Issuu on Google+

AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ SOSYOLOJİ BÖLÜMÜ

SOSYOLOJİ SEMİNERİ

KİTABIN ADI

: DOĞRUYU SÖYLEMEK

KİTABIN YAZARI : MICHEL FOUCAULT HAZIRLAYAN

: ÖZNUR KOYUNCU

ÖĞRETİM GÖREVLİSİ: OSMAN METİN

Aralık 2011 AFYONKARAHİSAR


İÇİNDEKİLER 1. Kitabın Künyesi 2. Yazar Hakkında Bilgi 3. Kitap Özeti 


KİTABIN KÜNYESİ Adı: Doğruyu Söylemek Yazarı: Michel Foucault Sayfa Sayısı: 135 Yayın: Ayrıntı Yayınları Bölümler: - Editörün Önsözü - Parrhesia Sözcüğü . Sözcüğün Anlamı . Sözcüğün Evrimi

- Euripides’ te Parrhesia . Fenikeli Kadınlar (M.Ö 411-409) . Hippolytos (M.Ö 428) . Bakkhalar (M.Ö 407-406) . Elektra (M.Ö 415) . İon (M.Ö 418-417)


. Orestes (M.Ö 408) . Parrhesia’yı Sorunsallaştırmak

- Demokratik Kurumların Krizinde Parrhesia - Kendilik Kaygısı ve Parrhesia

. Sokratik Parrhesia . Parrhesia Pratiği

- Sonuç Saptamaları - Kaynakça - Dizin


MICHEL FOUCAULT Michel Foucault 15 Ekim 1926’ da Poitiers’ de doğdu. Felsefe ve psikoloji okudu. Michel Foucault, daha çok toplumdaki daimi doğruları inceleyen bir filozoftu. Nietzsche ve Heidegger’in düşüncelerinden oldukça etkilenen Foucault, çalışmalarında çoğunlukla Karl Marx ve Sigmund Freud’un fikirleriyle mücadele etti. Hapishaneler, polis, sigorta, delilik, eşcinsellik ve sosyal haklar konularında çalıştı. Bütün çalışmalarını modernitenin bireyler üstündeki etkisi ve getirdiği yeni iktidar ilişkileri üstüne kurdu. Öte yandan Gerard Raul'a verdiği röportajda post-modernist yahut post-yapısalcı olarak tasnif edilmeyi reddettiğini söylemiştir. Foucault toplumdaki daimi doğruların oluşum sürecini modernist bir bakış açısı olarak görür ve kökten reddeder. Post modernite kendini genel geçer doğruların aksine hareket eden bireylerde ve düşünüşlerde bulur. Bu nedenledir ki Foucault deliler üzerinde araştırmalar yapmıştır. Deliler ona göre toplumun daimi doğrularına uygun hareket edemeyen bireylerdir.Toplumun genelini bir oda içerisinde gören Foucault bütün düşüncelerin,hareketlerin bu daimi doğrular çerçevesinde yahut kıskacı altında ortaya çıktığını iddia eder. Gay, Lezbiyen, Transexsüel, Biseksüel oryantasyonlar daimi doğrulardan ayrı doğrular çerçevesinde oluştukları için postmodernitenin varoluşunu ve moderniteden çıkıldığını gösterir.(modernite bu kavramları asla kabul edemezdi) Foucault kendi çalışmalarının bile genel geçer daimi doğrulardan olmaması gerektiğine inanır ve çalışmalarının kullanıldıktan sonra atılmasını öğütler. Çok sayıda kitap yazmıştır: Akıl Hastalığı ve Kişilik, Deliliğin Tarihi, Kliniğin Doğuşu, Kelimeler ve Şeyler, Bilginin Arkeolojisi, Hapishanenin Doğuşu, Cinselliğin Tarihi, Bilme İstenci, Söylenmiş ve Yazılmışlar, Doğruyu söylemek, Bu Bir Pipo Değildir, Özne ve İktidar, Büyük Kapatılma, Sonsuza Giden Dil, Toplumu Savunmak Gerekir, İktidarın Gözü, Entelektüelin Siyasi İşlevi.


DOĞRUYU SÖYLEMEK Bu metin Michel Foucault’nun 1983 sonbahar döneminde Berkeley’deki California Üniversitesi’nde İngilizce olarak verdiği altı dersin bant kayıtlarından derlendi. Dersler Foucault’nun ‘’Söylem ve Hakikat’’ adını taşıyan ve Antik Yunan’daki

parrhesia–ya da

‘’hakikati söyleme konusundaki dürüstlük’’- mefhumunun incelenmesine ayrılan seminerlerin bir parçasıydı.

