Issuu on Google+

ED‹TÖRDEN

De¤erli okuyucular›m›z, Bu ay dosyam›zda, ABD’nin dünya Müslümanlar›na yönelik olarak “önleyici savafl” ve “terörle mücadele” söylemleri do¤rultusunda takip etti¤i politikalar›n zirveye ulaflt›¤› alanlardan biri olarak görülen “Guantanamo” örne¤ini ele al›yoruz. ABD, 11 Eylül ertesinde, potansiyel “terörist” olarak suçlad›¤› kiflileri iç ve d›fl hukukun ifllemedi¤i Guantanamo’ya götürmeye bafllad›; Guantanamo’ya götürülen bu insanlar hukuki sürecin d›fl›nda b›rak›larak insanl›k d›fl› muamelelere maruz kald›. Halihaz›rda 35 farkl› ülkeden 430 tutuklu Guantanamo’da tutuluyor. ABD, dünyan›n herhangi bir bölgesinde bulunan bir kiflinin “düflman savaflç›” oldu¤unu iddia ederek bu kifliyi al›koyabiliyor ve onu hukukun kara deli¤ine hapsediyor. Guantanamo Körfezi’ndeki iflkence merkezine götürülen kiflilerin, sadece suni bir flüpheden yola ç›k›larak al›konulmalar›, insan hafsalas›n›n kabul edemeyece¤i iflkencelere maruz b›rak›lmalar›, d›fl dünyadan hatta hapishane içerisindeki di¤er ortamlardan izole edilerek tutulmalar› sorgulan›yor. Guantanamo örne¤i, tüm hukuksuzlu¤u ile ayakta dururken, hayalet gemiler ve iflkence uçaklar› ile de co¤rafyalar üstü bir iflkence a¤› örülüyor. ABD’nin 11 Eylül’ü takip eden dönemde gündeme getirdi¤i politik söylemlere dayanarak gerçeklefltirdi¤i Afganistan ve Irak müdahaleleri, hem bölgesel hem de küresel planda üretti¤i sonuçlar aç›s›ndan sorgulan›rken; ABD, müdahaleleri ve dünyay› küresel bir hapishaneye çeviren güvenlik paranoyas› ile “hukuk ad›na” hukuku ihlal eden bir güç olarak siyaset literatüründe yerini alaca¤a benziyor. Di¤er yandan, geçti¤imiz ay 20. yüzy›l›n insanl›k dram› olarak tarihe geçen Bosna Savafl›’nda, Boflnak kardefllerine destek olmak için dünyan›n farkl› bölgelerinden Bosna’ya giden ve oraya yerleflen kiflilerin vatandafll›k hakk›n›n Bosna Hükümeti taraf›ndan iptal edilmesi tepki ile karfl›land›. Bosna Hükümeti’nin bu karar› almas›nda ABD’nin etkili oldu¤u, bu kiflilerden bir k›sm›n›n süreç içerisinde s›n›r d›fl› edildi¤i, hatta içlerinden Guantanamo’ya götürülenler oldu¤u belirtiliyor. Yüz binlerin ma¤dur edildi¤i bir baflka co¤rafyada, Çeçenistan’da ise flu günlerde Ramzan Kadirov rüzgar› esiyor. Putin taraf›ndan desteklenen Kadirov, Çeçenistan’da her fleyin yolunda oldu¤u, geride yüz binlerce ölü ve on binlerce sakat b›rakan savafl›n bitmifl oldu¤u imaj›n› vermeye çal›fl›yor. ‹slam co¤rafyas› ile sizlere tafl›d›¤›m›z Çeçenistan, özelde Çeçenlerin genelde Kafkas halklar›n›n mücadelesinin bir sembolü olarak duruyor karfl›m›zda. ‹hlallerin son buldu¤u ve adaletin mamur oldu¤u bir dünya umuduyla, sizleri yaz›lar›m›zla bafl bafla b›rak›yoruz.

D Ü fi Ü N C E G Ü N D E M • S A Y I : 3 0 • Y I L : 3 • M A Y I S 2 0 0 7 ‹HH ‹nsan Hak ve Hürriyetleri ‹nsani Yard›m Vakf› ad›na sahibi: FEHM‹ BÜLENT YILDIRIM Genel Yay›n Yönetmeni: MURAT YILMAZ Editör: H. ZEHRA ÖZTÜRK Yay›n Kurulu: FATMA TUNÇ YAfiAR, ASLIHAN AKMAN, Z. TUBA KOR, ENSAR KILIÇO⁄LU Kapak ve ‹ç Tasar›m: grataNONgrata Bas›m: Mavi Ofset • Tel: 0212 549 25 30 Adres: Büyük Karaman Caddesi. Taylasan Sokak. No: 3 Fatih - ‹stanbul Tel: 0212 631 21 21 • Fax: 0212 621 70 51 • dusuncegundem@ihh.org.tr


DOSYA

Guantanamo:

HUKUKUN KARA DEL‹⁄‹ • ABD’nin teröre karfl› gizli savafl› ve •

uluslararas› hukuk: Guantanamo örne¤i /23 Guantanamo: Buz da¤›n›n görünen k›sm› /27

Av. MUSTAFA ERCAN

ABD Guantanamo’da hukuk hilesi yap›yor RÖPORTAJ /30

ÇEÇEN‹STAN ‹SLAM CO⁄RAFYASI /36

KISA KISA /4 • ‹KT‹BAS: Kuzey Afrika hükümetlerinin ‹slami hareketlere karfl› ittifak› /34

D Ü N Y A 6\ ABD iflgali sonras› Afganistan:

G Ü N D E M ‹ Potemkin köyünde bir baflkan:

Taliban sonras› en kanl› yaz›n arefesinde

Kadirov /14

8\ Rusya’da din-devlet iliflkileri ve ‹slam

Somali kaosa teslim /15

10\ Filistin’de tarih tekerrür mü ediyor?

Afrika can kaybediyor /18

12\ Boris Yeltsin: Demokrat diktatör, liberal komünist, sevecen savaflç›!

Bosna Hersek’te neler oluyor... /20 Patani halk› hala bask› alt›nda /21


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

K

I

S

A

K

I

S

A

Ürdün de nükleer çal›flmalara bafllad› Ürdün Parlamentosu, elektrik üretimi ve su ar›tma gibi alanlarda bar›fl amaçl› nükleer enerji kullan›m›na izin veren kanunu onaylad›. Ürdün Parlamentosu’nda kabul edilen kanun, nükleer enerji kullan›m yollar›n› ve flartlar›n› belirliyor. Nükleer

faaliyetlere izin verecek ve kontrol edecek ba¤›ms›z bir gözetim mekanizmas›n›n kurulmas›n› talep eden Ürdün Parlamentosu, bununla, sanayi ve araflt›rma amaçl› nükleer çal›flmalar sonucu oluflabilecek tehlikelerin ve nükleer kirlili¤in önüne geçilmesinin hedeflendi¤ini belirtti.

‹srail, Irak tesislerini nas›l vurdu¤unu belgeselle anlatt› ‹srail televizyonu, 7 Haziran 1981’de Irak’›n nükleer tesislerine gerçeklefltirdi¤i sald›r›yla ilgili görüntüleri içeren bir belgesel yay›nlad›. Belgeselde, ‹srail ordu istihbarat›n›n Ba¤dat’a 17 kilometre uzakl›ktaki Osirak Nükleer Tesisleri’ne sald›r› öncesi yapt›¤› haz›rl›klar ve sald›r›n›n evreleri anlat›l›yor. Sald›r›ya kat›lan pilotlar›n anlat›mlar›na da yer verilen belgeselde, ‹srail Genelkurmay Baflkan›’n›n pilotlara, “Esir düflerseniz bildi¤iniz her fleyi söyleyin. Siz çok fley bildi¤inizi san›yorsunuz, fakat asl›nda hiçbir fley bilmiyorsunuz.” dedi¤i belirtiliyor. ‹srail Baflbakan› Menahem Begin, Irak’›n nükleer tesislerine yap›lan bu sald›r› hakk›nda, Irak’›n bu tesislerde atom bombas› yapmak üzere oldu¤unu ve hava sald›r›s›n›n bu yüzden düzenlendi¤ini söylemiflti. ‹ran’›n nükleer tesislerine bir Amerikan veya ‹srail sald›r›s› ihtimalinin konufluldu¤u flu günlerde ‹srail televizyonunun böyle bir belgesel yay›nlamas› dikkat çekti. SAYI 30

SAYFA 4


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

K

I

S

A

K

I

S

A

Çad, Sudanl› esirleri teflhir etti

Orta Afrika ülkelerinden Çad, geçen günlerde yakalad›¤› 70 Sudanl›n›n görüntülerini yay›nlad›. Çad D›fliflleri Bakan› Ahmed Allami, esirlerin ülkenin do¤usundaki Abchi kentinde ele geçirildi¤ini söyledi. Esirlerin görüntüleri, elCezire televizyonunda yay›nland›. Allami, Çad’›n Cancevid gibi milislerin sald›r›lar› karfl›s›nda kendini savunma hakk› oldu¤unu ve bunun Sudan taraf›ndan anlay›flla karfl›lanaca¤›n› ümit ettiklerini belirtti. Alami, Hartum’da Sudan Devlet Baflkan› Ömer el-Beflir ile bir araya gelmifl ve Çad askerlerinin Sudan s›n›r›n› geçerek 17 Sudan askerini öldürmesi dolay›s›yla ülkesi ad›na Sudan’dan özür dilemiflti. Çad ve Sudan aras›nda son y›llarda t›rmanan gerginlik, iki ülke aras›nda Sudan’›n Darfur bölgesinde yaflanan krizin çözümü için harcanan çabalar› da olumsuz etkiliyor.

Ba¤dat’›n ortas›na utanç duvar› Irak’ta ABD askerleri, baflkent Ba¤dat’ta fiii bölgesinde bulunan bir Sünni mahallesinin çevresine duvar örüyor. Amerikan ordusundan yap›lan aç›klamada, Dicle Nehri’nin do¤u yakas›nda mezhepler aras› fliddet olaylar› ve misillemelere sahne olan Azamiye mahallesinin çevresine befl kilometrelik bir barikat kurulaca¤› belirtildi. Baflkentteki Amerikan güçleri ikinci komutan› Tu¤general John F. Campbell ise Ba¤dat’ta en az 10 mahallede utanç duvarlar›n›n örülece¤ini söyledi. Örülen duvarlarla Ba¤dat’›n mahallelerine girifl ç›k›fllar kontrol alt›na al›nacak. El-Azamiye’de bulunan Sünniler, fiii bölgesinde bulunan mahallelerinin etraf›na ABD birliklerinin duvar örmelerinden flikayetçi. El-Azamiye mahallesi sakinleri duvar örülme

sini “toplu cezaland›rma” olarak elefltirirken, el-Azamiye yerel konsey lideri Davud el-Azami, duvar›n inflas›n›n bafllad›¤›n› ancak bu projeye onay verilmedi¤ini belirtti. ABD’nin yapt›¤› duvar›n fiii ve Sünniler aras›ndaki ba¤› koparmaya yönelik oldu¤unu ifade eden el-Azamiye sakinleri, duvar›n bir fitne unsuru olaca¤›n› belirttiler.

Arap medyas›ndan bas›n özgürlü¤ü ça¤r›s› Arap dünyas›n›n önde gelen bas›n kurulufllar›n›n temsilcileri, Dubai’de düzenlenen Arap Medya Forumu’nda bir araya geldi. Arap Gazeteciler Federasyonu Baflkan› Selahattin el-Haf›z, Arap dünyas›nda bas›n›n tamamen hükümetlerin kontrolünde oldu¤unu, Arap medyas›nda gazetecilik ve yönetimin birbirinden ayr›lmas›n›n flart oldu¤unu söyledi. 500’den fazla üst düzey Arap gazetecinin kat›ld›¤› forumda, medya mensuplar›n›n özelefltiri yapmas› dikkat çekti. Birçok Arap ülkesinde gazetecilerin devlet memuru gibi çal›flt›¤› elefltirilirken, politikadan ar›nd›r›lm›fl gerçek bir gazetecilik için en önemli faktörün demokratik bir ortamda çal›flmak oldu¤unun alt› çizildi.

Hindistan’da çocuk istismar› sürekli art›yor Hindistan hükümetinin yay›nlad›¤› “Hindistan’da Çocuk ‹stismar›: 2007” bafll›kl› inceleme raporunda, Hindistan’da yaflanan çocuk istismar›n›n boyutlar› gözler önüne seriliyor. “Hindustan Times” gazetesinin haberine göre, Hindistan Kad›n ve Çocuk Geliflimi Bakanl›¤› taraf›ndan ilk kez yapt›r›lan araflt›rma kapsam›nda, yafllar› 5 ile 12 aras›nda 12400 çocuk ve yafllar› 18 ile 24 aras›nda de¤iflen 2300 genç ile görüflüldü. Kendileri ile görüflülen çocuk ve gençlerden %53’ü cinsel tacize maruz kal›p kalmad›¤› yönündeki soruya “Evet.” cevab›n› verdiler. Konuyla ilgili olarak Kad›n ve Çocuk Gelifliminden Sorumlu Bakan, “Çocuk istismar›n›n üzeri örtülüyor.” fleklinde bir aç›klama yapt›. Kad›n ve Çocuk Gelifliminden Sorumlu Bakanl›k’›n çocuklar› korumaya yönelik yeni bir kanun üzerinde çal›flt›¤› belirtildi.

SAYI 30

SAYFA 5


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

ABD iflgali sonras› Afganistan: Taliban sonras› en kanl› yaz›n arefesinde MAHMUT OSMANO⁄LU mosmanoglu@gmail.com

ABD’nin “fier Ekseni” maceras›n›n ilk aya¤›, daha do¤ru bir tabirle s›çrama tahtas› Afganistan’d›. 11 Eylül eylemlerini bahane eden ABD, ilk müdahalesini Afganistan’a yapt› ve Kuzey ‹ttifak› güçleri ile birlikte Taliban rejimini devirdi. Sebep, Taliban’›n el-Kaide örgütüne ve onun lideri Usame bin Ladin’e arka ç›kmas› ve onu bar›nd›rmas› idi. Taliban rejiminin 2001 y›l› sonlar›nda devrilmesinin ard›ndan ABD bu sefer as›l hedefinin ana ayaklar›ndan birisini oluflturan Irak’a, “Saddam Rejimi”ne sald›rd›. Serencam›n› hep birlikte izliyoruz. Afganistan yaklafl›k 15.000 Amerikan ve bir o kadar da NATO askerine b›rak›larak dünya gündeminin d›fl›nda tutulmaya çal›fl›ld›. So¤uk Savafl döneminde Afganistan’› iflgal ve kontrol etmeye kalk›flan Sovyetler Birli¤i’nin yüz binlerce asker y›¤mas›na karfl›l›k ABD’nin sadece 15.000 civar›nda asker b›rakmas› ve inisiyatifi NATO’ya vermesi belki de ABD’nin Afganistan’› bir s›çrama tahtas› olarak kullanmas›n›n en büyük delili idi. Sovyetlerin hem say› ve hem de atefl gücü aç›s›ndan çok daha büyük bir güçle bile bafl edemedi¤i Afganistan’la yaklafl›k 30.000 kiflilik ABD ve

NATO askeri nas›l bafl edebilecekti. Di¤er taraftan, her ne kadar yerli iflbirlikçiler de olsa da, tarih boyunca her f›rsatta yabanc› iflgalcilere Afgan topraklar›n› dar eden Afganl›lara karfl› bu hacimde bir güç asl›nda NATO aç›s›ndan büyük bir risk almak manas›na da geliyordu. Bu arada, ABD cingözlü¤üne de de¤inmekte yarar var: Irak’ta zaten zorda olan Amerikan ordusu bir yerde Afganistan’daki riskleri NATO’daki müttefiklerine y›kmak istiyordu ve y›kt› da. Afganistan’›n güneyinden ve güney do¤usundaki riskli bölgelerden çekilen ABD askerleri yerine ‹ngiliz, Kanada ve Avustralya askerleri konuflland›r›ld›. Kan›m›zca, ülkelerini iflgale yeltenen atefl gücü yüksek düflmanlar›na karfl› zaman› en etkili bir y›pratma silah› olarak kullanan Afganl›lar (Bugün itibariyle bunu Taliban diye de okuyabiliriz.) flimdi bu süreci tekrar devreye sokmufl gözüküyor: 2006 yaz›ndan bu tarafa ABD ve NATO askerlerinin Afganistan’da vermekte oldu¤u zayiatlar art›yor ve bu y›l›n, 2001’den sonra görülen en kanl› y›l olaca¤› tahmin ediliyor. ‹statistiklere bakacak olursak 2001 y›l›nda resmi rakamlara

‘‘

2006 yaz›ndan bu tarafa ABD ve NATO askerlerinin Afganistan'da vermekte oldu¤u zayiatlar art›yor ve bu y›l›n, 2001'den sonra yaflanan en kanl› y›l olaca¤› tahmin ediliyor.

SAYI 30

O R T A A S Y A

SAYFA 6


SAYI 30

empoze etmeye çal›flacakt›r. Taliban bu çabalar›nda yaln›z de¤ildir. Bir taraftan Pakistan’dan hat›r› say›l›r say›da medrese talebesi Taliban saflar›na kat›lmakta, di¤er taraftan da Sovyetler Birli¤i iflgaline karfl› direniflin sembollerinden Gülbeddin Hikmetyar ve grubu da Taliban’la stratejik iflbirli¤i yapmaktad›r. Bu arada, ABD ve NATO destekli Hamit Karzai Hükümeti, yaklaflmakta olan tehlikenin fark›ndad›r, Taliban’› ve kendilerine yönelik silahl› muhalefeti bölme planlar› yapmaktad›r. Karzai, bizzat Taliban liderlerinden baz›lar› ile görüfltü¤ünü ve onlar› siyasi sürece davet ettiklerini aç›klam›flt›r. Ayr›ca, Hikmetyar’›n da Kabil ile gizli görüflmeler yürüttü¤ü iddia edilmektedir. fiu da var ki, bu tür uzlaflma çabalar› Kabil’deki Taliban muhalifleri taraf›ndan hofl karfl›lanmazken, di¤er taraftan Taliban bunu Kabil hükümetinin zaaf›na da yorabilir. Afgan Hükümeti Taliban’› bölerek siyasi sürece dahil etme ve kendisine karfl› silahl› muhalefeti zay›flatma takti¤i gütse de, Taliban da Kabil hükümetinin omurgas›n› oluflturan ama son y›llarda bir flekilde Karzai ile iliflkileri so¤uyan Kuzey Güçleri ile görüflmeler sürdürmekte olduklar›n› ilan etmifltir. Afganistan’› yak›ndan izleyenlerin ortak kan›s›, bir Taliban liderinin de belirtti¤i üzere, bu yaz›n Taliban sonras› dönemin “en kanl›” yaz› olmaya aday oldu¤udur. Bu da NATO ve ABD güçlerini, Afganistan’dan ç›kmak veya bir 盤 gibi artan Taliban sald›r›lar›na karfl› Afganistan’daki askeri personelini art›rmak gibi her ikisi de zor bir seçime zorlayabilir. E¤er böyle giderse, Afganistan atefli NATO’yu da yakar (y›kar), ABD güçlerini de; hem de Irak’tan daha beter. Bu ifadelere flafl›lmamal›; çünkü Afgan tarihi bunun örnekleriyle doludur.

