Page 1

ıORT: AMELİYAT SIRASINDA TEK DOZ RADYOTERAPİ kök HÜCREden gelen yenilenme

BY-PASS MI? Stent mi?

Hayat Güzeldir - Lıfe ıs BeautIful kasım-aralık • SAYI:07 ÜCRETSİZDİR

Türkiye’nin Kalbindeyiz Liv Hospital Ankara’da...

KADIN SAĞLIĞINA 360 DERECE takip

BEL VE BOyUN AĞRINIZ GEÇMİYORSA DİKKAT!

PROKTOLOJİ HAKKINDA MERAK EDİLENLER


Dünyada, sayılı kanser merkezinde kullanılan

ameliyat esnasında radyoterapi (IORT)

Liv HOSPITAL’da

livhospital.com.tr facebook.com/Livhospital | twitter.com/Livhospital

444 4 548 - 0850 222 2 548


ÖNSÖZ foreword

MERİ İSTİROTİ Genel Müdür / General Manager

Liv Hospital’ın Kalbi Sizin İçin Atıyor Değerli Okurlarımız, Bundan neredeyse tam iki yıl önce İstanbul’da A plus segmentinde yeni bir marka yaratmayı hedefleyerek Liv Hospital Ulus’u açmaya karar verdik. İddiamız büyüktü… Liv Hospital’ın yalnızca çok iyi sağlık hizmeti veren bir hastane değil, aynı zamanda doktorları ve teknolojisi açısından yüksek düzeyde bilimsel çalışmanın üretildiği, uluslararası bir referans merkezi olmasını hedefledik… İşte bu iddiadan yola çıkarak, tam kadro, gece gündüz demeden, siz değerli misafirlerimizi odak noktamıza koyup, mükemmeli yakalamak için çok yoğun bir tempo ile çabaladık. Ve çabanın sonunda, zaman bizlere en güzel hediyeyi verdi: Sizlerin güveni! İki yıl boyunca, onlarca hastanın derdine derman olduk, zorlu ameliyatlar başardık, yeni doğan bir sürü güzel bebeği sevgiyle sarıp sarmaladık, sağlık sorunları nedeniyle şifa bulmak için ülke ülke gezen binlerce yabancı hastayı tedavi ederek memleketlerine uğurladık… Şimdi bu değerli birikim ve tecrübeyi büyüterek, Liv Hospital Ankara’yı hizmete açmanın mutluluğu ve gururunu yaşıyoruz. Konseptinin belirlenmesinden, hizmet anlayışının şekillenmesine, seçkin hekim kadrosunun oluşturulmasından, tıbbi alt yapısına kadar her ayrıntının titizlikle düşünüldüğü Liv Hospital Ankara, yeni nesil sağlık anlayışını Türkiye’nin tam kalbinde yaşatacak. Kalbimizi heyecanlandıran bir başka yenilik ise kanser ameliyatlarında kullanılan tek doz radyoterapi uygulaması IORT’un artık Liv Hospital Kanser Merkezi’nde yerini almış olması. Deneyimli cerrahlarımız ve radyoterapi uzmanlarımız tarafından uygulana IORT, özellikle nüks kanser cerrahisin de yüz güldürerek, hastanın hayat standardına büyük katkı sağlıyor. Liv Hospital olarak sağlığınızın takipçisiyiz. Kısa bir süre önce, Türkiye’de ilk kez bir özel hastane içinde hizmete giren Rejeneratif Tıp Kök Hücre Üretim ve Uygulama Merkezinde kişiye özel tedavi yaklaşımlarımız, özellikli kanser cerrahisi uygulamalarımız, doktorlarımızın bir araya gelerek oluşturdukları zorlu vaka konseyleri, ilk robotik kalp ameliyatımız, İleri Kardiyovasküler Çözümler 2014 ACS Sempozyumu gibi Liv hekimleri ve dünyaca ünlü sağlık kuruluşlarıyla ortaya çıkarttığımız bilimsel etkinliklerle, yolumuza heyecanla devam ediyoruz.

“ Liv Hospital Ankara, yeni nesil sağlık anlayışını Türkiye’nin tam kalbinde yaşatacak...

Çünkü kalbimizin götürdüğü yerdeyiz... Her zaman sizinleyiz… •kasım-aralık 2014


Liv’den haberler

İÇİNDEKİLER Kasım-Aralık 2014

liv HOSPITAL KÖK HÜCRE ÜRETİM MERKEZİ

KALİTELİ YAŞA

SAĞLIKLI YAŞA

12

18

Liv Hospıtal Ve Memorıal - Sloan Ketterıng İkinci Kez Bir Arada Liv Hospital Türkiye’nin Kalbi Ankara’da

22 ıORT Ameliyat Sırasında Tek Doz Radyoterapi

24 30

Kadın Sağlığına 3600 Takip Kök Hücreden Gelen Yenilenme

32 Proktoloji Hakkında Merak Edilenler

36

ByPass Mı? Stent Mi?

38 Bel Ve Boyun Ağrılarınız Geçmiyorsa Dikkat!

40

Gençlik Sizi Çağırıyor

42 Kronik Hastalıklar Böbrek Yetmezliği Nedeni

44 Sigara Mesane

2

Emg İle Erken Teşhis

58 Lösemiden Korkma

50 Virüslere Karşı Korunmak Sizin Elinizde!

60 Lenf Bezleri İhmale

52

Koah Yoruyor

54 Obeziteye Mahkum

Geç Kalmaktan Kork

Gelmez

62

Kış Rehberi

64 Obeziteye Karşı Acil Eylem Planı

Olma!

56 Prematürelere

Hassas Bakım Şart!

Kanserinin En Önemli Nedeni

45

Trigeminal Nevralji Kabusuna Cerrahi İle Son

34 Cinsel Uyum Mutluluk 46 Meme sağlığınızı Getiriyor

48

Askıya Almayın

58

8


yaşamdan haberler

Kurumsal haberler SEMPOZYUM GÜNLERi DAYS LiV SYMPOSIUM iLERi

KARDiYOVASKÜLER CÖZÜMLER .

Advanced Cardiovascular Solutions

SEMPOZYU MU 2014

SAĞLIK PROFESYONELLERİNE YÖNELİK AÇILIŞ KONUŞMASI (08.45 – 09.00) Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu (Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı) Prof. Dr. Oktar Asoğlu (Liv Hospital Tıbbi Direktörü)

13 Aralık 2014

KORONER OTURUM (09.00 – 10.30) PKG’de Tartışmalı Konular – Olgu Odaklı Sunumlar

Cumartesi

Oturum Başkanları: Sema Güneri, Ertan Ural

09.00

STEMI’de trombüs ile nasıl mücadele edelim? Yeni nesil P2Y12 inhibitörleri ve trombüs aspirasyonu

09.15

STEMI’de sorumlu lezyon dışındaki lezyonları tedavi edelim mi?

09.30

Korumasız ana koroner stentlemesi – Bugün hangi noktadayız?

09.45

Çok damar hastalığına PKG’de hangisi tercih edilmeli: OCT, IVUS veya FFR?

10.00 10.15

BVS ilaçlı stentten daha iyi midir?

Ertuğrul Okuyan Ali Metin Esen

İstanbul Bilgi Üniversitesi

Murat Çaylı Murat Sezer Alp Burak Çatakoğlu

Liv HOSPITAL ADINA

Eve götürülecek mesajlar Kahve Arası

ARiTMi OTURUMU (11.00 – 12.30) Atrial Fibrilasyon ve Kalp Yetmezliğinde Yeni Teknolojiler

Oturum Başkanları: Enis Oğuz, Fırat Duru

11.00

Atrial fibrilasyonda yeni oral antikoagülanlar: Hastamda hangisini tercih etmeliyim?

11.15

Atrial fibrilasyonda kateter ablasyonu endikasyonları, başarısı ve komplikasyonları

11.30

Kateter ablasyonda yeni teknolojiler

11.45

Kalp yetmezliğinde yeni cihazlar: Kardiyak kontraktilite modülasyonu ve nöromodülasyon.

12.00

Yeni pacemakerlar: Leadless pacemaker

12.15

Eve götürülecek mesajlar

İMTİYAZ SAHİBİ

Okan Erdoğan Sedat Köse Fırat Duru Enis Oğuz Antonio CurnisOğuz

Muharrem USTA

11

Öğle Yemeği

LiV HOSPITAL’DAN CANLI YAYIN (13.30 – 15.00) Bifurkasyon Stentleme – Teknik Detaylar

Oturum Başkanları: Ömer Göktekin, Yves Louvard Panel: M. Kemal Erol, Mehmet Eren, Alev Arat, Bülent Altunkeser, Gültekin Hobikoğlu, Bahadır Dağdeviren Öğrenim Hedefleri • Bifurkasyon lezyonlarında provizyonelstentleme prensipleri • En yaygın kullanılan ikili stent teknikleri (TAP, Cullotte, DK-Crush) • Bifurkasyon stentlemede OCT • Bifurkasyon stenlemede BVS: Hazır mıyız yoksa hala off-label mı? • Bifurkasyon lezyonlarında dedicated stentler

YAYIN ADI

• POT, kiss yoksa her ikisi de mi? Kahve Arası

KALP KONSEYİ (15.30 – 16.00) Zor Olguda Kardiyologlar ve Kalp Damar Cerrahları Tartışıyor

Oturum Başkanları: Mehmet Aksoy, Oğuz Taşdemir Panel: Sami Özgül, Atıf Akçevin, Cevat Kırma, Mustafa Güden

İLERİ KARDİYOVASKÜLER ÇÖZÜMLER A’DAN Z’YE MASAYA YATIRILACAK

Öğrenim Hedefleri • Miyokard • Çok damar hastalığında KABG ve PKG’nin avantajları ve dezavantajları • Aort stenozunda TAVI ve AVR’nin yeri • MI’da CRT veya ICD’nin zamanlaması

KAPAK HASTALIKLARI OTURUMU (16.00 – 17.30) Aort ve Mitral Kapağa Yönelik Tedavilerde Yeni Bakış Açıları

Oturum Başkanları: Zehra Buğra, Oğuz Taşdemir

16.00

15

Liv’İN KAZAKİSTAN’A UZANAN YARDIM ELİ

Trankateter Aort Kapak Replasmanı: Yeni cihazlar ve güncel veriler

16.15

TAVI’nin merkezinde ekokardiyografi

16.30

Aort kapak tamiri: Replasmanın ötesinde yeni bir konsept

16.45

İskemik mitral yetersizliğinde mitral kapak tamiri öncesi değerlendirme: Ekokardiyografi ile hasta seçimi ve tekniğin belirlenmesindeki rolü

17.00

Mitral kapak tamirinde öneriler ve püf noktaları

17.15

Aydın Yıldırım Yelda Tayyareci Ahmet Özkara Elif Sade Mustafa Güden

Eve götürülecek mesajlar

14

Daha fazla bilgi için;

www.livhospital.com.tr

|

www.tkd.org.tr

Sempozyumun özeti ve kapanış

Live YAYIN TÜRÜ Yerel Süreli / 3 Ayda Bir Türkçe - İngilizce YÖNETİM YERİ Liv Hospital Ahmet Adnan Saygun Cad. Canan Sok. No:5 PK: 34340 Ulus, Beşiktaş İstanbul

Misafirlerden mektuplar

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Meri İSTİROTİ YAYIN KURULU Prof. Dr. Oktar ASOĞLU Dr. Adil TANIK Dr. Gamze DEMİRTAŞ Mine TUDUK Eylem GÖKALP

22

ıORT Ameliyat Sırasında Tek Doz Radyoterapi

65 YAYIN TASARIM VE UYGULAMA Kollektif Yayıncılık Reklam Tasarım Ve İçerik Hizm. A.Ş. Mat-Set Plaza Yeşilce Mah. Emektar Sok No:5 Kat:4 Kağıthane DİREKTÖR

HAYATIN TADI

Emin GÖRGÜN YAYINLAR KOORDİNATÖRÜ Aynur ŞENOL ALTUN EDİTÖR Demet DEMİRKIR Pınar ŞEN ART DİREKTÖR Fatih DUMLU GRAFİKER Büşra ÖZTÜRK FOTOĞRAF EDİTÖRÜ Şeref YILMAZ BASKI: Bilnet Matbaacılık Biltur Basım Yay.

66 Sıradışı Hekimler

Hem hastalarının her an yanında oluyorlar hem de özel ilgilerine zaman ayırıp kendilerini geliştiriyorlar. Liv Hospital hekim kadrosu, doktorluğun yanı sıra sanata ve spora olan ilgisiyle de öne çıkıyor.

ve Hiz. A.Ş. Dudulu Organize Sanayi

36

By-Pass Mı? Stent Mi?

Bölgesi 1.Cadde No: 16 Esenkent – Ümraniye 34476 İSTANBUL Tel: 444 44 03 Tüm hakları Liv Hospital’a aittir, alıntı yapılamaz. Bilgilendirme amaçlı hazırlanan bir yayındır.

• kasım-aralık 2014


KATKIDA BULUNANLAR

46

50

34

Yrd. Doç. Dr. ajlan atasoy

Uzm. Dr. Alev Özsarı

Prof. Dr. ALİ BOZKURT

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Tıbbi Onkoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ajlan Atasoy, meme kanserinde kemoterapi hakkında bilgilendirdi.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Alev Özsarı, grip ve gripten korunma yolları hakkında bilgi verdi.

GATA Tıp Fakültesi mezunu olan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Ali Bozkurt, Liv Hospital Ankara’da görev yapıyor. Prof. Dr. Bozkurt, cinsellik hakkında merak edilenleri anlatıyor.

34 54

62

24 Prof. Dr. ALİ ERGÜN

32

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Prof. Dr. Ali Ergün, Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Uzmanı perinatoloji hakkında bilgi verdi.

48

36 Doç. Dr. alp burak çatakoğlu İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, eriyen stent yöntemi ve avantajlarını anlattı.

40

Prof. Dr. asena akdemir

Doç. Dr. Ayhan Kılıç

Doç. Dr. Bahadır Ege

Prof. Dr. başak kandi

Op. Dr. Başak güler

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Asena Akdemir, bu sayıda obeziteye bağlı ruhsal sorunlara değindi.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Doç. Dr. Ayhan Kılıç, kış aylarında yaşanan ortopedik travmalarla ilgili bilgi verdi.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olan Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Ege Proktoloji kliniği hakkında bilgi veriyor.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Başak Kandi, gençleşmede örümcek ağı ve ip tedavisini anlattı.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun Op. Dr. Başak Güler, Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Uzmanı katkıda bulunuyor.

4


32 Prof. Dr. Bedrettin Bülent Menteş Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. B. Bülent Menteş, proktoloji kliniği hakkında detay bilgi verdi.

38

24

24

30

24

Op. Dr. Çağrı Arıoğlu

Doç. Dr. A. CEM İYİBOZKURT

Op. Dr. cevahir tekcan

Prof. Dr. erdal karaöz

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu olan Op. Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın, Takım Ruhu bölümümüze katkıda bulunuyor.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. A. Cem İyibozkurt, endoskopik cerrahinin avantajlarını anlattı.

İStanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinden mezun olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Cevahir Tekcan, gebelik aşamalarını anlattı.

Prof. Dr. Erdal Karaöz Kocaeli Üniversitesi Kök Hücre ve Gen Tedavileri Araştırma ve Uygulama Merkezi Anabilim Dalı Kuruculuğu yaptı. Liv Hospital Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu olan Prof. Dr. Karaöz, kök hücre hakkında bilgi verdi.

24

62

Doç. Dr. ethem beşkonaklı

Prof. Dr. esat orhon

Uzm. Dr. Eren Eroğlu

Erciyes Üniversitesi mezunu Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ethem Beşkonaklı, dar kanal ve omurilik sıkışması hakkında, tanı ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

Hacettepe Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Esat Orhon, eşi hamile olan erkeklere tavsiyelerde bulundu.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Uzm. Dr. Eren Eroğlu, kışı rahat atlatmanın püf noktalarını paylaşıyor.

62

52 Prof. Dr. ferah ece Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece, KOAH hakkında bilgi verdi.

Dt. Fırat Dağcıoğlu İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi mezunu Dt. Fırat Dağcıoğlu, diş sağlığımızı ihmal etmemeyi öneriyor.

• kasım-aralık 2014


52

30

50 56

45

44

Prof. Dr. gökhan yuncu

Prof. Dr. Gonca Gökdemir

Uzm. Dr. Gülnihal Şarman

Prof. Dr. Hakan Oruçkaptan

Doç. Dr. Haluk Akpınar

Anadolu Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Gögüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Yuncu, KOAH’ın tedavi yöntemleri hakkında bilgilendirdi.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Prof. Dr. Gonca Gökdemir, bu sayıda kök hücre tedavisinin dermatoloji alanında kullanımı hakkında bilgi verdi.

Baylor College of Medicine, Houston’dan ihtisas alan Pediyatri Uzm. Dr. Gülnihal Şarman, çocuklarda bulaşıcı hastalıklar hakkında bilgi verdi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hakan Oruçkaptan, trigeminal nevraljiyi anlatıyor.

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Haluk Akpınar, bu sayıda mesane kanseri hakkında bilgi verdi.

54

46

58

46

24

Doç. Dr. Hasan Altun

Uzm. Dr. Hilal Yıldız

Prof. Dr. Hilmi apak

Doç. Dr. İBRAHİM KALELİOĞLU

Prof. Dr. levhi akın

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hasan Altun, obezite cerrahisindeki son yöntemleri anlattı.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız, meme kanseri ceraahisi sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon sürecine değiniyor.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu, Pediatrik HematolojiOnkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hilmi Apak, çocuklarda lösemi konusu hakkında bilgi verdi.

Doç. Dr. İbrahim Kalelioğlu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nde perinatoloji hakkında bilgi verdi.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. M. Levhi Akın, bu sayıda meme kanserinde risk faktörleri konusunu ele aldı.

24

60

Doç. Dr. MEHMET SERDAR OĞUZ

Uzm. Dr. Meltem Topalgökçeli Selam

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Doç. Dr. Mehmet Serdar Oğuz, jinekolojik kanserler hakkında bilgi verdi.

6

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Meltem Topalgökçeli Selam, lenf bezi büyümeleri hakkında bilgi verdi.

32 Op. Dr. Merter Gülen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Op. Dr. Merter Gülen, Proktoloji kliniği hakkında bilgi veriyor.

64

48 Yrd. Doç. Dr. mustafa ömür kasımcan Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Ömür Kasımcan,

Dyt. müge özturna Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun olan Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Özturna, obeziteden korunmak için önerilerde bulundu.


24

48

36

22

38

Op. Dr. Müstecep Kavrut

Prof. Dr. Nebil Yıldız

Doç. Dr. oğuz taşdemir

Prof. Dr. Oktar Asoğlu

Prof. Dr. rıdvan alaca

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Müstecep Kavrut, tüp bebek yöntemini anlattı.

Abant İzzet Baysal Üniversitesi mezunu Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nebil Yıldız, EMG yöntemi ve kullanım alanları hakkında açıklamalarda bulundu.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Taşdemir, koroner by-pass yöntemi hakkında bilgi verdi.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Liv Hospital Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Oktar Asoğlu, IORT yöntemi hakkında merak edilenleri anlattı.

Gata Askeri Tıp Fakültesi’nden mezun Prof. Dr. Rıdvan Alaca, osteoporoz , dar kanal ve omurilik sıkışmasında fizik tedavi ve rehabilitasyon konularını ankattı.

24

62

Op. Dr. Serkan Oral

Uzm. Dyt. serap güzel

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Serkan Oral, tüp bebek yöntemini anlattı.

Hacettepe Üniversitesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu Dyt. Serap Güzel, kış mevsiminde beslenme ile ilgili bilgi verdi.

22 58

42

60 Prof. Dr. sevgi kalayoğlu beşışık İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Hemotoloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Kalayoğlu Beşışık enf bezi büyümeleri hakkında bilgi verdi.

56

58

42

Yrd. Doç. Dr. Şafak Karaçay

Prof. Dr. şükrü sindel

Marmara Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi’nden mezun olan Çocuk Cerrahisi Uzm. Yrd. Doç. Dr. Şafak Karaçay, çocuklarda lösemi konusu hakkında açıklamalarda bulundu.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu, İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzm. Prof. Dr. Şükrü Sindel, böbrek yetmezliği hakkında dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

40

50

Uzm. Dr. Tayfun Hancılar

Prof. Dr. TEKİN AKPOLAT

Doç. Dr. Tuğrul Altan

Op. Dr. Ümran İleri

Yrd. Doç. Dr. zehra çağla karakoç

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Tayfun Hancılar, lösemide radyoterapi süreciini anlattı.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Prof. Dr. Tekin Akpolat, böbrek hastalıkları ve hipertansiyon arasındaki ilişkiyi anlattı.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuğrul Altan, prematüre retinopatisi ve tedavisinin önemi hakkında açıklamalarda bulundu.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Op. Dr. Ümran İleri, endeskopik yüz germe işlemi ve avantajları hakkında bilgi verdi.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunu Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç, grip ve bulaşıcı hastalıklar için alınması gereken önemlerden bahsetti. • kasım-aralık 2014


kurumsal haberler

Liv

HOSPITAL’DAN KÖK HÜCRE ÜRETİM MERKEZİ

T

ürkiye’de ilk kez hastane içinde ve uluslararası GMP standartlarında olan Kök Hücre Üretim Merkezi Liv Hospital’da hizmete girdi. Liv Hospital Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Üretim Merkezi /Liv MedCell Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Karaöz, Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Gonca Gökdemir, Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ümran İleri’nin konuşmacı olduğu basın toplantısında merak edilen sorular yanıtlandı.

ÇÖZÜM KENDİ VÜCUDUNUZDA! Tıpta son yıllarda en heyecan verici yeniliğin kök hücre olduğuna dikkat çeken Liv Hospital Genel Müdür Meri İstiroti, “Kişinin kendi yağ hücresinden üretilen bir mucize olan kök hücre, Türkiye’de ilk kez bir hastane çatısı altında Uluslararası GMP standartlarında Liv Hospital’da uygulanıyor. Aslında iyileşme ve yenilenmenin özü insan vücudunun kendi sırları içinde saklı. Geçmeyen yaralar, anti aging uygulamaları, diz ve kıkırdak sorunları, kornea 8

nakilleri ve bir çok önemli kronik hastalığın tedavisinde etkin bir yöntem olarak kullanılan kök hücre uygulamaları çok yakın bir gelecekte, tıpta yeni değişimlerin önünü açacak nitelikte. Liv Hospital olarak kurulduğumuz günden bu yana, uluslararası arenada bilim üretmek ve tıptaki yenilikleri yakından takip etme misyonuyla yola çıktık” dedi.

HÜCRESEL VE DOKU BAZLI YENi NESIL TEDAVi SEÇENEĞi Liv Hospital Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Üretim Merkezi / Liv MedCell Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Karaöz, ”Kurumsal olarak tıp ve yaşam bilimlerinin tüm dallarını kapsayan bu alanda disipliner arası işbirliğinin önemine inanarak, ülkemizde bu alanda evrensel bilime önemli katkılar sağlayan bilim insanları ve hekimlerimizle çıktığımız bu yolda hastalarımıza bilimsel ve etik kurallar çerçevesinde hücre-kök hücre-doku mühendisliği ve gelecekte gen tedavileri alanında onaylanmış tedavi seçenekleri sunmayı amaçladık” dedi.


BÜYÜK HASTANE TOPLANTISINDA BİR ARADA

L

iv Hospital açıldığından bu yana, üç ayda bir yapılan büyük hastane toplantısı Ekim ayında gerçekleşti. Çalışanların motivasyonunu artırmak için çeşitli etkinlikler yapılan toplantının 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na denk gelmesi sebebi ile Cumhuriyet Bayramı da Liv Hospital personeli tarafından coşku ile kutlandı. Toplantıda, açıldığından bu yana, güncel tedavi yöntemleri ve yenilikler, bilimsel etkinlikler, yurt içi yurt dışı pazarlama etkinlikleri, sosyal aktivite gibi konular tüm personelle paylaşılarak, çalışanlara bilgi verildi.

EVDE SAĞLIK VE BAKIM SEMPOZYUMUNA YOĞUN İLGİ

L

iv Hospital İşbirliği, Evde Bakım Derneği, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü desteği ile ‘’Yaşlının Evde Bakımı” konu başlığı sempozyum, 22 Ekim’de Liv Hospital konferans salonunda gerçekleştirildi. Gerek kurum içi gerek kurum dışı katılımcılardan oluşan toplam 160 kişi sempozyuma yoğun bir ilgi gösterdi. 4 oturumdan oluşan sempozyumda, Liv Hospital Genel Müdürü Meri İstiroti,

Evde Bakım Derneği Başkanı Aynur Dik, Ulusal Yaşlılık Psikiyatrisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Engin Eker, İstanbul Halk Sağlığı Müdür Yardımcısı Dr. Bülenk Herek ve İl Sağlık Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Reşat Dabak tarafından açılış konuşmalarını yaptılar. Sempozyumun sonunda konuşmacı ve panel başkanlarına plaketler ve belgeler sunularak seminer sonlandırıldı.

• kasım-aralık 2014


kurumsal haberler Liv’LİLER DRAGON FEST’DE KÜREK ÇEKTİ

2

Liv HOSPITAL ve ROTARY’LER “SAĞLIKLA IŞILDA” DİYEREK KOŞTU

0-21 Eylül tarihlerinde İstanbul-Haliç İmrahor Parkı’nda gerçekleşen, dünyaca ünlü şirketlerin ekiplerinin kıyasıya yarıştığı 2014 Dragon Festivali’ne “Liv Hospital Ailesi” de yerini aldı. Şirketler arası tatlı bir rekabetin yaşandığı bu festivalde eğlence ve heyecan en üst seviyede yaşandı. Hem eğlenmek hem de çalışanların motivasyonunu yükseltmek amacı ile düzenlenen yarışta, Liv Hospital kürek takımı da kendi kategorisinde 6. olarak, festival boyunca tüm enerji ve gayretleri ile hastanemizi gururla temsil etti.

D

ünyanın en eski sivil toplum kuruluşlarından biri olan Rotary’nin bu sene 110. Kuruluş senesi kutlandı. Düzenlenen etkinliğin tüm geliri ‘’Çocuk Felcini Yok Et’’ kampanyasına bağışlandı. 19 Ekim Pazar günü Bebek Parkı’nda düzenlenen Rotary Günü İstanbul, birçok alanda faaliyet gösterdi. Liv Hospital’ın da sağlık sponsorluğunda gerçekleşen Rotary Day “Sağlıkla Işılda” sloganıyla aktif bir hayatın gerekliliğine dikkat çekti. Liv Hospital doktorlarından, çalışanlarına yoğun bir katılımla gerçekleşen etkinlikte, spordan, dansa, koşudan, yürüyüşe kadar birçok aktivite yapıldı. Meme kanseri ve prostat kanseri konusunda farkındalık için Liv Hospital doktorları tarafından da mini bir bilgilendirici sahne gösterisi düzenlendi. Prof. Dr. Levhi Akın, Prof. Dr. Murat Aksoy, Doç. Dr Haluk Akpınar’ın ve yoğun bir katılımın gerçekleştiği esprili sahne şovu büyük ilgi çekti.

sinir dokularından tuvale

N

öroloji Uzmanı Dr Banu Taşcı Fresko, bu yıl İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Nöromonitorizasyon Toplantısı (ISIN 2014) bünyesinde bir resim sergisi açtı. Resimlerinde monitorizasyon sırasında kullanılan elektrodları kullanan sanatçı hekimimiz, Liv Hospital’da spinal cerrahi ameliyatlarında nöromonitorizasyon yapıyor. Nöromonitorizasyon, beyin cerrahisi veya spinal cerrahiler sırasında ameliyat sırasında hastanın nöral yapılarına (beyin,

10

omurilik, spinal kökler, periferik sinirler) oluşabilecek zararı tespit etmek için kullanılan elektronörofizyolojik bir yöntem. Nöromonitorizasyon yapan nadir nörologlardan birisi olma avantajını resim yeteneğiyle birleştiren Dr Banu Taşcı Fresko’nun toplantı bünyesinde açtığı resim sergisinde büyük beğeniyle karşılandı. Önümüzdeki yıl içerisinde İsviçre Lugano Kanton Hastanesi Beyin Cerrahisi Kliniğinde sergi açma teklifi alan sanatçımız şimdiden çalışmalarına başladı.


bilimsel etkinlik

İLERİ KARDİYOVASKÜLER ÇÖZÜMLER A’DAN Z’YE MASAYA YATIRILACAK SEMPOZYUM GÜNLERi DAYS LiV SYMPOSIUM iLERi

KARDiYOVASKÜLER CÖZÜMLER .

Advanced Cardiovascular Solutions

S EM P OZYUMU 20 1 4

Google glass ilk kez kullanılacak

SAĞLIK PROFESYONELLERİNE YÖNELİK AÇILIŞ KONUŞMASI (08.45 – 09.00) Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu (Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı) Prof. Dr. Oktar Asoğlu (Liv Hospital Tıbbi Direktörü)

13 Aralık 2014

KORONER OTURUM (09.00 – 10.30) PKG’de Tartışmalı Konular – Olgu Odaklı Sunumlar

Oturum Başkanları: Sema Güneri, Ertan Ural

09.00

STEMI’de trombüs ile nasıl mücadele edelim? Yeni nesil P2Y12 inhibitörleri ve trombüs aspirasyonu

09.15

STEMI’de sorumlu lezyon dışındaki lezyonları tedavi edelim mi?

09.30

Korumasız ana koroner stentlemesi – Bugün hangi noktadayız?

09.45

Çok damar hastalığına PKG’de hangisi tercih edilmeli: OCT, IVUS veya FFR?

10.00

BVS ilaçlı stentten daha iyi midir?

10.15

Ertuğrul Okuyan

Cumartesi

Ali Metin Esen

İstanbul Bilgi Üniversitesi

Murat Çaylı Murat Sezer Alp Burak Çatakoğlu

Eve götürülecek mesajlar Kahve Arası

ARiTMi OTURUMU (11.00 – 12.30) Atrial Fibrilasyon ve Kalp Yetmezliğinde Yeni Teknolojiler

Oturum Başkanları: Enis Oğuz, Fırat Duru

11.00

Atrial fibrilasyonda yeni oral antikoagülanlar: Hastamda hangisini tercih etmeliyim?

11.15

Atrial fibrilasyonda kateter ablasyonu endikasyonları, başarısı ve komplikasyonları

11.30

Kateter ablasyonda yeni teknolojiler

11.45

Kalp yetmezliğinde yeni cihazlar: Kardiyak kontraktilite modülasyonu ve nöromodülasyon.

12.00

Yeni pacemakerlar: Leadless pacemaker

12.15

da 21 interaktif sunum ve 2 canlı olgu ile Türkiye’den ve yurt dışından kıymetli kardiyologlar ve kardiyovasküler cerrahlar ile buluşulacak. Toplam 34 konuşmacı olacak.

