Page 1

10

AVRUPA MAG | www .avrupamag.at

2010 Yılı

Seçimler Yılı

KOMUTANLAR GÖZALTINDA Polanya Başkenti

Varşova

İSTANBUL 2010 AVRUPA KÜLTÜR BAŞKENTİ

Haber, Politika, Kültür, Ekonomi, Sağlık, Edebiyat, Teknoloji, Kültür, İş Dünyası, Bulmaca...

Tanıtım Sayısı Özel, ÜCRETSIZDIR

AVRUPA Das monatliche Magazin für Bildung, Wissenschaft, Technologie und Wirtschaft in türkischer Sprache, für die in Österreich und Europa lebenden Türken.

-MAG!


« Bunu başarabilir misiniz? »

Viyana bakıcı anneler ve bakıcı babalar arıyor Gerçek anne babalar çocuklarına bakamıyorlarsa, onlara ikinci bir yuva vermiş olacaksınız.

Her yaştan 1.450 kadar çocuk bakıcı anne babalar tarafından gözetilmektedir. Bakım parası ile de desteklenen ve sorumluluk isteyen bir görev. Bunu başarabilir misiniz? MAG ELF Service – Telefon 4000-8011 www.pflegemama.at


Tüm Dostlara Merhaba!

 Kostenlos - Wien 2009/2010 - Ausgabe 3

Yeni bir sayıyla yine huzurlarınızdayız, sizlere söylemek istediğimiz bazı şeyler var. Bu sayımızda işte o konulara değinmek istedik. Konularımızı sizler için seçtik, umarız sizde beğenirsiniz. Geçen sayımızda Avrupa Magazin Dergisini kendi fotoğraflarımızı kullanmak için üretmediğimizi belirtmiştik, bu görüşümüz hala degişmiş değil. Biz kendimizi GAZETECİ olarak görmüyoruz, ekibimiz iyi araştırmacılardan oluşuyor. Ayrıca biz en BÖÖÖYÜK gazete veya dergide değiliz. Kesinlikle öyle bir iddiamız da olmadı olmayacakta. Avusturya`da çıkan gazetelere bakınca kendilerini BÖÖÖYÜK Gazeteci olarak gören bir takım şahıslar olduğunu görüyoruz. Biz bu arenayı onlara bırakıyoruz. Ayrıca dikkatinizi çekmiştir Avrupa Magazin`de hiç bir açılış haberi yok. Bizim konseptimiz ve içerigimiz gerçekten farklı. Dergimiz Avrupa Magazinde “ Bu Eşek bu da BEN „ dedirten yani kendi fotoğraflarımızı boy boy gösteren karelere yer vermiyoruz. Zannedersek sizler bizlerin suratından ziyade dergi ve gazetelerde haberler görmek istiyorsunuz. Mahkemelerde hakimlerin sorduğu soruları anlamayıp AVANAK gibi avukatlatlarının suratına bakan kişilerden de değiliz. Almanca metinleri kendi almanca bilgilerimizle yazıyoruz, mahkemelerde ve toplum içinde 5 tane hatasız cümle kuramayan kişilerin almanca yazdığı seyleri görünce bir tarafimızla gülüyoruz. Birkez daha söylemekte fayda görüyoruz;

www.viyanainfo.com

www.maximoebel.at

&

Getränke, Lebensmittel & Verpackung - Service www.gimex.at

www.gimplus.at

www.deha.at

Viyana Info7.indd 1

R E S T A U R A N T

www.liman-restaurant.at

AVRUPA MAGAZIN dergisini kendi egomuzu veya ticari çıkarlarımızı tatmin etmek için çıkarmıyoruz. Biz genç bir ekip ile yola çıktık, bu sayıda aramıza Damla Kaplan`da katıldı, bakalım önümüzdeki sayıda bize kim veya kimler katılacak, hep birlikte bekleyip görelim.

28.12.2009 10:26:10

ETHNOMARKT SUNAR: Medien ve Werbeagentur Ethnomarkt Viyana’da yaşayan Türk ailelerinin her konuda sorularına cevap verebilecek tek enformasyon rehberi olan VİYANA İNFO’yu Viyana’da yaşayan Türk vatandaşlarımıza sundu.

Yazımızı bir atasözü ile bitirmek istiyoruz; İT ÜRÜR KERVAN YÜRÜR YEL KAYADAN NE GÖTÜRÜR Not: Son günlerde elinde fotoğraf makinesi ile dolaşıp kendine gazeteci süsü veren bir serseri 10. Viyana`da saçını kestirdiği kuaför bayana 2 seferdir “ hemen geri geliyorum “ diyerek gidip parayı ödememiş. Bu serseriye burdan şöyle sesleniyoruz “ En Kısa Zamanda Git Kestirdiğin Saçlarının Parasını Öde Yoksa Seni Çok İyi Bildiğini Zannettiğin İngilizcende Kurtarmaz, Bir Dahaki Sefere İsmini Yayınlarız“

A dan Z’ye her türlü bilginin oldugu VİYANA İNFO’nun dördüncü sayısı Nisan ayında çıkıyor. Bu sayıya reklam vermek isteyen işletme sahipleri 0676 727 63 44 veya 01/966 33 26 ‘lı numaralardan bizlere ulaşabilirler.

Sağlıcakla Kalın!

AVRUPA MAGAZİN KÜNYE-IMPRESSUM Medieninhaber: MEDIEN & WERBEAGENTUR ETHNOMARKT Herausgeber: Ümit YURTSEVER Adresse: Bürgerspitalgasse 13/15 , 1060 Wien Tel./Fax: +431 966 33 29 Mobil: +43(0)676 727 63 44 Web: www.ethnomarkt.at Email: office@ethnomarkt.at

En içten sevgi ve saygılarımızla!

Grafik-Layout: Oğuzhan S. DILBER

oguzhan.dilber@gmail.com

Unsere freien Mitarbeiter: Mag. Metin KURTULUŞ Emrah KUŞ Bayram AYDIN Ceren GÜL Kemal Emre GEDİK Arda SABUNCU Damla KAPLAN

April.

4

Avrupa Magazinin tüm yayın hakları MEDIEN & WERBEAGENTUR ETHNOMARKT’a aittir. Yazı ve fotoğraflar hiçbır şekilde kullanılamaz. Yazıların sorumluluğu yazarlarına , reklamların sorumluluğu reklam verenlere aittir. Üçüncü şahıslardan veya baskıdan kaynaklanan yanlışlıklarda sorumluluk kabul edilmez.


Clive Mason © Getty Images

Die Welt von Red Bull. Im Nokia 5230 und RBM2 mit dem Tarif simplyAll+ um ¤ 0,–

Nokia 5230 Das Touch Phone

RBM2 Der Allrounder

Anmeldbarkeit des Tarifs simplyAll+ (€ 29,- pro Monat) bis auf Widerruf · Aktivierungsentgelt € 49,90 · SIM Pauschale € 10,– · 24 Monate Vertragsbindung · Taktung 60/60 · Inkludierte Einheiten gelten österreichweit · m-commerce Nummern, Dienste- & Mehrwertnummern exkludiert · Angebot freibleibend, vorbehaltlich Satz- & Druckfehler · Solange der Vorrat reicht · Vollständige Entgeltbestimmungen auf www.redbullmobile.at/agb ·


Köşe yazısı

Editörün

‘ü ile

2010 YILI SEÇİMLER YILI

27 ŞUBAT ile 2 MART tarihleri arasında Wirtschaftskammer ( Ticaret Odası) seçimleri yapılacaktır. 5 yılda bir yapılan bu seçimlerde değişik gruplar listeleriyle seçime giriyorlar.

ÖVP’ye yakınlıgıyla bilinen Wirtschaftsbund Brigitte Jank

Ayrıca Türkiye’den gelen taxi işletmecilerinin kurduğu liste ise Nusret Durkal liderliğinde seçimlere katılıyorlar. Bu liste ancak taxi işletmecileri bölümünde seçime katılıyor. Bu grubun yanında diğer küçük gruplarda bulunmaktadır fakat biz size şimdilik sadece bu grupları tanıtmak istiyoruz. Değerli okuyucular sizinde bildiğiniz gibi bu tip seçimler olacağı zaman tüm partiler yemekler verip „ Gerçek dostunuz biziz „ derler ayrıca sırtımızı sıvazlayıp gülücükler dağıtarak bizlerle fotoğraf çektirmeyi de hiç unutmazlar. Eğer Ramazan ayı seçimlere denk bir döneme gelmişse bu partiler iftar yemekleri verirler ve bu yemeklere BİZİM TÜRK BÜYÜKLERİMİZİ davet ederler aslında maddi durumları iyi olan bu kişilerin o yemeklere ihtiyacı yoktur fakat dostlar alışverişte görsün dercesine o yemekten bu yemeğe koşuşturmaktan yorulurlar öyle zamanlar olurki bazen 2 iftar yemeği aynı güne denk gelir bizim büyüklerimiz yazı tura atıp hangi yemeğe katılacaklarına karar vermeye çalışırlar. Ayrıca Avusturya’da çıkan bazı yerel Türk gazetelerinde yazıldığı gibi TÜRK DOSTU!! Partiler eğer seçimler Ramazan veya Kurban Bayramına yakın bir zamana denk gelmişse gazetelere ÇARŞAF ÇARŞAF reklamlar vermeyi unutmazlar, bu şu anlamada gelebilir „biz sizin bayramınızı unutmadık, 6

SPÖ’ye yakınlığıyla bilinen Sozialdemokrat Wirtschaftsverband Fritz Strobl

siz de seçimlerde bizlere oy vermeyi unutmayın”. 2009 yılında bizleri ilgilendiren pek önemli seçimler olmadığı için ÇARŞAF ÇARŞAF reklamları göremediniz, göremezdiniz de çünkü o döneme denk gelen seçimler yoktu. Eğer görmüşseniz bile çeyrek sayfayı geçmemiştir. Ayrıca hangi parti bu Ramazanda yemek verdi aranızda bileniniz var mı? Başbakan , Cumhurbaşkanı, Belediye Başkanı’nı ayrı tutmamız gerekir çünkü onlar samimi olarak her Ramazan İftar Yemeği vermektedirler. Şimdi gelelim Wirtschaftskammer ( Ticaret Odası) seçimlerine. FPÖ listesi haricinde diğer bütün listelerde Türkiye kökenli veya Türk adaylara rastlamaktayız. Avusturya’nın en disiplinli örgütü olan MİLLİ GÖRÜŞ Resul Ekrem Gönültaş’a açık destek vermektedir. Şunu söylemekte fayda görüyoruz; Biz Kargadan Başka Kus , Milli Görüşten Başka Örgüt tanımıyoruz.

Yeşillere yakınlığıyla bilinen Grüne Wirtschaft grubu Hans Arsenoviç

Sevelim veya sevmeyelim bu gruptan daha iyi cemaatine sahip çıkan ve mükemmel bir disiplin içinde çalısan başka bir ekip var mı? Bu Milli Görüş İşçi Odaları Seçimlerine (Arbeiterkammer ) kendi listesiyle girip 3 kişiyi Kammerrat olarak Arbeiterkammer’in meclisine yollamadı mı? Sosyal Demokratların listesinden seçimlere giren Resul Ekrem Gönültaş ve Gökhan Keskin gerçekten kişilik olarak çok değerli İnsanlar fakat yine sosyal demokratlarin listesinden seçimlere giren bazı tipler var ki evlere şenlik. Bunlardan bir tanesi ne zaman seçimler olsa ortaya çıkıp seçimlerden sonra araziye uyan bir uyanık, telefon açsanız telefonlarınıza çıkmaz, işte bu tip yüzünden bazı kişiler sosyal demokratlara biraz soğuk bakıyorlar. Bu kişi getirdiği oylarin 3 katını kaybettirmektedir. Diğer tarafta UETD, MÜSIAD ve Fettullah Gülen grubu Brigitte Jank önderliğindeki Wirtschaftsbund listesini desteklemektedirler. Aklımıza


gelmişken çok önemli bir konuyu burda irdelemekte fayda görüyoruz. Wirtschaftskammer ( Ticaret Odası) seçimlerinde bazı yabancı ülke vatandaşları Uganda, Zaire, Nijerya, Gana, Arnavutluk, Kosovo gibi ülkelerin yanında Türkiye vatandaşı olan kişiler aday.

A

olamıyorlar fakat oy verebiliyorlar. Sosyal Demokratlar ve Yeşiller bu durumun ortadan kaldırılması için çeşitli girişimler yapmalarına rağmen ÖVP’ye yakın olan Wirtschaftsbund ve FPÖ yakını olan diğer grubun engellemeleriyle karşılaştılar. Güya Türkiye ile yapılmış böyle bir anlaşma yokmuş. Acaba geride kalan 5 yıl içinde Wirtschaftsbund Türkiye’ye bu konuyu gelin birlikte değiştirelim diye Türk hükümetine başvurdular mı? Basvurdular da

d

a

Vapuru

Türk hükümeti „ Yok Efendim Benim Vatandasim Ordaki Seçimlerde Aday Olmasın” mı dedi? AKP hükümetinin böyle bir şey dediğine inanamayız. Çok sevdiğimiz bir insan olan Mustafa Çatalbaş’a ve ekibine soruyoruz “ Sevgili Mustafa sen bu konu hakkında ne düşünüyorsun? Sizler MÜSIAD olarak ÖVP listesini destekliyorsunuz, eğer Wirtschaftskammer”den böyle bir istek gelseydi AKP iktidarı hayır biz istemiyoruz derler miydi? „ Bunu vatandaşlarımıza nasıl açıklamayı düşünüyorsun? Burada samimi olalım AKP iktidarı buna karşı çıkmazdı gelen isteği geri çevirmezdi. Yeşiller grubunun bu seçimlerdeki listesi Grüne Wirtschaft ise şimdiye

FM !94

kadar kendilerini pek Türk Toplumuna tanıtamadılar bildikleri bir konu vardır, derinden gidip sürpriz yapmak istiyorlardır herhalde!!! Wirtschaftskammer her işletmeye mektupları yollamaya başladı bile, sizlerden ricamız bu gelen mektupları sakın çöpe atmayın tam tersine seçimlere katılarak oy sandığına atın, oyunuzu atarak demokrasiye katkıda bulunun, sonra kafanızı taşlara vurmayın. Unutmayın 27 ŞUBAT ile 2 MART arasında WIRTSCHAFTSKAMMER ( Ticaret Odası) seçimleri var. Oyunuzu lütfen kullanın hangi grubu kendinize yakın hissediyorsanız oyunuzu ona verin. Fakat oy verirken seçimlerden sonra bir daha ortalikta görülmeyen kişiyi sakın unutmayın.

ARTIK SÖZ SENDE !..

10 YILDAN FAZLA HER CUMARTESI SABAH SAAT 10:00 - 11:00 ARASI RADYO ORANGE 94 FM ÜZERINDEN, ADAVAPURU FM OLARAK, HEP SIZINLE BIRLIKTE OLDUK!.. OLMAYADA DEVAM EDIYORUZ!..

“ Sürç-ü lisan ettikse affola!..” FILIZ Windisch, TANJU Cengiz, METIN Kurtulus, ERDAL Kalayci, SEVGI Atalay Adres: Klosterneuburger Str. 1 A-1200 Wien

Telefon: +43-1-319 09 99 33 www.o94.at


Kiracılar için yeni bir hizmet Heybetli: Viyana’da 220.000 kadar belediye evi bulunmaktadır. Bunlarda 500.000 kadar Viyanalı oturmaktadır. Birlikte yaşam doğal olarak her zaman ahenkli yürümemektedir. Ama bölge sorumluları ile, vatandaşlar için önemli bir başvuru bürosu bulunmaktadır.

B

elediye evleri bölge sorumluları, belediye evleri sakinleri için geniş bir hizmet ve danışmanlık servisi sunmaktadır. Doğrudan hizmet merkezi işlevi yanında, işin ana dikkati herşeyden önce ahenkli bir müşterek yaşamı teşvik, fikir ayrılıklarının çözümlenmesi ve hepsinden önce de anlaşmazlıkların önlenmesinde merkez olma bulunmaktadır.

Ocak’ta ev partneri girişimi başlıyor Gelecekte daha da iyi bir hizmet verebilmek için Belediye Başkanı Yardımcısı Michael Ludwig, Ocak 2010’dan itibaren „ev partneri“ adlı yeni bir hizmet girişimini başlatmaktadır. İletişimi teşvik, fikir ayrılıklarının yönetimi ve işbirliği bu girişimin ağırlık noktalarıdır.100’den fazla görevli Yeniyıl’dan itibaren Viyana belediye evlerinde faaliyette bulunacaktır. Yerel başvuru bürolarında 15 özel ev sakinleri en iyi şekilde muameleye tabi tutulacaktır. “Bu yeni organizasyon ve personel ve mali çıkarmalar ile kiracılarımıza sabit görüşmepartneri ile sürekli bir sunu vermekteyiz” diyen Konut Binalarından Sorumlu Belediye Meclisi Üyesi Ludwig çok gururlanmaktadır.

MALİ YIKINTIDAN SONRA: BANKA KURULUŞLARINA ARTIK GÜVEN KALMADI!

D

8

ünya genelindeki mali çöküntünün ön büyük suçluları yüklendiği için, artık onlar geçenyılın yuhalanacak insanları: Büyük kriz içindeyken bile yalnızca kendi primlerini düşünenpekçok banka şefi. Şimdi ise bu kuruluşlar hesaplarını verecekler: Halkın güvenindeki en büyük çöküntü.

Hükümeti bile belirgin bir şekilde yerinden indirmektedir. Yüzde 46 Avusturyalı ise, geçen yıla göre politikacılarımızdan çok ümit beklememektedir. Sophie Karmasin: “Seçmenlerin ve tüketicilerin güvenlerini yeniden kazanmak için 2010 bunun farkında olacaktır” demektedir.

Motif araştırmacısı Sophie Karmasin “profil” adına 500 Avusturyalıya, geçen yıla kıyasla hangi kuruluşa daha az güvenleri olduğu, sorusunu yöneltmiştir. Verilen cevaplara göre bankaların pazarlama stratejilerinde tüm alarm çanlarının çalması gerekirdi: Cevapların yüzde 53’ü, 2009 yılı başına göre parasal kuruluşlara olan güvenin azalması, şeklinde olmuştur. Bu kuvvetli çüküntü ile mali hizmetliler, hatta Federal

Politika, Yargı ve ORF için de imaj düşüşü Bu durum sigortalar için de geçerlidir. 2009 yılına göre yüzde 43 güven azalması olmuştur. Aynı şekilde Avusturya hukuk sistemi imajı (her üç kişiden biri yargıya artık güven göstermemektedir) ile ORF imajı da gözlem altında bulunmaktadır. Yüzde 30 kamusal ve hukuksal programların geçen yıla göre daha az olduğu fikrindedir.

Teşvikli Konut Binalarında “Baş Adres” Danışma, bilgilendirme, hizmet verme – Viyana Konut Hizmeti, oturma ile ilgili her türlüsorularınızda en yetkili konuşma partnerinizdir. Onuncu Yıl Kutlaması’ndan kısa bir süre önce işletme yeni hizmetleri ve yeni bir işletmecilik girişimi ile kendini takdim etmektedir.

Ü

cretsiz hizmet ve danışmanlık donatımı ile Viyana Konut Servisi konut arayan (yılda 80.000 kadar olan) insanlara yardımcı olmaktadır. 1010 Wien, Bartensteingasse 9 adresindeki InfoCenter şimdi Viyanalılara merkezi bir başvuru bürosu sunmaktadır. Belediye Başkanı Yardımcısı ve Konuttan Sorumlu Belediye Meclisi Üyesi Ludwig “Eğitimli görevliler bilgileri ile fikir (tavsiye) arayanlara yardımcı olmakta ve bunları yetkililere iletmektedirler” demektedir. Viyana Konut Servisi Danışmanlık ve Hizmet sunmaktadır InfoCenter’e Pazartesiden Cumaya kadar ulaşılabilir. 01/4000-8000 numaralı telefonla saat 8 ile 20 arası, şahsen saat 8 ile 17 arası

SAHTE PARA:PİYASADA YÜZDE 21 ARTIŞ Göze çarpan toplam zarar aslında kolay gerilenebilir. Yalnız: 9780 adet ile, polisin geçen yıl Avusturya’da emniyet altına aldığı sahte banknotların sayısı, 2008 yılına karşın hızla artmıştır. Sahte bir kağıt parayı gizli bir sevinçle almadaki en büyük tehlike Viyana’dadevam etmektedir. Bu nedenle sahte paraların % 47’si ortalıkta dolaşmaktadır.

B

ir kez bakılmadı ve avuç yalandı: Geçen yıl 9780 sahte para alarmı verildi. Bu sahtekarlığın değeri 696.975 Euro idi. Karşılaştırırsak: 2008 yılında 8082 adet bulunmaktaydı ve zarar 774.740 Euro idi. Ortaya çıkan zarar 697.000 Euro 2009 yılının en makbulleri, % 45,8 pay ile önce 100’lükler, daha sonra da 50’likler (% 27,1) ve 20’likler (22,6) olmuştur. Bu arada 200’lük banknotlar % 2,8 ile hemen hemen hiç vahim görülmemektedir (2008’de % 14,6). Sahte 5’likler (% 0,5) ve 500’lük banknotlar (% 0,4) daha da seyrektir. Olay sayılarına göre Viyana en tehlikelidir. Burada her ikinci örnek ortaya çıkmaktadır. Bonraki sıralarda Aşağı Avusturya ve Tirol (her biri % 11), Steiermark (% 9) ve Yukarı Avusturya (% 7) bulunmaktadır. Avrupa çapında geçen yıl 860.000 sahte para görülmüştür. Bu da hemen hemen % 30’luk bir artıştır.


