__MAIN_TEXT__
feature-image

Page 1

ASKERİ MÜZE

ASKERİ MÜZE ve KÜLTÜR SİTESİ KOMUTANLIĞI MILITARY MUSEUM and CULTURAL CENTER COMMAND


Koleksiyonlarının zenginliği ve çeşidi açısından dünyanın önde gelen müzelerinden birisi olan Askerî Müzenin kuruluşu modern anlamda olmamakla beraber 15. yüzyıla kadar uzanmaktadır. 1453‘te İstanbul‘un Türkler tarafından fethinden sonra Aya İrini Kilisesi, değerli harp silah araç ve gereçlerinin toplandığı Cebehane olarak düzenlenmiştir. 1726 tarihinde Cebehane‘deki tüm malzemeye yeni bir düzen verilerek Dar-ül Esliha adıyla yeni bir kuruluş gerçekleştirilmiştir. Modern anlamda Türk müzeciliğinin temeli Tophane Müşiri Ahmet Fethi Paşa‘nın gayretleri ile 1846 yılında atılmış ve bu tarih Türk müzeciliğinin ve Askerî Müzenin gerçek anlamda ilk kuruluşu olmuştur. Aya İrini‘deki revakların (üç tarafı kapalı bir tarafı ise sütunlara oturan kemerlerle dışarı açılan mekân) araları camekânlarla kapatılarak sergileme mekânları hâline getirilmiştir. Bu mekânlardan bir bölümünde eski harp silah, araç ve gereçlerinden oluşan koleksiyonlar, diğer bölümlerde ise arkeolojik eser koleksiyonları sergilenmiştir. Ahmet Fethi Paşa‘dan sonra Aya İrini‘deki bu koleksiyonlar kısa bir süre sonra ilk defa „Müze“ adını alarak Müzeyi Hümayun olarak isimlendirilmiştir. Müze teşkilatının kurulmasından sonra özellikle arkeolojik eserlerin sayısının artması üzerine bu eserler Çinili Köşk‘e taşınmış ve bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzelerinin temeli atılmıştır. Ahmet Muhtar Paşa, silah koleksiyonlarını, ilanlar ve resmî yazışmalar ile zenginleştirmiştir. Kütüphanesi, sineması, atış poligonu, yayınları, kıyafethanesi ve mehteri ile günümüz çağdaş müzecilik anlayışına uygun, nitelikli bir müze oluşturulmuştur. 1940 yılına kadar Aya İrini‘deki faaliyetlerini sürdüren Askerî Müze, İkinci Dünya Savaşı‘nın Türkiye‘ye de sıçrayabileceği düşüncesiyle faaliyetlerine bir süre ara vermiştir. Savaş tehlikesinin ortadan kalkmasından sonra 1949 yılında Maçka Silahhanesi‘nde depolanan eserler 1959‘dan itibaren Harbiye Mektebi Jimnastikhanesi binasında tekrar sergilenmeye başlanmıştır. Bu binanın zamanla Askerî Müze koleksiyonları için yetersiz kalması ve çağdaş anlamda gelişmeye yönelik adımların atılmasına imkân vermemesi üzerine 1966 yılından itibaren restorasyon çalışmaları sürdürülen eski Harbiye binasının Askerî Müze olarak kullanılmasına karar verilmiş ve 10 Şubat 1993 günü yeni bir düzenleme ile ziyarete açılmıştır.

ASKERİ MÜZE MILITARY MUSEUM


The foundation of Military Museum , which is one of the leading museums of the world in terms of the richness of its collections, dates back to the 15th century, though not in the modern sense. After Istanbul was conquered by the Turks in 1453, the Saint Irene Church was organized as a ‚Cebehane‘, an armory, in which valuable war armaments, tools and equipment were stored. In 1726, all the materials in Cebehane were reorganized and a new foundation, called ‚Dar-ül Esliha‘, the Place of Arms, was established. The foundations of Turkish museology in modern sense were laid down in 1846 by the efforts of Artillery Marshall Ahmet Fethi Pasha and this date has become the foundation of Turkish museology and the Military Museum for the first time in real sense. The spaces between the cloisters in the Saint Irene (a space closed on three sides and opening to outside with arches set on columns on one side) were turned into exhibition areas through closing them with showcases. In some of such spaces collections of old war arms, tools and equipment were exhibited while in others collections of archeological artifacts were displayed. Shortly after Ahmet Fethi Pasha’s contributions, these collections in Saint Irene were called the ‚Müzeyi Hümayun‘, the Imperial Museum , having the title “Museum” in its name for the first time. Subsequent to the formation of the museum organization, and especially upon an increase in the number of archeological artifacts, these artifacts were transferred to the ‚Çinili Köşk‘, the Tiled Chalet, and the foundations of today‘s Archeological Museums in Istanbul were laid down. Ahmet Muhtar Pasha enriched the arms collections with proclamations and official correspondence. With its library, cinema, shooting gallery, publications, costume house and the ‚Janissary Band‘, a qualified museum conforming to the modern understanding of modern museology was created. The Military Museum continued its activities in Saint Irene until 1940 and then suspended its activities for a while, considering that the Second World War may spread to Turkey as well. After the war risk had reduced, the artifacts stored in the Maçka Armory began to be displayed again in the Military School ‚s Gymnasium. Because this building was found to be insufficient with time and did not allow any steps for improvement in the modern sense to be taken, it was decided that the old Harbiye building, with restoration works ongoing since 1966, would be used as the Military Museum and it was opened for visits on February 10, 1993 with a new arrangement.