SAYFA 7

ABD iflgali sonras› Afganistan: Taliban sonras› en kanl› yaz›n arefesinde

göre 12 ABD askerinin ölmüfl oldu¤unu ama bunun daha sonraki y›llarda katlanarak, ölü say›s›n›n 2006 y›l›nda 98 ABD ve 93 NATO askeri olmak üzere 191’e s›çram›fl oldu¤unu görüyoruz. 2007 y›l›n›n ilk üç ay›nda ise her iki taraf›n vermifl oldu¤u kay›p ise flimdiden 47 olarak gözüküyor. Baharla birlikte artmas› öngörülen sald›r›lar›n bu rakamlar› çok daha yukar›lara tafl›mas› hiç de zor gözükmüyor ve kay›plar artt›kça NATO içerisindeki ve NATO’ya asker veren ülke kamuoylar›ndaki tart›flmalar›n alevlenmesi bekleniyor. Son iki y›ld›r, Taliban’›n, Irak’taki direniflçilerin Amerikal›lara karfl› kulland›¤› taktikleri, özellikle de intihar eylemlerini devreye sokmas› da ABD ve NATO güçlerini zora sokmufl gözüküyor. Son iki y›ld›r intihar eylemlerinde, iddialara göre ço¤u sivillere zarar verse de, büyük bir art›fl göze çarp›yor. 2005 y›l›nda gerçekleflen 25 intihar eylemine karfl›l›k 2006 y›l›nda 139 eylem yap›lm›fl. 2000 intihar bombac›s›n eyleme haz›r oldu¤unu iddia eden Taliban, 2007 y›l›n›n Taliban sonras› “en kanl›” y›l olaca¤› uyar›s›nda bulunuyor. Taliban son y›llarda sadece intihar bombac›lar›n›n say›s›n› art›rmad›: Taliban hem savaflç› say›s›n› art›rd› ve hem de yeni uçaksavar ve tanksavar silahlar elde etti. (Taliban’›n direnifli ve baflar›s›n›n artmas›, global ve bölgesel düzlemde ABD muhalifi ve ABD’den kuyruk ac›s› olan güçlerin Taliban’a el alt›ndan yard›mlar›n› da art›racakt›r ve bu yeni silahlar bunun bir göstergesidir.) Taliban bu baharla birlikte bir taraftan güney ve güney do¤u Afganistan’daki hakimiyet alan›n› geniflletmeye çal›fl›rken, di¤er taraftan bu bölgeyi ve Afgan halk›n› ülkedeki yabanc› varl›¤› ve onun iflbafl›na getirdi¤i Afgan hükümetine karfl› k›flk›rtacak ve bunu dini bir vecibe, “cihad” olarak


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Rusya’da din-devlet iliflkileri

ve ‹slam

SEV‹NÇ ALKAN ÖZCAN sevincal@yahoo.com

Rusya’da ‹slam’›n ve Müslüman topluluklar›n bugünkü durumunu anlayabilmemiz için komünizm sonras›nda de¤iflen din-devlet iliflkilerini, daha somut bir ifadeyle hem kilise-devlet iliflkilerini hem de devletin ve Rus Ortodoks Kilisesi’nin ‹slam’a ve Müslümanlara bak›fl›n› anlamam›z gerekiyor. Zira komünizm sonras› dönemde Rusya’da devletin baflta Müslümanlar olmak üzere di¤er dini gruplara karfl› üretti¤i siyaseti Rus Ortodoks Kilisesi’nden ba¤›ms›z düflünmemiz mümkün de¤il. Sovyet topraklar›nda 1980’li y›llarda uygulanmaya bafllayan liberal politikalar, bölgedeki tüm dini kurumlar taraf›ndan oldukça olumlu bir biçimde karfl›land›. Bu süreçten en karl› ç›kan dini kurum ise hiç flüphesiz Rus Ortodoks Ki-

lisesi oldu. Sovyetler Birli¤i döneminde devletin s›k› kontrolü alt›nda bulunan Kilise, yay›n faaliyetlerini çeflitlendirme, e¤itim faaliyetlerini art›rma ve ibadet yerlerini yeniden infla etme bak›m›ndan yeni f›rsatlar elde etti. Bu durum Kilise’ye Rusya’n›n dini hayat›nda yeniden merkezi bir rol elde etme imkan›n› verdi. Kilise de tüm enerjisini buna yo¤unlaflt›rd›. Rus Ortodoks Kilisesi’nin devrim öncesi statüsüne dönüfl talebi, yeni dönem ile Çarl›k dönemi aras›ndaki en önemli süreklilik unsuru olarak ortaya ç›kt›. John Anderson’a göre, Perestroyka reformlar›n›n liberallefltirdi¤i din politikalar› sayesinde özelde Rusya’da genelde ise tüm eski Sovyet co¤rafyas›nda din-devlet iliflki-

‘‘

fieymiyev, ›l›ml› ‹slam modelini yaymak amac›yla dini okullar ve üniversiteleri açarken; Rus hükümeti de Kafkasya’da “radikal ‹slam”›n etkisini k›rmak amac›yla bir ‹slam üniversitesi açmay› hedefliyor.

lerinde iki önemli de¤iflim ortaya ç›kt›. Birincisi; dindevlet iliflkilerinde komünist dönemdeki çat›flmac› iliflki biçimi, yeni dönemde iflbirli¤i modeline do¤ru evrildi. Tüm bölgede din, art›k savafl›lmas› gereken bir düflman olmaktan ç›kt›. ‹kinci de¤iflim ise din politikalar›n›n oluflturulma sürecinde ortaya ç›kt›. Bundan sonra din politikalar› daha aç›k ve fleffaf bir süreçte oluflturulmaya baflland›. Baflland› bafllanmas›na ama Rusya’da din-devlet iliflkilerinde iflbirli¤i modeli denildi¤inde, hep Rus devleti ile Rus Ortodoks Kilisesi aras›ndaki iflbirli¤i ak›llara geldi. Ortodoksluk d›fl›nda kalan ‹slam, Katoliklik ve Protestanl›k gibi az›nl›k dinleri ve mezhepleri yeni yasal liberal düzenlemelerden Rus Ortodoks Kilisesi kadar yararlanamad›lar, hatta süreçten d›flland›lar. Bunun en aç›k örne¤i, 1991 y›l›nda “din ve vicdan özgürlü¤ü” ile ilgili olarak kabul edilen kanundan, 1997 y›l›nda geçiri-

SAYI 30

O R T A A S Y A

SAYFA 8


SAYI 30

cedidizmi uzlaflma yollar›n› aramaya devam ediyor. Sovyet sonras› Rusya, pragmatist bir yaklafl›mla Müslüman az›nl›klara karfl› otoriterli¤i ve esnekli¤i birlefltirmifl durumda. Tataristan Cumhurbaflkan› fieymiyev, Putin’e Ortado¤u turunda efllik ederken, Rusya’n›n Çeçenistan’daki insan haklar› ihlalleri devam ediyor. Ayn› flekilde fieymiyev kendi tercih ettikleri ›l›ml› ‹slam modelini yaymak amac›yla kendi dini okullar›n› ve üniversitelerini açarken, di¤er taraftan Rus hükümeti de Kafkasya’da “radikal ‹slam”›n etkisini k›rmak amac›yla bir ‹slam üniversitesi açmay› hedefliyor. Rusya son dönemde Tataristan yüzünü ön plana ç›kararak ‹slam dünyas› ile iliflkilerini gelifltirme peflinde. Putin’e Ortado¤u turunda efllik eden fieymiyev’in Suudiler taraf›ndan inanca hizmet etmesinden ötürü ödüllendirilmesi, Putin’in ‹slam dünyas›na yönelik yeni politikas›n›n önemli bir parças›n› oluflturuyor. fiubat ay›nda Tataristan Cumhurbaflkan› fieymiyev ve ‹KÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin ‹hsano¤lu’nun baflkanl›¤›nda ‹stanbul’da yap›lan Rusya-‹KÖ Stratejik Vizyon Toplant›s› ise Rusya ve ‹KÖ üyesi ülkelerin birlikte gerçeklefltirecekleri projeler için iyi bir platform oluflturuyor. 2005 y›l›nda Rusya’n›n ‹slam Konferans› Örgütü’nde elde etti¤i gözlemci statüsü ile bafllayan söz konusu iyi iliflkiler bakal›m Rusya’n›n Müslüman nüfusuna yönelik politikalar›na yans›yacak m›?

SAYFA 9

Rusya’da din-devlet iliflkileri ve ‹slam

len yeni bir kanunla geri ad›m at›lmas›d›r. Bu durumun en önemli nedeni ise, 1991 y›l›nda oluflturulan liberal ortama baflta Rus Ortodoks Kilisesi olmak üzere muhafazakarlar›n gösterdi¤i reaksiyondur. Rus Ortodoks Kilisesi’ni “Rusya’n›n tarihi ve kültürel miras›n›n ayr›lmaz bir parças›” olarak tan›mlayan yeni düzenlemenin ‹slam, Budizm, H›ristiyanl›k ve Yahudilik gibi di¤er geleneksel dinleri hukuki olarak tan›mas› bile, yeni düzenlemeyi insan haklar› savunucular›n›n elefltirilerinden kurtaramam›flt›r. Zira 1997 düzenlemesi, 1991’de kabul edilen kanunla karfl›laflt›r›ld›¤›nda dini özgürlükler aç›s›ndan pek çok k›s›tlay›c› hüküm tafl›maktad›r. Bugün Rusya’da, Rusya Müftülük Konseyi Baflkan› Ravil Gaynutdin’in verdi¤i rakamlara göre 23 milyon Müslüman yaflamaktad›r. Müslümanlar Rusya’da en fazla nüfus art›fl oran›na sahip olan grubu oluflturuyor. Rus nüfus art›fl oran› azal›rken, Müslüman nüfusu giderek art›yor. Müslüman nüfusun yo¤unlaflt›¤› bölgelerin bafl›nda Kuzey Kafkasya, Tataristan ve son y›llarda yaflanan iflçi göçü nedeniyle Moskova geliyor. Kuzey Kafkasya ve Tataristan’da ‹slam’›n devletle kurdu¤u iliflki biçimi, Rusya’daki ‹slam’›n iki cephesini gösteriyor. Alexander Beningsen’in Çarl›k Rusyas› ve Sovyetler Birli¤i dönemi içinde Tatar cedidizmi ve Kafkas müridizmi olarak ifadelendirdi¤i farkl›laflma, Sovyet sonras› dönemde de varl›¤›n› devam ettiriyor. Kafkas müridizmi direnmeye, Tatar


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Filistin’de

tarih tekerrür mü ediyor? ‹srail ve Filistin yine k›r›lgan ateflkes atmosferinin sonuna geldi. Ateflkes ve iliflkiler dikifl tutmuyor. 2002 y›l›nda Beyrut Zirvesi’nde Araplar›n topyekun bir flekilde ‹srail’e bar›fl elini uzatt›klar› s›rada fiaron’un askerleri Cenin’e girip katliam yapm›fllar ve bunun sonucunda sadece Filistin-‹srail münasebetleri sars›lmakla kalmam›fl, ayn› zamanda Arap-‹srail diyalo¤u da bafllamadan bitmiflti. Kimileri fiaron’un Cenin’deki vahfletini ve katliam›n› ikinci Beyrut katliam›na benzetmifller ve bunun üzerinden Arap plan›n› akamete u¤ratt›¤›n›, sabote etti¤ini söylemifllerdi. Nitekim, Cenin Katliam›’ndan sonra Arap bar›fl inisiyatifi befl y›l boyunca uykuya yat›r›lm›flt›. Araplar ve Suud Kral› Abdullah, kral›n ad›n› tafl›yan plan› befl y›l sonra Riyad Zirvesi’nde canland›rd› ve gündeme getirdi ama ‹srail taraf› yine topu taca atmaya bafllad›. Araplar›n tamam›n›n, ‹srail’in 1967 s›n›rlar›na çekilmesi halinde -yani toprak karfl›l›¤› bar›fl formülü çerçevesinde‹srail’i tan›yacaklar›n› taahhüt etmelerine ra¤men; Ehud Olmert ve tayfas› “›l›ml› Arap liderleriyle buluflmak” istediklerini söyleyerek bir kez daha topu taca atmaya yeltendi. ‹srailliler bir taraftan böyle yaparken di¤er taraftan da Suudlularla temas halinde olduklar›n› ima ediyorlard›. Ve

SAYI 30

O R T A D O ⁄ U

MUSTAFA ÖZCAN

mustafaozcan@yeniasya.com.tr

yine ayn› zamanda, ikinci ad›m› atmadan, Suudi Arabistan’›n bar›fl plan› konusunda ciddi ve samimi olmad›¤›n› ileri sürüyorlard›. ‹srail’le müzakere yapmak zor oldu¤u gibi bar›fl yapmak da zorun zoru, belki de imkans›z. ‹srail birkaç y›ld›r nükleer program konusunda ‹ran’› s›k›flt›r›rken ve dünyay› ‹ran aleyhinde k›flk›rt›rken flimdilerde ise bu söyleminin Ahmedinecad taraf›ndan dillendirilmesinin ard›ndan ‹ran’›n nükleer silah gelifltirmekten çok uzak oldu¤unu ilan etti. Bu da gösteriyor ki niyetleri olmay›nca her türlü oyalamaya baflvuruyorlar. Oynamay› reddeden nazl› gelin gibi “Yerim dar!” diyorlar. Birinci Cenin Katliam› üzerinden befl y›l geçmesinin ard›ndan Nisan 2007 sonlar›na do¤ru ‹srail askerleri yeniden Cenin’e girdi ve bunun yeni bir Gazze iflgalinin mukaddimesi ve pifldar› yani öncüsü olmas›ndan korkuluyor. Bu ba¤lamda, ‹srail askerleri 17 yafl›nda bir gencin de aralar›nda bulundu¤u dokuz Filistinliyi öldürdüler. Buna fliddetli tepki gösteren Hamas, “Halk›m›z›n kan› ucuz de¤il!” diyerek tepkisini ortaya koydu ve Hamas’›n silahl› kanad› ‹zzettin Kassam Tugaylar› da ateflkesi ask›ya ald›¤›n› duyurdu. Böylece ‹srail ve Filistin aras›nda fliddet sarmal›n›n yeni bir raundu daha bafllam›fl oldu.

SAYFA 10


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

F‹L‹ST‹N DEVLET‹ ‹Ç‹N fiMELER YAPILIYOR G‹ZL‹ GÖRÜfiM Filistin’de yay›mlanan önemli gazetelerden el-Kuds, ‹srailli yetkililerle Filistinli yetkililerin, 2008 sonunda ba¤›ms›z bir Filistin devleti kurulmas› hakk›nda bir anlaflmaya varmak amac›yla Avrupa’da gizli görüflmeler yapt›¤›n› yazd›. Güvenilir kaynaklara dayand›r›lan haberde, Filistinli ve ‹srailli yetkililerin, bir Avrupa baflkentinde ABD ve Avrupa himayesinde gizlice bir araya gelerek, gelecek y›l sonunda

SAYI 30

‘‘

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Cenin Katliam› üzerinden befl y›l geçmiflken, Nisan ay›n›n sonunda ‹srail askerleri yeniden Cenin’e girdi. ba¤›ms›z bir Filistin devleti kurulmas›n›n nihai statüsüyle ilgili meselelerde anlaflma sa¤lamaya çal›flt›¤› kaydedildi. Görüflmelerde “‹srail-Filistin anlaflmazl›¤›n›n, Filistinli mültecilerin ak›beti, s›n›rlar, Kudüs ve Yahudi yerleflim birimleri” gibi çetin bafll›klar›n gündeme geldi¤i belirtilen haberde, görüflmelerin amac›n›n ABD Baflkan› George Bush’un ‹srail ile Filistin olarak iki devletli vizyonunu, görev süresinin dolaca¤› Ocak 2009’dan önce hayata geçirmek oldu¤u ifade edildi. Haberde, bu görüflmelerin, ABD ve Avrupa ülkelerinin ‹srail hükümetine bask›s› sonucu yap›ld›¤› ifade edilirken, Filistinli bafl müzakereci Saib Erakat’›n “bu tür görüflmelerden haberi olmad›¤›” sözlerine de yer verildi. Haberde, bununla birlikte Erakat’›n, “gayri resmi baz› görüflmelerin yap›ld›¤›n›” söyledi¤i, ancak baflka aç›klamada bulunmad›¤› ifade edildi. Haberde, hangi Avrupa baflkentinde yap›ld›¤› belirtilmeyen görüflmelere kimlerin kat›ld›¤› bilgisi de yer alm›yor. Bu gizli görüflme söylentilerine denk gelen bir zamanda, Ürdün Kral› Abdullah da Filistinliler nam›na konuflarak Filistinli mültecilerin dönüfl hakk›ndan feragat edilmesini istedi. Bu da baflta Hamas olmak üzere, tüm Filistinlileri k›zd›rd›. Bu tür görüflmeler geçmiflte de çok yap›lm›flt›, ama flimdiye kadar bunlar›n bir faydas› görülmedi. Bu görüflmelerden flimdiden sonra da sonuç al›nabilmesinin bir garantisi bulunmuyor.

SAYFA 11

Filistin’de tarih tekerrür mü ediyor?

Filistinli Hamas grubunun silahl› kanad› ‹zzettin Kassam Tugaylar›, 59. ba¤›ms›zl›k y›l dönümünü kutlama etkinlikleri yapan ‹srail’e onlarca roket ve havan topu mermisi f›rlatt›¤›n› duyurdu. Grup, Gazze’de yapt›¤› aç›klamada, ‹srail’le befl ayd›r devam eden ateflkesin sona erdi¤ini aç›klad›. ‹srail taraf›na 30 roket ve 60 havan topu mermisi f›rlatt›¤›n› bildiren ‹zzettin Kassam Tugaylar›, sald›r›n›n “düflman taraf›ndan ifllenen suikastlar›n intikam›n› almak için” düzenlendi¤ini belirtti. ‹srail’in Sderot kasabas›na f›rlat›lan bir roketin ard›ndan ‹srail askerlerinin 22 Nisan 2007 günü dokuz kifliyi öldürmesiyle 26 Kas›m’da taraflar aras›nda var›lan ateflkes anlaflmas› fiilen bozulmufltu. Filistin koalisyon hükümetini oluflturan partilerden Hamas, ‹srail’le var›lan ateflkes anlaflmas›na büyük ölçüde uymufltu. Bu çerçevede taraflar aras›nda tansiyon art›yor. Hamas’›n birinci hükümetinde d›fl iflleri bakan› olan Mahmud Zahar da yapt›¤› bir de¤erlendirmede Kur’an’›n ‹srail’le bar›fl› yasaklad›¤›n› söyledi. Ard›ndan da sözlerinin arkas›nda oldu¤unu aç›klad› ve müzakerelerin, ‹srail’i tan›mak anlam›na gelmeyece¤ini ileri sürdü. Zahar: “Görüflmek, tan›mak de¤ildir.” diyor. Bununla birlikte Filistinliler aras›nda da tansiyon yükseliyor. Hala yeni Filistin hükümeti üzerindeki abluka k›r›labilmifl de¤il. Bu ask›daki meseleleri görüflmek ve siyasi uyumun önündeki di¤er engelleri aflabilmek için Mekke’den sonra Abbas ile Meflal, bir kez daha Kahire’de bir araya gelme karar› ald›lar. Onlar Kahire’de bir araya gelmeden önce M›s›r kolluk kuvvetleri de Hamas bürosunu basm›fl ve mensuplar›n› tartaklay›p derdest etmiflti. Hamas, Abbas’›n ‹sraillilerle yapaca¤› görüflmeleri engellemeyece¤ini söylese de aktif olarak görüflmelere kat›lm›yor ve katk›da bulunmuyor; pasif bir boykot uyguluyor. Bu da uluslararas› toplumun flartlar›n› yerine getirmemesi anlam›na geliyor ve buna mukabil boykot ve ambargo sürüyor. Bir taraftan Meflal ile Abbas yeniden bir araya gelmeye haz›rlan›rken di¤er taraftan da ‹srail ve Filistinli taraflar›n Avrupa’da gizli görüflmeler sürdürdükleri ifade ediliyor.

