da “bundan baflka toplum olmad›¤›ndan” en iyisi kapitalizmin “düzeltilmesi”, “törpülenmesi” ve “yaflan›labilir bir hale gelmesi” vb. propagandas›n› yap›yordu. As›l olarak sosyalizmin önemli oranda prestij kaybetmesi, bu fikirlerin kitleler nezdinde bire bir de¤iflik ama özü farkl› olmayan görüfller ortaya atmaya da üstlerine yoktur. Sonuçta enternasyonel proletarya bu düflüncelere yabanc› de¤ildi. Kautsky’nin II. Enternasyonal oportünizmi döneminde emperyalizmin devasa geliflmesi karfl›s›nda ‘ultra emperyalizm’ temeline dayand›rd›¤› düflüncesinde emperyalizmin gerçek özünü tahlil edemeyip ‘bar›fl yoluyla geçifli’ ortaya atmas› proletaryay› düflman karfl›s›nda silahs›z b›rakmas› anlam›n› tafl›yordu. Ama Kautski’nin dayand›¤› bu temel nitelik özellikle I. ve II. emperyalist paylafl›m savafllar›nda yerle bir oldu. Çünkü emperyalistler aras›nda çat›flma daimi, birlik ise geçicidir. Birlik, uygun zemin ve koflullarda olur. Yan›s›ra hiçbir reformist gücün örtbas edemeyece¤i s›n›f savafl›m› gerçe¤inin yan›s›ra geçifl toplumu dönemi sosyalizme ‘bar›flç›l’ yollarla var›lamayaca¤›n› günümüz koflullar› iyi anlatmaktad›r. Sosyalizme var›ncaya kadar dünyan›n birçok savafltan geçece¤ini Lenin Kautsky’yle yapt›¤› polemiklerde aç›k bir flekilde bilimsel olarak ortaya koyar. Yani reformist rengi a盤a ç›kart›r. Kapitalist-emperyalist sistemin ‘ehlilefltirilme’, sivri yanlar›n›n ‘törpülenmesi’ bu düflüncelerden ba¤›ms›z de¤ildir. ABD askeri varl›¤› 2001 y›l›n-

dan bu yana yaflad›¤›m›z Afganistan iflgali, yan›s›ra Ortado¤u’da Irak ve Filistin nezdinde yaflanan ‘kargafla’ kapitalizmin ömrünü uzatmak için daha fazla sömürme ihtiyac› temelinde nas›l da militarist yüzünü gösterdi¤ini görmemek mümkün de¤il. Bunun için çok derin felsefi de¤erlendirmeler, hiç duyulmayan karmafl›k kavramlar bulmaya gerek yok. Halklar özellikle Ortado¤u’da hergün yaflad›¤› emperyalist sald›r›lardan nasibini alarak bizzat yaflamlar›nda bunu görüyorlar. Sahi bu sorunlar› yaratan kapitalizm hak›nda ne/neler yap›labilir? Acaba bunun için felsefecilerimiz ne diyor? KAP‹TAL‹STEMPERYAL‹ZME ‘MANTIKLI’ KILIF UYDURMA: Kimileri felsefenin de¤ifltirici gücüne inanmazken kimi felsefeciler de buna inanarak Antik Yunan’da egemenlerin hizmetinde olan Aristoteles felsefesine dönerek dünyan›n sorunlar›n›n çözülece¤ine inan›yor. Dünya Felsefe Kongresinde herkesin pür dikkat dinledi¤i ve göklere ç›kartt›¤› ‘21. yüzy›l›n felsefesi’ diye lanse etti¤i ve kongrenin tepesine konulan bir felsefeci vard›: Habermas. Onun dünya sorunlar›na buldu¤u çözüme bakacak olursak bu sistemin temeline çok uzak olmayan felsefî bir bak›fl getirmesinin yan›nda ‘Marksizmi’ yok sayan yaklafl›mlar›yla deyim yerindeyse “ç›kmaz›n ç›k›fl›n›” gösterdi¤i bir gerçek. Çünkü Habermas, uluslararas› hukukun ilerlemeyi engelledi¤i, uluslararas› hukuk politikas›nda de¤ifliklik yap›lmas›n›, bunun bir ihtiyaç oldu¤unu iddia ediyor. Ve asl›nda ABD emperyalizmini elefltiriyor gibi görünse de ya-

