İşçi-Köylü Sayı 26

Page 1

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü www.iscikoylu.org

Say›: 2004-2

26

*Y›l:2 *17-30 Ocak 2004 *Fiyat›: 750. 000 TL ISSN:1303-9350

fiehitlerimizden ald›¤›m›z güçle

HALK SAVAfiINI BÜYÜTEL‹M SALDIRILAR MÜCADELEM‹Z‹ BO⁄AMAZ Emperyalizmin ve yerli uflaklar›n›n tüm dünyada ve ülkemizde gerçeklefltirdi¤i sald›r›lar halk› hiç bu kadar yoksullaflt›rmam›fl, iflsizlefltirmemiflti. Bugün iflsizlik ve açl›k halk›n yaflad›¤› en büyük sorun. 2004 y›l› için egemenlerin aç›klamalar›na bakt›¤›m›zda bu sorunlar›n daha da büyüyece¤inin somut sinyallerini görüyoruz. Emperyalistler ve onlar›n her türden çanak yalay›c›lar› sars›lan egemenliklerinin yeniden tesisi için Irak’ta halk› kad›n, çocuk, yafll›, genç demeden katlediyorlar, zenginliklerini ya¤mal›yorlar. Ancak tüm bu ç›rp›n›fllar› bofluna. Çünkü onlar halk›n öfke ve tepkisini almaya devam ediyorlar.

GÜCÜMÜZ HAKLILI⁄IMIZDA ABD askerlerinin Irak’ta yapt›klar› bir ev bask›n›nda yafll› bir Irakl› kad›n›n askerlerin üzerine att›¤› bomba halklar›n meflru mücadelesinin sembolüdür. Yurtlar›n› ve topraklar›n› savunman›n meflrulu¤u ve cesareti, emperyalizme duyulan kin ve öfkenin sembolüdür ayn› zamanda. Emperyalizmin yenilgisinin teminatlar›ndan biri de budur; onlar›n u¤runa ölecek kadar inand›klar› bir davalar› ve inançlar› yoktur. Bu yüzden de Irak’ta bekledikleri sonu alamayarak yenilgi yafl›yorlar.

BU GÜÇLE fiEH‹TLER‹M‹Z‹ ANIYORUZ Proletarya Partisi’nin ve enternasyonal proletaryan›n on binlerce flehidi özgür bir gelecek u¤runa yaflamlar›n› feda ettiler. Ocak ay›n›n son haftas›nda hepsini, devrim harc›na yapt›klar› önemli katk›lar› bilince ç›kararak an›yoruz. Devrim ve ezilenlerin umudu olma bilincini daha fazla kavrayarak b›rakt›klar› büyük mirasa bu bilinçle sahip ç›karak halk savafl›n› büyüterek ad›mlar›m›z› h›zland›ral›m.

SÖYLEfi‹

Veli Büyükflahin

“Yerel yönetimler halk›n yönetimle en yak›n oldu¤u yerdir. Türkiye’deki anayasal sistemde, herfley Ankara’dan yönetilir ve taflraya atam›fl oldu¤u temsilcileri vas›tas›yla ülkeyi yönetir. Hiçbir sürecinde halk yoktur. Mecliste seçilenler hariç, tabi seçim sistemi de elefltiri konusudur. Merkezi hükü-

met ad›na görev yapanlar›, kentleri yönetenleri halk seçmemifltir. Halk taraf›ndan seçilenler ‹l Genel Meclis üyeleri, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ve belediye baflkanlar›d›r. Bunlar da merkezi hükümete tabidir. Yetkileri k›s›tl›d›r. Yerel yönetimler iyi de¤erlendirilirse halk›n iktidara kat›l›m›n›n, söz ve karar süreçlerine kat›l›m›n en önemli araçlar›ndan bir tanesidir.” Sayfa 14-15

‹flçi-köylü’den

BEDEL ÖDEMEY‹ GÖZE ALAMAYANLAR ZAFER‹ KAZANAMAZLAR! Sayfa 30


17-30 Ocak 2004

2

26

Ayazma Halk› Sorunlar›na Sahip Ç›k›yor Ankara’da Mamak Belediyesi’ne ba¤l› Ege Mahallesi. Söz konusu olan mahalle eskiden çöplük olarak kullan›lan bir alan. Seçim öncesi yoksul insanlara bu alan gösterilerek “evlerinizi yap›n, tapular›n›z yolda” sözü veriliyor; ancak seçim sonras› söz verenleri görmek pek mümkün olmuyor. Zamanla, Çankaya’ya çok yak›n olmas› devletin ve arazi mafyas›n›n ifltah›n› kabart›yor. 2000-2001 y›llar›nda, zeminde metan gaz›n›n yo¤un birikimi oldu¤u ve her an patlamaya haz›r bir bomba oldu¤u iddia ediliyor. Tabi ki 2. Ümraniye vakas›n›n yaflanmas›n›n istenmedi¤i de özellikle belirtilerek. Halk› ikna edemeyen devlet y›k›m ekiplerini toplayarak mahalleyi y›kmaya çal›fl›yor ancak mahalle halk› mahalenin girifllerine barikatlar kurarak geceli gündüzlü nöbet tutup direnifle geçiyor. Günler süren direnifl sonucunda evler y›k›lam›yor. Devlet geri ad›m at›yor. Ama bu sorun halen mahalle halk›n›n gündeminde, y›k›m için yine geleceklerini biliyorlar. Çünkü mahalenin kurulu oldu¤u arazi her geçen gün biraz daha de¤erli hale geliyor. Mahalle halk› yine ayn› cevab› verece¤ini dile getiriyor, çünkü evlerinden baflka kaybedecek bir fleyleri yok. Küçükarmutlu, ‹stanbul’da bir gecekondu semti. Buradaki gecekondular da y›k›lmaya çal›fl›l›yor. Nedeni ise Bo¤az’a yak›n, manzaral›, Anadolu yakas›na rahat ulafl›labiliyor olmas› vb. Buras› da y›k›lmak istendi, isteniyor. Sonuç devlet aç›s›ndan Ege Mahallesi’ndeki gibi yenilgi oldu olmas›na. Ama flimdi de buradan vazgeçmedi¤ini göstererek, mahallenin bir üniversiteye tahsis edilen alan üzerine kurulu oldu¤unu iddia ediyor. Küçükarmutlu halk› da, kendilerine yaflayabilecekleri bir yer gösterilmezse “cevab›m›z ayn›

olacakt›r” diyor. Ayazma Mahalesi de ‹stanbul’un gecekondu semtlerinden sadece biri. Bütün gecekondu semtlerinde yaflanan sorunlara sahip. Yollar› yok, okullar evlere 4 km uzakl›kta, sular› akm›yor... Son 1,5 ayd›r da elektirikleri kesik. “Mahalle giriflinde bulunan trafo yand›¤› için”. Mahalle halk› bu sorunu çözmek için 1,5 ayd›r çalmad›k kap› b›rakmam›fl, fakat herhangi bir sonuç alamam›fl. Ayazma Mahallesi muhteflem bir görünteye sahip Olimpiyat Stadyumunun karfl›s›nda bir gecekondu semti. Devlet mahalle sakinlerine hazine arazisini kulland›klar›n› söyleyip evlerini y›kmaya çal›fl›yor. Evlerini y›kt›rmamaya kararl› olan Ayazma halk›n› b›kt›rmak için sorunlarla yüz yüze b›rak›yor. Ancak Ayazma halk› da oynanan oyunun fark›nda ve evlerini kendi elleriyle teslim etmeye hiç niyetleri yok. Zaten mahalle sakinlerinin büyük ço¤unlu¤unu T. Kürdistan›’nda evleri yak›larak zorla göççettirilen Kürtler’den olufluyor. T. Kürdistan›’nda yaflad›klar› olaylardan da deneyim kazanan Ayazma halk› mahallenin sorunlar›n›n çözülmesi ve evlerinin y›kt›r›lmamas› için yap›lmas› gerekenleri biliyor. Bu amaçla 4 Ocak Pazar günü “Çocuklar›m›z› mum ›fl›¤›nda yaflatmak istemiyoruz”, “De¤il 45 gün gelin 1 gün elektiriksiz Ayazma’da yaflay›n” yaz›l› dövizler açarak “Karanl›kta yaflamak istemiyoruz”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “Elektirik hakk›m›z söke söke al›r›z” sloganlar› at›p TEM Oto yolunu trafi¤e kapatt›. Polisin bask›lar›naa ra¤men mumlar ve gazlambalar›yla yar›m saat süren yol kapatma eylemini sürdüren mahalle halk› elektirikleri verilmezse eylemlerine devam edeceklerini vurgulad›lar. (H. Merkezi)

ILPS Türkiye Seksiyonu’nun Web Sitesi yay›n›na bafllad›. Adres: ilps-turkiye.de

Rosa ve Karl Berlin’de coflku ile an›ld› 15 Ocak 1919 tarihinde proletaryan›n yi¤it önderlerinden Rosa Lüxsemburg ve Karl Liebknecht Alman devleti taraf›ndan katledilmiflti. Onlar gerek partili durufllar› ile gerekse teorik bak›fl aç›lar› ile Almanya devrimci hareketenin en önde gelen isimleri idi. Katledilifllerinin üzerinden y›llar geçmesine ra¤men Rosa ve Karl kalabal›k kitleler taraf›ndan her y›l çeflitli etkinlikler ile an›l›yor. Bu y›lda binlerce insan 11 Ocak Pazar günü yap›lan yürüyüflte bir araya geldi. Çeflitli kurum, kurulufl ve partilerin yan›nda TKP/ML tarf-

tarlar› da yürüyüfle kat›ld›lar. Rosa ve Karl’›n büyük boy resimlerinin bulundu¤u pankant›n aç›ld›¤› yürüyüfl boyunca çeflitli sloganlar at›ld›. Bu kurumlar›n yan›nda AT‹F’te bu y›l sosyal haklar›n k›s›tlanmas› ile ilgili pankart› ile yürüyüfle kat›ld›. Yine TKP/ML taraftarlar› taraf›ndan “Alman Proletaryas›’n›n ve Üçüncü Komünist Enternasyonal’in Kahraman Önderlerinden Rosa Lüxsemburg ve Karl Liebnecht ölümsüzdür” bafll›¤› ile bir bildiri da¤›tt›. Yap›lan mezar ziyaretinin ard›ndan etkinlik sona erdi. (Berlin)

Parti ve devrim flehitlerini an›yoruz... Proletarya Partisi, 1978 y›l›nda yapt›¤› 1. Konferans›nda Ocak ay›n›n son haftas›n›, devrimci mücadelenin onlarca önderinin, binlerce militan›n›n yaflam›n› verdi¤i bir zaman dilimi olmas› nedeniyle “Parti ve Devrim fiehitlerini Anma Haftas›” olarak ilan etmifltir. Parti ve Devrim fiehitlerinin emperyalizme, faflizme ve her türden gericili¤e karfl› Demokratik Halk Devrimi hedefiyle yürüttükleri mücadelenin hakl›l›¤›n› bugün daha anlaml› k›labilmek için, onlar› anarken an›lar›na ba¤l› kalman›n ve taleplerini hayk›r›p prati¤e dökmenin çabas› ve kararl›l›¤› içerisinde olmal›y›z. Onlar› gerçek anlamda anmak, u¤runa yaflamlar›n› tereddütsüzce verdikleri davay› sahiplenip, ileri tafl›makt›r. Parti ve Devrim fiehitlerini and›¤›m›z bu hafta boyunca yapaca¤›m›z bütün etkinliklere tüm partizan kitlesini, flehit ve tutsak ailelerimizi, devrimci dostlar›m›z› ve ezilen bütün halk›m›z› ça¤›r›yoruz. Parti ve devrim flehitleri ölümsüzdür!

PART‹ZAN

işçi-köylü senin sesin!

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Halk Bankas› Laleli fiubesi: 3474/63487 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


3

26

S›n›fsal Bak›fl HER PLATFORMDA KIYASIYA ‹DEOLOJ‹K MÜCADELE Yeryüzünün ciddi bir bölümünde s›n›f mücadelesi için siper kaz›ld›¤› bir dönemden geçiyoruz. Bunun dövüflerek yap›ld›¤›na hiç kuflku yok. Zaten aksi de mümkün olamazd›. Çat›flmadan örülen siperlerin çok çabuk y›k›ld›klar› biliniyor. Siper kaz›lmas›, daha büyük muharebelere haz›rl›k anlam›na geliyor. Haz›rl›k, hiç kuflkusuz ileriye yönelik bir öngörünün, bir bilincin göstergesidir. Giderek daha fazla bilince ç›kar›lan olgu, emperyalizmin sald›r› dalgalar›n›n fliddetini art›rarak sürdürece¤i ve bunu engellemenin tek yolunun da buna karfl› koymak oldu¤udur. Üstelik bu bilinçlenme süreci, önemli bir karfl› rüzgarla çat›flma içinde yol almaktad›r. Bu rüzgar, belli ölçüde emperyalistlerin kontrolü alt›ndaki güçlerden gelmektedir. Tipik olarak küçük-burjuva, burjuva bir dizi ak›m›n bu yönde kullan›lma potansiyeli olsa da özellikle uluslararas› alanda ve platformlarda bu konumlan›fl kendisini daha net bir biçimde ifade edebilmektedir. Ne var ki emperyalistlerin denetiminde olmay›p da devrim aleyhtarl›¤› çizgisine demir atanlar da küçümsenmeyecek bir küme oluflturuyorlar. Emperyalistlerin yenilmezli¤i, mevcut dünya paylafl›m›n›n esasen de¤iflmezli¤i, devrimlerin nostalji, devrimcili¤in demode oldu¤u ve di¤er çok tekrarlanan teraneler (s›ralamaktan b›kt›k) ile yüklenilen ideolojik kampanya sürecinde reformistler heybelerini doldurdular. Tasfiyecili¤in çarklar› inan›lmaz bir h›zla dönmeye bafllad›. Zemin uygun hale gelmifl, f›rsat do¤mufltu. Tam zaman›yd›. Düflman çok cepheden genifl bir kuflatma uygulamaya çal›flt›. Bunda ne oranda baflar›l› olup olmad›¤›n› hep birlikte yaflad›k ve yaflamaya devam ediyoruz.

Bugün reformist dalgan›n etkisi hala k›r›labilmifl de¤ildir. Bunun emperyalist sald›r›lara paralel olarak gücünü koruyor olmas› da rastlant›sal de¤il birbiriyle do¤rudan ilintilidir. Zira varl›¤›n›, ideolojik olarak bu zeminde bulmaktad›r. Emperyalist burjuvazi, muhalefetinin s›n›rlar›n› çizmekte, kabul edilebilirlik ölçülerini belirlemektedir. Devrimci potansiyeli ö¤ütme, radikal ç›k›fllar› törpüleme, komünist öncüyü imha etme, kitlesel muhalefeti bast›rma ve yönlendirme ad›na çok çeflitli mekanizma ve argümanlar› devreye sokmakta, ama en önemlisi ideolojik çal›flmalar yürütmektedir. Dikkat edilirse, meydana gelen her olay (son ‹stanbul bombalamalar›ndan Saddam’›n yakalanmas›na kadar) de¤erlendirilirken bile mesele abart›l› ve a¤›rl›kl› bir biçimde ABD emperyalizmi ile iliflkilendirilmekte ve gizliden gizliye bir “kadir-i mutlak” edebiyat› yap›lmaktad›r. Esasen en çok ABD karfl›t› geçinenlerin gizli bir ABD hayran› olduklar›ndan söz etmek yanl›fl da say›lmamal›d›r. Zira ço¤u kez ifl ABD’nin yenilmezli¤ine, bafledilemezli¤ine vard›r›lmakta, uzlaflma ve nihayet teslimiyete demir at›lmaktad›r. Ayn› de¤erlendirme, “iç politika”da ABD yerine “MGK”, “Derin Devlet”, “Ordu/TSK” sözcükleri konularak yap›l›rsa, bir dizi çevrenin ayn› pozisyona sürüklendi¤i rahatl›kla görülecektir. “Küreselleflme karfl›t›” bir dizi platformlar›n, kendini “Forum” “Koalisyon” diye adland›ran en iyimser nitelemeyle bir tak›m protesto gruplar›n›n; ba¤›ran ama ›s›rmayan, esen ama ya¤mayan, tedirgin eden ama korkutmayan türden “öfke boflaltma”n›n ötesine taflmayan ufuksuz, perspektifsiz eylem anlay›fllar›,

● PETK‹M ‹fiÇ‹LER‹ ÖZELLEfiT‹RME MA⁄DURU Petrokimya Holding A.fi (PETK‹M) Alia¤a Rafinerisi’nde çal›flan 125 tafleron iflçinin ifllerine son verildi. 405 tafleron iflçinin ifline de Ocak ay› sonunda son verilece¤i ö¤renildi. PETK‹M Alia¤a Rafinerisi’nde 125 iflçinin ifllerine son verilmesi üzerine PETK‹M A Kap›s› önünde toplanan yaklafl›k 3 bin iflçi protesto gösterisi yapt›. ‹flçiler, “PETK‹M halk›nd›r, halk›n kalacak”, “‹flçiye uzanan eller k›r›ls›n”, “IMF defol, bu memleket bizim”, “‹flçi düflman› AKP, iflbirlikçi AKP” fleklinde slogan att›. Burada bir aç›klama yapan Petrol-‹fl Alia¤a fiube Baflkan› ‹brahim Do¤angül, ocak ay› sonuna kadar birçok iflçinin ç›k›fllar›n›n verilece¤ini ö¤rendiklerini belirterek, “PETK‹M iflçisi buna izin vermez, vermeyecektir. Tafleron iflçilerden 430 kifli sendikam›z üyesidir. Ma¤dur olmalar›na asla izin vermeyece¤iz” diye konufltu. ‹flten ç›kartmalar› özellefltirmelere ba¤layan Do¤angül, PETK‹M Alia¤a’da 530 iflçinin uzun zamand›r tafleron olarak çal›flt›¤›na ve kadrolu iflçilerle ayn› ifli yapt›klar›na dikkat çekerek, “Bu insanlar iflten ç›kar›lmay› hak etmiyor, illa bir fley yapacaksan›z kadroya al›n” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan iflçiler ifllerinin bafl›na döndü. (H. Merkezi)

17-30 Ocak 2004 kabul edilebilirlik çizgisine oturmufl durumdad›r. fiiddete ça¤r› yoktur. Y›k›c› bir unsur bulunmamaktad›r. ‹flçi s›n›f›n›n önderli¤ine vurgu yap›lmamaktad›r. Halk savafl›ndan bahsedilmemektedir. Devrimlerden söz edilmemektedir. Marksizm-Leninizm-Maoizm’den özenle uzak durulmaktad›r. Emperyalizm ve faflizm sözcükleri dahi yerlerini art›k “küreselleflme”, militarizm, gericilik, otoriterizm vb. daha “yumuflak” sözcüklere terk etmifl bulunmaktad›r. “Sosyalizm” yerine “baflka bir dünya” denmektedir. “Komünizm” yine tabu haline gelmifltir. Bu durumun bir baflka nedeninin meydan›n bofl b›rak›lmas› oldu¤u aç›kt›r. Yani komünist öncü, uluslararas› arenada ideolojik rolünü oynayamam›fl ve özellikle de 1990’lardan sonra geliflen yo¤un kampanyaya karfl› MLM’i her türden burjuva ideolojisinin sald›r›lar›na karfl› koruyamam›fl, savunamam›flt›r. Bu ayn› zamanda, bu süreçte dünyada yaflanan geliflmelere karfl› do¤ru aç›l›m ve çözümlemeler getirme konusunda da yeterli ve bütünlüklü bir hat oluflturulamad›¤› anlam›na gelmektedir. Bu süreçte bir dizi geliflme karfl›s›nda bir çok KP önderli¤i do¤ru tav›rlar tak›n›p, do¤ru belirlemeler yapt›ysa da, bunlar› bütünlefltirerek dönemsel bir analiz haline getirmek ve emperyalizmin ideolojik kampanyas› karfl›s›nda uluslararas› proletaryay› silahland›rmak mümkün olamad›. Yerine getirilememifl olan bu görev daha da a¤›rlaflm›fl olarak hala omuzlar›m›zdad›r. Revizyonizm, troçkizm ve reformizmin gemi az›ya ald›¤›, tasfiyecili¤in bulafl›c› hastal›k haline geldi¤i, bütün bunlarla etkileflim içinde ideolojik çürümenin kaç›n›lmaz olarak kendini ciddi bir biçimde dayatt›¤› koflullarda, MarksizmLenizm-Maoizm bayra¤›n› yukar›ya kald›rmak zorunday›z. Buna, Mao Zedung yoldafl›n Marksist-Leninist ö¤retiden süzerek BPKD’nin dersleriyle bize aktard›¤› deneyler ve sonras›nda baflta ÇKP olmak üzere dünya genelinde yaflanan çok say›da pratikten ç›kard›¤›m›z son derece önemli

analizler yeterince aç›klay›c› sonuçlar sunmaktad›r. Hiçbir KP’nin revizyonizme, her türden oportünizme, reformizme vd. ak›mlara karfl› k›yas›ya bir ideolojik mücadele yürütmeden s›n›f mücadelesini baflar›ya ulaflt›rmas› mümkün olamam›flt›r. Bu gerçekli¤in ne anlam ifade etti¤i günümüzde herhalde daha iyi görülmektedir. Dünyada oldu¤u gibi ülkemizde de bu tür ak›mlardan envai çeflit bulunmaktad›r. Yine 1990’lardan sonraya bak›ld›¤›nda, özellikle de 11 Eylül sonras› yak›ndan incelendi¤inde görülecektir ki emperyalizm karfl›s›nda toplu secde etme seanslar› düzenlenmeye bafllanm›flt›r. Neredeyse bütün hareketlerde flu veya bu biçimlerde bükülmeler, en “iyi” durumdakilerde ise “vatanseverlik”, “kuvay-› milliye” edebiyat›, “kuzey kürdistan” keflifleri, “kürt” kart›/dostu/hesab› vurgular› belirgin biçimde seçilir olmufltur. Seçim Bloklar› ‹ttifaklar›, çeflitli tipte platformlar, yar›-legal parti oluflumlar› fleklinde tezahür ederek düzen içileflmenin ve ehlileflmenin bu süreçteki izdüflümleri oldular. “Gazetecilik” sevdas›ndan herkesin özellikle bir dönem nas›l pay›n› ald›¤› zaten biliniyor. Ancak bunu ci¤erlerine virüs olarak yerlefltirmeyi tercih edenler, öyle yaflay›p gitmeyi sürdürüyorlar. Proletarya Partisi’nin tarihi dünya ve ülkemiz süreci aç›s›ndan oldukça çalkant›l› bir döneme karfl›l›k gelmektedir. Kurucu ve önder kadrolar düzeyinde önemli kay›plar verdi, büyük ihanetler, darbeler ve ayr›l›klar yaflad›. Ne d›fl flartlar, ne de içerideki ayak ba¤› unsurlar hiçbir biçimde belirleyici bir gerekçe oluflturamasalar da eksik ve geri kal›fllar›m›z› bu olgulardan tamamen ba¤›ms›z da yorumlayamay›z. S›n›f›n› temsil etmeye lay›k bir KP hem uluslararas› alanda, hem ülke içinde hem de kendi içinde bütün s›n›f d›fl› ak›mlarla ve unsurlarla uzlaflmaz bir ideolojik mücadelenin alt›ndan baflar›yla kalkabilme yetisine sahip olabilmelidir. Gelmeyi hedefledi¤imiz ve gelece¤imize inand›¤›m›z nokta budur.

Gebze Sendikalar Birli¤i, cam iflçilerine destek oldu Gebze Sendikalar Birli¤i, fiiflecam grevinin yasaklanmas› ve Kamu Yönetimi Temel Kanunu’na tepki göstermek amac›yla 11 Ocak günü Gebze’de bir bas›n aç›klamas› yapt›. Saat 12:30’da Ö¤retmenevi önünden bafllayan yürüyüfl boyunca s›k s›k "Direne direne kazanaca¤›z", "Kahrolsun IMF iflbirlikçi AKP", "Grev hakt›r engellenemez" vb. sloganlar at›larak Gebze Meydan›’na gelindi. Burada bir aç›klama yapan Kristal-‹fl Genel Baflkan› Mustafa Bahçeci flöyle dedi; "Cam iflçisinin grevi ilk defa erteleniyor, daha önce 1966’da da engellendi. 8 Aral›k 2003 günü milli güvenlik gerekçe gösterilerek grevimiz ertelendi. Bu grevin ertelenmesinde Çimse-‹fl Sendikas› ve hükümet iflbirli¤i içinde hareket ediyorlar. Cam iflçisi 4 y›ld›r Eskiflehir fiiflecam’da esir gibidir. 110 gündür 365 cam iflçisi kap›da tutuluyor, buradan Çimse-‹fl Sendikas›’n› ve Eskiflehir fiiflecam yöneticilerini lanetliyorum" diyerek sözlerini noktalad›. Aç›klaman›n ard›ndan Eskiflehir ve Gebze cam iflçileri karfl›l›kl› sloganlarla dayan›flma içinde olduklar›n› gösterdiler. (Kartal)

● TPAO ‹fiÇ‹LER‹ ANKARA’YA YÜRÜYECEK Petrol-‹fl Sendikas› Batman fiube Baflkan› Nimetullah Sözen, Türkiye Petrolleri Anonim Ortakl›¤›’nda (TPAO) geçici olarak çal›flan 650 iflçinin sözleflmelerinin yenilenmemesi nedeniyle eylem karar› ald›klar›n› aç›klad›. Eylem karar›n› iflçilere bildiren Sözen iflçilere “Ankara’ya yürümeye haz›r olun” dedi. Nimetullah Sözen, geçici iflçilerin sözleflmelerinin yenilenmemesi nedeniyle 4 Ocak günü ifle gittiklerini ama çal›flmad›klar›n› dile getirdi. Aç›klamas›n›n devam›nda Sözen iflçilere; “Eyleme ailelerini haz›rlamalar›n› ve hep beraber Ankara’ya gideceklerini, orada kamp kuracaklar›n› ve haklar›n› geri almadan dönmeyeceklerini” dile getirdi.


26

4

17-30 Ocak 2004

Çi¤li’de tafleron iflçiler iflten at›ld›

Çi¤li Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu bulunan Teks-Boy Hizmetleri adl› tafleron firmada çal›flan 59 iflçi, 31 Aral›k 2003 tarihinde firma sahibi Abdurrahman Özarslan taraf›ndan “zarar ediyoruz” denilerek iflten at›l-

m›flt›. Oysa patronun as›l amac›, sendikal örgütlenmeyi da¤›tmakt›. Özarslan’›n 59 iflçiyi sendikaya üye olmaktan vazgeçirip kendine ait baflka bir firma olan Sera Boyac›l›k’ta yeni flartlarla ifle almak istedi¤i; fakat iflçilerin

buna karfl› ç›kt›¤› ve bu yüzden iflten at›ld›klar› ileri sürüldü. 31 Aral›k’ta iflyerine gittiklerinde ellerine ç›k›fl belgesi verilen iflçiler, Tekstil-‹fl Sendikas›’na ça¤r›da bulunarak, kendilerine sahip ç›k›lmas›n› istemiflti. ‹flçiler, Çi¤li Organize Sanayi Bölgesi’nde tekstil ifl kolunda örgütlü hiçbir sendikan›n bulunmad›¤›na dikkat çekerek, çal›flma yap›ld›¤› taktirde iflçilerin hepsinin sendikalara üye olabilece¤ini belirtmiflti. ‹flçilerin hala iflyerlerine al›nmamas› üzerine Tekstil-‹fl Sendikas› Genel Baflkan Yard›mc›s› Selahattin Eruyan›k firma binas›n›n önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamada Çal›flma Bakanl›¤›’n›n iflyerinden çal›flanlar›n listesini istedi¤i günden itibaren patronun iflçileri istifaya zorlamaya bafllad›¤›n› belirten Eruyan›k, firma sahibinin bunu baflaramayaca¤›n› gördü¤ünü ve hileli yollara baflvurdu¤unu ileri sürdü. Pat-

ronun bu iflyerinde çal›flmakta olan iflçileri Sera Boyac›l›k adl› bir firmada çal›fl›yor gösterdi¤ini belirten Eruyan›k, “‹flçilerin sendikal› oldu¤unu ö¤rendi¤i zaman kap›lar›na kilit vurmaya karar veren ve iflçileri iflten ç›karmak zorunday›m diyen firma iflte bu firmad›r” dedi. Bunun patronlar›n her zaman baflvurdu¤u yöntemlerden biri oldu¤unu dile getiren Eruyan›k, “Biz bu yollar› çok gördük. Bu hileli ifllemlerin takipçisi olaca¤›z. Yasad›fl› yollarla iflçilerin yasal ve anayasal haklar›n› kullanmas›n› engellemeye çal›flan Abdurrahman Özarslan ve di¤er firmalar›n peflini b›rakmayaca¤›z” fleklinde konufltu. Aç›klamadan sonra iflçiler, “‹nad›na sendika, inad›na D‹SK”, “Sendika hakk›m›z engellenemez”, “Yaflas›n iflçilerin birli¤i”, “Yaflas›n onurlu mücadelemiz” fleklinde slogan atarak da¤›ld›. (H. Merkezi)

Nüvel Deri’de direnifl sürüyor 12 Aral›k 2003 tarihinde patron Nüvel Deri iflçilerinin bütün haklar›n› gaspederek iflten ç›karm›flt›r. Tuzla Deri-‹fl Sendikas› ile patron aras›nda yap›lan görüflmeler sonucunda patron iflçilerin içerdeki tüm haklar›n› 2004 y›l›n›n 7. Ay›nda bafllayaca¤›n› söylemifltir. Patron, iflçileri iflten ç›karmadan önce Çorlu’dan çal›flmak için gelen iflçilerle görüflmüfl, iflçilere gönüllü olarak iflten ç›kmalar› durumunda Çorlu’da kiralam›fl oldu¤u fabrikada çal›flabilecekleri vaadinde bulunmufltur. Deri-‹fl Sendikas› ve Nüvel Deri iflçileri bu iflten ç›karmay› kabul etmeyeceklerini ve Tuz-

la’da iflten at›lan tüm iflçiler gibi iflyerinin önünü terketmeme gelene¤ini sürdüreceklerini dile getirdiler. Nüvel Deri iflçileri 5 Ocak günü patronu uyarmak için Nüvel Deri’nin Zeytinburnu sat›fl ma¤azas› önünde bir saat oturma eylemi yapm›fllard›r. Bu eylemi tekrar iflyerlerine dönmek için bir uyar› mahiyetinde oldu¤unu belirten iflçiler, patronun tek tarafl› düflünmesi halinde ve Deri-‹fl Sendikas› ile masaya oturmamas› durumunda direnifllerinin büyüyerek devam edece¤ini ve bütün bask›lara ra¤men kazanacaklar›n› dile getirdiler. (Kartal)

Tüprafl iflçileri Ankara yolunda Türkiye Petrol Rafinerileri A.fi. Kamu Ortakl›¤› ‹daresi (TÜPRAfi) Alia¤a Rafinerisi iflçileri, TÜPRAfi’›n 65.76 oran›ndaki hissesinin blok sat›fl›na iliflkin ihalenin sonuçlanaca¤› 13 Ocak tarihinde Ankara’da olmak için 12 Ocak tarihinde yola ç›kt›. 27.6 milyon ton ham petrol iflleme kapasitesi ile Türkiye’nin dev kurulufllar›ndan biri olan TÜPRAfi’›n yüzde 65.76 oran›ndaki kamu hissesinin blok sat›fl yöntemiyle özellefltirilmesi amac›yla 7 Haziran 2003 tarihin bafllat›lan ihalenin sonuçlar› 13 Ocak’ta aç›klanacak. TÜPRAfi’›n özellefltirilmesi protesto etmek

amac›yla geçti¤imiz günlerde iflbafl› yapmayarak hükümete uyar›da bulunan TÜPRAfi Alia¤a Rafinerisi iflçileri ise 13 Ocak’ta Ankara’da olmak için yola ç›kt›. AKP hükümetinin, bölgenin en büyük, Avrupa’n›n ise yedinci büyük rafineri flirketi olan TÜPRAfi’› elden ç›karma çabas› içinde oldu¤unu belirten Petrol-‹fl Alia¤a fiube Baflkan› ‹brahim Do¤angül, uygulanmaya çal›fl›lan politikan›n ne ekonomik, ne de toplumsal bir aç›klamas›n›n olmad›¤›n› söyledi. Hükümetin TÜPRAfi’› satmay› baflaramayaca¤›n› ileri süren Do¤angül, yapa-

caklar› eyleme iliflkin de flu bilgileri verdi: “TÜPRAfi ihalesinin sonuçlar›n›n aç›klanaca¤› 13 Ocak 2004 tarihinde TÜPRAfi çal›flanlar› da bu ihaleyi protesto etmek için Ankara’da Özellefltirme ‹daresi’nin önünde bulunacakt›r. Ankaraya gitmek için yar›n saat 24.00’de yola ç›kaca¤›z. Bizler haks›z bir uygulamaya karfl› ç›kmak için bu protestoyu gerçeklefltiriyoruz.” (H. Merkezi)


5

26

17-30 Ocak 2004

Tabaksan-Deri iflçilerinin direnifli zaferle sonuçland› Tabaksan-Deri’de 20 Aral›k’ta bafllayan direnifl 31 Aral›k tarihinde Tuzla Deri-‹fl Sendikas› ile patron aras›nda yap›lan görüflmeler sonucunda iflçiler lehine sonuçland›. ‹flçiler iflten sendikal› olduklar› için ç›kar›lmak istenmifl, alacaklar› da ödenmemiflti. ‹flçilerin kararl› direniflleri sonucu patron geri ad›m atmak zorunda kalm›flt›r. ‹flçiler sendikal haklar›n› ve içerde biriken tüm haklar›n› ald›klar› için grev karar› Deri-‹fl Sendikas› taraf›ndan kald›r›lm›flt›r. (Kartal)

Emekçinin Gündemi

TÜRK-‹fi’‹N ‹DEOLOJ‹K SALDIRILARI ‹fiÇ‹ SINIFININ MÜCADELES‹N‹ GÖLGELEMEYE YETMEZ! Proletarya sadece burjuvaziyi alafla¤› etmekle kalmay›p, özgürlük ve kurtulufl mücadelesine düflman her s›n›f› tarihin o kara mahzenine atacak. Onun varl›¤›ndan korkanlar ve inkar edenler bu gerçekli¤i kabul etmeseler de tarih, bunu ço¤u kez gösterdi ve gösterecek. Türkiye’nin en büyük iflçi konfederasyonu olan Türk-‹fl Genel Baflkan› Salih K›l›ç Evrensel gazetesine yapt›¤› aç›klamada iflçi s›n›f›ndan korkusunu bak›n nas›l aç›kl›yor; “S›n›f kavram› art›k literatürden ç›k›yor. Doktor, iflçi, çiftçi eme¤inin karfl›l›¤›n› istiyor. Bunlar bir s›n›f olamaz ki, ama emek aç›s›ndan ald›¤›n›zda, emek ve sermayenin ç›karlar› ayr›fl›yor ve orada sorun ortaya ç›k›yor. Bütün herkesi kucaklayan, emek aç›s›ndan ele almak gerekiyor. S›n›f dedi¤iniz zaman karfl›da da bir s›n›f yarat›yorsunuz.” Öncelikle, s›n›flar bu söylemlerle yarat›lm›yor bay K›l›ç. S›n›flar kapitalist-emperyalist toplumun bir gerçekli¤i olarak var ve komünizme kadar da bu varl›klar›n› koruyacaklar. Ve iflçi s›n›f›, yani zincirlerinden baflka kaybedecek hiçbir fleyi olmayanlar, bu toplumu burjuvaziye ve onun, sizin gibi yardakç›lar›na karfl› yürütece¤i mücadele ile yaratacak. Hem proletaryay› hem de burjuvaziyi kapsayan ve ikisinin aras›ndaki çat›flmay› ortadan “emek” kavram›n›n yarat›c›lar› kimler? Burjuvazinin bugün varl›¤›n› sürdürdü¤ü ve ayakta kal›fl›n› borçlu oldu¤u bu emek üzerindeki sömürüsü ve denetimi de¤il midir? Kapi-

talist toplumun ortaya ç›k›fl›ndan itibaren üzerinde kendini infla etti¤i temel zemin bu eme¤in yo¤un sömürüsü de¤il midir? Marks o büyük ö¤retisini olufltururken kendinden öncekilerden farkl› ve temelden farkl› olarak tarihi materyalist bir flekilde yorumlamakla kalmad› ve onun de¤ifltirilmesi prati¤ine yöneldi. Ve bunu yine materyalist tarih anlay›fl›ndan hareketle mevcut toplumu irdeleyerek s›n›f ve s›n›f ayr›mlar›n› net olarak ortaya koydu. S›n›f mücadelesinin yasalar›n› ortaya koyarken proletaryan›n bu mücadeledeki rolünü belirledi ve bu mücadelenin gelecekteki biçimini yani bilimsel sosyalizmi özgür toplumun ad› olarak koydu. Lenin yoldafl›n deyimiyle; “Sadece Marks’›n felsefi materyalizmi, proletaryaya, o zamana kadar ki bütün ezilen s›n›flar›n içinde sefil bir hayat yaflad›klar› düflünsel kölelikten ç›k›fl yolunu göstermifltir. Sadece Marks’›n iktisadi teorisi kapitalizmin genel düzeni içinde proletaryan›n gerçek konumunu a盤a ç›karm›flt›r.” Yüzy›llard›r süregelen ve s›n›flar›n ortadan kalk›fl›na kadar da geçerlili¤ini koruyacak olan bu gerçeklik K›l›ç taraf›ndan inkar edilmeye çal›flsa da gerçek olan›n bilimsel olan oldu¤uundan hareketle proletaryan›n burjuvazi ile ortak tek bir noktas›n›n olmad›¤›n› bizler çok iyi biliyoruz. Burjuvazi kendi karfl›t› ile birlikte do¤du. Bu süreçten sonra proletarya ezilen milyonlar›n kurtuluflunu sa¤layacak tek s›n›f olarak tarihteki rolünü oy-

namaya bafllad›. Eme¤in sermaye ile uzlaflmaz nitelikte olan çat›flmas› 1800’lerden itibaren bafllayarak kimi zaman ivmelenerek kimi zaman gerilemesine ra¤men kendini sürekli korudu. ‹flçi s›n›f›n›n varl›¤›n› inkar eden Türk-‹fl Genel Baflkan› Salih K›l›ç bu duruflundan ba¤›ms›z olmayarak s›n›f sendikac›l›¤›n› reddediyor. Bunu nas›l m› teorilefltiriyor; “S›n›f sendikac›l›¤› da bana göre anlam›n› yitirmifltir. Ayr›ca da bunun 1900’lerin bafl›ndaki sanayi devrimiyle, ondan sonra sosyalizmin önünü kesen, dikkatinizi çekerim kesen, sosyal demokrat hareketin geliflimini ve dolay›s›yla, biraz da yumuflatarak demokratikleflme sürecine sokuluflunda ayr›flt›r›lan bir hareketin, slogan›n ya da ideolojinin uzant›s›d›r…” ‹flçi s›n›f›n›n varl›¤›n› kabul etmeyen bir anlay›fl›n iflçi s›n›f› ad›na bir örgütlenmeyi ya da mücadeleyi savunmas›n› beklemek san›r›z do¤ru olmayacakt›r. Türk-‹fl’in var olan mevcut prati¤i de bu anlay›fl›n somut bir tezahüründen baflka bir fley de¤ildir. Sermayenin ç›karlar› m› yoksa s›n›f›n ç›karlar› m› sorusunu sordu¤umuzda bay K›l›ç’›n verece¤i yan›t san›r›z “ikisinin de ortak ç›karlar›” olacak. ‹flçi s›n›f›n›n tepki ve öfkesini alanlarda veya salonlarda boflaltma prati¤ine sahip bu konfederasyonun iflçi s›n›f›n›n ç›karlar›n› koruma, kollama pratik ve anlay›fl› da sar› sendikal bir anlay›fl› da aflarak burjuvazinin ç›karlar›n› koruma prati¤ine denk düfler bir flekilde iflliyor. Emperyalizmin ve uflaklar›n›n bugün iflçi s›n›f› baflta olmak üzere ezilenlere yönelik sald›r›lar›n›n temelini ideolojik planda yürüttükleri sald›r›lar oluflturmakta. “‹deolojiler öldü”, “s›n›flar aras›ndaki çat›flmalar” bitti söylemleri bu dönemin moda sloganlar›. Bu söylemler birçok çevreyi etkisi

GÜNDEM OKURUNA ‹fiKENCE Mersin'in Çay Mahallesi'nde oturan Hamdullah Ak›tan 4 Ocak günü mahallede bulunan bir marketten Özgür Gündem gazetesi ald›¤› için polisler taraf›ndan kimlik kontrolü yap›ld›. Ayn› gece ise polisler taraf›ndan evine bask›n düzenlenen Ak›tan gözalt›na al›nd›. Olay sonras› ‹HD Mersin fiubesi'ne baflvuran Ak›tan yapt›¤› aç›klamada "Bindirildi¤im arabada sürekli mideme ve böbreklerime yumruklar att›lar. Beni hiç bilmedi¤im bir yere götürerek burada bana fakir olamama ra¤man gazeteyi nas›l ald›¤›m›, kimin ad›na çal›flt›¤›m› sordular. 3 saat süren iflkenceden sonra beni mahalleye getirerek burada bulunan Deliçay Deresi kenar›na att›lar" dedi Hamdullah Ak›tan ayr›ca polisler hakk›nda Mersin Cumhuriyet Savc›l›¤›'na suç duyurusunda bulundu¤unu söyledi.

alt›na ald›. S›n›ftan söz etmek ürkütücü, komünizm ise bir rüya haline geldi. S›n›flar ve s›n›flar mücadelesinden söz edilmeksizin bu çat›flmalar, daha “yumuflat›lm›fl” sözcüklerle ifade edilmeye baflland›. Burjuvazi-proletarya aras›ndaki uzlaflmaz çeliflki ara formüller bulunarak “çözülmeye” çal›fl›l›yor. ‹deolojik düzlemdeki bu hesaplaflmada ve saflaflmada K›l›ç yapt›¤› bu aç›klamalarla saf›n› kimden yana belirledi¤ini de ortaya koymufl oldu. Aç›klamalar›ndaki “ince” sald›r›lar bu ideolojik saflaflma ve kap›flmadan kesinlikle ba¤›ms›z de¤il. Emperyalizmin sald›r›lar›, s›n›flar aras›ndaki ayr›m› ve yoksullar›n daha da yoksullaflt›r›ld›¤› bir dönemi böylesine yo¤un yaflatmam›flt›. Bu çat›flmalar› her geçen gün biraz daha boyutland›r›rken ideologlar› ve onlar›n çanak yalay›c›lar› panik ve korku içinde devin uyanmas›ndan korkarak sald›rmaya devam ediyorlar. S›n›f›n sahip oldu¤u bilim onlar›n elinden al›narak güçsüzlefltirildi¤inde teslim alman›n daha kolay olaca¤›n› bildiklerinden öncelikli ve yo¤un olarak bilimsel düflünceye sald›r›yorlar. Sonuç yerine sözü yine Lenin yoldafla b›rak›yoruz; “Tarihin diyalekti¤i öyledir ki, Marksizmin teorik zaferi, onun düflmanlar›n› Marksist k›l›¤a bürünmeye zorlar. ‹çten içe çürümüfl olan liberalizm, sosyalist oportünizm olarak yeniden canlanmaya çal›fl›r. Güçlerin büyük savafllara haz›rlanmas› dönemini bunlar, bu savafllardan vazgeçmek olarak yorumlarlar. Ücret köleli¤ine karfl› mücadele için kölelerinin durumlar›n›n düzeltilmesini, sanki köleler özgür olma haklar›n› birkaç kurufla sat›yorlarm›fl gibi yorumlarlar. Korkakça, ‘toplumsal bar›fl’› (yani köle sahipleriyle bar›fl), s›n›f mücadelesinden vazgeçmeye vb. ö¤ütlerler.”


