Issuu on Google+

Kendi Arkitera'm Kendin Yarat 2006


Kendi Ark襤tera'n覺 Kendin Yarat 2006

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


Yayıncı: Arkitera Mimarlık Merkezi Baskı: Esen Ofset istanbul 2006 Arkitera Yayınları Tüm Hakları Sakldıdır.

2

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


LLAFARGE Bu kitabın

basımı için destek veren Lafarge Türkiye ye Teşekkür Ederiz. Arkitera Mimarlık Merkezi

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

3


İ ÇİNDEKiLER

9

Filiz Abaka Ne Olacak Bu Kapalıçarşı'nın Hali?

Haber:

17

29

34

Köşe Yazısı:

Olmak istedikleri

Köşe Yazısı:

Türk Evleri

Havva Alkan Bala Haber:

Genç Tasanmcıya

Köşe Yazısı:

Tasari amak/Uçmak

Söyleşi:

M imaride Yeni Kazanımlar

Burcu Balaban Köşe Yazısı:

Deneysel Tiyatro, Mekan ve M imarlık

Söyleşi:

M imari Tasarım Eğitimi Üzerine Bir Araştırma

Gaye Beter Yeni Köprü, Eski Zaman . . .

Haber: Köşe Yazısı:

Rapor

Söyleşi:

M i marlar Odası Adana Şubesi Genel Başkan Yardımcısı Erkan Karakaya i l e Söyleşi

49

52

Merve Bölükbaşı Haber:

Jalisco için "Uçan Kütüphane"

Haber:

"made i n sishane"

Altan Sinan Cebecigil Haber:

Kamusal ve Özel Mekan

Köşe Yazısı:

Proje Üzerine

Söyleşi:

agihan Gürkan ile Mekansal Bilgi Sistemleri ve Sahne Modellernesi Üzerine Bir Söyleşi

68

İ re m

Çağı I

Haber: Söyleşi:

Tipik Plan Şulan Kolatan ile "Project Muten" Üzerine Bir Söyleşi

74

Nilgün Ersoy Haber:

Viııi l-Mavi ya da Yeşil

Söyleşi:

Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal ile Söyleşi

4

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


82

Seda Eşkazan Köşe Yazısı:

Herşey Bir Geometriden i baretken . .

Söyleşi :

TMMOB Yönetim v e Yürütme Kurulu Üyesi Y.Müh.Mim.M. Sabri Orcan ile Söyleşi .. M i marlık, M i marlık Eğitimi ve istanbul Üzerine . . .

89

Efe Gönenç Haber:

Berl i n "Cumh uriyet Sarayı " Y ı k ılıyar

Köşe Yazısı :

Zeche Zollverein

Söyleşi :

Kentsel Dönüşüm ve Farklı Süreçler, M i mar N i lgün Kıvırc ı k ile Kentsel Dönüşüm, Katılım ve Deneyimler Üzerine Bir Söyleşi

ıoo

1 09

ı 05

Dilek Muzaffer Haber:

Frank Gehry'n in Eskizleri

Köşe Yazısı :

Çocuk M i nıalığı

Rana Öğüt Haber:

izmir'in Yeni Dış Hatlar Terminali

Söyleşi:

Yakup Hazan ile Söyleşi

Zeynep Onur Söyleşi:

1 26

Ziya Tanalı ile M i marlık Üzerine Söyleşi

Simla Sunay Özdemir Haber:

9/1 1 Gökdelen M i marisini Nasıl Etkiledi? ve Göklere Bakan Bir M üze: Gökdelen Müzesi

Söyleşi: 139

1 57

Boğaçhan Dündaralp ile N P 1 2 Evleri Üzerine Söyleşi

Sema Simav Köşe Yazısı :

Zaman Yok Beklerneye

Söyleşi:

Pop Müzik Üzerinden Tarih Yazılınalı

Yıldız Uçak Haber:

iınparator'un Sığınağı Artık Yasak Olmayacak

Söyleşi:

Akaretler, Vak ı flar ve Yeni Devlet Politikları Üzerine Bir Söyleşi

KENDi ARKiTERA'Nf KENDiN YARAT - 2006

5


6

KENDi ARKiTERA'N/ KENDiN YARAT - 2006


Giriş Yayın çerçevesini daha geniş v e n itelikli hale dönüştürmeyi hedefleyen Arkitera.com'un 2006 yılı Mayıs ayında " Kendi Arkİtera'nı Kendin Yarat!" başlığıyla duyurduğu projeyle, yayıncılık anlayışının daha katılımcı bir boyuta taşınmasının istendiği, bu alanda uzmaniaşmak isteyen kişilerle tanışıp yeni bir çalışma ortamı yaratılmasının hedeflendiği ve çalışmalarını sergilemek isteyenlerin katkılarının beklendiği açıklanmıştı. Yarışmanın ilk duyurusunda, katılmak i steyenlerden biri çeviri olmak üzere en az i k i haber, kendi seçtikleri bir kişi ile yapılmış bir söyleşi, Arkİtera Forum'da açılacak bir konu başlığı ve şart olmamakla birl i kte bir köşe yazısı istenmiş ve gönderilen çalışmalar arasında seçilenleri n kitap halinde yayınlanacağı duyurusu yapılmıştı. Bu duyurunun ardından gelen yaklaşık 60 başvuru ve bu başvurulardan 16 kişi de belirlenen sürede çalışmalarını teslim ederek Arkitera.com'un yeni bağımsız editörleri oldular. Şu an elinizde tuttuğunuz kitap, çağrımıza kulak veren, F i l iz Abaka, Havva Alkan Bala, Burcu Balaban, Gaye Beler, Merve Bölükbaşı, Altan Sinan Cebecigil, irem Çağı!, N ilgün Ersoy, Seda Eşkazan, E fe Gönenç, Dilek M uzaffer, Zeynep Onur, Rana Öğüt, S i nıla Sunay Özdemir, Sema Simav, Y ı ld ı z Uçak'ın "Kendi Arkİtera'nı Kendin Yara!" yarışması için hazırladıkları çalışmalardan oluşuyor. Bu 1 6 kişinin kitap haricindeki güncel çalışmaları da Arkitera.com'da yayınlanmaya devam etmektedir. Yarışmanın fikir aşamasından gerçeğe dönüşmesindeki katkılarından dolayı sevgi l i Gül in Şenol'a, Lafarge Türkiye i letişim Müdürü N ihat Y ı l d ız'a ve yayınlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ederiz.

Emine Merdim Yılmaz Arkitera Mimarlık Merkezi Online Yayınlar Koordinatörü

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

7


8

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


Filiz Abaka 1984 yılında Y ıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden mezun oldu, aynı yıl sonunda Bursa Belediyesi'nde göreve başlayıp 2005 yılına kadar 20 yıl çalıştı. Bu süreçte çalıştığı birimler: 1984 Ekim-19871 Bursa Belediyesi Planlama Müdürlüğü, 1987-1989/ Bursa Belediyesi imar Müdürlüğü, 1989-1996/ Nilüfer Belediyesi imar Müdürlüğü Proie-Tetkik Bürosu, 1996-1998/ Bursa Büyükşehir Belediyesi imar Daire Başkanlığı Etüd-Proje Şb. Müdürlüğü 1998-2005 Ocak! Bursa Büyükşehir Belediyesi Fen işleri Daire Başkanlığı Yapı işleri Şube Müdürlüğü. Yapımında katkısı olmasındon hoşnutluk duyduğu yapılar: Şible Semt Donışma Merkezi (Mmori projesi), +

Alocohırko Kadın Aile Eğitim Merkezi (Mimari projesi), Fethiye Dörtçelik Huzurevi (Dekorasyon işleri), Heykel Personel Yemekhanesi (Todilot projesi ve dekorasyon işleri), Zabıta Binosın Çocuk Sanatevi (Todilat projesi ve dekorasyon işleri),

Ve yapmış olmaktan hoşnut olduğu işler: Nitelikli mimari projeleri tetkik işi, Tarihi yapıları tespit işi, Toplam kalite kopsamında iç denetçilik işi ... idi. Bugünlerde, bol bol zamanım oluneo yapacağım dediği, hayal ettiği şeyleri yapıyor, yani düşünmek fotoğraf çekmek, okumak, yazmak, yurtdışında ve yurtiçinde gezmek.

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

9


ER H AB_ L____

__,I N e O lacak Bu

_

Kapalıçarşı'nın Hali? Bursa'nın her seçilen yerel

Hanlar Bölgesi herkes için farklı

yönetimlerin i l k akıl larına gelen

manalar i fade eder..

işlerden biri Hanlar Bölgesi'ne

Bazıları için iş yeridir, yaşanır..

çekidüzen vermek olur, fakat şimdiye

Bazıları için yollannın üzeridir, gelip

kadar tüm yönetimlerin ucundan

geçi i ir, geçerken Koza Han'da, Pirinç

kıyısından değerek bıraktığı atalardan

Han'da bir bardak çayikahve içimidir. . .

kalan miras, içinde Ulucami gibi

Bazıları i ç i n ranı yeridir, dükkaniarın

kentin simgesi camilerin, Koza Han

fiyatı en az 1

gibi hanların olduğu, pek kimselerin

bir milyon YTL) olduğundan alınıp

bilmediği Tuz Han gibi hanların da

satıl ı r. . . Kar edi lir,

.

000 000 YTL ( yazı ile, .

olduğu, tarihin bugünün içinde

Bazıları için ise yani mi marlar, kent

kaybolduğu kent merkezi ! Hanlar

plancıları, sanat tarihçileri için mesleki

Bölgesi .

ilgi alanıdır, hep muhteşem bir tasarım yapacaklarını hayal ederler. .. ve de

Bu günlerde d e bir i lçe Belediye

malı götüreceklerdir,

Başkanı'nın Uzunçarşı'nın üzerin i çelik

Fakat en önemlisi, hala tüm kentin

konstrüksiyonla örtmeye çalıştığı.

t icaretinin can damarı, hayat

Büyükşehir Belediye Başkanının Koza

bölgesidir.

Han'ın Taç Kapısı'nın karşısına yapılan binaya izin veriyor mu, vermiyor mu

Belediye ve esnaf ve halk arasında bir

belirsiz olduğu, başkanlar arasında

türlü uyum sağlanamadığından;

ping-pong topu haline gelmiş

işyerleri Kapalıçarşı'da, Altçarşıda,

kıymetl i miz.

Uzunçarşı'da, c ivar han larda olanlar

" ... Planı var mı?" Derseniz. Varmı ş !

kazançtır elbette. Fakat bu d likkan

Daha kimse göremedi daha!

sahipleri, müşterilerini adeta alışveriş

Başkanlardan biri bir gün aklına

merkezlerine kaçırımaktadırlar. Hep

için amaç daha çok müşteri daha çok

gelen bir fikri, bir başkası yurtdışı

birl i kte hareket etmek, görüntü

gezilerinde gördüğü bir oluşumu pek

yenilernek için hep belediyeden

beğenebil i r. Ve misal, diyebilir k i ;

yardım beklenir fakat o yardım hiç

"Bu Koza Han'ın çevresinde Geyve

gelmez. Gelse de işe yaramaz.

Haııı'nın önünde turist otobüsleri için

( Bakınız: Uzunçarşı üzerine çatı

bir otopark alanı yapalım," diyebilir.

niyetine yapılan lar)

Çünkü, "yapılamaz" diyecek bir genel planı yoktur. Herkes bir öneri

Gelip geçilen yol olarak kullananlar

yapabilir, bir gün tüm Hanlar

içinse artık geçilmez bir yol olarak

Bölgesi'nin üzerin i n uzay kafesi ile

görülmekte, bitmeyen onarım lar, bir

örtme fikri de gelebilir. . . .

tarafın kazısı bitmeden diğer tarafın

B i l inmez!

kazısını başlatan kurumlar arası uyumsuzluk, Han içlerindeki

FiLiZ ABAKA 10

KENDi ARKiTERJ<N/ KENDiN YARAT - 2006


kafeteryalarda tıkış tıkışlık, kaldırımsız

merkezlerinin bileşiminin yaratılması,

sokaklar, yayalara yol vermeyen

kent merkezlerini besleyen sanat

dükkan malzemeleri, eşarp ve

merkezleri, kütüphaneler, yayaların

kuyumcu çarşısına dönüşen çarşıdaki

rahatını sağlayan yürüme aksları

kalabalık bunaltır açıkças ı !

sağlayan planlar için akıllıca yatırım yapanlar, yaptıranlar parayı

Rantiyeler Çekirge- İntamlar'dan ders

kazanacaklar.

almamıştır, yanlış yatırımlar bir günde değerini yitiriverir. Bunca para

Ticaret, doğa kurallarına tabidir.

kazanılan yere yatırım yapılmaz,

Akılsızları harcar... Bugün kazandığını

yapılsa da yanlış yatırımlar yapılır, ya

sananlar, ne kadar zararda olduklarını

han duvarları göçertilir, ya Taç

anladıklarında vakit kendileri çok geç

Kapı'nın karşısına kule yapılır. Halbuki

olacaktır.

kaç kere yanmış kül olmuş Kapalıçarşının yangına karşı bir

Bursa kent merkezi tahammül

tertibatı, yangın muslukları bile yoktur.

sınırlarının sonuna gelmiş, çevresinde

Soğutucuların her dükkanın kapısında

kendisini besleyen birkaç tane sanat

ayrı ayrı olması, merkezi bir

galerisi, bir tanecik işlevsel

soğutma/ısıtma sistemi kuramamanın

kütüphanesi ve alabildiğine, birbirinin

sonucudur. Kablolar her taraftan

aynı ürünlerin satıldığı dükkanlarıyla

sarkar, korkudan kafanızı kaldırıp

bir gün kendi içine göçecek.

bakamazsınız! Vakit çok geç olmadan eldeki var olan Belediye Başkanları ve esnaf ne yazık

malzeme ile en iyi ürünü çıkarabilecek

ki kendi çıkarları doğrultusunda

mimarları, m imarlık öğrencilerini bir

olduğu halde, tasarıının yarattığı farkın

bütünlük içinde parsellerin tek tek

farkında değildirler. Piccinato'ya

tasarımını yapabilecek bir oluşumu

yaptırılan planları rafa kaldıran

harekete geçirip, var olanlara ivme

öncüileri gibi her istedikleri yere

sağlanmalı.

bi lhassa kendi parsellerine en çok imar hakkını i sterler. . . Tasarım da neymiş? Tahayyül edebilmek, projede muhteşem görünebilen tasarımın imal edildiğinde oluşacak garabetini yapılınadan görebilmek yetisine sahip olmayanların yaptıkları yanlış harcamaların sonucunda kamu zararlarını ödeyen halk ise sessiz kalır... Her konuda olduğu gibi! Kapalıçarşı farkında mıdır b i l inmez ama rakipleri çoğalmaktadır; Zafer Plaza . . . AS Merkez . . . Carrefour. . . eski ile yeni olanın, hanlar ile alışveriş

FiLiZ ABAKA KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

11


Ö Ş E _YAZ _ısı_ ---'1 '--K_._

Olmak İstedikleri "Ahh! Nasıl yorgunum bir bilsen,"

Türk evi .. . 1 9.yy yapımı, yanında

diyen bir kadın sesi ... Sesin geldiği

sonradan yapılan apartmanlar evin 3m

yeri tam olarak anlayamadım, sokakta

gerisinde kaldığından cüssesiyle yolda

benden başka hiç kimse de yok. Acaba

bir kavis oluşturan, şakülden kayan ev.

dedim bir evde yardıma ihtiyacı olan biri mi var? Yoksa ani bir kişilik

"Haklısın, dışardan belli olmuyor,

yarılması mı? Prof. Nash sendromu,

duvarianın sağlam görünüyor, fakat

Allah muhafaza ! Yaşadığım yerde

içerde döşemelerim i n ahşapları o kadar

bazen sokaklarda hiç kimse olmaz,

çürüdüler ki, yer yer göçmeler bile var.

çocukluğumdan beri, bu anlarda

Kendimi ayakta tutmakta gün geçtikçe

kendimi hep bir fi lm kahramanı gibi

zorlanıyorum artık."

hayal ederim, dünyanın zor Bana bunları niye anlatıyorsunuz?

zamanlarıdır. .. Sokaklar ıssız ve bir yere yardım götürüyorumdur. Neyse.

dedim. "Sen mimar değil misin?" dedi.

Sesin geldiği tarafa baktığımda solgun

Sustum, "Evet, mimardım, fakat

kızıl boyalı sıvası yer yer dökülmüş

mimarlığı hobi düzeyine inmiş

haşmetli bir yapının yanıpiri duran

mimar ! " demedim elbette. "Benden

kapısının inilti sesinin geldiği yer

isted iğiniz nedir?" diyebildi m sadece.

olduğunu anladım. "Bak!" dedi. "Hal ime bir bak, terk edildim. Dünyaya geldiğimde bu evi

Aman tanrım ! Ev m i konuşuyor!

yaptıranların mutluluğunu " Evet," dedi ses, "benim ben, sana

unutamıyorum. Dileğim o mutluluğu

seslendim, çok yorgunuın, geçen gün

tekrar yaşabii rnek. Bunun için

bahçemin duvarı yorgunluktan yola

yapılması gerekenler aslında o kadar

park eden araçların üzerine yıkılı verdi,

olabilir şeyler k i ; misal, teme l i mi,

bir gün ben de kendimi tutamayacağım

bodrum katımı taş yığına yapınışiardı

ve bahçemin üstüne yıkılıvereceğim."

vaktiyle, o yüzden bir işlem yapılması gerekmiyor. Duvarları mın, biraz

Gayri ihtiyari; Aaa! Yok canım, daha

onların güçlendirilmesi gerekiyor.

çok genç görünüyorsunuz dedim..

Kabul ediyorum, eğri idiler biraz.

ve

anında bir kahkaha attı ev ... "Hadi

Döşemelerimde oluşan çürümeler için

oradan, yalancı," dedi, "Geçen gün

yapı malzemeleri satılan yerlerde yeni

fotoğrafımı çekerken, zavallıcık ayakta

ahşap modüller varmış, onlarla

zor duruyor diye düşünen sen değil

onarılabilir. Pencerelerim i n

miydin?"

güzelliğinin sende farkındasın, ç i ft camlar modaynı ı ş şimdilerde, benim

Gerçekten bu ev geçen gün eski

pencerelerİnı kendiliğinden ç i ft camdır.

konutları belgelemek için

Çatı ise epey ernekle yapılmıştı,

fotoğrafların ı çektiğim evlerden, iınar

kiremitlerimin ve oluklan m ın

çizgisinin çok dışına taşmış, 4 katlı,

yenilenmesi gereken kısımlarını

köşe parselde, pencereleri 90/ 1 80 tipik

yen iledikten sonra yağınurda bir gram

12

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

FiLiZ ABAKA


su sızdırmam. inan! Fakat bunların

hızlandı, herkes dışarıda yiyor.

hepsi birer ayrıntı, asıl beni yaptıran

Bahçeleri olanlar bile sabah erkenden

aile kadar seven bir aile bulunsa, bu

ç ıkarken, çocuklar yu vaya, anne baba

onarımları yaptırıverirler. O kadar çok

işe giderken ev yalnızlaşıyor.

eleştirildim k i ; yok ahşap temizliği m zormuş, ısınmak problemmiş, mutfak

Kim bilir belki bu evcağızın feryadını

ve banyolarını modem değilmiş,

duyup, yakın çevresinde bu tarz bir

merdivenlerim yoruyormuş ... afra

eve ihtiyaç duyan birine haber veren

tafra! Anne ve baba ölünce beni terk

çıkabil ir. Acaba bunu 1 O kişiye

edip yanda ki aparımana taşınan o

forward'lanıazsanız çarpılacaksınız mı

çocuklara diyeceğim şudur: sizler

yazsam . . . vs. diye düşünürken. O Ne?

bahçemde ki meyve ağaçlarından beslenerek büyüdünüz, kendi

Uyandını!

çocuklarınız ise o dairelerin içinde bahçeden korkutarak, böcek var, kedi var, diyerek büyüttünüz. Bahçemin yarısını müteahhite verip yaptırdığınız apartmanda şimdi eski günlerin güzelliğinden, şimdinin betonlaşmasından dert yanıyormuşsunuz. A benim yarım akıllılarım, siz değil miydiniz müteahhitlerin peşinden koşan, arsasını kat karş ılığı vermek için komşularla yarışa giren. mrmmrmnnrm. . . " Kendi kendine konuşur gibi konuşmaya, benim de ilgim de azalmaya başlamıştım. İçimden, ben ne yapab i lirim ki diye düşünürken . . İyi günler dileyip uzaklaşmaya başladım, birden ağlamaklı bir sesle bağırmaya başladı; "Bana bir aile bul ! Çok çocuklu olsunlar, bahçemde, merdiven lerde çocuk koşmaları, gülüşleri, kuşların sesine eşli k eden mırıltılı akşam üstü sohbetleri, akşam yemeklerinde tv izlentisini değil, aile sohbetleri istiyorum" ses benden hızla uzaklaşmaya başladı ... Nasıl anlatabilirim k i ona, yapılar ailenin gereksinimlerine göre oluşur. Artık hayat tarzları değişti, hayat

FiLiZ ABAKA KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

13


KÖŞE YAZISI

" Türk Evleri" Bu yazı ile Bursa tarihi i l e i lgili

ç ıkıyoruz. H ayatta veya sofadayız.

okumalarda Engin Yenal'ın "Bir

Yerler geniş kalaslarla kaplı. Bunlar

Masaldı Bursa" kitabının 1 9 1 .

sabunlana sabunlana kemik gibi beyaz

sayfasında karşılaşıım ... Sedad Hakkı

olmuş. Karşımızda manzara veya h i ç

Eldem'in. 1 944 yılı i lkbaharında, savaş

olmazsa ağaç l ı k, zira evler daima

koşulları nedeniyle kısa süre! i

birbirini kapatmayacak şekilde

yedeksubaylık görevi için Bursa'ya

tertiplenıniştir. Sofanın ucunda veya

gönderildiğİndeki izlenimleridir.

önünde seki! ik. Burada beyaz m inderler seri l i ; oturmağa davet

Okuyalı m ;

ediyor. Sofanın bir tarafında boylu boyunca odalar dizilm iştir. Bunlar

. . . Bursa'ya ait seksen yıllık fotoğraflar

pencereleriyle, kapılarıyla sofaya

mevcuttur. Şehrin karakteri daha hiç

bağlıdır. İnsan kendini herhangi bir

bozulmamış, zevksiz asrımız o

vapurun güvertesinde sanıyor. Kabul

şaheseri kemirememiştir. Dağın

odasına giriyoruz. Bizde odaların bir

eteğine yaslanmış şehir alabildiğine

köşesinden içeriye giril ir. Odanın

uzanmış. B i r tarafta Yıldırım, öbür

duvarlarını yırtmaıııak, havasını

uçta Çekirge. Ev ler hep i k i katlı. Daha

bozmamak için.

doğrusu yükseltilmiş bir kattan ibaret. Damlar renkleri yeşile ve koyu mora

Türk odaların ı n rahatlık, güzel l i k ve

kaçan kiremitlerle örtülü. Duvarlar hep

ferahlığını anlatmak kabil midir? O

koyu renkte. Evlerin utkl hatları

kendine göre ölçüsü, alçak kapısı, hep

arasında yeşi llik, ufak yemiş ağaç ları.

zemine bağl ı l ığı, geniş m inderleri,

Muazzam çınariada ancak kubbeler

duvarlarını i kiye bölen raflar ve

rekabet edebiliyor. Bu yayıl mış ve

n ihayet dekorun zirvesine teşkil eden

seri lmiş şehrin her noktasından sivri

tavan. Pencereler kabil olduğu kadar

selvi ve m inare motifleri fışkırıyor.

çoktur ve her tarafa bakanları tercih

Siyaha ve beyaza yakın renklerde.

edilir. İdeal şekil, kapı ve yüklük duvarlarından maada geriye kalan üç

Sakin ve sessiz sokaklar, yüksek

duvarında pencereli olmasıdır.

duvarlada çevrili. Bunların arasında

Pencereler insan boyuna kadar açı l ır,

bahçelerin taşkın yeşilliği, arada bir ev

şeffaf, üst kısımları sabit ve renkli

cumbaları ve geniş saçaklar. Araları

cam! ıdır. Bu suretle duvar yırtılmamış,

yosun tutmuş veya ot bitmiş kaldırımlı

odanın ınahremiyeti bozulmamıştır...

*

yolun üzerinde geniş bir kapı. Kapının tahtaları havanın tesiri ile gümüş gibi

Yani 62 yıl önce Sedad Hakkı

olmuş, kadife gibi tatlı. içeriye

Eldem'in gördüğü, tanımladığı Bursa

giriyoruz. Taşlık. Üzerinde ev. Ev

böyleyın iş. Sanki bir başka ülke veya

direkler üzerinde oturtulmuş, bahçe

bir masal diyarı gibi değil mi? . . .

evin altına kadar sokulmuş. Akarsu

Yazarlarla okurlar arasındaki o büyülü

fısıltısı. Ya fıskiye veya çeşme, bunlar

arkadaşlığa, zamandan ve zeminden

hiçbir evde eksik olmaz. Üst kata

ayrı ahpablığa güvenerek aynı izleği

14

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

FiLiZ ABAKA


bugüne uyarlamaya ve bugünkü

manav gibi işyerleriyle çevrili.

Bursa'yı Sedat Hakkı Eldem'in

Sokakların perspektivinde bahçelerin

cümlelerini, izleğini taklit ederek

taşkın yeşil l iğini, ev cumbaların ı ve

anlatmaya kalkıştım.

geniş saçakların ı görmek mümkün değil, gayri nizarnİ yapılaşan, girintili

Bugün, yani 2006 yılının Haziran ayında;

çıkıntılı, kimi 2 katlı, kimi 4 katlı, kimi

1 O katlı apartmanlar yanyana ... bazen ise yıkılan eski evlerin arsaları ot

Bursa'nın artık 1 42 yıllık fotoğrafları

bürüınüş halde çocukların oyun alanı

var ve şehrin karakteri tamamen

veya otopark olarak değerlendiri l i yor.

bozulmuş durumda, zevksiz asrımız o

Kaldırımların aralarının yosun

şaheserden eser bırakmadı. Dağın

tutmasına belediyeler müsaade

eteğine yaslanmış şehrin, dağın

etmiyorlar, Işıklar Tuğla ile olan

tepesine kadar çıkmasına çok az kaldı.

anlaşma gereği tüm Bursa'nı n

Bir tarafta Gürsu, öbür uçta Görükle.

kaldırımlarını mutlaka kırmızı Işıklar

Evler/apartmanlar hep beş-altı katlı

Tuğla kaplamaya yemin ettiler. Tahta

hatta kaçak katlarla yedi-sekiz-dokuz­

kapısı olan evleri görmek mümkün

on katlı olanlar bile var. Çatı

değil. Hiçbir zerafeti olmayan teneke

renklerinden bahsedemiyoruz çünkü

gibi metaller kullanı larak yapılanları

evlerin/apartmanların çatıları yok. Her

da, amerikan kapılar da, ferforje

seçim dönemi bir kat arttırma

kapılar da görülebiliyor. . . Bursa

olasılığını göz önüne alan vatandaşlar

kapıları n ı n bir karakteristiği yok artık.

çatı yapmak zahmetine girmiyorlar. Duvarların da renkleri alacalı bulacalı,

Evlerin içine daha doğrusu

bazıları örüldüğü gibi bırakarak doğal

apartınanlara girildiğinde yoğun bir

tuğla renkleri tercih ediyor, bazıları

küf kokusu duyu luyor, sakinierin o

"american siding" kaplatıyor, bazıları

gün ne pişirdiğini de anlamak

ise duvarlarını varolduğu bile

mümkün. Bahçeler çok ender

bil inmeyen renklere boyayarak bizi

görülüyor, o da apartman ın zemin

hayretlere düşürüyor.

katında oturan kişinin doğa sevgisi var

Evlerin/apartmanların u tki hatları

ise! Veya tek tük evini aparımana

Bursa genelinde tamamen çok katlı

kurban etmemişlerin bahçeleri.

yapıların girintili çıkınıılı hatlarına

Aparıman girişlerinde fıskıye ve

sahip. Muazzam ç ınariada rekabet

çeşmelerin yeri bile yok, yer kaybı

eden Fomara'da ki M . i . A bölgesinde

olarak düşünüldüğü için. insanları

gökdelenler oluştu, şehrin her

girişte gereklilikleri nedeniyle

noktasından beton yapı moti tl eri

doğalgaz, kablo tv, elektrik, su, telefon

fışkırıyor. Rengarenge yakın renklerde.

sayaçları, posta kutuları karşılıyor.

Ulucami bile gölgede kaldı.

Faturalar çok mühim!

Sokaklar artık araçların, insanların

Ev tanıını aparıman dairesine dönüştü,

gürültüsüyle, apartmanların alt katları

misal; "ev aldık" denilmiyor, "daire

dükkan olması şartmış gibi, her

aldık" deniliyor. Çoğunluk aileler

apartmanı n zemin katının bakkal,

dairelerde yaşıyor. Evlerde değil. Bu

FiLiZ ABAKA KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

15


konuda kavram kargaşası var. Eski evi

M i marlar da kaçak i nşaatların altında

hatırlatan evlere, rezidans, v i l la,

ezildiler... O kadar kısa sürede o kadar

tripleks ev, apartınanların yatay

çok eviaparıman yapıldı ki m i marların

olanlarına da site deniliyor. Fakat

sayısı hepsiyle ilgi lenmeye yetmedi . . .

bunlar kent dışı sayılabilir, çünkü

Kimsenin mimari kaygısı da olmadı.

genell i kle ormanlar, tarım alanları içinde, asırlık ağaçları, zeytinlikleri

62 yıl sonra 2068 y ı lında Bursa nasıl

yok edip felan yapıl ıyor..

olacak acaba?

Apartmanlardaki daireye/eve giriş,

Belki bir sihirli değnek mi marları

antreden oluyor. 2x2 m''! i k bir alan,

"çılgın m imarlara" dönüştürür,

hayat veya sofa kavram olarak bile

m imarlar da bu kabus yaptiaşmayı

yok ... kabul odasının yerine de salon

insana yakışır bir şekle dönüştürür

var! Sekilik de yok, koltuklar var. Her

mü?

ailenin salonunda bir oturma takımı ve yemek takımı oluyor... Bu eşyalarla

Siz ne dersiniz?

yapı birbirine boyutları açısından bir türlü uyum sağlayamadığından evler

'Engin Yenal'ın "Bir Masaldı Bursa"

mobilya mağazası gibi, m imarlarla,

kitabının ı 91. sayfası..

mobilya yapımcı ları arasında iletişimsizlik var. Evler, mobi lyalara küçük geliyor, insanlara kıpırdayacak alan kalmıyor. Salona giriş kapısı konusunda mimarların 1 müteahhitlerin

1 evsahibinin bir kaygısı yok, hangi yön olursa olsun, duruma göre kapıyı açıyorlar, Pencereler konusunda da pek düşünülmüyor. Zaten, genelde bir cephe oluyor. . . Pencereler de mecburen o cephede oluyor. Karşımızda manzara mutlaka diğer bir apartmanın sağır cephesi, veya cephesi, elektrik !elleri, telefon !elleri, sokak lambaları vs. oluyor. Ev sahibi olacaklar da pek müşkülpesent değil ler, başlarını sokacak bi "daire" onlara yetiyor. H iç kimsenin kuş sesleri, su sesleri gibi bir beklentisi, isteği yok.

FiLiZ ABAKA 16

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


Havva Alkan Bala 1995 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü'nü, 1998'de "Konut Yakın Çevresinde imar Mevzuatının Dış Mekan Oluşumuna Etkileri" isimli Y üksek Lisans tez çalışmasını bitirdi. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Mimarlık Anabilim Dalında başladığı "Konut Alanlarında Kentsel Arayüzlerin Düzenlenmesine Y önelik Analitik Bir Çerçeve" isimli doktora tezini 2003'te Selçuk Üniversitesi'nde tamamladı. Ulusal ve uluslararası platformlarda mimarlık alanında bilimsel makaleleri olan Havva Alkan Bala, iyi derecede ingilizce bilmekte, fotoğraf ve sinema sanatları ile ilgilenmekte olup evli ve iki çocuk annesidir. Halen Selçuk Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nde Bina Anabilim Dalı'nda Yardımcı Doçent unvanı ile çalışmalarını yürütmektedir.

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT

-

2006

17


H A B E R___,I

_ _ _ L___

Genç Tasarım cıya Okul yıl larınızda "kendi yolunuzu"

hiçbir fayda sağlamayacak ve

bulmaya çalışacaksınız ve bu buluş

güvenebileceğin i z tek kılavuzumız

çabanız, okulun yalnızca nasıl

kendi sezgileriniz olacaktır.

öğreneceğinizi ve sanatın bilinmeyen egemenlik sınırında tek bir bilgi kanalı

Ne kadar vahşi olsalar da kendi

ile değil farklı vizyonlarla ufkunuzu

fikirlerinizden ve ne kadar rahatsız

açarak nasıl çalışacağınızı öğreten yer

edici olsalar da başkalarının

olduğunu keşfeniğinıizde unıutsuzca

düşüncelerinden korkmayın. Korku

sona erecektir. Çünkü sanata

tahammülsüzlüğü doğuran en büyük

ulaşmanın sonsuz farklı yolu olduğu

güçtür ve gerçek sabırlı insanlar

doğrudur ve hepsi özgünse geçerlidir.

korkmaz ve sanatçı kesinlikle sabırlı olmalıdır.

Hoşgörüsüzlükle geçen yıllardan sonra, bir gün kendinizi kurak bir

Bunun doğal bir sonu olarak tehlikeli

çölde ağzınızda buruk bir tatla birlikte

yaşayııı. Dağcılar tırmanış esnasında

en sevgili tabularınızia terk edi l m i ş

pek çok defa yaşamlarını tehlikeye

bulacaksınız. Çünkü şu bir gerçektir

atarlar ve zirveye ulaşmak onların

ki; bir sanatçı her şeye inanmadığı

ödülüdür. Pek çok s igortaya karşı

zaman hiçbir şeye inanmıyordur.

uyanık olun. Gözlerinizi reklamiara ve

Bugün inandıklarınız için ölmeye hazır

dergilere kapayın. Asla unutmayın ki

olun, fakat önyargılarınızı ateşe atmayı

sizin çalışmaların ız dergide yer alabi lir

deneyecek kadar cesur olun.

fakat dergiler asla sizin çalışmaları nızı

inandıklarınızı acımasızca eledikten

yapamaz ve sizin kendinize inancınıza

sonra elinizde kalanları koruyun. Kısa

zarar verebilir.

bir süre sonra diğerlerinden daha iyi olan b i r sanat çalışmasından söz

Ticari, sosyal, politik ve dini her türlü

etmenin boşluğunu keşfedeceksiniz.

beyin yıkamadan kurtulun. Kendinizi

Eğer samimi ise en alçakgönüllü

sürünün bir parçası yapan fakat yanı

çalışmaların sonsuz büyüklüğe sahip

başınızdaki hayvan çiftliğinde yaşayan

olduğunu fark edeceksiniz.

güzel kuzu sürüsünü görmemeniz için gözlerinizi bağlayan " . . izm" lerdeki

E n sonunda her şey bitip istediklerine

gururun tasması ile imlenmenize izin

sahip olduğunda kendinizi yalnız, en

vermeyin. Bir sanatçı olarak her şeye

sevdiği hastasının ölüm döşeğinde

inanmalısınız, özellikle de imkansız

bekleyen bir doktor gibi korkulu ve

olanlara. Asla unutmayın ki, bugün

kendi kararlarının tek yargıcı olarak

imkansız gibi görünen problemlere

bulacaksınız. O zaman size kimse

sezgiyle anlaşılan öngörünüzle

hayatın yeniden akması için ne

çözümler bulacaksınız, fakat bunlar

yapabileceğinizi anlatnıayacak.

gelecek nesil için sıradan olacaktır.

Yaptıklarınızın doğru veya yanlış olduğunu kimse söylemeyecek.

Sizin için anlamı derece, pozisyon,

Geçmiş deneyinıleriniz ve bi lginiz

para veya onur bile olsa asla başarı

18

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

HAWA ALKAN BALA


için çalışmayın. Doğanın akış süreci n i tersine çeviremezsiniz çünkü hiçbir bahar meyvesi güzlin çiçek üreteınez, tohum olgunlaşmadan, tamamıyla büyümeden, hasat gözünde canlandıraınazsınız. Sıcak bir ev ortaını daha hızlı üretim yaptırabilir fakat hiçbiri toprağın ürettiği gerçek (otantik) üretimle mücadele edemez. Eğer siz üreti min doğruluğundan endişeli iseniz, bu davran ış biçiminiz sizi "hayır" cevabını "evet" cevabından daha çok vermeye zorlayacaktır. Sonrasında "evet" leriniz samimiyetle uyuşmaz hale gelebi l i r. En kötü yalan başarı için bir mazeret gibi kendi kendinize söylediğin i z yalandır. Tabularınızı arada bir yakın ve her şeye yeniden başlayın. Sanat arkanızda melek kanatları olana kadar büyüyen ve sizi gülerek mis kokulu bir cennete tatlı keman sesleri ve harplarla taşıyan bir süreç değildir. Kanatların sizi yerden yukarıya kaldırınaya başladığı zaman, bazı şeytanlar onların yeterli kısalığını bi i erek kırpacak ve siz düşüp zarar göreceksiniz. Ancak bu birbirini takip eden uçuş ve düşüşler sanatı yaşatacak ve bir sanatçı olarak itibar kazanacaksınız. Sıklıkla bugünkü inançlarınızı dünkü aşklarınızla çelişki içinde bulacaksınız. Kişil iğiniz asla değişınediği halde dünyaya bakış açın ız değişecektir. Kaynak: Form ond Function and Design Paul Jacques Grille Dover Publicotion New York 1975

HAWA ALKAN BALA KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

19


E_ c___K� öş .__ ı_ ı YAZs

1 Tasariamak/U çma k

----'

Tasarım sonunda yere konmayı

Sabahın erken saatleri . . Kıyıdan bir

başarabi ldiğimiz ve/veya

mil açıkta bir balıkçı teknesi . . . Denize

başaramad ığımız bir uçuş deneyimi

yem için dökülen balık artıklarının

olarak yorumlanabil ir. i lk i ve taklit

kokusu bir anda yayıl ıyor havaya ve

olmayanı estetik ve teknik ölçütlerle

kahvallı sürüsü çağrıyı al ıyor. Bin

yaratma zorludur. Bu zorluğa karşı

martı lık kalabalık, yiyecek parçaları

koyma yürek l iliğinde olanların her şart

için kapışıp kavga etmeye geliyor.

altında ödüllendirildiklerini düşünmek

Ama uzakların yalnızlığında, tekneden

fazla iyinıserli ktir. Tasarını alanında

ve kıyıdan ötelerde, Martı Jonathan

Türkiye şartlarında ucuza i ş yapan,

Livingston tek başına uçuş denemeleri

bağlantı ve ilişkileri iyi kuran, yasal

yapıyor. Otuz metre yükseklikte,

düzeniemelerin bağlayıcılıklarını

parmak araları perdeli ayaklarını

aşabilen, yapıtlarından ödün vermeyi

indi riyor, gagasını kaldırıyor,

"çağın gereği" kabul edenler

kanatların��n acı veren eği m l i

ortamlarda kendisine yer

gerginliğini koruyabilmek için

bulabilmektedir. Diğerlerinin

kasılıyor. Tüm dikkatini toplayıp

yaşadıkları Richard Bach'ın yazdığı

kısıyor gözlerini, soluğunu tutuyor,

Martı Jonattan Livingston'un

zorluyor . . . bir . . tek . . . santim . . .

mücadelesi ile örtüşmektedir .

biraz . . daha . . eğim . . . sonra, tüyleri

Richard Bach ve Martı Jonathan

Bilirsiniz, martılar asla bocalamaz,

Livingston

sendelemezler asla. Havada bocalamak

karınakarışı k, bocalıyor ve düşüyor.

Richard Bach bir yazardır ama aynı

utançtır onlar için, onursuzluktur. Ama

zamanda bir pilottur. Bach'ın yazarlığı

utanmadan kanatlarını yeniden geren -

"uçuş aşkından" beslennıektedir.

yavaşlayan, yavaşlayan ve bir kez daha

Amerikan Hava Kuvvetlerinde pilot

bocalayan - Martı Jonathan

olarak görev yapmış olan Bach uçuş

Livingston sıradan bir kuş değildir.

hakkında teknik bilgi ve becerilere

Martıların çoğu için uçnıak değildir

sahiptir. Henüz çocukken uçak

önemli olan, boğazdır. Bu martı ise

fotoğrafları çekmeye başlamı ş ancak

yemeyi değil, uçmayı önenısiyordu.

uçaklarla, fotoğrafçılığı hiç fark

(Bach 1990 s.9-IO).

etmemiştir. Richard Bach uçnıanın kendisine bağlanmış ve her insanın

Martılar için doğa kanunu olarak

içinde az veya çok yaşayan uçmak,

kabullenilmiş, tüm genellemeleri,

özgürleşmek ve sonsuzluk özlemini de

sınırları ve uçuş i l kelerini hiçe sayarak

fark etmiştir. Bu farkındalık Martı

"uçnıak için uçan, bir martı risk

Jonathan Livingston'yi yaratmıştır.

almaktadır. Denemek, ilk ve tek olmak

Jonathan Livingstone bir ınartıdır. Bu

mücadele gerektirmektedir. Yiyecek

martıyı öyküleştiren ve onu sıradan

bulmak gibi fonksiyonel bir amaç için

martılardan ayırt eden onun uçmayı

"uçnıak için uçmak" ne denli güvenli,

yorumlaması ve algıl aması ile ilgil idir.

bilindik ve kabul görmüş ise uçnıak o

20

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

HAWA ALKAN BALA


denli riskli, gizemli ve yadırganınıştır.

denedi. Onunda da, saatte yetmiş

Zihinsel okuınaların başlangıcı olan

m i l l i k hıza ulaşıyor, sonra

tasarım sürecinde deneyiınlenenler

karnıakarışık bir tüy yumağı halinde,

uçuş fenoıneni i le benzerl ikler

şiddetle suya çakılı veriyordu . . . (Bach

göstermektedir. Olguları düzenleyen

/990 s. /6).

zihinsel planlama olarak tasarım, sonuç ürün üzerinden okunduğunda

Martı Jonathan Livingstone kendi

yiyecek bulmak için uçuş veya uçnıak

bildiği, ona öğretilen ve yaşadığı

için uçuş yaklaşımlarından birisine

grubun uyguladığı uçuş tekniğini

yakın durmaktadır. " H avada ne yapıp

yetersiz bulup havada daha iyisini

ne yapamayacağı nı bilmek" için kanat

yapabileceği yenilikler peşinde emek

ç ı rpnıak özgürlüğe kavuşnıaktır.

verirken oldukça zarar görmüştür. i Iki

Orij inal tasarım için gerekli olan i l k ve

ve denemnemişi denemek onun

gerek şart da budur. Özgürlük zihni

defalarca canının yanmasına, hatta

telikleyen ve yaratıcılığı arttıran bir

hayatını tehlikeye atmasına neden

unsurdur. Özgür düşünce özgün

olmuştur. Ama o yılnıanıış denemeye

tasarımların ön koşuludur. Martı

ve kend ini geliştirnıeğe devanı

Jonathan'ı diğer martılardan ayıran tek

etmiştir. Tasarım da benzer bir sancılı

başına, açık denizlerde, aç bir şekilde

dönemi içermektedir. ilki ve orij inal i

uçınayı öğrenmeğe çalışırken sın ırları

aramak tasarınıemın konuya emek ve

aşarak özgür olmasıdır.

zaman harcamasını gerektirmektedir. Bu gerekl i l i k tasarı memın yaşama

"Uçmak İçin Uçmak"

ve

"Özgün

Tasarım" . Martı Jonathan yine tek başına, açık

biçimi haline gelmezse ürettikleri bil inenierin basmakalıp şekilde tekrarlanması anlamına gelmektedir.

denizlerde, aç, mutlu, öğrennıede, hız

Farklı fonksiyon, biçim, geometri ve

konusunda uğraşıyordu ve yaşayan en

renkler eğer ürettiklerine yeni bir ruh

hızlı martıdan daha çok şey bil iyordu.

kazandıranıazsa, orij inal olma iddiası

Üç yüz metre yükseklikten

i le tekrar tekrar üzerinde çalışılınazsa

olabildiğince hızlı çarparak, dalgalara

bir öncekilerin bir reenkarnasyonu

doğru dimdik bir dalışa geçti ve

olmanın ötesine geçemeınekted ir.

martıların neden böyle dalışlar

Özgürlüğün, orij inalitelin, ilkliğin

yapmadığını öğrenmiş oldu. Yalnızca

peşindeki Jonathan Livingstone uzun

altı saniye içinde hızı yetiş nıile

uğraşların sonunda istediği sonucu

çıkmıştı, bu h ı zda kanatlarını

elde edemeyince bazen hayal

denetleyeıniyordu bir türlü. Her

kırıklığına uğraınaktadır. Vazgeçmenin

seferinde böyle oluyordu. Tüm

eşiğine gelmektedir. Ancak fark eder ki

dikkatine karşın, gücünün yeteneğin i n

havada " martılar yapamaz" denilen i

s o n zerresine kullanmasına karşın,

yapabil mektedir. Kendini ve etrafını

yüksek hızda denetimi yitiriyordu.

saran kodları yeniden çözmesinin

Tırınan üçyüz ınetreye. Tüm hızla ileri.

gerektiğini anlanııştı. Tasanıncı

Çı rp kanatlarını ve dimdik pikeye geç.

kendisine konan engellerden zaman

Ama yine olmuyor, olmuyordu. Bir

zaman bunalmaktadır. Ekonomik,

türlü becerenı iyordu. Belki on kez

sosyal, hukuksal kısıtlamalar, az

HAVVA ALKAN BALA KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

21


zamanda ve genellikle tasarım

keşi ftedir. Daha önce yapı Imamışı

olgunlaşmadan sonuç ürüne ulaşmak

yapmak iddiasında ve arzusundadır.

beklentisi gibi sebepler üst üste gelip

Dolayısıyla daha öncekilerin

ıasarımcıyı sıradan ürünler verme veya

basmakalıp bilgileri, tekrarlanan

işten vazgeçme çelişkisi içinde

deneyi nıleri ve sorgulannıanı ış

bırakabilmektedir. Bu vazgeçi ş bazen

öğretileri O'na katkı sağlamamaktadır.

tasarımcının eseri üzerinden yepyeni

O kendi uçuş ilkelerinin çatkısını tek

bir il işkiyi keşfetmesi ile yeniden

başına kurmak, bu i l keleri tanımlamak,

niteliği arayan bir çabaya

anlamak, anlatmak ve sonuçlarını

dönüşmektedir. Bu vazgeçi ş bazen

tartışmak zorundadır. Tasariananın ilk

gündelik yaşantımızda karşımıza çıkan

ve orij inal olma iddiası varsa kendi

estetikten ve zevkten yoksun ürünler

yöntem ini, kendi içsel tutarl ı l ığını

ile sonuçlannıaktadır.

bütünden detaya sağlamakla

. . . Zafer! Buydu ilk düşüncesi . Son

yüküml üdür. Bunun bedeli bazen

hız! İki yüz on dört milde bir martı!

oldukça ağır olmaktadır.

Bir devrimdi bu. Sürünün tarihindeki en büyük tek andı ve bu anda Jonathan

. . . Yaşlı kurultay başkanı en törensel

için yepyeni bir çağ açıldı. Jonathan,

sesiyle konuşmuştu Martı Jonathan

yeryüzünde akrobati k uçuş yapan i lk

Livingston! Ortaya ç ı k ! Martı

martı olmuştu. O gün diğer martılarla

Soydaşlarının bakışları altında, utanç

konuşmak için zaman yitirmedi.

adına ortaya çık." İşte o an, kaynar

Günbatımından sonraya kadar uçnıayı

sular döküldü başından aşağıya.

sürdürdü. Taklayı, yavaş tonoyu, ters

Dizlerinin bağı çözüldü, tüyleri sarktı,

dönüşü, fırıldak dönüşü öğrendi . Martı

kulakları uğuldadı. Utanç adına ortaya

Jonathan kıyıdaki sürüye katıldığında,

çıkmak? Hayır olamaz' Ya Devri m !

çoktan gece olmuştu. Başı dönüyordu

Anlamıyorlar! Yanı l ıyorlar. . .

ve müthiş yorgundu. Yine de keyifli

Yanıl ıyorlar! " . . bağışlannıaz bir

bir taklay la başladı in işe ve uzun bir

sorunısuzlukla" diye yankı landı o

süzülmeyle tamamladı. Duyduklarında,

törensel ses, "Martı Ailesinin

diye düşünüyordu. Devrimi

geleneğini ve saygın lığını sarsarak

duyduklarında, sevinçten çılgına

Utanç adına ortaya çıkmak, martı

dönecekler. Şimdi yaşam ne kadar

toplumundan dışlanmak ve Uzak

anlamlı! Balıkçı teknelerin in peşinden

Kayalar'a tek başına sürgün edilmek

bezgince ileri geri sürünmenin

anlamına geliyordu. " . . . bir gün, Martı

ötesinde, gerçek bir anlam bu!

Jonathan L i vi ngston, sorumsuzluğun

Bilgisizlikten sıyrı lıp çıkabiliriz,

zararını anlayacaksın. Yaşamın sırrına

kendimizi mükemmel, zeki ve

erilenıez. Yegane bilinen, bu dünyaya

yetenekli yaratıklar haline getirebi liriz.

yemek ve olabildiğince çok yaşamak

Özgür olabiliriz! Uçnıayı

için geldiğimizdir." Bir martın ı n

öğrenebiliriz .. "(Baclı 1990 s 21).

Kurultaya karşı yanıt hakkı kesinlikle yoktu ama Jonathan'ın sesi yükseldi.

Jonathan Livingstone'in uçuşu ilkelere,

"Sorumsuzluk nıu? Yaşamın anlamını,

kanun ve dakıriniere bağlamak olası

daha yüce bir amacını bulan ve ona

değildir. Çünkü o arayıştadır,

ulaşmaya çabalayan bir martıdan daha

22

KENDI ARKlTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

HAWA ALKAN BALA


sorumlu biri olabilir mi? Bin lerce

ortaya çı kmaktadır. Ancak sonucun

yı ldır balık kafaları kavalayıp durduk,

nitelikleri tasarımemın yaratma gücüne

ama şimdi bir yaşama nedenimiz var

bağlıdır. Tasarını girdilerine, sürecine

öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak!

ve çıktıianna bağlı i l keleri ne şekilde

Bana bir şans tanıyın, size buluşlarımı

belirlersek belirleyel im sonuçta önemli

gösterme fı rsatı verin . . . " Sürü, taş

olan insanın kavrayışıdır.

kesilmiştİ sanki. "Kardeşlik öldü" diye haykırdılar hep bir ağızdan ve hep

Son Söz

birl ikte ona sırtların ı dönüp kulaklarını

Martı Livingstone zorlu ve uzun bir

tıkadılar. Martı Jonathan bundan

mücadeleden sonra kendi uçuş

sonraki günlerini tek başına geçirdi

ilkelerini genç mart ılara öğretmeye

ama Uzak Kayaların çok ötelerine

çalışırken tasarımcılar için önemli

gitti . . . (Baclı 1990 s.23).

ipuçları vermektedir.

Alışılagelmişin dışında, anlaşılmayan,

En yüksek uçanı, en uzağı görendir.

yaratıcı düşüncenin ürünü olan

Kendi n iz olma gerçek kimliğinizi

çoğunlukla ilk önce kabul

bulma özgürlüğüne sahipsiniz. İster

görınemektedir. Deneye açık olan ve

boş inançlar ve gelenekler, isterse

kalıplardan kurtulan yaratıcı düşünce

sın ırlamanın herhangi bir biçimi,

eylem ve ürün ne olduğu ile

özgürlüğü sınırlayan ne varsa kaldırıp

ilgileni lmeden karşı çıkışlarla

atılmalıdır. Gözlerinizle

yüzleşmektedir. Yaratıcılık; daha önce

gördüklerinize inanmayın. Dış

kurulmamış i l i şkiler arasında yeni

görünüştür onlar, sınırlıdır.

i lişki ler kurabilme, böylece yeni bir

Kavrayışınızia bakın, öğrendiklerinizin

düşünce şeması içinde, yeni yaşantı lar,

bilincine varın. Ve böylece uçmanın

deneyim ler, yeni fikirler ve yeni

yolunu bulacaksınız. (Baclı. /990. s.95).

ürünler koyabilme becerisidir. Oysaki tasarımcının tasarımın önündeki temel engel kendini an latamadan karşı çıkılına ve yok sayılına durumuna karşı stratej i gel i ştireınemiş olmasıdır. Martı Jonathan'nın yapmak zorunda bırakıldığı "Tek başına ama uzak kayaların ötesine gitmek" gerçek tasarıının peşinde olanlar için bir çözüm olmamaktadır. Kanımca Türkiye gibi kavramların ikincil elden tüketi ldiği ortamlarda serbestliğin karmaşa olarak nıeşrulaşması ve estetik normlarla zevksizlik arasındaki çizginin belirleşnıesi olağandır. Tasanma yaklaşım, zihinsel sürecin işleyişi ile beli rlenmektedir. Bu sürecin işleyişi ne olursa olsun bir sonuç ürün

HAWA ALKAN BALA KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT • 2006

23


Mimaride Yeni Kazanımlar Arkitera M i marlık Merkezi, m i marlık

projeler yeni tasarını arayışları içinde

ortamında, erişi lebilirlikteki kolay lığı

olup mimarlar ve kentte yaşayanlar

ve takip edilmedeki yoğunluğu göz

arasında konuşulmakta, yapıcı ve

önüne alarak yen i likçi genç m imarlara

yapıcı olmayan eleştiriler almaktadır.

kapılarını açmış bulunmaktadır. Ülke

M i marlık adına, yeni ve farklı bir

olarak sanatsal ve teknik gelişmelere

bakış açısı oluşturması ile önemli bir

ve bu gelişimi gösteren çağdaş ve

değer i fade etmektedir.

yen il ikçi tasarımcılara duyarsız kaldığınıız gerçeğini göz ardı edemeyiz. Özellikle mi marlık konusundaki duyarsız! ık, genç tasarımcıların kente yapacağı çağdaş tasarımları engelleyebilmektedir. Arkitera alışılmışın dışında bir tutumu tercih ederek, ürettikleri ile niteliğin peşinde koşan genç mimarları keşfetmek, tanıtmak ve onların sesi olmak üzere bir çalışma başlatmıştır. Bu bağlanıda Y. Mimar Serdar Ekizer'i Arkitera.com okuyucuları ile

Havva Alkan Bala: Sanatm ve tekniğin kesişimindeki uygulamali bir alan olarak mimarlik mesleğinin Türkiye koşullarmda pek çok zorluk/art bulunduğu mimarlık ortam11ıın ortak göriişiidiir. Siz kendine özgii yapısı ve sorunları olan Konya kentinde farklı ve nitelikli tasamn arayışmda genç bir meslektaşmuz olarak lütfen bize kendinizi ve projelerinizi anlatabilir misiniz?

bu luşturduk .

Serdar Ekizer: Sizin sorunuzu cevaplamadan önce, sanat ve tekniğin kesişiminde bulunan nıinıarl ıkla ile ilgili bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum. Mimari üretimierin niteliğinin artması adına, her şeyden önce, mimarlık eğitiminin çok önemli olduğunu düşünüyorum. M i marlığı tüm etkilerini bir daire ile sembolize edersek, bu dairenin merkezinde. mimarlık eğitimimin olduğuna inanıyorum. Ancak eğitim derken mimarlık okulunda önerilen bir mlifredatı adeta bilgisayar programı Serdar Ekizer, Selçuk Ün iversitesi

gibi yük leyerek veren bir yapıdan söz

M imarlık Bölümü'nden mezun, gelişen

etmiyorum. Her şeyden önce

Konya kentinde, nitelikli ve çağdaş

mi nıarlıkta sanatsal yetenekierin önemi

m i mari tasarı mları i le dikkati çeken ve

yadsınamaz. M i mar olabilecek doğru

aynı zamanda bu çizginin

kişi lerin, doğru yönlendiri lnıeleri iyi

sorumluluğunu üstlenmiş genç bir

bir eğitimin en önemli parçasıdır. iyi

m i mardır. Tasarladığı ve uyguladığı

eğitim, nitelikli nıiınarları, nitelikli

24

KENDi ARKiTERA'N/ KENDiN YARAT - 2006

HAVVA ALKAN BALA


m imarlar ise nitel ikli tasarımları

deneyimlediklerimi okuınalarıınla

gerçekleştirecektir. Kötü ( n iteliksiz)

desteklemeye çalıştım. Mimarlık ve

işlerin birincil derecede sorumlusu ne

estetik felsefesi beni yapılan

siyasi kararlar, ne belediyeler, ne

tasarımların daha derininde olan bilinci

ranıiye sistemi, ne müteahh idi n

araştırınaya itti. Bu durum beni,

isteklerid ir. Sorumluluk her konum ve

sıradan ve yüzeysel, belli bir değere ve

yetkide bulunan mi marlara aittir. Yani

amaca dayanmayan tasarımlar yerine,

mimaride "nitelikli üretimlerin,

evrensel ve kalıcı tasarımlar yapma

nitelikli eğitim almakla gerçekleştiği"

konusundaki bil ineimi geliştirdi. Ama

savını bir ön koşul olarak algıl ıyorum.

mimarlık eğitiminin verınesi gereken en önemli şey herhalde yaşam boyu

HA B: Ancak biliyoruz ki Türkiye 'de mimarlık okullartna öğrenci seçimleri yetenek smavıyla yapılmamakta, mimar adayı öğrencilerin sayısı abartılı olmakta, alt-üst yapı yetersizlik/erine rağmen yeni mimarlık okulları açılmakla dolayısıyla eğitim adına eğitim politikalarmdan kaynaklanan çıkmazlarmuz bulunmaktadır. Avrupa Birliğine girişin sıkça konuşulduğu bugünlerde meslek içi eğitim, sertijikalar ve bireyin yaşam boyu eğitilmesi olgusunun yerleştirilmesi de üniversiteele alman eğitim kadar önemlidir değil mi?

kişinin gelişebilme ve kendini eğitebilme olgusu olmalı .

HAB: Bu anlamda tasarımda çıkış noktalarmız nelerdir? Sizin tasartm anlayışmızm ana teması nedir? S E : Tasarım yöntemleriyle ilgili birçok teori var. Ancak şu bir gerçek ki; tasarımda bir " karanlık oda süreci" vardır ve bunu formülize etmeni n güçlükleri bulunmaktadır. Bu bili nmezlere rağmen tasarım, çok da pragmatik ve rasyonel boyutları bünyesinde barındırmaktadır. Ben tasarımlarıında sadece olması gerekenleri yapmaya çalışıyorum. Girdileri iyi analiz etmeye çalışıyorum.