Türk Ordusu Kuruluş Salonu Foundation of Turkish Army Hall Orta Asya Türk Kültürü ve tarihinden örneklerin yer alığı bu salon Türklerin Soy ağacını gösteren bir pano ile başlamaktadır. Türk ve dünya tarihi içinde önemli bir yere sahip olan Çin Seddi’nin Türkler tarafından aşılışının gösterildiği diorama salona hareketlilik katmaktadır. Salon duvarlarında Türk göç yolları haritası, Turan Taktiği Krokisi, Metehan’ın 10’lu ordu sistemi, Göktürk ve Uygur Alfabeleri, Avrupa Hunları Haritası gibi baskı resimler ile Tatung savaşı, Atilla ve Ordusu, Orta Asya Türk Kültürü, Türk Efsane ve Kahramanları ile ilgili yağlıboya tablolar sergilenmektedir.

At the entrance of this hall which hosts examples from Central Asian Turkish culture and history, there is a panel showing the family tree of the Turks. The diorama depicting the event in which the Turks passed over the Great Wall of China creates a good atmosphere in the hall. The printed pictures of the map showing the Turkish migration routes, Sketch of Turan Tactics, decimal system army of Metehan, Gokturk and Uighur Alphabets, Maps of European Hun Turks as well as oil paintings depicting Tatung War, Atilla and his army, Central Asian Turkish Culture and Turkish Legends, Heroes and Heroines are exhibited.

Ayrıca salonda yer alan vitrinlerde Orta Asya’da Eski Türklerin kullandığı günlük eşyalardan, savaş araç ve gereçlerinden örnekler (imitasyon) yer almaktadır.

Also there are samples (imitation) of daily equipment, war tools and devices used by the old Turks in the Central Asia at the showcase inside the hall.

Atilla / Atilla

Karamanoğlu Mehmet Bey’in heykeli ve Türkçe ile ilgili fermanı / Statue of Karamanoğlu Mehmet Bey and his edict on Turkish language


Tatung savaşı, Atilla ve Ordusu / Tatung War, Atilla and his army


Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi Foundation of Ottoman State Kurulduğu andan itibaren dünyayı sarsan Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşunun anlatıldığı salonda; fethedilen yerleri padişahlara göre ayrı renklerde gösteren dijital harita, Ertuğrul Gazi ve Şeyh Edebali’nin Osman Bey’e öğütleri panosu, Osman Bey tarafından beyliğin kuruluşu ve beyliğe atanması ile ilgili yağlı boya resim, döneme ait Osmanlı padişahlarının tabloları ile dönemin önemli zaferlerini anlatan yağlı boya tablolar yer almaktadır.

In the hall where information is given on the foundation of the Ottoman state, which has shaken the world from the very beginning of its foundation, there is a digital map showing the areas conquered in different colours by the Sultans, panel of advice by Ertugrul Ghazi and Sheikh Edebali to Osman Bey, an oil painting displaying the foundation of the principality by Osman Bey and his appointment as the ruler of the principality, various paintings of Ottoman sultans and oil paintings depicting decisive victories of that period.

Ayrıca Askeri Müze koleksiyonları içersinde yer alan Osmanlı Devletinin kurucularından Orhan Gazinin miğferi, 1389 Kosova savaşında Osmanlı Ordusu tarafından kullanılan sancak ve Gazi Evrenos Bey‘‘e ait zırh gömlek salonda sergilenmektedir.

In the hall, the helmet of Orhan Ghazi, the founder of Ottoman State, the standard used by the Ottoman Army during Kosovo War in 1389 and armour mantle of Köse Mihail, which are among the Military Museum collection, are exhibited.

