Page 1

ESTETIK DOSYASI: DOKTOR BENI BAŞTAN YARAT

HAYAT GÜZELDIR - LIFE IS BEAUTIFUL OCAK-NISAN • SAYI:08 ÜCRETSİZDİR

İLIK NAKLI EKIP ÇALIŞMASI GEREKTIRIR! KANSER TEDAVİSİNDE KİŞİYE ÖZEL YAKLAŞIM ONKOGRAM

MERKEZİNDE SİZİN OLDUĞUNUZ

Liv HOSPITAL 2 YAŞINDA

50 YAŞINDAN SONRA KOLONOSKOPI KÜÇÜK SÜPER KAHRAMANLAR

STRETTA: AMELIYATSIZ REFLÜ TEDAVISI

TOPUĞU SEVEN ÇILESINE KATLANIR


ÖNSÖZ

MERİ İSTİROTİ

Liv Hospital Grup Koordinatörü

Hayatta en değerli hazinemiz sağlık… Bu hazineyi korumak ise hepimizin kutsal görevi… Liv Hospital ailesi olarak, bu önemli görevin bilinci ile kurulduğu günden beri bu hazineyi korumak için var gücümüzle çalışıyoruz. Koca bir yılı geride bıraktık. Geriye dönüp baktığımızda karşımıza dev bir tablo çıkıyor. Azim, mücadele, sabır, özveri, mutluluk, huzur dolu… Sağlıklı bir gelecek için; 191 bin 582 hastayı muayene ettik. 119 ülkeden 9 bin 700 yabancı hastayı tedavi ettik. 20 bin 581 yatan hastayı iyileştirdik. 13 bin 58 ameliyat gerçekleştirdik. 192 bin hastayı muayene ettik… Dile kolay Liv Hospital ailesi olarak toplam 235 bin hastaya şifa verdik. Huzurluyuz; layıkıyla sorumluluğumuzu yerine getirdik. Gururluyuz; Ankara Liv’in açılışıyla her geçen gün daha da büyüyerek, birbirine kenetlenen bir aile olduk. Mutluyuz; sağlıklı bir geleceğin temellerini güçlendirdik. Bu başarıyı inanılmaz bir emek, ileri teknoloji, planlama stratejisi, yenilikçi yaklaşım, inanç, takım çalışması, sürdürülebilirlik, multi disipliner yaklaşım ve yüksek kalite ile yakaladık. Bu inanç, ekip ruhu, azim ve özveri ile her zaman yanınızda olmaya devam edeceğiz. Sağlıklı bir yaşam için el ele yürüyeceğimiz daha nice yıllara…

Biliyoruz ki sayılara anlam kazandıran ve hayat veren tek şey, insanın insana sunduğu sevgi ve emek….

• OCAK-NISAN 2015


İÇİNDEKİLER

Ocak - Şubat - Mart - Nisan 2015

MERKEZİNDE SİZİN OLDUĞUNUZ

Liv HOSPITAL 2 YAŞINDA Modern, son teknoloji ile donatılmış Liv Hospital, hastalıkta ve sağlıkta sizin yanınızda.

20 20 Merkezinde Sizin Olduğunuz Liv Hospital 2 Yaşında 22 50 Yaşından Sonra Kolonoskopi Yaptırın 24 Kemoterapi İle İlgili Ön Yargılarınızı Aşın 26 Genel Cerrahi: Kadim Bir Bilim Dalında Bütünselliği Muhafaza Etmek 30 Kanser Tedavisinde Kişiye Özgün Yaklaşım: ONKOGRAM 32 Doktor Beni Baştan Yarat!

SAĞLIKLI YAŞA

38 Hayat Kısa Sanat Sonsuz

40 Stretta: Ameliyatsız Reflü Tedavisi

42 Küçük Süper

Kahramanlar

44 Tüm Ustalığımızla

2

20

Yanınızdayız 46 Diyabetinizi Göz Hapsinde Tutun! 48 Robotik By-Pass ile Yeni Bir Hayat 50 Kahvaltı Diyabetin İlacı

42


KALİTELİ YAŞA

50 52 Başınıza Gelmeden Önlem Alın! 56 İlik Nakli Ekip Çalışması Gerektirir! 58 “Uykumu Aldığım Tek Bir Gün Bile Yok” 60 Topuğu Seven Çilesine Katlanır 62 Sağlıcakla Kalın 64 Konu Çocuğunuzsa Akan Sular Durur 66 Geç mi Kaldım? 68 Akdeniz Mutfağı Kanserden Koruyor

66 YÖNETİM YERİ Liv Hospital Ahmet Adnan Saygun Cad. Canan Sok. No:5 PK: 34340 Ulus, Beşiktaş İstanbul SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ Meri İSTİROTİ

LIV HOSPITAL ADINA İMTİYAZ SAHİBİ Muharrem USTA YAYIN ADI Live YAYIN TÜRÜ Yerel Süreli / 4 Ayda Bir Türkçe

YAYIN KURULU Prof. Dr. Oktar ASOĞLU Dr. Adil TANIK Dr. Gamze DEMİRTAŞ Mine TUDUK Eylem GÖKALP

58

70 Biri Sizi Mi Anıyor? Yoksa.. 72 Sigara İçen Erkekler Risk Altında 74 Anne Bittiiiiiiii 76 Zincirin Halkaları Bozulursa 78 Kalbinin Sesini Dinle 80 Bir Çift Göz ve Ofsayt 82 Endoskopik Sinüs Cerrahisi ile Minimum Ağrı 84 Kansere Karşı Gözünüzü Dört Açın 86 Erkekler Neden Daha Kısa Yaşar? 88 Misafilerimizden Mektuplar 90 Sıra Dışı Hekimler

60 ART DİREKTÖR Aziz KOCABAŞ

YAYIN TASARIM VE UYGULAMA Kollektif Yayıncılık Reklam Tasarım Ve İçerik Hizm. A.Ş. Mat-Set Plaza Yeşilce Mah. Emektar Sok No:5 Kat:4 Kağıthane

GRAFİK TASARIM Büşra ÖZTÜRK FOTOĞRAF EDİTÖRÜ Şeref YILMAZ

YAYINLAR KOORDİNATÖRÜ Aynur ŞENOL ALTUN

BASKI: Bilnet Matbaacılık ve Ambalaj San. A.Ş. Dudulu Organize Sanayi Bölgesi 1.Cadde No: 16 Esenkent – Ümraniye 34476 İSTANBUL TEL: 444 44 03

EDİTÖR Demet DEMİRKIR Pınar ŞEN

Tüm hakları Liv Hospital’a aittir, alıntı yapılamaz. Bilgilendirme amaçlı hazırlanan bir yayındır.

DİREKTÖR Emin GÖRGÜN

• OCAK-NISAN 2015


KATKIDA BULUNANLAR

48

64

48

56 Uzm. Dr. ADNAN GÜLSOY

Doç. Dr. AHMET ÖZKARA

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Adnan Gülsoy, kemik iliği nakli sonrasında enfeksiyonlardan korunmanın önemine dikkat çekti.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Özkara, robotik cerrahinin detaylarını paylaştı.

72

26

32

Doç. Dr. ALP BURAK Prof. Dr. AYFER ÇATAKOĞLU TUNCER

Uzm. Dr. ALPER CANBAY

Doç. Dr. BAHADIR EGE

Prof. Dr. BAŞAK KANDI

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, robotik by-pass vakası hakkında değerlendirme yaptı.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Alper Canbay, aort anevrizması hakkında bilgi veriyor.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Ege, meme cerrahisine ilişkin bilinmesi gerekenleri paylaşıyor.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Başak Kandi, erkeklerde botoks, dolgu, örümcek ağı ve PRP yöntemleri hakkında bilgi verdi.

68

26

40

46

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Çocuk Alerjisi, Astım ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayfer Tuncer, çocuk alerjileri hakkında merak edilenleri anlattı.

24

Op. Dr. BEKIR SITKI ASLAN

Uzm. Kli. Psikolog BERİL YARDIMCI

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan, diyabet hastalarında sık görülen bir problem olan retinopatiye değindi.

Heidelberg Üniversitesi’nden mezun olan Uzman Klinik Psikolog Beril Yardımcı, kanser hastalarının psikolojik sürecine değiniyor.

4

Dyt. BURCU ERDÖL Başkent Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü mezunu Beslenme ve Diyet Uzmanı Burcu Erdöl, mide kanserinde beslenmenin rolüne değindi.

Prof. Dr. BÜLENT MENTEŞ

Prof. Dr. CENGIZ PATA

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Menteş, Genel Cerrahi Anabilim Dalı hakkında bilgi veriyor.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Pata, reflü tedavisinde “stretta tekniği” hakkında bilgi verdi.


48

58

Op. Dr. CENK İNDELEN Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr Cenk İndelen, robotik cerrahinin detaylarını paylaştı.

78 Doç. Dr. ENIS OĞUZ İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Enis Oğuz, kateter ablasyon sonrası dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

56 Prof. Dr. FIKRET ARPACI İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Fikret Arpacı, ilik nakli hakkında merak edilenleri anlattı.

38

80

Prof. Dr. DERYA KARADENIZ

Uzm. Kli. Psikolog EKIN ÖZAKSOY

Doç. Dr. EMRULLAH TAŞINDI

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Nöroloji - Uyku Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Derya Karadeniz, uyku hastalıklarının tanısı hakkında bilgi verdi.

Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu Uzm. Klinik Psikolog Ekin Özaksoy, renklerin ve sanatın insan psikolojisi üzerine etkileri hakkında bilgi verdi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emrullah Taşındı, hakemlerde göz sağlığının önemine değindi.

30

76

86

Prof. Dr. ERDAL KARAÖZ

Prof. Dr. ETHEM BEŞKONAKLI

Uzm. Dr. EREN EROĞLU

Kocaeli Üniversitesi Kök Hücre ve Gen Tedavileri Araştırma ve Uygulama Merkezi Anabilim Dalı Kuruculuğunu yapmış olan Prof. Dr. Karaöz, kanser tedavisinde kişiye özgü yaklaşımı anlattı.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ethem Beşkonaklı, bel kayması ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Check-Up ve Sağlıklı Yaşam Kliniği Uzmanı Dr. Eren Eroğlu, “Erkekler neden kısa yaşar” sorusuna cevaben uzun yaşamanın püf noktalarını anlattı.

60

46

GARO AĞACANYAN Prof. Dr. GÖKSUN AYVAZ

Mexborough Technical College’dan mezun olan Yürüme ve Postür Analizi Uzmanı Garo Ağacanyan, yürüme analizi hakkında bilgi veriyor.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Göksun Ayvaz, diyabet hakkında merak edilenleri paylaştı.

64 Prof. Dr. FERAH ECE

74

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece alerjiye karşı alınacak önlemler hakkında bilgilendirdi.

68

Uzm. Dr. Prof. Dr. HAKAN GÜLNIHAL ŞARMAN BOZKAYA Baylor College of Medicine Houston’dan ihtisas alan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman çocuklarda tuvalet eğitimi hakkında bilgi verdi.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Bozkaya, mide kanseri hakkında bilgi verdi.

• OCAK-NISAN 2015


86

24

Doç. Dr. HALUK AKPINAR

Prof. Dr. HALUK ONAT

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Haluk Akpınar, “Erkekler neden kısa yaşar” sorusunun cevaplarını paylaştı.

60 Op. Dr. KAAN IRGIT Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Kaan Irgıt, Halluks valgus hakkında bilgi verdi.

42 Prof. Dr. MÜNEVVER BÜYÜKPAMUKÇU

İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Haluk Onat, kemoterapi tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu.

84 Yrd. Doç. Dr. KÜRŞAT SERİN İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Kürşat Serin, pankreas kanseri hakkında merak edilenleri anlattı.

72 Prof. Dr. MURAT AKSOY

İstanbul Üniverİstanbul Üniversitesi İs- sitesi Cerrahpaşa tanbul Tıp Fakültesi’nden Tıp Fakültesi’nden mezun olan Çocuk mezun olan Genel Hastalıkları ve Çocuk Cerrahi Uzmanı Prof. Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksoy, aort Dr. Münevver Büyükpa- anevrizması hakkınmukçu, çocuk kanserleri da bilgi verdi. hakkında bilgi verdi. 6

52

62 Uzm. Dr. HILAL YILDIZ

Prof. Dr. İSMET ASLAN

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız, ofiste sağlıklı kalmanın püf noktalarını anlattı.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu olan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İsmet Aslan, baş boyun kanserlerinde tedaviyi anlatıyor.

84 Uzm. Dr. MELTEM TOPALGÖKÇELI SELAM İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Meltem Topalgökçeli Selam, pankreas kanserinde kemoterapi sürecinden bahsetti.

62 Uzm. Dr. METIN OKUCU

Dyt. MÜGE ÖZTURNA

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Metin Okucu, ofis çalışanlarına sağlıklı kalmanın püf noktalarını anlatıyor.

Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun olan Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Özturna, reflü hastalarına beslenme önerilerinde bulundu.

70 82 Doç. Dr. NEDİM ARDA Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nedim Arda, sinüzitten korunma yollarını ve kulak çınlamasının nedenlerini anlatıyor.

40

70 NUR BAYKAL Hacettepe Üniversitesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Odyoloji Bölümü’nde yüksek lisans yapmış olan Odyoloji Uzmanı Nur Baykal, kulak çınlamasının tedavisine değiniyor.

82 Prof. Dr. OĞUZ ÖĞRETMENOĞLU Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Öğretmenoğlu, sinüs cerrahisi hakkında açıklamalarda bulundu.


22

76

Prof. Dr. OKTAR ASOĞLU

Prof. Dr. RIDVAN ALACA

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi mezunu Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı ve Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Oktar Asoğlu, kolon kanseri hakkında merak edilenleri anlatıyor.

GATA Askeri Tıp Fakültesi’nden mezun olan Prof. Dr. Rıdvan Alaca, bel kaymasında fizik tedavi ve rehabilitasyonun önemine değindi.

50 Dyt. SERAP GÜZEL Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden mezun olan Dyt. Serap Güzel, diyabet hastalarının kahvaltıda neler tüketmesi gerektiğini açıkladı.

66

32

78

Prof. Dr. RUŞEN KAPUCU

Prof. Dr. SEDAT KÖSE

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ruşen Kapucu, erkeklerde estetik ameliyatlar hakkında merak edilenleri paylaştı.

Gülhane Askeri Tıp Fakültesi’nden mezun olan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sedat Köse, ritim bozukluklarında ablasyon tedavisi hakkında bilgi verdi.

50

42

52

Op. Dr. SERKAN ORAL

Doç. Dr. SERPIL SALMAN

Yrd. Doç. Dr. ŞAFAK KARAÇAY

Uzm. Dr. TAYFUN HANCILAR

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Serkan Oral, tüp bebek tedavisinde başarıyı olumsuz etkileyen faktörleri anlattı.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serpil Salman, diyabet kontrolünde kahvaltının önemine değindi.

Marmara Üniversitesi İngilizce Tıp Fakültesi’nden mezun olan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Şafak Karaçay, çocuk kanserlerinde cerrahi müdahale hakkında bilgi verdi.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olan Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Tayfun Hancılar, baş ve boyun kanserlerinde radyoterapi sürecini anlattı.

80

66

58

32

Doç. Dr. TUĞRUL ALTAN

Op. Dr. TOLGA ECEMIŞ

Prof. Dr. UĞUR GÖNÜLLÜ

Op. Dr. ÜMRAN İLERI

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuğrul Altan, göz yaralanmaları hakkında bilgi verdi.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tolga Ecemiş, anneliği ertelememenin önemine dikkat çekti.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Uğur Gönüllü, uyku apnesi hakkında bilgi verdi.

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olan Plastik Rekonstriktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ümran İleri, erkeklerde estetiğin inceliklerine değindi.

74 Uzm. Kli. Psikolog ZEREN OKÇUOĞLU KADIOĞLU Koç Üniversitesi Psikoloji mezunu Uzm. Kli. Psikolog Zeren Okçuoğlu Kadıoğlu, çocuklarda tuvalet eğitimi hakkında açıklamalarda bulundu.

• OCAK-NISAN 2015


KURUMSAL HABERLER

Liv HOSPITAL ANKARA, CUMHURBAŞKANI RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN KATILIMI İLE AÇILDI

2 yıl önce İstanbul Ulus’ta yaptığı dev hastane yatırımı ile sağlık sektörüne ivme kazandıran Liv Hospital Grup, ikinci hastanesini Ankara’da açtı.

C

Erdoğan açılış konuşmasında ‘‘sağlıklı bir topluma layığız’’ dedi.

8

UMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen resmi açılış törenine, Liv Hospital Grup Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Usta ev sahipliği yaptı. Açılış töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, çok sayıda milletvekili ve siyasetçi eşlik etti. Törende, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 27 bin metrekarelik dev hastane yatırımını akıllı gözlük teknolojisi ile ilk kez sanal ortamda, gözlükten yansıtılan görüntüler sayesinde 1 dakika kadar kısa bir sürede gezdi.


“SAĞLIKLI BİR TOPLUMA LAYIĞIZ” Açılışta konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sağlıklı bir topluma, sağlıklı bir millete layığız. Bunu da başarmak bizim olmazsa olmaz görevimizdir” dedi. Türkiye’de sağlık alanında önemli adımlar atıldığını da sözlerine ekleyen Erdoğan, hastane doktorlarına, yöneticilerine, hemşirelere ve sağlık memurlarına başarılar diledi.

SAĞLIKTA MULTİDİSİPLİNER YAKLAŞIM Sağlıkta üst düzey kişiselleştirilmiş yaklaşım anlayışını benimseyen Liv Hospital Ankara, Tunus Caddesi’nde 27 bin metrekare alanda, 150 yatak, 8 ameliyathane, 47 klinikle hizmet veriyor. Tecrübeli hekim kadrosu ile kadın, erkek ve çocuk sağlığına multidisipliner yaklaşımı ilke edinen Liv Hospital, Ankara’da sağlık anlayışına yeni bir yorum getiriyor.

YENİ NESİL SAĞLIK ANLAYIŞI TÜRKİYE’NİN KALBİNDE Yıllardır var olan hastanecilik tecrübesinden feyz alarak 2 yıl içerisinde A Plus bir marka yarattıklarını söyleyen Liv Hospital Grup Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Muharrem Usta, Liv Hospital’ın Ankara’da sağlık anlayışını baştan yazacağını belirtti. Dr. Muharrem Usta “İki yıl önce İstanbul’da Liv Hospital Ulus’u açmaya karar vererek, yıllardır var olan hastanecilik tecrübemizle yepyeni A Plus bir marka için kolları sıvadık. Büyük bir iddiamız vardı; Liv Hospital’ın yalnızca bir hastane değil, bilimsel anlamda da çok iyi işlerin üretildiği bir referans merkezi olması. Liv Hospital Ankara fikir aşamasından itibaren her aşamasında özveri ile çalıştığımız sağlık sektörüne kazandırdığımız yeni niş bir marka olarak rakipler içinde kısa sürede yerini aldı. Şimdi bu değerli birikim ve tecrübeyi kocaman bir aile olarak Liv Hospital Ankara için tüm kalbimizle

Cumhurbaşkanı Erdoğan Liv Hospital Ankara’nın açılışında yeni doğan bir bebeğe altın taktı.

Erdoğan ve Usta açılışın ardından hastaları ziyaret etti.

ortaya koyup yeni bir Liv’i daha hayata geçirmenin mutluluğu ve gururunu yaşıyoruz. Hızlı yol almamızın en önemli nedeni oluşturduğumuz medikal vizyon, deneyimli ve güncel hekim kadromuzdur. Ortaya koyduğumuz özel tedavi programları ve 360 derecelik hizmet anlayışı ile kişiselleştirilmiş sağlık hizmeti sunarak misafirlerimize kendilerini özel hissettirecek uygulamaları hayata geçirdik. Kısa sürede sağlam bir şekilde oluşturduğumuz Liv geleneği ve tecrübesini, Ankara’nın kalbinde Çankaya’ya açtığımız Liv Hospital’a aktararak çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. 40 milyon dolarlık bir yatırım ile açılan Liv Hospital Ankara, tüm bölgenin en önemli mükemmeliyet merkezi olacak. Hasta odaklı yaklaşımı, tecrübeli hekim kadrosu ile Liv Hospital Ankara, bilimsellik çalışmaların pratiğe dökülerek el ele yürütüldüğü bir kültürü benimsiyor. Hastane işleyişindeki konseptin belirlenmesinden, hizmet anlayışının şekillenmesine, seçkin hekim kadrosu oluşturulmasından, tıbbi alt yapısına kadar her ayrıntının titizlikle düşünüldüğü Liv Hospital Ankara yeni nesil sağlık anlayışını Türkiye’nin kalbinde yaşatıyor…” dedi.

DÜNYA STANDARTLARINDA TEKNOLOJİ Deneyimli hekim kadrosu ile Liv Hospital Ankara, dünya standartlarındaki tıbbi altyapı ve teknolojisiyle tüm kliniklerde mükemmeliyet merkezleri kurdu. Liv Hospital Ankara, özellikli kanser cerrahileri, robotik cerrahi, obezite cerrahisi, beyin cerrahisi, kadın, erkek ve çocuk sağlığı, göz hastalıkları ve sağlığı, kalp sağlığı ve kemik iliği nakli başta olmak üzere birçok klinik ve tedavi yöntemleriyle fark yaratmayı hedefliyor. Liv Hospital ailesi İstanbul ve Ankara’nın ardından sağlık hizmeti standardını yükselterek yeni şubelerinde büyümeye devam edecek. • OCAK-NISAN 2015


KURUMSAL HABERLER

“Bizce sanat size en iyi şekilde bakmak” Liv Hospital Grup’un Ankara hastanesinin açılışında, Liv vizyonu ve misyonu hakkında katılımcılara bilgi verilirken, tiyatro sanatçısı Ali Poyrazoğlu ise sahne performansıyla açılışa renk kattı.

10

L

iv Hospital Ankara, “Bizce sanat size en iyi şekilde bakabilmektir” sloganıyla bir açılış kokteyli gerçekleştirdi. Açılışta konuşan Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti “İki yıl önce İstanbul Ulus’ta yaptığı hastane yatırımı ile bilimsel çalışmalardan tanı ve tedavi süreçlerine, teknolojik alt yapıdan, önemli başarılara imza atmış iddialı hekim kadrosuna ve A plus hizmete kadar her açıdan sağlık sektörüne üst düzey bir bakış kazandıran Liv Hospital, ikinci hastanesi ile Ankara kısa bir süre içinde hazırlanıyor” dedi.

A TAKIMI HEKIM KADROSU ILE AÇIYORUZ Liv Hospital Ankara Genel Müdürü Op. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız, “Ankara Liv Hospital bölgenin en önemli ve mükemmel sağlık merkezi olacak. Ankara’da sağlık sektörüne hizmette yeni bir yorum getireceğiz. Kapılarımızı A takımı bir hekim kadrosu ile açıyoruz” dedi.

RÜYA TAKIM DAHA DA GENIŞLEYECEK Hastanenin Tıbbi Direktörü Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Menteş ise ‘Alanında uzman hekimler’ ifadesi her hastanenin söylemidir. Ancak biz bir rüya takım oluşturmayı amaçladık. Bu rüya takımı zamanla daha da genişleyecek, kalabalıklaşacak” diye konuştu.


Liv Hospital Ankara, L “Dünya Diyabet Günü”nde Lions’a Ev Sahipliği Yaptı

Liv Hospital Ankara, diyabete dikkat çekmek için bu yılın küresel sloganı “Diyabet: Geleceğimizi Koruyalım” konulu bir söyleşi düzenledi.

iv Hospital Ankara, “14 Kasım Dünya Diyabet Günü”nde, Lions ve Aldivak işbirliğinde, kulüp üyelerine bir tanıtım kokteyli ve söyleşi gerçekleştirdi. Yaklaşık 200 Lions ve Aldivak üyesinin katılımıyla gerekleşen etkinlikte, düzenlenen kokteylin ardından Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti, Liv Hospital Ankara Genel Müdürü Op. Dr. Gülçin Türkmen Sarıyıldız ve Lions 118 U Yönetim Çevresi Federasyonu ile Aldivak başkanlığını yürüten Zehra Gürol konuşma yaptı. Etkinlik, Liv Hospital Ankara Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. Göksun Ayvaz ile Uzman Diyetisyen Müge Özturna’nın katılımıyla düzenlenen “Diyabet: Geleceğimizi Koruyalım” konulu söyleşiyle devam etti. Davetlilerin diyabetle ilgili tüm sorularına yanıt bulduğu etkinlik, plaket töreni ile sona erdi.

• OCAK-NISAN 2015


KURUMSAL HABERLER

Ankara’da ‘Kök Hücre’ Rüzgarı

Liv Hospital Ankara’da, kök hücre üretimi ve uygulamalarının dermatolojik, estetik ve plastik cerrahide kullanılması ile ilgili bir panel düzenlendi.

M

AG PR, Kadın ve Gençlik Platformu Derneği ile ortaklaşa gerçekleştirilen panelde Ankara’nın seçkin isimleri bir araya geldi. Liv Hospital Hekimleri Prof. Dr. Erdal Karaöz, Prof. Dr. Başak Kandi ve Prof. Dr. Ruşen Kapucu, katılımcılara kök hücre ile ilgili tedavi yöntemleri, dermatolojik ve estetik cerrahi uygulamaları hakkında bilgi verdi. Konukların sorularının yanıt bulduğu panelde, İletişim Uzmanı Dr. Şaban Kızıldağ da, yaptığı şovla salonu kahkahalara boğdu.

Sağlık Sektörü Ankara’da Bir Araya Geldi Liv Hospital Ankara’da düzenlenen “Sağlık Turizminde Stratejik Pazarlama Planlaması, Markalaşma ve Bilişim Uygulamaları” isimli panelde ‘Sağlık Turizmi’ masaya yatırıldı.

K

amu kurum temsilcilerinin yanı sıra özel hastane yöneticilerinin de katıldığı panelde Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti, sağlık turizminin Türkiye’de çok ciddi bir geliş-

12

me gösterdiğini belirterek, “Antalya, Adana ve Bursa’da sağlık turizmi dernekleri göreve başlamışken yeni yatırımların girmesiyle “Ankara Sağlık Turizmi Derneği’nin” kurulması gerçekten çok önemli bir gelişme. Ankara fiyatlar ve bilimsel çıktılar açısından çok önemli, ayrıca alt yapıda çok iyi. Çevre ülkelerin hizmet ve teknolojik yetersizliği nedeniyle hastaların tarihi

ve kültürel değerleri öne çıkartarak sağlık turizmini Ankara’ya yönlendirmek gerekiyor” dedi. Liv Hospital Ankara’nın Türkiye’de sağlık turizminin önde gelen hastane zincirlerinden birisi olmaya aday olduğuna da dikkat çeken Liv Hospital Grup Koordinatörü Meri İstiroti, 112 ülkeden hasta kabul ettiklerini ve bu konuda büyük bir bir oyuncu olduklarını söyledi.


Mobil Klinik Sağlık İçin Balkanlara Uzandı Sosyal sorumluluk projesine imza atarak sağlık hizmetlerini komşu ülkelere götüren Liv Hospital, tecrübesini ve uzmanlığını Balkanlara taşıdı.

L

iv Hospital Mobil Kliniğin ilk durağı Bosna Hersek oldu. Ziyaretçileri için hazırlanan Liv Hospital Mobil Klinik, Bosna Hersek’in ardından soluğu Kosova’da aldı. Ekip yoğun ilgiyle karşı karşıya kaldı. Balkan ülkeleri ile ilişkiler kuvvetlendi. Mobil Klinik böyle bir sosyal sorumluluk projesine imza atarak tecrübesini ve uzmanlığını Balkanlara taşıdı. Uzun yolculuğun ardından dostluklar edinen ekip, sağlığın korunması tanı ve tedavi süreçleri konularında hizmet verdi. Sağlık hizmetlerini komşu ülkelere götürmenin gururunu yaşayan Liv Hospital, 7 doktor, 12 Liv çalışanı ile Balkanlarda, toplam 950 hasta gördü ve 4800 hasta ziyaret etti.

En Uzun Gecede Kansere Karşı El Ele Ünlü sanatçılar, Liv Hospital’ın da desteği ile birlikte kanserli çocuklara destek oldu.

H

er yıl 7 binden fazla Romanyalı Türkiye’ye tedavi olmak ve danışmanlık almak için geliyor. Yılın en uzun gecesi 21 Aralık günü ünlü sanatçılar, Liv Hospital’ın da desteği ile birlikte kanserli çocuklara destek olmak için bir araya geldi. Romanya topraklarında ilk defa bir Türk hastanesi bu denli önemli bir organizasyona imza attı. Organizasyonda birçok ünlü sanatçı ve dansçı aynı sahnede yer aldı. 400’ü aşkın kanserli çocuk ve 10 binden fazla katılımcı hem eğlendi hem de katılımcıların desteği ile toplanan para, kanserli çocukların ailelerinden oluşan PAVEL Derneği’ne bağışlandı. Liv Hospital tarafından düzenlenen bu organizasyon sadece bağış toplamakla kalmadı aynı zamanda aileler ve çocukların motivasyonuna da destek sağladı. • OCAK-NISAN 2015


BILIMSEL ETKINLIK

Moleküler Onkoloji Konferansı

Konferansta BRCA, meme kanserinde prognostik moleküler testler hakkında bilgiler paylaşıldı.

14

L

iv Hospital Ulus’ta ‘’Bireyselleştirilmiş Tedavide Moleküler Onkoloji Konferansı’’ gerçekleştirildi. Yrd. Doç. Dr. Ajlan Atasoy’un başkan yardımcılığını yürüttüğü ve oturum başkanlığını Prof. Dr. Handan Kaya, Prof. Dr. Nil Molinas Mandel, Prof. Dr. Gül Başaran, Dr. Meltem Topalgökçeli Selam, Doç. Dr. Ajlan Atasoy’un gerçekleştirdiği konferansın sabah oturumlarında BRCA’dan bahsedildi. Yrd. Doç. Dr. Ajlan Atasoy meme kanserinde prognostik moleküler testler hakkında konuştu. İkinci oturumda Prof. Dr. Ümit İnce, Prof. Dr. Şuayip Yalçın ve Prof. Dr. Gökhan Demir katıldı. Konferans soru-cevap tartışma oturumu ile sona erdi.


