Issuu on Google+


LOKMAN HEKİM SİNCAN HASTANESİ TIBBi BiRiMLER TANI VE TEDAVi ÜNiTELERi

Andiçen Mah. Polatlı 2 Cad. İdil Sok. No: 44 Sincan/Ankara T: 444 9911 / 589 70 00 F: (0312) 276 08 18

Başlarken

İrfan Güvendi | Genel Müdür | Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

15 Mayıs 2002’de Lokman Hekim Etlik Hastanesi’ni açarak hastanecilik alanında ilk adımı atmıştık. O gün cesaret ile bu adımı atan kadroya şükranlarımızı sunuyor ve hastanecilikteki 10. yılını doldurmanın haklı gururunu yaşıyoruz. 10 yıl gibi uzun bir süre bu sektörde ayakta kalmak bile çok zorken, bizler koşar adımla bu yolda ilerliyoruz. 10 yılı aşan bu süreçteki katkılarından dolayı yönetim kurulu üyelerimize, ortaklarımıza, tüm çalışma arkadaşlarımıza ve bizleri teveccühleriyle onurlandıran halkımıza sonsuz teşekkür ediyorum. 1996 yılında Engürüsağ A.Ş.’nin kurulmasıyla sağlık hizmetleri sektörüne ilk adımını atan Lokman Hekim Hastaneleri, aradan geçen yıllarda pek çok insana şifa kapısı oldu. 2002 yılının 15 Mayıs’ında Etlik Hastanemizi, 2008’de Sincan Hastanemizi açtık ve bunlara bir yenisini 2011

yılında Van’da ekledik. Lokman Hekim Hastanelerinin sahibi olan Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş.’yi 2011 yılının başlarında halka arz ederek borsada yer almasını sağladık. Kurulduğumuz günden bu yana çağdaş bir yönetim sistemi, tıbbi uygulamaları ve teknolojisi ile örnek gösterilen, toplumun beklentileri ile hastalarımızın tüm sağlık gereksinimlerini karşılayan ve özellikleri ile tercih edilen saygın bir sağlık kuruluşu olmanın gururunu yaşıyoruz. Nitelikli kadromuz ile teşhis, tedavi, bakım ve koruyucu sağlık hizmetlerini kapsayan uygulamalarımızı etik değerlere bağlı, hasta haklarına saygılı, din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin kaliteli ve ekonomik olarak sunmaya özen gösterdik. 10 yıllık bir tecrübeye sahip olan Lokman Hekim ailesi, sağlık hizmeti sunumundaki kalitesinden taviz vermeden yürüdüğü bu yolda, halkın gereksinimlerini de göz önüne alarak yeni bölümlerle hizmet zincirini gün be gün arttırdı. “Sigara Bırakma Merkezi”, “Güzellik Merkezi” ve “Plastik Cerrahi” gibi bölümlerle hizmet yelpazesini genişletirken bir yandan da sosyal sorumluluk projelerine ağırlık verdik. Bugün itibariyle 1000’e yakın personel ve 3 büyük hastane ile hizmet veren Lokman Hekim Hastaneleri, 10 yıllık süre içeri-

sinde yüz binlerce kişiye “şifa” dağıttı. Gerçekleştirdiği binlerce doğum ile “Bebek Dostu Hastane” unvanının hakkını veren Lokman Hekim Hastaneleri, başarılı kalp ve damar ameliyatları ile de halkın takdirini ve güvenini kazandı. Beyin sinir cerrahisinden göz hastalıklarına, ortopediden dermatolojiye, kadın hastalıklarından çocuk hastalıklarına, Şzik tedaviden plastik cerrahiye kadar geniş bir yelpazede hizmet veren Lokman Hekim Hastaneleri, “hastane denilince akla gelen ilk kuruluş” olmak hedefine giden yolda kısa sürede büyük mesafe kat etti. Türkiye’nin en önemli sağlık grupları arasında yer alan Lokman Hekim Hastaneleri, halktan aldığı desteği yine halkımızla paylaşıyor. Hizmet verdiği bölgelerde çok önemli görevleri yerine getiren Sincan, Etlik ve Van hastaneleri, Ankara merkezli bir şirket olarak başladığı sağlık hizmeti sunumunda bugün ulusal ölçekte bir firma haline geldi. Artık “Lokman Hekim” markası sadece Ankara’da değil, Türkiye’nin pek çok yerinde bilinir oldu. Bu vesile ile emeğe geçen herkese bir kez daha sonsuz teşekkür ediyor nice 10 yıllar diliyorum. Sağlıcakla kalın…

AĞustos 2012

Lokman Hekim Hastaneleri, son yıllarda sürekli yükselen başarı grafiğine hız kesmeden devam ediyor. Engürüsağ A.Ş. bünyesinde hizmet veren hastanelerimiz, bulunduğu bölgelerde önemli bir görev üstleniyor ve sağlık hizmeti sunumundaki boşluğu dolduruyor. Sağlık sektöründe kritik bir misyona sahip olan “özel hastaneler” arasında yer alan ve kalite standardını her geçen gün artıran kurumumuz hastanecilikteki 10. yılını da tamamladı.

3

2

AĞustos 2012

ACİL SERVİS AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI ANESTEZİ REANİMASYON BESLENME VE DİYET BEYİN OMURİLİK VE SİNİR CERRAHİSİ ÇOCUK NÖROLOJİSİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI İÇ HASTALIKLARI DERMATOLOJİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON GASTROENTEROLOJİ GENEL CERRAHİ GÖĞÜS HASTALIKLARI GÖĞÜS CERRAHİSİ GÖZ HASTALIKLARI KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM KALP VE DAMAR CERRAHİSİ KARDİYOLOJİ KULAK BURUN BOĞAZ NEFROLOJİ NÖROLOJİ ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ PLASTİK CERRAHİ ÜROLOJİ


LOKMAN HEKİM SİNCAN HASTANESİ TIBBi BiRiMLER TANI VE TEDAVi ÜNiTELERi

Andiçen Mah. Polatlı 2 Cad. İdil Sok. No: 44 Sincan/Ankara T: 444 9911 / 589 70 00 F: (0312) 276 08 18

Başlarken

İrfan Güvendi | Genel Müdür | Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

15 Mayıs 2002’de Lokman Hekim Etlik Hastanesi’ni açarak hastanecilik alanında ilk adımı atmıştık. O gün cesaret ile bu adımı atan kadroya şükranlarımızı sunuyor ve hastanecilikteki 10. yılını doldurmanın haklı gururunu yaşıyoruz. 10 yıl gibi uzun bir süre bu sektörde ayakta kalmak bile çok zorken, bizler koşar adımla bu yolda ilerliyoruz. 10 yılı aşan bu süreçteki katkılarından dolayı yönetim kurulu üyelerimize, ortaklarımıza, tüm çalışma arkadaşlarımıza ve bizleri teveccühleriyle onurlandıran halkımıza sonsuz teşekkür ediyorum. 1996 yılında Engürüsağ A.Ş.’nin kurulmasıyla sağlık hizmetleri sektörüne ilk adımını atan Lokman Hekim Hastaneleri, aradan geçen yıllarda pek çok insana şifa kapısı oldu. 2002 yılının 15 Mayıs’ında Etlik Hastanemizi, 2008’de Sincan Hastanemizi açtık ve bunlara bir yenisini 2011

yılında Van’da ekledik. Lokman Hekim Hastanelerinin sahibi olan Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş.’yi 2011 yılının başlarında halka arz ederek borsada yer almasını sağladık. Kurulduğumuz günden bu yana çağdaş bir yönetim sistemi, tıbbi uygulamaları ve teknolojisi ile örnek gösterilen, toplumun beklentileri ile hastalarımızın tüm sağlık gereksinimlerini karşılayan ve özellikleri ile tercih edilen saygın bir sağlık kuruluşu olmanın gururunu yaşıyoruz. Nitelikli kadromuz ile teşhis, tedavi, bakım ve koruyucu sağlık hizmetlerini kapsayan uygulamalarımızı etik değerlere bağlı, hasta haklarına saygılı, din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin kaliteli ve ekonomik olarak sunmaya özen gösterdik. 10 yıllık bir tecrübeye sahip olan Lokman Hekim ailesi, sağlık hizmeti sunumundaki kalitesinden taviz vermeden yürüdüğü bu yolda, halkın gereksinimlerini de göz önüne alarak yeni bölümlerle hizmet zincirini gün be gün arttırdı. “Sigara Bırakma Merkezi”, “Güzellik Merkezi” ve “Plastik Cerrahi” gibi bölümlerle hizmet yelpazesini genişletirken bir yandan da sosyal sorumluluk projelerine ağırlık verdik. Bugün itibariyle 1000’e yakın personel ve 3 büyük hastane ile hizmet veren Lokman Hekim Hastaneleri, 10 yıllık süre içeri-

sinde yüz binlerce kişiye “şifa” dağıttı. Gerçekleştirdiği binlerce doğum ile “Bebek Dostu Hastane” unvanının hakkını veren Lokman Hekim Hastaneleri, başarılı kalp ve damar ameliyatları ile de halkın takdirini ve güvenini kazandı. Beyin sinir cerrahisinden göz hastalıklarına, ortopediden dermatolojiye, kadın hastalıklarından çocuk hastalıklarına, Şzik tedaviden plastik cerrahiye kadar geniş bir yelpazede hizmet veren Lokman Hekim Hastaneleri, “hastane denilince akla gelen ilk kuruluş” olmak hedefine giden yolda kısa sürede büyük mesafe kat etti. Türkiye’nin en önemli sağlık grupları arasında yer alan Lokman Hekim Hastaneleri, halktan aldığı desteği yine halkımızla paylaşıyor. Hizmet verdiği bölgelerde çok önemli görevleri yerine getiren Sincan, Etlik ve Van hastaneleri, Ankara merkezli bir şirket olarak başladığı sağlık hizmeti sunumunda bugün ulusal ölçekte bir firma haline geldi. Artık “Lokman Hekim” markası sadece Ankara’da değil, Türkiye’nin pek çok yerinde bilinir oldu. Bu vesile ile emeğe geçen herkese bir kez daha sonsuz teşekkür ediyor nice 10 yıllar diliyorum. Sağlıcakla kalın…

AĞustos 2012

Lokman Hekim Hastaneleri, son yıllarda sürekli yükselen başarı grafiğine hız kesmeden devam ediyor. Engürüsağ A.Ş. bünyesinde hizmet veren hastanelerimiz, bulunduğu bölgelerde önemli bir görev üstleniyor ve sağlık hizmeti sunumundaki boşluğu dolduruyor. Sağlık sektöründe kritik bir misyona sahip olan “özel hastaneler” arasında yer alan ve kalite standardını her geçen gün artıran kurumumuz hastanecilikteki 10. yılını da tamamladı.

3

2

AĞustos 2012

ACİL SERVİS AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI ANESTEZİ REANİMASYON BESLENME VE DİYET BEYİN OMURİLİK VE SİNİR CERRAHİSİ ÇOCUK NÖROLOJİSİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI İÇ HASTALIKLARI DERMATOLOJİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON GASTROENTEROLOJİ GENEL CERRAHİ GÖĞÜS HASTALIKLARI GÖĞÜS CERRAHİSİ GÖZ HASTALIKLARI KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM KALP VE DAMAR CERRAHİSİ KARDİYOLOJİ KULAK BURUN BOĞAZ NEFROLOJİ NÖROLOJİ ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ PLASTİK CERRAHİ ÜROLOJİ


4

Gn. Dr. Tevfik Sağlam Cad. No:119 Etlik/Ankara T: 444 9 911 / 589 70 00 F: (0312) 326 49 09

Merhaba, Lokman Hekim Hastaneleri’nin yayın organı olan Antibiyotik Dergimizde, kurumun yaşadığı değişim ve gelişime kayıtsız kalmayarak bu sayıdan geçerli olmak üzere bir takım değişikliğe gittik. Modern çizgilerin hakim olduğu, dinamik, görselliğin ön plana çıktığı yeni bir dergi mizanpajı hazırladık. Dergimizin bu yeni görüntüsünü de beğeneceğini tahmin ediyoruz. Bu sayımızın bizim için ayrı bir önemi var. Çünkü; Antibiyotik Dergisi’nin 29. sayısı, Lokman Hekim ailesinin hastanecilik sektöründeki 10. yıldönümüne denk gelen bir dönemde çıkıyor. Lokman Hekim ailesi olarak bugünlere sizlerin desteği ile geldik. Bizim için önemli olan bu günlerde yaşadığımız sevincimizi ve gururu da sizlerle paylaşmak istedik. Bu nedenle de dergimizin kapağını 10. yıldönümümüze ayırdık. Sağlık içerikli marka dergiler arasında önemli bir yere sahip olan dergimizin bu sayısında özenle seçtiğimiz konuları ve konukları bulacaksınız. 90’lı yıllara damgasını vuran “İzel-Çelik-Ercan” üçlüsü ile tanımaya başladığımız ve müzik dünyasında önemli bir yere sahip şarkıcı Çelik Erişçi, bu sayımızda bizlere konuk oldu. Dergimizin klasik hale gelen ünlü röportajları bölümü için buluştuğumuz şarkıcı Çelik ile sizler için keyişi bir söyleşi yaptı. Genellikle erkeklerin korkulu rüyası haline gelen kellik sorununu sayfalarımızda masaya yatırdık. Sincan Hastanemizde uygulanan saç ekim operasyonu ve bu konuda merak edilen tüm soruların yanıtlarını dergimizde bulabileceksiniz. Yine çağın hastalıklarından olan “Alzheimer” ile ilgili faydalı

bilgileri içeren bir yazı hazırladık. Yüz binlerce kişinin derdi olan Diyabet hakkında önemli bilgiler içeren bir uzman görüşünü ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz. Lokman Hekim Van Hastanesi, bir ilke imza atarak bünyesindeki ilk açık kalp ameliyatını yaptı. Tıbbi Hizmetler Direktörümüz Dr. İbrahim Uğur ile yaptığımız ve ilerleyen sayfalarda okuyacağınız röportajda, hem bu ameliyatın detaylarını hem de Lokman Hekim’in Van’daki sağlık hizmeti sunumundaki yerini konu aldık. Son yıllarda erkekler de dahil olmak üzere hemen herkesin yakından takip ettiği epilasyon, bölgesel incelme, botox gibi pek çok konu hakkında önemli bilgiler sunan uzman görüşünü de sayfalarımızda bulabileceksiniz. Bu yazımızı okuduktan sonra eminiz ki “kendinize bir güzellik yapmak” için harekete geçeceksiniz. Birçok insanın hayatını zehir eden “glokom” ile ilgili uzman değerlendirmesinin yanı sıra suda doğum, kanal tedavisi, hepatit B taşıyıcılığı, katarakt, kulak sağlığı ve çocuk sağlığı konuları da dergimizde okuyacağınız konu başlıkları arasında yer alıyor. Dergimizin büyük ilgi gören “soru-cevap” bölümünde ise merak ettiğiniz soruların yanıtlarını bulabileceksiniz. “İçimizden Biri” bölümünün bu sayıdaki konuğu ise Lokman Hekim Hastaneleri Bilgi İşlem Sorumlusu Fatih Doğan Uyar oldu. Sayfalarımızda yer verdiğimiz konuların, info@lokmanhekim.com. tr adresine gönderdiğiniz görüş ve öneriler doğrultusunda şekillendiğini belirtirken şimdiden keyişi dakikalar geçirmenizi diliyorum. Bir sonraki sayımızda buluşuncaya kadar sağlıcakla kalın.

Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş. adına sahibi Uzm. Dr. Mustafa SARIOĞLU Editör - Yazı İşleri Müdürü Bora AYDiN Yayın Danışma Kurulu İrfan GÜVENDİ Dr. Mehmet ALTUĞ Uzm. Dr. Necmettin DİN Doç. Dr. Celil GÖÇER Dr. Kemal KARTAL Sara FARBOUDİ Ümmühan DEMiREZEN Tuğba ARIZ Sevgi KAYA Yönetim Yeri Zübeyde Hanım Mh. Aslanbey Cd. No: 17 Altındağ / ANKARA Tel: 444 99 11 Faks: 0312 331 67 79 Basım Yeri: Afşar Matbaacılık İvedik OSB 21. Cad. 599 Sokak No:29 Yenimahalle / ANKARA Tel: 0312 394 39 22 Tasarım: AKKAN Atatürk Mah. Lale Cad. No: 1/4 Sincan / ANKARA T: 0312 271 0082 F: 0312 271 0086 Basım Tarihi: Ağustos 2012 Lokman Hekim Hastaneleri’nin Yerel Süreli Yayın Organıdır. 4 ayda bir yayınlanır. Ücretsizdir

AĞustos 2012

AĞustos 2012

ACİL SERVİS ANESTEZİ VE REANİMASYON BESLENME VE DİYET BEYİN, OMURİLİK VE SİNİR CERRAHİSİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI DERMATOLOJİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON GASTROENTEROLOJİ GENEL CERRAHİ GÖĞÜS HASTALIKLARI GÖZ HASTALIKLARI İÇ HASTALIKLARI KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM KARDİYOLOJİ KULAK BURUN BOĞAZ NÖROLOJİ ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ ÜROLOJİ

Editörden

5

LOKMAN HEKİM HASTANESİ TIBBi BiRiMLER TANI VE TEDAVi ÜNiTELERi


4

Gn. Dr. Tevfik Sağlam Cad. No:119 Etlik/Ankara T: 444 9 911 / 589 70 00 F: (0312) 326 49 09

Merhaba, Lokman Hekim Hastaneleri’nin yayın organı olan Antibiyotik Dergimizde, kurumun yaşadığı değişim ve gelişime kayıtsız kalmayarak bu sayıdan geçerli olmak üzere bir takım değişikliğe gittik. Modern çizgilerin hakim olduğu, dinamik, görselliğin ön plana çıktığı yeni bir dergi mizanpajı hazırladık. Dergimizin bu yeni görüntüsünü de beğeneceğini tahmin ediyoruz. Bu sayımızın bizim için ayrı bir önemi var. Çünkü; Antibiyotik Dergisi’nin 29. sayısı, Lokman Hekim ailesinin hastanecilik sektöründeki 10. yıldönümüne denk gelen bir dönemde çıkıyor. Lokman Hekim ailesi olarak bugünlere sizlerin desteği ile geldik. Bizim için önemli olan bu günlerde yaşadığımız sevincimizi ve gururu da sizlerle paylaşmak istedik. Bu nedenle de dergimizin kapağını 10. yıldönümümüze ayırdık. Sağlık içerikli marka dergiler arasında önemli bir yere sahip olan dergimizin bu sayısında özenle seçtiğimiz konuları ve konukları bulacaksınız. 90’lı yıllara damgasını vuran “İzel-Çelik-Ercan” üçlüsü ile tanımaya başladığımız ve müzik dünyasında önemli bir yere sahip şarkıcı Çelik Erişçi, bu sayımızda bizlere konuk oldu. Dergimizin klasik hale gelen ünlü röportajları bölümü için buluştuğumuz şarkıcı Çelik ile sizler için keyişi bir söyleşi yaptı. Genellikle erkeklerin korkulu rüyası haline gelen kellik sorununu sayfalarımızda masaya yatırdık. Sincan Hastanemizde uygulanan saç ekim operasyonu ve bu konuda merak edilen tüm soruların yanıtlarını dergimizde bulabileceksiniz. Yine çağın hastalıklarından olan “Alzheimer” ile ilgili faydalı

bilgileri içeren bir yazı hazırladık. Yüz binlerce kişinin derdi olan Diyabet hakkında önemli bilgiler içeren bir uzman görüşünü ilgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz. Lokman Hekim Van Hastanesi, bir ilke imza atarak bünyesindeki ilk açık kalp ameliyatını yaptı. Tıbbi Hizmetler Direktörümüz Dr. İbrahim Uğur ile yaptığımız ve ilerleyen sayfalarda okuyacağınız röportajda, hem bu ameliyatın detaylarını hem de Lokman Hekim’in Van’daki sağlık hizmeti sunumundaki yerini konu aldık. Son yıllarda erkekler de dahil olmak üzere hemen herkesin yakından takip ettiği epilasyon, bölgesel incelme, botox gibi pek çok konu hakkında önemli bilgiler sunan uzman görüşünü de sayfalarımızda bulabileceksiniz. Bu yazımızı okuduktan sonra eminiz ki “kendinize bir güzellik yapmak” için harekete geçeceksiniz. Birçok insanın hayatını zehir eden “glokom” ile ilgili uzman değerlendirmesinin yanı sıra suda doğum, kanal tedavisi, hepatit B taşıyıcılığı, katarakt, kulak sağlığı ve çocuk sağlığı konuları da dergimizde okuyacağınız konu başlıkları arasında yer alıyor. Dergimizin büyük ilgi gören “soru-cevap” bölümünde ise merak ettiğiniz soruların yanıtlarını bulabileceksiniz. “İçimizden Biri” bölümünün bu sayıdaki konuğu ise Lokman Hekim Hastaneleri Bilgi İşlem Sorumlusu Fatih Doğan Uyar oldu. Sayfalarımızda yer verdiğimiz konuların, info@lokmanhekim.com. tr adresine gönderdiğiniz görüş ve öneriler doğrultusunda şekillendiğini belirtirken şimdiden keyişi dakikalar geçirmenizi diliyorum. Bir sonraki sayımızda buluşuncaya kadar sağlıcakla kalın.

Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş. adına sahibi Uzm. Dr. Mustafa SARIOĞLU Editör - Yazı İşleri Müdürü Bora AYDiN Yayın Danışma Kurulu İrfan GÜVENDİ Dr. Mehmet ALTUĞ Uzm. Dr. Necmettin DİN Doç. Dr. Celil GÖÇER Dr. Kemal KARTAL Sara FARBOUDİ Ümmühan DEMiREZEN Tuğba ARIZ Sevgi KAYA Yönetim Yeri Zübeyde Hanım Mh. Aslanbey Cd. No: 17 Altındağ / ANKARA Tel: 444 99 11 Faks: 0312 331 67 79 Basım Yeri: Afşar Matbaacılık İvedik OSB 21. Cad. 599 Sokak No:29 Yenimahalle / ANKARA Tel: 0312 394 39 22 Tasarım: AKKAN Atatürk Mah. Lale Cad. No: 1/4 Sincan / ANKARA T: 0312 271 0082 F: 0312 271 0086 Basım Tarihi: Ağustos 2012 Lokman Hekim Hastaneleri’nin Yerel Süreli Yayın Organıdır. 4 ayda bir yayınlanır. Ücretsizdir

AĞustos 2012

AĞustos 2012

ACİL SERVİS ANESTEZİ VE REANİMASYON BESLENME VE DİYET BEYİN, OMURİLİK VE SİNİR CERRAHİSİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI DERMATOLOJİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON GASTROENTEROLOJİ GENEL CERRAHİ GÖĞÜS HASTALIKLARI GÖZ HASTALIKLARI İÇ HASTALIKLARI KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM KARDİYOLOJİ KULAK BURUN BOĞAZ NÖROLOJİ ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ ÜROLOJİ

Editörden

5

LOKMAN HEKİM HASTANESİ TIBBi BiRiMLER TANI VE TEDAVi ÜNiTELERi


LOKMAN HEKİM VAN HASTANESİ TIBBi BiRiMLER TANI VE TEDAVi ÜNiTELERi ACİL SERVİS ANESTEZİ VE REANİMASYON BESLENME VE DİYET BEYİN, OMURİLİK VE SİNİR CERRAHİSİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI DERMATOLOJİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON GENEL CERRAHİ GÖĞÜS HASTALIKLARI GÖZ HASTALIKLARI İÇ HASTALIKLARI KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM KALP VE DAMAR CERRAHİSİ KARDİYOLOJİ KULAK BURUN BOĞAZ NÖROLOJİ ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ ÜROLOJİ NÜKLEER TIP

Van’da tam teşekküllü kalp merkezi olmak

8-9

Güzelliğin sırrı bizde saklı

10-11

Çağın hastalığı: Alzheimer

12

Obez misiniz?

13

Bel fıtıklarında ameliyat gereklimi

14-15

Çocuğunuz sağlıklımı

16

Kulaklıklar sağırlığa yol açabilir

17

Sağlık dolu nice 10 yıllara

18-19

Anne adaylarının yeni tercihi: Suda Doğum

20

Bilinçsiz spor yapmayın

22

Hepatit B taşıyıcılığı: Risk devam ediyor

23

Kanal tedavisi dişleri kurtarır mı?

24

Böbrek hastalarına uzman tavsiyesi

25

Katarakta Karşı Fako ile gözlerinizi açın

26-27

Sinsi ve tehlikeli hastalık: GLOKOM

28

Dökülen saçlarınız kaderiniz olmasın

30-33

Hamilelikte beslenmenin altın kuralları

34-36

Yoğun bakım son durak değil

38-40

İ Ç İ N D E K İ L E R

6

AĞustos 2012

Doğum bebekten kurtuluş değil bebeğe kavuşma anıdır 42-43 Çelik Röportajı

44-46

Diyabet ömür boyu yakamızı bırakmıyor

48-49

Hastalarımızın gözünden

50-51

Soru Cevap

52-53

Van’da bowling heyecanı

54

Eğitim atağı devam ediyor

54

Çocuklara özel etkinlik

54

Minikler sağlık kontrolünden geçti

54

Lokman Hekim Hastanelerine anlamlı ödül

55

Lokman hekimde Hemşireler günü coşkusu

55

Kalp hastalarına psikolojik destek

56

Sinema etkinliği büyük ilgi gördü

57

Van’da yılın doktoru

57

Yönetim kurulundan Van çıkarması

58

Çalışanlar piknikte bir araya geldi

58

Avrupa’da sağlık turizmi kongresindeydik

59

Şimdi de Afgan halkına kucak açtık

59

Erbil’de Lokman Hekim’e büyük ilgi

59

İçimizden Biri Röportaj

60-61


LOKMAN HEKİM VAN HASTANESİ TIBBi BiRiMLER TANI VE TEDAVi ÜNiTELERi ACİL SERVİS ANESTEZİ VE REANİMASYON BESLENME VE DİYET BEYİN, OMURİLİK VE SİNİR CERRAHİSİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI DERMATOLOJİ FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON GENEL CERRAHİ GÖĞÜS HASTALIKLARI GÖZ HASTALIKLARI İÇ HASTALIKLARI KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM KALP VE DAMAR CERRAHİSİ KARDİYOLOJİ KULAK BURUN BOĞAZ NÖROLOJİ ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ ÜROLOJİ NÜKLEER TIP

Van’da tam teşekküllü kalp merkezi olmak

8-9

Güzelliğin sırrı bizde saklı

10-11

Çağın hastalığı: Alzheimer

12

Obez misiniz?

13

Bel fıtıklarında ameliyat gereklimi

14-15

Çocuğunuz sağlıklımı

16

Kulaklıklar sağırlığa yol açabilir

17

Sağlık dolu nice 10 yıllara

18-19

Anne adaylarının yeni tercihi: Suda Doğum

20

Bilinçsiz spor yapmayın

22

Hepatit B taşıyıcılığı: Risk devam ediyor

23

Kanal tedavisi dişleri kurtarır mı?

24

Böbrek hastalarına uzman tavsiyesi

25

Katarakta Karşı Fako ile gözlerinizi açın

26-27

Sinsi ve tehlikeli hastalık: GLOKOM

28

Dökülen saçlarınız kaderiniz olmasın

30-33

Hamilelikte beslenmenin altın kuralları

34-36

Yoğun bakım son durak değil

38-40

İ Ç İ N D E K İ L E R

6

AĞustos 2012

Doğum bebekten kurtuluş değil bebeğe kavuşma anıdır 42-43 Çelik Röportajı

44-46

Diyabet ömür boyu yakamızı bırakmıyor

48-49

Hastalarımızın gözünden

50-51

Soru Cevap

52-53

Van’da bowling heyecanı

54

Eğitim atağı devam ediyor

54

Çocuklara özel etkinlik

54

Minikler sağlık kontrolünden geçti

54

Lokman Hekim Hastanelerine anlamlı ödül

55

Lokman hekimde Hemşireler günü coşkusu

55

Kalp hastalarına psikolojik destek

56

Sinema etkinliği büyük ilgi gördü

57

Van’da yılın doktoru

57

Yönetim kurulundan Van çıkarması

58

Çalışanlar piknikte bir araya geldi

58

Avrupa’da sağlık turizmi kongresindeydik

59

Şimdi de Afgan halkına kucak açtık

59

Erbil’de Lokman Hekim’e büyük ilgi

59

İçimizden Biri Röportaj

60-61


163 yatak kapasitesi 32 yeni doğan yoğun bakım 8 çocuk genel yoğun bakım 12 erişkin yoğun bakım 2 koroner yoğun bakım 3 KVC yoğun bakım 5 ameliyathane 106 hasta yatağı 10 gözlem yatağı 39 poliklinik

8

Van halkının sağlık hizmeti sunumundaki beklentilerini en üst düzeyde karşılamayı amaçlayan Lokman Hekim Van Hastanesi, son teknoloji ile donatılarak çok sayıda branşla hizmet vermektedir. Lokman Hekim Van Hastanesi, Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş.’nin üçüncü büyük sağlık yatırımı olarak zincirin yeni bir halkasını oluşturmuştur. Lokman Hekim Van Hastanesi’nin açılışından bugüne büyük emeği geçen Tıbbi Hizmetler Direktörü Dr. İbrahim Uğur, Antibiyotik Dergisi’ne Van’daki sağlık hizmeti hakkında bilgi verdi.

Hastanemizin Radyoloji biriminde BT, MR, MamograŞ, KMD, Kontrastlı ve direkt graŞ, USG ve doopler USG yapılmaktadır. Nükleer Tıp birimimizde sintigraŞler, biyokimya ve mikrobiyoloji laboratuarımızda ise tetkik ve tahliller yapılmaktadır.

Van ve çevre illerde ihtiyaç olduğunu düşündüğümüz kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi branşları alanlarında eko, holter, ambulatuvar kan basıncı, sintigraŞk tetkikler, anjio, periferik damar cerrahisi ve açık kalp ameliyatlarının (by pass ve kapak ameliyatları) yapıldığı tam teşekküllü kalp merkezi olarak hizmet vermek istemekteyiz. DEPREMDE VAN HALKININ YANINDA Van depreminde Lokman Hekim Van Hastanesi de önemli bir rol üstlendi. Bu süreci nasıl

değerlendiriyorsunuz? 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde meydana gelen depremler sonrasında Van’da sağlık hizmetlerinde önemli aksamalar yaşanmıştır. Hastanemiz ilk deprem sonrasında hizmetine ara vermeden devam etmiştir. Ancak ikinci deprem sonrası kısa bir süre acil hizmetleri verilmiştir. Kasım sonu itibari ile de tekrar hizmetlerine tam kapasite devam etmiştir. Deprem nedeni ile yaşanılan her türlü olumsuzluğa rağmen hastane çalışanların özverisi ile Van halkının yanında bulunulmuş ve acıları bir nebze azaltılmaya çalışılmıştır. Lokman Hekim Van Hastanesi’nin hasta portföyü hakkında kısa bir bilgi verir misiniz? Lokman Hekim Van Hastanesi, bölgedeki önemli bir sağlık hizmeti açığını kapatmaktadır. Hastalarımızın büyük bir çoğunluğu SGK hastalarından oluşmaktadır. Van merkez ve ilçeleri ve çevre illerden gelen hastalara hizmet verilmektedir. Bölge insanı ile kısa süre içerisinde aramızda önemli bir sinerji oluştu.

AĞustos 2012

AĞustos 2012

KALP MERKEZi OLMAK

Geçtiğimiz günlerde ilk kalp ameliyatı başarı ile yapıldı. Bu alanda Lokman Hekim Van Hastanesi’nin hedeşeri nelerdir? Hastanemizde Kalp Damar Cerrahisi branşını aktif hale getirerek, ameliyatlara başlamış bulunmaktayız. Hastanemize göğüs ağrısı şikâyeti ile başvuran 60 yaşında Hamza İçgülek isimli hastamıza başarı ile açık kalp ameliyatı (bypass) yapılmış ve hasta şifa ile taburcu edilmiştir.

9

VAN’DA HEDEF TAM TEŞEKKÜLLÜ

Lokman Hekim Van Hastanesi hakkında kısa bir bilgi verir misiniz? Hastanemiz 32 yenidoğan, 20 genel yoğun bakım, 2 koroner ve 3 KVC yoğun bakımdan oluşan toplamda 57 yoğun bakım, 106 hasta yatağı olmak üzere 163 hasta yatağı ile hizmet veren genel bir hastane olarak hizmet vermektedir. Hastanemizde Kardiyoloji, KVC, Kadın Doğum ve Hastalıkları, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, İç Hastalıkları, Genel Cerrahi, Ortopedi ve Travmatoloji, Göz Hastalıkları, Beyin Cerrahisi, Nöroloji, Göğüs Hastalıkları, Dermatoloji, KBB, Şzik Tedavi ve Rehabilitasyon, Üroloji, Plastik Cerrahi, Çocuk Cerrahisi, Nükleer Tıp, Anestezi ve Reanimasyon, Radyoloji, Patoloji, Biyokimya, Mikrobiyoloji branşları bulunmaktadır.


163 yatak kapasitesi 32 yeni doğan yoğun bakım 8 çocuk genel yoğun bakım 12 erişkin yoğun bakım 2 koroner yoğun bakım 3 KVC yoğun bakım 5 ameliyathane 106 hasta yatağı 10 gözlem yatağı 39 poliklinik

8

Van halkının sağlık hizmeti sunumundaki beklentilerini en üst düzeyde karşılamayı amaçlayan Lokman Hekim Van Hastanesi, son teknoloji ile donatılarak çok sayıda branşla hizmet vermektedir. Lokman Hekim Van Hastanesi, Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş.’nin üçüncü büyük sağlık yatırımı olarak zincirin yeni bir halkasını oluşturmuştur. Lokman Hekim Van Hastanesi’nin açılışından bugüne büyük emeği geçen Tıbbi Hizmetler Direktörü Dr. İbrahim Uğur, Antibiyotik Dergisi’ne Van’daki sağlık hizmeti hakkında bilgi verdi.

Hastanemizin Radyoloji biriminde BT, MR, MamograŞ, KMD, Kontrastlı ve direkt graŞ, USG ve doopler USG yapılmaktadır. Nükleer Tıp birimimizde sintigraŞler, biyokimya ve mikrobiyoloji laboratuarımızda ise tetkik ve tahliller yapılmaktadır.

Van ve çevre illerde ihtiyaç olduğunu düşündüğümüz kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi branşları alanlarında eko, holter, ambulatuvar kan basıncı, sintigraŞk tetkikler, anjio, periferik damar cerrahisi ve açık kalp ameliyatlarının (by pass ve kapak ameliyatları) yapıldığı tam teşekküllü kalp merkezi olarak hizmet vermek istemekteyiz. DEPREMDE VAN HALKININ YANINDA Van depreminde Lokman Hekim Van Hastanesi de önemli bir rol üstlendi. Bu süreci nasıl

değerlendiriyorsunuz? 23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde meydana gelen depremler sonrasında Van’da sağlık hizmetlerinde önemli aksamalar yaşanmıştır. Hastanemiz ilk deprem sonrasında hizmetine ara vermeden devam etmiştir. Ancak ikinci deprem sonrası kısa bir süre acil hizmetleri verilmiştir. Kasım sonu itibari ile de tekrar hizmetlerine tam kapasite devam etmiştir. Deprem nedeni ile yaşanılan her türlü olumsuzluğa rağmen hastane çalışanların özverisi ile Van halkının yanında bulunulmuş ve acıları bir nebze azaltılmaya çalışılmıştır. Lokman Hekim Van Hastanesi’nin hasta portföyü hakkında kısa bir bilgi verir misiniz? Lokman Hekim Van Hastanesi, bölgedeki önemli bir sağlık hizmeti açığını kapatmaktadır. Hastalarımızın büyük bir çoğunluğu SGK hastalarından oluşmaktadır. Van merkez ve ilçeleri ve çevre illerden gelen hastalara hizmet verilmektedir. Bölge insanı ile kısa süre içerisinde aramızda önemli bir sinerji oluştu.

AĞustos 2012

AĞustos 2012

KALP MERKEZi OLMAK

Geçtiğimiz günlerde ilk kalp ameliyatı başarı ile yapıldı. Bu alanda Lokman Hekim Van Hastanesi’nin hedeşeri nelerdir? Hastanemizde Kalp Damar Cerrahisi branşını aktif hale getirerek, ameliyatlara başlamış bulunmaktayız. Hastanemize göğüs ağrısı şikâyeti ile başvuran 60 yaşında Hamza İçgülek isimli hastamıza başarı ile açık kalp ameliyatı (bypass) yapılmış ve hasta şifa ile taburcu edilmiştir.

9

VAN’DA HEDEF TAM TEŞEKKÜLLÜ

Lokman Hekim Van Hastanesi hakkında kısa bir bilgi verir misiniz? Hastanemiz 32 yenidoğan, 20 genel yoğun bakım, 2 koroner ve 3 KVC yoğun bakımdan oluşan toplamda 57 yoğun bakım, 106 hasta yatağı olmak üzere 163 hasta yatağı ile hizmet veren genel bir hastane olarak hizmet vermektedir. Hastanemizde Kardiyoloji, KVC, Kadın Doğum ve Hastalıkları, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, İç Hastalıkları, Genel Cerrahi, Ortopedi ve Travmatoloji, Göz Hastalıkları, Beyin Cerrahisi, Nöroloji, Göğüs Hastalıkları, Dermatoloji, KBB, Şzik Tedavi ve Rehabilitasyon, Üroloji, Plastik Cerrahi, Çocuk Cerrahisi, Nükleer Tıp, Anestezi ve Reanimasyon, Radyoloji, Patoloji, Biyokimya, Mikrobiyoloji branşları bulunmaktadır.


GÜZELLİĞİN SIRRI

BiZDE SAKLI Hizmet vermeye başladığı günden bu yana çok sayıda başarılı uygulamaya ev sahipliği yapan Lokman Hekim Etlik Hastanesi Kozmetoloji Bölümü büyük rağbet görüyor. Dr. Savaş, verilen hizmetler hakkında şu bilgileri verdi: Dr. Hacer SAVAŞ | Dermatoloji

10

BOTOX Özellikle yüzün üst bölgesindeki kırışıklıklarda tercih edilir. Kaş çatmaya bağlı kırışıklıkta, kaz ayağı denilen göz etrafı kırışıklıklarında, alın çizgilenmesini azaltmada oldukça etkilidir. Bölgesel terlemelerde; özellikle koltuk altı terlemelerinde oldukça etkilidir. ROLLER TEDAVİSİ Son zamanlarda oldukça rağbet gören ve güzel sonuçlar alınan

CİLT BAKIMI Uzman estetisyenler tarafından yapılan cilt bakımında etkili sonuçlar alınmaktadır. SAÇ/YÜZ MEZOTERAPİSİ İnce iğneler ile cilt içine cildin ihtiyacı olan maddeler enjekte edilerek yapılır. Saç dökülmesinde, yüz gençleşmesinde, sarkmalarda uygulanır. DOLGU ENJEKSİYONU Yaşa bağlı kırışıklıkların düzeltilmesi, akne izlerinin doldurulması ve dudak büyütmek için yapılabilir. Kırışıklıkları düzeltmek, görünümünü rahatlatmak amaçlıdır. Deri içine veya altına enjeksiyonlar yapılması şeklindedir. KİMYASAL PEELİNG Leke tedavisi, sivilce izleri ve kırışıklık tedavisinde uzman doktorlar tarafından uygulanmaktadır. Güneşin yoğun olduğu dönemler hariç uygulama güvenle yapılmaktadır.