Osmanlı Devletinin kurucularından Orhan Gazinin miğferi / Helmet of Orhan Ghazi, the founder of Ottoman State


azi / Osman Gh Osman Gazi

Orhan Gazi / Orhan Gha zi

I. Murat / Sultan Murad I.

II. Selim / Sultan Selim II.


Fatih Sultan Mehmet Sultan Mehmet II, The Conqueror II. Murat‘ın şehzadesidir. 21 yaşında tahta oturarak devleti ve ordusunu daha büyük hamleler yapacak bir kudrete ulaştırmıştır. İstanbul‘u fethetmek için askerî tarihin kaydettiği ilk büyük ateşli silahlar ile ordusunu dayanılmaz bir kudret hâline getirmiştir. Ayrıca 1000 yıllık tarihi boyunca bütün muhasaraları muvaffakiyetsizliğe uğratan surları aşmak için seyyar kuleler kurdurmuştur. Nihayet 6 Nisanda başlayan kuşatma, 22 Nisanda Fatih‘in donanmayı Beşiktaş‘tan Haliç‘e indirmesiyle çok şiddetli bir duruma girmiştir. 29 Mayıs 1453‘te yapılan son taarruzla şehri alarak Orta Çağa son vermiştir. Bu büyük Türk Sultanı 1481 senesi ilkbaharında üç yüz bin kişilik bir ordunun başında yeni bir sefere çıkmıştır. Ancak, Hünkar Çayırı denilen mevkide hastalanmış ve çok geçmeden 3 Mayıs 1481‘de vefat etmiştir.

He was the crown prince during the reign of Murat II. Following his succession to the throne at the age of 21, he reinforced his state and army rendering them capable of launching more powerful assaults. In order to conquer Constantinople , he has turned his army into an irresistible force through using the first large fire guns the military history has recorded. Additionally, he has built transportable towers to surmount the city walls, which had prevented all the sieges throughout its 1000- year history. The siege, which had finally started on the 6th of April, turned violent with Fatih launching his navy into the Golden Horn from Beşiktaş on the 22nd of April. Following the final attack on May 29th, 1453, he seized the city and this victory marked the end of the Middle Ages. This great Turkish Sultan launched a new campaign in the spring of 1481 and led an army of 300.000 soldiers. However, he fell ill at a location called ‚Hünkar Çayırı‘, the Sultan‘s Meadow, and passed away shortly on May 3rd, 1481


Kesici Silahlar Salonu Cutting Weapons Hall Bu bölümde sergilenen İslamiyet Dönemi kesici silahların en eskisi 12. yüzyıl sonuna aittir. Koleksiyondaki kılıçların en önemli grubunu Yavuz Sultan Selim‘in Mısır Seferi sırasında İskenderiye‘deki Memluk hazinesinden ele geçirilen kılıçlar oluşturur. Koleksiyonun büyük bölümünü oluşturan Türk kılıçları, kama, hançer ve yatağanlar (Osmanlı ordusunda genellikle piyade sınıfı olarak bilinen yeniçeriler ile denizci askerler olan leventler tarafından kullanılan kesici silah) 15. yüzyıldan başlayarak 19. yüzyıla kadar geniş bir yelpaze içinde değerlendirilebilirler. Bu bölüm içinde 16. yüzyıldan başlayarak kronolojik düzende sergilenen yatağanlar ayrı bir grup oluştururlar. Sergilenen silahlar arasında Arap kökenli olan ve 19. yüzyıla tarihlenen cenbiyeler ile Türk ve Kafkas kökenli kamalar da bulunmaktadır. Kesici silahlar salonundaki diğer önemli bir grubu Türk, Memluk, İran balta ve teberleri (genellikle hükümdar maiyetinde bulunan özel muhafızlar ile dervişlerin kullandığı ay biçiminde bazen iki yüzlü olan bir harp silahı ve derviş sembolü) teşkil eder. Askerî Müze zengin bir alem (bayrak ve sancak gönderlerinin tepelik bölümünde kullanılan ve orduların başında ordunun sembolü olarak taşınan bir tepelik) koleksiyonuna sahiptir. Kesici silahlar salonu girişinde sergilenen bu alemler daha çok Memluk ve İranlılara aittir.

The oldest among edged weapons of the Islamic Period exhibited in this section dates back to the late 12th Century. The most important group among the swords in the collection is comprised of the spoils of the Egyptian Campaign of Yavuz Sultan Selim acquired from the Memluk Treasury in Alexandria . The Turkish swords, stilettos, daggers and ‚yatagans‘ (an edged weapon used by the Janissary and the mariners known generally as the infantry class in the Ottoman army called ‚levends‘) forming a large part of the collection have its origins in various periods ranging from the 15th century to the 19th century. ‚Yatagans‘, which are exhibited in chronological order from the 16th century onwards in this section, constitute a separate group. The ‚cenbiyes” daggers of Arabic origin from the 19th century and daggers of Turkish and Caucasian origin are among the weapons displayed in this section.

