__MAIN_TEXT__

Page 1

FAfi‹ZME, EMPERYAL‹ZME, FEODAL‹ZME, fiOVEN‹ZME VE HER TÜRDEN GER‹C‹L‹⁄E KARfiI

A¤ustos 2001

Say›: 39

Ayl›k Siyasi Dergi

F‹YATI: 1.000.000 TL (KDV dahil)

ISSN: 1303-0078

NEO-LİBERALİZMİN ŞİŞİRDİĞİ BALON:

“KÜRESELLEŞME”

t›lar n › l a ›ndan n a m ü VE i dök h i r T a E t › K s n RE A nfera o H K l a ‹ST N . Ulus I I Ü n i ’ M O ‹ST) ‹ K O R A L E M L ( A P S NK YON ‹ DE

S A N R ENTE

R‹H A T N ONU


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:23/2 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Genel Yay›n Yönetmeni: Memik HOROZ Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Bar›fl AÇIKEL Bask›: Kayhan Matbaas› ISSN. 1303-0078 elemail: umutyayimcilik@superonline.com BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep:0535 820 33 96 ➧ ANKARA: NECAT‹BEY CAD. NO: 66/4 MALTEPE, TELEFAKS: (0312) 231 77 05 Cep: 0543 362 53 60 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0535 314 36 70 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep:0535 975 65 32 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6, NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0535 454 22 50 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54 ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR. 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959 Hesap Numaralar›: Sakine Dönmez Ziraat Bankas› Aksaray fib. Yurtd›fl› DM hesap no:: 301009-389694 Yap› Kredi Bankas› Aksaray ‹stanbul fiubesi: Fr. Fr.fiube Kod: 0020 Hesap no: 3013651.5 Yurtiçi TL Hesap No: 85870-4 Vak›fbank Valide Sultan fib. Avusturya fiilini hesap no: 345-4018882

PART‹ZAN’DAN Merhaba Yeni bir say›m›zla daha birlikteyiz. Ayl›k olarak ç›kard›¤›m›z Partizan dergisi periyodik olarak sizlerle buluflmas›na devam edecek. Okurlar›m›z›n daha dikkatli takip etmesi aç›s›ndan bu periyodumuzun her ay›n onbeflinden onbefline oldu¤unu belirtmeyi gerekli görüyoruz. Temmuz ay›n›n son günlerinde ‹talya’n›n Cenova kentinde gerçeklefltirilen G-8’lerin toplant›s› nedeniyle yüzbinlerce kiflinin kat›ld›¤›, çat›flmalar›n yafland›¤› ve bir kiflinin katledilerek, onlarca kiflinin yaralanmas›, yüzlerce kiflinin ise gözalt›na al›narak tutuklanmas›na neden olan anti-emperyalist, anti-kapitalist ya da burjuva ideologlar›n›n kulland›¤› tan›mlamayla “küreselleflme” karfl›tlar›n›n eylemlerine tan›k olduk. Bu eylemler hiç kuflkusuz ki emperyalizmin bu gün içinde bulundu¤u durumdan ve emperyalist-kapitalist politikalar›n sonuçlar›na duyulan tepkilerden ba¤›ms›z de¤il. Evet kitleler sonuçlardan hareketle de olsa emperyalist-kapitalist politikalara karfl› yo¤un bir tepki duyuyorlar ve bunu sokaklara inerek, çat›flarak dile getiriyorlar. Bu anlam›yla bu hareket önemlidir ve Marksist-Leninist-Maoist’ler taraf›ndan yönlendirilmeye muhtaçt›r. Bunun yerine getirilece¤inden zerre kadar kuflkumuz yoktur. Nitekim dünya co¤rafyas› üzerinde geliflen bir di¤er olguda MarksistLeninist-Maoist partiler önderli¤indeki Halk Savafllar›d›r. Her iki hareketin bugün birleflme koflullar› her zamankinden daha fazlad›r. ‹flte bu say›m›zda; emperyalizmin durumunu ve emperyalist kutuplaflmalar› ortaya koyan “Neo-liberalizmin fliflirdi¤i balon ‘küreselleflme’” adl› çal›flmaya yer verdik. Bunun yan›nda yukar›da da de¤indi¤imiz üzere, dünya üzerinde gelifltirilen Halk Savafllar›’na iyi bir örnek olan Nepal’de yürütülen Halk Savafl›’n›n bugün geldi¤i aflamay› daha iyi kavramak aç›s›ndan, Türkiye devrimci-demokrat kamuoyunun ilgiyle takip etti¤i Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in ‹kinci Ulusal Konferans›’ndan bir bölüm olan “Enternasyonal Komünist Hareket ve Onun Tarihi Dersleri” bafll›kl› çeviri yaz›s›n› siz okurlar›m›za sunuyoruz. Yine bu say›m›zda Türkiye devrimci-demokrat kamuoyunca yeterince tan›nd›¤›n› düflünmedi¤imiz ya da yanl›fl tan›nd›¤›n› düflündü¤ümüz (bunda Mao’nun ölümünden sonra iktidar› ele geçiren revizyonistlerinde etkisi vard›r) komünist kad›n önder Çiang Çing’in biyografisine yer verdik. Biyografi uzun oldu¤u için iki bölüm halinde yer vermeyi düflünüyoruz. Komünist bir kad›n önderin 10. ölüm y›ldönümü vesilesiyle yay›nlad›¤›m›z bu çal›flman›n özellikle kad›n ve kuflkusuz ki erkek okurlar›m›z için yararl› olaca¤›n› düflünüyoruz. Bu say›m›zda dizi halinde yay›nlad›¤›m›z diger çal›flmalara da yer vermeyi sürdürdük. Bir daha ki say›m›zda buluflmak dile¤iyle. Dostlukla....

‹Ç‹NDEK‹LER Neo-liberalizmin fliflirdi¤i balon: “küreselleflme” . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .2 NKP(Maoist) ‹kinci Ulusal Konferans› Tarihi Döküman›ndan Al›nt›lar . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 23 Çiang Çing: Komünist bir önderin devrimci emelleri-1 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .36 Büyük Proleret Kültür Devrimi ve Ö¤retileri-2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .53 Lal Salam Comrades-2 . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .62


2

Neo-liberalizmin fliflirdi¤i balon:

“küreselleflme”

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

Neo-liberal ekonomi-politika

“Dolay›s›yla, “mali servetin yo¤unlaflmas›”n› küreselleflme olarak tan›mlamak, emperyalizmin ideolojik-politik özü ve içeri¤ini neo-liberal flablonla incelterek “küreselleflme” masallar›n› yumurtlayarak emek ve hammadde kaynaklar›na azami sald›r›n›n gerçeklefltirilmesinden baflka bir fley de¤ildir.”

1974’lerde dünyada patlayan “petrol krizi’yle birlikte Keynesci “sosyal devlet” politikas› terk edilerek yerine Amerika’l› iktisatç› Fredman’›n monetorist (parasalc›) neo-Liberal ekonomi politikas› getirilmiflti. ‘74 krizinin esas nedeni elbette ki petrol de¤ildi. Petrol krizi etkileyen bir faktördü yaln›zca. Krizin esas sebebi emperyalist-kapitalist sistemin bünyesinde kronik olarak var olan arz talep çeliflkisidir. Kapitalizm ve plans›z üretim, pazardaki al›m gücününtalebin düflmesinin nedenidir. Bir baflka deyiflle krizin esas nedeni dünya emekçilerinin yoksullaflarak arz› (tüketim nesnelerini) karfl›layamayacak duruma gelmesidir. ‘74 krizinin nedenini tam da bu gerçeklik üzerine oturtmak gerekiyor. Emperyalistler bu kriz üzerine “devletin ekonomi üzerindeki kollay›c› rolü”nün ifadesi

olan Keynesci ekonomi politikay› bir kenara atarak, “ithal ikameci sanayileflme modeli”ne geçifli tan›mlayan monetarist, Neo-liberal ekonomi politikaya geçmifllerdir. Bu politikaya göre emperyalist tekeller kendileri aç›s›ndan pahal›ya mal olan sanayilerini ucuz hammadde kaynaklar›na (yar›sömürgelere) kayd›rarak, aHammaddeleri kendi ülkelerine götürerek yapm›fl olduklar› masraflardan kurtuluyorlar. Böylelikle direkt yar›-sömürgelerde hammaddeleri al›p trans-ulafl›m masraflar›ndan kurtularak Fason Üterim yap›yorlar. b- Yar›-sömürge ülkelerdeki çok ucuz olan, emek gücünden yararlan›larak, sa¤l›k, sosyal güvenlik vb. haklardan yoksun b›rak›lan emekçiler üzerinden devasa boyutlarda kazançlar sa¤lan›yor. cEmperyalist-kapitalist ülkelerde çok yüksek olan vergiler,


yar› sömürgelerde çok az oldu¤u için tekeller vergi sorunundan neredeyse muaf tutulmufl olunuyor. d- Çevre kirlili¤i vb. sorunlar yar›-sömürgelerin üzerine y›k›l›yordu. Neo-liberalizm ayn› zamanda yayg›n özellefltirme program›yla yar›-sömürgelerin tüm yeralt› ve yerüstü zenginliklerini emperyalist tekellere ve bir avuç kompradora peflkefl çekilmesini içeriyor. Türkiye’de 24 Ocak Kararlar› IMF ve Dünya Bankas› (DB)’n›n bu politikalar›n›n yaflama geçirilmesinden baflka bir fley de¤ildi. 1980’lerde neo-liberal politikalar›n yaflama geçirilmesi için Türkiye’de, Arjantin’de, G. Kore’de vb. ülkelerde Amerikanc› askeri faflist darbeler gerçeklefltirilerek, neoliberal politikalar›n yaflama geçirilmesinin önündeki “engeller” ortadan “kald›r›lm›flt›r”. Dolay›s›yla, Türkiye’de, Arjantin’de, G. Kore’de gerçeklefltirilen darbelerle neo-liberal ekonomi-politikalar›n yaflama geçirilmesi için toplumsal muhalefetin “hizaya” getirilmesi hedeflenmifltir. 1997’lere geldi¤imizde G. Kore, Tayvan ve di¤er Güneydo¤u Uzak Asya ülkelerinde büyük bir ekonomik kriz patlak verdi. Bu krizle “Asya Kaplanlar›” diye fliflirilen bu ülkelerin, kaplanl›klar›n›n gerçekte bir balon oldu¤u tüm ç›plakl›¤›yla görülmüfl oldu. Bu krizi de¤erlendiren burjuva analistleri ve iktisatç›lar› krizin gerçek nedenine bir türlü e¤ilmeden hep kenar›nda dolaflarak laf› a¤›zlar›nda geveleyip durmufllard›r. Joseph Stiglitz, bu krizin “uluslararas› spekülatörlerin s›cak paray› vur-kaç yöntemiyle bu ülkelere sokup- ve aniden geri çekmesinden kaynakland›-

¤›”ndan dem vururken, baz›lar›da “para oranlar›n›n yüksek olmas›ndan kaynakland›¤›”n›, di¤er baz›lar›da “borç yükünün fazlal›¤›ndan” oldu¤unu söylediler. Sorunun özüne e¤ilmek yerine, hep kenar›ndan dolaflt›lar. “Trabzon’a gelmek yerine” baflka k›y›larda dolaflmak, kitlelerde bilinç bulan›kl›¤› yaratmaktan baflka bir ifllev ve amaç tafl›m›yordu. Kapitalist üretim, pazara yönelik kar için üretimi önüne koyar. Kar için üretim plans›zd›r ve kitlelerin al›m gücünü gözetmez. Kapitalistler kar için üretim yapt›klar›ndan dolay› sürekli birbirleriyle rekabet halindedirler. Bu durum kapitalist üretime anarflik bir nitelik kazand›r›r. Dolay›s›yla kapitalist üretimde sürekli ve dizginsiz bir flekilde sömürüye tabi tutulan y›¤›nlar›n al›m gücü fliddetli bir biçimde düfler. Bu durum arz›n, talebin üzerinde olmas›na neden olur. Bu üretim iliflkisinin sonucu olarak, arz-talep çeliflkisi do¤ar. ‹flte, krizlerin patlak verdi¤i yer de kapitalizmin bu aflil topu¤udur. 1997 krizinin nedeni de iflte bu arztalep çeliflkisidir. Bu tür krizler kapitalist ülkelerde sarmal bir biçimde tekrarlan›r. Ve muazzam bir üretici güçler tahribat›na yol açar. On binlerce, yüzbinlerce iflçiyi yedek iflçiler ordusuna katar. Enflasyon yükselir, faizler daha da yukar› ç›kar ve kriz derinleflir. Ki, G. Kore ve di¤er Güneydo¤u Asya ülkelerine yönelik “s›cak para” ak›fl› durunca kriz derinleflti. G. Kore 170 milyar dolarl›k d›fl borucunun ayl›k faizlerini-üretim neredeyse durdu¤u ve ülkeye s›cak para girmedi¤i için-ödeyemez duruma geldi. Kriz oradan Rusya, Türkiye hatta Amerika’y› etkiledi.

Krizin ABD ve AB’ye etkileri iki yönlü olmufltu. 1- ABD ihracat›n› dolar üzerinden yapt›¤› için G. Do¤u Asya’da borçlar›n›n faizlerini dahi ödeyemeyen ülkelere ürünlerini ihraç etmesi hemen hemen imkans›z duruma geliyordu. Bir çok Amerikan tekelinin borsa daki hisse senetlerinde afla¤› do¤ru inifl gerçeklefltirmiflti. 2- Krizin bir süreli¤ine de olsa derinleflmesi ABD emperyalizmine olumsuz etkileri olsa da G. Do¤u Uzak Asya’daki bir çok sektörün iflas noktas›na gelmesi ABD ve AB emperyalizminin ifltah›n› daha da kabartm›flt›. IMF yaln›zca G. Kore’ye 40 milyar dolarl›k “yard›m” karfl›l›¤›nda sanayi ve di¤er üretim tesislerindeki “yabanc› flirketlere” verilecek ortakl›k pay›n›n %50’nin üzerinde olmas›n› bir ön koflul olarak öne sürüyordu. Bu ülkelerin pazarlar›n›n daha fütursuzca sömürülmesi ve ucuza büyük sanayi komplekslerinin ele geçirilmesi anlam›na geliyordu. ABD ve AB emperyalistleri bu politikalar›nda baflar›l› 2001’de Türkiye’de patlak veren ekonomik krizi de¤erlendirdi¤imizde, hemen hemen ayn› olaylar›n benzer bir biçimde Türkiye’de de yafland›¤›n› görece¤iz. Benzer kriz 1990’larda Arjantin ve Brezilya’da da vuku bulmufltu. Egemenler tüm bu krizlerin faturas›n› genifl emekçi y›¤›nlar›na ç›kard›lar. Binlerce, yüzbinlerce emekçi yedek iflçiler ordusuna kat›ld›. Sendikal örgütlenme ve sosyal haklar› zaten s›n›rl› olan emekçilerin geri kalan haklar› da daha afla¤›lara çekilerek gasp edildi. Emperyalistler krizlerin patlak verdi¤i bu tür ülkeleri adeta mandalar› haline getirerek istedikleri gibi at koflturmufllard›r.

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

3


4

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

‹flte, neo-liberal ekonomik politikalar›n emekçiler ve küçük ve orta dereceli iflletmeler aç›s›ndan anlam› budur. SSCB VE DO⁄U BLOKU’NUN AÇIK KAP‹TAL‹ZME RÜCÜSÜ “YDD” 1990’lara geldi¤imizde dünyay› etkileyen önemli ve tarihsel geliflmeler oluyordu. RSE (Rus Sosyal Emperyalizmi)’nin yani sosyalist maskeli burjuva diktatörlüklerinin y›k ›l›fl›yla takke düflmüfl kel görünmüfltü. SSCB ve Do¤u Bloku ülkelerin yüzlerindeki “sosyalist” makyaj›n bir ya¤murla birlikte erimesiyle kapitalist yüzleri ortaya ç›kt›.. Asl›nda bu SSCB ve Do¤u Blo¤u halklar› aç›s›ndan büyük bir zaferdi. Bu zafer yeni devrim f›rsatlar›n›n önünün aç›lmas› anlam›na geliyordu. Evet, y›k›lan sosyalizm de¤il, aksine bürokrat burjuva diktatörlü¤üydü. Emperyalist burjuvazinin ve kiral›k medyas›n›n “demokrasi” befli¤i ve “refah devletleri” olarak gösterdi¤i Avrupa ve Amerika tekellerinin, ne kadar demokrasi (!) yanl›s› ve refah devletleri (!) olduklar› bu ülkelerin halklar› taraf›ndan süreç içinde anlafl›ld›. Yani, bürokrat, burjuvazi dikta-

törlüklerine alternatifin, emperyalist tekellerin olmad›¤›n› bugün bu ülke halklar›n›n yaflad›klar› yoksulluklarla, ulusal ve mezhepsel çat›flmalarla daha iyi anlafl›l›yor. Bu nesnel tablo devrim için yeni imkanlar yarat›yor. Bunun en somut kan›t›, bu ülkelerin nüfusunun özellikle yafll› ve orta yafll› kufla¤›n›n bürokratik burjuva diktatörlü¤ü süreçlerini bile arar duruma gelmeleridir. Ya da sosyalizme olan özlemlerini yapm›fl olduklar› gösterilerde tafl›m›fl olduklar› Lenin ve Stalin posterleriyle ifade etmeleridir. Halklar aç›s›ndan yaflad›klar› sürecin özeti bu flekildeyken; sosyalist maskeli bürokrat burjuva diktatörlü¤ünün y›k›lmas›yla birlikte bu süreçten ekonomik olarak zay›flam›fl, bir çok yar›-sömürgesini kaybetmifl olarak ç›kan Rusya ise ayn› zamanda dünya kapitalizmiyle de yar›fl edebilecek teknolojik alt yap› ve mali sermayeden de yoksun olarak ç›km›flt›. Bu yeni konjonktürde, bir süre için meydan sadece ABD emperyalizmine kalm›fl görünüyordu. ABD “tek kutuplu dünyan›n” bafl aktörü olarak dünyay› kendi ç›karlar› do¤rultusunda yeniden flekillendirme projeleri gelifltirdi. ABD Baflkan› Bush,

bu tek kutuplu dünya konjonktürüne Yeni Dünya Düzeni (YDD) ad› vererek dünya düzeninin sa¤lanmas› görevini ABD bizzat kendi üzerine ald›! Bu süreçte ABD’nin ilk icraat› çok uluslu askeri güçlerle Irak ve Somali’ye askeri müdahalelerde bulunmak oldu. Irak müdahalesiyle Orta Do¤u’daki inisiyatifini sa¤lamlaflt›rd› ve derinlefltirdi. Da¤›lan Rus Sosyal emperyalizmi ve Do¤u Bloku ülkelerindeki “göz kamaflt›r›c›” pazarlara yönelik yeni planlar gelifltirdi. Do¤u Avrupa ve Balkan ülkelerine ayr›, Kafkaslara ayr› planlar gelifltirdi. Türkiye’yi manivela olarak kullanarak, Kafkas pazar›n› ele geçirme planlar›n› uygulamaya soktu. Özellikle, Balkanlar (Yugoslavya)’da CIA ve NGO (Sivil Toplum Örgütleri(!)) vb. arac›l›¤›yla milliyetçili¤i körükleyerek bu bölgeleri adeta kaynayan kazan haline getirdi. Amerikan “Ulusal Demokrasi Fonu’ndan ‘91’lerden bafllayarak 2001’lere kadar Yugoslavya’daki NGO’lara ve çeflitli medya ve partilere 100 bin dolarla kasan›n a¤z›n› açt›, 2001’lere gelindi¤inde milyon dolarlar› aflan “yard›m”larla Yugoslavya’n›n alt›n› oydu. Milliyetçili¤in k›flk›rt›lmas›


ve Balkanlara’da yeni manda devletçikler yarat›lmas›yla Balkanlar’›n “yeniden düzene sokulmas›” rolünü AB’nin tek bafl›na ABD’ye b›rakmas› beklenemezdi. AB giderek büyüyen ekonomisiyle (özellikle Do¤u Almanya ve Bat› Almanya’n›n birleflmesi sonucu çok güçlü bir emperyalist devlet haline gelen Almanya ve yan› s›ra Fransa ABD’nin karfl›s›na ciddi bir rakip olarak ç›k›yordu. “YDD”ni bu tan›mlamalar üzerin oturtursak, emperyalistler aras›ndaki it dalafl›ndan, halklar›n daha çok ezilmesi ve sömürülmesinden milliyetçili¤in körüklenerek yeni yeni yar›-sömürge devletlerin oluflturulmas›ndan baflka bir fley de¤ildir. “YDD” sosyalizme yönelik yo¤un bir ideolojik savafl›n ifadesidir. Her gün, hep ayn› “komünizm öldü” masallar›yla emekçilere yönelik ideolojiksiyasal-örgütsel-psikolojik-askeri- kültürel vb. sald›r›lar›n alçakça demagojilerle sürdürülmesidir. “Küreselleflme” demagojisi ya da 21. Yüzy›lda Leninizmin bir kez daha do¤rulanmas› üzerine “YDD”nin neo-liberal politikac›lar›, ayd›nlar›, iktisatç›lar› ve neo “sol”cular emperyalizmin alm›fl oldu¤u bu günkü biçimi demagojik kavramlarla süsleyerek neo-liberal politikalar›na uygun “küreselleflme” ideolojik kal›b›n› imal ettiler. Bu imalat, özellikle de emekçiler ve demokratlar üzerinde bilinç bulan›kl›¤› yaratma ifllevi görmesi aç›s›ndan tehlikelidir. “Küreselleflme”yi tan›mlayan “sol”cu ayd›n ve iktisatç›lar: 1- Büyük firmalar›n ve onlar›n ait olduklar› güçlü devletle-

rin “dünya pazarlar›ndaki paylar›” art›yor. 2- Belirli bir tüketim kal›plar› ‘empoze’ ediliyor. Yerli tüketim kal›plar›n›n yerine ‘uluslararas›’ yani “büyük firmalar›n ve onlar›n ait olduklar› güçlü devletlerin tüketim kal›plar›” al›yor. -Ya o ülkelerden ithal ediliyor. -Ya da lisans anlaflmalar› ile haraç ediniyor. 3- Zamanla Çok Uluslu fiirketler (ÇUfi), az geliflmifl ülkelerdeki ‘iç ticarete’ giriyorlar. Do¤al olarak da “kendi mallar›n›” pazarl›yorlar. -Katma de¤eri yüksek ürünler do¤rudan do¤ruya söz konusu geliflmifl ülkelerden geliyorlar. (genellikle ileri teknoloji ürünleri) -Katma de¤eri düflük olanlar, üçüncü ülkelerde ‘fason’ yapt›r›l›yor... 4- Az geliflmifl ülkelerdeki firmalar, ÇUfi’lar›n ‘orta¤› olarak” tek tarafl› ba¤›ml› hale getiriliyorlar. Hangi mallar›n, nas›l, ne kadar, kimin için üretilece¤i, ÇUfi taraf›ndan belirleniyor, ihracat da ÇUfi güdümünde oluyor. 5- Az geliflmifl sanayi ve ticaret ÇUfi’lerin güdümüne giriyor. 6- Bunlar›n sonucunda az geliflmifl ülkelerin, ‘kendi ulusal ç›karlar› do¤rultusunda’ bir sanayi ve ticaret politikas› izleme olana¤› kalm›yor. 7- Küresel sistemde egemen unsur olarak, -ÇUfi’ler, -Geliflmifl ekonomiler ortaya ç›k›yor. Tüm bunlar›n sonucu olarakta, “Az geliflmifl ülkelerde ‘siyaset ve bürokrasi”, bu ekonomi ve ticari ba¤›ml›l›kla birlikte, emperyalistlere, ÇUfi’lere

ba¤›ml› hale geliyor. Az geliflmifl ülkede kültür ve e¤itimde, ekonomi ve siyasetteki ‘ba¤›ml›l›¤a paralel olarak’ güçlü devletlerin ve uluslararas› büyük firmalar›n güdümüne giriyor...” (Erol Manisal›, Cumhuriyet. 25 May›s 2001 “Ticari ve ekonomik olarak küreselleflme ne demek?”) Görüldü¤ü gibi, tüm burjuva ve küçük- burjuva liberaller ve “sol”cular ve onlar›n kalemflörleri “küreselleflme”yi emperyalizmin bir üst aflamas› olarak de¤erlendiriyorlar. Ya da sanki “küreselleflme”yle birlikte “az geliflmifl ülkeler”, “güçlü devletler”in mali boyunduru¤una girmifl gibi ele alarak, tekelci kapitalizmin bir as›rdan fazlad›r mali sermaye ihrac›yla yar›-sömürgeleri kendilerine ba¤›ml› k›ld›klar›n› gizliyorlar. Gerçektende “küreselleflme” emperyalizmin bir üst aflamas› m›, yoksa “YDD” neo-liberalizmin ideolojik makyaj› m›? Serbest rekabetçi “meta ihrac›n›n hakim oldu¤u” kapitalizmden tekelci (sermaye ihrac›n›n hakim oldu¤u) kapitalizme geçilmesiyle birlikte tüm zenginlikler en güçlü kapitalistler olarak ayakta kalan tekeller taraf›ndan denetime al›nm›flt›r. Tekelleflmeyle birlikte rekabet ortadan kalkmaz. Asgari kar için yap›lan serbest rekabetin yerini azami kar için yap›lan rekabet uluslararas› arenada emperyalistler aras› hammadde kaynaklar›n› ele geçirmesi mücadelesi fleklinde sürer. I ve II. Emperyalist Paylafl›m Savafllar›’n›n ç›k›fl sebebide, azami kar için yürütülen rekabetin hammadde kaynaklar›n›n yeniden paylafl›lmas›nda cisimleflti. -Lenin yoldafl’›n çözümledi¤i gibi emperyalizmin ka-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

5


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

6 rakteristik özellikleri 1- Meta ihrac›n›n yerine sermaye ihrac›n›n hakim olmas›, 2- Dev tekellerin do¤mas›, 3- Sanayi sermayesiyle banka sermayesinin birleflmesi ve bu birleflmenin sonucunda mali oligarflinin oluflmas›, 4- Asgari kar’›n yerini azami kar’›n almas›, 5- Hammadde kaynaklar›n›n emperyalistler aras›nda bölüflülmesi. Ve tüm bu (egemen unsur) yönleriyle tekelci kapitalizm ve mali sermaye. -Uluslararas› bir karaktere sahiptir, yani yar›-sömürgelere mali sermayenin temerküz etmesiyle bu tür ülkelerin tüm kaynaklar›n›n bu ülkelerin egemen s›n›flar›n› sat›n alarak kendine ba¤›ml› hale getirir. - Ve emperyalist mali sermaye üretimden kopuk olan bu özelli¤iyle çürüyen ve asalak bir özelli¤e sahiptir. Mali sermaye girdi¤i her ülkede adeta bir kene gibi yap›fl›r. Yar›-sömürgelerden emperyalist ülkelere yüklü (azami) bi art›de¤er tafl›n›r, servet ve hammadde hortumlan›r. Yar›-sömürge ülkelerin üretici güçlerini y›k›ma u¤rat›r, ülkeleri borçland›rarak kapitalist geliflmelerinin ve feodal mülkiyet iliflkilerinin tasfiyesinin önünü t›kar. ‹flte bu özellikleriyle emperyalizm, dünyadaki tüm topraklar›n bakireli¤ini bozmufltur. Emperyalizmin bu klasik ve Leninist tan›mlamas›yla “küreselleflme” tan›mlamalar›n› karfl›laflt›rd›¤›m›zda “küreselleflme” diye cilalanarak pazarlanan›n biçim olarak farkl›l›klar olsada esas olarak emperyalizmi tan›mlad›¤›n› görüyoruz. Her fleyden önce flu tespiti yapmak gerekiyor: Büyük firmalar›n ve onlar›n ait olduklar›

güçlü devletlerin ‘dünya pazarlar›ndaki paylar›’n›n artmas› do¤ald›r. Bu görecedir. Dünyadaki konjonktürel durumla birebir ilintilidir. I. Paylafl›m Savafl›ndan sonra, Büyük Ekim Devrimi’nin gerçekleflmesi, ard›ndan, Çin, Vietnam, Kore, Küba, Do¤u Avrupa devrimleri vb. emperyalizmin sömürü alanlar›n› daraltm›flt›. Sömürü alanlar› daral›nca do¤al olarak pazarlar›ndaki paylar›nda daralma gerçekleflti. Bu gün oluflan yeni konjonktür emperyalistlere yeni yeni pazarlar açt›. Sürece bünyesini mali ve askeri olarak en iyi haz›rlayan Amerikan emperyalizmi pastan›n en büyü¤ünü yiyor do¤al olarak. Keza yar›n, yeni devrimlerin olmas› durumunda pastadan yedikleri pay da azalacak. Ne kadar çok yar›-sömürge olursa, o kadar çok mali sermaye ihraç ederek faizden (tefecilikten) mali servet kazanma esprisinden yola ç›karsak, bu gün pazardan büyük paylar kapma oran›n›n 1900’lerin bafllar›na (17 Ekim Devrimi öncesi) ancak tekabül etmeye bafllad›¤›n›n alt›n› çizerek vurgulamak zorunday›z. Bu gerçeklik “küreselleflme” teorisyenlerinin çok hofluna gitmeyecek, ama yinede gerçek, gerçektir. Bu günkü mali sermayenin uluslararas› arenadaki temerküzünü ve dolafl›m›n› bundan 90100 y›l öncesinden ay›ran tek faktör; mali sermayenin bu temerküzünün, bugün iletiflim ve teknoloji a¤›n›n gerçekleflmesiyle birlikte, çok daha h›zl› bir flekilde gerçekleflmesidir. Yanisermayenin dolafl›m›na niteli¤ini veren özde bir de¤ifliklik yok. Biçimde, sermaye ihrac›n›n girdi-ç›kt›s›n›n daha h›zl› bir flekilde yap›lmas› söz konusu.

Ve hatta, kimi araflt›rmalar gösteriyor ki, (Paul Hirt ve Brame Tan›psen gibi araflt›rmac›lar›n verileri çarp›c›d›r) 1900’lerin bafllar›nda sermaye dolafl›m› bugünkünden daha fazla ve serbestçe gerçeklefliyordu. Karl Polanyi “Büyük De¤iflim” adl› yap›t›nda 1870-1914 döneminin kendi kendini iflleyen pazar ve insan›n tam olarak y›k›ma u¤rad›¤› süreç olarak tan›mlar. Bu dönemde ekonomi pazar kurallar›na göre ve devletin rolünün “yanl›zca” tekelci kapitalistlerin ç›karlar›na göre flekillendi¤i (Keynesci “sosyal devlet” olgusu öncesi ) döneme göre iflliyordu. “Sözde küreselleflmifl ekonomi, asl›nda, I. Paylafl›m Savafl› öncesi koflullara dönüflten ibaret. O s›ralar ticaret, ulusal gelire oranla bugünküyle benzerdi. Ülkeler aras› sermaye ak›fl›da en az bugünkü kadar yo¤undu... Peki enformasyon teknolojisinin geliflimi, “küreselleflmede” yeni bir unsur mu? Asl›nda bundan daha önemli bir geliflme, 19. yüzy›l›n ortalar›nda yaflanm›flt›. O s›rada atlar›n çekti¤i nakliye araçlar› ve gemilerden, demir yollar›na ve transatlantik kablolara geçmifltik. 1873 Viyana mali çöküflünün haberleri ‘bu cümleye de dikkat edelim... bn.) NewYork borsas›na bu kablolarla ulaflt›r›lm›flt›.” (Financ›al Times “Küreselleflmenin Mazereti”, Samuel Britton, 9 May. 2001, Aktaran Evrensel 13 May›s 2001) “Bir çok ülkede tahvil piyasalar› 1913’e oranla 1980’de milli gelire oranla daha büyüktü. Ancak 1990’lar›n sonunda 1913 düzeyine yaklaflt›lar... Yani 1913’te olan aç›kl›¤› yeniden elde etmek neredeyse bir yüz y›l sürdü. Gerilemelerin arkas›ndaki en önemli kuvvetler


“Bu günkü mali sermayenin uluslararas› arenadaki temerküzünü ve dalafl›m› bundan 90100 y›l öncesinden ay›ran tek faktör; mali sermayenin bu temerküzünün, bugün iletiflim ve teknoloji a¤›n›n gerçekleflmesiyle birlikte, çok daha h›zl› bir flekilde gerçekleflmesidir. Yanisermayenin dolafl›m›na niteli¤ini veren özde bir de¤ifliklik yok. Biçimde, sermaye ihrac›n›n girdi-ç›kt›s›n›n daha h›zl› bir flekilde yap›lmas› söz konusu.

ise, savafllar ve depresyondu” (age) Öyleki, söz konusu olan savafllar, daha büyük “gerilemelerin” önünü açt› ve emperyalistlerin pazarlardaki paylar›n› küçülttü. O da devrimlerdir. Dolay›s›yla “pazarlar›n büyümesi” ya da küçülmesi görecelidir. “Küreselleflme”yle iliflkili de¤il, emperyalizmin içinden bulundu¤u ulusal ve uluslararas› konjonktürle; yani-krizler, savafllar, devrimler vb. olgularla ilgilidir. Michel Chossoduvsky’de: “Tehlikeli olan, mali servetin büyük yo¤unlaflmas› toplumsal bir az›nl›¤›n gerçek kaynaklar üzerindeki egemenli¤idir. Bu sonuncusu ayn› zamanda uluslararas› bankac›l›k sistemi içinde “para yat›r›m›”n› denetlemesidir” diyerek “küreselleflmenin” ekonomik boyutunu tan›ml›yor. (Yoksullu¤un küreselleflmesi” sf. 31) 1913’lerdeki liberal-ulusalc› ekonomi- politikan›n iflledi¤i koflullarda borsa iflleminin büyüklü¤ü ancak bu günküyle paralel ve uluslararas› sermaye ak›fl›da en az bugünkü kadard›.

Dolay›s›yla, “mali servetin yo¤unlaflmas›”n› küreselleflme olarak tan›mlamak, emperyalizmin ideolojik-politik özü ve içeri¤ini neo-liberal flablonla incelterek “küreselleflme” masallar›n› yumurtlayarak emek ve hammadde kaynaklar›na azami sald›r›n›n gerçeklefltirilmesinden baflka bir fley de¤ildir. Keza tehlikeli olan “mali servetin büyük yo¤unlaflmas›...” de¤il, bizzat kapitalist-emperyalist sistemin kendisidir. Tehlikeyi Michel Chossudovsky’nin tan›m›yla s›n›rlamak, kapitalist-emperyalist sisteme rötufl çekmekten, ondan ince bir biçimde “reform” talep etmekten baflka bir fley de¤ildir. Biz rötufl de¤il, devrim istiyoruz. Kemalist burjuva ve küçük burjuva ayd›nlar›, Türkiye’yi sanki, yeni sömürgelefltiriliyormufl gibi, teoriler “icat” ederek ya da icat edilen teorilere sar›larak gerçekli¤i nereye kadar çarp›tacaklar. Frans›z-‹ngiliz (1836 Balta Liman› anlaflmas›yla bafllayan) kapitülasyonlar›n›n faturas› ve sonuçlar› bugünkü Türkiye IMF- DB iliflkilerinden hiç de hafif de¤ildi. 1900’lerde Osmanl›’n›n içine düflmüfl oldu¤u ba¤›ml›l›k iliflkisi 1923’lerde Frans›z-‹ngiliz emperyalistlerine verilen tavizlerden hiç de hafif de¤ildi. Dolay›s›yla emperyalistlerin “dünya pazarlar›ndaki paylar›”n›n artmas› Türkiye aç›s›ndan da, Türkiye’nin yeni tan›flm›fl oldu¤u bir gerçeklik de¤ildir. -“Belirli bir tüketim kal›plar› ‘empoze’ ediliyor. Yerli tüketim kal›plar›n›n yerini ‘uluslararas› tüketim kal›plar›’ al›yor” sav›yla “küreselleflme”yi tan›mlama çabalar› gerçek anlamda saçma ve bir o kadar da emperyalizm ve yar›-sömürgecilik iliflkisin-

den hiç bir fley anlamamakt›r. 1800’lerin sonlar›na do¤ru serbest kapitalist geliflme sonucu tekelci kapitalizm evresine geçen bir elin parmak say›s›n› geçmeyen emperyalist devletler, kapitalizmle henüz tan›flmaya bafllam›fl olan ülkelere yüksek faizlerle borç paralar vererek, bu tür ülkelerde büyük imtiyazlar elde etmifller, bu imtiyazlarla kendilerine ba¤›ml› olan yar›-sömürgeler yaratm›fllard›r. Ekonomik ve siyasal ba¤›ml›l›k komprador iliflkilerin oluflmas› ve geliflmesini tan›mlarken ayn› zamanda da henüz yeni do¤an burjuvazininde devrimci barutunu tüketmifltir. Ba¤›ml› ve güçsüz kalan burjuvazi kendi geliflimini de tamamen emperyalist efendilerin kaderine b›rakm›flt›r. Dolay›s›yla bu, emperyalizme ba¤›ml› komprador-kapitalizm-montaj sanayi yaratm›flt›r. O halde biz: Türkiye’de yerli imalat sanayinin ba¤›ms›z geliflimi ve “yerli tüketim kal›plar›ndan” söz edemeyiz. Öyleki, emperyalizm ne vermiflse/verirse kompradorlar ve büyük toprak a¤alar› onu yemifltir ve yiyecektir. Bu 1836’lardan bu güne de¤in böyle olmufltur. Ve Türk egemenleri yaln›z “haraç” vermekle kalmam›fllard›r, emperyalizmin talan ve soygununu içeren ne varsa, onu vermifllerdir. Onurlar›n› dahi. -“Zamanla ÇUfi’ler, az geliflmifl ülkelerdeki ‘iç ticarete’ giriyorlar. Do¤al olarak da kendi mallar›n›n pazarl›yorlar” tezi “ÇUfi’ler”in “egemen unsur olarak” ön plana ç›kmas› iddias›yla güçlendiriliyor. Ya da tersten al›rsak “ÇUfi’ler arac›l›¤›yla talan edilmesi tezi her iki biçimiyle de ayn› kap›ya ç›k›yor. Tekelci kapitalizmin, yani emperyalizmin temel unsu-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

7


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

8 ru”tekeller”dir. “Küreselleflme”cilerin temel unsuru ise, “ÇUfi” (Çok Uluslu fiirketler) ‹lkin ÇUfi’lerin, egemen unsur haline gelmesinin anlam›n›n ulus özelli¤inin kald›rmas› gülünçtür, devletlerinde ÇUfi’lerin, yani “ulus ötesi”nin “s›n›f ç›karlar›n›” temsil eden bir niteli¤e bürünmesi demektir, yaln›zca bu olgudaki “ÇUfi’lar›” “egemen unsur” olarak piyasaya sürmenin ne denli “post”(!) bir demagoji oldu¤unu göstermeye yeter. Örne¤in ABD ile Almanya aras›ndaki her türlü çeliflkinin ortadan kalkt›¤› yönlü bir deli saçmas› tezin ileri sürülmesi de gerekiyor pek do¤al olarak. “Ulus ötelik” uluslar›n kendi aralar›ndaki çeliflkilerin (pazardan pay kapmak için çevirilen dolaplar gibi) pek tabi olarak ortadan kalkmas› gerekiyor. Bu noktaya yeniden dönece¤iz. ÇUfi’lar›n oluflumu, yani uluslararas› flirket evlilikleri, (bu evlilikler geçici ya da kal›c› olabilir; ad› üzerinde evlilik. Evlili¤in kal›c›, uzun ya da k›sa olmas›, flirketler aras›ndaki “sevgi”nin gücüyle ilintilidir.) tekeller aras› rekabetin ve kartel aras›ndaki iliflkilerle var›lan konsorsiyumlar›n bir sonucudur. Yani tekellerin uluslararas› rekabette ayakta kalabilmeleri için (çünkü küçük tekeller ifltah› büyük olan, büyük tekellerce yutuluyor) birbirleriyle yapm›fl olduklar› flirketsel birleflmelerdir. Bu tür durumlar istisnaidir. Çünkü, uluslararas› rekabetle söz konusu olan flirketlerin ç›karlar›yla iliflkilidir. Tekellerin genel e¤ilimi esas olarak, di¤er tekelleri pazardan silme üzerine kuruludur. Bunun d›fl›nda ortaya ç›kan birlik e¤ilimi ise, yukar›da ifade etti¤imiz gibi koflullu ve istisnalar› içerir.

2001’in Haziran ay›nda bir Avrupa flirketiyle Amerikan flirketinin “evliliklerine” flirketin mensubu oldu¤u ülke izin vermemifltir. Çünkü bu birleflme o ülkenin “ulusal ç›kar›na” zarar veren bir birleflme olaca¤› için engellenmifltir. Ki, sosyalist maskeli bürokrat burjuva diktatörlüklerinin da¤›lmas›yla birlikte a盤a ç›kan pazarlar› doldurmak için emperyalistler aras›nda k›yas›ya rekabetin artt›¤› ve emperyalist devletlerin pazarlar› tek bafl›na ya da ittifaklar›yla ele geçirmek için birbirlerine “çelme” takt›klar› koflullarda, ÇUfi’lar› “egemen unsur” olarak koymak ve bu ba¤lamda da, “az geliflmifl ülkelerin kendi ulusal ç›karlar› do¤rultusunda bir sanayi ve ticaret politikas› izleme olana¤›n›n kalmamas›ndan söz etmek, esasta, emperyalizmin içsel karakterini gizlemek girifliminden baflka bir fley de¤ildir. Evet, 2000 y›llar›na do¤ru ilerlenen süreçlerde oluflan flirket evliliklerinin varl›¤› reddedilemez; ama ÇUfi’lar›n misyonunu oldu¤undan fazla abartmakta emperyalizmin ve tekelci devletlerin misyonunu kavrayamamakt›r. “Royal Dutch/Shell gibi bir kaç flirket gelirlerini, hisselerini, yönetimlerini... uluslararas› alanda yaym›fllar, geri kalanlar›n ço¤u, Almanya’da Volswagen gibi... ulusal ba¤lar›n› kuruyorlar” New York Times (30/04/98) ABD’de Japon ve Avrupa flirketleri küresellik postuna bürünerek dolafl›yorlar”... “fiirketlerin uluslar üstü olaca¤›n› iddia etmek bir paradokstur... Ne zaman bir yard›ma gereksinmeleri olsa, hangi ülkeye ait olduklar› hemen ortaya ç›kar.” M‹T’den William J. Keller)

“fiirketlerin hareketlili¤inin artmas› bir fley, ulusal hükümetlerin oyunun kurallar›n›n saptamalar›na olanak tan›mayacak bir ortam›n do¤mas› baflka bir fley, bunlar› birbirine kar›flt›rmamak gerekir. (Harward’den Dani Rodrik) Aktaran, Ergin Y›ld›zo¤lu fieytan›n en büyük hilesi” Cumhuriyet, 28 May›s 2001 Yine Ergin Y›ld›zo¤lu’ndan aktarmaya devam ederek say›s› üç befl taneyi geçmeyen ÇUfi’larla dünyan›n en büyük tekellerinin listesini vererek do¤rudan do¤ruya k›yaslama yapm›fl olaca¤›z. “2000 y›l›nda, dünyan›n en büyük 200 flirketinin 90’› ABD, 17’si Japon, 16’s› ‹ngiliz, 13’ü Alman di¤er 13’ü Frans›z kaynakl›d›r. (‹nstitue For Policy Studies raporu) FT 500’e göre, dünyan›n en büyük 500 flirketinin (Sermaye büyüklü¤üne/mülkiyetine göre, trilyon dolar) 239’u ABD, (10.8 trilyon), 64’ü Japon (1.8), 40’› ‹ngiliz (1.6), 28’i Frans›z (0,9), 21’i Alman (2.1)...” (The Economist 13-12-97) Bu net rakamlardan da anlafl›laca¤› gibi zorlama teorilerle ÇUfi’lar› dünya ekonomisinin “egemen unsur’u olarak koyanlar›n bu teorilerinin ayaklar›n›n tamamen havada oldu¤u anlafl›l›yor. Lenin’in emperyalizm teorisini bozarak “küresel ekonomik sistem”in “ülkelerin iç bölünmüfllü¤ünden ve uluslararas› bölünmüfllükten beslen”di¤ini iddia eden burjuva iktisatç›lar (Michel Chossudovsky “Yoksullu¤un Küreselleflmesi”sf 31) Sömürünün esas kayna¤›n› gizlemeye çal›fl›yorlar. Emperyalizm, yani uluslararas› mali sermaye ülkelerin bölünmüfllü¤ünden de¤il, yaratm›fl oldu¤u yar›-


sömürge iliflkilerinden, iflçi s›n›f› üzerindeki de¤er sömürüsünden, ranttan, tefecilikten beslenir. Çeliflki do¤ru bir flekilde konulmazsa, çeliflkinin çözümüde do¤ru olmayana paralel olarak “çözülüyor” “Küreselleme”yi tan›mlarken “az geliflmifl ülkelerdeki kültür ve e¤itim de, ekonomi ve siyasette “ba¤›ml›l›¤a paralel olarak” güçlü devletlerin ve uluslararas› büyük firmalar›n güdümüne giriyor” sav›da en hafif deyimiyle ve tam anlam›yla emperyalizmin bu güne de¤in ne yapt›¤›n› bilmemek ya da görmemezlikten gelmektir. Çünkü komprador burjuvazinin emperyalizmle girmifl oldu¤u ekonomik iliflkiler çerçevesinde ve de esas olarak, bu iliflkiler üzerinden üst yap›s›n› (siyaset, bilim, kültür, ahlak, e¤itim) flekillendirir. Her ekonomik iliflki kendine uygun üst yap›y› da infla eder. Dolay›s›yla ba¤›ml›l›k iliflkisi siyasetine, e¤itimine, kültürüne, ahlak›na vb.de yans›r; kendi kültürüyle, ahlak›yla, e¤itimiyle, siyasetiyle kar›flt›rarak flekil al›r, Türkiye özgülünde emperyalist-arabesk (yar›-feodal mülkiyet iliflkileri ve yar›sömürgecili¤i tan›mlayan) bir kültür, e¤itim, siyaset, ahlak empoze ettirilir. Söz konusu olan internet a¤lar›yla e¤itim, kültür vb. ba¤›ml›l›ksa, bu da bir yan›lsamad›r. ‹nternet kullan›m› ba¤›ml›l›¤›n olup-olmamas›n›n belirlemiyor; yaln›zca emperyalizmin gerici kültür, ahlak vb.nin pompalanmas›nda h›zl› bir iletiflim a¤›n›n devreye girmesini tan›ml›yor. Bu t›pk› bir tuflla, sermayenin dünyan›n öbür ucuna h›zl› bir flekilde transfer edilmesi ya da ayn› sermayenin bir uçakla ayn› yere tafl›nmas› aras›ndaki fark gibidir. Bir fleyin h›zl› ya da yavafl

olmas› o fleyin niteli¤ini belirleyen faktör de¤ildir. Ki baz› “küreselleflme” yanl›lar› da “internet arac›l›¤›yla ve a¤›yla demokrasisinin geri olan ülkelere dahi demokrasi gitti¤ini ya da/demokrasinin kendisini bu tür ülkelere dayatt›¤›”n› savunacak kadar ileri gidiyorlar. Bu “özgürlük ve demokrasi a¤›nda (!)” uluslararas› internet flirketlerinin kar marjlar›n› bir kenara b›rak›rsak, esasta kitlelerin tepkilerinin monitör bafl›nda d›flar› vurulmas›yla onlar›n tepkilerini nötralize etmifl oluyorlar. Dolay›s›yla internet, özgürlük de¤il, özgürlü¤ün burjuvazinin lehine kulland›r›lmak istenmesidir. Kald› ki bizim gibi ülkelerde internet kullan›m› kapitalist ülkelerle k›yaslanamaz. Bizde oldukça s›n›rl›d›r. Evine ekmek götüremeyen emekçinin bilgisayar götürüp internet a¤›na ba¤lanmas› da beklenemez. Dolay›s›yla “küreselleflme”nin “özgürlük ve demokrasi” getirece¤i mesaj›yla emekçinin önüne tozpembe bir dünya serilmeye çal›fl›l›yor. Marksizme yönelik ideolojik sald›r›n›n önemli ayaklar›ndan birini de bu mesajlar oluflturuyorlar. Fakat, hayat›n devrimci tablosu karfl›s›nda bu mesaj› reklam bombard›man›n›n dayanma gücü bir balonun küçük bir kibrit k›v›lc›m›na dayanma gücü kadard›r. Di¤er yandan da, bir günde milyarlarca dolar›n bilgisayar tufluyla dünyan›n bir ucundaki borsaya, bankaya, devlete, flirkete, vs. transfer olmas› Lenin’in emperyalizm çözümlemesini bir kez daha do¤ruluyor. Asalak, rantiyeci ve çürüyen kapitalizm. Tekelci kapitalizmin asalak, rantiyeci ve çürüyen bu yüzünün bu gün alm›fl oldu¤u biçim-

de incelemeye de¤er. Bugün mali sermayenin uluslararas› merkezileflme düzeyi ve bu ba¤lamda da, dünyan›n yar›-sömürge ekonomilerini birkaç merkezden yönetme yetene¤i 1917’lerin düzeyinden daha yüksektir elbette. ‹letiflim a¤›n›n geliflmesi ve bu geliflmiflli¤e paralel olarak mali sermayenin dünya çap›nda dolafl›m h›z› da artm›flt›r. Dünyada mali sermayenin dolafl›m›n› yönlendiren IMF ve Dünya Bankas› baflta olmak üzere, B15 (Uluslararas› Sözleflme Bankas›) vb. kurulufllar, tüm dünyan›n yar›-sömürge ekonomilerini kontrolünde tutuyorlar Özellikle IMF ve DB gibi emperyalist kurulufllar yar›-sömürgelerin ekonomilerini ve buna ba¤l› olarak siyasetini yönlendirmede çok önemli roller üstlenmifl durumdalar. IMF ve DB’n› oluflturan ülkeler ayn› zamanda G-8 (Geliflmifl 7 ülke ve Rusya)’leri oluflturan emperyalist ülkelerdir. Fakat, esas olarak uluslararas› Para Fonu ve Dünya Bankas› Amerikan Hazine Bakanl›¤›’n›n kontrolündedir. Bu iki kurulufl da 1980’lerde dünyan›n yeniden yap›land›r›lmas› program›na ba¤l› olarak, neo-liberal politikalar çerçevesinde yeniden yap›land›r›lm›fllard›r. Bu yap›land›rmayla yar›-sömürgelere borç vermeyi yeni koflullara ba¤lay›p “makro-ekonomik istikrar” ve “yap›sal uyum” programlar›n› dayatarak neo-liberal ekonomik politikalar›n yaflama geçirilmesinin önünde engel olan “önemli döviz kurlar›n›n serbest b›rak›lmas›” ve “ekonomik yeniden yap›lanmayla ve Keynesci “sosyal devlet” olgusuyla içsel olan Bretton Woods anlaflmas› bir kenara at›lm›flt›r. Keynesci ekonomi-politikalar bir yönüyle

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

9


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

10 yükselen sosyalizm mücadelesi ve prestijini kapitalist-emperyalist blokta azaltmak ve y›¤›nlar›n sosyalizm istemlerini “sosyal devlet”le reforme etmeyi hedefleyen yönleriyle de karakteristikti. Fakat 1980’de neo-liberal politikalarla bu terk edilmifl ve dünya bu bazda yeniden yap›land›rmaya tabi tutulmufltur. Bu yaz› içinde vurgulad›¤›m›z› yeniden vurgulamakta sak›nca yok. Emperyalizm krizlere ve dünya konjonktürüne uygun olarak kendi ekonomi-politikas›n›da gözden geçirir ve yap›land›r›r. “YDD” Rus Sosyal Emperyalizmin ve Do¤u Bloku’nun y›k›m›yla birlikte emperyalizm neo-liberal ekonomi politikas›n› terketmemifl aksine, bu yeni koflullara uygun olarak flekil vermifl ve dünya çap›nda sosyalizmin prestij kayb›na u¤ramas›yla birlikte DHD ve sosyalizm mücadelesinin gerilemesinide f›rsat bilerek, yakalam›fl oldu¤u bu avantajla psikolojikpolitik-ekonomik sald›r›ya geçmifltir. Dünya proletaryas›n›n geçici da¤›n›kl›¤› ve örgütsüzlü¤ü emperyalist solucanlar için adeta bir f›rsatt›. Ve onlar yakalad›klar› bu f›rsat› dünya emperyalizminin ve gericili¤inin “bayram”› ilan ettiler(!) Bu da¤›n›kl›k, gerileme onlara bulunmaz bir sald›r› f›rsat› do¤uruyordu. Çünkü bir politikan›n oluflturulmas› ve uygulanmas› güç dengeleriyle bire bir ilintilidir. Karfl›lar›nda ciddi bir güç olmad›¤› için de neo-liberal ekonomi-politikalar›n› da 1990’lardan sonra daha vahfli olarak gelifltirmeye ve uygulamaya koyuldular. Bu geliflmeler yaln›zca yar›-sömürge ülkeleri de¤il, kapitalist ülkelerin bir k›sm›n› da G-7’lerin yede¤ine takt›. Özellikle Moody’s Standard and Poor “derecelendir-

me”leri ülke ekonomilerini ve siyasetini istedi¤i gibi manüple etme imkan› sunuyordu. Tüm kaderini emperyalistlere ba¤lam›fl ülkeler bu manüplasyonlarla suda elektrik yemifl bal›klara dönüyorlard›. Emperyalistler “yeniden yap›land›rma” politikalar›na uygun olarak 1995’de WTO (Dünya Ticaret Örgütü) nü kurdular. WTO’nun kurulufl tüzü¤ünde, ulus ticaret politikalar›n›n “denetlenmesi”yle özelliklede yar›-sömürgelerin ticaretinin emperyalistlerin ç›karlar› do¤rultusunda (uluslararas› bankalar, ÇUfi’lar, ticari kurulufllar vb.) uluslararas› bir tüzükle “yasal” güvence alt›na

“Bu yaz› içinde vurgulad›¤›m›z› yeniden vurgulamakta sak›nca yok. Emperyalizm krizlere ve dünya konjonktürüne uygun olarak kendi ekonomi-politikas›n›da gözden geçirir ve yap›land›r›r.