Okan Erdoğan Sedat Köse Fırat Duru Enis Oğuz Antonio CurnisOğuz

Eve götürülecek mesajlar Öğle Yemeği

LiV HOSPITAL’DAN CANLI YAYIN (13.30 – 15.00) Bifurkasyon Stentleme – Teknik Detaylar

Oturum Başkanları: Ömer Göktekin, Yves Louvard Panel: M. Kemal Erol, Mehmet Eren, Alev Arat, Bülent Altunkeser, Gültekin Hobikoğlu, Bahadır Dağdeviren Öğrenim Hedefleri • Bifurkasyon lezyonlarında provizyonelstentleme prensipleri • En yaygın kullanılan ikili stent teknikleri (TAP, Cullotte, DK-Crush) • Bifurkasyon stentlemede OCT • Bifurkasyon stenlemede BVS: Hazır mıyız yoksa hala off-label mı? • Bifurkasyon lezyonlarında dedicated stentler • POT, kiss yoksa her ikisi de mi? Kahve Arası

Sempozyumun en önemli özelliğinden biri ise canlı yapılacak ‘Koroner damara zor stentleme’ olgusunda Türkiye’de ilk kez Google Glass teknolojisi kullanılacak. Liv Hospital’da gerçekleşecek olgu, cerrahın gözünden, Google Glass teknolojisi ile eş zamanlı olarak Japonya’da bulunan kardiyoloji hekimlerine ve İstanbul’da konferans salonunda bulunan izleyici hekimlere yansıtılacak ve Japonya’dan tıbbi konsültasyon sağlanacak.

KALP KONSEYİ (15.30 – 16.00) Zor Olguda Kardiyologlar ve Kalp Damar Cerrahları Tartışıyor

Oturum Başkanları: Mehmet Aksoy, Oğuz Taşdemir Panel: Sami Özgül, Atıf Akçevin, Cevat Kırma, Mustafa Güden

Türk Kardiyoloji Derneği ile İş birliği

Öğrenim Hedefleri • Miyokard • Çok damar hastalığında KABG ve PKG’nin avantajları ve dezavantajları • Aort stenozunda TAVI ve AVR’nin yeri • MI’da CRT veya ICD’nin zamanlaması

KAPAK HASTALIKLARI OTURUMU (16.00 – 17.30) Aort ve Mitral Kapağa Yönelik Tedavilerde Yeni Bakış Açıları

Oturum Başkanları: Zehra Buğra, Oğuz Taşdemir

16.00

Trankateter Aort Kapak Replasmanı: Yeni cihazlar ve güncel veriler

16.15

TAVI’nin merkezinde ekokardiyografi

16.30

Aort kapak tamiri: Replasmanın ötesinde yeni bir konsept

16.45

İskemik mitral yetersizliğinde mitral kapak tamiri öncesi değerlendirme: Ekokardiyografi ile hasta seçimi ve tekniğin belirlenmesindeki rolü

17.00

Mitral kapak tamirinde öneriler ve püf noktaları

17.15

Eve götürülecek mesajlar

Aydın Yıldırım Yelda Tayyareci Ahmet Özkara Elif Sade Mustafa Güden

Daha fazla bilgi için;

www.livhospital.com.tr

|

www.tkd.org.tr

Sempozyumun özeti ve kapanış

L

iv Hospital sağlıkta uluslararası sempozyumlarına bir yenisini daha ekledi. 13 Aralık 2014 Cumartesi günü Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul Kampüsü’nde gerçekleşecek olan “İleri Kardiyovasküler Çözümler 2014” sempozyumun teması “Gelişen teknolojileri ve yenilikleri hastalarımızın tedavisinde kişiselleştirme” olarak belirlendi.

Yurt dışından da hekimler katılacak Bu kapsamda tüm gün sürecek 4 ayrı oturum-

Liv Hospital’dan Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, Doç. Dr. Enis Oğuz, Doç. Dr. Yelda Tayyareci ve Doç. Dr. Ahmet Özkara konuşmacı olarak katılacak. Tartışılacak konulardan biri ise 2014 yılında olan yenilikler, gelecekte kullanılan yeni cihazlar. Bilimsel anlamda Türk Kardiyoloji Derneği ile iş birliği yapılacak olan sempozyumda üç boyutlu oct denen özel görüntüleme metodu kullanılacak. Henüz Türkiye’de ve dünyada kullanılmamış ama kullanılmaya başlanacak olan kablosuz pil anlatılacak. Cerrahi ile ortak yapılacak konsey toplantısında da zor bir vaka tartışılacak. Mitral ve kapak hastalıklarındaki en yeni gelişmeler de masaya yatırılacak konular arasında yer alıyor. Katılım için LCV Tel: 0530 171 58 67 Nurşen Ormancı • kasım-aralık 2014


bilimsel etkinlik

Liv HOSPITAL VE MEMORIAL SLOAN KETTERING

İKİNCİ KEZ BİR ARADA Liv Hospital ve Memorial Sloan-Kettering Kanser Merkezi (MSKCC) iş birliğiyle 11 – 13 Eylül arasında düzenlenen “Tiroid ve Meme Kanserinde Güncel Yaklaşımlar Sempozyumu”nun ilk oturumu halkın katılımıyla gerçekleştirilirken, ikinci ve üçüncü oturum ise iki ayrı günde spesifik olarak ele alınarak hekimlere yönelik olarak gerçekleştirildi.

T

iroid Kanserinde Güncel Cerrahi Yaklaşımlar ve Meme Kanserinde Bireysel Tedavi Yaklaşımları Sempozyumu” ile ikinci kez bir araya gelen ünlü kanser merkezi Memorial Sloan-Kattering Kanser Merkezi (MSKCC) ile Liv Hospital, Türkiye’den ve dünyadan pek çok hekimi buluşturdu. 11 Eylül’de gerçekleştirilen halk sempozyumu ile merak edilen sorular yanıtlandı. 12 ve 13 Eylül’de ise, hekimlere yönelik, meme ve tiroid kanseri ile ilgili tanı, tedavi ve cerrahi yöntemler masaya yatırıldı.

TİROİD VE MEME KANSERİNE YÖNELİK PEK ÇOK BİLGİ MASAYA YATIRILDI Sempozyuma 107’si ülkemizden, 36’sı yurtdışından olmak üzere 143 kayıtlı hekim katıldı. Tiroid Kanserinde Güncel Cerrahi Yaklaşımlar Sempozyumu’nda; Tiroid kanseri tedavisinin yolculuğu, lateral boyna güncel yaklaşım, tiroid kanserinde primer ve ikincil cerrahi girişimlerde komplikasyondan

12

korunma yolları ve sinir monitörizasyonunun katkısı, diferansiye tiroid kanserinde ameliyat sonrası tedavi yönetimi, tiroid kanserinin boyun nükslerinde tedavi yaklaşımı, hedefe yönelik yeni ajanların tedaviye katkısı gibi başlıklar ele alındı. Memorial Sloan-Kattering Kanser Merkezi’nden Tiroid Cerrahı Dr. Ashok R. Shaha, tiroid kanseriyle ilgili son gelişmeleri ve en yeni tedavi yöntemlerini paylaştı. Meme Kanserinde Bireysel Tedavi Yaklaşımları Sempozyumu’nda ise; Memorial Sloan-Kattering Kanser Merkezi’nden Meme Cerrahı Dr. Hiram S. Cody, meme kanseriyle ilgili son gelişmeleri ve yeni tedavi yöntemlerini meslektaşlarıyla paylaştı. Genel olarak sempozyumda meme kanseri için tarama ve sağlık hizmetlerinde kalite güvencesi, meme kanseri taramasında güncel uygulamalar, erken meme kanserinde tedavi, lokal meme kanserinde tedavi, mastektomi sonrası radyasyon tedavisi ve meme rekonstrüksiyonu, metastatik meme kanserinde tedavi konu başlıkları dikkat çekti.


Prof. Dr. oktar asoğlu Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı

Kanser merkezimiz ile MSKCC arasındaki işbirliğimizin bir bölümü olan ‘Bilimsel Toplantılar’ dan ilki 31 Ocak-1 Şubat 2014 tarihlerinde “Kolorektal Kanserli Hastalara Kişiselleştirilmiş Yaklaşımlar” adıyla yaklaşık 400 yabancı ve Türk katılımcı ile gerçekleşmişti. İkincisi 12 – 13 Eylül 2014 tarihinde “Tiroid Kanserinde Güncel Cerrahi Yaklaşımlar ve Meme Kanserinde Bireyselleştirilmiş Tedavi” adıyla yaklaşık 200 katılımcı ile gerçekleşti. Murray F. Brennan MSKCC bölüm başkanı, Julio Garcia-Aguilar MSKCC kolorektal cerrahi bölüm başkanı, Andrea Cercek medikal onkoloji , Hiram S. Cody meme bölüm başkanı, Ashok R. Shaha baş boyun cerrahi bölüm başkanı, Peter G. Cordeiro plastik başkanı, sadece Türk meslektaşlarıyla güncel gelişmeleri gözden geçirmekle kalmadılar, ayrıca halk katılımı ile hastaların bilinçlendirilmesi ve basın aracılığı ile de farkındalığın artırılmasında önemli rol oynadılar.Liv Hospital gerek hekim kadrosu, gerekse de teknolojik alt yapısı ( Robotik cerrahi, İORT) ile kanser tedavisinde ülke standartlarının çok üzerinde bir yaklaşımı sergilemekte, sözde olmayan uluslararası işbirlikleriyle de fark yaratmaktadır ve yaratmaya da devam edecektir. Liv Hospital ülkemizde, multidisipliner çalışmayı gerçek anlamda hayata geçirmenin yanı sıra, tedavi sonuçlarını uluslararası kurumlarla kıyaslayarak, ulusal ve uluslararası platformlarda bu kriterleri gözeterek yer almayı hedefleyen sıra dışı bir kurum olmuştur. Olağandışı kanser olgularının başarı ile tedavi edilmiş öykülerine sahip olan Liv Hospital, 21 aylık kısa geçmişine rağmen sadece ulusal değil uluslararasının sayılı hastaneler arasında anılmanın gururu içerisindedir.

Prof. Dr. Levhi Akın Liv Hospital Meme Cerrahisi, Genel Cerrahi Uzmanı

Sempozyumun gerek bilimsel düzeyi gerekse de organizasyonu ile ilgili çok olumlu geri dönüşler alınmıştır. Hem konu seçiminin hem de planlama ve uygulamanın mükemmel olduğu ifade edilmiştir. Sempozyumda elde edilen bu başarı bireysel değil, bir takım çalışması sonucudur. Hedefi etik, bilimsel çalışan, hastasına bütüncül yaklaşan, ürün çıktılarını korkmadan sergileyen, karşılaştırabilen ve multidisipliner çalışmayı temel ilke haline getiren bir Liv Hospital kültürü olgunlaşmıştır.

Doç. Dr. Fatih tunca Liv Hospital Tiroid Cerrahisi, Genel Cerrahi Uzmanı

“Sempozyumda ülkemizin yetiştirdiği, endokrin cerrahisine gönül vermiş çok sayıda saygın bilim adamı ve Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi’nde bu konudaki en deneyimli cerrahlardan biri olan Prof. Dr. Ashok R. Shaha; bilgi, birikim ve deneyimlerini paylaştı. Ülkemizde genel cerrahların büyük kısmının günlük pratiğinde yer teşkil eden tiroid kanser cerrahisindeki en yeni yaklaşımları içeren, keyifle izledikleri ve bilimsel içeriğe değer kattıkları bu toplantıya ev sahipliği yaptığımız için büyük sevinç ve onur duyuyorum.”

Prof. Dr. Hiram S. Cody Memorial Sloan Cancer Center Meme Cerrahı

“Burada olmak muhteşem. Bence meme kanseri konuşulması gereken en ilginç konulardan biri olduğu için bu organizasyon iyi bir seçimdi. Meme kanserinde birçok teknolojik gelişme bulunuyor. Cerrahi müdahalelerde, radyoterapi ve kemoterapide birçok şey değişti. Ve bunların üzerine konuşulacak çok şey var.”

prof. Dr. Ashok R. Shaha Memorial Sloan Cancer Center Tiroid Cerrahı

“ Tiroid Kanserinde Güncel Cerrahi Yaklaşımlar ve Meme Kanserinde Bireysel Tedavi Yaklaşımları Sempozyumu’na 107’si Türkiye’den, 36’sı yurtdışından olmak üzere 143 hekim katıldı.

“Geçen sene de böyle bir organizasyonumuz oldu. Bu sene, meme kanseri konusunda uzman iki meme kanseri cerrahi ile birlikte bu sempozyumda yer alıyoruz. Buraya gelmek ve deneyimlerimizi paylaşmak bizler için karşılıklı bir sorumluluk. Biz burada doktorların ne yaptıklarını, hangi problemlerle karşılaştıklarını öğrendik. Bence bu, dünyanın farklı yerlerindeki kişileri birleştiren iyi bir iş birliği. Ve eminim ki iki hastane arasındaki ilişki devam edecek.”

• EKİM-ARALIK 2014


yaşamdan haberler

“DOKTORUMUN Pozitif YAKLAŞIMIYLA İYİLEŞTİM”

İ

drar yolu enfeksiyonu sebebiyle uzun bir dönem tedavi gören 44 yaşındaki Mebuse Güngör, şikayetlerinin devam etmesi ile birlikte bambaşka bir gerçekle karşılaştı. Yapılan testler sonucunda safra kesesini tıkayan bir tümör olduğunu öğrenen Güngör, tümörün riskli bir bölgede olması sebebiyle umutsuzluğa kapılarak zor bir dönem geçirdi. Bu dönemin

ardından Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Kürşat Serin ile tanışan Güngör; “Süreç uzadıkça umutsuzluğa kapılıyordum. Liv Hospital ekibi ve doktorum Kürşat Bey, pozitif yaklaşımı ve neşesi ile moralimi yüksek tuttu ve tümörden kurtulmamı sağladı. Bana verdikleri moral ve güven sayesinde, ameliyat sonrasında çabuk toparlandım” dedi.

“21 ŞUBAT 2014’DE YENİDEN DOĞDUM”

Doç. Dr. HASAN ALTUN Genel Cerrahi Uzmanı

“KİLOLARI VERİP YENİDEN DOĞDUM”

E

vli ve 8 yaşında kızı olan 36 yaşındaki Ayçin Özdemir, 110 kiloydu. Tüp mide (sleeve gastrektomi) yöntemiyle 50 kilo veren Özdemir, çocukluğundan beri obezite sorunu yaşadığını söylüyor. Özdemir, “Hayatım boyunca hep diyet yaptım. Bir dahiliye uzmanı ‘Bir gece yatarsın, sabah kalkamazsın ya da felç olarak uyanırsın. 36 yaşındasın ama vücudundaki yağlanma çok fazla’ dedi. Gerçekten de vücudumda yaklaşık 43 kilo yağ vardı. Üç yıl önce de diyet yaptım ve 25 kilo verdim. Fakat 36 kilo geri aldım. Bir insan sürekli bu şekilde nasıl yaşayabilir? diye düşündüm, ömür boyu diyet yapamazsınız. Bunları düşündüm ve obezite cerrahisi olmaya karar verdim. Ailem bu fikrime sıcak bakmadı ama ben hemen Dr. Hasan Altun’u aradım ve ailemle konuşmasını istedim. Annem, babam, kız kardeşim ve eşimle beraber hastaneye geldik. Doktorum süreç hakkında bilgi verdi, karar verdik ve ameliyat oldum. 14

“Fotoğrafları gösterdiğimde hiçkimse o kişinin ben olduğuma inanmıyor. Çünkü altı ayda 52 bedenden 36 bedene düşüyorsunuz. 21 Şubat Cuma günü ameliyat oldum. “Yeniden doğdum” diyebilirim. Zaten Hasan Bey de ‘Yeni Hayat’ diyor. Laparoskopik yöntem ile operasyon 45 dakika sürdü. O gece yoğun bakımda kaldım, hiç ağrım olmadı ve İki gün sonra da taburcu edildim. Beşinci gün ise işe başlamıştım. İlk aylarda daha hızlı kilo veriliyor. İlk ay 20 kilo, üçüncü ay 15 kilo ve son aylarda da yine 15 kilo vererek, toplamda 50 kilo vermiştim, şu an ise 60 kiloda yani ideal kilomdayım. Hem beden olarak hem ruhen kendimi çok farklı hissediyorum. Trigliserid değerim ilk ay 130’un altına düştü. Diyabete adaydım o risk azaldı, hayatımda hiçbir zaman tansiyonum 12’den 8’e düşmemişti. Artık 9’a 6. Her yönden daha sağlıklıyım.”

“EŞİM HİÇBİR ZAMAN ‘KİLOLUSUN’ DEMEDİ” Ayçin Özdemir, kilo verme serüvenini anlatırken, aşırı kilolarından kurtulmuş olmanın hem sosyal çevrede hem evlilik hayatına katkılar sağladığını belirtirken şunları söyledi: “Eşim hiçbir zaman ‘kilolusun’ diyen biri değildi. Ama sosyal anlamda bir yere gitmek bile benim için stres sebebiydi. Yönetici olduğum için sürekli toplantı, yemek ve galaya katılıyorum. 42 bedenden 52’ye devam eden bir gardırobum vardı. Keşke daha önce obezite cerrahisini düşünseydim. Kilo vermek isteyen, obezite cerrahisi düşünen kişiler kesinlikle korkmasınlar. Bu gerçekten çok basit bir operasyon. Eğer beyin olarak buna hazırsanız hiçbir şekilde sorun olmayacaktır. Fakat operasyonun iyi ellerde yapılması çok önemli.


Bulgaristan’a sağlıkla döndü

Liv’İN KAZAKİSTAN’A UZANAN YARDIM ELİ

1

7 yaşında Kazakistan yaşayan, Kristina Kryajeuskaya, 11 yaşındayken, trafoya kaçan yavru sokak köpeğinin peşinden gitti. Köpeğe yardım ederken, elektrik akımına kapılan ve hastaneye kaldırılan Kryajeuskaya’nın iki el ve omuz bölgesi hasar gördü. Elini kurtarmak amacıyla operasyon geçirmesine rağmen iki elini de kaybeden Kryajeuskaya, omuzundaki yapışıklık dolayısıyla sol kolunu kaldıramayacak duruma geldi. Ellerine protez takılan Kryajeuskaya, iki kez Almanya’ya gitti ve üç aylık süre içerisinde beş ameliyat geçirdi. Bir tanıdığının vasıtasıyla Liv Hospital’a gelen Kryajeuskaya, “Türkiye’ye güzel bir omza sahip olma hayaliyle geldim. Şimdi sol kolumu kaldırabiliyorum. Yara izlerim de giderek azalıyor” diyor. Liv Hospital Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ümran İleri, “Kryajeuskaya, derin yara izleri ve sol kolunu hareket ettirememe şikayetiyle geldi. Hastanın yara izlerini yüzde 50 oranında azalttık ve sol kolunu kaldırabilmesini sağladık. Hedefimiz kalan yara izlerini de daha tolere edilebilir duruma getirmek. Daha evvel ayaklarından alınan deri, kaybettiği ellerin üzerinde kullanılmış. Ayaklarındaki yara izlerini de lazerle azaltmaya başladık” diyor.

74 yaşında ek problemleri olan Rumen Peychev, Bulgaristan’dan Türkiye’ye şifa bulmaya geldi. Mesane kanseri olan ve birçok komplikasyonu bulunan hastanın sirotik karaciğer, şeker, yüksek tansiyon gibi problemleri varken aynı zamanda akciğer ve kalbinde de sorunları vardı. Yaklaşık yedi ay önce mesane tümörü nedeniyle ameliyat olan Peychev’in her iki böbreğinde de tümör olduğu tespit edildi. Bulgaristan’daki doktorunun Liv Hospital’ı tavsiye ettiğini dile getiren Peychev’in eşi, “Hastamız Bulgaristan’da ameliyat edilseydi 1015 gün hastanede kalacaktı. Liv Hospital ile bağlantıya geçtik ve çok kısa bir sürede cevap aldık. Bulgaristan’da olmayan birçok tedavi seçeneğinin olduğunu gördük. Bulgaristan’da 15 günlük yatış süresi burada beş güne indi. Ameliyatın belli başlı riskleri vardı ama olumsuz bir şeyle karşılaşmadık. Bu nedenle de çok mutluyuz. Liv Hospital’dan çok memnun kaldık. Böyle bir teknolojiye sahip olan başka bir hastane daha görmedik” dedi.

ZORLU BİR VAKA BAŞARIYLA TEDAVİ EDİLDİ Birçok ek problemi olan Peychev ile tedavi alternatifleri paylaşıldı. Liv Hospital Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Haluk Akpınar, “Robotik Parsiyel Nefrektomi” ameliyatı yaptıklarını söyledi ve şunları ekledi: “Yüksek riskler taşıyan hastamızın ameliyatı çok iyi geçti. Hastamızın böbreğinin tümörlü olan kısmını aldık ve akabinde kapalı ameliyatla bu bölgeyi diktik. Özel bir teknikle kanı bloke ettik ve kansız bir ameliyat gerçekleştirdik. Ameliyat edildiği akşam hastamız yürütüldü ve ertesi gün yemek yemeye başladı. Çok majör olan bir ameliyatı gayet başarılı bir şekilde gerçekleştirmenin altında malzeme, ameliyathane, ekip, cerrahın deneyimi, hastane bakımı ve ameliyat sonrası bakım yani ekip çalışması yatıyor” diyor.

• kasım-aralık 2014


yaşamdan haberler

5

HAYATININ EN ŞANSLI GÜNÜ

3 yaşındaki Metin Tuna, bir sabah göğsünde sıkıntı ile uyandı. Bir gün evvel yediği yemekten kaynaklandığını düşünerek, bu durumu sorun etmedi. İş yerine gittiğinde nefes daralması hissetti ve bu durumun normal olmadığının farkına vardı. Babasının da aynı yaşlardayken kalp krizi geçirdiğini hatırlayan Tuna, internette yaptığı araştırma sonucu Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu’nun biyografisini okudu ve hastaneye gitmeye karar verdi. Gebze’de çalışan Tuna, doktor randevusuna gelmeden evvel şirket hekimi ile de görüştü. Şirket hekimi, kontrole gitmek istemekle doğru bir karar verdiğini ancak İstanbul’a gittiği için, mesafeden ötürü yanında bulundurması için dil altı hapı alması gerektiğini söyledi. Tuna, kendini tekrar kötü hissedince, yanına aldığı hapı kullandı. Liv Hospital’a geldikten sonra doktoru Doç. Dr. Çatakoğlu ile görüştü ve EKG çekildi. EKG’de sorun çıkmamasına karşın, Tuna’nın anlattıklarından şüphelenen Doç. Dr. Çatakoğlu, kan tahlili ve EKO sonrası onu anjiyo için alacağını söyledi.Kan tahlilini vermeye giderken göğüs ağrısı hisseden ve terlemeye başlayan Tuna, yardım istedi. Tuna’nın nabız ve tansiyonuna bakan Doç. Dr. Çatakoğlu,

16

nabız alamadığını belirterek acilen sedye getirilmesini istedi. Tuna’nın kalbine stent takıldı ve daha sonra yoğun bakıma alındı. O günün en şanslı günü olduğunu belirten Tuna, “Her şeyin bir zincirin halkası gibi olduğunu düşünüyorum. O gün bu zincirin bir halkası dahi kopmuş olsaydı, bugün bunları konuşamıyor olabilirdim” dedi. Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, “Metin Bey’in hikayesini dinlediğimde anjiyonun gerekli olduğunu hissettim. Kan tahlili için beklerken göğüs ağrısı başladı ve tansiyonu düşmeye başladı. Bunun üzerine acil olarak anjiyografi laboratuvarına aldık kendisini. İyi ki yapmışız çünkü kalbin arka yüzeyini besleyen sağ koroner damar dediğimiz koroner damarın tıkanmak üzere olduğunu ve içinde bir pıhtının olduğunu gördük ve hızlı bir şekilde pıhtıyı oradan çektik. Daha sonra da balon anjiyoplasti ve stent yöntemi ile damarı açtık. Böylelikle hasta kurtulmuş oldu. Beş dakika dahi gecikmeli olarak gelseydi belki de hayatını kaybedecekti. Göğüsünde şikayeti olan hastaların bu tarz şikayetleri mideye yormasından ziyade kardiyoloğa görünmesi elzem bir mesele. Çünkü kalpte olabilecek bir sorun hayati önem taşıyabiliyor” diyor.

ÖLÜMDEN DÖNDÜ! Ü

ç ay önce mide rahatsızlıkları ve onikiparmak bağırsağında ağrı yaşayan 40 yaşındaki Mirian Gıgauri, doktora gitti. Hastaneye başvurduktan üç gün sonra ameliyat edilen Gıgauri’nin onikiparmak bağırsağı temizlendi. Üç gün sonra eve gönderilen Gıgauri üç gün sonra tekrar ağrı hissetmeye başladı ve hastaneye başvurdu. Başvuran hasta ikinci kez ameliyat edildi. Bağırsağı tekrar temizlenen hasta mikrop kaptığı için safra kesesi de ameliyat edildi. Tüm bunlardan sonra mide ameliyatı da olan Gıgauri toplamda dört kez ameliyat oldu. Daha sonra kendisini daha kötü hisseden Gıgauri’ye tedavi fayda etmiyordu. Mirian Gıgauri, dördüncü ameliyattan sonra hastanede yatmaya devam etti. Akabinde doktorlar “Biz burada bir şey yapamıyoruz. Hastayı başka bir yere götürmeniz gerekiyor” dediler. Uçakta iyice fenalaşan Gıgauri, Liv Hospital’a geldiğinde direkt yoğun bakıma alındı. Üçüncü gün odasına çıkartılan Gıgauri’nin yakını: “Burada tedaviyi Prof. Dr. Oktar Asoğlu yaptı. Hastamız o kadar ameliyat oldu ama tedavi edilemedi. Burada ise ameliyat edilmeden tedavi edildi. Çok mutluyuz ve memnunuz” dedi.


Kilo Problemi yaşamına Mal Oluyordu

1

30 kilo olan Boral Altarifi, 2005 yılında Dubai’de midesine kelepçe taktırdı ve 52 kiloya düştü. 2011 yılında midesinde problemler gelişen ve sorunlar yaşayan Altarifi’ye kelepçenin yerinden kaydığı ve alınması gerektiği söylendi. Daha sonra ek olarak 11 ayrı tetkik ve operasyona maruz kalan Altarifi’nin midesinde yırtık olduğu belirlendi. Doktorların midesinin alınması gerektiğini söylemesi üzerine korkan ve başka tedavi yöntemleri arayan Altarifi, Liv Hospital’da sağlığına kavuştu. Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu, tüp mide ameliyatı (Sleeve Gastrectomy) ile hastanın midesinin bir kısmını aldı. Altarifi, uzun süren sancılı bir dönemden sonra, eski sağlığına yeniden kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor.

Arkadaş 2

Şakası Hayatını Kararttı !

000 yılında ortaokulda arkadaşının yaptığı şaka sonucunda hayatı kararan 29 yaşındaki Yaşar Keklik, “Okulda ders anlatırken yanımdaki arkadaşım şaka niyetiyle oturacağım yere kalem koydu. Ben de farkında olmadan üzerine oturdum ve darbe aldım. Hastaneye gittiğimde rektumda kan toplaması olduğunu, basit bir apse oluştuğunu söylediler ve o gün ameliyat oldum. Bir daha sorun yaşamayacağımı söylediler. 2002 yılında tekrar sorun yaşadım, tekrar apse olduğunu belirttiler ve tekrar ameliyat oldum. Apse temizlendikten sonra tekrar evime gönderdiler, ne yazık ki 2005 yılında tekrar rahatsızlandım ve bu kez başka hastaneye başvurdum. Tetkik sonucunda kanser olduğumu öğrendim. Akabinde kemoterapi ile radyoterapi gördüm ve iyileştim” dedi. İki yıl sonra kanserinin nüksettiğini kaydeden Keklik, kendi doktoru vefat ettiği için başka doktora yönlendirildiğini söylüyor. 2006’dan bu yana sürekli üç ayda bir tetkik yapıldığını belirten Keklik şunları söyledi: “Tümör olduğunu fakat bunun büyümediğini ancak rutin kontroller yapılması gerektiğini söylediler. 5-6 yıl bu

şekilde devam ettikten sonra 2013 yılında bir daha rahatsızlandım. Kanamayla beraber şiddetli karın ağrıları yaşadım. Hastaneye gittiğimde tümörün büyüdüğünü öğrendim. Tekrar kemoterapiye başladım ama artık bütün bunlar ağır geliyordu. Sonrasında başka bir hastaneye başvurdum. ‘Sana yapacak bir şeyimiz yok, ameliyat edemeyiz’ cevabını aldım.”

“KENDİM İÇİN DEĞİL ÇOCUKLARIM İÇİN ÜZÜLÜYORDUM” Psikolojisinin alt üst olduğunu söyleyen Yaşar Keklik: “Kendim için değil çocuklarım için üzülüyordum. Tümörümün sinir damarlarını etkilediğini söylediler. Eşim sürekli Prof. Dr. Oktar Asoğlu’ndan bahsediyordu. Diğer hastanelerden sürekli olumsuz cevap aldığım için eşimi dikkate almıyordum. Fakat sonunda tetkiklerimi Oktar Hocaya da gösterdik. Diğer doktorlar benim için yapılacak hiçbir şeyin olmadığını söylerken Oktar Hoca radikal bir kararla ‘Seni ameliyat edeceğiz’ dedi. Yaklaşık iki ay ağrım sızım elbette ki oldu ama bu günlerin üzerinden 10 ay geçti şu anda çok iyiyim. Oktar hoca sayesinde ayaktayım diyebilirim” dedi. • kasım-aralık 2014


KLİNİK

Liv HOSPITAL

türkiye’nin KALBİ

ankara’da

“ İki yıl önce İstanbul Ulus’ta yaptığı dev hastane yatırımı ile sağlık sektörüne ivme kazandıran Liv Hospital Grup, ikinci hastanesini 40 milyon dolarlık yatırımla Ankara’da açtı. Liv Hospital Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Usta, “Son teknoloji cihazlar ve A takımı bir hekim kadrosu ile Türkiye’nin kalbi Ankara’dayız” açıklamasını yaptı. 18


L

iv Hospital Grup, sağlık sektörüne ivme kazandıran yatırımlarına hız verdi. İki yıl önce İstanbul Ulus’ta yaptığı hastane yatırımı ile bilimsel çalışmalardan tanı ve tedavi süreçlerine, teknolojik alt yapıdan her biri alanında önemli başarılara imza atmış iddialı hekim kadrosuna ve A plus hizmete kadar her açıdan sağlık sektörüne üst düzey bir bakış kazandıran Liv Hospital, ikinci hastanesini Ankara’da açtı. Çankaya Tunus Caddesi’nde 40 milyon dolarlık bir yatırımla kurulan Ankara Liv Hospital, 27 bin metrekare alanda, 150 yatak, 8 ameliyathane, tüm dallarda yer alan ihtisaslaşmış kliniklerle hizmet veriyor. Özellikli kanser cerrahileri, kadın, erkek ve çocuk sağlığı, göz sağlığı başta olmak üzere birçok klinik ve tedavi yöntemleriyle Ankara’da fark yaratacak.