Google Gözlükle Türk Doktordan Japonya’ya Anında Görüntü

1

2 Aralık 2014 Cuma günü halk toplantısı gerçekleşen İleri Kardiyovasküler Çözümler Sempozyumu’nun 13 Aralık Cumartesi günü Türk Kardiyoloji Derneği iş birliği ile bilimsel toplantısı yapıldı. “Gelişen teknolojileri ve yenilikleri hastalarımızın tedavisinde kişiselleştirme” temalı sempozyumun ev sahipliğini Liv Hospital Kardiyoloji Uzmanları Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, Doç. Dr. Enis Oğuz, Doç. Dr. Yelda Tayyareci ile Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Özkara yaptı. 13 Aralık günü Bilgi Üniversitesi’nde yapılan sempozyumda “Koroner damara zor stentleme” olgusunda Türkiye’de ilk kez Google Glass teknolojisi kullanıldı.

yansıtıldı ve Japonya’dan tıbbi konsültasyon sağlandı. Tele tıp için kullanılan Google Glass sayesinde karşı taraftaki doktor, işlemi uygulayan doktorun gözünden gördü. İşlemi hem salondaki izleyiciler hem de Japonya’daki doktor canlı olarak izledi.

CANLI CANLI ERİYEN STENT TAKILDI “İleri Kardiyovasküler Çözümler 2014” Sempozyumu Bilimsel Bölümü Bilgi Üniversitesi ’nde tüm gün boyunca devam ederken, 13.30 - 15.00 saatleri arasında Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu, Google gözlükle canlı yayında hastaya eriyen stent taktı.

GOOGLE GLASS TEKNOLOJİSİ TÜRKİYE’DE İLK KEZ UYGULANIYOR Sempozyuma Türkiye’nin dört bir yanından konuk olan 170 katılımcının yanı sıra dünyadan 40 kardiyolog katıldı. Liv Hospital’da gerçekleşen işlem, Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu’nun gözüne taktığı Google Glass teknolojisi ile eş zamanlı olarak, Japonya’da bulunan kardiyoloji hekimlerine ve İstanbul’da konferans salonunda bulunan izleyici hekimlere

• OCAK-NISAN 2015


BILIMSEL HABERLER

Türk Kolon Rektum Cerrahi Derneği’nin İlk Robotik Cerrahi Kursu Liv Hospital’da Yapıldı Türk Kolon Rektum Cerrahi Derneği ile robotik cerrahi kursu canlı olarak gerçekleşti. Bu kapsamda iki ameliyat canlı cerrahi yöntemi ile gerçekleşerek, katılımcılarla anında paylaşıldı.

T

ürk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği 1. Robotik Cerrahi Kursu 15 Aralık Pazartesi günü Liv Hospital Konferans Salonunda yapıldı. Kursun birinci bölümünde robotik cerrahinin geçmişten günümüze geliş noktası anlatıldı. Açılışın ardından öğretim üyeleri temel kavramlardan bahsetti. Sonrasında canlı ameliyat işlemine geçildi. Bu kısımda Prof. Dr. Oktar Asoğlu Da Vinci ameliyatını gerçekleştirirken, salondaki doktorlar ile interaktif olarak toplantı sürdürüldü. İkinci canlı ameliyatın sonrasında kurs sonu değerlendirmesi ile toplantı sonlandırıldı.

Endokronoloji Sempozyumu Sempozyumda, hipofize, tiroide, diyabete yönelik laboratuvar değerlendirmesi gibi konu başlıkları tartışıldı.

16

E

ndokrinoloji alanındaki hastalıkların tanı ve izleminde laboratuvar önemli bir yer oluşturuyor. Ancak, teknik nedenlere veya yorum eksikliklerine bağlı olarak çeşitli sorunlar yaşanabiliyor. Bu konuyu irdelemek, endokrinoloji bakış açısını anlatmak ve ilgili branşlarla iletişimi artırmak amacı ile 20 Aralık 2014 tarihinde Liv Hospital Ulus İstanbul’da, “Endokrinolojide Laboratuvar: Preanalitik-analitik sorunlar nelerdir? Sonuçlar nasıl yorumlanır?” başlıklı sempozyum yapıldı. Ev sahipliğini Doç. Dr. Serpil Salman’ın yaptığı iki oturumdan oluşan sempozyumda hipofize, tiroide, diyabete yönelik laboratuvar değerlendirmesi gibi konu başlıkları tartışıldı. Toplantıya başta aile hekimleri, iç hastalıkları ve endokrinoloji uzmanları katıldı.


BILIMSEL HABERLER

A’dan Z’ye Gastroenteroloji

‘TGD Nörogastroenteroloji Mortilite Çalışma Grubu Eğitim Programı’ merak edilen tüm soruları yanıtlayacak.

GAZ, KABIZLIK VE İNKONTİNANS

GASTROİNTESTİNAL ENDOSKOPİ DERNEĞİ TGD NÖROGASTROENTEROLOJİ MOTİLİTE ÇALIŞMA GRUBU EĞİTİM PROGRAMI

07 ŞUBAT 2015, CUMARTESİ SAAT: 10:00 - 17:00 YER: LİV HOSPİTAL B1 KONFERANS SALONU

PROGRAM 10:00 - 10:15 AÇILIŞ, Mehmet Sökmen, Serhat Bor OTURUM UTANÇTAN SÖYLEYEMEDİKLERİ 1; ALT GİS GAZI, Sabahhattin Kaymakoğlu, Yusuf Erzin 10:15 - 10:30 ŞİŞTİM, İKİ BEDEN BÜYÜDÜM, Neşe İmeryüz 10:30 - 10:45 NEDEN GAZ VE ŞİŞKİNLİK?, Şule Poturoğlu 10:45 - 11:00 GAZ KADER Mİ, GEÇER Mİ? TEDAVİ, Ümit Akyüz OTURUM UZUUN UZUUUN KONSTİPASYON, Levent Erdem, Mehmet Cindoruk 11:00 - 11:15 ROMA YOLLARI: TANIM, EPİDEMİYOLOJİ, ETYOPATOGENEZ, Aliye Soylu 11:15 - 11:30 HASTA MI, DOKTOR MU HAKLI? TANI TESTLERİ (BAT, KOLON TRANSİT, PROKTOGRAFİ), Canan Alkım 11:30 - 11:45 KABIZLIK VE ANOREKTAL HASTALIKLAR, Altay Celebi 11:45 - 12:00 SİNAMEKİ VE ÖNCESİ; SOSYAL TEDBİRLER VE KLASİK İLAÇLAR, Kamil Özdil 12:00 - 12:15 SİNAMEKİDEN SONRASI; YENİ TEDAVİLER, Binnur Şimşek 12:15 - 12:30 HASTANEDEN EVE BİOFEEDBACK TEDAVİSİ, Hakan Güveli 12:15 - 12:30 ÖĞLE YEMEĞİ

livhospital.com facebook.com/Livhospital | twitter.com/Livhospital

444 4 548 - 0850 222 2 548

OTURUM 13:30 - 14:30 14:30 - 15:00 15:00 - 15:30 OTURUM 15:30 - 15:45 15:45 - 16:00 16:00 - 16:15 16:15- 16:30 16:30-16.45 16.45-17.15

17:30-18:30

KONSTİPASYON VE İNKONTİNANS ARM-HRAM (CANLI), Serhat Bor, Filiz Akyüz PARMAĞIMDAN HASSAS ANOREKTAL MOTİLİTE? (CANLI SUNUM), Özdal Ersoy KONSTİPASYON; YAKLAŞIM ALGORİTMALARI, Anton Emmanuel KAHVE ARASI UTANÇTAN SÖYLEYEMEDİKLERİ 2; GAİTA İNKONTİNANSI, Oktar Asoğlu, İrfan Koruk ROMA YOLLARI: TANIM, EPİDEMİYOLOJİ, ETYOPATOGENEZ, Arzu Tiftikçi HASTANIN DEDİĞİ Mİ, DOKTORUN BULDUĞU MU? TANI TESTLERİ, Hakan Akın MEDİKAL TEDAVİ; SOSYAL TEDBİRLER, İLAÇLAR VE BİOFEEDBACK, Aşkın Erdoğan ENDOSKOPİK TEDAVİLER, SECCA, Cengiz Pata VE CERRAHİ Türker Bulut SON YAKLAŞIMLAR, KAPANIŞ Cengiz Pata, Mehmet Sökmen GAİTA İNKONTİNANSI; YAKLAŞIM ALGORİTMALARI, Anton Emmanuel GASTROİNTESTİNAL ENDOSKOPİ DERNEĞİ YÖNETİM KURULU TOPLANTISI TGD NÖROGASTROENTEROLOJİ MOTİLİTE ÇALIŞMA GURUBU TOPLANTISI

G

astrointestinal Endoskopi Derneği ve Liv Hospital işbirliği ile gerçekleşecek ‘TGD Nörogastroenteroloji Mortilite Çalışma Grubu Eğitim Programı’ 07 Şubat 2015 Cumartesi Liv Hospital Konferans salonunda gerçekleştirilecek. Sektörden bir çok ilgili hekimin katılacağı çalışma programı kapsamında, Londra Üniversitesi’nden ünlü Gastroenteroloji Uzmanı Anton Emmanuel’in de konuşmacı olarak yer alacak. Kapsamlı eğitim çalışmasında, alt sindirim sisteminde motilite hastalıkları ile ilgili yeni tanı ve tedavi yöntemleri tartışılacak. Gaz, kabızlık ve inkontinas ile ilgili yeni tanı, tedavi, yeni nesil kabızlık ilaçları ve özellikle dışkı tutamamaya yönelik endoskopik yöntemler de ele alınacak. Saat 10.00-17.00’da gerçekleştirilecek çalışmada vaka olguları üzerinden gidilerek merak edilen sorular yanıtlanacak. Eğitim programına Liv Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu, Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Pata ve Doç. Dr. Binnur Şimşek konuşmacı olarak katılacak. • OCAK-NISAN 2015


YAŞAMDAN HABERLER

Ü

Zamanında Müdahale İle Hayata Tutundu

Başarılı bir operasyon geçiren 82 yaşındaki Ümmüş İleri, kemoterapi ve radyoterapi dahi alınmadan hastalığını yendi.

mmüş İleri, bir gece ani bir ağrı ve karında aşırı şişlikle inleyerek uyandı. Apar topar kızı ile en yakın hastaneye gittiler. Tetkiklerin ardından tamamen tıkalı olduğu tespit edilen bağırsağın açılması gerektiği ve hastalığın metastaz evresinde olduğu söylendi. Bunun üzerine geç kalındığı da ifade edilince, Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı olan Op. Dr. Ümran İleri, annesini kendi çalıştığı hastane olan Liv Hospital’a getirdi. Liv Hospital Tıbbi Direktör Kolorektal Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu’na ulaştılar. Ümmüş İleri’nin içe doğru büyüyen tümörü şans eseri bağırsak dış duvarını aşmamıştı. Ameliyatın ardından patoloji sonuçları da temiz geldi ve bu süreçlerde kemoterapi ve radyoterapi dahi almadı. İleri, teşekkürlerini şöyle dile getirdi: “Başta Prof. Dr. Oktar Asoğlu olmak üzere tüm Liv Hospital ailesi ve ekibine sonsuz teşekkür ediyorum. Ameliyatımın üzerinden 5 ay geçti ve kendimi çok iyi hissediyorum’’ dedi.

Sihirli Ellerde Mucize Bebekler

Tedavi sonucu ikiz gebelik haberini alan Sever çifti sonunda mutluluğu yakaladı.

Y

aklaşık üç yıldır çocuk sahibi olmak isteyen Aşkın ve Yiğit Sever çiftinin yolu, başka bir doktorun tavsiyesiyle Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Müstecep Kavrut ile kesişti. Çiftin bebekleri Mira ve Kuzey, 29 haftalık olarak dünyaya geldi. Baba Yiğit Sever, ‘’Hastaneye geldiğimizde her şey hazırdı. Tabiri caizse ekip arı gibi oradan oraya koşuyordu. Göz açıp kapayıncaya kadar doğum gerçekleşti. Heyecanla çocuklarımı görmeye gittiğimde karmakarışık duygular yaşadım. Çok küçüktüler, nasıl büyüyecekler diye düşündüm. Kızım Mira daha da küçüktü ama Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman bizi bilgilendirerek o kadar rahatlatmıştı ki...”dedi. Anne Aşkın Sever ise, “O gece narkozun etkisiyle baygın olduğumdan çocuklarımı ertesi sabah gördüm. Bir yandan anneliğin vermiş olduğu mutluluğu 18

yaşarken diğer yandan korku içerisindeydim. Ama zaman geçtikçe bebeklerimin sağlıklı bir şekilde büyüdüklerini gördüm. Liv Hospital ailesi öylesine çalışıyorlar ki onlara güvendim. Nitekim güvenimiz, inancımız boşa çıkmadı. Tüm ekibe, hemşirelere, doktorlara sonsuz teşekkür ediyorum” dedi.


Anne - Kız 6 Ayda 82 Kilo Verdi 6 ay önce tüp mide ameliyatı olmaya karar veren Yasemin ve Büşra Yazıcı, aynı gün ameliyat olarak bu güzel süreci beraber yaşadı.

F

Memleketini Değil Liv Hospital’ı Tercih Etti Libya’lı diyaliz hastası Etunsi dört ayda bir Liv Hospital’a savaş bölgesinden geliyor.

K

azla kilolarından şikâyetçi olan Yasemin Yazıcı (36) ve kızı Büşra Yazıcı (19), tüp mide (sleeve gastrektomi) yöntemiyle toplamda 82 kilo verdi. Bir yakınlarının tavsiyesi üzerine Liv Hospital’ı tercih ettiklerini belirten Büşra Yazıcı, “Ameliyattan önce 136 kiloydum, şimdi ise 95 kiloyum. Eskiden merdivenlerden çıkarken nefes nefese kalıyordum. Sabah işe yarım saat kadar yürüyor ve en az beş defa yolda durup dinleniyordum. Şu an aynı yolu 15 dakikada rahatlıkla yürüyorum. Çok memnunum ve herkese tavsiye

ediyorum” diyor. Anne Yasemin Yazıcı ise, “ İlk başlarda ameliyat olmak istemiyordum. Bir gün bir geziye katıldım ve dış görünüşümle alakalı hakkımda yapılan kötü yorumlara kulak misafiri oldum. Daha sonra kızımla konuştum ve ‘ameliyat olmak istiyorum’ dedim. Ameliyat olmadan önce 121 kiloydum ve 6 ay içinde 41 kilo verdim. Keşke daha önce ameliyat olmaya karar verseydim. Artık çok rahatım, sağlığım da yerinde ve bu çok güzel bir duygu. Doç. Dr. Hasan Altun’a çok teşekkür ederim” diyor.

haled Ramadan Etunsi ‘nin böbreklerindeki sorun 2000 yılında ortaya çıktı. 2008 yılında ise diyalize girmeye başladı. ‘’Libya’da üç kez ameliyat oldum fakat ameliyatların üçü de başarısız geçti. Libya’da da haftanın üç günü diyalize giriyorum fakat şartlar Liv Hospital’daki gibi değil.’’ dedi. Çalıştığı şirketin önerisi üzerine Liv Hospital’ı tercih eden Etunsi ’’Üç defadır Liv Hospital’da diyalize giriyorum, arkadaşlarımın hastane hakkındaki söyledikleri boşa çıkmadı. İleride de herhangi bir sağlık problemim olduğunda Liv Hospital’ı tercih edeceğim.’’ dedi. Liv Hospital Nefroloji ve Hipertansiyon Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat’ın hastası olan Etunsi, Akpolat’a da teşekkürlerini ileterek memnuniyetini dile getirdi. • OCAK-NISAN 2015


KURUMSAL HABERLER

MERKEZİNDE SİZİN OLDUĞUNUZ

Liv HOSPITAL 2 YAŞINDA Modern, son teknoloji ile donatılmış Liv Hospital, hastalıkta ve sağlıkta sizin yanınızda.

A

çıldığı ilk günden beri hasta odaklı yaklaşımı ve deneyimli hekim kadrosu ile multidisipliner yaklaşımı benimseyen Liv Hospital iki yaşına girdi. Kısa sürede büyük başarılara imza atan ve çok yakın zamanda Ankara’da da açılan Liv Hospital, gelecek yıllara güçlü adımlarla ilerlemeyi hedefliyor. İkinci yaşına giren Liv Hospital, sizlere de mutlu, başarılı, bereketli ama en önemlisi sağlıklı bir yıl diliyor.

20


MERI İSTIROTI Liv Hospital Grup Koordinatörü iv artık 2 yaşında... İki yıl boyunca, onlarca hastanın derdine derman olduk, zorlu ameliyatlar başardık, yeni doğan bir sürü güzel bebeği sevgiyle sarıp sarmaladık, sağlık sorunları nedeniyle şifa bulmak için ülke ülke gezen binlerce yabancı hastayı tedavi ederek memleketlerine uğurladık. Liv ailesi olarak canla başla, kenetlenerek çalıştık. İleriki yıllarda geriye dönüp baktığımızda Liv’de yaşadığımız yılları tebessümle, mutlulukla ve huzurla anacağımızı temenni ediyorum.

L

PROF. DR. OKTAR ASOĞLU Liv Hospital İstanbul Tıbbi Direktörü ki yıl gibi kısa bir süre içerisinde Türkiye’nin en iyi hastanelerinden birisi olduk. HUZUR ve MUTLULUĞUN var olduğu, birbirine karşı güven ve inancın temel olduğu bir yapı. Üst düzeyde teknoloji ile donatılmış bu hastanede dünyanın sayılı hastanelerinden biri olmayı hedefledik. Bu hedef için çok ayrı kültürden gelen kişileri bir araya getirecek sistemi kurguladık. Tümör konseyleri, zorlu olgular toplantısı, hekim konferansları gibi bir çok toplantı ile takım oyunu, birlikte çalışma kültürünü sözden, iyi niyetten gerçeğe dönüştürdük. Ben merkezli, bağımsız çalışma gibi bireyselliği ön plana çıkan davranış modelleri, liyakat, birbirine saygı ve sevgi, etik değerlere bağlılık ve kanıta dayalı tıp yaklaşımı karşısında eridi, yok oldu. Amatör bir takım ruhuyla Liv hastanesini yaratma gururu ve onuruna ulaştık, hep birlikte.

İ

Bu, ‘Ben değil biz’ demeyi düşünen kişilerin başarısı olacaktı, öyle de oldu. Birbirimize dayandık, güç aldık. Karşılıklı saygı duymayı, birbirimizi kollamayı başardık. Liv’de çalışmanın, Liv kimliği taşımanın gururu, onuru hepimizin ortak duygusu. Çünkü biz kocaman bir aileyiz artık..

GÜLÇIN TÜRKMEN SARIYILDIZ Liv Hospital Ankara Genel Müdürü 015 yeni mutluluk ve umutlarla geldi. Liv Hospital Ulus 2. yaşını kutlarken, Liv Ankara dünyaya geldi. İstanbul’da sağlık anlayışına yeni bir vizyon getiren Liv Hospital, Ankara’da da fark yaratmaya şimdiden başladı. Bu oluşumun parçası olmaktan, böyle bir hekim kadrosunu bir araya getirerek hizmet vermekten mutluluk ve gurur duyuyorum. 2015, birlikte güçlenen, büyüyen Liv Hospital ailesinin yılı olacak.

2

PROF. DR. B. BÜLENT MENTEŞ Liv Hospital Ankara Tıbbi Direktörü iderek büyüyen Liv Hospital ailesinin ikinci yaşını doldurduğu bugünlerde katkısı olan herkesi seçkin hedefleri ve yoğun emekleri için kutluyor, nicelerini birlikte yaşamamızı ümit ediyorum.

PROF. DR. ESAT ORHON Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı iv Hospital, ismini oluşturan ‘Leading Internatonal Vision’ hedefine uygun adımlar atıyor. Gelişmeye açık bir ortamda çalışmaktan çok memnunum. Günümüzün tıbbi gelişmelerine ayak uyduracak ve yenilikler katabilecek bir potansiyelimiz var. Bu heyecan ve motivasyonu, hem oluşturulan kadroda hem de yönetimde görmekten mutluyum. İyi ki doğdun Liv. Nice başarılı yıllara…

L

PROF. DR. LEVHI AKIN Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı iv Hospital kuruluşundan itibaren çok kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen, büyük ve hızlı bir atılımla bu kısa süre içinde en üst düzeyde olan sağlık kuruluşları içinde kendisine iyi bir yer edinmeyi başardı. Bu kadar büyük bir kadronun uzlaşı içinde aynı kurum içinde bulundurulabilmesi de ayrı bir başarı öyküsü, rüya gibi.

L

PROF. DR. FERAH ECE

OP. DR. ADIL TANIK

Liv Hospital İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı eknolojik donanımı, kaliteli hekim ve çalışan kadrosu, bilimsel etiğe olan saygısı nedeniyle kısa sürede başarısını ispatlayan Liv Hospital ailesinin bir üyesi olarak bu başarıya imza atanlar arasında olmaktan gurur duyuyorum. Nice sağlıklı yıllar dileğiyle…

Liv Hospital İstanbul Başhekimi iv artık bir marka oldu, Liv artık kalite demek, herkes tanıyor, herkes biliyor. Sayımız arttı ve artmaya devam edecek, bu artışta kalite aynı şekilde sürdürülecek. Böyle bir ailenin bireyi olmak, parçası olmak gurur verici. Hepimizi mutlu günlerin beklediğini hissediyorum.

Liv Hospital Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı üyük bir heyecan ve umutla katıldığım Liv ailesinde tamamladığımız ilk ay çok hoş ve verimli geçti. Böyle devam etmesi en büyük dileğim. Nice mutlu yıllara yeşillere allara!

G

L

T

PROF. DR. RIDVAN ALACA

B

• OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

50 YAŞINDAN SONRA

KOLONOSKOPI YAPTIRIN 50 yaşından sonra her 10 yılda bir yapılan düzenli kolonoskopi ile kolon kanserinden korunmak mümkün.

K

anser ve hemoroidal hastalıkların aynı anda oluşabileceğini akıldan çıkartmamak gerekiyor. Kolon kanserinin günümüzde başarıyla tedavi edilebildiğini belirten Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Oktar Asoğlu, kolon kanseri ve kanser ameliyatı sırasında verilen tek doz radyoterapi (IORT) yöntemi hakkında bilgilendiriyor.

ERKEN TEŞHİSTE BAŞARI ŞANSI YÜZDE 95 Erken teşhisin çok önemli olduğu kolon kanseri, belirti vermeyen ve yavaş ilerleyen bir kanser türü. Özellikle 50 yaş ve üzerindeki kişilerde görülen bu kanserin tedavi başarısı ise erken teşhisle yüzde 95. Kolon kanseri dünyada 2. ya da 3. sıklıkta görülen kolorektal kanserler arasında yer alıyor. 50 yaşını geçmiş olan herkesin kolonoskopik tarama yaptırması büyük önem taşıyor. Normal koşullarda riskli bir polipin kansere dönüşmesi için geçen sürenin ortalama 8-10 yıl olması gerektiğinden, 50 yaşında yaptırılan ve kolonoskopi sonucu normal olan bir kişi, her 10 yılda bir kolonoskopi yaptırarak kolon kanserinden korunabilir. Bu bağlamda bir insanın kolon kanserinden korunması için, 50 yaşından sonra ömrü boyunca 3 defa kolonoskopi yaptırması yeterlidir. 22

HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. OKTAR ASOĞLU Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı

Eğer ailede kalın bağırsak kanseri öyküsü varsa, 40 yaşında taramaya başlanması gerekir. Özellikle 50-60 yaşlarındaki kişide, elde ayakta solukluk, çabuk yorulma, çarpıntı gibi şikayetler varsa mutlaka bir kolonoskopi yapılması gerekir. Ya da hiçbir neden yokken kişinin dışkı alışkanlığında değişim ve durup dururken ortaya çıkan karın ağrısı gibi belirtiler de mutlaka kalın bağırsak kanserinden şüphelenilmesini gerektirir. Ayrıca rektumda kanama ve dışkı alışkanlıklarında değişim dikkate alınması gereken önemli bir belirtidir. Özellikle hemoroidi olan kişilerde altta bir tümörün olabileceği her zaman akılda tutulmalıdır.

DIŞKIDA KAN ALARM SEBEBİ Dışkıda kan her zaman bir alarm sebebi olarak ele alınmalıdır. Muayane olmamak, olası bir kanser tedavisinin geç başlamasına neden olabilir.

STANDART TEDAVİ CERRAHİ Kalın bağırsak kanserlerinin standart tedavisi cerrahidir, yani tümörlü bölge çevreden bir miktar sağlam doku ve lenf düğümleriyle birlikte çıkarılır. Kolon kanserinde ameliyattan sonra hastalığın evresine göre ek, koruyucu kemoterapi uygulanır.

MİNİMAL İNVAZİV YÖNTEMLER HASTA KONFORUNU ARTIRIYOR Laparoskopik ya da başka bir deyişle minimal invaziv teknik, cerrahinin özel bir uygulama alanıdır. Geçmişte kadın hastalıklarının cerrahisinde uygulanmaya başlanan laparoskopi, gelişen teknolojiyle beraber bağırsak ameliyatlarında da kullanılmaya başlandı ve giderek dünyada yaygın hale geldi. Geleneksel olarak nitelenen açık cerrahi teknikte cerrah, karın


içine ulaşmak için karnı boydan boya kaplayan bir kesi yapmak zorundaydı. Laparoskopik teknikte ise 0,5-1 santim boyutunda port adı verilen birkaç kesi ile ameliyatlar tamamlanabiliyor. Port yerlerinden karın içine olan bölüm ‘kanüller trokar’ olarak adlandırılıyor. Trokarlardan karın içerisini görmeye yarayan kamera ve laparoskopik teknik için özel geliştirilmiş birçok alet ilerletilerek ameliyatlar tamamlanıyor. Laparoskopik teknikte karın içerisi karbondioksit gazı ile şişiriliyor; bu sayede karın içi organlar birbirlerinden uzaklaşıyor ve ameliyat yapabilecek boşluk bir saha elde ediliyor. Kameradan gelen görüntüler yüksek çözünürlüklü video monitörlerince ameliyathaneye aktarılıyor. Bu sistem cerrahın geleneksel yöntemlerle yapılmakta olan birçok ameliyatı çok daha küçük kesilerle yapabilmesini sağlıyor. Açık cerrahiye kıyasla hastaların daha az ağrısı oluyor, daha hızlı iyileşme sağlanıyor ve hastanede kalış süresi kısalıyor. Ayrıca küçük kesilerden tamamlanan ameliyatın daha iyi kozmetik sonuçları oluyor.

IORT

AMELİYAT SIRASINDA TEK DOZ RADYOTERAPİ Intra Operatif Radyoterapi (IORT) ile kanser ameliyatı sırasında verilen tek doz radyoterapi sayesinde hedef odaklı sonuç elde etmek mümkün. IORT özellikle sindirim sistemi kanserlerinde, kalın bağırsağın son kısmı nüks tümörlerinde, yani rektum kanserlerinin tedavisinde cerrahinin başarısını

oldukça artıran bir uygulamadır. Bunun yanı sıra, daha nadir olarak da, meme kanserleri ve çocukluk çağı tümörlerinde de kullanılabiliyor. Ameliyat sırasında uygulanan tek doz ışın tedavisi ile hastanın daha sonra radyoterapi almasına gerek kalmıyor. Yalnızca sorunlu bölgeye verilen yoğun ışın tedavisi ile sağlam dokuların tamamen korunabiliyor.

• OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

..

KEMOTERAPİ İLE İLGİLİ

Modern kemoterapi tedavisi ve doktorunuzun önerileriyle yan etkileri en aza indirebilirsiniz!

K

anser hastalıklarında kullanılan ilaç tedavisine kemoterapi adı veriliyor. Kemoterapide kullanılan ilaçlar üç gruba ayrılıyor. Birinci grup kanser hücrelerini öldüren ilaçlar, ikinci grup ise son yıllarda kullanılan hedefe yönelik ilaçlardır. Bu ilaçlar, kanser hücrelerinin oluşum mekanizmalarını bloke edilerek çoğalmasını önlerler , özellikle kanserin durdurulması ve kontrol edilebilir hale getirilebilmesi amaçlı kullanılır. Üçüncü grup ise diğer iki grup ilaçların tedavileri sırasında oluşabilecek yan etkileri önleyen 24

veya yan etkilerini gerileten destek ilaçlarıdır. Liv Hospital İstanbul Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Haluk Onat, hasta ve hasta yakınlarını kemoterapi süreci hakkında bilgilendirip önerilerde bulunurken, Liv Hospital İstanbul Klinik Psikolog Beril Yardımcı ise kanser hastalarının psikolojik sürecine dikkat çekiyor. Hastaların ilaç tedavisinden korktuğunu belirten Prof. Dr. Onat, “Hastalar korku duymamalı, çünkü hastaların iyi bilgilendirildiği ve ilaçların iyi uygulandığı zaman ilaç tedavisinin zararları azaltılabilir. Mo-


HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. HALUK ONAT Liv Hospital İstanbul Medikal Onkoloji Uzmanı

Uzm. Kli. Psikolog BERİL YARDIMCI Liv Hospital İstanbul Psikolog

dern kemoterapide kullanılan ilaçların çoğu, toksik etkileri nispeten azaltılmış ve destek tedavisinde kullanılan ilaçlarla yan etkileri önlebilen ilaçlardır. Her ilacın yan etkisi v ardır. Önemli olan her ilaca göre oluşabilecek toksik etkilerdenve tedbirlerden bilgi sahibi olmaktır. Kemoterapi, kanserin erken evresinde riskli hastalarda lokal tedavilere yardımcı tedavi olarak veya bazı kanserlerde birincil tedavi olarak ya da kanserin ileri evrelerinde hastalığın kontrol altında tutulması amacıyla uygulanabilir. Kemoterapinin deneyimli bir uzman hekim denetiminde ve deneyimli hemşireler tarafından yapılması gerekiyor” diyor.

