Page 1

Kimya Dergisi

İNOVATİF Kimya Dergisi YIL:2 SAYI:11 KASIM 2014

. . BIYOPLASTIKLER

Kendi Kendini Temizleyen Biyolojik Yüzeyler

Proteinlerin Yapıtaşı Aminoasitler

HPLC ve Ilaç Sanayinde Uygulamaları

Vampirlerin Korkulu Rüyası Sarımsak

Gazların Difüzyonu

Hyperchem ile Molekül Modelleme-1

Haberler

Faydalı Linkler

Bulmaca

Sözlük(İng-Trk) Element Tanıma


Önsöz Hakkımızda

İnovatif Kimya Dergisi Haziran 2013’te çalışmalarına başlayan Ağustos 2013’te ilk sayısını çıkaran, internet ortamda faaliyet gösteren, Kimya ve Kimya Sektörü hakkında yazılar yazılan, yazarlarını online ortamdan edinen bir e-dergidir. Dergimiz Kimya ile ilgili yazılarınızı online ortamda sizlerden alarak sizi tanıtmayı, sektörden olan arkadaşlara kimya dergisi okumanın keyfini yaşatmayı, kimya ile ilgili piyasada çok okunan bir dergi olabilmeyi kimyayı seven, kimyayı takip eden, kimya ile ilgili bildiklerini paylaşan bir kesim oluşturmayı hedef edinmiştir. Dergimizde kimya üzerine bölüm okuyan, mezun herkes bize yazabilir. Kimya ile ilgili bir bölüm bitirmiş olmanız yeterli. Dergimizde yazarlarımızın yazdığı yazılar kısmı, haber kısmı, bulmaca kısmı, elementleri tanıyalım kısmı, kimya sözlüğü kısmı ve faydalı web siteleri kısmı adlı bölümler vardır. Eğlenerek ve öğrenerek okumanız, bize yazmanız dileğimizle... İNOVATİF KİMYA Dergisi Yönetimi

Sahibi :

Yavuz Selim Kart

Genel Yayın Yönetmeni :

Yavuz Selim Kart

Yayın Danışmanı :

Yavuz Selim Kart

Dergi Editörleri :

Yavuz Selim Kart Aybike Kurtuldu Seda Çoban

Haber Bölümü :

Seda Çoban Aybike Kurtuldu Ebru Çetinkaya Hatile Moumintsa

Facebook Yönetimi ve Bilgi Araştırma :

Yavuz Selim Kart Hatile Moumintsa

Twitter Yönetimi :

Yavuz Selim Kart

Instagram Yönetimi :

Yavuz Selim Kart

Dergi Tasarımı :

Yavuz Selim Kart


KURALLAR Dergimiz Hakkında 1. İnovatif Kimya Dergisi yazılarını herhangi bir

makalenizde veya yazınızda kullanmak için yazısını aldığınız kişiye mail atarak haber vermek durumundasınız. Kullanmış olduğunuz bu yazıların kaynağını bu dergi olarak belirtmek zorundasınız. 2. Dergide yazılan yazıların sorumluluğu birinci derece yazara aittir. Bu konu hakkında bir sorun yaşıyorsanız ilk olarak yazara ulaşmalısınız. 3. Dergide yer alan bilgileri kullanarak başınıza gelebilecek felaketlerden ya da işlerden dergi sorumlu değildir. 4. Dergide yazarların kullanmış olduğu resimlerde kesinlikle kaynak belirtilmek zorundadır. Aksi durum olduğu zaman bunu yazarın kendisine ulaşarak hallediniz. Çünkü bizim yazarlarımızdan ricamız telif haklarına riayet ederek resimlerini dökümanlarına eklemeleri. Buradan çıkacak problemlerden doğrudan yazarlar sorumludur. Dergi sorumlu değildir. 5. Dergide benim de yazım olsun diyen yazarlarımız var ise. Yazılarınız için lütfen Yavuz Selim KART ile konuşun. Dergi ile iletişim kurmak için www.facebook.com/groups/147842018740235/ Grubu aracalığı iletişim kurabilirsiniz. Bu grup aracılığı ile bizimle iletişimde kalabilirsiniz. 6. Elimize çok yazı gelmediği takdirde her yazıyı yayımlamaya gayret edeceğiz. Amacımız hem yazan bir kesim sağlamak, hem bilgilerinizi 3. şahıslara yaymak hem de sizleri en iyi şekilde tanıtmaktır. 7. Sayfamızda yayınlanmasını istediğiniz yazıları inovatifkimyadergisi@gmail.com mail adresine göndermeniz rica olunur. Bu mail adresine gönderdiğiniz yazılarda bir eksiklik var ise editörlerimiz tarafından incelenecektir. Eksik kısımları var ise size geri dönüş yapılacaktır. Düzeltmeniz için tavsiyelerde bulunulacaktır. Lütfen geri dönüş yapılınca bunu kendinizi küçümsemek olarak görmeyin. Amaç daha güzel bir yazı ve daha güzel bir dergi. 8. Dergimize göndereceğiniz yazılar en fazla 6 sayfa olabilir. 6 Sayfayı geçmemeye çalışın. 9. Dergimize yapacağınız eleştirileri de arkadaşlarımıza saygısız bir biçimde değilde ölçülü bir biçimde sayfalarda yapmaya dikkat ediniz. Bu işi herkes gönüllü yapıyor. Lütfen saygıda kusur etmeyiniz. 10. Dergi ekibi gönüllü kişilerden oluşmuştur. Bu

dergi ilk kurulduğu andan beri böyledir. Dergi ekibinde olan herkes bu kuralı kabul etmiş sayılır. Gelen herkese en başta bu kural söylenir. Görevini yapmayan, dergide anlaşmazlık çıkaran, huzur bozan, dergi yöneticisini dinlemeyen, ben kafama göre hareket ederim diyen herkes ekipten çıkarılır. 11. Dergimizde yazabilecceğiniz konular aşağıda listelenmiştir. * Akademik Makaleler * Endüstriyel Konular * Üniversite Hayatındaki Sıkıntılar Sorunlar (Kimya üzerine bölümler için) * İş Hayatındaki Sıkıntılar Sorunlar * Laboratuvar Üzerine Yazılar * Kimya Sanayi Uygulamaları * Teorik Kimya Üzerine Makaleler * Ülkemizdeki Kimya ile ilgili Kanunlar Üzerine Yazılar * Kimya Sektöründe Güvenlik Önlemleri ve Dikkat Edilecek Husular Üzerine Yazılar * Kimya Sektöründe Bilgisayar Uygulamaları Üzerine Yazılar temel konular bunlar. Bu konular ile ilgili bize yazıp gönderebilirsiniz. Göndereceğiniz şeyler Kimya Dünyası ile alakalı olmalı yoksa yayımlanmaz. 12. Dergide dini ve siyasi içerikli yazılar yayımlanmaz. Herhangi bir dini grubu temsil eden ya da herhangi bir siyasi grubu temsil eden söz ve kelimeler yazınızda olursa dergi o kısımları değiştirmeniz konusunda sizi uyarır. Değiştirmezseniz dergi yayımlamama hakkını elinde tutar. Bu konuda son söz dergi yöneticisine aittir. 13. Dergi tasarım ve yönetiminden sorumlu arkadaş buraya ek maddeler koyup değiştirme yetkisine sahiptir. 14. Dergiyi okuyanlar ve dergi ekibi bu kuralları kabul etmiş sayılırlar.

İNOVATİF KİMYA Dergisi Yönetimi


Ekibimiz BİZ KİMİZ

Yavuz Selim KART EBRU ÇETINKAYA

Hatile MOUMINTSA

Aybike KURTULDU

Seda ÇOBAN

Kimya Dergisi

https://www.facebook.com/InovatifKimyaDergisi https://twitter.com/InovatifKimya http://www.linkedin.com/profile/view?id=299289606 Instagram

http://www.instagram.com/inovatifkimyadergisi


Editörden Merhaba İNOVATİF KİMYA Dergisi Okuyucuları

Değerli Okuyucularımız; Gönüllülük esasına göre işleyen dergimizde sizin gönderdiğiniz yazılarla bu ay 16. sayıyı çıkarmanın keyfini yaşıyoruz. Bize yazı gönderen ve yazmayı düşünen herkese gönülden teşekkürler. Dergimizi sosyal ortamlarda çok okunan, çok fazla kişinin takip ettiği bir dergi haline getirmek için sürekli uğraşıyoruz. Sosyal platformlarda bizlere desteklerinizi esirgemediğiniz için ayrıca teşekkürler. Bu ay E-Dergimizde 7 farklı yazı bulunmakta. Bize bu ay gönderilen yazılar. HPLC ve İlaç Sanayinde Uygulamaları yazısı, HPLC ve ilaç sanayi hakkında açıklayıcı ve bilgilendirici bir yazı. Proteinlerin Yapıtaşı Aminoasitler yazısı, Düzce Üniversitesi Öğretim Görevlisi Hocamızın yazısı olup aminoasitler hakkında bilgilendirici bir yazıdır. Kendi Kendini Temizleyen Biyolojik Yüzeyler yazısı, bu ayın dikkat çekici yazısıdır, okudukça fark edeceksiniz. Biyoplastikler konusu, bu ayın kapak konusu. Vampirlerin Korkulu Rüyası Sarımsak konusunda ise sarımsak hakkında birçok şey öğreneceksiniz. Gazların Difüzyonu yazısında ise derslerde görmüş olduğumuz difüzyon konusu hakkında kısaca bilgileneceksiniz. Hyperchem ile Molekül Modelleme yazısında 3 Boyutlu bir çizim nasıl yapabiliriz onu öğreneceksiniz. Element Tanıma kısmınında bu ay sırada Berilyum Elementi var. Yurttan ve Dünyadan Kimya Haberleri ile de gündemi takip edeceksiniz. Her ay web siteleri kısmı ile bu ay da birçok web sitesi keşfedeceksiniz. Sözlük kısmında İngilizce-Türkçe Kimya kelimelerini öğreneceksiniz. Bulmaca kısmında ise hem eğlenip hem öğreneceksiniz. Umarım zevk alarak okursunuz. Bize yazı gönderen emek harcayan meslektaşlarımıza teşekkürü bir borç biliyoruz. Kimya üzerine bölüm okuyan, çalışan her kesimden yazılar bekliyoruz. Bir sonraki ay görüşmek üzere sevgiyle kalın.