al›n›yor. Böylelikle emperyalist flirketlerin, bankalar›n yar›-sömürgelerdeki “yat›r›m”lar›na uyum sa¤layamayan ülkelerin kredibilitesi düflürülerek IMF ve DB taraf›ndan borç para verilmesi de güvence alt›na al›nm›fl olunuyor. Bu flekilde emperyalistlerin yat›r›mlar›, ticareti, banka faaliyetleri yasal düzenlemelerle güvence alt›na al›nd›. “GATT flemsiyesi alt›nda haz›rlanan ve 1994 y›l›nda imzalanan Uruguay Turu anlaflmas›yla yabanc› ticari bankalar›n yerli bankac›l›k sektörüne serbestçe girmelerine izin (Yoksullu¤un Küreselleflmesi sf. 77. Michel Chossudovsky) veren

anlaflmalar›da ulusal bankalar› çökertme operasyonuna start verildi. IMF ve DB direktifleriyle yar›-sömürgelerdeki ulusal ve özel bankalar›n çökertilmesi GATT’›n (Türkiye’de son yaflananlar emperyalizmin bu projesinin) bir ürünüdür. 1994 y›l›nda emperyalistler aras›nda görüflmelerine gizlice bafllanan ve 1997 y›l›nda dünya kamuoyuna yans›yan ve emperyalizmin anayasas› olarak da bilinen MAI (Çok Tarafl› Yat›r›m Anlaflmas›) ile emperyalist flirketler yar›-sömürgelerde istedikleri gibi ve serbestçe dolaflarak yerli yat›r›mc›larla ayn› haklara sahip olmufl olacaklar. Kompradorlarca, KOB‹’lere devlet ve bankalar taraf›ndan sa¤lanan haklar yabanc› flirketlerede sa¤lanm›fl olacak, Eximbank taraf›ndan KOB‹’lere verilen kredilerin yabanc› flirketlere verilmesi gibi haklar›n yabanc› flirketlere ve ÇUfi’lara tan›nmas› gibi önemli tavizleri içeriyor. Dahas›, her hangi bir yabanc› flirketle imzalanan anlaflmadan sonra, e¤er devlet yükümlülüklerini yerine getirmezse, ya da ifl bu flirketlerin benimsemedi¤i uygulamalar› gündeme getirirse WTO’nun Tahkim Kurulu’na (biz bunu emperyalistlerin ekonomi, ticari ve mali mahkemesi olarak ele alal›m) gitme hakk› olmufl oluyor. Ayr›ca, yabanc› flirketlerin zarar etme durumlar›nda, zararlar›n›n devlet taraf›ndan karfl›lanmas› gerekecek. Buradan da anlafl›laca¤› üzere MAI yasalar›yla emperyalizm her türlü sömürüyü ve talan›n› yasal güvenceler alt›na al›yor. Emperyalistler bununla da yetinmeyerek GATT (Tarifeler ve Ticaret Genel Anlaflmas›) kapsam›nda 1986-96 y›llar› ara-


s›nda yap›lan Uruguay Raundu’nda GATS (Hizmet Ticareti Genel Anlaflmas›) da dahil edilerek, hizmet sektörlerininde emperyalizme peflkeflini ön görüyor. GATS görüflmeleri WTO içinde devam ediyor ve 2002 y›l›nda bu müzakerelerin tamamlanarak bir sonuca ba¤lanmas› öngörülüyor. Dünya Ticaret Örgütü Sekreteryas› bu anlaflmaya iliflkin olarak: “GATS, sadece s›n›r ötesi ticaret ve yat›r›mlar› kapsamakla kalmay›p: bir hizmetin yerine getirilmesiyle ba¤lant›l› olarak, akla gelebilecek tüm sektörleri kapsayan bir hizmet yat›r›mlar› ve hizmet ticaret anlaflmas›d›r.” (Aktaran Evrensel 25 Haziran 2001) GATS Müzakereleri: 1- Telekom, posta hizmetleri, görsel ve iflitsel iletiflim hizmetleri, 2- ‹nflaat ve ba¤lant› mühendislik hizmetleri, 3- E¤itim, 4- Su iletim sistemleri, enerji ve at›k su iflletme, 5- Tüm çevresel hizmetler, 6- Finansal, mali bankac›l›k hizmetleri, 7- Sosyal hizmetler, (sa¤l›k vb.) 8- Turizm, seyahat vb. 9- Kültürel ve sportif hizmetler 10- Kara, hava, deniz ve tüm di¤er ulafl›m hizmetleri 11- Di¤er hizmet alanlar› olmak üzere, toplam on bir madde üzerinde sürüyor ve Hizmet sektöründeki ticari rekabet ve uluslararas› hizmet ticareti önündeki idari engellerin aflamal› olarak kald›r›lmas› amac›yla dünyan›n ‘yeniden yap›land›r›lmas›’ ve ‘ekonominin inflas›’ sürecini iflletiyor. Dolay›s›yla emperyalistler ‘az gelifl-

mifl’ ülkelerin tüm hizmet ve ticari kollar›n›n ve emek yasalar›n›n düzenlenmesini uluslararas› mali sermayeye tabi k›larak, emperyalist pençesiyle ‘az geliflmifl’li¤in “az›”n›n da pestilini ç›karmay› hedefliyor. Örne¤in sa¤l›k sektöründe dünya çap›nda 3,5 trilyon dolar, e¤itim hizmetlerinde 2 trilyon dolar, su hizmetlerinde 1 trilyon dolar, bir pazar›n oluflmas› ihtimali üzerinde duruluyor. Türkiye MAI karfl›t› çal›flma grubunun ifadesiyle “dünyan›n en büyük kar amaçl› hastahaneler zinciri, Amerikan Orjinli HCA/ Columbia flirketinin yönetim kurulu baflkan›, sa¤l›k alan›n›n, hava yolu ulafl›m› ticareti ya da s›hhi yatak üretimi flirketlerinden farkl› bir ticaret olmad›¤› konusunda yeminler ederek Amerika’da kalan son kamu hastahanelerini de y›kmay›, yok etmeyi amaçlamaktad›r. Merill Lynch ve benzeri yat›r›m flirketleri kamu e¤itimi sisteminin önümüzdeki 10 y›l içerisinde tüm dünyada özellefltirilece¤i ve bu süreçte ak›l almaz karlar›n elde edilece¤i kehanetlerinde bulunmaktad›r. Bu arada, Viverdi ve Suez, Yoonnaisdes Eaux ap France benzeri su simsarlar› da Dünya Bankas›’yla el ele vererek, üçüncü dünya ülkelerini su hizmetlerini özellefltirmeleri için zorlamaktad›r. (Aktaran Evrensel) Dünyan›n yeniden yap›lanmas› ve “ekonominin inflaas›” her uluslararas› sektörün talan ve azami kar perspektifine uygun olarak sürüyor. (Bu arada Türkiye’deki anayasa “de¤ifliklikleri” bankac›l›k sektörü vb. vb. yasal mevzuatlar›n de¤ifltirilmesinin bu talan ve sömürüyle iliflkisine gönderme yapmakta yarar var.) Di¤er yandan da emperya-

listler aras› bölgesel ve k›tasal ticari-ekonomik kurumlaflmalarda devam etmekte. 1964’de Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (NAFTA)’y› kurdular. Meksika dünyan›n petrol rezervlerinin % 10’una sahip bir ülke olarak ABD ve Kanada’n›n petrol ihtiyac›n› karfl›layacak önemli bir ülke konumunda. NAFTA Bu rezervleri ABD ve Kanada’ya hortumlaman›n bir örgütlenmesi de¤il yaln›zca, ayn› zamanda Amerikan ve Kanada flirketlerine birçok ayr›cal›klar tan›yarak Meksika emekçilerinin (Amerikan emekçilerinden %30 oran›nda emek maliyeti düflük) ucuz emek güçlerinin ABD ve Kanada flirketlerine sunulmas›n› da içeriyordu. ABD ve Kanada flimdi de, Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (FTAA) kurulmas› planlar›n› iflletiyorlar. FTAA’n›n toplam 34 kurucu üye ülkesi (Küba hariç) bulunmaktad›r. Bu flekilde ABD ve Kanada kendi arka bahçesinde bulunan 32 ülkeyi kendi flemsiyeleri alt›nda kurumlaflt›rarak her türlü mal›n “serbest” dolafl›m›n› ön görüyorlar. Hiçbir Amerika k›tas› ülkesinin ABD ve Kanada’yla gerek sanayide, gerek tar›mda rekabet gücü olmad›¤›n› düflünürsek, bu iki emperyalist gücün k›tay› bütünüyle bloke ederek kendi aç›k pazarlar› haline getirecekleri anlafl›l›r bir durumdur. Tüm bu verilerden de anlafl›laca¤› üzere, emperyalizm talanda, hiç bir s›n›r, yasa tan›m›yor. Dünyada emperyalizmin anayasas› ve yasalar› (MAI, WTO, GATS, FTAA vb. vb. nin borusundan baflka hiç bir borunun ötemeyece¤i (sosyalizmi bunlara bir alternatif de¤il, karfl›t bir toplumsal yap›lanma olarak düflündü¤ümüz için sosya-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

11


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

12 lizmi anm›yoruz) bir yasal-ekonomik-mali, ticari, hizmet sektörü düzenlemeleri gerçeklefliyor. Ve tüm bu geliflmelere mukabil, ‹smet Berkan “Küreselleflmenin gerçekleflmifl olan kadar› bile, dünyada bugüne kadar görülmemifl nitelikte, yepyeni bir rekabet ortam› yarat›yor. Bak›n geçenlerde, “ünlü Jean üreticisi Levis Fransa’daki fabrikas›n› kapatt›. Avrupa üretimini Türkiye’den yapmaya karar verdi. (Radikal 4-6-2001) diyor ama “küreselleflme”nin “nimetleri”ne övgüler ya¤d›r›rken, neden Fransa’n›n h›zl› tren fabrikas›n›, uzay sanayini vb. Türkiye’ye tafl›mad›¤›n› aç›klama ihtiyac› duymuyor... Neo-liberalizmin bu klasik politikas›na (örne¤in tekstil sanayinin) Türkiye’ye tafl›mas›nda karfl›l›k, trilyon dolar karfl›l›¤›ndaki Bor madenlerinin emperyalistlere peflkefl çekilmesinin (zemini yarat›lmaya çal›fl›l›yor bilindi¤i gibi) bankalar›n, petrol sanayi, telekom ve di¤er stratejik sahalara karfl›l›k bir Levis’e fit oluyorlar. ‹flte, neo-liberalizmin talan politikalar› budur. ‹flte, emperyalizmin günümüzde alm›fl oldu¤u biçim budur. Ve emperyalist neo-liberalizmle-komprador kapitalizmle aras›ndaki iliflkinin içselli¤inin tezahürü budur! 21. yüzy›lda, emperyalizmin asalak karakterinin 20. yüzy›ldan afla¤› olmad›¤›, hatta 1994 y›l›nda yar›-sömürge tüm ülkelerin toplam borç yükünün 1.9 milyar ABD dolar› düzeyinde (“Yoksullu¤un Küreselleflmesi” sf. 33 M. Chossudavsky) oldu¤unu düflünürsek ve bu ana paran›n d›fl›nda faiz yükünü de eklersek, asalak mali sermayenin dünyay› nas›l sard›¤›n› ve halklar› yoksullu¤a, açl›¤a itti-

¤ini daha iyi görebiliriz. Ve dünyada dolaflan toplam mali sermayenin %90’›na yak›n›n tefeci bir karakter tafl›d›¤›n› düflünürsek emperyalizmin bu asalakl›¤›n›n ayn› zamanda onun mezar kaz›c›lar›n›da yaratt›¤›n› görürüz. Çünkü kapitalizmin tefecirantiyeci karakteri her zaman için ulusal ve uluslaras› olarak gelir da¤›l›m›ndaki eflitsizli¤i muazzam derecede derinlefltirir ve uluslararas› rekabeti ve mevcut ekonomik durgunlu¤u daha da kuvvetlendirir. Bugün dünyada yaflanan emperyalist kutuplaflmalar, pazar kavgalar› bu tablonun bir göstergesidir. Lenin yoldafl›n dedi¤i gibi, emperyalistler aras› rekabetin k›z›flmas›n›n devrimlere yol açaca¤›, gerçe¤iyle; 21. yüzy›l›n yeni savafllara, yeni Demokratik Halk Devrimi ve sosyalist devrimlerin yaflanaca¤› bir yüzy›l olaca¤›n› an›msatarak, bu yüzy›l›n bizim olaca¤›na da güçlü bir vurgu yapmak zorunday›z. Bunun için tüm nesnel koflullar mevcuttur. Emperyalistler devrimlerimiz için tüm nesnel koflullar› haz›rl›yorlar. Enternasyonal proletaryaya düflen görev ise, bu nesnel koflulara kan›t olacak subjektif güçleri

haz›rlamakt›r. Ezilen y›¤›nlar›n hoflnutsuzlu¤u her geçen gün artmaktad›r. Silahlanma yar›fl› ve silahlanmaya harcanan paralar›n hacmi büyürken, yoksulluk ve iflsizlik oran› da büyümektedir. Bu nesnel koflullar›n yan› s›ra, anti-kapitalist, antiemperyalist muhalefet dünya çap›nda güç kazanmaktad›r. Nitekim en son ‹talya’n›n Cenova flehrinde yap›lan gösterilere 100 binlerce kifli kat›lm›fl bir gösterici katledilmifltir. Tüm bu geliflmeler enternasyonal proletaryaya yeni yeni olanaklar ve görevler sunmaktad›r. Enternasyonal proletarya ve tek tek KP’ler olanaklar› do¤ru bir biçimde çözümleyerek ve iflleyerek kendi görevlerini yerine lay›k›yla getirebilirler. Nesnel sürece müdahale etmek, daha da güçlü anti-kapitalist ve anti-emperyalist muhalefeti, devrimci dalgay› yaratacakt›r. Çanlar emperyalistler ve onlar›n iflbirlikçileri için daha güçlü bir flekilde çal›yor. DÜNYADAKI YEN‹ KUTUPLAfiMALAR “YDD”, fiANGHAY BEfiL‹S‹ VE AB ‹L‹fiK‹S‹ 1990’lar›n bafllar›nda dünyada bafllayan yeni dengeler 21.


yüzy›la girerken ABD’yi neredeyse rakipsiz b›rakm›fl görünüyordu. SSCB gibi bir sosyal emperyalist rakibinde olmamas›na ra¤men, ABD halen stratejik öneme haiz silahlanma program›na ara vermeden devam ettiriyordu. Niçin ve kime karfl›? ABD’nin bu silahlanma çal›flmalar›na ilk tepki 1997’de Çin’i ziyaret eden Fransa Cumhurbaflkan›’ndan gelmiflti. Ard›ndan Çin ve Rusya tepkilerini yüksek sesle dillendirmeye bafllad›lar. fiimdi tepkilerinin nedenini irdeleyelim. 1990’lar›n bafllar›nda ABD’nin Irak’a yönelik di¤er ülkeleri de yede¤ine alarak müdahalesine hiç bir güç karfl› koyamad›. (Irak müdahalesi ayn› zamanda “YDD”nin ilk pratik yap›land›r›lmas›n› da ifade ediyordu) Ancak Çin ve Rusya gibi ülkelerden c›l›z ayr›k sesler ç›kt›. Rusya henüz “evinin içini” düzenleme projeleri üretmeye çal›fl›yordu. Kendi zay›fl›¤›n› gideremeyen Rusya’n›n uluslararas› arenadaki it dalafllar›na dalmas› beklenemezdi. Çin ise henüz ciddi anlamda yeni yeni bir ekonomik ve askeri güç durumuna gelmeye bafllayan bir ülke idi. Ard›ndan ABD’nin Somali müdahalesi baflar›s›zl›¤› dünyada hem “YDD”ni y›¤›nlar ve ayd›nlar nezdinde sorgulatmaya bafllad›, hem de Rusya, Çin gibi devletlere psikolojik moral kayna¤› olarak ABD karfl›s›nda yeni manevra alanlar› için bir misyon oynad›. ABD’nin “YDD” salvo at›fllar› çerçevesinde “tek süper güç” olma yönlü planlar› 1990’lar›n ortas›ndan sonra de¤iflmeye bafllad›. Rusya’n›n k›smen de olsa, neo-liberal kapitalizme ayak uydurmaya bafllamas› ve Kafkasya’da kaybetti¤i dizgin-

leri yeniden ele almak için ata¤a geçmifl olmas› ABD aç›s›ndan bir “oyun bozanl›k”t›. AB ile ABD ise Kafkasya koridorunu denetim alt›nda tutmak için adeta Türkiye’yi bir atlama tafl› olarak kullanarak birbirlerinin planlar›n› bofla ç›karmaya çal›fl›yorlard›. Kafkasya’da ve Ortado¤u’da bu geliflmeler olurken, 21. yüzy›l›n yeni “süper gücü” aday› olarak gösterilen Çin ise ABD’nin karfl›s›nda rakip olabilecek bir güç olarak sivriliyordu. Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne (WTO) adayl›k baflvurusuda bu süreçlere denk gelir. Çin ekonomik olarak, ticaret hacmi ve üretim kapasitesiyle bir çok emperyalist devletin önüne f›rlamakla yetinmedi, ayn› zamanda silahlanmada da ABD’yle yar›fl edebilecek alt yap› oluflumuna da h›z verdi. Mao’nun sosyalist Çin’i, kapitalist yolcular›n iktidar› gasp etmesiyle birlikte kapitalist aflamay› tamamlayarak sosyal emperyalizme evrildi. Çin, sosyal emperyalist gücüyle dünya pazarlar›nda söz sahibi olma yolunda önemli ad›mlar att›. Bir buçuk milyarl›k Çin nüfusu, bürokrat-tekelci Ç“K”P ve Çin egemenleri aç›s›ndan zaten hali haz›rda büyük bir pazar› ifade ediyor. Çin bürokrat-tekelci burjuvazisinin azami kar h›rs› onu dünya pazarlar›nda di¤er emperyalist devletlerle ve özellikle ABD ile rekabete itiyor ve ABD’nin Asya’daki gücünü zay›flatma projelerini gelifltirmeye yöneltiyordu. Pazarlar›n› büyütmek yeni pazarlara aç›lmak Çin ve Rusya’n›n Asya’daki kaderlerini birlefltiriyordu. Bu “kader” birli¤inin ilk somut ad›m› fianghay Toplant›s›’nda gerçekleflti. Bu toplant› Çin önderli¤inde Rusya-Kazakistan,

Tacikistan ve K›rg›zistan’›n kat›l›m›yla yap›ld›¤› için “fianghay Befllisi” diye ifadelendirildi. fianghay toplant›s›nda bir tak›m ortak kararlar al›nd›. Bu kararlardan en önemlilerinden biri de, Asya ve Kafkasya’da geliflen “afl›r› dinci terör örgütlerine karfl› ortak mücadele etmeyi” ihtiva ediyordu. “fianghay Befllisi”nin bu toplant›s› ve kararlar›ndan hemen sonra, Rusya Da¤›stan’da, bir çok bombalama eylemi yaparak dünyan›n gündemini Da¤›stan’da yo¤unlaflt›r›p Çeçen’leri hedef göstererek, Çeçenistan’› yeniden iflgal etmenin zeminini yaratt›. Ve bir süre sonra da Çeçenistan’a girdi. Da¤›stan- Çeçenistan yaln›zca petrol bölgesi de¤il, petrol boru hatlar›n›n da geçifl güzergah›d›r. Bu iflgalin ayn› zamanda Türkiye’de do¤al gaz projelerinin tart›fl›ld›¤› bir döneme denk gelmesi tesadüfi de¤ildir. Ki bu iflgalle ABD’nin Çeçenistan’daki etkinli¤ide en az›ndan flimdilik tasfiye edilmifl oldu. 15 Haziran 2001 y›l›nda “fianghay Befllisi” Özbekistan’›nda kat›l›m›yla (Özbekistan bir süredir “fianghay Befllisi”nin toplant›lar›na gözlemci olarak kat›l›yordu”) fianghay Bloku oluflturuldu. fiimdi ABD‹ngiltere, Kanada, Japonya ittifak› ve AB ittifak›n›n yan› s›ra Çin-Rusya’n›n bafl›n› çekti¤i “fianghay Bloku” dünyadaki hammadde kaynaklar›na yönelik maksimum kar amaçl› yeni alternatif kutuplaflmada resmileflti. “fianghay Bloku”nun karfl›s›na alternatif bir güç olarak yaln›zca AB’yi koymak, AB ile “fianghay Bloku” aras›nda geliflen ittifak e¤ilimini do¤ru bir biçimde kavrayamamakt›r. Esasta

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

13


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

14 ABD, Japonya, Kanada ve ‹ngiltere ittifak›na karfl› AB ve Çin-Rusya ittifak›n›n geliflmesi için aralar›nda ç›kar iliflkileri bulunmaktad›r. Bu ç›kar iflbirli¤inin Asya’n›n, Balkanlar’›n, Ortado¤u’nun, Afrika’n›n, kontrol edilmesine yans›mas› kesin olmamakla birlikte olas›l›klar aras›ndad›r. Ki, Makedonya’n›n Çin’le gelifltirmeye bafllad›¤› ticari iliflkiler AB’den ba¤›ms›z ele al›namaz. Tüm bu olgular ba¤lam›nda gelecekte AB ile “fianghay Ticaret Örgütü” aras›ndaki iliflkilerin nas›l geliflece¤ini flimdilik tam olarak kestirmek imkans›zd›r. Çünkü AB ile “fianghay Ticaret Örgütü” aras›nda çeliflkiler söz konusudur. Fakat, özellikle ABD-‹ngiltere ve hatta Japonya (bu bölgede Tayvan ve G. Kore’nin yedeklenmesini unutmayal›m) ittifak›na karfl› AB ile fiTÖ aras›nda bloke bir ittifak gelifltirilmese dahi, uzay sanayi, askeri ya da ticari vb. ittifaklar gelifltirilebilinir. En son Temmuz 2001 tarihinde Fransa Cumhurbaflkan› Jhak fiirak’›n “tek kutuplu dünyay› kabul etmiyoruz” aç›klamas›, önümüzdeki dönemlerde ABD merkezli kutuba karfl›, yeni saflaflmalar yaflanaca¤›n›n iflaretini veriyordu. Fakat flu bir kurald›r ki, emperyalistler aras›ndaki rekabet esas, ittifaklar geçicidir. Emperyalistler aras›nda ittifaklar›n gerçekleflmesi durumunda dahi, birbirleriyle rekabet halindedirler. Dolay›s›yla rekabetin esas oldu¤u bir oyunda rakipler sürekli birbirlerini d›fllama e¤ilimindedirler. AB ile fiTÖ iliflkisine de, bu kural çerçevesinde bakmal›y›z. Özbekistan’›nda kat›l›m›yla “fianghay ‹flbirli¤i Örgütü” ad›n› alan devletlerin örgütü 15 Haziran ve sonras›nda yapm›fl

olduklar› anlaflmalar›n sonuçlar› dünyadaki dengeleri ve tafllar› yerinden oynataca¤a benziyor. Bu anlaflmalar çerçevesinde; K›rg›zistan, Tacikistan’›n silahland›r›lmas› (“afl›r› dinci gruplara karfl›”) Hindistan ve Makedonya’y› silahland›rma anlaflmalar› için gerekli iliflkilerin kurulmas› kararlar› al›nm›fl ve planlar gözden geçirilmifltir. 15 Haziran öncesi yani 4 May›s’ta Özbekistan Devlet Baflkan› ‹slam Kerimov Moskova’ya giderek Putin ile görüflerek “Rusya’n›n Orta Asya’daki ç›karlar›n› tan›yoruz. Rusya bizim stratejik orta¤›m›z” aç›klamalar›yla Rusya’ya olan ba¤›ml›l›¤›n› resmi belge haline getirmifltir. ABD’N‹N YEN‹ “SAVUNMA” S‹STEM‹: FÜZE SAVUNMA KALKANI ABD’nin karfl›s›nda gerçek anlamda yar›flabilecek güçler ittifak›n›n oluflumu bir çok yönüyle tamamlanmak üzere. Bu oluflumun bafl›n› AB: FransaAlmanya, Çin-Rusya ittifak› çekiyor. AB, NATO’nun olanaklar›n› kullanarak AGSK’y› oluflturma çabas›n› yo¤unlaflt›rd›. Bu çabay› ABD Türkiye arac›l›¤›yla sabote etmeye ya da yine Türkiye arac›l›¤›yla içinde ABD’nin de etkisinin olabilece¤i bir oluflum haline getirmeye yani; teknik ve politik ifadeyle oluflumu dejenere etmeye çal›fl›yor. 21. yüzy›l›n AB stratejisi, art›k “kriz bölgelerine yaln›zca kendi hesaplar›na müdahale etmek”tir. Avrupa cephesinde bunlar yaflan›rken Çin’de nükleer silahlanmaya h›z vererek ABD’yle yaln›zca ekonomik-ticari anlamda yar›fl etmek de¤il, ayn› zamanda da silahlanmada da yar›fla girme yolunu tutuyor.

Ki azami kar›n teminat› ve baflka pazarlara aç›lman›n yolu ayn› zamanda silahl› bir güç olmaktan da geçiyor. Ki Çin son zamanlarda etkinlik alanlar›n› Ortado¤u, Asya, Balkanlar, Venezuella, Küba gibi ülkelere de yaymaya bafllad›. Irak’›n hava savunma sistemini güçlendirdi. (Ki Rusya içinde ayn› fley geçerli) Bu durum ABD’nin Ortado¤u politikalar›nda aksamalara ve gediklere yol aç›yor. Dolay›s›yla, ABD’nin Irak’a yönelik “ak›ll› yapt›r›m” politikas›da bu süreçte gündeme geldi. Yani sorun G. W. Bush’un babas›n›n miras›n› sürdürmesiyle aç›klanamaz. Bush’un ABD silah tekellerinin temsilcisi oldu¤unu unutmamakta yarar var. Çin Devlet Baflkan› Jiang Zemin’in Küba ve Venezuella ziyaretleri de meyvalar›n› çabuk verdi. Küba lideri Fidel Castro’nun Asya ülkeleri gezisi, Jiang Zemin’le görüflmesinden sonra gerçekleflti. Bu “gezi”de Castro, “‹ran’›n anti-emperyalist” tutumuna övgüler ya¤d›rd›. Tüm bu geliflmeler, Çin-Rusya ittifak›n›n ve AB’nin dünyada pazar savafl›m›n›n yeni dengeler üzerine oturtulmaya baflland›¤›n› gösteriyor. Tüm bu geliflmeler karfl›s›nda ABD’nin kay›ts›z kalamayaca¤›n›n yan›t› May›s’›n ilk haftas›nda sal› günü G. W. Bush “Ulusal Savunma Ünitesi”nde yapm›fl oldu¤u konuflmada geldi, Bush yapt›¤› konuflmada 1972 “Anti-balistik Füze Anlaflmas›’n›n (ABMA) mevcut dünya konjonktüründe ABD’nin ulusal ç›karlar›na yan›t olmaktan uzak oldu¤unu, bu nedenle, ABD’nin oluflan yeni konjonktürel duruma uygun olarak Füze Savunma Kalkan› kuracaklar›n› aç›klad›. Dolay›s›yla bu yeni Amerikan projesi ayn› zamanda


ve tepeden t›rna¤a gözden geçirme ve Clinton raporlar›nda ABD’nin hegomonik görevini yerine getirmesi için gelifltirilen “ayn› anda iki savafl› birden” verebilme savafl konseptinin terk edilmesini ya da ikinci plana itilmesini gündeme getirmektedir. ABD’nin bu savafl konsepti, bölgesel savafllar›, bu savafllarda h›zl› ve etkili vurufllar› içermektedir. S›rbistan, Irak, K. Kore gibi, “kriz bölgeleri”ne ayn› anda sonuç al›c› vurufllar›n yap›lmas›yla karakteristik olan konsept, dünyada ABD’nin karfl›s›na ç›kan yeni hegomonik “tehdit”leri “bertaraf” edecek genifl kapsaml› bir savafla yan›t olamayaca¤› için terk edilerek ya da yedekte tutularak; oluflmaya bafllayan bu yeni dengelerin flimdiden kendi lehine bozmay› hedeflemekte ve di¤er devletleri (emperyalistler baflta olmak üzere) FSK flemsiyesi alt›na girmeye zorlamay› amaçlamaktad›r. Çünkü FSK, nükleer bafll›kl› ya da balistik tüm füzeleri kalk›fl›ndan hemen sonra vurmay› amaçl›yor. Bunun için de ABD’nin “müttefik güçlerin” topraklar›na FSK’y› yerlefltirmesi gerekiyor. fiemsiye olma esprisi de buradan geliyor. Fakat, FSK’lar›n “dost-müttefik” ülkelerin topraklar›na yerlefltirilmesi hem yüksek iletiflim teknolojisi ve hem de 100 milyar dolar gibi yüksek maliyet gerektiriyor. Her ikisi de ABD aç›s›ndan pek problemli de¤il. Çünkü ABD’nin flu anda 40-50 aras› uydusu bulunmaktad›r. Buna karfl›l›k Avrupa’n›n uydu say›s› 5-10’u geçmemektedir. Keza Avrupa’n›n, Çin’in ve Rusya’n›n en büyük handikap› yüksek savafl teknolojisine sahip olmamas›d›r. Bu teknolojiye k›sa sürede, ulaflmalar›da en az›n-

dan flu an için pek mümkün görünmüyor. ABD’nin hedefi de, Çin-Rusya ve AB’yi mali olarak silahland›rma yar›fl›na sokup onlar› s›k›flt›rd›ktan sonra pes ettirmektir. Bu tablo ABD’nin has›mlar›n› etkisizlefltirmenin yaln›zca görünen yüzünü oluflturmaktad›r. Di¤er yüzü ise, FSK’n›n teknolojik olarak, çok geliflkin bir projeyi kaps›yor olmas›d›r. Bu ABD’nin tüm uzay› ve yer yüzünü tam anlam›yla bloke etmesi anlam›n› tafl›yor. Bu proje, tüm has›m ülkelerin uydular›n›n, bilgisayar ve her türlü iletiflimin ve programlanmas›n›n kilitlenmesini, zemin delici nükleer bafll›kl› silahlar› kapsamaktad›r ki; ABD’nin FSK’n›n asl›nda kontrol etme ve sald›r› kalkan› oldu¤u anlafl›l›yor. Ki projelerini, teknik donan›mlar›n›, savafl sanayini, personeli ve ekonomisini en k›sa sürede, ya da en iyi biçimde FSK’ya göre flekillendirenler ABD’nin karfl›s›nda rakip olarak kalacaklard›r ancak. ABD bu projeyle k›sa vadede AB’nin Avrupa Ordusu projesini etkisizlefltirmeyi hedeflemektedir. Ve FSK projesiyle ABD 21. yy’› “hami” misyonuyla “sorunsuz” geçirmeyi hedefliyor. Ancak bu projeye karfl›l›k, Almanya-Fransa ve Çin-Rusya yak›nlaflmas›da güçlü bir olas›l›kt›r. Dolay›s›yla bu de¤erlendirmeler ›fl›¤›nda AB ve Çin-Rusya’n›n önünde iki yol var. 1- Ya ABD’nin hegomonik üstünlü¤ünü kabullenecekler 21. yy’›n tüm flekillendirme ve yap›land›r›lma projesinde ABD’nin yede¤ine düflecekler 2- Ya da ABD’nin restine restle karfl›l›k verip 21. yüzy›l›n “yap›land›r›lmas›n›n” bafl rol oyuncular› olacaklard›r. ‹kinci olas›l›k daha güçlü

gözükmektedir. Özellikle ÇinRusya ittifa¤› ve Fransa ve Almanya’n›n bu ittifaka göz k›rpmas› söz konusudur. Fakat, Fransa ve Almanya aras›nda da AB’nin yeniden yap›land›r›lmas›na iliflkin çeliflkiler söz konusu. Almanya, Avrupa Birleflik Devletleri plan› çerçevesinde Avrupa’n›n federasyonlaflma plan›n› savunurken, Fransa ise federasyonlaflmaya karfl› ç›k›yor. Ve hatta bu planlanan karfl›l›k, “Hitlerin yay›lmac›l›¤›n›n an›msat›yor” diyerek Alman ekonomisinin AB’nin federasyonlaflmas›yla tüm Avrupa’y› yutma tehlikesine iflaret ediyorlar. Dolay›s›yla, Almanya ve Fransa aras›ndaki rekabetin birlikte hareket etmelerini, hangi koflullarda gerçeklefltirdi¤ini göstermesi aç›s›ndan çarp›c› bir örnektir. AB tablosu böyle olmas›na ra¤men, ABD karfl›s›nda da AB’ninde birlikte hareketinin olanaklar›n› zorlamaktan baflka da pek flans› görünmüyor. Bu geliflme, ABD “büyük sar› solucan›”n›n dünyada tek bafl›na at koflturmas›n›n art›k zor olaca¤›n›, di¤er büyük “k›z›l” ve “sar› solucan’lar›n da bir ya

“FSK’n›n teknolojik olarak, çok geliflkin bir projeyi kaps›yor olmas›d›r. Bu ABD’nin tüm uzay› ve yer yüzünün tam anlam›yla bloke etmesi anlam›n› tafl›yor. Bu proje, tüm has›m ülkelerin uydular›n›n, bilgisayar ve her türlü iletiflimin ve programlanmas›n›n kilitlenmesini, zemin delici nükleer bafll›kl› silahlar› kapsamaktad›r ki; ABD’nin FSK’n›n asl›nda kontrol etme ve sald›r› kalkan› oldu¤u anlafl›l›yor.

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

15


16 da iki blok olarak ABD’nin karfl›s›na dikileceklerini gösteriyor. Bu geliflmelerin yan›nda, emperyalist-kapitalist sistemin çeliflkilerini ileriki tarihlerde daha da derinleflerek kendi sonlar›n› h›zland›racaklard›r. Unutmayal›m ki, emperyalist kriz, Lenin yoldafl›nda dedi¤i gibi, devrimleri do¤urur. Onlar›n pazar kavgas› açl›¤a itilmifl halklar›n aya¤a kalk›fl ve iktidar kavgas›na dönüflecektir.

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

BALKANLAR, ORTADO⁄U VE KAFKASLAR BALKANLAR Emperyalistler aras› çeliflkilerin flu ya da bu flekilde yans›mas› da bölgelerde ve ülkelerde kendisini kimi zaman aç›k, kimi zaman ise örtülü bir biçimde gösteriyor. Balkanlar’da bu çeliflkilerden üzerine düflen pay› fazlas›yla al›yor. Deyim yerindeyse Balkanlar adeta kaynayan kazan görünümünde. Emperyalistlerin bu bölgeyi sürekli kafl›mas› milliyetçili¤i alabildi¤ine güçlendiriyor ve halklar aras›nda düflmanl›k tohumlar› ekiliyor. Balkanlar’da özellikle de ABD ve AB aras›nda önemli çeliflkiler ve masa bafl›nda kap›flmalar söz konusu. ABD ve AB son olarak CIA ve NGO (Sivil Toplum Kurulufllar›!)’lar arac›l›¤›yla Yugoslavya’da Rusya kli¤ini ifl bafl›ndan uzaklaflt›rarak, yerine ABD ve AB emperyalistlerinin temsilcisi kli¤ini ifl bafl›na getirmifltir: ABD ve AB emperyalistlerinin gizli servislerin bizzat kendi denetimi ve yönetiminde Balkan devletleri içindeki örgütlenmeleri çarp›c›d›r. Son olarak, Miloseviç’in tasfiyesi için S›rbistan’da ki çeflitli medya kurulufllar› ve NGO’lara maddi, teknik

ve politik destekler sunulmufltur. Yani, orta vadede Miloseviç kli¤inin alt› oyularak etkisizlefltirilmifltir. Dolay›s›yla, emperyalistlerin tetikledi¤i bir “kitle hareketi”yle Miloseviç tasfiye edilmifltir. Bununla da yetinmeyen emperyalistler Miloseviç’in Lahey Savafl Suçlular› Mahkemesi’ne teslim edilmesi karfl›l›¤›nda milyarlarca dolar “yard›m” vaadinde bulunmufllard›r. Buradaki amaç, hastan›n iyileflip yeniden faal duruma geçmesinin önünü keserek, S›rbistan’daki etkinliklerini daha da güçlendirmekti. Ki bunda da baflar›l› oldular. 28 Haziran 2001 tarihinde Miloseviç NATO birliklerine teslim edilerek Lahey’deki hapishaneye konmufltur. Tüm bu geliflmelerin Makedonya’da UÇK- UKO Arnavut gerillalar› ile Makedonya “aras›nda” süren savaflla dolayl› da olsa bir ba¤› bulunmaktad›r. Bu ba¤da, S›rbistan’›n tamamen AB ve ABD’nin kontrolü alt›na al›narak Makedonya’n›n yeniden flekillendirilmesinde S›rbistan’a misyon biçilmesidir. Makedonya ile UÇK-UKO “aras›ndaki” çat›flman›n nedeni, burjuva medyada verildi¤i gibi, “UÇK’n›n büyük Arnavutluk düflü” de¤ildir. Bu çat›flmalar›n perde arkas›nda ABD ve AB aras›ndaki çeliflkilerin yans›mas› yer almaktad›r. Bu çeliflkilerin oda¤›na Michel Chossudavsky (Evrensel 24 Haziran 2001)’nin dedi¤i gibi, “Karadeniz’i Adriyatik sahiline ba¤layan Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk ulafl›m, iletiflim ve boru hatt› koridoru”nun denetlenmesi oturmaktad›r. ABD ve AB aras›ndaki çeliflkiler bu koridorun denetiminin ele geçirilmesi ya da bu koridor üzerindeki birbirlerinin etkinliklerini za-

y›flatma politikalar› çevresinde geliflmektedir. Amerikan emperyalizmi ‹ngiltere’yle birlikte BP- Emaco-Arco-Chevren ve Texaco vb. petrol tekel ve uluslararas› kartellerini Karadeniz ve Hazar Denizi Havzas› aras›ndaki boru hatt› koridoruyla ba¤lanacak olan AMBO TransBalkan boru hatt› koridoru projesinin stratejik kontrolünü sa¤layarak, emperyalizmin petrol konsersiyumu Total, EmaElf’in etkinli¤ini s›n›rland›rmak ve hatta tamamen etkisizlefltirmeye çal›flmakt›r. Bunun için UÇK- UKO birliklerini e¤itip, silahland›rarak AB etkisindeki Makedonya’y› zay›flat›p kendi kontrolü alt›na amaya çal›fl›yorlar. Fakat ABD ve ‹ngiltere’nin AB’ye karfl› gelifltirilmifl bu etkisizlefltirme siyasetinin tam anlam›yla baflar›l› olmas› güç görünüyor. Çünkü, ulafl›m, iletiflim ve petrol boru hatt› “koridoru”nun geçece¤i güzergah olan Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk önemli ölçüde ‹talya, Fransa ve Almanya emperyalistlerinin denetiminde. ‹flte tam da burada UÇK-UKO’nun yeniden silahland›r›larak Makedonya’yla çat›flmaya girmeleri gündemlefltirilerek, AB’nin Makedonya üzerindeki etkinli¤inin zay›flat›lmas› plan› yaflama geçirilmeye baflland›. ABD bu planda sonuna kadar ›srar edecektir. Çünkü, bu petrol boru hatt› “koridoru” ifllevinin daha da geniflletilmesi söz konusu olacakt›r. Yani ABD-‹ngiltere konsersiyumu olan AMBO Trans-Balkan boru hatt› projesinin Karadeniz ve Hazar Denizi havzas› aras›ndaki boru hatt› koridoruyla ba¤lanmas› söz konusu. Bunun anlam› Kafkas, Hazar aras›ndaki tüm petrol kontrol noktalar›n›n ele geçiril-


17 ABD’nin yede¤inde tutacak ya da ABD ile AB aras›ndaki çeliflkileri alabildi¤ince keskinlefltirecek olmas› flimdilik çok zor. Özellikle AB’nin Balkanlar’daki gücü ve Balkan ülkelerinin AB ile (Makedonya, Bulgaristan ve Arnavutluk’un AB aday üyeli¤i çerçevesinde çeflitli anlaflmalar› söz konusu; “‹stikrar ve ‹flbirli¤i Anlaflmas›” SAA vb. gibi) aday üyelik statüsü ve iliflkileri Avrupal› emperyalistlerin elinin-kolunun hiç de ba¤l› olmad›¤›n›n göstergesidir. Dolay›s›yla ABD’nin uygulayaca¤› politika UÇK-UKO arac›l›¤›yla Makedonya’y› zay›f düflürmek, AB’nin direncini k›rarak Makedonya’y› AB ile görüflmeye zorlamakt›r. Ki bu politikas›nda ABD baflar›l› olmufl gözüküyor. Makedonya’n›n UÇK-UKO’ya defalarca “savafl karar›” alma giriflimi, sürekli olarak AB taraf›ndan engellenmifltir. ABD sürekli bir flekilde NATO’nun Makedonya’ya müdahale etmesi ya da NATO birliklerinin Makedonya’da konuflland›r›lmas› yönünde AB’ye bask› yap›yor. Çat›flmalar›n daha da keskinleflmesi ve topyekün bir savafl haline dönüflmesi durumu AB’nin iflini daha da çok zorlaflt›raca¤› ve NATO’nun müdahalesine daha güçlü bir zemin sunaca¤› için; AB, “zarar›n neresinden dönersek kard›r” mant›¤›yla ABD’yle iflbirli¤ine giderek (UKO-Makedonya görüflmeleriyle) Makedonya’ya flu ya da bu derecede anlaflma ve ortakl›k sa¤layacakt›r. Bu durumda da NATO’nun Makedonya’da konufllanmas› söz konusu olacakt›r; ama farkl› koflullarda ve konjonktürde. Yani; Makedonya’da da dengeler olabildi¤ine kar›fl›k ve kimin lehine dönece¤i emperyalistlerin politikalar›na ba¤l›

olmakla birlikte, ABD ve AB birbirlerini d›fllamak yerine, pusuda birbirlerinin etkinliklerini zay›flatarak “iflbirli¤i” politikalar› gütme durumu a¤›r bas›yor. Emperyalizmin tüm bu komplike ç›kar iliflkileri, Balkanlar’a kan, gözyafl›, milliyetçilik getirirken, s›n›f çeliflkilerininde k›sa vadede olmasa bile orta ve uzun vadede keskinleflmesinin de koflullar›n› yaratm›fl olacaklar. Balkanlar’da bir KP’nin olmamas› bu bölgenin en büyük dezavantaj›d›r. KAFKASYA RSE (Rus Sosyal Emperyalizmi)’nin da¤›lmas› akabinde Kafkaslar’da sular bir türlü durulmak bilmedi. Kafkasya’da dengeler o kadar kar›fl›k ki, t›pk› Balkanlar’da oldu¤u gibi, kimin eli kimin cebinde ilk bak›flta anlafl›lm›yor. Bu bölgede siyaset, Balkanlar’da, Ortado¤u’da oldu¤u gibi hassas dengeler üzerinde kurulu. Rusya’n›n Kafkasya üzerinde kriz politikalar›, Gürcistan, Çeçenistan ve k›smen Azerbaycan üzerine yo¤unlaflm›fl durumda. Zengin petrol yataklar› ve petrolün geçifl güzergahlar›n›n bu ülkelerde olmas› Rusya’y› “hassas” davranmaya itiyor. Fakat Rusya, kendi “arka bahçesi”ni kontrol etmekte oldukça zorlan›yor ve baz› durumlarda da bunda baflar›s›z oluyor. Rusya bu ba¤lamda, ABD’ci fievardnadze’yi tasfiye etmek için çeflitli yollara bafl vuruyor. En son üçyüz askerin Gürcistan Savunma Bakanl›¤›’n› iflgali, uluslararas› çevrelerin fievardnadze’ye karfl› Rusya’n›n bir eylem plan› oldu¤u yönünde de¤erlendirmelerine yol açt›.

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

mesi ve dolay›s›yla hemen hemen Balkanlar’›n ve Karadeniz’in tüm enerji kaynaklar›n›n ele geçirilmesidir. Bu durum ayn› zamanda Rusya’n›n kuflat›lmas›n› da beraberinde getirecektir. Görülece¤i üzere pasta çok büyük. Pastan›n büyük olmas› emperyalistlerin bu pastay› ele geçirme dalafllar›n› da bir o kadar büyük k›l›yor. Fakat her ne kadar da Bulgaristan, Makedonya-Arnavutluk AB’nin arka bahçesi olsada, ABD’nin elinde güçlü kozlar bulunmaktad›r. Her ne kadar Avrupa petrol devi olan Total, Ema, ELF, ‹talya’n EN ile birlikte hareket etsede ve ‹talyan EN’in Kazakistan’›n Kuzeydo¤u Hazar Kashogenn petrol alan›nda çok güçlü etkinli¤i olsada ve yine EN flirketinin Rus GOZN flirketiyle ortakl›¤› olsada; ABD’nin Hazar boru hatt› (Bakü-Ceyhan) gibi kilit bir hatt›nda denetimini elinde bulundurmufl olmas› ve UÇKUKO arac›l›¤›yla Makedonya’y› zay›flatm›fl olmas›, ABD’ye güçlü avantajlar sa¤lamaktad›r. Burada mesele petrol boru hatt›n›n geçece¤i güzergah›n kontrol alt›nda tutulmas›d›r. ABD Bakü-Ceyhan boru hatt›yla Hazar petrolleri güzergah›n› denetimine ald›. fiimdide AMBO projesinin en önemli güzergah› olan Makedonya’n›n denetim alt›na al›nmas› planlar› iflliyor. fiimdi soru flu? ABD, Balkanlar’da sonuna kadar AB (Almanya-Fransa)’y› tasfiye etme yönelimine mi girecek? Hiç kuflkusuz ABD’nin istemi bu? Ancak istemlerle nesnel gerçeklik aras›nda ço¤u zaman bir çeliflki oluyor. Çünkü ABD’nin AB’yi “görmemezlikten” gelerek Balkanlar› tamamen kontrolüne almas› AB’yi uzun y›llar


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

18 ABD’nin Türkiye üzerinden Gürcistan’› NATO’ya eklemleme politikalar›na karfl›l›k Rusya’da bu vb. hamleleriyle bofl durmad›¤›n› gösteriyor. Rusya’n›n Gürcistan üzerindeki bu gibi hamleleri pek baflar›l› olmam›fl gibi görünsede, tüm emperyalist solucanlar›n baflvurdu¤u; “tasfiye edemedi¤in gücü kontrol alt›na almaya çal›fl” yöntemlerine baflvuruyor. Gürcistan’daki Rus kli¤inin gücünüde küçümsemek do¤ru bir yaklafl›m de¤ildir. Rusya’n›n tüm çabas› Hazar petrollerinin geçifl güzergah›n›n denetimini ele geçirme yönünde yo¤unlaflmaktad›r. Bu anlamda Rusya’n›n Amerikan- ‹ngiliz projesi olan, Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hatt›n› denetimini ele geçirmek için önümüzdeki dönemde Gürcistan ve Azerbaycan’›n Rusya lehine “düflürülmesi” demek yaln›zca Kafkasya’n›n denetiminin Rusya-Avrupa ‹ttifak›n›n eline geçmesi demek de¤ildir. Böyle bir olas›l›¤›n gerçekleflmesi durumunda olay›n boyutlar› daha da farkl›laflarak Balkanlar ve Asya’n›n petrol kaynaklar›n›n Rusya-Avrupa (ve buna Çin’de eklenebilir. Çünkü Çin ile Rusya stratejik ortakl›k oluflturmufl durumdalar)’n›n denetimine geçebilir. Dolay›s›yla, Kafkasya’daki en ifle yaramaz toprak parçalar› bile emperyalistler aç›s›ndan hayati öneme hayiz ve bu “ifle yaramaz toprak parças› “ di¤er tüm hammadde kaynaklar›n›n denetimi için bir s›çrama tahtas› olma ifllevi görecektir. Güvenlik nedeniyle Çeçenistan’›n kuzeyine kayd›r›lan Bakü’den Mohaçkale ve Çeçenistan üzerinden geçerek Rusya’n›n Karadeniz’deki Tuapse ve Novorossisk limanlar›na uzanan boru hatt›; Kazakis-

tan’dan gelen hatt›n Rusya’n›n güneyinden Komsomolsky üzerinden Novorossisk’ye tafl›nmas› sonucu elde edilen günlük yaklafl›k 900-bir milyon varil petrolün tafl›nmas› ve ihrac› anlam›na geliyor. Keza Bat› Sibirya-Balt›k bölgesi boru hatt› sistemiyle 2002 y›l›ndan itibaren Kuzey Rusya hatt›n›n ihracat kapasitesini günde 250 ton art›fl›n› sa¤layacakt›r. Rusya ve Avrupa’n›n di¤er bir plan›da Rusya üzerindeki boru hatlar›yla Almanya, Polon-

Emperyalistler aras› çeliflkiler derinleflirken, bu çeliflkiler devrimcilere ve devrimci ç›k›fllara say›s›z olanaklar da sa¤l›yor. Dünyadaki devrimci durum düne göre daha yüksektir.

ya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, S›rbistan, H›rvatistan gibi ülkelere Rusya’n›n Odesa liman›ndan petrol tafl›nmas›d›r. Bu da Rusya’n›n Karadeniz pazar›na girmesi anlam›n› tafl›yor. Bu anlamda AB flirketlerinin Rus Gazprom ve Lukoit flirketleriyle ortakl›klar› söz konusu. Rusya’n›n bu etkinli¤i Türkiye’ye tafl›nacak olan “Mavi Ak›m” do¤al gaz projesiyle artm›fl durumda. Bu projenin sa¤lam raylar üzerine oturtulmas›yla Rusya’n›n Kafkasya üzerindeki etkinli¤ide art›yor. Rusya D›fliflleri Bakan Yard›mc›s› ‹von ‹vanov’un yapm›fl oldu¤u “Kafkaslar’da Türkiye’ye özel rol düflüyor. Türkiye ile yeni projeler üretmeliyiz.” aç›klamas› Rusya’n›n Kafkasya kontrol noktalar›ndan Türkiye üzerindeki etkinli¤inin artt›¤›-

nada iflaret ediyor. Tüm bu geliflmeler yaflan›rken, ABD’de bofl durmayarak Kafkasya üzerindeki planlar›n› güçlendirerek Rusya’n›n hamlelerine karfl› hamlelerle yan›t veriyor. Amerika’n›n Çeçen gerillalarla gizli görüflmeleri, Rusya’n›n Çeçenistan üzerindeki rolünü zay›flatmay› ve hatta Rusya’y› Çeçenistan’dan tasfiye etmeyi planl›yor. Bunlar›n yan› s›ra ABD Bakü-Ceyhan petrol boru hatt› projesini güçlendirerek Hazar Havzas›’nda bulunan 5 milyar varillik petrolü ABD-‹ngiliz flirketlerinin güvencesi alt›na ald›. ABD’nin Kafkaslar’da etkinli¤ini artt›rma politikalar› yak›n bir gelecekte bu bölgedeki çeliflkilerin daha da karmafl›k hale gelece¤ini gösteriyor. Emperyalistlerin dünyan›n yeniden yap›land›r›lmas› çerçevesinde kendi aralar›ndaki çeliflkileri keskinlefliyor, Türkiye ise bir yandan AB-Rusya, di¤er yandan ABD‹ngiltere politikalar›n›n aras›nda piyon ifllevi görürken, kendi karakterine uygun olarak, adeta iki ucu boklu de¤nekle sirk “cambazl›¤›” yap›yor. ORTADO⁄U Ortado¤u’daki dengelerde Balkanlar ve Kafkasya’dan çok farkl› görünmüyor. Bir yandan Irak ile ABD-‹ngiltere çeliflkisi, di¤er yandan Filistin-‹srail çat›flmas› müzmin bir sorun olarak bu bölgenin gündeminde yer etmeye devam ediyor. ABD, Irak’a “Ak›ll› Yapt›r›mlar” plan›yla (BM’de Rusya’n›n vetosuyla bu plan 3 Temmuz günü suya düfltü.) siyaset tavr›nda “yeni” bir bask› ve sindirme arac› gelifltirmeye çal›flacak. fiimdiye kadar süren yapt›r›mlar› Fransa-Rusya ve Çin flu ya da bu biçimde deldi.