Lazer epilasyondan bölgesel incelmeye, kimyasal peelingden botoxa, cilt bakımından roller tedavisine kadar geniş bir yelpazede hizmet veren Kozmetoloji Bölümü’ndeki tüm uygulamalar Dermatoloji Uzmanı Dr. Hacer Savaş’ın bizzat kendisi tarafından ya da kontrolü altında yapılıyor.

AĞustos 2012

AĞustos 2012

BÖLGESEL İNCELME Diyet uzmanı kontrolünde kavitasyon (eximia) + karboksiterapi + lenf drenajı birlikte uygulanmaktadır. Kişiler, diyetisyen kontrolünde kilo verirken, sarkmalar oluşmadan sıkılaşmakta ve vücutları forma girmektedir. Kilo problemi olmayan ancak bölgesel yağlanmaları bulunan kimselerde ise o bölgenin yağları parçalanarak bölge sıkılaştırılır ve incelir.

yeni bir uygulamadır. Lazerle kıyaslanan bir tedavidir. Akne izleri (cevabı oldukça iyidir), antiaging, yüz sarkmalarını toparlama, doğum sonrası ve gençlerdeki çatlaklar, saç dökülmeleri ve leke tedavilerinde kullanılmaktadır.

11

LAZER EPİLASYON Kliniğimizde 2 soprano accort lazer mevcuttur. Bunlar, ütüleme lazer adıyla bilinen yeni bir teknolojiyle uygulama yapılan diod lazerdir. Teknolojik özelliği nedeniyle ağrısız denecek kadar az ağrılı ve 4 mevsim kullanılabilecek kadar güvenli, leke ve yanık ihtimali son derece düşük bir yöntemdir.


GÜZELLİĞİN SIRRI

BiZDE SAKLI Hizmet vermeye başladığı günden bu yana çok sayıda başarılı uygulamaya ev sahipliği yapan Lokman Hekim Etlik Hastanesi Kozmetoloji Bölümü büyük rağbet görüyor. Dr. Savaş, verilen hizmetler hakkında şu bilgileri verdi: Dr. Hacer SAVAŞ | Dermatoloji

10

BOTOX Özellikle yüzün üst bölgesindeki kırışıklıklarda tercih edilir. Kaş çatmaya bağlı kırışıklıkta, kaz ayağı denilen göz etrafı kırışıklıklarında, alın çizgilenmesini azaltmada oldukça etkilidir. Bölgesel terlemelerde; özellikle koltuk altı terlemelerinde oldukça etkilidir. ROLLER TEDAVİSİ Son zamanlarda oldukça rağbet gören ve güzel sonuçlar alınan

CİLT BAKIMI Uzman estetisyenler tarafından yapılan cilt bakımında etkili sonuçlar alınmaktadır. SAÇ/YÜZ MEZOTERAPİSİ İnce iğneler ile cilt içine cildin ihtiyacı olan maddeler enjekte edilerek yapılır. Saç dökülmesinde, yüz gençleşmesinde, sarkmalarda uygulanır. DOLGU ENJEKSİYONU Yaşa bağlı kırışıklıkların düzeltilmesi, akne izlerinin doldurulması ve dudak büyütmek için yapılabilir. Kırışıklıkları düzeltmek, görünümünü rahatlatmak amaçlıdır. Deri içine veya altına enjeksiyonlar yapılması şeklindedir. KİMYASAL PEELİNG Leke tedavisi, sivilce izleri ve kırışıklık tedavisinde uzman doktorlar tarafından uygulanmaktadır. Güneşin yoğun olduğu dönemler hariç uygulama güvenle yapılmaktadır.

Lazer epilasyondan bölgesel incelmeye, kimyasal peelingden botoxa, cilt bakımından roller tedavisine kadar geniş bir yelpazede hizmet veren Kozmetoloji Bölümü’ndeki tüm uygulamalar Dermatoloji Uzmanı Dr. Hacer Savaş’ın bizzat kendisi tarafından ya da kontrolü altında yapılıyor.

AĞustos 2012

AĞustos 2012

BÖLGESEL İNCELME Diyet uzmanı kontrolünde kavitasyon (eximia) + karboksiterapi + lenf drenajı birlikte uygulanmaktadır. Kişiler, diyetisyen kontrolünde kilo verirken, sarkmalar oluşmadan sıkılaşmakta ve vücutları forma girmektedir. Kilo problemi olmayan ancak bölgesel yağlanmaları bulunan kimselerde ise o bölgenin yağları parçalanarak bölge sıkılaştırılır ve incelir.

yeni bir uygulamadır. Lazerle kıyaslanan bir tedavidir. Akne izleri (cevabı oldukça iyidir), antiaging, yüz sarkmalarını toparlama, doğum sonrası ve gençlerdeki çatlaklar, saç dökülmeleri ve leke tedavilerinde kullanılmaktadır.

11

LAZER EPİLASYON Kliniğimizde 2 soprano accort lazer mevcuttur. Bunlar, ütüleme lazer adıyla bilinen yeni bir teknolojiyle uygulama yapılan diod lazerdir. Teknolojik özelliği nedeniyle ağrısız denecek kadar az ağrılı ve 4 mevsim kullanılabilecek kadar güvenli, leke ve yanık ihtimali son derece düşük bir yöntemdir.


Obez misiniz? Kübra IŞGIN | Diyetisyen

Yavaş başlayıp acımasızca ilerleyen Alzheimer hastalığını tamamıyla durduran veya geri döndüren kesin bir tedavi henüz yok. Erken tedavi ile hastalığın ilerleme hızında yavaşlama sağlanabiliyor. Sosyal aktivitelerin azalması yaşlanmayı hızlandırıyor.

Uzman Doktor Sevili ERYILMAZ | Nöroloji

12

AĞustos 2012

Alzheimer, yavaş başlayıp sinsice ilerleyen bir hastalık türüdür. Hastalığı tamamen durduran veya geri döndüren bir tedavi bulunmamakla birlikte erken tedavi ile hastalığın ilerleme hızında yavaşlama sağlanabilmektedir. Çağımızın hastalığı alzheimeri bilmek artık daha kıymetli. Alzheimer, en az iki kişilik bir hastalık olup bu hastalığa yakalananlar kadar hasta yakınları üzerinde de büyük bir yüktür. Hasta yakınlarının çoğu işini bırakıyor. Duygusal sorunlar yaşanıyor. Hasta yakınlarının çoğunluğunda davranış problemleri gözleniyor. Başlangıçta bir hasta ileride iki hasta olabiliyor. Dünya ve ülkemiz giderek yaşlanıyor. Son 100 yılda insanoğlunun yeryüzünde kalma

süresi yüzde 62 oranında uzadı. Türkiye, 2050 yılında 65 yaş üstü nüfusun normal nüfusa oranla daha kalabalık olması beklenen Çin, Hindistan ve Meksika’dan sonda 4 ülkeden biridir. Yaşlılar artık evlerinde ve yalnız yaşıyorlar. Sosyal aktivitelerin azalması yaşlanmayı hızlandırıyor. KESİN TEDAVİSİ YOK Alzheimer hastalığı çok ileri yaşlarda, aile öyküsü olanlarda, düşük eğitimlilerde, kafa travması geçirenlerde daha sık görülüyor. Alzheimer hastalığını tamamıyla durduran veya geri döndüren kesin bir tedavi henüz yok; ancak günümüzde klinik belirtileri ve günlük yaşam aktivitelerini mümkün olduğunca düzeltmeye yönelik ilaçlar kullanılıyor. Has-

talık erken teşhis edilip tedaviye başlandığında ilerleme hızında yavaşlama sağlanabiliyor. HASTALIĞIN BELİRTİLERİ Konuşma, yargılama, anlama ve dikkati toplama günlük fonksiyonlarını da etkileyecek şekilde ilerliyorsa, davranış bozukluğu varsa, günlük işlerini yapmakta zorlanıyorsa (yemek yapma, tek başına seyahat etme, araba kullanma, alışveriş), hafıza sorunu ve yetilerdeki kayıp günlük yaşamı sürdürmeyi engelliyor ve ciddi sorun yaratır hale gelmişse alzheimer şüphesi artmış demektir. Unutkanlık süreklilik kazanmış ve zaman içinde ağırlaşıyorsa mutlaka bir nöroloji uzmanına görünmelisiniz.

Düşük BKİ, yetersiz beslenme ya da çeşitli hastalıkların beraberinde gelişebilecek zayışığın habercisi olabileceği gibi; normalin üzerinde seyreden BKİ de birçok metabolik hastalık açısından risk teşkil etmektedir. Diyabet, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, çeşitli mide, bağırsak problemleri, karaciğer yağlanması, hatta bazı kanser türleri gibi birçok hastalık riski de artan BKİ ile birlikte artış göstermektedir.

Bireysel olarak beden kitle indeksi hesaplanmalı ve bu değer 18.5-25 kg/m² sınırı dışında bir rakama tekabül ediyorsa; mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. BKİ kadar önemli olan bir diğer unsur, vücutta fazlalık teşkil eden kısmın özelliğidir ki; özellikle artan yağ kitlesi hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Vücudun ne kadar yağ, su, kas içerdiği, vücuttaki kemik kitlesinin ölçümünün yapılması ve buna bağlı eksik ve fazlalıklara bağlı beslenme planlarının hazırlanması için mutlaka bir diyetisyenden yardım alınmalıdır.

Beden kitle indeksinin hem çok düşük hem de çok yüksek olması sağlık açısından tehdit oluşturabilir.

AĞustos 2012

Çağın Hastalığı: Alzheimer

Beden kütle indeksi veya alışılmış kısaltmasıyla “BKİ” (Body Mass Index: BMI) tıbbın üzerinde anlaştığı ve en yaygın kullandığı vücut ağırlığı değerlendirme ölçüsüdür. Beden kitle indeksi; ağırlığın, boyun (metre cinsinden) karesine bölünmesiyle hesaplanan bir parametre olup; hem zayışık hem de obezitenin tespitinde kullanılan pratik bir yöntemdir.

Durumunuz Zayıf Normal kilolu HaŞf şişman (fazla kilolu) Orta derecede şişman (I.Derece) Ağır derecede şişman (II.Derece) Çok ağır derecede şişman (III.Derece)

13

Beden Kitle İndeksi Değeri 18.5 kg/m²’ nin altında ise 18.5- 24.9 kg/m² arasında ise 25- 29.9 kg/m² arasında ise 30- 34.9 kg/m² arasında ise 35- 39.9 kg/m² arasında ise 40 kg/m² üzerinde ise


Obez misiniz? Kübra IŞGIN | Diyetisyen

Yavaş başlayıp acımasızca ilerleyen Alzheimer hastalığını tamamıyla durduran veya geri döndüren kesin bir tedavi henüz yok. Erken tedavi ile hastalığın ilerleme hızında yavaşlama sağlanabiliyor. Sosyal aktivitelerin azalması yaşlanmayı hızlandırıyor.

Uzman Doktor Sevili ERYILMAZ | Nöroloji

12

AĞustos 2012

Alzheimer, yavaş başlayıp sinsice ilerleyen bir hastalık türüdür. Hastalığı tamamen durduran veya geri döndüren bir tedavi bulunmamakla birlikte erken tedavi ile hastalığın ilerleme hızında yavaşlama sağlanabilmektedir. Çağımızın hastalığı alzheimeri bilmek artık daha kıymetli. Alzheimer, en az iki kişilik bir hastalık olup bu hastalığa yakalananlar kadar hasta yakınları üzerinde de büyük bir yüktür. Hasta yakınlarının çoğu işini bırakıyor. Duygusal sorunlar yaşanıyor. Hasta yakınlarının çoğunluğunda davranış problemleri gözleniyor. Başlangıçta bir hasta ileride iki hasta olabiliyor. Dünya ve ülkemiz giderek yaşlanıyor. Son 100 yılda insanoğlunun yeryüzünde kalma

süresi yüzde 62 oranında uzadı. Türkiye, 2050 yılında 65 yaş üstü nüfusun normal nüfusa oranla daha kalabalık olması beklenen Çin, Hindistan ve Meksika’dan sonda 4 ülkeden biridir. Yaşlılar artık evlerinde ve yalnız yaşıyorlar. Sosyal aktivitelerin azalması yaşlanmayı hızlandırıyor. KESİN TEDAVİSİ YOK Alzheimer hastalığı çok ileri yaşlarda, aile öyküsü olanlarda, düşük eğitimlilerde, kafa travması geçirenlerde daha sık görülüyor. Alzheimer hastalığını tamamıyla durduran veya geri döndüren kesin bir tedavi henüz yok; ancak günümüzde klinik belirtileri ve günlük yaşam aktivitelerini mümkün olduğunca düzeltmeye yönelik ilaçlar kullanılıyor. Has-

talık erken teşhis edilip tedaviye başlandığında ilerleme hızında yavaşlama sağlanabiliyor. HASTALIĞIN BELİRTİLERİ Konuşma, yargılama, anlama ve dikkati toplama günlük fonksiyonlarını da etkileyecek şekilde ilerliyorsa, davranış bozukluğu varsa, günlük işlerini yapmakta zorlanıyorsa (yemek yapma, tek başına seyahat etme, araba kullanma, alışveriş), hafıza sorunu ve yetilerdeki kayıp günlük yaşamı sürdürmeyi engelliyor ve ciddi sorun yaratır hale gelmişse alzheimer şüphesi artmış demektir. Unutkanlık süreklilik kazanmış ve zaman içinde ağırlaşıyorsa mutlaka bir nöroloji uzmanına görünmelisiniz.

Düşük BKİ, yetersiz beslenme ya da çeşitli hastalıkların beraberinde gelişebilecek zayışığın habercisi olabileceği gibi; normalin üzerinde seyreden BKİ de birçok metabolik hastalık açısından risk teşkil etmektedir. Diyabet, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, çeşitli mide, bağırsak problemleri, karaciğer yağlanması, hatta bazı kanser türleri gibi birçok hastalık riski de artan BKİ ile birlikte artış göstermektedir.

Bireysel olarak beden kitle indeksi hesaplanmalı ve bu değer 18.5-25 kg/m² sınırı dışında bir rakama tekabül ediyorsa; mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır. BKİ kadar önemli olan bir diğer unsur, vücutta fazlalık teşkil eden kısmın özelliğidir ki; özellikle artan yağ kitlesi hastalıklara davetiye çıkarmaktadır. Vücudun ne kadar yağ, su, kas içerdiği, vücuttaki kemik kitlesinin ölçümünün yapılması ve buna bağlı eksik ve fazlalıklara bağlı beslenme planlarının hazırlanması için mutlaka bir diyetisyenden yardım alınmalıdır.

Beden kitle indeksinin hem çok düşük hem de çok yüksek olması sağlık açısından tehdit oluşturabilir.

AĞustos 2012

Çağın Hastalığı: Alzheimer

Beden kütle indeksi veya alışılmış kısaltmasıyla “BKİ” (Body Mass Index: BMI) tıbbın üzerinde anlaştığı ve en yaygın kullandığı vücut ağırlığı değerlendirme ölçüsüdür. Beden kitle indeksi; ağırlığın, boyun (metre cinsinden) karesine bölünmesiyle hesaplanan bir parametre olup; hem zayışık hem de obezitenin tespitinde kullanılan pratik bir yöntemdir.

Durumunuz Zayıf Normal kilolu HaŞf şişman (fazla kilolu) Orta derecede şişman (I.Derece) Ağır derecede şişman (II.Derece) Çok ağır derecede şişman (III.Derece)

13

Beden Kitle İndeksi Değeri 18.5 kg/m²’ nin altında ise 18.5- 24.9 kg/m² arasında ise 25- 29.9 kg/m² arasında ise 30- 34.9 kg/m² arasında ise 35- 39.9 kg/m² arasında ise 40 kg/m² üzerinde ise


Bel fıtıklarında ameliyat gerekli mi? Baş ağrısından sonra insanları tıbbi tedavi görmeye zorlayan en önemli ikinci ağrı bel ağrılarıdır. Bel ağrıları tüm hastalık nedenlerinin %15’ini oluşturmaktadır. Bel ağrısının yaşam boyunca görülme sıklığı %90’lara kadar çıkmaktadır. Bel fıtığı ise bel ağrılarının en sık sebebidir.

14

AĞustos 2012

Doç. Dr. Serkan ŞİMŞEK | Beyin ve Sinir Cerrahisi Bel fıtıkları tek bir hastalık olarak görülebildiği gibi, bel omurlarında kayma, bel kemiklerinde hareketlilik, belde kanal darlığı gibi eşlik eden hastalıkları ile birlikte de görülebilmektedir. Bel fıtığına bağlı bacak ağrısının doğal seyrinde hastaların büyük çoğunluğunda ağrılar tıbbi te-

davi ve istirahat ile kaybolur. Bu nedenle sadece ağrı yakınması olan hastalarda öncelikli tedavi cerrahi dışı yöntemler olmalıdır. Tıbbi tedavi adı verilen bu yöntemler en az 1 ay, en fazla 6 ay devam ettirilmelidir (Sadece ağrı var ise). Tıbbi tedavide öncelikle basit yöntemler; yatak istiraha-

tı, ağrı kesiciler (alevli dönemde) ve arkasından egzersiz programları uygulanmaktadır. Şzik tedavi programları ile bazen büyük faydalar sağlanabilir. Hastaların %90’ı cerrahi dışı yöntemler ile tedavi edilebilmektedir. Bel fıtığında; - Her iki bacakta güçsüzlük ve id-

Bel fıtığı cerrahisinin önemli bir kısmı ağrı cerrahisi olup, amaç hastanın bir an önce normal yaşamına dönmesini sağlamaktır. Nasıl ki ağrısı olan bir hastaya ağrısının geçmesinin beklenmesi yerine ağrı kesiciler ile hastanın ağrısı geçirilmeye çalışılıyorsa yukarda belirtilen çerçevede ağrı yakınması, uyuşma ya da kuvvetsizliği olan olgularda bel fıtığı cerrahisi % 95 gibi yüksek başarı, % 2 gibi düşük istenmeyen etki oranıyla etkin bir tedavi yöntemidir. Ülkemizde uygulanan bilimsel temeli olmayan birçok otantik tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Kırıkçı- çıkıkcı - sınıkcı tabir edilen insanlar tarafından uygulanan temeli olmayan çeşitli uygulamalar, bele balık bağlamalar, bel bölgesine dikiş atmalar gibi insan zekasını zorlayan çok çeşitli uygulamalar ile karşılaşılmaktadır. İnsanların bu tedavi yöntemlerini seçmelerinin altında sadece eğitim yada kültürel sorun değil aynı zamanda cerrahi tedavi olmadan (daha doğrusu cerrahi korku hissettiği için) sorununu çözmek anlayışı gelmektedir. Maalesef bu olguların büyük bir kısmı, erken dönemde rahatlık hisseden hastalar dahil, ilerlemiş bel fıtıkları

Yukarda anlatılanların ışığında, bel ağrısı ya da bacak ağrısı nedeniyle başvuran bir hastanın gerekli radyolojik tetkiklerle kesinleştirilmiş bel fıtığı tanısında uygun konservatif tedaviden yanıt alınmadığında başvurulan cerrahi tedavi (günümüzde uygulandığı gibi) doğru olan tedavi yöntemidir. Kaldı ki şiddetli ağrıları nedeniyle ülkemizde yeterince iş gücü kaybı olmakta ve bunu en kısa sürede çözerek hastanın işine dönmesinin sağlanması birey ve ülke çıkarları lehine bir durum olduğu aşikardır. Bel fıtığı tedavisi konusunda yapılan uluslararası çalışmalar da bunu bize göstermektedir. Bu konuda yapılmış üç ana çalışmanın sonuçlarına göre; tıbbi tedavi ile cerrahi tedavi kıyaslandığında, uygun vakalarda, ağrı kontrolünde bir yıllık sonuçlar cerrahide daha iyidir. Sonuçta kişilerin ameliyattan kısa süre sonra normal yaşamlarına, işlerine dönmesi, ekonomik kaybın, iş gücü kaybının ve işlerini kaybetme oranlarının daha az olması nedeni ile cerrahinin tıbbi tedaviye üstünlüğü aşikardır. Benzer çalışmaların bir diğer çarpıcı sonucu da tıbbi tedavi ile tedavisi başlanan olguların 1-3 ay içinde cerrahi tedaviye gönderilmeleridir.Yani cerrahi tedaviye uygun hastalar için yapılan tıbbi tedavi zaman ve kaynak israfına yol açmaktadır.

Kaynaklar 1) Weber H. Lumbar disc herniation. A controlled, prospective study with ten years of observation Spine (Phila Pa ). 1983 Mar;8(2):131-40 2) Peul WC, Brand R, Thomeer RT; Koes BW; Leiden-The Hague Spine Intervention Prognostic Study Group. Prolonged conservative care versus early surgery in patients with sciatica caused by lumbar disc herniation: two year results of a randomised controlled trial.BMJ. 2008 Jun 14;336(7657):1355-8. 3) Malter AD, Larson EB, Urban N, Devo RA. Cost effectiveness of lumbar discectomy for the treatment of herniated intervertebral disc. Spine 1; 21: 10481054, 1996

AĞustos 2012

AMAÇ NORMAL YAŞAMA DÖNÜŞÜ HIZLANDIRMAK Bel fıtığına bağlı sadece ağrı nedeniyle cerrahi uygulanan hasta oranı % 2 iken, diğer belirti ve hastalıkların varlığında bu oran % 3-5’e yükselmektedir.

olarak sonraki dönemlerde doktora başvurmaktadır.

15

Ülkemizde uygulanan bilimsel temeli olmayan birçok otantik tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Kırıkçı- çıkıkcı - sınıkcı tabir edilen insanlar tarafından uygulanan temeli olmayan çeşitli uygulamalar, bele balık bağlamalar, bel bölgesine dikiş atmalar gibi insan zekasını zorlayan çok çeşitli uygulamalar ile karşılaşılmaktadır.

rar kaçırma varlığında, - Ayak veya bacakta kuvvetsizlik varlığında ve ilerleyici hal almasında, - Belde dar kanal ile birlikte bel fıtığı varlığında, - İstirahat, ağrı kesiciler ve egzersiz ile geçirilemeyen ağrı varlığında cerrahi tedaviler uygulanmalıdır.


Bel fıtıklarında ameliyat gerekli mi? Baş ağrısından sonra insanları tıbbi tedavi görmeye zorlayan en önemli ikinci ağrı bel ağrılarıdır. Bel ağrıları tüm hastalık nedenlerinin %15’ini oluşturmaktadır. Bel ağrısının yaşam boyunca görülme sıklığı %90’lara kadar çıkmaktadır. Bel fıtığı ise bel ağrılarının en sık sebebidir.

14

AĞustos 2012

Doç. Dr. Serkan ŞİMŞEK | Beyin ve Sinir Cerrahisi Bel fıtıkları tek bir hastalık olarak görülebildiği gibi, bel omurlarında kayma, bel kemiklerinde hareketlilik, belde kanal darlığı gibi eşlik eden hastalıkları ile birlikte de görülebilmektedir. Bel fıtığına bağlı bacak ağrısının doğal seyrinde hastaların büyük çoğunluğunda ağrılar tıbbi te-

davi ve istirahat ile kaybolur. Bu nedenle sadece ağrı yakınması olan hastalarda öncelikli tedavi cerrahi dışı yöntemler olmalıdır. Tıbbi tedavi adı verilen bu yöntemler en az 1 ay, en fazla 6 ay devam ettirilmelidir (Sadece ağrı var ise). Tıbbi tedavide öncelikle basit yöntemler; yatak istiraha-

tı, ağrı kesiciler (alevli dönemde) ve arkasından egzersiz programları uygulanmaktadır. Şzik tedavi programları ile bazen büyük faydalar sağlanabilir. Hastaların %90’ı cerrahi dışı yöntemler ile tedavi edilebilmektedir. Bel fıtığında; - Her iki bacakta güçsüzlük ve id-

Bel fıtığı cerrahisinin önemli bir kısmı ağrı cerrahisi olup, amaç hastanın bir an önce normal yaşamına dönmesini sağlamaktır. Nasıl ki ağrısı olan bir hastaya ağrısının geçmesinin beklenmesi yerine ağrı kesiciler ile hastanın ağrısı geçirilmeye çalışılıyorsa yukarda belirtilen çerçevede ağrı yakınması, uyuşma ya da kuvvetsizliği olan olgularda bel fıtığı cerrahisi % 95 gibi yüksek başarı, % 2 gibi düşük istenmeyen etki oranıyla etkin bir tedavi yöntemidir. Ülkemizde uygulanan bilimsel temeli olmayan birçok otantik tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Kırıkçı- çıkıkcı - sınıkcı tabir edilen insanlar tarafından uygulanan temeli olmayan çeşitli uygulamalar, bele balık bağlamalar, bel bölgesine dikiş atmalar gibi insan zekasını zorlayan çok çeşitli uygulamalar ile karşılaşılmaktadır. İnsanların bu tedavi yöntemlerini seçmelerinin altında sadece eğitim yada kültürel sorun değil aynı zamanda cerrahi tedavi olmadan (daha doğrusu cerrahi korku hissettiği için) sorununu çözmek anlayışı gelmektedir. Maalesef bu olguların büyük bir kısmı, erken dönemde rahatlık hisseden hastalar dahil, ilerlemiş bel fıtıkları

Yukarda anlatılanların ışığında, bel ağrısı ya da bacak ağrısı nedeniyle başvuran bir hastanın gerekli radyolojik tetkiklerle kesinleştirilmiş bel fıtığı tanısında uygun konservatif tedaviden yanıt alınmadığında başvurulan cerrahi tedavi (günümüzde uygulandığı gibi) doğru olan tedavi yöntemidir. Kaldı ki şiddetli ağrıları nedeniyle ülkemizde yeterince iş gücü kaybı olmakta ve bunu en kısa sürede çözerek hastanın işine dönmesinin sağlanması birey ve ülke çıkarları lehine bir durum olduğu aşikardır. Bel fıtığı tedavisi konusunda yapılan uluslararası çalışmalar da bunu bize göstermektedir. Bu konuda yapılmış üç ana çalışmanın sonuçlarına göre; tıbbi tedavi ile cerrahi tedavi kıyaslandığında, uygun vakalarda, ağrı kontrolünde bir yıllık sonuçlar cerrahide daha iyidir. Sonuçta kişilerin ameliyattan kısa süre sonra normal yaşamlarına, işlerine dönmesi, ekonomik kaybın, iş gücü kaybının ve işlerini kaybetme oranlarının daha az olması nedeni ile cerrahinin tıbbi tedaviye üstünlüğü aşikardır. Benzer çalışmaların bir diğer çarpıcı sonucu da tıbbi tedavi ile tedavisi başlanan olguların 1-3 ay içinde cerrahi tedaviye gönderilmeleridir.Yani cerrahi tedaviye uygun hastalar için yapılan tıbbi tedavi zaman ve kaynak israfına yol açmaktadır.

Kaynaklar 1) Weber H. Lumbar disc herniation. A controlled, prospective study with ten years of observation Spine (Phila Pa ). 1983 Mar;8(2):131-40 2) Peul WC, Brand R, Thomeer RT; Koes BW; Leiden-The Hague Spine Intervention Prognostic Study Group. Prolonged conservative care versus early surgery in patients with sciatica caused by lumbar disc herniation: two year results of a randomised controlled trial.BMJ. 2008 Jun 14;336(7657):1355-8. 3) Malter AD, Larson EB, Urban N, Devo RA. Cost effectiveness of lumbar discectomy for the treatment of herniated intervertebral disc. Spine 1; 21: 10481054, 1996

AĞustos 2012

AMAÇ NORMAL YAŞAMA DÖNÜŞÜ HIZLANDIRMAK Bel fıtığına bağlı sadece ağrı nedeniyle cerrahi uygulanan hasta oranı % 2 iken, diğer belirti ve hastalıkların varlığında bu oran % 3-5’e yükselmektedir.

olarak sonraki dönemlerde doktora başvurmaktadır.

15

Ülkemizde uygulanan bilimsel temeli olmayan birçok otantik tedavi yöntemleri bulunmaktadır. Kırıkçı- çıkıkcı - sınıkcı tabir edilen insanlar tarafından uygulanan temeli olmayan çeşitli uygulamalar, bele balık bağlamalar, bel bölgesine dikiş atmalar gibi insan zekasını zorlayan çok çeşitli uygulamalar ile karşılaşılmaktadır.

rar kaçırma varlığında, - Ayak veya bacakta kuvvetsizlik varlığında ve ilerleyici hal almasında, - Belde dar kanal ile birlikte bel fıtığı varlığında, - İstirahat, ağrı kesiciler ve egzersiz ile geçirilemeyen ağrı varlığında cerrahi tedaviler uygulanmalıdır.


Çocuğunuz sağlıklı mı?

Kulaklıklar sağırlığa yol açabilir

Çocuk sağlığı izlemi çocukların; Şziksel, ruhsal, sosyal yönden iyilik hali içinde olup olmadığının değerlendirilerek, onların sağlığının desteklenmesi ve geliştirilmesi anlamına gelir. Çocuk sağlığı izlemi; 1995 yılında kabul edilen “Çocuk Hakları Sözleşmesi” ne göre temel bir haktır.

“İşitme kaybı olmayan ve son derece sağlıklı olan insanlar uzun süre yüksek sesle kulaklık kullandıktan sonra sağır olabilir”

Dr. Nesrin ŞENBİL | Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Operatör Dr. Abdullah AHMED | Kulak Burun Boğaz Hastalıkları

16

Çocuk sağlığı izleminin yapıldığı yerler; Aile Hekimliği Merkezleri, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri, Sağlam Çocuk Poliklinikleri, Çocuk Sağlığı hekim muayenehaneleridir. İzleyen ekip hekim, hemşire, anne-baba, gerekirse psikolog ve sosyal gelişim uzmanını içerir. İzlem sıklığı; doğum öncesi, doğumdan sonraki ilk günler (48 saat içinde), birinci ay, ikinci ay, dördüncü ay, altıncı ay ve altınca aydan sonra üç ay aralıklarla, iki yaş ve iki yaş sonrası ergen olana kadar yıllık izlem şeklindedir. Çocuk sağlığı izlem muayenesi; - Aile ile görüşme/Öykü alma - Aile/çevre-çocuk ilişkisinin gözlenmesi, - Çocuğun gelişiminin değerlendirilmesi - Şziksel muayene - Gerekirse ek taramalar ve tetkikler - Aşılama - Yaşına uygun beslenme sorgulaması - Sağlık eğitimi ve danışmanlık - Annenin soruları - Bir sonraki muayeneyi belirleme şeklindedir.

Muayene sırasında hekim, çocuğun bütün sistemlerini gözden geçirerek olası hastalıkları dışlar. Ayrıca çocuğun gelişimsel muayenesi dediğimiz yaşına uygun zeka ve motor gelişim yönünden normal olup olmadığını gözden geçirir. Gelişim muayenesinin izlenmesinde Denver II dediğimiz tarama testi de önerilmektedir. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlarının çoğu küçük çocuklar için bu testin pek çok maddesini muayeneleri sırasında yaparlar. Gelişim geriliğinden şüphelendikleri ve/veya daha büyük çocuklarda bu testin yapılması için yönlendirebilirler. Hekim, çocuk sağlığı izleminde “çocukta hastalık var mıdır” sorusundan daha çok, “çocuk her yönden sağlıklı mıdır?” sorusuna cevap arar. Bu sırada aile-çocuk ilişkisini de gözden geçirerek çocuk ihmali ve istismarını da aklında tutmalıdır.

Kulaklık kullanma konusunda son yıllarda özellikle gençlerde yaygın bir kötü alışkanlık oluşmaya başladı. İşitme kaybı olmayan ve son derece sağlıklı insanların uzun süre yüksek sesle kulaklık kullandıktan sonra sağır olma riskleri bulunduğu bir gerçektir. Yolculuk esnasında ve otobüslerde yüksek sesle müzik dinlemek kulaktaki işitme kayıplarından bir tanesi olan yüksek sese bağlı travmaya neden oluyor. Şiddetli bir patlama olur ve bu durum da travma oluşturur. Bunlar iç kulaktaki duyu hücreleri üzerinde tahribat yapar. Ancak bu şekilde uzun süre, özellikle 5 yılın üzerinde devamlı, yüksek şiddetli sesle kulaklık kullanılırsa kulak içerisindeki duyu ve sinir hücreleri tahribata uğrar. Kişi yanlış alışkanlığı ile sağırlığa kadar gider. Özellikle genç erkekler ve bayanlarda biraz da özentiyi işin içerisine katar-

sak haŞf ve orta derecede orta kulakta işitme kaybı olduğu zaman hastalarımızın iç kulağındaki sinir hücrelerinin tahribatı başlamış demektir. Bunlar normalde 55-60 yaşlarında hepimizde olması gereken sağırlığı beklemek yerine, kendileri yüksek sesli gürültü travmasına maruz kalarak erken sağırlığa girerler. SİNİRLER HARAP OLUYOR İŞİTME SEVİYESİ DÜŞÜYOR İç kulakta ölen bir siniri tekrar geri getirmek mümkün değil. Ancak, olay orada kesilirse daha ileri gitmesini engellemek için bariyer teşkil eder. Başka şekilde tedavisi olmaz. Kulağın bir adaptasyonu var, önce haŞf sesle dinlemeye başlarsın, yavaş yavaş sinirler harap olur,

sonra bu ses sizi tatmin etmemeye başlar, daha yüksek sesle dinlemeye devam edersiniz. Sinirler harap oldukça işitme seviyesi düşüyor. Biraz daha yükselteyim derken kullanma yanlışları bir tarafa iç kulaktaki tahribat arttıkça siz daha yüksek şiddetli sesi algılamama gibi bir duruma geliyorsunuz, onun da maalesef farkında olmuyorsunuz. ÇINLAMA MEYDANA GELİR Hasta sadece duyu hücrelerinin tahribi ile kalmaz, harap olan hücrelerin duymadığı gibi bir de kendisinin çıkardığı bir yaygara vardır. O sese halk arasında çınlama denir. O çınlama kişiyi rahatsız eder ve uykusunu da etkiler. Hastanın kulağında bir şekilde oluşmuş çınlamanın, medikal tedavi almadığı için maskeleyici cihazlarla dışarıdan tedavisi yapılabilir.

AĞustos 2012

AĞustos 2012

Muayene sırasında hekim, çocuğun bütün sistemlerini gözden geçirerek olası hastalıkları dışlar. Ayrıca çocuğun gelişimsel muayenesi dediğimiz yaşına uygun zeka ve motor gelişim yönünden normal olup olmadığını gözden geçirir.

İzlem muayenesinde erken tanı ve tedavide tarama programları, öykü ve Şzik muayene son derece önemlidir. Ülkemizde yenidoğan dönemi taramalarında işitme testi, topuk kanında fenilketonüri, konjenital hipotirodi, biyotinidaz eksikliği taraması düzenli bir şekilde yürütülmektedir. Gelişimsel kalça displazisi (doğuştan kalça çıkığı) taraması 2-4 ay arasında mutlaka yapılmalıdır. Bunların dışında göz taraması, tansiyon ölçümü, kan tetkikleri gibi taramalar ilerleyen yaşlarda önerilir.

17

Büyüme ve gelişmenin izlenmesi, aşılama, yaşa göre uygun beslenme, hastalıkların önlenmesi için sağlık eğitimi ve desteği, hastalıkların erken tanı ve tedavisi temel amaçlarıdır. Çocuğun sağlıklı yetişmesi konusunda aileye destek verir. Çocuğun ruhsal ve bedensel sağlığı, çocuk gelişimi konusunda aileyi bilgilendirir.


Çocuğunuz sağlıklı mı?

Kulaklıklar sağırlığa yol açabilir

Çocuk sağlığı izlemi çocukların; Şziksel, ruhsal, sosyal yönden iyilik hali içinde olup olmadığının değerlendirilerek, onların sağlığının desteklenmesi ve geliştirilmesi anlamına gelir. Çocuk sağlığı izlemi; 1995 yılında kabul edilen “Çocuk Hakları Sözleşmesi” ne göre temel bir haktır.

“İşitme kaybı olmayan ve son derece sağlıklı olan insanlar uzun süre yüksek sesle kulaklık kullandıktan sonra sağır olabilir”

Dr. Nesrin ŞENBİL | Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Operatör Dr. Abdullah AHMED | Kulak Burun Boğaz Hastalıkları

16

Çocuk sağlığı izleminin yapıldığı yerler; Aile Hekimliği Merkezleri, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Poliklinikleri, Sağlam Çocuk Poliklinikleri, Çocuk Sağlığı hekim muayenehaneleridir. İzleyen ekip hekim, hemşire, anne-baba, gerekirse psikolog ve sosyal gelişim uzmanını içerir. İzlem sıklığı; doğum öncesi, doğumdan sonraki ilk günler (48 saat içinde), birinci ay, ikinci ay, dördüncü ay, altıncı ay ve altınca aydan sonra üç ay aralıklarla, iki yaş ve iki yaş sonrası ergen olana kadar yıllık izlem şeklindedir. Çocuk sağlığı izlem muayenesi; - Aile ile görüşme/Öykü alma - Aile/çevre-çocuk ilişkisinin gözlenmesi, - Çocuğun gelişiminin değerlendirilmesi - Şziksel muayene - Gerekirse ek taramalar ve tetkikler - Aşılama - Yaşına uygun beslenme sorgulaması - Sağlık eğitimi ve danışmanlık - Annenin soruları - Bir sonraki muayeneyi belirleme şeklindedir.

Muayene sırasında hekim, çocuğun bütün sistemlerini gözden geçirerek olası hastalıkları dışlar. Ayrıca çocuğun gelişimsel muayenesi dediğimiz yaşına uygun zeka ve motor gelişim yönünden normal olup olmadığını gözden geçirir. Gelişim muayenesinin izlenmesinde Denver II dediğimiz tarama testi de önerilmektedir. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanlarının çoğu küçük çocuklar için bu testin pek çok maddesini muayeneleri sırasında yaparlar. Gelişim geriliğinden şüphelendikleri ve/veya daha büyük çocuklarda bu testin yapılması için yönlendirebilirler. Hekim, çocuk sağlığı izleminde “çocukta hastalık var mıdır” sorusundan daha çok, “çocuk her yönden sağlıklı mıdır?” sorusuna cevap arar. Bu sırada aile-çocuk ilişkisini de gözden geçirerek çocuk ihmali ve istismarını da aklında tutmalıdır.