17-30 Ocak 2004

26

6

Türkiye’nin patates üretiminin 1/4’lük bölümünün karfl›land›¤› Nevflehir’de patates fiyatlar›n›n düflmesi köylüleri endiflelendiriyor. Bu konuya iliflkin Nevflehir Ziraat Odas› Baflkan› Recep Tunç’un düflüncelerini ald›k.

Nevflehirli patates üreticisi endifleli Bizler köylüyüz. Belediye seçimlerinde oy kullanmayaca¤›z. Art›k vaatlere karn›m›z tok. Al›flt›k her seçim arefesinde yalanlara.

-Kendinizi tan›t›r m›s›n›z? -Recep Tunç. Nevflehir Ziraat Odas› Yönetim Kurulu Baflkan›y›m. -Nevflehir’de üreticinin yaflam›n› sürdürmesinde en etkili ürün nedir? Bize bununla ilgili bilgi verir misiniz? -Bölgede ilk ürün patatestir. Türkiye’de hiçbir ilde görülmemifl sulu tar›m yap›yoruz. Sulama suyunu 150 ila 200 metre derinlikten elektrik tüketerek ç›kart›yoruz. Gelirinizin % 40’›n› elektri¤e yat›r›rsan›z nas›l üretici olursunuz? Sizler düflünün bizim çiftçili¤imizi. Nevflehir Türkiye patates

tüketiminin % 21.9’unu üretmektedir. Patatesin 1 kg maliyeti 166 bin TL. Bugün sat›fl fiyat› ise 120 bin lirad›r. -Bundan birkaç y›l önce Nevflehir’de patates üreticileri ürünlerini pazarlayamad›klar› için s›k›nt› yaflam›fllard›. Bunun yaratt›¤› etkilere de¤inir misiniz? -Bizler 1998’den bu yana s›k›nt› çekiyoruz. Türkiye’de üretici borçlanarak üretim yap›yor. Yaflanan krizler yine ard›ndan üretilen ürünlerin üretim maliyetinin % 300’ün alt›nda sat›l›fl› ve tar›m girdilerine gelen % 100 zam art›fllar›n›n s›k›nt›lar›n› bugün

üreticiler haciz endiflesi içinde yafl›yor. Bu nedenle ürünlerini topluca pazara sunmaya haz›rlan›yor. Bu da fiyatlar›n çok düflmesine neden olacakt›r. Bugün pazar koflullar›nda 150 bin liraya kadar düflen patates fiyatlar›, önümüzdeki günlerde daha da düflecektir. E¤er çiftçimiz ürününü bir an önce piyasaya yöneltmek isterse, fiyatlar k›sa süre içinde 100 bin lira veya daha da alt›nda bir rakama inebilir. Ancak iç piyasadaki patates arz›nda yavafllama meydana gelirse, fiyatlar üreticilerin al›nterini karfl›layacak düzeye ulaflabilir. Bu nedenle üreticilerimizin çok zor durumda kalmad›kça ürünlerini satmamalar›n› istiyoruz. -Türkiye’de uygulanan tar›m politikalar›na iliflkin ne düflünüyorsunuz? -Türkiye’de tar›m konusunda padiflahl›k gibi veya babadan o¤ula meslek devreder gibi bir politika izleniyor. Bunu 16 y›ld›r yaz›yorum, anlat›yorum. Ama bir yere varamad›k. Üretimde refaha kavuflmam›z için 1) Üreticinin kulland›¤› mazot, benzin, elektrikten vergiyi kald›racaklar, 2)

Gelir deste¤i ürün baz›nda verilecek, 3) Türkiye’de tüketilen mahsullerin belirlenerek üretimin planl› yap›lmas› gerekmekte. -Bir ziraatç› olarak bölgedeki ve Türkiye’deki köylülere öneriniz nedir? -Benim Türkiye’deki çiftçilere önerim flöyle. Sorunlar›n›n çözümünde birlik olsunlar. Bizler yak›n zamanda patates üreten il ve ilçe ziraat odalar› olarak Ankara’da, patates üreten üreticilerin sorunlar›n›n çözümü için bir araya gelece¤iz. Bu yaln›zca patates üreticisinin sorunu olmas›n diyorum. Bir de üreticilere bölgesine göre yetiflen ürünlerin hepsinden yani çeflit üreterek az üretim, kaliteli üretim yapmalar›n› öneriyorum. -Yak›n bir zamanda gerçekleflecek yerel seçimlerle ilgili ne düflünüyorsunuz? -Bizler köylüyüz. Belediye seçimlerinde oy kullanmayaca¤›z. Art›k vaatlere karn›m›z tok. Al›flt›k her seçim arefesinde yalanlara. Nas›l olsa gözümüzü toprak doyuracak. (H. Merkezi)

fiekerde oynanan oyunun son perdesi inmek üzere AKP hükümeti, fleker fabrikalar›n›n özellefltirme ifllemlerinin 2004 y›l› ortalar›nda tamamlanaca¤›n› aç›klad›. Ülkemizdeki üretimi bitirmenin ilk aya¤› IMF politikalar›yla uygulanan kotalar, düflük taban fiyatlar› iken ç›kar›lan fleker yasas› ise üretimin daha kötü bir aflamaya gelmesini h›zland›rd›. Ege, Karadeniz, Bat› Karadeniz ve T. Kürdistan› d›fl›nda kalan tar›m alanlar›nda 450 bin köylü ailesinin tar›m›n› yapt›¤› flekerpancar› üretimi bitirilme aflamas›na getirildi. Oysa flekerpancar› üretiminin ülkemiz aç›s›ndan önemi yads›namayacak boyutlarda. Bu öneme k›saca de¤inecek olursak; Aile içi iflgücü kullan›larak yap›lan pancar tar›m›nda beher ekim dekarda 80 saat iflgücü kullan›lmaktad›r. 450 bin köylü ailesi pancar tar›m› ile geçimini sa¤larken, fleker fabrikalar›nda daimi ve mevsimlik olarak 22 bin kifli çal›flmakta. Ayr›ca bak›m ve hasat dönemlerinde 200 bin mevsimlik iflçiye y›lda 100 gün süreli istihdam imkan› sa¤lanmaktad›r. Bir dekar flekerpancar› yan ürünü olan pancar posas›, pancar bafl ve yapra¤› ve melas›n hayvansal besin de¤eri 500 kg. arpaya eflde¤erdir. Bir dekar flekerpancar› ekmek-

le ayn› tarlaya 2 dekar kadar arpa ekilmifl olur. Tüm bunlar› görmezden gelen AKP hükümeti, fleker fabrikalar›n›n özellefltirme ifllemlerinin 2004 y›l› ortalar›nda tamamlanaca¤›n› aç›klad›. Ülkemizdeki üretimi bitirmenin ilk aya¤› IMF politikalar›yla uygulanan kotalar, düflük taban fiyatlar› iken ç›kar›lan fleker yasas› ise üretimin daha kötü bir aflamaya gelmesini h›zland›rd›. ABD ve AB ülkelerinde niflasta kökenli flekerler için yüzde 2’lik kota uygulan›rken fleker yasas› ile Türkiye’de bu kota önce yüzde 10 olarak belirlenmiflti. Kotay› % 50’ye kadar art›rma yetkisi ise Bakanlar Konseyi’nden geçmiflti. Yine tüm bunlar› piflkince savunan Sanayi ve Ticaret Baflkan› Ali Coflkun flunlar› söylemekte; “Türkiye’de niflasta bazl› fleker üretimi ilk kez, fleker yasa-

s› ile ‘kontrol’ alt›na al›nd›.” Yasan›n ç›kmas›yla beraber 2002-2003 döneminde niflasta bazl› flekerlere 234 bin 100 ton kota tahsis edildi¤ini savunan Coflkun yasadan önce ise bu miktar›n 460 bin ton oldu¤unu ileri sürdü. Ayn› y›l kotan›n % 50 artmas›n› da 57. hü-

kümet uygulamalar›n›n devam› olarak savundu. Tüm bunlar bir kez daha özellefltirmelerin halk ç›kar›na yap›ld›¤›n› savunan egemenlerin emperyalist ç›karlar› nas›l savunduklar›n›n göstergesidir. (Turhal)


7

26

17-30 Ocak 2004

Ziraat Konseyi, çeltik üreticisinin sorunlar›n› tart›flt› Ülkemizde y›ll›k ortalama 400 bin ton çeltik üretilmekte ve üretilen kadar da d›flar›dan ithal edilmektedir. Samsun Türkiye genelinde üretilen çelti¤in % 10’unu karfl›l›yor ve ortalama 55 bin ton ürün elde ediliyor. Gelinen süreç gösteriyor ki çelti¤in üretimi ve sat›fl›nda yaflanan sorunlar›n nedeni öncelikle üreticinin kendi sorunlar› karfl›s›ndaki duyars›zl›¤› ve hak aramadan yoksun olmas›ndan kaynaklanmakta. Ülkenin birçok ilinde oldu¤u gibi Samsun’da da 12 Ziraat Konseyi oluflturulmufl durumda. Tar›msal kurulufllar olan OMÜ Ziraat Fakültesi, Tar›m ‹l Müdürlü¤ü, Köy Hizmetleri Araflt›rma Enstitüsü, Tar›m ‹flletmeleri, Karadeniz Araflt›rma Enstitüsü vb. müdürlerinden, meslek örgütlerinden Ziraat Mühendisleri Odas› Samsun fiubesi, Ziraat Odalar› Merkez ve ‹lçe baflkanlar›ndan oluflturulan Ziraat Konseyi, Samsun’un tar›m sorunlar›na yönelik toplant›lar düzenliyor. Her ay yap›lan toplant›larda bölgenin gündemde olan sorunlar› tart›fl›l›p haz›rlanan raporlar, ilgili yerlere verilerek ve bas›na iletilerek kamuoyu oluflmas› sa¤lan›yor.

Ziraat Konseyi 2004 y›l›n›n ilk toplant›s›n› 7 Ocak’ta Çarflamba ilçesinde, çeltik üretimi ve çiftçisinin yaflad›¤› sorunlar› tart›flmak için gerçeklefltirdi. Halk E¤itim Merkezi Konferans Salonunda yap›lan toplant›ya üreticinin kat›l›m› azd›. Ziraat Konseyi Baflkan› OMÜ Ziraat Fakültesi Dekan› Prof. Dr. Yunus P›nar, konseyin oluflum nedenlerine de¤inerek, yasal yapt›r›mlar› olmamas› ile birlikte burada tar›mda yaflanan sorunlar›n çözümü için ç›kar›lan kararlar›n konsey yetkilisi olan kurumlar taraf›ndan çözülmeye çal›fl›ld›¤›n›, haz›rlanan raporlar›n bas›nda yer alarak gündemde tutulmas› sa¤land›¤›n› aç›klayarak “do¤al üyemiz olan üreticilerin bu tür oluflumlara kat›larak des-

DGD ödemelerinde tehdit

Devlet köylüye sa¤lad›¤› tüm destekleme ve sübvansiyonlar› kald›rarak bunun yerine DGD ödeme modelini geçirmiflti. Yaklafl›k 3 y›ld›r uygulanmaya çal›fl›lan bu model köylüyü üretimsizli¤e sürüklemekten baflka hiçbir fleye yaramad›. 2003 y›l› ödemelerinin Aral›k ay›nda yap›laca¤›n› aç›klayan R. Tayyip Erdo¤an “DGD ödemeleri yap›l›rken öncelikle deste¤e ihtiyac› olan üretici ön plana al›nacak” demiflti. Ancak ödemelerin bafllad›¤› flu günlerde Tar›m ‹l Müdürlüklerinden arazi tespiti için gönderilen yetkililerin köylüyü tehdit etti¤i ortaya ç›kt›.

Samsun’un Sal›pazar› ilçesindeki baz› köylerin muhtarlar›, 7 bin köylüye yetkililerin “arazi say›lar›n› düflürün yoksa DGD’den yararlanamazs›n›z” tehditlerini savurdu¤unu ve bunun sonucunda 220 bin dekar olan arazi miktar›n›n 187 bin dekara düflürüldü¤ünü aç›klad›lar. Ma¤dur olan köylüler, baflkanl›¤a dilekçe vererek suç duyurusunda bulundular. Yaflananlar›n ard›ndan aç›klama yapan Sal›pazar› Ziraat Odas› Baflkan› fievket Güven ise Tar›m ‹l Müdürlü¤ü’nün yapt›¤› ölçümler nedeni ile köylülerin yaklafl›k 500 milyar zarara u¤rat›ld›¤›n› vurgulad›. (Samsun)

tek vermesi gerekiyor” dedi. Ziraat Konseyi ve kat›l›mc› çiftçilerle yap›lan toplant›da çeltik üretiminin azalmas›n›n nedenleri, ithalat›n serbestli¤inden kaynakl› fiyat›n›n maliyetin alt›nda belirlenmesi, 1936 y›l›nda ç›kar›lan çeltik ekimi kanununa göre izne tabi olmas› ve yasan›n hala uygulan›yor olmas›yla ekiminin k›s›tlanmas›, ilçede üreticilerin sondaj suyu kullanmas› ve hasat›n da y›llara göre ya¤›fll› geçmesi üründe rutubetin fazla olmas›na neden olarak depolama sorunu yaratmas›; bu nedenle kurutma tesislerinin gereklili¤i, çiftçilerin üretemez duruma gelmesine hükümetlerin uygulad›¤› politikalar›n neden olmas›, sadece üretimde de¤il pazarlamada ve sat›fl›nda da so-

runlar yaflan›yor olmas› TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi)’nin kapat›lmas›n›n istenmesi nedeni ile üreticinin çelti¤ini tüccara satmaktan baflka alternatifinin olmamas› sa¤lanmaktad›r. Ülkemizde y›ll›k ortalama 400 bin ton çeltik üretilebilmekte ve üretilen kadar da d›flar›dan ithal edilmektedir. Samsun Türkiye genelinde üretilen çelti¤in % 10’unu karfl›l›yor ve ortalama 55 bin ton ürün elde ediliyor. Gelinen süreç gösteriyor ki çelti¤in üretimi ve sat›fl›nda yaflanan sorunlar›n nedeni öncelikle üreticinin kendi sorunlar› karfl›s›ndaki duyars›zl›¤› ve hak arama bilincinden yoksun olmas›ndan kaynaklanmakta. (Samsun)

F›nd›¤a alternatif ürün; K‹V‹DEN SONRA HURMA Dünyada f›nd›k üretim ve ihtiyac›n›n yaklafl›k % 75’ini elinde bulunduran Türkiye’dir. Türkiye’den sonra f›nd›¤› en fazla AB üyesi ülkeler olan ‹talya ve ‹spanya üretmektedir. F›nd›kta dünya üretimi ile tüketimi aras›nda y›lda yaklafl›k kabuklu olarak 100-150 bin tonluk bir fazlal›k bulunmaktad›r. 100-150 bin tonluk bu fazlal›k emperyalist ülkelerin elinde kalmaktad›r. Bu nedenle yerli iflbirlikçilerinin ve uflaklar›n›n da yard›mlar› ile Türkiye’de f›nd›k üretimi bitirilmek isteniyor. Türkiye’de f›nd›k co¤rafi koflullar› nedeni ile a¤›rl›kl› olarak Karadeniz bölgesinin Giresun, Ordu, Trabzon vb… illerinde yap›l›yor. Bu illerde geçmiflten bugüne üreticinin tek geçim kayna¤› olan f›nd›k; IMF politikalar› do¤rultusunda uygulanan kotalar, verilen düflük taban fiyatlar› vs. nedeni ile art›k neredeyse üretilemez aflamaya getirildi. F›nd›k yaln›zca bölge insan›n›n geçimini sa¤lam›yor, ayn› zamanda T. Kürdistan› illerinden f›nd›k toplamak için gelen ailelerin de ekmek kap›s› oluyordu. T›pk› di¤er üreticiler gibi f›nd›k üreticisinin de tepkisini

toplayan egemenler, as›l amaçlar›n› gizlemek çabas› içerisinde her dönem ortaya yeni yalanlar atmaktan vazgeçmiyor. Geçmifl y›llarda üretilen ürünlerin aflatoksinli olmas›ndan kaynakl› f›nd›¤›n art›k para etmedi¤i yerine alternatif olarak kivi üretimi köylüye empoze edilmeye çal›fl›lm›flt›. fiimdilerde ise kivinin yerini hurma alm›fl durumda. “F›nd›¤a alternatif olarak hurma” öneriliyor. Oysa üretici bu ürün hakk›nda da hiçbir bilgiye sahip de¤il, arazinin uygun olup olmamas› ise fikir sahipleri aç›s›ndan hiç umursanmamaktad›r. Çünkü as›l niyet emperyalist efendilerinin ç›karlar› gere¤i f›nd›k üretimini bitirmektir. (Samsun)


17-30 Ocak 2004

26

8

“Kürtçe kurs önündeki engeller önyarg› meselesidir”

Devletin AB uyum yasalar› çerçevesinde art›rd›¤› “demokratiklefliyoruz” söyleminin pratikte hiçbir yans›mas›n› bulmad›¤›, bunun sadece ka¤›t üzerinde kalan bir söylem oldu¤u art›k yap›lan her uygulamada kendini daha fazla hissettiriyor. AB’ye girifl sürecinde kendisini “demokratik” göstermek için izin verdi¤i, asl›nda uluslar›n en do¤al ve demokratik haklar› olan kendi dil ve lehçelerini ö¤renmek için kurulan kurslar›n tamamen keyfi uygulamalar ile engellendi¤ini görüyoruz. Batman’da kurs binas›n›n kap› ve pencerelerinin 2’fler cm k›sa oldu¤u için yasal ifllemlerin durdurulmas›, Adana’da ise eksik olan bir evrak›n aylarca imzalanmamas› tamamen bu politikalar›n birer yans›mas›d›r. Konuyla ilgili olarak Adana Kürtçe Dil Ve Lehçeleri Kursu kurucu

müdürü Abdurahman Bak›r’›n düflüncelerini ald›k. -Açt›¤›n›z kurs hakk›nda bilgi verir misiniz? -Ad›m Abdurahman Bak›r. Adana Özel Kürt Dili Ve Lehçeleri Ö¤retim Kursu kurucu müdürüyüm. Yaklafl›k 10 aydan beri bir baflvuru yapt›k, flu an tüm çal›flmalar›m›z› tamamlam›fl durumday›z. Sadece Valilik taraf›ndan imzalanmas› gereken bir evrak kald›. Bu tamamland›ktan sonra dosyam›z› Ankara Milli E¤itim Bakanl›¤›’na sunaca¤›z. Ancak burada bir fleye de¤inmek istiyorum. Buradaki yasal ifllemlerin çok yavafl iflledi¤ini görüyoruz. Yani befl tane kurum kendi aralar›ndaki yaz›flmalar›, görüflmeleri 10 aydan beri gerçeklefltirememifl. Böyle bir gerçeklikle karfl› karfl›yay›z.

-Halk›n kursa ilgisi nas›l? -Biz tüm ifllemlerimizi yap›p, müfettifller de gelip raporlar›n› yazd›ktan sonra halk›n yo¤un talebi oldu. Bu talebi karfl›lamak için bir ön kay›t yapmaya bafllad›k. fiu ana kadar ö¤rencisinden, memuruna, kad›n›ndan erke¤ine hatta Türk’üne ve Arab›na kadar birçok kifli baflvurdu. -Sistem bir taraftan demokratiklefliyoruz söylemini yaymas›na karfl›n di¤er taraftan en do¤al hak ve demokratik talepleri engellemek için çeflitli k›l›flar alt›nda yasalar koyuyor. Bunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -Asl›nda sistemin demokratikleflmeyi isteme gibi bir kayg›s› oldu¤unu düflünmüyorum. Bu dünya konjonktürüne ba¤l› olarak geliflen bir olayd›r. ‹kinci bir sebebi ise sistemin, iktidar›n iç dinamiklerinin bask›s› ile geliflti¤ini düflünüyorum. Zaten bu söylemlerin ka¤›t üzerinde kald›¤›n› görüyoruz. Bu çal›flma alan›m›za çok net yans›yor. Asl›nda zihniyet meselesidir tüm bunlar. -Son olarak söylemek istedi¤iniz birfley var m›? -Öncelikle biz bu alanda tamamen demokratik bir çal›flma yapt›¤›m›z› belirtiyoruz. Ve yüre¤imizi ortaya koyduk. Bunun için elimizden gelen her fleyi yapaca¤›z. Bir de bugünkü mevcut iktidar ve sistem halklar›n üzerine kambur olmufllar. Art›k bunlar›n bu ülkenin gelece¤ini, sosyal, siyasal kaderini halklar›n kendi iradesine b›rakmas› laz›m. Bunun önünde engel olmas›nlar. (Mersin)

YOZLAfiTIRMAYA KARfiI MÜCADELE Mersin Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i 10 Ocak Cumartesi günü saat 12:30’da dernek binas›nda bir bas›n aç›klamas› düzenleyerek herkesin yozlaflt›rmaya karfl› ortak hareket etmesini istedi. Dernek Baflkan› Gülin Günbir’in yapt›¤› aç›klamada yozlaflt›rman›n, uyuflturucu ve fuhuflun sistemin bilinçli bir politikas› oldu¤unu, muhalif ve devrimci mücadeleye yönelen kitlelerin istemeyerek de olsa bu bata¤a sapland›¤›n› belirterek, “Tüm halk›m›z› ortak mücadele etmeye ça¤›r›yoruz” diyerek aç›klamay› bitirdi. (Mersin)

fiIRNAK’TA KÖYLÜLER ASKERLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ fi›rnak’›n Uludere ‹lçesi’ne ba¤l› fienoba (Sêg›rka) Beldesi da¤l›k alan›nda operasyon düzenleyen askerlerin Hakim Bilen adl› köylüyü öldürdü¤ü iddia edildi. Edinilen bilgiye göre, fienoba Tabur Komutanl›¤›’na ba¤l› askerler ile fienoba Köyü korucular› taraf›ndan Kat›r Ma¤aralar› bölgesinde bir operasyon düzenlendi. Gece bafllayan ve ertesi güne kadar süren operasyon s›ras›nda ad› geçen bölgede bir arkadafl›yla ava ç›kan Hakim Bilen adl› köylü askerlerin açt›¤› atefl sonucu yaflam›n› yitirdi. (H. Merkezi)

Tutsak yak›nlar›na “terör” damgas› Mufl E Tipi Hapishanesi’ne ziyarete giden tutsak yak›nlar›n›n bileklerine “terör” damgas› vurulmas›n›n infaz hukukuna ayk›r› oldu¤unu belirten Tunceli Baro Baflkan› Avukat Hüseyin Aygün, ifllemi yapan kamu görevlileri hakk›nda suç duyurusunda bulunup, maddi ve manevi tazminat davas› aç›labilece¤ini söyledi. Tutsak yak›nlar›n›n bileklerine vurulan damga uygulamas›n›n bireyin kiflilik haklar›na sald›r› oldu¤unu belirten Aygün, “Anayasa’n›n 10. maddesinde ‘kimse insan haysiyeti ile ba¤daflmayan bir uygulamaya tabi tutulamaz’ ibaresi geçiyor. Yine Anayasa, ‘herkes kanun önünde eflittir’ diyor. Uygulama bu maddelerin tümüne ayk›r›d›r” dedi. Uygulaman›n Türkiye’nin alt›na imza att›¤› Avrupa ‹nsan Haklar› Sözleflmesi’yle (A‹HS) de ba¤daflmad›¤›n› dile getiren Aygün, “‹nsanlar›n koluna onlar›n iradesi d›fl›nda mühür vurulmas›, bir cezaland›rma anlam›na geliyor. Mühür vurulmas›n›n yasal infaz hukuku rejimine göre bir dayana¤›n›n olmad›¤› da göz önüne al›n›rsa, bunun kanunsuz bir ceza olarak telakki edilmesi de mümkün” diye konufltu.

GÖREVL‹LER HAKKINDA SUÇ DUYURUSU Uygulaman›n kiflinin özel hayat›na sald›r› oldu¤unu da kaydeden Aygün, “Görüfle gidenler içerdeki tutuklu ya da hükümlülerin yak›nlar›d›r. Kendi efliyle görüflmeye giden kad›n›n ve babalar›yla görüflmeye giden çocuklar›n kollar›-

na ‘terör’ damgas› vurulmas›, onlar›n özel yaflam›na, aile oluflturma haklar›na da bir sald›r›d›r. Bu uygulama onlar›n aile yaflam›n›, aile bütünlü¤ünü, özel hayatlar›n›n sa¤l›¤›n› da zedelemifltir” fleklinde konufltu. Uygulamaya maruz kalan tutuklu yak›nlar›n›n ve tutuklular›n maddi ve manevi tazminat davas› açma

haklar›n›n bulundu¤unu belirten Aygün, ifllemi yapan kifliler hakk›nda suç duyurusunda bulunulabilece¤ini sözlerine ekledi. A‹LELER TEPK‹L‹ Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayan›flma Derne¤i (TUHAD-DER) Mufl fiubesi ile DEHAP Bulan›k ‹lçe Örgütü, Kürtçe üzerindeki bask› ve Mufl Hapishanesi’ne giden tutuklu yak›nlar›n›n kollar›na “Terör” damgas› vurulmas›n› k›nad›. Bulan›k’taki Hasanpafla Caddesi üzerinde ortak bas›n aç›klamas› yapan TUHAD-DER Mufl fiubesi ve DEHAP Bulan›k ‹lçe Örgütü ad›na konuflan DEHAP Bulan›k ‹lçe Baflkan› Seyithan Akkaya, aç›klamada, Mufl Hapishanesi’ne yak›nlar›n› görmeye giden tutuklu yak›nlar›n›n kollar›na “Terör” damgas›n›n vurulmas› uygulamas›na da de¤indi ve uygulaman›n bir “terör giriflimi” oldu¤unu belirterek flunlar› söyledi: “Mufl Hapishanesi’ne yak›nlar›n› ziyaret etmeye gidenlerin kollar›na ‘terör’ diye mühür vuruyorlarsa esasen bu ‘terör’dür” dedi. Aç›klama s›ras›nda kitle s›k s›k “Siyasi tutsaklar onurumuzdur” sloganlar›n› att›. (H. Merkezi)


26

9

17-30 Ocak 2004

T. Kürdistan›’nda hak ihlalleri s›n›r tan›m›yor

Türkiye Kürdistan›’nda 2003 y›l›nda yaflanan hak ihlalleri raporunu aç›klayan ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) Diyarbak›r fiube Baflkan› Selahattin Demirtafl, hak ihlallerinde büyük bir art›fl›n yafland›¤›n› ifade etti. Bir y›lda toplam 7 bin 100 hak ihlalinin yafland›¤›n›, flubelerine ise toplam bin 677 kiflinin baflvurdu¤unu belirten Demirtafl, “Umar›m Cumhuriyet Baflsavc›s› yaflanan bu hak ihlallerinin bir daha yaflanmamas› için gerekli tedbirleri al›r” dedi. ‹HD Diyarbak›r fiubesi, 2003 y›l›nda yaflanan hak ihlalleri raporuna iliflkin dernek binas›nda bas›n aç›klamas› düzenledi. Bas›n aç›klamas›n› yapan ‹HD Diyarbak›r fiube Baflkan› Demirtafl, geçen y›la oranla hak ihlali türünde de art›fl yafland›¤›n› söyledi. Önümüzdeki günlerde 2003 y›l› hak ihlalleri raporu-

nu kitap haline getirip hükümet yetkilileri ile bütün parlamenterlere ve di¤er siyasi parti yetkililerine göndermeyi hedeflediklerini belirtti. Demirtafl konuflmas›n›n devam›nda, flunlar› söyledi: “2003 y›l›nda hak ihlalleri konusunda bir art›fl yafland›. Bu durumun bafll›ca nedenleri flunlard›r. AB uyum yasalar›na karfl› adli, idari ve askeri bürokrasinin bilinçli bir flekilde direnç göstermesi ve yeni ç›kan yasalar› uygulamama konusunda ›srar etmesidir. Bununla birlikte vatandafllar›n hak arama bilincinin ve insan haklar› kültürünün geliflmeye bafllamas›, hak ihlallerinin gizli kalmas›n› önlemektedir. Önceki y›llarda derne¤imize baflvurmaya gerek duymayan birçok ma¤dur grubu, art›k hak ihlaline maruz kald›¤›nda flikayette bulunmay› tercih etmektedir. ‹nsan haklar›na sayg› konusu halen bir devlet po-

T‹HV’e 886 iflkence baflvurusu 4 Ocak 2003 tarihinde Türkiye ‹nsan Haklar› Vakf› taraf›ndan 2003 y›l›nda yaflanan hak ihlallerine ait rapor kamuoyuna duyuruldu. T‹HV Baflkan› Yavuz Önen’in aç›klad›¤› raporda çarp›c› rakamlar yer al›yor. 2003 y›l›nda 32’si çocuk olmak üzere 886 kiflinin iflkence nedeniyle tedavi görmek için baflvurdu¤u belirtiliyor. Türkiye’de iflkence, gözalt› durumlar›nda ‹nsan Haklar› Derne¤i vb. kurumlara yap›lan baflvurular›n yaflananlar ile aras›ndaki uçurum bilinen bir gerçek. Y›llard›r bilinçli bir flekilde temizlenmeyen ve temizlenmesi için yap›lan giriflimler engellenen may›nlar; bu y›l 24 kiflinin yaflam›na son verdi. Paket paket ç›kart›lan demokratikleflme yasalar›n›n günlük yaflama yans›mad›¤› verilerle ortaya konuluyor. HADEP kapat›l›rken, 46 yöneticisine ömür boyu siyaset yasa¤› getirildi. 24 kifli polisin açt›¤› atefl sonucu yaflam›n› yitirdi. 2003 y›l› bu flekilde yaflan›rken Yavuz Önen; 2004 y›l›nda; Seçim yasas›n›n de¤ifltirilmesini, köy koruculu¤unun tasfiye edilmesini, düflünce ve örgütlenme alan›n›n yasakl› durumuna son verilmesini istediklerini dile getirdi. (Ankara)

litikas›na dönüflmemifltir. Devletin in‹HD Diyarbak›r fiubesi’nin bölgesan haklar›na bak›fl aç›s› halen ‘taktik- de yaflanan 2003 y›l› hak ihlalleri bisel’ bir bak›fl aç›s›ndan öteye geçeme- lançosu ise flöyle: mifltir. Bölgede meydana gelen hak ih* Yaflanan çat›flmalarda: 105 ölü-31 lallerinin önemli bir k›sm› ‘Kürt soruyaral› nu’na yaklafl›mdan kaynaklanm›flt›r. * Faili meçhul cinayetler/sald›r›larGözalt›, iflkence, toplant› ve gösterilere yarg›s›z infaz: 84 ölü-22 yaral› müdahale, may›n patlamalar›, cezaevi * May›n ve patlay›c› maddeden sorunlar› gibi birçok ihlal art›fl›n›n nedolay›: 24 ölü-41 yaral›-6 koyun telef deni, Kürt sorununa karfl› sert, bask›c› oldu ve inkarc› tutumdur. ‹nsan haklar› ihlal* Gözalt›: 3 bin 14 lerini gündeme tafl›yarak çözüme katk› * ‹flkence ve kötü muamele iddias›: sunmaya çal›flan ‹nsan Haklar› Örgütle502 ri, halen ‘zararl› örgütler’ olarak göJandarma görevlileri taraf›ndan: 109 rülmekte, düflünceleri ve önerileri dikEmniyet görevlileri taraf›ndan: 357 kate al›nmamaktad›r. Hükümet 2004 y›Korucular taraf›ndan: 8 l›nda daha baflar›l› bir insan haklar› gra‹nfaz Koruma memurlar›: 9 fi¤i çizmek istiyorsa, bu sorun alanlar›* Kay›p iddias›: 7 na ciddiyetle e¤ilmek durumundad›r. * Tutuklama: 574 Aksi takdirde 2004 y›l› sonunda daha * Toplumsal olaylarda olay say›s›: 90 ciddi sorunlarla karfl›laflmaktan kayg› * Toplumsal olaylarda gözalt›: 1000 duyuyoruz.” * Toplumsal olaylarda yaralama/darp: 160 “HER AÇIKLAMADAN * Mülkiyet hakk› ihlali: 3 bin 96 SORUfiTURMALIK * Sürgün: 34 OLUYORUZ” * ‹dari soruflturma ve cezalar: 418 Aç›klad›klar› her rapordan sonra * Düflünce ve ifade özgürlü¤ünden savc›l›k taraf›ndan haklar›nda soruflsoruflturma ve cezalar: 880 turma aç›ld›¤›n› hat›rlatan Demirtafl, * Kapat›lan radyo/TV: 1 haklar›nda flu ana kadar yaklafl›k 50 so* Kapat›lan Sivil Toplum Örgütü: 2 ruflturman›n aç›ld›¤›na dikkat çekti. * Yasaklanan etkinlikler: 36 Yapt›klar› bu aç›klamadan dolay› da * Yasaklanan/toplanan yay›nlar: 42 savc›l›¤›n haklar›nda soruflturma baflla* Cezaevinde iflkence ve kötü taca¤›n› bildiklerini belirten Demirtafl, muamele iddialar›: 26 “Haz›rlad›¤›m›z bu rapor Cumhuriyet * ‹ntihar ve intihar teflebbüsleri: 151 Baflsavc›l›¤›’na gidecektir. Umar›m * Baflvuru toplam ihlal say›s›: Bin 677 Baflsavc› yaflanan bu hak ihlallerinin * Toplam hak ihlali say›s›: 7 bin 100 yaflanmamas› için gerekli tedbirleri almaya çal›fl›r” dedi. (H. Merkezi)

GÜNDEM OKURUNA ‹fiKENCE Mersin’in Çay Mahallesi’nde oturan Hamdullah Ak›tan’a 4 Ocak günü mahallede bulunan bir marketten Özgür Gündem gazetesi ald›¤› için polisler taraf›ndan kimlik kontrolü yap›ld›. Ayn› gece ise polisler taraf›ndan evine bask›n düzenlenen Ak›tan gözalt›na al›nd›. Olay sonras› ‹HD Mersin fiubesi’ne baflvuran Ak›tan yapt›¤› aç›klamada “Bindirildi¤im arabada sürekli mideme ve böbreklerime yumruklar att›lar. Beni hiç bilmedi¤im bir yere götürerek burada bana fakir olmama ra¤man gazeteyi nas›l ald›¤›m›, kimin ad›na çal›flt›¤›m› sordular. 3 saat süren iflkenceden sonra beni mahalleye getirerek burada bulunan Deliçay Deresi kenar›na att›lar” dedi. Hamdullah Ak›tan ayr›ca polisler hakk›nda Mersin Cumhuriyet Savc›l›¤›’na suç duyurusunda bulundu¤unu söyledi. (Mersin)

‹kitelli’de polis terörü 6 Ocak 2004 tarihinde ‹kitelli Atatürk Mahallesi Parseller Caddesi’nde bir grup, Mücadele Birli¤i dergisinin “Zindanlar y›k›ls›n, tutsaklara özgürlük” yaz›l› olan afifllerini yap›flt›r›rken sivil polisler taraf›ndan üzerlerine atefl aç›ld›. Sald›r›da ölen ya da yaralanan olmad›. Bu olay›n ard›ndan yaflananlar› protesto etmek için ‹kitelli'de yap›lmak istenen bas›n aç›klamas› da polisin vahflice sald›r›s›yla karfl›laflt›. Sald››› s›ras›nda birçok insan gözalt›na al›nd›. Bas›n aç›klamas›na muhabir olarak kat›lan Mücadele Birli¤i

Yaz› ‹flleri Müdürü Özgen ‹fl’in de aralar›nda bulundu¤u yaklafl›k 12-15 kifli gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlar aras›nda Ay›fl›¤› Sanat Merkezi emekçileri ve Mücadele Birli¤i muhabirleri de bulunuyor. Olay›n ard›ndan yaz›l› olarak aç›klama yapan Mücadele Birli¤i dergisi Yaz›iflleri Müdürü Özgen ‹fl’in muhabirlerinin ve okurlar›n›n derhal serbest b›rak›lmas›n› istedi. Gözalt›na al›nanlar›n bafl›na gelebilecek her türlü olumsuzluktan da ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü’nün sorumlu oldu¤unu dile getirdiler. (H. Merkezi)

Türkiye’de faili meçhul cinayetler “Faili Meçhul Cinayetler ve Türkiye Gerçe¤i” konulu panel düzenleyen Sa¤l›k Emekçileri Sendikas›, bu olaylar›n sorumlulu¤unun devlete ait oldu¤unu belirtti. 4 Ocak günü SES’in 6. Kültür ve Sanat Etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen ve ‹HD’nin de kat›l›mc› oldu¤u panelde; faili meçhul cinayetlerin say›s›n›n 15 y›lda 2 bin 316 oldu¤una dikkat çekildi. Faili meçhul cinayetlerde yaflam›n› yitiren SES onur üyeleri ad›na yap›lan etkinlikte konuflan ‹HD Genel Baflkan› Hüsnü Öndül; siyasal özgürlüklerin demokrasinin yap›tafl›n› oluflturdu¤unu belirterek bunun benimsenmemesinden dolay› faili belli cinayetlerin oldu¤unu ifade etti. Panelde söz alan Gazeteci Yazar Haluk Gerger de Türkiye’nin ABD ba¤›ml›l›¤›na vurgu yaparak sald›rganl›¤›n artt›¤›n›n alt›n› çizdi. Mevcut yönetimin toplumun ihtiyaçlar›na yan›t olamad›¤›n› söyleyen Gerger; yönetenlerin toplumun beyinlerini tutsak almaya çal›flt›klar›n› ifade etti. Panelde; katledilen Necati Ayd›n’› yak›ndan tan›yan ‹HD Yönetim Kurulu üyesi Hanefi Ifl›k da duygular›n› dile getirdi. (Ankara)


17-30 Ocak 2004

26

10

Küçük gözlerde eziklik var Çocuklar, yaflam›n k›y›s›nda her fleyden habersiz dört elle sar›lmaya çal›fl›yorlar gelece¤e… Ama her geçen gün gittikçe a¤›rlaflan yaflam koflullar›, her fleyden habersiz denilen, “iflleri oyun oynamak” olan çocuklar›n asl›nda ne kadar a¤›r yükleri omuzlad›klar›n› gösteriyor. Bir yanda her çeflit bolluk… Ma¤azalar, dükkanlar, televizyonlar, gazeteler rengarenk oyuncaklar, harika yiyecekler göz k›rp›yor, “al beni” diyor. Oysa her fleyi görebilirsin ama sahip olamazs›n! Paran kadar mutluluk verece¤iz sana sevgili çocuk! T›pk› haks›z yere hapis yatan seyyar sat›c›n›n eline 50 milyon lira tutuflturdu¤umuz gibi! Ekonomik ve sosyal durumuna göre bu para, üzüntüsüne yeter çünkü! Oysa çocuk; zoraki, gönülsüz vazgeçse de oyuncaktan, çikolatadan yaflam› bu kadarc›k ar›zayla da atlatamayacakt›r. Bu küçük eziklikler, açl›¤a, susuzlu¤a, yoksullu¤a, daya¤a, fliddet dolu bir ortama göre küçük kalacakt›r ve erken büyümek zorunda kalacakt›r bütün yoksul çocuklar gibi. Bayram-

l›k iste¤ini dile getiremeyecek, küçük yaflta çal›flman›n sorumlulu¤unu yükleyecektir minik omuzlar›na… Geçen y›l meydana gelen 132 bin 120 olayda 20 bin 755 çocu¤un fliddet ma¤duru oldu¤unu okuyaca¤›z sonra. Aile fertlerine yönelik meydana gelen kötü muamele olaylar›n›n 5 bin 197’sinde 557 çocu¤un ma¤dur oldu¤unu ö¤renece¤iz. Türkiye’de istatistiklerin sakl› gerçe¤in çok az›n› dile

✔ MEZAR T‹P‹ TECR‹T Diyarbak›r E Tipi Kapal› Hapishanesi’nden, D Tipi Hapishane’ye sevk edildikten sonra tek kiflilik hücreye konulan ‹rfan Topgüç’ün a¤abeyi Faysal Topgüç, kardeflinin hayat›ndan endifle duydu¤unu söyleyerek, görüflte kardeflinin kendisine “Koflullar›m› düzeltmezlerse kendimi yakaca¤›m” dedi¤ini belirterek ‹HD Diyarbak›r fiubesi’ne baflvurup bunun engellenmesi için giriflimde bulu-

nulmas›n› istedi. 2 haftad›r tek kiflilik hücrede tutulan ‹rfan Topgüç’ün kendisine ka¤›t, kalem ve kitap verilmedi¤i, sadece sigara ve kibrit verildi¤i, sa¤l›k durumunun ve psikolojisinin çok kötü oldu¤u ö¤renildi. Hapishaneye as›lan listede isminin adli suçlu olarak yaz›ld›¤›n›, götürülen battaniyenin bile içeri al›nmad›¤›n› belirten ailesi, bir fley olursa sorumlusunun devlet olaca¤›n› dile getirdiler.