n›ndan geçmedi¤ini belirtmekte fayda var. Habermas flöyle diyor: “Güvenlik konseyinin dikkate ald›¤› ve karar verdi¤i fley, ulusal ç›karlar›n›n yasal bireysel ç›karlar›n üzerinde tutulmas›. Veto hakk›, konseyi felce u¤rat›yor. Kosova durumunda oldu¤u gibi. Eksik olan ulusal polis gücüne yard›mc›d›r. Yani masum yaflamlar› da tehdit eden BM gücünün bar›fl misyonunu yürütmesinin s›n›rlanmas› Bush hükümetinin Lahey’de uluslararas› ceza mahkemesinin kurulmamas› için Roma yasalar›n› reddetmesi gerçe¤i, 80 y›ld›r süren yasal geliflmelerdeki hatalardan ve bar›fls›zl›ktan daha fazlas›na iflaret ediyor. BM’yi marjinallefltirme çabas›n› da beraberinde getiren Irak’a gerçeklefltirilen meflru olmayan müdahale, uluslararas› hukuk politikas›nda de¤iflikli¤e iflaret ediyor” (Evrensel Kültür, Eylül 2003, syf 64 Dünya Felsefe Kongresinde Habermas A¤›rl›¤›) Habermas, emperyalizmin yaratt›¤› bu tahribat›n bir uluslararas› hukuk sistemiyle çözülebilece¤inin tart›flmas›n› yap›yor. Yan›s›ra ABD emperyalizminin yapt›klar›n› ne kadar da uluslararas› hukuk normlar›n›n d›fl›nda görse de ve Irak’›n iflgaline ‘meflru’ olmayan gözle bakt›¤›n› belirtse de bu esas olarak uluslararas› hukuk sisteminin statüsünün normlar›n›n de¤iflmesini isteyen bir yaklafl›md›r. Sanki bu normlar de¤iflse genel anlamda emperyalizm buna uyacakm›fl gibi!! Yan›s›ra ‘uluslararas› hukuk normlar›’n›n kim ve ne ad›na, kimin hizmetinde oldu¤unu unutmufl ya da bilmiyor olmal› Habermas. “Uluslararas› hukuk sisteminin emperyalizmin yapt›klar›na yasal bir dayanak sa¤-


lamak ve kitlelerin bilincinde ‘meflru’ zemine oturtmak için yap›lan k›l›flar oldu¤unun yan›nda en tepedeki ‘kavram’ de¤iflikli¤inin olmas› neyi ifade eder? ‘1918 öncesi uluslararas› hukuk düzeninin en karakteristik özelli¤i olarak devletlerin birbirine savafl ilan etme hakk› oldu¤unu belirtiyor. Ve bu hakk›n 1918’den sonra Milletler Cemiyetinde s›n›rland›¤›n›, 1945’den sonra BM arac›l›¤› ile de savunma savafl› d›fl›ndaki savafl›n yasakland›¤›’ (Agy) bir uluslararas› hukuk sistemi varken bu yasalar› tan›mayarak ve iflin garip taraf› BM’nin kendi hukuk sistemini tan›mayarak kendi karar›yla Somali, Yugoslavya, Afganistan ve son olarak art›k BM’nin karar› olmaks›z›n Irak iflgali gerçeklefltirildi. Demek ki uluslararas› hukuk sisteminin varl›¤› veya yoklu¤u emperyalistler taraf›ndan pek önemli de¤il. Önemli olan onun hayati önemdeki ç›karlar›d›r. Habermas, aya¤›na dolanan bu zincirin a¤›rl›¤›ndan kurtulmak isteyen ABD’nin uluslararas› hukuk sistemini tan›mad›¤› gerçe¤inin de gerisinde kal›yor. Ama bir yandan da “bunlar de¤iflmeli” diyor. Kim ve ne ad›na? Emperyalistlerin baflka ulus devletlerine karfl› istedi¤i gibi savafl açma hakk› yönüne do¤ru!! Habermas, sunumunun sonunda art›k kafas›ndakini aç›kl›kla dile getiriyor. ‘Mevcut süper gücün (ABD’nin) eski anayasal demokrasilerle benzer olmas› bize biraz umut veriyor. Süper gücün içsel politik kültürü ile kozmopolitik proje aras›ndaki di¤er yönlendirmelerinin benzerli¤i en az›ndan gelecekte ABD hükümetinin as›l görevine geri dönebilece¤i olas›l›¤›n› gösteriyor. Bu as›l görev, ulusla-