Alles rund ums Wohnen. Wichtige Service-Informationen Information und Service

Förderungen

Unterstützung und Hilfe

InfoCenter „Alles rund ums Wohnen“

Sanierung

Mieterhilfe-Telefon

Die zentrale Anlaufstelle für alle Fragen rund ums Wohnen Bartensteingasse 9, 1082 Wien Tel.: 4000-8000 Telefonische Auskünfte: Mo – Fr: 8 – 20 Uhr Persönliche Information: Mo – Fr: 8 – 17 Uhr www.wohnservice-wien.at

Förderbare Sanierungen: Sanitär, Heizung, sonstige Installationen, Wärmedämmung, Schallisolierung, behindertengerechter Umbau Info-Point für Wohnungsverbesserung der MA 25 und MA 50 Muthgasse 62, 1190 Wien Ebene 1. OG, Riegel C, Zimmer C1.09 Tel.: 4000-74860 Telefonische Beratung: Mo – Fr 8 – 15 Uhr Persönliche Beratung: Mo – Fr 8 – 13 Uhr www.wien.gv.at/wohnen/wohnbautechnik/ www.wien.gv.at/wohnen/wohnbaufoerderung

Das Mieterhilfe-Telefon von Wohnbaustadtrat Dr. Michael Ludwig ist die einzige Einrichtung in Wien, bei der man rasch und kostenlos jeden Werktag von 8 bis 17 Uhr Antworten auf alle Wohnrechtsfragen bekommt. Mieterhilfe: 4000-25900

Wohnungssuche Wohnservice Wien Das Beratungs- und Informationszentrum rund ums Wohnen mit einem vielfältigen Angebot an geförderten Wohnungen Taborstraße 1–3, 1020 Wien Tel.: 24 503-25800 Telefonische Beratung: Mo – Fr: 8 – 20 Uhr Persönliche Beratung: Mo – Mi, Fr: 8 – 20 Uhr Do: 8 – 12 Uhr www.wohnservice-wien.at

Sanierungsberatung für Hauseigentümer wohnfonds_wien Fonds für Wohnbau und Stadterneuerung Lenaugasse 10, 1082 Wien, Tel.: 4035919-0 Beratung: Mo – Do: 9 – 16 Uhr und Fr 9 – 11.30 Uhr www.wohnfonds.wien.at

Neubau

Wiener Wohnen Die Hausverwaltung der Wiener Gemeindebauten – hier gibt es Beratung für GemeindemieterInnen und Wohnungssuchende 7 Tage die Woche, rund um die Uhr. Service-Nummer: 05 75 75 75 (0 – 24 Uhr) Öffnungszeiten der Kundendienstzentren: Mo und Fr: 8 – 12 Uhr sowie mit Terminvereinbarung: 13 – 15 Uhr Di und Do: 8 – 17.30 Uhr www.wienerwohnen.at

Voraussetzungen: Bestimmte, genau festgelegte Einkommensgrenzen dürfen nicht überschritten werden. Antragsstellung Neubau MA 50, Muthgasse 62, 1190 Wien Tel.: 4000-74844 bis - 74852 Parteienverkehr: Mo – Fr: 8 – 12 Uhr www.wien.gv.at/wohnen/wohnbaufoerderung

Wien bietet ein von Vielfalt geprägtes, bedarfsgerechtes und leistbares Wohnungsangebot. Umfassende und kompetente Auskunft und Information zur Wohnungssuche sowie zu allen a anderen Fragen rund ums Wohnen geben die MitarbeiterInnen dieser Einrichtungen. Dr. Michael Ludwig Wohnbaustadtrat Vizebürgermeister der Stadt Wien

wohnpartner Das neue Nachbarschafts-Service im Wiener Gemeindebau bietet umfassende Angebote und Unterstützungen im Bereich Gemeinwesen, Konfliktarbeit und Prävention, um gemeinsam mit den BewohnerInnen die hohe Wohn- und Lebensqualität in den städtischen Wohnhausanlagen zu sichern. Öffnungszeiten der Hauptlokale: Mo, Di, Do: 9 – 18 Uhr, Fr: 9 – 12 Uhr Telefonisch erreichbar unter: 24 503-01-080 (diese Nummer gilt für den 1. Bezirk – sind Sie in einem anderen Bezirk wohnhaft, ersetzen Sie die 01 durch Ihren Bezirk: 09 für den 9. Bezirk, 23 für den 23. Bezirk) www.wohnpartner-wien.at

Wiener Gebietsbetreuung Die Wiener Gebietsbetreuungen bieten ein umfassendes Informations- und Beratungsangebot zu Fragen des Wohnens, des Wohnumfeldes, der Infrastruktur und der Stadterneuerung. Nähere Informationen: MA 25, Tel.: 4000-25000 www.gebietsbetreuung.wien.at


KOMUTANLAR GÖZALTINDA

GENELKURMAY Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, ‘Balyoz’ darbe planı iddiaları üzerine yapılan arama ve gözaltılar nedeniyle bugün gerçekleştireceği Mısır ziyaretini erteledi. Başbakan’a bilgi notu KOMUTANLARIN gözaltına alındığı sırada, Başbakan Erdoğan İspanya’da işadamları ile birlikteydi. Konuşmasının ortasında Başbakan’a bir not iletildi. Erdoğan, “40’ı aşkın gözaltı var. Şu anda bunun akıbeti nedir ne değildir, onu bilemiyorum. Ancak güvenlik güçleri bu teslimi yaptıktan sonra yargı değerlendirecektir” dedi.

Emekli Orgeneral Aytaç Yalman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 2002 İFADE VERDİ komuta kademesine şok takip 1960’ta Kara Harp Okulu’nu bitirdi. 2000’de Jandarma Genel Komutanı, 2002’de ise K. ÜNLERDİR yargı krizine odaklanan Türkiye, Kuvvetleri Komutanı iken emekli oldu. dün emekli paşalara uzanan bir gözaltı fırtınasına tanık oldu. İstanbul Başsavcılığı’nın Emekli Oramiral Özden Örnek emriyle sabah saatlerinde 20’ye yakın noktaya GÖZALTINDA Deniz Harp Okulu’nu 1962’de bitirdi. 2001’de baskın yapıldı. Ankara Valisi Kemal Önal, oramiral, 2003’te Deniz Kuvvetleri Komutanı “Talimat İstanbul’dan geldi. Polisin elinde liste oldu. 2005’te emekliye ayrıldı. var” dedi. Emekli Orgeneral İbrahim Fırtına GÖZALTINDA Fırtına İstanbul’a gönderildi Hava Harp Okulu’nu 1962’de bitirdi. Harp İLK aşamada eski 1.Ordu Komutanı Org. Ergin Saygun, eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akademileri ve Hava Kuvvetleri Komutanlığı İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı yaptı. 2005’te emekliye ayrıldı. Emekli Orgeneral Şener Eruygur Özden Örnek ve emekli Korgeneral Ayhan YARGILANIYOR Taş gözaltına alındı. Aralarında Fırtına’nın da 1960’ta KHO’nu bitirdi. 2000’de K.K. Kurmay bulunduğu 7 kişi İstanbul’a gönderildi. Başkanı oldu. 2002’de Jandarma Genel Komutanı iken emekliye ayrıldı. Tanyeli ve Doğan Emniyet’te Türkiye, dün sabah yeni bir operasyon ESKİ Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Araştırmalar ve Etüt Merkezi (SAREM) Başkanı dalgasıyla uyandı Ergin Saygun Emekli Orgeneral emekli Tuğgeneral Süha Tanyeli de gözaltına alınanla arasında yer aldı.. Akşam saatlerinde 1966’da Kara Harp Okulu’nu, ardından İngiltere Kraliyet Kara Kurmay Koleji’ni de eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan 4. bitirdi. Genelkurmay 2. Başkanlığı ve 1. Ordu Levent’teki evinden alınarak Emniyet’e Komutanlığı yaptı. 2009 yılında emekli oldu. götürüldü. Çetin Doğan Emekli Orgeneral 1960’ta Kara Harp Okulu’nu bitirdi. 1999’da İzmir ve Bursa’da da hareketlilik orgeneralliğe terfi ederek Ege Ordu İZMİR ’de emekli Deniz Kurmay Albay Ümit Komutanlığı’na getirildi. 2004 yılında 1. Ordu Özcan, emekli Koramiral Lütfi Sancar ve Komutanı’yken emekli oldu. adı açıklanmayan bir tuğgeneral gözaltına alınırken, Bursa’da da hareketli anlar yaşandı. Engin Alan Emekli Korgeneral Polis, emekli Korgeneral Engin Alan ve emekli PKK’nın elebaşı Öcalan’ı yakalama operasyonunu Türkiye’den yönetti. Şemdin Albay Ahmet M. Dikici’yi gözaltına aldı. Sakık da onun döneminde K.Irak’tan Türkiye’ye getirildi. 2005 Şurası’nda emekliye sevk edildi. Emekli Orgeneral Hilmi Özkök Ayhan Taş Emekli Korgeneral İFADE VERDİ Korgeneral Ayhan Taş, Adana’da 6. Kolordu 1972’de Kara Harp Akademisi’nden mezun oldu. 2002 yılında Genelkurmay Başkanı oldu. Komutanı iken, Yüksek Askeri Şura Kararı’yla 14 Ağustos 2006 tarihinde emekliye ayrıldı. 2006 yılında emekliye ayrıldı. Org. Başbuğ, Mısır ziyaretini iptal etti

G

10

Akademide ilginç diyalog KOMUTANLARIN evinde arama yapıldığı duyulunca gazeteciler, aynı zamanda lojman girişi olan Harp Akademileri 2. Nizamiyesi’ne akın etti. Saat 11.00’de 1 otomobil, 1 cip ve 1 panelvan araçla sivil polisler geldi. 10 dakikalık diyaloğun ardından araçlar dışarıda kaldı, polisler içeri girdi. “Adi-Başbakan”a soruşturma GENELKURMAY Başkanlığı, dün bir gazetenin ‘parola-işaret’ iddialarını içeren haberle ilgili olarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın soruşturma açtığını bildirdi. Mehmetçik Vakfı arandı “BALYOZ Güvenlik Harekatı Planı” iddialarına ilişkin olarak Mehmetçik Vakfı’nın İstanbul Temsilciliği’nde yapılan arama çalışması, 6 saat sürdü. Eski komutanlara gözaltı “Balyoz” operasyonunda eski komutanlardan 1. Ordu Komutanı Saygun, Hava Kuvvetleri Komutanı Fırtına Deniz Kuvvetleri Komutanı Örnek ve Öcalan’ı Kenya’dan getiren emekli Korg. Alan gözaltına alındı. Balyoz darbe planı operasyonu için sabahın erken saatlerinde İstanbul Başsavcılığı’nın talimatıyla düğmeye basıldı. Eski Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral İbrahim Fırtına, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden Örnek ve Eski 1. Ordu Komutanı Orgeneral Ergin Saygun’un da aralarında bulunduğu, 17 emekli general, 4 muvazzaf amiral, 27 subay ve bir astsubayın da aralarında olduğu 49 kişi gözaltına alındı. ANKARA: Terörle Mücadele ekiplerince İbrahim Fırtına’nın da aralarında bulunduğu 7 kişi gözaltına alındı. Bu kişiler İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. İbrahim Fırtına, Ümraniye soruşturması kapsamında sorgulanmış, darbe planı iddialarını basından öğrendiğini söylemişti. Fırtına ifadesinde, “Darbe suçlamalarıyla ilgili soruları üzüntüyle karşılıyor ve reddediyorum” demişti.


İSTANBUL: Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek, eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Ergin Saygun, eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan, emekli Albay Kubilay Aktaş ile emekli Albay Emin Küçükkılıç, emekli Tümamiral Özer Karabulut, eski SAREM Başkanı emekli Tuğgeneral Süha Tanyeli, Kuzey Deniz Saha Komutanı emekli Oramiral Ahmet Feyyaz Öğütçü, Ali İhsan Çuhadaroğlu, Suat Aydın, Bülent Tuncay gözaltına alındı. İZMİR: İzmir’de emekli Deniz Kurmay Albay Ümit Özcan ve eski Güney Deniz Saha Komutanı Emekli Koramiral Lütfi Sancar gözaltına alındı. İzmir’de ayrıca, ismi açıklanmayan emekli bir tuğgeneral de gözaltına alınmıştı. Bu tuğamiral ile emekli Albay Özcan, İstanbul’a götürüldü. BURSA: Soruşturma kapsamında Bursa’da da emekli albay olduğu belirtilen Ahmet Metin Dikici Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince evinde gözaltına alındı. İstanbul’a getirilen emekli Albay Dikici, Fatih Adliyesindeki Adli Tabiplik’te sağlık kontrolünden geçirildi. Albay Dikici daha sonra, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. MUĞLA: 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın Bodrum’daki villasında da yaklaşık 5 saat arama yapıldı. Aramanın başlamasından kısa bir süre sonra Muğla Emniyet Müdürü Kadir Ay, aramanın yapıldığı villaya geldi. Ay’ın gözetiminde yapılan arama çalışmalarını tamamlayan polisler, villadan aldıkları bir çantayı Bodrum İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürdü.

Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerini yürüten Örnek, 1990-1992 yılları arasında da NAVSOUTH/Napoli’de görev yaptı. 1992 yılında Tümamiralliğe terfi eden Örnek, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekat ve Lojistik Başkanlığı görevlerinde bulundu. 19951996 yılları arasında da Donanma Komutanlığı Kurmay Başkanlığı görevlerinde bulunan Örnek, 30 Ağustos 1996’da koramiralliğe, 30 Ağustos 2001’de de Oramiralliğe terfi ederek Donanma Komutanlığı’na atandı, 30 Ağustos 2003 ile 20 Ağustos 2005 tarihleri arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı görevini yaptı.

yok” demişti. Oval Ofis’te Başbakan’a eşlik etmişti Emekli Org. Ergin Saygun, ABD Başkanı Bush’la görüşmesinde Başbakan Erdoğan’a eşlik etmişti. Ergin Saygun, 1946 yılında İstanbul’da doğdu. 1966 yılında Kara Harp Okulu’ndan, 1967 yılında Topçu ve Füze Okulu’ndan mezun oldu. 1978 yılında Kara Harp Akademisi’ni de bitiren Saygun, kurmay subay olarak Genelkurmay Strateji ve Plan Dairesinde Proje Subaylığı görevi yürütürken, İngiltere Kraliyet Kara Kurmay Kolejini de bitirdi.

1993’te paşa oldu Brüksel’de Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanlığı’nda Kara Plan Subaylığı, Genelkurmay Başkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü, 3. Kolordu Harekat ve Eğitim Şubesi ve 1’inci Ordu Plan Harekat Şubesi Müdürlüğü, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay Komutanlığı görevlerini yürüten Saygun, 1993‘te tuğgeneralliğe terfi ederek Emekli Orgeneral H. İBRAHİM FIRTINA Belçika’da Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek İfade vermeyi reddetmişti Karargahı’nda Lojistik ve İntikaller Daire Halil İbrahim Fırtına, 1941 yılında Ordu’da doğdu. 1962’de Hava Harp Okulu’ndan, 1964’te Başkanlığı görevlerinde bulundu, 1997’de tümgeneralliğe, 2001’de de korgeneralliğe terfi Uçuş Okulu’ndan mezun olan Fırtına, Hava etti. Saygun, 3’üncü Kolordu Komutanlığı ile Kuvvetleri’nin çeşitli birliklerinde 1970 yılına kadar filo kol uçuculuğu yaptı. Fırtına, 1972’de Belçika’da Türk Askeri Temsil Heyeti Başkanlığı görevlerinde bulundu. Hava Harp Akademisi’ni bitirdi. İfade vermişti 2007 yılında Nokta dergisinin açıkladığı ’darbe günlükleri’yle gündeme gelen emekli Oramiral Özden Örnek, günlüklerin kendisine ait olduğu iddiasını yalanlamıştı. Örnek, Ergenekon savcılarına 5 Aralık 2009’da “şüpheli” sıfatıyla ifade vermiş ve serbest bırakılmıştı.

Akademi’de komutan 1989 yılında tuğgeneralliğe terfi ederek, 4. Ana Jet Üs Komutanlığı ve Washington Silahlı Kuvvetler Ataşeliği görevlerinde bulunan Fırtına, 1993’te tümgeneralliğe terfi etti. Tümgeneral rütbesiyle Hava Kuvvetleri Plan hazırlığı iddiası Çetin Doğan, 1999’da orgeneralliğe terfi ederek Komutanlığı Lojistik Başkanlığı ve 1. Taktik Ege Ordu Komutanı oldu. 2004 yılında 1. Ordu Hava Kuvveti Komutan Yardımcılığı görevlerini Komutanı iken emekli oldu. Emekli Orgeneral yürüttü, 1997 yılında korgeneralliğe yükseldi. Korgeneral rütbesiyle Harp Akademileri Doğan’ın 2003 yılında 1. Ordu Komutanlığı sırasında Balyoz Darbe Planı’nı hazırladığı iddia Komutan Yardımcılığı ve Hava Harp Akademisi Komutanlığı, 1. Taktik Hava Kuvveti edilmiş, Doğan bu iddiaları yalanlamıştı. Komutanlığı ve 6. Birleşik Hava Harekat Merkezi Komutanlığı yaptıktan sonra 30 Emekli Oramiral Özden Örnek ‘Darbe Ağustos 2001’de orgeneralliğe yükseldi ve günlükleri’ komutanı 1943 yılında İzmit’te doğan Özden Örnek, 1964 Harp Akademileri Komutanlığı’na getirildi. yılında Deniz Harp Okulu’ndan mezun olarak donanmaya katıldı. 1967-1969 yılları arasında 2005’te emekli oldu Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na 30 Ağustos ABD’de Iisansüstü öğrenimini yapan Örnek, 1975 yılında Deniz Harp Akademisi’nden, 1982 2003’te atanan Orgeneral Fırtına, 30 Ağustos 2005 tarihinde emekliye ayrıldı. 5 Aralık yılında da ABD Deniz Komuta Koleji’nden 2009’da Ergenekon savcılarına “şüpheli” mezun oldu. sıfatıyla ifade veren Fırtına, “Bir darbe suçlaması kapsamı içerisinde bana soru 2001’de oramiral oldu yöneltilmesini üzüntü ile karşılıyorum ve 1982-1984 yıllarında Deniz Kuvvetleri reddediyorum. Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz ve Komutanlığı Harekat Başkanlığı’nda Harekat Eldiven isimli planlama faaliyetlerini ise emekli Şube Müdürlüğü, 1984-1986 yılları arasında olduktan sonra basından öğrendim. Görev da Washington Deniz Ataşeliği görevlerinde yaptığım dönem içerisinde böyle bir çalışma bulunan Örnek, 30 Ağustos 1988’de grubundan ve planlama faaliyetlerinden bilgim tuğamiralliğe yükseldi. 1989-1990 yıllarında

Bush’la görüştü 2005’te orgeneral olan Saygun 2008’de 1’inci Ordu Komutanlığı’na atandı. Saygun, 5 Kasım 2007’de ABD Başkanı George W. Bush ile görüşmesinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a eşlik etmiş, 30 Ağustos 2009’da emekliye ayrılmıştı. Kenya’daki operasyonu yönetti teröristbaşını Türkiye’ye getirdi “Balyoz” darbe planı soruşturmasında gözaltına alınan emekli Korgeneral Engin Alan’ın askerlik hayatının neredeyse tamamı Özel Kuvvetler ve terör ile mücadelede geçti. Alan, MİT görevlileri ile bordo berelilerin yürüttüğü ve Öcalan’ın yakalandığı Kenya operasyonunu yönetti. Görev süresi uzatılmıştı 4 yıl bu görevi sürdüren Alan’ın döneminde PKK’nın 2. numaralı ismi Şemdin Sakık da Kuzey Irak’tan “Yarasa Operasyonu” ile Türkiye’ye getirildi. Terörle mücadeledeki tarzı nedeniyle Silahlı Kuvvetler içinde “efsane” isimlerden biri olarak kabul edilen Alan 30 Ağustos 2000 yılında Korgeneralliğe terfi etmiş, Ağustos 2004 Şura’sında görev süresi bir yıl uzatılmıştı. TSK Vakfı Müdürü’ydü Alan, Kara Kuvvetleri Lojistik Komutanı’yken Ağustos 2005’te emekliye sevk edildi. Emekli