D


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Boris Yeltsin:

Demokrat diktatör, liberal komünist, sevecen savaflç› (!) FATMA YAfiAR

fatmatunc@ihh.org.tr

“Sovyetler Birli¤i’nin da¤›lmas›nda kilit rol oynayan ve Rusya’n›n ilk devlet baflkan› olan Boris Nikolayeviç Yeltsin kalp yetmezli¤i sonucu hayat›n› kaybetti.” Ölümü bu meale gelen cümlelerle dünya kamuoyuna duyuruldu Yeltsin’in. 1 fiubat 1931’de Rus kökenli bir çiftçinin o¤lu olarak dünyaya gelen Yeltsin’in çocukluk y›llar›na dair rivayet edilen en meflhur hadise, 11 yafl›ndayken arkadafllar›yla bir depodan çald›¤› el bombas›n›n patlamas›yla sol baflparma¤›n› kaybetmesi. ‹nflaat mühendisli¤i e¤itimi alan Yeltsin’in hayat›na yön veren dönüm noktas› ise 1961 y›l›nda Komünist Parti’ye

kat›lmas› oldu. Parti içerisinde h›zla yükselen Yeltsin, k›sa bir süre sonra Sverdlovsk bölgesi parti birinci sekreterli¤ine getirildi. Mihail Gorbaçov’un Sovyetler Birli¤i Devlet Baflkan› olmas›n›n ard›ndan ise Moskova’ya ça¤r›larak Moskova Belediye Baflkanl›¤› görevine getirildi. Nisan 1985’te Komünist Parti Merkez Komitesi’ne seçildi. 1987 y›l›ndaGorbaçov taraf›ndan görevden uzaklafltr›ld›. fiubat 1988’de ise partiyle ilgili bütün yetkileri elinden al›narak ‹nflaat Bakanl›¤› Yard›mc›l›¤›’na tayin edildi. Halk yanl›s› bir siyase izleyen ve “ço¤ulculu¤u” savunan Yeltsin, Mart 1989’da Moskova’da %89,6 oran›nda oy alarak SSCB Halk Temsilcileri Kongresi’ne seçildi. May›s 1990’da Gorbaçov’un itiraz›na ra¤men Rusya Federasyonu Komünist Partisi Baflkanl›¤›’na getirildi. Yeltsin’i Yeltsin olarak dünya kamuoyuna duyuran olay ise A¤ustos 1990’da Gorbaçov’a karfl› giriflilen ve yaklafl›k 60 saat süren darbeye tanklar›n üzerine ç›karak direnmesi oldu. Tanklar›n üzerinde demokrasiyi savunan bir lider olarak baflta Bat› olmak üzere tüm dünyan›n takdirini toplad›. ‹zledi¤i ince siyaset ile Gorbaçov’un devlet baflkan› olarak yeniden göreve dönmesini sa¤lad›. Ancak Yeltsin, bu baflar›s›n› darbecileri oldu¤u kadar Gorbaçov’u da y›pratmak için iyi bir araç olarak kulland›. Gorbaçov’un baflar›s›zl›klar› Yeltsin’i daha güçlü hale getirdi. Gorbaçov’dan ba¤›ms›z uygulamalara giriflti ve anayasaya ayk›r› kararnameler ç›kard›. Birkaç ay içinde Sovyet iktidar›n›n en güçlü unsurlar›ndan Komünist Parti’yi yasaklad› ve bütün parti mallar›na el koydu. Gorbaçov, kendisini koltu¤undan eden bu kifli hakk›nda y›llar sonra, “Onu Sibirya’dan Moskova’ya asla getirmemeliydim, bu benim en büyük hatalar›mdan biri oldu.” ifadesini kullanm›flt›.

‘‘

Kimileri Yeltsin’i sevecen (!) bir lider olarak yad etse de, Çeçenler ve duyarl› kamuoyu onu sadece ac›mas›z bir savaflç› olarak an›yor.

SAYI 30

K A F K A S Y A

SAYFA 12


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

SAYI 30

LAT‹N AMER‹KA

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

atad› ve Putin, “kendisinden sonra devlet baflkan› olmas›n› istedi¤i kifli” olarak ilan etti. Kendisiyle ilgili spekülasyonlar›n artt›¤› bir dönemde Vladimir Putin ile birlikte ikinci kez Çeçenistan’a sald›rd›. 1999’da görev süresi dolmadan önce istifa eden Yeltsin’in yerine vekaleten atanan Putin, seçimlerin ard›ndan resmen devlet baflkan› oldu. Putin, Çeçen Savafl› konusunda Yeltsin’in izinden gitti ve sürekli fliddeti körükleyerek savafl üzerinden siyasi kazan›m elde etmeye çal›flt›. Putin’in, Yeltsin’in ölümünün ard›ndan söylenecek onca söz varken sarf etti¤i birkaç cümleden birinin “Yeltsin’in Rusya’y› koruyun söyleminin kendilerine her zaman ahlaki ve siyasi k›lavuz oldu¤u” fleklinde olmas›, bunun halen böyle oldu¤unun aç›k bir göstergesi. Hem demokrat hem diktatör, hem liberal hem komünist, hem de ac›mas›z bir lider olarak tarihe geçti Yeltsin. Üst düzey bir görevdeyken metroyla ifle gidip gelecek kadar popülist, yetkilerini k›s›tlayanlar› gözünü k›rpmadan bombalatacak kadar despottu. Kimileri Yeltsin’i sevecen (!) bir lider olarak yad etse de, Çeçenler ve duyarl› kamuoyu onu sadece ac›mas›z bir savaflç› olarak an›yor. Tezatl›klarla dolu 76 y›ll›k hayat› bir 23 Nisan gününde son buldu.

SAYFA 13

Boris Yeltsin: Demokrat diktatör liberal komünist, sevecen savaflç› (!)

Ölüm haberinin ard›ndan ise Yeltsin’in Rusya için önemli ifller baflard›¤›n› ama ayn› zamanda hatalar› da oldu¤unu söylemekten geri durmad›. Darbe girifliminden yaklafl›k bir y›l sonra ise, 12 Temmuz 1991’de, Rusya’n›n seçilmifl ilk devlet baflkan› olarak Rusya siyasetindeki yerini ald›. Sovyetler Birli¤i’nin çöküflü ve Rusya’n›n demokrasi ve kapitalizme sars›nt›l› geçifline öncülük eden Yeltsin dönemi, siyasi, askeri ve ekonomik çalkant›lara tan›k oldu. Demokrasi söylemiyle darbeye tank üzerinde direnen Yeltsin, 1993’te yetkilerini k›s›tlamak isteyen Duma’y› tanklarla bombalatmaktan kaç›nmad›. Anayasada de¤iflikli¤e gitti ve adeta diktatör yetkileriyle donanarak konumunu güçlendirdi. Yeltsin, %2000’lere varan enflasyonla dibe vurmufl bir ekonomi ve salg›n hale gelen suç ve yolsuzluklar ile karfl› karfl›yayd›. Kaybetti¤i imaj›n› yenilemek ve illegal uygulamalar›n› meflrulaflt›rmak için 1994 y›l›nda Çeçenistan’a savafl açt›. 1994 y›l›nda bafllayan Çeçenistan Savafl› on binlerce kiflinin hayat›na mal olurken, Rus ordusu yenilgiye u¤rayarak 1996 y›l›nda bölgeden çekilmek zorunda kald›. Yeltsin, 1996 y›l›nda ikinci kez devlet baflkanl›¤›na getirildi. 9 A¤ustos 1999’da Vladimir Putin’i baflbakanl›¤a

D


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Potemkin köyünde bir baflkan:

Kadirov

FEH‹M TAfiTEK‹N

ftastekin@radikal.com.tr

Çeçenistan’da, kendini, geride 250-300 bin ölü ve on binlerce sakat b›rakan bir savafl› bitmifl gibi göstermeye adam›fl Ramzan Kadirov rüzgar› esiyor. Kadirov, özellikle baflkent Caharkale’de ve kendi memleketi Gudermes’te savafl›n binalar üzerindeki izlerini silmek için hummal› bir makyaj operasyonuna giriflmifl durumda. Çeçenistan’da yeni bir Potemkin köyleri vakas› tekrarlan›yor. Ama bu, Prens Grigori Aleksandroviç Potemkin’in, 1787’de K›r›m’da ele geçirdikleri köylerin periflan görüntüsünü, denetime gelen Çariçe Katherina’dan gizlemek için evlere maskeler geçirmesi ya da h›rpani k›l›kl› köylüleri kovup

‘‘

“Çeçenizasyon” yani savafl› Çeçenlefltirme veya prati¤e yans›d›¤› haliyle Çeçen’i Çeçen’le halletme politikas›yla amac›na ulaflan Putin, Kadirov’u baflkan yaparak plan›n ikinci aflamas›na geçti. Birinci aflamada Kadirov’un rolü direniflçilere tetik çekmekti, adam kaç›r›p iflkence yapmakt›, gözda¤› verip korku salmakt›. Bütün bunlar korkulu “Kral Ramzan” imaj›n›n oluflturulmas›na hizmet etti. ‹kinci aflamada ise Çeçenlerin gururunu okflayan bir Kadirov var karfl›m›zda. Kadirov: “Rus askerleri gitsin!” diyor. ‹flkence, yarg›s›z infaz ve adam kaç›rmalardan Urus-Martan’daki Rus ‹çiflleri Birli¤i (ORB-2)’ni sorumlu tutuyor. S›k› bir mümin oldu¤u-

Putin, babas› 2004’te direniflçiler taraf›ndan öldürülen bir delikanl›n›n intikam duygular›ndan ve nefretinden bir lider ç›kard›. Ramzan Kadirov, 5 Nisan’da kralvari bir törenle yemin ederek ikinci perdeyi açt›. yerlerine ciciler giydirilmifl mutlu köylüleri getirmesi kadar inand›r›c› de¤il. Çünkü iletiflim dünyas›n› kand›rmak zor; m›zrak çuvala girmiyor ve Potemkin köyündekiler her fleyi itiraf ediyor. Bu binalarda kimse oturmaya cesaret edemiyor. Üstelik binalar›n masraflar› bunlar› yerle bir eden Rusya bütçesinden de karfl›lanm›yor. Binalar, Kadirov’un metazori yöntemleriyle Çeçen ifladamlar›ndan kopar›lan paralarla ve memur-iflçi maafllar›ndan yap›lan kesintilerle yenileniyor. E¤er do¤ruysa, Kadirov kayna¤›n› böyle aç›kl›yor. 30 yafl›ndaki bu delikanl›, Rusya Devlet Baflkan› Vladimir Putin’in denize düflüp de y›lana sar›ld›¤› kifli. Putin, babas› 2004’te direniflçiler taraf›ndan öldürülen bir delikanl›n›n intikam duygular›ndan ve nefretinden bir lider ç›kard›. Bu liderle Çeçen direniflini Çeçenlere k›rd›rma plan›n› uygulad›. Devlet baflkanl›¤› için en az 30 yafl zorunlulu¤u oldu¤u için, 30’una bas›ncaya dek baflbakan yard›mc›l›¤› ve baflbakanl›k görevleriyle piflirilen Kadirov, 30’una basar basmaz baflkan yap›ld›. Ramzan Kadirov, 5 Nisan’da kralvari bir törenle yemin ederek ikinci perdeyi açt›.

SAYI 30

K A F K A S Y A

nu göstermek için hiçbir f›rsat› kaç›rm›yor. Hedef, Çeçenistan’›n gerekti¤inde Rusya’ya kafa tutan güçlü, iradeli bir Çeçen lidere kavufltu¤u sanr›s›n› yaratmak. Ama madalyonun öteki yüzü onun “yalanc›” oldu¤unu gösteriyor. Kuflkusuz Putin’in Kadirov’la maceras› bir yönüyle de yönetimin Çeçenlefltirilmesi demek. Direnifl kanad›ndaki Çeçen-‹çkerya D›fliflleri Bakan› Ahmet Zakayev’in deyimiyle bu, “dekolonizasyon” yani sömürgecilikten kurtulufl anlam›na da geliyor. Tabi e¤er flimdi “Putin’in emir eriyim.” diyen Kadirov, babas› Ahmet Kadirov’un izledi¤i yolu geriye yürürse. Zira malum baba Kadirov ilk savaflta direniflçiyken ikincisinde saf de¤ifltirmiflti.

SAYFA 14


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Somali kaosa teslim AHMET EM‹N DA⁄

ahmetemin@ihh.org.tr

Açl›k ve cehaletin, iflgal politikalar›yla birlikte insan hayat›n› yok etti¤i en ironik örneklerden birisi Somali’de yaflan›yor. 1990’l› y›llarda dünya gündemine açl›k ve kabileler aras› çat›flma ile s›k s›k gelen Somali’nin yazg›s› son bir y›ld›r yine de¤iflmedi. Buna kuflkusuz ilahi bir yazg› demek mümkün de¤il. Somali, 20. yüzy›lda insan eliyle üretilmifl en ciddi afetlerden biri. 1991 y›l›na kadar kötü de olsa bir devleti olan ve merkezi otoriteye sahip olan ülke, kabilevi ve ideolojik sebeplerle düflürülen Saad Barre’den bu yana çat›flmas›z gün görmedi. Rakip kabilelerin mevzi çat›flmas› geride bir milyondan fazla ölü, binlerce sakat insan ve alt yap›s› tamamen yok edilmifl bir ülke b›rak›rken, uluslararas› güçlerin mide buland›r›c› emperyalist hevesleri zengin ülkeyi fakirli¤in pençesine itti. Savafl a¤alar›, ideolojik ya da siyasi bir gündemle savaflm›yor. Tek amaçlar› ellerinde tuttuklar› maddi servetin, kaçakç›l›¤›n devam etmesi. Savafl a¤alar›, uyuflturucu, silah, cep telefonu ve g›da tekeli durumunda. Savafl a¤alar›n› destekleyen finansörler, bu ticareti yürüten büyük toprak sahipleri, liman ve havaalan› sahipleri ile bunlar›n yurt d›fl›ndaki ba¤lant›lar›n› oluflturan flah›slar. Savafl a¤alar›n›n her birinin kendi bölgesinde bast›rd›klar› paralar› bulunuyor. Yurt d›fl›ndaki göçmenlerin Somali’deki akrabalar›na gönderdikleri dolarlar› ülkede do¤rudan do¤-

SAYI 30

ruya harcamak mümkün de¤il. Bu savafl a¤alar›ndan hangisinin bölgesinde yafl›yorsan›z, dolarlar› al›p ona götürmek ve o bölgede geçerli parayla de¤ifltirmek zorundas›n›z. Bu ithal dolarlar› bozdurmak için kullan›lan kuru da tabi ki bu a¤alar belirliyor. Toplad›klar› bu dolarlar› kendi savafl düzenlerini sürdürmek için kullan›yorlar. Kendilerini kabile lideri olarak lanse eden savafl a¤alar›n›n her biri kendi bölgesinde devlet ve hükümet baflkan›. Bugün Somali’de en az befl devlet baflkan› bulunuyor. Açl›ktan ve salg›n hastal›klardan insanlar›n hayat›n› kaybetti¤i, paran›n insan yaflam›n› kurtarmak yerine öldürmeye harcand›¤› Mogadiflu’da istedi¤iniz silah› bulmak için serbest pazarlar dahi bulunuyor. “Bakara Pazar” adl› yer, savafl a¤alar›n›n en u¤rak yeri durumunda. Ülkede alt› büyük kabile ve dolay›s›yla alt› büyük savafl a¤as› bulunuyor. Bu alt› büyük kabileyi nüfus içinde sahip olduklar› oranlara göre flu flekilde s›ralayabiliriz: Haviye (%25), Isaak (%22), Darod (%20), Raksanveyn (%17), Dir (%7) ve Digil (%6). Bu kabilelerin en büyük ilk dördü iktidar›n sahibi durumunda; mevcut geçici parlamentoda her birinin 61’er tane milletvekili bulunuyor. 275 sandalyeli parlamento, seçimle de¤il tamamen atama yoluyla bu kabilelerin kendi aralar›nda Amerikan arabuluculu¤unda bir araya gelerek olufltur-

SAYFA 15


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

duklar› bir yap›. 2000 y›l›nda Kenya’da “4,5 Formülü” ile oluflturulan bu yap›ya göre ilk dört büyük kabile parlamento ve hükümette aslan pay›n› alacak, kalanlar ise buçukla yetinmek durumunda olacaklar. Bu çerçevede, tüm gruplar› tatmin etmek üzere dünyan›n en fazla sandalye say›s›na sahip olan hükümet, bafllarda 90 bakana sahip iken, sonradan yap›lan revizyonla bu say› 40’lara kadar çekildi. Ancak bu gruplar kendi aralar›nda makam ve mevki da¤›t›rken, ülkenin farkl› bölgelerinde yeni bir oluflumun ayak sesleri yükseliyordu: ‹slam Mahkemeleri. ‹slam mahkemelerinin kuruluflu asl›nda çok basit bir ifl anlaflmazl›¤›na dayan›yor. Yerel mahkemeler, akitlerine uymayan, h›rs›zl›k yapan ve baz› suçlular›n cezaland›r›lmas›n› isteyen ifl adamlar›n›n talebiyle insaf sahibi insanlarca kuruldu. Bunlar, huzuru sa¤lamak üzere yerel mahkemeler infla ederken, düzeni sa¤lamak üzere silahl› kiflilerce desteklenmiflti. Daha sonra bu mahkemeler düzen isteyen di¤er bölgelerde de mahkemelerin kurulmas› ile bir süre sonra birleflerek ‹slam Mahkemeleri Birli¤i’ni kurdular. Zaman içinde say›lar› 40’› aflan bu mahkemeler birleflerek ‹slam Mahkemeleri Birli¤i adl› grubu oluflturdular. Mahkemeleri oluflturanlar, baz› din adamlar›, ifl adamlar› ve de¤iflik kabilelerden silahl› militanlard›. Mahkemeler, sertlik yanl›lar› ile ›l›ml› de¤iflik gruplardan oluflmakta. Il›ml›lar düzen ve istikrar› sa¤lamak isterken, sertlik yanl›lar› silahl› mücadeleye öncelik vermifl durumdalar. Bununla birlikte mahkemeler, halk› ürkütecek bir fleriat uygulamas›na girmediler. Hatta y›llar süren kaos sebebiyle insanlar, sa¤lad›klar› nispi sükunet sebebiyle mahkemelere destek verdi. Yol kesicilerin tasfiyesi sebebiyle Somali’de fiyatlar dahi düflmeye bafllad›. Mahkemelerin en önemli gelir kayna¤›, zengin Arap ülkelerindeki ba¤›fllard›. fiura Heyeti Baflkanl›¤›’n›, 61 yafl›nda asker emeklisi, el-Kaide’ye yak›n olmakla suçlanan ‹ttihad-› ‹slam Grubu’nun Baflkan› Hasan Zahir Uveys yaparken; ‹cra Komitesi Baflkanl›¤›’n› fieyh fierif fieyh Ahmet yürütüyor. Bu kiflilerden hangisinin daha güçlü oldu¤u belli de¤il ancak siyasi olarak fierif Ahmet’in, silahl› olarak da Zahir Uveys’in güçlü oldu¤u ortada. Gelinen aflamada Somali’de 2007 y›l› bafl›ndan itibaren çat›flmalar›n nitelik de¤ifltirdi¤ini çok rahatl›kla söyleyebiliriz. Çat›flmalar, kabile savafl›ndan, ‹slam-gayr› ‹slam çat›flmas›na do¤ru evrildi. Dolay›s›yla bundan sonraki süreçte geliflmeleri ‹slam’›n temel belirleyici oldu¤u bir pazarl›k dönemi beklemekte. Yeni aflaman›n bir di¤er özelli¤i de uzun soluklu bir çat›fl-

SAYI 30

A

F

R

K

A

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

ma sürecinin kap›s›n› aralam›fl olmas›. ‹slam mahkemeleri, iflgalden sonra kabilelerin içine döndü. Bunlar›n her biri kendi kabileleri içinde uyuyan hücre konumunda. Dolay›s›yla kabilelerinden ald›klar› destekle, Irak gibi uzun vadeli bir gerilla savafl›na giriflmeleri söz konusu. Bugün Somali’de yaflananlar› anlayabilmek için geliflmeleri üç boyutta ele almak gerekiyor: Uluslararas› iliflkiler ve küresel rekabet düzleminde, bölgesel rekabet düzleminde ve yerel rekabet düzleminde.