Kulaklık kullanma konusunda son yıllarda özellikle gençlerde yaygın bir kötü alışkanlık oluşmaya başladı. İşitme kaybı olmayan ve son derece sağlıklı insanların uzun süre yüksek sesle kulaklık kullandıktan sonra sağır olma riskleri bulunduğu bir gerçektir. Yolculuk esnasında ve otobüslerde yüksek sesle müzik dinlemek kulaktaki i��itme kayıplarından bir tanesi olan yüksek sese bağlı travmaya neden oluyor. Şiddetli bir patlama olur ve bu durum da travma oluşturur. Bunlar iç kulaktaki duyu hücreleri üzerinde tahribat yapar. Ancak bu şekilde uzun süre, özellikle 5 yılın üzerinde devamlı, yüksek şiddetli sesle kulaklık kullanılırsa kulak içerisindeki duyu ve sinir hücreleri tahribata uğrar. Kişi yanlış alışkanlığı ile sağırlığa kadar gider. Özellikle genç erkekler ve bayanlarda biraz da özentiyi işin içerisine katar-

sak haŞf ve orta derecede orta kulakta işitme kaybı olduğu zaman hastalarımızın iç kulağındaki sinir hücrelerinin tahribatı başlamış demektir. Bunlar normalde 55-60 yaşlarında hepimizde olması gereken sağırlığı beklemek yerine, kendileri yüksek sesli gürültü travmasına maruz kalarak erken sağırlığa girerler. SİNİRLER HARAP OLUYOR İŞİTME SEVİYESİ DÜŞÜYOR İç kulakta ölen bir siniri tekrar geri getirmek mümkün değil. Ancak, olay orada kesilirse daha ileri gitmesini engellemek için bariyer teşkil eder. Başka şekilde tedavisi olmaz. Kulağın bir adaptasyonu var, önce haŞf sesle dinlemeye başlarsın, yavaş yavaş sinirler harap olur,

sonra bu ses sizi tatmin etmemeye başlar, daha yüksek sesle dinlemeye devam edersiniz. Sinirler harap oldukça işitme seviyesi düşüyor. Biraz daha yükselteyim derken kullanma yanlışları bir tarafa iç kulaktaki tahribat arttıkça siz daha yüksek şiddetli sesi algılamama gibi bir duruma geliyorsunuz, onun da maalesef farkında olmuyorsunuz. ÇINLAMA MEYDANA GELİR Hasta sadece duyu hücrelerinin tahribi ile kalmaz, harap olan hücrelerin duymadığı gibi bir de kendisinin çıkardığı bir yaygara vardır. O sese halk arasında çınlama denir. O çınlama kişiyi rahatsız eder ve uykusunu da etkiler. Hastanın kulağında bir şekilde oluşmuş çınlamanın, medikal tedavi almadığı için maskeleyici cihazlarla dışarıdan tedavisi yapılabilir.

AĞustos 2012

AĞustos 2012

Muayene sırasında hekim, çocuğun bütün sistemlerini gözden geçirerek olası hastalıkları dışlar. Ayrıca çocuğun gelişimsel muayenesi dediğimiz yaşına uygun zeka ve motor gelişim yönünden normal olup olmadığını gözden geçirir.

İzlem muayenesinde erken tanı ve tedavide tarama programları, öykü ve Şzik muayene son derece önemlidir. Ülkemizde yenidoğan dönemi taramalarında işitme testi, topuk kanında fenilketonüri, konjenital hipotirodi, biyotinidaz eksikliği taraması düzenli bir şekilde yürütülmektedir. Gelişimsel kalça displazisi (doğuştan kalça çıkığı) taraması 2-4 ay arasında mutlaka yapılmalıdır. Bunların dışında göz taraması, tansiyon ölçümü, kan tetkikleri gibi taramalar ilerleyen yaşlarda önerilir.

17

Büyüme ve gelişmenin izlenmesi, aşılama, yaşa göre uygun beslenme, hastalıkların önlenmesi için sağlık eğitimi ve desteği, hastalıkların erken tanı ve tedavisi temel amaçlarıdır. Çocuğun sağlıklı yetişmesi konusunda aileye destek verir. Çocuğun ruhsal ve bedensel sağlığı, çocuk gelişimi konusunda aileyi bilgilendirir.


18

AĞustos 2012

Lokman Hekim Hastanesi

Sağlık hizmeti sunumundaki 10 yıllık bilgi ve birikimi ile halkın güvenini kazanan Lokman Hekim Hastaneleri, bu süre içerisinde binlerce hastaya “şifa kapısı” oldu. İlk hastane yatırımı olan Etlik Hastanesi’nin 10. yılını kutlayan Lokman Hekim ailesi, o günden bu yana çağdaş yönetim sistemi, tıbbi uygulamaları ve sahip olduğu teknolojisi örnek gösterilen, toplumun beklentileri ile hastaların tüm sağlık gereksinimlerini karşılayan saygın bir sağlık kuruluşu olmanın gururunu yaşıyor.

Nitelikli kadrosu ile teşhis, tedavi, bakım ve koruyucu sağlık hizmetlerini kapsayan uygulamalarda etik değerlere bağlı, hasta haklarına saygılı, din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin kaliteli ve ekonomik sağlık hizmeti sunmaya özen gösteren Lokman Hekim Hastaneleri, 10. yılına Etlik, Sincan ve Van’daki 3 büyük hastane ile girdi. İLK ADIM 1996’DA ATILDI Bugün Lokman Hekim Hastaneleri adı altında hizmet veren kurumumuz 1996 yılında Engü-

rüsağ A.Ş.’nin kurulmasıyla sağlık hizmetleri sektörüne ilk adımını attı. Hastanelerimiz, aradan geçen yıllarda yüz binlerce insanın sağlığına kavuşmasına aracı oldu. Lokman Hekim Etlik Hastanesi, 2002 yılının 15 Mayıs ayında hizmete girdi. Buradaki başarılı sağlık hizmetinin ardından 2008’de ise Lokman Hekim Sincan Hastanesi sağlık hizmeti sunmaya başladı. Son olarak ise 2011 yılında Van’da kuruma yeni bir halka eklendi ve Lokman Hekim Van Hastanesi açıldı.

Lokman Hekim Sincan Hastanesi

Lokman Hekim Van Hastanesi

BORSA’DA BİR İLK Lokman Hekim Hastanelerinin sahibi olan Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş. 2011 yılının başlarında bir ilk gerçekleştirdi. Kurumumuz, halka arz olarak borsada yer alan Ankara’nın ilk, Türkiye’nin ise ikinci sağlık kuruluşu oldu. “ŞİFA KAPISI” OLDU Lokman Hekim Hastaneleri, bugün itibariyle 1000’e yakın personel ve 3 büyük hastane ile hizmet verirken, hastanecilikteki 10 yıllık süre içerisinde yüz binlerce kişiye “şifa” dağıtma gurur ve onuruna nail oldu. Bünyesinde gerçekleştirilen

HALKIN TEVECCÜHÜ Lokman Hekim Hastaneleri, Türkiye’nin en önemli sağlık grupları arasındaki yerini kısa sürede aldı. Bu süre içerisinde halkın teveccühünü kazanan Lokman Hekim Hastaneleri hizmet verdiği bölgelerde çok önemli bir görevi yerine getirdi. Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş. Ankara merkezli bir şirket olarak başladığı hizmet yarışında bugün ulusal ölçekte bir firma haline geldi. Artık “Lokman Hekim” markası sadece Ankara’da değil, Türkiye’nin pek çok yerinde bilinir oldu.

AĞustos 2012

Sağlık sektöründeki 10. yılını dolduran Lokman Hekim ailesi, 15 Mayıs 2002’de başladığı hizmet yarışında bugün en ön sıralarda yer almanın onur ve gururunu yaşıyor.

binlerce doğum nedeniyle Lokman Hekim Hastaneleri “Bebek Dostu Hastane” unvanı ile onurlandırıldı. Başarılı kalp ve damar ameliyatları ile ön plana çıkan Lokman Hekim Hastaneleri, halkın bu alandaki takdirini ve güvenini kazandı. Lokman Hekim Hastaneleri, “hastane denilince akla gelen ilk kuruluş” olmak hedefine giden yolda kısa sürede büyük mesafe kat etti. Beyin sinir cerrahisinden göz hastalıklarına, ortopediden dermatolojiye, kadın hastalıklarından çocuk hastalıklarına, fizik tedaviden plastik cerrahiye kadar Lokman Hekim Hastaneleri’nde geniş bir yelpazede hizmet verilmeye devam ediliyor.

19

SAĞLIK DOLU NiCE 10 YILLARA

Lokman Hekim Hastaneleri, “hastane denilince akla gelen ilk kuruluş” olmak hedeŞne giden yolda kısa sürede büyük mesafe kat etti.

HİZMET YELPAZESİ GENİŞLEDİ Hastanecilik sektöründeki 10 yıllık bir tecrübe Lokman Hekim ailesine çok şey kattı. Kurumumuz, sağlık hizmeti sunumundaki kalitesinden taviz vermeden büyümeye devam etti. Halkın gereksinimleri ön planda tutuldu ve açılan yeni bölümlerle hizmet zinciri gün be gün artırıldı. “Sigara Bırakma Merkezi”, “Güzellik Merkezi” ve “Plastik Cerrahi” gibi bölümlerle hizmet yelpazesi genişletildi. Bir yandan da sosyal sorumluluk projelerine ağırlık verildi. Lokman Hekim ailesi, halktan aldığını yine halk ile paylaştı.


18

AĞustos 2012

Lokman Hekim Hastanesi

Sağlık hizmeti sunumundaki 10 yıllık bilgi ve birikimi ile halkın güvenini kazanan Lokman Hekim Hastaneleri, bu süre içerisinde binlerce hastaya “şifa kapısı” oldu. İlk hastane yatırımı olan Etlik Hastanesi’nin 10. yılını kutlayan Lokman Hekim ailesi, o günden bu yana çağdaş yönetim sistemi, tıbbi uygulamaları ve sahip olduğu teknolojisi örnek gösterilen, toplumun beklentileri ile hastaların tüm sağlık gereksinimlerini karşılayan saygın bir sağlık kuruluşu olmanın gururunu yaşıyor.

Nitelikli kadrosu ile teşhis, tedavi, bakım ve koruyucu sağlık hizmetlerini kapsayan uygulamalarda etik değerlere bağlı, hasta haklarına saygılı, din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin kaliteli ve ekonomik sağlık hizmeti sunmaya özen gösteren Lokman Hekim Hastaneleri, 10. yılına Etlik, Sincan ve Van’daki 3 büyük hastane ile girdi. İLK ADIM 1996’DA ATILDI Bugün Lokman Hekim Hastaneleri adı altında hizmet veren kurumumuz 1996 yılında Engü-

rüsağ A.Ş.’nin kurulmasıyla sağlık hizmetleri sektörüne ilk adımını attı. Hastanelerimiz, aradan geçen yıllarda yüz binlerce insanın sağlığına kavuşmasına aracı oldu. Lokman Hekim Etlik Hastanesi, 2002 yılının 15 Mayıs ayında hizmete girdi. Buradaki başarılı sağlık hizmetinin ardından 2008’de ise Lokman Hekim Sincan Hastanesi sağlık hizmeti sunmaya başladı. Son olarak ise 2011 yılında Van’da kuruma yeni bir halka eklendi ve Lokman Hekim Van Hastanesi açıldı.

Lokman Hekim Sincan Hastanesi

Lokman Hekim Van Hastanesi

BORSA’DA BİR İLK Lokman Hekim Hastanelerinin sahibi olan Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş. 2011 yılının başlarında bir ilk gerçekleştirdi. Kurumumuz, halka arz olarak borsada yer alan Ankara’nın ilk, Türkiye’nin ise ikinci sağlık kuruluşu oldu. “ŞİFA KAPISI” OLDU Lokman Hekim Hastaneleri, bugün itibariyle 1000’e yakın personel ve 3 büyük hastane ile hizmet verirken, hastanecilikteki 10 yıllık süre içerisinde yüz binlerce kişiye “şifa” dağıtma gurur ve onuruna nail oldu. Bünyesinde gerçekleştirilen

HALKIN TEVECCÜHÜ Lokman Hekim Hastaneleri, Türkiye’nin en önemli sağlık grupları arasındaki yerini kısa sürede aldı. Bu süre içerisinde halkın teveccühünü kazanan Lokman Hekim Hastaneleri hizmet verdiği bölgelerde çok önemli bir görevi yerine getirdi. Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş. Ankara merkezli bir şirket olarak başladığı hizmet yarışında bugün ulusal ölçekte bir firma haline geldi. Artık “Lokman Hekim” markası sadece Ankara’da değil, Türkiye’nin pek çok yerinde bilinir oldu.

AĞustos 2012

Sağlık sektöründeki 10. yılını dolduran Lokman Hekim ailesi, 15 Mayıs 2002’de başladığı hizmet yarışında bugün en ön sıralarda yer almanın onur ve gururunu yaşıyor.

binlerce doğum nedeniyle Lokman Hekim Hastaneleri “Bebek Dostu Hastane” unvanı ile onurlandırıldı. Başarılı kalp ve damar ameliyatları ile ön plana çıkan Lokman Hekim Hastaneleri, halkın bu alandaki takdirini ve güvenini kazandı. Lokman Hekim Hastaneleri, “hastane denilince akla gelen ilk kuruluş” olmak hedefine giden yolda kısa sürede büyük mesafe kat etti. Beyin sinir cerrahisinden göz hastalıklarına, ortopediden dermatolojiye, kadın hastalıklarından çocuk hastalıklarına, fizik tedaviden plastik cerrahiye kadar Lokman Hekim Hastaneleri’nde geniş bir yelpazede hizmet verilmeye devam ediliyor.

19

SAĞLIK DOLU NiCE 10 YILLARA

Lokman Hekim Hastaneleri, “hastane denilince akla gelen ilk kuruluş” olmak hedeŞne giden yolda kısa sürede büyük mesafe kat etti.

HİZMET YELPAZESİ GENİŞLEDİ Hastanecilik sektöründeki 10 yıllık bir tecrübe Lokman Hekim ailesine çok şey kattı. Kurumumuz, sağlık hizmeti sunumundaki kalitesinden taviz vermeden büyümeye devam etti. Halkın gereksinimleri ön planda tutuldu ve açılan yeni bölümlerle hizmet zinciri gün be gün artırıldı. “Sigara Bırakma Merkezi”, “Güzellik Merkezi” ve “Plastik Cerrahi” gibi bölümlerle hizmet yelpazesi genişletildi. Bir yandan da sosyal sorumluluk projelerine ağırlık verildi. Lokman Hekim ailesi, halktan aldığını yine halk ile paylaştı.


SUDA

DOĞUM

20

AĞustos 2012

Op. Dr. Sebahat TURAN Kadın Hastalıkları ve Doğum

Türkiye’de, anne ve bebek için en sağlıklı doğum yöntemi olan ‘normal doğumun’ teşvik edilmesi için çalışmalar yürütülürken, son dönemlerde “lamaze tekniği” ile doğum ve suda doğum yöntemine ilgi hızla artıyor.

Doğal doğum ve Lamaze tekniği nedir? Doğal doğum; doğum eylemine dışarıdan hiçbir müdahale edilmeden doğal sürece bilinçle yaklaşmak; bebeğin ne zaman doğacağına, doğum hızına ve seyrine, anneye ihtiyacı olanın dışında müdahalede bulunulmaması demektir. Kısacası anneye ve bebeğe saygı göstermektir. Lamaze yöntemi, bir gebeyi bilinçlendirerek duygusal ve bedensel yönden doğuma hazırlamaktır. Lamaze eğitimi sayesinde gebelerimiz doğumda bedenlerine güvenerek, bebeklerinin ihtiyaçlarını gözeterek doğuma giden bu coşkulu yolda aktif olarak çalışırlar. Bebeklerine ilk dokunan el kendileri olurlar, ilk tensel teması annesiyle yaşayan duyduğu ilk ses tanıdık o güzel anne sesi olan bebek panik yerine güven duygusuna daha çok sahip olur. Bu yöntem sayesinde doğuma giden bu coşkulu yolda stres ve korku yerini değişik teknikleri kullanarak daha rahat ve ağrısız doğal bir doğum yaşarlar. Suda doğum yöntemi hakkında bilgi verir misiniz? Suda doğum, doğum eyleminin sıcaklığı 35-37 derecede olan bir havuzda gerçekleşen alternatif bir doğum yöntemidir. Doğum sırasında sıcak suyun gevşetici etkisinden yararlanılır. Sıcak su,

Tüm gebelikler için düşünülebilir mi? Doğal doğum tüm gebelerde uygulanabilirken suda doğum her gebe için uygun bir doğum yöntemi olmayabilir. İlk kez anne olacaklara, riskli gebelik gruplarına önermemekteyiz. Hepatit, HIV, genital enfeksiyonu olanlarda, sezaryen sebebi olan durumlar örneğin makat geliş, çoğul doğum, eski sezaryen olguları, iri bebekler, kalp tansiyon, astım, şeker gibi hastalıkları olanlar aşırı obez anneler yoğun vajinal kanaması olanlar su kesesi erken açılan hastalar suda doğum için uygun olmasalar bile doğal doğum bu grup içinde uygun olabilir. Riski var mı? Normal doğuma göre avantajları nedir? Su, vücudu gevşeten endorŞn hormonunun salgılanmasını kolaylaştırır, buda doğum gerilimini azaltır. Bebek, anne karnında da suda olduğu için bir su ortamından başka bir su ortamına geçmekte bu da şoka sebep olmamaktadır. Suda doğum bebek için hiçbir risk taşımıyor. Bebek hemen ağlamıyor, kordon bağı kesildikten sonra ağlamaya başlıyor, buradaki amaç normal doğumu teşvik etmek. Rahime giden kan akımının da oksijenin de artırması doğumu kolaylaştırıyor. Bebek suyun içinde olduğu birkaç saniye içinde, oksijeni kordondaki anne kanı aracılığı ile alıyor. Bebeğin başı, sıcak sudan çıkarılıp havayla temas eder etmez nefes alma reşeksi hareke geçiyor böylece bebek nefes alıp ilk olarak annenin sesini duymaktadır.

Suda doğum yöntemi sayesinde anne adayları doğuma giden bu coşkulu yolda stres ve korku yerini değişik teknikleri kullanarak daha rahat ve ağrısız doğal bir doğum yaşarlar.

AĞustos 2012

YENi TERCiHi

doğal sancılanma sürecini başlatmaya yardımcı olur. Doğum büyük ölçüde anne tarafından gerçekleştirilir ve anneye herhangi bir ilaç, ağrı kesici veya suni sancı verilmez.

21

ANNE ADAYLARININ

Lamaze yöntemi ile doğum büyük ölçüde anne tarafından gerçekleştiriliyor ve anneye herhangi bir ilaç, ağrı kesici veya suni sancı verilmiyor. Bebek için de hiçbir risk taşımayan suda doğum yöntemi sayesinde rahime giden kan akımı ve oksijen arttığı için doğum olabildiğinden daha kolay gerçekleşiyor. Lokman Hekim Etlik Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sebahat Turan, Lamaze tekniği ve suda doğum hakkında şu bilgileri verdi:


SUDA

DOĞUM

20

AĞustos 2012

Op. Dr. Sebahat TURAN Kadın Hastalıkları ve Doğum

Türkiye’de, anne ve bebek için en sağlıklı doğum yöntemi olan ‘normal doğumun’ teşvik edilmesi için çalışmalar yürütülürken, son dönemlerde “lamaze tekniği” ile doğum ve suda doğum yöntemine ilgi hızla artıyor.

Doğal doğum ve Lamaze tekniği nedir? Doğal doğum; doğum eylemine dışarıdan hiçbir müdahale edilmeden doğal sürece bilinçle yaklaşmak; bebeğin ne zaman doğacağına, doğum hızına ve seyrine, anneye ihtiyacı olanın dışında müdahalede bulunulmaması demektir. Kısacası anneye ve bebeğe saygı göstermektir. Lamaze yöntemi, bir gebeyi bilinçlendirerek duygusal ve bedensel yönden doğuma hazırlamaktır. Lamaze eğitimi sayesinde gebelerimiz doğumda bedenlerine güvenerek, bebeklerinin ihtiyaçlarını gözeterek doğuma giden bu coşkulu yolda aktif olarak çalışırlar. Bebeklerine ilk dokunan el kendileri olurlar, ilk tensel teması annesiyle yaşayan duyduğu ilk ses tanıdık o güzel anne sesi olan bebek panik yerine güven duygusuna daha çok sahip olur. Bu yöntem sayesinde doğuma giden bu coşkulu yolda stres ve korku yerini değişik teknikleri kullanarak daha rahat ve ağrısız doğal bir doğum yaşarlar. Suda doğum yöntemi hakkında bilgi verir misiniz? Suda doğum, doğum eyleminin sıcaklığı 35-37 derecede olan bir havuzda gerçekleşen alternatif bir doğum yöntemidir. Doğum sırasında sıcak suyun gevşetici etkisinden yararlanılır. Sıcak su,

Tüm gebelikler için düşünülebilir mi? Doğal doğum tüm gebelerde uygulanabilirken suda doğum her gebe için uygun bir doğum yöntemi olmayabilir. İlk kez anne olacaklara, riskli gebelik gruplarına önermemekteyiz. Hepatit, HIV, genital enfeksiyonu olanlarda, sezaryen sebebi olan durumlar örneğin makat geliş, çoğul doğum, eski sezaryen olguları, iri bebekler, kalp tansiyon, astım, şeker gibi hastalıkları olanlar aşırı obez anneler yoğun vajinal kanaması olanlar su kesesi erken açılan hastalar suda doğum için uygun olmasalar bile doğal doğum bu grup içinde uygun olabilir. Riski var mı? Normal doğuma göre avantajları nedir? Su, vücudu gevşeten endorŞn hormonunun salgılanmasını kolaylaştırır, buda doğum gerilimini azaltır. Bebek, anne karnında da suda olduğu için bir su ortamından başka bir su ortamına geçmekte bu da şoka sebep olmamaktadır. Suda doğum bebek için hiçbir risk taşımıyor. Bebek hemen ağlamıyor, kordon bağı kesildikten sonra ağlamaya başlıyor, buradaki amaç normal doğumu teşvik etmek. Rahime giden kan akımının da oksijenin de artırması doğumu kolaylaştırıyor. Bebek suyun içinde olduğu birkaç saniye içinde, oksijeni kordondaki anne kanı aracılığı ile alıyor. Bebeğin başı, sıcak sudan çıkarılıp havayla temas eder etmez nefes alma reşeksi hareke geçiyor böylece bebek nefes alıp ilk olarak annenin sesini duymaktadır.

Suda doğum yöntemi sayesinde anne adayları doğuma giden bu coşkulu yolda stres ve korku yerini değişik teknikleri kullanarak daha rahat ve ağrısız doğal bir doğum yaşarlar.

AĞustos 2012

YENi TERCiHi

doğal sancılanma sürecini başlatmaya yardımcı olur. Doğum büyük ölçüde anne tarafından gerçekleştirilir ve anneye herhangi bir ilaç, ağrı kesici veya suni sancı verilmez.

21

ANNE ADAYLARININ

Lamaze yöntemi ile doğum büyük ölçüde anne tarafından gerçekleştiriliyor ve anneye herhangi bir ilaç, ağrı kesici veya suni sancı verilmiyor. Bebek için de hiçbir risk taşımayan suda doğum yöntemi sayesinde rahime giden kan akımı ve oksijen arttığı için doğum olabildiğinden daha kolay gerçekleşiyor. Lokman Hekim Etlik Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Sebahat Turan, Lamaze tekniği ve suda doğum hakkında şu bilgileri verdi:


22

Uz. Dr. Şahin MÜRSEL | Kardiyoloji

SPO R YAPMAYIN

BiLiNCSiZ

AĞustos 2012

Sporun düzenli yapıldığı takdirde kalp sağlığı açısından yararlı etkileri olduğu gösterilmiştir. Kilo kaybını sağlaması, kan basıncı kontrolünü kolaylaştırması, diyabette kan şekeri kontrolünü iyileştirmesi, kan lipitlerini olumlu olarak etkilemesi kalp-damar sağlığı açısından yararlı etkilerdir. Son yıllarda sportif aktiviteler sırasında beklenmedik ani ölümlere sık rastlanılmaktadır. Gençlerde spora bağlı ani ölümler; şaşırtıcı ve trajik olaylardır. Sporla ilgili ani ölümler bir taraftan hekimlerin dikkatini çekerken, diğer taraftan ebeveynlerde, spor yapan ve yapmak isteyenlerde endişe uyandırmaktadır. Onun için spora bağlı ani ölümlerin altında yatan nedenleri ve alınması gereken önlemleri bulup ortaya çıkarmak son derece önemli bir hale gelmiştir. Sportif aktivitelerde ortaya çıkan ani ölümler travmatik ve kardiyak nedenlerden kaynaklanmaktadır. Genellikle kardiyak ani ölümlerin nedenlerini kalp krizi, doğuştan kalp hastalıkları ve kalp kapak hastalıkları oluşturmaktadır. Hi-

Genellikle 35 yaş üzerinde kimselerin spor yapmaya başlamadan önce kardiyak yönden araştırılmaları gerekir. Bunun için Şziksel muayene, EKG, gerekirse ekokardiyograŞ ve egzersiz testiyle değerlendirilmeleri gerekir. 35 yaş üzeri olan ve koroner kalp hastalığı için en az bir risk faktörüne sahip kimselerde spora başlangıç öncesi efor testini kesinlikle önermekteyiz. Sonuç olarak sağlık için spor şarttır. Bunu sağlamanın yolu sporu yaşamımızın bir parçası olarak kabul etmektir. Ama unutmamalıyız ki bunu da ancak sağlıklı bir kalple gerçekleştirebiliriz

Hepatit B taşıyıcılığı Risk devam ediyor Doç. Dr. Fahri YAKARYILMAZ | Gastroenteroloji Hepatit B virüsü (HBV) ile bulaş sonrasında karaciğer hücresinde oluşan yaygın iltihabi reaksiyon ve hasarlanma akut ya da kronik hepatit B olarak saptanabilir. İlk bulaştan sonra vücut savunma sistemi yeterli ise yaklaşık 4-8 hafta içerisinde bağışıklığın göstergesi olan serum antikorları oluşur. Eğer akut enfeksiyondan sonra 6 ay geçmesine rağmen antikor gelişmez, HBsAg pozitif devam eder ise hastalık kronik olarak kabul edilir. Ülkemizde bölgeler arası farklılık göstemekle birlikte HbsAg pozitişiği % 3-10 arasında değişmektedir. Altı aydan daha uzun süredir HBsAg pozitif devam eden hastalarda “Hepatit B taşıyıcı” ve “Kronik Hepatit B” ayırımı hastaların takip ve tedavileri için çok önemlidir. Bu konuda eksik ya da yanlış bilinen, yanıtlanması gereken durumlar vardır: -HBsAg pozitif, karaciğer enzimi (ALT) normal ise hasta taşıyıcıdır:

Yanlış. Heaptit B taşıyıcı mı? Kronik HepatitB mi? Kesin tanısı için kanda hepatit B virüsünün çoğalmasını gösteren ve oldukça duyarlı bir yöntem olan HBV DNA PCR testi mutlaka yapılmalıdır. -HBV DNA PCR yöntemi ile negatif ise kesinlikle Hepatit B taşıyıcıdır: Yanlış. Hepatit B taşıyıcılarında HBV DNA negatif ya da 1000 copya/ml altında düşük titrede pozitiftir. Ancak Hepatit B virüsü ile birlikte pozitif olabilen Hepatit D virüsü varlığında HBV DNA baskılanarak yanlış negatif saptanabilmektedir ve hastalık tedavisiz kalarak ağır seyirle siroza kadar ilerleyebilmektedir. Bu nedenle HBsAg pozitif olan her hastaya Hepatit D testi de yapılmalıdır. -Hepatit B taşıyıcılarında bulaştırıcılık riski yoktur: Yanlış. Taşıyıcıların da bulaştırıcılık riski vardır. Bu nedenle taşıyıcın yakın temasta olduğu eş çocukların Hepatit B durumları-

nın tespiti gereklidir. Daha önce hepatit B ile karşılaşmamış, aşı olmamış aile bireylerinin mutlaka Hepatit B aşı programına alınmaları gereklidir. -Hepatit B taşıyıcılarında tedavi gerekli değildir: Doğru. Eğer Hepatit B taşıyıcı olduğu yeterli testler ile doğrulanmış ise tedavi gerekli değildir. -Hepatit B taşıyıcılarında takip gerekli değildir: Yanlış. Tedavi gerekmese de takip mutlaka gereklidir. Çünkü; bu hastalar siroza ilerlemez ancak karaciğer kanseri gelişme riski taşırlar. -Hepatit B taşıyıcılarının kanser kemoterapi ilaçlarını ya da bağışıklığı baskılayan ilaçları kullanmasında sakınca yoktur: Yanlış. Kemoterapotik ya da immunsupresif kullanımı sırasında Hepatit B alevlenmesi görülür. Bu nedenle kronik Hepatit B tedavisinde kullanılan oral antiviral ilaçlardan biri birlikte verilmelidir.

AĞustos 2012

Dünyada ve ülkemizde kalp sağlığının önemi gittikçe artmaktadır. Koroner kalp hastalığı veya kalp damar hastalıklarından korunmanın en önemli maddelerinden biri de düzenli egzersizdir. Düzenli egzersiz ve spor yapılması koroner kalp hastalığında değiştirilebilir risk faktörlerinden birinin ortadan kaldırılması anlamına gelir.

pertroŞk Kardiyomiyopati, Miyokardit ve Koroner Arter Anomalileri en önemli nedenlerin başında gelmektedir. ( Kalp kası ve kalbi besleyen damarlarla ilgili hastalıklar ) Travmatik ölümlerde ani ölüm nedeni belli iken kardiyak nedenli ani ölümlerde ölüm nedeni ancak otopsi yapılarak belirlenmektedir.

23

Spor yaparken kalbe aşırı yüklenmek, ani ölüm riskini artırır. Kalp kaynaklı ölümlerin önlenmesinde düzenli egzersizin büyük önemi vardır. Bilinçsiz yapılan spor ve ağır egzersizler ise kalp krizi ve ani ölüm riskini artırır.


22

Uz. Dr. Şahin MÜRSEL | Kardiyoloji

SPO R YAPMAYIN

BiLiNCSiZ

AĞustos 2012

Sporun düzenli yapıldığı takdirde kalp sağlığı açısından yararlı etkileri olduğu gösterilmiştir. Kilo kaybını sağlaması, kan basıncı kontrolünü kolaylaştırması, diyabette kan şekeri kontrolünü iyileştirmesi, kan lipitlerini olumlu olarak etkilemesi kalp-damar sağlığı açısından yararlı etkilerdir. Son yıllarda sportif aktiviteler sırasında beklenmedik ani ölümlere sık rastlanılmaktadır. Gençlerde spora bağlı ani ölümler; şaşırtıcı ve trajik olaylardır. Sporla ilgili ani ölümler bir taraftan hekimlerin dikkatini çekerken, diğer taraftan ebeveynlerde, spor yapan ve yapmak isteyenlerde endişe uyandırmaktadır. Onun için spora bağlı ani ölümlerin altında yatan nedenleri ve alınması gereken önlemleri bulup ortaya çıkarmak son derece önemli bir hale gelmiştir. Sportif aktivitelerde ortaya çıkan ani ölümler travmatik ve kardiyak nedenlerden kaynaklanmaktadır. Genellikle kardiyak ani ölümlerin nedenlerini kalp krizi, doğuştan kalp hastalıkları ve kalp kapak hastalıkları oluşturmaktadır. Hi-

Genellikle 35 yaş üzerinde kimselerin spor yapmaya başlamadan önce kardiyak yönden araştırılmaları gerekir. Bunun için Şziksel muayene, EKG, gerekirse ekokardiyograŞ ve egzersiz testiyle değerlendirilmeleri gerekir. 35 yaş üzeri olan ve koroner kalp hastalığı için en az bir risk faktörüne sahip kimselerde spora başlangıç öncesi efor testini kesinlikle önermekteyiz. Sonuç olarak sağlık için spor şarttır. Bunu sağlamanın yolu sporu yaşamımızın bir parçası olarak kabul etmektir. Ama unutmamalıyız ki bunu da ancak sağlıklı bir kalple gerçekleştirebiliriz

Hepatit B taşıyıcılığı Risk devam ediyor Doç. Dr. Fahri YAKARYILMAZ | Gastroenteroloji Hepatit B virüsü (HBV) ile bulaş sonrasında karaciğer hücresinde oluşan yaygın iltihabi reaksiyon ve hasarlanma akut ya da kronik hepatit B olarak saptanabilir. İlk bulaştan sonra vücut savunma sistemi yeterli ise yaklaşık 4-8 hafta içerisinde bağışıklığın göstergesi olan serum antikorları oluşur. Eğer akut enfeksiyondan sonra 6 ay geçmesine rağmen antikor gelişmez, HBsAg pozitif devam eder ise hastalık kronik olarak kabul edilir. Ülkemizde bölgeler arası farklılık göstemekle birlikte HbsAg pozitişiği % 3-10 arasında değişmektedir. Altı aydan daha uzun süredir HBsAg pozitif devam eden hastalarda “Hepatit B taşıyıcı” ve “Kronik Hepatit B” ayırımı hastaların takip ve tedavileri için çok önemlidir. Bu konuda eksik ya da yanlış bilinen, yanıtlanması gereken durumlar vardır: -HBsAg pozitif, karaciğer enzimi (ALT) normal ise hasta taşıyıcıdır:

Yanlış. Heaptit B taşıyıcı mı? Kronik HepatitB mi? Kesin tanısı için kanda hepatit B virüsünün çoğalmasını gösteren ve oldukça duyarlı bir yöntem olan HBV DNA PCR testi mutlaka yapılmalıdır. -HBV DNA PCR yöntemi ile negatif ise kesinlikle Hepatit B taşıyıcıdır: Yanlış. Hepatit B taşıyıcılarında HBV DNA negatif ya da 1000 copya/ml altında düşük titrede pozitiftir. Ancak Hepatit B virüsü ile birlikte pozitif olabilen Hepatit D virüsü varlığında HBV DNA baskılanarak yanlış negatif saptanabilmektedir ve hastalık tedavisiz kalarak ağır seyirle siroza kadar ilerleyebilmektedir. Bu nedenle HBsAg pozitif olan her hastaya Hepatit D testi de yapılmalıdır. -Hepatit B taşıyıcılarında bulaştırıcılık riski yoktur: Yanlış. Taşıyıcıların da bulaştırıcılık riski vardır. Bu nedenle taşıyıcın yakın temasta olduğu eş çocukların Hepatit B durumları-

nın tespiti gereklidir. Daha önce hepatit B ile karşılaşmamış, aşı olmamış aile bireylerinin mutlaka Hepatit B aşı programına alınmaları gereklidir. -Hepatit B taşıyıcılarında tedavi gerekli değildir: Doğru. Eğer Hepatit B taşıyıcı olduğu yeterli testler ile doğrulanmış ise tedavi gerekli değildir. -Hepatit B taşıyıcılarında takip gerekli değildir: Yanlış. Tedavi gerekmese de takip mutlaka gereklidir. Çünkü; bu hastalar siroza ilerlemez ancak karaciğer kanseri gelişme riski taşırlar. -Hepatit B taşıyıcılarının kanser kemoterapi ilaçlarını ya da bağışıklığı baskılayan ilaçları kullanmasında sakınca yoktur: Yanlış. Kemoterapotik ya da immunsupresif kullanımı sırasında Hepatit B alevlenmesi görülür. Bu nedenle kronik Hepatit B tedavisinde kullanılan oral antiviral ilaçlardan biri birlikte verilmelidir.

AĞustos 2012

Dünyada ve ülkemizde kalp sağlığının önemi gittikçe artmaktadır. Koroner kalp hastalığı veya kalp damar hastalıklarından korunmanın en önemli maddelerinden biri de düzenli egzersizdir. Düzenli egzersiz ve spor yapılması koroner kalp hastalığında değiştirilebilir risk faktörlerinden birinin ortadan kaldırılması anlamına gelir.

pertroŞk Kardiyomiyopati, Miyokardit ve Koroner Arter Anomalileri en önemli nedenlerin başında gelmektedir. ( Kalp kası ve kalbi besleyen damarlarla ilgili hastalıklar ) Travmatik ölümlerde ani ölüm nedeni belli iken kardiyak nedenli ani ölümlerde ölüm nedeni ancak otopsi yapılarak belirlenmektedir.

23

Spor yaparken kalbe aşırı yüklenmek, ani ölüm riskini artırır. Kalp kaynaklı ölümlerin önlenmesinde düzenli egzersizin büyük önemi vardır. Bilinçsiz yapılan spor ve ağır egzersizler ise kalp krizi ve ani ölüm riskini artırır.


Böbrek hastalarına uzman tavsiyesi

Çürük veya travma gibi nedenlerle dişin iç kısmında bulunan sinirinin (pulpa) iyileşemeyecek düzeyde zarar gördüğü ya da öldüğü durumlarda uygulanan kanal tedavisi ile dişlerinizi kurtarabilirsiniz.

Tuzu azalt, suyu çoğalt

Dt. Özlem GARİP | Diş Hastalıkları

Doç. Dr. İzzet YAVUZ | Nefroloji dişte oluşan travma veya çürük akutsa genellikle ağrıyla paralel hareket eder. Fakat enfeksiyon veya travma uzun süreli olarak ilerlediyse, dişte herhangi bir ağrıya sebep olmadan kanal tedavisi ihtiyacı doğar.

Kanal tedavisi başarısı nedir? Kanal tedavisindeki başarı oranı yıllar geçtikçe teknolojideki gelişmelerin de artması ile birlikte, gitgide artmaktadır. Örnek olarak, kliniğimizde yapılan hiçbir kanal tedavisi başarısız olmadı. Eskiden el eğeleri dediğimiz aletlerle hekimin el hassasiyeti ile yapılan kanal tedavileri artık neredeyse her ölçümü kendi üzerindeki teknik donanımla yapan döner aletlerle yapılmakta... Dolayısıyla insan kaynaklı hatalara neredeyse hiç yer kalmamıştır.

Kanal tedavisi ihtiyacının kesinleşmesi için ne gerekir? Kanal tedavisi ihtiyacının kesinleşmesi için, radyograŞ desteği ile yapılacak olan bir Diş Hekimi muayenesi gerekmektedir.