Yavuz Selim Kart Dergi Editörü


IÇINDEKILER HPLC ve Ilaç Sanayinde Uygulamaları 7 Proteinlerin Yapıtaşı Aminoasitler 10 Kendi Kendini Temizleyen Biyolojik 13 Yüzeyler Biyoplastikler 17 Vampirlerin Korkulu Rüyası Sarımsak 20 Gazların Difüzyonu 23 Hyperchem ile Molekül Modelleme-1 25 Element Tanıyalım 31 Sözlük (Ing-Trk) 32 Haberler 33 Faydalı Siteler 42 Kimya Bulmaca 43 Kimya Bulmaca Çözüm (Önceki Ay) 44 Sizde Yazarımız Olun 45


Ebru ÇETINKAYA ebr_ctnky_81@hotmail.com

HPLC ve ILAÇ SANAYINDE

Kimyager (Ögrenci)

UYGULAMALARI

M

erhaba sevgili İnovatif Kimya Dergisi okurları,

Bu yazımda sizlere kimya ile uğraşan herkesin çokça duyduğu ve bildiği HPLC’i ve ilaç sanayindeki kullanımını anlatacağım. HPLC kelime anlamı olarak, İngilizce “High Performance Liquid Chromotography” kelimesinin baş harflerinden oluşur ve Türkçe karşılığı “Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi”dir. Yüksek performans, yüksek resolüsyonu(ayrımı) ifade etmesi nedeniyle cihaz bu ismi almaktadır. Mobil fazın yüksek basınçla ilerlemesi sağlandığı için de “Yüksek Basınçlı Sıvı Kromatografi” olarak da adlandırılmaktaydı. Yüksek Performanslı Sıvı Kromotografisi (HPLC) bir sıvıda çözünmüş bileşenlerin, bir kolon içerisinde bulunan genellikle katı bir destek üzerindeki sabit faz ile değişik etkileşimlere girmesi, kolon içinde değişik hızlarla hareket etmeleri sonucu, farklı zamanlarda bileşenlerin kolonu terk ederek birbirlerinden ayrılması temeline dayanır. HPLC, genellikle ayırma mekanizmasına veya durgun fazın tipine göre sınıflandırılır. Bunlar arasında dağılma yada sıvı-sıvı kromatografi, adsorpsiyon yada katı-sıvı kromatografi, iyon-değişimi kromatografi, boyut ayırıcı kromatografi, afinite kromatografi ve kiral kromatografiyi sayabiliriz.

7


Şekil-1: Sıvı kromatografinin uygulamaları. Diyagramın sağ tarafındaki kromatografi tipleri, polar bileşikler için uygundur. Diyagramın altındaki teknikleri ise, büyük mol kütleli türler için en uygundur.

8

Modern cihazlarda normal bir akış hızı elde etmek için, 3-10 µm’lik dolgu maddeleriyle doldurulmuş kolonlarda birkaç yüz atmosferlik basınç uygulamaları yapılır. HPLC’nin en büyük avantajı ısıya dayanıklı olmayan ve uçucu olmayan bileşikleri analiz edebilmesidir. Ayrıca, yüksek basınç nedeniyle analiz süresinin azalması, kesin sonuca ulaşma, düşük oranlarda miktar saptama, analizlerin oda sıcaklığında yapılması sistemin diğer avantajları arasında sayılabilir. HPLC’nin avantajları olduğu gibi dezavantajları da bulunmaktadır. Bu, yüksek basınç uygulaması nedeniyle, diğer kromatografi cihazlarına göre daha pahalı ve daha karışık olmasıdır. Basit izokratik bir sistem ucuz olmakla birlikte, mikroişlemci kontrollü, dereceli elüsyon yapabilen, çeşitli dedektörlere sahip bir sistem için yaklaşık 40.000 £ ödemek gerekmektedir. Cihazın temel modülleri, çözücü (hareketli faz) rezervuarı, pompa, enjeksiyon valfı, kolon, dedektör, kaydedici ve atık rezervuarıdır. Bu modüllere ek olarak, çeşitli sistemlerde bazen çözücü filtresi, örnek filtresi, ön kolon filtresi, koruyucu kolon, basınç düzenleyicisi ve çözücüler için gaz geçirme sistemi de yer alabilir.

Şekil-2: HPLC’nin Kısımları


HPLC’nin temel çalışma prensibine göre, detektör çözücü ve çözelti arasındaki karakteristik değişiklikleri ölçer. Bu değişiklikler monitörde görüntülenir. Diyagramda; çözücünün geçtiği bölüm, örneği sabit bir akış hızıyla cihaza iter. Enjektör,örneği sıvının içinden geçtiği kolona alır. Kolon, araştırılan maddeyi örnekteki diğer maddelerden ayıran silikon boncukların bulunduğu paslanmaz çelikten yapılmış tüptür. Dedektör, çözeltideki değişiklikleri belirleyen optik sensördür. Monitör, sistem elemanlarının kontrolünü, verilerin kaydedilmesini sağlar. HPLC günümüzde bir çok alanda vazgeçilmez bir araç olarak kabul edilmekte ve çeşitli organik, inorganik ve biyolojik numunelerdeki türleri ayırmak ve tayin etmek için kullanılmaktadır. Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografi’nin başlıca kullanıldığı alanlar; -İlaçlar(Antibiyotikler, sedatifler, streoitler, analjezikler), -Biyokimyasallar(Amino asitler, proteinler, karbonhidratlar, lipidler), -Gıda maddeleri(Suni tatlandırıcılar, antioksidanlar, aflatoksinler, katkı maddeleri), -Endüstriyel kimyasallar(Çok halkalı aromatikler, yüzey aktif maddeleri, iticiler, boyalar), -Kirleticiler(Pestisitler, herbisitler, fenoller, PCB’ler), -Klinik tıp(Safra asitleri, ilaç metabolitleri, üre özütleri, östrojenler), -Uyuşturucular(Uyuşturucu ilaçlar, zehirler, kan alkolü, narkotikler)’dır.

HPLC, ilaç analizi, ilaç takibi ve kalite güvencesi için önemli bir araçtır. İlaç analizleri için bir dizi testler yapılmaktadır. Bu testler ilaç şirketlerinin AR-GE ve kalite kontrol aşamalarında yapılan safsızlık analizleri, ağır metal, etken madde, organik solvent ve kalıntı solvent miktar tayini, temizlik validasyonu, çözünürlük çalışmaları, stabilite testleri, stereoizomer gibi testleri kapsamaktadır. İlaç üreticisinin amacı, hastaların hayatını koruyup kurtaracak olan ilaçların yüksek kalitede olmasını sağlamaktır. İlaç sektöründe kalitesizlik affedilecek bir şey değildir. Bu nedenle, HPLC ilaç sektöründe önemli bir yer tutar, çünkü ilaç şirketleri FDA tarafından sıkı düzenlemelere tabi tutulurlar. Eğer ki testlerinde başarısız olurlarsa FDA tarafından uyarı alabilir, hatta şirketin üretimi kapatılabilir. Bu sektörde çalışmayı düşünen arkadaşlarıma önerim HPLC eğitimi almaları olacaktır, böylece iş başvurusunda CV’lerinizle bir adım öne geçebilirsiniz. Sağlıcakla kalın… Kaynaklar : 1. http://www.ehow.com/about_6501907_importance-hplc-pharmaceuticals-medicines.html 2. Fundemantals of Analytical Chemistry, Douglas A Skoog Donald M West and F James Holler 3. http://tr.265health.com/conditions-treatments/prescription-drugs/1017045783.html#.VEVfXvmsWmZ 4. http://www-organik.chemie.uni-wuerzburg.de/uploads/RTEmagicC_HPLC1_01.png.png

9


. . Proteinlerin Yapı Taşı . . Aminoasitler A

Haydar GÖKSU adar_gok@hotmail.com

Kimya Ögretmeni (Düzce Üni Ögr.Gör. Dr.)

minoasitler, aynı karbon atomuna hem karboksil hem de amin gruplarının bağlanması ile oluşan küçük hacimli moleküllerdir (Şekil 1)1. alkil grubu R H2N amin grubu

10

C

H COOH karboksil grubu

Şekil 1. Aminoasit moleküllerinin yapısı

Nötral ortamlarda zwitter iyonik yapıda bulunurlar. Zwitter iyonik yapı, karboksil grubundaki hidrojen atomunun proton olarak ayrılması ve amin grubuna bağlanması ile oluşan yapıdır. Aminoasitin zwitter iyonik forma dönüşümü tautomerizasyon olarak adlandırılabilir. Tautomerizasyon, organik moleküldeki bir atomun molekül içindeki göçünü ifade etmektedir. Zwitter iyonik form ve zwitter iyonik forma dönüşmeyen bu iki yapı ise birbirinin tautomeridir. Aminoasitlerin doğasında zwitter iyonik halde bulunma isteği vardır ve bu halde kararlıdırlar (Şekil 2)2. R

R H C H2N

COOH

aminoasit molekülü

tautomerizasyon

H

H

H C

N

C

H

O

O

zwitter iyonik hal

Şekil 2. Aminoasitlerin tautomerleşmesi ve zwitter iyonik yapı Şekil 2’de görülen aminoasitlerin genel yapısındaki R grubu alkil grubu olup, değişken gruplardır. Alkil grubu değiştikçe amino asidin türü de değişmektedir. Proteinlerin yapısını oluşturan 20 çeşit amino asit vardır. Bu aminoasitlerden 10 tanesi temel amino asitlerdir ve insan vücudu bunları sentezleyemedikleri için dışarıdan alması gerekmektedir. Geri kalan 10 tanesi ise insan vücudunda ihtiyacı karşılayacak miktarda sentezlenmektedir (Tablo 1)3.