Keza Çin’in, Irak’›n hava savunma sistemini güçlendirmesi ve ABD Savunma Bakan›’n›n ‹ncirlik Üssü’nde “‹ncirlik’ten Irak’a yönelik hava uçufllar›n› azaltaca¤›z. Çünkü, Çin Irak’›n hava savunma sistemini güçlendirdi. Buda bizim uçufllar›m›z› riske sokuyor” aç›klamas› ABD’nin Irak’a yönelik yeni sald›r›larda bulunmak için zemin yaratt›¤›n› gösterirken di¤er yandan bu durum Irak üzerinde gerek Çin’in ve gerek ise Rusya ve Fransa’n›n etkinli¤inin artt›¤› gerçe¤ini deflifre ediyor. Dolay›s›yla “Ak›ll› Yapt›r›m”lar›n tam da bu süreçte gündeme gelmesi, ABD’nin Ortado¤u (Irak özellikle) aya¤›n›n alt›ndaki zeminin kayd›¤›n›n iflaretidir. “New York Times, Saddam’›n Do¤u Avrupa ve Rusya’dan silah ve teçhizat alarak uluslararas› ambargoyu deldi¤ini” (Aktaran “Evrensel” 21 Haziran 2001) yaz›yor. ABD’nin “Ak›ll› Yapt›r›m”lar›na karfl›l›k Rusya-Çin-Fransa ve Irak’ta bofl durmuyor. 3 Temmuz günü BM Güvenlik Konseyi’nde görüflülecek olan “Ak›ll› Yapt›r›m”lara karfl›l›k bu üç devletin veto hakk›n› kullanmas› çok yüksek bir ihtimal olarak görülüyor. Bu durumda ABD’nin bu plan› bir biçimde bofla ç›kar›lm›fl olunacak. Ki Irak’›nda bofl durmad›¤›n› Kerkük-Yumurtal›k boru hatt›n› kapatarak Türkiye’nin krizde olan ekonomisine darbe vurmay› ve Ürdün vb. ülkelere karfl›da benzer politikalar izleyerek bu tür ülkeleri ekonomik aç›dan zor duruma düflürmeyi planl›yor. Özellikle Ürdün gibi ülkelerden gelecek “çatlak sesler” ABD’nin Irak’a yönelik politikalar›n›nda zay›flamas›nda rol oynayabilir. Ortado¤u’nun en ciddi so-

runlar›ndan biride ‹srail-Filistin sorunudur. ‹srail Baflbakan› faflist Ariel fiaron, bugüne kadar izlenen “yumuflak” politikay› Amerika’n›nda deste¤iyle sertlefltirerek Arafat’› ve dolay›s›yla Filistin’i hizaya getirme politikalar›n› devreye soktu. Burada sorun flu; Bugüne kadar ABD ve ‹srail’in yo¤un bask› ve sald›r›lar›na ra¤men, Arafat evcillefltirilemedi mi? Evet evcillefltirildi; ama Filistin’de temel mesele Arafat’›n ABD ve ‹srail bask›s›na direnç göstermesi de¤il, Arafat’a ra¤men bu direncin gösterilmesidir. Özellikle de Filistin halk›n›n Arafat’›n her türlü uzlafl›c› tutumunu bofla ç›karan intifaday› sürdürmesindeki kararl›l›¤› Arafat’›n misyonunu da tali plana düflürüyor. AB’de Filistin’i flu ya da bu derecede “destekleyerek” ABD’nin Ortado¤u’daki politikalar›n› etkisizlefltirmeye çal›fl›yor. Bunda k›smenda olsa, bugüne de¤in baflar›l› oldu. Bu bölgede son olarak Japonya’n›n da etkisinin artt›¤›n› görmek gerekiyor. ABD aç›ktan fiaron’u desteklemesine ra¤men, ‹srail’in bu güne kadar ki katliam politikalar›n›n Filistin ‹ntifada’s›n›n üzerinde ciddi bir etkisinin olmad›¤›n› gördü. Hatta katliam silahlar› ters teperek Filistin halk›n›n siyonizme ve ABD emperyalizmine karfl› tepkilerini daha da çok tetikledi. Filistin intifadas› yaln›zca sapanl› direniflle sürmüyor -ki Arafat iflbirlikçili¤i intifaday› yaln›zca sapanl› direnifle s›k›flt›rmaya çal›flarak tasfiye etmeye çal›flmas›na ra¤men- silahl› eylemler ve ‹srail’e yönelik intihar sald›r›lar› artarak devam ediyor. ‹flte bu anlamda, son

gerçekleflen silahl› eylemler ve intihar sald›r›lar› karfl›s›nda Ortado¤u’nun kendi kontrolünden ç›kaca¤› pani¤iyle ABD, CIA Baflkan›’n› yeniden Ortado¤u’ya gönderip arabuluculuk rolüne soyunarak durumun kendi kontrolünden ç›kmas›n› engellemeye çal›fl›yor. Bununla da yetinmeyen ABD D›fliflleri Bakan› Pavel’› yine bu bölgeye göndererek “Ortado¤u bar›fl›”n›n kontrolden ç›kmas›n›n önüne geçmeye ve bu iki taraf› da “uzlaflt›rma” yönlü çabas›n› h›zland›rd›¤›n› gösteriyor. Anlafl›laca¤› üzere, ABD bu bölgeyi zengin petrol rezervlerinden dolay› kimi zaman katliamlar› onaylayarak, kimi zaman ise arabuluculuk rolüyle papazl›k yaparak kar›flt›rmaya ve “bar›flt›rmaya” devam edecek. Son günlerde ise bir CIA yetkilisine dayan›larak yap›lan aç›klamalarda, ‹srail’in Arafat’a suikast düzenleyece¤i ve ‹srail’in Filistin’i iflgal ederek yeni bir “savafl” bafllataca¤› s›kl›kla dillendirilmeye, propaganda edilmeye baflland›. M›s›r, Ürdün, Suidi Arabistan, Katar vb. ülkelerin oynad›klar› rolde direk ABD’nin karfl›s›na ç›kmadan s›n›rl› bir biçimde ‹srail’e karfl› tepkilerini ifade etmekten öteye geçemiyor. Bu onlar›n uflak olma durumlar›yla tamamen ba¤dafl›yor. Ki, Türkiye’nin oynad›¤› rolde onlardan daha afla¤› de¤il. Ve hatta daha alçakçad›r. Türkiye bir yandan ‹srail-Filistin “bar›fl›”na Demirel arac›l›¤›yla soyunurken, di¤er yandan ise, ‹srail’le her türlü askeri-teknik iliflkisini gelifltirmekten geri durmuyor. 26 Haziran perflembe günü Konya’da “Anadolu Kartallar›” tatbikat› ‹srail ve Amerikan uçaklar›n›n kat›l›m›yla bafllad›. Ve 29 Haziran Perflembe

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

19


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

20 günü bitti. Ad› belirtilmeyen bir ‹srail yetkilisi flöyle konuflmufl; “bu tatbikat›n planland›¤› gibi sürmesi, Türkiye’nin Filistin ‹ntifada’s›n›n yeniden bafllamas›na ra¤men, ‹srail dostu olmaktan korkmad›¤›n› gösteriyor.” (Evrensel, “Dünyaya Bak›fl” köflesi) Aç›klamadan da anlafl›laca¤› gibi, Filistin intifada’s›n›n “destek” güçlerini ve gerçek destek güçlerini tam olarak ayr›flt›rmaya yetiyor. Son olarakta 8 A¤ustos 2001 tarihinde günübirlik bir ziyaret için Ankara’ya gelen faflist fiaron, yapt›¤› görüflmelerde, müttefiki Türkiye ile hem ekonomik iliflkilerin gelifltirilmesi hem de GAP’ne yat›r›m konular›n› ele ald›. Bu ba¤lamda, Filistin ve Ortado¤u halklar›n›n en ivedi problemi bir Komünist Partisi’nin olmamas›d›r. Yani, Filistin’de ve di¤er Ortado¤u ülkelerinde oldukça güçlü olan anti-siyonist ve ABD karfl›t› tepkiyi devrimci bir rotaya kanalize etme sorunu, en temel sorundur. ‹ntifada’n›n gerçek anlamda ayaklar› üzerinde oturmas› ve intifada üzerinden silahl› gerilla savafl›- Halk Savafl›’n›n gelifltirilmesi durumu yaln›zca Filistin’in kaderini etkilemeyecek, tüm Ortado¤u’nun ve dünyan›nda kaderini etkileyebilecek çok güçlü bir momentin yakalanmas› anlam› da tafl›yacakt›r. Dolay›s›yla, Filistin halk›n›n gerçek anlamda devrimci rotaya girmesinin yolu, Komünist Parti’nin kurulmas›ndan geçiyor. Öyle ki, Ortado¤u, halklar›n›n böyle bir rotaya girmesi durumu, emperyalizmin Ortado¤u,

Kafkaslar ve Balkanlar’daki tüm oyunlar›n› bofla ç›karmada güçlü bir etkisi olacakt›r. SONUÇ OLARAK Toparlarsak; dünya gericili¤i her ne kadar dünyadaki dengelerin yeniden oluflumu projeleri gelifltirseler de, aralar›nda hem fikir olduklar› tek fley, devrimci-komünist silahl› kalk›flmalar› alçakça bo¤mak için bir an dahi tereddüt etmemeleridir. Emperyalistler aras› çeliflkiler derinleflirken, bu çeliflkiler devrimcilere ve devrimci ç›k›fllara say›s›z olanaklar da sa¤l›yor. Dünyadaki devrimci

durum düne göre daha yüksektir. Ekonomik krizler, buna mukabil artan yoksulluk oran›, yedek iflçiler ordusunun büyümesi ve emperyalistler aras›ndaki çeliflkilerin keskinleflmesi durumu, devrimci mücadelenin yükseltilmesi için, tüm nesnel koflullar› yarat›rken, spontane kitle hareketlerinin say›s›nda kabarmalar gözleniyor. Ve anti“küresel” eylemlerin ard›-arkas› kesilmiyor. “Küreselleflme” karfl›tlar›n›n eylemleri kendi içinde çok ciddi eksiklikler ve yanl›fll›klar tafl›sa da emperyalistlerin soygun ve talan politikalar›n› deflifre etmede önemli bir ifllev görüyor.

Anti- “küresel” eylemlerin içinde bütünlüklü bir “anti”li¤in oldu¤unu söylemek çok zor. Buna neden olarak: 1) Anti- “küresel” hareketlerin bir bütün olarak, anti- “küresel” nitelikler tafl›mad›¤› durumlar da oluyor. Emperyalistler bu tür eylemlere kat›lanlar›n bir k›sm›n› kendi denetiminde tutarak birbirlerinin hamlelerini bofla ç›karmada kullanabiliyorlar. Örne¤in Amerika’n›n silahlanma program›na karfl› Avrupa’n›n kontrol alt›nda tuttu¤u “küreselleflme karfl›t›” örgütler harekete geçirilebiliyor. Dolay›s›yla, anti- “küreselleflme”cilerle bunlar› art› etmek ve bu tespite uygun politika belirlemek gerekiyor. 2) Anti“küresel” hareketlerin bir k›sm› da bütün olarak emperyalizme karfl› tutum içine girmiyorlar. Bunlar›n tutumu genel olarak IMF, Dünya Bankas› ve WTO (Dünya Ticaret Örgütü) gibi örgütlüklere tepki göstermek, yoksul ülkelerin borçlar›n›n silinmesi gibi “talep”lerle s›n›rlanarak kendilerini deflarj eden tepki eylemlilikleri gerçeklefltirmektir. 3) “Küreselleflme”yi “emperyalizmin bir üst evresi” olarak de¤erlendiren çevrelerin bütün olarak emperyalizmin politikalar›na karfl› ç›k›fllar› söz konusudur. Bu çevrelerin eylemlerinin oda¤›na anti-kapitalizm oturmaktad›r. Burada genel anlamda devrimcilere ve özelde ise Maoist-


lere düflen görev; birincilere mesafeli durmak, ama tamamen d›fllamamak. ‹kincilere; ise üçüncülere yaklaflt›rmak ve üçüncülerle ideolojik mücadelede içerisine girerek, “küreselleflme” demagojilerini mahkum etmektir. ‹kinci ve üçüncülerle anti-emperyalist ittifak yollar› mutlaka aranmal›d›r. Böylelikle uluslararas› güçlü bir anti-emperyalist platform oluflturulabilinir. Bu vesilesiyle komünistlerin etkinli¤inde kurulan ve içinde bir çok ülke sendikas›n›nda bulundu¤u Enternasyonal Lig önemli bir misyonlada karfl› karfl›yad›r. Enternasyonal Lig’in “küreselleflme” karfl›tlar›yla ittifak-eylem birli¤ipolitikalar›n›n olmas› çok do¤ru bir karar olmakla birlikte, bu ittifak politikas›n›n belirti¤imiz ilkeler düzleminde gerçekleflmesi anti-emperyalist eylem birliklerini daha nitelikli k›lacakken ayn› zamanda Enternasyonal Lig’in ödevlerini yaln›zca s›n›rlamayacak (birlikteli¤in kurulufl amac› yaln›zca anti-emperyalist bir ç›k›fl› ifade etmesiyle s›n›rl› de¤il) ayn› zamanda uluslararas› devrimci dayan›flma vb. çok yönlü perspektiflerini de güçlü bir biçimde uygulama olanaklar›n› da yaratm›fl olacakt›r. “Küreselleflme” karfl›t› harekete esasta, anti-kapitalist, antiemperyalist bir özün damga vurdu¤u su götürmez bir gerçekliktir. Davos’ta start alan anti-”küresel” hareket 30 Kas›m 3 Aral›k tarihinde WTO (DTÖ)’ne karfl› 50 bin kiflinin kat›l›m›yla Seatle’de radikal bir flekilde ivme alm›flt›. Daha sonra Nice, Göteborg, Davos, Washington, Prag, Porto, Alegre, Quebec’te ciddi eylemler gerçekleflti. Son olarak, Avusturya’n›n Salzburg flehrinde enter-

nasyonal L‹G’inde kat›l›m›yla 1 Temmuz 2001 tarihinde Dünya Ekonomik Formu (WEF) Do¤u Avrupa toplant›s› 3 bin kiflilik “Anti Küresel” eylemlere sahne oldu. Asl›nda bu eylem ‹talya’da yap›lan G-8’ler toplant›s›na bir nevi haz›rl›k niteli¤indeydi. fiimdiye kadar gerçeklefltirilen “anti-küresel” eylemlere Alman Anarflistleri (“otonom”), Globalization From Blew (Afla¤›dan Küreselleflme), Raclain the Street (Sokaklar› Kazanal›m), ‹talyan “Beto Yol” hareketi, ATTAC gibi örgütlerin yan› s›ra Kanada Komünist Partisi, ABD (DKP), Avusturya KP, TKP/ML gibi parti ve örgütler de kat›lm›flt›r. En son ‹talya’n›n Cenova kentinde yap›lan G-8 zirvesi bugüne kadar ki en büyük “küreselleflme” karfl›t› gösterilere sahne oldu. Yüzbinlerce insan›n kat›ld›¤› gösterilerde yaflanan çat›flmalarda bir kifli katledilirken, 300 kifli yaraland› ve 100’den fazla kiflide tutukland›. Gösterilerde ön plana ç›kan sloganlar aras›nda anti-kapitalist ve anti-emperyalist sloganlar da bulunuyordu. Mao’nun pankartlar›n›n da tafl›nd›¤› gösterilerden gözü korkan emperyalistler bir sonraki zirvelerini 26-28 Haziran 2002’de Kanada’da “da¤da” yapma karar› ald›lar. Durum iyidir. Çünkü dünyada anti-kapitalist, anti-emperyalist eylemler güçlenmeye ve emperyalistleri panikletmeye bafllad›. Birçok emekçi, ö¤renci, köylü ve ayd›n çeflitli ülkelerde biraraya gelerek anti-kapitalist eylemler gerçeklefltiriyorlar. Ki, ‹talya’da gerçeklefltirilen “anti-küresel” eylemlere de birçok devrimci örgüt ve hareket kat›ld›. Bu örgüt, parti ve hareketlerin arala-

r›nda görüfl farkl›l›klar› olsada ayn› ortak düflmana karfl› birbirlerine yak›n taleplerle gerçeklefltirdikleri devrimci eylemler hiç kuflku yok ki, aralar›ndaki iliflkilerinde güçlenmesine vesile olacak. Çünkü eylemlere niteli¤ini veren ç›karlar esas olarak ortakt›r. Ve bu ç›karlar güçlü bir biçimde sosyalizm talebini de içermektedir (Anarflistler hariç). Avrupa’n›n herhangi bir ülkesinden baflka bir ülkeye ya da k›taya ayn› talepler do¤rultusunda gidilip, her türlü polis terörüne karfl› eylemlerde bulunuluyorsa, bunun gelecekte enternasyonalist bir dalgan›n güçlenmesinin mayas› olabilece¤ini mutlaka gözönünde bulundurmal›y›z. Keskinleflen emperyalist çeliflkiler, artan yoksulluk ve açl›k, iflsizlik dünya çap›nda bir devrimci dalgan›n oluflaca¤›n›n iflaretleridir. Bu devrimci dalga elbetteki birçok devrimci olanaklar›da bizlere sunacakt›r. Bu devrimci dalgaya müdahalenin güçlü bir devrimci iradeden geçti¤i aç›kt›r. Özellikle Maoistler, flimdiden ulusal ve uluslararas› arenada bu iradenin oluflmas›na öncülük etmeliler ve bunun haz›rl›klar›nada girerek, enternasyonal alanda devrimci iliflkilerin gelifltirilmesine ve bu iliflkileri bir potaya çekecek politikalar›n tespitine önem vermelidirler. Enternasyonal cephede devrimci hareket h›z al›yor, kitle hareketleri güçleniyor. Güçlenen enternasyonal hareket kendisine yön verecek güçlü devrimci iradeyide yaratacakt›r. Herfleye ra¤men uluslararas› devrimci durum iyidir. Yoldafl Mao’nun ölümünün akabinde Deng Çetesi’nin proletaryan›n iktidar›na darbe yaparak karfl›-devrimci iktidar›n› tesis etmesiyle birlikte tüm sos-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

21


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

22 yalist kazan›mlar gaspedilmifltir. 1989 May›s-Haziran devrimci eylemleri Deng Çetesi’nin kan banyosuyla bast›r›lm›fl olsada, baflta Çin proletaryas› olmak üzere, enternasyonal proletaryaya önemli mesajlar içeriyordu. Hiç kimse bugün gelinen aflamada Çin’de sular›n duruldu¤unu sanmas›n. Çin bürokrat burjuvazisinin azami kar h›rs› Çin proletaryas›, köylülü¤ü ve memurlar› baflta olmak üzere, dünya ezilenlerine karfl› gemi az›ya alm›fl sald›r› politikalar›yla sömürü ve talan dayatmalar›na karfl› sessiz kal›nmayacakt›r. Çin halk› flimdiden Ç“K”P tekelci-bürokrat kapitalistlerine karfl› hakl› ve meflru tepkilerini her türlü bask›ya ve zulme ra¤men göstermekte tereddüt etmiyor. Çin iflçi s›n›f› salt bu y›l koymufl oldu¤u korsan grev ve direnifllerle (ki bu direnifller memurlar ve ö¤renciler taraf›ndan desteklenmifltir) Ç”K”P bürokrat-kapitalistlerini panikletmeye yetmifl ve direniflleri raporlar›na “tehlikeli eylemler” olarak geçmifllerdir. Mao’nun “hayaleti” bürokrat-tekelci burjuvazinin korkusu olmaya devam ediyor. Birçok uluslararas› bas›n ve belgeselcinin Çin’de yapm›fl oldu¤u görsel ve yaz›l› röportajlarda Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin gazab›na u¤rayanlar dahi, “Ben Mao’ya sayg› duyuyorum; ama halen Çin halk› gibi ona tapm›yorum” diyerek, Mao’nun ideolojik gücünün Çin halk› üzerindeki etkisini deflifre ediyor. Tüm karaçalmalara ra¤men, Çin halk›n›n elinde hala “k›z›l kitap” dolafl›yorsa, tekelci-bürokratlar›n “tatl› rüyalar›n›” karabasanlar kabusa dönüfltürecek demektir. Tek eksik olan Maoist Komünist Parti’dir. Çin s›n›rlar›n› kuflatan

Maoizmin bayra¤›d›r. 1996 y›l›ndan sonra NKPMaoist (Nepal Komünist Partisi-Maoist)’in Nepal’de bafllatm›fl oldu¤u Halk Savafl› bugün adeta Nepal ve Hint gericili¤inin karfl›s›nda bir tufan gibi esiyor. K›rsal alanlarda K›z›l Siyasi Üs’lerin yarat›lmas› ve bu üslerin NKP-Maoist için önemli bir mevzi olmas›, yeni yeni üslerin yarat›lmas› flimdiden Nepal’de DHD’nin do¤um haz›rl›klar›n›n bafllad›¤›n› gösteriyor. Nepal’de tek gerçek muhalefet NKP-Maoist’dir. Nepal’de üç gün boyunca (May›s ay›nda) yap›lan genel grevin örgütleyicisi-öncülü¤ünü yapan NKPMaoist’e karfl› uluslararas› komplo haz›rl›klar›da flimdiden bafllam›fl durumda. Özellikle Hindistan yay›lmac›l›¤› bu komplonun bafl›n› çekmektedir. Fakat Hint yay›lmac›l›¤›n›n tüm çabalar› boflunad›r. Çünkü Halk Savafl›’n›n muzaffer ilerleyiflini Hint ‹flgali durduramayacakt›r. ABD’nin Vietnam’da u¤rad›¤› hüsran ne ise, Hindistan’›da ayn› ak›bet beklemektedir. Hindistan’da kardefl Parti HKP(ML) Halk Savafl›’n›n güçlü yükselifli devam etmektedir. Hindistan’da bir eyaletin neredeyse tüm yönetimi HKP(ML) HS’n›n elindedir. K›rsal alandaki binlerce gerillas› ve milis gücüyle emperyalizmin ve Hindistan gericili¤inin büyük çapl› komplolar› ve operasyonlar›na maruz kalan HKP(ML)HS’n›n yükselifli bunlara ra¤men devam etmektedir. 800 milyonluk nüfusuyla Hindistan dünya devrimi merkezlerinden en büyü¤ü olmaya adayd›r. Dolay›s›yla, hem Hint ve Nepal gericili¤i hem de Çin bürokrat burjuvazisi baflta olmak üzere emperyalistlerin gelecekleri çok parlak gözükmüyor.

Özelliklede Hindistan ve Nepal’de olas› bir DHD’nin Maoist kas›rgas›n›n Çin’de de patlamas›nda önemli bir rolü olacakt›r. Dolay›s›yla, dünyan›n tüm Maoistleri baflta olmak üzere devrimci güçler ve ezilen mazlumlar›n›n gözü Asya’n›n bu f›rt›na merkezinde olsun. Hiç kimsenin kuflkusu olmas›n ki, Maoistler emperyalizmin alt›n› oymaya devam ediyor. Filipinlerde 30 bin gerilla gücüyle FKP’li yoldafllar›n etkinli¤i artarak sürüyor. Peru’da PKP’nin önderli¤inin engellenmesiyle (Gonzalo ve sonra Ramires Duran- Yoldafl Feliciano) ciddi yaralar alan Peru Halk Savafl› bu yaralar›n› savafl›n içinde, savafl› büyüterek iyilefltiriyor. PKP’nin bu iki önderinin engellenmesiyle birlikte herfleyin bitece¤ini sanan ABD emperyalizmi ve Peru faflist diktatörlü¤ü çok geçemeden yan›ld›klar›n› anlad›lar. Peru halk›n›n faflist diktatörlüge karfl› kini her geçen gün daha çok art›yor. Son seçimlerde oy kullananlar›n yüzde 16.6’s› diktatörlü¤e karfl› tepkisini göstermek için bofl oy atm›flt›r. Sand›¤a gitmeyenlerin oran› ise bunun iki buçuk kat›d›r. Salt bu tablo dahi Peru Halk Savafl›’n›n yaralar›na basa basa nas›l büyüdü¤ünü ve Peru halk›na nüfuz etti¤ini göstermesi aç›s›ndan dikkate de¤erdir. Bu de¤erlendirmeler ›fl›¤›nda Maoistlerin dünya halklar›na umut olmaya devam etti¤ini hiç çekinmeden vurgulayabiliriz. Dünyada oluflan ve oluflacak olan yeni dengelere ileriki dönemlerde DHD’lerde eklenecektir. Emperyalizm flimdiden bunun hesab›n› yaps›n. Maoizm bayra¤› 21. yüzy›lda dünya gericili¤inin burçlar›na dikilecektir.


23

NKP (Maoist) ‹kinci Ulusal Konferans› Tarihi Döküman›ndan Al›nt›lar

ENTERNASYONAL KOMÜN‹ST HAREKET VE

ONUN TAR‹H‹ DERSLER‹

“Marksizm olarak bilinen bu bilimsel bulufl esas›nda insanl›¤›n binlerce y›ll›k tecrübe ve bilgisinin üstün bir sentezinden baflka bir fley de¤ildi. Dünyay› sadece aç›klaman›n yan›nda onu de¤ifltirmek gibi devrimci bir amaçla da sentezlenmifl bu bilim: insan›n düflünme biçiminde daha öncesi görülmemifl bir devrim yapt›, dünyay› anlamak ve de¤ifltirmek ve her türlü dogma, bat›l inanç, toplumun kötülüklere karfl› mücadele etme yönünde bilimsel bir araç sundu.

Kapitalizmle birlikte do¤an proletarya, tarihin en sonuncu, devrimci ve uluslararas› s›n›f›d›r. Avrupa’da onun kapitalizme karfl› mücadelesi Marksizm’in yank› bulmas›na yol açt›. Ola¤anüstü bir yetenekle Karl Marks, yan›nda yak›n arkadafl› Frederik Engels’de olmak üzere, proletaryan›n dünyaya bak›fl aç›s›n›n, yani diyalektik ve tarihi materyalizmin temellerini ortaya koydu. Marksizm olarak bilinen bu bilimsel bulufl esas›nda insanl›¤›n binlerce y›ll›k tecrübe ve bilgisinin üstün bir sentezinden baflka bir fley de¤ildi. Dünyay› sadece aç›klaman›n yan›nda onu de¤ifltirmek gibi devrimci bir amaçla da sentezlenmifl bu bilim: insan›n düflünme biçiminde daha öncesi görülmemifl bir devrim yapt›, dünyay› anlamak ve de¤ifltirmek ve her türlü dogma, bat›l inanç, toplumun kötülüklere

karfl› mücadele etme yönünde bilimsel bir araç sundu. Marksizm maddi ihtiyaçlar›n karfl›lanmas› için üretim ve yeniden üretim sürecinde üretici güçlerin geliflmesiyle nas›l insanlarla insanlar aras›nda özel bir üretim iliflkisinin devam ettirildi¤ini ve nas›l ilkel komünizm döneminden sonra bütün tarih ilerlemesinin kesin bilimsel yasalarla belirlenmifl s›n›f mücadelesi oldu¤unu itiraz götürmez flekilde ortaya koydu. Bu tarihi materyalizmin bütün tarihe karfl› iddias›d›r. Kapitalist sömürünün gerçek nedenini ve sermayenin toplum içindeki bir avuç kapitalistin elinde birikimini gözler önüne sererek Marks son derece önemli art›-de¤er teorisini ileri sürdü. Ayr›ca Marksizm kapitalizmin nas›l daha fazla kar elde edebilmek için insan eme¤ini yaflamayan bir

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

Aç›klama: Afla¤›da yay›nlad›¤›m›z yaz› k›sa bir süre önce 2. Ulusal Konferans›’n›n gerçeklefltiren Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in konferans döküman›ndan bir al›nt›d›r. okurlar›m›z›n özellikle yaz›y› elefltirel bir yaklafl›m ve sorgulay›c› gözle okurlar›nda yarar vard›r. Yaz›da kat›lmad›¤›m›z yerler olmakla birlikte, belli fikirler verece¤i umuduyla yay›nl›yoruz.


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

24

fleye dönüfltürerek, sömürü k›s›r döngüsü yaratt›¤›n› ve ayn› zamanda nas›l muazzam modern proletarya s›n›f› haz›rlad›¤›n› ve kendi mezar›n› kaz›d›¤›n› aç›klad›. Üretici güçlerin daha önce görülmemifl bir flekilde geliflmesini ve üretim sürecinin toplumsallaflmas›yla üretim araçlar›n›n özel mülkiyetleflmesi aras›ndaki çeliflkiyi göz önünde bulundurarak ve sosyal devrim sorumlulu¤unu proletaryan›n omuzlar›na yükleyerek, Marksizm, s›n›flar›n ve devletlerin ortadan kald›r›lmas›yla ve insan›n insan üzerindeki her türlü sömürüsünün sona erdirilmesiyle ulafl›lacak bilimsel bir alt›n komünist toplum ideali sundu. Marks ve Engels komünist toplumun büyük ideallerini gerçeklefltirmek üzere proletarya stratejisinin temel ilkelerini belirledi. Bütünsel olarak, bu ilkeler içerisinde, kapitalizmden komünizme geçifl sürecinde flart olan proletarya diktatörlü¤ü ve sosyalist devlet üzerine, fliddetli devrimin gereklili¤i üzerine, eski kapitalist devletin y›k›lmas›n›n zorunlulu¤u üzerine, silahl› kitlelerin yarat›lmas› kavram› üzerine görüfller ileri sürülmüfltür. Bütün hayat› boyunca bu bilimsel görüflü yerlefltirmek için Engels iflçi hareketi içerisinde ç›kan burjuva e¤ilimlere karfl› kararl› bir flekilde mücadele etti. Piyasa güvenli¤i ve ihtiyaçlar› için gelifltirilen burjuva ulusalc›l›¤› kavram›na karfl› Marksizm proletarya enternasyonalizminin bayra¤›n› yükseltti. “Bütün ülkelerin iflçileri, birlefliniz!” slogan›n› yüksek sesle dile getirerek Marks ve Engels’in liderligi ve inisiyatifi alt›nda Birinci Komünist Enter-

nasyonal kuruldu. Komünist Enternasyonal (KE) “Komünist Manifesto”nun bilimsel fikirlerini iflçiler aras›nda yayd› ve ayn› zamanda Enternasyonal Komünist Hareket (EKH) içerisinde ç›kan çeflitli oportünist e¤ilimlere karfl› etkin bir flekilde mücadele etti. Bu konsept içerisindedir ki proletarya tarihte ilk defa Fransa-Paris’te silahl› ayaklanmayla yönetimi ele geçirdi. Bütün dünyada “Paris Komünü” olarak bilinen bu tarihi ayaklanma Marksizm’in temel ilkelerinin hakl›l›¤›n› ortaya koymas›n›n yan›nda Marks ve Engels’in bu ilkeleri Paris Komünü’nden edinilen tecrübelerin sentezlenmesiyle daha da rafine hale getirmelerine f›rsat tan›m›flt›r. Yarat›l›fl›nda devrald›¤› bir tak›m hatalar yüzünden sadece 72 gün gibi k›sa bir dönem yaflayabilmesine ra¤men Marks ve Engels bu tecrübenin ebediyen yaflayaca¤›n› söylemifllerdir. Marks ve Engels’in Paris Komünü üzerine olan de¤erlendirmelerinin bugün bile komünist hareket için revizyonizmi ve oportünizmi tespit edip onlara karfl› mücadele etmede tarihi bir referans ifllevi görmesi özellikle ve özellikle not etmeye de¤erdir. Paris Komünü’nün yenilmesi ve içteki oportünistlerin düzenbazl›klar› yüzünden Birinci Komünist Enternasyonal da¤›ld›. Marks’in ölümünden sonra, yeni durumun ihtiyac›yla 1889 y›l›nda, yine Engels’in liderli¤inde, ilk aflamada Marksizm’in yay›lmas›nda önemli rol oynayan Ikinci Komünist Enternasyonal oluflturuldu. Ancak Engels’in ölümünün ard›ndan baflta Karl Kautski olmak üzere ‹kinci Komünist Enternasyonal’in liderleri

burjuva parlementarizmi önünde diz çöktü ve Marksizm’in devrimci ilkelerine ihanet ettiler. Rusya’da, reformizme ve parlementarizme karfl› zorlu mücadelelerin süreci içerisinde, Lenin liderli¤inde Bolflevik Parti kuruldu ve yeni türden bir devrimci mücadele geliflti ve 1917’de sosyalist devrim gerçeklefltirildi. Marksizm’in bilimsel ve devrimci ö¤retilerini savunmak için revizyonizme karfl› ölüm kal›m mücadelesi boyunca Marksizm daha ileri bir seviyeye, Marksizm-Leninizm’e ulaflt›. Lenin oportünizme karfl› mücadele verilmeden gericili¤e karfl› mücadelenin tam olamayaca¤an› önemle vurgulad›. Diyalektik materyalizm felsefesini yeni ve daha ileri bir noktaya erifltirdi. Karfl›tlar›n mücadelesi ve birli¤i ilkesinin diyalekte¤in temel ilkesinin oldu¤u olgusuna daha bir aç›kl›k getirdi. Emperyalizm üzerine yapt›¤› araflt›rmalar› ve analizleriyle Lenin, politik-ekonomi alan›nda nitelikli katk›larda bulundu ve yeni dönemi “emperyalizm ve proleter devrimler dönemi” olarak belirledi. Bu belirlemenin devrimin taktikleri ve stratejisini tespit ve ay›rmada büyük katk›s› oldu. Daha sonra ki geliflmelerle hakl›l›¤› onaylanan Lenin’in analizleri bugün bile ayn› derecede do¤rudur. Yeni bir proleter parti kavram›, sosyalist devrimin stratejisi, revizyonizme karfl› mücadele, geri kalm›fl ülkelerde köylülerin devrim perspektifinde birlefltirilmeleri ve tümden bir demokratik devrimin önemi, uluslar›n kendi kaderlerini tayin hakk›na dair proletaryan›n bak›fl aç›s›, do¤u ülkelerinde proleter devri-


min ulusal kurtulufl hareketlerine önderlik etmesi, emperyalizm döneminde geliflmifl kapitalist ülkelerdeki iflçilerin ve emekçi kitlelerin geliflmesi ve mücadelesi gibi bilimsel sosyalizmin bütün yanlar›yla Marksizm’i zenginlefltirmesinin yan›nda Lenin bu bilimi yeni boyutlara yükseltti. Büyük Ekim Sosyalist Devrimi’nin baflar›s› dünyada efli görülmemifl dalgalar yaratt›. As›rlard›r sömürülen kitleler gerçek kurtulufla yeni bir yol bulduklar›n› hissettiler. Emperyalist ve gerici bak›fl aç›s›na sertçe direnerek, 1919’da Lenin’in insiyatifi ve liderli¤iyle, dünya devriminin ileriye organizeli bir flekilde varmas› için Üçüncü Enternasyonal kuruldu. O, co¤rafik olarak dünyan›n genifl bir alan›nda kurulu Sovyet sosyalist devletini üs edinerek, dünya devriminin ilerlemesini belirginlefltirdi. Geliflen ülkeler aras›nda bulunan Almanya Devrimi ve ayn› sorunlar› yaflayan Hindistan ve Çin gibi geliflmemifl ülkelerin devrimi derin ve ciddi düflünüldükten sonra ortaya ç›kt›. Proletarya devrimi ço¤unlukta köylü bulunan geri kalan ülkelerde “çok zor ve büyük” diyerek, söz konusu olan ülkenin somut sorunlar›na göre komünizmin en temel ilkelerinin uygulanmas›n› vurgulad›. Sonunda, ‘Ulusal Demokratik Devrim’ kavram› sunuldu çünkü sömürge ve yar› sömürge ülkelerin sömürülmesine karfl› mücadeleyi zorunlu k›l›yordu. Ancak Lenin, söz konusu olan ülkelerin komünist ve devrimcilerinin kendileri stratejilerini kurup gelifltirmelerini vurgulad›. Bu noktada Lenin liderli¤indeki

Kominternin üzerinde vurgulad›¤› Marksizm ve proletarya enternasyonalizminin genel prensiplerinin her ülkenin ulusal karakterlerine göre yarat›c› bir flekilde uygulanmas›n›n önemine ayr›ca dikkat edilmelidir. EKH içerisinde bir yan›n›, ulusal karakterler etkisi alt›nda, sekterci ulusalc›l›¤›n ve di¤er yandan da enternasyonalizm etkisi alt›nda ulusal karakterleri yok sayan Troçkizmin

“Mao’ya göre yanl›fl ve do¤ru fikirler aras›ndaki mücadeleler herzaman parti içerisinde vard›r ve belli bir safhadan sonra yanl›fl fikirler revizyonist görünüp, devrimcilerle düflmanca mücadeleye do¤ru yön al›rlar. E¤er proleter olmayan düflünceler parti’de hakim olursa, tüm parti rengini de¤ifltirir. Bu yüzden, devrimciler herzaman sürekli iki çizgi mücadelesi içerisinde partiyi yenilemelidirler.

temsil etti¤i e¤ilimlere karfl› halen mücadeleye ihtiyaç olundu¤u bir zamanda EKH’nin önemi ortadad›r. Lenin’in ölümünden sonra Stalin EKH’nin önderli¤ini üstlendi. Stalin proletarya hareketine: baflta Troçki, Kamenov ve Zinovyev’in sözde sürekli devrim teorisinin kisvesi alt›nda bafl gösteren sa¤ tasviyecili¤i yenilgiye u¤ratmak;Leninizmi yerli yerine oturtmak; Sovyetler Birli¤i’-

ni kollektif tar›mla ve planl› ekonomik geliflme program›yla güçlendirmek; ‹kinci Emperyalist Savafl›’nda Hitler faflizmini yenilgiye u¤ratmak, Sovyet ekonomik geliflmesinin tecrübelerini sentezlemek ve tüm EKH’e yaklafl›k 30 y›l liderlik yapmak gibi tarihi görevleri omuzlayarak hizmet etti. Her nas›lsa Stalin’de bir çok ciddi zay›fl›klar›n bulunmas› ve bunun sonucu olarak birtak›m önemli problemlere neden oldu¤u olgusu da bahsedilmeden geçilmemelidir. Bunu yaparken bafllang›ç noktam›z tabiiki Mao’nun Stalin hak›nda yapt›¤› de¤erlendirme olmas› gerekir, bu de¤erlendirmede Stalin’in düflünce ve eserlerini ikiye ay›rm›fl, %70’i do¤ru ama %30’u yanl›fl diye ifade etmifl. Üçüncü enternasyonal’in bafllang›ç döneminde Lenin’in ileri sürdü¤ü kapitalizm öncesi aflamadaki sömürge ve yar›sömürge ülkelerde devrimin genel hatlar›n›n yolunda ilerleyerek, Çin’deki Yeni Demokratik Devrim baflar›yla gerçekleflti. Çok genifl bir alan içinde ve ayn› anda da dünyan›n en büyük nüfuslu olan ülkesinin, y›llard›r sürdürdü¤ü mücadelenin sonucu olan bu baflar›l› devrim, kapitalizm öncesi aflamas›nda bulunan di¤er yar›-feodal ve yar›-sömürge ülkelere devrimin yeni örne¤ini sundu. Lenin’in istedi¤i gibi, Çin Komünist Partisi Mao’nun liderli¤iyle bir do¤u ülkesinde büyük ve zor görev olan devrimi, yarat›c› flekilde Marksizm ve Leninizm’in evrensel prensiplerini kendi hususi durumlar›na uygulayarak üstlendi. Bu anlamda, Çin Kominist Partisi

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

25


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

26

Mao’nun liderli¤iyle beraber Marksizm bilimini gelifltirip zenginlefltirdi. Mao’nun felsefe alan›nda çeliflki, teori ve bilgisi, politik ekonominin bürokratik analizi, yeni demokratik devrim strateji’nin ve halk savafl›n›n evrensel ilkeleri’nin geliflmesi, somut parti anlam›, askeriye ve birleflik cephe, Marksizm ve Leninizmin zenginleflti¤ini netçe

“Çeliflki Üzerine”, “Pratik Üzerine”, “Etüdlerinizde Reform Yap›n”, “Çal›flma Biçimini Düzelt” ve “Yeni Demokrasi Üzerine” gibi önemli eserleriyle halk› uyard›. Uluslararas› Komünist Hareketin’de, Mao partiyi monolotik ve homojen birlik olarak de¤il karfl›tlar›n birli¤i olarak tan›mlam›flt›r ve iki çizgi mücadelesinin hakikaten parti ha-

gösteriyor. Devrim süreci esnas›nda, Mao f›rsatç› olan çeflitli sa¤ ve sol kesimlerle ve Lili San, Wang Ming, Chang Kuo – Tao gibi yabanc› tecrübeleri mekanik bir flekilde kopye etmek isteyenlerle zor bir savafl sürdürdü. Üzerinde derince duruldu¤unda, Mao’nun Lili San ve Wang Ming’le olan mücadelesi, hiç aç›klamam›fl olsa bile, as›l Stalin ve Komintern’in mekanik materyalist düflünce ve çal›flmas›’yla alakal› bir görünüfl veriyor. Mao, Çin Komünist Partisi’nde ve Enternasyonal Komünist Hareketi’nde bulunan mekanik materyalist tehlikesine ve metafizik düflüncesine karfl› birleflik cephe örne¤inde ortaya koydu¤u birlik ve mücadele politikas›n›n yan›nda

yat›n› harekete geçirmenin önemli bir arac› oldu¤unu ortaya koymufltur. Bununla birlikte, toplumdaki s›n›f mücadelesiyle parti’deki iki çizgi mücadele’sinin karfl›l›kl› iliflkisini ayd›nlatarak, s›n›flar oldu¤u sürece partinin oldu¤u ve parti oldu¤u sürece ideolojik mücadelenin devam edece¤ini bilimsel bir flekilde ortaya koymufltur. Mao monolotik birlik kavram›n›n anti-diyalektik oldu¤unu ifade edip reddetmifltir. Mao yeni tip Leninist militan parti görüflünü yeni bir boyuta ulaflt›rm›flt›r. Mao’ya göre yanl›fl ve do¤ru fikirler aras›ndaki mücadeleler herzaman parti içerisinde vard›r ve belli bir safhadan sonra yanl›fl fikirler revizyonist görünüp, devrimcilerle düflmanca mücadeleye do¤ru yön

al›rlar. E¤er proleter olmayan düflünceler parti’de hakim olursa, tüm parti rengini de¤ifltirir. Bu yüzden, devrimciler herzaman sürekli iki çizgi mücadelesi içerisinde partiyi yenilemelidirler. Çin devrimi Marksist- Leninist düflünceler zemininde milyonlarca iflci ve köylüleri kendi kaderlerinin patronlar› olmalar› için harekete geçirmifltir. Mao öncülü¤ünde Çin Komünist Partisi proleterya liderli¤i alt›nda Yeni Demokratik Devrim’inin baflar›s›n›n hemen arkas›ndan sosyalist devrim için bir program öne sunmufltur. Tam o dönemde Stalin Sovyetler Birli¤i’nde öldü. Kuruflçev revizyonizmi karfl› devrimci bir darbeyle SBKP 20. Kongresi’nde liderli¤i ele geçirdi ve kapitalizmin restorasyonu bafllam›fl oldu. Stalin’in kiflilik kültürüne karfl› mücadele bahanesiyle Kuruflçev kli¤i baflar›l› bir flekilde sosyalizmi ve proletarya diktatörlü¤ünü devirdi. Bu olay bütün dünyada devrimcileri flaflk›na u¤ratt›. Nükleer silah tehditleriyle terör saçan klik kitlelerin tarihin yaz›lmas›ndaki belirleyici rolünü reddetti. “Üç bar›flç›l”l›k ad›na, Kuruflçev kli¤i s›n›f mücadelesi yerine s›n›f uzlaflmac›l›¤›n›n sözcülü¤ünü yerine getirdi. Bariz bir flekilde yapt›¤› burjuva parlementarizmi savunuculu¤unu de¤iflen dünya durumuyla, ortaya ç›km›fl f›rsatlarla örtbas etti. Rusya’daki kapitalist restorasyondan cesaretlenen ÇKP içerisindeki sa¤c›lar parti içinde proletarya diktatörlü¤üne yapt›klar› sald›r›lar› daha da yo¤unlaflt›rd›lar. Peng The Hui olay› bunun somut bir örne¤idir. Bu durumun karfl›s›nda,


Mao sosyalizmde s›n›f mücadelesi üzerine ciddi flekilde bir daha düflünmüfl ve ülke d›fl›nda Kuruflçev modern revizyonizmine karfl› mücadelenin ve Parti içinde de sa¤ oportünizme karfl› mücadelenin bayra¤›n› yükseltmifltir. Çetin mücadele süresince, sosyalizmde s›n›f mücadelesinin bilimsel bir analiziyle, Mao kapitalizmin restorasyonunu önlemenin bir ilkesi olarak proletarya diktatörlü¤ü alt›nda sürekli devrim kavram›n› ileri sürdü ve bütün insanl›k tarihinde daha öncesi görülmemifl bir kitle-devrimi olarak de¤erlendirilen, Büyük Proleter Kültür Devrimine önderlik yapt›. Yersars›c› bu devrimle Mao, proleter s›n›f sosyalist toplumda kapitalizmin restorasyonunu önlemek yönünde yeni bir silahla kufland›rd›. Bu büyük katk› Mao’yu Marksizm’in yeni, üçüncü ve daha yüksek boyutunun, yani Marksizm-Leninizm-Maoizmin, yarat›c›s› yapm›flt›r. Bu büyük devrim Çin’de kapitalist restorasyonu 10 y›l süreyle önlemifltir. Mao’nun ölümünden sonra, çesitli ulusal ve uluslararas› nedenlerle, Kapitalist yolcular›n karfl›-devrimci dolaplarla Çin’de kapitalizmi yeniden oturtma baflar›s› karfl›s›nda duramasa da gelifltirdi¤i ilkenin önemi hiç de azalm›fl de¤ildir. Aksine gelecek devrimlerin yoluna k›lavuzluk yapacak bir meflale olarak büyümüfltür. Burada not edilmesi gereken, Kruflçev kli¤inin Sovyetler Birli¤i’nde herhangi ciddi bir karfl› ç›k›fl olmadan kapitalizmi yeniden oturtmas›ndan sonra Mao bir yandan dünyadaki ilk sosyalist devletin baflar›lar›n›n güvenli¤ini sa¤lamak için mücadele etti ve di¤er yan-

danda böylesi yeri doldurulamaz bir kayba neden olan zay›fl›klar›n etüdü üzerinde ciddi olarak durarak çal›flt›. Bu gerçeklik içindedir ki Mao’nun Kruflçev kli¤inin sald›r›lar›na kars› Stalin’i savunmas›n› ve onun hata ve zay›fl›klar›n› aç›klay›fl›n› anlamal›y›z. Mao’nun Stalin’i de¤erlendirmesi hem Stalin’i tamamen rededen sa¤c› revizyonizmden ve hemde onun hata ve zay›fl›klar›n› dahi kabul eden, sekterci dogmatist revizyonizmden ayr› durmaktad›r. Enternasyonal Komünist Hareketi içerisinde, yukarda bahsedilen revizyonist e¤ilimlerden birincisine Troçki, Tito, Kruflçev önderlik etmiflken ikincisine de Enver Hoca vb. önderlik etmifltir. Not edilmesi gereken di¤er bir önemli noktada, kendisi burjuva anarflist ço¤ulcu aç›dan yaklaflarak Stalinin monolotik birlik ve bürokrasi kavramlar›na karfl› ç›kma bahanesi ile Marksizm’in bütünsel diyalektik metaryalist bilimine karfl› ç›kan , Avrupa komünizmidir. Enternasyonal Komünist Hareket içerisinde tart›flma devam ediyorken ve modern revizyonizmin saha lideri Kuruflçev, emperyalizmle birlikte ayn› anda, karfl›-devrimci aç›dan Stalin’in kiflili¤ine sald›r›da bulunurken Stalin’in esas›nda pozitif ve do¤ru olan yanlar›n› savunmak zorunluydu. Böyle yapmakla sadece Stalin savunulmufl olmad› ama ayn› zamanda bütün komünist hareket, sosyalizm, ve genel olarak Marksizm-Leninizm’in kendisi savunuldu. Ama bugün durum büyük ölçüde de¤iflti: Daha sonra sosyal emperyalizme dönüflen Kurufl-

çev revizyonizmi Sovyetler Birli¤i’nin çözülmesiyle tamamen konumundan düflmüfltür. Çin’de, Mao’nun ölümünden sonra Çinli Kuruflçevciler karfl›-devrimci bir darbeyle iktidar› ele geçirip Çin’de tekrar kapitalizmi yerlefltirdiler. Ve bugün dünyada bir tek sosyalist devlet dahi yoktur. Bugün her hangi bir siyasi bask› olmadan dünyan›n her yan›ndaki devrimciler tarihi tecrübelerin esas›n› yakalama noktas›nda hürler ve hiç flüphesiz omuzlar›nda yerine getirmek için çok çal›flmalar› gereken büyük bir sorumluluk vard›r. Bu konuda Mao önderli¤indeki Çin Komünist Partisi taraf›ndan Kuruflçev revizyonizmine karfl› aç›lan “Büyük Tart›flma” sürecinde de¤erlendirilen “Stalin Sorunu” adl› yaz›n›n bafllang›ç bölümünde bahsedilenlerin derinliklerine inmemiz gerekmektedir. O yaz›da flu ifadede bulunmaktad›r, “Stalin sorunu her ülkenin tüm s›n›flar› aras›nda tepkiler uyand›rm›fl ve bugün de halen de¤iflik s›n›flar›n partilerinin ve gruplar›n›n üzerinde de¤iflik görüfllere vard›¤› büyük bir tart›flma konusu olan dünya çap›nda önemli sorunlardan birisidir. Öyle görülüyor ki içinde bulundu¤umuz yüzy›lda da bu sorun üzerinde kesin bir hükme var›lamayacak”. Mao önderli¤indeki Çin Komünist Partisi’nin sözünü etti¤i yüzy›l› geride b›rak›p 21.yüzy›la girdik. Bizler Stalin’in %70’lik olumlu katk›lar› üzerinde dikkatlerimizi yo¤unlaflt›r›p %30’luk yanl›fllar›ndan da gerekli dersleri ç›karmal›y›z. Yukarda sözü edilen yaz›n›n baflka bir bölümünde de ifa-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

27


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

28

de edildi¤i gibi “Zaten ikincil olan (olumlu katk›lar›na göre) Stalin’in hatalar›ndan tarihi dersleri almak yararl› olacakt›r. Böylece Komünistler uyar›lm›fl olup ayn› hatalar› tekrar etmekten kaç›nabilirler veya daha az hata yaparlar”. Önemli baflka bir nokta da Stalin’in hatalar›n›n iki taraf›n›n olmas›d›r: proletarya diktatörlü¤ünün tecrübe yetersizli¤inden dolay› ifllenen hatalar ve ideolojik yanl›fll›klar yüzünden ifllenen hatalar. Proleter devrimin tecrübe yetersizli¤inden kaynakl› hatalar›n önlenmesi mümkün de¤ildi ancak ideolojik yanl›fll›klardan kaynakl› hatalar önlenebilirdi. Stalin’in hatalar›n› s›ralarken, Büyük Tart›flma’n›n ayn› yaz›s›nda flu da ifade edilmektedir, “Düflünme çizgisiyle baz› meselelerde Stalin diyalektik materyalizmden ayr›lm›fl metafizik ve subjektivizme düflmüfltür ve bunun sonucu olarak bazen gerçeklikten ve kitlelerden uzaklaflm›flt›r. Parti içi ve d›fl› mücadelelerde, bir tak›m durum ve meseleler üzerinde do¤alar› itibariyle birbirinden ayr› iki tür çeliflkiyi birbirine kar›flt›rm›flt›r: Bizimle düflman aras›ndaki çeliflki ve halk aras›ndaki çeliflki. Ayr›ca bu iki ayr› çeliflkiyi ele al›rken gerekli metodlar› da kar›flt›rm›flt›r. Stalin’in önderli¤inde karfl›-devrimi bast›rma çal›flmas›nda bir çok karfl› devrimci, haketti¤i cezay› almazken ayn› dönemde masum yere mahkum edilen insanlar vard›; ve 1937-38 y›llar›nda karfl› devrimcilere yönelik bask›y› geniflletmenin ölçüsünde hata yap›ld›. Parti ve devlet kurumlar› meselelerinde, Stalin proleter demokratik mer-

keziyetçili¤i tam olarak uygulamad› ve hatta bir noktaya kadar bu ilkeyi çi¤nedi. Ayr›ca enternasyonal komünist hareket içerisinde de bir tak›m hatal› önerilerde bulundu. Bu hatalar Sovyetler Birli¤i’nde ve Enternasyonal Komünist Hareket’te baz› kay›plara neden oldu. Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin, Maoizm’in ve Modern Enternasyonal Komünist Hareketi’nin tecrübelerinin arka zemininde bugün belirli olan bir fley var; büyük bir Marksist-Leninist olmas›na ra¤men, Stalin’in ideolojik hatalar› dünya komünist hareketini subjektif olarak etkiledi. Kategorik olarak bahsetmek gerekirse, Stalin’in, diyalekti¤in temel ilkelerini, z›tlar›n birli¤ini ve mücadelesini, kavrama ve uygulama noktas›nda zay›fl›klar› vard›. Komünist partiyi z›tlar›n birli¤i yerine monolotik bir birlik olarak ele almas›ndan dolay› iliflkilerin belirlenmesinde ve parti içinde iki-çizgiyle u¤rafllar›nda hatalara düfltü. Bunun sonucu olarak, özel mülkiyetçili¤in elimine edilmesiyle gelen h›zl› ekonomik büyüme, kollektif tar›m ve sanayileflme zeminlerine dayanarak, Sovyet Toplumu içerisinde düflman s›n›f›n – çeliflkinin- olmad›¤› ilan edildi. Bu Marksizm-Leninizm’in temel ilkelerine ayk›r›yd›. Böylesi bir analiz Stalin’i, Sovyet toplumuna gelebilecek tehditlerin d›fl müdahaleler ve komplolardan olaca¤› tek tarafl› düflüncesine götürdü. Sovyet Toplumunda komünist parti içerisinden nas›l yeni kapitalizmin türedi¤ine ve bunun nas›l kontrol edilece¤ine yeteri önemi vermek yerine, d›fl müdahale ve komplolarla

gelecek bir karfl›-devrim üzerinde yo¤unlaflmak zaman zaman Lenin’in bir ülkede sosyalizmi kurmak ve Komüntern’in ilk döneminde ortaya ç›kan dünya devriminin gelifltirilmesi temel önerilerini çi¤nedi. Ortada her hangi bir artniyet olmamas›na ra¤men, Sovyet toplumunu d›fl tehtidlerden koruma üzerinde afl›r› derecede durulmas› fiilen enternasyonalizmi sarst› ve Rus milliyetçili¤ini abartt›. Bu da dünya devrimini ve Komintern’in ifllevini anlama ve ilerletme konusunda bir çok kafa kar›fl›kl›¤›na neden oldu. Hat›rlanmal›d›r ki, Komintern’i olufltururken, Lenin dünya devrimi kavram›n›, dünya komünist partisini ve herfleyin onun liderli¤i alt›na girece¤ini vurgulam›flt›. Ancak Stalin’in liderli¤i döneminde, tersi olmas› gerekirken, dünya devrimi Sovyet Toplum’unun bir parças› olarak de¤erlendirildi. Enternasyonal Komünist Hareket’te Stalin’in yanl›fl önerileri olarak Mao’nun iflaret etti¤i de budur. Stalin kollektif tar›m›, sanayileflmeyi, ekonomik alandaki merkezi planlamadan dolay› üretimin ve üretici güçlerin h›zla geliflmesini sosyalizmin baflar›s› için yeterli bir zemin olarak ele ald› ve tek tarafl›

“Mao, proleter s›n›f sosyalist toplumda kapitalizmin restorasyonunu önlemek yönünde yeni bir silahla kufland›rd›. Bu büyük katk› Mao’yu Marksizm’in yeni, üçüncü ve daha yüksek boyutunun, yani MarksizmLeninizm-Maoizmin, yarat›c›s› yapm›flt›r.


olarak bu noktada da ›srar etti. Bu durum toplum içerisinde var olan ayr›l›klar›n çözümünün önemini zedeledi ve üretim iliflkilerinin devrimcileflmesine mani oldu. Bu daha sonra parti içinden karfl›-devrimci Kuruflçev kli¤i taraf›ndan temsil edilen yeni burjuva s›n›f›n›n geliflmesine yard›m etti. Böylece proletarya diktatörlü¤ünü ters çevirip burjuva diktatörlü¤ünü yerlefltirdi. Tarihi s›n›rlamalardan ve ideolojik zay›fl›klardan kaynakl› Stalin’in bu hatalar›ndan dersler ç›karan Mao, ekonomi politikas›n›n ciddi bir etüdünü yapt›. Kapitalist restorasyonu önlemek bak›m›ndan sosyalist toplumda s›n›f mücadelesine dair Marksist-Leninist ilkeleri daha yüksek bir boyuta ulaflt›rmak için onun olumlu ve olumsuz yanlar›na parmak bast› ve yeni bir sosyalist ekonomi modeli sundu. Sadece üretimin kollektif sahipli¤i sosyalizmin baflar›s›n› garantilememektedir. Çünkü sosyalist toplumda halen yeni kapitalist s›n›flar›n ç›kmas› için maddi zemin sa¤layan kafa ve kol eme¤i çeliflkisi, flehir ve k›r çeliskisi ve ticari mallar›n üretiminin kapitalist safhada olmas› gibi bir çok farkl›l›klar vard›r. Bu yüzden Mao, sosyalizmde hem komünizmin hem de kapitalizmin özelliklerinin bulundu¤unu ve halen kapitalist restorasyon tehlikesinin varoldu¤unu aç›kça söyledi. Mao usta bir flekilde, proletarya devlet iktidar›n› ele geçirdikten sonra, sürekli devrim süreci arac›l›¤›nda kapitalizmi k›s›tlayarak komünizme do¤ru ilerlemenin mümkün oldu¤u bilimsel gerçekli¤ini ileri sundu.