‘‘

Gelinen aflamada Somali’de 2007 y›l› bafl›ndan itibaren çat›flmalar›n nitelik de¤ifltirdi¤ini çok rahatl›kla söyleyebiliriz. Çat›flmalar, kabile savafl›ndan, ‹slamgayr› ‹slam çat›flmas›na do¤ru evrildi.

A. Uluslararas› rekabet düzleminde ele alacak olursak flu tespitleri yapabiliriz:

1. ABD bölgeyi nüfuzuna almak istiyor. Çünkü Somali stratejik bir geçifl yolu üzerinde bulunuyor. 2. Hammadde kaynaklar›na ulaflman›n yan› s›ra, Somali’de kendisinin sahip oldu¤u zengin uranyum yataklar› bulunuyor. 3. Afrika egemenli¤i için ABD’nin Cibuti’deki askeri üssünün önemi art›yor. Dolay›s›yla bu ülkedeki etnik gruplarla ayn› aileden gelen Somali’nin kontrol alt›nda tutulmas› zorunlu. 4. Aden Körfezi, Suud ve Fars körfezi dibindeki Somali’de güçlü bir ‹slamc› olmas› Amerikal›lar aç›s›ndan büyük bir risk. ABD, Bu riski önlemek için daha sad›k bir hükümet gerekiyor. B. Bölgesel rekabet düzleminde ele alacak olursak:

1. Etiyopya’n›n bölgeye iliflkin hesaplar› göz önüne al›nd›¤›nda, afla¤›daki tespitleri yapmam›z mümkündür: a. Etiyopya, Somali’nin güçlü olmas›na öteden beri karfl›.

SAYFA 16


C. Yerel rekabet düzleminde ise;

1. Kabileler aras›ndaki rekabet, 2. Savafl a¤alar›n›n kirli iliflkilerinin istikrar istememesi. ÇÖZÜM NE OLAB‹L‹R?

Somali’deki çat›flmada iki taraf olmad›¤› için, çözümün de çat›flmalar›n niteli¤ine uygun olarak çok tarafl› olmas› gerekiyor. Bu çerçevede, ülkenin bafll›ca alt› kabilesinin ikna

SAYI 30

edilece¤i ulusal bir uzlaflma olmal›. Bu uzlaflmay› siyasetçiler de¤il, her kabilenin içinde bulunan ileri gelen dini önderler ve tarikat fleyhleri sa¤layabilir. Çözümün bir di¤er boyutunda, kabilelerin kendi bölgelerindeki hakimiyetlerini sürdürmeye yard›mc› olan karaborsa ve kaçakç›l›¤› yürüten yerel flebekeler çökertilmeli. Bunun uluslararas› ba¤lant›lar›n› oluflturan mafya tarz› yap›lanmalar ile uluslararas› banka hesaplar› da s›k› takibe al›nmal›. ‹slamc› gruplar› çökertme ad›na tüm dünyadaki finans sistemini yak›ndan takip eden Bat›l›lar›n, Afrika’daki iç savafllar› besleyen bu tür finans yap›lanmalar›n› görmezden gelmeleri ayr›ca dikkat çekicidir. Dolay›s›yla çözümün bir di¤er aya¤›nda Amerika’n›n bölgedeki kabilelere askeri ve maddi deste¤i kesilmelidir. Amerika’n›n bir bölgede önce kaos üretip, sonra terör bahanesiyle oraya yerleflmeye dair anlay›fl› mahkum edilmeli ve önlenmelidir. Çevre ülkelerin özellikle Etiyopya’n›n Ogaden gibi bölgeleri iflgali alt›nda tutarak kaos üretme siyasetini terk etmesi ve do¤al s›n›rlar›na çekilmesi de çözümün oluflumunda hayati önemdedir. Bir bu kadar önemli olan Etiyopya’n›n Somali ile iliflkilerini yeniden gözden geçirmesidir. Etiyopya’n›n Somali’de iflbirlikçi bir hükümet edinmeye çal›flmas› içerideki çat›flmay› daha da t›rmand›rmaktad›r. Bu ise uzun dönemde bar›fl› önleyecektir. Çünkü Etiyopya ile iyi geçinen bir Somali hükümeti iç dinamikler sebebiyle yürümez. Zira, Türk-Yunan çekiflmesine benzer bir flekilde iki taraf aras›nda tarihi bir düflmanl›k vard›r. Bu sebeple iç bar›fl›n yolu, çevre ülkelerin kendi yandafllar› arac›l›¤› ile Somali iç ifllerine müdahaleye son vermelerinden geçmektedir.

SAYFA 17

Somali kaosa teslim

b. Somali, Etiyopya’n›n denize en önemli ç›k›fl noktas›d›r. Bu yüzden Etiyopya, kendisi için stratejik bir konumda olan böyle bir ülkenin denetiminde olmas›n› istiyor. c. Etiyopya’n›n tarihi düflman› Eritre’nin Somali’deki güçlere destek vermesi, Etiyopya’y› rahats›z ediyor. Bu nedenle Etiyopya olaylar›n kendi kontrolünde olmas›n› istiyor. d. Etiyopya, ‹slamc› hükümetin, kendi ülkesindeki Müslümanlar› etkilemesinden kayg› duyuyor. e. Etiyopya, Somali’de istikrarl› bir hükümet oluflmas› halinde, bu hükümetin Etiyopya iflgali alt›ndaki Ogaden’i yeniden talep etmek istemesinden korkuyor. 2. Eritre, öteden beri Etiyopya’n›n Somali’yi zay›flatmas›na karfl›. Eritre, Etiyopya’n›n tarihi düflman› oldu¤u için, buldu¤u her f›rsatta Etiyopya’yla hesaplaflmay› düflünüyor. fiu an Somali’deki Etiyopya etkisi Eritre’yi kayg›land›rmakta. 3. Kenya ve Cibuti, etnik unsurlar sebebiyle Somali’nin taleplerinden kayg› duyuyorlar. Bu nedenle Somali’nin kargafla içinde olmas› ifllerine geliyor.


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

Afrika can kaybediyor Dünya’n›n bir ucunda hastalar için teknolojinin son tedavi imkanlar› araflt›r›l›rken, di¤er ucunda, Afrika’da, hala milyonlarca insan önlenebilir hastal›klar nedeniyle ölüme sürükleniyor. Baz› ülkelerde nüfusun yar›s›ndan fazlas›n›n 25 yafl›n alt›nda oldu¤u Afrika’da, temel sorunu yetersiz beslenme ve enfeksiyonlar oluflturuyor. Dünyadaki AIDS’li hastalar›n %80’ini bar›nd›ran Afrika, bebek ve anne ölümlerinin en yo¤un görüldü¤ü, beklenen ortalama yaflam süresinin en az oldu¤u k›ta. ‹sveç’te ortalama yaflam süresi 80 iken, Sierra Leone’da bu süre 34’e düflüyor. Bunlar›n hiç biri tesadüf de¤il; Bat›’n›n sömürgesi oldu¤u için bütün yerüstü ve bilinen yeralt› kaynaklar› y›llard›r sömürülen, okumufl gençlerini ve enerjisini kaybeden Afrika, bir ç›k›fl ar›yor. Genel olarak Afrika ülkelerinin durumu birbirinden çok da farkl› de¤il. Baz› ülkelerde AIDS en önemli sa¤l›k

SAYI 30

A

F

R

K

A

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

DR. IBRAH‹M Y. EBUBEK‹R ibuethio@hotmail.com

problemiyken, baz›lar›nda s›tma, nüfusu tehdit eden en ciddi hastal›k. Dünya Sa¤l›k Örgütü verilerine göre, Afrika’da gerçekleflen ölümler aras›nda ilk sekiz neden aras›nda bulafl›c› hastal›klar geliyor. Zatürre, s›tma, ishal, k›zam›k ve tüberküloz gibi ilaç ve uygun yaflam koflullar› sa¤land›¤› takdirde tedavi edilebilecek olan hastal›klar nedeniyle her y›l milyonlarca Afrikal› hayat›n› kaybediyor. BÜYÜK SALGINLAR KAPIDA ‹çinde bulundu¤umuz dönem itibariyle, baz› Afrika ülkeleri yeni salg›n tehditleri ile karfl› karfl›ya. Halihaz›rda, genifl insan kitleleri s›tma ve menenjit salg›nlar›ndan etkilenmekte. Afrika ile özdeflleflmifl hastal›klardan biri olan ve daha çok çocuklar› ma¤dur eden s›tma, sivrisinekler yoluyla insanlara geçiyor ve insandan insana bu-

SAYFA 18


S‹Z GÖRÜRSEN‹Z ONLAR DA GÖRECEK Salg›n yolu ile bulaflan hastal›klar›n yan› s›ra, kal›t›m yolu ile geçen, tedavi imkanlar›n›n ve yaflam koflullar›n›n iyi olmamas› nedeniyle körüklenen hastal›klar da Afrika insan›n›n belini bükmekte. ‹HH ‹nsani Yard›m Vakf›’n›n Türkiyeli hay›rseverlerin gündemine tafl›d›¤› katarakt hastal›¤› da bu hastal›klardan biri. Gözdeki lensin bulan›klaflmas› ve gözün ön k›sm›nda görme netli¤ini engelleyen bir sis perdesinin oluflmas› ile gerçekleflen katarakt nedeniyle, Afrika genelinde befl milyon kifli görme nimetinden mahrum yafl›yor. Kal›t›m, ultraviyole ›fl›nlara maruz kalma, tedavi imkanlar›n›n yetersizli¤i ve zaman›nda müdahale edilmemesi gibi nedenler dolay›s›yla, Afrika’da yüz binlerce kifli katarakt nedeniyle göremiyor. Yayg›n kanaatin aksine, katarakt Afrika’da sadece yafll›larda de¤il, kal›t›m ve bölge koflullar›na ba¤l› dezavantajlar nedeniyle çocuklarda da görülebiliyor. Di¤er hastal›klarda oldu¤u gibi, katarakt hastal›¤› da basit önlemler al›nd›¤› takdirde tedavi edilebilir. ‹HH ‹nsani Yard›m Vakf›’n›n Dayan›flma Vakf› ve T.C. Sa¤l›k Bakanl›¤›’n›n katk›lar›yla hayata geçirdi¤i Katarakt

SAYI 30

‘‘

‹laç ve uygun yaflam koflullar› sa¤land›¤› takdirde tedavi edilebilecek olan hastal›klar nedeniyle her y›l milyonlarca Afrikal› hayat›n› kaybediyor. Kampanyas› kapsam›nda uzun y›llard›r görme nimetinden mahrum yaflayan binlerce insan ›fl›¤a kavuflacak. PROJELER HAYAT‹ ÖNEM TAfiIYOR Zay›f idareler ve elveriflsiz politikalar nedeniyle, kronik hastal›klar, açl›k, kurakl›k ve yetersiz beslenme gibi sorunlarla mücadelede kal›c› çözümlere ulafl›lamayan Afrika ülkelerinde, hayata geçirilecek olan projeler k›ta insan›n gelece¤i aç›s›ndan ehemmiyet tafl›yor. Nitekim k›tada istismara aç›k alanlarda faaliyet gösteren kimi kurulufllar, k›ta insan›n› kalk›nd›racak projeler yerine onlar› kendilerine ba¤›ml› k›lacak yard›m projelerinde bulunuyor. Afrika can kaybediyor, yard›m istiyor, tedavi bekliyor. Hayatlar› boyunca doktor yüzü görmeyen, 40 bin insana bir doktorun düfltü¤ü ülkelerde yaflayan Afrikal› kardefllerimize elimizi uzatman›n tam zaman›; yaralar›n› sarman›n tam vakti.

SAYFA 19

Afrika can kaybediyor

laflarak yay›l›yor. Her y›l dünya üzerinde %90’›n› Afrika’da yaflayanlar›n oluflturdu¤u bir milyon insan s›tma nedeniyle hayat›n› kaybederken, Afrika’da her 30 saniyede bir çocuk s›tmadan dolay› ölüyor. Geçti¤imiz y›l, Fildifli Sahili’nde 63 bin çocuk s›tma nedeniyle hayat›n› kaybetti. Oysaki erken teflhis ve uygun tedavi yöntemlerinin takip edilmesiyle s›tman›n önüne geçilebilir. S›tma gibi kolay önlenebilir salg›n hastal›klar, insani kayb›n yan› s›ra, ülkelerin sosyo-ekonomik geliflmeleri aç›s›ndan da olumsuz sonuçlar do¤uruyor. Sa¤l›k kurulufllar›n›n uyar›da bulundu¤u bir di¤er hastal›k ise menenjit. Uluslararas› sa¤l›k kurulufllar› yetkilileri, bu y›l menenjit kufla¤›ndaki ülkelerde büyük bir salg›n›n bafl gösterebilece¤i uyar›s›nda bulunuyorlar. Nitekim, 95 ve 97 y›llar› aras›nda yaflanan menenjit salg›n›ndan 250 bin kifli etkilenmifl; 25 bin kifli bu salg›nda hayat›n› kaybetmiflti. fiu an Burkina Faso ve Sudan gibi ülkelerde menenjit salg›n› görülürken, salg›n›n Benin, Fildifli Sahili, Kamerun, Gana, Mali, Nijer, Nijerya, Çad, Togo, Orta Afrika Cumhuriyeti, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Etiyopya gibi ülkelere de yay›laca¤› uyar›s›nda bulunuluyor.


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Bosna Hersek’te

neler oluyor... OSMAN ATALAY

osmanatalay@ihh.org.tr

Bosna Hersek hükümetinin, 1992-1995 y›llar› aras›nda yaflanan iç savaflta Bosnal› Müslümanlara yard›mc› olmak için bölgeye giden, savafl dönemi sonras›nda Bosna’da kalarak vatandafll›k alan yabanc›lara verilen vatandafll›k haklar›n› iptal etmesi tepki ile karfl›land›. Bosna Hersek Adalet Bakan› Barisa Çolak, vatandafll›klar› iptal edilen 367 kiflinin ço¤unun; M›s›r, Cezayir, Tunus, Suriye, Türkiye, Sudan ve Rusya as›ll› oldu¤unu ifade etti. Kurulan devlet komisyonu bu kiflilerin pasaportlar›n›n geçersiz k›l›nd›¤›n› ve bu kiflilerin s›n›r d›fl› edilmeden önce temyiz yoluna gidebileceklerini söyledi. 15 y›l önce Bosnal› Müslümanlar›n Avrupa’n›n göbe¤inde katledilifline seyirci kalamayan binlerce kifli ‹slam dünyas›n›n farkl› bölgelerinden Bosna’ya yard›ma koflmufl, bu topraklar için kimisi flehit, kimisi de gazi olmufltu. Bosna flehitliklerini dolafl›rsan›z ‹slam co¤rafyas›ndan hemen hemen tüm milletlerden flehitlerin mezarlar›n› görebilirsiniz. Bu flehitliklerde, Afrika, Avrupa, Kafkasya, Ortado¤u ve Orta Asya’ya var›ncaya kadar ‹slam dünyas›n›n tüm renklerini görmeniz mümkündür. “Müslümanlar kardefltir.” mant›¤› ve inanc› ile hareket eden, mal› ve bedeni ile Bosna’n›n özgürlük mücadelesine katk›da bulunan, Bosna’n›n yaflad›¤› karanl›k günlerde eme¤i olan tüm insanlar bugün Bosna hükümetinin alm›fl oldu¤u bu karar karfl›s›nda üzülmekte ve kara kara düflünmektedirler. Savafl›n bitmesi ile beraber mevcut hükümetin karar ve onay› ile vatandafll›k alm›fl ve ayr›ca Bosnal›larla evlilik yapm›fl olan bu insanlar›n vatandafll›klar›n›n iptalinin hiçbir hukuki izah›

SAYI 30

B A L K A N L A R

yoktur. 11 Eylül sald›r›lar›n› bahane eden ABD, terör ile mücadele kapsam›nda Bosna hükümetinden bu pasaportlar›n iptal edilmesini istemiflti. Bu süreç içerisinde Arap uyruklu birçok Bosna vatandafl›n›n s›n›r d›fl› edilmifl olmas› ve ayr›ca içlerinde Guantanamo’ya götürülen insanlar›n oldu¤u söylentisi de çok ac› verici bir durum. Bosna Hersek Komünist Partisi (SDP) lideri Zlatko Lagumciya’n›n, özellikle yabanc› vatandafll›¤› alm›fl insanlar›n vatandafll›klar›n›n iptalini adeta bir parti program› haline getirmesine sessiz kal›nmas› da düflündürücü bir olay. Siyasal partileri, sivil toplum kurulufllar›, yazarlar› ve gazi dernekleri ile tüm Bosna’n›n, bu karar karfl›s›nda, Bosna’n›n en zor zaman›nda bedel ödemifl bu insanlara bugün vefa göstermeleri gerekir. Her fleyden evvel ortada kanuni olarak al›nm›fl bir hak var; gerçekleflen evlilikler ve da¤›lacak olan bir sürü aile var. Bu karar tamamen siyasidir; ABD’nin, yabanc› vatandafllar›n uzun vadede ülkenin istikrar›n› bozabilece¤i öngörüsünden yola ç›k›larak, en zor günlerinde Boflnaklar›n yan›nda olan bu insanlar›n cezaland›r›lmas› çok vahim bir durum. Bu karar›n Bosna’n›n flahsiyet ve onuruna gölge düflürecek bir karar oldu¤unu ve ‹slam dünyas›nda hiç hofl alg›lanmayaca¤›n› kabul etmek gerekiyor. Tüm Bosnal› yöneticilerin bir kez daha sa¤duyulu ve vicdanl› bir flekilde düflünmeleri gerekiyor. Özellikle Tunus’a iade edilecek kiflilerin kesin olarak idam ile yarg›lanmalar› söz konusu. Bosnal› yöneticilerin, kazan›lm›fl haklar noktas›nda ABD bask›s›na karfl› vicdan ve sa¤duyu muhakemesini bir kez daha iflletmeleri gerekmektedir.

