Page 1


BAŞLARKEN 3568 Sayılı meslek yasasının eksikliklerine rağmen, bizim yasamız olduğu için sahip çıkıyoruz, önümüzdeki günlerde örgütlü gücümüzle saygın bir yasa konumuna kavuşturulacağına inanıyoruz.

Yahya ARIKAN İ.M.M.M.O. Başkanı Bir ülkenin kalkınmasıyla, muhasebe mesleğinin yasal düzene kavuşması arasında yakın bir ilişki vardır. Önemi tüm ilgililerce bilinen bu mesleğin yıllarca yasal statüye kavuşturulmasının nedenleri kamuoyu tarafından hala bilinmemektedir. Bugüne kadar örgütsüz olan muhasebe mesleğini 3568 sayılı meslek yasasıyla yasal statüye kavuşturan başta T.B.M.M.’nin değerli üyelerine, kuruluş çalışmalarını üstlenen ve görevlerini başarıyla tamamlayan GEÇİCİ KURUL’ un tüm üyelerine İstanbul’lu meslektaşlarımız adına teşekkür ediyoruz. 3568 sayılı meslek yasasının eksiklerine rağmen, bizim yasamız olduğu için sahip çıkıyoruz, önümüzdeki günlerde örgütlü gücümüzle saygın bir yasa konumuna kavuşturulacağına inanıyoruz. 3568 sayılı yasanın eksiklerini ve düzeltilmesi gereken hususları ilerdeki yazılarımızda geniş bir şekilde tartışacağız. Mesleğin saygınlığı yönünden bazı konuların altını çizmek istiyorum: 

Meslek mensuplarının gelecekten endişe duymamaları için topluluk ve sorumluluk sigortası yasallaştırılmalıdır.

Alın terlerimizin, göz nurlarımızın ve emeğimizin karşılığı olan ücret tarifelerimizin belirlenmesinde meslek odalarımız ve Birliğimiz bağımsız bir karar alabilmelidir. Esnafımız, tüccarımız kendi ücretlerini kendileri belirlerken, muhasebeci ücretlerine karşı çıkarak siyasi spekülasyon yapmaktan vazgeçmelidirler.

Kaçak doktor, kaçak avukat, kaçak mühendis.... nasıl diğer mesleki kuruluşlarda yok ise ve yasalarımızda bu duruma izin vermiyorsa muhasebe mesleğinde de kaçak ve yetkisiz çalışanlara izin verilmemesinde yetkililer kalıcı çözümler getirmelidirler.

Mesleki eğitime büyük önem verilmeli, bu konuda üniversiteler ve diğer yetkililer desteklerini esirgememelidirler. İ.S.M.M.M.O.’sına SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİR eğitim programı düzenleme olanağı veren İstanbul Üniversitesi İktisad Fakültesi İşletme Yönetimi ve Muhasebe Araştırma merkezinin akademik desteğinden dolayı değerli öğretim üyelerine teşekkür ediyoruz.

Muhasebe mesleği toplumda hakkı olan saygın yerini aldığı taktirde doğru hesaplar tutulacak, sağlıklı bütçeler hazırlanabilecek ve milli gelirinde adilce paylaşılması da sağlanmış olacaktır. Muhasebe mesleğinin sorunlarının çözümünde ve ülke ekonomisinde bizlerde varız düşüncesiyle İ.S.M.M.M.O. AYLIK YAYIN ORGANI’ nın mesleğimize ve ülkemize katkısı olması dileğiyle.


MUHASEBECİLİK VE MALİ MÜŞAVİRLİK MESLEĞİNİN ÖNEMİ Batıda çok uzun bir geçmişi olan muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin, artık ülkemizde de kendi özgün yasal çerçevesi içinde düzenlenmesi önemli bir gelişmedir Adnan KAHVECİ Maliye ve Gümrük Bakanı Türkiye'de muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğini yasal çerçeveye oturtma çabalarının çok uzun bir geçmişi vardır. Cumhuriyet Türkiye'sinin ilk yıllarına kadar uzanan bu çabalar 60 yıla yakın süre devam etmiştir. İlk kez 1932 yılında ele alınan bu konu, belli zaman aralıklarıyla sürekli gündeme gelmiştir. En sonunda, 1989 Haziran ayında yayımlanan 3568 sayılı Kanun ile konu yasal çerçevesine oturtulmuştur. Böylece uzun yılların önemli bir sorunu yasal düzeyde çözümlenmiştir. Batıda çok uzun bir geçmişi olan muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin, artık ülkemizde de kendi özgün yasal çerçevesi içinde düzenlenmesi. önemli bir gelişmedir. Öyle ki Yüce Meclis' deki görüşmelerde tüm siyasi partilerin ortak hareket ettiği ender düzenlemelerden birisidir. Bu mesleğin önemi nereden kaynaklanıyor? Niçin böyle bir düzenlemeye gerek duyulmuştur? Türkiye'deki var olan koşullar buna uygun mudur?.. Bu tür soruları daha da arttırabiliriz. Türkiye'nin 1980 sonrasında ve özellikle 1984 yılından itibaren izlediği politikalar, böyle bir düzenlemeyi zaten zorunlu hale getirmiştir. Gelişen ekonominin önemli araçlarından biri olan bu mesleğe olan ihtiyaç kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Özellikle sermaye piyasasının gelişmesi doğrultusunda bu durum çok daha belirgin hale gelmiştir. Buna göre ; muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğine olan ihtiyacı bir kaç noktada toplayabiliriz : 1- Her şeyden önce işletme sahiplerinin kendi mali durumları hakkında bilgi edinme ihtiyacı vardır. Öyle ki işletme büyüdükçe bu ihtiyaç daha da artar. Özellikle böylesine bir rekabet ortamında işletme sahiplerinin sağlıklı karar alabilmeleri için sağlıklı muhasebe bilgilerine ihtiyaçları vardır. İşletmenin varlıklar, borçlan, stoklan, kârlılık durumu, yıllar itibariyle gösterdiği performansı bilmek ve buna göre karar almak gerekmektedir. Bu beraberinde muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğine olan ihtiyacı ortaya koymaktadır. 2- Hâlka açık şirketlerde pay sahiplerinin ve sermaye piyasalarında da tasarruf sahiplerinin verecekleri kararlarda, muhasebenin ve mali tabloların önemi ortaya çıkmaktadır. Bu kişilerin gerek haklarının korunmasında ve gerekse ileriye dönük kararlarında, muhasebeci ve mali müşavirin önemli fonksiyonu bulunmaktadır. Şeffaf, samimi, doğru ve güvenilir olmayan mali tablolar karşısında, pay sahipleri veya tasarruf sahipleri çok olumsuz etkilenecektir. Bu olgu da mesleğin gereğini yalın bir şekilde ortaya koymaktadır. 3- Mesleğin çok önemli bir fonksiyonu da "vergi" mükellefiyetinin tam ve zamanında yerine getirilmesinde ortaya çıkmaktadır. Bilindiği gibi ; işletmecilik açısından "vergi", işletmelerin bir bakıma görünmeyen ortağı olan devletin payıdır. Yani devlet, belli oranda işletmelerin ortağı gibidir ve ortaklık payını da vergi olarak alır. İşte bu noktada Muhasebeci nin ve mali müşavirin önemi ortaya çıkmaktadır. Çünkü kayıtlar ne kadar sağlıklı düzenlenirse devletin


hakkı da o kadar korunmuş olur. Dolayısıyla bu fonksiyonu ile muhasebeci ve mali müşavir bir kamu görevi üstlenmiş olmaktadır. Yukarıda sıralanan mikro bazdaki fonksiyonların makro açıdan da olumlu sonuçlar yaratacağı açıktır. Şöyle ki ; işletmelerin mali tabloları doğru olduğu ölçüde ülkenin milli muhasebe kayıtlan da doğru olacaktır. Böylece makro açıdan katma değer ve milli gelir hesaplan sağlıklı sonuçlar verecektir. Ayrıca ileriye dönük makro ekonomik tahminler daha iyi yapılabilecek ve daha sağlam politikalar uygulanabilecektir. Diğer taraftan vergi gelirlerinin tam ve zamanında toplanması sonucunda maliye politikaları etkin bir şekilde izlenebilecektir. Özellikle günümüzde devletin üstlendiği ekonomik ve sosyal fonksiyonlar, vergi aracılığıyla en iyi biçimde başarılabilecektir. Buraya kadar kalın çizgilerle sıralanan hususlar, muhasebecilik ve mali müşavirlik mesleğinin önemini çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Nitekim bu önemine uygun bir biçimde, meslek, yasal çerçevesine oturtulmuştur. Politik bir uzlaşma ile gerçekleştirilen bu düzenlemenin kimi eksiklikleri vardır ve uygulama ile bu eksikliklere yenileri eklenebilecektir. Bunlar, zaman içinde yasal ve idari çerçevede çözümlenebilecek hususlardır. Asıl olan mesleğe sahip çıkmaktır. Yasada yer alan üç ayrı meslek grubu, birbirini tamamlayan düzenlemelerdir. Birini diğerinden ayrı görmek doğru değildir. Dolayısıyla her meslek grubunun konuya bu açıdan bakmaları gerekir. Yasal düzenlemeden sonra henüz 1,5 yıl geçen ve her kademedeki organları çok yeni oluşturulan bu meslek mensuplarının mesleğe sahip çıkmaları şarttır. Bilgi birikimi, çalışma biçimi ve meslek dürüstlüğü ile başarıya ulaşılacağı ve mesleğin gerçek kimliğine kavuşacağı unutulmamalıdır. Bu meslek mensuplarının özellikle vergi yükümlüleri ile devlet arasında sağlam bir köprü görevini üstlenmeleri ve dolayısıyla mükellefin adamı (!) olma gibi yaklaşımlardan uzak olmaları şarttır. Bu mesleğin başarısının, mikro düzeyde mensuplarımın, makro düzeyde ise ülkenin yararına olacağı gözden uzak tutulmamalıdır.


NASIL BİR ODALAR BİRLİĞİ?