SE: Elbette. Eğitimde d i le getirdiğiniz

Tasarı mlarımda yaptıklarımın mutlaka

sorunların varlığını yadsıyamayız.

bir nedeni olmalı diye düşünüyorum.

Ancak bu çerçeve içi nde de

Her girdinin bir çıktı sı olmalı ve bu

yapılacakların olduğuna inanıyorum.

açıdan bakıldığında bu işin

Aslında m i marlık eğitiminin çok fazla

bil inmezlerine rağmen aslında çok

bilgi verilmesiyle değil kişide var olan

belli olan matematiğe benzer kesin

teknik yetenekierin ve estetik

kuralları da var. Tasarımlarımı akılcı

duyarlılığın geliştirilmesiyle

bir zemine oturtınaya çalışıyorum.

sağlanabileceğini düşünüyorum.

Arsa verilerini, kentin planlama

M i marlık eğitiıniınde, bölümdeki

girdilerini, forınu, işlevi, cepheleri ne

hocalarıının katkıları gerek bireysel

olması gerekiyorsa onu yapmaya

çabaları m ile kendimi yetiştimıeye

çalışıyorum. Girdilerin, sınırlayıcıların

çalıştım. Sizlerin

tasarımlardaki özgünlüğü ve niteliği

katkıları ile tasarım

sürecine dair aldığım derslerde

sağlarlığına inan ı yorum. Yani imar

HAWA ALKAN BALA KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

25


yönetmeliği, müteahhit istekleri ve

yakın çevresi bile tasarım başarısını

toplumun beğen isini mazeret etmeden,

etkileyebil iyor. Açı kçası ben hiçbir

imardan gelen standart kütlelerin

projemi diğerinden ayırt edemiyorum.

dışında farklı lıklara ulaşmanın

Aslında böyle bir başarı kıyası da pek

mümkün olduğunu düşünüyorum. Tüm

doğru gelmiyor bana. Her projede

verileri biz mimar olarak cidden doğru

farklı bir yerde, farklı insanlarla, farklı

analiz edebildiğimizde farklılıklar, sıra

girdilerle çalışıyorsunuz, girdilerin

dışılıklar kendiliğinden gelecektir.

farklılaşması çıktıları da doğal olarak

Aslında tasarım yönteminde

etkiliyor.

oluşturulan sabit değerler standart yapıları oluşturmayacaktır. Bu değişmez değerleri aramak tüm mimarların ortak görevidir diye düşünüyorum. Örneğin benim için "estetik" çok önemli bir değişmez değerdir. Estetiği üç boyutun matematiği olarak algılıyorum. Doğada her şey esietikle var oluyor. Estetikten yoksun bir form, bir nesne yoktur doğada. Bu esıetiğin içimizde var olan bir matematiği olduğunu düşünüyorum ve ben tasarımları ında buna ulaşınaya çalışıyorum.

HAB: O zaman Konya kenti için arsa değeri yüksek olan Meram 'da, köşe parseli kullanarak, kentiiierin ve meslektaşların sıkça üzerine yorum yaptıkları binamzı konuşalım. Tahmin edersiniz ki, mimarlar için ifadelerden çok projeler heyecan vericidir. Tasariadığın ız o bina bir şekilde yaşamımıza girmiş, kente mal obnuş ve Meram 'da bir referans noktası haline gelmiştir. Bize binanın konseptini ve tasarım sürecini anlatabilir misiniz? SE: Konuştuğumuz soyut i fadeleri o bina özelinde soınutlaştırabiliriz. O binada şöyle bir süreç yaşadık. O alanda 3 parsel vardı, önce bunlar tevhit edi ld i . Daha önce o alan için hazırlanmış parçalı ve alışı lagelmiş konut tipoloj ilerinin cepheleri ni ve kurgusunu içeren taslak proje teklifleri bulunmaktaydı. Arsa verileri bana

HA B: Sözünü ettiğiniz anlamda girdileri ve çıktıları estetik/e istediğiniz seviyede buluşturduğunuzu düşündüğüniiz bir projeniz var mı?

ulaşınca, çevre verilerini analiz etmeye çalıştım. Kavşağa komşu bir alan olduğu için kavşağa karşı bir tuıumum olmalıydı. Binan ı n ana yaklaşınıla görsel i lişkisini kurmalıydım. Bu bi nayı talep eden İstanbul merkezli bir

SE: Her proje deneyimi tnde bu

ilaç firmasıydı. Binanın zemin ve

i l kelere bağlı kalınaya çalışıyorum.

bodrum katlarını kiraya venııe

Projenin kent içerisindeki yeri ve

düşüncesindeydiler ve getiri

26

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT

HAWA ALKAN BALA

2006


beklentileri vardı. Üst katlarda ise

tasarlandığında çok yaratıcı olmadığını

fırına ofis merkezi ve İstanbul'dan

deneyinılediın. Bu sınırlayıcılar ve

gelen konuklar için misafirhane

girdileri birer müzik aletini gibi

tasarlanacaktı. Doğal olarak firmanın

algıl ıyorum. Bu girdilerden doğru

maksimum ınetrekareyi kullanma,

zamanda doğru sesleri ç ı karan bir

ekonomik lim itleri zorlamama gibi

müzik aleti gibi yararlan ır ve

talepleri vardı. Bu girdilerle nasıl bir

birbirleriyle uyumunu sağlayabi lirsek

neticeye ulaştık?

senfoni oluşur ama bunu başaramazsak büyük bir gürültü oluşur.

Öncelikle binanın geniş cephe yüzeyini en verim l i şekilde ancak insan ölçeğini unutmadan kullanmaya çalıştık. Ofis i le misafirhane fonksiyonları nın gerilimini cephede i fade etmekten çekinmedim. İşievlerin

HAB: Söz konusu binaya tekrar dönersek, bu proje için meslektaşlartnızm, kentlinin yorumları neler oldu, sizin değerlendirmeniz nedir?

tasarıında yerini bulması üçüncü boyuttaki i fadeleri de pekiştird i . Uyumlulukifarkl ı 1 ı k , saydanılıkldoluluk, dinginl ik/devinim, çevreye saygıikendini güçlü şekilde i fade edebilme, gibi zıtlıkların geri limi niteli k l i bir tasarı mı oluşturdu. Büyük alanlara sahip olmamasına rağmen kompleks problemleri i çeren bir ihtiyaç programı vardı. Tüm verileri aynı anda örtUştüren ve sorulara cevap veren bir projeye ulaşmaya çalıştık. Sınırlayıcılar ve girdiler fark lıl ığı da beraberinde getirdi.

HA B: Bu ilginç bir söylem, genellikle mimarların şikayet ettikleri ekonomi, imar kurallart gibi smır/ayıcılara, siz yaratıcılığı arttıran hatta yaratıcılığı kışkırtan birer girdi olarak mı bakıyorsunuz?

S E : İsterseniz tasanın süreci i le ilgili gemi analojisini es geçmeyelim. M i marlıkta analoj iye dayanan yaklaşımları yadsıyamayız. Ancak şunu vurgulamalıyım ki gemi analoj is i sürecin sonunda ortaya çıktı ki ben bunun daha doğru olduğunu düşünüyorum. En başta söylediğim

SE: Kesinl ikle evet. Mimari

tüm o verilerin ve sınırlayıcıların

sınırlayıcılar olmadan yaratıc ılık

değerlendirildiği, cevaplandığı bir

olmaz. Boşlukta bir mimarinin

proje koymaya çalıştık önce ortaya. En

olanıayacağını 3 . boyut dediğimiz

son safhada ortaya konan bu gemi

unsurun başıboş bir arazide, kentsel ve

analoj isi mimarlık formatında

çevresel verilerden yoksun bir şekilde

kabulleni lebil i r diye düşünüyorum.

HAVVA ALKAN BALA KENDi ARKITERA:NI KENDiN YARAT • 2006

27


HAB: Ama bu çıktş noktanız değildi, öyle deği/ mi?

ifadelerle oluşan değil, yapı bitineeye kadar devanı eden bir süreç.

SE: Hayır."Geıni şeklinde bir bina

Dolayısıyla, mimarın görevi uygulama

yapalım" la yola çıkınadık. Bu

ve detay aşamalarında da yoğun bir

projenin son aşamasında belki de biraz

şekilde devam ediyor. Uygulayıcı larla

fark l ı l ı k adına formüle edildi. Bu bir

detay görüşmelerinden, malzeme

deneyiındi . Gemi analoj i s i fikri tek

seçimine ve hana peyzaj tasarı mına

başına bir çıkış noktası olamaz. Bu

kadar tüm detaylada birebir

tarz ıniıııari yaklaşımlar ütopik kalır,

ilgilennıeye çalıştık.

fonksiyonel olmaz ve bence kalıcı bir başarı sağlayanıaz.

Tasarıının uygulama boyutu ve yapının

HAB: Konya gibi denizi bile olmayan bir kentte Atlantik 'e gönderme yapmak çok da gerekli olmayabilir. "0/mast zarar olur " anlammda söylemiyorum ama "olmaması da çok biiyiik kaytp değil" diye diişiiniiyorum.

tasarı mın başarısını etkilemektedir.

içinde bul unduğu çevre verileri Yapı yakın çevresinden bağımsız düşünülemez. Bu artı değeri oluşturmak yalnızca binanın kendi varlığı ile değil kentle kurduğu i lişki ile de ilgil idir. Keşke imkan olsaydı da bu yapın ı n konışuluğundaki yapıları hatta yapı adasının üç boyutlu kütle

S E : Doğan Medya Grubu'ndan

i l işkilerini de etüt edebilseydik.

arkadaşlarla yaptığımız röportajda "Konya i ç denizmiş. O yüzden mi gemi analoj isi yaptınız?" sorusu i le karşılaşınca bu yakıştırıııaya

HA B: Açtklamalartmtz ve söyleşi için, teşekkiir ediyorum. Şahstm ve Arkitera.com okuyucu/art adma.

şaşırnııştını. Aslında bu yakıştırınaları olumlu görüyorum. Tartışılan, referans

SE: Ben teşekkür ederi m.

olan, kentiiierin konuşınalarına konu olan binalar yeni açılımlar getirebilir. Ancak yine söylüyorum ki bizim projede öncel ikli çıkış noktaıııız binamızda estetiğin üç boyutlu matenıatiğini ortaya koynıaktı. Bu sonuç ürüne ulaşırken ınal sahibinin beklentilerini ın' kaybetmemek, ranı değeri oluşturmak anianıında cevap verdik. Yapı, oluşturulan farkl ı tasarını anlayışıyla maliyetinden çok ötede bir değere ulaştı. Oluşan bu katma değer fırmaların veya ki şilerin kazancı değil, kentin, ülkenin kazancıdır diye düşünüyorum. Tabi mimarlık ve tasarım, kağıt üzerinde ve soyut

HAWA ALKAN BALA 28

KENDi ARKiTERA:NI KENDiN YARAT - 2006


Burcu Balahan 1982 yılında istanbul'da doğdu. Mimarlık lisans eğitimini istanbul Kültür Üniversitesi'nde 1999-2003 yılları arasında 4.1ük ile tamamladı. Mezun olduğu sene istanbul Teknik Üniversitesinde Proje ve Yapım Yönetimi programında yüksek lisans eğitimine başladı ve 2006 yılında tamamladı. 2000 senesinde Fenerbahçe Yelken Klubü'nde yelken yaşamına başladı. 420 ve 470 sınıflarında ulusal ve uluslararası yarışlara, 2006 yılından itibaren de yat sınıflarında yarışmaya başladı. 2001 yılından beri Karahan Mimarlık'ta çalışıyor.

KENDi ARKiTER.kNI KENDiN YARAT - 2006

29


K ÖŞEYAZ ISI

1 Deneyse l Tiyatro ,

L-� L---�

Mekan ve Mimarlık bir gerçekleşen İstanbul Tiyatro Festivali t iyatro, mekan ve sahne tasarıını açısından biz izleyici lere çeşitlilik sunuyor. Bu yıl İstanbul'da gerçekleşen U luslararası Tiyatro Festivalinde Dot Tiyatro Grubu " İ k i Kişilik Bir Oyun" adl ı oyunu sahnelediler. Sahne, karemsi mekanın dört duvarına örülınliş bir labirentti. Kadın ve erkek, zemine, tavana ve duvara değıneden, Iabirenlle kendi yollarının onları götürdüğü yere gitti ler. Bazen duvara, Tiyatro mekanı denildiğinde

bazen zemine, bazen de tavana dik

belieğimizde canlanan tipleıne

konuında yürürken, dört duvar

yaklaşık olarak hepiınizde benzerdir.

boyunca kurulmuş Iabiretıtte

Bu öylesine kalıp bir yapıdır ki,

ilerleyebilmeııin "zorunlu" oyununu

mimarlık eğitimimiz süresince

oynadı lar. İzleyiciler mekanın

tasarlaınamız gereken t iyatro

ortasında yer aldılar, sabit zemini i

mekanlarının hepsi birbirinin benzeri

döner taburelerinde, duvarda

ol muştur. Zaten tiyatro mekanları

izledikleri oyuncuların ilerleyiş

tasarlarken tiyatrocuların fikirlerini

hareketleri yönünde, bedenleriyle

almak yerine kalıplaşmış tiyatro

soldan sağa dönerek "yolcul uğa" ve

mekan tasarımlarından

oyuna katıldılar.

yararlanmışızdır. Bu oyunun tasarımı Bülent Erkmen'e Bizlere gelen talepte bu yöndedir.

aitti. Bülent Erkmen'i Devlet Tiyatrosu

Oysa İstanbul'da deneysel oyunlar

adına yaptığı afişlerden ve Garanti

sergileyen tiyatro grupları da yer alıyor

Galeri'de açılan sergisinden

ve bu tiyatro toplulukları mekanı

hatırlayabili riz.

alışılmış tiyatro mekaııının dışında kul laıııyorlar. Bu tür oyunları

Sahne tasarımı ile ilgili Türkiye'de

Taksim'deki küçük mekan larda

kurulmuş bir demek yer alınıyor.

sahneleyen tiyatro grupları, oyunlarını

Sahne Tasarımetiarı Derneği aynı

çoğunlukla izleyici ile i letişim kurarak,

zamanda Uluslararası Sahne

izleyiciyide oyunun bir parçası

Tasarııncıları, Teknisyenleri ve Tiyatro

yaparak oynuyorlar. Çağdaş tiyatroda,

M imarları Örgütü'ne (OISTAT) üyedir.

mekan ve oyun bir bütündür ve mekan

2005 y ı l ın ı n Kasım ayında OISTAT

oyuna göre şekillenmektedir. İki yı lda

eğitim komisyonu toplantısını

30

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

BURCU BALABAN


istanbul'da gerçekleştiri ldi. Etkinliğe

1 7 ü l keden 2 5 delege katıldı ve sahne tasarıını ve ışık tasarımı eğitimleri hakkında paneller düzenlendi. OI STAT bu yıl Haziran ayında uluslararası bir fikir yarışmasını ilan etti. Yarışmanın amacı tiyatro performansı ve mimarlık arasındaki i l işkinin daha derinden aniaşı Iab i 1 ınesiydi. Yapılan tüm bu çalışmalar ve sergilenen oyunlar sayesinde mimarlar ve tiyatrocular arasındaki i l işkinin önümüzdeki dönemlerde daha paylaşınıcı olacağına inanıyorum. Tiyatro gibi renkli bir dünyanın mekan tasarımlarını yapmak m imarlar içinde yeni bir dünya olacaktır.

BURCU BALABAN KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

31


Mimari Tasarım Eğitimi Üzerine Bir Araştırma sistemimizde "Sayısaldan görsele geçişte bir arayüz olarak kullanılabilir mi?" Sorusuna cevap aranıyor. Elbette ileriki sınıflar da görecekleri derslere temel ol uşturan bu dersin "computation" kavramı ile il işki lennıesi gelişen teknoloj i ile değişen mimarlık alanının eğitime sağlıklı biçimde nasıl yansıtılabileceği

Burcu Balaban: Mimari Tasarım Eğitimi üzerine şu anda Yıldız Teknik Üniversitesi'nde bir araştırma yapıyorsun bu araştırmanın içeriğinden söz edebilir misin?

tartışılıyor. M i marinin görsel i l işkisini belirili bir ınantık üzerinden kurduğunu düşünürsek varolan sisteme yeni yöntemler araştırmak veya varolan yöntemlertİ geliştirmeye çabalamak değişen s istem içerisinde oldukça önemli.

Deniz Erkan: Araştırma Türkiye kapsamında mi marlık eğitimi içerisinde "temel tasarım" eğitimini ele alıyor. Bu kapsamda tüm okulların

BB: Bu araştırma kapsamında mimarlık okullarında nasıl bir yöntem izliyorsunuz?

temel tasarını eğitim programları araştırılarak; ODTÜ, YTÜ ve iTÜ'de

DE: Çalışma kapsaınında özellikle

öğrencilerin katılımıyla kapsamlı bir

ODTÜ, YTÜ ve iTÜ'de tüm tasarını

inceleme yapıl ıyor. Temel tasarım

eğitmenleri i le eğitim sistemi birebir

eğitiminin önemi ve içeriğini

tartışılıyor. Bu noktada eğitmenlerin ne

sorgulayan bu araştırma Türkiye'de

vermek istedikleri ve hangi noktada

genel eğitim sistemi içerisinde

durdukları ve kendi eksiklerini ne

mimarlık okumaya hak kazanmak

olarak yorumladıkları çok önemli.

anlamında temel tasarım eğitimini

Çalışmanın bir sonraki adımında şu

inceliyor.

ana dek yaklaşık 350 kişilik bir

BB: Bize Temel Tasarım eğitiminin niteliğinden bahseder misin?

eğitimi üzerine yöneltilen sorular ve

mimarlık öğrencisine temel tasanın değerlendirmeleri yer alıyor. Gerçekten bu değerlendirmeler sistemin eksik ve yanlış yönlerini ortaya koymakla

D E : Temel Tasarım eğitim inin amacı

birl i kte hangi adımların yayarlı

mimarlık eğitimi için gelmiş

olabileceğinin de ipuçlarını veriyor.

öğrencilerin mimarlık eğitimini alınaya

Bunun yanı sıra eğitnıenlerin vermek

hazırlamak yani bir geçiş sağlamak.

istedikleri ve öğrencilerin algılan

Temel tasarımın özellikle bizim eğitim

arasındaki farklar da ortaya konulmuş

32

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

BURCU BALABAN


oluyor. Sonuçta bu öğrencilerin tek bir

söylemek nıüınkün. Elbette gelişmeler bize

ortak yanı var k i o da ciddi bir

yansınıakla birl ikte eğitmenleri ın izin

matematik bilgisine sahip oldukları

çabaları ile bu konuyu daha da ileri

gerçeği . Bu anlamda temel tasarım

götürebi ldiğinıiz alanlar oluyor. Bir çok

eğitimi nıatenıatiğin mantığı i le

okulun sene sonu seminerlerinde ve

görse l l iği getirdiğinde açıklayıcı ve

konferanslarında o seneki eğitim

anlaşılabilir yeni bir sistemde

sistemlerini tartışmaya açtıklarını

doğurabiliyor. Ancak bu oldukça ince

görüyoruz. Ancak bu tartışmalar özel l i kl e

bir çizgi ve son derece iyi

temel tasarını eğitimi başlığı altında

kurgulanması lazınıileriki dönemlerde

gerçekleşnıiyor. Ancak elbette tasarı m

araştırınanın gelişmesi ile belki de

eğitimi adı altında oldukça yoğun

eğitmenler ile tartışılarak sistem tekrar

tartışınalar gerçekleşi yor. Türkiye de bugün

yorumlanabilir ve yeni öneriler

birçok okulun gelişmelere kapalı olarak

oluşturulabi l i r diye düşünüyorum.

halen 1 930'1ardaki programı birebir uygularlığını söylemek de gerekir aslında.

BB: Temel Tasanm eğitimiyle ilgili Türkiye 'de ve Dünya 'da var olan araştmnalar ve Türkiye 'de yaptlan konferanslardan bahseder misin?

Bence bu daha sık tartı şıimalı ve

D E : Dünya'da bu konu üzerine yaphan

ortak bir platformada bu sistemi tartışmaya

araştırınalara bakarsak 1 930'1u yıl lara

her an açıklar.

gel iştiril meye açık olmalıdır. Ben bu araştımıayı yaptığını süreç içerisinde görüştüğünı temel tasarım eğitimi veren eğitnıenlerin herbi rinin d i le getirdiği gibi

Bauhaus dönemine dönmek gerekiyor. Zaten temel tasarım eğitimi Bauhaus eğitimi ve Gestalt kurallarının varlığı ile bir biçim kazanıyor ve mimarlık eğitimi içerisindeki yerini alıyor. Bundan sonra temel tasarım eğitimi bu

BB: Bu araştmmmm sonuçlan tştğmda Ytldtz Teknik Üniversitesi 'nde deneysel bir temel tasamn önerisinde bulunmayt veya uygulamayt planltyor IllilSUn uz?

sistemin geliştirilmesi ve ders programlarının faklı laşnıası ile

DE: Sanırım bu soruya ancak araştırınan ın

gelişiyor. Çalışmalar daha çok Avrupa

bir sonraki adınıında cevap verebileceğim.

ve Amerika'da gelişiyor. Bu ülkelerde

Sonuçlar ışığında eğitıııenlerin de isteği i l e

temel tasarını eğitimi sadece mimarlık

deneysel bir progranı geliştirmek v e bunun

eğitimi içerisinde yer alan bir ders

sonuçlarını almak elbette oldukça key i fı l i

değil birçok bölünıün ortak aldığı bir

olacaktır. Ancak henüz kesinleşıneyen veya

ders olarak eğitimin içinde yer alıyor.

çok geliştirilmesi gereken herşeyden önce

Bumın yanı sıra birçok okulda bu ders

progranı haline getirilmesi beklenen bu

temel tasarım başlığı üzerinden

sistemin oluşması gerekiyor. Ancak bunu

işlennıek yerine eğitim programiarına

yapmanı n bir sonraki adıında hedefını

entegre olmuş biçi mde öğrenc ilere

olduğunu söyleyebi l irim. Elbette bu

farklı şekil lerde veriliyor.

çalışma bu noktada tek kişilik olmanın

Türkiye kapsanıında incelersek

dışına çıknıalıdır. Belki eğitmenler i le

özelli kle ODTÜ ve iTÜ'de bu tarz

tartışmaların sonucunda bu an lanıda yeni

özerk progranıların uygulandığını

bir yol açılabilir.

BURCU BALABAN KENDi ARKlTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

33


Gaye Beler 1976 yılında içel'in Tarsus ilçesinde doğdu. ilk, orta eğitimini Tarsus'ta, lise eğitimini ise Mersin'de bilgisayar donanımı konusunda teknik bir lisede tamamladı. 1994 yılında girdiği üniversite sınavı ile Çukurova Üniversitesi Makine Mühendisliği'nde aldığı bir yıllık eğitimin ardından, sınava tekrar girerek mimarlık eğitimi almaya karar verdi. 1 996-2002 yılları arasında süren mimarlık eğitimi süresince çeşitli mimarlık ofislerinde çalıştı. Mezun olmasının ardından Adana'da bulunan incirlik Hava Üssü'nde saha mimarı olarak iki yıl görev yaptı. Mezun olduğu üniversitede kısa bir süre, yarı zamanlı olarak; mimari proje derslerine katıldı. Mimarlık eğitimi sırasında katıldığı atölyelerle başlayan tarihi çevre karuma ve restorasyon ile ilgili çalışmalarını; eğitimin bitmesinin ardından, bölgedeki birçok yapıyla ilgili projeye katılarak devam ettirdi. Kayıtlı bulunduğu Mimarlar Odası Adana Şubesi bünyesinde yer alan çeşitli komisyonlarda görev aldı. Halen Kent ve Çevre Komisyonunda görev alıyor. Okul yıllarında başlayan bilgisayar grafikleri tasarımına duyduğu ilgi, okul sonrasında da devam etti ve konuyla ilgili pek çok çalışma yaptı. Şu anda da aktif olarak bu konuyla ilgili çalışmalar yapmakta ve gelecekte tasarımın bu alanında kendine bir dünya yaratmayı ummaktadır. Henüz kimsenin okumadığı pek çok hikaye yazmıştır ve 2004 doğumlu küçük bir kız alan Ada Beler'in annesidir.

34

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


Yeni Köprü, Eski Zaman ...

HABER

. . . Gerçek, A uxentios, senin iktidarınm sayesinde bu mucize olmuş/w: Ki ne/u·in kış akmtısı üzerinde demirle bağlanmış bir temelde sarsılmaz direk olarak inşa edilmiş bulunuy01: Bunun üzerine geniş bir sokağı gerdin. Ki buna, tecrübesiz olan çok kimseler teşebbüs etmiş. Fakat bunlar Kydnos 'un(Tarsus Çayı) dalgaları için dahi zayıf olmuş/w: Sen ise bunu kemerler üzerinde ebediyet için kurmuşsun

Ve ha/la taşkm ne/ı ir dahi

bununla. çok meşhur olan Praeses'e itaat ederek zaptediliyor. Ki senin müstakbel şölıretin; Nil dalga/arım mansaptan birleştirmiş olanlarm ki gibi olsun..

B i r diğer adıyla Sarus Köprüsü yani Grekçe bir kiwbeden MS. 384 "Adana Arkeo/oji Müzesi; Taş Eserler Böliimü"

Taşköprü; H ititler döneminden itibaren kullanılan, Roma döneminde de güneydeki eyaletlere bağiantıyı

Adana'da kentin ortasından geçip,

sağlayan önemli bir ticaret yolu olan,

kuzeyden güneye şehirle birlikte yol

Selçuklu ve sonrasında ise Anadolu

alan Seyhan Nehri'nin iki yakasını,

kervan yolunun bir bölümü olan ve

binlerce yıldır bağlayan Taşköprü'de

Adana'yı Antakya - Antalya yol

bugünlerde yoğun bir çalışma var.

güzergahı üzerinde bulunuyor. Köprü

1 998'deki depremden sonra ağır

üzerinden devam eden yol kent

vasılaların bile üzerinden geçmeye

merkezine kadar uzanır.

devanı ettiği binlerce yıllık köprü için Mi marlar Odası Adana Şubesi'nin

Çukurova olarak adlandırılan bölge

katkılarıyla M imar Mehmet Pekcan I ş ı k

içerisinde vazgeçilenıeyecek öneme

tarafından hazırlanan Taşköprü'nün

sahip Adana'da yer alan bu köprü için

rölöve, restitlisyon ve restorasyon

yürütülen çalışmalar, sadece turizm

projeleri tamamlandı ve bugünlerde

açısından değil kentiiierin de sahip

tarihi köprünün restorasyon çalışmaları

oldukları binlerce yıllık eserin farkına

devanı ediyor. Halen restorasyon

varmaları için önem taşıyor. Üzerinde

projesine uygun olarak Karayolları

yaşadıkları kentin aslında binlerce

Bölge Müdürlüğü tarafından köprünün

yıldır insanlara ev sahipliği yaptığının

üst kısmındaki tamir işleri sürdürülüyor.

bilinmemesi ya da unıursanmanıası

Binlerce yıldır adı n ı aldığı yapı

durumuna bir müdahale niteliği de

malzemesi olan taş bugünlerde süren bu

olacak olan bu çalışına i le; her gün

çalışmalarla ortaya çıkarı l ıyor.

üzerinden onlarca kez geçip

GAYE BELER KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

35


HABER

farketmedikleri köprünün

Köprüye yapıldığı günden bu yana çok

malzeınesiyle, rölyefleriyle bütün

kereler tamirat ya da nehri ıslah

ihtişamı ve gerçekliğiyle tekrar ortaya

çal ışmaları için müdahele ed ilmiş.

ç ı kartı lması bizzat bölgede

Büyük çaptaki son müdahele ise 1 948

yaşayanların da farklı bir gözle

yıl ında gerçekleşmiş. Bu onarınıda

görmesini sağlayacak ve seyhan

maalesef köprün ün birçok özgün

nehrinin kıyısında yer alan sıra

mimari elemanı sökülerek yok edilmiş,

konaklar ve tesc i l l i yapılarında

taş korkulukları kaldırılmış, köprüye

restorasyon çal ışınalarının

betonarnıe konsollar ilave edi lerek

başaltılmasında kentl inin desteğini

köprü tabiiyesi genişletilıneye

alınmasında önemli bir etkisi olacaktır.

çalışılmış ve halen kullan ı l makta olan demir profil korkuluklar bu dönemde

Köprü; bir anlamda Adana'nın

köprüye ilave edilm iştir.

geçmişini üzerinde taşıyan bir kitap gibi. Roma, Bizans, Selçuklu ve

Yapılan restorasyon çalışınası ile

Osmanlı dönemi özelliklerini

birlikte kaplama malzemesi 1 900'lu

restorasyon çalışınasından sonra

yıl larda dönemin Adana valisi Bahri

görmek çok daha kolay olacak.

Paşa tarafından döşetilen arnavut

Köprünün geçirdiği deprem sonrası ve

kaldırımı tarzında döşenmiş, serbest

oldukça yoğun bir taşıt trafiği ne maruz

forında taşların ol uşturduğu şekline

kalmasının sonucunda; genel strüktür

geri dönülecek. Evliya Çelebi'nin

elemanları açısından uğradığı hasar da

tasvirlerinde 400 nı uzunl uğunda ve 3

bu çal ı şına i l e giderilecek.

genişliğinde olduğu belirtilen

köprü n ün bugünkü 3 1 O ın'! ik uzunluğu ve 8 ın'! ik genişliği de korunacak. Ayrıca köprünün Seyhan tarafında şehre giriş ve çıkışları kontrol altında tutan kapı, ilgili eski gravürlerden de raydalınalarak yeniden yapılacak. Yapılan tüm bu çalışmalarla; zaten Adana siluelinin neredeyse en önemli parçası olan Taşköprü bulunduğu bölge ve çevresindeki yapıların, rekreasyon alanlarının da yeniden düzenlenmesine önayak olacak. Yapılacak bütün çevre düzenlemeleri ve diğer restorasyon çalı şınalarında da; kentin o bölgesinde bir odak haline gelip yolları ve toplulukları toplayan bir yapıya kavuşacak. Şehir bir anlamda hafızasını tazeleyecek, kendini daha iyi tanıyacak.

GAYE BELER 36

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


Rapor Herşey bir halının deseni üzerine

Koruma kültürünü öğrendim

düşen, güneşin izleriyle başladı

öğrenmeye de; bugün hala o taş, o

desenı .. Anlamaz mısınız ne

köşede ve ben onun orda öylece

anlatmaya çalıştığınıı? Çok mu

zerinde dintenecek çocuklar

çocukça olur?

beklemesini seviyordunı. Kötü müdür bu yaptığını?

Eee ben de çocuktum zaten o zamanlar. . . Bir ev yapmak için

Çok sonraları gezindinı de o

kazınaya başlasa konışunuz, toprağın

sokaklarda. Şimdi ne kadar uzaktaşmış

alında su yerine acaip biçimi i taşlar

bana, beni büyüten yollar. İçindeki

çıkardı.

çocuk büyüdü diye midir, yoksa içinde büyüyen başka çocuklar görenıediğim

Sonra yakartop aynarken dinlennıek

için mi bilmiyorum.

için üzerine oturmak kavga ettiğimiz köşe taşı. Tarihi bir eser bizim sokağııı

Mahalle de değişmiş beninıle beraber.

köşebaşında öylece dikilir dururdu. Ya

Sadece ben terketmemişi m O'nu.

biz alıştırnııştık onu bu haline ya da

G irit'ten gelen n i ne bir daha

onu umursanıayan insanların içi nde hiç

dönmeınek üzere göçnıüş. Yaşıtlarını,

değilse çocuklarla beraberim diye

kendilerine yeni ve bu mahalle gibi

mutlu mesut yaşayıp gidiyordu. Bir

yavaş olmayan hayatlar kurmuşlar. Ama sahip oldukları hız b i le yetmemiş onlara hala zaman larının yetmediğinden şikayet edip dunırlar. O gün ki orta yaşlıların çoğu ise, bu malıellenin oturan larının pek çoğwllın ancak yapabildiği üzere; dönemin meşhur kooperatif evlerinden birinde, eski asmalarının kurumasına dertteniyorlar hala. Yattıklarında alçıdan üstlerine düşecekmiş gibi duran bir tavan değil, her seferinde başka bir hayal kurdurtan ahşapların

Romalı bizim için getirmemiştir elbet

damarlarını seyretmeyi özlüyorlar.

onu ama biz o taşları ya da

Silerken kötü sözler sarfettikleri

daın larıınızn üstli nde ki levhalar

nıerdivenleri artık çıkmadıkları için,

uçnıasın diye üzerine koyardık ya da

"tekdüze, pardon, "düzayak"

evierimize çarpmasın diye dar

evlerinin konforunu sürüyorlar.

sakalardan dönerken arabalar, tam

Artık televizyonun başından bile

köşebaşlarıııa. Vakti gelince de güzel

kalkmak için yaşlı olduklarını

birer oturak olurlardı.

düşünüyorlar.

GAYE BELER KENDi ARKiTERJ!{NJ KENDiN YARAT - 2006

37


Uçurtmamı o günlerde bana uçsuz

Düşünüyorum da yaşadığımız gibi

bucaksız görünen bahçesine

yapıyoruz ıniınarlığı da? H issetmeden,

düşürdüğüın yaşlı teyzenin evinde

kaybederek, kaçarak, kabullenerek,

kırık bir camdan içerisi görünüyor.

korkarak, farkına bile varmadan.

Kimseler yok. Lambaları üzerinde bir

Birilerinin ısnıarladığı gibi. Birlerinin

servis tabağını yemek masasında

bize öğrettiği gibi. Sornıadan,

bırakıp gitmiş. Nereye gittiğini bile

değişmeden, dönüştürülnıeyi kabul

bilmiyorum.

etmiş, yen ilmiş bir şekilde. Daha önce gitmediği m bir kente gidiyorum.

Şimdi ben o yollarda yürürken; kendi

Rölöve projesi hazırlanacak bir evin.

kendime sorup duruyorum. Aklımın

Yorulunca derin bir pencerenin

rölövesini çıkartınaya çalışıyorum.

içerisine oturup rüzgarı bekliyorum.

Unutmaya karşı koymak istiyorum.

A l ışık olduğum sessizliği aynı

Bir de mimar olmuşuın ben ..

mahallenin kokusunu duyuyorum.

Öğrendiğim herşey yaşadıklarıınla

Garip geliyor. Sonra giriyorunı içeri

uyuşmuyor. Hayat bana anlatılandan

işinıi bitiriyor ve çıkıp gidiyorum o

başka türlü birşey; 30 yıl sonra

evden. Ben terkediyorunı, hepimiz

anl ıyorum. Bir kere benden daha

terkediyoruz. Çiziyor ve terkediyoruz.

inatçı, kafasının dikine gidiyor

Birilerinin içi nde nefes aldığı nefes

Yaşamak, büyünıek, geri dönmek;

verdiği evi ölçüyor ve bırakıp

düne, bugüne, yarına yetişeceğim diye

gid iyoruz. i şinıizin gereği diyoruz.

bugünü harcanıak.

Raporun projeyle birl i kte yetiştirilmesi lazım. Hemen yazıyorum. " Rölöve raporum şudur ki bir parçam geçmişle beraber yıkılınıştır. Yen isi yapılabilir ama eskiyi yaşatıp yaşatmayacağını zaman gösterecektir. Eskiyi yaşatırsa, iyi mi olacağı da meçhuldur. Restitlisyon için örnek fotoğraflar buldum. Gülen yüzler var. Fotoğrafa değil, kendine gülen suratlar. Yani bayağı bayağı mutlular. Kimse peynir? demeden gülen cinsinden. Eee daha çocuklar tabi ... Bozuk yollarda bisikletleriyle gezip tozalı birkaç saat olmuş. Bugünlerde kurumuş olan derenin üzerindeki köprüden geçerken yarışnı ışlar hatta nerdeyse içine düşüyorların ış. Sinek yapıyormuş dere de. Belediye kurutmuş. Rölöve raporunda bunu da belirtmek lazını

GAYE BELER 38

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


bence. Restitüsyonu daha fazla anlatmak beni hüzünlendiriyor. O mutlu günlerde, geçmişte yaşamaya çalışmak yeni bir hayat kurmaya yardımcı olmuyor. Restorasyomı yapma konusunda hala muhtelif fi kirler var. Bir kere önce bu süreci üstlenecek bir kişi ya da kurum bulmak lazım. Ya da işi başa düşürüp, kendimiz girişmeliyiz. Çok soru sordum raporları çıkartırken kendime. Pek çoğunun cevabını kendime bile itiraf etmedim. Etseydim değişmeın de gerekecekti çünkü. Hala yeni/eski bir apartmanın/kibritin, kutusunda/dairesinde hiç değilse enıek l i liğimi; aşağıya, toprağa biraz daha yakın, denizin dalgasını daha iyi duyabileceğim bir evde geçireceğim düşüncesi i le çalışıyorum. Ama zaman yetmiyor. Zaman yetmiyor. Haa bir de, karşıdaki aparlman yüzünden olsa gerek, artık halımın üstüne güneşin izi hiç düşmüyor.

GAYE BELER KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

39


Mimarlar Odası Adana Şubesi Genel Başkan Yardımcısı E rkan Karakaya ile Söyleşi

başında, eğitimin temelinde fark lı.

Sanat eğitimi ama insana da hizmet eden bir sanat eğitimi. Diğer sanat dalları insana haz duygusu vereb i l ir ama ruhsal etkilerin ötesinde bir müdailelesi yoktur. Ancak bir mimarlık eseri ile insanın direk yaşanıını yönlendiriyorsunuz isteyerek ya da istemeyerek insan sizin yarattığınız atmosfer içinde yaşamlarını sürdürüyor ve tamanı l ıyorlar. Mimarlık eğitimini Selçuk Üniversitesi 'nde aldım. ilk birkaç meslek yıl ıını yarışmalara katılmak için çabalayarak Samsun'da birkaç arkadaşınıla kendi büroınuzda çal ışarak geçirdim. Daha sonra yarışma projelerinden haberdar olabilmek için bir süre Ankara'da

Gaye Beler: Adana 'da mimar/tk yapmak sizin seçiminiz miydi, yoksa hayatmızla ilgili diğer seçimlerin getirdiği bir zorunluluk muydu?

çalıştım. O dönemde iletişim bugünkü kadar kolay deği ldi. En sonunda nıesleğiıni Adana'da sürdümıek kararını aldım. Adana'da mimar olmak kolay değil. Nedeni arz talep dengesi çok farklı.

Erkan Karakaya: M imarlık eğitimini

Ürününüzü talep eden kesimin

seçmek bile bilinç l i bir davran ış ya da

mimarlık kültürü ile i l işkisi yok

kendi seçimiın değildi. Ai lenıde inşaat

denecek kadar az. En azından sizden

sektöründe bir şekilde yer almış hiç

mimarlık talep etmiyor. Sizden talep

kimse yoktu ve ben nıiınarlığı

ettiği prosedürün yerine getirilmesini

kazandığını ı öğrendiğiınde noter de

sağlayan evrakların tem ini. Siz bir

çal ışıyorduın. T cetvelini ilk

evrağı temin ediyorsunuz . . . Proje kişi

görüşümde ne olduğunu bile bi lmeden

için bir evraktır. Ruhsat almak için

bir parçası olduğum mimarlığın bir

gerekli olan birkaç evraktan biri olan

süre sonra kendi kişiliğime en yakın

projeyi ona temin eden kişisiniz. Ve

meslek olduğunu farkettinı. Benim

proje sürecine de, direkt müdahele

hayatı mı çok farklı yönlendirdi.

ediyor. Bu sürece müdaheleyi,

M i marl ı k çok farklı bir meslek. En

entel lektiiellik olarak algılayan bir

40

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

GAYE BELER


kesim de var ki; bu da Adana'da mimar

EK: insanların yaşamlarında; özellikle

olmayı daha da zorlaştırıyor. Bu

eğitimi sürecinde aldıkları herşey daha

anlamda özel yaşantılarında

sonraki yaşamlarında etkili ol uyor. Bu

beklentilerini karşılayan pek çok

orada kalmıyor kimliğine işl iyor. Bu

meslektaşını ız var. Bu evrak ın temini

eğitimde de ortaya çıkıyor Türkiye

ve sonucunda sürdürdükleri yaşanıları

deki eğitimin temelinde özellikle

yeterli oluyor. Ancak pek çoğumuz

mimarlık ve mühendislik eğitimi nde

gibi onlar da aslında mimarlık

hakim olan sistemin izleri vardır.

yapam ıyor.

Eğitimcilerin de bireysel olarak bu izleri silmeleri pek mümkün değil.

Çünkü mimarlık talep edi l ir. Birisi

Bunu somut olarak örneklendirirsek;

sizden mimarlık yapmanızı talep

bir öğrencinin öııline boş bir kağıt

etınezse üretemezsiniz. Talebi

koysak ve köydeki Ahmet Efendi ye

bil meden kime ne için ve nereye

bir ev tasariayın desek eline kalemi

yapacağınızı belirlemeden . . .

alır 4 köşesini belirleyip bir kutu çizer

Adana'da i s e talep edenler; mimarlık

ve köşelerine de birer kolon koyar.

talep etmiyor. Küçük bir azınlık ise

Neden kolon koyar? Bina taşısın diye;

mimarlık talep ediyor ancak bu

oysa dünyadaki taşıyıcı si stem sadece

seferde sürece baskı kuran bir

betonarıııe midir? Biz Türkiye'de ne

yaklaşımla müdahil oluyorlar. Tam

yaparsak yapalım sadece betornarıııe

anlamıyla bir mimarlık ürünün ortaya

olabilir diye düşünürüz. Yığma yapı

çıkması için gerekli şanlar size kolay

sistemini pek bilmeyiz, çel i k ile i lgili

sumılmuyor. Bu nedenle de topluma

altyapıya sahip deği liz. Dışardaki

sunamad ığınız minıarlığı; toplum yine

örııekleri değerlendi rirken hayranlık

bu kentin mi marlarını sorgulayarak

duymanıamıza rağmen . . Ahşap

arıyor.

dünyasına baktığımızda genelde;

Sonuçta, Adana'da mimarlık yapmak

kullanılan bir yöntem olmasına rağmen

diğer şehirlerden farklı değil ancak

burda akl ıımza pek gelmez. Hemen

özellikle de konut uygulamalarında

istanbul ya da Ankara'dakinden daha

yapının köşesine kolon koymakla

zordur. H iç değilse istanbul ve

başlarız işe. Bunu en önemli

Ankara'da s isteme bir noktasından

sebeplerinde biri bizim aldığımız

girme şansınız vardır. Ayrıca bahsini

eğitimin ile; betonarmenin isteyerek ya

ettiğimiz bu şehirlerde az da olsa

da istemeyerek bilinçaltımızda yer

mimarlık talep eden bir kesim de

etmesi sağlanmıştır. Bu yüzden yapıyı

vardır.

tasarlarken genel bir yaklaşım olarak yapının taşıyıcı sistemi ve bununla

GB: Mimar/tk eğitimine yeni ve farklı yaklaşımlarda Mimarlar Odası 'na etkin rol alma firsatı verilmekte mi? Bu konu ile ilgili yeni düzenlemelere ilişkin fikirleriniz neler?

bağlantılı olarak en basit yapıdan en karınaşık yapıya kadar başka si stemler çok zormuş gibi gelir bize oysa en zor ve en riskli sistemlerden birisi betonarınedir. Diğer sistemlerdeki defornıasyonlar gözle görülebilmesine rağmen betonarme kapalı bir sistemdir;

GAYE BELER KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

41


araştırmalar sonucunda bile, yapılış

Biz şu an eğitim süreci konusunda

sürec ininin takibi i l e bile sonucu tanı

MOBBİG ile birlikte aktif olarak

ve kesin biçimde değerlendiremeyiz.

uygulama deneyinıimizle, süregelen

Bu nedenle Türkiye'deki yapı

zamanda gözlediğimiz aksaklı klardan

sektöründe çimento tekerlerinin sürece

çıkarttığımız sonuçlarla beraber

geçmişten gelen bir nıüdahelesi vardır.

eğitimimizdeki boşluklarda müdahil

Eğitim için de vardır. Bunu artık

olmaya çalışıyoruz. Bu konuyla ilgili

kıramıyoruz. Bugün geldiğimiz

bir çalışma grubumuz da var. Ve hatta

noktada teslimiyeıçi biçimde

Genel Başkanımız da ağırl ıklı olarak

betonannenin davranışlarını düşünüyor

bu konu üzerinde çalışıyor. Mimarlık

ve ona göre hareket ediyoruz. İnşaat

eğitiminin 5 yıl olması ; bir

mühend isliği eğitiminin temelinde

kredilendimıe sistemi olması v.s. Biz

betonanne var. Çelik çok az yer

Oda olarak bu konuya dahil olmak

alırken ahşap yok denecek kadar az.

zorundayız da, çünkü bu eğitimin

Eğitim sürecinde genel yaklaşım bu

sonunda mezun olan kişi ler mimar

yönde. Elbette uzmaniaşmak isteyenler

ünvanıyla karşımıza geliyorlar.

sonraki yıllarda bu konularda kendilerini eğitme şansına sahip ler,

Biz eğitimde pek çok konuda eğitim

ancak eğitimin temelinde tek yanlı ve

kurultayiarını sonucunda edini len

betonarnıeye yönelik bir yaklaşım var.

sonuçlar konusunda MOBBIG'le,

Bugün yapı denetim kanunun bütün

YÖK'le mutabakat anyoruz. Pek çok

maddelerini incelersiniz binayı sadece

konuda taleplerimizi ortaya koyduk.

betonarnıe olarak algılayan ve yapıyı

Örneğin eğitimdeki ınüfredattaıı tutun

da sadece strüktür olarak gören bir

eğitim sonrası meslekle ilgili eğitim

yasa olduğunu görürsünüz. Yapının

çalışmalarının devam etmesine kadar.

fonksiyonları kent ölçeğindeki

Bu konuda YÖK i l k adıını atmıştır.

durumu ... O yasada mimari yok çelik

Artık mezun olan öğrenci !erin

yok ahşap yok. Oysa yapı betonarme

di plonıalarında mimar yaznııyor.

demek değildir. Yapı çok gird i l i ; bir

M i marlık eğitimi almıştır denmekte.

sürü disiplinin kontrolünde olan bir

Bu konu ile ilgili mimarlık meslek

süreçtir. Bu süreci sadece

yasasının hazırlanması için bir noktaya

betonannenin sağl ıklı yapılınasına

geldik. Kendi genel kurullan ınızdan

bağlamak, bugünkü kentlere sahip

geçen bu çalışma son aşamasına

olnıamızın önemli sebeplerinden

gelmiş durunıda ve meclise sunmak

biridir. İnsanları bu tip yapılara

üzere hazır durumdadır. Yasal

mahkum eden zihniyet, bu eğitim

mevzuatımızia da eğitim sonrası belirli

sürec inin de bir sonucudur. Bugün

eğitimleri ve slaj ları tamamlamayan

bizlerde bu sektör içerisinde yer

kişilerin büro tesc i llerinin

almaktayız ve bu sürece biz de

yenilenmemesi gibi konularda pek çok

müdahil ol uyoruz. Ama farkında

denetim mekanizmasını geliştinneye

olmak sistemi değiştirmeye tanı

çal ışıyoruz.

anlamıyla yetmiyor. Sistemi gerçekten topluma doğru anlatıp talebin de doğru gelmesini sağlamak gerekiyor.

GB: Sayıları giderek artan, mimarlık eğitimi veren okulları ve

42

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

GAYE BELER


yaratılmasında mimarın neredeyse hiç

mevcut mimar sayısmt gözönüne aldtğtmzda, Türkiye 'de ihtiyacın ötesinde saytda mimar bulunduğuna dair görüşler için ne düşünüyorsun uz?

kenti ol uşturuyor ama orada mimar

EK: Türkiyede mimar sayısı fazla mı

hizmet de tüm dünyanın aksine

sorusunun cevabını vermeye çalışayım.

genel l i kle emlakçılara bırakılını ştır. Bir

Şu an Adana'da 600 kadar mimar var.

emlakçıdan bir yapının gerçek değerini

Bu kadar mi mara ihtiyaç var mı?

bil imsel biçimde ortaya koymasını bir

rolü yok. B i r belediye düşününün ki yok. Bankalarda expertiz yapılmakta. Bu

Gelişmiş Avrupa ülkelerinde nüfusa

mimar ile değerlendirdiğinizde ne

oranla en az mimar sayısı bizde.

kadar bekleyebi liriz. Yapının

Mimar mimar olarak kullanılm ıyor. Bu

yenilenme sürecini, bir kaplama

sayının 7 7 si kamuda çalışanlar.

malzemesinin deformasyonunu yapının

Merkezde bu konu üzerinde bir

gerçek değeri n i . iştigal alaniarım ız

çalışma yapılmakta. Bu yapıyı

başka meslek sahiplerin i n elindedir. Bu

çözümiemek gerekiyor. Eğitim

yüzden genç mimarlar mezun

sürecinde kadın m i mar sayısı fazla

olduklarında ilk önce arayış içine

iken mimarlar odasına kayıtlı

gi riyor. Projecil ikte bir yer edinmeye

mimarlara baktığımızda bu sayı

çalışıyor. En iyi bildiği konu en iyi

erkeklerde daha fazla. Kadınları

yetiştirildiği konu. Ancak kapısı hiç

meslek yaşamından uzaklaştıran

çalmıyor. Kamu da zaten yer

sebepleri öğrenmeye çal ışıyoruz.

edinemeyen yeni mezun mi marlar özel sektörde ise meslekleriyle i lg i l i

77'nin 1 8' i Bayındırlık'ta, 6'sı

neredeyse herkesin bir fi k r i v e bilgisi

bankalarda çalışıyorken, Belediye'de

olduğu ve y ı l larca eğitimini aldığı

çalışan sayısı 20 c i varında. Bölgede

konu ile ilgili kendisine bir etiket

1 00 civarında belediye var iken

olmanın dışında pek de ihtiyaç

belediyede kimlerin çalıştığı

duyulmadığı bir zeminde mesleğini

sorgulanmal ı . Belediye ne hizmeti

yürütmeye çalışıyor. Bu konuda

verir sorusu bize gerekli cevapları

gençleri suçlayamayız. B ir noktada

vermeli. Belediye teknik h izmet verir.

onların da ilk amaçları kendi

Belediye imar hizmeti verir. Bu

hayatlarını kurabi lmek.

hizmetler mimar eliyle veri lmelidir. Devletin herşeyi üstlenmesini

Yapı sistemi başında sonuna yeniden

beklemek anlamına gelmez bu sözünü

kurgulanmaya mahkum bir s istemdir.

ettiğimiz. Belediyec i l i k hizmetleri yine

En altta malzeme üretiminden,

mimar eliyle yapılınıştır ve mi marların

standartların düzenlenmesi de mimarın

kamuda istihdamı yoğundur Avrupa

dahil olması gereken bir süreçtir.

Birliği ülkelerinde. Dolayısıyla bu

M i marlığın çok çeşitli dalları olmasına

bahsettiğıniz rakamlarda mimarların

rağmen, o dallar boş bırakılınıştır.

bir kısmı zaten kamuda görev alarak

Türkiye'de gerekli ve yeterl i malzeme

kentin yaratılmasına direk müdahele

standardı yok. Türkiye'de yapı taahüt

etmel idir. Burada kentin

sistemi yok. Müteahhit Ahmet E fendi

GAYE BELER KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

43


olarak bir tabela sahibi iseniz 1 0.000

yasalarla ve doğru uygulamalarla

konutluk bir ihaleyi alsanız bile teknik

kontrol altına alınırsa yapı m sürecinin

kadronuz sorgu lanmaz. Bünyenizde

iyileştirilmesi ne katkıda bulunulur.

kaç mimar kaç mühendis var sorusu

Bugünkü si stem değiştirilm iyor, çünkü

soru lmaz.

bu sistem değiştiğinde, bugünkü erke sahip kesimler bu erki kaybedecektir.

GB: Gerçekten yasalarda bu kadar biiyük boşluklar var mıdır yoksa genelinde rastladığımız gibi asıl sorun yasalarm uygulanamamasmdan mı ortaya çıkıyor? E K : Hayır yasal düzenlemelerde had safhada boşluk vardır. Bugün gerekli sağl ıklı düzenlemeleri yapmak için yeni keşifler yapmaya ihtiyac ımız

Ve mimarlık da bu sürecin dışında tutulmuştur. Çünkü mimar, mimarlık yapacaktır. Ve mevcut duruma itiraz edecektir.

GB: Mimarlar Odası olmasa ne olurdu? Mimarlık eğiliminde, mimarlık uygulamalarmda, mimarlık kiiltiiriiniin tamnmasmda neler değişirdi? Değişir m�ydi?..

yok. Bunun pekçok yazılı örneği var eli mizde.

EK: M i marlar Odası 1 954 yılında o y ı l çıkan bir yasa ile kurulmuştur.

Gerek Oda olarak süreç içerisinde

Ondan önce de M imarlar Derneği

bizim hazırladığımız raporlardan;

vardır. O yıl diğer pek çok açıdan da

gerekse uluslararası, bu tür sistemlerin

önemli bir yıldır. Önemli bir dönüş

tercümelerinden elde ed ilmiş

noktasıdır. Birçok değişim yasası o

mevzuatlar vardır. Gerekse çeşitli

yıl larda ortaya çıkmıştır. Ancak her ne

üniversitelerin bu konu ile ilgili

kadar TMMOB yasasını her ne kadar

çalışmalarında bulunabilir. Yapım üreci arsa arazi rantıııa dayalı bir

ithal olmakla eleştirsek de; pek çok yönüyle demokratik bir yasadır. Fakat

süreçtir. En küçük araziden en yüksek

gelinen noktada; ülkelerin politik ve

rantı elde edecek bir sürece

ekonomik değişimleri, elbette odalar

indirgenmiştir. Ve bu sürece dahil

üzerinde de etkili olmuştur. 60'1ı

olabilecek tüm aktörler dışarda

yıl larda odalar farklı bir noktada iken;

tutulmuştur. Maalesef bu sistem devlet

70'1i ve SO'! i yıllarda farklı bir kimlik

içerisinde de kendine yer bulmuştur.

edinıniştir. Bugünkü Avrupa Birliği

Bu spekülati f bir süreçtir ve bundan

sürecinde ise bambaşka bir misyon

beslenen toplumun büyük bir kesimi

üstlenmiştir.

i le bu bir yağmaya dönüşm üştür. M i marlık ise evrak boyutuna

Aslında Osmanlı'dan beri, odalar;

indirgenmiştir. Bunu sağlayan direk

benzer faaliyetler gösteren ama farkl ı

i lgili yasalardır. Aslında herşey

isimlerde kurumlar olarak varlardı

mevzuatıır; hiçbirşey kişilerin

zaten. O günlerde "loca" adı verilen bu

insiyatifi ile gelişınez. Her yerde

kurum lar, bir zanaatın ustal ık sürec ine

mevzuat esastır. Mevzuat doğru

geçebilmesi için varlard ı . Herhangi bir

kurgulanırsa müteahhitlik sistemi

zanaatla uğraşan kimseler locadan

44

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

GAYE BELER


·

peştenıal i törenle kuşaııır ve ustalık

ama tam anlamıyla da yasalarla ve

seviyesine geçerlerdi . Bugüne değin

mevcut siyasi idareyle desteklenmediği

M i marlar Odası, ın imarlık nıesleğinin

için, daha önce sözünü ettiğimiz,

uygulanma sürec ini de, mimarların

istenmeyen bir sürecin aktörleri

meslek yaşamlarını da iyileştirmeye

olduğumuz için bir anlamda yasal bir

çalışmak gibi temel görevler

ablukayla odalara güç verilmiş gibi

üstlenmiştir. Farklı döneınierde farklı

gösteril i rken, diğer taraftan odalar

yöntemler kullanmıştır. Dönem dönem

kuşatı larak hareket kabiliyeıleri

uzlaşma yolunu seçerken, bazende

kısıtlanınaktadır. Bugün geldiğimiz

mevcut siyasi idarenin karşısında yer

noktada yağmur gibi nıeslekle ilgili

almıştır.

yasalar çı kmaktadır. Hatta bugünlerde

80'1erin başında yöneticiliğe

çalışmalarıyla i lgili bir yasa Meclis'te

başladığı ın yıllarda Adana'da oda

görüşülüyor, fakat bizim fikrimiz

bünyesinde 71 ın imar vardı; Oda

sorulmuyor. Ama biz yine de fıkriınizi

yabancı mimarların Türkiye'de

üyelerini isim isim tanıyabildiğiıniz bir

belirtmek çin mil letvek i l lerinden

sosyal dayanışma örgütü

randevu aldık. Yoğun bir kulis

niteliğindeydi. Bugün gelinen noktada,

içerisindeyiz. Ki bu işin içinde

Oda kurumsallaşmış, farklı bir evrim

TMMOB'de vardır; çünkü onlarda bu

geçirnıiştir. Fakat yine de, odan ı n

yasalardan etkileniyorlar. Ancak

kendi yasasından kaynaklana

maalesef siyaset direkt bizim

aksaklıklar da yok değildir. Şöyle ki;

hizmetimizde olmadığından çok da

dünyada ıniınarın özlük haklarını

başarı lı olaınıyoruz. Az önce

savunan yapı ile mimarın icra şartlarını

değindiğimiz gibi ülkemizde mi marlar

belirleyen sistemler birbirinden ayrıdır.

mimarlık yapamazken, yabancı

Yani kamu yararına düzenleyen sistem

mimarların mimarlık yapınası konusu

odadır; özlük haklarını düzenleyen

gerçekten tartışılmalıdır.

yapı ise mimarlık sendikasıdır. Dünyada bu iki örgütlenme genelde birbirinden ayrı iken, bizde tek çatı altındadır. Böyle bir durunıda hem masanın bir yanında mimarın kamuya verdiği hizmeti denetlerken; bir yandan da masanın öteki yanında mimarın çalışma şartlarını, yaşanı standardını iyi leştirme çabası vermektedir.

GB: Meslek yaşantmız boyunca, mimarlığın yakın çevreniz tarafindan ne kadar bilindiğini düşünüyorsunuz? Mesleğiniz için verdiğiniz çabalarda mimar olmayan kişiler ne kadar yer aldılar? Mimarlar Odası yaptıklarını topluma aklarına konusunda neler yaptı ya da yapmadı?