SAYFA 20


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Patani halk› hala

bask› alt›nda MERYEM ERSOY

Tayland’›n güneyinde Malezya’ya s›n›r olan Güneydo¤u Asya’n›n mazlum bölgesi Patani’de, Malay halk›n çilesi halen devam ediyor. 28 Nisan ve 25 Ekim 2004 tarihlerinde Krue-Se Camii bask›n› ve Tak-Bai olaylar›yla gündeme gelen Patani’de, Tayland hükümeti ve Patani bölgesinin ço¤unlu¤unu oluflturan Malay halk aras›nda yaflanan gerginlikler s›k s›k çat›flmalara dönüflüyor. Geçti¤imiz ay cereyan eden olaylarla tekrar gündeme gelen Patani’deki Malay halk, uygulanan cayd›rma politikalar› yüzünden topraklar›n› b›rak›p gruplar halinde Malezya’ya s›¤›n›yor. Son olarak 13 Nisan’da, yafllar› 13-15 aras›nda de¤iflen üç Patanili çocuk, Tay güvenlik güçleri taraf›ndan tehdit arz ettikleri ve sald›r› planlad›klar› gerekçesiyle öldürüldü; üç çocuk da yaraland›. Çocuklar› öldüren güvenlik güçleri, çocuklar›n birtak›m patlay›c› maddelerle sald›r› yapmaya haz›rland›klar›n›, bu yüzden nefsi müdafaa gere¤ince onlar› öldürdüklerini ifade ettiler. Olay›n ard›ndan yüzlerce Patanili Müslüman, Tayland’›n geleneksel yeni y›l kutlamalar›n›n gerçekleflti¤i 14 Nisan günü, protesto gösterilerinde bulunarak Patani Eyalet Valisi’yle görüflmek istediklerini dile getirdiler. Tayland yönetiminin bask›lar›na tepki olarak halk da ayaklanmalara gidiyor. Art›k bölgede istikrar isteyen Malay halk sürekli gündeme gelen polis bask›nlar›, kaç›r›lma ve gerekçesiz gözalt› uygulamalar›ndan flikayetçi. Bunun yan›nda Malay halk, Tayland hükümetinin yo¤un s›k›yönetim uygulamas›n›n bölgede güvenli¤i azaltt›¤›n›, istikrar›n Patanili Malaylara imkanlar tan›narak sa¤lanmas› gibi bir çözüm varken Tayland hükümetinin fliddete baflvurdu¤unu ve olaylar› bu uygulaman›n tetikledi¤ini belirtiyor. Satun, Yala, Narativat, Songla ve Patani eyaletlerinden oluflan ve yo¤un olarak Malay Müslümanlar›n yaflad›¤› Tayland’›n Malezya s›n›r›nda bulunan bölgede, 2004 y›l›ndan bu yana Tayland hükümeti taraf›ndan yo¤un bir s›k›yönetim uygulanmakta. Bu uygulama dahilinde flüphe ya da tehdit arz eden herkes Tayland güvenlik güçlerinin hedefi haline geliyor. Tay hükümeti uygulamaya koydu¤u s›k›yönetimle, güvenlik güçlerini flüpheli gördü¤ü herkesi hiçbir delil olmaks›z›n tutuklama konusunda yetkilendirmiflti.

SAYI 30

U Z A K D O ⁄ U

S›k›yönetimin yaratt›¤› huzursuzluk ortam›, hükümetin art›k Patanili Malay halk ile uzlaflma yoluna gitmesi gerekti¤i anlam›na gelmekte. Fakat Tayland hükümeti, Malay halk›n da talebi olan uzlaflmadan uzak kalarak halka gerginlik yaflatmay› tercih ediyor. Bu durum, hükümetin sosyal, ekonomik ve siyasi ayr›mc›l›¤›na maruz kalan ve Malay kimliklerine müsamaha gösterilmedi¤inden flikayetçi olan Malay Müslümanlar›n› daha uzun süre ma¤dur edece¤e benziyor.

‘‘

Yo¤un olarak Malay Müslümanlar›n yaflad›¤› Tayland’›n Malezya s›n›r›nda bulunan bölgede, 2004 y›l›ndan bu yana Tayland hükümeti taraf›ndan yo¤un bir s›k›yönetim uygulanmakta.

SAYFA 21


DOSYA

Guantanamo:

Hukukun kara deli¤i Hukukun kara deli¤i Guantanamo Üssü’nde, 30 farkl› uyruktan yüzlerce kifli al›konularak insanl›k d›fl› muamelelere maruz b›rak›ld›. Ola¤anüstü icra program›n› Guantanamo ile pekifltiren CIA, özel jetler, hayalet uçaklar ve gemilerle, iflkence a¤›n› her geçen gün daha genifl bir co¤rafyaya yay›yor.

SAYI 30

SAYFA 22


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

ABD’nin teröre karfl› gizli savafl› ve uluslararas› hukuk: Guantanamo örne¤i*

DOSYA: GUANTANAMO: HUKUKUN KARA DEL‹⁄‹

‘‘

‹flkencenin yeniden tan›mlanmas› Guantanamo’nun etkili istismar ve iflkence stratejilerinin gelifltirilmesi için bir laboratuar olarak kullan›lmas›n›n yolunu açm›flt›r.

BARBARA OLSHANSKY

Guantanamo, sadece yerel, kurumsal hukuku de¤il, uluslararas› insan haklar› hukukunu da kas›tl› olarak ihlal eden ABD politikalar›n›n uygulanmaya baflland›¤› yerdir. Buras›, say›s›z insan›n büyük ac›lar çekmesine yol açan politikan›n bafllang›ç noktas›d›r. ABD’nin Irak sald›r›lar›n›n bafllad›¤› ilk gün içinde ABD’de yönetim taraf›ndan toplanan kifli say›s› 1500’dür; fakat bu yaln›zca bir tahmin oldu¤u için gerçek say›y› bilemiyoruz. ABD’deki Ortado¤u ya da Müslüman kökenli yabanc› ziyaretçiler ve göçmenler toplanarak ABD civar›ndaki cezaevlerine ya da toplama kamplar›na konmufl; buralarda görev yapan gardiyanlara ise, al›koyulan kiflilerin kimlikleri hakk›nda gelen avukatlara ve yabanc› devlet görevlilerine yalan söyleme talimat› verilmifltir. Bu insanlar “Bakkal dükkan›nda bu kadar fazla Ortado¤ulu adam›n çal›flmas›ndan hofllanmama” gibi gerekçelerle, yani dayanakl› hiçbir gerekçe gösterilmeksizin tutuklanm›fllard›. Hapsedildikleri süre içerisinde, kendilerine bir göçmen yarg›ç taraf›ndan evlerine dönme f›rsat› tan›nm›fl olmas›na ra¤men bu kifliler, ABD yeterince sorguland›klar›na ikna olana kadar, kendilerine yönelik hiçbir suçlama olmadan ve haklar›nda dava aç›lmaks›z›n iki y›l daha burada tutuldular. Sonuç olarak, ABD bu kiflileri nereye gittikleri görülmesin diye bir gece vakti s›n›r d›fl› etti. Guantanamo ise bu olaylardan sonra aç›lan yeni bir sayfad›r. Bush yönetiminin mevcut tüm yasalar› gözden geçirerek de¤ifltirmesi ve hukukun egemenli¤ini büsbütün yok sayma yoluna gitmesi de Guantanamo’nun oluflturulmas›yla birlikte gerçekleflmifltir. Elimizdeki mevcut bilgileri 2004 yaz›nda yay›n izni verilen Beyaz Saray müzekkereleri ve mektuplar›ndan edinmifl bulunuyoruz. Guantanamo’nun, ABD’nin en yüksek makam›ndaki ki-

ABD’N‹N TERÖRE KARfiI G‹ZL‹ SAVAfiI VE ULUSLARARASI HUKUK: GUANTANAMO ÖRNE⁄‹

SAYI 30

DOSYA

SAYFA 23

* Guantanamo avukatlar›ndan Barbara Olshansky’nin 25 Haziran 2005’te ‹stanbul’da gerçekleflen Irak Dünya Mahkemesi toplant›s›nda sundu¤u tebli¤den k›salt›larak al›nm›flt›r.


M A Y I S ’ 0 7

DOSYA

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

ABD’N‹N TERÖRE KARfiI G‹ZL‹ SAVAfiI VE ULUSLARARASI HUKUK: GUANTANAMO ÖRNE⁄‹

fliler olan ABD baflkan› ve bafl dan›flman› Alberto Gonzales’in kanunsuz bir cezaevi oluflturma arzusunun bir ürünü oldu¤undan haberdar›z. Onlar›n aç›k iste¤i, ABD’nin insanlar› belirsiz bir süre boyunca tutabilece¤i ve iflkence yaparak sorgulayabilece¤i bir kara delik yapmakt›. Baflkan Bush’un yasal dan›flman› John Uew’un, Küba’n›n Guantanamo körfezinde, tutuklular›n güvenli flekilde tutulabilece¤i bir deniz üssü kurmaktan bahsetti¤i, 2001 tarihli müzekkerede de aç›kça görülmektedir. Uew’un ifadesine bak›l›rsa, üs kurmak için buray› seçmifl olma nedeni bu üste gerçeklefltirilen askeri faaliyetlerin hiçbir ABD mahkemesi taraf›ndan sorgulanamayacak olmas›d›r. Guantanamo, ayn› zamanda, hükümetin cezaevi bölgelerinden biri olarak seçilmifltir. Bush yönetiminin Cenevre Sözleflmesi kararlar›n› yok saymak niyetinde oldu¤unu bilmek için hukuk e¤itimi almak gerekmez; çünkü ABD böylelikle III. Cenevre Sözleflmesi’nin yay›nlad›¤› tüzük uyar›nca savafl esiri muamelesi görmesi gereken Taliban askerlerini inkar edebilecekti. Bush yönetiminin Cenevre Sözleflmesi kararlar›n›n uygulanabilirli¤ini inkar etmesinin üç baflka anlam› daha vard›r:

SAYI 30

DOSYA: GUANTANAMO: HUKUKUN KARA DEL‹⁄‹

‘‘

Bush yönetimine bak›l›rsa, insan haklar› hukuku ya da insanc›l hukukta bulunmayan bu yeni tabir ABD yönetimine dünyan›n herhangi bir ülkesinde bulunan bir kifliyi al›koyma hakk› tan›maktad›r.

Öncelikle, Cenevre Sözleflmesi, masum sivillerin ve askerlerin korunmas›n› öngörmektedir. Beflinci madde, savafl durumlar›nda sivillerin askerlerden, masumlar›n da savafl suçlular›ndan ayr›lmas›n› amaçlamaktad›r. ‹kinci olarak, ABD’nin Cenevre Sözleflmesi’ne riayet etmeyi reddetmesi, Guantanamo Körfezi’ne götürdü¤ü çocuklara, Cenevre Anlaflmas›’n›n onlara tan›d›¤› imtiyazlar do¤rultusunda muamele etmedi¤i anlam›na gelmektedir. ABD bu çocuk tutuklulara, e¤itimlerine devam etme gibi ayr›cal›klar› tan›mad›¤› gibi onlar› yetiflkinlerin bulundu¤u kamplara yerlefltirmifltir. Cenevre kararlar›n›n inkar›, üçüncü olarak, ABD’nin, savafl esirlerinin düflmanl›klar sona erdi¤inde sal›verilmesi karar›n› da tan›mad›¤›n› göstermektedir. Aksi halde ABD, Afganistan geçici yönetimini tan›d›¤›nda, al›koydu¤u tüm askerler gibi Taliban askerlerini de sal›vermek durumunda kalacakt›. Ne var ki

SAYFA 24


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

SAYI 30

rilenler, terörist bir örgütle ba¤lant›s› olmas›ndan flüphe edilen, dolay›s›yla da, belirsiz bir süre boyunca tutuklanabilen kiflilerdir. Yönetimin bu ibarenin anlam›na iliflkin aç›klamalar› sürekli olarak de¤iflmektedir. Düflman savaflç›s› olmak, bir suçla itham edilmek, bir suçtan hüküm giymek ve ömür boyu hapis cezas›na çarpt›r›lmak anlam›na gelmektedir. Düflman savaflç›s› statüsü baflka ne anlama gelmektedir? Bush yönetimine bak›l›rsa, insan haklar› hukuku ya da insanc›l hukukta bulunmayan bu yeni tabir ABD yönetimine dünyan›n herhangi bir ülkesinde bulunan bir kifliyi al›koyma hakk› tan›maktad›r. Burada size ya da devletinize bildirilmeksizin, size yönelik herhangi bir suçlama yap›lmaks›z›n, size bir avukata ya da mahkemeye ulaflma izni verilmeksizin gerçeklefltirilen bir al›konulma söz konusudur. Guantanamo’da tutulan insanlar›n bafl›na gelen de ayn› fleydir. Guantanamo Kamp›’nda dünyan›n çeflitli ülkelerinden ve Afganistan’da savafl meydan›ndan al›n›p getirilen insanlar tutulmaktad›r. Belçika’dan getirilen insanlar, Bosna’dan kaç›r›lan Cezayirliler hep bu kampta al›konul-

DOSYA

ABD’N‹N TERÖRE KARfiI G‹ZL‹ SAVAfiI VE ULUSLARARASI HUKUK: GUANTANAMO ÖRNE⁄‹

Bush yönetimine bak›l›rsa, Guantanamo’daki insanlar hiçbir suçlar› ya da davalar› olmaks›z›n belirsiz bir süre burada tutulabilir. Guantanamo tart›flmalar›yla su yüzüne ç›kan bir di¤er konu da Bush yönetiminin iflkence kavram›n› yeniden tan›mlamas›na yöneliktir. Fakat Beyaz Saray’›n yay›nlad›¤› belgeleri gözden geçirmeden bunun ne anlama geldi¤ini bilmenin mümkün olmad›¤›n› düflünmekteyim. Bush yönetimine göre, temel insan haklar› anlaflma ve davalar›nda yer verilen iflkence tan›m› yanl›flt›r. Beyaz Saray avukatlar› iflkence kavram›n›n, iflkenceye karfl› sözleflmedekinden çok daha dar kapsaml› oldu¤una ve iflkence tan›m›n›n yaln›zca kifliyi organ iflas› ve ölüm riskine sokan fiziksel hasar durumlar›yla s›n›rl› oldu¤una karar vermifllerdir. Aç›kça görülüyor ki, iflkencenin yeniden tan›mlanmas› Guantanamo’nun etkili istismar ve iflkence stratejilerinin gelifltirilmesi için bir laboratuar olarak kullan›lmas›n›n yolunu açm›flt›r. Guantanamo’da ve Irak cezaevlerinde olanlara bakt›¤›m›zda, Guantanamo’nun bu farkl› yöntemlerin denendi¤i bir laboratuar oldu¤u daha da aç›kl›k kazanmaktad›r. ABD ilk olarak Guantanamo’da insanlar› korkutmak için köpekleri kullanm›fl, insanlar› ç›r›lç›plak soyunmaya ve günlerce bu flekilde baflkalar›n›n önünde kalmaya zorlam›fl, cinsel afla¤›lama teknikleri uygulam›fl, insanlar› dinsel inançlar›ndan dolay› küçük düflürmüfl ve onlara ayr› hücre cezalar› vermifltir. Peki, bu hücre cezalar› ne gibi uygulamalar bar›nd›rmaktayd›? Buna göre, tutuklular afl›r› s›cak ve so¤u¤a, sa¤›r edici gürültüye, uyumay› engelleyici ›fl›k ve karanl›¤a, aylarca süren hücre tecritlerine maruz b›rak›l›yordu. Bu uygulamalar›n yol açt›¤› etkiler nelerdi? Bunlar, baz›lar›n› büsbütün umutsuzlu¤a sürüklerken, baz›lar› üzerinde de kiflilik bozuklu¤u gibi telafi edilemeyecek etkiler yaratm›flt›r. ABD Savunma Bakanl›¤› insanlar› bask› alt›nda tutmaya yönelik bu yönetimin ne kadar h›zl› bir flekilde yap›land›r›ld›¤›na iliflkin, Guantanamo’daki 34 intihar teflebbüsünü rapor ettikten sonra, gerçekleflen benzer vakalar› bildirmeme karar› alm›flt›r. Bu karardan sonra, intihar teflebbüslerine “manipülatif kendini yaralama davran›fl›” ad› verilmifltir. Bunlar da göstermektedir ki, 2003 y›l› sonunda say›s›z intihar giriflimi olmas›na ra¤men, bu konuya iliflkin malumat verilmemifltir. Di¤er yandan, ABD hükümetinin “düflman savaflç›” fikrini ortaya atmas› da yine Guantanamo’nun oluflturulmas›yla gerçekleflmifltir. Düflman savaflç›s› olarak nitelendi-

DOSYA: GUANTANAMO: HUKUKUN KARA DEL‹⁄‹

SAYFA 25


M A Y I S ’ 0 7

DOSYA

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

ABD’N‹N TERÖRE KARfiI G‹ZL‹ SAVAfiI VE ULUSLARARASI HUKUK: GUANTANAMO ÖRNE⁄‹

mufltur. Bu insanlar›n hepsi yaflam›n› bu kampta sürdürmüfl ve noktalam›fllard›r. Peki, bu insanlar› suçlamaya yetecek kadar delil var m›yd›? Kesinlikle hay›r! Hükümetle bunun ne anlama geldi¤ini tart›flt›¤›m›z mahkemede, yarg›ç Savunma Bakanl›¤› avukat›na flu soruyu yöneltmiflti: “Birinin düflman savaflç›s› oldu¤una her an karar verebilece¤inizi mi söylemeye çal›fl›yorsunuz?”. Cevap “Evet.”ti. Mahkeme, ayn› avukata varsay›ma dayanan bir soru yöneltti: “Örne¤in, ölüm döfle¤indeki ‹sviçreli yafll› bir kad›n, ABD’nin bölgede yapt›klar›ndan üzüntü duydu¤u için Afganistan’daki bir hay›r cemiyetine ba¤›fl yapmak istedi¤inde ve yapt›¤› ba¤›fl bir biçimde bir terör örgütüne aktar›ld›¤›nda, bu kad›n da düflman savaflç›s› say›labilir mi?” ABD hükümet avukat›n›n cevab› flöyle olmufltu: “Evet, onu ölüm döfle¤inden al›p Guantanamo Hapishanesi’ne atabiliriz.” Buna göre, düflman savaflç›s› say›lmak için bir eylemde bulunmak gerekmez, tek yapman›z gereken bir fley hakk›nda düflünmektir. Bu, hükümet taraf›ndan düflman savaflç›s› oldu¤unuzun iddia edilmesi için yeter de artar. CIA’in ola¤anüstü icra program›n›n giderek geliflmesi de yine Guantanamo’nun oluflturulmas›yla ortaya ç›km›flt›r. ABD özel kuvvetlerinin özel jetler tutarak, dünyan›n çeflitli yerlerindeki insanlar› toplamas› da bu program kapsam›nda gerçeklefltirilmifltir. Fakat bu kifliler aras›nda düflman savaflç›lar› bulunmamaktad›r; çünkü düflman savaflç›lar›n›n toplanmas› için bizzat ordu ve hava kuvvetlerine ait uçaklar kullan›lmaktad›r. Özel kuvvetlerce toplanan bu kifliler, ABD’nin iste¤i do¤rultusunda, kafa-

SAYI 30

DOSYA: GUANTANAMO: HUKUKUN KARA DEL‹⁄‹

lar›na çuval geçirilerek iflkence yoluyla sorgulanmak üzere yakaland›klar› ülkeden ç›kar›l›p üçüncü dünya ülkelerine gönderilmifllerdir. Örne¤in, ‹sveç’te yakalanarak bir y›l boyunca oradan oraya tafl›n›p iflkence gören iki M›s›rl› sonunda Suriye’de b›rak›lm›flt›r. Guantanamo’nun oluflturulmas›yla bafl gösteren geliflmeler böyle özetlenebilir. Bütün bu geliflmeler, ABD yetkililerinin Ebu Garip’te ve Irak’›n di¤er bölgelerinde gerçeklefltirilen iflkence ve kötü muamele uygulamalar›n›n yaln›zca birkaç kiflinin ifli oldu¤u yönündeki aç›klamalar›n›n kocaman birer yalan oldu¤unu a盤a vurmaktad›r. Bunlar birkaç kiflinin ifli olmaktan ziyade, izlenen resmi politikalar›n sonucudur. Bütün bunlar gerçekleflirken, ABD’de bir de liderlik sorunu yaflanm›flt›r. Yarg›çlar ve kongre, ordu ve Bush yönetiminin uygulad›¤› bu militarizm ve vahflet politikas›n› zapt etmekte baflar›s›z olmufltur. Bugün burada olmak ve kendisini halk›ndan ve dünyan›n geri kalan›ndan soyutlayan bir dünya ülkesini, ABD’yi yarg›lamak amac› do¤rultusunda beraber çal›flabilece¤im bunca kiflinin bulundu¤unu görmek benim için iflte bu nedenle çok önemlidir.