raras› politikalar›n oluflturulmas›n›n en büyük destekçisi olmak. (agy, syf 65) Asl›nda daha üstte belirttiklerimizin finalini yaz›yor Habermas. ABD emperyalizminin dünyay› flekillendirmesinden bahsediyor. ‹stedi¤i gibi ülkelere savafl açmas› hakk›n›! Bugün onun bu hakk› yanl›fl kullansa bile iyi kullanma olana¤›n›n oldu¤una iflaret ediyor. Bunu da süper güç olmas›n›n yan›s›ra içsel politik kültürü ve anayasal demokrasiye yak›n olmas›nda buluyor. Bu vesileyle kitleler emperyalizmin insaf›na terk ediliyor. Yani özcesi ABD emperyalizmini, gelece¤in yarat›lmas›nda motor güç olarak görüyor. Oysa ki ABD emperyalizminin anayasal demokrasisi burjuva demokrasisiyle, politik içsel kültürü de burjuva demokrasisiyle gizlenmifl ‘faflizme’ dayan›yor. Yani nereden baksan kap› burjuvaziye ç›k›yor. Süpergüçlülü¤ünü ‘asli göreviyle’ ne için ve nas›l kulland›¤› dünya kamuoyu taraf›ndan zaten biliniyor. Habermas’›n bize tavsiye etti¤i ise flu: Emperyalizm ile ‘siyaset ve hukuk aç›s›ndan çok önemli olan iletiflimsel yani ‘dialojik’ bir tav›r gelifltirmek. KONGREDEN SEÇME DÜfiÜNCELER: Habermas’›n a¤›rl›¤›n›n olmas›n›n yan›nda felsefeyi tan›mlamadan tutal›m da onun flu anki görevine kadar çeflitli düflünceler de at›ld› ortaya. Asl›nda bu düflünceler yeni de¤ildi. Geçmiflte birçok çeflidiyle tart›fl›lm›fl fleylerdi. Bu bak›mdan da Felsefe Kongresi varolan› aflmak ad›na yeni bir fleyler koymam›flt›r ortaya. Örne¤in ABD Thomson Üniversitesinden Prof. Evange-

lious ‘11 Eylül’den sonra dünyada felsefenin temel görevini dine karfl› tan›ml›yorum’(Evrensel 15 A¤ustos 03) diyerek ç›k›fl yolunun Antik Yunan felsefesinde oldu¤unu düflünüyor. Dünyan›n bafl çeliflkisini yanl›fl tan›mlayan bir düflünce. Özellikle 11 Eylül eylemlerinin Arap-müslüman devletlerin vatandafllar›n›n yapm›fl oldu¤u iddias› emperyalistlerin ‘medeniyetler çat›flmas›’ propagandas›ndan oldukça nasibini alm›fl bir düflünce. 11 Eylül gibi eylemliliklerin ‘din’ yoluyla avutularak yap›labilece¤ini düflünmesinin yan›s›ra ABD emperyalizminin El-Kaide, ‹slami Cihad, Hamas gibi radikal dinci örgütlere yönelmesi ve bu örgütlerin radikal uç yanlar›n› afl›nd›rmaya çal›flmas›yla, emperyalizm ile genifl halk kitleleri aras›ndaki s›n›fsal çat›flmay› örtmek istemesinin sonucudur. Elbette din, kitleleri avutmada kullan›lan oldukça etkin bir uyuflturucudur. Ama bu mekanizmay› kullanan s›n›flar vard›r. Egemen s›n›flard›r bunlar da. Kendi egemenliklerinin devam etmesi için ‘din’ yolunu da kullanarak kitlelere ‘flükretmesini’ vaaz ederler. Kapitalist toplumlarda dini kullanan s›n›f burjuvazisinin kendisidir. Onun için hedef tahtas›na sahtekarca dini oturtmak, bafl çeliflme olarak islam dinini göstermek, özellikle binlerce y›ll›k köklü bir geçmifli olan bu olguya karfl› durmak kitlelerin öfkesinden baflka bir fley sa¤lamaz. Ki as›l çeliflkiyi görmemizi engeller. Di¤er bir önemli nokta: ‘felsefenin görevi eyleme geçmek, harekete geçmek de¤il, düflünmektir’ (15 A¤ustos ‘03 Evrensel) diyen Avusturya Graz Üniversitesinden Prof. Haller Rudolf: Salt düflünmenin befl para

