Issuu on Google+

DR.

HİKMET K I V I L C I M L I

TÜRKİYE'DE VE

SINIFLAR

POLİTİKA

(İşçi İşveren

Sosyalizmi, Sosyalizmi)


İÇİNDEKİLER TÜRKİYE'DE SINIFLAR VE POLİTİKA

7

A- T ü r k i y e ' n i n Sosyal Sınıf Gerçekliği F i n a n s - K a p i t a l - D e v r i m c i Güçler.

.9

B- T ü r k i y e ' d e Finans-Kapital Z ü m r e s i İle Kapitalist Sınıfının Ayrılığı C- B u r j u v a S o s y a l i z m i n i n N e d e n l e r i

13 17

D- F i n a n s - K a p i t a l ' i n T ü r k i y e O r t a ğ ı

21

E- İşçi Sınıfı İçinde B u r j u v a Nüfuzu

27

F- Orijinal Bir Sosyo Politika

35

G- B u r j u v a S o s y a l i z m i ve Teori P r o b l e m i

43

H- B u r j u v a S o s y a l i z m i ve P r a g m a t i k G e r ç e k ç i l i k

49

I- Başkasına Çuvaldız, Kendine İ ğ n e

53

İŞVEREN S O S Y A L İ Z M İ İŞÇİ S O S Y A L İ Z M İ

.59

A- B u r j u v a S o s y a l i z m i n e Evet mi Hayır mı?

.63

B- Yalnız B u r j u v a S o s y a l i z m i Haklıdır

69

C- Yalnız B u r j u v a S o s y a l i z m i Haksızdır.

75

D- Küçük Sakınca, B ü y ü k Sakınca

81

E- Proletarya S o s y a l i z m i Nasıl Üstün Gelir?

87


A - T Ü R K İ Y E ' N İ N SOSYAL S I N I F G E R Ç E K L İ Ğ İ F İ N A N S - K A P İ T A L - D E V R İ M C İ GÜÇLER T ü r k i y e Batı'dan en az yüzyıl GERİ bir ülkedir. Bu d u r u m u y l a "ÜÇÜNCÜ DÜNYA" denilen geri kalmış, s ö m ü r g e ülkeler gibi ezilip soyulan milletler arasındadır. T ü r k i y e gözü kapalı ve baştankara denilebilecek bir "BATILILAŞMAK" yoluna sokuldu. O hevesle m e m l e k e t i n varı y o ğ u "DEVLETÇİLİK" adı verilen kapitalizmin en hoyrat biçimi altında toplandı. Bu devletçiliğin, yani devlet kapitalizminin birinci sloganı: "Millet y i y e m e s i n sen y e " anlamına geliyordu. Devletçiliğimiz o e g e m e n karakteriyle bütün ülkenin yeraltı y e r ü s t ü , insan ve hayvan, bütün zenginliklerini t o p t a n "ÖZEL SERMAYE "ye peşkeş çekti. Özel s e r m a y e bu sayede m e m l e k e t i "EMPERYALİST DÜNYA" denilen ileri kapitalist ülkelerin İHTİYAT KUVVETİ d u r u m u n a soktu. Bu şartlar altında t o p l u m u m u z u n özel karakteri en büyük çelişkilerle y ü k l ü d ü r . T ü r k i y e TABANIN9


DA y a r ı - s ö m ü r g e d i r . Bu k a r a k t e r i y l e bütün millet ANTİ-EMPERYALİST- ANTİ-FEODAL o l m a k zorundadır. Buna karşılık, T ü r k i y e TAVANINDA (NATO'lar, CENTO'lar, SEATO'lar ile A v r u p a Ekonomik Birliği, A v r u p a P a r l a m e n t o c u l u ğ u , Ortak Pazar ve benzeri kurullarla) e m p e r y a l i z m katında en geniş işbirliklerine katılmıştır. Vatanın ve milletin alınyazısını uluslararası Finans-Kapitalin d ü m e n suyuna bağlamıştır. O karakteriyle de, e g e m e n düşünce ve davranışlarda nerede ise YARI-EMPERYALİST, YARI ANTİ-SOSYALİST eğilim taşır. T ü r k i y e ' d e e k o n o m i k veya sosyal, politik veya kültürel herhangi bir mesele ele alınırsa, bu o b j e k tif çelişkili d u r u m karşımıza dikilir. İster DEMOKRASİ, ister SOSYAL POLİTİKA, ister SOSYAL ADALET, ister SİYASİ PARTİLER konu edilirken, o büy ü k çelişkiyi gözden kaçıramayız. Bütün değerlend i r m e l e r i m i z d e o derin çelişki ve çatışmayı bir an u n u t t u k mu, en iflah olmaz y a n ı l m a l a r a düşebiliriz. Ve en haykıran SAÇMALARI, en karşı konulmaz HAKİKATLER gibi s a v u n m a k t a n k u r t u l a m a y ı z . Bugün T ü r k i y e ' n i n Büyük Millet Meclisi'ne girmiş SİYASİ PARTİLER arası t a r t ı ş m a l a r o ana çelişkinin bunalımı altındadır. Geniş halk yığınları içinde y ü z ü s t ü bırakılmış SOSYAL PROBLEMLER'in 10


tartışılmalarında aynı bunalım ağır basar. Herkes gerek d ü ş ü n ü r k e n , gerekse d a v r a n ı r k e n , kıldan ince, kılıçtan keskin bir sırat köprüsü üstünde y ü rür gibidir. Herkesi bu güç d u r u m a sokan t e m e l l i neden, T ü r k i y e ' n i n y u k a r ı d a değdiğimiz e k o n o m i k , sosyal ve politik en y a m a n çelişkisidir. T ü r k i y e ' d e iki güç v a r : 1- ULUSLARARASI FİNANS KAPİTAL'in şartsız kayıtsız ve y ü z d e yüz yabancı sermayesi e m r i n e girmiş bulunan YERLİ TÜRKİYE FİNANS-KAPİTAL ŞUBESİ: 2- Bütün GERİ KALMIŞ Üçüncü Dünya adlı ülkelerde olduğu gibi, hiç de üçüncü dünya o l m a y a n , çünkü şartsız kayıtsız Finans-Kapital'e karşı ve yüzde YÜZ YERLİ HALKÇI olma zorunda bulunan DEVRİMCİ GÜÇLER... TÜRKİYE FİNANS-KAPİTALİ'nin başlıca KUVVETLERİ nelerdir? 1- Kendi içinde o l a ğ a n ü s t ü BİRLEŞİK ve TEŞKİLATLI bulunuşu. 2- Geniş halk yığınları içinde o l a ğ a n ü s t ü DEMAGOJİYİ ve ÇOĞUNLUĞU sağlayışı... T ü r k i y e Finans-Kapitalinin bu iki başarısı birbirini bütünleyip daha büyük k u v v e t l e r e yol açıyor. TÜRKİYE DEVRİMCİ GÜÇLERİ'nin başlıca ZAAFLARI nelerdir?


1- Kendi içlerinde olağanüstü DAĞINIK ve TEŞKİLATSIZ bulunuşları. 2- Geniş halk yığınları içinde o l a ğ a n ü s t ü BECERİKSİZ ve AZINLIKTA kalışları... Bu başarısızlıklar birbirinden çıkıp birbirini kov a l a y a r a k büsbütün daha büyük GÜÇLÜKLERE doğru sürükleniyor. Gerçeklik budur. T ü r k i y e ' m i z i n bu gerçekliği, en b ü y ü k çelişkisini y a r a t ı y o r . Halkın en b ü y ü k DOSTU olan d e v r i m c i g ü ç l e r e , halk d ü ş m a n gözüyle bakıyor. Halkın en b ü y ü k SÖMÜRÜCÜSÜ olan Finans-Kapital güçlerine, halk KORUYUCU gözüyle bakıyor. İster beğenelim, ister b e ğ e n m e y e lim, ister inanalım, ister i n a n m a y a l ı m , gerçekliğin olaycası budur. O yavuz çelişkinin ç ö z ü m ü nasıl yapılabilir.


B- TÜRKİYE'DE FİNANS-KAPİTAL ZÜMRESİ İLE K A P İ T A L İ S T S I N I F I N I N A Y R I L I Ğ I FİNANS-KAPİTAL'in o l a ğ a n ü s t ü teşkilatlılığı ve birleşikliği, onu d o k u n u l m a z ve ikna edilmez bir zırhın içinde s a v u n u r . Bu zırhı basit ve skolâstik, d e m o k r a t i k y o l l a r d a n g i d e r m e k hayal olur. NATO'ya, CENTO'ya, SEATO'ya, Ortak Pazara ve ilh. karşı o l m a k t u t u m l a r ı n d a e g e m e n Finans- Kapital çevrelerini KANDIRMAK (ikna e t m e k ) u m u l a m a z . O y ö n d e gösterilecek her çaba boşuna v a k i t ve enerji y i t i r m e k t i r . Finans-Kapital ne ise odur. O bir avuç adamın su sızmaz teşkilatlı birliğini VATAN y a h u t MİLLET yararları öne sürülerek g e v ş e t m e k olacak iş değildir. Böylece bir işi mantıkla kendiliğinden y ü r ü t e bilmek d ü ş ü n ü l e m e z . Finans-Kapitalin MİLLETİ: Uluslararası BANKALAR t o p l u l u ğ u d u r . Finans-Kapitalin VATANI: Emperyalist oligarşinin e g e m e n olduğu "Ruy'i zemin YERYÜZÜ "dür. Teşhis yanıltısına d ü ş m e y e l i m . Halk ç o ğ u n l u ğ u nu gerici d e m a g o j i y e kurban eden m e k a n i z m a , 13


Türkiye'deki sosyal sınıf olarak MODERN KAPİTALİST sınıfının bütünü değildir. O sınıf içinden çıkmış, o sınıf üstüne y ü k s e l m i ş olarak baskı y a p a n FİNANS-KAPİTAL zümresidir. " Bizde e m p e r y a l i s t açıdan başlıca sınıf savaşı, bütün kapitalist sınıfı ile halk arasında o l m a k t a n uzaktır. Gerçek s ö m ü r ü ve baskı bakımından halkı etkisi altında t u t a n güç, Finans-Kapital z ü m r e si ile o z ü m r e n i n y ü z d e yüz b u y r u ğ u altına girmiş bulunan ortakları TEFECİ-BEZİRGAN sınıfıdır. Kod a m a n ve nüfuzlu imtiyazlı bir Finans-Kapital zümresi vardır. Halk ve b ü t ü n ü y l e millet o z ü m r e nin v u r g u n u ve saltanatı altında e z i l m e k t e d i r . Yalnız bu ezilişin bilincinden y o k s u n olan geniş halk yığınları, başka bir t e p k i bilmediği için, iliklerine dek hoşnutsuz olmakla kalmaktadır. T ü r k i y e ' d e öyle kapitalistler vardır ki, bunların yüzlercesi, hatta binlercesi Finans-Kapitalin kendilerini ve m e m l e k e t i nasıl hiçe sayıp s ö m ü r d ü ğ ü nü, ezdiğini ve soysuzlaştırdığını herkesten iyi bilirler. Bu kapitalistlere insanca y a ş a m a l a r ı n ı sağlayacak birer " M A A Ş " bağlansa, onlar, sanayi işletmelerini ve ticari girişkinliklerini t ö k e z l e y e tökezleye s ü r ü k l e m e k t e n s e , seve seve millete bağışlamaya hazırdırlar.


Bu kapitalistler içinden çıkmış bir siyasi parti, kapitalist sınıfımızı işçi sınıfımızla t e k cephe kurmaya çağırabilir. Böyle bir çağrıyı y a p a n ö r g ü t ü n düşünce ve davranışları BURJUVA SOSYALİZMİ adını alabilir.


C-

BURJUVA S O S Y A L İ Z M İ N İ N

NEDENLERİ

19. yüzyılda da b ü y ü k , hatta imtiyazlı s e r m a y e vardı. Onun ağır t o p ateşi altında, orta ve küçük kapitalistler eziliyordu. O d u r u m u n 20. Y ü z y ı l ' d a kinden, e k o n o m i ve sosyal f a r k l a r ı çoktu. Küçüklerin ezilişi, normal kapitalist rekabet kanunlarına göre o l u y o r d u . Ezilen kapitalistlerin ö n ü n d e kapit a l i z m d e n başka çıkar yol y o k t u . Sosyalizm, Ütopik ise, bir hayaldi; Bilimcil Sosyalizm idiyse, her babayiğidin göze a l a m a y a c a ğ ı kertede uzak, güç ve işkenceli y o l d u . Oluşunda p r a g m a t i s t olan kapitalist, öyle şeyleri ö n e m s e y e m e z d i . 20. yüzyılda Tekelci Finans Kapital k o d a m a n l a rı dışında kalan ve " V a h ş i " denilen s e r m a y e z ü m releri, artık s o s y a l i z m i n y a ş a y a n , s o m u t bir gerçeklik haline geldiğini g ö r d ü l e r . Azıcık d ü ş ü n ü n c e , s o s y a l i z m i n kaçınılmazlığını a n l a m a z l ı k t a n gelemezlerdi. Finans Kapital ö n ü n d e her gün baltalanıp horlandıklarını b i l m e z l i k t e n g e l e m e z l e r d i . Ağalar karşısındaki Orta Köylü ne ise, Tekelci Kapi17


tal karşısında " V a h ş i " kapitaller o o l m u ş gibiydiler. Bütün çabaları, ne kendilerine ve ne de millete hayrı d o k u n m a y a n , dibi delik boş fıçıyı d o l d u r mak gibi, Danae işkencesine d ö n m ü ş t ü . Evren bunalımlarında " V a h ş i " kapitallerin d u r u mu b ü s b ü t ü n y ü r e k l e r acısı idi. Hepsinin üstüne t ü y diken olay ise, k o r k u n ç t a n da öte, ö l ü m d ü . "Sınıf k ö r l ü ğ ü " hangi kertede olursa olsun "ecel'i kaza" başlarında dolaşıyordu. Geri T ü r k i y e ' n i n en hasta politikacıları bile, bir E m p e r y a l i s t üs o y u n u ile t ü m ülkenin 32 milyon insana mezar olabileceğini her gün az daha acıyla kavrıyorlardı. Sosyalizmden başka hangi ç ö z ü m nükleer e n e r j i y i can alıcı Azrail o l m a k t a n çıkarıp, işitilmedik zenginlikler kaynağı y a p a b i l i r d i ? Bu gerçeklik d e r e b e y i afy o n u ile y u t u l m u ş yığınlarca sezilmese bile, kafası işleyen her açıkgöz " V a h ş i " kapitalisti düşündürdü. Çünkü Üçüncü Evren Savaşında, yalnız M e h m e t ç i k , yalnız M e m l e k e t değil, " V a h ş i " y a h u t " M e d e n i " kapitalistlerin de hem kendileri, hem çoluk çocukları A t o m Azrail'in t ı r p a n ı n d a n k u r t u l a mayacaktır. Böyle bir o r t a m d a , kapitalist sınıfımızın büyük ç o ğ u n l u ğ u n u t u t a n " V a h ş i " kapitalistler, Finans kapital çetesinden çıkarca ve d u r u m c a olduğu ka-


dar, moralce, ruhça da k o p u k t u r . Ne yazık ki, Finans Kapitalin zehirli oltasına y a k a l a n m ı ş t ı r . Bütün halk ve millet gibi sancıya, kana s ü r ü k l e n m e k tedir. Onun için, T ü r k i y e ' d e " V a h ş i " s e r m a y e k ü m e l e rini, Tekelci Kapital oligarşisinden iyice a y ı r m a k ve u y a r m a k olağandır. " V a h ş i " kapitalistlerimiz, tatlı canları bakımından, içine d ü ş ü r ü l d ü k l e r i Finans Kapital "İĞNELİ FIÇI"sından k u r t u l m a eğiliminde olmalıdırlar ve olabilirler. Kapitalizmin Cöngül kanunlu balta g i r m e m i ş o r m a n ı içinde d u r u m l a r ı düzeltilemez. Ancak insancıl SOSYALİZM düzeninde daha t u t a r l ı ve garantili y a ş a m a k vardır. Bu yaşamayı Millet b ü t ü n ü y l e birlikte BİLİNÇ'lerine çıkarmalıdırlar ve çıkarabilirler. Kapitalistin insancıl y o l d a n SOSYALİST oluşu, 19. Yüzyıl için pek ütopi idi. 20. yüzyıl için açık Realite o l m u ş t u r . Buna ek ö r n e k , Uzakdoğu'da her g ü n k ü olaylardır. En ileri ülkelerde, kendilerini f a ş i z m i n hayvanca satılıklığına k a p t ı r m a m ı ş bulunan yüz binlerce aydın ve basit kapitalist kişi s a h n e d e d i r . Bunlar, mistik, ayakları y e r d e n kesilmiş nice Battal Gazi çağının küçük b u r j u v a l a r ı n dan çok daha kararlıca ve sonuçluca sosyalizm yoluna girmektedirler.