11


sürdürmüştü: “Bir kere şunu ifade edeyim, kimse Türk Silahlı Kuvvetleri’ni dünyanın başka ordularıyla mukayese yapma gibi bir hataya düşmesin. Biz ne Güney Amerika’nın bilmem ne ülkesinin ordusuyuz ne Kafkaslar’daki Aramaya askeri marşlı protesto bilmem ne ülkesinin ordusuyuz. Böyle bir Korgeneral Alan, teröristbaşı Öcalan’ın hataya kimsenin düşmemesini özellikle rica Kenya’dan getirildiği 1999’da Genelkurmay Özel Kuvvetler Komutanı olarak görev yapmıştı. ediyorum.” “Balyoz” darbe planı soruşturması kapsamında Harp Akademileri’nde alarm Mehmetçik Vakfı’nda da arama yapıldı. Polis Eski komutanların gözaltına alınmasının ekipleri, İstanbul’un Kadıköy ilçesindeki ardından İstanbul 4. Levent’te bulunan Harp Mehmetçik Vakfı’nda da sabah saatlerinde arama başlattı. Yaklaşık 6 saat süren aramaların Akademileri 2. Nizamiyesinde olağanüstü ardından, buradaki bazı belgeler incelenmek bir hareketlilik yaşandı. Bazı komutanların evlerinde arama yapıldığı bilgisi üzerine üzere emniyete götürüldü. Bu arada, arama sırasında vakıf önündeki bir araçtan askeri marş gazeteciler, Harp Akademileri lojman girişine akın etti. Sabah saat 11.00 sıralarında, içinde çalındı. Bazı vatandaşlar da aramayı protesto sivil giyimli polislerin bulunduğu 1 cip, 1 etti. otomobil ve 1 panelvan araç, aynı zamanda lojmanların girişi olan nizamiyeye geldi. Başbuğ gezisini erteledi Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Araçlar bir süre içeri alınmadı. Ardından araçlardan inen sivil giyimli polislerin askerlerle ‘Balyoz’ darbe planı iddiaları üzerine dün konuştukları görüldü. Asker ve polisler yapılan aramalar ve eski komutanların arasındaki görüşme yaklaşık 10 dakika sürdü. gözaltına alınması nedeniyle Mısır’a Ardından araçtan inen sivil giyimli polisler gerçekleştireceği ziyareti son anda iptal etti yürüyerek nizamiyeyi geçti ve içeri girdi. Gün boyu devam eden gözaltı fırtınası Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’u Polislerin indiği araçlar manevra yaparak geriye döndü. Bu arada bir askeri yetkili hareketliği program değişikliğine yöneltti. Başbuğ, görüntüleyen Doğan Haber Ajansı kamerasının ‘Balyoz darbe planı’ iddiaları üzerine dün yapılan arama ve eski komutanların gözaltına görüntü kaydetmemesini istedi ve içerideki hareketlilikle ilgili bilgisi olmadığını söyledi. alınması nedeniyle bugün gerçekleştireceği Mısır ziyaretini erteledi. Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Orgeneral Erdoğan: Yargı görevini yapıyor Balyoz Darbe Planı iddiaları ile gözaltına alınan Başbuğ’un Mısır ziyaretini ileri bir tarihte komutanların haberi Türkiye’de “son dakika” yapacağı belirtildi. duyurulduğu anlarda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan İspanya’da işadamları ile birlikteydi. Ordunun da bir sabrı var Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Konuşmasının ortasında Başbakan’a bir not iletildi. Erdoğan, konuşmasını keserek, notu daha önce darbe iddialarıyla ilgili çarpıcı uzun uzun okudu. Not iletildiği anda Başbakan, açıklamalar yapmıştı. Başbuğ, Genelkurmay İspanya-Türkiye Ekonomi Forumu’nun Başkanlığı Karargahı’nda Kazım Karabekir düzenlediği kahvaltıda bir konuşma yapıyordu. için düzenlenen özel anma törenindeki konuşmasında, Taraf Gazetesi’nde yayınlanan Başbakan Erdoğan, “Balyoz Planı” iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında gerçekleşen ’Balyoz’darbe iddiasıyla ilgili olarak, “Plan semineri 7 yıl önce yapıldı. Bu iddialar üzerine gözaltılarla ilgili olarak, “Yargıya intikal etmiş araştırmalarımıza başladık. İddiaların ardından bir olay” dedi. yaptığımız açıklama o an elde ettiğimiz bilgiler Akibetini bilemem doğrultusunda yapıldı” demişti. İspanya Başbakanı Zapatero ile düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını da İtham etmeyin cevaplayan Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı: Balyoz Harekat Planı’na göre camilerin bombalanması iddiasına da değinen Orgeneral “Bugün sabah itibarıyla, güvenlik teşkilatlarımız tarafından başlatılmış olan bir gözaltına alma Başbuğ “Vicdansızlara sesleniyorum” diyerek süreci söz konusu. Şu ana kadar 40’ı aşkın bir sesini yükseltmiş ve masaya vurarak “Allah gözaltı söz konusu. Tabii olay yargıyla ilgili bir Allah diye taarruz eden bir ordu nasıl olur da Allah’ın evi olan camiyi bombalar. Bu ordunun olay. Yargıya intikal etmiş bir olay. Yürütme, burada sadece yargının talimatıyla, bu verilen Mehmetçiği Allah Allah diye hücum ediyor. Vicdansızlara sesleniyorum, TSK’nın da sabrının talimatı yerine getirme hususunda görevini ifa ediyor. Şu anda tabii akıbeti nedir, ne bir sınırı var. Siz orduyu nasıl böyle itham değildir onu bilemiyorum. Ancak güvenlik edersiniz?” demişti. güçleri yargıya bu teslimi yaptıktan sonra yargı Başka ordularla karıştırmayın değerlendirmesini yapacaktır ve biz de ondan Orgeneral Başbuğ, konuşmasının şöyle olduktan sonra Alan, Türk Silahlı Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’nın Genel Müdürlüğü görevini yürütüyordu.

12

sonra öğrenebileceğiz.” Arınç: Bu isimler kamuoyunun yabancısı değil Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, CNN Türk’te konuyu değerlendirdi. “Balyoz Planı” iddialarına ilişkin soruşturma kapsamında yapılan operasyonların sorulması üzerine, Arınç şunları kaydetti: “Bu gözaltıları ben de televizyondan izleyorum. Şu anda gözaltına almalar varsa eğer bu bir hazırlıktır, soruşturma safhasına ait bir hazırlıktır. Savcılar hem İstanbul hem Ankara’da hem başka bir yerde ismi geçen kim varsa talimat suretiyle soruşturmayı yapan savcılık, diyelim ki İstanbul’dur Ankara’ya, İzmir’e, Manisa’ya, Antalya’ya talimat yazar aldığı kararın uygulanmasını ister. Bu isimler Türk kamuoyunun yabancısı değil.” Ergin: Yorum yok Öte yandan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin, “Balyoz Planı” iddialarına ilişkin soruşturma kapsamındaki gözaltılara ilişkin yorum yapmayacağını söyledi. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu’nun (KPK), Avrupa Parlamentosu ev sahipliğindeki 63’üncü toplantısına katılan Ergin, gazetecilerin, “Bugünkü gözaltılarla ilgili” soruları üzerine, “KPK toplantısı için geldim. Brüksel’de Türkiye’yi konuşmayacağım” dedi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan parola soruşturması Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Erdek Deniz Üs ve Garnizon Komutanlığı’ndaki bir birlikte “Adi Başbakan” parolası kullanılacağı iddiası üzerine soruşturma başlattı. Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinden yapılan açıklamada, “Bir gazetede yer alan parola konusundaki haberle ilgili olarak Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nca soruşturma başlatılmıştır” denildi. Taraf Gazetesi’nde yayınlanan haberde, Erdek Deniz Üs ve Garnizon Komutanlığı’ndaki dünkü nöbette erler için parola olarak “Adi Başbakan” ifadesinin seçildiği iddia edilmişti. İşaretler aylık belirleniyor Parola ve işaretler, Garnizon Komutanlıklarının İstihbarat Daireleri tarafından aylık olarak belirleniyor. Erdek Deniz Üs ve Garnizon Komutanlığı da 25 Ocak 2010 tarihinde şubat ayı içerisinde tüm garnizonun kullanacağı işaret ve parolalarını gün gün belirlemiş. Taraf’ın haberine göre, Erdek Deniz Üs Komutanı Deniz Kurmay Kıdemli Albay Bülent Keçeci ve İdari Üs Çavuş Çağrı Güler’in altında imzaları bulunan bu parola ve işaretler de “3700-76-10” resmi numarasıyla “Gizli” damgası vurularak tüm birliklere gönderilmiş. Aynı gazete, kullanılacak parolanın “Adi”, işaretinin ise “Başbakan” olarak belirlendiğini yazmıştı.


Iron Fist Gym Vienna Schönbrunner Str. 186 1120 Wien +43 1 967 34 58

ab € 69,90

www.ironfist.at

Fitness Boxen Muay Thai Brazilian Jiu-Jitsu MMA

alles inklusiv

Frauenboxen Aerobics

Damen- und Herrensauna

Montag bis Samstag von 07:00 Uhr bis 23:00 Uhr Sonn- und Feiertags von 09:00 Uhr bis 21:00 Uhr


SİMA 2009 WASTEWATCHER BİLANÇOSUNU AÇIKLIYOR

Temizlik konusunda 4.000 üzerinde dava dosyası var – 2010 yılında da yeni eylemler WasteWatcher’ların diğer bir görevi de, sürekli güzel hava süresince taş kırıntılarının komşular, ya da onların görevlendirdiği firmalar tarafından süpürme zorunluluklarının kontroludur. Buna uymayanlar, 2003 Kış Hizmetleri Talimatnamesi’nin 10. maddesine göre cezai müeyyideyi haiz yönetimi ihlal etmiş olmaktadırlar. 2008/2009 mevsiminde bununla ilgili 103 ihtar WasteWatcher’lar tarafından yetkili belediye şubelerine iletilmiştir.

K

amu denetiminin bir organı olarak WasteWatcher, geçtiğimiz yıl 4.000 üzerinde dosyayı incelemeye almıştır. Çevreden Sorumlu Belediye Meclisi Üyesi Bayan Ulli Sima, “Viyana dünyanın en temiz kentlerinden biri sayılmaktadır. Viyanalı hemşehrilerimize vermiş olduğumuz hizmetler ve yürütülen sıkı kontrollar etkisini göstermektedir” demektedir. İşleme alınan dosyalar bir önceki yılla karşılaştırıldığında 2009 yılında % 50 kadar daha artmıştır, genellikle köpek pisliğinde, son yılda 759’dan 1.298’e çıkan, çok fazla bir artış görülmektedir.

10. Viyana’da bir adamı park Temizlenmeyen köpek pislikleri için 352 Euro WasteWatcher’lar alanındaki ışıklandırma direklerine afiş asarken WasteWatcher’lar geçen yılda da, temizlik kurallarına uymayan vatandaşlarla ilgili sayısız olaylarla yüzyüze gelmişlerdir. Olay 1)

Sima, „WasteWatcher’lar Viyana Halkı tarafından el üstünde tutulmaktadırlar. Viyana’da herkes temizlik kurallarına uymak zorundadır. Tabiiki bu yıl da Viyana’da daha fazla temizlik için eylemlerimizi güçlendireceğiz, tekliflerimiz bunlardır, artık hiçbir mazeret yoktur“ demektedir.

14

Müzekkere 708 173 140 445 1466

Ottakring’te bir adam, bir alışveriş arabasını çöp konteynerinin yanına koyarken görülmüştür. Adam kimlik göstermeyi reddetmiş ve anlayışlı davranmamıştır. Bunun üzerine evine kadar birlikte gidilmiştir. Evdeki bilgilere dayanarak çevre kirleticisi tespit edilmeye çalışılmıştır. Adam hukuka uygun şekilde kimlik göstermiş olsaydı, kendisine 36,- Euro ceza verilmiş olacaktı. Ancak adam buna rağmen kimlik göstermeyi reddettiğinden ve “isterseniz şikayet edin” dediğinden, şikayet gerçekleşmiş ve 220,- Euro kesinleşmiş ceza yemiştir. Olay 4) WasteWatcher’ların Donaustadt’ta bir eski maddelerin toplandığı adada büyük bir kirlilik dikkatini çekmiştir. Çöp torbalarının araştırılmasında bunu yapan hakkında belirgin deliller bulunmuş olup, 220,- Euro kesinleşmiş ceza verilmiştir.

Hayat kurtarıcısı WasteWatcher’lar WasteWatcher’ların bir Calışma sırasında „hayat kurtarıcılığı“ yaptıkları da çok sık görülmektedir. 2009 yılında, parkta ya da tuvaletlerde bilinçsiz durumda olan dört insanı bulmuşlar ve hemen cankurtaranı çağırmışlardır.

2009 WasteWatcher Bilançosu İhtar 559 180 138 1042 1919

yakalamışlardır. Adam anlayışlı çıkmış ve talep üzerine afişleri çıkartmıştır. Ancak daha önce şikayette bulunulduğundan bu seferli 150,- Euro ceza yemiştir. Olay 3)

Josefstadt’ta, köpeği sokağı pisleten ve bunu kaldırmayan bir bayan kamu hizmetlileri tarafından gözlenmiştir. İfadesi alınırken bayan, pisliği kaldırması talebini reddetmiş ve yanında çöp torbası bulunmadığını belirtmiştir. Ayrıca civarda bulunan “Çalınan” alışveriş arabalarında ve yasadışı bırakılan iki adet köpek torbaları kutularının yeterli olmadığını beyan etmiştir. Bunun üzerine hanım memurlar havaleli çöplerde ise sayısal hafif bir azalma tarafından, köpek torbaları kutularının Viyana görülmektedir. Buna karşın, inşaat alanlarından Şehri’nin ek bir hizmeti olduğu, ancak buna rağmen çıkan kirlilikler nedeniyle, özellikle yeşil alanlarda ve ağaçlık bölgelerde, “diğer” suçlardaki şikayetler yine de bir torba, ya da benzeri bir malzemenin köpek sahibinin sorumluluğunda bulunduğu şeklinde ve müzekkereler hızla yükselmiştir. Bunlar aynı bilgilendirilmiştir. Kadın bu anlayışsızlığı ve pisliği zamanda Kutular, ambalajlar, vs. gibi, ya da çocuk oyun alanlarındaki sigara izmaritleri gibi her türlü kaldırmayı kabul etmemesi nedeniyle 352,- Euro ceza almıştır. küçük çöp kümeleri de olmaktadır. Kontrol ve ceza etkinliklerinin yanında, WasteWatcher Merkezinin faaliyetleri arasında Viyanalılara her tülü bilgi vermek de bulunmaktadır. Yalnız geçen yıl, çöpleri doğru imha etme, 19 adet çöp toplama merkezleri, mobil problem maddelerinin toplanması, köpek pisliği torbaları otomatları, vs. hakkında 16.000 bilgi verme görüşmeleri yapmışlardır.

Köpek pisliği Alışveriş arabası Havaleli çöp Diğerleri Toplam

Olay 2)

İhbar 29 14 59 540 642

Toplam 1296 367 337 2027 4027


10.000 Genç işsiz

Favoriten trajik bir şekilde başı çekmekte, Floridsdorf’ta da büyük artış var (+ % 28)

A

larm verici: Geçen yılla karşılaştırıldığında, 15 ile 25 yaş arasında iş arayan kişilerin sayısı 1127 (+ % 12,3) kadar artış göstermektedir. 10.296 olarak işsizliğe yazılan gençlerin en çoğu (1.359) Favoriten’de oturmaktadır, bunu Floridsdorf (982) ve Ottakring (770) takip etmektedir. Gerileme ise yalnızca üç bölgede görülmektedir. Viyana’da genç erkekler (5990) kadınlardan (4306) daha çok işsizliğe uğramaktadır. Bu artış delikanlılarda (+ % 13,6) genç kızlardan (+ % 10,5) daha da fazladır. Favoriten daha geçen yıl trajik bir şekilde başı çekmekteydi, ikinci sırada olan Floridsdorf bu yıl en büyük artışı (+215) göstermektedir. Göze çarpan ise, burada 438 genç kızın işsiz olduğudur. Bu 113 (+ % 34,8) bir artı demektir. Meidling’te (+ % 0,3), Waehring’te (+ % 2,5) ve Penzing’te (+ % 2,8) bulunan gençlik ise daha iyi durumdadır. Buralardaki artışlar minimale düşmüştür. Buna karşın gerilemeler ise en çok Innenstadt (- % 21,7), Josefstadt (- % 6,7) ve Wieden’de (- % 4,5) görülmektedir.

Hastalar için kimlik yükümlülüğü

E-Card ile sahtekarlıklardan sonra Viyana hastanelerinde sıkı kontrol

V

iyana Şehri’nin „dayanışıklı sosyal sistem“ diye adlandırdığı anlayış çerçevesinde, 2 Aralık tarihinden itibaren hastalar Hastaneler Birliği’ne bağlı hastanelerde resimli kimlik gösterme zorundalar. Kısıtlama gibi görülen bu durumun bir sebebi var: E-Card’lar ile yapılan sahte-karlıkların giderek artması vergi ödeyenlere çığ gibi masraf çıkması. Çalınma, kayıp ya da isim değişikliği nedenleriyle tüm Avusturya’da yılda 450.000 elektronikmuayene kartları yeniden hazırlanmak zorundadır. Bu ücretsiz tıbbi tedavi kartlarının kara-borsada da satılıp satılmadığı, ya da tanıdık çevrelere ödünç verilip verilmediği bir sır olarak kalmaktadır. Viyana Şehri ve Hastaneler Birliği bunlara hemen bir sürgü çekmek istemektedirler. Bundan sonra herhangi bir muayeneye gidecek kişi yanında

mutlaka „resimli kimlik“ bulundurmak mecburiyetindedir. Bunlar ehliyet, pasaport ve kimlik kartı olabilir. Viyana Sağlıktan Sorumlu Belediye Meclisi Üyesi Sonja Wehsely bunu „Hedefimiz, elektronik kartını gösteren kişinin hüviyetini açıkça tespit etmektir“ diye açıklamaktadır. Bütün hastalar da bunu arzu etmektedir. Bu arada tabii ki sağlık ve yaşam önde gelmektedir. Aceleyle kimlik unutulduğunda, ya da acil durumlarda da tedavi yapılacak ve kimlik sonradan araştırılacaktır.

Doğum sonrası depresyon hüzün tablosuna göre daha şiddetli olduğunu kaydederek, “Doğum sonrası dönemde önemli olan annelik hüznünde yaşanan duyguların ısrarlı, yoğun ve kadının yaşamını engelleyecek düzeyde olmasıdır.

Konsantrasyon bozukluğu

D

oğum yapan her 10 kadından birisinde doğum sonrası depresyon görüldüğünü belirten uzmanlar, araştırmalara göre yeni doğum yapmış annelerin yüzde 80’inde bitkinlik, anksiyete ve gerginlik yaşandığını ifade ediyor. Uzmanlar, doğum sonrası depresyonun belirtilerinin doğum sonrası

Genellikle depresyon, doğumdan sonraki 2-8. haftalar içinde başlar en az iki hafta en fazla bir yıl kadar sürer. Psikiyatrik yardım alma en doğru yoldur” dedi. Depresyonun belirtilerinin, aileye karşı sevgisizlik, suçluluk duygusu hissetme, sinirlilik ve duygusallık, konsantrasyon bozukluğu ve unutkanlık, bebeğe karşı zıt duygular, duygu durumun baskılanması, kendine güven azlığı, yorgunluk, uykusuzluk, iştahsızlık, bitkinlik, enerjisizlik olarak ortaya çıktığını anlatan uzmanlar, “Bu dönemde annenin çevresinden göreceği destek bu sürecin atlatılmasında en önemli etken olacaktır” diye konuştu.

15


PENTAGON’DAN KOZMIK İTİRAF!