Bu prensip temelinde Mao, halk›n partideki zengin olan›n iyi oldugunu savunan Kuruflçevci çizginin sözcüleri kapitalist yolculara karfl› isyan etme hakk›n› kullanmas› yönünde önayak oldu. Afla¤›daki sloganlarla Marksist devrimcilerle revizyonistler aras›nda kesin bir hat çizdi: “Marksizmi uygula, revizyonizmi de¤il; Birlefltir, ayr›lma; Aç›k ve gizlisiz ol; komplo ve entrika kurma”. “Burjuva karargahlar› bombala” slogan›yla halk› revizyonistlerin kalelerini elegeçirmeye ça¤›rd›. Büyük Proleter Kültür Devrimi (BPKD) süresince, Liu Shao Chi, Lim Piao ve Teng Hsiao Ping üçlü çetesine karfl› verdi¤i mücadelede, birlik-mücadele-de¤iflim projesiyle yeni birlik elde etme diyalektik metodunu daha da gelifltirdi. Parti’ye yeni kan sa¤lamak için yafll›lar, yetiflkinler ve gençlerle 1 içinde 3 ilkesine göre parti komiteleri oluflturman›n gereklili¤ini vurgulad›. Ancak, enternasyonal komünist hareketin bir kaç negatif etkisi, s›n›f mücadelesinin tarihi k›s›tl›¤› ve ortaya ç›karmak noktas›nda fiilen geç kal›nd›¤› için, o zamana kadar parti içerisinde ve hükümette yüksek mevkilere gelmifl sa¤c›lar›n hepsini uzaklaflt›rmak mümkün olmad›. Yine de bu konuda gelifltirilen prensibin önemini artt›rd›. Kimileri kültür devrimi döneminin kar›fl›kl›¤›n› idrak edememekte ve daha sonraki dönemde yap›lan bir tak›m uzlaflmalara dair Mao’yu suçlamaktad›rlar. Bu tamamen yanl›flt›r. Mao, Parti içerisinde devrimci öz olarak Chian Ching, Chiang Chun Chiao dahil olmak üzere devrimcilerin yükselmesine çal›flm›flt›r. Gerçek-

ten de Mao sözde dörtlü çetenin lideri ve en uzak görüfllü olan›yd›. Bu bak›mdan önemli bir soru yükseltilebilinir - Kuruflçev revizyonizmine karfl› tarihi bir mücadele yürütmenin tecrübesi varken ve BPKD’ni yönlendirdi¤i halde, neden yeni bir Komünist Enternasyonal kurmak için herhangi bir inisiyatif ele almad›? Cevap olarak Komintern’in son dönemlerindeki bir tak›m olumsuz tecrübeler ileri sürülebilir ancak bu haliyle as›l faktör olamaz. Hakikaten de Mao, Kuruflçev revizyonizmine karfl› mücadele vererek, BPKD’ne önderlik ederek ve ulusal kurtulufl hareketlerini, yeni demokratik ve sosyalist devrimleri destekleyip yayarak ve onlarla dayan›flarak, ideolojik olarak enternasyonal komünist hareketin lideri olmufltur. Ama ona örgütlü bir hal verme noktas›nda objektif olarak bir tak›m pratik zorluklar vard›. Bunlar aras›ndan en göze çarpanlar›, Mao’nun evrensel katk›lar›n› inkar edecek Arnavutluk, Vietnam ve Kuzey Kore gibi ülkelerin dogmatik, revizyonist, merkezci ve flovenist “komünist” partileridir. Bütün bunlar› yok sayarak o dönemde bir enternasyonal komünist oluflturman›n imkan› yoktu.. Ancak bugün durum büyük ölçüde de¤iflti. Dünyada bugün bir tek sosyalist devlet dahi yoktur. Gerçek devrimciler Maoizm’i Marksizm-Leninizm’in daha ileri bir safhas› olarak yükseltmektedirler. Ufukta yeni bir devrim dalgas› görünmektedir. Art›k yeni bir komünist enternasyonalin yarat›lmasi için ideolojik temel olacak Marksizm-Leninizm-Maoizm vard›r. S›n›f mücadelesi

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

29


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

30

ve ideolojik mücadele arac›l›¤›yla, komünist enternasyonale örgütlü bir form vermek için bütün komünist devrimciler ciddi bir flekilde ileri ç›kmal›d›rlar. Bugünden DEH, bunun embriyosu olarak ortaya ç›km›flt›r. DEH d›flar›s›ndaki devrimcilerle iliflkiler ve tart›flmalar›n sürdürülmesine ve onlar›n mücadele içerisinde birlefltirilmesine özellikle dikkat edilmelidir. Böyle yaparken, komünist devrimciler Komintern’in tecrübelerini ciddi flekilde gözden geçirmelidirler. Komintern 7. Kongresi’nin de¤erlendirmeleri, ‹kinci Dünya Savafl› ve Komintern’in da¤›lmas›, baz› ülkelerin komünist partilerine anti-faflist bujuvaziyle hükümet kurmak için verilen tavsiyeler ve Lenin’in Milerandizm elefltirisi, Yunan, ‹talyan, Frans›z, ‹spanyol, Hintli, Çin Komünist Partileri’nin pozisyonlar› ve Stalin’in rolü gibi meselelerini çözmeye çal›flmal›d›rlar. Bu sorunlar enternasyonal komünist hareketin önünde zorluk olarak durmaktad›r. Bu yüzden Maoizm’i uygulayarak geçmiflin olumlu ve olumsuz tecrübele-

rinden ö¤renmek için komünist devrimciler inisiyatiflerini h›zland›rmal›d›rlar. ULUSLARARASI DURUMUN BAZI TEMEL KAREKTERLER‹ Rusya Ekim Devrimi’nin hemen ard›ndan, Lenin taraf›ndan yap›lan emperyalizmin temel karekterlerinin analizi halen do¤rudur. Buna uygun olarak bugün dahi dünya emperyalizm ve proleter devrimler ça¤› içerisindedir. Dünyada bugün dört temel çeliflki bulunmaktad›r: Burjuvazi ve proleterya aras›ndaki çeliflki, emperyalistler aras› kar, paylaflma ve talan etme çeliflkisi, emperyalizimle ezilen ülkeler ve halklar aras›ndaki çeliflki ve kapitalist sistemle sosyalist sistem aras›ndaki çeliflki. Bu dört çeliflki aras›ndan dördüncüsü flu anda yüzeyde görünemektedir, ancak geçmiflteki tecrübelere dayanarak ve gelece¤e dair referanslar için bu çeliflkiyi de sürekli olarak hesaba katmal›y›z. Sosyalist devrim birinci çeliflkinin içerisinden ç›kmaktad›r ve o çeliflkinin çözümüdür. ‹kinci

çeliflki dünyan›n yeniden paylafl›m› için dünya savafl›na do¤ru yönelmektedir ama kesin olarak sonuçlanmam›flt›r. Mao’nun dedi¤i gibi proleterya dünya savafl›n› önlemeye çal›flmal›d›r ancak, baflar›l› olamad›¤› takdirde, dünya savafl›n› mümkün oldu¤unca dünya devrimine dönüfltürecek politikalar üretmelidir. Üçüncü çeliflki ulusal kurtulufl hareketlerine do¤ru yöneltmektedir ve bu çeliflki baflar›l› olmas›yla son bulur. Yukardaki çeliflkiler aras›ndan emperyalizmle ezilen ülkeler ve halklar aras›ndaki çeliflki bugün dünyadaki as›l çeliflkidir ve Parti dünyadaki as›l çeliflkiyle ilgili bir tak›m ideolijik ve politik sorunlara dair net olmal›d›r. Çünkü ulusal kurtulufl hareketinin tarihi önemini yok say›p tehlikeye sokacak yanl›fl e¤ilimler ve onu sekterci ulusalc›l›k olarak etiketleyen yanl›fl e¤ilimler Enternasyonal Komünist Hareket içerisinde bulunmaktad›r. Bu e¤ilimler Troçkist ve baflta Kruflçevci revizyonizmden büyük ölçüde etkilenmistir. Burada not edilmesi gere-


ken ilk nokta emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›n›n geliflmesi sürecinde, Rusya’daki sosyalizmi kurarken ve dünya devrimini ilerletmek yönünde komintern olufltururken ve onun stratejilerini formüle ederken Lenin, proleter devrimin ve kurtulufl haraketinin iç içe geçmesinin gerekti¤ini ve bu kaynaflman›n tarihi aç›dan önemli bir görev oldu¤unu belirtmifltir. Dünyan›n sömürge ve yar› sömürge ülkerinde ki kitlelerin ac›mas›z sömürü ve talan›ndan elde etti¤i hesaps›z karlardan küçük bir k›sm›n› iflçi s›n›f›na bir sus pay› olarak veren emperyalizm, iflçi s›n›f› içerisinde dahi aristokratik bir kesim oluflturarak emperyalist ülkelerdeki sosyalist devrimin önüne set çekmektedir. Bu nedenle ulusal kurtulufl hareketinin proleterya hareketi içerisinde kaynaflt›r›lmas›na gereken önemi veren Lenin, flu slogan› ileri sürdü, “Dünya’n›n bütün iflçileri ve ezilen halklar› birlefliniz.” Lenin maksimum dikkatini Hindistan, Çin gibi ezilmifl ülkelerdeki ulusal kurtulufl hareketleri üzerinde yo¤unlaflt›rd›. Lenin’in bu analizi temelinde, Mao dünya proleter hareketi içerisinde ulusal kurtulufl hareketi meselesi ve önemine dair bütünsel bir düflünce gelifltirdi. Emperyalizm, ezilen ülkelerin egemen s›n›flar›n› kullanarak, o ülkelerin halklar›n› ezmekte ve onlar üzerindeki sömürü ve siyasi bask›lar›n› artt›rmaktad›r. Ezilen ülkelerin ekonomilerini kendi ekonomilerinin bir iç parças›ym›fl gibi kullanarak ve ucuz iflgücü ve ham madde ile afl›r› kar elde ederek o ülkelerin halklar›n› giderek daha da

yoksul düflürmektedir. Asya, Afrika ve Latin Amerika da Yeni Demokratik Devrim için durumu olgunlaflt›ran iflte tam anlam›yla budur. Bu yüzdendir ki Mao, bu bölgelerin dünyadaki devrimlerin f›rt›na merkezleri ve devrimin dünyadaki esas e¤ilim oldu¤u iddias›nda ›srar etti. Mao Ulusal Kurtulufl mücadelelerinin dünya proleter hareketi içerisinde ki bir parça oldu¤u geçekle¤ini kavrayarak onun proleterya liderli¤ini oturtman›n stratejik metodunu gelifltirdi. Biçimsel olarak önemli de¤iflilikler olmas›na ra¤men Mao’nun analizleri esas›nda bugün de do¤rulu¤unu korumaktad›r. So¤uk savafl süresince Rus Sosyal Emperyalizmi ve ABD emperyalizmi silahlanmaya devasa miktarda para harcay›p etki alanlar›n› genifllettiler ve bunu takiben süper güçler haline dönüfltüler. Ezilen ülkeler üzerine çeflitli flekillerde bölgesel savafllar empoze ettiler, neredeyse yeni dünya savafl›na yol açt›lar. Ancak Rus Sosyal Emperyalizmi emperyalist kriz yüzünden eski biçimini koruyamad›, siyasi ve ekonomik olarak çöktü. ‹ronik bir flekilde bat› emperyalizmi, Rus Sosyal Emperyalizminin çöküflünü komünizmin çöküflü olarak tan›t›p nefleyle kendisinin tek kutuplu hegemonyas›n› kutlad›. Bu geliflme kesinlikle ABD emperyalizmine daha direkt talan, sömürü ve yar› sömürgeyar› feodal ülkelerle birlikte genel olarak tüm dünyaya müdahale etme f›rsat› verdi. Bu dünya çap›nda finans kapitalin hiç engelsiz hareket etmesini daha da h›zland›rd› ve kolay-

laflt›rd›. Emperyalizm taraf›ndan ‘küreselleflme’ olarak yücelefltirilen budur. Emperyalizm bu ‘küreselleflme’ arac›l›¤›yla ezilen ülkelerin ekonomilerini tümden k›skac› içerisine almaktad›r ve bu ülkelerin egemen gerici s›n›flar›n› buyruklar› alt›nda sermaye ak›fl›n› h›zland›rmak için, liberalleflme politikas›n› benimsemeye zorlamaktad›r. Emperyalizm, Dünya Bankas› (DB), IMF (Uluslararas› Para Fonu) vb. gibi kurumlar› arac›l›¤›yla kendisine ezilen ülkelerin ekonomik ifllerini yönetme ve kontrol etme rolü için ortam yaratm›flt›r. Esas olarak ABD emperyalizmi, elektronikte oldu¤u gibi bilim ve teknolojide daha önce hiç görülmemifl ilerlemeyi yar› sömürge-yar› feodal ülkelerdeki ucuz emek gücüyle kombine ederek, s›n›rs›z kar elde etmeye daha da çok cesaretlenmifltir. Herhalükarda ‘tek kutuplu dünya’, ‘küreselleflme’ ve ‘liberalizasyon’ gibi emperyalist kampanyalar›n nihayi objektif sonucu ne olmufltur? Son on y›l›n tecrübeleri flimdiden gerçekleri göstermektedir: Ayr› s›n›flar aras›ndaki çeliflkiyle zengin ve yoksul ülkeler aras›ndaki çeliflki derinleflmifltir. Emperyalistler taraf›ndan haz›rlanan istatistiklere göre bile -ki bu istatisti¤i haz›rlayan›n ç›karlar›na göre manipüle edildi¤i halde- dünya nüfusunun sadece %15’ini oluflturan zengin ülkeler dünya zenginli¤inin %85’ine sahipken geri kalan % 85’i sadece dünya zenginli¤inin %15’ine sahiptir. Bugün 2.5 milyar insan afl›r› derecede yoksul ve 1 milyar insanda kesin yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda hayatlar›n› sefalet içerisinde devam ettirmektedirler. Her y›l

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

31


32

“Emperyalist ülkelerde bile s›n›f çeliflkisi derinleflmektedir. Dünya’n›n bir numaral› kabaday›s› olan ABD’de bile 20 milyondan fazla insan tam bir yoksulluk içerisindedir. Her geçen gün ›rk ayr›mc›l›¤›, eflitsizlik, iflsizlik, bar›naks›zl›k, sosyal güvensizlik, kad›nlar üzerindeki bask› giderek artmaktad›r. Bütün bunlar zaman zaman halk için katlan›lmaz duruma gelmektedir ve egemen s›n›flar halk›n tepkisini bast›rabilmek için özel askeri güçler kullanarak, yeni stratejiler belirlemek zorunda kalmaktad›r.

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

80 milyon yar› sömürge-yar› feodal ülke insan› geçim kayna¤› bulmak için ülkelerini terk etmek zorunda b›rak›lmaktad›r. Emperyalist ülkelerde bile s›n›f çeliflkisi derinleflmektedir. Dünya’n›n bir numaral› kabaday›s› olan ABD’de bile 20 milyondan fazla insan tam bir yoksulluk içerisindedir. Her geçen gün ›rk ayr›mc›l›¤›, eflitsizlik, iflsizlik, bar›naks›zl›k, sosyal güvensizlik, kad›nlar üzerindeki bask› giderek artmaktad›r. Bütün bunlar zaman zaman halk için katlan›lmaz duruma gelmektedir ve egemen s›n›flar halk›n tepkisini bast›rabilmek için özel askeri güçler kullanarak, yeni stratejiler belirlemek zorunda kalmaktad›r. Bat› Avrupa’da, iflsizlik kurumsallaflm›flt›r ve halk ifl s›k›nt›s› ve enflasyon yüzünden sokaktaki mücadelelere yönelmifltir. Yar› sömürge-yar› feodal ülkelerini her yan›nda geliflen halk›n tepkisine, ulusal kurtulufl hareketine ve sosyalist harekete karfl›

bask›y›, terörü, dini ve mahalli kargaflalar› kullanmak emperyalistler ve gericiler için günlük bir rutin ifl haline gelmifltir. Parlamenter demokrasi levhas›n› tafl›yan siyasi perdelerinin y›rt›l›p parçalanm›fl oldu¤u gerçe¤i son zamanlarda yap›lan ABD baflkanl›k seçim dramas›yla kusursuz bir flekilde ortaya ç›km›flt›r. Bir ülke, ekonomik ve politik özgürlü¤ün sözcülü¤ünü yapmaya bafllar bafllamaz, emperyalistler o ülkeye siyasi bask›, askeri müdahale yapmakta, orada soyk›r›m gerçeklefltirmekte, ekonomik ambargo koymakta zaman kaybetmemektedirler. Di¤er birçok Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerinin yan›nda Irak, Yugoslavya, Filistin ve Meksika’ya yap›lan müdahaleler bunun kan›t›d›r. Emperyalizm ‘yeni dünya düzeni’ni korumak için devasa bir askeri güç ve strateji mekanizmas› kurmufltur. ABD emperyalizmi global ekonomik talan ve hegemonyas›n› hayata geçire bilmek için askeri strateji gelifltirmifltir. Savunma bütçesi istatistiklerine göre, ABD emperyalizmi sadece savunmaya 262 milyar dolar ay›rm›flt›r. Bu rakam bütün dünya ülkerinin savunma bütçelerinin neredeyse yar›s›d›r. NATO içerisindeki müttefikleri ve Japonya, ‹srail, Güney Kore gibi kendisine ittifak ülkelerin de savunma bütçeleri dahil edildi¤inde bu oran dünya savunma bütçesinin %80’ini aflmaktad›r. Bugün ABD silah ticaretinin karargah merkezi durumundad›r. ABD emperyalizmi askeri – endüstri kompleksiyle dünyay› istedi¤i flekilde ya¤malamakta ve kendi halk›na bu ya¤madan küçük b›r porsiyon vererek

kand›rmaktad›r. Toplam savunma bütçesi sadece 15 milyar dolar olan ‹ran, Irak, Libya, Suriye, Kuzey Kore ve Küba’ya karfl› Körfezlerde ve Kore yar›m adas› aç›klar›nda haz›r bulunan dev bir askeri gücü alarmda tutmaktad›r. Lenin’in emperyalizme dair belirtti¤i gibi, ABD ittifaklar› üzerindeki siyasi ve askeri hegemonyas›n› devam ettirmek için askeri gücüne öncelik vermektedir ve Hindistan, Çin gibi ülkelerde, bu ülkelerdeki büyük ucuz emek ve ham madde y›¤›n›n› elde etmek için, global askeri hegemonyas›yla aktivitelerini yo¤unlaflt›rmaktad›r. Bununla birlikte Hindistan’›n yay›lmac›l›g›yla olan stratejik ittifaki h›zla büyümektedir ve Güney Asya’da kitlesel talan ve soyk›r›m›n karabulutlar› daha da büyüyerek bu bölgenin üzerine çökmektedir. Delhi’de bir FBI flubesinin aç›lmas› bunun bir kan›t›d›r. Ancak, olgular objektif bir flekilde göstermektedir ki, baflta Yanke emperyalizmi olmak üzere, emperyalistler ezilen ülkeler ve halklarla olan çeliflkiler taraf›ndan sar›lm›flt›r. fiu anda süper güçler aras›nda direk bir çat›flma olmamas›na ra¤men, so¤uk savafl›n sona ermesinin ard›ndan hayal edilen sözde tek-kutupluluk, ABD, Avrupa Toplulu¤u, Japony,ve Rusya aras›nda var olan aç›k ve kapal› ekonomik ve siyasi ç›kar çeliflkileri ve çat›flmalar›n›n gösterdi¤i gibi, hiç gercekleflemeyecek bir rüyadir. Bu dar-bogazla milyonlarca kitlenin aya¤a kalkmas› ihtimali her geçen gün daha da artmaktad›r. Emperyalizm taraf›ndan günümüz dünyas›ndan maksimum kar› koparmak için ortaya


ç›kar›lm›fl olan afla¤›daki ilginç durum üzerinde ciddi flekilde durmam›z gerekmektedir. ‹lk olarak, bu durum, yüksek teknolojiyle, kalabal›k kitlelerin ucuz iflgücü aras›nda bir ba¤ kurarak, halk›n bilincinin gereklilik dünyas›ndan özgürlük dünyas›na kaymas›n›n h›zlanmas›n› garantilemifltir. ‹kinci olarak, kar koparma amac›ndaki küreselleflmeyle, iletiflim teknolojisi alan›nda gerçekleflen, tarihte efline rastlanmaz geliflme dünyay› küçük bir k›rsal birim durumuna indirgedi. O yüzden, dünyan›n herhangi bir yerinde ortaya ç›kan bir olay bütün dünyada olumlu ya da olumsuz büyük bir etki yapacak konumdad›r. Üçüncü olarak, emperyalizmin dünya çap›ndaki silah üretim ve da¤›t›m sistemi halk savafllar›n›n teknik aç›dan haz›rlanmalar› yönünde dolayl› bir rol oynamaktad›r. Dördüncü olarak, ne gariptir ki, limitsiz üretim ve üretimin sosyal sürecinin küreselleflmesi h›zl› bir flekilde ‘herkesten yetenegince ve herkese ihtiyac› kadar’ komünist ilkesine do¤ru materyal zemini infla etmektedir. Beflinci ve as›l olarak, emperyalizm s›n›f mücadelesini yo¤unlaflt›rarak, esasen emperyalizmle ezilen ülkeler ve halklar aras›ndaki çeliflkiyi maksimum seviyeye ç›kararak, dünya halklar›n›n %80’i için devrimci objektif durumu haz›rlamaktad›r. Devrimci objektif durumun bu geliflmesi Asya, Afrika ve Latin Amerika’n›n herhangi bir ülkesinde gerçekleflebilecek devrime götürmektedir bizleri ve

bunun uluslararas› önemi ortadad›r. Mao’nun Asya, Afrika ve Latin Amerika’n›n devrimin f›rt›na merkezleri olaca¤› analizini onaylamaktad›r. Bütün bu özellikler göstermektedir ki 21.yüzy›l halk savafllar›n›n ve sosyalist dünya sisteminin zafer asr› olacakt›r. Bunun yan›nda, 1980’li y›llardan sonra flimdiye kadar hakim olan devrim modeli konseptinde önemli bir de¤iflikli¤in oldu¤unu da ortaya koymaktad›r. Bugün, silahl› ayaklanmayla uzun süreli halk savafl› stratejilerinin kaynaflt›r›lmas› esast›r. Böyle yap›lmad›¤› taktirde, herhangi bir ülkede ciddi bir devrimin yap›lmas› neredeyse imkans›zd›r. Bugünün tarihi görev, ayr› ayr› ülkelerde, Marksizm-Leninizm-Maoizm temelinde, kitlelere önderlik edecek ciddi komünist partileri gelifltirerek bulundu¤u ülkenin koflullar›na göre belirlenmifl halk savafllar› arac›l›¤›yla dünya devrimini ilerletmektir. Mao’nun dünya devrimine katk›lar›n›n evrenselli¤i benimsenmedikçe ve Marksizm-Leninizm-Maoizm ideolojik önderli¤i yerli yerine

oturtulmad›kça bu tarihi görev yerine getirilemez. Yeni objektif durum, geçmifl tecrübelerden ö¤renerek, dünya devrimini ilerletecek yeni bir komünist enternasyonalin oluflturulmas› için ideolojik ve materyal zemini haz›rlamaktad›r. Çesitli ülkelerdeki devrimci hareketleri koordine etmek ve dünya devrimini ilerletmek için Marksizm-Leninizm-Maoizm ilkeleri temelinde oluflturulan DEH (Devrimci Enternasyonal Hareket) bu yönde önemli bir ad›md›r. Çeflitli ülkelerdeki devrimci hareketlerin tecrübeleriyle ve ideolojik mücadelelerle geliflmektedir. Özellikle Komüntern, ‹kinci Emperyalist Paylafl›m Savafl› ve Stalin’in rolü gibi konularda Dünya Komünist Hareketi’nin bilimsel bir analiziyle bütünsel bir kavray›fl›n gelifltirilmesi, bir yandan ulusal kurtulufl hareketlerini minimalize eden ultra-enternasyonalci Troçkist sapmaya ve di¤er yandan da proleterya enternasyonalizmini tehlikeye sokan ultra-ulusalc›l›¤a karfl› ideolojik mücadelenin sürdürülmesi, çeflitli ülkelerde Maoist partilerin yarat›lmas› için birlikte çal›fl›lmas›, mücadele

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

33


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

34

içerisinde var olan tüm devrimci partilerle birleflilmesi gibi meselelerde yeni bir Enternasyonal’in oluflturulmas› bak›m›ndan DEH’in önünde ciddi zorluklar bulunmaktad›r. Bütün samimi proleter devrimcilerin, bu zorluklar› baflar›l› bir flekilde gögüsleyerek, yeni bir enternasyonal’i yaratmak için inisiyatiflerini h›zland›rmalar› gerekmektedir. En önemli olan emperyalizmle ezilen ülkeler ve halklar aras›ndaki çeliflkinin tabiat›n› do¤ru kavramak ve proleter enternasyonalizmin ulusal kurtulufl hareketlerine önderlik etmesini sa¤lamakt›r. Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki gibi geri ülkelerde geliflecek devrimlerin dünya çap›ndaki önemini benimsetecek bir mücadeleden izole olmufl bir dünya devrimi kesinlikle mümkün de¤ildir. Son olarak, dünyadaki durumun analizinden kristal gibi aç›kt›r ki emperyalistlerin dünya düzeni insanl›k için bir lanetten baflka bir fley olmayan çürümüfl, barbarca ve terör estiren bir düzendir. ‹nsan›n insan üzerindeki sömürü ve bask›s›n› ortadan kald›rarak komünizmin büyük ideallerini gerçeklefltirmek için gerekli maddi koflullar giderek olgunlaflmaktad›r ve proleterya partilerinin cesaretlice dünya devrimini ilerletmek için yeni boyutlarda inisiyatifler omuzlamalar› gerekmektedir. GÜNEY ASYA’DAK‹ DURUM ÜZER‹NE Dünya nüfusunun %20’siyle Güney Asya, feodalizm ve emperyalizmin bask›lar›ndan kaynakl›, yoksulluktan, k›tl›ktan, e¤itimsizlikten ve iflsizlikten

büyük ölçüde ac› çekmektedir. Bu bölgenin halklar› uzun y›llard›r kendi ilerlemeleri ve kurtulufllar› için bir çok fedekarl›k yapmaktadirlar. Feodal ve emperyalist bask›larda ve buna karfl› geliflen halk›n mücadeleleri de doruk noktalar›na yaklaflmaktad›rlar ve kesin bir çat›flmaya dogru ilerlemektedirler. Halklar›n devrimci mücadeleleri yo¤unlaflt›kça Nepal, Hindistan, Sri Lanka, Pakistan, Bangladefl ülkelerinin gerici s›n›flar› emperyalizm önünde daha bir diz çökmekte, halklar üzerindeki bask›lar›n› ve sömürülerini artt›rmakta ve devlet terörünü yükseltmektedirler. Bu bölge ülkelerinin gerici s›n›flar› kitlelerin istek ve ihtiyaçlar›n› karfl›lama noktas›nda ciddi çeliflkilerle yüzyüzedirler. Silahl› ulusal kurtulufl hareketleri, demokratik hareketler ve halk savafllar› bütün bölgeyi sarsmaktad›r. Gerici s›n›flara a¤›r zorluklar ç›kararak ve kitlelere somut alternatifler sunarak Maoist devrimci haraketi ilerletme koflullar›n›n olmas› bu bölgenin baflka bir olumlu yan›d›r. Hindistan tekelci kapitalist egemen s›n›f›, ‹ngiliz ‹mparatorlu¤u’nun ard›ndan gelenler, halklar›n ve komflu ülkelerin ulusal talepleri üzerindeki bask›lar›n›, müdahalelerini ve sabotajlar›n› artt›rma yay›lmac› politikas›n› takip etmektedirler. Keflmir ve Kuzey-Do¤u eyaletleri halklar›n›n ulusal talepleriyle, Andhara ve Bihar’daki yeni demokratik hareketlerle silahl› ve devlet terörünü kullanarak çat›flmak çabas›ndad›r. Nepal, Bhutan, Bangladefl, ve Sri Lanka’y› yeni bir Sikkim haline getirme stratejisi alt›nda buralar üzerindeki bask›lar›, sa-

““Iflçilerin ülkesi yoktur” ve “Dünyan›n bütün iflçileri, birlefliniz” sloganlar› daima proleter devrimcileri enternasyonal sorumluluklar›na dair tedbirli olmalar›na yöneltmifltir. Marksizm-Leninizm-Maoizm’in evrensel ilkelerini, proleterya enternasyonalizminin büyük ideal ve emelinin rehberli¤i alt›nda, bu bölgenin ulusal kurtulufl ve demokratik hareketler özeline uygulamak görkemli bir görev olarak durmaktad›r.

botajlar› ve provakosyonlar› yogunlaflt›rmaktad›r. So¤uk Savafl’tan sonra Pakistan’› yaln›zlaflt›rma amac›yla ve bölgesel hegamonyas›n› kurma emeline ulaflmak için ABD emperyalizmi önünde diz çöken Hindistan egemen s›n›flar›, liberalleflme bahanesiyle halklar› ac›mas›zca sömürmek için kap›lar›n› sonuna dek açt›. Hindistan egemen s›n›f› Hindistan k›skac›yla Çin’i sarmak ve kapitülasyonlar› kabul etmek yönünde zorlamak için düflünülen emperyalist plan›n suç orta¤› olmufltur. Kendi ajanlar›n› iktidar mevkilerine getirebilmek ve “Sikkimizasyon” sürecini ilerletmek için bariz bir flekilde çevre ülkelerin iç ifllerine müdahale etmektedir. Nepal’de 5 y›ld›r devam eden halk savafl›n› Pakistan, Çin ve ticari kaçakç›lara ba¤lamak yönlü dolaplara yatakl›k yapmakta ve böylece Hindistan halk›n›n kafas›n› kar›flt›rmaktad›r. Bölgenin jeo-politik pozisyonu tabiat›yla ve halklar ara-


s›nda tarihler boyu yerleflmifl ekonomik, politik, dini ve kültürel iliflkilerden kaynakl› kendine has özelli¤inden yar›-feodal ve yar›-sömürge sartlara karfl› geliflen ulusal demokratik devrimlerin ortak taleplerini kendi bölgesel emellerine ulaflmak için kullanmak Hindistan egemen s›n›f›n›n süregelen bir özelli¤i olmufltur. Bu farkl› koflul, bu bölge ülkelerinin halklar›n›n yürüttü¤ü hakl› mücadelelerin birli¤i için özel bir ihtiyaç, f›rsat ve önem arzetmektedir. Teorik olarak, Lenin taraf›ndan belirtildi¤i gibi, ulusal kurtulufl hareketlerinin direk olarak proleter hareketlerle kaynaflt›r›lmas› f›rsat›na bu bölgede de tan›k olmak mümkündür. Bölgenin kendine has ekonomik, politik, kültürel ve co¤rafik koflullar›ndan kaynakl› olarak ve Hindistan’›n bölgedeki rakipsiz tekelci kapitalist konumundan ötürü, bir ülkenin tek bafl›na baflar›l› bir flekilde yeni demokratik devrimi gerçeklefltirmesi ve gerçeklefltirse bile bunu yaflatabilmesi oldukça zordur. Bu yüzden bölge devrimcilerin ciddi olarak, dengesiz geliflmeyi takiben, bir ülkenin veya bir ülke içinde bir co¤rafi kesimin bölge halklar›n›n ortak gücü ve birlikte mücadelesiyle kurtar›lmas› üzerinde yo¤unlaflmalar› gerekmektedir. Böyle bir kurtar›lm›fl kesim o bölgenin bütününde üs-alan› rolünü oynayabilir. Tam bu noktada tüm bölge devrimcilerinin Lenin’in Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi ve Sovyetler Birli¤i kurulufl tecrübelerini genellefltirme çabalar›na dikkat etmesi gerekmektedir. Proleterya enternasyonalizmi temelinde dünya devri-

minin bir parças› olmad›kça ya da ona hizmet etmedikce gerçek kurtuluflun mümkün olmayaca¤› aç›kt›r. Bu emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›n›n bir özelli¤idir. “Iflçilerin ülkesi yoktur” ve “Dünyan›n bütün iflçileri, birlefliniz” sloganlar› daima proleter devrimcileri enternasyonal sorumluluklar›na dair tedbirli olmalar›na yöneltmifltir. MarksizmLeninizm-Maoizm’in evrensel ilkelerini, proleterya enternasyonalizminin büyük ideal ve emelinin rehberli¤i alt›nda, bu bölgenin ulusal kurtulufl ve demokratik hareketler özeline uygulamak görkemli bir görev olarak durmaktad›r. Uluslar›n kendi kaderini tayin hakk› mücadeleleri ve proleterya hareketinin birleflmesi bu görevi tek bafl›na kald›ramaz. Lenin’in Sovyetler Birli¤i’ni kurduktan sonra ve Komintern’in ilk safhas›nda ileri sürdügü Ulusal Demokratik Devrim kavram› ve Mao taraf›nda sunulan Yeni Demokratik Devrim kavramlar› üzerinde ciddi flekilde durmal›y›z. Bu konu da tekrar düflündü¤ümüz zaman aç›k bir flekilde görülmektedir ki, bu bölgenin özelliklerinden dolay›, komünist devrimcilerin Hindistan tekelci burjuvazisine ve çeflitli ülkelerdeki uflaklar›na karfl› içiçe geçmifl ayr› stratejiler gelifltirmeleri kaç›n›lmazd›r. Bu kaç›n›lmazl›k bölgeyi 21.yüzy›l›n yeni Sovyet Federasyonu’na dönüfltürme ihtiyac›n›n kap›s›n› çalmaktad›r. Bu yüzden bu bölgenin çeflitli ülkelerinden Maoist devrimcilerin bir araya gelip bu aç›dan tart›flmalar› ve farkl› türden bir ortak anlay›fl›n, bütünsel bir stratejinin ve örgütsel

yap›n›n meydana ç›kar›lmas›, uzun ve k›sa vadeli mücadele planlar› haz›rlamak yönünde çal›flmalar› gerekmektedir. Ekonomik, politik, kültürel ve co¤rafik özelliklerin yan›nda, bölge çap›nda komünist hareketin büyümesi perspektifinde, modern revizyonizm karfl›t› olarak Charu Mazumdar liderligindeki Naxalbari hareketi etkisinde, kardefllik iliflkileri, fikir de¤ifl-tokuflu, tekniksel yard›mlaflma Maoist devrimciler aras›nda geliflmesi ve halk seviyesinde ortak programlar›n haz›rlanmas› yukarda bahsedilen tarihi görevi yerine getirme yolunda somut ad›mlard›r. Aç›kt›r ki devrimci mücadele gelifltikçe karfl›-devrimci komplolar da yo¤unlaflacakt›r. Bu yüzden devrimciler aras›nda bütünsel ve içiçe geçmifl çal›flmalar gelifltirilmelidir. Marksizm-Leninizm-Maoizmin evensel ilkelerini bu bölge koflullar›na uygulama süreci ABD emperyalizminin bu bölge, özellikle de Hindistan, üzerine olan planlar›na karfl› mücadelenin sürdürülmesinde etkili bir rol oynayacakt›r. Böylece dünya devrim bütünlü¤ünün bir parças› olarak bu bölgenin birleflik inisiyatifi dünya devrimine önemli bir katk› olacakt›r. Bu süreci do¤al ve bilimsel bir flekilde ilerletmek yönünde DEH ve di¤er devrimci enternasyonal güçlerin ortak çal›flmalar› esast›r. Ancak, önemli olan bölge devrimcilerinin kendi sorumlu insiyatifleridir. Yol uzun ve zor fakat gelecek ayd›nl›kt›r; Proleterya enternasyonalizmi ve halk kitlelerinin zaferi muhakkakt›r.

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

35


36

Çiang Çing: Komünist Bir Önderin Devrimci Emelleri-1

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

Aç›klama: Afla¤›daki makale Kazan›lacak Dünya dergisinin 19. say›s›nda yay›nlanm›flt›r. Zafia Ryan imzal› yay›nlanan bu çal›flmay› komünist kad›n önderlerden Çiang Çing’in Türkiye devrimci-demokrat kamuoyunca daha iyi tan›nmas› ve ölümünün 10.y›l dönümü vesilesiyle siz okurlar›m›za sunuyoruz. (Partizan)

“Devrim hayal etmeye cüret edenler dahas›, devrim yapmaya cüret edenleriçin, Çiang Çing, eski ve zaman› geçmifl olan herfleye korkusuzca karfl› ç›kman›n, mücadelenin tüm dönemeçlerinden ve bazen kanl› virajlar›ndan geçerek, yeni bir toplumsal düzen yaratmak üzere yeninin ortaya ç›kmas› için güzergah› yi¤itçe çizmenin güçlü bir sembolüdür.”

Çiang Çing, 1976'da iktidar› ele geçirip Çin'de kapitalizmi restore eden revizyonistler taraf›ndan onbefl y›l boyunca esir tutulmufltu ve yaflam› 14 May›s 1991'de, son derece flüpheli flartlar alt›nda yine onlar›n alçak ve kanl› ellerinde son buldu. Yoldafl Çiang Çing'in ölümüyle birlikte, enternasyonal proleterya, en de¤erli önderlerinden birini kaybetmifl oldu. Devrim hayal etmeye cüret edenler -dahas›, devrim yapmaya cüret edenler- için, Çiang Çing, eski ve zaman› geçmifl olan herfleye korkusuzca karfl› ç›kman›n, mücadelenin tüm dönemeçlerinden ve bazen kanl› virajlar›ndan geçerek, yeni bir toplumsal düzen yaratmak üzere yeninin ortaya ç›kmas› için güzergah› yi¤itçe çizmenin güçlü bir sembolüdür. Komünizm davas›na- Mao Zedung'un davas›na -kendisini ömürboyu adam›fl olmas›, pro-

leter devrimin tecrübesine ve anlay›fl›na önemli katk›larda bulunmas›n› sa¤lad›. Çiang Çing, atefl gibi yüre¤inin derinliklerine kadar, kitlelerin enginleri fethetme hakk›n›, her alanda gelene¤e meydan okuma hakk›n› savundu. Mao'nun, dünyay› alttan yukar› dönüfltürme, s›n›flar› ve toplumsal eflitsizli¤in her biçimini süpürüp atma yönündeki genifl ufuklu emeli için (ve bu yönde mücadele etmeyenlere karfl›) savaflt›. 1960'l› y›llara kadar halk önünde aç›ktan rol oynamas› esas olarak engellendi¤i halde, Çiang Çing, sanat konusunda ve toprak reformu hareketi dahil di¤er alanlarda araflt›rmalar yürüterek, böyle bir rol için haz›rlanmada önemli ad›mlar att›. Büyük ‹leri At›l›m'› takibeden keskin Parti içi mücadelede ön plana ç›karak, Büyük Proleter Kültür Devrimi (BPKD)'ni bafllatmalar›nda Mao'ya ve dev-


rimcilere aktif olarak yard›mc› oldu. Kültür Devrimi'nin muhteflem döneminde, kendisinden talep edilen doruklara derhal ve flevkle t›rmand›, en ön saflara geçip kültür Devrimi'ne güçlü siyasi enerji ve önderlik zerk etti, isyankar gençli¤i teflvik ederek, 盤›r aç›c› sosyalist de¤ifliklikler yaratmak için mücadele veren halka pratik rehberlik sa¤lad›. Çiang Çing, h›zla, devrimci Sol'un vazgeçilmez bir önderi oldu. Kültür ve e¤itimin önemli alanlar›na hakim olan revizyonistlere karfl› mücadelesi, Kültür Devrimi s›ras›nda revizyonistlerin alafla¤› edilmesinin yolunu döfledi. Çiang Çing, ayn› zamanda, sanat› devrimcilefltirmede önemli bir rol oynad›. Kad›nlar›n öne ç›kmas› için, bunun gerçekleflmesi karfl›s›ndaki engelleri y›karak ve kendi flahs›nda da güçlü bir örnek sunarak mücadele etti. Proleter yönetimin son muhteflem on y›l› boyunca, Çin Komünist Partisi (ÇKP)'nin baflta gelen önderlerinden biri olarak Çiang Çing, Parti içindeki fliddetli s›n›f mücadelesine yak›ndan kat›ld›, Mao'nun önderli¤i alt›nda Parti'nin devrimci niteli¤ini ve do¤ru çizgisini güçlendirmek için ve Kültür Devrimi'nde kaydedilen ilerlemeleri savunmak, tam anlam›yla uygulamak ve güçlendirmek için amans›zca savaflt›. S›n›f mücadelesinin her dönemecinde ve güçlerin her yeni saflaflmas›nda, Mao'nun devrimci çizgisini ezmeyi, kapitalizmi restore edip Çin'i yeniden emperyalizme peflkefl çekme yoluna sürüklemeyi ümideden ÇKP içerisindeki revizyonist kamplar, Mao'nun ölümüyle birlikte güçlerini birlefltirdiler ve

bir aydan daha k›sa bir zaman içinde Çiang Çing'i ve Sol'un takipçilerini tutuklad›lar. Kapitalist yolcular, muhalefeti derhal bast›rmak zorundayd›lar. Önce Mao'nun esas halefleri kendileriymifl pozuna bürünerek, Çiang Çing'i ve Sol'u revizyonistler, dönekler ve Mao'nun düflmanlar› olarak göstermeye çal›flt›lar. (S›rf halk›n kafas›n› kar›flt›rmak için, kendi içlerindeki "çürük yumurtalar›"da Dörtlü'yle -Çiang Çing ve yoldafllar› böyle biliniyordu- birlikte mahkemeye ç›kartt›lar.) Bir yandan Çiang Çing'in tüm yaflam›n›n itibar›n› düflürmek için i¤renç bir kampanya bafllat›p kendisini karalamaya çal›fl›rken, bu kampanyaya destek olarak, kendi revizyonist darbeleri ve devlet iktidar›n› gasp etmeleri karfl›s›nda Çiagn Çing'in takipçilerinin devrimci güzergahta sebat etmesini önleyip onlar› y›ld›rmak amac›yla, büyük bir bask› ve güç gösterisine girifltiler. Ancak Çiang Çing, onlar›n alçak sald›r›lar› karfl›s›nda boyun e¤meyi reddetti ve tehditleri karfl›s›nda ölüme meydan okuyarak, 1980'deki tarihsel mahkemede, devrimci yoldafl› Çang Çun-çiao ile birlikte, k›z›l bayra¤› kahramanca dalgaland›rmaya, devrim yapma hakk›n› savunmaya ve onlar› ve onlar› toplumsal düzenini teflhir etmeye devam etti. GELENE⁄E KARfiI B‹R ‹SYANKAR Gençk›zl›¤›nda, ayaklar›ndaki demir ayakkab›lar› f›rlat›p att›¤› andan itibaren, Çiang Çing bir asiydi. Emperyalist güçlerin bölüp paylaflt›¤› Çin'de, barbarl›k derecesindeki yoksulluk günlerinde, Mao'nun "a¤açlar da halk kadar ç›plakt›, çünkü halk a¤açlar› yemekle meflguldü" diye tasvir etti¤i bir dönem-

de "köylü kad›nlar›n, daha az bedbaht olabilmek için yeniden dünyaya köpek olarak gelme özlemini çekti¤i feodal bask› flartlar›nda büyüdü. Li Çin'in (ad› böyleydi o zamanlar) 1914'te yoksul bir esnaf ailesinin ferdi olarak dünyaya geldi¤i fiantugn eyaletinin Almanlar›n elinde bulunan alanlar›, Birinci Dünya Savafl›'nda Çin'in tümüne girebilme imkan›na sahip olmak için ayak basacak sa¤lam bir yer kabilinden Japonya taraf›ndan ele geçirildi. Tekerlek ustas› olan babas›, yoksullu¤una karfl› duydu¤u hiddetin h›nc›n›, kar›s›n› ve çocuklar›n› döverek al›yordu, ta ki annesi onu terkedip bir toprak a¤as›n›n yan›nda hizmetçi olarak çal›flmaya bafllayana kadar. Çiang Çin, ço¤u zaman aç oldu¤unu, ancak okula gidebildi¤i için bir ço¤undan daha flansl› oldu¤unu hat›rl›yor. Kendisiyle röportaj yapan bir gazeteciye anlatt›¤›na göre, ilkokuldayken en nefret etti¤i ders Konfüçyüs'ün ahlak ö¤retileri konusunda yetifltirilme (ya da otoritelere itaat) dersiydi ve ders esnas›nda gözü aç›k hayal kurdu¤u için dayak yemiflti. Çocuklu¤unda, borcunu ödeyemeyenlerin direklere as›lan kesilmifl bafllar›n› gördü¤ünde nas›l midesinin bulan›p dehflete kap›ld›¤›n›, yiyecek çalan h›rs›zlar›n infaz edilme seslerinin nas›l kulaklar›n› ç›nlatt›¤›n› hat›rl›yor. Çiang Çing'in tiyatroya ilgisi 15 yafl›ndayken yeterince k›z ö¤renci kaydolmam›fl oldu¤u için kabul edildi¤i hükümete ait deneysel bir tiyatro okuluna devam etmesiyle bafllar. Ancak, Tsinan flehrinde bulunan bir savafl a¤as›n›n ordusunun bask›lar› sonucu, okul k›sa zamanda kapan›r ve Çiang Çing, okulun baz› ö¤retmenleri ve ö¤rencile-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

37


38

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

riyle birlikte, turne yapan bir tiyatro grubunun parças› olarak Pekin'e gider. Çiang Çing için ilk siyasi dönüm noktas›n› temsil eden olay, Japon emperyalistlerinin Mançurya'y› ele geçirdi¤i 18 Eylül 1931 Mukden Olay›'d›r. Küçüklü¤ünden beri ülkesinin yabanc› güçler taraf›n-

dan iflgal edilmesinden kin duyan Çiang Çing, bu sefer art›k bir tav›r almas› gerekti¤ine karar verir. Üniversitede kütüphane memuru olarak çal›flt›¤› Tsingtao'da (Komünist Partisi önderli¤indeki) sol-Kanat Dramatisteler Ligi'ne kat›l›r ve Lenin'i okumaya bafllar. Arkadafllar›yla birlikte, Japonya aleyhtar› piyesler sahnelemek ve Çin K›z›l Ordusu taraf›ndan kurulmufl olan "Sovyet" alanlar›n› popülarize etmek üzere k›rsal alanlara giden Deniz K›y›s› Tiyatro Cemiyeti'ni kurar.

Birlikte, flehirlerde hiçbir zaman görmedikleri yoksullu¤u keflfederler ve milliyetçi Kuominntag (KMT) güçleri ile komünistleri birbirinden daha berrak bir flekilde ay›rdetmenin kesinlikle akademik bir sorun olmad›¤›n› kavrarlar. Çiang Çing, Japon sald›rganl›¤›na karfl› "tam direnifl" çizgisini destekler ve içine girdi¤i üniversite çevresinde "bafl belas›" olarak tan›nmaya bafllar. Gerçekte, Çiang Çing befl sene ilkokul da dahil toplam sadece sekiz y›l resmi e¤itim görmüfltür, ancak ilgisini çeken üniversite derslerine s›k s›k kat›lm›flt›r. Kendisinin anlatt›¤›na göre, Çiang Çing en çok "sosyal e¤itim"den, tecrübe okulundan ö¤renmifltir, ki bu Çiang Çing için 1933'de o zamanlar gizli olan Çin Komünist Partisi'ni aray›p bulup ard›ndan Parti'ye kabul edilmesiyle bafllar. 1930'lu y›llar›n f›rt›nal› döneminde, devrim yapman›n fliir ve tarih yazmaktan çok daha önemli oldu¤una karar vermifltir. Ancak, Çiang Çing 1933'de faaliyet yürütmesi için fianghay'a gönderildi¤inde, aktif bir Parti üyesi olman›n çok daha zor oldu¤unu anlar. Mao'nun bafll›ca siyasi rakibi Wang Ming ve onun flehirlerde ayaklanma çizgisinin alt›nda, parti yap›s›

bu flehirde afla¤› yukar› tamamen parçalanm›fl durumdad›r ve oportünizm yayg›nd›r. Bu ÇKP önderlerinin ço¤u, e¤er do¤rudan KMT ile iflbirli¤i yapm›yorlarsa, kozmopolit flehir fianghay'›n ba¤r›na çekti¤i yüzbinlerce sol görüfllü ayd›n›n içerisinden komünizme yak›nl›k duyan taze güçleri, kendilerini Kuomintang'›n a¤lar›ndan korumak için kalkan olarak kullan›yorlard›. Çiang Çing'in fianghay'daki ilk görevi, fianghay Çal›flma ‹nceleme Grubu iledir. Çiang Çing, bir tiyatro sanatç›s› olur ve Çin'i Japonya'ya karfl› savunmas› için halka ça¤r› yapan birçok ilerici piyeste oynar. Daha sonraki bir görevde, kad›n iflçiler için gece okulu ö¤retmenli¤i yapt›¤› s›rada, birçok fabrikay› ziyaret eder ve fabrikada kontratl› emekçilerin içinde bulundu¤u sefil durumu, özellikle Japon'lara ait büyük tekstil fabrikalar›ndaki ve Britanya'ya ait sigara fabrikalar›ndaki durumu yak›ndan tan›r. (ÇKP'den döneklik edip gizli polise kat›lan eski bir arkadafl›n›n "yard›m›" ile) KMT taraf›ndan tutuklan›r, sekiz ay gözalt›nda tutulur; sonradan anlatt›¤›na göre, hiç olmazsa hapishanede bulundu¤u dönem, KMT gardiyanlar›n› d›fl görünüflle nas›l aldatabilece¤i hakk›nda kendisine baz› dersler ö¤retmeye yaram›flt›r. 1930'larda fianghay'da, film artisti olmak, her cephede gelene¤e karfl› ç›kmak anlam›na geliyordu. Film artistli¤i küçük görülür, "bafl› bofl" kad›nlara ve sosyal olarak radikal kad›nlara ait bir meslek olarak bak›l›rd›. Kad›n film artistleri, yayg›n flahsi hakaretlerin hedefiydi, bu bask›lar›n amac› ise, kurbanlar›n "feodal" içgüdülerini körüklemek ve kad›nlar› intihara sürüklemekti -ki buna s›k s›k rast-


lan›rd›- Bu dönemde son derece etkili olan ve komünistlere sempati duyan ünlü devrimci yazar Lu Hsun, Çiang Çing'in nasihatçilerindendi. Birçok yaz›s›nda bu soruna ve genel olarak kad›nlar›n kurtulufluna de¤inmiflti, özellikle, sahne sanatlar›ndaki kad›nlara karfl› yap›lan haks›z karalamalara ve bas›n›n kad›n düflman› sald›r›lar›na de¤indi¤i "Dedikodu Korkulu Birfleydir" adl› yaz›s›nda. 1930'lar›n ortalar›nda, Mao ve K›z›l Ordu, Uzun Yürüyüfl’ü tamamlamaktayd›lar. Çiang Çing, esas olarak karn›n› doyurabilmek için sinema sanatç›l›¤›yla daha fazla ilgilenmeye bafllad› ve birkaç demokratik film d›fl›nda bu sanat›n hala tamamen Hollywood'un hakimiyeti alt›nda oldu¤unu gördü. Çiang Çing ayr›ca Enlightenment (Ayd›nlanma- çn) adl› sol dergiye makaleler yazd›. Kaç›r›lmas›n›n haberi bas›nda yanl›fl olarak verildikten sonra (amaç intihar etmesini teflvik etmekti) fianghay'da ç›kan bir gazetede yay›nlanan "Aç›k Mektubum" bafll›kl› makalesinde bu kiflisel tehdidi mahkum etti. 1937'de Japonlar fianghay'› bombalamadan az önce, Çiang Çing, kuzeye ÇKP'nin Sian'daki Sekizinci Yol Ordusu karargah›na seyahat etti, burada kendisine ve di¤er birçok radikal gence 300 mil kadar da¤l›k arazinin ötesinde bulunan Yenan'daki K›z›l Ordu üssüne kat›lmalar› önerildi. YENAN MAO'NUN Ö⁄RENC‹S‹ VE S‹LAH ARKADAfiI Çiang Çing Parti'ye birkaç y›l önce kat›lm›fl olmas›na ra¤men, yaflam› ile ilgili herfley, kendisi için gerçek bir siyasi ve ideolojik s›çrama temsil eden dönemin, Yenan'da bulundu¤u

dönem oldu¤unu gösteriyor. Çiang Çing burada Mao Zedung'un verdi¤i konuflmalar› dinleyerek Parti Okulu'na kat›ld›, ayn› zamanda bir yandan çal›fl›yor bir yandan da Lu Hsun Edebiyat ve Sanat Akademisi'ne devam ediyordu (Akademi, baflka fleylerin yan›s›ra cephede hizmet edecek tiyatro ekipleri yetifltiriyordu). Aktörlük art›k Çiang Çing'in bafll›ca faaliyeti olmakta ç›km›flt› bölgeye gelifli savafl›n nispeten sakin oldu¤u bir döneme rastlad›¤› için, Çiang Çing alt› ayl›k bir askeri e¤itimden de geçti ve Marksizm-Leninizm'i ciddi olarak incelemeye koyuldu. Mao kültür meselelerine yak›n ilgi duyuyor, yeni gelenlerle sanat ve siyaset tart›flmak için özel çaba gösteriyordu ve Çiang Çing, Mao'nun coflkulu ö¤rencilerinden biri oldu. 1938'in sonlar›nda, Çiang Çing'le Mao Zedung evlendiler. Li Na adl› bir k›zlar› oldu ve onu Mao'nun di¤er k›z› Li Min ile birlikte yetifltirdiler. 1976'da Mao'nun cenazesi için haz›rlad›¤› çelengin üzerinde Çiang Çing'in yazd›¤› ithaf flöyleydi: "Ö¤rencin ve silah arkadafl›ndan" "38 y›ll›k evlilikleri boyunca Baflkan'la iliflkisini Çiang Çing böyle vas›fland›rd› ve birlikte gö¤üs gerdikleri siyasi f›rt›nalar çok ve çeflitli olmas›na ra¤men, bu yak›n ba¤lar›n temeli, Yenan'da paylaflt›klar› ma¤aralarda ve Mao'nun Çin'in Kuzeybat›'s›nda önderlik etti¤i kurtulufl savafl›n›n son y›llar›nda yaflad›klar› yo¤un dönem içinde at›lm›flt›. Komünist önderlerin köylülerle kolayca kaynaflt›¤›, gençlerin ve yafll›lar›n birlikte dansetti¤i ve askerlerin yiyecek üretimine kat›ld›¤›, yaflam›n son derece sade oldu¤u ve halk›n devrimci savafl verme fleklindeki

tek yönlü amaç etraf›nda örgütlendi¤i ve yeni bir toplumun yeflil filizlerinin belirmeye bafllad›¤› bu yo¤un ve çetin Yenan günlerinin radikal ruhlu "savafl komünizmi" atmosferini birçok yabanc› ziyaretçi anlatm›flt›r. Mao'nun eski Yenan duvarlar›na kömürle yaz›lm›fl bir slogan›nda belirtti¤i gibi: "Bir omuzumuzda çapa, öbüründe tüfek, üretimde kendi kendine yeterli olaca¤›z ve Parti'nin merkez Komitesi'ni koruyaca¤›z!" Mao ile Çiang Çing'in evlili¤ine ÇKP'nin ne derecede müdahale ettigi belli de¤ildir, fakat çeflitli raporlara göre, baz› Parti üyeleri, ancak Çiang Çing'in aç›ktan siyasi bir rol oynamas›na izin verilmemesi flart›yla bu evlili¤i onaylam›fllard›r, bu ise, daha sonraki y›llarda kurtulufl elde edildikten ve sosyalist devrimle sosyalist inflan›n görevleri ciddi olarak bafllad›ktan sonra, Çiang Çing'in insiyatifini defalarca köstekleyecek bir durum yaratm›flt›r. Çiang Çing, Mao'nun 1939 y›l›nda bölgede üretimi teflvik etmek için bafllatt›¤› toprak ele geçirme projesinin ve kendi kendine yeterli toplulu¤un bir parças› olarak Nanniwan da¤l›k bölgesinde alt› ay boyunca emekçilik yapmak üzere yola ç›kan bir gruba kat›ld›. Ayn› zamanda bir dönem için Mao'nun flahsi sekreterli¤ini yaparak, bu s›fatla ünlü Yenan edebiyat ve Sanat Forumu'na devam etti. Her zaman makalelerini kendi eliyle yazma konusunda ›srar eden Mao, ancak hastal›¤›n kendisini yaz› yazmaktan al›koydu¤u bir döneme rastlad›¤› için Çiang Çing'in bu görevi üstlenmesine izin vermiflti, fakat Çiang Çing'in anlatt›klar›na göre, bu görevde iken bile ÇKP önderli¤indeki di¤er erkekler ken-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