HASTAYI PSİKOLOJİK OLARAK DA DESTEKLEMEK GEREKİYOR Kanser tedavisinde tedaviye bütüncül yaklaşmak, kişiyi sadece beden olarak değil psikolojik boyutu ile de desteklemek gerekiyor. Her hasta kemoterapi sürecini; kişiliği, ruhsal dayanıklılığı, aldığı sosyal destek ve bedensel durumuna göre farklı yaşar. Çoğu insanın içinden zorlukla geçtiği bu dönemde yaşanan kaygıların ve sıkıntıların, anormal bir duruma verilen normal tepkiler olduğunu belirten Klinik Psikolog Beril Yardımcı, “Kemoterapi sürecinde yaşanan bedensel ve psikolojik değişimlerin hasta ve yakınları tarafından bilinmesi, bu dönemde gerekli desteği planlamayı sağlar. Sağlığa yönelik yaşanan bu tehdit karşısında, kişi hayatını gözden geçirebilir. Bu dönem ister istemez bir değişim ve dönüşüm zamanıdır” diyor.

KEMOTERAPİNİN YAN ETKİLERİNİ EN AZA İNDİRMEK İÇİN ÖNERİLER

İş, aile ve sosyal ilişkilerinize devam edin. Doktorunuza danışın ve doğru beslenin. Kemoterapi uygulanan günler hafif bir kahvaltı ile güne başlayın, çok kokulu ve yağlı yemeklerden kaçının. Izgara, söğüş ve haşlama gıdalarla ve bol su ile beslenin. Bol bol su içerek kullanılan ilaçların böbreğinize zarar vermesinin önüne geçin. Kas kayıplarını en aza indirgemek için doktor kontrolünde spor yapın. Mide bulantısını önleyici güçlü ilaçlar kullanıldığı için mide bulantısı artık bir problem olmamaktadır. Kalabalık ortamlarda bulunmaktan kaçının. Kemoterapinin etkisi ile saç dökülmesi yaşanabilir ancak kemoterapi bittikten sonra saçların daha da gür çıktığı da unutulmamalı. Hastalar; peruk, eşarp, bere, şapka tarzı aksesuarlar kullanabilirler. Kemoterapi sırasında bazı ilaçların yarattığı cinsel isteksizlik olabilir ancak cinsel ilişkinin bir sakıncası yoktur. Bu dönemde hamile kalmamak çok önemlidir, korunarak cinsel ilişkiye girilebilir

• OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr.BÜLENT MENTEŞ

Doç. Dr. BAHADIR EGE

Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı

Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı

GENEL CERRAHİ: KADİM BİR BİLİM DALINDA BÜTÜNSELLİĞİ MUHAFAZA ETMEK Genel cerrahi, tüm ameliyatları yapabilme iddiasından kaynak almış kadim bir branştır.

B

ilgi birikiminin bir çığ gibi artması hekimlik uygulamalarında da daha küçük alanların uzmanlarının ortaya çıkmasını zorunlu kılıyor. Artık “her şeyi bilen hekimler“ değil, kendi alanlarında derinlemesine bilgi ve beceri geliştirmiş uzmanlar ile daha iyi sonuçlar elde edebiliyoruz. Ancak tıptaki bu branşlaşma (spesifikasyon) bazen bütünsel yaklaşımı sekteye uğratabiliyor. Artık eskinin o “hastayı kucaklayan ve her şeyiyle ilgilenen“ hekim tiplendirmesi yok. Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Menteş, bu değişimin belki de en belirgin, hatta dramatik olduğu alanın Genel Cerrahi bilim dalı olduğuna dikkat çekiyor. Prof. Dr. Bülent Menteş, “İsmi üstünde, “genel olarak“ tüm ameliyatları yapabilme iddiasından kaynak almış kadim 26

bir branş genel cerrahi ... Yakın geçmişe kadar, karın ameliyatları dışında beyin, estetik, göğüs, damar ameliyatlarını da yapan bir disiplinden bahsediyoruz. Gerçekten de plastik cerrahi, göğüs cerrahisi, beyin cerrahisi gibi branşlar hep genel cerrahinin türevleri olarak gelişmişlerdir. Halen bu cerrahi branşların asistanları, temel eğitimlerini genel cerrahide aldıktan sonra kendi branşlarında uzmanlık eğitimlerini tamamlarlar. Bu baba (godfather) özelliğine karşın genel cerrahi, kendi içinde de bahsettiğimiz uzmanlaşma eğiliminden payını almıştır. Özellikle daha yaşlı hocaların itirazlarına karşın, akademik kurumlarda genel cerrahinin meme-endokrin cerrahisi, kolorektal cerrahi/proktoloji, karaciğer-safra yolları-pankreas cerrahisi (HPB) gibi alt uzmanlık alanlarına ayrılması giderek daha yaygınlaşan bir eğilimdir. ABD ve Avrupa'da


DIPNOT RİSK FAKTÖRLERİNİ ORTADAN KALDIRIN

Kendi kendine düzenli meme muayenesi, yıllık klinik meme muayenesi, yıllık mamografi ve gerekirse ultrasonografi taramaları şart! Fazla kilolarınızdan kurtulun. Uygun ve sağlıklı bir diyeti benimseyin. Düzenli egzersiz yapın. Fazla alkol tüketmeyin. Tütünü hayatınızdan kesinlikle çıkarın. Bebeklerinizi mümkün olan en uzun süre emzirin. Stresten uzak durun. Menopoz sonrası hormon kullanmadan önce ve doğum kontrol hapı kullanmadan önce meme kanseri riski açısından meme muayenenizi ve tetkiklerinizi mutlaka yaptırın. Böylece meme kanserine karşı korunmuş olursunuz.

tanınmış hastanelerin hemen hepsinde bu konsept seneler önce benimsenmiştir“diyor. Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Bölümü de bu ilkeler çerçevesinde, multidisipliner tedavi yaklaşımı ve takım ruhu ile geniş bir ekip olarak hizmet veriyor. Kolorektal cerrahi/proktoloji, Meme-endokrin cerrahisi, karaciğer-safra yolları-pankreas cerrahisi ve karın duvarı fıtıkları cerrahisi uzman DIPNOT MEME KANSERI BELIRTILERI NELERDIR?

Memede iki haftadan uzun süre ele gelen sertlik Meme ucundan gelen akıntı veya meme ucunda kanama Meme cildinde kızarıklık şişme ve memede şekil bozukluğu Koltuk altı lenf bezlerinde büyüme

ekip ve üniteler halinde çalışıyor. Günümüzde sıklıkla görülen meme kanserinin erken teşhis, doğru cerrahi ve multi disipliner yaklaşımla bütünüyle tedavi edilebildiğine dikkat çeken Liv Hospital Ankara Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Bahadır Ege ise, meme cerrahisine ilişkin bilinmesi gerekenleri paylaşıyor.

MEME KANSERİ CERRAHİSİ UMUT VAAD EDİYOR Genel Cerrahi bünyesindeki özellikli alt çalışma gruplarının biri de meme-endokrin cerrahisidir. Meme kanserinin kadınlarda sık görülen kanserler arasında birinci sırada yer alması meme-endokrin cerrahisinin önemini artırmaktadır. Erken teşhis sayesinde meme kanseri ilerlemeden yakalanabilir. Bu sayede hasta kanserin olumsuz etkilerinden en az şekilde etkilenir. Son yıllarda meme kanserinin erken teşhis ediliyor olması hastalığın tedavisi için göğsün tamamının alınmasının önüne geçmiştir. Hastalık erken evrede yakalandığı zaman sadece memenin tümörlü kısmını çıkartmak cerrahi tedavi için yeterli oluyor. Ayrıca erken evre meme kanserli • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK DIPNOT

hastalarda koltuk altı lenf bezlerinin tamamının temizlenmesi bazı durumlarda gerekmeyebiliyor. Ameliyat esnasında yapılacak tetkiklerle (sentinel lenf nodu biyopsisi) en şüpheli olan lenf bezi bulunup çıkartılabiliyor. Hastalık lenf bezlerine geçmemişse sadece bir veya iki adet lenf bezi alınması yeterli olabiliyor. Meme kanseri olan hastalarımız erken evrede yakalandığı zaman göğüsler korunabiliyor.

Meme kanseri ve genetik ilişkisi nedir?

Meme kanserlerinin sadece yüzde 5 ile 10 oranındaki bölümü genetik geçişlidir. Meme kanserinin genetik geçişini belirleyen BRCA1 ve BRCA2 testlerinin pozitif bulunduğu hastalarda yaşam boyunca meme kanserine yakalanma riskleri yüzde 40 ile 85 arasında değişmektedir.

BRCA1 ve BRCA2 testlerinin pozitif çıkması meme kanseri riskini ne kadar belirler? BRCA1 veya BRCA2 testlerinin genetik danışmanlık alınarak yapılması en doğru yöntemdir. Test sonucu pozitif çıktığı zaman multidisipliner toplantı yapılıp hastanın bireysel risk faktörleri göz önünde bulundurularak öneriler yapılmalı. Testi pozitif çıkan hastanın her iki göğsü alınsa bile meme kanserinden korunma şansı yüzde 100 değildir. Risk azaltıcı ameliyatlar riski ancak yüzde 90 azaltmaktadır.

28

MEME KANSERI RISK FAKTÖRLERININ BAZILARI ŞUNLARDIR:

Hiç doğum yapmamış olmak ya da ilk doğum yaşının 30'dan sonra olması. 40 yaşın üstünde olmak. Ailede meme kanseri olan anne, teyze gibi yakınlar olması. Her 8 kadından biri meme kanseri riski taşıyor. Ülkemizde Sağlık Bakanlığı verilerine göre meme kanseri görülme sıklığı yüzbinde 40,6’dır. Erken yaşta adet görmek, geç yaşta menopoza girmek. BRCA1 ve BRCA2 gen taşıyıcılığı. Ailesinde meme kanseri ilişkili kanserler (over kanseri, endometrium kanseri ve kolon kanseri gibi) olması.

C

M

ERKEN EVREDE MEME KORUNABILIR Cerrahlar, memede kitle şikayetiyle başvuran hastalarda kitleyi; muayene, mamografi ve meme ultrasonu ile değerlendiriyor. Burada cihazların kalitesi ve filmlerin yorumlanması oldukça büyük bir önem taşıyor. Liv Hospital Ankara'da, meme kanserinin saptanmasında daha yüksek bir hassasiyete sahip olan “Dijital Tomosentez Mamografi“ kullanılıyor. Erken evre meme kanserlerinde meme koruyucu cerrahi uygulanıyor ve böylece hastanın meme dokusuna en az zarar verilecek şekilde operasyon gerçekleştiriliyor. Sentinel lenf bezi biyopsisi ile hastanın koltuk altındaki lenf bezlerinde kanser yayılımı olup olmadığı tespit ediliyor. Bu biyopsi sayesinde yüzde 80 oranlarındaki gereksiz koltuk altı lenf bezi temizlenmesinin de önüne geçilmiş oluyor. Bu sayede hasta kol fonksiyonlarında herhangi bir sıkıntı yaşamıyor ve kolu şişmiyor. Hastalığın evresine göre tedaviye kemoterapi ya da radyoterapi eklenebiliyor. Modifiyel radikal mastektomide ise meme dokusu ve koltuk altındaki lenf bezleri tamamen çıkartılıyor. Uygun hastalarda talebe göre, plastik cerrahi ekibi ile organize olunarak hastanın kendi dokusu ile ya da özel protezler ile memenin tekrar oluşturulması sağlanabiliyor.

Y

CM

MY

CY

CMY

K


PRIMECLASS_LOUNGE_CARD_16,9X22,2_LiveMagazineHospital.pdf

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K

1

1/22/15

3:59 PM


KLİNİK

KANSER TEDAVİSİNDE KİŞİYE ÖZGÜN YAKLAŞIM:

ONKOGRAM

G

ünümüzde onkoloji tedavisi ve tedaviye bağlı gelişen yan etkilerinin tedavisi için ayrılan bütçeler ülkelerin sağlık harcamalarının genel artışında büyük rol oynar. Bunun nedenleri arasında artan kanser hasta sayısı olduğu gibi tedavilerin her kanser hastası için aynen uygulanması da yer alır. Liv Hospital İstanbul Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Karaöz, “Oysa artık bilim dünyası şu gerçeği açık olarak ortaya koymuştur ki; insanlar dolayısıyla hastalar moleküler açıdan birbirinden farklıdır. Bu nedenle tedavilerin de farklı olması gerekir” diyor. Eski hekimler şöyle derdi: “Hastalık yoktur, hasta vardır.” İşte bu gerçeğe göre her kanser hastası farklı şekilde ele alınmalıdır. Dolayısıyla hastaya özgün tedaviler planlanmalıdır. Bu amaca yönelik olarak çeşitli çalışmalar sürüyor. Sözü edilen testle ilgili olarak 13.11.2014 tarihinde son derece önemli bir bilim sitesi olan Nature internet sitesinde bir derleme yazısı yayınlandı. Bu derlemeye göre dünyanın en saygın bilim dergilerinden kabul edilen “Science Dergisi”nde bu testle ilgili olarak yayınlanmış bir çalışma hakkında “geleceğin kanser tedavi şeklini müjdelemektedir” denmiştir.

NEDEN KANSER TEDAVİSİ KİŞİYE ÖZGÜ OLMALI? Kanser tedavisi kişiye özgü olmalıdır. 30

İnsanlar moleküler açıdan birbirinden farklıdır. Bu nedenle tedavilerin de farklılık göstermesi tedavi başarısını artırır.

Her kanser hastası farklı şekilde ele alınarak özgün tedavi yöntemleri seçilmelidir.

Çünkü başta kanser tedavisi olmak üzere birçok hastalığın tedavi süreçleri hastaların moleküler/genetik yapılarının farklılıklarına göre değişmektedir. Bu farklılıkların tespiti ve tedavinin buna göre yönlendirilmesi için yeni laboratuvar testlerine gereksinim vardır. Kişiye özgü tedavi protokollerinin yaygınlaşması ile tedavide başarının oranlarının artması söz konusu olacaktır. Bu da özellikle kanser tedavisinde kemoterapiye duyarsız ilaçlarla gerçekleştirilecek tedavilerin başarısızlığı yanındaki hasta sağkalım oranlarıyla doğrudan ilişkilidir ve bu hastaya özgü olmayan ve yanıt vermeyen tedavilere bağlı gelişebilecek komplikasyonların tedavisi için harcanacak maddi ve manevi çabaları da göz önünde bulundurmak gerekir. Ek olarak, bazı durumlarda, tedavi sürecinde hasta son derece pahalı ve geri ödemesi olmayan bir ilaca dirençli olabilir. Oysa aynı hastanın çok ucuz bir ilaçla hem başarılı hem de daha ekonomik bir şekilde tedavi olabilmesi mümkün olabilir. Bu durum hem hasta hem de ülke bütçesi açısından çok büyük önem arz eder. Dolayısıyla, kemoterapi tedavisinin başlangıç aşamasında hastanın kanser hücreleri-


nin hangi kemoterapötik ilaçlara duyarlı hangilerine dirençli olduğunun saptanmasının mümkün olması durumunda tedavi bu bilgiler ışığında yönlendirilebilir. Prof. Dr. Erdal Karaöz, onkogram testinin bu amaçla geliştirilmiş olup, başta Amerika, İngiltere, Hollanda, Almanya ve Japonya olmak üzere gelişmiş ülkelerde araştırma bazlı bir test olarak kullanıldığını; Almanya ve Amerika’da ise doğrudan hasta hizmetine yönelik olarak da kullanıldığını kaydediyor ve şunları söylüyor: “Liv Hospital olarak onkogram laboratuvarımızda bu testi hekimlerimiz ve hastalarımızın hizmetine sunmaktan büyük mutluluk duymaktayız.”

HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. ERDAL KARAÖZ Liv Hospital İstanbul Rejeneratif Tıp ve Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu

ONKOGRAMIN POTANSIYEL YARARLARI

Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Fikret Arpacı, onkogramın potansiyel yararlarını şöyle sıralıyor; Bireyselleştirilmiş kanser tedavisine katkı sağlar. Zamanla direnç gelişmiş kanserli hastalarda gereksiz ilaç kullanımını engeller. Toksisiteyi azaltır ve maliyeti düşürür. Primeri(başlangıç yeri) bilinmeyen kanserlerin tedavisinde ilaç seçimine yardımcı olur.

• OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de, hem kadın hem de erkekler tarafından tercih edilen estetik operasyonlar zamana ve yer çekimine karşı durmanın en önemli silahı.

G

ünümüzde kariyer sahibi olma, popüler kültür ve değişen zaman dinamikleri sağlıklı, genç, güzel ve yakışıklı görünmenin olmazsa olmazı. Önceleri ağırlıklı olarak kadınlar tarafından tercih edilen estetik operasyonlar artık erkeklerin de göz bebeği. Kadınlarda ve erkeklerde estetik operasyonlar arasında burun ameliyatı ilk sırada yer alıyor. Ancak unutulmaması gereken bir şey var ki; estetik operasyonların başarısı kişiye özel planlama ve ESTETIKTE ILK 5

32

KADINLARDA

ERKEKLERDE

Burun ameliyatı Meme dikleştirme - meme küçültme Liposuction Karın germe Yüz germe

Burun ameliyatı Liposuction Meme küçültme (jinekomasti) Yüz germe Karın germe

doğallıktan geçiyor. İyi bir estetik ameliyatın kişiye sağladığı özgüven ve mutluluk hem sosyal hem de iş hayatında önemli bir avantaj sağlıyor. Estetik ameliyatlar çağımızın vazgeçilmezi. Ancak hayalinizdeki görünüme kavuşmak uzman ellerden geçiyor.

KADINLAR GÜZELLİĞE KANATLAN!

Meme DikleştirmeKüçültme; Kadınlarda aşırı kilo alıp verme ve emzirme sonrasında oluşan deformasyon iki kategoride ele alınıyor. Hastalara silikon meme proteziyle göğüs büyütme işlemi ve yine ihtiyaca göre aynı anda meme dikleştirme işlemi uygulanabiliyor. Operasyon tamamlandıktan sonra hastaya özel bir pansuman ile bandaj uygulanır. Şişlik ve ödemi engellemek için ise 6-8 hafta özel destekleyici sütyen kullanılır. Eğer dren kullanılmışsa bunlar 1-3 gün arasında alınır ve genellikle basit bir ağrı kesici ve oral antibiyotik


yeterli olur. Birinci haftanın sonunda kişi işbaşı yapabilir sosyal hayatına dönebilir. Liposuction; Kilo alıp vermek hem karın ve meme deformelerini artırıyor; hem de uyluklarda ve bel bölgesinde yağlanmalara yol açıyor. Liposuction, kilo kaybettiren bir işlem değil. Normal kilosunda ve ideal kiloya yakın insanların yağ yapısını düzenleyici bir işlem. Yani genetik yapımıza göre şekillenen yağlarımızdan kurtulmak için liposuctiona başvurmak gerekiyor. Liposuction, sporla bir türlü verilemeyen ve hamilelik sonrası kalıcı kilolar için de uygulanabiliyor. Karın Estetiği; Özellikle kadınların doğum sonrası başvurduğu estetik operasyonlar arasında karın germe yer alıyor. Abdominoplasti ile genç kızlık dönemindeki karın gerginliğine kavuşmak mümkün. Sonrasında üzerinde yer alan fazla deriyi çıkartarak ve göbeği çoğu kez yeni bir noktaya taşıyarak kusursuz bir görünüm yaratılabiliyor. Abdominoplasti, tam karın germe ya da mini karın germe şeklinde uygulanıyor. Doktorunuzun değerlendirmesiyle belirlenecek yöntem en iyi sonucu almanızı sağlıyor. Hasta, ameliyattan birkaç saat sonra kendine geliyor. Drenler, ameliyatın ikinci ya da üçüncü günü çıkartılıyor. İlk günler karın bölgesini zorlayacak hareketlerden, ağır eşya kaldırmaktan kaçınılmalıdır. Karın altı ay sonra tam olarak iyileşerek yeni şeklini alır. Mini karın germede yaralar birinci ayın sonunda iyileşmiş olur. Hasta, düz, estetik, doğal görünümlü gergin bir karın

bölgesine kavuşur. Yüz Germe; Yüz ya da vücutla ilgili gençleştirmelerde önemli olan şey, bölgenin doğal yapısının ve ifadesinin bozulmaması. Endoskopik yüz germe işlemi ile bakış ve ifade değiştirilmeden, sadece yaşlanmanın verdiği sarkmanın tedavi edilmesi amaçlanıyor. Endoskopik yüz germe işlemi ile yüzün eskiden var olan yere oturtulması sağlanıyor. Ayrıca endoskopik yüz gerdirme, sadece yaşlanmanın etkilerinden kurtulmak için yapılmıyor. Yapısal olarak eksik olan kısımları ve doğumsal anomalileri düzeltmek, ‘altın oran’ adı verilen yüz oranlarına sahip olmak isteyen kişilere de bu yöntem uygulanıyor.

GÖZÜNÜZ AÇIK OLSUN!

Göz kapağı estetiği yapılan genç hastalarda göz kapağı cildinde sarkma, kırışıklık bulunmazken, sadece gözaltlarında şişlikten yakındıkları belirtiliyor. Bu hastalarda gözaltlarındaki yağ dokularının alınması yeterli oluyor. İleri yaş hastalarda estetik kusurların daha komplike olduğuna dikkat çeken Liv Hospital İstanbul Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ümran İleri, “Göz altlarında yağ dokusu fazlalığı ve fıtıklaşmasına ek olarak göz kapağı cildinde sarkma, torbalanma, kırışıklık, göz kenarlarında kaz ayağı tarzında çizgiler, kaşlarda düşüklük, alında kırışıklık ve sarkma gibi estetik kusurlar da bulunur” diyor. • OCAK-MART 2015


KLİNİK HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. RUŞEN KAPUCU Liv Hospital Ankara Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı

Prof. Dr. BAŞAK KANDI Liv Hospital Ankara Dermatoloji Uzmanı

Op. Dr. ÜMRAN ILERI Liv Hospital İstanbul Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı

ERKEKLERDE

GENÇLIK RÜZGARI

Estetik artık sadece kadınların yaptırdığı bir uygulama olmaktan çıktı. Erkekler de çeşitli estetik yöntemlerinden faydalanıyor. ERKEKLER

“Erkeklerin kendilerini rahat hissetmelerini, kimliklerini rahatça yaşamalarını engelleyen fiziksel bir sorunları varsa bunun için bir estetik cerraha başvurmaktan çekinmemeleri gerekiyor” diyen Liv Hospital Ankara Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ruşen Kapucu, ameliyat olunduğu belli olmayacak kadar doğal görünen sonuçlarla ameliyat olmanın da mümkün olduğunu sözlerine ekliyor. Burun Ameliyatları: Erkek burun ameliyatlarında erkeğin burnunun kadınsı burun özellikleri taşımaması gerekiyor. Ameliyat sırasında eğer varsa nefes alma problemleri de düzeltiliyor. Ameliyat sonrası burunda bir hafta alçı oluyor. Alçılar alındıktan sonra, burun şekli şişliklerin giderek azalmasıyla ancak altı 34

ay ile bir yıl içerisinde gerçek şeklini alıyor. Liposuction: Liposuction ameliyatından sonra hastaların üç ile altı hafta kadar korse giymesi gerekiyor. Bu nedenle liposuction uygulamasının bahar ya da kış aylarında tercih edilmesi hastalar açısından avantaj sağlıyor. Jinekomasti (Meme Küçültme): Erkeklerin en büyük estetik rahatsızlıklarından biri de meme büyüklüğü. Meme büyüklüğü genellikle fazla kilodan kaynaklanıyor. Nadiren hormon bozukluklarına da bağlı olarak gelişebiliyor. Bunların düzeltilmesinde liposuction ameliyatı yeterli olabiliyor. Hormonsal bozukluklarda ise liposuctiona ek olarak ayrıca ameliyat yapılarak meme dokusu çıkartılıyor. Yüz Germe Ameliyatları: Hastaların çoğu, ame-


liyat riski minimal olan, iyileşme dönemi kısa olan, yara izlerinin belli olmadığı ve yüzün gerilmiş gibi değil gençleşmiş bir hale kavuşmuş halini istiyor. Bunun içinde yüz germe ameliyatlarında genellikle “Macs Lift” yöntemi uygulanıyor. Bu ameliyat kulak önü ve saçlı deri kısmından kısa kesilerle yapılıyor. Böylelikle geniş ameliyat risklerinden kaçınılmış olunuyor. Bunun dışında ağız içinden bir de saçlı deri içinden kesi yapılan orta yüz gençleştirme tekniği de bulunuyor. Karın Germe: Karın üst, orta ve alt bölgesindeki deri sarkıklığı ve yağ birikiminin ortadan kaldırılması ve karın kaslarının sıkılaştırılması için en sık uygulanan cerrahi yöntem karın germe ameliyatıdır. Sarkmalar ve fazlalıklar bu yöntem sonucunda genellikle çarpıcı bir düzelme sağlar. Karın germe

ameliyatlarında genelde liposuction da kombine olarak kullanılır. Ameliyat sonunda iç çamaşırı çizgisi içinde kalacak olan iz, zaman içinde silikleşir ve az dikkat çeken bir ize dönüşür.

BRAD PITT YÜZÜ REVAÇTA

Orta yaş grubu erkeklerin, yüzlerinin daha kadınsı ya da şişman olduklarından şikayetçi olduklarını ve daha erkeksi bir görünüme sahip olmak için başvurduklarını belirten Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ümran İleri, “Egzersizlerle vücudumuzu şekillendirebiliyoruz ama yüzü şekillendirmek çok zor. Özellikle yüzün yuvarlak hatlı ve yağlı bir dokusu varsa, kilo vermeyle de bunlar çok fazla değişmiyor” diyor. Gıdı bölgesinde yağlanma olan orta yaş erkekler• OCAK-NISAN 2015


KLİNİK de çene küçüklüğü de buna eşlik edebiliyor, bu nedenle gıdı daha çok ön plana çıkıyor. Bu kişilere kemik dokusuna çok benzer olan, vücuda çok iyi adapte olan implant öneriliyor. Genç erkeklerin talepleri ise genellikle Brad Pitt yüzü oluyor. Op. Dr. Ümran İleri, özellikle ABD’de, çene kemiğinin güçlü olması, kemikli hat ve erkeksi ifadenin çok revaçta olduğunu vurgulayarak, bu talepleri implantlar ile sağlayabildiklerini söylüyor. Yağlı görünümde olan bir yüz daha erkeksi yüz şekline implantlar sayesinde dönüştürülebiliyor. Çok küçük kesilerle ve kamera altında yapılan ameliyatlarda elmacık kemiğine de implant konulabiliyor. İmplantın yüzde ciddi bir değişiklik yarattığını unutmamak gerekiyor. Eğer hastanın tereddütleri varsa önce yağ enjeksiyonları denemenin daha faydalı olduğuna dikkat çeken Op. Dr. İleri, “Bu görünüm hastanın hoşuna giderse ona göre implant takıyoruz” diyor. İmplant takılan hastalar yaklaşık bir hafta içerisinde normal yaşamlarına geri dönüyorlar.

N E G

BOTOKSTA ERKEKSİ İFADE

Liv Hospital Ankara Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Başak Kandi ise, “Estetik artık sadece kadınların yaptırdığı bir uygulama olmaktan çıktı. Erkekler de başta botoks olmak üzere çeşitli estetik yöntemlerinden faydalanıyor. Hatta bu durum ‘erkek botoksu’ kavramının literatüre girmesine bile sebep

Botoks başlangıç yaşı kişinin cilt yapısına ve genetiğine bağlı olarak 27-

28 yaşlardan başlayıp 35’li yaşlara kadar uzayabilir.

36


K I L Ç

olmuş durumda” diyor. Erkekler kadınlara oranla daha güçlü kas yapısına sahipler. Özellikle alın çizgileri ve göz kenarı çizgileri kadınlara oranla daha çabuk gelişiyor ve derinleşiyor. Bu nedenle erkekler, botoks yaptırmayı tercih ediyor. Botoksun erken dönemde yapılması oldukça önemli. Çünkü çizgiler derinleştiğinde botoks tek başına yeterli olmayabiliyor. Bu durumda ise çizgilerin üzerine dolgu takviyesi yapılması gerekiyor.

MÜDAHALE ANLAŞILSIN İSTEMİYORLAR

N

Erkekler kaşlarının kaldırılmasını ya da mimiklerinde müdahale olduğunun anlaşılmasını istemediği için artık erkek botoksu denilen bir kavram ortaya çıktı. Botoks uygulaması yapılırken, erkek hastalarda kaş şekline ve seviyesine dokunulmuyor. Sadece alın çizgilerine müdahale ediliyor. İki kaşın arasında, kaşın çatılması ile ortaya çıkan çizgi kadınlara göre daha hafif seyrettiği için, sadece alındaki yatay çizgilere yapılan müdahale, kaşta değişiklik olmasına neden olmuyor. Erkeklerde göz çevresinde derinleşen çizgiler yanağa kadar iniyor. Yine aynı şekilde kaşın hareketlenmesini ve değişmesini engellemek için göz kenarının iki-üç bölüm alt kısmına botoks yapılıyor, geri kalan kısma ise dolgu ile müdahale ediliyor.

TIRAŞ CİDDİ BİR PEELING KAYNAĞI

Erkeklerde yanak bölgesinde kırışıklık daha az görülüyor. Çünkü tıraş olmak yanak bölgesinde ciddi bir aktivasyon sağlıyor. Tıraş aynı zamanda çok ciddi bir peeling aslında. Ancak burun kenarları bu durumdan faydalanamıyor. Burun kenarındaki çizgiler de erkeklerde daha çabuk derinleşiyor. Burun kenarındaki bölgelere de dolgu uygulaması yapılabiliyor. Özellikle 50 yaşından sonra yüz ovalinde sarkma meydana gelebiliyor ve gıdı bölgesi oluşuyor. Bunlara yönelik olarak örümcek ağı, iğneli radyofrekans ve fonksiyonel lazer uygulamaları yapılabiliyor.

• OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

Hayat kısa

Renkler ve sanat kuşkusuz insanlara kendilerini daha iyi hissetiriyor. Liv Hospital Ankara’da bu bilinçten yola çıkarak, mimari anlamda göz dolduruyor.

Ç

evremizde gördüğümüz her şeyde olduğu gibi renklerin de üzerimizdeki etkisi yadsınamaz… Renklere yüklenen anlamlar kültürlere, ülkelere ve bireylere göre farklılıklar gösterse de, genel kanılar da yok değil. Tarihsel gelişimi baz aldığımızda renklerin çeşitli kültürlerde dini ritüellerde, doğum, kutlama, ölüm ve yas törenlerinde farklı anlamlar taşıdığını biliriz. Renkler; dikkat çekmek, etkilemek, bir konuda algı yaratmak, duygulara yön vermek için hala kullanılıyor. Özellikle mekan kullanımlarında ve reklamlarda sık sık renklerin kullanıldığını görürüz. Peki, hangi renkler ne işe yarar, bunları biliyor muydunuz? Liv Hospital Ankara Uzman Psikolog Ekin Özaksoy, sanatın ve renklerin insan psikolojisine katkılarını anlatırken, Liv Hospital Ankara’nın çeşitli departmanlarında resimleri ve seramikleriyle insanın ruhunu okşayan Seramik Sanatçışı Mara Gülerşen ise, Liv Hospital Ankara’daki sanatsal çalışmalarının hikayesini bizlerle paylaşıyor. 38

HEKIM GÖZÜYLE

Uzm. Psk. EKIN ÖZAKSOY Liv Hospital Ankara Psikolog

MARA GÜLERŞEN Seramik Sanatçısı

YARATICILIK VE HAYAL GÜCÜ LIV HOSPITAL İLE BULUŞTU Liv Hospital Ankara’yı sanatsal tasarımlarıyla buluşturan Seramik sanatçısı Mara Gülerşen; çeşitli nedenlerle hastanelerde uzun zamanlar geçirdiğini belirtiyor ve hastane duvarlarının en çok göz göze gelinen yerler olduğunu kaydediyor. Gülerşen, bu nedenle de hasta, hasta yakını ve hastanede çalışan herkes için bir farklılık yaratmak istediğini vurguluyor.

“HEDEFİM BAKAN HER GÖZE MUTLULUK, MERAK, KEYİF GETİRMEKTİ”

Gülerşen, “Senelerdir yaptığım araştırmalarda renklerin anlamlarının olduğunu öğrendim. Panolarımda özellikle sevgiyi, ifadeyi, şifayı ve dönüştürücü gücü hatırlatan yeşil-mavi-turkuaz ve kobaltı; Doğayı, doğallığı doğurganlığı anımsatan toprak tonlarını, yaratıcılığı, enerjiyi güneşin renklerinin sonsuz güzelliğini hissettiren kırmızımercan tonlarını kullandım. Tüm bu renk ve tasarladığım formlarla vermek istediğim tüm mesaj sevgi idi” diyor.

“KİŞİ KORKUDAN UZAKLAŞTIKÇA İYİLEŞME YAKINLAŞIR” Mara Gülerşen, sanatın iyileştirici etkisine yüzde 100 katıldığını ifade ederek, şunları söylüyor: “Senelerdir atölyemde buna çok şahit oldum. İnsanın severek yaptığı işi yapması kadar ruha iyi gelen ne olabilir? Sanat bence insanın hislerini en iyi şekilde ifade edip özüyle buluşma yoludur. Sanatın farklı dallarıyla uğraşmak kişiyi endişelerden uzaklaştırarak, dikkatini ve zihnini farklı konularda odaklayabilir. Ve kanımca kişi korkudan uzaklaştıkça iyileşme yakınlaşır”


“Sanat; insan psikolojisi üzerindeki etkililiği yüzyıllardır bilinen ve bazı psikoterapi yöntemlerinde tedaviye ek olarak kullanılan bir iletişim biçimidir. Kişinin en derin ve ifadesi zor duygularını ifade etmesine yardımcı olması, üretken olma hissi sayesinde varoluşsal kaygıları azaltması, bilgi alışverişini ve kuşaklararası kültür aktarımını sağlaması nedeniyle, sanat; hayatımızda oldukça önemli bir yer tutar ve anlam kazanır. Renkler ise, anlamlarını doğadan ve kültürel kodlardan alır.

Mavi: gökyüzü ve denizi dolayısıyla sonsuzluğu

Yeşil: yaşam döngüsünü, canlılığı

Beyaz: kültürel olarak temizlik ve saflık anlamına gelir. Kırmızı; öfke ve aşk gibi yoğun duygularla eşleştirilen ayrıca yaratıcılığı simgeleyen bir renktir.

Kahverengi: toprağı, üretkenliği temsil eder.

Turuncu; güneşi, yeniden doğuşu Renklerin ve sanat eserlerinin mekan içerisindeki kullanımı oldukça önemlidir. Liv Hospital Ankara’da beyaz, krem rengi, kahverengi ve yeşil gibi huzur verici, dinlendirici; yaşamı, canlılığı, tazeliği ve temizliği temsil eden renkler kullanılmıştır. Çeşitli departmanlarda bulunan sanat eserleri ise; farklılık yaratmak, Liv Hospital Ankara’nın misafirlerini o an içinde bulundukları durumdan zihnen uzaklaştırmak ve nefes aldırmak için tasarlanmıştır.”

• OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. CENGIZ PATA Liv Hospital İstanbul Gastroenteroloji Bölüm Başkanı

Dyt. MÜGE ÖZTURNA Liv Hospital Ankara Beslenme ve Diyet Uzmanı

AMELIYATSIZ REFLÜ TEDAVISI Reflünün tedavisinde “stretta” tekniği, son derece zahmetsiz bir operasyon olup, uzun süreli tedavi sonuçları oldukça başarılı.

M

ide içeriğinin yemek borusuna doğru geriye kaçmasına reflü, reflüye bağlı olarak ortaya çıkan hastalığa ise Gastroozofagial Reflü Hastalığı (GÖRH) deniliyor. Aslında reflü, fizyolojik bir olay olup her insanda günün belli dönemlerinde olur. Bizim için önemli olan geri kaçan mide asidinin yemek borusunda, gırtlakta, akciğerlerde, ağız ve dişlerde ortaya çıkardığı doku değişiklikleri ve buna bağlı gelişen hastanın şikayetlerinin oluşturduğu GÖRH’dir. Çünkü mide asidi, safra, pepsin yemek borusu, ağız ve dişlerde kronik 40

iltihaba ve zaman içerisinde hücresel değişimlere yol açar. Liv Hospital İstanbul Gastroenteroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cengiz Pata, reflüde stretta yönteminin avantajları hakkında bilgi verirken, Liv Hospital Ankara Beslenme ve Diyet Uzmanı Müge Öztuna, reflü hastalarına beslenme önerilerinde bulunuyor.

UYGUN HASTALARA STRETTA YÖNTEMİ ÖNERİLİYOR Eğer hasta genç ise ve kapakçıktaki açıklık üç santim altındaysa öncelikle yemek borusunun alt ucuna özel bir elektrik akımı verilmesi şeklinde özetlenebilen “stretta tekniği” ile tedaviye devam edilmesi tercih edilir. Bu yöntem hasta için son derece zahmetsizdir ve uzun süreli tedavi sonuçları başarılı bulunduğu için Liv Hospital’da da uygun hastalara bu yöntem uygulanır. Stretta yönteminde yemek borusunun alt ucunda daha önce işaretlenilen noktalara elektrik akımının bir tipi olan radyofrequency verilmesi şeklinde özetlenebilir. Bu akım yıllardır kalp ritim bozuklukları, karaciğer kistleri gibi çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılır.


REFLÜNÜZÜ KONTROL ALTINA ALIN Reflü ağrıları büyük oranda tükettiğimiz gıdaların bir sonucu olarak yaşanıyor. Reflü tedavisi için ilaç kullanmak bir seçenek ancak beslenmenize özen göstermeden sadece ilaç kullanarak tam bir iyileşme sağlamanız mümkün değil. Dyt. Müge Özturna, reflü ağrılarını engellemek için uzak durulması gerekenler arasında ilk sıralarda alkol, kahve, sigara ve çayın yer aldığını belirterek,

Hastalar gece yatmadan iki saat önce yemek yemeyi kesmeli, öğünlerde az yemek yemeli, geceleri yüksek yastıkta yatmalılar. “En az bunlar kadar reflü belirtilerini artıran diğer gıdalar çikolata, karbonatlı içecekler, domates, limon, portakal, mandalina, greyfurt gibi asitli meyveler; acı başta olmak üzere karabiber ve diğer baharatlar, nane, fazla yağlı yemekler ve laktozun çoğu kişide sindirim sorunlarına yol açmasından dolayı süt ve süt proteini içeren gıdalar” diyor. Et Tüketimi: Reflüde yağsız kıyma, yağsız dana eti, derisiz tavuk göğsü, yumurta beyazı ve balık çok sağlıklı seçeneklerdir. Elbette hiçbiri yağda kızartılmamalı ve yenirken yağ eklenmemelidir. Yağda pişirilmese de kendisi yağlı olan etlerden ve yağlı süt gibi protein kaynaklarından kaçınılmalıdır. Tahıllar: Düşük yağlı tahıl ürünleri seçilmelidir. En iyi seçenekler kepekli, çavdar ve yulaflı gıdalar, mısır ekmeği, bulgur ve pirinç ürünleridir. Yağsız mısır patlağı tüketilebilir. Reflü hastalarının her öğünde ekmek yemeleri önerilir. Ekmek mide içindeki serbest sıvının bir kısmını emeceğinden asit miktarını azaltır ve reflüye engel olur. Tüketilmesinde sorun olmayan ve reflü ağrısına yol açmayan diğer gıdalar; Elma, muz, brokoli, lahana, havuç, yeşil fasulye, bezelye, derisi alınmış tavuk eti, yumurta akı, balık, yağsız krem peynir, pirinç, mısır ekmeği, tahıllar, kepek, yulaf ezmesi. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

KÜÇÜK SÜPER KAHRAMANLAR

Ortalama olarak her bir milyon çocuktan 120’sinde kanser görülüyor. Ülke nüfusumuz göz önüne alındığında bu durum; her yıl ortalama 3000-3500 arasında yeni kanser teşhisinin konulduğu anlamına geliyor.

K

anser türleri her yaş grubunda görülüyor. Bu anlamda çocukluk çağı kanserleri de nadir görülen vakalar değil. Liv Hospital Ankara Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Münevver Büyükpamukçu, 1996 yılında kurulan Çocuk Kanserleri Derneği’nde son 10 yıldır kanser vakalarının kayıt altında tutulduğunu belirtiyor. Bu kayıtlara bakıldığında yılda 2000 kanser vakası görüldüğünün altını çizen Prof. Dr. Büyükpamukçu, “Bahsedilen rakamların gerisinde kalınması, çocukların ailelerine ulaşılamaması ya da çocukların yenidoğan döneminde ya da bazı çocuk hastalıkları nedeniyle kanser olmadan, erkenden yaşamını yitirmelerine bağlanıyor” diyor.

ERKEN TANININ TEDAVİ BAŞARISI YÜKSEK! Sık görülen çocuk kanserleri arasında; lösemi, beyin tümörleri ve lenfoma gibi beze kanserleri görülüyor. Bu kanser türlerini böbrek ve bağırsak gibi organ kanserleri izliyor. Kanserin erken evrelerde yakalanması yaşama oranını yükseltiyor. 42

Beyin tümörleri çocukta kusma ve mide bulantısı ile kendini gösterirken bağırsak kanseri karında şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor.

TEDAVİ NASIL İLERLİYOR? Tanı yöntemlerinin en başında fiziki muayene geliyor. Daha sonra lösemi ya da lenfoma için kan tahlili, böbrek tümöründe idrar muayenesi ile idrarda kan olup olmadığına bakılması gibi tetkikler yapılıyor. Kanserden şüphelenildiği takdirde ise biyopsi yapılıyor. Bunun dışında hormonal tetkikler, kemik iliği değerlendirilmesi ve radyolojik yöntemler de kullanılıyor. Bazı erişkin kanserlerinde sadece cerrahi yöntem yeterli olabiliyor, tümör çıkarılıyor. Çocuklarda kanser tanısı konulduğu zaman yüzde 18-20 oranında hematojen yayılım yapmış olarak kabul ediliyor. Bu durumda muhakkak sistemik kemoterapi alınması lazım. Gerekirse hastalığın tipine göre radyoterapi ilavesi yapılabilir. Ayrıca immunoterapi adı verilen çeşitli antikorlarla yapılan tedavi şekli de yer alıyor. Bunun dışında uygulanan radyoterapinin de çeşitli alt grupları bulunuyor.


HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. MÜNEVVER BÜYÜKPAMUKÇU Liv Hospital Ankara Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Onkolojisi Uzmanı

Yrd. Doç. Dr. ŞAFAK KARAÇAY Liv Hospital İstanbul Çocuk Cerrahisi Uzmanı

Çocuklara yönelik kapsamlı merkezlerin ve çocuk onkologlarının sayılarının artması gerekiyor.

TEDAVIDE MULTIDISIPLINER YAKLAŞIM Liv Hospital İstanbul Çocuk Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Şafak Karaçay, “Çocukluk çağı tümörlerinde çocuk cerrahisinin yeri net olarak belirlenmiştir. Tümör kurulu üyesi olan çocuk cerrahisi, konsey kararı ile kitleden açık veya videoendoskopik yöntemlerle kapalı parça alınması, tümör ve çevre dokuların keşfi, tanımlanmış birçok vakada, tüm kitlenin çıkartılmasından sorumludur. Kemo/radyoterapiden önce veya sonra yapılan cerrahi girişimler birçok kez tümörün iyileşmesi ile sonuçlanmaktadır. Seçilmiş vakalarda, operasyon esnasında radyoterapi kullanımı, tümörün kontrolü ve hatta iyileşmesi adına olumlu sonuçlara sahiptir. Çocukluk çağı tümörleri bu nedenle bir takım işidir” diyor. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

TÜM USTALIĞIMIZLA

YANINIZDAYIZ! Çocukluk çağı kanserlerinde multidisipliner yaklaşımın önemine dikkat çeken Liv Hospital İstanbul hekimleri, tedavide 360 derece yaklaşımı ve ekip dayanışmasını anlatıyorlar. 44

B

ir aile için alınabilecek belki de en kötü haber, çocuğun kanser olduğu haberidir. Bu zorlu sürecin başladığı tatsız başlangıcı, emek gerektiren bir dönem takip eder. Tüm yıpratıcı yanlarına karşın kanser tanı ve tedavisindeki gelişmeler sonucunda, günümüzde çocukluk çağı kanserlerinin önemli bir yüzdesi tamamen iyileşir.

“IORT ÇEVRE DOKUYU KORUYOR” “Kanser tanı, tedavi ve takibi çoklu disiplinlerin oluşturduğu bir yaklaşım gerektirir” diyen Liv Hospital İstanbul Çocuk Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Şafak Karaçay, “Hayati önem taşıyan kararların, bu konsey olmaksızın alınması belki de en büyük hatalardan biri olacaktır. Hastanemizde sadece çocukluk çağı kanser


Liv Hospital’da sadece çocukluk çağı kanser olguları için kurulmuş bir Çocuk Onkoloji Konseyi bulunuyor. olguları için kurulmuş bir Çocuk Onkoloji Konseyi bulunuyor. Bu konseyde alınan kararlar, zaman kaybetmeksizin ivedilikle hayata geçirilmekte ve tedavi protokolleri belirlenmektedir” diyor. Çocuk cerrahisinin bu konseyin cerrahi çıkarım, biyopsi ve tedavi için kateter yerleştirilme aşamalarında kilit rol oynadığını da sözlerine ekleyen Yrd. Doç. Dr. Karaçay, “Kitleye yaklaşım ve cerrahi çıkarım kararı, çevre organlar ile tümör kitlesinin etkileşimi göz önünde bulundurularak tartışılır ve kemo/radyoterapi öncesinde veya sonrasında cerrahi tedavi planlanır. Seçilmiş ve konseyce onay alınmış vakalarda, ameliyat esnasında çıkartılmış tümör bölgesine radyasyon onkoloğu tarafından ameliyat esnasında İntraoperatif Radyoterapi (IORT) verilir. IORT ile nüks riski olan bölgeye standart radyoterapi ile verilmesi mümkün olmayan yükseklikte doz uygulanabilir, bu hem kitlenin lokal kontrol olasılığını artırır hem de çevre dokuyu koruma açısından önemli fayda sağlar” diyerek IORT yönteminin faylarına dikkat çekiyor.

“EKİP TÜM USTALIĞIYLA ORADA OLMALI” “Onkoloji sözcüğü, çocuğa yakışmasa da yaşamın bir gerçeği olarak karşımıza çıktığında çocuk onkolojisi ekibi tüm ustalığı ile orada olmalıdır” diyen Liv Hospital İstanbul Çocuk Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Hilmi Apak, “Çocuk onkolojisi aileyi de yakalayan bir ekip işidir. Pediatrik onkolog ekibin ilaç tedavisi kısmını planlar, düzenler ve uygular. Hastalık iyileştikten sonra da geriye dönmemesi için gerekli organizasyonları yapan halkasıdır. Çocukluk çağında biyolojinin daha aktif, daha güçlü olmasının avantajı ile son yıllarda kemoterapi ilaçlarındaki ve biyolojik tedavi maddelerindeki gelişmeler, pek çok çocukluk çağı kanserini tamamen ve sonsuza kadar iyileştirmektedir” diyerek ekip çalışmasında zincirin tüm halkalarının önemine de dikkat çekiyor.

“ERKEN TANI, DOĞRU EVRELEME VE TEDAVİ YANITI DEĞERLENDİRİLMELİ” Liv Hospital İstanbul Nükleer Tıp Uzmanı Dr. Handan Tokman “Nükleer tıp ve moleküler görüntüleme disiplini; nükleer görüntülemenin en önemli özelliği olan canlı dokuda fonksiyonal görüntülemeyi, güncel teknolojinin geldiği noktada anatomik görüntülemeyle birleştirerek (PET/CT, SPECT/CT yakın bir gelecekte PET/MR gibi yöntemlerle) erken tanı, doğru evreleme ve tedavi yanıtının en hassas şekilde değerlendirilmesi aşamasında, multidisipliner pediatrik onkoloji yaklaşımın önemli bir parçasıdır.” diyor.

“TÜMÖR BÖLGESİ DOĞRU HEDEFLENMELİ” “Çocukluk çağı tümörlerinde radyoterapi tedavisi gelişme çağında olan çocukların kemik kıkırdak gelişimi halen devam ettiği için çok hassas bir tedavi planlaması gerektirdiğini söyleyen Liv Hospital İstanbul Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Tayfun Hancılar, tümör bölgesinin doğru hedeflenmesi ve dozun ayarlanması kadar çevre dokunun korunmasının da tedavinin önemli bir parçası olduğunu vurguluyor. Uzm. Dr. Hancılar, “Çocuk Onkoloji Konseyi, modern tedavinin bir parçası olan aile ve çocuğa tedavide kemoterapi cerrahi veya radyoterapinin doğru zaman ve algoritma ile yapılmasını ve hastanın tedaviye uyumunu maksimum düzeyde sağlar” diyor.

“RADYOLOJİ EN ÇOK BAŞVURULAN BÖLÜMLERDEN BİRİ” Liv Hospital İstanbul Radyoloji Uzmanı Doç. Dr. Adem Uçar, “Pediatrik onkoloji hastalarının tedavi planı multidisipliner yaklaşım ile yapılmış kapsamlı bir değerlendirme sonrası belirlenir. Tanısal ve girişimsel radyoloji bu bağlamda hastalığın yaygınlığı, tedavinin etkinliği ve tedavi sonrası kontrol değerlendirmenin yapılmasında en fazla başvurulan takım üyelerinden birisidir. ALARA prensibini gözeterek maksimum fayda minimum yan etki olacak şekilde radyolojik modalitelerin seçilmesi önemlidir” diyor. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

DİYABETİNİZİ

GÖZ HAPSİNDE TUTUN! Diyabetlilerin belli aralıklarla yalnızca kan şekerine baktırmaları yeterli değil; göz yönünden de periyodik muayene sağlık açısından büyük önem taşır. DİYABETİN BİRÇOK SEBEBİ OLABİLİR!

HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. GÖKSUN AYVAZ Liv Hospital Ankara Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

D

Op. Dr. BEKIR SITKI ASLAN Liv Hospital Ankara Göz Hastalıkları Uzmanı

iyabet yani şeker hastalığı, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de giderek artan bir toplum sağlığı problemi. Tüm dünyada yaklaşık 360 milyon diyabetik hasta var. Ülkemizde ise 2000 yılında yapılan bir taramada 20 yaş ve üzerindekilerde yüzde 7.2 oranında diyabetik ve bir o kadar da gizli şeker hastası olduğu gösterilmişken bu oran 10 sene sonra yüzde 13.4’e yükseldi. Bunun birçok nedeni olmakla birlikte en bilinenleri toplumun giderek daha şişman hale gelmesi, kötü beslenme, hareketsizlik ve psikolojik streslerdir. Liv Hospital Ankara Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Göksun Ayvaz diyabet hakkında bilgi verirken, Liv Hospital Ankara Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan ise diyabet hastalarında sık görülen bir problem olan retinopatiye değiniyor. 46

Erişkin tip diyabet (Tip 2 Diyabet), daha ileri yaşlarda ortaya çıkar ve insülin salınımının veya salgılanan insülinin yapısının bozuk olması ve mevcut insüline vücutta direnç olması sonucunda kan şekerinin düşürülmesinde zorluk vardır. Tip 2 diyabet, genetik olarak aileden geçer ve başta kilo alımı olmak üzere araya giren ağır psikolojik travmalar, ağır operasyonlar veya ciddi enfeksiyon hastalıkları ya da kullanılan bazı ilaçlar ile hastalık aşikar hale geçer ve şeker hastalarının yüzde 90-95’ini oluşturur. Yaşam tarzı değişiklikleri, doğru beslenme ve egzersiz ile buna eklenen ağızdan kullanılan ilaçlar ve insülin kombinasyonları ile tedavi edilir. Genç tipi diyabet (Tip 1 Diyabet) ise çocukluk yaşlarından itibaren genç yaşlarda görülür. Pankreasın tamamen harabiyeti sonucunda insülin üretiminin olamaması sonucunda ortaya çıkar. Mutlaka insülin ile tedavisi gereklidir.

DİYABETE YAKIN TAKİP ŞART! Diyabetin tedavisinde, bütün diğer kronik hastalıklarda olduğu gibi, takip çok önemlidir. Hastanın kendi açlık ve 2. saat tokluk kan şekerlerini, şeker ölçüm çubukları ile takip etmesinin yanı sıra, her şeyin yolunda gittiği bir hastada üç ayda bir damardan açlık ve tokluk kan şekeri ile HbA1c denilen 2-3 aylık kan şekeri durumunu gösteren tetkiklerin yaptırılması, altı ayda bir diğer kan tetkiklerinin değerlendirilmesi ve genel muayeneden geçmesi, senede bir kez de bütün bunlara ilaveten göz dibi muayenesi ile


böbreklerin özel olarak incelendiği idrar tetkiklerinin yapılması çok önemlidir.

RETİNOPATİ DİYABETLİLERİ NASIL ETKİLER? Diyabetin gözde de sorunlar oluşturduğunu ve hatta körlüğe yol açabileceğini, hemen hemen herkes bilir. Bilim adamları, diyabetlilerin görmelerini kaybetme riskinin diyabetli olmayanlara göre daha yüksek olduğunu fakat düzenli kontrollerle diyabetlilerin küçük problemlerini artırmadan kontrol edebileceklerini, önemli problemlerin ise doğru zamanda müdahale ile düzeltilebileceğini söylemektedir. Liv Hospital Ankara Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Bekir Sıtkı Aslan, retinopati hakkında detaylı bilgiler paylaşıyor, hastalara önerilerde bulunuyor. Diyabetik retinopati ağ tabakada diyabete bağlı değişikliklerin tümünü kapsar. İki tür diyabetik retinopati vardır. Yeni damar oluşumları ve bağ dokusu gelişimleri ile birlikte olanlar ve olmayanlar. En sık görülen diyabetik retinopati, yeni damar ve bağ dokusu değişimi ile birlikte olmayan diyabetik retinopatidir. Kılcal damarlar baloncuklar tarzında genişler ve kesecikler oluştururlar. Bu damarlarda tıkanmaya neden olur. Ağ tabaka beslenmesi bozulur. Yeni damar oluşumu ve bağ dokusu gelişmeyen diyabetik retinopatiler, çoğunlukla tedavi edilmez ancak makula ödemi gelişmişse tedavi yapılmalıdır. Tedavi ile makula ödemi tersine çevrilebilir. Bağ dokusu ve yeni damar oluşumu ile birlikte olan diyabetik retinopati, bazı diyabetlilerde birkaç sene içinde retina değişiklikleri daha ciddi bir şekle dönebilir. Retina damarlarında yaygın tıkanıklık gelişir. Buna tepki olarak retinada yeni damarlar oluşur. Yeni damarlar daha zayıf yapıdadır ve kolay kanarlar. Kanama, görmeyi ciddi biçimde bozar. Yeni damarların etrafında aynı zamanda bağ dokusu oluşur. Bu yeni dokular ağ tabakayı çekmeye başlar ve ağ tabakanın ayrılması tabloya eklenir.

NASIL TEDAVI EDILIYOR? Ağ tabakada gelişen bu değişiklikler için lazerle tedaviler ve göz içinin yıkanması işlemi olan

vitrektomi cerrahisi sürekli geliştirilmektedir. Erken tanı tedavilerin başarısını garantileyebilir. Lazerlerle, göz doktorları ağ tabakada küçük yanıklar oluşturarak ağ tabakadaki metabolik aktiviteyi azaltmaya çalışırlar. Bunun sonucu yeni damar oluşumu baskılanır. Kanama riski azaltılır veya ortadan kaldırılır. Bu işlemler kanama gelişmeden ve bağ dokusu oluşmadan yapılmalıdır. Yeni damar oluşumuna bağlı glokom geliştiğinde de lazerle ağ tabaka tedavi edilebilmektedir. Bu tür lazer tedavilerinin yan etkileri sınırlıdır. Tedaviden sonra birkaç gün süren görme bulanıklığı bildirilmektedir. Çevre görmede ise kalıcı bir kayıp olabilir. Kanayan damarlara da doğrudan lazer tedavisi yapılabilir.

DIYABETIN BELIRTILERI

Çok ve sık idrara çıkma, Gece idrara kalkma, Çok su içme, Bulanık görme, Ellerde ve ayaklarda uyuşma, yanma, karıncalanma veya üşüme hissi, Halsizlik, Yorgunluk,

Sıvı kaybına bağlı kan basıncı düşmesi ve baş dönmesi, Nedensiz ve iştah iyi olmasına rağmen kilo kayıpları, Kadınlarda genital kaşınmalar, Kolay enfeksiyon gelişmesi veya oluşan enfeksiyonun kolay iyileşmemesi.

• OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

ROBOTİK BY-PASS İLE

YENİ BİR HAYAT Koltuk altından açılan 3 delik ve sadece kaburga kemiğinin olduğu yere açılan 4 santimlik kesi ile göğsüne neşter değmeden ve kalbi durdurulmadan by-pass olan 40 yaşındaki Serkan Karababa, 15 gün içinde sağlığına kavuştu.

H

ayatı boyunca spor yapan, sağlıklı yaşayan ve kilosuna dikkat eden Serkan Karababa (40), bir sabah ciddi göğüs yanması ve şiddetli ağrı ile acil olarak hastaneye kaldırıldı. Doktorlar yaptıkları tetkikte, kalpteki iki damarın yüzde 100 tıkandığını gördü. Acil olarak tıkalı kalp damarına ilaçlı stent takılmasına karar verilen Serkan Karababa’nın işlem sırasında kalp krizi geçirdiği belirlendi. Yapılan detaylı tetkiklerde, kalpteki ana damarlarında yüzde 90 oranında darlık olduğu tespit edildi. Verilen karar by-pass yapılmasıydı. Serkan Karababa iki gün yoğun bakımda kaldıktan sonra, bir hafta serviste takip edildi. Ardından Liv Hospital Kalp ve Damar Cerrahisi uzmanları tarafından yapılan robotik by-pass ile sağlığına kavuştu. Koltuk altından açılan üç delik ve kaburga kemiğinin tam altında açılan dört santimlik kesi ile kalbe ulaşılarak, kalbi durdurulmadan robotik by-pass ile ameliyat edildi.

HİBRİT YAKLAŞIMLA İLAÇLI STENT VE ROBOTİK BY-PASS UYGULANDI Liv Hospital İstanbul Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Özkara, “Kalbin üzerindeki en önemli damar olan göğüs atar damarını kullanarak hastaya robotik by-pass yaptık. Klasik by-pass ameliyatındaki gibi göğüs bölgesi açılma48


HEKIM GÖZÜYLE

Doç. Dr. AHMET ÖZKARA Liv Hospital İstanbul Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

Doç. Dr. ALP BURAK ÇATAKOĞLU Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı

dan ve kalbi durdurulmadan gerçekleştirdiğimiz için hasta konforu çok yüksek. Hasta çok daha erken normal yaşantısına dönüyor ve daha hızlı iyileşiyor. Hastanın iki damarında problem vardı. Vakaya hibrit yaklaşım dediğimiz uygulama ile önce ilaçlı stent, sonra da by-pass yapıldı. Yüzde 100 tıkalı bir damara, girişimsel kardiyologlarımız tarafından, ilaçlı stent konuldu. Diğer damara da yaptığımız değerlendirme sonucunda robotik by-pass uyguladık” dedi.