‘‘

CIA’in ola¤anüstü icra program›n›n giderek geliflmesi de yine Guantanamo’nun oluflturulmas›yla ortaya ç›km›flt›r. ABD özel kuvvetlerinin özel jetler tutarak, dünyan›n çeflitli yerlerindeki insanlar› toplamas› da bu program kapsam›nda gerçeklefltirilmifltir.

SAYFA 26


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: GUANTANAMO: HUKUKUN KARA DEL‹⁄‹

‘‘

Guantanamo’da tutulanlar, zalimane, insanl›k d›fl› ve afla¤›lay›c› muamelelere maruz kal›yorlar. Duyumlara göre, kamptaki üç tutuklu intihar ederek öldü. Di¤erleri uzun süren açl›k grevleri yapt›; ancak zorla ve ac› çektirilerek yemek yedirilmeleri sonucu hayatta tutuldular.

Guantanamo: Buz da¤›n›n görünen k›sm› HAKAN GENÇ

hakan.genc@amnesty.org

Guantanamo, ABD’nin “terörle mücadele” ad›na yapt›klar›n›n, kanunsuz cezaland›rma flekillerinin ve kötü muamelelerin oluflturdu¤u buz da¤›n›n görünen k›sm›d›r. Guantanamo, hem insan haklar› konusunda rezalet ihlallerin yap›ld›¤› bir yer haline geldi¤i, hem de Amerika’n›n sözde “terörle mücadele”sinde tüm uluslararas› kanunlar› hiçe saymas›n› simgeledi¤i için kapat›lmal›d›r. Guantanamo, bir türlü sonu gelmeyen gizli esaretlerin, cezaland›rmalar›n oluflturdu¤u buz da¤›n›n –fleffaf olmaktan çok uzak olsa da– görünür haldeki tepesi olup burada s›k s›k iflkenceye, di¤er zalimane, insanl›k d›fl› ya da alçalt›c› davran›fllara baflvurulmaktad›r. GUANTANAMO’DA G‹ZL‹L‹K 26 Haziran 2003’te Baflkan Bush, ABD’nin iflkenceye karfl› küresel mücadele konusundaki ba¤l›l›¤›n› dile getiren y›ll›k bildirisini yay›nlam›flt›r. “Kötü muamelelerini dünyan›n gözlerinden saklamak için uluslararas› insan haklar› uygulamalar›na ulafl›m› engelleyerek dile düflmüfl insan haklar› ihlalcilerinin” aksine, ABD’nin bu konuda bir örnek teflkil edece¤ine dair söz vermifltir. Bu noktada, Uluslararas› Af Örgütü (UAÖ)’nün ve di¤er uluslararas› insan haklar› örgütlerinin, ABD’nin “terörle mücadele” ad›na esir ald›¤› mahkumlara ulaflma konusundaki aray›fl ve istekleri geri çevrilmifltir. Söz konusu örgütler, Afganistan ve Guantanamo’da ABD askerleri taraf›ndan iflkence yap›ld›¤› ve kötü muameleye baflvuruldu¤u, gizli esaretlerin ve yasad›fl› mahkumiyetlerin oldu¤u konusunda suçlamalarda bulunmufllard›; ancak, bu gibi endifleler ABD yetkilileri taraf›ndan göz ard› edilmifltir. Gizlili¤in hakim oldu¤u mahkumiyet durumlar›, mahkum için tehlikeli, mahkumun akrabalar› için s›k›nt› verici ve yasalar›n yürütülmesi konusunda zarar verici bir nitelik tafl›maktad›r.

GUANTANAMO: BUZ DA⁄ININ GÖRÜNEN KISMI

SAYI 30

DOSYA

SAYFA 27


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Pentagon, Guantanamo’da hapse at›lanlar›n kimliklerini uzun zaman gizli tutmufl, mahkumiyetler bafllad›ktan en az dört y›l kadar sonra nihayet mahkumlar›n isimlerinin yaz›l› oldu¤u bir listeyi ortaya ç›karm›fl; orada tutulanlar konusunda ise sadece yaklafl›k rakamlar vermifltir. Böylece Guantanamo’ya sevkedilen veya oradan uzaklaflt›r›lan, çeflitli ABD kurumlar› aras›nda kimse duymadan gerçeklefltirilen transferler konusunda daima kaçamak cevaplar ve belli belirsiz bilgiler ortaya ç›km›flt›r. Guantanamo Kamp›’nda CIA’in kendi binas›n›n oldu¤u bilinmektedir. Askeri olarak gözlem alt›nda tutulan esirlerin sorgular›na ifltirak edilmesinin yan›nda “de¤eri yüksek” olan esirlerin de orada tutuldu¤u bildirilmifltir. Bununla birlikte CIA’in kamptaki faaliyetleri bir s›r perdesinin ard›nda gizlidir. Guantanamo’da nelerin olup bitti¤i konusundaki baflka birçok soru hala cevaps›z bulunmaktad›r. Uluslararas› Af Örgütü, ABD’yi, Guantanamo’da aralar›nda Çin ve Libya’n›n dahil oldu¤u baz› ülkelerin ajanlar›n› bulundurmakla itham etmifl; nitekim bu ajanlar›n oradaki kötü muamelelere ifltirak ettikleri düflünülmektedir. Örgüt,

DOSYA: GUANTANAMO: HUKUKUN KARA DEL‹⁄‹

‘‘

“Düflman savaflç›lar”›n Küba’n›n Guantanamo Koyu’ndaki ABD askeri üssünde kanunsuz flekilde al›konulmalar› halen devam ediyor. 30 farkl› uyruktan yüzlerce insan, mahkemelere ve yarg› mercilerine ve aile ziyaretlerine eriflimleri olmadan, yasal bir kara delikte tutuluyor.

DOSYA

GUANTANAMO: BUZ DA⁄ININ GÖRÜNEN KISMI SAYI 30

SAYFA 28


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

bu konudaki soruflturma taleplerine tatmin edici bir cevap almam›flt›r. NAK‹L MERKEZ‹ Guantanamo Körfezi, küresel nakil a¤›n›n merkezi bir parças›d›r. CIA taraf›ndan yürütülen kanunsuz nakil program›, flüphelilerin sorgulamalar› s›ras›nda iflkence uyguland›¤›n›n bilindi¤i -M›s›r, Ürdün ve Suriye dahilbaz› devletlerin gözetimine gizlice mahkum transfer edilmesi için, hem yasal hava ulafl›m flirketlerinden hem de paravan flirketlerden kiralad›¤› uçaklar› kullanm›flt›r. Bu var›fl noktalar›nda iflkence gördükleri iddia edilen kiflilerin ço¤u, sonradan Guantanamo’ya sevkedilmifllerdir. CIA taraf›ndan kullan›lan uçaklardan biri olan ve N379P, N8068V ve N44982 numaralar›yla çeflitli flekillerde kay›tl› bulunan bir Gulfstream V tipi uçak, Guantanamo’ya 50’den fazla sefer yapm›fl olup bu sayede “Guantanamo Körfez Ekspresi” lakab›n› kazanm›flt›r. fiKENCE MERKEZ‹ GUANTANAMO’DA YEN‹ ‹fiK

ÇO⁄UNUN HAKKINDA SUÇLAMA B‹LE YOK Buralarda tutulanlar›n ak›l sa¤l›¤›ndan endifle edildi¤i

SAYI 30

belirtilen raporda, Guantanamo’da tutulan 385 kifliden %80’e yak›n›n›n tecrit edilmifl oldu¤u ve ço¤unun yarg›lanmad›¤›, hatta hiçbir fleyle suçlanmad›¤› ifade edildi. Uzun zaman önce serbest b›rak›labilecekleri aç›klanan, ancak Çin’e gönderilmeleri halinde iflkence görme riski bulundu¤u gerekçesiyle hala Guantanamo’da tutulan 14 Uygur’un örne¤ine de yer verilen raporda, ordunun burada bulunanlar›n %80’den fazlas›n›n asl›nda serbest b›rak›labilece¤ini ya da ülkelerine gönderilebilece¤ini söyledi¤inin alt› çizildi.

RAKAMLARLA GUANTANAMO • Guantanamo’da 11 Ocak 2002’den bu yana 775 kifli tutulmufltur. • 2006’n›n sonu itibariyle Guantanamo’da 430 tutuklu vard›r; bu kifliler yaklafl›k 35 farkl› ülkenin vatandafl›d›r. • Guantanamo’daki kifliler Afganistan, Bosna-Hersek, M›s›r, Gambiya, Endonezya, Moritanya, Pakistan, Tayland, Birleflik Arap Emirlikleri ve Zambiya gibi en az 10 farkl› ülkede tutuklanarak buraya getirilmifllerdir. • Tutuklananlar›n aras›nda 18 yafl›na gelmemifl en az 17 kifli bulunmaktayd›; 2006 sonu itibariyle ergin olmayan dört kifli kampta tutulmaktad›r. Yaklafl›k 345 tutuklu Guantanamo’dan baflka ülkele• re gönderilmifltir. (Afganistan, Arnavutluk, Avustralya, Bahreyn, Belçika, Danimarka, M›s›r, Fransa, Almanya, ‹ran, Irak, Ürdün, Kuveyt, Maldivler, Fas, Pakistan, Rusya, Suudi-Arabistan, ‹spanya, ‹sveç, Sudan, Tacikistan, Türkiye, Uganda, Büyük Britanya ve Yemen.) • Guantanamo’da 500 tutuklu üzerinde yap›lan bir araflt›rmaya göre bu tutuklular aras›ndan sadece %5’i Amerikan emniyet güçleri taraf›ndan tutuklan›rken %86’s› Pakistan emniyet güçleri taraf›ndan tutuklanm›fl; ve Amerikan güçlerine para karfl›l›¤›nda teslim edilmifltir. • Guantanamo’daki yaklafl›k 200 tutuklu açl›k grevi yaparak burada tutulma sebeplerini ve Guantanamo flartlar›n› protesto ettiler. • 4 buçuk sene kadar CIA taraf›ndan d›fl dünyayla ba¤lant›s›z gizli bir yerde tutulan 14 tutuklu Eylül 2006’de Guantanamo’ya transfer edildi.

SAYFA 29

DOSYA

GUANTANAMO: BUZ DA⁄ININ GÖRÜNEN KISMI

UAÖ raporunda, Guantanamo’da tutulanlar›n durumlar›n›n, tecrit edildikleri yüksek güvenlikli yeni yerlere nakillerinden sonra daha da kötüleflti¤ini belirterek, bu yeni durumu k›nad›. Guantanamo’daki tutsaklar, avukatlar›n›n ifadelerinden ve ordu taraf›ndan yay›nlanan foto¤raflardan yola ç›k›larak haz›rlanan raporda, üste Aral›k 2006’da “Kamp 6” ad›yla aç›lan yeni yerin ayr›nt›lar› verildi. Burada tutsaklar›n günde 22 saat, do¤al ›fl›k ve temiz havadan yoksun biçimde, sürekli olarak izlendikleri, ayd›nlat›lm›fl tek kiflilik hücrelerde tutulduklar›, yemeklerini hücrelerinde yedikleri ve yüksek duvarlarla çevrili bir avluda günün ya da gecenin herhangi bir saatinde hava almalar› için ç›kar›ld›klar› kaydedildi. Bu koflullar›n, en tehlikeli mahkumlar›n bar›nd›r›ld›¤› çok yüksek güvenlikli Amerikan hapishanelerindeki koflullara benzedi¤ine dikkat çekilen raporda, bu hapishanelerde bile iyi halleri görülen mahkumlar›n gazete okuma, radyo dinleme ya da televizyon izleme haklar›n›n yan› s›ra mektuplaflma ve ziyaret haklar›n›n bulundu¤u, “Kamp 6”daki 165 kadar tutsa¤›n ise t›pk› “Kamp 5”teki 100 kadar esir gibi, bu haklardan tamamen yoksun oldu¤u belirtildi.

DOSYA: GUANTANAMO: HUKUKUN KARA DEL‹⁄‹


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

RÖPORTAJ:Av.

MUSTAFA

ERCAN

ABD Guantanamo’da hukuk hilesi yap›yor

F. ZEHRA BAYRAK

zehrakalkan@ihh.org.tr

Mazlumder ‹stanbul fiube Baflkan› Say›n Avukat Mustafa Ercan ile, özelde ABD’nin hukuk hilesi yapt›¤› Guantanamo Üssü, genelde ABD’nin 11 Eylül sonras› politikalar› üzerine konufltuk. Say›n Ercan, Mazlumder’in, Guantanamo’yla ve bilhassa orada befl sene tutulan Murat Kurnaz’la ilgili uzun soluklu bir kampanya yürüttü¤ünü ve bu konudaki hukuki süreci de yak›ndan takip etti¤ini biliyoruz. Bize bu süreçten bahseder misiniz?

Murat Kurnaz 2001 y›l›nda gitti¤i Pakistan’da, Pakistan güvenlik güçlerince tutularak ABD askerlerine teslim edilmifltir. ‹ddiaya göre burada Murat Kurnaz kendisinden istenen rüflveti vermedi¤i için ceza olarak ABD askerlerine teslim edilmifltir. ABD askerleri Murat Kurnaz’› Guantanamo Üssü’ne götürmüfllerdir. Bundan haberdar olan ve Almanya’da yaflayan ailesi birçok kurum yan›nda ülkemizde de Mazlumder’e baflvurmufltur. Bu baflvuru üzerine anne Rabia Kurnaz’›n vekaletnamesi taraf›ma tevdi edildi ve ben de Murat Kurnaz’›n avukatl›¤›n› üstlenmifl oldum. Dernek olarak hemen bir kampanya bafllatarak, çal›flma prensiplerimiz do¤rultusunda konuyu yetkili resmi makamlara iletmek yan›nda kamuoyuna duyurma ve duyarl›l›k sa¤lamaya da çal›flt›k. Guantanamo k›yafetleri ve ka-

SAYI 30

feslerle gösterilerin yap›ld›¤› dönem bu flekilde bafllad›. Konu hakk›nda bir broflür haz›rlay›p da¤›tt›k. Nitekim adli süreçleri iflleterek, Murat Kurnaz’›n tutulmas›n› sa¤layan ABD Baflkan› Bush ve di¤er ilgililer hakk›nda suç duyurusunda bulunduk. Murat Kurnaz’›n serbest b›rak›lma süreci nas›l gerçekleflti?

Murat Kurnaz maalesef Türk de¤il Alman resmi makamlar›n›n gayretleri sonucunda b›rak›lm›flt›r. Burada ülkemiz yöneticilerinin zay›f kald›¤›n› söylemem gerekir. Hatta ABD’deki bir hariciye görevlimiz anne Rabia Kurnaz’a, Murat Kurnaz’›n Guantanamo’dan tahliye edildi¤i takdirde, Türkiye’ye transferi için gerekli olan uçak bileti masraf›n›n sorun olaca¤›n› ima etmifltir. Yine, ailenin baflvurusunu inceleyen TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu, aileye gönderdi¤i cevapta Guantanamo’da Murat’›n difl tedavisinin dahi yap›ld›¤› bilgisini vermifltir. Maalesef bu süreçte umdu¤umuz gayreti göremedik. Hatta adli makam-

SAYFA 30


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

A B D G U A N T A N A M O ’ D A H U K U K H ‹ L E S ‹ Y A P I Y O R

lar suç duyurusu dilekçesini kabul etmek istemedi. Medya adliye önünde haz›rd›; Savc› Bey’e bunun sonuçlar›n› hat›rlatarak dilekçeyi bir flekilde kabul ettirebildik. Halen de bu suç duyurusu hakk›nda ne yap›ld›¤› ile ilgili bize bilgi verilmifl de¤ildir. Bir tek istisnadan bahsetmem gerekir san›r›m, iki y›l önce d›fl iflleri yetkilileri, ABD yetkilileri ile görüflürken kullanmak için elimizdeki belgeleri istediler. Biz de hemen elimizde ne tür belge varsa gönderdik. Ülkemiz yöneticilerinin bu konularda duyarl›l›k gelifltirmesi gerekti¤ine bu vesileyle vurgu yapmak isterim. Bu konu Almanya’da çok farkl› boyutlarda ifllendi. Bir miktar siyasal tart›flmalar›n arac› dahi yap›ld› ama hep kamuoyu gündeminde kald›. Almanya Baflbakan› Merkel, konuyu ABD yetkililerine iletti. Bundan sonra da Murat Kurnaz b›rak›ld›. Ama b›rakma sürecinin hikayesini Murat Kurnaz’dan özel olarak dinlemek istiyorum. Hiçbir hukuk sisteminin ve yarg› mekanizmas›n›n ifllemedi¤i Guantanamo Üssü’nde tutulan kiflilere, oraya götürülüflleri konusunda herhangi bir gerekçe gösteriliyor mu? ‹nsanlar neyle suçland›klar›n› biliyorlar m›? Bilseler dahi, bu suçlamalar›n ne kadar› gerçe¤i yans›t›yor?

Bu tarz sorular hukuku gözeten bir süreçte sorulabilir ancak. ABD ise gerçekler ve hukuk ad›na yapm›yor bunlar›. ABD’yi de perde gerisinde yöneten mekanizma insanl›¤a bir mesaj veriyor. Küresel imparatorluklar›na karfl› duran herkesi cezaland›rma gücüne sahip olduklar›n› göstermek ve gözda¤› vermek istiyorlar. Bunun için gerçeklerden ve hukuktan bahsetmek yersiz olacakt›r. Kimi ABD adalet mekanizmalar› bu duruma refleks vermifl ise de bunlar etkili olamam›flt›r. Bu nedenle biz bu duruma “hukukun kara deli¤i” diyoruz.

Guantanamo’da, sadece bas›na yans›d›¤› kadar›yla bile çok a¤›r iflkencelerin yafland›¤›n› biliyoruz. Orada tutulanlar›n ciddi psikolojik rahats›zl›klar geçirdi¤i, hatta ç›ld›rma noktas›na geldikleri veya intihar ettikleri haberlerini al›yoruz. Guantanamo’da psikolojik ve fiziksel olarak ne tür iflkenceler uygulan›yor?