1.PARRHESİA SÖZCÜĞÜ Parrhesia sözcüğü Yunan edebiyatında ilk kez Euripides’te (M.Ö 484-407) karşımıza çıkar ve M.Ö 5.

yüzyılın sonundan itibaren Antik Yunan edebiyatında sürekli olarak kullanılır.

Parrhesia sözcüğü ‘’herşeyi söylemek’’ anlamına gelir. Parrhesiastes,aklındaki herşeyi söyleyen kişidir.Hiçbir şeyi saklamaz,kalbini ve zihnini konuşma yoluyla başkalarına açar. Parrhesia’da konuşmacının zihninde olanların tam ve kesin bir dökümünü vermesi,böylece dinleyicilerin konuşmacının ne düşündüğünü anlayabilmesi beklenir. Yani parrhesia sözcüğü konuşmacıyla,söylediği şey arasındaki bir ilişkiye gönderme yapar.Parrhesia’da, konuşmacı söylediği şeyin kendi fikri olduğunu kesin ve açık bir şekilde belirtir. Parrhesia’da konuşmacı kendisinin hem önermenin öznesi hem de gönderme yaptığı kanının öznesidir. ‘’ Ben şunu ve bunu bilen kişiyim’’ der. İki tür parrhesia’yı birbirinden ayırmamız gerekir. Bunlardan birincisi sözcüğün ‘’boşboğazlık’’ sözcüğüne yakın anlamda kullanıldığı ve kişinin zihnindeki birtakım şeyleri niteliksel bir ayrım gözetmeksizin söylediği durumu betimleyen aşağılayıcı anlamına denk düşer. Bu aşağılayıcı anlama örneğin Platon’da, herkesin diğer yurttaşlara hitap etme ve her türlü şeyi söyleme hakkına sahip olduğu kötü demokratik yönetim biçiminin betimlendiği kısımlarda rastlamak mümkündür. Parrhesia klasik metinlerde çoğu zaman bu aşağılayıcı anlamdan ziyade olumlu bir anlama sahiptir. Parrhesia ‘’hakikati söylemek’’ anlamına gelir. Peki parrhesiastesdoğru olduğunu düşündüğü şeyi mi söyler yoksa gerçekten doğru olan şeyi mi? Foucault’a göre


parrhesiastes doğru olan şeyi söyler; zira o şeyin doğru olduğunu bilir ve o şeyin doğru olduğunu bilmesi,o şeyin gerçekten de doğru olmasından kaynaklanır. Parrhesiastesin düşüncesi aynı zamanda hakikattir. O doğru olduğunu bildiği şeyi söyler. Yani parrhesia’da inanç ve hakikat arasında her zaman bir örtüşme vardır. Parrhesia bir oyundur. Bu oyunda parrhesiastesin hakikati başkalarına aktarmak için gereken ahlaki niteliklere sahip olması gerekir. Eğer parrhesiastesin dürüstlüğü konusunda herhangi bir ispat varsa, bu cesarettir. Bir konuşmacının tehlikeli bir şey söylemesi, o kişinin parrhesiastes olduğunun güçlü bir işaretidir. Bir kişi ancak hakikati söylemenin risk ya da tehlike arz ettiği durumlarda parrhesia kullanıyor sayılır ve parrhesiastes olarak kabul görür. Örneğin Yunanlar açısından bakarsak,bir gramer öğretmeni ders verdiği öğrencilere hakikati söyleyebilir ve bunu yaparkende öğrettiklerinin doğru olduğu konusunda şüphe duymaz. Ancak inanç ile hakikat arasındaki bu örtüşmeye rağmen bir parrhesiastes değildir o. Öte yandan bir filozof bir hükümdara, bir tirana hitap etse ve ona tiranlığın rahatsız edici ve nahoş olduğunu, zira tiranlığın adaletle bağdaşmadığını söylerse, filozof hakikatisöylemiş olur, hakikati söylediğine inanır, buna ilaveten de risk alır. Çünkü tiran ona karşı öfkelenebilir, onu cezalandırabilir, onu sürgüne gönderebilir, onu öldürebilir. Yani parrhesiastes risk alan insandır. Bu risk her zaman bir ölüm riski değildir. Örneğin bir arkadaşının yanlış bir iş yaptığını görür ve ona hata yaptığını söyleyerek öfkesini uyandırma riskini göze alırsan, bir parrhesiastes gibi davranmış olursun.Böyle bir duruda hayatını riske atmış olmazsın ; ancak uyarınla onu kırabilirsin ve dostluğunuz bundan dolayı zarar görebilir. Parrhesia daima hakikati söyleyen ile dinleyici arasındaki oyundur. Parrhesia dinleyicinin belli şekilde davranması gerektiği ya da düşüncelerinin, davranışlarının vb. yanlış olduğu şeklinde bir uyarı olabilir. Ya da konuşan kişinin yaptığı bir davranışın itirafı olabilir. Yani parrhesia’nın işlevi hakikati ispat etmek değil,eleştiri sunmaktadır. Ve bu eleştiri dinleyicinin kendisine ya da konuşmacının kendisine yöneliktir. ‘’ Şu şekilde davranıyorsun; ama aslında şu şekilde davranman gerekir.’’ ‘’Ben bunu yaptım ve bunda hatalıyım’’ gibi. Ancak bu eleştiri daima konuşmacının dinleyiciye oranla aşağı konumda bulunduğu bir durumda gerçekleşir. Parrhesiastes daima hitap ettiği kişiden daha güçsüz konumdadır. Parrhesia bir anlamda ‘’aşağıdan’’ gelip ‘’yukarı’’ yönelir. Bir çocuğu eleştiren öğretmen ya da baba parrhesia kullanmış olmaz. Bir öğrenci öğretmeni eleştirdiğinde parrhesia kullanmış