AMELİYATTAN 15 GÜN SONRA NORMAL YAŞAMINA GERİ DÖNDÜ Robotik by-pass ameliyatından bir hafta sonra dışarıda yürüyüş yapmaya başlayan, 15 gün sonra arabasına binerek normal yaşamına geri dönen Serkan Karababa kısa sürede eskisi gibi bisikletle uzun kilometreler yapmak için gün sayıyor. Karababa ”Normal bir by-passa göre çok daha hızlı bir şekilde iyileşerek, sağlığıma kavuştum. Bilgi işlem sistemleri danışmanı olarak çalışıyorum. İşim uzun saatler oturma üzerine kurulu. Bu yüzden özel hayatımda hep sporla ilgilendim. Çocukluğumdan itibaren 33 yaşına kadar hep spor yaptım. Kickbox, savunma sporları, basketbol, yelken, bisiklet gibi dallarda lisanslı sporcuydum. Düzenli olarak check-uplarımı yaptırmaya hep dikkat ettim. En son üç ay önce çok geniş kapsamlı bir kontrolden geçtim. Doktorlar sağlığımla ilgili hiçbir sorun olmadığını söyledi. Fakat o sabah aşırı terleme, halsizlik ve ciddi göğüs ağrısı ile uyandım. Acil olarak Liv Hospital’a geldim. Acı tarifsizdi. Bilincim yerindeydi, ciddi bir göğüs ve kol ağrısı vardı. Beni uyutarak iki gün yoğun bakımda tuttular. Doktorlar benim için en uygun çözümün by-pass olduğuna karar verdi” diyor.

Op. Dr. CENK INDELEN Liv Hospital İstanbul Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı

EL BİLEĞİNDEN ANJİYO Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Alp Burak Çatakoğlu “Serkan Bey’in EKG’sini çeker çekmez bunun bir kalp krizi olduğunu gördük. Akut olduğu ve yeni başlayan bir göğüs ağrısı olduğu için çok hızlı bir şekilde hastamızı anjiyo laboratuvarına aldık. İşlem sırasında birkaç damarda problem olduğu, bunlardan da bir tanesinin akut olarak o anda tıkandığını gördük. Damar yüzde 100 tıkalıydı. Bu tıkanıklığın büyük kısmını bir pıhtı oluşturuyordu. Pıhtıyı bir cihazla çektik. Problemli olan bölgeyi tam anlamıyla tedavi etmek için oraya ilaçlı bir stent koyduk. Bu sayede damar tamamen açılmış oldu. Hasta yoğun bakıma alındı ve 48 saat takip ettik. Sonrasında cerrahlarla ortak bir görüşe varıp diğer damar için by-pass yapılmasına karar verdik.”

ROBOTIK CERRAHI Liv Hospital İstanbul Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Cenk İndelen “Robotik cerrahi uyguladığımız Serkan Bey’in, tek damarı tıkanmıştı ve robotik by-pass cerrahisi uygulamaya uygun bir damar yapısı vardı. Serkan Bey’e robotik by-pass cerrahi yöntemi ile ameliyat olmasını önerdik. Bu yöntem ile enfeksiyon oranı ve kanama çok daha az. Kozmetik açıdan klasik by-pass ameliyatına göre çok üstün. Hasta birkaç hafta içinde işine dönüyor ve normal fizik kondisyonuna ulaşıyor. Kendisi ameliyatı kabul etti. Robotik by-pass cerrahi yöntemiyle; sternum (iman tahtası) kemiği açılmadan, sol memenin altından dört cm bir kesiyle ve birer santimden oluşan üç delikle bu operasyonu başarılı bir şekilde gerçekleştirdik.” • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

KAHVALTI DIYABETIN ILACI Sağlıklı kahvaltı, kişiyi diyabetten ve diyabetin komplikasyonlarından koruyor. Ayrıca diyabetliler için, her sabah düzenli olarak yapılan doğru bir kahvaltı, tedavinin ayrılmaz bir parçasını birini oluşturuyor.

50


K

ısa bir süre önce diyabet teşhisi konulan Cemil Yıldız (52), diyabetle sağlıklı bir birey olarak yaşamanın önemini Liv Hospital Diyabet Kahvaltısı Etkinliği’ne katılınca anladığını belirtiyor. Yıldız, “Diyabetlilerin gün boyunca ne yiyip ne içmesi gerektiğini organizasyonda doktorlar ve diyetisyenlerle konuşarak öğrenmek çok kıymetli bir deneyim” diyor. Dünyada giderek artan ve ciddi sağlık sorunu haline gelen diyabete dikkat çekmek için kutlanan Dünya Diyabet Günü’nün bu yılki teması; “Güne Sağlıklı Bir Kahvaltı ile Başlamanın Önemi.” Liv Hospital İstanbul Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Serpil Salman, sağlıklı kahvaltının Tip 2 diyabet hastalığını engellediğini ve diğer bütün diyabet türleri için komplikasyon oluşumunu önlediğini vurguladı. Doç. Dr. Salman, ‘’Diyabetli kişilerde kan şekerinin normal sınırlarda gitmesini sağlamak için kahvaltı çok önemlidir. Bütün gece boyunca kan şekeri düşük seyreder ve kahvaltı ile normal değerlere çıkar. Vücut ne kadar uzun süre aç kalırsa kan şekeri o kadar düşmeye başlar ve sonrasında glikojen depolarından kana şeker salınımı ile hızlı yükseklikler olabilir. Bu nedenle kahvaltı vücudun gece boyunca düşük giden kan şekerinin düzenlenmesi için olmazsa olmaz öğünüdür’’ dedi. Kahvaltının ve doğru beslenmenin diyabetliler için bir tedavi şekli olduğunu vurgulayan Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Serap Güzel, diyabetliler için, her sabah düzenli olarak yapılan doğru bir kahvaltı ve beslenmenin, mutlak bir tedavi şekli olduğuna dikkat çekti.

DÜNYADA 347 MİLYON DİYABETLİ VAR Dünyada yaklaşık 347 milyon kişide diyabet olduğu tahmin ediliyor. Önümüzdeki 10 yılda diyabet nedeniyle ölüm oranının yüzde 50 artacağı tahmin ediliyor. Ülkemizde ise erişkin toplumda diyabet oranı yüzde 16.5, yani 20 yaş üzerindeki her 20 kişiden 3’ü diyabet hastası. Ancak birçok kişi diyabetinden haberdar değil, ya da yeterince tedavi olmuyor. Diyabetli hastalar yüzde 50-80 oranında kalp damar hastalıkları nedeniyle kaybediliyor.

HEKIM GÖZÜYLE

Doç. Dr. SERPIL SALMAN Liv Hospital İstanbul Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

Dyt. SERAP GÜZEL Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı

Kahvaltı vücudun gece boyunca düşük giden kan şekerinin düzenlenmesi için olmazsa olmaz öğünüdür.

KAHVALTININ TEMEL ÖĞESİ TAHIL Ekmek kahvaltının en temel tahıl grubudur. Ekmek çeşitleri kepekli, çavdar, yulaf, tam buğday unlu veya çok tahıllı tercih edilmelidir. Özellikle kahvaltıda ne kadar lif alınırsa, kan şekeri yükselmeleri de o kadar engellenebiliyor. Kahvaltıda protein kaynağı olarak peynir ve yumurta, elzem yağ asitleri içeren yağlı tohumlardan ceviz, badem, fındık ve zeytin mutlaka tercih edilmeli. Hem vitamin-mineral ihtiyacını karşılamak, hem de lif miktarını arttırmak için bol yeşillik türleri ve meyve tüketmek de büyük önem taşıyor. İçecek seçimi ise çay, kahve, bitki çayı, taze meyve suları olmalıdır. Fakat taze meyve suları vitamin ihtiyacımız için iyi bir içecek olsa da hem şeker miktarı yüksek olduğundan hem de posasını alamayacağımız için kahvaltıda bir avuç taze meyve tüketmek daha sağlıklı. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

BAŞINIZA GELMEDEN

ÖNLEM

52


HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. İSMET ASLAN Liv Hospital İstanbul Kulak Burun Boğaz Uzmanı

Uzm. Dr. TAYFUN HANCILAR Liv Hospital İstanbul Radyoloji Uzmanı

Erken evrede müdahale edilmeyen baş ve boyun kanserleri, geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurabiliyor. Her bölgeye göre farklı şekilde uygulanan tedavide amaç, hastanın fonksiyonlarını kaybetmesine engel olmak.

B

aş boyun kanserleri insan vücudunun en dikkat çeken bölgesinde ortaya çıkan kanserlerdir. Bir akciğer ya da meme kanseri kadar sık görülmese de hasta ve toplum açısından neden olduğu sıkıntılar bu kanserlerin önemini ortaya koyar. Bu sıkıntıların en önemli nedeninin baş boyun bölgesinin insan vücudunun en gizlenemez bölgesi olmasından kaynaklandığını söyleyen Liv Hospital İstanbul Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. İsmet Aslan baş ve boyun kanserleri hakkında bilgilendirirken Liv Hospital İstanbul Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Tayfun Hancılar, baş ve boyun kanserlerinde radyoterapiyi anlatıyor.

Baş ve boyun kanserlerinin en belirgin üç belirtisi; ses kısıklığı, ağızda yara ve boyunda şişlik. HASTA KENDİNİ TOPLUMDAN DIŞLANMIŞ HİSSEDİYOR Baş boyun bölgesinden kaynaklanan bir kanser (ör: ileri evre gırtlak kanseri) nedeniyle gırtlağının tamamını kaybetmek zorunda kalan bir hasta hayatının geri kalan bölümünü boynunun alt tarafında kalıcı bir delik (trakeostoma) ve konuşamama ve derdini anlatamama gibi sorunlar ile başbaşa kalabilir. Hastanın her öksürdüğünde akciğerlerden gelen balgamın etrafa saçılması ve konuşamaması hastanın toplum içinden dışlanmasına ve hastanın kendini soyutlayarak büyük bir ruhsal bunalıma girmesine neden olur. Baş boyun bölgesinde ortaya çıkan sadece gırtlak kanseri hastada ve toplumda böyle sıkıntılara neden olmaz. Gırtlak kanserinin yanında alt çene kemiğini (mandibula) tutan bir ağıziçi kanseri nedeniyle çenesinin tamamına yakınını kaybetmek zorunda kalan bir hasta, paranasal sinüs kanseri nedeniyle burnunu ya da yüzünün yarısını kaybeden bir hasta, dil kanseri nedeniyle dilinin tamamını kaybeden ve bu nedenle konuşamayan ve yutamayan bir hasta da toplumda ve kendi iç dünyasında aşılması çok güç sorunlar ile başbaşa kalabilir. Yutak kanseri nedeniyle yutamayan, beslenme sondası ile yaşamak zorunda kalan ve konuşamayan bir hasta, yumuşak damak kanseri nedeniyle konuşamayan ve yediği her şey burnundan gelen bir hasta da örnek olarak verilebilir. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

RASYONEL BİR TEDAVİ MÜMKÜN Kişilerin baş boyun kanserinden korkmasının ve baş boyun kanseri olduğunu farkettikten sonra doktora gitmekten korkup kaçmasının en önemli nedeni organ kaybı nedeniyle baş boyun kanserinin hasta ve toplumda neden olma ihtimali bulunan bu derin organik ve ruhsal sorunlardır. Ancak bu tamamıyla zeminsiz bir korkudur. Günümüz teknolojik gelişimlerine paralel bir şekilde gelişmiş olan Kulak Burun Boğaz & Baş Boyun Cerrahisi ve Radyasyon Onkolojisi Bilim Dalları rasyonel bir tedavi ile baş boyun kanserinin hastayı üzmeden tedavi edilebilmesine olanak sağlar. Örnek olarak, gırtlak kanseri hastalarının hangi evrede olursa olsun yüzde 83’lük bir bölümünün boyunda kalıcı delik (trakeostoma) olmadan bu hastalıktan kurtulmaları sağlanabilir. Aynı şekilde Kulak Burun Boğaz Baş Boyun Cerrahisi Anabilim Dalı’ndaki gelişmeler sayesinde bacaktan kemik nakli yapılarak ağız içi kanseri nedeniyle alt çenesinin tamamına yakınını kaybeden bir hastaya yeni bir çene kemiği yapmak ya da dil kanseri nedeniyle dilinin tamamına yakınını kaybeden bir hastaya ön kol cildini kullanarak yeni bir dil yapabilmek mümkündür. Bu nedenle baş boyun kanserine yakalanan kişilerin korkularından dolayı tedavilerini geciktirmeleri çok yanlış bir korkudur.

BAŞ VE BOYUN KANSERLERİNDE RADYOTERAPİ Baş ve boyun bölgesinde hastanın yaşam kalitesini çok etkileyen birtakım organlar var. Özellikle baş ve boyun bölgesini ışınlarken, çevredeki sağlıklı dokuyu, özellikle tükürük bezlerini çok iyi bir koruma altına alıp, hastanın ondan sonraki yaşamında ağız kuruluğuyla karşılaşmamasını sağlama imkanı bulunuyor. O yüzden son dönemde gelişmiş olan yoğunluk ayarlı radyoterapi tekniğiyle ve kullanılan 54

TrueBeam cihazının günlük CT (Cone Beam) takibi yapma imkanı vermesi sayesinde sonuçlar oldukça başarılı olmaya başladı. Uzm. Dr. Tayfun Hancılar, “Radyoterapi tekniğiyle ve bizim kullandığımız ‘TrueBeam’ cihazının günlük CT (Cone Beam) takibi yapma imkanı vermesi sayesinde sonuçlarımız oldukça başarılı olmaya başladı” diyor. Özellikle baş ve boynu ışınlarken ve çok

Hastalara durumlarına göre cerrahi, radyoterapi,

kemoterapi, yutma terapisi ve ses terapisi uygulanarak tedavide multidisipliner yaklaşım benimseniyor.


Günümüz teknolojik gelişmeleri, rasyonel bir tedavi ile baş boyun kanserinin hastayı üzmeden tedavi edilebilmesine olanak sağlanıyor. yüksek dozlar verirken, çevredeki sağlıklı dokuyu, özellikle tükürük bezlerini çok iyi bir koruma altına alıp, hastanın ondan sonraki yaşamında ağız kuruluğuyla karşılaşmaması şansına sahibiz. Geçtiğimiz yıllarda görülen o ciltteki döküntüler kızarıklıklar artık TrueBeam cihazıyla yapılan tedavilerde görülmemekte veya çok az oranda görülmektedir.

Burada esas kriter yeni gelişen teknolojinin düzgün ve yerinde kullanılmasıyla hem tümörde yüksek oranda kontrol şansını artırmak bunu yaparken de aynı zamanda sağlıklı dokuyu da mümkün olduğunca çok koruyup ileriye dönük olarak hastada yaşam kalitesini bozan yan etkilerin olmamasını sağlamaktır. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

ILIK NAKLI

EKIP ÇALIŞMASI GEREKTİRİR! Kan yapıcı kök hücrelerin esas kaynağı olan kemik iliği, insan yaşamı için hayati bir öneme sahip.

56


K

emik iliğinin birçok hastalığının tedavisinde ya da bazı kanserleri yok etmek amacıyla kemik iliği nakilleri yapılıyor. “Ülkemizde 43 tane erişkin 18 tane de çocuk kemik iliği nakil merkezleri bulunuyor” diyen Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanı ve Kemik İliği Nakli Sorumlu Uzmanı Prof. Dr. Fikret Arpacı, kemik iliği nakli ile ilgili merak edilenleri anlatıyor.

İLİK HASTALIKLARINDA VE BAZI KANSERLERDE KULLANILIYOR Aplastik anemi gibi kemik iliğinde görülen hücre üretim bozukluğu ya da hücre üretiminin değişik kademelerde bozukluğunun bulunduğu MDS (miyelodisplastik sendrom) hastalıkları ya da lösemilerde kemik iliği nakli yapılıyor. Eğer hasta kanser tedavisi dolayısıyla yüksek doz kemoterapiye ihtiyaç duyacaksa; öncelikle hastadan kemik iliği alınıyor ve tedavi sonrası hastaya kendi kemik iliğinden nakil yapılıyor. Bu işlemin yapılmasındaki amaç iliği değiştirmekten ziyade korumak. Kişinin kendi iliğinin alınması ve daha sonra kendine nakledilmesi ‘otolog nakil’ olarak adlandırılırken, kişinin kardeşinden ya da herhangi birinden kemik iliği alması ‘allojenik nakil’ olarak adlandırılıyor. Uygun kardeş yoksa kemik iliği bankalarından uygun verici bulunuyor. Dünyada kemik iliği bankasına yaklaşık olarak 25 milyon kişi kayıtlı. Tüm kemik iliği bankaları entegre halde çalışıyor.

KANDAN YA DA GÖBEK KORDONUNDAN ELDE EDİLİYOR Nakil amacıyla kullanılan kök hücreler; kemik iliğinden, kandan veya göbek kordonundan elde ediliyor. Kemik iliğinden alım genel anestezi altında özel iğneler aracılığıyla yapılıyor. Klasik kemik iliği alım yöntemi dışında kandan alım ile gerçekleşen yöntem daha sık kullanılıyor. Bu yöntemde kişiden kan alınıyor ve özel bir makine aracılığı ile kemik iliği hücreleri toplanıyor. Ancak kök hücrelerin elde edilişleri bakımından propozisyonları farklı. Koldan alınan kandan kök hücreler elde edilebiliyor ancak içerisinde T hücresi çok olduğu için nakil yapıldıktan sonra vücudu reddetme olasılığı da olabiliyor. Otolog nakillerde nakilden sonra ilaca ihtiyaç yoktur ancak kardeşten ya da akraba olmayan kişilerden yapılan nakillerde bağışıklık sistemini belirli bir düzeyde tutmak için bazen ilaç kullanmak gerekebiliyor.

HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. FIKRET ARPACI Liv Hospital Ankara Medikal Onkoloji Uzmanı

Uzm. Dr. ADNAN GÜLSOY Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı

Kemik İliği Nakli Yapılan Kişi Nelere Dikkat Etmeli? “Beyaz kan hücreleri vücudumuza giren mikroplarla savaşır. Kemik iliği naklinden sonra verilen ilaçların ve eğer veriliyorsa ışın tedavisinin de etkisiyle bir müddet vücudun doğal savunma mekanizması bozulabilir. Bu nedenle enfeksiyonlara karşı önlem almak gerekir” diyen Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Adnan Gülsoy, şu önerilerde bulunuyor: Kalabalık ortamlarda bulunmaktan kaçınılmalı. Enfeksiyonu olan kişilerden uzak durulmalı. Vücut hijyenine özen gösterilmeli ve eller sık sık yıkanmalı. Ağız bakımına özen gösterilmeli. Tüm bitki ve çiçekler evden uzaklaştırılmalı. Hayvanlarla temas edilmemeli. Toza maruz kalmanızı sağlayacak temizlik işleri yapılmamalı. İyi pişmiş yemekler yenmeli. Çiğ veya iyi pişmemiş et, balık, deniz ürünü tüketilmemeli. Egzersiz yapılmalı. Gerekirse maske takarak dolaşılmalı. En hafif ateş veya hastalık belirtisinde hekime başvurulmalı. Seyahat edilecek bölgeye göre kıyafet, içecek su hazırlığı yapılmalı. Danışman hekiminden aşı-bağışıklık desteği alınmalı ve aşılar yaptırılmalı. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

“UYKUMU ALDIĞIM TEK BİR GÜN BİLE YOK” Tedavi edilmeyen uyku apnesi; sürekli uykusuzluk, baş ağrısı, hafıza kaybı ve iktidarsızlık gibi birçok soruna yol açabiliyor.

58

U

yku apnesi; bazen gece boyunca yüzlerce kez nefes alıp vermenin durmasıyla seyreden ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Milyonlarca erkek, kadın ve çocuk tanısı konulmadan bu hastalıktan etkileniyor ve ciddi sonuçlarına katlanıyor. Sadece ABD’de tanısı konulmamış 10 milyon olgu olduğu düşünülüyor. Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Uğur Gönüllü, üç farklı tip apne olabildiğini belirterek, bunları şöyle açıklıyor: “Tıkayıcı (obstrüktif), merkezi (santral) ve ikisinin birlikte olduğu (mikst) tip.” En sık karşılaşılan tıkayıcı tipte olanıdır. Çoğunlukla


Uyku apnesinin tanısı bir gecelik uyku testi (polisomnografi) ile konuluyor.

HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. UĞUR GÖNÜLLÜ Liv Hospital Ankara Göğüs Hastalıkları Uzmanı

Prof. Dr. DERYA KARADENIZ Liv Hospital İstanbul Nöroloji - Uyku Hastalıkları Uzmanı

boğazın gerisinde yer alan yumuşak dokular üst solunum yollarını tıkarlar ve saatte onlarca kez bazen bir dakika ve üzerinde sürelerle ortaya çıkabilirler.

TEDAVİ EDİLMEYEN UYKU APNESİ PERFORMANSI DÜŞÜRÜYOR Her apne sırasında beyin kişiyi uyandırıp nefes almasını sağlamak üzere sinyal alır, sonuçta kişi gece boyunca defalarca uyanmak zorunda kaldığından çok kalitesiz ve bölük pörçük bir uyku uyumuş olur. Hasta bu uyanmaların farkına varmaz ama gün boyunca uykulu olur. Bazen horladıklarını ve nefes açlığı çektiklerini tanımlayabilirler. Gürültülü horlamalar ve aralarda sessiz dönemler bu hastalar için tipiktir ama her zaman olmayabilir. Bu durum tedavi edilmediğinde kan basıncı yükselir, kalp damar hastalıkları ve aşırı kilo alma ortaya çıkar. Ayrıca gündüz aşırı uyuklamalar, sabah baş ağrıları, hafıza problemleri, depresyon hissi, reflü, gece idrara kalkma ve iktidarsızlık gibi sıkıntılar yaşayabilirler. İşte başarısızlık, trafik kazaları gibi durumlarla sık karşılaşılır.

DEVAMLI POZİTİF HAVA YOLU BASINCI (CPAP) Hastaların çoğunun tedavisinde CPAP gerekir. CPAP, hastaya maske yoluyla bağlanır ve temel olarak uyku sırasında devamlı rahatsız etmeyecek derecelerde basınçlı hava göndererek hastanın hava yollarının tıkanması engellenir. Uygun kullanıldığında, uyku apnelerini yok ederek, normal uykunun devamlılığını sağlar. Uyku sırasında tıkanmış hava yolunun CPAP kullanılarak nasıl devamlı açık kalabildiği izlenir.

UYKUNUZDA TEST OLUN! Uyku hastalıklarının tanısı gece boyunca yapılan ve “polisomnografi” adı verilen uyku tetkikiyle konulur. Liv Hospital İstanbul Nöroloji - Uyku Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Derya Karadeniz, “Bu tetkik, beyin aktivitesi, solunum, kalp ritmi, nabız, oksijen düzeyi ve vücut hareketleri başta olmak üzere, vücutta gece uyku boyunca ortaya çıkan tüm aktiviteleri kaydeder” diyor. Polisomnografi, gece uyku esnasında beyin ve vücuttaki tüm sistemlerin; kafa, yüz ve tüm vücut bölgelerine konulan sensörler yardımıyla kaydedilmesini içerir. Uyku Hastalıkları Birimi’nde, vücudun tümünden tüm gece boyunca alınan sinyaller, uyku tıbbı konusunda eğitim almış bir hekim tarafından analiz edilir. Uyku merkezinin bir klinik ya da hastane bünyesinde bulunması gerekir. Zira gece uyku tetkiki sırasında ortaya çıkacak beklenmedik tıbbi bir duruma müdahale edecek hekim bulunması önemlidir. Kafa ve vücuda yerleştirilen sensörler nedeniyle hastalar uyuyamayacağını düşünse de, bu çok az rastlanan bir durumdur. Nadir durumlarda hasta gerçekten uykuya dalamazsa, uykunun yapısını ve söz konusu hastalığı etkilemeyecek bir uyku ilacı verilerek tetkik gerçekleştirilebilir. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK HEKIM GÖZÜYLE

Op. Dr. KAAN IRGIT Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı

GARO AĞACANYAN Liv Hospital İstanbul Yürüme ve Postür Analizi Uzmanı

TOPUĞU SEVEN ÇİLESİNE KATLANIR Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülen Halluks valgus, en çok da yüksek topuklu giyen kadınları tehdit ediyor.

AYAĞINIZA HUZUR VERİN!

H

alluks valgus, ayak başparmağında kemik çıkıntısı oluşması ile seyreden anatomik bir bozukluk. Halluks valgus, kadınlarda erkeklere oranla 20 kat daha fazla görülüyor. Özellikle kadınlarda 30’lu yaşlardan sonra ayakları vuran bu hastalık, yüksek topuk giyen kadınlara bazı bedeller ödetiyor çünkü Halluk valgus, yüksek topuklu ve dar ayakkabı giyen kişileri seviyor. Liv Hospital İstanbul Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Kaan Irgıt, Halluks valgus hakkında bilgi veriyor. 60

Hastalık seyrinde ağrı ortaya çıktığında ayakkabı boyutunu veya ayağın boyutunu değiştirmek dışında herhangi bir tedavisi yok. Ameliyatsız tedavide; önü geniş, rahat ve yumuşak ayakkabılar kullanımı ve çeşitli ortezler ile geçici rahatlama sağlamak mümkün.

CERRAHİ TEDAVİ Halluks valgus’un tedavisi için tarif edilen 100’den fazla cerrahi yöntem vardır. Her yaş, meslek ve aktivite düzeyi için farklı cerrahi seçenekler sunulur. Günümüzde ağrısı az, alçısız, ameliyat sonrasında erken dönemde ayağın üstüne basılabilen yöntemler ile cerrahi tedavisi mümkündür.


Ağrısı az, alçısız, ameliyat sonrasında erken dönemde ayağın üstüne basılabilen yöntemler ile cerrahi tedavisi mümkün. DİPNOT

YÜRÜME ANALİZİ İLE KİŞİYE ÖZEL AYAK TABANLIĞI Yürüme analizi ile kişiye özel ayak tabanlıkları oluşturulduğunu belirten Liv Hospital İstanbul Yürüme ve Postür Analizi Uzmanı Garo Ağacanyan, “Ölçüme öncelikle sabit duran kişinin vücut yükünün ayaktaki dağılımını anlayarak başlıyoruz. Daha sonra yürüme analizi yapılarak kişi yürürken içe mi yoksa dışa mı basıyor tespit ediliyor. En son olarak da termal ampullü scanner ile taban taraması yapılıyor, ayağın genişliği ve uzunluğu tespit ediliyor” diyor. Halluks valgus nedeniyle sorun yaşayan ve ameliyat olmak istemeyip ayağını rahatlatmak isteyen kişilere, kişiye özel ayak tabanlığı ile o bölgeye özel bir destek veriliyor. Böylelikle sorunlu olan kemik yere bastığı zaman oluşan ağrı, kemiğin yere değmesini engelleyen destek ile azaltılıyor ve hastanın rahatlaması sağlanıyor. Ayak tabanlıkları halluks valgus dışında, bacak boyu kısalıklarında ve skolyoz vakalarında kullanılabiliyor. Bacakta kısalık varsa ve hastanın doktoru uygun görürse, yapılan tabanlıkların tekine hafif bir yükseklik veriliyor ve kişinin daha rahat yürümesi sağlanıyor. Bunların dışında düztaban olan ya da yüksek kavisli ayak tabanına sahip olan hastalara özel, ayaklarının şekline göre ayağı destekleyen tabanlıklar oluşturuluyor. • OCAK-NISAN 2015


İŞ’TE SAĞLIK

HEKIM GÖZÜYLE

Uzm. Dr. METIN OKUCU Liv Hospital İstanbul İç Hastalıkları Uzmanı

Uzm. Dr. HILAL YILDIZ Liv Hospital İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

A L K A C I L SAĞ ALINmen herkesriınnı K hemen hee sırt ağrıla!

şan boyun v er değil ı l a ç e , r ve Ofist aştığı bel slında kad biliyo male ü l r ı a ı gö dur karş aşamak ğrılar zisyonda ağırlığı a t ır ut ks po y olara üre aynı ütün vüc el bölb s e b

d uzun lı olarak, diğinden ulmalar fisler ğ z in rtık o e a e ya ba lgesine b rde de bo d üz eys u d m ö le e ü b r k l n e is e ü b a d b rak, n rısını deki ndırm çalışa üzün ya iyogesin çıkıyor. da havala ışık alir m a günü larda geç aynı ortay s ortamın sı ve ofisin n önemli a Ofi lma ında ortam r boyunc şekilde inin o anlar açıs güneş z tle s m u a fi e s a t o n s ş eki sis zun rında k ise uygu ofist a çalı ası d r. Kış ayla birlikte yoruz. U onda ve lenmeme arıyor. m y ıyla res ktö pozis ak, hiç din şımıza çık n probbir fa azalmas sı, kış dep r. Bunun r a m ıl a r ın ş k o a u ı ot şıla rın ve ışığın a azalm ırlayabiliy almaalıkla n çok kar el, boyun ğrı t d z s ın a a iz h h e a ts k a ışığ z ki b inde arda zemin te hareke bir ayağ s a n İşyer kuşkusu de ve koll nlarında u e fi s n t t O fi . a o r r a r a ında her bir s gerekiyo de lemle rıları; elle ofis çalış ler… ış d a ğ ek için r için sırt a şmalar d n problem de mak ak yürüm astalıkla ya da r u a e ıl y r il h ş u ı a iş a r e ıc ıl lk k il ş . G ip ka karş lışan sabit ı bula rabiliyor rtamında m a t en sık top ile ça li önde ve u tutan a r o çık ı, fis o Lap etiye birinin o ış olmas virüs ürek ası boyn asına, v s a d ın n ın m lm e m r ıl la a r in s o la k r u a r i ,k baş onda d rıla nezle saat dah yüzeyle or. Bu asına de de ağ or. y is ın iy lm z r il u ım o b r y p in yar ki eşyala den ola p olu rın yo akab ın el kasla esine ve sine sebe kdirde fiste asına ne lışanların mesi o a e ça m et gerilm ana gelm sürdüğü t rde bulaş le de ofis a dikkat le ıc n r e y d meyd rum uzun ında disk na a e e n o s nlerin Bu du omurga jenerasy r giden hijye iyor. e n a d u d k ıza boy madan elere ka gere ş arşım fıtıkla kireçlenm orunları k bağlı s hatta ım sağlık nedenlere ı k a n t y bir .A iliyor çıkab

G

62


El bileğinizde sıkışma olursa ilk üç parmakta; dirseğinizde sinir sıkışması olursa da son iki parmakta uyuşmalar, ağrılar ve zaman içerisinde de güçsüzlükler meydana gelir.