Another important group in the edged weapons hall is comprised of the Turkish, Memluk and Iranian axes and ‚tebers‘, (a crescent shaped war weapon sometimes with two edges, generally used by the private guards of the monarch‘s escort and dervishes. It is a symbol of the dervish). The Military Museum has a rich collection of ‚alems‘ (a finial used at the top of the flagpole and starboard pole and carried as a symbol before the armies). These alems displayed at the entrance of the edged weapons hall are mostly of Memluk and Iranian origin.


17. yüzyıl İran, gümüş üzerine altın yaldızlı kabza ve kın değerli taşlarla süslenmiştir. İran Şahı tarafından Rus Generaline verilmiştir. / 17th century Persian sword, gold-gilded hilt and sheat are made of silver and decorated with precious jewels. Given to Russian general by Persian Shah


YataÄ&#x;anlar 18.-19. yy tĂźrk. / Yataghans 18th-19th century turkish.


Savunma Silahları Defense Arms İslam savunma silahları; miğfer, zırh takım (gömlek, kolçak, dizçek), kalkan ve hayvan zırh takımlarından (boyun, sağrı ve at alın zırhı) oluşmaktadır. İslam savunma silahları salonunda Osmanlı, Memluk, İran, Akkoyunlu, Şirvanşah ve Timurlu dönemlerine ait 14.yüzyıl ile 18.yüzyıl sonlarına kadar olan zaman dilimini kapsayan zengin bir koleksiyon sergilenir. Bu eserler biçim, süsleme özellikleri ve yapım teknikleri bakımından birbirine çok benzemekle birlikte dönem dönem form ve süsleme motiflerinde farklılıklar görülebilir. Savunma silahlarında dayanıklılığından dolayı tercih edilen malzeme demirdir. Ancak sadece Osmanlılarda 16.yüzyıldan sonra miğfer, kalkan ve at alın zırhlarında görülen bakır üzerine tombaklama tekniğinde yapılmış pek çok malzeme bulunur. Savunma silahlarının bir alt grubunu da sadece törenlerde kullanılmak üzere yapılanlar oluşturur. 16. yüzyıldan itibaren görülmeye başlanan ajur tekniğiyle yapılmış plakaların, koyu kırmızı kadife kumaş üzerine aplike edilmesiyle meydana getirilen miğferler (zerrin külahlar) ve söğüt dalı üzerine renkli ibrişim sarmak suretiyle oluşturulan kalkanlar bu grubun en çarpıcı örnekleridir.

Islamic defense arms consist of helmets, suits of armor (jackets, armbands, knee plates), shields and animal armor sets (neck, rump and horse frontal armor). In the Islamic defense arms hall, a rich collection from the Ottoman, Memlukî, Iranian, Akkoyunlu, Shirvanshah and Timurlu periods covering a period from the 14th century to the late 18th century is displayed. Even though these works are very similar in terms of form, adornment characteristics and manufacturing techniques, slight differences between them in terms of their forms and adornment motifs may be seen from period to period. The preferred material for defense arms is iron due to its endurance. However, only in Ottomans, there are many materials produced through gilding on copper such as helmets, shields and horse frontal armors after the 16th century. A sub-group of defense arms includes the materials that are produced to be used merely in ceremonies. Helmets produced by the appliqué of the plates made by embroidery openwork, which was a method started to be used in the 16th century, on dark red velvet fabric (zerrin conical caps) and shields produced by wrapping colored silk thread on willow branches are the most striking examples of this group.


Tombak at alın zırhı, Osmanlı, 16. yy. ikinci yarısı / Gold plated copper chanfron,Ottoman, 2nd Half of the 16th century.

Altın kaplama miğfer, Osmanlı, 16. yy. / Gold plated helmet, Ottoman, 16th century.

Tören Kalkanı, osmanli 19. yy / Ceremonial shield, ottoman, 19th century.


Ateşli Silahlar Firearms 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başına kadar imal edilmiş fitilli, çakmaklı, kapsüllü ve iğneli mekanizmalı ateşli silah örneklerinin sergilendiği Ateşli Silahlar Salonu‘nda, ateşli silah mekanizmalarının gelişimi izlenebilir.

In the Fire Arms Hall, in which examples of fire arms with matchlock, flintlock, caplock and pin mechanism covering a period from the 16th century to early 20th century are displayed, the development of the fire arms mechanisms can be observed.