Biz de bizzat görerek bu iflkencelere tan›k de¤iliz. Ancak Murat Kurnaz gibi serbest kalan insanlar›n beyanlar›ndan iflkence ve kötü muamele yap›ld›¤›n› biliyoruz. Bunlar›n içeri¤ine girmek istemem; iflkencenin her çeflidi kötü ve afla¤›l›kt›r.

SAYI 30

‘‘

Küresel imparatorluk kurulurken, çat›flmac› ve ötekilefltirici bir dile ve söyleme ihtiyaç duyulmaktad›r. Bunun en k›sa ve kestirme yolu da ‹slam’a ve Müslümanlara karfl› düflmanl›k üretmektir.

Guantanamo’da tutulanlara yasal olarak kendilerini savunma izni veriliyor mu? Bu süreçte hukukun iflleyifli aç›s›ndan gördü¤ünüz problemler nelerdir?

Tutulanlar›n savunma haklar› kulland›r›lm›yor. Bir kere ABD’nin, dünyan›n herhangi bir yerinden insanlar› al›p istedi¤i bir yere götürmesi hukuka ayk›r›. Hadi götürdü diyelim; ne flartlarda savunma imkan› verecek? ABD, bu insanlar› iç hukukunun uygulanmad›¤› topraklara götürüyor. Yani hukuk hilesi yap›yor. Ay›plar›n› örtmeye çal›fl›yor. Ama ay›p ay›pt›r. Bu flartlar alt›nda da gerçekçi bir savunma imkan› verildi¤inden bahsedilemez. Kald› ki, fleklen verseniz ne olacak; bu insanlar çok kötü flartlarda tutuluyor ve psikolojileri bozuluyor. Bu flartlar alt›nda nas›l savunma yap›lacak. Onun için buras› gerçekten hukukun kara deli¤idir.

SAYFA 31


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Murat Kurnaz’la görüflüyor musunuz? Kendisi, o günlerin etkisinden kurtulabildi mi? Eski hayat›na dönebildi mi; bir bilginiz var m›?

Murat Kurnaz serbest kald›¤›nda 15 dakika süren bir telefon görüflmesi yapt›k. O an için konuflmas›ndan iyi oldu¤unu anlad›m. Türkiye’ye gelmek ve bize yaflad›¤› her fleyi anlatmak istedi¤ini söyledi. Ama askerlik sorunu nedeniyle bu gerçekleflmedi. Eski hayat›na ne kadar dönebildi, bilmiyorum.

Amerika’n›n suç orta¤› konumundaki birtak›m ülkelerin para karfl›l›¤›nda Amerika’ya kendi vatandafllar›n› teslim ettiklerini; bu kiflilerden baz›lar›n›n Guantanamo ve benzeri üslere gönderildi¤ini; baz›lar›n›n da buralara gönderilmeden önce dünyan›n di¤er yerlerinde CIA’e ait gizli merkezlerde sorguland›klar›n› biliyoruz. Bu konudaki düflünceniz nedir?

Az önce bahsetti¤im gibi, küresel bir imparatorluk kurup tek kutuplu dünya düzeni ile insanlar› yönetmek isteyenler ve onlara yard›mc› olmak isteyenler var. Bu tür irade sahipleri insanlar›n zarar görmesinden ve haks›zl›¤a u¤ramas›ndan rahats›z de¤illerdir. Bunun için de

SAYI 30

RÖPORTAJ:Av.

MUSTAFA

ERCAN

güç ve imkanlar›n› hukuksuzluk için kullanabilmektedirler. ‹nsanl›¤›n bu hukuksuzluklara karfl› durmas› ve aktif bir rol ve sorumluluk üstlenmesi gerekir. Mazlumder, Murat Kurnaz özelinde yürüttü¤ü kampanya ile bu yolda bir katk› sa¤lad›. Ancak bu konular›n devaml› olarak gündeme getirilmesi gerekir. Özellikle 11 Eylül’den sonra baflta Amerika olmak üzere Bat›’daki birçok ülkede bir ‹slamofobi dalgas› bafl göstermifl ve Guantanamo da bunun sonucunda ortaya ç›kan iflkence üslerinden biri olarak ortaya ç›km›flt›r. Bugün gelinen noktada, iflkence üsleri, dünyan›n farkl› bölgelerine yay›lmaktad›r; peki sizce bu iflkence merkezlerinin kurulufl amac› nedir?

Küresel imparatorluk kurulurken, çat›flmac› ve ötekilefltirici bir dile ve söyleme ihtiyaç duyulmaktad›r. Bunun en k›sa ve kestirme yolu da ‹slam’a ve Müslümanlara karfl› düflmanl›k üretmektir. Bu nedenle devletler vatandafllar›na bu düflmanl›¤› sürekli olarak empoze edecek olaylar yaratmakta ve bu olaylar› gündemde tutmaktad›r. Böylelikle üretilen korku ile kendi halklar›n›n özgürlüklerinden vazgeçerek güvenlik ad›na yönetimlere teslim olmalar› istenmektedir. Bu iflkence üsleri ile kendi halklar›na,

SAYFA 32


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

tehlikenin somut bir tehlike oldu¤unu hat›rlatmak ve kendilerinin de gerekli önlemleri ald›¤›n› göstermek istiyorlar. Muhalif gördükleri insanlara ise gözda¤› vermek istiyorlar; bu durumu ben böyle izah ediyorum. ABD’nin, Guantanamo Üssü gibi askeri üsler d›fl›nda, çeflitli ülkelerde bulunan gizli merkezlerinin, ayr›ca iflkence uçaklar› ve gemilerinin bulundu¤u biliniyor. Sizce uluslararas› mekanizmalar neden bunun önüne geçmekte yetersiz kal›yor?

A B D G U A N T A N A M O ’ D A H U K U K H ‹ L E S ‹ Y A P I Y O R

lunmaktad›r. Bu, harekete geçmemiz için ek bir motivasyondur ve bunu iyi de¤erlendirmemiz gerekir. Say›n Ercan, verdi¤iniz cevaplar için çok teflekkür ederiz.

Ben de teflekkür ediyor, iyi çal›flmalar ve iyi yay›nlar diliyorum.

Uluslararas› mekanizmalar maalesef ba¤›ms›z de¤ildir. Bu ba¤›ml›l›k, askeri ve maddi güçten önce psikolojik bir ba¤›ml›l›kt›r. Psikoloji de¤iflti¤inde yol ve imkanlar›n da görünür oldu¤unu biliyoruz. Güney Amerika’da Venezüela ve benzeri ülkelerin de¤iflen psikolojiler ile halklar›n›n haklar›n› korumakta yol ald›klar›n› görüyoruz. Ama uluslararas› mekanizmalar hala merkez güçlerin kontrolünde bulunmaktad›r.

‹nsan haklar› aktivistlerinin ya da bu konuda duyarl› olan kiflilerin, yaflanan hukuksuzlu¤a dur diyebilmek için üzerlerine düflen görevler nelerdir?

Ülkemizde ve dünyada bir hukuk düzeni tesis etmek mümkündür ve bunu her bir insan›n gayreti ile baflaraca¤›z. Adalet, hükümetler veya uluslararas› mekanizmalar›n meselesi olarak görülmemelidir. Ailemiz ve komflular›m›z baflta olmak üzere ilk olarak bizler adil olmaya çal›fl›rsak bu etki devlet ve uluslararas› mekanizmalara elbette yans›yacakt›r. Komflumuza vermeyi çok gördü¤ümüz her bir selam ile haks›zl›k yapt›¤›m›z› ve flikayet etti¤imiz zulüm düzenlerine katk› sa¤lad›¤›m›z› unutmamal›y›z. Bizler ahiret gününe ve Allah’a inanan insanlar›z. Allah Teala’n›n yapt›klar›m›zdan ve yapmad›klar›m›zdan bizi hesaba çekece¤ini; zerre miktar› iyili¤in ve zerre miktar› kötülü¤ün hesab›n›n sorulaca¤›n› bilmemiz gerekir. Hesap günü fluuru ile hareket eden insanlar›n önce kendi sorumluluklar›n› gündem yapmalar› ve adalet ve hukuk düzeni ad›na ne yapmalar› gerekti¤ini düflünmeleri gerekir. Tabi ki düflünüp karar verdikleri hususlarda da tereddüt ve gevfleklik yaflamadan onu hayata geçirmeleri gerekir. Son olarak, eklemek istedi¤iniz bir fley var m›?

Yeryüzünde bir hukuk ve adalet düzeni kurulacak ise bundan biz sorumluyuz. Bu sorumlulu¤u baflkalar›na atarak ne bu dünyada ne de ahirette mutlu olabiliriz. Ne mutlu ki; bu sorumlulu¤unun fark›nda olarak çal›flan, kurumlaflan güzel insanlar dünyan›n dört bir yan›nda bu-

SAYI 30

Guantanamo an›lar› kitap oldu

1982 Bremen do¤umlu Murat Kurnaz, 11 Eylül sald›r›lar›n›n akabinde, Pakistan’da bulundu¤u süre içerisinde Pakistan güvenlik güçleri taraf›ndan tutuklanm›fl ve ücret karfl›l›¤›nda Amerikan güçlerine teslim edilmiflti. Daha sonra, elKaide ve Taliban ile ba¤lant›l› oldu¤u iddia edilerek, 19 yafl›ndayken tutuklanan ve ABD’nin Küba’daki Guantanamo Üssü’nde befl y›la yak›n bir süre yarg›lanmadan tutulan Murat Kurnaz, Guantanamo’da kald›¤› süre içerisinde, gördü¤ü iflkencelerden dolay› iki defa ölümün efli¤ine gelmiflti. Murat Kurnaz, Hayat›m›n Befl Y›l›: Guantanamo’dan Bir Rapor adl› kitab› ile Guantanamo’da yaflad›klar›n› kamuoyuyla paylaflt›. Kurnaz’›n kitab› Almanya’da Rowohlt Yay›nevi taraf›ndan bas›ld›.

SAYFA 33


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

‹KT‹BAS: KUZEY AFR‹KA HÜKÜMETLER‹N‹N ‹ S L A M ‹ H A R E K E T L E R E K A R fi I ‹ T T ‹ F A K I

Kuzey Afrika hükümetlerinin ‹slami hareketlere karfl› ittifak› M. S. AHMED*

Hiç flüphe yok ki, üç Ma¤rib ülkesindeki -Cezayir, Fas ve Tunus- insanlar›n ço¤u liderlerinin otokratik ve yozlaflm›fl olduklar›na ve bölgedeki ‹slami gruplara karfl› Bat› ile s›k› bir ittifak kurduklar›na inanmakta. Bu inanca ek olarak, bu üç ülkededeki servetin zengin elitlerin tekelinde oldu¤u, buna karfl›n ço¤u insan›n bu servetten mahrum ve yoksul oldu¤u gerçe¤i ise, yönetici elit zümreye ve uzun süredir iktidarda kalan yöneticilere yönelik neden böyle yayg›n bir direnifl oldu¤una aç›kl›k kazand›r›yor. Bu direnifl ve nefret, di¤er Arap yöneticiler gibi Ma¤rib liderlerinin de iflbirli¤i içinde oldu¤u, “terörizmle savafl” ad› alt›nda maskelenmifl olan, Amerika öncülü¤ündeki Irak iflgalinin ve Washington’un ‹slam’a karfl› savafl beyanlar›n›n sonucu olarak yo¤unlaflm›fl durumda. Washington’un, ‹srail için son derece avantajl› olan bar›fl anlaflmas›n› Filistinlilere dayatmak için uygulad›¤› insafs›z plan da, Cezayir, Fas ve Tunuslu despotlara yönelik muhalefeti radikallefltirmekte. Cezayir Devlet Baflkan› Abdülaziz Buteflika, Tunus Devlet Baflkan› Zeynelabidin bin Ali ve Fas Kral› VI. Muhammed, güçlerini birlefltirmeye kararl›lar ve herhangi bir makul ve gerçekçi çözüm, yönetimlerinin sonlanmas›na yol açaca¤› için, bu meselelere yönelmeyi reddetmekteler. Bunun yerine, kendilerine karfl› giriflilen ve bazen silahl› ve fliddetli olan yayg›n direnifli “terörizm”, muhaliflerini ise “terörist” olarak dam-

SAYI 30

galamaya ve onlar› bozguna u¤ratmak için kaynaklar›n› birlefltirmeye karar verdiler. Ma¤rib ülkeleri, iflbirli¤i yapmalar›ndan ziyade anlaflmazl›klar›yla tan›nd›klar› için, kaynaklar› birlefltirme karar›, genifl ölçüde çarp›c› bulundu. Örne¤in, y›llar boyunca Cezayir, Bat› Sahra’n›n Fas’tan ayr›l›p ba¤›ms›zl›¤›n› kazanmas› için Polisario direnifl mücadelesini desteklemiflti. Polisario liderleri halen, içinde yaflad›klar› ve Bat› Sahra yasal hükümeti olarak diplomatik statüden yararland›klar› Cezayir taraf›ndan tan›nmaktalar. fiafl›rt›c› olmamakla beraber, bu iki ülke bu mesele üzerinde y›llard›r birbirleriyle kavgal› idi; fakat Fasl› bir bakan olan Muhammed el-Bazighi 20 Mart’ta Marrakefl flehrindeki bir toplant›da, Fas ve Cezayir aras›ndaki siyasi farkl›l›klar›n, güvenlikle ilgili meselelerde karfl›l›kl› iflbirli¤ine engel teflkil etmeyece¤ini söyledi. “Bölgedeki terörist gruplar”›n benimsedi¤i yeni taktiklerin ortaya koydu¤u tehlikelerin tamamen fark›nda olduklar› için, el-Bazighi’ye göre, birtak›m meselelerdeki farkl›l›klar, Fas ve Cezayir’deki güvenlik teflkilatlar›n›n iflbirli¤i içerisinde olmas›n› engellemedi. El-Bazighi burada, Ma¤rib bölgesindeki el-Kaide’ye atfedilen, Cezayir, Fas ve Tunus’u hedef alaca-

SAYFA 34


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

¤› fleklindeki yeni bir aç›klamaya iflaret ediyordu. El-Bazighi, güvenlik konular›nda bu iki ülkenin iflbirli¤i yapmas›n›n, aralar›ndaki iliflkiye yans›yaca¤›n› ve Cezayirlileri, Bat› Sahra’n›n gelece¤i için Rabat taraf›ndan haz›rlanan yeni plan› kabul etmeye ikna edece¤ine dair umutlu oldu¤unu söyledi. Ona göre plan, tam ba¤›ms›zl›¤›n verilmesine kafi gelmese de, tam özerkli¤i öngördü¤ü için cömert say›lmakta. El-Bazighi, Cezayirlilerin bu plan› daha önceden reddetti¤ini, fakat plan Nisan’daki BM Güvenlik Konseyi’ne sunulduktan sonra destekleyeceklerini umdu¤unu da sözlerine ekledi. Fakat, Bat› Sahra plan›n› kabul etmesi için Cezayirlilere d›flar›dan bask› uygulamak için hiçbir gayreti bulunmayan Rabat, risk de almamaktad›r. Örne¤in; geçti¤imiz haftalarda üst düzey Fasl› diplomatlar, bu plan› gelifltirmek üzere Washington’u ve di¤er Bat› baflkentlerini ziyaret ettiler. Ziyaretlerinde Fas’›n egemenli¤i, güvenlik denetimi, hudutlar› ve ekonomisine karfl›l›k, bir Bat› Sahra bölgesel hükümeti ve meclisi oluflturmay› önerdiler. Bununla beraber, Bat›’n›n terörizm kayg›lar› ve k›y›ya ulaflmak için Bat› Sahra’y› kulland›klar›n› ve K›ta Avrupas›’na girmek için sandallar kiralad›klar›n› iddia ettikleri Kuzey Afrikal›lar›n Avrupa’ya yasa d›fl› göçleri kart›n› da oynad›lar. Bu, Avrupa’daki hükümetlerin, plan› ve Ma¤ribli yöneticilerin “anti-terörist” program›n› neden desteklediklerine de aç›kl›k kazand›rmakta. Bununla beraber, ABD’nin “demokratikleflmelerine” yard›m etti¤i mitine hayat vermek için hükümetlerin icra etmek zorunda olduklar› göstermelik seçimler sonucunda, Fas’taki Adalet ve Kalk›nma Partisi gibi ‹slami gruplar›n güç kazanabilecek olmas›, bölgesel güçlerin temel endiflesi. Örne¤in; Fas Kral›, Adalet ve Kalk›nma Partisi’nin eylülde gerçekle-

‹KT‹BAS: KUZEY AFR‹KA HÜKÜMETLER‹N‹N ‹ S L A M ‹ H A R E K E T L E R E K A R fi I ‹ T T ‹ F A K I

flecek olan seçimlerde güçlü kazan›mlar elde edece¤inden korkuyor. T›pk› Buteflika ve Zeynelabidin gibi o da, güçlü bir karfl›-hareket ve bölgesel hükümetler aras›nda tam bir iflbirli¤i olmazsa, “‹slamc›” gruplar›n yönetimi er geç ele geçireceklerine inan›yor. Kral VI. Muhammed’in hayata geçirmek istedi¤inin ne kadar uç oldu¤u ise, 21 Mart’ta Ensar el-Mehdi grubunun 50 üyesinin hakk›nda dava aç›ld›¤› ve Bat› yanl›s› monarfliyi “‹slami bir devlet”e dönüfltürmeyi hedefleyen “terörist” eylemler planlamakla suçland›klar› zaman görüldü. Ancak Uluslararas› Stratejik Araflt›rmalar Kurumu’ndan Patrick Cronin’e göre; Bat›l› istihbarat servisleri, “Cezayir’in, bölgesel terörist tehdidin odak noktas›nda oldu¤una” inan›yor. Bu ise, Baflkan Buteflika’n›n, Tunus Devlet Baflkan› Zeynelabidin’e, terörist gruplara karfl› bu iki ülkenin kaynaklar›n› birlefltirme yönündeki fliddetli ça¤r›s›na aç›kl›k getiriyor. Buteflika, meslektafl›na, Tunus’un ba¤›ms›zl›¤›n›n y›ldönümünde (20 Mart’ta) onu kutlamak üzere yazd›¤› bir mektupta, -e¤er önlenmezsetüm bölgenin istikrar›n› yok edecek olan “terörist tehditler”le ve kurumlarla mücadele etmek için Tunus hükümetiyle iflbirli¤i yapmaya tamamen haz›r oldu¤unu söylemiflti. Tehditlerin sadece bu iki komflu ülkenin istikrar ve güvenli¤ine de¤il, ekonomik kalk›nmalar›na da yönelik oldu¤u san›lmakta. Oysaki, gerçekte, ekonomik kalk›nman›n yetersizli¤inden temel olarak bölgesel hükümetlerin yozlaflmas›n›n sorumlu oldu¤u ve onlar›n siyasi ve insan haklar›na yönelik bask›lar›n›n, tüm bölgeyi alevlendiren temel sebep oldu¤u fleklinde yayg›n bir görüfl bulunuyor. Sadece iflbirli¤i içinde olmak, ne bölgenin sorunlar›n› çözecek ne de diktatör yöneticileri ve yozlaflmay› muhafaza edecek. Fakat iflte bu despotlar, rota de¤ifltirmeyi zaman›nda ö¤renecek gibi görünmüyorlar.