✔ ‹HD’DEN OTURMA EYLEM‹ 10 Ocak Cumartesi günü ‹HD üyesi bir grup Sultanahmet, Mehmet Akif Ersoy Park›’nda bir araya gelerek F ve D Tipi Hapishanelerine yap›lan sevkleri protesto ettiler. Saat 13:00’te bafllayan eylemde grup ad›na konuflan ‹HD ‹stanbul fiubesi Cezaevleri Komisyonu Üyesi Ümit Efe, D Tipi Hapishanelerin yan›s›ra E tipinden, F tipine sevklerin yap›ld›¤›n›, tutuklu ve hükümlüler üzerindeki bu bask›lara bir an önce son verilmesi

gerekti¤ini belirtti. Sivil ‹zleme Kurullar›n›n ifllevsizli¤ine ve Ceza ‹nfaz Yasas›’n›n yapt›r›mlarla dolu oldu¤una da de¤inen Efe, ayr›ca avukatlara güvenlik kontrolü ad› alt›nda yap›lan uygulamalara, mahkemeye getirilip-götürülürken tutsaklar›n maruz kald›¤› insanl›k d›fl› uygulamalara da dikkat çekti. Konuflman›n ard›ndan birkaç dakika daha oturan eylemciler alk›fllarla eylemlerini bitirdiler. (H. Merkezi)

getirdi¤ini bilerek hem de! Üstelik kimden duyaca¤›z bu aç›klamalar›: Emniyet Genel Müdürlü¤ü sözcüsü Ramazan Er’den! Kameralar karfl›s›nda “flefkatli polis” rolünü oynarken. 10 yafl›ndan küçük 12 bin 911 çocukla ilgili “ifllem” yap›ld›¤›n› belirtirken hem de! Sokak çocuklar› için yapt›klar› tek fleyin onlar› “fifllemek” oldu¤unu söyleyen bu kiflinin bunu niye iyi bir fley gibi gösterdi¤ini düflünece¤iz sonra. Malum gelece¤in “potansiyel suçlular›” bunlar ve flimdiden bilmesi gerekiyor bunlar›, “yüce” devletin, “flefkatli” kolluk güçlerinin… 1185’inin kay›p oldu¤unu, 4 bininin evden kaçt›¤›n›, 284’ünün soka¤a at›ld›¤›n› duyaca¤›z. Polis sözcüsü aç›klamayacak bize kaç bin çocu¤un oyun yafl›nda çal›flmak zorunda kald›¤›n›, kaç bininin akflamlar› aç uyudu¤unu, kaç bininin okul, hastane gibi yerlerin yak›n›ndan bile geçmedi¤ini… “Toplumun huzur ve güvenli¤ini sars›c›” olaylar de¤il çünkü bunlar… Sokaklarda yaflayan

binlerce çocuk ya bir SAT komandosunu b›çaklayarak öldürdü¤ünde –öyle ya onlar yenilmezdi- ya da bir uluslararas› bir konferans öncesi sokaklardan toplan›p, kibar gözlerin görmedi¤i yerlere t›k›larak hat›rlanacak. Unutmadan tabi, Çocuk fiube Müdürlüklerinin “suçlu çocuklar” için yapt›¤› bir fley daha var: “Çocuk polisi tabelas›n›n renkli harflerle yaz›lmas›” ‹çeride, nezarethanede dayak, küfür ve cop… Ve d›flar›da renkli bir yaz›. Belli ki verebilecekleri hiçbir fley yok, ne bu sistemin ne de kolluk güçlerinin, bu ülkenin ezikli¤i mühürle yüre¤ine kaz›nm›fl olan çocuklar›na. Gerçi sözcü polisin dedi¤i gibi “fifllenen” 87 bin 775 çocuktan, 37 bin 777’sinin Cumhuriyet Savc›l›klar›na teslim edilmesinden baflka... (H. Merkezi)

✔ ÜM‹T C‹HAN TARHO MEZARI BAfiINDA ANILDI

Malatya Hapishanesi’nde keyfi uygulamalar Malatya Hapishanesi’nde siyasi kad›n tutsaklara ve tutsak yak›nlar›na yap›lan sald›r›lar artarak devam ediyor. Bundan önce birçok kez tutsaklara keyfi nedenlerle mektup ve görüfl yasa¤› verilirken bu kez sald›r›lar›n dozaj› art›r›larak tutsaklara sald›r›ld›. 19 Aral›k katliam›n› protesto etmek amac›yla Partizan dergisi okurlar›, Malatya Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ile Ezilenlerin Sosyalist Platformu 19 Aral›k günü hapishane önünde bir bas›n aç›klamas› yapm›fl hapishane içine karanfiller at›lm›flt›. Devrimci tutsaklar›n sahipleniflini hazmedemeyen hapishane yönetimi, bas›n aç›klamas›n› bahane ederek kad›n tutsaklar›n ko¤ufluna sald›rarak keyfi bir flekilde arama yapm›flt›r. Aramada hapishane yönetimi tutsaklar› tehdit ederek “bu kez biz geldik, bir sonraki aramaya askerlerle gelece¤iz. Elbiseleriniz fazla onlar› da alaca¤›z” diyerek ko¤uflu talan etmifllerdir. Bunun yan›nda tutsaklar›n görüfl yasa¤› yeni bitmiflken tutsaklara haber vermeden May›s’›n 22’sine kadar görüfl yasa¤› verildi. Tutsak aileleri görüfle giderken kendilerine hiçbir aç›klama yap›lmadan “görüfl yasak” diyerek geri göndermifllerdir. Konuyla ilgili tutsaklar hapishane yönetimi hakk›nda savc›l›¤a suç duyurusunda bulunurlarken savc›l›k takipsizlik karar› verdi. (Malatya)

7 Ocak 1998 tarihinde ülkücü sivil faflistler taraf›ndan katledilen devrimciyurtsever ö¤renci Ümit Cihan Tarho ölümünün 6. y›ldönümünde ailesi, yoldafllar› ve dostlar› taraf›ndan üniversitede ve mezar› bafl›nda an›ld›. 5 Ocak 2004 tarihinde Malatya ‹nönü Üniversitesi’nde bir araya gelen devrimci ve yurtsever ö¤renciler, Fen Edebiyat kantininden ‹lahiyat Fakültesi’nin önüne kadar sessizce yürüdüler. Burada fakülte önüne karanfiller b›rak›ld›. K›sa bir konuflman›n ard›ndan bir dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Anma alk›fllarla sona erdi. Bu arada ÖGB ve jandarman›n alanda yo¤un y›¤›nak yapt›¤› görüldü. ‹kinci anma ise 7 Ocak Çarflamba günü fiehir Mezarl›¤›’nda Ümit Cihan Tarho’nun mezar› bafl›nda yap›ld›. Mezarl›k giriflinde jandarman›n ve TMfi ekiplerinin yo¤un y›¤›nak yapt›¤› görülürken jandarma, araçlar› durdurarak kimlik kontrolü yapt›. Ümit Cihan Tarho’nun kokartlar›n› takan kitle daha sonra mezar bafl›na gitti. fiehit düflen devrimci ve yurtseverler ad›na yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflunun ard›ndan yap›lan konuflmada Ümit Cihan Tarho’nun bir simge oldu¤u vurgulan›rken Tarho’nun mücadele devam ettikçe yaflat›laca¤› belirtildi. Mezar bafl›na karanfil ve gül b›rak›ld›ktan sonra anma sona erdi. (Malatya)


11

26

17-30 Ocak 2004

Aileler çocuklar›n›n yaflam›ndan endifleli nas›nda da anlafl›l›yordu” diye konufltu. O¤lu Ercan K›l›ç’›n yaflam›ndan endifle duydu¤unu belirten Abdullah K›l›ç ise tutuklular›n birbirlerini görmelerini engellemek için herkese farkl› bir görüfl saati verildi¤ine dikkat çekerek, “Ayn› hücrede kalanlar›n görüfl saatleri bile farkl›. ‹ki hücre aras›na itirafç›lar yerlefltirilerek, tutuklular›n iletiflimini engellemek istiyorlar. Çocuklar›m›z›n üzerinde çok büyük fiziksel ve psikolojik bask› mevcut. O¤lumun gözlerini morarm›fl, ayaklar›n› yaral› ve sar›l›

Bayrampafla ve Ümraniye hapishanelerinden Tekirda¤ F Tipi Kapal› Hapishanesi’ne sevk edilen tutuklu ve hükümlülere iflkence yap›ld›¤›n› ifade eden tutuklu yak›nlar›, “Çocuklar›m›z›n durumu içler ac›s›. Kiminin kolu k›r›lm›fl kimisinin ise vücudunun belli yerlerinde darp izleri var. Çocuklar›m›z›n yaflam›ndan endifle duyuyoruz” dedi. Bayrampafla Hapishanesi’nden Tekirda¤ 2 No’lu F Tipi Hapishanesine sevk edilen o¤lu Mehmet Y›lmaz’a burada iflkence yap›ld›¤›n› söyleyen Arafet Y›lmaz, “Sevk s›ras›nda yapt›klar› yetmezmifl gibi flimdi de hapishanede iflkenceye devam ediyorlarm›fl. Bu iflkenceler yüzünden Özgür Gürbüz isimli bir tutuklunun kolu k›r›lm›fl. O¤lum kendi vücudunda da darp izleri oldu¤unu söyledi. Bana izleri göstermek isteyin-

ce gardiyanlar hemen engel oldu. Kendi dilimizle konuflmam›za bile izin vermediler. Biz Kürtçe konuflurken gardiyanlardan biri, ‘Kürtçe konuflmak yasak, ya Türkçe konuflacaks›n›z ya da bir daha sizi almay›z’ diyerek bizi tehdit etti. O¤lum ve oradaki tutuklular için çok endifleleniyorum. Bask›lar›n yo¤unlaflt›¤› görüfl es-

bir vaziyette görünce ne yapaca¤›m› bilemedim. Kimisinin kafas›n› kimisinin de kolunu k›rm›fllar. D›fl dünyayla ba¤lar›n›n kesilmesi için her fleyi yap›yorlar. O¤lum Ercan, görüflme s›ras›nda bana sürekli, ‘durumumuz çok kötü bize sahip ç›k›n’ diyordu. Ne yapaca¤›m› bilemiyorum. O¤lumun yaflam›ndan endifle duyuyorum” dedi.

‹HD ‹zmir fiubesi’nden suç duyurusu

‹zmir

‹HD ‹zmir fiubesi üyeleri ve yöneticileri 6 Ocak 2003 tarihinde saat 13:00’de ‹zmir Bayrakl› Adliyesi’nde toplanarak Adli T›p hakk›nda suç duyurusunda bulundular. Adli T›p Wernicke Korsakoff hastalar› için önce rahats›z raporu vermesine ra¤men daha sonra bu karar›n› tek tek de¤ifltirerek olumsuz raporlar vermifl, Ölüm Orucu gazilerinin tedavilerini engellemifllerdi. Bunun üzerine suç duyurusunda bulunan ‹HD’liler ad›na aç›klamay› ‹HD ‹zmir fiubesi Baflkan› Mustafa Rollas yapt›. Rollas yapt›¤› aç›klamayla uygulaman›n anti-demokratik oldu¤unu vurgulay›p, kamuoyunu duyarl›l›¤a ça¤›rd›. “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek” sloganlar›n›n da at›ld›¤› aç›klaman›n ard›ndan suç duyurusunda bulunan ‹HD’liler aç›klamalar›n› bitirdiler. (‹zmir)

‹HD’den korsakoff hastalar›na destek

Adli T›p raporlar› tarafs›z de¤il!

‹stanbul

‹HD ‹stanbul fiubesi yöneticileri Wernicke Korsakoff hastas› kiflilere “iyileflebilir” raporu veren Adli T›p Kurumu hakk›nda suç duyurusunda bulundu. 3 Ocak 2004’te Sultanahmet Adliyesi önünde toplanan ‹HD yöneticileri kurumun yanl› davran›fllar›n› ortaya koymak için suç duyurusu haz›rlad›klar›n› belirttiler. ‹HD ‹stanbul fiube Baflkan› Kiraz Biçici yapt›¤› aç›klamada “Bu hastal›k, Adli T›p Kurumu’nun da daha önce verdi¤i raporlarda oldu¤u gibi, dünya t›p literatüründe de iyileflmesi mümkün olmayan bir hastal›k olarak biliniyor. Mezar tipi cezaevlerinin aç›lmas›yla hastalara iyileflti raporlar› verilmeye baflland›” dedi. ‹HD Cezaevi Komisyonu Üyesi Av. Ahmet Faz›ltaner ise, Adli T›p Baflkan›’n›n daha önce “Bütün raporlar›m›z›n

arkas›nday›z. Bu hastalar›n iyileflmesi imkans›z” dedi¤ini belirterek, bugün verilen raporlar›n kas›tl› oldu¤unu vurgulad›. Adli T›p Kurumu Baflkan› ve görevli doktorlar hakk›nda “görevi kötüye kullanma”, “Gerçe¤e ayk›r› rapor düzenleme” ve “Görevi ihmal” suçundan dava aç›lmas› ve cezaland›r›lmalar› için suç duyurusunda bulunuldu. Suç duyurusunun yap›lmas›n›n ard›ndan aç›klama bitirildi. 9 Ocak 2004 tarihinde de Galatasaray Postanesi önünde biraraya gelen ‹HD üyeleri Adalet Bakan› Cemil Çiçek’e faks çekti. D ve L tipi hapishaneleri protesto etmek amac›yla yap›lan faks çekme eyleminde bas›n metnini ‹HD yönetim kurulu üyesi Huri Vayiç okudu. (Haber Merkezi)


17-30 Ocak 2004

26

12

Sa¤l›k emekçilerinden eylemler

Bak›rköy Sa¤l›k Bakanl›¤› taraf›ndan yay›nlanan Döner Sermaye Genelgesi’ni protesto eden sa¤l›k emekçileri, amac›n sa¤l›k hizmeti vermek de¤il sa¤l›k çal›flanlar›n›n performans› ile hastanelerin kâr etmesi oldu¤unu söyledi. SES Bak›rköy fiubesi üyeleri, sa¤l›k kurumlar›nda performansa dayal› “Döner Sermaye Uygulamas›”n›n 1 Ocak’ta yürürlü¤e girmesini protesto etmek amac›yla Dr. Sadi Konuk E¤itim ve Araflt›rma Hastanesi önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Hastalar›n da ilgiyle izledi¤i aç›klamada, “Herkese eflit, nitelikli, ücretsiz sa¤l›k”, “Tafleron de¤il, kadrolu eleman”, “‹nsanca

yaflam, sa¤l›kl› toplum” dövizleri açan sa¤l›k emekçileri, “Hastalar müflteri de¤ildir”, “Sa¤l›kta ticaret olmaz”, “‹nsanca yaflamak istiyoruz”vb sloganlar att›. SES Bak›rköy fiube Sekreteri Nurten Özarslan, bu genelge ile çal›flana yapt›¤› ifle göre, yani kazand›rd›¤› paraya göre döner sermaye puanlamas› yap›laca¤›na dikkat çekerek, “Biz sa¤l›k çal›flanlar›, hastalar›m›z›n sa¤l›¤›n›, iyileflmelerini de¤il, hastanemizin kazanaca¤› paray› düflünmek zorunda kalaca¤›z. Çünkü hastalar›m›z art›k müflteri, hastaneler flirket, Sa¤l›k Bakanl›¤› ise dev bir holding haline gele-

Ö¤rencilerden alternatif üniversite K›sa zaman önce yo¤unlaflt›r›lan soruflturmalara karfl› üniversite ö¤rencileri, bafllatt›klar› “Arkadafl›ma Dokunma” kampanyas› çerçevesinde bir “Alternatif Üniversite” oluflturdular. 8 Ocak’ta aç›lan ve ‹zzettin Önder, Sezai Sar›o¤lu, Fikret Baflkaya, Rag›p Zarakolu, Kutsiye Bozoklar, Vedat Türkali ve daha pek çok ayd›n, gazeteci-yazar›n da destek verdi¤i alternatif üniversitenin ‹stanbul Üniversitesi Beyaz›t Kampüsü kap›s› önünde ilk ders yap›ld›. ‹lk gün ö¤renciler Mukaddes Çelik, Orhan Akdemir, Ayfle Y›lmaz, Av. Ali R›za Dizdar, Gaye Y›lmaz ile birlikte “Nas›l bir üniversite” istediklerini tart›flt›lar. 9 Ocak’ta ise birçok DKÖ, Vak›f temsilcisi ve ayd›n, yazarlar ö¤rencilerle birlikte “ideolojik halay” çekerek alternatif üniversitenin kapan›fl›n› yapt›lar. (H. Merkezi)

cek. Sa¤l›k Bakanl›¤› hastanelerinin hizmet vermesini de¤il, kâr etmesini; bizlerden de hastanelere çok para kazand›rmam›z› istiyor” diye konufltu. Bakanl›¤›n bunu yaparken sadece insan sa¤l›¤›n› de¤il, ifl bar›fl›n› da tehdit etti¤ini aktaran Özarslan, “Hekimlere yüksek katsay› vererek, çal›flanlar aras›ndaki ifl bar›fl›n› bozuyor. Di¤er firmalardan asgari ücretle çal›flan hemflire, sa¤l›k memuru ve hizmetli konumundakiler ise sadece asgari ücret alarak ayn› hizmeti sunmaktad›r” dedi. Özarslan, son olarak bu genelgenin getireceklerine karfl›n flu taleplerde bulundu: “Biz hastalar›m›z›n nitelikli hizmeti almas›n› engelleyecek kâr merkezli uygulamaya ve hekimlerle di¤er sa¤l›k çal›flanlar› aras›nda eflitsizli¤i bozacak, adaletsiz da¤›l›m yapacak, rekabete dayal› kâr paylafl›m›na karfl›y›z. Bunun yerine havuz sisteminden her ay düzenli olarak eflit ücretin maafllar›m›za yans›t›lmas›n› istiyoruz.” (H. Merkezi) ‹ZM‹R SES ‹zmir fiubesi ve ‹zmir Tabip Odas› (‹TO) üyesi sa¤l›k emekçileri, Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nu protesto etmek amac›yla iflyerlerini terk etmeme eylemi yapt›. Bozyaka SSK Hastanesi önünde biraraya gelen yaklafl›k 150 sa¤l›k emekçisi, "Herkese eflit, ulafl›labilir, nitelikli, ücretsiz sa¤l›k hizmeti", "Kamu reformu aldatmacas›na hay›r", "‹flyerimize, iflgüvencemize ve gele-

Ö¤renciler soruflturmalar› protesto etti ‹stanbul Üniversitesi ö¤rencilerine polis, gaz bombalar› ile müdahale etti. Haklar›nda aç›lan soruflturmalar› ve okula al›nmamalar›n› protesto etmek için Befliktafl’ta gösteri yapan ‹stanbul Üniversitesi ö¤rencilerine polis, gaz bombalar› ile müdahale etti. Müdahale s›ras›nda baz› ö¤renciler yaralan›rken çok say›da ö¤renci gözalt›na al›nd›. ‹stanbul Üniversitesi’nde haklar›nda aç›lan soruflturmalar› ve okula al›nmamalar›n› protesto etmek amac›yla Befliktafl Meyda-

n›’nda bas›n aç›klamas› yapmas› beklenen ö¤renciler, Barbaros Bulvar›’nda yolu tek yönlü olarak trafi¤e kapatt›. Ö¤rencilerin pankart aç›p sloganlarla yürüyüfle geçmesi üzerine meydanda önlem alan çevik kuvvet ekipleri gaz bombalar› ile gençlere müdahele etti. Baz› ö¤rencilerin yaraland›¤› müdahale s›ras›nda çok say›da ö¤renci de gözalt›na al›nd›. (H. Merkezi)

ce¤imize sahip ç›k›yoruz" yaz›l› dövizler tafl›yarak, "Sözleflmeli sa¤l›kç› olmayaca¤›z", "Paras›z sa¤l›k, paras›z e¤itim", "Direne direne kazanaca¤›z", "Hastaneler halk›nd›r sat›lamaz" ve "Gün gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek" fleklinde slogan att›. Burada aç›klama yapan ‹TO ‹zmir fiube Sekreteri Mustafa Vatansever, AKP hükümeti taraf›ndan meclise getirilen Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nun halk›n ve kamunun ihtiyaçlar›n›n de¤il, IMF'nin ve Dünya Bankas›'n›n dayatmalar› sonucu haz›rland›¤›n› söyledi. Sosyal ve sa¤l›k haklar› için iflyerini terk etmeme eylemi yapt›klar›n› ifade eden Vatansever, "Sa¤l›k hakk›na, kamu hizmetlerine, ifl güvencemize, çocuklar›m›z›n gelece¤ine sahip ç›kmak için biz eme¤iyle geçinenler görevimizin bafl›nday›z. Görevinin bafl›nda olmayanlar kamu hizmetlerini Dünya Bankas› ve IMF'nin direktifleri ile piyasalaflt›rmak isteyenlerdir" diye konufltu. Hükümetin, sa¤l›k çal›flanlar› ile halk› karfl› karfl›ya getirdi¤ine iflaret eden Vatansever, flöyle devam etti: "fiimdi de sa¤l›k sistemi kötü diyerek, 'sa¤l›kta dönüflüm program›’n› getirmeye çal›fl›yorlar. K›sacas› 'paran varsa yafla, paran yoksa öl' diyorlar. Kamu Yönetimi Temel Kanunu geri çekilip halk›n ihtiyaçlar› do¤rultusunda yasalar haz›rlanana kadar mücadelemize devam edece¤iz, ifl yerlerimizi terk etmeyece¤iz ve demokratik direnme hakk›m›z› kullanaca¤›z."

Adalet Bakanl›¤› hakk›nda suç duyurusu Malatya Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ad›na Cihan Akdeniz 24 Aral›k 2003 tarihinde Malatya Adliyesi’ne giderek Adalet Bakanl›¤› hakk›nda suç duyurusunda bulundu. Akdeniz suç duyurusunun ard›ndan yapt›¤› aç›klamada, “görülmektedir ki Anayasan›n 138. maddesi ile tan›mlanan yarg› ba¤›ms›zl›¤› ilkesi iktidar sözcüleri taraf›ndan yalanlanmaktad›r. Yarg›n›n flekillenmesinde Hakimler Savc›lar Üst Kurulu’nun önemli görevler yerine getirdi¤i ve bu kurumun bafl› olan Adalet Bakan›n›n as›l sorumlu oldu¤u aç›kt›r. Ba¤›ms›z olmayan bir yarg›n›n varl›¤› gerekçesi ile halen süren bütün yarg›lamalar durdurulmal›d›r. Ba¤›ml› yarg›n›n verdi¤i bütün kararlar iptal edilerek verilen zararlar karar› veren ve sorumlular taraf›ndan tazmin edilmelidir” dedi. Ayn› nedenle Elaz›¤ Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i’de 6 Ocak Sal› günü Elaz›¤ Adliyesi’ne giderek Adalet Bakanl›¤› hakk›nda suç duyurusunda bulunmak istediler. Ancak Elaz›¤ Cumhuriyet Baflsavc›s› suç duyurusunu kabul etmeyip suç duyurusunda bulunmak isteyen Dernek baflkan› Mehmet Dolas’› kovalarcas›na d›flar› ç›kartt›. (Malatya)


13

26

17-30 Ocak 2004

Emperyalizm, Küreselleflme ve Direnifl Konferans› 10 Ocak 2004 tarihinde Eminönü Kad›rga Kültür Merkezi’nde Cosmopolitik dergisi ve Halkevleri’nin ortaklafla organize ettikleri bir konferans yap›ld›. Konferansa “Topraks›z Köylüler ve Arjantinli iflçiler” üzerine araflt›rmalar yapan James Petras kat›ld›. Konferans›n sonunda yönetmenli¤ini Metin Ye¤in’in yapt›¤› Topraks›z Köylü Hareketinin (MST) mücadelesini anlatan bir belgesel sunuldu. Cosmopolitik dergisi ad›na yap›lan aç›l›fl konuflmas›ndan sonra söz olan James Petras emperyalizme karfl› olanlarla birlikte olmaktan mutluluk duydu¤unu dile getirdi. Konuflmalar›n›n büyük ço¤unlu¤u ABD emperyalizminin niteli¤i ve bugün içinde bulundu¤u durum üzerine oldu. Gücünü merkezilefltirmeye çal›flan ABD’nin dünyan›n her yan›nda ayn› barbarl›¤›n› sergiledi¤ini söyleyen

Petras, ABD’nin Irak’ta da Kore ve Vietnam’daki gibi batakl›¤a sapland›¤›n› ifade ederek, halktan destek alamayan bir iflgalin devam edemeyece¤ini söyledi. IMF’den de söz eden Petras “IMF Haiti, Brezilya, Arjantin, Türkiye’de ayn› reçeteyi uyguluyor. Bu politikalar esasta devletin kamu yat›r›mlar›ndan vazgeçmesi, d›fl borçlar›n ödenmesi için s›k› para politikalar› uygulayarak art› kazançlar›n sa¤lanmas› ve devletin yerele deste¤ini çekmesi fleklinde özetlenebilir” diyerek Türkiye’nin NATO’nun bir üssü oldu¤unu, ABD aç›s›ndan askeri bir güç oldu¤unu sözlerine ekledi. Daha birçok konuya de¤inen Petras, ikinci oturumda kendisine yöneltilen sorulara cevap verdi. Petras’›n konuflmas›na duyulan ilgi belgeselin gösterime girmesiyle doru¤a ulaflt›. Topraks›z Köylü Ha-

reketini (MST) anlatan belgesel, çeflitli yürüyüfller, eylemlilikler, üretim ve günlük yaflama dair görüntü ve röportajlardan olufluyordu. (H. Merkezi)

10 Ocak 2004 tarihinde Eminönü Kad›rga Kültür Merkezi’nde Cosmopolitik dergisi ve Halkevleri’nin ortaklafla organize ettikleri konferansa kat›lan James Petras.

Birleflik Metal-‹fl KONGRES‹N‹ YAPTI Birleflik Metal-‹fl’in 16. Ola¤an Genel Kurulu 26-28 Aral›k tarihleri aras›nda gerçeklefltirildi. Protokol düzeyinde konfederasyonlara ba¤l› ve siyasi parti temsilcilerinin de yo¤un ilgi gösterdi¤i kongrede coflkusuzluk ve ruhsuzluk hakimdi. Yaflamsal öneme sahip temel sorunlar dil ucuyla geçifltirildi. Kurulun aç›l›fl konuflmas›n› Birleflik Metal-‹fl Baflkan› Ziya Y›lmaz yapt›. 19 fiubat 2001 krizinin yeniden yap›land›rma program› oldu¤unu belirten Y›lmaz, AKP’nin IMF politikalar›n› uygulad›¤›n› emperyalistlerin bölgesel politikalar›n› destekledi¤ini, çal›flanlar›n ç›karlar›na s›rt dönerek sermayeyi destekler tutumuna dikkat çekti. Bu sald›r›lara karfl› çal›flanlar›n birleflmesi gerekti¤ine dikkat çeken Y›lmaz ortak mücadele ça¤r›s› yaparak konuflmas›n› bitirdi. Aç›l›fl konuflmas›n›n ard›ndan divan kurulu seçildi ve sendikal mücadelede hayat›n› kaybedenler için bir dakikal›k sayg› duruflunda bulunuldu. Konuklar›n konuflmas› sonras› ikinci günde söz delegelere verildi. Delegeler yönetimi elefltirerek masa bafl›nda yap›lan sendikac›l›¤›n ve koltuk kavgalar›n›n son bulmas›n› istedi.

Gebze flubesinden Mehmet Kalkan uzlaflmac› sendikal anlay›fl›n tasfiye edilmesi gerekti¤ini, patronlarla iyi iliflkiler kurmaya çal›fl›rken iflçilerin küstürüldü¤ünü ifade ederek “gerçek birlik ilkesel birliktir tabanda oluflur. Birlik olsun diye birlik yap›lmaz” dedi. Merkez temsilcisi Hüseyin Ataca da sendikay› ifl kap›s› olarak görenlere karfl› mücadele edeceklerini belirterek, patronu korumaya yönelik anlay›fl›n öne ç›kt›¤›n› kaydetti. Ataca “esas korunmas› gereken iflçilerdir” dedi. Gebze flubesi yönetim kurulu üyesi Nihat Akyol ise, iflçi s›n›f›n›n sorunlar›n›n çok yo¤un oldu¤u ve bunlara bir çözüm bulunamad›¤› bir dönemde kongre yapt›klar›n› hat›rlatarak, sendikac›l›¤› koltuk kavgas›ndan uzaklaflt›r›p sendikac›l›¤› daha iyi yapabilecek yollar›n bulunmas› gerekti¤ini dile getirdi. Üçüncü günde, sendika baflkanl›¤› için iki listenin yar›flt›¤› seçimleri Adnan Serdaro¤lu’nun listesi kazand› Metal-‹fl Sendikas› sekreterli¤ine Selçuk Göktafl getirilirken, yönetime di¤er gelen isimler Süleyman Türk, Özkan Türk ve Celalettin Aykanat oldu. (Kartal)

Gözalt›nda katledilen gazete ci Metin Göktepe an›ld› 4 Ocak 1996’daki Ümraniye Katliam›n›n ard›ndan yap›lan protesto gösterilerinde yüzlerce kifliyi gözalt›na alarak Eyüp Spor Salonuna dolduran devlet, buradan gözalt›na ald›¤› Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe’yi gözalt›nda iflkenceyle katletmiflti. Her ne kadar kolluk güçleri “duvardan düfltü”, “Kafas›n› çarpt›” gibi sebepler (!) gösterseler de ölümünün, kolluk güçlerinin uygulad›¤› iflkence sonucu oldu¤u gün gibi ortadad›r. Göktepe için, ölümünün 8. y›ldönümünde, Esenler Kemer Mezarl›¤›’ndaki mezar› bafl›nda toplanan ailesi ve dostlar› taraf›ndan bir anma yap›ld›. Evrensel gazetesi, EMEP, ‹HD, D‹SK/G›da ‹fl ve çeflitli DKÖ’lerden pek çok kiflinin kat›ld›¤› anmada “Hepimiz birer Metin’iz”, “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak” dövizleri aç›l›rken, “‹nad›na hepimiz birer Metin’iz” ve “Gün gelecek devran dönecek, katiller halka hesap verecek” sloganlar› at›ld›.

Annesi Fadime Göktepe “Biz her y›l buraya geldi¤imizde, devlet panzer ve polisiyle burada toplan›yor. O¤lumun mezar›ndan ölüsünden bile korkuyorlar. Metin ölmedi çünkü hepiniz birer Metin’siniz dedi. Evrensel Gazetesi Yaz›iflleri Müdürü Fatih Polat, dava avukat› Kamil Tekin Sürek ve ‹HD ‹stanbul fiubesi Baflkan› Kiraz Biçici de birer konuflma yaparak Metin Göktepe’nin unutulmayaca¤›n›, ve iflkence ile mücadele etmekten vazgeçmeyeceklerini belirttiler. Anma, getirilen karanfillerin Göktepe’nin mezar›na b›rak›lmas›yla son buldu, Yine Adana Genç ‹nisiyatif Kültürevi’nde düzenlenen anma töreninde, Göktepe’yi konu edinen belgesel gösterimi yap›ld›. Göktepe’nin ölümü ile ilgili baz› televizyonlarda ç›kan haberlerden derlenerek haz›rlanan belgesel ilgiyle izlendi.


17-30 Ocak 2004

14

26

28 Mart’ta yap›lacak olan yerel seçimler öncesi, tüm çevreler yapacaklar› ittifaklar, gösterecekleri adaylarla bu seçimler karfl›s›nda tav›r belirleme, propagandas›n› yapma sürecine girmiflken, devlet de Kamu Yönetimi Yasa Tasar›s› ile sald›r›lar›n› sürdürüyor. 1999 seçimleriyle özellikle T. Kürdistan› bölgesinde belediye yönetimlerine gelen DEHAP’›n Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Baflkan Yard›mc›s› Veli Büyükflahin ile Yasa Tasar›s› ve yerel yönetim deneyimleri ile ilgili yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz.

Yerel yönetimler halk›n yönetime EN YAKIN OLDU⁄U YERLERD‹R! “Yerel yönetimler demokrasinin en önemli araçlar›ndan bir tanesidir. Bu beraberinde yerel yönetimlerde halktan do¤ru bir sahiplenme, gelecek bask›lara karfl› mücadele azmini de do¤uruyor. Tabi ki belli s›k›nt›lar yaflanacak; biz ayn› zamanda demokratik mücadele dalgas› da yaratmak istiyoruz. Siz halk› söz ve karar süreçlerine davet etti¤iniz mücadelenin ona neler katt›¤›n› göremezseniz, mücadelede yaln›z kal›rs›n›z.”

Yerel yönetimlerle birlikte ilk defa halk kendisine ve kentine iliflkin söz ve karar süreçlerine kat›lma flans› elde etti. Kürt halk› ve Ortado¤u halklar› demokrasi kültüründen yoksun, özgürlük bilincini edinememifl, yönetim bilincini gelifltirememifl durumdad›r. Dolay›s›yla yerel yönetimler bunun gelifltirilmesinin toplumsal de¤iflimin ve dönüflümün gerçeklefltirilmesinin en önemli araçlar›ndan bir tanesidir. -Bir taraftan yerel seçimler yaklafl›rken bir taraftan da bu süreçte gündeme sokulan Kamu Yönetimi Yasa Tasar›s› var. Bu yasa ile yerel yönetimlerin güçlendirilece¤i ileri sürülüyor. Bu durumu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -Türkiye’de uygulamada bulunan Yerel Yönetim Yasas›’n›n toplumun ihtiyaçlar›n› çözemeyece¤ini biliyoruz. Dolay›s›yla Türkiye’de halklar›n, emekçilerin, kad›nlar›n yönetim süreçlerine kat›labilece¤i yasal düzenlemelerin birçok alanda yap›lmas› gerekiyor. Ancak hemen seçim öncesi AKP hükümetinin bu tarzda bir Yerel Yönetim Yasas› ile karfl›m›za ç›kmas› bu partinin meclisteki gücünü yerel yönetimlerde daha da güçlendirme niyetini ortaya koyuyor. Yap›lan de¤iflikliklere bak›ld›¤›nda seçimi kazanmaya endeksli, propagandas›n› yürütmeye yönelik bir yasa haz›rlanm›fl.

Ancak bu yasan›n baz› olumlu yanlar› da var. Yerel Yönetim Yasas›’n›n yerel yönetimlere daha fazla yetki tan›yan yaklafl›m›n›n do¤ru oldu¤unu bunun daha da gelifltirilmesi gerekti¤ini düflünüyoruz. -Piyasa koflullar›nda üretilen hizmetlerin kamu taraf›ndan yap›lmas› yeni de¤iflikliklerle yasal olarak engelleniyor. Örne¤in; belediye s›n›rlar› içindeki çöplerin belediye taraf›ndan flirketten daha ucuza toplanmas› yasaklan›yor. Bu düzenlemeleri nas›l yorumluyorsunuz? -Tabi bu alanda olumsuz yönleri var. Özellikle çal›flanlara ifl güvencesi getirmiyor, yerel yönetimlere devredilen hizmetler merkezi borçlar› ile birlikte devrediliyor. Sa¤l›k, e¤itim gibi. Kaynak imkan› yarat›lm›yor vb. Yerel yönetimlerin verece¤i hizmetleri özellefltirerek bu süreci götürmek istiyor. Çeflitli sermaye gruplar›n›n yerel yönetimler üzerinde daha etkin olmas›n›n önünü aç›yor. Bunlar AKP hükümetinin politikas›na ve ideolojisine uygun yaklafl›mlar. Biz bu aç›dan bakm›yoruz. Bir bütün olarak bakt›¤›m›zda, devlette merkezileflen baz› yetkilerin yerele yay›lmas›n› da getiriyor. Yani yerel yönetimlerde iktidar olma flans›m›z var. Biz bunlar›n olumlu oldu¤unu düflünüyoruz. Zaten flu anda belediyeler hizmetlerin büyük bir k›sm›n› ihaleleri d›flar› vererek yap›yor. Temizlikten tutal›m birçok konuya kadar bu böyle. Eskiden yerel yönetimler bunlar› kendileri yap›yorlard›. Ama bugün bunun imkan› yok. Özellefltirme furyas› alm›fl bafl›n› gidiyor. -Özellefltirmeler salt AKP’nin bir politikas› m›? Yoksa AKP’nin d›fl›nda emperyalizmin sald›r›lar›n›n bir parças› m›? -Sald›r›lar›n bir parças› olarak de¤erlendirilebilir. AKP’nin tek bafl›na yürüttü¤ü bir politika olarak görme-

mek gerekiyor. AKP’nin d›fl politikas›n› de¤erlendirdi¤imizde Türkiye’yi d›fla daha da ba¤›ml›, Amerika’ya endeksli bir politika söz konusu. Bunun bir uzant›s› olarak görülmeli. -Yerel Yönetimler Yasas› bölge illerine neler getirecek? -Bölge illerinde çok olumsuz etkilerinden söz edemeyiz. Çünkü zaten bölge belediyeleri; ekonomik, hizmetler alan›nda devletin ciddi bask›s› ile karfl› karfl›ya. Biz bölge belediyelerinde ciddi bir gücüz ve yönetmeye aday›z. Devlet taraf›ndan yap›lmas› gereken birçok hizmet flu anda yap›lm›yor. Kaynak yarat›lm›yor. Bölge aç›s›ndan bu yasan›n yans›taca¤› çok olumlu yönlerin olmad›¤›n› söylemek gerekiyor. “Küreselleflme” politikalar›n›n bir parças› olarak uzun vadede olumsuz etkilerinden söz etmek mümkün. -Belediyelerin yapt›¤› birçok hizmet yasa ile ‹l Özel ‹darelerine devrediliyor. Denetimi de vali taraf›ndan yap›l›yor. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda yerel yönetimlerin güçlendirilmesi söz konusu de¤il. Belediyelerdeki iflleyifli biraz açar m›s›n›z? -Yerel yönetimleri ikiye ay›rmak gerekiyor. ‹l Özel ‹dareleri, muhtarl›klar, belediyeler. Belediye yönetiminde belediye baflkan›, belediye meclisi karar ve yönetim organ›d›r. Nihayetinde mevcut yasalarda belediyelerin ald›¤› birçok karar ya mahalli idareler genel müdürlü¤ünün karar›na tabidir ya da üst makam olarak valinin, kaymakam›n onay›na tabidir. Bu konuda yasa ile belediyelerin karar süreçlerinde serbestlik yaflanmas› söz konusu. ‹l Özel ‹dareleri kent düzeyindeki hizmet ve yönetim alan›d›r. ‹l Genel Meclisleri yönetimdedir. Bafl›nda da vali vard›r. Vali ne isterse kararlar o flekilde al›n›r. Al›nan her karar valinin onay›na tabidir. Bu yasa ile ‹l Genel Meclisinin yetkileri art›r›l›yor.