Oda'ya baktığımızda; bugün geldiğimiz noktada, Türkiye'nin,

EK: Eleştirel bir gözle baktığımızda;

hemen hemen i l lerinin tanıanıında ve

topluma doğru biçimde sunduğunıuzu

pek çok ilçede örgütlü konumdayız.

söyleyemeyiz bu nıesleği.

Bu örgütlü yapımız kurumsal yapınıızı

Bugün yasalarla M i marlar Odası'nı

güçlendirmiş, bel li bir noktaya taşımış

neyi yapıp neyi yapamayacağı konusu

GAYE BELER KENDi ARKiTERXNI KENDiN YARAT - 2006

45


çok kalın sınırtarla çizilmiş. Hatta demoklesin kılıcı gibi mesleki denetimi yaptırıp yaptınnama konusu, Oda üzerinde de bir baskı unsuru olarak kullanılmaktadır. Bu hizmetin Oda için gerekl i l iği sadece denetimin bir parçası olmak değildir aynı zamanda varlığını i danıe ettirnıesini sağlayan en önemli gelir kaynaklarındandır. Bunu yeri geldiğinde serbestleştiren İdareler, duruma itirazlarınızı dile getirdiğİnizde

yerine bir kaç kişinin tasasım duyduğu bir konuya dönüşmüş gibi duruyor. Genele baktiğınızda Mimarlar Odası 'nın bu çabalarmdan aktifya da pasif üyelerini ve hatta üye olmayan mimarları ne kadar haberdar edebiliyor? Bu konularda katılımcı olmak konusunda Mimarlar Odası 'nın çabası mı yetersiz; yoksa mimarlarm mı ilgisiz kaldığını düşünüyorsımuz?

karşınıza her zaman çıkarılan bir konudur. Karşılıklı anlayışla bu

EK: Biz üyelerinıize ne kadar

konular çözüınlenenıez. Bunlar i y i

ulaşabil iyoruz sorusunu, biz de

niyetli kişiere bırakılabilir konular

kendimize soruyoruz. Bu konuyla ilgili

değildir. Bunlar nıevzuatlarla

istatistiki bir çalışınanın da

belirlenmelidir.

içerisindeyiz. Yaklaşık rakamlarıyla,

Ama hiçbir dönemde M i marlar Odası

mezunlar Oda'ya kaydolurken; 1 980

kimliğini kaybetnıenıiştir. Geçmişteki

sonrasında giderek artan bir kayıt

bütün yönetimlere de bu açıdan saygı

eksitınesi var. Bu sayı günümüzde

1 980 öncesinde hemen hemen bütün

duymak gerekir; ki M i marlar Odası

5.000 nıinıara ulaşmış. Yani 5 .000

hiçbir zaman bu rantın ve yağınanın

mimar mezun olmuş ve odaya

bir parçası olmamıştır.

gelmemiş. Biz bu çal ışına dahilinde, bu mezunların mezun olduktan sonra

Bir meslek odası elbet olacaktır. Ama

çalışıp çalışnıadıkları, aktif olarak

asıl soru M i marlar Odası senıbolik bir

yürüttülerse meslek hayatlarında ne

kurum mudur yoksa aktif sürecin bir

gibi işler yaptıkları gibi konuları da

parçasınııdır, ya da niye bu sürecin bir

araştırnıanııza dahil ettik. Bu bizi

parçası değildir? Mevzuat M i marlar

oldukça vurucu bir sonuca götürdü.

Odası'nın önünde büyük bir engeldir.

Kadınlar okulda fazla iken, kaınuda

Mevcut siyasi idare de M i marlar

özel sektörde mimarlık ınesleği nin

Odası'nı, politikaları önünde bir engel

icrasında, kadınların sayısı nerdeyse

olarak görmektedir. Siz İstanbul'da

yarı yarıya düşüyor. Tüm bu süreçlerin

kulelere karşı ç ı karsanız, Adana'da

sorgulanması tamamlandığında, pek

Adi iye'ye karşı ç ı karsanız, Ankara'da

çok sorunıuza da cevap bu lmayı

Akay Kavşağı'na karşı ç ı karsanız;

umuyoruz. Bu sadece bugünkü

siyasi idare sizden hoşlannıaz ve

yönetimin kaygısı değil. Geçmiş

önünüzü keser.

yönetimler de benzer kaygılarla bazı çalı şınalar yaptı.

GB: Bahsi geçen bütün bu konularla ilgili bir bilince sahip olmak mesleğin bir gereği olmak

göreviıniz. Sanal ortanıda bu

46

KENDi ARKiTERJıiNI KENDiN YARAT - 2006

Bu eksikliği gidermekte aslında bizim

GAYE BELER


çalışamalrıınız sürüyor. Düzenli olarak

süreçte; mimarlık eğitimi de, diğer

bültenler de ç ıkarıyoruz. Ancak

eğitim süreçleri kadar ve hatta daha

kamuoyuna aktarma noktasında, geçen

fazla etkilendi. B u eğitimin böyle

y ı l Cumhuriyet ve Hürriyet

mekanik kurgutarla verilmesi çok

gazeteleriyle ekler verildi.

doğru bir sistem deği l. Bunun

Bu konu i le ilgi l i gazetelere tam sayfa

konuda çok sıkıntı çekmekteler; bu

ilanlar ve hatta televizyon reklamlarını

süreci aşmak için ciddi çabalar

eğitimeiter de farkında ve onlarda bu

bile düşünmekteyiz. İzmir M i marlar

içindeler ama önlerinde de pek çok

Odası 'nın otobüsler üzerinde verdiği

engel var. M imarlık eğitimi ve

ilanlar çok güzel sonuçlar verdi. Böyle

mimarlık mesleğinin icra şartlarının

çabaların da toplum düzeyinde

belirlenmesi konusunda dünya

tan ınınam ız ve gerkl i desteği almamız

standartlarının çok gerisindeyiz.

açısından önemli olduğunu biliyoruz.

Yetkilerimiz az, eğitim veren

Topluma kendimizi ifade etmemiz

kuruınlarımızın önleri çok açık deği l.

konusunda bazı eksiklerimiz var ve

Çok dar kadrolarla sınırlı bir eğitim

bunu tamamlamak da amaçlarıınızdan

süreci izliyorlar. Ve bu süreçte eğitim

biri.

alan gençlik mezun olduğunda ülkede

GB: Mimarlar Oda 'sma aktif olarak katılanlar için de benzer bir durımı mu geçerli?

altına girerek, gemisini yürüten kaptan

E K : Maalesef. .. Ayrıca; hemen hemen

ortaya ç ı karıyor. Ancak bu, o nesi in

tüm şubeleri m izde görev olan

suçu değil. Bahsettiğimiz nesi in bir

mimarlar belirli bir yaşın üstündeki

parçası olan arkadaş ların ağı rlıklı

mimarlar. Elbette bunun tek ve kesin

kısmı mezun olduklarında Oda'ya

hakim olan ekonomik sistemin etkisi olmanın, keskin bir bireyselleşmen in, ekonomik kaygıları hayatının en önemli parçası haline getiren bir nesil

bir cevabı yok. Pek çok cevabı var.

geliyorlar. Ancak buradaki

Ama biz bütün bu cevaplara ulaşıp

mücadelenin zor ve kaos içinde, ki bu

elimizden geldiği kadar bir çözüm

kaos ülkenin sahip olduğı genel

üretmeyi hedefliyoruz. Ve bu istatistiki

kaostan kaynaklıyor; olduğunu

çal ı şına tamamlandığında, örgütümüzle

farkederek, hızla odan ı n dışında

de paylaşacağız. Ancak henüz

kendine bir dünya kurmaya çal ış ıyor.

paylaşma noktasına gelecek verileri

Çünkü odanın içi mevcut sisteme karşı

toplamadı k.

mimarlık için çaba veriyor. Kendisi

Ne yazık k i ; okul larıınızdaki mimarlık

bu çaba tatmin etmiyor.

için çabalaınak derdinde olan kişi leri eğitimi süreci artık tekdüze lise eğitimi düzeyinde verilmekte. Mimarlığın

Örgüt olarak sorunlanınızı doğru

üçüncü boyutu ön plana

saptayı p doğru çözümler üretmek

çıkartılınaınakta ve mimarlığın o çok

çabasındayız. M i marlar Odası pek çok

geniş düşünme yelpazesi süreci yerine

yerde pek çok çalışma yapıyor.

eğitimi mekanik bir eğitim sürecine

Yapı üretim sürecinde hazırlanan

dönüştüren bir YÖK süreci var. Bu

yasaların büyük bir kısmı maalesef çok

GAYE BELER KENDi ARKiTERA'N/ KENDiN YARAT - 2006

47


fazla tartışılarak hazırlannııyor.

Mevzuat değişikliklerinde boşluklar

Mecliste yasallaşmaya gelen bu

bulunmaması, ilgili yasalar çıkarıl ırken

tasarı ların sayıları bugünlerde bir hayli

müdahil olunınası yolunda çalışmalar

fazla.

yapıyoruz. Geçen kasını ayında Avrupa

Yabancı mimarların Türkiye'de

tarama sürecinde; konuyla ilgili

mimarlık yapmasından tutun; kentsel

karşı laştırnıalarda, mevzuatları ınızı

Birliğinde Türkiye'yi nıiınarl ıkla i lgili

dönüşüm yasasına, belediye yasasının

sunma konusunda mimarlar odası aktif

herhangi bir maddesinde bizlerle i l igli

rol aldı. Ve Türkiye'nin nıinıarlıkla

bir bölümlin değiştirilmesi ne;

ilgil i mevzuatlarını sundu. Şu anda

bilirkişilik sistemiyle ilgili çıkarıılan

tarama süreci tamamlandı ve

yasalara değin çabalarımızdan sonuç

mutabakat süreci başlad ı . Bu süreç

alamadığımızda gerekli davaları da

dahilinde bizden uyum sağiamam ız

açıyoruz. Siyasi idarede etkin

beklenen konular var. Bu mesleklerden

olmadığıııızda haklarınızı ancak yargı

bazıları bir grup içerisinde topluca

yoluyla araya ibliyorsunuz. Siyasi

tarıışılırken, mimarlık nıesleği tek bir

idarenin bize kapattığı kapıları yargı

başlık olarak ayrıca değerlendirilecek.

yoluyla açmaya çalışıyoruz ve gereken

Fiziki çevreyi oluşturan ve hayati

her türlü hukuki çalışınayı da bizzat

öenıni olan bir meslek olması bunun

odamız bünyesinde çalışan

en önemli sebebi ve M i marlar Odası

avukatları nıızla yürütüyoruz.

olarak, biz de bu süreçte doğru yerde dunnaya çalışıyoruz. Avrupa Birliğinin

Oda'nın çok yönlü bir çalışma

güdümüne girmiş, onlara bel bağlamış

perspektifi var. Bunlardan birtanesi de

olarak değil; mevcut durumumuzu ve

yasama sürecinin takip edilmesi ve

yanlışlarımızı savunarak da deği l;

mesleğinıizi ilgi lendiren konularda

doğru bildikleriınizi bu çabaları da

müdahil olunması noktası. Yönetim

fırsat bilerek savunmaya çalışıyoruz.

kurulumuzda bu hukuki konularla ilgilenen yönetim kurulu üyesi bir arkadaşımız var. Bu süreci takip eder.

GB: Zamanınızt aytrdtğtmz için çok teşekkür/er.

Bu koldan çalışmalarımız sürerken, diğer koldan da Avrupa Birliği

E K : Ben teşekkür ederim.

sürecinde, mimarlık ınesleği diğer mesleklerden farklı algı lannııştır. İnsan sağlığını ilgi lendiren tıp meslekleri temelinde doktorluk, diş hekimliği hemşirelik gibi mesleklerin yanısıra mimarlık mesleği de var. Tartışma ortamında, bu meslekler ayrı mütalaa edi lecek ve Avrupa Birliğiyle uyum istenecektir. Bu konuda devletin i lgili çalı şınalarına alıyapı oluşturmak için çalışan bir ekibimiz de var.

GAYE BELER 48

KENDi ARKlTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


Merve Bölükbaşı 8 Şubat 1986 tarihinde istanbul'da doğdu. ilkokulu Nilüfer Hatun ilköğretim Okulu'nda okudu. Ortaokul ve lise eğitimini Bayrampaşa Anadolu Lisesi'nde tamamladı. Buradaki öğrenimi sırasında okulun bünyesinde bulunan Tarih Kulübü'nün kurucu üyelerinden biri oldu ve kulübün çıkarmış olduğu "Detay" dergisinde yazarlık yaptı. Halen istanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesinde 2004 yılında başladığı iç mimarlık eğitimine devam etmektedir. 2005 yılında Türkiye'de gerçekleştirilen Uluslararası Mimarlık Kongresi UlA'da çalışan ekibin içinde yer aldı. ilkokul yıllarından beri ilgilendiği sinemayla hala aktif olmayan bir şekilde ilgilenmeye devam etmektedir.

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

49


H AB E R____JI

_ L_ _ _

Jalisco için " Uçan Kütüphane " LOT-EK fırmasının yeni Jalisco Kütüphanesi için i leri sürdüğü öneri olan çalışması, kullanı lmayan uçak gövdelerinin üst üste yerleştiri lerek bir bina meydana getirmesine dayanıyor. Yarışmayı kazanan önerinin daha geleneksel bir proje olan ve 2007 yı lında Guadalajara'da inşa edilmesi kararlaştırılan Meksika çal ışması Museotec olmasına rağmen Ada Tolla e G i useppe Lignano, Keisuke N ibe ve Guy Zucker'ın bu maceracı fikri birçok tartışmaya ve hatta başka gelişmelere de neden olacak gibi görünüyor. Grubun önerisi her yıl çölde terk edilen muazzam sayıdaki - büyük bir kısmı Bociııg tarafından üretilen ticari uçaklar olan - 727 ve 73 7'lerin yeniden kullanılınasına yönelik kullanışlı bir düşüneeye dayanıyor ( Uçakların çölde terk edilmelerinin nedeni yıkımları için gereken tutarın devletin alüminyum satışından elde edeceği potansiyel gelirden fazla olması). Amerikalı grup, bu hafif ve dayanıklı malzeme ile jetlerin basit ama sofıstike şeklini tamamı ile kullandı kları binanın tasarıın ında artık malzemeleri minimum düzeyde tutuyor. Önceleri uçak ınürenebatı, yolcular ve eşyalar için kullanılan alanlar binada arşivler, toplantı odaları ve yönetim ofisleri olarak yeniden organize edil iyor. Geniş, canılı giriş, aydınlık okuma odaları ve 2 adet konferans salonu ile bina tamamlanıyor. Ancak ilginç bir şekilde Guadalajara'da 2007 y ı l ı nda yapılacak olan yeni kütüphane bina ının inşası için de 200 adet uçak kullanı lınası gerekiyor. Kaynak: DOMUS

MERVE BÖLÜKBAŞI so

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


" made in şişhane"

HABER

bu gelişimi sağlayabilmesine destek

Tasarımcılar ve Ürünler:

olmak için de proj e, ürünler kadar

Deniz Tunç - Kafes

süreçlerin de vurgulanıııasını

Aylin Gümüşoğlu - Pink

hedefliyor. Bu hedef doğrultusunda

Towers

ürünlerin yaratıııı, kenneki üretim

Sabahattin Emir - Mayın

süreç ve hikayelerinin gösteri ldiği

Askı

" ıııade in şişhane" sergisi ortaya çıktı.

Nejat Çıııar - Işık Duşu ve Soru işareti

I DW'nin ardından geliştiri lerek

Cem Yücel - Mandrake ve

özellikle Şişhane - Galata bölgesi başta

Steanı Cooker

olmak üzere kentin farklı noktalarına

Aslı Kıyak ingin - Kubbe

taşınacak olan sergiele amaç bölgedeki

Tardu Kuman - Tel

Şişhane - Galata bölgesinin kent,

mevcut il işki leri ortaya koymak. Bu

Aydınlatma

tasarım ve üretim açısından sahip

aıııaç doğrultusunda bölgedeki üretim

Batuhan Yüce - Flanş Toka,

olduğu potansiyellerin bir bütün olarak

kanallarını kullanarak tasarınılar

Doğalgaz ve Sekıııan

değerlendirilmesi gerektiği görüşünü

gerçekleştiren l l tasarııncı, önceden

Daireleri

savunan bir projenin başlangıcı olarak

üret ilmiş olan ve ağırlıklı olarak

Burcu Aksoy - 360 Derece

görülebilecek " ıııade in şişhane"

aydınlatma üzerine gerçekleştiril ıııiş

ve Börek

sergisi, ilk olarak 1 2 - 1 7 Eylül 2006

tasarınıları ile sergiele yer aldı lar.

Murad Babadağ - Recycle

tarihleri arasında istanbul Design Week kapsaın ında yer aldı .

Ol

Sergide; sergilenen ürünlerin yanında,

Oğuz Ayata - Bank l ı Demir

ürünlerin üretim süreçleri bir rota yolu

Yatak Başı

20 1 O Kültür Başkenti Projeleri

ile Şişhane - Galata haritası üzerinden

kapsaınında proje koordinatörü Aslı

aktarıldı. Bu rota doğrultusunda

i> roj e Koordinatörü:

Kıyak ingin'in Korlıan Gümüş ile

tasarımın ortaya çıkışı, üretime geçiş,

Aslı Kıyak ingin

birli kte yürüttüğü proje genel olarak.

üretim süreci ve ürünün elde edimine

günümüzde yok olma tehdidi altında

kadar olan süreç; fotoğraflar, üretim

Proje Ekibi:

olan kent içi üretim bölgelerinden biri

bilgileri ve tasarımcılarla

Sergi:

olan Şişhane - Galata bölgesi nin

gerçekleştirilen diyaloglar yolu ile

Pümur Soğangöz, Gülden

tasarımcılarla kurmuş olduğu, var olan

verildi.

Kala fat, N i l ü fer Sönmez,

ilişkileri görünür kı lmayı ve bu

Gizem Çakır

ili şkileri güçlendirmek adına

Yine I D W kapsamında gerçekleştirilen

geliştiri lecek çözüm önerileri ile

" Kent Merkezindeki Küçük Üretim

Panel:

sürdürülebi lir kentsel gelişime bir

Bölgelerine Farklı Bakışlar" ve "

Korhan Gümüş, Aysim

katkıda bulunmayı hedefliyor.

Kentsel Ölçekte Üretim - Tasanın

Türkmen

i l işkisi, Ağ Deneyimleri" panelleri i le Projeye göre bölge bir değişimin

desteklenen sergi, " ıııade in şişlıane"

eşiğinde ve bu nedenle bölgedeki

projesinin vurgulamak istediği başarılı

potansiyel tasanıncı - üretici il işkisi,

bir şekilde gözler önüne seren, bölgeye

bölgenin kendi içinde gelişerek

katkıda bulunabilecek nitelikte ve

oluşturacağı sürdürülebilir bir gelecek

geliştirilerek devam ettirilmesi gereken

için bir araç. Bölgenin kendi içindeki

bir sergi.

MERVE BÖLÜ KBAŞI KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

51


Altan Sinan Cebecigil 7 Ağustos 1983'te Karabük'de doğdu. Efiani Merkez ilköğretim Okulu'nda ilkokul, 1 994-200 1 yılları arasında Safranbolu Anadolu lisesi'nde ortaokul ve lise eğitimini tamamlad ı . iTÜ Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nü kazanarak 2001yılı Ekim ayında istanbul'a yerleşti. Halen aynı üniversitede eğitimine devam ediyor. Mimarlık eğitiminin yanı sıra okulun tiyatro gruplarından iTÜoyuncuları ile sahne performansı ve dekor uygulamaları deneyimi oldu. 2005 Ekim ayında Pelin Tan, Mika Hannula, Minna Henriksson tarafından 9. Uluslararası istanbul Güncel Sanat Bienali çerçevesinde düzenlenen "lost in Translation" atölye çalışmasına katıldı . Dünya coğrafyaları v e kültürlerine karşı merak duyuyor, fotoğraf ve sinemayle ilgileniyor.

52

KENDİ ARKİTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


HABER

Kamusal ve Özel Mekan Winter: Kamusal işlevlere h i zmet eden özel mekanları değerlendirmek istiyorum. Kamusal bir işlevi olan özel bir mekan, gerçekten umuma ait bir mekanla karşılaştırılabilir mi? Bununla beraber, konut siteleri toplum ve birey arasındaki dengeyi nasıl kurabilir?

Plater-Zyberk: A 1 ışveriş merkezi gibi.

Winter: Evet alışveriş merkezi gibi. Peki, bu kamusal alan ihtiyacımızı giderebiliyor mu?

Kieran: Bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum; bu ülkenin çoğu altyapı sistemleri özel teşebbüs ile meydana getiri lmiş ve sonrasında kamu sektörü tarafından devralınm ıştır. Eğer araştırırsak; muhtemelen, daha

Scott Brown: Buna, "sanal" kamusal

fazla hususi inşa edilmiş altyapı vardır.

mekan demek istiyorum.

Bu 1 9. yüzyıla kadar gider. Elektrik tramvayını ele alalım; ilk defa

Plattus: Mevcut müşteri için ne

Atlanta'da, ne yapacağını bilemediği

yapıyorsak -maliyetini kim karşılıyorsa

birkaç em la k arazisi olan ve şehir

ya da ne tasarlan ıyorsa- gelecekte bir

merkezinde ofis binası sahibi bir

gün kamusal olabilir, başlangıçta

girişimci tarafından ortaya atı ldı. Bu

değilse de. Kentlands'taki E lizabeth'in

mülkiyetinin değerini arttırmak için

yaptığı işi örnek vereceğim. Yerel

tramvay hattını inşa etti. Şimdi, soru

halkın kabul edebileceği, daha kamusal

gerçekten şöyle olmalı; böyle bir

bir yönde çalışabilecek bir alışveriş

kalkınma ürünü hangi noktada

merkezi inşa etme çabası i le başladı lar.

kamusal alana dönüşür, ve toplum ne

Çok zor hale geldi çünkü, şartnaınede

için sorumluluk üstlenir? Bir sonraki

belirtilen bu kriterde bir umumiyet

soru ise kişiye ait alışveriş merkezleri

deği ldi. Yatırımcılar 1 O, 20 ya da 30

olur; alışveriş merkezinde sarf ed ilmiş

yıl sonra ne olacağını öngöremediler

birkaç özgür konuşma yüksek

ama bu işten paralarını oldukça hızlı

mahkemeye dava edildi. Bunun

geri kazandılar.

tabiatını sorgularsak; mekan artık bizden önce geliyor.

Koetter: Bana öyle geliyor ki; planlama son derece programlı ve doğrudan doğruya şahsi menfaati öne

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

53

ALTAN SiNAN CEBECiGiL


tercihi olan bir çok konuda şehri el altından zayınatan bir gerçek. Şehrin ana arterindeki yok edi lecek şeylerin belirlenmesi gibi.

Plater-Zyberk: Dile getirmediğimiz önemli bir şey var. Kamusal mekan günümüzde bir problem teşkil ediyor; çünkü, insanlar bu yerlerin korunmasının ve yaşamasının mümkün olmadığını düşünüyorlar. Kentsel bir alanda çalıştığınızda -öze l l i kle parklarda- insanlar size ilk olarak "işini temiz ve güvenilir yap ya da hiç yapma" diyeceklerdir. Bu da özel sektörün inadına işi sal ıvermesine dönüşecektir. Seçim yapabilen insanlar güvenilirliği ve temizliği olabildiğince çı karan bir hale gelmiş. Ama eğer bu

garantilenmiş alanlara terc ih ediyorlar.

projeler zamanından daha uzun sürede

Sonuçta burada bir yönetim ve idare

bitselerdi, açık programlı olmaları

meselesi doğuyor; bizim gibi

gerek irdi. Eğer bir plan bir toplul uğa

mi marların uğraşması çok zor bir

empoze edil irse kötüdür. Bu planın ne

mesel e.

olabileceği ile ilgi l i bir konsensüs yok ise bir uzlaşma modeli ortaya

Scott Brown: Elbette başka bir model

ç ıkmayacaktır. Bana ka lırsa, model ve

var. Ivan l l l ich'in kullan ı m ı n ı tarihsel

yöntem arasında bir fark var.

olarak tanımladığı eski ve yeni ingiliz

Birbirleriyle bağlant ı l ı lar ancak, bir

Avam Kamarası. Halka açıktı, fakat

yöntem -örneğin Bosıon için en uygun

şimdi bizim algıladığımız anlamda

olanı- uzun zamandır oradadır zaten.

umumi değildi. Toplul uğu oluşturan

Bu iki örüntü, zaman geçtikçe

farklı insanların farklı hakları vardı .

uyumluluk gösterir ve çeşitli şartları

Bazıları içinden geçebiliyor, bazıları

sağlar. Fakat, en faydalı şeyi

sığırlarını otlatabi l iyor ve bazıları da

tanımlamaya çal ışıyorsak, bir tasarım

ateş için çalı çırpı toplayabiliyordu.

noktası açısı ndan daha spesifik

Kamu mülkiyet i günümüze göre daha

olmalıyız.

özenli paylaşt ırılıyordu. Bu kamaralar, özel mağazaları kamusal etkinliklerle

Shiffman: Fakat, tam olarak

zenginleştirmek için bir model teşkil

yaptığımız özgün halde kamusal olan

edebilir mi?

şeyi özel leştirrnek oldu. Hepimiz

ALTAN Si NAN CEBECiGiL

banliyölerin ve a l ışveriş eğlence

Plater-Zyberk: Son derece Amerikalı

merkezlerinin ulusal para yardımları

bir model ise -bir yerleşme modeli­

ve benzeri aktarımlar aldığını

eğer ilk konuya dönersek artık alan ve

biliyoruz. Bu, halkın değil pazarın

alandaki nesnel yapı modelidir.

54

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


Dünyanın bir başka yerindeki

Kieran: Bana kalırsa burada

kentlerde, halk, kendine tahsis edilmiş

konuşul makta olan iki konu hakkında

alanı savunma ve neyin kamusal

bir görüş belirtebiliriz. A l ı şveriş

olduğu ve nasıl edinildiği konusunda

merkezini tartışmak ya da Oscar

ve bu yerlere uygun davranışları

Newman'ın düşük gelir seviyeii iere

tanımlamada daha açık davranır.

yardım etmesi ya da şehrin komşu

Neyin özel olduğu açıktır, aparıman

yerleşimlerinin kendilerini dışa

bahçeleri ve kişisel konutların avlulan

kapatması bir noktada aynılar;

bile. Kim neye dikkat edecek ve kim

günümüzde toplumsal alanı ancak

nerden payını alacak; bu açıkça

küçük ölçeklerde kontrol edebiliriz.

belirtilmiş.

Sın ırları net bir şekilde çizilmiş ve dahili bir yönetim sistemi i le.

Shiffnıan: Fakat, bu kentler s ı n ı fsal

iyisi, bu alanları kullanmamızı

En

fark l ı l ı klarıyla birlikte özgün homojen

sağlayan, bazı sonuçlarını kontrol

yapıdalar. Bu sınıfsal ayrımdan

edebildiğimiz yarı-kamusal

istifade edebiliyorlar. Şimdilerde daha

yatırımlardaki parçalayıp-hakim-olma

heterojen bir hale geldi ler. M i mari bir

( fragmentation) fikrinin ürünleridir.

olguyu bir suç mahalline dönüştürüyoruz. Bu problemi sadece

Scott Brow n : Fairınount Park ilginç

mekan üzerinde ustaca oynamalar

bir sıııırlandırı lmış kamusal mekan

yaparak çözemeyiz. Bir takını temel

örneğidir. Üst orta sınıfa ait kuzey-batı

suç nedenlerini ele alarak başlaınamız

Phi ladelphia konut bölgesine kadar

gerek. Aksi halde, kendimizi daima

uzanıyor. Yaz mevsiminin hafta

savunnıacı bir pozisyonda buluruz.

sonlarında, zengin kişi Poconos'a

Alışveriş merkezleri giderek daha da

giderken yoksul parka gidiyor, piknik

korku verici bir hale geliyor. Bu

yapıyor ve kuzeybatı konut bölgesinin

merkezler araba hırsızlığının yapıldığı

her yerinde partiler yapıyarken henüz

yerler. Artık, insanlar bu yerleri suç

bir protesto işitilmedi. Otuz yıl önce,

işleme bölgeleri olarak biliyorlar.

aynı yerde Afrika! ı Amerikan vatandaşları pek hoş

Koetter: Bence yapı modeli ve suç

karşılannııyorlardı. Irk ayrıını

arasında bir il işki var. Çoğu geleneksel

kaldırıldığından bu yana, henüz bir

kent tehlike özellikleri doğrultusunda

şikayet duymadım. Bunun sebebi

biçimlenmiş. Dışarı çıkmanın imkansız

muhtemelen; parkın, vadi boyunca

olduğu ortaçağ Orta-Avrupa kentleri

uzanması ve bu vadiyi sınırlayan konut

hakkında raporlarda bunu

bölgeleri nin bir parçası gibi

okuyabilirsiniz. Egemenl i k alanı

gözükmemesidir.

( territoriality) kentle birlikte düşünülür ve fakat kentsel bir devinimin parçası

Kieran: Fiziksel bir ayrım ını var�

değil, bir ayrımlaşan-toplum­ durunıudur. S ı n ı fsal farklar gerçek

Scott Brow n : Evet

olduğunda alt tabaka meydana gelir.

Plater-Zyberk: Shiffınan: 'ın dile getirdiği kritik konuya geri dönmek

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

55

ALTAN SiNAN CEBECiGiL


istiyorum; disiplinlerarası çalışma.

interdisipliner çal ışabileceğimize

Bana kalırsa, okullar (ıııi ıııarl ı k )

inandırabilirsek veya herhangi bir

öğrencilerini b u yönde çalışma ve

yatırım olmadan kend ini kontrol

düşünme yöntemine hazırlanıyorlar.

edebilen bir kamu alanı yaratabilirsek geriye suçlayacak sadece biz kalırız.

Scott Brow n : Bu kolay değil. 1 960'1ardaki disiplin lerarası eğitim,

Kieran: Okul larda neler yapınam ız

ıııiınari alanda kötü bir şöhrete sahip

gerektiği oldukça zor bir soru.

oldu; çünkü, maddi olarak

Öncel ikli konu insanları bir disiplin

desteklerınıedi ve amatörler tarafından

içinde geliştirmek olıııalı, bu üç yılda

idare edil iyordu. İyi bir disiplinlerarası

olur ya da olmaz. Başka bir disipline

programa sahip olmak için,

kaıılıııalarına karışınayalıııı.

disiplin lerarası bağlantı kurabilecek bir fakülteniz olmalı ve çok çalışmalı lar.

Shiffınan: Bu senin, öğrenc ilerine

Faydalı bir disiplin lerarası stüdyo,

olan tavrınla ilgi l i . Kaçımız,

dersin eleştirisine ihtiyacı vardır.

öğrenc ileri s ı n ı fa girdiğinde o gün

Böylece, dersini hazırlarken kendisini

gazetelerde ne okuduklarını

ortaya koyan öğretim görevlisiyle daha

soruyonız? Eğitimleriyle ilgisi

çok vakit geçirebili rler. Bunun

olmayan hangi kitapları okuyorlar?

hazırlığı saatlerce sürebilir. Çoğu okul

Toplum hayatını nasıl

bunun önemini bilmez, aksi halde

değerlendirebi li riz? Öğrenc i leri nı izi

destekleycmez.

çevrelerinden izole etmeye yönleniyonız.

Plater-Zyberk: Bu, hükümetlerce üniversiteyi tanımlayan öğeler arasında

Scott Brow n : Y ı l larca interdisipliner

bir çelişkidir; çünkü, kavramlar son

(ya da sizin deyiıııinizle

derece egemen.

disiplinlerarası ) stüdyolar hayal ettim.

Plattus: Mülk hakkı sistemi de bu

aynı stüdyoyu alnıalarını doğru

M i marlık öğrencilerinin birden fazla disiplin iere dayanır. Fonlar

bulınuyorum; çünkü, alnıaları gereken

kısıtlandıkça kaybed ilen ilk şey

başka dersler de var. Fakat, stüdyo

üzerinde ciddi bir interdisipliner

öğrencilerim, özellikle de i l k

çalışına yapılabi lecek sınır mahalle

yıllardaki ler, beklenildiği g i b i mimar

oluyor; aynı şey projelerin fon

değil; iyi birer yönetici oldular.

planlaınaları için de geçerl i. Öneri talep ve niteliklerine bakıldığında; bir

Slıiffınan: Bu, o kuşakla ilgili olabilir

çoğu, ilk yüklenicinin kim olacağıııın

mi?

tanım larınıası ile birlikte çoktan karar

ALTAN SiNAN CEBECiGiL

verilmiş ol uyor. Kamusal mekanda

Scott Brow n : Muhakkak değildir.

olduğu gibi. Eğer kanunen ( içtenlikle)

Yönetici konuıniarını kendi

gerçek değerini belirlersek, kabul

iradeleriyle belirledi ler, çünkü

etmemiz gerekir ki kendi maliyetini

yönetme yerileri vardı. Bu özellik

karşılamaz. Bu seçimi biz yaparız.

tasarını yeteneğinden daha az görülür.

Bil irsiniz, eğer insanları gerçekten

Aynı zamanda çabaladım da; tasarımı,

56

KENDI ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


3 boyutlu bir yapıda ihtiyaçları ifade

Shiffman: Eğer şehi r merkezinin

etmeyi öğrenmelerine yardımcı

dışına kurulursa bunun tanı tersi olur.

olamadığıını düşünnıüştünı. Bu tarz bir eğitim, bütün bu icap etiird ikleri i le

Kieran: Her zaman kenar yerleşmeler

uygulanıası çok zor.

ile i lgili kent merkezinden neler öğrenebileceğinıizi sorguluyonız. Bana

Winter: Standartiaşma ve

kal ırsa, ekonomik gerçekler ortada ki;

gentrification üzerindeki pazarlama

merkez kenardan çok şey öğreniyor ve

strateji leri toplumun gelişimini ve

şimdiye kadar kent karşıtı diye

tasarı nıını ne ölçüde etkiler? Mimarlar

tartışılan stratej ileri tamamlamaya

ve yatırımcı lar, mimarlığın

başlad ı . Kent karşıtı olduklarından

nesneleşnıesine nasıl katkıda

emin deği lim. Buna bir önıek, kentten

bulun urlar?

bağımsız bir kimliğe sahip duruma gelen bir bölgeye yığılan büyük yapı

Koetter: Bence, iki şekilde yaşanıyor:

grupları. Temelde bunların bir alışveriş

Birincisi, bir çok Amerika şehrinde,

merkezinden çok farklı olmadığını

tarihi bölgenin parçaları alışveriş

iddia ediyorum. Kontrol ve kimlik

merkezlerine dönüştürüldü. Bu olayın

duygusuyla belirli bir talep

hükünıetlerle i l işkili olduğunu

karşılığında yapı adaları inşa

düşünüyonını. Arezzo kent merkezi

ediyorsunuz. Bütünüyle sağl ıklı olup

dev bir alışveriş merkezi gibi . Bu

olmadığı başka bir nıesele.

sadece tüketici baskısı değil; aynı zamanda, insanların kente bakış

Sh iffman: New York şehrinde, bu

açısıdır. Disney dünyası ana caddesinin

yeni iz bırakan katil kutucukları

evrenselleşnıesi gibi. Kentin büyük

barı ndırınayı müzakere ediyoruz.

bölümlerini bu çeşit bir çevreye dönüştürüyorsunuz. Peki, kamusal alan adına bu nedir?

Shiffman: Evrenselleşmenin yaşayan bir yapıya demir atmasıyla, o yapıdan demir alınaya karşı olması arasında fark vardır. Bu yapıdan beslenmemesi yapıyı yok eden yeni dinamikler doğurur. Öte yandan, tasarımcısının ve yöneticisinin hassasiyeti ile yapının doğasına adapte olabilir ya da onu değiştirebi l ir.

Koctter: Yani, Giorgio Armani, Arezzo'ya yerieşliğinde binalar yaşamaya devanı edecek diyorsun.

ALTAN SiNAN CEBECiGiL KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

57


Benim iddianı, bu yeni bir pazar ve ew York kent merkezinde olmalı lar. Yaşayan ticari bölgenin dışına,

Plattus: Fakat, bu çeşit bir planlama için eşi-benzeri görü lmemiş hükınedebileceğinıiz bir hukuk

endüstri alanlarına yerleşıirenıeyiz. Şu

fakültesi deneyinılemeye gönüllü

sıralar, yapı bloklarındaki eski depoları

olmamız gerekir. Bazen düşınan

elde ediyorlar, 6.Caddedeki depoları

girişiıncinin kafasında oluyor.

yeniden işlevlendiriyorlar. Eğer onları

"Bi ldiğim bir yol vard ır; başka bir yol

kırmızı bölgenin dışına, şehrin izole

göstermenize de izin vernıeyeceğiın".

edilmiş bölgelerine yerleştirirseniz; desteğe muhtaç kalacak ve varolan

Shiffman: Aslında New York'taki

bölgelerle rekabetçi duruma gelecektir.

olay, Pazar baskısının emlak yıkımı

Kümelennıe etkisi kaybolacaktır.

sayesinde tekil olanaklara kaymasıdır, kendi başına merke7e hareket etmesidir.

Plater-Zyberk: Soruya geri dönersek, böyle bir dönüşümün cazip olduğunu; çünkü, mekanları bozmadan koruduğumı belirıiyorsun. Ama, günümüzde bir çok insanın maruz kaldığı ayrı bir genırifıcaıion (kentsel dönüşüm) de var.

Sh iffman: Bana kalırsa gentrification insanların zorunlu göç etmelerine zemin hazırlıyor çünkü başka seçenekleri veya ekonomik imkanları yok. Bu ıraj ik bir durum. Ama bu korkunun sayesinde düşük gelirli bölgelere ikinci kalite yerleşim alanları

Plater-Zyberk: Katıl ıyorum. Konu

kuruyoruz. Geleceğin değişmez

önceden konuşmak isıediğim bir

gettosunu inşa ediyoruz çünkü düşük

noktaya gidiyor; var olan alanlar ile

gelirli sosyal kesimin düşük ücretl i

çalışmak ve değişken yerleşim

konut anlamına geldiğini düşünüyoruz.

modellerini sağlamak. Bir çok

Bence mümkün olan en iyi mekanları

sebepten ötürü, henüz bunu iyi bir

yaratmalıyız. Sübvansiyon

şekilde yapamad ık. Bazı şeyleri arkada

programlarını ve kamu güvenlik

bırakınaya hazırlıklı olmalıyız.

yasalarını geliştirmeliyiz.

Kimsenin hiçbir şeyi uımırsanıadığı

ALTAN SiNAN CEBECiGiL

yere gitmek daha zor. Buna değer

Scott Brown: Bunlar var olan iki

deyebilmeliyiz. Fakat, uzun süreli

seçenek değil. Karına kullanını da bir

planlanıalar milli etiğimize uygun

başka yöntem. Eğer, istihdam

değildir; fırsatını bulduğumuıda keser

imkanlarınız varsa; geleneksel yaşama

ve kaçarız.

alanlarında olduğu gibi, ticaret ve

58

KENDi ARKlTERA'NI KENDIN YARAT - 2006


konut alanları bir arada ol ur. Böylece,

gentrijication riski

azalır.

olabiliriz. Kentsel dönüşümü problem olarak ele al ırken -bu gerçek problemi bel irtemememizden kaynaklanabilir­

Sh iffman: New York'taki Soho ve

insanlar ikametgahlarında

Tribeca için ne düşünüyorsunuz?

değişmezliğe ulaşaınıyorlar. Pazardaki

Karına kullanı nı mekanları var ama bu

çelişki lerden bahsetıneliyiz.

alanlar düşük maaş lı kesimin tehcir

Vergilerimiz konut edinmek isteyen

edil melerine neden olan en büyük

zenginlerin işine yarıyor. Düşük gelirli

gentrijication örneğidir.

insanların konuılarına göre yüksek gelirli kesimin konutlarına daha çok

Koetter: "Ne çeşit mekanlar kentsel

sübvansiyon hareketi oluyor. Y ı l l ı k

dönüşüme maruz kal ıyor?" sorusu

zengin konuılaşma maliyeti 1 5 yıllık

ilginç. Londra'daki kabine lojnıanları

sosyal konuılaşma ınaliyeline denk

ya da 1 950'1erdeki toplu konutlarda

düşüyor. Bu olgu var olalı, kentsel

olduğu gibi bu dönüşüme karşı ç ı kan

dönüşümlin doğas ını etkileyen sosyal

insan çok yok. O halde ne çeşit binalar

politi kalara bakma lıyız. Bu mimarın

ve kentsel yerler dönüştürmeye daha

problemi değil.

cazip? Bence bu binalar ve çevreleri nin yüksek derecede doğal bir

Plater-Zyberk: Ama, bazen mimarlar

kıymeti var.

bu şeylerin farkına varıp değişimi öneren ve destekleyen insanlar

Plattus: Bu, Connecticut'ta devamlı

olabilirler.

konuşuluyor. Kentin kuzeydoğusu bu kadersiz iınaja sahip. Eğer ahşap

Kaynak: Perspecta, Yal.30, Settlement

kaplanmış bir kiliseniz ve yeşil

Patterns. 1 999, s.92-97

alanların ız yoksa; hiçbir yerdesinizdir. N i hayet fiziksel yapının mükemmel ve ucuz olduğu bu küçük kasabaları keşfedersiniz. Bu sağı solu belli olmadığı kadar doğal olan dalgalanınalarla devam eder. Ama, öngörülen ya da görülmeyen yeniden kullanıma açık net yapılar ve kamusal stratej i ler vardır. Yapmamız gereken bunlardır.

Scott Brow n : Bence bütün yapabileceğin yeniden kullanma sürecini yavaşlatabilirsin. 5 yerine 25 y ı l l ı k bir süreç tasarlamış olsaydık, çoktan başarı kaydederdik.

Shiffman: Soruyu yanlış ilerietmiş ALTAN SiNAN CEBECiGiL KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

59


E_ Y_ AZıs_ı '---_ K- ö ş._

l Proj e Üzerine

__,

çalışması üzerine yazdığım denemeyi okumadan önce köşe yazısı üzerine düşünüyordum. Sonrasında bu metni sizinle paylaşmak istedim. Benim açımdan halen tazel iğini koruyor.

i stanbul Apartınanı Ü zerine... Ödev konusu istanbul olan bu maket çalışması 2005 Ekimi'nde gerçekleştirildi. Ürün yaklaşık bir buçuk saatlik bir emeğin sonucunda meydana geldi. Ödev konusunun açıklanması ile birl ikte, istanbul; kelimesi, kendisi, kenti ve içinde olduğum kadarıyla kendim üstüne dışardan bakabilme çabası ile işe koyuldu m. istenilenler arasında olan istanbul'un zaman ile irdelennıesi adına ilk olarak Bitmesinden aylar sonra geri dönüp

çeşitli katmanlar gözümün önüne

baktığınızda daha farkl ı düşündüğünüz

geldi. Bunlar bir şekilde birbirlerine

çalışmaların ız olmuştur. Projeler,

akraba ama görünüşte farklı

eskizleri, fotoğraflar, deneme yazıları

katnıalardı; çünkü istanbul'un

VS.

üzerinden geçen her ne ise zaman adına; bir olay ya da bir süreç olsun,

" Kendi Arkitera'nı Kendin Yarat"

kaynağın ı tamamen kentin ol uşturduğu

yarışması için benden istenilenleri

bir objeydi. Bu çevrede. yaşamda; tek

öğrendiğimde yaklaşık bir iki gündür

özne, yüklem her ne olursa olsun

adamın altını üstüne getiriyordum.

istanbul'du. Bu yüzden bu konuda da;

Alelade bir bahar temizliği şimdiye

zaman istanbul'u değil, istanbul

kadar yapmadığım detayda bir arşiv

zaman ını etkiliyor ve yaratıyordu.

çalışmasına dönüşnıüştü.

Böylece bu farklı katınanların temelinde dunnası gereken istanbul'un

Kaybettiğiıni sandığım 1 . sınıf

nasıl bir şey olması üzerine düşündüın.

portfolyomla karşılaştını; 2 . sınıf çizimlerimi incelediın, beğendinı

Aslında istanbul, altına koyacağım tek

hepsini, güldüm kendi kendime,

bir gerçek ile bu katınanların tümünün

duygulandım.

ol uşturduğu olacaktı. B u gerçeğin

Geçtiğimiz güz döneminde aldığını

olduğunu düşündüm. Kentin ve

mimari tasarım kuramiarı dersinin bir

insanının merkezi ve bir çok konuda

60

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

istanbul Boğazı, Boğaz'ın denizi ve su

ALTAN SiNAN CEBEciGiL


eşik diye tabir edebileeeğim İstanbul

i nıaj ı ıı Le Corbusier'nin Domino

Boğazı, tarih boyunca İstanbul'da

Evi'ne benzeyeceğini? Ne diyebilirim;

bozulmayan tck şeydi. Gelecekte de

Le Corbusier bir zamanlar

değişmeyen tek olacaktı. Bu bağlamda

İstanbul'dayınış, ona bir atıf olamaz mı

ödevin zaman konusunda istenen;

bu'l Olabilir, k ı l ı f olur aına hoşuma

geçmişi, şimdisi ve geleceği ile ilgili

gitmedi değil.

bir fikir sahibi olmuş oldum. Bu tabakalar, üstüne oturdukları boğazın

Rohe'nin, Berlin Tiergarten'daki, New

tabakası ile bir apanınan olacaklardı.

National Galery yapısıyla olan

Farklı zamanların izlerini taşıyan

benzerl iği ise, yaptığını çoğu işte

katlarında; teker teker bu topraklardaki

olduğu gibi, "yok olma" isteği, bu

geçmişi, toplaıniarında ise geçmişten

absürd ve uyumsuzluk; tamamen

gelen şimdiyi gösterecekti İstanbul

kişisel olmakla beraber Samuel

apartınan ı . Geleceği ise belirsiz, belki

Beckett'le direkt alakal ıdır.

saçına sapan anıa yine değişmeyecek tek gerçeği -boğazııı denizi- ile

Bu kişisel durumdan ve bencill iğimden

görünceekti İstanbul, kaçak bir çıkma

ötürü bağışlanınayı d i lerim. Lafı daha

kat ile.

fazla uzatmadan, sonucu beğendiğimi; ve hatta, ahşap malzeme ile modeli

İstanbul dönem dönem çeşitli

tekrar çalışmak istediğimi belirtmek

doğru ltularda yapılanmış, boğaza

isterim.

paralel, dik ve/veya başka açı larda. A partman katlarındaki döşemeleri ol uşturan bu çizgiler üst üste geldiklerinde şimdiki İstanbul dokusuna çok benziyor. Ancak bu dokunun tamamı n ı gösterebilmek çok zor olduğundan, iki yakanı n da boğaz sırtlarını gören bir fotoğraf karesi ile sıııırlaınak istedim kuşbakışı. Bu çerçeve ise ınegarondur. Bu katları ayakta tutacak olan düşey eleınanların çok narin ve belki estetik olarak maketin geneline bir katkıda bulunmaktan öte bizleri üzerine düşündürmeyecek şeyler olması gerekiyordu. Ayrıca o an, hemen temin edilmesi açısı ndan Mustafa Ağabey'den aldığım plastik beyaz renkteki çay kaşıkları çok işe yaradı . Bunlar apartınanın düşey kolonlarını oluşturacaklardı. Aına nerden bilebil irdİm ki en son meydana gelen

ALTAN SiNAN CEBEciGiL KENDi ARKiTERA'N/ KENDiN YARAT - 2006

61


LE Ş_. i s öY____

t___ _ _

----1---' N agihan Gürkan ile Mekansal

'---

Bilgi Sistemleri ve Sahne Modellernesi Üzerine Bir Söyleşi oluyor. Nagihan'la iTÜ inşaat Fakültesi mezuniyet gecesi sonrasında söyleştik.

Altan Sinan Cebecigil: Merhaba Nagilıan, mezuniyetini tebrik ederim, geçmiş olsun. Bugün senden bitirme projeni, siireci ve sonrası için planladık/arım aniatmalll istiyorum. Öncelikle kendinden ve projem/en kısaca balısetler misin? Nagihan Gürkan : Teşekkür ederim. iTÜ inşaat Fakültesi Jeodezi ve Fotograıneıri Mühendisliği Bölümü mezunuyum. "Mekansal B i lgi Sistemleri ile Sahne Modelleınesi" başlıklı tez çalışmaını Doç.Dr.Rahmi Nurhan Çelik danışmanlığında Nagihan Gürkan 28 Ekim 1 98 1

yürüttüın.

istanbul doğumlu. B u dönem iTÜ i nşaat Fakültesi Jeodezi ve Foıogrametri Mühendisliği Bölümü'nden mezun oldu. Eğitimi sırasında okulun tiyatro gruplarından iTÜ Oyuncuları ile de çalışan

ASC: Mekansal bilgi sistemlerini biraz açıklar mısm? Coğrafi bilgi sistemlerinden farkı sadece ölçeği mi yoksa mekansal d(ye nitelemen başka sonuçlardan ötiirii mii?

Nagihan; bu süreçte gerek sahnede gerekse sahne arkasında kazandığı

ALTAN SiNAN CEBECiGiL

N G : B i lgi sistemi kavramını aslında

deneyimini şimdi bitirıne projesinde

hepimiz az çok bil iyoruz. Kütüphane

kul lanıyor. Projede jeodezik tekn iklerle

sistemleri de bir bilgi sistemidir,

ölçülen sahnenin ınodellenerek bir

mekansal olması sadece ölçeğinin

mekansal bilgi sistemine dönüşmesi

büyük olması i le ilgili. Coğrafi bilgi

amaçlanmış. Çalışma sırasında

sistemlerine (CBS) de çok yabancı

mimarlık ve harita mühend isliği

değiliz, buradan evine ulaşırken hangi

öğrencisi arkadaşlarından da yardım

yolu ve hangi otobüsleri kullanacağına

alan Nagihan, ciddi bir disiplinlerarası

karar vermek de bir CBS işlevi

ekip çalışınasının da örneğini vermiş

olabilir. CBS'yi normal bir

62

KENDi ARKiTERKNI KENDiN YARAT - 2006


veritabanından ayıran özell iği sorgu ve

iyi bir model hazırladım -çok yüksek

analiz yapılabiliyor olması. Bu

doğrulukla bir model geliştirdi m

projenin ilk çıkış aşamasında böyle bir

diyelim- ama "bu model ne için

b ilgi sistemi oluşturmak sonraki bir

kullan ı l ıyor" sorusu önemli bence. Ne

pland ı . En başta şöyle düşünnıüştüııı;

işe yarayacak? işte bu noktada

biz harita mühendisleri dünyayı

mühendislik işin içine giriyor.

ölçüyonız, neden bir tiyatro salonunu ölçmeyelinı ki -buna ihtiyacı var tiyatronun.

ASC: O halde dilersen ilk başuı tiyatrodan balısedelim. Bir tiyatro geçmişin var; ve bunun projeye fikir aşamasından sonra ne gibi somut katkıları oldu, bunu merak ediyorum.

ASC: Harita miilıendisliği ile tiyatroyu nasıl karşılaştırabi/iriz? N G : Belki hiç bir zaman birlikte

çal ışacağı düşünülmez ama ben birbirine çok yakın buluyorum. Harita da tiyatro da ilk iletişim araçlarından ikisi. Mağara duvarlarına çizilmiş resimler i l k haritalar olarak kabul edilir. Tiyatroya baktığımızda dilden

N G : Bir mühendis için üretimin

daha önce başladığını düşünüyorum.

kullanılabi lirl i l iği önemlid ir. Amaç ve

Dil yokken de insanlar birbirleriyle

işlev estetikten önce gelir. Bu konuda

anlaşmak için vücutlarını

ben şanslıyıııı, çünkü bu projede bir

kullan ıyorlarmış.

tiyatro sahnesi model leyecektim ve tiyatro da altı yıldır içinde olduğum birşeydi. Bu sebeple çerçeveyi

ASC: Dil ortaya çıktığında da eksik kalmış zaten.

belirlenıenı daha kolay oldu. ilk soru önemlidir; burayı modelleyeceksin

N G : Evet, avcının hikayesindeki gibi.

ama bir ıiyatrocunun buna ihtiyacı var

Avcı yorgun bir şekilde kabilesine

mı? B i r sabah tiyatro çalışmasına

döndüğünde günlerce uğraştıktan sonra

giderken aklıma geldi bu fikir neden

o gün bir aslan avladığını söylemiş.

bir tiyatro sahnesini ölçmeyeyinı ki

Ama kabilesi bunu beklediği gibi

dedim kendi kendime. Bu en ham

coşkulu karşı lamamış. Böylece bunu

haliydi fikrin. Nereye varacağını bile

canlandırmaya karar verimiş; ve

düşünmemiştim. Fotogrametrik

demiş, sen avcısın, sen avsın.

yöntemler mi, jeodezik teknikler mi kullanacağı ııı bel l i değildi. Ama

ASC: Oyun başlıyor yani.

sonuçta böyle bir projeye ihtiyacı vardı tiyatronun. Ayrıca, bu çalışma

N G : Evet, oyun başlıyor' Bu iki

sırasında yaptığım araştırmalarda, daha

disiplinin iletişinıin bu kadar

önce yapılan nispeten benzer

başlangıcında yer alnıası bence ikisini

örneklerde, tiyatrocuların salıneyi

birbirine çok yaklaştırıyor, ki çok daha

dokuza bölerek çalıştığını öğrendim. O

önemli bir şey var; harita

halde böyle bir bilgi sistemi de

mühendisliğinde tek başına

tiyatrocular tarafından kullanılacaktır.

çalışamazsın. En azından bir arkadaşın metrenin sıfırını tutmak zorundır.

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

63

ALTAN SiNAN CEBECiGiL


Tiyatroda da böyle, tek başına yapaıııazsın. Birisi ışık yapıyordur, karşında rol verecek bir arkadaşın vardır. Hepsini geçtim; en azından

korkmasın kimse. " Bu söyledik/erin çok anlamlı, bunu daha spesifik olarak projen/e örneklendirebi/ir misin?

seyirci vardır. Sonuçta bir ekip çalışması var ortada.

N G : Mesela Türkiye'nin bütün

salonlarını içeren bir bilgi sistemi

ASC: Güzel bir noktaya değindin. Yakm disiplinlerin birlikte ça!tşması gerekliliği adma şu hep sevdiğim bir örnektir; bir restoranın mutfağı tasarianırken ekip çalışması içindeki en önemli aktörlerden birinin aşçı olması gibi. bu lıasasiyette projede ne gibi çalışmalar yaptın?

olduğunu düşünelim. Festival için İngiltere'den gelecek bir oyun bu sistemi kullanarak kendisi için en uygun salonun örneğin Diyarbakır'da olduğunu görecek. Bu istanbul'daki kendi salonlarına kapanmış kadroyu, kemikleşmiş seyirciyi alıp Diyarbakır'a götürecektir. Bu bağlanıda ilk çıkış noktası şöyle; biz televizyonda, örneğin Diyarbakır'daki, Tunceli'deki

NG: Kendimi sürekli sorguladım,

veya Japonya'daki bir sürü olaylara

kendimle paslaşt ı nı. Devlet

tanık oluyoruz ve üzülüyoruz ya da

tiyatrolarındaki teknik imkanların ne

seviniyoruz. Bir şekilde bu

durunıda olduğu konusunda onlarla

duygularıınızı tatmin ediyoruz. Aslında

görüştüm. Oyun Atölyesi'ndeki teknik

paylaşmıyoruz. Doğal olarak o yerlere

ekiple görüştlinı. Örneğin Oyun

gitme gereksinimi duymuyoruz.

Atölyesi salon girişine bir mimar i k i tarafa çalışan aç ılır-kapanır bir kapı

Depremden sonra böyle hissetnıiştim,

uygulam ış. Belki bir çok yönden doğru

konuşmuşluk daha önce. Kendimizden

yapmış olabilir, mekansal açıdan iyi

de örnek verebiliriz. İTÜ Oyuncuları

bir çözüm de olabilir ama akustik

yıl lardır Ankara ve İzmir'deki

açıdan olduça zararl ı bir uygulama

şenliklere giderken hep aynı çevrede

olmuş bu. Bana kal ırsa o işi yapan kişi

kendi entellektüelitenıizi doyurduk

hiç oyun izlememiş olabilir.

aslında. Burdan bakınca tatmin ediyorduk. Sonradan Safranbolu'ya

ALTAN SiNAN CEBECiGiL

gittik ve Karabük'te bir salonda

ASC: Anafikre tekrar dönmek istiyorum. Tezin önsözii şöyle diyor; " Yoksulluk, mutsuzluk, yalmz!tk, uzaktan değil; gitmekte, dokunarak ortadan kah/ırılabilir ancak. Ve başka yerlere gitmekten korkmamak için oraları bilmek iyidir. Jeodezi ve Fotogrametri Miilıendisleri, oraları ölçerek tanımlar, çizerek tanıtır, dünyanın bilinmeyen yapısmı araştırır; açıklığa kavuştu mr ki gitmekten

hissetmesi bile çok güzel birşey. Ben

64

KENDi ARKiTEMNI KENDiN YARAT - 2006

aynad ık ve orda çok zorlandı k. Ama bana kalırsa y ı l larca yapılan işlerin çağuna bedeldi o çünkü ordaki insan i ara dokunduğumuzu düşün üyorum ben. Ün iversite sınavına girecek olan bir kız gelip beninıle konuşnı. Ben de birşeyler üreteceği m , ben d e insan larla birşeyler paylaşacağım dedi. Bunu bir lıaf1a sonra unulacak olabilir ama o an bunu


sanatın ve bilimin insanlar üzerindeki

dekor taşıyan aracı n bu yapıya nasıl

birleştirici etkisine inanıyorum.

yaklaşacağı, ve örneğin bir bölgedeki beş fark lı salondan hangisinin herhangi

ASC: Peki, tüm bu düşündük/erin çerçevesinde proje nerden nereye geldi; genel lıatlartyla balısedebi/ir misin?

bir oyuna en uygun olduğunu analiz etmeye kadar gidebil i r. Daha sonra ışık çalışabilir, dekoru bazı noktalarda yeniden tasariayabilir ve bu sahneye daha farklı bir rej i koyabil irsiniz.