27 150 8

bİn m2

kapalı alan

yatak

AMELİYATHANE

İnsan vücudundan ilhamla tasarlandı Liv Hospital Ankara, insan vücudunun kendi kendini iyileştirme yeteneğinden ilham alınarak tasarlandı. Mimarisi içinde insan vücudu gibi keskin köşelerin olmadığı akıcı bir yapı, vücudun öğeleri gibi kusursuz bir yerleşim planı kurgulayan Liv Hospital Ankara dekorasyonu, vücudun saat gibi işleyişinden esinlenilerek tasarlandı. Misafirlerin, kendilerini evlerindeki kadar konforlu ve rahat hissedebilmelerini sağlayacak şekilde bir iç mimari ve dekoratif çalışmalarla şekillendirildi. Birbiriyle iletişim halinde çalışan hekim kadrosu ve kliniğin uyumla bir araya gelmesi, Liv geleneği olan multidisipliner bir yaklaşımı hedefleyerek, gerekli tedavi ve tanı yöntemlerini, 360 derece kullanmayı sağlıyor. Hasta odaklı yaklaşımı, tecrübeli hekim kadrosu ile multidisipliner çalışmayı kendine amaç edinen Liv Hospital Ankara, sağlık hizmetine yeni nesil bir yorum getiriyor.

• kasım-aralık 2014


KLİNİK

“ Seçkin hekim kadrosu, hasta odaklı hizmet anlayışı ve ileri teknoloji altyapısıyla Liv Hospital Ankara, misafirlerine dünya standartlarında tanı ve tedavi olanakları sunuyor.

Liv Hospital, Ankara’nın Kalbi Meclisin Tam Karşısında Çankaya’da Konumlandı

20

MUHARREM USTA Liv Hospital Grup Yönetim Kurulu Başkanı

MERİ İSTİROTİ Liv Hospital Genel Müdürü

Kalbimiz Ankara’da sağlık için atacak

yeni nesil sağlık anlayışı

Liv Hospital Grup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Muharrem Usta “İki yıl önce İstanbul’da Liv Hospital Ulus’u açmaya karar vererek, yıllardır var olan hastanecilik tecrübemizle yepyeni A plus bir marka için kolları sıvadık. Büyük bir iddiamız vardı, Liv Hospital’ın yalnızca bir hastane değil, bilimsel anlamda da çok iyi işlerin üretildiği bir referans merkezi olması. Bu hedefi kısa zamanda büyük bir gayret ve çalışma ile başardık. Şimdi ise oluşan Liv geleneği ve tecrübesini, Ankara’nın kalbinde Çankaya’da açtığımız Liv Hospital’a aktararak devam ettiriyoruz. 40 milyon dolarlık bir yatırımla açılan Liv Hospital Ankara, tüm bölgenin en önemli ve mükemmeliyet merkezlerinden oluşmuş sağlık kuruluşu olacaktır. Hasta odaklı yaklaşımı, tecrübeli hekim kadrosu ile multidisipliner çalışmayı kendine amaç edinen Liv Hospital Ankara, bilimsel çalışmaların pratiğe dökülerek el ele yürütüldüğü bir kültürü benimsiyor. Ankara’da sağlık hizmetine yeni bir yorum getireceğiz.”

Liv Hospital Ulus, fikir aşamasından itibaren her ayrıntısında özveri ile çalıştığımız ve iki yıl önce sağlık sektörüne kazandırdığımız sağlıkta niş bir marka olarak, rakipleri içinden kısa sürede sıyrılarak yerini aldı. Şimdi bu değerli birikim ve tecrübeyi kocaman bir aile olarak, Liv Hospital Ankara için tüm kalbimizle ortaya koyup yeni bir Liv’i daha hayata geçirmenin mutluluğu ve gururunu yaşıyoruz. Hızlı yol almamızın en önemli nedeni oluşturduğumuz medikal vizyon, deneyimli ve güncel hekim kadromuzdur. Ortaya koyduğumuz özel tedavi programları ve 360 derecelik hizmet anlayışıyla, kişiselleştirilmiş sağlık hizmeti sunarak misafirlerine kendilerini özel hissettirecek uygulamaları hayata geçirdik. Hastane işleyişindeki konseptinin belirlenmesinden, hizmet anlayışının şekillenmesine, seçkin hekim kadrosunun oluşturulmasından, tıbbi alt yapısına kadar her ayrıntının titizlikle düşünüldüğü Liv Hospital Ankara, yeni nesil sağlık anlayışını Türkiye’nin kalbinde yaşatacak.


GÜLÇİN TÜRKMeN SARIYILDIZ Liv Hospital Ankara Genel Müdürü

Prof. Dr. BEDRETTİN BÜLENT MENTEŞ Liv Hospital Ankara Tıbbi Direktörü

BAŞKENTİN BUNA İHTİYACI VARDI

RÜYA TAKIM DAHA GENİŞLEYECEK

Yönetimi deneyimli isimlerden oluşan, kadrosunu daha önce hastane sektöründe üst düzey görevlerde bulunmuş, tecrübeli kişilerden oluşturan Liv Hospital Ankara’nın Genel Müdürlüğünü Gülçin Türkmen Sarıyıldız üstlendi. Liv Hospital Ankara Genel Müdürü Gülçin Türkmen Sarıyıldız, hastanenin vereceği hizmet kalitesi ve hasta odaklı yaklaşımı ile Ankara’da fark yaratacağını vurguladı. Sarıyıldız, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’nin kalbi Ankara’dayız çünkü başkentin böyle bir sağlık hizmetine ihtiyacı vardı. Hastanın uzmanlar tarafından takibinin yapıldığı, ilgiyle bakıldığı ve teknolojinin getirdiği avantajlarla tedavi edildiği Liv Hospital Ankara’da kusursuz hizmet anlayışı hedefleniyor. Hastalık değil sağlık kavramını öne çıkartan Liv Hospital Ankara, Türkiye’nin uluslararası arenada sağlık vizyonunu en üst düzeyde oluşturan kurum olmayı amaçlıyor.”

Hastanenin Tıbbi Direktörlüğü’nü Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Menteş yürütüyor. En etkin tedavinin huzurla başladığına dikkati çeken Menteş, “Başarılı tıbbi sonuçlara ulaşmak için sahip olduğumuz en önemli değer hekimlerimizdir. Alt yapı, malzeme gibi çok sunumlu bir mutfağın aşçılarıdır hekimler. ‘Alanında uzman hekimler’ ifadesi her hastanenin söylemidir. Ancak biz bir rüya takım oluşturmayı amaçladık. Bu rüya takımı zamanla daha da kalabalıklaşacak” açıklamasını yaptı.

Hasta odaklı, 360 derece multidisipliner yaklaşımla yeni nesil sağlık anlayışı Ankara’da...

• ekim-aralık 2014


KLİNİK

ıort: AMELİYAT

SIRASINDA TEK DOZ RADYOTERAPİ Ameliyat sırasında uygulanan IORT sayesinde, hastaya ameliyat sonrasında dışarıdan yani, harici radyoterapi yapmaya gerek kalmıyor.

I

ORT (Intra Operatif Radyoterapi) yöntemi sayesinde hastaya ameliyat sırasında verilen tek doz radyoterapi ile hedef odaklı sonuçlar elde ediliyor. Radyoterapi, Eksternal (vücut yüzeyi dışından), Brakiterapi (vücut yüzeyi veya temas), Internal (vücut yüzeyinin içinden, ameliyat sırasında) olmak üzere üç şekilde uygulanır. IORT yani internal, ameliyat sırasında uygulanan radyoterapiye verilen isimdir. 22

Iort’nin Amacı Nedir? Karın içi organlar (mide, ince bağırsak, böbrek gibi), tümörün ortadan kaldırılması için gereken dozdan çok daha düşük tolerans dozlarına sahiptir. Konvansiyonel tedavi 45-55 Gy dozu, 1.8-2 Gy fraksiyonlara bölünerek verilir. Mikroskopik geride kalan hastalık 60 Gy gerektirirken, çıkartılamamış tümörlerde uygulanacak tedavi dozu, organ ve yapıların toleransını çok aşar. Amaç, cerrahi sırasında subklinik

bölgelerin ya da cerrahi sınırın tam olarak çıkartılamadığı bölgenin, tümör yatağının ışınlanmasıdır. Mikroskopik hastalığı yok eder. Sağlıklı organ ve dokuları korur. Ameliyat sırasında tek seansta uygulanır. Standart radyoterapi, haftada beş gün olmak üzere altı haftalık bir tedavi gerektirir.

Iort’nin Üstünlüğü Nedir? İntra operatif olarak uygulanan 10 Gy RT, yaklaşık olarak 70-80 Gy’lik eks-


Prof. Dr. Oktar Asoğlu Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı

ve kabul ettiği bir yol haritasıdır. 2014 yılındaki son şeklinde IORT kullanımının koşullarını yayınlamıştır.

Dünyada Kullanımı Yaygın Mı?

ternal RT’ye biyolojik olarak eşittir. Bu normal tedavi sırasında (eksternal radyoterapide) uygulanamayacak bir dozdur.

Iort Uygulanan Hasta, Eksternal Radyoterapi Alabilir Mi? IORT tümör yatak ışınlaması (Boost) olduğundan, eğer varsa hastanın cerrahi sonrası alması gereken eksternal radyoterapisini bozmaz, hastalığın tedavi edilme potansiyelini artırır ve nüksü azaltır.

Daha Önce Maksimum Doz Eksternal Radyoterapi Almış Bir Kişi Iort Tedavisi Alabilir Mi? Bazı hastalarda tümör nüksü sebebiyle tekrar radyoterapi ihtiyacı olduğunda IORT tek seçenek olarak kalır.

IORT Kullanımı İle Yeterince Kanıt Var Mı? NCCN kılavuzu (National Comprehensice Cancer Network) kanser tedavisi için tüm dünyanın uyguladığı

Yaklaşık olarak 150 kanser merkezinde mevcuttur. Mayo Clinic, Memorial Sloan Kettering Cancer Center, MD Anderson Cancer Center gibi saygın kuruluşlarda yaygın kullanılmaktadır. Eğer kanser tedavisinde bir iddia koyacaksanız, böyle bir tedavi cihazının olması önemlidir. Özellikle nüks eden kolorektal kanser hastalarında çok önemli bir yeri var. Ancak nüks cerrahisi oldukça güç ve çok ciddi bir özel eğitim gerektirdiğinden bu hastaların tedavisi de ancak belirli merkezlerde olabilmektedir. IORT böylesi hastaların ameliyatları sonrasında özellikle kullanılır ve çok ciddi sağ kalım avantajı getirir.

Uzm. Dr. Tayfun hancılar Liv Hospital İstanbul Radyasyon Onkolojisi Uzmanı

IORT, eksternal radyoterapi denilen yani dıştan uygulanan radyoterapi ile verilemeyecek yüksek dozları, küçük bir alana, tek bir seansta, yaklaşık olarak 20 ila 50 dakika arasında verebilme imkanı sunuyor. Özellikle meme tümöründe, hastayı 5-6 hafta sürecek radyoterapiden kurtarabilecek bir tedavi. Meme tümöründe IORT’yi kullanabilmek için, hastayı çok iyi seçmek gerekiyor. Bu tedavi küçük tümörlerde, genellikle 50 yaşın üzerindeki vakalarda kullanılabiliyor. Ayrıca batın içi ameliyatlarda, eğer cerrah operasyon esnasında bir bölgede riskin yüksek olduğunu düşünüyorsa, ameliyat sırasında sağlıklı dokuları tamamen uzaklaştırarak, çok küçük aplikatörlerle dıştan verilemeyecek kadar yüksek olan dozu sınırlı alana bir kerede verebiliyor. Bu yöntemin avantajı; bütün sağlıklı dokular uzaklaştırıldığı için, radyoterapinin çok yüksek dozda uygulanabilmesi ve tümörün etrafındaki dokuyu hiç etkilemeden, hastayı tedavi etme imkanı olması.

IORT Kullanımının Olmazsa Olmazı Nedir? Çok başarılı bir cerrahi ekip tek koşuludur. İyi yapılamayan hiçbir cerrahi yöntemi radyoterapi kompanse etmez. Radyoterapi ancak iyi bir cerrahi tedaviyi potansiyalize eder, tedavinin başarısını artırır. Özellikle nüks kanserlerde iyi cerrahi tedaviye IORT eklenirse, hastaların uzun ve nükssüz yaşadığına dair ciddi bilimsel kanıtlar mevcuttur. •kasım-aralık 2014


takım ruhu

KADIN SAĞLIĞINa

360

O

TAKİP

Liv Hospital Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği, hem İstanbul hem de Ankara ekipleriyle yanınızda. En değerli anlarınızda yanınızda olmak için multidisipliner yaklaşımı benimseyen Liv Hospital, Kadın Hastalıkları ve Doğum Ekibi ile anne adaylığından doğuma, tüp bebek tedavisinden jinekolojik onkolojiye kadar her konuda destek oluyor.

L

iv Hospıtal İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Ekibi’nden, Doç. Dr. Cem İyibozkurt, Doç. Dr. İbrahim Kalelioğlu, Op. Dr. Cehavir Tekcan, Op. Dr. Serkan Oral, Op. Dr. Müstecep Kavrut; Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Ekibi’nden Prof. Dr. Esat Orhon, Prof. Dr. Ali Ergün ve Doç. Dr. Mehmet Serdar Oğuz, Op. Dr. Başak Güler, Op. Dr. Çağrı Arıoğlu Aydın sizin veya bebeğinizin sağlığını ilgilendiren her şeyi anlatıyor.

SAĞLIKLI BİR GEBELİK İÇİN NE YAPMALIYIM? Kişi gebelikten üç ay önce folik asite başlamalı. Folik asit bebeğin beyin ve sinir gelişimi için önemli olan bir vitamindir. Ayrıca kişi gebelikten önce mutlaka kadın doğum muayenesi yaptırmalı, smear aldırmalı, sağlıklı beslenmeli, sigara ve alkol gibi alışkanlıklarından uzaklaşmalı ya da bu alışkanlıklarını en aza indirmeli. Anne adayı gebelik testi pozitif olduğu andan itibaren mutlaka bir jinekolog ile görüşmeli. Çünkü bu rahim içi gebelik mi yoksa dış gebelik 24

mi bunun anlaşılması lazım. Kişi eğer hamile ise altıncı haftada bebeğin kalp atışı dinletiliyor. Bu dönemde de gebeden ayrıntılı bir şekilde kan ve idrar testleri isteniyor. Bunlar annenin sağlığına yönelik testlerdir. 32’nci haftaya kadar olan görüşmeler bebekte bir sıkıntı ya da annede bir sağlık problemi var mı yok mu bunlara bakılıyor. Herhangi bir problem yoksa aylık kontroller devam ediyor.

ANNE ADAYI BAŞKA HANGİ TESTLERİ YAPTIRMALI? Altıncı haftada bebeğin kalp atışları dinlendikten sonra anne adayına şeker testi, enfeksiyon, kansızlık, tiroid problemi, daha önceden geçirilen rahatsızlıklara karşı bağışıklık var mı yok mu onlar kontrol ediliyor. Çünkü gebelikte geçirilen birtakım enfeksiyonlar bebekte ciddi anormalliklere sebep olabiliyor. Bu yüzden gebeliğin başında bağışıklık durumunun değerlendirilmesi oldukça önemli. ‘Trizomi’ denilen bir hastalık grubu var. Halk arasında en sık tanınanı down sendromu ile beraber üç hastalığı daha kapsar.


Hastalık yönünden çocuk risk taşıyor mu buna bakmak için 12’nci haftada ikili test yapılır, ultrason ile bebeğin ense kalınlığına bakılır. Burun kemiği var mı yok mu ve ardından kandaki bir hormon değeri ile risk hesaplanır. Risk normal ise sorun yoktur ve rutin kontrole devam edilir. Ama risk yüksek çıkarsa anneye tanı testi yapılır. 16. haftada amniyosentez, 20. Haftada kordosentez işlemi yapılır. Bunlardan biri kullanılarak tanı konulmaya çalışılır. Ayrıca ailelerin isteğine bağlı olarak 16’ncı haftada bebeğin cinsiyeti öğrenilir. 20. haftada ise tekrarlanan ultrason ile bebeğin beyninden ayak parmaklarına kadar bebeğin doğduğu zaman hayatını riske atacak bir anormallik var mı yok mu bu değerlendirilir. Genellikle bununla perinatologlar ilgilenir. Bebeğin kalbi, böbrekleri, beyni gibi pek çok organına bakılır. Bunlar oldukça önemli çünkü

“ Folik asit bebeğin beyin ve sinir gelişimi için önemli olan bir vitamindir.

örneğin bebeğin kalp problemi olduğu bilinirse çocuk doğar doğmaz ameliyata alınabilir. Ama bu sorunlar tespit edilemezse bebek kaybedilebilir. 24’üncü ve 28’inci haftada şeker yükleme testi yapılır, bu bir diyabet taramasıdır. Çünkü kişinin diyabete eğilimi varsa gebelikte diyabet meydana gelebilir. Bu da annenin ve bebeğin hayatını tehlikeye sokar. Eğer bebekte bir sıkıntı yoksa, gebeye ultrason ve muayene işlemleri devam eder. 32’inci haftadan sonra kontroller 15 günde bir şeklinde seyreder ve 36’ncı haftaya kadar bu şekilde devam eder. 36’ncı haftadan sonra anne daha sık görülmeye başlanır ve haftalık takipler yapılır. 36’ncı haftada ayrıca anne adayından mutlaka vajinal kültür alınır. Bugün yenidoğan ölümlerinin en sık sebebi annenin vajinasında bulunan bir enfeksiyona bağlı olarak meydana geliyor • kasım-aralık 2014


takım ruhu

“ Tüp bebek tedavisinde başarı oranı kadın yaşı, yumurta rezervi, yumurta ve sperm kalitesi gibi birçok faktöre bağlı olarak değişkenlik gösterebilir.

26

ve doğum sırasında anneden bebeğe geçebilen bu enfeksiyon yenidoğan sepsislerine neden oluyor. Annenin bu bakteriyi taşıyıp taşımadığını öğrenmek için bu kültür alınır. Eğer anne bu enfeksiyonu taşıyorsa antibiyotik tedavisi başlanır. 36’ncı haftadan sonra NST denilen bebeğin kalp sesinin dinlendiği makine aracılığıyla ayrıca rahimde kasılma var mı yok mu tespit edilir. Mutlaka bebeğin suyuna da bakılır. Bir de annenin hissettiği bebek hareketleri iyi mi kötü mü kontrol edilir.

PERİNaTOLOJİ: RİSKLİ GEBELİK KORKUNUZ OLMASIN! Ülkemizde senede 1 milyon 400 bin doğum gerçekleşiyor. Bu doğum oranlarının yüzde 10’u riskli gebelik ile seyrediyor. Perinatoloji (Riskli gebelik), her yıl 140 bin civarında annenin ve bebeğin yaşamı üzerine yoğunlaşan bir branş. Türkiye’de perinatoloji uzmanı sayısı 160 civarında. Gebelik ve doğumdan sonraki 28 günü kapsayan bir süreci kapsayan dönemde devreye giriyor. Riskli gebelik yaşama ihtimali olan kişilerin de gebe kalmadan evvel risk faktörlerinin değerlendirilmesi açısından önlem almaları gerekiyor. Söz gelimi şeker hastası olan bir kadının gebe kalmadan evvel kontrole gelmesi ve şekerinin kontrol altına alınması önemli. Hastalar perinotoloji bölümüne kadın doğum uzmanlarının yönlendirmesi ile geliyor. Perinatoloji bölümünde gebelik ve bebekle ilgili, annenin ve bebeğin kontrolü gerçekleştirilir. Gebelik süreci ve sonrasında bebek ve anneyi bekleyen; bebeğin doğumsal özürlerinin olması, anneye ait sistematik problemlerin bebeğe yansıması (bebekte büyüme geriliği olması,

hipertansiyon gibi), erken doğum, doğum sırasında bebeğin ya da annenin zarar görmesi gibi risk faktörleri bulunuyor. Risk faktörlerini hem gebelik öncesi hem gebelik boyunca yapılacak değerlendirmelerle, bunu en aza indirmek mümkün. Gebeliğin geleceğinin belirlenmesi, ileride bebekte büyüme geriliğinin olup olmayacağı veya gebelik hipertansiyonu olup olmayacağı, ultrasonla rahim boyunu ölçerek erken doğum riski öngörülüyor. Tanısal ve tarama testleri ile bebekteki doğumsal özürler belirlenebiliyor. Anne karnında bebeğin tedavisi gerçekleştirilebiliyor. Doğumun uygun merkezde olması sağlanarak, bebek doğar doğmaz tedavi imkanı bulması sağlanabiliyor. Anne açısından kaynaklanabilecek bir sorun varsa doğumun yetişkin yoğun bakım merkezi olan bir hastanede gerçekleştirilmesi sağlanıyor. Doğumdan sonra oluşabilecek riskler öngörüldüğü için de anneye ekip olarak müdahale ediliyor. Alınacak tedbirle de ölüm oranı yarı yarıya indiriliyor.

TÜP BEBEK TEDAVİSİ HAKKINDA MERAK EDİLENLER! Kadın yumurtası ve erkeğin spermlerinin vücut dışına alınarak laboratuvar ortamında döllenmesi sonucu oluşan embriyonun, iki-beş gün süreyle laboratuvarda geliştirilmesi ve tekrar rahim içine transferi işlemine tüp bebek tedavisi deniliyor. Tüp bebek yöntemi genel olarak bebek özlemi duyan ancak bunu doğal yollarla gerçekleştirememiş olan çiftlere uygulanıyor. Bunun için çiftlerin daha önceden diğer yardımcı üreme yöntemlerini uygulamış olması ve bunlardan da olumlu sonuç almamış olması gerekiyor.


den devam eder. Kadına progesteron tedavisi yapılarak, olası düşüklere karşı önlem alınır.

TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE KULLANILAN YENİ UYGULAMALAR NELER?

TÜP BEBEK İÇİN BAŞVURAN ÇİFTLERE HANGİ İŞLEMLER UYGULANIR? Tüp bebek tedavisinden önce çiftlerin bu tedavi yöntemlerini incelemesi ve yeterli derecede bilgi sahibi olması gerekir. Tüp bebek tedavisinde dört aşama bulunur. Tedavideki ilk aşamada kadının yumurtalıkları ilaçlarla uyarılır ve bu şekilde yumurta sayısının artmasına çalışılır. Kadınların normalde ayda bir tane yumurtası döllenmeye hazır hale gelir. Bu tedavinin başarısını artırmak için, daha fazla yumurta sayısına ulaşılır. Tedaviye yetecek kadar yumurta elde edildikten sonra, olgunlaşan ve istenen seviyeye gelmiş olan yumurtalar, genel anestezi altında uzmanlarca toplanır. Bu yumurtalar özel bir kabın içinde saklanır. Bu işlem sırasında erkek hasta laboratuvar ortamında sperm verir. Spermlerin içinden canlı ve hareketli olanlar diğerlerinden ayrılır. Tedavinin daha sonraki aşamasında, erkekten alınmış olan spermler laboratuvar ortamında yumurtalarla döllendirilir. Spermler 24 saatte yumurtaları döller. Bu döllenmiş hücrelerden embriyo elde edilir. Embriyolog embriyoları kontrol ederek, uzman kontrolünde yapılacak bir operasyonla kadının rahmine transfer edilir. Bu uygulama yapılmadan evvel hastaların bol su içmesi tavsiye edilir. Tedavinin bu aşamaları bitince, gebeliğin meydana gelmesi için bekleme dönemine girilir. Bu süreç yaklaşık iki hafta kadar sürer. Tedavi uygulanmış olan kadına gebelik testi uygulanarak, tedavinin başarısı gözlenir. Bu teste göre kadında gebelik oluşmadıysa, tüp bebek tedavisinin başarısız olduğundan bahsedilir ve tüp bebek tedavisi sona erdirilir. Test pozitif çıktığında, tüp bebek tedavi süreci kaldığı yer-

DİPNOT TÜP BEBEK KİMLER İÇİN UYGUNDUR?

• Sperm sayı, hareket azlığı veya şiddetli sperm şekil bozukluğu olanlar. • Sperm üretimi veya kanallarındaki bozukluğa bağlı ejekulatında sperm hücresi bulunmayanlar. • Kadında tüplerin kapalı olması, yumurtlama olmaması ileri yaş ve yumurta rezervi azlığı. • Tekrarlayan gebelik kayıpları. • Çiftlerden birinde genetik anormallik, kromozom sayı veya yapı anormalliği bulunması. • Kromozom anormalliği tanılı bebek kaybı olanlar veya genetik geçişli hastalığı bulunan çocuk sahibi olan çiftler. • Sebebi bilinmeyen kısırlık tanısı almış ve aşılama tedavisinden sonuç alamayan çiftler.

Tüp bebek tedavisi tıbbın en çok araştırma yapılan alanlarının başında geliyor. Özellikle üreme genetiği alanındaki gelişmeler ile bugün transferden önce embriyonun tüm kromozomlarına bakmak mümkün. Embriyo gelişiminin beşinci gününde yapılan blastokist biyopsisi ile alınan hücrelere aCGH yöntemi ile tüm kromozomlara bakılabiliyor. Böylece Preimplantasyon genetik tanı (PGT) işleminin tanısal gücü artmış oluyor. Embriyoskopi denilen özel inkübatörlere yerleştirilen kamera sistemleri yardımıyla embriyolar sürekli kamera ile izlenebiliyor. Bu yolla embriyoların tüm gelişim aşamaları, gelişim hızı adeta bir film şeridi gibi izleniyor ve gelişim potansiyeli en yüksek embriyolar transfer için seçilebiliyor. Klasik tüp bebek tedavisinde spermler mikroskopta 200-400 kat büyütülerek seçilirken IMSI denilen özel mikroskoplarda spermler 8500 kat büyütülerek ve daha ayrıntılı incelenerek seçilebiliyor. Embriyonun rahim içine tutunduğu dönemlerde alınacak bir rahim içi biyopsisi ile endometriumun embriyo tutunabilirliği açısından uygun olup olmadığına ERA testi ile bakılabiliyor. Embriyo tutunabilirliği açısından uygun dönemde olduğu tespit edildiğinde benzer koşullar yaratılarak rahim hazırlanır ve embriyo transfer edilir. Özellikle tekrarlayan embriyo tutunma başarısızlığı olanlarda, birden çok defa iyi kalitede embriyo verilmesine rağmen gebelik elde edilemeyen çiftlerde bu yöntemin kullanılmasının yararlı olacağı düşünülüyor. Vitrifikasyon yöntemi ile embriyo veya yumurta dondurma ve sonrasında gebelik oranlarında başarı artmıştır. Bu alandaki ilerlemeler sonrasında aynı embriyo birden çok dondurulup çözüldüğünde bile canlılığını koruyabilir ve gebelik elde edilebilir.

tüp bebekte BAŞARI ORANI NEDİR? Tüp bebek tedavisinde başarı oranı kadın yaşı, yumurta rezervi, yumurta ve sperm kalitesi gibi birçok faktöre bağlı olarak değişmekle birlikte ortalama tüm gruplar birlikte alındığında gebelik oranı yüzde 50 kadardır. Bunların yüzde 35-40 kadarı canlı doğum ile sonuçlanır.

Erkekler için Hamilelik Rehberi “Eşim hamile, çok uyuyor” Bu çok doğal. Uyku sırasında büyüme hormonu •kasım-aralık 2014


takım ruhu

“ Cinsel olarak aktif olmaya başladıktan sonra kadınlar, senede bir defa rutin olarak jinekolojik muayene olmalı.

28

salgılanır. Bebeğin büyümesi için gerekli olan bir hormondur bu.

Jinekolojik kanserler kadın kanserleri arasında dördüncü sırada yer alıyor.

“Eşim hamile, beni yanına yaklaştırmıyor” Bunu çok da sorun etmeyin. Sonuçta eşiniz sizin çocuğunuzu doğurmaya hazırlanıyor. Cinsel yaklaşıma kendini hazır hissetmeyebilir, veya tam tersi de olabilir. Canı yanıyor da olabilir. Kokulara karşı hassas olacağını da unutmayın. Sonuçta gebelik ailece yaşanması gereken bir süreçtir.

HER YIL 70 BİN KADINA KANSER TANISI KONULUYOR!

“Normal erkeklerde çocuk sahibi olmayı zorlaştıran nedenler olabilir mi?” Olumsuz yaşam tarzları veya dış faktörler, sağlıklı bir erkeğin çocuk sahibi olmasında sorun yaratabilirler. Ağır alkol kullanımı, uyuşturucu maddeler, ağır sigara kulanımı, ileri yaş, çevresel faktörler, böcek ilacı, sürekli yüksek ısı altında çalışmak, çok uzun süre oturmaya neden olan meslekler, ergenlik çağından sonra geçirilmiş ve testislerde reaksiyona yol açmış kabakulak hastalığı, hormon veya olumsuz etkili ilaç kullanımı, radyasyon veya kemoterapi tedavileri sağlıklı olan bir erkeğin çocuk sahibi olmasını zorlaştırabilir.

Jinekolojik kanserler kendi arasında sıralandığında, gelişmiş ülkeler ve gelişmemiş olan ülkeler arasında farklılıklar bulunuyor. Gelişmemiş ülkelerde rahim ağzı kanseri ön plana çıkarken gelişmiş ülkelerde rahim kanseri ve bunu takiben yumurtalık kanseri ön planda. ABD’de yapılan çalışmalar senede 70-75 bin arası kadına jinekolojik kanser tanısı koyuluyor. Bu oranın yaklaşık üçte biri ise ölümle sonuçlanıyor. Anatomik olarak vücudumuzun en ücra köşesinde bulunan organlar oldukları için, rahim ağzı kanseri dışında bu organlardaki kanserleri erken evrede tespit etmek ise çok kolay değil. İnsan vücudunda belli kanserlere karşı tarama testi uygulanabiliyor. Bu bağlamda erken tanın en mümkün olduğu jinekolojik kanser türü ise rahim ağzı kanseri. Rahim ağzı kanserine karşı yıllık yapılan pap smear testi, son derece aydınlatıcı sonuçlar veriyor.

GARDINIZI RUTİN KONTROLLERLE ALIN!

HPV, RAHİM AĞZI KANSERİNE NEDEN OLUYOR

Jinekolojik kanserlerde başarı oranı erken müdahale edildiği takdirde oldukça yüksek. Böylece kişiler anne olma şanslarını kaybetmeden de tedavi olabiliyor. Jinekolojik kanserler; rahim, rahim ağzı, yumurtalık, vulva ve vajina olmak üzere tüm kadın üreme organlarını kapsıyor.

