Page 1

18 yıldır yayım hayatını aksatmadan sürdüren Doğuş, Ocak 2017 itibariyle 18’inci yılını dolduruyor. Yayın politikasını üç sac ayağına oturtan Doğuş, bu amaca matuf bir hizmet sundu. Türkçenin yaşaması ve yaşatılmasına, Türkiye insanının asgari müştereklerde bir araya gelebilmesine, aralarındaki duvarlarının yıkılmasına ve Hollanda toplumuyla olan ilişkilerinin sağlıklı hâle gelebilmesine zemin hazırlayan bu sosyal ve kültür hizmete, maddî ve manevî katkı sunan, destek veren herkese teşekkürler...

Türkçe ve Hollandaca aylık enformasyon gazetesi / Maandelijks informatieblad in het Turks en Nederlands

18

YAŞINDA

bi i h a s n r, a a d l c i n V lüma Müs lep için . Ha talar.. ay a k >> S 18

Türkçe ve Hollandaca aylık enformasyon gazetesi / Maandelijks informatieblad in het Turks en Nederlands

Ocak/Januari 2017 yıl/jaar 18 sayı/editie 222

e-mail: dogus@dogus.nl www.dogus.nl

Adres:Schiekade 594 Rotterdam Elke dinsdag 10:00 tot 17:00 open

U kunt elke dag 9 tot 21 uur bellen voor een afspraak

Tel:0618474283 Tel:0639831512

et r f e N ici Et t i r o k u… Bir K >> S

kutahyaporselennl

25

MÜSLÜMANLAR GERİLEDİ

DÜNYA KAYBETTİ! “Dünyada bir yerlerin huzur belde olabilmesi için orada yaşayan insanların; kalbinde, yüreğinde, gönlünde, dilinde, ürettiklerinde, tükettiklerinde, inançlarında, inançlarının insan ilişkilerinde; “kardeşlik, hak, hukuk, paylaşma, dayanışma, karşılıklı güven ve istikrar” gibi unsurların tam olması gerekir. İslam’ın en parlak dönemi olan “Asr-ı Saadette” böyleydi ve İslam, dünya coğrafyasına bu özelliği ile yayıldı. Osmanlı devletinin kuruluşu ve sonrasında gördüğümüz benzeri bir dönem, yine İslam’ın dünya insanlığına sunduğu medeniyetle yayıldı. Osmanlı topraklarının önemli bir kısmı savaşla elde edilmedi. İslam medeniyetinin diğer inançlara mensup topluluklarına götürülmesi ve “İslam’ın yaşanmasıyla” kazanıldı. İnsanlığın uğradığı felaketler; beşer toplumunun ruh, ahlâk ve iman yönünden düştüğü bataklık sebebiyledir. Avrupa’nın en debdebeli devrinde maddenin öne çıkıp, daha yüce manaların heder edilmesi ve bunların kopardığı azgın medeniyet seline insanlığın kapılmasıdır. İşte bütün bunlar, tahammül edilmez felaketler ve tamiri imkânsız musibetlerdir. Ne var ki, bunu anlayanlar azdır. Bundan bahsedenler ise daha azdır. İslam’ın hayat nizamıyla cahiliye nizamı birbiriyle mücadele hâlinde olunca, Müslümanların cahiliye nizamının hâkimiyet devrindeki kayıpları, elbette büyük olacak ve hatta dünyayı saran bu korkunç musibetteki payları daha çok olacaktır. Çünkü İslam’la cahiliyet tıpkı terazinin iki kefesi gibidir. Kefenin biri ağır bastığı zaman diğeri boşlukta kalır. Bu manevî felaketleri teker teker ele alarak incelemek gerekir”. (en-Nedvi) >> S 25

ZA’ DÜNYA DEVLERİNE KAFA TUTUYOR!

“15 MART’TA TARİH YAZACAĞIZ”

S 04

S 05

“BASKI VE KORKU OLAN YERDE, İLMÎ İLERLEME OLMAZ”

S 07

2016 YILINDA YAŞANAN ÖNEMLİ OLAYLAR...

“VAKFIMIZ, TİCARİ BİR KURULUŞ DEĞİLDİR”

S 10

S 16


02 yayın odası

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222 - Ocak/Januari 2017

redactie

Editörden

adnan@dogus.nl

Adnan Şahin

“Mutlu insan, başkasından ibret alandır”

taneleri gibi dağılmış durumda olan Müslümanların bir açıdan fotoğraflarını çekmeye çalışmış. Başımıza gelen olumsuzluklara hep başkalarını sebep göstermek yerine, aynayı daha çok kendimize tutmamız gerektiğinin altını çiziyor.

Değerli okurlarımız, hepinizi bir kez daha sevgi ve muhabbetle selamlıyorum. Umarım her şey yolundadır.

İbrahim Turgut Hocamız Fahru Razi’nin “Mutlu insan, başkasından ibret alandır” tespitinden yola çıkarak mutluluğun göreceli bir kavram olduğunun altını çizmiş. Sosyal bir varlık olan insanın, toplumdan kendini izole etmesinin kimseye hayır getirmeyeceğini, İslam inancında mütevazı bir hayatı benimseme adına toplumu terk ederek takvaya ulaşmanın mümkün olmayacağını yazmış. Hüseyin Kerim Ece Hocamız her zaman olduğu gibi yine temel değerlerimizden bizlere demetler sunmuş. Günlük hayatımızda insani ilişkilerimizde ekmek gibi, su gibi ihtiyacımız olan bir dizi altın kuralı ayetler ışığında bizler için sıralamış. İstifade edeceğinizi düşünüyorum. Aynı şekilde yazarımız Mehmet Şükrü Oflaz “söz” söylemenin inceliklerine değinmiş. Söylenen sözün ağırlığını söyleyenin marifetiyle kazanacağının altını çizmiş. Esma Küçük Hanım çoğumuzu yakından ilgilendiren çok ciddi bir gençlik sorununa parmak basmış. Son zamanlarda gençler arasında ciddi bir artış gösteren intihar konusu. Yazarımız ailelerin gençlere iyi kulak vermesini öneriyor. Böyle bir şeye yönelen gençlerin verebileceği sinyalleri sıralıyor. Elif Bayraktar Hanım bu sayıda zaman kavramından yola çıkarak, ucu sonsuzluğa uzanan güzel bir yazı yazmış. “Ahir Zamanda An’ı Yaşamak” başlığının içini doldurmuş. Talha Yıldız bu sayıda da bir önceki sayıda olduğu gibi bizleri tarihi gerçeklerle buluşturuyor. İslam’da devlet yönetiminin dününü ve bu gününü irdelemiş. Raşit halifeler dönemi ile saltanat döneminin bir kıyaslamasını yapmış. Esasen İslam’ın bir devlet gayesinin olduğunu ancak bunu uygularken köklü bir mirasın oluşmamış olduğuna dikkat çekiyor. Reyhan Şeker Hanım ise bu ayki yazısına “Unutmak” başlığını kullanmış. “Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” atasözünden yola çıkarak insan belleğinin unutma özürlü olduğunu hatırlatarak, bir yönüyle bunun büyük bir nimet olduğunun altını çiziyor. Yazarımız “unutma” konusunu değişik yönleri ile değerlendirmiş. İrade dışı, bilinçli unutmaların nasıl bir şey olduğunu izah etmiş. Murat Altun Hocamız “Cahiliye – Nebevi Duruş” başlıklı bir yazı ile Sahabe döneminden günümüze ışık tutuyor. Kaza Uzmanı Ethem Emre de önemli bir mesele olan kaza durumlarında yapılması gerekenleri bizlerle paylaşıyor. Ayrıca bu sayımızda “Kültür – Sanat ve Edebiyat” bölümümüzü sizlere sunuyoruz beğeneceğinizi umuyoruz. Bu sayıda, Şair, mütefekkir ve eğitimci merhum Mehmet Akif İnan’ı tanıyacağız. Gelecek sayımızda buluşmak dileği ile Allah’a emanet olunuz..

Maalesef ülkemizde terör nedeniyle kan dökülmeye devam ediyor. Büyük bir oyunun tam ortasındayız. Rabbim tüm ülke insanımıza ve hassaten idarecilerimize bu kirli oyunu tüm çıplaklığı ile görüp, onu anında bozmak için basiret ve feraset versin. Rabbim varlığımıza, birliğimize kast edenlere fırsat vermesin. Onları “Kahhar” ismi şerifi yüzü suyu hürmetine kahrı perişan etsin. Memleketimizin güvenliği için görevleri başında şehit olan tüm vatan evlatlarına Rabbimizden rahmet yakınlarına sabr-ı cemil diliyoruz. Bu arada yeni bir takvim yılı olan 2017’ye girmiş bulunuyoruz. Yaşayacağımız tüm günlerin ve geceleri, herkes için hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz. Yine dopdolu bir Doğuş ile karşınızdayız. Bu sayımızda, “Müslümanların gerilemesiyle dünyanın neler kaybettiği” konusunu dosya olarak işledik. Hem bu konuda hem de daha başka konularda değerli yazarlarımız sizler için kafa yorup yazılarını yazdılar. Kuzey Hollanda Millî Görüş Teşkilatları Başkanı Oktay Dalmaz ile hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Dosya konumuz çerçevesinde yapılan bu sohbetten hayli istifade edeceğinizi ve ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz. Hollanda’da hayat yoğun bir şekilde akıp gidiyor. Pek çok önemli faaliyeti de sizler için derledik, değerlendirdik. Çok önemli bir söyleşi daha gerçekleştirdik bu sayıda... Ölüm şah damarımızdan daha yakın. Buna rağmen hayatın meşgalesi, keşmekeşi bize bu gerçeği zaman zaman unutturuyor. Bu gerçeği bize hatırlatmak ve o acılı anımızda yanımızda olmak amacıyla yaklaşık 40 yıldır hizmet sunan Çınar Cenaze Vakfı sorumlusu Feyzi Aksoy ile hoş bir söyleşi gerçekleştirdik. Sohbetimizde, yıllık çok cüzi bir meblağ ile bu fona üye olanların nasıl bir hizmet aldıklarını ve bu acılı andan sonra sürecin nasıl işlediğini, vakfın amaçlarını konuştuk. İlgiyle okuyacağınızı ve istifade edeceğinizi umuyoruz... Yazarımız Ergün Madak köşesinde bu konuya eğilmiş. Dünyada imamesi kopmuş teşbih

Dünya Gündemi

"Hem sivil toplum aktörleri hem de devletler, konunun ciddiyetinin farkına varmalı ve İslamofobiyi önlemek için somut politikalar geliştirmelidir."

Medya İslamofobiyi yayıyor Bu negatif atmosferin yaratılmasına yardımcı olan asıl unsur medyadır. Tüm Avrupa’da medya kuruluşlarının hepsi, Müslüman toplulukları tanıtırken sıklıkla “bize karşı onlar” sunumuna başvuruyor. Bu sunum, “İslam” ile Avrupa değerleri arasında sözde bir uyuşmazlığı bünyesinde barındırıyor.

B

atılı değerlerin çoğunlukla Hristiyan inancıyla ilişkilendirildiği görülürken, Doğulu değerler aksine Müslüman inancıyla bağdaştırılıyor. İslam’a karşı Müslümanlık ya da “aydınlanmaya” ve “ilericiliğe” karşı “gerici İslam” şeklinde yorumlanan bu Doğu’ya karşı Batı ikiliği, kimlik yapılanmalarını ve homojenize “bize” karşı “onlar” anlatımlarını güçlendiriyor, neticede çok kültürlü ve çeşitli Avrupa toplumlarının kucaklayıcı anlayışını tehdit ediyor. Sadece gazeteciler ve blog yazarları değil aynı zamanda internet moderatörleri ve sıradan halk, medyayı ve sanal ortamı, Müslümanlardan nefret ve korkuyu yayma aracı olarak kullanıyor. Araştırmamıza göre, İslamofobiye

DİB Basın Açıklaması

neredeyse hiç rastlanmayan Litvanya gibi ülkelerde bile internet, İslamofobik yaklaşımların ortaya çıkması ve yayılmasında çok önemli bir rol oynuyor görünüyor. Çek Cumhuriyeti’nde yalnızca İslamofobik yaklaşımların oluşmasında değil aynı zamanda ön yargıların yayılmasında internetin başlıca rol oynadığı görülebilir. Burada, “İslam Karşıtı Blok”, sosyal medyada ve cami karşıtı yerel gösterilerde aktif grupların içinden çıktı. İslamofobinin önlenmesi Terörle ilgili asıl konuya dönersek İslamofobinin, Norveç’teki kitlesel katil Anders Breivik’te olduğu gibi bazı bireyleri son derece aşırı görüşlere ve terör eylemlerine yönlendirecek bir etkisinin de olduğunu unutmamak gerek. Müslümanlar, İslamofobinin önlenmesinden desteklenmeli ve sadece

aşırıcılıkla mücadelede değil, özellikle Avrupa’daki ırkçılıkla mücadelede müttefik olarak görülmeli. Bu konudaki olumlu örnekler, Danimarka’daki “Meld Islamofobie!” girişimi ya da Avusturya’da insanların Müslüman karşıtı nefret suçlarını rapor ettiği “Dokustelle Muslime” girişimidir. Özellikle siyasi partilere toplumlarında ister sağ kanat siyasetçilerden gelsin isterse özel sektördeki ayrımcılıktan, İslamofobiye karşı tavır almaları uyarısında bulunuyoruz.

Hem sivil toplum aktörleri hem de devletler, konunun ciddiyetinin farkına varmalı ve İslamofobiyi önlemek için somut politikalar geliştirmelidir. En önemlisi de İslamofobi, suç sayılmalı ve Avrupa’da tüm ulusal ve bölgesel istatistiklere dâhil edilmelidir. Foto: ANP Haber: AA

«

"Dünyanın büyük bir şiddet sarmalından geçtiği bugünlerde DİB'in sunduğu din hizmetlerine her zamankinden daha çok ihtiyaç var"

“Başkanlığın herhangi bir çalışanı, hiçbir vatandaşımızın özellerini araştırma ve soruşturma gibi bir davranış içinde bulunamaz”

D

iyanet İşleri Başkanlığı Avrupa’da ilgili ülkelerin anayasasına ve kanunlarına göre kurulan Sivil Toplum Kuruluşlarının din görevlisi talebini yaklaşık 40 yıldır karşılamaktadır. Bugüne kadar hizmet yürütülen bu ülkelerde özgün bir model ortaya konmuş ve herhangi bir sorun yaşanmamıştır. Diyanet İşleri Başkanlığının ortaya koyduğu din hizmetleri toplumlarda şiddeti değil, her zaman barışı, güveni ve huzuru esas almıştır. Son yıllarda özellikle Batı’da aşırı sağ fikirlerin, yabancı düşmanlığı ve İslamofobik temayüllerin artması ile birlikte söz konusu din hizmetlerine yönelik bazı ön yargılı kuşkuların sürekli gündemde tutulduğu bilinmektedir. Hâlbuki dünyanın büyük bir şiddet sarmalından geçtiği bugünlerde Diyanet İşleri Başkanlığının sunduğu din hizmetlerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç bulunduğu açıktır. Son günlerde Türkiye’de bazı basın-yayın organlarında “Diyanet MİT gibi çalışıyor” şeklinde günde-

me taşınan haberlerin hiçbir gerçekliği yoktur. Bu tür haberlerden sonra Avrupa’da yayın yapan bazı medya organlarında yurt dışında görev yapan din görevlilerimizin “ajanlık ve jurnalcilik” ile suçlanması asla kabul edilemez. 40 yıldır Avrupa’da İslam’ın sahih bilgisi, evrensel değerleri, barışa ve güvenliğe vurgu yapan mesajları doğrultusunda görev yapan din görevlilerimize yönelik böylesine çirkin iftiraların atılarak âdeta bir karalama kampanyasına dönüştürülmesi son derece kaygı ve endişe vericidir. Bu tür yayınların, özellikle 15 Temmuz Darbe girişiminden sonra yaygınlaşması, FETÖ/PDY’nin yurt dışında Türkiye aleyhtarlığına yönelik algı operasyonlarının bir parçasıdır. Terör örgütü olduğu tescillenen, darbe girişiminde bulunarak Türkiye’de demokrasiyi ortadan kaldırmaya çalışan, dini istismar eden, özel hayatın dokunulmazlığını ve mahremiyetini ihlal eden, tecessüs yapan FETÖ/PDY’nin yurt dışındaki faaliyetleri hakkında din görevlilerimizin uyarılması ve bu konuda bilgilendirilmesi, hem cami cemaa-

tinin huzuru, hem birlikte yaşama kültürünün zedelenmemesi hem de Avrupa toplumunun güvenliği açısından hayati önemi haizdir. Hâl böyleyken asıl endişe verici olan ise bu tür yalan haberlere itibar edilmesi, Avrupa’daki bazı siyasi partilerin bunu bir propaganda malzemesi yapması, böylelikle yabancı düşmanlığı ve İslamofobinin tırmandırılmasıdır. Yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın dinî vecibelerini ifa etmelerini kolaylaştırmak amacıyla yurtdışında görevlendirilen din görevlilerimizin, görev tanımının dışında herhangi bir faaliyetle iştigal etmeleri söz konusu değildir. Diyanet İşleri Başkanlığının herhangi bir çalışanı hiçbir vatandaşımızın özellerini araştırma ve soruşturma gibi bir davranış içinde bulunamaz. Bu, sadece hukuken değil, dinî olarak da İslâm’ın kesinlikle yasakladığı ve “tecessüs” olarak adlandırdığı ahlâk ilkesinin bir gereğidir. Bu ve benzer hususlarda ortaya çıkabilecek gayr-i hukuki ve gayr-i ahlâkî durumların, Başkanlığımızca inceleme ve değerlendirmeye alınacağından hiç kimsenin şüphesi olmamalıdır. Haber Merkezi


hukuk 03 juridisch

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 222 - Ocak/Januari 2017

Kısa haberler

Taşınmazlara ilişkin sözleşmelerde ise taşınmazın bulunduğu ülkedeki hukuk uygulanacaktır.

Türkiye – Hollanda Arası Ticarette Uyuşmazlık Durumu

T

ürkiye – Hollanda arası ticarette, tacirlerin ileride uyuşmazlık çıkma ihtimalini düşünerek yetkili mahkemeyi kararlaştırması oldukça önemlidir. Ancak çoğu zaman bunu yapmadıkları görülmektedir. Dahası, yıllardır ticaret yapan tacirler aralarındaki sözleşmeyi yazılı hâle dahi getirmemektedir. Tarafların hangi mahkemeyi yetkili kıldıklarını açıkça belirtmemeleri durumunda, yetkili mahkeme ve mahkemede uygulanacak hukuk kuralları Hollanda’da Avrupa Birliği hukukuna göre belirlenecektir. Yetkili mahkeme Yetkili mahkemenin tespitinde temel ilke, davalının ikamet ettiği yerdeki, uyuşmazlık konusuna bakmaya yetkili mahkemede görülmesidir. Görüldüğü üzere bu durum davalı lehinedir: Davacı davayı başka bir ülkede açmak zorundadır. Yani Türkiye’den Hollanda’ya mal satan bir firma Hollanda’da dava açmalıdır. Genel kural bu olmakla beraber, Avrupa Birliği hukuku, belirli koşullarda davanın açılabileceği yetkili mahkeme bakımından alternatifler getirmektedir. Bu istisnai durumlardan biri, sözleşmeden doğan yü-

kümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda ortaya çıkar. Genellikle sözlü anlaşmalarda yaşanan bu ihtimalde, taraflardan birinin yükümlülüğünü yerine getirmemesi hâlinde, yükümlülüğü yerine getireceği yerdeki mahkeme de uyuşmazlığı incelemeye yetkilidir. Satış sözleşmelerinde satıcının esas yükümlülüğü, malı/hizmeti alıcıya teslim etmektir. Bu nedenle sözleşmede malın/hizmetin teslim edileceği yer belirtilmişse, alternatif yetkili mahkemelerden biri de malın/hizmetin alıcıya teslim edildiği ülkedeki mahkemedir. Çoğu zaman sözleşmede teslim edileceği yer açıkça belirtilmez. Uygulanacak hukuk Tarafların sınır ötesi hukuki ilişkilerine uygulanacak hukuku seçmemeleri durumunda yine Avrupa Birliği

hukuku hükümleri devreye girecektir. Mal satılmasına ilişkin satış sözleşmelerinde satıcının ikamet ettiği ülkenin hukuku uygulanacaktır. Hizmet verilmesine ilişkin sözleşmelerde hizmeti verenin ikamet ettiği ülkenin hukuku uygulanacaktır. Taşınmazlara ilişkin sözleşmelerde ise taşınmazın bulunduğu ülkedeki hukuk uygulanacaktır. Yetki ve uygulanacak hukuk değişkenlik gösterebilir Yetkili mahkemenin tespiti ve mahkemede uygulanacak hukukun tespiti ayrı ayrı yapılır. Dolayısıyla, yetkili mahkemede farklı bir ülkenin hukukunun uygulanması gerekebilir. Örnek vermek gerekirse davaya bakmaya yetkili Hollanda mahkemesi olup, Hollanda hakiminin Türk kanunlarını uygulaması söz konusu olabilir. Kemal Tosun

«

Soru ve sorunlarınız için: www.hukukburosu.nl

« «

Türkiye’deki avukatları sizlerle buluşturuyoruz...

İmam nikâhı ile bir arada yaşayanların hukuki durumu doğmuşsa, bu durumda babanın hukuk nezdinde de çocuğun babası olabilmek için ‘tanıma’ adi verilen işlemi gerçekleştirmesi gerekir. Tanıma ile birlikte, çocuk ile babası arasında soy bağı ilişkisi kurulmuş olur.

Avukatlık işleriniz için artık Türkiye’ye gitmeye gerek kalmadı...

Babanın çocuğu tanıması için çocuğun velayetini doğum anında, kendiliğinden kazanan annenin tanımaya rıza göstermesi gerekir. Eğer rıza göstermezse, babanın mahkemeye başvurarak hakim kararıyla tanımayı gerçekleştirmesi mümkündür.

Türkiye’deki avukatlarınız artık Hollanda’da size hizmet verecek... Kemal Tosun Hukuk, evli çiftler ve sadece imam nikâhı ile bir arada yaşayan çiftler açısından babalık ve velayet kurumları yönünden önemli farklar getirmektedir!

Tel: 010 - 215 13 11 www.hukukburosu.nl

Türk Mahkemesi Kararının Hollanda’da Tanınması Yabancı (Avrupa Birliği dışından) bir mahkeme kararı aşağıdaki 3 şartı sağlıyorsa, yargılamanın tekrar yapılması gerekmeksizin bu kararın Hollanda’da tanınması mümkündür: 1. Şart: Kararı veren Türk mahkemesinin, uluslararası alanda kabul gören bir yargılama yetkisine sahip olması gerekir.

2. Şart: Hollanda’da tanınacak Türk mahkeme kararının adalete uygun olması gerekir. Kararın adil olup olmadığının tespitinde esas alınan, Hollanda kanunlarında yer alan düzenlemeler ve tabii hukuktan gelen ilkelerdir. Örneğin tarafların yargılama sürecinden vaktinde haberdar edilmemiş olmaları, yargılama hakkında yeterli bilgiye erişememiş olmaları, bu nedenle etkin savunma yapamamaları kararın adil olmadığını göstermektedir. 3. Şart: Tanınacak Türk mahkeme kararı Hollanda kamu düzenine aykırı olmamalıdır. Bu şart, kararın isabetliliğini ölçmek için değil, kararın Hollanda’da hukuki yaptırım gücü kazandığında yaratacağı etki düşünülerek getirilmiştir. Kamu düzenine aykırılıkta, Hollanda kanunlarında kapsamı belirlenmiş olan kamu düzeni esas alınır. Çoğu zaman bu şartın sağlanması açısından sorun çıkmaz, mahkeme kararının kamu düzenine aykırı olması istisnası gerçekleşir. Hollanda mahkemesi, davaya kendisi baksaydı farklı bir karar vereceğini gerekçe göstererek tanımamaya karar veremez. Bu üç şartın sağlanması durumunda Türk mahkeme kararı Hollanda’da tanınabilir. Bu nedenle, şartların yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirilmesi tanıma davasının asli konusunu oluşturur. Kemal TOSUN

Hollanda Devlet İstatistik Kurumunun (CBS) internet sitesindeki verilere göre, doğan çocukların % 44’ü evlilik birliği dışında, yani anne ile baba arasında resmî nikâh olmaksızın doğuyor. Buna bağlı olarak, sadece imam nikahı ile bir arada yaşayan çiftler hukuk önünde evli sayılmayıp evlilik birliği dışında yaşayan çiftler kapsamında yer alıyor. Oran bu kadar fazla olmasına rağmen, hukuk evli çiftler ve evlilik dışı bir arada yaşayan çiftler açısından (özellikle babalık ve velayet kurumları yönünden) önemli farklar getiriyor. Düzenlemelerdeki farklar, daha çok birlikte yaşam sona erdiğinde etkisini hissettiriyor. Evlilik dışı doğan çocuk Eğer çocuk evlilik içinde doğmuşsa, kadının kocası başka bir işlem gerekmeksizin, kendiliğinden çocuğun babası kabul edilir. Eğer çocuk evlilik birliği dışında

Hukuken babası değilse, velayete de sahip olamaz Küçük, normal şartlarda 18 yaşını doldurmamış kişiye denir. Küçük üzerinde anne ve babası velayete sahiptir. Velayet çocuğu yetiştirme ve çocukla ilgilenme yönünden hem bir hak, hem de bir yükümlülüktür. Velayete sahip olan ebeveyn, çocukla ilgili karar verme yetkisine de sahip olur (nerede yasayacağına, hangi okula gideceğine gibi). Evlilik birliği içinde doğan çocuk üzerinde her iki ebeveyn de velayete sahiptir. Evlilik dışında doğan çocuk üzerinde ise sadece anne velayete sahiptir. Evlilik dışı doğan çocuk üzerinde velayete sahip olmak isteyen babanın öncelikle çocuğu tanıması gerekir. Tanımanın ardından (yukarıda da anlatıldığı üzere annenin rızasını alarak veya alması mümkün değilse mahkemeye başvurarak) babanın velayet hakkini kazanması mümkündür. Süreç basit olmakla birlikte, genellikle babaların tanıma yoluna pek gitmediğini görmekteyiz. Çoğu durumda anne ile ilişkisi sona eren babanın çocuk ile hukuki bağı bulunmamaktadır.

Köse Hukuk Bürosu Law Office hakkında... Köse Hukuk bürosu/Law Office 2001 yılından itibaren Rotterdam’da faaliyet göstermektedir. Hâlen Hollanda’nın en büyük Türk Hukuk Bürosu olarak deneyimli ve uzmanlaşmış avukatlarıyla Türk vatandaşlarımızın hem bireysel hem ticari davalarında önemli ve ses getiren hukuk mücadele ve başarılarına imza atmıştır. Özellikle (uluslararası) sözleşme hukukuna odaklanarak, Ankara antlaşması, AB Hukuku, AB-Türkiye Ortaklık Hukuku, Uluslararası Hukuk ve Ticaret Hukuku alanlarda uzmanlaşmıştır.


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222 - Ocak/Januari 2017

04 haber nieuws

Fotoğraflarla Hollanda gündemi...

Tunahan Kuzu:

“Benim gibi haksızlığa uğramış insanların hikâyelerini düşünün. Benzer hikâyeleri olan insanlar kendilerini DENK’in ifadelerinde buldular.”

İmamlar, yoğun bir gündemle toplandılar

Güney Hollanda Millî Görüş Teşkilatları bünyesinde faaliyet yürüten imamlar her ay olduğu gibi bu ayda bir araya gelerek güncel konular üzerinde fikir teatisinde bulundular. Bölge Başkanı ve Bölge İrşad Başkanının hazır bulunduğu toplantıda, imamlara gelişmeler hakkında bilgilendirmeler yapıldı.

“15 Mart’ta Tarih Yazacağız” Terör Şehitleri Amsterdam’da Anıldı

Türkiye’de gerçekleştirilen bombalı saldırılarda hayatını kaybedenler, Türkiye Cumhuriyeti Amsterdam Başkonsolosluğu tarafından düzenlenen törenle anıldı. Türkiye Cumhuriyeti Amsterdam Başkonsolosluğu’nun ev sahipliğindeki anma törenine Amsterdam ve çevresinde faaliyet gösteren STK temsilcilerinin yanısıra konsolosluk çalışanları katıldı. (C. Yeğenoğlu)

Sivaslılar, alan el ile veren eli buluşturuyor

Engelliler Haftası münasebetiyle, Hollanda Sivaslılar Platformu tarafından Türkiye’nin çeşitli il, ilçe ve köylerinde yaşayan ihtiyaç sahibi engellilerinde sosyal hayatın içinde olmaları için ‘’Akülü ve Mekanik’’ engelli aracı dağıtarak engellilerin umudu olmaya devam ediyor

Bosna-Hersek’ten NIF’e ziyaret

Hasene Yardım Derneği’nin, Bosna-Hersek’te başlattığı Okul Projeleri kapsamında Hollanda’ya gelen heyet Hollanda İslam Federasyonu Başkanı Mehmet Erdoğan ile bir süre görüştüler. Enver Eminoviç, Sumeyya Salihoviç ve Celila Tusiç’ten oluşan heyete, Kadınlar Kolu Başkanı Nejla Erdoğan ve Genç Kızlar Teşkliatından Esra Yılmazer de eşlik ettiler.

Tatillerde camiler, çocuklarla cıvıl cıvıldı.

Oss Mescid-i Cuma Cemiyeti, kendi bünyesinde yetiştirdiği genç eğitmenlerle hafta sonu, din ve ahlâk dersleri alan çocukları yarınlara hazırlıyorlarlar. Verilen eğitimlerle, çocuklara aidiyet kazandırılıyor ve kişilikli olarak kendilerini bekleyen tuzakları alt ederek yoluna devam etmeleri sağlanmaya çalışılıyor.

“Adil olan ve çifte standartı olmayan, ayrımcılık ve yabancı düşmanlığının olmadığı bir Hollanda” sloganı ile yola çıkan DENK Partisi, 30 Aralık 2016 Cuma akşamı aday listesini açıkladı.

1

5 Mart 2017 yılında yapılacak olan parlamento seçimleri için hazırlanan DENK partisi, parti binasında yaptığı bir toplantıyla adaylarını açıkladı. Parti üyelerinin davet edildiği toplantıda 18 aday salondakilere tanıtıldı. Gayet sıcak bir atmosferde yapılan toplantıda adaylar tek tek sahneye çıkarak kendilerini tanıtıp neden DENK partisine gönül verdiklerini ve bundan sonra parti için neler yapmak istediklerini kısaca anlattılar. Selçuk Öztürk itici adaylar ve çekici adaylar olarak belirttiği adayları en sondan başlayarak sahneye çağırdı. Bu seçimde en az 5 adayı meclise sokmayı hedeflediklerini ifade eden Tunahan Kuzu “15 Martta Hollanda’da bir tarih yazılacak hem de büyük harflerle” diye konuştu.

DENK’in aday listesinde yer alan ilk beş isim şöyle: 1. Tunahan Kuzu. 2. Farid Azarkan, studeerde sociaalculturele wetenschappen, voorzitter van SMN (Samenwerkingsverband Marokkaanse Nederlanders). 3. Selçuk Öztürk. 4. Gladys Albitrouw, Ambtelijk secretaris gemeente Rotterdam. 5. Stephan van Baarla, Directeur Wetenschappelijk Instituut Statera Rotterdam Adayların açıklanmasının ardından kısa bir değerlendirme istediğimiz Tunahan Kuzu şöyle konuştu: “Biz iki yıl önce kurulan bir siyasi partiyiz. Seçim programımızı bundan kısa bir süre önce açıkladık. Şuanda aynı ekiple 15 Mart 2017 Hollanda genel seçimlerinde listeye katılacağımızı açıkladık. Hollanda’nın her ırkından, bay, bayan her bölgesinden adaylarımız var ve bu ekiple Hollanda’da tarih yazacağız inşallah. Ve önümüzdeki zamanlarda bu insanlarla sokak sokak, mahalle mahalle, şehir şehir gezip, Hollanda’nın neden DENK’e ihtiyacı olduğunu ve nasıl tarih yazılması gerektiğini teker teker insanlara anlatacağız.” DENK’in büyümesini neye bağlıyorsunuz? Yabancılara karşı olumsuz davranışların da bir etkisi oldu mu? “Elbette negatif yansımaların da etkisi oldu. Ama bu bir ekip çalışmasıdır. Geçtiğimiz zamanlarda Hollanda’da nasıl bir

değişim olduğunu, düşmanlığın, ırkçılığın islamifobiyanın, yabancı düşmanlığının nasıl azdığını hep beraber gördük. Ve buna karşı insanları tek yumruk hâlinde bir araya getirdik Listemizde, Hollanda’yı değiştirebilecek kapasitede olan bir ekibimiz var. Ve biz bu ekiple Hollanda’da tarih yazacağız inşallah.” İkinci sıradan aday gösterilen Fas kökenli Farid Azarkan ise şu değerlendirmede bulundu: “Seçim programımızın açıklanmasının ardından böyle bir ortamda bir araya gelebilmek çok önemli. Listedeki adaylara baktığımızda beklentimizin de üzerinde bir oluşum gerçekleşti. Ülkenin her bölgesinden katılım var. Bununla Hollanda’nın ne kadar renkli ve zengin olduğunu göstermekteyiz. Bu tercihlerimizi üyelerimize sorduk ve onlarda severek onadılar. Bundan daha güzel bir gün olabilir mi?” DENK’in kabul görmesi bir ekip çalışmasının sonucu mu? Benim gibi haksızlığa uğramış insanların hikâyelerini düşünün. Benzer hikâyeleri olan insanlar kendilerini DENK’in ifadelerinde buldular. Yani ırkçılığa karşı olan, ayrımcılığa karşı olan ve eşitlikten yana olan bir Hollanda için var olduklarını açıkladılar. Pek çok insan Hollanda’nın dengesini burada görmekteler.” Başarınız bazılarını rahatsız edecektir ve saldıracaklardır...

“Biz buna alıştık. İyi bir düşüncen varsa rakiplerin saldırarak şunu bunu iyi yapmadığını söylerler. Bu olabilir. Biz insanlar bizim seçim programımıza baklarını sağlık veriyoruz. Orada on başlık altında 100 tane teklifimiz bulunmaktadır. Bunlar okuyanlar DENK ile guru duyacaklardır.” Parti toplantının ardından üyelerini mail yoluyla bilgilendirdi. İşte DENK’in diğer adayları. 6.Magdalena Charlot, jeugdbeschermer, 63 jaar, Lelystad 7. Mourad Taimounti, ondernemer, 36 jaar, Amsterdam 8. Ayşegül Kılıç, bestuursvoorzitter M+, 43 jaar, Amsterdam 9. Marisa Koolbergen, copywriter, 55 jaar, Alkmaar 10. Ali Tsouli, zelfstandig ondernemer, 52 jaar, Breda 11. Marit van Splunter, verpleegkundige, 29 jaar, Zwolle 12. Şerif Uysal, zelfstandig ondernemer, 32 jaar, Terneuzen 13. Rabia Karaman, fractiemedewerker Verenigd Arnhem, 39 jaar, Arnhem 14. Talhat Raja, zelfstandig ondernemer, 39 jaar, Rotterdam 15. Yunus Kayış, zelfstandig ondernemer, 36 jaar, Rotterdam 16. Zahir Rana, ICT’er, 45 jaar, Spijkenisse 17. Nevzat Demirel, supply chain manager, 40 jaar, Tiel 18. Keziban İnce, bestuurssecretaris, 35 jaar, Rotterdam. Haber-Fotoğraflar: Adnan Şahin

«


aktüalite 05 actualiteit

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 222 - Ocak/Januari 2017

Zehra Altınsoy:

“Başarının sırrı, hayal etmek, inanmak, çalışmaktır…”

Kalemdâr Mehmet Şükrü Oflaz

Kelâmın Âdabı Beyanındadır

ZA: “Hayallerim gerçek oldu” Hollanda’da başarılarıyla kısa sürede adından söz ettiren güzellik ve makyaj uzmanı Zehra Altınsoy, ‘ZA’ adıyla sunduğu ürünlerini bir bir marka hâline getirdi

1

0 yıl önce okulunu bitiren ve kısa süre başkasının yanında çalıştıktan sonra kendi iş yerini açan Zehra Altınsoy, genç yaşına rağmen adını kısa sürede tüm Avrupa’da duyurmasını bildi. Açtığı akademi ile onlarca genç kızın da meslek sahibi olmasını sağlayan Zehra Altınsoy, on yıl önce düşündüğü hayalini gerçekleştirerek makyaj malzemelerinde kendi ürünleri ile dünya piyasasında ‘Ben de varım” dedi. Amsterdam’ın ünlü Dam Meydanı yakınlarında bulunan W Otelde Atv Avrupa Vizyon programı yapımcısı Ziya Develi ve Wedding şirketi sahibi Marion Hoogdorp’un sunumuyla gerçekleşen programla ‘ZA’ ürünlerinin tanıtımı yapıldı. Bu tanıtım programına Hollanda, Belçika ve Almanya’dan çok sayıda davetli katıldı. Davetllere çeşitli makyaj ürünleri ve tanıtım materyalleri içern bir hediye ikram edildi. ZA ürünlerinin Lansman gecesinde davetlilerle birlikte ailesinin de yalnız bırakmadığı Zehra Altınsoy, “Bana baştan beri inanan, desteklerini esirgemeyen; babam, annem, ablam, arkadaşlarım ve öğrencilerime çok teşekkür ediyorum. Bu hayalim on yıl önce

başladı. Şu anda bunun heyecanını yaşıyorum. Bundan sonraki lansmanımız 2107’nin Nisan ayında İstanbul’da olacak” dedi. Zehra Altınsoy üçüncü kuşak Hollandalı girişimci Türklerin başarılı bir temsilcisi olmasının yanı sıra babası Recep Altınsoy ve amcası Nizamettin Altınsoy da Hollanda’da Restoran sektöründe başarılı iki işadamı.