Salonda 16. yüzyıldan 20.yüzyıla kadar çeşitli Avrupa ülkelerinde ve Amerika‘da imal edilmiş tüfek ve tabanca örnekleri de sergilenmektedir. İstanbul merkez olmak üzere Anadolu ve Anadolu dışında kalan Kafkasya, Azerbaycan, Balkanlar, Mısır, Suriye ve Arabistan bölgelerinde imal edilmiş çakmaklı ve fitilli tüfek ve tabancaların yer aldığı bu salondaki örnekler, 16. yüzyıldan 19. yüzyıla yayılan tarih periyodu içinde değerlendirilir. Bu silahlarda Osmanlı silah teknolojisi yanında süsleme tekniklerinin ve motiflerinin zenginliği de görülebilir.

In the hall, examples of rifle and pistol manufactured in various European countries and the United States of America during a period between the 16th century and the 20th century are displayed as well. The examples in this hall, where flintlock and matchlock rifles and pistols are exhibited, manufactured in Anatolia with Istanbul as the center and in the regions outside Anatolia such as Caucasian, Azerbaijan , the Balkans, Egypt , Syria and Arabian regions are evaluated in a historical period spanning from the 16th century to the 20th century. In addition to the Ottoman arms technology, the wealth of adornment techniques and motifs can be observed on these arms.


8 Namlulu Çakmaklı Tabanca, İngiliz, 19. yy başı. İngiliz Silah Ustası William Parker tarafından yapılmıştır. W. Parker 1800-1840 yılları arasında III. George‘un silah yapımcısı olarak çalışmıştır. / 8 Barrels Matchlock Pistol, English, early 19th century. It was produced by British Master of Gun William Parker. William Parker worked for George III as gun producer between 1800 and 1840.


Arkadan kapaklı tüfek, avusturya (Wernd) Model 1868/ Bolt action rıfle, austrian (Wernd) model 1868

Mekanizmalı tüfek, ingiliz (Lee-Enfield) Model 1907 / Bolt action rıfle, english (Lee-Enfield) model 1907


İğneli Toplu tabanca, belçika, 19. yüzyıl ikinci yarısı / Pinfire Revolving pistol, belgian, second half of the 19th century.

İğneli Toplu tabanca, belçika (Lefaucheux), 19. yüzyıl ikinci yarısı / Pinfire Revolving pistol, belgian (Lefaucheux), second half of the 19th century.


İğneli Toplu tabanca, belçika (Liège), 19. yüzyıl. II. Abdülhamit‘e ait. Liege‘de 1845-1885 yıllarında çalışmış Auguste Francotte Atölyesi üretimidir. Francotte ailesi yüzyıldan uzun bir süredir av silahları yapmıştır. Erken dönem parçalarından bazıları minyatür çakmaklı tabancalardır. Ancak bugün, bütün dünyada çok beğenilen, ince işçilikli av tüfekleri ile ünlüdür. / Pinfire Revolving pistol, belgian (Liège) 19th century. Owner Sultan Abdulhamit II. It was a production of Auguste Francotte Gun Factory that operated in Liege between 1845 and 1885. The Francotte family produced hunting guns for more than a century. Some of their early pieces were miniature flintlock pistols. However, they are famous for the hunting rifles with fine workmanship, which are admired worldwide today.

Toplu tabanca, avusturya (L. Gasser), model 1820 Karadağ / Revolving pistol, austrian (L. Gasser) model 1820 Montenegro


Yarı Otomatik Tabanca (Mauser), alman, model 1890 / Self loading pistol (Mauser), german, model 1890.

Tabanca (Parabellum), alman, 20. yy başı / Pistol (Parabellum), german, early 20th century.


Tabanca (Walther), alman, 20. yy başı / Pistol (Walther), german, early 20th century.


T羹fek a癟覺l覺m panosu, alman (Mauser) 19. yy. / Parts of a rifle,german (Mauser) 19th century.


Kaps端ll端 t端fek, frans脹z 19. yy / Percussion rifle,french 19th century.


Ağır makineli tüfek, Kurtuluş Savaşında kullanılmıştır. Fransız (Hotchkiss), 1914-17 model. / Heavy machine gun, used during Independace War, french (Hotchkiss), model 1914-17.


Ağır makineli tüfek, amerikan (Gardner), 1879 model / Heavy machine gun (Gardner), american, model 1879.


Harbiyeli Atatürk Sınıfı Atatürk‘s Classroom Türkiye Cumhuriyeti‘nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK, Harp Okulu ve Harp Akademisi öğrenimini Askerî Müze binasında tamamlamıştır. 1899 yılında Harp Okuluna girmiş ve 1902 yılında teğmen rütbesi ile mezun olmuştur. 1903 yılında Harp Akademisine devam ederek 1905 yılında kurmay yüzbaşı rütbesi alarak eğitimini tamamlamıştır.