Bir diş neden kanal tedavisine ihtiyaç duyar? Bir dişin kanal tedavisi ihtiyacı birçok nedenle oluşmakla birlikte, genel sebep diş çürükleri olarak bilinmektedir. Dişlerimizin içerisinde pulpa dediğimiz sinirler ve damarlardan oluşan bir oluşum vardır. Çürük veya dişte oluşan herhangi bir travma pulpa dokusunu da içine aldıysa, bu tip vakalarda kanal içerisinde oluşan bu durumu yok etmek için kanal tedavisine ihtiyaç duyulmaktadır. Kanal tedavisi ihtiyacı her zaman dişteki ağrı ile mi paraleldir? Hayır. Kanal tedavisi ihtiyacı eğer

Peki kanal tedavisinde yapılan nedir? Kanal tedavisi sırasında hekim olarak yaptığımız şey, en kaba tabirle ‘dişin sinirlerini almak’ değildir. Dişlerin içerisinde, bir veya daha çok kanal vardır. Bizim yaptığımız, bu kanalların öncelikle tespitidir. Sonrasında bu kanalların kökün ucuna kadar boşaltılması ve tamamen guta percha denen materyallerle doldurulması işlemidir. Her kanalın tamamen dolması bu uygulamanın en hassas noktasıdır. Çok tatsız bir fenomen gibi duruyor... Hastalar bu sırada bir şey hisseder mi? Lokal anestezik maddelerdeki gelişmelerle ve iyi uygulanan bir anestezi tekniği ile hastaların herhangi bir ağrı duyma olasılıkları yoktur. Bu konuda korkacak bir şey yoktur. Peki sonrasında bir ağrı olabilir mi?

Evet. Kanal tedavisini takiben birkaç gün süreyle nahoş bir his söz konusu olabilmektedir. Fakat bu sırada ağrı kesici ilaçlarla bu tatsız durumu en haŞf şekilde atlatmak mümkündür. Kanal tedavisini takiben diş hemen kullanılabilir mi? Kanal tedavisini takiben uygulanacak dolgu veya porselen uygulamaları ile diş hemen kullanılabilmektedir.

Böbreklerimiz vücudun Şltre görevini görür. Böbrekler bir günde yaklaşık 200 litre kan temizler. Üre ve kreatinin gibi zehirli atıkların idrar yolu ile dışarı atılmasını sağlar. Böylece vücuttaki mineral dengesi kurulmuş olur. Böbrek fonksiyonlarında herhangi bir nedenle azalma olduğunda böbrek yetersizliğinden söz edilir. Böbrek yetmezliği oldukça tehlikeli bir hastalıktır. Akut böbrek yetmezliğinde hastalık bir anda nükseder ve çeşitli belirtiler ile kendini gösterir. Akut böbrek yetmezliğinde tedavi şansı büyüktür ve böbrekler eski sağlığına kavuşur. Ancak böbreklerin yavaş yavaş işas ettiği kronik böbrek yetmezliklerinde hastalık son evrelerinde teşhis edilebildiği için böbreklerin eski sağlığına kavuşmaları söz konusu değildir. Kesin tedavi yöntemi böbrek naklidir. Böbrek nakli bekleyen hastalar bu süre zarfında diyalize bağlı olarak yaşarlar. Ancak bu süre zarfında beslenme ve diyet çok önemlidir. Özellikle de tuz tüketiminden kaçınmak gerekir. TUZ AZALIRSA HİPERTANSİYON DA AZALIR Böbreklerin az çalışması vücuttaki tüm dengeleri alt üst ederken, çalışmaması hayatın sona ermesine neden olur. Kronik böbrek hastalığına yol açan nedenlerden birisi hipertansiyon, diğeri ise şeker hastalığıdır. Tuzu azaltırsak hipertansiyon da azalır, hipertansiyon azalırsa böbrek yetmezliği azalır. TUZU AZALTILMIŞ BESİNLERİ TERCİH EDİN Son yıllarda, Türkiye’de olduğu gibi birçok gelişmiş ülkede günlük tuz alımının 18 gram düzeyine ulaşmış olduğu belirtiliyor. Bu tuzun büyük bir kısmı ekmek, peynir, ev yapımı salça, hazır aperatif, soğuk etler gibi gıdalardan kaynaklanıyor. Sağlığımız için bu tuz oranı yüksek gıdaların alımının azaltılması gerekir. Daima taze ve tuz eklenmemiş besinler tercih edil-

meli, hipertansiyon problemi olanlar, mutlaka satın aldıkları hazır ürünlerin etiketlerini okumalı ve tuzsuz ya da tuzu azaltılmış besinleri tercih etmelidirler. En basit bir şekilde sofrada tuzluk kullanmamakla tuz alımı yüzde 15 azaltılabilir. Artık yemeklerin tadına bakmadan tuz kullanma alışkanlığından da vazgeçilmelidir. Baharat ve maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene, fesleğen gibi aroma sağlayıcılar, tuz yerine tercih edilmelidir. Ayrıca tuz tüketimini kısarken, su tüketimi de vücut ağırlığına ve terlemeye göre ayarlanmalıdır. Normal kiloda erişkin bir kadın günde 1,5-2 litre, erkekler ise günde 2-2,5 litre su içmelidir. Çay, meyve suyu ve soda gibi içecekler günlük tüketimin dışında tutulmalıdır. Çok terleyenler ise içtiği su miktarını arttırmalıdır. Tabii çok su içmek de az su içmek kadar zararlıdır. Günde 4-5 litre su içildiğinde böbreklerin idrarı konsantre etme yeteneği zorlanıyor. Bu da vücutta sodyum oranını azaltıyor. Düşük sodyum oranları da beyin fonksiyonlarının bozulmasına yol açıp hayatı tehdit ediyor. Bu yüzden günlük su içme oranı da iyi hesaplanmalıdır. DİYALİZ HASTALLARINDA TUZ ALIMI Diyaliz hastaları sıkı tuz kısıtlaması yapmalıdırlar. Böylelikle tansiyon ilaçlarını kullanmalarına da gerek kalmaz. Yemek pişirme ve yeme sırasında hiç tuz ve ev salçası kullanmamalıdırlar. Varsa, tuzsuz ekmek, tuzsuz peynirzeytin tüketmeli ve hazır gıda tüketiminden kaçınmalıdırlar. Ayrıca diyaliz hastaları günlük 1 litre su tüketmelidirler. Ancak, 2 diyaliz arasında 2,5 kilodan fazla su alınmaması gerekir. Tuzlu yiyen ve çok su içen diyaliz hastalarında, seanslar sırasında tansiyon düşmesi yaşanır ve kas kasılmalarına rastlanır. Bu durum geriye kalan böbrek işlevlerinin daha da azalmasına ve uzun vadede hasta ömrünün kısalmasına neden olur.

AĞustos 2012

Dişlere kanal tedavisi yeni bir uygulama mıdır? Hayır. Kanal tedavisi yıllardır uygulanan bir tedavi şeklidir. Birçok diş kanal tedavisi görmüş şekilde birçok hastanın ağzında hayatlarını sürdürmektedir.

25

24

AĞustos 2012

Kanal tedavisi dişleri kurtarır mı?


Böbrek hastalarına uzman tavsiyesi

Çürük veya travma gibi nedenlerle dişin iç kısmında bulunan sinirinin (pulpa) iyileşemeyecek düzeyde zarar gördüğü ya da öldüğü durumlarda uygulanan kanal tedavisi ile dişlerinizi kurtarabilirsiniz.

Tuzu azalt, suyu çoğalt

Dt. Özlem GARİP | Diş Hastalıkları

Doç. Dr. İzzet YAVUZ | Nefroloji dişte oluşan travma veya çürük akutsa genellikle ağrıyla paralel hareket eder. Fakat enfeksiyon veya travma uzun süreli olarak ilerlediyse, dişte herhangi bir ağrıya sebep olmadan kanal tedavisi ihtiyacı doğar.

Kanal tedavisi başarısı nedir? Kanal tedavisindeki başarı oranı yıllar geçtikçe teknolojideki gelişmelerin de artması ile birlikte, gitgide artmaktadır. Örnek olarak, kliniğimizde yapılan hiçbir kanal tedavisi başarısız olmadı. Eskiden el eğeleri dediğimiz aletlerle hekimin el hassasiyeti ile yapılan kanal tedavileri artık neredeyse her ölçümü kendi üzerindeki teknik donanımla yapan döner aletlerle yapılmakta... Dolayısıyla insan kaynaklı hatalara neredeyse hiç yer kalmamıştır.

Kanal tedavisi ihtiyacının kesinleşmesi için ne gerekir? Kanal tedavisi ihtiyacının kesinleşmesi için, radyograŞ desteği ile yapılacak olan bir Diş Hekimi muayenesi gerekmektedir.

Bir diş neden kanal tedavisine ihtiyaç duyar? Bir dişin kanal tedavisi ihtiyacı birçok nedenle oluşmakla birlikte, genel sebep diş çürükleri olarak bilinmektedir. Dişlerimizin içerisinde pulpa dediğimiz sinirler ve damarlardan oluşan bir oluşum vardır. Çürük veya dişte oluşan herhangi bir travma pulpa dokusunu da içine aldıysa, bu tip vakalarda kanal içerisinde oluşan bu durumu yok etmek için kanal tedavisine ihtiyaç duyulmaktadır. Kanal tedavisi ihtiyacı her zaman dişteki ağrı ile mi paraleldir? Hayır. Kanal tedavisi ihtiyacı eğer

Peki kanal tedavisinde yapılan nedir? Kanal tedavisi sırasında hekim olarak yaptığımız şey, en kaba tabirle ‘dişin sinirlerini almak’ değildir. Dişlerin içerisinde, bir veya daha çok kanal vardır. Bizim yaptığımız, bu kanalların öncelikle tespitidir. Sonrasında bu kanalların kökün ucuna kadar boşaltılması ve tamamen guta percha denen materyallerle doldurulması işlemidir. Her kanalın tamamen dolması bu uygulamanın en hassas noktasıdır. Çok tatsız bir fenomen gibi duruyor... Hastalar bu sırada bir şey hisseder mi? Lokal anestezik maddelerdeki gelişmelerle ve iyi uygulanan bir anestezi tekniği ile hastaların herhangi bir ağrı duyma olasılıkları yoktur. Bu konuda korkacak bir şey yoktur. Peki sonrasında bir ağrı olabilir mi?

Evet. Kanal tedavisini takiben birkaç gün süreyle nahoş bir his söz konusu olabilmektedir. Fakat bu sırada ağrı kesici ilaçlarla bu tatsız durumu en haŞf şekilde atlatmak mümkündür. Kanal tedavisini takiben diş hemen kullanılabilir mi? Kanal tedavisini takiben uygulanacak dolgu veya porselen uygulamaları ile diş hemen kullanılabilmektedir.

Böbreklerimiz vücudun Şltre görevini görür. Böbrekler bir günde yaklaşık 200 litre kan temizler. Üre ve kreatinin gibi zehirli atıkların idrar yolu ile dışarı atılmasını sağlar. Böylece vücuttaki mineral dengesi kurulmuş olur. Böbrek fonksiyonlarında herhangi bir nedenle azalma olduğunda böbrek yetersizliğinden söz edilir. Böbrek yetmezliği oldukça tehlikeli bir hastalıktır. Akut böbrek yetmezliğinde hastalık bir anda nükseder ve çeşitli belirtiler ile kendini gösterir. Akut böbrek yetmezliğinde tedavi şansı büyüktür ve böbrekler eski sağlığına kavuşur. Ancak böbreklerin yavaş yavaş işas ettiği kronik böbrek yetmezliklerinde hastalık son evrelerinde teşhis edilebildiği için böbreklerin eski sağlığına kavuşmaları söz konusu değildir. Kesin tedavi yöntemi böbrek naklidir. Böbrek nakli bekleyen hastalar bu süre zarfında diyalize bağlı olarak yaşarlar. Ancak bu süre zarfında beslenme ve diyet çok önemlidir. Özellikle de tuz tüketiminden kaçınmak gerekir. TUZ AZALIRSA HİPERTANSİYON DA AZALIR Böbreklerin az çalışması vücuttaki tüm dengeleri alt üst ederken, çalışmaması hayatın sona ermesine neden olur. Kronik böbrek hastalığına yol açan nedenlerden birisi hipertansiyon, diğeri ise şeker hastalığıdır. Tuzu azaltırsak hipertansiyon da azalır, hipertansiyon azalırsa böbrek yetmezliği azalır. TUZU AZALTILMIŞ BESİNLERİ TERCİH EDİN Son yıllarda, Türkiye’de olduğu gibi birçok gelişmiş ülkede günlük tuz alımının 18 gram düzeyine ulaşmış olduğu belirtiliyor. Bu tuzun büyük bir kısmı ekmek, peynir, ev yapımı salça, hazır aperatif, soğuk etler gibi gıdalardan kaynaklanıyor. Sağlığımız için bu tuz oranı yüksek gıdaların alımının azaltılması gerekir. Daima taze ve tuz eklenmemiş besinler tercih edil-

meli, hipertansiyon problemi olanlar, mutlaka satın aldıkları hazır ürünlerin etiketlerini okumalı ve tuzsuz ya da tuzu azaltılmış besinleri tercih etmelidirler. En basit bir şekilde sofrada tuzluk kullanmamakla tuz alımı yüzde 15 azaltılabilir. Artık yemeklerin tadına bakmadan tuz kullanma alışkanlığından da vazgeçilmelidir. Baharat ve maydanoz, nane, kekik, dereotu, rezene, fesleğen gibi aroma sağlayıcılar, tuz yerine tercih edilmelidir. Ayrıca tuz tüketimini kısarken, su tüketimi de vücut ağırlığına ve terlemeye göre ayarlanmalıdır. Normal kiloda erişkin bir kadın günde 1,5-2 litre, erkekler ise günde 2-2,5 litre su içmelidir. Çay, meyve suyu ve soda gibi içecekler günlük tüketimin dışında tutulmalıdır. Çok terleyenler ise içtiği su miktarını arttırmalıdır. Tabii çok su içmek de az su içmek kadar zararlıdır. Günde 4-5 litre su içildiğinde böbreklerin idrarı konsantre etme yeteneği zorlanıyor. Bu da vücutta sodyum oranını azaltıyor. Düşük sodyum oranları da beyin fonksiyonlarının bozulmasına yol açıp hayatı tehdit ediyor. Bu yüzden günlük su içme oranı da iyi hesaplanmalıdır. DİYALİZ HASTALLARINDA TUZ ALIMI Diyaliz hastaları sıkı tuz kısıtlaması yapmalıdırlar. Böylelikle tansiyon ilaçlarını kullanmalarına da gerek kalmaz. Yemek pişirme ve yeme sırasında hiç tuz ve ev salçası kullanmamalıdırlar. Varsa, tuzsuz ekmek, tuzsuz peynirzeytin tüketmeli ve hazır gıda tüketiminden kaçınmalıdırlar. Ayrıca diyaliz hastaları günlük 1 litre su tüketmelidirler. Ancak, 2 diyaliz arasında 2,5 kilodan fazla su alınmaması gerekir. Tuzlu yiyen ve çok su içen diyaliz hastalarında, seanslar sırasında tansiyon düşmesi yaşanır ve kas kasılmalarına rastlanır. Bu durum geriye kalan böbrek işlevlerinin daha da azalmasına ve uzun vadede hasta ömrünün kısalmasına neden olur.

AĞustos 2012

Dişlere kanal tedavisi yeni bir uygulama mıdır? Hayır. Kanal tedavisi yıllardır uygulanan bir tedavi şeklidir. Birçok diş kanal tedavisi görmüş şekilde birçok hastanın ağzında hayatlarını sürdürmektedir.

25

24

AĞustos 2012

Kanal tedavisi dişleri kurtarır mı?


Katarakta karşı Fako ile GÖZLERiNiZi AÇIN Op. Dr M. Fatih KARADAĞ | Göz Hastalıkları

Kataraktın belirtileri nelerdir? Katarakt, uzağı veya yakını görememe, ışık kamaşması, insan yüzlerini veya yol işaretlerini tanıyamama ve sulanma şikâyetleri yapabilir. Görme kaybı yavaş ya-

cek etkili bir yöntem bulunabilmiş değildir. Tek tedavisi ameliyattır. Ameliyat, şeffaşığını kaybetmiş olan göz merceğinin alınıp yerine yeni bir göz merceğinin yerleştirilmesi sistemine dayanmaktadır. Katarakt tedavisinin en güncel olan ameliyat sistemi Fako cerrahisidir. Fako cihazı, saniyede 40. 000 defa titreşen ses dalgaları yardımıyla kataraktı göz içerisinde eritir. Böylece katarakt temizlendikten sonra, katlanabilir ve akrilik maddeden üretilmiş mercek göz içerisine yerleştirilir.

Katarakt teşhisi nasıl konur? Hastanın şikâyetleri ve ayrıntılı göz muayenesi eşliğinde katarakt teşhisi kolayca konabilir. Ancak çekirdek veya arka zar kataraktının çok erken devrelerinde dikkatli muayene yapılmazsa gözden kaçabilir.

Fako cihazı sayesinde göz içerisine çok küçük bir bölgeden girilerek ameliyat tamamlanmaktadır. İşlem süresi kısalmakta ve ameliyatın emniyeti artmaktadır. İşlemi tamamlarken dikiş atmak gerekmemektedir. Ameliyat sonrası iyileşme çok hızlı olmakta ve hastanın günlük faaliyetleri etkilenmemektedir.

Kataraktın tedavisi nasıl yapılır? Halk arasındaki yaygın kanının aksine, oluşmaya başladıktan sonra kataraktın perhiz veya göz damlası benzeri ilaçlarla tedavisi yoktur. Hastaların arzusu üzerine meslektaşlarımızın verdiği ilaçlar ancak hastayı psikolojik yönden tatmin edebilir. Kataraktın gözlükle de tedavisi mümkün değildir. İlerlemesini de durdurabile-

Fako ameliyatı nasıl uygulanır? Ameliyat öncesinde hastanın ayrıntılı göz muayenesi yapılır. Ultrason ile göz merceğinin numarası ölçülür. Fako ameliyatı çocuklarda narkoz ile yapılır. Aşırı sinirli ve duramayacak hastalara göz etrafına iğne yapılarak anestezi sağlanır. Ancak hastaların çoğunda yalnızca damla yardımıyla ameliyat yapılabilmektedir. Fako ile katarakt temizlendikten sonra,

göz merceği ikiye katlanır ve Fako cihazının göz içerisine girdiği bölgeden yerleştirilir. Katarakt ameliyatında yerleştirilen göz merceğinin özelikleri nelerdir? Tamamen şeffaf ve akrilik denilen özel bir maddeden yapılmıştır. Oldukça dayanıklı ve zaman içerisinde şeffaşığı kaybolmayan bir maddedir. Hastanın göz yapısına göre ölçüsü de değişmektedir. Ameliyat öncesi yapılan ve biyometri denilen ultrason ölçümü bunu belirlemektedir. Akrilik göz merceğinin kaliteli olması oldukça önemlidir. Amerika veya Avrupa kaynaklı olan ve FDA(Amerikan Gıda ve İlaç Örgütü) veya CE onayı olan merceklerin tercih edilmesi gereklidir. Fako ameliyatı sonrası iyileşme seyri nasıldır? Ameliyattan hemen sonra görme bulanıklaşmaktadır, ancak ertesi gün önemli ölçüde netleşme ortaya çıkmaktadır.1-2hafta içerisinde iyileşme tamamlanmaktadır. Bu devrede, enfeksiyon ve alerji problemlerine karşı ilaç kullanımı ve göz içerisinin su temasından uzak tutulması gereklidir. Ameliyat sonrası uzak veya yakın için küçük derecede bir gözlük kullanımı gerekecektir. Katarakt ameliyatı sonrası ye-

niden katarakt oluşabilir mi? Fako ameliyatı sırasında göz merceğinin arka zarı dışında kalanları tamamen temizlenmektedir. Dolayısıyla kataraktın tekrarlaması söz konusu değildir. Ancak ameliyatta yerinde bırakılan ve yapay göz merceğinin oturduğu arka zar zamanla kalınlaşabilir. Bu kalınlaşma, vücut yapısı ve kullanılan göz içi merceğinin kalitesi ile ilişkilidir. İkincil katarakt denilen bu problem YAG lazer cihazı ile kolayca halledilebilmektedir. Fako ameliyatının başarısı nedir? Tecrübeli bir elde ve gelişmiş Fako cihazı varlığında sonuçları çok başarılı bir ameliyattır. Görme kabiliyetini engelleyebilecek herhangi bir retina yani sinir tabakası problemi yoksa ameliyat sonrasında net görme ortaya çıkacaktır. Görüldüğü gibi en sık körlük nedenlerinden biri olan katarakt, tıbbın ve bilhassa mikro-cerrahinin son yıllarda hızla ilerlemesi sayesinde artık hastaların korkulu rüyası olmaktan çıkmıştır. Artık eskisi gibi katarakt ameliyatı olmak için kataraktın olgunlaşmasını bekleme mecburiyeti de ortadan kalkmıştır; hasta, gözündeki perdeden dolayı günlük hayatını devam ettirmekte zorlanmaya başladığı andan itibaren bu ameliyat yapılabilir. Böylece kişi kısa zamanda eski yaşamına dönebilir.

AĞustos 2012

Kataraktın sebepleri nelerdir? En büyük sebebi yaşlılıktır. 50 yaşın üzerinde göz merceği bulanıklaşmaya başlar. Şeker hastalığı, kortizon grubu ilaçlar, sigara, aşırı güneş ışığına maruz kalma, beslenme bozuklukları kataraktın daha erken yaşta ve daha sık görülmesine yol açabilir. Göze darbe gelmesi her yaşta katarakt oluşmasına sebep olabilir. Bebeklerde doğumsal katarakt da görülebilir. Anne karnında geçirilen ateşli hastalıklar, metabolik problemler ve doğum travması, doğuştan katarakt yapabilir. Ailede katarakt olması çocuklarda görülme riskini arttırır.

vaş oluşur. Çocuklarda, görme kaybına bağlı kayma ilk ortaya çıkan belirti olarak karşımıza çıkar. Katarakt’ın belirtileri kataraktın çeşidi ve derecesiyle yakın ilişkilidir. Çekirdek (nükleer) kataraktında uzak görme bulanık ancak yakın görmede geçici de olsa ciddi bir rahatlama vardır. Arka zar kataraktında ise, uzak görme nispeten iyi ancak yakın görme çok bozulmuştur, ayrıca parlak ışıkta şiddetli kamaşma vardır. Katarakt ilerlediği zaman uzak ve yakın görme iyice bozulur. Olgunlaşmış kataraktta görme tamamen kaybolmuştur. Yalnızca ışık hissi algılanır.

27

26

AĞustos 2012

Fako cihazı sayesinde göz içerisine çok küçük bir bölgeden girilerek ameliyat tamamlanmaktadır. İşlem süresi kısalmakta ve ameliyatın emniyeti artmaktadır. İşlemi tamamlarken dikiş atmak gerekmemektedir. Ameliyat sonrası iyileşme çok hızlı olmakta ve hastanın günlük faaliyetleri etkilenmemektedir.

Beyine görüntü yollayan retinanın üzerine ışık düşmesini sağlayan göz küresinin içindeki merceğin herhangi bir nedenle saydamlığını yitirmesi olayını katarakt olarak adlandırıyoruz. Yani katarakt gözün önünde büyüyen bir kitle veya zar değildir. Merceğin kesişeşmeye başlaması ile hasta önce bulanık görmeye başlar, giderek görmesi azalır ve başkasının yardımı olmadan günlük hayatını devam ettiremez, gazete, kitap okuyamaz hale gelir.


Katarakta karşı Fako ile GÖZLERiNiZi AÇIN Op. Dr M. Fatih KARADAĞ | Göz Hastalıkları

Kataraktın belirtileri nelerdir? Katarakt, uzağı veya yakını görememe, ışık kamaşması, insan yüzlerini veya yol işaretlerini tanıyamama ve sulanma şikâyetleri yapabilir. Görme kaybı yavaş ya-

cek etkili bir yöntem bulunabilmiş değildir. Tek tedavisi ameliyattır. Ameliyat, şeffaşığını kaybetmiş olan göz merceğinin alınıp yerine yeni bir göz merceğinin yerleştirilmesi sistemine dayanmaktadır. Katarakt tedavisinin en güncel olan ameliyat sistemi Fako cerrahisidir. Fako cihazı, saniyede 40. 000 defa titreşen ses dalgaları yardımıyla kataraktı göz içerisinde eritir. Böylece katarakt temizlendikten sonra, katlanabilir ve akrilik maddeden üretilmiş mercek göz içerisine yerleştirilir.

Katarakt teşhisi nasıl konur? Hastanın şikâyetleri ve ayrıntılı göz muayenesi eşliğinde katarakt teşhisi kolayca konabilir. Ancak çekirdek veya arka zar kataraktının çok erken devrelerinde dikkatli muayene yapılmazsa gözden kaçabilir.

Fako cihazı sayesinde göz içerisine çok küçük bir bölgeden girilerek ameliyat tamamlanmaktadır. İşlem süresi kısalmakta ve ameliyatın emniyeti artmaktadır. İşlemi tamamlarken dikiş atmak gerekmemektedir. Ameliyat sonrası iyileşme çok hızlı olmakta ve hastanın günlük faaliyetleri etkilenmemektedir.

Kataraktın tedavisi nasıl yapılır? Halk arasındaki yaygın kanının aksine, oluşmaya başladıktan sonra kataraktın perhiz veya göz damlası benzeri ilaçlarla tedavisi yoktur. Hastaların arzusu üzerine meslektaşlarımızın verdiği ilaçlar ancak hastayı psikolojik yönden tatmin edebilir. Kataraktın gözlükle de tedavisi mümkün değildir. İlerlemesini de durdurabile-

Fako ameliyatı nasıl uygulanır? Ameliyat öncesinde hastanın ayrıntılı göz muayenesi yapılır. Ultrason ile göz merceğinin numarası ölçülür. Fako ameliyatı çocuklarda narkoz ile yapılır. Aşırı sinirli ve duramayacak hastalara göz etrafına iğne yapılarak anestezi sağlanır. Ancak hastaların çoğunda yalnızca damla yardımıyla ameliyat yapılabilmektedir. Fako ile katarakt temizlendikten sonra,

göz merceği ikiye katlanır ve Fako cihazının göz içerisine girdiği bölgeden yerleştirilir. Katarakt ameliyatında yerleştirilen göz merceğinin özelikleri nelerdir? Tamamen şeffaf ve akrilik denilen özel bir maddeden yapılmıştır. Oldukça dayanıklı ve zaman içerisinde şeffaşığı kaybolmayan bir maddedir. Hastanın göz yapısına göre ölçüsü de değişmektedir. Ameliyat öncesi yapılan ve biyometri denilen ultrason ölçümü bunu belirlemektedir. Akrilik göz merceğinin kaliteli olması oldukça önemlidir. Amerika veya Avrupa kaynaklı olan ve FDA(Amerikan Gıda ve İlaç Örgütü) veya CE onayı olan merceklerin tercih edilmesi gereklidir. Fako ameliyatı sonrası iyileşme seyri nasıldır? Ameliyattan hemen sonra görme bulanıklaşmaktadır, ancak ertesi gün önemli ölçüde netleşme ortaya çıkmaktadır.1-2hafta içerisinde iyileşme tamamlanmaktadır. Bu devrede, enfeksiyon ve alerji problemlerine karşı ilaç kullanımı ve göz içerisinin su temasından uzak tutulması gereklidir. Ameliyat sonrası uzak veya yakın için küçük derecede bir gözlük kullanımı gerekecektir. Katarakt ameliyatı sonrası ye-

niden katarakt oluşabilir mi? Fako ameliyatı sırasında göz merceğinin arka zarı dışında kalanları tamamen temizlenmektedir. Dolayısıyla kataraktın tekrarlaması söz konusu değildir. Ancak ameliyatta yerinde bırakılan ve yapay göz merceğinin oturduğu arka zar zamanla kalınlaşabilir. Bu kalınlaşma, vücut yapısı ve kullanılan göz içi merceğinin kalitesi ile ilişkilidir. İkincil katarakt denilen bu problem YAG lazer cihazı ile kolayca halledilebilmektedir. Fako ameliyatının başarısı nedir? Tecrübeli bir elde ve gelişmiş Fako cihazı varlığında sonuçları çok başarılı bir ameliyattır. Görme kabiliyetini engelleyebilecek herhangi bir retina yani sinir tabakası problemi yoksa ameliyat sonrasında net görme ortaya çıkacaktır. Görüldüğü gibi en sık körlük nedenlerinden biri olan katarakt, tıbbın ve bilhassa mikro-cerrahinin son yıllarda hızla ilerlemesi sayesinde artık hastaların korkulu rüyası olmaktan çıkmıştır. Artık eskisi gibi katarakt ameliyatı olmak için kataraktın olgunlaşmasını bekleme mecburiyeti de ortadan kalkmıştır; hasta, gözündeki perdeden dolayı günlük hayatını devam ettirmekte zorlanmaya başladığı andan itibaren bu ameliyat yapılabilir. Böylece kişi kısa zamanda eski yaşamına dönebilir.

AĞustos 2012

Kataraktın sebepleri nelerdir? En büyük sebebi yaşlılıktır. 50 yaşın üzerinde göz merceği bulanıklaşmaya başlar. Şeker hastalığı, kortizon grubu ilaçlar, sigara, aşırı güneş ışığına maruz kalma, beslenme bozuklukları kataraktın daha erken yaşta ve daha sık görülmesine yol açabilir. Göze darbe gelmesi her yaşta katarakt oluşmasına sebep olabilir. Bebeklerde doğumsal katarakt da görülebilir. Anne karnında geçirilen ateşli hastalıklar, metabolik problemler ve doğum travması, doğuştan katarakt yapabilir. Ailede katarakt olması çocuklarda görülme riskini arttırır.

vaş oluşur. Çocuklarda, görme kaybına bağlı kayma ilk ortaya çıkan belirti olarak karşımıza çıkar. Katarakt’ın belirtileri kataraktın çeşidi ve derecesiyle yakın ilişkilidir. Çekirdek (nükleer) kataraktında uzak görme bulanık ancak yakın görmede geçici de olsa ciddi bir rahatlama vardır. Arka zar kataraktında ise, uzak görme nispeten iyi ancak yakın görme çok bozulmuştur, ayrıca parlak ışıkta şiddetli kamaşma vardır. Katarakt ilerlediği zaman uzak ve yakın görme iyice bozulur. Olgunlaşmış kataraktta görme tamamen kaybolmuştur. Yalnızca ışık hissi algılanır.

27

26

AĞustos 2012

Fako cihazı sayesinde göz içerisine çok küçük bir bölgeden girilerek ameliyat tamamlanmaktadır. İşlem süresi kısalmakta ve ameliyatın emniyeti artmaktadır. İşlemi tamamlarken dikiş atmak gerekmemektedir. Ameliyat sonrası iyileşme çok hızlı olmakta ve hastanın günlük faaliyetleri etkilenmemektedir.

Beyine görüntü yollayan retinanın üzerine ışık düşmesini sağlayan göz küresinin içindeki merceğin herhangi bir nedenle saydamlığını yitirmesi olayını katarakt olarak adlandırıyoruz. Yani katarakt gözün önünde büyüyen bir kitle veya zar değildir. Merceğin kesişeşmeye başlaması ile hasta önce bulanık görmeye başlar, giderek görmesi azalır ve başkasının yardımı olmadan günlük hayatını devam ettiremez, gazete, kitap okuyamaz hale gelir.


Göz tansiyonu olarak da bilinen glokom, kimi belirtilerle kendini gösterse de yaygın olan şekliyle sinsice ilerleyen bir göz hastalığıdır.

28

AĞustos 2012

Op. Dr. Hakan TERZİ | Göz Hastalıkları Aniden şiddetli göz veya baş ağrınız başladıysa, görüşünüz bulanıksa, gözünüz kızarıyorsa, ışığa karşı hassasiyet, bulantı ve kusmanız varsa şanslısınız! Çünkü; görme kaybına, hatta körlüğe yol açan glokom, nadiren bu belirtileri veriyor. Yaygın olan türüyse sinsice ilerliyor. Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, göz içi basıncının yükselmesiyle görme sinirinin giderek zayışamasına ve böylece görme kaybına yol açan ciddi bir sorun. Göz içi sıvının dışarı atılmasını sağlayan kanallarda yapısal olarak tıkanıklık oluşması veya bazı hastalıklar bu sıvının göz içinde

kalıp basınç oluşturmasına yol açıyor. Bu basınç da göç sinirlerine zarar veriyor ve hastalık belirti vermeden ilerlerse, körlüğe dahi neden oluyor. “Sinsi hastalık” olarak nitelendirilmesinin nedeni de uzun zaman belirti vermeden ilerleyebilmesi ve görme kaybının başladığı aşamaya kadar fark edilmemesi. İşte bu yüzden, belirti vermesi, hastanın şansı olarak değerlendiriyor. Her yaş grubunda, hatta yeni doğan bebeklerde görülebilse de glokoma en sık orta yaş grubunda rastlanıyor. Ondan kaçınmanın en iyi yolu, düzenli göz muayenesi olmayı alışkanlık haline getirmek. Yılda

sadece bir veya iki kez zaman ayırmayı, bu çok değerli duyu organımız sizde hak etmiyor mu? GLOKOMUN DEĞİŞİK TİPLERİ Glokom, açık açılı ve kapalı açılı olmak üzere iki tipte görülebiliyor. Açık açılı glokom, en sık rastlanan glokom türü. Hastaların yüzde 85-90’ı açık açılı glokom hastalığına sahip. Açık açılı glokom, belirti vermeden sinsice ilerliyor ve hasta genellikle son aşamaya kadar hastalığı fark etmiyor. Görmesi azaldığında doktora başvuruyor ama bu aşamada göz siniri büyük oranda tahrip olmuş ve görme alanı çok daralmış oluyor.

NASIL TEŞHİS VE TEDAVİ EDİLİR? Eğer düzenli göz muayenesi yaptırmayan biriyseniz, hastalığın teşhisi ancak ilerlemiş dönemlerde mümkün olabiliyor. Ama düzenli göz muayenesini alışkanlık edindiyseniz, kural olarak zaten göz tansiyonunuz kontrol edilecek ve olası bir anormallik tespit edi-

Glokom hastalığının ilaç tedavisinde kullanılan göz damlaları, farklı etkilerde bulunarak göç içi basıncını düşürüyor. Ancak ilaç tedavisine başlamadan önce hastada kalp ve akciğer rahatsızlığı olup olmadığı araştırılıyor; çünkü söz konusu damlaların bazıları, solunum zorluğuna ve kalp ritim bozukluklarına yol açabiliyor. Göz tansiyonunun düşürülmesinde kullanılan damlalar dışında, ağızdan alınan tabletler de var ama bu ilaçlar, sadece acil müdahale edilmesi gereken durumlarda birkaç gün süreyle kullanılıyor. Uzun süreli kullanım da kandaki elektrolit dengenin bozulmasına, özellikle potasyum kaybına, el ve ayaklarda uyuşmalara, uzun vadede böbrek taşlarına yol açabiliyor. İlaç tedavisinden beklenen yararın sağlanamadığı durumlarda, hastaya ameliyattan önce bir seçenek olarak lazer tedavisi öneriliyor. Bu tedavi gözün sorunlu bölgesine lazer ışınlarının yollanmasıyla, beş-on dakika süren bir işlem. Dayanım süresi de iki-üç yıl arasında değişiyor. Hastada göz tansiyonu bütün ilaçlara rağmen normal düzeye indirilemiyorsa, ameliyat gerekiyor.

GLOKOM BELİRTİLERİ -Özellikle sabahları ortaya çıkan baş ağrıları, -Zaman zaman bulanık görme, -Geceleri ışıkların etrafında parlar halkalar görme -Televizyon izlerken göz etrafında ağrı, -Göz çevresinde ağrı, -Gözde kızarıklık, -Bulantı ve kusma, Ancak bu belirtilerin sadece bazı glokom tiplerinde ortaya çıktığı ve “bunlar bende yok demek ki glokom değilim” diyemeyeceğimiz akılda tutmak gerekir!

AĞustos 2012

Sinsi ve tehlikeli hastalık: GLOKOM

Kapalı açılı glokom ise daha az rastlanan glokom türü. Tüm glokomlu hastaların sadece yüzde 5-10’u bu tipteki rahatsızlığa sahip. Kapalı açılı glokom diğerlerinin tersine, oldukça belirgin bir tabloyla ortaya çıkıyor. “Akut glokom krizi” olarak adlandırılan bu tabloda, gözde birdenbire ortaya çıkan şiddetli ağrı, kızarıklık, bulanık görme ya da görme yetisinde azalma, ışığa hassasiyet, bulantı ve kusma gibi belirtiler var. Bu kriz sırasında doktora başvuran hastanın göz tansiyonu, 40-50 mm gibi yüksek düzeylerde çıkıyor. Yapılacak ilk şey, yüksek göz tansiyonunun ilaç tedavisiyle hemen düşürülüp hastanın ameliyata alınması. Hasta doktora başvurmakta gecikirse, bu durum birkaç gün içinde tam görme kaybıyla sonuçlanabiliyor. Sekonder glokom adı verilen üçüncü tip glokomda, gözdeki bir hastalık nedeniyle göz içi basıncı yükseliyor. Bu hastalık ise herhangi bir şekilde oluşan göz içi kanamaları veya iltihapları, şeker hastalığı, göze gelen darbeler ve katarakt gibi çok değişik sebeplerden kaynaklanabiliyor.

lecektir. Glokom teşhisi koymak için göz doktoru birlikte görünen üç bulguyu arar. Birincisi göz içi basıncının yüksek olması. Glokom teşhisi koymak için gereken ikinci bulgu, göz dibi muayenesinde görülen göz sinir tahribatı. Üçüncü bulgu da görme alanındaki bozulma, yani görme kaybı. Bu üç bulgunun bir arada olması, glokom teşhisini mümkün kılıyor. Bulguların düzeyi birlikte değerlendirilerek de ilaç tedavisine veya ameliyata karara veriliyor. Glokomun düzeyi tespit edildikten sonra uygulanacak tedaviye karar veriliyor. Tedavide başlıca üç yöntem var: İlaç tedavisi, lazer uygulaması ve cerrahi tedavi.

29

Bu durumda tedavinin hedeŞ ancak görmenin daha fazla kaybedilmemesi, çünkü eksiye dönüş mümkün değil. Özellikle orta yaş döneminde; 40 yaşından sonra daha sık görülen glokom, bu nedenle bu yaşlardaki tüm göz muayenelerinde kural olarak kontrol ediliyor. Özellikle bu yaştaki kişilerin yılda bir veya iki kez göz muayenesi olmaları hayati önem taşıyor.


Göz tansiyonu olarak da bilinen glokom, kimi belirtilerle kendini gösterse de yaygın olan şekliyle sinsice ilerleyen bir göz hastalığıdır.