İnsan vücudunda sentezlenen aminoasitler Alanin Asparajin Aspartik asit Sistein Glütamik asit Glütamin Glisin Prolin Serin Tirozin

Sembolü A N D C E Q G P S Y

İnsan vücudunda sentezlenemeyen aminoasitler İzolösin Lösin Lizin Metiyonin Fenilalanin Treonin Triptofan Valin Arjinin Histidin

Sembolü I L K M F T W V R H

Tablo 1. Aminoasit türleri ve standart sembolleri Aminoasitler kendi içinde küçük ve büyük hacimli, yüklü, nötral, kükürt atomu içeren, aromatik, alifatik, hidrofobik, hidroksi grubu içeren, asidik ve bazik gibi gruplandırılmaktadır (Şekil 3)

11

Şekil 3. Aminoasitlerin gruplandırılması Sistein, histidin, tirozin ve arjinin özellikle çocuklarda alınması zorunlu olan aminoasitlerdir. Çünkü çocukluk döneminde bu aminoasitlerin sentezini gerçekleştiren metabolik reaksiyonlar çok zayıftır.4 Aminoasitler biyolojik olarak aktif moleküllerdir ve sahip oldukları R grubunun türüne bağlı olarak farklı biyolojik aktivite göstermektedirler. Biyolojik bir katalizör olan ve canlı metabolizmasında meydana gelen reaksiyonların daha hızlı olmasını sağlayan enzimler için aktivatör (enzim aktivitesini artıran) veya inhibitör (enzim aktivitesini azaltan) olarak görev yapabilmektedirler.5 Birbirinin stereoizomeri (enantiyomer) olan aminoasitlerden sadece biri enzimler için aktivatör olarak görev yaparken, diğeri inhibitör olarak görev yapmaktadır. Enantiyomerlerin, biyolojik aktivite dışındaki tüm fiziksel ve kimyasal özellikleri aynıdır. Enantiyomer, ayna görüntüsü ile üst üste çakışmayan moleküllerdir. Molekülün ayna görüntüsü ile üst üste çakışmaması için bir stereojenik karbona (dört farklı grubun bağlı olduğu karbon) ihtiyaç vardır. Aminoasitler için enantiyomer çifti kavramı yerine DL çifti kavramı daha sıklıkla kullanılmaktadır. D ve L izomeri aminoasitteki amin grubunun sağda ya da solda olması ile ilgili bir durumdur (Şekil 4).6


Şekil 4. Aminoasitlerde DL çifti Enzimler, birçok organik reaksiyonun gerçekleştiği aktif bölgelere sahiptir. Bu aktif bölgeler, aktivatör-inhibitör ve reaksiyona girecek kimyasal maddelerle (substrat) yapısal uyuma (anahtar-kilit) sahiptir. Özellikle aminoasitler enzimlerin aktif bölgeleri ile etkileşerek canlı organizmalarda meydana gelen bazı metabolik reaksiyonların daha hızlı gerçekleşmesini ya da durdurulmasını sağlamaktadır (Şekil 5).7

12

Şekil 5. DL aminoasit çiftlerinin enzimlerle etkileşme durumları Kaynaklar : 1. Hudaky, P., Beke, T., Perczel, A., Journal of Molecular Structure (Theochem), 2002, 583, 17-135. 2. Dinakar, C., Djilianov, D., Bartels, D., Plant Science, 2012, 182, 29-41. 3. Kyte, J., Doolittle, R.F., J. Mol. Biol., 1982, 157, 105-132. 4. Imura, K., Okada, A., Nutrition, 1998, 14 (1), 143-8. 5. Bairoch, A., Nucleic Acids Res., 2000, 28, 304-305. 6. Conteras, R., Flores-Parra, A., Lopez-Sandavol, H.C., Barba-Behrens, N., Coordination Chemistry Reviews, 2007, 251, 1852-1867. 7. Lewis, D., Wiseman, A., Enzyme and Microbial Technology, 2005, 36, 377-384.


Fevzihan BASARIR fevzihan.basarir@tubitak.gov.tr

KENDİ KENDİNİ TEMİZLEYEN BİYOLOJİK YÜZEYLER

Kimya Mühendisi

(Tübitak Mam Uzm. Ars)

T

oz, kir içermeyen ve kendi kendini temizleyebilen yüzeyleri elde edebilmek insanoğlunun en büyük hayallerinden birisidir. Kendini temizleyen yüzeyler ekonomik, estetik ve çevreci olmalarından dolayı bu konu üzerine son yıllarda önemli araştırmalar yapılmaktadır. Günümüzde gelişmiş ülkelerde kendini temizleyebilen camlar, binalar ve elbiselerde konusunda ciddi gelişmeler yaşanmaktadır. Böylesi bir hayalin gerçekleşmesi insanoğluna yüksek miktarda zaman, emek ve para tasarrufu yapmasına vesile olacaktır. Kendini temizleyen yüzeyler konusu ilk olarak Asya’da temizlik ve saflığın sembolü olan lotus çiçeğinin (Nelumbo nucifera) fizikokimyasal özelliklerinin bilim adamlarının ilgisini çekmesiyle başlamıştır. Daha sonra araştırmalar sonucu lotus yaprağı ile benzer yüzey özellikleri gösteren bitki yaprakları ve böcek kanatları doğada bulunmuştur [1]. Aşağıda kendini temizleyen biyolojik yüzeylere doğadan seçilmiş örnekler verilmektedir;

13

1-Lotus yaprağı Lotus çiçeğinin kökleri çamur içerisinde bulunmasına rağmen yaprakları her zaman temiz bulunmaktadır. Bunun sebebi ise yapraklar üzerine düşen su damlacıkları yüzey geriliminden dolayı büyük damlalar haline gelip yüzey üzerindeki kirleri toplayıp kayarak gitmektedir. Bu özellik kendini temizleme ya da lotus efekti olarak bilinmektedir (Şekil 1) [2].

Şekil 1. Lotus yaprağı üzerinde su damlacıkları.

Lotus yapraklarının kendini temizleme özelliği 2000 yıldır bilinmekte olmasına rağmen kendini temizleme mekanizması bilim adamları tarafından ancak 1970’li yıllarda lotus yaprağının mikro/nano yapısının taramalı elektron mikroskobu ile incelenmesi ile bulunmuştur. Araştırmalar lotus yaprağı yüzeyinin 5-9 μm çapında düzensizce yerleşmiş papillalardan oluştuğunu göstermektedir. Her papilla üzerinde ise yaklaşık 120 nm çapında nanoyapılar olduğu gözlemlenmiştir (Şekil 2).


Şekil 2. Lotus yaprağının mikro/nano yapısı.

Bunun yanında lotus yaprağının kimyasal yapısının parafine benzer bir yapıda olduğu bilinmektedir. Mikro/nano hiyerarşik yapı ve parafine benzer kimyasal yapının bir araya gelmesi lotus yapraklarının temas açısının yaklaşık 164o olmasını dolayısıyla süperhidrofobik bir yüzeye sahip olmasını sağlamaktadır. Bundan dolayıdır ki, yüzeydeki su damlacıkları küresel şekilde olup herhangi bir yöne doğru serbestçe kayabilmekte ve kirleri temizleyebilmektedir (Şekil 3) [3].

Şekil 3. Lotus yaprağının kendini temizleme özelliği

14

2-Pirinç yaprağı Lotus yaprağından farklı olarak pirinç yaprakları tek yönde kendini temizleme özelliği göstermektedir. Şekil 4’de görüleceği üzere pirinç yaprağı yüzeyinde de mikro ve nanoyapılar birlikte bulunmaktadır. 5-8 μm çapında papillalar yaprağın uzun eksenine paralel olarak organize olmuşlardır.

Şekil 4. (A) Pirinç yaprağının üstünde su damlacıkları, (B) pirinç yaprağının mikro/nano yapısı.


Bahsedilen hiyeraşik yapı pririnç yaprağının temas açısının yaklaşık 153o olmasını sağlamaktadır. Papillaların yaprağın uzun ekseninde dizinlenmesinden dolayı su damlacıkları yaprak boyunca çok kolay kayabilmekte ve kirleri temizleyebilmektedir. Tek yönlü olmasından dolayı kendini temizleme efektinin lotus yapraklarına kıyasla daha etkin olduğu belirlenmiştir [4].

3-Ağustos böceğinin kanadı Bitki yapraklarının yanında böceklerin dış yüzeyleri de birçok özellik ve fonksiyonellik taşımaktadır. Bazı böceklerin kanatlarının yüzeyleri de kendini temizleme özelliği göstermektedir. Ağustos böceğinin kanadı hekzagonal yapıda dizilmiş nano sütun yapılardan oluşmaktadır. Sütunların boyları yaklaşık 250 nm civarında olup üzerleri muma benzer yağımsı bir maddeyle kaplanmıştır. Bundan dolayı da ağustos böceğinin kanadı süperhidrofobik yüzey (temas açısı 160o) özelliği göstermektedir. Lotus yaprağına benzer şekilde ağustos böceği kanadı üzerine düşen su damlacıkları ile kendini temizlemektedir. Bunun yanında, kanat hareketleri ve esen rüzgar kendini temizleme efektini arttırmaktadır [5].

Şekil 5. Ağustos böceğinin kanadının mikro/nano yapısı.

4-Kelebek kanadı Görkemli renkler içermesi, kimyasalları algılama kapasitesi ve florasan yayması gibi özelliklerinden dolayı kelebeklerin kanatları da bilim adamları tarafından çok ilgi çekmektedir. Diğer taraftan, kelebek kanadı da süperhidrfobik bir yüzeye (temas açısı 152o) sahip olduğundan dolayı kendini temizleme özelliği göstermektedir. Kelebek kanadı da pirinç yapraklarına benzer şekilde tek yönlü kendini temizleme özelliği göstermektedir. Bu özellikte yukarıda ki örneklerde bahsedildiği gibi yüzeydeki mikro yapıdan kaynaklanmaktadır [6].

Şekil 6. Kelebek kanadının mikro/nano yapısı

15


Potansiyel uygulama alanları Kendini temizleyen yüzeyler bir çok avantaja sahip olduğundan ve insanoğlunun işlerini kolaylaştırdığından dolayı enerji, tekstil ve elektronik gibi bir çok farklı disiplinde uygulama alanı bulabilmektedir. Günümüzde birçok insan günlük yaşantısı içinde kendi kendini temizleyen tekstil ürünleri kullanmak ister. Çünkü giydiğiniz ayakkabıdan pantolona yada eteğe kadar kirlenmeyeceğini bilmeden hareket etme özgürlüğüne sahip olunabilecektir. Kullanılacak süperhidrofobik yüzeyler sayesinde kirlenen yere çok az bir su dökülmesi sonucunda kullandığınız ürün ıslanmadan ürünün temizlenmesi mümkün olacaktır. Güneş panelleri genelde çöl gibi çok toz olan ortamlara kurulmasından dolayı yüzeyleri çok kısa zamanda kirlenmektedir. Bu ise, zaten aşırı ısı nedeniyle verimi düşen güneş hücrelerinin, kapasitelerinin çok altında çalışmalarına neden olmaktadır. Bunun önüne geçilmesi için yüzeylerin temizlenmesi gerekmektedir. Yüzeyler fırçalar ile temizlenebilir ama bu hem iş gücü kaybı açısından hem de güneş hücrelerinin yüzeylerinin deforme olması ile güneşten gelen ışığın emilmesi noktasında problemlere neden olacaktır. Yüzeye zarar vermeden ve temizleme maliyetlerini en aza indirerek, güneş hücrelerinin ömrünü kısaltmadan temizlik işlemini yapabilmenin en kolay yolu ise güneş hücrelerinin yüzeylerinin süperhidrofobik yüzeylere dönüştürülmesi ile mümkün olacaktır. Kaynaklar :