Kızı ile gurur duyduğunu söyleyen Recep Altınsoy, başarılı ve hayali olan gençlerin hayallerini gerçekleştirmeleri için başta ailelerinin sonra da çevrelerinin inanmaları ve destek olmaları gerektiğini söyledi. Zehra Altınsoy, başarısının sırrını üç kelime ile özetledi: “Hayal etmek, inanmak, çalışmak...” Haber Merkezi

«

oflaz-aliya@hotmail.com

Mîri Malı - 3 Mü’minin ahlâkında gayet efdal ve makbul olan haslet; insani zaruretlerden fazla konuşmamaktır, buyurulmuştur. Susmakta, hikmet vardır. Nitekim: “Sükût, hikmettir.” buyurulmuştur. Söz söylemekte de bir çok âdab beyan olunur: 1. Söze başlarken BESMELE ve HAMD ile başlanmalıdır. 2. Söz arasında Salâvat-ı şerifeyi çoğaltmalıdır. 3. Sözü herkesin anlayabileceği şekilde söylemeli, bir takım garip kullanılmaz kelimeler, farsça herkesin anlayamayacağı lügatlerle mecliste bulunanlara eziyet verilmemelidir. Böyle sözler söylemek, kibre sebeptir demişlerdir. 4. Sözü, acele etmeden, yavaş yavaş, usul ve kaidelerine uyarak, hecelere dikkat ederek söylemelidir. Fahr-i âlem (sav) Efendimiz, konuştukları zaman bir kimse saymak istese sayabilirdi. 5. Söz söylerken; vezinli, kafiyeli, uygun, düzgün ve açık konuşabilmek maksadıyla külfet altına girmemeli, yani kendisini zorlamamalıdır. 6. Söylenmek istenen söz hatırlanmazsa, salâvat-ı şerifeye devam etmelidir. Böylelikle çabuk hatırlanır. 7. Bir şeyi unutmamak arzu edilirse: “El-hamdü lillâhi müzekkir-il hayra ve fâilihi” duasına devam edilmelidir. 8. İleride bir şey vadetmeği veya bir haber vermeyi istediği zaman İNŞAALLAH lâfzı ile te’yit etmelidir. (El Kehf sûesi:23) 9. Söz esnasında, kendi nefsine zararlı olan şeyleri söylememelidir. Meselâ: “Şu meclisden sağ salim kalkmayayım” gibi… zira, “Bela, sözün vekilidir”, buyurulmuştur. 10. Ne kadar tehlikeli olursa olsun, doğru söylemeğe devam etmelidir. “Doğruluk kurtuluş, yalan yok oluştur” buyurulmuştur. 11. Söz esnasında aksırmayı ganimet bilmelidir. Nitekim, Hadis-i şerifte : “Konuşurken aksırmak, âdil şahittir” buyurulmuştur. 12. Bir kimse ile çekişmemeli, bahse girmemeli ve münakaşa etmemelidir. 13. Söylenilmesi çirkin ve ayıp olan şeylere dili alıştırmamalıdır. 14. Bir mü’mini: “Sen, şu işi yap-

tın. Bu gibi fena amellerde bulundun” gibi sözlerle azarlamamalı ve ona çıkışmamalıdır. Çünkü, eğer karşısındaki insanlık iktizası bu kötü hareketi işledikten sonra, pişman olmuş ve o isyanı ve kötülüğü terk etmişse; onu ayıpladığından ötürü o fiili kendisinin işlemesinden ve aynı âkibete düşmesinden korkulur. Nitekim Hadis-i şerifte: “Bir kimse, din kardeşini evvelce işleyip tövbe ettiği bir isyanı için azarlar ve ayıplarsa; o günahın aynını işlemeden can veremez” buyurulmuştur. 15. Bir kimseyi yüzüne karşı methetmemelidir. Çünkü, bu şekilde methedilen kimseye kibir, ve u’cub gelmesine sebep olur. Nitekim, Hadis-i şerifte: “Medh edicileri gördüğünüz zaman, yüzlerine toprak saçınız” buyurulmuştur. 16. Sözde, âdabın inceliklerine riayet etmelidir. 17. Büyüklerle ve ülkenin ileri gelenleriyle konuşurken, sesi yükseltmemelidir. 18. Başa gelen belâ ve musibetleri asla zamana nisbet etmemelidir. 19. Daima hayra yorumlanacak sözler söylemeli ve en güzel kelimeler kullanmağa gayret ve dikkat etmelidir. 20. Mü’min kardeşinin kendisine söylediği sözü emanet bilmeli ve onu korumaya dikkat etmeli ve kimseye açıklamamalıdır. 21. Herkese hüsnü zan etmeli ve onların methedilecek güzel bir ahlâkını bulup, o kimseleri onunla anmalıdır. 22. Fazla gülmekten sakınmalıdır. Çünkü çok gülmek kalbi öldürür. Son üç köşe yazımızın kaynağı Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi Efendi’nin “Mecmâ’ûl Âdâb” adlı eseridir. Osmanlı mülkünde basılmış ve en ücra köşesinde uzun yıllar okutulmuş bir eser. Miri malıdır. Gündemimize almamız gerekir. Hayatımızda, aramızda uygulamamız gerekir. Gerekir, zira edepler sınırlarımızı belirler. Sınırı olmayanın menzili yoktur. Fazla söze ne hacet. Kıymetli âlimimize kulak verelim…


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222 - Ocak/Januari 2017

04 aile 06

gezin

Huzur İklimi

info@compasscare.nl

Esma Küçük

En Çok Gençler İntihara Kalkışıyor Gencin kendi hayatına son vermesi, geride kalan yakınları için son derece acı verici bir olaydır. Birçok kişi, çocuk ve “gençler arasında intihar olmaz” diye düşünüyor. Fakat ergenlik yılları diğer hayat dönemlerine oranla intiharın daha çok yaşandığı bir dönemdir. Merkezi İstatistik Bürosu verilerine göre, Hollanda’da gençler arasındaki en yaygın ikinci ölüm sebebi intihardır. 2014 Ruh Sağlığı Atlası raporunda dünya genelinde her yıl 900 bin kişi intihar ediyor. İntihar eden gençler arasında erkeklerin oranı kızlarınkinden fazla görülmektedir. Gençler neden intihar ederler? Ümitsiz duygulardan kaçmak için; diğer kişilerin davranışlarını ya da durumlarını değiştirmek istediği için; intihar çoğunlukla arkadaşlarınca dışlanma, damgalanma ve itibar kaybı ya da anne ve/veya babayı cezalandırma amacı taşımaktadır. Dayanılmaz durumlardan kaçmak istediği için; aile baskısı, aile içi sorunlar ve huzursuzluklar, çoğunlukla gençlerin intihar etmelerine neden olmaktadır. Dikkat çekmek istediği için; aileler intihardan bahseden genci ciddiye almalıdır. İntihara eğilimli her genç, en az bir kere bunu söylemiştir. Ölen birine eşlik etmek istediği için; sevdiklerini kaybetmeye dayanamadığı bir zamanda da intihar girişiminde bulunabilir. Cezadan kaçmak istediği için; ailede ağır baskı, fiziki/cinsel ihmal ve istismara maruz kalma, gençleri intihara sürüklemektedir. Sorumluluklarından kaçmak istediği için; gençler başa çıkmadıkları problemlerini çözemediği ve yardım alabileceği, kişi ya da kişilere ulaşamadığı için kaçış yolu olarak ölümü tercih etmektedir. Sıkıntılarını ifade edebilecekleri, aktarabilecekleri alanlar bulamayan gençler kendi iç dünyalarında sıkışmakta ve yardım arayışına girmektedirler. Duygularına karşılık alamadığı için; ergenlik duyguların en yoğun yaşandığı dönemdir ve genç kimlik arayışı içindedir. Henüz kimliğini bulamamış gençler, ailede bulamadığı sevgi ve ilgiyi karşı cinste ararlar. Duygularına karşılık alamadığı zamanlarda, sevgi yoksunluklarını, ölümü tercih ederek ifade etmişlerdir. Peki, bir kişinin intihar girişiminde bulunacağını anlamanın yolları var mıdır? İntihara eğilimli gençler uyarıcı bazı belirtiler verirler. Çoğu konuşur ve ipucu verir. “İntihar edeceğini” söyleyen her genç intihar etmeyebilir ama her söylediğinde ciddiye alınmalı ve takip edilmelidir.

• Kendini öldürmekten ya da ölümden bahsediyorsa, • Ölüm ya da intiharla ilgili şeyler okuyorsa, yazıyorsa, • Değersiz ya da çaresiz hissettiğini söylüyorsa, • Sürekli sıkıldığını söylüyorsa, • Kişilik değişiklikleri ortaya çıktıysa, • Arkadaşlarından ve aile üyelerinden uzaklaştıysa, • Dikkatini odaklamakta zorluk çekiyorsa, • İsyankâr ve şiddet içeren davranışlar göstermeye başladıysa, • Okul başarısı düştüyse, okulda problemler yaşıyorsa, arkadaşlarıyla çıkmak gibi alışkanlıklarında değişiklikler olduysa. • Dış görünüşüne ilgi göstermiyorsa birey intihar riski altında olabilir. Ayrıca intihar etmeyi düşünen gençlerin aslında sosyal medya hesaplarında önemli ipuçları veriyor. Çocuğunuzun sosyal medyada intihar düşüncesini ifade etmesi, vasiyetini açıklaması sanki uzak bir yolculuğa gidecekmiş gibi “elveda” mesajları yazması, olumsuz, karamsar duygularından bahsetmesi intihar öncesi dikkate alınması gereken önemli ip uçlardır. Bu tür mesajlar fark edildiği an müdahale edilmelidir. İntihar edeceğini söyleyen biri nasıl vazgeçirilebilir? Genç danışmanlığına katılan danışanlarım arasında intihar girişiminde bulunmuş gençlerle seanslar yapıyoruz. Bu genç danışanlarımın ortak duygusu nedir biliyor musunuz? ‘Beni kimse anlamıyor’ duygusu... İntihar düşüncesi olan gençlerle iletişime geçerken öncelikle ve özellikle yargılayıcı ve suçlayıcı ifadeler kaçınmak gerekir. Bu kişinin ‘Beni kimse anlamıyor’ duygusunu pekiştirerek daha fazla yalnızlaşmasına ve çaresizlik duygusunu derinden hissetmesine neden olur. Çoğunlukla gençlerin problemlerini veya şikâyetlerini dikkatlice dinlemeyiz. Onların problemlerini ya nasihatler vererek çözmeye, ya ilgisiz birkaç sözcük ile geçiştirmeye bazen de kızıp azarlayarak onları sindirerek halletmeye çalışırız. Hâlbuki gencin gerçek ihtiyacı, onu sadece dikkatlice dinlemek ve konuşmaktır. Bu konuşma onları değerlendirme, yargılama ve benzeri tavırlar taşımadan yapılması, onunla yakın ve sıcak ilişki kurmaya yönelik olması şartıyla yapılmalı. En doğru yöntem örneğin; “seni anlıyorum, fakat bunun daha doğru bir çözümü bulunabilir” gibi ifadelerle bir profesyonel yardım almaya ikna edilmesidir. Psikiyatriste başvurarak ilaç tedavisi ile gencin intihar riskini azaltılmaya çalışırken, bir yandan da terapi ile altta neden ya da nedenlere yoğunlaşarak çalışılmalıdır. Ayrıca önleyici olarak danışmanlardan intihar eğilimi olan gence kaygı ve gerilimi ile baş edebilmesi için gevşeme tekniklerini ve kendine güvenini desteklemek için güvenli davranış tekniklerini öğretmek, kontrol becerisi, stres yönetimi gibi yaşam becerilerinin geliştirilmesi için destek alabilir. İntihar, ölümcül ama önlenebilen bir sorundur. Bu sorunu önleyebilmek dileğiyle. (Psiko-Sosyal Danışman/terapist) Tlf: 06- 17 59 29 70 www.facebook. com/CompassCarePsikolojikDanismanlik - www.compasscare.nl

Oktay Dalmaz:

“Sizlere huzur, barış ve demokrasi getiriyoruz” gibi silah olan, lojistik manada sıkıntısı olmayanlar, d

“Baskı ve korku olan top ilmî ilerleme mümkün d Dünyayı saran, korku, dehşet, savaş, terör, cinayet, intihar sarmalının perde arakasında Müslümanların rolünün ne olduğunu sorgulamaya, anlamaya çalıştık. “Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti” adlı dosya konumuzu çerçevesinde Kuzey Hollanda Millî Görüş Başkanı Oktay Dalmaz ile bir söyleşi gerçekleştirdik. ilgiyle okuyacağınızı ve istifade edeceğinizi umuyoruz.

R

ecep Soysal: Orta Çağda Müslümanlar birçok konuda ilerde idi, Dünya’ya Müslümanlar yön veriyordu. Mutluluk vardı, huzur vardı, ilim vardı, medeniyet vardı. Rönesans’tan sonra Müslümanların gerilemesi ve Batılıların ilerlemesi ile Dünya ne kaybetti ? Oktay Dalmaz: İlerleme ve gerileme kavramını neye göre değerlendireceğimiz önemlidir. İlerlemeden, teknolojik ilerlemeyi kastediyorsak, bu bağlamda Rönesans’tan sonra Batı’da bir ilerleme söz konusudur. Ondan önce de Ortaçağ denilen dönemlerde Müslümanlarda müthiş bir ilerleme var, ama Müslümanlardaki ilerleme sadece teknolojik değil, bir medeniyet ilerlemesi, bir erdemli toplum ve millet meydana getirilmiştir. İlerleme dediğimiz şeyin neticesini öne çıkararak insanların ne kazanıp ne kaybettiğine oradan bakmak lazım... Ozaman, insanların teknolojik olarak ilerlemeleri insanlığa ne kazandırdı, ne laybettirdi diye sormak mı lazım? Bu açıdan bakarsak Orta Çağ, Yeni Çağ, Yakın Çağ, Işık Çağ’ı vesaire; Bu Çağ’ları değerlendirmede insanlığın neyi kaybettiğini, huzur, emniyet, güven ve hak paylaşımında neyi kazanıp neyi kaybettiğini değerlendirmek gerekir. Genelde gelişmiş ülkelerin çoğu, bu gelişmişliğini, sanki insanları mutlu etmek için değil de, insanların huzurunu kaçırmak için kullandı ve kullanmaya da devam ediyor. Bu yaşadığımız dünyada, gelişmekte olan veya az gelişmiş ülkelerin kaynaklarını sömürmek için adeta, elindeki ekmeğine uzanan ve bölüşümde kendi hakkına razı olmayan; başkalarının elindekini de almak isteyen adaletsiz ve dengesiz bir paylaşım var. Şimdi, biz bu şekildeki toplumlara ve yaşam tarzlarına ilerleme mi diyeceğiz, yoksa sadece gücü elinde bulunduranların tahakkümü mü?!.. Ve neticesi itibariyle; bırakın dünya genelini, en azından kendi içinde, refah seviyesi yükselen bu ülkelerde; huzur ve güven olması gerekirken, tam aksine; stres, bunalım, depresyon ve intihar, fakir ülkelere göre çok daha fazladır. Bu nasıl gelişme ve ilerleme?.. Biz Müslümanlar ilerleme deyince, insanların mutluluğu için; emniyet içinde, refah seviyesinin yükselmesi, eğitim seviyelerinin yükselmesi; ilmin irfana dönüşmesi, toplumun sağlıklı olması ve neticede bir medeniyet inşa etmeleri olarak anlarız

ve değerlendiririz. Ancak böyle olduğunda biz o süreci ilerleme olarak görürüz ki; bizim geçmişimizdeki, yani Müslümanların Orta Çağ’daki ilerlemeleri böyle bir ilerlemedir. Müslümanlar gerilediler, kendilerini savunmaktan acizler. Müslüman ülkelerin kaynakları sömürülüyor. Eğer Müslümanlar ilerlemiş olsaydı, yani Osmanlı’nın bölgede dengeleyen gücü devam etmiş olsaydı şu andaki kan ve gözyaşı olmazdı. Müslümanlar hem ilmî alanda, hem kendini savunma da, hem de bölgeyi koruma adına geriledi. Gerilemesinden dolayı kan ve gözyaşı var diyebilir miyiz? Buradaki gerilemeyi ilmî manada değerlendirmek belki yerinde olmaz. Neden derseniz, bugün de İslam âleminde ilmî noktada çalışmalar var. Buradaki güç kaybının asıl sebebi, bölünmüşlüktür, yani tefrika hastalığıdır. Irkçı emperyalizmin bu ümmet üzerine oynamış olduğu oyunların neticesidir. Yani bir bütünü parçaladığınız zaman, o oluşumun zaten gücünü otomatikman zayıflatmış oluyorsunuz. Yani siz bir elin parmaklarını düşünün, birleştirdiğiniz zaman yumruk oluyor, güç oluyor, ama siz bu parmakların arasını açtığınız zaman, gücü azalıyor; bu sefer parmakları kırmak çok kolay oluyor. Bu Müslüman ülkelerin durumu da aynen bunun gibidir. Bugün büyük küçük 60’ın üzerinde İslam ülkesi var. Bunların hiç biri, bir diğeri ile anlaşamıyor. Kardeş olmalarının gereğini yerine getiremiyorlar. Aralarındaki o kardeşlik bağları yıpratıldığı; ırkçılık, farklı mezhepler ve hizipler öne çıkartıldığı için bir parçalanma yaşanmıştır. Müminleri birbirine tutturan; kardeşlik binasının o tuğlalarını birbirine yapıştıran, kenetleyen harç zayıflatıldığı için bina tahrip olmuş, ve mukavemetini kaybetmiştir. Müslümanların vahdeti parçalanmış ve kardeşlik binası yıkılmıştır. Dolayısıyla, güçler birleştirilemediğinden, savunma mekanizmaları

zayıflamıştır. Dünyadaki mazlum ve zayıf insanlar kendilerini korumakta yetersiz kalmışlar, vatanlarına yapılan işgal maksatlı saldırıları püskürtememişlerdir... O zaman şunu diyebilir miyiz. Müslümanların gerilemesi ile toplumlar kültürel istilaya uğradılar, kültürlerine sahip çıkamadılar. Maneviyat boşluğuna uğradılar, maneviyatta bir gerileme oldu. İlmî ilerleme olsa da yeterli ilmî ilerleme sağlanamadı.. Baskının ve korkunun var olduğu toplumlarda ilmî manada da ilerleme zor olur. İnsanların ilimde ilerlemesi ve birtakım keşifler yapabilmesi, onların önlerinin açılması, onların desteklenmesi, onlara serbestlik verilmesi gibi sebeplere bağlıdır. Son zamanlarda bu konuda da özellikle İslam ülkelerinde Müslümanların hür düşünmelerinin önüne bilinçli olarak kültür emperyalizmi ile engeller konulmuş. Yani içimize, bu noktada dışardan yabancı fikirlerin empoze edilmesi sağlanmış, içeriden buna çanak tutulmuş; bu fikirlere karşı direnç gösterecek “millî düşünürlere”, “gerici” yaftası vurularak çalışmalarının önüne engeller konulmuştur. Dolayısıyla Müslümanlarda, ilmî manada bir duraksama söz konusu olmuş. Bu da doğal olarak karşı tarafın, mesafe alması kolaylığını beraberinde getirmiştir. Müslümanlardaki gerileme ile beraber insanlık ne kaybetti sorusuna gelecek olursak. Şu son iki yıla; 2016 - 2017 yıllarına baktığımız zaman Müslümanların ne kaybettiğini görüyoruz. Canlarını, mallarını, kaynaklarını, vatanlarını, nesillerini ... yani geleceklerini kaybediyorlar... Kan var, gözyaşı var, Müslümanların yeraltı kaynakları sömürülüyor. Yeraltı madenleri ile çok büyük bir zenginliğe sahip kara parçası olarak bilinen Afrika’nın şu durumuna bir bakın!.. Gayri Safi Millî Hasılası yıllık 200- 300 dolar olan bir çok ülke var. Bununla geçinmeye çalışıyorlar. Günlük geliri, belki 1 dolar veya 1 doların da altında insanlar


haklarımız 07 onze rechten

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 222 - Ocak/Januari 2017

i aldatmalarla kandırılarak o coğrafyada hüküm sürenler, elinde güç olan, dünya insanlarına çok şeyler kaybettiriyor.”

Ethem Emre

Kaza Uzmanı

plumlarda eğil”

KAZA HUKUKU

Oktay Dalmaz kimdir?

Oktay Dalmaz 1961 Kayseri-Develi doğumlu. 2000 yılında Hollanda’ya geldi. Otuz yıl, asıl mesleği olan İmam-Hatip ve Eğitimcilik yaptı. Türkiye’de imam hatiplik görevinin yanı sıra çeşitli vakıf ve derneklerde yöneticilik ve öğrenci yurdu müdürlüğü yaptı. Şu anda İslam Toplumu Millî Görüş Teşkilatlarında idarecilik yapmaktadır. Federasyon Başkanı olmadan önce bir süre şube ve bölge yönetim kurulu üyeliği ve Bölge Eğitim Başkanlığı yaptı.

var. Büyük bir servetin üzerinde oturuyorlar ama o zengiliği o ülkelerin insanlarına çok gören sözde ilerlemiş ülkeler, hak paylaşımını “kurt misali” yapıyorlar. Kimin peki o zenginlik? O zenginlik elbette ki, o ülkelerin asıl sahiplerinindir. O masum ve mazlum halkın korkuları üzerine imparatorluk inşa eden emperyalistlerin aldatma senaryolarının nasıl bir fiyaskoyla sonuçlandığını biliyor, görüyoruz. “Sizlere huzur, barış ve demokrasi getiriyoruz” sözleri ile kandırılan o coğrafyada, kardeş kanı akıtarak hüküm sürenler; elinde güç olanlar, silah olanlar, lojistik manada sıkıntısı olmayanlardır. O ülkelerin kaynaklarını ve zenginliklerini sömürüyor ve direnenlerini de öldürmek suretiyle insanlığı katlediyorlar. Bu yüzden insanlık kaybediyor; insanlığını kaybediyor!.. Ülkelerin bu türlü bahanelerle işgal edilişinin ardından o ülkelerde baş gösteren etnik ve mezhepsel savaşların altında da, aynı tezgah, aynı oyun yatmaktadır. O zenginliği bölüşmek için, gerek kültürel, gerek silahlı güçlerle ülkeler işgal ediliyor. Ondan sonra orada yaşayan insanlar arasına ekilen fitne tohumlarıyla o insanlar arasında kavgalar başlatıyor, onlar kavga ederken de, ülkenin altını, üstünü boşaltıyorlar. 100 yıllardır “Böl-parçala-yut” taktiği ile çalışan bu ırkçı emperyalizm, bugün de aynı senaryoyu sahneye koymakta ve kardeşler arasında kavga çıkarmaktadır. En acımasız olanı da; bu yapı döktüğü kan ve aldığı can ile beslenmektedir.

Yeniden huzur ve barış ortamına dönmek zor mu? Birbiriyle uğraşan toplumların huzur ve güven ortamı kaybolur. Bir yerde güven ortamı yoksa zaten diğer işlerin gelişmesi mümkün değil. İnsan için evvela can güvenliği önemlidir. Can güvenliğini tehdit eden unsurlar ortadan kaldırılmadan orda ilmî gelişme, medeniyet oluşumu gibi şeyler

beklemek hayaldir. Eğer dünyaya İslam’ın getirdiği güzellikler hâkim olmuş olsaydı, Mesela; Osmanlı gibi, yüzlerce farklı etnik yapı ve inancın insanlarını 600 küsur yıl huzur, güven, adaletle yaşatabilmiş bir örnek olurdu karşımızda. Aynı şekilde İspanya’da Endülüs Emevî Devletinin 700 yıl insanlığa ve Avrupa’ya medeniyet taşıdığı biliniyor. O yaşam evrelerine bakarsak insanların mutlu ve huzurlu oldukları bir dönem olmuş; bugün böyle bir ortam niye tesis edilemiyor, onu konuşmak lazım. Bu huzursuzluğun kaynağı, evine ekmek götüremeyen midir, yoksa o insanın önüne engel çıkaranlar mıdır? Bu huzursuzluğun kaynağı; herhalde elinden ekmeği alınanlar değildir!.. Zayıflar koruyucusunu kaybetti. Güçlüler Afrika’yı daha fazla sömürdü. Zenginler zenginleşse de, frenleyici bir güç olmadığı için güç zehirlenmesine gittiler, dünyayı daha fazla zulme uğrattılar. Madde olarak sayacak olursak, ne diyebiliriz hocam? Verdiğimiz örneklerde de olduğu gibi; mesela geçenlerde basına yansıdı: “Dünyadaki 62 kişinin kazancı ve zenginliği, 3,5 milyar insanın zenginliğine denk hale geldi” diye basında ve sosyal medyada haberler yayınlandı. Bu örnek, dünyada dengesiz bir paylaşımın olduğunu göstermektedir. Hak paylaşımlarının dengesizleşmesi insanları huzursuz ediyor. Emekler sömürülüyor, hakça bir paylaşım yok. Çalışanlar sadece düşük maaşla çalıştırılarak sömürülmüyor! Harcamada bulunurken de aldığı her mal ve hizmet karşılığında tekrar-tekrar sömürülüyor. Kapitalist sistem ağını kurmuş, zenginler gittikçe zenginleşiyor, orta ve fakir kitle daha da yoksullaşıyor. Paylaşımda müthiş bir adaletsizlik var. Bu durum dünyadaki pek çok sorunun kaynağıdır. İslam, bu noktada insana; “zengin olmayacaksın” demiyor, ama haksız kazancın yasak olduğunu bildiriyor. Ayrıca zenginin malında fakirin hakkı olduğunu hatırlatıyor. Bu konuda Allah’ın yüzde 2,5’luk bir emri var. Paylaşımı esas alan bir yapı var İslam’da. Sağlık konusundan örnek vermek gerekirse; bir yanda; hastalanınca ambulansla hastaneye götürülerek tedavisi yaptırılan bir hayvan… Diğer yanda; hastalanınca hastaneye götürülmeyi bırakın; içebilecek temiz bir suya, oturabilecek bir eve sahip olmayan bir İnsan!..

Randstad Kaza Uzmanı Kurumu (Randstad Personenschade B.V), Hollanda genelinde yıllardır kaza mağdurlarına kaza hukuku hizmeti vermektedir: Araba, bisiklet, motor, yaya, otobüs, tren, tramvay gibi trafik kazaları ve iş kazaları davaları için gerekli hukuksal takip yapılmaktadır. Kaza dosyaları öncelikle belirli kriterler kapsamında analiz edilerek işleme alınmaktadır. Böylece kazazede sadece kendi sağlığı ile ilgilenir ve biz Randstad Kaza Uzmanı olarak gerekli hukuksal süreci takip ederiz.

Başka ne gibi faktörler var? Bunun haricinde kültürel olarak insanlara baskı ve korku empoze edilerek, güç gösterisi ve ambargolarla bu insanlar belli bir sinme sürecine giriyorlar. Dolayısı ile artık o ülkelerde gelişme olmuyor. Bir çok zengin ülke, fakir ülkeleri kalkındırmak için güya projeler yaptıklarını söylüyorlar, ama bu projelerin hiç birisi o ülkeleri kalkındırdığı yok. Aksine daha fazla fakirleştiriyor ve neticede köleleştiriyor. Dengesiz bir gelir dağılımı ve güvenliğin olmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Nerede ve ne zaman bomba patlayacak korku ve endişesi içerisinde yaşıyor insanlar. Bunu, Afrika’da yaşadığı çadırında içme suyu bulamayan adam mı yaptı? Huzursuzluğun kaynağı o mu? Bugünkü bu teknolojiyi elinde bulunduran, uzaktan kumanda ile bomba patlatabilecek, uyduyla silah gönderebilecek, kimyasal silahı ile dünyayı yok edebilecekler değil de; Afrikalı zavallı mazlum ve mağdur insan mı yaptı? Gelişmiş diye tanıtılan ülkelerin çoğunun savunma sanayi için ayırdığı bütçe, eğitim ve sağlık bütçesinden çok daha fazla. Eğitime, sağlığa verecekleri bütçeyi savunma ve harp sanayine veriyorlar. Bununla, ya “düşmanımız var” ya da “kendimize düşman bulmamız lazım” diyorlar. O düşmanlarını yok etmek için de, silah üretiyorlar, silah satıyorlar. İnsanlık var olduğu günden beri huzursuzluğun kaynağı; mevcut varlığı paylaşırken kişilerin ve devletlerin hak ve hukuk tanımamasıdır, daha fazla almak istemesidir. Fazla almak istemesinin sebebi ise; güç oluşturarak, daha fazla sömürmek ve tahakküm içindir. Gücün hak sebebi olarak algılanması; “adalet özürlü toplumların” karakteridir. Böyle toplumlar gücü elinde bulundursa da, böyle toplumlara, gelişmiş toplumlar denilemez. Erdem ve faziletten yoksun olan toplumlarda da huzur ve güven olmaz. Söyleşi - Fotoğraflar: Recep Soysal

«

Bir yandan kazaze için gerekli iletişim, danışmanlık ve rehberlik yapılırken, diğer taraftan da kazaya sebep olan sigorta ile hukuksal mücadele devam ettirilir. Kazazede iyileşme sürecine girmişse, değerlendirme sonucu kaza tazminatı hesaplaması yapılır ve sigortadan talep edilir. Kaza ödemeleri tarafından kazazedeye Biz Randstad Uzmanı Kurumu verdiğimiz hizmetten kazazededen herhangi bir ücret almıyoruz. kapanırken bu sigortadan talep Amsterdam, Rotterdam, Den

Haag ve Utrecht’teki ofislerimizden yıllardır Hollanda genelinde hizmet vermekteyiz. Hollanda’nın ilk kültürlerarası kaza hukuku kurunu olarak, kaza hukuku konusunda çok dildeki geniş kadromuzla, bu sektörün öncü bir kuruluşu olarak hizmet sunmaya devam etmekteyiz. Kadromuzda avukat, kaza eksperi, kaza uzmanı, sağlık uzmanı, danışman ve temsilcilerle ülke genelinde yaklaşık 45 kişilik bir ekip ile hizmet vermekteyiz. MBO, HBO/ WO düzeyinde yılda 30’a yakın öğrenciye staj imkanı sunmaktayız. Kaliteli hizmet ve müşteri memnuniyetine azami özen göstermekteyiz. İletişim bilgilerinden bize ulaşmak çok kolay. e.emre@letseladvies.nl 0800-0815

tazminatı sigorta direkt yapılır. Kaza olarak, dolayı Dosya masraf edilir.

Koenendelseweg 1 5222 BG ‘s-Hertogenbosch Tel.: +31(0)73 6220025 Fax: +31(0)73 6220054 www.sws-simtronic.com info@sws-simtronic.com



panorama 09 uitzicht

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 222 - Ocak/Januari 2017

Gündem

“Umarız bu gibi düğün diğer gençlerimize de örnek olur…”

Kardelen Reyhan Şeker

Unutmak...

Yaramış ve Yılmaz ailelerinin en mutlu günü Önceki Bölge Başkanı ve şuan Hasene Yardım Kurumu Başkanı Mehmet Yaramış’ın kerimesi Aysel ile Metin Yılmaz’ın mahdumu Mesut, düzenlenen müstesna ve sade bir düğün töreniyle dünya evine girdiler.