Rahim ağzı kanserinde bazı risk faktörleri bulunuyor. Rahim ağzı kanserlerinin yüzde 90’ına human papilloma Virüsü (HPV), neden oluyor. HPV’nin yaklaşık yüzden fazla türü bulunuyor. Bu türler de yine kendi aralarında, kanser riski oluşturma oranlarına göre sınıflandırılıyor.


Bazıları rahim ağzında siğil gibi yaralara neden olabilirken bazıları rahim ağzı kanserine neden oluyor. Uzun süreli sigara kullanımı, çok eşlilik, korunmasız ilişki, bağışıklık sisteminin zayıf olması gibi nedenler de rahim ağzı kanserine yol açabilen nedenler arasında.

alıyor. Bazı ileri evre rahim ağzı kanserlerinde ise radyoterapi cerrahinin önüne geçebilmekte. Kısacası tedavi hasta ve hastalığın durumuna göre belirleniyor.

RUTİN KONTROLLERE GİTMEK ÖNEMLİ

Öncelikli olarak önemli olan kadının sağlığı. İleri evre kanser hastalarında kişinin çocuk sahibi olmasından ziyade, hayatı önemseniyor. Kadının çocuk sahibi olmasındaki en büyük etken yumurtadır. Yumurtalık kanseri de kişinin anne olmasına engel olabilir. Ama kanser erken evrede yakalandığı zaman tek bir yumurtalıkta sınırlı ise o yumurtalığı alıp, diğer yumurtalığı koruyarak, tek yumurta ile kadının çocuk sahibi olmasına imkan verilebilir. İleri olgularda ise yumurtanın dondurulup, saklanması da söz konusu olabilir.

Jinekoloğa gitmek bir korku haline gelmemeli. Cinsel olarak aktif olmaya başladıktan sonra kadınlar, senede bir defa rutin olarak jinekolojik muayene olmalı. Yine buna takiben pap smear testlerini yaptırmalarında fayda görülüyor. Düzenli kontrol ve testlerin yapılması halinde, kanserlerin ileri aşamaya geçmeden önce tanınması ve buna bağlı olarak da tedavinin planlanması, hastanın hayatta kalış ömrünün uzatılması gibi konular paralellik gösteriyor. Bu nedenle kanserin organda sınırlıyken, uzak dokulara yayılmadan önce teşhis edilmesi büyük önem taşıyor.

TEDAVİ KANSER TÜRÜNE GÖRE DEĞİŞİYOR Tedavi her kanser türüne göre değişmekle beraber, cerrahi öncelikli olarak tercih edilen tedavi yöntemlerinin başında geliyor. Erken tanıda cerrahi müdahale tek başına yeterli bir tedavi olabiliyor. Başlangıç aşamasındaki rahim ağzı kanserlerinde basit bir operasyonla rahim ağzı alınabiliyor. Bunun dışında hastalığın yayılma durumu varsa kemoterapi ve radyoterapi de alternatif tedaviler arasında yer

kanser hastarı da ÇOCUK SAHİBİ olabilir

DİPNOT Genel olarak jinekolojik kanserlerin belirtileri nelerdir?

• Cinsel ilişki sonrası kanama, ağrı • Akıntının değişmesi • Karında şişlik, ağrı, hassasiyet • Adet kanamalarının dışında kanama olması • Vulvada kaşıntı, renk değişikliği

KAPALI CERRAHİ İLE DAHA ÇABUK TOPARLANIN! Laparoskopik yöntemlerle yapılan kapalı cerrahi, açık cerrahiye göre daha az kesi yapılan bir alan olması sebebiyle ameliyat sonrası komplikasyon riskini aza indiriyor. Laparoskopik cerrahinin içine robotik cerrahi de giriyor. Bu yöntemin en büyük avantajı hastaların daha kısa süre hastanede kalması ve ameliyat sonrası toparlanmanın daha çabuk olması. Bu yöntem, göbek deliğinin içerisinden ve karın alt bölgesinde açılan 3 - 5 milimetrelik deliklerden içeri sokulan yardımcı aletler ile tedavi olanağı sağlıyor. Karın karbondioksit gazı ile şişiriliyor ve mikroskobik aletlerle karın içi yakından incelenerek müdahale ediliyor. Daha az kesi yapılası sebebiyle de hastanın ameliyat sonrası ağrıları daha düşük seviyede oluyor. Özellikle kilolu hastalarda göbek altındaki yağlı dokuda da müdahale olmadığı için enfeksiyon riski de en aza iniyor. Birçok kanser türünün tedavisinde de kapalı ameliyatlar kullanılabiliyor. Jinekolojik onkolojide ise rahim ağzında kansere çevirme ihtimali olan lezyonların tedavileri ve erken yaşta kanser olan genç kadınların anne olabilmeleri için uygulanan koruyucu tedavi uygulanıyor. Fertilite koruyucu cerrahi adı verilen bu yöntem kanserin tipine ve evresine göre değişebiliyor. Örneğin, erken dönem rahim ağzı kanserinde sadece rahim ağzı alınıyor ve rahim vajinaya tekrar dikiliyor. Daha sonra o bölgeye yapılan daraltıcı uygulamalar ile ileride çocuğun düşmesini engelleyici ek operasyon yapılabiliyor. Böylelikle, onkolojik prensiplerden ödün vermeden kanserli hastanın ilerde kısır olması engellenebiliyor. • kasım-aralık 2014


KLİNİK

Prof. Dr. Gonca Gökdemir Liv Hospital İstanbul Dermotoloji Uzmanı

Prof. Dr. Erdal Karaöz Liv Hospital İstanbul Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu

kök HÜCREden gelen yenilenme Kök hücre tedavisi anti agingden, ortopediye, dermatolojiden, diyabetik ayak yaralarına pek çok alanda başarılı bir tedavi seçeneği . Son zamanlarda klinik düzeyde yapılan araştırmalar da gösterdi ki, derimizden ya da göbek yağımızdan elde edilen kök hücrelerle, bazı hastalıkların tedavisi mümkün. Hatta gelecekte modern tıbbın tedavi edemediği birçok sağlık problemi için kök hücre uygulamalarının çözüm olabileceği düşünülüyor. Kök hücreler, bugün modern tıbbın yüzde 100 tedavi edemediği ve kısmi çözümler üretebildiği sağlık problemleri için bir umut oldu. Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Karaöz, kök hücre tedavisi hakkında bilgi verirken, Liv Hospital Dermotoloji Uzmanı Prof.Dr.Gonca Gökdemir ise, kök hücre tedavisinin dermatoloji alanındaki kullanımına değiniyor. 30


Kök hücrenin güncel olarak kullanıldığı alanlar nelerdir? Kök hücrenin şuan en başarılı olduğu alanlar estetik ve kozmetik alanlar. Cildin yenilenmesi, alanında çok kullanılıyor. Bunun dışında ortopedi alanında da çok sık kullanılıyor. Kök hücreler veya kıkırdak hücreleri kullanılarak, eklem hasarlarına ve kireçlenmeye karşı uygulanıyor. Güncel tedavi protokolü haline geldi denilebilir.

Tedavide hangi hücreler kullanılıyor? Kök hücre tedavisinde ‘fibroblast’ adı verilen hücreler kullanılıyor. Fibroblast hücreleri cildimizin orta tabakasında bulunuyor. Fibroblastlar cilde esneklik sağlayan kollajen ve elastik liflerin yapımına öncülük eder. Böylece cildin gençleşmesini sağlar. Fibroblastlar cildin onarılmasını sağlayan bazı maddelerin yapımına da yardımcı olurlar. Böylelikle cildin yeniden yapılanması ve ciltteki hasarların iyileşmesi sağlanır.

Hangi cilt sorunlarında kök hücre tedavisi uygulanır? Kök hücre tedavileri tıpta pek çok alanda kullanılıyor. Son yıllarda dermatolojik hastalıklarda ve kozmetik alanda da kullanılmaya başlandı. Dermatolojide kök hücre uygulaması cilt gençleştirme tedavisinde, sivilce izlerinin tedavisinde ve yara iyileşmesinde uygulanmakta.

Uygulama tekniği nedir? Dermatolojide kök hücre tedavisi için öncelikle güneş görmeyen bir alandan (kulak arkası) 3mm çapında bir cilt örneği alınması gerekiyor. Bu işlem genel anestezi gerektirmez ve muayene odasında yapılabilir. Kök hücre elde etmek için ayrıca bir miktar kan alınır. Cilt örneği ve alınan kan, kök hücre laboratuvarına gönderilir. Bu laboratuvarda derinin orta tabakasında bulunan fibroblast hücreleri ayrılır ve çoğaltılır. Böylece cilde enjekte edilebilecek özel materyal hazırlanmış olur.

riski yoktur. Enjeksiyon öncesinde özel bir alerji testi yapılması gerekmez. Uygulama sonunda hafif kızarıklık, morluk ve ödem oluşabilir, ancak bu etkiler 1-2 günde geçerler.

Kök hücre tedavisi kimler için uygundur? Kök hücre tedavisi cilt gençleştirme tedavisinde tek başına yapılabilir. Cilt gençleştrme tedavisinde lazer ve radyofrekans tedavileri ile birlikte uygulanabilir. Cilt gençleştirme tedavisinde dolgu maddelerine veya botoksa karşı allerjisi olanlar da kök hücre uygulanabilir. Kök hücre tedavisinde dolgu maddeleri enjeksiyonunda görülen yan etkiler yoktur. Kök hücre tedavisi çukur şeklindeki sivilce izlerinin tedavisinde ve iyileşmeyen bacak yaralarında uygulanabilir.

“ Kök hücre tedavisinde, kişiye kendi derisinden elde edilen maddeler enjekte edildiği için herhangi bir alerji riski oluşmaz. Cilt gençleştirmede kök hücre tedavisinin etkisi nedir ve ne zaman başlar? Kök hücre tedavisinde kullanılan fibroblastlardır. Cilde esneklik ve gerginlik sağlayan kollajen ve elastik liflerin yapımından sorumludur. Yeni ve taze kollajen lifler, cildi yenileyerek daha genç görünmesini sağlar. Yeni kollajenlerin yapımı hemen meydana gelmez. Enjekte edilen kök hücrelerin cildin orta tabakasında yerleşmesi ve yeni hücrelerin oluşumu için belli bir süre beklenmesi gereklidir. Bu süre yaklaşık altı aydır. Özet olarak, kök hücre tedavisinden sonra cilt gençleştirme etkisinin görülmesi işlemden altı ay sonra başlar.

Sivilce izlerinde kök hücre tedavisinin yeri nedir? Kök hücre uygulaması nasıl yapılmaktadır? Laboratuvarda elde edilen kök hücre materyali özel enjektörler ile derinin orta tabakasına enjekte edilir. Enjeksiyon uygulaması ayda bir olmak üzere toplam 3 seans yapılır. Enjeksiyon problemin olduğu cilt alanlarına (tüm yüz, boyun, dekolte, elin üst kısmı) yapılabilir.

Kök hücre uygulamaları nerede yapılmalıdır? Kök hücre uygulamalarında enjeksiyon materyalinin temini için Sağlık Bakanlığı onaylı ve bu konuda tecrübe sahibi özel laboratuvarlar gerekli. Bu laboratuvarlarda gönderilen deri örneğinin hazırlanmasında kalite kontrol testlerinin uygulanması hayati önem taşır.

Riskleri var mıdır? Kök hücre tedavisinde kişiye kendi derisinden elde edilen maddeler enjekte edildiği için herhangi bir allerji

Zamanında ve yeterli tedavi edilmeyen sivilceler ciltte derin izler bırakabilir. Özellikle ergenlik döneminde meydana gelen sivilcelerin kötü iyileşmesine ve cilt hasarına bağlı sivilce izleri oluşmaktadır. Kök hücre tedavisi cildin orta tabakasındaki bu hasarı onarır. Kök hücre tedavisinde kullanılan fibroblastlar cildin orta tabakasında bu hasarı onaran maddelerin yapımını sağlar. Bu maddeler yeni ve sağlam hücrelerin oluşumuna yol açarak izleri tedavi eder.

Kök hücre tedavisinin etkisi ne kadar sürer? Kök hücre tedavisi kozmetik dermatolojide yeni kullanılmaya başlandı. Yapılan çalışmalarda etki süresi ortalama 2 ila 3yıl. Cildin yapısı, yaş, sigara gibi alışkanlıklar tedavinin etki süresini değiştirebiliyor. Kök hücre tedavileri diğer kozmetik uygulamalar (lazer, radyofrekans gibi) ile birlikte yapılırsa etki süresi uzar. • kasım-aralık2014


KLİNİK

PROKTOLOJİ HAKKINDA

MERAK EDİLENLER Liv Hospital Ankara Proktoloji Kliniği hakkında bilgi veren Prof. Dr. Bülent Menteş, Doç. Dr. Bahadır Ege ve Op. Dr. Merter Gülen, her insanın yaşamının bir döneminde mutlaka bir anorektal hastalık geliştirdiğini belirterek, proktoloji kliniğinin önemine vurgu yapıyorlar. 32

A

norektal hastalıklar (proktoloji - kalın barsak–rektum ve anal bölge hastalıkları) tıp alanında özel bir kategori oluştururlar. En önemli özelliklerinden biri, çok yaygın olarak görülmeleridir. Her insanın yaşamının bir döneminde (çocukluk dönemi, yurt yaşamı, askerlik, evlilik, gebelik, vs.) mutlaka bir anorektal hastalık geliştirdiği veya geliştireceği bilinmektedir. Proktoloji eğitimine, tıp fakültesi kapsamında yeterince yer verilememektedir. Doğal olarak hiçbir hasta, anal muayene ve girişimler sırasında yanında kendi hekimi dışında birilerinin

bulunmasını istemez; etik olarak da limitasyonlar vardır. Cerrahi ve gastroenteroloji uzmanlık eğitimi sırasında da aynı eğitim handikapları geçerlidir. Anorektal muayene ve girişimler, özel alet ve teknoloji gerektirir. İlk muayene için dahi özel ışık sistemi ve açılanmaları olan farklı bir muayene masasına (proktolojik muayene masası) ihtiyaç duyulur. Bazı ağrılı vakalarda muayene aşamasında dahi anestezi/anestezist desteği gerekir. Bu alanda özelleşmiş ekip ve kurumlar dışında, eğitim hastaneleri de dahil çoğu kurumda bu altyapı bulunmaz.


Prof. Dr. B. Bülent Menteş Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı

Doç. Dr. Bahadır Ege Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı

Op. Dr. Merter Gülen Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı

“ Liv Hospital Ankara Hastanesi’nde ayrı bir bölüm olarak konumlanan Proktoloji Ünitesi’nde modern tanı ve tedavi hizmetleri, hastanın başka bir alana geçmesine ihtiyaç duyulmadan, gerçekleştiriliyor.

DİPNOT Hedef hastalıklar:

Hemoroidal hastalık (iç ve dış), anal fissür (çatlak), perianal abse ve fistüller, pilonidal hastalık (kıl dönmesi), anal inkontinens (gaz-gaita kaçırma), çıkış obstrüksiyonu, pelvik taban hastalıkları, kabızlık, anal pruritus (kaşıntı), anal wartlar (siğiller), anal stenoz (daralma), kalın bağırsak kanserleri (kolon ve rektum kanserleri), kolorektal polipler, iltihabi bağırsak hastalıkları (ülseratif kolit ve Crohn hastalığı), divertiküler hastalık, stoma sorunları/stomaterapi (kolostomiileostomi eğitimi).

TEDAVİ BAŞARISINI ARTIRAN FAKTÖRLERİ DİKKATE ALMAK GEREKİYOR! Anorektal hastalıklarda hasta memnuniyeti sağlamak daha zordur. Anatomik düzelme sağlansa dahi, son derece hassas, sürekli kasılıp gevşeyen ve hastayı sosyal olarak da sıkıntıya sokabilen bu organların tedavisinde fonksiyonel sonuç ve beklentilerin tam karşılanmasında sorun olabilmektedir.

Yine anorektal bölgenin fonksiyonel ve sosyal özellikleri nedeniyle hastaların girişimler öncesi ve sonrasında eğitilmeleri gerekir. Uygun diyet ilkeleri, kronobioloji, bağırsak alışkanlıklarının düzeltilmesi, bazı banyolar, hijyenik tedbirler, hatta epilasyon gibi unsurlar tedavinin başarısını ve nüks olasılığını doğrudan etkileyebilmektedir. Tüm bu özellikler çerçevesinde, doğru tanı ve tedavi için bu alanda deneyimli ve özel ihtisas sahibi sağlık personeline, özel alet ve teknolojiye ve bütünsel olarak bu alana odaklanmış bir yapılanmaya gereksinim vardır. Kendi alanında bir “referans merkezi” ve “mükemmeliyet merkezi-center of excellence” olmak üzere planlanan Proktoloji Ünitesi, Liv Hospital’in hasta mahremiyeti konusundaki hassasiyetine de vurgu yaparak hastaların proktolojik hastalıklar konusunda bilgilendirilmesinden en özel cerrahi işlemlerin gerçekleştirilmesine kadar ilgili tüm hizmetleri bünyesinde topluyor.

TEK ALANDA ÖZELLİKLİ HİZMET… Liv Hospital Ankara Hastanesi’nde ayrı bir bölüm olarak konumlanan Proktoloji Ünitesi’nde modern tanı ve tedavi hizmetleri, hastanın başka bir alana geçmesine ihtiyaç duyulmadan tek alanda gerçekleştiriliyor. Anorektal ultrasonografi, Anorektal manometre/ anorektal fizyoloji, proktolojik muayene ve işlemler odası, stoma ve yara bakımı,

tanısal ve girişimsel endoskopi bölümü, Derlenme (recovery) odası, ünitenin öne çıkan bölümleri arasında yer alıyor. Hastalıklara özel olarak geliştirilmiş biofeedback, rektal elektrostimülasyon, posteriortibial sinir stimülasyonu gibi ileri tanı ve tedavi uygulamaları için gerekli olan tüm donanım ve ekipman da bölümümüzde mevcut. Ayrıca farklı tedavi uygulamalarına özel cihazlar ile gerekli durumlarda girişimsel endoskopi ya da cerrahi müdahale olanakları bulunuyor.

MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM Liv Proktoloji Bölümü multidisipliner bir yaklaşım kurgusuna sahip. Bölümümüzde bağırsak sağlığında pek çok hastalığın etkili olduğu noktasından hareketle farklı alanlardaki uzmanlar (Genel cerrahi, gastroenteroloji, beslenme ve diyet, psikoloji, üroloji, kadın hastalıkları ve doğum) bir araya gelerek bir konsey oluşturuluyor. Uzmanların görüş alışverişinde bulunmasıyla doğru tanının konması ve hasta için en uygun tedavi yönteminin belirlenmesi konusunda fikir birliğine varılması amaçlanıyor. Bölümümüzde uygulanan tüm tanı/ tedavi, konsept ve yöntemleri “mükemmeliyet merkezi” kurgusu çerçevesinde ASCRS (The American Society of Colon and Rectum Surgeons) practice parameters (uygulama önerileri) ile uyumludur. • kasım-aralık 2014


KLİNİK

Cinsel uyum mutluluk getiriyor

İyi bir cinsel hayat ilişkiyi zenginleştirip güzelleştiriyor. Yanlış bilgi ve inanışlar ise cinselliğin sağlıklı yaşanmasının önündeki en büyük engel. Çiftler için çok özel bir anlam ifade eden cinsellikte, yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunda şüphesiz ki ilişki de olumsuz etkileniyor.

C

İNSELLİK, CİNSEL DOYUMU ve iki insanın bir uyum içerisinde beraberliklerini içeren; sosyal kurallar, değer yargıları ve tabularla belirlenmiş, biyolojik, psikolojik, sosyal yönleri olan özel bir yaşantı olarak nitelendirilebilir. Bir diğer yanıyla cinsellik, yoğun bedensel ve psikolojik etkileşim içinde yaşanan ve paylaşılan, iki insanı bir araya gelmeye motive eden bir alan olarak dikkati çeker. Yoğun haz duygularıyla ilişkili olmakla birlikte haz almaya yönelik her davranışın cinsellik 34

içerdiğini öne sürmek hatalı olur. Bunun gibi, cinsellik görüntüsü içindeki davranışların bazıları da bağımlılık, saldırganlık, kabul edilme, narsisistik doyum bulma gibi farklı güdülerden kaynaklanıyor olabilir. Temelde cinsellik, fiziksel seksten daha ötede bir anlam taşır. İnsanda cinselliğin, içten gelen cinsel dürtünün fantastik ögelerle zenginleştirildiği, üst benliğin onayı ve toplumsal yargıların etkisi ile yer ve zamana göre düzenlenerek yaşandığı söylenebilir. Liv Hospital Ankara Psiki-

yatri Uzmanı Prof. Dr. Ali Bozkurt ve Liv Hospital Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Asena Akdemir, cinsellik, cinsel sorunlar ve cinselliğin ilişkilere yansımaları hakkında değerlendirmelerde bulunuyor. Olgun heteroseksüel sevgi, erkekle kadın arasındaki ilişkinin özel bir niteliği olan yakınlık ile karakterizedir. Olgun cinsel ilişkide yakınlığın niteliği, severken sevilmeye de izin vermedir. Bu durum başkasına olanın yanı sıra kendine sevginin de derin bir farkında oluştur. Böyle


bir sevgi ilişkisinde cinsellik, bir katalist olarak düşünülebilir. Birey, sevgi alış verişinde korku ve çatışma yaşamadığında başkalarıyla gerçek anlamda yakın ilişki geliştirebilir. Yakın ilişkiye girdiğinde ise sevdiği kişinin gelişmesi ve mutluluğu için de çaba gösterir. Cinsel sevgi, bireyin kendinin farkında oluşunda, sıcaklık duymasında belirginleşir ve gururla birlikte kendini doğrulamada artışı beraberinde getirir. Bireyde cinsellik, kişiliğin her yönüyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle cinselliğin yaşanmasında ve hatta cinsel bozuklukların değerlendirilmesinde temel etmen olarak kişilik yapısı yer alır. Cinselliğin özgürce ve doyumlu yaşanması, sağlıklı gelişimin sonunda ulaşılan uzlaşmış bir kimlik içinde gerçekleşebilir. Cinsellik, iki insan arasındaki ilişkilerin özel bir konumu olarak ele alınırken benlik kavramı, beden ve benlik algısı, bunların ışığında başkalarıyla ilişkide kendisi ve diğerini, karşılıklı rolleri algılayış, tutumlar önem kazanır. Cinselliği yaşamak, bir birey olma,

Prof. Dr. Ali Bozkurt Liv Hospital Ankara HastanesiPsikiyatri Uzmanı

tek başınalık, bağımsızlık, kendini cinselliği yaşamaya özgürce bırakabilme, bir anlamda teslimiyet, diğerinin benzer yaşantılarına katılabilme, bir olma, birlikte olma, bütün olma, tek başına yeniden bütünlenme, diğerinin bütünleşmesine katkı, onunla olmanın öznel ve özel durumunu algılama, kaybolma, hoşnutluk, hoşnutluğun ötesinde, varoluşun yeni boyutlarının keşfi anlamına gelir. Yaşanması sırasında cinsel ilişki dört evrededir. İlk evre psikolojik ve/veya bedensel uyarılma ile başlayan uyarılma evresidir. Sonrasında uyarılmanın sürmesi ile kadın ve erkekte bedensel hazırlığın başladığı cinsel organlarda genişleme, büyük kas gruplarında istemli kasılmaların olduğu, kalp atımı

Prof. Dr. Asena Akdemir Liv Hospital İstanbul Psikiyatri Uzmanı

ve solunumun hızlandığı, kan basıncının yükseldiği ve 30 saniye ile birkaç dakika arasında süren plato evresi gelir. Bunu erkekte prostat ve diğer bezlerin 4-5 ritmik kasılmasının da eşlik ettiği semenin güçlü bir şekilde atılması ile karakterize ejakülasyon ve orgazm; kadında ise vajinanın alt bölümünün istemsiz kasılması ile rahmin güçlü ve sürekli kasılmaları ile karakterize orgazm fazı izler. Son olarak da cinsel organlardan kanın çekilmesiyle bedenin dinlenme durumuna dönmesi ve buna öznel bir iyilik duygusunun eşlik ettiği son evre olan çözülme evresi gelir. Bu dört dönemin her birine ait cinsel sorunlar cinsel işlev bozukluklarını oluşturur. Bu sorunların her biri uzman terapistlerce ele alınır ve tedavileri yapılır.

CİNSELLİK ŞEFKATİN BİR PARÇASI… Liv Hospital Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Asena Akdemir, “İnsanlar cinsel ilişkiye girer çünkü bütün insanların doğasında cinsellik vardır. Canlıların tıpkı yemek yemek, su içmek, uyumak, sevilmeyi istemek gibi ihtiyaçları olduğu gibi şefkate de ihtiyacı var. Cinsellik de bunun bir parçası. Ayrıca üremeyi bunun içine koyabiliriz. Bu, insanların yeryüzünde kalıcı olma isteğiyle de ilintili. İnsanların çoğu dünyada iz bırakmak için resim çizer, müzik yapar, bir şekilde sanatla ilgilenir. Bazıları da çocuklarıyla hatırlanmak ister. Çocuk doğduğunda “Anneye mi benziyor babaya mı benziyor?” diye sorgulamanın temelinde bu yatıyor” diyor. Prof. Dr. Akdemir, düzenli bir cinsel ilişkinin; ilişkilerin iyi gitmesi için işe yaradığını vurgulayarak şunları söylüyor: “Cinsellik bazı ilişkilerde önem derecesine göre yüzde 30 iken bir başka ilişkide yüzde 70 olabilir. Ayrıca hiç cinsel ilişkiye girmeden yaşayan çiftlerin olduğunu da unutmamak gerekiyor. Cinsellik algısı da farklıdır; cinsel bir beraberlik mi yoksa parterinin dizine yatmak ve saçlarının okşanması mı? Paylaşılan her neyse iki tarafın da zevk alacağı bir eylem halinde yapılması kişiler arasında yakınlığı da artırıyor. Çiftlerin birbirlerine karşı beklentisini azaltıyor.” Cinsellik bireyleri bu denli yaklaştırıyorsa şüphesiz ki cinsellikte yaşanılan problemler de ilişkileri etkiliyor ve sıkıntılar meydana getiriyor. Prof. Dr. Akdemir, eğer cinsel problemin altında psikiyatrik hastalık, ilaç kullanımı ya da kişinin psikolojik özellikleri yatıyorsa bu sorunların çözümlenebildiğini; ayrıca artık kişideki organik sebeplerin de birtakım ilaçlarla tedavi edilebildiğini söylüyor. Ancak bu sorunun da erken teşhis edilmesi gerekiyor. Diyabet ve hipertansiyon gibi cinselliği etkileyen hastalıkların erken dönemde teşhis ve tedavi edilmesiyle cinsellikte yaşanılan sorunlar da ortadan kaldırılabiliyor.

• kasım-aralık 2014


KLİNİK

BYPASS MI?

STENT Mİ?

Kalp hastalıklarının en önemli nedenlerinden biri koroner damarlardaki tıkanıklıklar. Koroner damar tıkanıklıklarının tedavisinde kullanılan eriyen stent ve koroner bypass yöntemlerinin avantajları ve dezavantajlarını bilmek gerekiyor.

K

alp hastalıklarının en önemli nedenlerinden biri koroner damarlarda oluşan darlıklardır. Damardaki bu darlıklar tam olarak tıkanır hale geldiğinde hastada kalp krizi oluşur. Hastanın bu daralmış damarlarının giderilmesi ve myokard enfarktüsü geçirmeden tedavi edilmesi için halen uygulamada olan iki yöntem bulunur. Bunlardan birisi koroner damarlara stent uygulama işlemi diğeri de koroner bypass ameliyatlarıdır. Türkiye’de geçen yıl beş milyona yakın kişinin kalp hastalıkları nedeniyle vefat ettiğini belirten Liv Hospital 36

Ankara Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Taşdemir, stent ve koroner bypass yöntemleri hakkında bilgilendiriyor.

hastada ve doğru ellerde uygulandığında kalp krizi ve buna bağlı ölümleri engelleyen tedavi seçenekleridir.

KORONER BYPASS KALP KRİZİ VE BUNA BAĞLI ÖLÜMLERİ ENGELLİYOR 2030 yılına kadar kalp hastalıklarından kaynaklanan ölüm oranlarının 15 milyonu geçeceği tahmin edilmektedir. Kalbin koroner damarlarının daralması sonucu kalbin pompa fonksiyonu bozulmaya başlar. Koroner bypass hastalıklarının tedavisinde uygulanan stent ve koroner bypass işlemi, doğru

Koroner bypass; kanın, tıkalı damarın ilerisine yeniden yönlendirilmesi işlemidir. Koroner bypass ameliyatında bacaktaki safen veni denilen toplardamar veya göğüs kemiğinin altında bulunan atardamarlar veya koldan alınan atardamarlar kullanılır. Bu damarlarla kalbin yeteri kadar kan alamayan bölgelerine kan sevk edilir. Koroner bypass ameliyatı dünyada 40 yıldan


beri uygulanır. Bu cerrahi yöntemde çok önemli gelişmeler yaşandı. Bugün, koroner arter hastalığının yanı sıra başka kalp hastalıklarının da birlikte olduğu hastalık grupları ve çok yaşlı hastalar halen başarı ile tedavi ediliyor. Yıllar içinde yapılan araştırmalarda stent ve koroner bypass ile tedavi edilen hasta gruplarının karşılaştırmalarında; riskli çok damar hastalarının yaşam süreleri ve komplikasyonları bakımından cerrahi işlemin daha iyi sonuçlar verdiği saptanmış durumdadır. Her gün artan sayıda hastaya koroner bypass yapılmadan önce stent uygulanır. Çoğu zaman daha güvenle yapılabilecek cerrahi işlem stent uygulamasından sonra riske girebilir. Stent uygulanmış çok damar hastalarında tekrar göğüste ağrı başlayınca koroner cerrahi işlemi akla gelir. Stent uygulamasını takiben yapılan koroner bypass işleminin başarı şansı azalır. Daha önce stent uygulanmış ve kalbin pompa fonksiyonunun azaldığı grupta olan hastalara cerrahi işlem uygulandığında kalbin performansının daha da azaldığı ortaya konulmuştur. Bu tip hastalar için stent işleminin bir risk faktörü olduğu ileri sürülür. Bazen stentler damar duvarının bozulmasına da sebep olabilmektedir. Aynı damara boylu boyunca stent yerleştirilmiş vakaların bypass işleminde anastomoz yapılacak damar sahası bile bulunamaz. Stentler bazen küçük yan damarları da tıkayabilir. Şimdi bütün bu bilgilerin ışığı altında hastaya stent mi yoksa cerrahi mi uygulamalıyız? Stentten vaz mı geçeceğiz? Hayır. Bir hastaya yapılacak işleme en sağlıklı kararı kalp cerrahı, kardiyolog ve hasta birlikte tartışarak vermelidir. Böylece en sağlıklı karara varılmış olunur. Biz Liv Hospital olarak hastalarımızla birlikte kalp cerrahı ve kardiyologlarımızla bu kararları almaktayız.