D

önemin ABD elçisi M. Abramowitz’in Bilakis bunun bir feodal oluşumun ikisi arasındaki ihtilafın sıcak çatışmalara emri üzerine CIA Şefi Graham sonucu olduğunu iddia ederdi. Kuzey gitme potansiyeli olsaydı, ABD’nin işi zor Fuller’le yazdığı raporun Türkiye’de Irak’ta bir Kürt oluşumuna şiddetle karşı olurdu çıkmıştı. 4. Irak’ın kuzeyindeki Kürtlere güvence 5 ASKERDEN DESTEK sağlandı UMUTLUYUM çünkü şunu biliyorum: Türkiye’nin Erbil’le ililişkileri Türkiye 1993 yılında eline geçen şansı geliştirmemesi durumunda Kuzey Irak’ta kaybetti, bu sefer olmamalı. Hükümet asker bırakmak düşüncesiyle karşı bu kez Genelkurmay Başkanı’nın karşıya gelecekti. O zaman Kürtlerin desteğini de almışken geriye güvencesi ne olacaktı? dönmemeli. 6 ARTIK DÖNÜŞ YOK AÇILIMDAN dönüş çok pahalıya mal Graham Fuller olur! Halkın bir kesimi çok umutlandı, başarıyla(!) uygulanması, Barkey’i çok çocukların savaşmayacağına, dağdan mutlu etmiş ineceğine... AKP için bu noktadan U AKP’nin ısrarla “ABD projesi değil” dediği dönüşü büyük hezimet olur, seçimde PKK açılımının ‘fikir babası’ Henri Barkey, ağır fatura öder. uzun yıllara yayılan planın ayrıntılarını bile itiraf etti. Kademe kademe ABD’den kozmik itiraf! uygulanan planın başarıya ulaşması için Eski ABD Büyükelçisi Morton daha uzun bir yol olduğunu kaydeden Abramowitz’in emriyle, 1997 yılında Barkey ‘acemi’ olarak nitelediği AKP’ye CIA ajanı Graham Fuller’le birlikte PKK “Açılımda yalpalama!” mesajı vermeyi de açılımıyla ilgili raporu hazırlayan Türkiye ihmal etmedi. İşte Barkey’in itirafları: Asker ‘olur’ verdi, sıra cesur siyasetçide! CIA’in 1997 tarihli planı, Türkiye’ye biçilen rolün ipuçlarını da açıkça ortaya koyuyordu. AKP’nin PKK açılımıyla birlikte yeniden sahneye konan oyunun varacağı noktayı, gazeteniz YENİÇAĞ 15 Ağustos 2009 tarihli nüshasında geniş bir şekilde ele almıştı. 1 SEBEBİ BULDUK! ABD, Kürt sorununun Türkiye’deki istikrarsızlığın en önemli sebebi olduğunu anladı. Dolayısıyla, bu sorunun, hele Kuzey Irak’ta Kürt oluşumunun gerçekleşmesiyle de daha fazla çözülmesinden yana oldu. 2 ARMUT PİŞTİ... ÖCALAN’ın yakalanmasındaki ABD rolünü bu açıdan değerlendirmek lazım. Fakat maalesef, o günkü hükümet sadece ağzına düşen armutu yemesini bildi. Bu konuda atması gereken hiçbir adımı atmadı. 3 ERBİL-ANKARA ANKARA-Erbil hattı eskisi kadar yüksek tansiyonlu olsaydı, aralarındaki ihtilafın her an sıcak çatışmaya gitme potansiyeli olsaydı, ABD’nin işi çok zor olurdu. Irak’ın federe yapısı çok önemli ABD için... 4 ECEVİT FAŞİSTTİ ECEVİT, hiçbir zaman Türkiye’de bir Kürt problemi olduğunu kabullenmedi. 16

Henri Barkey uzmanı Henri Barkey, amaçlarının ne olduğunu açıkladı 1. İstikrarsızlığın sebebini anlayıp harekete geçtik ABD, Kürt sorununun Türkiye’deki istikrarsızlığın en önemli sebebi olduğunu anladı. Kuzey Irak’ta Kürt oluşumunun gerçekleşmesiyle daha fazla çözüm yanlısı oldu 2. Öcalan’ı yakalayıp teslim ettik ama... ABD’nin Öcalan’ın yakalanmasındaki rolünü de bu açıdan değerlendirmek lazım. ABD’nin o zamanki temennisi, Türkiye’nin bu konuda yeni adımlar atmasıydı 3. Ankara-Erbil hattında düşen tansiyon rahatlattı Eğer Ankara-Erbil hattı eskisi kadar yüksek tansiyonlu olsaydı, yani her an

5. Ecevit, Irak’ın kuzeyinde Kürt oluşumuna karşı çıktı Zamanın Başbakanı Bülent Ecevit hiçbir zaman Türkiye’de bir Kürt problemi olduğunu kabullenmedi. Kuzey Irak’ta bir Kürt oluşumuna şiddetle karşı çıkmıştı 6. AKP, açılımdan vazgeçerse seçimlerde ağır fatura öder Açılımdan dönüş çok pahalıya mal olur. Türkiye 1993’te eline geçen şansı kaybetti, bu sefer olmamalı. Ayrıca AKP, U dönüşü yaparsa seçimlerde ağır fatura öder Henri Barkey, 1997’de PKK açılımı ile ilgili raporu hazırlayan ekipte yer aldı. Raporda, açılım için istedikleri gibi bir lider bulamamaktan yakınılıyor. CIA ajanı David Phillps’le birlikte yazdığı Kürt raporları ile AKP iktidarına “sözde açılım” ın yol haritasını hazırlayan ABD’li Profesör Henri Barkey, ABD’nin Türkiye’nin yararına çalıştığını iddia etti. Barkey, Hürriyet’e verdiği mülakatta, “ABD, Kürt sorununun Türkiye’deki istikrarsızlığın en önemli sebebi olduğunu anladı. Dolayısıyla, bu sorunun, hele 1991’den sonra Kuzey Irak’ta Kürt oluşumunun gerçekleşmesiyle de daha fazla çözülmesinden yana oldu. ABD’nin Öcalan’ın yakalanmasındaki rolünü de bu açıdan değerlendirmek lazım” diye konuştu. Ecevit’i hedef aldı Washington’ın en eski dış politika think tank’i Carneige Endowment’ın Türkiye uzmanı Henri Barkey, “ABD’nin o zamanki temennisi, Öcalan’ın yakalanmasıyla Türkiye’nin bu konuda yeni adımlar atmasıydı. Fakat, o günkü hükümetler ağızlarına düşen armudu yalnız yedi, bu konuda hiçbir adım atmadılar. Belki de o zamanki Ecevit


hükümetinden bir şey beklemek olanaksızdı” dedi. Barkey, “Bırakın ortağı MHP’yi, Ecevit’in kendisi Kürtlere karşı faşizan bir yaklaşım içindeydi. Ecevit hiçbir zaman Türkiye’de bir Kürt problemi olduğunu kabullenmedi. Bilakis bunun bir feodal oluşumun sonucu olduğunu iddia ederdi. Hatta Kuzey Irak’ta bir Kürt oluşumuna şiddetle karşı çıkmıştı” ifadelerini kullandı.

ellerinin kelepçelenmesine de tepki gösterdi. Barkey, şunları söyledi: “O fotoğraf bir çok insanı hayalkırıklığına ABD’yi memnun ettiler uğrattı. Üstelik tutuklanan kişilerin bir Barkey, AKP’ye de Irak’ın kuzeyine kısmı BDP üyesi. Eğer hükümet o partiye yönelik açılımının ABD’yi çok mutlu nefes aldırmazsa açılımın geleceği ettiğini söyledi. Barkey sözlerini tehlikeye girer. Bu tür açılımlarda iki şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin yeni Irak adım ileri bir adım, hatta iki adım geri ve Kuzey Irak politikasi Amerika’da normaldir. Zira bu bir toplumsal değişim çok hoş bir sürpriz olarak karşılandı. sürecinin başlangıcı. Kolay değil! Zira bu değişime kadar Washington Ankara’yı bu konuda bir problem olarak Önemli olan iki adımdan fazla geri adım görüyordu. Zaten teskereden sonra çok atılmaması. AKP’nin içinde bu açılımdan büyük sıkıntılar yaşandı iki ülke arasında, huzursuz olanlar, bölünmeler var elbette. AKP de oy tabanını düşünüyor biliyorsunuz. Bu yeni politikayla ilişkilerde 180 derecelik bir dönüş oldu. ve bazen aynı ağızdan iki değişik söylem Bu noktada krediyi sadece AKP’ye değil çıkabiliyor. Bir yandan demokrasi deniyor, öte yandan gerek Cemil Çiçek Dışişleri bürokrasisinde çalışan birkaç gerek başkaları DTP’ye yükleniyor. diplomata da vermek gerek.” Bunlar olağan da, ölçüsü kaçmamalı. Çünkü bu konjonktürde söylemin çok Peşmergelere güvence önemi var. Yalpalamanın diğer sebepleri Türk hükümetinin, açılım politikasıyla de malum: Muhalefetin acımasız ABD’yi rahatlattığını belirten Barkey, saldırıları, bunun çok zor bir süreç olması bu konuda şunları kaydetti: “Eğer ve tabii acemilik.” Ankara-Erbil hattı eskisi kadar yüksek tansiyonlu olsaydı, yani her an ikisi Raporda siyasi liderler suçlanıyor arasındaki ihtilafın sıcak çatışmalara Yeniçağ gazetesi 15 Ağustos 2009’da CIA gitme potansiyeli olsaydı, ABD’nin Orta Doğu Şefi Graham Fuller ve Türkiye işi çok zor olurdu. Kuzey Irak’ta asker uzmanı Prof. Henri Barkey’in 13 yıl önce bırakmak düşüncesiyle karşı karşıya gelecekti. Çünkü o zaman Kuzey Irak’taki hazırladığı raporu manşetine taşımıştı. Kürtlere ne gibi bir güvence verilecekti? O raporda PKK açılımı konusunda neler Onların Bağdat hükümetine hiç güveni yapılması gerektiği konusunda şunlara olmadığının altını çizmek lazım. Bakın, yer verilmişti: Iraklı Kürtler 1950’lerin sonundan Yasalar değişmeli beri kimliklerini kabullendirmek için Kürtler hem geleneksel partiler, hem Bağdat’la savaşıyorlar. Hem Saddam hem de ondan önceki rejimler baskı ve de kendi partileri aracılığıyla TBMM’de sesini duyurma çabasında başarılı katliam politikaları güttüler Kürtlere olamıyor. Türkiye Cumhuriyeti yasaları karşı. 1991 Kuveyt Savaşı’ndan beri ’bölücülük’ damgası vurarak tüm ise bir nevi özerklik kazandılar ve girişimleri engelliyor. Devlet kendini geri vermek istemiyorlar. Şunu da reformlarla yenileyerek Kürt sorununu söyleyeyim Arap dünyasının federe çözebilir. demokratik bir geçmişi yok, Irak’taki Sünnilere sorarsanız hala bu durumu Liderler çok zayıf kabullenemediklerini görürsünüz.” Sİvİl politik liderler çok zayıf. Türkiye’de bu sorunu askeri olmayan yöntemle Muhalefet acımasızca saldırıyor çözme cesaretini gösterecek lider yok. Barkey, mülakatta biraz daha ileri giderek, PKK’nın sivil-şehir yapılanması olan KCK’yı çökertmek için düzenlenen TBMM’de temsil edilmeli İleri sürüldüğünün aksine, çözümü asker operasyonda tutuklanan kişilerin

engellemiyor. Sorun, sorumluluk almak istemeyen siyasilerin tutumunda... ‘Önce terör bitsin, sonra reform’ yaklaşımı hatalı. Kürtler TBMM’de temsil edilmeli ve ‘ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi’ önlemler alınmalı. Henry Barkey bir de gözdağı verdi: Açılımdan dönüş çok pahalıya mal olur Henry Barkey, açıklamalarında gözdağı vermekten de geri durmadı. Barkey, “Açılımdan dönüş çok pahalıya mal olur. Halkın bir kesimi çok umutlandı; çocukların savaşa gitmeyeceklerine, dağdan en sonunda ineceklerine... Türkiye 1993’te eline geçen şansı kaybetti, bu sefer olmamalı. Ayrıca AKP için de bu noktadan U dönüşü yapması büyük hezimet olur. Seçimlerde ağır fatura öder. Hükümet bu kez Genelkurmay Başkanı’nın desteğini de almışken dönmemeli” dedi. Abramowitz’in emriyle rapor hazırladılar Henry Barkey, Previnting Conflit Over (Kürdistan üzerinden çatışma) isimli kitabında da açılım çalışmalarını anlatıyor. Eski Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz’in emriyle, SSCB’ye karşı oluşturulan ’Yeşil Kuşak’ projesinin mimarı CIA Orta Doğu Şefi Graham Fuller yanına Türkiye uzmanı Prof. Henri Barkey’i alarak PKK açılımıyla ilgili 1997 yılında rapor hazırladı. Açılımın mimarları arasında yer alan Barkey, İstanbul doğumlu. ABD’nin isteği üzerine Türkiye üzerine çalışmalar yürüttü. Barkey, Hürriyet’e verdiği mülakatta, açılımla ilgili “Öcalan’ın buradaki rolü muallakta. En çok istediği şey hükümetin onu muhatap alması. İleride belki salıverilir diye ümit ediyordur” ifadesini de kullandı. Hükümetin hata yaptığını da iddia eden Henri Barkey, “Hükümet çok ciddi bir hata yaptı, o da DTP’yi en baştan devreye sokmamasıydı. Bunu DTP’siz götürebileceğini zanneti. AKP bölge milletvekillerinin daha dik durup açılım yardım etmeleri de gerekiyor. Bu Kürt problemi olduğu kadar Türkiye’nin problemi, Türk problemi” diye konuştu. Barkey, Mahmur’un boşaltılma planı konusunda ise, “ Zamanlaması şu açıdan önemli, PKK’nın dağdan inmesi için gerek-şart bir adım” diye konuştu. kaynak: Fatih ERBOZ

17


Deniz Feneri Şeffaf Değil

D

ENİZ Feneri soruşturmasını yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İçişleri Bakanlığı’ndan derneğin faaliyetleri ile ilgili bilgi istedi. Bakanlığın raporunda bağış prosedürü, alım ve satım işlemlerinde çok sayıda usulsüzlük yapıldığı tespitine yer verildi ve “Kamu yararına dernek olmanın ön koşulu olan şeffaflık ilkesine uyulmamıştır” denildi.

Bakanlığı’ndan derneğin faaliyetleri ile ilgili bilgi istedi. Bakanlığın Dernekler Dairesi tarafından hazırlanan raporda bağış prosedürü, alım ve satım işlemlerinde çok sayıda usulsüzlük yapıldığı tespitine yer verildi. Yardımlar usulsüz dağıtıldı Raporda, “Dernek tarafından 60 bin lirayı aşan çok sayıda alım yapılmış olduğu halde bu işlemlerde serbest piyasa koşulları gözetilmeksizin dernek

Bakanlık raporu: Deniz Feneri şeffaf değil İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi’nin hazırladığı Deniz Feneri Raporu’nda derneğin “kamu yararına dernek” olma ön koşuluna uymadığı vurgulandı. Deniz Feneri soruşturmasını yürüten Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İçişleri

Küstah karikatürist kıl payı kurtuldu Kurt Westergaard çizdiği Hazreti Muhammed karikatürleriyle büyük tepki toplamıştı. Danimarka istihbarat teşkilatı, çizdiği Hazreti Muhammed

karikatürleriyle Müslüman dünyasında öfkeye yol açan karikatürist Kurt Westergaard’a suikastın engellendiğini bildirdi. İstihbarat teşkilatı PET’in Başkanı Jacob Scharf, polisin, Westergaard’ın Aarhus’deki evine bıçak ve baltayla girmeye çalışan 28 yaşındaki bir Somaliliyi dizinden ve elinden vurduğunu belirtti. Polisi Westergaard’ın çağırdığı, karikatüristin daha sonra da evindeki özel güvenli odaya sığındığı

yöneticilerinin uygun gördüğü belli firmalardan alım yapılmış kamu yararına dernek olmanın ön koşulu olan şeffaflık ilkesine uyulmamıştır” denildi. Çok sayıda mal ve hizmetin yönetim kurulu kararı olmaksızın usulsüz şekilde alındığı tespitine yer verilen raporda, yardımların amaca uygun şekilde dağıtılmadığı da belirtildi. Raporda ayrıca, “Kaynaklar yoksulların ve yardımseverlerin beklentisi doğrultusunda öncelikle yurtiçindeki yoksulların mağduriyetinin giderilmesi için kullanılmalıdır. Ancak 2007-2008 yıllarında derneğe yapılan 50 milyon 114 bin liradan 17 milyon liranın yurtdışındaki tüzel kişilere aktarıldığı tespit edilmiştir. Bu paranın hangi konularda ne şekilde kullanıldığı belirlenememiştir” bilgisi yer aldı.

kaydedildi. Scharf, zanlının El Kaide liderleriyle yakın ilişkileri olduğunu ifade etti. Aralarında Westergaard’ın da bulunduğu Danimarkalı karikatüristlerin Hz. Muhammed’e hakaret içeren 12 karikatürü ilk kez 2005’te bir Danimarka gazetesinde yayımlanmıştı. Daha sonra karikatürlerin başka ülkelerde de yayımlanması İslam dünyasında protesto gösterilerine yol açmıştı.

Frauenstadträtin Sandra Frauenberger und die Frauenabteilung der Stadt Wien laden herzlich zum

OFFENEN RATHAUS für alle Wienerinnen Internationaler Frauentag 8. März 2010, 15.00 - 20.00 Uhr Festsaal, Wiener Rathaus INFORMATION • BERATUNG • RATHAUSFÜHRUNGEN • KABARETT • MUSIK • PODIUMSDISKUSSIONEN • GESPRÄCHSRUNDEN

Eintritt frei! Wir freuen uns auf Sie! www.frauen.wien.at


Kavganın Ardındaki Sır / Hulki CEVİZOĞLU - YeniÇağ Gazetesi

T

ürkiye, İsrail ile yeni bir kavga sürdürüyor. Görüntü böyle. AKP Hükümeti ve eski AKP’li Cumhurbaşkanı İsrail’e sert (!) çıkıyor, haddini bildiriyor ve özür diletiyor!.. Oysa, AKP’liler bu kavgadan çok memnun. Çünkü, “PKK açılımından” büyük puan yitirmişlerdi; İsrail sayesinde kaybettiklerini topluyorlar. AKP, herhalde İsrail’e dualar ediyordur! Ama ortada anlaşılmaz durumlar var. 1- Sırf büyükelçimiz daha alçak koltuğa oturdu ve eli sıkılmadı diye bunca gürültü samimi ise; Diyarbakır Belediye Başkanı Baydemir’in Cumhurbaşkanına, Başbakana ve ülkeyi yönetenlere “Has.. tir” demesine niçin ses çıkarılmadı? İnsan kendisine (tabii ki, devletin tepesine) televizyonlar önünde açıkça küfredilirken ses çıkarmazken, devletin bir memuru için bu kadar tepki gösterir mi? Çok ilginç!.. Hatırlanacağı gibi AKP Hükümeti, ABD Müslüman Irak’ta 1,5 milyona yakın sivil vatandaş katledilirken de gıkını çıkarmamıştı!. 2- Bir de, İsrail Büyükelçimizin tavrına bakmalı. Adamcağız, tepkiler olunca neyle karşılaştığını hatırlamış gibi oldu. Sanki, o muamele ile karşılaşan kendisi değilmiş gibi; “Aa evet bana bir şeyler yapmışlar” havasına girdi. “Heyt, bana kimse yan bakamaz. Erkekse İngilizce söyleselerdi” demeye getirdi. E, kardeşim, sen 40 yıla yakın diplomat olduğunu söylüyorsun; eli sıkılmayan sensin; alçak koltuğa oturtulan sensin; masada bayrağı olmayan senin ülken; tüm bunlara karşın “gülümseyen” yine sensin!.. Ve, üstelik bunu ülkene “bildirmeyen” yine sen!.. Türkiye bu durumu, büyükelçi Oğuz

Çelikkol’un açıklamasıyla değil, İsrail basınındaki haberlerden sonra öğrenmedi mi? (Acaba bir yıl önce Davos’ta bizim başbakan Erdoğan’dan ağır hakaretler işiten İsrail Cumhurbaşkanı da, kulaklıktan çeviri geç geldiği için mi o zaman tepki vermemişti?) 3- Bu toz duman ortasında ABD’nin tutumuna da bakmak gerek. ABD, bölgedeki “stratejik müttefiki” İsrail’in Türkiye tarafından bu kadar eleştirilmesine hiç ses çıkarmadı. Acaba niye? Bunu herkes öğrenir de, acaba geç mi olur göreceğiz. Sonuç olarak soralım: Bu ne kadar samimi bir tepki acaba? Yoksa danışıklı dövüş mü? *** DNA’mız değişiyor!.. Güya Türkiye’de “kuvvetler ayrılığı” var!.. Yani, Yasama, Yürütme ve Yargı birbirinden bağımsız. Oysa, büyük çoğunlukla hükümet olan AKP, Meclisi idare ediyor, istediğini kanunlaştırıyor, istemediğini uzaklaştırıyor. Şimdi de bir “referandum” olayı daha çıktı. Başbakan, uçakta gazetecilere “Referandumlara alışacaksınız” dedi. Neleri halka oylatacakları, hangi temel değişiklikleri yaparken, hangi süslü cümlelerle gizleyecekleri belli değil. Hatırlarsanız, 1980 sonrası Evren, anayasayı oylatırken, kendisini de cumhurbaşkanı seçtirmişti.

Yeni politika Bir de benimle ilgili bir konuya değineyim. DSHP Genel Başkanlığından ayrıldım. (Ayrıntılarını ilerde kitap yaparım) Bunun üzerine halkımızdan yine çok sayıda ileti alıyorum. Bir gencimiz özetle şöyle diyor: “Sayın Hulki CEVIZOĞLU, Liderlik ettiğiniz partiden ayrıldığınızı duyduğumda üzüldüm, Türkiye Cumhuriyeti siyasi partiler arasında demokrat tek sol parti sizi görüyordum. Ama ne yazık ki, bu gerçekleşmedi, ancak su bir gerçek ki bir parti lideri olmadan da, siz Türkiye ve Türk gençleri olarak bizim her zaman gerçek aydınımız oldunuz. Masonluk ve Rotaryenlik kitabınızdan masonluğu, diğer kitaplarınızdan Cumhuriyet tarihini ve 1919’dan bugüne nelerin benzerlik gösterdiğini sizden okuduk çok teşekkür ederiz. Ben siyasi kimliğimi hiç bir zaman sağcı-solcu diye ayırmadım. Ben Atatürk milliyetçisiyim ve Cumhuriyetçiyim. Ülkem için en güzelini yapacak her insan benim için görüsü ne olursa olsun Atatürkçü oldukça değerlidir. Sayın Hulki Cevizoğlu, bugün bir çok parti Amerika’nın güdümünde ve kontrolünde. Siz DSHP’yi kurduğunuzda bir siz vardınız, bir de Hak ve Eşitlik Partisi var diye düşünüyordum. Ayrılmanız beni uzdu, bizim partimize gelin diye bir kampanya başlatmış arkadaşlar..”

Millet birine evet derken, istemeden diğerine de evet demek zorunda kalmıştı. Yıllar önce, Ceviz Kabuğu’nda konuşan AKP Diyarbakır milletvekili Aziz Akgül, “Türkiye’nin DNA’sını değiştireceğiz” demişti. Bunu zaman zaman hatırlattım. Şimdi son aşamaya gelindi.