H

er iki ailenin eş dost ve yakınları yeni çiftleri yalnız bırakmadılar. Bölge Başkanı Mehmet Erdoğan, Kuzey Hollanda Millî Görüş Başkanı Oktay Dalmaz ve genel merkezden Hasene Yardım Kurumu Başkanı Mesut Gülbahar ve idareci düğüne iştirak ettiler. Örnek bir düğün Aysel ile Mesut’un düğünü “Oh be! Ne güzel oldu!” dedirten cinsten bir düğün oldu. Salona teşrif eden misafirler oldukça nezih bir ortamda yerlerini aldılar. Hafif bir fon müziği eşliğinde oturup, tanıştılar ve gelin damat salona gelinceye dek sohbet edip hoş dakikalar geçirdiler. Daha sonra gelin ile damat, arkadaşlarının eşliğinde salona girdiler. Peşinden okunan Kur’an-ı Kerim ile törenin resmî açılış yapıldı. Peşinden yapılan oldukça zengin bir yemek servisi ile misafirler hem yemek yediler hem de keyifli sohbetler ettiler. Bununla birlikte, evlenmeye karar vermiş olan bu iki gencimizin de evliliklerine şahitlik etmiş oldular. Zaten maksatta o idi. Yemekten sonra hediyeleşme faslı başladı ve hediyesini takdim eden misafirler

yeni çiftleri tebrik ederek salondan ayrıldılar. Yıllardır alışa geldiğimizin dışında bir düğün oldu. Yani salonda ne bir orkestra ne bir ilahi gurubu nede başka bir etkinlik vardı sadece bir gitarist ve bir adet de box vardı. Özgün müziklerden bir demet sunan gitarist düğünün tek müzisyeni idi .. Ha bir de salonda sadece fotoğraf çeken bir fotoğrafçı göze çarpıyordu. İşte bu kadar.. Bu iki gencimizi yürekten tebrik etmek gerekiyor. Maalesef genellikle düğünlerimiz bu şekilde yapılmıyor. Akla ziyan gürültü patırtı içinde kulakların zarı patlarcasına ortamlarda adına “düğün” dediğimiz işler yapılmakta… Umarız bu düğün diğer gençlerimize de örnek olur… Haber- Fotoğraflar: Adnan Şahin

Hollanda’da sahte boşanmalar revaçta! Hollanda’da devletin sunduğu imkânlardan faydalanmak için boşanıp birlikte yaşamaya devam edenlere sıkı denetim geliyor. Nederlandse Vereniging voor Burgerzaken Derneğinden Henk van Dijkhuizen, “Resmiyette boşanıp birlikte yaşamaya devam eden ve bunu devlete bildirmeyen kişiler yaklaşık 10 bin euroya kadar kâr edebiliyor. Yapılan yolsuzlukların genelde açığa çıkmadığını görüyoruz. Sırf geçtiğimiz yıl yapılan incelemeye göre 300 kişinin sahte boşandığını ortaya çıkardık” açıklamasında bulundu. Yetkililer yapılan bu yolsuzluk yöntemini kontrol

etmenin ve ortaya çıkarmanın oldukça zor olduğundan şikâyetçi. Boşanmış çiftlerin görüşmelerinde sakınca görülmediği için aynı evde kalıp kalmadıklarını delillerle tespit etmenin mümkün olmadığından yakınan yetkililer, “artık bu suçu işleyenlere karşı hep birlikte savaş vermeliyiz” ifadesini kullandı. İnceleme müfettişleri, “genelde anonim olarak bize ihbarlar geliyor. Bunları değerlendirip yapılan yolsuzluğu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Evde kullanılan su ve

elektrik gibi temel ihtiyaçları da dikkate alarak belirlemelerimizi yapıyoruz. Sahte boşanmalar zirveye ulaştığından dolayı çalışmalarımızı sıkılaştırdık” dediler. PvdA Milletvekili Henk Nijboer, “bu insanlar devletin tanıdığı haklardan haksız yere faydalanarak vatandaşın parasını yiyor. Artık buna son verilmelidir” sözlerine yer verdi. Resmiyette boşanıp, aynı evde yaşayan ve devletin sunduğu imkânlardan faydalananlarla mücadele edileceği bildirildi.

yunus322@hotmail.com

“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” sözünü eskiler çok kullanırdı malumunuz. Şuan var olan neslin fazla bilmediği bir söz aslında. Anlamı, “insan belleği unutma özürlüdür”. Zaten insan kelimesinin kökü, unutmak anlamına gelen “nisyan” kelimesinden türemiştir. Her hangi birisi Allah’ın bize nimet olarak ikram ettiği şeyleri saymamızı istese, belki de “unutmak” nimetini hiç zikretmeyebiliriz. Ya da listenin sonuna sıkıştırabiliriz. Aslında unutmak büyük bir nimettir. Büyük travmalar yaşayan insanların, savaş ortamında vahşete şahit olan mazlumların, çok sevdiği kişiyi kaybeden birinin ilk gün ki gibi acısının taze kaldığını bir düşünsenize? Hayat ne kadar zor olur. İnsan unutabildiği için sosyal hayata belli bir süreden sonra tekrar karışabiliyor. Böyle olaylar sonrası psikolojik destek alıp unutmaya çalışan insanlarımızın sayısı azımsanmayacak kadar çoktur. Bu gibi zorlu süreçten geçenler için unutmak en güzel nimetlerden biridir. Birincisinde belirli sebeplerden dolayı unutmanın kişiye pozitif anlamda getirisine değindik. İkincisi, kendi irademizin dışında unutabilme durumudur. Malumunuz Alzheimer hastalığı unutkanlıkla başlayan bir hastalık türüdür. Günlük aktivitelerin bozulması, ilerleyen süreçte hastanın kendisini ifade edememesi, algılamanın bozulması, kişilik değişikliği ile psikolojik belirtilerin ortaya çıktığı ve belirli süreçten sonra hastanın tamamen birinin yardımına bağımlı olarak hayatını devam ettirdiği ve yatağa mahkûm olduğu nörolojik bir hastalık türüdür. İslam hukukunda unutma (nisyan) semavî ehliyet ârızaları arasında sayılmıştır. Yani kişinin irade ve seçiminin etkili olmadığı durumlardır. Hastalığın evrelerine göre dinî mesuliyeti azalmaktadır. Böyle bir hastayı unutkanlığından dolayı suçlamak ve eleştirmek doğru değildir. Bazen de bilinçli bir şekilde bazı şeyleri unutuyoruz. Şuan insanoğlunun yaşadığı hayat tarzı tamda girizgâhta yazmış olduğum cümlenin ifade ettiği manayla birebir örtüşüyor. Son bir hafta içinde sanal âlemde gözlemlediğim bazı durumlar bu sözü bana yeniden hatırlattı. Suriye’de gökleri inleten

acı ve feryadı sanal âleme taşıyan biz Müslümanların, güvenli bölgeye geçmiş kardeşlerimizin mutluluğu ile rutin (ama mutlu) hayata geçmenin sevincini yaşıyoruz. Malumunuz bu kadar acıya yüreğimiz dayanamazdı. Bir hafta sonunda nerdeyse Suriye hakkında sanal âlemde ne bir görüntü ne de bir kelam var. Bu işi dert edinenler müstesna elbette. Allah kardeşlik bilinciyle hareket eden müminlerin sayısını artırsın. Artık sofralarımızı süsleyen yemekleri itinayla masaya dizip fotoğrafını sosyal medyada paylaşabiliriz. Masumiyetin yüzü olan savaş çocuklarının yüzleri yerine, çocuklarımızın her anını videoya çekip instagram üzerinden yayınlayabiliriz. Bizim çocukların mütebessim çehreleri, savaş ortamında çocukluğunu yaşamamış yavruların yüzünü unutturur bize. Çünkü üzerimize düşen görevi tamamlamanın gururunu yaşıyoruz. Hayır! Öyle değil. Unutmaya başladık bile. Hakikat bu. Şöyle bir hatırlayalım: Irak’ta savaş olduğunda sürmanşet verilen haberlerde kendimizi mesul hissetmenin ya da iyi haber yakalamanın telaşıyla bir hareketlilik yaşanıyordu. Sorunlar medyatik olmaktan çıktığı anda unutulmaya başlandı. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Demek ki, duygularımızı da kontrol eden bir güç var. O zaman irade denilen kavram nerede? Niye birilerinin gösterdiği kadar hissediyor ve harekete geçiyoruz? İnsan, her şeyi unutabilir. Bazen kendini bile. Fakat tarihine, medeniyetine ve inancına balta vurmaya çalışanları unutmamalı. Biz yaşadıklarımızdan ibret almadıkça tarih tekerrür etmeye devam edecektir Toparlayacak olursak, yaşadığı olumsuzlukları hayata tekrar tutunabilmek için unutmaya çalışmak anlaşılır bir durumdur. Semavî sebeplerden dolayı unutmakta omuzlarımıza mesuliyet yüklemez. Ya bilerek her şeyi unutuyorsak bu durumda ne olacak? Eğer unutursak, ebedi hayat için unutulanlar listesine adını yazdıranlardan olacağımızı da unutmamalıyız.


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222 - Ocak/Januari 2017

04 dosya 10 dossier

Bakış Açısı

elif_1705@hotmail.com

Elif Bayraktar

Ahir Zamanda An’ı Yaşamak Zaman kavramının Wikipedia’daki tanımı; ‘ölçülmüş veya ölçülebilen bir dönem, uzaysal boyutu olmayan bir süreklilik’ şeklindedir. Zaman’ı ölçmek için ise ay ve güneşten yararlanılıp takvimler icat edilmiştir. Buna göre bir yıl yaklaşık 365 gün, bir ay ortalama 30 gün, bir hafta 7 gün ve bir gün 24 saattir. Biz insanların dünya gözüyle inandığı ve hissettiği zaman kavramı bu şekilde. Ömür denilen sermayemizi gün be gün tükettiğimiz, an an, saniyelik nefeslerle kendi zamanımızın sonuna yaklaştığımız tuhaf bir dünyadayız işte. Asıl şaşkınlığımız ölüm sonrasına. Allah bize sonsuz bir yaşam vaad ediyor. Sonsuz! Sınırlı sayıda bir ömre sahip bir fani için dudak uçuklatan cinsten bir tezahür bu. Ebedi bir hayat… İki seçenek var; ya cennet, ya cehennem. Hani anne karnındaki bebeğe dünyayı anlatsalar, belki sadece kendisi annesinin karnına sıkıştığından ve gözü sadece orayı gördüğünden dünyanın güzelliğini hayal dahi edemez, inanamaz. Biz insanlar da ahiret hakkında bize söylenenlerin hayalini bile zor kuruyoruz. Sonsuzluktan bahsederken, dünya hayatında hissettiğimiz zaman kavramıyla kıyas yapıyoruz. Hâlbuki dünyada zaman sürekli; lakin sonlu bir kavram, ahirette ise zaman ve mekân kavramları çok çok daha farklı. ‘Rabbinin katında bir gün, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir’ (Hac,47) diyor ayette. Başka bir ayette ise ‘Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde ulaşırlar’ diyerek, bizim bildiğimiz bir günün karşılığının bin yıl ya da elli bin yıl olacağından bahsediyor. Ve (Allah inkârcılara) “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” diye sorar. “Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte bilenlere sor.” derler. (Müminun 112-113) İşte zaman bu kadar kısa ve değerli biz müminler için! Bize emanet verilen ömrümüzü hangi yolda harcıyoruz? Bugün Suriye’de, Halep’te binlerce cana kıyılıyor. Ölüm onların her an gözleri önünde. İnsana ölüm bu kadar yakınken, tövbesi, tevekkülü, teslimiyeti de çok fazla olur şüphesiz. Bu hâl üzere olan Halepli bir

çocuğun teslimiyetine hayran kaldım: ‘Üç kardeşim öldü. Öldü, çünkü Âlemlerin Rabbi olan Allah’ın iradesi budur. Allah onların yazgısına ölmelerini yazdı ve onlar da öldü, Allah onlara cennete girmeyi yazmış’ diyor. Teslimiyete bakın! Bugün bizim en yakınımıza ölüm aniden gelse, bu şekilde tevekkül ve teslimiyet gösterebilir miyiz bilemiyorum. Hâlbuki inanan yüreklere ölüm ne kadar sevimliydi. Ölüm, sevgiliye kavuşmak demekti, bu sebepten Mevlana, ölüm gecesine, düğün gecesi anlamında ‘Şeb-i Aruz’ demişti. Ve yine sınırlı düşünen aklımızla Allah’ın ne kadar yüce ve büyük olduğunu pek az zikrediyoruz. Aksi hâlde her an, her yerde O’nun varlığını hissederdik ve dilimizden ‘Allahuekber’ zikri eksik olmazdı. Gafil kalan kalplerimizle dünya meşgalelerine dalıp gitmişiz. Hakikati düşünen mümin bir an olsun kalbini zikirsiz bırakır mı hiç? Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki: “Beş şey gelmeden önce beş şeyi ganîmet bil: İhtiyarlığından önce gençliğini, hastalanmadan önce sıhhatini, fakirliğinden önce zenginliğini, meşgul zamanlarından önce boş vakitlerini ve ölümünden önce hayâtını!” (Hâkim, Müstedrek, IV, 341; Buhârî, Rikak, 3; Tirmizî, Zühd, 25) Efendimiz’in vakte vurgu yapması üzerine düşünürsek, yaşadığımız anın kıymetini anlayabiliriz. Bu vakit, bu dakika, bu an, bir daha geri gelmeyecek! Öyleyse neden boşuna dünya işlerine kafamızı yoruyoruz, en ufak şeyleri kendimize dert ediniyoruz? Ahireti ve ölümü sıkça hatırlayabilsek; derdimiz sadece Rabbimizin rızasını kazanabilmek olurdu. Hem kıyamet bu kadar yakınken! Hem ölüm ensemizde durup, beklerken! İşte ahir zamanın sıradan bir gününde ve bir saatinde yazıyorum bu yazıyı, hayırlara vesile olsun diye. Söz uçar yazı kalır diye. Belki yazıyı yazan ve okuyan kalplerimizde bir ışık yanar, anın kıymetini her an anlayabiliriz diye. Bir saniyelik anlarda, şu an yeryüzünde binlerce can dünyaya veda ederken bir Fatiha ruhlarına okuyabilelim diye. An be an, her hâlimize şükür niyetine… Dünya’da zulüm altında, işkencelerle ve türlü zorbalıklarla ölümü bekleyen Müslüman kardeşlerimizi anlayabilmek adına, biraz olsun ölümü hatırlamak ve sizlere hatırlatmak adına bu yazıyı kaleme aldım. Bir saniye olsa ağzımızın tadı kaçsın, korku ve ürperti bedenimizi sarsın. Havf ve reca arasında Allah’a tövbe edelim. Allah kulunu bu kadar severken, bu anın kıymetini bilelim. Rabbimiz bizleri affetsin!

Feyzi Aksoy:

“Bizim görevimiz, bu hayatın bir gün sona

“Vakfımız, ticari bir kuru Kâr amacı gütmez. Böyle Allah’ın rızasından uzak Ölüm şah damarımızdan daha yakın. Buna rağmen hayatın meşgalesi, keşmekeşi bize bu gerçeği zaman zaman unutturuyor. Bu gerçeği bize hatırlatmak ve o acılı anımızda yanımızda olmak amacıyla yaklaşık 40 yıldır hizmet sunan Çınar Cenaze Vakfı sorumlusu Feyzi Aksoy ile hoş bir söyleşi gerçekleştirdik. Sohbetimizde, yıllık çok cüzi bir meblağ ile bu fona üye olanların nasıl bir hizmet aldıklarını ve bu acılı andan sonra sürecin nasıl işlediğini, vakfın amaçlarını konuştuk. İlgiyle okuyacağınızı ve istifade edeceğinizi umuyoruz...

V

akfın tarihçesi hakkında kısa bilgi verebilir misiniz? Çınar Cenaze Yardımlaşma Fonu, Millî Görüş Teşkilatları tarafından, insanları bir arada tutmak, yardımlaşma duygusunu pekiştirmek, hayatta ve ölüm anında bile, bir ve beraber olduklarını hissettirmek için 1980’li yıllarda gayri resmî olarak kurulmuştur. Daha sonra Hollanda’nın vakıf statülerine göre yardımlaşama fonu olarak 1991 yılında resmiyet kazanmış ve bugüne kadar da hizmetlerini sürdürmüştür. Vakfın kuruluş amacı neydi? İnsanların en acılı gününde yanlarında olmak, bu işin ticarete dökülmesini engellemek ve insanlarımızı ölümün varlığından haberdar etmek vakfın temel amaçlarındandır. Vakfımız, insanlarımızın vefat anında karşılaşacakları güçlükleri bitirmek ve ticari rantı engellemek amacına matuf olarak kurulan bir yardımlaşma, imece fonudur. Biri vefat edince, ona taziyede bulunarak görevimizi yerine getirdiğimizi sanıyordum. Bu işe başlayınca, arka plandaki gerçeklerle yüzleştim. Ve verilen hizmetin çok önemli, hayırlı ve kutsal olduğuna inandım. Temellerini 40 yıl önce atan büyüklerimizin bu vakıfla neleri gaye ettiklerini ve o ince hesaplarla neleri murad ettiklerini şimdi daha iyi anlıyorum ve bu işe öncü olanları rahmet, saygı ve minnetle anmak istiyorum. Neler gözlemlediniz? Kurulduğu günden beri burada görev alan herkes kendi üzerine düşen görevi bihakkın yerine getirmişler; Allah hepsinden razı olsun. Biz de bu amaç doğrultusunda günün şartlarına uygun olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 2005 yılından sonra yapılan tüzük değişikliği ile vakfımızın hizmet çerçevesi yeniden belirlenmiş ve Hollanda’da yaşayan bütün Müslümanları içerisine alan bir hizmet alanı sunulmuştur. Hollandalıdan tutun Somaliliye varana kadar Müslüman olan bütün yabancılar vakfımızın üyesidirler ve bu hizmetten onlar da, üyelik şartlarını yerine getirdikleri müddetçe yararlanmaktalar. Dünyanın her yerine cenaze gönderen yegâne kuruluşlardan biriyiz. Millî Görüşün de temel felsefesi de budur zaten: Bütün insanlığa hizmet sunmak ve onların saadet,

huzur içerisinde yaşamaları için çalışmaktır. Bizi diğer oluşumlardan ayıran en belirgin özellik de budur. ,

Vakıflar Allah’ın bir malı ve emaneti hükmündedir. Onlar kendilerini muhafaza etmeliler ki, varlıklarını sürdürebilsinler. Onlara halel ve zarar gelmemeli. 50 yaşına kadar üye olmak isteyenlerin ödeyeceği meblağ bellidir. Bizde, ön kayıt bedeli yoktur

Neler yapıldı bu süreçte? Kurumların devamlılığı önemli. Şahıslar gelir, görevini yapar veya yapamaz, giderler. Bu önemli ve hayırlı hizmetten herkesin istifade etmesini arzu ediyoruz. Çok acı olaylar yaşanıyor. O en acılı gününde insanlar, maddî sıkıntıdan dolayı en yakınının üzüntüsünü yaşayamıyor. Bürokratik işlemlerin içerisinden çıkamıyor. Biz de buradan hareketle, herkesi bu güzel hizmetle tanıştırmak istiyoruz. Gerek sosyal medyada, gerek tanıtım kampanyalarımızla, gerekse cami ve lokal sohbetlerimizle insanlarımıza ulaşmaya çalışıyoruz. Sitemizi iki dilli hâle getirdik, üye bilgilerini güncelleştirdik. Dijital kart sistemine geçtik. Vakıf tüzüğümüz

herkese açık olarak sitemizde görülmekte. Kayıt işlemlerini en basit hâle getirdik. Cep telefonlarından bile üye olacak kolaylığı sağladık. Telefonda bilgi düzenletmesini, değişiklik bildirimi yapılmasını tabiri caiz ise, yasakladık. Hollanda’nın yasalarına göre de sözlü olarak bir değişiklik yapılması zaten yasak. Her başvuru ve özel bildirim sonrasında biz üyeye geri dönüş yaparak, onay veriyoruz. Özel günlerde üyelerimizi aramayı, onlara taziyelerde bulunmayı bir görev olarak kabul ettik. Ne tür sorunlar yaşıyorsunuz? Üyemzi 30 yıldır üye mesela. Son iki yıldır her türlü hatırlatmaya rağmen üye aidatını ödememişse, bu onun hâlâ üye olduğu anlamına gelmez. Burası bir yardımlaşma fonudur. Siz o kasaya yıllık aidatınızı ödeyince ancak o kasanın sunduğu hizmetten istifade edebilirsiniz. Daha önceki yapmış olduğunuz yardımların hiç önemi yoktur. Bu noktada bazı sorunlar yaşanıyor. Biz sigorta şirketi değiliz ki, aidatını ödemeyenin kapısına haciz gönderelim. Bizim insanlara baskı yapmamız ve onların ceplerinden zorla para almak gibi bir derdimiz ve lüksümüz söz konusu olamaz. Bu bir gönül işidir. Her yılın başında o yıla ait üye aidat bedellerin çekleri yollanır. Ödeme yapmayan üyelere nisan ayında bir hatırlatma daha yollanır. Üçüncü ve dördüncü hatırlatmalar maille ve telefonla yapılır. Hz. Ömer, günlük olarak kendisine ölümü hatırlatması için birine her gün 1 akçe ödeyerek, bizlere önemli bir ders vermiştir. Bizim de görevimiz, bu hayatın bir gün sona ereceğini hatırlatmak ve o anda da yanınızda olabilmektir. Üyemizin de kendi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesini istiyoruz. Bunu da her gittiğimiz yerde anlatmaya


söyleşi 11 interview

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 222 - Ocak/Januari 2017

ereceğini hatırlatmak ve o acılı anında da yanınızda olabilmektir ”

uluş değildir. e olursa, klaşmış oluruz”

Feyzi Aksoy kimdir?

1974 Malatya doğumluyum. İlk, orta ve lise tahsilimi Malatya’da tamamladım. Bilgisayar programcılığı ve inşaat mühendisliği olmak üzere iki üniversite mezunuyum. İstanbul’da çalıştım, yaşadım. Hollanda’ya 2004 yılında Eindhoven Teknik Üniversitesi’ne mastır için geldim. Evlendim ve burada kaldım. 2006 2013 yılları arasında Hewlett-Packard’da, 2013 -2014 yılında Apple sistem kurulum ve analisti olarak çalıştım. 2014’ten beri de Hollanda İslam Federasyonu bünyesinde hizmet veren Çınar Cenaze Yardımlaşma Fonu’nda görev verildi. Vakıf sorumlusu olarak çalışmaktayım. Evli ve 1 kız çocuğu babasıyım.

çalışıyoruz. Bazen gençler aksatıyor, bazen de yaşlılarımız. Lütfen, gençler, anne ve babanızın üye aidatlarının düzenli ödenmesini kontrol edin. Yine yaşlılarımıza aynı çağrıyı yapmak istiyorum: Lütfen, çocuklarınızın aidatlarını ödeyip ödemediğini kontrol edin. Ölülerle alakalı sıkıntımız yok ama diriler bizi çok yoruyorlar. Bize ulaşmak çok kolay. Üyelik şartları nelerdir? 18 yaşını dolduran, Hollanda ‘da ikamet eden her Müslüman birey vakfımıza üye olabilir. Diğer istenilen özellikler hep detaydır. Yaşı, medeni durumu gibi… Üyelik, anne, baba ve çocuklardan oluşan çekirdek aileyi kapsar. Tahsil hayatı devam eden çocuklar anne ve babanın üyeliklerinden 21 yaşına kadar istifade edebilirler. Bu yaştan sonra kendi bireysel üyelikleri için başvurmalılar. Bu konuda hem aileler hem de gençler bazen ihmal davranıyorlar. Ölüm, genç ve yaşlı, hasta ev sağlıklı ayrımı yapmıyor. Bu konuda insanlarımızın daha hassas davranmalarını istirham ediyorum. Üyelik bedeli nasıl belirleniyor? Yıllık masraflar hesaplanır, üye sayısına bölünür ve çıkan rakam üye katkı payı olarak üyelerden tahsil edilir. Bu rakam, son iki yıldır 49 Euro’dur. Türkiye ve Avrupa ülkeleri haricindeki üyelerimizin katkı bedeli ise 110 Euro’dur. Çınar vakfı olarak vefat anından sonra neler yapıyorsunuz? Kişinin evde ya da hastanede vefat etmesi bakımından, iki çeşit vefat olayı var. Böyle bir durum yaşandığında vakfımızın 24 saat açık olan acil hatları aranır. Bu gibi zor ve acılı durumlarda aileye fazla yük yüklememek için, gelişmeleri bizimle beraber takip edecek akrabalardan dirayetli birinin, vefat edenin resmî evraklarını (Nüfus Cüzdanı ve Pasaport) bize teslim etmesi yeterlidir. Ondan sonraki bütün işlemler tarafımızdan en hızlı bir şekilde yürütülmekledir. Cenaze evde ise, en yakın morga kaldırırız. Ölüm raporlarını doktor aracılığı ile hazırlatırız. Belediye ve konsolosluk gibi resmî makamlar nezdindeki bütün işlemleri, müracaatları yaparız. Cenazenin İslami usullere göre yapılması için, yıkanması, kefenlenmesi, cenaze namazının kılınması

ve uluslararası standartlara göre tabutlanmasını yaparız. Cenazenin havalimanı morg bölümüne naklini ve uçağın kargo bölümleri işlemlerini yaparız. Gidiş dönüşler 4 haftayı geçmemek üzere Türk Hava Yolları’ndan iki refakatçi bileti ayarlanır. Cenaze hangi il, ilçe ve köye gidecekse, Türkiye havaalanından cenazenin alınması için cenaze arabası ayarlanır ve köyüne kadar hatta mezarının başına kadar nakli yapılır.

Cenaze hangi il, ilçe ve köye gidecekse, Türkiye havaalanından cenazenin alınması için cenaze arabası ayarlanır ve köyüne kadar hatta mezarının başına kadar nakli yapılır

Adli vakalarda işler nasıl yürütülüyor? Evde, sokakta düşmeler, uykuda vefat, bazı şüpheli durumlardaki ölümler adli vakadır. Bu gibi durumlarda polis devreye girer. Bu aşamadan sonra bizim muhatabımız ev ya da hastane doktoru değil doğrudan polis oluyor. Evrakları da onların ilişki içerisinde olduğu belediyenin sağlık kurumu ve daha da ilerisi savcılıktan almamız gerekiyor. Ondan sonra defin için izin çıkar. Adli vakalarda cenazenin nakli biraz aksıyor. Hollanda’ya defin işlemleri için neler yapılıyor? Hollanda’da toprak alımız çok zor. Mezarlıklar, belediyelerin inisiyatifindedir. Her belediyenin kendine has, özel bağımsız şartları vardır. Biz vakıf olarak herkese eşit mesafede olmamız gerekiyor. Cenazenin Hollanda’ya definlerinde, yine aynı prosedür işletiliyor ve mezar yerinin ilk kiralama dönemini tarafımızdan karşılanıyor. Üyelerin tercihi nasıl? İnsanlarımızın yüzde 80’i Türkiye’ye defnedilmek istiyor. Birinci ve ikin-

ci kuşak Türkiye’ye gitmek, defnedilmek isterken, son jenerasyon Hollanda’da kalmak istiyor. Hatta aile de bundan yana tavır koyuyor. Çünkü, 30-35 yaşında evladı ölmüş. Ardında eşi ve çocukları kalmış. Bunların Türkiye’ye gidip kabir ziyareti yapmaları çok zor. Burada bir mezarlığa defin yapılması onların işini daha da kolaylaştırıyor. 50 yılı aşkın bir süredir buradayız ama, hâlâ burada kalıcı olmadığımızı düşünüyoruz. Buradaki Müslüman mezarlığı için çalışmalar var mı? Belediyenin verdiği söz üzerine, özellikle Rotterdam’da yaşayan farklı etnik kökenden Müslümanların böyle bir girişimi var. Mülkiyet olarak alınması planlanan ve işletmesini vakıfların üsteleneceği, Rotterdam Zuid’de bir mezarlık yeri alınması düşünülüyor. Böyle bir çalışma bütün Hollanda’yı rahatlatacak durumda olacaktır. Eğer her şey istenilen durumda yürürse önümüzdeki aylarda bir netice alınacak. Türkiye’de vefat eden üyeleriniz için nasıl bir hizmet veriliyor? Türkiye’de vefat eden üyemizin aile bireyleri, vefat edenin ölüm raporlarını vakfımıza ibraz etmeleri halinde aileye 650 Euro maddî destek verilmektedir. Üye olmayanlara da hizmet veriliyor mu? Evet. Bize müracaat edilmesi hâlinde, cenazenin kaldırma bedeli ödendiği takdirde gerekli olan bütün hizmetler tarafımızdan yapılır ve cenaze kaldırılır. Cenazeyi aynı gün gönderme durumu var mı? Vefat olayı eğer sabah olmuş ise, aynı gün akşamı cenazeyi gönderme durumumuz söz konusudur. Hollanda’da bazı kurallar var. 36 saatten önce defin işlemi yapmamız mümkün değil. Doktorlar vasıtasıyla bu durum kolaylıkla aşılıyor. Hem aile bizden en kısa zamanda cenazenin yerine ulaştırılmasını istiyor hem de biz İslami bir kurum olarak cenazenin bekletilmesinin doğru olmadığını biliyoruz; yani bu konuda çok hassasız.biz hiçbir zaman cenazenin polis ya da hastane morgunda bekletilmesini istemeyiz.

Ama adli vakalar da durum farklı oluyor elbette… Gençlik için özel kampanyalarınız var galiba… Evet. Her yıl olduğu gibi bu yılda gençler için indirimli üye kampanyamız devam ediyor. 20 ile 25 yaş arası gençlerin üye olması hâlinde ilk yıl ödeyecekleri katılım bedeli 30 Euro’dur. Bir cep telefonu kadar onlara yakınız. Ölüm ise hepimize telefondan daha yakın. Lütfen üye olsunlar. Bize üye olmalarını elbette isteriz ama önemli olan herkesin bu manada hizmet veren bir kuruma üye olmalarıdır. Öyle olaylar yaşadım ki, arabada dakikalarca göz yaşı döktüm. Gençler kendi bilgilerini lütfen güncellesinler. Çoğunun peşinden hâlâ aileler koşuşturuyor. Ellerindeki telefonla bile bize kendileriyle alakalı değişiklikleri iletebilirler. Özel durumlar var mı? Üyemiz dâhi olsa savaş hâlinde olan ülkelere cenaze hizmetimiz olmuyor. O gibi durumlarda cenaze Hollanda’ya defnediliyor. Türkiye harici başka ülkelere refakatçi olarak bir kişilik bilet veriliyor. 50 yaş üstü için özel bir katkı payı, kayıt parası alınıyor mu? Hayır. Vakıflar Allah’ın bir malı ve emaneti hükmündedir. Onlar kendilerini muhafaza etmeliler ki, varlıklarını sürdürebilsinler. Onlara halel ve zarar gelmemeli. 50 yaşına kadar üye olmak isteyenlerin ödeyeceği meblağ bellidir. Bizde, ön kayıt bedeli yoktur. 50 yaşından gün almış ve üye olmak isteyenlerden de kayıt parası almıyoruz. Ona sadece şunu diyoruz: Kardeşim, sen bu yaşta 50 Euro aidatla üye olmak istiyorsun ama bu vakfa 20 yaşında üye olmuş ve 30 yıldır üye aidatı ödeyen biriyle eşit olmak istiyorsun bu mümkün değil. Sen önce, bu adaletsizliği, eşitsizliği önlemek için o kayıp senelerin bedelini bu vakfa öde, ondan sonra seni üye olarak kabul edelim diyoruz. Hedeflerinizi öğreneblir miyiz? Hollanda’nın bütün noktalarına en kısa zamanda ulaşacak cenaze nakil arabalarımız, farklı yerlerde ayarlanan morglarımızla insanımıza daha yakın durumdayız. 2017 yılında çok daha güzel hizmetler sunacağız. 10 bin civarı olan üye sayımızı artır-

mak için cemiyetlerdeki temsilcilerimizi daha donanımlı hâle getirmeye çalışıyoruz ve onları teşvik için özel hizmetlerimiz oluyor. Camilerde verilen bilgilendirme ve cenaze yıkama seminerlerimiz devam ediyor. Cenaze giderlerini düşürmenin ve bunu aidatlara yansıtmanın gayreti içerisindeyiz. İnsanların bizlere duyduğu güven çok önemli, buna layık olmak için en güzelini yapmaya çalışıyoruz. Bizi sorgulasınlar. Ben bu hizmet en güzel bir şekilde yapmakla yükümlüyüm. Eğer bir eksiklik varsa, beni düzeltsinler. Burası aracı kabul etmez. Millî Görüş, ticari bir kuruluş değildir. Kâr amacı gütmez. Böyle olursa işin içine nefsimizi karıştırmış ve Allah’ın rızasından uzaklaşmış oluruz.

Size gelen teklifleri değerlendiriyor musunuz? Türkiye’ye transfer edilen cenazelerde, o il veya ilçedeki Anadolu Gençlik Derneği, ve Millî Görüş Vakfı temsilcilerinin cenaze evlerine taziye ziyaretinde bulunmalarının çok uygun olacağı söylendi. Gelen bu teklifi değerlendirdik ve gereğini yerine getirdik. Bundan sonra böyle bir uygulama da başlatılacak.

Her yıl olduğu gibi bu yılda gençler için indirimli üye kampanyamız devam ediyor. 20 ile 25 yaş arası gençlerin üye olması hâlinde ilk yıl ödeyecekleri katılım bedeli, 30 Euro’dur

” Mesajınızı alabilir miyiz? Ocak ayı başında herkes ödeme çeklerini aldı. Bunu ihmal etmeden ödemelerini yapsınlar. Doğum, evden ayrılma, okula devam etmeyen 18 yaşından büyük çocuklar gibi değişiklileri en kısa zamanda bize bildirsinler. Söyleşi - Fotoğraflar Zeynel Abidin

«


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222 - Ocak/Januari 2017

04 prizma 12 prisma

Genç Gözüyle

t.yildiz@iue-edu.nl

Talha Yıldız

“İslam Devleti” Açılmayı Beklenen Paket Midir? (2) Son yazımızda, İslam dünyasındaki farklı devletlerin, örgütlerin ve siyasi hareketlerin “İslam Devleti” hedefi ve hayali olduğunu ve bu kavramın her yapı tarafından farklı şekilde algılandığının üzerinde durmuştuk. Keza o yazıda Kur’an ve Sünnet’in halihazırda bir devlet modeli sunmadığını ve bundan dolayı “İslam Devleti’ni” açılmayı beklenen bir paket olarak algılanmasının yanlış olduğunu belirtmiştim. Ayrıca o yazıda bu konuyla alakalı iki sorunun cevaplandırılmasının önemli olduğunu belirtmiştim. Bunlar sırasıyla “İslam’ın bir devlet gayesi var mı?” sorusu ve var ise, “bu devlet modelini uygulayacak köklü bir mirasa sahip miyiz?” sorusudur. O yazıda birinci soruyu olumlu cevaplandırmıştık. Bu yazıda ise, ikinci soru üzerinde durmaya çalışacağız. Günümüzde devletin yapısı, devlet yetkilerinin sınırları, devletin sahip olduğu organlar, bu organların birbirleriyle münasebetleri ve fertlerin hak ve özgürlükleri “Anayasa Hukuku” içerisinde yer almaktadır. Her ne kadar İslam tarihi içerisinde Müslümanlar farklı devletler kurmuş olsa da, günümüzde “Anayasa Hukuku” olarak adlandırılan alanla alakalı, fıkıh kitaplarında bilginin sayısı azdır. Şimdi bu durumun muhtemel sebepleri üzerinde duralım. Hilafetten saltanata geçişin olumsuz neticeleri Hz. Peygamber’in (sav) vefatının sonraki otuz yıllık dönem, Raşid Halifeler dönemi olarak nitelendirilmektedir. Bu dönemde Peygamberimizin (sav) önde gelen sahabelerinden Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali, sırasıyla İslam ümmetinin siyasi liderliği görevini üstlenmişlerdir. Daha sonra Hz. Ali ile mücadele eden Emevî ailesi, zaman içerisinde bu mücadeleden galip ayrılıp siyasi idareyi ele geçirmiştir. Emevî ailesinin devlet yönetimini ele geçirmesiyle birlikte İslam dünyasındaki siyasi yapı saltanata dönüşmüştür. Bu gelişme İslam tarihinin ve aynı zamanda İslam hukuk tarihinin en önemli kırılma noktalarından birisidir. Raşid Halifeler döneminde halk her konuda devlet başkanına eleştiri, itiraz ve tavsiyelerde bulunma hakkına sahip iken, Emevîler ile birlikte halk siyasete karışmadığı müddetçe özgür hareket edebiliyordu. Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için, İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin en önemli öğrencilerinden İmam

Muhammed eş-Şeybani’nin yaşadığı bir olaydan bahsetmek istiyorum: Hanefi mezhebinin büyük âlimlerinden İmam Serahsi’nin rivayetine göre İmam Muhammed, baskı altında alınan bey’atın ve yapılan yeminin geçersiz olduğunu bir kitabında belirtir. Bu haberi alan dönemin siyasi idarecileri, İmam Muhammed hakkında soruşturma başlatır ve kendisini sorguya çeker. Durumun kötü neticelere yol açacağını öngören bir öğrencisi, imamın evine yapılan kuşatmayı gizlice deler ve kitabı alıp kuyuya atar. Öğrencisinin bu hamlesi, İmam Muhammed’in hayatını kurtarmasına yol açar. Bu örnek bizlere şunu göstermektedir: Dönemin halifeleri meşruiyetlerini sağlayabilmek için insanlara zor kullanarak; yani onların rızası olmadan kendilerine bey’at (itaat sözü) alıyordu. İmam Muhammed’e göre bey’at insanların hür iradelerine dayanması gerekir. Dolayısıyla baskı altında alınan bey’at bir geçerlilik taşımamaktadır. Her ne kadar İmam Muhammed’in bu görüşü ilmî çalışma çerçevesinde ortaya konmuş olsa da, belirtmiş olduğu bu görüş siyasetçilerin meşruiyetlerini sorgulama anlamı taşıdığı için, kendisinin bu alanda sahip olduğu özgürlüğe kısıtlanma uygulanmıştı.

“İslam Devlet modelini uygulayacak köklü bir mirasa sahip miyiz?” İmam Muhammed ve diğer âlimlerin yaşadıkları benzer olaylar,âlimlerin anayasa hukukundan uzak kalmalarına yol açmıştır. Zira baskı ve tehdidin olduğu bir ortamda insanların rahat hareket etmeleri beklemek mümkün değildir. Böyle bir ortamda âlimler anayasa hukukuyla alakalı eserler kaleme almış olsalar dahi, bu görüşlerin uygulama alanı bulmasının şansı çok düşüktü. Çünkü bir âlim sonuçta yazdıklarının bir karşılık bulmasını ister. Gerek siyaset gerekse toplum nezdinde hiçbir kıymet teşkil etmeyen işlerle bir ömür tüketmeye kaç kişi taliptir? Bundan dolayı âlimlerimiz bu konularla yeteri kadar iştigal edemediler. Bu konularla alakalı elbette kitaplar yazanlar olmuştur, ancak bu kitapların sayısının fıkhın diğer alanlarına nazaran çok olmadığını belirtmemiz gerekir. Bugün eline herhangi bir ilmihal kitabı alan kişi, abdestin farzları ve abdesti bozan şeyler hakkında âlimlerin birbirine aykırı ve zıt görüşlerine rastlayabilir. Farklı mezheplerin bu konularla alakalı görüş ayrılıkları bir yana, aynı mezhep içerisinde bile çok farklı görüşlere rastlamak mümkündür. İslam tarihi içerisinde siyasi idareciler, burada belirttiğim konulara karışmadığı için, âlimler özgürlük içerisinde bu konulara dair eserler yazabilmişlerdir. Sonuç olarak, her ne kadar İslam’ın bir devlet gayesinin olduğu bir gerçek olarak karşımızda dursa da, tarih içerisindeki vuku bulan bazı gelişmelerden dolayı bu devlet modelini uygulama konusunda kanaatimce köklü bir mirasa sahip değiliz.

Araştırma...

Çok kültürlü toplumu destekleyen Hollandalıların oranı çok kültürlü toplumun bir zenginlik olduğu görüşünde...

Göçmenlerin entegras ilerliyor. Ama toplumda Sosyal Kütürel Plan Bürosu’nun (SCP) Hollanda’da yaşayan 4 büyük göçmen grubun entegrasyonu konusunda yaptığı kapsamlı bir (Integratie in zicht?) araştırmanın sonuçları açıklandı.