* M.S.Ahmed, “Governments of North African countries come together to fight Islamic movements”, Muslimedia International, Nisan 2007, www.muslimedia.com. F. Zehra Bayrak taraf›ndan tercüme edilmifltir. SAYI 30

SAYFA 35


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

S

1991 y›l›nda Sovyetler Birli¤i da¤›lma sürecine girdi¤inde, Zelimhan Yandarbiev, Aslan Mashadov ve Cahar Dudayev gibi önderlerin etraf›nda kenetlenen Çeçenler, Çeçenistan’›n ba¤›ms›zl›¤›n› büyük bir coflku ile ilan etti. Ama Rusya, Çeçenlerin bu hukuki yaflam tercihini hiçbir zaman kabul etmedi. 1999 y›l›nda Rusya, Çeçenistan’a ikinci kez sald›rd›¤›nda, herkes yeni bir Çeçen zaferi bekliyordu. Ama beklendi¤i gibi olmad›. Bu inan›lmaz kirli ve gayri insani savafl halen devam ediyor; hem di¤er Kuzey Kafkasya halklar› hem de Çeçenler Rusya’n›n eline b›rak›lm›fl görünüyor.

Bir dünya sorunu:

ÇEÇEN‹STAN EYÜP TURKAV TUNCER turkav@yahoo.com

SAYI 30

SAYFA 36

L

A

M

C

O

R

A

F

Y

A

S

I


Bir konuyu anlamak için yap›lacak ilk fley, o konuyla ilgili sorular sormakt›r. Çeçenistan’da 300 bin sivilin hayat›na mal olan ve 250 bin mültecinin ortada kalmas›na neden olan bir savafl halen devam ediyor. Geride tamamen y›k›lm›fl bir ülke ve binlerce ac›l› yürek b›rakarak… Görüldü¤ü üzere insanl›k tarihi aç›s›ndan kocaman bir yanl›flla karfl› karfl›yay›z. Gelinen nokta yanl›fl ise soru sorman›n tam zaman›. Ne istiyorlar bu insanlar ki, aç›lan savafl bir halk için bu kadar a¤›r sonuçlar do¤uruyor? Sorunun cevab› normalde çok basit: Çeçenler ve Kuzey Kafkasya 1864 y›l›nda sürgünle sona eren savaflta kaybetti¤i ba¤›ms›zl›¤›n› geri istiyor; Rusya ise gelece¤ini. Halklar›n ve siyasilerin tercihleri birbirini tutmad›¤› gibi, küresel planlay›c›lar sadece kendi hegemonyalar›n›n devam›n› talep ediyorlar. Sonucunda ise savafllar ve terör sürekli olarak artarak devam ediyor. Asl›nda dünyadaki tüm kriz bölgelerinde durum afla¤› yukar› ayn›. Kafkasya gerçe¤i: ‹stila ve sürgünler Sorunun bir yan›nda duran Çeçenler, Kuzey Kafkasya tarihi boyunca di¤er Kafkasya halklar› ile kardefl olarak yaflam›fl, çok eskilere uzanan kültürleri ve Kafkasya’ya has yaflam tarzlar› ile otokton yerleflik bir halkt›r. Çeçenlerden bahseden ilk yaz›l› kay›tlar Kafkasya ile ticari iliflki içerisinde olan Roma ve Yunan kay›tlar›d›r. Gotlar, Avarlar, Hazarlar, Cengiz ordular›, Timur ve Hunlar, Kuzey Kafkasya’da büyük istila ve k›y›m hareketleri gerçeklefltirmifllerdir. Kuzey Kafkasya halklar› ve dolay›s› ile Çeçenler de sürekli savafllar ve istilalar ile mücadele etmek zorunda kalm›flt›r. En a¤›r› ise 1500’lü y›llarda bafllayan ve onlar› vatanlar›ndan sürgün eden Rus istilas›d›r. Rus istilas› sadece Kuzey Kafkasya halklar› için de¤il, yak›n co¤rafyalarda yaflayan Azeriler, Ermeniler ve Gürcüler için de uzun süreli bir karanl›k dönem olmufltur. Özellikle Sovyetler Birli¤i dönemi ise Rusya’y› halklar için tam anlam› ile milletler hapishanesi haline getirmifltir. Yay›lmac› Rus politikas› 1500’lü y›llar›n bafl›nda Kafkasya’ya yöneldi¤inde, Kuzey Kafkasya do¤al bir refleks ile savunma durumuna geçti. Bu y›llarda Ruslar, Do¤u Kafkasya’da Da¤›stan ve bat›da ise Ad›ge topraklar›nda 300 y›l süren büyük bir iflgal hareketine girifltiler. Kuzey Kafkasya’daki direnifl hareketi Osmanl› ‹mparatorlu¤u taraf›ndan ‹slami, Bat› devletleri taraf›ndan milliyetçi bir hareket olarak yorumland›. ‹slam’›n Kafkasya’ya gelifli Kuzey Kafkasya’ya ‹slam’›n gelifli, Hz. Ömer zaman›nda ‹slam ordusunun Da¤›stan bölgesine yapt›¤› 732 tarihli bir sefere dayan›r. Do¤udan bat›ya do¤ru ‹slam’›n geliflmesi uzun ve a¤›r

SAYI 30

bir süreçte devam etmifltir. Tüm bunlara ra¤men Kuzey Kafkasya’daki direnifl, özgürlük üzerine yaflayan halklar›n ‹slam ile yo¤urduklar› bir ba¤›ms›zl›k mücadelesidir. Kafkasya’daki bu döneme “Müridizm” ad› verilir. ‹slamlaflman›n o dönem içerisinde direnifle katk›s› son derece fazlad›r. Öldü¤ünde cennete flehit olarak gitmek arzusu, say›s›z kahramanl›k hikayesine de konu olmufltur. Kafkasya mücadelesinin do¤u bölümünde Çeçenler en aktif topluluk olmufllard›r. 1785 y›l›nda Mansur ile bafllayan ve ad›na “‹mamlar Dönemi” de denen süreç, Mansur, Gazi Muhammed, Hamzat ve nihayet efsanevi kahraman fiamil ile zirveye ç›km›flt›r. fiamil komutas›ndaki bu direnifl, sonsuz kahramanl›klarla dolu olsa da, denk olmayan kuvvetlerin kavgas› Kafkasyal›lar›n sonunu haz›rlam›flt›r. Osmanl› Devleti, kuzeyinde yaflanan bu hadisenin kendisi için önemini ne yaz›k ki çok geç kavram›flt›r. Osmanl› Devleti, Rusya’n›n kap›lar›na dayanmas› halinde olacaklar› ancak 1900’lü y›llar›n bafl›nda kavram›fl; fakat zay›flayan imparatorluk, sürgünde yaflayan Kafkasyal›lardan oluflturulan Kafkas ordusuna destek vermek d›fl›nda hiçbir faaliyette bulunamam›flt›r. Kuzey Kafkasya direnifli baflar›l› olabilseydi, bugün co¤rafyam›z›n konumunun çok farkl› olaca¤› da aflikard›r.

SAYFA 37


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Büyük Kafkasya Sürgünü 1864 y›l›nda direnifl sona erdi¤inde Rusya’n›n ne istedi¤i aç›kça ortaya ç›km›flt›r. Karadeniz k›y›s›nda yaflayan Ad›geler, Ub›hlar ve Abhazlar›n tamam›na yak›n› Osmanl› ‹mparatorlu¤u’na sürgüne yolland›lar. Da¤larda yaflayan Çeçenler, Osetler, Kabardeyler, ‹ngufllar, Da¤›stanl›lar Bat› Kafkasya halklar›na göre daha az da olsa, bu sürgünde büyük kay›plar verdiler. ‹ki milyon civar›nda insan bu sürgün kapsam›nda yerlerinden edildi. Çarl›k Rusyas›’n›n iflgalinden sonra özellikle Çeçenistan ve Da¤›stan’da isyan hareketleri sürdü. Bölgeye yerlefltirilen Kazaklar ve Ruslar ile yerli halk aras›nda çat›flmalar sürekli devam etti. Çar ordusu Kafkasya’n›n tamam›nda verimli arazileri kullan›lamaz hale getirdi. SSCB’deki çalkant› Kafkasya’y› sars›yor 1917 y›l›nda Rusya’da iç kar›fl›kl›k ve sosyalist devrim patlay›nca Kuzey Kafkasya yeniden kaynamaya bafllad›. Rusya’da bafllayan iç savafl Kafkasyal›lar için yeniden özgürlük flans› demekti. 11 May›s 1918 y›l›nda kurulan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nde Çeçenler yine baflrolü oynuyorlard›. D›fl dünyadan Osmanl› Devleti’nin siyasal deste¤i d›fl›nda yard›m alamayan genç devlet, hem K›z›l Ordu hem de

SAYI 29

‹SLAM CO⁄RAFYASI: ÇEÇEN‹STAN

çarl›k yanl›s› Beyaz Ordu ile iki ayr› cephede savaflmak zorunda kald›. Verilen ciddi insani kay›plar ve yaflanan salg›n hastal›klar neticesinde direnifl gücü k›r›ld›¤›nda, 1922 y›l›nda Sovyetler Birli¤i tam anlam› ile kurulmufl oldu. Bu aflamada halklar yapay s›n›rlara ayr›ld›lar. Stalin ve Beria döneminde Kuzey Kafkasya’da binlerce insan ortadan kald›r›ld›. Dini kurumlar tamamen yasakland›. Ayd›n kesim tamamen yok edilerek Sovyet mant›¤›nda yeni bir nesil yaratma çal›flmas› bafllat›ld›. Tüm bunlara ra¤men Çeçenistan ve Da¤›stan’da 1937 y›l›na kadar silahl› isyanlar sürerken, Kafkasya’n›n genelinde pasif direnifl sürekli devam etti. Sovyetler Birli¤i nüfusun yo¤un oldu¤u bu bölgelerde istenen sonuca ulaflamay›nca, 1944 y›l›nda II. Dünya Savafl›’nda Almanlarla ifl birli¤i yapt›¤› iddias› ile Çeçenler, Karaçaylar ve Balkarlar› tamamen Orta Asya bozk›rlar›na sürdüler. Sürgünün sonuçlar› çok a¤›r olsa da 16 y›l sonra sürgün kald›r›ld›¤›nda Çeçenler bir daha ayr›lmamak üzere vatanlar›na geri döndüler. Çeçenistan ba¤›ms›zl›¤›n› ilan ediyor 1991 y›l›nda Sovyetler Birli¤i da¤›lma sürecine girdi¤inde, Çeçenler ba¤›ms›zl›k için en hevesli halkt›. Sibirya sürgününde do¤an Zelimhan Yandarbiev, Aslan Mashadov, Cahar Dudayev gibi önderlerin etraf›nda kenetlenen halk, Çeçenistan’›n ba¤›ms›zl›¤›n› büyük bir coflku ile ilan etti. Ama Rusya, Çeçenlerin bu hukuki ve ahlaki yaflam tercihini hiçbir zaman kabul etmedi. Oysaki tanklar›n üstünden halklara ba¤›ms›zl›k sözleri veren Yeltsin (Bu sat›rlar yaz›l›rken onun öldü¤ü haberi al›nm›flt›r.) ve Sovyet anayasas›, halklar›n istekleri do¤rultusunda birlikten ayr›lma hakk›n› tan›yor ve bu konuda destek görevini üstleniyordu. Rusya’n›n, içeriden hainler eli ile yapmak istedi¤i kendine ba¤l›l›k operasyonlar›, Dudayev ve arkadafllar›n›n usta yönetimi ile sonuçsuz kal›nca, Rusya 1992 y›l›nda Çe-

SAYFA 38


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

çenistan’a askeri sald›r› bafllatt›. ‹lk Rus sald›r›s› 1994 y›l›nda Çeçenlerin zaferi ile sonuçland›¤›nda Çeçenler, Kuzey Kafkasya’n›n ilk özgür halk› olman›n bedelini, tamam›na yak›n› y›k›lm›fl ülkeleri ve ilk cumhurbaflkanlar› Cahar Dudayev dahil olmak üzere binlerce flehidi ile ödedi. 1994 y›l›nda gelen ba¤›ms›zl›k, dünya taraf›ndan her nedense dikkate al›nmad›. Özellikle ‹slam ülkelerinden beklenen destek hiç gelmedi. Mashadov o dönemde cephede kazan›lan kutsal savafl›n masada kaybedilmemesi için sürekli yard›m ça¤r›lar›nda bulundu. Etraf› Rusya ile çevrili bu küçük ülke, savafl›n y›k›mlar›n› onarmakta büyük s›k›nt› çekti. ‹ç yönetimde ciddi s›k›nt›lar bafl gösterdi. Rusya’n›n Çeçenistan’da organize etti¤i insan kaç›rma olaylar› tüm dünyaya Çeçen vahfleti olarak yans›t›ld›. Rusya’n›n baz› flehirlerinde, Rus istihbarat› Federal Güvenlik Servisi (FSB)’nin organizasyonu ile patlat›lan bombalar pek çok insan›n hayat›na mal olurken, sald›r›lar Çeçenlere mal edildi. 1999 y›l›nda Rusya, Çeçenistan’a ikinci kez sald›rd›¤›nda, herkes yeni bir Çeçen zaferi bekliyordu. Ama beklendi¤i gibi olmad›. Bu inan›lmaz kirli ve gayri insani savafl halen devam ediyor ve dünya bir kez daha yeniden flekillenirken di¤er Kuzey Kafkasya halklar› ve Çeçenler yine Rusya’n›n eline b›rak›lm›fl görünüyor. Nitekim, 11 Eylül sald›r›lar›ndan sonra el-Kaide ve Vahhabizm ile iliflkilendiri-

SAYI 25

‹SLAM CO⁄RAFYASI: ÇEÇEN‹STAN

len ve küresel haçl› seferinin bir cephesi say›lan Çeçenistan, Rusya’n›n iç meselesi olmaktan ç›k›yor ve Çeçenler uluslararas› bir düflman halini al›yordu. Çeçen direnifline dair Rusya ile geçmifli savafllarla ve ac›larla dolu Çeçenlerin bu saatten sonra Rusya ile iliflkilerini kardeflçe yürütmesi beklenemez; ancak halihaz›rda direnifl anlam›nda bir duraklama sürecinden bahsedilebilir. Rusya’n›n s›n›r tan›mayan suikastleri ile Çeçen direniflinin lider kadrosunun tamam›na yak›n› flehit edildi. ‹çeride muhalif bas›n› da ayn› yolla susturan Putin’in, Bat› devletlerinden elle tutulur bir tepki görmemesi, Çeçen taraf›n›n çoktan gözden ç›kar›ld›¤›n› aç›kça ortaya koyuyor. Rusya’n›n para ve madalyalarla sat›n ald›¤› sözde devlet baflkan› Ramzan Kadirov’un, Çeçenistan’da durumun normal oldu¤una dair demeçleri, mültecilerin koflarak Grozni’ye döndükleri ve huzur içerisinde yaflad›klar›na dair haberler koca bir balondan ibaret.

‘‘

Çeçenistan bugün uluslararas› bir sorundur ve çözümü pek çok devleti do¤rudan veya dolayl› flekilde etkileyecek boyuttad›r. Mücadelenin kazan›lmas›, hem ‹slam alemi hem de Türkiye aç›s›ndan tahmin edilemez kazan›mlar› beraberinde getirecektir.

SAYFA 39


M A Y I S ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Çeçenistan’daki insani durum tüm dünya için bir utanç kayna¤› olmal›d›r. Savafl›n getirdi¤i sosyal çöküntü ise Putin’in bafl edemeyece¤i kadar büyüktür. Yaflama sevinci kalmam›fl, ailesinin ço¤u ferdini kaybetmifl ve ruhsal anlamda çökmüfl binlerce Çeçen, herhangi bir d›fl destekten yoksun olarak yaflama savafl› veriyor. Zaten Nord-Ost ve Beslan bask›nlar› da bunlar›n en aç›k delili. Çeçenistan’da Ruslar›n kulland›klar› kimyasallar›n etkileri ise, savafl bugün bitse bile ac›lar› y›llarca canl› tutacak tahribat› flimdiden yapm›fl durumda.

‹SLAM CO⁄RAFYASI: ÇEÇEN‹STAN

yetler Birli¤i flaflaas›n›n hayallerini kuran ve h›zla yeniden Sovyetleflen Rusya, sömürüden pay alamad›¤› için s›k›nt›da olan ve yak›n gelecekteki Rusya tehlikesini yan› bafl›nda hisseden Avrupa ve Karadeniz ülkeleri Kuzey Kafkasya ile do¤rudan ç›karlar› için ilgilenmektedir. Ve tüm bunlar›n yan›nda siyasal kozlar›n› kuvvetlendirmek, Avrupa ve Orta Asya’ya güçlü bir flekilde aç›lmak isteyen, topraklar›nda üç milyondan fazla Kuzey Kafkasyal› yaflayan ve en avantajl› konumda olan Türkiye, atalar›ndan kendilerine miras kalan ba¤›ms›zl›klar› için her fley-

ÜLKE B‹LG‹LER‹ Baflkent Nüfus

: Caharkale (Grozni) : Savafl öncesinde yaklafl›k bir milyondu. Savafl esnas›nda 350 bin flehit verildi ve yüz binlerce Çeçen mülteci, Rusya, Azerbaycan ve Gürcistan gibi ülkelere s›¤›nd›. Yüzölçümü : 19,200 km2 fiehirleri : Grozni (Caharkale), Shali, Vedeno, Gudermes, Znamenskoye, Naurskaya, Achkhoy-Martan, Urus-Martan, Shelkovskaya, Itum-Khale, Shatoy, Nzhay-Yurt Ba¤›ms›zl›k tarihi : 1 Kas›m 1991 : %82,9 Çeçen, %10,9 ‹ngufl ve %6,4 Etnik Durum di¤erleri : Çeçence, Rusça Diller Do¤al kaynaklar : Do¤al gaz, petrol ‹klim : Karasal iklim

Konya’n›n yar›s› büyüklü¤ündeki Çeçenistan’da yaflanan savafl› Kuzey Kafkasya’dan ayr› tutmak mümkün de¤ildir ve de¤erlendirme yap›l›rken tüm co¤rafya bir bütün olarak ele al›nmal›d›r: Gürcistan’da kadife devrim yapt›ran Amerika, NATO’ya girmek u¤runa Amerikan uydusu halini alan, Abhazya ve Güney Osetya sorunlar›n› kafl›yan Rusya’n›n bask›s›n› hep hisseden Gürcistan, Hazar’daki hak paylafl›m› sebebi ile gelece¤i ve politikalar› pek belli olmayan ‹ran, onun yan› bafl›nda bulunan ve renk seçimini yapamayan Azerbaycan, ekonomik gelece¤ini Kafkasya’ya ba¤lam›fl ve enerji tekeli kurarak Sov-

SAYI 25

lerini feda eden Çeçenler ve kaderleri ayn› olan tüm Kuzey Kafkasyal›lar. Çeçenistan bugün uluslararas› bir sorundur ve çözümü pek çok devleti do¤rudan veya dolayl› flekilde etkileyecek boyuttad›r. Mücadelenin kazan›lmas›, hem ‹slam alemi hem de Türkiye aç›s›ndan tahmin edilemez kazan›mlar› beraberinde getirecektir. Emperyalistler için ise y›llar boyu sürecek bir sömürünün sona ermesi ve masa bafl›nda vazgeçilemez bir koz kayb› olacakt›r. Bu yüzden Çeçenistan’da yaflananlar› uluslararas› bir sorun olarak görmeli ve yapabileceklerimizin fark›nda olmal›y›z.

SAYFA 40


Düşünce Gündem 30.Sayı