16

1.Bhushan, B.; Jung, Y. C. “Natural and biomimetic artificial surfaces for superhydrophobicity, self-cleaning, low adhesion, and drag reduction” Progress in Materials Science, Cilt: 56, s. 1-108, 2011. 2.Liu, K.; Jiang, L. “Bio-Inspired Self-Cleaning Surfaces” Annual Review of Materials Research, Cilt: 42, s. 231-263, 2012 3.Nishimoto, S.; Bhushan, B. “Bioinspired self-cleaning surfaces with superhydrophobicity, superoleophobicity, and superhydrophilicity” RSC Advances, Cilt: 3, s. 671-690, 2013. 4.Guo, Z.; Liu W. “Biomimic from the superhydrophobic plant leaves in nature: Binary structure and unitary structure” Plant Science, Cilt: 172, s. 1103–1112, 2007. 5.Lee, W.; Jin, M. K.; Yoo, W. C.; Lee, J. K. “Nanostructuring of a polymeric substrate with welldefined nanometer-scale topography and tailored surface wettability” Langmuir, Cilt: 20, s. 7665–7669, 2004. 6.Zheng, Y.; Gao, X.; Jiang, L. “Directional adhesion of superhydrophobic butterfly wings” Soft Matter, Cilt: 3, s. 178–182, 2007. Anahtar Kavramlar Süperhidrofobik yüzey: Hidrofobi Latince kökenli bir kelime olup suyu sevmeyen, sudan kaçınan manasına gelmektedir. Fizikokimya biliminde ise hidrofobik yüzey su ile ıslanmayan veya suyu iten yüzey olarak bilinmektedir. Süperhidrofobik yüzey ise çok fazla hidrofobik olan veya su ile ıslatmanın çok zor olduğu yüzeyler için kullanılan tanımdır. Hidrofobik bir yüzeyin üzerinde bulunan suyun temas açısı yüksek olur. Bu nedenle ıslanabilirlik’leri çok az veya hiç yoktur.


Ismail BAYRAKTAR ismbyrktr@gmail.com

BIYO PLASTIKLER

Yüksek Kimyager (Mezun)

G

ünlük yaşamımızın vazgeçilmez malzemesi olan plastik, karşımıza çok çeşitli ürünler halinde çıkıyor ve bize konforlu bir yaşam sağlıyor. Genellikle sentetik polimerlerden hazırlanan plastik malzemeler ucuzluk, işlenebilme kolaylığı ve çeşitlilik gibi pek çok avantaja sahip. Ancak üretimlerinin başta petrol olmak üzere fosil yakıtlara bağımlı olması ve çevre kirliliğine yol açmaları önemli dezavantajları. Bu dezavantajlar biyoplastiklerin üretimini ve kullanımını gündeme getiriyor. Polimerler çoğunlukla petrolden ve petrol kaynaklarından sentezleniyor. Ancak petrolün tükenen bir kaynak olması ve petrol rezervlerinin sınırlı olması plastik üretiminde önemli bir dar boğaz oluşturuyor. Üstelik petrol kökenli plastiklerin parçalanma süreçlerinin çok uzun olması nedeniyle doğada birikmesi, çevre kirliliğinin temel nedenlerinden biri. İşte bu problemlerin üstesinden gelebilmek için plastik üretiminde yeni kaynak arayışlarına gidildi. Son 20 yıldır yenilenebilir yani doğal kaynaklı polimerler, diğer bir deyişle biyo-kökenli polimerler plastik malzemelerin üretiminde ilgi odağı haline gelmiş durumda. Doğal kaynaklı polimerleri doğada polimer halinde bulunanlar, doğal monomerlerden sentezlenenler ve bakteriyel polimerler olmak üzere üç ana grupta toplayabiliriz. Nişasta ve selüloz doğal kaynaklı polimerlerin en önemli örnekleri olarak biliniyor. Şekerin mayalanmasıyla (fermantasyonuyla) üretilen biyo-kökenli laktid (yani laktik asit) monomerinin polimerizasyonu ile sentezlenen polilaktik asit (PLA) polimeri ise doğal monomerlerden sentezlenen polimerlerin en tipik örneğidir. Bakteriler tarafından sentezlenen bakteriyel polimerlere ise bakteriyel selüloz ve polihidroksialkonatlar (PHA) örnek olarak veriliyor. Son yıllarda biyoplastikler olarak ismini duyduğumuz malzemeler ise, yenilenebilen hammaddelerden yapılan yenilikçi plastiklerdir. Birçok uygulamada, daha önce kullanılan fosil plastiklerin (petrol kaynaklı ) ve diğer plastik malzemelerin yerini alabilmektedir. Bilim adamları ve mühendisler ise, bunları geleneksel makinelere uyarlamaya çalışmakta; hem de biyoplastik malzemelerin yeni kullanımını biçimlendirmeye çalışmaktadırlar. Biyoçözünür yani doğada ayrışabilen polimerler olarak adlandırılan bu malzemelerle ambalaj endüstrisinde rekabet giderek artmaktadır.

Biyomalzemelere birkaç örnek

17


Hammaddeler Biyoplastik birçok bitkisel hammaddeden üretilmekle beraber, nişasta önemli bir yere sahiptir. Selüloz ve şeker de diğer önemli hammaddelerdendir. Etilen, Propilen ve Stiren gibi kimyasal hammaddeler petrol ve doğalgazdan elde edildiği için, fiyat dalgalanmalarından çok etkilenirler. Bugün, petrokimya sanayisinde PE (polietilen), PS (polistiren), PP (polipropilen) ya da PVC (polivinil klorür) için ton başına yaklaşık 1000-1500 Euro ödenmektedir. Ancak alternatif biyoplastik kullanıma geçmek, şu an için pahalı bir seçim olarak yorumlanabilir. Şu noktada, yenilenebilen hammaddelerden üretilen malzemeler endüstride yeni yeni kullanılmaya başlanmıştır. Dünya çapında plastik pazarındaki payları yaklaşık 250000 ton/yıl olup ne yazık ki toplam plastik hammadde tüketimi yaklaşık 300 milyon ton/yıl dur.

Üretim ve İşlenmesi Tahmini % 80 biyoplastik Pazar payı ile termoplastik nişasta bu sektörde lider konumdadır. Saf nişastayı termoplastik bir malzeme haline getirebilmek için gliserin ve sorbitol gibi doğal plastikleştiriciler eklenmelidir.

Doğal polimerlerden plastiğe Doğada çok miktarda polimer bulunur. Ağaçlar, yapraklar, meyveler, tohumlar, hayvan derisi ve kemikleri gibi pek çok doğal maddenin yapısında polimer var. Bu maddeler insanlar tarafından çok eski çağlardan beri çeşitli uygulamalarda kullanılmış. Bu polimerlerin en önemli avantajı çevreyle dost malzemeler olmalarıdır. Ancak doğal polimerlerin çoğunun suda çözünmesi, bu nedenle de doğada çok hızlı bozulmaları, uzun süreli kullanım gerektiren uygulamalar açısından önemli bir dezavantaj.

18 Polilaktik asit çevrimi

Termoplastik Nişasta Nişasta günümüzde en yaygın olarak kullanılan biyobozunur (doğada parçalanan) polimerlerin başında geliyor. Tekrarlanan glikoz birimlerinden oluşan nişasta da selüloz gibi polisakkarit ailesinin bir üyesi. Sebzelerde, örneğin patateste ve mısırda kristaller halinde bulunan nişasta, suda kolaylıkla çözünmesi nedeniyle plastik malzeme üretiminde doğrudan kullanılamıyor. Ancak “termoplastik nişasta” olarak adlandırılan bir ürün haline getirildikten sonra plastik olarak kullanımı mümkün

Biyobozunma


Biyoplastik Uygulamaları Biyoplastikler şişirme film, çok katlı film, düz film ve ısıyla şekillendirilmiş (termoform) ürün olarak kullanılır. Örnek olarak genellikle ambalaj üreticileri tarafından üretilen alışveriş poşetleri, çikolata, meyve, sebze, et ve yumurta tabakları-tepsileri; süt ürünü ve su şişeleri; meyve ve sebze fileleri ya da torbaları; blister ambalajlar, kozmetik ürün kavanozları ve tüpleri, PLA su şişesi ( ABD’de ticari olarak piyasaya sürülmüştür), doğada çözünebilen-ayrışabilen malzeme ile kaplı kâğıt ve kartonlar verilebilir. Yemek servis malzemesi gibi tek kullanımlık ürünler için kullanılabilir. Örnek olarak tabak, çatal-kaşık, tepsi, pipet ve hamburger için ambalaj filmleri-kağıtları verilebilir. Bahçe ürünlerinde, malç filmleri, bantlar-klipsler, mantar üretimi için çözünebilen-ayrışabilen filmler, toprak erozyonunu önleyen film, bant ve ağlar verilebilir. Termoplastik nişasta gibi geri emilebilen biyoplastikler kapsüller veya tabletler için malzeme olarak jelatine alternatif olabilir. PLA polimerleri cerrahi malzeme, geri emilebilen implant, iğne ve plaka olarak kullanılır. IBAW- European Bioplastics (Uluslararası Doğada Çözünebilen Polimerler Derneği ve Çalışma Grupları) adı altında birleşen biyoplastik endüstrisi temsilcileri, doğada çözünebilen-ayrışabilen malzemelerin ve çürütülebilen plastik ürünlerin belgelenip etiketlenmesi için bir sistem geliştirdiler. Kullanıldıktan sonra kompostlanan ürünler için bu logo üretildi.

Sonuç Yenilebilen kaynaklardan elde edilen biyoplastikler, petrol ve doğalgaz kaynaklı sık kullanılan ticari polimerlerin var olduğu plastik endüstrisinde az da olsa kendilerine yer edinmiş görünüyor. Özellikle son yıllarda, biyoplastiklerin hammadde yelpazesi hızlı bir biçimde gelişmiştir. Organik atıkların konduğu çöp torbaları gibi ürünler tüketiciler tarafından tercih edilmeye başlanmıştır.

Yakın gelecekte, çoğunlukla, yeni biyoplastiklerden üretilmiş gıda ambalajı örnekleri ile karşılaşacağımız tahmin ediliyor. Bu ileri teknoloji ürünü malzemeler, ambalaj sektöründe kullanılan geniş polimer malzeme yelpazesini zenginleştirecek gibi görünüyor. Kaynaklar : 1.Biodegradability: A Panacea for Packaging, Pira International Ltd., 2005. 2.“Bioplastics” Report, FNR (Fachagentur Nachwachsende Rohstoffe), 2006. 3.ASD- Ambalaj Literatürü Arşivi, 2009.

19


. . VAMPIRLERIN KORKULU RÜYASI SARIMSAK

Ezgi SULU ezsu90@hotmail.com

Kimyager (Ögrenci)

20

S

arımsak (Allium sativum) , zambakgiller familyasından olan , içerdiği organik bileşikler nedeniyle özellikle kalabalık ortamlara gittiğimizde yemekten çekindiğimiz bir bitkidir.