A

raştırma sonuçları bazı konularda çelişkili bir tablo ortaya çıkarıyor. Entegrasyonla bağlantılı göstergeler bir yandan yavaş da olsa olumlu yönde sürekli ilerlerken, diğer taraftan toplumda farklı gruplar arasındaki gerilim de artıyor. Özellikle eğitim ortalaması yüksek olan ikinci kuşak göçmenlerin maruz kaldığı ayrımcılık sonucu iyi bir gelecek perspektifine sahip olamaması, gerilimi artıran başlıca neden olarak gösteriliyor.

gerisinde kalmasının en önemli nedeni olarak Hollandaca dil mağduriyetini gösteriyorlar. Araştırmacılara göre, Hollandaca konuşma ve yazmada zorluk çektiğini belirten Türklerin oranı, diğer grupların açık ara önünde bulunuyor. 10 yıl önce evde Hollandaca konuştuğunu belirten Türklerin oranı yüzde 31 iken, geçen yıl bu oran yüzde 43’e yükseldi. Bu da aile içinde Hollandaca konuşanların oranının hızla yükseldiğini ifade ediyor.

Hollandalıların (yüzde 6) iki katından daha yüksek bir düzeyde yüzde 14 dolayında seyrediyordu. İşsizliğin azalmasında özellikle Türk kadınlarının çalışma hayatına katılımının hızla artması önemli rol oynadı. Kadınların çalışma hayatına katılımı 2003 ‘te yüzde 39 iken, 2015’te yüzde 45’e yükseldi. Göçmen gençler arasında yüzde 22 dolayında seyreden yüksek işsizlik oranı ise (Hollandalı gençler arasın

Eğitimdeki mağduriyet dilden kaynaklanıyor! Özellikle eğitimin değişik aşamalarında göçmenlerin ciddi bir mağduriyeti söz konusu. Temel eğitimin sonunda yapılan seviye belirleme (Cito) sınavlarında göçmen çocukların başarı ortalaması daha düşük, matematik ve dil dersinde ise örneğin Türk çocuklarının başarıları diğer grupların da gerisinde seyrediyor. Türk çocuklarının temel eğitimde oluşan mağduriyetleri, eğitimin ileri aşamalarında da devam ediyor. Havo ve vwo gibi Yüksek okul ve Üniversiteye ön hazırlık eğitimlerini takip eden Türk gençlerinin oranı Fas’lı ve Süriname’li gençlerden daha düşük. Araştırmacılar, Türk gençlerin eğitim başarılarının diğer grupların

İşsizlikte ayrımcılık önemli faktör! Eğitimin aksine Türklerin iş piyasasındaki konumu diğer azınlık gruplara göre daha iyi. Geçen yıl Türkler arasındaki genel işsizlik oranı

da yüzde 9) kaygı verici boyutlarda. Gençlerin eğitim ortalaması yükselmesine rağmen işsizliğin halen bu kadar yüksek olması, araştırmacılara göre iş piyasasında karşılaşılan ayrımcı uygulamalardan kaynaklanıyor.

Yurtdışından giden eşyalardan ücret alınacak Yurtdışından getirilecek cep telefonu, bilgisayar, televizyon, uydu alıcısı gibi cihazlar olmak üzere alınacak ücretler belirlendi. Bakanlar Kurulu, ticari ithalat dışında yurtdışından getirilecek cep telefonu, bilgisayar, televizyon, uydu alıcısı gibi cihazlara yönelik bir defaya mahsus olmak üzere alınacak ücretleri belirledi. Buna göre, 2017 yılında cep telefonları için 20 euro, bilgisayar ve tabletlere 10 euro, oto radyosuna 1 euro, pilli radyoya 3 euro bandrol ödenecek. Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre, bu kapsamda,

51 ekrandan 148 ekrana kadar olan TV’lerden, ekran boyutuna göre 10 euro ile 80 euro arasında değişen miktarlarda bandrol bedeli alınacak. Tebliğle, oto radyo alıcılarından 1 euro, videolardan 18 euro, bilgisayar ve tabletlerden 10 euro, cep telefonlarından 20 euro bandrol bedeli tahsil edilecek. Bu kapsamda TV ağırlıklı birleşik cihazlardan 9 ile 21 euro arasında, radyo ağırlık birleşik cihazlardan ise 1 ile 18 euro arasında, cep tipi radyolu mp3-mp4 çalarları ile radyo

veya TV’li navigasyon cihazlarından 7 euro, radyo veya TV’li DVDVCD oynatıcılar ile radyo veya TV’li ev sinema sistemlerinden ise 15 euro bandrol bedeli alınması öngörülüyor. KAYNAK HABER7


.

toplum 13

samenleving

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 222 - Ocak/Januari 2017

geçtiğimiz yıllarda azalmasına rağmen, halkın yüzde 70’i,

syonu a gerilim de artıyor!

2017’de çok sayıda yeni uygulama hayata geçecek Hollanda’da 2017 yeni uygulamaların yılı olacak. Hollanda’da yeni yıl ile birlikte yeni uygulamalar yürürlüğe girecek. 2017’da hayatımızda neler değişecek? 2017 yılından itibaren yürürlüğe girecek yeni düzenlemeler ve uygulamalar

Hollanda ile ilişkiler Diğer göçmen gruplara göre Türkler, kendilerini Hollanda’ya daha az bağlı hissediyorlar. 2011 yılında Türklerin yüzde 74’ü, kendisini daha çok Türk toplumuna bağlı hissettiğini belirtiyordu, 2015 yılında ise bu oran yüzde 54’e geriledi. Boş zamanlarını Hollandalılarla geçiren Türklerin oranı hızla yükselmesine rağmen halen yüzde 20’si Hollandalılarla hiç ilişkisinin olmadığını söylüyor. Bu da genellikle yaşadıkları bölgelerde oturan Hollandalı sayısının çok az olmasından kaynaklanıyor. Türklerin kültürel konulardaki yaklaşımlarında ise önemli değişiklikler gözleniyor ve Hollandalılarla olan fark azalıyor. Kadın ve erkeğin toplumsal konumuna ilişkin görüş farkı giderek azalıyor. 2011 ve 2015 yılları karşılaştırıldığında örneğin eşcinsellerin istedikleri şekilde yaşayabileceklerini düşünen Türklerin oranı yüzde 54’ten yüzde 66 ‘ya yükselmiş durumda. Türklerin yüzde 41’i ise eşcinsel evliliklere karşı çıkıyor. Diğer taraftan Türklerin yüzde 77’si, çocuklarının hemcinsleriyle ilişkiye girmesine sıcak bakmadığını söylüyor. Türklere yaklaşım olumlu ama Türkler memnun değil! Entegrasyon paradoksu Hollanda toplumunun göçmenlere yaklaşımı konusunda çelişkili so-

Vergiden muaf Vergiden muaf tasarruf mevduat limiti değişiyor. Eşsiz olanlar için vergiden muaf tasarruf limiti 25 bin avroya çıkartılıyor. Daha önce limit 24 bin 437 avroydu. Evli olanlar içinse limit iki katı olacak. 2017 yılında ise limit kişi başı 25 bin avroya yükselecek.

nuçlar dikkat çekiyor. Çok kültürlü toplumu destekleyen Hollandalıların oranı geçtiğimiz yıllarda azalmasına rağmen, halkın yüzde 70’i, çok kültürlü toplumun bir zenginlik olduğu görüşünde. Diğer taraftan Hollandalıların yüzde 37’si (Bu oran 2004’te yaklaşık yüzde 50) ülkedeki yabancı sayısının çok fazla olduğunu düşünüyor. Hollandalıların büyük çoğunluğu Türkler hakkında olumlu düşünüyor ve Türkleri çalışkan olarak tanıyor. Buna karşılık Türkler, diğer göçmenlerden daha fazla ayrımcılığa uğradığını düşünüyor ve kendilerini

Hollanda’da daha az evinde hissettiklerini söylüyorlar. Araştırmacılar bu durumu entegrasyon paradoksu olarak tanımlıyorlar. Yüksek eğitimli ikinci kuşak göçmenler Hollanda’da daha çok ayrımcılığa uğradıklarını belirtiyorlar ve Hollanda’da kendilerini daha az evlerinde hissediyorlar. Toplumla daha fazla ilişkileri olan eğitimli göçmenler, bir çok engellerle karşılaşıyor ve bu nedenle toplumun yaklaşımı ve fırsat eşitsizliğinden daha çok şikâyet ediyorlar. Haber Merkezi

«

“Türkiye’nin güvenliği İslam Dünyasının güvenliğidir” Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Dr. Yusuf El Kardavi, İstanbul’daki alçak terör saldırısıyle ilgili mesaj yayınladı. Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Dr. Yusuf El KarAdavi, İstanbul’da bir gece kulübüne yönelik düzenlenen ve 39 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısı nedeniyle mesaj yayınladı. Yusuf El kardavi, mesajında “Türkiye’nin güvenliği bütün İslam Dünyasının güvenliği demektir’”dedi. “OYUNLARI BOZUN” Dünya Müslüman Âlimler Birliği

Başkanı Dr. Yusuf El Kardavi, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “İstanbul Ortaköy’de düzenlenen terör saldırısını şiddetle kınıyorum. Türkiye’nin güvenliği bütün İslam dünyasının güvenliği demektir. Türkiye’yi yıkmak isteyen güçler hiç boş durmuyorlar, Her gün saldırıyorlar. Türk halkı bunlara karşı birlik içinde olmalı. oyunları bozmalı.” ifadelerini kullandı.

Emeklilik Emeklilik yaşı kademeli olarak 67 yaşına yükseltilecek. Bu yıl içinde alınan yaşam endeksine göre 2023 yılına gelindiğinde emeklilik yaşının 67 yıl v3 3 ay olacağı belirlendi. Bu bağlamda 2013 yılında bir ay daha uzatılan emeklilik yaşı 2017 yılında bir ay daha uzayacak. 2017 yılında emeklilik yaşı 65 yaş 9 ay oluyor. 65 yaşından 9 ay alanlar ancak emekli olabilecekler. 2019 yılına gelindiğinde 66 yaşına, 2023 yılında da 67 yaşına ulaşılmış olacak. Ev, Konut İpotek faiz iadesi 0,5% oranında azalacak. İpotek faizinin kısmı iadesi yüzde yarım daha azalacak. Bu yeni olmayıp her yıl yapılan bir indirim. Burada indirim kelimesi yanlış anlaşılmasın, ipotek faizinden daha az vergi iadesi alınması anlamına geliyor. Sağlık Sigorta - Sağlık sigortası katkı payının 1 Ocak’tan itibaren 385 Euro olacak. Katkı payı değişmiyor. - Sağlık sigortası aylık aidatı tüm sigorta şirketleri tarafından arttırıldı. Vatandaş daha fazla prim ödeyecek. - Sigorta şirketlerine göre farklılık göstermekle beraber, artış 7 ile 15 avro arasında değişmekte. Sağlık sigorta yardımları artmadığı gibi üst sınır düşürülüyor. 2017 yılı için tek gelirliler için üst sınır 27857 avro yıllık kazanç olurken, hane geliri 35116 olarak belirlendi. Bu gelirin altındakiler gelire bağlı olarak sağlık yardımı alabilecek. Ev Kira yardımı 2016 yılında ev kirası için alınan yardım(Sübvansiyon) üst limiti 710,68 oluyor. Yani bu rakamın altındaki kira bedeli için yardım verilecek. Ayrıca bu sınırın 3 yıl dondurulması kararlaştırıldı. Ayrıca hane gelirinin yıl bazında 30 bin 150 avrodan az olması gerekiyor, birde buna ek olarak mevduat birikiminiz varsa, bunun 25 bini geçmemesi şartı aranıyor. Vergiden muaf bağış Muafiyet 1 Ekim 2013 tarihi itibariyle ,

özel mülkiyet için hediye/bağış vergisinden muafiyet geçici olarak 100.000 avroya yükseltilmiş ve alınan olumlu netice sonrası 1 yıl daha uzatıldıktan sonar yürürlükten kaldırılmıştı. Aynı kanun maddesi 2017 yılında tekrar yürürlüğe giriyor. Bu muafiyet için yaş şartı olmadığı gibi aranızdaki ilişkide önemli değil. Burada tek bağlayıcı şart, alınan yardımın özel mülkiyete kullanılması. Ev satın almak, ipoteğin geri ödenmesi , evin tadilatı, toprağın satın alınması, geriye kalan ipotek borcunun ödenmesine kullanılması gerekiyor. Eğer daha önce çocuğunuz bir defaya mahsus yükseltilmiş hibeden yararlanmışsa, bu rakamı 100 bin avrodan düşüp aradaki rakamı yine hibe olarak verebilirsiniz. Vergiye tabi araç geliri(bijtelling) Şirket arabalarını şahsi kullanmanız durumunda kullandığınız araç için ödemeniz gereken Vergiye tabi araç geliri(bijtelling) değişiyor. 2017 yılında hangi araç kullanırsanız kullanın, ek vergiden muaf araç kalmıyor. Her araç vergiye farklı oranlarda tabi tutuluyor. Çevre dostu ve düşük CO2 emisyonlu araçlar ile motorin araçlar arasındaki farklılık korunmakla beraber azalıyor. 2017 yılında Sıfırın altında CO2 emisyon çıkaran araçlar için yüzde 4, diğer tüm araçlar ve yakıt çeşitleri için yüzde 22 olarak belirlendi. Bu rakam aracın katalog fiyatı üzerinde hesaplanmakta ve yıllık gelirinizin üzerine eklenmekte. İstihdam ve gelir İşsizlik Ödeneğinin süresi kısaltıldı! İşsiz kalanlara işsizlik ödeneği (WW) veriliyor. Üst sınır kademeli olarak 2019 yılına kadar 38 aydan 24 aya düşürülecek. Ancak burada alacağınız ödenek süresi çalıştığınız yıllara bağlı. Çalıştığınız her dolu yıl için 1 ay ödenek alma hakkı kazanıyorsunuz. Burada önemli olan değişiklik isterseniz 50 yıldır çalışıyor olun, en fazla 24 ay ödenek alabileceksiniz. Borç Bildirimi Eğer ev satın alırken veya ipotek ayarlarken, şahsi borç aldıysanız, yurtdışından borç aldıysanız, veya aile ferdiniz veyahut şirketinizden kredi çektiyseniz, bunu gelir vergisi beyanı ile birlikte vergiye bildirme zorunluğunuz var. Pasaport ve ID kartı ücretleri için hükümet tarafından üst sınırlı getirildi. Fiyatlar belediyelere göre farklılık göstermekte olup, üst sınırı aşamaz. 5 Yıllık(geçerli) yeni Pasaport için üst sınır 51,46 avro 5 Yıllık(geçerli) yeni ID Kart için üst sınır 28,63 avro Acil Pasaport veya ID kart çıkartma harcı(ek olarak) 47,55 avro 10 Yıllık(geçerli) yeni Pasaport için üst sınır 64,76avro 10 Yıllık(geçerli) yeni ID Kart için üst sınır 50,66 avro Acil Pasaport veya ID kart çıkartma harcı(ek olarak) 47,55 avro… Kaynak: Türkinfo - MD


Oz&Er FOOD B.V.

Rooseveltstraat 39 2321 BL Leiden

E-mail info@ozener.com Tel. +31(0)71 - 589 09 99 Fax +31(0)71 - 589 20 26 www.ozener.com

si

tri

ch

ır t m a s o n

u

iz : R TL Telev

nu

n i ve r s i t e

a şt

cu yo

“İslam okulları Cito’da en başarılı, en iyiler”

ar

De Stichting Islamitisch Primair Onderwijs Rijnmond

ve M a a s

Bezoekadres: Paradijsplein 1 - 3034 SL Rotterdam www. sipor nl - T. (010) - 240 94 46

Al-Ghazali

Van Lennepstraat 17 3027 SP Rotterdam Tel. (010) - 415 21 67 E-mail nbelah@sipor.nl www.al-ghazali.nl

Ibn-i Sina

Zegenstraat 120 3082 XZ Rotterdam Tel. (010) - 428 25 90 E-mail adurmus@sipor.nl www.ibn-i-sina.nl

Ikra

Spirea 3 3317 JP Dordrecht Tel. (078) - 639 01 51 E-mail ssalem@sipor.nl www.ikra.nl

Noen

Paradijsplein 1 3034 SL Rotterdam Tel. (010) - 240 94 46 E-mail fkocak@sipor.nl www.ibsnoen.nl

Ibn-i Sina

(Dislocatie) Overijselsestraat 49 3074 VA Rotterdam Tel. (010) - 4484 87 50 E-mail aarabou@sipor.nl www.ibn-i-sina.nl

vleeswaren Koç Et Mamulleri B.V.

TAZİYE Rotterdam kentinden Muhsin Akhilal, Yusuf Ata, Yusuf Uyar, Mutlu Aksoy, Utrecht kentinden Birsen Bayram, Ede kentinden Hajro Kadriç Hakk’ın Rahmetine kavuşmuşlardır. Merhum ve merhumelere Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve sevenlerine sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyoruz. (Stichting Yeni Çınar)

Hikmet Gürcüoğlu

Adres Productieweg 48 2382 PD Zoeterwoude İleti: info@sancak.nl - Web www.sancak.nl Telefon +31(0)71 581 00 30


gündem 15 agenda

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 222 - Ocak/Januari 2017

Kısa haberler...

Hollanda artık, Avrupa’da İslamofobinin en çok arttığı ülkeler arasında yer alıyor...

İslam karşıtlığı yine hortladı Culemborg şehrinde Cami yapılması amacıyla satın alınan binada çıkan ve büyük hasara yol açan yangını üzüntüyle öğrendik. Basında kundaklama sonucu çıktığı ifade edilen bu yangının, camilerin ve dinin gündelik politikalarda sıkça malzeme olarak kullanıldığı günlere denk gelmesi manidardır. Şiddete ve ayrımcı düşüncelere sahip olanları cesaretlendirecek söylemlerden herkes uzak durmalı ve toplumu gerecek konuşmalardan kaçınılmalıdır. Son zamanlara kadar tam bir huzur limanı olan Hollanda’mızın, artık Avrupa’da İslamofobinin en çok arttığı ülkeler arasında yer alıyor olması son derece düşündürücüdur. SETA’nın İslamofobi raporuna göre, geçen sene Hollanda’da 142 sözlü ve fiziksel saldırı ihbar edilmiş ve bu vakalardan sadece 46’sı cezalandırılmıştır. Camilere tehdit mektupları, ayrılıkçı duvar yazıları, koku bombaları, domuz kafaları ve nihayet ◄◄ fiziki saldırılar her geçen gün artmaktadır.

Hollandalı Türkler 566 bin Euro topladı Hollanda Diyanet Vakfının “Halep’te İnsanlık Ölmesin” çağrısına duyarsız kalmayan Hollandalı Müslümanlar bu çağrıya çok güçlü bir cevap verdi. Kampanyaya katılan Hollandalı Türler Halep için 566.000 Euro bağışta bulundu. Toplanan yardımların geçen hafta Hollanda Diyanet Vakfı aracılığıyla Halepe ulaştırıldığı öğrenildi. Halep’e yardım konusunda Hollanda Diyanet Vakfı tarafından yapılan açıklamada; “Dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin Sosyal yardımlaşmaya, Toplumsal Huzura ve dünyanın neresinde olursa olsun İnsanlığın ortak değeri olan İnsanca yaşamaya katkı sağlamayı kendine ilke kabul etmiştir. Bu maksatla HDV ile işbirliği halinde “Halep’te İnsanlık Ölmesin” kampanyası düzenleyerek Müslümanların Halepli kardeşlerimize yardım etmesine aracılık etmiştir. Cemaatimizin yoğun talebi üzerine kampanya ◄◄ 5 Ocak 2017 Perşembe gününe kadar devam etmiştir” denildi.

67 yaşına kadar çalışmak imkânsız Hollanda’da hükümetin emeklilik yaşını 67’e çıkarmasıyla ilgili, kişilerin belirlenen yaşa kadar çalışmasının çok zor olduğu tartışılıyor. Özellikle fizik gücü gerektiren işlerde bunun imkânsızlığı gündemde. Nederlandse Vereniging voor Arbeids- en Bedrijfsgeneeskunde (NVAB) hükümetin emeklilik yaşını belirlerken fizik gücü ile çalışanları dikkate almadığını belirtti. 67 Yaşına kadar çalışmanın fiziksel ve ruhsal sağlığın düşünüldüğünde mümkün olmayacağını ifade eden NVAB, “yüksek öğrenimli kişiler bu konuda özel olarak eğitiliyor. Ancak düşük eğitim seviyesi olan çalışanların yaptıkları işler dikkate alındığında eğitmenin çok faydası görülmüyor” dedi. AOW ödemelerinde sıkıntı yaşamamak için emeklilik yaşını 67’ye çıkaran hükümetin ◄◄ sektörel ve kişinin profiline göre karar vermesi gerektiği savunuldu.

Maaşlara yapılabilecek zam oranı açıklandı Hollanda’da 2017 yılında maaşlara yapılabilecek ortalama zam oranı açıklandı. Korn Ferry Hay Group tarafından yapılan araştırmaya göre Hollanda’da 2017 yılında ortalama yüzde 2,5 zam yapılabileceği belirtiliyor. Bu oran ile Batı Avrupa’da Hollanda ortalama maaş zammı olarak belirlenen 2,1’in üzerinde yer alacağı bilgisi veriliyor. Ülkede faizlerin düşük olması ve ekonominin toparlamaya başlamasına bağlı olarak maaşlara yapılabilecek zam oranının da yükseldiği bildiriliyor. Dünya genelinde maaşların ortalama yüzde 2,3 zamlanacağını aktaran Uluslararası Danışmanlık Bürosu, özellikle Asya bölgesinin yüzde 4,3 ile zirvede olduğunu aktarıyor. Korn Ferry Hay Group her yıl maaşların yükselmesiyle ilgili beklentileri değerlendiriyor. Yapılan araştırmada 110 ülke, 20 milyon çalışan ve 25 bin kurumlardan alınan bilgilerin ◄◄ ele alınarak maaşların hesaplandığı belirtiliyor.

Muştular

murat.7701@hotmail.com

Murat Altun

Cahiliye-Nebevî duruş Modern cahiliye ve kapitalist sistem bizi geçim derdi, ekmek dâvası(!) gibi buna benzer birtakım bâtıl kargaşalarla korkutup sürekli oyalayıp duruyor. Bu sömürüde “vurulan her beş çekiçten dördü patrona biri kendine” (modern köleye) kaldığı için, sekiz saat değil yirmi dört saat de yetmiyor. Lüks ve markayı zaruret zanneden bizler herhangi bir mağduriyete dayanacak yüreğe sahip olabilir miyiz? Allah cc. hayatı boş şeylere feda etmeyelim diye rızkımıza kefil olmuş. Varoluş sebebini, gayesini de açıklamış: “Ben cinleri ve insanları yalnız beni tanıyıp kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat 56) İşte varoluş sebebi bu; kul olmak. O yüce Allah’ı bilmek… Asıl hazineyi keşfetmek: “Ben gizli bir hazine idim; bilinmek istedim, mahlukatı yarattım.” (Kutsi hadis) Bunun dışında bir hayat, varoluş algısı batıldır. Gel gör ki aldanan insan, değerlerin alabora olduğu her cahiliyede olduğu gibi bu asırda da eline tutuşturulup, önüne konulan oyuncak misketleri elmasa tercih ediyor. Ebu Hureyre (ra) anlatıyor: Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm) buyurdular ki: “Dünya mel’undur, içindekiler de mel’undur (lanetli, âdi /değersiz) ancak zikrullah ve zikrullaha yardımcı olanlarla, âlim veya müteallim hâriç.” İşte Efendimizin (sav) bu hakikati… “Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve “Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru.” derler (Ali imran 191) ayetini okuyup, yerleri ıslatana dek ağlaması irfanına.. Gece boyunca ayakları şişene kadar namaz kılıp Hz. Aişe annemizin: “Ya Rasullullah! Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını affettiği hâlde kendine niçin bu kadar eziyet ediyorsun?” dediğinde. “Ya Aişe, ben Rabbime karşı şükreden bir kul olmayayım mı?” demesi de, şükrün nasıl yapılması gerektiğine dikkatimizi çekmeli. Fakat bugün insanın nasıl kapitalist sömürü sisteminin makinesi/kölesi hâline geldiğini, Charlie Chaplin’in beş dakikalık fabrika filmine bakmamız ciltlerle anlatılacak bu meseleyi hülasa edecektir. İşin garibi modern insan bu köleliğinin farkında değil. Ayağındaki prangayı halhal, boynundaki bukağıyı kolye, kolundaki kelepçeyi künye ve kendini hür sanıyor. Çünkü eskiden olduğu gibi tutsaklığı müşahhas değil mücerret/sanaldır. Düzen, çarklarıyla kafiri de, Müslümanı da dişleri arasına almış, robot gibi sürekli aynı tempoda kurguladığı gibi arıza vermeden üretip-tüketecek bir yaratık istiyor. Unutup es geçtiği şey ise insanın bir ruhu olması. Ancak ruhu olan canlı isyan eder. Kur’an bize düzenin çarkına çomak sokan kahraman peygamberlerin cihadını, havalarda uçan, darda kalanı kurtarıp sonra

kaybolan, ayağı yere basmayan nur yüzlü ak sakallı dede hikâyesi gibi anlatmaz. “Peygamber, zalimin karşısında mücadele eden yiğittir.” (Ahmet Kaya) Dîn’i sadece mâbedde değil saraylar, parlamentolarda diktatörlere tebliğ eden, vahyi aksiyona dönüştüren peygamberler, Kur’an’da kafirlerin tarifiyle “deli”, “bozguncu”, “bölücü”, “isyankâr”, “uyumsuz”, “radikal” ve bir “bela” olarak anılmışlardır... Vatanın, milletin tabular ve tanrıların hatta “dîn’in” elinden kurtarılması gereken tehlikeli, etkileyici bir sihirbaz. Cümlesine Selam olsun. Bu durum, herhalde bugünkü Müslümanlar için bir şeyler çağrıştırıyor. İnsan’ı sürü olmaktan ayıran şey, şahsiyeti ve iradesidir. Ancak ilkeli dâva sahibi olanların “Lâ”reddi ve “illâ”tasdiki olur. Allah tağutu inkâr/ protesto etmeden ‘Lâ’ demeden “illallah” dedirtmiyor. Ashab-ı Kehf’i (genç yiğitler) üstün kılan, s a d e c e t a ğ u t u reddetmesiydi. B o y u n eğmediler ve firar ettiler, kaçtılar yâni. Allah (cc) Efendimizi(sav) ümmî Rasül olarak nitelendiriyor. Ümmî; sadece okuma yazması olmayan değil. “Aslına yabancı şeylerin bulaşmadığı öz/fıtrat sahibi” manasına da gelir. Bizim de acilen ümmî Peygamberin ümmeti olarak yabancı âdet ve kültürlerin mikrobundan özümüze dönmemiz, ümmî olmamız gerek. Ümmî; varlığı değer üzerinden anlar. Mesela ormana, nehre bakar, Allah’ın yaratma ve sûret verme sanatını tefekkürle zevk eder. Modern ise; varlığa fiyat ve ticaret üzerinden bakar, ormandan ne kadar kereste, nehirden kaç küp su satıp köşeyi döneceğini hesap eder. Belki de Avrupa’da Türkler olarak mevcut değerlerimizi koruyorsak bunu ümmî olan birinci kuşağa borçluyuz. Eğer onlarda Jön Türkler gibi akademik vasıfla gelselerdi, netice; “Din bizi geri bıraktı. Aydınlanmak için Avrupa kriterlerine uymamız gerek” gibi dinsiz-densiz bir cinnetin içinde olacaklardı. Anadolu’nun saf/temiz köylüleri belki de tekbir kelimeyle asimile olmaktan kurtuldu: “gavur” dediler. Ümmileşme halktan daha çok aslında ilâhiyatçılara lazım. Modern düşünce ve batıya karşı olan aşağılık kompleksi çoğunu sapıtmıştır. Mucizelerin mantıkî izahından tutun, modern çağa uyduramadığına kadar... Erkeğin kadına reisliği, miras ve şahitlikte erkeğin imtiyazı, İslam’ın illa barış dinî olduğu, ılımlı İslam ve diyalog aldatmacası vs... Veya kabir azabı, şefaat, îsa’ın (as) nuzülü, mehdi meselesi gibi yüzlerce tevâtürün inkâr edildiği, cehaletin (hainlik, zındıklık mı demeli) tavan yaptığı akılsız akılcıların TV’lerde zırvaladığı bu döneme sanırım “modern cahiliye” diyebiliriz.


jaaroverzicht

16 panorama

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222- Ocak/Januari 2017

Zulüm bu yılı da kana ve kire boğdu

24 AĞUSTOS - İtalya’da deprem: 250 ölü 26 AĞUSTOS - Yavuz Sultan Selim köprüsü açıldı. 26 AĞUSTOS - Tüm askeri sağlık kuruluşları, Sağlık Bakanlığına bağlandı. 26 AĞUSTOS - Cizre’de bombalı saldırı:11 şehit 78 Yaralı 30 AĞUSTOS - Naşide Göktürk vefat etti.

2016 yılı böyle geçti... 2016 yılında yaşanan önemli olaylar... 2016 yılını geride bırakırken, birçoğumuzun hemfikir olacağı üzere gerçekten unutulmaz birçok olayla hatırlayacağımız bir yıl olacak. Komşularla yaşanan sorunlar ve ortadoğuda alevlenen silahlı hareketler, İslam coğrafyalarına atılan fitne tohumları nedeniyle dökülen kardeş kanları, Hollanda ve Türkiye içerisinde yaşadığımız darbe girişimleri, soruşturmalar, araştırmalar, harareti yüksek seçim dönemleri ve maalesef birçok can kaybının yaşandığı kazalar, 2016 yılına dair hatırlayacağımız olaylardan olacak. İşte 2016 yılın içerisinde akıllarda kalanlar...

5 MART - Zaman Gazetesi’ne kayyum atandı. 9 MART- 2016 Yılının ilk güneş tutulması 11 MART – Küba, Avrupa Birliği ile ortak çalışma anlaşması imzaladı. 13 MART - Kızılay’da bombalı saldırı: 38 ölü 19 MART - İstiklal Caddesi’nde canlı bomba saldırısı: 5 ölü 20 MART - Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki mülteci anlaşması sona eriyor. 21 MART - Saadet Partisi İstanbul eski İl Başkanı ve milletvekili Osman Yumakoğulları (69) yaşamını yitirdi 22 MART - Brüksel’de 3 bombalı saldırı: 34 ölü 23 MART - Beratcan su kuyusunda ölü bulundu 24 MART - Futbolunun efsane ismi Johan Cruyff, 68 yaşında yaşamını yitirdi. 27 MART - Pakistan’ın Pencap eyaletinin başkenti Lahor’da bir lunaparkta düzenlenen terör saldırısında, 63 kişi hayatını kaybetti. 31 MART – Diyarbakır’da polise bombalı saldırı: 8 şehit.

NİSAN 1 NİSAN - Türkiye 4.5G ile tanıştı 6 NİSAN - Avrupa Birliği ve Ukrayna arasındaki Ortaklık Anlaşması için referanduma giden Hollanda’da halk, karşı olduğunu söyledi.

ARALIK

1 TEMMUZ – AB Dönem Başkanlığını 31 Aralık’a kadar Slovenya yürütecek. 1 TEMMUZ – Osmangazi köprüsü açıldı 5 TEMMUZ - Giresun’da askeri helikopter düştü: 7 ölü 6 TEMMUZ – Avrupa Atletizm Şampiyonası Amsterdam’da gerçekleştirildi. 14 TEMMUZ - Fransa’da intihar saldırısı: 84 ölü 15 TEMMUZ – Kara gece…Hain Darbe girişimi: 240 ölü 16 TEMMUZ – Darbe girişimi sonrasında yurt genelinde FETÖ operasyonları 16 TEMMUZ – 8 Darbeci asker Yunanistan’a kaçtı 17 TEMMUZ - Yurt genelinde demokrasi nöbeti tutuldu 17 TEMMUZ - ABD’de yaşayan Türkler, Gülen’in iadesi için imza kampanyası başlattı 21 TEMMUZ - 3 ay OHAL ilan edildi 22 TEMMUZ – 15 Temmuz, Şehitleri Anma Günü ilan edildi 27 TEMMUZ – Medyada FETÖ operasyonu 19 AĞUSTOS - Saadet Partisi Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyesi ve Sivas eski Belediye başkanlarından Osman Seçilmiş, hayatını kaybetti. 29 TEMMUZ – Hakkari Çukurca’da çatışma: 8 şehit.

1 MAYIS - Gaziantep Emniyet Müdürlüğü önünde bombalı saldırı: 3 şehit 12 MAYIS - Çanakkale’de tur otobüsü kaza yaptı:5 ölü 12 MAYIS - Tanışık Köyü’nde patlama: 16 kişi hayatını kaybetti 13 MAYIS - Çukurca’da çatışma: 8 şehit 14 MAYIS – Ukrayna, Stockholm’da düzenlenen 61. Eurovision Şarkı Yarışması’nın Ericsson Globe ile birincilik elde etti. 15 MAYIS - Beşiktaş Şampiyon oldu 15 MAYIS - Oya Aydoğan hayatını kaybetti 22 MAYIS – Binali Yıldırım Başbakan oldu 24 MAYIS – Tendürek Dağı’nda patlama: 6 şehit 26 MAYIS - Ziraat Türkiye Kupası’nı Galatasaray aldı.

HAZİRAN 2 HAZİRAN - Almanya’da Federal Meclis, 1915 olaylarını soykırım olarak niteleyen tasarıyı onayladı. 3 HAZİRAN - Muhammed Ali hayatını kaybetti 5 HAZİRAN – İlkokul öğrencilerini taşıyan minibüs su kanalına uçtu: 14 ölü 7 HAZİRAN - Tanju Gürsu hayatını kaybetti 7 HAZİRAN – Vezneciler’de polise bombalı saldırı: 11 şehit 10 HAZİRAN – Konya’da taziye dönüşü kaza: 10 ölü 11 HAZİRAN - Fransa’da düzenlenen 15. Avrupa Futbol Şampiyonasına 24 ülke katıldı. Turnuvada, Portekiz ve Fransa arasında oynanan final maçını Portekiz 1-0 kazanarak, Avrupa şampiyonu oldu.. 12 HAZİRAN – Günlerce konuşulan seri katil Atalay Filiz İzmir’de yakalandı 12 HAZİRAN - ABD’nin Florida eyaletine bağlı Orlando şehrinde bir gece kulübünde silahlı saldırı. 50 kişi hayatını kaybetti, 53 kişi yaralandı. 15 HAZİRAN - Gazeteci Hakkı Devrim, 87 yaşında hayatını kaybetti 20 HAZİRAN – Elazığ’da tarım işçilerini

OCAK

ŞUBAT 25’İ TOR AN I T RES KUT LAD BAŞ KEN YIL INI HİZ MET

N OSU’NU Sİ UK BÜR CADELE HUK MÜ TÜRK HUKUK VE HAK

NCİ

Türkç

Holla

ndaca

aylık

enfor

masyo

n gazet

Maan esi /

delijk

s inform

atiebl

ad in

e-ma

Şuba

t/Feb

ruari

2016

yıl/ja

ar 17

sayı/

editi

DÜK LÜK IEK GÖZ YAP TI DE OPT AÇI LIŞI NI RES Mî

KâN

7 AĞUSTOS - Milyonlar Demokrasi ve Şehitler Mitingi’nde buluştu 9 AĞUSTOS - Erdoğan ve Putin uçak krizinin ardından ilk kez buluştu 17 AĞUSTOS - Denetimli Serbestlik kapsamında 38 bin kişi tahliye edildi 20 AĞUSTOS - Gaziantep düğünde terör saldırısı: 57 ölü 21 AĞUSTOS – Rio de Jenerio’da düzenlenen olimpiyat oyunlarını, Türkiye 8 madalyayla tamamladı 22 TEMMUZ – Münih’te, alışveriş merkezinde gerçekleştirilen silahlı saldırıda 10 kişi hayatını kaybetti. 24 AĞUSTOS - Fırat Kalkanı Harekatı başladı.