28

AĞustos 2012

Op. Dr. Hakan TERZİ | Göz Hastalıkları Aniden şiddetli göz veya baş ağrınız başladıysa, görüşünüz bulanıksa, gözünüz kızarıyorsa, ışığa karşı hassasiyet, bulantı ve kusmanız varsa şanslısınız! Çünkü; görme kaybına, hatta körlüğe yol açan glokom, nadiren bu belirtileri veriyor. Yaygın olan türüyse sinsice ilerliyor. Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom, göz içi basıncının yükselmesiyle görme sinirinin giderek zayışamasına ve böylece görme kaybına yol açan ciddi bir sorun. Göz içi sıvının dışarı atılmasını sağlayan kanallarda yapısal olarak tıkanıklık oluşması veya bazı hastalıklar bu sıvının göz içinde

kalıp basınç oluşturmasına yol açıyor. Bu basınç da göç sinirlerine zarar veriyor ve hastalık belirti vermeden ilerlerse, körlüğe dahi neden oluyor. “Sinsi hastalık” olarak nitelendirilmesinin nedeni de uzun zaman belirti vermeden ilerleyebilmesi ve görme kaybının başladığı aşamaya kadar fark edilmemesi. İşte bu yüzden, belirti vermesi, hastanın şansı olarak değerlendiriyor. Her yaş grubunda, hatta yeni doğan bebeklerde görülebilse de glokoma en sık orta yaş grubunda rastlanıyor. Ondan kaçınmanın en iyi yolu, düzenli göz muayenesi olmayı alışkanlık haline getirmek. Yılda

sadece bir veya iki kez zaman ayırmayı, bu çok değerli duyu organımız sizde hak etmiyor mu? GLOKOMUN DEĞİŞİK TİPLERİ Glokom, açık açılı ve kapalı açılı olmak üzere iki tipte görülebiliyor. Açık açılı glokom, en sık rastlanan glokom türü. Hastaların yüzde 85-90’ı açık açılı glokom hastalığına sahip. Açık açılı glokom, belirti vermeden sinsice ilerliyor ve hasta genellikle son aşamaya kadar hastalığı fark etmiyor. Görmesi azaldığında doktora başvuruyor ama bu aşamada göz siniri büyük oranda tahrip olmuş ve görme alanı çok daralmış oluyor.

NASIL TEŞHİS VE TEDAVİ EDİLİR? Eğer düzenli göz muayenesi yaptırmayan biriyseniz, hastalığın teşhisi ancak ilerlemiş dönemlerde mümkün olabiliyor. Ama düzenli göz muayenesini alışkanlık edindiyseniz, kural olarak zaten göz tansiyonunuz kontrol edilecek ve olası bir anormallik tespit edi-

Glokom hastalığının ilaç tedavisinde kullanılan göz damlaları, farklı etkilerde bulunarak göç içi basıncını düşürüyor. Ancak ilaç tedavisine başlamadan önce hastada kalp ve akciğer rahatsızlığı olup olmadığı araştırılıyor; çünkü söz konusu damlaların bazıları, solunum zorluğuna ve kalp ritim bozukluklarına yol açabiliyor. Göz tansiyonunun düşürülmesinde kullanılan damlalar dışında, ağızdan alınan tabletler de var ama bu ilaçlar, sadece acil müdahale edilmesi gereken durumlarda birkaç gün süreyle kullanılıyor. Uzun süreli kullanım da kandaki elektrolit dengenin bozulmasına, özellikle potasyum kaybına, el ve ayaklarda uyuşmalara, uzun vadede böbrek taşlarına yol açabiliyor. İlaç tedavisinden beklenen yararın sağlanamadığı durumlarda, hastaya ameliyattan önce bir seçenek olarak lazer tedavisi öneriliyor. Bu tedavi gözün sorunlu bölgesine lazer ışınlarının yollanmasıyla, beş-on dakika süren bir işlem. Dayanım süresi de iki-üç yıl arasında değişiyor. Hastada göz tansiyonu bütün ilaçlara rağmen normal düzeye indirilemiyorsa, ameliyat gerekiyor.

GLOKOM BELİRTİLERİ -Özellikle sabahları ortaya çıkan baş ağrıları, -Zaman zaman bulanık görme, -Geceleri ışıkların etrafında parlar halkalar görme -Televizyon izlerken göz etrafında ağrı, -Göz çevresinde ağrı, -Gözde kızarıklık, -Bulantı ve kusma, Ancak bu belirtilerin sadece bazı glokom tiplerinde ortaya çıktığı ve “bunlar bende yok demek ki glokom değilim” diyemeyeceğimiz akılda tutmak gerekir!

AĞustos 2012

Sinsi ve tehlikeli hastalık: GLOKOM

Kapalı açılı glokom ise daha az rastlanan glokom türü. Tüm glokomlu hastaların sadece yüzde 5-10’u bu tipteki rahatsızlığa sahip. Kapalı açılı glokom diğerlerinin tersine, oldukça belirgin bir tabloyla ortaya çıkıyor. “Akut glokom krizi” olarak adlandırılan bu tabloda, gözde birdenbire ortaya çıkan şiddetli ağrı, kızarıklık, bulanık görme ya da görme yetisinde azalma, ışığa hassasiyet, bulantı ve kusma gibi belirtiler var. Bu kriz sırasında doktora başvuran hastanın göz tansiyonu, 40-50 mm gibi yüksek düzeylerde çıkıyor. Yapılacak ilk şey, yüksek göz tansiyonunun ilaç tedavisiyle hemen düşürülüp hastanın ameliyata alınması. Hasta doktora başvurmakta gecikirse, bu durum birkaç gün içinde tam görme kaybıyla sonuçlanabiliyor. Sekonder glokom adı verilen üçüncü tip glokomda, gözdeki bir hastalık nedeniyle göz içi basıncı yükseliyor. Bu hastalık ise herhangi bir şekilde oluşan göz içi kanamaları veya iltihapları, şeker hastalığı, göze gelen darbeler ve katarakt gibi çok değişik sebeplerden kaynaklanabiliyor.

lecektir. Glokom teşhisi koymak için göz doktoru birlikte görünen üç bulguyu arar. Birincisi göz içi basıncının yüksek olması. Glokom teşhisi koymak için gereken ikinci bulgu, göz dibi muayenesinde görülen göz sinir tahribatı. Üçüncü bulgu da görme alanındaki bozulma, yani görme kaybı. Bu üç bulgunun bir arada olması, glokom teşhisini mümkün kılıyor. Bulguların düzeyi birlikte değerlendirilerek de ilaç tedavisine veya ameliyata karara veriliyor. Glokomun düzeyi tespit edildikten sonra uygulanacak tedaviye karar veriliyor. Tedavide başlıca üç yöntem var: İlaç tedavisi, lazer uygulaması ve cerrahi tedavi.

29

Bu durumda tedavinin hedeŞ ancak görmenin daha fazla kaybedilmemesi, çünkü eksiye dönüş mümkün değil. Özellikle orta yaş döneminde; 40 yaşından sonra daha sık görülen glokom, bu nedenle bu yaşlardaki tüm göz muayenelerinde kural olarak kontrol ediliyor. Özellikle bu yaştaki kişilerin yılda bir veya iki kez göz muayenesi olmaları hayati önem taşıyor.


Başa gelen her şey kader değildir

DÖKÜLEN SAÇLARINIZ

KADERiNiZ OLMASIN Saç dökülmesi kısaca, saçın ergenlik öncesindeki sıklığının azalmasıdır. Yaygın ya da bölgesel olabilir. En sık rastlanan bölgesel saç dökülmesine örnek olarak; mantar hastalıkları, saç kıran, bazı kozmetiklerin fazla kullanılması ve sürekli bir bölgeden saç koparılması sayılabilir.

Muayene ve tedavi yöntemleri Saç muayenesinde; Saç dökülmesi nedeni belirlenir,

En sık dökülen bölgeler belirlenir, Nedene yönelik medikal ya da cerrahi planlama yapılır, Saç ekimi planlandığı takdirde donör (verici) bölgedeki saç sıklığı belirlenir. Saç ekimi yapılacak bölgenin büyüklüğü ile orantılı olarak alınabilecek ve ekilebilecek greft miktarı hesaplanır, - Eğer verici bölgedeki saç sıklığı saç ekimi yapılacak bölgeye yeterli gelmeyecekse, alternatif tedavi yöntemleri üzerinde durulur.

kilidir. Aslında prostat büyümesi için kullanılmaya başlanmıştır. Yan etkileri arasında; cinsel libidoda azalma, jinekomasti (erkekte göğüs büyümesi) gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç tedavisi- Medikal tedavi Saç dökülmesi tedavisinde kullanılan 2 ana ilaç bulunmaktadır. Bunlar Şnasteride ve minoxidil’dir.

DİĞER YÖNTEMLER

Şnasteride Erkeksi tip saç dökülmesinde et-

Minoxidil Aslında yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Yan etki olarak, kıllanma yaptığı anlaşılınca saç dökülmesinde kullanılmaya başlamıştır. Saçlı deriye lokal solüsyon olarak uygulanır.

Lazer Tedavisi Düşük düzey lazer tedavisi ile saç büyümesi teşvik edilebilir. Bunun için soğuk lazerler kullanılır.

AĞustos 2012

Saç dökülmesi hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilir. Saç dökülmesine neden olan hastalıklar arasında; tiroid hastalıkları, şeker hastalıkları, karaciğer ve böbrek hastalıkları, hormonal bozukluklar ve stres gibi birçok etken yer alır. Bunların dışında bir de kadınlarda görülen, erkeklerdeki olağan kelliğe benzer dökülme tipi mevcuttur. Bu duruma en çok over kistleri, hormonal bozukluklar ve andrenal tümörler sebep olabilirler. Fakat toplumda en sık görülen saç dökülmesi tipi, erkek tipi saç dökülmesidir. Bunun da nedeni genetik ve hormonal faktörlerdir.

31

30

AĞustos 2012

Op. Dr. Mert DEMiREL | Plastik Cerrahi Uzmanı


Başa gelen her şey kader değildir

DÖKÜLEN SAÇLARINIZ

KADERiNiZ OLMASIN Saç dökülmesi kısaca, saçın ergenlik öncesindeki sıklığının azalmasıdır. Yaygın ya da bölgesel olabilir. En sık rastlanan bölgesel saç dökülmesine örnek olarak; mantar hastalıkları, saç kıran, bazı kozmetiklerin fazla kullanılması ve sürekli bir bölgeden saç koparılması sayılabilir.

Muayene ve tedavi yöntemleri Saç muayenesinde; Saç dökülmesi nedeni belirlenir,

En sık dökülen bölgeler belirlenir, Nedene yönelik medikal ya da cerrahi planlama yapılır, Saç ekimi planlandığı takdirde donör (verici) bölgedeki saç sıklığı belirlenir. Saç ekimi yapılacak bölgenin büyüklüğü ile orantılı olarak alınabilecek ve ekilebilecek greft miktarı hesaplanır, - Eğer verici bölgedeki saç sıklığı saç ekimi yapılacak bölgeye yeterli gelmeyecekse, alternatif tedavi yöntemleri üzerinde durulur.

kilidir. Aslında prostat büyümesi için kullanılmaya başlanmıştır. Yan etkileri arasında; cinsel libidoda azalma, jinekomasti (erkekte göğüs büyümesi) gibi yan etkiler görülebilir.

İlaç tedavisi- Medikal tedavi Saç dökülmesi tedavisinde kullanılan 2 ana ilaç bulunmaktadır. Bunlar Şnasteride ve minoxidil’dir.

DİĞER YÖNTEMLER

Şnasteride Erkeksi tip saç dökülmesinde et-

Minoxidil Aslında yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Yan etki olarak, kıllanma yaptığı anlaşılınca saç dökülmesinde kullanılmaya başlamıştır. Saçlı deriye lokal solüsyon olarak uygulanır.

Lazer Tedavisi Düşük düzey lazer tedavisi ile saç büyümesi teşvik edilebilir. Bunun için soğuk lazerler kullanılır.

AĞustos 2012

Saç dökülmesi hem erkeklerde hem de kadınlarda görülebilir. Saç dökülmesine neden olan hastalıklar arasında; tiroid hastalıkları, şeker hastalıkları, karaciğer ve böbrek hastalıkları, hormonal bozukluklar ve stres gibi birçok etken yer alır. Bunların dışında bir de kadınlarda görülen, erkeklerdeki olağan kelliğe benzer dökülme tipi mevcuttur. Bu duruma en çok over kistleri, hormonal bozukluklar ve andrenal tümörler sebep olabilirler. Fakat toplumda en sık görülen saç dökülmesi tipi, erkek tipi saç dökülmesidir. Bunun da nedeni genetik ve hormonal faktörlerdir.

31

30

AĞustos 2012

Op. Dr. Mert DEMiREL | Plastik Cerrahi Uzmanı


32

Saç ekimi öncesi dönem HIV,Hepatit rutin testleri saç ekiminden önce yapılır. Saç tıraşı gerçekleştirilir. Saç ekimi için seçilecek alan planlaması yapılır. Bu planlama sırasında karşılıklı görüş alış verişinde bulunulur. Aspirin kullanıyorsanız, 10 gün öncesinde kesmenizde fayda vardır. Eğer devamlı kullanmanız gerekmekte ise dahiliye ya da kardiyoloji uzmanının onayını aldıktan sonra kesilmesinde fayda vardır. B ve E vitaminleri kullanıyorsanız bunları 10 gün öncesinde kesmenizde fayda vardır. Sigara saç ekimi sonrası yara iyileşmesinde negatif bir faktördür. İçilmemesi hem sağlığımız hem de saç ekimi sonrası için faydalıdır. Alkol kullanıyorsanız 48-72 saat öncesinden kesmenizde fayda vardır. Ekim öncesi sabah normal duşunuzu alınız, jöle sprey vs. sürmeyiniz. Saç ekimine gelirken, giyilip çıkarılması kolay kıyafetler seçiniz. Sabah normal kahvaltınızı yaparak geliniz. Ekim günü kahve gibi kafeinli içecekler almayınız.

Genel saç ekim prensipleri Saç ekiminde doğallığı yakalamak için bazı önemli noktalar bulunmaktadır. Doğru saç çizgisinin belirlenmesi, Ekilecek saçlar için açılacak mikrokanallar için doğru cerrahi aletin seçimi, Açılacak olan mikrokanalların çapı, Bu mikro kanalların derinliği, Ekim bölgesinin yerine göre uygun açılarla açılmış mikrokanallar, Yeterli, uygun sıklıkta bir saç ekimi. Saç ekimi genel anlamda 3 aşamada gerçekleştirilir Ekim öncesinde lokal anestezi ve sedasyon ( rahatlatma ) Saç köklerinin / greftlerin elde edilmesi Elde edilen greftlerin saçsız alana nakledilmesi / yerleştirilmesi olarak üç kısma ayrılır. Saç ekimi sonrası dönem Saç ekimi sonrasında evinize gittiğinizde yüksek bir yastık üzerinde uyuyunuz. Doktorunuz size tarif edecektir. Ekim sonrası ilk gün bizi arayın, her şeyin yolunda olup olmadığını konuşalım. Ekim sonrasında başınıza küçük bir bandaj saracağız. Bu bandajı 3 gün sonra çıkartacağız. Antibiyotik kullanımına işlemden 12 saat önce başlatıyoruz, işlem sonrası 4. güne kadar devam edilmesini istiyoruz. Ekim sonrasında 3. gün ilk muayenenizi yapıyoruz, bandajınızı çıkarıp ilk yıkamanızı biz yapıyoruz. Saçınıza nasıl bakım yapacağınız

konusunda sizi bilgilendiriyoruz. Saç ekiminden 2 hafta sonra saçınızı kestirebilirsiniz. Saçınızı boyatıyorsanız 1 ay sonra uygulayabilirsiniz. Ekimden sonraki ilk 3 gün içinde alkol kullanıyorsanız, almayınız. Ekimden sonra alın ve göz çevresinde aldığımız özel tedbirlerle, genelde herhangi bir şişlik olmayacaktır. Ekilen saçlarınız 3 ay içinde çıkmaya başlayacaktır. Ekilen saçların çoğu ilk bir ay içerisinde dökülecektir. Endişe etmeyiniz. Çünkü bizim size ektiğimiz “kıl”ın kendisi değil “kökü”dür. Ve bu köklerden saçlar tekrar çıkmaya başlayacaktır. Sizi tatmin edici bir görüntünün ortaya çıkması için 7 ay- 1 yıl gerekecektir.

SAÇ EKİMİ HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR Saçımın ekim olduğu anlaşılacak mı? Evet. Özellikle işlemin taze olduğu ilk bir ay bu işlem anlaşılmaktadır. Fakat saç çıkma ve büyüme tamamlandıktan sonra doğallık sağlanmaktadır. Tek seansta hallediliyor mu? Evet. Tek seansta estetik bir sonuca ulaşabiliyoruz. Fakat farklı durumlarda farklı uygulamalar olabilir. Bunun için hekiminizle görüşmeniz gerekebilir. Daha önce başka bir yerde yaptırmıştım. Memnun kalmadım. Siz tedaviye devam edebilir misiniz? Çok büyük bir aksilik olmamışsa, ensenizde 2., hatta 3. seans için yeterli sayıda folikül bulabiliyoruz. İşlemden ne kadar zaman sonra çalışabilirim? Normalde ertesi gün günlük işlerinizi yapabilirsiniz. Fakat sosyal açıdan, bandajlı 3 gün geçirmeniz gerektiği için bu dönemde çalışmanız çok da iyi olmayacaktır. Bu süreci dinlenerek geçirmeniz daha iyi olacaktır. Ekilen saçlar büyüyor mu? Evet, ekilen saçlar zaten sizin saçlarınız, sadece yerlerini değiştiriyoruz. Normal saçlarınızı gibi büyüyor.

Saç ekiminin tarihçesi Tarihsel gelişimi boyunca saç ekiminde birçok aşama kaydedilmiş olup, günümüzde modern tıp teknolojisi ile artık kellik hemen hemen tümüyle yok olma aşamasına gelmiştir. Erkek tipi kellik için ilk saç ekimi işlemi, 1952 yılında Amerika’da Dr .N. Orentreich tarafından gerçekleştirilmiştir. Fakat doğal görüntüler elde edilemediği için uzun yıllar saç ekimi ilgi görmemiştir. 2002 yılında Dr. Rassman ve Dr. Bernstein tarafından FUE yöntemi, ayrıntıları ile dünyaya deklare edilmiştir. 2008-2009 yıllarına geldiğimizde FUE ayıklama aparatlarının da gelişimi ile büyük sayıda greftlerin elde edilebilmesi ve bir çok avantajının da bulunmasından dolayı FUE yöntemi artık major saç ekimi yöntemi olarak tüm dünyada uygulanmaktadır.

AĞustos 2012

AĞustos 2012

Foliküler ünite nedir Foliküler Ünite; saç köklerinin 1-4’lü saç üniteleri şeklinde elde edilmiş halidir. Kısaca saç kökü ve çevresindeki az miktardaki destek dokusu anlamına gelir.

Kronik bir hastalığınız ve kullandığınız ilaçlar var ise mutlaka doktorunuza bildiriniz. (Kalp hastalığı, yüksek tansiyon, şeker hastalığı vs.)

33

Saç mezoterapisi Saç dökülmesinin yavaşlatılması / durdurulması ve cansız olan saçların güçlendirilmesinde kullanılan bir yöntemdir. Saçlı deride kan akımını arttıracak maddelerin deri içine verilmesiyle bölgesel kan akımı ve dolaşım hızı, dolayısıyla da derinin ve saç köklerinin beslenmesinin arttırılması hedeşenir. 8-10 seans sonunda istenilen sonuç elde edilebilir.


32

Saç ekimi öncesi dönem HIV,Hepatit rutin testleri saç ekiminden önce yapılır. Saç tıraşı gerçekleştirilir. Saç ekimi için seçilecek alan planlaması yapılır. Bu planlama sırasında karşılıklı görüş alış verişinde bulunulur. Aspirin kullanıyorsanız, 10 gün öncesinde kesmenizde fayda vardır. Eğer devamlı kullanmanız gerekmekte ise dahiliye ya da kardiyoloji uzmanının onayını aldıktan sonra kesilmesinde fayda vardır. B ve E vitaminleri kullanıyorsanız bunları 10 gün öncesinde kesmenizde fayda vardır. Sigara saç ekimi sonrası yara iyileşmesinde negatif bir faktördür. İçilmemesi hem sağlığımız hem de saç ekimi sonrası için faydalıdır. Alkol kullanıyorsanız 48-72 saat öncesinden kesmenizde fayda vardır. Ekim öncesi sabah normal duşunuzu alınız, jöle sprey vs. sürmeyiniz. Saç ekimine gelirken, giyilip çıkarılması kolay kıyafetler seçiniz. Sabah normal kahvaltınızı yaparak geliniz. Ekim günü kahve gibi kafeinli içecekler almayınız.

Genel saç ekim prensipleri Saç ekiminde doğallığı yakalamak için bazı önemli noktalar bulunmaktadır. Doğru saç çizgisinin belirlenmesi, Ekilecek saçlar için açılacak mikrokanallar için doğru cerrahi aletin seçimi, Açılacak olan mikrokanalların çapı, Bu mikro kanalların derinliği, Ekim bölgesinin yerine göre uygun açılarla açılmış mikrokanallar, Yeterli, uygun sıklıkta bir saç ekimi. Saç ekimi genel anlamda 3 aşamada gerçekleştirilir Ekim öncesinde lokal anestezi ve sedasyon ( rahatlatma ) Saç köklerinin / greftlerin elde edilmesi Elde edilen greftlerin saçsız alana nakledilmesi / yerleştirilmesi olarak üç kısma ayrılır. Saç ekimi sonrası dönem Saç ekimi sonrasında evinize gittiğinizde yüksek bir yastık üzerinde uyuyunuz. Doktorunuz size tarif edecektir. Ekim sonrası ilk gün bizi arayın, her şeyin yolunda olup olmadığını konuşalım. Ekim sonrasında başınıza küçük bir bandaj saracağız. Bu bandajı 3 gün sonra çıkartacağız. Antibiyotik kullanımına işlemden 12 saat önce başlatıyoruz, işlem sonrası 4. güne kadar devam edilmesini istiyoruz. Ekim sonrasında 3. gün ilk muayenenizi yapıyoruz, bandajınızı çıkarıp ilk yıkamanızı biz yapıyoruz. Saçınıza nasıl bakım yapacağınız

konusunda sizi bilgilendiriyoruz. Saç ekiminden 2 hafta sonra saçınızı kestirebilirsiniz. Saçınızı boyatıyorsanız 1 ay sonra uygulayabilirsiniz. Ekimden sonraki ilk 3 gün içinde alkol kullanıyorsanız, almayınız. Ekimden sonra alın ve göz çevresinde aldığımız özel tedbirlerle, genelde herhangi bir şişlik olmayacaktır. Ekilen saçlarınız 3 ay içinde çıkmaya başlayacaktır. Ekilen saçların çoğu ilk bir ay içerisinde dökülecektir. Endişe etmeyiniz. Çünkü bizim size ektiğimiz “kıl”ın kendisi değil “kökü”dür. Ve bu köklerden saçlar tekrar çıkmaya başlayacaktır. Sizi tatmin edici bir görüntünün ortaya çıkması için 7 ay- 1 yıl gerekecektir.

SAÇ EKİMİ HAKKINDA SIKÇA SORULAN SORULAR Saçımın ekim olduğu anlaşılacak mı? Evet. Özellikle işlemin taze olduğu ilk bir ay bu işlem anlaşılmaktadır. Fakat saç çıkma ve büyüme tamamlandıktan sonra doğallık sağlanmaktadır. Tek seansta hallediliyor mu? Evet. Tek seansta estetik bir sonuca ulaşabiliyoruz. Fakat farklı durumlarda farklı uygulamalar olabilir. Bunun için hekiminizle görüşmeniz gerekebilir. Daha önce başka bir yerde yaptırmıştım. Memnun kalmadım. Siz tedaviye devam edebilir misiniz? Çok büyük bir aksilik olmamışsa, ensenizde 2., hatta 3. seans için yeterli sayıda folikül bulabiliyoruz. İşlemden ne kadar zaman sonra çalışabilirim? Normalde ertesi gün günlük işlerinizi yapabilirsiniz. Fakat sosyal açıdan, bandajlı 3 gün geçirmeniz gerektiği için bu dönemde çalışmanız çok da iyi olmayacaktır. Bu süreci dinlenerek geçirmeniz daha iyi olacaktır. Ekilen saçlar büyüyor mu? Evet, ekilen saçlar zaten sizin saçlarınız, sadece yerlerini değiştiriyoruz. Normal saçlarınızı gibi büyüyor.

Saç ekiminin tarihçesi Tarihsel gelişimi boyunca saç ekiminde birçok aşama kaydedilmiş olup, günümüzde modern tıp teknolojisi ile artık kellik hemen hemen tümüyle yok olma aşamasına gelmiştir. Erkek tipi kellik için ilk saç ekimi işlemi, 1952 yılında Amerika’da Dr .N. Orentreich tarafından gerçekleştirilmiştir. Fakat doğal görüntüler elde edilemediği için uzun yıllar saç ekimi ilgi görmemiştir. 2002 yılında Dr. Rassman ve Dr. Bernstein tarafından FUE yöntemi, ayrıntıları ile dünyaya deklare edilmiştir. 2008-2009 yıllarına geldiğimizde FUE ayıklama aparatlarının da gelişimi ile büyük sayıda greftlerin elde edilebilmesi ve bir çok avantajının da bulunmasından dolayı FUE yöntemi artık major saç ekimi yöntemi olarak tüm dünyada uygulanmaktadır.

AĞustos 2012

AĞustos 2012

Foliküler ünite nedir Foliküler Ünite; saç köklerinin 1-4’lü saç üniteleri şeklinde elde edilmiş halidir. Kısaca saç kökü ve çevresindeki az miktardaki destek dokusu anlamına gelir.

Kronik bir hastalığınız ve kullandığınız ilaçlar var ise mutlaka doktorunuza bildiriniz. (Kalp hastalığı, yüksek tansiyon, şeker hastalığı vs.)

33

Saç mezoterapisi Saç dökülmesinin yavaşlatılması / durdurulması ve cansız olan saçların güçlendirilmesinde kullanılan bir yöntemdir. Saçlı deride kan akımını arttıracak maddelerin deri içine verilmesiyle bölgesel kan akımı ve dolaşım hızı, dolayısıyla da derinin ve saç köklerinin beslenmesinin arttırılması hedeşenir. 8-10 seans sonunda istenilen sonuç elde edilebilir.


Hamilelikte, anne ve bebeğin sağlığı için dengeli ve yeterli beslenme, egzersiz yapma ve düzenli doktor kontrolü büyük önem taşıyor. Hamilelik dönemi boyunca bilinçli beslenme ile hem annenin hem bebeğin sağlığı korunur. Anne adayı, hamilelik öncesi beslenme konusunda gösteremediği özeni, gebeliğin başlamasıyla birlikte azami şekilde göstermek zorundadır. İşte bu kritik dönemde anne adaylarının en çok sordukları sorular ve yanıtları…

34

AĞustos 2012

Betül ÖZTÜRK | Diyetisyen

Hamilelerin katkı maddesi içeren gıdalar alması neden sakıncalıdır? Gebelikte beslenme politikası olarak; katkı maddeli besin (salam, sucuk, sosis), konserve yiyecek ve çiğ et (ör; çiğ köfte) mümkün olduğunca tüketilmemeli ve doğal

Hamile bayanlar ne tür içecekler tüketmeli ya da tüketmemelidir? Özellikle su tüketimlerini 3 litreye kadar arttırmalılar. Gebelikte tansiyon ya da ödem sıkıntıları yok ise ayran, maden suyu, şeker yüksekliği yok ise de meyve suyu kullanabilirler. Günde bir Şncan ya da maksimum iki Şncan kahvenin olumsuz bir etkisi olmamasına karşın daha fazla miktarlarda vücuda giren kafein, dolaşım sisteminizin olumsuz etkilenmesine ve uykusuz kalmanıza neden olabilir. Dahası, yüksek miktarlarda

kafeinin (günde 10 Şncan ya da daha fazla) düşük, erken doğum ya da bebekte gelişme geriliği yaptığına dair bazı çalışmalar bulunmaktadır. Kafein içeren diğer sıvılar (kolalar, çeşitli çaylar) için de aynı öneriler geçerlidir. Çay hamile bayanlar için tehlikeli midir? Çay konusunda ise kahve konusunda söylenenlerden biraz daha fazla şeyler söylemek gerekir. Çay, kafein dışında teoŞlin denen bir madde ve niteliği tam olarak belirlenmemiş bazı maddeler içerir. Aşırı miktarlarda (günde 10 Şncandan fazla) tüketildiğinde içerdiği kafeinin yaptığı olumsuz etkilere ek olarak, besinlerle alınan demirin emilimini de azalttığı bilinen bir içecektir. Bu yüzden gebelikte çay tüketiminin de günde iki Şncan ile kısıtlanması gerektiğine inanmaktayım. Halbuki ismi masum gözüken ve

AĞustos 2012

ALTIN KURALLARI

besin maddelerine öncelik verilmelidir. Örnek verecek olursak anne adayının sıklıkla tatlandırıcı besin tükettiğini bu durumda sindirim sonrası atımda anne mesanesinde kısa süreli bekleyen ürünler bebek mesanesinde daha uzun süreli kalarak ilerleyen yaşlarda mesane kanserine yakalanma riskini arttırıyor.

35

HAMiLELiKTE BESLENMENiN

Hamile anne adayları nasıl beslenmelidir? Kalsiyumun zengin kaynağı olan süt, yoğurt ve peynir düzenli tüketilmeli, su tüketimi 10 bardağın altına inmemeli, her gün 1 adet yumurta veya 1 porsiyon etli sebze veya kurubaklagil yemeği yemeye özen göstermeli, kurubaklagil, bulgur karışımı yemekleri, C vitamininden zengin sebze ve meyvelerle birlikte sık yenmelidir. Taze sebze ve meyve tüketilmeli. Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, bitki çayları, meyvenin kendi tadı ile yapılmış kompostolar, içecek olarak tercih edilmeli. Kilo kontrolü için meyvenin kendisi tercih edilmelidir. Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddeleri ve aşırı tuz içeren yiyecekler mümkün olduğu kadar yenmemelidir. Yemeklerde muhakkak iyotlu tuz kullanılmalı, doğal besinler ile yeterli alınmayan iyot, ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer. Sebzelerin, makarna ve eriştenin, mercimek, nohut ve kuru fasulyenin haşlama suları dökülmemeli, bu yiyecekler önceden yıkanıp ıslatıldıktan sonra pişirilmelidir. Yenilen yiyeceklerin besleyici değerini korumak ve özellikle anemiyi (kansızlığı) önlemek açısından yemeklerle birlikte çay, kahve içilmemeli, yemek yedikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmelidir. Pekmez demir minerali içeriğine sahip bir besindir. Şeker yerine tatlı olarak tercih edilmeli, böylece kansızlığa karşı önlem alınmış olur. Sigara ve alkolden kesinlikle uzak durulmalıdır.


Hamilelikte, anne ve bebeğin sağlığı için dengeli ve yeterli beslenme, egzersiz yapma ve düzenli doktor kontrolü büyük önem taşıyor. Hamilelik dönemi boyunca bilinçli beslenme ile hem annenin hem bebeğin sağlığı korunur. Anne adayı, hamilelik öncesi beslenme konusunda gösteremediği özeni, gebeliğin başlamasıyla birlikte azami şekilde göstermek zorundadır. İşte bu kritik dönemde anne adaylarının en çok sordukları sorular ve yanıtları…

34

AĞustos 2012

Betül ÖZTÜRK | Diyetisyen

Hamilelerin katkı maddesi içeren gıdalar alması neden sakıncalıdır? Gebelikte beslenme politikası olarak; katkı maddeli besin (salam, sucuk, sosis), konserve yiyecek ve çiğ et (ör; çiğ köfte) mümkün olduğunca tüketilmemeli ve doğal

Hamile bayanlar ne tür içecekler tüketmeli ya da tüketmemelidir? Özellikle su tüketimlerini 3 litreye kadar arttırmalılar. Gebelikte tansiyon ya da ödem sıkıntıları yok ise ayran, maden suyu, şeker yüksekliği yok ise de meyve suyu kullanabilirler. Günde bir Şncan ya da maksimum iki Şncan kahvenin olumsuz bir etkisi olmamasına karşın daha fazla miktarlarda vücuda giren kafein, dolaşım sisteminizin olumsuz etkilenmesine ve uykusuz kalmanıza neden olabilir. Dahası, yüksek miktarlarda

kafeinin (günde 10 Şncan ya da daha fazla) düşük, erken doğum ya da bebekte gelişme geriliği yaptığına dair bazı çalışmalar bulunmaktadır. Kafein içeren diğer sıvılar (kolalar, çeşitli çaylar) için de aynı öneriler geçerlidir. Çay hamile bayanlar için tehlikeli midir? Çay konusunda ise kahve konusunda söylenenlerden biraz daha fazla şeyler söylemek gerekir. Çay, kafein dışında teoŞlin denen bir madde ve niteliği tam olarak belirlenmemiş bazı maddeler içerir. Aşırı miktarlarda (günde 10 Şncandan fazla) tüketildiğinde içerdiği kafeinin yaptığı olumsuz etkilere ek olarak, besinlerle alınan demirin emilimini de azalttığı bilinen bir içecektir. Bu yüzden gebelikte çay tüketiminin de günde iki Şncan ile kısıtlanması gerektiğine inanmaktayım. Halbuki ismi masum gözüken ve

AĞustos 2012

ALTIN KURALLARI

besin maddelerine öncelik verilmelidir. Örnek verecek olursak anne adayının sıklıkla tatlandırıcı besin tükettiğini bu durumda sindirim sonrası atımda anne mesanesinde kısa süreli bekleyen ürünler bebek mesanesinde daha uzun süreli kalarak ilerleyen yaşlarda mesane kanserine yakalanma riskini arttırıyor.

35

HAMiLELiKTE BESLENMENiN

Hamile anne adayları nasıl beslenmelidir? Kalsiyumun zengin kaynağı olan süt, yoğurt ve peynir düzenli tüketilmeli, su tüketimi 10 bardağın altına inmemeli, her gün 1 adet yumurta veya 1 porsiyon etli sebze veya kurubaklagil yemeği yemeye özen göstermeli, kurubaklagil, bulgur karışımı yemekleri, C vitamininden zengin sebze ve meyvelerle birlikte sık yenmelidir. Taze sebze ve meyve tüketilmeli. Hazır meyve suları, gazoz ve kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, bitki çayları, meyvenin kendi tadı ile yapılmış kompostolar, içecek olarak tercih edilmeli. Kilo kontrolü için meyvenin kendisi tercih edilmelidir. Salam, sosis, sucuk gibi katkı maddeleri ve aşırı tuz içeren yiyecekler mümkün olduğu kadar yenmemelidir. Yemeklerde muhakkak iyotlu tuz kullanılmalı, doğal besinler ile yeterli alınmayan iyot, ancak iyotlu tuzun kullanılması ile anne sütünden bebeğe geçer. Sebzelerin, makarna ve eriştenin, mercimek, nohut ve kuru fasulyenin haşlama suları dökülmemeli, bu yiyecekler önceden yıkanıp ıslatıldıktan sonra pişirilmelidir. Yenilen yiyeceklerin besleyici değerini korumak ve özellikle anemiyi (kansızlığı) önlemek açısından yemeklerle birlikte çay, kahve içilmemeli, yemek yedikten 1-2 saat sonra açık olarak içilmelidir. Pekmez demir minerali içeriğine sahip bir besindir. Şeker yerine tatlı olarak tercih edilmeli, böylece kansızlığa karşı önlem alınmış olur. Sigara ve alkolden kesinlikle uzak durulmalıdır.


36

AĞustos 2012

Bunlar yanında üçüncü bir grup bitki çayı ise artık hemen her markette rastlayabileceğimiz isimlerini az duyduğumuz veya hiç duymadıklarımız; fesleğen, biberiye, lavanta, yaban mersini, sarı kanturon, melisa yaprağı, kediotu, oğul otu, aloe vera, karahindiba bunlara örnek verilebilir. Bu sayılan bitki çaylarının ortak özelliği gebelik döneminde kullanıldıklarında erken doğum, gebelikte kanama ve düşük riskini artırma olasılıklarının bulunması ve bu nedenle kesinlikle kullanılmaması gerektiğidir. Hamilelik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenmenin etkileri nelerdir? Beslenme alışkanlıkları, kalp - damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, kanser gibi pek çok hastalıkta önemli rol oynamaktadır. Yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme birçok kronik hastalıktan korunmada etkili olmaktadır. İleri yaşlarda görülen birtakım rahatsızlıkların temeli henüz küçük yaşlarda iken atıldığı için yaşamın her döneminde besin alımına dikkat etmek gerekmektedir. Yüksek oranda sebze ve meyve tüketimi birçok kronik hastalıktan korunmada etkili olmaktadır. Bebeklik ve çocukluk dönemindeki en önemli

Hamile bayanların her gün almaları gereken temel besinler nelerdir? Anne adayı enerji ihtiyacının karşılanması için besin gruplarından tüketmeli. Yani anne adayı, süt grubu, et grubu, sebze ve meyve grubu, ekmek ve tahıl grubu ve yağ grubu gibi başlıca besin gruplarının hepsinden uzman doktor ve diyetisyeninin tavsiye ettiği oranlarda tüketmeli. Bu dönemde, kalsiyum, demir ve çinko gibi minerallerin, B12, A, C ve D vitaminlerin ve folik asit tüketiminin önemi de artıyor. Dolayısıyla bu gibi mineral ve vitaminler açısından zengin besin kaynaklarının tüketimi de büyük önem kazanıyor. Anne adayları, bu mineral ve vitaminleri tükettikleri gıdalardan alabilecekleri gibi, doktorlarının vereceği besin takviyeleriyle de alabiliyorlar. Besin ve vitamin takviyelerini doktor tavsiyesiyle almak çok önemli çünkü bazı vitaminler vücuttan atılmıyor ve bunların vücutta birikmesi olumsuz sonuçların doğmasına yol açabiliyor. Örneğin aşırı miktarda A ve D vitamini tüketiminden sakınmak gerekiyor. Özellikle fazla A vitamini alımı bebeklerde sakatlıklara yol açabiliyor.

İkiz bebek bekleyen hamilelerin beslenmesinde değişiklik olmalı mıdır? Unutulmaması gereken, ikiz veya daha fazla bebeğiniz için beslenirken, kalori gereksiniminizin ikiye katlanmadığıdır. Gerçekte sizin ve bebeğinizin enerji gereksinimini temin etmek için, günlük 300 kalorilik bir ekstra enerji ilavesi yapılarak tüm gereksiniminiz karşılanmış olur. Normal hamilelikte maksimum 14 kg., minimum 7 kg alınır. Hamilelik diyetinin ana kriterleri; yeterince yüksek biyolojik değerde protein içermesi (doku sentezi ve yeterli protein birikimini sağlayabilmek için), alınan kaloriyi sağlıklı bir şekilde alabilmek adına tuz, vitamin, mineral ve su açısından dengeli olmasıdır.