NG: İ l k aklıma gelen şey, "Ben bir sahneyi ölçüp onu modelieyebilir miyim?" oldu. İ stediğim şey insanların bu salınelere gelmesiydi. Ben onlara

ASC: Bu bir bilgisayar programına kadar gitlebilir mi peki?

bu mekanları göstereyim, böylece gitmekten korkınasınlar. Tiyatronun bir

NG: Bu sistemleri çalıştıran bilgisayar

tarafı da elinde var olan alanı ya da

programları elbetteki var; ben oturup

olmayan hiçbir şeyi sahneye

baştan bir program yazacağım

dönüştüren birşey; bu anlamda en

demiyonını ama böyle bir sistem için

azından "geliyorsun ama böyle bir yere

kullanılan program sana ne derece

geliyorsun" da diyebilıneli. Ya da

cevap verebi liyor bu önem l i . Mesela

elindeki oyumı o sahneye nasıl

şu an 3 boyutlu şeh ir modelleri

uydurursun? Aslında projenin geldiği

yap ı l ıyor bildiğim kadarıyla, şehir bilgi

nokta bu tip sorulara cevap verebi len

sistemleri bunlar. Aslında en sade

bir örneği teşkil ediyor şu anda. Ancak

şekliyle tabandan belirli bir ölçüde

hocamla konuştuğuında 3 boyutlu bir bilgi sistemi de eklemeye karar verdik. Çünkü bilgi sisteminin bu proje için önemi şu; aslında şöyle düşünebiliriz, bu 3 boyutlu model üzerinden yapacağım yine 3 boyutlu sorgular.

_

cci-" . , Jll .. . ,, :�

_,

" Daha önce tasariadığın bir dekor bu

..

salona girebilir mi?" Şimdi bizde salon

,

.-.;;·

kapısının ölçü leri var ama bu yetmez. Bu aşamada, bildiğimiz bir bilgi sistemi evet ya da hayır diye cevap verirdi bu soruya. Ama salon kapısından geçlin ve hemen önünde sabit bir eleman ile karşılaştığında artık o kapıdan geçmiş olsan da, dekoru salona kadar taşıyaınayacaksın. Aslında bu sorgulama salon kapı ölçülerinden, sonraki merdiven boşluğundan ya da koridor aralığı gibi i ç mekan özelliklerinden başlayıp

KENDİ ARKİTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

ALTAN SiNAN CEBECiGiL 65


yükseltilmiş ve üzerlerine cephe giydirilmiş nesnelerden ol uşuyor. Binanın üstüne tıklayıp çeşitli verilere

ASC: İ TÜ Kültür Sanat Birliği Oditoryımıu 'nda yapmayı neden tercih etmediniz?

ulaşabil iyorsun. Bu durumda sistem o binayı tek bir obje olarak algı l ıyor;

NG: Belki o yazışınalarla uğraşmak

hem kendi içinde her bir köşesini

isteınedik; sen de b i liyorsun, oyun

sorgu lamaınızı, hem de çevresiyle

çalı şınaları için bile vermiyorlar

ilgili soruların cevaplarına ulaşınamızı

oditoryuınu. Böyle bir çalışmayı

sağlamıyor.

okulda yapmayı çok isterdim,

ASC: Az önce bir parça değindin ama daha ayrıntılı belirtmek gerekirse; bu çalışmada kullandığın araç-gereç, sistem ve yöntemlerden bahseder misin?

birşey. Ama sanırım o yazışına

nihayetinde çok ihtiyacımız olan

NG: Bu çal ışmada kullanılan başlıca

trafiğinden ve ç ıkartabilecek leri zorluklardan korktum.

ASC: Neden Oyun Atölyesi? "Ermiş/er ya da Günalıkarlar "la bir ilgisi var mı? (giilüşmelet)

ölçme arac ı, açıları ve uzaklıkları ölçebilen total station denen optik ve

NG: O sahnede izlediğim ilk oyundan

elektronik bir cihazdı. Yardımcı

çok etk.ilenmiş olmamın payı var tabi.

ekjpınan olarak da, elde taşınabil ir,

Bu bir tarafa, az önce bahsettiğim

lazer ışı n ı sayesinde uzaklıkları hızlıca

prosedürlin bir benzeri devlet ve şehir

ölçebilen bir uzaklık ölçer kullandık.

tiyatroları gibi ödenekli tiyatrolar için de geçerl i. Bu yüzden en kestirme yol

Sonuçta jeodezik teknikler kullanılarak

Oyun Atölyesi idi. Sonuçta, Oyun

bu çalışmanın ilk aşaması

Atölyesi bu projeyi çok sıcak karşıladı.

gerçekleştirildi. Böylece istenilen detay ların 3 boyutlu koordinatları elde edilmiş oldu.

ASC: Küçük bir sahne olması da Oyun A tölyesi 'ni tercih etmende etkili oldu mu?

ASC: Peki, bu süreç nasıl başladı? NG: Genel olarak, Oyun Atölyesi bu NG: Proje fikri 2005 Mayıs ayında

çalışma için çok rahat bir sahne

ortaya çıktı. Ağustos'ta danışmanı m

olmadı. İlk aşamada bunun kolay

Rahmi Nurhan Çel ik ile görüştüm.

olacağını düşünüyorduk. Ama projenin

Hocamla konuşmaya gitmeden önce

i l erleyen safhalarında daha büyük

beni nasıl karşılayacağını hiç tahmin

örnekleriyle aynı ihtiyaçlara sahip dar

edemiyordum; hatta olumsuz bir tepki

bir alanın çok zor ölçüldüğünü

ile karşiiaşmayı bekliyordum. Oysa,

farkettik. Seyirci kısmı oldukça küçük

tam tersine çok büyük bir heyecanla

ve bazı noktalarda görüş açısını

karşılad ı . ilk aşamada salonlarla

kısıtlayan ve zor çözülmüş noktalar

yazışmaya başladık.

var. 700 kişilik bir salondaki kontrol­ konfor ve tüm yapı eleınanları 200 kişilik bir salona sıkışmış ol uyor. Bu

ALTAN SiNAN CEBECiGiL 66

KENDi ARKiTERA:NI KENDiN YARAT

·

2006


projede geliştirilen sonuçlardan bir

dilekçe ile gitmemize rağmen bize

tanesi de bir tiyatro sahnesini ölçerken

yardımcı oldukları son nokta festival

en çok nelere dikkat edilmesi gerektiği

programı üzerinden şu oyunları

oldu. Sonuçta 3 boyutlu ölçülmüş bir

izleyebilirsiniz veya bu oyunların

mekanın nokta bulutunu elde

biletleri tükendi-izleyeınezsiniz

ediyorsunuz.

tavsiyelerinden öteye gitmedi. Bu sebeple ve okuldaki yoğunluğumdan

ASC: Karşılaştığm başka sorunlar oldu mu peki?

da ötürü ben şahsen çok fazla katılamadım; ama, senin de bu konuda sahne arkasıyla görüşernediğini

N G : Evet oldu; tiyatro salonları

biliyorum.

genelde koyu renkli yüzeylere sahip mekanlar. Bu ve sahne aydınlatma elemanları arkasında kalan yüzeylerde hedeflenen lazeri göreınediğimiz için el feneri kullandık. Ahşap zeminlerde

ASC: Evet bu konuda sana yardımcı olmayı çok istemiştim. Peki bu konuda alternatif planlarmdan söz et biraz istersen.

lazer yansıma yaptı ve başka bir plaka ile yönlendirme gereği duyduk.

N G : Bu çalışmayı bir sonraki

festivalde yapmayı düşünüyorum.

ASC: Yurt dışmdan gelecek olan ekipterin bu bilgi sistemi sayesinde sahneler ile ilgili bir ön bilgiye sahip olacaklarmdan balısediyorsun. Bu sene Mayıs ve Haziran aylarmda uluslararası bir organizasyon düzenlendi. Bildiğim kadarıyla sen de bu konu da İstanbul Kültür Sanat Vakfı ile de görüşmelerin olmuştu. Bunun projeye ne gibi katkıları oldu?

Ayrıca her sene çeşitli üniversitelerde düzenlenen tiyatro şenlikleri de bir diğer çalışma alanları olacak.

ASC: Mezuniyetini tekrar kul/arım. Zaman ayırdığm için teşekkür ederim.

N G : İ K SV'den oyunları izleyip teknik

ekipleriyle görüşmeyi talep ettik. Böylece yurt dışından gelen bir oyunun önceden hangi bilgi lere gereksinim duyacağını söyleşecektik. İ K S V'nin ilk tepkisi bu ekiplerle görüşmek için oyunu izlemenin ne gereği olduğuydu. Onlara bir oyunu izleyip, ışık kullan ı m ı ve dekor çalışmasıyle ilgili bir ön izienim olmadan teknik ekiple görüşmenin çok yararlı olmayacağını aniatmayı denedi k; ve hatta, İTÜ'den resmi bir

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

ALTAN SiNAN CEBECiGiL 67


İrem Çağıl 1981 yılında Ankara'da doğdu . Bilkent Üniversitesi'nde "iç Mimarlı k", Politechnico di Milono'da "Sivil Mimarlık" lisans eğitimi aldı. Scuolo Politechnico di Design'da "Görsel Tasarım" yüksek lisansını yaptı. 2005 yılındon T ürkiye'ye döndükten sonra çeşitli mimarlık-tasarım stüdyolarında çalıştı. Bir süredir serbest tasarımcı.

68

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


Tipik Plan "Tipik Plan" b i r Amerikan buluşudur. Sı fır-derece mimarlıktır, mimariyi kendine özgü ve özel yapan bütün izlerden arındırılmıştır. "Tipik Plan" yeni dünyaya aittir.

HABER

S,M,L,XL

"Tipik Plan" kavramı iyileştiricidir, mimarlık tarihinin sonudur, tipik olmayan bir plan ı n h isterik bir biçimde

O.M.A.

fetişleştirilmesinden başka bir şey değildir. "Tipik Plan" kabul edi lemeyen ütopyanı n bir parçasıdır, mimari sonrası geleceğin vaadidir.

and

Aynı "Nitel iklerden Yoksun Adam"

Bruce Mau

(The Man Without Qualities)'ın Avrupa ı u • tuctu ı uı u

Edebiyatı'nı ele geçirmesi gibi, "nitelikten yoksun plan" da Amerikan inşasının en yüce arayışıdır. 1 9.yy'ın sonlarından 1 970'1erin

yoksundur; iş taleplerde bulunmaz.

başlarına, "Tipik Plan"ın en basit loft

"Tipik Plan"ın mimarları işin sırrını

tipinden (verilen alanın doğrudan

bilir: ticaretin sırrını anlamışlardır:

çoğaltılması üzerinden yapılan

Ofi s binası öncelikle tam bir soyut

acımasız taban planı yaratı s ı ) akışkan

programı temsil eder- özel bir

mekan ın son dönem başyapıtı olan

mimarlığı talep etmez- sadece

RCA Binası'ndan, Exxon Binası'na ve

çalışanların bina içinde varolmasına

Dünya Ticaret Merkezi'ne doğru

izin verir. Ticaret her çeşit mimariyi

geliştiği bir "Amerikan Çağı" vardır.

işgal eder. Bu belirsizliğin dışında,

Bugün, bu yapıların hepsi keşiflere

oluşturur.

"Tipik Plan" kendi karakterini tan ı k l ı k ederken, yeni mimarlığın ( s ı k sık ilan edilen ama "Tipik Plan"

Tipik Plan'ın i l k yaratıcılarından olan

ölçeğinde asla anlaşılmamış) geç

Raymond Hood, onu kendini gereksiz

kalmış hakimiyetini de temsil eder.

yere tekrar eden bir müzik parçası

"Tipik Plan"ın amacı yeni süreçlerin

önem sırasında en başta gelir çünkü

olarak görür ve şöyle tanımlar: "Plan kendiliğinden ortaya çıkması için yeni

zeminde insanların tüm aktiviteleri

alanlar yaratmaktir, bu bağlamda bu

gerçekleşmektedir". (Tipik Plan 20.yy

yeni alanlarla kastedilen iş için ideal

demokrasisinin çeşitli platformlarda

mekanların oluşturulmasıdır. Peki i ş

icra edilmesine olanak tanır.)

nedir? Sözde sınırlandırılmış bir programdır, aslında tamamen fonndan

"Tipik Plan" dikdörtgenin mimarisidir;

iREM ÇAGIL KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

69


"Tipik Plan" ın içinde uyuyamaz, beslenemez, sevişemez, sadece varolabi lirsiniz. "Tipik Plan" derindir. İnsanın mutluluğu ve hayatta kalması için gerekli koşulları sağlayan -sözde gerçekl ik denilen- dış dünya ile iletişimde olan saf insani tasarının ötesinde, gelişmiştir. "Tipik Plan " ı n olmazsa olmazlarından havalandırma sistemi, görünmeyen topluluklar yaratan bir (hava) paylaşma düzenini empoze eder. Manyetik bir alan oluşturan demir molekülleri gibi, havayla birbirine bağlanmış olan bu homojen yapının parçaları da daha güçlü bir bütün oluştururlar. Kahramanca, "Tipik Plan" y ı kanmış bir ego doğurur.

.. ll

-

"Tipik Plan" Batı 'ya aittir. Başka hiçbir kültürde karşılığı yoktur. Modernliğin damgasıdır. Tenden öze doğru gittikçe artan -kabul ed ilsin ya da edilmesin- yapay olanın gerçekliğe olan üstünlüğünü vurgular, Batı

diğer bütün şekiller -kare bile- onu

meden iyetinin inancı, onun evrensel

tipik olmayan bir şekle sokar. Yerleşim

çekiminin kaynağıdır.

alanlarının bulunmadığı, tersine yapıldığı yeni dünyanın bir ürünüdür.

"Tipik Plan" Avrupa mimarisinin asla

"Tipik Plan " ı ıı en iyi şekli Platonsu bir

öğrenmeyeceğini b i lir: "modüler

tarafsızlık gerektirir; pragmatizmin

koordinasyon olsa olsa ertelenmiş bir

katıksız bir rasyonell i k ve faydac ı l ı k

başarı sızlıktır, kaos öncülerinin geçici

üzerinden neredeyse mistik bir statü

olarak gerisin geri yuvarlanmasıdır."

kazandığı noktayı temsil eder. "Tipik Plan" önceleri faydacı keşiflerin

( ...)

çirkinliği içinde gizl i kalmış, çağın

KAYNAK: "S,M,l,Xl", O.M.A Rem Koolhaas

sonlarına doğru ise kitleler için bir

and Bruce Mau, The Monacelli Press

sadelik ifadesine dönüşmüştür.

1 995"

70

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

iREM ÇAGIL


Şulan Kolatan'la "Proj ect M u ten " Üzerine bir Söyleşi

KOLIMA C Silidio 'nun kurucu

ŞK: M UTEN kavramını ilk olarak

mimarlarından Şu/an Kolatan 'la

2003'te Paris'te Centre Georges

Galataport için önerdiği sena1yo ve

Pompidou'da yapılan Architecture

Garanti Galeri'de sergilenen "Project

Non-Standard konferansındaki

MUTEN istanbul" projesi üzerine bir

sunuşunıuzda kullandık. Bu kavramı

söyleşi gerçekleştirdik.

hem bizim genel yaklasım tarzımızı özetlemek, hem de bizden bu

İrem Çağı/: Project MUTEN 30 Mayıs-22 Temmuz tarilı/eri arasında İstanbul Garanti Galeri 'de sergi/endi. Peki bu tarihten sonra serginin izleyeceği rota ne o/ucak?

konferans için isten i ldiği gibi içinde bulunduğumuz diskura katkıda bulunmak amacıyla ürettik. MUTEN yöntemi o zamandan beri üzerinde çalıştığımız bütün projeleri etkiledi ve aynı zamanda projeler de M UTEN

Şulan Kolatan: Genelde sergilerimiz

yönteminin evrimine sebep oldu.

birkaç değişik yerde arka arkaya

Galataport da bu projelerden biri . . .

gösteriliyor ve birkaç y ı l l ı k rotaları ol uyor. Örneğin iki y ı l önceki Venedi k Bienali'nde A B D pavyonunda yer alan "Resi Rise" projesi en son bu yıl Yale

İÇ: Muten Şelıirciliği 'ni uygulamayı düşündüğünüz başka şehir boşlukları var mı?

Üniversitesi Galerisi'nde izlendi. Project MUTEN Galataport ise gelecek y ı l

ŞK: ilk fırsatta istanbul'da tekrar

Fransa ve Alnıanya için hazırladığımız

uygulanıayı düşünüyoruz. Önümüzdeki

iki KOLIMAC sergisinde tekrar

yı llarda burada daha fazla

gösterilecek.

çalışmalarımız olacak gibi gözüküyor.

İÇ: Muten olarak kısalttığınız "Mutualistic Environmentality (Karşılıklı Çevreci/ik) yöntemini çalışmaya Galataport Projesi'ni düşünerek mi başladınız, yoksa Muten Şe/ıirciliği fikri evrensel bağlamda kurgulandık/an sonra, Galataport yöntemin ilk uygulama alanı olarak mı seçildi?

yaklaşımını tekrardan istanbul'a

Bu projeler vasıtası ile MUTEN getirip, bu kez sergi değil uygulama olarak sunnıayı ümid ediyoruz.

İÇ: Projenin görmeye alıştığımız biçimsel bir dil üzerinden okunamayacağı çok açık. Tasarım olmayan,bilgi üreten bir modellemeyi izleyicilerin akımıası iREM ÇAGIL

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

71


için izlenmesi gereken yola nasil karar verdiniz? Bu bağlamda sergideki görselierin 1 videoların 1 yerleştirme/erin önemi nedir? ŞK: ilginç bir soru . . . Zira her sergi için kendi kendimize de soruyoruz bunu. Fikirlerin iletilmesi ve projenin algılanmasında sunuş çok önemli bir yer tutuyor. Konvansyonel projelerde genelde anlaşılmış bir baz olduğu için böyle bir konu yok. Fakat yeni

İÇ: Projenin 3 bileşeninden biri olan Yapay Zeka Programt 'nda yer alan "intelligent agent"lara girilen parametreler nelerdir? Bu parametrelerin hangilerinin seçileceğine nastl karar verdiniz? Bu noktada, mimarın içgiidiisel seçiciliğini diişiinerek -söyleşinizde izleyicilerden birinin kullandığt­ " Yaşayan Birşeye Kiiratör/iik Yapan Mimar" tanmıı hakkında ne diişüniiyorsunuz?

yaklaşınılarda, gerek estetik gerekse fi kirsel açıdan sunum çok büyük

ŞK:Girilen parametreler bu projede

sorumluluk taşıyor. Projeyi tanı olarak

"patch dynamics"den esinlenerek

açıklamak için metin, görseller ve

belirlendi. Aslında ekoloj i k bir kavram

video ( I N VERSAbrane videosunda

olan şehirsel "paıch" in unsurları

Galataport Projesi'ne de değinen

fizikselden toplunısala kadar uzanan

bilgiler var) bir arada iş yapıyor.

ve en geniş çapta çevreyi oluşturan

Amacımız projeye kaynak olan

şeyler. Çeşitli zeka gruplarına bu

düşünce, metod ve hedefleri bir arada

unsurlardan yola çıkarak parametreler

açıklayabilmek. Video'nun bunda özel

verildi. Ayrıca zeka grupları arasındaki

bir rol oynadığını düşünüyoruz.

iletişimi belirleyen 'ilişki"parameıreleri

Yapıığımız sergilerden aldığımız

de verildi, "şu gruba rasılarsan kaç, bu

yankı lara bak ı l ı rsa seyirciler video'dan

gruba rasılarsan peşlerine ta kıl . . gibi.

aldıkları bi lgiden çok faydalanıyorlar.

Bu yöntemin tasarımı otonıatik leştirmekle hiç alakası yoktur. Software ile çalışmak hem mantık hem de içgüdli gerektiren bir şey. Parametreler ne kadar belirlenirse belirlensin sonuç belirli değildir. Fakat bu sonuç tamamen mimarın kontrolü dışındadır anlamına gelmez. Biz bunu doğal/yetiştirme

(naturelnurture)

iki lenıesiyle açık l ıyoruz. Bir çesit bahçıvanlığa benzer. . .

İÇ: Sergi kitapçtğmda "Bu projeyle yeni bir tür İstanbul 21.yüzytl için eşsiz bir biçimde ve cesurca oluşturulmuş bir kimliğe sahip, görkemli bir kent-kurma yönünde diişiince ve eylemiere yol açacağm11zt ummaktaytz " iREM ÇAGIL 72

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


diyorsımuz. Sergi okumalarım da gözönünde bulımdurursak, sergi beklediğiniz ilgiyi uyand�rdı 1111? Genel bir değerlendirme yapabilir misiniz? ŞK: Hemen hemen her serginin kendine ait bir gelişmesi ve yankıları oluyor. İstanbul'da ilk sergimiz olduğu için ne bekleyeceğimizi hiç bilmeden girişlik bu işe. Garanti Galeri'nin ileri görüşü ve ince anlayışı çalışmalarımızı İstanbul'a getirme kararımızda son derece etkili oldu . . . İ lk hamlede gördüğümüz i lgiden çok memnunuz, uzun vadeli etkisi ise ancak zamanla belli olacak. Tecrübeye dayanarak değerlendirdiğinı zaman sergi ve basın etkinliklerinin ne kadar uzun yaşamlı olduğuna her defasında yeniden hayret ediyorum . . .

i REM ÇAGIL KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT

-

2006

73


Nilgün Ersoy 1955 yılında Sivas'ta doğdu. 1961 yılında babasının görevi nedeniyle Almanya'ya taşındı. ilkokulu Hessen eyetetinin Sehatten kasabasında bitirdi, orta öğreniminin bir kısmını Baden Würtemberg eyaletinde Bad Mergentheim şehrindeki Deutschardensghymnasium'da aldı ve 1969 yılında istanbul Erkek Lisesi'nde eğitim hayatıma devam etti. 1 980 yılında i T Ü Mimarlık Fakültesi'nden yüksek mimar olarak mezun oldu . Erol Aydıncıoğlu (çeşitli dekorasyon işleri), Uran Holding (Kadıköy, Karaköy iskeleleri, Basın Müzesi inşaatı, Uranlar Çiftliği, Anadolu sahil yolu düzenleme) ve REM restorosyanda (Emirgan yalısı) mimar olarak çalışmalara katıldı. Şu sırolar Telos ve Erko yayıncılık için kitap çevirileri yapıyor. Çok iyi derecede Almanca, iyi derecede ingilizce ve başlangıç düzeyinde Fransızca biliyor. Bir oğlu ve bir kızı vardır. Kitap okumosını çok seviyor, yazı yazmayı da (bir ara Gebze'de bir yerel gazete için köşe yazartığı yaptı), eskiden iyi piyano çalardı -şimdi ancak dinlemekle yetiniyor- her türlü iyi müziği dinler ve de kedileri çok seviyor (omatörce kedi resimleri çiziyor).

74

KENDi ARKiTERA'N/ KENDiN YARAT - 2006


Vinil-Mavi ya da Yeşil

HABER

PVC ile ilgili problem üretim

phtalatların yüzeye ve havaya

aşamasında başlıyor. "Mavi Vinil"

geçmesine olanak sağlıyor. Örneğin bir

belgesel inde, PVC üretiminde

PVC duş perdesi, bir ay içersinde evin

kullanılan ve güçlü birer kansorejen

iç hava kalitesine etkilemektedir.

olan vini lklorid ve dioksin'e maruz kalmış kansere yakalanan işçiler ele

Ya nan Vinil

alındı. Üreticiler ise bu tür

PVC'nin yanması aynı derecede

kimyasaliara maruz kalınanın kabul

rahatsız edicidir. PVC, çoğunlukla

edilebilir bir seviyeye indirgenm i ş

%50 den fazla klorin ihtiva ettiği için

olduğunu öne sürmektedir. Aynı

yangın sırasında klorin gazı açığa

tehlike, vinil üretim yerlerinin

çı kar. Bu gaz rutubetle birlikte göz,

yakınında yaşayanlar için de geçerl i .

boğaz ya da su püskürtme sistemleri

N e w York Times'ın 2003 y ı l ındaki bir

ile i l işkiye girdiğinde yoğunlaşmış bir

ilk sayfa haberi, oturanların çocuk

hidroklorik asit türü oluşturur.

düşürme sayısındaki aşırı artışı

Braungart, bu maddenin esas olarak 1 .

bildirınesiyle, Lousiana­

Dünya Savaşı'nda kullanılan yıkıcı

Piaquemin'deki 300 kişilk bir treyler

kimyasal silahının aynısı olduğunu

parkının yan ürün v i n i l klorid'in

savunuyor: "Sadece yangının sonuçları

aquifer'i zehiriediği tespit edildikten

bile yeşil mi marların ürünü kabul

sonra kapatıldığını yazdı.

etmemelerinin bir nedeni olmalıdır." Avents, plastik ve diğer metal olmayan

Phthalat olarak bilinen katkı

malzemelerdeki yangın güvenliği ve

maddeleri, kaplama ve elektrik

radyasyon direnci ile ilgili CERN

tesisatında kullanılan malzemeleri

belgesini deli l olarak gösterir: "Ne

daha esnek hale getirebi lmek için

yazık ki PVC yandığında

PVC'nin içine karıştırılmaktadır. Vin il

organokloridler, uyuşturucu etkisi

üreticilerin sözcüsü Tony Sain,

gösteren karışınılar oluşturur," diyor.

phtalatların kansorejen olmadıklarını

" B u ise açığa çıkan kalın dumanın ve

ispat etmek için ayrıntılı detaylar

yakıcı asidin kapının dışına çıkma

sunmaktadır. Ancak DNA hasarı,

güdünıüzü engellediği anlamına gelir."

phtalat ile ilgili birincil problemi gözler önüne seriyor ve bu özellikle

Vini l üreticilerin savunması yanan

erkek üreme sistemini etkiliyor.

PVC'deki dioksin seviyelerine

Center for Maksimum Potential

odaklan ır: " ... Her yanan yapı

Building System ( Maksimum

malzemesi, zehir yayar ( buna bazen

Potansiyel Yapı Sistemi Merkezi)'dan,

dioksin de dahildir). Zaten bu nedenle

araştırmacı biyolog John Avent'e göre,

itfaiyeciler oksijen maskesi taşımak

phtalat ve diğer katkı maddeleri ile

zorundadır," diyor Tony Sa in.

ilgili problem, polimerle güçlü bir

" Kahraman itfaiyecilerinıizin yanan bir

şekilde bağlanmaın ı ş olmalarından

binaya girdiklerinde dumanın kimyasal

kaynaklanıyor. Bu gevşek karışım,

tertibinden ziyade basınç kaygıianna

NiLGÜN ERSOY KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

75


maruz kaldıklarını söylemek daha

yağından yapılan, doğal anti bakteriyel

akı ll ıca olur." Ancak bu toksik etki

ve biyoloj i k olarak parçalanan

yüzünden birçok itfaiyeci ve

linolyunıun, vinilden daha düşük bir

Uluslararası itfaiyeciler Birliği, PVC

eınisyona sahip olduğunu gösterdi .

yapı malzemelerine karşın sunulan

Ayrıca b u enı isyonlar, ınantar gibi

alternatifleri destekliyor.

diğer malzemeler kadar düşük değildir.

PVC'nin imhası da risklidir.

Dünyadaki PVC'nin büyük bir kısmı

Malzemenin yakılması, dioksin ve

borularda- çoğunlukla su gelir ve

diğer tahrip edici kimyasalları açığa

giderlerinde kullanıl ır. Bakır dağıtım

çıkartır. Sadece A B D'de her sene

kabloları da tercih edilse de, PVC'nin

kabaca 1 ,5 milyon ton atık vinil,

alternatifi olan polietilen ( P E ) kablo

phtalat ve ağır metalleri açığa ç ı kartır.

daha ucuz ve daha fazla çevre

Toprak doldurmalar çoğu zaman

dostudur. PVC gibi hali f olan PE

dolgusuz yapıldığı için maddeler yer

kablo, ek yerleri sızdırmaz ve yüksek

altı sularına karışabilir. Belirlenen

basınç uygulamalarına karşı daha

toprak doldurmaların çoğunda PVC

dayanıkl ıdır. PVC'nin aksine

dolgu maddesi kullanı lır.

soğuklarda kırı lınaz. Sıcak su

PVC'nin geri dönüşümü zordur.

endeksli polietilen ( Pex)

iletiminde daha pahalı olan çapraz Sağl ıklı Yapı Network'un tahminine

kullanılmaktadır. Polietilen çok esnek

göre, atık PVC'nin sadece yüzde O, 1 -

olup, köşeleri dönebi liyor. Yapıda daha

3,0 geri dönüştürülmektedir. Ayrıca

az ek ile dönebildiği için lesisat

diğer geri dönüştürülebilen plastiklere

maliyet tasarrufları devre dışı kalır.

kimyasal ve ağır metalleri bulaştırma

PVC için diğer bir apli kasyon, elektrik

riskinin de var olduğu gözüküyor.

tesisatı etrafındaki izolasyondur.

PVC'ye Altenatifler

olmayan kablolar üretiyor. H alojenler,

Houston Wire gibi şirketler halojen Piyasa tarafından belirlenen

çoğunlukla PVC de bulunan klorin ve

ekonoıninıizde, PVC'yi bu kadar

aynı zamanda broın inli yangın

yaygın yapan düşük maliyetidir. Tuft

geciktiricide ( BFRs) bulunan bronı in

Üniversitesi'nin PVC'yi üretimini

yüksek reaktif, genelde zehirli

soniandı rmak için yapılan

elementler ailesine dahildir.

araştırmasına göre düşük maliyetinin en önemli sebebi masif miktardaki

Tartışma Devam Ediyor

üretime dayanır. Alternatif malzemeler

Vinil endüstrisi, çevrec ilerin güvenli

pazarda daha geniş bir yere sahip

ve ucuz bir ınalzeıneye karşı ınantıksız

oldukları zaman daha fazla rekabet

bir kanıpanyaya girişliklerini

edebileceklerdir. Tuft araştırınası

savunarak, üretim sırasında işçilerin

bunun dışında genel ömür devirleri

zehiri i malzemelere karşı korunınaları

incelendiğinde, birçok malzemenin

için anlam l ı gelişmeleri sunuyorlar.

vinil'den gelmiş olduğunu gösterdi. Kaliforniya Sağl ık Bakanlığı'nın bir

Baunıgart gibi bilim adamları, vinil

araştırması doğal keten tohumu

üreticilerini klasik bir "tütün

76

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

N i LGÜN ERSOY


endüstrisi" tipinde bir kaınpanyayla hareket etmekle suçl uyor: "Üreticiler, tartışmalı araştırınalar için üni versiteler kuruyor. Tartışmalı araştırınalar olduğu müddetçe herhangi bir olayı haklı ç ıkarmak için yeteri derecede kanıt olmayacak. Sorumluluk sorunu olmadığı gibi araştırınacılar da tatmin edi l iyor. Bu tam anlamıyla bir zehir koalisyonudur." Birçok modern tartışmada olduğu gibi, mimarlar belirleyici malzemelerdeki nitelikler hiperbolünü ayıklamakla karşı karşıyadır. USGBC'ye aldırmadan, PVC'nin ömür döngüsünün her evresinde ciddi sağlık ve çevresel endişe etmenlerinin varlığı, mi marları daha güvenli alternatiflere yönlenmesi için yeterl idir. KAYNAK: Architecture Week Environment

P. l 2 \lwlwt'l C uc/.. rıım

)ardtmn /'n�fı:.,t}l:

Uregon L 111\·cnllc\i \ lımar/1k ita!ru nan Okul progronu ha,,J..am

NiLGÜN ERSOY KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

77


Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal ile Söyleşi Nilgün Ersoy: Mimar gözüyle İstanbul'a bakllğmızda olumlu ve olumsuz gözlemlerinizi sıralayabilir misiniz? İsmail Ü nal: Binlerce y ı l l ı k tarihi bulunan ve geçmişte pek çok uygarlığa

NE: Bir belediye başkanı olarak olumsuzluklara ne kadar müdahale edebiliyorsunuz, karşılaştığmız sorunlar nelerdir? Tüm bunlara rağmen başardığmız projeleri kısaca özetieyebilir misiniz?

başkentlik yapmış olan istanbul'a bir mimar gözüyle baktığını zaman

İ Ü : Başkan olarak olumsuzl uklara tek

gördüğüm en önemli sorun özel l i kle

başıma müdahale etmediğimi özellikle

son 50 y ı l içinde gerçekleşen plansız

vurgulamak isterim. Belediye

ve çarpık büyümedir Bunun

Başkanlığı hiçbir zaman tek adam

sonucunda. altyapısı itibarı ile

gösterisi değildir. Ben 800 kişilik bir

yerieşi me elverişli olmayan

ekibin başındayını. Çal ışmaları ekip

bölgelerde yoğun yerleşimler, kentin

olarak yürütüyoruz Belediyecilik

merkezinde plansız ve kalitesiz

anlayışımız, kentiiierin olabi lecek en

yapılaşmalar ve kentin kaldırnıakta

geniş şekilde yönetime katılmaları

zorluk çektiği bir araç trafiği

doğrultusundadır Bu nedenle sorunlara

yoğunluğu ortaya çıktı. Ağırlıklı

çözüm ararken, sürece mümkün olan

olarak ekonomik nedenlerden otürü

en geniş katı lımı da sağlamaya

istanbul'a göç edenlerin büyük

çalışıyoruz. Çözümleri Beşiktaşlılarla

çoğunluğu çağdaş kent standartlarının

biri ikte arıyoruz. Bu bakınıdan

çok uzağında yaşanıaya mahkum

Beşiktaş'ta olumsuzluklara müdahale

edildi ler.

etmekte sıkıntı çekmediğinıizi

Tabloya baktığınıda gördüğüm en

olarak Avrupa Birliği'nin sürdürülebil i r

söylemek isterim. Beşiktaş Belediyesi olumlu nokta ise bu sorunlar hakkında

kentleşme politikalarıyla uyum içinde

bir görüş birliğinin oluşmuş olması ve

bir kentleşnıe için stratej i k planımızı

siyasi kaygılara kapılınadan bunların

lıazırladık. Beşiktaş'ın kentsel

çozunıü için adınıların atıl maya

dönüşümü. Beşiktaş Kent Kimliği'nin

başlanmış olmasıdır. Kentsel

nasıl biç inıleneceğine odaklanan bu

dönüşüm projelen yürürlüğe

plan temelinde gerçekleştiri l i yor.

konulmuştur. İstanbul coğrafYa ve

Trafik akışından bina cephelerinin ve

doğa olarak dünyanın sayılı örneklen

ana arterierin düzenlenmesi ne,

arasında yer almaktadır. Geçmişte

kaldırını taşlarından, oturulacak

yapılan yaniışiara rağmen bu kent

banklara ve gecekondu bölgelerindeki

asla kaybedi l m iş değildir. Bence son

konutların dönüşümüne kadar bütün

y ı l larda olumlu gelişmeler

uygulanıalar Beşiktaş'ın kimliğini

yaşanıyor ve istanbul'un çehresi

ol uşturacak bir bütünlük içinde ele

düzeliyor

alınıyor

78

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

NiLGÜN ERSOY


Hayata geçirdiğimiz projelerin hepsini

Merkezleri, kentli lerimizin her türlü

aniatınaya zaınan ıınızın ve yerimizin

başvurusunu onlar adına takip ediyor.

yeteceğin i sanmıyorum. Yine de birkaç

Vatandaş İ l işkileri Yönetim Sistemi

örnek vermek isterim

( VIYOS) kapsaınında çalışınaya

Stratej i k planıınız doğrultusunda

başlayan Çağrı Merkezi miz, 444 44 55

Beşi ktaş\ tarihi dokusunu koruyarak

no'lu hat üzerinden 7 gün 24 saat

geliştirmek için çalışmalarımız

hizmet veriyor. E-belediye web sitemiz

sürüyor. Bu çerçevede. Beşiktaş ve

ile kenti ilerimizin Belediyemiz'den

Levent Çarşıları ile Ortaköy ve

hizmet alması, sadece bir bilgisayar

Arnavutköy tarihi yerleşimlerinde

ekranı mesafesine indi. Tele-belediye

cephe düzenleme tasarımlarını

ile sabit telefon, mobil telefon, kısa

aınaınladık. Ortaköy'de cephe

mesaj, faks gibi iletişim araçlarıyla

düzenleme çalışınaları da tamamlandı.

işlemler çok hızlı yürütül üyor.

Uzun y ı llardır çözülemeyen Beşiktaş

Sağlık hizınetleriınizde nıtinin ötesine

meydan düzenlemesi konusunda yetki

geçtiğimizi ve heınşeri leriınıze çağdaş

sahibi iki kuruluş olan Büyükşehır

kentsel standartiara uygun hizmetler

Belediyesi ve Koruma Kurulu'nun

vermekte olduğumuzu söyleyebiliriz.

görüşlerini alarak hazırladığıınız

Özellikle Acil Sağlık Güvencesi bu

ulaşım çozüınü kabul edildi. Bu proje

konuda önemli bir ad ı nı

uygulanma aşamasına geldi. Ana

oluşturmaktadır. Bu hizmet

arterleri düzenleme konusunda

çerçevesinde bütün heınşeriieriınize

ilerleme kaydettik. Nispetiye, Adnan

ücretsiz aınbulans hizmeti veriyoruz.

Saygun, Nüzhetiye ve Şair Nedim

Bu hizmetimiz, yüksek ateşten, kalp

Caddeleri'nin tasarı mları ihale edildi,

krizine, ciddi alerj i den astım krizine

Dereboyu Caddesi'nin yapıın ihalesi

kadar, uluslararası parametrelerde acil

gerçekleştirildi.

olarak kabul edilen pek çok durumda

Kültür ve sanata verdiğimiz önem

44 55 numaralı hattıınızı arayanlar

doğrultusunda kültür ve sanat

günde 24 saat, haftada 7 gün tıbbi

platformunu oluşturduk. Bu platform

danışma n l ı k h izmeti de alabil iyorlar.

müdahale olanağı sağl ıyor. Ayrıca 444

son derece başarılı etkinlikler gerçekleştiriyor. Mustafa Kemal Merkez'inde gösteri salonunu ve genel ınüze konseptine sahip, 2.500 ın''lik alanıyla Avrupa standartlarında bir sanat merkezi olan Beşiktaş Çağdaş'ı h izmete sunduk. Kuruçeşme'de 1 0.000

NE: Yurt drşında gözlemlediğiniz şehirler ile İstanbul arasında bir kryas/ama yaptığrmzda belediyeci/ik açrsmdan hangi farkirirk/ar ortaya çrkmaktadır, nedenleri sizce nedir?

kişinin konser izieyebildiği Arena'yı devreye soktuk.

i ü : Ben Avrupa'ya yaptığım ziyaretlerde belediyeleri incelediğim

Yaptığımız çal ışmalarla Beşiktaşlı

zaman iki önemli nokta görüyorum.

heınşerilerıınıze daha etkin ve h ı z l ı

Birincisi, belediyelerin sahip olduğu

hizmet verme olanaklarıınızı

kaynakların çeşitliliği ve çokluğudur.

genişlettik. Kurduğumuz Hizmet

Bu belediyeler büyük ölçüde kendi

NiLGÜN ERSOY KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

79


ayakları üzerinde durabiliyor ve

projeler gel i ştirmek temel

projelerine ciddi kaynaklar

yaklaşınılarımız arasındadır. Bugüne

ayırabi li yorlar. ikinci önemli nokta ise

dek üniversitelerinıizle eğitsel ve

katılımcı belediyec ilik anlayışıdır

kültürel pek çok ortak projeyi hayata

Avrupa kentlerinde, kararlara ve

geçirdik

çözüm uygulaınalarına kentiiierin katılım düzeyi son derece yüksektir.

Beşiktaş Belediyesi olarak gençlerin

Katılını yüksek olduğunda

yönetime ve karar oluşturma

uygulamanın başarılı olma şansı da

süreçlerine katı l ı mına büyük önem

artıyor. Ben Türkiye'de de

veriyoruz. Bunu gerçekleştirmek

belediyec i l iğin bu standartiara er geç

yönündeki çalışmalarımız çerçevesinde

ulaşacağına inanıyorum.

Beşiktaş Gençlik Platformu'nu oluşturduk. Böylece gençlerin politika

NE: Yurt dışındaki şehirli olma bilinciyle istanbul/u olma bilinci arasındaki fark nedir? Beşiktaş 'ta bilinçlenme ne düzeydedir?

ve kararların oluşturulma sürecine

i ü : Eğitim ve kültür seviyesi, kentsel

faal iyetlerine katılımlarını destekliyor,

standartları itibarı ile istanbul'un

teşvik ediyoruz. Zaten, Beşiktaş gibi ,

katılınalarını, seslerini duyurabilmelerini sağlad ı k. Bunun yanı sıra gençlerimizin spor

aydınlık ve çağdaş yüzü olan

Türk sporunun temel taşları arasında

Beşiktaş'ta kent l ı l i k bilinci çok

yer alan bir spor kulübüne sahip bir

yüksektir. B i ldiğiniz gibi, Beşi ktaş

ilçede bunun aksi de düşünülemez

istanbul'un en eski yerleşim bölgeleri

i lçenıizin spor alanına sahip olmayan

arasında yer al ıyor 1 9. yüzy ı l ı n

semt ve mahallelerinde çeşitli spor

ortalarından itibaren Osmanlı

alanları ol uşturmaya yönelik

imparatorluğunun son döneminde

çalışmalarımız sürüyor.

başkentlik yapmış bir kenttir. Bunun getirdiği siyasi ve kültürel bir formasyonu, bilinci vardır. Beşiktaşlı hemşerilerımııı kentl i l i k bilincinin yüksek olması Belediye olarak bizim

NE: Beşiktaş güzel organizasyonlara imza atıyor, gelecek etkinlikleri sıralayabilir misiniz?

proje ve uygulamalarımızın verinıli sonuçlar verınesinde en önemli

İ Ü : Belediyemiz bünyesinde

etkenlerden birini oluşturuyor.

oluşturduğumuz Kültür Sanat Platformu gerçekten çok güzel işlere

NE: Beşiktaş üniversiteler açısından yoğun bir yerleşim, gençlere yönelik projelerinizi anlatabilir misiniz?

imza atıyor. Profesyonellerden oluşan bu platfom1la Beşiktaş'ta sanatsal ve kültürel etkinliklerin kalite çıtasını en üst düzeye çıkarttık. Mustafa Kemal Merkezi'ne St. Petersburg Senfoni gibi

İ Ü : idari sın ırlarımız içindeki

dev bir orkestrayı . Arena'ya Sting,

üni vers itelerin sorun larının çözümüne

Roger Y Yaters ve Guns N'Roses gibi

katkıda bulunmak ve onlarla ortak

dünya starlarını getirebi i iyoruz. Bebek.

so

KENDi ARKlTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

NiLGÜN E RSOY


Arnavutköy ve Ortaköy'de yine uluslararası üne sahip grupların yer aldığı festival ve etkinli kleri gerçekleştiriyor, bunları geleneksel hale getiriyoruz. Amacımız Beşiktaş'ı her yönüyle marka yapmak, kültür sanat alanında uluslararası bir cazibe merkezi haline getirmektir. Gerçekleştirdiğimiz dev organizasyonlar bu yönde ne kadar önemli bir mesafe kat ettiğimizi ortaya koyuyor. Beşiktaş'ın böylesine bir cazibe merkezi haline gelmesi İstanbul'un markalaşmasına da olumlu bir katkı olacaktır. Bu çalışmalarımız bütün hızıyla sürecek. Sürprizleri bozmamak için burada isim açıklamak istemiyorum, ancak dünya şöhretlerini ağırlamaya devanı edeceğimizi bilmenizi isterim.

NiLGÜN E RSOY KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

81


Seda Eşkazan 1 982 yılında istanbul'da doğdu. ilk v e orta öğrenimimi Melohot Şefizade ilköğretim Okulu'ndo, lise öğrenimini Haydarpaşa Anadolu lisesi'nde tamamladıkton sonra Yeditepe Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nde başladığı mimarlık eğitimini Y ıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nde tamamladı . Bu zaman içerisinde çeşitli mimari ofis çalışmalarında yer olmakla birlikte bir dönem Y T Ü Çevre Düzenleme Anabilim Dalı'nda öğrenci asistan olarak görev yaptı.

82

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


Herşey Bir Geometriden İbaretken ... Kent merkezli mimarlık çemberi y a da

Peki yapılınası gereken ne? Neyi

mimarlık merkezl i kent. .

çeıııberin içine alıp neyi dışarıda bırakmak gerekiyor? Zamanı çenıberin

Kent merkezli mimarlık çemberinde o

teğetinden geçirip nasıl bir denge

kenti olduğu haliyle, olduğu şekliyle

kurmalı acaba?

korumaya ve olanı yeniden değil tekrardan yapınaya odaklı lar,

Birbirine yakın merkezli iki çeıııber

mimarlık merkezli kent çemberinde

çizdiği m izi düşünelim. Biri A diğeri B

kendi mimarisi uğruna kent

kümesini temsil etsin. A kümesinin

çehresini başkalaştırnıaya çal ı şanlar

elemanı kent, B kümesinin elemanı mimarlık olsun. Çemberierin birbirini

Sonuç aslında ikisinde de aynı. Biri nde

kesmiş olduğu alana da C diyelim. İşte

zamanın gerisinde kalan, diğerinde

problematik bir yaklaşımın sadece

zamanın önünden gitmeye

küçük bir yola çıkışı bu ve "C" alanı

çalışan iki farklı çizginin

sorunun çözümüne ne kadar da yakın

bul uşturulaıııadığı, kaybolmuş bir

değil m i?

denge . . . Sonuç feda edilen bir şehir, kaybolan bir miras, yokolan bir

Aslında mimarlık kümesinin eleınan

kültür. . .

sayısı arttıkça kent elemanında

Bir söz vardır: " Satrançta şah ve mat

bil inçli mücadeleler başlatmak yerine

inanı lmaz kayıplar yaşanıyor. Sorun en önemli taşlardır ama oyun

üst üste yapılan bilinçsiz

bittiğinde piyonlarla birlikte aynı

müdahalelerin bir sonucu. İşte bu

kutuya girerler. Şah ve mat sadece

bil inçsiz müdahaleler, yanlış seçilen

geçici bir oyun kazandırır ancak kalıcı

merkezlerden çizilen ve birbirini

kutularında, bir diğer oyunda

kesnıek şöyle dursun teğet bile

h issettirecekleri hakimiyetlerine kadar

geçmeyen ve kendince yürüyen, i l işki

kaderleri aynıdır."

kurma çabası gütıneyen, başı boş kentleşme hareketleri.

Yani evlerinde . . . Yani kentte. Yaratınaya çalıştığımız hakimiyet

Halbuki herşey bir geometriden

uğruna yok ettiğimiz geleneksellikte,

ibaretken. Ve geometri kesinlik kaideli

kabul ettirenıediğinıiz ınodernl i kte.

bir disiplinken. H i potez ve tearenıleri

Yıkıp yeniden yapmayı ınarifet

takiben yapılan ispatlar ve ulaşılan tek,

saymakta . . . Kenti parçalayarak ele

net ve kesin sonuç ortadayken.

almakta, yapı lacak olanın sadece

M imarlık doğru bir geometriyle yola

kendini etkileyeceğini sanınakta,

çı kılması gereken bir araç, kent doğru

çevresini, birlikteliği, bütünlüğü

bir geometriyle yarat ılması gereken bir

unutnıakta yokettiğimiz kentte.

aınaçken.

e m i demek istiyorum?

SEDA EŞKAZAN KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

83


Bil inçsiz çizilen doğrular bir kare ya da dikdörtgen yaratmıyor, bilinçsiz çizilen çemberierin yayları kapanmıyor. Adınılar atılıyor, tamanılananııyor ama yürünen yere kadar olan izler de sil inenıiyor. Hesapsız yada eksik hesaplada çıkılan yollarda sonuca ulaşı laınadan, yarım yamalak dönüştürülenıenıişlikler kenti her geçen gün kimliksizleştirmekten öteye gitmiyor. Başımızda bir zamanlar geometriden sınıfla kalmış olduğunu düşündüğüm yönetici vasıflı katiediciler bu kentin sonu olnıanıalı. Çünkü bu kent tek, yok edersek hiçtir ve onu geri dönüşüm kurularına atabilecek kadar küçük parçalara ayırarak yok etmek gerçekten büyük bir m ari fetlir ( ? ) Kağıtlarımızı b i l e geri dönüştüreınediğiıniz bir ülkede ise bir kenti dönüştürebilmek gerçekten nıucizedir.

SEDA EŞKAZAN 84

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


TMMOB Yönetim ve Yürütme Kurulu Üyesi Y. Müh. Mim. M. Sabri Orcan ile Söyleşi. .. Mimarlık, Mimarlık E ğitimi ve İstanbul Üzerine ... Seda Eşkazan: Mimarlığın seçici ve zor dönemlerine rast/ayan Teknik Üniversite eğitimli bir mimar olmanın yanında özellikle son dönemlerde TMMOB ve Mimarlar Odası bünyesinde oldukça yoğun yönetim faaliyetleri içindesiniz. Bu da sizi mimariıktu yaşanan gelişmelerin ve mimari hareketlerin gündeminde tutuyor. Bu durumda mimarlık adına mücadele veren bir mimar ve bir TMMOB yönetim kurulu üyesi olarak yani bu hareketleri en yakından yaşayan ve takip eden bir göz olarak Türkiye 'de mimarlığm geldiği son nokta nedir? Kan kaybı nerede yaşandı? Kayıplar tekrar kazanılabilecek ölçüde mi yoksa bir şeyler için artık geç mi?

Hatta yeni yeni başlayan yap-sat yapı sektöründe, konut projelerinde bile bir rekabet ortamı sağlıyordu. Ayrıca TMMOB örgütlülüğü artık sağlam temellere oturmuş ve mimarlık diğer disiplinlerle birlikte konut, yerleşim ve diğer yapı sektörlerinde de çözümler üretiyordu. Yoğun bir şekilde yaklaşım politikalarına bilimsel ve estetik yorumlar getiriliyordu, yani mimarlar şimdi olmayan birşeyi yapıyorlardı . Mesleğin ilgi li h e r konusunda hem

Sabri Orcan: Okuldan mezun

bil imsel hem politik katkı

olduğum 72-73 yılları ile günümüzde

sağlıyorlardı. 70'lerin sonunda

mimarlık ortamında farklılıklar var.

yerleşim politikaları ranı üzerine

B i z aslında mimarlık mesleği nin,

şekillenmeye başlayınca, mimarlığa

toplum içinde gerekli saygı nlığının

yapı standardını arttıran bir meslek

olduğu son dönemleri yaşad ık.

değil de ruhsat ekinde olması gereken

Kamuya ait binalar, özel sektörün

bir h i zmet olarak bakılmaya başland ı .

prestij l i binalarının projelerinin çoğu

Bu anlayışa karşı yapılan mücadele; 1 2

yarışmalarla elde edi liyordu. Bu

Eylül 1 980 sonrası toplumun her

mimarlık mesleğine, en azından yapı

kesiminde olduğu gibi büyük bir darbe

sektöründe bir önem kazandırıyordu.

gördü. Kent planları, arsa üretimleri,

M imarlara da bir heyecan sağlıyordu.

parsel bazında çözümlere dönüştü. Bu

SEDA EŞKAZAN KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

85


arada b i r programa bağlı olmadan

tartışabiliriz. Bir kere her mimar

hızla açılan "ıniınarlık okulları" ;

öğrencilik döneminden mesleği

mimarlık mesleğini yüceltmek yerine,

bilirineeye kadar -bu ölümdür­

yapı sektöründe sanki ıniınar adı

mesleğinin meşruiyeti yani kabulü için

olması gerek l i liği için var olması

mücadele etme! i . Bunun yolu da sıkı

gerekli düşüncesini daha kabul görür

örgütlenıneden geçer. Hepimiz oda

hale getirdi. Ve sizin söylediğiniz gibi

çalışınalarına katkı koyarak,

mimarlık çok kan kaybederek

mesleğimizin güçlülüğünü

günümüze geldi. Ancak ben hiçbir

oluşturmalıyız. Basit bir örnek:

zaman geç olduğuna inanmıyorum.

Türkiye'de 3 .000'in üzerinde belediye

İnadına ıniınarl ı k vardır. Bu da bize

var. Buralarda en az 1 mimar kesin

mücadele gücü vermektedir.

olmal ı . Bu da en az 5 .000 mimara iş sağladığı gibi, ınimarlığı da gündemde

SE: Gerek teori gerek uygulama yönünden oldukça geniş olduğunu gözlemleyebildiğimiz mimarlık geçmişinizi göz önünde bulundurursak bu size günümüz mimarları ve mimar adaylarmı çok dalıa profesyonel bir gözle yorumlayabi/me olanağı veriyor kuşkusuz. Peki bu konuda bir durum değerlendirmesi yapmamz istenirse Türkiye 'de mimarlık eğitiminin ve mimar adaylarmlll en biiyük açığı nerede? Mimarlığm lıer konusu kendi bünyesinde ayrı ayrı önemli ama sizce en önemli eksiği nerede yaşıyoruz? En hızlı hangi noktadaki eksiğimizi tamamlamamız gerekiyor?

tutar. Örgütlü ve dayanışma içinde

SO: Şunu söylemek isterim.

daha değersiz bir yapıya dönüştürüyor.

Programsız açılan mimarlık okulları,

Standarı düşüyor, fıyatlar geriliyor.

olursak en azıııdan bunu sağlayabiliriz yani aslında sayısal fazlalığımız sorun değil, bizlerin olmamız gereken yerlerde olınaınız sorun. Bu örnekleri çoğaltabi l iriz. Örneğin bakanlıklarda yapılan, her bölgeye uygulanan standart projel erden vazgeç i l mesi gibi. Ancak bir de nitelik durumu var. Maalesef açılan okulların çoğunda eğitim standardı çok düşük, hatta kaos içinde. Bu geçeği de kabul etmel iyiz. Bu dumm şunu getiriyor; zaten az olan iş ortaını daha popüler okullardan mezun olanlara ve deneyimii lere gidiyor. Bu diğer meslektaşlarımızı meslekten soğuturken, ekmek parası adına, proje standartlarını düşürerek çok düşük fiyatlara iş yapmaya zorluyor. Bu da toplumda mesleğimizi

nicelik ve niteliği tartışınamızı

Demek ki örgütlü çalışmamız yanında,

gerektirmiştir. N icelik olarak bakarsak;

bireysel olarak da proje standartlarını,

nüfusuınuza göre ın imar sayısı,

meslek standartlarını yükseltmek en

gelişmiş ülkelerin mimar oranından

önemli konularıınızdan.

oldukça aşağıdadır. Aslıııda ülkemizde sorun, mimarın olması gereken

tartışacağıınız gibi birlikte de

SE: Ve Türkiye 'nin olduğu kadar mimarfığlll da olmazsa olmazı istanbul. Öğrencilerin mimarlığı öğrenmeye çalıştığı, Türkiye 'nin

86

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - :?006

yerlerde olamaması ve nitelik sorunudur. Bunu ayrı ayrı

SEDA EŞKAZAN


bir vitrin misali siislemeye çalışılırken aslında söndiirdiiğii, hataların başlangıç noktası, yanlış müdalıale/erin deneme tahtası haline gelmiş ve sonunda kültür mirası olma özelliğini yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalmış bir İstanbul. Son dönemlerde özellikle üzerinde duru/an ve çalışmaların yoğunlaştırı/dığı kentsel dönüşüm için neler düşünüyorsunuz? İstanbul ne kadar kent ya da İstanbullll ne kadar kentli?

önceleri kent dışında kalan, kötü yaptiaşmış alanların boşaltı larak, buralara, eksik olan kent asgarilerini yerine getirmeden yoğunluk arttırarak daha fazla para verene vermek şeklinde oluyor. Bunun dozu öyle bir kaçtı ki . . Bunlarla da yetinmeyip, kente kişilik vermiş, onunla özdeşleşnıiş olanlar dahi kentsel dönüşüm adına ranta çevrilnıeye çalışılıyor. Haydarpaşa gibi, Galata Limanı gibi, Tarihi Yarınıada gibi . . . Ancak buna karşı koyacak kentli bilinci gerçekten yok. Çünkü çoğu kent yaşayanı da (kentli diyemiyoruııı)

SO: Hala gözbebeğimiz olan İstanbul,

bu rannan ne pay alırını yolunda.

Dünya'nın da gözbebeği. Ancak

Bugün bu konularda anketler yapı lsa,

onların başka gözlerle baktığı İstanbul.

kent yaşayanları İstanbul aleyhine

Bir kere İstanbul'da okuyan mimarlık

görüşler bildirecektir. B i ldiğim bir

öğrencileri çok şansl ı . Güzel l i klerle

örnekte son yapılan bir ankette 3 .

çirkinlikleri, olumlu yaklaşım larla,

köprü yapılsın yönünde o y verenlerin

bozulmanın birlikte bu kadar yaşadığı

oran ının %60 olduğu. O köprüler ki

bir kent herhalde zor bulunur.

İstanbul'u bugünkü haline getiren en

Bakabilmeyi beceren bir öğrenci

büyük faktörlerdir.

içinde, meslektaş içinde tam bir

İstanbul örneğinde kamu adına

SE: İstanbul için dönüşümün çok biiyük bir parçası olan Tarihi Yarımada üzerinde yürütülmeye çalışılan ve uygulama aşamasına gelmesi belki lle hayal olan dönüşüm projeleri hakkında nasıl bir yorum getirirsiniz? İstanbul tarihinin en biiyük kısmını Tarihi Yarımada içinde barındırıyor fakat göçler, akıl almaz yapılaşma ve korumaya çalışma örnekleri durumu içinden çıkılmaz bir hale getirmiş. Tarih boyunca kim bilir kaç kültürün kök saldığı bölgede şimdi kendi kültiiriimiiziin izlerine dalı i rastlamak giiçleşiyor. Tarihi Yarımada için yapılabilecek en doğru hamle sizce nedir?

kullanılır hale getirmektir. Bu bizde

SO: Tarihi Yarınıada'ya yapılan en

laboratuvar. 1 950'1er sonrası, İstanbul'a şehire i l i k yaklaşımı çok hoyrat oldu. Bir Paris, Roma, Londra, Moskova gibi tarihi kente yaklaşım biçimiyle yaklaşılaınadı. Bilim ve meslek insanlarının görüşü a l ınmadan "burayı yıkın, buraya yol açın" diye siyasi görüşün erk i yle hareket edildi. Ama kent yine de direndi. Ancak son dönemde sanki son darbeyi vurmak için hazırlıklar var. Bu da kentsel dönüşüm adına yapılıyor. "Kentsel Dönüşüm" demekle ülkemizde ne anlaşılıyor hala belli değil. Kentsel dönüşüm; özelliğini ve fonksiyonlarını yitirmiş kent alanlarına müdahale edi lerek, onları kent ve kentli hatta

SEDA EŞKAZAN KENDİ ARKİTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

87


büyük haksızlık, yeni yapılan planlarda

uygulamalarda doğruyu yakalamak

dahi içine hala yoğun ulaşım

hayal ol ur.