MART

I

S 36

2 KASIM - Gönül Ülkü Özcan, vefat etti. 3 KASIM- Irak ordusu Musul’a girdi 4 KASIM - HDP’ye üst düzeyde operasyon 7 KASIM - Rakka’ya kara harekatı 8 KASIM - ABD’de, Trump başkan seçildi 11 KASIM – Derik Kaymakamı şehit oldu 14 KASIM – Şırnak’ta sokağa çıkma yasağı 8 ay sonra kaldırıldı 17 KASIM - Siirt’te bakır madeninde göçük: 16 ölü 24 KASIM- AP, AB-Türkiye müzakerelerinin dondurulması tasarısını onayladı. 24 KASIM - Fırat Kalkan’da 19 şehit 26 Kasım - Fidel Castro 90 yaşında öldü 29 Kasım- Brezilyalı futbolcuları taşıyan uçak düştü: 76 ölü 29 KASIM - Adana Aladağ’da yurt yangını: 12 ölü. 30 KASIM - Erdal Tosun öldü

ARALIK 5 ARALIK – Göktürk Uydusu uzaya fırlatıldı. 7 ARALIK – İsmet Sezgin hayatını kaybetti 10 ARALIK - İstanbul’da Bombalı Saldırı:44 şehit 13 ARALIK - Halep Düştü:200 ölü 17 ARALIK - Kayseri’de askerleri taşıyan otobüse saldırı: 14 şehit 56 yaralı 19 ARALIK - Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov bir çevik kuvvet polisi tarafından öldürüldü 19 ARALIK – Berlin’de Noel pazarına kamyon ile yapılan saldırı sonucunda 12 kişi hayatını kaybetti. 22 ARALIK – Avrupa Millî Görüş Teşkilatı (AMGT) ve IGMG’nin temellerini atanlardan, Sefer Ahmedoğlu Hakka yürüdü.

NİSAN

MAYIS

S 29 S 24

P 19 S 03 e ve

Cİ UŞ,17’N NA GİR DOĞ YILI HİZMET

İYE T ÜŞ CEM ARA DA GÖR MİL Lî LAR I BİR BAŞ KAN

AĞUSTOS

KASIM

het Turks

il: dogu

en Neder

s@do

lands

gus.n

.dog l www

us.nl

e 211

LCU İN YO Ğ İ L GENÇEYE? NER

LUĞU

ta... atak rcih... rıldı... şi... rliği er Bi n iyi bir te T’den ay ine söyle ıldı... IO imcil i üzer ramıyla an Giriş klarınız içi rasyonu, ndem rupa og cu >> Av Birûni, ço ltür Fede llanda gü hmet pr Ra Kü Ho >> El rk İslam Köse ile Âlemlere r Tü iz, de m >> uk at Ej Efendi >> Av ygamber >> Pe

vi

MART

MAYIS

7 EKİM – Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos, Nobel Barış Ödülü’ne layık görüldü.: 9 EKİM – Hakkari Şemdinli’de karakola saldırı:10 şehit 12 EKİM - Kemal Unakıtan hayatını kaybetti 31 EKİM – Cumhuriyet Gazetesi’ne operasyon.

uş Arşi

2 ŞUBAT - Sabancı Suikastı failleri 20 yıl sonra yakalandı 17 ŞUBAT - Ankara’da bombalı saldırı: 29 Ölü 18 ŞUBAT – Lice’de askeri araca saldırı: 6 Şehit 26 ŞUBAT – Can Dündar ve Erdem Gül serbest bırakıldı. 26 ŞUBAT - Gianni Infantino, FIFA’nın yeni başkanı oldu.

TEMMUZ

EKİM

: Doğ

ŞUBAT

taşıyan minibüse tren çarptı: 9 ölü 22 HAZİRAN - Yaşar Nuri Öztürk hayatını kaybetti. 23 HAZİRAN - İngiltere’de gerçekleştirilen AB üyeliği konusundaki referandum, yüzde 52 ile birlik karşıtlığı olarak açıklandı. 28 HAZİRAN - Atatürk Havalimanı’nda 3 canlı bomba patladı: 44 ölü

2 EYLÜL- Özbekistan Devlet Başkanı Kerimov hayatını kaybetti 8 EYLÜL - Kış Saati Uygulaması Yürürlükten Kaldırıldı 13 EYLÜL - BM Genel Kurulu, 1 Ocak 2017’den sonra Genel Sekreterlik görevine Portekiz asıllı António Guterres’i seçti. 18 EYLÜL - Rusya’da yapılan seçimlerde, ‘Putin’in partisi’ oy oranını artırdı 16 EYLÜL – Tarık Akan hayatını kaybetti 28 EYLÜL - Şimon Peres, 93 yaşında öldü.

ğraf

1 OCAK – Hollanda, 1 Ocak 30 Haziran arası Avrupa Birliği Dönem Başkanlığını yürüttü. 3 OCAK - Halis Toprak hayatını kaybetti. 6 OCAK - Kuzey Kore Hidrojen bombası denedi 12 OCAK - Sultanahmet’te bombalı saldırı: 10 Ölü 21 OCAK - Mustafa Koç hayatını kaybetti. 22 OCAK - Kamer Genç hayatını kaybetti. 29 OCAK - Rutte Kabinesi, Birleşmiş Milletler’in Suriye çıkarmasına onay verdi. 29 OCAK - Rüzgar Çetin’in sebep olduğu kazada 1 polis şehit 29 OCAK - Askeri casusluk davasında tüm sanıklara beraat 31 Ocak – Nijerya’da, Boko Haram’ın üstlendiği saldırıda 88 kişi hayatını kaybetti.

7 NİSAN - Kırıkkale Silah Fabrikası Müdürü, milli piyade tüfeğinin sırlarını satarken yakalandı 7 NİSAN - Yönetmen Ülkü Erakalın, hayatını kaybetti. 10 NİSAN - Beşiktaş’ın 2.5 yılda yapımını tamamladığı yeni stadyumu Vodafone Arena açıldı. 24 NİSAN - Galatasaray Eurocup şampiyonu oldu

EYLÜL

Foto

OCAK

>> S

04 - 05


jaaroverzicht

07 yılın görünümü 17

doğuş aylık gazete/maandblad nr. 222 - Ocak/Januari 2017

D

VERANDERINGEN IN 2017 e belangrijkste maatregelen en afspraken voor 2017...

De plannen en budgetten voor de arbeidsmarkt in 2017 zijn weer bekend gemaakt. Deze tien punten mag HR niet missen. Positieve geluiden uit Den Haag voor 2017. In 2017 zijn er verkiezingen en vinden de regerende partijen het goed om de balans op te maken. Het kabinet heeft de verantwoordelijkheid genomen om de overheidsfinanciën op orde te krijgen en de gevolgen van de crisis te beperken, aldus de begroting voor 2017 van het Ministerie van SZW. Mede door dit kabinet staat Nederland er beter voor dan vier jaar geleden. Maar genoeg borstklopperij, schrijft arbeidsrecht Stëffan in zijn blog op HRbase.nl. Want in de begroting lezen we ook dat weer er nog niet zijn. Goed werk en kansen voor iedereen zijn de twee kernwaarden voor 2017. Tien plannen uit begroting voor 2017. 1. Verhoging inimumjeugdlonen

Vanaf 2017 wil het kabinet toewerken naar een volwaardig minimumloon vanaf 21 jaar. Nu is dat nog vanaf 23 jaar en ouder. Verder worden de minimum lonen bij 19-, 20- en 21- jaar verhoogd en wordt onderzoek gedaan naar een wettelijk minimum uurloon, zodat het minimumloon niet meer afhangt van de arbeidsduur. Zolang dat er nog niet is wordt alvast geregeld dat wie meer dan 40 uur werkt (meerwerk), ook recht krijgt op evenredig meer dan het wettelijk minimumloon. 2. Oplossen van knelpunten in de WWZ De WWZ is volgens het kabinet nog steeds een belangrijke stap geweest

HAZİRAN -TEMMUZ

tussen een betere balans tussen flex en vast op de arbeidsmarkt. Er is oog voor knelpunten en onvoorziene effecten die, aldus de begroting, door het kabinet wordt opgepakt. Als voorbeeld noemt het kabinet de aanpassing van de ketenbepaling bij seizoensgebonden werk, waarmee de tussenpoos van zes maanden is teruggebracht naar drie maanden. Een knelpunt waaraan het kabinet de komende periode wil werken is de mogelijkheid om bij CAO afspraken te maken over transitievoorzieningen bij een ontslag wegens bedrijfseconomische redenen, zoals omscholing.

Ook wordt gewerkt aan een wetsvoorstel waardoor bij ontslag na twee jaar ziekte werkgevers compensatie kunnen krijgen voor de te betalen transitievergoeding. Dat is, aldus de begroting, wel zo eerlijk gezien de kosten die werkgevers voor onder meer de re-integratie van de zieke werknemer al hebben moeten maken.

4. Lage-inkomensvoordeel

Een zogenaamde LIV (lageinkomensvoordeel) moet de arbeidsmarktkansen voor mensen met een laag inkomen (het minimumloon of net iets meer) vergroten. De Belastingdienst betaalt de LIV automatisch uit. De werkgever hoeft daar niets voor te doen. Dat geldt in 2018 ook voor de premiekortingen voor werkgevers bij het in dienst nemen van ouderen en mensen met een arbeidsbeperking. Lees hier meer over het Lageinkomensvoordeel. 5. Bonus voor gemeenten bij beschut werk

3. Re-integratie en preventie Goed werk betekent volgens het kabinet dat ook kritisch wordt gekeken naar de loondoorbetaling en re-integratie bij ziekte. Het kabinet wil de beoordeling van reintegratietrajecten begrijpelijker en voorspelbaarder maken, zodat wordt voorkomen dat een reintegratietraject slechts wordt gestart ter voorkoming van een loonsanctie. De aanvraag voor een WIA-uitkering als de zieke werknemer echt niet meer op de arbeidsmarkt zal kunnen terugkeren, moet zowel door werkgevers als werknemers kunnen worden aangevraagd.

7. Financiering kinderopvang

De praktische uitvoering van de Participatiewet en de Wet banenafspraak wordt verbeterd. Gemeenten worden voortaan verplicht om beschutte werkplekken te realiseren (werkplekken bedoeld voor diegenen die wel kunnen werken, maar zoveel begeleiding en aanpassingen nodig hebben dat niet van een reguliere werkgever kan worden gevergd). Gemeenten die beschut werk realiseren krijgen van de regering een bonus. TIP: Wilt u in één dag op de hoogte zijn van de nieuwste wet- en regelgeving? Meld u dan aan voor de Prinsjesdageditie van de HRActualiteitendag op 11 oktober of 3 november.

De dienstverlening van het UWV moet persoonlijker, waarvoor het budget wordt verhoogd naar 160 mln. Als mensen daardoor sneller werk vinden, verdient de investering (aldus het kabinet) zichzelf terug. Voor verdere ondersteuning van het vinden van werk gaat het kabinet 30 mln besteden aan

AĞUSTOS-EYLÜL

EKİM

huurtoeslag en het kindgebonden budget te verhogen. Ook de algemene heffingskorting en de ouderenkorting gaan omhoog. Daarmee gaan zo’n 80% van de gepensioneerden en 90% van alles werkenden en uitkeringsgerechtigden er in koopkracht op vooruit. 10. Nieuw pensioenstelsel?

De financiering van de kinderopvang wordt, als het aan het kabinet ligt, op termijn gewijzigd naar een systeem van directe financiering. De huidige kinderopvangtoeslagen verdwijnen. Daarvoor in de plaats gaat de Rijksoverheid direct de kinderopvang betalen en betalen ouders een eigen bijdrage afhankelijk van hun inkomen. De beoogde invoeringsdatum is 2020. 8. Beslagvrije voet

6. Soepele transities

Ook het voorkomen van ziekte moet van het kabinet meer aandacht krijgen. De onafhankelijke positie van de bedrijfsarts wordt versterkt en de toegankelijkheid beter geborgd.

‘scholingsvouchers’. Werkzoekenden worden daarmee gestimuleerd om inzetbaar te blijven. Extra aandacht krijgt de groep werklozen 50 plussers. In 2017 komt er een actieplan Perspectief voor vijftigplussers. De sociale partners worden gevraagd iets te doen aan de extra voordelen (zoals vakantiedagen in CAO’s) voor 50-plussers die werklozen ouderen juist minder aantrekkelijk voor de arbeidsmarkt maken. Het kabinet zelf gaat de leeftijdsgrens van de no-riskpolis verlagen naar 56 jaar.

Het Nederlands pensioenstelsel moet anders. Dat vindt niet alleen het kabinet maar ook de Europese Commissie. Meer transparantie. Meer schokbestendig. Er wordt gewerkt aan een nieuw stelsel, waarbij de AOW de basis blijft en dat in 2020 het licht moet zien. Het nieuw Financieel toetsingskader zorgt voor een meer geleidelijke doorwerking van financiële schokken. Gewerkt wordt aan een voorstel voor automatische overdracht van kleine pensioenen. Over de auteur: Stëffan de Jong is advocaat bij Sterc arbeidsrecht advocaten. Dit blog verscheen eerder op HRbase.nl.

Bij het leggen van beslag gaat er volgens het kabinet nog weleens wat mis. Om de schuldenproblematiek terug te dringen wordt er gewerkt aan een vereenvoudiging van de beslagvrije voet per 2017. Het moet makkelijker worden om de beslagvrije voet uit te rekenen. Ook het proces van beslaglegging wordt aangepast, zodat betrokkenen niet met een beslag worden overvallen. 9. Verhoging koopkracht Hiet ziet er naar uit dat een groot aantal pensioenfondsen opnieuw de pensioenen niet zal kunnen indexeren. Hoewel het niet de rol is van de overheid om gepensioneerden hiervoor te compensen, is besloten om vanaf 2017 de zorgtoeslag,

KASIM

Emre Ünver, milletvekili oldu PvdA İkinci Meclis Grup Başkanı Diederik Samsom’un parti liderliği seçimini Asscher’a kaybetmesinden sonra, milletvekilliğinden ayrılma kararı alması üzerine, yedek listede bulunan Emre Ünver İkinci Meclis’e gitti. Emre Ünver, yeni görevi nedeniyle IOT başkanlığından 13 Aralık 2016 tarihi itibari ile istifa ettiğini bildirdi. Şubat 2013 yılından beri IOT Başkanlığını yürütmekte olan Emre Ünver, başkanlığı süresince Hollanda’daki toplumumuzun, eğitim, ayrımcılık, İslamofobi, işsizlik ve yoksullukla mücadele gibi önemli sorun alanlarına yönelik çalışmalara öncülük etmiştir.

ARALIK


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222 - Ocak/Januari 2017

04 haber 26 18 nieuws

Mehmet Erdoğan:

“Hedefimiz bütün insanlığın, Batı dünyasının ve İslam ülkelerinin bu konuda hassasiyet göstermesi ve elinden gelen gayreti ortaya koymuş olması, kardeşlerimizin bu zulüm altından en kısa zamanda kurtulmuş olmasıdır.”

Halep’teki katliam protesto edildi

Hollanda İslam Federasyonu ve Milli Görüş Federasyonu üyeleri, Suriye'nin Halep kentinde sivillere yönelik saldırıları Amsterdam kentinde protesto etti.

D

am Meydan’ında toplanan göstericiler, “Halep için kıyama”, “Halep’i kurtar” ve “Suriye’den çek git” yazan pankartlar taşıdı. Federasyonlar adına yapılan basın açıklamasında ise Halep’te yaşananların herkes için bir utanç lekesi

Oktay Dalmaz:

olduğu belirtilerek, savaştan buna gösterilen tepkilerin yetersizliğine dikkat çekildi. Açıklamada, “Avrupa’daki hükümetler ve uluslararası temsilciler, nasihatler verdiler; tartışmalar, görüşmeler, müzakereler yaptılar ama o zor durumdaki insanların selame-

ti için değil, tam aksi için. Duvarlar ördüler ve kaçış yollarını tıkadılar ki bu insanlar kendilerine gelmesin.” ifadelerine yer verildi. Hollanda İslam Federasyonu Başkanı Mehmet Erdoğan, yaptığı açıklamada “Hedefimiz bütün insanlığın, Batı dünyasının ve İslam ülkelerinin

bu konuda hassasiyet göstermesi ve elinden gelen gayreti ortaya koymuş olması, kardeşlerimizin bu zulüm altından en kısa zamanda kurtulmuş olmasıdır.” dedi. Milli Görüş Federasyonu Hollanda Başkanı Oktay Dalmaz, Hollanda hükümetinden bu dramın durdurulması

için destek vermesini isteyerek, “İnsan olarak çektiğimiz bu ızdırabı kısmen de olsa kamuoyuna duyurmak için federasyon olarak, insan olarak bu kardeşlerimizin yanında olmanın bir duruşunu sergiliyoruz.” ifadesini kullandı. Haber-Fotoğraf: Adnan Şahin ◄◄

“İnsan olarak çektiğimiz bu ızdırabı kısmen de olsa kamuoyuna duyurmak için buradayız"

Millî Görüş Teşkilatları Halep için tek yürek oldu

Hollanda Milli Görüş Teşkilatları (Güney Ve Kuzey) Den Haag’da Rus Büyükelçiliği önünde bir araya gelerek Halep’te yaşanan soykırıma “dur” dediler. Bu soykırımı gerçekleştiren Putin ile Esed’i sert bir dille protesto ettiler. Okudukları basın bildirisiyle tüm dünyaya seslenen teşkilat yöneticileri, yaşanan bu soykırıma göz yuman uluslararası örgütleri, Birleşmiş Milletleri ve bu konuda yetkisi olan herkesi ve her ferdi insanlık adına göreve çağırdılar. Kuzey Hollanda Millî Görüş Başkanı Dalmaz şunları kaydetti. “Olaylar karşısında duyduğumuz bu büyük ıstırabı kısman de olsa kamuoyuna duyurmak için burada bir duruş sergiliyoruz. Teşkilat olarak bu kardeşlerimizin yanında olduğumuzu ilan ediyoruz. İnsanlık nasıl oldu da bu kadar canileşti, hayretle ve şaşkınlık içerisindeyiz. Ortadoğu’da yaşanan bu dram bizleri derinden yaralıyor. Orada insanlık ölüyor. Orada bir soykırım söz konusudur. Bu lokal bir olay değildir. Burada tamamen bir soykırım vardır. Ümit ediyoruz dünya komuoyu oradaki çığlıklara kulak verir ve duruma el koyar. İçinde yaşadığımız Hollanda’nın

da bu konuda yapacağı çok şey vardır. Hükümetimizden bu konuda harekete geçmesini bekliyoruz.” dedi. Güney Hollanda Bölge Başkanı Mehmet Erdoğan ise şöyle konuştu: “Öncelikle sözün bittiği yerde olduğumuzu ifade etmeliyim. Halep’te insanlık katlediliyor. Halep’te Müslümanlar katlediliyor. Bizler İslam toplumu Millî Görüş Teşkilatları olarak hep mağdur ve mazlumun yanında olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Suriye’deki kardeşlerimize destek amacıyla bir eylem planı oluşturduk. Şuan Rus elçiliği diğer elçiliklerin olduğu bir yerde bunu gerçekleştiriyoruz. Bu vesileyle tüm dünyayı insanlık adına adaletli olmaya davet ediyoruz. Bir basın bildirisi okuyup Halep’teki kardeşlerimizin duygularına tercüman olmaya çalıştık. Bir an önce bu zulmün bitmesi için biz de elimizden geleni ortaya koyacağız inşallah.” Yaklaşık 50 kişilik gurup Elçilik önünde ellerinde tuttukları bir çocuk tabutu ile Arapça ve İngilizce sloganlar atarak bu katliamlara sebep olanlara lanet okudular. Grup daha sonra olaysız bir şekilde dağıldılar. ◄◄



maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222 - Ocak/Januari 2017

04 mozaik 26 20 mozaïek

Ülke sevdası

EDELSTAAL GROUP’TAN TÜRKİYE’YE YATIRIM ATAĞI Hollanda-Türkiye İş Konseyi (NETUBA)üyeleri, Ankara’da Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile görüştü. Bakan Zeybekci, heyeti kabulü esnasında Hollandalı yatırımcıları Türkiye’de yatırım yapmaya çağırdı. Edelstaal Group Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları, Türkiye’ye güvendiklerini ve yatırımlarına devam edecekleri müjdesini verdi. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, kısa adı NETUBA olan HollandaTürkiye İş Konseyi üyelerini makamında kabul etti. Ekonomi Bakanlığı’ndaki görüşmeye NETUBA Türkiye Masası Başkanı Cor Bekker, Organic Kimya CEO’su Emre Kaya, Acıbadem Hastaneler Grubu Hollanda temsilcisi Dr. Koray Yürük, Edelstaal Group Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları, Edelstaal Group Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Torunoğulları, ADK Hollanda Hukuk Danışmanlık Ofisi Temsilcisi Avukat İnan Yıldız, Netuba Bord Başdanışmanı Hatice Bekker ve Ekonomi Bakanlığı danışmanları katıldı. TURGUT TORUNOĞULLARI: “BÜYÜMEYE DEVAM EDİYORUZ” Hollanda merkezli Edelstaal Group Yönetim Kurulu Başkanı Turgut Torunoğulları, 36 yıldır ‘aile şirketi’ olarak yollarına devam ettiklerini söyleyerek, “Edelstaal Group olarak büyümeye devam ediyoruz. Avrupa’da Simtronic ve SWS çelik

Selam var...

tencere markamız oldukça ilgi görüyor. Türkiye’de başta Fethiye olmak üzere, Marmaris, İzmit ve İstanbul’da otel yatırımlarımız bulunuyor. Fethiye ve Marmaris bölgesinde yaklaşık 7 bin yatak kapasitemizle iç ve dış turizme yönelik çalışmalar yapıyoruz. Türkiye ve diğer Avrupa ülkelerinde yaklaşık 3 bin 500 personelimizle ülkemize döviz kazandırıyoruz. Avrupa’daki kazançlarımızı Türkiye’de otel yatırımı yaparak değerlendiriyoruz” dedi. Önümüzdeki aylarda en az 5 Hollandalı yatırımcıyla birlikte Türkiye’de ortak yatırımlar yapacaklarını belirten Torunoğulları, “Bu konudaki çalışmalarımız ve görüşmelerimiz sürüyor. Önümüzdeki Mart ayında, Hollandalı yatırımcılar ile birlikte Türkiye’ye geleceğiz. Orka markasıyla oteller, devre mülkler ve villalar yaptık. Son yıllarda Avrupa’dan anlaştığımız ortaklarımızla 50 milyon Euro’nun üzerinde turizme yatırım yapmayı planlıyoruz. Bu yatırımları Türkiye ekonomisine güvendiğimiz için yapıyoruz. Aynı zamanda DEİKDTİK olarak ülkemizi tanıtıcı faaliyetlere ayrı önem veriyoruz. Bu konuda Avrupa’da çalışmalarımız devam ediyor” diye konuştu. BEKKER: “NETUBA, HOLLANDA’NIN DEİK’İ” Heyet adına konuşma yapan Heyet Başkanı Cor Bekker, NETUBA’nın Hollanda Ticaret Bakanlığı tarafından tanındığını ve bu anlamda da NETUBA’nın Hollanda’nın DEİK’i olduğunu vurguladı. Bekker, iki ülke arasındaki ilişkilerin son zamanlarda azaldığını ve karşılıklı ticaretin atırılmasının her iki ülkenin yararına olacağının altını çizdi.

Şubat ayı umre için gidiş dönüş tarihleri: 25.02.2017 - 05.03.2017. Kayıt için zmanınız var!

Millî Görüş umrecileri görevlerini tamamladılar Uzun yıllardır yaptığı çalışma sonucu pek çok insanımızın güvenini kazanarak bir marka hâline gelen, “IGMG Hac Ve Umre Organizasyonu” çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor.

G

üney ve Kuzey Hollanda bölgelerinin düzenlediği Aralık 2016 Umre programı, toplam 185 kişinin katılımı ile gerçekleşti. Bu sezonda 112 umreciyi gönderen Güney Hollanda Bölgesi (NIF) umrecilerine Bahattin Budak kafile başkanı, Murat Altun ve İsmail Kızılırmak gurup imamı ve Leyla Budak da, hanımlar danışmanı olarak eşlik ettiler. Kuzey Hollanda Millî Görüş ise 73 umrecisi için Raşit Uygun’u kafile,Ramazan Yıldız’ı da gurup başkanı olarak görevlendirdi. Edinilen bilgiye göre, sorunsuz ve gayet güzel bir umre göreve ifa eden umreciler dönüş için 8 Ocak 17 tarihinde Cidde’ye geldiler aynı gün saat 16:00’da Amsterdam’a inmeleri planlanmıştı ancak Türkiye’deki yoğun kar yağışı umrecilerin uçuşlarını geciktirdi. Gazetemizi baskıya vermek üzereyken

Durmuş Doğan:

Umrecilerin Cidde’den İstanbul’a doğru havalandıkları haberini aldık. Umrecilerimizin sağ salim yakınlarına kavuşmalarını rabbimizden niyaz ediyoruz..

IGMG Hac Ve Umre Organizasyonu’nun bir sonraki kısa umre programı Şubat ayı sonuna doğru olacak. 8 günlük umrenin uçuş tarihi 25.02.2017 dönüş tarihi 05.03.2017

"Herkes siyasi düşüncesini dışarda bırakarak, tek ses, tek yürek oldu. Vatanımız bir, acımız bir”

HTF’de kongreler dönemi

D

üzenlenen kongre programları ile Hollanda Türk Federasyon’a bağlı Deventer Gök Sancak Kültür ve Eğitim Merkezi, Tilburg Türk Gençler Derneği ve Hengelo Türk Kültür Derneğinde yeni başkan ve yönetimler göreve geldi. Bu programlara Hollanda Türk Federasyon icra kurulu üyeleri, teşkilat üyeleri ve çevre teşkilatlardan başkanlar katılım sağladılar. Bu yıl açılışı yapılan Deventer Gök Sancak Kültür ve Eğitim

Merkezi’nde yürütme kurulu başkanı Arif Uçar 1. kongre ile yönetim kurulu başkanlığına seçildi. Tilburg Türk Gençler Derneği’nde başkanlık bayrağını teşkilatın 20. kongresinde Kazım Yüksel Mesut Baş’tan teslim aldı. Hengelo Türk Kültür Derneği’nde düzenlenen kongrede ise 8. dönem yönetim kurulu başkanlığı yapan Mustafa Canal’ın yerine başkanlığa Şakir Tekçe geldi. Şakir Tekçe daha önce Hengelo Türk Kültür Derneği’nin 7. döneminde de başkanlık yapmıştı.

Hollanda’da Türkler tek ses, tek yürek oldu Hollanda Türkleri Türkiye başta olmak üzere dünyada yaşanan şiddet ve terör olaylarına karşı tek ses tek yürek oldu.

S

iyasi düşünce ve kimliklerini dışarda bırakarak Rotterdam Yunus Emre Kültür Merkezi’nde bir araya gelen STK temsilcileri ile birlikte yöresel ve dernek vakıf temsilcilerinden oluşan yaklaşık kırk kişi “ Yeter artık” dedi. Merkezi Lieden şehrinde bulunan kısa adı TOVER olan Leiden ve çevresi Girişimciler Derneği Başkanı Durmuş Doğan’ın inisiyatifi ile

bir araya gelen temsilciler, bu zamana kadar Hollanda’da görülmemiş fakat arzu edilen bir birliktelik sergilediler. Her Türlü terör olayları başta olmak üzere Beşiktaş ve Kayseri’de hayatını kaybeden şehitler ruhuna Kur’an-ı Kerim tilavetinin ve bir dakikalık saygı duruşu, İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından, Hollanda basını için hazırlanan bildiri okundu.

Durmuş Doğan, yaptığı kısa konuşmada, “Böyle bir inisiyatif alıp Hollanda faaliyet gösteren tüm STK, vakıf ve dernek yöneticilerine siyasi düşüncelerini dışarda bırakarak, teröre karşı tek ses, tek yürek olmak için çağırıda bulundum.Vatanımız bir, acımız bir” diye sürdürdüğü konuşmasında çağırısına kulak veren ve temsilci yollayan STK, dernek ve vakıf yöneticilerine teşekkür etti. SON HABER


yaşam ve inanç 21 leven en religie

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 222 - Ocak/Januari 2017

“Sizden biriniz, kendisi için istediği şeyi başkası için de istemedikçe (gerçekten) iman etmiş sayılmaz.”

DEĞİŞMEZ DEĞERLER ve HATALAR (4) D

eğişmez değerlere rağmen yapılan hataları anlatmaya devam ediyoruz.

6- Ayıpları örtmek: Kur’an Müslümanlara şöyle emrediyor: “... Birbirinizin kusurlarını araştırmayın...” (Hucurât 49/11) Âyette “casus” kelimesi geçiyor. Yani birbirinizin aleyhine casusluk yapmayın. Zira casusluk olayında gizlenen bir şeyi, bir mahremi öğrenmeye çalışıp onun başkasına ulaştırma anlamı vardır. Müslümanlara tavsiye edilen, din kardeşinin ayıbı yaymak değil; örtmek, gizlemek. Herkesin ayıbı, başkasının duymasını istemediği sırları olabilir. Olgun Müslümana yakışan birinde gördüğü ayıpları, kusurları, eksikleri yaymak, dedikodusunu yapmak değil, gizlemektir. Böylece hem Müslüman kardeşinin onurunu korumuş olur, hem de ayıpların toplum içinde yayılmasını önlemiş olur. Bir günah ve ayıp toplum içinde ne kadar yaygınlaşırsa o kadar çok sıradanlaşır, normal görülmeye başlar. Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah’ta ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümandan bir sıkıntıyı giderirse Allah’ta onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim de bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse Allah da kıyâmet günü o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” (Müslim, Birr/58 no: 2580 (6578). Tirmizî, Birr/19 no: 1930. Bir benzeri: İbni Mâce, Mukaddime/17 no: 225. Müslim, Zikir/38 no: 2699 (6853). Ebu Dâvud, Edeb/38 no: 4891) Bunun tersi de var. “...Kim mü’minlerin kusurlarını araştırıp açıklarsa, Allah da onun açıklarını ortaya çıkarıverir...” (Ebu Dâvud, Edeb/35 no: 4880.

Tirmizi, Birr/86 no:2033) Bu âyet ve hadislere rağmen Müslümanların başkalarının ayıbını, kusurunu, günahını marifetmiş gibi başkalarına duyurmak İslâm edebi ile bağdaşmaz. Bunu sözlü yapmakla yazılı yapmak, dedikodu ile yapmakla sosyal medya aracılığı yapmak arasında fark yoktur. Unutmamak gerekiyor ki –eğer Ahirete inanıyorsak- yaptıklarımızdan hesaba çekileceğimiz gibi, söyleyip yazdıklarımızdan da hesaba çekileceğiz. Başkasını sözüyle, yazısıyla haksız yere incitenler, hayr işlemiş olmazlar. Nerede yaşıyorsak yaşayalım, Müslüman isek, İslam’ın bütün ilkeleri (ahkâmı, ahlâk hükümleri) her yerde geçerlidir. 7- Kendisi için istediğini kardeşi için de istemek: İşte barışın, kardeşliğin, sosyal ahengin, suçları azaltmanın en kestirme yolu, en ucuz, sonuç alıcı, en gönülden yapılan metodu. Peygamber (sav) buyuruyor ki: “Sizden biriniz, kendisi için istediği şeyi başkası için de istemedikçe (gerçekten) iman etmiş sayılmaz.” (Buhârî, İmân/7 no: 12. Müslim, İmân/71 no: 45 (170)) Buyurun, gerçek Müslüman olmak için en güzel nebevi yöntem. Kendisi için istediğini, başkaları için de istemek. Kendisine uygun görmediğini başkaları için de istememek. Pek çok örnek verilebilir. Mesela; bir kimse kendine, ana-babasına sövülmesini, kendisine iftira edilmesini, malına, ırzına zarar verilmesini, hakkının gasbedilmesini, aleyhinde olumsuz konuşulmasını ister mi? Gıybetinin yapılmasını, hakkında yalan haberlerin uydurulmasını, yapmadığı şeyle suçlanmasını, damgalanmasını, hakaret edilmesini, dışlanmasını, ayrımcılığa uğramayı ister mi? Elbette istemez... Öyle ise kendisi de bütün bunları başkasına yapmamalı. İğneyi kendisine, çuvaldızı başkasına...

Kendisine iyi davranılmasını, işinin görülmesini, hakkının verilmesini, insan yerine konulmasını ister. Öyleyse o da bütün bunları başkasına yapmalı. Ölçü böyle iken bir Müslüman bunun tersini yaparsa hata yapıyor demektir. 8- Başkasını kendine tercih etmek: Kur’an olgun, cömert, fedakâr, yapıcı olan ilk dönem Müslümanlarını şöyle övüyor ve herkese örnek gösteriyor: “Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Haşr 59/9) Abdullah ibni Ömer bir gün Kâ’be’ye bakmış ve “Şânın ne yüce, hürmetin ne yüce! Ancak mü’minin Allah yanındaki hürmeti (saygınlığı) senden de yüce!” dedi.” (Tirmizî, Birr/85 no: 2033) Böylesine değerli olan Allah’ın kullarına kötülük edilmez, iyilik edilir. Ayete göre şuurlu mü’min, başkalarını kendine tercih eder. Yani onların iyiliğini ister, ihtiyaçlarını –gücü yetiyorsagiderir, onların incinmesini, aldatılmalarını, zulme uğramalarını istemez. 9- Müslümanları kardeş bilmek: Kur’an Müslümanları kardeş ilan ediyor. “Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.” (Hucurât 49/10) Buna göre dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, hangi ülkenin vatandaşı, hangi ırktan olursa

18 yıldır çıkan sesiniz, gören gözünüz, duyan kulağınız olan Doğuş gazetemizin 2017 yılı reklam ve tanıtım fiyatlarından istifade ediniz... Sizleri Hollanda’ya tanıtan bu güçten yararlanın. Vereceğiniz destekle, yıllardır, Türkçeyi yaşatmak ve haklarımızı kaybetmemek için mücadele eden gazetemize de nefes aldırmış, hayat vermiş olacaksınız... www.dogus.nl - Telefon:06 43 85 74 32

MASRAFLARI KISMAK İÇİN REKLAMLARI “DURDURMAK, ZAMANDAN TASARRUF ETMEK İÇİN SAATİ DURDURMAYA BENZER” HENRY FORD

olsun; Kur’an’a göre bütün Müslümanlar birbirinin dinde kardeşidir. Birbirlerine karşı sorumlulukları vardır. Bu âyeti çok sık duyarız. Pek çok Müslüman bunun bilir. Ama önemli olan bunu duymak, ya da bilmek değil; gereğini yapmaktır. Allah (cc) Müslümanlara “kardeş” diyorsa, onlara düşen hayatın her alanında diğer Müslümanlara kardeşçe davranmaktır. Kardeşliğe uymayacak davranışlardan uzak durmaktır. Hiç insan çok sevdiği karındaşına kötülük, eziyet, zulüm eder mi? Hiç onu incitir mi, hiç onun hoşlanmayacağı şeyleri yapar mı? Kur’an Müslümanlar aynı zamanda birbirlerinin velisi olduklarını da söylüyor. “Mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkorlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resûlüne itaat ederler...” (Tevbe 9/71 Bir benzeri: Enfal 8/72) Yani birbirlerini seven, ilgilenen, yardımcı olan, görüp gözeten, kollayan, ortak düşmanlara karşı birbirlerinin müttefiki, hayırlı ve meşru işlerde destekçisidirler. Hatırlamak gerekir ki velilik bağı kardeşlik bağından daha öte ve daha kuvvetlidir. Müslüman kimse velisi olduğu diğer kardeşine hainlik etmez, aleyhine çalışmaz, kötülüğünü istemez, ayağının altına sabun koymaz, ona karşı hasımlarına yardım etmez, onunla savaşıp onu asla öldüremez. Elbette bu ölçüler kuvvetli imana sahip mü’minler içindir. 10- Fitneye sebep olmamak: Kur’an’a göre “fitne” katl’den (savaşmaktan, vuruşmaktan) daha kötüdür. (Bakınız: Bakara 2/191, 217) Fitnenin bir çok anlamı vardır. Bunlardan bir tanesi ve Türkçe’de yaygın olarak bilineni; karışıklık, anlaşmazlık, kavga, düşmanlıktır. Fitneye sebep olmak büyük bir vebâldir. Bir yerde tutuşturulun fitne ateşi tez yayılır.