Evet, adı geçen ya da geçmeyen bir çok partinin en alt kademesinden olduğu gibi, en tepesinden de teklif alıyorum. Mevcut hiçbir partiye katılmadan yeni bir parti kurmam için de çok yoğun istekler var. Yeni kararımda, bugünden itibaren sizlerin de göndereceği görüşlerinizden yararlanacağım.

şöyle bir göz atacak olursak hani Türk Milleti olarak hepimizin Svaziland, Tuvalu, Solomon Adaları, Makau Özel İdaresi, Belize bu ülkelerin yanında her yaz tatile gittiğimiz Tahiti, Palau Cumhuriyeti, St. Vincent-Grenadines, Bahamalar, Barbados, Trinidat-Tobago gibi ülkeleri görüyoruz. Diğer taraftan

yakın komşularımızdan!! Hani üniversite çağına gelen çocuklarımızı yolladığımız Şili, Bolivya, Arjantin, Kolombiya, Uruguay, Venezuela, Honduras, Sri Lanka, Güney Kore, Japonya, Tayland (çapkınlara duyurulur) gibi ülkeleri görmekteyiz. Gözlerimiz kardeş ülke Azerbaycan’ı da aradı ama nafile.

Hadi Gözümüz Aydın / Avrupa Magazin

T

ürkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına vize uygulamayan ülke sayısı 51’den 57’ye yükselmiş. Allah AKP hükümetinden razı olsun. Yaptıkları dıplomatik atak ile bize artık bu 51 ülkeden başka Suriye, Pakistan, Liba, Arnavutluk, Ürdün ve Lübnan’da vize uygulanmayacakmış. Listeye

19


Extra Stark. Besser im Geschmack. burn energy drink 485 ml. WiederverschlieĂ&#x;bar.

burn energy drink 250ml. Der beliebte Klassiker.

burn energy shot. Volle energy in nur einem Schluck.


Köşe yazısı

Damla KAPLAN

Definition von Gewalt Körperliche Gewalt: In diesen Bereich fallen Misshandlungen jeder Art, also Schlagen, Treten,Verbrennen, Würgen, Verletzten oder Bedrohen mit Waffen, aber auch das Beschädigen und Zerstören von persönlichen Sache.

Seelische Gewalt: Zu den häufigsten Formen seelischer Gewalt gehören Drohungen und Nötigungen. Dabei wird oft auch die Androhung, Dritte zu verletzen, benutzt, um bestimmte Ziele zu erreichen .Einschüchterungen dieser Es gibt viele Formen von Gewalt in der Familie, eine Art zeigen bereits Wirkung ohne die zusätzliche Anwendung von körperlicher wäre sexuelle Gewalt an Kindern & Frauen und die Gewalt. Die Ausübung von Kontrolle über andere die psychische. Wie aus den Definitionen andere Familienmitglieder kann auch ersichtlich ist, gibt es einen großen Unterschied über das Einsperren zu Hause erfolgen zwischen den Beiden. Jedoch ist es schwer zu beurteilen welche dieser die Schwerwiegendere ist. oder über das Verbot, Freunde und Familie zu kontaktieren.

Wenn etwas Derartiges passiert, geht es jeden, der etwas mitbekommt und mithört etwas an. Im Prinzip kann es anderen egal sein, was manche in Ihrer Freizeit treiben und mit Ihrer Familie „ver(un/ an)stalten“; hier jedoch ist das ganz und gar nicht der Fall. Denn blaue Flecken und Abschürfungen sind keines falls mehrprivate Angelegenheiten.

„An allem Unrecht, das geschieht, ist nicht nur der

schuld, der es begeht, sondern auch der, der es nicht verhindert.“ Psychische Gewalt wird durch alle Handlungen und Unterlassungen von Eltern und Bezugspersonen hervorgerufen, die Kinder ängstigen, überfordern, ihnen das Gefühl der eigenen Wertlosigkeit übermitteln und sie in ihrer psychischen und/oder körperlichen Entwicklung beeinträchtigen. Immer wieder erschüttern Medienbericht über sexuelle Gewalt an Kindern & Frauen die Öffentlichkeit. Sie lösen umso mehr unsere Betroffenheit aus, wenn der Missbrauch im engsten Bekannten- und Familienkreis stattfindet. Wenn die Familie. Die für uns der Ort der Vertrautheit, der Geborgenheit und der Sicherheit ist, zum Tatort für Sexualdelikte wird, leiden vor allem minderjährige Opfer sehr oft ein Leben lang nach ihren traumatischen Erlebnissen. Daher sollten Präventionsprojekte an Schule, für betroffene Kinder, und anderen Bildungseinrichtungen geschaffen werden. Jedoch stellt sich die Frage, ob alle Betroffenen diese Präventionsstelle an Schulen wahrnehmen werden. Meines Erachtens wird nicht jeder die Hilfe in Erwägung ziehen, jedoch werden einige diese Hilfe in Anspruch nehmen, somit würde man wenigsten eine Teil der unter Gewalt leidenden erreichen.

Eine besondere Form der psychischen Gewaltanwendung ist das so genannte Stalking, also das beharrliche Verfolgen, Auflauern, Belästigen und Bespitzeln zum Beispiel durch (Droh-) Anrufe, SMS oder E-Mails. Die Methoden seelischer Gewaltanwendung zielen durch Abwertungen und Beschimpfungen auf die Zerstörung des Selbstwertgefühls der Opfer ab. Finanzielle Gewalt: Darunter versteht man den Missbrauch von Abhängigkeit in Geldangelegenheiten,etwa das Verheimlichen von Einkommens- und Vermögensverhältnissen oder die ungerechte Verteilung der Geldmittel innerhalb der Familie. Sexuelle Gewalt: Unter diesem Begriff werden alle sexuellen Handlungen zusammengefasst, die durch Zwang und ohne ausdrückliche Zustimmung des Opfers zustande kommen.

Şiddetin Türleri Fiziksel Şiddet Bu alanı her türlü kötü davranma, dövmek, vurmak, tekmelemek, yakmak, boğmak, yaralamak ve ya silahlı gözdağı vermek, özel eşyalara zarar vermek, yıkmak, yok etmek kapsıyor.

diğeri ise ruhsal şiddetdir. Diğer tanımlardan da fark ettiğiniz gibi bunların ikisinin arasında büyük bir fark var. Fakat bunlardan hangi­sinin daha ciddi ve vahim olduğu değerlendirilemez. Böyle şiddet olduğu veya uygulandığı zaman, her göreni ve duyanı ilgilendirir. Prensip olarak insanların boş Ruhsal Şiddet zamanlarında aileleri ile ne yaptıkları kimseyi Ruhsal şiddet de en çok yer alan biçim tehdit, ilgilendir­mez ama işin içinde morluklar ve yaralar gözdağı, zorunlu kılma ve baskı yer alıyor. Bu olunca böyle olmaması gerekir. konuda belirli ama­çlara ulaşmak için üçüncü şahsı “Her türlü olan haksızlıkta sadece uygulayanda yaralama gibi tehditler bile kullanılıyor. Böylesi göz değil engel olmayanda da suç vardır.” korkutmalar fiziksel şiddet kullanmadan etkisini Ruhsal şiddet ebeveynler tarafından uygulanan her gösteri­yor. Diğer aile üyelerine karşı kullanılan türlü eylemler ve savsak­lamalar sonucu çocukları kontrol uygulaması eve kapatmak, kilitlemek, korkutma, fazla yüklenme,değersiz hissini verme arkadaşlarını ve ailesini arama yasağı olabiliyor. ve ruhsal ya da fiziksel gelişimini olumsuz şekilde Ruhsal şiddet uygulamasının farklı bir biçimi daha var o da Stalking, yani ısrarlı bir şekilde takip etmek, etkilemeye yol açıyor. pusuda beklemek, rahatsız etmek, (tehdit) çağrıları, Çocuklara ve kadınlara uygulanan cinsel zorlama mesajları ve ya elektronik posta yoluyla gözetleme. her seferinde medya raporlarında çıktığında toplumu olumsuz şekilde etkiliyor. Böylesi kötü Ruhsal şiddet uygulamasının yönteminin amacı kullanma en yakın çevremizde ve aile içinde kurbana değer düşürücü ve hakaret ederek olduğu zaman bizim üzüntü­müzü daha da çok onurunu kırmaktır. artırıyor. Eğer ailede aslında görmesi gerektiği yakınlık, güvenlik ve emniyet yerine cinsel zorlama Maddi Şiddet görüyorsa bir insan bu ruhsal bozukluluğa Bu başlığın içeriği: gelir ve mal varlığı oranını gizleyerek maddi bağımlılığı suistimal etmek ya da yol açıyor ki bu ruhsal bozukluluk en çok reşit aile arasında parayı haksız bir şekilde paylaştırmak. olmayanlar için ömür boyu sürüyor. Esas böylesi çocuklar için okullar ve diğer eğitim kuruluşlarında önlem projeleri yapılması gerekir. Sadece bir soru açık o da bu konuyla ilgili kişiler bu önlem yerlerini ne kadar ciddiye alacaklar. Fikrimce Aile içinde çok biçim de şiddet vardır, bunlardan biri herkes bu yardımı düşünüp taşınmayacak ama çocuklara ve kadınlara uygulanan cinsel zorlamadır, yinede küçük bir azınlık bu yardımı kabul edecek, hiç değilse birkaç tanesi böylesi şiddetden kurtulur. Cinsel Zorlama Kurbanın açıkça onaylama­dan uğradığı her türlü cinsel işlemler cinsel zorlama olarak geçerlidir.

FRAUENHELPLINE GEGEN MÄNNERGEWALT

0800/222 555 ANONYM. KOSTENLOS. RUND UM DIE UHR. WWW.FRAUENHELPLINE.AT

EINE INITIATIVE DES VEREINS AUTONOME ÖSTERREICHISCHE FRAUENHÄUSER WWW.AOEF.AT Foto: Miss Handelt! Public Video Project

UNTERSTÜTZT VON FRAUENMINISTERIN GABRIELE HEINISCH-HOSEK


Kaçacağın yer sandıktır

İlaçlar kayıp hapı yuttuk!

karları kazanamamaları yüzünden ilaçlarını piyasadan çekmesine sessiz kalınması kabul edilebilir KP’nin ilaçta uygulamaya değildir. Örnek vermek gerekirse koymayı planladığı sistem, şu anda hayati önem taşıyan, eczacılardan sonra üreticilerin kanser ilaçlarının bazıları, insülinler, de tepkisini çekince olan yine astım ilaçları, kan sulandırıcılar, vatandaşa oldu, hayati önem taşıyan ilaçlar bile raflardan silindi böbrek ve osteoporoz ilaçları, bazı antibiyotikler ve daha birçok ilaç Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Başkanı Nurten Saydan, piyasada bulunmamaktadır. ” dehşet verici açıklamalar yaptı: Dinçer eczacılarla görüşecek TEİS Başkanı Saydan, adı geçen İnsan hayatıyla ticaret olmaz! bir çok ilacın eşdeğerinin SAĞLIK Bakanlığı İlaç ve Eczacılık bulunmadığını ifade ederek, ilacın Genel Müdürlüğü, yaşanan krize seyirci kalıyor. Biz eczacılar boyun hayati öneme sahip olduğunu eğmek zorunda bırakılırken, hayati vurguladı. Market eczanelerin de kar etmedikleri takdirde ilaçları ilaçları dahi piyasadan çeken satmayacaklarını kaydeden TEİS firmalara sessiz kalınması kabul edilebilir değildir. Biz tüccar değil, Başkanı Saydan, “Bu yaşananlar ilacın markete satılması durumunda eczacıyız. Bakanlığı harekete da halkımızın neler yaşayacağının geçmeye çağırıyoruz. Eczacılar, ciddi zarar etmelerine yol bir göstergesi olmuştur. Eczacıların açan yeni uygulamayı protesto için toplu sözleşme taleplerini duyurmasının ardından Çalışma 4 Ocak’ta kepenk kapatmıştı. Bakanı Ömer Dinçer, bugün eczacılarla görüşmeye yeşil ışık Fiyat düştü, ilaç kayboldu TEİS Genel Başkanı Nurten Saydan, yaktı. Eczacılar ile hükümet arasında tırmanan krizde, toplu sözleşme son ilaç kararnamesiyle sıkıntılı günler yaşadıklarına dikkat çekerek imzalanması yönündeki adımın bu hayati önem arz eden bazı ilaçların hafta içinde atılacağı belirtildi. indirim sonrası fiyatları düştüğü için Tüm Eczacı İşverenler Sendikası piyasaya verilmediğini söyledi Genel Başkanı Nurten Saydan, Tüm Eczacı İşverenler Sendikası “Yakın bir zamanda hastaların ilaç (TEİS) Genel Başkanı Nurten bulamamaktan yakındıklarına şahit Saydan, yaptığı açıklamada, ilaç olacağız” dedi. fiyat kararnamesinin ardından ilaç krizinin büyüdüğüne işaret Bu duruma nasıl gelindi? ederek, bu konuda Sağlık Bilindiği gibi Sosyal Güvenlik Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Kurumu’nun ilaçta tasarruf Müdürlüğü’nün sessizliğinin yaşanan krizi daha da büyüteceğini önlemleri çerçevesinde ilaç fiyatlarını indirme kararı almıştı. söyledi. Saydan, bakanlığın Eczaneler de depolarındaki ilaçlar yaşananlara seyirci kaldığını tükenmeden bunun uygulamaya ifade ederek, gerek eczacıyı konmasına karşı çıktı. Bunun gerek vatandaşı rahatlatacak bir üzerine de eczaneler 1 günlük uyarı açıklama yapılmamasının endişe eylem yaptı. Ancak hükümetle verici olduğunu belirtti. Saydan eczaneler arasında gerilim dahada şunları kaydetti: “Son günlerde büyüdü. Hükümet, Türk Eczacıları meslek olarak çok sıkıntılı günler Birliği ile anlaşmaları feshederek yaşamaktayız. Kararnameye istinaden yapılan ilaç fiyatlarındaki tek tek eczanelerle anlaşma yapacağını duyurdu. Buna eczaneler düşüşlerde zararlarımızın yanaşmadı. Bunun ardından karşılanmamasına biz eczacılar Başbakan Tayyip Erdoğan, ilaçların boyun eğmek ve bu şartlarda eczacılık hizmeti vermek zorunda marketlerde satılması için çalışma yaptıklarını açıkladı. bırakılırken, firmaların istediği

A

M

HP’li Vural, erken seçim tartışmaları nedeniyle muhalefete yüklenen Erdoğan’a sert çıktı. Vural, “Anlaşılan kaçmayı kafasına koymuş. Sayın Başbakan, nereye kaçarsan kaç, er ya da geç seçim var” dedi. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, “erken seçim” tartışmaları nedeniyle muhalefeti eleştiren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “Nereye kaçarsan kaç, kaçacağın yer sandıktır” diye seslendi. Vural düzenlediği basın toplantısında, 2011’de seçim olduğunu, seçim sandığının er ya da geç kurulacağını ifade etti. Vural, şunları söyledi: “Sayın başbakan seçimden kaçmak yok, seneye seçim var. Nereye kaçarsan kaç. Önündeki sandığa kadar kaçabilirsin. Diyorlar ki ’bırakıp kaçacaklardan değiliz’. Anlaşılan bunlar kaçmayı akıllarına koymuşlar da bırakmadan kaçmaya niyetleniyorlar. Bırakmadan kaçmak yok. Bırakacaksın. Nerede? Sandıkta. Dolayısıyla sandığın ucu gözüktü. Sandıkla geldiniz sandıkla gideceksiniz inşallah.” Son seçimin olacak “Adaletiniz artık zulme, kalkınmanız zamma dönüştü” diyen Vural, “Bunun hesabı sandıkta sorulacak. Ne kadar yeni oyunlar peşinde koşarsanız koşunuz milletimiz artık oynadığınız oyunun farkına varmıştır. Mukadder sona yaklaşıyorsun sayın Başbakan” şeklinde konuştu. Erdoğan’ın bırakacağını söylediğini hatırlatan MHP’l Vural, Başbakan’a “İnşallah senin son seçimin olacaktır. Artık bu baskıcı, şiddet, hiddet dolu Erdoğanizm dönemi millet iradesiyle sona erecektir millet iradesiyle. O günü bekliyoruz, az kaldı” dedi. Vural, AKP’nin oy oranına ilişkin tahmininin sorulması üzerine de “İnşallah baraj altı kalırlar” karşılığını verdi. Dut yemiş bülbül gibi Başbakan Erdoğan’ın erken seçim tartışmalarıyla ilgili olarak muhalefete yönelik ’yenilen pehlivan güreşe doymazmış’ sözünün sorulması üzerine Vural, şunları kaydetti: “Başbakan 2007’de sen ne yaptın? Erken seçim yapmadın mı? Sarıldın e muhtıranın ipine yüzde 47 oy aldın. Ama çekirge bir sıçrar iki sıçrar. MHP parlamentoya girdiğinden bu yana oyları düşüyor. Sayın başbakan çok meraklıydı anket açıklamaya. Şimdi dut yemiş bülbüle döndü. Hiç anket açıkladığını duyuyor musunuz? Sayın Başbakan hiç anket gelmiyor mu önüne. Geldiğini biliyoruz, anketleri anlat.”

23


ERMENİ SORUNU ve AZERBAYCAN ERMENİ SORUNUNUN ORTAYA ÇIKIŞI

Osmanlı Devleti zayıflamaya başlayıp, hemen her konuda Avrupa’nın müdahalesine maruz kalınca, Türk - Ermeni ilişkilerinde de bir bozulma devri başlamıştır. Batılı ülkeler Osmanlı Devleti’ni bölerek bölgesel çıkarlarına ulaşabilmek için Ermenileri Türk toplumundan koparmayı hedeflemişlerdir. Özellikle Avrupa’nın bazı büyük devletleri “ıslahat” adı altında bir yandan Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışırken, bir yandan da Ermenileri, Osmanlı yönetimine karşı teşkilatlandırmışlardır. Böylece ülke içinde ve dışında teşkilatlanan ve silahlanan Ermeni komiteleri ile Ermeni Kiliseleri’nin kışkırtıcı faaliyetleri sonucunda, Ermeni toplumu yavaş yavaş Türklerden uzaklaşmaya başlamıştır. Türklerin iyi tutumuna karşın, yabancı devletlerle ittifak etmek suretiyle Türklerle mücadeleye başlayan Ermeniler, Batının desteğini alabilmek için kendilerini “ezilen bir toplum” olarak göstermeye ve “Anadolu üzerindeki egemenlik haklarını Türklerin gasp ettiği” iddiasını dile getirmeye başlamışlardır. Islahat Fermanı ile Müslümanlar ve Gayr-i Müslimler eşit statüye getirilince ayrıcalıklarını kaybeden Ermeniler, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda, Rusya’dan “işgal ettiği Doğu Anadolu topraklarından çekilmemesini, bölgeye özerklik verilmesini veya Ermeniler lehine İstanbul Ermeni Patriği Nerses ıslahat yapılmasını” talep etmişlerdir. Bu Varjabedyan (1837-1884) isteklerle birlikte Ermeni sorunu ilk kez ortaya çıkmaya ve uluslararası bir şekil almaya başlamıştır.

ERMENİ İSYAN ve KATLİAMLARI

Berlin Antlaşması’nın imzalanmasını izleyen dönemde Ermeni sorunu iki yönde gelişmiştir. Bunlardan ilki, Batılı devletlerin Osmanlı İmparatorluğu üzerindeki baskı ve müdahaleleri; ikincisi ise, Anadolu, Suriye ve Rumeli’de yaşayan Ermenilerin Anadolu’nun çeşitli yerlerinde, özellikle Doğu Anadolu ve Klikya’da yeraltında örgütlenmeleri ve silahlanmalarıdır. İlk kışkırtmalar Rusya’dan gelmeye başlamış, Rusların bu tutumu İngiliz ve Fransızları Ermenilerle daha çok ilgilenmeye sevk etmiştir. Doğu Anadolu’daki İngiliz Konsoloslukları’nın sayısı hızla artmış, ayrıca bölgeye çok sayıda Protestan misyonerler gönderilmiştir. Bu kışkırtmalar sonucunda Doğu Anadolu’da 1880’den itibaren çeşitli Ermeni komiteleri kurulmaya başlamıştır. Ancak, yerel düzeyde kalan bu komiteler, Osmanlı yönetiminden şikayeti olmayan, barış ve refah içinde yaşayan Ermeni halkının ilgisini çekmediğinden başarılı olamamıştır. Osmanlı Ermenilerini içeride kurulan komiteler yoluyla devlete karşı harekete geçirmek mümkün olmayınca, bu kez Rus Ermenilerine Osmanlı toprakları dışında komiteler kurdurulması yoluna gidilmiştir. Böylece 1887’de Cenevre’de sosyalist eğilimli, ılımlı militan Hınçak, 1890’da ise Tiflis’te aşırı, terör, isyan, mücadele ve bağımsızlık yanlısı Taşnak Komiteleri ortaya çıkmıştır. Bu komitelere, “Anadolu topraklarının ve Osmanlı Ermenilerinin kurtarılması” hedef olarak gösterilmiştir. İstanbul’da örgütlenen ve Avrupa devletlerinin dikkatlerini Ermeni meselesine çekerek Osmanlı Ermenilerini kışkırtmayı hedefleyen Hınçakların başlattığı ayaklanma girişimlerini, aralarında siyasi mücadele başlayan Taşnaklarınki izlemiştir. Bu ayaklanma girişimlerinin ortak özellikleri; Osmanlı ülkesine dışarıdan gelen komitelerce planlanmış ve yönlendirilmiş olmaları ile örgütlenme faaliyetlerinde Anadolu’ya yayılan misyonerlerin büyük katkısının bulunmasıdır.