Aralan Başar KAFAOĞLU Türkiye S.M.M.M. ve Y.M.M. Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Odalar Birliği örgütü 15-16 Eylül'de yapılan seçimlerle oluşumunu tamamladı. Ancak Serbest Muhasebeci Mali Müşavir Odaları ve Yeminli Mali Müşavir Odaları Birliğinin nasıl bir kamu tüzel kişiliği olması gerektiğini bir kamu tüzel kişiliği olması gereğini kimse görmedi. Oysa mesleğimizin seçkin ve bağımsız niteliğinin olgunluğuna ulaşmak, bu en yüksek meslek kuruluşunun amaç ve çalışma ilkelerinin belirlenmesi ve her ilgilinin içine sindirilmesi ile mümkün olacaktır. Odalar Birliği'nin çalışma ve oluşma niteliklerinin neler olması gerektiği 15-16 Eylül'de yapılan Odalar Birliği genel kurulunda, arkadaşlarımızla oluşturduğumuz Çağdaş Demokratlar Grubu'nun seçim bildirgesinde açık seçik anlatılmıştır. Seçimlerden sonra Odalar Birliğinin Yönetim Kurulunda geçirdiğimiz 6 aya yakın zamanda bildirimizde belirttiğimiz esasların ne kadar doğru olduğunu her gün ayrı bir olayla gördük. DEMOKRATİK DÜZEMN BİR PARÇASI En önemli nokta, bağımsız ve saygıdeğer bir Mali Müşavir ya da Serbest Muhasebeci (Bir çok ülkelerde bizim meslek örgütümüze böyle değişik adlar verilmektedir) örgütleri tam demokratik ve halkın devlet vesayetinde bulunmadığı parlamenter demokrasinin kökleştiği ülkelerde kurulmaya başlanması olmuştur. İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada gibi mesleğimizin ilk örgütlendiği ülkeler, Hukuk devleti ve temsili demokrasinin ilk kökleştiği ve halkın devlet vesayetinden kurtulduğu ülkelerdir. Böylece ülkede demokrasinin yerleşmesinde Odalarımız, kendilerinin geleceğini güven altına almak için siyasete karışmak zorundadır. Hatta demokratik düzene gidişe engel koyan ya da bu gidişi yavaşlatan anki demokratik, emeği ezen ya da emekçi örgütlerin haklı istemlerine karşı olumlu davranmayan siyaset ve eylemlere karşı tavır alma, "Siyaset yapma" sayılamaz. İçinde bulunduğum, yönetiminde görev aldığım Odalar Birliği'nin bugünkü yönetimimizin bu zorunluluğu hakkıyla kavradığını ifade edemeyeceğim. Fakat eğer onurlu , gerçekten bağımsız, üstün nitelikli meslek olarak Toplum yaşamımda yer almak istiyorsak, bu yol buradan geçer. ÖRGÜT İÇİ DEMOKRASİ Odalar Birliğimizin bu yolda gerekli tavrı almayışı değil, alamayışı kendi yapısının tam demokratik olamayışından geçer. Üzüntüyle belirtmek zorundayız ki, 3568 sayılı yasa ile Birlik kasti biçimde antidemokratik bir yapıya sokulurken güdülen amaç, onun demokrasi için çalışmalarında kolunun kanadının kırılmak istenmesidir. Gerçekten 1980'den bu yana ülkemizin yaşamına egemen olan toplum ve demokrasi anlayış, bu son derece yoksul anlayış, demokrasi için önder olabilecek kuruluşlara anki demokratik bir yapı vererek, bunları tam karşıt bir işlevde yani demokrasi bilincini körleştirme işlevinde görevli kılmaktır. Bunu burada ifade etmez isek, kendimizi yadsımış oluruz. Geçenlerde Ankara'da toplanan Oda Başkanlarının bir çoğu Odalar Birliği yönetimindeki iki başlılık üzerinde durdular. Bunu ne yadsımaya ve ne de geçiştirmeye gerek yoktur. Bir grup


yönetici birliği demokratik yapıya hemen ulaştırmak için, sadece yönetim yöntemleriyle değil yönetmeliklerin meslek onuruyla bağdaşmayacak hükümlerini bir gün bile olsa ayakta kalmaması, hatta yasanın anki demokratik hükümlerinin hukuk ve kamu oyu yoluyla zorlanması için tavır koyuyorlar. Bu çağdaş demokratlar grubu için, kongrede verilen namus sözünün bir gereğidir. Evet, biz şu noktalarda 3568 sayılı yasanın' da hukuk yoluyla, kamu oyunu mesleğimizin anlatılıp onun layık olduğu yere kavuşmasında desteğini sağlayarak şu. noktalarda, en azından, zorlanmasını savunuyoruz : 1) Odalarda, Oda yönetim kurullarında çoğunluğun sayıları çok az olduğu halde Mali Müşavirlere verilmesi anki demokratiktir. Bunu yönetmeliği düzelterek önleme olana vardır. Ancak Birlik yönetim ve disiplin kurullarında çoğunluğun, sayıları meslek mensubu sayısının yirmide biri oranına zar zor ulaşan Yeminli Mali Müşavirlere veren 35'inci madde hükmü bir gün bile ayakta kalmamalıdır. 2) 3568 sayılı yasa hükmüyle kendilerine serbest muhasebeci unvanı verilen meslek mensupları, yasa ile eskiden yaptıkları bazı işleri, müktesep haklarının bazılarını yitirmişlerdir. Yasa mutlaka bu haklan geri vermelidir. Bunun bu. an için gecikmesi düşünülemez. 3) Dördüncü madde ile, siyasi suçlardan hüküm giyenler dahil her çeşit hükümlü, affa uğrasalar dahi mesleğe girme hakkından yoksun bulunmaktadır. Bu maddenin bir gün bile yürürlükte kalması mesleği yaralar. 4) Yasanın meslek mensuplarının ve örgütlerinin kamuoyunu etkileme çalışmalarda elini kolunu bağlayan hükümleri de bir gün bile ayakta kalmamalıdır. . ÇALIŞMA YÖNTEMİ Aslında bir çok kişi bu saydığımız anti demokratik ilkelerin kaldırılmasında sizinle aynı fikirde olduğunu söyleyebilir. Ama çağdaş olma bunlara karşı savaşımın yönteminde ortaya çıkar. Demokratik olmayan demokratik istemlerde bulunamaz.demokratik olmak da örgütlenmenin bağımsızlığı ve boyun eğmeme ilkesine dayanır. Çağdaş,demokrat olarak , biz haklılığa ve kamuoyuna,onu bir fikre inandırılmasına sonuna kadar inanırız. Herkesle eşit koşullarla diyalog kurarız. Bu herkes deyimi içine hatta Maliye Bakanlığı da girer. Herkesle inandırma çalışmasına gireriz ama onlardan korkmayız. Yasalar içinde onlarla hesaplaşırız.hesaplaşmadan çekinmeyiz.hukuk yollarını hatta birazda zorlarız. Herkesle diyalog içinde ama herkesle hesaplaşmayı göze almaya hazır bir yapıda bir Odalar Birliği yapısı... işte amacımız budur.Gelecek sayıda bunun yollarını irdelemeye başlayacağız.


ÖRGÜTLENME ÜZERİNE Nejat KOYUNCU Türkiye S.M.M.M. ve Y.M.M. Odaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Sevgili İstanbullu Meslektaşlarım, Yayın hayatıma yeni başlayan İstanbul Odamızın dergisi ’nin çıkışını kutluyorum. Bugünkü konumuzun amacı, örgütlenmemizin varolan durumuna, demokratiklik ve örgütlenme anlayışı olarak karşı çıkılan fakat henüz ne olması ve nasıl olması gerektiği konusunda açıklık olmayan bu hayati konuyu irdelemek ve tartışmaya açmak. Evet bugün yasadan doğan fakat çoğumuzun kabul etmediği vesayet anlayışının, azınlığın çoğunluğa (tabiri caizse) tahakkümü diyebileceğimiz bir mantıkla ortaya konan 5'e 4 uygulaması ve ayrıca odalarımızda uygulatılan 3'e 2 uygulamasının yanlışlığı bir kez daha ortaya koymak gerektiği kanısındayım. Ayrıca Odalarımızın sayısal durumları göz önüne alınmadan sınırlanan 5 kişilik yönetim kurulları, sayılar göz önüne almadığı için bilinçli, bilinçsiz düşünülmeyen alt ve ara örgütlenmeler bu konudaki önerilerimi tartışmaya açmak istiyorum. Mart-91'de yapılması gereken (aslında Şubat 91'de yapılması önerimizdi yönetmelikler genel kurulunda ise yapabildiğimiz kadarını da hayata geçirebilmek açısından tartışmalar netleşmelidir. 01.10.1990 tarihli itibar ile odalarımızın sayılan ve üye durumları şöyledir. 30294 geçici belge verilmiştir. 65 S.M.M. Odası, 6 Y.M.M. Odası örgütlenmesini tamamlamıştır. Verilen belgeler, 18074 Serbest muhasebeci, 10322 Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve 1898 Yeminli Mali Müşavir şeklin de dağılmıştır. Bu veriler 5'e 4'ü ve Birlik başkanı Y.M.M. olma şartını tartışmak için yeterlidir. Bir örgütlenir düşünün ki % 6.2 üye Odalar Birliğinde % 55.6 ile, %96. üye ise % 44.4 oranında temsil ediliyor olsun. Düşünmeye gerek yok, çünkü bu oranlar varsayım değil, bizim Odalar birliği Yönetim Kurulu örgütlülüğünün gerçeğidir. Vesayetse vesayet, azınlığın çoğunluğu yönetmesi bu kadar karabasan gibi kendini gösteriyor. Eğer bizlere "avam kamarası deniyorsa, bundan sadece onur duyarız. Ama kimseye de "Lordlar kamarası" demeyiz, varolan durumu kabullenemeyiz. Biz üyeysek eğer kendi yöneticilerimizi ön şartsız seçmek isteriz, bu bizim hakkımızdır. O halde hiç vakit geçirmeden bu sakatlığın düzelebilmesi için gerekli yasal yollar denemeliyiz. Aklı başında hiç bir Yeminli Mali Müşavir meslektaşımızın" da buna karşı çıkacağını düşünemiyorum Eğer sorun güçlerin dengesi" biçiminde algılanacaksa buda adil bir biçimde olmalıdır: Tam da burada temel aldığın bir görüşü açıklayayım. TÜM ODALARIMIZ TEK BİR ODALAR BİRLİĞİ ÇATISI ALTINDA OLMALIDIR. Hatta illerimizde de tek oda örgütlülüğünü savunmak gerekir diye düşünüyorum. (S.M., S.M.M.M., Y.M.M. sorunları vb. illerde oda örgütlülüğünün altında çeşitli biçimlerde olabilir bunu tartışmak gerekir ) sorunu böylesine inceledikten sonra 3'e 2 önşartını tartışmak gereksizdir, delege dağılımını da. YÖNETİCİLERİMİZİ SEÇMENİN KISTASI MESLEK ORANLARI DEĞİL, PROĞRAMLAR VE UYGULAYACAK KADROLAR OLMALIDIR. Bir örgütlenme ile gerçekleştirilen örgütlülük yaşayan organik bir bütün olmalıdır. Bunun için çeşitli kademelerin oluşturulması yukarıdan aşağı piramidal bir biçimde gerçekleştirilmelidir. Örgütlenmeye hayat vermek üyeleri faaliyetlere katabilmek, sorunları ile ilgilenmek, katılımcılığı sağlamak ancak oluşumun niteliğine uygun örgütlenme anlayışı ile ve kademelendirilmesi ile olur. Yukarıdan aşağıya sırasıyla ele alalım. Odalar birliği Yönetim Kurulu 9 yerine 15 kişi olmalıdır. Bu organ (Merkez Yönetim Kurulu' da diyebiliriz.) ayda bir kez toplanmalıdır. Belirlenen gündem maddelerini ve daha geniş çeperden gelen (genel kuruldan, danışma kurullarından) karar ve önerileri şekillendirilmelidir.


Organik bağın oluşabilmesi için büyük odaların başkanları da yönetim kurulu üyesi olmalıdır. 15 kişilik Yönetim Kurulunun. içinden seçilecek, Bakan, Başkan yardımcısı, Genel Sekreter, Genel Sayman ve Basın sözcüsünden oluşan 5 kişilik merkez yürütme kurulu oluşmalıdır. Merkez yürütme kurulu (bazı meslek odaları birliklerinde başkanlık divanı da deniyor.) yönetim kurulu kararlarının uygulanması ve birliğin gündelik faaliyetlerini yürütmesi ve ani gelişmeler karşısında örgütlenmenin refleks tavrını gösterebilmek için olmalıdır. Gerektiğinde aynı gün toplanabilmeli ve profesyonelce diyebileceğimiz bir çalışmayı götürebilmek için zamanın esas olarak bu göreve uyarlamalıdır. Merkez yönetim kuruluna dönem faaliyeti için yol gösteren delegelerden oluşan genel kurulun yanı sıra 71 (şimdilik) oda başkanından oluşan Başkanlar kurulu oluşmalı ve yılda 2 kez toplanmalıdır. Merkez yönetim kurulunun hemen altında coğrafi bölge esasına göre (aynı zamanda ihtiyaca uygun) 3 odamızın başkanından oluşan bölge temsilcilikleri oluşturulmalıdır. Bu, alınan kararların hayata gerektiği biçimde hızla tabana ulaşabilme için (sorunları ele alma, kararlan iletebilme) gereklidir sanıyorum. Tabanda alınan önerilerin merkeze ulaşma öneminin yanı sıra koordine ve uyum için de gereklidir. İllerdeki odalarımızın örgütlenmesinde oda yönetimleri genel olarak 5 yönetim kurulu üyesinden oluşmalıdır. 500- 2500 arasında üyesi olan odalarımız 7, 2500-500 üyesi olan odalarımız 9, 5000'den yukarısı 11 yönetim kurulu üyesinden oluşmalıdır. İllerimizdeki odalarımız ihtiyaçlarına göre bölge ya da ilçe temelinde temsilcilikler ağını oluşturabilmelidir. Odalarımızda danışma meclisleri oluşturulmâlıdır. Çeşitli konulan içeren süreli ve süresiz komisyonlar oluşturulmalıdır. İdeal ize etmeden ihtiyacımızı belirleyip, sağlam bir örgütlenme sağlıya bilmeliyiz. Sorun sahip olduğumuz örgütlülüğü pekiştirmek yaşayan organizma haline getirebilmek ; unutmayalım ki vesayete karşı olmada, 3568'in yanlışlarını düzeltebilmede, Yasanın meslek yasası haline gelmesini başarmak ancak ve ancak örgütlü mücadelenin doğru örgütlenmesinden geçer. Saygılarımla.