D-

F İ N A N S - K A P İ T A L İ N TÜRKİYE ORTAĞI

T ü r k i y e ' d e , Finans Kapital'in, y a r a r ı n a g ü v e n siz bıraktığı "Vahşi K a p i t a l i s t " z ü m r e l e r i , sosyal ve politik s t r a t e j i d e , Babil çağından kalma ANTİKA TEFECİ-BEZİRGAN sınıfı ile hiç karıştırılmaya gelmez. B u r n u n u n ucunu ş a l g a m diye ısırmaya ve bindiği dalı her z a m a n keyif için kesmeye hazır olan T e f e c i - B e z i r g a n sınıfından her şey beklenir. Halk ç o ğ u n l u ğ u n u bugün hala OY DAVARI biçimine sokan odur. Bu ş a r t l a n m ı ş zavallı yığınları t u za koşan kurbanlık koyun saflığıyla Finans-Kapital peşinde s ü r ü l e ş t i r i p s ü r ü k l e y e n odur. Şehirlerdeki m o d e r n " V a h ş i " kapitalistler işçilerle karşı karşıyadırlar. A m a Finans Kapital ile de, az çok gırtlak gırtlağa gelirler. Kasabalarda ö r ü m c e k ağlarını k u r m u ş bulunan TEFECİ-BEZİRGAN hacıağalar sınıfı t e k e l c i Finans Kapital sayesinde kendi v u r guncu ve s o y g u n c u l u ğ u n u y ü r ü t m e k t e ve halka soluk a l d ı r m a m a k t a çıkarlıdır. Taşranın Tefeci-Bezirgan sınıfı, d ü n k ü b u g ü n k ü acemi çaylak s ö m ü r g e n l e r i değildir. Binlerce yıllar 21


t o r t u l a ş m ı ş ve milletin ciğerine iliğine işlemiş GERİCİLİĞİN en ağır d e ğ i r m e n taşıdır. Bu sınıf Türkiye KÖYLERİNİ S ü m e r l e r çağından beri SÖMÜRGE'leştirmiştir. T ü r k i y e köylülerimizi dünya y ü z ü ne ç ı k a r t m a y a n , "Köy Enstitüsü" kadar basit modern t e k n i ğ e ve kültüre bile k a v u ş t u r t m a y a n ve her gün biraz daha halkımızı hep öbür dünya, "AHİRETE" ısmarlayan yolsuz güç, Tefeci-Bezirgan sınıfıdır. Bu sınıf köydeki kentteki m u t l a k ve zalim ve m ü s t e b i t SOYGUNUNU ve ETKİSİNİ y ü r ü t m e k için gerekli en şeytanca d o m u z u n a yolları yüzyıllar boyu, baba mirası olarak b e n i m s e m i ş ve b ü y ü k bir bilinçle uygulamıştır, u y g u l a m a k t a d ı r da. D e m o k r a t Parti gibi T ü r k i y e yığınları için anlaşılmaz yabancı bir t e r i m i y ü z d e yüz öztürkçe "DEMİR-KIR-AT" biçiminde s o m u t l a ş t ı r ı p popülarize eden ve en ücra köylere dek dev petrol şirketlerinin benzin istasyonları ile sokan sınıf odur. 27 Mayıs ihtilaline rağmen Anayasa'nın ve Siyasi Partiler K a n u n u ' n u n açık yasakları o p o r t a d a d u r d u ğ u halde, " D e m i r - k ı r - a t " s e m b o l ü n ü pervasızca Adalet Partisi'ne mal eden ve AP şubeleri önüne kızıl neonlu, t e k ayağı kalkık ak atlar olarak dizen odur. DP'nin açtığı, AP'nin geliştirdiği büyük Finans-Kapital kumarında en hırslı, en kinli ve en ateşli taş22


ra oyuncuları kasaba tefecileri, eşrafları, ayanları denilen v u r g u n c u l a r d ı r . T ü r k i y e Finans Kapitalistlerinin sayıları p a r m a k la s a y ı l a c a k kadar azdır. Bu azlık v a k t i y l e ( 1 9 4 5 ' l e r d e ) A m e r i k a n telkini ve baskısı altında çok partililiğe geçilirken, sırf sayısı y ü z ü n d e n küç ü m s e n m i ş ve ö n e m s e n m e m i ş t i . Hala da T ü r k i ye'nin hatta sol d ü ş ü n ü r ve sosyalist iktisatçı geçinir kişilerinde ve çevrelerinde "YOK" sanılacak kadar kendisini kamufle e t m e y i bilmiştir. Bu " y o k ç u l a r a " o z a m a n k i CHP'yi salık verebiliriz. CHP uluları kendi kanatları altında üreyip t ü r e m i ş Finans-Kapital palazlarını gülünç derecede azınlıkta ve Bayar ile Menderes kertesinde " B a ş ı b o z u k " gördükleri için ö n e m s e m e m i ş l e r d i . Tersine, okşayıp ş ı m a r t a r a k , valisine, polisine öğüt ve garanti v e r e rek, başa güreşe itmişlerdir. Ne var ki, kazın ayağı o azlık Finans-Kapital plutokratlarında değildi. Onların dünya ölçüsünde uluslararası Finans-Kapital şebekeleri ve birlikleri vardı. A n k a r a ' n ı n "DEVLETÇİĞİ" onlar için y a r a t ı l mıştır. Herhangi bir devlet dairesinde beklediği yağlı tahsisatı k o p a r a m a y a n y a h u t gecikmiş sayan her yerli ve yabancı Finans-Kapitalist, hemen tırnağı s ö k ü l m ü ş ç e bir çığlık koparır ve kopan y a y 23


gara bütün e m p e r y a l i s t m e t r o p o l l e r i n d e (Paris, Berlin, Londra, VVashington'un " y e t k i l i " çevrelerinde) t o p patlamışça yankılar sökün ettirir. O y ü z d e n , T ü r k i y e ' n i n bir avuç F i n a n s - K a p i t a listi, herkese, hele biraz s i v r i l m i ş veya s i v r i l t i l m i ş b ü y ü k " D e v l e t l u " l a r ı m ı z a , bütün bir d ü n y a kalabalığı imiş gibi g ö r ü n ü r l e r . Ancak bu g ö r ü n ü ş ü n ardında gölgesi hiç y i t m e y e n ve b i t m e y e n az çok gerçek y e r l i bir kabus vardır. Bu kabus devletçiğimizin bütün subaşlarını şu v e y a bu fırsatla kesmiş, etkili T e f e c i - B e z i r g a n hacıağa, e ş r a f - a y a n ı n ta kendisidir. Onlar döllerini T ü r k i y e ' d e ve gerekirse e m p e r y a l i s t a n a y u r t l a r ı n d a her t ü r l ü "Yüksek T a h s i l " d i p l o m a l a r ı y l a silahlandırıp T ü r k i y e e k o n o m i ve politikasının köşe başlarını kestirtmişlerdir. Kendi dölleri y e t i ş m e z s e , a n a h t a r noktalara çıkmış başka T ü r k i y e b u r j u v a aydınlarını kendilerine d a m a t , bacanak, k a y ı n b i r a d e r , enişte y a p a r a k , kendi ağları içinde en dişi m e t o t l a r l a ç e k m e y i ve orada h a z m e t m e y i a n a d a n d o ğ m a bilirler. Türkiye'de Finans-Kapital egemenliğinin bütün A n a d o l u ' y u ve Rumeli'yi can evinden sarmış geniş yerli m e k a n i z m a s ı bu k o r k u n ç t e c r ü b e li, sinsi ve atak T e f e c i - B e z i r g a n t a ş r a , e ş r a f - a y a n ve hacıağalarıdır.


İşte bu Finans Kapital ortağı Tefeci-Bezirgan sermaye sayesindedir ki, Türkiye'ye yabancı bir kanserin metastaz hücresi gibi sokulup yayılan FinansKapitalizm kendini sosyal bir tabana o t u r m u ş saymaktadır. Gene o sayede dünyanın en kozmopolit uluslararası "Kurşuni Efendi Hazretleri" olan ve hiçbir vatan ve millet sınırını kendi hisse senetleri ve şirket buyrultuları üstünde t a n ı m a y a n Finans-Kapitalizm, Türkiye'de kendisinden beklenmedik bir "VATANSEVERLİK" ve sözde "MİLLİYETÇİLİK" spekülasyonlarını ve provokasyonlarını parti teşkilatları, gençlik komandoları biçiminde teşkilatlandırıp dayatabilir. Bu dayatma ile hatta en aklı başında geçinen, en sınangılı ulu "DEVLETÇİLERİMİZ"in bile dirençlerini yıprata yıprata kırar geçirir. T ü r k i y e ' d e " k o z m o p o l i t " olma bakımından Finans Kapitale tıpatıp uygun ve çarka dişli gibi iç içe gelen t e k bilinçli ve kasıtlı sosyal sınıf TefeciBezirgan sınıfıdır. Çünkü bu sınıf oldu olasıya modern "MİLLET" karakterini b i l m e m i ş ve t a n ı m a m ı ş tır. İlk Mekke ve Medine kentlerinden beri, Antika T o p l u m u n kutsal "ÜMMET" düzeyini y a ş a m a k t a d ı r . Ümmetçiliği aşamadığı için, kendiliğinden "VAT A N S I Z " ve " M İ L L E T S İ Z " olan Tefeci-Bezirgan sınıfı, ister istemez 1300 yıllık Hilafet ve Saltanat 25


d ü ş k ü n l ü ğ ü n e bağlıdır. Saltanatı kendi t o p r a ğ ı n ı n devletçiliğinde bulamadığı gün, Finans-Kapitalin uluslararası yapısına giren yerli şubesini başına taç e t m e k t e sakınca bulmaz. O zaman gözünü kırpmaksızın bütün kasaba eşraf ve agavatını, T ü r k i y e d e v r i m c i güçlerine karşı, Sen Bartelmi katliamlarına taş çıkartan, kana susamış eğilimiyle Haçlılar Seferi açmış d u r u m d a buluruz. Bu d u r u m , T ü r k i y e ' d e hayli sol ve sosyalist edebiyatı, kitaplarda o k u m u ş , millete " t u r i s t bakışlı" kimseleri ş a ş ı r t m a k t a d ı r . Bu kimseler formüllerini biraz gözü kapalı ezberledikleri bir "MODERN KAPİTALİST SINIF" önünde b u l u n u y o r m u ş izlenimine aldanırlar. Bir avuç Finans-Kapitalist ile ülke düzeyine y a y g ı n f a k a t yeri geçmiş çağlarda duran Tefeci-Bezirgan sınıfının kaynaşması bu izlenimi "Hafız-ı Kapital" olanları kolayca aldatabilir. Aldanılmamalıdır.


E- İŞÇİ S I N I F I

İ Ç İ N D E BURJUVA NÜFUZU

Doğuş çağında ilerici kapitalizm her z a m a n Tef e c i - B e z i r g a n sınıfıyla t a b a n t a b a n a zıt ve düşmandı. Bu bakımdan T ü r k i y e ' n i n henüz doğuş çağını y a ş a y a n m o d e r n kapitalistleri d u r u m u n d a k i " V A H Ş İ " kapitalistler sınıfı ile tekelci Finans-Kapital arasında o l d u ğ u gibi, A n t i k a T e f e c i - B e z i r g a n sınıfına karşı da bir zıtlık ve d ü ş m a n l ı k bulunması t e o r i c e ve pratikçe y a d ı r g a n a m a z . O çelişki ve çatışkılarla " V a h ş i " kapitalist sınıfının T ü r k i y e ' d e hatırı sayılan bir BURJUVA S O S Y A L İ Z M İ ' n e eğilim göstereceği anlaşılmaz şey değildir. Bu eğilimi su y ü z ü n e çıkaran birçok düşünce ve davranışlar T ü r k i y e ' d e e k o n o m i , politika ve k ü l t ü r gösterileri, g ü n l ü k akar olaylar d u r u m u n a g i r m i ş t i r . Olay ve ilişkilerin en tipik örneğini son seçim kampanyalarında gördük. Türkiye İşçi Partisi'nin seçim toplantıları yalnız düşman sağ basının alay konusu olmakla kalsaydı ne iyi! Dost sol yayınlar da işin hayli paradoks yanını epey acınarak not e t m e k ten geri kalmadı.


Yan yana propaganda y a p a n iki parti gözleniyor. AP toplantısı hep "eli nasırlı" denilen, başı kasketli ayağı çarıklı y a h u t lastik pabuçlu külüstür " a y a k t a k ı m ı " y u r t t a ş l a r l a doludur. TİP toplantısına katılanlar, az çok cici fiyango g i y i n m i ş , kravatlı, iskarpinli y u r t t a ş l a r d ı r . T ü r k i y e ' d e "HALK": Herkesin bildiği gibi, y a m a l ı z ü ğ ü r t y o k s u l l a r t o p l u l u ğ u d u r . Y o k s u l halk bugün, henüz AP'nin çevresinde, TİP'in dilinde d o l a ş m a k t a d ı r . Giyinik efendi t a k ı m ı , halktan çok TİP'i d e s t e k l e m e k t e d i r . En son t a h minlere göre TİP'in aldığı 300 bin oyda, m o d e r n b u r j u v a n ü f u s u m u z u n payı herkesçe büyük görünüyor. Bu olay bize neyi gösteriyor? Bu olay T ü r k i y e ' d e " V a h ş i " kapitalistler sınıfının alınyazısını s o s y a l i z m d e y o k l a m a y a başladığını sezdiriyor. Velev ki, " d e n i z e düşenin yılana sarılması" da sayılsa, T ü r k i y e ' n i n " V a h ş i " kapitalistleri, T ü r k i y e İşçi Partisi'ne s e m p a t i d u y m u ş l a r d ı r . T ü r k i y e ' d e İşçi Partisi g ö r ü l m e d i k t o l e r a n s l a karşılanmıştır. T ü r k i y e Büyük Millet Meclisi'ne 15 milletvekili ve bir s e n a t ö r y o l l a m ı ş t ı r . Bu ve benzeri olaylar iki y ö n d e n birbirine zıt, o l u m l u olumsuz y o r u m l a r a kapı açabilir. Olumsuz y o r u m bellidir: Finans-Kapital, sosyalizmi s o y s u z l a ş t ı r m a k için güleryüz gösterir. 28