Mustafa Kemal ATATURK, the founder of the Republic of Turkey , received his War Academy and War College education in the Military Museum building. He entered the War Academy in 1899 and graduated in 1902 as a lieutenant. Attending the War College in 1903, he completed his education in 1905 as a staff captain.

Mustafa Kemal‘in Harp Akademisinde okuduğu dershane onun anısına düzenlenmiştir.

The classroom, in which Mustafa Kemal studied in the War College , was organized in memory of him.

Dershanede ATATÜRK‘ün okul yaşamı ile ilgili fotoğraflar ve belgeler de sergilenmektedir

In the classroom, photographs and documents related to ATATURK ‚s school life are exhibited.


Askerî Kıyafetler Uniforms 18. yüzyılın sonlarına kadar fazla çeşitlilik göstermeyen askerî kıyafetler, III. Selim (1789-1807)‘den itibaren gerçekleştirilen yenileşme hareketleri nedeniyle değişim göstermeye başlar. 1909 yılında yayımlanan Elbise-i Askeriye Nizamnamesi ile haki renkte ceket ve pantolondan oluşan üniformalar kabul edilir.

Military costumes which did not present a great diversity until late XVIII century started to diversify as a result of the renovation movements from Selim III (1789-1807) onwards. Under the Regulation of Military Apparel promulgated in 1909, uniforms consisting of khaki jackets and pants were adopted.

Türk ordusu, İstiklal Savaşı‘na bu kıyafet düzeni içinde girmiştir. Kıyafetler Galerisi‘nde; Osmanlı Devleti döneminde kullanılan subay üniformaları, er üniformaları, apoletler yer almaktadır.

The Turkish Army has entered the War of Independence in this apparel. In the Costumes Gallery, officers’ uniforms, privates’ uniforms, epaulettes used in the Ottoman era.


Tevfik Paşa‘ya ait Müşir (Mareşal) setresi / The Marshal Coat belonging to Tevfik Pasha.


General Kazım Karabekir‘e ait Tümgeneral üniforması / Major General uniform belongs to General Kazim Karabekir.

57. Alay Komutanı Şehit Yarbay Hüseyin Avni Beye ait üniforma ve kılıç. / Uniform and sword belongs to Lieutenant Colonel Hüseyin Avni, commander of the 57th Regiment, martyred in the Dardanelles War.


Tümgeneral Cafer Tayyar Eğilmez‘e ait üniforma / Major General uniform belongs to General Cafer Tayyar Eğilmez.


Mahmut Şevket Paşa Suikasti Mahmut Şevket Pasha assassination Eski Harbiye Nazırı ve Sadrazam Mahmut Şevket Paşa 11 Haziran 1913 günü Harbiye Nezaretinden Çıkarak Divan yolundan Babıali‘ye giderken bir cenaze konvoyu ile önü kesilmiş, arabanın durmasından yararlanan üç saldırgan silahlarını ateşleyerek Paşayı ve yaverini öldürmüştür. Bu olayın anısına hazırlanan bölümde araba, suikastçilere ait silahlar ve Mahmut Şevket Paşa‘ya ait üniformalar sergilenmektedir.

Ex-minister of Military Affairs and Grand Vizier Mahmut Şevket Pasha was intercepted with a funeral convoy panel on June 11, 1913 when he was going to Babıali [ the Sublime Porte], from the Ministry of War via the Divan way and three assassins taking advantage of stopping of the car fired their guns and killed the Pasha and his aide. In the section prepared in memento of those incident assassins’ guns and Mahmut Şevket Pasha’s uniforms are exhibited.