Hikmet Pınarı Hüseyin Kerim Ece kerimece@hotmail.com

Söndürmesi de çok zordur. Fitneye sebep olanlar bazen neye sebep olduklarını bilmezler. Bunun yanında iki kişiyi, akrabaları, toplum kesimlerini, cemaatleri, mezhep mensuplarını, grupları, tarafları, devletleri birbirine düşürmek isteyen fitneciler bunu bilerek yaparlar. Onlar fitnenin ne kadar zararlı olduğunu bilirler. Günümüzde fitne ateşini yakmak ve yaymak daha kolay oluyor. Medya, özellikle sosyal medya bu iş için son derece uygun. Akıllı kişi kendisi fitneye sebep olacak, Müslümanların arasındaki anlaşmazlıkları, husumetleri artıracak işler yapmaz, bunlara alet olmaz. Söylediklerinin, yazdıklarının, paylaştıklarının doğru olup olmadığına, buradan hareketle başkaları hakkında vereceği kararlara dikkat eder, fitneye sebep olmaz. 11- Yapılanın karşımıza geleceğini unutmamak: “Men dakka dukka-aldatan aldatılır”, “çalma komşunun kapısını çalarlar kapını” demişler. Doğrudur, tecrübe ile sabittir. Zulümler, haksızlıklar, aldatmalar, zarar vermeler, günün birinde, öyle veya böyle yapanın başına gelir. Bu Allah’ın tabiata ve sosyal olaylara koyduğu yasadır. Birileri yanlış iş yapar, bundan dolayı başkalarına maddî veya manevî zarar verir, hakkı olmayan şeyleri gasbeder; sonra da kâr ettiğini zanneder. Hayır, hayır, asla. Hiç kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz. Bugün başkasını bir şekilde incitenler, yarın kendileri başkaları tarafından incitilebilirler. Kur’an diyor ki: “Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir...” (Şûrâ 42/30) Aklı başında bir Müslüman bunu hesaba katar. Yarın bumerang gibi kendisine dönecek yanlışlardan, haksızlıklardan, başkasını incitmekten, aldatmaktan, gıybet etmekten, iftira atmaktan, Müslüman kardeşi hakkında kötü düşünmekten mümkün olduğu kadar kaçınır. Eline, diline, beline (bedeninin yaptıklarına) sahip olur. ◄◄


04 haber 22 nieuws

maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222 - Ocak/Januari 2017

Hollanda nereye gidiyor?

Wilders’a ‘İsrail’e sadakat’ araştırması”

Romanya’ya Türk asıllı başbakan yardımcısı

Hollanda istihbaratı teşkilatının (AIVD), 2009-2010 yıllarında ırkçı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders ile İsrail arasındaki ilişkileri araştırdığı iddia edildi. Volkskrant gazetesinin iddiasına göre, Wilders, “İsrail’e olan sadakati ve bu ülkenin etkisi altında kaldığına dair şüpheler” nedeniyle araştırıldı.

Romanya‘da PSD’nin başbakanlığa önerdiği ilk isim olan ve Cumhurbaşkanı Iohannis tarafından reddedilen Müslüman Tatar Türkü Sevil Shhaideh, yeni kabinede Başbakan Yardımcısı ve Bölgesel Kalkınma Bakanı olarak görevlendirildi. Romanya Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis, ülkede 11 Aralık’ta yapılan genel seçimin galibi Sosyal Demokrat Partinin (PSD) önerdiği Sorin Grindeanu’yu başbakan olarak görevlendirmesinin ardından kabine üyelerini kamuoyuna açıkladı. Romanya’da 26 bakanın görev aldığı yeni kabinenin, PSD ile Liberal ve Demokratlar Birliğinin (ALDE) çoğunlukta olduğu parlamentodan onay almasının önünde bir engel bulunmuyor. Kabinede, koalisyon ortağı ALDE’ye 4 bakanlık verildi. Romanya’da PSD’nin Tatar Türkü Sevil Shhaideh’nin başbakan olması önerisi, Alman kökenli Cumhurbaşkanı Klaus Iohannis tarafından reddedilmişti. Iohannis, PSD’ye başbakanlık görevi için yeni bir isim önermesi çağrısında bulunmuştu. Sevil Shhaideh, Iohannis tarafından onaylansaydı Romanya’nın ilk kadın, Müslüman ve ◄◄ Tatar Türkü başbakanı olacaktı.

Dönemin İçişleri Bakanı Ter Horst’un bu araştırmadan haberdar olup olmadığı henüz bilinmiyor. Wilders, habere değinmeden gün içinde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Başbakana, Başsavcılığa, AIVD ve diğer elit gruplara mesajım: Beni durdurmak isteyen kişilerin önce beni öldürmeleri gerekiyor” dedi. AIVD ve İçişleri Bakanı Plasterk ise, iddiaya dair açıklama yapmaktan kaçındılar. 2010 yılına kadar Wilders’ın İsrail’in önde gelenleri ile yakın bağlantıları olduğu ve İsrail Büyükelçiliğini sıkça ziyaret ettiği biliniyor. ◄◄

.................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. .................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. ..................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................

Sağduyunun sesi...

Corendon turizm grubunun 2017 hedefi: “Her alanda büyümek” Corendon Turizm Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer, “Turizm sektöründeki küçülmeye rağmen bu yıl olduğu gibi 2017’de de daha fazla yatırım yapmaya, Avrupa’da yeni oteller açmaya ve Corendon Airlines filosunu yen nesil uçaklarla büyütmeye devam edeceğiz” dedi. Hem yurtiçinde hem de yurtdışında yaptığı yatırımlarla büyümeye devam eden Türkiye’nin önde gelen turizm gruplarından Corendon, 22 Aralık 2016 Perşembe günü grup otellerinden Grand Park Lara’da düzenlenen Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısında 2017 yatırımlarını ve hedeflerini paylaştı. Corendon Turizm Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer’in ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda, turizm sektörüne yönelik de çarpıcı bilgiler sunuldu. YILDIRAY KARAER: “YÜZDE 20 DAHA FAZLA TATİL SATACAĞIZ” Corendon Turizm Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer, yaşanan olumsuz gelişmelerin geçtiğimiz sezona olan etkilerinin ana pazarları Hollanda ve Belçika’da da yoğun bir şekilde hissedilmesine ve geçen sene pazarın yüzde 40 gerilemesine rağmen bu seneden umutlu olduklarını belirtti. 2017 rezervasyonları incelendiğinde turistlerin Türkiye’ye geri dönüş eğiliminde olduğunu gözlemlediklerini belirten Karaer, Corendon Turizm Grubu’nun hedeflerine yönelik olarak ise şu açıklamalarda bulundu; “Bugün İspanya ve Portekiz son iki senedeki turizm patlamasının etkisiyle fiyatlarını hayli artırdı. Türkiye’de ise düşük fiyat ve yüksek kalitede bir hizmet politikası var. Öte yandan Türkiye’nin müşteri yorumları diğer tüm destinasyonlara göre daha yüksek. Kasım ortası itibariyle 2017 yazı için erken rezervasyonlar yükselişe başladı. Corendon ◄◄ olarak hedefimiz 2017’de bir önceki yıla kıyasla yüzde 20 daha fazla Türkiye tatili satmak.”

Turizm sektöründe güçbirliği “Gazze’nin sokakları çocukların damarlarından akan kanlarla yıkanırken...”

Hollanda’da turizm sektöründe faaliyet gösteren Türk firmalarının temsilcileri güçbirliğine gittiler. Bir süredir sürdürülen kuruluş çalışmalarını sürdüren Hollanda Türk Turizm ve Seyahat Acenteleri Derneği geçtiğimiz günlerde düzenlenen toplantısında resmî kuruluşunu gerçekleştirdi. Kamil Saygı Yönetim Kurulu Başkanlığına, Osman Çelik Genel Sekreterliğe ve Durmuş Doğan da Muhasiplik görevine getirildiler. Toplantı sonrası yapılan açıklamada, sektörde faaliyet gösteren işletmelerin sorunlarına çözüm yolları bulunması, ortak hareket edilmesi ve Türkiye pazarının güçlendirilmesine ◄◄ yönelik çalışmalar yürütüleceği kaydedildi.

Tunahan Kuzu Hollanda Parlamentosunda tarih yazdı

“İslam’ı ve Müslümanları hedef alan algı operasyonları tehlikeli boyutlara ulaştı”

Türk asıllı milletvekili Tunahan Kuzu geçtiğimiz günlerde Suriye’deki olaylar hakkındaki oturumda Hollanda parlamentosunda Suriyelilere kendi dillerinde seslendi. Hollanda tarihinde bir ilki gerçekleştiren Kuzu konuşma süresinde şu ifadeleri kullandı: “Son olarak Suriyeli kardeşlerimize bir mesaj vermek istiyorum. Bunun için kendi dillerinde onlara şunları ifade etmek istiyorum. Bizler sizlerin özgürlük, adalet, refah ve mücadelenizde daima yanınızdayız. Sizleri unutmadık, sizler her zaman kalplerimizdesiniz. Acınız acımız, üzüntünüz üzüntümüz, göz yaşlarınız göz yaşlarımız. Ve Hollanda’daki Suriyeli mültecilere şunu söylemek istiyorum: Hollanda’ya hoş geldiniz.” TUNUHAN KUZU KİMDİR? Tunahan Kuzu 1981 yıllında İstanbul’da doğmuştur. Küçük yaşta Hollanda’nın Maassluis kentine taşınmış ve orada büyümüştür. 2001’den 2006’ya kadar Erasmus Üniversitesinde yönetim okumuştur. 2008’de Hollanda’nın İşçi Partisi milletvekili olarak Rotterdam Belediyesi’nin meclisine seçildi. 2012’e kadar bu görevi sürdüren Kuzu, 2012’de yine İşçi Partisi milletvekili olarak, Hollanda Parlamentosu’na seçildi. 2014 yılında İşçi Partisi ile fikir uyuşmazlığı yaşadı. Kuzu uyum politikasına karşı çıktığı için partiden ihraç edilmişti. Daha sonra kurucusu olduğu DENK partisi ile meclise yeniden girdi. Milletvekilliği yaptığı sürece, alternatif fikirlere ve azınlık politikalarına önem veren genç söylemleri olan biri olarak dikkat çekiyor. Geçtiğimiz aylarda Fransa’daki patlamanın ardından saygı duruşunda duran ama Ankara saldırısından sonra bu teklifi kabul etmeyen meclisi protesto etmiş ve tek başına 1 dakika saygı duruşunda durmuştu. Bu protestosu uzun süre gündem olmuştu. Muhalif tavrını adaletten yana sergileyen Tunahan Kuzu İsrail Başbakanı Netanyahu’nun da elini sıkmamıştı. Kuzu ise Facebook sayfasından açıklama yaparak: 2014 yazında Gazze’nin sokakları çocukların damarlarından akan kanlarla yıkanırken, burada kırmızı halı serildi. Bu durum el sıkışmayı değil, Filistin’in özgürlüğüne vurguyu hak ediyor dedi.

Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi (UHİM) Genel Sekreteri Veysel Başar, İslam’ı ve Müslümanları hedef alan algı operasyonlarının bugün en tehlikeli boyutlara ulaştığını belirtti. UHİM tarafından hazırlanan “Manipülasyonların Kıskacında İslam” başlıklı rapor açıklandı. Toplantıda konuşan Genel Sekreter Başar, Batılı devlet ve yapıların kontrolündeki mevcut küresel sistemin dünyayı felakete sürüklediğini savunarak, buna ilişkin bazı uluslararası kuruluşların istatistiksel verilerini aktardı. İslam’ın sistematik olarak özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde, siyaset, sanat, akademi, medya, sivil toplum gibi birçok alanda hedef alındığını ifade eden Başar, “Bu süreçte bir Müslüman’ın hayatını şekillendiren maddi-manevi her şey hedef alınarak yıpratılmaya çalışılmıştır” dedi. Başar, İslam’ı ve Müslümanları hedef alan algı operasyonlarının bugün en tehlikeli boyutlara ulaştığını dile getirerek, İslam’ı hedef alan manipülasyonları şu başlıklar altında sıraladı: “İslam ile ilişkilendirme yoluyla münipülasyon, İslam’ın temel kavramlarına karşı manipülasyon, İslam’ın kutsal değerlerine karşı manipülasyon, dini vecibelere karşı manipülasyon, farklı İslam algıları oluşturma yoluyla manipülasyon, özgürlük söylemi üzerinden manipülasyon ve itibarsızlaştırma yoluyla manipülasyon.” UHİM Genel Sekreteri Veysel Başar, bu manipülasyonların “yasallaştırma araçları; siyasi-hukuki merciler, kitleselleştirme araçları; yazılı, görsel ve sosyal medya, meşrulaştırma araçları; kültür-sanat kurumları, sondaj araçları; sivil toplum kuruluşları ve akademi, doğrulama araçları; taşeron terör örgütleri” aracılığıyla hayata ◄◄ geçirildiğini kaydetti.

Hollanda’da enflasyon en düşük seviyede 0.3 Hollanda’da Aralık ayında yüzde 0.6’dan yüzde 0.3’e gerileyerek 1987 sonrasının en düşük oranı oldu. 2016’nın son ayı Aralık ayı enflasyon rakamları belli oldu! Aralık enflasyon oranı yüzde 0,3 olarak gerçekleşti. Hollanda`da enflasyon son 30 yılın en düşüğünde Hollanda’da enflasyon 1987 yılından bu yana en düşük seviyede. Merkezi İstatistik Bürosu (CBS) tarafından yayımlanan verilere göre Aralık ayında yüzde 0.3olarak gerçekleşen enflasyon, 1987 yılından bu yana tüketiciler için en az fiyat artışının yaşandığı yıl olarak %-0,5 düzeyine kadar düşmüştür. CBS açıklamasında devamla, ciddi oranda düşen petrol, gaz ve elektrik fiyatları nedeniyle iki sene üst üste enflasyon rakamlarının düşük seviyede gerçekleştiği ifade edilmektedir Bunun yansıması olarak enerji fiyatlarındaki düşüş ile vergilendirmedeki düşüşün etkili olduğu belirtilmekte. Kıyafet ve petrol fiyatlarının da artışının giderek devam ettiğine dikkat çeken yetkililer bunun bir dip olduğunu düşünüyor. ◄◄ Kaynak: Türkinfo MD


spotlar 23 spotligt

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 222 - Ocak/Januari 2017

Hollanda Kralı Willem Alexander endişeli Hollanda Kralı Willem Alexander, Noel konuşmasında “Bir çok aşırılık normalmiş gibi görünüyor” ifadelerini kullanarak dünyadaki gelişmeden dolayı endişe duyduğunu söyledi. Kral, “2016 Noel’i bizlerde çelişkili duygular uyandırıyor. Bu yıl ki Noel, bizleri bir çok konu hakkında yüzleşmeye itip daha iyi düşünmemizi sağlamalı. Artık dünyada bir çok yerdeki aşırı kötülükler normalmiş gibi görünmeye başladı. Bu da endişe vermektedir. Suriye’de ve bir çok diğer ülkelerde olduğu gibi çocukların içinde yer aldığı sıradan insanların yaşadıkları bir çok olumsuzlukları inanın kabul etmek mümkün değildir” dedi. Birliktelik mesajı da veren Kral, “Birlikte yaşadığımız toplumda herkesin kendini evinde daha güvende hissetmesi için, bizler, sizler ne yapıyoruz? Birlikte barış içerisinde sorunları çözebilir miyiz?” şeklinde konuştu. ................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. ................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................. .................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................................

Adaylar belirleniyor

Avrupa ekonomisinin 2016 karnesi zayıf

Bozkurt, 67 binden fazla oy alarak parlamentoya girmişti... Emine Bozkurt Milletvekili adayı Son dönemlerde ciddi düşüş yaşayan PvdA partisi, bugüne kadar oyların çoğunu yabancı kökenli vatandaşlardan almıştı. Oy kaybına, partide yabancılara karşı alınan tavır ve Türklere karşı yapılan haksız saldırıların neden olduğu tahmin ediliyor. Seçimlerde beklediği oy oranın alabilmek için harekete geçen yeni parti lideri Asscher’ın da adaylar listesine çok sayıda yeni isimler eklediği aktarıldı. Listede bugüne kadar yaptığı çalışmalarla dikkat çeken Emine Bozkurt’un da yer aldığı bildirildi. Rotterdam Charlois Belediye Encümen Azası PvdA’lı Zeki Baran’ın yayımladığı bildiride şu sözlere yer verildi: Güvenilir kaynaklardan aldığımız bilgiye göre Emine Bozkurt PvdA’dan 18. sıradan milletvekili adayı gösterildi. Bilindiği gibi sayın Bozkurt, Avrupa Parlamentosunda Hollanda’yı çok iyi temsil etmişti. Sayın Bozkurt’un döneminde Türkiye Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerine başlamıştı. Emine Bozkurt aynı zamanda her türlü ayrımcılıkla ve göçmenlerin eşit haklara sahip olabilmesi için önemli bir mücadele vermişti. Bozkurt Avrupa parlamentosundaki görevi süresince hem Türkiye’deki kadın haklarının gelişmesine çok büyük katkılar sağladı ve futboldaki şike ile mücadele etti. PvdA’nın çok büyük oy kaybına uğramasına rağmen, Emine Bozkurt 67 binden fazla oy alarak parlamentoya girmişti.

Okullarda Müslüman öğrencilere karşı ayrımcılık arttı

Yeni yapılan bir araştırmaya göre öğretmenler son yıllarda sınıfta Müslüman öğrencilere karşı ayrımcılığın giderek arttığına şahit oluyorlar. Müslüman öğrencilerin küfür, hakaret ve şiddete maruz kaldıklarına şahit olduklarını söyleyen öğretmenlerin sayısı gittikçe artıyor. Anne Frank Vakfı ve FORUM işbirliği ile gerçekleştirilen araştırmaya 498 ortaokul öğretmeni katıldı. Öğretmenlerin üçte ikiye yakını (%61’i) geçtiğimiz yıl Müslüman öğrencilerin yerli öğrenciler tarafından ayrımcılığa uğradığına şahit oldu. Toplumda ve gençler arasında Yahudi karşıtlığı olan antisemitizmden daha fazla Müslüman karşıtlığı olduğunu ortaya koyması açısından bu rakamların endişe verici olduğu bildirildi. Öğretmenler, İŞD, Suriye ve Filistin’deki savaşlar hakkındaki haberlerin İslam karşıtı tavırları ve ayrımcılığı körüklediğini düşünüyorlar. Ayrımcılığı yapan öğrenciler genellikle Hollandalı, erkek, herhangi bir dine mensubiyeti bulunmayan VMBO öğrencileri. Ayrımcılığa uğrayanlar ise çoğunlukla Türk ya da Faslı öğrenciler. Araştırmada büyük şehirlerden çok çevredeki küçük şehirlerde ve VMBO okullarında Müslümanlara karşı ayrımcılığın daha fazla görüldüğü ortaya çıktı. Öğretmenlerin çoğunluğu ayrımcılığa karşı müdahale ettiklerini ve sınıfta bu konuyu konuştuklarını belirtti. Öğretmenlerin yarısı önyargılara engel olmak ve görgü kurallarını daha iyi aktarabilmek için desteğe ihtiyaçları olduğunu belirtti. İslam ve Müslümanlar hakkında da daha fazla bilgilenmek istediklerini ifade ettiler. Geçtiğimiz yıl ayrımcılığın arttığını söyleyen öğretmenlerin bir kısmı (%10) bunun sebebinin İslam ve Müslümanlar hakkındaki medyadaki tek taraflı yayıncılığın sebep olduğunu belirttiler. Geert Wilders’in söylemleri ile Zwarte Piet tartışmalarının da önyargıları artırdığını ifade ettiler. Buna karşı diğer bir grup öğretmen (%14) tam tersini iddia etti. Bunlara göre ayrımcılık gittikçe azalıyor ve bunun sebebi de yine ilginç bir şekilde Wilders olarak görülüyor. Bu araştırma sadece öğrenciler arasındaki ayrımcılığın sonuçlarını ortaya koyuyor. Türk ve Faslı öğrencilerin bir de öğretmenleri tarafından maruz kaldıkları ayrımcılığın boyutları hakkında herhangi bir bilgi ve sonuç içermiyor.

Avrupa ekonomisi, artan siyasi belirsizlikler ve zayıf makroekonomik göstergelerle 2016 yılında genel olarak düşük bir performans sergiledi. Avrupa ekonomisinde, AB’yi dağılma riskiyle baş başa bırakan siyasi belirsizlikler, bankacılık sektöründeki çalkantı, büyüme ivmesinin zayıf hızı ve bir türlü istenilen seviyeye ulaşmayan çok düşük enflasyon oranı gibi göstergeler geçen yıl dikkati çeken gelişmeler olarak sıralanırken, Avrupa ülkelerindeki yüksek genç işsizlik (25 yaş altı) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Mario Draghi’nin sık sık dile getirdiği yapısal reform eksikliği de öne çıkan diğer konular oldu. ECB’nin 9 Mart 2015’te 60 milyar avro seviyesinde başlattığı ve daha sonra 80 milyar avroya yükselttiği devlet tahvil alımını da kapsayan varlık alım programı (parasal genişleme), bölge ekonomisinin canlanmasına katkı sağlamasına karşın bölgede istenilen büyüme ivmesi yakalanamadı. Enflasyon ise hedeflenen yüzde 2’ye yakın seviyeye bir türlü yaklaşmadı. Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılma (Brexit) kararı, Avro Bölgesi’ndeki çevre ülkelerin kalıcı borç sorunlarının çözüme kavuşmaması, aşırı sağcı siyasi hareketlerin popülerliğini artırması ve ABD’de başkanlık seçimlerini Donald Trump’ın kazanması gibi gelişmeler, geçen yıl Avrupa’nın siyasi ve ekonomi gündemini meşgul etmesinin yanı sıra yatırımcı güveninde de olumsuz etkilere neden oldu. Avrupa ekonomisindeki ekonomik ve politik sorunların yanı sıra terör olayları ve sığınmacı krizinin başı çektiği sosyal so◄◄ runlar da piyasalar ve bölge ekonomisini uzun süre baskı altında tuttu.

“İslam’a karşı kışkırtmaları durdurun” Almanya‘da Müslümanları hedef alan kışkırtmalara karşı internet üzerinden imza kampanyası başlatıldı.“İslamofobi ile Mücadele Platformu” sözcüleri Erkan Arslan, Sedat Kıymet ve Önder Demir tarafından yapılan açıklamada, “İslam’a karşı kışkırtmaları durdurun” adı altında başlatılan imza kampanyası kapsamında toplanan imzaların Federal Meclis ve Alman Basın Konseyi’ne (Presserat) sunulmasının öngörüldüğü ifade edildi. Açıklamada, kampanyada 110 bin imzanın toplanmasının hedeflendiği kaydedildi. Son 20 yıldır İslam dininin ve Müslümanların Alman medyasında hep terör ve terörizm ile birlikte anıldığına işaret edilen açıklamada, “İslami terör” kelimesinin açık bir şekilde Alman halkını Müslümanlara ve İslam dinine karşı kışkırttığını ve Müslümanları rencide ettiği belirtildi. Hiçbir dinin haberlerde dahi olsa insanlık dışı bir eylem olan terörizm ile birlikte anılamayacağı vurgulanan açıklamada bu sebepten dolayı yetkililere bu sesi duyurabilmek için böyle bir imza kampanyasının başlatıldığı ifade edildi. Açıklamada, imza kampanyasına 20 Aralık 2017’ye kadar Almanya’dan ve diğer ülkelerden www.openpetition.de/petition/online/islama-karsi-kiskirtmayi-durdurun veya www.openpetition.de/petition/argu◄◄ mente/stopp-die-hetze-gegen-den-islam internet sayfasından herkesin katılabileceği kaydedildi.

İşçi Partisi PvdA liderliğine Asscher seçildi Sosyal İşler ve İstihdam Bakanı Lodewijk Asscher PvdA İşçi Partisinin liderliğine seçildi. Oyların yüzde 54,5’ni alan Asscher PvdA liderliğini Samsom’dan devraldı. PvdA lideri Samsom, sonuçların açıklanmasının ardından Asscher’ı tebrik etti. Kendi dilinden Lodewijk Asscher... “Hukukçuyum ve Amsterdam’da hukukçuların çok olduğu bir aileden geliyorum. Herkese eşit adaleti sağlamak için mücadele edilmesi fikriyle yetiştirildim. Anne ve babamın bunda etkisi oldu. Hukuk eğitimimden sonra bir üniversitede çalışmaya başladım ve siyasete de aktif olarak girdim. İşimde her zaman, diğer insanların durumu nasıl düzeltilebilir ve nasıl korunabilir sorusuyla meşgul oldum. Böylece Amsterdam’da encümen olarak yerel siyasete başladım. ‘Siyah okul’ denilen yabancıların yoğun olduğu okulların daha iyi eğitim vermesi, öğrencilerin daha başarılı olması için çaba sarf ettim. Kadınların zor kullanılarak kötü yola düşürülmelerine karşı mücadele ettim. Burada Sosyal İşler Bakanlığında da sürekli iş sözleşmeleri ve insanların ayırımcılığa uğramalarına karşı mücadele ediyorum. Hayatımdaki kırmızı çizgiler böyle ve insan olarak da haksızlığa karşı mücadele etmenin bana enerji verdiğini fark ediyorum. Bunun en çok bu zamanda gerekli ◄◄ olduğunu düşünüyorum. Ben siyaseti sadece bir iş olarak değil, daha çok bir görev olarak görüyorum.”

Türkiye’ye dönen önceki HDV Başkanı Yusuf Acar’dan mektup var... Muhterem Dava Arkadaşlarım, Aziz dostlarım, Hollanda’daki görevim sona ermiş ve Türkiye’ye dönmüş bulunmaktayım. Siz aziz dostlarımdan haklarınızı helal etmenizi ve size göre bir kusurum olmuşsa affetmenizi istirham ediyorum. Ben her bir arkadaşıma varsa şayet bütün haklarımı helal ediyorum. Allah var, keder ve gam yok. Avrupalı Müslüman kardeşlerimin misyonunun “Hâl ve kâl ile İslam’ın kardeşlik ve paylaşım ruhunu Batıya taşımak” olduğunu ve bu görevin fevkalade onurlu ama bir o kadar da sorumluluk gerektirdiğini anlatmaya çalıştım her fırsatta. Bu gün Avrupalı Müslümanlar, “ya baban ya annen” tercihine zorlanmak isteniyor. Ana vatanınız Türkiye’den de, baba vatanınız Hollanda’dan da asla vazgeçmeyin. Medine’ye göç eden ve Medine’de yaşamaktan şikayet eden Mekkeli göçmenlere Hz. Hz. Peygamber’in tavsiyesi şu olmuştu: “Ya Rabbi, Ana vatanımız Mekke’yi bize sevdirdiğin gibi Medine’yi de sevdir, hatta anavatanımızdan daha fazla sevdir! Bu toprakları bize sıhhatli ve bereketli eyle!” Bütün Hollandalı Müslüman kardeşlerime hep bunu salık verdim: Sevin Hollanda’yı lütfen! Severseniz daha fazla faydanız dokunur Hollanda’ya! Zira sizin geleceğiniz Hollanda’dadır. Bütün konuşmalarımda “döneceğiz döneceğiz dediniz ama dönemediniz, dönemezsiniz ve inşallah da dönemezsiniz” diye dua ettiğim malumlarınızdır. Bu duayı, imanınız ve ahiretiniz için yaptım hep. Çünkü yegane rehberimiz Hz. Muhammed (sav) göçmen olarak yaşadı Medine’de ve dönmedi ana vatanı Mekke’ye, 120.000 sahabeden 80.000’nin kabri gurbet ellerdedir, Anadolu erenleri Yunus’undan Mevlana’sına varıncaya kadar hepsi anavatanları dışında vefat etmişlerdir. Dostlarım, Avrupa’nın size ihtiyacı var ve siz orada değerlisiniz! Komşuluk ilişkilerinden iş ahlakına varıncaya kadar Hz. Peygamberin kardeşlik anlayışını o topraklarda yeşertmek gerek! Müslümanların, sorun çıkartan değil, sorun çözen; etrafını rahatsız eden değil, topluma huzur veren; içinde yaşadığı ülkeye yük olan değil, değer katan “güzel insanlar” topluluğu olduğunu göstermek gerek! Buna hepimizin ihtiyacı vardır. Hayatta en önemli görevimiz, Dinimize zarar verecek ve Aziz Milletimizin boynunu eğdirecek bir eylem-söylemde bulunmadan bu hayatı tamamlamaktır. Bilge Kral İzzetbegoviç’in ifadesiyle “rahatsız etmek” görevimizi yerine getirdik demekki hamdolsun. Hedef adam olmak, silik adam olmaktan evladır. Sakın Kader deme, Kaderin üstünde bir kader vardır! Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar vardır. Selam, dua ve muhabbetlerimle. Yusuf Acar HDV önceki Başkanı ◄◄


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222 - Ocak/Januari 2017

04 perspektif 24 perspective

MİHENK Mihenk

ortaummet_45@hotmail.com

(yükselmiş) etmiştir. Zaten ilimler (tecrübi ilimler) bütün insanlığın ortak birikimidir

İbrahim Turgut

Akıl, Tecrübe ve Terakki!..

Mutlu insan, başkasından ibret alandır” der Fahru Razı. Çünkü onun aklı, başkasının hâlinden kendi hâline intikal eder. Bu önemli tespitin, mutlu olmanın yolunu, aynı cins muhatabın üzerinden gösteren, içinde barındırdığı manayla âdeta ışık saçan kandil gibidir. İşin nirengi noktası burasıdır. Mutlu olmak için buradan başlamak gerekir. Asırlar önce yaşamış bir İslam Âlimi olan Fahru Razı, tespitinin temelinde yaşanan Kur’an yatmaktadır. Yoksa o günün şartlarında Sosyolojik tahlili bu rahatlıkta yapmak mümkün değildi. Tarih boyu dinî metinlerden beslenen ve bunun yanında pozitif ilimlerin tecrübe birikimiyle gelişerek, büyük beyinlerin (âlimler, bilginler) ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Buluşlarıyla insanlığa büyük hizmetler yapmışlardır. Ancak, zaman içinde siyasi ve iktisadî bir takım sebeplerle bu gelişmeler, inkıta’a uğramıştır. Pozitif ilimler bağlamında, bu birikim üzerine diğer milletler, terakki

Toplumsal ilişkilerde bireyler, birbirinden istifade ederek, sosyal hayatı inşa etmiş, toplumsal hafızayı ve uzlaşıyı, ancak böyle oluşturabilmişlerdir. Bugün bu ilmî çalışmalar zinciri devam etmektedir. İnsanlık var olduğu müddetçe terakkiye devam edecektir. Bugün gelişen teknolojiyi; Allah’ın en büyük nimeti olan aklı, doğru kullandıkları takdirde mutlu olacaklardır. Asıl mevzuya geçersek, aklın, örnek davranışlara ihtiyaç duyduğu açıktır. Burada yeryüzünün ilk ailesi olan, Âdem’in (a.s) çocukları, Habil ile Kabil’i örnek vermek yerinde olur. Onlar, bütün bir insanlık için ibret alacakları, aralarında meydana gelen büyük olayı, iyi ile kötü karakterleri ayırmak adına, “Aklın yolu birdir” deyişi karşımıza çıkar ki, bu fotoğrafta, iyiden taraf temayülün daha ağır basacağı muhakkaktır. Kabil şiddeti, Habil ise iyiliği, diyaloğu, ibadette duruşu temsil etmektedir. Ayeti kerimede şöyle buyuruluyor: “Ey Muhammed! Onlara, Âdem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, ‘Andolsun seni mutlaka öldüreceğim’ demişti. Öteki, ‘Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder. Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Ben

Ahmet Şahin yerini, Cengiz İnceosman bıraktı 5,5 yıl önce Güney Kore’den Amsterdam’a atanan Ahmet Şahin’in yerine, bu kez de yine uzakdoğudaki Singapur’da görev yapan Cengiz İnceosman atandı. Göreve başladığı 2011 mayıs ayı sonunda, kalabalık bir Sivil Toplum Kuruluşu üyesi ile, ‘Hoşgeldin’ anlamında Palet Restaurant’ta Konya Furun Kebabı ikram ettiğimiz Ahmet Şahin’i, bu kez de Meram Restaurant’ta bir kahvaltıyla uğurladık. Tanzanya’nın Darüsselam kentine tayin edilen Ahmet Şahin, Zanzibar ve Klimanjaro hatlarının sorumluluğunu da üstlenecek. THY Amsterdam Müdürlüğü’ne atandığı 2011 mayıs ayında, Türk STK tem-

istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır’. Derken nefsi onu kardeşini öldürmeye itti de (nefsine uyarak) onu öldürdü ve böylece ziyan edenlerden oldu. Nihayet Allah, ona kardeşinin ölmüş cesedini nasıl örtüp gizleyeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. ‘Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtmekten âciz miyim ben?’ dedi. Artık pişmanlık duyanlardan olmuştu” (Maide:27-28-29-30-31) Burada ayetlerden çıkarılacak dersler şunlardır: 1- Önce bu vakanın önemine binaen iyi okunması istenmektedir. 2- İmtihan edilenlerden birinin kazanacağı bir diğerinin kaybedeceği nazara verilerek, onların, dünyayı imar etme ve var olmanın hakikatini, nasıl algılayacaklarına bağlı olduğunu, imtihanı kaybeden Kabil, şiddete baş vurarak, duygularına yenilerek imtihanı kaybetmiştir. Ayrıca kurbanla sınanmaları, bu ibadetin önemini ortaya koymaktadır. 3- Şiddete baş vuran Kabil, öldürme tehdidiyle olayı başka mecralara taşımıştır. Buna karşın Habil’in verdiği cevap, ihlasın ve samimiyetin ibadetteki etkisini göstermiş ve gelecek nesillere ışık tutmuştur. Bu ayetlerden çıkarılacak daha nice hikmetler vardır. 4- İnsan eşref-i mahlukat olduğu için, hayatına son vermek kula düşmez, onu ancak Allah katına alır. Habil, Kabil’in yapacağı hamlelere karşılık vermeyeceğini bildirerek, Allah’a olan teslimiyetini korkuya bağlamıştır. 5- Burada âdeta şöyle diyor: Sakın kardeşim! Hayatıma son vererek,

silcileriyle Palet restaurant’ta Konya Furun Kebabı ısmarlayarak ‘Hoşgeldin’ dediğimiz Ahmet Şahin’e, (Ortada koyu ceketli), şimdi de bir hakvaltıyla veda edildi. 2011 yılında Hollanda’da göreve başladığı zaman, haftada 21 seferle devraldığı Hollanda ile Türkiye arasındaki hat sayısını 35’e çıkarma başarısını gösteren Ahmet Şahin, görevi süresi boyunca Milli Taşıyıcımız THY bayrağını çok güzel bir şekilde dalgalandırdı. Hollanda’daki görevini sürdürürken, motivasyonu ile elinden geldiği kadar gayret sarfetmiş ve milletimizin varlığı olan THY’yi karlı duruma sokma çabası içinde çalışmış olan Ahmet Şahin yayınlamış olduğu veda mesajında şunları yazdı: ‘Hollanda’daki çalışma süreci içinde, medyanın, STK’larımızın, acentalarımızın ve Hollanda’da yaşayan vatandaşlarımızın önemli olan katkı ve destekleri beni çok sevindirmiştir. Bu vesile ile hepinize teşekkürlerimi sunarım.” (İlhan Karaçay)

Cehennemlik olma, Yoksa ikimizin günahıyla Allah’ın huzuruna çıkarsın!.. 6- Nihayet nefsi kendisine bu cinayeti işleterek kardeşini öldürmüş, ziyana uğrayanlardan olmuş, Habil ise, imtihanı kazanarak Allah’ a vasıl olmuştur. 7- Ortada yalnız kalan Kabil, nedamet duyarak kardeşinin cesedini nasıl defnedeceğini bilememiş, kendisinden daha aşağılarda bir mahluk olan karganın yol gösterdiğini görünce, kıyasa yönelerek, bir karga kadar olamamanın aczini haykırmış ve netice olarak, şiddetin öfkeye, öfkenin katilliğe kadar giderek, nelere mal olacağını, Kabil’in şahsında bütün insanlığa gösterilmiştir. Burada tecrübi bilginin olmayışını nazara vererek, her şeyin bilgisi tecrübeyle müşahhas bir varlık hâline gelebileceğine işaret bulunmaktadır. Enaniyetçi yaklaşımı, İslam asla kabul etmez. Kolektif birliktelik modelini esas alır. Toplumdan kendini izole etmiş insanda hayır olmayacağını, aksine insanların içinde, onların eza ve cefalarına sabır gösterenler, peygamberin diliyle övülmüşlerdir. Aksi anlayış ise, nasla (ayet ve hadislerle) çeliştiğini görmek mümkündür. İslam inancında, münzevi hayatı benimseyerek, toplumu terk ederek, aklın atıl bırakılarak, gelişmelere taraf olmadan, takvaya ulaşılması mümkün değildir. Bunu savunmak ise, olsa olsa bir sapmadır. Bu tür i’tikadi sapmaların temelinde, bilgisizlik ve farklı yapıların yer aldıklarını, tarih boyu meydana gelen hadiseler göstermektedir. Burada, İslam’ın ilk çıkışından itibaren, gerek i’tikadi

Tevhid Camii’nden irşad programı Millî Görüş Veenendaal Tevhid Camii, İslami kimliği korumak adına yılın son gününde bir irşad programı düzenledi. Gençleri o gün sokaktan almayı gaye edinen program yoğun bir katlımla gerçekleştirildi. Veenendaal İhlas Camii İmamı Osman Kılıçoğlu tarafından okunan Kur’an-ı Kerim ile başlayan program dolu dolu geçti. Hollanda İslam Federasyonu kadercilerinin de hazır bulunduğu programda İrfan Sohbetleri sorumlusu Erkan Turan da çalışmalarıyla alakalı katılımcıları bilgilendirdi. Veenendaal Millî Görüş Tevhid Camii Başkanı İsmail Şentürk, bir selamlama konuşması yaparak cami çalışmaları hakkında bilgi verdi. Şentürk, günün anlam ve önemini anlatan Mehmet Akif’in

ve gerekse ameli mezheplerin, meşreplerin, tarikatların ve ekollerin meydana gelmesi, fikir sahibi olmak için büyük bir fotoğraftır. Bunların hepsini ele almak mümkün değildir. Bu yapılarla ilgili yazılmış çok kitap vardır. Onlara müracaat ederek geniş bilgi almak en mantıklı davranış olur. Nihayet mutlu olmak göreceli bir kavramdır. “Neye göre mutlu olunur?” sorusuna verilecek cevaba göre hüküm verilebilir. Yoksa herkes bir betinleme yapabilir. Mutlu Aile, Mutlu Toplum, vs. bunu çoğaltmak mümkündür. “Mutlu” kelimesi, günümüzde bir çok şey için kullanılmaktadır. Sosyologların tarifiyle yazacak olursak, anlık ve kalıcı mutluluklar olarak ikiye ayırmak mümkün. Anlık mutluluk, satın alınan her hangi bir şeyle mutlu olmak veya alınan bir haberle de gerçekleşir. Yenen bir yemekle de olur. Asıl mutluluk, kalıcı ve akılcı tecrübenin ortaya koyduğu nimetleri insanlığın hizmetinde kullanmaktır. Buna dair doyurucu cevap bu olsa gerek. İslam âlimleri, “En büyük ma’rifet, Kur’an ve Sünnet merkezli hayat anlayışıyla yaşayarak, iyilikleri hâkim kılarak, insanlığın hizmetine, akıl, tecrübe ve üretimle hizmet ederek, kul hakkıyla dünyadan ayrılmayarak, Allah’ın rızasına vasıl olmaktır. Kalıcı mutluluk budur.” derler. Ayeti kerimede, “Mutlu olanlara gelince, gökler ve yerler durdukça içinde ebedî kalmak üzere cennettedirler. Ancak Rabbinin dilemesi başka. Bu, onlara ardı kesilmez bir lütuf olarak verilmiştir.” buyrulur. (11.108 – D. Meali)

şu şiiriyle konuşmasını tammaladı. “Ya Rab! Böyle mi olacaktı benim cennet yurdum? / Baktım da etrafıma yalnızım ağladım durdum / Bir mana veremedim, şu miladi yılbaşına! / Şaştım da kaldım, Müslümanların vah telaşına! / Çevirdim başımı, nereye ettimse bir nazar./ Gördüm ki Noel için hazır, yer-yer çarşı-pazar / Haykırmak gelmişti içimden, seslendim millete / Heyhat! Duyuramadım, ne Ahmet’e ne Mehmet’e / Ya Rab! Kurtulsun! Hidayet ver bu millete / İslam’a gelsin milletim son versin şu zillete.” Daha sonra Genel Merkez gezici hatiplerinden Mehmet Dal, teşkilat çalışmalarına hız verilmesini zira bu yolun doğru yol olduğunu ve buradan ayrılmanın da en doğru yol olduğunu ifade etti. Bir takvim yılının daha bittiğine dikkat çeken Dal, “yeni bir yıl bitti diye kutlama değil muhasebe yapılır ve gelecek yıla daha donanımlı, hazırlıklı çıkmak için olan ve program yapılır” dedi.


mesaj 25 message

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 222 - Ocak/Januari 2017

“Herkes kendi mezhebine karşı yapılanları gösteriyor ama kendinden olanların yaptıklarını sansürlüyor…” ....................................................................................................................................................................................................................................................................................... ....................................................................................................................................................................................................................................................................................... ....................................................................................................................................................................................................................................................................................... .......................................................................................................................................................................................................................................................................................