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

37


PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

38

etmedi¤i bir dünyada istedi¤imiz kadar düflünelim, dünyan›n s›n›rlar›n› zorlayal›m, ‘dünya sorunlar›na’ ne kadar çözüm gücü oluflturabiliriz? As›l olarak de¤ifltirmek ve bunun için harekete geçmek olmaks›z›n burjuva felsefe aç›s›n›n en temel görüflüdür bu. ‹leride de¤inece¤imiz için geçiyoruz. Yan›s›ra, ‘dünyan›n yeni bir düzene ihtiyac› var’ diyen eski Bulgaristan Cumhurbaflkan› Zhelev, ne gibi bir düzen oldu¤unu aç›klamayan ama bu düzenden de memnun olmad›¤›n› belirten bir görüfl sunuyordu. Yeni düzen ne, kim kuracak bu düzeni, nas›l kuracak, yeni düzenin s›n›rlar› nelerdir, gibi sorular›n alternatifini bulmak güç. Prof. Donald M. Nolero ise: sadece bir parmak izi kadar mürekkep yalam›fllar›n bile düflünemeyece¤i kadar geri-basit düflünce sistemati¤iyle, kapitalizmin temiz oldu¤u ama as›l sorunun yönetimlerden kaynakland›¤› düflüncesinden hareketle ‘kapitalizmi ehlilefltirmek laz›m’ diye düflünüyor. ‹flte felsefe kongresinin çap›, kapsam› bunlar. Bu temel görüfllerden farkl› bir alternatif bulmak güç. Kendi basit dairelerinde dönerek ç›k›fl› bulam›yorlar. Habermas ortayolcu s›n›f uz-

TWENTY-FIRST WORLD CONGRESS OF PHILOSOPHY XXIe CONGRES MONDIAL DE PHILOSOPHIE XXI WELTKONGRESS FÜR PHILOSOPHIE XXI CONGRESSO MUNDIAL DE FILOSOFIA Y‹RM‹B‹R‹NC‹ DÜNYA FELSEFE KONGRES‹

laflmac›l›¤›na götürürken bizi, di¤eri as›l sorunun ekonomikpolitik sistemin kendisinde de¤il de yönetenlerde oldu¤unu düflünüyor. Yani makinan›n bozuk olmas›n›n sebebi iflçi. Yan›s›ra anlafl›lan o ki, 300 y›ll›k kapitalizm egemenli¤inde bu sistemi yönetenlerin hepsi becereksiz, geri zekal›! Ya da yetkilerini kötüye kullanan insanlarm›fl! Bunlar kapitalizmi aklamaya yeter mi? Emperyalizmin yaratt›¤› muazzam yoksullaflt›r›c›l›¤› örtbas etmeye yeter mi? Uluslararas› hukukun düzeltilmesini, askeri harcamalar›n k›s›lmas›n›, insan haklar›na sayg›l› olmay› kapitalist emperyalizmden ‘dialog’ yoluyla istemek bu gerçeklikte ne kadar mümkün? Emperyalizmden bunlar› isteyecek kadar saf oldu¤umuzu düflünüyorlard›r herhalde liberal ayd›nlar›m›z. Çünkü bunun olmas› imkans›z. Emperyalist-kapitalist sistemin sömürüye duydu¤u ihtiyaç her geçen gün artmakta, silahlanmadan tutal›m da dünyan›n de¤iflik bölgelerindeki askeri varl›¤› artmakta, uluslararas› hukuk çoktan tozlu raflarda ye-