‹l Genel Meclis üyeleri vali yard›mc›l›¤›n› da üstlenebiliyor. Bu yasada da valinin onay›na tabiler. Bir bütün olarak ülkenin önünü açarak halk›n yönetimini ve kat›l›m›n› sa¤layaca¤›n› söylemek mümkün de¤il. Hala bafl›nda vali var, belediye baflkan› da memur statüsünde. -Partinizin yerel yönetimlerle ilgili birçok deneyimi var. Yerel yönetimler neden önemlidir? -Yerel yönetimler halk›n yönetimle en yak›n oldu¤u yerdir. Türkiye’deki anayasal sistemde, herfley Ankara’dan yönetilir ve taflraya atam›fl oldu¤u temsilcileri vas›tas›yla ülkeyi yönetir. Hiçbir sürecinde halk yoktur. Mecliste seçilenler hariç, tabi seçim sistemi de elefltiri konusudur. Merkezi hükümet ad›na görev yapanlar›, kentleri yönetenleri halk seçmemifltir. Halk taraf›ndan seçilenler ‹l Genel Meclis üyeleri, belediye meclis üyeleri, muhtarlar ve belediye baflkanlar›d›r. Bunlar da merkezi hükümete tabidir. Yetkileri k›s›tl›d›r. Yerel yönetimler iyi de¤erlendirilirse halk›n iktidara kat›l›m›n›n, söz ve karar süreçlerine kat›l›m›n en önemli araçlar›ndan bir tanesidir. Demokratik tart›flma kültürünün gelifltirilebilece¤i en önemli yerdir. Bu durum bölge aç›s›ndan ne ifade ediyor? Bin y›llard›r inkar edilen, iradi olarak yok say›lan bir konumdad›r. Yerel yönetimlerle birlikte ilk defa halk kendisine ve kentine iliflkin söz ve karar süreçlerine kat›lma flans› elde etti. Kürt halk› ve Ortado¤u halklar› demokrasi kültüründen yoksun, özgürlük bilincini edinememifl, yönetim bilincini gelifltirememifl durumdad›r. Dolay›s›yla yerel yönetimler bunun gelifltirilmesinin toplumsal de¤iflimin ve dönüflümün gerçeklefltirilmesinin en önemli araçlar›ndan bir tanesidir. -Yerel yönetim deneyimlerinizde nelerle karfl›laflt›n›z? Neler yafland›?


26 -1999’da çok say›da belediye yönetimi kazan›ld›. Bu zamana kadar bir yerel yönetim deneyimimiz yoktu. Geçmiflte yaflanm›fl olumlu yerel yönetim deneyimleri var. 79’da Edip Solmaz’›n Batman’da seçilmesi ve 45 günlük görevde iken katledilmesi, yine Fikri Sönmez Fatsa deneyimi var. Hilvan, Diyarbak›r’da Mehdi Zana deneyimi var. Bunlar›n hiçbiri model oluflturabilecek kadar uzun sürmedi. Bu belediyeleri ald›¤›m›zda 15 y›ll›k çat›flma sürecinde özel savafl›n arka bahçesi olarak kullan›lan belediyelerle karfl›laflt›k. Viranflehir belediyesinde Yeflil’in o¤lu çal›fl›yordu. Yüzlerce silahl› insan orada iflçi statüsünde çal›fl›yordu. Diyarbak›r’›n Ba¤lar, Sur, Yeniflehir belediyesinde 300-400 civar›nda Hizbullahç› çal›fl›yordu. Faili meçhul cinayetlere kar›flt›¤› tespit edilen insanlar vard›. Ony›llard›r ödenmeyen, birikmifl borçlarla yüzyüze kald›k. Tabi biz gelir gelmez borçlar›n hepsi tahsil edilmeye baflland›. Hizmetleri yürütürken uzun süre devletin bask›lar› ile karfl› karfl›ya kald›k. Geldi¤imiz aflamada da belediye baflkanlar›m›z sürekli gözalt›na al›n›yor. Belediyelerin birbirleri ile dayan›flmas› engellendi. Diyarbak›r’da yapt›¤›m›z kültür-sanat faaliyetlerinin tümü polis engeline tak›ld›. Belediye araçlar›na el konuldu. Vard›¤›m›z noktada ilk defa kenar mahalleler, varofllar kald›r›mlarla karfl›laflt›. Viranflehir, Do¤ubeyaz›t belediyelerinin sa¤l›k alan›nda çok ciddi hizmetleri oldu. Bir tart›flma kültürü geliflti. Halk belediyeleri kendisinin yaratt›¤›n› görmeye bafllad›. 4-5 y›ll›k süre içinde bir DEHAP modelinin ç›kt›¤›n› söylemek mümkün de¤il, ancak birçok konuda halkç› yaklaflt›¤›n› söylemek mümkün. -Yerel yönetimlerde halk›n yönetime ve denetime kat›l›m› nas›l sa¤lanabilir? -99’da “kentimizi biz yönetiyoruz” anlay›fl› ortaya ç›kt›. Ancak araçlar›n› yeterince yaratamad›k. Halk›n, sivil toplum örgütlerinin, demokratik kitle örgütlerinin emekçilerin, kad›nlar›n yerel yönetimlerde söz ve karar süreçlerine direkt kat›l›m›n› söylüyoruz. -Bunu biraz açar m›s›n›z? -Türkiye’nin baz› yerlerinde uygulanan Yerel Gündem 21. Kent Konseyleri var. Ama bunun bahsetti¤imiz kurumlar›n yönetim süreçlerine kat›l›m›n›n yeterli olmad›¤›n› düflünüyoruz. Belli çevrelerle s›n›rl› bir kat›l›m söz konusu. Konseyin bafl›nda vali veya kaymakam oluyor. Sokaklar› en küçük birim olarak al›yoruz orada halk meclislerini oluflturuyoruz. O soka¤a iliflkin al›nacak tüm kararlarda meclisin onay› gereklidir. Kentin geneline iliflkin öneride bulunma hakk›na sahiptir. Mahallede mahalle meclisi, sokaklarda oluflturulan halk meclislerinden gelen temsilcilerden olufluyor. Mahalle mec-

15 lisleri de mahalle ile ilgili kararlar al›yor. Bunlar biraraya gelerek kent konseylerini oluflturuyor. Bu kent konseyi kente iliflkin kararlar›n al›nmas›nda en yetkili organd›r. Bizim belediye yönetimimiz buradan ç›kan kararlar› yerine getirmekle yükümlüdürler. Belediye baflkan› ve meclis üyeleri konseyin kararlar›na tabidirler. Kent gençlik, kad›n meclisleri söz konusu. Emekçilerin kendi sendikalar› ile konseyde yer almas›n› öngörüyoruz. Devletin yeniden tan›mlanmas› gerekiyor. Devletin mevcut yaklafl›m› ile demokratik karar süreçlerine kat›l›m› mümkün de¤il. Devletin sadece ifl ve rol koordinasyonu ile s›n›rland›r›lmas› laz›m. Esas yetkiler yerelde olacak. -Bizim gibi bir ülkede devlet böylesi bir yönetimi ne kadar kabul edebilir? Sizin de belirtti¤iniz gibi Diyarbak›r, Fatsa, Batman deneyimleri var. Özellikle bölgede Kürt ulusuna yönelik bask›lar› düflündü¤ünüzde, merkez iktidar› olmadan yerelde iktidar olmak mümkün mü? -Yaflanan deneyimler önemlidir. Özellikle Fatsa ve Batman’daki yönetimler 80 darbesinden önce kuruldu. K›sa sürmelerinin nedeni ise askeri cuntaya karfl› yeterince örgütlü olamay›fllar›d›r. Yerel yönetimler demokrasinin en önemli araçlar›ndan bir tanesidir. Bu beraberinde yerel yönetimlerde halktan do¤ru bir sahiplenme, gelecek bask›lara karfl› mücadele azmini de do¤uruyor. Tabi ki belli s›k›nt›lar yaflanacak; biz ayn› zamanda demokratik mücadele dalgas› da yaratmak istiyoruz. Siz halk› söz ve karar süreçlerine davet etti¤iniz mücadelenin ona neler katt›¤›n› göremezseniz, mücadelede yaln›z kal›rs›n›z. Belediyeye yönelik bir bask› olursa halkla birlikte mücadele edece¤iz, belediyede halk› iktidar yap›yoruz. Özgür yerel yönetimlerle demokratik Türkiye yarataca¤›z diyoruz. Yerel iktidar› tan›mlarken merkezi devletle yar›flan, onunla çat›flan, onun yerine kendisini koyan bir anlay›fl› örgörmüyoruz. Esas yaratmaya çal›flt›¤›m›z, demokratik özgür ve yönetim kültürüne sahip bir toplumdur. Dolay›s› ile devletle çat›flma üzerine kendini kurgulamayan bir yaklafl›m. Halk›n iktidara kat›l›m, demokratik yerel yönetimleri anti-demokratik merkezi yönetimin karfl›s›na koyuyoruz. Bu yaklafl›m kendisini seçim süreçlerine yans›tacakt›r ve halk tercihini demokratik günlerin lehine kullanacakt›r. -Gazetemiz arac›l›¤› ile iletmek istedi¤iniz bir mesaj›n›z var m›? -Türkiye halklar›na karfl› en büyük sorumlulu¤u demokratik devrimci, yurtseverler duyuyorlar. Bu sorumlulu¤un bir gere¤i olarak bu güçlerin birleflmesi gerekiyor. Farkl›l›klar›m›z› koruyarak bir arada olman›n olanaklar› var. Herkesi güçbirli¤i yapmaya ça¤›r›yoruz. Teflekkürler.

17-30 Ocak 2004

Yerel yönetimler iyi de¤erlendirilirse halk›n iktidara kat›l›m›n›n, söz ve karar süreçlerine kat›l›m›n en önemli araçlar›ndan bir tanesidir. Demokratik tart›flma kültürünün gelifltirilebilece¤i en önemli yerdir. Bu durum bölge aç›s›ndan ne ifade ediyor? Bin y›llard›r inkar edilen, iradi olarak yok say›lan bir konumdad›r. Yerel yönetimlerle birlikte ilk defa halk kendisine ve kentine iliflkin söz ve karar süreçlerine kat›lma flans› elde etti.


17-30 Ocak 2004

16

26

Türkiye ekonomisi artan YOKSULLUK VE ‹fiS‹ZL‹KLE DÜZEL‹YOR(!)

ükümetin enflasyon düfltü aç›klamalar›na ve yaygaralar›na ra¤men ülkemiz iflsizli¤in en yo¤un yafland›¤› dördüncü OECD ülkesi olma baflar›s›n› koruyor. IMF’ye duyulan derin minnet duygular›yla aç›klanan 2004 y›l› ekonomik beklentileri halk›n yaflam seviyesini etkilemesinin yan›s›ra sosyal yaflam›n› da önemli ölçüde etkiliyor.

H

AKP hükümeti ve kimi burjuva yazarlar›, üniversite profesörleri 2004 y›l›na, 2003 y›l›nda uygulanan ekonomik program›n baflar›s›na ve ekonomik alandaki geliflmelere methiyeler dizerek girdiler. Söylediklerinin özeti flu: Enflasyon düfltü, ihracat artt›. Ve düzlü¤e ç›kmaya ramak kald›. Bunun için yap›lmas› gereken, iflsizlik ve yoksullaflma fedakarl›¤›na katlanmaya devam etmektir. Tabi ki tüm bu söylenenlerin içinde do¤ru olan tek fley, iflsizli¤in artt›¤› ve yoksullar›n daha da yoksullaflt›¤› gerçe¤idir. Ka¤›t üzerinde olan di¤er tüm verilerin-rakamlar›n yaflanan bu gerçeklikler karfl›s›nda hiçbir pratik anlam›, hükmü yoktur. Hükümetin enflasyon düfltü aç›klamalar›na ve yaygaralar›na ra¤men ül-

kemiz, iflsizli¤in en yo¤un yafland›¤› dördüncü OECD ülkesi olma “baflar›s›”n› koruyor. IMF’ye duyulan derin minnet duygular›yla aç›klanan 2004 y›l› ekonomik beklentileri halk›n yaflam seviyesini etkilemesinin yan›s›ra sosyal yaflam›n› da önemli ölçüde etkiliyor. Magazin haberleri kadar s›radanlaflt›r›lan intihar, fuhufl, cinnet haberleri sosyal yaflam›n neredeyse ayr›lmaz bir parças› haline gelmifl durumda. Toplumda artan “suç” oranlar›n›n nedeni ekonomik krizden ba¤›ms›zm›fl gibi topluma kan›ksat›lmaya çal›fl›l›yor. Verece¤imiz örnekler toplumun iflsizlik ve yoksulluk karfl›s›nda neler yaflad›¤›n› yorum gerektirmeyecek kadar aç›k ortaya koyuyor. *Erzincan’da ifladam› Erkan Kemahl› iflleri kötü gidince üzerine kefen giyip bofl bir mezarda intihar etti. *Ankara Bahçelievler’de birlikte yaflayan anne ve o¤ul geçim s›k›nt›s› nedeniyle tüpgazla yaflamlar›na son verdiler. *Kayseri’de k›z›n› okutamayaca¤›n› düflünen ve pazarc›l›k yapan baba kendini yakt›. *Erzurum’da trafik kazas›nda sakat kal›p iflten ç›kar›lan üç çocuk babas› bunal›ma girip intihar etti. Verilere göre Türkiye’de hergün en az 10 kifli intihar girifliminde bulunuyor. Türkiye ekonomisi bu gerçeklerle düze ç›k›yor(!) Ülke ekonomisinin büyük bir kesimini oluflturan d›fl borçtan (2004 y›l› bütçe kapsam›nda belirlenen borç 187.4 milyar dolar civar›nda) neredeyse hiç söz edilmeksizin aç›klanan ekonomik baflar›lar(!) ve her y›l milyonlarca genç nüfusun içine sürüklendi¤i büyüyen iflsizler ordusu büyük bir sorun olarak kendini korurken enflasyon canavar›n› “yendik”, “‹hracatta büyük patlamalar yaflan›yor” aç›klamas›yla dünya ekonomisinin büyük bir kriz içinde oldu¤u koflullarda Türkiye’nin yap›lan ihracatla ekonomisini rahatlatt›¤› tablosu çizilmeye çal›fl›l›yor. Bu ters orant› flu tarz aç›klamalar›n yap›lmas›na kadar götürüyor; “Bu h›zla Türkiye IMF’nin model ülkesi olabilir”. T›pk› geçmiflte Brezilya, Arjantin, Meksika örneklerinde oldu¤u gibi. Bir dönemin modelleri olan bu ülkelerin yaflad›¤› sonuçlar san›r›z unutulmad›. Yaflanan ekonomik krizden dolay› kitlelerin patlayan tepki ve öfkesi, ya¤malama olaylar› ve çöken bir ekonomi. Ve ard›ndan “bu batakl›k nas›l kurtar›l›r” diye yap›lan yeni projeler. Yani flunu geçmiflten çok iyi biliyoruz ki IMF kendisine ne zaman model bir ül-

ke aç›klam›flsa ard›ndan yoksullaflma ve iflsizlik oran› büyümüfl ve derin y›k›mlar yaflanm›fl. ‹kiyüzlülük, gerçekleri tersyüz etmek, egemen s›n›flar›n varl›k koflulu ve kolay kolay vazgeçmeyecekleri en büyük kirli silahlar›ndan biridir. Ve egemenler, yeni y›la bu kirli silahlar›n›n yayl›m atefliyle girdiler. “Hükümetin uygulad›¤› ekonomik program sonuç verdi. Ve yeni y›lda önümüz daha da aç›kt›r” diyerek avazlar› ç›kt›¤› kadar ba¤›rd›lar. Öncelikle sözünü ettikleri ve uygulanan program›n sahibi hükümet de¤il, IMF’dir. Hükümetin bu programdaki rolü, IMF’nin talimatlar›n› uygulamakla s›n›rl›d›r. Ve kazand›klar› tüm baflar› da budur. Bu baflar›n›n emperyalist tekeller ve bir avuç iflbirlikçi ve ufla¤›n›n ç›karlar›na hizmet etmekten baflka bir anlam ifade etmedi¤i de aç›kt›r. Aç›k olan di¤er bir olguysa bugüne kadar IMF reçetelerinin kriz ekonomilerine çare olmad›¤›d›r. Ya da dibe vuran TC ekonomisinin tüm soygun ve talan reçeteleri de IMF’ye aittir. Durum bu kadar aç›k ve netken yap›lan tüm bu demagojilerin amac› nedir? Amaç, söylenen yalanlarda gizlidir. Ne söyleniyor? Deniliyor ki “bugüne kadarki hükümetler IMF program›ndan sapt›lar ama AKP hükümeti bu program› kararl›ca uygulad›”. Yani, ekonomik geliflmenin baflar›s›n› emperyalizme ba¤›ml›l›kta, IMF’nin reçetelerini kararl›ca uygulamakta ar›yorlar. Burada birkaç nokta üzerinde durmakta fayda vard›r. Birincisi; emperyalizmin yar› sömürgesi olan TC ekonomisine Türk hakim s›n›flar› de¤il, IMF yön veriyor. ‹kincisi; tüm hükümetler IMF reçetelerini uygulamakla yükümlüdürler. Ancak, iç muhalefetin, toplumsal tepkilerin yükseldi¤i dönemlerde; hükümetlerin bu soygun planlar›n› uygulamada zorland›klar› da aç›kt›r. Bundan dolay› da askeri darbeler ve devlet terörünün daha da yo¤unlaflt›¤› ve toplumsal muhalefetin geriletildi¤i, örgütlü güçlerin zay›flad›¤› dönemlerde bu programlar daha da pürüzsüz bir flekilde uyguland›, uygulan›yor. Ve bugün de benzeri bir durum sözkonusu. Peki bu uygulanan program›n emekçiler cephesindeki yans›mas› nedir, nas›l olacakt›r? Ya da bu program ekonomik alanda nas›l bir geliflme sa¤lam›flt›r? Bu sorulara verilecek do¤ru yan›tlar, ayn› zamanda söylenen yalanlar›n a盤a ç›kmas›n› da sa¤lar. AKP hükümetinin “rahatlayan” ekonomiyle girdikleri yeni y›lda asgari


26 ücret ve emekli maafllar›na yap›lan zam oranlar› da gerçe¤i ifade etmemektedir. Geçti¤imiz hafta emekli maafllar›na 2004 y›l›nda yüzde 20 oran›nda zam yap›laca¤› aç›kland›. Açl›k s›n›r›n›n 450 milyonu aflt›¤› bir ortamda yap›lan zamlarla yaflam koflullar›n›n her gün biraz daha düfltü¤ü günümüzde, SSK emeklisine verilen 364 milyon 887 bin liral›k ücret bir lütuf olarak gösteriliyor. Bu zamlar›n mevcut bütçeyle nas›l karfl›lanaca¤›n›n sorusunun yan›t› ise Yeni Vergi Yasas›ndad›r. Asgari ücrete yap›lan zamla birlikte emeklilerin maafllar›na yap›lan zam, borç üzerine kurulu Türkiye ekonomisine 4 katrilyon ek bir yükümlülük getiriyor. Bunun nas›l karfl›lanaca¤› ise; “Merkez Bankas›’n›n para matbaas›n› çal›flt›r›r. Banknot bast›r›r. Bu para ile ödeme yapar... iyi de, bu enflasyonu tekrar t›rmand›rmak demektir. ‹stikrar program›ndan vazgeçmek demektir. Hükümet bunu yapamaz. “2004 y›l›n›n 150 katrilyon liral›k bütçesindeki ödeneklerden k›s›nt› yapar... ‹yi de, bütçede k›s›lacak ödenek yok. Bütçe ödeneklerinin yüzde 32’si personel harcamas›na, yüzde 66’s› faiz ödemesine, yüzde 25’i transfer harcamalar›na ayr›lm›fl. Cari harcamalara (yürürlükte olan harcamalar) ayr›lm›fl. Cari harcamalara ayr›lan 13 katrilyon liradan 4 katrilyon lira kesilir ise devlet çark› durur. Yat›r›ma ayr›lan 7 katrilyon liradan 4 katrilyon lira kesilir ise, b›rak›n›z duble yol yapmay›, tüm ifller durur. “Devlet 4 katrilyon liral›k bono satar. Borçlanarak zamlar› öder... ‹yi de, o zaman istikrar program›, faiz d›fl› fazla konular›nda bugüne kadar ödenen faturalar bofla gider. “Bu tabloda kal›yor tek bir çare: Ek vergi getirerek 4 katrilyon liray› halktan toplamak...” (Güngör Uras Milliyet gazetesi 7 Ocak 2004) Yani halk›m›za sevindirici ücret art›fl› olarak sunulan zamlar vergilerle geri al›nacak. Düzenlenen yeni yasa ile birlikte geçici olarak getirildi¤i iddia edilen birçok verginin kal›c›laflt›r›lmas›n›n yan› s›ra yap›lan aç›klamalarla bu vergilerin art›r›laca¤›n›n da sinyalleri verilmifltir. Yap›lan zamlar›n halktan nas›l ç›kar›laca¤›n›n sorusunun di¤er bir cevab› da kamu hizmetlerine hiçbir yat›r›m›n yap›lmayaca¤› fleklinde yan›tlanabilir. Tarihi tecrübelerimiz bize gösterdi ki, bugüne kadar emperyalizmin iflbirlikçileri ve uflaklar› taraf›ndan uygulanan IMF programlar› iflsizli¤i azaltmad›, bilakis ço¤altt›. Deyim yerindeyse, iflsizler ordusu giderek büyüdü. Egemenler geliflen teknolojik imkanlardan da yararlanarak, çal›flt›rd›klar› iflçi say›s›n› daha bir s›n›rlad›klar› gibi, genel

17 olarak artan iflsizlikten de faydalanarak daha düflük ücretle ve sosyal haklar› s›n›rlanm›fl bir emek gücünden yararlan›p kendi verimliliklerini daha bir art›rd›klar› do¤rudur. Do¤ru olan di¤er bir olgu ise; zamlar ve pefl pefle gelen vergi paketleri (ki buna haraç kesmek desek daha do¤ru

zenginlefltikçe, emekçilerin daha da çok yoksullaflt›¤›d›r. Çünkü bunlar zenginliklerini emekçilerden çald›klar› al›nteri ve gasp ettikleri eme¤e borçludurlar. 2004 y›l› ekonomik geliflmelerden beklentilerinin yine önemli bir k›sm›n› özellefltirmeler oluflturuyor. 2003 y›l›

olur) emekçilerin al›m gücünü daha da azaltt›. Ve nitekim al›nteriyle geçinmeye çal›flan tüm emekçiler flu sitemlerde bulunuyor, “Aç›klanan enflasyon rakamlar›n›n son 28 y›l›n en düflük rakamlar› oldu¤u söyleniyor, ama ben 20 y›l önce satt›¤›m mal›n flimdi yar›s›n› bile satam›yorum”. Yine bu tepkilere ek olarak hamall›k yapan bir iflçi “Art›k herkes kendi bo¤az›n› geçindirmenin derdine düflmüfl durumda. Paças›n› kurtaran kaptan oluyor. Enflasyon düflmüfl de ne olmufl ben yine aç aç çal›fl›yorum”. Kar›fl›k ekonomik rakamlardan çok daha çarp›c› bir flekilde durumu anlatan bu ifadeler egemenler taraf›ndan yap›lan birçok aç›klaman›n içinin ne kadar bofl oldu¤unu anlamak aç›s›ndan da çarp›c›d›r. Egemen s›n›flar ve figüran sözcülerinin bu soruya verdikleri yan›t ise ‘Biraz daha sabredin, dünyada ve bölgemizde ola¤anüstü bir geliflme olmazsa ve program› bu kararl›l›kla uygulamaya devam edersek, s›k›nt›lardan kurtulaca¤›z, ‹NfiALLAH!” oluyor. Öz olarak, emperyalistler ve uflaklar› emekçilere açl›¤a, sefalete, iflsizli¤e katlanmay› ö¤ütlüyorlar. Hatta kimi kiral›k kalemflörler, “Aman ha! ‹flçilerin, memurlar›n, emekçilerin ücretlerine fazla zam yapmay›n, e¤er zam yaparsan›z enflasyon yeniden t›rman›r” diye hükümete ö¤üt veriyorlar. IMF’nin gösterdi¤i hassasiyetten daha hassas davran›yorlar. Yine özellefltirme ad› alt›nda, kâr getiren kurumlar›n emperyalist ve iflbirlikçi büyük tekellere peflkefl çekilmeye çal›fl›ld›¤›, yeni yat›r›m alanlar›n›n neredeyse s›f›rland›¤› bir ülkede geliflimden, kalk›nmadan, refah düzeyinin yükselmesinden söz edenler, ancak akl›n› ve vicdan›n› emperyalist tekellere satan, ipotek eden iflbirlikçiler ve onlar›n çanak yalay›c›s› kiral›k kalemflörler olabilir. Ki bu hainlerin refah düzeylerinin yükseldi¤i do¤rudur. Do¤ru olan di¤er bir fley ise; bu hainler

ve geçmifl y›llarda yap›lamayan özellefltirme talan›n›n büyük bir çaba ve h›zla 2004 y›l›nda yap›lmas› hedefleniyor. 2003 y›l›nda hedeflenen 4 milyar dolarl›k özellefltirme hedefi yerine getirilemedi¤i için bunun 2004 y›l›nda yap›lmas› planlan›yor. Birçok sektörün özellefltirme kapsam›na al›nmas›n›n da özellikle iflçi s›n›f› aç›s›ndan yarataca¤› sonuçlar, bu dönemde daha net görülecek. Özellefltirmeye paralel olarak artacak iflsizlik oran› ve bunun yan›s›ra örgütsüzlefltirme sald›r›lar› ivme kazanacak. SALDIRILARI ÖRGÜTLÜ GÜCÜMÜZLE YANITLAYALIM Emperyalizmin ve uflaklar›n›n kapsaml› sald›r›lar›n›n ancak örgütlü gücümüzle yan›tlanaca¤› bir gerçek. Örgütlenmenin ve örgütlü karfl› koyuflun önemi bir kez daha kendini gösteriyor. Emperyalizmin ve uflaklar›n›n sald›r›lar›na karfl› sadece ülkemizde de¤il ay-

17-30 Ocak 2004 n› zamanda tüm dünya ülkelerindeki karfl› koyufllar önemli. Bu kapsamda 16-21 Ocak tarihleri aras›nda Hindistan’›n Bombay flehrinde düzenlenecek olan MR 2004 Bombay Direnifli anlaml› ve önemlidir. Anti-emperyalist mücadelede önemli bir mevzi olan Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi’nin de içinde yer ald›¤› bu direnifl halklar›n mücadele hanesine yaz›lacak önemli bir ad›md›r. Geçti¤imiz y›l Davos’da büyük gösterilerle karfl›lanan Dünya Ticaret Örgütü’nün bu y›l yapaca¤› toplant› Hindistan’da toplanacak yüzlerce anti-emperyalist çevre, grup ve oluflum emperyalistlere ayn› tarihi sonucu yaflatma perspektifi ile hareket edecektir. Emperyalizmin sald›r›lar›n› alabildi¤ine genifl ve örgütlü bir tarzda yapmaya çal›flt›¤› günümüzde böylesi direnifl ve örgütlenmelerin önemini kavramak ve üzerinde yo¤unlaflmak önemlidir. Bu sald›r›lar halklar›n birleflik, örgütlü gücüyle afl›lacakt›r gerçe¤inden hareketle emperyalist tekelleri bekleyen sonu Hindistan’da haz›rlayal›m.

kiyüzlülük, gerçekleri tersyüz etmek, egemen s›n›flar›n varl›k koflulu ve kolay kolay vazgeçmeyecekleri en büyük kirli silahlar›ndan biridir. Ve egemenler, yeni y›la bu kirli silahlar›n›n yayl›m atefliyle girdiler. “Hükümetin uygulad›¤› ekonomik program sonuç verdi. Ve yeni y›lda önümüz daha da aç›kt›r” diyerek avazlar› ç›kt›¤› kadar ba¤›rd›lar.


17-30 Ocak 2004

18

26

Akdeniz’in üçüncü büyük adas› K›br›s’ta dalgalar durulmak bilmiyor. Emperyalistler de seçim sonucunda kurulacak hükümete gözlerini dikerek, politikalar›n› nas›l yürüteceklerini hesap ediyorlar.

K›br›s’ta yükselen tansiyon ve emperyalist DALAfiLARIN SONUCUNDA YAfiANAN KAOS ›br›s’› adeta yar› aç›k bir hapishaneye çeviren ABD emperyalizmi, kurulacak hükümetin Annan Plan›’n› sorunsuz uygulayacak bir hükümet olmas›ndan baflka bir fley istemiyor. ABD’nin bu politikalar› ile uyumlu hareket eden Türkiye ise ayn› zamanda AB üyelik süreci için K›br›s’› kullanmaya çal›fl›yor.

K

Sicilya ve Sardunya’dan sonra Akdeniz’in üçüncü büyük adas› olan K›br›s, yüzy›llar boyunca emperyalistlerin ifltah›n› kabartm›fl ve emperyalist çat›flmalar›n pençesinde kalm›flt›r. Çünkü K›br›s Adas› emperyalistler aç›s›ndan jeo-stratejik öneme sahip olan bir adad›r. Ada, ABD Savunma Bakanl›¤›’n›n (Pentagon) raporlar›na göre “Akdeniz’de batmaz bir uçak gemisi” olarak nitelendirilmektedir. Askeri yönden çok büyük önemi olan bu Adaya sahip olan emperyalist güç, di¤er getirilerinin yan›nda en önemlisi dünya petrol üretiminin büyük bir k›sm›n› gerçeklefltiren Ortado¤u’da rakip emperyalist güçlere karfl› önemli bir mevzi elde edecektir. Yani di¤er bir ifade ile Adaya hakim olan emperyalist güç, di¤er emperyalistlere karfl› Ortado¤u’daki bütün askeri harekatlarda önemli bir üstünlük elde etmifl olacakt›r. Bu üstünlük bugün emperyalistlerin ç›karlar› aç›s›ndan bak›ld›¤›nda az›msanmayacak kadar büyük bir önemdedir. ‹çinden geçti¤imiz süreçte emperyalistler aras› dalafl›n k›zg›nlaflmas› ve Ortado¤u üzerindeki planlar nedeni ile özellikle de son yap›lan seçimlerle birlikte “K›br›s sorunu” iyice gündemleflmifltir. Seçimlerden önce yap›lan tart›flmalar ve seçimlerin ard›ndan ortaya ç›kan gerçekler dünya gündemine oturmufltur. Ancak bu de¤erlendirmelere girmeden önce K›br›s Adas›n›n nas›l bir tarihi süreç yaflad›¤›na iliflkin genel bir hat›rlatma yapmak faydal› olacakt›r. KIBRIS’TA TALANIN TAR‹H‹ K›br›s Adas› ile Türklerin ilk tan›flmas› 1571’de Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun Aday› Venediklilerden almas› ile bafllam›flt›r. Bunun ard›ndan ise Osmanl› ‹mparatorlu¤u Aday› Rus tehlikesine karfl› koruma bahanesi ile ‹ngiltere’ye bir anlamda kiraya vermifltir. Bu süreç, ancak 1. Emperyalist Paylafl›m Savafl› ile birlikte Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun Almanya ile beraber savafl› kaybetmesi üzerine ‹ngilte-

re’nin bu sözleflmeyi y›rtarak Aday› ‹ngiliz hakimiyeti alt›na almas› ile son bulmufltur. Ancak her ne kadar bu durum sona erse de Ada için yaflanan sorunlar bitmek bilmemifl, aksine fliddetlenerek sürmüfltür. 1950’li y›llarda Yunanistan’›n da deste¤i ile Rumlar Adada egemenliklerini art›rman›n çabalar›n› iyice yo¤unlaflt›rm›fl ve bir referandum talebinde bulunmufllard›r. Türk taraf› bu referandumu boykot ettiyse de Rumlar›n büyük bir ço¤unlu¤u Yunanistan ile birleflmeden yani Enosis’ten yana tav›r koymufltur. Bu durum ise Adadaki gerginli¤i iyice t›rmand›rm›flt›r. Giderek artan huzursuzluk 1955’li y›llara gelindi¤inde iyice 盤r›ndan ç›km›fl ve neredeyse her iki taraf da silahlara sar›lm›flt›r. Özellikle ABD emperyalizminin 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’ndan galip ç›kmas› ile dünya üzerindeki yay›lmac› politikalar› h›z kazanm›fl ve yar›-sömürgelerini denetim alt›na alma çabas›nda ABD emperyalizmi bir baflar› kazanm›flt›. Bu da Ada üzerinde önemli planlar›

olan di¤er bir ülke ‹ngiltere aleyhine geliflmelerin bafllamas› anlam›na gelmektedir. Uluslararas› arenada da prestij kaybetmeye bafllayan ‹ngiltere, ABD karfl›s›nda Ada özgülünde geri ad›m atmaya mahkum bir pozisyonda kalm›flt›r. Ve sonuç olarak ‹ngiltere stratejik baz› üs alanlar›n› elinde bulundurmak sureti ile Adadan çekilmeyi kabul etmifltir. ‹flte tam da burada bu tarihsel süreçte ABD araya girerek Ada özgülünde iki taraf› bir araya getirmifl, Türkiye ile

çinden geçti¤imiz süreçte emperyalistler aras› dalafl›n k›zg›nlaflmas› ve Ortado¤u üzerindeki planlar nedeni ile özellikle de son yap›lan seçimlerle birlikte K›br›s sorunu iyice gündemleflmifltir. Seçimlerden önce yap›lan tart›flmalar ve seçimlerin ard›ndan ortaya ç›kan gerçekler dünya gündemine oturmufltur.

Yunanistan’› ayn› masaya oturtarak emperyalist plan›n› devreye sokmufltur. Bu sözde çözüm formülü iki taraf aç›s›ndan da kabul edilmifltir. Bu görüflmeler sonras›nda 16 A¤ustos 1960 tarihinde Ba¤›ms›z K›br›s Cumhuriyeti ABD emperyalizminin ç›karlar› do¤rultusunda kurulmufltur. Ancak emperyalizmin hiçbir sorunun çözücüsü olamayaca¤› gibi bu sorunda da çözücü olmad›¤›, oluflturulan hükümetin üç y›ll›k ömrü ile bir kez daha ortaya ç›km›flt›r. Zaten emperyalist olan bu plan dahilinde Türkler hükümetten d›fllanm›fl ve bu da bir anlamda artan çat›flmalarla birlikte ele al›nd›¤›nda söz konusu “çözüm”ün fiyaskosundan baflka bir anlama gelmemifltir. 1963 y›l› ile birlikte Adada nüfus ayr›fl›m› iyiden iyiye hissedilmeye bafllam›fl ve bu yüzden çat›flmalar›n artmas› bahane edilerek BM Bar›fl Gücü ad› alt›nda iflgalciler tekrar devreye girmifltir. Bu zaman zarf›nda K›br›s Türkleri de kendi içlerinde devletleflme sürecini bafllatm›fl durumdad›r. Bunun bir sonucu olarak geçici bir yönetim dahi kurulmufltur. Ancak bu talep Rum taraf› taraf›ndan hiç de s›cak karfl›lanmam›flt›r. 1970’li y›llarda ABD emperyalizmi Rumlar›n Rus Sosyal Emperyalizmi ile yak›nlaflmas›n› engellemek için Yunanis-

tan’da ifl bafl›na getirdi¤i Albaylar Cuntas›n› kullanm›fl ve 15 Temmuz 1974’te yeni K›br›s Cumhurbaflkan› olarak Sampson atanm›flt›r. Bu Amerikanc› faflist darbeciler do¤rudan do¤ruya Yunanistan’daki Amerikanc› faflist cuntaya ba¤l› olarak hareket etmifllerdir. Amaçlar› ‹ngiliz emperyalizminin ufla¤› Makarios yönetimini devirme, Aday› uzun süre içinde Yunanistan’a ba¤layarak Enosis’i gerçeklefltirmekti. Darbenin arkas›nda duran as›l güç ise ABD emperyalizmi olmufltur. Stratejik olarak oldukça önemli bir konuma sahip olan Adaya bütün emperyalist güçler gibi ABD emperyalizmi de tek bafl›na hakim olmak istiyordu. Adadaki Makarios yönetimi ise esas olarak ‹ngiliz emperyalistlerine uflakl›k ediyordu. ABD emperyalistleri Adaya kesin olarak hakim olabilmek için Makarios yönetiminin devrilmesini; Adada Yunanistan’dakine benzer do¤rudan kendilerine ba¤›ml› faflist bir diktatörlük kurulmas›n› istiyorlard›. ‹flbafl›na gelen Sampson’un Adada Yunanistan’la birleflmeyi aç›klad›¤› saatlerde Türkiye de 1. K›br›s Harekat› ad› alt›nda K›br›s Adas›n› iflgale bafllad›. Bütün bu yaflananlar›n ard›ndan taraflar 25 Temmuz-8 A¤ustos 1974 tarihleri aras›nda Cenevre’de bir araya geldiler.


26 Adada iki ayr› yönetim konusunda bir anlaflmaya var›l›rken nerelerden vazgeçilece¤i ve karfl› tarafa devredilece¤i konusunda bir anlaflmaya var›lamad› ve 14 A¤ustos 1974 tarihinde Türkiye ikinci kez K›br›s’a müdahale ederek 2. K›br›s “Bar›fl” Harekat›’na bafllad›. Dönemin hakim s›n›flar› ad›na konuflan Bülent Ecevit bu sald›r›n›n “bar›fl harekat›” oldu¤unu, “Türk ordusunun K›br›s’a bar›fl ve kardefllik götürmek” için ç›karma yapt›¤› palavralar›n› yayd›. Gerçekte ise yap›lan “ba¤›ms›z” bir devletin (devlet olarak var olmak anlam›nda ba¤›ms›z, gerçekte emperyalizme tamamen ba¤›ml›) varl›¤›n› yok etmek için giriflilmifl; fetihçi bir sald›r› harekat› idi. Amaç Türk hakim s›n›flar›n›n iddia etti¤i gibi “K›br›s’l› Türklerin çilelerine son vermek” de¤il, Türk hakim s›n›flar›n›n ve onlar›n uflakl›k ettikleri emperyalistlerin menfaatleri do¤rultusunda K›br›s’›n devlet olarak varl›¤›n› ortadan kald›rmak, K›br›s’› bölmekti. Nitekim böyle de oldu. 15 Kas›m 1983’e gelindi¤inde K›br›s Türkleri devletleflme sürecine son noktay› koyarak KKTC (Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyeti)’yi ilan ettiler. Ancak elbette ki yaflanan dalafllar bununla da bitmedi. “BARIfi”, “KARDEfiL‹K” PALAVRALARI VE GERÇEKLER 20 Temmuz 1974 tarihinde K›br›s’a ç›karma yap›ld›¤› zaman Türk hakim s›n›flar› ad›na dünyaya aç›klama yapan Ecevit “Türk ordusu K›br›s’a bar›fl ve kardefllik getirecektir” diyordu. Oysa Türk hakim s›n›flar›n›n faflist ordusu K›br›s’a bar›fl yerine savafl, binlerce ölü, yaral›, tutsak getirdi. Kardefllik yerine düflmanl›k getirdi. K›br›sl› Türk ve K›br›sl› Rum milletinden K›br›sl›lar aras›nda düflmanl›k, ç›karma harekat›yla hiçbir dönemde olmad›¤› kadar geliflti. Emperyalistlerin “böl ve yönet” siyasetleri gere¤i körükledikleri bu düflmanl›k, Türkiye ve Yunanistan halk› içinde de K›br›s ve Ege olaylar› nedeniyle körüklendi ve iki ülkede de flovenizm halk içinde ald› yürüdü. ‹flte Ecevit’in Türk hakim s›n›flar› ve onlar›n uflakl›¤›n› yapt›klar› emperyalistler ad›na sözünü etti¤i “kardefllik” böyle bir kardeflliktir. K›br›s’›n devlet olarak varl›¤›na karfl› sald›r›ya giriflen Türk hakim s›n›flar› ve onlar›n uflakl›¤›n› yapt›klar› emperyalistler ad›na Ecevit ç›karma s›ras›nda “Türk ordusu iflgal ordusu olmayacakt›r. Türk ordusu K›br›s’›n ba¤›ms›zl›¤›na karfl› giriflilen harekat› bast›rd›ktan sonra geri çekilecektir” diyordu. Gerçek ise bunun tam tersi oldu. Yine Ecevit ç›karma s›ras›nda “bar›fl harekat› K›br›s’›n toprak bütünlü¤ünü ve devlet ba-

19 ¤›ms›zl›¤›n› koruma amac›na yöneliktir” diyordu. Ancak yaflananlar sonras›nda bunun da bir yalan oldu¤u ortaya ç›kt›. Günümüz aç›s›ndan da bak›ld›¤›nda Türk hakim s›n›flar›n›n söylemlerinde ve kulland›klar› argümanlarda bir de¤ifliklik yoktur. Türk hakim s›n›flar› sürekli “Yavru Vatan”, “K›br›s’› veren Türkiye’yi de verir” demagojileri ile milliyetçi, gerici, floven duygular› ayakta tutmaya çal›flmaktad›r. Ancak bu yöntemin eskisi kadar

tutmad›¤› seçimlerin sonuçlar› ile ortadad›r. Zira as›l olarak Türk hakim s›n›flar›n›n yönetti¤i KKTC’deki halk›n yaflad›klar› sorunlar adeta onlar› canlar›ndan bezdirecek bir duruma getirmifltir. Bütçesi sürekli aç›k veren, tar›m sektörünü her gün biraz daha kaybeden ve sanayide de istedi¤i rotay› tutturamayan KKTC iflsizlik en önemli sorunlar›n bafl›nda gelmektedir. En fazla istihdam›n hala tar›mda oldu¤u KKTC’nde tar›m›n ard›ndan sanayi ve inflaat sektörleri geliyor. Ancak tüm bu sektörler tam bir iflas ekonomisi içerisindedir. Ve bu tablodan halk›n pay›na düflen daha fazla ise iflsizlik ve yoksulluk olmaktad›r.