Nefret Ettirici Bir Koku

G

eçen ayki gündemimizin büyük bir bölümünü “Halep” kaplamıştı hatırlarsanız. Ben de iş gereği, Suriyeli genç bir çift ile konuşuyordum. Hollanda’ya bir türlü alışamayan Suriyeli bayan, ne olursa olsun Halep’e, ailesinin yanına geri dönmek istediğini söylemişti. Boğazım düğümlenmişti bir kere. Bir zamanlar 1,5 milyonluk olan Halep şehrinden geriye bir şey kalmamıştı, ama söylemek zorundaydım: “Bugün otobüsler, son sivilleri de almak için Halep’e gidiyor, herkes terk ediyor Halep’i...” Dileğim, artık umudunu kesmesi ve istemese de buraya alışmak mecburiyetinde olduğunun az da olsa farkına varmasıydı. Karşımdaki bayanın yanağından göz yaşları akmaya başlamıştı ve bir sessizliğe bürünmüştük. Herkes çaresiz! Bir an aklıma Hz. Musa’nın duası geldi: “Bunun üzerine Musa, onların yerine (davarlarını) sulayıverdi. Sonra gölgeye çekildi ve: Rabbim! Doğrusu bana indireceğin her hayra (lütfuna) muhtacım, dedi. (Kasas 24)” Öldürülme korkusuyla, Mısır’ı terk edip, Medyen’e hicret etmişti Musa. Sadece Allah’ı var ve O’ndan yardım diliyor. Fakat boş durmuyor; İki genç kızın davarını suluyor (aksiyon) ve dua edip bekliyor. Çaresizlik anında, hayatınızın durduğunu, zamanın yavaşladığını, bulunduğunuz mekânın yani herşeyin garip göründüğünü hiç hissetiniz mi? Öyle bir ruh hâli olması lazım. Bugün için de çok tanıdık geliyor. Bize indireceğin her hayra muhtacız ey Rabbimiz! Fakat biz, iyilik namına bir davar bile sulamıyoruz. Sebep bu mu yoksa bütün felaketlerin?

Makaleden dikkatimi çeken bir kaç cümleyi sizinle paylaşmak istiyorum: İstanbul’daki evimde izlediğim televizyon kanallarında Suriye rejiminin bombaladığı okulda parçalanan çocukların görüntülerini görüyor ardından yorumcuların o sünni çocukları vahşice katledenler üzerine yaptıkları yorumları izliyorum. Bir sünni Türk olarak “lanet olsun bu vahşete” diyorum. Sonra Tahran’a gidiyorum. Bu sefer orada akşam haberlerini izliyorum. El-Kaide veyahut IŞİD benzeri Sünnilerin (?) yakaladıkları Şiileri nasıl işkence ile öldürdüklerini izliyorum (sansürsüz)… Ama dostlar durun bir dakika, ortada bir gariplik var. KANDIRILIYORUZ. Ne buradaki medya o haberi ve ne oradaki medya buradaki haberi göstermiyor. HERKES KENDİ MEZHEBİNE KARŞI YAPILANLARI GÖSTERİYOR AMA KENDİNDEN OLANLARIN YAPTIKLARINI SANSÜRLÜYOR… Makale uzun ama maksat anlaşılıyor: Hiç kimse samimi ve dürüst değil. Benim için daha ilginç olanı ise bunun nedeni? NEDEN? Ehl-i Sünnet-Şia çatısının altında 72 parçaya ayrılmışız ve bu 72 kategorinin içinde ise çeşni bol: Örneğin içinde bulunduğum Ehl-i Sünnet’i esas alacak olursak, dinî gruplardan tutun da siyasi ve etnik gruplara kadar her çeşidi bulmak mümkün. Bu bir zenginlik mi? Eğer grupların birbirlerinin arkasından neler söylediklerini okur ya da izlerseniz, bir zenginlik değil, “nefret ettirici bir koku” yaydıklarını göreceksiniz. Yani manzara pespayelik. Soru ise hâlâ ortada duruyor: NEDEN?

Neler Oluyor? Ruh hâli böyleyken, bir şekilde Yeni Şafak yazarlarından Mahmut Erol Kılıç’ın 4 aralık tarihindeki makalesiyle karşılaştım.

Tarihten bir kaç örnek Birey ve toplumların yaşadığı her dönemde ayrışmaların, gruplaşmaların olması aslında bir realite, hatta fıtrat. Kitap ehli olan Hristiyanları ve Yahudileri araştırdığımızda ise onların

Gündem

CJIB’den vatandaşlara uyarı! Hollanda’da Centraal Justitieel Incassobureau (CJIB) başlatılan yeni bir dolandırıcılık yöntemiyle ilgili vatandaşları uyardı. E-mail yoluyla vatandaşlara ulaşan dolandırıcıların CJİB adına gönderdiği bildiride, “trafik cezanızı

manzarası bizimkinden farklı da değil. Oysa mesele Müslümanlar olduğunda ise, her ikisinin de ortak bir düşmanlık dilini yüzyıllardır kullanmaları, aslında birbirlerinin dostu olması olarak teyit ediyor Kur’an. Fakat bu realite bile bugünkü durumumuzu iyileştirmiyor, düzeltmiyor. Aslında aşağıda vereceğim iki örnek, toplum ya da grupların, kendi içine kapanmaya başlayıp, karşısındakini düşmanlaştırdığı anda Allah Rasulü’nün bunu nasıl önlediğine dair bize ışık tutuyor. Önlemesinin ardından da ciddi bir sıçrama yaparak Mekke’yi 10.000 kişi ile fethetmesi bunun en büyük delili. 1. örnek Medine’deki Yahudiler, yeni Müslüman olan Evs ve Hazreç’in birlikteliğinden rahatsız olduklarından, geçmişte yaptıkları Buas savaşını, bir sohbet esnasında gündeme getirirler ve yeniden düşmanlıklar alevlenir. Hatta nerede savaşacakları yeri bile kararlaştırarak şöyle derler: “Karataşlık’ta buluşalım. Haydin silaha!” Haber Rasulullah’a ulaştığında ise bugün dağlara, taşlara, camiilere, tekkelere, Müslümanlar nerede nefes alıyorsa oralara yazılması gereken tarihi sözlerini söyler: “Ey Müslümanlar, Allah’tan korkun, nedir bu cahiliye çağrıları, Allah size İslam’ı verdikten sonra, onu size ikram ettikten, cahiliye bağını sizden kopardıktan, sizi küfürden kurtardıktan ve kalplerinizi ısındırdıktan sonra mı böyle yapıyorsunuz?” Onlar da, bunun şeytandan bir fitne ve düşmanlarından bir tuzak olduğunu anladılar. Evs ve Hazreç boyun boyuna sarıldılar. (Siret-i İbn Hişam, cilt 2, sayfa 232, Kahraman Yayınları). 2. örnek Cabir bin Abdullah rivayet ediyor: “Biz bir gazvede idik. Muhacirlerden biri Ensar’dan biriyle kavga etti: Ensar’dan olan ‘ey Ensarlar neredesiniz?’ Muhacir olan da ‘ey Muhacirler neredesiniz?’ diye seslendi. Bunun üzerine Rasulullah: ödemezseniz ehliyetinizi alırız” gibi ifadelerle korkutup para koparmaya çalıştıkları belirtildi. Vatandaşların bu tür oyunlara gelmemeleri konusunda uyarıda bulunan CJİB, ödemelerin sadece kurumun adına olan banka hesap numaralarına yapıldığına dikkat çekti. Onun dışında gönderilen sahte e-maillerde bulunan linklere tıklanmaması gerektiği konusunda vatandaşların dikkatli

“Bu âdeti terk edin. Çünkü bu söz nefret ettirici bir koku yaymaktadır.” der. (Buhari) Yaşadığımız bütün sorunların faturasını dışımızdakilere çıkarmak pek âdetim değildir. Velev ki yerine göre haklı olsalar bile. Hani bilirsiniz, hep topu Yahudilere, ABD ve Avrupa’ya atan komploculardan bahsediyorum. Komplocular, şeytan ve onun fitlemesi Sur’a üflenene kadar devam edecek. Oysa asıl maharet; oyuna gelmemek değil midir? Yukarıdaki her iki referanstan hangi sonuçları çıkarmalıyız o zaman? • Allah’tan korkmak (birbirini öldüren, hakaret eden Müslümanlar için ne anlam ifade ediyor acaba?) • Cahiliye çağrısı olan etnik aidiyet vurgusundan vazgeçmek (önce Türküz, Arabız sonra Müslümanız diyenler?) • İslam, Allah’ın insanlara bir ikramı, hediyesidir. (Öyle midir? Kim hissediyor bu ayrıcalığı?) • Cahiliyeden bağlarını koparmak (pagan bir anlayışı zihnimizde canlandırıp, sadece puta tapıcılığı anlamamak gerek. Nedir cahiliye bağları: içki içmek, faize bulaşmak, kumar oynamak, başkalarının arkasından konuşmak, iyi niyet beslememek vs vs) • Küfürden kurtulup, kalplerin ısınması (çok şükür küfrün içinde değiliz ama kalpler derin dondurucunun içinde kaskatı kesilmiş, kendinden olmayandan nefret ediliyor, saldırmak için pusuda bekleniliyor) • Herkesin kendi fasit dairesinin içine sıkışıp kalması ve sadece onlardan medet umması ve sonrasında nefret kokularının yayılması. Eğer, ortalığı nefret ettirici bir koku kaplarsa, Ömer’e hançeri saplar, Osman’ın boynunu vurur, Sıffin ve Cemel’de ortalığı her türlü cesetler kaplar, Kerbela’da ise 6000 kişi 72 kişiyi katleder. Üstelik Rasulullah’ın sünneti daha dipdiri iken. Kim haklı, kim haksız bana hiç bir zaman ilginç gelmedi. Ölen de öldüren de Müslüman, içimi acıtan hep o oldu oysa! Nefret kokularının olmadığı yeri olmasını tavsiye etti. CJİB’nin suç duyurusunda bulunduğu bildirildi.

Vatandaşa müdahele edebilecek... Hollanda Temsilciler Meclisinde kabul edilen önergeye göre belediye başkanlarının yetkileri artırılarak

Analiz Ergün Madak ergunmadak@hotmail.com

ben henüz yeryüzü haritasında bulamadım. Dedim ya, topu dışımızdakilere atmak bana hep kolaycılık olarak geliyor. Sonuçta ise kaybeden sadece ve sadece İslam Medeniyeti oluyor. Rahmetli En-Nedvi’nin 1984 yılında Türkçe’ye çevrilen, “Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti?” kitabını hatırlarsınız belki. Belki kitabın başlığını bugün için şöyle düzeltmek daha uygun olabilir: Müslümanların Gerilemesiyle Hem Müslümanlar Hem de Dünya Neler Kaybetti? Sonuç Hz. Adem, yasak ağaca yaklaşmasına sebep olarak, hiç bir kaynakta şeytanı göstermedi, ‘bizim aklımızı şeytan çeldi, melek ve ölümsüz olmak vadiyle bizi kandırdı, dolayısıyla suç bizim değil! Ah şeytan! Hep sensin bütün bunların sorumlusu…” demedi. Kendileri böyle bir tercih yaptılar, sadece kendileri. Yeryüzüne sürüldü ve sonra Hz. Adem, Rabbinden kelimeler aldı! (Bakara-37) Yalvardı, yakardı, mağfiret diledi. Fakat şeytan, Allah ile yaptığı mukavele gereği nefret ettirici kokuyu yaymaya yine başladı. Kancayı Kabil’e taktı ve ilk cinayeti işletti, temelinde kıskançlık ve fesatlık tohumlarıyla. Kur’an, sayısız örneklerle dolu. İmtihanın temel özelliği bu zaten, yok başka çaresi. Sadece her seferinde bir tercih yapılacak ve sen yapacaksın! SEN istemezsen, şeytan dâhil, hiç kimsenin senin üzerinde bir yaptırım gücü yok. SEN bir tercih yapıyorsun. Eğer tercihini, Müslümanların kardeşliği, iyi niyeti üzerine kurarsan, % 80 ortak noktalarımız üzerine yoğunlaşıp, geriye kalan kısmı nefret kokularıyla, nefret ateşiyle beslemezsen: “MÜSLÜMANLARIN İLERLEMESİYLE DÜNYA NELER KAZANDI” kitabı da belki bir gün yazılabilir. Zaman; Hz. Adem gibi Rab’den kelimeleri yeni baştan alıp, O’ndan, gönülden mağfiret dilemenin, Hz. Musa gibi aksiyona geçmenin ve Kur’an’ı kardeşlik zemini üzerinden, doğru düzgün okumanın zamanı. ◄◄ vatandaşa müdahele etme hakkı olacak. Kabul edilen yasa ile birlikte kentlerde vatandaşın huzuru kaçıran her olayda belediye başkanlarına müdahele etme hakkı doğdu. Çevreyi rahatsız edenlere karşı belediye başkanın yetkisinin artırılması kentlerde huzurun daha kolay sağlanması yönünde etkili olacağı tahmin ediliyor. Başkanlar sadece uyarıda bulunabiliyordu.


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222 - Ocak/Januari 2017

04 haber 26 nieuws

Toplum

Veghel Selimiye Camii temeli atıldı 9 Aralık 2017 tarihinde yapılan gerçekleştrilen temel atma törenine, HDV Başkanı Dr. Yusuf Acar, Rotterdam Başkonsolosu Sadin Ayyıldız, Veghel Belediye temsilcileri, HDV Şube yöneticileri ve vatandaşlar katıldı.

NIF Gençlik Teşkilatı, İYES çerçevesinde kampta bir araya geldi

Hollanda İslam Federasyonu Gençlik Teşkilatı, “İdareciler Yatılı Eğitim Semineri” çerçevesinde düzenlediği iki günlük kampta, gençlik teşkilatlarında görev yapan 150 yöneticiyi bir araya getirdi. Güney Hollanda Millî Görüş Gençlik Teşkilatı Başkanı Bahr Bulut ve ekibinin gayretli çalışmalarıyla dolu dolu bir programla ağırlanan gençler, hem dinlendiler hem de sahalarında uzman olan Türkiye’den Cemalettin Gezgiç, Hollanda’dan Tunahan Kuzu ve Zekeriya Budak’ın sunum ve anlatımlarıyla irşad edildiler. Programa katılan Bölge Başkanı Mehmet Erdoğan da gençleri selamlayan bir konuşma yaptı. Erdoğan, verdikleri mücadeleden dolayı gençleri tebrik etti.

Yapılan protokol konuşmalarının ardından HDV Veghel Selimiye Camii’nin temeli atıldı. Yaklaşık 2 milyon Avroya mal olacak olan HDV Veghel Selimiye camii 2017 yılında tamamlanması planlıyor.

Selçuk Öztürk, hakkındaki iddialardan aklandı 15 Haziran 2016’da NRC Handelsblad’da Joep Dohmen imzasıyla çıkan haberlerde DENK Milletvekili Selçuk Öztürk’ün ticari ödemelerinde usulsüzlük yaptığı iddia edilmişti. Bu iddiaları araştıran İntegis araştırma şirketi, bugün araştırma sonuçlarını yayınlayarak bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirtti. Denk Partisi Milletvekili Selçuk Öztürk’ün bu konuyla ilgili yayımladığı basın açıklaması şöyle: “NRC Handelsblad Gazetesi’nin 15 Haziran 2016 tarihli nüshasında Joep Dohmen adına DENK Başkanı ve Milletvekili Selçuk Öztürk’ün iki ticari işlemi hakkında taraflı, gerçek dışı ve hedef gösteren birkaç makale yayınlanmıştır. Bağımsız ve Adli Muhasebe Bürosu İntegis tarafından yapılan araştırma sonuçları, Selçuk Öztürk’ün 2011 yılında Daelzicht ile yaptığı ticari işlemlerde kendisine atfedilen usulsüzlük iddiasının haksız olduğunu ortaya çıkarmıştır. Joep Dohmen’in NRC’deki asılsız, iftira içeren ve algıya yö-

İkinci umre grubu hareket etti nelik makaleleri kağıttan bir ev gibi çökmüştür. Bu yüzden Selçuk Öztürk Gazetecilik Konseyi’ne başvuruda bulunmuştur. Gazete ve gazeteci hakkında da yasal işlem başlatmayı değerlendirmektedir.”

Karamanlılar arabaşı gecesinde buluştu Hollanda’da yaşayan Karamanlılar, Çataklılar Derneği tarafından düzenlenen arabaşı gecesinde bir araya geldiler. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan gecede Karamanlılar arabaşının keyfini doyasıya çıkardılar. Programda konuşma yapan Çataklılar Derneği Başkanı Mustafa Koçak, dernek olarak faaliyetlerinden bahsederek katılımlarından dolayı hemşerilerimize teşekkür etti. İlahiler eşliğinde devam eden arabaşı ikramı sonrasında yapılan yemek duası ile, gece güzel bir şekilde tamamlanmış oldu.

Hollanda Diyanet Vakfı Umre Organizasyonu tarafından bu yıl Aralık ayında düzenlenen ikinci Umre kafilesi, 25 Aralık tarihinde Amsterdam havalimanından kutsal topraklara hareket etti. Dört görevli toplam 141 kişilik bir kafile halinde hareket eden umrecilerin 80 kişisi gençlerden oluşuyor. HDV gençlik organizesiyle gençlik eğitim umresine gönderilen gençlerin bazılarına aileleri de eşlik ediyor. Amsterdam havaalanında Rotterdam Din Hizmetleri Ataşe vekili Osman Çelik, ve HDV Hac ve Umre Organizasyonu sorumlusu Cevdet Keskin tarafından yolcu edildi. Dört görevli rehberliğinde dört gruptan oluşan umre kafilesi, 8 Ocak 2017 tarihinde Hollanda’ya dönecek. 2016 yılı 10 Aralık tarihinde umreye giden 48 kişilik ilk umre grubu ise, 24 Aralık tarihinde salimen Hollanda’ya döndü.

HDV-Hollanda Kalp Vakfı işbirliği ile kurslar düzenlendi Hollanda Diyanet Vakfı ile Hollanda Kalp Vakfı işbirliği yaparak camilerde gönüllü olarak görev yapan yönetici ve cami üyeleri için AED ve reanimasi kursları düzenledi. Pilot olarak 5 camide düzenlenen kurslara yaklaşık 60 kişi katıldı. Kurslar Hollanda Kalp Vakfının uzmanları tarafından Zaandam, Utrecht, Rotterdam ve Deventer şehirlerindeki HDV şubelerinde verildi.

Kuzey Hollanda Millî Görüş Genişletilmiş Şube Yönetim Kurul toplantısını yaptı

Kuzey Hollanda Millî Görüş Federasyonu 2. Genişletilmiş Bölge Yönetim Kurullar ve Genişletilmiş Şube Yönetim Kurulları(GBYK-GŞYK) toplantısını, 395 idarecinin katılımıyla Ezgi Düğün Salonunda gerçekleştirdi. Toplantıya, İGMG Genel Başkan Danışmanı ve Avusturya Müftüsü Mustafa Mullaoğlu katılarak, idarecilere dava şuuru ve kurumsallaşma hakkında bir sunum yaptı. Toplantıda ayrıca, yılın raporu ve gelecek yılın hedefleri sunuldu. Görev değişi yapılan cemiyetlerdeki başkanlara yapmış oldukları hizmetlerinden dolayı Bölge Başkanı Oktay Dalmaz tarafından plaket takdim edildi.

Kurslara katılan gönüllüler, kalp krizinde ilk müdahale ve AED cihazının kullanımını öğrendiler. Kursları başarıyla bitiren gönüllülere Hollanda Kalp Vakfı tarafından diplomaları gönderildi. 2016 yılında bazı camilerde pilot olarak uygulanan bu program talepler üzerine 2017 yılında daha da genişletilerek bütün HDV şubelerinde verilmesi planlanmaktadır.


doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 222 - Ocak/Januari 2017

samenleving

cemiyet 27

AHMET VE HÜLYA KAYA’DAN BAŞARILARI İÇİN, RÜYA GİBİ KUTLAMA

AMSTERDAM TÜKEM ÜLKÜ OCAĞI 30.YILINI COŞKU İÇİNDE KUTLADI

Türkiye’de diş hekimliği fakültesini bitirdikten sonra Hollanda’ya gelen ve diplomasının denkliği ve dil eğitimi için bir süre de Hollanda’da eğitim alan Kaya, 18 yıl önce açtığı Diş Kliniği ile Hollanda’da 2016 yılının” En Başarılı Diş Kliniği” ödülüne layık görüldü. Genel anlamda sağlık sektöründe ise en başarılar arasında finale kalan Kaya Tandarts Klinik” başarılarını ve 18. Kuruluş yıl dönümünü dostları sevenleri ile Rotterdam’ın muhteşem kanallarında ışık renk cümbüşü ile kutladı. 200 civarında davetlinin katıldığı kutlama için Rotterdam Limanından Class Boat Party adlı tur gemisinde kanal turur yaparak gerçekleştirildi. T.C Lahey Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Kurtuluş Aykan, T.C Rotterdam Başkonsolosu Sadin Ayyıldız katıldıkları kutlama merasiminde birer konuşma yaptı. “ Bu geceye herkes tanıklık etsin. Bu gece zor bir süreçten geçtiğimiz şu günlerde Hollanda Türklerinin balarılarının tescil edildiği bir gecedir. Başarıları ile Hollanda’ya her zaman büyük katkı sağlamış Türk insanının bu güzide temsilcilerini şahsım ve Hollanda’daki vatandaşlarımız adına tebrik ediyor, kutluyorum” dedi. Ahmet Kaya ve eşi Hülya Kaya Kula, 18 yıllık maceralarının kısa bir özeti ile seslendikleri davetlilere böyle bir günde kendilerini yalnız bırakmadıkları için teşekkür ettiler. Kutlama için Türkiye’den gelen özel aşçıların hazırladığı menü, davetlilerin damak zevkine “fevkaladenin fevkinde” hitap ettiğini söyleyen davetliler gecenin ilerleyen saatlerine kadar Rotterdam kanalları üstünde farklı bir gece yaşadıklarını söyledi. Gecenin Sürpriz konuğu ise ısa bir süre önce Hollanda’ya yerleşen Ünlü Modacı Cemil İpekçi oldu. Ahmet ve Hülya Kaya çiftinin kutlamam gecesi için Kaptan kıyafetleri gecenin bir başka en çok konuşulan konusu oldu.

Hollanda Türk Federasyon’a bağlı Amsterdam TÜKEM Ülkü Ocağı 30. Kuruluş yıldönümü nedeniyle düzenlenen geceye, Avrupa Türk Konfederasyon Genel Başkanı Cemal Çetin, Hollanda Türk Federasyon Genel Başkanı Murat Gedik, teşkilat Başkanları ve çok sayıda ülkücü katıldı. Kur’an-ı Kerim, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan gecede sevilen sanatçılar,Mustafa Yıldızdoğan, Ali Kınık ve Gökhan Tekin, ülkücüleri coşturdu. Açılış konuşmasını yapan TÜKEM Ülkü Ocağı Başkanı Yusuf Yorulmaz, “TÜKEM’in Amsterdam’ın ilk teşkilatlarından biri ve sosyal ve kültürel faaliyetlerle vatandaşlarımızın her zaman hizmetinde olmuştur . Bugüne kadar teşkilatımıza emek vermiş ve yöneticilik yapmış saygıdeğer başkanlarımıza huzurlarınızda bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.” dedi. Hollanda Türk Federasyon Genel Başkanı Murat Gedik selamla konuşmasında, birlik ve beraberliğin ve dayanışmanın günümüzde ne kadar önemli olduğuna vurgu yaparak, önümüzdeki Mart 2017 ayında gerçekleşecek olan Hollanda genel seçimlerine katılmalarını ve mutlaka sandığa giderek vatandaşlık görevlerini yerine getirmeleri isteğinde bulundu. Gökhan Tekin’in heyecanlı şarkılardan sonra sahne alan Ali Kınık’ın sevilen şarkılarını coşku ile dinlediler. Ali Kınık’ın ardından Mustafa Yıldızdoğan, Hollanda’ya ilk defa 90’lı yıllarda geldiğini ve aradan geçen zaman içerisinde defalarca gelmekten memnun olduğunu söyledi. ‘Türkiyem’ adlı efsane parçası ile sahneye çıkan Yıldızdoğan, ‘Başbuğlar Ölmez’ ve ‘Şehitler Ölmez’ adlı eserleri yoğun ilgi gördü. Amsterdam TÜKEM Ülkü Ocağı’nda bugüne kadar başkanlık yapmış olan, Hacı Ali Sarı, Bünyamin Coskun, Rasim Eken, Süleyman Koyuncu, Abdullah Çiftçi, Feyzullah Er ve Erim Uğurlu’ya hizmet ve katkılarından dolayı günün anısına şükran plaketi takdim edildi.

KUMBET VAKFI’NDAN AMSTERDAM’DA KÖY ODASI

MÜSİAD AMSTERDAM AÇILDI, SIRADA ROTTERDAM VAR

Kurulduğu 1999 yılından beri sosyal, kültürel ve dini faaliyetler icra eden Kümbet Vakfı, son beş yıldır Anadolu’muzun kadim geleneklerinden Köy Odası etkinliklerini gerçekleştiriyor. Bu doğrultuda Kümbet Vakfı’nın organize ettiği Köy Odası etkinliğine çok sayıda Kumbetli , Denk Partisi Başkanı Milletvekili Selçuk Öztürk ve Fas Kökenli Nieuw-West belediye başkanı Achmed Baâdoud olmak üzere çeşitli sivil toplum örgütü temsilcileri iştirak etti. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Kümbet Vakfı Başkanı Bekir Baş amaçlarını şu şekilde izah etti. “Köy odası Anadolumuzun kadim geleneklerinden önemli bir kültürümüzü teşkil eder. Köy Odası, sevinçlerin ve üzüntülerin paylaşıldığı yerlerdir. Soğuk ve uzun kış gecelerinde, muhabbetlerin yapıldığı ve köy meselelerinin konuşulduğu yerlerdir. İşte böylesine önemli bir geleneğimizi Hollanda’da yaşatmak adına son 5 yıldır düzenli olarak Köy Odası şenlikleri tertip etmekteyiz. Hollanda’da doğan ve yetişen neslimizin bu kadim geleneğimizi görmesi ve bir nebze olsun yaşaması için sizin de gördüğünüz bu salonumuzu Köy Odası hâline getirdik.” Denk Partisi Milletvekili Selçuk Öztürk yaklaşan seçimlere değinerek, Kumbetlilerin Denk partisini desteklemeleri yönünde söz aldı. Köy Odası etkinliği boyunca, zaman zaman Kümbet Vakfı halay ekibi Sivas yöresinden halaylar çekti, çeşitli çekişişler oldu, hanımların hazırladıkları Sivas yöresine has yemekler ikram edildi. Ayrıca Vakfa gelir amaçlı iki adet kehribar tesbih açık artırma ile satışa sunuldu. Çekişmeli ancak tatlı bir rekabet şeklinde gerçekleşen açık artırma neticesinde tesbihleri Selim Erzincan ve Gazi Utar aldı.

Türkiye Merkezli MÜSİAD (Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği ) yurt dışında 181. Şubesini Hollanda’nın Amsterdam şehrinde açtı. Dün düzenlenen iki törenle hizmete giren MÜASİAD Amsterdam şubesinin açılışında Hollanda’da bulunan Türk işadamları yoğun ilgi gösterdi. İlk tören MÜSİAD Genel Başkanı ve Nail Olpak ve beraberindeki heyetle birlikte yaklaşık 100 işverenin katılımı ile MÜSİAD Amsterdam binasında gerçekleşti. Öğlen saatlerinde gerçekleşen ilk törenin ardından akşam Park Plaza Otelde gerçekleşen törene ise 300 civarında işadamı ile birlikte MÜSİAD Başkanı Nail Olpak, T.C. Lahey Büyükelçisi Zeynep Sibel Algan, T.C. Amsterdam Başkonsolosu Tolga Orkun, T.C. Lahey Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri M. Tayfun Erkan, Amsterdam Nieuwe West Belediye başkanı Ahmet Baadoud ile birlikte MÜSİAD Hollanda ve MÜSİAD Amsterdam üyeleri katıldı. Davetliler onuruna verilen akşam yemeği öncesinde Amsterdam West Belediye Başkanı Ahmet sırası ile Amsterdam MÜSİAD Başkanı Ümit Akbulut, Hollanda MÜSİAD Başkanı Ali Bekdur, Amsterdam Nieuwe West Belediye başkanı Ahmet Baadoud, MÜSİAD Yurtdışı Teşkilatlanma Başkanı Ahmet Selvi, MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak ve T.C Lahey Büyükelçisi Zeynep Sibel Algan birer konuşma yaptılar. Ümit Akbulut, davetlilere yaptığı selamlama konuşmasında MÜSİAD Amsterdam hakkında bilgi verdi. Ali Bekdur ise davetlilere katılımları ve böyle anlamlı bir günde kendilerini yalnız bırakmadıkları için teşekkür etti.


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222 - Ocak/Januari 2017

04 kültür ve sanat 28 kunst & cultuur

Spotlar Mehmet Şükrü Oflaz oflaz-aliya@hotmail.com Başlarken Bismillah Yoğun bir gündemin içerisindeyiz. Hızla akan haberler arasında, olup bitenlere anlam veremeden, gündem değişmekte. Dünyanın bize ettikleri cabası. İnsan olarak bizi, diriliş gününe bakan pencereden uzak tutan bir hız var hasılı. Hız ölümü ve ahireti unutturuyor. Ahiret inancı, yeniden dirileceğimize olan inanç, hesap vereceğimize olan inanç insanı uyanık tutabilir. Tam buradan sonra başlıyor sanat. Şimdi bir gazetenin imkanları nisbetinde, kültür-sanat sayfası ile huzurlarındayız. Kültür-sanat sayfasını, gazetenin içinde çeşni olsun diye hazırlamadık. Seçtiklerimizi, yürümemiz gerek yolun üzerinde ki izleri görmemize yardımcı olsun diye seçtik. Her şeyin tüketilebildiği oranda rağbet gördüğü bu zamanda, kültür ve sanatı önceleyen insanlar hep bir adım önde ve kıymetli olacaklardır. Modernizmin ayartmalarına direnebilme vazifesi, kültür ve sanatı, şiiri, kitabı göz ardı edenlerin altından kalkabileceği basitlikte değildir... Sayfamıza katkı sağlamak isteyen arkadaşlarımız olursa sayfalarımız her daim açıktır. İyi okumalar... “selamlarım, yeryüzüne buğday tanesi gibi dağılmış başı dik, onurlu mü’minleri...”

AY’IN KİTABI

“Görebildiğim tek şey, geleceği başarısızlıktan başka bir şey olmayacak yüzlerce insan” ORACLE’ın CEO’su olan Larry Ellison’ın 2000 yılında Yale Üniversitesi’nde yaptığı mezuniyet konuşması.