olabilir. Ancak bu herkesin parrhesia kullanabileceği anlamına gelmez. Parrhesia kullanımı çoğunlukla parrhesiastesin kendi soykütüğünü ve statüsünü biliyor olmasını gerektirir. Yani bir insan parrhesiastes olarak hakikati söylemek istiyorsa öncelikle bir erkek vatandaş olmalıdır. Kişisel, ahlaki ve toplumsal niteliklere sahip olması, vatandaşlar arasında en iyilerden biri olması beklenir. Parrhesia’nın bir özelliği de ödev olmasıdır. Parrhesia’da hakikati söylemek bir ödev olarak görülür. Bir kişi hakikati söylemek zorunda ise bu durumda onun konuşması parrhesia tarzı bir konuşma olmaz. Ancak eğer ahlaki zorunluluk sonucu suçunu bir başkasına itiraf ederse, o zaman parrhesia davranışında bulunmuş olur.

2.EURIPIDES’TE PARRHESİA Antik Yunan’da tiyatro oldukça fazla yere sahiptir. Bu oyunlarda parrhesia’lardan bahsedilmiştir. Kitabın ikinci bölümünde bu tiyatrolar aktarılmıştır. Hikayelerden biri Elektra ve annesi arasındaki parrhesia kullanımıdır : Elektra’nın babası Agamemnon, annesi

Klytemnestra ve annesinin sevgilisi tarafından

öldürülmüştür. Klytemnestra bir kraliçedir. Elektra annesine bunu hesabını sormak ister ve aralarında şu diyalog geçer : Klytemnestra : …….Onu öldürdüm. Önümde açık olan yegane yolu takip ettim, yardım için düşmanlarının kapısını çaldım. Ne yapabilirdim sanki ? Babanın dostlarından hiçbiri onu öldürmem konusunda bana yardım etmek istemedi. Eğer bana itiraz etmeye meraklıysan durma yap. Özgürce konuş. Babanın ölümünün haksız olduğunu ispat et.

Elektra :Anne az önce söylediğini unutma. Düşüncelerimi korkmadan söyleyebileceğime söz verdin. Klytemnestra : Öyle dedim kızım ve bunu inanarak söyledim. Ancak Elektra hâlâ ihtiyatlı ve dikkatlidir. Çünkü annesinin, sözlerini dinledikten sonra ona zarar verip vermeyeceğini merak etmektedir : Elektra : Önce dinleyip sonra mı cezalandıracaksın beni? Klytemnestra : Hayır hayır. Kalbin neyi söylemek istiyorsa onu söylemekte özgürsün.


Elektra : Söyleyeceğim o halde. Başlıyorum. Ve Elektra dürüstçe konuşmaya başlayarak annesini yaptıklarından dolayı suçlar. Bu iki konuşma arasında konuşmacıların statüsüyle ilgili bir asimetri vardır. Klytemnestra bir kraliçedir ve Agamemnon’u öldürmüş olmasını savunmak için parrhesia kullanmasına ya da bunu talep etmesine gerek yoktur. Ancak bu sahnede köle konumunda bulunan,annesine tıpkı bir hizmetçinin kraliçeye hitap ettiği gibi hitap eden Elektra parrhesia hakkına muhtaçtır. Klytemnestra dürüstlüğünden dolayı Elektra’yı cezalandırmayacağına söz verir. Ancak Elektra’da parrhesia tepetaklak edilir. Bu itiraftan birkaç dakika sonra Klytemnestra çocukalrı Elektra ve Orestes tarafından öldürülür. Böylece parrhesia anlaşması tepetakla edilmiş olur. Parrhesia anlaşması, Klytemnestra için her şeyi tepetakla eden bir tuzak halini alır.