Nişan ve Madalyalar Orders and Medals Kılıçlı Mecidi Nişanı, 1844‘den itibaren verilmeye başlanmış olan askeri nişandır. Sultan Abdülmecit döneminde tasarlanmıştır. Çift kılıçlı nişan, beşer şualı yedi şubeden (köşe) ibarettir. Ortasında padişahın tuğrası yer almakta, etrafında kırmızı mineli fon üzerinde altın ile yazılmış „Gayret, Hamiyet, Sadakat“ sözleri bulunmaktadır. Alt kısmında 1268 (1851) tarihi yazılıdır. Şua aralarında Ay Yıldız motifi ve nişanın asılma yerinde ona bağlı kırmızı mineli ay yıldız vardır. Şemsesi aynı modelde çift kılıçlıdır. Şua üzerlerinde ay yıldız motifleri bulunmaktadır. Mecidiye Nişanı Sultan Abdülmecid Hanın (1823-1861) 1851‘de çıkardığı nişan, mecidi nişanı. Asıl adı “mecidi nişanı” olmasına rağmen halk arasında mecidiye nişanı adıyla anılmaktadır. Mecidiye nişanının beş rütbesi vardı. Birinci rütbesinden 50, ikinci rütbesinden 150, üçüncü rütbesinden 800, dördüncü rütbesinden 3000 ve beşinci rütbesinden 6000 adet basıldı. Yalnız birinci rütbenin murassaı (değerli taşlarla süslemesi) bulunmaktadır. Mecidiye nişanının ortasında çemberle çevrili kabarık kısımda bir tuğra yer alır. Bu kısmın etrafında kırmızı mineli bir fon üzerinde “gayret, hamiyyet, sadakat” kelimeleri; altındaysa, 1268 (1851) tarihi yazılıdır. Kordon ucuna asılan birinciyle, boyuna asılan ikinci ve üçüncü rütbeli nişanlar, hemen hemen aynı büyüklüktedir. Dördüncü rütbe daha küçük, beşinci rütbeyse en küçük olanıdır. Beşinci rütbe gümüş olup, diğerleri altındandır. Mecidiye nişanı ilmiye ve askeriye mensuplarından üstün hizmet ve muvaffakiyet gösterenlere verilirdi. Birinci ve ikinci rütbelerin sahiplerine nişanları, padişahın huzurunda takılırdı.Beratla verilen ve kullanılan mecidiye nişanı, kayd-ı hayat şartıyle verilir, nişan sahibinin ölümünde hazineye iade edilirdi.

Medjidie or Mejidie (Turkish: Mecidiye Nişanı, August 29, 1852 – 1922) is the name of a military and knightly order of the Ottoman Empire. The Order was instituted in 1851 by Sultan Abdülmecid I. Instituted in 1851, the Order was awarded in five classes, with the First Class being the highest. The Order was issued in considerable numbers by Sultan Abdülmecid as a reward for distinguished service to members of the British Army and the Royal Navy and the French Army who came to the aid of the Ottoman Empire during the Crimean War against Russia. In Britain it was worn after any British gallantry and campaign medals awarded, but before the Turkish Crimean War medal. The Order was usually conferred on officers but a few enlisted soldiers also received it in a lower class. During World War I it was also awarded to a number of German and Austrian officers. On the obverse of the star is Sultan Abdülmecid‘s royal cipher surrounded by an inscription on a gold-bordered circle of red enamel; all on a star of seven triple quills with small crescents and five-pointed stars between them, suspended from a red enameled crescent and star suspender with green enameled edges. First Class Order The order has 5 classes. First, second, third and fourth classes are gold. Fifth (lower) class is silver.


Kore-Kıbrıs Salonu Korea & Cyprus Hall Bu salon Kore Savaşı (1950-1953) ve Kıbrıs Barış Harekâtı (1974)‘na ayrılmıştır. Kore Tugay Komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, Alay Komutanı Şehit Albay Nuri Pamir ve Celal Dora‘ya ait üniforma, sancaklar, madalya ve nişanlar Kore Bölümü‘nde sergilenmektedir. Kıbrıs Barış Harekatı‘na katılan komutanlara ait objeler ile harekât sırasında ele geçirilen silah ve üniformalar ise Kıbrıs Bölümü‘nde sergilenmektedir.

This hall is dedicated to the Korean War (19501953) and the Cyprus Peace Operation (1974). Uniforms of the Korea Brigade Commander, Brigadier General Tahsin Yazıcı, Regiment Commanders, Martyred Colonels Nuri Pamir and Celal Dora, starboards, medals and decorations are displayed in the Korean Section. Objects belonging to commanders taking part in the Cyprus Peace Operation and arms and uniforms acquired during the operation are exhibited in the Cyprus Section.


Birleşmiş Milletler Hizmet Madalyası, Mümtaz Birlik Şerit Rozet Nişanı ve Bröve / United Nations Order of Service medal, Superior Military Unit Ribbon Rosette Badge and Merit Badge.

Birleşmiş Milletler Hizmet Madalyası ve Kol İşareti / United Nations Order of Service medal and arm mark.


Kore Savaş Madalyası / Korean War Medal.

Kore Savaş Madalyası / Korean War Medal.


Kıbrıs Rum Milli Muhafiz Ordusu subayı üniforması ve sancak, Kıbrıs Barış Harekatı sırasında ele geçirilmiştir / Cypriot National Guard officers uniform and flag, captured during the Cyprus Peace Operation.