Yale Üniversitesi mezunları, daha önce böyle bir giriş görmediğiniz için özür dilerim ama benim için bir şey yapmanızı istiyorum. Lütfen, etrafınıza iyi bir bakın. Solunuzdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. Sonra sağınızdaki sınıf arkadaşınıza bir bakın. Ve şimdi şunu aklınıza koyun: Bundan beş yıl sonra, on yıl sonra, hatta otuz yıl sonra, solunuzdaki kişi hiçbir şeyi başaramamış olacak. Sağınızdaki kişi de aslında hiçbir şey başaramamış olacak. Ve siz, ortadaki? Ne bekliyorsunuz? Siz de başaramayacaksınız. Aslında bugün şöyle bir etrafıma baktığımda

HURAFATTAN HAKİKATE parlak gelecek için yüzlerce umut ışığı göremiyorum. Yüzlerce değişik endüstride liderliği ele alacak kişiler de göremiyorum. Görebildiğim tek şey, geleceği başarısızlıktan başka bir şey olmayacak yüzlerce insan. O kadar. Sinirlendiniz. Bu anlaşılabilir bir şey. Ben, Lawrence ‘Larry’ Ellison üniversite terk, kim oluyorum ve bu yetkiyi nerden alıyorum ki, ülkenin en prestijli yükseköğrenim kurumunun bu yılki mezunlarına böyle şeyler söyleyebiliyorum? Bu yetkiyi nereden aldığımı söyleyeyim: Çünkü ben, Lawrence ‘Larry’ Ellison, üniversite terk ve dünyanın en zengin ikinci adamıyım. Siz değilsiniz. Çünkü Bill Gates, o da üniversite terk ve dünyanın -şimdilik- en zengin adamı. Siz değilsiniz. Çünkü Paul Allen, o da üniversite terk ve dünyanın en zengin üçüncü adamı. Siz değilsiniz. Başka örnekler de var. Mesela Michael Dell, o listede 9 numara ve yukarı doğru hızla tırmanıyor, o da üniversite terk. Ve siz o listede hiç yoksunuz. Hımmm… Şimdi çok kızdınız. Bu da anlaşılabilir. O halde biraz da egolarınızı okşamama izin verin. Pek çoğunuz burada dört ya da beş

yıl eğitim gördünüz. Önünüzdeki yıllar için epey iyi bir eğitim aldınız, bilmeniz gereken pek çok şeyi öğrendiniz. İyi çalışma alışkanlıkları edindiniz. Burada size o önünüzdeki yıllar boyunca yardımcı olacak bir sürü insan tanıdınız, onlarla bağlantı kurdunuz. Ve hayat boyunca yanınızdan ayrılmayacak bir kelimeyle güçlü bir ilişkiniz oldu burada: Terapi. Bunların hepsi güzel şeyler. Ama gerçekte, o kurduğunuz arkadaşlık bağlantılarına fena halde ihtiyacınız olacak. O çalışma alışkanlığına ve ‘Terapi’ye de ihtiyaç duyacaksınız hayat boyu. İhtiyacınız olacak, çünkü üniversiteyi terk etmediniz. Dolayısıyla asla dünyanın en zengin insanları arasına katılamayacaksınız. Elbette, belki de listeye 10 ya da 11. sıradan, Microsoft yöneticisi Steve Ballmer gibi, girebilirsiniz. Ama herhalde onun kimin için çalıştığını söylememe gerek yok, değil mi? Sadece kayda geçsin diye söylüyorum, o da zaten mastır sınıfından terk. Biraz geç kalmış anlayacağınız. Son olarak, herhalde bazılarınız ya da umarım bu konuşmadan sonra çoğunuz kendi kendinize

soruyorsunuz: ‘Yapabileceğim bir şey var mi? Bir umudum var mı?’ Maalesef hayır. Çok geç kaldınız. İçinize çok şey dolduruldu, siz onlara bakıp çok şey bildiğinizi sanıyorsunuz. Artık 19 yasında değilsiniz. Evet, şimdi gerçekten çok kızdınız. Bu anlaşılabilir bir şey. Belki de şu an, size bir umut ışığı vermenin, bir çıkış yolu göstermenin tam zamanıdır. Hayır, 2000 mezunları size değil. Siz kaybettiniz. Sizi, yılda 200 bin dolarlık komik maaş çeklerinizle baş başa bırakıyorum. Üstelik o maaş çekinin üstünde sizden birkaç yıl önce okulu terk etmiş birinin imzası olacağını söyleyerek. Öğütlerim size değil daha alt sınıfta okuyanlara. Size söylüyorum: Hemen ayrılın. Daha güçlü söyleyemem: Ayrılın. Hemen toplayın eşyalarınızı ve fikirlerinizi ve bir daha geri dönmeyin. Terk edin. Her şeye yeniden başlayın. Size söyleyebileceğim tek şey, o başınızdaki kepler ve kıyafetin sizi aynen şu güvenlik görevlilerinin beni kürsüden aşağı çektiği gibi aşağı çektiği…”

----◄◄

40 HADİS Risâle-i Ehâdîs- Eraîni Sülâsiyye Nazîr İbrâhim Efendi el-Edirnevî (d.1693/94 - v. 1774) Bu eser kırk hadîs türüne bir misaldir. Eserin isminde de belirtildiği gibi üçlü bentler hâlinde yazılmıştır. Her hadîs-i şerifin üç kelimeden oluşması ve her bendin üç mısradan müteşekkil oluşu, eserin adında geçen “sülâsiyye” ibaresine de ışık tutmaktadır. Aruz veya hece ölçüsünün kullanılmadığı bentler kendi içinde kafiyelidir. Her bir bendin ilk mısra’ında Nûru’l-Envâr aleyhisselâm’ın bir veya iki ismi dile getirildikten sonra ikinci mısrada salavât getirilmiş, son mıs-

Fahreddin Paşa’nın

Birinci Dünya Savaşı’nın o me’şum ateşi aynı zamanda kutsal topraklara da sirayet etmiş, Şerif Hüseyin ve oğullarının İngiliz patentli yaklaşan isyanının ayak sesleri meseleyi daha çetrefilli hale getirmiştir. Osmanlı Genelkurmayı askeri açıdan ana ordu merkezlerine bir hayli uzak Hicaz bölgesinin savunulmasını tartışırken, Hicaz Kuvvei Seferiye komutanı Fahreddin Paşa’ya göre “Müslümanların mukaddes şehri olan Medine-i Münevvere , Kudüsü Şerif kadar önemli değil midir? ….. Bu döner dünyada “siyasetçe, askerlikçe, maddece, mânâca, her şeyce en mühim nokta bugün Medine’dir. Medine anavatan değil midir? Öyle bir komutandır ki Fahreddin Paşa, her sabah Harem-i Şerif’in hademeliğini yapar, kefene bürünerek ve başına beyaz sarık sararak Peygamberimizin merkadını kendi eliyle siler süpürür. O ravza-i mutahhara’nın hizmetkârı, bekçisi ve mukaddes cihad sırasında düşmanla işbirliği yapanlara karşı muhafızıdır. Fahreddin Paşa’nın askerleri ve Medine’nin yerli

rada da Cevâmiü’l-Kelîm(s.a.v.)’in bir Hadîs’i zikredilmiştir. Giriş veya dua bölümü olmadığı için tam Kırk Hadîs’e muvâfık olarak toplam kırk bend yazılan eserde Hatîbü’l-Ümem(s.a.v.)’in 41 adet ism-i şerîfi yer almaktadır Nazîr İbrahim eserin telif sebebi olarak, 1751 senesinin 17 Muharrem’inde Hz. Peygamberi rüyasında gördüğünü ve Hz. Peygamberin kendisine “Bir şeyleri bir araya getirmek istiyorsan sözlerimi ihtimamla birbirine ekle” buyurduğunu, bunun üzerine Câmiu’s-Sağîr’den hadîsleri topladığını ve ihvanın faydalanması için bu şekilde bir araya getirdiğini ifade etmektedir. Ruhaniyetlerine selâm olsun... Her parmağı bir selsebil olan gözbe-

MEDİNE MÜDAFAASI

halkı , Arabistanlı Lawrence’ın da bulunduğu Şerif Hüseyin birliklerine karşı âdeta Cihan Harbi’nin “Plevne Savunması”nı yapacaktır. Zor koşullarda her tarafı sarılmış bir şehirde, Fahreddin Paşa’nın halkın moralini yüksek tutmak için yaptığı işler, “çekirge yemenin faydaları” gibi talimatnameler bu mücadelenin trajik ayrıntılarıdır. Paşa’nın Mescid-i Nebevi’de Cuma namazlarında üzerine sancağı sarıp verdiği hutbeler ise hem dinleyenleri hem de yıllar sonra okuyacakları gözyaşlarına boğacaktır. Birinci Dünya Savaşı’nın o me’şum ateşi aynı zamanda kutsal topraklara da sirayet etmiş, Şerif Hüseyin ve oğullarının İngiliz patentli yaklaşan isyanının ayak sesleri meseleyi daha çetrefilli hale getirmiştir. Osmanlı Genelkurmayı askeri açıdan ana ordu merkezlerine bir hayli uzak Hicaz bölgesinin savunulmasını tartışırken, Hicaz Kuvvei Seferiye komutanı Fahreddin Paşa’ya göre “Müslümanların mukaddes şehri olan Medine-i Münevvere , Kudüs-ü Şerif kadar önemli değil midir?

beğimizin, her bir sözü bin derdimize deva kırk hadis-i şerifi, ihvân-ı bâ sâfâya vesîle-i şefaât ümidiyle ikrâmımızdır… 1• Gâle Seyyidü’l-enâm... Aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm Es-selâmu gable’l-kelâm (Selâm kelâmdan öncedir.) “İşte bu söze şehadet etmeye mutluluğun altın çağından bir tablo: Peygamber Efendimiz (sav) evi ile minberi arasında bir mahalde oturuyorlardı. O’nu ziyârete gelen Sadif heyetinin temsilcileri bineklerinden inip selâm vermeden oturdular. Efendimiz: “Siz Müslüman mısınız?” buyurdular. Heyettekiler “Müslümanız”

dediklerinde ise niçin selam vermediklerini sual eylediler. Bunun üzerine heyettekiler ayağa kalkıp yeniden selam verdiler. Peygamber Efendimiz, selamlarını aldılar ve “Şimdi, oturun” buyurdular... Selam deyip geçmeyin efen-----◄◄ dim...

- Peygamberimizin Gölgesinde Son Türkler

Bu döner dünyada “siyasetçe, askerlikçe, maddece, mânâca, her şeyce en mühim nokta bugün Medine’dir… Medine anavatan değil midir? (s.42) Öyle bir komutan ki, her sabah Harem-i Şerif’in hademeliğini yapar, kefene bürünerek ve başına beyaz sarık sararak Peygamberimizin merkadını kendi eliyle siler süpürürdü. O ravza-i mutahhara’nın hizmetkârı, bekçisi ve mukaddes cihad sırasında düşmanla işbirliği yapanlara karşı muhafızıdır (s.41) İsyan başladıktan sonra 4 gün sonra, 9 Haziran 1916’da Medine’de göreve başlayan Fahreddin Paşa’nın askerleri ve Medine’nin yerli halkı , Arabistanlı Lawrence’ın da bulunduğu Şerif Hüseyin birliklerine karşı âdeta Cihan Harbi’nin “Plevne Savunması”nı yapacaktır. Zor koşullarda her tarafı sarılmış bir şehirde, zaman ilerledikçe sinirler daha da gerilir, kayıplar daha da artar. Şehrin dışarıyla bağlantısını sağlayan Hicaz Demiryolu ise Bedevi savaşçıların sık sık baskınına uğrar. Fahreddin Paşa’nın halkın

moralini yüksek tutmak için yaptığı işler, “çekirge yemenin faydaları” gibi talimatnameler bu mücadelenin trajik ayrıntılarıdır. Ancak sadece Medine savunması değil Osmanlı İmparatorluğu’da çatırdamaktadır. Subay kadrosu içerisinde ise teslim olmanın gerektiğini savunanlar ortaya çıkmaya başlar. Hâl böyleyken, Fahreddin Paşa’nın Mescid-i Nebevi’de Cuma namazlarında üzerine sancağı sarıp verdiği hutbeler hem dinleyenleri hem de yıllar sonra okuyacakları gözyaşlarına boğacaktır. Mondros Mütarekesi 30 Ekim 1918’de imzalansa da Fahreddin Paşa direnişi sürdürme kararlığındadır. Çünkü Medine askeri bir mevki olmaktan öte hilâfet bakımından da pek mühim bir yerdir. Teslim olması için padişahin da mutlak iradesi gereklidir. Ancak şartların giderek zorlaşmaktadır. En sonunda 9 Ocak 1919’da teslim olma kararı alınacak, Birinci Dünya Savaşı’nın resmi bitiş tarihinden neredeyse 2 ay sonrasına kadar devam eden onur mücadelesi de böylece sona erecektir. Feridun Kandemir’in “Fahreddin

Paşa’nın Medine Müdafaası” adlı eseri, Peygamber yadigârı toprakları savunanların, Fahreddin Paşa’nın şahsında Medine’yi anavatan bilenlerin (ya da Paşa’nın ifadesiyle Medinelilerin!) hikâyesi. Kandemir, Medine Müdafaası boyunca paşanın yanında görev yapmış. En büyük arzusunun da Fahreddin Paşa’nın ağzından bu yaşananları kaleme dökmek olduğunu belirtiyor. Kandemir’e göre bu destanı ancak Ravza-ı Mutahhara’da >> >>


kültür ve sanat

doğuş aylık gazete/maandblad

göçtü kervan, kaldık dağlar başında

nr. 222 - Ocak/Januari 2017

, ER ER, . L ÜÇ DİL AR.. YE R K L KI Bu tanıtım yazısında, Mehmet Akif İnan’ın kısa hayat hikayesine değindikten sonra, onun şiir anlayışına ve Türk şiirindeki yerine değineceğiz. Kısa Hayat Hikâyesi: Urfa’da 12 Temmuz 1940’da doğdu . Babası, Mirzaali aşiretinden gümrük memuru Hacı Müslim İnan’dır. Öğrenimine doğduğu şehirde başladı. Liseyi, son sınıfta iken nakledildiği Maraş’ta tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girdi. Hilâl dergisi ve yayınlarında müessese müdürlüğü (1961-1964), Türk Ocakları’nda önce müze ve kütüphane, ardından merkez müdürlüğü (1964-1969) görevlerinde bulunduğu için üniversite öğrenimi uzun sürdü. 19691972 yılları arasında Türk Taşıt İşverenleri Sendikası’nda eğitim uzmanlığı yaptı. Fakülteyi bitirdikten sonra (1972) Uşak İmam-Hatip Lisesi, Gazi Eğitim Enstitüsü ve Ankara Fen Lisesi’nde edebiyat öğretmeni olarak çalıştı. 1992’de kurulan Eğitimciler Birliği Sendikası’nın genel başkanlığını yürüttü. 6 Ocak 2000’de Urfa’da vefat etti. Sanatı ve Şiir Anlayışı: M. Akif İnan ilk şiir ve yazılarını Urfa Demokrat adlı bir mahallî gazetede yayınladı. Daha sonra Maraş’ta yayınlanan Hizmet adlı mahallî gazetede bir müddet yazdı. Aynı zamanda yetişkinlik dönemlerinde Cumhuriyet devri Yeni Türk Edebiyatı’nda adları bir arada anılacak olan arkadaşları Erdem Bayazıt, Cahit Zarifoğlu, Alaeddin Özdenören ile birlikte çıkardığı Derya adlı gazetede yazı hayatını sürdürdü Cumhuriyet devri Yeni Türk

Şair, Mütefekkir, Eğitimci...

Mehmet Akif İnan Edebiyatı’na M. Akif İnan’ı bir yazar ve şair olarak kazandıran verimleri 1969’dan itibaren Edebiyat Dergisi’nde yayımlanmaya başlayan yazı ve şiirleridir. Edebiyat’ta şiirlerinden önce deneme üslûbuyla kaleme aldığı fi kir yazıları yayınlanmıştır. Bu dergideki ilk yazısı ikinci sayısındaki “Edebiyat ve Politika” başlıklı yazıdır (Mart 1969). Edebiyat’ta yayınlanan ilk şiiri ise daha geç tarihlidir ve “Terkib-i Bent” başlıklıdır (Haziran 1972). İnan’ın Edebiyat’taki şiirlerinin derginin dördüncü döneminde; 1974 yılında yoğunlaştığı görülür. Mavera Dergisi, Edebiyat Dergisi’nden sonra M. Akif İnan’ın arkadaşlarıyla beraber yayınını omuzladığı ikinci önemli dergidir. Bu dergi kapanıncaya kadar dergide sürekli yazmıştır. Ayrıca Yedi İklim Dergisi de Mavera sonrası dönemde edebî verimlerini yayınladığı bir edebiyat dergisidir. Modern Türk şiirine yeni açılımlar kazandırılabilmesi için öncelikle eski edebiyatımızın dayandığı medeniyet dünyasıyla yeniden bağlar kurulması gerektiğini savunan İnan, bu yönü eksik olanların eserlerinde o dünyadan yararlanmanın yüzeysel ve yapay kaldığını ileri sürmüş, kendisi de savunduğu doğrultuda ürün vermeye çalışmıştır. Hece vezniyle yazılmış, şekil olarak beyit görünümü taşıyan şiirlerinde divan ve halk şiirinin hayal ve düşünce dünyası ile âhenginden bazı ses öğelerine rastlanırsa da, o şiir dünyası yeni özlerde ve yeni bir âhenkle sürdürülmek istenmiştir. Toplumcu şiir akımlarının moda olduğu bir dönemde İnan, ferdî duygu atılımlarından yola çıkan, aşk ile ülkünün, iç içe geçtiği bir iç âlem şiiri

AY’IN KİTABI ile âdeta koparcasına ağlaya ağlaya ayrılan Fahreddin Paşa anlatabilirdi. Yıllar sonra kendisiyle karşılaştığında bu düşüncesini söylediğinde Paşa “Ağlayan sadece ben mi idim a yavrum? O ayrılışın acısını hangimiz unuttuk? Unutabilir miyiz?” diyecek, yaşananları bir “Medineli” olarak onun yazmasını isteyecektir. Sahi o dönemde kaç Medineli kalmıştır ki ? Fahreddin Paşa’nın Medine Müdafaası - Feridun Kandemir, Yağmur Yayınları, 1999 (Yeni Baskı: 2007) ----◄◄

Dünya–âhiret Efendimizsin “Mukaddes emânetleri İstanbul’a götüren trende görevli olan, ihtiyât mülâzımlarından, Sabih Beyefendi’nin Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerine hitâben yazıp, Fahreddin Paşaya arz ve ithâf ettiği şiirdir.” Dünya–âhiret Efendimizsin Bir Ulû’l-emr idin emrine girdik Ezelden bey’atli hakanımızsın Az idik sayende murada erdik Dünya ve ahiret sultanımızsın Unuttuk İlhan’ı Kara Oğuz’u İşledik seni göz bebeğimize Bağışla ey şefi’ kusurumuzu Bin küsür senelik emeğimize

Suçumuz çoksa da sun’umuz yoktur Şımardık müjde-i sahabetinle Gönlümüz ganidir, gözümüz toktur Doyarız bir lokma şefaatinle Nedense kimseler dinlemez eyvâh O kadar sâf olan dileğimizi Bir ümmîdi sende yâ Rasûlallah Ancak sen okursun yüreğimizi Ne kanlar akıttık hep senin için O yüce kitabın hakkı içün azîz Gücümüz erişsin ve erişmesin Uğrunda her zaman döğüşeceğiz Yapamaz Ertuğrul evlâdı sensiz Can verir canânı veremez Türkler Ebedî hâdimü’l-Harameyniniz Ölsek de ravzanı ruhumuz bekler.

yazmıştır. Zaman zaman günlük sıkıntıların da yansıdığı bu şiirde aşk temasının, klasik şairlerde olduğu gibi maddî ve ilâhî anlam boyutlarını beraberce taşıyarak tasavvufî yoruma açık bir ifade kazandığı görülür. Yazımıza, Akif İnan’ın bir söyleşisinde, cins şiirlerin kaynağı olarak gördüğü divan şiirine dair dile getirdiği düşünceleri aktararak son verelim. Divan edebiyatına beslediğim özel bir sevgi değildir benim şiirimin özünü oluşturan unsur. Benim sevdiğim, şiirdir. Şiirin iyileridir, cins şiirlerdir. Cins şiirlere vurgun biriyim. Bu cins şiirlerin birçoğunu da Divan şiirinde bulduğumuz bir gerçektir. Ben Divan şiirinin günümüzde modernize edilerek yeni bir sanat çıkartılmasında, onda birçok mesnet olabilecek unsurlar bulunduğunu Türkiye’de ilk olarak ortaya atanlardan biri oldum. 1960 sonrası sanatçılarından bazılarında ve daha önceki kuşağa ait sanatçıların bazılarında Divan şiirinden yararlanmak, oradan yola çıkmak gibi bir çabanın da ürünlerini verdiğine tanık olduk. Yapmış olduğumuz bu münakaşalardan sonra mesela, Behçet Necatigil’in Encam kitabı, bu konunun aktüaliteye çekildiği dönemlerde çıktı; keza Attila İlhan’ın gazelleri bu meselelerin tartışıldığı dönemin ürünüdür. Turgut Uyar’ın Divan’ı, yine divan konusunun tartışıldığı günlerde yazıldı. O günlerde ben bu işin hem teorisini yapmaya yöneldim, hem de o zaman çıkardığımız Edebiyat Dergisi’nde bu teoriye uygun örnekler oluşturmak bakımından bazı şiirler de ortaya koydum. Göstermeye çalışıyordum ki; Divan şiirinden yararlanılırsa eğer, bu biçimde

HEDİYELİ SORU

yararlanılmalıdır. Yani onu çağdaş biçimde tecdit etmek lazımdır. Yoksa Divan şiirine yenik düşerek veya sözüm ona Divan şiirinden yararlanma zannıyla yola çıkıp, Divan şiiriyle hiçbir kan ve ruh bağı olmayan bir şiir oluşturan örnekleri ben bu anlayışı temsil eden örnekler olarak görmüyorum. Benim şiirim, Divan şiiri kültürünü almış ve o şiiri ayrıntılarına kadar tanımaya çabalayışın kişide oluşturduğu estetik kurgu ile yola çıkılarak, ama tamamen değişik imajlarla örülü ve o eski şiirimizle arasında hiçbir taklit unsuru taşı- mayan bir şiir. Benim bir beytimi gösteremezseniz ki içerisinde Fuzûlî’yi, Bakî’yi, Nedim’i uzaktan andıran, hatırlatan bir söyleyiş olsun. Demek ki ben mesela bir şiir oluştururken eski şiire yenik düşenlerden olmamaya çalıştım ve eski şiiri de kendi şiirine kaynak sayıp da, kaynak gösterip de tamamen indî bir şiir oluşturanlar gibi de olmadım. Zannediyorum ki, kuramını ortaya koyduğum bu anlayışın uygun örneklerini yazdım. Ama bu örnekler ne nispette üstün bir şiiri ifade eder ona ben karar vermek durumunda değilim. O, hakkımda söz söyleyenlerin söylediklerinden çıkarılmalıdır. Başlıca eserleri şunlardır: Şiir. Hicret (Ankara 1974); Tenha Sözler (İstanbul 1991). Deneme. Edebiyat ve Medeniyet Üzerine (Ankara 1972); Din ve Uygarlık (İstanbul 1985). Yazarın eğitim enstitüleri için Yeni Türk Edebiyatı (Ankara 1977) adlı ders kitabıyla basılmamış İslâm’ın Edebiyatı ve Yusuf ile Züleyha mesnevisi bulunmaktadır. Yedi İklim dergisi ölümünden sonra bir özel sayı yayımlamıştır (sy. 120, Mart 2000). D. TUNÇ

29

GÖNÜL İNSANLARI

Mescid-i-Aksa Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde Bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu Varıp eşiğine alnını koydum Sanki bir yer altı nehr çağlıyordu Gözlerim yollarda bekler dururum Nerde kardeşlerim diyordu bir ses İlk Kıblesi benim ulu Nebi’nin Unuttu mu bunu acaba herkes Burak dolanırdı yörelerimde Mi’raca yol veren hız üssü idim Bellidir kutsallığım şehir ismimden Her yana nur saçan bir kürsü idim Hani o günler ki binlerce mü’min Tek yürek halinde bana koşardı Hemşehrim nebi’ler yüzü hürmetine Cevaba erişen dualar vardı Şimdi kimsecikler varmaz yanıma Mü’minde yoksunum tek ve tenhayım Rüzgarlar silemez gözyaşlarımı Çöllerde kayıp bir yetim vâhayım Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde Götür Müslümana selam diyordu Dayanamıyorum bu ayrılığa Kucaklasın beni İslâm diyordu ...

------------◄◄

------------◄◄

FOTOĞRAFLAR DİLE GELSE...

“Yitik Cennet” adlı kitabın yazarı kimdir?

Sorunun cevabını yukarıdaki mail adresine ulaştıran ilk 5 okurumuz arasında çekilecek kurada adı belirlenecek olan talihli okurumuza “Yitik Cennet” adlı kitabı hediye olarak gönderielcektir.

....……............. Şu yakın suların Kolu neden bükülmez? Fırat niçin, Dicle niçin, Aras niçin Benden doğar, bana dökülmez? ............................. (Arif Nihat ASYA)


maandblad/aylık gazete doğuş nr. 222 - Ocak/Januari 2017

04 bizim sayfa 30 ons pagina

Tebrik Taziye Şifa dileği

Avrupa Millî Görüş Teşkilatı (AMGT) ve İslam Toplumu Millî Görüş’ün (IGMG) temellerini atanlardan, Avrupa’daki Müslümanların şuurlanmasında büyük emeği olan Sefer Ahmedoğlu Hoca hakkın rahmetine kavuştu. Türkiye’den Avrupa’ya göç eden Türk vatandaşlarının ve Avrupa’da yaşayan bütün Müslümanların şuurlandırılması ve kendi kimliklerini koruyup nesillerini kaybetmemeleri için Prof. Dr. Necmettin Erbakan tarafından kurulan Millî Görüş Teşkilatlarında büyük emeği olan Sefer Ahmedoğlu Doğuş Gazetesi olarak Cenab-ı Allah’tan rahmet, yakınlarına ve Millî Görüş camiasına sabr-ı cemil niyaz ederiz ..... Avrupa’da yaşayan Müslümanlara çok büyük hizmetleri olan, teşkilatımızın duayenlerinden muhterem Sefer Ahmedoğlu Hocamız Hakk’a yürüdü. Makamı âlî olsun. Sefer Hocam yapmadığı işi söyleyen bir insan değildi. Mısır’daki öğrencilik yıllarımda Sefer Ahmedoğlu Hocam hac emiri idi. Biz de Mısır’dan gider hac hizmetlerinde bulunurduk. Hacılarımızın hizmeti hususunda çok hassas bir insandı. Biz de bavul taşımaktan tercümanlığa, iç hizmetlerden hocalığa kadar hizmetlerde bulunurduk. Bazı hizmetler zaman zaman zorumuza giderdi. Normalde hamalların yaptığı, hacıların yataklarını düzeltme, otelleri temizleme gibi işler. Buna itiraz eder gibi olacakken, bu hizmetleri “hac emiri” olmasına rağmen bizatihi kendisinin yaptığını görünce, buzdolaplarını sırtına alıp taşıdığına şahit oldukça biz de hiçbir şey diyemezdik. “Haydi bakalım gençler!” deyip ilk önce kendisi yapmaya başlardı. O yapmaya başlayınca da öğrenciler olarak bizler de aşkla çalışırdık. Almanya’dan Suriye’ye gitmiş olan öğrencilere Hamburg’dan üç kurban toplayıp göndermek suretiyle, teşkilatımızın şimdi milyonlarca insana ulaşan kurban kampanyasının baş mimarı olan insandır aynı zamanda Sefer Hocam… Rabbim onu cennetine alsın. Hayırlı hizmetlerde önden gidenlerdendi. Allah geride kalanlarına sabr-ı cemîl versin.

(Kemal Ergün - IGMG Başkanı)

Colofon Doğuş is een maandelijks informatieblad in het Turks en af en toe Nederlands o.a. kunst, cultuur, politiek, educatie, wetenschap, literatuur en filosofie. Uitgever/Sahibi Stichting Dogus/Doğuş Vakfı Hoofdredacteur/ Yayın Yönetmeni Doğukan Ergin Eindredacteur/Yazı İşleri Müdürü Oğuzhan Kılıç Art Directeurs/Görsel Düzenleme Ali Alemdar Advertenties/İlan- Reklam Servisi dogus@dogus.nl Mob. 06-43 85 74 32 Afdeling Nieuws en Tips/Haber Dairesi M. Şahin Abonnement / Abone Servisi dogus@dogus.nl Yayın Kurulu/ Redactie Raad Adnan Şahin, Ergün Madak, Havva Koç, Mehmet Şükrü Oflaz, Esra Yılmazer, Zeynel Abidin Kılıç, Sezer Değmez Oplage/Tiraj 8.000 Verspreiding/Dağıtım Alanı Landelijk/Hollanda Geneli Adres Strevelsweg 700 unit 413, 3083 AS Rotterdam Tel. (010) 471 68 47 Fax (010) 471 95 13 / Mob. 06-43 85 74 32 e-mail dogus@dogus.nl website www.dogus.nl Met dank aan InterAjans.nl, SONHABER.nl, M.Ali Topcu, B. Doğan Ingezonden artikelen vallen niet onder de redactionele verantwoordelijkheid. Alle auteursrechten van deze uitgave worden uitdrukkelijk voorbehouden. Druk/Baskı DE PERSGROEP

- Taziye... Sezer Consulting Direktörü Sevgili Cemile Sezer’in babası Kazım Sezer’in vefatını teessürle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabır ve başsağlığı dileriz.

ASIRLARA KAHRAMANLIK DESTANLARI YAZAN MEHTERAN TAKIMI İLE ÖZEL GÜNLERİNİZ VE ORGANİZELERİNİZDE AVRUPA’NIN BİR ÇOK ÜLKESİNDE HİZMETİNİZDEYİZ

- Tebrik... Birlik Cami üyelerinden ve eski siyasetçilerden Sevgili Tuncay ve Safura ‘Çifçi’nin kerimesi Şirin ile Yaşar ve Sevim Sarıkaya’nın mehdumu İsmail, 17 Aralık Cumartesi günü dünya evine girdiler. Şirin ve İsmail,’i tebrik ediyor, iki cihan saadeti diliyoruz.

MEHTERAN HOLLANDA

Festival, Konser, Açılış, Kermes ve Düğünler´de bizi arayın

- Tebrik... Birlik ve Laleli Cami cemaatinden Sevgili Kayhan veŞerife Taş’ın kerimesi Buket ile Kınacı ailesinin mahdumu Ahmet 26 Aralık Pazartesi günü dünya evine girdiler. Buket ve Ahmet’i tebrik ediyor, iki cihan saadeti diliyoruz. - Tebrik... Schiedam sakinlerinden Sevgili Naim ve Hatice Bülbül’ün mahdumu Ümit ile Hayriye Sünbül’ün kerimesi Sedef 7 Ocak 2017 Cumartesi günü dünya evine girdiler. Sedef ve Ümit’’i tebrik ediyor, iki cihan saadeti diliyoruz.

Telefon +31 641 552 613

www.mehteran.nl

YANDAKİ BULMACANIN DOĞRU CEVAPLARI SOLDAN SAĞA: 1-KRONOLOJİ* AHALİ. 2-ROT * NAH * LAR * NAN. 3-İDOL * HANEDAN * BA. 4-TO * ASALET * SABİT. 5-ESASEN * MİSAFİR. 6-RANT * ANA * ATALET. 7-DAİM * M * KİN. 8-BAKKAL * KAÇTA. 9-ASA * RA * Sİ * İ * N. 10-SIRATKÖPRÜSÜ * AK. 11-İ * AN * ANA * R * NARA. 12-RE * AKP * REGAİB * R. 13-EMAME * AK * ÜST * TA. 14-TEKASÜR * ANKET * L. 15-LALE * ARK * I * ANI.

Sefer Ahmedoğlu Hoca Hakk’a yürüdü

- Taziye... Hollanda İslam Federasyonu Tanıtma Başkanı Sezer Değmez’in, kıymetli babaannesi Münevver Değmez Hanımefendi Allah’ın Rahmetine kavuşmuştur. Merhumeye Allah’tan rahmet, kederli aileye sabr-ı cemil ve başsağlığı diliyoruz.

YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1-KRİTER * BASİRET . 2-RODOSADASI * EMEL. 3-OTO * ANAKARA * AKA. 4-N * LASTİK * ANAMAL. 5-ON * SE * MART * KESE. 6-LAHANA * LAKAP * Ü. 7-OHAL * N * ÖN * ARA. 8-J * NEMA * PARK * R. 9-İLETİ * R * E * AK. 10-AD * SAM * SÜRGÜN. 11-ARASAT * KİS * ASKI. 12-H * NAFAKA * ÜNİTE. 13-AN * BİLİCİ * AB * TA. 14-LABİRENT * AR * T * N. 15-İNAT * T * ANKARALI.

- Taziye...

Abone


bilmece-bulmaca 31 puzzels - raadsels

doğuş aylık gazete/maandblad

nr. 222 - Ocak/Januari 2017

Bulmaca

Hazırlayan: Mücahid Çeçen

Soldan sağa:

1 - Zaman bilimi * Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. 2- Motorlu taşıtlarda direksiyon ile tekerlek arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk * (Tersi) Osmanlı padişahlarının adlarının sonuna getirilen unvan * Bir çoğul eki * Nan. 3- Çok tanrılı dinlerde tapınılacak nesne * Hükümdar, devlet büyüğü vb. bir kişiye dayanan soy, büyük aile * Baryumun simgesi. 4- (Tersi) nebat * Soyluluk * Yerinden oynamayan, yerini değiştirmeyen, durağan. 5- Başından, temelinden, kökeninden * Konuk. 6- Getirim * Valide * Tembellik. 7- Sürekli, sonsuz * Kısaca metre * Birine karşı duyulan öç alma isteği, garaz. 8- Yiyecek, içecek vb. maddeleri perakende olarak satan kimse * Ne zaman. 9- Baston * Radyumun simgesi * Bir nota * İyodun simgesi * Azotun simgesi. 10- Kıyamette üzerinden geçileceğine inanılan köprü * Beyaz renk. 11İyodun simgesi * Kısa zaman parçası * valide * Alfabemizde yirmi birinci harf * Sarhoş bağırması. 12- Bir nota * Türkiye Cumhuriyetinin 65. Hükümetini kuran bir siyasi partimizi simgeleyen harfler * Üç ayların habercisi olarak bilinen mübarek bir gece * Alfabemizde yirmi birinci harf. 13- Küçük yaşta erkeklik bezi burulmuş hayvan * Beyaz renk * Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı * Uzaklık işaret eder. 14- Kur’an-ı Kerimde yüz ikinci Surenin adı * Kamuoyu yoklaması * Alfabemizde on beşinci harf. 15- Zambakgillerden, yaprakları uzun ve sivri, çiçekleri kadeh biçiminde, türlü renkte bir süs bitkisi * Açık su oluğu * Alfabemizde on birinci harf * Geçmişte yaşanmış çeşitli olaylardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra.

18 yaşında

Yukarıdan aşağıya: 1- Ölçüt * Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, uyanıklık, anlayış, kavrayış, sağgörü, önsezi, vizyon. 2- Yunanistanın, Ege denizindeki büyük adalarından birisi * Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek. 3- Motorlu taşıt * Kıta * Ağabey. 4- Azodun simgesi * Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç * Sermaye. 5- Bir sayı * (Tersi) esmekten emir * Bir ay * Cepte taşınan, içine para, tütün vb. konulan, kumaştan veya örgüden küçük torba. 6- Bir kış sebzesi * Bir kimseye, bir aileye kendi adından ayrı olarak sonradan takılan, o kimsenin veya o ailenin bir özelliğinden kaynaklanan ad * Alfabemizde yirmi altıncı harf.7- Tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması gibi durumlarda Hükümetin geçici olarak uygulamaya koyduğu özel güvenlik durumunu simgeleyen harfler * Azotun simgesi * Arkanın zıddı * Fasıla. 8- Alfabemizde sekizinci harf * Faiz * Bir yerleşme merkezinde halkın gezip hava alması için düzenlenmiş ağaçlı ve çiçekli büyük bahçe * Alfabemizde yirmi birinci harf. 9- Yazı veya sözle verilen, gönderilen bilgi, mesaj * Alfabemizde yirmi birinci harf * Aynştaynyumun simgesi * Beyaz renk. 10- İsim * Güneyden esen sıcak rüzgâr * Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse. 11- Cennetle cehennem arasında olduğuna inanılan yer * Taş, kum, kil ile karışık kaynaşmış sert tabaka * Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. 12- Hidrojenin simgesi * Geçimlik * Bir kümenin her elemanı veya bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, birim. 13- Kısa zaman parçası * Bilgiçlik taslayan * Eski dilde su * Uzaklık işaret eder. 14- Çıkış yeri kolay bulunamayacak kadar karışık koridorları olan yapı * Utanma duygusu * Trityumun simgesi * Azotun simgesi. 15- Ayak diretme * Trityumun simgesi * Ankara halkından olan kimse.

Adres: Binckhorstlaan 340 2516 BL Den Haag İleti: info@borabouw.nl Web: www.borabouw.nl Telefon: +31(0)634 33 91 41


PARA TRANSFERi MÜBAREK AYLARDA FÍTRE, ZEKAT VE KURBAN PARALARINI EN HIZLI, GÜVENÍLÍR VE HESAPLI GÖNDERMENÍN TEK ADRESÍ HAVALEM.

Beklemeye son, havaleniz 10 dakikada Türkiye'de. İsme veya banka hesabına para gönderilir. Euro gönderin, Euro alınsın. Alıcı komisyon ödemez. Çeklerinizi ödeyebilirsiniz.

EN YAKIN ACENTAMIZA UĞRAMAYI UNUTMAYIN ! www.havalem.com | facebook.com/havalem

+31(0)78 655 16 50 | info@havalem.com

Dogus 222  

Editie 222

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you