3.DEMOKRATİK KURUMLARIN KRİZİNDE PARRHESİA Olumsuz anlamıyla parrhesia’yı kullanan konuşmacılara yönelik bir açık eleştiri daha sonraları Yunan siyasi düşüncesinde yaygın bir hal almış ve parrhesia’nın demokratik kurumlarla olan ilişkisi üzerine bir tartışma baş göstermiştir. Sorun kabaca şuydu : Demokrasinin temelinde, demos’un yani halkın güç kullandığı ve herkesin hukuk önünde eşit olduğu bir politea, yani yönetim biçimi vardır. Ancak böyle bir yönetim biçimi en kötüsü de dahil olmak üzere her türlü parrhesia biçimine eşit yer ayırmakla suçlanır. Parrhesia hakkı en kötü vatandaşa dahi tanındığı için kötü, ahlaksız ya da cahil konuşmacıların etkisinin artması, vatandaşlık sisteminin tiranlığa dönüşmesine ya da şehrin başka yollarla tehlikeye sokulmasına yol açabilir. Bu nedenle parrhesia demokrasinin kendisi için de tehlikeli olabilir. Parrhesia’nın Yunan kültüründeki bu siyasal sorunsallaştırılmasına biçimine baktığımızda iki ana özellik söyleyebiliriz: Öncelikle bu dönemde konuşma özgürlüğü sorunu kişinin varoluş tarzı ve yaşam biçimi tercihiyle giderek daha yakından ilişkili hale gelir. Parrhesia, olumlu ve eleştirel anlamı söz konusu olduğunda, giderek artan bir biçimde kişisel bir tutum, kişisel bir nitelik,sitenin siyasi yaşamı için faydalı bir erdem haline gelir; olumsuz ya da aşağılayıcı anlamdaki parrhesia ise site için bir tehlike olarak görülür.


İkinci olarak parrhesia giderek artan bir biçimde başka bir siyasi kurum çeşidiyle yani monarşiyle bağlantılı hale gelir. Artık konuşma özgürlüğü krala karşı kullanılmalıdır. Ancak tabii ki böylesi bir monarşi ortamında parrhesia gerek kralın gerekse kralın danışmanlarının kişisel özelliklerine giderek daha bağımlı hale gelir. Artık parrhesia demokratik bir sitede olduğu gibi kurumsal bir hak ya da ayrıcalık değil, kişisel bir tutum tercihidir.

4.KENDİLİK KAYGISI VE PARRHESİA Sokratik Parrhesia Burada İsokrates, Platon ve Aristoteles’ten önce ortaya çıkmış ve gelişmiş olan yeni bir parrhesia biçimi çözümlenmiştir. Sokrates’in parrhesia figürü de konuşurken hakikati açığa çıkarır, yaşamında ve konuşmasında cesurdur ve dinleyicisinin düşüncelerine eleştirel bir tarzda karşılık verebilir. Sokratik parrhesiaparrhesiastesin demosla ya da kralla olan ilişkisinde değil,iki insan arasındaki ilişkide ortaya çıkar. Sokrates’le birlikte yeni bir öğe ortaya çıkar : Bios. Bios, Sokratik parrhesia’nın odak noktasıdır. Bios yaşam tarzıdır. Sokratik parrhesia’nın amacı, muhatabı,logosla,erdemle,cesaretle ve hakikatle Doryen bir armoni uyarınca akort edilebilen bir yaşam tarzını (bios) seçmeye sevk etmektedir. Sokrates’te iki insan arasındaki kişisel öğretme ilişkisi logos, hakikat ve bios(yaşam) arasında oynanan bir oyundur. Sokrates denektaşı rolünü üstlenerek çapraz sorgulama gerçekleştirir. Burada amaç ötekinin mevudiyetinin hakikatle olan ilişkisini sınamaktır.