Sarımsağın anavatanı hindistan olarak bilinir. İlkçağlarda mısırlılar ve sümerler tarafından ilaç olarak kullanılmıştır. Fakat kokusu nedeniyle yenmesi reddedilen bu bitkinin tarihte de kendini kabul ettirinceye kadar başına gelmeyen kalmamıştır. Örneğin , Yunan ve Roma imparatorluklarında asiller sarımsağı yiyenleri tapınaklara sokmamış hatta bununla da kalmayıp ona ‘pis kokulu gül’ adını vermişlerdir. Yine de insanların sarımsaktan vazgeçememesinin bir çok nedeni vardır: * Terletici olduğu için ateş düşürmeye etkisi vardır. * Antiseptik işlevi vardır. Grip, nezle, ses kısıklığı, astım rahatsızlıklarına ve bademcik, romatizma öksürük ve bronşite iyi gelir. * Saç sağlığında yardımcıdır. * Tansiyon düşürücür. * Trombositlerin damar içinde pıhtılaşmasını engelleyici etkisiyle, damar tıkanıklıklarından kaynaklanan rahatsızlıklara karşı etkilidir.


Peki bu kadar yararlı bir bitkinin şöhretini gölgeyen kötü kokunun sebebi nedir ? Sarımsağın kimyasal içeriği : Bileşim öğesi Su % Ham protein % Ham yağ % Azotlu bileşikler Enerji (cal /100g) Lif Kül Suda çözünebilirlik pH Uçucu yağ

Miktar 66.2 9.26 0.34 7.1 410.7 2.17 2.30 18.4 6.05 0.14

Mineral K P Mg Na Ca Fe Zn Mn Vitamin (mg/100g) Askorbik asit Thiamin Niacin Riboflovin

Miktar 21373 6009 1056 532 363 52 27 12 19.00 9.21 0.9 0.11

Sarımsak 200 den fazla kimyasal bileşik içerir ve keskin kokusunu veren allil sülfit , kükürtlü ve eterli yağlardan oluşmuştur. Başka bir deyişle sarımsaktaki baskın tiyosülfattır. Tiyosülfat ; Kararsız bir asit olan tiyosülfat asidinden türeyen S2O3-2 formülüne sahip olan eksi yüklü bir köktür. Bir maddede tiyosülfat iyonunun olup olmadığını anlamak için madde üzerine asit ilave edilir. Eğer çözeltide bulunma, yani serbest kükürt meydana gelmesi olursa maddede tiyosülfat vardır. Ayrıca, kendine has kokusuyla kükürt dioksit gazı meydana gelir. Bu olaylar tiyosülfatın kararsız olduğunu da gösterir.

2H + S2O2-3 → H2S2O3 → S + H2O + SO2

21


Allil sülfit , yine kükürtlü bir amino asit olan alliin’in alliinaz ile parçalanarak allicin’i vermesi, allicin’in de, su buharı veya su karşısında, alil disülfüre dönüşmesi sonucunda meydana gelir. Allicin zararlı saldırılara karşı sarımsağın savunma mekanizması olup sarımsak soyulduktan sonra parçalandığında, bir enzimatik reaksiyon ile allicin üretir. Sarımsağa özel koku ve lezzetini veren taşıdığı kükürtlü uçucu yağdır. Türk sarımsakları da % 0.4 oranında alliin , alicin ve uçucu yağ taşımaktadır.

Son olarak sarımsağı eğer kokusundan çekindiğiniz için fazla tüketemiyorsanız süt , ayran yoğurt ya da maydonoz ile tüketmeyi deneyin . Koku tutucu özelliğe sahip bu maddelerin sarımsak kokusunu önlediğini bilim adamlarının yaptığı deneyler sonucunda kanıtlamıştır. Kaynaklar :

22

http://www.compoundchem.com Türkiye 9. Gıda Kongresi; 24-26 Mayıs 2006, Bolu Mustafa Evren 1*, Mustafa Apan 2, Canan Albayram 3 1 OMÜ Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisligi Bölümü, Samsun 2 OMÜ Terme MYO Gıda Teknolojisi Programı, Terme, Samsun 3 OMÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Gıda Mühendisligi Anabilim Dalı, Samsun Sarımsak (Allium sativum) ve Geleneksel Tedavide Kullanımı Erol AYAZ, Hüseyin Can ALPSOY Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı, Görükle, Bursa Türkiye Parazitoloji Dergisi, 31 (2): 145-149, 2007 Türkiye Parazitol Derg. Balch, Phyllis A. (2000). Prescription for Nutritional Healing, 3rd ed. New York: Avery. p. 97.


Anıl Yasin AKDOGAN anil_yasin_akdogan@hotmail.com

GAZLARIN . DIFÜZYONU

Kimya Teknikeri (Mezun)

23 Gazların çok yoğun ortamdan az yoğun ortama doğru hareket etmesine difüzyon denir. Graham Difüzyon Kanunu Gazların difüzyon hızları ile yoğunlukları arasındaki bu ilişkiyi ilk olarak İngiliz kimyacı Graham 1833 yılında keşfetmiştir ve yasaya adı verilmiştir. Değişik gazların farklı hızlarla yayılma yaptıkları uzun süreden beri bilinmekteydi. Farklı gazların çok büyük deliklerden geçerek geçiş hızlarını tespit eden Graham farklı gazların geçiş hızlarını gazların molekül ağırlıklarına ve yoğunluklarına bağlı olduğunu tespit ettikten sonra kendi adıyla bilinen aynı sıcaklık ( T ) ve basınç ( P ) altında çeşitli gazların yayılma hızları bu gazların yoğunlukları veya molekül ağırlıklarının kare köküyle ters orantılıdır. İki gazın difüzyon yayılma hızları r1 ve r2 olarak gösterilebilir. r1/r2 = √(d2/d1)

d2= m2 . V , d1= m1 . V

Bir gazın molar hacmi ile yoğunluğunun çarpımı o gazın molekül ağırlığını verir. Yukarıda verilen denklemde pay ve paydayı molar hacimle çarpar isek oluşan denklemde d2.v = m2 d1.v = m1 yazılırsa; r1/r2 = √(d2/d1) = √(m2/m1) denklemi elde edilir. Bu kanun molekül ağırlıkları birbirine yakın olan maddelerin birbirinden ayrılması amacı ile endüstride özellikle uranyum’un zenginleştirilmesinde yaygın olarak kullanılan bir metoddur.


Difüzyon Hızına Etki Eden Faktörler: Molekül (Mol) kütlesi: Aynı sıcaklıkta bulunan gazların birim kütlelerinin kinetik enerjileri eşit olacağından difüzyon hızları molekül kütleleri ile ters orantılıdır. Yoğunluk: Molekül kütlesi büyük olan gazın yoğunluğu da büyük olacağından difüzyon hızları yoğunlukları ile ters orantılı olur. Sıcaklık: Bir gazın sıcaklığı arttırıldığında iç enerjisi artar, dolayısıyla moleküler düzeyde kinetik enerjisi ve difüzyon hızı artar.

Gazların Difüzyon Deneyi Molekül ağırlıkları farklı olan iki gazın deneysel ortamda difüzyonu hesaplandıktan sonra Graham yasasına uyup uymadığı tartışılabilir. Temiz bir cam borunun ( her iki tarafı açık ) bir tarafına derişik NH3 damlattığımız pamuk diğer tarafına ise HCl damlatılmış pamuk yerleştirilir. Her iki tarafta tıpa ile kapatılıp hava almaması sağlanır. Bir süre sonra cam boruda beyaz bir halka oluşacaktır. Halkanın görüldüğü yer işaretlenir.

24

HCl = MA = 36,5 g/mol NH3 = MA = 17 g/mol Teorik olarak; VNH3/VHCl =√(MAHCl/MANH3) =√(36,5/17) = 1,46 NH3 den 29 cm uzakta HCl den ise 18 cm uzakta halka oluştu. VNH3/VHCl =√(MAHCL/MANH3) = 18/29 = 0,62 Kaynaklar : • BAÜ FEF KİMYA GENEL LAB. DENEY FÖYÜ • FİZİKOKİMYA İDEAL GAZLAR DERS NOTLARI

% hata=(|T-D|)/T x 100 % hata=(|1,46-0,62|)/1,46 x 100 % hata= % 53,5 Teorik ve deneysel verilere bakılarak Graham’ın difüzyon yasasına uyup uymadığı tartışılabilir.


Yavuz Selim KART kim_muhselim@hotmail.com

HYPERCHEM ile MOLEKÜL MODELLEME-1

Kimya Mühendisi (Mezun)

Merhaba İnovatif Kimya Dergisi Okuyucuları,

Her sayımızda kimya ile ilgili yeni bir program anlatarak sizleri bilgilendirmeye devam ediyorum. Bu sayımızda da güzel bir program ile karşınızdayım. Anlatacağım program molekül modelleme üzerine bir program ve programımızın ismi HyperChem’dir. Programı örnek üzerinden anlatarak açıklayacağım. Birkaç yazı dizisi halinde anlatmayı düşünüyorum. Molekül modelleme programcıları, kimya bilimi ile uğraşan insanlar için oldukça yararlı olmuştur. Bilgisayar ortamında 3 boyutlu halde çizilmesi ve bunların görülmesi ile bu yapıların geometrileri ve izomerik yapıları belirlenebilir ayrıca enerjileri tayin edilebilir, IR, UV, NMR spektrumları çizilebilir. Programın genel şekli Resim 1 de görülmekte.

Resim 1 : Programın genel şekli

25


Programımız Resim 1’deki şekilde açılıyor ve 3 boyutlu modellemeler yaparak moleküller üstünde görsellik sağlıyoruz. Biz bu programı kullanarak C3H8 yapısını oluşturacağız. Sizler daha karmaşık yapılar üzerinde çalışabilirsiniz. Resim 1’deki gibi programı açtıktan sonra ilk yapacağımız işlem Build menüsüne tıklayarak Resim 2’deki gördüğünüz isimlere bir kere tıklayarak seçim işlemini yapmanız.

26

Resim 2 : Build menüsü altında tıklanacak alanlar. Resim 2’deki yerlere tıkladıktan sonra şimdi çizeceğimiz yapı için element seçmeye geldi. Bu işlem içinde Build kısmına tıkladıktan sonra Default Element kısmına tıklayacağız. Bu işlemi yaptıktan sonra karşınıza şöyle bir ekran gelecek. Resim 3’te görmektesiniz.