TÜRKİYE'DE MUHASECİ-MALİ MÜŞAVİR-YEMINLİ MALI MÜŞAVİR GEÇMİŞTE VE ŞİMDİKİ NORM VE STANDARTLARI

Yahya ARIKAN İ.S.M.M.M.O. Başkanı 1932 yılından beri süren mücadeleler sonucunda 3568 sayılı meslek yasasıyla muhasebe mesleği yasal statüye kavuşmuş ve yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Meslek yasamız mesleğin konusunu, kimlerin meslek mensubu olabileceğini genel ve özel şartlarda belirlemiştir. ÖNCEKİ DÖNEM : Önceki dönemde meslek mensuplarını ifa ettikleri görevlere göre tasnif ederek şu şekilde açıklayabiliriz: 1. Grup Muhasebeyi fiilen defter veya makina aracılığıyla uygula yan gerekli ölçme ve değerlendirmeleri yaparak elde edilen verileri tablolar halinde sunan yönetim kademesindeki BAĞIMLI MUHASEBECİLER. 2. Grup : Kendi bürosunda, bağımlı muhasebeci istihdam etmeye kişi ve kuruluşların muhasebe işlemlerini yürüten SERBEST MUHASEBECİLER, ile muhasebenin yasalara uygun olarak yürütülmesi ve yasal ihtilafların çözümü ile uğraşır MALİ MUŞAVİRLER. Genellikle Mali Müşavirler ve Serbest Muhasebeciler aynı kişilerdir. Bu grup da yer alanlar Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavir ünvanlarının yanı sıra Muhasebe Uzmanı, Hesap Uzmanı, Serbest Muhasip, Mali İşler Uzmanı gibi değişik ve farkı ünvanlar da kullanmaktaydılar. 3. Grup : Muhasebe uygulamalarının kurallara uygunluğu, kullanılan ölçülerin ve değerlendirmelerin doğruluğunu ve nihayet çıkarılan muhasebe raporlarının gerçeğe uygunluğunu, muhasebe denetimi yolu ile saptayarak raporlayan MUHASEBE UZMANLARI. Ülkemizde uygulamada bu uzmanları da 3 grupta toplayabiliriz. 3.1. Bağımlı muhasebe uzmanları, kuruluş ve iletmelerin kendi bünyelerinde istihdam ettikleri iç denetim görevini ifa eden meslek mensuplarıdır. Banka müfettişlerini örnek verebiliriz. 3.2. Devlet Uzmanları : Muhasebeyi devletin haklarını korumak amacıyla devlet adına denetleyen ve bu faaliyetlerini salt yasal hükümler çerçevesinde yürütenler, vergi denetiminde ; maliye hesap uzmanları,maliye müfettişleri, vergi kontrolörleri, bunun dışındaki sahalarda ise ; Başbakanlığa bağlı Yüksek Denetleme Kurulu, Bankalar yeminli murakıpları, Ticaret Bakanlığı müfettişleri, Adalet Bakanlığı müfettişleri ile bazı müdürlükler müfettişleridir. 3.3. Bağımsız muhasebe uzmanları : Kendi nam ve hesaplanma, görevlendirildikleri kuruluşların muhasebesini denetleyen meslek mensuplarıdır. 4. Grup : MUHASEBE ÖĞRETİCİLERİ Geçmişi özetlersek, Türkiye'de berberlik yapabilmek için berberler federasyonundan yetki ve belge alınmadan bu iş yapılamazken, bağımlı muhasebeciler ile Serbest Muhasebecilerin ve


Mali Müşavirlerin meslek mensubu olabilmelerinde ne tahsil durumu ne de, mesleki bir standart aranmış, önüne gelen herkes bu işi yapabilmekte, katip gözüyle bakılmakta, kısacası ne belli bir norm, ne de belli bir standart vardır. Muhasebe uzmanları olabilmekte ise, teftiş ve kontrol yönetmelikleri, yüksek denetleme kurulunun denetleme ve inceleme raporları yönetmeliği, SPK tarafından yayınlanan denetimle ilgili tebliğler ve Türk Standartları Enstitüsü bünyesinde oluşturulan muhasebe standartları özel daimi komitesinde yapılan çalışmalarla belli norm ve standartları sağlanmıştır. YENİ DÖNEM : Yeni dönemde 3568 sayılı meslek yasası belli norm ve standartlar getirmiştir. Artık önüne gelen bu işi yapamayacaktır. Yasa meslek icrasına hak kazananları, Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir olarak tanımlamıştır. 3568 sayılı Yasanın 5., 6., 7., 9. maddeleri belli bir öğrenimi, stajı ve sınavı zorunlu kılmıştır. Diğer ülkeleri incelediğimizde bu şartların onlarda da mevcut olduğunu görmekteyiz. Mesleğin seviyesi açısından bir şartlara katılmamak elde değil; sadece ülkemizin koşulları göz önüne alınmak kaydıyla staj süreleri kısaltılmalı ve sınav dersleri uygulamaya yönelik olmalıdır. MUHASEBECİ, MALİ MÜŞAVİR VE YEMİNLİ MALİ MÜŞAVİRLERE 3568 SAYILI YASANIN GETİRDİĞİ NORM VE STANDARTLAR 1. MESLEK MENSUBUNDA BULUNMASI GEREKEN BİLGİ VE DENEYİM STANDARTI : 3568 sayılı Yasa geçici bir süre için eskiden beri mesleği uygulayanların hangilerinin doğrudan mesleğe kabul edileceği ve hangilerinin meslek de hangi ünvana sahip olacağı konusunda nesnel ölçüler olabildiği söylenemez. Bir Roma Hukuk prf. 'unun Yeminli Mali Müşavir olabilmesine karşılık, bir Başbakanlık Denetleme Kurulu üyesinin 20-25 yıllık hizmetine karşın aynı onuru ve aynı ünvanı hak etmeyi nasıl açıklanabilir? Ayrıca, Maliye Bakanlığında çalışanların belirli bir biçimde korunduğu herkesçe bilinmektedir. Geçiş döneminde müktesep hak sayılan uygulamalarda, standartlarda bazı eksiklikler olduğu ortadadır. Birçok yerlerden ; imza atmayı bilmeyen kişilerin meslek ünvanı aldığına dair yakınmalar gelmekte, bazı yerlerden ise siyasal koruma nedeniyle yetersiz standartlardan meslek içine sızmalar olduğu hakkında yoğun bilgiler ve yakınmalar gelmektedir. 2. MESLEK MENSUBUNUN ÖRGÜT STANDARTI : Meslek mensubu toplumun gerçeklerine ve muhasebede genel kabul görmüş ilkelere uyması açısından ; arkasında bağımsızlığına ve etki altında kalmayacağına, kendisini ezdirmeyeceğine inandığı bir meslek örgütü bulunması gerekir. Odalar Birliğimizin bu standartları karşıladığı iddia edilemez. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Özetlersek ; 2.1. Odalar Birliği yasada ve Birlik Yönetiminin düzenlediği yönetmelik de, bir bağımsız meslek örgütü değil de, Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünün eski deyimiyle "MÜLHAK BİR" örgütü gibi ele alınmıştır. Odalar Birliği mesleğe kimi kabul edeceği, kimi etmeyeceği konusunda özgür değildir. Verdiği kararlan ilgililerin itirazı ile değiştirilebilir. 2.2. Birlik Yönetimi, kendi örgütü için istediği yönetmeliği çıkartamaz. Önce bu yönetmelikleri kendi genel kurulundan geçirme ve sonra da Maliye Bâkanlığının onayından geçirmek zorundadır. Bu ise aylan aşan bir süreyi gerektirir. Ayrıca bağımsız olması gereken bir meslek kuruluşunun iç düzenlemelerinde Maliye Bakanlığının sanki işi pek azmış gibi karışması nedendir? 2.3. Maliye Bakanlığı onaylamadan, Birlik Bütçe düzenleyemez.


2.4. Bunun yanında meslek sahibinin kendi örgütüne içten duygularla sahip çıkması koşulları da esirgenmiştir. Meslek mensubu Birliğin Yönetim ve Disiplin Kurullarının demokratik biçimde, kendi özgür iradesiyle oluştuğu konusu oluşmadıkça, örgütten üyeye ve üyeden örgüte kurulması gereken dayanışma bağları zayıflayacaktır. Maliye Bakanlığı belki de kendine karşı daha yumuşak başlı olacağını düşünerek, meslek mensuplarının % 5'ini bile oluşturmayan, bir ünvan sahibi gruba ; yönetimde, demokrasiyle ve temsil esasıyla bağdaşmayacak "Çoğunluk Kotası ayırmıştır. Yasa bu şekilde kaleme alınmıştır. Bu meslek grubu, Yeminli Mali Müşavirlerdir ki, üye sayısının % 5'ini oluşturuyor. Yönetim ve Disiplin Kurullarının çoğunluğunu ve her iki Kurulun Başkanlığını alma gibi bir "ayrıcalığa" sahip kılınmıştır. Aslında bu meslek örgütünün sağlam ve kararlı işleyişine duyulan özleme karşı ;bir "SUİKASTTIR". Bu nedenle daha baştan üyenin meslek örgütünün en yüksek kademesiyle ilişkileri sallantı halindedir. 3. ÜCRET STANDARTI : Bir mesleğin belli bir işlevi görebilmesi, kendisine tanınan geçim standartlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Burada da Maliye Bakanlığı, meslek mensuplarını ihmal etmiş durumdadır. Bugün Maliye Bakanlığı koyduğu asgari ücret tarifesiyle 70.000 TL defter tutulmasını öngörmekte, ama o meslek mensubundan 17.300.000.TL hayat standartına göre vergi istemektedir. Bu hesaba göre bir meslek mensubunun Maliye Bakanlığınca kabul edilen bu hayat standart esasına göre yüzlerce defteri bir arada tutma zorunluluğu doğmaktadır. Böylesine bir yetersizlik içinde meslek mensubunun onurunu, hatta sağlığını koruyabilecek bir duruma erişebilmesi düşünülemeyeceği gibi kendi meslek standartlarına uygun araştırma ve bilgi deneyimlerini geliştirme olanağı bulabileceği akıldan bile geçemez. Söz buraya gelmişken şunu da belirtelim ki, Maliye Bakanlığınca hazırlandığı herkesçe bilinen 3568 sayılı meslek yasasının, Birlik yönetiminde antidemokratik biçimde üstünlük tanıdığı Yeminli Mali Müşavir ünvanını, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olup da, mesleği icra edenlere yaşam ve kültür düzeylerini düzeltme açısından pek bir şey getirdiği söylenemez. Bunun en önemli nedeni, yabancı uyruklu kurumların, Yasanın ve Maliye Bakanlığı uygulamaların bağışladığı olanaklarla çalışmalarını, sanki 3568 sayılı Yasa yokmuş gibi sürdürmeleridir. Gerçekten 3568 sayılı Yasa çıkmadan Türkiye'de bu mesleği yapan yabancı denetleme şirketleri, o tarihte ücretli olarak çalıştırdıkları personele şirketler kurdurarak, ya da o kişilere dışarıdaki bir şirketi "affiliated" hale getirerek çalışmalarına, eskisi gibi ve hatta eskisinden de daha yoğun biçimde devam etmektedirler. Maliye Bakanlığı bu duruma karşı bir önlem almamış, hatta çeşitli yollarla teşvik etmiştir. Esefle belirtelim ki, Yeminli Mali Müşavir Odaları ve Odalar Birliği de bu konuda herhangi bir girişimde bulunmamıştır. Olaydan sayın Birlik yöneticilerinin farkında olmadığı bile söylenebilir. Yabancı kurumların Ülkemiz' de bu şekilde çalışmalarının muhasebe ve deneyim standartlarımı yükselteceği gibi bir iddiayla, bu idari savsaklama savunulmak isteniyor. Oysa bu yanlıştır. Çünkü sonuçta bu şirketler ve yabancı kuruluşların çalıştırdıkları kişilerin çoğu ve tamamı zaten eskiden de şimdide de halen Yeminli Mali Müşavir ünvanını taşıyan kişiler olduğunu herkes bilmektedir. Hesaplarının denetleme ve tasdikini bu Yeminli Mali Müşavirlere veren bankalar ve holdingler, bu tercihlerini aslında aynı şirketlerin onayını, dış piyasalarda da kullanabileceklerini düşünerek yapıyorlar. Yani bu tasdiklerin "içeride kullanılan" kısma karşı pek ilgili değildirler. Böyle olunca, içerdeki resmi makamlara sunulmak üzere yapılan çalışmaların beklenen seviye yükselmelerini kazanmalarına olanak yoktur. Bu görüşümüz mevcut durum ile de bellidir. Yeminli Mali Müşavir olup da mesleğini icra edenlerin sayısı % 30'u geçmemektedir. Koskoca İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odasına bağlı olarak çalışanların sayısı birkaç yüzde kalmakta, diğer illerdeki Yeminli Mali Müşavirler Odaları ise kira ve genel giderlerini ödeyemez hale gelmiş bulunmaktadır. Bu durumda Yeminli Mali Müşavirlerin bilgi, deneyim ve hizmet standartlarında bir gerileme olmasa bile, ilerleme olacağı söylenemez.