Doç. Dr. Oğuz Taşdemir Liv Hospital Ankara Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

ERİYEN STENTLER 1990’lı yıllarda en çok kullanılan metal stentlerin yerini, 2000’li yıllarda üzeri ilaçla kaplanan stentler almaya başladı. Bu sayede damarların tekrar daralma ihtimali azaldı. Günümüzde stent konusundaki en yeni gelişme ise eriyen stent yöntemi. Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, “Bu stentler polimer adı verilen eriyen bir yapıda üretiliyor. Böylelikle hastanın vücudunda metal bir materyal bulunmuyor. Eriyen stent iki yıl damarda kalıp daha sonra eriyerek tamamen kayboluyor. Metal stentlerden farklı olarak ömür boyu kişinin vücudunda kalmıyor” diyor. Kalp damarında yüzde 70 ve üzerinde darlık olan hastalara, eriyen stent yerleştirilebildiğini kaydeden Doç. Dr. Çatakoğlu, bu stentlerin genellikle hayatında ilk defa stent kullanacak hastalarda kullanıldığını söylüyor. Bunun dışında yaygın

Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı

damar hastalığı olanlarda, yani kalp damarında çok sayıda stent kullanılması gerektiğinde yine eriyen stentlerin tercih edildiğini vurguluyor. İşlemin standart olarak kullanılan kasık yolu yerine el bileğinden kalbe ulaşılarak yapıldığını belirten Doç. Dr. Çatakoğlu, “Öncelikle hastanın anjiyo görüntüleri alınıyor ve dar olan bölge tespit ediliyor. Bu bölgede eğer yüzde 70 ve üzerinde darlık veya kan akımını bozacak düzeyde bir darlık varsa o zaman balon anjiyoplasti ile damar genişletiliyor ve daha sonra yine balonun üzerine yerleştirilmiş eriyen stent, balon vasıtasıyla yerleştiriliyor. Anjiyografi yani görüntüleme işlemi yaklaşık 10 dakika sürüyor. Eğer damarın bir tanesinde darlık varsa ve oraya stent konulması gerekiyorsa, işlem yaklaşık yarım saat sürüyor. Tüm işlem lokal anestezi ile el bileği uyuşturularak yapılıyor. Hasta taburcu olur olmaz ise normal hayatına dönebiliyor” diyor.

“ Yöntem tercihinde hasta, kardiyolog, kalp ve sinir cerrahisi uzmanı bir araya gelerek en uygun kararı vermeli. DİPNOT KALP HASTALIKLARINDAN KORUNMAK İÇİN NELER YAPILMALI?

• Düzenli olarak egzersiz, spor yapılmalı. • Düzenli beslenmeli, fazla karbonhidratlı besin tüketilmemeli

• Zeytin yağı ve tereyağ dışında doymuş yağ oranı yüksek yağlar kullanılmamalı. • Tansiyon düzenli olarak kontrol edilmeli. • Diyabet varsa kontrol altına alınmalı. • Sigara tüketilmemeli.

• kasım-aralık 2014


senin bedenin

Prof. Dr. Rıdvan Alaca Liv Hospital Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

!

Doç. Dr. Ethem Beşkonaklı Liv Hospital Ankara Beyin,Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı

bel ve BOYUN AĞRILARINIZ GEÇMİYORSA

DİKKAT

Dar kanal ve omurilik sıkışması, omurilik veya omurilikten çıkıp vücuda giden sinirlerin sıkışması olarak tanımlanıyor.

D

ar kanal ve omurilik sıkışması yumuşak doku dediğimiz, omurilik omurga arasındaki disklerin fıtıklaşmasıyla oluşan ve daralmaya yol açan bir durum. Bunun dışında o bölgedeki omur kemiklerinin ya da bağların kalınlaşması ile de ortaya çıkabiliyor. Liv Hospital Ankara Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ethem Beşkonaklı ve Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Rıdvan Alaca, tanı ve tedavi hakkında bilgilendirmede bulunuyor. Dar kanal ve omurilik sıkışması değişik bulgularla ortaya çıkıyor. Eğer sadece fıtıklaşma şeklinde yumuşak dokuda bir sıkışma yapan bir durum varsa bu, başlangıçta kola yönelik bir sıkıntıya yol açıyor. Böylelikle, kolda uyuşmalar, ağrılar, omuz ağrıları, sırt ağrıları, kürek kemiği arkasında da bazı ağrılar oluşabiliyor.

38


ELLERDE UYUŞMA VE KUVVETSİZLİK GÖRÜLÜYOR Sadece fıtıklaşma değil de omurilik kanalını direkt olarak daraltan kemik yapısının kalınlaşması ya da oradaki bağların kalınlaşmasıyla oluşan bir sıkışma varsa, bu durum omuriliğin kendisinin sıkışmasına sebep oluyor. Bu durumda ise kol ve sırt ağrıları, ellerde uyuşma ve kuvvetsizlik görülüyor. İleri aşamalarda kas erimeleri başlıyor. Daha ileri aşamada ise ağrılar ayaklara vuruyor, çünkü lifler omurilikten aşağıya doğru tamamen indiği için, ortadaki sıkışma vücudun tamamını ilgilendiriyor. Bu aşamanın sonunda ise yürüme bozuklukları, idrar kaçırma gibi bulgular gözlemleniyor.

TEDAVİ, YANLIŞ YERLERDE ARANABİLİYOR Kol ağrısı, boyun ağrısı, ense ağrısı ve sırt ağrısı Türkiye’de çok yaygın bir problem. Hastalar omurilik problemini akıllarına getirmedikleri için doğal olarak tedaviyi başka yerlerde arayabiliyor ve tedavi için geleneksel yöntemlere başvurabiliyor. Hastalar ağrı kesiciler de kullanılıyor, ağrı kesici üç gün geçici rahatlık sağlıyor ve ağrı kesiciler bırakıldığı zaman tekrar sıkıntılar başlıyor. Böyle bir durumdaki hasta, özellikle ilk birkaç gün şiddetli ağrılar yaşamıyorsa ve ağrıları, ağrı kesicilerle geçiyor ve tekrarlamıyorsa sorun teşkil etmeyebiliyor. Ancak aksi durum görülürse hastanın bir sinir cerrahına başvurmasında fayda var.

TANI VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ Tanı koymada hastanın hikayesi ve muayenesi önemli. ilk tetkik olarak, hastanın düz grafilerle kemik yapılarına bakılıyor. Omurilikte kayma, çökme veya omurilik kanalına doğru kemiklerin yönelmesi varsa gözlemleniyor.

DİPNOT BEL AĞRILARINIZ VARSA!

Liv Hospital Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Rıdvan Alaca, “Dar kanal ve omurilik sıkışması, doğuştan olabileceği gibi sıklıkla sonradan da ortaya çıkabiliyor ve en çok bel omurları bölgesinde görülüyor. Başlıca nedenleri; travma, kırıklar, bel fıtığı, bel kayması ve kireçlenme olarak biliniyor. Kanaldaki daralma sonucu, burada bulunan sinir ve damar yapıları basıya uğruyor ve klinik bulgular ortaya çıkıyor. En sık görülen bulgusu, bacaklarda ağrı, uyuşma, kramp ve kuvvetsizlik olup, idrar ve dışkılama sorunları ise çok nadir görülür. Tipik olarak hastalar belden öne eğik bir duruş geliştirirler. Tanı muayene ve görüntüleme yöntemleri (grafi, manyetik rezonans görüntüleme, bilgisayarlı tomografi) ile konuluyor. Kanal darlıklarının çoğu ameliyatsız olarak iyileşebilir. Kireçlenme ve hafif kaymalarda fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları oldukça fayda sağlar. Fizik tedavi modaliteleri, egzersiz, günlük yaşam aktivitelerinin düzenlenmesi, kilo verme, postür düzeltme öncelikli yöntemler arasında yer alır. Ayrıca özellikle ağrı kesici çeşitli ilaçlar ve bel bölgesine yapılan enjeksiyonlar da hastaya yarar sağlar. İlerleyen kuvvet kaybı ve bağırsak mesane sorunları gelişmedikçe hastalara ameliyat önerilmez. Kırıklar ve ileri düzeyde bel kayması gibi nedenlere bağlı gelişen kanal darlıklarının tedavisi genellikle cerrahi ile yapılır ve buradaki darlık genişletilir.”

Daha sonra ihtiyaca göre tomografi ya da manyetik rezorans görüntüleme adı verilen tetkiklerle direkt omur yapısındaki kemik dizilimine, MR ile de içerideki yumuşak dokuya bakılıyor. Sıkışma varsa derecesine göre tedavi yöntemi belirleniyor. Hastada kuvvet ve refleks kusuru denilen kusurlar olduysa ve bunun yanında hastanın tıbbi tedaviye cevap vermeyen ciddi bir ağrısı varsa, bu şikayetlerle birlikte ciddi omurilik sıkışması ya da sinir çıkışında sıkışma da varsa o zaman cerrahi tedavi öneriliyor. Cerrahi yerine tıbbi tedavi önerilen hastalar, boyunluk ve ilaç kullanıyor, bazen de fizik tedavi alıyor. Cerrahi tedavide ise omurilik kanalının daralması ya da sinir baskısı boynun ön tarafından ve arka tarafından kaynaklanıyor ise üzere mikro cerrahi yapılıyor, omurganın dizilimini bozmayacak birtakım destekler uygulanıyor. Hastalar ameliyattan birkaç saat sonra normal bir şekilde oturabiliyor. Ameliyatın durumuna göre bazı hastalar aynı gün taburcu edilebiliyor, bir kısmı ise ertesi gün taburcu ediliyor.

NELERE DİKKAT ETMELİ? Omuz, boyun ve sırt ile ağır kaldırmak bu hastalığın gelişimine yardımcı olabilecek bir faktör. Bu yüzden kişilere ağır işleri omuz ve boyunları ile yapmamaları öneriliyor. Kişiler eğer boynu ilgilendiren ciddi bir travma geçirdilerse hastaneye kontrole gitmelerinde fayda var. Kişilerin ayrıca boyunlarını üşütmeyerek, kasılmayı engellemeleri gerekiyor. Kasılma omurga bağlarının dengesini bozuyor ve bu bağların zayıflamasına yol açıyor. Kişilerin boynunu her zaman ovması ve terli bir şekildeyken soğuğa maruz kalmaması önem taşıyor. • kasım-aralık 2014


GENÇLİK

senin bedenin

Prof. Dr. Başak Kandi Liv Hospital Ankara Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı

Op. Dr. Ümran İleri Liv Hospital İstanbul Rekonstrüktif, Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı

SİZİ ÇAĞIRIYOR

40

Birileriyle iletişim kurarken en çok dikkatimizi çeken şey kuşkusuz ki insanların yüzüdür. Yılların etkisine karşı koyamıyorsanız; yüzünüzde veya vücudunuzun herhangi bir yerinde kırışıklıklar oluşmaya başladıysa ama genç ve sağlıklı bir yüzünüz olsun istiyorsanız endoskopik yüz germe ya da örümcek ağı ve ip tedavisinden faydalanabilirsiniz.

G

ençleşmede estetik yöntemler son zamanların trendleri arasında yer alıyor. Liv Hospital Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ümran İleri, endoskopik yüz gerdirme işlemleri hakkında bilgi verirken, Liv Hospital Ankara Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Başak Kandi ise, cerrahi yöntemleri tercih etmeyen kişiler için örümcek ağı ve ip tedavisini anlatıyor.

YÜZ GERDİRME AMELİYATINI GENÇLER DE TERCİH EDEBİLİR Yüz ya da vücutla ilgili gençleştirmelerde önemli olan şey, bölgenin doğal yapısının ve ifadesinin bozulmaması. Endoskopik yüz germe işlemi ile bakış ve ifade değiştirilmeden, sadece yaşlanmanın verdiği sarkmanın tedavi edilmesi amaçlanıyor. Liv Hospital Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ümran İleri, “Endoskopik yüz germe işlemi ile yüzün eskiden var olan yere oturtulması sağlanıyor. Ayrıca endoskopik yüz gerdirme, sadece yaşlanmanın etkilerinden kurtulmak için yapılmıyor. Yapısal olarak eksik olan kısımları ve doğumsal anomalileri düzelt-

mek, altın oran adı verilen yüz oranlarına sahip olmak isteyen kişilere bu yöntem uygulanıyor” diyor. Bu teknik 20’li yaşlardan itibaren de kullanılabiliyor. Yapılan işlemde kemik üzerinden sabitleştirme de olduğu için, sadece deri ve kasa yapılan müdahalelere göre bu yöntem daha kalıcı oluyor. Kesiler çok ufak oluyor ve görünmeyecek yerlere saklanıyor. Daha derinlemesine açıklamak gerekirse, endoskopi uzun kesiklere ihtiyaç duymayan cerrahi bir teknik. Geleneksel tekniklere göre daha az yan etki gösteriyor ve iyileşme sürecini kısaltıyor. Hasta, endoskopik alın germe, endoskopik orta yüz gençleştirme, endoskopik yüz implantları, endoskopik boyun germe veya işlemlerin herhangi bir kombinasyonu tercih edebiliyor.

AMELİYAT OLMAK İSTEMEZSENİZ… Gençleşmede özellikle yüz ve boyun sarkmalarını toparlamak amacıyla kullanılan bir yöntemdir örümcek ağı ve ip tedavisi. Cildimiz yaş ilerledik-


çe, yerçekiminin etkisine ve güneş hasarına bağlı olarak gergin yapısını kaybeder. Ancak bu sonucu tersine çevirmenin mümkün olduğunu belirten Liv Hospital Ankara Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Başak Kandi, “Amaç, yüz ovalini tekrar yakalamak, çene üçgenini tekrar oluşturmak, boyundaki sarkmaları toparlayabilmek, elmacık kemiklerini ve dudak kontürünü belirginleştirmek, dudak üstü ve dudak altı çizgilerini yok etmek, botoks yaptırmak istemeyen hastalarda kaş kaldırmak, kol altı ile bacak içi sarkmalarında, yaşla beraber dirseklerdeki ve diz kapaklarındaki çizgileri yok etmek” diyor.

PROBLEMLİ BÖLGELERİNİZDEN KISA SÜREDE KURTULUN! Prof. Dr. Başak Kandi, “Örümcek ağı ve ip tedavisi adı verilen bu yöntem ile özel ipler kullanılarak, meydana gelen bu sarkmalar ve kırışıklıklar giderilebiliyor” diyerek, cerrahi uygulama yapılmadan cildin daha gergin ve genç bir görünüme kavuşmasının mümkün olduğunu kaydediyor. Ortalama 30 dakika süren bu işlemde anesteziye gerek olmuyor ve uygulama lokal anestezik kremler ile yapılıyor.

YÖNTEM HANGİ YAŞ GRUBU VE KİMLER İÇİN İDEAL? 35 ila 70 yaş arası gruba yapılabilir. Aslına bakılırsa 25’li yaşlara da inilebilir. Çünkü ip yöntemiyle geniş yüzlerin daraltılması da mümkün. Eğer kişi çok geniş bir yüz yapısına sahipse ve durumdan rahatsızsa üçgenimsi bir yüz şekli elde edilebilir. Bunun dışında yüzünde sarkması olan herkes bu yöntemden faydalanabilir. Örümcek ağı ve ip tedavisi sırasında herhangi bir kesiye ihtiyaç duyulmaz. Ayrıca tedavi olan kişi uygulamadan hemen sonra günlük yaşamına geri dönebilir. PDO (işlem sırasında kullanılan ip) uzun yıllardır bilinen bir materyal olduğu için güvenliği çok yüksektir ve hastaya hiçbir şekilde zarar vermez, hiçbir yan etkisi yoktur. Fakat işlem sırasında yüzdeki damarlar görülemediği için hassasiyete bağlı olarak morluklar ortaya çıkabilir ama birkaç gün içerisinde kaybolur. İşlem yaptıran kişi bunu bir buçuk yıl kadar kullanabilir. • kasım-aralık 2014


KLİNİK

kronik hastalıklar böbrek yetmezliği nedeni Ülkemizdeki en önemli sağlık sorunlarından biri olan böbrek yetmezliği hemen hemen her yaş grubunda görülebiliyor. Türkiye’de 60 bin kişi diyalize bağlı olarak yaşıyor.

T

ürkiye’de her yedi kişiden birinin böbrek hastası olduğunu belirten Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Şükrü Sindel, böbrek yetmezliği hakkında bilgi verirken, Liv Hospital Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat ise, böbrek hastalıklarının hipertansiyon ile ilişkisini anlatıyor. Böbrek yetmezliği, böbreğin ana unsuru olan nefronlardaki kayıpla birlikte böbrek fonksiyonlarının giderek azalması yani üç aydan fazla sürede devam eden idrarda protein kaçağı görülmesi olarak açıklanıyor. Böbrek yetmezliği beş ana safhada inceleniyor. Başlangıç döneminde kişilerin böbrek fonksiyonlarında hafif bir azalma varken son dönemde ise bu kişilerde ciddi derecede böbrek yetmezliği görülüyor. Bazen hastalar böbrek yetmezliğinin farkında olmayarak halsizlik, kemik ağrıları, tansiyon yüksekliği gibi nedenlerle hekime başvurabiliyor. Bunların içinde en fazla üzerinde durulması 42

gereken ise hipertansiyon. Çünkü böbrek rahatsızlıklarının hemen hemen hepsinde hipertansiyon hastalığı görülüyor.

DİYABET, BÖBREK YETMEZLİĞİ NEDENİ Böbrek yetmezliğinin en önemli nedenleri arasında hipertansiyon, sigara alışkanlığı, enfeksiyonlar, taşlı böbrek hastalıkları, çocukluk çağında görülen üreteral reflü ve böbrek tümörleri bulunuyor. Bunun dışında birtakım metabolizma bozukluklarının da böbrekler üzerine etki etmesi söz konusu. Ülkemizde ve dünyada en çok görülen böbrek yetmezliği nedeni ise diyabet, hipertansiyon ve obezite. İyi bir analizle böbrek hastalığına ait bulgular hekim tarafından kolaylıkla tespit edilebiliyor. İyi bir fiziki muayene ve laboratuvar bulgularıyla, idrarda bulunmaması gereken hücrelerin varlığı, kan ve protein fazlalığının bulunması ile kesin tanı konuluyor. Bunun dışında böbrek boyutunda küçülme olması

“ Ülkemizde ve dünyada en çok görülen böbrek yetmezliği nedeni, diyabet, hipertansiyon ve obezite.

da kronik böbrek yetmezliği hakkında bilgi veriyor ancak böbrek boyutunda değişimin olmadığı böbrek yetmezliği vakaları da görülebiliyor. Böbrek taşı olan hastalarda eğer taş idrar kanalını tıkarsa, üst tarafta idrar gölleri oluşacağı ve böbreği büyüteceği için yine böbrek yetmezliğine yol açabiliyor.

BÖBREKLERİN KORUNMASI AMAÇLANIYOR Böbrek yetmezliği konusunda öncelikli amaç hastayı tedavi etmek değil, kişinin hastalanmadan önce böbreklerinin korunmasını sağlamak. Bu da hipertansi-


yon ve diyabetik hastalarda, sigara kullananlarda erken dönemde tedbir alınmasını gerektiriyor. Öncelikle tansiyonun düzene sokulması, aşırı protein tüketimini önlemek için ‘Akdeniz diyeti’ nin uygulanması, aşırı tuz kullanımından uzaklaşılması ve günlük altı gramdan fazla tuz tüketilmemesi gerekiyor. Böbrek ve hipertansiyon hastaları için ise bu oran dört gram. Böbrek hastalığına yol açan hastalıklar da mutlaka kontrol altına alınmalı. Hastalığa ve hastaya bağlı tedavi uygulanmasına karşın mevcut tedaviler hastalığı kesin olarak önlemiyor. Ancak mümkün olduğu kadar yavaşlatıyor ve hastalığın ilerlemesini önlüyor.

HASTALIK HIZLA İLERLEYEBİLİYOR Diyabetik nefropatili hastalarda ise hastalık üçüncü evreden sonra, o dönemde tedavi edilmezse hızla ilerliyor. Son evrede olan hastaların ise diyalize girmeleri gerekiyor. Türkiye’de bu dönemde son evrede olup, diyalize giren yaklaşık 60 bin

Prof. Dr. Şükrü Sindel Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı

civarında hasta bulunuyor. Bu kişilerin içinden yaklaşık 5 bin kişi de evde uygulanabilen peritol diyalize giriyor. Diyalizdeki amaç, hastayı mümkün olduğunca uzun yaşatarak böbrek nakline hazırlamak. Ancak bu durum böbrek nakli şansı olan hastalar için geçerli. Kişinin akrabaları canlı verici olarak kişiye böbrek bağışında bulunabiliyor. Bunun dışında iki aile arasında eşlerin böbrekleri çapraz nakil olarak verilebiliyor. Kadavra naklinde ise kalbi çalışan, dolaşımı devam eden, beyin ölümü gerçekleşmiş ancak solunum desteği ile yaşamı sağlanan kişilerden alınan bağışlarla nakil sağlanıyor.

DİPNOT Böbrek Yetmezliğinin Belirtileri Nelerdir? • Kendini genellikle hasta hissetmek • Günlük aktivitelere olan ilginin azalması, odaklanmakta veya gevşemekte güçlük • Yorgunluk ve enerji kaybı • Nefes darlığı

• Tat duyusunun / iştahın değişmesi • Gece sık idrara çıkma • Bulantı ve kusma • Libido / seks dürtüsünde azalma • Kaşıntı • Bacakların şişmesi

Prof. Dr. TEKİN AKPOLAT Liv Hospital İstanbul Nefroloji Uzmanı

BÖBREK HASTALIKLARI VE HİPERTANSİYON Hipertansiyonu olan hastaların yaklaşık yüzde 5-10’unda bir böbrek hastalığı vardır. Bu nedenle hipertansiyonu olan hastalar böbrek hastalığı yönünden mutlaka araştırılmalı. Böbreklerin kan basıncı düzenlenmesindeki rolü nedir? Böbrekler damarın içinde dolaşan sıvı miktarını etkileyerek ve damarda direnç oluşumunda görev yapan birçok maddenin oluşum ve yıkımında rol alarak kan basıncının düzenlenmesine katkıda bulunurlar. Böbrek hastalıklarında böbreklerin bu görevlerinde aksama olacağı için kan basıncı yükselebilir. Hangi böbrek hastalıklarında görülür? Genel olarak bütün böbrek hastalıklarında hipertansiyon görülür. Bazı böbrek hastalıklarında daha sık ve şiddetliyken bazılarında daha seyrek ve hafif izlenebilir. Hipertansiyona yol açan bazı böbrek hastalıkları: Piyelonefrit, nefrit, taş hastalığı, kistler, böbrek tümörleri, böbrek atardamarında daralma, idrar yollarında tıkanma. Böbrek hastalarında tedavinin ilk basamağı böbrek hastalığına yol açan nedeni tedavi etmektir. Etkin kan basıncı kontrolü hastalığın ilerlemesini yavaşlatır.

• kasım-aralık 2014


KLİNİK

sigara mesane kanserinin en önemli nedeni Doç. Dr. Haluk Akpınar Liv Hospital İstanbul Üroloji Uzmanı

En sık görülen kanser türlerinden biri olan mesane kanseri, çoğunlukla erkeklerde ve sigara kullanan kişilerde görülüyor. İdrarda kanama görülmesi durumunda, kişilerin ihmal etmeden idrar tahlili yaptırmaları büyük önem taşıyor.

M

esane kanseri genelde 65 yaşından sonra görülüyor. Ancak daha genç hastalarda görülmesi de söz konusu. Liv Hospital Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Haluk Akpınar, mesane kanserinin belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi veriyor.

ZEMİN HAZIRLAYAN FAKTÖRLER Mesane kanserinin erkeklerde daha sık görülmesi, erkeklerin kadınlara oranla daha fazla sigara içiyor olmasına bağlanıyor. Bunun dışında, endüstriyel kimyasallar ve boya sanayisinde kullanılan benzer türevli malzemelerin de mesane kanseri oluşumuna zemin hazırladığı biliniyor.

İDRAR TAHLİLİ YAPTIRILMALI Hastaların yüzde 98’i idrardan kan gelmesi şikayetiyle hastaneye başvuruyor. İdrarda gözle görülür bir kanama olduğunda ilk olarak akla mesane kanseri gelmeli. İdrarda belli belirsiz yanmalar, değişen idrar yapma alışkanlıkları, sık idrara çıkma da şikayetler arasında olabilir. Bazen de mesane kanseri hiçbir bulgu vermez ve başka bir hastalığın tanısı için yapılan ultrasonlar sırasında, mesanede bir kitle görülür. İdrar tahlili hastaya x-ray ışınının verilmediği, ucuz ve tekrarlanabilir bir test. Bu bağlamda kişiler en ufak bir şüphe duydukları anda kolayca mesane kanseri taraması yaptırabilir. Mesane kanseri yüzeysel tümörler ve agresif tümörler olmak üzere iki şekilde ilerliyor ve tedavi buna 44

göre şekilleniyor. Hastalık tedavi edilmezse hastaların yüzde 85’i iki yıl içinde yaşamlarını kaybediyor.

5 mm üzerindeki kitleler rahatlıkla görüLÜyor Öncelikle idrar tahlili ile idrarda kanama olup olmadığı inceleniyor. İdrarda kanama varsa mesanede kitle olup olmadığına bakılıyor. Ultrasonla beş milimetrenin üzerindeki kitleler rahatlıkla görülüyor. Ultrasonda herhangi bir şey görülmemişse idrar sitolojisi de yapılıyor ve kandaki kanserli hücreler tespit ediliyor. Sigaranın mesane zarına yaptığı etkinin, sigara bırakıldıktan 17 yıl sonra geçtiği biliniyor. İdrar torbasının içinde küçük parçacıklar varsa bunlar

temizleniyor. Büyük parçacıklardan ise parça alınıyor ve patolojiye gönderiliyor. Mesane kanserlerinin tedavisinde hastada eğer kitle görülüyorsa önce endoskopik olarak kitle kazınıyor, derinliği patolojik açıdan değerlendiriliyor. Eğer yüzeysel bir tümörse kazıyarak temizleniyor, patolojiye gönderiliyor. Sonra yeniden oluşmaması için bir süre hastanın idrar torbasının içinde ilaç bekletiliyor, idrar torbası zarı bir şekilde hastalığa karşı dirençli hale getiriliyor. Tümör kasların içine girmişse, ameliyatla mesane alınıyor yani sistektomi yapılıyor. Hasta için bağırsaktan mesane yapılıyor. Bağırsaktan yapılan mesane hastanın idrar yoluna ya da karnına bağlanıyor.


Prof. Dr. Hakan Oruçkaptan Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

TRİGEMİNAL NEVRALJİ

kabusuna cerrahi ile son

Yüzde ani, çok şiddetli ve kısa süreli ağrı atakları ile karakterize olan trigeminal nevralji, tedavi edilmediğinde yaşam kalitenizi düşürüyor. Hastalık cerrahi yöntemler sayesinde kalıcı olarak tedavi edilebiliyor.

Y

üzün bir tarafında yüzün duyusunu taşıyan trigeminal sinirin bir veya daha fazla dalının dağılımı boyunca gözlenen ağrılara yol açan trigeminal nevraljinin tedavisi var. İlk basamak tedavinin ilaçlar olduğunu söyleyen Liv Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hakan Oruçkaptan, zaman içerisinde tedaviye yanıt vermeyen hastalarda cerrahi tedavinin uygulanması gerektiğini söylüyor.

TRİGEMİNAL NEVRALJİNİN BELİRTİLERİ Yüzdeki ağrı ani, elektrik çarpması şeklinde tanımlanır ve 1-2 saniye sürer. Ağrı yüze dokunmakla ve çene hareketleri ile tetiklenir ve bazen gün içinde onlarca defa tekrarlayabilir. Trigeminal nevralji nedenine göre primer veya sekonder olarak iki ana grupta sınıflandırılabilir. Sekonder trigeminal nevraljide beyin sapında trigeminal siniri uyararak ağrıya neden olan tümör, anevrizma basısı veya multipl skleroz (MS) gibi başka etkenler rol oynar. Primer yani idiyopatik trigeminal nevraljinin oluşumunda saptanabilen bir patoloji yoktur. Bu hastalarda sinirin beyin sapındaki seyri boyunca komşu bir damarla yakın temasının ağrıyı tetiklediği düşünülüyor.

TEDAVİDE NELER VAR? Sekonder trigeminal nevralji tedavisinde öncelikli hedef tümör veya anevrizma basısının ortadan kaldırılmasıdır. Basının kalkması ile birlikte hastaların önemli bir kısmında ağrı da geçer. Primer yani idiyopatik trigeminal nevralji tedavisinde ilk basamak tedavi bazı ilaçlarla ağrının baskılanmasıdır. Zaman içinde ilaç tedavisine yanıt azalır, hasta verilen tedaviyi tolere edemez veya ilaçlara bağlı ciddi yan etki ortaya çıkarsa, bu takdirde hastaya cerrahi tedavi uygulanması gerekir. Günümüzde tercih edilen ve etkinliği gösterilmiş cerrahi tedavi yöntemleri, perkütan trigeminal rizotomi ve mikrovasküler dekompresyon olmak üzere ikiye

ayrılır. Perkütan trigeminal rizotomi trigeminal sinirin kafa kaidesindeki ganglionundan çıkan ağrı ile ilgili liflerin radyofrekans enerjisi, alkol enjeksiyonu veya mekanik olarak tahrip edilmesidir. İşlem ağız kenarından girilerek radyolojik kontrol altında sinirin ganglionuna ilerletilen bir elektrod veya kanül yardımıyla lokal anestezi altında yapılır. Sinirin tahrip edilme aşamasında anestezi derinleştirilerek hastanın oluşacak şiddetli ağrıyı hissetmesi engellenir. İşlem sırasında hasta tam uyanıkken geçici uyarılar verilir ve bu şekilde hedeflenen dala ait lifler belirlenerek işlemin güvenliği ve etkinliği artırılır. Ameliyat genellikle 30-40 dakika sürer ve komplikasyon riski düşüktür. İşlem sonrası sinirin tahrip edilen dalı boyunca uyuşukluk gelişmesi beklenir. Tedavi sonrası ilk 10 yılda ağrının tekrarlama oranı yüzde 30-35 olup, bu durum en çok ilk iki yıl içinde görülür. Cerrahi yöntemlerden bir diğeri ise mikrovasküler dekompresyon yöntemidir. Trigeminal sinirin beyin sapından çıktığı bölgede sinire bası yapan damarların sinirden uzaklaştırılarak araya inert bir materyal konulması ve bu şekilde tekrar komşu damarla sinirin temasının önlenmesi amaçlanır. Sinir liflerini tahrip etmeden altta yatan nedeni yok etmeye yönelik bir işlem olması nedeniyle daha fizyolojik bir yöntemdir. Bu nedenle özellikle ciddi sistemik hastalığı olmayan, genel anestezi almasına engel bir durumu bulunmayan hastalarda öncelikle tercih edilmelidir. Bu tedavi yönteminde nüks riski daha düşüktür. (10 yıllık izlemde yaklaşık yüzde 20).