Resim 3 : Build menüsü altındaki Default Element Kısmı. Periyodik tabloya benzeyen şekildeki ifadeyi gördünüz. Şimdi burada kullanmak istediğimiz yapıyı seçmek için çift tıklıyoruz. Biz karbonu seçtiğimiz için karbona çift tıklayacağız. Bu işlemi yaptıktan sonra tekrardan ilk açıldığı andaki gibi siyah bir ekran göreceksiniz. Buradan sonraki aşama yapıyı çizmeye kalıyor. Biz Propan çizeceğimiz için üç tane karbon koyup bunları birbirine birleştirmemiz lazım. Bir sefer ekrana tıkladıktan sonra yuvarlak bir ifade çıkacak Resim 4’te görmektesiniz.

Resim 4 : İlk ekrana tıklama sonrası oluşan şekil.

27


Bu şekilde çok uzaklaşmadan şeklin yanına bir daha tıklayın ve bir daha tıklayın. Böyle üç yuvarlak gördükten sonra birinin üstün basıp diğerinin üstüne sürükleyeceğiz. Bu şekilde işlemi başarı ile tamamlayınca 2 tane düz çizgi olması lazım. Eğer yanlış bir çizim yaparsanız mausenuzun sağ tuşuyla silmek istediğiniz şeyin üstüne tıklayın. Bu şekilde silme işlemini gerçekleştirebilirsiniz. Eğer ikili ya da üçlü bağ çizmek istiyorsanız oluşan tek çizgi üzerinde mausenin sol tuşuna tıklayarak ikili, üçlü bağlar arasında geçiş yapabilirsiniz. Resim 5’te propanın çiziminin son halini görmektesiniz.

28

Resim 5 : Çizdiğimiz propan molekülünün son şekli. Resim 5 ifadesini elde ettikten sonra sıradaki işimiz bu ifadenin açılmış halini elde etmeye geldi. Şimdi bunu yapmak için Build menüsüne tıklayıp sonrasında ise Add H & Model Build kısmına tıklayalım. Bu işlemi yaptıktan sonraki halini Resim 6’da görmektesiniz.

Resim 6 : Add H & Model Build kısmına tıkladıktan sonraki şekli.


Tek boyutlu görünümü elde ettiğimize göre şimdi geldik 3 boyutlu görünümü elde etmeye. Bu görünümü elde etmek için ilk olarak Display menüsüne girilir. Bu kısımdan Rendering kısmı seçilir. Karşımıza 6 seçenek çıkacak biz buradan Balls and Cylinders kısmını seçeceğiz. Resim 7’da bunun nasıl yapıldığını görmektesiniz.

Resim 7 : Balls and Cylinders kısmını seçmek. Resim 7 işlemi bittikten sonra tamam tuşuna tıklayıp 3 boyutlu halini görüyoruz. Resim 8’de 3 boyutlu propan molekümüzü görmektesiniz.

Resim 8 : 3 boyutlu propan molekülümüz.

29


Resim 8’deki kısım bittikten sonra çevirme döndürme işlemleri için ise Resim 9’daki kısımlar kullanılır.

Resim 9 : 3 boyutlu şeklimizi çevirmek için kullanacağımız kısımlar.

30

Burada bu ikonlara tıklandıktan sonra molekül üzerine tıklayıp gerekli çevirme, döndürme, taşıma işlemlerini gerçekleştirebiliriz ayrıca çizdikten sonra birçok değişik formatta kaydedebilmemiz mümkün. Bu yazıda sizlere programın genel hatlarını anlatarak nasıl çizim yapılacağını göstermeye çalıştım. Programın web sitesi : http://www.hyper.com/Download/tabid/357/Default.aspx burasıdır. Siteye üye olup indirmeniz mümkün. 10 gün gibi bir kısıtlama süresi mevcut. Umarım yararlı bir yazı olmuştur. Selam ve sevgiler. Kaynaklar : http://www.hyper.com/Download/tabid/357/Default.aspx http://w3.gazi.edu.tr/~nkaracan/inorglab/mm.pdf


ELEMENT TANIYALIM

Berilyum Simgesi: Grubu: Atom numarası: Bağıl atom kütlesi: Oda sıcaklığında: Erime noktası: Kaynama noktası: Yoğunluğu: Keşfi:

Be 2A (Toprak alkali metal) 4 9,012182 Katı 1278°C 2970°C 1,848 g/cc 1828 - Friedrich Wöhler, A. Bussy Atom çapı: 1,4 Å Elektronegatifliği: 1,57 Elektron dizilimi: 1s22s2 Yükseltgenme basamağı (sayısı): 2 Berilyum, periyodik tablonun II-A grubunda yeralan toprak alkali grubundan element. Berilyum ender elementlerdendir. Yerkabuğunda ancak %0,0006 oranında bulunur. Zengin yatakları bulunmadığından, berilden elde edilir. Fransız kimyacısı Nicolas Vaquelin tarafından 1798’de oksit halinde bulunmuş, 1828’de, birbirlerinden bağımsız olarak, Friedrich Wöhler ve Antoine Bussy tarafından elde edilmiştir. Alüminyumdan daha hafif, ama daha sert, erime noktası da yüksek bir element olan beril, metalurjide kullanılır. Ama alüminyumdan 200 kat pahalıya mal olması nedeniyle, kullanımı bilgisayar parçaları ve jiroskop yapımı, uzay teknolojisi gibi birkaç özel alanla sınırlıdır.

31

Berilyumun Elde Edilmesi Doğada bulunur, normal şartlarda laboratuvarda elde edilmez. Saf berilyum içeren erimiş BeCl2 ve NaCl elektrolizi ile elde edilebilir.Başka bir yöntem de, berilyum florürün 1300 derecedeki magnezyumla indirgenmesidir. BeF2 + Mg → MgF2 + Be Kullanım Alanları Yüksek oranda ısı emebilme özelliği nedeniyle, hava ve uzay taşıtlarında, iletişim uydularında, nükleer santrallerde ve füze yapımında kullanılır. Ayrıca, hafif metal alaşımlarında, X-ışını tüplerinin pencerelerinde ve saat zembereklerinin yapımında da kullanılır. Yüksek bir erime noktasına sahip olması, hafifliği ve çelikten çok daha esnek bir metal olması nedeniyle, bilgisayar parçaları yapımında, jiroskoplarda ve inşaat sektöründe sık tercih edilen bir elementtir. Berilyumun bakır alaşımı da, kaynak yapımında, elektrik bağlantılarında ve elektrotlarda kullanılır. Zümrüt ve akuamarin, berilyumun değerli kristal formlarıdır. Berilyum ve tozları, zehirli olmalarının yanında, özellikle akciğerlerde kansere yol açabilmektedirler. Bilgisayar parçaları ve jiroskop yapımı, uzay teknolojisi gibi birkaç özel alanla sınırlıdır. En önemli berilyum bileşiği berilyum oksittir (BeO). Ana madde olarak seramik eşya ve özel tip camlar yapmada, floresan tüplerinde, nükleer reaktörlerde kullanılır.


SÖZLÜK Ingilizce-Türkçe Kiln Osmosis Pore Filler Quartz

Ozmos, Geçişme Gözenek Doldurucu Kuvars, Silis

Radiation

Işınım, ışıma, radyasyon

Raw Spirit

Fermantasyon Alkolü

Stirrer Structure

32

Fırın

Karıştırıcı Yapı

Survey

Tarama, Araştırma

Viscouz

Viskoz, Akışmaz

Volumetric Flask Wood Spirit Forensic Chemistry Octane

Ölçü Balonu, Balon Joje Odun Ruhu, Metanol Adli Kimya Oktan

Flow Chart

Akış Diyagramı

Amination

Aminleştirme

Gold Plating

Altın Kaplama

Alcoholysis

Alkolle Parçalama

Analytic Main Reaction

Analitik Ana Reaksiyon

Nitrometer

Azotometre

Stack Fume

Baca Dumanı

Copper

Bakır


HABERLER

Yurttan Kimya Haberleri SOĞUK FÜZYONA HAZIR MIYIZ?

Soğuk füzyona adım adım daha da yaklaşıyoruz. Yavaş yavaş artık bir hayal olmaktan çıkabilme ihtimalleri gözüküyor. Daha önceki raporlarda gerçekliği sorgulanıp şüpheyle bakılmış Enerji Katalizörü’nde (E-Cat Energy Catalyzer), düşük nükleer reaksiyon ile nikel ve hidrojeni bakır olarak birleştirerek enerji çıkışının gözlendiği rapor edildi. Çeşitli ülkelerden bilim insanlarının raporuna göre 32 gün gözlenen küçük bir E-Katalizörü’nde net olarak 1,5 Megavat/saat düzeyinde enerji çıkışı gözlendi. Bu değerin bu küçük reaktör hacminden çıkarılabilecek bilinen her hangi bir kimyasal kaynaktan çok daha fazla olduğunu belirten araştırmacıların bu işlemin nükleer bir reaksiyon olduğunu gösteren bir bulguları daha var. 32 günlük yanma sonucunda yakıtın önceki ve sonraki durumunu analiz eden araştırmacılar, Nikel-58/Nikel-60’nin doğal karışımının neredeyse tamamen izotopu olan Nikel-62’ye kaydığını ve bunun nükleer reaksiyon olmadan olamayacağını belirtiyor. Enerji Katalizörünün en ilginç tarafıysa ısı enerji çevriminin nükleer dönüşüme uyması fakat düşük enerjide çalışıp nükleer atık ve radyasyon üretmemesi olarak gösteriliyor. Bunu ilginç ve inanılmaz merak uyandırıcı kılan şey ise bunu açıklayabilecek bir teorimizin olmaması. Ayrıntılarına bakmaya bile gerek kalmayacak kadar net deneysel sonuçlar veren Enerji Katalizörü’nün kimyasal yanmaların çok ötesindeki enerji çıkışının nasıl bir nükleer reaksiyon ile meydana geldiğini açıklamada bilim insanları dikkatli. Henüz soğuk füzyon olarak açıklama yapmaktan kaçınsalar da karışıklığa yer vermeyecek deney sonuçları araştırmaların ilerlemesiyle güçlü bir enerji kaynağı olarak kullanılabileceği belirtiliyor. Bir başka araştırma tesisinde ise farklı bir metot ile benzer sonuçların elde edildiği rapor edildi. Buradaki tesiste milyonlarca amperlik akımlar üretme kapasitesine sahip dev elektrik atım jeneratörlerinden hatırı sayılır miktarda nötron çıkışı gözlemlediklerini belirten araştırmacılar, bu gözlemin metotlarının en büyük hedef olan verilen enerjiden daha çoğunu elde etmeye yolundaki ilerleyişlerini belirgin kıldığını düşünüyorlar.