EMPERYAL‹ST “ÇÖZÜM” PLANLARI Geçti¤imiz ay yap›lan seçim sürecine gelirsek; Aylard›r yap›lan çeflitli yorumlar, beklentiler, planlar sonucunda K›br›s seçimleri 14 Aral›k 2003 tarihinde yap›ld›. Emperyalistlerin ve uflak ve iflbirlikçilerinin de dikkatle takip etti¤i seçimler pek de egemenlerin istedi¤i gibi sonuçlanmad›. AB ile birlikte çözümü savunan Cumhuriyetçi Türk Partisi %35’lik oy oran› ile seçimler-

den birinci parti olarak ç›kt›. Ancak denilebilir ki muhalefet ve iktidar sand›kta berabere kald›. Bu bir taraftan sürekli AB politikas› yaparak seçimlerden galip ç›kmaya çal›flan muhalefet ve hala y›llar›n eskimeyen “K›br›s Türklerindir” floven aç›klamalar›n› kullanan di¤er partiler aç›s›ndan bu söylemlerinde eskisi kadar baflar›l› olamad›klar›n› gösteriyor. Bu arada AB ve ABD’li emperyalistler de Adaya gözlerini dikmifl bir hükümetin kurulmas›n› bekliyorlar. Nitekim seçimlerin hemen ard›ndan Adaya ziyarete giden ABD K›br›s özel temsilcisi Thomas Weston emperyalistler aç›s›ndan önemli olan noktalar› aç›kça ortaya koydu. K›br›s için Annan Plan›

17-30 Ocak 2004 d›fl›nda bir çözüm olmad›¤›n› iddia eden Weston aksi bir çözüm aray›fl›n›n dahi maliyetinin büyük olaca¤› tehdidini savurmaktan da geri durmad›. K›br›s’› adeta yar› aç›k bir hapishaneye çeviren ABD emperyalizmi, kurulacak hükümetin Annan Plan›’n› sorunsuz uygulayacak bir hükümet olmas›ndan baflka bir fley istemiyor. ABD’nin bu politikalar› ile uyumlu hareket eden Türkiye ise ayn› zamanda AB üyelik süreci için K›br›s’› kullanmaya çal›fl›yor. Plan üzerinde yap›lan ufak tefek ve as›l olarak bir anlam ifade etmeyen de¤ifliklikler ise hep bu manevran›n ürünleri. Örne¤in Annan Plan›’na göre Adadaki Türk askeri varl›¤›n›n anlaflmas›n›n yürürlü¤e girmesinden 29 ay sonra 6 bine düflmesini öngörüyor. Türk hakim s›n›flar›n›n yapt›¤› de¤ifliklik ise bu sürenin 40 aya ç›kart›lmas›. Yap›lan de¤ifliklikler elbette Türk hakim s›n›flar› ve efendilerinin ç›karlar› içindir. Bu de¤ifliklikler hem toplumdaki tart›flmalar› diri tutmaya yaramakta hem Annan Plan›’na muhalefet ediliyormufl gibi bir izlenim b›rakmaktad›r. Kamuoyuna 2004 y›l› içindeki en önemli planlar›n› “iflsizlikle mücadele, K›br›s ve AB” olarak aç›klayan R. Tayyip Erdo¤an ve hükümetin di¤er hedeflerinde oldu¤u gibi K›br›s konusunda da as›l olarak emperyalist efendilerinin ç›karlar›n›n bekçisi olaca¤› aç›kt›r. fiu bir gerçektir ki Annan Plan› emperyalist bir pland›r. Ve K›br›s halk›n›n yaflad›¤› sorunlar da zaten emperyalistlerin tam da kendilerinden kaynaklanan sorunlar oldu¤u için Annan Plan› ile çözülecek de¤ildir. KIBRIS’TA GERÇEK ÇÖZÜM DEMOKRAT‹K HALK DEVR‹M‹NDED‹R Bilindi¤i gibi K›br›s’ta 1950’li y›llara kadar iki toplum iç içe bir arada yaflamakta idi. Ancak emperyalistlerin “çözüm” ad› alt›ndaki müdahaleleri ile iki toplumun bir arada yaflamas› imkans›z hale getirilmifl ve K›br›s bir sorun gibi gösterilerek adeta bir kangren haline dönüfltürülmüfltür. Özellikle seçimler s›ras›nda yap›lan propagandalar›n birço¤u AB üzerine kurulmufltur. Geyi¤i aslanlar›n m› yoksa s›rtlanlar›n m› parçalayaca¤› gibi bir tart›flmaya benzeyen AB mi, ABD mi tart›flmas›n›n Ada halk›n›n kafas›n› kar›flt›rmaktan öte bir anlam› yoktur. Adada yaflayan her iki toplum da özellikle seçim sonuçlar›na bak›ld›¤›nda görülecektir ki sürekli yaflanan kaos ortam›ndan, ekonomik s›k›nt›lardan b›km›fl durumdad›r. Son olarak K›br›s’ta gerçek çözüm, Ada üzerinde yaflayan uluslar›n kendi kaderini tayin hakk› ilkesi ›fl›¤›nda, kendi öz mücadeleleri ile Ba¤›ms›z Demokratik K›br›s Cumhuriyeti’ni kurmas› ile mümkündür.


17-30 Ocak 2004

20

26

Dedikodu zehirini bünyemizden atal›m ✔

Devrimin sorunlar›ndan çok bireylerin sorunlar›na tak›lan, merak›n› bu yönde zorlayan, kimin, ne yap›p ne söyledi¤ini s›n›f ç›karlar› aç›s›ndan de¤il, birilerinin ç›karlar› aç›s›ndan de¤erlendiren ve böylece ne kadar çok fley bildi¤ini ispatlamaya çal›flan, kendini bu ucuz laflarla bir yerlere koydurmaya çal›flan “devrimciler” dedikodu yapar. Dünyay› temellerinden sarsacak bir davan›n faaliyetçileri, militanlar›, kadrolar› olarak dünyaya, ülkemize, alan›m›za ve de bunlar›n öznesi olan kendimize yönelik ciddi yorumlar›m›z, yarg›lar›m›z paralelinde müdahalelerimiz vard›r. Yapt›¤›m›z analiz ve sentezler neticesinde dünyay› de¤ifltirme idealleriyle dört elle sar›ld›¤›m›z devrimci yaflam›m›zda, faaliyetimizde s›k›nt›lar yaratan, aksakl›klar ç›kartan ve mutlak k›r›lmas›/mahkum edilmesi gereken zaaflar›m›z vard›r. fiimdiye kadar, çeflitli biçimlerde üzerinde durulan, çözüm noktas›nda aç›l›m sunulmaya çal›fl›lan bu zaaflar›n, anlay›fllar›n bu kadar s›k yaz›l›p çiziliyor olmas› bizi düflündürmelidir. Demek ki, devrimci ve komünist ideallerimize yak›flmayan, insanl›¤›m›zla ba¤daflmayan bu zaaf ve anlay›fllar faaliyetimize, de¤erlerimize zarar vermekte ve müdahale etmedi¤imiz koflullarda tekil olmaktan ç›k›p bir kültür olma tehlikesini bar›nd›rmaktad›r. Bütün bunlar do¤rultusunda, üzerinde duraca¤›m›z konu ise içinde bulundu¤umuz dönem aç›s›ndan, en çok tavizsiz tav›r almam›z, en ciddi müdahalelerde bulunmam›z gereken dedikoduculuk ve boflbo¤azl›k. Nedir dedikodu? Bir olay, bir geliflme, bir kifli, bir alan vs. hakk›ndaki görüflün, de¤erlendirmenin konunun muhataplar›ndan özenle sak›n›larak, meseleye hiçbir katk› sunma, gelifltirme, çözme amac› tafl›maks›z›n uluorta konuflulmas›. Halk›n dünyay›, sistemi sorgulamas›ndan, de¤erlendirmesinden azrailden korkar gibi korkan egemenlerin besledikleri dedikodu kültürü, halk›m›z içerisinde öylesine sistemleflmifltir ki art›k yaflam›n “vazgeçilmez” bir parças› haline gelmifltir. Önüne konulan dünyan›n darl›¤› nedeniyle özellikle ev kad›nlar›nda daha çok görülen; kimin, kiminle, nerede, ne yapm›fl›n›n telafl›, kahvehane kültürünün içindeki erkeklerde de ayn› derecelerde görülmektedir. Yani sonuç itibar›yla toplumun her kesimi öyle ya da böyle bu dedikodu zehirini içmektedir. Evet zehirdir dedikodu; Zehirdir. Çünkü bu dünya gerçekli¤inde hangi egemenin, hangi ezilene ne zaman, niye, nas›l sald›rd›¤›ndan ziyade, hangi kiflinin, ne zaman, nerede, nas›llar›na tak›lan insanlar kendi kurtulufllar›na ket vurmakta, kendilerini zincirleyenlere nimetler sunmaktalar. Halk›m›z, s›n›f bilincinden uzak olufluyla, böylesi bir durumdayken, yine de toplumsal de¤er yarg›lar›na göre dedikoduyu ay›plar. Ay›plar, ancak bunun kime hizmet etti¤ini, hangi s›n›f›n ifline yarad›¤›n› de¤erlendiremedi¤i için toplumsal ahlaki kurallar çok da yaflam bulmaz. Halk›m›z cephesinde görülen dedikodu kültürü, devrimci ve komünist saflarda da maalesef yaflam bulmaktad›r. Tam da az önce bahsini etti¤imiz tablo-

dan ç›kan bireyler olarak ba¤r›ndan geldi¤imiz toplumun al›flkanl›klar›n›, zaaflar›n› bar›nd›rmam›z kaç›n›lmaz bir durumdur. Ancak bu durum, asla hoflgörülmemelidir. Mücadelemiz s›n›fs›z ve s›n›rs›z bir dünyay› hedeflemektedir. Yarataca¤›m›z bu dünyan›n bugünkü prototipleri bu ideallerin teminat›d›r. Bu ba¤lamda asla kabul görmeyece¤imiz zaaflara, al›flkanl›klara tavizsiz vurmak, y›kmak, her devrimcinin görevidir. Ve bu kutsal göreve sadakat, sisteme olan s›n›f kinimizin ve kuraca¤›m›z dünyaya olan inanc›m›z›n göstergesidir. fiimdi soral›m; hangi “devrimciler” dedikodu yapar? Devrimin sorunlar›ndan çok bireylerin sorunlar›na tak›lan, merak›n› bu

Dedikodunun, lafazanl›¤›n, iç dökmenin alt›nda yatan esas neden siyasal geriliktir. S›n›f mücadelesinin Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin yasalar›n› yeterince kavramayan, siyasete yabanc›, bu do¤rultuda ideolojik-siyasal do¤rular› güncele uyarlayamayan insanlar siyasal olarak cesur olmayan insanlard›r. yönde zorlayan, kimin, ne yap›p ne söyledi¤ini s›n›f ç›karlar› aç›s›ndan de¤il, birilerinin ç›karlar› aç›s›ndan de¤erlendiren ve böylece ne kadar çok fley bildi¤ini ispatlamaya çal›flan, kendini bu ucuz laflarla bir yerlere koydurmaya çal›flan “devrimciler” dedikodu yapar. Neden dedikodu yap›l›r? Dedikodunun, lafazanl›¤›n, iç dökmenin alt›nda yatan esas neden siyasal geriliktir. S›n›f mücadelesinin Marksizm-LeninizmMaoizm biliminin yasalar›n› yeterince kavramayan, siyasete yabanc›, bu do¤rultuda ideolojik-siyasal do¤rular› güncele uyarlayamayan insanlar siyasal olarak cesur olmayan insanlard›r. Siyasal cesareti olmayan insanlar›n

S›n›f mücadelesinin esas sorunlar›na kafa yormayanlar bireylerle, olaylarla u¤rafl›rlar oysa as›l erdemli devrimci ve komünist kiflilikler, anlay›fllarla u¤rafl›r. Bizim de bu noktada yapmam›z gereken kimin dedikodu yapt›¤› ya da neyin dedikodusunu yapt›¤› de¤il, bunlara zemin sunan anlay›fllar, zaaflar üzerineyo¤unlaflarak, buna zemin sunan koflullar› tespit edip, çözümü üzerine kafa yormakt›r.

s›n›f mücadelesi karfl›s›ndaki duruflu da tart›fl›l›r bir konudur. Bizlerin cesaretten anlad›¤› tek fley düflman karfl›s›ndaki tavizsiz duruflumuzdur. Bu her devrimci ve komünistin görevidir. Ancak flunu unutmayal›m ki düflman karfl›s›nda cesaretle duran fakat kitlelere siyasetini tafl›ma, tart›flma noktas›nda cesur davranmayanlar›n siyasal ömrü k›sa olur. Siyasal cesaretten yoksunlu¤uyla üretmeyen, geliflmeyen ve gelifltirmeyen, de¤iflmeyen ve de¤ifltirmeyenler proleter saflarda fazla kalamazlar. Siyasal cesaretin olmad›¤› yerde kiflinin kendine güvensizli¤i söz konusudur, kendine güvensizli¤in oldu¤u yerdeyse siyasete ve kolektife olan güvensizlik boy gösterir. ‹flte bu noktada bütün ilkeler, kurallar alt-üst olur. Özellikle denetimin, disiplinin olmad›¤›-zay›f oldu¤u dönemlerde kendini do¤ru düflünce ve politikalarla varedemeyen, ifade edemeyen insanlar›n kendisini çevresine kabul ettirmesinin tek yolu lafazanl›kt›r, dedikodudur, boflbo¤azl›kt›r. Yukar›da da ifade etti¤imiz gibi s›n›f mücadelesinde belli geriye düflüfller yaflad›¤›m›z zor dönemlerde devrimci ve komünistlerin örgütlülü¤ünde darlaflmalar yaflanabilir. S›n›f mücadelesinin ivme kaybetti¤i bu tür süreçlerde hakim s›n›flar›n devrimci ve komünist örgütlenmelere yönelik gelifltirdi¤i tasfiye sald›r›lar›n›n etkisi daha boyutlu olarak hissedilebilir. Örgüt iflleyiflinden denetim ve disiplinin oluflturulmas›na, siyasal ve ideolojik mücadele görevinin gerekti¤i gibi yerine getirilemedi¤i süreçler yaflanabilir. Böyle süreçler siyasal cesaretsizli¤in, dedikoduculu¤un, lafazanl›¤›n, ifl yapmaman›n zemin buldu¤u süreçlerdir. Üzerine gidip altedilmedi¤i sürece de devrimci ve komünist harekette giderilmesi güç tahribatlar yaratmas› kaç›n›lmazd›r. fiimdi dedikodunun ne ad›na yap›ld›¤›na gelince; savunu haz›rd›r, soruna, konuya, kifliye müdahale olur eylemin ad›. Amaçsa “elefltirmek-gelifltirmektir”. Oysa ortada ne meselenin muhatab› vard›r, ne anlay›fl tart›fl›l›r ne de nas›l çözülece¤i. Yap›lan sadece popülist duygular›n tatmini ve basit meraklar›n giderilmesidir. Dedikodunun saflar›m›zda ne boyutlarda yafland›¤›na gelince yüzlerce örnek saymak mümkündür. ‹deolojik, siyasal olarak elefltirilen bir devrimci dost örgüte yönelik en devrimci elefltiri birebir o örgütün kendisine yap›lmal› ve geliflimine hizmet etmelidir. Maoistler, fikirleri böyle yar›flt›r›rlar. Ancak gelin görün ki böyle yap›lmaz, devrimci bas›n yoluyla yap›lan polemikler, çeflitli platformlar en gerekli ve uygun araçlarken baz› küçük burjuva “devrimcilerimiz” siyasetleri elefltirme ad›na tam bir karalama kampanyas›na giriflirler. ☞


21

26 Elefltirinin özü, siyasal konulardan öyle bir uzaklafl›r ki bireyler, olaylar esas hale gelir. Dedik ya hele bir de konunun muhatab› da yoksa kim tutar seni! S›ralan›r “onlar›n flu konumdaki flu adamlar› flurada çözülmüfl, flu kadar insan› vermifl, onlar adam› böyle örgütler, onlar böyle savaflmaz, onlar›n yüzü çirkin, onlar›n saç› uzun”a kadar gider düzeysizlik. Devrimci birliktelik ve dayan›flma ruhuna bir balyoz gibi inen bu tav›rlar, tam da karfl› devrimin de¤irmenine su tafl›maktad›r. Dedikodunun kendi saflar›m›zdaki yans›mas›na gelince, birilerinin bilmemesi gereken bilgiler, geliflmeler uluorta konufluluyorsa öncelikle kendi örgütlü bünyemizi bir disiplin, denetim süzgecinden geçirmemiz gerekir. ‹ç meselelerimiz, yoldafllar›m›z›n konumu, bulunduklar› yer vs. en s›radan insanlar›n dillerinde dolafl›yorsa burada esas sorumlu son a¤›z de¤il, bunlar›n oralara kadar tafl›nmas›na zemin yaratanlard›r. Daha do¤ru bir ifadeyle sor-

gulanmas› gereken fley yukar›dan afla¤›ya, bu tabloyu do¤uran anlay›fl›n, disiplinsizli¤in kendisidir. Belli sorumluluklar tafl›yan, buna karfl›n boflbo¤azl›klar›yla dedikodulara zemin sunanlar, dedikodu yapanlardan daha a¤›r suç ifllemektedirler. Bu suç, iflkencede çözülüp s›rlar›m›z› a盤a ç›karmak kadar a¤›r bir suçtur. A¤›rd›r, çünkü; korunmas› gereken fleylerin o popülist duygularla ifade bulmas›, baz› bilgi ve geliflmeleri düflmana tafl›yacak kanallar açmakta ve yine en önemlisi kültürel olarak, de¤erlerimizi y›pratmaktad›r. A¤›rd›r, çünkü; ç›kan bu tablo öncelikli olarak kitlelerin devrimci ve komünistlere olan güvenini sarsmakta ve buna ba¤l› olarak da devrime olan inançlar›n› zay›flatmaktad›r. Bu ayn› zamanda kancan bedeli yaz›lan tarihimize karfl› da ifllenmifl bir suçtur ve tarih bunun hükmünü mutlaka verecektir. Böylesi pratikler yaflan›rken müdahale etmeyenler de bu ciddi suçlar›n suç ortaklar›d›rlar. Bir sorunumuz var, çözmek ad›na -asl›n-

PUSULA ELEfiT‹R‹LER‹M‹Z DÖNÜfiTÜRME VE DE⁄‹fiT‹RME GÜCÜNE SAH‹P OLMALIDIR ‹deolojik mücadele, geliflmenin, do¤ru ile yanl›fl› a盤a ç›kar›p netlefltirmenin vazgeçilmez arac›d›r. Mücadelesiz geliflme, mücadelesiz derinleflme düflünülemez. Derinleflmenin ve geliflmenin olmad›¤› yerde fikir çat›flmas›nda, iradenin onay›n› alm›fl fikirlerin uygulanmas›nda bir problem var demektir. Tüm bu karmafl›k ve çat›flmal› süreçte her türlü olumsuzlu¤u asgari düzeye indirmenin baflar›s›zl›klar› baflar›ya dönüfltürmenin en önemli silahlar›ndan biri elefltiri ve özelefltiri silah›n›n do¤ru bir tarzda kullan›lmas›d›r. “Tatl› söz y›lan› deli¤inden ç›kar›r” söylemi pratik yaflam›n ürünü ve halk›n onlarca yaflanm›fl tecrübelerinden biridir. Elbette sözün tek bafl›na “tatl›” olmas› yetmez. “Tatl›” olan sözler, ilkeli ve ilkeli oldu¤u kadar da net ve hedefi vurmal›d›r. Hedefsiz ve amaçs›z sözlerin “tatl›” ve ac› olmas› aras›nda temelde bir fark yoktur. Çünkü köksüzler dinletme, düflündürme ve de¤ifltirme gücüne sahip de¤ildir. ‹deolojik mücadele do¤ru ile yanl›fllar›n çat›flmas›d›r. Yanl›fllar›n mahkum edilmesi demek, kullan›lan elefltiri silah›yla hedeflerin vurulmas› demektir. Aksi takdirde elefltiri burada oynamas› gereken rolü oynayamaz. Ve her Proletarya Partisi veya devrimci militan bu silah› bilinçle kulland›¤› takdirde parti içi geliflme, parti içi sorunlar›n çözümü ve ayn› zamanda devrimci dostluklar›n yarat›lmas› kaç›n›lmaz hale gelir. Tersi yaklafl›mlar, olacaklar› olmaz k›lar. Çok yönlü ve kapsaml› geliflmeyi de frenler. Elefltiride hedeflerin do¤ru vurulmas› elefltirinin objektif ve de¤ifltirme gücüne sahip olmas›d›r. Hedeflerin do¤ru vurulmas›, elefltirilerin yerinde ve zaman›nda yap›lmas›d›r. Elbetteki elefltirinin amac› yanl›fl olan› düzeltip do¤ruyu hakim k›lmakt›r. Yine statik ve dura¤an olana hareketlilik kazand›rmakt›r; kurals›z, disiplinsiz olana disiplinli ve kurallara uygun davranma bilincini ve sorumlulu¤unu tafl›makt›r. Burada önemle görülmesi gereken, yap›lan devrim-

ci elefltirinin s›n›f mücadelesine ne tür hizmet ve katk› sundu¤u gerçe¤idir. E¤er yap›lan elefltiriler bu tür sonuçlara yol açm›yorsa, hemen elefltiri yöntemimizi ve üslubumuzu gözden geçirmeliyiz. Yani baflar›s›z ve sonuçsuz kalan bu prati¤in nedenlerini sorgulamal›y›z. Ve bu sorgulama sürecini de öncelikle kendimizin elefltiri yöntemi ve tarz› üzerinden bafllatmal›y›z. Çünkü burada amaç; birilerini peflinen mahkum etmek de¤il, sürecin do¤ru ifllemesini engelleyen yanl›fllar› düzeltmektir. Bu düflünüfl ve flekillenifl tarz› do¤al olarak her türlü bireyci, bencil ve korumac› yaklafl›m› reddeder. Kendisine karfl› özelefltirel bir tutum tak›nma bilincine ve sorumlulu¤a asgari düzeyde sahip olan her bireyin yapaca¤› elefltirinin etkileme ve düflündürme gücü vard›r. Elefltiriye bu gücü veren belli bafll› nedenler ise elefltiri sahibinin kendi hatalar› karfl›s›nda tak›nd›¤› özelefltirel tutumdur. Elefltiri silah›n› kullan›rken, ortaya koydu¤u objektif tutumdur. Kulland›¤› kazan›c› üsluptur. Tüm bunlar bireyler üzerinde güven verici bir etki yarat›r. Her birimiz pratik yaflam›nda asgari düzeyde bu niteli¤e sahip olan bireylerin yapt›klar› elefltirilerin daha bir ciddiye al›n›p üzerinde düflünüldü¤üne tan›kl›k yapt›k-yap›yoruz. Mesela “o yoldafl bu kadar öfkeli ve tepkiliyse, ortada ciddi bir sorun vard›r” tabi ki tersi durumlar da söz konusu. Mesela “Yine mi o! O zaten her zaman elefltirir. Onun kurgular›yla m› u¤raflaca¤›z?” vb. Birinci örnekte bireyin parti ve mücadele karfl›s›nda samimi tutumu, elefltiri silah›n› do¤ru bir tarzda kullanmas› vurgulan›yor. Yani burada düflünüfl ve davran›fl›n uyumu söz konusudur. Burada her kavga yoldafl›n›n yanl›fllar›n›n s›n›f mücadelesine ve partiye zarar verece¤inin bilinci, yoldafllar›n›n hatalar›n› düzeltme görevi ve sorumlulu¤unu tafl›ma hassasiyeti vard›r. Özet olarak burada ben de¤il biz, birey de¤il parti vard›r. Burada küçük burjuva öfkesi, tepkisi, kini

da çözümsüzlük girdab›nda- iç döküyoruz. Hiç de alan›m›zla, konuyla ilgili olmayan bir yoldafl›m›za aç›l›yoruz. Yoldafl›m›z yine ayn› çözümsüzlük ve disiplinsizlikle baflka insanlara aç›yor, “çözüm” ar›yor hatta hiç de üstüne vazife olmadan “çözüm” buluyor, “müdahale” etmifl oluyor. Nerede konunun as›l muhataplar›, nerede disiplin? Herfley herkesin dilinde oluverince suçlu bulma telafl›na düflülür. Oysa, her sorun kendi ba¤r›nda çözülür, nerede kaybediyorsak orada arayal›m. S›n›f mücadelesinin esas sorunlar›na kafa yormayanlar bireylerle, olaylarla u¤rafl›rlar oysa as›l erdemli devrimci ve komünist kiflilikler, anlay›fllarla u¤rafl›r. Bizim de bu noktada yapmam›z gereken kimin dedikodu yapt›¤› ya da neyin dedikodusunu yapt›¤› de¤il, bunlara zemin sunan anlay›fllar, zaaflar üzerine yo¤unlaflarak, buna zemin sunan koflullar› tespit edip, çözümü üzerine kafa yormakt›r. Tüm bu s›ralad›klar›m›z›n esas nedeni,

yoktur. Burada yoldafllar›n hatalar› karfl›s›nda ac› duyma, öfke ve tepkilerini so¤uk kanl› ve alçak gönüllü tarzda karfl›lama özgüveni, kazan›c› ve hofl görülü tutumu vard›r. ‹kinci örnek ise bireyin parti ve s›n›f mücadelesi karfl›s›ndaki yanl›fl tutumunun yaratt›¤› güvensizliktir. Güvensiz ruh hali, söylemleri anlams›zlaflt›r›r. Güven duygusunu vermekten yoksun olan bir bireyin baflkas›n› dinletme gücü olmaz. Dinletme gücü olmayan›n, de¤ifltirme gücü de olmaz. Dolay›s›yla, yapmalar› gereken ilk ifl, söylemle prati¤in uyumunu yaratmak. Çünkü güven olgusu, de¤ifltirme gücüne sahip olma gerçe¤i, ancak böylesi bir pratikle yakalanabilir. Elefltiride ilkeli olmak, kazan›c› üslup kullanmak bir niyet ve meziyet sorunu de¤il parti ve s›n›f mücadelesi karfl›s›nda tafl›nan bir sorumluluk bilincidir. ‹lkeli olmak, hatalarla uzlaflmamakt›r. Çünkü uzlafl›c› ve liberal tutumlar hatalar›n önlenmesine de¤il daha da boyutlanmas›na hizmet eder. Bireyi “k›rmayal›m”, “incitmeyelim” tutumu ilkelerin suland›r›larak dejenere edilmesine yol açar. Sonuçta yaln›z birey de¤il parti de kaybeder. Çünkü kaybedilen her bir birey yitirilen bir emektir. Yoldafl eme¤inin olmad›¤› tek bir militan düflünebilir miyiz? Dolay›s›yla do¤ru tarzda elefltiri ve kazan›c› sahiplenifl özünde eme¤imizin ve de¤erlerimizin sahipleniflidir. Elefltiride ilkeli olmak, sözlükte bulunan tüm sert ve h›rpalama içerikli sözcükleri peflpefle s›ralamak de¤ildir. Elefltiride ilkeli olmak, ba¤›rmak-ça¤›rmak a¤z›na geleni söyleyip masaya yumruk vurmak hiç de¤ildir. Tam tersine a¤z›m›zdan ç›kan her sözcü¤ün sorumlulu¤unu tafl›mak ve etki gücünü hesaba katarak konuflmakt›r. Elefltirilerde ilkeli olmak, somut verilere dayanmakt›r. Elefltirilerde tek tek olumsuz pratikler gözard› edilemez, ama kesin yarg›lara varmak, net tan›mlamalar yapmak için, bir pratikler dizisine ihtiyaç oldu¤u aç›kt›r. Elbetteki her yanl›fla yön veren burjuva düflünüfl tarz›d›r. Bireyin bu yanl›fl prati¤ini mahkum etmek, olmas› gerekendir. Olmamas› gereken ise; bu hatal› davran›fltan hareketle, bireyi tümden mahkum etmek ve getirdi¤i her elefltiri ve öneriye kuflkuyla yaklaflmakt›r. Marksist-Leninist-Maoist elefltiri yön-

17-30 Ocak 2004 devrimci kiflilik ve kimli¤in kazan›lmas› noktas›nda yeterince yo¤unlaflmam›z, yoldafllar›m›z›, dostlar›m›z› bu anlay›flla flekillendirmek istememizdir. Varolan tabloda yaflananlar gösteriyor ki, devrimci ve komünist kültür ve ahlak anlay›fl›na ayk›r› bu sorunlar faaliyetimize ciddi zararlar vermektedir. Öncelikli olarak, devrimci bir kimli¤in burjuva-feodal de¤er yarg›lar›ndan ar›nd›r›lmas›yla ifle bafllay›p, alternatif de¤erlerimizi özümseyip özümsettirmeliyiz. Bunun yan›s›ra, partili bir kiflilik, disiplin konusunda dejenere oldu¤umuz yanlar›m›za daha da vurmal›, eksiklik ve zaaflar›m›z›n önüne set olacak duvar› bugünden örmeliyiz. Bu konuda gerek parti disiplinini gerek devrimci ahlak kurallar›n› kavrayan her devrimci ve komünist bu gerçekli¤e müdahale etmekle yükümlüdür. Bunu da dedikodunun, boflbo¤azl›¤›n ve iç dökmenin yaflam buldu¤u anlarda engelleyerek, yoldafllar›n kafas›n› açarak gerçeklefltirebiliriz.

temi bilimsel olmayan bu toptanc›, keyfiyetçi yaklafl›m› reddeder. En olumsuz insan›n dahi zaman zaman iyi fleyler söyleyip do¤ru pratikler sergileyebilece¤i gerçe¤ini asla göz ard› etmez. Dolay›s›yla her olay›, olguyu tarihsel koflullar›yla birlikte ele al›r, kimin söyledi¤inden çok, söylenenlerin gerçeklerle uyumlu olup olmad›¤›na bakar. Tersi yaklafl›mlar idealisttir. ‹lkeli de¤il, ilkelliktir. Kendi içinde elefltiri-özelefltiri silah›n› do¤ru bir tarzda kullanmayan bir s›n›f partisi, dostlar›na ve halka karfl› yaklafl›mda da yanl›fl pratiklere düflmeden kendini kurtaramaz. Kendi içinde yeteri kadar demokrasiyi uygulamayan, elefltiri-özelefltiri silah›n› iflletmeyen bir parti veya örgütün, d›fl›ndaki devrimci dostlar›na halka karfl› gerekenleri yerine getirmesi düflünülebilir mi? Tabi ki düflünülemez. Yaz›n›n bafl›nda da ifade etti¤imiz gibi sorun niyet sorunu de¤il sorun s›n›f mücadelesini alg›lay›fl ve kavray›fl sorunudur. Yani bir devrimin müttefik ve dostlar›n›n gereklili¤ine söylem düzeyinde de¤il özde inan›p kavramayan bir anlay›fl, d›fl›ndaki devrimci dostlar›n› elefltirmede istenilen düzeyde yap›c› bir dil kullanmaz. Oysa elefltiri silah›n› do¤ru bir tarzda özümseyen anlay›fl, dostlar›n›n hatalar›n› azaltman›n, birlikte yürüyüfllerini güçlendirmenin sonuç itibar›yla kendilerini de güçlendirece¤i gerçe¤ini bilir. Dolay›s›yla bu konuda hem birlikte ifl yapmada, öneri sunmada hem de sunulan önerilere karfl› yaklafl›mda ciddi, seviyeli ve sorumlu davran›r. E¤er bu sorumluluk yeteri kadar özümsenmezse sekter tutumlar, yok saymalar kaç›n›lmaz hale gelir. Bu düflünüfl tarz›n›n halka karfl› yaklafl›m›nda da tutarl› bir hatt› olmaz. Liberal ve sekter yaklafl›mlar pratikte yer de¤ifltirerek devam eder. Sonuç olarak, elefltirilerimiz düflündürme ve de¤ifltirme gücüne sahip olmal›d›r. Bu güce sahip olmayan elefltiriler, yanl›fllar› düzeltme, do¤rular› hakim k›lma gücünden yoksun olurlar. Bu yoksunluk, tüm farkl›l›klara ra¤men birlikte yürümemiz gerekenlerle yürüme, kavga dostlar›m›z› ço¤altma prati¤ine hizmet etmez. Tüm bu gerçekleri görmek için derin bir araflt›rmaya da gerek yok. Her militan›n kendi prati¤ini, tarihi tan›kl›¤›n› yapt›¤› süreçleri objektif bir tarzda sorgulamas› yeterlidir.


17-30 Ocak 2004

22

26

Patronsuz Üretimde ‹flçilerin Zaferi 2001’deki ekonomik krizin ard›ndan Arjantin siyaset literatürüne “recuperaccion” (“Geri alma”) kavram› yerleflti. Brukman, Zanon baflta olmak üzere 158 fabrika iflçiler taraf›ndan çal›flt›r›lmaya bafllad›. Bafllang›çta her fley “ekonomik” sebeplere dayan›yordu, patronlar›n›n terk etti¤i fabrikalarda k›sa zamanda “patronsuz üretim” (sin patrones) bafllad›, “ekonomik” sebeplerle bafllayan aray›fl, k›sa zamanda politik bir tav›r al›fla dönüfltü.

2001’deki büyük krizin ard›ndan patronlar›nca terk edilen 150 fabrika iflçilerce devral›nd› ve iflletilmeye baflland›. Hükümet geri al›nan fabrikalar›n öncüsü, tekstil iflletmesi Brukman’›n bir iflçi kooperatifi olarak çal›flt›r›labilece¤ini kabul etti. “Tam 7 ay 10 gün oldu, ya¤murda, gece karanl›¤›nda aç kalarak, flark›lar söyleyerek bekledik, sonunda fabrikam›z› geri ald›k” diyor Elina Fernandez. Elina, patron Jacobo’nun 18 Aral›k 2001’de yani Fernando De La Rua hüküme-

tinin düflüflünden üç gün önce Brukman tekstil fabrikas›n› terk etmesinden bu yana mücadeleyi örgütleyenler aras›nda, t›pk› daha önce Bianet için görüfltü¤ümüz Yuri gibi. Elia “öncesini bütün dünya biliyor” diyor. Öncesi... Brukman’›n iflçiler taraf›ndan çal›flt›r›lmaya bafllanmas›, 21 Nisan 2003’de polisin bir gece operasyonuyla iflçileri fabrikadan ç›karmas› ve de fabrikan›n 15 metre ilerisinde kurulan grev çad›r›n›n kurulmas›. Öncesinde, Brukman iflçileri patronsuz fabrikan›n çal›flmayaca¤›n› dü-

flünüyorlard›, öncesinde iflçiler yaln›zca “çal›fl›yorlard›,” birbirlerini tan›madan, birbirlerini görmeden. Yuri, daha sonras›n› flöyle anlat›yor: “Bir gece fabrikaya girdik, makineler bak›ms›zd›, para yoktu, patronun alacakl›lar› kap›ya dayanm›flt›, ama çal›flaca¤›m›za inand›k.” Brukman iflçileri, çal›flmaya bafllad›lar, birbirlerini tan›yarak, birbirlerini görerek. Yaln›zca iflte çal›flmad›lar. Rosa Luxemburg atölyesinde tiyatro çal›flt›lar, krefl açt›lar, ücretler yeniden düzenlendi, kendilerini ziyarete gelen Asamblae Barrio (Buenos Aires’te hemen hemen her mahallede kurulu olan dayan›flma örgütü) üyeleriyle siyaset tart›flt›lar. BUGÜN BRUKMAN YARIN BÜTÜN FABR‹KALAR 2001’deki ekonomik krizin ard›ndan Arjantin siyaset literatürüne “recuperaccion” (“Geri alma”) kavram› yerleflti. Brukman, Zanon baflta olmak üzere 158 fabrika iflçiler taraf›ndan çal›flt›r›lmaya bafllad›. Bafllang›çta her fley “ekono-

Ölen ABD askeri say›s› 500’e yak›n Savafl›n bafllad›¤› Mart ay›ndan beri Irak’ta ölen ABD askerlerinin say›s›n›n 500’e yaklaflt›¤› bildirildi AP ajans›, kendi verileri ve istatistiklerine dayanarak yapt›¤› haberde, Felluce yak›nlar›nda düflen ABD helikopterinde bulunan 9 askerin ölmesiyle birlikte, Irak savafl›n›n bafllad›¤› 20 Mart 2003 tarihinden bu yana Irak’ta ölen ABD askeri say›s›n›n 494’e yükseldi¤ini bildirdi. Ajans, ABD’nin birkaç on y›ll›k süreçte kat›ld›¤› Körfez Savafl›’yla Lübnan, Somali, Panama, Granada, Kosova ve Afganistan operasyonlar›nda bile bu

kadar asker kaybetmedi¤ini belirtti. Irak savafl›nda ve sonra ABD müttefiki ülkelerden ‹ngiltere 55, ‹talya 17, ‹spanya 8, Bulgaristan 5, Tayland 2, Danimarka, Ukrayna ve Polonya ise birer asker kaybetti. ABD, Irak’›n devrik lideri Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i iflgal etmesinin ard›ndan bafllayan 1991 y›l›ndaki Körfez Savafl›’ndaysa 315 askerini yitirdi. Afganistan’da ölen ABD askerininse flu ana kadar 99 oldu¤u bildiriliyor. Washington ise, Irak’taki direniflçiler taraf›ndan Amerikan askerlerine düzenlenen sald›r›lar›n askeri aç›dan bir önemi olmad›¤›n› savunuyorlar.

mik” sebeplere dayan›yordu, patronlar›n›n terk etti¤i fabrikalarda k›sa zamanda “patronsuz üretim” (sin patrones) bafllad›, “ekonomik” sebeplerle bafllayan aray›fl, k›sa zamanda politik bir tav›r al›fla dönüfltü. Belki de bu sonuçtan dolay› Naomi Klein gibi birçok entelektüel “geri al›nm›fl” fabrikalardaki geliflmeleri izlemek için Arjantin’e geldi. Elia, 18 Aral›k’tan önce iflten ç›kar›lmas›na ra¤men arkadafllar›n› yaln›z b›rakmayan Lidia ve Yuri fabrikan›n önünde gazetecilere poz veriyor, yanlar›nda hükümet yetkilileri. Hükümet 31 Aral›k gecesi, bir süredir ihtilafl› olan Brukman fabrikas›n›n iflçiler taraf›ndan bir kooperatif fleklinde çal›flt›r›labilece¤i yönünde karar verdi. Bu karar, hükümete göre, ekonomik krizden bir ç›k›fl ça¤r›s›, Baflkan Nestor Kirchner aç›s›ndan da “halk›n deste¤ini kazanmak” anlam›na geliyordu. Ayn› günlerde Kirchner, La Matanza’da Piquteros’lar› ziyaret ederek, “sosyal yard›mlar” konusunda aç›klamalar yapt›. Peki, Brukman’›n “geri al›n›fl›” hükümetin inisiyatifiy-

le mi gerçekleflti? Yuri “hay›r, hükümet 21 Nisan’da gerçek yüzünü gösterdi, mücadelemiz karfl›s›nda yapacak fleyleri kalmam›flt›,” diyerek cevapl›yor sorumuzu. Nidia, Kirchner”in y›lbafl›ndan önce yoksul ailelere çam a¤ac› verilece¤i sözünü hat›rlatarak, “Papa Kirchner (Noel Baba) bize hediye verdi¤ini san›yor ama bugün Brukman’da yar›n baflka fabrikalarda patronsuz üretim yap›laca¤›n› herkes görecek” diyerek, Yuri’ye destek veriyor. Brukman’›n ad› de¤iflti, fabrikan›n kap›s›nda “Bienvenidos Cooperativo 18 Diciembre, ex Brukman” (Eski Brukman yeni 18 Aral›k Kooperatifi’ne hofl geldiniz) yaz›yor. fiimdilik bu yaz› bir pankart›n üzerinde ama bu kimsenin umurunda de¤il, Brukman’›n kime ait oldu¤unu bütün dünya biliyor art›k. Brukman’da gece oluyor, fabrika Noel tatili oldu¤u için kapal›, Noel’den sonra bambaflka bir flekilde aç›lacak, caddedeki kaz› ise üç ayd›r sürüyor. Hükümet caddedeki kaz› çal›flmas› gibi a¤›r aksak ilerlerken Brukman’da bir tarih yaz›l›yor. (Bianet)

Haiti’de siyasi çat›flma

Amerika k›tas›n›n en yoksul ülkesi Haiti’de Devlet Baflkan› Bertran Aristid taraftarlar› ve muhalifleri birbirine girdi. Haiti’de yolsuzluk ve anti-demokratik uygulamalar nedeniyle suçlad›klar› Devlet Baflkan› Bertran Aristid’in istifas›n› isteyen binlerce muhalif, 9 Ocak günü büyük bir gösteri düzenledi. Aristid taraftarlar›n›n, muhaliflerin üzerine, atefl açmas› üzerine iki grup aras›nda büyük bir çat›flma yafland›. Olaylarda iki kifli öldü; çok say›da kifli de yaraland›. Amerika k›tas›n›n en yok-

sul ülkesi Haiti’de son aylarda Aristid taraftarlar› ve muhalifleri aras›ndaki gerginlik çat›flmalara dönüflüyor. Son olarak, ülkenin Fransa’da ba¤›ms›zl›¤›n› kazanmas›n›n y›ldönümünde, iki grup aras›nda çat›flma ç›km›flt›. Eski bir rahip olan Bertran Aristid, ülkenin seçilmifl ilk devlet baflkan›yd›. Ancak, Aristid 1991’deki kanl› bir darbeyle koltu¤undan olmufltu. Aristid daha sonra ABD’nin iflgaliyle 1994’te görevine dönmüfl ve 2000 y›l›nda, tart›flmal› bir seçimle ikinci kez devlet baflkan› seçilmiflti.