Parrhesia Pratiği Burada parrhesia pratiğinde iki şey kastedilmektedir: Birinci olarak, belirli insan ilişkileri beğlamında parrhesia; ikinci olarak da bu ilişkilerde kullanılan prosedür ve teknikler. İnsan ilişkilerinde İlk olarak, parrhesia’nın bir etkinlik olarak vuku bulması küçük insan grupları ya da cemmat yaşamı çerçevesinde olur. İkinci olarak parrhesia kamusal yaşam çerçevesinde gelişen insan ilişkilerinde görülür. Ve sonuncu olarak parrhesia bireysel ve kişisel ilişkiler bağlamında


deneyimlenir. Daha kesin bir ifadeyle cemmat yaşamının bir öğesi olarak parrhesia’ya Epikürosçular tarafından büyük önem atfedilirdi; bir kamu etkinliği ya da kamu göstergesi olarak parrhesia hem Kinizm hem de Kinizm ile Stoacılığın bir karışımı olan felsefe tarzı için önemli bir öğeydi ve kişisel ilişkilerin bir öğesi olarak parrhesia gerek Stoacılıkta gerek Plutarkhos gibi yazarlarda rastlanan türden genelleşmiş ya da yaygınlaşmış Stoacılıkta daha çok karşımıza çıkar. Cemaat: Kişinin kendini kurtarmasında Epikürosçu cemaate üye diğer insanlara temel bir rol düşer. Bu kişiler kişinin kendisi hakkındaki hakikati keşfetmesini sağlayan ve mutlu bir yaşama erişmesine yardım eden son derece gerekli faaillerdir. Epikürosçu gruplarda dostluğa büyük önem verilir. Cemaat pratiğini ‘’insanların birbirleri sayesinde kurtarmaları’’ olarak tanımlanır. Kamusal yaşam: Kinikler tarafından kullanılan üç temel parrhesia ilkesi: Eleştirel vaazlar,skandala yok açacak davranışlar ve Foucault’nun ‘’kışkırtıcı diyalog’’ adını verdiği şey. Vaaz sürekli bir söylev türüdür. Kinikler tiyarolarda,insanların ziyafet için toplandıkları yerlerde, dinsel buluşmalarda vb. konuşmayı seviyorlardı. Bu vaazlarda iyi ya da kötünün doğrudan ortaya konması söz konusu değildir. Kinikler daha ziyade herhangi bir davranışı ya da hayat tarzını değerlendirecek temek kriter olarak özgürlüğe ve kendi kendine yetmeye gönderme yaparlar. Kinikler tamamen doğal bir yaşam tarzını tercih etmişlerdir. Doğal bir yaşamın ise kültürün,toplumun,medeniyetin,kanıların vb. devreye soktuğu her türlü bağımlılığı ortadan kaldırması bekleniyordu. Kiniklerin vaazları, kişinin özgürlüğünü ve bağımsızlığını engelleyen her türlü toplumsal kuruma karşıydı. Skandal yaratan boyutlarıyla Kinik parrhesia, aynı zamanda birbiriyle çelişik ve mesafeli görünen iki davranış kuralını bir araya getirme pratiğine de başvurmuştur. Örneğin bedensel ihtiyaçlar meselesiyle ilgili olarak: Yemek yiyorsun. Bunda skandala yol açacak bir durum yok. O zaman halka açık yerlerde yemek yiyebilirsin. Orogenes agorada yemek yenilebileceğini söylemiştir. Ancak agorada yemek yemek yasaktır. Bu yüzden bu skandala yol açar.


Kişisel İlişkilerde Plutarkhos parrhesia sorununda ‘’ Gerçek bir parrhsiastes’i farketmenin yolu nedir?’’ sorusunun cevabını aramıştır. Plutarkhos

‘’kendini sevme’’ ilişkisinden hareket eder. İnsan en çok kendini sevdiği için kendi

kendinin pohpohçusudur. Bizler kendi kendimizin pohpohçularıyızdır ve kendimizle olan bu ilişkiyi koparmak için bir parrhesiastese ihtiyacımız vardır. Gerçek bir parrhesiastes’in söyledikleriyle davranışları arasında uyum vardır. Gerçek bir parrhesiastes’inseçimleri, kanıları ve düşünceleri sürekli, devamlı ,istikrarlı ve değişmez olmalıdır. Galenos parrhesiastes’in bir dost olmaması gerektiğini söylemiştir. İyi bir parrhesiastes daha öncesinde özel bir ilişkinin olmadığı insandır. Gerçek bir parrhesiastes; iyi bir üne sahip olmalı,yeteri kadar yaşlı olmalı, yeteri kadar zengin olmalıdır. Parrhesiastes rolünü oynayan kişi en azından senin kadar zengin olmalıdır. Senden fakirse pohpohçu olma ihtimali yüksektir.


Doğruyu Söylemek - Michel Foucault