1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından imzalanan Ayastefanos Anlaşması’nın Osmanlı Devleti’nce kabullenilmek zorunda kalınan 16. maddesi şöyledir: “Ermenistan’dan Rusya askerinin istilası altında bulunup Osmanlı Devleti’ne verilmesi gereken yerlerin boşaltılması oralarda iki devletin dostane ilişkilerinde zararlı karışıklıklara yol açabileceğinden, Osmanlı Devleti Ermenilerin barındığı eyaletlerde mahalli menfaatlerin gerektirdiği ıslahat ve düzenlemeyi vakit kaybetmeksizin yapmayı ve Ermenilerin Kürtlere ve Çerkezlere karşı güvenliklerini sağlamayı garanti eder”. Anlaşmanın bu hükmü, esas itibariyle bağımsızlık kazanmak isteyen Ermenileri tam anlamıyla tatmin etmemiş olsa dahi “Ermeni Sorunu”nun tarihte ilk kez bir uluslararası belgeye yansıması ve “Ermenistan” diye bir bölgenin varlığından söz edilmesi yönünden büyük önem taşımaktadır. 1878 yılında toplanan Berlin Kongresi sonucunda imzalanan Berlin Antlaşması’nın 61. maddesi de Ayastefanos Anlaşması’nın 16. maddesi yerine şu hükmü getirmiştir: “Osmanlı Hükümeti, halkı Ermeni olan eyaletlerde mahalli ihtiyaçların gerektirdiği ıslahatı yapmayı ve Ermenilerin Çerkez ve Kürtlere karşı huzur ve güvenliklerini garanti etmeyi taahhüt eder ve bu konuda alınacak tedbirleri devletlere bildireceğinden, bu devletler söz konusu tedbirlerin uygulanmasını gözeteceklerdir”. Berlin Antlaşması’nın bu hükmü ile Türk-Ermeni ilişkilerine yabancı güçlerin müdahale edebilmesi hakkı tanınmış olmaktadır. Böylece Ermeniler, Ruslar ve İngilizler tarafından kullanılmaya başlanmış ve İngiltere’nin elinde Rus yayılmacılığına karşı bir ileri karakol vazifesi görmüşlerdir. İngiltere ve Rusya tarafından tarih sahnesine sunulan Ermeni Sorunu, aslında emperyalizmin Osmanlı Devleti’ni yıkma ve paylaşma politikasının bir uzantısıdır. Sözde Ermeni soykırımı iddiaları ve yalanları da işte bu politikanın propaganda ürünüdür!..

24

Bayburt’da, zalimce katledilen Türk çocukları ve imamlar.

İlk isyan 1890’daki Erzurum’da gerçekleşmiştir. Bunu, yine aynı yıl meydana gelen Kumkapı gösterisi, 1892-93’te Kayseri, Yozgat, Çorum ve Merzifon olayları, 1894’te Sasun isyanı, Babıali gösterisi ve Zeytun isyanı, 1896’da Van isyanı ve Osmanlı Bankası’nın işgali, 1903’te ikinci Sasun isyanı, 1905’te Sultan Abdülhamid’e suikast girişimi ve nihayet 1909’da gerçekleşen Adana isyanı izlemiştir. 1914’de Zeytun’da 100, 1915 Van olaylarında 3.000 ve 1914-1915 Muş olaylarında 20.000 Türk, Ermeni mezalimi sonucu hayatlarını kaybetmiştir. İsyanların Osmanlı kuvvetlerince bastırılması, dünya kamuoyuna propaganda maksatlı olarak “Müslümanlar Hıristiyanları katlediyor” mesajıyla yansıtılmış ve Ermeni sorunu giderek uluslararası bir sorun niteliği kazanmıştır. Nitekim, döneme ait İngiliz ve Rus diplomatik temsilciliklerinin raporları, “Ermeni ihtilalcilerin hedefinin karışıklıklar çıkararak Osmanlıların karşılık vermesini ve böylece yabancı ülkelerin duruma müdahalesini sağlamak” olduğunu kaydetmektedir. Öte yandan sömürgeci devletlerin diplomatik temsilcilikleri


Anadolu’ya dağılmış Hıristiyan misyonerler ile birlikte Ermeni propagandasının Batı kamuoyuna iletilmesinde ve benimsetilmesinde büyük rol oynamışlardır. Ermeniler, Türk Milletine en büyük zararı, Birinci Dünya Savaşı sırasında giriştikleri katliamlarla vermişlerdir. Bu dönemde Ermeniler; Ruslar hesabına casusluk yapmış, seferberlik gereği yapılan askere alma çağrısına uymaksızın askerden kaçmış, askere gelip silah altına alınanlar ise silahları ile birlikte Rus ordusu saflarına geçerek, “vatana ihanet” suçunu topluca işlemişlerdir. Daha seferberliğin başlangıcında, Türk birliklerine karşı saldırıya geçen Ermeni çeteleri, büyük katliamlara girişmiş, Türk köylerine baskınlar düzenlemek suretiyle sivil halka büyük zararlar vermişlerdir. Örneğin Van’ın Zeve Köyü’nün bütün halkı, kadın, çocuk ve yaşlı demeden, Ermeniler tarafından öldürülmüştür.

ERMENİLERİN AZERBAYCAN’DA YAPTIĞI KATLİAMLAR

Hocalı Katliamı Faaliyeti yasaklanan Daşnaksütyun Partisi daha önce sol kanat partilerden oluşan bloğun bir parçası olarak seçimlere katılmayı düşünüyordu. Söz konusu blok, Karabağ-Ermenistan Grubu, Aydınlar Birliği, Anayasa Hakları Birliği ve Miras Hareketi gibi kurum ve kuruluşları çatısı altında birleştirmişti. Ancak, Merkezi Seçim Kurulu sol bloğun seçimlere katılmasına izin vermedi. Diğer taraftan Monarşist Parti ve Ermenistan Kadınları Partisi’nin de seçimlere katılması engellendi. Ter-Petrosyan, 5 siyasi partiyi de yanına alarak oluşturduğu “Cumhuriyet Bloku’yla” seçimlere katıldı. Seçimlere katılma oranının % 55 civarında olmasına karşın, Cumhuriyet Bloku 114 milletvekili çıkararak parlamentoda çoğunluğu oluşturmuştur. Şamiram Kadınlar teşkilatı ikinci sırayı alırken, Ermenistan Komünist Partisi kendisinden beklenen başarıyı gösterememiştir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Gagik Harutunyan aşırı milliyetçi blok ve komünistlerin yenilgisini izah ederken, onların iyi bir programdan yoksun olduklarını ve egoist davranışlarının seçim sonuçlarını etkilediğini ifade etmiştir. Halbuki, seçim öncesi yapılan kamuoyu araştırmaları, komünistlerin oyların en az % 20’sini alacaklarını gösteriyordu. Ermenistan, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Çok tehlikeli bir dar boğazdan geçme gayreti içindedir. Halk yoksulluk içinde yaşıyor. Minimum emeklilik bir Dolardan azdır. Devlet İstatistik Dairesi verilerine göre, ortalama maaş 2, 5 Dolara eşittir. Diğer taraftan, Merkezi Seçim Komisyonunun 1991 ve 1994’e ait verileri, son üç yılda ülke nüfusunun % 30 azaldığını göstermektedir. Başka bir ifadeyle, 1993’ün başlarından beri yaklaşık 1 milyon Ermeni ülkeyi terk etmiştir.

Karabağ’daki Ermeniler oradan kaçmaktadır. Rusya ve batıya giden Ermenilerin sayısı süratle artmıştır. Ermenistan Bilimler Akademisi Sosyoloji Araştırma Merkezinin başkanı Georg Pogosyan’in sözlerine göre, Ermenistan nüfusunun % 70’i potansiyel göçmendir. Araştırmalar, Ermenilerin yalnız soğuk ve açlık yüzünden ülkeyi terk etmediklerini göstermektedir. Bunun kendine özgü sosyal ve siyasi sebepleri vardır. Ermeni gazeteleri, son zamanlarda 1993-1994 yıllarında ülkeyi terk eden Ermeniler arasında yapılan bir sosyolojik araştırmanın sonuçlarını yayınlamıştır. Fikirlerine baş vurulan Ermenilerin % 45’i polis ve buna benzer kuruluşların keyfi davranışları, % 24’ü sosyo-ekonomik sebepler yüzünden ve % 12’si ise serbest ticarete imkan sağlanmadığı için ülkeyi terk ettiğini bildirmiştir.

Ermenistan’ın Dağlık Karabağ ve Azerbaycan’ın bazı bölgelerinde sürdürdüğü savaş ve savaşa bağlı olarak Azerbaycan ve Türkiye’nin Ermenistan’a uyguladığı ambargo hayatı olumsuz yönde etkilemiştir. Ermenistan, Gürcistan üzerinden Denize açılmak da dahil, komşularıyla özellikle de Rusya ve İran’la ilişkilerini geliştirme gayreti içindedir. Rusya-Ermenistan işbirliği kendisini hemen hemen bütün sahalarda göstermektedir. Bu bakımlardan, RusyaErmenistan yakınlaşması oldukça dikkat çekicidir. “Soğuk Savaş” döneminin sona ermesine karşın, jeopolitik savaş hala devam etmektedir. Rusya’nın zayıflamasına paralel olarak, batili petrol şirketlerinin bölgeye gelmesi ve bölgesel milliyetçilik hareketlerinin güçlenmesiyle birlikte, özellikle Hazer Havzası’nda özel bir uluslararası sistem oluşmaktadır. Türkiye’yi “Bölgesel Güç” ve “Laik Demokratik Model” olarak değerlendirmektedir. Financial Times Gazetesine göre, Türkiye, Balkanlardan Kafkaslara, Orta Doğudan Orta Asya’ya kadar uzanan bölgede büyük bir istikrar unsurudur. Rus Ordusu, Çeçenistan’ın stratejik Argun, Şali ve Gudarmes bölgelerine hücum ettiği zaman Rusya Savunma Bakani Graçov’un cephe hattı yerine Ermenistan ve Gürcistan’ı ziyaret etmesi tesadüfi değildir. Graçov, hem söz konusu cumhuriyetlerdeki Rus ordularını ziyaret etmiş, hem de ülke liderleriyle askeri işbirliği meselelerini tartışmıştır. Yeri gelmişken hatırlatalım ki, Rusya, Çeçenistan’a yönelik hücumlarında Ermenistan ve Gürcistan’daki üslerinden de faydalanmıştır. Rusya’nın Ermenistan’daki askeri üsleriyle ilgili anlaşma Mart/1995’te imzalanmıştır. Rusya’da Kafkasya Halklarına karşı antipatinin güçlenmesine karşın, Rusya hükümeti ve hatta bazı aşırı ırkçı ve milliyetçi Rus teşkilatlar Ermenistan’ı çok önemli bir müttefik olarak görmektedirler. Aşırı sağcı Rus teşkilatlar, Ermenistan’ı anti-Türk ve anti-müslüman siper olarak değerlendirmektedir. Ermenistan, Rusya için Türkiye’yi Kafkasya’dan uzak tutmaya ve Azerbaycan üzerinde baskıyı sürdürmeye yarayan bir araçtır. Ermenistan, başta Türkiye ve Azerbaycan olmak üzere, komşularını rahatsız eden problemlerin çözümünde ileriye ilk adımı atmalıdır. Silahlı Ermeni çeteleri, işgal altındaki Azerbaycan topraklarını terk etmeli ve Dağlık Karabağ problemi, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözümlenmelidir. Mevcut durum, Karabağ Meselesinin artık “Kendi Kaderini Tayin Hakkinin” sınırlarını aşmıştır. Ermeniler, Dağlık Karabağ’a kendi toprakları gözüyle baktıkları gibi, “Üçüncü Ermenistan’dan” bile bahs etmeğe başlamışlardır. Levon Şirinyan’ın Azatamart Gazetesi’nde yer alan yazısı buna güzel bir misaldir. Kendisinden çok emin görünen Şirinyan, Ermenistan yaylası ve onunla komşu bölgede 20 milyon Kürt’ün “Milli Devlet” fikrine sıkıca sarıldığını, bu yönde ilerlediğini, artık hiç kimsenin onlarin haklarini görmezlikten gelemeyeceğini beyanla, geleceğin daha korkunç olaylara gebe olduğunu ifade etmiştir. Şirinyan’ın hangi kaynaktan su içtiğini anlamak zor olmasa gerek. Bu tür yazılarla zihinleri bulandırıp bir sonuca varmak mümkün değildir. Şimdi, milleti içinde bulunduğu ağır durumdan kurtarmak için uyanma ve sağ duyulu hareket etme vaktidir. Tarihi tecrübeler, kin ve nefrete dayalı politikaların iflas ettiğini ve gelecekte de iflas edeceğini göstermektedir. Bu yüzden, bölgedeki son gelişmeler ve Ermenistan’daki genel durum, Erivan’ın sağ duyuyla hareket etme ve bölgede istikrarın sağlanması için cesur adımlar atmasının zamanının geldiğini göstermektedir. Dünyanın odak noktasında yer alan Türkiye, bölgede istikrar unsurudur. Bu kuru bir iddia değildir. Pravda Gazetesi, Kafkasya ve Orta Asya ile yakından ilgilenen ülkelerin, özellikle de İran’ın bölgeye katkılarından söz ederken, özellikle Türkiye gerçeğini vurgulamıştır. Pravda’ya göre, Türkiye, ciddi yatırım imkanları, modern teknolojisi ve laik sistemiyle Kafkasya ve Orta Asya cumhuriyetleri için en uygun modeldir. Türkiye’nin bu hedeflere doğru yürümesi, yalnız ülkede değil, ülke sınırlarının dışında da istikrar ve barışa katkıda bulunacaktır. Özellikle Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, bir çok batili ülke, bölgede oluşan yeni jeo-politik ortamda Türkiye’nin önemli rol oynadığını kabul etmektedir. Financial Times Gazetesine göre, Batı Avrupa ülkeleri Türkiye’yi doğu Akdeniz’de siyasi ve ticaret merkezi, Kafkasya ve Orta Asya’da ise istikrar unsuru olarak görmektedirler. Bütün Avrupa ülkeleri ve Amerika ise Türkiye’yi “Bölgesel Güç” ve “Laik Demokratik Model” olarak değerlendirmektedir. Financial Times Gazetesine göre, Türkiye, Balkanlardan Kafkaslara, Orta Doğudan Orta Asya’ya kadar uzanan bölgede büyük bir istikrar unsurudur.

25


İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Avrupa Kültür Başkenti nedir?

A

vrupa Kültür Başkenti kavramı ilk kez, 1980’lerde ortaya çıkmıştır. Dönemin Yunanistan Kültür Bakanı Melina Mercouri’nin önerisinin Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi tarafından benimsenmesiyle Avrupa kültürüne değer katan, Avrupa’ya katkı sağlayan kentlere verilmeye başlanan bu unvana ilk kez 1985’te Atina sahip olmuştur. Bu unvan, 1985-2000 yılları arasında AB’ye üye ülkelerin kentlerinden birine verilmiştir. 2000 yılına gelindiğinde ise, yeni bin yıl nedeniyle, Avrupa Kültür Başkenti unvanı hem aynı yılda birden fazla kente, hem de AB adayı olan ülkelerin kentlerine verilmeye

26

başlanmıştır. Avrupa Kültür Başkenti Projesi Tarihinde Bir İlk... İstanbul’un, Avrupa Kültür Başkenti yolculuğu da, yeni bin yıl nedeniyle, AB adayı olan ülkelerin kentlerine Avrupa Kültür Başkenti unvanı verilme kararıyla birlikte başlamıştır.

Avrupa Kültür Başkenti adayı olması için gerekli adımları atacak Girişim Grubu’nu kurmuştur.

Bugüne kadar Avrupa Kültür Başkenti programına katılan kentlerin arasında her zaman ya yerel, ya da ulusal bir yönetim bulunmuştur. İstanbul ise, ileride Avrupa Kültür Başkenti seçilmesinde de önemli 1999 yılında, Avrupa Birliği, Avrupa bir kriter sağlayacak olan bu sivil toplum Kültür Başkenti projesini AB’nin tam üyesi hareketiyle, bir ilki gerçekleştirmiş olmayan ülkeleri de kapsayacak şekilde olmuştur. genişletme kararı almasının ardından, konuyla ilgilenen bir grup sivil toplum Girişim Grubu, İstanbul’un Avrupa gönüllüsü 7 Temmuz 2000 tarihinde Kültür Başkenti olması için yerel ve bir toplantı düzenleyerek, İstanbul’un merkezi yönetimin desteğini aldıktan


sonra, üniversiteler ve diğer sivil toplum örgütleriyle de temaslar kurmuştur.

13 Aralık 2005 günü, Danışma Kurulu Başkanı, İstanbul Valisi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, Yürütme Avrupa Birliği ve bağlı organları ile Kurulu Başkanı ve sivil toplum iletişime geçilmiş; geçmiş yıllarda Avrupa temsilcilerinden oluşan bir heyet, başvuru Kültür Başkenti olmuş kentlere ziyaretler dosyasını Avrupa Komisyonu Eğitim ve düzenlenmiştir. İstanbul’un, 2010 Avrupa Kültür Genel Müdürü’ne teslim etmiştir. Kültür Başkenti Olması 2005 yılının Mart ayında, Başbakan Sayın Recep Tayyip 14 Mart 2006 günü, Avrupa’da kültür Erdoğan, yayınladığı genelgeyle Girişim ve sanat alanında uzman yedi kişiden Grubu’na destek vermiş ve tüm kamu oluşan seçici kurulun önünde başarılı kurumlarını ve sivil toplum kuruluşlarını, bir sunum gerçekleştirilmiştir. Kurul, 11 süreci desteklemeye davet etmiştir. Nisan 2006’da, heyecanla beklenen kararı Böylece Girişim Grubu, kamu desteğini açıklamıştır. İstanbul, Macaristan’ın Peç de alarak, ancak sivil katılım ruhunu ve Almanya’nın Essen kentleriyle birlikte kaybetmeden yoluna devam etmiştir. 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmaya hazır bulunmuştur.

Uluslararası seçici kurulun başkanı, ünlü İngiliz kültür adamı Sir Jeremy Isaacs, basın toplantısında, jürinin kararını şöyle açıklamıştır: (İstanbul’un) önerisinin hazırlanışında görülen, hem aşağıdan yukarı olan süreç hem de sivil toplumun etkin işlevi, kritik nitelikler olarak görülmüştür. 13 Kasım 2006 günü Avrupa Parlamentosu’nun görüşü ve Avrupa Birliği Kültür Bakanları Konseyi’nin onayıyla İstanbul’un, 2010 Avrupa Kültür Başkenti olduğu ilan edilmiştir.

27


İstanbul neden Avrupa Kültür Başkenti seçildi?