rini almaktad›r. Emperyalistler aras› çeliflmeler her geçen gün keskinleflmektedir ve kaç›n›lmaz olarak kendini bir çat›flmayla yeni çeliflkilere b›rakacakt›r. Evet dünyam›z›n hali bu iken ortaya konulan düflünsel kavramlar yaflam›n gerçekli¤iyle buluflmamakta. Çünkü bu bak›fl aç›s› dünyaya kavramlar üzerinden bak›yor. Ama somut gerçekli¤i görme, onu de¤ifltirme çabas› hep geri planda kal›yor. 21. Dünya Felsefe Kongresi egemenlerin yapt›klar›na ‘mant›ksal’ bir aç›klama, dayanak bulma u¤rafl›ndad›r. Antik Yunan Felsefesi’nin Yunan soylu s›n›f›n›n hizmetinde, Ortaça¤ felsefesini h›ristiyanl›¤›n ö¤retilerine uygulay›p onun bir dünya düzeni oldu¤una kitleleri inand›rmaya çal›flmas› gibi bu felsefe kongresinde kapitalizmin eksisiyle art›s›yla art›k ‘evrensel’ ideal bir düzen oldu¤una inanarak kapitalizmi kendilerinden önceki egemen s›n›flar›n hizmetine sunulmufl (örne¤in Hegel’in Prusya hükmetini kutsamas› gibi) felsefeciler


gibi hareket ettiklerini söylemek abart› olmaz. Tam bu noktada felsefeye hangi s›n›fsal pencereden bakt›¤› ortaya ç›k›yor ‘s›n›flar üstü’ felsefecilerimizin. ASLOLAN DE⁄‹fiT‹RMEKT‹R! E¤er toplumsal varl›¤›m›z› belirleyen düflüncelerimiz de¤il de, tersine düflüncelerimizi belirleyen toplumsal varl›¤›m›zsa, verili sistemde felsefe de s›n›fsal bir temele sahiptir. Ba¤r›nda tafl›d›¤› karfl›t kutuplar s›n›fl› toplumlarla beraber ortaya ç›km›flt›r. ‹dealizm ve materyalizm iki karfl›t kutbu olufltururlar. Kapitalist-emperyalist toplumda burjuvazi idealist felsefi bak›fl aç›s›na sahiptir. Proletarya ise materyalist felsefeye sahiptir. Dünyaya bu pencereden bakar, yorumlar vb. Felsefeyi karmafl›k, içinden ç›k›lmaz kavramlar y›¤›n› ve çat›flmas› haline getiren egemenler ve onlar›n felsefecileri olmufllard›r. Halktan ve maddi gerçeklikten kopuk tarzda ele al›nan felsefe egemenler aras›nda dünyay› tan›mak için sadece belli bir elit çevrede yap›lan bir u¤raflt›r. Dünyan›n çeflitli flekillerde yorumlanmas›ndan ibarettir. Felsefenin içeri¤ini oluflturan bu olgu felsefe tarihi boyunca etkin bir flekilde devam etti. Dünyay› -maddi gerçekli¤iegemen s›n›flar aç›s›ndan yorumlamak, ama onu de¤ifltirme yönlü prati¤in içine girmemek… Burjuva felsefeyle proleter felsefeyi ay›ran en önemli noktalardan birisi budur. Eski metafizik düflüncenin Hegel ve Fauerbach taraf›ndan alt üst edilmesiyle beraber Almanya’da felsefe çal›flmalar› ileri bir seviyede bulunuyordu. Ama hala felsefe gerçek içeri¤i