Olumlu yanı ş u d u r : " V a h ş i " kapital yaşantısında t e d i r g i n olduğu için sosyalizme sıcak bakışlarını çevirir. İngiltere'de 20. Yüzyıl ile birlikte, 19. Yüzyılın LİBERAL adı verilen serbest rekabetçi BURJUVA partisi silindi. Hemen bütün LİBERALİZM yanlıları ve Liberal eğilimliler "LABOUR: İŞÇİ" partisine aktılar. Büyük klasik kapitalist ülkelerinde görülen bu olay, T ü r k i y e için de kendi şartlarına göre geçerlidir. Ne denli geri olursa olsun, küçük ve derebeyi artığı kapitalist ülkelerden biri olan T ü r k i y e için, bu sosyal gerçeklik y e r i n d e d i r , normaldir. Teori ve pratik bakımdan şaşacak yan y o k t u r . Olay, imtiyazlı Finans-Kapitalizmin kendi yarattığı s ö m ü r ü ve baskı s i s t e m i n d e n ve her gün biraz daha arttırıp azdırdığı insanlık ölçüsündeki ölüm t e h likesinden d o ğ m u ş t u r . Bundan dolayı özellikle T ü r k i y e ' d e işçi sınıfı ve İşçi Partisi içine b u r j u v a nüfuzunun işlemiş bulunması kimsenin saçını başını yolmasını g e r e k t i r m e s e gerektir. Hiç kimseyi s u ç l a m a k akıldan geçmez. Sırf olanları olduğu gibi g ö r m e k için, içerlemeden ve darılmadın T ü r k i y e İşçi Partisi'ni göz önüne getirelim. TİP'in en alımlı sempatizanı olan dergiler, TİP kurucuları içinde kaç t a n e CIA y a h u t gizli polis aja29


nı saydılar. Bunlar yalan değildi. Doğrusu belki de gösterildiğinden daha da yaygındı. Yalnız bütün bu doğrular TİP olayını izah e t m e k t e yeterlice kullanılamazdı. O gibi gerçeklikler: "TEKELCİ FİNANSKAPİTALİN SOSYALİZMİ SOYSUZLAŞTIRMA GİRİŞKİNLİKLERİ" idi. Bu, madalyanın t e r s yanıdır. İşin b u r j u v a sınıfından gelme OLUMSUZ yanıdır. Burjuva sınıfından İşçi Partisi'ne doğru gelen düz ve OLUMLU etkiler de vardır. Ve bunlar daha az ağır basmamışlardır. TİP'in ilk kurucuları Türkiye'nin - k e d i y e göre budu- "ARİSTOKRAT İŞÇİ" zümresidir. Böyle oldukları, kimsenin d u r u m l a r ı n ı inkâr e d e m e y e c e ğ i SENDİKACILAR'dan anlaşılır. Bu sendikacılardan hiçbirisini, TİP'i k u r m a k gibi o l u m l u e y l e m l e r i n d e k ü ç ü m s e m e k , hele kötülemek doğru olmaz. Ne var ki, d o ğ r u n u n kendisi kimseyi incitmemelidir. Klasik bilimcil sosyalizme göre: ARİSTOKRAT İŞÇİ zümresi her y e r d e , her z a m a n , işçi sınıfı içinde yaratılmış bir BURJUVA KOLU sayılır. E m p e r y a l i z m d ü n y a d a n çapul e t t i ğ i A Ş I R I KÂR'dan bir b ö l ü m ü n ü ayırır. Bununla m e t r o p o lündeki işçi sınıfı içinden kendisine ACENTE-DAYANAK olmasını beklediği bir a r i s t o k r a t işçi z ü m r e s i y a r a t m ı ş t ı r . A r i s t o k r a t işçiler her zaman işçi sınıfı 30


içinde b u r j u v a z i n i n " N Ü F U Z l T n u a y a k t a t u t m a y a yararlar. Tekrar edelim. Bu klasik karakteristiği T ü r k i ye'de hiç kimseye taş atmış o l m a k için a n m ı y o r u z . Y a d ı r g a m ı y o r u z da. TİP kurucuları a r i s t o k r a t (asilzade) işçiler olarak ve böyledir diye, T ü r k i y e ' d e onların bir İşçi Partisi kurmalarına karşı mı çıkılacaktır? Hayır. Böyle bir mantık Medrese softa kafalılığının dikalası olur. Ayrıca da bir çok y a n ı l m a lara, boş ve Finans Kapitali sevindirici saçma çekişmelere kapı açar. O çeşit medrese çatışmalarının gereksizliğini ve saçmalığını başlıca iki neden ortaya çıkarır. BİRİNCİ NEDEN: Y o k s u l işçiler e k m e k derdinden başlarını kaşımaya v a k i t bulamazlar. O sırada iyi dilekli ve geleceklerini daha iyi seçen a r i s t o k r a t işçilerin kendi y o ğ u r t yiyişleri sınıf teşkilatlarına doğru g i t m e l e r i tarihcil bir kaçınılmazlıktır. Özellikle T ü r k i y e gibi geri ülkelerin sosyal yaşantısı için bu kaçınılmazlığı bilince ç ı k a r m a k en o l u m l u davranışlardandır. İKİNCİ NEDEN: T ü r k i y e klasik Batı e m p e r y a l i z minin m e t r o p o l ü değildir. Finans-Kapital altında bir yeni s ö m ü r g e ülkedir. Bizim kapitalist sınıfımızın "Vahşi" çoğunluğu şöyle d u r s u n , Finans-Kapital 31


kodaman azınlığı bile, henüz sadaka ile yani dış yardımlarla " y a p m a besi" ile yaşar. Kendisi " m u h tacı h i m m e t bir dede" dir. Öylesine cılız ve v e r i m l i s ö m ü r g e l e r d e n y a h u t dünya pazarlarından yoksul kalmış bir yerli milli Finans-Kapital z ü m r e s i , İngilt e r e ' d e k i , A m e r i k a ' d a k i kadar kalın, besili, o t u r a k lı ve etkili bir a r i s t o k r a t işçi zümresi y a r a t a m a z . Bütün bu ve benzer daha birçok b a k ı m l a r d a n , T ü r k i y e ' d e a r i s t o k r a t işçilerin e k o n o m i k ve siyasi sınıf örgütleri kurmaları olağandır. Korkulacak bir olay gözüyle fazla kuşkuya alınmamalıdır. Önünde sonunda sosyal sınıf d e t e r m i n i z m i kendi y ö r ü n g e sini ve yatağını b u l m a k t a g e c i k m e y e c e k t i r . Y e t e r ki o açıdan insanlarımız özeleştiriden ü r k m e s i n l e r ve yığınlara y a k l a ş m a k t a n çekinmesinler. Nitekim son TİP olayları birçok şeyler ispatlamıştır. Sendikacıların k u r d u ğ u T ü r k i y e İşçi Partisi'ne, ikinci "KAN VERME" olayı aydınlardan geldi. Daha doğrusu bir bölük aydınlar özel çağrılar ve özerk t ö r e n l e r l e kurulu İşçi Partisi'ne sokuldular. Burada da o l u m l u ve olumsuz e t k i - t e p k i l e r kaçınılmaz şeylerdir. Örneğin, sendikacı kurucular arasında CIA v e y a gizli polis ajanları çıkar da, sonradan çagirilip getirilen veya kendiliğinden gelen ve gönderilen aydınlar arasında öyleleri bulunmaz mı? 32


Tekrar edelim. Konumuz bu değildir. " Ö y l e l e r i " bulunsun y a h u t bulunmasın, İşçi Partisi'ne yapılan aydın t r a n s f ü z y o n u (kan nakli) nedir? Aydınların büyük ç o ğ u n l u ğ u n a , hatta hepsine, Batı'da kestirme olarak "BURJUVA A Y D I N L A R I " denir. Aydınların kimisi g e r ç e k t e n b u r j u v a n ı n dom u z u d u r l a r . Kimileri orta halli aydınlardır. Kimi aydınlar KÜÇÜKBURJUVA'dırlar. Bu t a b a k a l a r ı n basamak ayırtlarına pek bakılmaz. Topu birden "BURJUVA A Y D I N I " sayılırlar. Çünkü GEÇİM yolları ile KÜLTÜR dağarcıkları BURJUVACA'dır. T ü r k i y e ' n i n birçokları arasında bir orijinalliği de "KARMA"lığıdır. Ekonomimiz gibi t o p l u m u m u z da karmadır. Yarı Derebeyi bir kapitalizm içindeyiz. Bu o r t a m d a aydınlarımız da "KARMA"lıktan k u r t u lamazlar. Düpedüz ve y a l ı n k a t , safkan, t e m i z "BURJUVA A Y D I N I " değildirler. Yarı derebeyi ARTIĞI, yarı b u r j u v a AŞILAMASI aydınlarımız vardır. Bunlardan kimilerine a r i s t o k r a t işçisi gibi "ARİSTOKRAT A Y D I N " , kimilerine de sadece "BURJUVA A Y D I N I " diyebiliriz. Ancak en d o ğ r u s u bizim her aydınımızda, eğilim ve kafa yapısı bakımından a r i s t o k r a t artığı bir başın üstüne geçirilmiş, sonradan e d i n m e b u r j u v a perukası takılıdır. Bütünüyle aydın tabakalarımız 33


bu genel melez karakteri taşırlar. Öyle olunca, aydınlar içinden işçi sınıfı hareketine veya TİP'e "KAN VE CAN" v e r m e y e koşan aydınlarımız da, insan üstü, t o p l u m üstü, T ü r k i y e üstü olamazlardı. Ve aydınlar işçi hareketine girerken b u r j u v a aydınlıklarından pek çok şeyleri oraya g ö t ü r m ü ş l e r ve g ö t ü r e c e k l e r d i r . Buna işçi sınıfı içinde b u r j u v a nüfuzu denir. Bu nüfuzun sosyalizm düşüncesi ve davranışlarına etkisi "BURJUVA S O S Y A L İ Z M İ " adını alır.


F - O R İ J İ N A L BİR S O S Y A L P O L İ T İ K A T ü r k i y e ' d e TİP'i bir KÜÇÜK BURJUVA partisi s a y m a k doğru değildir. TİP'i bir BURJUVA partisi s a y m a k da t a m a m ı y l a doğru değildir. Ancak BURJUVA SOSYALİZMİ ile etkilendiği ölçüde TİP'i bir işçi partisi s a y m a m a k da doğru değildir. Öyle ise TİP'in sosyal sınıf karakteri nedir? AYDINLIK (Ocak 1969) dergisinde çıkan, Doğu Perinçek'in güzel bir dikkat ve sabırla yaptığı değerli istatistik araştırması çok ilginçtir. Bu istatist i k l e r d e üyelerin yarıya yakın ( 5 6 4 6 ) sayısı "PROLETER" sayılıyor. Verilen s o m u t bilgiden bizim çıkarabildiğimiz sonuca göre ise: TİP'in içinde gerçekten modern proleter sayısı 10 üyeden ancak 2 üye t u t a r . Geri kalan 8 üyeden l'i aydın, 7'si yarıp r o l e t e r - y o k s u l köylü (4 üye) ile esnaf ve b u r j u v a lar (3 üye)'dir. T ü r k i y e İşçi Partisi'nin üye yapısı henüz beklenilen netliğe k a v u ş m u ş sayılamaz. Çıkarılan sonuçlar da t a r t ı ş m a y a değer. Yalnız güdücü kadro35


lar üzerine edinilen izlenimler apaçıktır. Bu kadroların hiç değilse etken elemanları, tıpkı "AMERİKAN KOMÜNİST PARTİSİ" gibi, hep varlıklı a v u k a t lar, d o k t o r l a r eczacılar ve benzerleridirler. Bunlar halleri v a k i t l e r i (yani siyasetle uğraşacak v a k i t l e r i ve nakitleri) bulunan, girişkin "LİBERAL" kişilerdir. Son z a m a n l a r d a " H ü r r i y e t ç i : liberal" bir sosyalizmin t e o r i l e ş t i r i l m e k istenmesi t e s a d ü f sayılamaz. TİP'e biraz da " t e p e d e n i n m e " güdücü olarak giren bu kişiler, çok defa büyük m e r k e z l e r d e k i FİNANSKAPİTAL z ü m r e l e r i ile kasabalardaki TEFECİ-BEZİRGAN sınıfının k a y n a ş m a s ı n d a n d o ğ m u ş baskıya karşı isyan ederek TİP'e atlamışlardır. İsyan, Finans-Kapital diktasına karşıdır. İngiliz Liberalleri gitgide "İşçi Partisi" içine çadır k u r m a k ta ne denli haklı idiyseler, T ü r k i y e ilerici aydınları da tıpkı öyle ancak "işçi Partisi"nin bayrağı altında hoşnutsuzluklarını ve umutlarını gerçekleştirebilirlerdi. O g e r ç e k l e ş t i r m e sırasında bu y i ğ i t l e r i n kendilerine özge y o ğ u r t yiyişleri olacaktı. Bu y o ğ u r t y i y i ş TİP'in TÜZÜĞÜNDE ve PROGRAMINDA, STRATEJİSİNDE ve TAKTİĞİNDE, e g e m e n y ö n e t i cilerinin DÜŞÜNCELERİNDE ve DAVRANIŞLARINDA az çok yankılar y a p m a k t a n geri kalamazdı. 36


Teorice sosyalizmden daha hürriyetçi ve daha d e m o k r a t i k bir düşünce ve davranış olamaz. Çünkü hürriyet ve demokrasi burjuva devrimcileri tarafından halk yığınlarına verilmiş gibi gösterilen sloganlardı. Burjuvazi iktidara gelir gelmez kendi ortaya koyduğu hürriyet ve demokrasi parolalarını çiğnediği için, halk ve işçi sınıfı, hürriyet ve demokrasi demek iken, sosyalizme yeni bir şey katıyormuş gibi, bir kısım TİP liderlerinin "Hürriyetçi Sosyalizm" demeleri, onlara karşı çıkan başka bir bölük TİP liderlerinin " D e m o k r a t i k Sosyalizm" demeleri t o t o l o j i olmuştur. Ancak bütün bu yakıştırmalar yukarıda adı geçen " b u r j u v a nüfuzu", kapitalist sınıfının işçi sınıfı içinde etkisi bakımından anlam taşır. Gene o etki y ü z ü n d e n , yığın hareketine karşı o t o m a t i k denilecek biçimde kuşkular ve çekingenlikler belirmiştir. Parti düşünce ve davranışlarında soyut olarak "İŞÇİ, KÖYLÜ, ESNAF" d e y i m l e r i yalnız mantık ve söz gelimi olarak önerildi. Uygulamada "HALK" kavramı ağır bastı. O zaman parti e y l e m l e r i n d e s o m u t (İşçi, Köylü, Esnaf) ilişkileri sentezleşemedi. Soyut (Halk) bir çeşit "OY" biçiminde ö n e m kazandı. T ü z ü ğ ü n bir ( 5 3 ' ü n c ü ) maddesinde sırf işçi olanla o l m a y a n ı birbirinden ayırmak için kongrelerde kürsüye çıkarılan ayrı san37


dıkların iyi dilekleri, parti içinde işçi sınıfı sosyalizmini s o m u t l a ş t ı r m a k , elle t u t u l u r hale g e t i r m e k idi. U y g u l a m a d a ise, görevi işçi sınıfının bilinç sentezini y a r a t m a k ve işçi, küçük b u r j u v a çelişmelerini e r i t m e k olan partiyi, kıyamete dek k a y n a ş a m a mış, dolayısıyla çekişen bir ikilik içinde bırakmak sonucu ile karşılaşıldı. T ü r k i y e ' d e e g e m e n sınıfların ve partilerin ödlerini koparan bir fobileri vardır: "SOKAK". Burjuva kodamanları bütün ö m ü r l e r i boyunca yaptıkları en büyük işlere karşılık en azından bir sokağa adlarını b ı r a k m a k t a n sonsuz hoşlanırlar. Buna karşılık halkın " S o k a k " anlamına gelişi onları sokak alerjisine g ö t ü r m ü ş t ü r . Hiç değilse İşçi Partisi, Türkiye'de bu " S o k a k " fobisini ciddiye almamalıdır. Bununla birlikte " S o k a k " fobisinin İşçi Partisine etkisi büyük o l m u ş t u r . Parlamento " E V C İ Ğ İ " kimi sosyalistlere devlet kadar, hatta millet kadar geniş ve büyük g ö r ü n m ü ş t ü r . O nedenle s o k a k t a n kaçacağız diye, parlamento evciği içine n a m a h r e m l e r gibi k a p a n m a k d u r u m u ö n e m s e n m i ş t i r . Nerede ise parlamento kürsü o l m a k t a n çıkmış, millet y e r i n e geçer o l m u ş t u r . Teorisiz hareket olmayacağı bilinci haklıdır. Ancak teorinin kaynağı çetin pratik ve otokritiktir. Pra38


tiğe ve özeleştiriye sıkı sıkıya bağlı olmayan teori, her şeyden önce teori değildir. Ona rağmen burjuva eğiliminin etkisi, teoriyle pratiği birbirinden kopardığı için, İşçi Partisi içinde her gün yeni ve "BAĞIMSIZ" bir sosyalizm teorisi y a r a t ı l m a y a girişilmiştir. Bu teoriler pratikten ve o t o k r i t i k t e n kopuk kalmıştır. Dolayısıyla da en sonunda en çok bağlanılan sosyalizmden dahi " B A Ğ I M S I Z " düşmüştür. Teorik alandan pratiğe, taktiğe ve stratejiye geçilince, işveren sınıfının etkileri daha ü z ü l ü n e cek s o n u ç l a r v e r m i ş t i r . Elbet her siyasi parti Anayasa ve kanun çerçeveleri ile sınırlıdır. T ü r k i y e ' n i n F i n a n s - K a p i t a l baskısı halktan birçok kanun ve yasa haklarını u y g u l a m a d a e s i r g e m i ş t i r . Bunu g ö r e n İşçi Partisi, karşısındakilere y e m olm a m a k için üyelerini her d a v r a n ı ş t a k a y ı t l a m ı ş tır. Bu kayıtların birinci nedeni "POLİS KORKUSU" o l m u ş t u r . Oysa AP'nin "ALLAH KORKUSU" böyle bir polis k o r k u s u n d a n daha az insanı k ü ç ü l t ü c ü olur. O y ü z d e n işçi Partisi ü y e l e r i n i n morali çok aksak k u ş k u l a r içinde kalmıştır. Bütün bu ve benzeri başka olaylar hep sosyal sınıf e ğ i l i m i n i n kaçınılmaz y a n k ı l a r ı , y a n i b u r j u v a sosyalizminin etkileridir. O l a y l a r ı n t ü m ü göz ö n ü n d e t u t u l u n c a ortada bir b u r j u v a sosyalizmi 39