39


40

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

Çiang Çing ve Mao disine tam sayg› göstermeyi reddetmifllerdi. 1940'›n bafllar›nda veremle mücadele etmekte olmas›na ra¤men, Çiang Çing, Lu Hsun Akademesinde tiyatro sanat› ö¤retti ve Japon sald›rganl›¤›na karfl› ç›kmalar› yönünde kitlelere ça¤r› yapan ve cephedeki yerel halka götürülen piyeslerin sahneye koyulufluna önderlik etti. Mart 1947'de Çang Kay-fiek Yenan'› bombalayarak Parti önderli¤ini bölgeyi terketmek zorunda b›rakt›. Çiang Çing, Mart 1947 ile Haziran 1949 aras›nda, kendi tabiriyle, kurtulufl savafl›n›n en zorlu y›llar›n›n yafland›¤› Kuzeybat› tiyatrosu Üçüncü Alay da siyasi e¤itmenlik yapt›. Kültür Devrimi s›ras›nda gelifltirilen ünlü yeni eserlere -Sar› Irmak Piyano Konçertosu ve devrimci operalardan ikisi, K›z›l Fener ve fiaçiapang'a- ilham kayna¤› olan iflte bu dönemdir. Çiang Çing, Mao ile birlikte yürüyüfl yolunda ziyaret ettikleri baz› köylerde kitlelerin s›cakl›¤›n› ve döktükleri sevinç göz-

yafllar›n› ve Mao'nun ad›n› uluorta kullanmay› reddederek onu korumak için gösterdikleri çabay› hat›rl›yor. Mao'nun, halka Çang Kayfiek'i yenme ve ulusu birlefltirme ça¤r›s› yapan "Çift On Manifesto'su (10 Ekim 1947) s›ras›nda, Çiang Çing'in görevlerinden biri, askerler aras›nda geçmiflin ›zd›raplar›n› hat›rlama kampanyas› örgütlemek ve "Üç kontrol"ü yerine getirmekti, yani Üç Disiplin Kural› ve Sekiz Dikkat Noktas›"nda yo¤unlaflm›fl olan K›z›l Ordu'nun davran›fl ilkelerine uyulup uyulmad›¤›n› kontrol etmekti.* Bundan k›sa bir süre sonra, Mao'nun yeni Demokrasi'yi popülarize eden yaz›lar› Çin'e yay›ld›kça, k›smen toprak reformuna da haz›rl›k olarak, orduyu pekifltirmek için daha genel bir kampanya bafllat›ld›. Çiang Çing, ayn› zamanda gezgin bir propaganda biriminin çal›flmalar›n›n bir parças› olarak bir tart›flma grubuna da önderlik etti. Daha sonra, 1949 bahar›nda, Pekin'de Yeni

Demokratik devlet örgütlenmekteyken, Parti Sekreterli¤i'ne kat›ld›. Çiang Çing, düflmanla çarp›flmalar›n aras›ndaki zaman›, toprak reformu bafllatman›n haz›rl›¤› olarak, köylülerin toplumsal ve siyasi durumu hakk›nda daha fazla bilgi sahibi olmak için kulland›¤›n› anlat›yor. Bu dönemde, odal›k olarak yaflaman›n ola¤an oldu¤u k›y› eyaletlerinden birinde geçen kad›n sorunu ile ilgili olay iffla edicidir. Odakl›klar›n›, kendisini has›r bir iskemlede tafl›mak ve bütün tarla ifllerini üstlenmek gibi afla¤›l›k ifller yapmaya zorlayan bir toprak a¤as›ndan özellikle nefret ediliyordu. Toprak reformu s›ras›nda, a¤an›n odal›klar›, tüm bölge halk› karfl›s›nda a¤ay› mahkum edip mahvettiler; arkas›ndan da herbirine kendileri için ifllemek üzere a¤an›n topra¤›n›n bir parças› verildi. TOPRAK REFORMU VE SOSYAL ARAfiTIRMA Çiang Çing'in devrimci bir elefltirmen olarak bilgisini gelifltirme ve sanatta proleter bir çizgi uygulayarak kültür alan›nda baflkalar›na önderlik etme yetene¤inin kökü, k›smen, kendisini görünmez ve sesi ç›kmaz durumda tutmaya çal›flan güçlere karfl› inatla mücadele etti¤i 1950'li y›llarda yürüttü¤ü cesaretli ve genifl kapsaml› araflt›rma yürütme tecrübesinde yatar. Gündemdeki siyasi ve ideolojik meseleleri inceleme ve ilerletmenin yan›s›ra, toplumu devrimcilefltirmek için mücadele eden köylülerin ve iflçilerin karfl›laflt›¤› flartlar› ve sorunlar›

*Üç Disiplin Kural› flunlard›r: 1) Her eylemde emirlere itaat et, 2) Kitlelerden tek bir i¤ne ya da iplik parças› alma, 3) Ele geçirilen herfleyi teslim et. Sekiz Nokta: 1) Kibar konufl, 2) Sat›n ald›klar›n›n parasan› adil olarak öde, 3) Ödünç ald›¤›n herfleyi iade et, 4) Zarar verdi¤in herfleyin paras› öde, 5 Kimseyi dövme, küfür etme, 6) Ürünlere zarar verme, 7) Kad›nlara sayg›s›zl›k etme, 8) Esirlere kötü davranma.


do¤rudan görüp ö¤renmek üzere kitleler aras›nda faaliyet yürütme gayreti, on y›l kadar sonra, Çin'in sahnelerinde toprak a¤alar›n›n ve imparatoriçelerin yerine geçmekte olan bu yeni kahramanlar›n devrimci vas›flar›n›n nas›l yans›t›laca¤› konusunda sanatç›larla sürdürdü¤ü mücadelede ve dahas›, Parti'nin en üst düzeylerini birbirine katan s›n›f mücadelesinde do¤ru tav›r olabilmesinde, büyük yarar sa¤lam›flt›r. Savafltan dolay› zay›f düflen ve bir dizi sa¤l›k sorunlar› olan Çiang Çing, bundan sonraki ony›l zarf›nda s›k s›k uzun süreli t›bbi bak›m için Moskova'ya gönderildi, çünkü Çin'in hastanelerinin ço¤u savafl y›llar›nda harap olmufltu. Mao'nun siyasi düflmanlar›n›n bunu Çiang Çing'i kendi ifllerinden uzakta tutman›n bir yolu olarak gördükleri de anlafl›l›yor; Çiang Çing, 1950'lerde, Moskova'daki doktorlar durumunu düzeltmek için hiçbirfley yapm›yor olduklar› halde ve rahim kanserinden ölümün efli¤inde bulundu¤u halde, Pekin'e dönmesi için kendisine izin verilmedi¤ini anlat›yor. Çiang Çing, Nisan 1949'da, k›y›da oyalanan Biritanya savafl gemisi Amtehyst'e karfl› Halk Kurtulufl Ordusu'nun (HKO) cüretkar hamlesinin haberini Sovyet radyosunda duydu¤u zamanki sevincini de hat›rl›yor. 1949'un sonbahar›nda Halk Cumhuriyeti kurulduktan az sonra Çiang Çing Pekin'e döndü ve toprak reformunun bafllam›fl oldu¤u fianghay civar›n›n k›rsal kesimlerinde araflt›rma yürütme planlar› yapt›. Daha Kuzeybat› kampanyas› s›ras›nda -toprak a¤alar›n› devirip topra¤› yeniden bölüfltürmelerinde köylülere önderlik ederek -Mao'nun devrimci tar›m politikas›n› yürürlü-

¤e koymada belirli tecrübeler kazanm›flt›. Genifl do¤u bölgesini kontrol alt›nda tutan baz› Parti dönekleri (anlafl›ld›¤›na göreve (KMT'a geçen ve Parti'nin tan›mad›¤› Wang Ming'ciler) Çiang Çing'in fianghay d›fl›na resmi olarak örgütlenen ziyaretini önledikten sonra, Çiang Çing, Kiangsu eyaletindeki Wusih endüstri flehrine gidebilmek için kendi bafl›na harekete geçmek zorunda kald›. Orada, bölgenin geçmiflini, toprak kiralama sistemini ve yerel ekonomiyi inceledikten sonra, civardaki k›rsal bölgeyi ziyaret etti. Örne¤in, köylülerin g›da konusunda kendi kendilerine yeterli olamad›klar›n›, topraklar›n›n bir k›sm›n›, pirinçle de¤ifl tokufl etmek üzere çay ve ipek üretimine ay›rd›klar›n› ö¤rendi. Ve Japon iflgali döneminde kesintiye u¤rayan üretimin hala köylülerin yeterince g›da almas›n› engellemekte oldu¤unu ö¤rendi. Birkaç y›l sonra, bir zamanlar KMT'nin "örnek bölgesi" olan, erkekler kumar oynay›p çay içerken "ifllerin ço¤unu kad›nlar›n yapt›¤›" ancak kad›nlar›n saban sürmesine izin verilmedi¤i bölgeyi ziyaret etti. "Ben de gittim, kendi bafl›ma saban sürdüm" diye anlat›yordu. Kad›nlarla erkekler aras›ndaki maddi eflitsizlikler, k›rsal alanlarda flehirlerdekinden daha aflikard›. Tar›m reformu, topra¤› erkeklere ve kad›nlara eflitlik temelinde da¤›tmas›na ra¤men, bu kanunlar dengesiz olarak uygulan›yordu. Kad›nlara daha küçük alanlar ya da en kötü topraklar veriliyordu ve ezilmelerini a¤›rl›¤› yüzünden, kad›nlar karfl› koyup mücadele etmiyorlard›. Komünist Partisi'nin tesis etti¤i eflit ifle eflit ücret fleklindeki yeni hükümet politikas›na

ra¤men, erkekler bundan yararlanarak tar›m aletlerini paylaflmay› reddediyor, en düflük ücretli en kötü iflleri kad›nlara b›rak›yorlard›. 1950'de onaylanan Evlilik Kanunu esas olarak kad›nlar› korumak için kad›nlara özgür seçme hakk› ve boflanma hakk› tan›mak için ç›kar›lm›flt›. Çiang Çing'in anlatt›¤› gibi, eski pratiklerin ve geleneksel düflüncelerin devrilmesi zordu ve baz› bölgelerde görücü usulü evlilik devam ediyordu. Bu dönemde Çiang Çing baz› köylere giderek boflanma ile ilgili çeliflkilerin çözümlenmesine yard›mc› oldu, ayr›ca bu alevli sorunlar› ele al›nmas›n› ö¤renmelerinde ve örne¤in boflanma tipi sorunlarda ölüm cezas› uygulama gibi antagonist çözümler talep eden kitlelerin kuyru¤una düflmek yerine, ikna yönünde kamuoyu yaratmalar›nda yerel Parti Komite'lerine rehberlik etti. Çiang Çing, Çin'in k›rsal bölgelerini dönüfltürmek için verilen s›n›f mücadelesine kat›lma konusunda son derece istekliydi ve 1951'in sonbahar›nda, Yangtze nehri üzerindeki Wuhan bölgesinde toprak reformunun geliflmelerini izlemek üzere bir çal›flma grubuyla birlikte bu bölgeye do¤ru yola ç›kt›. Mao kendisini desteklemesine ra¤men, Parti teflkilat›n›n üst düzeylerinde bulunan baz› kifliler Çiang Çing'in kitlelerle yak›n ba¤ içinde olmas›na karfl› ç›kt›lar ve tren k›rsal alana varmadan Çiang Çing'i ve koruyucular›n› tirenden indirdiler. Vazgeçmeyi reddeden Çiang Çing, koruyucular›n› da al›p, halk savafl›ndan önce uzun y›llar KMT'nin kalelerinden biri olan ve toprak reformuna karfl› özellikle direnen son derece çetin bir bölgede kendi bafllar›na araflt›rmalarda

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

41


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

42 bulundu.* Toprak reformunun kendisine has dolambaçlar› ve dönemeçleri vard›. Mao hedef olarak üç büyük da¤ tesbit etmiflti -feodalizm, bürokrat kapitalizmi ve emperyalizm- ve k›rsal bölgelerde bunun anlam›, toprak a¤as› s›n›f› üzerinde ve toprak a¤alar› örgütlenmeleri yöneten yerel zorbalar üzerinde yo¤unlaflmakt›. Yerel halk içinde faaliyet yürüterek, Çiang Çing'in ekibi, % 8-20 oran›nda olan en kötü suçlular› seçip ay›rarak mahkemeye sevketti. Çiang Çing, bu nefret edilen zorbalara karfl› zincirlerinden bofland›r›l›r bofland›r›lmaz kitlelerin öfkesini zaptetmenin zorluklar›n› anlat›yordu: Zaman zaman faaliyet ekibi, an›nda ölene kadar dayak yemelerini önlemek için bu zorbalar› korumak zorunda bile kal›yordu, bazen de bu s›rada ekibin kendisi sald›r›ya u¤ruyordu. Ekip bunlar›, haklar›nda ceza biçmeleri için Halk Mahkemesi'ne ç›kart›yordu, ceza bazen ölümdü. Arkas›ndan, toprak ve menkul mallar yeniden paylaflt›r›l›yordu ve bunun için, dikkatli bir s›n›f tahlili gerekiyordu. Kendili¤inden ortaya ç›kan e¤ilim, toplumsal hedefleri geniflletmekti, yani (önemsiz derecede küçük topraklara sahip olan) orta köylülerin topraklar› da kamulaflt›r›l›yordu ya da zengin köylüler toprak a¤as› olarak vas›fland›r›l›yordu: Ancak baz› "sa¤ hatalar" da ortaya ç›k›yor, toprak a¤alar› tamamen kurtulabiliyordu. Ve Çiang Çing'in özellikle vurgulad›¤› gibi, tabakalaflmalar alandan alana farkl›l›k gösteriyordu, dolay›s›yla tar›m kanunlar› farkl› olarak uy-

gulanmak zorundayd›. Toprak a¤as›n›n mülkiyetinin paylaflt›r›lmas›nda, Parti ekibi "ruh geniflli¤i"ni her ailenin sadece ihtiyac› kadar›n› almas›n› teflvik ediyordu. Çiang Çing, gülerek o günlerden bir görüntü hat›rl›yor: Baz› toprak a¤alar› mümkün oldu¤u kadar mal mülk kurtarabilmek için o kadar çok elbise üstüste giyiyorlard› ki, k›m›ldayacak halleri kalm›yordu! Toprak reformu faaliyetini yürütebilmek için, Çiang Çing'in ekibi Marksizim-Leninizm'i inceliyor ve Mao'nun vurgulad›¤› "örgütlenin" fliar›n› izleyip yerine getirmeye çal›fl›yordu. Toprak da¤›t›ld›ktan sonra, kendilerini bu göreve adayarak, yeni, demokratik bir yerel hükümet kurulmas›na ön ayak oldular ve köylü dernekleri için seçimler örgütlediler. Mao'(nun 1955'te kooperatifler lehine kamuoyu yaratmak için "Çin'in K›rsal Alanlar›nda Sosyalist Kabar›fl" adl› makale dizisini tamamlad›¤› s›ralarda, Çiang Çing'de “Halk Vesikal› Tah›l Tay›nlar›ndan Yeteri Kadar G›da Elde Ediyor mu?" adl› bir yaz› yazd›. Yaz›da Çiang Çing, tek tek ihtiyaçlar› detayl› bir flekilde ele alarak, k›rsal bölgelerde üretimin yeniden örgütlenmesine karfl› kayda de¤er ölçüde direnifl bulunan flehirlerde tah›l›n vesika ile da¤›t›lmas› yönünde tart›flma yürütüyor. AKINTIYA KARfiI YÜZMEY‹ Ö⁄RENMEK Çiang Çing, geçirdi¤i bir dizi ciddi hastal›¤›n uzun nekahet devirlerini, çeflitli konularda genifl çapta okuyarak ve kendi de-

yimiyle "s›n›f düflman› ile aram›zdaki esas mücadele" üzerinde yo¤unlaflarak geçirdi. Yeni kitaplar› ve makaleleri inceleyerek kendi düflüncesine göre esas noktalar›n› belirledi¤i en önemli malzemeleri Mao Zedung'un okumas› için ay›rd›. Özellikle uluslararas› meseleler üzerinde araflt›rma yürütme görevi vard›. 1953'ün k›fl›nda Mao, Çiagn Çing'in yata¤›n›n baflucunda otururken, Çiang Çing ona son olaylar›n haberlerini veriyor, ona gazete ve telgraflar okuyordu. 1954'te, Onsekizinci asr›n tarihsel roman› "K›rm›z› Oda Rüyas›"n›n uzman› olarak bilinen bir profesörün burjuva görüfllerini elefltiren iki ö¤rencinin kaleme ald›¤› bir makaleye rastlad›. Çiang Çing makaleyi Mao'ya gösterdi, Mao da kendisinden makalenin "Halk›n Günlü¤ü"nde yay›nlanmas›n› sa¤lamas›n› istedi. Çiang Çing olay›n üzerine gidince, hem önde gelen edebiyat dergilerinin hem de Halk›n Günlü¤ü'nün makaleyi yay›nlamay› reddetti¤ini, çünkü makalenin "önemsiz" kifliler taraf›ndan yaz›ld›¤› ve edebiyat ortam›n› velveleye vermeyi haketmedi¤i görüflünde olduklar›n› ö¤rendi -Çiang Çing ayn› tepkiyi Merkez Komitesi Propaganda Dairesi'nden de ald›. Mao, hemen bir direktif vererek, roman konusunda sözüm ona otorite geçinenlere karfl› "son 30 senenin ilk ciddi sald›r›s›" olarak makaleyi selamlad›. Feodal ve eski burjuva s›n›flar› savunan bir dizi baflka eser konusunda da Çiang Çing flimflekleri üzerine çekmifl, bunlar› Mao'nun dikkatine sunmufltu.

* Toprak reformuna Parti önderlik ediyordu, ancak, kamulaflt›rma ve yeniden da¤›tma faaliyetlerini yürütmede kitlelere dayan›yor, onlar› bu amaçla teflvik edip ayakland›rmak için de baz› bölgelere ekipler gönderiyordu. Bu Kurtulufl Ordusu’nun geçti¤i bölgelerde 1949’dan da önce bafllam›fl olmas›na ra¤men, kurtulufla kadar KMT’›n kontrolü alt›nda bulunan bölgeler, bu köylüleri ayakland›rma süreci örgütlenene kadar, nispeten geri ve muhafazakar durumda kal›yordu.


Bu eserlerin aras›nda 1900 y›l›ndaki Bokser ‹syan› hakk›nda olan ve köylülü¤ü cahil ve barbar olarak gösterirken liberal aristokrasiyi temsil eden Mançu ‹mparatorunu yücelten "Çing Saray›'n›n ‹çinde" adl› film de vard›. Çiang Çing, bu filmin (Liu fiao-fli ve di¤erleri taraf›ndan) "yurtsever" bir film olarak gösterilip propagandas›n›n yap›lmas›na karfl› ç›k›yordu, Mao da filmi görünce, onu bir ulusal ihanet filmi olarak de¤erlendirdi. Wu Hsun'un Hikayesi adl› film 1950'de toprak reformu hareketi esnas›nda ç›kt›¤›nda, Çiang Çing, filmin burjuva emelleri desteklemesini, kurtulufl ve toplumsal baflar›n›n e¤itimden geçti¤ini vaaz eden temel mesaj›n› ve feodal toprak a¤alar› konusundaki tavizkar tavr›n› teflhir etmiflti. Wu Hsun, eline ne para geçerse bir kenara koyan yoksul bir kifliydi, toprak a¤alar› ve tefeciler sayesinde bu paralardan faiz elde etmifl ve sonunda mülk edinip yoksul çocuklara paras›z e¤itim veren bir okul yapt›rm›flt›. Kültür Bakan› yard›mc›s› Çu Yang biraz reformizme tahammül edebilece¤ini söyleyince, Çiangn Çing kendisine "O zaman reformizme devam et!" diye ba¤›r›p kap›y› yüzüne kapatm›flt›. Mao bile önceleri Çiang Çing'in sadece zaman›n› bofla harcad›¤›n› düflündü¤ü halde, Çiang Çing Wu Hsun'un hayat› hakk›nda sekiz ayl›k bir araflt›rma dönemine girdi; elefltirilerini tepeden t›rna¤a bilgi sahibi olarak sunabilece¤i ve sanat alan›ndaki bu burjuva çizginin temel dayanaklar›na ve savunucular›na sald›r›ya geçebilece¤i bir konumda olmak istiyordu. Bafllang›çta, Çu Yang, Çiang Çing'in bu projesini yürütmesini engellemeye çal›flt›, ama baflara-

may›nca Wu Hsun destan›n özellikle güçlü oldu¤u fiantung eyaletindeki çal›flmalar› sabote etmesi için sekreterlerinden birini Çiang Çing'in asistan› olmakla görevlendirdi. Çiagn Çing, yerel bir toprak a¤as›n›n halka Wu Hsun modelinin propagandas›n› yapt›¤›n› gözlemledi ve Wu Hsun'un geçmiflini kurcalad›kça, s›n›f kökenleri hakk›nda daha da çok fley ö¤rendi. Bölge halk›n› bu Wu Hsun "ruhu"nun neyin nesi oldu¤unu ortaya ç›karmada yard›mc› olmaya ça¤›rd›. Sonunda Wu Hsun'un sadece bir dizi metrese sahip bir toprak a¤as› olmakla kalmad›¤›n›, zaman›nda bat› fiantung'u birbirine katan yayg›n köylü ayaklanmalar›na karfl› da öne ç›kar›lm›fl oldu¤unu ö¤rendi. Çiang çing, Baflkan'a raporlar gönderdi ve "Halk›n Günlü¤ü", araflt›rman›n sonuçlar›n› yay›nlamaya bafllad›; bu arada rakip "gerçekleri bulma" ekipleri ortaya ç›kt› ve Wu Hsun modeli üzerindeki tart›flma, 1951'de yayg›n bir toplumsal mesele haline geldi. Mao'da Çiang Çing'in raporlar› temelinde Halk›n Günlü¤ü'ne bizzat bir baflyaz› yazarak, "Ülkemizin sanat çevrelerinde eriflilen ideloojik kafa kar›fl›kl›¤›n›n derecesi"ne iflaret etti. Makaleye Mao flöyle devam ediyordu: "Birçok yazar›n görüflüne göre, tarih eskinin yerini yeninin almas› ile de¤il, eskinin kaybolmamas› için mümkün olan her çaban›n gösterilmesi ile geliflmifltir, devrilmesi gereken gerici feodal yöneticileri devirmek için verilen s›n›f mücadelesi ile de¤il, ezilenlerin s›n›f mücadelesinin yads›nmas› ve onlar›n bu yöneticilere Wu Hsun misali boyun e¤mesi ile geliflmifltir." Mao, filmin ve Wu Hsun'un hikayesiyle ilgili yaz›lar›n tart›fl›lmas› yö-

nünde ça¤r› yapt›. Genifl olarak bilinmemesine ra¤men, ÇKP'deki k›demli revizyonistlerin de deste¤iyle afla¤› yukar› tamamen burjuva ayd›nlar›n hakimiyeti alt›nda bulunan bu alanda Çiang Çing ta bafl›ndan itibaren katk›da bulunmufltur. Çu Yang, Çiang Çing'in yazarlarla sanatç›lar›n "keyfini kaç›rd›¤›" biçiminde s›zlan›rken, Çiang Çing'in zihnindeki mesele bambaflkayd›: K›rsal alanlarda tar›m› ve toplumsal iliflkileri dönüfltürmek için muazzam devrimci çaba gösteren milyonlarca köylü vard› ve bunlar film veya tiyatro gösterisi seyretme f›rsat›na senede belki tek bir defa sahip oluyorlard›. Seyredecekleri film ya da piyes, onlar›n isyanlar›n› bast›ran par›lt›l› imparatorlar ve imparatoriçeler ya da para sayan kendini be¤enmifl toprak a¤alar› hakk›nda m› olacakt›, yoksa yeni aktörler, yani toplumu de¤ifltirmek için kan›n› feda eden ve hayat›n› adayan emekçi halk kitleleri hakk›nda m›? Çiang Çing ihtilaftan kaç›nmay› reddetti ve Mao'nun 1940'lardan beri gelifltirdi¤i sanat ve siyaset hakk›ndaki 盤›r aç›c› tahlilini kuflanarak, o zamana kadar devrimin dönüfltürmek bir yana dursun zorlamay› bile ender olarak gerçeklefltirebildi¤i kutsal alanlardaki bar›fl›n parçalanmas›na yard›m etti ve bu ihtilaf›, geçmiflin "standartlar›"na sar›lan yazar ve sanatç›lar›n zaman› geçmifl düflüncelerini teflhir etmek için kulland›. Mao ile birlikte, taze "önemsiz"leri, a¤›rbafll› ve küf ba¤lam›fl "otoritelere" karfl› ç›kmaya teflvik etti ve proleter ideoloji ile devrimci kahramanlar› öne ç›kartma konusunda görüfl gelifltirmeye bafllad›. Kültür Devrimi'nin bahar f›r-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

43


44

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

t›nalar› tamamen patlamadan ony›l önce kültür alan›nda iflitilmeye bafllayan bu gökgürültülerini, üstyap›y› do¤rudan etkileyen sorunlar›n gündeme girmesi için Mao'nun 1957'de bafllatt›¤›, "Yüz Çiçek Açs›n, Yüz Düflünce Okulu Çat›fls›n" kampanyas› daha da teflvik etti. Mao ›srar ediyordu: s›k s›k suçland›¤›m›z gibi kapal› olarak de¤il, aç›ktan, zehirli otlar› s›çray›p kendilerini göstermeye davet ediyoruz, ki onlar› daha iyi elefltirebilelim. "S›n›f mücadelesi, insan›n iradesinden ba¤›ms›z objektif bir gerçektir... ‹nsanlar onu gözard› etmek isteseler bile gözard› edilmesi mümkün de¤ildir. Yap›lacak tek fley, durumu en iyi flekilde kullanmak ve zaferle sonuçlanmas› için mücadeleye rehberlik etmektir." ESK‹ ÜSTYAPIYA... VE ONUN BEKÇ‹LER‹NE SALDIRIfi 1950'li y›llar sona ererken, Merkez Komitesi'nin içindeki siyasi mücadele son derece keskinleflti. ‹ki yol ve iki çizgi giderek berraklafl›yordu- biri, ekonominin sosyalist inflas›na ve toplumun devrimcileflmesine devam etmekti, ötekisi de, burjuva ö¤elerin, yani devrimin ilk burjuva demokratik safhas›nda "yap›fl›p kalan" k›demli Parti önderlerinin istedi¤i gibi durup "dinlenmek" ve kapitalizmi gelifltirmekti. Ayr›ca, Kruflçev'in komünizm yerine gulafl ça¤r›lar› da Çin'in içerisindeki tehlikeyi büyük çapta güçlendiriyordu.

1959'da Lushan'da yap›lan f›rt›nal› Siyasi Büro toplant›s› s›ras›nda, Mao, sosyalizme geçifli h›zland›rmaya karfl› ç›kan Savunma Bakan› Peng Teh-Huai'ye karfl› haz›rlad›¤› cevab› Çiang Çing'e gönderdi. Peng, Sovyetler Birli¤i'ndeki gibi modern bir ordu oluflturmay› savunan (ve halk milisleri yarat›lmas›na karfl› ç›kan) ve Büyük ‹leri At›l›m s›ras›nda a¤›r sanayinin öne ç›kar›lmas› ve ordunun infla edilmesi ad›na tar›m›n kooperatiflefltirilerek dönüfltürülmesine karfl› giriflilen sald›r› ile yak›ndan iliflkisi olan çizginin Merkez Komitesi içindeki baflta gelen temsilcisi olarak alafla¤› edilmek üzereydi.* Mao, son derece yo¤un mücadelenin hassasl›¤› aç›s›ndan fazlas›yla zorlay›c› olaca¤› konusunda ikaz ederek onu durdurmaya çal›flt›¤› halde, Çiang Çing, durumu tam olarak anlayabilmek için toplant›larda Mao'ya efllik etmede ›srar etti. 1960'lar›n bafllar›nda, mücadele, Büyük ‹leri At›l›m'›n ve genel olarak komünleflmenin nas›l de¤erlendirilece¤i üzerinde yo¤unlaflt›. Mao'nun bafl muhalifi ve kapitalist yolcu Parti görevlilerinin bafl temsilcisi Liu fiao-fli, daha aç›ktan ortaya f›rlayarak, tar›msal üretimde daha fazla maddi teflvik, özel mülkiyet alt›ndaki tarlalar›n geniflletilmesi, daha k›rsal (kapitalist) panay›rlar›n örgütlenmesi vb. yönünde öneriler getiriyordu. Liu'nun Konfiçyüs'ün türbesini ziyaret etmeye bafllamas› tesadüf de¤ildi. Mao ve proleter saf,

Parti'ye genel olarak sa¤lamca hakim olmas›na ra¤men, giderek Parti'nin en üst düzeylerinde yo¤unlaflan burjuva güçler de kuvvetliydiler ve iktidar› ele geçirmek için enerjik olarak kamuoyu yaratmaktayd›lar. Bu revizyonistler, ideolojilerini yayarak kiteleri etkilemede kilit role sahip olanlar olan e¤itim sistemi ile sanatlar› s›k›ca ellerinde tutuyorlard›. Sol bir karfl›-sald›r› haz›rlayarak, Parti içindeki burjuvaziye karfl› önemli bir hücum için kendi kamuoyunu yaratmaya bafllad›. Çiang Çing, siyasi muharebelere Mao'nun yan›bafl›nda giriflti. Baz› kad›n ve gençlik dergilerinde kendi ad›yla makaleler yay›nlamaya bafllad› ve 1963'te, Mao'nun revizyonizme, burjuva prati¤e ve düflünce tarz›na karfl› savaflmak için bafllatt›¤› ve Kültür Devrimi'nin habercisi niteli¤indeki Sosyalist E¤itim Hareketi'nin bir parças› olarak yeniden kitleler aras›nda faaliyet yürütmeye koyuldu. Sekizinci Merkez Komitesi'nin 1962'deki Onuncu Oturum'unda, büyük mücadelelerden sonra Çiang Çing'in Siyasi Büro üyesi ve Pekin Belediye Baflkan› Peng Çen'in baflkanl›k etti¤i (ve kültür konusunda ulusal siyaseti tespit etme sorumlulu¤u olan) revizyonistlerin kalesi Pekin Belediye Komitesi'ne karfl› bayrak açmas› yönünde bir karar al›nd›. Bunlar Çin bas›n›n›n büyük bir bölümünü, tiyatrolar›n› ve kültür çevrelerini kontrol alt›nda tutan ve genelde ayd›nlar

*Büyük ‹leri At›l›m 1958’de özellikle k›rsal kesimde genifl bir kitle kabar›fl› olarak yay›ld› ve köylüler, tar›ma hizmet için küçük hafif endüstriler (yerel de¤irmenler ve arka-bahçe çelik eritme atölyeleri gibi) gelifltirmek, daha fazla kamu mülkiyetli daha genifl kollektif çiftlikler ve Halk Komünleri oluflturmak için kendi güçlerine dayanmaya bafllad›lar. Mao’nun “sosyalizmi infla ederken daha büyük, daha h›zl›, daha iyi ve daha ekonomik sonuçlar elde etmek için ileriye at›l›n, hedefi yükseklerde tutun” siyasetinin, ekonominin mahv›na sebep oldu¤u suçlamas›n› içeren MK içindeki mücadele, Mao’nun flu ünlü sözlerine yol açt›: “Ortaya ç›kan kargaflan›n çap› büyüktü ve sorumlulu¤u üstleniyorum.”- Mao burada, kitlelerin bilinçli inisiyatifinin yolaçt›¤› muazzam ilerlemenin ve yeni hamlelelerin ikincil bir yönü olan zorluklar ve afl›r›l›klara de¤iniyordu. Bundan k›sa bir süre sonra, Sovyet teknisyenleri ve yard›m› birdenbire çekildi. Bunun Çin ekonomisinde sebep oldu¤u ani sars›nt› ve hemen ard›ndan gelen do¤al felakatler, sosyalizmin inflas› konusundaki ve Sovyetler Birli¤i’ndekinden farkl› bir güzergah izleme konusundaki çizgi mücadelesini yükseltti.


45

Çiang Çing ve Çang Çun-Çiao, 10. Parti Kogresi’nde. 1976 kumandanl›k etti¤i ordu içindeki kanallara dayanmak zorunda kalmas› gerçe¤i, bu ikilemi daha da ç›kmaza sokuyordu. Bir zaman sonra, 1966'n›n bafllar›nda Mao Merkezi Propaganda Bakanl›¤›'n› "Cehennem Prensi'nin Saray›" olarak adland›rarak flöyle söyledi.: "Bu saray alafla¤› edilmelidir! Despotlar›n ifline yarayan halk› cahil b›rakmakt›r. Bizim iflimize yarayan ise halk› ak›lland›rmakt›r." Çiang Çing, Hai Jui Görevden Al›nd›'ya karfl› elefltirileri Pekin'de yazd›r›p yay›nlatmaya çal›flt›, ancak klik deliye dönerek, Çiang Çing'in giriflimini her yerde bloke etti. Sonunda sessizce Çiang Çing'in ve Mao'nun önderli¤inde çal›flan ve Yüz Çiçek Kampanyas›'n›n ard›ndan gelen sa¤ aleyhtar› hareket içinde faal olan Yao Wen-yuan adl› genç bir yazar, bu peyisin keskin bir elefltirisini kaleme ald›. Fakat elefltiri önce sadece fianghay'da ve ancak Mao'nun bunu Kültür Devrimi'nin "sinyali" olarak vas›fland›rd›¤› Kas›m 1965'te yay›nlanabildi. Ard›ndan, Pekin'deki yazarlar kli¤i, patlak veren muazzam ihtilaf› tarihle ilgili akademik nüanslar›n içine gömmeye çal›flarak,

kendi mevkiilerini kurtarabilmek için, elefltirilen piyesin yazar› (ve Pekin Belediye Baflkan› yard›mc›s›) Wu Han'la aralar›nda mesafe koymaya bile girifltiler. PEK‹N OPERASI'NDA DEVR‹M Sanat dallar›n›n ço¤unda, bilhassa operada, küstahça bir dizi kodaman "uzman"la feodal ve burjuva tiyatro ve müzik savunucular›n›n sözü geçiyordu. Parti'nin en üst düzeylerindeki revizyonistlerle ba¤› olan yeni burjuva elitin, üstyap›n›n önemli alanlar›ndaki bu hakimiyeti, genel olarak sosyalist olmakla birlikte hala kayda de¤er kapitalist ö¤eleri bulunan toplumun iktisadi alt yap›s›ndaki dönüflümün tamamlanmam›fl olmas›n›n bir yans›mas›yd›. Mao'nun derinlefltirdi¤i önemli gerçek devrim yapmak için gereken siyasi mücadelenin üstyap›da da, fikirler, gelenekler ve kültür alanlar›nda da yürütülmesi gerekti¤i gerçe¤i- birbirleriyle mücadele içinde olan her iki s›n›fa hem proletaryaya hem de burjuvaziye gözünü dikmifl bak›yordu. Ony›ldan fazla bir zamand›r süren proleter yönetim s›ras›n-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

aras›nda popüler olan (Mao'nun toplumu daha da devrimcilefltirme yönündeki giriflimlerine karfl› ç›karak modernleflme ad›na mevcut yuvalar›n› sa¤lamlaflt›rman›n propagandas›n› yapan) bir düflünce ekolünü savunup teflvik eden kiflilerdi. Bunlar, 1961'de yay›nlanan ve asl›nda Mao'nun 1959'da Peng Tehhuai'yi Savunma Bakanl›¤›'ndan indirmesini protesto etmek için kaleme al›nan, sadece Ming Hanedanl›¤› s›ras›nda geçti¤i için amac› yar›m yamalak örtbas edilen Hai Jui Görevden Al›nd› adl› piyesin yazar› Wu Han gibi yeni burjuva yazarlar için bir s›¤›nak yaratm›fllard›. Mao ve çizgisine tafllama yoluyla sald›ran "Üç Ailelik Köy" adl› gazete köflesinin vaftiz babalar› da bunlard›. S›n›f bak›fl aç›lar› ile genel olarak kültürel ve entellektüel yaflam› bo¤mak için aktif faaliyet gösteren bu yeni burjuvazinin deste¤inde kaleme al›nan ya da sahnelenen yaz›lar› ve tiyatro ürünlerini e¤er devrimciler elefltirirlerse, bu elefltiriler sahte özelefltiri ya da tali noktalara de¤inen karfl›-makalelerle atlat›l›yordu. Sol'un yay›nlanmas›n› istedi¤i fleylerin ço¤unu yay›nlatamamas›, dolay›s›yla Lin Piao'nun


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

46 da, geri, yar›-feodal yar›-sömürge Çin'i dönüfltürmede dev ad›mlar at›lm›flt›: Endüstrinin kolektiflefltirilmesi ve kamulaflt›r›lamas› ile özel mülkiyet esas olarak de¤ifltirilmiflti ve Çin yabanc› hakimiyetin pençelerinden kurtar›lm›fl oldu¤u için, ekonominin bütünü, emperyalistlerin kasalar›n› doldurmay› de¤il halk›n ihtiyaçlar›n› karfl›lamay› temel al›yordu. Yoksulluk ve borcun s›k›nt›l› döngüsü k›r›lm›fl, açl›k ve okumam›fll›k esas olarak yok edilmiflti. Kad›nlar çok daha fazla miktarlarda okullara girmeye ve üretimle siyasi yaflamda aktif rol oynamaya bafllam›flt›. Ayn› zamanda, baz› alanlardaki ileri hamleler ancak k›smi olarak gerçekleflmiflti, ya da revizyonist çizgi veya geçmiflin ezici a¤›rl›¤› taraf›ndan tamamen engellenmifl durumdayd›. Bu, en berrak flekilde "üç büyük farkl›l›¤›n", flehirle k›r, iflçilerle köylüler ve kol eme¤i ile kafa eme¤i aras›ndaki farkl›l›¤›n k›s›tlanmas› aç›s›ndan geçerliydi. 1964'te, Mao, Kamu Sa¤l›¤› Dairesi'ni, "fiehirli Baylar›n Sa¤l›k Bakanl›¤›" olarak damgalad›. Baz› fabrikalarda, revizyonistlerin önderli¤indeki idare, üretim engellenmesin diye iflçileri siyasi tart›flmalar›n› günde yar›m saatle k›s›tland›rmaya zorluyordu. Ve, Çang Çun-Çiao'nun burjuva hak konusundaki derin tahlilinin bir yönünün ortaya ç›kartt›¤› gibi, k›rsal bölgelerde mülkiyet hala "tüm halka ait" de¤il sadece kolektifti, ki bu durum kapitalist e¤ilimleri kolaylaflt›r›yordu; bundan da öte, topra¤›n kalitesi de¤iflik komünler aras›nda muazzam çapta farkl›l›k gösteriyordu, bu da baz›lar›na önemli avantajlar sa¤l›yordu. Sosyalizm ile feodalizmin kal›nt›lar› art› yeni do¤an kapitalizm ara-

s›ndaki bu çeliflki, endüstriye, ö¤retmenlik hizmetlerine, altdüzey Parti ve hükümet görevlerine kat›lmaya bafllayan, ancak feodal fikirlerin ve evde geleneksel ezici rollerin teflkil etti¤i muazzam engellere yüzyüze olmaya devam eden Çin'li kad›nlar›n kurtuluflu için artan oranda verilen çetin mücadele de berrakça yans›yordu. Ancak üstyap›da bilinçli bir mücadelenin zincirlerinden bofland›r›lmas›, bu idelojik prangalar› parçalamaya bafllayabilir ve bu da iktisadi altyap›n›n sosyalist dönüflümünün ilerletilmesine yol açabilirdi. Sanat alan›ndaki mücadele bunun bir yans›mas› olarak patlak verdi. Burjuva çizgi, bu mücadeleyi, sanat meselelerini fazla "dar bir biçimde" ele almak sorunu üzerine "sosyalist reform"un h›z›, ya da yarat›c›l›k için gereken "deha" sorunu üzerine bir çat›flmaya indirgedi. Oysa gerçekte, bu mücadele, proletaryan›n bu alanda kontrolü ele geçirerek üstyap›da devrim yap›p yapmayaca¤› biçimindeki temel sorunu yo¤unlaflm›fl bir flekilde ortaya koyuyordu. Kültür alan› sosyalist altyap›ya hizmet mi edecekti yoksa onu zay›flatacak m›yd›? Sol, sadece kötü düflüncelere karfl› de¤il, toplumun eski ezici bölünmelerinin muhafaza eden düflünce inanç ve kültür çal›flmalar›na karfl› da bir sald›r›ya haz›rlanmaktayd›. Eski Pekin operas›, ideolojik alanda toprak a¤alar› ve kapitalist s›n›flar›n inatç› bir kalesi durumundayd› ve repertuar›ndaki eserler esas olarak Konfiçyüs'ün itaat ve sadakat de¤erlerinin propagandas›n› yap›yordu. On y›l sonra de¤erlendirildi¤i gibi, "Proleter devrimci edebiyat ve kültür alan›nda 盤›r aç›c› bir hamle yapmas› için Pe-

kin Operas›'n›n seçilmesi, Konfiçyüs ve Mençiyus'un doktrinlerini elefltirme yönünde önemli bir mücadeledir; bu mücadelenin amac›, yeryüzünde cehennem yaratmak için gerici s›n›flar›n as›rlard›r dayand›¤› manevi payandalar› parçalamakt›r." Çiang Çing genifl araflt›rmalarda bulundu, tüm ülkede birçok tiyatro ekibini ziyaret etti, göstericilerle konufltu, filmler seyretti, piyesler ve operalar gördü. Karfl›laflt›¤›, kitlelerin baflar›lar›n› ve kahramanl›¤›n› öne ç›kartan sosyalist yenilikler de¤il, yeni revizyonizmle, imtiyazlar› ve s›n›f farkl›l›klar›n› savunan, flatafatl› ve hurafeci geleneksel karakterleri sahneleyen usand›r›c› ve bask›c› eski eserlerin veya burjuva yazarlar›n yabanc› piyeslerinin tamamen taklidinin aptallaflt›r›c› bir kar›fl›m› idi. Çu Yang önderli¤inde yeni tiyatrolar oluflturulmufl olmas›na ra¤men, eski eserler ve dar bir seyirci kitlesine ag›r öz kamaflt›r›c› feodal operalar sunan yerel opera kumpanyalar›n›n varl›¤› devam ediyordu. Fakat geleneksel "yeni tiyatro" ile birlefltiren yeni revizyonist sanat da üretilmekteydi. Bu eklektik bir flekilde herfleyi bir araya kat›yor, etkisi ise kötüyü, olumsuz kahramanlar› (bu Pekin Operas›'n›n özelliklerinden biriydi), eski biçim ve melodileri muhafaza etmek, yeni sanat biçimleri ile belirgin devrimci konular›n ve kahramanlar›n ortaya ç›kmas›n› engellemek oluyordu. Örne¤in, Büyük ‹leri At›l›m s›ras›ndaki tar›m devriminde ortaya ç›kan piyeslerde, baflrolü, yönettikleri köylü kitlelerine birdenbire flefkat göstermeye bafllayan feodal imparatoriçeler oynuyordu; kurtulufl savafl› aflk konular›n› öne sürmenin s›çrama tahtas› olmufl-


tu ve "gerçekçilik ve do¤alc›l›k" bayra¤› alt›nda, kitleler, yorgun ve pejmürde biçimde yans›t›l›yordu, böylece kahramanl›k rollerine ilham kayna¤› olmalar› zor oluyordu. Mao'nun, Kültür Bakanl›¤›'n› "‹mparatorlar ve Prensler, Generaller, Mumyalar, Hünerli Alimler ve Yabanc› Güzeller Bakanl›¤›" fleklinde mahkum ederek, "e¤er de¤iflmezlerse, biz de onlar› ad›n› de¤ifltiririz" demesine k›smen Çiang Çing'in bulgular› yol açm›flt›. Çiang Çing, Pekin Operas›'n› dönüfltürme çal›flmalar›na bafllad›araflt›rma 1961'de bafllad›, 1963'te de "eyleme girifltik." fianghay Belediye Baflkan› Ko Çing-fiih, Çiang Çing'in sahnedeki feodal iblislerle canavarlar›n yerine iflçi-köylü ve asker kitlelerini öne ç›karan devrimci eserleri geçirme faaliyetini destekleyen ender kiflilerdendi. Sanatç›lar, s›n›f mücadelesini bu alanlara da tafl›yarak yeni sosyalist repertuarlar gelifltirmeye da-

vet edildi. Mao'nun Yenan Edebiyat ve Sanat Forumundaki Konuflmalar›'n› inceleyen az miktarda bir grup öncü, Çiang Çing'in önderli¤inde elefltiri silahlar›n› bileyerek, hem eski eserleri teflhir etmeye hem de senaryolar› düzeltip yenilerini yazmalar› için sanatç› ve yazarlarla canl› bir flekilde mücadele etmeye bafllad›. Birkaç sene zarf›nda, ilk örnek eserler dahil 37 kadar yeni ve düzeltilmifl opera ve piyes gelifltirildi. ‹yi modern piyeslerin yarat›lmas› için Çiang Çing, parti kadrolar›yla, (iletecekleri tecrübeyi daha iyi kavramalar› için köylülerin, askerlerin ve iflçilerin aras›nda yaflamaya gönderilen) tiyatro yazarlar› ve sahnelenmeye haz›r eserlerin daha iyi hale gelmesi için bunlar› izleyip elefltiren devrimci kitleler aras›nda ba¤ tesis eden üçlü kombinasyonlar metodunu bafllatm›flt›. Örne¤in, Çiang Çing, 1963'te bir Huai Çu (halk) operas›n›n sahneleniflini gördükten sonra bunun Pekin Operas›'na adapte edilmesini önerdi ve ortaya ç›kan R›ht›mda adl› eser sosyalist dönemde geçen ilk tiyatrolardan biri oldu. Eserin asl› fianghay r›ht›m iflçilerinin yard›m›yla yaz›lm›flt› ve bu iflçiler durumdan büyük heyacan duydular: "Eski günlerde sadece hamal veya rençberdik, sahneye ç›kmam›z flöyle dursun, sahneyi seyirciler aras›nda izleme hakk›m›z bile yoktu." Ancak fianghay Pekin Opera Tiyatrosu, revizyonist çizgi-

nin sanat alan›nda bir kalesi durumundayd› ve yazarlar› derhal senaryoyu de¤ifltirmeye giriflerek, içindeki enternasyonalizmi suland›rmaya, "orta karakterleri" esas rollere ç›kartmaya çal›flt›lar. R›ht›m iflçileri buna fena halde öfkelendiler. "Ailelerimizin her birinin ac› ve ›zd›rap dolu bir geçmifli var... Parti'nin devrimci davas›na gelince, biz iflçiler canl›, haz›r ve kararl›y›z. Sizin operan›z bizi aptal ve tembel gösteriyor... Böyle bir operay› asla onaylamayaca¤›z!" Mart 1965'te, Çiang Çing, oyuncular›n ve senaryo yazarlar›n›n yeniden örgütlenmesine önderlik ederek, Asya, Afrika ve Latin Amerika'daki ulusal kurtulufl mücadelelerine gönderilmek üzere bir gemiye bu¤day yüklemek için mücadele eden, ancak Parti içindeki revizyonistlerin destekledi¤i geri bir iflçinin sabotaj›yla yüzyüze gelen fianghay'l› ileri r›ht›m iflçilerinin hikayesini yeniden yaratt›. Gerçek hayattaki revizyonistler yine karfl› sald›r›ya geçtiler ve yeni versiyonun sanatsal aç›dan zay›f oldu¤unu söyleyerek (entrikay› ortaya ç›karma ve geminin zaman›nda yola ç›kmas›n› sa¤lama mücadelesine önderlik eden) kad›n Parti önderinin oynad›¤› güçlü rolü, "gerçekçi de¤il" diye elefltirdiler. Sahnelemeleri önlemeye çal›flt›lar. Bunu daha fazla mücadele takip etti. Çiang Çing, tiyatro grubunu teflvik etmek için enternasyonalizmi vurgulad›: "Tüm dünyadaki ezilen halk bizim devrimci güncel konular› iflleyen operalar›m›z› görmek için can at›yor. Çin halk›n›n ve bütün dünyadaki ezilen halk›n ihtiyaçlar›na hizmet etmede en yüksek emellere ve kararl›l›¤a sahip olmal›y›z." Bundan iki y›l son-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