33


KİMYAGERE ‘İNSAN ÜZERİNDE DENEY YAPMA’ SUÇUNDAN 20 AY HAPİS CEZASI VERİLDİ.

Ankara 18. Asliye Ceza Mahkemesi, organik kimya ile uğraşan ve patent almaya çalıştığı bir maddeyi yasal prosedürlere uymaksızın 2 kişi üzerinde deneyen Zeki Gündüz'e hapis cezası verdi. Gündüz'ün geliştirdiği “madde”yi, 3 yıl süre ile Döndü H. ile Önder H. üzerinde denediği belirtildi. Hapis cezası, sonradan 12 bin lira para cezasına çevirdi.

34

‘Televizyon haberinde görüp ulaştım’ Televizyonda her gördüğümüze inanmamalıyız. Bunun kanıtı da bir kez daha karşımızda. Radikal’in haberine göre, müşteki Döndü H, ifadesinde, bir televizyon kanalında yayımlanan haberde gördüğü sanığa ulaşarak, çocuğu ve kendisinin tedavisi için başvurduğunu anlattı. Döndü H, "Yüzümün sol tarafında ufak bir çil izi vardı. Bazı kremler sürdü 'geçecek' demesine rağmen yüzümdeki yara büyüdü. Halen de geçmiş değil, ağız hareketlerim de kısıtlandı. Üç yıl süreyle beni oyalayıp tedavimi gerçekleştirmedi" ifadesini kullandı. Sanık Zeki Gündüz ise ifadesinde, yüzünde yanık meydana geldiğini, kimyager olduğu için bazı karışımları kendinde denediğini, olumlu sonuç aldığını öne sürdü. Olayın çevresinde duyulmasının üzerine basına yansıdığını, bazı kişilerin de tedavi amacıyla geldiğini kaydeden Gündüz, kullandığı karışımı onlara verdiğini, suç kastıyla hareket etmediğini söyledi. İlaç ya da kozmetik ürünü değil Kararda, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, Kozmetik Ürünler Koordinasyon Daire Başkanlığı ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca düzenlenen raporlarda, kremin ilaç ve kozmetik ürün olarak değerlendirilmeyeceğinin tespit edildiği bildirildi. Mahkeme, sanığı, Döndü H. ile Önder H.'ye karşı "insan üzerinde deney yapmak" suçundan toplam 20 ay hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, cezayı daha sonra 12 bin lira para cezasına çevirdi.


TÜRK BİLİM İNSANININ ÇALIŞMASINA ALMANYA’DAN DESTEK

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Anorganik Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zahmakıran’ın, “Bordan Yakıt Hücreleri İçin Hidrojen Salınımı Projesi”ne, Almanya’nın Berlin Üniversitesi ortak oldu. Yüksek lisans döneminde hidrojene dayalı enerji uygulamaları ve bor malzemelerinin bu amaçla kullanımıyla ilgili araştırma projesiyle Rudolf-MAN Diesel Proje Yarışmasını kazanan ilk öğrenci olan Zahmakıran, hazırladığı projeyi iki yıl boyunca Berlin Üniversitesi ile ortak yürütecek. Hidrojenin, yakıt hücreleri sisteminde ve elektrik üretiminde kullanılacağını söyleyen Zahmakıran, şöyle devam etti: “Hidrojen, amonyak borandan 4 farklı tepkime yoluyla elde edilebilinir. Fakat bu tepkimelerden ikisi ‘kinetik kontrol’ dediğimiz yakıt hücrelerinde, özellikle taşıtlarda kullanılması aşamasında önem arz eden, kinetik kontrolünü sağlayan tepkimeler. Bu iki tepkime için uygun, düşük maliyetli metallerin kullanıldığı, etkin, uzun ömürlü ve tekrar kullanılabilir katalizörlerin geliştirilmesi lazım. Çünkü iki tepkimede ancak uygun katalizör eşliğinde gerçekleşiyor ve hidrojen üretimini sağlıyor. İşte bu da kataliz alanında çığır açacak bir gelişme demek. Projeyle, atomların dizilişinden etkin yüzey atomlarının sayısına kadar kontrolünü sağlayarak, uygun katalizörler geliştirip, ülke koşullarında sentezi mümkün olan amonyak-boran gibi önemli bir kimyasaldan, tersinir hidrojen üretimini sağlayacağız. Projemiz bundan ibaret.” Bu sistemin araçların yakıt ihtiyacı karşılamada önem taşıdığını ifade eden Zahmakıran, bor rezervine sahip olmayan ülkelerde bile elektrik enerjisi ile çalışan hibrit araçların yoğun olarak üretildiğini, bu nedenle büyük rezerve sahip olan Türkiye’de projeyle alınacak pozitif sonuçların önem taşıdığını sözlerine ekledi

35


BROKOLİ KANSERE KARŞI PANZEHİR

36

Brokolinin kanseri önleyici özelliği dışında içerdiği flavonoidler bakımından bağışıklık sistemini güçlendirdiği, kalp hastalıklarına yakalanmada, kalp krizi riskini azaltmada rol oynadığı ve vücudun hormon dengesini sağladığı uzmanlar tarafından açıklandı. Ayrıca haftada 1 ya da 2 kez brokoli yenilmesi; A, C, E ve karotin bakımından zengin bir yapıya sahip olan brokolinin antioksidan bakımından da zengin olmasını hücreleri serbest radikallere karşı koruduğunu, “sülforafan” zengini olan brokoli filizinin tam bir panzehir görevi üstlendiği belirtildi. Brokolinin tohumundan yeni çıkmış olan brokoli filizleri, erişkin bir sebzeye göre 50 kat daha fazla sülforafan taşıyor. Sülforafan maddesi kanserli hücrelerin büyümesini engellemekle birlikte onları öldürebiliyor. Yapılan klinik araştırmalarında meme kanseri olan kadınlara brokoli, kıvırcık lahana, beyaz lahana ve karnabahar gibi besinler verilerek, meme kanseri riskinin yüzde 50 azaltıldığı, kimilerinde ise tamamen iyileşme belirtisi gösterdiği görülmüş durumdadır. Ayrıca brokoli içerisinde bol miktarda göğüs kanseri riskini azaltan ‘indole” adlı bir madde bulunuyor. Bu besin göğüs kanserine neden olan östrojen bozukluklarını da engelliyor.


Dünyadan Kimya Haberleri İKİ DAKİKADA %70 ŞARJ EDİLEBİLİR ULTRA HIZLI PİLLER

Nanyang Teknoloji Üniversitesi(NTU) bilim adamları, sadece 2 dakika içerisinde %70’e kadar şarj edilebilir ultra hızlı pil geliştirdi. Pil, aynı zamanda 20 yıldan daha uzun bir ömre sahip olacak. Lityum-iyon pillerinin bu yeni türleri, elektrikli aletleri şuan ki teknolojiden 20 kat daha hızlı şarj etmeyi sağlıyor. Bununla birlikte, elektrikli araçlarda sık sık pil değiştirmek de ortadan kalkacak ve yeni pil, 10.000’den fazla şarj döngüsüne dayanabilme gücüne sahip olacak. NTU bilim adamları, lityum iyon pillerinde negatif kutupta kullanılan grafit yerine titanyum dioksitten yapılan yeni bir jel malzeme yerleştirdi. NTU bilim adamları, titanyum dioksit parçacıklarını insan saçı çapından bin kat daha ince olan ince nanotüplere dönüştürmek için basit bir yöntem geliştirdi. Bu nanoyapı, süper hızlı şarj etmeyi sağlayan yeni pilde meydana gelen kimyasal reaksiyonların hızlandırılmasına yardımcı oluyor. Bugünkü lityum-iyon pillerinde kullanılan lityum-grafit anodunun eş-mucidi Prof. Rachid Yazami, “Prof.Chen’in buluşu pil teknolojisinde büyük bir sıçrayıştır” dedi. Prof.Chen’in araştırma ekibi, ileride büyük ölçekli pil prototipi oluşturmak için başvuru yapacaklar. Prof.Chen hızlı şarj edilebilir pillerin iki yıl içerisinde piyasada olacağını umuyor ve “Bizim nanoteknolojimiz sayesinde, elektrikli arabaların sadece 5 dakika şarj ile menzilini büyük ölçüde artırmak mümkün olacak.” dedi. Frost&Sullivan Firması’na göre 2016 yılında şarj edilebilir lityum-iyon pilleri dünya piyasasının 23.4 milyar dolar değerinde olması öngörülüyor. Prof.Chen “Bu yeni nanotüp jelin imalatı oldukça kolay. Titanyum dioksit ve sodyum hidroksit birbirine katılır ve belirli bir sıcaklık altında karıştırılır. Pil üreticileri bizim yeni jelimizi şuan ki üretim süreçlerine kolayca entegre edeceklerdir.” dedi.

37


YARA TEDAVİSİ İÇİN “AKILLI BANDAJ”

38

Almanya, Güney Kore ve Amerika’dan bir grup araştırmacı, cilt yara ve yanıklarında oksijen konsantrasyonlarını saptayabilen sıvı bir bandaj geliştirdi. Evans ve ekibi doku oksijen seviyelerini tespit etmek için basit, non-invaziv bir yöntem geliştirdi: doku oksijenli ise sıvı bandaj mavi-yeşil, oksijen az ise kırmızı yanıyor.Araştırmacılar bunun için mavi kumarin boya ve paladyum içeren kırmızı fosforlu porfirini kullandılar. Evans, “Teknolojinin çoğu zaten vardı. Biz, onu gerçek klinik durumlarda kullanmak için basit ve uygulanabilir yapmaya çalışıyoruz.”dedi. Şimdiye kadar bandaj hayvanlar üzerinde doku nakli ve yaraları izlemek için kullanılıyordu, ama Evans yakında teknolojinin klinikte test edileceğinden umutlu. North Carolina State Üniversitesi’nden Biyomedikal Mühendisi Alper Bozkurt, “Akıllı bandaj gibi kişiselleştirilmiş ilaç ve evde kullanılan tanı cihazları daha popüler ve kabul edilir hale geliyor.”dedi. Evans’ın ekibi şimdi android telefonlar için uygulamalar geliştiriyor, böylece kullanıcılar cihazın kamerasıyla oksijen haritalarını kolayca oluşturabilecekler. Evans, “Biz sadece oksijeni hisseden değil, aynı zamanda pH ölçen, bakterileri algılayan bir bandaj geliştirmek istiyoruz.”dedi.