• kasım-aralık 2014


KLİNİK

MEME sağlığın zı askıya almay n Her sekiz kadından birini tehdit eden meme kanseri, kadınlarda sık görülen kanserler arasında birinci sırada yer alıyor. Sıklık açısından akciğer kanserinden sonra ikinci sırada gelen meme kanserinde en iyi koruyucu yöntem kuşkusuz ki erken teşhis…

E

rken teşhis sayesinde meme kanseri ilerlemeden yakalanıyor. Böylece hasta kanserin olumsuz etkilerinden en az şekilde etkileniyor. Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Levhi Akın, meme kanserinde cerrahi tedavi hakkında bilgi verirken, Liv Hospital Tıbbi Onkoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ajlan Atasoy, meme kanserinde kemoterapi uygulamasına değiniyor. Cerrahi operasyondan sonraki süreç olarak Liv Hospital Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız ise, verilen egzersizlerin hastaların yaşamına önemli ölçüde katkı sağladığını kaydediyor. Her meme kanserinde 46

cerrahi genellikle ilk basamak tedavisidir. Uygulanacak cerrahinin tipine karar vermek birçok faktöre bağlıdır. En uygun cerrahi tipinin seçimi kanserin evresine, kanserin özellikleri ile davranış biçimine ve bazı durumlarda hasta için hangi yöntemin kabul edilebilir olduğuna bağlıdır. Belli şartlar altında meme kanserli hastaların çoğu memenin tamamının alınması (mastektomi) ile meme koruyucu cerrahi (lumpektomi) arasında seçim yapma şansına sahiptir. Birçok olguda lumpektomi ve sonrası yapılacak radyasyon tedavisi kanser tedavisinde mastektomi ile aynı oranda etkiye sahiptir.

MEME TAMAMEN ALINMALI MI? Erken evre meme kanserlerinde lumpektomi uygulanabilir. Bölgesel ileri evre meme kanserlerinde ise, önce kemoterapi yaparak tümörü lumpektomiye uygun hale getirdikten sonra gerçekleştirilebilir. Lumpektomi sonrası radyasyon tedavisi zorunludur. Memenin kısmen çıkartılmasının dezavantajları, 5-7 hafta ışın tedavisi yapılması zorunluluğudur. Işın tedavisi memenin olası estetik tamir zamanını ve seçeneklerini etkiler. Memede kanserin tekrarlama riski daha yüksektir, ancak memenin tamamı çıkarılarak tedavi edilebilir. Memede tümör tekrarlarsa

tekrar ışın tedavisi almak mümkün olmaz. Yeterli sağlam kenar çıkartılamazsa cerrahi işlemin bir veya birkaç kez tekrarlama olasılığı olur. Memenin tümünün çıkartılması, her şey çıkartıldığı için daha çok kafa rahatlığı sağlar. Ancak tüm meme çıkartılmasına rağmen hastaya ışın tedavisi gerekebilir.

MEME KANSERİ RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN: KORUYUCU MASTEKTOMİ Bazı durumlarda koltuk altındaki lenf bezlerinin çıkartılması gerekebilir. Koltuk altındaki lenf bezlerinin durumu meme kanserinin bölgesel yayılım durumunu


Prof. Dr. Levhi Akın Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı

gösterir. Lenf bezlerinin bir bölümü veya hepsi çıkartılır. Koruyucu mastektomi ile yüksek meme kanseri riski bulunan kadınlarda kanser riski yüzde 90 azalabilir. Bu karar yaşamda önemli etki yapacağından, oldukça ciddi bir seçimdir. Karar verirken göz önüne alınabilecek faktörlerden bazıları; anne, kız kardeş veya öz kızında özellikle 50 yaş öncesi meme kanseri varlığı, meme kanseri riskini artıran gen anormallikleri bulunması, memede kansere dönüşme riski yüksek olan kanser öncüsü lezyonlar bulunması, bir memede daha önce kanser tedavisi görmüş olup diğer meme için kanser riski olması, 30 yaşından önce göğüs bölgesine ışın tedavisi uygulanmış olması, memede yaygın minik kireçlenme odakları veya çok yoğun meme dokusu varlığından dolayı tekrarlayan

Yrd. Doç. Dr. Ajlan Atasoy Liv Hospital İstanbul Tıbbi Onkoloji Uzmanı

biyopsiler ve buna bağlı nedbe dokularının bulunmasıdır.

AMELİYAT SONRASI FİZİK TEDAVİ Ameliyat sırasında koltukaltı lenf bezlerinin temizlenmesi gerekirse, bu temizlik sonrasında bağlı olarak lenf yollarında tıkanıklara yol açabiliyor. Lenf bezi temizliği yapılan kolda ödem, yumuşak ama giderek sertleşen bir şişlik oluşabiliyor. Bu durum hastanın kolunda ağırlık hissetmesine ve iki kolun eşit görünmemesine sebep oluyor. Bu, hastayı psikolojik olarak da etkileyebiliyor. Ameliyattan sonra fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümü devreye giriyor. Kişide ödem varsa ya da ödem oluşma eğilimi varsa, lenf ödem masajı uygulanıyor. Bunun dışında ödemi azaltmak için prematif kompresyon cihazı

RİNDE E KANSE

DİPNOT Meme koruyucu cerrahiye karar verirken şunlara dikkat edilmeli;

• Memenin korunması isteniyor mu? • Her iki memenin de mümkün olduğunca eşit olması isteniyor mu (çünkü büyük bir doku çıkarılmak zorunda kalındığında memeler arası eşitsizlik olabilir)? • Meme kanserinin tekrar etme olasılığı korkutacak mıdır (çünkü meme dokusu bırakıldığında kalan dokuda kanserin tekrarlaması söz konusu olabilir)?

RAPİ rilKEMOTEmek amacıyla hastaya ve tiyaç

oluyor. İh ini yok et ser hücreler ve duymayan hastalar al Medikal an k ın ac il i, it n r. Liv Hosp Kemoterap terapiye ihtiyaç duya o ası gerekiyo e kemotera mesidir. Kem bu tedaviden kaçmam soy, meme kanserind ılması ve p ta A erin e ya duyan kişil anı Yrd. Doç. Dr. Ajlan bu dönemd endirirken, zm il U g il ji b lo o ri k le n iz O ab nde r. ı konusund eme kanseri oruyucu pi kullanım erekenleri de anlatıyo g n yaşıyor. M K . sı zu a m u te a am n ah m yö d ıl p ir ya ulanan b n hastalar le yg ri u rsunuz. ve sı i lu ra o p n ış ra i azaltm Kemote cerrahi so in la sk k ri lu e n ükleri u m ğ n i ço n geri dö çünkü görd kemoterap iyle kanseri a da önem kazanıyor ma es al lm i p ri ra ve kemote pi dah tedavinin a kemotera ın tümörü büyüdükçe d ar al st a h Genç Hastan da artıyor. fayda daha r. kseliyo eğrisi de yü

MEM

Uzm. Dr. Hilal Yıldız Liv Hospital İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

ile aralıklı olarak uygulama yapılıyor. Aparat belli bir basınçla şişiriliyor ve belli bir süre sonra basınç azaltılıyor. Böylelikle lenf sıvısının hareketliliği sağlanmış ve lenf damarlarından dışarıya hücreler arasına kaçmış olan sıvı da geriye doğru çekilmiş oluyor. Bu iki uygulama tedavi yapan hekimin tercihine göre bazen ayrı ayrı bazen de birlikte yapılıyor. Uygulamaların ardından eldiven denilen elastik giysiler giydiriliyor veya yine belli bir basınçtaki elastik bandajlarla kişinin kolu parmaktan omuza kadar bandajlanıyor ve azaltılan hacmin sabit kalması sağlanıyor. Tedavi ile birlikte hastanın enfeksiyon eğilimi olan kol şişliği azalıyor, hasta kol fonksiyonlarını geri kazanıyor ve kozmetik açıdan görünüm normale dönüyor. Meme operasyonu veya radyoterapiden sonra omuz ve kol esnekliğinin kaybolması, omuzda eklem sertliği ve kas kısalması da görülebilir. Bunu önlemek için eklem hareket açıklığı egzersizleri ve germe egzersizleri yapılmalıdır. Ancak bu egzersizlerin sıklığı ve şiddeti doktor tarafından belirlenmeli ve süreç içinde yavaşça arttırılmalıdır. Genel kondisyonu arttıran aerobik egzersizler de ağrıyı azaltmak, yorgunluğu azaltmak, dayanıklılığı arttırmak için önerilir. • kasım-aralık 2014


KLİNİK

Prof. Dr. Nebil Yıldız Liv Hospital İstanbul Nöroloji Uzmanı

Yrd. Doç. Dr. mustafa ömür kasımcan Liv Hospital İstanbul Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

EMG İLE ERKEN TEŞHİS Birçok kas ve sinir hastalığının, teşhis ve tedavisinde EMG (elektromiyografi)’den faydalanıyor. Doğru tanıya daha hızlı ve zamanında ulaşmayı sağlayan bu yöntem ile gereken tedaviye bir an önce başlamak mümkün.

48


E

MG, yani elektromiyografi, kasların ve onları kontrol eden periferik sinirlerin, dokunma, hareket ve ağrı gibi duyuları algılamamıza temel oluşturan, periferik sinirlerin sağlıklı olup olmadıklarını değerlendiren tanısal bir inceleme. Liv Hospital Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nebil Yıldız, EMG yöntemi hakkında bilgilendiriyor.

BEYİN SİNYALLERİ SESE VE SAYISAL DEĞERLERE DÖNÜŞÜYOR Omuriliğimizdeki motor nöronlar elektriksel sinyalleri, motor sinirler aracılığıyla, kaslara gönderiyor ve kaslarda kasılmaya/harekete neden oluyor. Duyusal sinirler de çevreden aldıkları duyusal sinyalleri omuriliğe taşıyor. EMG ise bu sinyalleri grafiklere, sese ve sayısal değerlere dönüştürüyor. Bu sinyalleri elde etmek ve iletebilmek için yüzeysel ya da iğne elektrotlar kullanılıyor. Sinirlerin bu fonksiyonları, değişik noktalardan uyarımlarla, elde edilen yanıtlar arasındaki zaman ve mesafe bilgileri ile motor ve duyusal ileti hızlarını saptamak ve elde edilen yanıtların büyüklüklerini sayısal değerlere çevirmekle kontrol ediliyor. Her laboratuvara ait normal değerlerle, hastanın değerleri karşılaştırılarak, normalden bir sapma olup olmadığı kontrol ediliyor. Beyinden gelen uyarılarla ya da çevreden gelen duyusal yanıtlara refleks olarak, omurilikte aktive olan motor sinir hücrelerimizdeki, bunların uzantısı olan periferik sinirlerimizdeki anormallikleri bir başka saptama yolu, ilgili kaslardaki elektriksel aktivitelerin normal olup olmadığını değerlendirme ile mümkün olabiliyor. İğne elektromiyografi denen bu yöntemle, oldukça ince ve tek kullanımlık iğne elektrodla, gelen sinyallerle aktive olan kas lifi/kas hücresi zarı elektriksel potansiyelleri, motor ünite aksiyon potansiyelleri değerlendirilebiliyor. Kasta, bazı durumlarda kendiliğinden oluşabilecek spontan aktivite varlığı gözden geçiriliyor.

DİPNOT EMG BEYİN VE SİNİR CERRAHİSİNDE DE KULLANILIYOR

EMG beyin cerrahisinde yardımcı tanı yöntemlerinden birisidir. Özellikle disk hastalıklarında, omurilik dar kanallarında ya da bu hastalıklarla beraber olabilecek birtakım hastalıkların ayırıcı tanısında EMG’yi tercih ediyoruz diyen Liv Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Mustafa Ömür Kasımcan, “Daha ileri tetkik olarak da intra operatif nöromonitörizasyonda EMG’den faydalanılıyor. Bu da ameliyat sırasında özellikle omurilik ve omurga ameliyatları sırasında cerrahi yardımcı bir fizyolojik yöntemdir” diyor.

“ İnceleme, bir EMG teknisyeninin de katılımıyla, EMG ve Nörofizyoloji konusunda uzman bir hekim tarafından yapılıyor.

Bir başka inceleme konusu da periferik sinirden kasa geçişte, yani sinir-kas kavşağı dediğimiz bölgede bir anormalliğin olup olmadığını test etme yolu ile oluyor. Bunun için de ardı sıra sinir uyarımları ya da tek lif elektromiyografisi denen yöntemler kullanılıyor.

KULLANIM ALANLARI Elektromiyografi, omurilikteki motor nöronların, sinir köklerinin, motor ve duyusal periferik sinirlerin, sinir kas kavşağının ve kasın hastalıklarında kullanılabilen bir yöntem. EMG, herhangi bir fonksiyon kaybının ya da rahatsız edici bir nörolojik yakınmanın, beyin, omurilik, motor nöron, sinir kökü, periferik sinir, sinir kas kavşağı ya da kastan mı kaynaklandığını ayırt etmekte kullanılıyor.

HASTANIN ZAMAN KAYBINI ENGELLİYOR EMG incelemesinde risk oranı çok düşük. Doğru bir analiz, doğru tanıya daha hızlı ve zamanında ulaşmayı sağlıyor, hastanın gereksiz yere başka tetkiklerle uğraşmasını ve zaman kaybını engelliyor. EMG öncesinde hastanın, bulaşıcı hastalık, kan hastalığı, kanamaya neden olabilecek ilaç kullanma durumu, kalp pili kullanıp kullanmadığı konusunda doktoru bilgilendirmesi gerekiyor. Yöntem, yenidoğan bebekler dahil her yaş grubuna uygulanabiliyor. Bebeklerde kullanımında ise, en az üç haftalık bir sürenin geçmiş olması tercih ediliyor.

DİPNOT EMG Hangi Durumlarda Kullanılıyor?

• Boyun, omuz, kol, dirsek ve ele uzanan ağrı, • Parmak uyuşmaları, parmaklarda güç kaybı ve kas erimesi, • Bel, kalça-bacak ve ayağa uzanan uyuşma,

• Kol veya bacaklarda kas gücü kaybı ile oluşan kramplar, • Ellerde ve ayaklarda uyuşma ve yanma, • Çömeldiği yerden kalkamama, • Merdiven çıkmada zorlanma, • Düğme ilikleyememe, • Yüz felci, • Göz kapağı düşüklüğü.

• kasım-aralık 2014


senin bedenin

VİRÜSLERE KARŞI KORUnMAK SİZİn ELİNİZDE! Havaların soğuması ile birlikte hastalıklara yakalanma ihtimali de artış gösteriyor. Özellikle grip gibi bulaşıcı hastalıklara karşı hem kendiniz hem de aileniz için önlem almak şart.

Kapalı ortamlarda daha çok bulunmak ve odaların ya da sınıfların havalandırılmaması, hem sizin hem de çocuğunuzun hastalıklara yakalanma ihtimalini artırıyor. Liv Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Alev Özsarı, Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnihal Sarman, grip ve çocuklarda bulaşıcı hastalıklardan korunma yollarını anlatıyor.

İSTİHARAT EDİLMELİ VE BOL SIVI TÜKETİLMELİ Grip, influenza virüsünün yaptığı viral bir hastalık. Virüs, yapısı nedeniyle sürekli genetik değişime uğrayan ve yeni şekillerde ortaya çıkan bir özellik taşıyor. Bu nedenle de binlerce grip virüsü bulunuyor. En bilinenleri ise H1N1, H5N1 virüsleri. Grip genellikle kendisini yüksek ateş, halsizlik, burun akıntısı, boğaz ağrısı ile gösteriyor. Gribi nezleden ayıran en belirgin özellik ise hastalarda yüksek ateş belirtisinin de görülüyor olması. Eğer kişilerin kronik hastalığı varsa ve bağışıklık sistemi güçlü değilse bu hastalık ölümcül olabiliyor. Tedavide antibiyotikler tam olarak işe yaramadığı için özellikle doktora danışılmalı ve ona göre tedavi yöntemi belirlenmeli. Grip olan kişi mutlaka istirahat etmeli ve bol sıvı tüketerek vücuttaki toksinlerin salgılarla atılmasını sağlamalı.

AŞI OLMAK ŞART! Grip, genellikle öksürük ile damlacıkların ortama yayılması ve bunların solunum yoluyla alınması şeklinde bulaşıyor. Bunun dışında temas ile de bulaşabiliyor. Böyle durumlarda sık sık ortamı havalandırmak ve fiziksel temastan kaçınmak gerekiyor. Gripten korunmak için en önemli yöntem ise aşı olmak. Grip aşısı eğer mümkünse her yıl yenilenmesi gereken bir aşı. Grip virüsü RNA virüsü olduğu için yapısı çok çabuk değişebiliyor, sürekli yeni virüsler ve yeni salgınlar ortaya çıkıyor. Bu nedenle her yıl aşılar da yenileniyor, yani bir grip aşısı ile ömür boyu bağışıklık kazanılamıyor. Her yıl bir önceki salgın

50


Yrd. Doç. Dr. Zehra Çağla Karakoç Liv Hospital İstanbul Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

yapan virüse karşı aşı yapılıyor. Grip yapan binlerce virüs bulunuyor ancak aşı sayesinde en tehlikeli olanlarına karşı önlem alınmış oluyor. Böylelikle grip olunsa dahi ağır bir şekilde geçirilmemiş oluyor.

ÇOCUĞUNUZU VİRÜSLERE KARŞI KORUYUN! Uzm. Dr. Gülnihal Sarman, çocukların yaşları itibariyle henüz bulaşıcı hastalıklara karşı bağışıklık kazanmadığını söylüyor. Bu nedenle çocukların bulaşıcı hastalıklara yakalanmaması için gerekli önlemlerin alınmasının önem taşıdığını kaydediyor. Ciddi hastalıklara karşı aşıların gelişmesiyle birlikte artık bulaşıcı hastalıklar daha çok virüs halinde görülüyor. Her sene üst solunum yolu virüsleri adeta sıraya girerek bir salgın biterken bir diğerini devreye sokar. Çocuğunuzun ard arda kaptığı bu viral enfeksiyonlar size ‘aralıksız bir hastalık’ gibi gelebilir. Aslında durum, süresi uzun bir hastalıktan çok, birbirini kovalayan virüs salgınları olarak seyrediyor. Sonbaharın ilk aylarında görülen RSV virüsü ve kışın tam ortasında bizi aile boyu yakalayan grip virüsüne karşı önlem alınması önem taşıyor.

Uzm. Dr. Alev Özsarı Liv Hospital İstanbul İç Hastalıkları Uzmanı

“ Grip virüsünün yapısı çok çabuk değişebiliyor ve her yıl yeni salgınlar meydana getiriyor. Bu nedenle de grip aşısının her yıl yenilenmesi gerekiyor.

Uzm. Dr. Gülnihal Şarman Liv Hospital İstanbul Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

sıklıkla görülüyor. O nedenle nezlenin ve gribin uzamış olduğu durumlarda çocuğun kulak şikayetleri de varsa ortak kulak iltihabına karşı mutlaka doktora gidilmesi önem taşıyor. Aşıların gelişmesiyle birlikte artık eskisi gibi kızıl, kızamık gibi hastalıklar görülmüyor. Ailelere üç senedir ülkemizde uygulanmakta olan menenjit aşısını çocuklarına yaptırmaları öneriliyor. Bu aşı dokuz ayın üzerindeki bebeklere ve her yaştaki çocuklara yapılabiliyor.

AİLELERİN B PLANI OLMALI Çocukları hastayken okula göndermek tedavinin gecikmesine neden olur. Bu durum çocuğun hem sınıf arkadaşlarını hem de servis arkadaşlarını tehlikeye sokabilir. Ard arda gelen enfeksiyonlarla dönem dönem çocuğunuz yorgun düşebilir. Yuvaların hasta çocukları almamaları diğerlerini koruma amaçlıdır. Bu nedenle özellikle yuvanın ilk senesi için bir B planı yapılmalı; çocuğa bakabilecek bir akraba veya yardımcı bulunmalı. Böylece çocuğunuz hastalığını daha hızlı atlatacak ve yuva arkadaşlarına bulaştırmayacak ve hastalığını kolay atlatacaktır.

ÇOCUKLAR NEDEN HASTALANIYOR? Çocukların kapalı ortamda bir araya gelmesiyle birlikte üst solunum yolu hastalıklarının bulaşmasında artış oluyor. Üst solunum yolları enfeksiyonlarında; konuşurken burun akıntısı, burunda dolgunluk, ateş, boğaz ağrısı, öksürük gibi belirtiler görülüyor. Öksürük 4-5 gün sürdükten sonra yavaş yavaş gerileyerek vücuttan balgam şeklinde atılmaya başlar. Eğer çocuk, 5-6 günde iyileşmiyorsa, ateşi daha da yükseliyorsa, halsizliği artıyorsa, iştahsızlık başladıysa ve öksürüğü artıyorsa, bu durumda mutlaka bir doktor tarafından görülmesi gerekiyor. Yine özellikle uzamış üst solunum yolu enfeksiyonlarında orta kulak iltihapları da

DİPNOT Grip Aşısı Olması Gerekenler

• 65 yaşın üzerindekiler • Hamileler (ilk üç aydan sonra) • Bebekler (altı aydan sonra) • Diyabet, kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları olanlar • Kemik iliği nakli olanlar • Bebek ve yaşlılara bakan kişiler • Sağlık personelleri • Çok yoğun çalışan ve istirahat etmeye zaman bulamayan kişiler • kasım-aralık 2014


KLİNİK

KOAH* YORUYOR

*Özellikle tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı ile

ortaya çıkan ve akciğerdeki hava yollarını tıkayıcı bir hastalık olan KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), tedavi edilmediği takdirde geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor.

H

ava yollarına ve hava keseciklerine giren zararlı gazlar ve maddeler yıllar geçtikçe bronşların ve hava keseciklerinin yapısını bozmaya başlar. Akciğerlerde ortaya çıkan bu tıkanıklıklar ve bozulmalar sonucunda kana oksijen geçişi azalır. Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece, vücudun oksijensiz kalması ile pek çok ciddi rahatsızlıkların doğabileceğini söylüyor.

İLK BELİRTİ ÖKSÜRÜK VE BALGAM Hastalar, öksürük ve balgamdan, kısa mesafeli yürüyüşte bile oluşan nefes darlığına kadar değişik belirtiler yaşayabiliyor. Hastalığın ilk belirtileri öksürük ve balgam, ancak hastaların çoğu sigara tiryakisi de oldukları için, öksürük ve balgamı önemsemeyebiliyor. Öksürük ve balgam çıkarma şikayetleri özellikle kış aylarında ve sabahları daha fazla oluyor. KOAH’lıların doktora başvurmasına neden olan esas şikayet ise öksürük ve balgama eklenen nefes darlığı ve hırıltılı solunum. Nefes darlığı önceleri sadece ağır eforlar sırasında ortaya çıkarken, giderek ilerleyici bir özellik gösterir ve nihayet en küçük hareketler bile nefes darlığına yol açmaya başlar. İleri dönemlerdeki hastalar odaları içinde yürürken, tıraş olurken, giyinip soyunurken, hatta yatakta dönerken bile nefes darlığı çekerler. İlerlemiş KOAH’lılarda dudak ve tırnaklarda morarma, boyun damarlarında dolgunluk, gözlerde kanlanma, bacaklarda şişlik gibi belirtiler de görülür. 52

EN KISA SÜREDE SOLUNUM TESTİ YAPTIRILMALI Hastalığın kesin teşhisinde solunum fonksiyon testi yapılıyor. KOAH’ın erken teşhisi için sigara içen ve 40 yaşını aşmış herkes, yılda bir kez solunum testi yaptırmalı. Solunum testi ile hem KOAH teşhisi konuyor hem de hastalığın şiddeti belirleniyor. KOAH tedavisi hastalığın şiddetine göre planlanıyor. Ayrıca tanıda bazı hastalarda akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi, arter kanında oksijen ve karbondioksit basınçları ölçümü, kanda antitripsin ölçümü, balgam incelemeleri, EKG testleri de yardımcı olarak kullanılıyor.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ KOAH tedavisinin temelini “sigarayı bırakmak” oluşturuyor. İlaçlar, hastalığın ilerlemesini önlemediği için sadece nefes darlığını azaltmak amacıyla kullanılır. KOAH’lı hastaların nefes darlıklarını rahatlatmak amacıyla kullanılan çok sayıda ilaç bulunuyor. Bunların bazıları solunum yoluyla alınıyor. Solunum yoluyla alınan ilaçların dozları ise çok düşük. Fakat ilaçlar direkt olarak solunum yollarına ulaştığı için etkileri çok kuvvetli. Ancak etkili olabilmeleri için doğru teknikle kullanılmaları gerekiyor. Bu cihazların nasıl kullanılacağı çok iyi öğrenilmeli. İlaçların dozu düşük olduğundan ve kullanılan dozun da çok az bir kısmı kana karıştığından yan etkileri yok denecek kadar az. Farmakolojik olmayan tedavi yaklaşımları ise, solunumsal rehabilitasyon


programları, oksijen tedavisi ve çok yeni olarak uygulamaya giren bronkoskopik valf yerleşimi gibi girişimleri içeriyor. Çok ağır KOAH’lı hastalar sürekli olarak günde en az 15 saat oksijen kullanmak zorunda. Kanda oksijen seviyesi tehlike sınırının altına inmiş olan hastaların uzun süreli oksijen tedavisi almaları; hem şikayetlerini azaltıyor hem de yaşam kalitelerini artırıyor. Çünkü KOAH’da ortaya çıkan sorunların önemli bir bölümü vücudun yeterince oksijen alamamasından kaynaklanıyor. Rehabilitasyon programlarının sonunda KOAH’lı hastalarda semptomlar azalır, egzersiz toleransı artar, yürüme ve benzeri fiziksel etkinliklerde artış olur, günlük yaşam etkinliklerini başarma yeteneği artar, anksiyete ve depresyon azalır, kendine güven duygusu artar ve yaşam kalitesi ile ilgili nesnel ölçütlerde artma meydana gelir ve dolayısıyla, sağlık giderlerinde de azalma sağlanmış olur.

KOAH İLE AKTİF YAŞAM KOAH ile aktif yaşam, pulmoner rehabilitasyon ile mümkün. Kişiye özel egzersiz programı, akciğer sağlığı, hastalıkları ve tedavileri ile ilgili hasta ve aile eğitimi, nefes darlığı ile baş edebilme yöntemleri, beslenme danışmanlığı, tedavisi gibi parametrelerin kişiyi destekleyici ve arkadaşça bir ortamda verilmesi temeline dayanıyor.

Prof. Dr. FERAH ECE Liv Hospital İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı

“ Rehabilitasyon programlarının sonunda KOAH`lı hastalarda semptomlar azalır, yürüme ve benzeri fiziksel etkinliklerde artış olur, günlük yaşam etkinliklerini başarma yeteneği artar.

cerrahi tedavi seçenekleri KOAH da cerrahi tedavi ve endoskopik girişimsel tedavi yöntemleri uygulanır. Liv Hospital Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Yuncu, “Cerrahi tedavi olarak, ileri derecede solunum yetmezliği olan olgularda ‘akciğer nakli’ iyi seçilmiş

• Solunum problemlerinden kaynaklanan yakınmaları ve gelişebilecek olumsuzlukları önlemek ve azaltmak, • Hastanın günlük yaşam aktivitelerini yapabilir hale gelmesine yardımcı olmak, • Fiziksel kapasiteyi iyileştirmek ve egzersiz kapasitesini artırmak, • Hastanın hastalığı ile ilgili endişe ve korkularıyla başa çıkmasına yardımcı

hastalarda yapılabilir. ABD, Kanada ve Avrupa’nın bazı merkezlerinde akciğer nakilleri düşük ölüm ve komplikasyon oranları ile başarılı bir şekilde yapılır. Ülkemizde de birkaç merkezde başarı oranı artarak, hızlı bir gelişim göstermektedir. Ancak akciğer nakli, sınırlı bir hasta grubuna yapılabilmektedir” diyor. Prof. Dr. Yuncu, “Kronik doku uyuşmazlığı, beş yıllık mortaliteyi çok yükseltir. Diğer cerrahi tedavi yöntemi ‘Akciğerlerin hacim küçültücü cerrahisi’ ameliyatıdır. Bu ameliyat, akciğer nakli bekleyen hastalarda, nakil öncesi bir seçenektir. Amaç, büyüyen akciğerlerin hacmini küçültmektir. En çok tahrip olmuş akciğer alanları açık veya kapalı ameliyat ile çıkarılır. Böylece akciğerin genişleme yeteneği, kapasitesi artar. Hastanın nefes darlığı belirgin bir şekilde düzelir. Ama bu iyi etkiler yaklaşık beş yıl sürer. Ameliyat sonrası mortalite ve komplikasyon (yüzde 60’a yakın) oranları yüksektir” diyor.

Endoskopik girişimsel tedavi

DİPNOT PULMONER REHABİLİTASYONUN HEDEFLERİ

Prof. Dr. Gökhan yuncu Liv Hospital İstanbul Göğüs Cerrahisi Uzmanı

olmak, Hastanemizde de uygulanan bu programın içeriğinde olanlar: • Kişinin aktivitesine göre belirlenen bir egzersiz programı • Nefes darlığı ile baş edebilme yöntemleri • Balgam atmaya yönelik yöntemler • Akciğer hastalıkları ve tedavileri ile ilgili hasta ve aile eğitimi • Beslenme danışmanlığı • Psikososyal danışmanlık • Sigarayı bıraktırmak ve bu konudaki programları uygulamak.

Prof. Dr. Yuncu, cerrahi tedavi yöntemlerindeki yüksek riskler nedeni ile ameliyatsız, girişimsel endoskopik hacim küçültme yöntemlerinin geliştirildiğini kaydederek, bu alanda teknolojik çalışmaların devam ettiğini sözlerine ekliyor. Bronkoskopik (endoskopik) hacim küçültücü işlemler arasında en çok uygulananları; “Endobronşiyal valf” ve daha yeni bir teknolojik ürün olan Hacim Küçültücü Sarmal (coil) sistemleridir. Bunlar en çok hava hapsi olan alanlara uygulanarak, onların sönmesine neden olarak akciğerler üzerinde küçültücü bir etki yaparlar. Bu yöntemlerin komplikasyon oranı ise çok düşüktür. Genel anestezi ile uygulanırlar ve hasta bir gece gözlenerek, ertesi gün taburcu edilebilir. • kasım-aralık 2014


KLİNİK

OBEZİTEye mahkum olma! Hareketsiz yaşam tarzı, çağın sorunu obeziteye davetiye çıkarıyor. Tabii ki aşırı kilonun getirdiği psikolojik sorunları da es geçmemek gerekiyor. Obeziteye bağlı hem fiziksel hem de ruhsal sorunların çözümü ise mümkün!