şebekelerinin sokulnıasıdır. Artık Tarihi Yarınıada'ya servis hizmetleri dışında trafik asgaride tutulmalıdır. Transit geçiş kesinlikle olmamalıdır. Yayaya dönük bir planlama tarihi yarı nıadaya doğru yaklaşımdır. Cengiz Bektaş Hoca 'nın dediği gibi İstanbul'un tarihi boyunca 400 milyon kişi burada yaşamıştır. Her noktasında bunun özümsennıesi vardır. Burada oluşmuş her kültür bizi md ir. istanbul'a sadece bir Osmanlı kenti olarak

SE: İstanbul üzerine yapılan ve son dönemlerde oldukça yoğun bir gündem teşkil eden ve çoğunlukla planlama aşamasında değil uygulamaya başlama oşamasmda haberdar olduğumuz ulaşmı hareketleri -Marmaray Projesi, vapurlarm yenilenmesi, İstanbul için 116 çözüm, 3. köprü vs. hakkmda bir değerlendirme yapabilir misiniz?

yaklaşmak yanlıştır. Son planlar maalesef sadece Osmanlı Dönemi'ni

SO: Bir kere İstanbul'da önce projeler

önenısemektedir. Bu arada söylediğiniz

ardından planlama geliyor. Projeler de

gibi bilhassa Enıinönü,

cin fikirli ( ! ) insanların ürünü. Onların

Süleymaniye'de şekillennıeler

fikirleri oluşmadan bizim projeleri

oluşmuştur. Bunları da reddedenıeyiz.

öğrenmemiz imkansız. N iye 1 1 6

Ancak günümüze kadar gelen

çözüm de 1 25 çözüm değil bilemeyiz.

şekillenmesi bugün buradan

Bir önceki dönemde de 550 proje

çı kartılmak istenen fonksiyonlarla

vardı. Durtım böyle olunca yıl larca

oluşmuştur. Tarih i Yarımada'ya

savunduğumuz raylı s istem ulaşımı

yaklaşırken bu fonksiyonları buradan

olan Marnıaray projesine bile güvenle

tamamen kovanıayız. Yani burası da

bakanııyorum. Hala güzergahı ne,

para kazanılacak bir bölge değil bir

nerde, hangi sistem le entegre olacak

mücevher gibi üzerinde çalışmamız

bilemiyoruz. Çünkü kentin büyüme

gereken çok çok önemli bir yerdir.

veya büyümeme politikaları yok.

SE: Koruma kavramının algılanışında ya da uygulanışında nerede yanlışlık yapılıyor? Eskiyi korımıa ve yeniyi yaratma ikilisi birlikte ne ölçüde doğru uygulanıyor?

kulak tıkıyorlar. Büyük umutlarla

olarak en son şunu söyleyebi lirim; bu

SO: Önceden söylediğim gibi

köprüyü ya da her bir kavşak yeni bir

Bununla ilgili bil imsel yaklaşım iara benimsediğimiz İ M P bürosu İstanbul Nazım imar Planı'na yön vereceğine sayıları her gün değişen projelerine planda yer arıyor. Ben şahsi fikrim durumda yapılacak her köprü yeni bir korunulacak yerler para kazanılacak

kavşağı getirecektir. Belki şu an

yerler değildir. Önce böyle üreti lmiş

istenen de od ur. Sözlerimi biraz espri l i

projelere karşı çıkmalıyız. Kentin tüm

ama üzerinde düşünülmesi gereken bir

tarihini göz önünde tutmalıyız. Tarihi

öneri i le bitirmek istiyorum: 3.

kenti kent yapan yaya faktörünü öne

köprüyü yapmak bir yana mevcutları

çı kartnıal ıyız. Böyle yaklaşılmadıkça,

da yıkalım.

88

KENDi ARKiTERA'Ni KENDiN YARAT - 2006

SEDA EŞKAZAN


Efe Gönenç 21 Mayıs 1 980'de Ankara'da doğdu. T ED Ankara Kaleji'nde lise eğitimini tamamladıktan sonra AFS kanalıyla Berlin'de değişim öğrencisi olarak bir sene bulundu . 2003 yılında OD T Ü Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nden mezun oldu. Akabinde Almanya Bauhaus Üniversitesi, Avrupa Kentsel Çalışmalar Enstitüsü'nde kentsel tasarım, kentsel sosyoloji ve proje geliştirme gibi farklı disiplinlerde yüksek lisansına devam ederken, Bremen Limanı Dönüşüm Projesi'nde çalıştı. Yüksek lisansını "istanbul, Kamusal Mekanlar, Tophane Örneği: Tartışmalar, Analizler ve Bir Öneri" başlıklı teziyle 2005 yılında tamamladı. Halen istanbul Metropoliten Panlama ve Kentsel Tasarım Merkezi'nde, Kentsel Tasarım ve Yarışmalar Bölümü'nde çalışmaktadır. Çalışmaları, kentsel kamusal mekanlar, dönüşüm projeleri ve sanatın kentleri dönüştürme süreçleri üzerinde devam etmektedir.

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT . 2006

89


ER H AB_ __

.___

__JI Berlin " Cumhuriyet Sarayı "

_

Yıkılıyor Prusya M ilitarizıni'nin bir sembolü olduğunu söyleyerek bu yapının restore edilmesini istememiş, burada bir kültür merkezi, bir Volkhaus ( Halkevi) kurulması kararını verdi . 1 97 6 y ı l ında inşa edilen yapı, geniş fuayeleri ve salonları, tiyatrosu, restaurantları, cafeleri ve sergi alanlarıyla birçok kültürel etkinliğe ev sahipliği yaptı. Binanın önünde oluşturulan ıneydanda gerçek leştirilen askeri yürüyüşler, gösteri ler ve festivallerle, sosyalist rej i m buradaki kamusal alanda boy gösterisi yaptı Berlin'deki varl ığını kutladı, ta ki 1 989'da yerini Batı kapitalizmine Eski Doğu Berl in'in kült binalarından,

bırakana kadar.

sosyalist devirde inşa ed i l m i ş olan Cumhuriyet Sarayı ( Palası der

Batıyla Beraber Gelen Değişim . . .

Republ i k ) yıkı lıyor. İkinci Dünya

Duvarın 1 989'da yıkılınası ve sosya list

Savaşı sırasında bombalanan Berlin

rej i min çökmesinden sonra, eski Doğu

Sarayı'nın yerine sosyalist hükümetçe

Alınanya'da hayatın her alanına

inşa edilmiş olan ve kültür merkezi

yayılan Batı rüzgarı , kendini kentsel

olarak kullanılan bina, kendinden önce

alanda da h issettiriyordu. Sosyalist

o araziye oturmuş olan Berlin

rej imin simgesi çok katlı prefabrik

Saray ı'nın orada yeniden inşa edilmesi

konut bloklarının boşalması, çöküntü

adına yıkıl ıyor. Almanya'nın başkenti

alanları haline gelmesi ve hatta

Berlin'in en önemli tarihi ve yönetim

bazılarının yıkılması, yine sosyalist

merkezi M i tte'de gerçekleşen bu

rej imin ilgi lenınediği tarihi mirasın

kentsel müdahale, birçok yönüyle

elden geçmesi ve eski Doğu Alınan

Alınan kamuoyunca ve uluslararası

şehirlerinin alt ve üstyapılarında kısa

mimarlık camiasınca tartışılıyor.

zamanda gözle görülür değisiklik ve bu şehirlerdeki refah artışı, sosyalist

Kentsel Alanda Temsiliyet Yarışı ...

rej imde yaşamış Alman lar' ı

İkinci Dünya Savaşı sonrasında

sevindiriyordu. Ama " Batı"nın

bölünen Berlin'in sosyalist Doğu

get irdiği değişiklikler sadece kentsel

kanadında kalan ve tipik 1 8 . yy.

yenilemeyle kalmıyordu. Aynı

Prusya mimarisini yansıtan Berlin

zamanda Sosyalist rejimin kamusal

Sarayı, savaştaki bombardıman altında

alanda kendini i fade ettiği yapılar ve

kısmen yıkılmıştı. Sosyalist rej i m ise

temsil niteliği taşıyan heykellerin de

90

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

EFE GÖNENÇ


değişime ve hatta yıkıma uğraması, bu

Ve Merkel Dönemi...

sosyalist kültürde büyümüş bir nesi in

En son seçim lerde H ıristiyan

tepkisini de çekiyordu. İşte bu tepki,

Demokratlar'ın Angela Merkel

en sonunda, hükümetçe alınmış karar

liderliğinde başa gelmesiyle hükümet,

doğrultusunda Cumhuriyet Sarayı'nın

özell i kle 1 7 . ve 1 8. Yüzyıl eski Prusya

yıkımıyla vücut buldu ve toplumsal bir

Krallığı'nın tarihsel miraslarının

insiyatife dönüştü. Kuşkusuz ki,

değerlendirilmesine çok önem

savaştan sonra başkentini Bonn'a

vermeye başladı. Bütün bu süreçler

taşıyan Batı Alnıanya'nın tersine Doğu

göz önüne alındığı nda, bu hükümet

Alnıanya başkenti Berlin'de kendi

için, senelerce atı l kalan görüntüsüyle

ulusal kültürünü yaratmış, bu da

özellikle eski Batı Berli n'de yaşamış

Doğu Alnıanlar'in bu kente karşı

olan kent sakinlerinin gözünde imaj ı

aidiyet duygularının gelişınesine

cok kötülenı iş Cumhuriyet Sarayı'nın

sebep olmuştu.

yıkım kararının verilmesi, aslında sürpriz sayılmamal ı.

Bu noktada Cumhuriyet Sarayı, bir neslin gençl iğinin anılarını saklayan,

Bu yıkını kararıyla beraber

devlet eliyle de olsa Doğu A l ınanya'da

kamuoyunda yine çok tartışı lan başka

kültürün oluşmasına büyük katkıda

bir olay, bütün hükümet binalarını

bulunmuş, birçok kültürel aktiviteye,

çağdaş mimarinin başarı l ı örnekleriyle

kutlamaya, sosyal ve politik olaylara

inşa eden Berlin'in, yıkmak istediği

sahne olmuş, kentin ortasındaki bir

Cumhuriyet Sarayı'nın yerine, eski

kültür merkezi olarak kentsel bellekte

Berlin Sarayı'nın bir kopyasını inşa

çok kuvvetli bir imge oluşturnıuştu.

etme kararını vermiş olduğu. Tam bu

330.000 ın' inşaat alanına sahip olan

noktada; kentsel aidiyet, kentsel

ve zaman ının modern mimarisini

bellek, restorasyon, tarihi mirasın

yansıtan yapı, duvarın yıkılnıası ve iki

korunması - yeniden inşası konularında, Cumhuriyet Sarayı'nın

Berlin'in birleşmesini izleyen süreçte

yıkılınası ekseninde gelişen tartışma

dereceli olarak atıl kalmis ( veya

büyüyeceğe benzer.

bırakılmış), özellikle 1 990' lı y ı l ların ortalarından itibaren hızla dönüşüm

Duvarı n yıkılınasının üzerinden 1 7

geçiren ve büyük bir şantiyeye

sene geçmesine rağmen hala birleşme

dönüşen Berlin'de, bakımsız, işlevsiz

ve aidiyet sorunu yaşayan Berlinliler,

ve atıl duruşu ile sosyalist rej i min

bu konuda da farklı görüşler oluşturan

kentsel alanda bir temsilcisi gibi

insiyatifler ol uşturdular. Eski Doğu

kalmıştı. Eski Doğu Berl inliler

Berlin' i yaşamış olanların ve onların

yapının restore edi lerek tekrar

çocuklarının başı çektiği sosyalist ­

kullanılmasını istiyor, Batı Berl inliler

sosyal demokrat kanat, medya ve

ise böyle bir hantal yapının kent

internet kanalından kendi

merkezinde ne işi olduğuna akıl

propogandasını kentsel aidiyet ve

erdirenıiyorlard ı . Çünkü Berlin'in iki

ekonomik değerler üzerinden

ayrı halkı, onyıl larca aslında başka

yaparken, hükümet destekli "Berlin

şehirlerde yaşanı ışlardı.

Sarayı " kanatı, bu yıkımı ve yapımı

EFE GÖNENÇ KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

91


meşrulaştırmaya ve klasik mimarinin kent merkezine vereceği güzellikle halkı ikna etmeye çal ı şıyor. Kentsel mekandaki değisimin, mimari, sosyal ve politik açı lardan gözlemlenebileceği bu süreç, bizi, tarihin değişim evrelerinde kentsel aidiyet ve bellek konularında düşünmeye çağırıyor. Tarihsel mirasın kimin kime mirası olduğu, onu neden ve nasıl yaşalmamız gerektiğine dair sorgulama, kök salıp yaşadığımız kentlerimizde kültür birik imi de yaratabi lmemiz adına faydalı olsa gerek. Kaynaklar: http://www.polostbuendnis.de/ http://www. polostwiederoufbou.de/ http ://www. berliner-schloss.de/ Herol Bodenschotz. (ed . ) .

2005,

Renaissance der Mi He: Zentrumsumbou in London und Berlin, (Berlin: Vorlogshous Brounl

Fotoğraf: Susanne Prehl

EFE GÖNENÇ 92

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


Zeche Zollverein Zeche Zollverein, I BA Emscher Park çerçevesinde ele al ınan projelerin sembolik olarak en anlamlı olanı. I B A Emscher Park Yapı Sergisi'nin, işlevini yitirmiş yapıları yenilikçi ve yaratıcı bir yaklaşımla ele alması, bu yolla hem bu yapılarda vücutlaşmış toplumsal kimliği ileriki nesil lere aktarmak, hem de buna paralel olarak yeni iş alanları yaratma ve yeni "iş kültürünü" destekleme amaçlarını bünyesinde toplaması sebebiyle proje, IBA'nın işleyişini anlamak ve değerlendirmek için önemli bir referans noktası oluşturuyor.

büyük rolü oldu. Çevresindeki kömür nakliyesine dayalı altyapı, işçiler için inşa edilen konut, hastane, okul, kreş

Böylesine büyük bir kompleksi n, hem

ve kil iseler hala kentin ana strüktürünü

de eski bir kömür ocağıysa,

oluşturuyor. Ama bugün kömür

fonksiyonunun değisiıni, arka planda

ocağının dönüştürülerı ve mimarisiyle

önce imaj dönüşümünü, sonra da

öne çıkan ana yapısınin fikri, ! 932'de,

fizi ksel-mimari dönüşümünü

Birleşmiş Çeli k Üreticileri

gerektiriyor. Zeche Zollverein,

Konfederasyonu'nun kompleksi çatısı

programında geçmişin, sadece

altına alması ve dünyadaki ekonomik

"ınüzeleşmesinin" ve sunumunun

buhrana rağmen burada bir büyük

değil, aynı zamanda geleceğe

kuyuyu, günde 1 2000 ton kömür

deviniminin de kurgulandığı bir

çı karına kapasiteli Schacht 1 2'yi kurma

eksperiment olarak öne çıkıyor.

kararıyla ortaya çıkıyor. Yapının tasarıını için görevlendirilen mimarlar

Zollverein Kömür Ocağı, A l ınanya'nın

Fritz Schupp ve Martin Kreınıner,

Essen kentinin sınırlarındaki

yapının tasarıınında, hem

arazisinde, 1 842'de ilk kömür

konfederasyonun kurum kimliğinin

fil izlerinin bulunmasıyla 4 tane ayrı

bina yoluyla vücutlaşmasını, hem de

kuyuda kömür ç ı karma, isti lleıne,

endüstrinin ve üretimin

gruplama ve y ı kama işlemlerine

rasyonalitesinin yansıtılması ve bunun

başladığı zaman, bölgedeki yoğun

estetize edilmesini amaçlamışlar.

endüstriyel üretim, öze ll i kle çel i k üretimindeki yoğun enerj i talebi

Sonuçta, yapı, üretimin değişik

sebebiyle hızla 1 2 kuyuya büyüdü ve

kanalların ı bütünclil bir mimaride ele

çevresindeki en öneml i işveren kurum

almasıyla, strüktürdeki ve

olmakla kalmayıp bölgenin ve

malzemedeki basit ve tutarlı yapısıyla

A l ınanya'nın endüstriyel gelişmesinde

ve de kuyunun girişteki devasa destek

EFE GÖNENÇ KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

93


ünitesinin anıtsal etkisiyle endüstri

kalan ise 258. 730m' alanda işlevsiz

mimarlığının en güzel örneklerinden

kalan endüstri binaları, yüzlerce işsiz

biri n i teşkil ediyor. Bina basit ve

insan ve göç veren, prestiji kaybolmuş,

başarılı çözümlemeleriyle daha sonra

kriz içerisinde Essen kenti. Kentsel ve

da özellikle A l ınanya'daki diğer

federal yönetimlerin uzun süren

endüstri binaları için referans oluyor.

tartışmaları, mali hesaplar, karamsal

Çelik strüktür ve koyu kırmızı

sosyal araştırmalar bu krizden çıkış ı n

kiremitler, yapıya tavizsiz bir kübik

ç o k kolay olmayacağının belirtileriydi.

geometri veriyor. Modüler açıklıklar

Ancak 1 990'1ı yılların sonunda, geniş

kütleleri yatayda ve dikeyde

çaplı, bölgesel stratej i arayışları IBA

vurgulayarak bütüncüllük icinde

Emscher Park Yapı Sergisi

fark lılaşmayi sağlarken, içindeki

çalışmalarında vücut buluyor ve

fonksiyonu dışa vurmayan rasyonel

bölgeyi karamsarlıktan kurtarıp

cepheler ve simetrik organizasyon

yenilikçi bir anlayışla "geçınisten

binanın anıtsal etkisine katkıda

geleceğe" taşımayı amaçlıyor ve bütün

bulunuyor.

Ruhr Havzası gibi Zeche Zollverein için de yeni bir dönem başlıyor. Alınanya'daki eski endüstri alanlarının bölgesel ve kentsel gelişim stratej i lerinde sık kullanılan bir yöntem, "deniz feneri" projeleri (Leuchnurnıprojekten). Bu konsepte göre, bir bölgenin içerisindeki tarihsel ve senıbolik anlami olan bir noktaya yoğun laşılıyor, oraya yapılan yatırımın ve sağlanan gelişimin enerj isinin zaman içerisinde bölgenin geneline yayılması planlanıyor. Kullanılınayan alanlar bir öncü projeyle değerleniyor, bunun yarattığı hareket ve imaj

Ne var ki, ilerki yı llardaki endüstriyel

dönüşümüyle bölgedeki turiznı i n

gelişmelerle beraber kömürlin enerj i

artırılıp v e daha sonra y e n i i ş v e konut

kaynağı olarak önemini yitirmesi, ağır

alanları için çekici koşullar

endüstri üretiminin az gelişmiş

yaratılmaya çal ı ş ı l ıyor.

ülkelere kayması ve buna karşı Batı Avrupa'da gelişen servis sektörüne

Zollverein, UN ESCO tarafından dünya

verilen önem, Ruhr Bölgesi'ndeki

mirası l istesine alınd ıktan sonra, I BA

birçok sanayi kompleksi gibi

da tanı bu rol için buraya odaklanıyer

Zollverein kömür madeninin de

ve bu eski sanayi yapısına, hem

sonunu hazırlıyor. 1 965' 1erde azalan

geçmişteki üretim kültürünün

üretim ve işçi çıkarımlarıyla gerileyen

müzeleştirilınesi, hem de yapı

aktivite, 1 986'de maden ocağının

kompleksinin tekrar üretime

kapatı lmasıyla son buluyor. Geride

döndürülmesi vizyonuyla yeni bir

94

KENDi ARKiTERA'N/ KENDiN YARAT - 2006

EFE GÖNENÇ


dönüşüm öngörüyor: Fakat öngörülen

finansal etüdleri yapılan bu proje,

üretim artık kömür değil, yeni

tamamlanınca yine "yaratıcı sektöre"

fikirler. . . Eski sanayi bölgesinin

yönelik bürolar, atölyeler ve orada

yeniden canlandırılması için sürece

çalışanların kullanım ına açık restoı·an,

katılan Hollandalı mi mar Renı

alışveriş ve rekreasyonel kullanımların

Koolhaas, hazırladığı master planında

olacağı bir "kaınpüs" niteliğinde

Zollverein'in yeni üretimini tasarım

olacak.

üzerine kuruyor ve burada projeye yön verecek 4 ana unsur tanımlıyor:

I BA tarafından Zollverein'da kentsel yönetimden destek alan ama özerk

1- Zollverein School of Managenıent,

çalışan kurumlar da oluşturuluyor.

tasarınıla yönetimi birleştiren

Zollverein Vakfı, vizyonun

disiplinlerarası eğitim anlayışıyla ve

sürdürülmesi ve kurumsal idarenin

genç öğrenc ileriyle yenilenen

yanında, yapı içerisinde yenilenen

atnıosfere can l ı l ı k ve enerj i

geniş hol lerde tiyatro, konserler,

getinneliydi. Bu özel yüksek okul,

gösteriler ve sanat enstalasyonları

2005 Şubat ayında eğitimine başladı.

organize ediyor: kültürün ve sanatın

2 - Ruhr müzesi, bütün Ruhr havzasının

yapının can l ı l ı k içerisinde olması hem

tarihsel gelişimi interaktif bir ortanıda

de imaj ın ı n dönüşümü için hayati rol

ziyaretçiye sunarak, geemişteki

oynuyor. Boş yapılar bir taraftan

üretimin kültürünü "sahneleyerek"

yenilenirken de tasarım ofisleri ve

dönüştürücü gücü Zollverein için hem

tarihsel mirasın yaşatılmasında rol

sanatçı atölyeleri olarak sunuluyor ve

oynarken, Tasarını Müzesi ise çağdas

pazarlanıyor.

tasarıının öne çıkan ürünlerini sergileyerek bulunacağı eski sanayi

Eski binaların restorasyonu icin Essen

binasının içerisinde yaratacağı

şehrinden Heinrich Böll ve Hans

karşıtlıkla Zollverein'in yeni

Krabel görevlendiriliyorlar. Eski

vizyonunu yansıtacaktı. Ruhr

yapılarla çalışırken dikkatli ve mevcut

Müzesi'nin açılışı 2006'da

m i mariyle yarışınayan bir tutum

düşünülürken, Tasarını Müzesi ise

sergileyen mimarlar, yenilemeler ve

2003'den beri ziyarete açık.

ekierin kendilerini malzeme yoluyla ortaya çıkarmasını anıaçlanıışlar.

3- ENTRY insiyatifi, her 5 senede bir

Binaların içerisindeki eski nıakinelere

Zollverein'de düzenlenecek

ve diğer gereçlere geçm işi anlatan

etkinliklerle tasarını ve mimarlık

"şahitler" gözüyle bakan m imarl ar, iç

kültürünü ortak bir tartışmaya davet

mekanlarda bıraktıkları, işlevini

ediyor. l i k ENTRY forunıu ve sergisi

yitirmiş basınç göstergeleri, tavandan

2006'da yapılacak, yaklaşık üç ay

sarkan kablolar ve aydınlatılmış

sürecek.

nıakinelerle, korumacı ve eski kimliği yansıtmacı niyetlerini gösteriyorlar.

4- Designstadt ( Tasarım şehri) ise kompleksi n yanına kurulacak olan yeni

Benzer yaklaşım kazan dairesini

bir yapılaşmanın adı. Henüz mi mari ve

Tasarım Müzesi'ne dönüştüren mimar EFE GÖNENÇ

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

95


Normarı Foster'ın çalışmasırıda da

Yoksa işsizierin büyük oranının eski

gözüküyor. "Yapı içinde yapı"

maden çalışanlarının ve onların

monosundan hareketle mimar, tasarım

ailelerinin oluşturduğu kentte sadece

objelerirıin sergilendiği binasırıda

üst-orta sınıfa yönelik elitist bir

gerekli yerlere eski duvarlardan

gelişme mi?

mesafeli durarı beyaz sergi duvarları yerleştiriyor ve ziyaretçinin eskiyle

Madeıı ocağından tasarım ve sanat

yeninin farketmesi kolaylaşt ırılıyor.

merkezine dönüşüm sosyal yapı için

Eski kullanımda makine ve boruların

nasıl bir değişim getirecek?

dolu olduğu binanın içinde açılan boşluklara alt döşemede ve

Bu soruların cevaplarını görmek için

yükseltilmiş platformlarda sergi

Zollverein henüz cok genç, bunu

mekanlarını duvarlardan bağımsız

değerlendirmek için de, bu konudaki

yerleştiren Foster, kullandığı basit

akademik çalışmaların da bir araştırma

beton döşeme ve camdan korkuluklarla

zemini hazırlayabilmesi için de zaman

"geri duruşçu" yaklaşımını

gerekiyor.

güçlendiriyor. Ziyaretçi, açı k galerilerde yürürken hem sergilenenleri görebi liyor, hem de kendini sergileyen

Fotoğraf: Zeche Zollverein Halkla ilişkiler

binayı değişik açı lardarı deneyi mleyebi 1 iyor. Zeche Zollverein'ndaki bütün bu aktivitelere, yapı lanlara ve planlananlara rağmen, bu proje, bitmiş veya % 1 00 planlanmış bir süreç değil, bir deneyim ve gelecek için bir laboratuvar. Kritikler ise işin maddi boyutunun yani sıra, anlamı üzerine yoğunlaşıyor: Kentin ve insanların kimliğini, kollektif belleği koruma iddiasındaki Zollverein, geçm işi estetize eden, onu sahneleyen ve ışıklada sunan yaklaşımla eskiden işçilerin zor şartlarda calıştığı maden ocağını üst sınıfa pazarlamanın ötesine gidebiliyor mu? Çevresine ve kente yeni bir çehre kazandırma iddiasında olan Zollvereirı, kentin içinde bulunduğu krizden çıkmasına yardımcı olabilecek mi?

EFE GÖNENÇ 96

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


Kentsel Dönüşüm ve Farklı Süreçler, Mimar Nilgün Kıvırcık ile Kentsel Dönüşüm, Katılım ve Deneyimler Üzerine bir Söyleşi Efe Gönenç: "Kentsel döniişiim " bizim ülkemizde de, yurtdtşmda da çok tarttştlan bir kavram... Gecekondularm ytktltp yerine bloklarm yaptlmasmdan, belli bir bölgenin potansiyellerini kullanarak orada yeni fonksiyonlar yaratmaya kadar, kente yaptian birçok müdaltale kentsel döniişiim adt altmda amltyor. Sizin kentsel döniişiimden anlacltğtmz ve bu müdahalelerden beklediğiniz nedir?

alan var, ya da boşaltılabi l ir gibi bir alan var," dedik ve bunu yapmaya çalıştık. Ama gerçekten dünyadaki dönüşümlerde amaç farklıdır; örneğin orası bir sorun alanıdır, ekonomik olarak çöküntü alanıdır, suç oranı çok artmıştır, girileıneyen getiolar oluşmuştur veya kullanı lmayan sanayi alanlarıdır. 1-iakikaten bunun geri planda toplumsal bir teması vardır, Türkiye'de bu hiç anlaşılmıyor ve sadece fiziksel bir dönüşüm listünden kentsel donüşüm tartı şıldı. .. Bu doğru değildir, işte bu yüzden kentsel

Nilgün Kıvırcık: Tabi , Türkiye'de

dönüşüm slizüne karşı büyük bir tepki

kentsel dönüşüm alanlarına, " Burası

var. Kamuoyu kentsel donüşüm

hoş ve rantabıi değil, biz burayı

deyince hemen "evimiz yıkıl ıyor"

yı karız, göze daha hoş gelen alanlar

düşüncesiyle bir tepki ve itiraz

yaratırız," mantığıyla yaklaşıl ıyor.

sürecine başlıyor. Kamuoyunun büyük

Dönüşümün dünyadaki örneklerine

bir tepkisi oluşuyor. Ben, kentsel

baktığımız zaman, dönüşüm sosyal

dönüşümü, toplumun ve ekonominin,

politikaların doğdugu bir süreç aslında.

toplumsal refahın artirilmasıyla il işkili,

Kentlerin dönüştürülmesi; ekonominin

kentsel devinimin ve toplumsal

canlandırılması, insanların refah

devinimin birl ikte olması gereken bir

düzeyinin artırılınası gibi sosyal

süreç olması gerekl iymiş gibi

politikalarla eşgüdümlü olarak ortaya

algıl ıyoruın.

çıkıyor kentsel dönüşüm kavramı. Asıl amaç aslında orada yaşayan insanların yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve bununla birlikte ekonom inin canlandırılması, kentin etki alanlarının genişletilmesi, h i nterlandının beslenmesi gibi farklı etkileri de amaçlanıyor. Ama biz bunu hiç böyle anlaınadık. Noktasal olarak, "hadi burayı dönüştüreliın, burada boş bir

EG: Kentsel döniişiimiin fiziksel yöniiniin yanında ekonomik ve özellikle toplumsal yönünün de irdelenmesi gerektiğini diişiiniiyorsımuz, Buradan katı/mı sorunsalma geçebiliriz as/mda. Kentsel döniişiim acimdaki miidalıalelerin, o çevredeki insanlara yapacaği etki ve onlarm EFE GÖNENÇ

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

97


tartışınal ı süreçler ortaya

aslında kendilerini etkileyen bu sürece nasıl katılması gerektiği de tartışma konusil oluyor. Aslında kentsel dönüşümü geliştiren politikalar için de, katılımın sağlanması, dönüşümün uyglllanabilirliği açısından bir avantaj yaralmaz mı?

planlanacak, birlikte yapılacak, orada

N K : Kesinlikle öyle ama bizde

yoksa hiçbisey yapamazsınız.

koymalıdırlar. Örneğin, yatırımcılar bulacaklar, bunları yerel halkla bul uşturacaklar, proje yapanı farklı aktörlerle bir araya getirecekler... Bu tarz farklı süreçler işlemeli. Ben katılımdan bunu anlıyorum, birlikte yaşayanlar mutlaka ikna edilecek,

katılımda da birtakım aksamalar olduğunu düşünüyorum. Bizim şu ana kadar öğrendiğimiz katılım modellerinde, belediye ve sivil toplum örgütleri, belediye ve meslek odaları buluşmaları ile çok az esnaf toplantıları ölçeğinde katılıını öğrendik. Bize böyle öğretti ler. Katıl ı m aslında çok farklı aktörlerin bir araya geldiği bir süreç. Bunun içinde oraya yatırım yapacak olan kuruluşlar var, sivil toplum örgütleri var, orada yaşayan insanlar var. Bunun içinde tabi k i kamunun ve yerel yönetimin aktörleri var ama katılı mda, çok farklı kesimleri, farklı talepleri ve

EG: Kentsel dönüşüm alanında Türkiye 'deki mevcut uygulamaların problemlerinden ve nasıl çözümle geliştirilebileceğinden bahsettik. Sizce yeni ketsel dönüşüm yasası b11 problemierin çözümü için bir yol gösterebilir mi? Yeni yasanın gelmesiyle belli kentsel dönüşüm alanlarında yaşayan insanların bu dönüşümlere tabi tutilimasi söz kon11su olacağı tartışılıyor. Siz b11 eksende yeni hazırlanan kentsel dönüşüm yasasına nasıl bakıyorSUIIIIZ?

ihtiyaçları bir araya getirmek kaygısı olmasi gerekir. Biz katılıını böyle

'K: Tabi şunun iyi irdelenmesi

anlamadık. Kamu yetkilileri

gerekiyor: Tabi ki halkı korumalıyız,

girişimcilerle görüştü, kapalı kapılar

ben mutlaka halk tabanlı ve halkın

ardında sivil toplum örgütleri ikna

desteklediği bir sürecin yaşanmasından

edilmeye çalışıldı ve sonra halkın

yanayım ama Türkiye enteresan bir

önüne çıkıp hoş sözler söylendi ve

ülke ... Türkiye'de, Avrupa'nın da çok

katılım toplantıları yapıldı. Ama süreç

anlayaınadığı bir kaçak yapı kavramı

böyle işlememeli. Bu projelerin

var. Hangi halkı tanıyacaksınız?

yürütücüleri ve yöneticileri, hakikaten

Yasalara saygı 1 ı ve yasal konutları olan

şeffaf olmaya cesaret edip, bunu göze

bir halktan mı sözediyoruz, yoksa

alacaklar ve süreçleri gerçekten

tamamen yasadışı, yasalarla ve

ortaklaştıracaklar. Bu sürecin lideri

toplumla uzlaşmadan kendi başına

değil, belki bir öznesi ve üyesi, bir

konutlarını yapmiş olan halktan m ı

parçası olmayı göze alacaklar. "Tek

bahsediyoruz? Burada d a net bir

yetki bendedir", "Astığım astık

ayrıını koymamız lazım. Tabi ki bu

kestiğim kestik" demekten

yasalarla barışamamış insanların

vazgeçecekler. Kamuoyu önünde şeffaf

yaptığı konutlar da bizim suçumuz,

98

KENDi ARK/TEMN/ KENDiN YARAT - 2006

EFE GÖNENÇ


yani onlar da ken d i l iğinden ortaya çıkmadı; birçok ekonomik ve sosyal politikaların e ksikliğinden ve yanlışlığından ortaya çıktı. O insanlar suçludur anlamında söylemiyorum ama yasal süreçlere tabi kalmış insanlarla onları yine de aynı kefeye koynıadan, bu politikaları cok doğru oturtmak lazım. Kentsel dönüşüm yasası hızla kanıulaştırma yetkisi getiriyor. Dahil olursan olursun, yoksa

ilişkin bau çalışmaların yapılması, kentsel dönüşüme dair yeni bir yasanın çıkacak olması, sizce Türkiye 'de bu konuda belli bir tecrübe birikiminin oluştuğunu gösteriyor mu? Bu birikim, bundan sonraki uygulamalarm daha iyi olması için bir potansiyel oluşturabilir mi sizce? Çünkü bir bilinç/enme yaşamlıyor bu konuda.

ben seni kanıulaştırırını. Şimdi bu yetki, bazen çok gerekli olabilir, doğru

N K : Türkiye'de iyi projeler yapıldı

kullan ılırsa, doğru ellerde olursa

aslında. Ben İ M P'nin, Karta! ve

avantaj l ı olabilir. Ama bunun

Küçükçekmece için yaptığı projeleri

doğruluğu nasıl kontrol edi lecek,

de çok önemli buluyorum aslında. Bu

bunun doğruluğu, şeffaf süreçlerle

bütün topluma bir fikir j i nınastiği

kontrol edilecek. Nasıl ki kamu, daha

yaptırd ı . Plan ve projeyle hiç ilgisi

sürecin en başında, daha elini ilk attığı

olmayan insanlar bile bununla

günden itibaren orada yaşayanları,

ilgilendi, bu hayatları nın bir noktasına

proje ve planlama gruplarını, sivil

girdi. Bu çok önemli aslında ama

örgütleri ve planlanıanın farklı

farkındaysan ız, biz hala bir dönüşüm

aktörlerin i bir araya getirip, bu süreci

projesi gerçekleştirenıedik Türkiye'de.

tartıştırırsa, oradaki insanları ikna

Deneyimimiz proje bazında var ama

etmek çok daha kolay olur. Zaten

uygulama alanında yok. Asıl sorun

insanlar çok kötü ve sağlıksız

uygulanıada bence. Bir sürü hayal

koşullarda yaşıyorlar. Herkes, banyosu,

kurabiliriz, bir sürü şeyi düşleyebiliriz.

ınutfağı olan bir evde yaşamak ister.

Ama elle tutulur gerçek aslında yapılan iştir. Şu ana kadar Türkiye'de

Dolayısıyla; Barselona'da da bunu

böyle bir deneyim yaşanmadı. O

yaptılar, insanları ikna ettiler, daha iyi

deneyimin yaşanınası lazım. Doğru

koşullardakı konutlara taşıdılar ve

proje, doğru girişimci modelinin

kimse de hayır demedi, orası yenilendi

oluşturulması, sürece herkesi en

ve dönüştürüldü. Türkiye'de de bu

başından dah i l eden modelin

yapılabilir ama yasayı doğru

oluşturulması, doğru ve adil davranan

yorumlamak ve onun katı l ı nı ayağını

kamu otoritesi ve sürece yine en

doğru kurgulamak gerekiyor. Şu anda

başından dahil olan yerel halkın

o hiç yok, hiç görünmüyor ve bu çok

oluşturduğu ortaklık modellerinin

büyük bir tehlike.

baştan iyi kurgulandığı süreçlerle bu

EG: Kentsel dönüşüm kavramllllll çevresinde bunca tartışmalilii olması, Türkiye 'de eğrileri ve doğrularıyla bu konunun pratiğine

yaşanmış, gerçek projelerimiz olur.

mümkün. Bunu başarırsak da elimizde Bahsettiğim tabi ki tasarım projeleri değil, dönüşüm projelerine sahip oluruz.

EFE GÖNENÇ KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

99


Dilek Muzaffer 1976 yılında Ankara'da doğdu. Ankara Atatürk Anadolu Lisesi'nden mezun olduktan sonra Mimar Sinan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nde Lisans eğitimini tamamladı. Aralarında Bektaş Mimarlık ve Emre Aralot Architects'in de alduğu çeşitli mimarlık ofislerinde çalıştı. 2006 yılında Damus Academy'de tamamladığı "lnteriar Design" eğitiminin ardından çalışmalarına serbest alarak devam etmektedir.

1 00

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


" Frank Gehry'nin Eskizleri "

HABER

Bir fi lm ya da herhangi bir başka şey

Michael S. Ovitz, Guggenheim

için girilmesi en zor yerlerden biri de

yöneticisi, Thomas Krens ve ve New

sanatçı n ı n zihnidir. Kamerayı o zihnin

York Times'ın mimarlık eleştirmeni :

ürettiği somut ürünün üzerine

Herberi M uschamp ile söylesiler

doğrultmak da, röporıajlar kaydedip,

gerçekleşti riyor.

açıklamak ve tercüme etmek de mümkün olsa bile yaratıcı süreç uzun

" Eskizler" sadece ünlülerle

süreli bir gizem olmayı sürdürecektir.

konuşmanın ötesinde ünlü kişilerin

"Frank Gehry'nin Eskizleri" her ne

diğer ünlü kişi ler hakkında

kadar onun, form, mekan,

söyledikleriyle karşılıklı bir

konstrüksiyon hakkındaki düşünce

değerlendirmenin yapıldığı bir belgesel

biçimini yansıtsa da, konusunun

görünümünde. Fi im de Gehry'nin

başlıca esrarına sadık kalıyor.

Almanya'daki bir binasının önünden

Başlığından da anlaşı lacağı gibi, bu

geçişini aktaran Bob Geldof gibi

sürükleyici belgesel ( "Out of Africa",

sadece uzmanların tanıklı kianna yer

"The Way We Are" gibi filmierin de

verilmediği de görülüyor.

yönetmeni olan) Sydney Pollack tarafından çekilmiş. F i lm, bir katalog

Aleyhte konuşanlardan, sanat

ya da tam ölçekli bir portre o lmaktan

eleşıirmeni ve Princeton'da profesör

çok, mi mara ve çalışmalarına

olan Hal Foster, ad ının temsil ettiği

bakabilmek için mütevazi bir girişim.

kültürel damgalamadan dolayı, yalnız

Gehry'nin yapılarının merkezden

başına Gehry'nin çalışınalarından çok

kopuk ve katlanmış yüzeyleriyle tek

şöhretini eleştirdiğini söylüyor. Daha

bir seferde algılanabilmesinin imkansız

da ilginç söyleşiler ise, mimari

olmasından dolayı, bu girişimin uygun

kurumlar kendisini görmezden

olduğu görülüyor. Kağıt üzerinde

geldikleri bir dönemde ortaklık ettiği

karalamalar ve mukavvanın

Kal i forniya'lı sanatçılar Ed Ruscha ve

yapıştırıcıyla montajlanması gibi duran

Chuck Arneldi ile Gehry'nin grup

ve sonunda ( herşey yolunda giderse)

terapisti olan ve kendisine, dünya

cam ve titanyum olarak son hallerini

çapında mimar olmak üzere

aldığında "dönüşüm" tamamlanmış

geldiklerini söyleyen hastaları

oluyor.

reddetmek zorunda kalan, Dr. M i lton Wexler ile yapılan söyleşi ler.

Sydney Pollack, Gehry'nin, Walt Disney Konser Salonu'ndan B i lbao'ya,

Filmi sürükleyici kılan bir başka

bir Kanada yeri isi olarak N HL'in

neden, yıllardır arkadaş olmalarından

"Anaheim M i ghty Ducks" takımı için

dolayı, kendini benzer bir ruh olarak

yaptığı hokey pistine kadar önemli

gören yönetmenle konu arasındaki

yapılarını ziyaret ediyor. Gehry ve

ilişki. Bu ilk bakışta akla uygun bir

ortaklarına ek olarak, film yapımcısı,

kanı gibi durmasa da en azından benim

arkadaşları, hayran ları, Disney'in resmi

düşünceın, bir sure sonra açıklık

yöneticileri, M ichael D. Eisner ve

kazanan "Tootsie" ve " B i lbao

DiLEK MUZAFFER KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

101


Guggenheiın" arasındaki benzeşiıni

diyarına nasıl yükselttiğini gösteren

hiçbir eleştirel forınülün,

hızlı ve dokunaklı bir montaj la

kuraınayacağı .

keserek, "Evet, doğru" diyor.

iz bırakınakla ilgili özel durumları

Yönetmen: Sydney Pallock

olan her iki adamı da, ortak bir

Görüntü yönetmenleri: George Tiffin,

noktada birleştirenin, ticari kaygılarla

Claudio Rocha ve Marcus Birsel

dolu bir alanda ve başkalarının paraları

Yayına Hazırlayan: Koren Schmeer

tarafından kontrol ed i l irken, yaratıcı

Müzik: Sorman & Nystrom

bir özgürlüğe sahip olmaya duydukları

Yapım: Ulton Guilfoyle

ihtiyaç. " Eskizler" tanıklığında

Sony Pictures Classics.

Gehry'nin yıl larca süren ve

Süre: 83 dakika

mi lyonlarca dolara mal olarak hiç gerçekleşmemiş bir evin sahibi de

Kaynak: The New York Times Yazan:

dahil olmak üzere, tatmin olmuş

A.O. Scott

müşterileri olduğu anlaşılıyor. Sydney Pollack, el kamerasıyla kendini "resmin dışında" rutınaya d ikkat ederek mimarın ofislerinin etrafında dolaşıyor. O ve Gehry, uzun kariyederi n ispetinde, pekçok başarıyı ve keskin kenar! ı bir "yabancı l ık" duyarl ı l ığının izlerini paylaşıyorlar. Karşılıklı konuşmalarından Gehry'nin, gösterdiğinden çok bahseıtiği, hırçın ve dikenli bir tarafı olduğu da görülüyor. Bu film bir yanıyla, Gehry'nin kişi liğiyle, işine olan hayranl ı k arasında b i r denge arayışı. Pollack, değer bilen bir amatör olarak, konuşmalar kuru kaldığında, eğitilmiş gözünü kullanarak kavramayı kolaylaştıran bir gezi rehberi de olabil iyor. Bir noktada Gehry, ressamiara olan iınrenişinden bahsediyor ve onların yapabi ldikleri görsel etkiyi kendisinin gerçekleştiremediğinden yakın ırken, Pollack, arkadaşının binalarının, yüzeylerinin, güneş ışığını yansıtışını, yağmuru çekişini ve çevrelerini sanatın

DiLEK MUZAFFER 1 02

KENDi ARKiTERA'NJ KENDiN YARAT - 2006


Çocuk Mimarlığı Koşullar ne olursa olsun e n gözden

merdiven kaydırağa ç ıkmaktan başka

kaçınlamayacak varlıklardır

nasıl bir işe yarayabilir ki? Bir çocuk

çocuklar . . Herkes bir süre çocuk olur.

mekanda fark etmeden ilk göz göze

Bu sürecin nasıl geçtiğine dair

gelinen kişi mekanın tasarı mcısıdır

hepimizin az ya da çok fikrimiz vardır.

asl ında . .

Tüm şartları kendine özgü olan bu sürecin renkleri, dokuları, boyutları

Çocuk için gerçek anlamda mimari

farklıdır, ve bu kocaınan dünyaya

açıdan kurgulanmış ilk mekan

atılan ilk adıında macera başlar. . . Her

neresidir? Bu kurgulanmış mekanlarla

şey küçükten büyüğe, adım adım

her gün yenilenen çoçuk dinamizm i

günden güne büyür ve değişir. .

nerelerde kesişir ve ayrılır? Kendi

Mekan la çocuk arasında kunılan i l işki

ne zaman ve hangi koşu llarda

i l k andan itibaren kendini farklı

verilebilir bu özel kullanıcıya? Bir

mekanların ı seçme ve yaratma hakkı

biçimlerde gösterir. Son derece

masanın 85 cnı'lik dört ayağından

korunaklı bir alanda başlayan serüven

ötesine geçildiğinde tasarıının sihirli

daha sonra hep kendi boyutlarını

gücü ona neler vaad edecektir?

arayacak ve fazlasını rededecektir. Bebeklerin i l k 1 ay sadece 25 cın'e

Her biri bir zamanlar çocuk olan ve

kadarlık bir görüş alanı olması küçük

yaratıc ı l ıklarıyla dünyayı farklı

bedenin büyük dünyadaki mekanı

açılardan gören ve yorumlayan bütün

algılama adıınlarıdır. Çoğu kez

tasarımcıların önceleri aynadıkları

çocukları belirli bir yaşa kadar

oyuncaklar zamanla büyükler dünyası

masaların altında aynarken bulınaınız

ve yaşam için tasarlanmış mekan ve

ortalama 2,5 ın'' l i k tavan yükseliğine

nesneler olarak çıkar karşımıza. Çocuk

sahip bir haciınde en çocuk mekan ı n 2

olup "oynamak" tasariamanın

m'' lik bir masan ı n 85 cm

başlangıcıdır. Hayal gücünün kapıları

yüksekliğinde oluşturduğu alan

açıldığında oyunun keyfi başlar.

olmasıdır. Kendi ölçeğinde mutludur çocuk . . .

Amerika' l ı mimar Charles Eames ve iıalyan tasanıncı Enzo Mari çocuklar

Zamanla çocuk mekanları, renkleri

için oyuncak tasarlayan

değişir. Dokunulan yüzeyleri

tasarınıcılardan sadece ikisi. Bu alanda

başkalaşır boyutlar değişir. .. i !ko ku la

Hollanda'lı mimar Aldo Van Eyck da

başlayan çoğu çocuğun yaşadığı olası

sayı lıabi !ir.

en büyük hayal kınklığı bu yeni mekanın pek de beklendiği kadar

Eyck, Amsterdam ve pek çok kentte

eğlenceli görünmemesidir belki de . . .

700'ün üzerinde tasarladığı oyun

Dünyayı henüz ortalama 1 20 c m ' ! ik bir

alanlarıyla yaşı ne olursa olsun tüm

yükseklikten algılayan gözler biranda

"çocukları" bu özel rnekanlara taşımış

uzun koridorlarla ( ! ) ve geniş

ve korunakl ı ev kavramıyla başlayan

merdivenlerle ( ! ) kaşılaşır, hem

oyun alanını kent ölçeği ne taşı mıştır..

DiLEK MUZAFFER KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

1 03


Çocuklara kendilerine ait olduğunu

kurarlar. Günümüzde pek çok

hissedebilecekleri mekanların

yapılarıyla kendilerinden söz ettirecek

sunulması, onların kişisel becerilerini

olan bu iki iyi arkadaş Pritzker ödüllü

algılamaları ve yaratıcılıklarını

Jacques Herzog ve Pierre de

geliştirmeleri için ilk adımdır.

Meuron'dan başkası değildir . . .

Yüzeyler, ışık ve renk beraberinde keşfı getirecektir. Dünyayı keşfetmek

Tasarım çocuk olmakla başlar, ve

gibi hazır bir dürtüsü olan bu kaşif

hayat boyu devam eder. . . Çocuklar

kullanıcı için doğru mekanların ve

keşif için i lham veren mekanlarda

tasarımların hazırlanması da önemli bir

dolaştıkça oyuncak kutularından

uğraş gerektiriyor..

zamanla yaşamı kışkırtan ve bizi gülümseten oyuncaklar ç ı kacaktır. .

Dünya'da pek çok örneğini görebileceğimiz, çocuklar için

Çocukluk yalınlıktır ve bu kelime başlı

tasarlanan müzeler, çocukların

başına tasarımda uğruna en çok

keşfederek öğrenmeleri ve kişisel

düşünsel çabayı gerektiren kavramken

gelişimleri açısı ndan son derece

kullanıcısının tüm pedagoj ik,

önemli. Bu konuda rasyonal izmin ve

psikoloj i k, ergonoınik ihtiyaçlarını

pürizmin katı bir temsilcisi olan ve

başarıyla karşılamak ne yazık ki

total mekan için öneri le bi lecek en

tasanıncı için her zaman çocuk

uçan tasarımı "cam evi" sunan mimar

oyuncağı değildir!

Philip Johnson, Alan Ritchie i le birlikte geçtiğimiz yıllarda bir çocuk evi tasarladı. Johnson, geometrik şekilli , konik piramit ve küp biçimli girift bir strüktür sisteminden oluşan bu yapı için "büyük görünmesi ve küçük hi ssetirınesinin" önemli olduğunu vurgulaın ıştı. Bu çocuk dünyasında, renklerle formlarla kullanıcının mekanı kavramasını sölyediğinde 95 yaşında olan mimarın diğer bir müzesi olan Kreeger müzesinde ise çocuk kullanıcı lar, Monet, Rodin, Picasso, M iro, Moore, Kandinsky gibi sanatçılarla bu çocuk

( 1 ) yaşlarında karşılaşabilınekteler. . İsviçre'nin Basel kentinde aynı yıl doğan, aynı çocuk parklarında oynayan ve aynı okullara giden iki iyi arkadaş

I O yaşından sonra m inyatlir maketler yapmaya başlar ve kendi tasarladıkları

SiMLA SUNAY ÖZDEMiR

atlıkarıncaya binerek çocuk hayaller

1 04

KENDi ARKiTERJ>:NI KENDiN YARAT - 2006


Rana Öğüt 1981 yılında izmir'de doğdu. ilk v e orta öğrenimimi Maniso'da tamamladı. 19992003 yılları orasında Dokuz Eylül Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nde lisans eğitimini, 2003-2006 yılları orasında ise, aynı fakültenin Yapı Bilgisi Anabilim Dolı'ndo,

"Az

katlı yapılarda taşıyıcı sistem olarak çelik malzemenin kullanımı"

konulu yüksek lisans tez çalışmamı tamamladı. Çalışma hayatı süresince; endüstriyel yapılar ve giydirme cephe, Tepe Mutfak tasarım ve uygulaması, todilot ve dekorasyon işlerinde görev aldı. Son bir senedir Adnan Menderes Havalimanı Yeni Dış Hatlar Terminal Binası Şontiyesi'nde uygulamoya yönelik mimari proje hazırlanması ve tokibi görevini yapan mimari ofiste çalışıyor.

KENDi ARKiTERA:NI KENDiN YARAT - 2006

1 05


HABER

1 İzmir'in Yeni Dış Hatlar

� ------�

Terminali TAV Grubu icra Kurulu Başkanı Sanİ Şener, "Son yıl larda Anadolu'nun sanayi ve ticaretteki hareketliliği sayesinde, ihracattak i ve uluslararası iş trafiğindeki payı artı. izmir'den de Türkiye'nin diğer şehirlerine ulaşım önem kazandı. Adnan Menderes Havalimanı bu anlamda Anadolu'da artan ticari trafiği karşılayan bir merkez olacak" dedi. R . Y. M i mar Yakup Hazan tarafından tasarlanan ve modern bir mi mariye Tarih boyunca Batı Anadolu için

sahip Adnan Menderes Dış Hatlar

önemli bir kültür ve ticaret merkezi

Terıninali'nde, çağın malzemesi olarak

olan i zmir, her dönemde kara ve deniz

tanımlanan çeliğin, küçük en kesitlerle,

ulaşınıı açısından i leri düzeyde ulaşım

büyük açıkl ıklar geçebi lmesinin

imkanlarına sahip oldu. Hava

mimariye sağladığı yararları ve yapı

ulaşımında ise, izmir'de uzun zamandır

yükünü hafifletmesi gibi özellikleri

ihtiyaç duyulan modern mimariye ve

kullanılmış. Ayrıca geniş hacimler elde

daha fazla yolcu kapasitesine sahip

etmek istenen mekanlarda cam ile

yeni dış hatlar terminali, izmir'in

birlikte kullanımı, bizlere ferah bir

kurtuluş günü olan 9 Eylül tarihinde

ortam sunuyor. Giden yolcu katı

Başbakan Recep Tayy ip Erdoğan

check-in ho! ünü kolonsuz geçebi lınek

tarafından açı ldı.

için tasarlanan tonoz ile görsel açıdan zengin mekanlar elde edilmiş. Modem

Konusunda deneyimli TAV Yatırım

ve teknoloj i k bir yapı olan yeni dış

Holding tarafından, ana taşeron IC­

hatlar terminali, izmir'in dünyaya

içtaş inşaat'a yaptırılan i zmir Adnan

açılan penceresi olmayı hedefliyor.

Menderes Havalimanı Yeni Dış Hatlar Terminali Binası'nın temel atma töreni 22 Eylül 2005'te Ulaştırma Bakanı Binali Y ı ldırım'ın da katıldığı bir törenle gerçekleşmişti. Tenninal, taahhüt edilenden 8 ay önce ve 1 yıl gibi kısa bir sürede tamamlandı . 1 50 mi lyon Euro'luk bir yatırımla inşa edilen yapı; 1 07.699 m2 toplam kapalı inşaat alanı ve 69. 1 68 nı' otopark alanı ile yılda 5 m i lyon yolcuyu hedefliyor.

RANA ÖGÜT 1 06

KENDi ARKiTERA'N/ KENDiN YARAT - 2006


Yakup Hazan ile Söyleşi Son yıl larda ülkem izde kullanıını yaygınlaşan "yarışmacı mimar" kavramını, katıldığı bir çok yarışnıada önemli dereceleri olan Restaratör Y. M imar Yakup Hazan'Ja tartıştık. Kendisiyle Türkiye'de yarışmalar ve yarışmacı mimarlığın oluşumu üzerine yaptığımız sohbet sırasında mimarın projeleri ve geleceğe dönük programiarına da değindik.

Rana Öğüt: Sizin için yarışmalar ne ifade ediyor? Yakup Hazan : Hayatıın yarışınalar

Gruba bizler de dahil olduk. Bu on

üzerine kurulu, benim için yarışınalar

yıllık süre içerisinde benim de Tip

her şey demektir. Öğrencilik

Konut Projesi ve Antalya Belediyesi

yıl iarımdan başlayarak, önce

Şehirlerarası Otobüs Terminali Projesi

yarışınalara katılan m imarların yanında

olmak üzere ikj birinciliğim oldu. Ayn ı

çalıştım, tasarım ortam larında bulunup,

zamanda i d i ! Grubu, C e m Açıkkol,

o heyecanı yaşadı m . Okulunı bittiği

Semra-Özcan Uygur v.b arkadaşlar bu

zaman girdiğim ilk yarışmada ise

dönemde birincilikler almışlardı. Daha

birincilik aldım. Yani benim mimarlık

sonra Bünyamin Derman ve Selim

hayatı m yarışına ile başladı,

Velioğlu gibi isimler de dahil oldular.

yarışnıalarla da bitsin isterim.

Ve halen çoğumuz yarışma ortaın ındayız.

R Ö: Son yıllarda Türkiye 'de "yarışmacı mimar" diye bir tanınılama oluştu ve öğrencilik döneminden itibaren mimarlar yarışmalara yöneldi. Bu durumu nasıl buluyorsun uz. ?

Ben "yarışmacı mimar" yerine "tasarınıcı m imar" demek istiyorum. Elbette yarışınalara fazlaca ilgi gösteren ve teklif veren bir grup oluştu. Tasarını yapan m imarlar, yarışınaları deniyorlar, birinci olanlar

Y H : Bu kavram aslında son yıl larda

da daha çok tanınıyorlar. Tasarını

oluşınadı . Biz de öğrenciliğimiz

yapmak isteyen insanların yarışmaları

sırasında yarışmalara katılan

seçmesini doğru buluyorum. Çünkü

mimarların yanında staj yapmayı,

yarışma, insanın doğasında olan,

çalışmayı, onlar gibi olup adımızı

günlük hayatında olan bir şey.

duyurnıayı isteıniştik. Bizim örnek

Tan ı nıyar olmak, ınesleğe yeni

aldığımız kişiler 1 980 öncesi

başlayan ıneslektaşlarıınıza çekici

ıninıarlarıydı. Daha sonra 1 980'ler

geliyor. Onlarda yarışına ortamına

90'1arda yarışmacı profı l i değişti.

dahil olmak, katkıda bulunmak

RANA ÖGÜT KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

1 07


istiyorlar. Ancak yarışmalara katılmak çok zahmetli bir iştir, birikim i ster, emek ister. .

R Ö: Bize yarışma seçiminizdeki kriterlerinizden, yarışmalara katılma nedenleriniz ve hazırlık sürecinizden bahsedebilirmisiniz?

R Ö: Mimarlık hayatınız boyunca kaç yarışmaya katıldınız? Yarışma projelerinizden kaçı hayata geçti ve Türkiye 'de bu aşamada zorluklarla karşılaştınızmı? Y H : Sanıyorum 90'a yakın yarışmaya katıldım ve yarıya yakınından da ödül ve mansiyon aldım. Kazanm ı ş

Y H : Daha çok yapı ağırl ık l ı

olduğum 7 birincilikten, şu a n halen

yarışmaları tercih ediyorum.

inşaatı devanı etmekte olan Adnan

Türkiye'de, Batı Ülkeleri'nde olduğu

Menderes Havalimanı Yeni Dış Hatlar

kadar çok yarışma açılmadığı için,

Terminali Binası da dahil olmak üzere

yarışmayı seçmemiz diye bir durum

üç tanesi uygulandı. Diğer uygulanan

söz konusu olanııyor. Zaman varsa,

yarışma projelerim ise; Antalya Otobüs

nıevcuttaki yarışmaya teklif

Terminali ve Manavgat Belediye

veriyorsunuz. Başka bir deyişle zaman

Binası'dır. Çorum Esnaf Sarayı Projesi

ayırabilme ile i lgili diyebilirim.

ve Çorum Kü ltürpark ve Fuar Alanı

Yarışmalara katılma nedenlerimin

yarım kaldı. Ulus Tünel i Projesi ve Tip

Projesi'nin inşaatı başlaınıştı ama başında yarışma pratiğinden kopmak

Konut Projesi ise uygulanmadı.

i sıemernem gelir. Yarışmalar kendine

Türkiye ortanıında yarışma projelerine

has bir kültürdür ve o kültüre katkıda

bakıldığında, uygulanmamaları nın

bulunmak gerekir, bugün bizler yarın

neden inin genelde yarışmayı açan

ise genç mimarlar tarafından devam

idareleriıı değişmesi ya da yeterli

ettirilecektir. Bir yarışma konusu

finansmanın sağlanaması olduğunu

üzerine değişik sözlerin söyleniyor

görürüz. Ancak, şunu da

olması, ortamı dinamik tutmak

söyleyebil irim k i yatırımcı fırmalar ya

demektir. Mimarlık ortamındaki

da kamu kuruluşları yarışmalardaki

yarışma dinamiğini önemsiyorunı.

performaııslarımızı önemseyip, bizlere

Ayrıca yarışma yoluyla iş alıp

i ş veriyorlar. Mesela İzmir Bomova

düşündükleri m izi hayata geçirmek

Kültür Merkezi ve Opera Binası bu

diğer bir katılma nedenidir.

anlamda gerçekleştirdiğimiz bir projedir, umarıın uygulanıası da

Yarışmalara hazırlık safhasında, yoğun

gerçekleşir.

bir çalışma süreci geçiririz. Zihinsel çal ı şma, şartnameyi aldığımız an başlar ve teslim ettiğimiz ana kadar devanı eder. Fiziksel çalışma ise ekibinıle birlikte düşünceleriınizi ç izerek i fade edebildiğimiz kadar sınırsızd ır.