İ

stanbul, coğrafi konumu ve binlerce yıllık kültürel mirasıyla, dünya metropolleri arasında ayrıcalıklı bir konuma sahiptir. Genç ve dinamik nüfusu, yaratıcı bir enerji oluşturarak, Türkiye’nin bir aynası olan İstanbul’u dünyanın en dinamik kentlerinden biri haline getirmektedir. İstanbul’da özellikle son yirmi yılda gelişen kültür bilinci, kültür yaşamına da yansımaktadır.

canlandırarak, kültürlerini ileriye taşıyarak bilgi ve deneyim kaynaklarından ve birikimlerini paylaşarak, küresel kültürü yararlanmaları gerekmektedir. Böylece, oluşturmaktadır. Avrupa Kültür Başkenti seçilen kentlerin, dünya kültürüne yaptıkları katkıyla dünya Kentliler, birbirlerini kültür paylaşımı kültürü de zenginleşmektedir. aracılığıyla daha iyi anlamakta ve daha iyi tanımaktadır. Kültürün günlük yaşama İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti katılması ve toplumun her kesimine olmasıyla Avrupa, İstanbul’da kendi yayılması, giderek daha da büyük önem kültürünün köklerini keşfedecek ve kazanmaktadır. birbirini anlama yolunda önemli bir adım daha atacaktır. İstanbul’un başarılı İstanbul, her geçen gün, yalnız Kentsel gelişim, kentlilik bilincinin bir Avrupa Kültür Başkenti olması, İstanbullular için değil, tüm dünya için bir özlenen düzeye ulaşması ve kültürel İstanbulluların bu projeyi benimsemeleri çekim alanı, bir kültür ve sanat merkezi değişimle sağlanmaktadır. Bunun için, ve en geniş katılımla desteklemeleriyle niteliği kazanmaktadır. 21. yüzyıl, kentlerin hem yönetimlerin, hem de sivil toplum gerçekleşecektir. yüzyılı olacaktır. Kentler; kimliklerini kuruluşlarının aktif olmaları; profesyonel

Avrupa Kültür Başkenti’nin İstanbul’a katkıları Kültürlerin Başkenti İstanbul Dünyanın dört bir yanından çağdaş sanatçıların yaşamak için seçtiği, sadece Asya’yı ve Avrupa’yı değil, Doğu’yu ve Batı’yı, eskiyi ve yeniyi, geleneksel ile moderni, tılsım ile bilgiyi, ihtişam ile tevazuyu, dogma ile pragmatizmi, evrensel ile yereli birleştiren İstanbul 2010’da Avrupa’nın Kültür Başkenti olma onurunu taşıyacaktır. İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti, daha şimdiden dünyanın ilgiyle izlediği bir kültür sanat merkezi olan İstanbul’un tüm potansiyelinin ortaya çıkacağı, 28

her kesimden İstanbullunun katılacağı, sahipleneceği, kültür ve sanatın tüm görkemiyle yaşanacağı büyük bir katılım projesidir. Bireyden sivil toplum kuruluşlarına, belediyelerden, devlet kurumlarına kadar uzanan geniş bir aralıkta, 2010 Avrupa Kültür Başkenti coşkusunu yaşayan İstanbulluların projeleri, İstanbul 2010 Ajansı tarafından değerlendirmeye alınmakta, finansal olarak desteklenmektedir. İstanbul’un farklı kesimlerinden insanlar,

projenin çizgilerini oluşturan fikirler üretmektedir. İstanbul 2010’un en önemli özelliğini oluşturan katılımcı yapı, sadece İstanbullularla da sınırlanmamaktadır. İstanbul, olanaklarını ve ruhunu Avrupa’nın ve dünyanın tüm sanat ve kültür severlerine açmaktadır. İstanbul odaklı olarak gerçekleşecek pek çok uluslararası ve Avrupalı proje, 2010 yılı ajandasındaki yerlerini almaya hazırlanmaktadır. İstanbul’da 2010 Avrupa Kültür Sanat Başkenti ruhunu tam anlamıyla


yaşatmak için yepyeni kültür sanat merkezleri yapılmaya, festivaller düzenlenmeye, evrensel kültürel mirası canlandırmak, şehrin kültür sanat altyapısını en geniş katılımı sağlayacak biçimde güçlendirmek, kültür ve sanat eksenli devasa bir kentsel dönüşüm gerçekleştirmek üzere şimdiden pek çok projeye başlanmıştır.

yaşanacaktır. İstanbul’un eşsiz kültürel mirası ve yaratıcı kültür kapasitesinin turizme yansıtılması, yurtiçi ve yurtdışında İstanbul’a ilişkin var olan algıların güçlendirilmesi ve zenginleştirilmesi, turizm açısından gerekli kentsel altyapının iyileştirilmesi, hizmet kalitesinin yükseltilmesi çalışmaları ile İstanbul’un önemli bir kültür turizmi destinasyonu olmasına da katkıda bulunulması hedeflenmektedir.

İstanbul’un 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti olmasının sağladığı katkılar:

• İstanbul yeni kültür mekanlarına kavuşacak, kentin kültür altyapısı güçlendirilecek.

Geçmiş Avrupa Kültür Başkentleri: 2010 Essen- Almanya İstanbul - Türkiye 2009 Linz - Avusturya Vilnius- Litvanya 2008 Stavanger - Norveç Liverpool - İngiltere 2007 Lüksemburg Sibiu - Romanya 2006 Patras - Yunanistan 2005 Cork - İrlanda 2004 Genova - İtalya Lille - Fransa 2003 Graz - Avusturya

2002 Bruges - Belçika Salamanca - İspanya 2001 Porto - Portekiz Rotterdam - Holanda 2000 Avignon - Fransa, Bergen - Norveç Bologna - İtalya Brüksel - Belçika Helsinki - Finlandiya Krakov - Polonya Reykjavik - İzlanda, Prag - Çek Cumhuriyeti Santiago de Compostela - İspanya 1999 Weimar - Almanya 1998 Stockholm - İsveç

yaşamak isteyen ziyaretçilerin İstanbul’a yönlendirilmesi ve ziyaretçilerin kentteki ortalama kalış sürelerinin uzatılması, hem İstanbul’un tanıtımına katkıda bulunacak hem de çeşitli ticari faaliyet kollarında daha fazla gelir elde edilmesini sağlayacaktır.

Bu durumun sonucu olarak da Bu coşku ve yaratıcılığın getirdiği İstanbul, ekonomik muhteşem hareketlilik, 2010’da evrensel anlamda turizm bir katılımla doruk noktasına ulaşacaktır. İstanbul’un sadece tarihi birikimi ile değil, hareketliliğinden Kültür ve sanatın medeniyetleri birleştiren kültür sanat etkinlikleri ile de uluslararası daha fazla gücü, 2010’da, İstanbul’da, Avrupa’yla, arenada etkin tanıtımın yapılması yararlanabilecektir. tüm dünyayla birlikte dolu dolu sayesinde, gerçek bir kültürel deneyim • İstanbul, 2006 yılından başlayarak, Avrupa ve dünyanın dört bir yanından pek çok kültür sanat insanının yanı sıra pek çok seçkin medya temsilcisini de misafir • İstanbullular farklı sanat disiplinleriyle edecek; bir dünya kültür başkenti olarak kucaklaşacak, İstanbullu gençler sanatsal uluslararası alanda ününü perçinleyecek. • İstanbul’un adı, 2006 yılından yaratıcılıkla daha yakın bir ilişki kurma başlayarak dünya kültür sanat gündeminin olanağı bulacak. • İstanbul’un Avrupa Kültür merkezine oturacak. Başkentliği’nden en önemli kazanımı, • İletişimden organizasyona, eğitimden yöneten ve yönetilenlerin İstanbul için • Tarihi boyunca farklı kültürleri bir tasarıma pek çok yeni iş sahaları açılacak, birbirlerine dayanarak, güvenerek, bilgi, arada yaşatan İstanbul, sahip olduğu Avrupa’yla kültürel ilişkilerin gelişmesinin birikim ve deneyimlerini paylaşarak ortak dünya kültür mirasını tüm zenginliğiyle yanı sıra ekonomik ilişkiler de gelişecek. refahları için el ele çalışıp üretecekleri Avrupa’yla paylaşacak. yepyeni bir yönetişim anlayışına • İstanbullu sanatçılar, yaratıcılar kavuşmaları olacak. • İstanbul, kültür varlılarımızın korunacağı uluslararası alana açılacak. ve çağdaş müzecilik anlayışıyla • Kentlilik bilinci gelişecek, İstanbullular sergileneceği yeni müzeler kazanacak. • Uluslararası projeler bir yandan Avrupa kentlerinin sahip olduğu değerleri ülkelerine Türk kültürünü tanıtacak, keşfederken böyle bir kentte yaşama • Katılımcı bir yaklaşımla oluşturulacak öte yandan Avrupalı ve Türk sanatçılar şansına sahip oldukları için gurur kentsel dönüşüm projeleri bir yandan arasında esin paylaşımına olanak duyacaklar. kentin çehresini değiştirecek, öte yandan sağlayacak. kentlinin yaşam kalitesini yükseltecek. 1997 Selanik - Yunanistan 1996 Kopenhag - Danimarka 1995 Lüksemburg 1994 Lizbon - Portekiz 1993 Anvers - Belçika 1992 Madrid - İspanya 1991 Dublin - İrlanda 1990 Glasgow - İskoçya 1989 Paris - Fransa 1988 Berlin - Almanya 1987 Amsterdam - Hollanda 1986 Floransa - İtalya 1985 Atina - Yunanistan

29


Polanya Başkenti

Varşova Genel Bilgiler

V

istula Nehri üzerinde kurulu Varşova, Polonya’nın başkentidir. Şehir aynı zamanda, Polonya’nın 16 idari bölgesinden biri olan Masovian Voivodeship’in de başkentidir. Başta tarihi yapılar, Kültür ve Bilim Sarayi (The Palace of Culture and Science) müzeler ve kütüphaneler olmak üzere kentte bulunan binaların çoğu II. Dünya Savaşı’nda yerle Gezilebilecek Yerler bir olmuştur. Varşova, komünizmin çöküşünden sonra, her anlamda bir yatırım patlaması yaşamıştır. avaşta tahrip olan yapılar, kiliseler, saraylar ve Polonya’nın 2004 yılında Avrupa Birliği’ne mimari binalar, yeniden inşa edilmiştir. katılmasıyla başkent, tarihinin en büyük ekonomik UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Eski Kent patlamasını yaşamaya başlamıştır.Brüksel’de (the Old Town), Varşova’nın en eski mirasıdır. Çok yerleşiktir. Sonuncusu Avrupa Parlamentosu ise Strazburg ile dönüşümlü olarak Brüksel’de çalışmalarını yürütmektedir. Bunlara bağlı ve bunlarla ilgili irili ufaklı yüzlerce kuruluş da dikkate alındığında Brüksel, bu sebeplerden, AB veya Avrupa başkenti olarak gösterilir. Ayrıca NATO Merkez Karargahı da Brüksel’dedir.

ülkenin en uzun binasıdır. Sovyetler Birliği döneminde inşa edilen ve çok sayıda ofisin bulunduğu bu kompleks bina önemli bir sergi merkezidir. Sarayın 30. katından, tüm kent gözler önüne serilir. Saxon Bahçesi (Ogród Saski), kentteki halka açık en eski parktır. Łazienki Parkı, 18. yüzyıl kraliyet parkıdır. Burası Polonya’nın son kralı Stanishlaw August Poniatowski’nin yazları kullandığı yerdir.

S

Krallık Kalesi(Royal Castle) ve Kral Zygmunt’un Sütunu (King Zygmunt’s Column)

Eski Kent (The Old Town)

Barbican

Łazienki Parkı

30

Saxon Bahçesi (Ogród Saski)

dikkatli bir şekilde II. Dünya Savaşı’ndan sonra yeniden restore edilen bu alan, Krallık Kalesi (Royal Castle), Barbican, Kral Zygmunt’un Sütunu (King Zygmunt’s Column) ve Varşova Tarih Müzesi gibi şehrin en önemli simgelerini bünyesinde barındırmaktadır. 13. yüzyıldan kalma Krallık Kalesi, 1926 yılı ile II. Dünya Savaşı arasındaki dönemde Polonya başkanının resmi ikametgahı olmuştur. Kentin önemli anıtlarından Eski Kent (The Old Town), Varşova deniz kızı Zygmunt Sütunu, Varşova’yı Polonya’nın başkenti ilan eden, Kral Zygmunt III. Waza’nın heykelini taşır. Financial semtinde bulunan Kültür ve Bilim Sarayı,


Kültür ve Eğlence

Yeme İçme

Alışveriş

V

K

K

arşova, Polonya’nın kültür başkentidir. Sanat, kültür ve eğlence adına ne varsa bu kentte bulmak mümkündür. Kent, çok sayıda yerli, yabancı sanat koleksiyonu ve sergiye ev sahipliği yapar. Kraliyet Kalesi, Zacheta Galerisi, Wilanow Sarayı ve Çağdaş Sanatlar Merkezi, kentin en önemli galeri ve sergi merkezlerindendir. Kentte yaklaşık 30 tiyatro, konser salonları ve çok sayıda müzik merkezi yer almaktadır. 1765 yılında kurulan Ulusal Tiyatro (Teatr Narodowy) ve 1778’de açılan Büyük Tiyatro (Teatr Wielki), kentin en önemli

Wilanow Sarayı

entte bulunan yüksek kaliteli Avrupai restoranlarda her türlü ulusal ve uluslararası lezzetler mevcuttur. Çin, Meksika, İtalya, Asya, Lübnan, Japonya mutfaklarından dünya lezzetleri, vejetaryen, fastfood, balık ve et yemekleri Varşova’nın kaliteli restoranlarında yemek severlerin beğenisine sunulur. Özellikle balık, kent mutfağında ön sıralarda yer alır. Bigos (lahana turşusu, soğan, lahana, et), kulebiak (mantar ve lahanalı hamur işi), barszcz (pancar çorbası), rosol (biftek veya tavuk çorbası), zrazy zawijane (mantarlı biftek), kasza (karabuğday) ve sledz (ringa balığı), tatmanız Kulebiak gereken yerel lezzetlerin başında gelir. Zubrowka, tarniowka, sliwowica ve pieprzowka, popüler Polonya votkalarıdır. Kentte insanların toplanıp günün geç saatlerine kadar sohbet ettikleri kafeler oldukça yaygındır.

tiyatrolarıdır. Ulusal Tiyatro müzikallere, Büyük Tiyatro ise Polonya Ulusal Operası’na ev sahipliği yapar. Ayrıca, Oda Operası (Chamber Opera), önemli bir müzik merkezidir. Baj, Guliwer ve Lalka, başlıca kukla tiyatrolarıdır. Roma ve Buffo, Varşova’nın en önemli müzikal mekanlarındandır. Varşova’da dört mevsim boyunca çok sayıda kültürel etkinlik ve festival düzenlenir. Frederick Chopin Uluslararası Piyano Yarışması, Eski Müzik Ulusal Tiyatro (Teatr Narodowy) Festivali (Festival of Old Music), Uluslararası Tiyatro Toplantıları, Uluslararası Poster Bienali Uluslararası Çağdaş Müzik Festivali (Warszawska Jesień), Caz Jamboree, Varşova Yaz Caz Günleri, Stanisław Moniuszko Uluslararası Vokal Yarışması ve Mozart Festivali, Varşova’da düzenlenen ünlü etkinlik ve organizasyonlardandır. Kentte, çok sayıda kafe, meyhane, bar, disko ve gece kulübü bulunur.

omünizmin çöküşünden sonra yaşanan ekonomik ve politik dönüşüm, kendisini kentin alışveriş dünyasında da hissettirmiştir. 1990’lı yıllardan bu yana Varşova’da çok sayıda mağaza ve alışveriş merkezi açılmıştır.

Chmielna

Nowy Swiat

Chmielna, Nowy Swiat, Marszalkowska ve Jerozolimskie, kent merkezinde yer alan başlıca alışveriş caddeleridir. Buralarda modaya uygun giysiler, spor kıyafetler ve geleneksel kıyafetler başta olmak üzere yüzlerce çeşit ürün satılır. Varşova’nın kapalı çarşıları oldukça popülerdir. Kent merkezindeki Arkadia ve Merkez Galerisi (Galeria Centrum; Marszalkowska), kentteki en önemli kapalı çarşılardır. Bu alışveriş merkezlerinde ulusal ve uluslararası her türlü marka bulunur. Eski Kent (Old Town), hediyelik eşya alışverişi için en uygun yerdir.

Kent İş Merkezi Holy Cross Church

Devlet Sarayı

31


Otomobille Otomobillerin Modelle Otomobil

Otomobillerin 2010 modelleri

AUDI

Audi S5 Sportback: yeni Audi A5 Sportback model serisinin en üst modeli. Bu beş kapılı coupe gücünü son derece verimli, kompresör beslemeli, 333 bg üretebilen bir V6 motordan alıyor. Güç yedi vitesli S-tronic şanzımanla ve Quattro drive (Audi’nin özel 4 tekerlek çekiş sistemi) ile tekerleklere aktarılıyor.

Audi Q7:

Sportif kişiliklere, ister spor, ister eğlence ister iş için olsun, istedikleri her yere götürecek “büyük” bir Audi. Audi Q7, 3 metrelik dingil açıklığı ve 5.09 metrelik toplam uzunluğu sayesinde bol bol iç hacme sahip ve kabin esnekliği de rakipsiz. Uzun, akıcı bir arka tarafı olan, çeşitli araç türlerinin en iyi yanlarını, coupe’un zarafetini, sedanın konforunu ve steyşın otomobilin pratikliğini birleştiren beş kapılı model.

BMW

BMW M3 GTS üstün modifikasyonlardan oluşan, mükemmel uyuma sahip bir paket olarak büyük ölçüde BMW M GmbH’nin en hünerli ustaları tarafından elde yapılıyor ve üretimi özel olarak müşterinin kişisel siparişine uyarlanıyor. BMW M3 GTS’nin büyüklüğü 4,4 litreye, güç üretimi 450 bg’ye çıkarılmış sekiz silindirli güç ünitesi doğrudan motor sporlarından alınmış üretim prensipleri ve teknik detaylar barındırıyor.

BMW X5 M:

yüksek performanslı modellerin bu segmentinde hızlanma, yanal dinamik yapı, direksiyon davranışı, durma gücü ve verimlilik bakımından yeni standartlar belirliyor. X5 M gücünü yeni geliştirilmiş, 6000 devir/dakikada 555 bg üreten, 4.395 cc hacme sahip yüksek performanslı bir V8 motordan alıyor.

CITROEN

Citroën DS3 Citroën’in ayırt edici bir tarza sahip, Citroën’in yaratıcı teknolojisinin en iyi yanlarını vurgulayan üç dikkat çekici modelden oluşan yepyeni DS serisinin ilk modeli olacak.Citroën DS3 jilet gibi keskin tarzıyla ve göz alıcı görsel tasarımıyla kompakt şehir aracına getirilmiş radikal bir yorum ve bu sınıf için çağdaş ve yeni bir soluk.

Citroën C3

Yeni Citroën C3 – modern aile için tasarlanmış zeki, sofistike, düşük CO2 emisyonlu ve benzersiz bir 5 kapılı süper mini otomobil. Araç çağdaş ve dinamik bir tarza, pürüzsüz bir profile, her tarafında rafine bir kaliteye ve dev bir panoramik ‘Zenith’ ön pencereye sahip. C3’ün rağbet gören selefi dünya çapında 2 milyondan fazla satmıştı.

FIAT

Fiat Sedici’nin tarzını ve motor seçeneklerini yeniliyor:

Bundan böyle Fiat Sedici iki yeni Euro 5 motoru (120 bg’lik, 16 valflı 1.6 benzinli motoru ve 135 bg’lik 16 valflı 2.0 Multijet dizel motor) sayesinde çevreye daha da saygılı olacak ve böylece CO2 emisyonları bakımından sınıfının en iyi SUV’u haline gelecek.Yeni Fiat Sedici 411 cm uzunluğa, 162 cm yüksekliğe ve 250 cm dingil açıklığına sahip.

Fiat Punto Evo:

Evo modeli, tasarımı, teknoloji, sürülebilirliği ve çevreye saygısı bakımından otomobilden daha fazlasını talep eden müşterileri memnun etmeyi hedefliyor. Fiat Punto Evo, EEC yönetmeliğinin bir adım ilerisinde 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren geçerli olacak Euro 5 kriterlerini karşılayabiliyor

32


erin 201 2010 Modelleri eri FORD

Ford 2010 Brüksel Otomobil Fuarı’nda çok iyi satan Ford S-MAX modelinin yeni versiyonunu tanıtacak. Yeni tasarıma ve Ford’un kinetik tasarım fikirlerinin en yeni evrimine sahip bu model yeni iç kısım malzemeleri ve özellikleri, daha verimli güç aktarım organı, güvenliği ve konforu hedefleyen birçok sürücü odaklı teknoloji içeriyor.

Ford C-MAX:

Modelleri, Ford’un yeni, küresel C segmenti araç platformundan çıkan ilk ürünler ve satışları 2010’un sonunda başlayacak.Ford C-MAX serisi bir dizi gelişmiş yeni araç ve aktarım organı teknolojisini kullanıma sunuyor..

HYUNDAI ix35

Fluidic Sculpture bütün Hyundai modellerinde kullanılacak bir tasarım dili. Hyundai ix35 geliştirme ekibi kutuya benzeyen arazi aracı görünümünü terk edip daha pürüzsüz bir profile geçmiş ve aynı zamanda daha ferah bir kabini, ekstra depolama kapasitesini ve yakıt ekonomisinde liderliği hedeflemiş.

HONDA CR-V

Ocak 2010’da yeni görünümü ile, dizel motor ve dizel modeller için hevesle beklenen otomatik şanzıman içeren yeni Honda CR-V satışa sunulacak.Honda CR-V geniş kabiniyle, büyük, kullanışlı bagajıyla ve ona ‘otomobil benzeri’ yol tutuş özellikleri veren alçak ağırlık merkeziyle, 2007’de piyasaya sunulduğundan beri her zaman beğenildi.

JEEP Grand Cherokee

Jeep Neredeyse 18 yıl önce, Jeep Grand Cherokee’yi piyasaya sürerek üst kalite SUV segmentini icat etti. Bu model 4 milyondan fazla sattıktan sonra Jeep, formülü geliştirmiş ve tamamen yenilenmiş 2011 Jeep Grand Cherokee ile arazi ve yol performansı arasında bir denge yakalamış.

OPEL Meriva

İkinci nesil Opel Meriva’nın galası 2010 Cenevre Otomobil Fuarı’nda yapılacak. Opel Meriva benzersiz arkadan menteşeli kapılarıyla arka koltuğa erişimde yeni bir tarz yaratıyor. FlexDoors (Esnek Kapılar) sistemi 84 dereceye kadar, yani standart olarak 68-70 derece açılan geleneksel kapılara göre daha fazla açılabiliyor.

TOYOTA

Orta boyutlarda bir otomobil olan 3. nesil 2010 Prius daha da iyi kilometre değerleri, iyileştirilmiş performans ve yenilikçi tasarım özellikleri barındırıyor.Otomobil daha sessiz, daha ferah ve güneş panelli açılır tavan, dört sürüş modu, Zeki Park Yardımı (IPA) ve gösterge panelinde görünen dokunmatik direksiyon kontrolleri gibi gelişmiş standart ve seçenek olarak sunulan özelliklerle donatılmış.