PART‹ZAN 39 A¤ustos 2001

47


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

48

ra, Kültür Devrimi'nin alevleri siyasi alanda iki çizgi mücadelesini netlefltirdikten sonra, sözkonusu opera tamamland› ve Yenan Forumu'nun 25. y›ldönümünde sahnelendi. Konu ve içerik konusunda, sanatç›lar›n kendi görüfl aç›lar›n› yeniden kal›ba sokma ve sahnede temsil ettikleri s›n›flar›n yaflamlar›n› ö¤renme gereksinimleri konular›nda çizgi mücadelelerine girmenin yan› s›ra, Çiang Çing, sanatsal biçime ve devrimci siyasi içerik ile sanatsal biçimin mükemmellefltirilmesi aras›ndaki son derece önemli birli¤e de büyük dikkat gösteriyordu. Yenilik teflvik etmek için ve farkl› bir s›n›f tavr› yans›tmak üzere rol yapmaktan, vücut hareketlerine, ›fl›kland›rmadan, dekor, kostüm, renk, müzik, dans ve flark›ya kadar herfleyi nas›l de¤ifltirecekleri konusunda sanatç›lar›n kendileriyle mücadele etmek için, bizzat tiyatrolar› ziyaret ediyordu. Art›k eski operalardaki gibi hay›flanmak yoktu. Kad›nlar a¤lar-

ken dahi bafllar›n› dik tutuyor, üzüntülerini öfkeye dönüfltürüyorlard›. Feodal toplumdaki gibi, gülümsedikleri zaman a¤›zlar›n› kapatmak yerine, art›k sevinç ve kararl›l›kla a¤›z dolusu gülüyorlard›. Aristokrat Çin'deki zay›f ve narin "orkide parma¤›"n›n yerini, militan yumruklar alm›flt›. Çiang Çing'in araflt›rmalar›n›n büyük bir bölümü, revizyonist kültür hiyerarflisinin rahats›z bak›fllar› alt›nda 1964 yaz›nda yap›lan ve eyaletlerle flehirlerdeki opera kumpanyalar›ndan 5000 temsilciyi biraraya getiren Pekin Opera Festivali'ndeki konuflmas›nda ortaya ç›kt›. Festivalde, kültür alan›ndaki keskin mücadelelerin ortas›nda yarat›lan yeni devrimci operalar sahneye kondu, bunlar›n aras›nda, Kore Savafl› s›ras›nda geçen Beyaz Kaplan Alay›na Bask›n ve Japonlara karfl› gerilla savafl› s›ras›nda orduyla köylü kitlelerin aras›ndaki yak›n ba¤lar› vurgulayan (ayn› zamanda senfoni olarak da ç›kart›lan) fiaçiapang da bulunuyordu. Festivalde, bu dönüflüm sürecine ›srarla karfl› ç›kan revizyonistlere karfl› verilen s›n›f mücadelesindeki tecrübeler de karfl›l›kl› aktar›ld›. Sosyalist toplumun yeni filizleri ortaya ç›k›yordu. Kamuoyu karfl›s›na bu ilk ç›k›fl›nda, Çiang Çing, sanatç›lara flöyle soruyordu: "Bu bir avuç (toprak a¤as›na, zengin köylüye, karfl›-devrimciye, kötü ö¤eye, sa¤c›ya ve burjuva ö¤e-

ye) mi yoksak 600 milyona m›? (iflçiye, köylüye ve askere mi?)... Yedi¤imiz tah›l› köylüler üretiyor, giydi¤imiz elbiselerin ve içinde yaflad›¤›m›z evlerin hepsini iflçiler yap›yor ve Halk Kurtulufl Ordusu ulusal savunman›n cephelerinde nöbet bekliyor, yine de biz sahnede onlar› yans›tm›yoruz. Hangi s›n›f tavr›n› ald›¤›n›z› sorabilir miyim? Ya hep sözünü etti¤iniz sanatç› 'bilinciniz'?" Çiang Çing konuflmas›nda "en baflta gelen görevin" devrimci kahramanlar yaratmak oldu¤unu söylüyor ve "sürat tayin edicilerin" öne ç›kart›lmas›, "gerçekten tarihsel materyalizm bak›fl aç›s›yla kaleme al›nan ve geçmiflin bugüne hizmet etmesini sa¤layan tarihi operalar yarat›lmas›" için ça¤r› yap›yor. Yarat›c› senaryolar ve adaptasyonlarla yeni piyesler gelifltirmenin önemini vurguluyor. Sahne arkas›nda Çiang Çing'in (ve Mao'nun) siyasi düflmanlar›, aç›ktan karfl› ç›kamad›klar› bu büyüyen hareketi nas›l kendi etkileri alt›na sokup yolundan sapt›racaklar› konusunda plan haz›rl›yorlard›. Örne¤in, sonunda festivale ayak uydurmak zorunda kald›lar ama, öncesinde festivalde sahnelenecek operalar için haz›rl›klar› sabote etmeye çal›flt›lar ve sonras›nda da, Çiang Çing'in konuflmas›n› yay›nlanmadan önce revize ettiler. Konuflman›n orjinal metni bas›l› olarak üç y›l sonra May›s 1967'ye kadar ç›kmad›. Çiang Çing'in Pekin Operas›'n› devrimcilefltirmedeki tayin edici rolü ilk kez o tarihte genifl olarak kamuoyuna sunulmufl oluyordu. Bir müddet sonra, 1967 y›l›nda, Çiang Çing, sanat› proleterlefltirmede yard›mc› olma konusunda, fianghay'da Beyaz


fiaçl› K›z balesi gibi eserlerle bafllat›lm›fl olan süreci devam ettirme meselesinde Pekin Belediye Baflkan› Peng Çen ile do¤rudan yüzyüze geldi: Burada da reformlara bafllamak üzere Pekin Operas›'ndan bir grupla çal›flmas› için Çiang Çing'e izin vermek istemez miydi? Peng Çen bu öneriyi kendini be¤enmifl bir flekilde reddederek, Çiang Çing'in kendisine göstermek üzere beraberinde getirdi¤i bir opera düzenlemesini elinden y›rtarcas›na çekip ald›. Esas olarak flan-flöhret ve servet peflinde oldu¤u için, Deng Hsiao-ping'in opera reformu konusundaki tavr› daha baya¤› idi: "Her iki elimi de havaya kald›r›p evet oyu veririm, yeter ki hiçbirini seyretmek zorunda kalmayay›m!" dedi¤i iflitilmifltir. Ayn› derecede genifl-fikirli revizyonist dostu Tao Çu ise devrimci opera seyretmek zorunda kalmak yerine Deng'le mahjong oynamay› ye¤liyece¤ini ilan etmiflti. Kültür Devrimi'nin bafl›nda ifller k›z›flmaya bafllad›¤›nda, bu revizyonist flefler, mevkiilerini kurtarmak için düzelme jestleri yapt›lar, ancak çok geçmeden, BPKD'nin ilk iktidar› ele geçirme dönemlerinde ayaklar› tak›l›p düflmeye bafllad›lar. Hainlerin ortaya ç›kart›lmas›, onlar›n eski düzeni muhafaza ve teflvik etmelerini teflhiri, yap›lacaklar›n sadece bir bölümünü teflkil ediyordu. Eskiyi parçalay›p alafla¤› etmek üzere aya¤a kalkmakta olan taze ve yeninin gemi az›ya alabilmesi için, kitlelerin kendi proleter s›n›f ç›karlar›n› yans›tan sanat eserlerinin yarat›lmas›n› talep etmek ve bu sürece kat›lmak üzere, zincirlerinden bofland›r›lmas› gerekiyordu ve bu bütünüyle, proletarya diktatörlü¤ünü güçlendirmek

için toplumun her alan›nda ortaya ç›kmakta olan muhabereyle ba¤ içindeydi. Sanatta iki çizgi aras›ndaki bu çekiflme, gelecekteki daha da büyük f›rt›nalar› haber veriyordu, nitekim on y›ll›k muhteflem Kültür Devrimi muharebesinde, kültür ve genelde üstyap›, s›n›f mücadelesinin önemli bir alan› oldu. KÜLTÜR DEVR‹M‹ ÖNDER‹ Hai Jui Görevden Al›nd› piyesine karfl› Sol'un etkili karfl›sald›r›s› ile birlikte, ifller kültür alan›nda alevlendi¤i halde, Büyük Proleter Kültür Devrimi'nin merkezindeki mesele siyasi iktidar›n kendisiydi. Çin'in sosyalist yolda kal›p kalmayaca¤›, halk›n toplumu tepeden t›rna¤a dönüfltürüp hem Çin'de hem de bütün dünyada s›n›flar›n ve s›n›f farkl›l›klar›n›n tamamen ortadan kald›r›lmas›na do¤ru ilerleyip ilerlemeyece¤i konusu, iktidar mücadelesinden kimin -toplumun her alan›nda proletaryaya diktatörlü¤ünü uygulamas›nda önderlik eden Komünist Partisi'ndeki devrimci komünistlerin mi, yoksa devrim yapmay› çoktan bitiren, flimdi sosyalist devriminin ilerlemesine kesinlikle karfl› ç›kan ve Çin'i kapitalizm yoluna koymak için aktif olarak çal›flan kabuk ba¤lam›fl bürokratlar›n ve muhafazakar Parti önderlerinin oluflturdu¤u yeni burjuvazinin mi?- muzaffer ç›kaca¤› biçimindeki can al›c› meseleye ba¤l›yd›. Gündemde olan›n tam da bu oldu¤unu berrakça gören Mao, yapmas› mümkün olan tek yolla -kitlelere dayanma ve Parti'nin üst mevkiilerinde bulunan revizyonistleri alttan ve topyekün alafla¤› etmeleri için kitleleri harekete geçirme yoluyla proletaryan›n siyasi iktidar›n› pekifltir-

me mücadelesine önderlik etmek için herfleyi göze ald›. Bu devrim içinde devrimi örgütlemek ve ona önderlik etmek için devrimci bir karargah gerekti¤i için, Mao bafl›nda Çen Pota olmak üzere Kültür Devrimi Grubu'nu (KDG) yaratt›, Çiang Çing'i de, fianghay'l› devrimci bir Parti önderi Çang-Çun-çiao ile birlikte birinci önder yard›mc›s› olarak öne ç›kartt›. Çiang Çing keskin s›n›f mücadelesinin kabaran sular›nda tehlikeleri ve kendisine verilen sorumluluklar› cesaretle omuzlad›; güçlü ve çevik revizyonist ak›ma karfl› sadece kararl› kulaçlarla yüzmekle kalmad›, ayn› zamanda, kendisinden bekleneni yerine getirerek, dünyada güzergah› daha önce hiçbir zaman çizilmemifl olan bu muazzam devrimci kabar›fl içinde, BPKD boyunca can al›c› ve önder bir rol oynad›. Hiç flüphesiz, bu, Çiang Çing'in en büyük katk›s› olarak hat›rlanacakt›r. Ve Çiang Çing'e tüm dünya burjuvazisinin tam düflmanl›¤›n› ve iftiralar›n› kazand›ran da, kitlelere siyasi iktidar üzerindeki kontrollerini güçlendirmelerinde yard›mc› olmas› ve genel olarak Kültür devrimi ile yak›ndan özdefllefltirilmesinin teflkil etti¤i bu affedilmez günaht›r. Kültür Devrimi için belgeler haz›rlamakla sorumlu komitenin parças› olarak, Çiang Çing'in ilk görevlerinden biri, Kültür Devrimi'ni yolundan sapt›rmak ve da¤›n›kl›¤a u¤ratmak amac›yla Peng Çen'in sosyalist kültür hakk›nda haz›rlad›¤› revizyonist fiubat Anahat Raporu'na karfl› bir tamim yazmakt›.(Çiang Çing'in söyledi¤ine göre Mao taraf›ndan birkaç kez düzeltilen) 16 May›s Tamimi "Yan›bafl›-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

49


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

50

m›zdaki Kruflçev benzerleri"ni isimleriyle sayd›¤› için, en üst düzeylerindeki mücadelenin keskinli¤i Parti taraf›ndan ö¤renildi. Ard›ndan, Pekin Üniversitesi'nde May›s 1966'da ortaya ç›kan ve Mao'nun yürekten destekledi¤i büyük harf duvar afiflleri ile birlikte, Kültür Devrimi'nin sel kapaklar› tamamen aç›lm›fl oldu.* Çiang Çing, Kültür Devrimi'ni ilan eden top at›fllar›na h›zla kat›larak, ö¤rencilerle konuflmak ve oradaki tart›flmalar› dinlemek için Temmuz 1966'da Pekin Üniversitesi'ne ve di¤er okullara gitti. Buralarda, ö¤renci isyanlar›n› bast›ran çal›flma ekiplerinin karfl›-devrimci rolünü hemen ortaya ç›kart›yordu. Temmuz sonlar›nda KDG, Parti merkezinin kabar›fl hakk›ndaki çizgisi hakk›nda kafa kar›fl›kl›¤› yaratmak üzere Liu fiao-çi ve Deng Hsiao-ping taraf›ndan gönderilen bu ekipleri da¤›tt›. "Kuflatma" ve "beyaz terör" yoluyla, mücadeleyi kendilerinden uzaklaflt›r›p "asayifli tesis etmeye" çal›flan revizyonistlerin Pekin'de (Mao orada yokken) iki

ay boyunca iktidar› ellerinde tutmalar› uzun ömürlü olmad›. "Burjuvazinin küstahl›¤›n› fliflirip proletaryan›n moralini söndüren" bu önderlik konumundaki kifliler, A¤ustos 1966'da Mao'nun ünlü "Karargah› Bombalay›n!" duvar afiflinin (dazubao) hedefi oldular; duvar afifli, isyan alevlerinin uzak ve genifl olarak yay›lmas›n›, fakat özellikle de s›n›f mücadelesinin yo¤unlaflt›¤› Parti'nin en üst saflar›nda kapitalist yola koyulanlar› hedef almas›n› teflvik ediyordu. Çiang Çing hakk›nda hiç unutulmayacak fleylerden birisi de, onun da Mao gibi gençlikle olan yak›n ba¤lar›d›r. Ancak (Merkez Komitesi taraf›ndan Kültür Devrimi'nin siyasi önderli¤ini üstlenme sorumlulu¤u verilen) KDG'nin bir parças› olarak Çiang Çing, Mao'dan farkl› bir rol oynayabilmifl, yerine giderek gençli¤in isyan›n› cesaret ve enerjiyle desteklemek üzere kavgan›n içinde yer alm›flt›r. Onlara Baflkan'dan selam getirmifltir ki bu, birbiriyle çat›flan çizgi ve programlar ara-

s›ndaki karmafl›k mücadelenin ortas›nda gençlere büyük cesaret vermifltir; Çiang Çing ayr›ca gençlere, topluma Parti içindeki mücadeleyle iliflkisi olan s›n›f mücadelesi emarelerini ay›rdetmelerine yard›m etmifltir. Çiang Çing ve KDG'nin di¤er üyeleri, ö¤renci, iflçi, asker, köylü, ö¤retmen ve sanatç› delegasyonlar›yla görüflerek, hangi metodlar›n kullan›lmas›, kimlerin hedeflenmesi gerekti¤i, bölünmelerin ve fraksiyonculu¤un nas›l ele al›naca¤›, k›sacas› Çiang Çing'in s›k s›k belirtti¤i gibi, "düflmanla kendi aram›za ayr›fl›m çizgisinin keskince nas›l koyulaca¤›" ancak ayn› zamanda da devrimi ilerletmek için kitlelerin nas›l birlefltirilip ittifaklar›n nas›l kurulaca¤› dahil, Kültür Devrimi s›ras›nda keskince ortaya ç›kan sorunlar› onlarla tart›flm›fllard›r. Örne¤in, imtiyazl› veya muhafazakar aile kökeni olan herkesi k›nay›p paylama yönündeki sol-görünümlü ancak sa¤-özlü ça¤r›, gençlik ve ö¤renciler aras›nda önceleri önemli derecede kafa kar›fl›kl›¤›na sebep oluyordu. Çiang Çing, gençli¤in "yi¤idin o¤lu yi¤it olur, gericinin o¤lu çürük yumurtad›r" slogan›n› de¤ifltirerek yerine flu slogan› koymalar› yönünde onlar› ikna etti: "ana-baba devrimci ise, evlatlar› onlar›n yolunu izlemelidir; ana-baba gericiyse, evlatlar› isyan etmelidir" K›z›l Muhaf›zlar, Eylül 1966'da Pekin'e tarihi girifllerini yaparak, k›sa bir müddet sonra iflçilerin ve köylülerin de harekete kat›laca¤›n›n ve bu Kültür

*Onalt› Noktal›k Karar, BPKD’ni sosyalist devrimde yeni bir aflama olarak vas›fland›r›r. Parti içinde kapitalist yola koyulanlar› hedefler ve gerici burjuva akademik “otoritelerin”, burjuvazi ve tüm di¤er sömürücü s›n›flar›n ideolojisinin elefltirilmesi ve mahkum edilmesi için ve sosyalizmin geliflmesini kolaylaflt›rmak amac›yla e¤itimin,edebiyat›n, sanat›n ve üstyap›n›n di¤er tüm parçalar›n›n dönüfltürülmesi için ça¤r› yapar. Parti’nin kitleleri cüretkarca hareket geçirip geçirmeyece¤inin, BPKD’nin sonucunu tayin edece¤ini vurgular, hareket içinde kitlelerin kendi kurtulufllar›n› ve e¤itimlerini gerçeklefltirmelerinin gereklili¤i üzerinde ›srar eder ve kitleler taraf›ndan gelifltirilmekte olan yeni örgütlenme biçimlerini selamlar. Karar, tart›flma s›ras›nda iflleri muhakeme ve müzakere yoluyla ele alma, zor kullanmama ça¤r›s›nda bulunur.


Devrimi'nin toplumun tümünü sarsaca¤›n›n iflaretini verdiler. Çiang Çing kamuoyu önünde konuflmaya bafllayarak, kitlesel gösterilerde gençli¤i özellikle tarihi kendi ellerine almalar› yönünde teflvik etti. Ünlü askeri kep ve üniformas›yla, Mao'nun K›z›l Muhaf›zlar› kabul etti¤i sekiz merasimin yedisinde haz›r bulundu. Çiang Çing ayn› zamanda üniversite ve ortaokul-lise ö¤retmenlerine, sanatç›lara, sinema yönetmenlerine ve bundan sonraki birkaç ay boyunca ço¤u yürüyerek Pekin'e ak›n ak›n dolan milyonlarca genci destekleyip denetleyen 100 000 HKO askerine hitap etti. Sonbahar aylar› boyunca K›z›l Muhaf›zlar için örnek operalar›n sahnelenmesine önderlik etti ve Kas›m sonunda Kültür Devrimi ve Pekin Operas›'ndaki ve di¤er sanat cephelerindeki keskin s›n›f mücadelesi hakk›nda 20 000 edebiyat ve sanat emekçisine hitaben önemli bir konuflma yapt›. K›z›l muhaf›zlar'a hitap eden Çiang Çing, onlar› Parti içindeki bafl kapitalist yolcular› seçip ay›rmaya, ideoloji, kültür, gelenek ve al›flkanl›klar biçimindeki dört eskiyi silip süpürerek, devrimci karargah›n Kültür Devrimi'ne önderlik etmesi için ç›kartt›¤› esas belge olan 16 Madde'ye uygunluk içinde mücadele-elefltiri-dönüflüm sürecini yürütmeye ça¤›rd›. "Bu görevi iyi bir flekilde baflaraca¤›n›zdan eminim" dedi onlara. Çünkü devrimcilerin sadece Sa¤'a karfl› mücadeleyi keskinlefltirmek ve onu muzaffer k›lmak de¤il, ayn› zamanda bunu yaparken Sol'u da güçlendirmek ve saflar›na yeni devrimci kan ve önderler kazand›rmak gibi bir görevi vard›. "Soruyorum size, e¤er sol birleflip güçlenmezse, onlar› silip süpürebilir mi?"

"Hay›r!" diye gürlüyordu genç K›z›l Muhaf›zlar, Çiang Çing'e cevap olarak. Ocak 1967'de, iflçi ve köylü delegasyonlar› baflkente ak›n ederek devrimci tecrübelerini birbirine aktaran ö¤renci ve gençli¤e kat›lmaktayken Çiang Çing flimdi art›k yörelerine dönmeleri teflvik edilen kalabal›k kitleleri idare etme sorumlulu¤u olan K›z›l Muhaf›zlar'›n önderlerine hitap etti. Bu karmafl›k bir görevdi, çünkü gerçekten baflkente devrim bulmak üzere gelenlerin hem siyasi coflku ve gayretini destekleyip güçlendirmek, hem de ayn› zamanda bu kitlelerle dönüp kendi bölgelerinde devrimi yaymalar› yönünde mücadele etmek için K›z›l Muhaf›zlar'›n yüksek siyasi düzeye sahip olmalar› gerekiyordu. Kitlelerin say›s› o kadar yüksekti ki, bu durum flehrin kaynaklar› üzerinde yük olmaya bile bafllam›flt›, ancak bunun do¤ru ele al›nmas› gerekiyordu. (‹flaret edilmesi gerekir ki, bu yüke, ücretlerine zam yaparak ya da bedava tren bileti vererek, "asileri" flikayetlerini dile getirmeleri için "Pekin'e göndermek suretiyle bafllar›ndan defetmek isteyen baz› yerel revizyonist otoritelerin niyetleri de ekleniyordu) Çiang Çing, “K›z›l Muhaf›zlar'a” Pekin'e d›flardan gelenlerin iktidar› ele geçirmeleri gerekiyorsa, onlar› yörelerine dönüp iktidar› orada ele geçirmeleri yönünde harekete geçirmeliyiz" diye direktif verdi. Aral›k 1966'da yap›lan bir KDG toplant›s›nda, bir asi iflçi grubunun temsilcileri, kontratl› emek sistemini mahkum etti. ‹flçileri böldü¤ünü, kapitalizmin restorasyonu için bir "yuva" yaratarak revizyonizmi teflvik etti¤ini ve kitlelerin devrimci faaliyetini bo¤du¤unu söylüyorlard›.

"Bu sistem, Liu fiao-fli'nin 1964'de Hopei eyaletinin baz› bölgelerinde yapt›¤› araflt›rma hakk›ndaki raporundan sonra tesis edildi" diyordu temsilciler. Baz› yerlerde kontrat sisteminden düzenli iflçili¤e geçilerek iflçilerin savaflkanl›k ruhunu k›rma yönündeki çabalar› da anlatt›klar› zaman Çiang Çing bunun kendilerini aldatmas›na izin vermemelerini söyledi: "Devrimdir istedi¤iniz!" diyordu. Çiang Çing, Çal›flma Bakan›na ve sendikalar federasyonu baflkan›na hemen toplant›ya gelip öfkeli iflçilere cevap vermeleri yönünde emir verdi. Kendilerine bütün gün ne yapt›klar› soruldu¤unda, "bizim sorumlulu¤umuz iflçileri e¤itip örgütlemek" cevab›n› verdiler. Çiang Çing, küplere binerek flöyle karfl›l›k verdi: "Siz onlar için çal›flm›yorsunuz, onlara hizmet etmiyorsunuz, Merkez Komitesi'ne rapor vermiyorsunuz, sorun da çözmüyorsunuz. Bir Komünist'in niteliklerinden tekine bile sahip misiniz?. Kontratl› iflçiler de proleter ve devrimcidir. Siz ekabir bakanlar iflçilere nas›l davrand›n›z? ‹fller böyle gidecek olursa, iflçilerimizi nas›l bir gelecek bekliyor?" ‹syankar iflçiler arkas›ndan sendika karargah›n› ele geçirerek Çal›flma Bakanl›¤›'n›n ve ülkede ifl da¤›t›m›ndan sorumlu olanlar›n bürolar›n› kapatt›lar. Çiang Çing, kitlesel bir "suçlama-elefltiri-reddetme" toplant›s› düzenlenmesini ve tüm kontratl› ve geçici emekçilerin BPKD'ne kat›lmalar›na izin verilmesi gerekti¤ini ve bu yüzden ifline son verilen herkesin ücretli olarak yeniden ifle al›naca¤›n› ilan eden bir KDG tamimi haz›rlanmas›n› önerdi. ‹KT‹DARIN ELE GEÇ‹R‹LMES‹

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

51


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

52 1967'de fianghay'da yürütülen muhteflem Ocak F›rt›nas› örne¤inin izinde, yerel iktidar› kapitalist yolcular›n elinden alarak yeni önderlik organlar› örgütleme yönünde bir hareket, bafltan bafla tüm ülkede esti. Çiang Çing bunu coflkuyla destekledi ve proletaryan›n kazanmakta oldu¤u bu tamam›yla yeni tecrübeyi popülerize etti. Devrimci komiteler denilen yeni iktidar merkezlerini oluflturmak üzere, yeni üçlü kombinasyonlar, devrimci Parti kadrolar›n›, ordu temsilcilerini ve devrimci kitlelerin temsilcilerini biraraya getirdi. BPKD'nin bu aflamas›nda, Çiang Çing'in önderli¤i büyük çapta, Mao'nun ve KDG'nin gelifltirdi¤i, iktidar› ele geçirmek için büyük ittifaklar infla etmek, devrimci komiteler kurmak ve mücadele-elefltiri-dönüflüm sürecini uygulamak fleklindeki can al›c› çizginin uygulanmas› üzerinde yo¤unlafl›yordu. Revizyonist iktidar sahiplerin esas kalelerinden biri olan (ve Merkez Komitesi'nin eski Propaganda Bölümü ve eski Kültür bakanl›¤› ile yak›n ba¤› olan) Pekin Belediye Komitesi nihayet alafla¤› edildikten sonra, Çiang Çing, Pekin Devrimci Komitesi'nin oluflturulmas›n›n kutlanmas›na baflkanl›k etti. Çiang Çing, Pekin kli¤inin perde arkas›ndaki patronlar›n›n, kapitalist yola koyulan bir avuç üst kademe Parti yetkilisi oldu¤unu söyledi. "17 senedir, burjuva gerici bir çizgi öne sürüyor ve bunu inatla savunuyorlar. Baflkan Mao'nun temsil etti¤i proleter devrimci çizgi, bu çizgiye karfl› mücadele içinde gelifltirilmifltir," bu burjuva gerici çizginin siyasi ekonomik ideolojik ve kültürel cephelerdeki etkileri topyekün ortadan kald›r›lmal›, yerine Mao

Zedung Düflüncesi'nin muhteflem k›z›l bayra¤› dikilmelidir. Çiang Çing, Pekin'de yürütülmesi gereken de¤iflimlerle, Kültür Devrimi'nin temel görevi aras›nda ba¤ kurarak, iktidar› ele geçirmek üzere ittifak infla etmenin yan›s›ra mücadele-elefltiri-mahkum etme ve dönüfltürme sürecini uygulamak üzere bir kitle hareketi bafllatman›n gereklili¤ine iflaret etti. "Çeflitli alanlarda, mücadele, elefltiri, mahkum etme ve dönüfltürme görevi ile kapitalist yola koyulan üst Parti yetkililerini elefltirme ve mahkum etme faaliyeti birbirinden ba¤›ms›z de¤ildir ve birlefltirilebilir" Çiang Çing, bu ikisinin birbirine güçlü bir h›z verebilece¤ini ve mevkii sahibi kapitalist yolcular›n daha bütünsel ve derin bir flekilde teflhir edilmesini ve elefltirilmesini mümkün k›laca¤›n› izah etti; halka, tüm bunlar›n, Mao'nun eserlerini iyi flekilde incelemeyi ve tepeden t›rna¤a araflt›rma yapmay› gerektirdi¤ini hat›rlatt›. Sosyalist devrimin ve sosyalist inflan›n, mücadele, elefltiri mahkum etme ve dönüfltürmeyi, çeflitli örgütlenmelerde ve bölümlerde baflar›yla tamamlamas›n›n flart oldu¤unu söyledi. "Bu temel bir görevdir, ve önümüzde-

ki yüz sene için can al›c› öneme sahiptir." Fraksiyonlar›n parça parça etti¤i Anhwei eyaletinden bir delegasyona yapt›¤› konuflmalardan birinde Çiang Çing, iktidar›n ele geçirilebilmesi ve devrimci komitelerin yarat›labilmesi için birleflip büyük bir ittifak kurmalar› yönünde iki fraksiyonla canl› bir mücadele yürütür. Ancak o zaman, der Çiang Çing, "bize önderlik edecek kiflilere sahip olabiliriz. Ve devrim, önderler olmadan ilerleyemez!" Çiang Çing, "Merkez Komitesi'nin onay› ile oluflturulan tüm devrimci komiteleri feshetme amac›yla estirilmekte olan" kötü rüzgarlara karfl› onlar› uyar›r ve flöyle söyler, içinde bulundu¤umuz "mükemmel durumda bunlara karfl› uyan›k olmal›y›z. Do¤al olarak baz› geri dönüfller olacakt›r, ancak bunlardan korkmamal›y›z. ‹ktidarda baz› geriye dönüfllerin olmas› normal birfleydir. Üstelik ülkede durum dengesizdir, ancak dengesizlik de normaldir." Devam edecek


53

BÜYÜK PROLETER KÜLTÜR DEVR‹M‹ VE

“Mao, düflüncenin madde üzerindeki etkilerini en iyi özümlemifl, ender komünistlerden biridir. Kitlelerin do¤ru bir siyasal çizgi ile silahlandırılmaları, devrimci düflüncenin kitleleri dönüfltürerek toplumsal yönetimin daha büyük parçalarını ele geçirme, sevk ve idare etme yetene¤ini artırma, siyasi insiyatiflerini gelifltirme, MK’ni bile kitlelerin denetimine sunma, gerekti¤i zaman, yani kapitalist yolda ısrar edildi¤inde, “burjuva karargâhları bombalayın” demekten çekinmeyen bir önderdir.

Ç‹N’DE KÜLTÜR DEVR‹M‹ ÖNCES‹ DURUM Mao, Kasım 1965’de Büyük Proleter Kültür Devrimi’ni (BPKD) bafllatmadan önce, partiyi ve kitleleri harekete geçirmek için sürekli çabalar harcamıfltır. Özellikle, kitlelerin devrime sahip çıkması, yönetime gelmesi, yönetici organlarda yer almaları, e¤itimlerini ilerletmeleri için hamleler yapmıfltır. Bu hamleleri salt bir avuç yönetici kesim için de¤il, bizzat kitlelerin hamlesine ve devrime sahip çıkmasına önem vermifltir. Mao, saray darbeleriyle muhalifleri bastırma yerine, herkesin -karflı-devrimciler hariç- görüfllerini açıkça dile getirmesinin zorunlu oldu¤unu ve bunun koflulların yaratılması gerekti¤ini vurgulamıfl ve; “Genel olarak karflıdevrimci görüfllerin dile getirilmesi kuflkusuz yasaklanmalıdır. Fakat, görüfller karflı-devrimci de¤il de dev-

rimci bir kılı¤a büründürülerek ileri sürüldü¤ünde, buna izin vermemiz gerekir. Bu sayede bu sözlerin gerçek niteli¤ini kavrayacak ve onlara karflı mücadele edebilece¤iz.” (11) Mao, daha 1957’lerde; “yüz çiçek açsın yüz fikir akımı birbiriyle yarıflsın” derken, bütünüyle revizyonizmin deflifre edilmesi, öbür yandan kitlelerin tartıflmalara açıkça katılmasını istiyordu. Daha önce de üzerinde sıkca durdu¤umuz gibi, Mao; “ Devrim kitlelerin eseridir ve onu koruyacak olan da yine kitlelerdir.” ilkesine ba¤lı kalmıfl ve kitlelere sonsuz güven duyan bir diyalektik ustasıdır. Bundan dolayı da, kitlelerin susturulmasına, kapalı kapıcılı¤a, kitleleri dıfltalayan tartıflmalara hep karflı çıkmıfltır. Elbette, bunun do¤ru bir taktik ve marksizmin kendisi oldu¤u yadsınamaz. Mao’nun hep dikkat etti¤i nokta; do¤ru bir politik çizgi önderli¤inde proletaryanın,

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

Ö⁄RET‹LER‹ -2


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

54

sosyalist devletin tüm organlarına yerleflmesi, parti içinde burjuvaziye karflı uyanık olması ve baskı uygulaması, onları gerekti¤inde alafla¤ı etmesi sorunu, devrimin sürdürülmesinin temel sorunuydu. Mao, BPKD’ni, iflçileri, köylüleri ve di¤er emekçileri, devrim için harekete geçirme, kitlelerin insiyatifini kamçılayarak yönetimdeki yetki ve etkilerini arttırma, parti ve sosyalist devlet içinde yer alan kapitalist yolcuları temizleme ere¤iyle; “burjuva karargahları bombalayın” fliarıyla bafllattı. Mao, düflüncenin madde üzerindeki etkilerini en iyi özümlemifl, ender komünistlerden biridir. Kitlelerin do¤ru bir siyasal çizgi ile silahlandırılmaları, devrimci düflüncenin kitleleri dönüfltürerek toplumsal yönetimin daha büyük parçalarını ele geçirme, sevk ve idare etme yetene¤ini artırma, siyasi insiyatiflerini gelifltirme, MK’ni bile kitlelerin denetimine sunma, gerekti¤i zaman, yani kapitalist yolda ısrar edildi¤inde, “burjuva karargâhları bombalayın” demekten çekinmeyen bir önderdir. Neden, “Burjuva karargâhları bombalayın”? Mao, dünya proletaryasının ilk kültür devrimini bafllatıyordu. Bugüne kadar, hiç bir sosyalist ülkede yöneticiler, kitlelerin kendilerini “bombalamasını” istememifl, tersine, hep desteklemelerini istemifllerdir. Devrimin özü, dünyayı de¤ifltirme mü-

cadelesinin ileri atılımı burada yatıyor. Devrimi bir avuç önder yapmamıfl, kitleler yapmıfltır. Devrimi yapanlar kendi eserlerine sahip çıkmalı, onu korumalı ve gelifltirmelidirler. Kitleler devrime sahip çıkamazlarsa, devrimin karflı-devrime dönüflmesi riski her zaman vard›r. Büyük devrimciler, kitlelere güvenmifller ve her fleye kitlelerin sahip çıkmalarını istemifllerdir. Kitlelerden korkanlar ise, kapalı kapıcılı¤ı kendilerine ilke edinmifltir. Bu burjuvazinin anlayıflıdır. Kitleleri sömürenler, onların yarattıklarına sahip çıkanlar, kitlelerden korkarlar, kitlelerin uyanmamasını, onların koyun sürüsü gibi olmalarını isterler. Mao ve Çin komünistlerinin önünde bir kültür devrimi deneyimi olmamasına karflın, Mao, kitlelerin; yozlaflan ya da yozlafltırılmak istenen parti ve sosyalist devlet içindeki “proleter” görünümlü burjuva karargâhlara karflı ayaklanmasını, onları ideolojik bombar-

dımana tutmasını, bunun tarihi ileri götürecek bir adım oldu¤unun bilincinde oldu¤u gibi; zaferi yine komünistlerin kazanaca¤ından da emindi. Çünkü kitleler, burjuvazinin izinden de¤il, kendi özgürlüklerini yaratma mücadelesinden taviz vermeyeceklerdi. Mao, 1957’de “Büyük ‹leri Atılım”ı ilan ederken de, BPKD’nin ilk adımını atıyor, daha keskin çatıflmalara hazırlanıyordu. Büyük ‹leri Atılım (B‹A), sa¤cılara karflı belli baflarılar sa¤lasa da, esas olarak Çin Sosyalist Ekonomisi’nde bafları sa¤lamıfl, sosyalist ekonominin geliflmesine olumlu bir ivme kazandırmıfltı. ÇKP içinde, 1963’lerden sonra sa¤cılık rüzgarı yeniden güçlenmeye baflladı. ÇKP içindeki sa¤cılı¤ın uluslararası alanda geliflen revizyonizmden destek aldı¤ı da bir gerçekti. Elbette, sa¤cılı¤ın geliflmesinin ekonomik ve sosyal temeli esas olarak iç olmakla birlikte, 1956’dan itibaren SBKP’nin revizyonizme kayması, Kruflçev revizyonizmi-


nin UKH’i ciddi flekilde tehdit etmesi, bunun yankısını ÇKP içinde bulmaması düflünülemezdi. “1956 yılındaki revizyonizm rüzgarının Partinin bir çok olumlu yönünü tahrip etti¤ini...” belirtirken Mao, Kruflçev revizyonizminin ÇKP içindeki boyutunu da açıklıyordu. Özellikle ÇKP ile Kruflçev revizyonizmi arasındaki mücadele kızıfltıkça, Liu fiao-çi ve di¤er Kruflçev yanlısı revizyonistler, Mao’yu açıktan elefltirmeye, onu dogmatikle suçlamaya, B‹A’ı, “çılgın fanatizm” olarak niteliyorlardı. ÇKP’nin Kruflçev revizyonizmine boyun e¤mesi durumunda, Rusya’dan sonra Çin’de de geriye dönüfllerin yaflanabilece¤ini çok iyi bilen Mao ve ÇKP’li komünistler, bir taraftan Kruflçev revizyonizminin gerçek yüzünü, sosyalizm düflmanı niteli¤ini di¤er KP’lere göstermeye çalıflırken, ÇKP içindeki etkilerini de kırma mücadelesine hız vermifllerdi. SBKP’nin revizyonizme kayması sıradan bir olay de¤ildi. SBKP’nin UKH’in içinde büyük ve etkisi kolay kolay yıkılamayacak bir prestiji vardı. Stalin’in ölümüne kadar ve daha sonra da, hemen hemen bütün KP’leri, SBKP’ni kendilerine örnek almıfl ve onun öncülü¤ünde hareket ediyorlardı. Hatta SBKP’nin aldı¤ı kararlar, di¤er KP’lerinde kararları haline geliyordu. Bu anlayıflın yanlıfllı¤ını Mao elefltirmifl ve KP’leri arasındaki enternasyonal iliflkinin böyle ele alınmasına karflı çıkmıfltı, ama bu durum, o dönemin bir gerçekli¤iydi.

Stalin’in ölümünden hemen sonra da, SBKP’nin KP’leri ve dünya proletaryası ve halkları üzerinde haklı olarak kazandı¤ı prestij düflmedi. Kruflçev revizyonizminin, Stalin’in bazı hatalarını öne çıkararak, Stalin flahsın da ML’e saldırması da, bu partinin prestijini düflürmedi, tersine UKH üzerindeki a¤ırlı¤ını korumaya devam etti. Kruflçev revizyonizminin, “Marksizm biçim de¤ifltirmifltir” tezlerinin revizyonist niteli¤i uzun süre görülemedi. SBKP’nin revizyonizme kayması ile birlikte, hemen hemen -ÇKP ve AEP dıflındaki- ço¤u KP’ler de aynı revizyonist tezlere sahip çıktılar, rotalarını Kruflçev revizyonizmine çevirdiler. Proletaryanın ilk vatanını yaratan bir partinin kısa sürede gözden düflmesi ya da onun hatalarının görülmesi beklenemez de. Kruflçev revizyonizmi, revizyonist tezleri ile UKH içinde büyük bir kaos yaratmıfl, KP’lerin önemli bir bölümünü kendi revizyonist hegemonyası altına almıfltı. Buna karflı direnen ÇKP ve AEP’in, SBKP’nin karflısında; prestijleri ve di¤er KP’ler üzerindeki etkileri, o günkü koflullar dikkate alındı¤ında, fazla bir baskı gücü oluflturamamaları do¤aldı. Di¤er yandan, sosyalizmin ilk defa böyle bir geriye dönüflü yaflaması ve KP’lerin geriye dönüfl deneyimlerinin olmamasının da bu konuda uyanıklı¤ı engelleyen nedenlerin arasındadır. Proletaryanın ilk devletini yaratan Lenin ve Stalin’in partisi, ‹kinci Emperyalist Payla-

flım Savaflı’nda Hitler faflizmini çökerten ve bir çok yeni devrimlere yol açan SBKP’nin çöküflü, salt kendisi ile sınırlı kalamazdı, o çöküflün ve yıkıntının altında, tahminden de fazla KP’nin ve devrimin kalması, o günkü koflullar dikkate alındı¤ında pek de yadsınacak bir durum olmaması gerekir. Mao’nun 1956-60 Deklarasyon’larında Kruflçev revizyonizmine bazı tavizler vermesi de bu çerçevede ele alınmalıdır. Mao’nun Kruflçev revizyonizmine karflı mücadelesi, ÇKP içinde baltalanmaya çalıflılmakla birlikte, Çin Halk Cumhuriyeti’nin de Rusya’yı takip etmesini isteyen e¤ilimler de az de¤ildi. Çin revizyonistleri, sosyalizmi ileriye götürecek her adımdan korktukları gibi, “bilinçsiz” dedikleri yı¤ınların aya¤a kalkmasını da “kaos” ya da “anarflizm” olarak niteliyorlardı. Emperyalist burjuvazi, Kruflçev revizyonizmini alkıfllarken, Çin’de de Liu fiao-çi kli¤inin “kızıl komünist” dedikleri Mao’ya karflı zafer kazanmasını dört gözle bekliyorlardı. Emperyalistler bofl durmadı¤ı gibi, Kruflçev’de bofl durmuyor, Mao’yu, “dogmatik“ ve “çılgın” olarak de¤erlendirip, SBKP’nin “büyük parti”, “ana parti” imajını kullanarak, ÇKP içindeki revizyonistlere açıktan destek veriyordu. Hatta daha da ileri giderek, Uluslararası alanda Çin’i “saldırgan” olarak nitelemek ve zor durumda bırakmak için, Çin-Rusya, Çin-Hindistan sınır anlaflmazlıkları sorununu gündeme getirerek, Hindis-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

55


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

56

tan’ı kıflkırtarak, Hindistan’ın bir çok kez Çin’e saldırmasını sa¤lamıfl, aynı zamanda ÇinRusya sınırında çatıflmaların olmasına neden olmufltur. Mao; “Kruflçev üç fleye karflı çıkıyor...” diyordu ve bu üç fleyi flöyle açıklıyordu: “Yüz çiçek açsın kampanyasına, halk komünlerine ve Büyük ‹leri Atılım’a... bu üç kampanyadan güç alarak Parti içindeki kuflkuculara, muhalefete ve bütün dünyaya kafa tutmalıyız.” (12) Çünkü Mao, Çin proletaryasına ve emekçilerine güveniyordu. Bu nedenle de, ML ilkelerden taviz vermiyor, sa¤cıların açıkça ortaya çıkması için görüfllerini ifade etmelerinin koflullarının yaratılmasını istiyordu. Parti ve devlet kademelerindeki burjuvaziyi açı¤a çıkarmanın en iyi yolu bu oldu¤u gibi, yanlıfl düflüncelere karflı kitleleri uyanık tutmanın da yolu, ideolojik tartıflmaları açıkta yapmak ve bu tartıflmalara kitlelerin aktif olarak katılmasını sa¤lamaktı. Mao, kapalı kapılar ardındaki mücadelelere ve darbeci anlayıfllara kesinlikle karflıydı. Her fleyin kitlelerin içinde ve onların bu sorunlara direkt taraf olmasını, ideolojik tartıflmaları partinin bir avuç ileri düzeyindeki kadroları ile sınırlamanın; kitleleri, açık mücadeleden uzak tutmaya çalıflan kapitalist yolcuların ifline yarayaca¤ını ve bu tür anlayıflların burjuva anlayıflı oldu¤unu biliyor ve Partiyi bu konuda sürekli uyarıyordu. Kitlelerin mücadeleye katılmasından korkmayanlar, kitleleri mücadeleye sevk ederler. Ama, burjuvazi ve burju-

vazinin çanak yalayıcıları kitlelerin soka¤a dökülmesinden hep korkmufllardır. Mao 1930-40 yılları arasında, SBKP’nin muhaliflerini bastırma yöntemlerindeki eksiklikleri görerek, bu tür yöntemlerin burjuvaziyi bütünüy-

“Parti içindeki iki çizgi mücadelesi reddedildikçe, KP içinde burjuvazinin olabilece¤i kabul edilmedikçe; geriye dönüfllerin esas nedenleri görülemeyece¤i gibi, böyle bir yaklaflımla proletarya, geriye dönüflleri önlemesi için ideolojik ve teorik olarak silahlandırılamaz.” le açı¤a çıkaramayaca¤ı gibi, kitlelerin sorunlardan uzak kalaca¤ına dikkat çekiyordu. Burjuvaziye baskı yapılacaksa, burjuvazi devlet ve parti kademelerinden tasfiye edilecekse, bunu kitleler kendi mücadeleleri ile baflarmalıydılar. Komünistlerin görevi kitlelere önderlik etmek onlar adına ifl yapmak olmamalıydı. Çünkü sosyalizm için mücadele kısa süreli bir mücadele olmayıp, yüz yılları alacak bir mücadele sürecini içerecektir. Ve burjuvazi salt fiziki baskılarla ortadan kaldırılamaz, yenilgiye u¤ratılamazdı, bu ancak, sessiz yı¤ınların devrimci e¤itimi, MLM ideoloji ile burjuvaziye karflı silahlan-

maları ve kendi davalarına sahip çıkmalarını sa¤lamakla olabilirdi. “Luflan’da yaflanan sınıf mücadelesidir... Geride kalan on yıl boyunca süren sosyalist devrim döneminde burjuvazi ve proletarya arasındaki ölüm kalım savaflı burada devam ediyor.” (13) diyen Mao, sosyalizm de sınıf mücadelesinin kaçınılmazlı¤ına ve keskinli¤ine, parti içindeki burjuvazinin bitmez tükenmez enerji ile devrimi yıkmak için her yolu mübah gördü¤üne dikkat çekiyor, kitlelerin ve parti üyelerinin uyanıklı¤ını artırmalarını istiyordu. Yaflamın kendisi monolotik ve tek düze olmadı¤ı gibi, toplumsal geliflmeler, toplumsal örgütler ve toplumsal sınıf örgütlenmeleri de monolotik olamaz, tersini iddia etmek, diyalektik materyalizmi inkar etmek olur. Ne var ki, kendine Marksist diyen bir çok revizyonist akım, bu gerçekli¤i görmezden gelmeyi ye¤leyerek, proletaryanın kendi partisi içindeki burjuvaziye karflı uyanıklı¤ını köreltmeye çalıflmıfllardır. Monolotizmin bafl savunucularından biri de Enver Hoca döne¤i olmufltur. Parti içindeki iki çizgi mücadelesi reddedildikçe, KP içinde burjuvazinin olabilece¤i kabul edilmedikçe; geriye dönüfllerin esas nedenleri görülemeyece¤i gibi, böyle bir yaklaflımla proletarya, geriye dönüflleri önlemesi için ideolojik ve teorik olarak silahlandırılamaz. Nitekim, ülkemizde ve genel de dünya da, Enver Hoca revizyonistlerin takipçilerinin bir kısmı, “Maocu etkilerden


kurtulalım” adı altında bütünüyle burjuva saflarına katılırken, geriye kalan bazıları da, troçkizmin bayra¤ı altına sı¤ınmanın teorilerini yapıyorlar. Arnavutluk’taki geriye dönüflü ise, salt “emperyalistlerin baskısıyla” açıklama yolunu tutarak, sosyalizm ve sosyalizmdeki sınıf mücadelelerinden ne denli uzak olduklarını ve aynı zamanda bu konudaki teorik cahilliklerinin yanı sıra proletaryayı burjuvazi karflısın-

nist ve revizyonistleri mahkum eden, onların metafizikçi yanlarını açı¤a çıkaran görüfllerinden kısa bir aktarım: “Önce birlik gelir, ardından bir süre mücadele edince farklı görüfller ortaya çıkar ve bu bir süre sonra mücadeleye dönüflür... Yollar yeniden ayrılır... birlikten söz etti¤imiz sırada bile ortada ayrılıklar vardır... Parti içinde monolotik bir birlik oldu¤unu savunmak; mücadeleyi, çeliflkileri bu temelde açıklamak Marksist-Leninist bir tutum olamaz.” (14)

da ideolojik olarak silahsızlandırma görevlerini de üstlenmifl durumdalar. Diyalekti¤in zıtların birli¤i ve mücadelesi oldu¤unu, birli¤in geçici mücadelenin ise esas oldu¤unu iyi bilen Mao, Parti içi ve sınıf mücadelesi diyalekti¤ini de en ince ayrıntılarına kadar çözümleyerek Marksizm-Leninizm’i daha da derinlefltirmifltir. ‹flte, monolotikçi anti-diyalektikçi oportü-

“Yüz çiçek açsın ...” kampanyası, özünde aydınları dönüfltürme, devrimcilefltirme ve aydınlar üzerindeki burjuva anlayıflları yıkmayı hedefliyordu. Dikkat edilirse Mao, mücadeleleri hep kampanyalar fleklinde yürütmüfltür. Ekonomide, siyasallaflmada, kültür-sanatta ve e¤itimde, sosyalist normların yerleflmesi ve burjuva anlayıflların giderilmesi için büyük kampanya-

lar açmıfltır. Proletaryanın devrim yaptı¤ı ülkeler içinde bu özellik sosyalist Çin’e özgü bir olaydır. Tabi ki bu, Mao’nun ML ustalı¤ından ve uzak görüfllülü¤ünden kaynaklanan bir durumdur. “Yüz çiçek açsın..” kampanyası BPKD’deki gibi, genifl kitleleri kucaklamasa da, özellikle 1956’da Kruflçev revizyonizmin ortaya çıkmasından sonra, Çin’de esen sa¤ rüzgarların aydınlar üzerindeki etkisini kırmak, kültür alanında burjuva e¤ilimleri ortaya çıkarmak ve devrimci sanat anlayıflını yerlefltirme de ileri bir adım oldu. Daha bu kampanya sırasında, Partinin propaganda bürolarında yer alan bir çok burjuva anlayıfla sahip aydın, kampanyayı vesile bilerek burjuva görüfllerini açı¤a vurdular, MLM’e olan düflmanlıklarını bir çok gazete, dergi ve yayımladıkları kitaplarda kusmaya baflladılar. O zamanın devlet baflkanı Liu fiao-çi’de bu kampanyayı kendi lehine kullanmak adına, yeniden Konfüçyüs’ü keflfetti. Konfüçyüs’ün do¤du¤u yeri 1962’de ziyaret ederek, onun görüfllerinin yeniden nasıl canlandırılaca¤ını, konferanslar düzenleyerek tartıfltırdı. Yine, Liu fiao-çi’ye yakınlı¤ı ile bilinen Çu Yang’da, Mao’nun sanat ve edebiyat alanındaki görüfllerini ulu orta elefltirmeye, Büyük ‹leri Atılı-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

57


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

58

mı; “büyük bir trajedi”, komünlerin gelifltirilmesi hareketine; “aceleci bir eylem”, kitlesel üretim kampanyalarına ise; “kokuflmufl köylü tarzı” diyerek, sosyalizmin temellerine saldırmaktan geri durmadı. Ne var ki, Mao’ya ve sosyalizme -elbette sosyalizme açıktan de¤il, yine sosyalizmi savunma adına, sosyalizmin temellerine saldırıyorlardı, Mao’nun deyimiyle, bunlar; “flekere bulanmıfl tehlikeli mermilerdi” saldır›rlarken, ardından ise; “Baflkan Mao’ya uzun ömürler” dilemeyi eklemeyi de unutmuyorlardı. Aslında Mao’nun da istedi¤i buydu. Mao, daha öncede belirtti¤imiz gibi, önce düflmanın görüfllerini ortaya çıkarmak için olanak tanır ve onların içlerindeki bütün pislikleri, MLM düflmanı ideolojik anlayıfllarını ve eteklerinde varolan bütün taflları dökmelerini sa¤lar ve ardından ise ML bilimin ideolojisi ile yüklenir. Aynı yıllarda, opera ve tiyatro salonlarında, burjuva-feodal yaflama özenti, kral ve onun yardakçılarına yapılan saldırıları kınama, özel mülkiyeti özendirme oyunları da sahneye konmaya bafllandı. Bütün bunları yapanlar, parti dıflındaki unsurlar de¤il, parti içindeki unsurlardı. Ama bunlar, her zaman yaptıkları gibi, yine, oyunun sonunda “Baflkan Mao’ya uzun ömürler” diyerek oyunu bitiriyorlardı. Sosyalist ülkede aydınların,

kapitalist toplumdan gelme alıflkanlıklarını hemen bir kenara atıp, komünist düflünceleri benimsemeleri, düne kadar yafladıkları özel mülkiyetçi yaflamı unutup devrimci yaflamı kabullenmelerini söylemek, geçmifl sistemlerin in-

“Komünist Partisi içinde, iki çizgi mücadelesini reddeden, burjuvazinin dıflarıdan de¤il, bizzat KP’nin içinden geriye dönüflü sa¤lama mücadelesi verdi¤ini anlamayanlar, geriye dönüflleri; ya “kader” olarak de¤erlendireceklerdir ya da troçkistlerin ileri sürdü¤ü gibi; tek tek ülkelerde “devrim olmaz” diyerek, emperyalist burjuvaziye teslimiyetin, proletaryaya ise ihanetin “zevkini” tadacaklardır.

sanlar üzerindeki etkilerini görememek olur. Sanatçı ve aydınlar, burjuva sisteminden miras kalan “seçkin yaflam” felsefesini sosyalizmde de kendileri için geçerli olmasını isterler ve her ne kadar kendilerine komünist deseler de, “seçkin” sıfatının her alanda kendilerine, toplumun di¤er kesimlerine oranla bir “ayrıcalık” olarak tanınmasını isterler. Çin de yazarlara ya da aydınlara toplumun di¤er kesimlerinden farklı bir “ayrıcalık” tanınmıyordu. -

SSCB’de aydınlara bazı ayrıcalıklar tanınmıfltı- “Bazı yazar ve gazeteciler ise, Partiye ba¤lı olmayan çeflitli dergilere yazı yazarak ücretlerini yükseltebiliyorlardı. Film endüstrisinde bazı aktörlerin ve senaristlerin normalden daha yüksek ücret istedikleri ve çalıflmalarının yaratıcı niteli¤i bulunmasından dolayı, her türlü konforu bulunan evlerde oturmak istedikleri olmufltur.” (15) Çin’de “beyaz perdeli dükkanlar” (*) yoktu, ama, ÇKP içindeki burjuva kadrolar, “ayrıcalıklar” istemiyor da de¤ildi. Örne¤in; “... bazı yüksek görevlilerin çocukları için özel okullar açıldı.” (16) Bu okullar BPKD sırasında kaldırıldıysa da, yıllardır sosyalizm için, halk için mücadele veren, sömürücü sınıfların toplumda yarattı¤ı tüm ayrıcalıklara karflı ölümüne savaflanların, iktidara gelince, bu “ayrıcalıklara” hemen balıklamasına dalmaları düflündürücü oldu¤u kadar, aynı zamanda bu olay bir gerçe¤i de göz önüne (*) koyması bakımından önemlidir: ‹nsanın kısa zamanda burjuva pisliklerinden arınamadı¤ını, bin yıllardır gelen özel mülkiyet iliflkilerinin, proletarya diktatörlü¤ü ile yıkılmasının yetmedi¤ini, Mao’nun deyimiyle, bu alıflkanlıkları toplumun üzerinden atması için daha yüz yıllar gerektirdi¤i gerçekli¤inin önümüzde durdu¤udur.

*Do¤u Avrupa’da “beyaz perdeli dükkanlar” terimi, yüksek seviyeli görevlilerin ve onların ailelerinin gitti¤i özel dükkanlar için kullanılır. Bu dükkanlarda en iyi kalitede, ço¤unlukla ithal edilmifl mallar bulunur, bu mallara genellikle açık pazarda rastlanmaz.”


59

bilmelerini sa¤layın.” “Çin’in endüstrileflmesinin en önemli adımı... aydınların ideolojik olarak yeniden biçimlendirilmesi dir.”(18) Mao, BPKD sırasında da bu ilkeden hareket etmifltir, bazı aydınlara karflı aflırılık yapan, fiziki olarak saldıran bazı ö¤renci hareketlerini uyarmıfl ve bu tür hareketlerin önlenmesini istemifltir. Mao, aydınlara karflı sabırlı ve uzun süreli bir kazanma mücadelesinden yanaydı ve bu yaklaflımı do¤ruydu. Ancak, revizyonist kesim, onları etkilemek içinde yo¤un bir çaba için-

deydiler. Liu fiao-çi’nin 1930’larda yazdı¤ı “Nasıl ‹yi Bir Komünist Olunur?” isimli kitabı 1962’de yeniden basılarak bütün kadrolara “zorunlu e¤itim kitabı” olarak verildi. Bu kitap da, revizyonizme karflı mücadeleden ve proletarya diktatörlü¤ünden hiç söz edilmiyor; ideolojik mücadele ve Marksist-Leninist ideolojiye sahip olma yerine, Konfüçyüsçü bir anlayıfl olan; “kiflisel erdemler”den sıkça söz edilerek, Konfüçyüsçülü¤ün yeniden diriltilmesinin hızlı adımları atılıyordu. Mao’nun 1962’ye ka-

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

Komünist Partisi içinde, iki çizgi mücadelesini reddeden, burjuvazinin dıflarıdan de¤il, bizzat KP’nin içinden geriye dönüflü sa¤lama mücadelesi verdi¤ini anlamayanlar, geriye dönüflleri; ya “kader” olarak de¤erlendireceklerdir ya da troçkistlerin ileri sürdü¤ü gibi; tek tek ülkelerde “devrim olmaz” diyerek, emperyalist burjuvaziye teslimiyetin, proletaryaya ise ihanetin “zevkini” tadacaklardır. Arafltırmacı Merle Goldman flunları yazıyor: “Mao’nun siyasi çizgisine en sert muhalefet Propaganda bölümünün edebiyatla ilgili kurumlarının, devrimin baflından beri aydınları etkilemesiyle tanınan üst düzey yöneticilerinden geliyordu.” (17) BPKD’ne kadar, üniversitelerin kapılarından içeri sokulmayan iflçiler dikkate alınınırsa, sanatçı ve aydın kesiminin sosyalist devrimi bo¤mak için nasıl bir çaba içinde oldukları daha iyi görülebilir ve BPKD’nin zorunlulu¤u daha iyi anlaflılabilir . Aydınların durumunu yakından bilen, sosyalizm koflullarında burjuva anlayıflları en çabuk kabul edebilen kesim olarak bilmesine karflın, onların kazanılması içinde itinalı davranmasını ö¤ütlüyordu. Aydınlara karflı bir taraftan mücadele edilmesini önerirken, bir yandan da onlarla birlik olmasını bilmek gerekti¤ini vurguluyordu. “Onların yanlıfl görüfllerini elefltirin, ikna edin, e¤itin ve onları yeniden kalıba dökün; ama saçlarının tek bir kılına dokunmayın, topluma yararlı olmalarını ve çalıfla-


60

“SEH ile, hem eski

geleneklere karflı, hem de bireycili¤e karflı savafl amaçlanıyor, aynı zamanda Parti içindeki kadroların ve ö¤rencilerin köylere giderek, kitlelerle birlikte çalıflmalarını ve onlardan ö¤renmelerini, sade yaflamı seçmelerini hedefliyordu.