ve niteli¤inden yoksundu. Diyalektik materyalizm ise ‘kafa üstü’ durmaktan kurtulamam›flt›. Marks: “Filozoflar dünyay› yaln›zca de¤iflik biçimlerde yorumlad›lar. Oysa sorun onu de¤ifltirmektir” diyerek felsefeyi proletarya ve insanl›k aç›s›ndan gerçek niteli¤ine kavuflturmufltur. Baz› küçük burjuva ayd›nlar kendi dünya görüfllerine uygun olarak Marksistlerin felsefeye biçti¤i bu rolün abart› oldu¤unu düflünüyorlar. Onlar kendi çap›nda elefltiren, maddi dünyay› yorumlayan ama baflta ‘kendisinin’ olmak üzere yaflad›¤›m›z maddi dünyan›n de¤ifltirilmesi zorunlulu¤unu anlamayan ‘yorumsalc›lar’›m›zd›r. ‹flte felsefenin görevi, misyonu ‘düflünmektir’ diyen felsefeciler bu kategoride yer al›yorlar. Teori-pratik bütünselli¤i içinde de ele alabilece¤imiz bu olgu insan›n ‘özne’ olarak maddi yaflama müdahalesini öngörüyordu. Nesnel dünyay› bir bütün olarak, oldu¤u gibi derinli¤ine kavramak ama ona özne olarak müdahale edip de¤ifltirmek; Marksistler aç›s›ndan mesele budur. Kuflkusuz nesnel dünyan›n ne oldu¤unu anlamak önemli bir nokta. Ama felsefe ve felsefeci salt anlamak, analiz yapmak bu soruyu yan›tlamakla kalmamal›, bizzat bunu proletaryan›n, halk›n ve insanl›¤›n kurtuluflu yönünde de¤ifltirmek prati¤i içinde olmal›. Marks diyalektik materyalizm ile felsefeye yeni bir anlam kazand›r›rken bu anlam, Lenin ve Baflkan Mao taraf›ndan da gelifltirilerek bir üst aflamaya s›çrat›ld›. Marks, kapitalist toplumda proletaryan›n yaflam koflullar›n›n kendi makus tarihi olmad›¤›n› ve iradi müdahaleyle toplumu de¤ifltirebilece¤ini öngö-

rüyordu. Ki 1871 Paris Komününden, Çin’deki Büyük Proleter Kültür Devrimine kadar olan onlarca devrim deneyimi bunu kan›tlam›flt›r. fiu anda yaflad›¤›m›z durgunluk geçici bir niteli¤e sahiptir. Y›k›lan, eskiyen, pörsüyen ise sosyalizm de¤il sosyalizm deneyimlerinden sonra sosyalist (kaleyi içten fetheden) maskeli bürokrat revizyonizmdir. Ama bu durumu anlamayanlar ‘s›n›flar›n kalkt›¤›n›’, ‘kutuplar›n kalkt›¤›n›’ iddia ederek kapitalist emperyalist biraz da allan›p pullan›nca yaflanabilecek tek geçerli toplum olarak kitlelere empoze ediyorlar. ‹nsan haklar›, demokrasi, özgürlük gibi kavramlarla bol bol beyin cimnasti¤i yaparak kitlelere “sak›n ola ki isyan etmeyin” telkinleriyle ‘sab›r’ etmelerini istiyorlar. 21. Dünya Felsefe Kongresi de as›l olarak bunun ötesinde ifllev yapm›yor. Oysa ki dün kapitalizm hakk›nda enternasyonal proletaryan›n ö¤retmenleri Marks, Engels, Lenin-Stalin ve Mao ne öngörmüfllerse bugün ç›km›flt›r. Marksizm-Leninizm-Maoizm hala dünyam›z› ayd›nlatmaktad›r. Bir avuç sömürücü az›nl›¤›n dünyay› talan etti¤i, zenginlerin giderek daha zengin, fakirlerin ise giderek daha da yoksullaflt›¤›, bollu¤un içerisinde açl›ktan insanlar›n öldü¤ü, birkaç milyarderin toplam gelirinin 40 küsur ülkenin GSMH’dan daha fazla oldu¤u ve sermayenin giderek daha da merkezileflti¤i, demokratik hak ve özgürlüklerin k›rp›ld›¤›, kapitalist-emperyalist sistemin militarist yüzünü en aç›ktan gösterdi¤i, emperyalist ülkelerin sömürge, yar›-sömürge ülkelere; askeri ekonomik siyasi kültürel anlamda en ince ayr›nt›s›na kadar müdahale etti¤i vb. bir toplum gerçekli¤i