kaçınılmaz oluyor. Hem BURJUVA, hem SOSYALİST, birbirini çeler iki k a v r a m d ı r . " B u r j u v a - P r o l e t e r " y a h u t " P r o l e t e r - B u r j u v a " d e m e k gibi bir şey. İlk bakışta mantıksız geliyor. A n c a k , e m p e r y a l i z m çağında olağandır. Kapitalist sınıfı içinde bir sürü kapitalistlerin " V A H Ş İ " sayılıp art safa itilmeleri ne d e m e k t i r ? B u r j u v a l a r ı n bir çeşit proleterleştirilmeleri d e m e k t i r . Kapitalizmin serbest rekabet çağında da, sayısız kapitalistler, rekabet y ü z ü n d e n ezilerek işçileşirlerdi. " V a h ş i " denilen kapitalist, öyle açıkça p r o l e t e r d e n başka bir yeni tip e m p e r y a l i z m gibi, yeni tip sosyal kategoridir. " V a h ş i " l e r , işgücü satın alarak s ö m ü r ü r l e r . Bu kapitalist çıkarlarına r a ğ m e n e g e m e n sınıf olma d u r u m l a r ı n ı FinansKapitalistlere kaptırmışlardır. Tarım işçileri köylerde, sosyal d i n a m i z m l e r i n e r a ğ m e n , "Yarı prolet e r " sayılırlar. Şehirlerde y a y g ı n bulunan " V a h ş i " kapitalistler de, tıpkı öyle, sosyal e t k i - t e p k i l e r i n de " Y a r ı - b u r j u v a " d u r u m u n d a d ı r l a r . Sanki çıkarlarıyla BURJUVA'dırlar, d u r u m l a r ı y l a "DEKLASE (sınıfından edilmiş) bulunurlar. Böylesine ilişkiler o r t a m ı n d a " B u r j u v a Sosyalizmi" s o m u t bir a n l a m kazanır. B u r j u v a sosyalizminin etkilediği Siyasi Partiler olabilir. Bir partinin 40


hem İŞÇİ PARTİSİ, hem BURJUVA PARTİSİ oluşu, Aristo mantığınca " s a ç m a " gelebilir. Kişilerin hay a l i n d e u y d u r u l m u ş bir y a k ı ş t ı r m a değilse, "Saçma" değildirler. Evren savaşları, krizleriyle bunalmış bir d ü n y a d a , hele T ü r k i y e gibi e k o n o m i ve t o p l u m çelişkileri içinde kıvranan bir ülke, bunaltı ve girdaplı a k ı m l a r d a n k u r t u l a b i l i r mi? Bu nedenle T ü r k i y e ' d e ilerici d e v r i m c i kapitalistler olabilir. Sosyalizmde çözüm bulabilirler. Burjuva bir işe girdi mi, o iş daha reel bir öncelik kazanır. A n a d a n d o ğ m a p r a g m a t i s t ve pratik insan olan kapitalist, pek çok küçük b u r j u v a n ı n g ö r e m e d i k l e r i n i görür, d i y e m e d i k l e r i n i der. Üç buçuk A m e r i k a n kırması şirkete kul köle olmadıkça, özel s e r m a y e s i n i n de, kişi m ü l k i y e t i n i n de en kutsal Vatan, Millet duygularının da sarsıldığını anlamakta gecikmez. Derebeyi artığı yığınlar gibi, kıy a m e t e dek göksel k u r u n t u l a r l a geviş g e t i r m e y e katlanamaz. T ü r k i y e ' d e bir sosyalizmin doğmasını, işçi partilerinin kurulmasını, ceberrut Finans-Kapitale karşı bir denge sayabilir.


G- BURJUVA S O S Y A L İ Z M İ VE TEORİ P R O B L E M İ Birinci K u v a y i m i l l i y e Savaşı g ü n l e r i n d e , T ü r k i y e ' n i n YERLİ MİLLİ KAPİTALİST sınıfı ş i m d i k i n d e n bin kere daha azlıktı. Bir y a n d a n yabancı s e r m a ye ajanı k o m p r a d o r b u r j u v a l a r , öbür y a n d a Tefeci-Bezirgan s e r m a y e c i l e r , t o p l u m u kıskıvrak bağlamışlardı. K o m p r a d o r u n kökleri y a b a n c ı d ü n y a da, T e f e c i - B e z i r g a n ı n kökleri A n t i k a d ü n y a d a idi. Bu iki millet d ü ş m a n ı sınıf arasında, yerli milli kapital eser halinde iken bile, ordu g ü c ü n ü kendisiyle birlikte bulabilmiştir. Modern o l m a k t a n g ü c ü n ü alan d i n a m i k milli b u r j u v a z i , bugün T ü r k i y e ' d e B u r j u v a s o s y a l i z m i n e g e l m e k l e yeni bir güç kazanmış olur. Proletarya Sosyalizmi içine çetin p r o b l e m l e r s o k m u ş bulunur. O nedenle, Sosyalizmin t e o r i s i n e ve pratiğine birçok çelişkiler girer. TİP içinde kişi veya grup kavgaları gibi g ö r ü n e n çatışmalar, gerçekte, Proletarya Sosyalizmi ile Küç ü k b u r j u v a ve Burjuva Sosyalizmleri arasında bu43


lunan çelişkilerden kaynak alır. Bu çelişkileri açıklamak, sosyalistler arası kişi ve g r u p t a r t ı ş m a l a r ı nı a y d ı n l a t a r a k , İşçi Partisi'nin g ü ç l e n m e s i n e y a r dım edebilir. O b a k ı m d a n , t e p e d e olsun, t a b a n d a olsun, her sosyalist ö r g ü t üyesi açık k o n u ş m a k t a n k o r k m a m a l ı d ı r . Elbet her örgüt gibi TİP de, bir sıra kişilerden ve g r u p l a r d a n k u r u l u d u r . O kişilerle grupları çatışmasız s a y m a k , problemsiz hatta ülküsüz s a y m a k olur. Bilimcil S o s y a l i z m i n , her şeyde olduğu gibi, t a r t ı ş m a ve eleştiride dahi kuralları ve kurulları bellidir. O kurallar içinde problemleri s a k l a m a k , çözümsüz bırakmak olur. Bunun sonucu, ö r g ü t ü , birbirini t a r t a r a k ve t a r t ı ş a r a k kaynaşmış üyelerden kurulu canlı bir organizma olm a k t a n çıkarabilir. Teori alanında Burjuva Sosyalizmi sağlam temellere d a y a n m a k istiyor. Sosyalizmin bilim temeli M a r k s i z m ' d i r . Burjuva Sosyalizmi " M a r k s i s t " d a v r a n m a d ı k ç a etki g ö s t e r m e y e c e ğ i n i bir yol daha kavramıştır. Bu d u r u m herkes için hatta t e ş e k k ü r le karşılanmaya değer. Çünkü Proletarya Sosyalizmi ile arasında bir " e n azından ortaklık, asgari m ü ş t e r e k d o ğ m u ş " sayılır. B u r j u v a sosyalizminin başlıca m e t o d u Marksizm'i skolâstik ve metafizik y o l d a n ele a l m a k t ı r .


Onun bu eğilimine karşı her şeyden önce, Bilimcil Sosyalizmin d i y a l e k t i k mantıkla y ü r ü d ü ğ ü n ü açıklamak gerekir. Ancak bu açıklama, falan veya filan kitaptan alınmış pasajlarla değil, s o m u t T ü r k i y e gerçeklikleri içinden verilecek örneklerle y a p ı l m a dır. Yoksa ara sıra g ö r ü l d ü ğ ü gibi, t a r t ı ş m a l a r Medrese " C e d e l c i l i ğ i " [ t a r t ı ş m a c ı l ı ğ ı ] n e ve belki de yersiz kırıcılıklara düşebilir. Burjuva Sosyalizminin başlıca d o k t r i n kaynağı METAFİZİK SOSYOLOJİLER'dir. Bunlar, Bilimcil Sosyalizm doğdu doğalı, ona karşı çıkarılmış sürüyle t e o r i l e r , hipotezler ve ilh. dır. B u r j u v a Sosyalizmi çok kolayca ve rahatça Proletarya Sosyalizmini "BURJUVA SOSYOLOJİSİ" ile karıştırabilir. Ona karşı Marksizm'in, Metafizik Sosyoloji d o k t r i n leriyle kısıtlanamayacağı belirtilmelidir. Ancak bu belirti de gene dünya ve T ü r k i y e gerçekleri içinden seçilmiş s o m u t örneklerle canlandırılmalıdır. TİP içinde öyle d ü ş ü n c e t e z l e r i o r t a y a çıktı ki, bunlar d ü n y a n ı n - s o n i n c e l e m e d e - e n "LİBERAL" d o k t r i n l e r i n d e n e s i n l e n m i ş l e r d i . Bu d ü ş ü n c e l e r e karşı T ü r k i y e ' n i n g e r ç e k l i k l e r i belirtildiği z a m a n , kimi kişiler bir suikastla karşılaşmış gibi irkildiler. S u ç l a m a l a r patlak v e r d i . T a r t ı ş m a ve eleştiri havasının g e t i r d i ğ i en ufak heyecan, ç a r ç a b u k kişi 45


cil "MAKSAT"lara bağlandı. Dehşetle aforoz edildi. Sanki çok b e n i m s e n e n " M İ L L I B A Ğ I M S I Z L I K " diye diye, " "SOSYALİZME KARŞI B A Ğ I M S I Z L I K " ortaya çıktı. Bu çeşit tepkileri, söz y e r i n d e ise " T A B İ İ " göreceğiz. Dünyanın en ileri ülkelerinde dahi, "Sosyalist" olsun olmasın, "LİBERALİZM" böyledir. Bir yanda hep ruh, düşünce, san'at özgürlüğü uğruna ölümle göze alınacakmış gibi edebiyatlar yapılır, ötede beğenilmeyen eğilimler bir bahane ile düşünceye, san'ata, ruha aykırı bulunur. "SUSUŞ KUMKUMASI" (Sükût konspirasyonu) ile boğulur. Biraz daha gidilirse sınır dışı edilip yasaklanır. Bu kural T ü r k i y e ' d e başka t ü r l ü olamazdı. T ü r k i y e ' d e b u r j u v a s o s y a l i z m i , liberalizm kaygısıyla " A N A R Ş İ Z M İ N BABASI"nı y a h u t Marksizm'in a v o r t o n l a r ı n ı (düşük r e v i z y o n i s t l e r i n i , reformistlerini, o p o r t ü n i s t l e r i n i ) ö ğ r e n m e y i "ÖZGÜR DÜŞÜNCE" şartı olarak ısmarladı. Buna bir şey d e n i l m e y e b i l i r d i . A n c a k bu g ö r ü n ü ş t e b u r j u va liberalizmi işine g e l m e y e n düşünceleri, sosyalizm olsalar dahi, o s t r a s i z m e [ s ü r g ü n e t m e , ilişki kesme] uğrattı. Okuyanı çarpacak ş e y t a n m ı ş gibi taşladı. Bu kertesi artık bilinen basit b u r j u v a liberalizmi bile o l m u y o r d u .


Bu davranışlar sosyalist harekette gerçek t e o r i alanını hayli çoraklaştırdı. Pratiği aydınlıksız bıraktı. Düşünceleri yozlaştırdı. Bir z a m a n kitap yasağını Finans-Kapitalin diktası çıkarmıştı. Şimdi liberalizm o yasağı " H ü r r i y e t ç i Sosyalizm" adına uyguluy o r d u . B u r j u v a s o s y a l i z m i n d e n arınmış bir PROLETARYA SOSYALİZMİ beklenemezdi. Konu proletarya sosyalizmi ile b u r j u v a sosyalizmi arasındaki kader ortaklığı idi. Bu problemi k o y m a k ve çözüme g ö t ü r m e k proletarya sosyalizmine düşer. Çarlık Rusya'sında o l d u ğ u gibi, bugün de burj u v a s o s y a l i z m i ile p r o l e t a r y a s o s y a l i z m i n i n bir arada alacakları yol v a r d ı r . Bu iki akım daha epeyce süre TİP içinde b i r b i r l e r i n e a l ı ş m a y a , hatta y a r d ı m l a ş m a y a çağrılı g ö r ü n ü y o r l a r . Ona göre d a v r a n m a l ı . N e yağlı kispetle güreş m i n d e r i n d e n kaçmalı, ne g ü r e ş e sustalı bıçaklı g i r i ş m e l i . Burj u v a s o s y a l i z m i n i n sırtı y e r e g e l i n c e y e dek, sıkı güreşi göze almalıdır. Liberal s o s y a l i s t l e r e elden geldiğince a n l a t ı l m a y a çalışılmalıdır. Y e n i l m e k ölmek değildir. Belki t e r s i n e : "Galip sayılır bu y o l da m a ğ l u p ! " Son o l a ğ a n ü s t ü TİP kongresi bu bakımdan ibret alınacak bir ö r n e k t i r .


H- BURJUVA S O S Y A L İ Z M İ VE PRAGMATİK GERÇEKLİK Kapitalist sınıfı T ü r k i y e ' d e birkaç yüzyıl boyu sosyal hareketlerin kaçınılmaz öncüsü oldu. Birinci Kuvayımilliye savaşı ardından e m p e r y a l i z m e üs olunmasına dek v a r a n gelişim, T ü r k i y e için sosyalizmden başka çıkar yol kalmadığını göze batırdı. Bu şartlar ortasında b u r j u v a sosyalizminin s a m i m i o l d u ğ u n d a n k u ş k u l a n m a k insafsızlık olur. Burjuva Sosyalizmi, ne sosyalizm üzerinde, ne Marksizm üzerinde, ne Diyalektik Maddecilik üzerinde t a r t ı ş m a y ı s e v m i y o r . Bütünüyle m o d e r n sosy a l i z m e karşı saygı besliyor. Buna karşılık, kendisine her yaptığında saygı g ö s t e r i l m e s i n i istiyor. T ü r k i y e ' n i n modern kapitalist sınıfı, Birinci Kuv a y ı m i l l i y e c i l i k t e ÖNCÜ rolünü u n u t a m a m ı ş t ı r . Bu ö n c ü l ü ğ ü n kendisine v e r d i ğ i iyi anılar, güzel d u y gular ve tatlı u m u t l a r onu t i r y a k i e t m i ş t i r . Onun öncülük dileğini pratik açıdan o n a y l a m a k , hatta t e ş v i k e t m e k doğru olur. Bu gereği her Proleter Sosyalisti, bilince ç ı k a r m a k zorundadır. Ve bilince 49


çıkan her olay, en az zararlı sayılabilir. O z a m a n prensipte pazarlık biter, t a k t i k t e esneklik başlar. Her b u r j u v a , anadan d o ğ m a PRAGMATİK'tir. Proletarya Sosyalizmi elbette A m e r i k a n p r a g m a t i z m i n i TARİHCİL MADDECİLİĞİN y e r i n e geçiremez. Burjuva sosyalizmi için iş bunun tersidir. Hiçbir b u r j u v a , b u g ü n d e n yarına daha kılını kıpırdatırken pratik bir Y A R A R L I L I Ğ I eliyle t u t m a z , y a h u t tutacağına inanmazsa, adımını atamaz. Ve sosyalizmden cayabilir. O zaman şöyle bir paradoksla karşılaşıyoruz: İKİNCİ KUVAYIMİLLİYE SAVAŞI alanında dahi burj u v a sosyalizmi rakipsiz öncü o l m a k isteyecektir ve istiyor. Bu isteğinden ötürü kendisi ancak öğünebilir. Durum gerçekliğe de uygundur. T ü r k i y e ' d e egemen olan FİNANS-KAPİTAL ZÜMRESİ ile TEFECİ-BEZİRGAN SINIFI proletarya sosyalizmine değil, ancak burjuva sosyalizmine göz y u m a b i l i r . Finans-Kapital çetesi yalnız b u r j u v a saydığı kimselerin sosyalizmine daha az korku ile bakabilir ve daha az baskı y a p m a y a kalkar. T ü r k i y e ' d e BURJUVA SOSYALİZM'ini e m p e r y a lizme ve Tefeci-Bezirgan sınıfına karşı mızrak ucu gibi k u l l a n m a k birçok kuvvet israfını önleyebilir. Bu bakımdan bütün d e v r i m c i güçler b u r j u v a sosyalizmini belirli d ö n e m e c e dek "ÖNCÜ" olarak t u t 50


makta büyük bir sakınca g ö r m e y e b i l i r l e r . Y e t e r ki ne dediklerini ve ne yaptıklarını bilsinler ve bilince çıkarabilsinler. Yığınlarla ilişki bakımından b u r j u v a sosyalizminin bir de "GERÇEKÇİLİĞİ" vardır. Halkımız 7 bin yıllık Tefeci-Bezirgan sistemiyle koyun s ü r ü s ü n e çevrilmiştir. Bir koyun nasıl çoban ve köpekleri olmadan y a ş a y a m a y a c a ğ ı n ı içgüdüsüyle benimsiyorsa, tıpkı öyle, T ü r k i y e halkından t e k t e k ele alınacak işçi, köylü ve esnaf, dolayısıyla da her aydın ona alışmıştır. Kendisini arada kaval maval çalarak, kimi s o p a l a y a r a k ve sık sık köpeklerini üzerine saldırtarak idare edecek olanı arıyor gibidir. Bu içgüdüye göre "DEVLETÇİ" çoban başa g e ç m e dikçe bir şeylerin olamayacağına inanılmıştır. Şimdiye dek izlenen d e n e m e l e r onu ispatlamıştır. TİP gibi ö r g ü t l e r d e kimi güdücülerin inanılmaz d a v r a nışları, bu açıkça itiraf e d i l e m e y e n iç anlayıştan kaynak alır. İşte "ESKİ" sosyalistlerin d e n e m e l e r i ortadadır. Onlar işçilerinkinden bozuk madde şartları altında, işçi uğruna işkencelere ve ö l ü m l e r e katlanarak sav a ş m a d ı l a r mı? Sonuç ne oldu? Bir gün ansızın ortaya çıkan "YENİ" sosyalistlerce bile taşa t u t u l maktan kurtulamadılar.