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

dar, 4 ciltlik eseri bütün Çin çapında 14 milyon satılırken, Liu fiao-çi’nin kitabı 60 milyon basılıp da¤ıtılmıfltı. Bu da, Parti içindeki burjuvazinin BPKD öncesi hummalı faaliyetinin yalın bir göstergesini oluflturuyordu. Zehirli fikirleri yaymanın yolu, Parti adını kullanarak yap›yordu. Liu fiao-çi’nin yanı sıra, “Yenflan’da Gece Konuflmaları”, “Üç Ailelik Bir Köyden Notlar”, “Hay Juy’un Görevden Alınıflı” gibi, kültür devriminin hedefleri olan oyunlar ve yazı dizilerinin yayınlanması, burjuvazinin Büyük ‹leri Atılım’dan sonra tekrar ata¤a geçti¤inin ciddi göstergeleriydi. ÇKP içindeki sa¤cıların, Kruflçev revizyonizminden sonra daha cüretkar davranmaları, zaman zaman Mao’yu açıktan elefltirmeleri tesadüfi bir olay de¤ildi. Mao ve ÇKP’li komünistlerin Kruflçev revizyonizmine karflı mücadelesinin yükseldi¤i bir dönemde, ÇKP içindeki Kruflçev yanlıları da bofl durmuyor,

ÇKP’nin revizyonizme karflı saldırılarını engellemeye çalıflıyorlardı. Mao, Kültür Bakanlı¤ı bürokratlarını sık sık uyarmaktan geri kalmıyordu: “Geçti¤imiz onbefl yılda... bu örgütlerin (Yazarlar Federasyonu gibi sanat ve edebiyat örgütleri), yayınladıkları eserlerin ço¤u (birkaç tanesinin iyi oldu¤u söylenebilir) ve bu örgütlerde yer alan insanların hemen hemen hepsi (herkes de¤il) Parti politikalarını uygulamadı. Bunlar güçlü ve dokunulmaz bürokratlar gibi davrandılar; iflçilere, köylülere ve askerlere gitmediler; yapıtlarında sosyalist devrimi ve sosyalist infla çalıflmalarını yansıtmadılar. Son yıllarda da do¤rudan revizyonizm bata¤ına saplandılar... Kendilerini içtenlikle düzeltmezlerse... Macaristan’daki Petofi Grubuna dönüflmeleri kaçınılmazdır.” (19) Mao, ÇKP içindeki Kruflçev yanlılarına karflı 1963 Mayıs’ında; “Do¤ru Görüfller Nereden Gelir” bafllıklı bir konuflma yaptı. ÇKP içindeki burjuva anlayıflların felsefi köklerini ele aldı ve mahkum etti. Özellikle, “bilincin maddeye, maddenin bilince dönüflebilece¤ini“ ve revizyonistlerin; “iki bir olur” metafizik anlayıfllarına karflı çıkarak, “birin ikiye bölünebilece¤i” materyalist anlayıflını açıkladı. ÇKP içindeki revizyonistler; bu metafizik anlayıfllarıyla, düflüncelerdeki de¤iflimin maddi dünyayı de¤ifltirebilece¤i gerçe¤ini, yani diyalektik materyalizmi reddediyorlardı, böylece, felsefi alanda da re-

vizyonizmin önünün açılmasına çalıflıyorlardı. Mao, daha 1963’ler de bafllattı¤ı; “Sosyalist E¤itim Hareketi” (SEH) ile, revizyonizme karflı daha boyutlu bir mücadelenin ön adımlarını atıyor, kendi deyimi ile “tafl atma” yöntemini kullanıyordu. SEH ile, hem eski geleneklere karflı, hem de bireycili¤e karflı savafl amaçlanıyor, aynı zamanda Parti içindeki kadroların ve ö¤rencilerin köylere giderek, kitlelerle birlikte çalıflmalarını ve onlardan ö¤renmelerini, sade yaflamı seçmelerini hedefliyordu. Çünkü bu dönemde, Çin’in bir çok bölgesinde, zimmete geçirme, özel teflvikler, özel yatırımlar, kan davaları ve adaletsizlikler artmıfltı. Böyle bir hareketle, bu tür olayların azaltılması ve kadroların yozlaflmasının önüne geçmek hedefleniyordu. SEH kampanyası, üniversite görevlilerini ve aydınları da kapsıyordu. Aydınların ve üniversite görevlilerinin önemli bir bölümü bu çalıflmalara katıldılar. Sosyalist E¤itim Hareketi Kampanyası sonucu, köylük bölgelerdeki sorunların önemli bir bölümü çözüldü, kolektif komünler daha da gelifltirildi ve yaygınlafltırıldı, küçük mülkiyetlere son verildi. Büyük ‹leri Atılım, e¤itim alanında da büyük ilerlemeler sa¤lamıfl, burjuva e¤itim sistemini kökten de¤ifltirme, ö¤renimi salt akademik düzeyle sınırlama anlayıfllarına ve prati¤ine büyük darbe vurmufltu. Mao, daha o zamanda bu e¤itim sistemini flöyle elefltiriyordu; “Yüksek ö¤renim adını ver-


dikleri bu sistemin neye benzedi¤ini biliyoruz. ‹lkokuldan üniversiteye kadar 17-18 yıl... ö¤renciler iflçilerin nasıl çalıfltı¤ını, köylülerin topra¤ı nasıl sürdü¤ünü ö¤renmeden yıllarını harcıyor... bu e¤itim sistemi içinde kaldıkça daha da cahillefliyorlar!” (20) Çin’de, aydınların, sanatçıların, e¤itim görevlilerinin ve ö¤rencilerin kampanyalar halinde dönem dönem kırsal alanlara gönderilmeleri kendine Marksist diyen bir çok revizyonist tarafından hem içte hem de dıflta elefltiri ya¤muruna tutuldu. Revizyonizmin amacı, toplumda var olan ayrıcalı¤ı daha da derinlefltirmek, kırsal alandaki geliflmeyi baltalamak, aynı kapitalist sistemde oldu¤u gibi, aydın ve ö¤rencilerin toplumdan ve üretimden kopuk ve onlara yabancı olarak kalmalarını ve yaflamalarını sa¤lamak, böylece burjuva anlayıflların köklü yerleflmesine zemin hazırlamaktı. Büyük bir köylülük nüfusa sahip olan Çin, 1949 Devriminin üzerinden 14-15 yıl geçmesine karflın, köylük bölgelerde hala eski gelenekler köklü olarak yıkılamamıfltı. Devrimden sonra, eskiye oranla temelden bir de¤iflimin varlı¤ı, tarım ve sanayide köklü de¤iflimlerin, halkın eskiye oranla refah düzeyinde kat kat geliflme olmasına karflın, bütün bunlar, Çin’in bu kısa sürede istenilen seviyeye geldi¤i anlamına gelmedi¤i gibi, bu kısacık sürede fazlasını beklemek de ahmaklık olur. Sosyalizmin bütün normlarının ülkede yerleflmesi, uzun bir süreç ve çetin mücadeleler

sonucu olacaktır. Çin ise, iflin daha baflındaydı, her fleye karflı son 15 yıl içinde Çin artık eski Çin de¤il, yeni bir sürece girmiflti. Mao ve ÇKP bunun bilincindeydi. Bu nedenle de adım adım ve sabırlı bir flekilde mücadeleyi sürdürüyorlar, içte ve dıfltaki bütün saldırılara karflı koyarak, hem Çin ekonomisinde hızlı bir geliflmeyi sa¤lıyorlar, hem de kitleleri sosyalist bilinçle e¤itmeye devam ediyorlardı. 1949 yılında Çin’de çıraklar ve büro emekçileri de dahil çalıflan iflçi sayısı dört milyon kadar iken, bu sayı 1958’de 45 milyona çıktı, yalnız 1958 yılı içinde yeni açılan fabrikalarda 17-18 milyon köy kökenli iflçi çalıflmaya bafllamıfltı.(*) bkz. bu konuda kaynak Sabah Tufan› Cilt -2, sf.212) BPKD öncesi Çin ekonomisindeki geliflmeler olumluydu, ve bu geliflmeler Büyük ‹leri Atılımın ve SEH’nin ürünüydü. Sanayi tarıma hizmet eder hale gelmiflti. Sadece 1965 yılında 1.3 milyon hektar toprak -Kızıl Ordu’nun da katılımıyla sulanarak tarıma açılmıfl ve bu büyük projenin %99’u Halk Komünleri tarafından finanse edilmiflti. Bunların yanı sıra kimyasal gübre üretimi arttı¤ı gibi, halk bol ve ucuz gübre kullanmaya da bafllamıfl ve bunların sonucu olarak tarımsal üretim de rekor düzeyde artıfl sa¤lanmıfltı. Ayrıca de¤iflik türlerden binlerce traktör üretilerek halk komünlerinin kullanımına sunulmufltu.“Karasaban ülkesi”, 15 yıl gibi kısa sürede bütünüyle traktör ülkesi haline ge-

lebilmiflti. Di¤er yandan tarım makine araçları sadece seçilmifl komünlere kiraya verilmekle kalmıyor, hemen hemen bütün komünlerin bu yöndeki gereksinimleri karflılanır hale gelmiflti. Ülkenin genifl kırsal alanları, küçük endüstri kuruluflları, hidro elektrik santralleri, çimento, gübre, tarım araçları ve her türden hafif sanayi üreten küçük fabrikalarla doluydu. E¤itim alanındaki canlılık, kitlelerin gereksinimlerini karflılar olmufl, eski e¤itim sistemindeki burjuva yaklaflımlar yıkılmaya bafllamıfltı. Yayın evleri, üretim gruplarına ve çalıflma tugaylarına ihtiyaç duyulan bilimsel eserleri gönderiyor, sanatçılar, müzisyenler ve tiyatro grupları köyleri dolaflarak etkinlikler düzenliyorlardı. En ilginç yanı ise, her halk komününün ve evlerden yayın yapan binlerce radyo istasyonları vardı. Radyo istasyonları sayesinde genifl bir haberleflme a¤ı sa¤lanırken, halkın ihtiyaçları do¤rultusunda e¤itim veriliyor, kitleler aydınlatılıyordu. Kısacası, BPKD arifesinde halkın refah düzeyinde belli bir yükselmenin yanı sıra, Çin ekonomisi de hızla gelifliyordu. Böylesi bir dönemde; “neden kültür devrimi” soruları, içerde ve dıflarıda, özellikle de revizyonistler tarafından soruluyordu. Amaçları, Kültür Devrimini engellemekti. Çünkü, Mao önderli¤indeki Kültür Devrimi’nin kimleri hedefleyece¤ini çok iyi biliyorlardı.

Devem edecek

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

61


62

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

Lal Salam Comrades!-2 (K›z›l Selam Yoldafllar!) “Lal salam, kurtuluflun flah damar› düflman›n korkulu rüyas› Hindistan Partizanlar›! Lal salam, yoksul halk›n bilincine umut afl›layan düflman›n beynini gürz gibi parçalayan Naksalc›lar! Lal salam, Naksalbari isyan›ndan direnifl ilham›n› alan, Marksizm-LeninizmMaoizm bilimiyle donanarak ba¤›ms›zl›k ve özgürlük için dereleritepeleri, büyük nehirleri yüce da¤lar› aflan gerilla! Lal salam!”

Birinci tren yolculu¤um ve ABD’li ö¤renciler; Belli zorluklar çektiysem de Mumbai’de yoldafllar ile görüflebildim. Bir çok konuda fikir al›fl-verifli yapt›k, sohbetler ettik, tarihi yerleri gezdik. Mumbai’daki devrimci mücadele, halk›n ekonomik-sosyalsiyasal durumunu, Hindistan ve Türkiye’deki devrimci güçlerin durumunu ele ald›k. Görüfltü¤üm yoldafl baya¤› entellektüel ve birikimli. Dünyada ki, Uluslararas› Komünist Hareketteki geliflmeleri çok yak›ndan izleyen ve partimizi iyi bilen biri. Uluslararas› alanda HKP(ML) HS ile att›¤›m›z ortak ad›mlar› çok önemsiyor. Bunun di¤er ciddi Maoist güçleri de içine alarak, daha ileri mevzilere tafl›nmas›n›n önemini belirtiyor. Kürt ulusal mücadelesi, PKK ve Öcalan hakk›nda detayl› bilgi-

ler veriyorum. Mumbai, di¤er tüm devrimci güçlerin oldu¤u gibi, kardefl partimiz HKP(ML) Halk Savafl›’n›n da en zay›f oldu¤u flehirdir. Ama kardefl partimiz bunlar aras›nda en güçlüsü ve en yayg›n tabana sahip oland›r. Daha çok iflçi s›n›f›, ayd›nlar ve üniversiteli gençlik aras›nda örgütlü. Delhi’ye gitmeden önce, bir baflka flehire u¤ramam gerekecek. Bu flehire ancak 10 saatlik bir tren yolculu¤undan sonra var›yorum. Burada da yoldafllarla görüflüyor, bir gün kal›yorum. Hayat flartlar› öylesine a¤›r ve çekilmez ki, bunlar› yaz›ya dökebilmem çok güç. HKP(ML) Halk Savafl›’ndan yoldafllar beni, en az kendi yoldafllar›m kadar sahipleniyor. Bu yoldafll›k, kardefllik iliflkilerinden öylesine etkileniyorum ki. Ne mutlu


bize ki böylesi yoldafllara sahibiz! Bir kaç saatlik ara yolculuk ve 19 saatlik bir baflka uzun tren yolculu¤undan sonra Delhi’ye var›yorum. Delhi’ye yolculukta bir ABD’li üniversite grubu ile ayn› vagonu paylafl›yoruz. Onlar ile yedi-sekiz saatlik sohbetim oluyor. fiehir planlamac›l›¤› okuyorlar. Son üç ay içinde Brezilya’dan Sao Paolo’ya, Güney Afrika Cumhuriyeti’nden Cape Town’a gitmifller. fiimdi ise Mumbai’nin, Delhi’nin flehir planlamas›n› inceliyorlarm›fl. ‹çlerinden ikisinin ailesi çok zengin. Di¤erleri orta halli. Hepsi de, özellikle gezi sonras›, kapitalizmden bir hayli flikayetçi olmufllar. Daha önce tüm dünyay› ABD ve Avrupa gibi san›yorlarm›fl. Ama flimdi, gördükleri ve yaflad›klar› çok de¤iflik olaylardan sonra “küreselleflme”nin sonuçlar›n› elefltirmeye bafllam›fllar. Siyasal yönleri geri ama entellektüel birikimleri iyi. “Kapitalizm çok iyi de¤il ama alternatifi yok ki! Komünizm teorik olarak iyi ama, yaflayamad› ki! O halde kapitalizmi insana daha fazla önem veren daha sosyal bir duruma getirmek laz›m” diyorlar. “Demokrasi”, “diktatörlük”, “insan haklar›”, “küreselleflme”, “serbest pazar ekonomisi”, “geri kalm›fll›k” vb. bir çok konuda derin ve hararetli tart›flmalara giriyoruz. Onlar› daha fazla düflünmeye itecek sorular sorarken, bazen de kesin do¤rudur diye düflündükleri belli fikirlerini aç›ktan çürüten somut örnekler, kan›tlar veriyorum. Hiç birisinin yerli yerine oturmufl

görüflleri yok. Bu bak›mdan onlar› etkilemek, do¤rulardan yana ikna etmek ve yanl›fllar›n› ortaya sererek gerçekleri görmelerini sa¤lamak fazla zor olmuyor benim için. Yo¤un tart›flma-sohbet sonunda kapitalizmin-emperyalizmin hem insanl›¤› hemde do¤ay› tahrip etti¤i, sömürüyü daha da boyutland›rd›¤›, sosyalizmin-komünizmin ise insan›n insanca yaflamas› ve do¤ay› tahrip etmeden dostça kullanmas› bak›m›ndan tek alternatif oldu¤u yönünde ortak bir sonuca var›yoruz. Bu görüfle üçü gerçekten inan›yor, di¤er befli ise baflka bir alternatif getiremedi¤i için inanmak durumunda kal›yor. Vagonda ki Hintliler ise bizi can kula¤›yla dinliyorlar. Bir kaç kifli d›fl›nda tümü, kapitalizme-emperyalizme karfl›. Delhi’ye toplam olarak, yaklafl›k 34-35 saatlik yolculuktan sonra var›yorum. Uykusuz uzun süreli tren yolculu¤una art›k al›fl›yorum. Hindistan’da trenler ile daha binlerce km’lik, günlerce yolculuk yapaca¤›m. Dolay›s›yla flimdiden bu yaflama al›flmam gerekiyor. 16 kez y›k›l›p tekrar infla edilen bürokrasi merkezi Delhi Delhi, Mumbai ve Kolkata’dan sonra ülkenin en büyük üçüncü flehri (eyalet statüsünde) ve bürokras› merkezidir. Nüfusu 10 milyonu aflk›nd›r. Kuzey Hindistan’›n merkezidir. Ganj nehrinin ana kollar›ndan biri olan Yamuna ›rma¤› üzerinde kurulmufltur. Hindulara, Mo¤ollara-Müslümanlara, ‹ngilizlere baflkentlik yapm›flt›r. Son üç bin y›l içinde yafla-

nan yo¤un çat›flmalardan, savafllardan, iflgallerden dolay› en az 16 kez y›k›lm›fl ve yeniden infla edilmifltir. fiehir en az sekiz küçük kentten olufluyor. Her biri farkl› dönemde, farkl› imparatorluklar taraf›ndan infla edilmifl. fiimdi eski ve yeni Delhi olmak üzere, iki bölümden olufluyor. Eski Delhi, üç yüz y›l kadar, 17 yy. ile 19. yy. aras› Müslüman Hindistan’a baflkentlik yapm›fl bir kenttir. Bu döneme ait çok say›da cami, mescit, medrese vb. tarihi yerlere sahip. Yeni Delhi’ye göre çok daha yoksul, bak›ms›z ve eskidir. Yeni Delhi, ‹ngiliz sömürgecili¤i taraf›ndan infla edilmifl ve onlara baflkentlik yapm›fl modern bir flehirdir. Daha önceleri ‹ngilizlerin Hindistan’daki baflkenti Kolkata idi. Fakat Kolkata’n›n güçlü antisömürgeci direnifli, mücadelesi ve bitmeyen isyanc› gelene¤i sonucu ‹ngilizler, baflkenti 1911’de Yeni Delhi yapt›lar. fiehrin inflas› ancak 1931’de bitmifl. Yeni Delhi daha sonralar› (yar›-sömürge statüsüne geçiflle) Hindistan’›n baflkenti olmaya devam etti. Ve flimdi ülke çap›nda bürokrasinin yerleflti¤i flehirdir. Büyük binalar›, genifl yollar›, parklar›... var. ‹ngiliz kültürü ve medeniyetinin izleri fazlas›yla mevcut. En fazla konuflulan diller; Hintçe, Urduca, ‹ngilizce ve Pencabi’dir. Delhi’de motorlu araç say›s›, Mumbai ve Kolkata’n›n toplam›ndan daha fazlad›r. Dolay›s›yla bu flehir, hava kirlili¤i oran›n›n en yüksek oldu¤u ve özellikle s›cak yaz günlerinde insan›n nefes almada bir hayli

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

63


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

64

zorland›¤› yerdir. Delhi’de Çin tipi çekik gözlüler, Kazak, Mo¤ol, Özbek insan›, bizim gibi aç›k tenli ve uzun boylu insanlar... var. Kuzey oldu¤u için Mumbai’ye göre Delhi insan›, daha uzun boylu, iri yap›l› ve aç›k tenlidir. Güney eyaletler ve Bat› Bengal insan› ise genelde k›sa boylu, teni Afrikal› kadar siyah ama saçlar› düzdür. Ayn› flekilde güney eyaletlerde tamam›yla Afrikal› gibi olmasa da, ona yak›n olanlar da bir haylidir. Burada üç veya dört gün kalaca¤›m. Bu süre zarf›nda yoldafllarla tekrar kontak kurmam gerekecek. Bir sonraki yolculuk ve kontak için bu zorunlu. Bu sürede deyim yerindeyse Delhi’nin alt›n›-üstüne getiriyorum. Her gün sabah 00:07’de soka¤a ç›k›p gece 23:00, 24:00’de otele dönüyorum. Çöle, gemi yolculu¤u Delhi’ye var›r varmaz, Mumbai’de yaflad›klar›m› tekrar yafl›yorum. Uzun bir aray›fltan sonra bir otel bulup yerlefliyorum. Hindistan’da sat›-

lan pek çok fley onlar›n adland›rmas›yla “duplicate” yani, sahte ve gerçe¤in kopyas›d›r. Fakat bu ifli öylesine profesyonelce yap›yorlar ki gerçek ile sahteyi birbirinden ay›rmak çok güç. Burada yaflad›¤›m onlarca olaydan ikisini anlatamadan geçemeyece¤im. Delhi’nin denize, okyanusa yüzlerce km uzak oldu¤unu bir ço¤umuz bilir. Bunu “herfley satanlar”da çok iyi bilir ama, onlar gene Delhi’den bir baflka flehire, örne¤in Bhopal’a gemi bileti satarlar. Hindistan’›n co¤rafyas› hakk›nda bilgim iyi olmazsa bir çok yere, örne¤in Rajastan çölündeki Pokaran flehrine gitmek istesem, gemi bileti almamak elde de¤il. Bugüne kadar çok uyan›k ve bitirim kifliler tan›d›m ama, Hindistan’daki gibilerini asla. Bu ülkenin özellikle büyük flehirlerinde “her fley satan” yüzlerce, hatta binlerce uyan›¤›n, bitirimin oyunlar›na gelmemek, onlar taraf›ndan soyulup ç›plak so¤ana çevrilmemek hiç te zor de¤il. Satacak bir fleyleri yok ama, herfley satma becerisine sahipler.

Gemi biletini satanlarla bilinen tarzda bafla ç›kamayaca¤›m› anlay›nca, kurtulmak için Pokaran’a gitmek istedi¤imi söylüyorum. Etraf›m› saran bitirim sat›c›lardan biri hemen öne at›larak, “Beyefendi o dedi¤in yere ancak haftada bir deniz otobüsü gidiyor. En erkeni yar›n. Çok az biletim kald›, flimdi almazsan yar›n bulamazs›n” diyor. Di¤erleri de hemen bunu onayl›yor. Aralar›nda çok uyumlu örnek bir dayan›flma var. Ben, “yahu gemi bileti satmak istedi¤in yerde ne deniz var, ne de burdan oraya akan bir nehir var, sen bu h›zl› deniz otobüsünü oraya nas›l götüreceksin Pokaran’›n nerde oldu¤unu sen biliyormusun?” diyorum, adam, “benim o dedi¤in yeri bilmem gerekmiyor ki, olmasa bileti olurmu hiç?” diyor. Ç›kar da göreyim Pokaran’›n gemi biletini diyorum. Adam ar›yor-tar›yor Pokaran ismine düzenlenmifl gemi bileti bulam›yor. En sonunda, “Yan›ma almay› unutmuflum, ama fark etmez. fiu gördü¤ün yaz›


makinemle flu isimsiz bilete, dedi¤in flehrin ismini yazarsam gemi biletin haz›rd›r. Haz›r biletim olmad›¤› için sana normal fiyatan % 10 indirim yap›yorum.” diyor. Onlara, gemi bileti satmak istedikleri flehri harita üzerinde gösteriyorum. Onlar ise kendi görüfllerini destekleyen onlarca flahit getiriyorlar. Bazen de –nas›l bir iliflki sonucudur bilinmez ama- bir iki turist de buluyorlar. Benden bir fley ç›karamayacaklar›n› kesin olarak anlad›ktan sonra, fena halde k›zarak küfürler ya¤d›rarak uzaklaflt›lar. Sefil duruma düflen Türkiyeli ifl adamlar› Yeni Delhi’nin tam merkezinde, bir kaç daire içinde oluflturulmufl güzel bir park var. Özellikle havan›n güzel oldu¤u günlerde buras› t›kl›m t›kl›m. Bugün de öyle bir gün. Burada göze çarpan yüzlerce hadise aras›nda ayakkab› boyac›lar› da var. Her taraf ayakab› boyac›s›, sanki “Çanakkale geçilmez” misali, boyac›lar da “aya¤›nda bir fley oldu¤u sürece boyatmadan geçemezsin” dercesine ifl yaparlar. Aç›k renk spor ayakab› giymiflim. Boyac›lardan biri, üstelik sadece koyu renkli boyas› olan›, ayaklar›ma yap›flarak illaki boyayaca¤›m diyor. Ayaklar›m› resmen kelepçeye alm›fl. Kurtulmak için adama zarar veriyorum ama gene b›rakm›yor. Adam ald›rm›yor, bir kez ayaklar›ma yap›flm›fl, illaki boyayaca¤›m diyor. Tüm gücümü kullanarak adama büyük hasarlar vererek ancak kurtuluyorum. Ve bu halimizle bir anda herkesin ilgi oda¤› oluyo-

ruz. Daha 15-20 metre yürümeden baflka boyac›lar bu kez, beyefendi ayakab›lar›n› silelim, temizleyelim diyorlar. Ayakkab›m tertemiz, ne varki ne sileceksiniz diyorum. “Bir baksana” diyorlar. O da ne? Her iki ayakab›m›n üzerinde kocaman hayvan pisli¤i. Ne zaman oldu, kim yapt›, nas›l fark etmedim... kendime olmad›k küfürler ediyorum. Bir de uyan›k geçiniyorum. Ne gezer! Bir dakika önce boyayanlar, flimdi temizleyenler oldu. Ne kadar dikkat ettiysemde ayn› gün, üstelik ayn› alanda dört kez ayn› olay› yaflad›m. Fakat her defas›nda daha da inatlaflarak ayakab›lar›m› onlara vermiyor kendim siliyorum. Hayat›mda bir günde bu kadar sinirlendi¤imi, bu kadar küfür etti¤imi hat›rlam›yorum. Boyac›larla-temizlikçilerle yaflad›¤›m k›yas›ya bir savaflt› bu! Bu yaflad›klar›mdan dolay› tüm günüm mahvoldu. Moral diye bir fley kalmad›. Akflam yeme¤i için McDonald’s türü bir Hint lokant›s›na gittim. Yemek s›ras›nda beklerken Türkiye’den ticari amaçl› gelmifl iki kiflinin yüksek sesli konuflmas›na tan›k oluyorum. Sadece biri çok az ‹ngilizce biliyor, siparifl vermekte bir hayli zorlan›yorlar. Bir an hemflerilerime yard›mc› olmak, onlarla tan›flmak istedim ama kendi özel durumumu hat›rlay›nca bundan vaz geçiyorum. Bunlara yak›n oturuyorum. Bafllar›na neler gelmifl tam olarak bilmiyorum ama, çok öfkeli ve k›zg›nlar. Her hallerinde soyulduklar›, çarp›ld›klar› belli. Yan›nda oturanlara, ge-

len geçene herkese küfürler edip hakaret ya¤d›r›yorlar. Öyle ya nas›l olsa kimse Türkçe bilmiyor! Bunlar›n düfltü¤ü sefil durumu benim anlatmam, tarif etmem mümkün de¤il. Üstleri da¤›n›k, gömlekleri y›rt›lm›fl. Benim girdi¤im muharebelerin daha büyüklerine girmifle ve büyük yenilgi alm›fla benziyorlar. Türkçeleri çok düzgün ve üst tabakadan olduklar› her hallerinden belli ama hayat›mda duymad›¤›m, bilmedi¤im en kötü küfürleri ben bunlardan duydum. ‹yi olmad›¤›n› biliyorum ama, bunlar›n bu durumu sayesinde bana moral geliyor. ‹çimden güle güle k›r›l›yorum. Ve daha sonraki günlerde bunlar› hat›rlad›kça bol bol stres at›yorum. Boyac›lar›n o alanda tuzak kurduklar›n› sonradan ö¤reniyorum. Oradan geçipte ayakkab›s›n› boyatmayanlara kesinlikle hayvan pisli¤i veya ona benzer fleyler at›l›yor. Ayn› flekilde boyayanlarada sald›r› oluyor, temizlensin yeni bir ifl ç›ks›n diye. ‹fl ç›karmaktan sorumlu onlarca, yüzlerce çocuk görevlendirilmifl. “Bermuda üçgeni” gibi yutulacak birilerini ar›yorlar. Büyük bir organizasyon, mafya var iflin içinde. Bunu da ancak ikinci gün ö¤renebildim. Bu iflin iç yüzünü anlamak için önce uzaktan yar›m saat kadar seyrettim. Daha sonra o alan›n öncülerinden biri oldu¤unu düflündü¤üm birine yaklaflarak, “E¤er benimle bu alan› beraber dolafl›p tan›t›rsan sana bir dolar verece¤im. Ama ayakkab›lar›ma en ufak bir fley olmayacak, bir fley olursa tek Ruppi vermem” diyorum. Adam güle-oynaya

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

65


66

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

kabul ediyor. Beraber muharebe alan›nda yürümeye bafllad›k. Adam sa¤›na soluna emirler ya¤d›r›yor. Bir ço¤unu art›k daha iyi tan›yorum. Dün iyi düzeyde hafl›rneflir olmufltuk zaten. Onlar, benim art›k yola geldi¤imi, kendilerinin egemenli¤ini kabul etti¤imi düflünerek alayl› alayl› bakarlarken ben zoraki gülümsüyor ve herfleye ra¤men buradaki durumu ö¤renmeye çal›fl›yorum. Klavuzum yar›m saat içinde buradaki örgütlülü¤ü, iflleyifli, tuza¤› yeterince anlat›yor. Bir dolar›m gidiyor ama, daha sonraki iki gün o alanda rahat rahat öfkelenmeden dolafl›yorum. fiavaflç› parti ilkeleri Yoldafllar ile görüflüyorum. Beni burdan al›p konta¤a götürmesi gereken yoldafl, zorunlu olarak bir hafta önce ayr›lm›fl. Onlara, kapal› zarf içinde bana verilmek üzere ve kesinlikle anlam›n› bilmedikleri kodlu bir not b›rakm›fl. Bu kodlara uygun flekilde konta¤a kadar ulaflmas› gereken sadece benim. Hiç birisi (hem Mumbai ve x flehrindeki, hem de Delhi’deki yoldafllar) benim nereye, nas›l ve kiminle gidece¤imi bilmiyor. Tam illegal, savaflç› bir komünist partinin çal›flma tarz›. Do¤rusu bu kadar›n› beklememifltim. Dolays›yla gerçek konta¤a ulaflana kadar, görüfltü¤üm hiç bir yoldaflla kongre hakk›nda en ufak bir fley konuflmuyorum. Ayn› flekilde onlar›n da bu yönlü en ufak bir sorusu olmuyor. Bunlar parti üyesi mi de¤il mi, legal mi illegal mi, kadro mu veya örgütlü sempatizanlar m› bilmiyo-

rum. Sadece konuflma s›ras›ndaki tav›rlar›ndan, genel siyasal düzeylerinden, birikimlerinden belli ip uçlar› al›yorum. Tüm parti üyelerinin kongre oturumlar›na katt›r›lmad›¤›n› sonradan, kongre yerinde ö¤reniyorum. Kongre süreci bölge, eyalet ve merkezi oturumlarla gerçeklefliyor. Örgütsel rizikolardan, güvenlik sorunlar›ndan ötürü flehir düzeyine indirgenmiyor kongre. Düfl-

“Art›k bundan sonra aç›k tenli insan çok dikkat çeker. Düflman hilesine karfl› devrimci hile ile cevap vermek, s›n›f kavgas›n›n bir baflka temel sorunudur. Bunu s›n›f mücadelesinin temel bir sorunu olarak görmeyen bir KP veya devrimci örgütün mücadeleyi ilerletmesi çok zor, hatta imkans›zd›r. Koyu bask›, zulüm ve “av” peflindeki hainler kol-geziyor buralarda.

man gözetiminde olan ve koflullar› yeterince iyi olmayan parti üyelerinin bir k›sm› sürece (oturumlara) katt›r›lm›yor. Partinin bütünsel güvenli¤i, kongrenin tarihsel önemi kesinlikle küçük fleylere kurban edilmiyor. ‹lkeler, bafl›ndan sonuna kadar en kat› flekliyle uygulan›yor. Her iki flehirde karfl›laflt›¤›m yoldafllardan hareketle ç›kard›¤›m izlenim, kardefl partimizin genel düzeyinin bekledi¤imin üzerinde oldu¤udur. Enternasyonalizm ve onun bilinciyle donanma çok iyi. Kendi

mücadelelerinin dünya proleter devrimlerinin kopmaz bir parças› oldu¤u yönündeki sorumluluk ete-kemi¤e bürünmüfl. Partimize yönelik hem ciddi beklentileri, hem de büyük sempati ve sayg›lar› var. Bize göre daha ileri olduklar› bir çok yönleri var ama, alabildi¤ince mütevaziler. Bunu her davran›fl ve konuflmada görmek mümkün. Böylesi yoldafllara sahip olmak gerçekten bir ayr›cal›k. Kardefl partimizin Delhi’deki durumu, Mumbai’ye göre daha iyi. Devrimci güçler aras›nda en örgütlü ve genifl tabana sahip oland›r. Esas olarak iflçiler, ayd›nlar ve ö¤renci gençlik aras›nda örgütlüler. Yedi-sekiz bin kiflilik tabandan ancak yar›s›n› harekete geçirebildi¤ini söylüyorlar. Daha sonra Kongrede hem Maharastra (Mumbai) hemde DelhiHaryana eyaletlerinin sekreterleriyle konufltum. Onlardan bu iki büyük flehirin faaliyetleri hakk›nda bilgiler ald›m. Karfl›l›kl› tecrübe al›fl-veriflinde bulunduk. Kongre öncesi örgütlülü¤e bulaflmamaya çok özen gösteriyorum. Zorunlu ve çok s›n›rl› kontaklar d›fl›nda görüflmüyorum. Varolan zaman› sürekli flehri dolaflarak geçiriyorum. ‹ki gün pefl pefle J.Nehru üniversitesine gittim. Bir çok ö¤renci ve bir kaç ö¤retim üyesiyle görüfltüm. Bunlarla daha rahat sohbet ortam›n› bulabilmek, yak›n iliflkiler kurabilmek için, bu üniversitede x alan›nda lisans üstü e¤itim yapmak istedi¤imi, koflullar ve imkanlar›n ne oldu¤unu soruyorum. Bir çok konuda yararl› sohbetlerimiz oldu. Hatta baz›-


lar›yla tap›naklara gidip ortak röportajlar, araflt›rmalar yapt›k. ‹stenmeyen zorunlu bir davran›fl; Beklenen son notu al›yorum. Fakat x flehrinde verilen randevuya yetiflebilmemin koflullar› çok az. ‹ki buçuk gün var. Randevu saatine ulaflabilmem için, bugün mutlaka yola ç›kmam gerekiyor. Yoksa bir daha iliflki kurmak çok zor, belkide imkans›z. Bu nedenle ne yap›p mutlaka tren bileti bulmam gerekiyor. ‹lk trenle dokuz saatlik, üç saatlik ara beklemeden sonra da ikinci trenle 34-35 saatlik bir yolculuk yapaca¤›m. Yani aktarmayla birlikte toplam 47 saate varan tren yolculu¤um var. Hayat›mda ilk kez bu kadar uzun bir tren yolculu¤una ç›k›yorum. ‹lginç olan art›k befl-alt› saatlik yolculuklar bana çok k›sa geliyor. Bir türlü tren bileti bulam›yorum. Yerler çoktan dolmufl. Uçak gitmiyor, otobüs ile gitsem yetiflmiyorum. Özel taksi çok pahal›, en az 250 dolar gözden ç›karmam gerekecek. Yaln›z oldu¤um için belli tehlikelerde yok de¤il. Bu bak›mdan en son noktaya gelmeden, tamam›yla çaresiz kalmadan bu yola bafl vurmayaca¤›m. Trende bir yer bulabilmek için, en son çare olarak istasyon menejerine gidiyorum. Uluslararas› bir toplant›m var, mutlaka yetiflmem laz›m. Bunun için flu saatteki trende mutlaka bir yer bulmam gerekiyor diyorum. Menejer, “Malesef hiç bofl yerimiz yok, iki gün önce doldu beyefendi. En az iki gün beklemen gerekecek” diyor. ‹mkan› yok, mutla-

ka bir yer bulmam laz›m, bunu bulmadan buradan bir yere gitmem diyorum. Menejer, “Beyefendi yerimiz çoktan doldu, iki gün sonras›n› beklemekten baflka bir çareniz yok” diyor. Ben ise mutlaka bu trenle gitmem gerekir diyorum. Adam en ufak olumlu bir mesaj vermiyor. Hiç sevmedi¤im, tasvip etmedi¤im ve al›flkanl›¤›m olmad›¤› halde, ama o anda yap›lacak baflka bir fley de olmad›¤› ve zorunlu kald›¤›m için menejerin eline on dolar koyarak, on dakika içinde bir yer istiyorum, bilgiler için kimli¤im burda, lütfen elinizi çabuk tutun yoksa bu treni de kaç›raca¤›m diyorum. Menejer karfl› ç›kmaya çal›fl›yor ama, ben turist olman›n da avantaj›yla daha bask›n davran›yorum. Psikolojik olarak benim etkim alt›nda oldu¤undan hiç bir olumlu-olumsuz tepki göstermiyor. O an sanki d›flar›dan ayarl› bir makina gibi hareket ediyor. Hemen sekreteri ça¤›rarak, onunla birlikte bilgisayardan bana bir yer ayarlamaya çal›fl›yor. Böylelikle befl dakika içinde, randevu yerine kadar bilet sorunumu çözmüfl oluyorum. Kendi davran›fl›mdan dolay› menejerden özür diliyor, onun yard›m›ndan dolay› da teflekkür ediyorum. Kendisine, “Bu davran›fl›m›n do¤ru olmad›¤›n› ben de biliyorum ama, inan›n›z ki yard›m›n›z›n de¤eri çok büyük ve ülkenizin gelece¤i aç›s›ndan bir hayli anlaml› olacak” diyorum. Bundan bir anlam ç›karamayan menejer daha da tuhaflaflt›. Bana, ülkesine faydal› olacak ne yapm›flt› ki! Düflünmesine dahi

izin vermeden, bir kez daha teflekkür ederek ayr›l›yorum. O ise peflimden kap›ya kadar gelerek “bir kahvemi içseydin” diyor. “fiimdi istemem, gördü¤ün gibi acelem var. Dünya küçük, belki de bir baflka sefere” diyorum. E¤er son anda bir terslik ç›kmaz ise, varaca¤›m flehirde esas konta¤a ulaflm›fl olaca¤›m. Ve gelen koda göre beni, büyük olas›l›kla tan›d›k bir yoldafl karfl›layacak. “Sen tan›masan da o seni tan›r” deniliyor. Notu çözmeye çal›flt›kça bir an, sanki gözetleniyorum, takip ediliyorum hissine kap›l›yorum. Ama bu olas› takibin yoldafllar›m›z›n oldu¤unu düflününce de daha bir rahatl›yorum. Yoldafllar›m›z bu kadar profesyonel mi çal›fl›yorlar, oluflturulmufl bir istihbarat örgütleri mi var? Yolculuk s›ras›nda, üstelik trenin sal›ncak gibi salland›¤›, radyo sesinin kulaklar› zonklatt›¤›, türlü türlü yemek kokusunun ortal›¤› kaplad›¤› ve hiç bir zaman eksilmeyerek sesli veya sesiz flekilde ba¤›rsaklardan d›flar› at›lan çekilmez hava gazlar› ortam›nda uyumak, dinlenmek benim için çok zor, hatta imkans›z. ‹lk tren (9 saatlik) yolculu¤umda sürekli okuyorum. ‹yi ki okumak için son anda bir kaç kitap alm›fl›m. Kendimi okudu¤um kitaplara ve yoldafllarla birlikte yaflayaca¤›m olas› durumlara veriyorum. Yoksa zaman›n geçmesi ve yukar›da anlatt›¤›m ortama dayanmak çok güç. Kimseyle bir sohbetim olmuyor. Burunu isyana götüren kokulara ra¤men, güzel Hint müzi¤i eflli¤inde kitap okumak, derin düflüncelere

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

67


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

68

dalmak öylesine güzel, öylesine dinlendirici ki! Bu doyumu anlatman›n mümkünat› yok. Tren X flehirine geldi¤inde iniyorum. Gece yar›s› saat 01:00. Küçük bir bölüm d›fl›nda istasyonda ›fl›k yok. Ama yerde bal›k istifi uzanan say›s›z insan var. Bunlar yolcu mu, yoksa bafl›n› sokacak bir kulübesi, Slum’› dahi olmayan insanlar m›, bilmiyorum. Onlara zarar vermeden yürümede bir hayli zorlan›yorum. Zarar versen, rahats›z etsen bile kimsenin umurunda de¤il. Oturacak bir yer olmad›¤› için üç saat boyunca oturmuyorum. Sürekli olarak istasyonda, çevresinde yavafl yavafl dolafl›yorum. Derin düflüncelere dal›yorum. Öyleki zaman›n nas›l geçti¤ini bile fark edemedim. Gece, baflta vücuda su misali ter att›ran bir s›cakl›k, sabaha do¤ru ise insan› kemiklerine kadar üflüten bir so¤ukluk yaflan›yor. Yol arkadafl›m Üç saatlik beklemeden sonra ikinci, belki de son trene biniyorum. Benim oldu¤um va-

gon gayet sakin, fazla insan yok. Havaland›rmal›, iki veya üç yatakl›... Benim oldu¤um vagon en pahal› ikinci mevki. Bu bak›mdan bu vagona ancak ekonomik durumu iyi olanlar biniyor. Benim bölümümde 55 yafllar›nda, temiz giyimli, gayet iyi bak›ml›, bürokrat görünümlü biri var. Her haliyle konuflacak birilerini bekliyor. Sonradan, bu flahs›n annesinin Hintli, x ülkesinden ekonomi profesörü oldu¤unu ve Birleflmifl Milletlere ba¤l› Afrika Kalk›nd›rma Bankas›’nda görevli oldu¤unu ö¤reniyorum. Adam›n çok konuflkan oldu¤u ve benimle doyumsuz uzun sohbetlere girece¤i her halinden belli. Bu durumunu ilk dakikalarda anlad›¤›mdan, kendisine sadece merhaba demekle yetiniyorum. ‹lk bir saati sürekli çantam› düzeltmek, elbiselerimi de¤ifltirmek ve not tutmakla geçiriyorum. Ve kaç›n›lmaz duruma gelen sohbet için kendime bir senaryo haz›rl›yorum. Bana fazla ifl düflmüyor. Haz›rlad›¤›m senaryonun temel noktalar›n› vermem yeti-

yor adama. Sonra daha çok konuflmas›n› sa¤layacak, belli fikirlerini ortaya serecek sorular soruyorum, sanki özel olarak konuflacak birisini ar›yor, yoksa patlayacak gibi. Bir atasözünün de dedi¤i gibi, sürahinin barda¤a “sen olmasan ben içimi kime dökerim” diye. Burada profesör sürahi, ben ise bardak oluyorum. Adam›n bu yafl›na ve kariyerine ra¤men henüz oturmufl, kökleflmifl bir düflünce sistemati¤i yok. Birbirini d›fltalayan, çürüten, do¤ru ve yanl›fl fikirlerin iç içe geçti¤i eklektik düflünceleri var. Kariyeri ve maddi durumu iyi oldu¤u halde dünyadan, yaflamdan hiç memnun de¤il. Sanki üçüncü emperyalist paylafl›m savafl›n› dört gözle bekliyor. Öylesine karmafl›k düflünceleri varki, taraf oldu¤una da karfl› duran birisi. ‹flte, belli bir çerçeveye oturtmaya çal›flt›¤›m ekonomi profesörünün karmafl›k düflüncelerinden bir demet; Birileri ABD’ye dur demeli. Bu insanl›k için gerekli. On y›la kalmaz yeni güçler ç›kacak. ABD emperyalist bir güçtür,


dünyan›n, Afrika’n›n düflman›d›r. Kime ne yard›m veriyorsa, insan haklar› için de¤il, kesinlikle kendi ç›karlar›n›n garantiye almak içindir. Örne¤in, M›s›r’a korkunç düzeyde parasal yard›mda bulunuyor. Bunun bir ço¤u aç›k de¤il, gizli ve dolayl›d›r. Peki niçin? Araplar› kendi denetiminde tutmak, ‹srail’i Araplara ve Müslümanlara kabul ettirmek içindir bu. M›s›r’›n Ortado¤u’daki, Araplar aras›nda ki a¤›rl›¤› bildi¤inden. Bu ülkenin sürekli kontrolünde olmas›, kendisine büyük imkanlar sa¤l›yor. Filistinliler fazla bir fley yapamaz. Çünkü yöneticileri emperyalist güçlerle, özellikle Avrupal› devletlerle s›k› iliflkiler içerisinde. ‹srail sürekli Filistinlileri katlediyor, topra¤›na el koyuyor, ülkenin alt›n› üstüne getiriyor. Peki Filistin önderli¤i ne yap›yor? Tek kelime ile hiç bir fley. Üstelik Filistin halk›n› emperyalist devletlerin ç›karlar› için kontrolde tutuyor. Onlar ise Avrupal› devletlerden ve ABD güdümündeki Müslüman devletlerden gelecek paraya bak›yor. Göbekten ba¤›ml›lar. Bu önderlikle Filistin halk›na ba¤›ms›zl›k yok. Yahudiler dünyan›n bafl›na sürekli kötü çoraplar örendir. Birinci ve ikinci dünya savafllar›n› onlar ç›kartt›. Üçüncüsünü de gene onlar ç›karacak. ABD ve Avrupal› devletleri yöneten onlard›r. Dünyan›n en zenginleridir. Hitleri hiç sevmem çünkü koyu bir faflisttir. Yahudilere yapt›¤›n› kesinlikle savunmuyorum ama, onlar bunu hak etti. Gelece¤in en büyük gücü

ve insanl›¤›n bafl›na bela olacak ülkesi Çin’dir. Hong Kong ve Macau’yu ald›lar, flimdi s›ra Tayvan’da. ABD ne yaparsa yaps›n Çin, Tayvan’› kesin olarak alacakt›r. On y›la kalmaz Asya Pasifikte egemenli¤ini büyük oranda oturtacakt›r. Adamlar hem çok sinsi hem de çal›flkanlar. 50 y›ll›k stratejik hesaplar yap›yorlar. ABD ne yaparsa yaps›n Çinliler her fleye ra¤men onu da kand›racakt›r. Ciddi bir taviz vermeden Dünya Ticaret Örgütü’ne de girdiler. Tüm Asya’ya hakim olacaklar. Onlardan hem nefret ediyor, hemde geliflmelerinden korkuyorum. Nepal’deki Maoistler yetmiyormufl gibi, birde Hindistan’›n bafl›na Naksalc›lar›, Maoistleri ördüler. Biliyorsun Mao komünistti ama Çin’de çok büyük ve güzel ifller de yapt›. Onun Çin’e yapt›¤›, Gandi’nin Hindistan’a yapt›¤›ndan çok daha fazlad›r. Çinliler Maoyu b›rakt› ama Maoizmi Nepal’e, Hindistan’a ihraç ettiler. Kendilerine Maocu diyen bu güçler silahl› mücadele yürütüyorlar. Senin ülkeni bilmem ama burada devlet otoritesini sars›yorlar. Bak Nepal’e Maoistlerin silahl› mücadelesi ve taktik oyunlar› sonucu parlamento çal›flamaz durumda. Parlamento ile kral karfl› karfl›ya geldi. Befl-on y›la kadar Nepal Maocular›n eline düflerse hiç flaflma. Hindistan’da ki Maoistlere biz Naksalc› diyoruz. Lideri Ç.Mazumdar’d›, Mao’yu kendisine örnek ald› ve devlet taraf›nda öldürüldü. Biz, Naksalc›lar art›k bitti derken, özellikle son bir kaç y›lda üs-

telik daha örgütlü ve geliflmifl flekilde tekrar gündeme geldiler. Andra Pradefl ve Bihar’da neredeyse kurtar›lm›fl alanlar ilan edecekler. Yani devlet içinde biz de devletiz diyorlar. Bu mücadeleye de Halk Savafl› diyorlar. ABD’ye k›z›yorum ama, onun silahl› mücadeleye, Maoistlerin savafl›na karfl› gelifltirdi¤i savafl› be¤eniyor, de¤er veriyorum. Elimizi çabuk tutmaz isek Hindistan da Nepal’e benzeyecek. Ben Hinduyum ve Hinduizme inan›yorum ama fanatik de¤ilim. ‹slam’› ve Müslümanlar› sevmiyorum. Çünkü ne ‹slam’da ne de o inanc› uygulayan Müslümanlarda demokrasi denen, insan haklar› denen bir fley var. Tam bir diktatörlük. Diktatörlerden nefret ediyorum. ‹slam insan›n düflünmesine bile izin vermiyor. ‘Herfley yaz›lm›fl, söylenmifl sen sadece uygula’ diyor. Böyle oluncada sana köle olmaktan baflka bir fley kalm›yor. Pek çok Müslüman ülkede sürekli diktatörlüklerin, darbelerin olmas› sadece tesadüfe ba¤lanabilir mi? Darbe olmayan, diktatörlükle yönetilmeyen hangi Müslüman ülkesi var? Sanm›yorum olsun. En az›ndan ben bilmiyorum. fiu Müslüman komflular›m›z Pakistan ve Bangladefl’e bak. Tarihleri darbeler, diktatörlükler tarihidir. Bu yetmiyormufl gibi sürekli Hindistan’da yaflayan Müslümanlar› k›flk›rt›yorlar. Keflmir kimin eseri? Tabi ki Pakistan’›n. Ama ben biliyorum ki, bu iflin arkas›nda sadece Pakistan de¤il, bizim dostumuz görünsede zay›f düflmemizi isteyen

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

69


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

70

ABD ve Çin de var. Osama Bin Laden’in nerede oldu¤unu, nas›l ve kimlerle yaflad›¤›n› ABD bilmiyor mu? Kesinlikle biliyor. Üstelik günlük, saatlik davran›fl›n› bile kontrol ediyor. ‹stese en fazla üç saat içinde onu ortadan kald›r›r. Ama yapm›yor. Neden? Çünkü ifline gelmiyor. Onu sürekli gündemde tutarak, sorunlar ç›kartarak kendi planlar›n› uyguluyor Bu sorunlar›n nas›l çözülece¤ine ben de tam ak›l erdiremiyorum ama, bildi¤im bir fley var ki çok fleylerden, ülkeden, ulustan nefret etti¤im ve bunlar›n dünyan›n bafl›na çok çorap ördükleri, yeni bir dünya savafl›na bizleri sürükleyecekleridir. ‹nsanl›k buna karfl› durmal›, uyan›k olmal›d›r. BM, IMF ve Dünya Bankas›’ndaki oyunlar›n ço¤unu bilirim. Ama bir fleyde yapam›yorum. Bu çirkeflikler aras›nda yaflamaktan art›k nefret ediyorum.” Profesörümüz, benimde bir komünist/Maoist oldu¤umu, bu yolculu¤un Naksalc›lar ile görüflmeye, onlara destek ve moral vermek amaçl› oldu¤unu ve inece¤im yerde de onlarla buluflaca¤›m› bilse acaba ne diyecek, ne yapacak? Profesörümüz dünyadaki ekonomik-siyasal-askeri geliflmeleri yak›nen takip ediyor. Ama düflünceleri karma kar›fl›k. Sordu¤um sorularla, baz› görüfllerini aç›ktan çürüten kaba örneklerle adam iyice bunal›yor. Yan›t veremeyince de “Peki sen söyle alternatifi ne?” diyor. Ben ise anti-emperyalist çizgide görüfller ileri sürüyorum. Onun anlatt›klar›na aç›kl›k getirmeye, hangisinin daha do¤ru ve mant›kl› oldu¤unu somut örnekler vererek anlat›-

yorum. Yak›nda intihar ederse flaflmam. Çünkü; yo¤un çeliflkiler yuma¤› içerisinde. Gerçi verdi¤im örneklerle, yapt›¤›m›z sohbetle yaflama olan ba¤l›l›¤›, emperyalizme olan öfkeyi, ezilen ve sömürülenlerin kendilerini özgürlefltirecek mücadelede hakl› olduklar›n› ve onlara olan sempatiyi sürekli güçlendirmeye çal›flt›m. Ne kadar baflar›l› oldum bilemiyorum ama, düflüncelerimi ciddiye ald›¤› ve görüfllerime sayg› duydu¤u muhakkak. ‹nece¤i flehirde tren 20 dakika mola verdi¤inde O, bu k›sa süre içinde kendisini istasyonda bekleyen ailesini bulup benimle tan›flt›rm›fl ve çok k›sa süre oldu¤u halde büyük bir konuk severlik göstermiflti. Bana, New York’taki, Paris’teki, Kahire’deki, Delhi’deki ve indi¤i flehirdeki adreslerin tümünü vererek, mutlaka kontak kurmam› ve “Yaflam› umutlar›m›z do¤rultusunda de¤ifltirecek, anlaml› k›lacak ortak bir fleyler yapal›m, halk›n yarar›na olan konularda yo¤unlaflarak, uluslararas› bir çal›flma bafllatal›m, bilinmeyenleri kamuoyuna teflhir ederek emperyalistlere karfl› bir fleyler yapal›m” demiflti. O insanlar› sevdi¤i, haks›zl›klara karfl› ç›kt›¤› ve emperyalizme karfl› oldu¤u sürece, dedikleri neden olmas›n! Belki çok zor olacak ama, bu gibi insanlar›n katk›s›n› devrimin nehrine ak›tma becerisini neden göstermeyelim? Emperyalist burjuvazinin yo¤un ideolojik sald›r›lar› sonucu halka karfl› bir durufl sergiledi¤i halde, henüz insanl›¤›n› tamam›yla yitirmemifl olanlar, devrim-

cilerin-komünistlerin do¤ru siyasal yaklafl›mlar›yla, örnek tutumlar›yla neden halka yeniden kazand›r›lmas›n? Ekonomi profesörü olan yol arkadafl›m sayesinde zaman›n nas›l geçti¤ini pek anlayamad›m. K›sa süre oldu¤u halde, belki de uzun y›llar› alan dostlu¤un ön ad›mlar›n› att›k. Belki de bir gün, ‘bilinmez’ bir nedenle kap›s›n› çalaca¤›m›z, beraber yararl› sohbetler edece¤imiz bir dostumuz oldu. Kimbilir, belki de omuz omuza vererek ortak kaderi paylaflaca¤›m›z zorlu güzergah›n yoldafllar› olmada ilk parke tafllar›n› döfledik. Neden olmas›n? fiimdi gece saat 22:00 civar›, tren benim inece¤im dura¤a yaklafl›yor. Tüm eflyalar›m› yeniden gözden geçirip, son haz›rl›¤›m› yap›yorum. Büyük s›rt çantamla, giyimimle bir turist oldu¤um hemen belli oluyor. Heyecan›m art›yor. Acaba kim karfl›layacak, nas›l tan›flaca¤›z? Bu insan seli aras›nda nas›l buluflaca¤›z? Nihayet gece karanl›¤›n› yararak uzay›n derinliklerine bir flimflek gibi dalan, insan› en derin duygulardan vuran, düfllerden uyand›ran güçlü bir fren 盤l›¤›yla trenimiz duruyor. fiimdi 30 y›l önce Kurtalan Expressi’yle yapt›¤›m yolculuk akl›ma geliyor. Y›llard›r hasret kald›¤›m bir duyguyu flimdi yeniden tad›yorum. Sevgiliye, anneyebabaya, dosta, yoldafla y›llard›r hasret kalm›fl bir duygudur yaflad›¤›m. Sanki do¤du¤u yere y›llar sonra dönen ve en sevdi¤i insanlara hasret kalman›n buluflmas›d›r flu an yaflad›klar›m. Tarifi zordur daha görme-


di¤in “yaban ellere” hasret kalmak. Aç›klanmas› imkans›zd›r bilmedi¤in sevgiliye delicesine afl›k olmak. Bu sevgi, di¤er her tür sevgiyi yar› yolda b›rakan, yoldafl sevgisidir. “Tan›d›k yoldafl” ve ‘cennet’lik dualar Ben yo¤un kalabal›k içerisinde sa¤a-sola bakarak tan›d›k birilerini ararken, bana arkadan biri aniden sar›larak kocaman s›rt çantamla birlikte beni havaya kald›r›yor. Ve bu flah›s ayn› anda yüksek sesle kahkahalar atarak, “Hofl geldin, bu ne güzel tesadüf, neden tatilini burada geçirece¤ini önceden bildirmedin, neden bizi süprize bo¤dun...” diyor. Neredeyse 10-15 saniye kadar ayaklar›m yerden kesiliyor. Evet, bu ses bana yabanc› gelmiyor, bir yerlerden hat›rl›yorum. Bu ses tam da “tan›d›k yoldafl”›n sesi. “Tan›d›k yoldafl”›n (bundan böyle “T.yoldafl” diye kullanaca¤›m) bu candan ve çok içten davran›fl› çevremizde ki insanlar›n yo¤un dikkatini çekiyor. Bir Hintli bir yabanc›yla nas›l bu kadar samimi olabilir... anlam veremiyorlar. T.yoldafl›n çevreye verdi¤i görüntü flöyle; ABD’de tan›fl›p uzun süre birlikte olmufl Hintli ve x ülkesinden iki arkadafl›n y›llar sonras› tekrar buluflmas› biçiminde. Birbirimize öylesine candan sar›l›yoruz ki, y›llar›n hasretini, yoldafll›k özlemini gideriyoruz. Karmafl›k duygularla çok heyacanl› ve tarifi zor bir mutlulu¤un doruklar›nday›z flimdi. T.yoldafl hakk›nda k›sa bir ön bilgi vermek istiyorum. T.yoldafl ile befl y›l önce ortak

bir etkinlikte tan›flm›flt›k. HKP(ML) Halk Savafl›’n›n Merkez Komitesi’ndendir. 50 yafllar›nda ama çok dinç ve halk›m›z›n deyimiyle de babayi¤it biridir. Hindistan’›n en elit üniversitelerinden en iyi derecelerle mezun olmufl, de¤iflik emperyalist ülke üniversitelerinde lisans üstü, doktora, asistanl›k yapm›flt›r. 25 y›l› aflk›nd›r profesyonel mücadele yürütmekte olup entellektüel, çal›flkan, fedakar ve oldukça mütevazidir. Efli (Caniki), daha do¤rusu mücadele yoldafl› da onun kadar bir süredir s›n›f kavgas›nda. O da iyi bir burjuva e¤itimi görmüfl, kariyer sahibi olmufl ama bilgi, birikim ve tecrübelerini bütünüyle devrime ak›tand›r. Onu daha sonra yapt›¤›m röportajla genifl olarak tan›taca¤›m. Her ikisi de di¤erleri gibi, yaflamlar›n› tamam›yla devrim mücadelesine, partiye adam›fl fedakar, cefakar, mütevazi insanlar. Israrla s›rt çantam› almak istiyor ama vermiyorum. Küçük çantalar›mdan birini veriyorum. ‹stasyondan d›flar›ya ç›k›p bir Rick-Shaw’a biniyoruz. ‹nece¤imiz yere kadar, geçen befl y›l›n hasretini gideriyoruz. ‹kimiz de öylesine mutluyuz ki! En az kendi partimizden en yak›n oldu¤umuz yoldaflla berabermifliz gibi. fiimdi gerçek konta¤a ulaflm›fl bulunuyorum. Kongre yerine kadar T.yoldaflla birlikte olaca¤›z. Yaflanacak herfleyi, tüm zorluklar›, engelleri, tehlikeleri, pusular›... birlikte aflaca¤›z. Belki de düflmanla ç›kacak bir çat›flmada geride kalan tüm yoldafllara, olan gücümüz ve

en gür sesimizle “lal salam comrades, k›z›l selam yoldafllar” diyece¤iz, Hintçe ve Türkçe’de hayk›raca¤›m›z sloganlarlarla beraber topra¤a düflerken al kanlar›m›zla bire-bin veren toprak anay›, gene beraber sulayaca¤›z! Arabayla yol al›rken bir sonraki plan hakk›nda k›sa bilgiler veriyor. Plan flöyle; flimdi (gece 23:00 civar›) tan›nm›fl bir tap›na¤a gidece¤iz. Orada kiral›k taksiyle bizi bekleyen bir yoldaflla buluflup, 80 km uzakl›kta bir flehre gidip sabah erkenden tekrar buraya dönece¤iz. Bunun nedeni, bu flehirde baflka eyaletten bir kaç delege yoldafl ve Nepal Komünist Partisi (Maoist)’nden temsilci yoldafl›n da konaklan›yor olmas›d›r. Yani güvenlik nedeniyle baflka flehire gidiyoruz. Bu önlem, olas› bir olumsuzluktan do¤an kayb›n en asgari düzeyde olmas› içindir. Çünkü bu flehir halk savafl›m›z›n kapsam› içerisinde. Daha rahat bir flehir olsa da ciddi güvenlik sorunlar› do¤abilir. Rick-saw’dan inip bizi bekleyen yoldaflla buluflmaya gidiyoruz. Buluflma yeri yaklafl›k 800 y›l önce yap›lm›fl bir tap›nak. Etraf›m›z› tap›na¤› gezdirmek isteyen rehberler ve dua ederek bizi “cennet”e göndermeye yeminli din adamlar› sar›yor. T.yoldafl›n çok mütevazi durumu ve insanc›l yaklafl›m› bu uyan›klar›n çok ifline geliyor. Yoldafl rehberlerin ve uyan›k din adamlar›n›n bitirim tav›rlar›na gelerek, onlara benim hiç bir zaman veremeyece¤im paray› veriyor. Bunu gördü¤ümde yoldafla, sen bunlarla ilgilenmeyi ve