O

bezite ameliyatları tüp mide (sleeve gastrektomi) ve gastrik bypass olmak üzere ikiye ayrılıyor. Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hasan Altun, obezite cerrahisindeki son yöntemleri ve avantajlarını anlatıyor. Liv Hospital Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Asena Akdemir ise, obezite ile psikoloji ilişkisini anlatıyor.

AMELİYATLAR KAPALI YAPILIYOR Tekniklerin gelişmesi ve obezite cerrahisinde tecrübenin artmasıyla birlikte tedavi yöntemleri de gelişti. Bütün obezite ameliyatları tek delikle veya karın içine dört ya da beş delikle girilerek, kapalı yapılıyor ve böylelikle karın duvarı açılmıyor. Kapalı ameliyat yöntemi olarak laparoskopik yöntem veya robotik yöntem kullanılabiliyor. Hastalar ilk ay çok hızlı kilo veriyor, hastaların kilo verme süreleri ise bütün ameliyatlarda bir ila bir buçuk sene arasında devam ediyor. Tüp mide operasyonu yapılan hastalar fazla kilolarının yaklaşık yüzde 75’ini veriyor. Gastrik bypass olan hastalar ise fazla kilolarının yüzde 80-85’ini bir buçuk senede vermiş oluyor.

TÜP MİDE VE GASTRİK BYPASS Tüp mide yöntemi, yemeği kısıtlayıcı bir yöntem. Bu yöntem ile midenin yüzde 75’i çıkarılıyor ve geride tüp şeklinde küçük bir mide bırakılıyor. Gastrik bypass ise hem yemeği kısıtlayıcı hem de emilim bozukluğu yapan bir yöntem.

54

HASTALAR ÜÇ GÜN İÇERİSİNDE TABURCU EDİLİYOR Bütün ameliyatlarda hasta, genellikle üç gün içerisinde taburcu ediliyor. Ameliyattan sonra her iki yöntem için de geçerli bir diyet uygulanıyor. İki hafta sıvı yiyecekler, daha sonraki iki hafta da yumuşak ve püreli yiyecekler; bir ay sonra da katı yemekler tüketilmeye başlanıyor. Hastaların tek dikkat etmesi gereken şey katı yemeklerle birlikte, yemekten yarım saat önce ve yarım saat sonra su içilmemesi. Bunun dışında dikkat etmeleri gereken özel bir şey yok. Tüp mide ameliyatlarından sonra; bağırsaklarla alakalı herhangi bir işlem yapılmadığı için hastalara, ciddi bir vitamin ve mineral katkısı gerekmiyor. Gastrik bypass olan hastalar ise hayat boyu vitamin ve mineral takviyesi almak zorunda. Hangi hastaya hangi cerrahi yöntemin uygulanacağına hastanın alışkanlıkları ve doktorun kararı yön veriyor. Hastanın tatlı alışkanlığı, diyabeti, hipertansiyonu, kolestrol yüksekliği varsa


ve bunlar için çok fazla ilaç kullanması gerekiyorsa gastrik bypass yöntemi öneriliyor. Bu yöntem ile hasta daha iyi kilo veriyor ve diyabet gibi bazı hastalıklardan korunmaya başlıyor. Tüp mide ameliyatı, sadece mideye yapılan bir işlem olduğu için diğer operasyona nazaran daha kısa sürdüğü ve hastaya hayat boyu vitamin ve mineral takviyesi yapılmadığı için; tüm dünyada öncelikli olarak tercih ediliyor. Üstelik bu operasyondan sonra eğer istenirse hastaya gastrik bypass operasyonu da yapılabiliyor.

OBEZİTE EKİBİ VE BAŞARI ORANI Operasyondan sonra sık sık kontrole gelen hastalar daha başarılı sonuçlar alıyor. Liv Hospital obezite ekibi; psikolog, genel cerrahi uzmanı, endokrinoloji uzmanı, kardiyoloji uzmanı, beslenme ve diyet uzmanından oluşuyor. Hastaların diyetisyen ve psikolog kontrolünde kalmaları, grup terapilerine katılmaları da büyük yarar sağlıyor.

TERAPİSTE BAŞVURUN! Kilo sorununuzun nedenlerini araştırmadan, sadece diyetisyen yardımıyla

Doç. Dr. HASAN ALTUN Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı

kilo alıp vermeniz psikolojiniz üzerinde yaralar açabilir. Liv Hospital Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Asena Akdemir, kilo sorununun kökeninde psikolojik bozuklukların da yatabileceğini belirterek, “Uygunsuz yeme davranışınızın psikolojik kökenleri ya da psikolojinize yansımalarıyla ilgili bir terapiste başvurmak iyi bir başlangıç noktasıdır” diyor. Bu tarz tedaviler değişik sağlık alanlarının ortak çalışmalarını gerektiriyor ve uygun bir tedavi ekibi sorunun tekrarlamasını engelleyebiliyor. Bazı psikiyatrik bozuklukların kişilerde doğrudan kilo sorunuyla kendini gösterebildiğini unutmamak gerekiyor. Örneğin tıkınırcasına yeme bozukluğu, atipik depresyon. Bu hastalıklarda alınması gerekenden fazla gıda alımı söz konusudur. Bazı psikiyatrik bozuklukların belirtileri arasında hareketlerde azalma olabilir; örneğin şizofreni. Bu da kilo alımına yol açan bir hastalık. Psikiyatride kullanılan bazı ilaçların da iştah açıcı etkileri olabiliyor. Bu yüzden ilaç yan etkileriyle ilgili doktorunuzun sizi bilgilendirmesini mutlaka istemeniz gerekiyor. İlaçlar kendi başına kilo yapmaz. Ancak iştahta artışın uygun gıdaların alımıyla ve günlük hareket miktarının artmasıyla dengelenmesi gerekiyor. Bu konuda da psikiyatristinizin önerilerine uygun hareket ettiğinizde ilaç yan etkilerini en az şekilde yaşadığınızı göreceksiniz.

Prof. Dr. Asena Akdemir Liv Hospital İstanbul Psikiyatri Uzmanı

OBEZİTE İLE NASIL MÜCADELE EDERİM? Obezite ile mücadele uzun soluklu bir süreçtir. Asla aceleci ve gerçek dışı hedeflere sahip olmamak gerekir. • Birincil hedef ideal vücut kilosunu sağlamak değil, sağlıklı yeme ve davranış alışkanlıkları geliştirmek olmalı. • Yeme ve aktivite modelleri çoğunlukla öğrenilmiş davranışlardır ve değiştirilebilir. İdeal bir müdahale programında, davranışı belirleyen çevre düzenlenmeli. • Birey sahip olduğu davranışlarda yapacağı değişiklikleri küçük adımlarla yapmalı ve yapılan değişiklikler yürümeye başladığında yeni değişiklikleri gündeme getirmeli. • Yeme düzenini gözden geçirme, hareketsiz yaşantıyı değiştirme, hareketlilik seviyesini artırmaya (asansör yerine merdiven kullanma) çalışmalı. • Obezite kronik bir durumdur ve tedavi sonlandırıldığında elde edilen gelişmeler az olabilir, mücadeleye devam edilmeli. • Obezitenin tedavisinde sadece zayıflamaya yönelik tedaviler tek başına yeterli olmayacağı için, kişiyi aşırı yemek yemeye iten yeme bozuklukları, çeşitli depresyonlar gibi psikiyatrik sorunlar da ele alınmalı. Bu nedenle psikiyatri uzmanı bu tedavi programı içinde yer almalı. • kasım-aralık2014


KLİNİK

PREMATÜRELERE HASSAS BAKIM ŞART!

Zamanından önce doğan prematüre bebekleri çeşitli sağlık sorunları bekleyebiliyor. Ancak bu sorunları aşarak bebeğinizi sıcacık yuvanıza götürmek için biraz sabır biraz da farkındalık sahibi olmanız yeterli!

3

7 haftayı tamamlayamadan doğan bebeklere “prematüre bebek” adı veriliyor. Prematüre bebeklerde en önemli kriter ise bebeğin kaçıncı haftada doğduğu. Çünkü bebeklerin doğduğu haftaya göre yaşadığı sorunlar da değişiklik gösteriyor. 22-25 hafta arasında doğan bebekler, yaşama sınırında olan bebeklerdir. 26-30 hafta arasında doğanlara ileri derecede prematüre, 30-34 hafta arasında doğan bebeklere prematüre, 34-37 hafta arasında doğanlara ise geç prematüre bebek adı veriliyor. Prematüre bebeklerde bakımı anlatan Liv Hospital Yenidoğan ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman, prematüre bebeklerin taburcu edildikten sonra da takip edilmesi gerektiğini vurguluyor. Liv Hospital Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuğrul Altan ise, prematürede çok önemli bir konu olan prematüre retinopasi (ROP) hakkında bilinmeyenleri anlatıyor.

56

PREMATÜRE BEBEKLER HANGİ KONTROLLERDEN GEÇMELİ? Erken doğan bebeklerde, diğer bebeklerden farklı olarak yapılacak birtakım testler vardır. Bu testlerden en önemlileri duyu organlarına uygulanan testlerdir. 32 haftasını bitiren veya doğumdan sonraki ilk altı haftasını geçirmiş ama henüz daha 32 haftalık olmamış bebeklere ilk göz muayenesi yapılır. Sonrasında da bu takip belli aralıklarla tekrarlanmaya devam eder. Erken doğan bebekler taburcu olmaya yaklaştıklarında işitme testleri yapılır. Zamanında doğan bebeklere yapılan işitme testinden farklı olan ve BERA denilen bu test sırasında beyinde oluşan işitme dalgaları ölçülür. 25-26 haftalıkken doğmuş bebeklerde, bebek altı aylık olduğunda ise testin tekrarlanması gerekir. Bütün duyu organlarının gittiği merkez beyindir. Erken doğan bebeklerin beyinlerinin gelişimsel takipleri düzenli

olarak yapılmalıdır. Gelişimsel ve nörolojik takiplerde bebek, düzeltilmiş yaşına göre davranmıyor ise ileri beyin ve nörolojik takiplerinin mutlaka yapılması gerekir.

ANNE VE BEBEK ARASINDA CİLT CİLDE TEMAS OLMALI Prematüre bebeklerde hastane süreci uzun bir süreç olabiliyor. 26’ncı haftada doğmuş bir bebeğin hastaneden taburculuk zamanı en az 12 haftadır. O nedenle hastane sürecinde Liv Hospital’ın yaklaşımı ailelerle prematüre bebeklerini birbirleriyle tamamen kaynaştırarak tedavi etmektir. Annel ve babalara ünitenin kapıları her an açık, bebeklerini istedikleri zaman ziyaret etmeleri destekleniyor ve bebeklerinin yanında diledikleri kadar kalabiliyor. Bu, Liv Hospital Bebek Yoğun Bakımındaki birebir bebek bakım odaları sayesinde gerçekleşiyor. Büyüyen prematüre bebeklerin zamanında doğan be-


beklere göre anne- baba yakınlığına daha da ihtiyaç duydukları biliniyor. Kanguru bakımı dediğimiz cilt cilde temas sırasında anne veya baba hassas bebekleriyle diledikleri sürece beraber olabiliyor. Tabii bu sırada bebeğin monitör bağlantısıyla sürekli solunum, nabız ve ısı takiplerini yapıyoruz.

PREMATÜRE BEBEĞİ TABURCU EDERKEN SON DERECE DİKKATLİ OLUNMALI Hastaneden taburculuk süreci de bu bebekler için çok dikkatli bir şekilde yapılmalı. Hastanede yatış gereksinimlerinin bitmiş olması gerekiyor. Bebeğin hazır olduğuna kanaat getirirken bazı şartlar aranıyor: Bebek beslenmesini tamamen kendisi yapılabiliyor mu yani tüple beslenme ihtiyacı bitti mi? Bebek kendi ısısı kendisi koruyabiliyor mu? Bebeğin solunum sistemi kendi kendisini idare edecek düzeye geldi mi? Ve nefes durakları sona erdi mi? Anne veya bebeğe bakacak kişiler hazırlandı mı, eğitildiler mi? Bu kıstaslar değerlendirilerek, bebeğin taburcu olmasına karar veriyoruz. Bir prematüre bebeğin taburculuk planının yapılması yaklaşık bir haftayı bulabiliyor. Prematüre bebeklerin özellikle beslenmeleri el becerisi ve takip gerektirir. Aileleri 1 hafta süreyle ‘besleme antremanlarına’ alıyoruz. Ayrıca prematüre bebeklerin yutkunma ve solunum dengeleri hassas olduğndan boğulma riskleri daha fazladır. Çünkü henüz yutkunma mekanizması olgunluğa erişmemiştir. O nedenle taburcu etmeden önce boğulan bir bebeğe ailenin nasıl müdahale edeceğini bile öğretiyoruz. Bizim yoğun bakımımızdan son derece dikkatle taburcu edilen bebeklerin hastaneye tekrar hasta olarak geri dönüşleri bir yıl içerisinde bir iki vakadan fazla değil. Geri yatışların neredeyse olmaması bakım kalitemizin bir göstergesidir.

EVDE PREMATÜRE BEBEK BAKIMI Evde prematüre bebek bakımını ailelere öğretmekle birlikte bebekleri taburcu olduktan sonra sık sık takip etmemiz gerekiyor. Henüz takip edilmesi gereken testleri ve gelişim takipleri var. Evde nelere dikkat edileceğini ailelere anlatıyoruz. Örneğin bebek kış aylarında taburcu oluyorsa grip ve diğer üst solunum yolu virüslerinin

Doç. Dr. Tuğrul Altan Liv Hospital İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı

“ Prematüre retinopatisinde ilk görev yenidoğan yoğun bakım ünitesinde bebekle ilgilenen hekime düşüyor. DİPNOT ROP TEDAVİSİ NASIL İLERLİYOR?

Diyot lazer tedavisi birçok bebekte olumlu etki gösteriyor. Fakat özellikle bazı tip ROP hastalarında yeterli olmayabiliyor. Arka zonda başlayan ve agresif seyreden ROP hastalıklarında son 3-4 yıldır göz içi enjeksiyon yoluyla verilen ilaçlar da kullanılıyor. İlaçların yararı anormal damar üremesini hemen önleyici bir şekilde etki yapması. Genelde ilaç tedavisi ile birlikte lazer tedavisi uygulayarak tedavinin tamamlanması tercih ediliyor. Tercihen yeni doğan yoğun bakım ünitesinde damla anestezisi ile muayene yapılıyor. Muayene aşamasında öncelikle bebeklerin her iki gözüne ikişer kez göz bebeği büyütücü damlalar damlatılıyor ve bir saat bekleniyor. Muayene esnasında retinanın ön kısımlarını değerlendirmek önemli. İleri derecede olan evre 5 ROP’te henüz dünyada başarılı bir tedavi bulunmuyor. Evre 4 ise cerrahi ile tedavinin ibaşarı oranları daha yüksek. Ama yine bebeklerin evre 4 e ve evre 5 e geçmemeleri için her türlü önlemin alınması ve erken muayene yapılması gerekiyor.

Uzm. Dr. Gülnihal Şarman Liv Hospital İstanbul Yenidoğan ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı

geçmemesi için neler yapılması gerektiğini anlatıyoruz. Ailede fertlerin aşılarını kontrol ediyoruz. Koza stratejisi denilen bu yaklaşımla evdeki bireylere grip ve/veya karma aşısı yaparak, prematüre bebeği ‘adeta koza’ gibi korumaya alıyoruz. Bebekler hastaneden taburcu edilirken henüz göz muayeneleri ve işitme testleri bitmemiş oluyor. Bütün bu testleri ve bebeğin gelişimini biz doktor ekibi olarak koordine ediyoruz. O nedenle yakın takiplerimiz hastaneden çıktıktan sonra da aileyle birlikte süregeliyor. İlk haftalar için ailelere bir beslenme ve sindirim takip çizelgesi veriyoruz ve o çizelgelerle bize gelmelerini istiyoruz. En önemlisi de bu bebeklerin ömür boyu toplumumuza kazandırılmış sağlıklı bireyler olmalarını sağlamak. Bizim gözümüzde daha önemli bir şey yok.

TEDAVİDEN SONRA KONTROLE GELİNMELİ Mİ? Doğumdan sonra gelişen damarsal gelişim, anormal damar üremeleri ile birlikte sinir tabakasının yerinden kayması, Prematüre retinopatisi (ROP) oluşumu ile sonuçlanabiliyor. 35 haftanın altında doğan bebeklerde prematüre riski bulunmasına rağmen ROP riski en fazla 1200 gramın altında ve 32 haftanın altında doğan bebeklerde mevcut. ROP tedavisi gören bebeklerde ileri yaşlarda şaşılık ve miyopi gibi hastalıklar da görülebiliyor. Doç. Dr. Tuğrul Altan, bebeklerin mutlaka tedavi yapıldıktan sonra, hatta tedavi edilmeyen bebeklerin de düzenli olarak bebeklik ve çocukluk döneminde kontrol altında bulunmaları gerektiğini söylüyor. Şaşılık göz tembelliğine neden olan önemli bir komplikasyon. ROP’un yaptığı yapısal değişiklikler üzerine göz tembelliği de eklenirse çocukta ciddi görme kayıpları ortaya çıkabiliyor. Ayrıca bu bebeklerde özellikle yüksek miyopi daha sık görülüyor. Bu da okul çağındaki başarıyı etkileyebiliyor. Bu nedenle mutlaka çocuklar muayene edilmeli ve miyopi varsa gözlük kullanmalı. • kasım-aralık 2014


KLİNİK Lösemi, kanımızda bulunan akyuvarları etkileyen bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Çocukluk çağındaki kanser vakalarının üçte birini oluşturur ve erken teşhis için ailelerin farkındalığının artırılması önem taşır.

LÖSEMİden kurtulmak L

mümkün

ösemi, her 25 bin çocukta bir görülüyor. Akut Lenfoblastik Lösemi (ALL) çocuklarda en sık görülen lösemi tipidir. Akut Miyeloid Lösemi (AML) ise daha nadir bir tipidir. Liv Hospital Çocuk Hematoloji-Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Hilmi Apak, lösemi hastalığı hakkında aileleri bilgilendiriyor. Liv Hospital Çocuk Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç Dr. Şafak Karaçay ise, lösemi tedavisinde cerrahinin yerini tartısıyor.

VÜCUT KENDİNİ SAVUNAMIYOR Lökositler, bakterilere ve virüslere karşı, vücudumuzun savunmasını düzenleyen hücrelerdir. Bunların belli bir yaşam modeli ve yaşam süreleri bulunur. Lökositler yaşam sürelerini doldurdukları zaman yaşlanıp yerlerini daha genç hücrelere bırakırlar. Fakat lösemi dediğimiz hastalıkta bu hücreler ölümsüzlüğü öğreniyor ve aşırı bir şekilde çoğalmaya başlıyorlar. Çoğaldıkları zaman insanların kalabalıklaşarak sokağı doldurması gibi bu hücrelerde kan damarlarını dolduruyor, organlara yayılıyor ve tıkanma yapıyor. Bu şekilde akciğerlerde ve damarlarda

58

diğer hücrelerin besinlerini, oksijenlerini tüketiyorlar. Hastalık daha çok bir enfeksiyon sonucunda, bir bağışıklık sistemi hastalığı olarak ortaya çıkar. Lökositlerin kontrolsüz çoğalması sonucu vücut kendini savunamayacak hale gelir, alyuvar ve trombosit gibi diğer kan hücrelerinin görevini aksatmasına yol açar. Hasta lösemi olursa kemik iliğinde alyuvar üretimi azalır ve hastada kansızlık ortaya çıkar. Çok artarsa trombositler azalır. Vücudumuzu kanamaya karşı koruyan pul şeklindeki hücreler olan trombositler azaldığında ise kolay kanama ve vücutta morarma gibi belirtiler ve ateş belirtileri de ortaya çıkabilir. Bunun yanında eklemlerde romatizmayı taklit eden bulgular olabilir. Beyinde çoğalırsa havale olarak ya da yüz siniri felci olarak da ortaya çıkabilir.

BELİRTİLER DİKKATLİCE GÖZLEMLENMELİ Lösemi belirtilerine benzer şikayetler her yaşta çocukta kolayca görülebileceği için ailelerin panik olmak yerine belirtileri dikkatlice gözlemlemeleri


Prof. Dr. Hilmi Apak Liv Hospital İstanbul Çocuk Hematoloji ve OnkolojiUzmanı

gerekir. Her çocuğun burnu kanayabilir ya da bacaklarında morluklar oluşabilir. Dikkat edilmesi gereken ise şikayetlerin ne kadar uzun süre devam ettiği olmalıdır. Örneğin, çocuğun burnu nezle olduğunda birkaç gün ve arada sırada kanayabilir. Ancak kanama daha uzun devam ediyorsa doktora gitmek gerekir. Bunun dışında 10 günden fazla süren ve düşürülemeyen ateş, vücut morluklarında artış ve morlukların bir türlü geçmemesi gibi durumlarda da çocukların doktor kontrolünden geçmeleri gerekir. Anormal bir durum saptanırsa; karaciğer büyüklüğü, koltuk altı, boyun ve kasıklarda beze oluştuysa, lenf bezlerinde büyüme oluyorsa ve kan sayımlarında şüpheli bir durum olursa doktor hastayı Hematoloji Bölümü’ne sevk ediyor.

TEŞHİS VE TEDAVİ Lösemiden şüpheleniliyorsa öncelikle bir kan sayımı ve mutlaka mikroskop incelemesi yapılır. Şüpheli bir durum varsa o zaman kemik iliği alınarak inceleme yapılıyor. Patoloji laboratuvarında yapılan incelemeye göre çocuk lösemiyse, bunun hangi tip olduğunu anlamak için kemik iliği birkaç testten daha geçirilir. Kortizon ilaçları tedavinin en önemli kısmını oluşturuyor. Eğer bir akut lösemi kortizon tedavisine iyi cevap veriyorsa, diğer kemoterapi ilaçlarına cevap verme olasılığı da artıyor. Tedavi takibinde iki şeye dikkat ediliyor. Birincisi, hangi tip lösemi olduğu, ikincisi ise tedaviye verdiği cevap. Tedavi için dünya çapında kullanılan belirli protokoller bulunuyor. Hasta başlangıç döneminde hastanede daha yoğun olarak kalıyor. Çünkü hastaların bağışıklık sistemi düşük olduğu ve kan verme ihtiyacı olduğu için, göz

Yrd. Doç. Dr. Şafak karaçay Liv Hospital İstanbul Çocuk Cerrahisi Uzmanı

önünde olmaları gerekiyor. Ayakta tedavi ile birlikte tedavi toplam iki yıl sürer. Hasta iki yıl boyunca hastalığın nüksüne karşın yakın takip altında tutulur. Tekrarlama durumu olduğu zaman hastalara daha yoğun bir kemoterapi uygulanır ve gerekirse de kemik iliği nakli yapılır.

KEMİK İLİĞİ NAKLİ İLK TERCİH DEĞİL Kemik iliği nakli lösemide ilk tercih olmuyor. Kemik iliği nakli hastadaki hücre tipine, tedaviye verdiği cevaba ve nüksedip nüksetmeme ihtimaline göre tercih edilir. Başlangıçta kemoterapi, kemik iliği naklinden daha etkili oluyor. Kemoterapi daha sonra etkisiz kalırsa, o zaman kemik iliği nakline doğru yol alınıyor. Kemik iliği naklinde, hastanın kemik iliğini sıfırlayacak kadar yüksek dozda kemoterapi verilir. Daha sonra, önceden bulunan uygun vericiden alınan sağlam kemik iliği, hasta çocuğa uygun şartlarda verilir. Genellikle akrabalardan alınan kemik iliğiyle yapılan nakil daha başarılı olur. Ancak, akraba dışı uygun kemik iliği nakli de başarılı sonuçlar verir.

Lösemide Radyoterapinin Kullanımı Son yıllarda, farklı kemoterapik rejimlerin gelişmesi ile birlikte, radyoterapinin de lösemideki kullanım alanında azalma oldu. Ancak belli koşullarda gerekli olursa, koruyucu amaçlı beyin ışınlaması yapılabiliyor. Diğer tedavilere cevap vermemiş, beyin ve omurilik metastazlarında da radyoterapi kullanılıyor. Diğer tedavi yöntemlerinden netice alınamamışsa, radyoterapi kurtarıcı bir yöntem olarak kullanılabiliyor. Ancak eskiye göre daha az kullanım söz konusu.

Uzm. Dr. Tayfun hancılar Liv Hospital İstanbul Radyasyon Onkolojisi Uzmanı

“ Lösemi belirtilerine benzer şikayetler her yaşta çocukta kolayca görülebileceği için ailelerin panik olmak yerine belirtileri dikkatlice gözlemlemeleri gerekiyor.

DİPNOT TÜMÖRLER METASTAZ YAPMIŞSA…

Çocukluk çağında lösemilerin tedavisi, kemoterapi ve uygun donör varlığında kemik iliği naklidir. Liv Hospital Çocuk Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Şafak Karaçay, “Cerrahiye ihtiyaç, genellikle karın içerisinde , bağırsak tıkanıklıklarına yol açan veya testislere sıçrama yapan tümörlerde duyulur” diyerek şunları söyledi: “Yapılacak olan tedavi, sıçramış tümörün ve etkilenmiş organın çıkartılması ve tümör kütlesinin küçültülmesidir. Yine cerrahi tarafından merkezi damarlara yerleştirilecek kateter ve port gibi özellikli materyaller, ilaç tedavilerinin sorunsuz, çocuğa acı vermeden ve strese yol açmadan verilmesini sağlar. Bu kateterler her seferinde çocuğun ayrı damarlarından kan alınması yükünü ortadan kaldırır.”

• kasım-aralık 2014


KLİNİK

LENF BEZleri ihmale gelmez Lenfadenopati yani lenf bezlerinde büyüme fark eden kişilerin bu durumu ihmal etmemeleri ve mutlaka bir doktora görünmeleri öneriliyor.

H

er lenf bezi büyümesi kötü niyetli değildir. Lenf bezleri vücuttaki atık molekül ve hücreleri toplar. Ayrıca bağışıklık hücrelerini barındırır. Dolayısıyla özellikle viral veya bakteriyel infeksiyonlar seyrinde lenf bezleri büyüyebilir. Liv Hospital Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Kalayoğlu Beşışık ve Liv Hospital Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Meltem Topalgökçeli Selam, lenf bezi büyümeleri hakkında bilgi verirken, bu büyümelerin hangi durumda masum hangi durumda tehlikeli olabileceklerini anlatıyorlar. Lenfadenopati (lenf bezlerinin şişerek büyümesi) muhakkak doktor tarafından değerlendirilmeli. Lenf bezi büyümeleri değerlendirilirken, lenf bezinin büyüklüğü, kıvamı, ısısı, rengi, ağrısı olup olmadığı ve lokalizasyonu göz önüne alınmalı. Yapılan bir çalışmada lenf bezi büyümeleri olan hastaların yüzde 84’ünde nedenin tümör ilişkili olmadığı, yüzde 16’sında tümör kaynaklı olduğu bildiriliyor. Lenf bezinin ağrılı olması tümör tanısını geri plana iter. Kasık bölgesi, çene altı, kulak arkası bölgelerinde, yumuşak, oynak lenf bezi büyümeleri

60


Prof. Dr. Sevgi Kalayoğlu Beşışık Liv Hospital İstanbul Hematoloji Uzmanı

genellikle kötü niyetli değildir.

LENF BEZİ TÜMÖR NEDENİYLE BÜYÜYEBİLİR Lenf bezinin kendi tümörlerine “lenfoma” ismi verilir. Kemik iliğinde üretilen lenfosit isimli kan hücresinin öncelikle lenf bezlerinde olmak üzere çok çeşitli organ veya dokularda birikerek oluşturduğu hastalıktır. Lenfoma, Hodgkin lenfomalar ve Hodgkin dışı lenfomalar diye ikiye ayrılır. Çoğu hastada lenfomaya yol açan neden bilinemez. Hücre çekirdeğinde “mutasyon” olarak isimlendirilen DNA değişiklikleri hücrenin çoğalmasının kontrol edilemez hale gelmesine yol açar. Çok nadiren bazı ailelerin birden çok bireyinde lenfoma gözlenebilir. Lenf bezine kan yoluyla gelen başka organ hücrelerinin birikerek yaptığı büyümeye ise “metastaz” denir. Hangi organ tümöründen kaynaklandığı belirlenemeyen bu tümöral yayılmalar lenf bezi dışında başka organlara da olabilir. Metastaz yapmış ancak hangi organda olduğu belli olmayan kanserlerin yüzde 20’sinde hasta lenf bezi büyümesi ile doktora başvurur.

LENF BEZİNİN BÜYÜMELERİNDE KESİN TANI NASIL KONULUR? Lenf bezi büyümesi fiziksel muayene ile değerlendirilir. Ön planda infeksiyon testlerine yönelik olmak üzere çeşitli kan testleri, görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Hastalar

Uzm. Dr. Meltem topalgökçeli Selam Liv Hospital İstanbul Tıbbi Onkoloji Uzmanı

infeksiyon hastalıkları, kulak burun boğaz uzmanları, üroloji uzmanları, ağız ve diş sağlığı doktorları, cilt hastalıkları uzmanlarınca ilk muayeneleri sonrası değerlendirilmeye alınırlar. Ancak lenf bezi büyümelerinde kesin tanı biyopsi ile konulur. Bu amaçla önce muayene sırasında ele gelen en büyük ve tümör olma olasılığı en yüksek bölgedeki lenf bezi seçilir. Lenf bezi büyümesi olan hastalarda lenf bezi büyüme bölgesine göre metastaz yapmış organ tümörü tahmin edilebilir.

LENF BEZİ BÜYÜMELERİ İHMAL EDİLMEMELİ Bazı bölgeler masum lenf bezi büyüme bölgelerinde de olsalar, maalesef bir tümörün metastazı nedeniyle de büyümüş olabilirler. Basit bir lenf bezi büyümesi olarak görünen ve masum bölgede olan lenf bezi büyümesi bazen kanserin ilk belirtisi olabilir ve ihmal edilmemesi gerekir.

DİPNOT

?

LENF BEZİ BÜYÜMESİ NE ZAMAN ARAŞTIRILMALI

• Çene altı bölgesi ve kasık bölgesinde lenf bezi büyümeleri bir santim üzerinde ise diğer bölgelerde her şekilde lenf bezi büyümesinin araştırılması gerekir. • Bazen açıklanamayan kaşıntı, öksürük, bacaklarda şişme, bel ve karın ağrısı, lenf bezi büyümelerinin yaptığı bası ilişkili olabilir. • Lenf bezi büyümesi ve ateş varsa mutlaka hekim muayenesi gerekir. • Lenf bezi büyümesi, kilo kaybı, şiddetli terleme ve ateş varsa mutlaka hematoloji veya onkoloji uzmanına gidilmeli.