AĞustos 2012

Ahududu çayının doğum kasılmalarını başlatıcı etkisi yüzyıllardan beri bilinmekte ve ebeler tarafından bu çay gecikmiş doğumları başlatmak için kullanılmaya devam etmektedir.

sorunlar, onların yanlış beslenme alışkanlığı kazanmalarına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucunda çocuğun büyüme ve gelişmesi yavaşlamakta ve durmaktadır. Hatta kazandığı ağırlığı bile kaybedebilmektedir. Bu yaşlardaki yetersiz ve dengesiz beslenme durumunda Şziksel gelişimin yanı sıra zeka gelişimi ve öğrenme yeteneklerinin de olumsuz yönde etkilendiği görülmektedir.

37

bize aşina olan çeşitli bitki çayları, örneğin adaçayı, sinameki, fesleğen, keten tohumu, ahududu çayı gibi çaylar sıkça tüketildiğinde düşük yapma riskini, gebelikte kanama riskini ve rahim kasılmalarını artırarak erken doğum yapma riskini artırabilmektedir.


36

AĞustos 2012

Bunlar yanında üçüncü bir grup bitki çayı ise artık hemen her markette rastlayabileceğimiz isimlerini az duyduğumuz veya hiç duymadıklarımız; fesleğen, biberiye, lavanta, yaban mersini, sarı kanturon, melisa yaprağı, kediotu, oğul otu, aloe vera, karahindiba bunlara örnek verilebilir. Bu sayılan bitki çaylarının ortak özelliği gebelik döneminde kullanıldıklarında erken doğum, gebelikte kanama ve düşük riskini artırma olasılıklarının bulunması ve bu nedenle kesinlikle kullanılmaması gerektiğidir. Hamilelik döneminde yetersiz ve dengesiz beslenmenin etkileri nelerdir? Beslenme alışkanlıkları, kalp - damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, kanser gibi pek çok hastalıkta önemli rol oynamaktadır. Yeterli, dengeli ve sağlıklı beslenme birçok kronik hastalıktan korunmada etkili olmaktadır. İleri yaşlarda görülen birtakım rahatsızlıkların temeli henüz küçük yaşlarda iken atıldığı için yaşamın her döneminde besin alımına dikkat etmek gerekmektedir. Yüksek oranda sebze ve meyve tüketimi birçok kronik hastalıktan korunmada etkili olmaktadır. Bebeklik ve çocukluk dönemindeki en önemli

Hamile bayanların her gün almaları gereken temel besinler nelerdir? Anne adayı enerji ihtiyacının karşılanması için besin gruplarından tüketmeli. Yani anne adayı, süt grubu, et grubu, sebze ve meyve grubu, ekmek ve tahıl grubu ve yağ grubu gibi başlıca besin gruplarının hepsinden uzman doktor ve diyetisyeninin tavsiye ettiği oranlarda tüketmeli. Bu dönemde, kalsiyum, demir ve çinko gibi minerallerin, B12, A, C ve D vitaminlerin ve folik asit tüketiminin önemi de artıyor. Dolayısıyla bu gibi mineral ve vitaminler açısından zengin besin kaynaklarının tüketimi de büyük önem kazanıyor. Anne adayları, bu mineral ve vitaminleri tükettikleri gıdalardan alabilecekleri gibi, doktorlarının vereceği besin takviyeleriyle de alabiliyorlar. Besin ve vitamin takviyelerini doktor tavsiyesiyle almak çok önemli çünkü bazı vitaminler vücuttan atılmıyor ve bunların vücutta birikmesi olumsuz sonuçların doğmasına yol açabiliyor. Örneğin aşırı miktarda A ve D vitamini tüketiminden sakınmak gerekiyor. Özellikle fazla A vitamini alımı bebeklerde sakatlıklara yol açabiliyor.

İkiz bebek bekleyen hamilelerin beslenmesinde değişiklik olmalı mıdır? Unutulmaması gereken, ikiz veya daha fazla bebeğiniz için beslenirken, kalori gereksiniminizin ikiye katlanmadığıdır. Gerçekte sizin ve bebeğinizin enerji gereksinimini temin etmek için, günlük 300 kalorilik bir ekstra enerji ilavesi yapılarak tüm gereksiniminiz karşılanmış olur. Normal hamilelikte maksimum 14 kg., minimum 7 kg alınır. Hamilelik diyetinin ana kriterleri; yeterince yüksek biyolojik değerde protein içermesi (doku sentezi ve yeterli protein birikimini sağlayabilmek için), alınan kaloriyi sağlıklı bir şekilde alabilmek adına tuz, vitamin, mineral ve su açısından dengeli olmasıdır.

AĞustos 2012

Ahududu çayının doğum kasılmalarını başlatıcı etkisi yüzyıllardan beri bilinmekte ve ebeler tarafından bu çay gecikmiş doğumları başlatmak için kullanılmaya devam etmektedir.

sorunlar, onların yanlış beslenme alışkanlığı kazanmalarına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucunda çocuğun büyüme ve gelişmesi yavaşlamakta ve durmaktadır. Hatta kazandığı ağırlığı bile kaybedebilmektedir. Bu yaşlardaki yetersiz ve dengesiz beslenme durumunda Şziksel gelişimin yanı sıra zeka gelişimi ve öğrenme yeteneklerinin de olumsuz yönde etkilendiği görülmektedir.

37

bize aşina olan çeşitli bitki çayları, örneğin adaçayı, sinameki, fesleğen, keten tohumu, ahududu çayı gibi çaylar sıkça tüketildiğinde düşük yapma riskini, gebelikte kanama riskini ve rahim kasılmalarını artırarak erken doğum yapma riskini artırabilmektedir.


Dr. Barış YÜKSEL &Dr. Ömer Zühtü YÖNDEM | Anesteziyoloji ve Reanimasyon

38

AĞustos 2012

Lokman Hekim Sincan Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlu Hekimleri, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanları Dr. Barış Yüksel ve Dr. Ömer Zühtü Yöndem, yoğun bakım hastalarının tedavi sürecine ilişkin kamuoyunda yanlış bilinen bazı konulara açıklık getirdi. Yoğun Bakım (Kritik Bakım) Üniteleri, kritik hastalara hizmet vermek üzere düzenlenen özel ünitelerdir. Yerleşim biçimi, insan gücü, profesyonel kapasite ve teknik donanım açısından son derece özellikli multidisipliner ünitelerdir. İleri teknolojiye sahip cihazlarla donatılmış olup kritik hasta bakımı üzerine eğitilmiş hekim ve hemşire grupları tarafından işletilirler. Hayati fonksiyonların düzenlenmesinin uygun monitorizasyon, standart tedavi ve dikkatli veri organizasyonu ile

mümkün olabileceği de kaçınılmaz bir gerçektir. Bu açıdan Yoğun Bakım Üniteleri tıbbi aktivite ve hasta bakımı açısından hastane hizmetlerinde ayrıcalık taşıyan kliniklerdir ve yerleşim biçimleri, teknik donanımları, insan gücü ve profesyonel beceriler açısından son derece özellik taşımaktadırlar. Yoğun bakımda izlenen hastalarda klinik bozulma aniden gelişirken, düzelme yavaş ve meşakkatli bir süreç sonrasında olabilmektedir. Bu bağlamda, ne yazık ki bu ünitelerde izlenen ‘kritik’ hasta grubunda ölüm riski hasta bağımlı faktörler nedeniyle diğer hasta gruplarına göre daha yüksektir. Bu amaçla yoğun bakım takibi gerektiren kritik hasta gruplarının sınışandırılması doğru olacak-

tır. Günümüzde yoğun/kritik hasta tanımlamasında tek bir kriter yetersiz kalmakta olup hastaları mevcut rahatsızlık, monitörizasyon ve tedavi gereksinimlerine göre sınışandırma yolu tercih edilmektedir. Buna göre yoğun bakım hastası üç grupta ele alınabilir: Birinci Basamak Hastalar: Takip ve tedavileri için rutin yöntemler yeterli olmayan, ancak, henüz organ yetmezliği başlamamış, solunum desteğine ihtiyaç duymayan yakın takibi gereken hastalar… İkinci Basamak Hastalar: Birinci basamak yoğun bakım hastası özelliklerine ek olarak kısa süreli, detaylı ve nitelikli gözlem girişim ve yaşamsal destek gereksinimi bulunan hastalar…

EN ÇOK KABUL EDİLEN HASTA GRUBU Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesi de altta yatan özellikli hastalığı nedeniyle takibi gereken hastaların yattığı özel yoğun bakımlar, solunum yetmezliği ve/ veya çoklu organ işlev bozukluğu gibi tüm karmaşık hastaların kabul edildiği solunum desteği renal replasman tedavisi, plazmaferez gibi destek tedavilerinin hepsinin yapılabildiği en üst düzeyde tıbbi bakım ve tedavi verilebilen yoğun bakım üniteleri olarak tarişenen Üçüncü Basamak Yoğun Bakım Ünitesi özelliklerine sahiptir. Yoğun Bakım Ünitemizin bu yüksek donanım ve kabiliyetleri nedeniyle diğer hasta gruplarına göre daha karmaşık ve kimi zaman da ne yazık ki daha az yüz güldürücü olan “Üçüncü Basamak Hastalar” grubundakiler sıklıkla kabul edilmektedir. Bir acil servise, kalp ve solunum durmasıyla gitmiş ve

SKORLAMA SİSTEMİNE GÖRE ÖLÜM ORANI DÜŞÜK Günümüzde yoğun bakım hastası olarak tarif edilen kritik hasta grubu son derece geniş hastalık grubunu içermekle birlikte bu patolojilerin çoğunda hayati fonksiyonların düzenlenmesi ile iyileşme sağlanabilmektedir. Çoklu travmalı ve kritik hastalarda organ veya sistem hasarları tedavi edilirken diğer yandan da diğer organ veya sistemlerde oluşabilecek fonksiyon bozukluklarının önlenmesi veya tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu da normal bir hastane servisindeki bakımdan daha fazla, sürekli, aktif ve çok yönlü bir bakım gerektirdiğinden bu tür hastalar, bu iş için eğitilmiş personel tarafından ve özel olarak organize edilmiş Yoğun Bakım Ünitemizde takip ve tedavi edilmektedirler. Yoğun Bakım Ünitesi’ne kabul edilen hastalar; vücudun geçirdiği ağır bir

100 hastanın 82’si dışarıdan Yoğun bakımda 3. basamak’ hasta grubunun her 100 tanesinin 82’sini diğer hastanelerin acil ya da yataklı servislerinden kabul edilen hastalar oluşturmaktadır. Geri kalanın çoğu ise 112 ambulans ile hastanemiz acil servisine getirilen hastalardır.

AĞustos 2012

Lokman Hekim Sincan Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi, yüksek donanım ve kabiliyeti nedeniyle birçok klinik tarafından reddedilen “kritik” durumdaki hastaları kabul ediyor. Kimi hastalar için son durak olan yoğun bakım ünitesi, çok sayıda hasta için ise kısa bir durak oluyor ve onları yeniden yaşama bağlıyor.

acil servisteki doktorun çaresizlik içinde yer aradığı ancak bir çok farklı klinik tarafından reddedilen bir çok hasta, yoğun bakım ünitemize kabul edilmekte ve tıbbi literatürün son uygulamaları doğrultusunda takip ve tedavi edilmektedir.

39

Yoğun bakım “SON DURAK” değil

Üçüncü Basamak Hastalar: Birinci ve ikinci basamak hastalarının özelliklerine ilave olarak uzun süreli nitelikli gözlem ve girişim ile uzun süreli yaşamsal destek gereksinimi bulunan veya çoklu organ yetmezliği gelişmiş hastalar…


Dr. Barış YÜKSEL &Dr. Ömer Zühtü YÖNDEM | Anesteziyoloji ve Reanimasyon

38

AĞustos 2012

Lokman Hekim Sincan Hastanesi Yoğun Bakım Sorumlu Hekimleri, Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanları Dr. Barış Yüksel ve Dr. Ömer Zühtü Yöndem, yoğun bakım hastalarının tedavi sürecine ilişkin kamuoyunda yanlış bilinen bazı konulara açıklık getirdi. Yoğun Bakım (Kritik Bakım) Üniteleri, kritik hastalara hizmet vermek üzere düzenlenen özel ünitelerdir. Yerleşim biçimi, insan gücü, profesyonel kapasite ve teknik donanım açısından son derece özellikli multidisipliner ünitelerdir. İleri teknolojiye sahip cihazlarla donatılmış olup kritik hasta bakımı üzerine eğitilmiş hekim ve hemşire grupları tarafından işletilirler. Hayati fonksiyonların düzenlenmesinin uygun monitorizasyon, standart tedavi ve dikkatli veri organizasyonu ile

mümkün olabileceği de kaçınılmaz bir gerçektir. Bu açıdan Yoğun Bakım Üniteleri tıbbi aktivite ve hasta bakımı açısından hastane hizmetlerinde ayrıcalık taşıyan kliniklerdir ve yerleşim biçimleri, teknik donanımları, insan gücü ve profesyonel beceriler açısından son derece özellik taşımaktadırlar. Yoğun bakımda izlenen hastalarda klinik bozulma aniden gelişirken, düzelme yavaş ve meşakkatli bir süreç sonrasında olabilmektedir. Bu bağlamda, ne yazık ki bu ünitelerde izlenen ‘kritik’ hasta grubunda ölüm riski hasta bağımlı faktörler nedeniyle diğer hasta gruplarına göre daha yüksektir. Bu amaçla yoğun bakım takibi gerektiren kritik hasta gruplarının sınışandırılması doğru olacak-

tır. Günümüzde yoğun/kritik hasta tanımlamasında tek bir kriter yetersiz kalmakta olup hastaları mevcut rahatsızlık, monitörizasyon ve tedavi gereksinimlerine göre sınışandırma yolu tercih edilmektedir. Buna göre yoğun bakım hastası üç grupta ele alınabilir: Birinci Basamak Hastalar: Takip ve tedavileri için rutin yöntemler yeterli olmayan, ancak, henüz organ yetmezliği başlamamış, solunum desteğine ihtiyaç duymayan yakın takibi gereken hastalar… İkinci Basamak Hastalar: Birinci basamak yoğun bakım hastası özelliklerine ek olarak kısa süreli, detaylı ve nitelikli gözlem girişim ve yaşamsal destek gereksinimi bulunan hastalar…

EN ÇOK KABUL EDİLEN HASTA GRUBU Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesi de altta yatan özellikli hastalığı nedeniyle takibi gereken hastaların yattığı özel yoğun bakımlar, solunum yetmezliği ve/ veya çoklu organ işlev bozukluğu gibi tüm karmaşık hastaların kabul edildiği solunum desteği renal replasman tedavisi, plazmaferez gibi destek tedavilerinin hepsinin yapılabildiği en üst düzeyde tıbbi bakım ve tedavi verilebilen yoğun bakım üniteleri olarak tarişenen Üçüncü Basamak Yoğun Bakım Ünitesi özelliklerine sahiptir. Yoğun Bakım Ünitemizin bu yüksek donanım ve kabiliyetleri nedeniyle diğer hasta gruplarına göre daha karmaşık ve kimi zaman da ne yazık ki daha az yüz güldürücü olan “Üçüncü Basamak Hastalar” grubundakiler sıklıkla kabul edilmektedir. Bir acil servise, kalp ve solunum durmasıyla gitmiş ve

SKORLAMA SİSTEMİNE GÖRE ÖLÜM ORANI DÜŞÜK Günümüzde yoğun bakım hastası olarak tarif edilen kritik hasta grubu son derece geniş hastalık grubunu içermekle birlikte bu patolojilerin çoğunda hayati fonksiyonların düzenlenmesi ile iyileşme sağlanabilmektedir. Çoklu travmalı ve kritik hastalarda organ veya sistem hasarları tedavi edilirken diğer yandan da diğer organ veya sistemlerde oluşabilecek fonksiyon bozukluklarının önlenmesi veya tedavi edilmesi gerekmektedir. Bu da normal bir hastane servisindeki bakımdan daha fazla, sürekli, aktif ve çok yönlü bir bakım gerektirdiğinden bu tür hastalar, bu iş için eğitilmiş personel tarafından ve özel olarak organize edilmiş Yoğun Bakım Ünitemizde takip ve tedavi edilmektedirler. Yoğun Bakım Ünitesi’ne kabul edilen hastalar; vücudun geçirdiği ağır bir

100 hastanın 82’si dışarıdan Yoğun bakımda 3. basamak’ hasta grubunun her 100 tanesinin 82’sini diğer hastanelerin acil ya da yataklı servislerinden kabul edilen hastalar oluşturmaktadır. Geri kalanın çoğu ise 112 ambulans ile hastanemiz acil servisine getirilen hastalardır.

AĞustos 2012

Lokman Hekim Sincan Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi, yüksek donanım ve kabiliyeti nedeniyle birçok klinik tarafından reddedilen “kritik” durumdaki hastaları kabul ediyor. Kimi hastalar için son durak olan yoğun bakım ünitesi, çok sayıda hasta için ise kısa bir durak oluyor ve onları yeniden yaşama bağlıyor.

acil servisteki doktorun çaresizlik içinde yer aradığı ancak bir çok farklı klinik tarafından reddedilen bir çok hasta, yoğun bakım ünitemize kabul edilmekte ve tıbbi literatürün son uygulamaları doğrultusunda takip ve tedavi edilmektedir.

39

Yoğun bakım “SON DURAK” değil

Üçüncü Basamak Hastalar: Birinci ve ikinci basamak hastalarının özelliklerine ilave olarak uzun süreli nitelikli gözlem ve girişim ile uzun süreli yaşamsal destek gereksinimi bulunan veya çoklu organ yetmezliği gelişmiş hastalar…


nin altındadır.

tadır. Bu skorlama sistemleri; tedavi ve sonuçları arasındaki ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır. Puanlar bu ölçümlerle tayin edilmektedir ve her hasta için hastalık şiddeti skorunu belirlemektedir. Travma, sepsis veya yanıklılar, tüm cerrahi, medikal erişkin yoğun bakım hastaları için APACHE-II, SAPS, TISS ve MPM kabul edilebilir skorlama sistemleridir. Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesinde de APACHE-II skorlama sistemi beklenen ölüm oranlarını tayin etmek için kurulduğu günden bu yana yatan her hasta için kullanıla gelmektedir. Hasta proŞlimiz gereği kabul edilen çok ağır hastalar nedeniyle bazen hastalarımız kaybedilebilmesine rağmen APACHE-II skorlama sistemine göre ölüm oranlarımız beklene-

AĞustos 2012

hastalık, zehirlenme, travma ve ameliyattan dolayı önceden tahmin edilmesi mümkün olmayan komplikasyonlarla yaşamlarının sınırına gelmiş bulunan olgulardır. Bu hastaların ortak özellikleri; durumlarının ağır olmakla birlikte düzelebilir olmasıdır. Yoğun Bakım ünitelerine kabul edilen hastalar çok farklı koşullarda olabildiğinden, bu hastaların ve ünitelerin hastalığın şiddeti ve ölüm riski yönünden mukayese edilmeleri, sonuçların değerlendirilmesi ve gidişatın belirlenmesi çok önemli; ancak oldukça zordur. Bundan dolayı çeşitli skorlama sistemleri kullanılmaktadır. Bu sistemlerde hastalığın tipi, derecesi, hastanın Şzyolojik rezervi ve tedaviye yanıtı, tedavinin tipi, derecesi, süresi gibi etkenler göz önüne alınarak akıbet belirlenmeye çalışılmak-

Üst düzey donanım Dr. Barış Yüksel ve Dr. Ömer Zühtü Yöndem, Lokman Hekim Sincan Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi hakkında şu bilgileri verdi: “Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesi, takibi gereken hastaların yattığı özel yoğun bakımlar, solunum yetmezliği ile çoklu organ, işlev bozukluğu gibi tüm karmaşık hastaların kabul edildiği solunum desteği, renal replasman tedavisi, plazmaferez gibi destek tedavilerinin hepsinin yapılabildiği en üst düzeyde tıbbi bakım ve tedavi verilebilen yoğun bakım üniteleri olarak tarişenen 3. basamak yoğun bakım ünitesi özelliklerine sahiptir. Yoğun bakım ünitemizin bu yüksek donanım ve kabiliyetleri nedeniyle diğer hasta gruplarına göre daha karmaşık ve kimi zaman da ne yazık ki daha az yüz güldürücü olan 3. basamak hasta grupları sıklıkla kabul edilebilmektedir. Bir acil servise, kalp ve solunum durmasıyla gitmiş ve acil servisteki doktorun çaresizlik içinde yer aradığı ancak birçok farklı klinik tarafından reddedilen hastalar, yoğun bakım ünitemize kabul edilmekte ve tıbbi literatürün son uygulamaları doğrultusunda takip ve tedavi edilmektedir.”

41

40

AĞustos 2012

SAĞLIK PERSONELİ KAYNAKLI ÖLÜM YOK Sonuç olarak elbette ki yoğun bakım hastalarında ölüm, hastaya bağlı faktörler nedeniyle bazen kaçınılmazdır. Bu durum hasta yakınlarında olduğu kadar hastaya bakım ve tedavi veren bizlerde de duygusal travmalara ve üzüntüye sebep olabilmektedir. Ancak burada bizleri vicdani olarak en azından biraz da olsa rahatlatan, doktor ve hemşire kaynaklı hasta kayıplarının olmadığını skorlama sistemleri yardımıyla kendimizi doğrulayarak tespit etmiş olmamızdır.


nin altındadır.

tadır. Bu skorlama sistemleri; tedavi ve sonuçları arasındaki ilişkileri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamaktadır. Puanlar bu ölçümlerle tayin edilmektedir ve her hasta için hastalık şiddeti skorunu belirlemektedir. Travma, sepsis veya yanıklılar, tüm cerrahi, medikal erişkin yoğun bakım hastaları için APACHE-II, SAPS, TISS ve MPM kabul edilebilir skorlama sistemleridir. Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesinde de APACHE-II skorlama sistemi beklenen ölüm oranlarını tayin etmek için kurulduğu günden bu yana yatan her hasta için kullanıla gelmektedir. Hasta proŞlimiz gereği kabul edilen çok ağır hastalar nedeniyle bazen hastalarımız kaybedilebilmesine rağmen APACHE-II skorlama sistemine göre ölüm oranlarımız beklene-

AĞustos 2012

hastalık, zehirlenme, travma ve ameliyattan dolayı önceden tahmin edilmesi mümkün olmayan komplikasyonlarla yaşamlarının sınırına gelmiş bulunan olgulardır. Bu hastaların ortak özellikleri; durumlarının ağır olmakla birlikte düzelebilir olmasıdır. Yoğun Bakım ünitelerine kabul edilen hastalar çok farklı koşullarda olabildiğinden, bu hastaların ve ünitelerin hastalığın şiddeti ve ölüm riski yönünden mukayese edilmeleri, sonuçların değerlendirilmesi ve gidişatın belirlenmesi çok önemli; ancak oldukça zordur. Bundan dolayı çeşitli skorlama sistemleri kullanılmaktadır. Bu sistemlerde hastalığın tipi, derecesi, hastanın Şzyolojik rezervi ve tedaviye yanıtı, tedavinin tipi, derecesi, süresi gibi etkenler göz önüne alınarak akıbet belirlenmeye çalışılmak-

Üst düzey donanım Dr. Barış Yüksel ve Dr. Ömer Zühtü Yöndem, Lokman Hekim Sincan Hastanesi Yoğun Bakım Ünitesi hakkında şu bilgileri verdi: “Hastanemiz genel yoğun bakım ünitesi, takibi gereken hastaların yattığı özel yoğun bakımlar, solunum yetmezliği ile çoklu organ, işlev bozukluğu gibi tüm karmaşık hastaların kabul edildiği solunum desteği, renal replasman tedavisi, plazmaferez gibi destek tedavilerinin hepsinin yapılabildiği en üst düzeyde tıbbi bakım ve tedavi verilebilen yoğun bakım üniteleri olarak tarişenen 3. basamak yoğun bakım ünitesi özelliklerine sahiptir. Yoğun bakım ünitemizin bu yüksek donanım ve kabiliyetleri nedeniyle diğer hasta gruplarına göre daha karmaşık ve kimi zaman da ne yazık ki daha az yüz güldürücü olan 3. basamak hasta grupları sıklıkla kabul edilebilmektedir. Bir acil servise, kalp ve solunum durmasıyla gitmiş ve acil servisteki doktorun çaresizlik içinde yer aradığı ancak birçok farklı klinik tarafından reddedilen hastalar, yoğun bakım ünitemize kabul edilmekte ve tıbbi literatürün son uygulamaları doğrultusunda takip ve tedavi edilmektedir.”

41

40

AĞustos 2012

SAĞLIK PERSONELİ KAYNAKLI ÖLÜM YOK Sonuç olarak elbette ki yoğun bakım hastalarında ölüm, hastaya bağlı faktörler nedeniyle bazen kaçınılmazdır. Bu durum hasta yakınlarında olduğu kadar hastaya bakım ve tedavi veren bizlerde de duygusal travmalara ve üzüntüye sebep olabilmektedir. Ancak burada bizleri vicdani olarak en azından biraz da olsa rahatlatan, doktor ve hemşire kaynaklı hasta kayıplarının olmadığını skorlama sistemleri yardımıyla kendimizi doğrulayarak tespit etmiş olmamızdır.


AĞustos 2012

Son günlerin tartışmalı konularının başında gelen “sezaryen mi normal doğum mu” sorusunun yanıtını siyasi çevreler, basın, kadın dernekleri, hekimler, erkekler ve kadınlar başka hiçbir konu yok gibi tartışarak arıyor. Kimse anne adayına “Siz ne istiyorsunuz, nasıl bir doğum düşlüyorsunuz, hayaliniz nedir, bebeğinize hangi şartlarda, nasıl kavuşmak istiyorsunuz” diye sormuyor.

42

BEBEĞE KAVUŞMA ANIDIR

Dr. Sebahat TURAN | Kadın Hastalıkları ve Doğum

NORMAL DOĞUM MU SEZARYEN Mİ? Doğum kendi haline bırakıldığında yaşanması gereken doğal bir süreçtir. Ancak bazen yardıma ihtiyaç duyulabilir. Anne adaylarına gerekli bilinci vermeliyiz. Onları normal doğuma teşvik ederken annenin veya bebeğin sağlığı sıkıntıya girdiği durumlarda sezaryenin de bir seçenek olduğunu unutmamalıyız. Sezaryen olma durumunuzdaki seçeneklerinizi ve tercihlerinizi bilin. Anne ve bebeğine saygılı sezaryenler, sezaryenin birçok olumsuz etkisinden kurtulma şansınız olacaktır. Sağlıklı bir evlat ve anne için doğal doğum ilk tercihimizdir bu unutulmamalıdır.

Anne güven istiyor, sevdiklerinin yanında olması; en önemlisi eşinin elini elinde hissetmek, yaşam meyveleri dünyaya gelirken ona birlikte sarılmak istiyor. Takibini yapan, ona kol kanat geren, sırtını güvenle dayayabileceği doktoru ile birlikte olmak ister.

AĞustos 2012

DOĞUM BEBEKTEN KURTULUŞ DEĞiL

ANNE NE İSTER? Anne adaylarını doğuma yönelik hayallerini dinlemeli, hayallerini hekim ve hastane olarak gerçekleştirmeliyiz. Kişilerin beklentileri ne olabilir? Aslında araştırmalar yapılırken gebelerin hayallerinin öyle çok fazla olmadığını ama detaya inildiğinde bunların onlar için ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Gebe güven istiyor, sevdiklerinin yanında olması; en önemlisi eşinin elini elinde hissetmek, yaşam meyveleri dünyaya gelirken ona birlikte sarılmak istiyor. Takibini yapan, ona kol kanat geren, sırtını güvenle dayayabileceği doktoru ile birlikte olmak ister. Ancak doktordan güven beklerken siz de aile olarak doktorunuza güven vermelisiniz. Gebe-doktor ilişkisi iki insan arasındaki güven dolu bir ilişkidir. Bebeğini beklerken anne travay anında kalabalık bir ortamda olmak istemeyebilir. Doğumda mahremiyetin ne kadar önemli olduğu pek çok kişi ve kurum tarafından göz ardı edildiği kanaatindeyim. Doğumda mahremiyet ve güven bir gebe için son derece önemlidir Doğumhanenin sessiz, sakin, huzur ve güven dolu olması gerekmektedir.

DOĞUMA NASIL HAZIRLANMALI? Gebe doğum eylemini kesinlikle son dakikaya bırakmamalı, hastaneyi ve doğumhaneyi olabildiğince tanımalı, gerekiyorsa önceden odayı ve doğumhaneyi görüp hayalini ona göre kurgulamalı. Gebelik kurslarına katılarak doğum anında nefes terapilerini alıp doğum eyleminde nasıl nefes alabileceğinizi önceden öğrenin. Yoğun korkularınızı bir gebe psikologu ile giderebilirsiniz. Üçüncü aydan itibaren bedeninizi egzersizlerle doğuma hazırlayın. Şartlarınız müsaitse mutlaka gebelik yogası veya pilates derslerine katılın. Bu dersler beden-zihin-nefes dengesine dayalı derslerdir ve doğumun kendisi de zaten budur. Eğitmenlerin doğumu bilmeleri çok önemlidir. Bu kursları almış ve doğumu bilen deneyimli eğitmenlerle çalışın. Doğum anında mutlaka hareket özgürlüğünüzü kullanın, yatağa bağımlı kalmayın, doğuma giderken tüm aile fertleri ile beraber doğuma gitmeyin, onların paniğini ve stresini siz yaşamayın zira yaşanılacak gerginlik doğumunuzu da etkiler.

43

Evet, hayal ettiğimiz doğum nedir? İnsan doğumunu hayal eder mi? Olabilecek en büyük hayal şüphesiz ağrısız, çabucak bitebilecek bir doğumdur. Ne kadar kısa ise o kadar güzel bir doğum diye düşünülür. Doğumu insanlar büyük ağrıların çekildiği bir an olarak görüyor. İşte bizim bu düşünceleri yıkmamız gerekir. Doğumhanenin bir kâbus odası değil de yaşamımıza yeni bir soluğun, yeni bir ışığın geldiği, dokuz ayın heyecanının sevgi seline dönüştüğü anın paylaşıldığı alanlar olduğunu kabullenmeliyiz. Umutla, sabırla, sükûnet içerisinde severek ve huzurla beklemek gerektiğini…


AĞustos 2012

Son günlerin tartışmalı konularının başında gelen “sezaryen mi normal doğum mu” sorusunun yanıtını siyasi çevreler, basın, kadın dernekleri, hekimler, erkekler ve kadınlar başka hiçbir konu yok gibi tartışarak arıyor. Kimse anne adayına “Siz ne istiyorsunuz, nasıl bir doğum düşlüyorsunuz, hayaliniz nedir, bebeğinize hangi şartlarda, nasıl kavuşmak istiyorsunuz” diye sormuyor.

42

BEBEĞE KAVUŞMA ANIDIR

Dr. Sebahat TURAN | Kadın Hastalıkları ve Doğum

NORMAL DOĞUM MU SEZARYEN Mİ? Doğum kendi haline bırakıldığında yaşanması gereken doğal bir süreçtir. Ancak bazen yardıma ihtiyaç duyulabilir. Anne adaylarına gerekli bilinci vermeliyiz. Onları normal doğuma teşvik ederken annenin veya bebeğin sağlığı sıkıntıya girdiği durumlarda sezaryenin de bir seçenek olduğunu unutmamalıyız. Sezaryen olma durumunuzdaki seçeneklerinizi ve tercihlerinizi bilin. Anne ve bebeğine saygılı sezaryenler, sezaryenin birçok olumsuz etkisinden kurtulma şansınız olacaktır. Sağlıklı bir evlat ve anne için doğal doğum ilk tercihimizdir bu unutulmamalıdır.

Anne güven istiyor, sevdiklerinin yanında olması; en önemlisi eşinin elini elinde hissetmek, yaşam meyveleri dünyaya gelirken ona birlikte sarılmak istiyor. Takibini yapan, ona kol kanat geren, sırtını güvenle dayayabileceği doktoru ile birlikte olmak ister.

AĞustos 2012

DOĞUM BEBEKTEN KURTULUŞ DEĞiL

ANNE NE İSTER? Anne adaylarını doğuma yönelik hayallerini dinlemeli, hayallerini hekim ve hastane olarak gerçekleştirmeliyiz. Kişilerin beklentileri ne olabilir? Aslında araştırmalar yapılırken gebelerin hayallerinin öyle çok fazla olmadığını ama detaya inildiğinde bunların onlar için ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Gebe güven istiyor, sevdiklerinin yanında olması; en önemlisi eşinin elini elinde hissetmek, yaşam meyveleri dünyaya gelirken ona birlikte sarılmak istiyor. Takibini yapan, ona kol kanat geren, sırtını güvenle dayayabileceği doktoru ile birlikte olmak ister. Ancak doktordan güven beklerken siz de aile olarak doktorunuza güven vermelisiniz. Gebe-doktor ilişkisi iki insan arasındaki güven dolu bir ilişkidir. Bebeğini beklerken anne travay anında kalabalık bir ortamda olmak istemeyebilir. Doğumda mahremiyetin ne kadar önemli olduğu pek çok kişi ve kurum tarafından göz ardı edildiği kanaatindeyim. Doğumda mahremiyet ve güven bir gebe için son derece önemlidir Doğumhanenin sessiz, sakin, huzur ve güven dolu olması gerekmektedir.

DOĞUMA NASIL HAZIRLANMALI? Gebe doğum eylemini kesinlikle son dakikaya bırakmamalı, hastaneyi ve doğumhaneyi olabildiğince tanımalı, gerekiyorsa önceden odayı ve doğumhaneyi görüp hayalini ona göre kurgulamalı. Gebelik kurslarına katılarak doğum anında nefes terapilerini alıp doğum eyleminde nasıl nefes alabileceğinizi önceden öğrenin. Yoğun korkularınızı bir gebe psikologu ile giderebilirsiniz. Üçüncü aydan itibaren bedeninizi egzersizlerle doğuma hazırlayın. Şartlarınız müsaitse mutlaka gebelik yogası veya pilates derslerine katılın. Bu dersler beden-zihin-nefes dengesine dayalı derslerdir ve doğumun kendisi de zaten budur. Eğitmenlerin doğumu bilmeleri çok önemlidir. Bu kursları almış ve doğumu bilen deneyimli eğitmenlerle çalışın. Doğum anında mutlaka hareket özgürlüğünüzü kullanın, yatağa bağımlı kalmayın, doğuma giderken tüm aile fertleri ile beraber doğuma gitmeyin, onların paniğini ve stresini siz yaşamayın zira yaşanılacak gerginlik doğumunuzu da etkiler.

43

Evet, hayal ettiğimiz doğum nedir? İnsan doğumunu hayal eder mi? Olabilecek en büyük hayal şüphesiz ağrısız, çabucak bitebilecek bir doğumdur. Ne kadar kısa ise o kadar güzel bir doğum diye düşünülür. Doğumu insanlar büyük ağrıların çekildiği bir an olarak görüyor. İşte bizim bu düşünceleri yıkmamız gerekir. Doğumhanenin bir kâbus odası değil de yaşamımıza yeni bir soluğun, yeni bir ışığın geldiği, dokuz ayın heyecanının sevgi seline dönüştüğü anın paylaşıldığı alanlar olduğunu kabullenmeliyiz. Umutla, sabırla, sükûnet içerisinde severek ve huzurla beklemek gerektiğini…


EN BÜYÜK HATAM

SAĞLIĞIMA ÖNEM VERMEMEK Kendimle yüzleşmediğim zamanları büyük bir kayıp olarak görüyorum. Aslına bakarsanız soru kendinizle yüzleşmek değil de bunu neden sürekli yapmıyorsunuz şeklinde olmalıydı. Ben bu sorunun yanıtını kendime bu şekilde veriyorum. Sürekli kendimle yüzleşmem gerektiğine inanıyorum.

Bir süredir ekranlardan uzaksınız. Sizi ekranlarda daha çok görebilecek miyiz? Bir takım projeler üzerinde çalışıyorum. Kısa süre içerisinde bu projeleri hayata geçireceğim. Ekranlarda daha sık yer alacağım bir sürece gireceğim.

Bu yüzleşme dönemlerinde “en büyük hatam” dediğiniz şey nedir? Geçmişimle ilgili hata diyebileceğim çok şey sayabilirim ama bunlar aynı zamanda özel konular… Her kul gibi ben de çok hata yaptım; hangisi hangisinden büyük hesaplayamıyorum.

Nedir bu projeler? İki yeni albüm ile beraber yeni diğer başka projelerimi de sevenlerimle paylaşacağım nasip olursa… Bunlardan bir tanesi single, bir diğeri ise eski şarkılarımızdan oluşan Best Off ki; bu şarkıların clup versiyonu olacak. Geçmişe dönüp bakıp ardından kendinizle yüzleştiğiniz olur mu?

Şarkı sözü yazarken size en çok ilham veren şey ne oluyor? Pek çok ilham kaynağı oluyor. Hisler, herkeste değişiklik gösterir. Bizi hayal kırıklığına uğratan ve çok değişken olan bir duygu dünyasıdır hisler… Şarkı sözü yazarken de bu değişkenlik kendini gösteriyor. Okumaktan en çok zevk aldığı-

nız şarkınız hangisi? Yapma, dayanamam… Bunlar çok özel şarkılar. Anlaşılmasını beklemem, bu sebeple bilinmesi de mümkün değil sanırım. Sanat camiasının tecrübeli isimleri arasındasınız. Bazı şeyleri kanıksamış biri olarak “İzel-Çelik-Ercan” üçlüsündeki Çelik ile bugünkü Çelik arasında nasıl bir fark var? Benim yolum, anlayışım, düşünce biçimim, hayata bakışım sadece grup arkadaşlarımdan değil, tüm sanat dünyasından farklıdır. Bu fark, anlatılabilir bir şey değildir; anlaşılabilmesi muhtemel bir şeydir. Zaman insanın dünyaya bakışını da değiştiriyor mu? Mutlaka… Kişi değişir, sanatçı değişir… Ancak bu esnada dünya da değişir. Bu değişimin zamanını ve dengesini çok iyi anlamanız lazım. Çok iyi bir arşivci olduğunuzu duyduk. Doğru mu? Benden 20 sene önce gittiğim bir tiyatronun bilet, gün, saat ve

AĞustos 2012

Bir şarkısının sözünde “Artık devir değişti, e tabi Çelik’te değişti” diyen Çelik için değişmeyen tek şey müzik piyasasındaki vazgeçilmez yeri oldu. İki yeni albüm hazırlığında olan Çelik, sorularımıza samimi yanıtlar verdi. İşte şarkıcı Çelik Erişçi ile yaptığımız röportajın detayları:

45

44

AĞustos 2012

Türkiye’nin, 90’lı yıllara damgasını vuran “İzel-Çelik-Ercan” üçlüsüyle tanımaya başladığı şarkıcı Çelik Erişçi, Antibiyotik Dergisi’nin bu sayısına konuk oldu. Solo olarak devam ettiği müzik kariyerinde birçok önemli albüme imza atan Çelik’i en iyi ifade eden söz bir hayranına ait: “Ya çok sıcak, ya çok soğuk; ortasını gören olmadı.”