Buraya kadarki söylediklerimizi özetlersek. 3568 sayılı yasa, eski düzene göre çok ileri bir adım olmakla beraber, gerek meslek mensuplarına sağladığı refah, ve gerekse özellikle bilgi ve hizmet standartlarının yükselmesinde gözle görülür bir aşama sağlayamamıştır. SONUÇ : Yıllarca yasal statüsü olmayan muhasebe mesleğinin uygulamada belli bir norm ve standartları oluşmamıştır. Meslek mensupları birbirleriyle rekabet etmişler, alın terleri, göz nurları yok olmuştur. Ortak normların ve standartları olması meslek mensubunu ve mesleğimizi saygın ve onurlu kılacaktır. Bunun için Birliğimiz ve Odalar Maliye Bakanlığının vesayetinden kurtarılmalıdır. Örnek vermek gerekirse odaların üyelerinin önerisiyle hazırladığı ücret tarifeleri Maliye Bakanlığınca bir önceki yılın ücretlerine % 55,5 yeniden değerleme oranını uygulayarak yapacağı ücret artışı, meslek mensuplarını hiçe saymak anlamına gelir. Bizler demirbaş eşya değiliz, sadece yaşamak için hakkımız olan emeğimizin ve yaşam bedelinin karşılığını talep etmekteyiz. Hakkımız olan ücretin belirlenmesini sadece ve sadece bizler belirleriz. Ve de meslek yasamızda Odalar Birliği Yönetim Kurulunun oluşumunda 5/4 gibi azılığın çoğunluğu yönetmesi, bu da yetmiyormuş gibi azınlıktan birlik başkanın oluşmasını şart koşan antidemokratik hükümler olduğu sürece Türkiye'de meslek mensubunun ne normu olur, ne de standartı olur. Hepinize saygılar sunarım.


MESLEK MENSUPLARININ ÜCRET . . POLITIKASI VE HAKSIZ REKABET Erkin BALABAN İ.S.M.M.M.O. Bşk. Yrd. Konu tüm meslektaşlarımızı yakından ilgilendiren ve hele şu günlerde hassasiyetini tüm ağırlığı ile hissettiren temel sorunlarımızdan biridir. Değerli meslektaşlarım öncelikle şunu belirtmekte yarar var. 57 sene geçti, onurlu meslek, cefakar meslek mensubu, Türkiye ekonomisini biz yönlendiriyoruz, en iyi iktisatçılar muhasebecilerdir, kendi ücretimizi kendimiz belirleriz, gibi sözler hepinizin bildiği gibi ağzımızdan düşmemektedir. Bu sözler genellikle kendimize olan güvenimizin eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Zira sürdürdüğümüz faaliyetin mesleki bir faaliyet olduğunun tescili henüz çok kısa bir süre önce gerçekleşmiştir. Bu güvensizlik tabi ki zaman içinde yok olacaktır. Ancak diğer serbest meslek sahibi yurttaşlarımız buna benzer sözler kullanma ihtiyacı duymamakta, daha çok kişisel sorunları ile değil de makro açıdan bakabildikleri ülke sorunlarına parmak basabilmektedirler. Bu sözleri niçin söylüyorum. Eğer kişisel sorunlarımızı çözümleyemezsek, ki ücret bunların başında gelmektedir. Mesleğin diğer sorunlarına ve ülke sorunlarına sunmaya çalıştığımız çözüm önerilerde gerçekçiliğini kaybeder. O halde hizmet verdiğimiz iş sahiplerinin ceplerindeki tüm paralarımı kendi cebimize mi aktaralım. Hayır verdiğimiz emeğin karşılığını isteyelim ki, emeği savunmâya hak kazanalım, verdiğimiz emeğin karşılığını isteyelim ki, kendimizi iyi hizmet verme yükümlülüğünde hissedelim, verdiğimiz emeğin karşılığını isteyelim ki, bizlerden meslek standardımızı yükseltmemiz talep edilsin, verdiğimiz emeğin karşılığını isteyelim ki, bürolarımızda çalışan emekçilerin emeğine saygı gösterelim. Değerli meslektaşlarım bizlerin bu zayıf yönü keşfedilmiş olduğundan ücretlerimizi bizim dışımızda çeşitli kuruluşlar tespit etme cesareti göstermeye başladılar. Ve bu cesareti onlara biz verdik. Yoksa doktorlarının, avukatlarımın ve diğer serbest meslek hizmeti aldıkları kimselerin ücretlerini de eminim belirlemek isterlerdi: Ancak hepinizin bildiği gibi onlarla herhangi bir pazarlıktan söz konusu olmamaktadır. Haksız rekabete gelince haksız rekabeti ben tespit edilen asgari ücret tarifesinin altında ücret almak olarak görmüyorum. Söz konusu tarifelerin altında ücret talebi ile hizmet verenlerin, muhasebe hizmeti verdiklerine de dolayısı ile muhasebeci olduklarına da inanmıyorum. Zaten onlar çok kısa zaman sonra işlemini tasfiye etme durumunda kalacaklardır. Ayrıca odamız üyelerinin oto kontrol sistemi ile nefes alamayacaklardır. Bence haksız rekabet, muhasebe ve mali müşavirlik hizmeti veren kimselerin iş sahiplerine müracaat ederek onlara hizmet vermek istemeleri ile başlamaktadır. Serbest meslek hizmeti talep edildiği zaman verilir, yoksa serbest meslek hizmeti vermek için açık eksiltmeye girilmez. Tabi ki bu şekilde hizmet vermeyi düşünenler ilkönce kendilerine sonra mesleğe ve diğer meslektaşlarına haksızlık etmektedirler. İşyerine müracaat ederek açık eksiltme ile hizmet verenler, ya iş sahibi tarafından sömürülmeyi kabullenecekler veya onu (dilim varmıyor ama söylemek zorundayım) çok kısa bir süre sonra çarpmayı düşünecekler, ve yahut ta kavga gürültü işi bırakıp, mesleğe ve meslektaşlarâ yapmış oldukları kötülüğün kendisine de ne kadar yansıdığımı görmeye çalışacaklardır.


Evet sevgili meslektaşlarımı size soruyorum ; kaç doktor, kaç avukat, kaç mimar ve diğer serbest meslek mensupları tanıyorsunuz ki kişi ve kuruluşlara serbest meslek faaliyeti verebileceklerini açık eksiltme ile teklif etmişlerdir. Kaldı ki böyle leri mevcutsa içinde bulunduklârı mesleğin yüzkarası olduklarını izlemediniz mi? Muhasebeci hiçbir zaman soyguncu değildir. Ama hiçbir zaman da kapı, kapı dolaşıp küçültücü ücret teklifleri ile meslek onurunu ayaklar altına almamalıdır. Bence haksız rekabet diye tanımladığımız komik ücretlerle hizmet verilmesinin başlıca sebebi yeterli mesleki eğitimi alınmayan meslek mensuplarının makul ücreti hak ettiğine kendisinin inanmamış olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca bu yetersiz ücretlerle çalışma onları daha da olumsuz etkilemek suretiyle başka yollardan gelir elde etmeye zorlamaktadır. Sayılarının çok az olduğunu düşündüğümüz bu kişilerin meslek onurumuzu ayaklar atlama almalarına hiçbir meslektaşımız kayıtsız kalamaz. Bu gibi sorunları bir an önce aşıp, çağdaş, demokrat ve mutlu bir ülkenin bireyleri olmak dileğiyle saygı ve sevgiler.