Uzun süre aynı pozisyonda oturmayın. Bilgisayarınızı sağ ya da sol tarafa değil; tam karşınızda olacak şekilde ayarlayın.

Dik ve iyi bir postür (duruş) benimseyin.

Kolunuz ve klavye arasında 45 santimlik bir mesafe bırakın.

Sandalyede otururken, bel boşluğunuzun desteklendiğinden emin olun.

Kollarınızı dinlendirebilmek için kolçaklı sandalyeleri tercih edin. Boyu ayarlanabilir sandalyede oturun, ayaklarınız yere değmiyorsa bir destek koyun. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

KONU ÇOCUĞUNUZSA AKAN SULAR DURUR Çocuğunuz, sıkı sıkı giydirmenize ve terli terli su içmesine engel olmanıza rağmen burun akıntısı yaşıyorsa, kendinizi suçlamayın. Nedeni alerji olabilir.

Y

edi yaşındaki Kaan’ın annesi Neriman Hanım, çocuğunun burun akıntısına bir türlü engel olamıyor, çocuğunu sürekli sarıp sarmalamasına rağmen neden hala bu problemle karşılaştıklarını anlamıyor ve okulda yanında olamamanın verdiği endişe ile çocuğuna sürekli öğütler veriyordu. Siz de Neriman Hanım gibi “Konu çocuğumsa akan sular durur” diyorsanız, belki de alerji hakkında bilgilenmenizde fayda var. Alerji, vücudun çeşitli maddelere karşı gösterdiği değişik ve özel bir tepkidir. Alerjik reaksiyonları

64

oluşturan maddelere de alerjen adı veriliyor. Alerjenler vücudumuza solunum yolu, temas yolu ya da yiyecek ve içecekler aracılığıyla girebiliyor. Liv Hospital Ankara Çocuk Alerjisi, Astım ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ayfer Tuncer, çocuk alerjileri hakkında bilgilendiriyor.

FARKLI ŞEKİLLERDE GÖRÜLEBİLİYOR Alerjik reaksiyon akciğerlerde oluştuysa bu durum; nefes darlığı, hırıltı, öksürük ve balgam çıkarma şeklinde bir reaksiyona neden oluyor. Toplumda yaygın olarak görülen alerjik nezle ise burunda akıntı, tıkanıklık, tekrarlayan hapşırık ve belirgin bir kaşıntıyla ortaya çıkıyor. Bunun dışında besinlere ve ilaçlara karşı da alerjiler gelişebiliyor. Özellikle besin alerjileri, çocuklarda görülen en belirgin alerjilerdir. İnek sütü, yumurta, yağlı ve kabuklu kuruyemişler, boyalı ve katkılı gıdalar ve buğday, alerji yapabilen ana besin kaynaklarıdır. Besin alerjileri çocuklarda alerjik hastalıkların ilk basamağı olduğu için çok önemlidir. Küçük yaşta besin alerjisi tanımlanan çocukların mutlaka ileride gelişecek alerjik hastalıklar açısından yakın takibi önerilir. Tüm bunların dışında deri alerjileri de ortaya çıkabilir. Halk arasında bu kurdeşen olarak bilinir. Bunlar çok karışık deri lezyonlarıdır. Özellikle besinlerle ve ilaçlarla ortaya çıkan bir reaksiyondur. Deri alerjileri kronik olduğunda ve 6-8 haftadan uzun sürdüğünde, hasta için önemli bir problem oluşturur. Çocukluk çağında önemli deri alerjilerinden biri de atopik dermatit yani egzamadır.


HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. AYFER TUNCER Liv Hospital Ankara Çocuk Alerjisi, Astım ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı

Prof. Dr. FERAH ECE Liv Hospital İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı

Atopik dermatitli çocukların mutlaka çocuk alerji uzmanları tarafından görülmesi gerekir. Alerjide en çok korkulan durum ise alerjik şoktur. Alerjik şok genellikle böcek sokmaları ile oluşmaktadır.

ALERJENLER ORTADAN KALDIRILMALI Alerjik hastalıklarda genel tedavi prensipleri; alerjiyi oluşturan etkenlerin saptanması ve bunun ortamdan uzaklaştırılması, eğer bu besin ise yenilmemesi, ilaç ise kullanılmaması şeklinde ilerlenilir. Ancak alerji yapan her maddeyi ortamdan uzaklaştırmak mümkün olmayabilir. Örneğin havada uçuşan polenler ve küf mantarları, sakınılması mümkün olmayan alerjenlerdir. Ortamdan uzaklaştırılamayan alerjenler için de oluşan klinik durumlara göre ilaç tedavilerinin kullanılması gerekir. Hastanın ailesinin alerji konusunda bilgilendirilmesi ve eğitilmesi, alerji tedavisinin önemli basamaklarından biridir. Alerjide diğer bir tedavi yöntemi ise aşıdır. Yani kişiye duyarlı maddeden verilerek kişinin duyarsızlaşmasının sağlanmasıdır. Bu tedavi mutlaka alerji uzmanları tarafından başlatılmalı ve uygulanmalıdır. Uzun süren bir tedavi yöntemidir. En az üç, en fazla beş yıl kadar devam edebilir. Polen ve arı alerjilerinde bu tedaviden faydalanılmaktadır.

KİMLER RİSK ALTINDA? Doğum sonunda bebeğe anne sütünün verilmesi alerjiden korunma açısından çok önemlidir. Çocukların odasında çok fazla eşya bulunmaması, toz birikimine izin verilmemesi, yastıkların kaz tüyü ve koyun tüyü gibi malzemelerden yapılmaması, oyuncakların yıkanabilir ve toz tutmayan türlerden olmasına dikkat edilmelidir.

Alerjenler Kâbusunuz Olmasın Mevsimsel alerji genellikle üst solunum yollarında başlayıp zamanla alt solunum yollarını da tutuyor ve astım ataklarına sebep oluyor. Ayrıca mevsimsel alerjinin yüzde 30 astıma dönüşmesi alerjide erken tanının önemini gösteriyor. Alerjiyi tetikleyen birçok etken var. Bunların arasında en yaygınları; ağaç polenleri, ev tozu akarları, evcil hayvanların tüyü, hamam böcekleri. Alerjiye karşı alınacak en temel önlem, alerjen maruziyetinden uzaklaşmak. Liv Hospital İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece, alerjenlerden korunmak için tavsiyelerde bulunuyor. Ev tozu akarından korunmak için; Yatak odasından tüm toz toplayıcı eşyalar uzaklaştırılmalıdır. Halılar kalkmalı, kitap, dekoratif eşyalar, peluş aksesuarlar toplanmalıdır. Tüm yatak çarşaf, nevresim ve yastık kılıfları haftada bir en az 60 derece ısıda yıkanmalıdır. Ağır perdeler hafif ve yıkanabilir olanlarla değiştirilmelidir. Evcil hayvan varsa yatak odasına girmesine izin verilmemelidir. Evin ortamı nemli olmamalıdır. Ev ve araba klima filtrelerinin düzenli temizlenmesi sağlanmalıdır. Her bitki yılın belli bir döneminde polen üretir. Allerjik olunan polen bilindikten sonra korunmak için; Polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde sabah saatlerinde, açık alanlara çıkmamaya özen gösterilmelidir. Çimen polenine alerjisi olanlar, bahçe çimlerini biçmemeli veya biçilirken ortamda bulunmamalıdır. Polenler ile kaplanma riskine karşı giysiler ve çamaşırlar polen mevsiminde açık havada kurutulmamalıdır. Otomobil alınacağı veya değiştirileceği zaman, polen yakalayıcı hava filtreleri olan modeller tercih edilmelidir. Otomobillerdeki polen filtresinin bakımı ise düzenli olarak yaptırılmalıdır. Akşamları eve gelince kıyafetler değiştirilmeli ve duş alınmalıdır. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

GEÇ Mİ KALDIM? Kadınlarda yumurtanın azalması veya kalitesinin bozulması bazı durumlarda daha erken yaşta olabiliyor. Bu yüzden anne olmak için geç kalmayınız.

66


K

adınlar için ideal üreme yaşı 18-25 arasıdır. Ancak, modern toplumlarda evlenme yaşı ve gebelik yaşı giderek gecikiyor. Günümüzde, özellikle kadınların iş hayatında aktif rol almasının artışıyla birlikte, doğurganlıklarını ertelemeleri söz konusu oldu. Tıptaki gelişmelere paralel olarak gebelik takibindeki gelişmeler de ileri yaş gebeliklerini teşvik eder bir hal aldı. Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tolga Ecemiş, “Bu nedenle kadınlara gebeliği geciktirmemeyi yani anne olmayı öneriyoruz” diyor. Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Serkan Oral ise, tüp bebek tedavisinde başarıyı olumsuz etkileyen faktörlere dikkat çekiyor. Avrupa Birliği’nin en son hazırladığı rapor, doğal yollarla üremenin 2050 yılının sonlarında yüzde 90 oranında azalacağını öngörüyor. Bu durum, gelecekteki çiftlerin önemsemesi gereken ve hiç küçümsenmeyecek bir rakamdır. Kısırlaşmadaki en önemli göstergelerden birisi de, sperm sayısındaki azalmadır.

2014 ABD “35 YAŞ ÜSTÜ VERİLERİ” “Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü” tarafından yapılan yeni klinik deneme çalışmaları, bebek sahibi olmak isteyen ama hamile kalamayan orta yaştaki çiftlerin diğer tedavi yöntemlerini atlayarak doğrudan tüp bebek denemeleri gerektiğini kanıtladı. Bu çalışma, Boston’daki iki kısırlık merkezinde tedavi gören ve açıklanamayan kısırlık sorunu olan orta yaştaki 154 çift üzerinde yapıldı. Bu deneysel çalışma ile varılan sonuç, 38 yaş ve üzeri kadınların tüp bebek yoluyla ilk iki deneme sonrası hamile kalma olasılıklarının

HEKIM GÖZÜYLE

Op. Dr. TOLGA ECEMIŞ Liv Hospital Ankara Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

Op. Dr. SERKAN ORAL Liv Hospital İstanbul Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı

diğer tedavilere göre beş kat daha yüksek olduğunu gösterdi.

İLERİ YAŞ TÜP BEBEK TEDAVİSİ İleri anne yaşı dendiğinde 35 yaş ve üzerinde olan anne adayları anlaşılır. Bu yaş grubunda zaman gerçekten kritik önem taşır. En kısa sürede en etkili tedaviye geçmek izlenecek en doğru yoldur. 40’lı yaşlarda gebe kalma olasılığı yüzde 50 civarında azalır. Gebelik olsa bile, düşük riski de yüzde 30 civarındadır. Doğal yöntemlerle gebe kalma şansı azalmasına rağmen infertilite tedavisi ile bu şans yüzde 10 kadar artırılabilir. Ancak bu tedavide önemli olan yumurtalıkların rezervi. 45 yaş üzerindeki kadınların tedaviye cevap vermeleri çok zor olduğundan, tüp bebek uygulamasını önermediklerini belirten Op. Dr. Ecemiş, şunları söylüyor: “Tüp bebek yönteminin başarıya ulaşması için kadının yumurta kalitesi büyük önem taşır. Yumurta azalması veya kalitesinin bozulması bazı durumlarda daha erken yaşta olabilmektedir. Bu yüzdendir ki “Anne Olmak İçin Geç Kalmayınız…”

BAŞARIYI OLUMSUZ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Tüp bebek tedavisiyle başarısızlık yaşayan çiftler, yeni bir tedaviye başlamadan önce daha evvel uygulanan tedavinin başarısız olmasının neden kaynaklandığını doktoruyla birlikte incelemelidir. Bunların belirlenmesi, yeni başlatılacak tedavide bile başarı oranını olumlu etkiler.

Bebeği meydana getirecek embriyonun genetik yapısındaki bozukluklar, Yumurta gelişiminde anne adayının alması gereken ilaç protokollerinin uygun olmaması, Embriyonun geliştiği kültür ortamının yeterli olmaması,

Embriyonun dış zarında kalınlaşma gibi faktörler, Rahim iç duvarını etkileyen yapısal nedenler, Rahim içinde embriyonun tutunmasını engelleyen miyom, polip gibi oluşumlar da tüp bebek tedavisinde başarıyı etkilen unsurlar arasında yer alır. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

AKDENIZ MUTFAĞI

KANSERDEN KORUYOR

Mide kanseri genellikle sinsi bir şekilde ilerliyor ve ileri evreye gelene kadar belirti göstermeyebiliyor. Bu anlamda, mide kanseri hakkında bilgilenmek ve en ufak bir belirtiyi göz ardı etmemek önem taşıyor.

M

ide kanseri hemen hemen her yaşta görülebiliyor ancak en sık 50-70 yaş arasında karşımıza çıkıyor. Mide tümörlerinin içinde en sık görüleni adenokarsinom tipi tümördür. Uzakdoğu’da daha çok görülen bu hastalık üzerinde, genetik ve çevresel faktörlerin rolü vardır. Hijyen anlayışının gelişmesi, insanların bilinçlenmesi ve buzdolabı kullanımının her eve yayılmış olmasıyla birlikte besinlerin iyi korunması nedeniyle, geçmiş yıllara nazaran daha az oranda klasik tip mide kanseri görülüyor. Liv Hospital Ankara Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Bozkaya, mide kanseri hakkında açıklamalarda bulunuyor.

YUTMA GÜÇLÜĞÜ VE KANLI KUSMA GÖRÜLÜYORSA Mide kanserinin belirtileri arasında bulantı, yutma güçlüğü, kanlı kusma ve dışkının siyah olması bulunuyor. Tümör yayıldıkça; kilo kaybı ve iştahsızlık, karaciğere sıçraması durumunda ise; sarılık gibi belirtiler gözlemlenebiliyor. İleri evreye gelen kanser hastalarında ise karın ağrıları ve şişme görülebiliyor. 68

HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. HAKAN BOZKAYA Liv Hospital Ankara Gastroenteroloji Uzmanı

Dyt. BURCU ERDÖL Liv Hospital İstanbul Beslenme ve Diyet Uzmanı


BAŞARI ORANI YÜKSEK Erken dönemde yakalanan mide kanserlerinde tedavi yüzde 100 başarı ile gerçekleştiriliyor. Henüz mukozayı aşmamış tümörler endoskopik tekniklerle açık cerrahiye gerek duymadan çıkartılabiliyor. Bu aşamayı geçen tümörlerde ise cerrahi tedavi uygulanıyor. Duruma göre cerrahi tedavinin öncesinde ya da sonrasında ise kemoterapi ya da radyoterapi de tedaviye eklenebiliyor. Ameliyat süresi hastalığın boyutuna göre bir saat ila sekiz saat arasında değişebiliyor.

AKDENİZ USULÜ BESLENİN Tedaviden sonra kişilerin alkol ve sigaradan uzak kalmaları ve Akdeniz usulü beslenmeleri önem taşıyor. Tütsülenmiş, tuzlanmış, turşuya basılmış veya

aşırı tuzlu yiyecekleri tüketmek, yağlı ve kırmızı et tüketimi, mide kanseri gelişme riskini artırıyor. Taze sebze ve meyvelerin tercih edilmesi, yeterli C vitamini alımı ve sarımsak tüketimi, mide kanserine karşı koruma sağlıyor. Bunun dışında fiziki aktivitenin de bağışıklık sisteminin en güçlü düzenleyicisi olarak kanserin önlenmesinde rolü olduğuna inanılıyor. MİDE KANSERİNDE BESLENME

astalar tedaviden H sonra beslenme alışkanlıklarında birtakım

GAZ VE ŞIŞKINLIK VARSA, Yemekler yavaş yenilip, bol çiğnenmelidir. değişikliğe gitmeli. Aşağıda Yemeklerinizi ılık tercih verilen bu önlemler ediniz. şikayetlerinize göre neleri yiyip neleri yememeniz Yemeklerden sonra hemen gerektiğini gösteriyor. Tedavi yatmayınız. almış bu kişiler öncelikle, GAZ YAPICI BESINLER (BU yüksek proteinli ve kalorili BESINLERI TÜKETMEYINIZ!): yumuşak besinleri tercih etmeli, çiğ sebze ve meyveler, Kuru baklagiller, bulgur, kereviz, karnabahar, lahana, brokoli, süt, yoğurt, ayran, kefir, Brüksel lahanası, bezelye, baharatlı besinler zor tolere pancar, pırasa, turp, enginar. edilen besinler arasında olduğunu bilmeli ve az SAKINILMASI GEREKEN yağlı, az posalı besinler ile YIYECEK VE İÇECEKLER beslenmeli. Liv Hospital Yağlı börek, çörek, pasta, kek, İstanbul Beslenme ve kurabiye, hamur tatlıları, Diyet Uzmanı Burcu Erdöl, Şeker ve şeker içeren tavsiyelerde bulunuyor. besinler, BULANTI VE KUSMA VARSA; Bütün yağlı yiyecekler, Kuru yiyecekler (tost, kızartmalar, kavurmalar, grisini vb.) tüketilmelidir. Yağlı etler, yağlı balıklar, Yağlı besinler ve tavuğun yağlı kısmı (derisi), kızartmalardan sakınılmalıdır. Sucuk, salam, sosis, pastırma, Yemekler az az yavaş yavaş Sakatatlar ( karaciğer, beyin, tüketilmelidir. böbrek, dalak, işkembe, dil vb.), Su tüketimi öğünlerden Gazlı içecekler, maden suyu, 45 dakika önce veya sonra alkollü içecekler, meyve suları . olmalıdır.

• OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

BIRI MI BIRI SIZI SIZI MI ANIYOR? ANIYOR?

YOKSA...

Kimi insan kulak çınlamasını “biri beni anıyor” diye geçiştiriyor kimisi de yaşadığı çınlama nedeniyle günlük hayatında dikkat bozukluğu, uykusuzluk, sinirli olma durumu gibi sıkıntılar yaşıyor.

İ

HEKIM GÖZÜYLE

Doç. Dr. NEDIM ARDA Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Uzmanı

70

NUR BAYKAL Liv Hospital Ankara Odyoloji Uzmanı

nsan hayatını çekilmez hale getiren çınlamanın tedavisi artık mümkün. Liv Hospital Ankara Odyoloji Uzmanı Nur Baykal, maskeleme tedavisi ve psikoterapik yaklaşımlarla çınlamanın nasıl tedavi edildiğini anlatıyor. Kulak çınlaması tedavisinde, dünyada çok yeni bir yöntem olan Tinnitus Retraining Therapy (TRT) yöntemini kullandıklarını söyleyen Baykal, “Psikolojik faktörler, çınlamanın algılanmasını artırmakta, hastalarda anksiyete, depresyon ve uyku bozukluğu gibi sorunlara yol açmaktadır. Bu durumda da psikoterapik yöntemler devreye girerek çınlama her yönüyle ele alınmaktadır” diyor. Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Nedim Arda ise kulak çınlamalarının nedenlerine değiniyor.


Kulak çınlamasının altında çok basit nedenlerden,

yaşamı tehdit edebilecek ciddiyetteki durumlara kadar pek çok mekanizma yer alıyor.

HER 10 KİŞİDEN 4’ÜNDE GÖRÜLÜYOR Herkesin zaman zaman yaşadığı çınlama problemi her 10 kişiden 4’ünde yaşam kalitesini olumsuz etkileyerek uykusuzluk, anksiyete, depresyon, dikkat eksikliği, konsantrsyon bozukluğu, unutkanlık, baş ağrıları gibi problemlere yol açıyor.

saptanmış çınlama frekansına uyumlu sinyal üreten küçük cihazlardır. Beyin bu cihazlarla verilen akustik sinyallere günlük hayatta farkında olmadan yoğunlaştıkça çınlama sinyali gittikçe zayıf olarak hissedilmeye başlanır ve çınlamanın algılanması alışkanlık haline gelir ve unutulur.

NEDENİ ŞEKER HASTALIĞI OLABİLİR

YÜKSEK GÜRÜLTÜYE KULAK TIKAYIN

Kulak çınlamasının altında çok basit nedenlerden, yaşamı tehdit edebilecek ciddiyetteki durumlara kadar pek çok mekanizma yer alıyor. İşitme kaybı, kulak kiri, enfeksiyonlar, şeker hastalığı, travmalar, tümörler hatta bazı ilaçlar bile çınlamaya yol açabiliyor. Bu nedenle öncelikle altta yatan fizyolojik nedeni çözmek gerekiyor.

Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Nedim Arda, özellikle kronik yüksek gürültüye maruz kalan kişilerde kulak çınlamasının, işitme kaybına eşlik edecek şekilde arttığını belirtiyor. Örneğin yüksek gürültülü fabrikalarda çalışanlar ya da silah kullanan askerler de bir süre sonra, işitme kaybına bağlı kulak çınlaması ortaya çıkar. Doç. Dr. Nedim Arda, “Çoğu kimse işitme kaybını fark etmiyor ancak kulak çınlaması daha baskın bir şekilde hissediliyor ve sessiz ortamlarda hastayı rahatsız edecek seviyelere ulaşabiliyor. Bu nedenle öncelikle yüksek gürültüye maruz kalmamak gerekiyor. Bunun yanında, bazı kulak hastalıkları da çınlamaya yol açıyor ve ne yazık ki bu gibi çınlamalarda hastanın korunabileceği herhangi bir yöntem bulunmuyor. Bir de hiçbir nedeni bulunamayan çınlamalar var. Bu hastalara KBB uzmanları tarafından ilaç tedavisi uygulanıyor. Ancak ilaç tedavisine cevap vermeyen kulak çınlamalarında birtakım rehabilitasyon çalışmaları uygulanıyor ve bunun için de odyoloji desteği gerekiyor” diyor.

TEDAVİ NASIL İLERLİYOR? Liv Hospital Ankara’da çınlama tedavisinde dünyada çok yeni bir yöntem olan Tinnitus Retraining Theraphy (TRT) tedavi yöntemi kullanılıyor. Altta yatan ve çınlamaya yol açan nedenin ortaya çıkarılması için öncelikle bir KBB hekiminin muayenesi gerekiyor. Sonrasında çınlamanın şiddeti ve psikolojik etkilerinin belirlenmesi amacıyla bir dizi odyolojik test yapılıyor. Bu testler ile çınlamanın kişinin yaşam kalitesini ne ölçüde ve hangi durumlarda etkilediği net bir şekilde ortaya konuyor. Şiddet seviyesi 4 ayrı seviyede saptanabilen çınlamada kişi, testler sonucunda hangi şiddet seviyesinde ise ona göre bir tedavi yaklaşımı ele alınıyor. Değerlendirme sonucunda, kişiye özel olarak ayarlanmış ses üreteçleri, maskeleme cihazları veya terapotik yaklaşımlarla hasta tedavi ediliyor. Ses üreteçleri ve maskeleme cihazları; çınlamanın daha az hissedilmesini sağlayan kişinin testler sonucunda

• OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. MURAT AKSOY Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı

Uzm. Dr. ALPER CANBAY Liv Hospital Ankara Kardiyoloji Uzmanı

SİGARA İÇEN ERKEKLER

RİSK ALTINDA

Aort anevrizması, aort damarının genişlemesi olarak tanımlanıyor. Aort damarı vücudumuzun en büyük damarıdır ve kanı bütün organlara taşıyan damar olarak bilinir. Normal çapının yüzde 50’sinden daha fazla bir çapa erişmesi halinde ise “Aortta anevrizma” olduğu söylenir. Peki, aort anevrizması nedir?

A

ort anevrizması herkeste görülebiliyor. Ancak yaş arttıkça aort anevrizması görülme sıklığının da arttığına dikkat çeken Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksoy, “Bu problemi özellikle sigara içen erkeklerde daha sık görüyoruz” diyor. Liv Hospital Ankara Kardiyoloji Uzmanı Dr. Alper Canbay ise aort anevrizmasının teşhisi için düzenli kontrolün gerekli olduğunu belirtiyor.

AORT ANEVİRZMASI BELİRTİ VERMİYOR… Aort anevrizmasının en problemli yönü, belirti vermiyor olmasıdır. Dolayısıyla çoğu kez hastalar aort anevrizmasına sahip olduklarını bilmezler. Ta ki başka bir nedenle tomografi ya da ultrason çekilene kadar ve anevrizma burada tesadüfen fark edilene kadar… Bazı durumlarda anevrizma yırtıldığı zaman hastada iç kanamaya neden olabilir. Bu durumda hastada ani şuur kaybı, düşük tansiyon, soğuk 72


terleme ve ciltte soluklaşma gibi bulgularla kendini gösterir ama bu belirtiler aortun yırtıldığının bir göstergesidir. Bazı hastalarda bel ağrısı ve sırt ağrısı da söz konusu olabiliyor.

5 BUÇUK SANTİMİN ALTINDAYSA… Teşhiste ultrasonografi kullanılıyor. Ultrasonografide damar cerrahisine gelen hastaların aort çapını ölçtüklerini dile getiren Prof. Dr. Aksoy, “Ultrasonografide eğer bir genişleme tespit edersek, hastaya tomografi çekiyoruz ve anevrizmanın boyutlarını net olarak tespit ediyoruz. Eğer anevrizmanın çapı beş buçuk santimin üzerindeyse o zaman hastaya girişim öneriyoruz. Beş buçuk santimin altındaysa hastayı belli aralıklarla takip ediyoruz” diyor.

“Hayatında sigara öyküsü olan 60 yaş üzerindeki erkekler, yılda en az bir kere aort çapını ölçmek için polikliniklere başvurmalı.”

DIPNOT

TEDAVİ ALTERNATİFLERİ

AORT ANEVRİZMASININ TEŞHİSİ

Anevrizmanın çapı erkeklerde beş buçuk, kadınlarda beş santimin üzerindeyse bu durumda anevrizmanın yırtılmasını önlemek için bir girişime ihtiyaç var. Bu açık ya da kapalı cerrahi olabilir. Ağırlıklı olarak kapalı cerrahi öneriliyor. Açık cerrahide yapılan işlemde karnın orta hattından ya da sol taraftan giriliyor ve anevrizma denilen baloncuk altından ve üstünden kapatılıyor. Araya da suni damar yerleştirilerek, kan akışı sağlanıyor. Kapalı yöntemlerde ise kasıklardan iğne deliklerinden ya da küçük kesilerin yapıldığı yerlerden girilerek, anevrizmanın içine stent yerleştiriliyor. Stent tedavisinde anevrizma yerinde duruyor ama kapalı stent kullanıldığı için anevrizma içinde kan dolaşımını durduruyor ve böylece anevrizmanın patlama riskini ortadan kaldırıyor.

Kardiyak açıdan, aort kapağının ekokardiyografi denilen kalp ultrasonografisi ile değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Aort kapağı, normal olarak üç kapakçıktan oluşuyor. Eğer aort kapağı doğuştan iki kapakçıktan oluşmuş ise, yıllar içinde aort kapağında yetmezlik, darlık ve aort damarında özellikle ilk 5 cm’de anevrizma gelişir. Liv Hospital Ankara Kardiyoloji Uzmanı Dr. Alper Canbay, “Biküspit aort, en sık görülen doğuştan kalp hastalığı olup, toplumun yüzde 1.3 ‘ünde izleniyor. Kardiyoloji muayenesinde istenilen akciğer grafisi ve kalp ultrasonografisi ilk tanıyı koydurabilir. Teşhis, bilgisayarlı tomografi veya MR görüntüleme ile kesinleştirilir. Düzenli kontrol ve kardiyolojik değerlendirmeler hiçbir yakınma oluşturmadan hayatımızı tehdit eden Aort Anevrizmasının tespiti ve takibi için şarttır” diyor.

Neden Kapalı Cerrahi?

AORT ANEVRIZMASI RISK FAKTÖRLERI

❶ Ameliyat sonrası hasta hastanede daha kısa süre kalıyor. ❷ Hastanın ağrısı daha az oluyor. ❸ Enfeksiyon riski azalıyor. ❹ Yoğun bakımda kalış süresi azalıyor. ❺ Anevrizma cerrahisinden sonra beklenen komplikasyon riskini üçte bir oranında azaltıyor. ❻ Hasta günlük yaşama daha kısa sürede dönüyor.

Yüksek tansiyon, Diyabet, Sigara içmek, Bilinen kalp damar hastası olmak (boyun-bacak ve kalp daramr tıkanıklığı), Aile öyküsü varlığı, Biküspit aort kapağı.

• OCAK-NISAN 2015


I T T I EB

KLİNİK

N N A

T

uvalet eğitimi bazı anne babalar için zorlayıcı bir süreçtir. Bu durum ebeveynlerin çocuklarıyla olan iletişimlerini olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle tuvalet eğitimi konusunda bilgi sahibi olmak ve çocukla iş birliği içerisinde bu süreci tamamlamak büyük önem taşır. Bazı çocuklar hızla öğrenirken, bazılarının bu alışkanlığı kazanmasının ise zaman alabileceği unutulmamalı! Liv Hospital İstanbul Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman ve Uzm. Klinik Psikolog Zeren Kadıoğlu, 1-2 yaş tuvalet alışkanlığı edinme hakkında merak edilenleri anlatarak, ebeveynlere önerilerde bulunuyorlar.