RANA ÖGÜT 1 08

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


Zeynep Onur Doç. Dr. A . Zeynep Onur, 1987 yılında araştırma görevlisi olarak göreve başladığı Gazi Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü'nde 19932002 yılları orasında Temel Eğitim dersinin yürütücülüğünü yaptı, mimarlık kültürü, çağdaş mimarlık teorileri ve mimorlıkto anlam üzerine lisans ve yüksek lisans dersleri verdi. Yaratıcı düşünce, tasarım eğitimi, mimarlık eğitiminde ilk yıl, semiotik, renk ve mimaride anlam konularında ulusol ve uluslarorası dergilerde makaleleri yayınlanmış, konferansiara ve seminerlere katılmış, ulusol ve uluslarorası mimari proje yarışmalarında ödül almıştır. Halen Girne Amerikan Üniversitesi'nde öğretim üyeliğinin yanı sıra Rektör Yardımcısı, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölüm Boşkanı olarak görev yapmaktadır.

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

1 09


Ziya Tanalı ile Mimarlık Üstüne Söyleşi Zeynep Onur: Sizce mimarlık nedir?

ZT: Üç-beş yıllık öğrenci l i k dönemi ve başlangıçtaki birkaç yılın dışında, başından beri böyleydi sanırım. Belki

Ziya Tanalı: Nas ı l baktığınıza bağlı.

işin başlarında içinde bulunduğum

Bir görüşe göre, profesyonel üretim

durumu, neye inandığımı, neye

alanlarından biri. Bir başka görüşe

inanmadığıını bu kadar net olarak

göre yapı zanaatı . . . Bir diğeri, para

göremiyor ve böyle anlatamıyordum . . .

kazanacakları bir iş, yine bir başkası

Ayrıca, başından beri olduğunu

istediği yere tırmandıracak bir

söylediğim bu inanç, yine başından

merdiven ya da saygın bir meslek

beri hatta bugün bile, böyle "asil" gibi

olarak görüyor. Bazı ları da içinde

görünen bir tutum la ve böyle bir

yaşanan bir heykel olarak bakıyor

tutarl ıl ıkla yapı tasariayabildiğim

ıniınariye . . Bunların bir kısmı doğru

anlamına da gelmiyor. Şimdi, "nası l

da olabilir. . . Bana en yakın gelen tanını

yani?" diye soracaksınız, şöyle

ise, "kişil iğimizi sorgulayabildiğimiz

anlatal ım . . . Yaşama ilişkin

alanlardan biri" olabileceği düşüncesi.

sorumluluklar var. Her işe büyük bir

Sanırım mimarlığa sanat dememin

iyi niyetlerle başiasanız bile, sizin

nedeni de bu. Gösterişli bir kişil iğe

yapmak istedikleriniz, sizden o

meraklı olmadığını için de yaptığını

tasarımı isteyenlerin düşündükleri ile

işe, kendimle kurduğum bir i l işki

uyuşmuyor, ya da siz onların

olarak baknıakta bir sakınca

istediklerini kendi istediğiniz biçimde

görmüyorum.

yorumlayamıyorsunuz. Aslında becerebilmeniz lazını ama olmuyor,

M i ınarinin, içinde gerçekleri

yeteneklerinizle sınırlısınız. Durmak

barındıran diğer tanınıları daha sonra

istediğiniz çizgiyi tutturaınadığın ız

geliyor benim için . . . Bir i ş i yapma

işler çıkıyor ortaya. Sorgulama

sürecini, kendi kişil iğiıni inşa etmede

morgulanıa kalmıyor orta yerde ama

kullanınakla bir hata yaptığıını

para kazanmak ve yaşamı sürdürmek

sanmıyorum, sizce de bunda yan l ı ş

zorundasınız, "ben yapmanı"

olan p e k birşey yoktur h e r halde . . .

diyeıniyorsunuz.

Tasarım işini kendinizle kurduğunuz bir i lişki olarak algılayınca, ki mseye

Yine de, bir işin böyle gelişmiş olması,

hesap vermek zorunda da

bir sonraki işte tekrar, inandığın ız ve

kalnııyorsunuz, sadece kendinizle

kendiniz için "maxinıa" olarak

hesapiaşıyor ve rahat ediyorsunuz.

kabullendiğiniz o yerden başlamamza engel olmuyor. Yaşanı kör topaJ sürüp

ZO: Başından beri böyle miydi, yoksa bu düşünce son yillarda vardığınız bir çizgi mi?

gidiyor, her zaman aynı tutarl ı l ığı sürdüremiyor insan. Bu i temeyerek yaptığın ız işler yine de çok uzağa düşnıese de, siz beceremediğinizi

ZEYNEP ONUR 110

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


biliyorsunuz. Hele kullandığınız dil,

bilsem de, onun sinemaya yaklaşış

sizden önce kullanılmış olan bir dil ise,

tarzıyla benim hayata bakışını arasında

yaptıkların ız sıradan şeylere

örtüşen noktalar olduğunu

dönüşüyor. Böyle çok sayıda işim var

söyleyebilirim. Ne garip çelişki değil

benim.

mi? işiniz, hayatınızın ayrılmaz bir parçası olunca, "makyavelcilik" gibi

ZO: Bazı işlerinizin böyle sonuçlanmış olması sizi rahatsız etmiyor mu?

duran bir durum kaçını lmaz oluyor! . . .

ZO: Yeninin ne olması, nasıl olması gerektiği, sorguladığımz

ZT: Bu, başkaları tarafından kabul

kavramlardan biri, anlatır mısımz?

görme gereksinmesi olan her yaratı alanında da böyledir sanırım. Örneğin

ZT: Eskiye meydan okuyabilmek için

si neınada .. De Sica'yı düşünün. Bir

gelenekleri yani sizden önce

sürü ipe sapa gelmeyen filmi vardır

yapılanları iyi bilmek gerekiyor.

ama Bisiklet H ırsızları'nın yönetıneni

Benim sözünü ettiğim yerel gelenekler

de odur. Yaşamını sürdürmesi için

değil, evrensel kültür birikimi ile ilgi li

gerekl i kazancı sağlaması gerektiği

olan ı . . . Geleneksel sözcüğü bizde,

yerde gerekeni yapar, sıradan

"ulusalcılık" anlammda da kullanıldı . . .

beğenilere filmler sunmaktan

Ulusal olanla, sözünü ettiğim

kaçınmaz. Ama, yaptığı i ş aracıl ığı ile

geleneksellik arasında çok büyük fark

bir hakikati ya da kendini

var. Bize benzeyen bazı ülkeler ulusal

sorgulayabi leceğini gördüğü anda,

olma uğruna çok zaman kaybetti .

örneğin Bisiklet H ırsızları'nı koyuverir ortaya. . . Ayrıca, sinema alanında, çok

"Gelenek" derken, asırlar boyu taşı

farklı kişilikleri de çekinmeden ve

taşm üstüne koyarak elde edilen bir

utanmadan yüklenmiştir sırtına, iyid ir­

biriki mden, yani evrensel kültür

kötüdür, yönetmendir-oyuncudur,

birikiıninden, bu birikimin vard ığı

neşelidir-hüzünlüdür, ucuzdur-asildir,

ınaksimadan söz ediyorum. "klasik"

komiktir-hüzünlüdür. . . Kendinden

denen çizgiden bahsediyorum. Sizden

utanmaz, yaşanan o an, neyi

önce varolan bir birikimin ufacık bir

gerektiyorsa, neyse odur. Aksine,

parçasını yenilemek, bunu kimsenin

kendini olduğu gibi gösterip,

ruhu bile duymadan yapabilmek çok

hatalarıyla ele vermekten de çekinmez,

zor bir iştir aslında. Çok kişi dener,

yani ahlaklıdır ve ahlakçıdır. Her işin

ancak pek az kişi başarabilmiştir. Daha

sizce olumlu sonuçlanması gerekmez,

doğrusu, soyu olmayan bir yeni l iği

ama her gün kı l ı k değiştirip,

yaratmaktan daha zor ve sorumluluk

karşınızdakini aldatmaya kalkışmak

gerektiren bir yaklaşımdır.

ciddi bir ahlak sorunudur. Etrafıınız böyle düşünüp, şöyle yapan bir sürü profesyonelle dolu . . .

"Soyu olmayan bir yeni l i k " derken, "soysuz" demek istemiyorum. Çünkü, benim avangard'a da saygıın var. Zira

Kendi becerilerimi D e Sica'nınki lerle

o, bir doyınuşluğa yaklaşıldığını,

karşılaştırma olasılığı olmadığını

kı pırdanmaların olduğunu, geleneksele

ZEYNE P ONUR KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

111


karşı çıkma zaman ının yaklaştığını

olmasaydı G iza olur muydu dersiniz?

hatırlatıyor olabi l i r bizlere. . .

M ies'in Seagram'ı ile Yamasaki'nin

Değiştireceğimiz şeyleri değiştiriken

"rahmetli" Dünya Ticaret Merkezi

kullanabileceğimiz alternatif araçlar

arasında da böyle bir i l işki görmek

sunuyor, eskiyi sorgulamamızı

mümkün, isterseniz daha ileri gider

sağlıyor. Bütün çabasına karşın kendi

M ies'in de nereden başladığını

değiştiremiyor. Eskiyi değiştiren yine

gösterebilirinı size. Seagram ile Ticaret

de kendinden önce olup bitenleri iyi

merkezi arasında yirmi y ı la yakın

hazmetmi ş biri oluyor sonunda.

zaman var. . . Önce insana bir temanın çeşitiemelerinden bahsediyor ve bunu

Sahici ve geri dönüşü olmayan

abanıyormuşum gibi gelebilir, hayır

değişim, girifı ve çağımızda bile yavaş

öyle değil. . . Taşın taş üstüne konarak

işleyen bir süreçtir. Eskinin değişmiş

biriktirilmesinden, geleneğin pratik

olduğu, ancak bel l i eşiklere

içinde sorgulanarak sürdürülmesi nden,

vanldığında algılanabil ir. Şayet,

sizden öncekilerin sorduğu soruları

karşınızda eskiyle hiç ilgisi olmayan

sorarak farklı cevaplar almaktan söz

bir "yepyeni" duruyorsa, bilin ki

ediyorum. Einstein'ın düşündüklerinde,

yarınlarda "yeni" denecek şey, o,

Newton'un etkisi yok mudur. .. Adım

"yepyeni" gibi duran şey

adım geliştirmek nedir, "zamanın

olmayacaktır . .

süzgec inden başarıyla geçmek" ne demek, bu iki kavramı yan yana

Bu anlayış neye benziyor bil iyor

koyuyorum. Tanı da burada hatam

musunuz? Örneğin geriye, bir zaman

varsa, suç biraz da Newton ve

aralığına, baktığımız zaman diyelim ki

Einsıein'ındır da, ben suçsuzum sizin

Ona Çağı görüyoruz, kendine özgü bir

anlayacağı nız!

estetiği var, sonra bakıyoruz Rönesans var. Birinden ötekine nasıl geçilmiştir, ne kadar çok şeyin hazır olması gerektiğini pek düşünmeyiz. Sanki

ZO: Bu düşünceler, kendi yapttk/arımza ve yaşamımza nasıl yansıyor?

Orta Çağ yaşanırken bir grup insan bir hafta içinde Rönesans'ı sundular gibi

ZT: Benim "yeni" dediğim şey, benden

geliyor biri lerine. Oysa bu değişim ne

öncekilerin bıraktığı yerden başlayarak

kadar uzun sürdü, arada neler yaşandı,

elde edilecek bir "şey", bir sürek l i l i k .

kimler emek verdi bir düşünün.

Ancak böyle olursa, "yeni"nin kalıcı,

Rönesans' ı var eden o rahvan

köklü ve insanlık macerasına katkıda

değişimler dizisi değil miydi?

bulunabi lecek bir yenilik olacağını düşünüyorum. Herkes, bu maceraya

Bir başka örnek vereyim. Toulous'dan

kendi becerebildiği kadar katılıyor. Bin

St. Denis'e varmak için altmış beş yıl;

yıl önce benim gibi düşünen adamlar

St.Denis'den Amiens'e varmak için de

vardı yeryüzünde, bin yıl sonra da

bir seksen beş yıl daha gerekti.

olacak.

Bugün hiç birinin adı sanı da

yok ortada, ama onlara soruyorum da, Saqqara ile Giza arasında sanırım iki

hiç pişman değillerıniş! . . Benim de hiç

yüzyıla yakın zaman vardır. Saqqara

acelenı ve pişmanlığını yok bu yüzden.

1 12

KENDI ARKlTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

ZEYNEP ONUR


Geri dönüp bakıyorum, kalıcı lı bir

dolaşıııamanız gerekiyor . . . O zaman

yenil iğe varanlar işe böyle başlamışlar

gidin, sizi "star" yapacak şeyler ortaya

gibi geliyor . . Kaldı k i insanın bir

koymaya çalışın, o yolu seçin. Ama

yaratıcı olarak algılanması, kendine

hevesinizi kıracak. birşeyi

bağlı ve bağımlı da değil sadece . .

anunsatmadan edemem, bilin k i pek az

Yarınların da ona bir yaratıcı gözüyle

star hatırlanır yarınki günlerde,

bakması gerekiyor. Oturup, çok uç

ölümsüzlük, genellikle başkalarının

noktalarda birşeyler yapmak hiç de

hak.k.ıdır. . Değişime hakını veren,

gerekli değil. Herşey ağır ağır

hakkını al ıyor. .. Avangard bir ak.ıma

değişirken siz o değişime tanıklık

ekleınlenmek, benim için ç ı kar bir yol

ederek. bek.lemel isiniz, işte bu tanıklık

değil . . Ancak, avangardın önerdiği

ederek beklemek ve beklerken

cevaplardan çok, gündeme getirerek

yapmak, "yeni" olabilmenin ön

sorduğu soruları kullanmamak için h iç

koşullarından biri . . . B i rşeyler sürekli

bir neden yok, kullanıyonım da . .

değişiyor, ancak bir eşiğe ulaşılınca bu değişiklik algı lanmaya başlanıyor.

Ben ne yapıyorum diye sanıyorsunuz

Algılandığı çizgide belki siz varsınız

ya, örneğin bir bina yere nasıl oturur

ama sizden öncekiler de var, onları

onu araştırıyonıın. Bir başka durumda,

"yok." saymak olur mu? Sizin, "yeni"

"çıkma" ile alttaki kitlenin i l işkisi ne

olarak algılanınanız, değişimin bir

olabi lir diye bakıyorum. Cephe ile

doygunluğa ulaşmasından ibaret, biraz

arkasında yer alan işlevleri n, bize öyle

da rastlantı. Tam olarak size bağlı

anlatıldığı için değil de salıiden il işkisi

bağımlı değil, algılayanların da onu

var ını diye sorguluyorum. Parapet

görıneye hazır olmaları, zamanın da

denen şey, cepheye nasıl katkıda

hazır olması gerekiyor. B i lmem

bulunur, bunu deniyorum. Camı, iki-üç

yanıldığı m söylenebilir mi . .

malzemenin önünden geçi rıııeyi

Kal ıcılıkla süreklilik arasında bir bağ

deniyonım, yani kaplama olarak da

olduğu inkar edilebi lir mi? Kavram

kullanmayı deniyoruın, "niye sadece

olarak birbirlerine çok yakındırlar.

ışık almam gereken yerlerde

Kalıcı olan şey, sürekliği olan

kullanayım ki?" diye soruyorum.

birşeydir, ya da sürekli varolan da

M imarlıkta bunları kendi dilimin

kalıcı olarak adlandırılır değil m i ?

döndüğü biçimde denemeye çalışıyorum. Bunları da özgürlük

Ayrıca, böyle bir inanca sahip olmanın,

kazanmak için, kendi sın ırlarımla

biraz hüzünili bir yanı olduğunu da

çarpıştırıyorum. Başkalarının anlamsız

söyler dururuııı. Gelin bu hüzün

bulabileceği, böyle bir yığın " ıvır

dediğim şeyi bir şaka ile anlatalım . . .

zıvır" la uğraşıyoruın. Kalıcı olanı

Bir düşünün, değişim sürecinde, sizin

bulmanın koşulu, sizden önce kalıcı

değil de örneğin sizden bir önceki

olanların; nerede, hangi soruları

birinin adı anılacak . . . M imarlığın

sorduğuna, nelere cevap aradığına

kaderini siz değil de "o", sizden önceki

bakmaktır, ya da bana böyle geliyor.

değiştirdi diyecekler, yazık değil m i

Başka bir deyişle yaptığım iş arac ı l ığı

size? . . Değil işte . . . Eğer "yazık"

ile, benden öncekilerin sordukları ve

diyecekseniz, bu bahçelerde

benden sonrakileri de ilgilendirecek

ZEYNEP ONUR KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

113


sorular soruyorum. Her zaman yeni bir

kabullenmekte ve hazmetmekte

cevap bulamıyorum tabi . . .

zorlanıyorum . . . Yapılabi lecek tek şey, yaptığınız iş arac ı lığı ile kendi

Niye yeni bir cevap bulmadan,

kişiliğinizi sorgulamak ve bunları

yeniden, yeniden, boyuna yeniden

ürünler halinde ortaya koymak, sonra

sorulur aynı sorular bil iyor musunuz?

da hatıriarımayı ummak. inanarak

Çünkü yanıtların, yapılan işin kendi

yapıyorsanız ve yaptıklarınızda bakılıp

içinde olduğuna, onun doğasında saklı

görülecek şeyler varsa, birgün

olduğuna inan ı l ı r, kendini ele vermesi

görülmesini umuyorsunuz . .

beklenir de ondan. Bir sabır işidir.

Şarlatan lıkların nasıl çabuk tükendiğini

Yaptığınız şeyin doğasını

izleyince, kendinizi benim yürümeyi

kabullenmek, soracağınız soruları

seçtiğim gibi bir patikanın üstünde

orada bulmak, cevapları orada aramak

bulabilirsiniz. Her yol da Roma'ya

gerekir. "Yaparken" sormak,

çıkmazsa, "kader utansın" ne

"yaparken" yanıt aramak gerekir.

yapalım . . . O zaman biz de, " iyi ki

Ancak, yaparken ararsanız, ararken

denedi k" deriz olur biter. Ölüınsüzlüğe

yaparsanız, teknikle estetiği

vardığını bugünden bilen var mı acaba,

özdeşleştirebi lme şansınız çıkar ortaya.

şayet varsa aman gösterin, yanına

Bu konuya daha önce de yazarak

varıp soralım bakalım, bu işi nasıl

değindi m . .

kıvırmış . .

ZO: Bunlart yaparak ölümsüz olmayı 1111 düşlüyorsunuz?

ZO: Değişim konusunda, evrimin daha tutarlr bir yol olduğunu söylüyorsunuz hatta rsrar ediyorsunuz, başka bir değişim türünü kabullemniyorsunuz anlaşrlan.

ZT: Yakalandık galiba ... Yarınlarda da geçerli liğini sürdürebilecek, kalıcı olabilecek birşey ortaya koyabilmek için neler vermezdim ki . . . Buna hakkım olmadığını biliyorum elbette

ZT: Dışardan öyle görülüyor olabi lir.

ama düşlemeden de edemiyorum.

Ama çağınıza tanık olarak yaşarken,

Sorunun bir "ironi" barındırdığının da

çok iri bir adım atmamak için de bir

farkındayım. Belki de ölümsüzlüğe

neden yok. Şayet koşullar buna hazırsa

vamıaktan çok, "bir temel direk"

ve siz, sizden önce yaşananları içinize

olarak anımsanmayı isterdim . . .

sindirebi lmişseniz, ayrıca yetenekliyseniz, bir de zaman size

Benim hayatımda, hele son yı llarda,

kullanabileceğiniz olanaklar

"ölüm" düşüncesi büyük yer tutuyor.

hazırlayabilmişse, örneğin endüstri

Sanatı da doğanın insanoğlunu

devrimi gibi, bir sıçrayışla bütün

ölümlül üğe ikna edeıneyişinin ta

rekorları tuzla buz edebil irsiniz . . .

kendisi olarak görüyorum. Bu

Arıcak bundan önce çok uzun ve statik

düşüncemi çok yerde tekrarladım.

bir dönem yaşanmış olması gerektiğini

Öncesi ve sonrası olmayan, adına

düşünüyorum tıpkı Ortaçağ karanlığı

hayat denilen bir imtiyazın bizlere

gibi, tıpkı endüstri dönemi öncesi

neden verildiğini anlamakta,

teknoloj isinde olduğu gibi . . .

1 14

KENDi ARKiTERA'N/ KENDiN YARAT - 2006

ZEYNEP ONUR


teknoloj isine uygun cevapları bu gün Ama şayet, sözü edi legelen devrim,

için geçerli değildir artık. Hatta

içinde yaşadığınız toplum yaşamının,

ulusallığı savunmak, "nasıl olsa ben

sıradan akışını değiştiren bir kopuşu

kendim başka birşey bulamam" gibi

ifade ediyorsa o zaman işiniz zor. .

bir yeteneksi l iğin itirafıdır bile

Yaşamınızın sonraki yıllarında bir

denebil ir. Biz ülkemizde bu ulusalc ı l ı k

yığın "kircsh" kapınızda sizi bekliyor

v e yerelcilikten ç o k çekti k hala da

olacak, çiirıki değerlendirmeler

çekiyoruz. "Muasır medeniyetler"

konusunda hiç bir ölçüt kalmayacak

lafından hiç birşey anlamadı k, oysa

kimsenin elinde . . Ne yapan ne

söylemişti bizlere, hala da

yaptığını tam olarak bi lecek, ne de

anlamamakta d iren iyoruz . . .

algılayan ya da değerlendiren . . . Ne dinlediğiniz şarkıdaıı, ne seyrettiğiniz

Ama yanlış inanışlar her yerde ortaya

fılmden, ne içine girip yaşadığınız

çıkabiliyor, eklemlenenler utansın.

yapıdan, ne okuduğunuz kitaptan pek

Örneğin Postmodern'in çözüm

birşey anlamayacaksınız. Hangi

önerileri de bizim ulusalcılığımıza

ucundan tutmanız gerektiğini

benzer. Sınırlıdır ve geric idir. Ancak,

bi lemeyeceksiııiz. Çünki, "yeni" diye,

verdiği cevapla değil de, sorduğu

salına salına ortaya ç ıkarı şey, özellikle

soruyla ilgilenirseııiz, yeniyi

başlangıcında, neye yaslanacağını

bulabilmek için bulunmaz bir fırsat

bi lemeyecek. Kimsenin eli nde örnekler

geçer elin ize. Postmodern'in "eski

de olmayacak. El yordamıyla

cepheleri, yeni binaların listüne

deneyerek başlayacak işe ... Oturması

yapıştırınakla" sonuçlanan önerisini

yıllar alacak, yani i ş i n iz zor. Özellikle

düşünün ... Sorulan soru, "cepheyle

bize benzeyen ulusların sıradan yaşam

arkasında yer alan işievin bu kadar sıkı

serüven i, zaman zaman zorla

sıkıya bağlı olması gerekir mi ... " gibi

değiştirilir. Bu değişiklik, bir kültür

bir sorudur. O "hayır" der, ama eskiyi

değişimini de gerekli kılabilir, işte o

yapıştırır. Siz de "hayır" diyebilirsiniz

zaman değerlendirmek için elimizde

ama bu sizi, cephe üretme konusunda,

bir ölçüt kalmadığın ı farkederiz. Ne

daha özgür kı lar, o kadar . . Sizi,

eğridir, ne doğrudur, ne güzeldir,

arkasından oldukça bağımsız, bir

hangisine çirkin demek gerekir karar

cephe üretmeye dürtebil ir. Siz de kendi

veremeyiz.

cephenizi ararsınız. Zira, kim olduğunuzu, ne istediğinizi

Örneğin bizde olduğu gibi

b ilmezseniz, hiç kimse olamıyorsunuz.

"ulusalcı lık" diye bir öneri çıkar orta yere, eskiyi kiralayarak, eskiden

Evrensel kültür çizgisine ait

aklararak tekrarlamak erdem bilinir. . .

olduğunuzu düşünmek daha çıkar bir

Böyle şeyler şaşkınlık dönemlerinde

yoldur. Evrensel olmanın ön koşulu da

olur. Üstelik, "yeni birşey yapıyorum"

bu güne ait olmak, çağdaş olmaktır

zaıınedilir. Bu yaklaşım yobazlığın bir

diyebilirim. Ayrıca bu düşünce

türüymüş gibi gelmiştir hep bana. Eski

etrafınızdaki yerel unsurları

bir zaman aralığında sorulan soruların,

kullanmanıza mani de değildir, şayet

sorulduğu günün anlayışı ve

onların ne için yapıldığını

ZEYNEP ONUR KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

115


anlayabil iyorsanız, pekala onlardan da

sırttıyor zira. Etrafını ız bunlarla yüklü.

başlayabilirsiniz işe, niye olmasın ..

Hemen elimizin altında duran yerel,

ZO: Yerelle evrensel arasındaki tart1şmay1 m1 gündeme getiriyorsun uz?

geliyor bana. Tanımadığınız

ZT: Pek öyle değil ama orada da

olası görünmüyor.

yaratıda kullanılan konuynıuş gibi bilmediğiniz yaşanıadığınız alıııtıları kullanarak onların arkasına başka şeyler koyabilmek anlatabilmek pek söylenebilecek şeyler var. .. Uzun y ı l lar bu işe bir dil sorunu olarak bakıldı,

Güncel deneyimlerin arkasına evrensel

tabi öyle bir yanı var. . . Benim için

bir duyarlılık, bir içerik yerleştirme

yerelli k, bir araç ise, evrensel i k amacın

işine gelince . . . Yine örnekleyel im,

ta kendisidir diye düşünüyorum.

daha önce de kullandığım bir iki örnek

Örneğin bir yazar ya da bir ressam,

var. . . Örneğin, Anıonioni'nin Kızıl

yazarken ya da boyarken, güncel

Çöl'ü sinema dil ine oturturken, konu

yaşamından kaynaklanan bir konuyu

olarak sıradan bir kadının gündelik

işlemiyorsa, yaptığı işi becerebilme

yaşanıını seçtiğini ancak amacın

şansı çok az. Ama, o güncel

"yabancılaşma" gibi bir içeriği ortaya

deneyimlerin arkasına evrensel bir

koymak olduğunu hemen

duyarl ı l ık, bir içerik yerleşt irilememiş

farkediyorsunuz. Ya da Orhan Peker'in

ise yapılan o işin, bir kere baktidıktan

sürekli at, kuş, koyun, kedi resmi

sonra bir daha anımsanmayacağına da

yaptığını onları konu olarak seçtiğini

emin olabilirsiniz.

ama yaptığı şeyin arkasına evrensel bir

Güncel yaşamdan kaynaklanmak ne

konduğunu, yaptığı resmin bunların

demek örnekleyel im isterseniz ... Şimdi

resmi olduğunu çok yerde söyledim.

içerik olan yalnızlığın ve hüznün

Dostoyevski Rusya'da oturduğu yerde, Yeraltından Not'ları yazarken örneğin

Ben yerel olanın "konu" ile ilintil i

konu olarak kutuplarda yaşayıp, bir

olduğunu, bir başlangıç noktası

iglo da hayatını zar zor sürdürebilen

olduğunu; evrensel niteliğin ise

birini, böyle birinin gerçeklerini

"içerikle" bağlanı ılı bir olgu olduğunu

anlatmaya kalkışsaydı rezil olmaz

düşünüyorum. Bu yüzden de, konu,

mıydı? Ya da tanır nııydık onu bugün,

yani yerellik, bir araç ise, içerik başka

atıınısar nııydık Dostoyevski'niıı adın ı.

bir deyişle evrenselliği yüklediğinıiz

Buna karşın Gaugiıı'i düşünün bir an,

şey ise amacın ta kendisidir

Tahili'li kadınları boyarken hemen

diyebil iyorum. Böyle bakınca bunların

etrafında olup biteni gündeme

önceliği ve sonralığı yokmuş. İkisi de

getirirken, Fransız olmasına karşın

pekala el ele mutlu yaşarlarm ı ş gibi

yerel değil miydi dersiniz. Yaşad ığınız

geliyor bana. Hatta i leri gidip bu

bir konu seçmek, oradan başlamak,

durumun kaçınılmaz olduğunu, birinin

aşağı yukarı kaçınıl mazdır. Herhangi

eksik olmasının yetersiz bir sonia

birşeyi yapmaya çalışan bir kişi,

n ihayetleneceğini görür gibi oluyorum

yaşanmamış bir olayı konu olarak

inanın. İşte söylemek istediğim böyle

seçenıiyor. Eğer bu hatayı yaparsa,

bir h i kaye. Nasıl ki seçtikleri

1 16

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

ZEYNEP ONUR


"konu" larda Orhan Peker de,

ınimarlıkta buna "yaşanan yer"

Antonioni de, Gaugin de, Dosıoyevski

diyerek, mimarlığın özü üstüne bir

de "yerel" ise, içerikle hepsi de

spekülasyon üretme olasılığı var

evrensel bir gerçeğe, bir hakikale

sanırım.

dokunma unıudundaydılar gibi geliyor bana. Hepsi de hemen yanı başlarında

Töz yani "substantia" ise, varlığı

olana el sürerek, el süremeyeceğiııiz

ortaya çıkaran ve "fiziksel" olaııdır.

ama hep var olan ve hep varolacak

Ama bu öyle bir fiziksel varlıktır ki en

evrensel hakikatleri anlatmaya

temel olanların bir araya gelmesinden

kalkıyorlardı.

oluşur. Değişen durumlara karşın kalıcıdırlar, değişen şeylerin içinde

Bu elbet mimarlığımız için de böyle.

değişmeyen şeyler, kendi kendine

Ama yerelliği "amaç" olarak görmeye

varolabilen şeylerdir. Bir başka deyişle

yokum. Bu ilkel ve eksik bir tutum

biçimler değişse de bunlar biçim leri

olarak görünüyor bana. Ertesi günlere

barındıran taşıyıcı lar, formlardır (biçim

kalma şansı hiç yok . . . Eğer yerel bir

demek istemiyorum). Bunu ben

simgeyi kullanıp, evrensel bir iıngeyi

söylemiyorum felsefe söylüyor.

çağrıştırabi l i yorsaııız o zaman, o

Biçimler zaman içinde değişir, ama

yerellik de anlatımı becerebilen

taşıyıcıları değişmez.

yaratıcı da akıl lardan çıkm ıyor. . . Yerellikten ç ı k ı p evrensel b i r masalı

İşte mimarlık, bir şey bile olmayan bir

anlatıyor bizlere. Benim pencerenıden

töze sahiptir. Onu ç ı kartırsanız

dışarı bakınca görünen manzara bu.

mimarlık kalmaz ortada, bu da mekan denen şeydir. M imar! ı ğın sanat

ZO: " Tasarım objesi kullanım içindir. Bir objeyi tasartm objesi yapan ardmdaki nedenselliktir, ama tasarım objelerinin arasmda mimarlık bir sanat objesi olmaya en fazla yak/aşma ihtimali o/andır" diyorsunuz. Bir binayı bir vazodun potansiyel olarak sanat objesi olmaya daha yatkm yapan yapınlll "ne "sidir?

olmasının nedeni böyle bir taşıyıcı ya sahip olmasıdır diyorum. Mekandır bu. Burada sözünü ettiğimiz töz, beğenilere bağı m l ı olmayan birşey, güzel olsun çirkin olsun hep olan b irşeydir. Gününe, çağına, işlevine uygun olarak yeni baştan biçim kazanır. Duyarl ı lıkları sırılayacak ve aklaıma görevi yüklerıecek bu töz, edebiyatta da, müzikte de, resimde de vardır. Ama birinde şöyle, ama birinde

ZT: Bana kalırsa Tözliııün kapsaını ve

böyle, hepsinde vardır, onlar sanat ise

vazoya kıyaslaııdığındaki taşıyabilme

mimarlık da sananır. Ayrıca töze biçim

kapasitesidir. i ki düşüneeye değinmek

verıne süreci de aynıdır hepsinde . . .

gerekiyor. İlki "öz" kavramı, ikincisi ise "töz" denen şey. Bil inen şeyler

Sizden önce yapılanları yürüten biri

aslında . . . Öz yani "essentia", bir

değilseniz, sizin için her sanat türünde,

varlığın temel özelliği, nesnenin

tözün de içinde yer aldığı bir boşluk

arkasındaki nedeıısellik . . . Kalıcı ve en

vardır. Bu boşluk, bizim içi nde

değişmez olan şey . . . Örneğin

"başımızı çevirmem izi" sağlayan, içine

ZEYNEP ONUR KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

117


birşeyler koyarak, tözü yeni baştan

böyle bakınca mekan'ın kapsama alanı

biçimlendirdiğimiz, derdimizi

daha geniş bir araç gibi gelmiyor mu

anlatmak için kullandığımız, soyut,

size de?

çok boyutlu bir yerdir. Her yaratıcı, kendi inançları doğrultusunda, tözü, o

Arayan, vazoyu yapmak için de bir töz

boşluğun içinde biçimlendirir, görünür

sapıayabilir belki ama güncelliğe

ve algılanır kı lar. Bu sanatç ının iç

yakınlığı ve sınırlılığı, modayı, güncel

dünyasıdırTüm sanat alanlarında tözü

"beğen i"yi de birlikte getiriyor,

biçim olarak algılamamıza ve

"beğeni" denen şeye çok daha bağımlı.

okumamıza katkıda bulunan, önayak

M i maride ise, farklı mekanları

olup ortaya ç ıkartan unsurlar, o soyut

yaşarken elde ettiğim duyarl ıl ıkların

boşluğa, kendimizce yerleştirdiğimiz

sınırsızlığı zaman zaman beni

şeylerdir. Duyarl ıl ıklarınızı neyle ve

korkutmuştur. Neyi aniatacağınız da

nasıl iletebileceğinizi düşünüyorsanız

önemli elbette, Tanrı'yı vazoyla

onlar işte, örneğin edebiyatta

hissettirmeye kalkışırsanız

sözcükler, cümleler, formlar, kurgu;

zorlanacağınıza eminim, ama bütün

müzikte sesler ve benzerleri gibi

gotik bunu anlatıyor, Sinan'ın camileri

şeyler . . . Aklınıza ne geliyorsa onlar. O

de öyle . . . Bu yapıtlar, "işte burada

boşlukta kullanılan kelimeler, renkler,

kafayı duvara toslamıyor musun?" diye

sesler ya da biçimler yani "kullanılan"

hala soruyor bizlere . . . Libeskind'in

şeyler duygu iletme yükümlülüğünü

Soykırını Müzesi'ndeki kırıklıklam

üstlenir. Edebiyatta romanı, müzikte

bakın, Töz-işlev-anlam bütünü değil

senfoniyi, mi marlıkta bir amaca hizmet

mi bize o yaşanan acıları anımsatan.

edecek mekanı var edebilmek için

Bil inen hiçbir "rasyo" bunu

kendinıizce koyduğumuz sın ırlar orada

açıklayamıyor. O mekanlar kendimizi

oluşur.

küçücük hissettiriveriyor bizlere.

Yaratıyı oluşturan forınel niteliklerin

bir olanak sunuyor kullanmasını

ve niceliklerin birleştirildiği bu yer

bilenlere, kullanabilen lere . . .

Sanırım mimarlık, vazodan daha geniş

sanatçının iç dünyasıd ır. Önce orada yaparsınız. Herşey orada yapılır,

Ya da söylemek istediklerimi şöyle

zamanı gelince, çıkartıp ortaya

anlatay ı m : Vazo, pekala George Jensen

koyarsınız. Böyle bakınca da hepsi

gibi bir "star" olabiliyor, çok zaman,

aynı şeymiş gibi geliyor bana.

çok kişiye satılacak bir

M i ınarlıkta diğerlerinden farklı, artı

optimizasyondan öteye gidemiyor.

birşey daha var. Kullanacaksın . . .

Şayet ileri gidebilm işse zaten ona vazo

İçinde ya da dışında ama onu

gözüyle bakmıyoruz artık, örneğin onu

kul lanarak oturacaksın, kalkacaksın,

yapanın adıyla an ıp, "O bir Alev

yatacaksın, barınacaksın yani

Ebüzziya" diyoruz ve çoğu zaman

yaşayacaksın. Hatta içine vazoyu da

içine çiçek koymaya bile kıyamıyoruz,

koyacaksın. Hem kullanacaksın hem

kendi verdiği mesaj yetiyor da artıyor

de duyarl ı l ı k aktarmak için bir araç

bile . . . Aslında M imarlıkta da böyle

olarak kullanacaksın. Vazoya

galiba, belki de "mimarlık, tasarım

saygısızlık etmek istemiyorum ama

alanları arasında, bir sanat objesi

118

KENDi ARKiTERP:N/ KENDiN YARAT - 2006

ZEYNEP ONUR


olmaya en fazla yaklaşma ihtimal i

Oradan başlanılnıazsa, varı lmış olan

olandır" derken yan ı l ı yorum ama 11 ÖZ"ü, "töz"ü düşündürdü, fena mı

sın ırlar aşılamaz.

oldu? Düşündüklerinizi, geniş

Diye l i m ki Rönesans'a hayransınız,

ömeklemelerle sı namaya

oradan işe başladınız ve belki de

kalkıştığınızda, yanlış düşündüğünüzü

dahisiniz.. 1 6.yy i l e bugün arasında

bile farkedebiliyorsunuz . . .

yapılanların hepsini yeni baştan keşfettiniz. Bunların hepsi birer

ZO: Tüm düşünceleriniz ve önerileriniz dönüp dolaştp, "çağstz olanla uğraşmaya " yöneliyor. Oysa ytllardtr herkes, "çağdaş " ve "özgün " olanın pesinde. Bu iki kavramın birlikte kullamlmast yanltş mt sizce? Ya da söyledikleriniz, "Çağdaşlığa " ve "özgünlüğe " karşı olmayt 1111 gerektiriyor? Özgün olam neden çağdaş olanda anyoruz?

tek.rardır, insanlık macerasına katkıda bulunan şeyler değild ir. Sizin adınızla değil onu i l k yapanın adıyla anılacaktır. Keşfedilen şeyleri yeni baştan niye keşfedelim ki . Bir başka örnek verelim, Yunan Mimarlığını düşünün. Bugün çağdaş Yunan M i marisi diyeıııezsiniz ama o da kendi gününde çağdaştı. Zira o gün varılan son çizgi oydu. Kültürün uygulaması olan medeniyelin vardığı

ZT: Hiç olur mu? Tam aksine

maksinıa oydu . . Çağdaşlığı sadece,

Çağdaş dediğimiz yer, bir şeyin

günümüze ait teknoloj in i n vardığı, bir

"geçirdiği aşamalar sonucu gelip

sonuç olarak görmeyelim, bir toplanı

dayandığı son çizgi"yi temsil ediyor.

birikim çizgisi olarak algılayal ı m .

İ nsanoğlunun bütün kültür birikimini

Kültürel bir nıaksinıa olarak bakal ım.

içeriyor, kültürün yaşama dönüşmesi sonucu elde edilen bir olgudur.

"Özgün lük" kavram ına gelince, bakın

Denenebilecek herşeyin denenerek

bu kavramın, "görülmedik",

vanldığı son çizgidir. Duygu, teknik,

"i şitilnıedik", "duyulmadık" gibi

değişim ve sayılabi lecek pek çok

anlamlarla özdeş olduğunu

nitelik ve nicelik açısından elde edilen

sanmıyorum . . Az önce tözden söz

kazançların bütünü bu "çağdaşlık"

ettik, "değişen durumlara karşın

çizgisinde duruyor, insanoğluna

kalıcıdırlar, değişen şeylerin içi nde

sunul uyor. Bir adım geri çekilmek bile

değişmeyen şeylerdir" dedim. Hani

büyük bir hata. Ömeğin burada daha

hep "değişenin içinde değişmeyen

önce de anlattım, "ulusal! ık, yanlıştır"

birşeyler vardır" diye sakız gibi çiğner

dedim, niye? Zira ulusallık sınırlı bir

durunım ya, buna felsefe dil inde töz

durumdur, insanoğlunun tüm

deniyor ya, işte özgün! ük, sahici

biriktirdiklerini içernıez de ondan . . .

olduğuna inandığını özgünlük, bu tözü

Tüm dünya üstlinde yaşayanları bir

kendince nesnelleştirmede, nesneye

aile gibi görmek gerekiyor. Bu büyük

dönüştürnıede gösteri le n başand ır.

ailenin vardığı son çizgiden işe

Eski bir şarkının sizin içinizden geldiği

başlamak gerekiyor, o çizgiden sonra

gibi söylenen yeni versiyonudur.

birşeyler kalmayı denemek gerekiyor.

İnsanoğlunun sizin gününüze

ZEYN EP ONUR KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

119


varıncaya kadar elde ettiği tüm

"original" olduğunu notlarınızda siz de

deneyimleri kul lanarak yeni baştan

söylemişsiniz. Bunun da " kaynağa

yaptığı düzenlemedir. Eğer bu, kendi

i l işkin" anlamına geldiğini de

gününe kadar yapılanların ötesine

belirtınişsiniz. Şimdi siz söyleyin

geçerek, çağdaş çizgiden yola çıkılarak

özgün kavramının "kaynakta bulunan

yapılmaya çalışılmamışsa zaten

ve değişmeyen" şeylerle i linıisi yok

yapılanları bir kere daha yeniden

mu. Zaman içindeki tüm etkilerden

keşfeımekten, tekrarlamaktan öteye

arındırarak baktığınızda görebildiğiniz

gidemez. Az önce örnek verdim,

şey varsa o kaynağa i l işkin olan yani

" 1 6.yy i le bugün arasında yapılanların

"original" olandır ve tözdür. Sadece o

hepsini yeni baştan keşfetmenin

şeye "has" olandır. Özgüıılük, yaratıcı

anlamı yok" diye ... Bu yüzden

bir zihnin, o değişmeyeni, sadece o

"çağdaş" ve "özgün" düşünceleri

şeye has olanı yaşadığı günlerin

gerçekten bir birin i tamamlayan,

birikimi ile, kendince biçimiendirmesi

ötekine yakışan iki kavramdır. İkisinin

olgusundan başka ne olablir ki ..

bir aradalığı iyi bir evlil i ktir diye düşünüyorum!

Orj i nal'in günde l i k kullanımdaki anlamı da aynı kaynaktan geliyor her

Çağdaşlık, kültüre i l işkin bir olgu ise,

halde ama iyice sulandırılmış biçimi

özgünlük de kişinin tercihlerinin bir

olsa gerek. Gündelik bir kullanıınla,

sonucudur. Bu durumun her sanat

aslından farklı bir anlam yüklenmiş

alanında geçerl i olduğunu bile

sırtına. "Aman, ne orj i rıal şey" diyen

düşünebilirsiniz. Oysa günümüzde

biri, onu ilk defa gördüğü için böyle

birilerinin yaptığı ve ileri kabullenilen

diyor, kaynaktan maynaktan haberi

şeyleri yürütıneye de "çağdaş! ık"

yok, önce yapılanları bilmiyor, ne

denebil iyor. Örneğin Koolhaas gibi

bilsin . . Bizim orj inal ya da özgün

yapmaya karşıyım el bette ..

dediğimiz şey biraz daha derin

Eklem leneceksem, ki bir yere

düşünmeyi ve o konuda yapı larıları

rurunınak kaç ı n ı l mazdır, "güneşin

bilmeyi gerektiriyor sanırım.

altında yeni birşey yok der" dururum; günümüze kadar getiri lebilmiş ve kabullenilmiş olan ortak dile eklemlenmek bana daha doğru gibi geliyor. Buna da bazıları nın sıradanlık

ZO: Bir başka sorwıun tam sırasıdır belki de... Çağdaş ile avangarde arasmdaki ilişkiyi nasıl görüyorsunuz?

dediğini iyi bil iyorum! Aleladeliğe düşmeyen bir sıradanlığı severim ben.

ZT: Günümüzde çağdaş ile avangard

İkisinin arasındaki farkı, tıpkı basit ve

özdeş iki kavram olarak görülüyor ve

sade arasındaki fark gibi görürüm . . .

gösterilmeye çal ışıl ıyor. Avangard'ın geri siyle ilerisiyle, özle, tözle pek bir

ZO: Sizce özgün olan şey, bugün orjinal denen şey mi?

i lgisi yok. istese olabilir ama o, böyle bir il işkiye girmeyi red ediyor, bu inkar onun yapısında var, aksi takdirde avantgard olmaz. Genellikle geriyi

ZT: Özgün kelimesinin aslının

h içe sayan bir tutum sergi liyor.

1 20

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

ZEYNEP ONUR


Popüler kültüre sevdalı, ileri at lam ı ş

ZT: Beni hiç şaşırtm ıyor. "Yaşananlara

görünsün de n e olursa olsun. Yani b i r

sabırla tanıklık etınek"ten söz etmiştim

tür sorumsuzluğu d a içeriyor. Modaya

ya. İşte o büyük farklılaşma M ies'in,

daha yakın . . . Böyle düşünenler de

Corbusier'nin, Gropious'un değişen

olacak elbette, kendimiz için

çağda neyin salıiden değiştiğini

koyduğumuz sınırların herkes için

kavramalarından kaynaklanıyor.

geçerli olması gerektiğini savunacak

Endüstri dönemi ile birlikte yeni

hal imiz yok, isteyen istediği gibidir. .

malzeme kullanımları çıkıyor orta

Ben kendi tercihlerimin nedenlerini

yere. Bu dunım çok yüz yı lda bir ve

aç ıklıyorum. Şimdi kullanılan bir

seyrek oluyor her halde. Zaman ileri

tanımla, olup biteni kendimce böyle

sıçrayınca, büyük bir değişim

okuyorum. Avangard'ı üreten kimlik,

olduğunda, siz de büyük bir adım

yaptığı işten çok kendi popülerliği ile

atmış oluyorsunuz. Onlar da oturup,

ilgil iyıniş gibi gelmiştir hep bana, o

yığma bir yapı yapar gibi

kadar . . . Amacı o güne kadar varılan

kullanmıyorlar çeliği, beton u onun

çizgiyi yıkıp ötesine geçmektir ve

sınırlarını sorguluyorlar. Modem'in

biraz da küstahtır bu yüzden. Benim

değeri belki de buradadır, hiç birşey

sözünü ettiğim değişim ise,

yapay değildir. Herşeyiyle "cuk

kendiliğinden, bazınede ede oluşan

oturtulmuş" bir sonuçtur, zamanın

köklü bir değişim. O zaman herşey

getirdiklerinin bir sonucudur. Değişim,

salıiden değişmiş oluyor, geri dönüşü

her keresinde "zamanı geldiğinde"

olmuyor gibi geliyor bana . .

yaşanan birşey. . . Değiştirebildi kleri de

Bilm iyorum belki de yanıl ıyorum . .

d i ldir ve graınerdir. Yoksa bakınayı n,

Ama yine de görüyorum k i avangard,

aslında İmhotep'le ya da Palladio ile

çoğunlukla popüler kültürün

aynı şeyleri söylerler, aynı hikayenin

istekleriyle yüklü . . Kendi

bir başka çeşitlemesini anlatırlari

isteklerinizin yerine piyasanın isteklerini koyarsanız, çağdaş mağdaş demezler adama, "iyi tezgahtardır" derler. Yani avangard' ın çağdaş olduğu düşüncesi de bir yutrurmacadan ibaret gibi görülebilir böyle bakınca . . .

ZO: Gerçek değişim ile avangard olan arasmdaki farkt n asti koyacağtz o zaman? Nasıl anlayacağtz zamanm sahiden geldiğini?

Tezgahtarlığı örtmeye çalışan bir örtü bile denebilir.

ZT: Benim bildiğim kadarıyla, hap olarak yutulacak bir i laç yok. Çağın

ZO: Yüzyil başındaki mimarlık geliyor akla... Mies, Corbusier, Gropious... Ortaya koyduk/an mimari ne kadar yenilikçi ve ne kadar şaştrtıct idi o zaman düşünüldüğünde. İleri atlamış gözükmüyorlar mıydt o zamtma baktldtğmda?

gerçekten değişip değişmediği de mimarlığa bakı larak aniaşı lamaz sanırım. Daha çok sosyal ve sosyo­ ekonomik olguların değişimine bağlı olduğunu düşünüyorum . . . Benim için mimarlık herşeyin başladığı ve bittiği yer değil yan i ! .. Ayrıca değişim denen şey, o eşik

ZEYNEP ONUR KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

1 21


aşıldıktan sonra farkedilen birşey ya

tutturabilmek pek kolay değil,

Sadece bu yüzden bile avantgard'ın,

kolaylıkla kaybolup gidiyor gibi

"herşey bitti, bundan sonra benim

geliyor bana ve "tanrıyla zar alışmak"

söylediklerim olacak" gibi bir yönerge

istemiyorum ! "

ile ortalarda dolaşmasını aptalca bulabilme olasılığı var. "Nereden

Kendine benzeyeni yapmadan d a sanat

bil iyorsun" diye soru verirler adama

olmaz. Sanatı sanat yapan o içgüdüsel dürtü, istektir. Başka bir deyişle

ZO: Hem "varolan bir yerden başlamaktan " lı em de "sadece kendine benzeyen i yapmaktan ", "kaynağa ilişkin o/am " göz önünde bulundurmaktan söz ediyorsunuz. Bunlarm arasmda bir çelişki yok mu?

ıniınarl ığı sanat yapan şeylerden biri, ona i l i şkin olguyu ortaya koyanın bu içgüdüsel dürtüsüdür de . . . Böyle değilse ona " icracı" diyoruz. Beceriksizler, icrac ı l ı k aşamasında pineki iyorlar, belki benim yerim de orası olacak, bilmek için daha çok erken! . . .

ZT: O güne getirilmiş olan çizgiden

işe başlamak kaç ını lınazdır ama başladığınız yerde kalmışsan ız, zaten hiç umut yok demektir. Bach, gençliğinde yaşamı n ı sürdürmek için Vivaldi çeşitiemelerini icra edemıiş.

ZO: "Bilinen bir yerden başlamak " diyorsunuz, bu bir "usta-çtrak " ilişkisi, "ustamn btrakttğt yerden devam etme/i " önerisi mi?

Sonra da "bunlardan kurtulmanın kendisi için zor olduğundan" söz eder.

ZT: Hayır. Benziyor ama o değil.

Bach'ın aradığını bulmasında

Usta-çırak i l işkisi, erken günlerde, bu

Vivaldi'nin yeri büyüktür ama "Bach"

sürekl i l i k anlayışının aktarılması için

diye bir ölümsüzlük anıtı var ortada.

kullanılan bir araç. Ben, başlangıç

Ondan sonra da Haendel denen büyük

çizgisi derken bir kişinin

yaratıcıyı Bach'dan ayrı ve bağımsız

yaptıklarından değil, kültürün vardığı

düşünme olasılığı var mı dersiniz.

son noktadan söz ediyorum. Örneğin

Tıpkı Yamasak i'yi M i es'den, Giza'yı

Mies'den değil Modem'den

i ınhotep'den bağımsız

bahsediyorum. Yani benim ustam,

düşünenıeyeceğiniz gibi . . .

kültürün vardığı son çizgi, evrensel kültürün son durağı . Bu durak

Bil inen bir yerden başlamak

avangard'dan bir önceki durak ... Onun

kaçınılmazdır ama önemli olan, ne

biçi msel ortamına erişmeden hemen

aradığınızı saptayabilmek ve ona

önce trenden ini yorum . . . Hem alçak

kendinizce cevap arayabilmektir

gönüllü davranmak ister, hem de sokak

diyorum . . . Bu tutLıınu daha soylu

çocukluğumu kuşanırsam, o zaman da,

buluyorum. Sanki, avangard o

etrafınıdaki pek çok kişinin yaptığı

bil inenden başlanııyor mu? Başlıyor

gibi, ayağıma üç numara büyük gelen

da, inkar ediyor, o kadar. Beninıki ise,

ve seveınediğinı bir ayakkabıyla

"kabul lenerek işe başlamak da fena

dolaşamak istemiyorum ortalarda.

değil" önerisi . . . Ötekinde doğruyu

ZEYNEP ONUR 1 22

KENDI ARKiTERANI KENDiN YARAT . 2006


Siz M ies'i değiştirebilirsiniz. Onun

deseydi, onu da hakettiği başka bir

bıraktığı yerden başlayıp başka yerlere

yere koyar, sonraki günlerde de

varabil irsiniz. Ama Modern'i

söylediklerinin gerçekleşmediğine

değiştirebilmek için, çağın da buna

tanık olurduk.

hazır olması gerekiyor. Daha önce de söyledim, sadece size ve

Ben, Libeskind'in Yahudi Müzesi'ne,

yetenekterinize bağlı, bağınılı değil.

acıyı anlatabilen bir sonuç gözüyle

Bunun için de çağınızın yaşadıklarını

baktığını için başarı l ı buluyorum.

içimize sindirirken, neye inan ıyorsak

Yaptıklarında bulunduğunu söylediği

ona ilişkin denemeleri sürdürmemiz

anlamın bundan sonra tüm m imarlar

gerekiyor, tabii iş bulma olasılığımız

için geçerli olabileceğini hiç mi hiç

olursa ! . .

düşünmüyorum. Yahudi Müzesi' nde

ZO: Gehry'nin mimarlığmdan bahsederken, "Mimarlıkta, mimarlığm araç/arım kullanarak ortaya konan bir değişimin değerli olduğundan bahsetmiştiniz Bu ne anlama geliyor, malzeme kullammmdan mı kaynaklamyor? Ya da Libeskiml'in soykırım miizesindeki teknoloji-malzeme birlikteliğinin vardığı sonuç mu bu sonucu vareden ? Koollıas 'm yaptıklarmm neden sadece "popüler" olduğunu söylüyorsunuz? Koolhaas 'ı, Libeskind'den farklı kılan nedir?

acıyı d i le getirmek için yaratılmış gibi

kullandığı o sözlük, o gramer sanki geliyor bana ve bu yüzden, bu dili her yere ıstanıpa gibi basınaya başladığında da ona kızıyorum aslında, ne yaptığının hiç farkında olmadığını düşünüyorum. F.Gehry'ye de böyle bakıyorum, kendine özgü bir dil geliştirmiş yoluna devanı ediyor, aferin ona ... "Çağı değiştiriyorunı" gibi büyük savlar koymuyor ortaya, "gelin hep beraber dekonstrüktif olalım, benim anlayışıma uymazsan ız olmaz" falan demiyor. Akıllı adam, uyanık ( ! ), sıradışı olup para kazanmaya çalışıyor, böyle bir

ZT: Tek tek sıra dışı şeyler yapılabilir,

yol seçmiş kendine, kendi bilir, bana

yapılmalıdır, yapılıyor da .. Yanlış

kendi söyledi . . . Bireysel bir tutumu var

olan, bu tekil yaklaşımların "bir akıma

ve böylelikle kendini "benzersiz

dön��şmesi gerektiği ve günümüzde, bu

yeniler" arasına yerleştirebiliyor.

son söylenenden başka doğru olan birşey olmadığı" savıdır. Örneğin

Ama, Graves'e, Koolhaas'a, Hadid'e,

Gaudi, "herşey bitti, bugüne kadar

Eisenmann ve H i ınmelblau gibi

yaptığınız herşeyi unutun. Artık benim

dekonstrüktif m i l itaniara baktığınıda

gibi yapmaya, bu anlayışla tasartamaya

ve bakarken söylediklerini

nıecbursunuz, ben dünyayı

dinlediği mde, hiç de öyle mimarlığın

değiştiriyorum" demedi. Yaptı, çevirdi

ana göreviyle, unsurlarıyla örtüşen,

başını yürüdü gitti, katılınasak da saygı

kişi lik li bir "yaklaşım-uygulama"

duyuyoruz. Gaudi bana, "sen de

bütünü ve sorum luluğu göremiyorum

mecburen benim gibi yapacaksın,

doğrusu. Merdivenin ortasına kolon

çünkü bundan sonra böyle olacak"

indirmenin erdemine, bir yere

ZEYNEP ONUR KENDİ ARKİTEMNI KENDiN YARAT - 2006

1 23


çıkınayan bir ınerdiven yapmanın

mesela M edici'ler var, onların istekleri,

fantazisine kimse beni pek

ruhhanların isteklerinden tamamen

inandıraınaz.

farklı . . . Ya da Yunan ile Roma arasında

ZO: Değişim için çağumz haıtr deği/ mi? Herhangi bir çağda değişen anlayış/arın, mimariılda da değişim ile sonuçlanabilmesi için mimarlığm malzemelerinde bir değişim olmadali olmaz mı? Çağdaki değişimlerili mimarlıkta bir dil değişimi yapması. için ne gerekli? Ya11i, "Mimarlıkta, mimarlığın araçtarım kulla11arak ortaya konan bir değişimin değerli olduğu " ko11usunda henüz bir cevap alamadığımı düşünüyorum. Bu söylenen nedir, malzeme kullammından mı kaynaklamyor? Modern yep yeni duruyordu, "bir iki asırda olabilecek bir şey " diye, onun nede11 öyle olduğunu açıklıyorsun uz, A ma Gotik 'te örneğin malzeme değişmeden Rönesans dil değişitirmişti.