23

26

17-30 Ocak 2004

Katledenleri, evlerini yakanlar› HALK UNUTMAYACAK Gerici devletlerin halka karfl› gerçeklefltirdi¤i suçlar dünyan›n her yerinde çok az de¤ifliklikler göstererek yaflan›yor. Son aylarda Kolombiya ve Nepal’de ise bunu kan›tlar nitelikte olaylar sahnelendi, gerici devlet güçlerince. Kolombiya Dayan›flma Komitesi, Londra’dan yapt›klar› aç›klama ile Güney Bolivar’da yaflanan vahflete kamuoyunun dikkatlerini çekmek istiyor. Kolombiya’da yaflananlar flöyle gerçeklefliyor: 5 Ocak 2004 tarihinde 500-800 kiflilik, silahl› ve Kolombiya Birleflik Savunma birliklerinin üniformas›n› giyen silahl›, para-militer bir grup, Unisn-Doradas, Las Doradas, Santa Domingo, Mueyas, Sabana ve Soya köylerine girmifl ve say›s› henüz net olmayan birçok köylüyü iflkenceden geçirmifl ve baz›lar›n› katletmifltir. Köylülerden bir k›sm› vahflice dövülürken di¤erleri de a¤açlara ba¤land›lar. Say›lar› ve isimleri tam olarak be-

lirlenemeyen birçok köylü de bu operasyonlar s›ras›nda kayboldu. Sald›r›larda Los Doradas’da Francy adl› bir kad›n ve Unisn-Doradas’da Faustina isimli bir kiflinin katledildi¤i tespit edildi. Olaylar devam ederken 200’den fazla aile ise bölgeden kaçmaya bafllad›. Kolombiya Dayan›flma Komitesi, Ulusal Ordunun La Plaza’da kal›c› bir üs kurmas›n›n ve olaylar›n gerçekleflmesinden 4 saat önce bölgeyi terk etmelerinin sald›r›n›n en ilginç yan›n› oluflturdu¤unu ifade ederken; Paris’te Kas›m ay› sonunda gerçeklefltirilen Güney Bolivya davas› için Uluslararas› Kamuoyu Mahkemesi’nin üzerinden k›sa bir süre sonra bu olaylar›n yaflanmas›n› da bir di¤er ilginç nokta olarak vurgulamakta. Bu mahkemede Kolombiya devleti, 1996-2002 y›llar› aras›nda bu bölgede insan haklar›na yönelik ciddi suçlar ifllemekle suçlanm›flt›.

Dünyadan Notlar IRAK SOFRASINDA KURTLAR KAPIfiMASI 11 Eylül sonras›, dünyay› yeniden flekillendirmeye giriflen ABD emperyalizminin bu süreçteki sald›rganl›¤›n›n temelini oluflturan en önemli faktörlerden biridir hiç kuflkusuz PETROL. Özellikle son süreçte Amerikan petrol devi Halliburton’›n Irak’taki kontrat›n›n iptal edilmesi, petrolün ekonomi-politi¤i ve akbabalar gibi Irak petrolüne üflüflen emperyalist petrol tekellerinin birbirlerini yemelerini gündeme getirdi. Konunun ilk k›sm›ndan bafllarsak; sanayi devrimiyle petrolün stratejik bir hammadde haline gelmesiyle bafllayan süreçte, oklar çat›flmalar›n en temel noktas› olarak Ortado¤u’yu göstermifltir emperyalist talanc›lara. Dünyada kullan›lan birincil enerji kaynaklar›n›n da¤›l›m›na göre; yaklafl›k % 40 payla birinci s›rada yer alan petrol ve bu stratejik hammaddenin % 40’›n› üreten Ortado¤u, 20. yüzy›l›n bafllar›ndan itibaren en çat›flmal› bölge olma özelli¤ini koruyagelmifltir. Zira Suudi Arabistan’› da içine alan ‹ran Körfezi, dünya petrol rezervlerinin % 63’ünü elinde tutuyor. Bunun yan›nda Körfez petrolünün dünyada en ucuza üretilen petrol olmas› da daha bir çekici hale getiriyor bölgeyi. (Körfezde petrolün varili 1 dolara ç›kar›l›rken, ABD’de 4-6 dolara ç›kar›l›yor) Buna emperyalist ülkelerin geliflmifl sanayilerinin petrol ihtiyac› ve bu ihtiyac›n büyük oranda bölgeden karfl›lan›yor oluflu eklenince çat›flma bölgesinin her daim s›cakl›¤›n› korumamas› imkans›z hale geliyor. (Örne¤in Japonya % 70 oran›nda petrol enerjisine ba¤l›. Petrolün tümünü ithal eden Japonya, ihtiyac› olan petrolün % 70’ini Ortado¤u’dan karfl›l›yor. ‹ki dünya savafl› aras›nda dünyan›n en büyük petrol üreticisi olan, daha sonra ise dünyan›n en büyük petrol ithalatç›s› haline gelen

ABD ise, ihtiyac› olan petrolün % 55’ini ithal ediyor, ve bunun da % 25’ini Ortado¤u’dan karfl›l›yor) K›saca enerji kaynaklar›n›n h›zla tükenmeye yol ald›¤› ve dünyan›n petrole olan ihtiyac›n›n y›ll›k olarak ortalama % 1 oran›nda artt›¤› düflünülürse, bu de¤erli kayna¤a sahip olan gücün dünyan›n egemenli¤inde ve di¤erlerini kontrol alt›na almada ne denli büyük bir ad›m ataca¤› görülür. IRAK, ‹fiGAL VE PETROL DENKLEM‹ Irak’›n petrol haritas› gerçekten çok zengin ve ifltah kabart›c› nitelikte. 115 milyar varil ispatlanm›fl petrol rezervi ile dünyada bilinen petrol rezervlerinin % 15’ine sahip olan Irak’ta % 90 oran›nda potansiyel petrol alanlar› henüz aç›lm›fl de¤ildir. Irak’ta toplam 2.000 petrol kuyusu bulunuyor. (Bu say› sadece Texas’ta bir milyonu geçmektedir) Irak’taki petrol yerin sadece 600 metre derinli¤inde olmas›yla da birleflince petrol flirketlerinin net hedeflerinden biri oluyor. Nitekim ABD Baflkan Yard›mc›s› Dick Cheney, 2001’de haz›rlad›¤› “Amerikan Milli Enerji Raporu”nda hükümetin önceli¤i Basra Körfezi petrollerine vermesini tavsiye etmesi bofluna de¤ildir. ABD emperyalizminin politikalar›nda belirleyici bir yere sahip olan petrol flirketleri ile (ancak yönetim, bu sanayiinin yaln›zca marjinal alt sektörleriyle yak›n iliflkili) ABD yönetiminin iç içeli¤i ise çokça bilinen bir gerçek. Bu gerçekleri hat›rlayacak olursak; ABD Baflkan› George W. Bush; Harken Energy adl› flirketinin eski müdürü, Baba George Bush; Carlyle Group’un eski yönetim kurulu üyesi, Baflkan Yard›mc›s› Dick Cheney; Halliburton Energy Services flirketinin eski yöneticisi, Ulusal Güvenlik Dan›flman› Condoleeza Rice;

NEPAL’DE KÖY YAKMALAR GÜNDEMDE Nepal’de de ülkemiz egemen s›n›flar›n›n gerillaya ve halka yönelik sald›r›lar›ndan bildi¤imiz bir yöntemi Kraliyet Ordusu kullan›yor. Geçti¤imiz y›l›n sonlar›nda Maoistlerin yürüttü¤ü gerilla mücadelesinin en güçlü oldu¤u bölgelerden biri olan Rolpha’da Ordu mensubu askerler taraf›ndan 12 ev tamamen yak›l›rken, 11’i de tahrip edildi. Bu sald›r›da halka ait yerlerin y›k›lmas›yla çok büyük ekonomik zararlar ortaya ç›kt›. Bölgenin durumundan biraz bahsedersek, bölge halk›n›n yaflam standartlar› çok düflük seviyelerde. Ekonomik s›k›nt›lar›ndan kaynakl› halk›n büyük bir k›sm› Hindistan’a çal›flmak için gitmek zorunda kalmakta. Aileler, bebekleri ve yafll› insanlar› ile birlikte 7-8 kifliden olufluyor. Çal›flabilir iflgücüne sadece anne ve baba sahip oldu¤undan evin tüm sorumlulu¤u kad›n›n üzerine

Chevron petrol flirketinin eski yönetim kurulu üyesi, Eski Savunma Bakan› Frank Carlucci; Carlyle Group’un flimdiki baflkan› ve bugünkü Savunma Bakan› Donald Rumsfeld’in en iyi ve en eski dostu, Ticaret Bakan› Donald Evans ve onun yard›mc›s› Kathleen Cooper da do¤rudan enerji sektöründen geliyorlar. Bunun yan›nda W. Bush’un seçim kampanyas›nda petrol flirketlerinin harcad›¤› dolarlar›n haddi hesab› yok. Ama onlar tabi ki bofl yere para harcamazlar, Irak’›n iflgalinden sonra iflgal edilmifl topraklardaki ihaleler de yine bu flirketlere gitti. Irak’›n iflgalinden en büyük pay› Bush yönetimin en yak›n›ndakiler pay ald› tabi ki. ‹flte birkaç örnek: Bechtel: Irak’tan ilk ifli Amerikan Bechtel firmas› kapt›. Irak’›n enerji, su ve kanalizasyon sistemlerinin yeniden kurulmas›n› öngören ihalenin ilk bölümü 34.6 milyon dolar tutar›nda. Betchel’i ayr›cal›kl› yapan en büyük özelli¤i ABD’de 2000 y›l›ndaki flaibeli seçimde Cumhuriyetçilere ve George Bush’a en büyük deste¤i vermesi. Reagan döneminin D›fliflleri Bakan› George Schultz’un yönetici oldu¤u Bechtel, y›llar önce Ba¤dat’tan kovulmufltu. Bechtel, Irak’tan Akabe Körfezi’ne petrol boru hatt› infla etmek istiyordu. Milyar dolarl›k ifli Saddam Hüseyin reddetmiflti. 1980’lerde Saddam’› ikna etmek için de flimdinin Savunma Bakan› Donald Rumsfeld Irak’a gitmiflti! ‹kinci ayr›cal›kl› flirket Halliburton: Bir dünya devi olan Halliburton’un ilgi alan› enerji ve alt yap› hizmetleri.. Halliburton ve alt flirketlerinden Kellogg Brown&Root (KBR) ciddi flekilde kay›r›l›yor. Vinnell: Vietnam savafl› sonras›nda kurulan ve savafl sonras›nda ABD Savunma Bakanl›¤›’n›n deste¤iyle ayakta kalan Vinnell’in ortaklar› aras›nda Baba Bush, Baflkan yard›mc›s› Dick Cheney, Reagan döneminin Savunma Bakan› Frank Carlucci, eski D›fliflleri Bakan› James Baker var. Vinnell flimdi Irak’›n yeni ordusunu e¤itecek, Irak ordusunu yeniden yap›land›racak. Vinnell ile 1 y›ll›k anlaflma yap›ld›. Anlaflma tutar› ise 48 milyon dolar. Irak’›n yeniden yap›land›r›lmas› için imzalanan yaklafl›k olarak 900 milyon dolarl›k anlaflma 6 flirket

y›k›lmakta. Bu sald›r›larda 6 ay için toplad›klar› patates ve giysilerinin hepsi yand›. Yani bu insanlar›n bu y›l› nas›l geçirecekleri tamamen belirsiz durumda. “Bunu neden yapt›lar, Böyle bir Kraliyet Ordusuna ve hükümete bizim ihtiyac›m›z yok, onlardan nefret ediyoruz. Maoistlere karfl› savaflamad›klar› için tüm vahfli öfkelerini bize, masum insanlara yöneltiyorlar. Bizim evlerimiz Kraliyet Ordusuna karfl› savaflm›yor ki!” diyor evini kaybeden bir kad›n. Yine yerel politik bir aktivist de “Bu yoksul insanlar›n evlerini neden yakt›lar? Bu halk›n güvenli¤ini mi sa¤lamak? Evlerin ne suçu vard›.” ‹flte dünyan›n çeflitli yerlerinden gerici devletlerin uygulamalar›, her biri bir di¤erini arat›r nitelikte yaflanan vahfletler. Ancak Nepalli köylü kad›n›n da söyledi¤i gibi, halk onlardan nefret ediyor ve yapt›klar›n unutmayacak.

aras›nda paylaflt›r›lm›fl durumda. Bu flirketler aras›nda Bechtell ile Halliburton ve yan kuruluflu KBR, Fluor, Louis Berger, Parsons ve Washington Grup ile bu gruplar›n alt flirketleri bulunuyor. Bu flirketlerin Irak’ta ald›klar› ihalelerin yan›nda bir di¤er ortak özellikleri de W. Bush’un seçim kampanyalar›nda harcad›klar› milyon dolarlar. EMPERYAL‹ST TEKELLER IRAK’I PAYLAfiAMIYOR ‹flte bu kirli iliflkiler yuma¤›nda (emperyalistlerin hiçbir iflinin temiz olmayaca¤› gözden kaç›r›lmaks›z›n) kokular da bir bir ortaya ç›kmaya bafllad›. Amerikan hükümetinin Halliburton’dan Irak’ta kullanmak üzere sat›n ald›¤› akaryak›ta normalin 2 misli ücret ödedi¤i ortaya ç›kt›. Halliburton’›n, Irak’›n zarar görmüfl olan petrol endüstrisi yeniden infla edilirken, Irak vatandafllar›na sa¤lanan benzinde, fazladan 61 milyon dolar fatura kesti¤inin tespit edilmesi baflkanl›k seçimleri öncesinde Bush’u zor durumda b›rakt›. Bas›ndaki haberlere göre Halliburton, Irak’taki petrol ifli çerçevesinde, bir k›sm› BM’nin g›da için petrol program› olmak üzere toplam 2.2 milyar dolar kazand›. Irak’›n yeniden yap›land›r›lmas› için görevlendirilen di¤er flirketlerin flu ana kadarki kârlar› ise toplam 1.7 milyar dolar. Halliburton’›n, Amerikan hükümetinden kesti¤i fazla parayla ise 4.3 milyon dolarl›k kâr sa¤lad›¤› zannediliyor. Halliburton’›n foyas› ortaya ç›k›nca Pentagon, Halliburton’a verdi¤i Irak’ta petrol da¤›t›m iflini, iptal etmek zorunda kald›. Ancak Halliburton ile Irak’›n petrol altyap›s›n›n onar›m› konusunda yap›lan anlaflma, konunun uzman› oldu¤u gerekçesiyle bozulmad›. Bir yandan di¤er flirketlerin ihalelerde hiç flanslar› olmad›¤› için ettikleri isyan, di¤er yandan Amerikan hükümetinin göz göre göre doland›r›lmas›, emperyalist tekeller aras›ndaki rekabetin boyutunu ve akbabalar›n birbirlerini nas›l yediklerini göstermesi bak›m›ndan önemli. Gözlerini kâr h›rs› bürümüfl olan akbabalar›n sonu ise halklar›n örgütlü ve birleflik direniflleri ve emperyalistlerin kendi aralar›ndaki kavgas›n›n k›z›flmas›yla yak›nlaflmaktad›r.


17-30 Ocak 2004

26

24

“Halk için, bizim için mücadele etti” 3 Ocak 1994’te Nilüfer Atav ve 9 Ocak 1994’te Adem Asal’›n katledilmesinin ard›ndan, flehitlerin hesab›n› sormak için Halk Ordusu gerillalar› bir minibüsü kamulaflt›rarak Yusufeli Karakolunu basmaya karar verirler. Bu amaçla yola ç›kan gerillalar yolda aramaya denk gelince, devlet güçleriyle aralar›nda çat›flma ç›kar. 24 Ocak 1994’te ç›kan çat›flmada Genel Komutanl›k Üyesi ve Karadeniz Bölge Komutan› olan PP üyesi Erhan Öztürk, PP üyesi Karadeniz Bölge Komutanl›¤› Yedek üyesi ve komutan yard›mc›s› Hasan Özdo¤an, PP üyesi ve siyasi komiseri olan ‹hsan fiimflek ve PP üyesi Muharrem Kaya flehit düfler. Katledilifllerinin 10. y›l›nda Hasan Özdo¤an’›n efli ve çocuklar›yla yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz. -Bize Hasan Özdo¤an’›n hayat›n› ve çevresiyle olan iliflkilerini anlatabilir misiniz? -Pakize Özdo¤an (Efli): Ben Hasan’la ayn› köydenim. Zaten benim akrabam oluyor. Hasan benim halam›n o¤lu. Bu yüzden çocuklu¤umuz da beraber geçti. Hasan ilkokul 5. s›n›fa kadar okudu. Hasan’›n çocuklu¤u köyde geçti. Arkadafllar›yla aras› çok iyiydi. Onlarla çok iyi geçiniyordu. Köyde arkadafllar›yla, komflular›yla aras› iyiydi. Komflular› onu çok seviyordu. Hep ondan bahsediyorlard›. Hasan’›n kimseye bir kötülü¤ü yoktu. Birisinin bafl›na birfley gelse, Hasan hemen yard›mc› oluyordu. Gençli¤inde Tekirda¤’a gitti. Bekarken de sevdik, sonra da birlikte kaçt›k. Daha sonra köye geri döndük. Ailelerimiz bizi karfl›lad›lar ve dü¤ün yapt›k. Askere gidip geldi. Askerlikten sonra ise ‹stanbul’a ve Tekirda¤’a çal›flmaya gitti. Hasan çocuklar›n› çok seviyordu. Hasan’la 5 çocu¤umuz var. Hep onlara sar›l›p öpüyordu. Zaten çal›flt›¤› için ayda y›lda bir geliyordu. 15-20 gün kal›yordu. -Devrimci düflüncelerle nas›l tan›flt›? -Pakize Özdo¤an: Biz evlendikten sonra köye gerillalar gelip gidiyordu. Onlarla sürekli konufluyordu, tart›fl›yordu. Ben ne konufltuklar›n› bilmiyordum. Onlarla çok iyi anlafl›yordu, sürekli konufluyorlard›. Gerillalar gece geliyorlard›. Bizim yan›m›zda konuflmuyorlard›. Onlardan çok etkileniyordu. Tekirda¤’da çal›flt›¤› zaman Yunanistan’a gitti. Orada kapma kat›lm›fl. 7-8 ay kald›. Zaten art›k devrimci olmufltu. Bir süre eve gelmedi, eve geldi¤inde devrimci oldu¤unu söylüyordu. Devrimcili¤i anlat›yordu hep. Gerillaya giderken birfley söylemedi. Bir ara burada (‹zmir’de) ablas›na gitmifl. Ona “ço-

cuklar›m›, kar›m› çok özledim” demifl. Devrimci oldu¤unu duydu¤umda hofluma gitti. Çünkü halk için, bizim için mücadele etti. -fiehit düfltü¤ünü nas›l ö¤rendiniz, cenazeyi anlatabilir misiniz? -Pakize Özdo¤an: Bizim ‹stanbul’da akrabalar›m›z var. Onlar Hürriyet gazetesini alm›fllar. Artvin’de 4 kiflinin öldürüldü¤ü yaz›yormufl. Gazetede Hasan’›n da resmi varm›fl. Sonra bizi arad›lar. Hasan’›n flehit düfltü¤ünü ö¤renince çok üzüldük. Kay›nlar›m da Artvin’e cenazeyi almaya gittiler. Cenazeye gelirken asker çok bask› yapm›fl. Cenaze Naz›miye’ye getirilirken engellenmifller. Askerler “bu cesedi yakar›z” gibi fleyler söylemifl. Kayn›m da üstlerine atlam›fl, e¤er Onu yakarsan›z beni de yakman›z gerekir” demifl. Cenazeyi Naz›miye’ye sokmad›lar. Bizimkiler de Elaz›¤’a gidip, cenazeyi Karakoçan taraf›ndan getirdiler. O zaman devlet çok bask› yapt›. Biz de üzüldük, a¤lad›k. Sonra Hasan’› topra¤a verdik. Ce-

nazeye arkadafllar›m›z, komflular›m›z kat›ld›. Ben yoldafllar›n› görmedim. Onlar da kat›lsayd› daha iyi olurdu, sevinirdik. Ama epey bir insan vard›. Köylüler sahiplendi Hasan’›, kalabal›kt›. fiimdi çok duyguland›m, rahat konuflam›yorum. -Sizin söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? -Özcan Özdo¤an (O¤lu): Ben O zamanlar çok küçüktüm. Devrimci olmak babam›n kendi düflüncesi. Her fleyi göze alm›fl ki bu ifli yapm›fl. Benim anlataca¤›m çok fley yok. Babam devrimciydi. Halk›m›z için, bizler için yapt› bu ifli. Kendi iste¤iyle çabalayarak vard› oraya. Babam gerillaya gitti¤inde ben üç yafl›ndaym›fl›m. 94 y›l›na kadar bir daha birbirimizi görmedik. Cenazesi geldi¤inde ben çocuktum, ama çok iyi hat›rl›yorum. Babam›n öldü¤ünü ö¤renince flok olmufltum. Cenazeyi gördüm, halen gözümün önünde. Bir flaka¤›ndan di¤er flaka¤›na kadar aln›n› kesmifller. Vücudu paramparçayd›. Epey bir iflkence yapm›fllard› vücuduna. Her taraf› mosmordu. Vücudunun birçok yerinde delik vad›. Burnunun ucu mosmordu. Benim babam de¤il sand›m. “Benim babam ölmez” dedim. “Yafl›yor” dedim. Da¤ gibi adamd› babam. Yoldafllar› babam›n ve bütün flehitlerin bayra¤›n› yüksekte tutmal›, yere düflürmemeli. -Cihan Özdo¤an: Ben babam›n kan›n›n yerde kalmas›n› istemiyorum. Babam düflünceleri için gerillaya gitti ve flehit düfltü. Babam›n ve öteki devrim flehitlerinin hesab›n›n sorulmas›n› istiyorum. Babam›n yoldafllar›ndan bunu bekliyorum. (‹zmir)

Cem Ergüldü mezar› bafl›nda an›ld› 11 Ocak 2004 tarihinde ‹zmir’in Buca ilçesinde bulunan Yeni Mezarl›k’ta bir araya gelen yoldafllar› taraf›ndan “Parti ve Devrim fiehitleri Anmas›” gerçeklefltirildi. Proletarya Partisi’nin Konferans karar›yla Ocak ay›n›n son haftas›n› “Parti ve Devrim fiehitleri Haftas›” ilan etmesinin ard›ndan her y›l Ocak ay›nda yap›lan anmalar bu y›l da bafllad›. 11 Ocak 2004 tarihinde bir araya gelen yoldafllar›, Proletarya Partisi flehidi Cem Ergüldü’nün mezar›na k›rm›z› karanfiller b›rak›p sayg› durufluyla anmay› bafllatt›. Ve bir kez daha “Vartinik’te bir köm/Kömün içinde yeflil gözlü ve arkadafllar›/Ellerinde silahlar› parl›yordu yaka numaralar›…” fliiri hayk›r›ld›. Ard›n-

dan söz al›narak mücadelenin önemine, içinden geçilen sürece ve flehitleri pratikte verilecek mücadeleyle yaflat›laca¤›na de¤inerek, Halil Türker’in yazd›¤› bir fliiri okundu. “‹brahim” marfl›n› söyleyerek mezar bafl›ndaki anmay› bitirdiler. Ayn› mezarl›kta mezar› bulunan Ölüm Orucu flehidi Mahmut Gökhan Özocak’›n mezar› da ziyaret edildi. Yap›lan konuflman›n ard›ndan sayg› duruflu yap›ld›. Mezara k›rm›z› karanfiller de b›rak›l›rken, “Hücre” ve “Çav Bella” marfllar› da söylendi. Anma alk›fllarla bitirildi. Kat›l›m›n az olmas›na ra¤men böyle bir anman›n yap›lmas› önemliydi. (‹zmir)

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Ali Haydar Y›ld›z: 24 Ocak 1973’te Dersim Vartinik’te ‹brahim Kaypakkaya ile birlikte kald›klar› köm bir ihbar sonucu düflman güçlerince sar›l›r. Kaypakkaya’n›n yaraland›¤› bu çat›flmada Ali Haydar flehit düfler. Meral Yakar: 22 Ocak 1973’te parti evinde meydana gelen bir kaza sonucu yaralanan Meral Yakar kendisini tan›yan polisler taraf›ndan iflkenceye al›narak katledildi. Atilla Özkan: 1957 Kayseri do¤umlu olan Atilla Özkan, Zeytinburnu ve Kazl›çeflme’de birçok fabrikada üretime kat›ld›.Yürüttü¤ü mücadele sonucu k›sa sürede düflman›n bafl hedefi haline gelen Özkan’›n kald›¤› ev bir ihbar sonucu düflman güçleriyle sar›l›r, evde bulunanlar Proletarya Partisi’nin direnme gelene¤ini yaflatarak, son mermilerine kadar çat›fl›rlar. Yaral› olarak ele geçirilen Özkan, hastaneye kald›r›lmayarak ölüme terkedilir. Ard›llar›na direnç sloganlar›n› hayk›rarak flehit düfler. Hazro flehitleri: 24 Ocak 1981 tarihinde Diyarbak›r Hazro’da bir ihbar sonucunda faflist TC’nin att›¤› pusuda Haydar Aslan ve ‹hsan Parçac› uzun süren bir çat›flma sonucunda flehit düfltüler. Onlar› ihbar eden K›rmatafl köyü muhtar› Tevfik Keleto¤lu 13 Temmuz 1981 tarihinde T‹KKO gerillalar› taraf›ndan cezaland›r›lm›flt›r. Manuel Demir: 1962 y›l›nda Kayseri Bünyan’da Ermeni milliyetine mensup bir ailenin çocu¤u olarak do¤an Manuel Demir, daha sonra ailesiyle ‹stanbul’a yerleflti. 1981’de al›nd›¤›nda iflkenceden bafl› dik ç›kt›. Kand›ra Karakolu bask›n› eyleminin ard›ndan kald›¤› evde yakalanan DABK üyesi Manuel Demir, iflkencecilere meydan okudu. Birfley alamayaca¤›n› anlayan düflman, O’nu 24 Ocak 1988’de katletti. Gözalt›nda Kaybedilenler: Hacettepe Üniversitesi Eczal›k Bölümü mezunu olduktan sonra Ankara Sa¤l›k-Sen kurucusu olan Ayflenur fiimflek iki kez gözalt›na al›nm›fl ve iflkenceli sorgulardan geçmiflti. Devrimci düflüncelerinden ödün vermeyen fiimflek, 24 Ocak 1995’te kaç›r›ld›, 12 Nisan 1995’e kadar kendisinden hiçbir haber al›namad›. Bu tarihte ise ailesine k›zlar›n›n gömülü oldu¤u yer bildirildi. Aylarca “bizde yok” fleklinde aç›klama yapan kolluk güçleri t›pk› 6 Ocak’ta gözalt›na al›nan Yusuf K›rm›z›o¤lu gibi Ayflenur fiimflek’i de gözalt›nda katletmifllerdir. Devletin “kaybederek” halk› sindirme ve korkutma politikas› 24 Ocak 2001’de yine sahneye konmufltur. T. Kürdistan›’nda yo¤un bir flekilde bu politikay› halka uygulayan devlet, HADEP Silopi ilçe yöeticileri Serdar Tan›fl ve Ebubekir Deniz’i Silopi Jandarma Karakolu’ndan gözalt›na alarak katletmifltir.


26

25

17-30 Ocak 2004

KOMÜN‹ST ÖNDER LEN‹N, SINIF MÜCADELES‹NDE

YAfiAMAYA DEVAM ED‹YOR! Marks ve Engels’in eserini devam ettirmifl olan, devrimci proletaryan›n üstün dehas›, Bolflevik Parti’nin ve Komünist Enternasyonal’in kurucusu ve lideri, Marks’tan sonraki dönemde Marksizmin en büyük teorisyeni, ekonomist ve filozof, ola¤anüstü yazar ve konuflmac› çok yönlü insan komünist önder Vladimir ‹lyiç Lenin 22 Nisan 1870’de Volga k›y›s›ndaki Simbirsk kentinde (Ulyanovsk) do¤du. Lenin, Vladimir ‹lyiç Ulyanov’un ilk kez 1902’de “Ne Yapmal›” kitab›nda kulland›¤›, yaz›msal takma ad›yd›. Tarihe tüm ezilenlerin ve sömürülenlerin mücadelesinin sembolü haline gelmifl olan bu ad alt›nda geçti. 1887 y›l›nda 21 yafl›nda olan a¤abeyi Aleksander, bir grup yoldafl›yla beraber Çara suikast haz›rl›¤›nda iken tutukland› ve idam edildi. Devrimci olarak yaflam› seçmesinde abisinden de belli bir oranda etkilenmesi söz konusudur. Liseyi bitirdikten sonra Kazan Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne girdi. Ö¤renci faaliyetlerinden dolay› at›lmas› pek uzun sürmedi ve bir köye gönderildi. Kazan’a geri döndü¤ünde üniversiteye tekrar giremedi. Marks’›n Kapital’ini incelemeye bafllayan illegal Marksist çevrelerden birine de girdi. Petersburg Üniversitesi’ne girerek Samara’da avukat yard›mc›l›¤›na atand›. Ancak hukuk prati¤iyle hemen hiç u¤raflmad›. Bu süre içerisinde Marks ve Engels’in

ayn› zamanda Plehanov’un ve Kautsky’nin eserlerini inceledi. 1893 sonlar›nda baflkent Petersburg’a yerleflti. O zamana dek ilerici gençli¤in düflüncesine neredeyse s›n›rs›z egemen olan Narodnizm Marksistlerin bask›s› alt›nda etkisini yitirmeye bafllad›. Lenin 1894 y›l›nda ola¤anüstü eseri “Halk›n Dostlar› Kimlerdir” adl› eserinde Narodnizme karfl› mücadelede Rus Sosyal Demokratlar›na güçlü bir yard›m sundu. Lenin, iflçilerin önüne ilk görev olarak sosyalist bir iflçi partisinin örgütlenmesini koydu. KADET Partisi’ni “Marksizmin burjuva literatüründeki yans›mas›” olarak karakterize etti. Sadece yaz›nsal mücadeleyle yetinmedi, iflçi çevrelerinde propaganda da yürüttü. ‹flçilere Marks’›n Kapital’ini okudu ve aç›klad›. 1895 y›l›nda illegal yay›nlar›n Rusya’ya gönderilmesini sa¤lamak üzere ba¤ kurmak ve bat›da sosyalist hareketin durumunu anlamak amac›yla yurtd›fl›na ç›kt›. Paris’te ve Berlin’de toplant›lara kat›ld›. Onun kurucusu oldu¤u “eskiler” örgütü Lenin’in yönetimi alt›nda kesin olarak kitle ajitasyonunun yolunu tuttu. Lenin illegal bir gazetenin (‹flçi Davas›) ç›kar›lmas› sorununu ortaya att›. Tam bu esnada aralar›nda Lenin’in de bulundu¤u pek çok kifli tutuklanarak zindana at›ld›. 2 ayl›k tutukluluktan sonra parti kongresi için bir program tasla¤› haz›rlad›. 1897’de zindandaki üyelerin 3 y›ll›¤›na

Sibirya’ya gönderilmesi do¤rultusundaki karar üzerine Lenin, bir köye sürgüne gönderildi. Sürgünde yine de Rusya’daki sosyal demokratlar ve yurtd›fl› grubu (Eme¤in Kurtuluflu) ile s›k› temas içindeydi. Bu esnada revizyonistlerin daha ilk ortaya ç›k›fllar›nda her türlü düzeltme çabas›na karfl›n Marksizmi savundu. Burjuva Demokratik Devrimde proletaryan›n önder rolünün vurguland›¤› “Sosyal Demokratlar›n Görevleri” broflürü de Lenin’in Sibirya’da kald›¤› döneme rastlar. 1898’de kendisi gibi sürgün olan Nadejda Kurupskaya ile evlendi. Sürgünden sonra yurtd›fl›nda illegal bir gazete “Iskra” ç›karma gereklili¤i düflüncesi Lenin’i meflgul ediyordu. Böylece beflbuçuk y›l sürecek olan ilk göçmenlik dönemi bafll›yordu. May›s 1904’te Cenevre’de Lenin’in parti içindeki krizi konu edinen kapsaml› broflürü “Bir Ad›m ‹leri ‹ki Ad›m Geri” yay›nland›. Lenin uzlaflmac› MK’n›n direnifline bakmaks›z›n 3. Parti Kongresini toplamak için ajitasyonunu sürdürdü. 22 Ocak Petesburg olaylar›n›n haberi geldi¤inde Lenin bunlar› Rusya’da devrimin bafllang›c› olarak karakterize etti. Ve hemen silahl› ayaklanman›n haz›rl›¤› ve ona proletaryan›n önderli¤i sorununu gündeme getirdi. Merkezi fliar olarak Lenin proletaryan›n ve köylülü¤ün devrimci demokratik diktatörlü¤ü düflüncesini ileri sürdü. Moskova Aral›k ayaklanmas›n›n bast›r›lmas›ndan sonra Lenin onun derslerini büyük

bir özenle inceledi. Plehanov’un “silahlara sar›l›nmamal›yd›” oportünist formülünü elefltirdi… 21 Ocak 1924’te yaflam›n› yitirdi. Tüm yaflam›ndan çok k›sa bir kesit sundu¤umuz, 1917 Ekim Devrimi’nin büyük önderi yaflam›n› proletaryan›n diktatörlü¤ünün infla edilmesine adam›fl, Marksizm’den her türlü sapmaya karfl› uzlaflmaz bir tav›r tak›nm›fl olan Lenin’in yaflam›, ö¤renilmesi ve ders ç›kar›lmas› gereken pek çok deneyimle doludur. Marksizme yapt›¤› katk›larla onu bir üst noktaya s›çratarak oluflturmufl oldu¤u Leninizm bugün de s›n›f mücadelesinde yol göstericili¤ini ilk günkü parlakl›¤›yla koruyor.

Dondurucu so¤ukta, Günefli içinde tafl›yanlara bin selam! 1993 y›l›n›n Ocak ay›n›n sonlar›nda T‹KKO 2. M›nt›ka Birli¤i’nin üslenme alan›n›n deflifre olmas› ve düflman›n hava taarruzuna maruz kalmalar› üzerine yer de¤ifltirmek zorunda kalan elli kiflilik gerilla birli¤i Dersim’de Yel Da¤›nda bir direnifl destan› yaratt›. Afl›lmaz denilen Munzur’u ancak yüre¤inde devrim ateflini tutuflturanlar aflabilirdi. Hedeflenen köye vard›klar›nda alt› yoldafllar›n› Munzur’un koynuna b›rakm›fllard› direniflin türküsünü söyleyerek... Zeki Peker: Erzurum do¤umlu olan Zeki Peker tafl›nd›klar› ‹ s t a n bul’un 1 May›s mahallesinde gecekondu y›k›m› ve devlet te rörüyle karfl›laflt›. Liseyi biti rip bir flirkette çal›flmaya bafllad›¤›nda örgütlü iliflkisini daha da köklefltirir. 14 Ekim 1992 y›l›nda Proletarya Parti si’nin 4. Konferans kararlar› ve yönelimine uygun olarak gerilla olmaya karar verir. 22 Ocak 1992 y›l›nda Yel Da¤› direnifl destan›nda donarak flehit düflmüfl, k›sa ama yi¤itçe gerilla yaflam›yla yoldafllar›na örnek olmufltur. Ali Demirda¤:1966 Dersim Merkez Haceri do¤umlu olan Ali Demirda¤, küçük yaflta ailesiyle beraber ‹stan bul’a göç etmiflti. Lise y›llar›nda Proletarya Partisi’ne sempati duyup, Üniversite y›llar›nda aktif bir TMLGB militan› olmufltur. Cerrahpafla T›p Fakül-

tesi son s›n›fa kadar ö¤renim gören Demirda¤, tutkun ol du¤u da¤lara ve devrim sevdas›na D e r s i m da¤lar›n›n D o k t o r Hü’sü olarak kat›lm›flt›r art›k. Hayat› “yorumlamakla kalmayan” bir öncü olarak tarihin onurlu sayfalar›ndaki yerini alm›flt›r. Erkan Fener: 1971 Dersim Dinar köyünde dünyaya gelen Erkan Fener, Yel Da¤› Direnifl Desta n›’nda Dersim’in koynunda flehit düflen bir gerilla olarak umudu büyütenlerin aras›ndaki yeri ni ald›. Barbara Anna Kistler: 1955 y›l›nda ‹sviçre’nin Zürich kentinde do¤du. 16

yafl›ndan itibaren siyasetle ilgilenmeye bafllayarak anti-faflist, anti-emperyalist mücadelenin ön saflar›nda yer alm›flt›r. Kad›n hareketini s›n›f temelindeki anlay›flla yürütmeyi do¤ru bulur. 1980’li y›llarda Avrupa’da bulunan Türkiyeli devrimcilerle tan›fl›r, Türkiye hapishanelerindeki devrimcilere yönelik sald›r›lara karfl› ç›kan Tutuklu Dayan›flma Komitesin de yer al›r. 1989’da TKP/ML ile örgütsel iliflkiye ge çer, MLM anlay›fla sahip ola rak enter nasyonalizm en yüce örneklerinden birini sergiler ve Türkiye devrim mücadelesine do¤rudan kat›lmaya karar verir. Türkiye’de 8 ayl›k tutsakl›k deneyiminden sonra gerilla olmak istedi¤ini belirtir ve da¤lar›n k›z› Kinem olarak T‹KKO içindeki yerini al›r. Böylece enternasyonalizmin en somut ve canl› örne¤i

olur. Yoksul ve ezilen Dersim köylüsünün sevgisini kaza n›r. Ali Ekber Batasul: Der sim’in Mazgirt ilçesine ba¤l› Aslanyurdu köyünde 1973 y›l›nda dünyaya gelir. Proletarya Partisi’ne kat›lmas›nda Polat ‹yit’ten etkilenmesinin pay› çoktur. Askerlik için gelen ça¤r› pusulas›n› y›rtarak T‹KKO gerillalar›n›n yan›nda halk savaflç›s› olarak yerini al›r. Ali ‹hsan Yalç›n: 1967 ‹zmir Bergama do¤umlu olan Yalç›n, 19 May›s Üniversitesi Kimya bölümünde okurken dernek baflkanl›¤› yapt›. 1990 yaz›nda Halk Ordusuna kat›ld›. 3 y›ll›k gerilla yaflam›yla sev das›n›n ilmeklerini dokudu ad›m ad›m, mücadele etmeyi miras b›rakt›.