ÇOCUKLARINIZA BASKI YAPMAYIN!

daki ın s a r a y 4-36 a şkanlıklarını 2 e ld a Norm ın tuvalet alı . Ancak bu r r çocukla ları bekleniyo cuklara a o kazanm ışına taşmış ç bırlı a d sürecin mak yerine; s taşıyor. m ap baskı y ak büyük öne m davran 74

“Çocuklar iki yaşına yaklaştıkları zaman, artık tuvaletlerinin geldiğini hissetmeye başlayabilirler” diyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman; “Çocuklar, ‘Tuvaletin var mı?’ sorusu sorulduğu zaman hareketlenmeleri ve tuvalete doğru yönelmeleri ile ailelerine tuvaletlerinin geldiğini anlatmaya başlayabilirler” diyor. Genellikle tuvalet eğitimi için çocukların gelişimsel süreçlerinin tamamlanmış olması, beynin olgunlaşması ve mesanenin de kontrol edilebilir hale gelmesi gerekiyor. Bunların gelişimsel olarak bir çocukta örtüştüğü dönem, çocukların konuşmaya başladıkları dönemdir. Çocuklar konuşmaya başladıklarında beyin, mesane kontrolünü de yapabilecek duruma geliyor. Ancak aileler bu dönemi beklemeden çocuğa tuvalet eğitimi vermeye çalışırsa, yıllara yansıyan ve hem çocuğu hem de aileyi zor durumda bırakan bir tuvalete alıştırma dönemi yaşanabilir. Çocuğun tuvalet alışkanlığı kazanmadan önce yeterli bedensel ve zihinsel gelişim düzeyine ulaşmış olması


I I I I T

gerektiğine değinen Uzm. Klinik Psikolog Zeren Kadıoğlu, “Yeterli motor gelişime ulaşan bir çocuk (2-2,5 yaş civarı) kendisi tuvalete oturabilecektir. Kas kontrolü bu alışkanlığın kazandırılmasında önemli olduğundan olması gereken yaştan daha erken ve baskıcı bir tutumla tuvalet eğitimi vermeye çalışmak çocukları ruhsal açıdan olumsuz etkileyebilir” diyor.

LAZIMLIK MI, TUVALET Mİ? Anne-babanın çocuğa lazımlık ya da tuvalet konusunda ısrar etmeden bunlar arasında seçenek sunmasının daha doğru olduğuna dikkat çeken Uzm. Klinik Psikolog Kadıoğlu, “Tuvalet eğitimine lazımlıkla başlanıldığı durumlarda lazımlığı çocuğun yaşam alanında bulundurmak önemlidir. Çocuğun lazımlığa alışması isteniyorsa önce lazımlığa giysileriyle, sonra beziyle, daha sonra da bezsiz oturmasına izin verilebilir. Baskıyla lazımlığa oturtulan çocuklar ileriki zamanlarda bunu reddetmeye başlayabilir. Bunun sonucunda idrar ya da dışkılarını bile bile tutarak kabızlık geliştirebilir ya da altlarına kaçırabilir” diyor.

Çocuklar tuvalet eğitimine güvenli hissettikleri, sakin bir dönemde başlamalı.

HEKIM GÖZÜYLE

Uzm. Kli. Psikol0g. ZEREN KADIOĞLU Liv Hospital İstanbul Psikolog

Uzm. Dr. GÜLNİHAL ŞARMAN Liv Hospital İstanbul Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

Uzm. Dr. Gülnihal Şarman ise, “Eğer çocuk, tuvalet adaptörüyle tuvalete oturtulduğunda fazla reaksiyon göstermiyorsa ve kendini güvende hissediyorsa tuvalet alışkanlığı edinmesi daha kolay oluyor. Tuvalete adaptör oturtmak, çocuğun sanki tuvaletin içine düşecekmiş gibi hissetmesini engeller. Ayrıca çocuğun ayaklarına yükseltici bir tabure koyarak rahat oturmasını sağlamak da çok önemli. Çünkü çocuk klozete oturtulduğu zaman ayakları havada kalan çocuğun alt batın kaslarını gevşetemediğinden tuvaletini yapamaz” diyor.

SABIRLI OLMAKTA FAYDA VAR Bazı anne-babalar çocuklarının altlarını bilinçli olarak ıslattıklarını düşünebilir. Oysa tuvalet alışkanlığını kazanmakta zorluk çeken çocuk buna gerçekten kendini hazır hissetmeyebilir. Bilinçli olarak altını ıslatan çocuklar kendi duygularıyla ilgili çevrelerine bir mesaj vermek, rahatsız oldukları durumları ifade etmek için bunu yaparlar. Bu gibi durumlarda ebeveynin anlayışlı ve sabırlı olması çocukla olan ilişkisini ve iletişimini güçlendirecektir. Anne babaların bu konudaki yanlış tutumları çocukta özgüven eksikliği, öfke problemi, aşırı kaygılı olma gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Uzm. Dr. Şarman, “Ebeveynlerin çocuklarının tuvalet eğitimi zamanını daha fazla vakitlerinin olduğu döneme denk getirmeleri gerektiğini ifade ederek, şunları söylüyor: “Aileler bu dönemde gece yatmadan evvel çocuğun sıvı alımını azaltmalı, uyumadan evvel idrarını yaptırmalı, çocuğa bezi takıldıktan sonra yatırılmalı, geceleyin çocuğu tekrar uyandırarak, tuvalete kaldırmak, bu alışkanlığın kazandırılması açısından gereklidir.” • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

ZİNCİRİN HALKALARI BOZULURSA Özellikle yaşlılık döneminde ortaya çıkan ve kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görülen bel kayması, hareket kısıtlığına yol açabiliyor.

İ

nsan omurgası çok değişik yönlerde hareket yapma kabiliyetine sahip eşsiz bir yapıdır. Bu yapıyı sadece kemikler değil kaslar, bağ dokuları ve büyüklü küçüklü eklemler belli bir hareket planına göre pozisyon alarak oluşturur. Bel kayması durumunda bir omur diğerinin üzerinde genellikle öne doğru yer değiştirir. Liv Hospital Ankara Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ethem Beşkonaklı, anlatıyor. 76


HEKIM GÖZÜYLE

bazı metal cihazlarla omurlara destek ve dizilimin sağlanması ve sinir baskılarının ortadan kaldırılması olarak söylenebilir. Ameliyat sonrası hasta korse ile ayağa kaldırılır ve bel ve bacak egzersizleri ile birlikte tıbbi takibe devam edilir. Prof. Dr. ETHEM BEŞKONAKLI Liv Hospital Ankara Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

Prof. Dr. RIDVAN ALACA Liv Hospital Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı

EN ÇOK YAŞLILIKTA GÖRÜLÜYOR Kas zayıflığı, hamilelik ve doğum travmaları; bel kayması durumundan sorumlu tutulabilir. Birçok bel kayması tipi mevcut olmakla birlikte bunlardan en çok karşılaşılanları, yaşlılıkta görülen vücuttaki kemik ve bağlardaki doğal yıpranmaya bağlı kaymalar, omurga yapısını etkileyen herhangi bir ciddi travma sonrası oluşan kaymalar ve çocukluk çağındaki doğumsal sorunlara bağlı gelişen omur kaymalarıdır. Bel kaymasında genellikle hastaların ilk şikâyeti bel ağrısıdır. Bazen de topuklara uzanan bacak ağrısı, bacaklarda uyuşma, hareketle oluşan elektriklenme, yanma benzeri hisler, baldır adalelerinde gerginlik, yürüme güçlüğü ve bel eğiminde artış görülür. Omurilik daralması aksine bel kayması olan hastalar öne eğilmekle değil, arkaya doğru gerilmekle yakınmalarını azaltırlar.

İLAÇ VE AMELİYATLA TEDAVİ Hafif dereceli bel kaymalarında ağrı kesiciler, geçici bel korsesi, istirahat ve fizik tedavi yöntemleri ayrı ayrı ya da birlikte denenebilir. Bu tedavilerle rahatlamayan, kısmen rahatlayan ya da bacak ağrısı ve uyuşması olan hafif bel kaymalı hastalara uygun bölgelere ağrı kesici enjeksiyonlar da denenebilir. İleri bel kaymaları, tıbbi tedavi yöntemlerine rağmen ağrı şikâyetleri azalmayan bel kaymaları, idrar kaçırma, ayaklarda güç kaybı ve uyuşma ile cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olan bel kaymaları ameliyat ile tedavi edilir. Cerrahi tedavi yöntemi, hastanın hekimince hastanın genel durumuna, kaymanın yeri ve derecesine göre ayrı ayrı değerlendirilerek kararlaştırılır. Ameliyatla yapılan işlem; genellikle kaymış omurların birbirine kaynaştırılması (füzyon),

KADINLARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR Bel bölgesinde omurgayı oluşturan omurlardan üstte olanın alttakinin üzerinde kaymasıdır. Liv Hospital Ankara Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Rıdvan Alaca, “Bel kayması, çocuklarda ve gençlerde doğumsal omurga anomalileri sonrasında gelişirken, erişkinlerde ise neden genellikle travma (düşme, trafik kazası), buna bağlı omurga kırıkları ve yaşla birlikte artan omurga kireçlenmesidir. Ayrıca bu problemin kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görüldüğünü söyleyebiliriz” diyor. Kayma bir alttaki omur genişliğinin yarısından az ise (evre 1-2) düşük dereceli olarak adlandırılır. Hastalar genellikle bel ağrısı, sinir kökünde sıkışmaya bağlı siyatik ağrısı ve kayma sonucu oluşan kanal daralması sonucu ortaya çıkan yürümekle artan, oturma ve öne eğilme ile azalan ya da geçen bacak ağrısından yakınırlar. Ağrı kalçalara ve uyluk arka tarafına yayılım gösterir. Ağrı genelde istirahat ile azalır. Zamanla ağrısız yürüme mesafesi kısalır. Tanı koymada düz grafiler, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntülemeden yararlanılır. Hastaların çok azında cerrahi girişim gerekir. Bunlar alttaki omur üzerinde olan kaymanın yüzde 50’den fazla olduğu evre 3-4 hastalardır. Genellikle ilaç tedavisi, aktivite kısıtlaması, fizik tedavi ve rehabilitasyon ile düzenli korse kullanımı yeterli olur. NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

Aşırı ve dengesiz yük taşınmamalı. Aşırı kilolu olmaktan ve ani kilo artışından kaçınılmalı.

Hareketsiz hayat stilinden uzak durulmalı. Karın ve bel kaslarını güçlendirici hareketler yapılmalı.

• OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. SEDAT KÖSE Liv Hospital Ankara Kardiyoloji Uzmanı

Doç. Dr. ENIS OĞUZ Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı

KALBİNİN Her yaşta karşımıza çıkabilen ritim bozukluklarında ablasyon tedavisi hastalara kalıcı tedavi olanağı sağlıyor. albimiz sessiz bir organdır. Gün içerisinde kalp atışlarımızın farkında bile olmayız. Fakat eğer kalp atışlarımız bizi rahatsız ediyorsa bu büyük ihtimalle ritim bozukluğuna işaret eder. Nabızda hızlanma, kalp atışlarının düzensizliğine ritim bozukluğu deniyor. Liv Hospital Ankara Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Sedat Köse, “Sağlıklı bir kalbin vuruş sayısı dakikada 60 ila 100 arasında olur. Eğer 100’ün üzerindeyse taşikardi, 60’ın altındaysa bradikardi ismi verilen tanımlamalar yapılır. Çarpıntı genel bir problemdir. Bu bir kalp sorunu da olabilir; psikojenik faktörlere de bağlı olabilir. Bunun ayrımını yapmak kardiyoloji uzmanı ya da ritim bozukluğu uzmanlarının görevi. Bu nedenle çarpıntı problemi olan kişilerin mutlaka hekime başvurmaları gerekir” diyor. Kalp hastalığıyla ilgili olan çarpıntılar; ani başlar ve ani sonlanırlar. Bu ayırıcı tanıda en önemli ipucudur. Çarpıntı hastaları her gün bu problemleri yaşayabileceği gibi; bazı hastalar ise yılda birkaç kez çarpıntı ataklarıyla karşı karşıya kalabilirler. 78

HASTAYA GÖRE TEDAVİ ALTERNATİFLERİ Ritim bozukluğunda ilk olarak ilaç tedavisi kullanılır. İkinci olarak elektriksel tedavi (elektroşok), üçüncü olarak ise, ilaç tedavisine yanıt vermeyen ya da ömür boyu ilaç tedavisi almak istemeyen hastalarda katater ablasyonu uygulanır. Kateter ablasyonu tedavisinin başarı oranı yüzde 90’lar düzeyinde olduğu için son yıllarda birçok hasta ilk seçenek olarak kateter ablasyonu tedavisini tercih edebilmektedir.

BAŞARI ORANI YÜZDE 95’LERE ÇIKIYOR Ablasyon ile kalp içinde ritim bozukluğu oluşturan bölgeyi veya ilave yolu normalin dışına sapmış olan bölgeyi radyo dalgalarıyla veya başka bir enerji yöntemiyle yakıp koterize etmek anlamına geliyor. Kalbin içine yerleştirilen ince teller vasıtasıyla, ritim bozukluğuna yol açan odakları bulup, radyo dalgasıyla veya nadiren de krio enerji denilen dondurma enerjisi yoluyla bu odaklar yok ediliyor. Ablasyon yöntemlerinin başarı oranları oldukça yüksek. Yüzde 70 ile yüzde 95 arasında değişen


başarı oranı mevcut ve hastayı tamamen sağlığına kavuşturmak mümkün. Kateter ablasyon yönteminin kolay bir operasyon ile yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Sedat Köse, “Girişimsel bir tedavi yöntemi, genelde kasık bölgesindeki damardan, kalbe ulaşıyoruz ve operasyonu hasta ile konuşa konuşa gerçekleştiriyoruz. Nadiren iki saat süren uzun süreli kompleks girişimlerde ise hastaya ‘bilinçli sedasyon’ ile uyutup işlemi gereçekleştiriyoruz” diyor.

KATETER ABLASYON SONRASI DIKKAT EDILMESI GEREKENLER Kateter ablasyon genelde kasık damarlarından anjiyografi benzeri bir teknikle yapılır. Hasta hastaneden ayrıldığında girişim yerlerinde iyileşme olduğu için komplikasyon ihtimali düşüktür. Bununla beraber girişim yerinde şişme, kızarma ve büyük morluklar önemli bir problem olabilir. Bu nedenle doktorunuza danışmanız gerekir. Liv Hospital İstanbul Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Enis Oğuz, “Ablasyon sonrası ritim bozuklukları nüks edebilir. Taşikardi için ablasyon yapılmışsa taşikardi tekrarlayabilir. Taşikardi sırasında en yakın sağlık kuruluşuna gidilerek EKG çekilmesi önemlidir. EKG’de ablasyon yapılan taşikardinin nüks ettiği görülebilir veya başka bir ritim bozukluğu olmuş olabilir. Taşikardi

hastalarının çoğu taşikardileri başlamadan önce tekleme şeklinde anlık atımlar hisseder. Bunlar ablasyon sonrası da hissedilebilir. Bahsi geçen anlık atımları takiben taşikardi başlamıyorsa önemi yoktur; ablasyon işleminin başarısız olduğunu göstermez” diyor. Ablasyon işlemi çoğunlukla toplardamarlar kullanılarak yapılır. Nadiren işlem sonrası toplardamarlar içinde pıhtı oluşabilir. Bu pıhtı toplardamarlar içinde ilerleyerek kalbin sağ boşluklarına oradan da akciğer atardamarına ulaşıp ‘pulmoner emboli’ denen hastalığa yol açabilir. Bu durumda göğüs ağrısı ve nefes darlığı gelişebilir. Bu bulgular ortaya çıkarsa hemen hastaneye başvurulmalıdır. Atriyal fibrilasyon denen ritim bozukluğu için ablasyon yapılmışsa dikkat edilmesi gereken özel konular var. En önemlisi kan sulandırıcı ilacın düzenli kullanılmasına özen göstermek. Atriyal fibrilasyon ablasyonu sonrası kalp içinde pıhtı oluşma ihtimali artacağından kan sulandırıcı ilacı doktorun tavsiye ettiği gibi doz atlamadan kullanmak çok önemlidir. Ablasyon sonrası günlerde öksürük ile birlikte nefes darlığı gelişmesi, yutma güçlüğü, yutma sırasında ağrı hissedilmesi önemli komplikasyonların habercisi olabilir. Bu şikâyetler ablasyon işleminden 2-3 hafta sonra bile meydana gelse doktorunuza başvurmalısınız. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

BİR ÇİFT GÖZ VE

FSAYT

Maç izlerken çoğu zaman kendimizi hakemin kararına itiraz ederken bulabiliriz. Peki verilen kararın hakemin görme fonksiyonları ile alakalı olabileceğini düşündünüz mü?

G

özlerimiz dünyaya açılan penceremizdir. Aslında bir organ olmayan gözlerimiz beynimizin öne doğru uzantısıdır. Beynimizden çıkan sinirlerin yüzde 35’i gözlerimize gelmektedir ve yüzde 42’si gözlerimizle ilgilidir. Elimize aldığımız bir nesneyi görmemiz ve onun ne olduğun algılamamız bir bütündür ve beynimizin birçok işlevinin bir arada kullanılması demektir. Liv Hospital İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Emrullah Taşındı, gözler ve futbol arasındaki bağlantıyı anlatarak, şunları söylüyor: “Futbol kitleleri peşinden sürükleyen en önemli spor aktivitelerinin başında gelir. Seyirci, futbolcu, hakem, top, futbol sahası ve tribünlerin oluşturduğu ortam tam bir görsel şölendir… Gürültü, renk karmaşası, yoğun hareketli bir ortamda seyredilen futbolun bu zevkini televizyon ortamında tam anlamıyla yaşayabilmek mümkün değildir.”

HAKEM GÖRDÜĞÜNÜ HIZLA YORUMLAMALI! Futbol sahasındaki en önemli öge toptur ve boyutları tüm bu ortamın büyüklüğü ile orantılandığında göldeki ufak bir kağıt parçası kadardır. Ana amaç bu topun kurallar dahilinde direklerin arasından geçip sayı yapması olduğunda, bu golün kurallara uygun olup olmadığına karar verecek kişiler de hakemlerdir. 80

Futbol oyunu esnasında her türlü kural dışı harekette hakemler hızlı bir biçimde gördüklerini değerlendirip bir karar vermek durumundadırlar. Bu kararı verirken net görmeleri, gördüklerini hızla yorumlamaları, kararlarını düdük ve jestlerle bildirmeleri gerekmektedir. Bu olay tüm beynin görme ile ilgili fonksiyonlarının bir arada kullanılması demektir. Futbolun en tartışılan olayının ofsayt pozisyonu olduğu bilinen bir gerçektir. Yan hakem aynı anda birçok görme, algılama, yorumlama işlemini yapmak mecburiyetindedir. Hakemlerin değişen ışık şartları altında, yeşil zeminde, alttaki zeminle karmaşa yaratan forma renklerinde ve tribünlerden yansıyan karışık görüntülerde karar verebilmeleri için çok iyi görme fonksiyonuna sahip olmaları gerekir. Yan hakem, bütün bu renk ve ışık karmaşasında dört futbolcunun konumunu ve pozisyonunu, topun harekete başladığı noktayı ve kendisinin son uç oyuncu çizgisindeki hareketini ayarlarken baş hareketiyle çeşitli noktalardaki değişkenleri uyum yaparak görmek durumundadır ve bu da çok iyi görme kabiliyetine sahip hakemlerin görevde olmasını gerektirmektedir. Yan hakem çok kısa bir süre içinde farklı noktalara uyum yaparak görme ve gördüklerini saliseler içinde yorumlamak mecburiyetindedir. Tıbbi olarak bakıldığında, bu kısa sürede bu kadar çok noktayı görmek ve görsel olarak doğru yorumlamak hemen hemen imkânsızdır. Görme işlevinin


fizyolojisi incelendiğinde yan hakemin aynı anda beş noktayı görmesi mümkün değildir. Birbiri ardına yapılan refleks uyumlarda hata yapma olasılığı ışık şartlarına, havanın puslu veya rüzgârlı olmasına ve pozisyonun hızına göre değişkenlik gösterecektir. Milisaniyeler içinde değişen olaylar da bu uyum gerekliliği nedeniyle hakemlerin görme fonksiyonlarının ve görsel şartların optimal düzeyde olması hata oranını düşürecektir.

HAKEMİN GÖRME FONKSİYONLARI MÜKEMMEL OLMALI Ofsayt, saliseler içindeki birçok görsel olayın bir çift göz tarafından görülebilmesi, görülenlerin yorumlanması ve bir karar verilmesi gerçeğidir. Verilen bir yanlış veya tartışmalı karar olayı izleyen kişileri heyecana sürüklemekte ve bir pozisyonun televizyonlarda uzun süreler tartışılmasına neden olmaktadır. Bir futbol hakeminin doğru karar vermesinde fizik yetenekleri dışında, görme fonksiyonları bakımından da mükemmel seviyede olması gerekir. Hakemin görme seviyesi her iki gözünde tam seviyede olmalı, iki gözü beraber görmeli yani üç boyutlu görmesi olmalı, renk körlüğü olmamalı, uyum yeteneği (akomodasyon) tam olmalı ve gözlerinde ışıktan etkilenme, sulanma, kuruma gibi fonksiyon bozuklukları olmamalıdır.

DIŞ FAKTÖRLER DE ÖNEMLİ! Hakemlerin doğru görsel kararlar vermesinde başka faktörleri de unutmamak gerekir. Sahaların iyi aydınlatılması, yeşil zeminin düzgün olması ve çizgilerin belirgin olması, futbolcuların formalarının belirgin ve zemin rengiyle karmaşa yaratmayacak renklerde olması, iki takımın forma renklerinin birbirlerinden kolay ayrıştırılacak biçimde olması görsel performansı direkt ilgilendiren etkenlerdir.

GÖZ YARALANMALARINA DIKKAT Göz yaralanmaları çocuk ve genç yaş grubunda görme kaybının en önemli nedenlerinden biridir ve erkeklerde daha sık görülür. Göz yaralanmalarının en önde gelen nedenlerinin; iş kazaları, ev kazaları, darp ve paintball oyunu gibi riskli boş zaman eğlenceleri

HEKIM GÖZÜYLE

Doç. Dr. EMRULLAH TAŞINDI Liv Hospital İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı

Doç. Dr. TUĞRUL ALTAN Liv Hospital İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı

olduğunu belirten Liv Hospital İstanbul Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuğrul Altan, göz yaralanmaları ve tedavileri hakkında bilgilendiriyor. Göz yaralanmaları mekanik ve kimyasal yaralanmalar olarak iki ana grupta incelenebilir. Mekanik yaralanmalar göz küresine kinetik enerjisi olan bir nesnenin temasıyla ortaya çıkar. Oluşan etki göz küresinin bütünlüğünü bozarsa açık, bozmazsa kapalı göz yaralanması olarak sınıflandırılır. Açık göz yaralanmalarında göz içinde yabancı cisim de bulunabilir. Kapalı göz yaralanmaları gözün dış cidar bütünlüğünü bozmayan yaralanmalardır. Bu yaralanmalarda hasarın derecesi ve önemi hasarı oluşturan etkenin enerjisine, cismin tipine, hasarın oluştuğu bölgeye göre değişir. Açık göz yaralanmaları kadar kapalı göz yaralanmaları da ciddi ve kalıcı görme kayıplarına neden olabilir. Açık göz yaralanmalarında yapılacak ilk şey bütünlüğü bozulan göz cidarını ameliyatla tamir etmektir. Kapalı göz yaralanmalarında etkilenme derecesi ve etkilenen bölgeye göre bir yaklaşım sergilenir. Buradaki en ciddi etkilenmeler gözün ön odacığında kanama, göz merceğinin yerinden kayması veya görme merkezinde çatlak ve kanama şeklinde olabilir. Kimyasal yaralanmalar iş veya ev kazası şeklinde görülebilir. Böyle bir durumla karşılaşıldığında yapılması gereken şey mevcutsa steril suyla değilse en kolay ulaşılabilecek temiz suyla gözü en az 5 dakika süreyle yıkamak ve hastayı hızla hastaneye ulaştırmaktır. Göz yaralanmalarının çok önemli kişisel ve toplumsal etkilerinin olduğu, önemli bir kısmının da riskli işlerde koruyucu gözlük kullanımı gibi basit bir önlemle engellenebileceği akılda tutulmalıdır. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

ENDOSKOPİK SİNÜS CERRAHİSİ İLE MINIMUM AĞRI Endoskopik sinüs cerrahisi çok net bir görüş sağladığı için sinüzit ameliyatları geniş bir yelpazede yapılıyor. Başarı oranını son derece artıran bu yöntem sinüslerin dışında beyin ve göz ameliyatlarında da kullanılabiliyor.

82


S

inüsler kafadaki kemiklerde hava boşlukları yaratan odacıklardır ve bir kısmı doğumdan sonra gelişir. Kafatası ağırlığını azalttığı ve nefes alıp verme fizyolojisine katkıda bulunduğu düşünülür. Sinüs boşlukları kendilerine ait kanallar vasıtası ile burna açılır. Viral olarak görülen üst solunum enfeksiyonları kendi kendine iyileşebilirken, sinüzit olduğu zaman bu kanallar tıkanır ve enfeksiyonlar tekrar edici yani kronik hale gelir. Bu durumda da endoskopik sinüs cerrahisi devreye girer. Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Öğretmenoğlu, bilgilendiriyor.

DAHA AVANTAJLI TEDAVİ ŞANSI Sinüsleri odacıklara benzetirsek, bu odacıklardan burna açılan küçük kapıların tıkanık olmaması gerekir. Endoskopik sinüs cerrahisi ile tıkalı olan alan genişletilerek odaların temizlenmesi sağlanır. Endoskopik sinüs cerrahisinden önce sadece büyük sinüslere ulaşılabilir ve hastalıklı sinüs temizlenirken artık sinüsün boşaldığı alan sinüsün kendi kendini temizleyebilmesi için genişletiliyor. Sadece sinüslerin içerisinde kalmakla yetinilmiyor, sinüslerin dışında da cerrahi müdahaleler yapılabiliyor. Örneğin trafik kazaları sonucu oluşan durumlarda, beyin omurilik sıvısının burundan akması, beyin ve burunda ortak tümörlerin alınması, gözdeki tümörlerin burun içerisinden çıkarılması ya da burun ameliyatının burun içerisinden yapılması gibi. Bunların bir kısmı beyin cerrahisinin bir kısmı gözün ameliyatları iken, endoskoplar sayesinde kulak burun boğaz alanına kaymış durumda. Çünkü başarı yüzdeleri yüksek. Endoskopi çok net bir görüş sağladığı için, geniş bir uygulama sahası bırakıyor. Yani endoskopik sinüs cerrahisi deyince aslında tek başına sinüzite yapılan bir ameliyat gibi düşünmemek gerekir. Çok geniş ufukları olan, çok geniş müdahaleler yapılabilen bir ameliyat türü.

AMELİYATTAN SONRA AĞRI OLMUYOR Örneğin beyin omurilik sıvısının akması durumunda yapılan müdahale orijinalde beyin cerrahisi ekolünün bir ameliyatıdır. Başarı oranı yüzde 70’dir ve ameliyat sonrası yoğun bakımda kalırsınız, mortalite

HEKIM GÖZÜYLE

Prof. Dr. OĞUZ ÖĞRETMENOĞLU Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Uzmanı

Doç. Dr. NEDIM ARDA Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Uzmanı

ihtimali de olabilir. Ama bu endoskopik sinüs cerrahisi şeklinde yapıldığı zaman hastayı ameliyat sonrası yoğun bakıma taşımak gerekmez. Ameliyat hasta açısından bir sinüzit ameliyatı gibi geçer. Başarı yüzdesi de literatüre bakıldığı zaman yüzde 98-99 civarındadır. Ameliyatlar ortalama bir ya da bir buçuk saat sürüyor. Hasta bir gece hastanede yatıyor. Tampon konulmadığı takdirde hastada ağrı olmuyor. Hasta sadece üç ya da beş gün kendini nezle gibi hisseder, daha sonra bu his ortadan kaybolur.

SİNÜZİTTEN KORUNMAK İÇİN NELER YAPMALI? Bazı kişiler, sinüzite diğer kişilere oranla daha kolay yakalanırlar. Burun içerisinde eğrilik olması, burundan hava geçişini zorlaştıran burun etinin büyümesi gibi durumların sinüzite zemin hazırladığını söyleyen Liv Hospital Ankara Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nedim Arda, böyle kişilerde, basit bir soğuk algınlığının bile kolaylıkla sinüzite dönüşebildiğini söylüyor. Alerjik nezlesi olan kişiler de sinüzite kolay yakalanıyor. Diğer taraftan yoğun stress, şeker hastalığı, kişinin hijyeninin olmaması gibi vücudun bağışıklık sistemini baskılayan durumlarda da sinüzit kolay ortaya çıkıyor. Bu nedenle sinüzitten korunmak için öncelikle genel vücut sağlığımıza dikkat etmek gerekiyor. Doç. Dr. Nedim Arda, “Soğuk havalarda iyi korunmak, ağız ve burunu kapatacak şekilde atkı kullanmak, beslenmemize dikkat etmek bir dereceye kadar sinüzitten korunmamızı sağlayabilir. Ama asıl önemli olan burun içerisindeki hava akışını uygun şekilde sağlayacak ilaç ya da cerrahi tedavinin uygulanmasını sağlamaktır” diyor. • OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

KANSERE KARŞI GÖZÜNÜZÜ 4 AÇIN Pankreasta gelişen kanserler çoğunlukla çok büyük veya yaygın hale gelmeden belirti vermiyor.

P

ankreasın başlıca görevi, besinleri sindirmeye yarayan enzimler üretmek ve kan şekeri düzeyini kontrol altında tutmak olsa da pek çok karmaşık görevi bulunur. “Pankreas kanseri erken teşhis edilse bile hastalığın seyrini önceden tahmin etmek oldukça zordur” diyen Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Kürşat Rahmi Serin, pankreas kanseri ve tedavisini anlatırken, Liv Hospital İstanbul Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Meltem Topalgökçeli Selam ise kemoterapi süreci hakkında bilgi veriyor.

EN SIK KARŞILAŞILAN BELİRTİ AĞRI Pankreas kanseri, pankreasta bulunan iki ayrı doku grubu olan hormon salgılayan hücreler ile enzimleri salgılayan hücrelerden kaynaklanabilir. Pankreas kanserinde sık karşılaşılan belirti ağrıdır ve genellikle bu ağrı pankreasın kendisinden kaynaklanır. Başka sebeple başlamış bir karın ağrısının araştırılması sırasında 84


HEKIM GÖZÜYLE

pankreas kanseri saptanmasına daha sık rastlanır. Diğer sık karşılaşılan bir belirti ise sarılıktır, safra kanalında tıkanıklık olduğunun belirtisidir. Hormon üreten hücrelerden gelişen kanserlerde geliştiği hücrenin ürettiği hormonun fonksiyonlarına göre özellikli belirtiler görülebilir. Mesela bazen kan şekerinde ani düşme, bayılma atakları ve şiddetli ishal olabilir. Pankreas kanseri için özellikli belirti olmayan ancak kanser türlerinin, özellikle karın içinde gelişen türlerinde sık karşılaşılan; bulantı, kusma, bağırsak problemleri, kilo kaybı, soluk görünme, kansızlık gibi belirtiler pankreas kanserinde de sık görülür.