ODALAR VE ODALAR BİRLİGİ Birliğimiz ülkenin demokratikleştirilmesinde yerini almalı, demokratik kişi ve kuruluşlarla dayanışmaya girmeli, Odalarımıza ve üyelerimize yol gösterebilmelidir. Mehmet EREN İ.S.M.M.M.O. Sekreteri Yıllardır özlemi çekilen meslek yasamızın çıkması ile meslektaşlar arasında bir yarış başladı. Bu yarış hiç şüphesiz uzun yıllar beklenen meslek yaşamının bizlere getirdiği yeni oluşumların gerçekleşmesi, mesleğimizin toplum içinde yerini alma yarışıdır. Yıllardır beklenti içerisinde bulunan Meslek Mensupları Geçici İzin Belgelerini alarak büyük bir hizmet yarışına giriştiler. Bu hızlı yarışı, her Odamızda yaşadığımız gibi İstanbul Odamızda da yaşadık. Bilhassa İstanbul'daki örgütlü güçler bu yarışın başını çekiyordu. Bu yarışın içerisinde ; Mali Müşavirler Muhasebeciler Birliği, Muhasebe Uzmanları Derneği, Maliyeciler Grubu ve Yüksek Ticaretliler. İstanbul'daki yarış 20 Martta yapılan Müteşebbis Yönetim Kurulu seçim yarışı idi. Seçim yarışlarının sonuçlan kazananlar için hizmet vermek, kaybedenler için ise destek vermek, demokrasinin bir gereğidir. Sonuçların demokratça karşılanamaması yeni çıkarılan meslek yasamızla beraber örgütlenmemizde sağlıksız gelişmelerinde beraberinde getirmiştir. Olayların bu yönüyle gelişmesi Oda yönetim seçimlerine ve daha sonra da Odalar Birliği seçimlerine yansımasının sonuçlarını bir kez geriye, bir kez de ileri bakarak seyretmemiz gerekmektedir. Başlangıçtaki özverili çalışmalar bugünlerde yaşanan çelişkileri yaşamamaktı. Amaç aynı zamanda özgürce, demokratça yöneticilerimizi seçmekti. Ama bu yarışta özgürce, demokratça seçme ve seçilme adına yanlış yapıldı ve 3568 sayılı yasanın dayatmacı yönleri göz ardı edildi. Demokratlık adına da korkaklıklar ve ürkeklikler yaşandı. Mesele bu yönü ile ele alınırsa, bilhassa müteşebbis yönetim kadrolarının tekrar seçim alma handikaplarını görüyoruz. Mesela, sadece kendi Oda yönetimlerini kazanmaktan başka şey düşünememe durumunun hiçbir Oda 'da oluşmadığı, süre içerisinde ortaya çıkmıştır. Tabi bunun yanında ve demokratlık adına, yönetim kadrolarımın kendi bölge ve yöresinden veya kendi Odasından olması ön plana alınmıştır. 3568 sayılı yasanın 5/4 ve 4'ten 2/2 dayatmasını hesaba katamama veya kasıtlı olarak görememek de aynı bir handikaptır. Madalyonun diğer bir yüzü tüm bu handikaplar içerisinde yaranmacılık peşinde koşanlarım davranışları ile Odalar Birliği seçimimiz iyi bir sınav vermekten uzak kalmıştır. Delegasyonumuzun zihinleri bulandırılmış, Birliğimiz birbiri ile sıkı sıkıya bağlı, birbiri ile anlaşabilecek sağlıklı yönetim kadrosu oluşamamıştır. Demem odur ki ; Odalar ve Odalar Birliği arasındaki bağ iyi kavranmalı, Odalar Birliğimize sahip çıkmalı, aldığı kararlan uygulamalıyız. Birlik Yönetim Kurulu içerisinde uyum (zor da olsa) sağlanabilmeli, Birlikten beklenenler gerçekleştirilebilmeli, kişisel hesaplara girenlerin anlayışları mahkum edilmelidir. Maliye ve Gümrük Bakanlığı ile vesayeti kabul etmeyen fakat her zaman yapıcı diyalogdan yana istikrarlı ve kararlı bir tutum izlenmelidir.


Birliğimiz ülkenin demokratikleştirilmesinde yerini almalı, demokratik kişi ve kuruluşlarla dayanışmaya girmeli, Odalarımıza ve üyelerimize yol gösterebilmelidir. Yarınlar için atılması gereken sağlam temellerin atılamamasındaki paydan herkesin nasiplenmesi ve yarınlardaki vereceği hesabın faturasını üstlenmesi gerekir. Delegelerin, Oda yönetimlerinin sorumluluktan kaçması meseleyi çözmeyecektir. Herkes sağduyu ile sorumluluğunu üstlenmelidir ve Birliğin bundan sonraki durumuna sahip çıkmalıdır.


MESLEGİMİZİN GÜÇLENMESINE KATKI... Bir meslek mensubu olarak bu yasanın çıkmasında ve bugünkü konuma gelmesinde emeği geçen herkese, meslek adına teşekkür eder, bu mesleğin hakiki sahipleri önünde saygıyla eğilirim. Ülkü SÖNMEZ İ.S.M.M.M.O. Saymanı Cumhuriyetimizin kurulduğu 1923 yılından beri çıkmasını özlemle beklediğimiz Muhasebe Meslek Yasası AET sayesinde çıktı ; Yani bu yasanın çıkmasını engelleyen Türkiye'deki muhasebe sisteminin bozukluğu, vergi sisteminin karmaşası, ekonominin bunlara paralel olarak düzensizliği ve Ekonomi kurallarına ters işlemesinin işine geldiği belli güçler artık hiçbir şey yapamadılar ama yüzde yasanın çarpık, eksik ve tartışılır olmasında başarı sağladılar. Bizler bu meslekten geçimini sağlayanlar bu yasaya dört elle sarılıp artık gerçek savunucuları konumuna geçmeliyiz. Gerçek savunucuları konumuna geçmeliyiz diyorum; çünkü hâlâ yasasını ve yönetmeliklerini bir kez dahi okumamış meslektaşım, okuyup ta işine geldiği şekilde yorumlayan meslektaşım, Esnaf dernekleriyle yan yana gelip "Muhasebe ücretleri yüksektir. Muhasebeciler Esnafı soyuyorlar." gibi beyanları basına yansıyan meslektaşım defterleri elinden gittiği halde odaya iki satır yazıyla bu mesleğe ihanet eden meslektaşı odasına bildirmeyi ihbarcılık kabul eden meslektaşım, yasanın yürürlüğe girmesinin üzerinden 1 yıl 9 ay geçmesine rağmen hâlâ takvim bastıran, eşantiyon dağıtan, gazetelere ilan veren, tabelasına "Yeminli Serbest Muhasebeci" yazacak kadar ileriye giden meslektaşım Ticaret ve Ücretli Çalışma yasağına rağmen hâlâ bunları devam ettiren meslektaşım, bölgeler itibariyle kendinin tespit ettiği el emeği göz nuru ücretine karşı çıkan kendi kendine, bu mesleğin gelişmesine ihanet eden meslektaşım, yasanın geçici maddeleri gereği hak etmediği halde belge alan, fakat gerçekten hak ettiği halde şekil noksanlığı nedeniyle belge alamayan meslektaşım, bu mesleğin hakiki savunucuları çoğaldıkça, yasalarına onlar sahip çıktıkça, bu meslek gelişimini en kısa sürede tamamlayacaktır. Bu nedenle daha önce derneklerle var olan meslek mücadelemiz, artık odalarla yasal duruma kavuşmuş ve daha geniş bir şemsiye altında tüm meslektaşların toplanmasını sağlamıştır. örgütlü güçlerin, ne istediğini bilen toplulukların, yapamayacağı ve varamayacağı hedef yoktur. Yalnız bu gücü çok iyi kullanmalıyız, hiçbir siyasi kuruluşun oyuncağı konumuna gelmemeliyiz, odamızı ve mesleği kesin siyasetin dışında tutmada azami özen göstermeliyiz. Artık hedefimiz bellidir, saygın meslek, saygın meslektaş, ekonomik, hukuksal, toplumsal, sair tüm platformlarda yerimizi almak, yaptırım gücümüzü sonuna kadar kullanmak, alınacak kararlarda etkin ve söz sahibi olmak. Bu konumda odalara ve odalar birliğimize çok iş düşüyor. İşte ilk sınavımızı vereceğiz, odalar birliğimizin titiz bir çalışma ile hazırladığı yönetmelik taslarını genel kuruldan geçirmeliyiz. Olaya sağduyu ile yaklaşan ve bu iş için özveriyle çalışan birlik yöneticilerimiz, inanıyoruz ki en kısa zamanda bunları hayata geçirecektir. Daha güçlü bir oda, daha güçlü bir birlik, daha güçlü bir yasa, daha güçlü bir meslek için el ele gönül gönlüne sizleri meslek mücadelelerine çağıyorum. Ne mutlu bu mesleğin gelişmesine katkıda bulunan meslektaşıma.


Ben bir meslek mensubu olarak bu yasanın çıkmasında ve bugünkü konuma gelmesinde emeği geçen herkese, meslek adına teşekkür eder; bu mesleğin hakiki sahipleri önünde saygıyla eğilirim.


S. MUHASEBECİLİK, S. MUHASEBECİ M. MÜŞAVİRLİK BAŞVURUSU VE STAJ VE YÖNETMELİĞİNE BAKIŞ Kısa dönemde mesleğimiz ve meslektaşlarımızın sorunlarını biraz olsun giderebilmek için yönetmelikler genel kurulu öncelikle ve en kısa zamanda yapılmalıdır. Masis YONTAN İ.S.M.M.M.O. Yön. Krl. Üyesi 1 Haziran 989 tarihinde kabul edilip 13 Haziran 989 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren, 3568 sayılı S.Muhasebecilik, S.M .Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa dayanılarak 24 Kasım 989 tarih ve 20352 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Başvuru ve Staj yönetmeliğinin amacı şöyle açıklanmıştır: Bu yönetmelik ; S.Muhasebeciler ve S.M.M.Müşavirlerin, aday meslek mensubu olarak yetiştirilmeleri ve mesleğe hazırlanmaları için staj programlarını, staj sürelerini, stajlarda uygulanacak değerlendirme yöntemlerini ve ilgili diğer hususları belirtmek amacıyla düzenlenmiştir, bu yasa ve yönetmelikleri düzenleyenler. 3568 sayılı meslek yasamız ne yazık ki birçok eksiklikleri, yetersizlik ve boşlukları beraberinde getirdiğinden bu mesleğin temellerini iyi bir şekilde kuramamıştır. Mesleğin ana unsuru olan muhasebe ve muhasebecilik, meslekte verilen ünvanları da aranılan şartlar, mesleğe yeni girecek olanlarda aranılan genel ve özel şartlar, yasa çıkmadan önce mesleği yapanların savsız mesleğe girmeleri, örgütsel yapılaşmada yönetim seçiminde getirilen kısıtlamalar çoğu meslek mensuplarımı mağdur etmiştir. Yönetmelikler bağlı oldukları yasaların genel kapsamı dışına çıkamaz, yasaların özüne aykırı olamazlar. Bu nedenle daha önce çıkarılmış bulunan yönetmeliklerin eksik ve yetersizlikleri olağandır. Nitekim Odalar Birliğimiz ilk etapta tüm yönetmelikleri yeniden gözden geçirerek yapılmak istenilen değişiklikler için komisyonlar oluşturulmuş, oluşturulan bu komisyonlar çalışmalarını tamamlayarak hazırladıkları tasarıları Odaların görüşlerine sunmuşlardır. Bilindiği gibi yasalar yaşamın içinden çıkar, daha doğru bir deyimle yasaların kalıcı ve uygulanabilir olabilmesi için yasa ve onun ürünü olan düzenlemeler (yönetmelikler) yaşama uygun olmalı, yaşama uygun olmadığı takdirde ne denirse densin ölü doğar, işlevsiz kalır, gerilim ve çatışmalara neden olur. Meslek yasamız ve bu yasanın ürünü olan yönetmelikler çıkarıldığımda meslek mensuplarının görüş ve düşünceleri bir nebze olsun alınmış olsaydı, sanırım bugün bunların değiştirilmesi için yoğun çaba ve çalışmalar yapılmazdı. Gerek Odalar ve gerekse Odalar Birliğimiz daha önemli, güncel ve kalıcı meslek sorunları, yurtta ve dünyada gelişen olaylara daha duyarlı olabileceklerdi. Nedir değiştirilmesi gereken? Bunu kısaca iki noktada irdelemek gerekir. 3568 Sayılı Meslek yasasından yapılması gereken ile Yönetmeliklerde yapılması gereken değişiklikler. Burada karşımıza çıkan ve en çok sancılara neden olan aksaklık ve yetersizlikler yasadan doğmakta, doğmakta ancak bunların kısa dönemde düzeltilmesi mümkün görülmemektedir. Bilineceği gibi yasal düzenlemeler T.B.M.M. yetki ve görevleri arasındadır. O halde kısa dönemde mesleğimiz ve meslektaşlarımızın sorunlarımı biraz olsun giderebilmek için yönetmelikler genel kurulu öncelikle ve en kısa zamanda yapılmalıdır.