2014 KİMYA NOBEL ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU

Nobel Ödülleri dinamiti icat eden Alfred Bernhard Nobel ‘in vasiyeti üzerine 10 Aralık 1901 yılından itibaren fizik, kimya, tıp, edebiyat, barış ve ekonomi dallarında yaptığı çalışmalarla insanlığa yarar sağladığına inanılan kişilere verilmeye başlanmıştır. Bu yıl Nobel Kimya ödülleri dokuların moleküler yapısına inen süper güçlü mikroskop geliştiren bilim insanları Eric Betzig, Stefan W. Hell, William E.Moerner arasında paylaşılacak. Peki bu mikroskop ile neler yapılabilecek? Nobel jürisi, üç bilim insanının geliştirdiği mikroskop sayesinde hastalıkların araştırılması ve ilaç tasarımında devrim niteliğinde bir ilerleme sağlandığını açıkladı. Jüri, çığır açan çalışmanın mikroskop teknolojisini ''nano-boyuta'' taşıdığını söylüyor. Nanoskopinin günümüzde dünya çapında kullanılır hale geldiğini söyleyen Nobel jürisi üç araştırmacının çalışmasından bütün insanlığın her gün faydalandığını belirtiyor.

39


SÜPER AĞIR ELEMENTLERİN KİMYASAL ÇALIŞMALARIMDA DÖNÜM NOKTASI : KARBON ATOMU VE SÜPER AĞIR METALLER ARASINDA İLK BAĞ

40

Uluslararası işbirliği başkanlığındaki araştırma gruplarından Mainz ve Darmstadt Almanya yaptığı çalışmada ilk kez, kimyasal bağ süper ağır element... Seaborgiyum (element 106) bu çalışmada sırasında bir karbon atomu ile bağ kurulmuştur. Seaborgiyum on sekiz atom altı karbon monoksit molekülleri seaborgıyum bağlı dahil seaborgiyum hekzakarbonil kompleksi haline dönüştürülmüştür. Bu çalışmadan gaz özellikleri ve silikon dioksitin bir yüzeye adsorpsiyonu incelenmiştir. Seaborgiyum periyodik tablonun aynı grubunda komşularının benzeri bileşikler ile karşılaştırılmıştır ve kimyasal özellikler görelilik etkileri ile ilgili en belirgin bulunduğu periyodik tablonun sonundaki elementlerin kimyasal davranışı çok daha ayrıntılı araştırmalar için bakış açısı sağlamıştır. Süper ağır elementler ile ilgili yapılan çalışmalarda genellikle düşük sıcaklıklarda gaz halinde olan maddeler tercih edilir. Bugüne kadar bileşikler, çoğunlukla halojenler ve oksijen içerenlerden seçilir; örneğin, seaborgiyum daha önce iki klor ve iki oksijen atomundan yüksek volatilite ile çok kararlı bir bileşik oluşturulmuştur. Ancak, bu tür atomun en dıştaki tüm elektronlar rölativistik etkileri maskesi olan kovalent kimyasal bağları, işgal edilmiştir.


Kaynaklar : http://haber.sol.org.tr/bilim-teknoloji/soguk-fuzyon-hayal-olmaktan-cikabilir-haberi-98590 http://www.gazetevatan.com/kimyagere-insan-uzerinde-deney-yapma-cezasi-685484-gundem/ www.akademikpersonel.org/anasayfa/turk-biliminsaninin-projesine-almanyadan-destek-geldi.html http://www.kimyahaberleri.com/kimya-ogretim-gorevlisinin-projesine-almanyadan-destek/ http://www.byegm.gov.tr/turkce/haber/brokoli-kansere-karsi-panzehir/69160 kadin.mynet.com/diyet/diyet/23989-kansere-karsi-panzehir-brokoli.html www.milliyet.com.tr/brokoli-kansere-karsi-panzehir-kanser-1949394/ http://www.rsc.org/chemistryworld/2014/10/smart-bandage-wound-treatment-green-light http://www.sciencedaily.com/releases/2014/10/141013090449.htm http://www.sciencedaily.com/releases/2014/09/140919083855.htm http://www.scientificamerican.com/podcast/episode/2014-nobel-prize-in-chemistry/

41


FAYDALI LINKLER

Kimya bölümü okuyan arkadaşlar için basit olarak hazırlanmış bir site. Sitede inorganik kimyaya ait bilgiler bulabilirsiniz. İncelemenizi öneriyoruz. http://www.chemguide.co.uk/inorgmenu.html

42

Türkçe içerikli bir kimya sitesi. Sitede seçenekler yardımı ile birçok nota ulaşıp, döküman arşivinizi genişletebilirsiniz. Siteyi inceleyip dökümanlara bakmanızı öneriyoruz. http://www.kimyam.net/

Kimya öğretmenlerinin ÖABT Sınavlarına katkı sağlamak için açılmış bir grup. Kimya öğretmenlerinin katılıp, birbirlerine destek olmalarını bekliyoruz. https://www.facebook.com/groups/1455370514716242/


BULMACA Kimya Bulmacasi 1

2

3 4

5

6

7 8

9

10

43 Soldan Saga 3. Iki sivi fazin birbiri içerisinde dagilarak olusturduklari heterojen sistemdir. 4. Bir litre çözücüde çözünen maddenin formül gram sayisidir. 6. Kati, sivi veya gaz halindeki bir maddenin kati, sivi veya gaz halindeki baska bir ortam içerisinde homojen olarak dagilmasina denir. 8. Bir fotonun isin yayici bir yüzeye çarpmasi sonucu kopan bir elektron.

Yukaridan Asagiya 1. Bazi maddeler sivi hale geçmeden gaz fazina geçmesine denir. 2. Bir çözeltide (analit) bulunan madde miktarinin , derisimi kesin olarak bilinen bir titrantla verdigi kimyasal tepkime sonrasinda harcanan hacmi, esdeger gram sayisi yardimi ile bulunmasi için kullanilan yöntemdir. 5. Bir elementin atomlarinin uzayda farkli farkli sekillerde dizilmesiyle olusan yapiya denir 7. Titrasyon sirasinda çözeltideki derisim degisikliklerine göre renk vererek esdegerlik noktasina gelindigini belli eden organik kökenli boyalardir. 9. Merkez atomuna bagli olan nötr molekül veya anyonlara denir. 10. Karbonil (C=O) grubuna alkil gruplari bagli bilesiklerdir.


BULMACA Geçen Ayın Çözümü Kimya Bulmacasi 1

Y

A

K

2

A

C

A

K 3

N 5

B

A

6

R O M E T

R

4

I

E

N

T

L

D

E

V

I

Ü

I

D R O

L

N

G

R

T

K

9

H

7

K

E N

44

8

I

A Z E

O 10

T

M

R

E

O

U

Z

P Soldan Saga 1. Yandiklarinda çevrelerine isi veren tüm maddelere denir. [YAKACAK] 5. Açik hava basincini ölçmek için kullanilan düzenek. [BAROMETRE] 9. Bir tuzun suda çözünerek kendisini olusturan asit veya baza ayrismasina denir [HIDROLIZ] 10. Asit ve bazlarin nötürlesmesinden meydana gelir. Asitlerin (-) gruplari (anyon) ile bazlarin (+) gruplari (katyon) nin birlesmesiyle olusan iyonik katilara denir [TUZ]

Yukaridan Asagiya 2. Yükseltgenmenin oldugu elektrottur. [ANOT] 3. Madde moleküllerinin titresimlerinin durdugu sicaklik noktasini sifir olarak kabul eden bir sicaklik birimidir. [KELVIN] 4. Bir maddenin elektron kazanmasina denir. [INDIRGENME] 6. Sudaki hidrojenlerin yerine alkol gruplarinin geçmesiyle olusan bilesiklere denir. [ETER] 7. Yanmis organik maddelerden geri kalan atiga verilen genel isimdir. [KÜL] 8. Sabit bir kaynama noktasi bulunan ve sivi ile buhar hallerindeki bilesimi ayni olan çözelti. [AZEOTROP]


E-Dergide

Yazarlık

SİZDE YAZARIMIZ OLUN

-- Yazacağınız konuyu belirleyin. (Kimya içeriği olan herhangi bir konu olabilir) Örnek: Polimerden ya da organikten bir konu ya da sanayide gördüğünüz bir şey ile ilgili bir konu. Kendi cümleleriniz ile olması şart. Alıntı alıyorsanız kesinlikle kaynak belirtmelisiniz ki aksi durumda yazınız kopya yazı sıfatı görür yayımlanmaz. -- Konuda kullanılan resimlerin kaynakları belirtilmeli. Aksi durumda sorumluluk yazardadır. -- Yazılar Facebook üzerinden bizlere gönderilmemeli. Bu bizim işimizi zorlaştırıyor. Yazılar inovatifkimyadergisi@gmail.com adresine gönderilmeli. -- Yazmayı düşünen arkadaşlarımız Dergi Editörlerimiz olan Yavuz Selim Kart, Aybike Kurtuldu,Seda Çoban arkadaşlarımıza ulaşması gerekmektedir. -- Yazıları gönderdikten sonra kendiniz ile ilgili bilgileri de mail ile bize göndermelisiniz. Yoksa yazınız yayımlanmayacaktır. --Ad Soyad Ulaşılabilecek Mail Adresi(Hızlı ulaşılabilecek sık kullanılan bir mail olmalı) Bitirdiğiniz ya da okumakta olduğunuz üniversite ismi Dergiye koyabileceğimiz türden bir profil resminiz.

45

-- 2014 Aralık ayı sayısı için yazılarınızın son teslim tarihi. 20 Kasım 2014’tür. Her ayın son yazım tarihi 20. de bitecektir. 20. den sonra göndereceğiniz yazılar bir sonraki ay yayımlanacaktır.

-- Kopyala-Yapıştır ile yazıyı ben yazdım gönderiyorum derseniz yazınız kesinlikle yayınlanmaz. Bu şekilde yazı olmaz. Böyle uyanıklık yapıp kolaya kaçmak fark edilmeyecek bir şey değil. Sonuçta yazılarınızı okunuyor ve araştırılıyor. -- Yazılarınızı word dosyası halinde maile atacaksınız. Yazdığınız yazı en az bir kaç görsel içersin.Fikir düşünce yazılarında olmayabilir ama diğer konularda en az bir kaç tane olmalı çünkü görsellik yazıya çok şey katıyor. -- Herhangi bir sorun olursa yazı gönderen meslektaşımıza ulaşırız. Gerekli düzeltmeleri yapması için bildirimler yaparız. Gerekli görüldüğü takdirde yazınızın güzel görünmesi adına küçük değişiklikler yaparız ve sizi bu durumdan haberdar ederiz. -- İnovatif Kimya Dergisi gönderdiğiniz yazıların yayınlanıp yayınlanmaması hakkını elinde tutar.

İNOVATİF KİMYA Dergisi Yönetimi


Dergimizi

OKUYUN OKUTUN

İnovatif Kimya Dergisi Sayi 16  

İnovatif Kimya Dergisi Sayi 16

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you