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

71


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

72

servis almay› bana b›rak.” diyorum. Benden birfley ç›karamayaca¤›n› anlayan uyan›klar beni b›rak›p T.yoldafla üflüfltüler. Normalde tersi olmas› gerekir. Rehbere, “Arkadafl›n paras›n› geri ver, ben sana dolar verece¤im” diyorum. Uyan›k dolar laf›n› duyunca hemen Ruppileri geri veriyor. Sonra “Bize 100 Ruppilik tan›t›m yap” diyorum. Bu tavr›ma öylesine sinirleniyor ki, ‘tanr›’ bizi onun gazab›ndan korusun. “Sen bu servisi yapmaz isen baflkas› yapacak.” diyorum. Baflka çarenin olmad›¤›n› anlay›nca befl dakikal›k tan›t›m yap›yor. Uyan›k din adamlar› ise, “Bu gece bizlerin özel bir ibadeti var. Yapaca¤›m›z dualar›n tanr› taraf›ndan tamamen kabul edilece¤i çok özel bir ibadet. Bana sen de dahil olmak üzere tüm aile fertlerinin, akrabalar›n›n ismini, yafllar›n› ve cinsiyetlerinin ne oldu¤unu ver. Sabaha kadar özel olarak sizler için dua edece¤im.” diyor. “Dua parayla m›?” diye soruldu¤unda “Evet” diyor. Peki bir duan›n fiyat› ne? “Bir kifli için en az üç kez dua etmem gerekecek. Bir dua 50 Ruppi (bir dolardan daha fazla). Ama bir duan›n tanr› taraf›ndan tam olarak kabul edilmesi için en az alt› kez okunmas› gerekiyor. Söyle kaç kardeflsiniz? Befl, alt› yoksa sekiz kifli mi? Akrabalar›n›n isimlerini de söyle, ka¤›d›m burda yazay›m” diyor. Ben ailenin tek evlad›y›m. Annem ve babamdan baflka hiç bir akrabam da yok.” diyorum. “Yok yok sen akrabalar›n› da söyle, uzak ta olsun fark etmez.”

dedim. Akrabam yok kardeflim. Sen sadece benim için 20 Ruppilik dua et yeter diyorum. Adam, “Ne demek benimle dalgam› geçiyorsun?” diyor. Hay›r ne alakas› var. Ben fazla de¤il, sadece 20 Ruppilik dua istiyorum. Sen fiat›n› ben de say›s›n› söylüyorum. Niye zoruna gidiyor, paras›yla de¤il mi? Baz›lar› gibi “tanr›”n›n zoruna giden bir günah›m da yok. “Cennet”e gidece¤im kesin oldu¤u için, fazla duaya ihtiyac›m da yok. Adam, “Bak senin için 200 Ruppilik dua ederim, üstelik befl kez.” diyor. Hay›r gerekmez, beni 20 Ruppilik kurtar›r. Fazla dua ederek beddua m› kazand›racaks›n diyorum? Ben, beni “cennet”te gönderecek din adam›mla bunlar› konuflurken, T.yoldafl, bir uyan›¤a gene yakay› kapt›rm›fl. 300 Ruppi ödemifl, flimdi de isimleri (kafadan sallayarak) say›yor. Ne yapt›n, niye beni beklemedin, o kadar para verilir mi? diyorum. Ne yapay›m rahat b›rakm›yorlar ki diyor. En sonunda 320 Ruppilik duay› ‘garanti’leyerek tap›naktan zor-belayla ayr›l›yoruz. D›flar› ç›karken bizi bekleyen yoldaflla bulufluyoruz. Gecenin bu saatinde yaflam c›v›l c›v›l, i¤ne atsan yere düflmez. Yolculu¤a dair ilk bilgi Gece kalaca¤›m›z flehre do¤ru yol al›yoruz. Takside flöförden baflka üç kifli var›z. 80 km’yi ancak üç saatte al›yoruz. En az 6-7 kasabadan geçiyoruz. ‹neklerin yolu tutmas› sonucu çok büyük s›k›nt›lar yafl›yoruz. fiöförümüz fanatik bir Hindu. Yolu kesen ineklere en ufak bir fley yapm›yor. ‹nip

“fiimdi tehlike her yönüyle doruk noktada, ölüm her an kap›m›z› çalabilir. Hem avc›lar hem de avlanma olas›l›¤› yüksek olanlar flimdi burun buruna. Hele ki önceden ufak tüyolar vermifl, minnac›k aç›klar b›rakm›fl isek “Tuzla katliam›” misali, sorgusuz-sualsiz kurflun ya¤muruna tutulabiliriz. Durdurularak “adressiz sorgular” gibi iflkenceli sorgulara al›n›p katledildikten sonra, ölü bedenlerimiz “ç›kan çat›flmada vuruldular” süsü verilerek bir ormana b›rak›labilinir...

inekleri sa¤a-sola savuraca¤›na, arabada put gibi kesilerek ineklerin kendi kendisine yol vermesini bekliyor. Bir defas›nda en az 10 dakika yol ortas›nda duran üç ine¤in geçmesini bekledik. Ama geçmiyorlar. Çok rahats›z oluyorum. fiöföre, ya arabay› ineklerin üzerine sür gitsin ya da arabadan in flu inekleri sa¤a-sola götür diyorum. Adam bana k›zm›fl halde arabadan inerek, ineklere çok sayg›l› ve kibar davranarak, yalvararak yolun kenar›na ancak götürebiliyor. Nedir bu ineklerden çekti¤imiz! Sadece ineklerin yolu tutmas›yla otele en az yar›m saat geç var›yoruz. T.yoldafl plan hakk›nda bilgi vermeye devam ediyor. fiimdi bir otele gidece¤iz. Sabah saat beflte kalk›p ünlü bir tap›na¤› ziyaret edece¤iz. Sonra kahvalt›m›z› edip tekrar bu flehre gelece¤iz. Buradan di¤er


grupla buluflup özel bir arabayla yar›n ö¤leden sonra yola koyulaca¤›z. Araba yolculu¤umuz iki gün sürecek. Bizi gerillalar karfl›layacak. Bir hafta da¤ yolculu¤undan sonra kongre yerine varaca¤›z. Buras› da dahil olmak üzere, kongre yerine kadar bir çok tehlikeyle karfl› karfl›ya oldu¤umuzu bir an olsun unutmamak gerekir. Özellikle yar›n yola koyulduktan sonra her geçen saat daha büyük tehlikeleri beraberinde getiriyor. Buras› ve geçece¤imiz yerlerde çok yo¤un bask› ve operasyonlar var. Sokak ortas›nda k›l›çla kafalar›n uçuruldu¤u, Halk Savafl› mücadelemizi ezmek için binlerce say›da askerpolis-kontrgerillan›n bulundu¤u askeri merkezler, göz alt›nda kay›plar›n, iflkence ve her tür bask› mekanizmalar›n›n çok yayg›n oldu¤u yerlerdir. Kongre yerine gidenler aras›nda en k›sa mesafeyi yürüyen sadece bizleriz. Di¤er yoldafllar, delegeler bir ile üç ay aras›nda yürüyorlar. Yoldafl›n bu bilgileri vermesinden sonra, güzel bir Hint müzi¤i eflli¤inde derin düflüncelere dal›yoruz. ‹ki günlük yolculu¤umuz çok riskli. Bir çok aramadan, olas› operasyonlardan, pusulardan geçece¤iz. Acaba tüm bu engelleri aflabilecekmiyiz. Nepal’li yoldafl›n rengini bilmem ama, benim rengim yoldafllar›n rengine hiç benzemiyor. Turistik bir bölge olmad›¤›ndan bu dezavantaj oluyor. Acaba nas›l bir senaryo haz›rlanm›fl, haz›rl›klar nas›l?... Bize malzeme (silah) verilecek mi, bir sald›r› veya tehlike esnas›nda kendimizi nas›l koruyaca¤›z...

Yan›s›ra, iki günlük arabal› yolu baflar›yla sonuçland›rsak bile, daha bir haftal›k da¤ yolculu¤umuz var. Do¤rusu ben da¤ yolculu¤unun iki veya üç gün olaca¤›n› beklemifltim. Bir hafta boyunca yürümeyi uzun zamand›r yapm›fl de¤ilim. Yürümede bir sorunum yok ama, özellikle ilk bir-iki gün ciddi zorluk çekece¤im muhakkak. Sonra yüküm di¤erlerine göre oldukça a¤›r. Bir kaç km. bir fley de¤il ama, bir haftal›k yürümeden bahsediyoruz. Bu yükle sonuna kadar bafl edebilir miyim? Çat›flma ç›kar m›, pusuya düfler miyiz, bunlardan sa¤ m› kurtulurum yoksa yaral› olarak tutsakm› düflerim veya flehit mi olurum?.. E¤er flehit düflecek olursam burjuva-feodal Hindistan bas›n›nda “Türkiye’den bir Naksalc›, Türkiye’de ise Hindistan’da bir T‹KKO’cu devlet güçleriyle ç›kan bir çat›flmada ölü ele geçti” denilecek... Co¤rafik olarak arazinin durumu nas›l? Da¤l›k m› yoksa tepelik mi? Bunlar ormanlarla m› kapl› yoksa ç›plak m›? Yiyecek, içeçek sorunu nas›l çözülecek? Yemeklerine al›flabilecek miyim, yaflamlar›na ayak uydurabilecek miyim? Sivrisinek, y›lan ve di¤er y›rt›c› hayvanlar, bunlardan korunma... olmad›k sorular, düflünceler ve kendimce buldu¤um çözümler akl›ma geliyor. Yoldafllar herfleyi düflünmüfl, mutlaka bir önlemini alm›flt›r desem de akl›ma geliyor. Çok ciddi zorluklar çeksem de, bir çok do¤al dez-avantajlar›m olsa da baflaraca¤›ma inan›yorum. Sabaha karfl› saat 2 sular›n-

da, önceden araflt›r›lan otele var›yoruz. Tabi, eger otel denebilirse! Ortal›kta köpek havlamalar›ndan baflka ne ses var, ne de insan. Yar›m saat kadar otel görevlilerini ar›yoruz. Daha sonra birilerini bulup, kay›tlar› yapt›ktan sonra yatmak için bir odaya geçiyoruz. Odan›n duvarlar› yosun tutmufl, örümcek a¤› ba¤lam›fl. Demirden çok ilkelce yap›lm›fl çok eski bir karyola üzerinde çift kiflilik bir yatak var. Bu yatak, örtüsü y›rt›lm›fl çok kirli, tozlu ve çok ince bir süngerden ibaret. Çarflaf, battaniye, yast›k denen bir fley yok. 21.yy Hindistan’da, konaklama vb. alan›nda bu gibi manzarayla karfl›laflmay› do¤rusu hiç beklemiyordum. Daha önce de belirtti¤im gibi, Hindistan’›n bir çok yönüyle Türkiye’den geri oldu¤unu, yoksulluk ve sefaletin ise daha ileri boyutlarda oldu¤unu biliyordum. Ama gördüklerim ve yaflad›klar›m önceden düflündüklerimin çok ötesinde. Oda sivrisinekten geçilmiyor. Fare dahil nefret etti¤im her tür küçük canl› yarat›k var. Sivrisinek ve di¤er canl› yarat›klara karfl› elektrik ve vantilatörü sürekli aç›k tutuyoruz. Çok s›cak. Elbiselerimiz terden s›r›l-s›klam olmufl. Biraz su olsa da dufl alsak. Bu saatte ne gezer. Görevliye sabah saat 5’te üç teneke su haz›rlamas›n› istiyoruz. Otelden baflka herfleye benzeyen flu kötü yere, bir sürü para veriyoruz.. Yar›n›n plan› üzerinde biraz daha yo¤unlaflt›ktan sonra, üç yoldafl yan yana uzan›yoruz. Di¤er yoldafllar biraz da olsa dinlenirken, ben gözlerimi dahi kapatm›yorum. Saat daha

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

73


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

74

befl olmadan gidip görevliyi kald›r›yorum. Beraber kuyudan su çekiyoruz. Sabah serin oldu¤andan suyu az da olsa ›s›t›yoruz. Yoldafllar kalkt›¤›nda difllerimizi f›rçalay›p hafif ›l›k suyla duflumuzu al›yoruz. Saat alt› c›var›nda flehirdeki tap›na¤a gidiyoruz. Tap›nak yaklafl›k bin yafl›nda. Ortal›k çok sakin, bizden baflka sadece bir kaç ziyaretçi var. Fakat daha yar›m saat geçmeden otobüslerle, kamyonlarla yüzlerce insan ak›n ediyor. Tap›nak bir tepenin üzerine kurulmufl ve oldukça yüksek. Üst taraflara t›rmand›¤›m›zda afla¤›da bizi harikulade bir manzara bekliyor. Yukar›dan bak›nca flehir yeflillikler aras›nda çok muhteflem görünüyor. Hayat›mda cinselli¤in bu kadar aç›k ifllendi¤i bir baflka tarihi yap› görmedim. Hem d›fl duvarlar› hem de iç duvarlar› daha çok cinselli¤i iflleyen binlerce figürle dolu. Bir ço¤unun neredeyse kabile hayat› yaflad›¤› bu ziyaretçilerin, ço¤unlukla cinselli¤in ifllendi¤i bu tap›na¤a ak›n etmeleri biraz tuhaf›ma gidiyor. Bunlar aras›nda kad›nlar ve genç k›zlar ço¤unlukta. Otele geri dönüyoruz. Sineklerin yo¤un sald›r›s› alt›nda sulu pirinçli kahvalt›m›z› ediyoruz. Otelde durum böyle ise, kimbilir k›rsal alanda nas›l. Bu gidiflle aç kalaca¤›m. En büyük avantaj›m bol flekerli sütlü çay oluyor. ‹yi ki ‹ngilizlerden kalma böylesi bir kültür var burda. fiöförle anlaflma gidifldönüfl temelinde yap›ld›¤›ndan, o da akflam bizimle kald› ama takside sabahlad›. fiöfürü kald›r›p saat 9’da tekrar yola

koyuluyoruz. Buluflma ve ilk yolculu¤umuz Akflam geldi¤imiz flehre geri dönüyoruz. Ö¤len saat 12:00’de di¤er yoldafllar›n kald›¤› otele gidiyoruz. Hava çok s›cak, en az 35 derece. Yoldafllar›n kald›¤› odaya ç›k›yoruz. ‹çeride Nepalli ile bir baflka yoldafl var. Yoldafl s›cakl›¤›yla birbirimize sar›l›yoruz. Nepalli yoldafl 50’nin üzerinde, biraz aç›k tenli, uzun boylu ve biraz kilolu ama oldukça dinç biri. Di¤eri ise genç, ikinci flöförümüz oldu¤unu sonradan ö¤reniyorum. Birinci flöförümüz ise dün akflam tan›flt›¤›m, bizimle birlikte baflka flehire gelen ve daha olgun yaflta oland›r. Bunlar bu bölgeyi çok iyi tan›yan, flöförlükleri olan ve araba yolculu¤u boyunca flöförlü¤ün yan›s›ra bize hem rehberlik hemde korumal›k yapacak yoldafllard›r. Bu hotelde iki yoldafl daha varm›fl ama, flu an d›flar›ya al›fl-verifle ç›km›fllar. fiöför yoldafllar, “gidece¤iniz yer hem serin hemde çok sivrisinek var. Üstelik öldürücü olanlardan. Biliyorsunuz bir hafta kadar da¤ yolculu¤unuz var. Ciddi bir aksilik ç›kmaz ise herhangi bir kasaba veya flehirde durmayaca¤›z. Bu bak›mdan ihtiyaçlar›n›z› bir kez daha gözden geçirin, al›nacak bir fley varsa burada al›n. Di¤er yoldafllar› beklerken siz de ihtiyaçlar›n›z› karfl›lay›n” diyorlar. fiöförlerin bir tak›m iflleri var, hotelde kalacaklar. Biz; yani ben, Nepalli ve T.yoldafl son ihtiyaçlar›m›z› karfl›lamak üzere çarfl›ya ç›k›yoruz. Daha

önce fazlad›r, a¤›rl›k yapmas›n, ihtiyaç yoktur diyerek Delhi’de b›rakt›¤›m uzun kollu kazaklar› ve gömlekleri flimdi çok ar›yorum. Tüm gömlek ve tiflörtlerim k›sa kollu. Sivrisineklere karfl› bir kaç tane uzun kollu gömlek, terli¤e benzer yazl›k ayakab›lar, el feneri, çakmak, temizlik malzemleri, bisküvi, su... al›yoruz. Otele dönüp çantalar›m›z› yeniden haz›rl›yoruz. Bir büyük s›rt çantas› ve bir de kitap ve acil ihtiyaçlar›m›n bulundu¤u biraz küçük bir çantam var. Çok gerekli olmayan herfleyi b›rakt›¤›m halde, yüküm gene en az 25 kg. En a¤›r yük benim. Otelden ayr›lma saatimiz geldi. Bir taksi kiralayarak, yolculuk için özel olarak haz›rlanm›fl bizi bekleyen arabam›za gidiyoruz. Özel arabam›zda bizi di¤er iki yoldafl karfl›l›yor. Bir kaç kifli daha varm›fl ama, güvenlik gere¤i biz gelmeden onlar ayr›lm›fl. Yeni karfl›laflt›¤›m›z iki yoldafltan biri Tamil Nadu (baflkenti Madras veya yeni ismiyle Chennai; Hindistan’›n ipek ve tekstil merkezi) eyalet sekreteri ve kongre delegesi. Di¤eri Karnataka (baflkenti Bangalore; kardefl partimizin üç MK üyesi yoldafl›n yakalan›p sonradan katledildi¤i ve Hindistan’›n teknoloji flehri) eyalet sekreter yard›mc›s›, delege ama kongrede oy hakk› yok. Ö¤leden sonra saat bir civar›, tafl›tl› iki günlük yolculu¤umuz bafll›yor. fiehirden ç›kt›ktan sonra olgun yafltaki flöför yoldafl, bugün bir polis-asker aramas› durumunda haz›rlanan senaryoyu ve rollerimizin ne oldu¤unu aç›kl›yor. Gü-


nümüz dünyas›nda genelde beyaz tene sahip olmak avantaj, hatta neredeyse kimi durumlarda bir ayr›cal›k. Fakat, özellikle yoldafllarla hareket etti¤imde aç›k ten çok büyük dezavantaj oluflturuyor. Hatta tehlikeli. Araban›n plakas› bölgeye ait. Araban›n özel bir flirkete ait oldu¤u arka ve ön camlara yap›flt›r›lan özel ka¤›tlarda belirtiliyor. Kollektif bir tart›flma

oturuyor. Arabada bir M16 ve bir de 14’lü tabancan›n oldu¤unu sonradan ö¤reniyorum. Çok rahat ve gevflek görünen herfleyin asl›nda çok planl› ve bilinçli oldu¤unu sonradan anl›yorum. Yolculuk boyunca siyasal sohbetlerimiz oluyor. Daha çok soru soranlar Tamil Nadu ve Karnataka eyaletlerinden gelen delege yoldafllar. Nepal ve Türkiye devrimci mücade-

rülüyor. ‹lk yolculu¤umuz sabaha karfl› saat ikiye kadar sürüyor. Bu esnada üç kez 5-10 dakikal›k ihtiyaç molas› veriyoruz. Açl›k ve susuzlu¤umuzu araba içerisinde gideriyoruz. Kulland›¤›m›z yol güya eyaletler aras› ana yol. Fakat bu bildi¤imiz ana yollara hiç benzemiyor. Büyük bir k›sm›n›n asfaltlanmad›¤›, kocaman çukurlar›n oldu¤u, derelerin geçti¤i, toz-

ile senaryo iyice zenginlefltiriliyor. Benim rolüm yeniden belirleniyor. En kötü olas›l›klar hesaba kat›lm›fl. Hepimiz temiz giyinmifl, bir özel flirketin yöneticileri görünümündeyiz. Bir çat›flma durumunda kendimizi koruyacak herhangi bir silah verilmiyor. Bu konuda bir soru sormuyorum. ‹ki flöför yoldafl›n ayn› zamanda korumalar›m›z oldu¤unu önceden belirtmifltim. Bu bak›mdan bunlardan biri arabay› kullan›rken di¤eri mutlaka arkada

leleri, partilerimizin tarihi, faaliyetleri hakk›nda uzun bilgiler veriyoruz. Yan›s›ra sorular›n bir k›sm› kongre gündemindeki konular› içeriyor. Örne¤in komprador bürokratik kapitalizm, Maoizm, Halk Savafl› aflamalar›, halk iktidarlar›, flehir çal›flmas›, legal ile illegal faaliyetler aras›nda ki iliflkinin nas›l sa¤land›¤›, k›r-flehir iliflkilerinin nas›l koordine edildi¤i... Kongeye iyi haz›rland›klar›, tarihi önemi her yönüyle bilince ç›kard›klar› çok aç›k gö-

topraktan nefeslerin al›namad›¤›, araban›n bir sal›ncak gibi salland›¤›, kafalar›m›z›n sürekli tavana ve sa¤a-sola çarpt›¤›, midelerimizin bulland›¤›, öndeki araban›n araziden solland›¤›... bir yol. Yolun durumu çok kötü olsada do¤al manzara harikulade. Palmiye, mango, bambu ve ismini flu an hat›rlayamad›¤›m, bilmedi¤im bir çok a¤aç türünün bulundu¤u, ormanlar›n mis gibi kokular› aras›nda, bazen müzikli bazen müziksiz

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

75


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

76

ama ciddi bir sorunla karfl›laflmadan ilerliyoruz. Bu süre içerisinde asker taraf›ndan iki kez durduruluyoruz. Bunlar›n birisi yol yap›m›, di¤eri baraj yap›m› için. ‘Ba¤›fl niyetine’ zorunlu harc›m›z› ödüyoruz. Bir kaç soru d›fl›nda bir sorun ç›km›yor. ‹htiyaç olarak en fazla sat›n ald›¤›m›z pet-flifledeki su oluyor. Büyük ço¤unlu¤unun “dublicate” ve ciddi sa¤l›k sorunlar›n› içerdi¤ini biliyoruz. Bu nedenle fliflelerin içine mikroplar› öldüren, etkisizlefltiren haplar at›yoruz. Herkesin en az üç flifle suyu var. Bardak olmad›¤› için direk flifleden içiyoruz. fiiflelerden mikrop ve bulafl›c› hastal›k kapma olas›l›¤› yüksek oldu¤undan flifle a¤z›n› duda¤›m›za de¤dirmiyoruz. Bir çeflme misali yukar›dan ak›t›lan suya a¤z›m›z› aç›yoruz. Benden hariç tüm yoldafllar profesyonel, suyu a¤›zda toplamadan direkt mideye indiriyorlar. Üstümü ›slatan üçbefl denemeden sonra bu tarza al›fl›yorum ama, ancak yudum yudum içebiliyorum. Sabaha karfl› saat iki de, Türkiye’de flehirler aras› otobüslerin mola verdikleri lokanta-motel gibi tesisler örne¤inde ki bir yerde duruyoruz. Ama bu ‘tesis’ Türkiye’dekilerin en az 40 y›l önceki halidir. Güzel ormanlar aras›nda üstü bambu a¤açlar›n›n dallar›yla örtülmüfl, duvarlar› topraktan ve herfleyin çok ilkel oldu¤u büyük bir yayla buras›. Tuvaleti olmad›¤›ndan her taraf› pis kokular sarm›fl. Gecenin bu saatinde kulaklar› çatlatacak tonda müzik çal›yor. Saat befle kadar buraday›z. Hepimizde çok yorgunuz. Ben

ve olgun yafltaki flöför arabada, di¤erleri de yaylan›n içindeki masa niyetine kullan›lan tahtalar›n üzerine uzan›yor. Uyuyam›yorum. Ekstradan elbise almad›¤›m için özellikle sabaha yak›n saatlerde çok üflüyorum. Is›nay›m diye sürekli kollar›m›, bacaklar›m› hareket ettiriyor, vücudumu sertçe ovuyor, s›k›yorum. Üç saatim böyle geçiyor. Saat beflte kalk›yor, yüzümüzü y›kad›ktan sonra hep birlikte s›cak sütlü çay›m›z› içiyoruz. S›cak sütlü çay›n olmas› ne güzel fley! Birde bol flekerli oldu mu tad›na diyecek yok. So¤ukta s›cak çaylar› içerken, akl›ma so¤uk k›fl aylar›nda Istanbul Beyaz›t meydan›nda sabah içti¤im ve doyumuna bir türlü varamad›¤›m sahlep geliyor. ‘Tesis’ kalabal›k olmaya bafllad›. ‹nsanlar›n “bu turistin ne ifli var burda” dercesine ›srarl› bak›fllar›na maruz kal›yorum. Arabam›z›n bozulmas›yla do¤an tehlike Saat 5.30 olmadan tekrar yola koyuluyoruz. Araba plakas› ve flirket isimlerimiz de¤ifltirilmifl. Yeni senaryoya iliflkin bilgiyi ve di¤er konulara dair aç›klamay› bu kez T.yoldafl yap›yor. “Randevumuz bu akflam 20:00’de, mutlaka yetiflmemiz gerekiyor. 100 km sonra daha tehlikeli bir bölgeye giriyoruz. Orada yol kontrolleri, aramalar yo¤un. Daha dikkatli olmam›z gerekiyor” diyor. Yeni senaryoya göre ben, uluslararas› bir flirketin merkezden Hindistan sorumlusuyum. Bir proje gere¤i buraday›m. Proje hakk›nda daha fazla bilgi toplamak, maliyetini he-

saplamak, gidiflat›n› yak›ndan izlemek üzere gelmifl bulunuyorum. Nepalli ve T.yoldafl da projenin Hindistan’daki sorumlular›. Di¤erleri de projenin farkl› bölümünde görevlendirilen Hindistanl›lar. Herfleyi gözden geçirmek için befl dakika kadar durup, arabay› yeniden düzenliyoruz. Herkesin ismine düzenlenmifl kimlik kartlar›, kart vizitler, logolu resmi mektuplar, yaz›flmalar, telefon-fax-email... hepsi var. E¤er bir ihbar ve önceden bir takip almam›fl isek aramalarda fazla bir sorunun ç›kmamas› gerekir. Yüksek sesli müzik eflli¤inde tekrar yola koyuluyoruz. ‹flte ileride bir kontrol! Senaryo mant›kl›, görünüm güçlü, roller baflar›l›. Bir sorun yaflamadan geçiyoruz. Türkiye’ye göre aramalar gevflek. Her yeni bir km. bizi daha s›k›, daha tehlikeli bölgeye götürüyor. Dolay›s›yla düflman›n gevflek durumu daha da azal›rken, kontrollerin yo¤unlu¤u ve ciddiyeti art›yor. Yaklafl›k 150 km gittikten sonra arabam›z bozuluyor. Haydaa, tamda zaman›yd› sanki! Ar›za küçük mü büyük mü, flöförlerimiz bunu giderebilirler mi? Biz dört yoldafl, flöförlerin ar›zay› giderene kadar baflta yolda k›sa bir volta at›yor sonra ormana dal›yoruz. fiöför yoldafllar bir saatlik u¤rafltan sonra araban›n ar›zas›n› gideriyorlar. Araba çal›fl›yor ama bu durumuyla bizi kesinlike randevu yerine götüremeyece¤i söyleniyor. Ne yapaca¤›z? Bundan sonraki tüm hesaplar yeniden yap›l›yor. Görüflece¤imiz yoldafllar (gerillalar) ile iki randevu ya-


p›lm›fl. Birincisi bu akflam saat 20:00’de, yetiflmez isek ikincisi yar›n ayn› yerde ve ayn› saatte. Herkes araban›n bu durumuyla yola devam etmenin çok daha tehlikeli olaca¤›n› söylüyor. Bu flekilde yola devam edersek, araban›n bozulmas› durumunda tamirat için gidece¤imiz flehirlerin çok daha tehlikeli oldu¤u belirtiliyor. Tek bir alternatif var. Tehlikeli bölgenin d›fl›na ç›kmak. Bu karar gere¤i 200 km geri dönüyoruz. Hala tehlike kapsam›nda olsa da, görece daha rahat olan bir büyük flehire ö¤leden sonra var›yoruz. Yoldafllar›n bu flehirde düflman taraf›ndan fazla deflifre olmam›fl iyi bir örgütlülü¤ü var. Fakat buna ra¤men güvenlik gere¤i yerel örgütlülü¤e bulaflmayaca¤›z. Gene güvenlik sorunu gere¤i üç ayr› yerde kalaca¤›z. Biz (ben, Nepalli ve T.yoldafl) flehrin en lüks, üç y›ld›zl› oteline gidiyoruz. Di¤er delege yoldafllar ayr› bir otele, flöförler de araban›n tamirat›yla u¤raflacaklar. Bizim kald›¤›m›z otel temiz ve güzel ama, çok pahal›. Fakat burda kalmaya mecburuz. Yoldafllar bir çok olas›l›¤› hesaba katarak gerekli plan› önceden yapm›fllar. Üçümüz çift kiflilik bir oda kiral›yoruz. Hemen duflumuzu al›p yemek yiyoruz. Bir haftadan sonra ilk kez bu kadar rahat ediyorum. Daha sonra önceden unuttu¤umuz son ihtiyaçlar› almak üzere birlikte çarfl›ya ç›k›yoruz. Fazla deflifre olmamak için d›flar›da çok k›sa süre kal›yoruz. Odada iki saat kadar siyasal içerikli sohbet ediyoruz. Bir olumsuzluk durumunda nas›l davranaca¤›m›z› bir kez daha

planl›yoruz. Çünkü üçümüzün rolü birbirini çok yak›ndan ilgilendiriyor. Kirli elbiselerimizi y›k›yoruz. Sabah erkenden (5-6 aras›) yola ç›kaca¤›m›zdan, gece saat 22:00 olmadan yata¤a uzan›yoruz. Önümüzde ki günlerin çok daha yorucu ve zor olaca¤›ndan biraz da olsa dinlenmemiz gerekiyor. Yan›s›ra kontrol s›ras›nda rolümüze uygun bir görünüm aç›s›ndanda bu önemli. Çünkü üçümüz de büyük bir flirketin orta düzeyli yöneticileri durumunday›z. Böyle bir rolü oynayan insanlar›n gözleri uykusuzluktan kan-çana¤›na dönmüfl, saç›-bafl› kar›fl›k, giyimi-kuflam› da¤›n›k flekilde olmas› hiç te iyi olmayacak. Sabah 4.30 olmadan kalk›p trafl›m›z› oluyoruz. Kahvalt›m›z› edip, temiz ve ütülü elbiselerimizi giyiyoruz. fiimdi tam birer yönetici görünümündeyiz. Önceden bir aç›k vermemifl ve kontrol s›ras›nda rolümüzü iyi oynar isek, düflman›n bizim gerçek durumumuzu a盤a ç›karmas› çok zor. ‹ki saattir bekliyoruz. Saat 7:00 olmufl. Bizi alacak floför yoldafllardan henüz bir haber yok. Nas›l olur, normalde en geç saat alt›da yola koyulmam›z gerekecekti. Acaba bafllar›na kötü bir olay m› geldi? Yakaland›lar m›? ‹flkencede çözülme olas›l›¤› ne düzeyde? Daha önce böylesi deneyimleri var m›d›r? T.yoldafl flöförlerin bir çok yönüyle denenmifl, s›nanm›fl ve en zor koflullarda ilkelere ba¤l› kalma özellikleriyle de, bu eyaletin en iyileri oldu¤unu söylüyor. Bu cevaplar› al›nca rahatl›-

yoruz. Biraz önce yoldafllara duyulan güvensizlik güvene dönüflüyor. Fakat k›yas›ya süren s›n›f mücadelesi sadece güven temelinde yürütülemez. En sinsi, en sahtekar, en hileci ve en tehlikeli s›n›f düflmanlar›m›zla girdi¤imiz en zor ve çetrefelli kavgada en büyük güvencemiz olan ilkeler, kontrolsüz güvene kurban edilemez. ‹flte bu anlay›fltan hareketle gerekli tüm hesaplar› yaparak, yar›m saat içinde bir haber gelmezse otelden ayr›lmaya karar veriyoruz. Yar›m saat doldu. Eflyalar›m›z› toparlam›fl ç›k›yoruz. Tam resepsiyona gelmiflken, resepsiyonist “Beyefendiler size bir telefon var” dedi. T.yoldafl telefona gidiyor. Açan flöför yoldafllardan biri. Sa¤l›kl› olduklar›n› ama, araba tamirat›n›n daha bir iki saat alaca¤›n› söylüyor. Bu telefondan sonra yeniden odam›za geri dönüyoruz. Taki yeni bir telefon gelene kadar. fiimdi yeni bir sorunla karfl› karfl›yay›z. Bizi alacak yoldafllar (gerillalar) bu akflam en fazla saat 20:00’ye kadar bekleyecekler. Bilindi¤i gibi esas randevu dün akflamd›, ikinci ve son randevu ise bu akflam. E¤er araba tamirat› uzun sürerse randevu saatine yetiflmeme tehlikesi var. Üstelik yol kontrollerinde harcayaca¤›m›z zaman kayb›n› da (ki bu en pozitif olan›) buna katm›yoruz. Bekleyen yoldafllara haber b›rakam›yoruz. Tek bir çözüm var. O da, buradaki örgütlülükle iliflkiye geçerek, bir yoldafl› randevu yerine göndermek. Bunun hem riski çok büyük hemde, randevu saatinde oraya ulaflmas› çok zay›f bir olas›l›k.

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

77


78

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

Çünkü, ciddi rizikolar bir yana, sadece bu ifllerin ayarlanmas› için en az üç-befl saate ihtiyaç var. Dolay›s›yla araba tamirat›n› beklemekten ve önceki plana uygun davranmaktan daha mantl›kl› ve güvenilir bir çözüm yok. Gerillalar ile buluflma ve “Lal Salam Comrades” Araban›n tamirat› ancak saat 10:00’da bitiyor. Hemen yola koyuluyoruz. fiimdi esas sorun randevuya ulaflabilmek. Kontroller bir nevi ikinci plana düflüyor, daha do¤rusu randevuyla eflit dereceye geliyor. fiöför yoldafllar, araban›n en son sürati ne ise onu zorluyorlar. Ve, en az›ndan ilk 300 km’yi normal süreden çok h›zl› geçmemiz gerekir. Daha ileride bunun mümkünat› da yok diyorlar. Bu “patika” yollarda bu h›zla yol almak ap-ayr› bir riziko, tehlike yarat›yor. Korkumuz araban›n yeni bir sorun ç›karaca¤›. Önümüzdeki jipleri, traktörleri, otobüsleri, kamyonlar›, inekleri... ço¤u zaman araziden solluyoruz. Kanguru misali, resmen uçuyoruz! ‹çimiz d›fl›m›za geliyor. Macerac› de¤ilim ama sürekli yenilikler dolu bir hayat› yaflamay›, heyecanl›-risk-tehlike yo¤un maceralar› tatmay› seviyorum. ‹flte flimdi, tam da böylesi bir duyguyu hem tad›yor hem de yafl›yorum. Bugün, flimdiye kadar befl kontrol noktas›n› geçtik. Kimilerinde durdurulup kontrol edilmifl, kimilerinde d›flar›dan bak›larak geçmifliz. Özellikle illegal bir komünist, devrimci birey için tiyatro e¤itiminin ne kadar önemli oldu¤unu flimdi

çok daha iyi anl›yorum. Neden zaman›nda veya f›rsat›m oldu¤unda tiyatro e¤itimini almad›m? Farkl› rolleri profesyonelce oynamada tiyatro e¤itiminin çok önemli oldu¤unu bu yaz› vesilesiyle tüm yoldafllara, devrimcilere hat›rlatmak isterim. Bu dez-avantaja ra¤men kontrollerde ciddi bir sorun yaflamadan geçtik. Herkes profesyonelli¤e yak›n bir davran›fl sergiliyor. Roller iyi oynan›yor fakat heyecan dorukta. Çünkü hala her yeni bir km bizi daha büyük tehlikelere yaklaflt›r›yor. Ne tuhaf bir çeliflki! Bir tarafta yeni bir km. de daha büyük tehlikeye yaklafl›yorken, di¤er tarafta daha büyük umut ve hedefe ulafl›yoruz. Tehlike ve umuda ulaflma iç-içe, yan-yana. ‹flte diyalekti¤in temeli, çeliflme yasas›! Akflam üstü saat beflten sonra, gün yavafl yavafl kararmaya ve günefl yar›n sabah›n erken saatlerinde yeniden do¤mak ve yeni bir yaflam›n müjdesini vermek üzere batmaya bafllarken ben, köylerden-kasabalardan, yoldan gelen geçen ve hain projektörlerini üzerimize çevirerek av bekleyen düflmanlar›m›za görünmemek ama, yar›n, sabah›n en erken saatlerinde güneflin karanl›¤› giyotin alt›na ald›¤› ve parlak k›z›l ›fl›nlar›yla da günü ayd›nlatt›¤› umuda yolculuk müfrezesinde bana ayr›lan yeri bofl b›rakmamak için, arabada yüzümün görülemeyece¤i flekilde zorunlu olarak yoldafllar›n kuca¤›na uzanarak ‘uyku’ya dal›yorum. Art›k bundan sonra aç›k tenli insan çok dikkat çeker. Düflman hilesine karfl› devrim-

ci hile ile cevap vermek, s›n›f kavgas›n›n bir baflka temel sorunudur. Bunu s›n›f mücadelesinin temel bir sorunu olarak görmeyen bir KP veya devrimci örgütün mücadeleyi ilerletmesi çok zor, hatta imkans›zd›r. Koyu bask›, zulüm ve “av” peflindeki hainler kol-geziyor buralarda. Kimi zaman sadece düflman uyutmaz bizi, zorunlu olarak ‘uyuyaca¤›m›z’ zamanlar da olur. T›pk› flimdi oldu¤u gibi! Arama s›ras›nda ‘uyuyor’ numaras›n› çekece¤im, uyand›r›ld›¤›m da senaryoda ki rolümü oynayaca¤›m. Araba içinde iki gündür farkl› yo¤unlukta devam eden siyasal sohbetlerimizi sonland›rm›fl bulunuyoruz. Art›k Maoist halk gerillalar› ile devlet güçlerinin yo¤un olarak çat›flt›¤› bölgedeyiz. Müzi¤i çok yüksek sesli dinleyen ergenlik yafltaki gençler gibi, bizde zorunlu olarak sevda yüklü güzel Hint müzi¤ini çok yüksek sesten dinlemeye bafll›yoruz. Bu bölgede kontrol noktalar›n›n olup-olmamas› fark etmiyor. Her tarfta yollarda, kasaba ve köy caddelerinde asker-polis arabalar› cirit at›yor. Özellikle flehir-kasaba-köylerin içinden geçerken (ineklerin yolu tutmas› tehlikeyi daha da art›r›yor) arabam›z herkesin, baflta da devlet güçlerinin yo¤un projektörü alt›nda. fiimdi tehlike her yönüyle doruk noktada, ölüm her an kap›m›z› çalabilir. Hem avc›lar hem de avlanma olas›l›¤› yüksek olanlar flimdi burun buruna. Hele ki önceden ufak tüyolar vermifl, minnac›k aç›klar b›rakm›fl isek “Tuzla katliam›” misali, sorgusuz-sualsiz kurflun ya¤muruna tutulabiliriz. Dur-


79

eyalet ve bölgelerde son bir kaç y›lda kurulmufl. Kurulufl amaçlar› Halk Savafl›’n›n ne pahas›na olursa olsun bast›r›lmas›, ezilmesidir. Tüm Hindistan çap›nda say›lar› befltir. Durduruluyoruz. Ben, üstü battaniye ile örtülmüfl flekilde hala yüzü koyun ‘uyuyorum’. Özel olarak kald›r›lmad›¤›m sürece kalkmayaca¤›m. Hintçe ve x dilini konufluyorlar. Soru-

madan ben uyanm›fl numaras›n› yaparak kalkay›m diye düflünüyorum. Sonra vaz geçiyorum. Çünkü flu ana kadar herfley yolunda. ‹lgi uyand›racak birfley bulamay›nca ve yat›r›m amaçl› bölgeye geldi¤imiz için b›rak›l›yoruz. Ne de olsa milyonlarca dolar yat›r›m yapaca¤›z. “Serbest pazar ekonomisi”ne daha etkili ve h›zl› geçmek isteyen Hint e¤emen s›-

geçiyoruz. En deneyimli ve haz›rl›kl› olanlar da flöför yoldafllar. Herfleye haz›r vaziyette, tetikteler. Buras› en az on bin güvenlik görevlisinin (merkezi-eyalet askeri, polisi, kontrgerillas›, sivili, resmisi, iflkence merkezi, enformasyon merkezi, operasyonlar› planlamakoordine merkezi...) bulundu¤u çok büyük askeri bir merkez. Önünden geçiyoruz. Bu merkezler Halk Savafl› mücadelesinin güçlü oldu¤u

lar soruluyor, gayet mant›kl› ve yerinde cevaplar veriliyor. Kimlikler (benim hariç), belge ve dökümanlar gösteriliyor. Çok profesyonel haz›rland›¤› için bir sorun ç›km›yor. Araban›n içine, d›fl›na bak›yorlar. Beni soruyorlar, arkadafl›m›zd›r, çok yorgundur uyuyor diyorlar. Tabi ki beni de Hintli san›yorlar. Havan›n da çok s›cak olmas› nedeniyle terden bo¤uluyor gibiyim. Beni sorduklar›nda bir an, onlar kald›r-

n›flar› için d›fl yat›r›m, “bizim yat›r›m›m›zla” daha büyük önem kazan›yor. Hepimiz derin bir nefes al›yoruz. Ama daha hiç bir fley afl›lm›fl de¤il. B›rak›lmam›z bir numaradan ibaret olabilir. Ki böyle olmasa da, randevu yerine kadar her an tekrar durdurulabiliriz. Fakat bir avantaj›m›z var. Merkezin önünde durdurulup b›rak›lm›fl olmak. Hala 60 km yolumuz var. Saat flu an 19:00 Randevuya sadece

PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

durularak “adressiz sorgular” gibi iflkenceli sorgulara al›n›p katledildikten sonra, ölü bedenlerimiz “ç›kan çat›flmada vuruldular” süsü verilerek bir ormana b›rak›labilinir... fiimdi iflkenceli sorguda nas›l bir tav›r sergileyece¤imi planl›yorum. fiu an belki de yolculu¤umuzun en tehlikeli, en zor aflamas›ndan, “s›rat köprüsü”nden


PART‹ZAN 39•A¤ustos 2001

80

bir saatimiz kald›. Acaba yoldafllar bir saat daha beklerler mi? Bize bu tolerans› gösterirler mi?.. Olursa çok iyi, olmazsa çok kötü. Bunca zorluklar›, tehlikeleri aflt›ktan sonra, randevuyu kaç›rarak ileri gidememek, sürece kat›lamamak... Ne kadar kötü. Bunu düflünmek bile insana ac› veriyor. Randevuya yetiflebilmek için tehlike dolu zifiri karanl›kta daha h›zl› yol almaya bafll›yoruz. Tehlike ve umut kar›fl›m› heyacan dorukta. Ne pahas›na olursa olsun yetiflmemiz gerekir. “Yoldafllar belki yar›m saat daha bekleyebilirler ama bir saat asla” diyor olgun yafltaki flöför yoldafl. Art›k yolda asker-polis arabas›, jipleri d›fl›nda motorlu tafl›tla fazla karfl›laflm›yoruz. Çok s›k ormanlar›n aras›ndan geçiyoruz. Yoldan karfl› karfl›ya s›k s›k geyik, yaban geçileri, tavflan, domuz... geçiyor. Saat 8’zi yirmi dakika geçiyor. Müzik sesini baflta azalt›yor sonra tamam›yla kesiyoruz. Araban›n h›z› giderek yavafll›yor. Uzand›¤›m yerden kalk›yorum. Herkesin çeneleri s›k›ca kenetlenmifl, a¤›zlar› kapat›lm›fl, nefesleri tutulmufl. Dilini yutmuflcas›na bir sessizlik çöküyor. fiöför yoldafllar sa¤a-sola, arkaya ve önden gelen bir araba varm› diye çok dikkat ediyorlar. Dört gözlerini açarak, çok titiz flekilde etraf› kontrol ediyorlar. Hepimiz randevu yerine yak›nlaflt›¤›m›z› his ediyoruz. Hepimiz etrafa çok dikkatli bak›yoruz. Bu zifiri karanl›kta yol kenar›nda odun tafl›yan üçdört genç kad›na rastl›yoruz. Sonra bir yayla önünde birbiriyle sohbet eden baflka kad›n-

lar. 500-600 metre ileride yafll› bir kaç insan›, sonra bafllar› üzerinde testilerle su tafl›yan kad›nlar. ‹lgi çeken hiç bir emare yok. Herkes iflinde-gücünde. Daha sonra (yaklafl›k 1 km sonra) yol kenar›nda oynayan dört-befl genç k›z. Onlardan sonra gene orta yafll› bir kaç kad›n ve daha ileride yafll›lar gözümüze çarp›yor. Arabada, kimsede tek ses yok. fiöförlerimiz arkay› ve önü bir kez daha kontrol ederek, arabay› ana yoldan ç›kararak x yönüne do¤ru sürüyorlar. Biraz ileride araban›n ›fl›klar› söndürüldü. S›k orman›n aralar›ndan araban›n önüne h›zla ellerinde el feneri bulunan kad›nl›-erkekli 4-5 insan ç›kt›. Fakat araba hala hareket ediyor. Onlar, ellerindeki el feneriyle araban›n önünde h›zla koflarak arabaya yol gösteriyorlar. Arazide yol al›yoruz. Yaklafl›k 500 metre sonra arabam›z duruyor. Biz arabadan daha afla¤› inmeden 8-10 kiflilik bir gerilla grubu etraf›m›z› sar›yor. Evet baflard›k! fiimdi hem ayr›l›k hem de buluflma zaman›. Grubun komutan› oldu¤unu sonradan ö¤rendi¤imiz yoldafl ve di¤er gerillalar hizaya girerek bizleri tek tek selaml›yorlar. Çok düflük bir ses tonuyla komutan ve di¤erleri “Lal salam comrades” diyor. Art›k bu cümle etle kemik gibi beynimize, yüre¤imize iflliyor. ‹ki ay süresince yüzlerce, binlerce kez bunu hem kullan›yor, hem de duyuyorum. Hiç bir ses ç›karmadan, el iflaretleriyle anlaflarak çantalar›m›z› arabadan ç›kar›p s›rtl›yoruz. En fazla 6-7 dakika içerisinde herkes haz›r.

Komutan›n talimat›yla s›raya diziliyoruz. Üç gündür bizimle beraber olan flöför yoldafllarla art›k ayr›l›k an›. Birbirimize yoldaflça sar›larak, birbirimizin mücadelesinde baflar›lar diliyoruz. Yan›s›ra, bizi karfl›layan örgütlenmeden sorumlu sivil giyimli, köylü görünümlü befl yoldaflla da ayn› anda hem bulufluyor, hemde vedalafl›yoruz. Son befl km’de gördüklerimiz ve de görmedi¤imiz bir çok fley yoldafllar›n bizleri karfl›lamak üzere oluflturduklar› örgütlenme imifl. Lal salam, kurtuluflun flah damar› düflman›n korkulu rüyas› Hindistan Partizanlar›! Lal salam, yoksul halk›n bilincine umut afl›layan düflman›n beynini gürz gibi parçalayan Naksalc›lar! Lal salam, Naksalbari isyan›ndan direnifl ilham›n› alan, Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimiyle donanarak ba¤›ms›zl›k ve özgürlük için dereleri-tepeleri, büyük nehirleri yüce da¤lar› aflan gerilla! Lal salam! Bizi karfl›layan yedi kiflilik bir gerilla grubu. Ve yanlar›nda o bölgeden örgütlü iki milis var. Grup komutan›, T.yoldafl arac›l›¤›yla kendisini bize tan›t›yor. ‹smi Rajman. Bu bölgenin iyi tan›nan komutan›. Çal›flkanl›¤›, fedakarl›¤›, düflman karfl›s›nda ki uyan›kl›¤› ve bitmez-tükenmez enerjisiyle nam salm›fl biri. Yan›ndaki gerillalar bölgenin en tecrübeli ve deneyimlileri. Özel olarak seçilmifl. Rajman, bir sonraki grupla buluflana kadar bizim komutan›m›z olacak.


BELGELERLE TKP/ML - 3 Karadeniz Da¤lar›’nda TKP/ML T‹KKO gerillalar›yla röportaj ve izlenimler

RÜZGAR B‹ZDEN YANA ES‹YOR...

Umut Yay›mc›l›k

› t k › Ç t u k -O u k O


“Hiçbir suçu kabul edecek de¤ilim, kendimi halktan kopartmak istedi¤im için de¤il, suçsuz oldu¤um için. Kabul edece¤im tek birfley varsa, o da bu iktidar mücadelesinde yenik düfltü¤ümdür. fiimdi siz iktidar sahibisiniz, dolay›s›yla insanlar› suçlayabilir, suçlamalar›n›za destek olarak yalan deliller uydurabilirsiniz. Ancak e¤er Çin’de ve dünya çap›nda halk› aldatabilece¤inizi san›yorsan›z, tamamen yan›l›yorsunuz. Tarihin mahkemesinde yarg›lanan ben de¤il, sizin küçük çetenizdir.” Çiang Çin, savunmas›ndan

Profile for Partizan Dergisi

Partizan Sayı 39  

Partizan Sayı 39  

Advertisement