Yönetmelikten doğan en büyük aksaklık yönetmeliğin 15. maddesi ile getirilmiş bulunulan sınırlamalardır. Bu madde hükmüne göre S.Muhasebeciler için S.M.M.Müşavirler, S.M.M.Müşavirler için ise S.M.M.Müşavirler ya da yeminli mali Müşavirler yanında yapılır demekle S.Muhasebecilerin yanında stajyerlerin çalışamayacakları açıkça hükme bağlanmıstır. Yönetmeliğin bu hükmü kanımca yaşam dışıdır. Ülkemiz genelinde ruhsatlı meslek mensuplarının ünvansal dağılımıma baktığımızda bu mesleği bağımsız icra edenlerin üçte ikisinin S.Muhasebeci (yaklaşık 19.000) üçte biri ise S.M.M.Müşavir (yaklaşık 10.000) olduğu görülmektedir. Bugün ülkemizde 29 üniversitelerin 26'smda İşletme, İktisat ve Maliye eğitimine yönelik lisans programlarında mu- hasebe dersleri yer almaktadır. Ayrıca ülkemizde ön lisans düzeyinde eğitim yapan 85 adet meslek yüksek okulu ile yüzün üzerinde ticaret liseleri eğitim vermektedirler. Her yıl mezun olan on binlere staj için yer bulmak kolay olmasa gerek. Gene yönetmeliğin aynı maddesi, yanında staj yapılacak meslek mensubunun en az üç yıllık meslek mensubu olması, aralarında akrabalık ilişkisi bulunan kimseler yanında staj yapılmamasını emretmektedir. Mesleğin gelişen ekonomi ve teknolojiye ayak uydurabilmesi ve çağı yakalayabilmesi için, gelişmiş eğitim seviyesinde yetişmiş meslek mensuplarına ihtiyacı oldukça fazladır. Bu konuda en büyük görev Üniversiteler Odalar, Odalar Birliği ve meslek kuruluşlarına düşmektedir. Bu kurum ve kuruluşların ortak çabaları ve vadede sorunlara çözüm getirilebilecektir. Çünkü insan kişiliğine ve mesleğine değer katan erdemlerin en güzeli ve en değerlisi öğrenmek ve öğretmektir. İşte böyle bir eğitim ideal muhasebe mesleğinin temel taşı olacaktır. Dolayısıyla yönetmelikte getirilmiş bulunulan aralarında akrabalık ilişkisi bulunan kimseler yanında staj yapılmaz hükmü içi boş bir laftan ileri gidemeyecektir. Sonuç olarak meslek mensupları olarak eksiği ile tamamı ile bir yasaya sahibiz, bu yasa önce bizim yasamızdır. Artık ülke ekonomisinde sosyal bir sınıf olarak bizlerde varız, yılların ezikliğini üzerimizden atacak, disiplini kuracak, mesleğimizi ülke çıkarları doğrultusunda kullanarak güvenilir ve saygın bir meslek haline getireceğiz. Güçlü ve saygın bir meslek için, mutlu ve barış dolu yarınlar için hep birlikte hep beraber. DÜNDEN BU GÜNE ODAMIZ Tarih 20 MART 1990 sabah erken saatlerinden itibaren İstanbul Lütfi Kırdar Spor salonu önünde birbirinden habersiz kader birliği etmiş, ancak bundan sonra birbirleriden haberdar olmak isteyen bir örgütün kuruluşunu yaşamak için dört bine yakın insan olağan dışı bir gün yaşamak üzere toplanmıştır. İşte bu insanlar İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odasının üyeliğine talip olmuşlar ve 3568 sayılı yasa hükmü gereği kurulan meslek odalarına kavuşmanın mutluluğunu tatmaya hazırlanmışlardır. Ayrıca okullardaki karne gününü andıran bir coşku ile son derece onurlu ve seçkin bir mesleğin mensubu olduklarını kanıtlayacak olan belgelerini de alacaklardır. Bu toplantıda ayrıca oda kuruluşu ile ilgili hukuki prosedürü tamamlamak üzere bu görevi heyecanla almaya talip olan meslektaşlarına da görev vereceklerdir. O gün onlarında beklemediği ölçüde bu görevi almak üzere çalışma yapan meslektaş sayısı ile karşılaşmış olmaları ilk önce şaşkınlıklarına sebebiyet vermiş, ancak bu göreve talip olan meslektaşlarının çokluğu ve daha önceden bir örgüt eğitimi ile bu görevi arzulamaları onları çok sevindirmiştir. Adeta göreve talip olan örgütlü iki listeye de olanaklar el verse görev vermek istemişlerdir. Neticede bu görevi üstlenen müteşebbis heyet odanın kuruluş formalitelerini tamamlayıp üye kaydına başlamışlardır. Bu işlemlerin sürdürüldüğü köhne görüntülü fakat üstlenmiş olduğu


görev dolayısı ile meslek tarihimizde yerini alan Beyoğlu bölgesindeki meslektaşlarımıza ait demek lokali son derece hareketli günler yaşamış, adeta heyecanlı meslektaşlarımızın ilk yuvası olma sevinciyle köhneliği sevimli bir görüntüye dönüşmüştür. Bu mekanda kuruluş işlemlerini sürdürüp yaklaşık dört bin civarındaki meslektaşımızın üyelik işlemlerini tamamlayan müteşebbis heyet, görevinin ikinci merhalesi olan 1. Olağan Genel Kurul çalışmalarını sürdürmüş ve 23-24 HAZİRAN 1990 günü Aksaray Lunapark Gazinosunda büyük bir coşku ile I. Olağan Genel Kurul yapılmıştır. Bu kongreden akıllarda kalabilen en önemli iki olgu şunlar olmuştur. 1- Bu mesleğe hizmet vermeye çalışan müteşebbis heyet her türlü hata ve yanlışları hiç kaale alınmadan meslektaşları tarafından takdir ve sevgi onore edilmiş, 2- Daha sonra son derece çekişmeli bir havada gerçekleştirilen seçimler o dinamizmden beklenilemeyecek bir şekilde olgunluk içinde sürdürülerek neticede bu gün görev yapan meslek mensupları iki yıl için görevlendirilmişlerdir. Bu Genel Kurul Meslektaşlarımızın demokrasi konusunda ne kadar eğitimli ve hoşgörülü olabildiklerini ve bu konuda diğer meslek guruplarına göre çok daha fazla mesafe alabilmiş olduğunun bir göstergesi olmuştur. Genel Kurulun Sonuçlanmasından sonra görevlendirilen yöneticiler görevlerinin daha da zorlaştığı konusunda fikir birliğine varmışlardır. Çünkü böyle olgun bir meslek gurubuna en büyük özveri ile hizmet verilmesi gerekmektedir. İlk iş olarak üyelerimize yaraşır bir oda merkezi için çalışmalar sürdürülerek mevcut oda merkezimiz meslektaşlarımızın coşkulu katılımı ile İstanbul Defterdarımız sayın Zekeriya TEMİZEL tarafından 11 Eylül 1990 günü hizmete açılmıştır. TEMSILCILİK : Üyelere hizmetin her türlü teknik ve maddi olanağa sahip oluşunda bir merkezde çalışılarak rasyonal hizmet verilemiyeceğini gözleyen yönetim İstanbul'un ilçelerinde temsilciler görevlendirmeyi düşünerek bu konuda deneyimli, daha önce mesleki örgütler içinde görev yapan üyelerimize atama suretiyle görevler verilmiştir. Temsilcilerimize öncelikle üyelerimizin kendi bölgelerinde ve işyerlerinde eğitilmesi görevi verilerek, meslek yasası ve yönetmeliklerin meslektaşlar üzerine ne kadar nüfuz edebildiği gözlenmeye çalışılarak eksik yönlerde bilgilendirilmelerine öncelik verilmiştir. Amaç önce bilgilendirip sonra denetleme ve yasal kurallara uyumu sağlama prensibini hayata geçirmektir. Temsilcilerimizin çoğunluğu bu görevi eksiksiz yapmaya çalışırken bazıları da çeşitli sebeplerden dolayı tam verim sağlayamamışlardır. Bu durumun da zaman içinde çeşitli önlemlerle düzeltilmeye çalışılacağı tabidir. Temsilcilik müessesesinin daha gerçekçi bir anlayışla sürdürülebilmesi için Çalışma Usul ve Esasları Yönetmeliği ile düzenlenmesi için çalışmalar sürdürülmektedir. İHTİSAS KOMİSYONLARI; Odamız bünyesinde üyelere daha önce bültenlerle bildirildiği üzere çeşitli komisyonlar oluşturulmuş ve bu komisyonların Yasa ve Yönetmeliklerin iyileştirilmesi, meslektaşlarımızın eğitimleri, staj sınav gibi mesleğe geçişin düzenlenmesi için çeşitli fikir ve öneri üreterek uygulamaya sokulmasını sağlama konusunda katkılan amaçlanmıştır. Ancak oluşturulan komisyonlardan tam verim alınabildiği söylenememekle beraber bazı komisyonlarımızın önemli katkıları da yadsınamaz. Özellikle mesleki eğitim komisyonumuz daha somut ve sağlıklı çalışmalar yapmak konusunda diğer birimlere oranla daha başarılı olmuşlardır. Diğer komisyonların verimlerinin arttırılması için gerekli çalışmalar başlatılmıştır. EĞİTİM; Odamız mesleki eğitimin birinci öncelikli olduğu bilinciyle hazırlamış olduğu kısa ve uzun vadeli çalışma programında eğitime büyük yer vermiştir. Eğitim konusunun gelenek haline gelmesi için her türlü çaba sarf edilecektir.


Bu amaçla; 1- Eğitim komisyonumuzca planlanan SEMİNER çalışmaları başlatılmış bu çerçevede 14 Aralık 1990 günü İstanbul 'Ticaret Odasında İŞLETMELERDE DÖNEM SONU İŞLEMLERİ adlı ilk seminer düzenlenmiş ve bu seminer Prof. Mehmet YAZICI, Y.M.M. Veysi SEVİĞ ve Odamız üyesi S.M.M.M. Ali DEMİR tarafından verilmiş, üyelerimiz için büyük katkı sağladığı inancına varılmıştır. Yine bu çerçevede ikincisi GELİR VE KURUMLAR VERGİSİN- DE MUAFİYET VE İSTİSNALAR konulu seminer de 11 Şubat 1991 günü İstanbul Ticaret Odası salonunda düzenlenmiştir. Bu semineri de İstanbul Defterdar Yardımcısı Musa PİŞKİN, odamız üyesi Yrd. Doç. Bumin DOĞRUSÖZ ve Eğitim Komisyonumuzun Başkanı S.M.M.M.Yaşar KIZILKUM vermişlerdir. Ayrıca bu program 4 Mart 1991 tarihinde de İstanbul Defterdarlığı Konferans Salonunda "Gelir Vergisi Beyanname ve Düzenleme" adlı seminer verilmiştir. Semineri Gelirler Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Yakup USLU ve Defterdar Yardımcısı Musa PIŞKİN ile Gelir Müdürü Er doğdu ÖZ vermişlerdir. Bu program Nisan 1991 ayında düzenlenen KURUMLAR VERGİ BEYANNAME VE DÜZENLEMESİ konulu seminerlerle tamamlanacaktır. 2- Eğitim politikamız gereği, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinin desteğinde oda merkezimizde Mesleki Eğitim Kursu verilmektedir. Bu kurslar da belirli takvimlerde sürdürülecektir. Kursa katılan meslektaşlarımız, "bu kurs eğitime ne kadar ihtiyacımız olduğunu bize gösterdi" şeklinde ifadeler kullanarak kursun tahmin ettiklerinin de üzerinde fayda sağladığını anlatmaktadırlar. Bu kurslar şu anda fiilen mesleği sürdüren ve mesleğe girmek isteyen herkese açık olarak sürdürülecektir. PANEL-SEMPOZYUM-KONFERANS; Odamız üyelerinin salt meslek sorunları ile bağımlı kalmayıp ülkenin diğer sorunlarıma da ilgisiz kalmak istememeleri olgusu ile 15 Kasım 1990 günü The Marmara otelinde ATATÜRK VE EKONOMİ VE 3568 SAYILI YASANIN UYGULAMADAKİ YERİ konulu iki oturum halinde sunulan panel düzenlemiş bu panelde ülkede son günlerde gözlenenlerin aksine meslektaşlarımız başta laiklik ilkesi olmak üzere Atatürk ilkelerinden hiçbir şekilde taviz vermeyeceğinin anlatılması amaçlanmıştır. Bu konuda Ord. Prof. Reşat KAYNAR, Prof. Dr. Yüksel ÜLKEN ve Doç. Öz- tin AKGÜÇ'ün panelist olarak katıldığı ilk oturumu Birlik yönetim kurulu üyemiz Y.M.M.Arslan Başer KAFAOĞLU yönetmiştir. Meslek Yasamızın Uygulamadaki Yeri konulu ikinci oturumu ise Oda Başkanı Yahya ARIKAN yönetiminde Odalar Birliği Başkanımız Prof. Kamil BLİYÜKMİRZA, İst. Defterdar Yrd. Musa PİŞKİN, Y.M.M.Bülent SOYLAN ve Oda Bşk. Yrd.Erkin BALABAN panelist olarak sunmuşlardır: BÜROLARIMIZIN OTOMASYONA GEÇİŞLERİNİ KOLAYLAŞTIRMALIYIZ ; Kısaca bilgisayarlı muhasebe dediğimiz çalışma şekline tüm üyelerimizin bir an önce girmesi gerektiği ve bu konuda da büyük bir telaş gözlendiği bilinmektedir. İşte bu noktada yeni sayılabilecek ve meslektaşlarımızın büyük bir bölümünün uzak olduğu bu sisteme geçişte üyelerimizin çok zor durumlara düşürdüğü görülerek, odamızın potansiyel gücünün kullanılması gündeme geldi, bültenlerimizde de belirtildiği gibi çeşitli çalışmalarla hiç değilse bundan sonra otomasyona geçmeyi düşünen üyelerimizin bazı sıkıntılardan arındırılması düşünülmüştür. Bundan sonra bu konu meslektaşlarımızın için hem daha ekonomik hem de daha verimli hale gelecektir. BÖLGE TOPL.ANTILARI; Temsilcilik oluşturma gerekçemize paralel olarak üyelerimizle sorun ve isteklerini bölgelerinde konuşup tartışabilmek üzere Temsilcilerimizin organizasyonu sağlamaları ile toplantılar düzenlenmektedir. Ve bu toplantıların ne kadar verimli olduğu odamızca çok açık bir şekilde gözlendiğinden bu toplantıların artarak devam ettirilmesi çok yararlı olacaktır.