17-30 Ocak 2004

26

26

Emper yalizmin kad›na yans›malar› VE BUNA KARfiI GEL‹fiT‹R‹LECEK POL‹T‹KALAR Eflitlikçi ve demokratik bir toplum olan Neolitik toplumda tar›m›, evcillefltirmeyi yaratan kad›n büyük bir öneme sahipti. Uygarl›¤›n geliflmesine ba¤l› olarak, üretim araçlar›n›n geliflmesiyle birlikte kad›n ve erkek aras›nda iflbölümünde erkek daha avantajl› konuma gelirken, kad›n toplay›c›l›k ve ev iflleriyle s›n›rl› kalm›flt›r. Erke¤in üretim araçlar›n› gelifltirerek ön plana ç›kmas›, ataerkil sistemin temellerinin oluflmas›na neden olmufl, kad›n›n binlerce y›l süren belirleyicili¤inin marjinalleflmesine yol açm›flt›r. Üretim araçlar›n›n h›zl› geliflmesi sonucu oluflan art›-ürünün babadan o¤ula geçmesini sa¤lamak amac› ile kad›n›n cinselli¤inin denetim alt›na al›nmas›, ataerkil aileyi kurumsallaflt›rm›flt›r. Kad›n yavafl yavafl tarihten ve yaflamdan silinmeye bafllam›fl neolitik ça¤›n tanr›ças›, toprak anas› kad›n, bu karanl›k buzlu ça¤da, taht›ndan düflürülmüfl, kölelefltirilmifl uysal ve evcil bir nesne haline getirilmifltir. Neolitik toplumun yarat›c›s› kad›n edilgenli¤i, erkek egemenli¤ini, haklar›n›n gasp›n›, dilsizlefltirmeyi, kölelefltirmeyi kabul etmemifl bütün karanl›k ça¤lar boyunca diri diri yak›lmay›, zigurutlara kapat›lmay›, lanetlenmeyi göze alarak direnmifltir. Neolitik toplumda belirleyici olan kad›n, üretim araçlar›n›n geliflmesiyle belirleyicili¤ini yavafl yavafl yitirmesi art›-ürünün miras kavram›n› do¤urmas› ve devam›nda sanayi devriminin h›zland›rd›¤› anaerkil toplumun, ataerkil topluma evrilmesi kad›n› yüzy›llar sürecek olan iflkenceler, katliamlar ile yok olufla, köleli¤e, ikinci cinsli¤e mahkum etmifltir. 1300’lerden 1800’lere kadar sürecek olan kad›n üzerindeki bu kaos günümüzde medeniyet toplumunda, uygar toplumda çok

çeflitli sald›r›lar ile artarak devam etmifltir. 20.-21. yüzy›llara gelindi¤inde “ilkel ça¤” yerini “medeni ça¤lara” b›rakm›flt›r. Art›k insanl›k kendi ç›karlar› ve egemenli¤i için dünyay› tersyüz edecek olan emperyalist/kapitalist sistemin fler ekseninde kalm›flt›r. Yerkürenin bölgesel hakimiyetini ellerinde bulunduran devletler siyasi, ekonomik, sosyal nedenlerden kaynakl› yerkürenin tüm hakimiyetini ellerine geçirmeye soyunmufllard›r. Bütün bu geliflmeler, insanl›¤› devletlerin ç›karlar› do¤rultusunda h›zla artan ve de¤iflkenlik arzeden sömürü politikalar› ile karfl› karfl›ya b›rakm›flt›r. Bu politikalar dünyada ekonomik ve siyasi güç olan birkaç ülke taraf›ndan belirlenmekte ve tüm dünya üzerinde uygulanmaktad›r. Bu sald›r› politikalar›na, emperyalistler taraf›ndan “küreselleflme” ad› alt›nda daha bir h›z kazand›r›lm›flt›r. “Küreselleflme” dedikleri, ancak

emperyalist/kapitalist sistemden nitel bir fark› olmayan süreçte bu olgu kutsan›rken gündeme gelen söylemler birer demagojiden ibarettir. Esas olan kapitalizmin 1970’lerden sonra h›zl› büyüme, h›zl› üretim, stoklu üretim sonucu oluflan ekonomik ve siyasi bunal›m›na sermaye ve pazar aray›fllar›d›r. Bu pazar ve sermaye aray›fl› politikalar›na uluslararas› anlaflmalar ile yasal dayanaklar oluflturmufllard›r. “Yeni Dünya Düzeni” ve “küreselleflme” de bu politikalar›na bulduklar› k›l›f isimlerdir. Bu politikalar›n›n uygulay›c›lar› ise IMF, DB, DTÖ’dür. Bütün bunlardan anlafl›laca¤› üzere emperyalizmin tek tek ulusal ekonomilerin örgütlenmesinin ulusal çitleri aflarak dünyay› içine alaca¤› süreçtir. Ne denli flirin gösterilirse gösterilsin, hangi pelerine büründürülürse büründürülsün “küreselleflme” emperyalizmin kendisidir. Emperyalizm, rekabet ve siyasal hakimiyet, haks›z savafl k›flk›rt›c›l›¤›, halk

ve demokrasi düflmanl›¤›, zora-fliddete dayal› soygun ve ya¤ma düzenidir. Bütün bu politikalar kapitalist-emperyalizmin krizini aflmak için üretim sürecini parçalay›p sermayenin dolafl›m› önündeki yasal engellemeleri ortadan kald›rarak ucuz ve güvencesiz eme¤in rahatl›kla sömürülmesini sa¤lamakt›r. Kapitalist-emperyalistlerin uygulad›¤› bu politikalar emekçiler üzerindeki sömürüyü daha da art›rd›. Ancak bu sömürüyü katmerli bir flekilde yaflayanlar kuflkusuz ki cinsel, s›n›fsal, ulusal fliddete maruz kalan ucuz ve güvencesiz iflgücü olarak görülen kad›nlar oldu. Tarih boyunca kad›n›n çifte sömürülmesi de¤iflen politikalara uyarlanarak devam etmifltir. 1800’lü y›llar burjuvazinin Avrupa ve ABD’de “DEVR‹M”lerini yap›p doludizgin ilerledi¤i y›llard›r. Eme¤in köleleflmesi ve özel mülkiyetin ortaya ç›kard›¤› s›n›fl› toplumlarda, burjuvazi makineler bafl›ndaki insano¤lu ve insank›z›n›n s›n›rs›z üretimini keflfetmifl, para ve iktidar kendisinde oldu¤u için sömürünün en katmerlisini yaflatm›flt›r. Haz›r potansiyel olarak gördü¤ü “açlar ordusunu” 18 saati aflk›n sürelerle çal›flt›rm›flt›r. Afl›r› çal›flman›n y›pratt›¤› bu kad›n bünyelerine yetersiz beslenme, sa¤l›ks›z koflullarda yaflama, erken yaflta evlenme, çok çocuk do¤urma, ifl sonras› ev ifllerinde çal›flma da eklenince, bu koflullar kad›n›n ya erken yaflta iflgücünü kaybetmesine ya da 30’una varmadan ölümüne neden olmufltur. Bu çal›flma koflullar›na di¤er hemcinsleri gibi karfl› ç›kan New Yorklu fabrika iflçisi kad›nlar 8 Mart 1857’de 8 saatlik iflgünü ve eflit ifle eflit ücret iste¤i ile grev yapt›lar. Grevin sonunda, yüzü aflk›n fabrika iflçisi fabrikan›n atefle verilmesi sonucu yanarak can vermifltir. (Devam Edecek)

‹KP’den Mintafl’a destek ‹stanbul Kad›n Platformu (‹KP) üyesi çok say›da kad›n Diyarbak›r DEHAP Kad›n Kollar› Yöneticisi Afife Mintafl'a yap›lan sald›r›lar› k›namak amac›yla oturma eylemi yapt›. "Taciz ve tecavüz suçlular› bulunsun ve yarg›lans›n" yaz›l› pankartla Kad›köy Bahariye Meydan›'nda bir araya gelen kad›nlar kad›na yönelik fliddeti ve Mintafl'a yap›lan sald›r›lar› protesto etti. "Cinsel fliddete hay›r", "Kad›nlar kaç›r›ld› fliddete u¤rad›" yaz›l› dövizleri tafl›yan grup burada oturma eylemi gerçeklefltirdi. Çevik kuvvet taraf›ndan etraflar› sar›lan grup ad›na aç›klama yapan Emekçi Kad›nlar Birli¤i Üyesi Emine Güngör, hergün örgütlü mücadele yürüten herhangi bir kad›na herhangi bir saatte, adresi belli olan güçler taraf›ndan tehdit telefonlar› geldi¤ini

söyledi. Ayr›ca kad›nlara sözlü tacizlerde bulunuldu¤u ve elektronik posta adreslerine tecavüz tehditli porno foto¤raflar gönderildi¤ini dile getiren Güngör flöyle konufltu: "Genelde tüm örgütlü kad›nlara karfl›, cinsel fliddet bir iflkence yöntemi olarak devam etmektedir. Bizler bugün burada kad›nlara yönelik cinsel ve ideolojik fliddeti protesto etmek için bafllatt›¤›m›z oturma eylemini üç hafta boyunca her cumartesi 12:30'da burada gerçeklefltirmeye devam edece¤iz." 23 Ocak'ta Diyarbak›r'da buluflacaklar›n› da kaydeden Güngör, cinsel fliddete, tecavüze ve tacize u¤rayan tüm kad›nlar› bu eyleme destek vermeye ça¤›rd›. Aç›klaman›n ard›ndan grup s›k s›k alk›fllar eflli¤inde "Gülbahar, Afife yaln›z de¤ildir" fleklinde slogan att›. (H. Merkezi)


27

26

17-30 Ocak 2004

P Po op p S Stta ar r T Tü ür rk kiiy ye e’’n niin n g gü ün nd de em miin nd de e

Egemenlerin sömürü, talan ve ya¤may› daha da boyutland›rd›¤› günlerden geçiyoruz. Bir yandan bunu yaparken bir yandan da “demokratiklefliyoruz”, “düflünceleri özgür k›l›yoruz”, “her fley Türkiye’nin menfaati için” vb. safsatalarla halk›n gözü boyanmaya çal›fl›l›yor. Ancak bu söylemleri ve zorbal›¤› destekleyen ve gizleyen bir olgu daha yarat›lmal›yd›. Burjuva ideologlar› bu konuda da kültürel yozlaflma için kollar› s›vad› ve halk›n bilinçlenmesini, ufkunu açmas›n›, sorgulay›c›l›¤›n› sa¤layacak tüm etmenleri ortadan kald›rabilmek için yeni bir model yaratt› ve yaratt›¤› bu modeli popüler kültür olarak halka sundu. Ve Bat›’n›n takipçisi ve de emperyalizmin ufla¤› TC’nin pay›na da bunu uygulamak düfltü. Çünkü bu s›rada dünya durmuyor aksine giderek daha da hareketleniyordu. 11 Eylül’ün ard›ndan Afganistan ve Irak’a yap›lan emperyalist sald›r› ve iflgal olaylar› ve son olarak esasta devrimci ve komünist hareketleri hedef alarak “Terörle mü-

cadele” ad› alt›nda uygulad›klar› kirli ve kanl› politikalar›n›n da örtbas edilmesi gerekiyordu. Bunlara ek olarak Türkiye’de uygulanmaya çal›fl›lan YÖK Yasa Tasar›s›, ‹fl yasa tasar›lar›, D tipi hapishaneler gibi at›l›mlar da eklenince popüler kültürün TC versiyonu olarak Top ON, Televole, BBG evi ve son olarak da gündemi meflgul etme, olaylar› gizleme, insanlar› yaflam›n gerçeklerinden ve kendi özlerinden uzaklaflt›rma amac›yla ve di¤erleri ile benzer nitelikler tafl›yan POP STAR vb. yar›flmalar girdi devreye. Sözüm ona müzik dünyas›na yeni yetenekler katmak için düzenlendi¤i söylenen bu program gerçekten bunun için mi var? Bu konuda bizlerin yan›t› net. Müzikal kayg›lardan tamamen uzak, salt insanlar›n küçük burjuva zaaflar›n›, popüler olma isteklerini öne ç›kararak, her türlü afla¤›lama, kat›lanlar›n kifliliklerini ayaklar alt›na alma ve insan› de¤ersizlefltirip psikolojik olarak bunal›ma sokma derecesine vard›rarak aç›ktan bireye zarar veren esasta ise bütün insanlar› ülkemizde ve dünyada geliflen olaylardan uzaklaflt›r›p, b›rakal›m toplumsal olaylar›, bire bir kendine ait sorunlara karfl› bile kay›ts›z hale getirme amac›yla emperyalistlerin kirli ve kanl› politikalar›n› gizlemek için kullan›lan araçlardan birisidir. Konservatuar ö¤rencilerinin Popstar Yar›flmas›’n›n müzik ad›na hiçbir fleye hizmet etmedi¤i yönündeki düflünceleri de yar›flman›n “Yeni yetenekler yaratmak” için düzenlendi¤i söylemlerine sistemin kendi kurumlar›ndan güzel bir yan›t olmaktad›r. Yar›flmay›, toplumsal alanda, ifl yaflam›nda, ekonomik buhranda umudun kalmad›¤›

yerde “ola¤and›fl› do¤al yollar sunman›n politikalar›ndan biri” olarak de¤erlendiren Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Ö¤retim üyesi Prof. Dr. Ali Akay, 22 Aral›k 2003 tarihli Cumhuriyet gazetesine “‹fl, kültür, çal›flma veya düflünme yerine ikame ettirilen, ‘top on’ sisteminde yükselme ideallerinin bir parças› olarak, bu anlamda, Biri Bizi Gözetliyor’dan çok farkl› de¤il. Çünkü, seyredenler 10 y›l önce Yalan Rüzgar›’n›n karakterlerinin hayatlar›n› nas›l merak ediyorlarsa bugün de ayn› flekilde ‘popstar’ hayat›m›z›n ‘sevilen parçalar›’ olmaya bafll›yor. Bunlar bize bir ‘özdeflleflme’ ve ‘kimliklefltirilme’ modeli halinde sunuluyor. Teklili¤imize karfl› modellefltirme olarak normatiflefltiriliyor” fleklinde aç›klamada bulunuyor. Bu konu ile ilgili olarak Avrupa televizyonlar›nda da benzer programlara yönelik uzman görüfllerine de baflvurulan bir araflt›rmada, toplum de¤erlerindeki çürümeye, müstehcenli¤in bir ürün haline geldi¤i televizyon dünyas›nda görüntüyle gerçek aras›ndaki fark›n giderek azald›¤›na dikkat çekiliyor. Yine baz› toplumbilimcilere göre flu an bir “fliflirme ça¤›nda” yafl›yoruz. Her yerden bir “gerçek” f›flk›r›yor ve kolektifin yerini alan bireycilik pompalan›yor. Gerçek yaflamlar›n konu edildi¤i, s›radan vatandafllar›n oyuncu oldu¤u programlar duygusall›kta ve ahlaki de¤erlerde abart›y› da beraberinde getiriyor. Bu da bir düzmecenin yarat›lmas›na katk›da bulunuyor. (22 Aral›k 2003 tarihli Cumhuriyet gazetesi) “Bu tür programlarda asl›nda izlenecek hiçbir fley yokken bile günü dolduruyor ve dönüp dolafl›p bofllu¤u doldurmaya yönelik

PTT iflçilerinin direnifli film oldu ‹stanbul, Bahçelievler PTT’sinde çal›flan tafleron iflçilerin insani koflullarda ve onurlu çal›flma haklar› için bafllatt›klar› sendikal mücadele Ekmek Davas› ad›yla belgesel bir film oldu. Belgesel, Beyo¤lu Sinemas›’nda iflçiler ve ailelerin kat›l›m›yla gösterildi. 11. Tez Film Atölyesi taraf›ndan çekilen ve yönetmenli¤ini Serkan Acar’›n, kurgusunu Bar›fl Özkaya’n›n yapt›¤› belgeselin müzikleri ise Grup Yorum’un “Kucaklaflma” adl› albümünden. Beyo¤lu sinemas›nda ücretsiz olarak yap›lan gösterime iflçiler, aileleri ve direnifle destek verenler kat›ld›. 17 Ekim 2003 tarihinden bu yana dire-

niflte olan PTT iflçilerinin direnifl öncesi ve direnifl s›ras›nda yaflad›klar›, 11. Tez Film Atölyesi taraf›ndan belgesel haline getirildi. Amatör bir video kamerayla çekilen belgesel 3 ayda tamamlan›rken; çekimler s›ras›nda belgeselin yönetmeni, iflçilerle beraber gözalt›na al›nd›. Çekimlerin yap›lmas› engellenirken hakk›nda “polise mukavemet” suçundan dava aç›ld›. Birleflik ‹flçi Sendikas› (B‹S) Ekmek Davas› belgeselinin çekimine büyük destek verirken; PTT iflçileriyle dayan›flma halinde olan Frans›z Posta Sendikas› da filmi Ocak 2004’te Paris’te gösterip elde edilen geliri direniflçi iflçilere gönderecek. (H. Merkezi)

bir eylemsizlik yarat›yor” (22 Aral›k 2003 tarihli Cumhuriyet gazetesi). Yukar›da al›nt›lad›¤›m›z yaz›larda da bu tür programlar›n yay›nlanmas›n›n esas nedenleri daha aç›k bir fleklide ortaya ç›kmaktad›r. Bir de olay›n gerçekten yetenek kazand›rma amac› ile yap›ld›¤›n› varsayal›m. O zaman da akla flu sorular geliyor; Kim için sanat? Niçin sanat? Bu sorular› Popstar yar›flmas› üzerinden yan›tlarsak özü para olan tüketim amaçl› bir sanat tan›m› yap›l›r. Orada amaç “sanatç› yetifltirme” ad› alt›nda kendi popülaritesini artt›rmad›r daha çok. Gerçekten yeni yetenekler ortaya ç›karmak gibi derdi olan insanlar, milyonlar›n önünde kendini de alçatarak, karfl›s›ndakini rencide etmez ya da kiflilerin özel dünyalar›n› ele alarak gündemi meflgul etmez. Sanat, halk›n ç›karlar› u¤runda ve proletaryan›n kurtulufl mücadelesi u¤runda insanlara kültür ve bilinç tafl›ma arac›d›r. Sanat, kitleyle bütünleflmeli, onlar›n içinde olup, sorunlar› ile ilgilenmeli, insana, topluma dair üretimde bulunmal›d›r. Sanat kitlelerden al›p kitlelere vermenin de yöntemidir. Yani k›saca halk›n sanat› halk›n içinden ç›kar ve tekrar halka döndü¤ünde sanat olur. Sanat, entrikalar›n, yalanlar›n, hilelerin arac› de¤ildir. Bugün “popüler kültürün” 盤›rtkanl›¤›n› yapanlara ancak flunu diyebiliriz. Kendi gerçekli¤inden ve halk›n gerçekli¤inden kaçanlar ne sanatç› olur ne de sanatç› yetifltirebilir. Salt gündemi oyalama temelinde ortaya at›lan ve halk› yozlaflt›rman›n arac› olarak paraya dayal› yarat›lmaya çal›fl›lan “Sanat”›n özü aç›kt›r.

SES 6 . K Ü L T Ü R SANAT ETK‹NL‹KLER‹ a¤l›k ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikas›’n›n (SES)’in yitirdi¤i onur üyeleri ad›na her y›l yapt›¤› kültür sanat etkinlikleri bu y›l da gerçeklefltirildi. 2 gün süren etkinlikler Kültür Bakanl›¤› 75. Y›l Tiyatro ve Sergi Salonu’nda aç›lan resim ve foto¤raf sergisi ile bafllad›. Dia gösterimiyle hayat›n› kaybeden SES üyelerinin tan›t›ld›¤› etkinlikte daha sonra düzenlenen öykü, fliir, foto¤raf, resim yar›flmas›nda dereceye girenlere ödül verildi. Verilen ödüller ise flöyle; Öykü: Tolga Binbay; fiiir: Serap Erdo¤an; Foto¤raf: Cevat Üstün; Resimde ise Funda Karada¤ ödül al›rken; Jüri Özel Ödülü hapishanede tutuklu bulunan Menaf Osman’a verildi. (H. Merkezi)

S

Grup Munzur ve Sevinç Eratalay’a

6 Ay Hapis Cezas›

“Varolufl nedenimiz, insanca yaflam›n hüküm sürece¤i bir dünyay› yaratma mücadelesine türkülerimizle, flark›lar›m›zla katk› sunmakt›r”

Faflizmin bask›lar›na ra¤men sesiyle, sözüyle halk›n ac›lar›n› dile getiren ve sisteme karfl› devrimci bir durufl sergileyenler çeflitli yapt›r›mlarla susturulmak isteniyor. Buna son örnek de; Grup Munzur ve Sevinç Eratalay’a Munzur Festivali’nde söyledikleri flark›lar ve konuflmalar›ndan dolay› verilen hapis cezas›d›r. Geçti¤imiz y›l dördüncüsü düzenlenenen Munzur Kültür ve Do¤a Festivali’nde söyledikleri flark›lar ve yapt›klar› konuflmalar nedeniyle Grup Munzur ve Sevinç Eratalay’a Malatya DGM Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’nca “silahl› örgütlere yard›m ve yatakl›k” ettikleri iddias›yla dava aç›lm›fl, daha sonra Festival’de söylenen flar-

k›lar ve yap›lan konuflmalar›n TCK 312/1 maddesine denk düfltü¤ü iddias›yla görevsizlik karar› verilerek; dava dosyas› Tunceli Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmifl ve dava 6 ay mahkumiyetle sonuçlanm›flt›. Grup Munzur bu karardan sonra yapm›fl oldu¤u aç›klamada “...Sanatta sansürün ve yasaklar›n güncelli¤ini korudu¤u ülkemizde, toplumun ayd›nlanmas›na sanatsal deste¤imizle, çabam›zla katk› sa¤lamay› sürdürmek bizler için, sanat›m›z için vazgeçilmez ön kofluldur” diyerek kendilerine ve Sevinç Eratalay’a verilen cezan›n anti-demokratik ve siyasi bir karar oldu¤unu belirtti.

Konuya iliflkin 12 Ocak 2004 tarihinde ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde bir araya gelen Grup Munzur elemanlar› bir bas›n aç›klamas› yaparak uygulaman›n anti-demokratik oldu¤unu dile getirdiler. Grup Munzur ad›na aç›klamay› yapan Dursun Güngör “Bu hüküm; ad›yla, diliyle ve tarihsel durufluyla birçok ac›ya tan›kl›k etmifl yasakl› co¤rafya Dersim’in yok edilmekle karfl› karfl›ya kalan kültürel ve do¤asal de¤erlerinin sahiplenilmesine verilmifl bir hükümdür. Bu hüküm; Dersim’de her y›l düzenlenen ve onbinlerce insan›n kat›ld›¤› Munzur Kültür ve Do¤a festivallerinin gerçekleflmesi çabalar›n›n engellenmek istenmesidir” dedi. (‹stanbul)


17-30 Ocak 2004

28

26

Devletin ailelere yönelik sald›r›s›

VE B‹ZLER‹N GÖREVLER‹

Anayasada “suç kifliseldir” der. Yani kiflinin iflledi¤i suçtan dolay› konuyla ilgisi olmayanlar cezaland›r›lamaz. Kanla, zulümle, sömürü ve adaletsizlikle örülü bir sisteme muhalif olmak suç de¤ildir. Bunu insan olan herkesin kabul etmesi gerekmektedir. Yine siyasi muhalif olmas›ndan dolay› neden muhalif kiflinin tüm ailesi hatta uzak akrabalar› bile cezaland›r›l›r? Cezaland›rma salt zindana koymak olarak görülmemelidir. Her türlü maddi ve manevi bask›, tehdit, iflten atma, ifle almama, “terörist” damgas› vurarak toplumdan tecrit etmek de bir cezaland›rma biçimidir. Ve bu durum ülkemiz gerçekli¤inde s›kça ve ac›mas›zca uygulanan bir durumdur. 12 Eylül sald›r›s›yla birlikte bu uygulamalar daha da geniflletilmifl, ak›l almaz, vicdan kabul etmez boyutlara ç›kar›lm›flt›r. Devlet siyasi muhalifleri elimine etmek, çözmek için çeflitli flekillerde aileler üzerinde sürekli terör estirdi. 12 Eylül’ün karabasan dönemlerinde, “o¤lunu ya da k›z›n› ya da akrabalar›n› teslim etmezsen onun yeri-

ne sen elimizde rehin kal›rs›n” tehditleri ve uygulamalar› s›kça yafland›. Ak saçl› analar, babalar evlatlar›n› teslime zorland›. Di¤er bir uygulama da siyasi muhalif ele geçirildikten sonra onu çözmek ya da yapmad›¤› bir fleyi kabul ettirmek için ailesini tehdit arac› olarak kullanmak oldu. Genç k›zlara, kad›nlara tecavüz tehditleri, küçücük evlatlara ya da yafll› ana babalara zarar verme, tehdit ve uygulamalar› s›kça yaflanan uygulamalar oldu. Sistem ikrara dayal› ya da kan›t toplayarak yarg›lama yerine iflkenceyle kabul ettirilen ifadelerle yüzbinlerce insan› yarg›lad›. Birço¤unu da mahkemeye götürmeyerek, savunma hakk›n› engelleyerek g›yab›nda cezalar ya¤d›rd›. 20 y›ld›r süren ve hala sonuçland›r›lmayan davalar›n varl›¤› ülkemiz aç›s›ndan yaflanan bir gerçeklik olarak orta yerde durmaktad›r. A‹LELERLE ‹L‹fiK‹... Kürt ulusal hareketinin yaflad›¤› özgün süreç ve politik yaklafl›mlar›n› bir kenara b›rak›rsak Türkiye devrimci hareketinin ailelerle iliflkisi genelde

sanc›l› bir süreç yaflam›flt›r. Hem avantaj hem de dezavantaj iç içe olmufltur. Toplumsal mücadelenin gerili¤i ve geleneksel aile (burjuva-feodal karmas›) yaflam›n›n varl›¤› bunda en büyük rolü oynamaktad›r. Dünyan›n birçok yerinde oldu¤u gibi gençlik, özellikle de ö¤renci gençlik toplumsal olaylara ve ayaklanmalara karfl› daha duyarl› bir kesim olarak varl›¤›n› göstermektedir. Ülkemizde de yaflananlar bundan ayr› düflünülemez. Gençlik hem sistemin dayatt›¤› zulme, sömürüye, adaletsizli¤e, geleceksizlefltirmeye ve insan olarak hiçlefltirmeye tepki duymakta hem de ailelerin geleneksel tutucu veya illa da kendi istedikleri gibi biri olunmas›na tepki duymaktad›r. Sisteme olan muhalif kimli¤i ailelerle paylaflmadan onlar› de¤iflip dönüfltürmede bin bir zorlukla karfl›lafl›lmaktad›r. Bunun en bafl›nda gelen nedeni ise geleneksel aile iliflkilerinden çok sistemin barbar uygulamalar›d›r. Bu uygulamalarla yüzyüze kalmamak ve toplum içinde “az›nl›kta” olmamak için ailelerin tepkisi çok olmaktad›r. Bu da kiflilerde aileleri de¤ifltirip dönüfltürmede k›r›lmalar yaratmaktad›r. Ucundan k›y›s›ndan bir fleyler anlat›lmakta, iflin özüne yeterince inilmemektedir. Elbette bu herkes için geçerli de¤ildir. Ailesine politik bilinç kazand›rma u¤rafl›nda olan insanlar›m›z da vard›r. Ancak bu çok az bir kesimi oluflturmaktad›r. Daha çok ailelerle yüz yüze gelmekten, onlara hakl›l›¤›m›z› anlatmaktan kaç›n›r›z. ‹steriz ki baflkalar› gelsin, bizim ailemize do¤rular› göstersin... Ailelerin birço¤u devletin gerçek yüzünü, evlatlar› ya da yak›nlar› flehit ya da tutsak edildi¤i zaman görmekte-

dir. Yoksullu¤u, adaletsizli¤i sürekli yaflasalar da siyasi muhaliflere yönelik uygulamalar, kendi bafllar›na geldi¤i zaman bunu daha derinden yaflamaktad›rlar. Evlatlar›n›n gördü¤ü iflkenceler, hapishanelerde yaflad›klar› zulüm ya da a¤›r cezalar almalar› onlar›n yaflam›na karabasan gibi çökmekte, var olan zor yaflamlar› ço¤u zaman darmada¤›n hale gelmektedir. 12 Eylül uygulamalar› bu tür sendromlar› fazlas›yla yaflatt› hala da yaflatmaya devam ediyor. DEVLET‹N A‹LELERE YÖNEL‹K POL‹T‹KASI... Hapishaneler süreci ailelerde farkl› farkl› etkileflim ve dönüflümlere tan›kl›k etti. Kimileri devlet gerçe¤ini görüp politik bir kimlik kazan›rken ço¤unluk kendini salt evlad›n› sahiplenmekle s›n›rland›rd›. Onun maddi ihtiyac›, avukat ihtiyac›, ziyaret durumu ve kimi demokratik eylemlere kat›lmakla s›n›rland›rd› kendini. Evlad› hapisten ç›kt›ktan sonra da elini aya¤›n› tamamen çekti. Evlad›n›n çekmesi için de psikolojik bask› uygulad›. Kimileri de -ki bunlar genelde az›nl›kta oldu- ideolojik olarak evlad›n› reddedip aray›p sormad› bile. Ülkemizde yüzbinlerce insan siyasi düflüncelerinden dolay› ya tutsak olmufltur ya da flehit düflmüfltür. Ve bunlar›n milyonlara varan aileleri, akrabalar› söz konusudur. Bu da demektir ki milyonlara varan kitle bir flekilde (ya çocuklar› ya da yak›nlar› vas›tas›yla) devrimci düflüncelerden haberdar durumdad›r. Bizim bu milyonlara varan kitleye iliflkin politikam›z ne olacak, onlara nas›l ulaflaca¤›z, bu çok önemli...


26 Sistem her zamankinden çok daha fazla ailelere oynuyor. Toplum ailelerden ve aile de ço¤unlukla iflçilerden, köylülerden, memurlardan olufluyor. Aileleri da¤›tma, zulümle, gericilikle, dejenerasyonla elimine etme, özünde toplumu da denetim alt›na almak demektir. Yani devlet tümevar›m› (aileden-topluma) ve tümden gelimi (toplumdan-aileye) her ikisini de ac›mas›zca kullanmaktad›r. Devlet ailelere yönelmeyi iki flekilde yapmaktad›r: Birincisi, aile fertlerinin politik bir e¤ilim kazanmamas› için her yola baflvuruyor. ‹kincisi, aile fertlerinden biri politik olarak öne ç›kt›¤›nda onu yaln›zlaflt›rmak, zor durumda b›rakmak, mücadele gücünü k›rmak için ailenin di¤er fertlerini de maddi ve manevi olarak y›prat›yor. A‹LELERE YAKLAfiIMIMIZDAK‹ EKS‹KL‹KLER.. Aileler olgusuna yaklafl›mda iki eksik kavray›fl vard›r. Birincisi, ailelere politik bilinç tafl›nmas›n› salt veya esas olarak ailedeki devrimci kiflinin omuzlar›na yüklemek. ‹kincisi, tutsaklar›n sorunlar›n› sahiplenmede ve çözmede ailelere gerçekli¤in üzerinde misyon yüklemek. Ailelerin politik dönüflümü gibi zor bir olay› esas olarak ailedeki devrimci fertten beklemek gerçekçi bir yaklafl›m de¤ildir. Tutsaklara yönelik politikalar egemenlerin stratejik sald›r› politikalar› içinde yer alan önemli bir konudur. Devlet tutsaklar nezdinde toplumu teslim alman›n projelerini gerçeklefltirmeye çal›flmaktad›r. Tutsaklara yönelik sald›r›dan en çok etkilenenler maddi ve manevi olarak- aileler olmaktad›r. Sald›r›ya tutsaklar flahs›nda direkt maruz kalmaktad›rlar. Ailelerin ço¤unun duygusal ba¤l›l›klar›na dayand›r›larak bu iflin üstesinden gelebilece¤ini düflünmek gerçekçi bir tutum de¤ildir. Özellikle F Tipi sald›r›lar›yla önemli oranda yaflanan da bu oldu. Tutsaklara sahip ç›kmak esasta bir avuç ailenin, insan haklar› savunucular›n›n ve tutsaklar›n dava yoldafllar›n›n omuzlar›na kald›. Ailelerin politik gerilikleri göz önüne al›nd›¤›nda olaylar› kavramada, hakk›n› aramada ve karfl› durmada ne kadar zorland›klar› yaflad›¤›m›z gerçeklikler aras›ndad›r. SONUÇ OLARAK... Bu süreçte kimi ailelerde devlete duyulan kin, devrimcilere karfl› duyulan k›r›lmalarla at bafl› gitti. Bunu tespit etmeli, aflman›n yollar›n› aramal›y›z. Bu, iki nedenden dolay› aciliyet kazan›yor. Birincisi; aileler bu halleriyle mücadelenin boflunal›¤›, ac› çekmekten öte ifle yaramad›¤› düflünceleriyle do¤al bir anti-propagandist oluyorlar. Toplumda k›r›lma yarat›yorlar.

29 ‹kincisi ise; tutsaklar›n yaflad›¤› a¤›r tecrit koflullar›n›n bir nebze de olsa k›r›lmas›nda ailelerin politik geliflmeleri, onlara sahip ç›kmalar›, umut ve güven tafl›malar› tutsaklar›n direniflini güçlendirecek, psikolojisini olumlu etkileyecektir. “Onlar devrimcidir, her koflulda direnirler” gibi kolayc› ve sorumluluktan kaçan bir mant›¤a düflmeden sorunlara gerçekçi ve insani boyutuyla da yaklaflarak çözüm aramal›y›z. Ailelere, salt “ailesin, öznesin çocu¤una sahip ç›kmal›s›n” gibi dar kal›plar içinde yaklafl›mdan vazgeçerek evlad›na gerçek anlamda sahip ç›kman›n kendisinin de politikleflmesiyle mümkün olaca¤› gerçe¤inden hareket etmeliyiz. Yaflam›n di¤er alanlar›nda da olmalar›n›, toplumun di¤er sorunlar›na da sahip ç›kmalar›n› sa¤lamal›y›z. Tutsaklara sahip ç›kman›n özelde siyasal anlay›fllar›n, genelde toplumun sorunu oldu¤u bilinciyle ailelerin de ezen-ezilen iliflkisinin ayr›m›na vararak, varmas›na yard›mc› olarak eme¤ine, evlad›na ve savundu¤u düflüncelere sahip ç›kmas›n›n yolu, g›d›m g›d›m da olsa, zor engebeli de olsa döflenmelidir. A‹LELER‹N DÜfiÜNCELER‹ VE ÖNER‹LER‹... Geçti¤imiz günlerde ailelerle genifl bir toplant› yapt›k. Amac›m›z ailelere yaklafl›m›m›zdaki eksiklikleri onlar›n cephesinden dinlemek, önerilerini alarak politikam›z› daha da zenginlefltirmekti. Gelenler genelde a¤›r bedel ödemifl ailelerimizdi. fiehit ve tutsak yak›nlar›yd›. Çok samimi ve s›cak bir ortamda gerek bizlere gerek kendilerine yönelik elefltirilerini dile getirdiler. Ortaklaflt›klar› iki nokta vard›: “Birlik olal›m, daha güçlü hareket edelim” ve de “halk›n içerisinde daha yo¤un çal›flmalar yürütelim” oldu. ‹flte k›saca onlar›n dilinden dökülenler: *Biz kendimizi yaln›z hissediyoruz. Bu kadar dostlar›m›z var. Bizim 盤l›¤›m›z› hiçbir yerde söylemiyorlar m›?19 Aral›k’ta kimse bizi desteklemedi. Biz çok y›prand›k. Biz gücü yan›m›zda göremedik. Biz güçsüz müyüz? Hay›r. Bundan sonra birbirimize daha çok güç verelim. fiehitlerimize sayg› duyuyoruz. fiehit aileleri de tutsak ailelerini yaln›z b›rakmas›n. Ac›m›z ortak. Birlik olal›m. Tutsaklara flunu soruyorum. Siz tutsak olarak nerde hata yapt›n›z? Ayn›s›n› siz aileler ve gençlere soruyorum. Bizler nerde hata yapt›k? Ben bunun cevab›n› flimdiye kadar bulamad›m. *Analar, babalar, gençler, biz baflta nerde hata yapt›k? fiimdiye kadar bu gençler neden yaln›z kald›? Bugün hapishanelerde tek tip elbise giydirilmek isteniyor. Zorla çal›flt›rmaya götürülecekler. Bu çocuklara hep birlikte sahip ç›kal›m. *78’den bu yana düflünüyorum. Süreç gitgide geriliyor. ‹nsanlar bölük

pörçük. Tam devletin politikas›; Böl, parçala, yönet. *Devrim bir iki kifliyle olmaz. Devrim kitleyle olur, halkla olur. Neden bu hale geldik, bu kadar da¤›ld›k bir de hatay› kendimizde arayal›m. *Çocuklar›m›z halk için ölüyor, ama halk bunun fark›nda m›? *Hepimizin özelefltiri vermesi gerekir. Gençleri elefltirmek çözüm de¤il. Hata bizde. Ben 80 öncesi devrimcileri de tan›yorum, flimdikileri de. Önce aileden bafllamak gerekir... Biz birlikte kararl› azimli bir flekilde hareket edersek önümüzde kimse duramaz. *Biz s›n›fsalsak s›n›fsal olarak mücadele vermek zorunday›z. S›n›f›n ne-

17-30 Ocak 2004 resindeyiz? *Analardan babalardan ne isteniyor, o net bir flekilde konulmal›. E¤er toplum üretmiyorsa, devrimci hareket üretmiyorsa elbette sürekli azal›r›z. Devletin politikas› belli. Biz buna karfl› ne üretiyoruz? ‹flçinin içinde yokuz, köylünün içinde yokuz, derneklerde, cemevlerinde yokuz, o halde politikalar›m›z› halka nas›l ulaflt›raca¤›z? *Birlik olursa güzellik olur, birlik olursa herfley olur. *Verilen emeklerin de¤erini istiyoruz. Gençlerimize de¤er verelim. ‹lk önce kendimizi suçlayal›m. Gençleri tek bafl›na b›rakmayal›m.

Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri


17-30 Ocak 2004

30

‹flçi-köylü’den BEDEL ÖDEMEY‹ GÖZE ALAMAYANLAR ZAFER‹ KAZANAMAZLAR! Daha öncede gazetemizin bu köflesinde ABD emperyalizminin özellikle Ortado¤u halklar›na yönelik sald›r›lar›na, yaflanan iflgal ve karfl›s›nda geliflen giderekte daha organize olan direnifle ve Türk egemen s›n›flar›n›n tüm bu geliflmeler karfl›s›ndaki uflak tav›rlar›na çokça kez de¤indik. ABD emperyalizmi gelinen aflamada Saddam’›n yakalanmas›n› psikolojik üstünlük elde etmek için kullanmaya çal›flsa da bunun Irak özgülünde tutmayacak bir politika oldu¤unu görmek gerekiyor. Irak’ta ABD askerlerine yönelik sald›r›lar durmak bilmezken neredeyse her gün yaflanan ölümler karfl›s›nda iyice çaresizleflen ABD askerleri gece yar›lar› Irakl›lar›n evlerine bask›n düzenleyerek, kad›n çocuk çoluk demeden katlediyor, insanl›k onurunu ayaklar alt›na alan yöntemlerle Irakl›lar› gözalt›na al›yor. . Ancak elbette ki tüm bu yaflananlar da onlar aç›s›ndan çözüm olmaktan uzak ve istedikleri Irak’› yaratmak için yeterli de¤il, olmayacak da. Bunun en son örne¤i geçti¤imiz günlerde evi ABD’li askerler taraf›ndan gece yar›s› bas›lan yafll› bir Irakl› kad›n›n elindeki bombay› her fleyi göze alarak ABD’li askerlerin üzerine do¤ru f›rlatacak cesareti göstermesidir. Emperyalizmde ve onun askerlerinde, iflbirlikçi ve uflaklar›nda olmayan fley tam da budur. Yani u¤runa yaflam dahi feda edilebilecek bir dava ve tarihsel hakl›l›k. Oysa zaferi getirecek olan da budur. Yine bu hafta içerisinde yaflanan bir di¤er geliflme de ABD’nin Saddam’a yöneltti¤i “konuflma ve yafla” tehditi oldu. Irak’a sald›r›ya giriflmeden önce sürekli Saddam’›n eli kanl› bir diktatör oldu¤unu ve dünyay› tehdit etti¤i için yok edilmesi gerekti¤ini savunan ABD, Saddam’›n yakalanmas› ile birlikte yalan politikalar›-

n›n a盤a ç›kmas›ndan korkarak Saddam’› kendisini zora sokmayacak aç›klamalar yapmamas› için tehdit ediyor. Suudi Arabistan’da yay›nlanan Okaz gazetesinin yapt›¤› habere göre Saddam’›n Irak-‹ran savafl›, Irak’›n Kuveyt’i iflgali, kitle imha silahlar› ve di¤er baz› konularda ABD’nin rolü hakk›nda aç›klama yapmamas› onun yaflamas›n› sa¤layacak. Gazetenin haberine göre benzer bir anlaflmay› ‹ngiltere’de yapmak istiyor. Bir süredir kamuoyunda tart›fl›lan “savafl esiri” olma meselesi, tam da bu konu ile ilgili. Çünkü savafl esiri olanlar bilgi vermeye zorlanam›yor. Ve böylesi bir durumda ABD’nin iflledi¤i suçlar yine “gizli” kalm›fl olacak. Burada emperyalizmin iflledi¤i suçlar› zaten gizlemek gibi bir derdi olmad›¤› söylenebilir. Ancak özellikle Saddam’›n ifadelerine konulmak istenen sansürden de anlafl›lmaktad›r ki emperyalizm aç›s›ndan ortaya ç›kan her olay onun dünya halklar› nezdindeki prestijini biraz daha erozyona u¤ratmaktad›r. Irak’taki bu geliflmelere paralel olarak Türkiye’de yaflanan sürece bakt›¤›m›zda tüm bunlar›n birbirinden kopuk geliflmeler olmad›klar›n› görmek zor de¤il. Özellikle Suriye Devlet Baflkan› Beflar Esad’›n Türkiye’ye yapt›¤› ziyaret, Ortado¤u’da yaflanan son geliflmelerden ba¤›ms›z ele al›n›p de¤erlendirilemez. ‹stanbul’da yaflanan sald›r›lar›n ard›ndan nefes almadan “Türkiye art›k bir cephe ülkesidir” aç›klamas›n› yapan Bush’un bu söylemi ile birlikte ele al›nd›¤›nda ziyaret, geliflecek süreç aç›s›ndan oldukça önemli bir geliflmedir. Ortado¤u’daki politikalar›n› ‹srail ve Türkiye üzerinden uygulamakta oldukça ustalaflan ABD, Türkiye’nin hareket kabiliyetini art›rmak ve onu daha etkin kullanmak için ad›mlar›n› h›zland›rd›. Bunun bir iflareti olan ziyaret, ayr›ca Beflar Esad’›n “Kürt devletine karfl›y›z” sözleri ile Türkiye için ayr› bir hassasiyet noktas›d›r. Yine Bush’un

26

yapt›¤› aç›klama ile birlikte ele al›nmas› gereken bir di¤er geliflme de ABD emperyalizminin ‹ncirlik üssünü tekrar kullanmaya bafllamas›d›r. Kamuoyuna “Türk-Amerikan iliflkilerindeki buzlar›n erimesi” olarak yans›yan bu geliflme ‹ncirlik üssünün daha önce kullan›lmad›¤›, bunun yeni bir geliflme oldu¤u anlam›na gelmiyor. Çünkü ‹ncirlik üssü ABD emperyalizminin her ihtiyac› oldu¤unda kulland›¤› bir aland›r. Ancak bugün söz konusu olan bas›na yans›yan “rotasyon” daha genifl bir kullan›m için üssün haz›rlanmas› anlam›na gelmektedir. “Rotasyon” askeri olarak bir birimde çal›flan görevlilerin (askerlerin) düzenli bir biçimde yer de¤ifltirmeleri anlam›na geliyor. Irak’ta ABD askerlerinin artan sald›r›lar karfl›s›nda yaflad›¤› s›k›nt›lara çözüm olabilmek ad›na oturtulmaya çal›fl›lan bu uygulama ayn› zamanda ABD’li asker ailelerinde geliflen tepkileri yok etmeyi de amaçlamaktad›r. Savafltan yorulan askerlerin al›n›p yerine yenilerinin gönderilmesi anlam›na gelen uygulaman›n ABD’nin Irak’ta yaflad›¤› bozguna çözüm olmayaca¤› ancak belki geçici bir rahatlatma sa¤layaca¤› ise bugünden görülen bir gerçek. HÜKÜMET SALDIRILARINA DEVAM ED‹YOR 2004 y›l›n›n ilk günlerinde yaflanan bu ve benzeri geliflmeler hükümetin halka yönelik sald›r›lar›nda oldukça kararl› oldu¤unu göstermektedir. 2004 y›l› bütçesinin çeflitli yay›nlarda aç›klanan rakamlar›, yeni y›lla birlikte yeni vergilerin ve zamlar›n yaflama geçirilmeye çal›fl›lmas› vb. geliflmeler bize bunu göstermektedir. IMF’nin yeni dönem ziyaretinde de ele al›nan bu konularda de¤iflen tek fley söylemlerin de¤iflmifl olmas›d›r. Hükümet bolca “enflasyonun düfltü¤ü”, “ihracat›n artt›¤›” vb. söylemleri dillendirmektedir. Ancak en do¤ru veri olan rakamlar ise hükümetin bu söylemlerinin bofl birer aldatmacadan ibaret oldu¤unu göstermektedir. Yap›lan araflt›rmalara göre tüm bu iddialar›n hoyratça savruldu¤u Türkiye hala iflsizli¤in en yo¤un yafland›¤› dördüncü dünya ülkesi durumunda. 2004 y›l› hedeflerini enflasyonu yenmek, K›br›s sorununu çözmek ve iflsizli¤i önlemek olarak aç›klayan hükümetin bir yandan

‹ncirlik üssünü tekrar ve daha boyutlu görevler için ABD’ye açmas›; Baflbakan Erdo¤an’›n gelecek günlerde yapaca¤› ABD ziyareti bundan sonra emekçi halk› daha zor günlerin bekledi¤inin göstergesidir. Ayr›ca yaklaflan yerel seçimlerin hükümetin birçok sald›r›s›n›n da önünü kesti¤i düflünülürse sald›r›lar›n ne derece boyutlu oldu¤u anlafl›labilir. Yaklaflan yerel seçimler sald›r›lara engel olmamakta ancak hükümeti biraz daha temkinli ad›mlar atmaya zorlamaktad›r. fiEH‹TLER‹M‹Z B‹ZE DEVR‹M DAVASININ HAKLILI⁄INI VE BU U⁄URDA ÖLÜMÜN YAfiAM KADAR DO⁄ALLI⁄INI ANLATIYOR Tüm bu geliflmelerin yan›nda Ocak ay›n›n son haftas›, bizler için ayr› bir öneme sahiptir. Proletarya Partisi otuz y›l› aflk›n mücadele tarihinde savafl›n içinde dört genel sekreteri baflta olmak üzere yüzlerce militan›n› flehit vermifltir. Her y›l Ocak ay›n›n son haftas› Parti ve Devrim fiehitlerini Anma Haftas› olarak eylem ve etkinliklerle geçirilmektedir. Bu y›lda özünü kitle faaliyetinin oluflturaca¤› çeflitli etkinlikler yap›lacakt›r. fiehitlerimizi anman›n ve sahiplenmenin içinden geçti¤imiz tarihsel süreçte önemi ve anlam› her zamankinden daha da büyüktür. Tasfiyecili¤in ve devrim davas›ndan kaçman›n, kaçk›nl›¤›n teorisini yaparak hem kitlelere hem de bu davaya gönül vermifl emekçilere umutsuzluk yayanlar›n oldu¤u ve emperyalizmin her türlü hakl› mücadeleyi “terör” ilan etti¤i bu süreçte flehitlerimizi anman›n ve sahiplenmenin önemi her zamankinden daha büyüktür. Proletarya Partisi flehitlerinden Emre Bilgin’in çat›flma s›ras›nda duvara kan›yla yazd›¤› otuz y›ll›k tarihi, bugün daha fazla sahiplenmek ve parças› oldu¤umuz gerçe¤inden hareketle, tüm enerjimizi halk savafl›n›n içinde çelikleflmifl yenilmez bir kurmay olabilmesi için harcamak hepimizin omuzlar›ndad›r. fiehitlerimizin yaflamlar›n› u¤runda feda edecek kadar inand›klar› hakl› davam›z›n ad›mlar›m›z›n ritmini, halklar›n ve ezilenlerin kurtulufl davas›n› büyütme cesaret ve cüreti ile h›zland›ral›m.

‹fiÇ‹LER DAVAYI KAZANDI

‹fiTEN ATILAN ‹fiÇ‹LERE DESTEK

“‹NSANCA YAfiAM’A” YARGILAMA

‹zmir’in Çi¤li ilçesinde çal›flt›klar› tekstil firmas›ndan sendikal› olduklar› için at›lan 12 iflçi, açt›klar› davay› kazand›lar. Yeni ç›kan “‹fl Güvencesi” Yasas›’n›n 19. Maddesi gere¤i ifllerine geri dönece¤i belirtilen iflçiler karara sevindi. Köleli¤i dayatan yasan›n bu tür manevralar› ise dönemsel olarak iflçileri aldatmaktan öteye gitmiyor. Karfl›yaka ‹fl Mahkemesi’nin ald›¤› karara göre iflçiler en k›sa zamanda ifle al›nmak zorunda. E¤er iflçiler ifle al›nmazsa patron iflçilere 3 milyar 672 milyon tazminat ödeyecek. (‹zmir)

Geçti¤imiz günlerde Genel-‹fl ‹zmir 5 No’lu fiube’ye üye olduklar› için iflten at›lan 51 temizlik iflçisi için imza topland›. Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi’ne ba¤l› bir temizlik flirketinde çal›flan iflçiler, sendikal› olduklar› için iflten at›lm›fllard›. Bunun üzerine iflçiler 550 imza toplayarak 6 Ocak 2003 tarihinde hastane bahçesinde bir araya geldiler. Burada bas›n aç›klamas› yapan iflçilere D‹SK, Genel-‹fl, ‹zmir Tabip Odas› ve SES yöneticileri destek verdi. D‹SK Ege Bölge Temsilcisi Kani Beko yapt›¤› aç›klamayla hastane yönetimini uyar›rken, toplanan imzalar Baflhekim Prof. Dr. Adil Esen’e iletildi. (‹zmir)

Sistemin kendine muhalif olan her kesime tahammülsüzlü¤ü, en demokratik olan taleplerin yarg›lanmas›yla bir kez daha kendini gösteriyor. KESK’in 23 A¤ustos 2003 tarihinde Ankara’da yapt›¤› “‹nsanca Yaflam ‹çin Demokratik Türkiye” eylemi nedeniyle yarg›lanan 14 KESK yöneticisinin yarg›lanmas›na devam edildi. Aralar›nda KESK Genel Baflkan› Sami Evren’in de bulundu¤u yöneticilere Toplant› ve Gösteri Yürüyüflleri Yasas›’na muhalefet etmekten dava aç›lm›flt›. ‹stemedi¤i her sesi susturmay› görev bilen faflist devlet, “‹nsanca Yaflam” talebini bile yasad›fl› olarak görüyor. “Reva gördü¤üm flekilde yaflay›n!” düflüncesini empoze eden devlet karfl›s›nda, emekçiler meflrulu¤unu hakl›l›¤›ndan ald›¤›n› ve bu noktada devletten icazet beklemenin anlams›zl›¤›n› bir kez daha gördüler.


26

31

“Özgürlü¤ü ararken, açl›¤› bulduk” Bugün dünya üzerinde yüzbinlerce insan çeflitli gerekçelerle kendi vatanlar›n›, do¤up büyüdükleri ortamlar›n›, akrabalar›n›, çocuklar›n›, dostlar›n› b›rakarak farkl› ülkelere esas olarak da emperyalist-kapitalist ülkelere iltica etmektedirler. Daha iyi, daha insanca yo¤un yaflam koflullar›na ulaflabilmek ve farkl› ülkelere yerleflmek için önemli bir bölümü var›n› yo¤unu satarak insan kaçakç›lar›na vermekle bafllad›klar› “umuda yolculu¤un” ilk ad›m›nda güç bela biraraya getirdi¤i paras›n› kapt›r›rken bir k›sm› da paras›n›n yan› s›ra yaflam›n› da kaybetmektedir. Daha “flansl›” olup hedefe ulaflanlar› ise yeni hayal k›r›kl›klar› beklemektedir. Umutlar›n›n gerçekleflece¤i ve kurtulufla ulaflacaklar›n› düflündükleri bu ülkelerde daha ilk gittikleri kurumlarda afla¤›lanmakta, kiflilikleri rencide edilmekte ve ikinci s›n›f insan olduklar› hissettirilmektedir. Gönderildikleri kamplarda ise bu insanlar› çok daha kötü koflullar beklemektedir. Bu yaz›m›zda sizlere, bir kamp›n ve bu kampta yaflayan insanlar›n durumunu aktaraca¤›z. Kleve ‹ltica Kamp›’na gidiflimizin temel birkaç nedeni vard›. ‹lk etapta oradaki insanlarla tan›flmak, onlar›n sorunlar›n› dinlemek, görüfllerimizi aktarmak ve imkanlar›m›z el verdikçe yard›mlar›m›z› sunabilmekti. 5 Aral›k 2003 tarihinde ziyaret etti¤imiz Kleve ‹ltica Kamp›, flehrin d›fl ve merkeze uzak bir alan›nda toplam 150 kifliye ve özelde de Türkiye ve Türkiye Kürdistan›’ndan 11 aileye yurt olmufl durumda. Almanya’daki iltica kamplar›n›n göze batacak kadar ayn› olumsuz koflullarda, flehir d›fl›, toplumun di¤er kesimlerinden, flehir sakinlerinden uzak ormanl›k alanlara kurulmufl olmas›, ileriki cümlelerde de görebilece¤imiz gibi, düzenli ve titizlikle uygulanan devlet politikas›n›n ta kendisidir. Bu politikan›n hizmet etti¤i amaç, yerli insanlar› yabanc›lara karfl› k›flk›rtmak, ilticac› ve genelde Alman olmayanlar› yaln›zlaflt›r›p izole etmektir. Kamp yaflam›nda kal›nan alan, bir yada iki odadan ve genellikle ortak kullan›lmak zorunda olan mutfak ile tuvaletten olufluyor. Geçim(!) “Sozialamt” denilen devlet kuruluflu taraf›ndan sa¤lan›yor. 99 y›l›na kadar “Gutschein” denilen para de¤erinde ka¤›t da¤›t›l›rken, bugün Gutschein sistemi kald›r›lm›fl, yerine paket uygulamas›na geçilmifltir. Bu paket denilen fley, 4 günde bir da¤›t›l›yor. Kifli bafl› bir meyve çeflidi, bir ekmek çeflidi vs veriliyor ve seçenekler hep ayn›. Böylece insanlar istedikleri fleyler yerine, uygun görülen fleyleri yemek zorunda b›rak›l›yorlar. Yani insanlar y›llarca o kampta kalsa, y›llarca ayn› yemekleri yiyecekler. Dolay›s›yla vitamin eksikli¤inden kaynakl› olarak özellikle de çocuklarda hastal›klar›n ortaya ç›kmas› hiç de garipsenmeyecek bir sonuçtur. Yine sa¤l›k sorununun di¤er bir noktas›, hijyenik koflullar›n olumsuzlu¤udur. Psikolojik deste¤in bu insanlara sunulmamas› ise, burada yaflayanlar›n kendilerine, ailelerine ve topluma yabanc›laflt›r›l›fl›n, ayn› zamanda yaln›zlaflman›n ciddi bir etkenidir. Kampta ne herhangi bir sosyal dan›flman ne de buna benzer bir yetkili bulunmamaktad›r. Dahas›, devlet makamlar›nda insanlar ›rkç›, d›fltalay›c› ve onur k›r›c› muamelelere maruz kal›yorlar. Bu muameleden özellikle de bayanlar olumsuz etkileniyor, küçümsenmeyecek ciddiyette psikolojik boflluklara düflüyorlar. Ayn› zamanda yine kad›nlar›n özel günlerinde ihtiyaç duydu¤u fleyler k›s›tlan›yor, hamilelik gibi durumlarda do¤acak bebe¤in masraflar› da tam olarak karfl›lanm›yor. Bebek ihtiyaçlar› yetecek derecede da¤›t›lm›yor. Kamp ortam›nda, ailelerin dil yetersizli¤inden dolay› çocuklara biçilen sorumluluk büyük. Doktor yada devlet makamlar›ndaki tercümanl›k görevi, yafllar› 7 ile 9 aras› de¤iflen çocuklara ait. Kleve’deki ilticac›lar›n yaflamlar›n›n en olumsuz noktalar›ndan birisi de, çal›flma koflullar›. ‹fl saatleri günde 8 ile 12 saate kadar varabiliyor. Saat ücreti ise 1-2 Cent. Ayda 100 saat çal›flmak zorundalar. (Bundan birkaç ay öncesinde ayda 80 saat zorunlu çal›flma söz konusuydu!) ‹fle bafllang›ç saatine gecikme durumunda ald›klar› yiyecek paketleri kendilerine verilmiyor. Yani insan›n yaflamas› için gerekli olan en temel madde besin, sözde demokratik ve hümanist diye geçinen Alman devleti taraf›ndan k›s›tlan›yor. fiimdi bu kampta yaflayan insanlardan ald›¤›m›z görüflleri oldu¤u gibi aktar›yoruz.

Almanya’da bir iltica kamp›ndan izlenimler… ‹K: Kendinizi bize tan›t›r m›s›n›z? Bülent: Merhabalar, benim ad›m Bülent ve eflimin ad› Nefle. Biz Dersimliyiz ve bir çocu¤umuz var. Yaklafl›k bir buçuk senedir yurtd›fl›nday›z. - Sizleri buralara getiren nedenleri bize aç›klayabilir misiniz ve burada nelerle karfl›laflt›n›z? Bülent: Buraya gelmemizdeki esas neden ülkede yaflan›lan siyasi ve ekonomik zorluklard›. Umdu¤umuz gibi ç›kmad› elbette buras›. Burada daha kötüsü ile karfl›laflt›k. Nefle: Ülkede doktor tedavisindeydim, buraya geldim, psikolojik olarak daha da kötülefltim. S›k›nt›, stres, bunal›m yaflad›m. Bülent: ‹lk sorunumuz dil sorunu, ucuz iflgücü olarak kullan›yorlar ve bize kötü ifller yapt›r›yorlar. Paket olarak verilen yiyecek maddelerini vermeyeceklerini söyleyerek tehdit ediyorlar. Nefle: Ayda 40 Euro vermeleri laz›m ama onu da vermiyorlar. Evde tek bafl›ma duram›yorum ve eflimin ifle gitmesi laz›m ama sosyal dan›flmanlara anlatam›yorum. Bülent: Eflim psikolojik bunal›ma girdi. Aile yap›s› zedelendi. Bunal›mdan dolay› insan her fleyden nefret etmeye bafll›yor; kendi ailesinden bile nefret etmeye bafll›yor. Nefle: Çocu¤umu okula gönderdi¤imde istedi¤i yiyecekleri alam›yorum. Aç okula gidiyor. - Sosyal dan›flmandakilerden herhangi bir konuda, örne¤in dil konusunda yard›m alabiliyor musunuz? Bülent: Sosyal dan›flmandakiler bizimle hiç ilgilenmiyorlar, durumumuzu sormuyorlar. Kendi vatandafllar›n›n bile yapmad›¤› ifllerde çal›flmaya zorlan›yoruz ama dil ö¤renimi konusunda hiçbir olanak sunmuyorlar. Nefle: Ben mahkemede hastal›¤›m› anlatt›m ama yinede 5 ay doktora gidemedim, çünkü dil sorunum var. Bu yüzden doktora kendimi veya anlatmak istediklerimi ifade edemiyorum. Bülent: Doktora gitsek bile sadece eflimin yol paras›n› ödüyorlar, oysa benim de eflim ile gitmem gerekiyor. -Buraya geldi¤inizden beri, sizi etkileyen ya da onurunuza dokunan olaylarla karfl›laflt›n›z m›? Bülent: Tabi ki bizi etkileyen birçok olay var. Örne¤in al›flverifle gitti¤imizde Gutschein (para de¤erinde kupon) veriyorlard›. Kasada kasiyer ve di¤er insanlar›n bize bak›fllar›n›n farkl›laflt›¤›n› ve bizi o anda yabanc› olarak gördüklerini hissedebiliyorduk. Bizden kimlik istiyorlard›, yoksa ald›¤›m›z eflyalar› vermiyorlard›. Baz› yerlerde Gutschein’lar›m›z› almad›klar›ndan ihtiyaçlar›m›z› karfl›layam›yorduk. Bu tarz yaklafl›mlarda bizim zorumuza gidiyordu. -Bu yaflad›klar›n›za iliflkin ne düflünüyorsunuz? Bülent: Buradaki flartlar hiç de ülkeden göründü¤ü gibi rahat de¤il. Türkiye’de ekonomik olarak durumumuz daha iyiydi. Nefle: Biz burada flunu gördük ki, Almanya’da insan haklar› diye bir fley yok. -Kendinizi bize tan›tabilir misiniz? Ad›m Murat ve eflim Yasemin. Sivasl›y›z, 1 y›l 2 ayd›r buraday›z. -Burada umdu¤unuzu bulabildiniz mi? Murat: Yurtd›fl›na ç›kt›¤›mda, çok farkl› fleyler bekliyordum. Demokratik bir ülkede yaflayaca¤›m› ve düflüncelerimi rahat bir flekilde ifade edebilece¤imi umuyordum. -Neler ile karfl›laflt›n›z? Bize gözlemlerinizi anlatabilir misiniz? Murat: Düflüncelerimi rahat bir flekilde anlatabilme f›rsat›n› vermeden ezici bir bask› ile karfl› karfl›ya kald›m. Yaflad›¤›m›z ortam aç›k hapishaneye benziyor. Yasemin: Benim sa¤l›k problemlerim var, dil sorunu yafl›yoruz ve istedi¤imizi al›p yiyemiyoruz. Murat: Bu ülkenin neresi demokratik. Çal›flt›¤›m›z halde kendimizin ve çocuklar›n besin kayna¤›n› karfl›layam›yoruz. Almanya gibi bir ülkede b›rak›n sosyal haklar› “besin haklar›” bile yok. Burada bir domatesi arar ol-

duk. Bizlere laik gördükleri eflyalar Almanlar›n çöpe att›klar› eflyalar. Bana verilen fleyleri dükkanlardaki çöpten ç›kart›p gösterebilirim size. -Bizden beklentileriniz nelerdir? Yasemin: Sizin bizim yan›m›zda, bizimde sizin yan›n›zda olmam›z gerekir. Murat: Yaflad›klar›m›z›, buradaki yabanc› düflmanl›¤›n›, genifl kitlelere bildirmenizi istiyoruz, çünkü buradaki koflular›n iyi oldu¤unu düflünüyorlar, ama gerçekler hiç de kafam›zda canland›rd›¤›m›z gibi de¤il. Sizlerin de deste¤ine ihtiyac›m›z var. Tek bafl›m›za yapam›yoruz, çünkü buradaki flartlar çok a¤›r. -K›sa bir flekilde kendinizi bize tan›tabilir misiniz? Özkan: Bizim ad›m›z Özkan ve Kader. Yafl›m›z 23 ve 21. Çocu¤umuz yok. Erzincanl›y›z. 1 y›ld›r ülkeden ayr›y›z. -Ülkeyi terk etme sebebinizi ö¤renebilir miyiz? Özkan: Ben radyoda çal›fl›yordum; siyasi kimli¤i olan bir radyoydu. Burada 8 Martlara, 1 May›slara iliflkin haberler veriyorduk ve Türkiye sistemini teflhir eden yay›nlar oluyordu. Bir süre sonra gözetim ve bask› alt›na al›nd›k ve sonra biz orada daha fazla kalamad›k. -Buradaki durumu bize aktarabilir misiniz? Özkan: Türkiye’de benim özgürlü¤üm k›s›tland› ve Avrupa’y› özgürlük diye alg›lad›m ama burada açl›¤› gördüm. Karn›m›z› doyurma derdine düfltük ve açl›¤a karfl› mücadele veriyoruz. Kendi kiflili¤imizden çok fley kaybettik. Burada arad›¤›m› bulamad›m yani özgürlü¤ü ararken açl›¤› buldum. Kader: Ülkede yaflant›m çok daha iyiydi. Ben s›rf eflimden dolay› buraya geldim. - Yaflam s›k›nt›lar›na de¤inebilir misiniz? Özkan: Geldi¤imizde Gutschein’lara tepki gösterdik, flimdi ise paket sorunu ç›kt› ve Gutschein’› arar olduk. Bize ayda 40 Euro veriyorlar; sigara içen birisine sigara lüks hale geliyor. Sözde her 6 ayda bir çek veriliyor ve bununla k›yafet alabiliyoruz ama flu ana kadar öyle bir fley görmedik. Yani ayakkab›n y›rt›l›rsa 6 ay beklemek zorunda kal›yorsun ve ald›¤›m›z parada bu tür ihtiyaçlar› karfl›lamak için yetmiyor. - Bu duruma karfl› alternatif ne olabilir veya ne yapmak laz›m? Özkan: Kamp içerisinde bir birlik olmal›y›z ve bir tak›m fleyleri örgütlemeliyiz. Bunu daha önce denedik fakat yetersiz kald›k. ‹nsanlar korkutuluyorlar çünkü geri gönderilme tehditi alt›ndalar. -Yetkililerin size karfl› davran›fllar› nas›l? Özkan: Sürekli tehdit ediyorlar. Örne¤in her aileden bir kifli çal›fl›yor; 100 saati tamamlamad›¤› zaman paketi kesiyorlar veya param›z› vermiyorlar. Gözlü¤üm k›r›ld› ve 1 haftad›r yeni gözlük almak için geziyorum. 8 Euro için oradan oraya gönderiyorlar. Psikolojik olarak çok y›pran›yoruz. 4 aile bir tuvalet ve banyoyu ortak kullan›yoruz. Bazen sabahlar› ifle geç kal›yorum çünkü tuvalet s›ras› beklemek zorunda kal›yorum. Geç kald›¤›m için de yetkililer k›z›yorlar. -Bize beklentilerinizin ne oldu¤unu söyleyebilir misiniz? Özkan: ‹lk olarak size teflekkür etmek istiyoruz. 1 y›ld›r buraday›z ve ilk defa böyle bir fley ile karfl›laflt›k. En az›ndan bizimle sohbet ettiniz ve asl›nda bu bile yeter. Sesimizi duyurman›z› istiyoruz. ‹nsanlar›m›z bu tür fleylere düflmesin. Almanya hayaller ülkesi de¤il, ac› vatan olmufl. -Burada yabanc›lara nas›l bak›l›yor? Özkan: Y›llar öncesi Almanya’da yabanc›lara karfl› yap›lan haks›zl›klar ve onlara uygulanan politika, flu anda dünyadaki geliflen olumsuz olaylar ile yeniden filizleniyor. Yani 10 y›l önceki Almanya kesinlikle flimdiki Almanya’ya benzemiyor. Çevrede yaflayan Almanlar buray› cennet olarak, bizi de parazit olarak görüyorlar. “Terörist”, “adam kesen” ve “öldüren” olarak bize bak›yorlar. Biz tam tersiyiz, düflüncelerimizi özgürce ifade etmek isteyen insanlar›z. S›n›rlar› kald›rmak istedikçe önümüze s›n›r koyuyorlar.

17-30 Ocak 2004 Kader: Bizi çok afla¤›l›yorlar, y›ld›rmaya çal›fl›yorlar ve bizimle konuflmaya bile tenezzül etmiyorlar. Kamptan ad›n›n yaz›lmas›n› istemeyen bir arkadaflta düflüncelerini bizimle paylaflt›. Kendisi siyasi nedenlerden dolay› ülkeden ayr›lm›fl ve 1 y›l 8 ayd›r Almanya’da kal›yor. 3 çocuk babas›. - Ne türden zorluklar ile karfl› karfl›ya kal›yorsunuz? - ‹lk geldi¤imde bize Gutschein veriyorlard› ve al›flverifle gitti¤imizde insanlar sürekli bana bak›yorlard›. fiimdi ise paket uygulamas› ç›kt›. 2 hafta yedikten sonra midem bulanmaya bafllad›. Pakette 15 çeflit yiyecek var; burada 10 y›l kalsam hep ayn› 15 çeflidi yiyece¤im. Onlar› art›k almak istemiyorum çünkü çok kötü bir haldeler. Çocuklarda yemekleri çi¤neyemiyorlar ve geri tükürüyorlar. Eflimin bebe¤imizi emzirmesi için iyi ve sa¤l›kl› fleyler yemesi laz›m. Ama verilenler bunu karfl›lam›yor. Üstelik çal›fl›rken saat bafl›na 1 Euro al›yorum, kendimi afla¤›lanm›fl ve esir gibi hissediyorum. - Bu türden sorunlar karfl›s›nda ne yap›lmas› gerekir? - Bana kal›rsa derneklerle s›k› bir diyalog sürdürülmeli ve birlikte bu yaflad›klar›m›zdan dolay› yetkililere bask› yapmal›y›z. -Bebe¤iniz var dediniz, onun durumu nas›l? - Bebe¤imiz hasta, bütün vücudunda kabarc›klar ç›km›fl. Biz onu doktora götürdük ve oda bize deterjandan dolay› oldu¤unu söyledi. Hangi deterjan markas›n› kulland›¤›m›z› sordu, bizde ona kamp›n verdi¤i deterjan› kulland›¤›m›z› söyledik. Çünkü kamp›n verdi¤i deterjan› kullanmak zorunda kal›yoruz. Maddi yönden bu tür fleyleri alam›yoruz ve yetkililer bu tür sorunlar karfl›s›nda kay›ts›zlar. Kamptan iki çocukla bir söylefli yapt›k. Onlar›n küçük dünyalar›ndan yorumlar›n› size oldu¤u gibi sunmak istiyoruz. Umut Can ve Mert (9 yafl›ndalar), 2. s›n›fa gidiyorlar. - Burada günleriniz nas›l geçiyor? Umut Can: Biraz kötü, burada oynayam›yorum çünkü toplar›m patlam›flt›. Mert: Stadyum var, orada arkadafllar›m›zla oynuyoruz, yeflillik var, futbol kaleleri var. - Okulunuz nas›l gidiyor? Ö¤retmenlerinizle aran›z nas›l? Umut Can: Derslerim iyi. Son dersimde iyi bir not ald›m, annem görünce sevinçten a¤lad›. Mert: Benim matematik ö¤retmenim yabanc›lar› hiç sevmiyor ve bize de kötü davran›yor. - ‹lk geldi¤inizde Almancay› ö¤renmek zor muydu? Umut: Benim için hiç zor olmad› Mert: Benim de, bir ö¤retmen vard›, o bana Almancay› ö¤retti. ‹lk okula gitti¤imde herkes bana güldü ama sonra al›flt›lar. Umut: Ben ve Mert Almanca ö¤renmek için o hocayla afla¤›ya gidiyorduk ve gide gide ö¤rendik. - Niye herkes güldü? Mert: Beni tan›mad›klar› için ve Almanca konuflam›yordum diye. -Burada istedi¤iniz fleyleri alabiliyor musunuz? Umut: Hay›r -Peki neden? Umut: Param›z yok Mert: Benim annem bana bazen 5 veya 10 sentlik bir fley al›yor. Bana sak›z veya fleker al›r. Evet yukar›da belirtilenlerin objektif gerçekli¤e dayanmas›na ra¤men, bu gerçekli¤in sorumlulu¤unu, ilticac›lar› ülkelerini terketmeye zorlayan›n›n ve yabanc› ülkelerde bu yaflam flartlar›yla karfl› karfl›ya b›rakan, sistemin kendisinin tafl›d›¤›n› unutmamal›y›z. ‹nsanlar› hem özgürlüklerinden, hem en do¤al haklar›ndan mahrum b›rak›p, adeta açl›k koflullar›yla yüz yüze getiren bu sistem, ancak ve ancak bu düzeni y›kma, yerine insanca, adaletli bir düzen kurma mücadelesine sahip ç›kmalar›yla de¤iflecektir. Bu düzeni de¤ifltirmenin yegane yolu hiç flüphesiz ki, ezilenlerin tek silah› olan örgütlenmekten geçer. Bizlerde, nerede olursak olal›m, teslimiyet yerine direnifl, y›lg›nl›k yerine azim, bafl e¤me yerine bafl kald›rma, çözümsüzlük yerin çözüm üretme temelinde davan›n aktif sahiplenicileri olmal›y›z. (Almanya/Duisburg)


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30

işçi-köylü

Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah.

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

@mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k

➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 427 71 48 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54

Parti ve Devrim fiehitleri Ölümsüzdür!

fiEH‹TLER‹M‹Z‹ ANMAK HALK SAVAfiINI BÜYÜTMEKT‹R! Ocak ay› öfkenin kavgaya dönüfltü¤ü ayd›r. Ocak ay›nda zemheri buz keser. Ocakta parti ve devrim flehitleri buzu k›rarak iflçi s›n›f›na ve ezilen halklara yol gösterir. Her devrim kavgas›n›n say›s›z flehidi vard›r ama her birinin ad›n› yeniler al›r ve kavga böyle büyüyerek ilerler. Her devrimin bir bedeli vard›r, harc› kandan ve candan, tu¤las› beden beden örülmüfl binlerce yaflamdan meydana gelir.. S›n›f savafl›m›nda yitirmeden kazanman›n yaflam›n yasalar›nda yeri yoktur. Do¤an›n, s›n›f savafl›m›n›n temel yasas›d›r bu. Bunun için her devrim mücadelesinin say›s›z flehidi vard›r. Her flehit bir kazan›m›n sahipli¤ini üstlenerek ‘on’lara devreder. Gerçek böyle ayd›nlan›r, tarih böyle yaz›l›r. S›n›f savafl›n›n tarihi, ayn› zamanda say›s›z yitmifl yaflam›n da tarihi olmufltur. Devrim denen süreç yüzü kanla y›kanm›fl bir zaman diliminden baflka bir fley de¤ildir. Ve devrim için topra¤a düflen her beden kendi diyalekti¤ini yarat›r. Ben’ler biz’lere, evrilir. ‹flte parti ve devrim flehitlerimizin bizi zafere kilitleyen gücü buradad›r. KÜRT-TÜRK VE ÇEfi‹TL‹ M‹LL‹YETLERDEN EMEKÇ‹ HALKIMIZ; Parti ve devrim flehitlerini anma haftas›nday›z. Parti ve devrim flehitlerimiz, yaflamlar›n› özgür bir gelecek u¤runa feda ettiler. Devrimimizin ve partimizin binlerce, enternasyonal proletaryan›n onbinlerce flehidinin her biri bu devrim dalgas›na güç vermifl olarak flehit kimli¤i buldu. Parti ve devrimin her militan›na somut görevlerin baflar›lmas› tutarl›l›¤› içinde, ezilen ve sömürülenlerin kurtulufl bayra¤›n› daha yükseklerde dalgalan-

ADLARI M‹LYONLARA REHBER OLAN DEVR‹M fiEH‹TLER‹ ÖLÜMSÜZDÜR! d›rmak görevlerini yüklediler ve “H‹ÇB‹R ÖZGÜRLÜK, U⁄RUNA SAVAfiILMAKSIZIN KAZANILMAMIfiTIR” dediler, yanl›fl söylemediler. Akmaya devam eden kan s›n›f selini, düflen can s›n›f kinini, atefllenen her devrimci namlu davay› kazanma kararl›l›¤›n› örste biçimlendirmeye devam ediyor. Dünyada özgürlük isteyenlerin say›s› ço¤al›yor. ‹fl, ekmek ve ÖZGÜR GELECEK diyenlerin say›s› ço¤al›yor. Yoldafl yitirenlerin, evlat yitirenlerin, efl yitirenlerin; anne, baba ve kardefl yitirenlerin say›s› düne göre ço¤al›yor. Uyan›fl art›yor, kin ve öfke giderek büyüyor. Emperyalizm ve uflaklar›n›n faflist-feodal zulüm sistemlerinin ayakta kalma direnci sars›l›yor. EMEKÇ‹ HALKIMIZ! Bu kavga, yaflamda sömürünün eflitsizli¤in bafllamas›yla bafllad›, eflitlik ve özgürlük sa¤lan›ncaya kadar sürecektir ve kavgan›n bitti¤i menzile kavgas›z eriflilemeyece¤i, eriflilmesi mümkün olmad›¤› için, tüm ezilen s›n›flar›n yapt›¤› gibi proletarya da hiçbir eflitsizli¤in, sömürü ve bask›n›n, zulmün var olma imkan› bulamayaca¤› bir dünya yaratacakt›r. S›n›f mücadelesinin yasalar›n› anlamayanlar, devrimimizin ve parti flehitlerimizin gerçekli¤ini anlayamaz. fiehitleri anmay› do¤ru anlamak, s›n›f mücadelesinin yasalar›n› do¤ru kavramakt›r. Bu mücadele içinde topra¤a düflen her flehidimizin bize emanet ettiklerini bulundu¤umuz her mevzide bir cephane olarak kullanmakt›r. Direnifli yükseltmek ve çat›flmay› kesintisiz k›l›p insanl›-

¤› özgür gelece¤e götürmektir. Dünyadaki ve ülkemizdeki yaflananlara bakal›m! Yaflam ne diyor? Bize neyi anlat›yor? ‹çinde bulundu¤umuz ça¤›n siyasalsosyal gerçekli¤inin karakterize etti¤i son s›n›f kap›flmas›n›n ezilen ve sömürülen s›n›flardan yana atefl gücünü artt›rd›¤›n› ortaya seriyor. Dünyada ve ülkemizde olan da olacak olan da budur. Kaç›n›lmaz bir flekilde emperyalizmden faflizmden ve her türden gericilikten kesin bir kurtuluflun sa¤lanaca¤› nihai hesaplaflma derinleflerek dalga gücünü artt›rmaktad›r. Yoldafllar! Parti ve Devrim fiehitleri Haftas›, salt ve tek tek parti ve devrim flehitlerimizin kahramanl›klar›n›, erdemlerini ve yeni insan olma özelliklerini anlataca¤›m›z bir hafta de¤ildir. fiehitlerimizin bütün sayg›n ve coflkun erdemleri tamam›yla proletaryan›n kurtulufl bilimine olan inanc›ndan ba¤›ms›zl›k, halk demokrasisi ve özgürlük ideallerine olan sonsuz ba¤l›l›klar›ndan kaynaklanmaktad›r. Onlar› ölümsüz k›lan parti ve devrim bilinci ve kavga kararl›l›¤›d›r. Bu hafta, flehit yoldafllar›m›z›n u¤runa yaflamlar›n› feda ettikleri, ideolojik-siyasi inançlar›n› daha yo¤un bir çabayla, iflçi ve emekçilere tafl›mak ve bu anma görevini s›n›f düflmanlar›m›za karfl› b›k›p usanmadan dövüflmek, daha çok dövüflmek inanç ve cesareti ile süreklilefltirme haftas›d›r. Parti ve devrim flehitlerini anmak; halk savafl›n›n büyütmektir. Süreklili¤i sa¤lanm›fl gerilla savafl›m›nda ›srard›r. Parti ve devrim flehitlerini anmak; militan gençli¤in savafl›m›n› büyütmektir, s›n›f düflmanlar›na karfl› kin ve öfkeyi yang›na çevirmektir. Militanl›k, cesaret ve kararl›l›¤› atefl gibi her yana yaymakt›r.

Parti ve devrim flehitlerini anmak; parti ve devrim bilincini kuflanarak, kitleleri süreklili¤i sa¤lanm›fl gerilla savafl›m› içinde örgütlemek, savaflt›rmak, partiyi her tarafta infla etmektir. Parti ve devrim flehitlerini anmak; Kürt ulusunun kendi kaderini tay›n hakk›n› kay›ts›z flarts›z savunmak, halk demokrasisi ve sosyalizm u¤runa savaflmakt›r. Tarihin tan›kl›¤› odur ki ba¤›ms›zl›k ve özgürlük mücadelesinde düflen her beden ard›nda bir ilke b›rakarak topra¤a uzanm›flt›r. Parti ve devrim flehitlerimiz, tarihin ölümsüz sayfalar›na yaz›lm›fl direnç çiçekleridir. Yaflam güvencesi tüketilmifl, özgürlük ve yaflam hakk› gaspedilmifl, her türden gericilik kuflatmas›ndan FEODAL-BURJUVA düzenden, iflsizlik, yoksulluk ve sefalet bata¤›ndan kurtulman›n yegane öncüsü partimiz TKP/ML saflar›nda örgütlen! Ve partinin ideolojik-siyasal hatt›n› KAVRA. Partiyi iyi dinle, talimat›n› uygula; da¤lara yaslanarak, HALK DEMOKRAS‹S‹ ve BA⁄IMSIZLIK SAVAfiIMINI YÜKSELT! PART‹ VE DEVR‹M fiEH‹TLER‹N‹ UNUTMA! ÖFKEN‹ KAVGAYA, SAVAfiMA ‹STE⁄‹N‹ KARARA DÖNÜfiTÜR! KEND‹NE VE HALKIN GÜCÜNE GÜVEN! Parti ve Devrim fiehitleri Ölümsüzdür! fiehitlerimizi Anmak Halk Savafl›n› Büyütmektir! Yaflas›n Partimiz TKP/ML ve Önderli¤indeki Halk Ordusu T‹KKO, Gençlik Örgütümüz TMLGB! Yaflas›n Marksizm-Leninizm-Maoizm! Yaflas›n Proletarya Enternasyonalizmi! TKP/ML-MK OCAK-2004