“ Yapılan araştırmalar, lenf bezi büyümeleri olan hastaların yüzde 84’ünde nedenin tümör ilişkili olmadığını, yalnızca yüzde 16’sında tümör kaynaklı olduğu gösteriyor.

• kasım-aralık 2014


İŞTE SAĞLIK

kış rehberi

Kışı sağlıklı ve pırıl pırıl geçirmenin yollarını keşfedin.

S

ağlıklı bir hayat için en önemli etken doğayla iç içe, uyum içinde yaşamak. Fakat diğer yandan modern dünyaya da ayak uydurmak gerekiyor. Kış mevsimi , en az yaz mevsimindeki kadar sağlıklı olma zorunluluğunu getiriyor. Peki kış aylarında bu dengeyi nasıl kuracağız? Liv hekimleri, kışın beslenmeden, diş sağlığına, kara kışa bağlı olarak gelişen düşme ve ortopedik travmalardan, mevsimsel aşılara kadar birçok püf noktasını ele aldı. Liv Hospital Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ayhan Kılıç, Check-Up ve Sağlıklı Yaşam Kliniği’nden Uzm. Dr. Eren Eroğlu, Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği Uzmanı Dt. Fırat Dağcıoğlu, Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Serap Güzel kışa dair tüyolar veriyor.

i i

62

Doç. Dr. Ayhan Kılıç Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

kaygan zemine dikkat!

Kışın gelmesiyle beraber yağmur, kar gibi doğa olayları ile karşılaşıyoruz. Zeminin kayganlaşmasına neden olan bu doğa olaylarından ucuz kurtulmak için bazı tekniklere dikkat etmek gerekiyor. Ufak bir düşme, çarpma, sendeleme bile başımızın derde girmesine yol açıyor, hatta el, bilek kırıkları ile karşılaşabiliyoruz

peki NE yapmalıyız?

• Dokulardaki şişmenin artmasını ve ağrının dayanılmaz olmasını beklemeden en yakın hastanenin acil ünitesine müracaat edilmeli. • Bu süreçte herhangi bir yiyecekiçecek alınmamasına özen gösterilmeli. • Radyografik incelemeler sonucunda sıklıkla el bileğini teşkil eden iki uzun kemiğin eklem yüzlerinde veya karpal dizi kemikleri denen sekiz küçük kemikte kırığa rastlanılabileceği gibi anatomik konumlarının değişmesi ile gelişen çıkıklar saptanabilir. • Yapılan muayenelerde kemiksel yapının sağlam olması yaralanma düzeyinin hafif olarak belirlenmesine yetmeyebilir. Çünkü el ve el bileği çevresindeki bağ yaralanmaları da oldukça ciddi problemlere yol açabildiğinden dikkatle tedavi edilmeli. • Mutlaka ikincil değerlendirme olmalı. Ayrıca bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik alan görüntüleme (MRG) veya el bileği artroskopisi gibi ek girişimlere gerek duyulabilir. • Tedavinin başarısı ve süresi; yaralanmanın basitliğine değil, sonrasındaki yaklaşımın uygunluğu ve mükemmeliyetiyle ilişkilidir.


Uzm. Dr. Eren Eroğlu Liv Hospital İstanbul Check-up ve Sağlıklı Yaşam Kliniği Uzmanı

AŞILARINIZI UNUTMAYIN

Mevsimsel grip aşınızı olmayı ihmal etmeyin. Bunun yanında kronik hastalığı olanlar, 65 yaş üstündekiler pnömokoksik zatürree aşısını da yaptırmalı.

BOL GÜNEŞ IŞIĞI ALINMALI

Kışla birlikte mevsimsel ruhsal çökkünlükler yaşayabiliyoruz. Toplumun yaklaşık yüzde 25’i kış mevsiminden bir şekilde etkilenirken yüzde 5’i de depresyona giriyor. “Mevsimsel duygu durum bozukluğu” da denilen kış depresyonuna sebep, günlerin kısalıp güneş ışığının azalması. Beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler nedeniyle çoğunlukla kilo artışı ortaya çıkıyor; bu da kendine güveni azaltarak depresyonun derinleşmesine sebep oluyor. Çözüm yeterli gün ışığı almak ve egzersiz yapmak. Açık havada yapılan egzersizler en faydalı olanı fakat kapalı alanlarda yapılanlar da fayda sağlıyor.

CİLDİNİZE ÖZEN GÖSTERİN

Soğuk havalar ve rüzgar bir anda cildinizi yıpratıp dudaklarınızı çatlatabilir. Dirsekleriniz kurumuş ve kaşınıyor ya da yüzünüzün iyi görünmediğini düşünüyorsanız alacağınız kış önlemleri size fayda sağlayacak.

Dt. Fırat Dağcıoğlu Liv Hospital İstanbul Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği

kar gibi bembeyaz bir gülümseme

Diş Taşı Temizliği: Diş taşları, dişlerin üzerinde yemek artıkları ve tükürüğün birleşerek oluşturduğu plak tabakasının sertleşmesiyle oluşur. Dişetleri hizasında ve dişetlerine doğru birikerek dişetlerinde şiş, kırmızı, sağlıklı olmayan bir görünüm yaratır. Renkli yiyecek ve içeceklerle de renklenen dişlerimiz, fırçalasanız bile dişlerinizin koyu renk ve kirli görünmesine sebep olur. Diş taşı temizliği ile dişleriniz üzerindeki birikintiler uzaklaştırılarak dişleriniz temiz ve doğal rengindeki görünümüne kavuşur. Beyazlatma: Dişlerinizin doğal diş renginden daha açık renge gelmesi için uygulanan işlem; dişe zararı olmayan, dişi aşındırmadan dişte renklenmeye sebep olan pigmentlere yönelik yapılan bir yöntem. Ön Bölge Estetik Dolgular: Ön bölgedeki sağlıksız ve estetik olmayan görüntüleri elemine eden bir işlem. Bonding İşlemi: Hastaların estetik problemlerine kısa sürede çözüm getiren, genellikle tek bir seansta bitirilen işlem. Laminate Veneer: Laminate veneerlar, dişlerin sadece üst yüzeyine uygulanan çok ince porselen tabakalar. Üstelik çok ince olması sebebiyle de dişetlerini irrite etmiyor ve doğal diş estetiği yakalayabiliyor. Full Porselen Kuronlar: İçeriğinde metal olmaması sebebiyle geleneksel metal alt yapılı porselen kuronlara uygulanan alternatifolan estetik bir yöntem.

Uzm. Dyt. Serap Güzel Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı

KIŞ için beslenme tüyoları

Kışın havaların soğumasıyla beraber enerji ihtiyacımız da artar ve böylece kolayca kilo alır hale geliriz. Enerji tüketimi önemli, havaların soğuması enerji ihtiyacımızı artırsa da yine de bizim belli bir kaloride kalmamız gerekiyor. Kışın soğuyan havalar nedeniyle kapalı ortamlarda daha çok vakit geçiriyoruz dolayısıyla hareket azalıyor. Fakat kışın da sağlıklı kalabilmek için yapmamız gereken bazı şeyler var: • Haftada 2 buçuk, 3 saat kardiyo yapmalısınız. Bu saati artırarak, 5 saate kadar çıkarabilirsiniz. • Kilo kontrolü için kardiyonun yanı sıra kuvvet egzersizleri de tercih edebilirsiniz. • Ayrıca vitamin ve mineral ihtiyacınızın arttığı kış mevsiminde bağışıklık sisteminizi kuvvetlendirmek için bol antioksidan içeren meyveler ve sebzeler tüketmelisiniz. • C vitamini içeren portakal, mandalina, greyfurt; A ve C vitamini içeren yeşil yapraklı sebzeler, havuç, brokoli vb kış sebzelerini bol tükettiğinizde yeterince vitamin almış olursunuz. Bu konuda tek dikkat etmeniz gereken şey her meyveyi ve sebzeyi mevsiminde tüketmek… • Günlük sebze ve meyve tüketiminiz en az beş porsiyon olmalı. • Yediğiniz salatanın içinde her renk olmalı. Genelde havuç şekerli olduğu için pek tercih edilmez ancak havuç A vitamini ve posa kaynağı bu nedenle her gün küçük bir boy havuç yemek A vitamini ihtiyacınızı karşılar. • Bütün besin gruplarından beslenmelisiniz. • Her gün bir protein grubu tüketmelisiniz. Kardiyovasküler hastalığınız varsa kırmızı eti fazla tüketmek yerine balık, tavuk, kuru baklagiller yemeniz daha sağlıklı olacaktır. • Haftada iki defa kırmızı et, iki defa balık ve iki defa da kuru baklagiller ve bir defa da tavuk yiyebilirsiniz. • Kışın sıcak içecekler içme ihtiyacınız da artar, çay ve kahve yerine doğal bitki çayları tercih edebilirsiniz. • Kışın su tüketimi de azalır. 2 buçuk, 3 litre su içmenin kilo vermeye katkı sağladığını da unutmamalısınız.

• kasım-aralık 2014


KLİNİK

OBEZİTEye karşı

acil eylem planı

Dyt. Müge Özturna Liv Hospital Ankara Beslenme ve Diyet Uzmanı

T

üm dünya biliyor ki! Normal kilonuzun üzerinde olduğunuz zaman ilk etapta hafif şişman grupta yer alırsınız. Akabinde de Beden Kitle İndeksi (BKİ) aracılığıyla, boyunuzun kilonuza olan oranını hesapladığınızda 30’un üzerine çıktıysanız ‘obez’ olarak tanımlanırsınız. Liv Hospital Ankara Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Özturna, “Kişi doğru beslenmediğinde ya da metabolik bir hastalığa sahip olduğunda aldığı kaloriyi yeterince harcayamadığı ve bunu vücudunda stokladığı için kuşkusuz obezitenin pençesine düşer” diyor. Pek çok sağlık problemine davetiye çıkaran bu problemden korunmak ise mümkün. Bunun için öncelikle yaşam koşullarını düzenlemek gerekiyor. Peki, obeziteden korunmak için tam anlamıyla ne yapmamız gerekiyor? İşte o yanıtlar…

64

• Öncelikle çocukluk çağında doğru beslenilmeli. Bu konuda ağırlıklı olarak ebeveynler çocuklarına örnek teşkil etmeli. • Aileler market alışverişine dikkat etmeli. Kesinlikle taze sebze ve meyve tüketmeli, hazır gıdalardan uzaklaşmalı, şekerli ürünlerden kaçınmalı, işlenmiş ürünlerden uzak durmalı. • Spor yaşam biçimi olarak benimsenmeli. Haftada üç gün 45-50 dakika tempolu bir şekilde yürüyüş yapılmalı. Yürüyüş yaparken, konuşulabilecek bir tempo tercih edilmeli. • Beslenme sisteminde basit şekerleri içeren karbonhidratlar tercih edilmemeli. Bunun yerine ara öğün olarak meyveli yoğurt ve bir porsiyon meyve tercih etmek de çok daha uzun süre tokluk sağlar. • Ekmek tamamen hayattan çıkarılmamalı. • Protein tüketilirken, yağ miktarına ve pişirme tekniklerine dikkat edilmeli. Izgara, fırın ya da haşlama yöntemleri kullanılmalı. • Haftada üç gün mutlaka beyaz et (tavuk, balık, hindi) tüketilmeli. • Kırmızı et de tüketilmeli. • Katı yağlar yerine zeytinyağı, fındık yağı gibi yağlar tercih edilmeli. Omega 3 ve Omega 6 denilen kısa zincirli yağ asitlerinden zengin yağlar tercih edilmeli. • Kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suyu içilmeli ya da taze meyve tüketilmeli. • Günde dört beş öğün posalı sebze ve meyve yenilmeli. • Su tüketimi kişiye özgüdür. Bunun için suyun kilogram başına 30 CC şeklinde hesaplanması gerekli. Örneğin 100 kilo olan bir insan üç litre su tüketmeliyken 50 kilo olan bir kişi bir buçuk litre su tüketmeli.


İŞTE SAĞLIK

misafirlerimizden

mektuplar Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hakan Oruçkaptan’a, ve tüm hemşirelerinize teşekkürler. Misafir Hizmetleri’nin güler yüzünden dolayı Derya Çil Pembeci’ye teşekkürler.

Aldığımız hizmetten çok memnunuz. Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Tayfun Hancılar, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Meltem Topalgökçeli Selam ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Şule Karaman iyi ki varsınız. Çok teşekkürler. Melek yüzlü Sevtap Hanım, Yeşim Hanım ve Sevgi Hanım sayesinde ev konforunda bir hizmet aldık. Hepsine teşekkürler.

Yüksel Erguvan Zeynep Kalay

İbrahim Sıgan

Mirian Gıgauri

Gürcistan’da dört kez ameliyat oldum fakat durumum git gide ağırlaştı. Ülkemdeki doktorlar beni artık tedavi edemeyeceklerini söyledi. Daha sonra bir tesadüf eseri çok değerli bir doktor olan ve hayatımı kurtaran Liv Hospital Tıbbi Direktörü ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu ile tanıştım. Kendisi çok başarılı bir tedaviyle ameliyat bile etmeden beni sağlığıma kavuşturdu. Çok mutluyum, şükranlarımı sunuyorum.

Gülseren Üner

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Cem İyibozkurt’a ilgisinden dolayı çok çok teşekkür ediyorum. Bulunmaz ve kaybedilmemesi gereken değerli bir hekim.

Arbil Çelen Yuca

Biz iki senedir pek çok sebeple hastanenize geldik. İlk sebep eşimin omuz ağrısıydı. Yrd. Doç. Dr. Taner Bekmezci’den aldığımız bilgiler öyle tatmin ediciydi ki tereddütsüz hastanenizi başkalarına da tavsiye ediyoruz. Teşekkürler

Benimle ilgilenen başta güler yüzlü Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece’ye, tüm hemşirelere, işlemlerimle ilgilenen Kübra Hanım’a çok teşekkürler. İlgi, sabır, güler yüz ve işlerini severek, güzel ve doğru yaptıkları için çok memnun ve mutlu kaldım. ‘Allah hastaneye düşürmesin’ deriz ama düşürürse sizin ellerinize düşürsün. Liv ailesine yeniden teşekkürler.

Sibel Özak

Başta Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Sinan Berman olmak üzere bütün personele çok teşekkür ederim. Her biri çok özenli ve titiz çalışıyor. Hocam iyi ki varsınız. Sizin yetiştirdiğiniz öğrencileriniz de sizin gibi çok iyi ve güler yüzlüler. Sonsuz teşekkürler.

Kader Yalçın

Doktorumuz Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Uğur Haklar çok doğru bir kararla başarılı bir ameliyat geçirmemi sağladı. Doktorumdan diğer personellerinizden ve hizmetlerinizden çok memnun kaldım. Özellikle Oya hemşireye çok teşekkür ederim. • kasım-aralık 2014


Hayatın Tadı

sıra dışı hekimler Hem hastalarının her an yanlarında oluyorlar hem de özel ilgilerine zaman ayırıp kendilerini geliştiriyorlar. Liv Hospital hekim kadrosu, doktorluğun yanı sıra sanata ve spora olan ilgisiyle de öne çıkıyor.

“Yorucu Bir Günden Sonra En İyi Gelen İlaç, Zumba” İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Alev Özsarı dört yıl önce keşfettiği zumba sayesinde daha dinamik hissettiğini söylüyor.

G “Spor, kişiye pozitif enerji olarak geri dönüyor” Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Meltem Topalgökçeli Selam, basketbol oynamanın onu daha dinç tuttuğunu ve mesleğine olumlu yönde etki ettiğini belirtiyor.

B

asketbol oynamaya ilkokul yıllarında, boyum uzun olduğu için başladım ve zamanla ilgim arttı. Ortaokul ve lise yıllarında okul takımında yer aldım. Arkadaşlarımla basketbol oynarken çok keyif aldım ve basketbol hayatımın bir parçası oldu. İhtisasımı yaptığım dönemde nöbetler de devreye girdiği için eskisi kadar yoğun bir şekilde devam etmiyorum. Sekiz yaşında bir oğlum var ve yaklaşık üç senedir o da basketbolla ilgileniyor. Oğlumun da basketbolla ilgilenmesi bana güzel bir hediye oldu. Beni bu alanda daha çok teşvik eder oldu. Onunla birebir maç yaparak hem keyifli zaman geçiriyor hem de fiziksel aktivite yapmış oluyoruz. Basketbola giden çocukların annelerinden oluşan bir takımda turnuvaya da katıldım. Spor her zaman kişilere pozitif enerji olarak geri dönüyor. Hastalarımıza da bol bol egzersiz yapmalarını öneriyoruz. Basketbol pratiklik ve hız isteyen bir spor, bu anlamda mesleğime katkısı olduğunu da düşünüyorum. Mesleğimiz ve çalıştığımız bölüm gereği hastalara enerji aşılamamız gerekiyor ve ekip olarak dinç olmak çok önemli. 66

enelde spor yapmanın bilincinde ama vakit bulamayan bir meslek grubundayız. Hastalarımıza “yaşamınızda mutlaka sporun yeri olmalı” diyoruz ama biz de çok zor zaman buluyoruz. Hele sıkılarak yapılıyorsa spor çok keyifsiz hale dönüşüyor ve uzun vadeli olmuyor. Uzun yıllardır spor merkezlerine gidiyor ve grup jimnastiklerine katılıyordum. Yürüme bantlarına çıkıp “ne zaman bitecek” diye saniyeleri saymaktan bunaldığım zaman zumbayı kaşfettim. Salsa müziklerine, jimnastik ve aerobik hareketleri ile eşlik ediyorsunuz. Hastanedeki arkadaşlarla da birkaç kere zumba yaptık ve çok keyif aldılar. Zumba hocamızın sistemli olarak yaptırdığı hareketlerle hem eğleniyoruz, hem de sağlığımız için spor yapmış oluyoruz. Zumba sayesinde eğlenerek kilo veriyorum ve güne daha iyi başlıyorum. Kendimi daha enerjik hissettiğim için hastanedeki performansım da artıyor. Performans kapasiteniz artınca da her şeye yetişebilir hale geliyor ve daha mutlu hissediyorsunuz.


D

alışın en güzel tarafı, suyun üzerinde neler olduğunu bir süreliğine unutmanız, tüm dünya streslerinden bir süreliğine de olsa uzaklaşmanız, kendinizi iyi hissetmeniz ve bir şeyleri başarmış olma duygunuz ve tatminidir. Ama inanın ki, 30 – 40 dakikalık bir dalışın muhabbetleri günler sürebilir ki en güzel tarafı da budur..

dalış en çevreci hobi

Akdenizin Derin Serin Mavilikleri.. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Esat Orhon, “Dalış, mesleğimizin ve günlük yaşamımızın tüm yorgunluk ve streslerini yukarıda unutup, suyun altında tazelenmemiz demektir. Başlıbaşına bir terapidir.

Kurallarına uyulduğunda ve gerekli eğitim ve ekipmanın düzgün olduğu durumlarda dalmaya engel bir sağlık sorunu olmadığında güvenlidir. Hatta, günlük yaşam içinde hiç düşünmeden yaptığımız herhangi bir aktivite ve spordan daha güvenlidir. Sportif dalış sadece bir hobidir ve gözlemcilikten ibarettir. Avlanmayı amaçlayan tüplü dalış etik değildir. Gördüğümüz güzelliklere dokunmayız, yerini değiştirmeyiz, cebimize koyup suyun dışına çıkartmayız... Ölü deniz kabuklarını dahi çıkartmayız… Onların üzerinde binlerce mikroskobik deniz canlısı yaşar... Orada sadece geçici bir misafir olduğumuzu unutmayız. Bizlerden milyonlarca yıl daha kıdemli olan deniz yaşamı canlılarının evini bozmayız, saygı duyarız ve asla kirletmeyiz. Sadece bu prensipler dahi duygusal ve düşünsel arınmayı sağlar....

“Sağlıklıyken de Engelliyken de Spor” Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Rıdvan Alaca, 2001 yılından bu yana engelli sporu ile danışman, hekim ve yönetici olarak yakından ilgileniyor.

Engelli bireyleri hayata bağlayan en önemli bağlardan birisi şüphesiz spordur. Hem sağlık, hem sosyalleşme hem de geçim kaynağı ve topluma geri dönüş aracı olarak sporun yararları saymakla bitmez.” Prof. Dr. Alaca, 2001 yılında kurulan Karagücü Engelli Spor Kulübü (şimdiki adı TSK Rehabilitasyon Merkezi Engelli Spor Kulübü) yönetim kurulunda görev yapıyor. Aynı kulübün Tekerlekli Sandalye Basketbol Şubesi’de doğrudan kendisine bağlı. Okul yıllarından beri oyuncu ve izleyici olarak yakından ilgilendiği basketbola böylece hizmet vermeye devam ediyor. Bu süreçte 2 defa süper lige çıkma başarısı, bir kez

Avrupa kupalarına katılma başarısı göstermiş olan kulüp, tekerlekli sandalye basketbol milli takımına da 4 oyuncu göndermeyi başardı. Halen 1. Ligde oynuyor ve 2014-2015 sezon sonunda tekrar süper lige yükselmeyi hedefliyor. • kasım-aralık 2014


Liv Hospital İstanbul & Ankara Anlaşmalı Kurumlar • IPA Card* • IPA Privilege Card*  Aksigorta A.Ş. • SBN Sigorta & Boğaziçi Brokerlik*  Allianz Sigorta A.Ş. • SBN Şeker Hayat Projesi*  Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi • TAV Passport Edition*  Axa Sigorta A.Ş. (Tamamlayıcı Sağlık • Türk Assist Card* Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan • Türkiye Ekonomi Bankası* branşlarda) dahildir) • Vakıf Emeklilik* (Bireysel Emeklilik  Compu Group Medical Bilgi Sistemleri Sigortalıları) (CGM) A.Ş. • VIP Hayat Card* • ACE European Sigorta (Ferdi Kaza • AXA Mbask ınsurance – AXA Mbask Sigorta Hastane Tedavi Teminatı) Seyahat Sigortası • Ankara Anonim Türk Sigorta • AXA Mbask İPEK YOLU – SİLK WAY • Eureko Sigorta (Garanti-Eureko • AXA PPP & AXA Assistance Mediko Özel Sağlık Sigortası ve Garanti • Az Insurance – Az Seyahat Sigortası Bankası Çalışanları – İştirakleri) • Buta Insurance – Buta Seyahat Sigortası • Fortis Bank Sandık (Çalışan ve • Mega Insurance – Mega Seyahat Bağımlıları) Sigortası • Generali Sigorta • Pasha Insurance – Pasha Seyahat • Halk Sigorta (Birlik) Sigortası • HDI Sigorta • Revan Seyahat Sigortası • Ray Sigorta • Safiran Insurance – Safiran Seyahat • Sompo Japan Sigorta (FİBA) • Ziraat Sigorta Sigortası • Zurich Sigorta • Sanayı Insurance – Sanayı Seyahat • CGM Sağlıkta Avantajlar Dünyası* Sigortası • Medline Box Üyeleri Bireysel • World Sıgnia / Master Card • Medline Box Üyeleri Kurumsal • Zirve Seyahat Sigortası • Groupama Emeklilik  Mapfre Genel Sigorta A.Ş. (Eko Plan ve • Plastisan Plastik Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile • Sodexo anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) • Kobi Sağlık Paketi Üyeleri • Roche Diagnostik Spor Merkezleri ve • HDI Sigorta Acil Sağlık Sigortası Kulüpleri • HDI-GS Sigorta-Galatarasay Aslan  İstanbul Atlı Spor Kulübü* Yürek – Aslan Taraftarım Güvende  Geleceğin Yıldızları Spor ve Eğitim • AvivaSA Emeklilik ve Hayat A.Ş. Hizmetleri A.Ş* • Çağdaş Koruma Planı  Levent Tenis Kulübü* • ACE Group Sigorta Üyeleri  Mac Spor Salonları* • Care& Create ( C&C)  TED Spor Kulübü* • Prestige 2500  United Clubs* • Mobile Plus Asist • A-Prestige Card Dernek ve Odalar • Güler Sağlık Card  Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) • Turk Asist Card  Erken Doğan Bebekleri Yaşatma Derneği*  Demir Hayat Sigorta A.Ş.  İMEAK Deniz Ticaret Odası Personeli*  Ergo Sigorta A.Ş. (Tamamlayıcı Sağlık  İMEAK Deniz Ticaret Odası Üyeleri* Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan  İstanbul Sanayi Odası Personel (İSO) branşlarda) dahildir)  İstanbul Sanayi Odası Üyeleri (İSO) *  Eureko Sigorta A.Ş.  İstanbul Ticaret Odası Memurları  Groupama Sigorta A.Ş. (Ekonomik Ürün Yardımlaşma Derneği (İTOMEMDER) * Poliçe dahildir)  İstanbul Ticaret Odası Üyeleri *  Güneş Sigorta A.Ş.  Rotary Kulübü Derneği (Beşiktaş)*  Inter Partner Assistance Ltd Şti.  T.C. TEB İstanbul Eczacı Odası* • AIG Sigorta A.Ş & AIG Sigorta HSBC (Branş Bazlı) Acil Tedavi Sigortası  Türkiye Spor Yazarları Derneği* • Dubai Starr Acil Tedavi Sigortası • Güneş Sigorta Acil Tedavi Sigortası Banka, Sandık ve Vakıflar • Halk Sigorta Acil Tedavi Sigortası  Akbank T.A.Ş • ING Emeklilik Acil Tedavi Sigortası  Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi • Işık Sigorta Acil Tedavi Sigortası (Mensupları) • Metlife Emeklilik Acil Tedavi Sigortası  Darüşşafaka Cemiyeti • Metro Turizm Seyahat Organizasyon  Film Sanayi ve Tüm Sanatçılar Güçlendirme A.Ş Vakfı(Film-San)* • SBN Sigorta A.Ş Acil Tedavi Sigortası  Fortis Bank A.Ş Mensupları Emekli Sandığı • Turins Sigorta Acil Tedavi Sigortası Vakfı • Türk Nippon Sigorta Acil Tedavi  Milli Reasürans T.A.Ş. Mensupları Emekli ve Sigortası Sağlık Sandığı Vakfı • Akbank* • Avivasa Emeklilik ve Hayat A.Ş.*  Şekerbank T.A.Ş Personeli Sosyal Sigortalar • Back-up Kişisel Sağlık Sistemi* Sandığı Vakfı (Branş Bazlı) • Bank Asya Platinum Card & Bank Asya  T.C Merkez Bankası Classic Card*  T.C. Ziraat Bankası ve T. Halk Bankası A.Ş. • Bank Asya Tuscon Card*  Türk Telekom Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı • Benefit Card* (TTSSYV) • Benefit Global & Eureko Sigorta İş  Türkiye Garanti Bankası A.Ş. Emekli Sandığı Birliği ile Kobi Sağlık Paketi Vakfı (Branş Bazlı) • Benefit Global & AIG Card*  Türkiye Halk Bankası A.Ş. Emekli Sandığı • Castrol Dosteli Card* Vakfı • Dr.Back-up Kişisel Sağlık Sistemi &  Türkiye Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü Fortis Bank Card*  Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş • Dr.Back-up Kişisel Sağlık Sistemi* Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve • ING BANK Platinium Card* Yardımlaşma Vakfı (TSKB)

detaylı bilgi ve randevu için Çağrı Merkezi 0850 222 2 548 - 444 4 548 68

Kamu Sigortaları

 SGK (Medikal Onkoloji,Radyasyon Onkolojisi ,Anjiografi Uygulamaları, Pet BT, Sintigrafik Tetkikler, Kalp Damar Cerrahisi)

Kurumlar

 Borsa İstanbul A.Ş.  İstanbul Barosu*  Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK)  Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)  Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu  Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)

Şirketler

 Akmerkez Çalışanları*  Bayraktar Holding*  Cisco Systems Internetworking Ltd. Şti.*  Deva Holding A.Ş.*  Digiturk, Show TV, Türkmax*  Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş*  Holiday Inn Kavaklıdere*  Hotiç Ayakkabı San. ve Tic. A.Ş *  ISS * • ISS Hazır Yemek Üretim ve Hizmet A.Ş.* • ISS Proser Koruma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş*. • ISS Haşere Kontrol Hizmetleri A.Ş.* • ISS Tesis Yönetim Hizmetleri A.Ş.* • CMC İletişim Bilgisayar Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri San. Tic. A.Ş *  İşbir Sünger Sanayi A.Ş.*  Korozo Ambalaj San. ve Tic. A.Ş.*  Man Türkiye A.Ş.  Mars Entertainment Group*  Marsh Avantaj*  Mavi Kalite Denetim Sağlık Eğitim Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. (Mavi OSGB) *  Mitaş Enerji ve Madeni İnşaat İşleri Türk A.Ş. *  Rixos Grand Ankara*  Roketsan*  SANGO Otomotiv Ürünleri Sanayi ve Tic. A.Ş.*  TAV Havalimanları Holding A.Ş.*  Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Çalışanları*  Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Üyeleri*  Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri Anonim Şirketi (İpek Medya)* • Kanaltürk* • Kanaltürk Radyo* • Bugün TV* • Bugün Gazetesi*  Yiğit Akü*

Okullar

 Bahçeşehir Üniversitesi/Uğur Eğitim Kurumları*  Bilkent Üniversitesi Mezunlar Derneği*  Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği BURC İktisadi İşletmesi (BÜMED)*  Galatasaray Üniversitesi*  İstanbul Bilgi Üniversitesi*  İstanbul Erkek Lisesi Okul Aile Birliği*  İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)*  Okyanus Eğitim Kurumları Anonim Şirketi *  Özel İstanbul Koleji*  Özel Ulus Musevi Lisesi * • Ulus Özel Musevi 1. Karma Ana ve İlköğretim Okulu* • Ulus Özel Musevi Lisesi Vakfı*  TED Mezunları Derneği*  Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ)*

Belediyeler

 Beşiktaş Belediyesi*  Sarıyer Belediyesi*  Şişli Belediyesi*

(*) Hasta Ödemeli Detay Bilgi için; http://www.livhospital.com.tr/anlasmali-kurumlar

Özel Sigortalar


Rejeneratİf Tıp VE Kök Hücre Merkezİ

CİLT GENÇLEŞMESİNDE

KIKIRDAK SORUNLARINDA

YANIK VE YARA İYİLEŞMESİNDE

HÜCRESEL TEDAVİ dönemİ başladı

0850 222 2 548

livhospital.com.tr

Ahmet Adnan Saygun Caddesi Canan Sokak No:5 Ulus - İstanbul facebook.com/Livhospital twitter.com/Livhospital


Türkiye’nin KALBiNDEYiZ

Hayat güzeldir

Uzman kadromuz, hasta odaklı multidisipliner yaklaşımımız, tüm kalbimiz ve deneyimimizle sağlığınızın hizmetindeyiz.

Liv Hospital Ankara’da

livhospital.com.tr facebook.com/Livhospital | twitter.com/Livhospital

444 4 548 - 0850 222 2 548 Bestekar Sokak No:8 06680 Kavaklıdere-Çankaya/Ankara

Liv7  
Advertisement