Taşlayanların veya t a ş l a n a n l a r ı n haklı y a h u t haksız oldukları ayrı konudur. Taşa t u t u l m a bir gerçekliktir. Bu gerçekliği seyreden köylülerle esnaflara hiçbir şey denilemez. İşçiler ise: İçleri yana yana taşlayanların patenti altında k u z u l a ş m a lardır. Oldu bittiyi " ş i m d i l i k " kaydıyla kabul ediyorlar. Biliyorlar ki, sahneyi b u r j u v a sosyalizmi kaplamıştır. A m a s ü r ü y ü s ü r ü d e n biri gibi d a v r a n a n "eski" sosyalistler bugün g ü d e m i y o r . Bir "sosyalist efendi", bir çoban sosyalist g e r e k i y o r d u . Aydınlar, ezeli Kapıkulu içgüdüsündedirler. Taşlananları " e f e n d i " olmayı bilmedikleri için güçsüz ve haksız çıkaracak, " b i l i m c i l - p o l i t i k - k ü l t ü r e l - m o ral" ve ilh. gerekçeler arayıp ince eleyerek sık dokuyorlar. Böylece, halka sürü diye b a k m a k t a n ve sopalı çoban m e t o d u n a köpeklik e t m e k t e n daha "akıllıca" ve kârlıca siyaset y a p ı l a m a y a c a ğ ı n a can ve y ü r e k t e n inanıyorlar. Alçak g ö n ü l l ü l ü k t e yerle bir olan "Eski" sosyalistlere karşı, kimi yeni sosyalistlerin t r a n s a n d a n tal çalış ve pozları başka t ü r l ü güç izah edilebilir. Kendi açılarından yenilerin bu " s a m i m i y e t " l e r i n e hak v e r m e m e k elden gelemez. Hiç değilse derleyip toplayıcı oldukları sürece ve kesin proleter t e p kisi ile karşılaşıncaya dek, B u r j u v a Sosyalizmi " e f e l e n m e k t e " gerekçesiz k a l m a y a c a k t ı r .


I-

BAŞKASINA ÇUVALDIZ

KENDİNE

İĞNE

Dünyanın belki başka hiçbir ülkesinde sosyalizm t a r t ı ş m a l a r ı n a o çeşit p r a g m a t i z m sorunları g i r m e m i ş t i r . G i r m e m i ş diye olayları atlayamayız. O " g e r ç e k l i k " bütün kısa vadeli düşünce ve davranışları kendi " T A K T İ K " l e r i n d e sık sık ödüller. Buna, bir y ü c e Devrim ülkesinin diliyle dillenerek "TAKTİKA" adını v e r e n nice örnekler gelmiş geçmiştir. Bunlar, karşı cephenin maaşlı katlarına " y ü k s e l d i k t e n " sonra bile maskelerini i n d i r m e m i ş l e r d i r . Ancak, burada, başkalarının gözündeki çöpü alırken, insan kendi m e r t e ğ i n i g ö r m e z l i k t e n gelmemelidir. Kısa vade " T A K T İ K A " l a r , " e s k i " sosyalistler arasında dahi benzer sonuçlarla t a ç l a n m ı ş değildir. Adları lazım değil, gizli polis dosyalarında ayrıntılı düşünce ve davranışları saklıdır. İttihatçılar, iktidara gelir gelmez, A b d ü l h a m i d e v e r i l m i ş bütün hafiye j u r n a l l e r i n i , resmen hiç kimseciklere okutmaksızın, Beyazıt Meydanında y a k t ı r d ı l a r . T ü r k i y e öyle bir " k a r d a gezip, izini belli e t m e y e n 53


ler" ülkesidir. İnşallah sosyalistler, bir gün iktidara gelirlerse, o sınanmış yerli malı usulü bir daha d e n e m e z l e r , gelecek kuşaklar epey "Çalgılı İ b r e t " seyrederler. Ne " e s k i " k a h r a m a n l a r gördük. Tatlı "CAN"ları sıkıya girince " g e r ç e k ç i " davranmışlardır. Kimi, "proletaryaya adanmış hayatlarını" kurtarmak üzere öz arkadaşlarına suç sıçratarak - T İ P ' i n ünlendirdiği- "Dar g e ç i t " t e n sapa sağlam geçeceklerini u m m u ş l a r , ucuz k u r t u l a m a d ı k l a r ı n ı iş işten geçer geçmez anlamışlardır. Kimi, başı d u r u r k e n k u y r u ğ u ile suya dalan şaşkın ördek gibi, y a r a n a cağız diye, hem kendileri üzerine, hem yüzlerce m a s u m insan üzerine yıldırımlar d ü ş ü r e r e k çekmişlerdir. Daha ş i m d i d e n , İttihatçı usulü "Jurnalleri y a k m a " sevdasıyla edebi ve siyasi ne romant i z m l e r çıkarılıyor, basılıp satılarak ne karlar edilmiyor? Devrimci savaş lügatinde " P r o v o k a s y o n " adını alan o çeşit " e y l e m " l e r i n ürkek tayları, hem suçlu hem güçlü o l m a k t a g e c i k m e d i l e r . Hele ilk fırsatta y e r y ü z ü n ü n tartışmasız sosyalistler o r t a m ı n a beklenen " K a h r a m a n " pozuyla " G ö ç m e n " olur olmaz, bütün g ü n a h l a r ı n d a n "PİYR'Ü PAK" e d i l m e k için, neredeyse kurbanları bir daha ateşe atıldılar. Çün-


kü pek az k i m s e , k e n d i n d e o n d a n daha başka t ü r lü d a v r a n m a ve d ü ş ü n m e e ğ i l i m i b u l u y o r d u . Ve bu kadarı, yalnız klasik B u r j u v a S o s y a l i z m i de değil, ayrıca Babil artığı A n t i k a K a p ı k u l l u ğ u c e v h e r i n e bağlanabilirdi. Sonuç nereye vardı? Kısa vadeli " T A K T İ K A " açısı ortada. " B a l k a n l a r d a bir t a n e " y a h u t " D ü n y a çapında b ü y ü k " yalancı pehlivanlar, T ü r k i y e sınıflar boğ u ş u n d a "TAKTİKA BİLMEYEN" eski sosyalist kıyım kıyım d o ğ r a n d ı k ç a , Sosyalizm C e n n e t i n i n Kevser ş a r a b ı n d a n ı r m a k l a r a k a n yeşillikli paluze duvarlı köşklerinde "ÖTER ALLAH DEYU DEYU!" bülbüller gibi keskin s o s y a l i z m şakıdılar. Onları pek iyi t a n ı y a n l a r a karşı bile, önce "TEHLİKELİ ŞÖVALYE", s o n ra " V a z g e ç i l m e z ve S A K I N I L A M A Z " lider kesilme ateşli hastalığına t u t u l d u l a r . " M A K S A T " ne idi? Her ç a ğ d a " M i l l e t v e k i l i - S e n a t ö r " o l m a y ı beceren bir ulu kişinin, söz d i n l e m e z işçi a k r a b a s ı n a d e d i ğ i gibi: "Siyasette balık gibi olacaksın! Dalga nereden çarparsa, öbür yana kaykılıp, dümeninde yan geleceksin!" M a k s a t , her ne olursa olsun "BAŞ O L M A K " değil mi? Siz m u h a r e b e d e ölen bir askerin " M a r e ş a l " o l d u ğ u n u g ö r d ü n ü z mü? Belki mezarı bile belli değil. Adını etini kargalar y e m i ş t i r . Y a ş a y a c a k s ı n , g ö z ü m , 55


başkalarını öldürüp onların omuzlarına basa basa yükseleceksin. Davranışını yakından görenler, yaptığında epey kalleşlik, hayli tabansızlık bulsalar bile, ölüler konuşmazlar. Az ötedekilere: "Külahını kurtaran kaptandır". Şarktır bu, kim kime? Eloğlu ne yapmış, yapmış " ü s t e " gelmiştir ya. Altta kalanın canı çıkmışsa, kabahat kendisinde. Ölülerle bir iş y a p ı l a m a y a c a ğ ı n a göre, savaş sonunda ancak a y a k t a kalabilene " B a ş k u m a n d a n l ı k " rütbesi ve " M a r e ş a l l i k " asası verilebilir. Başka t ü r l ü s ü olmayacağı için kalleşlik "KURNAZLIK" y e r i n e geçer, tabansızlık çabaya süreklilik g e t i r m i ş sayılır. "Sosyalist ahlâk", y a h u t "insancıl namus" mu? Kısa vade "Gerçeklik" önünde yenilenlerin ahlakı ve namusu aranır. "Küçük b u r j u v a " alışkanlıklarını bırak. Gömülenler tanıklık edemezler. Düşman, enayi değil gizli dosyasını yaysın. Tarihi dosyalar ele geçse "BEYAZIT MEYDANI" ne güne duruyor? Buna karşılık, ŞARK aydını demişler ona. "LALE"yi, isterse bir soylu çiçek, dilerse boyuna takılmış kızgın demir anlamına çekiverir. Sen Edebiyata, Şiire, Müziğe, Tiyatroya, Romana, davula zurnaya bak. Babasını satmaya "Evrensel deha", ihanete "TAKTİK inceliği" denilir. Kağıt bu, üzerine yazılanı " a l m a m " diyebilir mi? Üstelik, Sümer Medeniyeti batmış", 56


Gılgamış Destanı kalmıştır. Prensip savaşı unutulur: Edebiyatı, kuşaktan kuşağa masallaşır. Demek, Antika soylu Burjuva Sosyalizmi d ü n kü, b u g ü n k ü değil. Kimi batağın içinde solucan, kimi gizli servislerin gölgesinde "Deve kuşu", kimi, "Viran olası hanede evlad'ü iyal v a r ! " siperinde " T a r i k a t " müridi veya şeyhi. Kimi yabancı ülkelerde " V a t a n aşkını" ezip ezip s u y u n u içen Peygamber. Kimi A n a y u r d u n kapı arkasında baltayı bulunca, kutupları keşfetmiş "Tatsız-tuzsuz Deli Bekir." Kimi, bilinen eşeği alafranga boyalarla telliye pulluya babasına s a t m a y a çalışan Kayserili. Niçin, eğri o t u r u p , d o ğ r u y u s ö y l e m e y e l i m ? Bu t o p r a k l a r düşünür y e t i ş t i r m e z : "Bir ben m ü s t e s n a " havası; "Bilim adamı", y a h u t " B ü y ü k c e n g â v e r " ecnebi vizesi almamışsa, kabul edilemez, suyu, yeni midir? "Yeni" sosyalistler o katakombların [ m e z a r ların] arasından güneşe çıktılar. Sonra, eski " g e r çeklikler" hep bozgun. Doğru dürüst ne maaş, ne rütbe. Böyle hortlaklar, kabuslar değil mi, Türkiye'de sosyalizmi kırk yıl geciktiren ve işçi sınıfı hareketinin canına okuyan? Bunlara soluk a l d ı r t m a malı. Hele enayilikleri hiç benimsenebilir mi? Onun için, kimi " y e n i " sosyalistleri pek y a d ı r g a mamalı. Bu eğilim, sınıf ve t a r i h köklerinden gel57


diği ölçüde dayanıklı. Kısa vadeli " G e r ç e k ç i l i k k e n her sosyalistin uzak düşmesini beklemek "AKILCIL" olmaz. Eskiler de, yeniler de bunu anlamalıdırlar ve anlıyorlardır. İklim açıkgöz y e t i ş t i r i y o r . Açıkgözün eskisi gibi yenisi de bulunacaktır. Yenilerinin, eski açıkgözlerden daha az açıkgöz olmalarını dilemek insafsızlık olur. Proletarya Sosyalizmi işçi sınıfının eline geçip gelişinceye dek, Küçükburjuva ve burjuva Sosyalizmi açıkgözlüğünü sekterliği ile yarıştıracaktır. O da onun görevi. Proletarya Sosyalizminin görevi de: " D ü ş ü n c e ve Davranışı" mihenk taşı t u t mak, ne "Eski", ne "Yeni" sosyalistleri (sırf " y e n i " y a h u t " e s k i " oldukları için) t o p t a n bir t o r b a y a dold u r m a m a k t ı r . Halkımızın: "Eskiye itibar olsa, Bit pazarına nur y a ğ a r d ı " sözü kadar, "Yeni M e m m e d Ağa kesesini d ü ş ü r ü r " şarkısı da y e r i n d e söylenmelidir ve söylenecektir. Kimsenin kara gözleri için, gözyaşına bakmamalıydı. Ona göre, Sosyalizmin düşünce ve davranışında herkes hizaya gelmelidir. Çünkü kişi TAPINCI ile kişi SAPINCI, bir m a d a l y o n u n iki y ü z ü d ü r .

(AYDINLIK Sayı 5, Mart 1969)


İŞVEREN İŞÇİ

SOSYALİZM İ

SOSYALİZM İ


İŞVEREN S O S Y A L İ Z M İ " İŞÇİ S O S Y A L İ Z M İ T ü r k i y e ' d e sosyalizmin a k t ü e l iki konusu var: 1) Bilinç 2) Teşkilat Bilinç konusu daha çok t e o r i k açıdan, t e ş k i l a t konusu daha çok pratik açıdan ö n e m l i d i r . Teorik bilinç denildi mi, bunun şimdiki anlamı Teoride BURJUVA SOSYALİZMİ'ni bilince çıkarmaktır. Pratik t e ş k i l a t denildi mi, bunun şimdiki anlamı En somut biçimiyle ve parolalarıyla TÜRKİYE HALKINI TEŞKİLATLAN DIRMAK'tır. İlkin BURJUVA S O S Y A L İ Z M İ N İ BİLİNCE ÇIKARMAK üzerinde duralım. Bugün T ü r k i y e ' d e kapitalist sınıfı nasıl e g e m e n se, tıpkı öyle, e g e m e n bir b u r j u v a sosyalizmi yaratılmaktadır. Bu b u r j u v a sosyalizmini bilince çık a r m a k yapılacak ilk görevdir. Burjuva sosyalizmini bilince ç ı k a r m a k deyince, akla gelenler: B u r j u va sosyalizmi karşısında takınılacak davranış, bur61


j u v a sosyalizminin o l u m l u olumsuz y a n l a n , bu yanlara göre gerekli t a k t i k özellikler ve en sonunda proletarya sosyalizminin üstün çıkarılması gibi konulara ö n ü m ü z e çıkıyor. Bunlara bir kaç sözle değelim.