Toyota Land Cruiser V8

gücünü Toyota’nın ortak raylı dizel enjeksiyon teknolojisi barındıran ilk sekiz silindirli motoru olan 4.5 litrelik bir V8 D-4D motordan alıyor. Bugüne kadarki en güçlü dizel Toyota, 282 beygir güç ve daha 1650 devir/dakikada 650 Nm gibi yüksek tork üretiyor.

33


Teknoloji / MobilYaşam

Nokia N97, iPhone 3GS

Nokia N97, iPhone 3GS

N

okia’nın en üst modeli olan N97 ile Apple’ın iPhone 3GS modelini karşılaştırdık. Karşılaştırma da cihazların önemli özelliklerini ve bazı ayrıntıları ele aldık. N97’nin özellik konusunda iPhone’dan fazla bir eksiği bulunmazken, hız konusunda iPhone’a göre geride kaldığını gördük.

} 3G servislerine uyumluluk

} Dokunmatik ekran

} Kamera ve video kaydı

Dokunmatik ekranda kullanılabilirlik konusunda henüz iPhone’un üstünde bir cihaz yok. Parmak ile teması en iyi algılayan cihaz iPhone. Menüler ve simgeler buna uygun olarak yapılmış. N97’nin ekranı ise kalem aparatı ile kullanılmak için daha uygun. Bazı menülerdeki simgeler küçük olduğundan dolayı parmak ile kullanımda yanlış yerlere basılabiliyor. Görüntü kalitesi Her iki ekranın da görüntü kalitesi çok iyi. Çözünürlük olarak N97 size daha net görüntüler sunuyor. Telefonları yatay konuma getirdiğinizde ekran içerisindeki görüntü de otomatik olarak yatay konuma geçiyor. Fotoğraflarınızı yakınlaştırmak için iPhone ekranı üzerinde iki parmağınızı açmanız yeterli. N97’de ise ekrana bir kez dokunmanız ve sol kenarda açılan

} Hız Hız konusunda da iPhone 3GS tartışılmaz olarak en üstün cihazdır. Menü geçişleri ve uygulama açılışları iPhone 3GS’de çok daha hızlı. N97 bu konuda iPhone 3G modelinden de daha yavaş. Çok defa takılmalar ve donmalarla karşılaşabiliyorsunuz. Bazen cihaz kendini yeniden başlatıyor. Menü ve fotoğraf çekme hızları Telefonlarda hız konusunda iki şey çok önemli. Bunlardan birincisi menü ve menüye ait alt menülerin açılma hızları, diğeri ise iki fotoğraf çekimi arasındaki bekleme süresi. Menü açılma hızlarında iPhone için bir sorun oluşmuyor. N97’de ise sadece ana menü gelişinde bazen sorun oluyor. Tabi bunlar çok kısa süreli beklemeler. Fotoğraf çekim hızları her iki telefon içinde hemen hemen aynı. iPhone 3MP çözünürlüğünde fotoğraflar çekerken, N97 5 MP çözünürlükte fotoğraflar çekiyor.

34

3G servislerine uyumluluk konusunda iPhone 3GS isminin hakkını veremiyor. iPhone 3GS ile mobil hızlı internet kullanabiliyorsunuz. Fakat görüntülü görüşme ve Mobil TV servislerini kullanamıyorsunuz. N97 her iki servis içinde uyumlu.

Kamera çözünürlüklerindeki 2 MP’lik bir fark bulunuyor. Fakat N97’nin 5 MP kamerası hiç de tahmin ettiğiniz gibi güzel fotoğraflar yakalayamıyor. Güneş ışığının olmadığı ortamlarda otomatik netleme olmasına rağmen bulanık fotoğraflar çekebiliyorsunuz. iPhone’un fotoğraf kalitesi ile N97’nin fotoğraf kalitesi arasında büyük bir fark yok. iPhone güneş ışığında iyi fotoğraflar yakalayabiliyor. Fakat flaşı olmadığı için karanlık çekimleri iyi değil. Video kaydı Video kaydı her iki telefonda da var. Fakat N97’nin video kayıt kalitesi çok üstün. 16:9 DVD kalitesinde video kayıtları elde ediyorsunuz. Her iki telefonda da çektiğiniz videoları düzenleme özelliği var. N97’de çift LED flaş ve kamera ışığı bulunuyor. iPhone 3GS’de ise flaş yok. Kameraya ulaşmak için N97’nin fotoğraf tuşuna basmanız yeterli. iPhone’da ise böyle bir tuş yok.

} Müzik Her iki cihaz da bu konuda çok iyi. iPhone’u müzik konusunda N97’den ayıran özellik kulaklıkları olabilir. N97 ile verilen kulaklık telefonun stiline yakışmıyor. 32 GB hafıza seçenekleri ile binlerce şarkıyı telefonunuza yükleyebiliyorsunuz. Şarkı geçişlerinde iki telefonda da takılma yok. Ses şiddeti iPhone 3GS’de daha fazla. iPhone’un tam dolu şarj ile 30 saat, N97 ise 40 saat müzik çalabiliyor. Veri aktarımı Dinlediğiniz müziği N97’nin ana ekranında yer alan araçla değiştirebiliyorsunuz. iPhone’da böyle bir özellik yok. Her iki telefonda da 3.5 mm kulaklık çıkışı mevcut fakat iPhone için her kulaklık uygun değil. Hafıza 32 GB olunca bilgisayarınızdaki tüm müzikleri telefonunuza göndermeyi düşünebilirsiniz. Her iki cihazda USB üzerinden 4 MB’lık bir şarkıyı bir saniye içinde telefona gönderebiliyor.

N97’de olup iPhone 3GS’de olmayan özellikler: • • • • • • • • •

Mobil TV ve Görüntülü görüşme Flaş ve kamera ışığı FM Radyo, Java desteği Gerçek QWERTY klavye Harici hafıza desteği TV / Projeksiyon bağlantısı FM verici: Müzik içeriğini yakındaki bir radyodan dinleyebilme Flash lite desteği ve flash video Konuşma süresi : 9 saat

iPhone 3GS’de olup N97’de olmayan özellikler: • Multi-Touch: Ekran üzerinde çift teması algılama • Ekran büyüteci • HSDPA 7.2 Mbps desteği • El ile odaklama • Menü şifreleme • Panoramik menü • Konuşma süresi : 5 saat


Bayan Bayan Parfümleri

Issey Miyake Leau Dissey Femme

Saf çiçeksi, misk ve odunsu bir koku. Lotus, siklamen, freşya, karanfil ve beyaz zambak çiçek kokularının misk ve kehribar kokularıyla muhteşem uyumu. Sıcak alt notalarla fresh bir koku.

Lancome Magnifique

Heyecanla, feminenliğin en tutkulu formunu sahiplenen Lancome, eşine raslanmaz bir parfüm sunuyor: Magnifique. Değerli ve cüretkar... Bulgar gülü ve Mai de grasse gülü ile zenginleştirilen parfüm, odunsu kokusuyla meydan okuyucu...

Christian Dior J’adore

Bir kadının hayatındaki en önemli günlerinde, ona hep bir buket çiçek eşlik eder. J’Adore, Dior un kadınlara sunduğu kocaman bir çiçek buketi; ışıltılı, neşeli, cesur ve tutkulu. Hindistanda yetişen bir cins manolyanın egzotik kokusundan, Fransız menekşesine kadar pek çok çiçek kokusundan oluşturulmuş bir buket.

Dior Miss Dior Cherie

Yaratıcı, cesur, parisli, şık. Genç kızlar, ruhunu genç tutmak isteyen tüm bayanlar için. Çilek yaprakları, yeşil mandalina, karamelli popcorn, çilek marmelatı, taze paçuli,miskten oluşan Miss Dior Cherie ile dans etmeye, hayatın tadını çıkarmaya, gülmeye, gezmeye, kalpleri fethetmeye ve minimumda dünyayı sarsmaya hazırlanın.

Burberry The Beat

Günümüzde Burberry ’nin temel değerlerini oluşturan ve kişiliklerin bütünleşmesini simgeleyen bir koku,günümüz trendlerinin yansıması, Müzik ile sezilmeyen bir uyum içerisinde, Modern Burberry erkeğinin aynası. Üst nota sarı çiçekli funda, orta nota vetiver bourbon, dip nota ağaçkavunu, karabiber, menekşe yaprakları. Ağaçsı ferah parfüm

One Million Paco Rabanne

Fresh, baharatlı ve derimsi, üst nota; mandalina, nane, orta nota; saf gül, tarçın, alt nota; derimsi notalar ve amber

Issey Miyake L Eau D Issey Pour Homme Intense

Etkileyici, erkeksi ışık saçan ve yoğun sıcaklıktaki yepyeni bir parfüm merkezinde baharatlı, duygu dolu motiflerle bezenmiş bir gayzer gibi neşeli. Patlayıcı ve renkli bir yüzeye sahip olan koku, değişen yansımaları en derin gölgede en parlak ışıldamaya çeviriyor. Tende üç zıt armoniyi karıştırarak saf zerafetin izini bırakıyor. Zerafetle tasarlanmış kokunun şişesi göz alıcı ambalajı ise sade bir şıklık yaratıyor.

Erkek Parfümleri 35


Edebiyat

Kitap Tanıtımları

Zazalar ve Türklük Ali Rıza Özdemir Zazalar, geçmiş yüzyıllardan beri Kürt olarak algılanmaktadır. Önceki yüzyıllarda oluşan bu algı “toptancı” bir bakış açısının eseriyken, geçtiğimiz yüzyıldan kalan ve bugüne sirayet eden algı, siyasi bir projenin parçasıdır. Etnik tartışmaların hız kazandığı günümüzde Zaza kimliğinin hala ihmal ediliyor olmasını bu siyasi projenin dışında görmek mümkün değildir.

Gri Kardinal / Casusluğun Okulu Olmaz, Ama Öğretmeni Mutlaka Vardır!

Çan’dan Minare’ye Büyük İtiraf Prof. Dr. Ahmet Akgündüz Avrupa Kiliseler Birliği’nin 1984 yılında Avusturya’nın St. Pölten şehrinde yaptığı toplantı sonrasında, Kur’an’ın Allah (cc) kelâmı ve Hz. Muhammed’in (sav) peygamber olduğunu itiraf ettiklerini anlatan bu eser, Avrupa’nın bir İslâm devleti doğurma sancılarının başladığının en müşahhas bir örneğini teşkil ediyor. Prof. Dr. Ahmet Akgündüz’ün akıcı bir üslûpla kaleme aldığı “Çan’dan Minare’ye Büyük İtiraf” kitabını büyük bir merak ve zevkle okuyacaksınız.

Timuçin Mert

Özgüvenli Çocuklar Yetiştirmenin 365 Yolu Sheila Ellison/ Barbara Ann Barnet Sağlıklı ve mutlu çocuklara sahip olmanın etkili yolları. İlham verici ve öngörülü bir çalışma olan ‘’Özgüvenli çocuklar yetiştirmenin 365 yolu’’ tüm ailelerin istediği şeyleri başarmanızı yardımcı olacaktır. Bu önemli kitapta,çocuklarınızı yetiştirmek, onları ve tüm ailenizi zenginleştirecek hayat becerileri kazanmaları için somut,faaliyete dayalı bir rehber bulacaksınız. ‘’Ebeveynler ve eğitimciler için harika bir kaynak. Kitap çocukların kişilik gelişimine ve özgüven kazanmalarına yardımcı oluyor. Bu kitaptaki fikirler,eylemler ve öneriler paha biçilemez.’’

36

Zaza kimliği hakkında sıkça sorulan ve cevaplanması gereken sorular şunlardır: “Zazalar, Kürt müdür?” “Zazalar, Türk müdür?” “Zazalar, İranî bir unsur mudur?” “Zazalar, farklı bir etnik grup mudur?” Dışarıdan verilenlerden ziyade, bu soruların cevaplarından, özellikle ikisini dikkate almak gerekiyor. Bunlardan birincisi, Zazaların verdiği, ikincisi ise bilimin verdiği cevaptır.

Monica Lewinski, Putin’e bağlı bir ajan mıydı? Amerikalılar Leydi Diana’yı neden dinliyordu? İngiliz Kralı, Hitler için mi çalışıyordu? Gri Kardinal Putin’in önlenemez yükselişinin sebepleri nelerdi? Birçoğumuzun gazete manşetlerinden hatırladığı, birbirinden çarpıcı casusluk hikâyeleri, Timuçin Mert’in uzun araştırmalar sonucu kaleme aldığı, ‘Gri Kardinal’le çok daha kapsamlı şekilde bir araya getirildi. Dünyanın en eski mesleklerinden biri kabul edilen casusluğa hem uzaktan hem de olabildiğince yakından bakan kitap, Kennedy’nin suikastından Nazilerin Bush’la yaptığı işbirliğine, James Bond filmlerinin satır aralarından ‘kısa saçlı azize’ Jean Seberg’in yeraltı örgütleriyle kurduğu ilişkiye dek birbirinden ilgi çekici konuları ele alıyor. Dünyanın kaderi kimlerle nasıl şekillendi, merak ediyor musunuz? Sıra dışı hikâyelerin sıradan hayatlarınıza girmesine müsaade eder misiniz? Hayretle, bir solukta okuyacağınız kitap size bunları vaat ediyor.

Evrim Açısından Devrim

MİT Mossad CIA Gladio

Kaan Arslanoğlu

Ali Kuzu

Evrim Açsından Devrim, Kaan Arslanoğlu’nun sol, sosyalizm, komünizm, Marksizm, Stalinizm, Türkiye solu ve bilim konulu çalışma ve yaklaşımlarını enine boyuna tartıştığı ve görüşlerini kristalize eden son çalışmasıdır. Hikmet Kıvılcımlı’dan Nazım Hikmet’e ve Kojin Karatani’ye, Kemal Okuyan’dan Zizek’e, üretimden tüketime ve mübadeleye dek pek çok kişi ve kavramı ele alan ve “hınzırca” eleştiren Arslanoğlu, Evrim Açsından Devrim’de “altyapının da altyapısı” biçiminde tanımladığı insan kişiliklerinin ve genetiğinin önemini evrimbilimin güncel bulgu ve yaklaşımlarıyla destekliyor, açımlıyor. Sola, sosyalizme, Stalinizme, Marksizme ve insana dair sıradışı yaklaşımlar…

Dünyanın en büyük casusluk (haberalma) teşkilatlarının akılları durduracak çalışma faaliyetlerinin ele alınıp, işlendiği bir kitap. Bu çalışma; araştırma yapanlara ve bu tür konulara meraklı olanlara A’dan Z’ye bir kaynak kitap olacaktır. *MİT Nedir? *İstihbarat Nedir? *Nasıl İstihbaratçı Olunur? * Erdoğan’a ‘Gelin ABD’yi Kurtarın,’ Diyen Kim? *Gaffar Okkan’nın İntikamı Nasıl Alındı? *Türkiye Nasıl İzleniyor? *Türkiye’yi Kimler Parçalamak İstiyor? *Uğur Mumcu Hangi Kayıp Silahların Peşindeydi? *Güneydoğu’yu Mossad’a Emanet mi Ettiler? *Yabancı Gizli Teşkilatların Türkiye’deki Bölücü, Yıkıcı Faaliyetleri? *KGB - CIA - MOSSAD - M16 - GLADIO Nasıl Çalışıyor? ....


Sinema

Recep İvedik 3

Babaannesinin ölümünden sonra Recep İvedik kendisini kötü hissetmekte ve son derece komik depresyon belirtileri göstermektedir. Her gece gördüğü bir kabus sinirlerini iyice bozmuştur. Bu kabustan kurtulmaya çalışan Recep, mahallenin ev kadınlarından, en yakın dostu bakkal Salih ten, psikologlardan ve hatta cinci hocalardan medet umar ancak hiçbirisi içindeki sıkıntıya çare bulamaz. Bu depresyon ve sıkıntı hali hiç geçmeyecekmiş gibi görünürken bir anda hayatına uzaktan akrabası olan genç bir kız, Zeynep girer...

Ejder Kapanı

İPolisiye-gerilim tarzındaki filmini aksiyon sahneleri için Fransa’dan özel bir ekip çekimlere teknik destek veriyor. Ayrıca aksiyon sahneleri için yine Fransa’da özel arabalar tasarlandı. İki deneyimli dedektif Abbas (Uğur Yücel) ve Akrep Celal (Kenan İmirzalıoğlu) bir seri katilin peşine düşerler. Katilin kurbanları aftan yararlanıp çıkan çocuk tecavüzcüleri, sübyancılardır. Eldeki ipuçları askerden dönen Ensar’ı (Nejat İşler) işaret etmektedir. Adalet kavramının sorgulandığı polisiyesuç türündeki “Ejder Kapanı” kadrosu ve aksiyon sahneleriyle dikkat çeken bir yapım.

Percy Jackson ve Olimposlular: Şimşek Hırsız

Ünlü yıldızların rol aldığı film, tanrılar arasındaki fantastik mücadeleyi beyazperdeye taşıyor. Deniz Tanrısı Posedion’un genç oğlu Percy, Fırtınalar Tanrısı ve aynı zamanda tanrılar kralı olan Zeus’un şimşek asasını çalmakla suçlanır. Suçsuzluğunu kanıtlamak, tanrılar arasında olası bir savaşı önlemek ve büyük bir gizemi çözmek için arkadaşlarıyla beraber denizaşırı büyük bir maceraya atılır.

Veda Sinan TUZCU (Atatürk 25-45) Serhat MUSTAFA KILIÇ (Salih BOZOK 30-57) Dolunay SOYSERT (Zübeyde Hanım) Ezgi MOLA (Latife Hanım) Özge ÖZPİRİNÇCİ (Fikriye) Burhan GÜVEN ( Atatürk 57) Fikret KAĞAN OLCAY (Atatürk 6-7) Bartunç AKBABA (Atatürk 14-17)

Selanik’te çocukluktan başlayan arkadaşlık, önce silah arkadaşlığına sonrasında cumhuriyetle birlikte aynı ideallerin peşinde yürüyen yarım asırlık dostluğa ve ölene kadar süren kardeşliğe dönüştü. Aralarındaki dostluk o kadar büyüktü ki biri öldüğünde diğeri de hayata veda etmek istedi… Veda, ölüme meydan okuyan bir kuşağın hikayesi. Filmde

Romantik Komedi

Esra, Didem ve Zeynep, üç yakın arkadaştır. Zeynep’in düğünü sürprizlere neden olacaktır. İstemediği bir işte yıllardır çalışan Esra istifa eder, kötü giden ilişkisini sona erdirir. Reklâm ajansına çalışmaya başlayana Esra, ajansın kreatif direktörü Mert ile yakınlaşırken, Didem’de Mert’in arkadaşı aktör Cem Sezgin’den etkilenir. Üç arkadaşın kararları hayatlarını değiştirecektir.

sadece Atatürk’ün hayatı anlatılmıyor, aynı zamanda bir döneme ışık tutuluyor, filmde dostluk, savaş, aşk, sevgi gibi konular ‘insan olmak’ çerçevesinde tekrar ele alınıyor. “Veda” Salih Bozok’un anlatımıyla, bu dostluğun, Atatürk’ün hayatının dönüm noktalarının, vatanı kurtarmak için ölüme meydan okuyan bir kuşağın komutanının hikayesi… Veda’nın amacı, Atatürk’ü sadece Türkiye’ye anlatmak değil, aynı zamanda tüm dünyada Atatürk’ün tanınmasını sağlamak. Senaryosunu Zülfü Livaneli’nin yazdığı ve yönettiği filmin görüntü yönetmenliğini Peter Steguer yaptı. Müzikler yine Zülfü Livaneli’ye ait. Çekimlerine 27 Ekim’de başlanan filmin senaryo çalışması 3 yıl sürdü ve çekimler 7 haftada tamamlandı. İtalya’dan ekipleriyle gelen Aldo Signoretti ve Vittorio Sodano saç ve makyajı yaptı. Veda için Türkiye’ye 1200 kg makyaj malzemesi geldi. Bu proje için 150 adet gerçek saçtan peruk yapıldı. Makyaj ve saç ekibi için 2 mobil kuaför ve makyaj salonu ve 1 adet makyaj laboratuarı özel olarak tasarlandı ve üretildi. Tamamı yerli sermaye ile hazırlanan projede, 13 kişilik İtalyan ve Alman teknik ekip görev aldı. Türkiye’de ilk defa bir prodüksiyon için 12000 parça kostüm ve aksesuar Baran Uğurlu tarafından hazırlandı. Kostümler en ufak ayrıntısına kadar gerçeği yansıtabilsin diye dönemine uygun olarak eskitildi, renklendirildi, işlendi. Devamlı çalışan 29 araç, 98 kişilik ekip ve 2000 kişilik figurasyonla Türkiye’nin en kalabalık prodüksiyonu gerçekleştirildi. “Veda” çekimleri, Ayvalık, İzmir ve Antalya’da gerçekleşti. Savaş sahneleri doğal plato olan Seferihisar’da çekildi. Uşakizade Köşkü gibi gerçek mekanların yanısıra Atatürk’ün arabası ve vagonu da çekimlerde kullanıldı.

37


Du hast es in der Hand. Bau keinen Mist.

„Der geht noch rein!“

an v i l h e P Yasin ein s f u a t schau n. e i W s e sauber ? Und du www.baukeinenmist.at


Avrupamag 10  

Das monatliche Magazin für Bildung, Wissenschaft, Technologie und Wirtschaft in türkischer Sprache, für die in Österreich und Europa lebende...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you