Mehter Janissary Band Türk tarihi dünyada askeri başarılar ve zaferlerle tanınmıştır. Tarihte askeri harekatların, şaşaalı davullar ve özel ritimlerle desteklenmesi geleneği, Hunlardan itibaren zamanımıza kadar geçen sürede, birçok Türk devletinin ordularında devam etmiştir. Başlangıçta tuğ ve davulla başlayan bu gelenek, zamanla gelişmiş ve zenginleşmiştir. Böylece Hun Türklerindeki “tuğ vurma” geleneği Selçuklularla tabılhanelere ve Osmanlılarda mehterhanelere dönüşmüştür. Bu dönemde mehterler ordunun, kalelerin ve hatta toplumun müzik ihtiyacına cevap veren kuruluşlar olarak önemini korumuştur. Tarihi süreçte devamlı gelişen ve yenilenen mehter, ilk çağlardaki Türk devletlerinden, Osmanlıya kadar olan zamanda, bu devletlerin coğrafi genişliği bakımından zamanla tüm dünyaya yayılmıştır. XIX. yüzyılın başından itibaren önce Prusya daha sonra Rusya, Polonya ve Almanya gibi ülkelerin mehterler kurarak tuğ takımları oluşturdukları bilinmektedir.

The Mehter has, since the first Turkish state in history, been an element not only supporting, encouraging and satiating the spirit of the Turkish land armies, but also an element representing the emotions of a victorious nation. Turkish history is known with military achievements and victories worldwide. The historical tradition of supporting military campaigns with imposing drums and special rhythms were continued in the armies of many Turkish states in the timeframe from the Huns to present. This tradition that started initially with ensign and drum grew and flourished in time. Thus the tradition of the Hun Turks of stomping ensign transformed to large drums in the Seljuks period and ‚Mehterhanes‘ , a band of varied instruments, in the Ottomans. The Mehter in this period maintained its significance as it satisfied the need for music in the army, the fortresses and, in fact, of the public.

Osmanlının son dönemlerinde yeniçeri teşkilatının bozulmasıyla kapatılan mehterler, Avrupa’da geliştirilen askeri bandolar olarak günümüze kadar gelmiştir.

The Mehter Band, which was continuously improved and renovated during the course of history to the whole world in the timeframe from the Turk states until the Ottoman in terms of geographical expanse of these states. It is known that from the beginning of the XIX century onwards Mehter bands were established first in Prussia, then in countries such as Russia, Poland and Germany formed ensign bands.

1911 tarihinden itibaren, İkinci Meşrutiyet ile birlikte mehter teşkilatını yeniden canlandırma faaliyetleri baş göstermiş, „Müze-i Asker-i Osmani“ye bağlı olarak yeniden tarih sahnesine çıkmıştır. Mehterhane-i Hakani adı ile kurulan bu takım 1914-1918 Birinci Dünya Savaşı‘ndaki bazı cephelerde ve Kurtuluş Savaşı‘ndaki Kuvva-i Milliye hareketlerinde etkin rol üstlenmiştir.

From 1911 onwards, starting with the Second Constitutional Monarchy actions to rejuvenate the Mehter organization were taken and it re-appeared on the historical stagebeing subordinate to the Ottoman Military Museum. This band established under the name The Khan‘s Mehter Band, assumed effective role in certain fronts during the First World War from 1914 to 1918 and in the National Forces action during the War of Independence.

Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Mehteran Birliği bu tarihi geçmişin, zamanımızdaki sembolik bir ifadesi olarak haftanın beş günü nevbet vurmaktadır. Mehter bizi Türk tarihinin sayfalarında gezdirmektedir. Türk hamasi havalarını dünyada ve yurt içinde seslendirerek halkı coşturmaktadır. Savaşların kazanılmasında tarihler yaratan mehter, zafer esintilerini günümüze taşımaktadır. Mehter törenlerin vazgeçilmez bir topluluğudur.

The Mehter Band Company operating under the Military Museum and Cultural Complex Commandment‘s organization beats ‚nevbet‘ five days a week as a symbolic expression of the past. The Mehter Band takes us through the pages of the Turkish history. Giving voice to Turkish bravery music country and worldwide they elate the public. The Mehter band that made history in winning wars carries the breath of victory to our day. The Mehter band is indispensible to ceremonies.


ASKERİ MÜZE ve KÜLTÜR SİTESİ KOMUTANLIĞI MILITARY MUSEUM and CULTURAL CENTER COMMAND

Sultan II. Abdülhamit dönemi Osmanlı Devlet Arması Emblem of the Ottoman State, period of Sultan Abdulhamit II.

Fotoğraflar / Photos YAMAN YAŞINEL

Profile for Yaman Yasinel

Askeri Müze / Military Museum Istanbul  

Military Museum is one of the leading museums of the world in terms of the richness of its collections, dates back to the 15th century, thou...

Askeri Müze / Military Museum Istanbul  

Military Museum is one of the leading museums of the world in terms of the richness of its collections, dates back to the 15th century, thou...

Advertisement

Recommendations could not be loaded

Recommendations could not be loaded

Recommendations could not be loaded

Recommendations could not be loaded