A- B U R J U V A S O S Y A L İ Z M İ NE EVET M İ ? HAYIR MI? T ü r k i y e ' d e BURJUVA SOSYALİZMİ'nin d o ğ u r t u l muş ve b ü y ü t ü l m ü ş olmasından daha olağan bir sonuç d ü ş ü n ü l e m e z . Öyle bir sosyalizmin "BAŞARILI" olması ne d e m e k t i r ? Halkın ve işçi sınıfının Finans Kapital işkencesinden kurtulması bir manivela ister. Bir ülkede ve dünyada yaşayan insanların bin t ü r l ü oyuna ve ölüme getirilip harcanmalarından yakalarını sıyırabilmeleri ancak GERÇEK SOSYALİZM yoluyla olur. Bu uğurda her güçlüğe sabırla ve bilinçle baş koyanlar nasıl düşünecekler ve nasıl davranacaklardır? Finans-Kapital z ü m r e s i T ü r k i y e ' d e bile, bir burj u v a sosyalizmine olsun hak t a n ı m a k zorunda kaldı. Özellikle 27 Mayıs'tan sonra, bu z ü m r e , iki elin parmaklarıyla sayılacak kadar az ve bir y ü z ü k taşı kadar apaçık ortada kalınca, sanki kendi kendisinden korktu ve millet içinde kendisini bir eriyik olarak gözden kaçırmak ve böylece geniş yığınları ke63


di y ö r ü n g e s i n e o t u r t m a k istedi. O zaman son kert e d e " t a r a f s ı z " ve serinkanlıca altruist [başkalarını düşünen kimse gibi] d a v r a n m a k gereğini duydu. Finans-Kapital öyle çok "DEMOKRATİK" idi ki, Türkiye'de sosyalizme bile yer bırakıyordu. İkinci Cihan Savaşında faşizmin bir an katastrofa u ğ r a m a sı, galip e m p e r y a l i s t l e r i son derece toleranslı olmaya sürükledi. Ve böylece sosyalizm, en geri sömürgelere dek bir çeşit " m e ş r u l u k " kazandı. Bu d u r u m d a ne y a p ı l a c a k t ı ? Başlıca iki zıt eğilim g ö r ü l d ü . 1- Burjuva sosyalizmine " n e n i m e t " diyerek dört elle sarılmak. Her ne pahasına olursa olsun "hiç y o k t a n iyi" d e m e k , " b u kadarcığını bari" sav u n m a k . Y ü k s e k göklerden her ne y a ğ a r s a , yercil kucak a ç m a k . Alkış t u t m a k . 2- Tersine, b u r j u v a sosyalizmi m a d e m k i " y u k a rıdan" geliyor, onu hiçe s a y m a k . Y e r y ü z ü n ü n en hinoğluhin canavarı olan Finans-Kapitalin "habis r u h u " diye yalnız k ö t ü l e m e k . Bu yeni oyuna düşm e m e k için yatıp kalkıp b u r j u v a sosyalizmine ana avrat sövmek. Bu iki y o l d a n hangisi t u t u l a c a k t ı ? Soruyu daha net koyar k o y m a z , hangi " M A N T I K " ile d ü ş ü n ü p davrandığımız bir yol daha ö n ü m ü z e çıkmazlık


edemez. Aristo'dan beri alıştığımız Mantık bellidir. "YA EVET, YA HAYIR BİR ÜÇÜNCÜSÜ OLAMAZ" Böyle metafizik BURJUVA "MÜTTEFEKKİR [Düşünür] ve MÜNEVVER [Aydın] İNSANLIK"ının doğuştan bayıldığı çok "YALINKAT " biçimlere girer. Türkiye'deki burjuva sosyalizmine ya "EVET!" deriz. Gününü gün eden bir "gerçekçi" alçakgönüllülüğü ile "AĞIR DELİKANLI" pozunu takınırız. Baş ağır, kulak ağır, zamanı gelince şahlanmak üzere köşemize çekiliriz. Yamyassı bir "VİCDAN HUZURU" içine gömülürüz. O zaman sosyalizmin "hot sosyete"si içinde en kodaman kapitalistler için bile "SAYGIDEĞERLEŞİRİZ". Evliyalar gibi sosyal madde ötelerine çıkarız. Buda yolunda Nirvana'ya kavuşuruz. Yok oluruz. Y a h u t tersine döneriz. T ü r k i y e ' n i n her b u r j u v a sosyalizmi gösterisine t o p gibi patlayan keskin bir " H A Y I R ! " çekeriz. Böyle bir sosyalizmi g ö r m e y e , hatta işitmeye dayanamayız. Bulduğumuz y e r d e bir kaşık suyla boğacağımıza inanırız. Bu hırs altında " İ Ş Ç İ SINIFININ DEVRİMCİ BİLİNCİ" adına göstereceğimiz n e g a t i v i z m u s ( o l u m s u z c u l u k ) ile " V A Z İ F E M İ Z İ Y A P M I Ş " sayılırız. Artık İsa'yı Çarmıha g e r i l m e y e g ö n d e r e n Roma Valisi Ponts Pilat y e t e n e ğ i y l e "ELLERİMİZİ Y I K A R I Z " . Böylece yeni65


den ve t e r s y o l d a n iyi saatte olsunlara karışırız, "sırra kadem basıp" gene y o k oluruz. Karşımızdakilerin pek istedikleri de budur. Burj u v a sosyalizminin "RAHAT" bırakılmasıdır. Burjuva sosyalizmi, en çok öyle metafizik mutlaklık taşıyan birer " E v e t " ve " H a y ı r " önünde keyiflenir. Evet diyenler kendi kendilerini inkar etmişlerdir. Hayır diyenler b u r j u v a sosyalizmini inkar gösterisi altında savaştan caymışlardır. Bu iki " ç e k i m s e r lik"ten karşımızdakiler çok yararlanırlar. " E v e t " diyenler tatlı canlarını s a v u n m u ş l a r d ı r . B u r j u v a s o s y a l i z m i n i n onlara ihtiyacı y o k t u r . Burj u v a s o s y a l i z m i n i n arkasında dayısı Finans-Kapital v a r d ı r ve her şeyi y e t e r c e destekler. Başkasına hacet kalmaz. Asıl " H a y ı r " diyenler, Burjuva sosyalizminin midesini kamçılayan acı nesneler gibi iştihasını kabartır. "Bakın bizde ne cevherler v a r " d e m e y e getirir. Meyvesiz ağaç olsaydı, b u r j u v a sosyalizminin üzerine taş atılır mıydı? Her iki d u r u m d a da b u r j u v a sosyalizmi bir oport ü n i z m kal'ası [kalesi] olarak ayakta kalır. Ne içinden, ne dışından yıkılamaz. Mensup olduğu b u r j u va "BOZUK DÜZENİ"ni sonuna dek, kimi çelebice, kimi a f o k o n l a r geçirerek habire "ELEŞTİRİR". Ya66


ni, eleştiri adı altında, ters y o l d a n b u r j u v a sosyalizmini s a v u n m a k t a ağır t o p ç u rolünü oynar. Örneği bütün dünya sosyalist partilerinde çok görüldü. Hala her gün çeşit çeşit mostralıkları ayağımıza takılır d u r u r . Ancak olayların en belirli ve kesin sonuçlu t ü r l e r i Çarlık Rusya'sında geçti. "Rus Sosyal D e m o k r a t İşçi Partisi" daha d o ğ a r ken, "MARKSİST" p l a t f o r m u n üzerine dayandı. Çarlık gizli polisi Okhrana o günler anarşist (nihilist) k ü ç ü k b u r j u v a suikastlarından bunalmıştı. O d u r u m d a Marksistler, en başta Lenin, " U r u d o v i k i " denilen k ü ç ü k b u r j u v a t e r ö r c ü l e r i n e karşı t e o r i k ve çok şiddetli eleştiriler yaptılar. Böylece, Marksizm yasak olduğu halde, Çar polisi Marksistlerin anarşistleri baltalayışlarına bayağı (tolerans) gösterdi. O y ü z d e n , İşçi Partisi içinde " E k o n o m i z m " adı alan ve siyasi savaşı ö n e m s e m e y e n , sonra "LEGAL MARKSİZM" adını alan ve yalnız b u r j u v a sosyalizmini bütün imtiyazlarıyla s a v u n a n akıllılar çıktı. 1905 d e v r i m i bütün hesapları alt üst etti. O zaman RSD İşçi Partisi içinde ideolojik geçinen BURJUVA SOSYALİSTLERİ sağduyularını kullandılar. Plekhanov, Martov ö n c ü l ü ğ ü n d e "YIĞINLAR DEVRİME GİRİŞMEMELİYDİLER" gibi ihtiyatlılık ve akıllılık gösterilerinde bulundular. Bunlara bakılsa Ta67


rih açıkgözlere s o r m a d a n adım a t m a y a c a k t ı . Bunlar MENŞEVİKLER adını aldılar. Ortada teori açısından iki uç çaprazlık belirdi. Bunlardan bir "KUYRUKÇULAR" "(Kvostii) vardı. Onlar b u r j u v a liberalizminin k u y r u ğ u n d a gideceklerdi. Bir de "ÜLTİMATOMCULUK" vardı. Bunlar, "Uzlaşma y o k " parolasıyla Parlamentarizmi hiçe sayıyorlardı. Halkı b u r j u v a s o s y a l i z m i n d e n y a r a r lanma işinde yetersiz ve y o k s u l bırakıyorlardı. Gerçek sosyalizm ne k u y r u k ç u l a r a "yeşil ışık" t u t t u , ne ü l t i m a t o m c u l a r ı ciddiye aldı. Burjuva sosyalizmi önünde işçi sınıfının şaşmaz mantığı DİYALEKTİK MATERYALİZM idi. Bu metot her iki uç düşünce ve davranışları iterek, kendi y o l u n d a yürüdü.


B - Y A L N I Z B U R J U V A S O SY A L İ Z M İ HAKLIDIR Bugün ortalıkta yaygın olarak bütün k ü ç ü k b u r j u va " s a ğ d u y u l a r ı n a kendisini dayamış bulunan iki kanı var. Bu iki kanıyı daha önce şu iki başlıkta özetledik: 1- "YALNIZ BURJUVA SOSYALİZMİ ÖNCÜ OLABİLİR" 2- "PROLETARYA S O S Y A L İ Z M İ Y E N İ L G İ ENAYİLİĞİDİR" Burjuva sosyalizminin soyut SÖZLERİNİ bir yana bırakalım. O sözler dünyanın en kemiksiz diliyle s ö y l e n m i ş l e r d i r . İstenildiği yana, istenildiği kadar çekilip uzatılabilir. Söz olarak bunlarla uğraşmak kadar boş ve anlamsız çaba olamaz. Burjuva sosyalizminin sözlerini bırakıp, som YAPTIKLARINI ele a l m a k ilginç olur. Bu yapılanlar, aydınlardan ve tecrübesiz gençlerden başlayarak, esnaflara ve fırsat buldukça köylülere, işçilere doğru uzanan etkilerdir. Bütün bu etkilerin hepsi 69


birden hep y u k a r ı d a özetlenen iki olayı ispatlamakla geçiyor. Burjuva sosyalizmi bu düşünce ve davranışlarında haklı mıdır, değil midir? Verilecek karşılığı soyut TARİF ve TANIMLAMALARDA a r a m a y a l ı m . S o m u t PROSE (vetire: süreç: gidiş) içinde bulabiliriz. İlkin b u r j u v a sosyalizmi öyle d ü ş ü n ü p d a v r a n makta haklıdır. Ancak bir soru şart olur: Nerede ve ne zaman b u r j u v a sosyalizmi haklıdır? 1- KAPİTALİZM çerçevesi içinde haklıdır. 2- Kapitalist sınıfı iktidarda kaldığı SÜRECE haklıdır. Gizli polisinden y a b a n c ı casus t e ş k i l a t l a r ı n a dek her güç, k a p i t a l i z m ilişkileri ortasında prolet e r s o s y a l i z m i y e r i n e b u r j u v a s o s y a l i z m i n i üst g e t i r m e y e çabalar. Şirket s e r m a y e l e r i kadar büy ü k , k a p i t a l i z m i n m a d d i manevi silahları kadar güçlü, e m p e r y a l i z m iktidarı kadar a k t ü e l olan bu çaba, ister istemez b ü t ü n a k a n suları d u r d u r u r . Kapitalizmin gerçekliği böyle iken, bütün o akıntılara karşı kürek ç e k m e k nedir diye sorulunca, verilecek karşılık kendiliğinden şöyle olur: " E N A Y İ L İ K T İ R " y a h u t "BUDALALIKTIR" ve ilh. Kapitalist sınıfı iktidarda kaldığı sürece, gerek feodal


kafa için, gerek kapitalist bireyciliği için, ülkücülük enayilik olarak kalacaktır. Ç ü n k ü p r o l e t a r y a s o s y a l i z m i her gün d ö r t bir y a n d a n bin bir açık y u m r u k y i y e c e k t i r , bin bir gizli s u i k a s t a u ğ r a t ı l a c a k t ı r . Ne y a p ı l a c a k y a p ı l a caktır, p r o l e t a r y a s o s y a l i s t l e r i n i n çanlarına boy u n a ot t ı k a n a c a k t ı r . K a p i t a l i z m STÜTÜKOSU açısından başka t ü r l ü s ü akla bile g e t i r i l e m e z . Böylesine körü körüne, p a r m a ğ ı m gözüne bir olay, bir "GERÇEKLİK" değil midir? Evet, gerçekliktir. Ona, bundan yüz küsur yıl önce Karl Marks "real politiker"lik adını v e r m i ş t i r . Türkçesi, sözü sözüne t e r c ü m e edilirse, " g e r ç e k politikacılık" diye çevrilebilir. Ancak ne Marks, ne Engels öyle bir "real Politiker" olmadılar ve "real politiker"liği bütün ö m ü r l e r i boyunca ellerinin tersiyle t i k s i n e r e k itelediler. Böyle bir d u r u m ö n ü n d e " r e a l p o l i t i k e r " l i ğ e karşı d i r e n e n l e r i b u r j u v a s o s y a l i z m i daha az küç ü m s e m e z . Onlara eziyet ç e k m e k t e n zevk d u y a n hasta m a z o h i s t l e r d a m g a s ı n ı v u r u r . Bile bile kendilerini ateşi atan e n a y i l e r gözüyle bakar. Ç ü n k ü "real p o l i t i k e r " l i k gibi şanlı şerefli, yağlı çıkarlı kolay yol d u r u r k e n , o inatçı kimseler d i r e n m i ş l e r dir. Onların kafa t u t u ş l a r ı n ı kafasızlıklarından 71


başka ş e y e b a ğ l a m a k m a n t ı ğ a s ı ğ m a z . P r o l e t e r sosyalistlerinin düşündükleri ve yaptıkları saçma m a n t ı k s ı z l ı k t a n başka t ü r l ü " t a r i f " e d i l e m e z . Y e n i deyimle "tanımlanamaz". Ne v a r ki, o bir anlık a ç ı k g ö z c e " T A N I M L A M A Y I " tarihcil g e r çs e k l i ğw i n akışı içinde bir wg e l i şa i m o l a r a k w a a ele aldık mı, kazın ayağı d e ğ i ş m e y e başlar. Bir kere " r e a l p o l i t i k e r " l i k kavrayışı, k a p i t a l i z m i n daha e m p e r y a l i s t iktidarı ile birlikte s a r s ı l m a y a başlar. E m p e r y a l i z m s ü r e s i n c e bir alışkanlık o l a r a k g ü d ü lürken bile, ikirciklikle k a r ş ı l a n m a y a başlar. B u r j u va s o s y a l i z m i bir şeye d i k k a t eder. K a p i t a l i z m gidişi birçok kişilerin en iyi p r o l e t e r s o s y a l i s t l e r i n i n t e k e r t e k e r başlarını y i y o r m u , y e m i y o r mu? Y i y o r . A n c a k o gidiş aynı z a m a n d a hiç d u r m a k sızın k a p i t a l i z m i n de başını y i y i p k e m i r m e k t e d i r . Bu olay ö n ü n d e bile b u r j u v a s o s y a l i z m i k u r n a z c a göz kırpıp şöyle d ü ş ü n ü r : "Ey/ ya, biz de kapitalizmin bittiği günü bekliyoruz. Kapitalizm tükendi mi, sırtımızda yumurta küfesi yok, proletarya sosyalizmine dönüveririz. Dönünce ablar, döner dolaplar ve ilh... " "TAKTİK Y A P T I K D I " y a h u t "İNKÂRIN İNKÂRI" y o l u n d a n d i y a l e k t i ğ i u y g u l u y o r u z d e n i l i y o r v e denilecek. B u r j u v a s o s y a l i s t l e r i g e r ç e k t e n d e hatta


proletarya sosyalizminin en çetin proletarya diktat ö r l ü ğ ü çağlarına bile kolayca uymuşlardır. "Ar değil, kâr" dünyası mı? B u r j u v a sosyalizmi burada da söyleyecek söz bulur. " M a r k s i z m , küç ü k b u r j u v a ahlâkçılığı" değildir der. Ve böylece " e n a y i l i k " yani s ü r ü n m e k ve yenilgi bir yol daha kapitalizm çağında proletarya sosyalizmine inananlara d ü ş m ü ş sayılabilir.