ODAMIZLA İLGİLİ BAZI SAYISAL VE İDARİ VERİLER; PERSONEL DURUMU 1- Genel İdare Müdürlüğü : 1 Personel 2- Evrak ve Müraacat Servisi : 1 Personel 3- Bilgi İşlem Bölümü : 3 Personel 4- Yazı İşleri Bölümü : 2 Personel 5- Muhasebe Bölümü : 2 Personel 6- Santral : 1 Personel Sekreterya : 1 Personel.

Şöför ve Yardımcı Hizmetler : 3 Personel KAYITLI ÜYELERLE İLGİLİ BİLGİLER TOPLAM S.M.MALİ MÜŞAVİR

:

2827

TOPLAM SERBEST MUHASEBECİ:

4021

TOPLAM ÜYE KAYIT

6848

:

ÇALIŞAN ÜYE SAYISI (SERBEST):

3802

BAĞIMLI ÇALIŞAN ÜYE SAYISI :

3048

ORT'AKLIK SAYISI :

70

BÜRO ORTAKLIĞI KURAN KİŞİ SAYISI :155 BELGE ALMAK İÇİN YAPILAN MÜRACATLAR S.M.MÜRACAAT SAYISI :

367

S.M.M. MÜRACAAT SAYISI : 145

STAJER DURUMU AGUSTOS DÖNEMİ STAJER SAYISI

65


KASIM DÖNEMİ STAJER SAYISI

164

NİSAN DÖNEMİ STAJER SAYISI

371 ------------------600


3568 SAYILI YASA VE YÖNETMELİKLERİMİZİ TANIYALIM... YORUMLAYALIM... VE UYGULAYALIM... Erkin BALABAN İ.S.M.M.M.O. Bşk. Yrd. Bu bölümde yasamızın bir veya bir kaç maddesini ele alarak o madde ve ona bağlı yönetmeliklerle ilgili açıklama ve yorumlar getirmeyi amaçlamaktayız. YASA MADDESİ ; Mesleğin Konusu MADDE 2 A) Muhasebecilik ve Mali Müşavirlik mesleğinin konusu ; Gerçek ve tüzel kişilere ait teşebbüs ne işletmelerin, a) Genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince defterlerini tutmak, bilanço, kâr- zarar tablosu ve beyannameleri ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmak: b) Muhasebe sistemlerini kurmak, geliştirmek, işletmecilik, muhasebe, finans, mali mevzuat ve bunların uygulamaları ile ilgili işlerini düzenlemek veya bu konularda müşavirlik yapmak. c) Yukarıda bentte yazılı konularda, belgelerine dayanılarak, inceleme, tahlil, denetim yapmak, mali tablo ve beyannamelerle ilgili konularda yazılı görüş vermek, rapor ve ben zerlerini düzenlemek, bilirkişilik ve benzeri işleri yapmak. Yukarıda sayılan ileri bir işyerine bağlı olmaksızın yapanlara Serbest Muhasebeci Mali Müşavir denir. B) Yeminli Mali Müşavirlik Mesleğinin konusu ; (A) fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde yazılı işleri yapmanın yanında kanunun 12'nci maddesine göre çıkartılacak yönetmelik çerçevesinde tasdik işlerini yapmaktır. Yeminli Mali Müşavirler muhasebe ile ilgili defter tutamazlar, muhasebe bürosu açamazlar ve muhasebe bürolarına ortak olamazlar. Görüldüğü gibi yasanın bu maddesinde bir bütün olarak kabul ettiğimiz mesleğin konusu açıklanmakta, bütünü oluşturan üç parçadan ikisi tanımlanırken üçüncü parça yani Serbest Muhasebecilik tanımlanmamıştır. Ancak yasanın 5'nci maddesinde Serbest Muhasebeci olabilmenin şartlarını belirleyen B) bendinde 2. Maddenin c ve b bendinde belirtilen işleri Serbest Muhasebeciler yapamazlar demekle Serbest Muhasebeciliğin konusu dolaylı olarak, olumsuzluk ifadesi ile açıklanmaya çalışılmıştır. Yasalar teknik olarak özet metinler şeklinde kaleme alındığından uygulamaya yönelik açıklamalar yönetmelik ve tebliğlerde daha geniş olarak yer almaktadır. Ancak sözünü ettiğimiz konuya açıklık getirmesi gereken yönetmeliğin ilgili maddelerinde de bu açıklık görülememektedir. Şimdi de yönetmeliğin ilgili maddelerine bakalım ; ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNETMELİĞİ (Geçici kurulun Hazırladığı ve Halen yürürlükte olan yönetmelik)


Serbest Muhasebecilerin çalışma Konuları ; MADDE 17- Gerçek ve tüzel kişilere ait teşebbüs işletmelerin ; genel kabul görmüş muhasebe prensipleri ve ilgili mevzuat hükümleri gereğince defterlerini tutmak, bilanço, kârzarar tablosu ve beyannameleri ile diğer belgelerini düzenlemek ve benzeri işleri yapmaktır. Görüldüğü gibi yönetmelik herhangi bir açıklık getirmekten uzak olup, yalnızca ilgili yasa maddesinin A) a) bendinin tekrarından ibarettir. Serbest Muhasebecilerin çalışma konularının detaylı açıklanmamış olması yasanın yürürlüğe girdiği ilk günden buyana çeşitli tartışmalara sebebiyet vermiştir. Bizler biliyoruz ki, yasa çıkmadan önce de bu güne kadar da ülkemizde Serbest Muhasebeciler ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler genelde aynı hizmetleri veriyorlar. Bu bakımdan Serbest Muhasebecilik ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik faaliyet konularının nerede birleşip nerede ayrıldıklarının tespitinde güçlük vardır. Ve değişik şekillerde yorumlamalara açık bir halde bırakılmıştır. Her zaman söylemeye çalıştığımız gibi geçici kurul büyük çabalar sarf etmiş ve ortaya bir şeyler çıkartabilmek için büyük özveri ile çalışmıştır. Ancak her konuda olduğu gibi, konunun asıl sahipleri yani uygulayıcıları gibi olaya bakabilmek kolay olmamaktadır. Yönetmeliklerin iyileştirilmesi için Odalar Birliğimizce Komisyonlar oluşturulmuş ve bu komisyonlarda ülkedeki tüm odalar görev alıp, çalışmalarını belirlenen takvim doğrultusunda tamamlayarak yönetmelikleri taslak halinde Birliğimize sunmuşlardır. Şimdi de konumuzla ilgili maddenin hazırlanan yönetmelik taslağındaki ele alış biçimine bakalım, ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI YÖNETMELİK TASLAĞI (İlgili komisyonca hazırlanışı.,şekli) Serbest Muhasebecilerin Çalışması Konuları ; Madde 17- Gerçek ve Tüzel Kişilere teşebbüs ve işletmelerin genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri ve ilgili meuzuat hükümleri gereğince defterlerini tutmak, muhasebe sistemlerini kurmak, hesap planlarını yapmak, bilanço, kâr-zarar tablosunu her türlü vergi ve çalışma meuzuatıyla ilgili birimlerini düzenlemek, bunlarla ilgili olarak görüş bildirmek ve bilirkişilik yapmak, kuruluş tescil, birleşme, devir, tasfiye işlerini yönetmek ve benzeri işleri yapmaktır. Görüldüğü gibi mesleğin uygulayıcıları değişik yorumlar yapılmasını engellemeye yönelik çalışmalar yapmaktadırlar. Ayrıca meslektaşlar arasındaki bazı huzursuzlukları da asgariye indirme çabasındadırlar. Bu amaçla Serbest Muhasebecilik sınırlan çok açık bir şekilde belirlenmeye çalışılmıştır ki ; Serbest Muhasebeci iş- yeri açılışı yapamaz, kuruluş ve tasfiye işleri yapamaz gibi saçmalıklar gündemden kalksın. Gelecek sayımızda başka yasa maddeleri ve yönetmelik hükümlerini tartışmak üzere esen kalın...