EN BÜYÜK HATAM

SAĞLIĞIMA ÖNEM VERMEMEK Kendimle yüzleşmediğim zamanları büyük bir kayıp olarak görüyorum. Aslına bakarsanız soru kendinizle yüzleşmek değil de bunu neden sürekli yapmıyorsunuz şeklinde olmalıydı. Ben bu sorunun yanıtını kendime bu şekilde veriyorum. Sürekli kendimle yüzleşmem gerektiğine inanıyorum.

Bir süredir ekranlardan uzaksınız. Sizi ekranlarda daha çok görebilecek miyiz? Bir takım projeler üzerinde çalışıyorum. Kısa süre içerisinde bu projeleri hayata geçireceğim. Ekranlarda daha sık yer alacağım bir sürece gireceğim.

Bu yüzleşme dönemlerinde “en büyük hatam” dediğiniz şey nedir? Geçmişimle ilgili hata diyebileceğim çok şey sayabilirim ama bunlar aynı zamanda özel konular… Her kul gibi ben de çok hata yaptım; hangisi hangisinden büyük hesaplayamıyorum.

Nedir bu projeler? İki yeni albüm ile beraber yeni diğer başka projelerimi de sevenlerimle paylaşacağım nasip olursa… Bunlardan bir tanesi single, bir diğeri ise eski şarkılarımızdan oluşan Best Off ki; bu şarkıların clup versiyonu olacak. Geçmişe dönüp bakıp ardından kendinizle yüzleştiğiniz olur mu?

Şarkı sözü yazarken size en çok ilham veren şey ne oluyor? Pek çok ilham kaynağı oluyor. Hisler, herkeste değişiklik gösterir. Bizi hayal kırıklığına uğratan ve çok değişken olan bir duygu dünyasıdır hisler… Şarkı sözü yazarken de bu değişkenlik kendini gösteriyor. Okumaktan en çok zevk aldığı-

nız şarkınız hangisi? Yapma, dayanamam… Bunlar çok özel şarkılar. Anlaşılmasını beklemem, bu sebeple bilinmesi de mümkün değil sanırım. Sanat camiasının tecrübeli isimleri arasındasınız. Bazı şeyleri kanıksamış biri olarak “İzel-Çelik-Ercan” üçlüsündeki Çelik ile bugünkü Çelik arasında nasıl bir fark var? Benim yolum, anlayışım, düşünce biçimim, hayata bakışım sadece grup arkadaşlarımdan değil, tüm sanat dünyasından farklıdır. Bu fark, anlatılabilir bir şey değildir; anlaşılabilmesi muhtemel bir şeydir. Zaman insanın dünyaya bakışını da değiştiriyor mu? Mutlaka… Kişi değişir, sanatçı değişir… Ancak bu esnada dünya da değişir. Bu değişimin zamanını ve dengesini çok iyi anlamanız lazım. Çok iyi bir arşivci olduğunuzu duyduk. Doğru mu? Benden 20 sene önce gittiğim bir tiyatronun bilet, gün, saat ve

AĞustos 2012

Bir şarkısının sözünde “Artık devir değişti, e tabi Çelik’te değişti” diyen Çelik için değişmeyen tek şey müzik piyasasındaki vazgeçilmez yeri oldu. İki yeni albüm hazırlığında olan Çelik, sorularımıza samimi yanıtlar verdi. İşte şarkıcı Çelik Erişçi ile yaptığımız röportajın detayları:

45

44

AĞustos 2012

Türkiye’nin, 90’lı yıllara damgasını vuran “İzel-Çelik-Ercan” üçlüsüyle tanımaya başladığı şarkıcı Çelik Erişçi, Antibiyotik Dergisi’nin bu sayısına konuk oldu. Solo olarak devam ettiği müzik kariyerinde birçok önemli albüme imza atan Çelik’i en iyi ifade eden söz bir hayranına ait: “Ya çok sıcak, ya çok soğuk; ortasını gören olmadı.”


Zaman takıntısı var. Saat ve takı kullanmıyor. Hiç bir şekilde krem süremiyor. Yağsız sabun kullanabiliyor. Uğurlu sayısı 13 Arşiv merakı var. Gazete kupürlerini biriktiriyor. Galatasaray’ı tutuyor Jon Bon Jovi ve Sting hayranı İsim hafızası konusunda çok zayıf

Biraz da sağlık üzerine konuşalım… Sağlığınıza yeterli önemi veriyor musunuz? Biraz önce sorduğunuz en büyük hatanız sorusuna burada yanıt verebilirim. Evet… Benim en büyük hatalarımdan birisi de ne yazık ki sağlığıma yeterli önemi vermememdir.

46

AĞustos 2012

O halde sağlık kontrollerinizi de aksatıyorsunuzdur? Maalesef bu konuda da kusurlarım vardı; ancak geçirdiğim çeşitli sağlık sorunlarının ardından kontrollerimi düzenli yaptırmaya başladım. Peki Çelik nasıl bir hastadır? Hastalandığınız dönemlerde nasıl bir psikoloji içinde olursunuz? ‘Kendini dinleyen hasta’ diye tabir edilen bir hasta grubu var ya işte ben öyleyim galiba. Tipimden sakin gibi görünüyorum ama galiba ben de panikleyen hastalardanım ama kaderin önüne geçilemeyeceği inancımız da vardır Allah’a şükürler olsun. Spor yapıyor musunuz? Aikido ve boks çalıştım. Geçmişte voleybol ve basketbol oy-

Yemekle aranız nasıl? Kendi yemeğinizi yapar mısınız? Yemek yapmayı bilmiyorum ancak zor koşullarda tavuğu haşlayıp yiyecek kadar da bekar hayatını biliyorum. Özellikle salata yapmayı seviyorum. En çok dinlediğiniz şarkıcılar kimler? Küçükken Erkin Koray, Şkret Kızılok, Esen Gül, Ferdi Özbeğen, Orhan Gencebay, Bülent Ersoy en çok dinlediğim şarkıcılardı. HASTANIN AYAĞINA KADAR GİDERDİM Çelik, bir doktor olsaydı nasıl bir doktor olurdu? Allah’ın bana nasıl bir kabiliyet ve imkân verdiğinin bilincinde olur, bu verilenler sayesinde aldığım duayı düşünürdüm. Hastanın ayağına giderek hizmet veren bir doktor olurdum. Son olarak Lokman Hekim Hastaneleri personeline ve hastalarına neleri söylersiniz? Her şeyi söyledim, ancak kalbî sevgi ve saygılarımı paylaşabilirim. Herkese huzur ve sağlık diliyorum.

AĞustos 2012

SAĞLIĞIMA ÖNEM VERMEMEK EN BÜYÜK HATAM

nadım. Futbolu çok seviyorum, Galatasaray’ı tutuyorum. Günde yaklaşık 10 kilometre yürüyorum; ancak bunu daha çok kış aylarında yapabiliyorum. Kimi zaman ise zıpkınla dalıyorum. Hız ve adrenalini seviyorum, bu yüzden araba yarışlarında pilot olarak yarıştım.

47

detayını isterseniz ya da 30 sene önceki bir rahatsızlık sebebi ile yattığım hastanedeki doktorun verdiği raporu sorarsanız size kolayca bunu takdim edebilirim.


Zaman takıntısı var. Saat ve takı kullanmıyor. Hiç bir şekilde krem süremiyor. Yağsız sabun kullanabiliyor. Uğurlu sayısı 13 Arşiv merakı var. Gazete kupürlerini biriktiriyor. Galatasaray’ı tutuyor Jon Bon Jovi ve Sting hayranı İsim hafızası konusunda çok zayıf

Biraz da sağlık üzerine konuşalım… Sağlığınıza yeterli önemi veriyor musunuz? Biraz önce sorduğunuz en büyük hatanız sorusuna burada yanıt verebilirim. Evet… Benim en büyük hatalarımdan birisi de ne yazık ki sağlığıma yeterli önemi vermememdir.

46

AĞustos 2012

O halde sağlık kontrollerinizi de aksatıyorsunuzdur? Maalesef bu konuda da kusurlarım vardı; ancak geçirdiğim çeşitli sağlık sorunlarının ardından kontrollerimi düzenli yaptırmaya başladım. Peki Çelik nasıl bir hastadır? Hastalandığınız dönemlerde nasıl bir psikoloji içinde olursunuz? ‘Kendini dinleyen hasta’ diye tabir edilen bir hasta grubu var ya işte ben öyleyim galiba. Tipimden sakin gibi görünüyorum ama galiba ben de panikleyen hastalardanım ama kaderin önüne geçilemeyeceği inancımız da vardır Allah’a şükürler olsun. Spor yapıyor musunuz? Aikido ve boks çalıştım. Geçmişte voleybol ve basketbol oy-

Yemekle aranız nasıl? Kendi yemeğinizi yapar mısınız? Yemek yapmayı bilmiyorum ancak zor koşullarda tavuğu haşlayıp yiyecek kadar da bekar hayatını biliyorum. Özellikle salata yapmayı seviyorum. En çok dinlediğiniz şarkıcılar kimler? Küçükken Erkin Koray, Şkret Kızılok, Esen Gül, Ferdi Özbeğen, Orhan Gencebay, Bülent Ersoy en çok dinlediğim şarkıcılardı. HASTANIN AYAĞINA KADAR GİDERDİM Çelik, bir doktor olsaydı nasıl bir doktor olurdu? Allah’ın bana nasıl bir kabiliyet ve imkân verdiğinin bilincinde olur, bu verilenler sayesinde aldığım duayı düşünürdüm. Hastanın ayağına giderek hizmet veren bir doktor olurdum. Son olarak Lokman Hekim Hastaneleri personeline ve hastalarına neleri söylersiniz? Her şeyi söyledim, ancak kalbî sevgi ve saygılarımı paylaşabilirim. Herkese huzur ve sağlık diliyorum.

AĞustos 2012

SAĞLIĞIMA ÖNEM VERMEMEK EN BÜYÜK HATAM

nadım. Futbolu çok seviyorum, Galatasaray’ı tutuyorum. Günde yaklaşık 10 kilometre yürüyorum; ancak bunu daha çok kış aylarında yapabiliyorum. Kimi zaman ise zıpkınla dalıyorum. Hız ve adrenalini seviyorum, bu yüzden araba yarışlarında pilot olarak yarıştım.

47

detayını isterseniz ya da 30 sene önceki bir rahatsızlık sebebi ile yattığım hastanedeki doktorun verdiği raporu sorarsanız size kolayca bunu takdim edebilirim.


Ömür boyu yakamızı bırakmıyor

Diyabet, diğer adıyla şeker hastalığı, insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu oluşan, ömür boyu süren bir hastalıktır. Şeker hastalığında kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri yani glikozu kullanamaz ve kan şekeri yükselir (hiperglisemi). İnsülin, pakreas adını verdiğimiz organımızdan salgılanan bir hormondur. Kandaki glukozun (şekerin) yükselmesini engellemeye yardımcı olur. Dr. Meryem ÖZOKÇU | İç Hastalıkları

48

AĞustos 2012

Bir kişinin diyabetli olup olmadığı Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) yapılarak saptanır. AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl olması gereken gizli şeker (pre-diyabet) sinyalidir. AKŞ ölçüm sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabetin varlığını gösterir. OGTT’ de glikozdan zengin sıvı aldıktan sonraki kan şekeri değeri önemlidir. Tip 1 diyabet nedir? Eğer insülin hormonu tamamen eksikse bu diyabete “Tip 1 diyabet (insüline bağımlı diyabet)” denir. Genellikle çocuk veya genç yaştaki hastalarda görülür. Tip 1 diyabet için risk faktörleri iyi tanımlanmamıştır. Ancak tip 1 diyabetiklerin birinci derece akrabalarında genetik ve çevresel faktörlerin hastalığı tetiklediği gösterilmiştir. Tip 1 diyabetli hastalar yaşam boyu insülin kullanmak zo-

rundadırlar ve hayat kurtarıcıdır. Ne yapmalı? Tip 1 diyabetli kişi bilimsel ve sağlıklı bir beslenme programı uygulayarak, düzenli egzersiz yaparak ve uygun insülin tedavisi ile sorunsuz bir yaşam sürdürebilir. Ancak insülini uygun teknikle, yeterli dozda ve zamanında yapmayan, beslenme tedavisine uyum sağlayamayan ve aşırı karbonhidrat tüketen ya da egzersiz yapmayı aksatan diyabetlilerde kan şekeri yükselebilir (hiperglisemi). Bunun aksine insülini aşırı dozda kullanan ya da önerilen besinleri özellikle de karbonhidrat içeren besinleri zamanında ve yeterince tüketmeyen, alkol kullanan veya aşırı egzersiz yapan diyabetlilerde kan şekeri aniden ve hızla düşebilir (hipoglisemi). Hipergliseminin belirtileri nelerdir?

Ağız kuruluğu, çok su içme, sık idrara çıkma, halsizlik, karın ağrısı nefes almada güçlük, idrarda testinde şeker ve keton çıkması Hipoglisemi belirtileri nelerdir? Soğuk terleme, baygınlık hissi solgunluk(cilt solgunluğu), baş ağrısı, dudaklarda uyuşma, karıncalanma, çarpıntı, sinirlilik, bulanık görme, açlık hissi, sersemlik, konsantrasyon güçlüğü, kişilik değişikliği, uyanma zorluğu, titreme Hipoglisemi neden olur? Fazla insülin yapılması, Yetersiz beslenme, Aşırı egzersiz, Öğün atlama, Stres, Alkol alınması, Sıcak hava Tip 2 diyabet nedir? Eğer insülin hormonu var ama miktarı azsa veya dokulardaki insüline karşı direnç varsa bu diyabete de “Tip 2 diyabet (insüline

Tip 2 diyabetin belirtileri nelerdir? Tip 2 diyabeti olan ve kan şekeri yüksek olan kişilerde; sık idrara çıkma, ağız kuruluğu, çok su içme, açlık hissi, cilt yaralarının geç iyileşmesi, kuru ve kaşıntılı bir cilt, sık sık infeksiyon gelişmesi,ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma görülür. Ancak bu belirtiler zaman içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Tedavisi nasıldır? Bu risk faktörlerinden en az iki tanesi varsa mutlaka diyabet taraması yapılmalıdır. Tip 2 diyabetin tedavisi diyet, egzersiz, eğitim ve gerekiyorsa ağızdan alınan ilaçlar veya insülin ile yapılmaktadır. Bu hastalığın tedavisi ömür boyu devam etmektedir. Bu sebeple tedavi; iç hastalıkları uzmanı, endokrinoloji, diyabet ve metabolizma uzmanı ve diyetisyen ve diyabet hemşiresi tarafından planlanması hastalık komplikasyonlarının önlenmesi açısından çok önemlidir. Her gün insülin enjeksiyonları yapmanız ya da doktorunuzun tavsiye ettiği diyabet ilaçlarını kullanmanız gerekmektedir. İnsülin enjeksiyon sayısını ve alım zamanını doktorunuz belirleyecektir. Nasıl beslenmeli? Günde üç ana öğün ve üç ara

Baharatlar vücudumuzdaki salgı bezlerine tesir ederek, onları çalıştırırlar. Bu nedenle her sofrada bulundurulmalıdır. Diyabet tedavisinde; tıbbi besleme tedavisi, ilaç tedavisi ve egzersiz ayrılmaz üçlüdür. Egzersiz en az beslenme ve ilaç tedavisi kadar önemlidir.

Kan şekerinizi kontrol altında tutmak için daha önce vücudunuzun otomatik olarak yaptıklarını şimdi sizin yapmanız gerekmektedir. Amaç kan şekerini olabildiğince normale yakın seviyede tutmak olduğuna göre, diyabet olmadan önceki insülin salınımını taklit etmeye yönelik en uygun tedavi yapılmalıdır.

Egzersizin faydaları nelerdir? •Kanda şeker seviyesini düşürür ve insülin ihtiyacını azaltır. •Vücut ağırlığının azalmasına yardımcı olur. •Kalp kasını kuvvetlendirir. •Kasların ve eklemlerin kuvvetlenmesini sağlar. •Kan yağları (kolestrol, trigliserid gibi) düzeyinin azalmasını sağlar. •Kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Egzersize başlamadan önce doktorunuzla konuşun Bir egzersiz programına başlamadan önce, yapacağınız egzersizin süresi ve tipi hakkında mutlaka doktorunuzla konuşun. Aksi takdirde, farkına varılmamış bir kalp-damar hastalığınız varsa egzersiz sırasında ağırlaşabilir. Eğer diyabet veya başka hastalıklar nedeniyle bazı sorunlarınız gelişmişse bazı egzersiz türleri sizin için sakıncalı olabilir. Diyabetiniz kontrol altında ise ve komplikasyonlarınız yoksa diyabeti olmayan insanlar gibi hemen her türlü Şziksel aktiviteyi yapabilirsiniz.

AĞustos 2012

Tip 2 diyabet riski kimlerde daha fazladır? Ailesinde diyabetli olanlar, Şişman kişiler, 4 kg`dan daha ağır bebek doğuran kadınlar, stres altında yaşayan kişilerde diyabetin görülme riski daha yüksektir.

öğün yiyerek beslenmek önemlidir. Bu nedenle dengeli beslenmeye özen gösterilmeli, yani karbonhidrat-protein-yağ dengesi sağlanmalıdır. Yağsız süt, yoğurt, yağsız et, balık, yumurta, hububat, bakliyat yenmelidir. Sebzelerden lahana, tere, soğan, marul, salatalık, turp, domates, patlıcan ve yerelması tavsiye edilir. Meyvelerden ise ekşi elma, limon, greyfurt, yeşil erik, koruk gibi ekşi olanlar tercih edilmelidir.

49

bağımlı olmayan diyabet)” denir. Genellikle 35 yaşından sonra görülür. Diyabetli kişilerin yüzde 90`ı Tip 2 diyabetlidir. Son yıllarda daha genç yaşlarda ve çocuklarda da görülme sıklığı artmaya başlamıştır.


Ömür boyu yakamızı bırakmıyor

Diyabet, diğer adıyla şeker hastalığı, insülin hormonunun eksikliği veya etkisizliği sonucu oluşan, ömür boyu süren bir hastalıktır. Şeker hastalığında kişi, yediği besinlerden kana geçen şekeri yani glikozu kullanamaz ve kan şekeri yükselir (hiperglisemi). İnsülin, pakreas adını verdiğimiz organımızdan salgılanan bir hormondur. Kandaki glukozun (şekerin) yükselmesini engellemeye yardımcı olur. Dr. Meryem ÖZOKÇU | İç Hastalıkları

48

AĞustos 2012

Bir kişinin diyabetli olup olmadığı Açlık Kan Şekeri (AKŞ) ölçümü veya Oral Glikoz Tolerans Testi (OGTT) yapılarak saptanır. AKŞ ölçümü 100-125 mg/dl olması gereken gizli şeker (pre-diyabet) sinyalidir. AKŞ ölçüm sonucunun 126 mg/dl veya daha fazla olması diyabetin varlığını gösterir. OGTT’ de glikozdan zengin sıvı aldıktan sonraki kan şekeri değeri önemlidir. Tip 1 diyabet nedir? Eğer insülin hormonu tamamen eksikse bu diyabete “Tip 1 diyabet (insüline bağımlı diyabet)” denir. Genellikle çocuk veya genç yaştaki hastalarda görülür. Tip 1 diyabet için risk faktörleri iyi tanımlanmamıştır. Ancak tip 1 diyabetiklerin birinci derece akrabalarında genetik ve çevresel faktörlerin hastalığı tetiklediği gösterilmiştir. Tip 1 diyabetli hastalar yaşam boyu insülin kullanmak zo-

rundadırlar ve hayat kurtarıcıdır. Ne yapmalı? Tip 1 diyabetli kişi bilimsel ve sağlıklı bir beslenme programı uygulayarak, düzenli egzersiz yaparak ve uygun insülin tedavisi ile sorunsuz bir yaşam sürdürebilir. Ancak insülini uygun teknikle, yeterli dozda ve zamanında yapmayan, beslenme tedavisine uyum sağlayamayan ve aşırı karbonhidrat tüketen ya da egzersiz yapmayı aksatan diyabetlilerde kan şekeri yükselebilir (hiperglisemi). Bunun aksine insülini aşırı dozda kullanan ya da önerilen besinleri özellikle de karbonhidrat içeren besinleri zamanında ve yeterince tüketmeyen, alkol kullanan veya aşırı egzersiz yapan diyabetlilerde kan şekeri aniden ve hızla düşebilir (hipoglisemi). Hipergliseminin belirtileri nelerdir?

Ağız kuruluğu, çok su içme, sık idrara çıkma, halsizlik, karın ağrısı nefes almada güçlük, idrarda testinde şeker ve keton çıkması Hipoglisemi belirtileri nelerdir? Soğuk terleme, baygınlık hissi solgunluk(cilt solgunluğu), baş ağrısı, dudaklarda uyuşma, karıncalanma, çarpıntı, sinirlilik, bulanık görme, açlık hissi, sersemlik, konsantrasyon güçlüğü, kişilik değişikliği, uyanma zorluğu, titreme Hipoglisemi neden olur? Fazla insülin yapılması, Yetersiz beslenme, Aşırı egzersiz, Öğün atlama, Stres, Alkol alınması, Sıcak hava Tip 2 diyabet nedir? Eğer insülin hormonu var ama miktarı azsa veya dokulardaki insüline karşı direnç varsa bu diyabete de “Tip 2 diyabet (insüline

Tip 2 diyabetin belirtileri nelerdir? Tip 2 diyabeti olan ve kan şekeri yüksek olan kişilerde; sık idrara çıkma, ağız kuruluğu, çok su içme, açlık hissi, cilt yaralarının geç iyileşmesi, kuru ve kaşıntılı bir cilt, sık sık infeksiyon gelişmesi,ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma görülür. Ancak bu belirtiler zaman içinde yavaş yavaş ortaya çıkar. Tedavisi nasıldır? Bu risk faktörlerinden en az iki tanesi varsa mutlaka diyabet taraması yapılmalıdır. Tip 2 diyabetin tedavisi diyet, egzersiz, eğitim ve gerekiyorsa ağızdan alınan ilaçlar veya insülin ile yapılmaktadır. Bu hastalığın tedavisi ömür boyu devam etmektedir. Bu sebeple tedavi; iç hastalıkları uzmanı, endokrinoloji, diyabet ve metabolizma uzmanı ve diyetisyen ve diyabet hemşiresi tarafından planlanması hastalık komplikasyonlarının önlenmesi açısından çok önemlidir. Her gün insülin enjeksiyonları yapmanız ya da doktorunuzun tavsiye ettiği diyabet ilaçlarını kullanmanız gerekmektedir. İnsülin enjeksiyon sayısını ve alım zamanını doktorunuz belirleyecektir. Nasıl beslenmeli? Günde üç ana öğün ve üç ara

Baharatlar vücudumuzdaki salgı bezlerine tesir ederek, onları çalıştırırlar. Bu nedenle her sofrada bulundurulmalıdır. Diyabet tedavisinde; tıbbi besleme tedavisi, ilaç tedavisi ve egzersiz ayrılmaz üçlüdür. Egzersiz en az beslenme ve ilaç tedavisi kadar önemlidir.

Kan şekerinizi kontrol altında tutmak için daha önce vücudunuzun otomatik olarak yaptıklarını şimdi sizin yapmanız gerekmektedir. Amaç kan şekerini olabildiğince normale yakın seviyede tutmak olduğuna göre, diyabet olmadan önceki insülin salınımını taklit etmeye yönelik en uygun tedavi yapılmalıdır.

Egzersizin faydaları nelerdir? •Kanda şeker seviyesini düşürür ve insülin ihtiyacını azaltır. •Vücut ağırlığının azalmasına yardımcı olur. •Kalp kasını kuvvetlendirir. •Kasların ve eklemlerin kuvvetlenmesini sağlar. •Kan yağları (kolestrol, trigliserid gibi) düzeyinin azalmasını sağlar. •Kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlar. Egzersize başlamadan önce doktorunuzla konuşun Bir egzersiz programına başlamadan önce, yapacağınız egzersizin süresi ve tipi hakkında mutlaka doktorunuzla konuşun. Aksi takdirde, farkına varılmamış bir kalp-damar hastalığınız varsa egzersiz sırasında ağırlaşabilir. Eğer diyabet veya başka hastalıklar nedeniyle bazı sorunlarınız gelişmişse bazı egzersiz türleri sizin için sakıncalı olabilir. Diyabetiniz kontrol altında ise ve komplikasyonlarınız yoksa diyabeti olmayan insanlar gibi hemen her türlü Şziksel aktiviteyi yapabilirsiniz.

AĞustos 2012

Tip 2 diyabet riski kimlerde daha fazladır? Ailesinde diyabetli olanlar, Şişman kişiler, 4 kg`dan daha ağır bebek doğuran kadınlar, stres altında yaşayan kişilerde diyabetin görülme riski daha yüksektir.

öğün yiyerek beslenmek önemlidir. Bu nedenle dengeli beslenmeye özen gösterilmeli, yani karbonhidrat-protein-yağ dengesi sağlanmalıdır. Yağsız süt, yoğurt, yağsız et, balık, yumurta, hububat, bakliyat yenmelidir. Sebzelerden lahana, tere, soğan, marul, salatalık, turp, domates, patlıcan ve yerelması tavsiye edilir. Meyvelerden ise ekşi elma, limon, greyfurt, yeşil erik, koruk gibi ekşi olanlar tercih edilmelidir.

49

bağımlı olmayan diyabet)” denir. Genellikle 35 yaşından sonra görülür. Diyabetli kişilerin yüzde 90`ı Tip 2 diyabetlidir. Son yıllarda daha genç yaşlarda ve çocuklarda da görülme sıklığı artmaya başlamıştır.


Muzaffer YILMAZ 3 yıl önce by-pass ameliyatı geçirdim ve diğer bütün kontrollerimi de Lokman Hekim Hastanesi’nde yaptırıyorum. Personelin güler yüzlü ve ilgili oluşu bir hasta olarak moral kaynağı oluyor. Tüm çalışanlarınıza teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim.

Güvenerek tercih ediyoruz

Refakatçiye bile özel ilgi var Halit KABACA Ailece Lokman Hekim Hastanesini tercih ediyoruz. Çankırı’dan geliyoruz. Kayınbabam da yakın zamanda burada by-pass ameliyatı geçirdi. 10 gün burada kaldık. Refakatçilere bile özel ilgi var, çok memnun kaldık. Temizlik ve düzen çok güzel. Tüm hastane çalışanlarına, ayrıca şirket Müdürü Bora Aydın’a da yardımlarından ve ilgilerinden dolayı teşekkür ederiz.

HASTALARIMIZIN GÖZÜNDEN

AĞustos 2012

Ahmet - İnci TÜRKCAN Doktor Metin Taş tarafından prostat ameliyatı oldum. Etimesgut’ta oturuyorum ve ihtiyaç duyduğum her an Lokman Hekim Sincan Hastanesi’ne geliyorum. Daha önce de fıtık ve göz ameliyatlarımı Lokman Hekim’de oldum. Özel hastanelerden insanlar çekinir ama ben çok memnunum. Özellikle sağlık destek personeli Tolgahan Öner’e ilgisinden dolayı teşekkür ediyorum.

Güler yüzlü personel moral veriyor

İhtiyaç duyduğumuz her an yanımızda

Kendimizi evimizde gibi hissediyoruz Ataman UĞURLU Omzumda kas sıkışması var ve bu yüzden Lokman Hekim Sincan Hastanesi’nde Şzik tedavi alıyorum. Daha önce de Genel Cerrahi ile Ortopedi’de tedavi olmuştum. Lokman Hekim personelinin hastaya davranışından dolayı çok mutluyum. Hastalarla çok yakından ilgileniyorlar. Çok kibar davranıyorlar ve ilgililer. Bizi evimizde gibi hissettiriyorlar.

Huriye KUTLUBAY Güvenerek tercih ettiğimiz bir hastane. Çok özenle davranıyorlar. Temizlik ve disiplin çok güzel. Doktorum Barış Birinci’den çok memnun kaldım. Bizi bilgilendirmesi ve ilgisinden dolayı kendisine çok teşekkür ederiz. Beni sağlığıma kavuşturduğunuz için tüm personele sonsuz teşekkürler.

51

Halil İbrahim ALBAYRAK Astım ve bronşit şikayeti ile hastaneye geldim. 5-6 senedir diyaliz hastasıyım. Son 2 yıldır Doktor İzzet Yavuz’a tedavi oluyorum. Çok hastane gezdim ama Lokman Hekim gibisini bulamadım. İzzet Hocam sağolsun bize çok değer veriyor ve ilgileniyor. Ne zaman ihtiyaç duysam ve arasam kendisine ulaşıyorum. Gece gündüz fark etmiyor. 20 yıldır sağlık sorunlarım nedeniyle pek çok hastaneye gittim ama buradaki memnuniyeti hiçbir yerde bulamadım.

Temiz bir hastane

Hastaya değer veriyor

Dört dörtlük hastane 50

AĞustos 2012

Mustafa EVER Kardiyoloji bölümünde tedavi olmak için Lokman Hekim Sincan Hastanesi’ne geldim ve Doktor Cemal Özbakır’a tedavi oldum. 63 yaşındayım ve şifa bulmak için Polatlı’dan Sincan’a geldim. Hastanenin kapısından girer girmez farkı hissettim. Çok modern bir hastane. İlk izlenimim oldukça olumlu oldu. Temizlik görevlisinden hasta bakıcısına, sağlık personelinden doktoruna kadar herkes dört dörtlük. Hepsine teşekkür ediyorum.

Bünyamin – Leyla KARABALOĞLU Daha önce de Lokman Hekim’e gelmiştik. Burada tedavi olmaktan çok mutluyuz. Güler yüzlü insanlar tarafından hizmet alıyoruz. Özellikle hastanenin temizliği bizi oldukça mutlu ediyor. Doktorlarımız Zübeyde Bircan ve Nesrin Şenbil’e bize gösterdikleri yakın ilgi ve uyguladıkları tedavi yöntemlerinden ötürü teşekkür ediyoruz.


Muzaffer YILMAZ 3 yıl önce by-pass ameliyatı geçirdim ve diğer bütün kontrollerimi de Lokman Hekim Hastanesi’nde yaptırıyorum. Personelin güler yüzlü ve ilgili oluşu bir hasta olarak moral kaynağı oluyor. Tüm çalışanlarınıza teşekkür eder, başarılarınızın devamını dilerim.

Güvenerek tercih ediyoruz

Refakatçiye bile özel ilgi var Halit KABACA Ailece Lokman Hekim Hastanesini tercih ediyoruz. Çankırı’dan geliyoruz. Kayınbabam da yakın zamanda burada by-pass ameliyatı geçirdi. 10 gün burada kaldık. Refakatçilere bile özel ilgi var, çok memnun kaldık. Temizlik ve düzen çok güzel. Tüm hastane çalışanlarına, ayrıca şirket Müdürü Bora Aydın’a da yardımlarından ve ilgilerinden dolayı teşekkür ederiz.

HASTALARIMIZIN GÖZÜNDEN

AĞustos 2012

Ahmet - İnci TÜRKCAN Doktor Metin Taş tarafından prostat ameliyatı oldum. Etimesgut’ta oturuyorum ve ihtiyaç duyduğum her an Lokman Hekim Sincan Hastanesi’ne geliyorum. Daha önce de fıtık ve göz ameliyatlarımı Lokman Hekim’de oldum. Özel hastanelerden insanlar çekinir ama ben çok memnunum. Özellikle sağlık destek personeli Tolgahan Öner’e ilgisinden dolayı teşekkür ediyorum.

Güler yüzlü personel moral veriyor

İhtiyaç duyduğumuz her an yanımızda

Kendimizi evimizde gibi hissediyoruz Ataman UĞURLU Omzumda kas sıkışması var ve bu yüzden Lokman Hekim Sincan Hastanesi’nde Şzik tedavi alıyorum. Daha önce de Genel Cerrahi ile Ortopedi’de tedavi olmuştum. Lokman Hekim personelinin hastaya davranışından dolayı çok mutluyum. Hastalarla çok yakından ilgileniyorlar. Çok kibar davranıyorlar ve ilgililer. Bizi evimizde gibi hissettiriyorlar.

Huriye KUTLUBAY Güvenerek tercih ettiğimiz bir hastane. Çok özenle davranıyorlar. Temizlik ve disiplin çok güzel. Doktorum Barış Birinci’den çok memnun kaldım. Bizi bilgilendirmesi ve ilgisinden dolayı kendisine çok teşekkür ederiz. Beni sağlığıma kavuşturduğunuz için tüm personele sonsuz teşekkürler.

51

Halil İbrahim ALBAYRAK Astım ve bronşit şikayeti ile hastaneye geldim. 5-6 senedir diyaliz hastasıyım. Son 2 yıldır Doktor İzzet Yavuz’a tedavi oluyorum. Çok hastane gezdim ama Lokman Hekim gibisini bulamadım. İzzet Hocam sağolsun bize çok değer veriyor ve ilgileniyor. Ne zaman ihtiyaç duysam ve arasam kendisine ulaşıyorum. Gece gündüz fark etmiyor. 20 yıldır sağlık sorunlarım nedeniyle pek çok hastaneye gittim ama buradaki memnuniyeti hiçbir yerde bulamadım.

Temiz bir hastane

Hastaya değer veriyor

Dört dörtlük hastane 50

AĞustos 2012

Mustafa EVER Kardiyoloji bölümünde tedavi olmak için Lokman Hekim Sincan Hastanesi’ne geldim ve Doktor Cemal Özbakır’a tedavi oldum. 63 yaşındayım ve şifa bulmak için Polatlı’dan Sincan’a geldim. Hastanenin kapısından girer girmez farkı hissettim. Çok modern bir hastane. İlk izlenimim oldukça olumlu oldu. Temizlik görevlisinden hasta bakıcısına, sağlık personelinden doktoruna kadar herkes dört dörtlük. Hepsine teşekkür ediyorum.

Bünyamin – Leyla KARABALOĞLU Daha önce de Lokman Hekim’e gelmiştik. Burada tedavi olmaktan çok mutluyuz. Güler yüzlü insanlar tarafından hizmet alıyoruz. Özellikle hastanenin temizliği bizi oldukça mutlu ediyor. Doktorlarımız Zübeyde Bircan ve Nesrin Şenbil’e bize gösterdikleri yakın ilgi ve uyguladıkları tedavi yöntemlerinden ötürü teşekkür ediyoruz.


Doğum kontrol hapı gebelik testini etkiler mi? Hap kullanırken gebelik testi yaptırabilirsiniz ve çıkan sonuca güvenebilirsiniz. Gebelik testleri kanda veya idrarda gebelikle ilgili özel bir hormon olan HCG’yi ölçer. Doğum kontrol haplarının içindeki aktif maddeler gebelik testinin ölçtüğü HCG düzeyini etkilemezler.

Renkleri ayırt etmede sıkıntı çekiyorum. Renk körü olabilir miyiz? Renk körlüğüne kesin tanı koymak için bir göz doktoruna görünmenizde yarar var. Renk körlüğünün yaygın ve kalıtsal olan tipinin tedavisi yoktur. Görme sinirinin zayışamasına bağlı olan ve görme bozukluğu ile birlikte seyreden renk körlüğü ise bir ölçüde düzeltilebilir ya da en azından ilerlemesi engellenebilir. Renk körlüğü doğuştan olduğunda zararsızdır.

Çocuğum çalışırken kitaplarına ve defterlerine çok yaklaşıyor. Bu durum gözlerinin bozulmasına yol açar mı? Eğer çocuğunuz sürekli gözlerini ovuşturuyor, bir yere bakarken gözlerini kısarak ya da koca koca açarak bakmaya çalışıyorsa görme problemi olabilir. Çocuk, herhangi bir şeye olması gerekenden yakın bakıyorsa gözleriyle ilgili bir sorun olabilir. Çocuğunuzu bir göz doktoruna göstermekte yarar var.

Çocuğum süt içtiği zaman mide bulantısı oluyor. Süte karşı bir alerjisi olabilir mi? Sık süt tüketmeyen çocuklarda belirli bir aradan sonra süt içmeleri halinde gaz, şişkinlik, bulantı, karında rahatsızlık hissi, karın ağrısı ve ishal gibi yakınmaların görülebilir. Bu durum zehirlenmeden daha çok laktozun sindirilememesinden dolayı oluşan bir rahatsızlık olabilir. Çocuk süte alıştıkça rahatsızlığı azalabilir.

Hangi sıklıkta kolesterol düzeyimi ölçtürmeliyim? Eğer kolesterol yüksekliği saptanmışsa bu süreye doktorunuzla birlikte karar vermeniz gerekir. Eğer kolesterolünüz normal sınırlarda ise beş yılda bir ölçtürmeniz yeterlidir. Ailede kolesterol yüksekliği varsa bu süre kısalabilir.

Zayışamaya çalışıyorum ama bu durum beni halsiz bırakıyor. Sizce sağlığımı tehlikeye mi atıyorum? Zayışık, çarpıntı, adet düzensizlikleri, vücudun dış etkilere ve hastalıklara karşı direncinde azalma, enfeksiyonlara yakalanma riskinde artma, hastalıkların iyileşme süresinin uzaması, vücut ısısında azalma, çabuk yorulma gibi pek çok rahatsızlığa zemin hazırlar. Sağlıklı bir zayışık için bir diyetisyenden yardım alın.

AĞustos 2012

Gençken yaptığım hatalar sonucu oluşan faça izlerinden kurtulmam mümkün mü? Üzüntü, öfke, merak, cesaret ile kişi kendi vücudunu keskin cisimlerle çizer. Faça olarak bilinen bu kesik çizgiler hastanemizde uygulanan yöntemlerle görünür olmaktan çıkartılabilir. Bunun için “kesip çıkartma”, “zımparalama” ve “doku nakli” yöntemleri uygulanır. Detaylı bilgi için hastanemize müracaat edebilirsiniz.

53

AĞustos 2012

52

Uzun zamandır ilaç kullanmama rağmen tansiyonum düzenli değil. Ne yapmam gerekir? İlaç kullanmanıza rağmen tansiyonunuz kontrol altına alınamıyorsa ilaçlarınızın düzenlenmesi ya da yenilenmesi gerekiyor olabilir. Tansiyon hastalığı önemsenmesi gereken bir hastalıktır ve herhangi bir olağan dışı durumda mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.


Doğum kontrol hapı gebelik testini etkiler mi? Hap kullanırken gebelik testi yaptırabilirsiniz ve çıkan sonuca güvenebilirsiniz. Gebelik testleri kanda veya idrarda gebelikle ilgili özel bir hormon olan HCG’yi ölçer. Doğum kontrol haplarının içindeki aktif maddeler gebelik testinin ölçtüğü HCG düzeyini etkilemezler.