C- Y A L N I Z BURJUVA S O S Y A L İ Z M İ HAKSIZDIR Meseleyi bir de insanlık t a r i h i n i n b ü t ü n ü içinde d e ğ e r l e n d i r m e y e çalışalım. Eğer k a p i t a l i z m d e " e n a y i " sayılan ama " g e r ç e k t e n " v a r olan proletarya sosyalistleri b u l u n m a s a y d ı , işler nereye varırdı? Herkes "EYYAM EFENDİSİ" olup " k u r d a kul" kesilseydi ve "KURTLARLA ULUSAYDI" ne olurdu? T o p l u m u n bütün d e v r i m l e r i gibi SOSYAL DEVRİM de aktif olarak insancıl GELENEK-GÖRENEK üretici gücüyle, insancıl KOLLEKTİF AKSİYON üretici g ü c ü n ü n ü r ü n ü d ü r . İster istemez PASİF olan t e k n i k ve coğrafya üretici güçleri, insancıl üretici güçleri DETERMİNE eder, belirlendirir. Bununla birlikte, karşılıklı olarak insancıl üretici güçler de, t e k n i k ve coğrafya üretici güçlerini REALİZE ederler, gerçekleştirirler. Burada t a r i h i n kaçınılmaz d i y a l e k t i ğ i bir daha ağır basar. T e k n i k ve c o ğ r a f y a kadar d u y g u s u z , m a d d e c i l , kahredici üretici güçleri d e t e r m i n e et75


tiği için, PROLETARYA SOSYALİSTLLERİ denilen insanlar v a r o l m u ş l a r d ı r . Y a n i p r o l e t a r y a sosyalizmi şu veya bu kişinin ütopyası, k u r u n t u s u , uyd u r u ğ u değildir. Sosyal v e e k o n o m i k d e t e r m i n i z min ü r ü n ü d ü r . Bir an için (böyle şey olmazdı ya, nitekim olamadı ve o l a m ı y o r ) proletarya sosyalistlerinin hiç doğmadıklarını farz edelim. Herkes "real politiker" e y y a m efendiliği ile g ü n ü n ü gün ediyor. Boyuna alkış ve kazanç t o p l a y a n b u r j u v a sosyalisti oluyor, diyelim. Böyle şey olmadı, o l m u y o r ve o l a m a y a c a k . Çünkü t e k r a r edelim, her şeyden önce EKONOMİK DETERMİNİZM buna engeldir. Modern t o p l u m d a b u r j u v a sosyalizminin t e k e r i n e birinci kamayı sokan bu gerçeklik, bu e k o n o m i k d e t e r m i n i z m d i r . Vardır PROLETARYA SOSYALİSTLERİ. Bu göz göre göre var olan insanları, güçleri ve eğilimleri nasıl y o k sayabiliriz? Proletarya nasıl varsa, tıpkı öyle, proleter sosyalizmi var o l m a k ve gelişmek zorunda kalmıştır. Modern t o p l u m d a bu oluş ve gelişim, en önüne geçilmez asıl öz gerçekliktir. Faşizmin üstün geldiği y e r d e , onun kuyruk altını yalayan burjuva sosyalistleri kadar, faşizme meydan okuyan proletarya sosyalistleri de yetişmişler76


dir. Burjuva sosyalistlerinin işbirlikçiliğe d ö k ü l d ü k leri karanlık, kara Finans-Kapital diktası günlerinde, proletarya sosyalistlerinin sesleri duyulmadığı zaman dahi kökleri kazınamamıştır. Tarih gidişi içinde "REAL POLİTİKER"lik gerçekli��ini kökünden kazıyan KAÇINILMAZ GERÇEKLİK budur. Öyle olmasaydı, insanlık t a r i h i 7 bin yıldan beri hep y e r i n d e saymış olurdu. Modern çağa giriş, gerisin geriye dönüşe varırdı. Y o k , öyle bir şeyler. En karanlık ve bilinçsiz antika t a r i h t e , her şeyin yıkıldığı m o m e n t l e r g ö r ü l m ü ş t ü r . Bu katastroflara bugün TARİHSEL DEVRİM adını v e r i y o r u z . Ardından ne g ö r ü y o r u z ? T o p l u m u n en çok gerilediği çağda, hiç kimsenin beklemediği eskisinden daha ileri atılışlar hızlanmıştır. Modern t o p l u m d a işler başka t ü r l ü y ü r ü m e d i . Kapitalizmin kendi önderlik ettiği d e v r i m e gene kendisi en gerici k a r ş ı - d e v r i m l e r çıkardı. Ardından karşı d e v r i m i n zorbalığı ne denli büyükse, en az o denli büyük, keskin ve kesin d e v r i m l e r patlak v e r di. Her k a r ş ı - d e v r i m daha bereketli d e v r i m l e r e kapı a ç m a k t a n başka bir şeye y a r a m a d ı . Hatta İngiltere ile Fransa t a r i h l e r i n i n birbirlerinden ayırt olunuşları bu noktada toplandı. Fransız t o p l u m u n d a boyuna en gerici k a r ş ı - d e v r i m l e r kışkırtı İd ığ ı için, 77


Fransız sosyal d e v r i m i y e r y ü z ü n d e "ULU DEVRİM" adını aldı. Ve bütün bu d e v r i m l e r kendi çağlarında hep k ö t ü l e n m i ş , hakarete, k o v u ş t u r m a l a r a , işkencelere uğratılmış ülkücülerle y ü r ü d ü . B u r j u v a sosy a l i z m i n i n t e k e r i n e sokulan ikinci kama şudur: İnsancıl üretici güçlerden ÜLKÜCÜLÜK yalnız kaçınılmaz olmakla kalmamıştır, kazınılmayacak kadar da köklü ve güçlü o l m u ş t u r . Bir an için herkesin günlük çıkarcı politika beyefendisi kesildiğini kabul edelim. Sosyal d e v r i m ne olacaktı? Coğrafyanın dağları, taşları, ulu ulu ağaçları yahut üretimin orakları, çekiçleri, karasabanları, makineleri, motorları, o r d i n a t ö r l e r i , füzeleri, uçakları canlanacaklar mıydı? Başlarını kaldırıp, bir gün y e r y ü z ü n d e kendilerini daha iyi işletebilecek insan düzenini KENDİLİKLERİNDEN mi 'kuracaklardı? Böyle bir s o r u n u n g ü l ü n ç l ü ğ ü bile sahteliğini örtbas edemez. Basit ö r n e k l e r her gün g ö z ü m ü z ö n ü n d e akıyor. En sonuncusuna göz atalım. 1960 yılının 27 Mayıs gecesi ne oldu? T ü r k i y e ' d e Finans-Kapital "şartsız kayıtsız e g e m e n " idi. Bu e g e m e n l i ğ i n gittikçe ağırlaşan baskısına karşı d i r e n m e nasıl olabilirdi? Bütün alın t e r i y l e y a ş a y a n T ü r k i y e sınıf ve t a b a k a l a rında hoşnutsuzluk eğilimi pusuda y a t ı y o r d u . Bu


eğilim kara yığınların en karanlık ve en t e r s gösterisiyle, hatta M e n d e r e s - B a y a r kliğinden m e d e t umar d u r u m a d ü ş m ü ş t ü . Bu şartlar altında son kerteye gelmiş hoşnutsuzluk, bilinçli y a h u t bilinçsiz ülkücülerini bulmasaydı, nereye varırdı? 27 Mayıs'ı t e ş k i l a t l a n d ı r a n , y a y ı n d a n boşandıran ülkücü genç a s k e r l e r , karanlıklar içinden kelleyi koltuğa alıp çıktılar. Bu ülkücüler o l m a s a l a r dı, T ü r k i y e ' n i n en b ü y ü k zibidi ve z ü ğ ü r t yığınlarında b ü y ü y e n h o ş n u t s u z l u k eğilimi, Bayar ve Menderes'in k u y r u ğ u n u y a l a m a k l a k ı y a m e t e kadar s ü r ü n e c e k miydi. G ö r ü n ü ş ona b e n z i y o r d u . Memlekette geniş çalışan halk yığınlarının hoşnutsuzluk eğilimi ters yolda soysuzlaşıyordu. Bu haliyle o hoşnutsuzluk eğilimi 27 Mayıs devrimini başarılı kılmaya yetebilir miydi? Böyle bir şeyi düşünmenin bile gülünçlüğü, sahteliğini örtbas edemez. Tarihte bütün GERİCİ d i k t a t ö r l ü k l e r hep ve her zaman yalnız İLERİCİ d e v r i m l e r i b o ğ m a k için ve boğarak azıtmışlardır. Öyle iken, ne Antika t o p l u mun "TARİHCİL DEVRİMLER" " t e k e r r ü r " e t m e k t e n geri kalmıştır, ne m o d e r n "SOSYAL DEVRİMLER" birer masal olmuşlardır. PROLETARYA SOSYALİZMİ, en "İLERİ" ülkelerde sırf BURJUVA SOSYALİZMİ sayesinde alt edilmiş ve zaman z a m a n FA79


ŞİZM'in g ö r ü l m e d i k gerici diktasıyla kana boğulm u ş t u r ve boğuluyor. Dünyada proletarya sosyalizmi bir var imiş, bir y o k imişe d ö n d ü r ü l e b i l d i mi? Çarlık düzeni, O s m a n l ı s a l t a n a t ı , A v u s t u r y a i m p a r a t o r l u ğ u , A l m a n y a k a y z e r l i ğ i bir v a r imiş, bir y o k imişe d ö n d ü l e r . Onların y e r i n e geçen cumhuriyetler yaşıyorlar. Tarihte 7 bin yıllık m e d e n i y e t l e r i n batışları nedendir? O z a m a n l a r t o p l u m d a bir DEVRİMCİ BİLİNÇLİ insan kümesi bulunmayışından. Öyle bir d e v r i m c i sosyal sınıf t o p l u m içinde t e ş k i l a t l a n m a dığı için, sosyal yıkılışlar birbirilerini kovalamıştılar. 500 yıldan beri Modern t o p l u m d a bir d e v r i m c i küme insan (vaktiyle kapitalist sınıfı, sonra işçi sınıfı) sahneye çıktığı için, Antika t o p l u m u n Tarihcil Devrimleri bir daha " t e k e r r ü r " e d e m e m i ş t i r . İnsanlığın g ö r ü n e n t a r i h i boyunca bütün o geçirilmiş sosyal alt üstlükleri, hep s t a t ü k o y a karşı çıkmış ülkücü eğilimlerin ve insanların t ü k e n m e d i ğini gösterir. Eyyam efendilerinin, çıkarcı "real politiker"lerin e g e m e n oluşları ülkücül gelişimleri şu veya bu biçimde hiçbir z a m a n e n g e l l e y e m e m i ş t i r . Bugün b u r j u v a sosyalizmi ile proletarya sosyalizminden hangisi haklı ve güçlü çıkacağı bu t a r i h dersinden kolayca öğrenilebilir. 80


D-

KÜÇÜK S A K I N C A ,

BÜYÜK S A K I N C A

Yukarıda şöyle bir söz geçti: " D e v r i m i güçlerin b u r j u v a sosyalizmini öncü e t m e l e r i n d e büyük bir sakınca g ö r ü l m e y e b i l i r . " Bu sözün nitelik ve nicelik bakımından özel anlamı açık olmalıdır. NİTELİK bakımından " ö n c ü l ü k " sözü söylenirken m u r a d e d i l e n a n l a m , BURJUVA SOSYALİZMİ'nin t e o r i k ö n c ü l ü ğ ü değil, pratik a n l a m d a BURJUVA SOSYALİSTLERİ'nin davranışlarıdır. Bunda en ufak kuşku beslenemez. O bakımdan b u r j u v a sosyalistlerinin öncülükleri şu veya bu nedenle kabul edildiği z a m a n dahi, b u r j u v a sosyalizmi ile medeni TEORİK savaş en kıyasıya öz ve biçimlerle y ü r ü t ü l ü r . Bunda kimsenin alınganlığına yer ve ayrıcalık v e r i l e m e z . NİCELİK bakımından b u r j u v a sosyalizminin öncülüğü deyince, m u r a d e d i l e n a n l a m s o m u t z a m a n ve mekân şartlarıdır. B u r j u v a sosyalistlerinin önde gidişleri, kendi çapları gereği ebedi olamaz. Belirli ZAMAN süresi içinde ve belirli ŞARTLAR o r t a m ı n d a 81


sakıncalı olmayabilir. O s o m u t d u r u m l a r d a bile obj e k t i f konu birkaç on bin, hatta yüz bin GERİ İNSAN'ın t e p e s i n d e kazaska o y n a y a n üç beş e y y a m efendisi gerçek b u r j u v a sosyalistinin işi olamaz. Hele m o d e r n çalışan sınıf büyük a d a m t a k l i d i afur t a f u r çalımına ve pozuna hiç gelemez. Nicelik bakımından konu on milyonları, hatta üç milyar insanlığın t ü m ü n ü hesaba katmayı g e r e k t i r i r . Böyle büyük hesap gidildi mi, ister istemez, konunun niteliği de bambaşkalaşır. Sakınca ile sakıncasızlık birbirine karışır. Devrimci aydın papağanlar t a r i h i n diyalektiğini z a m a n e fırsatçılığının sofizmine çevirmiş o l m a k t a n k u r t u l a m a z l a r . Başarı kehanetleri b u r j u v a t o p l u m u n d a KISA ve GELGEÇ zaferciklerle ispat edilemez olur. Geçen yüzyılda bunun bin bir örneği görüldü. Hele 20. Yüzyılın 69'uncu yılında BURJUVA SOSYALİZMİ t a k t i k olarak fazla ciddiye alınamaz. Ciddiye almanın tehlikeleri y e r y ü z ü n ü n şu veya bu köşesini y a n g ı n y e r i n e çevirip d u r m a k t a d ı r . Bugün Finans-Kapitalin barutuna çok nem düşmüştür. Ancak d i k t a t ö r l ü k l e sürekli s ö m ü r ü y ü r ü t ü l e m i y o r . Musolini'lerin, Hitler'lerin dünya ölçüsünde becerdikleri kanlı s e r ü v e n l e r , y e r y ü z ü n d e her şeyden önce kapitalizm için çok pahalıya mal oldu. Proletarya sosyalizminin insanlığı iç çelişki82


siz, insancıl düzene g ö t ü r m e s i örnekleriyle aşama yaptı. Bu örnekler önünde Finans-Kapital d i k t a t ö r lüğü çok dikkatli olmak zorunda kaldı. Burjuva sosyalizminden başka hiçbir şey gerçek sosyalizme karşı hinoğlu hince engeller çıkaramıyor. Onun için A m e r i k a Birleşik Devletleri, Güney A m e r i k a diktatörleri aşındılar mı, " s o s y a l i z m " y o l u n u t u t u yor. Uluslararası e m p e r y a l i s t casus teşkilatları radyo antenli "inadına" KESKİN SOSYAÛZM'leri besleyip b ü y ü t ü y o r . Bu t u t u m d a Kur'anın dediği gibi, çok "AYET" var. Çok belge, çok "ZAMANE ALAMETİ" var. "- Canım denilecek, ufak t e f e k sakıncalarına rağmen siz de bugün burjuva sosyalistlerinin hatt a " ö n c ü l ü k l e r i n e hoşgörürlükle bakmıyor musunuz? Demek siz de burjuva sosyalizmini dost sayabiliyorsunuz. Bütün dünyayı kendine d ü ş m a n e t m e ğ e ne hakkınız v a r ? " Tekrar edelim. Somut olaylar dururken, sırf saf düşünce alanında bu t ü r l ü mantık çekişmelerine kaymak kolayca skolâstiğe ve sofizme kaçabilir. 700 milyonluk Çin eğer bu t ü r l ü skolâstikleri ve sofizmleri zamanında kökünden t e m i z l e m e s e y d i , ne olurdu? Çin hala Çan Kay-Şek'lerin izinde, A m e r i kan e m p e r y a l i z m i n i n ihtiyat gücü olarak kalırdı.


Gerçekte proletarya sosyalizmi elbet b u r j u v a sosyalizminin ne m u t l a k anlamıyla DÜŞMANIDIR, ne mutlak anlamıyla DOSTUDUR. Proletarya sosyalizmi d i y a l e k t i k t i r deyince şunu anlıyoruz: B u r j u v a sosyalizmiyle ne y a m y a s s ı ve sulu hayran bir DOSTLUK güder, ne hiç bir k o m p r o m i tanımayan sonuna dek keskin DÜŞMANLIK güder. Proletarya s o s y a l i z m i burjuva sosyalizmiyle DOSTLUĞUNU DÖĞÜŞEREK GELİŞTİRİR. Bir t a r a fın silahını t e s l i m e t m e s i y l e kurulan ilişkiye dostluk değil, KULLUK adı verilir. Eğer b u r j u v a sosyalistlerinde zerrece akılcıl b u r j u v a realizminin n a m u s u varsa, her şeyi anlamakta güçlük çekmezler. B u r j u v a sosyalizminin kendisi de DÖĞÜŞKEN DOSTLUĞUN y a r a t a c a ğ ı savaşçıl ilişkiden ürkmez. T a m t e r s i n e , insanlık kadar kendisi için de d ü ğ ü ş k e n d o s t l u ğ u n en iyi çözüm y o l u getireceğini kavrar. Modern t o p l u m yüzyılın başından beri d o ğ u m sancılarıyla kıvranıyor. İnsanlar ve milletler arasında bir çok gereksiz kan a ğ l a m a l a r veya kan d ö k m e l e r sürüp gidiyor. Bunları kalkması insanlık içinde insan olarak burj u v a l a r ı da kayırır. Ve birçok "DOĞUM SANCILARI "nı azaltır. Demek t o p l u m d i y a l e k t i ğ i n d e ilkin EN UFAK sayılan sakıncalara bir süre sonra ansızın DEV sakın-


çalara dönebilir. Bugün b u r j u v a sosyalizminde görülen "UFAK SAKINCALAFTa d o k u n m a z s a k , hangi sonuçlarla karşılaşılır? Bir y a n d a belki b u r j u v a sosyalistlerini daha realist olmaya alıştırmadığımız için, boyuna y a n ı l m a k t a n ö t ü r ü günaha gireriz. Öte y a n d a proletarya sosyalizmini ileride önlenemeyecek hayallere kaptırıp boşu boşuna y ı p r a n d ı rır ve yitiririz.