Yunan la Roma arasında da büyük bir

dil değişimi de var ama .. Ayrıca anlayış farkı da var. Bir de tanı o zaman aralığında anık kemer var, kubbe var. . . Mutlaka hepsinin birden olması şan değil her halde. Yine de bakınca, değişen asal şeyler olduğu görülüyor. Belki günümüzün, Modem'den en büyük farkı sanallık, bilgi ayarın sağladığı olasılıklardır. Anıa Koolhas gibi kullanımına karşıyını. Koolhaas'ın, bilgisayar rahat çizebilİyor ve tarifieyebil iyor diye yaptığı yapıların içinde o ranıpaları falan kullanılmasını bir yapaylık olarak algı l ı yorum. Örııeğin ben, özürlü bir insan olarak çok zor yaşarım oralarda. insan için değil bunlar, tasariayanın kaprisleri sadece ... Olur nıu, beyefendi kendi kaprislerini

ZT: Sizin de söylediğiniz gibi yeni bir

tatmin edecek ama ben

teknoloj in i n varlığı, işlev, ışık

yürüyemeyeceğinı, yağma yok bu

anlayışının, strüktür ve/veya talepleri

yenilik men i l i k değil, böyle mimarlık

değiştirecek olan toplumsal, ekonomik

olmaz. Bu şarlatanlığın ta kendisi.

anlayışların farkl ı laşması ve benzeri

Kolonu eğriitmekle de yeni falan

gibi faktörler sanırım ... Ama sadece

olunnıuyor, pek çok kişi de bu ayakları

biri ya da öteki, ya da "mutlaka hepsi"

yutup hazmediyor. Bana kalırsa

değil herhalde ... Gotik'ten Rönesans'a

Koolhaas ve benzerlerinin yaptıkları

geçişten söz ediyorsunuz ... "Orta

kendine özgü bir tarz bile değil, yeteri

Çağ'ın karanlığından kunulnıak"

kadar zeki bile değiller. Sonra da

derken neler neler diyoruz bir

oturup, "tarih bitti" gibi manavallar

düşünün. Değişimi anlatan bu kısacık

sunuyorlar bizlere . . .

dört kelime uğruna bin lerce kitap yazıldı. Az buz şey mi bunlar, belki

daha neler neler var. Yeni müşteriler,

ZO: Kullandıkları dillere ve önerme/erine bakınca Gelıry, Utzon, Gaudi gibilerin "Barok " gibi ama Koolhaas, Eisenmann, Himme/b/au 'ların birer "Rokoko "

1 24

KENDi ARKiTERA:NI KENDiN YARAT - 2006

içinde yeni teknoloji yok ama değişen bir toplum anlayışı, kil isenin etkisinin azalması, para tutan elierin değişmesi

ZEYNEP ONUR


olduğu söylenebilir mi... Ayrıca, kendi düşüncelerinizin aksayan tarafları var mı, bunlar neler sizce?

bıraktığı yerden başlamaktan söz ediyorsunuz. Siz kendiniz nereden başladımz? ZT: Çok yerde, çok farklı zaman

ZT: Düşünmek, düşündüklerini

aralıklarında rastlanabilecek

anlatabilnıek, anlaşılır olabilmek çok

birşeyden ... Önıeklenıem gerekirse,

zor iş doğrusu, ya da ben anlatırken

onyed inci yüzyıl Meksika

çok zorlandığıını biliyorum.

yoksulluğunda, ya da yirminci yüzyıl

Düşüncelerimin aksayan taraflarına

İskandinav sadeliğinde, bir su yolunda

gelince . . . Olmaz olur mu? Sizinle

çıkar karşınıza .. Başlangıçta ne

atışırken bile yanılgılar çıkıyor orta

olduğunu pek anlamazsınız, ama sonra

yere, "vazo" konusunda olduğu gibi . . .

farkedersiniz ki hepsi huzurlu ama

Biliyor musunuz bugünlerde n e

oldukça hüzünl üdür, "zaman"sız gibi

düşünüyorum? Düşündüklerimin

dururl ar.

karşıtı doğru olsa bile, bu durum, benim düşündüklerimin yanlış olduğu

Bugün pek çok kişi onu M i n i nıaliznı'le

anlamına gelmiyor sanırım. Tıpkı

kanştırıyor ama onun biçenıe ilişkin

Aristo'nun düşüncelerinin Platon'u

bir söylemi yoktur. Belki, önce siz de,

haksız çıkarınadığı gibi . . . İki düşünce

rastladığınız boşlukları daha çok

öbeği de kendi bakışları doğrultusunda

kullandığın ı zannedersiniz, sonra onu

önemli hakikatleri barındırıyordu.

daha iyi tanıdıkça, iki şeyin yan yana gelmesinin bir sonucu olduğunu

Kendi düşüncelerimin doğru olduğuna

düşünmeye başlarsınız. Aym duygu

inanı yonını ama karşıtların ı n varl ığını

Orta Anadolu bozkırında da vardır,

da görmemek için ahmak olmak

biraz küçük ve çaresiz hissettirir

gerekir, söylediklerim elbette tüm

kendinizi, size ... Bazen de köşeyi

hakikatleri içernı iyor.

dönünce rastlarsınız. Bazen bir kilisenin duvarındadır. Belki de sadece

Benim düşünceleriın de yanılgılarla

sizi şaşırtnıak uğruna( ' ) hiç

dolu olabilir. Ancak, doğrularının da

ummadığınız yerlerde gizlenir ve farklı

küçümsenemeyecek kadar çok

zamanlarda da çıkıverir karşınıza.

olduğunu görüyorum ve baş konulacak kadar da tutarlı olduğunu

Değişen şeylerin içindeki değişmeyen

düşünüyorum. Bu yüzden de rahatını.

şeylerden biridir. Bunca yıl peşine

Keşke daha çok kişi, düşünceleri ile

düşüp kovalanıış olmaktan hiç pişman

yaptıkları arasındaki ilişkinin tutarlı

olmadım, en çok onu sevdim sanırım.

olup olmadığını benim kadar

Şimdi, eskisinden daha da yakınız

irdeleyebilseler. . . Bir başka gerçek

birbirimize, daha iyi tanıyoruz

daha var. Bu günlerde, klasisı bir

birbirimizi . . .

tutumdan yana olmak neredeyse avangard olmak gibi birşey! Bir cesaret işi, bir yalnızlığı yaşamak . . .

ZO: Bir son soru... Birilerinin ZEYNEP ONUR KENDi ARKiTERP{N/ KENDiN YARAT - 2006

1 25


Simla Sunay Özdemir 1976 yılında istanbul'da doğdu. 1 998 yılında Y ıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nden dördüncülükle mezun oldu. 2001 yılında, Y ıldız Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Mimari Tasarım Anabilim Dalı, Bina Araştırma ve Planlama Programında Y üksek Lisans eğitimini, "20.Yüzyıl Mimarlık Mirası; Ankara Opera Binası ve 1923-1950 Y ılları Arası T ü rk Mimarlığında Yüksek Mimar Şevki Bolmumcu'nun Yeri" adlı teziyle tamamladı. Mimar Nevzat Sayın'ın yonında büro ve şantiye stojı yaptı. Mezun olmadon Haydar Korobey'in yonında çalışmaya başladı. Mimar Cana Döloy ile City Form Mağazaları tasarım ve uygulamolarında yer aldı. 2001'den bu yana eşi mimar Alpay Özdemir ve mimar Ali işeri ile birlikte A-Mimorlık'to serbest mimarlığa geçti. Moslok Giz 2000 Plozo'do, Fresenius Medical Core ve Fresenius Kobi ofis dekorasyon projelerini, Osmonbey'de, Ansonte-Fovorito-Tor Mağazalarının renovosyon proje ve uygulamalarını, Fresenius Diyoliz Hizmetleri Avcılor Diyoliz Merkezi ve Gaziantep Diyoliz Merkezi dekorasyon projelerini ve Kastamonu, Evrenye, T3 Evi projesini gerçekleştirdi. "Endüstri Kentinden Turizm Kentine-Leeds", Arkitekt, Ağustos-Eylül 1999, Sayı: 468, Yıl: 67, So:46-56, "Çengele Tokılı Bir Çocukluk ya do Çengelköy , Arkitekt, Aralık 1999, Sayı: 470, Yıl:67, So :46-56, "Mimar Uyonırso-Kuruluşunun 60. Y ılında Köy Enstitüleri" , Arkitekt, Temmuz 2000 Sayı: 00-07, Y ıl:67, So:32-42, adlı araştırmaları yayınlandı. 1995 yılında beş adet çocuk öykü kitabının Salon Yayınları'nca yoyımlonmosındon bu yana çocuk öyküleri yazmaya devam etmektedir ve dört yaşında Kuzey adında bir oğlu vardır.

1 26

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


9/1 1 Gökdelen Mimarisini N asıl Etkiledi? ve Göklere Bakan Bir M üze; Gökdelen Müzesi. . .

HABER

" 1 1 Eylül", 5 . yılında törenlerle anıldı.

kiralanmamış ofis katları bulunurken

l l Eylül 2006'da New York Halk

ve bunlar konuta çevril irken neden

Radyosu sunucularından Leonard

hala yeni gökdelen ofis binaları inşa

Lopate'i n programına konuk olan,

edilmekte?" diye sorduğunda

mimar Eugene Kohn; Amerika ve

Gökdelen Müzesi kurucu ve yöneticisi

ingi ltere'de pek çok gökdelen inşa

Carol Will is, paranın gökdeleni

eden Kohn Pedersen Fox M i marlık'ı

sürüklediğini ve pazarlama

temsilen, Leslie Robertson; Dünya

süreçlerinin her zaman en karlı ya

Ticaret Merkezi ikiz Kulelerinin inşaat

doğru aktığını, bu akışta gökdeleninde

mühendisi ve Carol Willis; mimarlık

işlevlerinin değişebileceğini söyledi ve

tarihçisi ve Manhattan'daki Gökdelen

günümüzde gökdelen konutların da

Müzesi (The Skyscraper Museunı)

yapıldığını ekledi.

kurucusu ve yöneticisi, "Architecture Post 9/ 1 1 " başlığında, 9/ 1 1 'de i kiz

Lopate, "Gökdelenlerin yapımında

Kuleler'in yıkılışının gökdelen

işverenin egosunu yüceltmek istediği

mimarisini nasıl etkilediğini tartı ştı .

düşünülebilir nı i?" diye sorduğunda

Lapote, b i r kesim mimarın 9 / 1 1 'in

sembolizınin etkilerinin Amerika

Gökdelen Çağını sona erdirdiğini

dışında görülebileceğini, Amerika'da

söylediğinden, 5 5 katın üstünde artık

gökdelen mimarisini fınans sektörünün

konuklar, gökdelen mimarisinde

yapı yapılnıayacağından, bir kesimin

tetiklediğinde hemfikir olduklarını

de buna katılmadığından bahsetti ve

belirttiler. Lopate, Dünya Ticaret

Eugene Kohn'a " Bir gökdelen nasıl

Merkezi'nin de inşaat mühendisi olan

oluşur? Müşteriniz gelip size ben

Leslie Robertson'a "ikiz Kulelerin

dünyanın en büyük gökdeleni n i

yıkılınasında mühend islik hatası yoktu

istiyorum mu der?" d i y e sordu. Kohn,

ancak, olaydan sonra kariyerinizin

9/ 1 I 'in Gökdelen Çağını kapattığı

bittiğini düşündünüz mü?" diye

fikrine katılmadığını ve bir gökdelenin

sorduğunda, Robertson; "Evet! İşim

oluşumunu ekonomi k faktörlerin ve

bitti diye düşündüm." diye cevapladı

nüfus dinamiğinin belirlediğini ve

ve devanı etti; "Aslında kuleler

oluşumunda şehirlerin mastır

onlardan beklediğimizden daha iyi

planiarına bağlı kaldığını söyledi

dayandı, ancak sonrasında inşaat

ayrıca insaniann hala yüksek yapılara

mühendisi olarak işimle ilgili endişe

karşı heyecan duyduklarını ekledi.

duydum". Konuklar, 9/1 1 'den sonra gökdelen mimarisinde yangın ve terör

Program sunucusu Leonard Lopate ise,

olayiarına karşı alınan önlemlerin

New York ve Wall Street'i

arttınldığı bilgisinde birleştiler. '

ömekleyerek, "Gökdelenlerde pek çok

KENDi ARKiTERA'N/ KENDiN YARAT • 2006

SiMLA SUNAY ÖZDEMiR 1 27


İkiz Kuleler'in yıkılmasıyla New York

Teknik Ün iversitesi'nde Şehir

kenti binlerce metrekare ofis ve iş

Planlama okumak üzere Alnıanya'ya

merkezinden de olmuştu. "Özgürlük

taşındı.1

Kulesi" projesi, kamuoyuna açıklandıktan sonra birçok kez dava açıldı.

Gökdelen M üzesi 1 3 Eylül'de 91 1 1 'in 5. yıl anısına "GIANTS: The Twin Towers & the Twentieth Century"

Terörist saldırılar sonucu I I Eylül

adında bir sergi açtı. 25 Mart 2007'ye

200 I tarihinde yerle bir olan Dünya

kadar açı k olacak sergide İkiz

Ticaret Merkezi'ne ait İkiz Kuleler'in

Kulelerin tasarını ve uygulama öyküsü

yerine yapılacak "Özgürlük Kulesi",

anlatılıyor. Mart 2004 tarihinde,

bomba yüklü kamyonlada

Manhattan's Battery Park City'de

düzenlenecek terörist saldırı lara karşı

açılan Gökdelen Müzesi'nin kurucusu,

zay ı f olacağı düşüncesiyle yeni

yöneticisi ve küratörü, mimarlık

tasanma göre Batı Caddesi'nden 27,5

tarihçisi Carol Willis, Giant Sergisi ile

metre içeriye inşa edilecek. İptal edilen

ilgili konuşmasında, eskiden aşağıdan

tasarını ise "Özgürlük Kulesi"nin söz

İ kiz Kulelere baktığında, onların

konusu caddeden 7,5 metre içeride

bulutların içinde kayboluşunu

inşa edilmesini öngörüyordu. Yeni

izlediğini ve bu dev gücün karşısında

tasarınıda binanın, yerden 6 1 metre

tüylerinin ürperdiğini söyledi.'

yüksekliğe kadar çelik ve titanyumla kaplanmış beton duvarla

M üzenin tasarınıını Skidnıore, Owings

güçlendirilmesi öngörül üyor.

& Merrili (SOM ) üstlenmiş. Tasarım,

"Özgürlük Kulesi", 54 1 metrelik

ayna, parlak çelik ve canı gibi

yüksekliğiyle Amerikalıların I 776

nıalzenıelerle düşeylik duygusunu,

yılında İngilizlere karşı

gökdelen mimarisine gönderme

bağımsızlıklarını i lan etmelerini

yaparak vurgul uyor. Bir dizi ranıpa ile,

simgeliyor.'

geçici ve kalıcı sergi alanlarına, kitap

M imar Yaptı, Mimar Yıktı

ulaşılıyor. Eserler tekerlekli vitrin ierde

satış noktasına ve giriş-çıkışlara Muhammed Atta, I 1 Eylül terörist

sergileniyor böylece mekanların esnek

saldırısıııda Amerika'daki Dünya

kullanımı sağlanıyor. Müze,

Ticaret Merkezi'ne çarpan uçağı

gökdelenlerin tarihini, gelişimlerini

kaçıran, Birleşik Devletler Adalet

inceleyip aklarınayı amaçlıyor.

Bakan lığı tarafıııdan teşhis edilen 5 teröristten biri. Saldırının lideri olduğuna inan ı l ıyor.

Kaynaklar

1

New York Halk Radyosu, Architecture

Post

Muhammed Atta, 1 Eylül 1 968'de

9/1 1 "

Radyo Programı, Leonard

Lopate Show

M ı sır, Kafr E l Slıeikh'de ( N i l

2 www. ntvmsnbc.com

Deltası'nda b i r şehir) doğdu. Kahire'de

3 www. k i m kimdir.gen.tr

büyüdü ve Kahire Ün iversitesi'nden

4 Richard Pyle, Associoted Press Writer

mimar olarak mezun oldu. Daha sonra,

SiMLA SUNAY ÖZDEMiR

1 993 - 1 999 yılları arası Hamburg

1 28

KENDİ ARKİTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


Boğaçhan Dündaralp ile N P 1 2 Evleri Üzerine Söyleşi Son dönemde aldığı 1 0. Ulusal M imarlık Sergisi Yapı Dalı ödülüyle adı sıkça anılan Boğaçhan Dündaralp ile eseri N P 1 2 Evleri odaklı, "yeni konut" üzerine bir söyleşi.

Simla Sunay: 10. Ulusal Mimarlık Sergisi'nin Yapı Dalı ödülünü NP/2 Evleri ile aldın. Öncelikle tebrik ederim. Geçen yıl Proje dalmda aday olan 6 blokluk ikiz konut grubu, tipotojik bir arayışın uzantısı olma, kullanıcı katılımit esnek mekan kurgusu, modüler sistem bir üretim yöntemi, basit ve kolay uygulama detaylandırması, mahremiyeti koruması ve bulunduğu alandaki tescilli ağaçlara göre duyarlı bir yerleşim göstermesi gibi ana nedenlerle bu ödüle layık görüldü. Jüri raporunda okuduğumuz bu kriterler proje başlamadan önce de ana hedef miydi yoksa proje sürecinde kendi kendini mi doğurdu?

Yapı Merkezi'nde çalışmakta olduğum o dönemde zaten yapı malzemelerini bir yapı sistemine dönüştürülmesi konusunda AR-GE çalışmalarının içindeydi m. NP I 2 Evleri de bu AR­ GE'nin bir ürünü haline dönüştü. Temelde sorguladığım teknik veriler dışında bir şeydi. Şu anda Türkiye'de çılgın bir ticari konut gerçekliği var. Konut çok özel bir alan. Kullanıcı mülkiyet hakkına sahip olduğu anda her şeyi değiştirebilir dolayısıyla ona ne gibi olanaklar sunulduğunu iyi tarif etmek gerekiyor. Ben öyle bir şey

Boğaçhan Dündaralp: Teşekkür

sunmalıydım k i onlara gerçekten

ederim. Bu kriterlerin pek çoğu

ihtiyaçları olanı değiştirebilsin ler. O

tasarımsal niyetler olarak görülebil ir.

zaman bir sabit ve bir de değişken

Fakat proje, süreç içindeki koşullar ile

oluştu. Sabit değişkene, değişme

daha da gelişti. Çünkü projenin

olanakları sunnıalıydı . Bu sistemin

tasarianma ve yapını süreci birbiriyle

üzerine kurulacağı temel düşünceyd i .

çok paralel ilerledi. En azından temelde

Sabite takılan ahşap, çelik ve bakır

karşı karşıya kalı nacak durumlara yanıt

gibi doğal nıalzenıelerse yapım

üretecek bir sistem kurma düşüncesi

sürecinde gelişti. Dar alanda tescilli

vard ı. Arazi yerleşiminden blok sayısına

ağaçlara göre yerleşim ve yere ait

kadar çok net veriler vard ı . Benim

olıııa isteği bu esneklik dışında sabitler

yaptığını şey o verilere sorular yoluyla

üzerinden araştırılan, teknikleri ve

yanıt aramak oldu.

malzemeleri belirleyen bir diğer

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

SiMLA SUNAY ÖZDEMiR 1 29


önemli noktaydı. Evet, bu anlamda jüri

planlanmadığı ile i lgili bir mesele.

raporunda belirtilen kriterler farkında

Oysa kullanıcıya olanaklar iyi tarif

olunan ve araştı rılan konulard ı . Ancak

edildiğinde ve olanaklar içersindeki

belirtmek lazım ki bunlar onların

olasılıklar netçe açıklandığında o,

sadece anlatı labilir tarafları.

kendisine neyin gerekl i olduğunu terci h edebil iyor. Tümüyle tanınmış bir

SS: Bu esnek mekan kurgusu aslında kullamcıyla tasuruncı arasında kuralları paylaşılmış bir oyun. Binamn dış kabuğu prefabrik beton bir kutu olarak delilıemez ve kırılamazken içinde kullamcıya kendi beğenileri doğrultusunda terkedilmiş bir özgür alan var. Bu mimarların diğer yapı tiplerinde pek yapmadıkları bir davramş. Konut yapılarmda biraz da yaşunu yaşayanların özeline bıraktıkları ya da buna mecbur ettikleri düşünülebilir. Bu nedenle üretimi seri olup içinde insan ölçeğinde farklılaşan yapı tipi için başka çıkar yol da yok gibi görünüyor. Ancak NPJ2 Evleri'nde 6 yapı, 12 ev, 300 farklı yaşam derken bu özgürlüğü bir seçeneğe mi dönüştürmeyi amaç/adın? Başka bir değişle özgürlükleri mi tasarladın?

özgürlükle ise belirsizliğin içinde kendi beklentilerini çaresizce çözmeye çalışıyor. Ayrım orada, onlara bu seçenekler ve olasılıklar dünyasını mümkün olduğunca sunmak ve sunarken de oyunun kural larını belirlemekti önemli olan . . .

SS: NP/2 Evleri'nin b u esnek plan kurgusu teknik olarak, mekanik ve elektrik lesisat sistemleri açısından zor olmadı mı? BD: Yapı fiziği ve mekan ik ile ilgi l i konular çözümlenmeyi bekleyen e n zor problemler olarak karşıınızdaydı. Çözüm şöyle gelişti; plan kurgusu genel olarak sıhhi tesisat gerektiren hacimler ve yaşam mekanları olarak iki ayrı bölümden oluşuyor. İ k iz yapı, içinde şaftlar bulunan ortak lesisat duvarıyla birbirinden ayrılıyor. Bu şaftlar yapısal boşluklar ve boş kanallar bırakılarak zaman içinde farkl ı taleplere de karş ı l ı k verebilecek

BD: N P 12 Evleri'nde aslında insanlar

bir alı yapı oluşturuyor. Tesisat

tamamıyla özgür nlamıyor. Onları

duvarında yer yer kapaklar var ve

sınırlayan bazı koşullar var. Veri lerin

müdahale olanağı veriyor. Tüm ıslak

getirdiği koşullar içinde, onun !aradığı

hacimler bu şaft duvarının iki

alandaki olanaklardı bu özgürlük. Aksi

yanındaki aksta büyüyüp küçülerek

takdirde sınırsız ve tarifsiz bir

sıralanabiliyor. İstendiğinde bu alan

özgürlüğü kullanıcı da pek fazla fark

yaşam alanı olarak da kullanılabiliyor.

edemiyor. Aslında şu anda aldıkları

SiMLA SUNAY ÖZDEMiR

başka bir evde NP 12 Evleri'nde

D ı ş kabuk her tür mekansal bölünmeye

olduklarından daha özgür olabil irler

izin veriyor. Döşemeden ısıtma

çünkü duvarları rahatça kırabilir ve

sistemine göre döşemede bir takım

değiştirebi l irler. Bu onları y ıkınaya

izler üreti ldi. Her katın izleri, tüm

iten ihtiyaçların önceden planlanıp

elektrik mekanik projeler superpoze

1 30

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


edilip yapısal boşluklar belirlenerek

yaratılmas ı , organizasyonlarının

oluşturuldu. Kullanıcı mahalleri

araştırılması vb. gibi alışkın

bölerken belli prensiplerle ve

olduğumuz proje süreçlerinden farklı

olasılıklara göre belirlenen döşemedeki

uygulama zorlukları ve geri dönüşler

izlere uymak durumunda bırakıldı

içeriyordu. Ben iki yıl boyunca sadece

böylece.

bu işle uğraştırıı . Tüm tasarını ve

Hasan Çaliş/ar: NP/2 Evleri ticari amaçla yapılmış bir "development"(arazi değerlendirme) projesi. Bu anlamda ortaya çıkan sonucun pazar hedefleri ile de ilişkisini tanımlamak gerekli diye diişiiniiyorum. Planlarm esnekliği, değişebilirliği gibi teoride hep konuşulan, okullarda alışfırma olarak sıkça yapılan bir yaklaşım bu projede can bulmuş. Öncelikle, samimiyel/e bunun çalışıp ça/ışmayacağma dair fikrini sormak isterim. Yoksa mimari bir fantezi gerçekleştirmekle mi kaldı?

bire bir bulundum. Şunu kendime hala

yapım aşamasındaki organizasyonlarda soruyorum, eğer bir proje ofisi olarak diğer işlerin paralelinde yürütseydiııı bu projeyi, üretim sürecinin ne kadar içinde olabilirdi ın? Bilemiyorum ... Bu işin yapım-tasarını i l i şkileri ile ilgili olan kısmı, sonrasında kullanıcıların yaşama kısmıyla bağlantı l ı süreçler var. Örneğin, bu esneklik ev sahiplerine daha kolay değil aksine daha zor geldi. Onlara söylediğimiz şuydu ;"B irinci etap bu, ikinci etap içinse rehberiniz bu, bu işi yalnız başınıza yapamazsınız, mahalle tesisatçı n ızla, elektrikçinizle bunu yapamazsınız.

BD: Şu anda evlerin yüzde sekseninde

Bunu ancak profesyonel bir hizmet

yaşanı yor. Beni şaşırtan, benim bile

alarak yapabi lirsiniz" . Beklenmedik bir

öngörıııediğim farklı kullanımların

biçimde bu zorlaşma hali onlara, kendi

ortaya çıkması. Ben olasılıkları, kat

evleri hakkında bilrııeyi

planı alternatifleri ile bir rehber ile

beklediklerinden daha çok bilgiyi

sunmuştum ama benim olasıklarını

edindikleri bir süreç doğurdu.

dışında da farklı plan kullanımları oluştu.

SS: Yani bu 300 yaşam modelinin de dışına çıkıldı. B D : Evet ç ı kanlar oldu. Bu Türkiye'de daha önce uygulanmış örneği fazla

SS: Sonrasında başka iç mimarlarla devam eden kullanıcılar oldu mu? Sen bu devamda yer almayı diişiinmedin mi? Bu biraz da mimar nerede çekilmeli ve iç mimar nerede başlamalı ayrımını örnekliyor mu?

olan bir sistem değil ve neden uygulanmadığını da çok iyi anlıyorum.

BD: Evet sonrasında başka

İş gerçek yaşamla temas etmeye

içmirııarlarla devam edenler oldu. Ben

başladığı zaman kağıt üzerindeki

sonrasında yer alnıayı hiç

projeden öte pek çok olası bilginin üst

düşünmediııı. Benim için önemli olan

üste çakıştırılıııası, olanaklarının

bu olasılıklar dünyasının çal ışıp

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

SiMLA SUNAY ÖZDEMiR 1 31


çalışmadığıydı. Yoksa merdiven

beğenmeyen ler, ilginç bulanlar vb.

korkuluğunu ferforjeden güllü yapı lıp

Herkesin bakma biçimi farklı,

yapmadığı hiç uınurunıda olmadı

yorumları farklı idi. Ama herkesin

açıkçası. Bir kısım bu esneklikten en

ortak bir görüşü vardı k i beni

son sınırına kadar yararlandı bir kısım

ilgi lendiren kısmı burasıydı; evlerin

da faydalanınama konusunda direndi

kendine has bir kiml iği vardı,

fakat sonrasında yaşadığı sorunlar

beğenilsin ya da beğeni ı nıesin bu saygı

nedeniyle sisteme uydu. M i mar nerede

gördü. Bu bence çok önemli bir

biter iç mimar nerede başlar konusuna

noktaya i şaret ediyordu. N P 1 2 Evleri,

gelince aslında mimar kendine bu

içinden geçtiği süreçler çerçevesinde

oyunda ne kadar rol biçiyorsa o kadar

kendi kimliğini oluşturdu. Bu nedenle

var. O nedenle koşul lar, durumlar ve

iş, beğen ip beğennıeıne meselesinin

tasarım probleminin ötesinde, karşı

ötesinde bir konu bence. Yapının o

karşıya kalınacak şeyin kendisine göre

kimliği ve ortadaki ile bir i l işki

o rolün tarif edilmesi, bir duruş

kurarsınız ya da kurmazsan ız. Bunlar

oluşturulması gerektiğine inanıyorum.

da farklı derinlikte kurulan i l i şkilerdir.

Ev konusu özel bir alan ve fark l ı

O nedenle ben mimar olarak o kimliği

durumlar içeriyor.

oluşturacak koşulların hangisiyle nasıl yüzleşi ldiği ve o kimliği açığa

HÇ: İkinci merak ettiğim nokta ise yapının kazandığı mimari başarı, aldığı ödüller ile orantılı baktığımızda yapınm mimar olmayanlar tarafindan nasıl değerlendirildiği. Son iki yılda Türkiye 'deki bütün jüri üyelerinin kararı olumlu yönde iken yapıyı gezen alıcı kitle mekanı cephe vesaire konularında jürilerle paralel bir tavır izliyor mu? Duyumlarım ve dinlediklerim diğer yönde. Bu anlamda söyleyecek/erin önemli açılımlar yapacaktır diye düşünüyorum. Türkiye 'deki alıcının beklentilerini en üst seviyede karşılayacak ve jiirileri de taviayacak projelerin nasıl yapılabileceği belki bu cevapta saklı olacaktır.

buluyorum. Dolayısı ile yapıların alıcısına göre tasarianınasını değil, yapıların kendi kimliğine göre kendi alıcı ını üretmesi gerektiğine inanıyonım. N P 1 2 Evleri süreci boyunca da tüm pazarlama stratej i lerine karşı da aynı düşünceyi savundum. Ödüller ya da jüri değerlendirmeleri konusuna gelirsek de bence tüm bu değerlendirmeler benzer biçimde yapıya ait kimliğin okunabilmesine ve değerlendirilebilmesine dayanıyor. O kimlik nasıl ifade edil iyorsa, nitelik, nicelik içinden ne kadar okunabil iyorsa, yapı kendini o kadar açığa çı karıyor diye düşünüyorum.

fikirler çok farklıydı. Beğenenler ve

SS: Neden geçen yıl proje dalında aday olduğu halde bu yıl yapı dalmda bu ödülii aldı? Pafta bazında ikisinin arasında büyük bir fark yok. Tasarım safhası değil

1 32

KENDI ARKlTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

B D : Uygulama süresince yapıyı gezenler, bunlara yapııncı fırıııanın yönetici leri de dahil yapıyla ilgili

SiMLA SU NAY ÖZDEMiR

çıkaracak çalışınaları değerli ve önemli


de uygulama saflıası mı belirleyiciydi ve tabi ki jürilerin kullanım safhasını test etme gibi bir zamanlan ya da imkanları da yok? BD: Proje pafta üzerinden okunurken,

Modernizimle birlikte evrenselleşen mimariıktu konut, yeninin ve eskinin yanmda zamanım yitirmiş gibi mi duruyor? Akıllı evlerin dışından bakmca bu güvenli ve kolay kullanmılılığı okuyabiliyor muyuz?

yapıların kendisi; proje imaj ları ve dertlerinden daha iyi kendini i fade

BD: Konut üzerine m i mar olarak

ediyor. Gerçekleşmiş olanın niteliği

yeterince düşünmüyoruz. Ticari

daha okunur olabiliyor. Geçen sergi

amaçlar kullanıcı ihtiyaçlarının

paftasında esnek olma hali,

dışında, kensine başka referanslar

alterııatiflerin sunulması özelliğini

geliştirmiş durumda. Büyüklükler,

vurgulamaya çalışmıştım. Bu esneklik

nerede olduğu, değiş tokuş bedeli gibi.

durumu fıkren yeni bir durum değil,

Konut sorununda yaşam biçimi bir veri

proje olarak da üretilebilir, fazlası ile

olarak kendi alternatiflerini üretmiyor.

üretildi de. Fakat zor olan o fikirleri n

Çünkü bir projeyi iş hayatında başarılı

bir bağlam içinde, yapı i le hayat

kılan onun ticari başarısı. Yoksa

bulabiimiş olması. Bu proje olma

sunduğu yaşamın ürettiği değerler

ötesinde pek çok sorunun da

değil. Hayata yapılan katkının alıcısı

aşılabildiğini gösteriyor zannediyorum.

tarafından bir bedelinin ödenip

Yapı ödülünde ise yalnızca esneklik

ödenmediği önem taşıyor. Bu durumda

değil, yer duygusu ve yapını gibi

oda sayısı, parkenin maun mu ceviz mi

konularla birlikte tasarianma durumu

oluşu, gibi nicelikler bir dayatma

ve karşılığında yapı olarak orada

olarak da karşımıza çıkınca m i mar da

duruyor olması, yapıların kimliğini

yapacak bir şey yok, elimiz kolumuz

daha iyi i fade ettiği düşüncesindeyim.

bağlı diye şi kayet ediyor. Bence

O nedenle bu sene Ulusal M imarlık

mimarlar bu durumlara karşı stratej i ler

Sergisi'nde N P 12 Evleri'nin kendini

geliştirmeli ki farklı bakış biçimleri

daha iyi anlattığını düşünüyorum.

doğsun. Kullanıcı, mülkiyet hakkı gereği her şeyi değiştirme gücüne

SS: Türk Evi tak/idi cumbalı viIlalarm yerini, isim yapmış mimarlara projelendirilen, deprem güvenilirliği bir reklam unsuru olarak sunulan, İngilizce isimlerle yabancı hayranlığmı lıortlatan ya da yurtdışında eğitim almış, yabancı şirketlerde çalışan, düzenli gelirli aydın gençliği müşteri profili olarak belirleyen, "Avrupa kenti tema/ı " turistik konutlar aldı. Konut yerel kimliğini şişman bir balina olan metropo/e kaptırdı.

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

sahipken bu stratej i leri uygulama olanaklarının zorlaştığı söylenebi l i r. Bu nedenle de birbirine benzer konutlar türüyor çoğunlukla. içimize sızan bu durumdan da beslenmek gerek ki bu pek yapmadığımız bir şey, içinden yeni yollar açılabiisi n.

SS: Prefabrik yapı sistemleri çirkin ve çarpık yapılaşma için neden bir umut vaat etmiyor? Yaygınlaşamamasmm nedenleri

1 33

SiMLA SUNAY ÖZDEMiR


nelerdir? Yapı Merkezi bu rolde ürünlerini sadece kendine saklar oldu. Ürettiği prekast yapı malzemelerini kendi yap-sat bünyesinde kullandığı için stok sorunları yaşadı. Müteahhitliğin dayanılmaz cazibesi, üretim coşkusunu köreitmiş olabilir mi?

dezavantaj l ı konuma düşüyor. Bu organizasyonların eksikliği onu kullanacak olan tasarımcıyı sistem bilgilerinden kopardığı gibi, üreticilerde elindeki bilginin nasıl tasarımcıya aktarılacağı konusunda da problem yaşıyorlar. Kısaca şöyle diyebiliriz: Yapını

BD: " Prefabrik yapı sistemleri,

sistemleri üreticileri-tasarınıcı ve

Türkiye'deki uygulama alanlarına ve

uygulanıacı arasındaki organ izasyonel

ürün yelpazesine baktığımızda yapı

sorunlar, bizi pek çok üretimden

üretim sektöründe rol alma alanını

mahrum bırakıyor.

bugün iyice daraltmış durumda. Hatta kendini endüstriyel yapı üretimi alanına hapsettiği bile söylenebilir. Bu sistemler yatırım olarak pahalı ve yaygın kullanımı ise standartiaşma biçimlerinin olanakları ile sınırlı. Farklı problemlere, farkl ı yanıtlar üretecek üretim kıvraklığına da sahip olamadıkları gibi, kendini çözüm gibi sunan paket sistem arayışları i le bu kırılmaya çal ışılıyor. Türkiye'de

SS: Konut mimarlığında / 999 Marmara Depremi'ni bir km/ma noktası olarak görebilir miyiz? Topoğrafik ve statik kaygı yapı üretim sistemlerini etki/edi mi? Bu etkileşimierin estetik bir sonucu var mu/tr? Son dönemde artan Amerikan Evi adıyla hazır ahşap sistemli konut üretimi için ne düşünüyorsun?

know-how çalışmalarına ayrılan bütçe, profesyonel kadro ve proje geliştirme

BD: Deprem bir kırılma etkisi

hizmetleri, deneme yapıları gibi

yaratınadı bence. O dönemde yıkılan

ardında başka organizasyonların

evlerin yerine hızla geçecek çok farklı

eksikliği sistemleri günümüz

bir takım öneriler geliştiriidi fakat

değişkenlerine uygun hale

onların hayata geçenleri de kötü oldu.

getirilemiyor.

M i marlar o zaman da bugünkü gibi konut üretiminin içine sızaınadı lar.

SiMLA SUNAY ÖZDEMiR

Bugünün dijital teknoloj ileri ile üretim

Statik kaygı yönetmeliklerde kaldı

teknoloj i leri arasında Türkiye'de büyük

sadece. Yeni malzemeler kullanıldı mı?

boşluklar var. Profesyonel destek ve

Evet, kullan ı ldı. Çeliğe bakış açısı

kontrol ile niteliği denetlenebi l i r bir

değişti belki. Belli fırınalar belli

sistem olduğundan N P I 2 Evleri'nde

ürünlerin patentlerini aldı ve ürettiler,

benim know-how çalışmaları içinde yer

ancak oradan bir mimarlık üremed i

aldığım fab-tek sistemi kullan ı ldı. Bu

belli tipler üredi, bunların ne kadarı

sistem, Yapı Merkezi dışında da

uygulamaya devam etti, ne kadarı battı

yaygınlaşanı ıyor. Sistemin sağladığı

bilemiyorum. Yapı Merkezi'nde biz de

avantaj lar niteliği sağlayacak gerekli

deprem sonrası tip sistem geliştirdik,

organizasyonlar nedeniyle

tip proje değil tip sistem. Konut için,

konvansiyonel s istemler arasında

okul için belirlenmiş tip si stemler.

1 34

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006


Çünkü yerel verilere göre kendini

duruyoruz. Yasarn kendi etki leri ile

projeye dönüştürecek bir anahtardı

kendi alışkanlıklarını kuruyor. Biz, bir

hedeflediğimiz. Kitapçıklar ürettik,

takım ezber ve alışkanlıkları k ı rmaya

çok da başarı olmadı maalesef.

yönel i k en azından sorular sorab i liriz

Organizasyon sorunları da vardı . Tip

ve bunlara yeni yanıtlar arayab i l iriz,

sistem anlaşı lanıadı . B i r konut, bir

düşüncesindeyim. Bu da hayat

okul çiz getir dediler. Bunlar bugün

tarafından onaylanır ya da

ancak tez olabiliyor. Fikir üretme

onaylannıaz. Bunu kestirrnek çok güç.

anlamında kurumlar m imarlara

Yaşadığımız çevrede insanların çoğu

başvunnuyor. Nerede hazır bir

denenmiş, sonucunu hemen alabileceği

organizasyon varsa oraya gidiyor.

şeyi farklı olana terci h ediyor. Kullanıcısının belli olmadığı bir seri

M imarlara başka gözle bakılıyor.

üretim olan konutta bu farklığı

M imar sorunlara her defasında yeni

yaratmak çok zor çünkü yatırımcının

yollarla fikir üreten ve çözüm yolları

da onu satmak için bel l i ispatlanmış

arayan kişi değil de, söyleneni proje

referanslara ihtiyacı var. Ancak o

olarak çizen teknik adam ya da kendi

farklıl ığı bir yerde görmüşse

çizgisi marka gibi satın al ınan biri gibi

deneyimlenıişse hemen adapte

görülüyor.

olabil iyor.

SS: Türkiye 'de bir ''yeni konut"tan söz edebilir miyiz? Türk Evi'ndeki harem/ik, selamlık/a iç mahremiyetin koşulduğu, "hayat" adıyla kadının içe kapandığı ya da kapatildığı, ağa odasıyla bir lıiyerarşi içerdiği olgu, esnek ve modüler mekan/ı, eşiyle sabah aym anda evden çıkan, akşam aym anda eve gire11 çalışan kadının Virgi11ia Woolj'ım belimiediği gibi "kendine ait bir oda "sının olduğu kurguya dönüşebiidi mi? Şu an için ebeveyn banyolarmdaki ikiz lavaboları düşüniirsek buna yakın mı? Dönüşebilecek mi? Ya da üç oda bir salo11 kalıbı bu esnek ve özgür seçenekler/e km/abi/ecek mi? NP12 bunun gecikmiş bir ilk ömeği olabilir mi?

N P I 2 Evleri'nde yaşayanların profil ine baktığınıda da birbirinden çok farklı olduklarını görüyorum. i çerde yaptıkları düzende de bu böyle. Tek ortak yanları N P I 2 Evleri'nde oturuyor olmaları. Plan kurgusu onlara ebeveyn hanyolu bir oda da sunarken, boya dahi yapmadan tek bir yaşama alanı olarak da kul lanabilme olanağı sun uyor. İ bre nerede duruyor? İ bre hep alışanın üzerinde duruyor. N P I 2 o olas ı l ı kları taşıyor ama ne kadarı onları kullanıyor bilmiyorum. Ama benim için önemli olan o olas ı l ıkları hala taşıyor olması. "Yeni konut"tan söz edebilir miyiz? Dünyada da Türkiye'de de yeni bir şey var mı dersen? Benim gördüğüm kadarı i le yok. Yeni lenen şeyler var ama bunlar yeni bir yaşanı

B D : Yanıtlanması iddialı bir soru.

önerıniyorlar sonuçta . . . Karşı karşıya

Çünkü biz, o hayatın

kalacağımız yeni koşullar tarafından

denetleyemediğimiz bir boyutunda

belirlenecek bir yazgımız var. Ben bu

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT

-

2006

1 35

SiMLA SUNAY ÖZDEMiR


yazgıyla yüzleşme biçimlerini, o

yapıldı ama 2004'te ne oldu? Oradaki

yazgıyı belirleme iddiasına göre daha

bilgi sonra da NP 1 2 için bir veri oldu.

değerli buluyorum. Benim eğitim sürecinıde tan ıdığım

SS: Nevzat Saym ve Mert Eyi/er ile Narcity ii zerine yapttğmız söyleşi, Mert Eyiler 'in; "Kullanıctsı belli olmayan bir işte, yapmm yaşaltun gereklerine uyum sağlamast için öngörülerimiz var, yaşama ait sonra burada o/acaklarla ilgili ise öngöriimiiz yok. Ben, yaşamt takip etmek istemiyorum, " Sözleriyle kapamyor, bu konuda sen ne diişiiniiyorsun, mimar elbette bir kahin değildir ama geleceğin kabuğunu planladtğma göre, bu kabuğu üzerine giydirdiği boşluğun nastl dolacağtm da öngörmiiş o/mast gerekmez mi? Girişimeiyi yön/endirebi/en ileri görüşiii mimar/tk herhalde yapımt tamamlanmiŞ binalarm boş boş, dirilmeyi bekleyen ölii gövdeler gibi şehirlerde yer işgal etmelerini önler. Mimar doğmadan önce girdiği yaptya bittiğinde sırttm döniip çıkarken bir sorumluluk taşımaz mt?

fotoğrafı önünde, "Bu benim yapım ama şimdiki halini görmek bile istemiyorum ! " , dediğini hatırlıyorum. Bana o zaman çok tuhaf gelmişti. Oysa benim için bu, nıimarlığı öğrenme biçimlerinden biri. Yapının başına bir şey gelnıişse bu bilgiyi paylaşalıın. Bu tasarımın hayat karşısında sınanma biçimi. Buradan beslennıeyeceksek nereden besleneceğiz? Bu paylaşım yapılmadığında yapı kutsal bir nesneye dönüşüyor. Tartışma kanallarını, bilgi üretim alanlarını kapatıyor. Sorumluluk, mimarın bu süreçlerde rolünü yok saymamasıyla başl ıyor. Bence mimar, "nesnesi" olarak sahiplendiği yapıya karşı değil, onun açığa ç ı kardığı, hayata kattığı deneyimler üzerinden sorumlu. Bu sorumluluk edinilen bu deneyimlerin tekrar bilgi olarak dönüştürü lmesi, paylaşımı ile ifade bulduğunda değer kazanıyor.

yıl ında hangi tasarınısal niyetlerle

SS: Residence olarak Türkçe 'ye ve şehirlere ithal edilen çok katlt yapt!artn modern çağ insamn gereklerinifiziki anlamda giderdiğini diişiinebilir miyiz? Niifus arttıkça toprak azalıyor. Toprak azaldtkça zaman azaltyor. Saati yapan İsviçre 'nin yiizö/çümii de bize bunu söylemez mi? Zaman azaldtkça yiikseliyoruz. Ancak niijiıslarm yaşlandtğt diişiiniiliirse, gelecekte bu tiir yiiksek katlt yapılarm lı aya/et şehirler olarak kalabileceği diişiiniilebilir mi? Yaşlt niifits nasıl

1 36

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

BD: M imar evet bir sorumluluk taşır ama bu paylaşılan bir sorumluluktur. Biz ya mimarı her şeyden sorumlu tutuyoruz ya da dışında bıraktığıınızda "nıimarsız bir şey" diyoruz. Benim mi mar olarak hep yapmaya çalıştığını bir şeydir; yapı uygulanırken yaşadığımız yapısal deneyimin benzerini, yapıda yaşanırken yaşanısal bir deneyim olarak kullanmak. Bu anlamda benim Feneryolu'ndaki tuvaleıle ilgili bir yazını var. 2000

SiMLA SUNAY ÖZDEMiR

bazı nıimarların, yapısının siyah beyaz


ev/er isteyecek? Son günlerini 33. kattaki dairesinde mi geçirecek? Son dönemde Türkiye 'nin de lıızla yaşianma sürecine girdiği ki bunu Avrupa ülkelerinin aksine gelişimini tamamlamadan yaptığı tartışılmaya başlandı. BD: Residence'lar Eti ler, Maslak bölgesinde, genç çalı şan nüfusa geçici bir konut işlevini sunuyor. Kentin

konutun, içinde ayrık y a da birleşik yaşamları kendi biricikliklerinde tanımlaması açısından önemli bir yeri var. Sence, mimar bir felsefi beslenmeden yararlanmadan doğru bir yaratı kurabilir mi? Seni diğer mimarlardan ayıran bu düşünce gücünün izlerini sürmen olabilir mi?

hangi noktalarında nasıl konumlandığı öneml i .

BD: Teşekkürler. Ben kendime hiç böyle bakmamıştım. insan olarak yeni

SS: Ataşehir çevresinde de yoğunlaşmaya başladı.

her şeyi kavramsallaştı rıyoruz asl ı ııda. Öznenin nesnelere ya da yaptığı şeylere hangi araçlarla ve nasıl baktığı

BD: Bu yoğun i ş merkezi M aslak'ta

nitel i k belirleyeci bir durum

böyleyken, Ataşehir'e taşındığında

oluşturuyor. Gözlediğim ya da

bağlam ı değişiyor tab i i . Ama ben yine

deneyimlerliğin şeyleri olduğu gibi

de yüksek katlı alçak katl ı, yatay düşey

ezberlemek yerine, sorularla başka

yapılanmayı karşılaşılan durumlara

türlü bir kavramsallaştırmayı terc ih

bağımlı buluyorum. Çoğunlukla da

ediyorum ki bu benim elimdeki

mimar olarak bunlara veya şunlara

tasarımsal araçları nasıl kuracağımı

karşı yı m dememeye çalışıyorum.

belirl iyor. Bu araçlar her insan için

Genelleme ve soyutlamalar içi nde

başkadır. Ben yapmak kadar

bağlamları atlayıp, nicel iklere takılıp

d i llendirıneyi de önemsiyorum.

nitelikleri atiayabii iyoruz, hele ardında

Yazmanın ardmda o var.

aniaşılmayı bekleyen o kadar parametre varken...

Kavramsallaştımıayla ortaya çı kan şey, ardındakileri ne kadar açığa ç ıkarıyor

SS: Senin sunumlarında göze çarpan diğer bir unsur da kavramsal, açıklayıcı metinler. Mimarın dili yalnızca çizgi dili değildir ve olmamalu/ır ki yazı dili son dönemlerde sıkça kullamlan bir silah. Senin tasaruna bir düşün ür gibi yaklaştığın ve böyle bir kaygıyı derin taşıdığın söylenebilir. "Mimari Yazın ", artık mimarla mühendisi ayıran estetik dışı bir nokta. Daha önce konuştuğumuz gibi yapıyı mı yaşamı mı tasariama önceliğinde

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

bu önemli. Ben yazarak ortaya çıkarıyorum. Ama benzer bir i fadeyi Renzo Piano detay maketleriyle oluşturuyor. Dünyayı yazarak ve çizerek kavramaya çalışmak benim dışımdaki dünyayla iletişim kunna biçimim. Dil lendirmeyle ve kavramsaliaştırma meselesini ortaya koyduğunda kendi kendine yetmemeye başlıyorsun. Yeni araçlar yaratıyorsun ya da ödünç alıyorsun. Ben ödünç almamaya çalışıyorum. Pek çok insan zihninde pratik olarak çözümler üretir. Ben hiçbir zaman bir bankta oturup

1 37

SiMLA SUNAY ÖZDEMiR


ufka bakarak düşünmedim. Hep elimde kağıt ve kalem vardı.

SS: Araya başka isimler girmeden birinci ağtzdan, doğru işleri doğru anlathn. Bu insanlan geriye çekilip bakmaya itti ve seni daha net görmelerini sağladı belki de. B D : Öyle olabiliyorsa bu benim icin önemli, teşek.kürler.

SS: Son olarak; "Ağtrltk, lıafijlikle yüz/eşebildiğinde hafiftir. Bu yüzleşme bir yapt kurar. Ağtr, hafifgibi kavramları atfettiğimiz nesnelere ait rollerin bu yapı içinde değişebildiği, değiştirilebildiği. . . Ttpkı olduğunu sandtğunız şeylerin, asimda başka şeyler olabildiklerini görebilmemiz gibi, " derken, NP1 2 'yi işaret edip mimarın zamanla bir savaşı olduğunu mu vurgulamak istiyorsun? Bu zamana uyma savaşt değil, zamanın aktşından beslenen bir değişimle biricik durma. BD: B i r taraftan böyle i fade etmenin yolu olarak söylenmiş ya da bu amaçla yazılmış bir metin olmamasına karşı, senin bu okumana yakın bir düşüneeye de yatkın olduğumu söyleyebi l irim. Benim açtından biricik durma kaygısı ile de değil ama diğer taraftan da hepimizin kendi biricikliğimizi arama yollarından biri belki de; tıpkı bu okuınayı biricik kılan, hepimizin biricik olduğumuzu bilmemize yardımcı olan o senin yorumun gibi.

SS: Çok teşekkür/er. SiMLA SU NAY ÖZDEMiR 1 38

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


Sema Simav 1976 yılında Antalya'da doğdu. Yaşamının ilk onyedi yılını Antalya'da sonraki yedi yılını Ege Üniversitesi Peyzoj Mimorlığı bölümünde öğrenci olması dolayısıyla izmir'de, çoğunlukla Bornova'da geçirdi. Bu sürede öğrenciliği, Radyo-TV progromcılığı, seslendirme, reklomcılık, gorsonluk, müzik ve kendi ile didişmelerinin ardısıra devam etti. Peyzoj Mimorlığı'nın bahçe düzenleme boyutunu hiç benimseyemedi, aklı fikri peyzoj planlamada, kent plonlonndoydı. Nitekim inat etti ve tezini Antalya'nın peyzoj planlama açısından sorunları ve çözüm olonakları üzerine hazırladı. Aslında o hazırladığını düşündü bir süre oma tez hocasının deyişiyle "Yasa doldurmak bu. Bir tez ortoya atmış almakton bilimsel bir çalışmadan bahsedilemez"di. 2000 yılı Şubat ayında, arada devam edilmeyen iki yılla birlikte mezun oldukton sonra okudukça, oroştırdıkça, öğrendikçe forketti, hacası hoklıydı. Peyzaj planmaya ve kent dinomiğine olon bu ilgi ve araştırma isteği giderek sosyolojik bir boyuta taşındı ve nihayetinde sosyoloji olonında yüksek lisans yaparak, bunu sistemli bir bütünlük içerisinde sürdürme koranno uloştırdı. Müziğe olon ilgisi de pratik olarak içinde olmakla başlayıp sosyolojik olarak izlemeye dönüştü. iki yıldır istonbul'do, yüksek lisensa hazırlanıyor, şu sıra çokça okuyar arada yazıyor, bir süredir su yüzüne çıkan arşiv merakının yanısıra, vonlacak bir yerin olmadığı sokak gezmelerini, sokaktaki herhangi bir insanla sohbet etmeyi, daha çok dinlemeyi tercih etse de dinieyecek birini bulunca konuşmayı, kedi cinsinden alan ev arkadaşı ile iktidar çatışmalarını, perdeleri dış dünyanın kopısı almayon evleri, geceyi ve kuşluk voktini seviyor, istanbul'da en çok vapurların her iki yakoya do denk uzaklıkta olduğu yerden, çay ve kahve içmekten, yeni birşeyler öğrenerek geçirdiği her günden, keyif alıyor. Fotoğraf çekebilmeyi ve bir ses kayıt cihazı edinmeyi, Anadolu'yu bir baştan bir boşa gezip görmeyi, belgesel çekmeyi hayal ediyor. Yaptığı her işe insanlığa kaşı sorumluluğunu yansıtmaktc inat ediyor.

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

1 39


Zaman Yok Beklerneye Kentleşme. Ne büyük sorun dünya

ulaşabilen bir çalışma alaııında eğitimli

için. Oysa bu konuda ne kadar çok

ve sorumlu olduğunun birden bire

"uzmanımız" var! Tüm mi marlar şehir

kabul edilmesi mümkün değil tabi. Her

plancıları, mühendisler kent

uzmanlık alanının gelişimi

planlamayı da kentsel alan tasarımını

mensuplarının bizzat meslek ed inmesi

da b i liyor halbuki. Öyle değil mi? Hoş

ile mümkün. Bir diğer deyişle ancak

biz mil let olarak bir konuda bir şey

peyzaj mimarlığı yapılarak dönüşüm

öğrenince o konu hakkında her şeyi

ve gelişim sağlanabilir. Ve geçen 33

bildiğimiz sanrısına varınakla

yılda peyzaj mimarlığı mezunlarının

karakterize ediliriz sıkça. İğneyi

peyzaj mi marı olarak kendini

kendine çuvaldızı başkasına batırmak

varetmesinin tek yolu bahçe

da var bildiğimiz şeyler arasında.

düzenlemesi yapmak. Dolayısıyla

Güdümde birbirine eşlik etmemek için

halkın peyzaj mimarına "peyzajcı"

de bir çok sebebi miz!

demesi boşuna değil.

Kendi Tarihine Bakmak

Peki bu algılama şekli yalnız peyzaj

1 993 y ı lıydı mimarlıkla tanıştığımda.

mi mariarına mı has? E l bette ki değil.

Ön tanımlı tanışıklıklardandı benimkisi

Bugün halka mimarın ne yaptığını

de, içinde bulunduğum çevre değişene

sorsan ız cevabı bina yapmak olacaktır

kadar onlarca kez duydum "mimarı

hatta yapmak da değil çizmek. Bugün

anladık da peyzaj ı ne oluyor?"

yaşad ığımız birçok şeye soru sorarken

sorusunu. Şimdi bu soru sorulmuyor

geçm işine, gelişimine bakmak

pek ama Peyzaj mimarlarının halk

araştırma yapmanın gereği olmasıııın

arasındaki karşılığı "peyzajcı", mimarı

yanı sıra ayrı bir keyif verir bana. Kısa

düşmüş peyzaj ı kalmış bir algılama.

bir süre önce edindiği m bir dergi de bir

Kahve yapıp satana kahveci dendiği

süredir okuduğum en key i fl i

gibi, bahçe yapana "peyzajcı" deme

yazılardan birine ulaştırdı beni.

hali. Bu i fade şekli konuşma

M imarlar Odası'nın M imarlık adlı

tembe l liğine de bağlanabilir elbette

yayınının 1 9 8 1 tari h l i 1 63 . sayısı bu.

ama hiçbir algılama şeklinin tepeden

Dergi mimar H i kmet Koyunoğlu'nun

inme olmadığı gerçeği bu olasılığın

mektubu ile açılıyor. Ne yalan

karşısında daha güçlü bir gerekçe.

söyleyeyim insanın bu mektuptan sonra derginin kalanına bakmak

Türkiye'de peyzaj mimarlığı adı

gelmiyor içinden bir süre. Koyunoğlu

altında ilk olarak 1 968 y ı l ında eğitim

o tarihte 92 yaşında, mektuba vesile

verilmeye başlamış. Dolayısıyla

olan da M i marlar Odası'nın bir yıl

ülkenin ilk mezunları 1 973 y ı l ında

önce kendisini ziyaret etmiş olması.

verilmiş. Bir başka deyişle halk peyzaj

Bütün bir mektup boyunca yüzünüze

m imarları ile karştiaşmaya başlayalı 33

ı l ı k bir hava yerleştiriyor. Mesleğini,

y ı l olmuş. Bu sürecin tamamına,

topluma karşı sorumluluğunun aracı

kendini kabul ettirme mücadelesi de

olarak gören birinin, bilgisini ve

denilebilir. Uluslararası ölçeğe kadar

tecrübesini, yaşıııa ve sağlık

1 40

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

SEMA SiMAV


problemlerine rağmen meslekdaşları

diyerek derslerine giren hocaları

ile paylaşma arzusunu bunu hiç

anlatıyor sonrasında. Mektubun bu

abartmadan nai f bir bir uslupla i fade

kısmını ilgil isine bırakarak bu yazının

edişinin esiniisi bu. B u sebeble H ikmet

asıl konusuna dönelim.

Koyunoğlu'na bir teşekkürü borç bil iyor saygıyla anıyorum kendisini.

1 900'1ü y ı llar görüldüğü üzere mimarları yapı yapma sanatçısı olarak

Bu yazıda mektubunu hatırlamama

yetişti riyor. Evet mimarların asıl

neden olan ise mektubuna ekiediği bir

sorumluluğu binalar k i halkla birebir

yaz ı : " 70 Sene Evvel M imari

yüz yüze olduğu konu da bu.