SORULAR-YANITLAR Avcılar/İST. Soru : Dört yıldır bir muhasebe bürosunda çalışmaktayım Tarafıma 31 Mart 1989 tarihiden önce verilmiş iş takibi vekaletnameleri vardır. Bu vekaletnamelerle Serbest Muhasebeci belgesi alma imkanım var mıdıdır.Varsa başka ne gibi şartlar gerekmektedir.. Ayrıca yanlız gerçek kişiler mi Serbest Muhasebecilik Mali Müşavirlik yapabilecekterdir7 Bir şirket kurarak Muhasebecilik ve Mali Müşavirlik yapma olanağı var mıdır7 Cevap : Muhasebe bürosundaki çalışmanız yasanın tarif ettiği gerçek ve tüzel kişilerin bilanço esasına göre defterlerinin tutulması muhasebenin bilfiil sevk ve idaresi olarak yorumlanmaktadır. Çünkü muhasebeci yani yanında çalıştığınız kişi Serbest Meslek defteri tutuyor ve muhasebesini bizzat kendisi sevk ve idare ediyor. Ayrıca muhtelif firmalardan almış olduğunuz vekaletler onların yanında çalıştığınız ve muhasebelerini bilfiil sevk ve idare ettiğiniz anlamına gelmemektedir. Bu bakımdan yasanın geçici maddelerinden yararlanma olanağınız bulunmamakta ancak yasanın genel hükümleri çerçevesinde staj. sınav gibi şartlarını yerine getirilmesi ile mesleğe girmeniz yani ruhsat almanız mümkün olabilecektir. Bir şirket veya Adi ortaklık şeklinde mesleki faaliyet sürdürülebilir. Ancak meslek unvanları aynı olmak kaydı ile. Yani Serbest muhasebeci ile Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ortaklık kuramazlar. Aksaray/İST. Soru : I) Birçok başvuru sahibi henüz belgesini almadan, oluşturulan birlik ve odalar sizce demokratik yolla mı belirlenmiştir. , 2) Böyle oluşan kuruluşla.r bizleri ne derece temsil edebilecektir. 3) Niçin meslek mensubu bayanlara görev verilmiyor ve onlarında temsiline öncelik tanınmıyor. Cevap : Birçok başvuru sahibi henüz belgesini almadan oluşturulan birlik ve odalar seçimleri şeklen demokratik değilmiş gibi görünmesine karşın bizce geçiş dönemi de göz önüne alınarak demokratik olarak yorumlanmaktadır. Kaldı ki, İstanbul S.M.M.M. Odası 4832 üye ile kongreye gitmiş ancak 1400 civarında üye kongreye katılmıştır. Şimdi İstanbul S.M.M.Odası seçimleri antidemokratik midir? Meslek mensubu bayanlara görev verilmemesine gelince, hiçbir kişi veya kuruluşun elinde bayanlara görev verme veya vermeme yetkisi yoktur ve de olmamalıdır. Bayan meslek mensupları da diğer meslektaşları gibi görev verilmesini beklemeden göreve talip olmalıdırlar. Tophane/İST. Soru : Anonim Şirketlerde sermaye arttırımın da mahkemelerce tayin olunan bilirkişilerin daha ziyade emekli banka müdürleri olduğu görülmektedir. Bu görevin Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlere verilmesi hususunda çalışmalar var mıdır? Cevap : Adalet Bakanlığına konu bildirilmiş olup, ilgili


bakanlık bir genelge ile mahkemeleri bilgilendirmiş ve bundan böyle odaların vermiş olduğu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler arasından bilirkişi atayacaklardır. Kadıköy/İST. Soru : Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin Serbest Meslek Defteri yanında tutması gereken defter ve belgeler nelerdir? Bizlerin yine görevli meslektaşlarımız vasıtasıyla denetleneceği ifade ediliyor. Bu gibi durumlardaki bizlerden istenecek belge ve şartlar nelerdir? Cevap : Serbest Muhasebeciler ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Serbest Meslek defteri yanı sıra Mesleki yazışmalarını kaydedecekleri bir Gelen-Giden evrak defteri tutarlar. Bu deftere sadece mesleki yazışmalar kaydedilecektir. Yoksa iş sahibi ile meslek mensupları veya mesleği ilgilendirmeyen yazışmaların kaydı söz konusu değildir. Meslektaşlarımızdan istenen diğer konular bültenlerimizle ve temsilci sirkülerimizle üyelerimize bildirilmiş olup, değişikliklerde derhal bildirilecektir. Bayrampaşa/İST. Soru : Vergi dairelerinde meslek mensupları için oda tahsisi ne zaman gerçekleşecektir. Ayrıca bağımlı çalışan muhasebeciler Meslek Mensubu olabilmek için nereye başvuracağız. Cevap : İstanbul Defterdarlığı ile yapılan görüşmelerde oda tahsisi prensip olarak kabul edilmiş, ancak vergi dairelerinin müsait olmadığı, olanak bulundukça oda tahsisinin yapılacağı belirtilmektedir. Firmalarda bağımlı çalışanlar meslek mensubu olmak üzere ruhsat almak için ikametgahlarının bulunduğu ilin odasına müracaat edeceklerdir. MEVZUATTAKİ DEĞİŞİKLİKLER 1- Yeniden değerleme oranı 1990 yılı için % 55,5 olarak belirlendi (R.G. 4 Aralık 1990) 2- Tacirlerin defter tutma hadleri % 50 arttırıldı. (R. G. 30 Aralık 1990) 3- 1.1.91'den itibaren Damga vergisi tutarları arttırıldı: (R. G. 26. 12.1990) - Bilançolara 9.300 - K/Z Tablolanma 4.600 - Kurumlar Vergisi Beyannamesi 4.600 - İşletme Hesap Özeti 4.600 - Serbest Meslek Kazanç Bildirimi 4.600 - Yıllık Gelir Vergisi 2.300 - Muhtasar Beyannameler 1.500 - Vergi iade, KDV, Damga Vergisi Beyannameleri 400 – Teklif nameler 1.500 - Muhasebe sözleşmelerine - Yıllık brüt ücretin binde beşi 4-1990 yılı satışları veya gayri safi hasılatına göre 1991 yılında yazar kasa kullanacak olanlar yeniden belirlendi. (R.G. 25 Aralık 1990) 1 Mayıs 1991 - 15 milyon TL 'yı aşanlar 1 Temmuz 1991 - 10 milyon TL 'yı aşanlar 1 Eylül 1991 5 milyon TL 'yı aşanlar 1 Kasım 1991 - 5 milyon TL (dahil) ve altında olanlar. 5- İthalat rejiminde yeni düzenlemeler yapıldı. (R.G. 6


Ocak 1991) 6- 1 Ocak 1991'den itibaren geçerli vergi iade oranları değiştirildi. 1 - 60.000.-TL arası % 10 60.001 - 120.000.-TL arası % 20 120.001 - 200.000.-TL arası % 12 200.001 ve fazlası % 5 7- 1 Ocak 1991'den geçerli ücretlere ait özel indirim tutan % 50 arttırıldı. (R.G. 30 Ocak 1991) Günlük özel indirim 1.800.Aylık özel indirim 54.000.-

8-1.1.1991'den itibaren konut edindirme yardımı arttırıldı. (R.G. 3 ocak 1991) ilk 6 ikinci 6 üçüncü 6 aylık dönem aylık dönem aylık dönem 17.500.37.500.45.000.Dördüncü 6 aylık dönem Kalan Süreler 58.000.80.000.9- 1.1.1991 - 30.6.1991 arası kıdem tazminatı en üst sının arttırıldı ve 2.489.600.- oldu. 10-1990 yılı gelir vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere gayrimenkul sermaye iradı istisnası 1 milyon TL'ya çıkarıldı. (R.G. 20 Aralık 1990) 11- Göçmen ve mülteci muaflığı yıllık 600.000.- TL ya çıkarıldı. (R. G. 20 Aralık 1990) Yıllık rakamı 12 ye bö- lüp aylık 50.000.- TL uygulaması yanlıştır. (Bakınız ' G.V.K. Genel Tebliği 100) 12- 1991 yılında uygulanacak Gelir Vergisi dilimleri %50 genişletildi. ilk dilim 12 milyona kadar % 25 oldu. (R.G. 20 Aralık 1990) 13- İthalat belgesi ile ilgili harçlar 1.1.1991'den itibaren arttırıldı. (R.G. 20 Aralık 1990) İthalat belgesi için 466.500.Vize için (1 yıllık) 233.200.Her fasıl için 77.700.- talep sahibinin bağlı olduğu vergi dairesine yatırılır. 14- Yurt içi harcırah gündelikleri arttırıldı. ( 1991 yılı bütçe kanunu) 15-Yurt dışı harcırah gündeliklerine dair karar yayınlandı. (R.G. 29 Aralık 1990)


MUHASEBECİNİN TAKVİMİ Hazırlanan : H.Turgut ARIĞ İ.S.M.M.M.O. Denetim Krl. Başkanı 7 Mart '91 Perşembe'ye kadar Ücretlilerin geçen ay alış fatura ve fişleri, Vergi İade Bildirimine listelenerek ve yeni oranlara göre hesaplanarak işyerine verilir. 11 Mart `91 Pazartesi'ye kadar Çiftçilerin vergi sorumlusu, geçen ay sonunda aldıkları vergi iadesini hak sahiplerine öderler. Boş video ve ses kaseti imal yada ithalinden geçen ay kesilen vergi kesintisi Ziraat Bankasına yatırılır, bildirimi Turizm Bakanlığına yollanır. TV satışı bandrol ücreti Ziraat Bankasına yatırılır, bildirimi TRT Genel Müdürlüğüne gönderilir. 15 Mart '91 Cuma'ya kadar Geçen ayın Banka ve Sigorta İşlemleri Beyannamesi, Vergi dairesine verilir ve ödenir. Anlaşmalı matbaalarda geçen ay basılan ve dağıtılan fatura ve P.S.V. ve reç etelerin bildirimleri, vergi daireleri ile defterdarlıklara verilir. Eczane, imalatçı kuyumcu, mıhlamacı, anlaşmalı matbaaların reçete basımı, tapu sicil müdürlükleri ile valilik, belediye TEK ve benzeri kuruluşlarda onaylanan emlak la ilgili Şubat '91 bilgi form ve bildirimleri, MGB - Vergi İstihbarat Şubesi Ulus-ANK.'ya taahhütlü gönderilir. 20 Mart '91 Çarşamba'ya kadar Anonim şirketler, Damga V.Beyannamesini vergi dairesine verir ve pul bedellerini öderler. Ücretlilerin geçen aya ait alış belge sonuçlan, Vergi İade Beyannamesi ile vergi dairesine bildirilmeli. 10'dan fazla işçi çalıştıran işyerlerinde geçen ay yapılan ödemelerin vergi ve fon kesintileri, Muhtasar Beyanname ile bildirilir. Sermaye şirketlerinin Mart '91 Geçici Vergisi ödenir. Sermaye şirketlerince yapılan vergi kesintileri Beyannamesi vergi dairesine verilir ve ödenir. (KVK m.24) Kendi adlarına reklam yapanlar ve reklamcıların geçen aya ait İlan-Reklam Beyannamesi ile Eğlence, Yangın Sigorta, Akaryakıt Tüketim Beyannameleri Belediye' ye verilir ve ödenir. 25 Mart Pazartesi'ye kadar Geçen ayın KDV Beyannamesi vergi dairesine verilir, fazla kesinti varsa ödenir. 28 Mart Perşembe'ye kadar Daha önce satılmış, ama trafik ve vergi kaydı eski sahipleri adına görünen araçların yeni sahipleri, noter satış belge- si ile il' Trafik Bürosuna cezasız düzeltme işlemini yaptırılmalı. (23. ay-RG 28.4.1989) 29 Mart Cuma'ya kadar (1 Nisan Pazartesi'ye uzar) Bağ-Kur' un yeni katsayı artışlı Şubat'91 pirimi bankaya, posta çekine, İl Müdürlükleri vezne sisine ödenir. Şubat '91 Aylık Sigorta Bildirgesi SSK Bölge Müdürlüğüne verilir. aylık pirim tutan ödenir. Kişilerin Mart '91 Geçici vergisi, 1990 Yıllık Gelir Vergisi Beyannamesine göre yeniden belirlenecek miktara göre ödenmelidir. Yıllık G.V Beyannamesi veren ticaret ve serbest meslek sahipleri, Şubat '91 aylık vergi iade beyannamesinin miktarını göre Yıllık G.V. Beyannamesi karına göre verirler. 1990 Yıllık Gelir V. Beyannamesi vergi dairesine ya elden verilir, yada taahhütlü yollanır. İlk 1/3 vergi taksidi Ziraat Bankasına, vergi dairesine, posta çekine ödenir. Geçen ay 9'dan fazla işçi çalıştıranlarca :


a) Konut E.Y.Fonu bildirimini, SSK Bölge Müdürlüğüne verilir, tutan banka yada sigortaya ödenir. b) Zorunlu Tasarruf Kesintisi aylık bildirimini formu Ziraat Bankası Şubesine verilir ve yatırılır Eski tip sürücü belgeleri yenisiyle değiştirilmeli (6. ve son ay) 198’de verilen Harita Müteahhitlik Karnesi ve İmar Planı Yeterlilik belgesi, yenileriyle değiştirilmesi. (3.ay – RG 20.09.1990 ) Geçen yıla ait Günlük ve Envanter Defterlerinin “ Kapanış” Görüldü” onayı notere yaptırılır.

Malicozum1  
Malicozum1