E- P R O L E T A R Y A S O S Y A L İ Z M İ N A S I L ÜSTÜN G E L İ R Günün küçük sakıncaları nelerdir? BİRİNCİSİ: İşçi Partisi içinde Burjuva Sosyalizminin ne o l d u ğ u n u bilmezlikten g e l m e m e k t i r . Burj u v a Sosyalizminin ne o l d u ğ u n u onun y ü z ü n e karşı s ö y l e m e m e k : Proletarya Sosyalizmi kadar burj u v a s o s y a l i z m i n i n ta kendisine de kıymak olur. B u r j u v a sosyalizmi ile Proletarya Sosyalizmi arasında, gerçekçi gelişimleri d e ğ e r l e n d i r m e k gereklidir. A n c a k , bu t o l e r a n s gereklidir diye, Prolet a r y a S o s y a l i z m i n d e n biçim oyunlarıyla kaçakçılık ve kaçamaklık yapılmasına göz y u m u l a m a z . Burj u v a Sosyalizmi ile Proletarya Sosyalizmi arasındaki sınırları bozup karıştırmaya kimsenin hakkı y o k t u r . O sınırları b e l i r l e n d i r m e k her z a m a n k i n den çok b u g ü n ü n AKTÜALİTESİ'dir. Yalnız, B u r j u v a Sosyalizmi ile Proletarya Sosy a l i z m i arasındaki sınırlar duruca ve kesince belirlendiriIirse ve b e l i r l e n d i r i l d i k t e n sonra, BURJU87


VA S O S Y A L İ Z M İ ile de, KÜÇÜK BURJUVA SOSYALİZMİ ile de, hatta d ü p e d ü z BURJUVA LİBERALİZMİ ile de birlikte yapılacak işler, y ü r ü n e c e k y o l l a r ortaya çıkabilir. Birinci KÜÇÜK SAKINCA bilinçlice önlenebilir. İ K İ N C İ S İ : İşçi Partisi'ni saran B u r j u v a Sosyalizmi e l e ş t i r i l i r k e n , o akıma dört elle ve dört ayakla sarılmış " k ü ç ü k b u r j u v a " liderlerini alınganlığa, d i r e n m e y e , b ü s b ü t ü n d o m u z l a ş m a y a itip s ü r ü k l e me k o r k u s u , y ü z e y d e en haklı g ö r ü n m e y e çalışan "SAKINCA "dır. Bu sakıncayı diline d o l a y a n l a r , g ö r ü n ü r d e en büyük "iyi dilek" ve " s a ğ d u y u " ile d ü ş ü n ü p davr a n m a k inancındadırlar. Hep, Burjuva Sosyalizmi ile Proletarya Sosyalizmi arasındaki u ç u r u m u n derinleşmesinden ve Finans Kapitalin bu u ç u r u m u k ö t ü l ü ğ ü n e kullanmasından ü r k ü l m e k t e d i r . Bu " T a k t i k a " , hem kısa vadeli, hem gerçekçilik dışıdır. Görüşün kısa vadeli oluşu tecrübesizliğe ve bilgisizliğe bağışlanabilir. Gerçeğe uymayışı, tehlikesini artırır. Tekrar edelim: Burjuva Sosyalizminin liderleri ne "satılık" olmakla, ne " ü t o p i s t " olmakla karakterize edilip geçiştirilemez. Satılık a d a m , kolay maskesini düşürür. Asıl içten, s a m i m i demagoglar çok daha aşırı tehlikeli olurlar. 88


Gerçekte, o liderler ütopist "KÜÇÜK BURJUVA" pek değildirler. Hayal kurmuyorlar. Elle t u t u l u r , dişe d o k u n u r nesne ve olanaksız adım atmıyorlar. Sırası düştükçe m ü k e m m e l (kimi Demircilerden mükemmel) "BURJUVA" maddeciliği ve etkenliği göst e r m e k t e kusur etmiyorlar. "Bilimcil Sosyalizm"i dillerine dolayışlarından belli. Hiç burunlarından kıl kopartmayışlarından belli. Onlar, Proletarya sosyalizmine a m a n v e r m e m e k , mızrağını her ne pahasına olursa olsun çuvala s o k m a k çabasındadırlar. Öyle bir "PRENSİP" (Onların deyimi ile: " İ l k e " " T i l k e " ) , herhangi lider kadrosunca birinci GÖREV gibi benimsenebilir mi? Tecrübesizlik, bilmeyiş akla gelebilir, ya o görev "SOSYALİST DİSİPLİN" perdeli f o r m e l gerekçelerle p e r ç i n l e n m e y e girişilirse, işin rengi büsbütün değişmez mi? Disiplin burj u v a o r d u s u n d a da vardır. Hele Faşist ö r g ü t l e r d e alabildiğine y a m a n d ı r . Oralara disiplin, " K ö r ü körüne itaat" biçimine s o k u l m u ş t u r . Nedenleri açıktır. Maksat, aydınlık ve gönüllü bilinç y e r i n e , karanlıktan y a r a r l a n m a k t ı r . O kör itaat bile uzun eğit i m l e otomatlaştırılabilir. Sosyalist disiplin, her şeyden önce, şu veya bu " ö n e m l i " kişinin, altında ne yattığı araştırılamaz emir ve kumandası değildir. Düşünceyi davranışla 89


en iyi s e n t e z l e r i n e v a r d ı r a b i l m i ş SINIFLAR GÜREŞİ içinde uzun çıraklık e m e k l e r i y l e e d i n i l m i ş ve boy u n a gelişen SINIF B İ L İ N C İ ' n e d a y a n ı r s a , disiplin sosyalist billurlaşmasına ve çelikleşmesine kavuşur. O z a m a n bile e s k i l e r i n : " İ T L A F I HAYVAN BİLA FAİDE" (Canlıyı y a r a r s ı z c a t e p e l e m e k ) d e d i k l e r i yolu tutulamaz. S o s y a l i z m d e d u r u m l a r v e t u t u m l a r böylesine açık ve belirli iken, bir ö r g ü t t e , s i s t e m l i c e en t e c r ü beli p r o l e t e r l e r i t ö k e z l e t m e k , en içtenlikçi masalları y a y m a n ı n , d e v e kinleri g ü t m e l e r i n y e r i ve anlamı nedir? Hepsi bir y a n a , ELEŞTİRİ: adı ü s t ü n d e , bir silahtır. O silahla, m a y t a p o y n a n m a z , y a n l ı ş l a r okşanmaz, vurulup öldürülür. Yanlışında aydınlanan kişi, y ü c e l e b i l i r . Yanlışı ile k a y n a ş a n , yanlışı ile göm ü l ü r . Dost eliyle de olsa, y a r a l a n m a k her insana acı gelir. Ne v a r ki, acıya k a p a n m a y a n l a r ı n , s o s y a lizminde samimiyetlerine, savaşta dayanırlıklarına güvenilmez.

"rinin hut:

İşte, öyle ama üzerlerine varıp "Bırak sarhoşu,

gene de Burjuva Sosyalistleonları katırlaştırmamalı." Y a kendi yıkılsın"rr\\?

Bu kanı: "Bırak kuduzu, dilediğini ısırsın" d e m e y e benzer. Önce s o s y a l s a r h o ş , sosyal a k s i y o n l a 90


yıkılır. Kendiliğinden yıkılmaz. Sonra, " s a r h o ş " yalnız kendisi olsa, bırakılır. Üzerlerine yıkılarak yıktığı insanlar da var. Bırakılamaz. Bırakmak, basit salon nezaketi, kişi çelebiliği gösterisi olmaz. Silahını bırakıp, Burjuva sosyalizmi ile d ö v ü ş t e n kaçmanın en yozlaştırıcı biçimi olur. Burjuva sosyalizmi, s a k r o - s e n t d o k u n u l m a z l ı k lar sağlayacak. Ülkenin düşünce ve davranış alanında, u y d u r m a katakulliler oynansın diye taş üst ü n d e taş bırakılmayacak. Halk yığınlarının her girişkinliği, "izinsiz" veya " p a t e n t s i z " diye önlenecek. En büyük zafer; yalancı pehlivan pozlarıyla, birkaç yüz bini g e ç m e m e k üzere d o n d u r u l m u ş MÜZMİN oy avcılığında bulunacak. E m p e r y a l i z m i n ve Finans Kapitalin Tefeci-Bezirgan sınıfı ile o r t a k laşa çizildiği s t a t ü k o y ö r ü n g e s i n e o t u r t u l a c a k . Niçin? Hep, tanrılaştırılmış kuklalar t ü r e t m e k için... Ondan sonra mı, Proletarya Sosyalizmi sırf en doğru yol ve t u t u m olduğu için, kendiliğinden üstün geliverecek? Hem de y e r y ü z ü n ü n en geri, her zaman Sen-Bartelmi katliamlarına yatkın ülkesinde? Proletarya sosyalizmi, 150 yıldan beri d o ğ u m sancılarıyla d ü n y a y a gelmiş. Her y e r gibi şu m u t suz t o p r a ğ a da gelecek. İ s t e m e k veya i s t e m e m e k şunun bunun elinde değil. Kişi, z ü m r e , hatta sınıf 91


zılgıtları ve çılgınlıkları üstünden atlayıp, elbet gelecek. A m a o d o k u n u l m a z l ı k l a r a d o k u n m a k l a gelecek. Halk yığınlarının inisiyatiflerini g e l i ş t i r m e k l e gelecek. Finans-Kapitalin k o k m u ş s t a t ü k o c u l u ğ u nu t e m i z l e y e r e k gelecek. Kukla-Tanrı B u r j u v a Sosyalistlerinin iplerini kesmekle, Proletarya Sosyalizmi üstün gelecektir. Halk alınyazısına boynunu bükmüş, cellatlarına kellesine teslim etmiş mi? İşçi sınıfımız kabuğuna büzülmüş, bir damla işin, bir lokma e k m e ğ i n bunalımında mı? Biz, bir a t m o s f e r basınç altındaki ve ateşin üstündeki suyun 99 derece ısıdayken bile kaynamadığını bilen insanlarız. Kaynamanın yalnız alttaki ateşle değil, üstteki basınçla da orantılı bulunduğunu anlayan insanlarız. Bilimcil Sosyalizm, sosyal olayların, tabiat olaylarındaki kadar kişiliğimize saplanmaksızın ele alınmasını öğretmiştir. Modern Sosyal Güreş, g ü n ü m ü z ü n dünyasında nasıl gelişiyor? Uzakdoğu'da ve Uzakbatıda, inanılmaz olaylar görüyoruz. Büyük yığınların öncüleri, dağda, o r m a n d a , "PROLETERLEŞİYORLAR". Emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı körpe bilinçleri ve çiğ etleri ile çıktıkları gün ne göğüslerinde kalkan, ne ellerinde silah taşıyorlar. Oralarda çırılçıplak askercil savaş yapılıyor. Çin'de, Çinhindi'nde,


Cezayir'de, Küba'da, işitmeyen kalmadı. A n t i e m peryalist ve anti feodalist savaşçılar, DÜŞMANDAN SİLAH ALARAK güçlendiler. Demek, ateşli silah gibi şakası olmayan araçlarla savaş için bile birici kural bu: Gerekince düşmanından silahını alacaksın. T ü r k i y e ' m i z d e öyle bir d u r u m yok. Milletimizin medeni, ülkücü, sosyal ve politik İkinci Kurtuluş Savaşı için BİLİNÇ silahı o m e t o t d a n ders çıkarabilir. Proletarya Sosyalizmi İNANÇ ve BİLİNÇ ermeydanında savaşıyor. Bütün t o p l u m içinde olduğu gibi, Burjuva Sosyalizmi ortamında da, ayrıca kendinden olmayanları kazanmakla görevlidir. Hakikat bir an u n u t u l a m a z . Proletarya sosyalizmi, hele T ü r k i y e gibi ülkelerde azınlığın azınlığıdır. Gerçi bu NİTELİK değil, KALİTECE azınlıkta kalma değil. Kantitece, sayıca azınlıkta k a l m a k t a dır. Gene de proletarya sosyalizmi, gelmiş geçmiş DEMOKRASİLERİN en su katılmamışı olduğu için, NİCELİK bakımından da millet ç o ğ u n l u ğ u n u kaz a n m a k zorundadır. Proletarya Sosyalizmi kendi azınlığından ve Finans-Kapitalin d ü z d ü ğ ü şom karantinadan kurtulmalıdır ve kurtulabilir. Bunu ancak en karşı sayılan cepheden insan kazanmakla başaracaktır. Bu kazanç, d u r d u ğ u y e r d e , kendiliğinden gelmez. Kimsenin hatırına 93


toz k o n d u r m a m a k l a ise hiç olmaz. Düşünce ve davranış alanında açıkça, y i ğ i t ç e s a v a ş a r a k elde edilir. Dost d ü ş m a n bunu böyle bilmelidir. Günün B u r j u v a Sosyalistleri kıyamete dek Burj u v a Sosyalisti olarak mı bırakılacaklardır? Bu kanı "Sol s t a t ü k o c u l u k " olurdu. Burjuva Sosyalistleri içinde s a m i m i ve y ü r e k l i olanlar çoktur. Onları Proletarya Sosyalizmine k a z a n m a k yalnız dövüşle başarılın İnanç, Ülkü, Düşünce, Davranış savaşlarının harman olmadığı yere şeytan bile u ğ r a m a z , değil ki g e r ç e k t e n b u r j u v a ve küçük b u r j u v a savaşçıları uğrasın. Savaş denildi mi, sırf çelebice s ö z c ü k l e r kendiliğinden suya düşer. Güreş için birinci şart elense e t m e k t i r . Güreş, y e n m e k için yapılır. Elense edenler, b i r b i r l e r i n i n sırtlarını y e r e g e t i r m e y e ceklerse, ne z a h m e t ederler? Danışıklı d ö v ü ş ü n en kalp akça sayıldığı y e r sosyal savaş alanıdır. Sosyal ve politik d ö v ü ş , horoz d ö v ü ş ü değildir. Sırtı y e r e g e t i r m e k , karşılıklı ACI GÜÇ k u l l a n m a ya dayanır. Yalnız kabadayılıkta değil, politikada dahi, y e n m e k , y e n i l m e k o l a ğ a n şeydir. G ö r ü n ü ş te g ü r e ş e n l e r kişilerdir. G e r ç e k t e kişilerin y e n i ş leri y a h u t y e n i l i ş l e r i , her z a m a n , her y e r d e , prensiplerin, d ü ş ü n c e l e r i n , m e t o t l a r ı n , d a v r a n ı ş l a r ı n y e n i l i p y e n i ş l e r i olur ve hep öyle olmalıdır. 94


İnsan, kuralına uygun kavgadan, hele birbirinden k o r k m a m a l ı , ölse hiç kaçmamalıdır. Korku hiç b i r " s a d r e şifa" v e r m e z . Kaçış, kimseyi k u r t a r m a z . Tarihte nice uluslar, en kanlı boğazlaşmalar sonucu kaynaşıp kardeşleşmişlerdir. Modern milletlerin hepsi o k a y n a ş m a l a r d a n d o ğ m u ş l a r d ı r . Modern sosyal ve politik savaş, neden başka t ü r l ü olsun? T o p l u l u k l a r için doğru olan bu kural, kişiler için de doğrudur. Hele savaş, sosyalizm gibi m o d e r n çağın en kaçınılmaz o r t a k prensipli eğilimleri arasında olursa, büsbütün verimlileşir. Karşılaşan her tez, a n t i t e ziyle a n l a m kazanır. Çarpışma ne denli y a m a n olursa, SENTEZ o denli güçlü olur. Başka t ü r l ü s ü : Tezsiz, antitezsiz karşılaşmalardan doğacak SENTEZ, k u r u n t u ötesinde ne g ö r ü l m ü ş ne işitilmiştir. Ülkü ve prensip savaşında, kimsenin kaşına gözüne bakılamaz. Alınmaca, darılmaca y o k t u r ve olmamalıdır. En çok düşkün olunulan " K İ Ş İ L İ K " ve kişi o l g u n l u ğ u yalnız kıyasıya savaşılarak edinilir ve geliştirilir. (AYDINLIK, Sayı 8, Haziran 1969, s. 1 0 5 - 1 0 6 )


Kivilcimli türkiye'de siniflar ve politika