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

39


40

PART‹ZAN 52/ Kas›m-Aral›k 2003-Ocak-fiubat 2004

“Filozoflar dünyay› yaln›zca de¤iflik biçimlerde yorumlad›lar. Oysa sorun onu de¤ifltirmektir” meli sakat olufluyor. Yaflanan hayat›n can suyunu es geçerek (gizleyerek) ne kadar do¤ru felsefe yap›labilir, ne çözülebilir? Bizce 21 tane yap›lan felsefe kongrelerinin esas k›r›lma ve bofla ç›kma noktas› buras›d›r. Verili kapitalist-emperyalist ve ba¤›ml› sistemleri geçerli/hakl›/do¤ru say›nca; gerisi elefltirel de olsa, muhalif de olsa (ki 21. kongredeki tebli¤ler a¤›rl›kl› olarak elefltireldir) havanda dövülen sudan bir gömlek daha fazla verim elde edilebiliyor, ancak havandan suyun temas›!.. var karfl›m›zda. Kuflkusuz bunlar kapitalist toplumda çeliflkilerin boyutland›¤›n› ve önümüzdeki dönemde daha da boyutlanaca¤›n› gösteriyor. Bu durumda ‘ehlilefltirmek’ de¤il, uluslararas› hukuku de¤ifltirmek de¤il kapitalizmi radikal bir ç›k›flla kökünden kaz›mak gerekiyor. Bu da liberal burjuva, reformist, ortayolcu anlay›fllarla kapitalizmin çirkin yüzünü, çürümüfllü¤ünü göstermek, bunun üzerine tonlarca laf söylemekle de¤il; baflta proletarya olmak üzere de¤iflik halk tabakalar› lehine de¤ifltirme prati¤ine çözüm sunmak ve bizzat çözüme kat›lmakla mümkün olur. Salonlarda istedi¤imiz kadar kavramlarla tart›flal›m, yan›bafl›m›zdaki sorunlara do¤ru çözüm prati¤ine yol aç›p destek vermiyorsa felsefenin çok fazla anlam ifade etmeyece¤ini biliyoruz. Bu nokta-

da belirtecek olursak Marksizm donmufl dogma düflünceler y›¤›n› de¤ildir. Bizzat pratik-teoripratik sarmal›nda ‘somut koflullar›n somut durumuna uygulanan; geliflim dinami¤ini ba¤r›nda tafl›yan ve ayn› zamanda geliflen bir eylem k›lavuzudur. Pratikten teoriye ve oradan tekrar prati¤e dönen bilgi, edinim sürecinde iflçi s›n›f›n›n bilimsel ideolojisi ve rehberi olarak Marksizm-Leninizm-Maoizm, yeni dünyay› yaratman›n ideolojik teorik aç›l›m›d›r, anahtar›d›r. Somutta 21. Kongrede ‘küreselleflme’, yoksulluk ‘terör’ ‘imparatorluk’ meselelerinde elefltirel yan a¤›rl›ktad›r diyebiliriz. Ancak ‘filozoflar›n’ felsefesi yaflam›n can damar› olan mülkiyet biçimine, özel mülkiyete ve s›n›f mücadelesi gerçe¤ine gözlerini kapad›¤› için te-

D‹PNOT Dünya Felsefe Kongresi kronolojisi 1- Paris (1900) 2- Cenova (1904) 3- Heilderberg (1908) 4- Bolovna (1911) 5- Napoli (1924) 6- Boston (1926) 7- Oxford (1930) 8- Prag (1934) 9- Paris (1938) 10- Amsterdam (1948) 11- Brüksel (1953) 12- Venedik (1958) 13- Meksico (1963) 14- Viyana (1968) 15- Varna (1973) 16- Düsseldorf (1978) 17- Montreal (1983) 18- Brighton (1988) 19- Moskova (1993) 20- Boston (1998) 21- ‹stanbul (2003)


“Hiçbir özgürlük, u¤runa savafl›lmaks›z›n kazan›lmam›flt›r”

Profile for Partizan Dergisi

Partizan Sayı 52  

Partizan Sayı 52  

Advertisement