Öğrenimi" Sanayi Netise Mektebi'ne

Dolayısıyla mimarın "binaçizen"

1 908 senesinde girmiş. Koyunoğlu

olarak algılanması da son derece

yani bundan yaklaşık 1 00 yıl

doğal. Ama tek işi bu mu? E lbette ki

öncesindeki mimari öğrenimini

hayır.

anlatıyor. Öğrenimleri boyunca aldıkları dersleri başlıklarla sıralıyor:

" G üzel kent" Anlayışının

" M ektepte ilk sınıf, hazırlayıcı

Tü rkiye'de Yayılmaya Başlayışı

( Preparaıuar) idi. B u sınıfta klasik

Mektupta anlatılan dönemin hemen on

mimari sti lierindeki inşai ve tezyi n i

iki yıl sonrası Türkiye Cumhuriyeti'nin

parçaların desen halinde resimleri

kurulduğu yıl. Şimdi bu döneme k ı saca

yapılırdı. Sene sonunda buradan

bir göz gezdirelinı. Cumhuriyetin

mi mari birinci sınıfa başlanırd ı . Bu

kuruluşu imparatorluk ideoloj isinden

sınıfla, evvelce öğrenilen inşai

ulus-devlet ideoloj isine geçiş

aksamın, tezyinatın nerede ve nasıl

dönem inin de başlangıcı.

kullanılacağını öğrenmek üzere basit

Sanayileşmemiş ve kentleşmemiş bir

bina kısımlarının tatbikat, plan ve

toplunıla modem bir ulus inşa

projelerine ça lışı lırdı.

edilecektir. Bu dönem modem kent anlayışında da önemli dönüm noktaları

İ kinci sınıfla Grek, Grekoronıen ve

içeriyor. O zamana kadar ki mimarlık

diğer klasik tarzlarda türlü bina plan

anlayışının temsilcileri kamu

ve projeleri yapı l ı r ve tek renk -La vi­

binalarının yapımından hatta kendi

şeklinde ışık ve gölge tertibatı

görüşlerini yeniden inşa edebilecekleri

yapılmaya başlanırd ı . Üçüncü sene

eğitim kurumların da

Rönesans stilinde bina projelerine

uzaklaştı rılıyorlar. Dünya'da çok yeni

ça lışılır ve sulu boya ile

olan modern mimarinin temsilcileri

renklendiri lerek birer anlamlı tablo

çağrı larak, Ankara'da yeni binaların

haline konulurdu. Dördüncü sınıfla

yapılması onlara bırakı l ı yor, eğitim

Türk mimarisi projeleri ve bazı eski

kurumlarının programları da bu yönde

kıymetli Türk M i mari eserleri nin

değiştiril iyor. Kent Planlaması

rölöveleri yaptırılırd ı . Her sene

anlayışının kurumsallaşması da 1 930

sonunda öğrencilerin eserleri bir

y ı lında çı karılan Belediye, Umumi

salonda sergilenirdi. M imarlık dersleri

H ı fzısı hha, Yapı ve Yollar kanunları ile

şunlardı: San'at tarihi, inşaat ve keşif,

gerçekleşiyor. Ayrıca mühend i s l i k ve

matematik, perspektif ( nıanazır) . . . "

mimarlık mesleği için ç ı kartılan yasa

SEMA SiMAV KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

141


kentlerde bina yapımını bu meslek

arasında bir söylem yok haliyle ya da

daliarına veriyor. Yani m imarlar için

ben rastlamadım şimdiye kadar,

Türkiye Cumhuriyeti sürecinde yasal

sonuçta mesleklerinin uygulaması

kazanım bu dönemde. Yapı ve Yollar

halkla birebir teması gerektirmiyor.

Kanunu'nu modern kent imaj ın ı daha ayrıntılı olarak belirleme isteğinin bir

Bilip de Yapmamanın Parçası

i şareti olarak değerlendiren İ lhan

Olmak

Tekeli, planlamanın harita

Bu mesleklerin görevlerini toplumun

mühendislerince değil, mimarlarca

nasıl bildiğini kendi halinde

yapılınası gereken b i r iş olarak

gözlemlerle açıklayab i l iyoruz. Bu

görülmeye başlanışını yeni dönemdeki

konuda yapılmış b i l i msel bir çalışınaya

"güzel kent" anlayışının Türkiye'de

şu ana kadar rastlamadı m. Mesleğin

yayılınaya başlamasına bağlıyor.'

bir şekilde içinde olanlar ve onların yakınları dışındaki insanlara çıkıp

Bu dönem kent planlama anlayışının,

sorsak, örneğin "bu meydanlar,

konut yapıını na ağırlık veren bir

caddeler, parkları düzenlemek hangi

yaklaşımla gelişmesi, bugün

mesleğin görevidir?" desek alacağım ız

mimarların kent planlamasında

yanıt çoğunlukla "belediye ya da

kendilerini yetkin görmelerini anlaşılır

belediye başkanı " olacaktır. Haksız da

kılıyor. Şüphesiz geçen sürede

değiller han i . Her belediye başkanının

mimarlık öğrenimine kent

seçim konuşmasında mutlaka, şehri

planlamasına dair birçok dersin

nasıl yeşillendireceğinin, alt yapı,

eklenmiş olması da uzun y ı l lar kent

ulaşım gibi sorunları nasıl çözeceğinin

planlamasının mimarlarca tartışılmış

i fadesi vardır. Bazılarının "toplumun

ve yapılmış olması tek tek mimarları

bunu öğrenmesine kadar yapılacak çok

olmasa da mimarlığın genelini diğer

şey var" düşüncesini aklından

alanlara göre daha tecrübeli kılıyor.

geçirdiğini h issediyorum niyeyse.

Kentleşme ile ilgili kitaplarımızın

Hakiısınız da bir bakıma, öyle ya

hemen hepsinin yazarı da m imar. Bu

meslek mensupları ve temsilcileri,

anlamda verilen emeğe, yapılanlara

içinde yaşadığımız toplumun

saygı duymamak mümkün değil.

geleceği n i belirleyecek bir sürece tek

Konunun bir diğer tarafı Şehir ve

yaklaşıyor öncelikle ve d i ğer

Bölge Plancıları. 1 96 1 y ı lında ODTÜ

mesleklerle bunun savaşını veriyor.

başına kendini yetki l i kı larak

M i marlık Fakültesi bünyesinde kurulan Şehir ve Bölge Planlama

Her meslek grubu, toplumun

Bölümü ile karşılaşıyoruz ilk defa bu

dolayısıyla insanın ihtiyaçlarına cevap

ıneslekle. B u bölümün mimarlık

vermek üzere oluşmuştur. B i lgisinin de

fakültesi bünyesinde kurulmuş olması

uzmanlığının da dönüşlüğü yer

mimarlığın, kent planlamanın, artan

toplumdur, kentlerdir, giderek ülkedir

dinamikler karşısında daha verim l i

hatta dünyadır. Kentin biçiminde,

yapılabilmesinin arayışı sonucunda

dönüşümünde söz sahibi olmak içinde

getirilen bir çözüm olduğu

yaşad ığı toplumun 20 yıl, 50 y ı l

düşünülebilir. Şehir Plancıları için halk

sonrasının d a sorumlul uğunu almak

1 42

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

SEMA SiMAV


demektir. Sorunun da bilginin de bugünkü yoğunluğu karşısında bir meslek grubunun tek başına yetkin olması kağıt üstünde mümkün olsa da sonuçları açısından hazin. Bugün yaşadığımız kentlerden de açıkça görüldüğü gibi kentler yapı lıp yıkılabilecek oluşumlar değil, çoğu zaman yapmanın geri dönüşü yok yapabi leceğiniz ancak yenilemek, ıslah etmek o da o ana kadar yapılanların izin verdiği kadar. Yapılan her tercihin, çizilen her çizginin, vurulan her kazmanın toplumun iliklerine işleyeceğinin bilinci, ufl<un çok daha geniş olmasını olmazsa olmaz olduğu tecrübelerle sabit. Evet Türkiye "gelişmekte" olan bir ülke, birçok doğruyu da "gelişmiş" ülkelerden ediniyor. Buna karşılık kendine has dinamikleri ile "dışardan gelen" doğruyu harmanlamasının da zamana ihtiyacı var denilebil ir. Bence artık zaman kalmadı beklemeye. Bugün geldiğimiz yer bilgiye de tecrübeye de yeterince sahip olduğumuz, birbirimizin ulaştığı sonuçlara rahatlıkla erişebildiğimiz bir noktada. M i mar ya da mühendis ya da şehir plancısı hangi alanda uzmanlaşmış olursak olalım egolarımızdan sıyrılamayarak meslek şoven liği yapmak bütün bilgim izi, deneyimimizi boşa çıkarıyor. Hatta birbirimizle uğraşırken toplum bilimciler, veterinerler vb. meslek disiplinlerinin verilerine bile yüzümüzü dönemiyoruz. Tüm gerekçelerimize rağmen bilip de yapmamanın parçası olmak insanlık adına da Türkiye adına da utanç verici sadece!

1 illımr Tekeli \ loderııire ..!.)ılırken /\eni .

Plan!amast, imge Kitahel'i )(ıymlan. 1001 SEMA SiMAV KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

1 43


Pop Müzik Üzerinden Tarih Yazılınalı 1 923 ve 1 950 arasındaki dönem

bile olabilir. Bu söyleşi ile amaçlanan

Türkiye Cumhuriyeti ideoloj isinin ve

modernleşen Türkiye'ye moderııleşen

dünya görüşünün belirlendiği dönem

kente müziğin içinden bakmak.

olması dolayısıyla hayli önemli. l l .

Kaynağıııı müzikten alan bir aynada

Mahmut i l e başlayan aydııılanma

görebilmek için yansımamızı, ışığı

hareketinin devamı olmasının yanısıra

"Pop Ded i k Türkçe Sözlü Hafif Batı

ideoloj i k olarak bir kopuş yaşanıyor:

Müziği" adlı kitaptan aldık ve Murat

i m paratorluktan ulus devlet

Meriç'e sorduk. Biz sorduk o seve seve

ideoloj i sine geçiş. Avrupa devletleri ve

ve uzun uzun yanıtladı.

Avrupa kültürü model alın ıyor bunun için ancak Avrupa'da kendi dinamikleri ile gelişen ulus devlete karşııı Türkiye'de sanayileşmemiş ve kentleşmemiş bir toplumdan ulus inşa edilmek durumunda. Aydınlanma içerisinde modem bir Türkiye inşası bu. Bu anlamda topluma önderl i k etme misyonunu üstlenmesi ile meşrulaşan bir tek parti dönemi aynı zamanda. Her siyasal rej im i n kendi ideoloj i sinin yaygınlaştırılmasında ve benimsetilmesinde topluma do lay lı olarak nüfus edebilen aygıtlardan yararianelığını da biliyoruz. Türkiye'de özellikle 1 926'dan sonra çok yönlü bir modernleşmeye gidilmiş ve pek çok alanı etkisi altına almış bir yönelim bu. Bunun kentleşme açısından en dikkat çeken karşılığı İstanbul'a rağmen Ankara'nın başkent olması, o dönem

Sema Simav: "Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk dönemlerimfeki dönüşümün müzikteki karşılığının ne olduğuyla başlayalım. Bu söyleşiye de vesile olan kitabınızın Cumhuriyet Döneminde Müzik Modaları başlıklı bölümünde "Cumhuriyeti geliştirme ve Türkiye'yi m11asır 'medeniyet/er seviyesine ulaştırma ' yolunda kültür alumnda atılacak biiyük adımlardan birisi müziği geliştirmek olarak belirlenmiş, bu yüzden de Batı 'nm çok sesli müziğinin yaygınlaştırı/ması öngörülmüştü " tespitinde bulımuyorsunuz. Batı 'nın çok sesli miiziğini öngörmenin yaptırımları nasıl oldu ? "

dünyada meşhur olan mimarların çağırılarak Ankara'da yapılacak yeni

M u rat Meriç: "Açıkçası pek iyi

binaların yapımının onlara bırakılması

sonuçlar getirmedi bu. Batılı laşma

hatta ü l kede o döneme kadar mimarlık

alanında yapılabilecek en büyük

yapanların yalnızca kamu binalarınııı

hareketlerden birisinin müzik yoluyla

yapımından değil eğitim

olacağı öngörüldü hep. l l . Mahmut, bu

kurumlarından da uzaklaştırılmaları

hareketi Yeniçeri Ocağı'nı kaldırarak

olmuş. Modernleşme hareketinin etki

başlattı. Batılı bir ordu kurdu ve

edeceği en güçlü araçlardan biri

Mehterhane'yi "bu orduya ayak

şüphesiz müzik. Hatta en güçlü aracı

uyduramad ığı" gerekçesiyle kapattı .

1 44

KENDI ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

SEMA SiMAV


Sonra Guiseppe Donizetti'yi getirtti, ona her türlü yetkiyi verdi ve onun önderliğinde bir Bat ı l ı bando kurdu. Batılılaşma alanında müzikte yapılmış

çok sesli müziği ile harmanlaytp halka sunmak düşüncesinin ortaya çtkmasına neden oluyor. B u sunuma halk nastl tepki verdi?

ilk icraat budur. Bunu söylerken Kanuni'nin getirttiği opera

M M : Dediğim gibi, halk bununla çok

kumpanyasını ya da İstanbul'a gelerek

ilgilenmedi. Çok halka u laşan

temsiller veren başka toplulukları

çal ışmalar da olmadı açıkçası bun lar.

unutmuyonım elbette. Belki de buna,

Meşhur bir h i kaye vardır,

halk nezdinde ilk hareket demek daha

cumhuriyetin i l k y ı llarında Sivas'a

doğru olacak. Sonrası hızla geldi.

senfoni orkestrası götürülür, halka

Y üzümüzü hepten Batı'ya döndük,

dinlettirilir ve sonrasında da "nasıl

onlar gibi olmaya çalıştık, onların

buldunuz" diye sorulur. Gelen cevap

müziğin i benimsedik ve bizim

ilginçtir: "Sivas Sivas olalı böyle

geleneksel müziği m ize sırt çevirdi k.

zulüm görmed i ! " Değişik iller için

Hatta geleneksel müziğimizi araştırma

anlatılır bu h ikaye ama bence halkın

işini bile bir Batılı'ya verdik: Bela

tepkisini çok güzel dile getiriyor. O

Bartok geldi, türküleri deriedi ve gitti.

akademik bir sunumdu ve halktan

Bunun ötesinde Batılı plak fırmalarının

gelen tepki buydu. Sonrasında gençler

gelip yaptığı kayıtlar, derlemeler var.

Anadolu-pop'u yarattılar, türküleri

Bizim yok saydığımız değerler

keşfettiler ve memleket müziğinde

Batılı lar'ın i lgisini çekti o dönemde ki

bambaşka bir dönüşüm yaşandı. Batı

bu hala böyle.

müziğinin popüler olması yine türküler sayesinde geçekleşti ama çok çok

Cumhuriyet döneminde bu iş daha da

sonra. Zaten o arada yapılan hatanın

abartı ldı. Alaturka müzik radyolardan

farkına varılmış, alaturka yeniden

kaldırıldı, günün her saatinde radyodan

radyolarda kabul görmüştü . .

halka çok sesli müzikler dinletildi. Bu, halkın bu müzikten uzaklaşmasına neden oldu ve radyoların kulağı "yeni" bir şeyler bulmak amacıyla büküldü. Sonrasında Arap radyoları keşfedildi, Mısır fi lmleri geldi, bunlara özgün müzikler yazıldı ve böylelikle arabesk denen türle tanıştık. Ama bu apayrı bir h i kaye . .

SS: Çok seslifiği benimseyen ve yaygınlaştmlmasmt hedefleyen yapttrımlarm yanıstra Bela Bartok 'un Adnan Saygun ile halk müziği araştmnalart yapmast sizin tespitinize göre kendi öz kültürümüzün ürünlerini Batt 'mn

SS: ll. Dünya savaşt sonrast tüm dünyada ciddi dönüşümler yaşamyor. Türkiye'deki en önemli değişiklik çok partili döneme geçilmesi. Bu durum siyasal ideolojilerde bir çeşitliliği, uluslararası etkileşimler ve piyasa etkisinin önemli hale gelmesini de beraberinde getiriyor. Türkiye için ise 1 950 ile başlayan 1 0 ytlltk dönem çok büyük dönüşümlerin ve ciddi ça/kantıların yaşandtğı bir süreç keza 1 960 ihtilali ile sonuçlanan bu sürecin sonunda 2 7 Mayts tarihi bir süre demokratikleşme hareketinin SEMA SiMAV

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

1 45


miladi olarak kabul ediliyor. Liberalleşen bir ekonomi, luzll sanayileşme, başta inşaat olmak üzere özel sektöre verilen izinierin oluşturduğu yeni iş alanları ve tamndaki makineleşme ile beraber köyden kente göçün teşvik edilmesiyle nüfusu htzla artan şehirlere paralel olarak alt yap1 sorunu, gecekondu/aşma ve çarp1k kentleşme gibi günümüze kadar gelen pek çok sorunun ortaya çıktığı dönem. Aym dönemde Türkiye A BD ve NA TO 'nun da yanında yer aliyor. MM: Evet, yanında yer al ıyor,

Amerika'yı müttefik olarak kabul ediyor ve şarkılar arac ı lığıyla da bunu duyuruyor.

SS: "Zaten Bir Milletin İki Yüzü Plaklarda Şarktlarda A merika " başlıklı yazımz hayli ilgi çekici detaylar içeriyor. Hiç gitmediği A merika 'mn çiftlik hayatml kendince anlattiği ve çok sevilen Kovboy şarkiSI bir yana 1 954 tarihli Dostluk Şark1s1 çok dikkat çekici biraz bu şarkıdan bahseder misiniz?

yankısıdır 1 Kore'de olduk kan kardeşi

1 Sönmez bu dostluğun ateşi ll . . .ll Senin New York'un 1 Yükselir göklere

1 Senin İstanbul'un 1 Destandır d i llere ll Ankara i le Washington 1 İzmir ile San Francisco'n 1 Benzer derler birbirine 1 Doyul ıııaz güzelli klerine ll

O muhteşem beldelerin 1 Pınarların nehirleriıı 1 Ünlü şelalen N iagara 1 Haykırır gücünü dünyaya" şeklindedir sözleri . . .

SS: Kitapta yer verdiğiniz bir başka detay bugünden bakmca hayli enteresan, dönemin cumlıurbaşkam Celal Bayar 'm 1957 tarilı/i konuşmasmdan aktanlan bölüm: "Biz memleketimize Amerikalılar'm i/erleyişleri seyrini takibe çallşmaktayrz. Öyle ümit ediyoruz ki 30 sene sonra bu mübarek memleket 50 milyon nüfusu ile küçük bir Amerika olacaktir" Celal Bayar'm 30 yil sonrasma uzanan öngörüsünün yorumunu ve milletin diğer Amerika yüzünü okuyucuya b�rakarak ihtilal sonrast Türkiye 'ye dönelim. M M : Aslında dönmesek daha iyi!

Çünkü bir dönem sonra yapılan plaklar M M : Bu şarkı bir ı sınarlama şarkı

bambaşka bir hal al ıyor ve

aslında . . . B i raz da Celal İnce'nin

Amerika'nın ne "kat i l l iği" kalıyor ne

Amerika'ya olan zaafından

"kötülüğü" . . Hala da memleketteki

faydalanılmış. Amerika'da Türkçe

Amerikan imaj ı budur: Amerika

yayın yapan Türkiye'nin Sesi Radyosu

sevilmez, ondan nefret edi l ir. Dostluk

ısmarlamış bu şarkıyı. Celal İnce de

halk nezdinde tarihe karıştı, artık

yapmış. Sonra da bir propaganda

Amerika neredeyse baş düşmanımız!

malzemesi olarak Türkiye'de ücretsiz

"Bu bir dostluk şarkısıdır 1 Kardeşliğin

S.S: ihtilal sonrast Türkiye 'de müzikte bir çok ilk yaşamyor. Bu aym zamanda bir araytş dönemi sanki hayli de zengin bir dönem.

1 46

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

dağıtılmış bu plak. Enteresan bir plaktır bu, kağıt bir 78'lik. Celal İnce Amerika'ya resmen i lan-ı aşk ediyor.

SEMA SiMAV


/ 96 1 tarihli Litt/e Lucy mesela. Erol Büyükburç'u Türkiye 'nin ilk pop yıldızı, Little Lucy 'i de popüler Batı müziğinin ilk hiti olmasının yanı sıra ilk yerli beste olarak tanımlıyorsımuz. Erol Büyükburç 'li Türkiye 'nin konserleri dolup taşan ilk kült yıldızı, genç kızların sevgilisi yapan ne? Dönemin diğer isimlerinden farklı olarak ne yapıyor?

Altın Tasta Üzüm Yar. . Bora Ayanoğlu'nun bestesi Fabrika Kızı'na kadar k i A lpay plak yapınıştı bu şarkıyı, popüler şarkıların hepsi Erol Büyükburç'un. Popüler derken bestelerden söz ediyorum elbette. Yoksa, Berkant, Ertan Anapa, Ay-feri, Gönül Turgut gibi isimler "aranj ınan" söyleyerek bel l i bir popülarite sağlıyor o dönemde, plakları çok satıyor. Ama Eroy Büyükburç'un farkı, hep ilerici olması. Başta da söyledim, kendisi "cinlik" olarak tarif ediyor bunları ama

M M : Hep önde gidiyor! Diğer

Türkiye popüler müzik tarihini göz

isimlerin bir adım önünde . . . Erol

önüne aldığımzda bunların birer

Büyükburç, bugün "reklamlara ç ıkan

"devrim" olduğunu rahatl ıkla

ihtiyar adam" olarak görünse de

söyleyebiliyoruz.

memleketin en kültürlü, en zeki insanlarından biri aslında. 60'1ı yıllarda girdiği arayışlar onu bu kadar popüler yapan. Adam o dönem için "devrim" sayılabilecek şahane cinlikler yapıyor:

SS: "Batı müziğini en iyi Batılılar yapar" diyerek ifade ettiğiniz ayyuka çıkmış Batılılık hallerimiz nedir?

Bir Türkiye turnesine çıkıyor ve gittiği yerlerdeki konserlerine o yörenin

M M : Birincisi, Batılı orkestralara

türküleriyle başlıyor. izlemeye gelen

fazlasıyla yüz veriyoruz o dönemde.

insanlar "tanıdık" şeyler duyunca bir

Neredeyse bütün gece kulüplerinde

anda sarıp sarmalayı veriyorlar onu.

Batılı arkesıralar çal ışıyor. Öyle ki

Dolayısıyla bu sevgi çığ gibi büyüyor.

bizim müzisyenler i ş bulamıyor. Neyse

O kadar ki, dönemin gazetelerini

ki Müzisyenler Sendikası başkanı

karıştırırsanız, Erol Büyükburç'un

Muammer Yeşil'in girişinıleriyle Batılı

arabasının omuzlarda taşındığı

arkesıralar çal ıştıran bütün kulüplere

haberlerine rastlarsınız. Fotoğrafları da

bir de yerli arkesıra çal ı şıırma

var bunun . . . Adamm kendisi değil,

zorunluluğu getiriliyor da bu engel

arabası omuzlara alınıyor,

ortadan kalkıyor. ikincisi, onlar gibi

düşünebiliyor musunuz? Bunun

söylemeye gayret ediyoruz. Bir dönem

ötesinde, bizim ınüziğimizle i l k

bizim arkesıraların "iyi" olarak

ilgilenen i s i m o, bunu Batılı formlarda

anılmasına neden olacak yegane koşul

seslendirmeyi ilk düşünen o, ingilizce

ecnebi şarkıları söylerken orij inaline

sözlü olmasına rağmen ilk popüler

alabildiğine sadık kalmak. Yani

besteyi, az önce adını andığın ız Linle

"yorunı"dan tümüyle kaçını lıyor. Bir

Lucy'yi plak yapma cesareti gösteren

şarkı orij inaline ne kadar yakın

o . . Sadece bu kadar da değil üstelik.

söylenirse o topluluk en iyi oluyor.

Popüler i l k Türkçe plaklar da Erol

Sonradan bu da aşılıyor ama bu i k i

Büyükburç'un: Ağlarını, Kırık Kalp,

durumun getirdiği ç o k tuhaf bir hal var

SEMA SiMAV KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

1 47


memlekeııe: Biz Türkçe şarkı

Buri'nin Ruhi Su'dan feyz alarak

söylemeyi de ecnebilerden

yaptığı bir çal ı şma. Düzenlemesini

öğreniyoruz! Adamo'nun Her Yerde

Doruk Onatkuı yapıyor, Tü lay Gerınan

Kar Var plağıyla birlikte patlıyor bizde

seslendi riyor. Bir de Balkan Melodileri

pop müzik. O güne kadar el

Festivali'ne Türkiye'yi temsil etmesi

yordamıyla giden çalışmalar bunun

hali var elbette bu türk ünün. Tü lay

sonrasında ayyuka çıkıyor. Adamo bu

German, yanına Erol Büyükburç ve

şarkıyı söyledikten sonra herkes onun

Tanju Okan' ı da alarak festivale

gibi söylemeye başlıyor. İ l k dönem

gidiyor ve M i l l i Orkestra eşliğinde bu

pop plaklarına bakacak olursanız bel l i

türküyü seslendiriyor. M i l l i Orkestra

belirsiz b i r aksan vardır hepsinde. Bu

dediğim sahiden milli takım

da o sözünü ettiğiniz ayyuka ç ı km ı ş

oluşturulur gibi yapılmış bir orkestra.

Bat ı l ı l ı k haline en güzel örnek. Şunu

Bütün enstrüman çalanlar arasında en

da ekleyeyim: Batı l ı topluluklar gelip

iyileri seçil iyor ve gönderi l iyor.

bizim şarkılarımızı Türkçe söylerken

Burçak Tarlası festivalde büyük sükse

bizim topluluklar aynı şarkılara

yapınca ekibin memlekete dönüşü

İngilizce söz yazıyor! Örneğin

oldukça şaşaalı oluyor. Dolayısıyla

sonradan Türkiye'ye yerleşecek

plak çıkar ç ıkmaz çok satıyor. Sonra

Juanito'nun solistliğini yaptığı Los

da yepyeni bir yol açıyor ve m i l let

A lcarson ilk plağında Gözleri Aşka

türkülere saldırıyor. Bunun üzerine

Gülen'i söylüyor. Aynı şarkı Şevket

Altın M ikrofon yapıl ıyor, bu bir tür

Uğurluer tarafından da plak yapıl ıyor

haline geliyor ve sonradan adı da

ama Uğurluer şarkıyı İngilizce

Moğollar tarafından konu luyor:

söylüyor.

Anadolu-pop.

SS: Tü/ay German ismi ve "Burçak Tarlası " türküsüyle neredeyse 30 yılın ardından "kendi öz kültürümüzü Batı müziği ile harmanlama " düşüncesi "yerli metodileri Batı sazlarıyla yeniden yorumlama " şeklinde bir dönüşümle Pop müzikte buluyor ifadesini ve 1964'e getiriyorsunuz bizi, önemini sizden din/eye/im.

gidilmemiş. Burçak Tarlası ise Erdem

SS: 1960'/ı yılların en önemli olaylarından biri Altın Mikrofon Armağan Yarışması. Bu yarışmanlll diğer yarışmalardan farklı bir yeri var. Öncelikle yarışma Hürriyet Gazetesi tarafindan düzenleniyor. "Batı müziğinin zengin teknik ve şekillerim/en faydalamlarak yine Batı müziği aletleriyle çalmmak suretiyle Türk musikisine yeni bir yön vermek için hazırlanmıştır, " ifadesi ile gerekçelendiriliyor. Bugünkü yaklaşımlar içerisinden baktığumzda özel bir girişim olan bir gazetenin, bu tür bir misyon edinmiş olması bunu ilk bakışta bir hizmet olarak algılamama ket vuruyor. Anadolu 'ya yönelmek

1 48

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

MM: Önemli çünkü i l k kez bilerek ve isteyerek yapılan bir düzenleme bu. Daha öncesinde kimi türkü düzenlemelerine rastlıyoruz ama onlar bir arayış sonucunda tesadlifen yapılmış şeyler. Bunun için üstüne

SEMA SiMAV


moda, pop da yükselen bir değer o dönemde ve bu rant sağlamaya, kar elde etmeye çok açık bir durum. A ltın Mikrofon A rmağan Yarışması gerçekten bu misyonu üstlenen bir hizmet miydi yoksa ticari bir yaklaşım mıydı?

etkilen iyor, çok güçlü bir sesi de var. Sadece bu değil ama bir de diğer ekipler Cahit Oben Dörtlüsü, Slüetler, Mavi Işıklar vs. halkın "bitl iler" diye tarif ettiği gruplar. Hem saçlar hem tavırlardan dolayı. Çünkü Slüetler çıkıp inanı lmaz bir şov yapıyor ve bütün şovları sahnedeki çılgın

M M : Başta elbette ticari bir

hareketler. Keza Mavi Işıklar da öyle.

yaklaşımdı çünkü arkasında Hürriyet

Ama Y ı ldırım Gürses gayet ağır bir

gazetesi vardı . Reklam amaçlı bir

şekilde gibi çıkıp arkada bir orkestra

yarışmaydı bu. Ama bir taraftan hizmet

ile uslu uslu şarkısını söyleyip gidiyor.

amaçlıydı çünkü yarışma sonunda

O sırada Zeki Müren'i din leyen bir

katılan ekiplerin plakları "karı tümüyle

halk kendisine daha yakın olana oy

yarışmacıya bırakılmak suretiyle"

veriyor. Evet 26 k i ş i l i k bir orkesıra dev

piyasaya sürülüyordu. Bunun ötesinde

gibi cüsse etk i l i ama diğer yandan

yarışmac ıların Türkiye'yi dolaşma

adam çok efend i efend i geliyor. Yani o

hadisesi var k i bu da memleketin i l k

aslında fabrikatör Ahmet Bey'e

büyük çaplı turnesine tekabül ediyor.

benziyor. Bir saygı olayı da var, niye

SS: 1 965 yılında Adana, İzmir, Ankara ve İstanbul'da gerçekleştirilen ilk yarışmanın birincisi Gençliğe Veda şarkısı ile Yıldırım Gürses. Bu şarkımn özgün bir beste olması dolayısıyla şaşkınlıkla karşıtanan birinciliğine " . . . 26 kişilik orkestra ve dağ gibi etkili cüssesiyle çıktığı düşünülürse bu yadırganacak bir durımı olmaktan çıkar, " diyerek farklı bir yönden de değerlendiriyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?

dönemde meşhur olmasının da etkisi

"bitli ler" kazansın diye algılıyor tab i i o var, Y ı ldırım Gürses adı radyolardan duyulmuş, diğerlerinin hiçbiri meşhur değil. Enteresan bir şekilde yarışmanın as ı l amacı h a l k türkülerinin batı müziği formuyla seslendirmek olmasına rağmen birinci altın mi krofonun birincisi bir alaturka şarkıdır ve Y ı ldırım Gürses'in kendi bestesidir. Tümüyle i l k amacın dışında. Hürriyet farkına varıyor bu durumun ve ertesi yıl katılacak ekiplere beş ya da altı kişilik ekiplerle sınıriandırıyor ve M M : Olay halk oylaması ile

mutlak surette türkü düzenlemesi

gerçekleştiği için halk da doğal olarak

olması bekleniyor yanşmacı lardan.

kendisini en etkileyici şovu yapan insanlara oy vereceği için Y ı ldırım Gürses burada bir adım önde çünkü diğerleri dörder beşer kişilik gruplar halinde katılırken adam koca bir senfoni orkestrası i le katılıyor. Ayrıca şişman ve halk doğal olarak

SS: 1 970'li yıllar müzikte olduğu kadar başka alanlarda da algılarm hayli dönüşlüğü yıllar. Popım yükselişi kadar sonrasında yıllarca tartışılacak olan arabesk müziğin yükselişi, televizyonun SEMA SiMAV

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

1 49


yaşamlarımıza girişi, sinemanın adının Yeşilçam oluşu bu yıllara denk düşüyor. Diğer yanda politik çelıremiz değişiyor, batıdan çok dünyaya bakmaya başlıyoruz, 70 '/er biraz da yarma inancın umudım yıllar sanki. . . Bu konuda sizin değerlendirmeleriniz ne?

dolduruyor. Yani mlizikte de solculuk durum görülüyor. 70'1erdeki tek sağcı halin 74'de yapılan Kıbrıs Plakları olduğunu söyleyebiliyoruz. Herkes solcu. Bir de Metin Ersoy'un çok enteresan bir plağı vardır. " İ şçi grevde, memur grevde, PTT idaresi de grevde, ben ne yapacağını kardeşim nasıl geçecek bu hayat, hadi değiştirin şunu

M M : Kesinlikle çünkü 70'1er hem her

grevler bitsin ben istemiyonım bunu

şeyin çok iyi gittiğine hem de daha iyi

her şey berbat." Tam o dönemde İlhan

gideceğine inanılan bir dönem. Orhan

Şeşen " Kavga" diye bir plak yapıyor.

Gencebay şarkılarında da bir umut

Sağcısı solcusu oluk oluk, kardeş

vardır. Bir Teseli i Ver plağı o dönemde

kardeşi vurur mu hadi birlik olun

yapılır. Batsın Bu Dünya derken

diyen bir şarkı. Bir taraftan da bunlarla

aslında dünyanın kötü gidişine karşı

hiç alakası olmayan bir pop durumu

ç ıkar, böyle gidiyorsa batsın ve bizim

var 70'1erde. Bir tarafta sağ sol

bunu değiştirmemiz lazım der. Biz

çatışması var bir tarafta müzikte sağın

görmesek kim görecek mutlu yarınları

çok fazla neferi yok ama diğer

yeter ki birlik olalım, bir şeyler

tarafıada herkes bombili bom, hoptiri

yapalım değiştirelim biz görmesek de

lay lay !om diye eğleniyor. Tanı

önümüzdeki kuşaklar mutlaka görecek.

Yeşilçam'ın çıkışı da denk geliyor.

70'1erin ortalarında Ecevit'in

Yeşilçam filmlerinde bu şarkılar

yükselmesi zaten halkın umut

söyleniyor. Ertenı Eğil mez'in meşhur

arayışına tekabül ediyor, o s ırada

komedileri bu dönemde yapılıyor. Pop

"barış adına" yapılan Kıbrıs Harekatı,

müzik de salıiden pop oluyor, 70'1er

Türkiye'nin Eurovision'a katılması gibi

şahane yıllar pop açısından. Bugün

birçok şey var. Böyle olunca sanki

45'1ik gecelerinde insanların dans ettiği

aydınlık bir yarın hal i varmış gibi

bütün şarkılar neredeyse 75-76

düşünülüyor ki popçular bile buna

yıl ından.

takılıyor. Ali Rıza B inboğa "Yarınlar Bizim" şarkısını yapıyor. Füsun Önal hiç alakası olmamasına rağmen fak i r insanların sorunlarını anlatan şarkılar yapıyor. Tanju Okan "Ben Artık Parkta Yatıyorunı" diye şahane bir şarkı

SS: "Birden yürürlüğe girdi o yok olma duygusu " 12 Ey/ii/ 1980 ile başlayan dönem müzikte neyi yürürlüğe soktu da neyi yürür/iikten kaldırdı?

yapıyor:" Ne elektrik ne ev sahibi parkta yalıyorum kardeşim, işte

M M : Her şeyi yürürlükten kaldırdı bir

özgürlük bu" gibi şarkılar yapıyor.

kere. Çünkü 12 Eylül mlizisyenlere

Barış Manço "beni sağcı sanıyorlar

çok acı çektirdi. İyi müzik yapanların

ama ben aslında solcuyum" diyip sol

hepsi ya yurt dışına gitti ya hapse

yumuruğu havada şarkılar söylüyor

girdi. Az önce bahsettiğim pop

çünkü trend o. Malısuni Şerif üç gün

durumunu yaratan insan Şanar

list liste kapalı spor salonunu

Yurdatapan'dır, Atilla Özdemiroğlu ile

ı so

KENDI ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

SEMA SiMAV


birl i kte sahibi oldukları ŞAT Yapımla.

80'lerin ortasında tekrar patladı.

SS: Ve 90'/ı yıllar, tüm kavramların birbirine girdiği, neyin doğru neyin yanlış olduğunun ayırt edilemediği, anlık çözümlerle sorunlara yak/aşı/an, toplumsal olmanın demode olduğu, her alanda hem tüketicinin hem de talebin iiretildiği, oturma odalarının televizyonu göre yerleştirildiği, düşündüğü gibi yaşanılan değil yaşandığı gibi düşünülen bir dönem sizi deyişiniz/e "Bir keşmekeşin öyküsü, " Müzikteki keşmekeş ne?

SS: 80 '/erde bir de arabeskin yükselişi var . . .

türler çok ayrıyd ı . 90'ların başalaması

M M : Aslı nda arabesk 70'1er de

Sevda gibi şarkılar vardı arabeske

yükselişini tamamladı. 80'lerde itibar

alternatif olarak yapılmış Sen Ağlama

Nerdeyse tüm şarkılar bu şirketten çıkmıştır. O yurt dışına ç ıkınca bir kere pop durumu bitti dolayısıyla politik pop durumu bitti. Cem Karaca, Selda Bağcan, Timur Selçuk gibi birçok isim ya tutuklandı ya yurt dışına ç ı ktı. 1 2 Eylül sonrasına bakarsak pop müzik dediğimiz şeyler TRT'nin sunduğu şeyler. Atilla Atasoy, Neco, Coşkun Demir gibi isimler. Bunlara karşı deği lim ama pop müzik çok büyük bir durağanlık dönemine girdi neredeyse emekleyerek yoluna devam etti ve

M M : Türler birbirine karıştı. Eskiden

ile her şey birbirine girdi. Firuze,

kazandı. Çünkü o güne kadar devlet

ve hemen arkasmdan Yemin Ettim

televizyonunda asla yayınlanmayan,

şark ısı ile arabesk popun içine girdi ve

kötlilenen bir müzikten Turgut Özal'la

!ega i leşti. Şimdi bir tür ayrımından

birlikte devlet nezdinde kabul gördü.

bahsetmek mümkün değil. Arabeskçi

Resmi olarak devleti m müziği olduğu

dediklerimiz pop müzik yapıyor popçu

bile söylenebilir çünkü Turgut Özal

olanlar bir bakıyorsunuz arabesk

arabesk seviyordu. 29 Ekim 23 Nisan

yapıyor. Türkiye'nin i l k stadyum pop

gibi resepsiyonlara arabeskçileri

konserini veren Emrah'tır mesela k i

çağırmaya başlad ı . İbrahim Tatlıses

ç o k enteresandır. Keşmekeş dediğim o .

Özal karşısında konser verdi ve onun sayesinde televizyona çıktı. SO' ler sonrasında poptın yükselişini de Özal iktidarına bağlamak mümkün. Çünkü bir çok elektronik ürün Türkiye'ye girmeye başladı. 80 öncesinde insanların ulaşamadığı birçok şey ulaşılabilir hale geldi ithalatla. insanlar bir çeşit refah hal i yaşad ı . Ama bu bir refah mıydı yoksa bir göz boyama mıydı tartışı i ır ki bence göz boyamaydı.

S.S: 1 950'/iler de başlayan köyden kente göç ilerleyen dönemde hızla yayıldı. Kentlerin kıyısmda kendine yer edinmeye çalışan bir kesim kente rağmen kendini varetmek durumunda, ne köyiii olabiliyor ne kentli, ama köy çok geride kent de olanca cazibesiyle karşısında ve kentli olmaktan yana çabası. Kente karşı kendini sürekli kabul elfirmek durumunda. A rabesk de bu kesimin müziği olarak çıkıyor karşımıza ilk olarak. SEMA SiMAV

KENDi ARKiTERA'N/ KENDiN YARAT - 2006

151


Başlangıçta "barınak/ar" olarak tanımlanan gecekonduların sağlıksız ve denetimsiz konutlar olarak tüm kente yayı/ışı gibi ki bugün gerek köylerde gerekse kentlerdeki konutların biiyük kısmı aparlman daireleri böyle. Tam da bu noktada Ali Akay'ın arabeski kültür ve alt kültür arasında bir katianma modeli olduğu tanımlaması geliyor aklıma. Bu durum miizikte nasıl ifade ediyor kendini? M M : Ne köylü ne kentli olan insanlar

ne doğulu ne batı l ı bir müzik icra ediyorlar. Ve bu halk nezdinde çok büyük i lgi görüyor. Bugün arabes k

yararına kullanılmamasma dayandırılmakta, doğayı da insanı da tüketim nesnesi olarak gören kalkınma anlayışı ve bu anlayış içerisinden biçimlenen yaşam alanları insanın kendisine de doğaya da yabancılaşmasını beraberinde getiriyor. Nüfusun biiyük çoğunluğu kentlerde yaşıyor ve bu gelişmeler sonucunda kentler insana yabancılaşan mekanlar haline geldi. Bugünün pop müziği kendine çevresine giderek yaşadığı topluma yabancılaşan bir kitlenin müziği olabilir mi? Ya da bir başka deyişle yabancılaşmanın müzikteki karşılığı pop müzik olabilir mi?

arabesk olmaktan çıktı. Özcan Deniz Nazan Öncel şarkısı söylüyor, Emrah

M M : " Yabancı laşma" kavramını

popçu olarak biliniyor bir sürü insan

sorudaki gibi algı larsak, evet. O

tarafından. Müslüm Gürses rock

zaman, "pop, yabancı laşmanın

albümü yapıyor. İbrahim Tatlıses artık

müzikteki karşıl ığıdır" cümlesini

halk nezdinde kendini kabul ettird i .

rahatl ıkla kurabiliriz. Kentte

Eskiden tukaka iken herkes İbrahim

algıladığımız ya da algılamadığımız ne

Tatlıses'in dünyanın en iyi

varsa popta da o var. Tüketim kültürü

yorumcularından biri olduğu

bu müziği ele geçirmiş durumda. Pop

konusunda hem fikir artık, öyle

tüketime yönelik bir müzik

sanılıyor ya da belki de öyle sahiden.

olduğundan, doğrusu da bu esasen . . .

Böyle bir kabul etme hali var artık

Bir tarafta insanların yabancılaşmasına

herkes arabesk söylüyor.

hizmet ediyor, diğer taraftan

SS: Düşünüş olarak biz sizi aşağıladık hor gördük ama aslında size dön ii k bir yiiziimiiz de var derken bir çeşit vicdan muhasebesi durumu da var galiba?

dil lendiriyor. Bunun için popa iki

yabancılaşma sonucu doğan durumları yönden de bakmak gerek. "Götürmeyi n beni kente, köyümde mutluyum ben" dizesi de bir pop şarkısından, "ne alemde çıkıp bir dolaşalım İstanbul gecelerini" dizesi M M : Çok büyük olasılıkla.

de . . . Arada y ı llar var belki ama her an

SS: Kent ve çevre sorunlarınlll kökeni, hızlı ve çarpık sanayileşme, sürekli kar olgusuna, teknolojinin insan ve doğa

l iteratüründe. Bunun için pop bu kadar

böyle şarkıtarla karşıtaşabi l iyoruz pop önemli ve mutlak surette sosyoloj i k olarak değerlendirilmesi, değişimler dahilinde düşünülerek tarihe

SEMA SiMAV 1 52

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006


oturtulması ve belki de onun üzerinden farklı bir tarih yazılması gerek.

asla şehri göz ardı etmeden yazıyor şarkılarını bütün şarkılarında bir şehir algısı vardır keza Bul utsuzluk Özlemi'nin

SS: "Bu şehir arkandan gelecektir" başitk/ı yazınııda "pop, şehirli bir müzik olmasına rağmen şehre hep uzaktan bakmış. Şehir özne olmuş kimi zaman ama olaylar genellikle mekandan bağımsız gelişmiş. " diyerek içinde şehir geçen şarkılara geçiyorsun uz. Nedir bu şehre uzaktan bakan şehir müziğinin nedeni?

Nejat Yavaşoğulları'nın şarkılarında mutlaka bir şehir durumu vardır. Bu hem şehirde yetişmiş olmaları ndan kaynaklı hem de Ortaçgil kimya mühendisidir, Nejat Yavaşoğulları nıimardır. Bunun getirdiği bir şey. Mutlaka ve mutlaka şehrin içerisindedir Ortaçgi l, aşkı anlatırken" . . . belki de Köhne'de aynı köşeye oturmuşuzdur" der ya da " . . . sabah 7:30 vapuruna sen koşa koşa yelişirken ben yürüdüğümden kaçırmışınıdır" gibi durumlar var. Ortaçgil'i çok ayrı bir yere

M M : Şehre uzaktan bakma hali

koymak gerekiyor, bu yönüyle kenti

olaylara mekandan bağımsız anlatılına

yazan doğrudan kenti yazan tek adam

haline tekabül ediyor kitapta. Olaylar

Ortaçgil'dir. Onun Bozburun algısı bile

nerede başlayıp nerede bitliğine dair

oranın şehirden daha sessiz olması

bir şey yok. Bir aşk h i kayesi barda

üzerine kuruludur. Mesela "Deniz

başlar parkta devanı eder vs. Şarkıların

Kokusu" şarkısında da "Yarım gün uzakta

çoğunda onun bir şehirde geçtiğini

Ankara/sokaklarında uslu kentiiyi

h issediyor olmana rağmen bunun bir

oynamak için" gibi dizeler var. Bu

şehir olduğu sonucuna varam ıyorsun.

anlamda Ortaçgil'i şehir şarkıları yazarı

Oradaki kastım olayların mekanlardan

olarak görmek ve değerlendirmek

bağınısızlaşması. Şehri ön plana

gerekiyor galiba. Kent ozanı tanımını hak

çıkartan şarkılar da var, bunlar şehir

eden Bülent Ortaçgil, bir de şimdi

şarkısı olmakla birlikte şehir şark ısı

düşününce akla gelen Nazan Öncel.

değiller yani şehri anlatan şarkılar deği ller. Şehirden bağımsız durum ları

azan Öncel şarkılarında çok ciddi bir şehir vurgusu var. B u i k isini çok

anlatan şarkılar bunlar. Doğrudan şehri

önemsiyorum bu anlamda. Ki Sezen

anlatan şarkı çok az, şehrin

Aksu'yu da buraya koymak gerek.

keşnıekeşini, şehrin hallerini anlatan

Şinanay şarkısı mesela. Melih Cevdet

şarkı çok azdır.

Anday'ın o kadar şi iri arasından bunu seçmesi bile çok nıühinı. M FÖ çok şehirli

SS: Daha çok dekor gibi mi?

bir topluluk olmasına rağmen çok ciddi bir şehir durumu yoktur. M FÖ şarkılarına

MM: Evet dekor ama olması gereken

bakarsan çok şehir adı var, Bodrum,

bir dekor değil hani o dekor başka bir

İstanbul, New York, Paris ama şehirli

yerde olabilir dünyanın herhangi bir

değildir bu şarkılar. Mesela "bu sabah

yerinde olabilecek bir şey, bu anlamda

yağmur var istanbul'da" bir İstanbul

şehir algısı çok gelişmiş değil şehirli

şarkısı değildir aslında. Şehrin içinde

şarkılarımızda. Ama kimi şarkıcı larda

olmuş ama hep uzaktan bakmışlardır.

şehir ön planda mesela Bülent Ortaçgi l

SEMA SiMAV KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

1 53


SS: İçinde şehir geçen şarkılarmdan kendi dönemi içinde dikkate değer olanlarmdan örnekler verebilir misiniz?

Kent Yaşamı şarkısı çok önemlidir. Bir coverdır, şehrin gürültüsünün üzerine gelmesinden bahseder aynı dönemde Bulutsuzluk Özlemi'nin " Lagara Lugara" şarkısı vardır.

M M : Az önce de bir dizesini

alıntı ladım, Sel ma Devrim'in "Toprağın Kızı" şarkısı bence çok

SS: Şehir başa çıkı/amayan bir şey mi?

önemlidir. 1 976 yıl ında Reyman Eray tarafından bestelenmiştir bu şarkı ve

M M : Evet başa çıktiamayan bir şeye

"Götürıneyin beni kente 1 Değişernem

dönüşmüştür ve şarkılar bunun üzerine

buyum ben 1 Götürmeyi n beni kente 1

yazı lmıştır.

Köyümde mutluyum ben 1 Kentte herkes alay eder 1 Taşra lı kız der bana 1

SS: 90 'larda nasıl?

Köyü m yaban olsa bile 1 Toprağını yeter bana . . . " gibi sözleri vardır.

M M : Aynı durum devam ediyor. Bir

Bunun yakııı tarihlerdeki benzerini

taraftan şehirden bıknıışlık hadi köye

arabeskle Ferdi Tayfur yapmıştır:

dönelim ya da taşraya kaşal ım ki

" Hadi gel köyümüze geri dönelim . . "

bunun son dönem örneği Panıela'nın

Ama arabeski ayrı değerlendirmek

" İstanbul'dan Gitmek Lazım" şarkısı,

lazım elbette. Şenay'ın '80'lerin başıııa

" İstanbul'dan gitmek lazını 1 Özümüze

tekabül eden "Kent Yaşamı", kentin

dönmek lazım 1 Mardin görmek lazım

keşmekeşi n i anlatan güzel bir şarkıdır.

1 Tayland görmek lazım 1 Başka şeyler

" Kent yaşamı acı bir çığlıktır 1 i lkin

yapmak lazım" artık şehrin üstümüze

sizi saran bir şaşkınlı ktır 1 Sonra gelir

gelmesi halinden kurtulmak lazım k i

yavaş yavaş kızgınlık 1 Sonra

b i r önce d e " i stanbul seni mahvetmiş 1

çöreklenir bıkkınlık . . . " 1 960'Jarda pop

Eski bir banda hapsetmiş" diyordu.

Türkçe söylenmeye başladığında İ stanbul merkezli de olduğundan illa ki

Geçmişe özlem hal i her yerde var.

İstanbul'a bir gönderme yapılır

Nostalji denilen şey her yanım ıza

plakJarda. " İ stanbul'un kızları B i lsen

yayıldı, eski film iere gıpta i le

Ne Şeker" mesela.

bakıyoruz eski şarkıları dini iyoruz her yerde arkasından çocukluğumuza

60'1arda i stanbul algısı var şarkılarda,

dönme hali , onu hayırla anma hal i , on

70'1i yıllarda göçün ortaya çıkmasıyla

beş yaşındaki insanlar bile "ah o eski

birlikte bir köye dönüp bakma hal i var

bayramlar " lafını söylüyorlarsa bunda

ama popçuların şarkılarında. 80'lerin

sahiden tuhaf bir durum var. "Eskiden"

başından itibaren de bir şehir

diyor "dedemizin elini öperdik bize

karmaşa ı hal i var. Şehrin

mendil, para verirdi", e şimdi de öp

keşmekeşinin üstüne üstüne gelme hal i

şimdi de versin, o gelenek devanı

var şarkı larda. O dönem şarkılarda bu

ediyor. Bunu yürütecek olan sensin. O

şehir durumu çok barizdir. Hemen

kadar kaptırmış ki kendini o nostalji

arkasından bir rock patlaması var

hali n i n güzel liğine "ah eski bayramlar"

80'1erin ikinci yarısında. Ama Şeııay'ııı

deyip çıkıyor. 20 yaşında manken

1 54

KENDi ARKiTERA'NI KENDiN YARAT - 2006

SEMA SiMAV


kızlar çıkıyor "bizim zaman ımızda

düşünüldü taşınıldığı çok belliydi,

bayramlar çok değişikti" d iyor, bunu

Muazzez Ersoy çok akıllı bir kadın,

sen söyleyemezsin, Sezen Aksu bunu

çok kötü bir yorumcu, düzenlemeler

söylese tamam. Böyle yakınmaktansa

korkunç ama buna rağmen sattı çünkü

gidip dedenin elini öpersen o mendili

insanların duymak istediği şarkıları

alırsın ama o mendili almak yerine

söyledi.

bayram gecesi n i barlarda geçirnıeyi terc ih eden ekipler bu cümleyi kuruyorlar.

SS: O halde gelelim eski 45 'lik meselesine. Sizin de öncüleri arasında bulunduğunuz eski 45 '/ik aktmından balısedelim son olarak. Bugün hemen her albümde eski bir şarkt var. Bu konuda birçok albüm yaptltyor barlarda haftanın en az bir günü eski 45 '/ik geceleri düzenleniyor. Hemen her radyonun 45 '/iklere ayrılmtş bir programı var. "Nostalji yapmak " diye bir deyim yerleşti neredeyse dilimize. Bu akmı neden bu kadar sevi/di sizce?

SS: Eski 45 'lik akmu da bu insaniann istedikleri içerisinden çıkan bir akım 1111 oldu? M M : Kesinlikle. Çünkü onlar bizi

çocukluğumuza döndüren şeyler. Ben ilk geceyi anlatayım, 3 1 Ocak 1 999 gecesiydi. Daha önce radyoda Eski 45'1ik programı yapıyorduk. Radyo kapandı sonra. Çevrimizdeki eş dost "aa niye yapmıyorsunuz artık" diye soruyordu "çünkü radyo yok" diyorduk biz. "E ama bizi niye mahrum bırakıyorsunuz hadi dinieyeJim bu şarkıları" denildi. O dönem daha CD yazıcılar yeni gelmiş, biz oturduk o programda en çok söylenen şarkıları bir CD' de topladık, yirmi ya da otuz

M M : Eski45'1ik meselesi de buna

tane çoğalttık bu CD'Ierden ve

tekabul ediyor. Bunun tuhaf nedenleri

dağıttık, başka insanlar da istedi ya da

var, art ı k şarkı üretilemiyor. Herkes

toplanıp bir yerlerde dinleyel im

kendi şarkısını söylüyor albümünde,

dediler, evlerde müzik dinleme

kendi şarkını yap kendi albümüne al

seansları oluşmaya başlamış biz de o

sonra çek i l . Bunu ilk yapan Gökben'dir

dönemin en meşhur barlarından biriyle

1 978'de. 80'1erde Beş Yıl Önce On Y ı l

bir parti yapmak için konuştuk. Bize

Sonra diye tuhaf bir grup çıktı v e eski

en ölü saati verdiler Pazar günü beşten

şarkıları arka arkaya potbori halinde

sekize kadar buyurun istediğinizi

söylediler ve çok tutuldular. Çünkü

yapın. Biz kendi halimize sakin sakin

çok kısır bir ortamdı. 88'de N i lüfer

dinleriz diye düşünürken tıklım tıklım

"Geceler" şarkısını yayın ladığı

doldu orası, dahası insanlar şarkılara

albümünün geri kalanını eski şarkılada

eşlik etmeye ve dans etmeye

doldurdu. O da çok tuttu. Onun

başladılar. Bu benim algı layamadığım

arkasından herkeste eski şarkıları

bir dunımdu çünkü "Delisin" çalıyer

meyil hali başladı. Derken 1 995'te

ve "Delisin"i ben b i liyorum, benim

M uazzez Ersoy bambaşka bir kanaldan

çevremdeki insanlar bil iyor ama

girdi ve Yeşilçam şarkıları söyledi. O

oradaki genç kızın bilmemesi

çok iyi bir çalışmaydı, üzerinde

gerekiyor. Sonradan öğrendik ki

SEMA SiMAV KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

1 55


Hababam Sınıfı gibi filmlerden öğreniyorlar bunları. Çok eğleııiyorlar ve eğleııdikleri için dans ediyorlar. Sonra bunu devam ettireJ im dedik ve Ankara'da başladı bu iş.

S.S: Bu müziğin dinleyicisi yirmi/i yaşlardaki insanlar mı? M.M: Evet öyle onlar ve onlara yönelik bir durum var. Artık ben de açıkçası ilk olarak yeni çıkan albüınlerde cover var ını? diye bakıyorum ve önce onu dinl iyorum.

S.S: Biraz da geleceğimizi göremiyoruz da kendimizi geçmişle ayakta tutuyoruz gibi bir şey var mı? Çiinkii bu durımı sadece miizikte değil edebiyafta da var, tarihi nitelikli yayınlara ilgi de bu dönemde başlıyor. M.M: Her şey çok hızlı geliştiği için gelecek konusunda bir beklentimiz yok, ne olacağını bilemiyoruz ve korkuyoruz, korktuğumuz için de geçmişe sahip çıkıyoruz, ona sarıl ıyoruz gibi bir durum olabilir.

SEMA SiMAV 1 56

KENDi ARKiTERA:NI KENDiN YARAT - 2006


Yıldız Uçak Adana'da doğdu ve ilk öğretimini burada tamamladı. liseyi ailesinin işleri nedeniyle Bağdat'ta uluslararası bir okulda okudu. Annesiyle birlikte Türkiye'de moda tasarımı üzerine çalışmalarda bulundu. Halen hem Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Mimarlık Bölümü son sınıfa hem de özel tasarım çalışmalarına devam etmektedir.

KENDi ARKiTERANI KENDiN YARAT - 2006

1 57


HABER

1 İmparator'u n Sığınağı Artık

� ------�

Yasak Olmayacak Amerikalı koruma uzmanı John

Plan lar, çalışınaların 2020'de

Stubbs, zari f kal igrafi çizgileri

imparatorluk yerleşiminin 600.

hakkediimiş toz! u pano duvarın

yıldönümü kutlamalarına yetiştirilmesi

önünde durduğunda el lanıbası n ı

üzerine.

yaknıış Yasak Şehir'in içindeki b i r karanl ı k nıerdiven boşluğunda ağır

Bu yenileme 2008 Olimpiyatları

ağır yukarı çıkıyordu.

öncesinde Pekin'in seçkin koruma çalışınalarının bir parçası. Ağırlıklı

Rutubetli, küf kokan havanın ortasında

olarak ziyaret edilen Yasak Şehir ve

öylece dururken, "Bunu düne kadar,

Cennet Tapınağı, çevresindeki komşu

veya iki gün öncesine kadar

bir kaç eski konut yerleşimi yeni

görmemiştim bile!" diye bağırdı

yapı !aşmaya yer açmak amacıyla

Stubbs, neredeyse nıutlulukla.

yıkıl ırken, mi lyon dolarlık projelerle

Kaligrafi, tahttan çekildikten sonra

restore ed il iyor. Bu komşu

yaşamak üzere Yasak Şehir içinde özel

yerleşimlerden biri olan Qianmen'in

bir şehir inşa ettiren 1 8 inci yüzyıl

Yasak Şehir'den uzaklığı bir

Qing Hanedanı imparatoru Qianlong

kilometreden daha az.

tarafından yazılmış bir ş iirdi. Geçen hafta bir kaç gün için Stubbs ve

Yasak Şehir'in gri duvarları arasında

World Monunıents Fund ( Dünya

yürütülen işlerin kapsamı,

Anıtlar Vak fı)'dan nıeslekdaşları

imparatorluk yerleşiminin resmi adı

yasaklı Qianlong Bahçe bölümünde

olan Saray Müzesi'nin müdür

hızlı bir araştırma yapmışlar ve bu

yard ımcısı Jin Hongkui'nin ofisinde

tecrübenin kendilerini biraz sarhoş

sergilennıekte.

ettiğini itiraf etmişlerd i . Kar anıacı gütnıeyen, New York'ta kurulmuş özel

Jin Hongkui, geçen Cuma, Hall of

bir koruma grubu olan vakıf, 20 1 6'ya

Supreme Harmony de dahil olmak

kadar tamamlanacak bir proje olan

üzere, bu gün inşaat iskeleleri i le

Qianlong bölümünün rönovasyonunun

çevrili olan kompleksin farklı

yönetimine henüz gelmiş.

rönovasyon aşamalarını kırmızı bir ışık

Grubun başkan yardımcısı Henry Tzu

kalemi kul lanarak vurgulamıştı.

Ng Çarşamba günü yapılan gayri resmi

Mr. J in, 2002'de samimiyetle

bir tur esnasında "bizim için onu

başlatılmış rönovasyon programının

böyle, restore edilmiş olacağı 1 O yıl

hedefinin büyük binaları 2008

sonrasından önce görnıek müthişti,"

Olimpiyatları'ndan önce, kalanların

dedi.