Yrd. Doç. Dr. KÜRŞAT RAHMI SERIN Liv Hospital İstanbul Genel Cerrahi Uzmanı

PANKREAS KANSERİNDE KEMOTERAPİ

EN UYGUN TEDAVİ CERRAHİ Pankreas kanserleri için en uygun tedavi yolu uygun hastalar için cerrahidir. Cerrahi tedaviden daha etkin bir tedavi yolu halen bulunmuyor. Ancak pek çok hastada tanı geç konduğu için hastalık fark edildiğinde ana karın damarından çıkan ana atardamarlarda oluşturduğu tahribat, başka organlara sıçrama ve karın içerisine yayılmış olması gibi sebeplerle ameliyat yapılamayabilir. Kontrol muayenelerinin ve erken tanının önemi çok büyüktür. Pankreas ameliyatları, alanında uzman cerrahlar tarafından yapıldığında gerek hastalığın tedavi şansı gerekse ameliyatın başarı şansı çok artar. Güncel teknolojinin tıp alanında etkin kullanılması ile bu zor, uzun ameliyatlar yapılabilir. Ameliyatlar açık yöntemle yapılabildiği gibi aynı başarı oranıyla, güncel teknolojiden faydalanılarak laparoskopi ya da kapalı yöntem ile de yapılabilir. Bu sayede hastalar daha hızlı iyileşir, hastanede daha az kalır, yaraları daha az olur ve estetik olarak daha iyi görünür.

Uzm. Dr. MELTEM TOPALGÖKÇELİ SELAM Liv Hospital İstanbul Tıbbi Onkoloji Uzmanı

Kapalı cerrahi hastalara büyük avantaj sağlar. Hasta daha hızlı iyileşir, hastanede daha az kalır ve daha az yara sebebiyle daha estetik görünür.

Pankreas kanserinde kemoterapi çeşitli aşamalarda uygulanabilir. Ameliyat olmuş hastalara adjuvan yani koruyucu tedavi uygulanır. Koruyucu kemoterapi bazen radyoterapi ile birlikte uygulanır. Hastanın tedavisinin hangi ajanla yapılacağına, radyoterapi ile birlikte olup olmayacağına; hastanın performansı, patolojisi, yaşı, eşlik eden hastalıkları gibi çeşitli faktörler değerlendirilerek karar verilir. Lokal ileri hastalık durumunda ameliyat öncesi küçültücü kemoterapi (neoadjuvan) uygulanır. Bu durumda birtakım ajanların birlikte kullanıldığı tedavilerin yanı sıra tek ajan olarak verilebilen gemsitabin tedavisi de vardır. Tedavi seçeneği hasta değerlendirilerek seçilir. Metastatik ya da ameliyat olamayan lokal ileri hastalıkta da palyatif amaçla yani hastanın ömrünü uzatmak ve hayat kalitesini artırmak amacıyla kemoterapi uygulanır. Pankreas kanserinde hedefe yönelik tedaviler de uygulanabilir. Günümüzde kişiselleştirilmiş tedaviler ön plana çıkıyor. Bu tedaviler için ileri incelemeler yapılarak etkin olabilecek ilaçlar araştırılıyor ve uygun tedavi seçenekleri hastalara sunuluyor. • OCAK-NISAN 2015


R E L K E ERK EN NED ISA K A H A D ? R A S A Y

KLİNİK

“Sen erkeksin, mızmızlanma!” gibi dikte ettirilen ve erkeklerin şartlanmalarına neden olan kültürel kodlar, erkeklerin şikâyetlerini dile getirmelerini ve yardım aramalarını engelliyor.

D

ünya üzerindeki tüm ülkelerde gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak erkeklerin beklenen yaşam süresi kadınlardan daha kısa. Durum İsveç’te de Afrika’da da aynı… Bu fark istatistik tutulmaya başlanılan 20. yüzyılın başından beri biliniyor. Ülkemizde erkekler için ortalama yaşam süresi 73.7 yıl iken, kadınlar için ise bu süre 79.4 yıl. Başka bir deyişle ülkemizde erkekler kadınlardan 5.7 yıl daha az yaşıyor. Liv Hospital İstanbul Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Haluk Akpınar, Uluslararası Erkek Sağlığı Derneği’ne göre bunun çeşitli nedenleri olduğunu belirtiyor ve açıklıyor.

CİNSİYET DEĞİŞTİREMEYECEĞİMİZE GÖRE DAHA SAĞLIKLI VE UZUN YAŞAMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ? Başta sigara olmak üzere zararlı alışkanlıklardan uzak durmalıyız. Sigara sadece akciğer kanserinin değil mesane kanserinin de bilinen en önemli sebebi. Ülkemizde mesane kanseri erkekler arasında 3. en sık görülen kanser türü. Kadınlar arasında ise 12. sıklıkta görülüyor. Taşrada cinsiyetler arası görülen bu fark daha da açılıyor, sebebi köydeki kadınların daha az sigara içmesi. Sigaradan uzak durarak sadece kanserlerden değil KOAH, kalp damar hastalığı gibi ölümcül olabilecek hastalıklardan da kaçınmak mümkün. Düzenli egzersiz yaparak ve sağlıklı beslenmeye özen göstererek kalp damar hastalığı, metabolik sendrom gibi hastalık olasılığını azaltabiliriz. Bu tür yaşam tarzı değişiklikleri erkek cinsel sağlığını da son derece olumlu şekilde etkiliyor. Biz erkekler sağlık hizmetlerinden daha erken yaşta, bilinçli ve etkin bir şekilde yararlanmalıyız. Bunun için toplumda erkek sağlığı farkındalığının artırılması gerekiyor.

UZUN YAŞAMANIN ŞİFRELERİ Liv Hospital İstanbul Check-Up ve Sağlıklı Yaşam Kliniği’nden Uzman Dr. Eren Eroğlu, “Erkekler aslında kültürel şartlandırmaların kurbanıdır. Daha doğdukları günden itibaren, “Sen erkeksin mızmızlanma”, “Kız gibi ağlama” diye büyütülen erkekler, şikâyetlerini dile 86


HEKIM GÖZÜYLE

getirmek ve yardım aramak konusunda hep geri dururlar. Çünkü onlar için bu durum erkek olmaya aykırı bir zayıflık işaretidir. Çoğu ancak eşinin zoruyla doktora gelir ya da durumları kötüleşince yardım arar. Kültürün dikte ettiği şartlanmalar erkeklerin yaşamını erken yitirmesine sebep olur” diyor ve erkeklere daha uzun yaşama tavsiyelerinde bulunuyor.

Doç. Dr. HALUK AKPINAR Liv Hospital İstanbul Üroloji Uzmanı

Uzm. Dr. EREN EROĞLU Liv Hospital İstanbul Check-Up ve Sağlıklı Yaşam Kliniği Uzmanı

NE YAPMALIYIM? Doktorla dürüstçe konuşulmalı. Utangaçlık bekleme odasında kalsın, sertleşme güçlüğü şeker hastalığının ya da dışkılama sırasında yaşanılan problemler bağırsak kanserinin bir belirtisi olabilir. Prostat muayenesi yaptırmak istemeyen erkekler unutmasınlar ki bu muayene prostat kanseri tedavisinden çok daha az rahatsız edicidir. Testosteron seviyesi önemli. 30 yaşından sonra erkeklik hormonu seviyesi her yıl yüzde 1 azalır. Düşük testosteron canlılığı azaltır, kas kütlesini düşürür, uzun egzersiz yapma kapasitesini kısaltır, hafıza, dikkat ve libidoyu da olumsuz yönde etkiler. Sadece yaşam kalitesini bozmakla kalmaz, depresyon riskini artırarak koroner kalp hastalığı görülme sıklığını da artırır. Spor yapmak testosteron seviyesini önemli ölçüde artırır. Bunun yanında kullanılacak dışarıdan destek, yaşam kalitesinin geri kazanılmasına yardımcı olur. Bağışıklık sistemine dikkat. Erkeklerin bağışıklık sistemi kadınlarınki kadar güçlü değildir. Tüberküloz ve cinsel yolla bulaşan enfeksiyon hastalıkları, erkekleri kadınlara oranla daha olumsuz etkiler. Mikroplardan korunmak üzere tedbirler alınmalı, yetişkinlik döneminde de aşılamalara özen gösterilmelidir. Depresyonu anlamak ve tedavi etmek. Erkeklerde görülen depresyonun eskiden sanılandan daha çok olduğu düşünülüyor. Ancak depresyon belirtileri her zaman aşikâr değildir. Erkekler genellikle sosyal olarak kabul edilebilecek ama tabiatlarına aykırı hal ve tavırlar içine girerler; alkol kullanırlar, televizyonun başından ayrılmaz olurlar ya da cinsel yaşamları aşırı hareketlenir. Bu belirtilerin kişilik yapısından ayırt edilmesi güç olduğundan depresyon tanısının konulması da güçleşir. Tedavi edilmemiş depresyonun sonuçları yaşamdan zevk almayı engellemesinden öte daha vahim olabileceğinden, hem

hastalar hem de doktorlar belirtileri değerlendirmek konusunda uyanık olmalıdır. Gözü kara erkeklerden gözü ayırmamak. Genç erkeklerin gözlerinin kara olması kazalara ve ölümle sonuçlanabilecek yaralanmalara sebep olabilir. Kadınlar daha genç yaşlardan itibaren yargı ve kararlarında tutarlı olmaya başlarlar. Ama testosteron ve diğer hormonların kokteyli erkeklerde tehditkâr bir silaha dönüşür. O nedenle delikanlıların aktivitelerini kontrol altında tutmak erkeklerin yaşam ortalamasını uzatmak için önemlidir. Kalp hastalıklarını hiç unutmamak. Erkekleri yaşam süresinde kadınların arkasına düşüren en önemli risk faktörü kalp hastalıklarıdır. Ailesel ve kişisel riskler her açıdan sorgulanmalı ve elden gelen tüm tedbirler alınmalıdır. Kadınlık hormonu östrojenin kalp damar sistemini koruyucu etkisi kadınları kalp hastalıkları açısından daha dayanıklı hale getirir. PEKİ, ERKEKLER NEDEN DAHA ERKEN ÖLÜYORLAR?

Cinsiyete özgü olmasa bile kalpdamar hastalıkları, akciğer hastalıkları, metabolik sendrom, akciğerkolon-mesane kanserleri erkekler arasında daha sık görülüyor. Başta sigara kullanımı olmak üzere zararlı alışkanlıklar ve madde bağımlılığı erkekler arasında daha sık. Yine

şiddete eğilim erkekler arasında çok daha sık gözlenen bir durum. Erkekler sağlık hizmetlerinden daha ileri yaşta yararlanmaya başlıyor. Erkekler sosyal statüleri gereği askerlik, madencilik, inşaat, gemi inşa gibi sağlık açısından daha riskli işlerde çalışıyorlar.

• OCAK-NISAN 2015


KLİNİK

MISAFIRLERIMIZDEN

MEKTUPLAR Memnuniyet gerektiren ne varsa hepsi Liv Hospital Hastanesi’nde mevcut. Doktorumuz Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Serkan Oral başta olmak üzere, Gökçe Hanım’ın ilgisi ve alakası için teşekkür ediyorum.

İBRAHIM YELKENCI

ALI AYDINOĞLU

Başta Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Ahmet Özkara ve ekibine, 3. kat hemşireleri Menekşe, Oya, Kader, Gökçe, hastabakıcımız Ahmet, Perihan ve adını hatırlayamadığım tüm personelinize çok teşekkür ederiz. Tıbbi Onkoloji Uzm. Dr. Meltem Topalgökçeli Selam, benim hem onkoloğum hem de psikoterapistim. O olmasaydı Hastanenizde ameliyat olmazdım. Burcu Akman hemşire ve Özlem Bektaş sekreterinizin hizmetleri de mükemmel. HAVVA ONMA

GÜLÇIN-ERDEM ÖZÇIÇEK

Başta Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Muammer Kendirci olmak üzere, tüm personelinize teşekkür ederiz.

88


K.AYLA KUTKI

Başarılı bir ameliyatla kardeşim Çiğdem Tulgari’yi sağlığına kavuşturan Liv Hospital Tıbbi Direktörü ve Genel Cerrah Prof. Dr. Oktar Asoğlu’na sonsuz teşekkürlerimizi sunuyoruz. Genel Cerrah Op. Dr. Burçin Batman’a, yardımlarını ve güler yüzünü esirgemeyen sorumlu hemşire Bahar Hanım’a, hassas bakımı ile hastamıza her an koşan hemşire Şenol, Oya, Kader ve hemşire Neslihan’a yürekten teşekkür ederim.

Başta Sayın Doktorumuz Üroloji Uzmanı Doç.Dr. Haluk Akpınar ve ekibine sonsuz teşekkürler. Ayrıca hemşirelik hizmetleri veren Selda Hanım, Ümit Bey ve Esra Hanım’a da teşekkürlerimizi sunuyoruz.

YUSUF SAIM ŞAŞMAZ

AMER HASAN ALBADRI

NILÜFER PILEVNELIOĞLU

Geçirdiğim ameliyatım, öncesi ve sonrasında başta sayın Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Levhi Akın olmak üzere diğer ilgili personel, özellikle hemşire Gökçe ve Neslihan, misafir hizmetleri ve tüm personelinize ayrı ayrı teşekkürlerimi arz ederim. Sevgi ve Saygılarımla

SONGÜL İNCEMAN

Tüm ilgilenen hekimlere teşekkür ederim. Özellikle Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hakan Oruçkaptan, Dr. İsmail, Doç. Dr. Ömür Kasımcan ve hemşirelere özel ilgileri için teşekkürler. Hastanenizin başarısının devamını dilerim. Saygılarımla.

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Enis Oğuz, 9 yıldır doktorumuz. Muayenesinden memnun olduğumuz doktorumuz sayesinde hastanenizi tanıdık. Hastaneden de çok memnun kaldık. İhtiyaç duyduğumuzda hastanenizden başka bir yere gitmeyi düşünmeyeceğimiz gibi yakınlarımıza da önermeyi düşünüyoruz

• OCAK-NISAN 2015


HAYATIN TADI

SIRA DIŞI HEKIMLER

Hem hastalarının her an yanlarında oluyorlar hem de özel ilgilerine zaman ayırıp kendilerini geliştiriyorlar. Liv Hospital hekim kadrosu, doktorluğun yanı sıra sanata ve spora olan ilgisiyle de öne çıkıyor. “Toprağa şekil vermenin anlamı bambaşka.” Liv Hospital İstanbul Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Cenk İndelen, “Seramik, günlük streslerden uzaklaşmak, yorgunluğunuzu atmak için birebir” diyor.

“Müzik iç dünyanızı dışa yansıtan özel kısa yol tuşu gibi.” Gitar çalmaya lise hayatında başlayan Liv Hospital Ankara Üroloji Uzmanı Op. Dr. Çağrı Güneri, “çocukluk hevesiymiş gibi başlayan bu merak yıllar içinde giderek arttı” diyor.

K

üçük arkadaş gruplarında çalmaya başladım. Bir dönem yazlık barlarda da çaldığım oldu. Yıllar içerisinde beraberinde şarkı söylemeyi de keşfettim. Müzik yapmak, somut dünyadan arınma olarak kabul edilebilir. Müzik yaptığım anlarda, özellikle de kendi bestelerimi ilk kez oluştururken bu hissi yaşıyorum. Ama aynı zamanda müzik iç dünyanızı dışa yansıtan çok özel bir kısa yol tuşu gibi. yaptığım besteyi bir daha çalarken, ya da başka şarkıları söylerken kendimi bu yolla daha farklı ve hızlı anlatabildiğimi düşünüyorum. 90

T

oprak ve Sır... Şekil verildikten sonra fırınlanarak “seramik” oluşuyor. Seramik bir Tanrı sanatı, uygarlıkların izini taşıyor. Anadolu’da, bizim topraklarımız da doğmuş... Toprağa şekil vermenin anlamı bambaşka. Günlük streslerden uzaklaşmak, yorgunluğunuzu atmak için birebir; fakat bu kadar basit değil! İçinizden geçen duyguları paylaşıyorsunuz ve bunu sadece toprak ile siz biliyorsunuz. Kimi zaman sevginizi, kimi zaman acınızı ya da bir öykünüzü paylaşıyorsunuz seramikle.


“Motor sürmek beni motive ediyor.” Liv Hospital Ankara Diş Hekimi Semih Demircan, motor tutkusunun stres atmasına yardımcı olduğunu belirtiyor.

“Kendi yorumumu katabileceğim fotoğrafların peşindeyim.” Liv Hospital İstanbul Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hilal Yıldız, fotoğraf çekmenin kendisi için bir arınma ve dinlenme şekli olduğunu söylüyor.

F

otoğraf çekmeye 4 sene önce başladım. İFSAK’ta aldığım temel fotoğraf eğitiminden sonra portre, belgesel ve sokak fotoğrafçılığı atölyelerine katıldım. “Mimari +” ve “Foto-Roman” projelerinde yer aldım. Siyah-beyaz, içinde insan öğesinin yer aldığı belgesel fotoğraflar beni çok etkiler. Ancak son zamanlarda doğa fotoğraflarına daha çok yöneldim. Değişik teknikler ve kadraj denemeleri ile yaratılmış fotoğrafları seviyorum. Görüntülemek istediğimi olduğu gibi değil, kendi yorumumu katarak verebileceğim fotoğrafların peşindeyim. Fotoğraf bana sanat tarihi ve sinema okuma eğitimleri gibi başka pencereler de açtı. Özellikle fotoğraf sanatı tarihini okumayı çok seviyorum. Fotoğraf da diğer sanat dalları gibi ayrıntıları görmeyi ve sentezlemeyi gerektiren ve geliştiren bir alan. Bunun hekimliğime bu yönden çok katkısının olduğunu düşünüyorum. Ayrıca fotoğraf çekerken ve sonrasında fotoğrafı işlerken o kadar konsantre olunuyor ki bu benim için gerçek anlamda bir dinlenme, bir arınma oluyor.

İ

ki tekere ilgim ilkokul birinci sınıfta karne hediyesi olarak babamın aldığı Pinokyo bisikletle başladı. Yaz tatilinde üzerinden hiç inmeden geçirdiğim bisikletle birlikte iki tekerlekli araçlara olan ilgim hiç bitmeden bugüne kadar sürdü. Üniversite yıllarında almayı çok istemiştim ama okuduğum okul gereği eşyalarımı taşımak için bir arabanın daha uygun olacağını düşündüm. Ancak okul biter bitmez ilk işim motor ehliyeti almak oldu. Böylece ailemin çok tedirgin olduğu motora binme lisansını da almış oldum. Artık motora binerken yüzüme vuran o havayı hissedebiliyordum. O güce hükmetmeye çalışmak, işe başlamadan önce motive olmama, iş çıkışında ise günün stresini atmama çok yardımcı oluyor. Bir de kullandığınız motor Harley Davidson ise o inanılmaz ses bu işin kaymağı oluyor. Bu yüzden olsa gerek ilkbahar ve yaz aylarını bir ayrı seviyorum.

• OCAK-NISAN 2015


    

     

92

Aksigorta A.Ş. Allianz Sigorta A.Ş. Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi Axa Sigorta A.Ş. (Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) Compu Group Medical Bilgi Sistemleri (CGM) A.Ş. • ACE European Sigorta (Ferdi Kaza Sigorta Hastane Tedavi Teminatı) • Ankara Anonim Türk Sigorta • Eureko Sigorta (Garanti-Eureko Mediko Özel Sağlık Sigortası ve Garanti Bankası Çalışanları – İştirakleri) • Fortis Bank Sandık (Çalışan ve Bağımlıları) • Generali Sigorta • HDI Sigorta • Ray Sigorta • Sompo Japan Sigorta (FİBA) • Ziraat Sigorta • Zurich Sigorta • Turk Nippon Sigorta • CGM Sağlıkta Avantajlar Dünyası • Assist Line  • Ege Sigorta • Medline Box Üyeleri Bireysel • Medline Box Üyeleri Kurumsal  • Groupama Emeklilik • Kobi Sağlık Paketi Üyeleri  • Roche Diagnostik • HDI Sigorta Acil Sağlık Sigortası • HDI-GS Sigorta-Galatarasay Aslan Yürek – Aslan Taraftarım Güvende • ACE Group Sigorta Üyeleri • Care & Create ( C&C) • Mobile Plus Asist • A-Prestige Card • Turk Asist Card Demir Hayat Sigorta A.Ş. Ergo Sigorta A.Ş. (Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir) Eureko Sigorta A.Ş. Groupama Sigorta A.Ş. (Ekonomik Ürün Poliçe dahildir) Güneş Sigorta A.Ş. Inter Partner Assistance Ltd Şti. • AIG Sigorta A.Ş & AIG Sigorta HSBC Acil Tedavi Sigortası • Aviva Sigorta Acil Tedavi Sigortası • Dubai Starr Acil Tedavi Sigortası • Halk Sigorta Acil Tedavi Sigortası • ING Emeklilik Acil Tedavi Sigortası • Işık Sigorta Acil Tedavi Sigortası • Metlife Emeklilik Acil Tedavi Sigortası • SBN Sigorta Acil Tedavi Sigortası • Turins Sigorta Acil Tedavi Sigortası • Türk Nippon Sigorta Acil Tedavi Sigortası • Zirve Sigorta Acil Tedavi Sigortası • Akbank* • Avivasa Emeklilik ve Hayat A.Ş.* • Bank Asya Platinum Card & Bank Asya Classic Card* • Bank Asya Tuscon Card* • Benefit Card* • Benefit Global & AIG Card* • Benefit Global & Eureko Sigorta İş Birliği ile Kobi Sağlık Paketi * • Bi Alo Kart * • Dr.Back-up Kişisel Sağlık Sistemi* • Dr.Back-up Kişisel Sağlık Sistemi & Fortis Bank Card* • ING BANK Platinium Card* • IPA Card* • IPA Privilege Card* • SBN Sigorta & Boğaziçi Brokerlik* • SBN Şeker Hayat Projesi* • TAV Passport Edition* • Türkiye Ekonomi Bankası* • Türkiye Petrolleri A.Ş* • Vakıf Emeklilik* (Bireysel Emeklilik Sigortalıları) • VIP Hayat Card* • AXA Mbask Insurance – AXA Mbask Seyahat Sigortası • AXA Mbask İPEK YOLU – Silk Way Seyahat Sigortası • AXA PPP & AXA Assistance • Az Insurance – Az Seyahat Sigortası • Buta Insurance – Buta Seyahat Sigortası • Mega Insurance – Mega Seyahat Sigortası

• Pasha Insurance – Pasha Seyahat Sigortası • Revan Seyahat Sigortası • Safiran Insurance – Safiran Seyahat Sigortası • Sanayı Insurance – Sanayı Seyahat Sigortası • World Sıgnia / Master Card • Zirve Seyahat Sigortası  İmece Destek Danışmanlık Hizmetleri A.Ş. • Halk Sigorta A.Ş.  Mapfre Genel Sigorta A.Ş. (Eko Plan ve Tamamlayıcı Sağlık Sigorta poliçesi (SGK ile anlaşmalı olan branşlarda) dahildir)

SPOR MERKEZLERI VE KULÜPLERI

 Birlik Spor ve Sağlık Hiz. Tic. A.Ş (Base Life Club )*  İstanbul Atlı Spor Kulübü*  Geleceğin Yıldızları Spor ve Eğitim Hizmetleri A.Ş*   Levent Tenis Kulübü*   Mac Spor Salonları*   TED Spor Kulübü*  United Clubs*

DERNEK VE ODALAR               

Ankara Eczacılar Odası * Ankara Sanayi Odası Personel (ASO) Ankara Ticaret Odası (ATO) Erken Doğan Bebekleri Yaşatma Derneği* İMEAK Deniz Ticaret Odası Personeli* İMEAK Deniz Ticaret Odası Üyeleri* İstanbul Sanayi Odası Personel (İSO) İstanbul Sanayi Odası Üyeleri (İSO) * İstanbul Ticaret Odası Memurları Yardımlaşma Derneği (İTOMEMDER) * İstanbul Ticaret Odası Üyeleri * Rotary Kulübü Derneği (Beşiktaş)* T.C. TEB İstanbul Eczacı Odası* Tüm Emekliler Derneği Şişli Şubesi (TUED)* Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) (Branş Bazlı) Türkiye Spor Yazarları Derneği*

BANKA, SANDIK VE VAKIFLAR

 Akbank T.A.Ş  Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi (Mensupları)  Darüşşafaka Cemiyeti  Film Sanayi ve Tüm Sanatçılar Güçlendirme Vakfı(Film-San)*  Fortis Bank A.Ş Mensupları Emekli Sandığı Vakfı  İller Bankası A.Ş Genel Müdürlüğü (İLBANK)*  Milli Reasürans T.A.Ş. Mensupları Emekli ve Sağlık Sandığı Vakfı  PTT A.Ş. Sağlık Yardım Sandığı  Şekerbank T.A.Ş Personeli Sosyal Sigortalar Sandığı Vakfı (Branş Bazlı)  T.C Merkez Bankası  T.C. Ziraat Bankası ve T. Halk Bankası A.Ş.  Türk Telekom Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı (TTSSYV)  Türkiye Garanti Bankası A.Ş. Emekli Sandığı Vakfı (Branş Bazlı)  Türkiye Halk Bankası A.Ş. Emekli Sandığı Vakfı  Türkiye Halk Bankası A.Ş. Genel Müdürlüğü  Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş Mensupları Munzam Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Vakfı (TSKB)  Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. Memur ve Hizmetleri Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Vakfı

KAMU SIGORTALARI

 SGK (Medikal Onkoloji,Radyasyon Onkolojisi ,Anjiografi Uygulamaları, Pet BT, Sintigrafik Tetkikler, Kalp Damar Cerrahisi)

KURUMLAR

 Borsa İstanbul A.Ş.  Dışişleri Bakanlığı Mensupları Sosyal Güvenlik ve Yardımlaşma Vakfı (DİVAK ) *  İstanbul Barosu*  Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK)  Savunma ve Güvenlik Destek Hizmetleri Sendikası (SAVDES-SEN ) *  Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) *  T.C. Anayasa Mahkemesi  T.C. Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) *  T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı *  T.C. Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı*  T.C. Danıştay Başkanlığı*

DETAYLI BILGI VE RANDEVU IÇIN ÇAĞRI MERKEZI 0850 222 2 548 - 444 4 548

 T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)*  T.C. Kamu Denetçiliği Kurumu *  T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı *  T.C. Yargıtay Başkanlığı*  Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF)  Türk Standardları Enstitüsü (TSE )*  Türkiye Barolar Birliği Sosyal Yardım ve Dayanışma Fonu  Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (Tübitak) *  Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)

ŞIRKETLER

 Akmerkez Çalışanları*  Başkent Doğal Gaz Dağıtım A.Ş ( BAŞKENTGAZ) *  Bayraktar Holding*  Cisco Systems Internetworking Ltd. Şti.*  Çalık Holding A.Ş *  Deva Holding A.Ş.*  Digiturk, Show TV, Türkmax*  Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş*  Four Seasons Hotels *  Havelsan A.Ş *  Holiday Inn Kavaklıdere*  Hotiç Ayakkabı San. ve Tic. A.Ş *  ISS * • ISS Hazır Yemek Üretim ve Hizmet A.Ş.* • ISS Proser Koruma ve Güvenlik Hizmetleri A.Ş*. • ISS Haşere Kontrol Hizmetleri A.Ş.* • ISS Tesis Yönetim Hizmetleri A.Ş.* • CMC İletişim Bilgisayar Reklam ve Danışmanlık Hizmetleri San. Tic. A.Ş *  İşbir Sünger Sanayi A.Ş.*  Korozo Ambalaj San. ve Tic. A.Ş.*  Man Türkiye A.Ş. *  Mars Entertainment Group*  Marsh Avantaj*  Mavi Kalite Denetim Sağlık Eğitim Danışmanlık Tic. Ltd. Şti. (Mavi OSGB) *  Mitaş Enerji ve Madeni İnşaat İşleri Türk A.Ş. *  Öykü Şirketler Grubu*  Pancar Ekicileri Kooperatifleri Birliği (PANKOBİRLİK) *  Rafineri *  Rixos Grand Ankara*  Roketsan*  SANGO Otomotiv Ürünleri Sanayi ve Tic. A.Ş.*  TAV Havalimanları Holding A.Ş.*  Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Çalışanları*  Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Üyeleri*  Türsab-Museum Pass Card*  Türsab-Müzekart Plus*  Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri Anonim Şirketi (İpek Medya)* • Kanaltürk* • Kanaltürk Radyo* • Bugün TV* • Bugün Gazetesi*  Yiğit Akü*

OKULLAR

 Bahçeşehir Üniversitesi/Uğur Eğitim Kurumları*  Bilkent Üniversitesi Mezunlar Derneği (BİLMED) *  Boğaziçi Üniversitesi Mezunlar Derneği BURC İktisadi İşletmesi (BÜMED)*  Galatasaray Üniversitesi*  İstanbul Bilgi Üniversitesi*  İstanbul Erkek Lisesi Okul Aile Birliği*  İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)*  İstanbul Teknik Üniversitesi Mezunları Derneği (İTÜMD) *  Okyanus Eğitim Kurumları Anonim Şirketi *  Özel İstanbul Koleji*  Özel Ulus Musevi Lisesi * • Ulus Özel Musevi 1. Karma Ana ve İlköğretim Okulu* • Ulus Özel Musevi Lisesi Vakfı*  TED Mezunları Derneği*  Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ)*

BELEDIYELER

 Beşiktaş Belediyesi*  Sarıyer Belediyesi*  Şişli Belediyesi*

Detay Bilgi için; http://www.livhospital.com.tr/anlasmali-kurumlar

ÖZEL SIGORTALAR

Liv Hospital İstanbul & Ankara Anlaşmalı Kurumlar

(*) Hasta Ödemeli

KLİNİK


Liv8  
Advertisement