Renkleri ayırt etmede sıkıntı çekiyorum. Renk körü olabilir miyiz? Renk körlüğüne kesin tanı koymak için bir göz doktoruna görünmenizde yarar var. Renk körlüğünün yaygın ve kalıtsal olan tipinin tedavisi yoktur. Görme sinirinin zayışamasına bağlı olan ve görme bozukluğu ile birlikte seyreden renk körlüğü ise bir ölçüde düzeltilebilir ya da en azından ilerlemesi engellenebilir. Renk körlüğü doğuştan olduğunda zararsızdır.

Çocuğum çalışırken kitaplarına ve defterlerine çok yaklaşıyor. Bu durum gözlerinin bozulmasına yol açar mı? Eğer çocuğunuz sürekli gözlerini ovuşturuyor, bir yere bakarken gözlerini kısarak ya da koca koca açarak bakmaya çalışıyorsa görme problemi olabilir. Çocuk, herhangi bir şeye olması gerekenden yakın bakıyorsa gözleriyle ilgili bir sorun olabilir. Çocuğunuzu bir göz doktoruna göstermekte yarar var.

Çocuğum süt içtiği zaman mide bulantısı oluyor. Süte karşı bir alerjisi olabilir mi? Sık süt tüketmeyen çocuklarda belirli bir aradan sonra süt içmeleri halinde gaz, şişkinlik, bulantı, karında rahatsızlık hissi, karın ağrısı ve ishal gibi yakınmaların görülebilir. Bu durum zehirlenmeden daha çok laktozun sindirilememesinden dolayı oluşan bir rahatsızlık olabilir. Çocuk süte alıştıkça rahatsızlığı azalabilir.

Hangi sıklıkta kolesterol düzeyimi ölçtürmeliyim? Eğer kolesterol yüksekliği saptanmışsa bu süreye doktorunuzla birlikte karar vermeniz gerekir. Eğer kolesterolünüz normal sınırlarda ise beş yılda bir ölçtürmeniz yeterlidir. Ailede kolesterol yüksekliği varsa bu süre kısalabilir.

Zayışamaya çalışıyorum ama bu durum beni halsiz bırakıyor. Sizce sağlığımı tehlikeye mi atıyorum? Zayışık, çarpıntı, adet düzensizlikleri, vücudun dış etkilere ve hastalıklara karşı direncinde azalma, enfeksiyonlara yakalanma riskinde artma, hastalıkların iyileşme süresinin uzaması, vücut ısısında azalma, çabuk yorulma gibi pek çok rahatsızlığa zemin hazırlar. Sağlıklı bir zayışık için bir diyetisyenden yardım alın.

AĞustos 2012

Gençken yaptığım hatalar sonucu oluşan faça izlerinden kurtulmam mümkün mü? Üzüntü, öfke, merak, cesaret ile kişi kendi vücudunu keskin cisimlerle çizer. Faça olarak bilinen bu kesik çizgiler hastanemizde uygulanan yöntemlerle görünür olmaktan çıkartılabilir. Bunun için “kesip çıkartma”, “zımparalama” ve “doku nakli” yöntemleri uygulanır. Detaylı bilgi için hastanemize müracaat edebilirsiniz.

53

AĞustos 2012

52

Uzun zamandır ilaç kullanmama rağmen tansiyonum düzenli değil. Ne yapmam gerekir? İlaç kullanmanıza rağmen tansiyonunuz kontrol altına alınamıyorsa ilaçlarınızın düzenlenmesi ya da yenilenmesi gerekiyor olabilir. Tansiyon hastalığı önemsenmesi gereken bir hastalıktır ve herhangi bir olağan dışı durumda mutlaka doktorunuza başvurmanız gerekmektedir.


Düzenledikleri etkinliklerle kurum içi iletişimi güçlendiren ve kaliteli sağlık hizmeti sunumu için gerekli olan ekip ruhunu canlı tutan Lokman Hekim Van Hastanesi yeni bir etkinliğe daha imza attı. Lokman Hekim Van Hastanesi personeli bu kez de bowling turnuvasında bir araya geldi. Organizasyona büyük ilgi gösteren hastane personeli, “bayanlar” ve “erkekler” olmak üzere iki ayrı kategoride mücadele ettiler. Keyişi ve çekişmeli oyunlara sahne olan bowling turnu-

54

AĞustos 2012

Eğitim atağı devam ediyor

vasının bayanlar kategorisindeki birincisi Tıbbi Sekreter Fatma Atlı oldu. Bayanlarda ikinciliği ise yine Tıbbi Sekreter olarak görev yapan Nurcan Dağıgöl elde etti. Büyük çekişmeye sahne olan erkekler kategorisinde ise birinciliği İç Hizmetler Görevlisi Caner Karaca aldı. Erkeklerin ikincisi ise Mali İşler Yönetmeni Ali Akbaş oldu. Turnuva sonunda birinci ve ikinci olan isimlere birer plaket verildi. Bowling organizasyonuna katılanlar keyişi dakikalar yaşarken, turnuva sonrası hatıra fotoğrafı çektirildi. İnsan Kaynakları Yönetmenliği tarafından “Kutup Yıldızı Geliştirme Programı” kapsamında verilen eğitimler devam ediyor. Genel Müdürlük’te gerçekleşen eğitime Etlik, Sincan ve Genel Müdürlük’te görevli sorumlular katıldı. Tülin Balcıoğlu tarafından verilen eğitimler oldukça keyişi geçti. Oyunlar eşliğinde grup çalışmasının öneminin anlatıldığı eğitime katılanlar keyişi dakikalar geçirdi. Katılımcılar eğitim sonunda pasta keserek hatıra fotoğrafı çektirdi.

Minikler sağlık kontrolünden geçirildi

Lokman Hekim Etlik Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Necmettin Din, 3-6 yaş arasındaki anaokulu öğrencilerini sağlık kontrolünden geçirdi. Aynı zamanda Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı da olan Dr. Necmettin Din, Sevgi Yuvaları Anaokulu’nun minik öğrencileri ile keyişi dakikalar geçirdi. Kendisini meraklı gözlerle takip eden miniklerle kısa bir süre sohbet eden Necmettin Din, daha sonra çeşitli sağlık taramaları yaptı. Genel sağlık taramasının yanı sıra, boğaz kültürü, Şziki muayene, kulak muayenesi de olan çocukların oldukça neşeli olması dikkat çekti. Yaklaşık 70 kadar çocuğu muayene eden Dr. Din, minikleri sağlık konusunda bilgilendirdi. Çocuklar arkadaşlarını muayene esnasında meraklı gözlerle takip etti. Muayenelerin tamamlanmasının ardından çocuklara balon ve boyama kitabı dağıtıldı.

2011 yılında “En Fazla Acil Vaka Kabul Eden Özel Hastane” unvanını elde eden Lokman Hekim Sincan Hastanesi’ne, Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından teşekkür belgesi verildi.

Ankara İl Sağlık Müdürlüğü, ‘2011 yılında en fazla acil vaka kabul eden özel hastane’ unvanını elde eden Lokman Hekim Sincan Hastanesi’ne teşekkür belgesi takdim etti. Ankara İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Mehmet Akif Güleç imzasıyla Lokman Hekim Sincan Hastanesi Başhekimliği’ne gönderilen teşekkür belgesinde şu ifadelere yer verildi: “İlimizde 2011 yılı içinde 112 ambulansları ile getirilen en çok sayıda acil vaka kabul eden özel hastane olmanız, sağlık hizmetlerinin sunumuna yapmış olduğunuz katkı ve üstün gayretleriniz için teşekkürlerimizi sunarız.” Sorumluluk bilinciyle hizmet vermeye devam ettiklerini belirten Lokman Hekim Hastaneleri Genel Müdürü İrfan Güvendi ise, “Kalitesini, bu konuyla ilgili belirlenmiş hizmet standartlarının çok üzerinde tutan hastanelerimiz, önceki yıllarda olduğu gibi 2012 yılında da halkımızın teveccühüne layık olmaya çalışacaktır” dedi.

Lokman Hekim’de hemşireler günü coşkusu Lokman Hekim Sincan Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Celil Göçer ve Lokman Hekim Etlik Hastanesi Başhekimi Dr. Necmettin Din’in yanı sıra hastanelerimizin Başhekim Yardımcıları Dr. Kemal Kartal, Dr. Metin Taş ve Dr. Ali Yakut’un da katıldığı Hemşireler Günü etkinliği keyişi dakikalara sahne oldu. Şiir tutkusu ile bilinen ve çıkarttığı şiir kitabı ile büyük beğeni toplayan sağlık personelimiz Aysel Karslı, gecede Anneler Günü için yazdığı “Güldanem” isimli şiirini okudu. Karslı’nın şiiri salonda duygu dolu anlar yaşanmasına neden oldu. Hemşireler Günü’nün önemini anlatan kısa konuşmaların ardından Lokman Hekim Etlik Hastanesi’nde 10. yılını dolduran Şliz Erol, Şliz Bozkurt ve Esengül Sertcan’a teşekkür plaketi verildi. Doç. Dr. Celil Göçer ise tüm hemşireleri temsilen Sincan Hastanesi Başhemşiresi Saniye Dikmen’e çiçek ve teşekkür plaketi verdi. Sincan Hasta-

nesi Başhekim Yardımcıları Dr. Kemal Kartal ve Dr. Metin Taş ise Sincan Hastanesi’nin açılışından bu güne kadar hizmet veren personelden Yurdagül Dündar, Şengül Yenidemircioğlu, Melike Kaya, Meral İlisuya vekaleten Zerife Günhan, Ayşe Koçkaya’ya vekaleten de Dilek Şahin’e teşekkür plaketi verdiler. VAN’DA DA KUTLANDI Hemşireler Günü, Lokman Hekim Van Hastanesi’nde de kutlandı. Van Hastanesi’nde görevli sağlık personeli düzenlenen etkinlikte bir araya geldi. Hastane Müdürü Salih Gümüş’ün açılış konuşmasını yaptığı gecede Van Tıbbi Hizmetler Direktörü İbrahim Uğur ve Başhemşire Saime Karakurt da hemşirelere seslendi ve bu özel günlerini kutladı. Gecede hemşirelere karanŞl dağıtıldı. Çekilişle hediyelerin verildiği gecenin sonunda ise toplu halde fotoğraf çektirildi ve pasta kesildi.

AĞustos 2012

Van’da bowling heyecanı

Lokman Hekim Hastaneleri İnsan Kaynakları Yönetmenliği tarafından organize edilen etkinliklere bir yenisi daha eklendi. 4 yaş üzerindeki yaklaşık 150 çocuk, Mehmet Tahir İkiler’in yönettiği Kayıkçı Sefası isimli oyunu izledi. Geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimiz çocuklarımız için planlanan organizasyona katılım oldukça yüksek oldu. Lokman Hekim Hastaneleri personeli ve çocukları oyuna büyük ilgi gösterdi. Oyun sonrası beğenilerini dile getiren çocukların mutluluğu görülmeye değerdi.

LOKMAN HEKiM HASTANELERiNE ANLAMLI ÖDÜL

55

Çocuklara özel etkinlik


Düzenledikleri etkinliklerle kurum içi iletişimi güçlendiren ve kaliteli sağlık hizmeti sunumu için gerekli olan ekip ruhunu canlı tutan Lokman Hekim Van Hastanesi yeni bir etkinliğe daha imza attı. Lokman Hekim Van Hastanesi personeli bu kez de bowling turnuvasında bir araya geldi. Organizasyona büyük ilgi gösteren hastane personeli, “bayanlar” ve “erkekler” olmak üzere iki ayrı kategoride mücadele ettiler. Keyişi ve çekişmeli oyunlara sahne olan bowling turnu-

54

AĞustos 2012

Eğitim atağı devam ediyor

vasının bayanlar kategorisindeki birincisi Tıbbi Sekreter Fatma Atlı oldu. Bayanlarda ikinciliği ise yine Tıbbi Sekreter olarak görev yapan Nurcan Dağıgöl elde etti. Büyük çekişmeye sahne olan erkekler kategorisinde ise birinciliği İç Hizmetler Görevlisi Caner Karaca aldı. Erkeklerin ikincisi ise Mali İşler Yönetmeni Ali Akbaş oldu. Turnuva sonunda birinci ve ikinci olan isimlere birer plaket verildi. Bowling organizasyonuna katılanlar keyişi dakikalar yaşarken, turnuva sonrası hatıra fotoğrafı çektirildi. İnsan Kaynakları Yönetmenliği tarafından “Kutup Yıldızı Geliştirme Programı” kapsamında verilen eğitimler devam ediyor. Genel Müdürlük’te gerçekleşen eğitime Etlik, Sincan ve Genel Müdürlük’te görevli sorumlular katıldı. Tülin Balcıoğlu tarafından verilen eğitimler oldukça keyişi geçti. Oyunlar eşliğinde grup çalışmasının öneminin anlatıldığı eğitime katılanlar keyişi dakikalar geçirdi. Katılımcılar eğitim sonunda pasta keserek hatıra fotoğrafı çektirdi.

Minikler sağlık kontrolünden geçirildi

Lokman Hekim Etlik Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Necmettin Din, 3-6 yaş arasındaki anaokulu öğrencilerini sağlık kontrolünden geçirdi. Aynı zamanda Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı da olan Dr. Necmettin Din, Sevgi Yuvaları Anaokulu’nun minik öğrencileri ile keyişi dakikalar geçirdi. Kendisini meraklı gözlerle takip eden miniklerle kısa bir süre sohbet eden Necmettin Din, daha sonra çeşitli sağlık taramaları yaptı. Genel sağlık taramasının yanı sıra, boğaz kültürü, Şziki muayene, kulak muayenesi de olan çocukların oldukça neşeli olması dikkat çekti. Yaklaşık 70 kadar çocuğu muayene eden Dr. Din, minikleri sağlık konusunda bilgilendirdi. Çocuklar arkadaşlarını muayene esnasında meraklı gözlerle takip etti. Muayenelerin tamamlanmasının ardından çocuklara balon ve boyama kitabı dağıtıldı.

2011 yılında “En Fazla Acil Vaka Kabul Eden Özel Hastane” unvanını elde eden Lokman Hekim Sincan Hastanesi’ne, Ankara İl Sağlık Müdürlüğü tarafından teşekkür belgesi verildi.

Ankara İl Sağlık Müdürlüğü, ‘2011 yılında en fazla acil vaka kabul eden özel hastane’ unvanını elde eden Lokman Hekim Sincan Hastanesi’ne teşekkür belgesi takdim etti. Ankara İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Mehmet Akif Güleç imzasıyla Lokman Hekim Sincan Hastanesi Başhekimliği’ne gönderilen teşekkür belgesinde şu ifadelere yer verildi: “İlimizde 2011 yılı içinde 112 ambulansları ile getirilen en çok sayıda acil vaka kabul eden özel hastane olmanız, sağlık hizmetlerinin sunumuna yapmış olduğunuz katkı ve üstün gayretleriniz için teşekkürlerimizi sunarız.” Sorumluluk bilinciyle hizmet vermeye devam ettiklerini belirten Lokman Hekim Hastaneleri Genel Müdürü İrfan Güvendi ise, “Kalitesini, bu konuyla ilgili belirlenmiş hizmet standartlarının çok üzerinde tutan hastanelerimiz, önceki yıllarda olduğu gibi 2012 yılında da halkımızın teveccühüne layık olmaya çalışacaktır” dedi.

Lokman Hekim’de hemşireler günü coşkusu Lokman Hekim Sincan Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Celil Göçer ve Lokman Hekim Etlik Hastanesi Başhekimi Dr. Necmettin Din’in yanı sıra hastanelerimizin Başhekim Yardımcıları Dr. Kemal Kartal, Dr. Metin Taş ve Dr. Ali Yakut’un da katıldığı Hemşireler Günü etkinliği keyişi dakikalara sahne oldu. Şiir tutkusu ile bilinen ve çıkarttığı şiir kitabı ile büyük beğeni toplayan sağlık personelimiz Aysel Karslı, gecede Anneler Günü için yazdığı “Güldanem” isimli şiirini okudu. Karslı’nın şiiri salonda duygu dolu anlar yaşanmasına neden oldu. Hemşireler Günü’nün önemini anlatan kısa konuşmaların ardından Lokman Hekim Etlik Hastanesi’nde 10. yılını dolduran Şliz Erol, Şliz Bozkurt ve Esengül Sertcan’a teşekkür plaketi verildi. Doç. Dr. Celil Göçer ise tüm hemşireleri temsilen Sincan Hastanesi Başhemşiresi Saniye Dikmen’e çiçek ve teşekkür plaketi verdi. Sincan Hasta-

nesi Başhekim Yardımcıları Dr. Kemal Kartal ve Dr. Metin Taş ise Sincan Hastanesi’nin açılışından bu güne kadar hizmet veren personelden Yurdagül Dündar, Şengül Yenidemircioğlu, Melike Kaya, Meral İlisuya vekaleten Zerife Günhan, Ayşe Koçkaya’ya vekaleten de Dilek Şahin’e teşekkür plaketi verdiler. VAN’DA DA KUTLANDI Hemşireler Günü, Lokman Hekim Van Hastanesi’nde de kutlandı. Van Hastanesi’nde görevli sağlık personeli düzenlenen etkinlikte bir araya geldi. Hastane Müdürü Salih Gümüş’ün açılış konuşmasını yaptığı gecede Van Tıbbi Hizmetler Direktörü İbrahim Uğur ve Başhemşire Saime Karakurt da hemşirelere seslendi ve bu özel günlerini kutladı. Gecede hemşirelere karanŞl dağıtıldı. Çekilişle hediyelerin verildiği gecenin sonunda ise toplu halde fotoğraf çektirildi ve pasta kesildi.

AĞustos 2012

Van’da bowling heyecanı

Lokman Hekim Hastaneleri İnsan Kaynakları Yönetmenliği tarafından organize edilen etkinliklere bir yenisi daha eklendi. 4 yaş üzerindeki yaklaşık 150 çocuk, Mehmet Tahir İkiler’in yönettiği Kayıkçı Sefası isimli oyunu izledi. Geleceğimizin güvencesi, yaşama sevincimiz çocuklarımız için planlanan organizasyona katılım oldukça yüksek oldu. Lokman Hekim Hastaneleri personeli ve çocukları oyuna büyük ilgi gösterdi. Oyun sonrası beğenilerini dile getiren çocukların mutluluğu görülmeye değerdi.

LOKMAN HEKiM HASTANELERiNE ANLAMLI ÖDÜL

55

Çocuklara özel etkinlik


Lokman Hekim Van Hastanesi Başhekimi Dr. İbrahim Uğur, Cinevan sinema salonunda hastane çalışanları ile birlikte Şlmi izledi.

Lokman Hekim Sincan Hastanesi, hastalarına sunduğu hizmetlere bir yenisini daha ekledi. Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde hizmete başlayan Psikolog Duygu Demirhan, hastalara ameliyat öncesi ve sonrası psikolojik destek veriyor. Türkiye’de ilk kez uygulanan bu yöntemle, kalp hastalarının tedavi süreci boyunca tüm sorularına yanıt bulmaları ve ameliyatların başarı oranlarının artırılması hedeşeniyor.

56

AĞustos 2012

Lokman Hekim Sincan Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde görev yapmaya başlayan Psikolog Duygu Demirhan, hastalara endişe duydukları konular hakkında bilgi verirken, korku ve şüphelerin giderilmesine yardımcı oluyor. Hastalar ile birebir iletişim kuran Psikolog Demirhan, hastalık öncesi ve sonrası döneme ilişkin hasta ve hasta yakınlarının akıllarındaki soru işaretlerini gideriyor. KAYGILAR GİDERİLİYOR Kalp hastalıklarının hasta üzerinde psikolojik olarak olumsuz etkiler bıraktığını kaydeden Demirhan, verilen hizmetle hastaların ruhsal travma yaşamasının önüne geçileceğini söyledi. Kalp ve damar cerrahisi hastalarında psikolojik desteğin önemine dikkat çeken Psikolog Demirhan, “Hastaların akıllarında, cerrahi girişim ile ilgili birçok soru beliriyor. Hasta; ölüm korkusundan bedensel tahribata, aileden ayrılma endişesinden ekonomik sıkıntıya, anestezi kaygısından normal yaşama adaptasyon sürecine kadar pek çok soruya yanıt arıyor. Lok-

man Hekim Sincan Hastanesi’nde uygulanan bu hizmet sayesinde hasta ve hasta yakınları tüm bu sorulara yanıt bulabiliyor” dedi.

İYİLEŞME SÜRECİ KISALIYOR Psikolojik hazırlık sürecinin; şüphe, korku ve endişeleri uygun şekilde gidermeyi, hastaların soru sormak için uygun ortam oluşturmayı ve onları cesaretlendirmeyi içerdiğini kaydeden Psikolog Demirhan, sunulan hizmete ilişkin şu bilgileri verdi: “Hastanın ameliyata psikolojik yönden hazırlanması ve ameliyat sonrası psikolojik destek tedavinin önemli bir parçasıdır. Uzun yıllardan beri yapılan çalışmalar, cerrahi girişim öncesi dönemde sosyal ve psikolojik yönden hazırlığın niteliğinin cerrahi girişim sonrası dönemi doğrudan etkilediğini gösteren veriler içermektedir. Psikolojik hazırlığın, hastanın duygusal stresini azalttığı ve onların Şziksel iyileşme sürecini kısalttığını da ortaya koymaktadır. Tüm bu veriler ışığında Sincan Lokman Hekim Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Kliniği’nde görev yapan bir psikolog olarak ameliyat öncesi ve sonrası dönemde doktorlarımızla işbirliği içinde hastalarımıza en iyi hizmeti vermek için çabalıyoruz.”

Sinema etkinliği büyük ilgi gördü Lokman Hekim Hastaneleri İnsan Kaynakları Yönetmenliği’nin organize ettiği etkinliklere bir yenisi daha eklendi. Lokman Hekim ailesi, son olarak Fetih 1453 Şlminin gösteriminde bir araya geldi. Sincan, Etlik ve Van Hastanelerimiz için ayrı ayrı organize edilen sinema etkinliği büyük ilgi gördü. Lokman Hekim Etlik Hastanesi çalışanları için Antares AVM, Lokman Hekim Sincan Hastanesi çalışanları için Optimum AVM, Lokman Hekim Van Hastanesi çalışanları için ise Cinevan sinema salonlarında özel gösterimler yapıldı. Çalışanların aileleri ile iştirak ettiği etkinliğe toplamda 1.000’e yakın katılım oldu. Lokman Hekim Hastaneleri’nin düzenlediği en kapsamlı ve katılımın en yüksek olduğu etkinliklerin başında gelen sinema gösterimi, personelden oldukça olumlu sinyaller aldı. Genel Müdürümüz İrfan Güvendi de etkinliğe katılan isimler arasındaydı.

BURCU ONGAN SEÇiLDi Lokman Hekim Van Hastanesi’nin çiçeği burnunda Doktoru Ongan, meslek hayatının başlangıcı sayılabilecek yaşlarda hastalarının sevgilisi olmayı başardı. Ongan’ın Van’da meydana gelen deprem felaketinde ortaya koyduğu özverili çalışma kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Tek başına 600 doğum Ongan, deprem sırasında Van’ın Muradiye ilçesindeki devlet hastanesinde mecburi hizmetini yapıyordu. Daha birinci yılına bile girmeden depreme yakalanan Dr. Ongan, o afet günlerinde de görevinin başından ayrılmadı ve yüzlerce hastasına hizmet verdi. Ongan, vakaları şehir dışına sevk etmemek için çadırda doğum yaptırdı, ameliyata girdi. Ongan ve ekibi şikayet dahi etmeden tüm hastaların ihtiyacına cevap verdi. Zor şartlardaki hizmetlerinden dolayı da Sağlık Bakanlığı’nın “Yılın Doktoru” ödülü Van için Dr. Burcu Ongan’a verildi. Ongan, “Mesleki olarak da kişisel olarak da burada elde ettiğim tecrübeyi başka hiçbir yerde yaşayamazdım. Deprem olduğunda Van ve Erciş’teki hastaneler kullanılamaz hale geldi. Vakaların çoğunu şehir dışına sevk etmemek için kabul ettim. 2 ayda 600’den fazla doğuma tek başıma girdim. Artçı depremler olurken bile ameliyat yaptım” diyerek zor günlerde yaşadıklarını anlattı.

Sağlık Bakanlığı tarafından Van depreminde gösterdiği üstün çalışmadan dolayı “Yılın Doktoru” seçilen Kadın Doğum Uzmanı Dr. Burcu Ongan, Lokman Hekim Van Hastanesi’nde hastaları ile kurduğu yakın ilişki ile dikkat çekiyor.

AĞustos 2012

KALP HASTALARINA PSiKOLOJiK DESTEK

VAN’DA YILIN DOKTORU

57

LOKMAN HEKiM HASTANELERiNDEN BiR YENiLiK DAHA


Lokman Hekim Van Hastanesi Başhekimi Dr. İbrahim Uğur, Cinevan sinema salonunda hastane çalışanları ile birlikte Şlmi izledi.

Lokman Hekim Sincan Hastanesi, hastalarına sunduğu hizmetlere bir yenisini daha ekledi. Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde hizmete başlayan Psikolog Duygu Demirhan, hastalara ameliyat öncesi ve sonrası psikolojik destek veriyor. Türkiye’de ilk kez uygulanan bu yöntemle, kalp hastalarının tedavi süreci boyunca tüm sorularına yanıt bulmaları ve ameliyatların başarı oranlarının artırılması hedeşeniyor.

56

AĞustos 2012

Lokman Hekim Sincan Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde görev yapmaya başlayan Psikolog Duygu Demirhan, hastalara endişe duydukları konular hakkında bilgi verirken, korku ve şüphelerin giderilmesine yardımcı oluyor. Hastalar ile birebir iletişim kuran Psikolog Demirhan, hastalık öncesi ve sonrası döneme ilişkin hasta ve hasta yakınlarının akıllarındaki soru işaretlerini gideriyor. KAYGILAR GİDERİLİYOR Kalp hastalıklarının hasta üzerinde psikolojik olarak olumsuz etkiler bıraktığını kaydeden Demirhan, verilen hizmetle hastaların ruhsal travma yaşamasının önüne geçileceğini söyledi. Kalp ve damar cerrahisi hastalarında psikolojik desteğin önemine dikkat çeken Psikolog Demirhan, “Hastaların akıllarında, cerrahi girişim ile ilgili birçok soru beliriyor. Hasta; ölüm korkusundan bedensel tahribata, aileden ayrılma endişesinden ekonomik sıkıntıya, anestezi kaygısından normal yaşama adaptasyon sürecine kadar pek çok soruya yanıt arıyor. Lok-

man Hekim Sincan Hastanesi’nde uygulanan bu hizmet sayesinde hasta ve hasta yakınları tüm bu sorulara yanıt bulabiliyor” dedi.

İYİLEŞME SÜRECİ KISALIYOR Psikolojik hazırlık sürecinin; şüphe, korku ve endişeleri uygun şekilde gidermeyi, hastaların soru sormak için uygun ortam oluşturmayı ve onları cesaretlendirmeyi içerdiğini kaydeden Psikolog Demirhan, sunulan hizmete ilişkin şu bilgileri verdi: “Hastanın ameliyata psikolojik yönden hazırlanması ve ameliyat sonrası psikolojik destek tedavinin önemli bir parçasıdır. Uzun yıllardan beri yapılan çalışmalar, cerrahi girişim öncesi dönemde sosyal ve psikolojik yönden hazırlığın niteliğinin cerrahi girişim sonrası dönemi doğrudan etkilediğini gösteren veriler içermektedir. Psikolojik hazırlığın, hastanın duygusal stresini azalttığı ve onların Şziksel iyileşme sürecini kısalttığını da ortaya koymaktadır. Tüm bu veriler ışığında Sincan Lokman Hekim Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Kliniği’nde görev yapan bir psikolog olarak ameliyat öncesi ve sonrası dönemde doktorlarımızla işbirliği içinde hastalarımıza en iyi hizmeti vermek için çabalıyoruz.”

Sinema etkinliği büyük ilgi gördü Lokman Hekim Hastaneleri İnsan Kaynakları Yönetmenliği’nin organize ettiği etkinliklere bir yenisi daha eklendi. Lokman Hekim ailesi, son olarak Fetih 1453 Şlminin gösteriminde bir araya geldi. Sincan, Etlik ve Van Hastanelerimiz için ayrı ayrı organize edilen sinema etkinliği büyük ilgi gördü. Lokman Hekim Etlik Hastanesi çalışanları için Antares AVM, Lokman Hekim Sincan Hastanesi çalışanları için Optimum AVM, Lokman Hekim Van Hastanesi çalışanları için ise Cinevan sinema salonlarında özel gösterimler yapıldı. Çalışanların aileleri ile iştirak ettiği etkinliğe toplamda 1.000’e yakın katılım oldu. Lokman Hekim Hastaneleri’nin düzenlediği en kapsamlı ve katılımın en yüksek olduğu etkinliklerin başında gelen sinema gösterimi, personelden oldukça olumlu sinyaller aldı. Genel Müdürümüz İrfan Güvendi de etkinliğe katılan isimler arasındaydı.

BURCU ONGAN SEÇiLDi Lokman Hekim Van Hastanesi’nin çiçeği burnunda Doktoru Ongan, meslek hayatının başlangıcı sayılabilecek yaşlarda hastalarının sevgilisi olmayı başardı. Ongan’ın Van’da meydana gelen deprem felaketinde ortaya koyduğu özverili çalışma kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Tek başına 600 doğum Ongan, deprem sırasında Van’ın Muradiye ilçesindeki devlet hastanesinde mecburi hizmetini yapıyordu. Daha birinci yılına bile girmeden depreme yakalanan Dr. Ongan, o afet günlerinde de görevinin başından ayrılmadı ve yüzlerce hastasına hizmet verdi. Ongan, vakaları şehir dışına sevk etmemek için çadırda doğum yaptırdı, ameliyata girdi. Ongan ve ekibi şikayet dahi etmeden tüm hastaların ihtiyacına cevap verdi. Zor şartlardaki hizmetlerinden dolayı da Sağlık Bakanlığı’nın “Yılın Doktoru” ödülü Van için Dr. Burcu Ongan’a verildi. Ongan, “Mesleki olarak da kişisel olarak da burada elde ettiğim tecrübeyi başka hiçbir yerde yaşayamazdım. Deprem olduğunda Van ve Erciş’teki hastaneler kullanılamaz hale geldi. Vakaların çoğunu şehir dışına sevk etmemek için kabul ettim. 2 ayda 600’den fazla doğuma tek başıma girdim. Artçı depremler olurken bile ameliyat yaptım” diyerek zor günlerde yaşadıklarını anlattı.

Sağlık Bakanlığı tarafından Van depreminde gösterdiği üstün çalışmadan dolayı “Yılın Doktoru” seçilen Kadın Doğum Uzmanı Dr. Burcu Ongan, Lokman Hekim Van Hastanesi’nde hastaları ile kurduğu yakın ilişki ile dikkat çekiyor.

AĞustos 2012

KALP HASTALARINA PSiKOLOJiK DESTEK

VAN’DA YILIN DOKTORU

57

LOKMAN HEKiM HASTANELERiNDEN BiR YENiLiK DAHA


Avrupa Sağlık Turizmi Kongresi’ndeydik

bilgi alan Yönetim Kurulu Üyeleri, Van Kalesi, Akdamar Adası ve Kuzu Adası gezilerine katıldı. Engürüsağ A.Ş’nin yatırım kapsamındaki Lokman Hekim Hayat Hastanesi’nde de incelemelerde bulunan Yönetim Kurulu Üyeleri, iki günlük ziyaretin ardından Ankara’ya döndü. Programa, Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sarıoğlu, Genel Müdür İrfan Güvendi ve Yönetim Kurulu üyeleri Selamet Koç, Nazım Bilgen, Celil Göçer, Necmettin

Din, Hamdi Özkan, Temel Ünlü, İsmail Özdemir ve Mehmet Barca katıldı.

58

AĞustos 2012

Çalışanlar piknikte bir araya geldi Lokman Hekim Hastaneleri çalışanları her yıl düzenlenen piknik organizasyonunda bir araya geldi. Geçtiğimiz yıl içerisinde Lokman Hekim ailesine katılan Van Hastanesi’nde de piknik eğlencesi yaşandı. Pikniğe katılan Lokman Hekim Hastaneleri çalışanları, aileleriyle birlikte gönüllerince eğlenerek stres attı. Ankara ve Van’daki etkinliklerde müzik ziyafetiyle oyunlar oynayan çalışanlarımız, aynı zamanda dinlenme ve iş dışında bir arada vakit geçirme imkânı da bulmuş oldu. Piknik organizasyonunda

çeşitli oyunlar da oynandı. Halat çekme, su taşıma, çuval yarışı, dön dön gol at, sandalye kapma gibi çeşitli aktivitelerle şenlenen organizasyona katılanlar keyişi dakikalar yaşadı. Ankara’daki piknik etkinliğinin gerçekleştirildiği Kazan ilçesinin Belediye Başkanı Lokman Ertürk de Lokman Hekim ailesini burada ziyaret ederek onurlandırdı. Organizasyonda çekilişle personele onlarca hediye dağıtıldı. Lokman Ertürk, ilk hediyeyi kazanan personele aynı zamanda bir de küçük altın armağan etti.

Erbil’de Lokman Hekim’e büyük ilgi

Lokman Hekim her yerde... Şimdi de Afgan halkına kucak açtık Türkiye’de hastane denilince akla gelen sağlık kuruluşları arasında ön sıralarda yer alan Lokman Hekim Hastaneleri, Almanya’dan Irak’a, oradan Afganistan’a kadar dünyanın pek çok yerinde “şifa kapısı” unvanının hakkını veriyor. Lokman Hekim Hastaneleri, dünyanın en fakir ülkelerinden olan ve önemli sağlık sorunları yaşayan Afganistan halkına kucak açtı. Ülkedeki sağlık hizmeti sunumunu yerinde görmek için hastanelerimiz bünyesinde hizmet veren bir grup doktor bu ülkeye gitti. Kabil’deki Aria

City Hospital ile ikili ilişkileri geliştirmek için görüşmeler yapan doktorlar, Kaisha ve Gulf isimli iki hastaneyi daha ziyaret ederek sağlık hizmeti sunumu hakkında görüş alışverişinde bulundular. Ankara’dan Kabil’e hareket eden heyet, ülkedeki sağlık hizmeti hakkında önemli tespitlerde bulundu. Türkiye’nin Kabil Büyükelçiliği’ni de ziyaret eden heyet, ülkedeki sağlık hizmeti kalitesinin çok düşük olduğunu ve personel yetersizliği yaşandığını aktardı.

Lokman Hekim Hastaneleri, Irak’ta da boy gösterdi. Yaklaşık 200 uluslararası Şrmanın katıldığı ve 5.000’den fazla ziyaretçiye ev sahipliği yapan Iraq Medicare Fuarı’na katılan Lokman Hekim Hastaneleri, fuarın en çok ilgi gören kurumları arasında yer aldı. Irak’ın Erbil kentinde gerçekleşen fuarda Lokman Hekim Hastaneleri’ni Uluslararası Hasta Koordinatörü Tuğba Arız, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Abdullah Ahmet ve Burak Başaran temsil etti. Büyük ilgi gören fuarda Lokman Hekim Hastaneleri’ne ait stant da ziyaretçi akınına uğradı. Erbil Ticaret Bakanı ve Sağlık Bakanı Müsteşarı Lokman Hekim’e ait standın ziyaretçileri arasında yer aldı. Erbil Yerel Yönetim Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile Erbil Ticari Ataşesi Sayer Erbil de Lokman Hekim Hastaneleri hakkında bilgi aldı. Fuar süresince Lokman Hekim Hastaneleri ve şirketimizin yapmış olduğu ticari faaliyetlerle ilgili bilgi sunuldu. Fuarda ayrıca AUC TV, Khale TV, KTV, Hawler TV’ye ve Saray Gazetesi’ne röportaj verildi.

AĞustos 2012

Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş. Yönetim Kurulu Van’da toplandı. Engürüsağ A.Ş’nin üçüncü büyük yatırımı olan Lokman Hekim Van Hastanesi’nin açılmasının ardından ilk kez Van’da toplanan Yönetim Kurulu üyeleri çeşitli toplantıların yanı sıra Van’ın tarihi ve turistik yerlerini görme fırsatı da buldu. Lokman Hekim Van Hastanesi’nden Mustafa Berktaş ve İbrahim Uğur’un ev sahipliğinde gerçekleşen ziyarette, Van’daki sağlık hizmeti sunumuna ilişkin

bir çok bölgesinden katılımcıların olduğu organizasyon sağlık ve medikal kuruluşu ile sağlık otoritelerini bir araya getirdi. Organizasyona hastanelerimizi temsilen Tıbbi Hizmetler Direktörü Dr. Mehmet Altuğ ve Uluslararası Hasta Kordinatörü Tuğba Arız katıldı.

59

Yönetim kurulundan Van çıkarması

Yurt dışından pek çok hasta kabul eden Lokman Hekim Hastaneleri, Türkiye sınırlarını aşan çalışmalara da ağırlık verdi. Almanya’nın Berlin kentinde gerçekleştirilen ‘’5. European Medical Travel Conference (EMTC 2012) organizasyonunda yer alan Lokman Hekim Hastaneleri burada büyük ilgi gördü. Dünyanın

Lokman Hekim Hastaneleri’ni Uluslararası Hasta Koordinatörü Tuğba Arız, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Abdullah Ahmet ve Burak Başaran temsil etti.


Avrupa Sağlık Turizmi Kongresi’ndeydik

bilgi alan Yönetim Kurulu Üyeleri, Van Kalesi, Akdamar Adası ve Kuzu Adası gezilerine katıldı. Engürüsağ A.Ş’nin yatırım kapsamındaki Lokman Hekim Hayat Hastanesi’nde de incelemelerde bulunan Yönetim Kurulu Üyeleri, iki günlük ziyaretin ardından Ankara’ya döndü. Programa, Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sarıoğlu, Genel Müdür İrfan Güvendi ve Yönetim Kurulu üyeleri Selamet Koç, Nazım Bilgen, Celil Göçer, Necmettin

Din, Hamdi Özkan, Temel Ünlü, İsmail Özdemir ve Mehmet Barca katıldı.

58

AĞustos 2012

Çalışanlar piknikte bir araya geldi Lokman Hekim Hastaneleri çalışanları her yıl düzenlenen piknik organizasyonunda bir araya geldi. Geçtiğimiz yıl içerisinde Lokman Hekim ailesine katılan Van Hastanesi’nde de piknik eğlencesi yaşandı. Pikniğe katılan Lokman Hekim Hastaneleri çalışanları, aileleriyle birlikte gönüllerince eğlenerek stres attı. Ankara ve Van’daki etkinliklerde müzik ziyafetiyle oyunlar oynayan çalışanlarımız, aynı zamanda dinlenme ve iş dışında bir arada vakit geçirme imkânı da bulmuş oldu. Piknik organizasyonunda

çeşitli oyunlar da oynandı. Halat çekme, su taşıma, çuval yarışı, dön dön gol at, sandalye kapma gibi çeşitli aktivitelerle şenlenen organizasyona katılanlar keyişi dakikalar yaşadı. Ankara’daki piknik etkinliğinin gerçekleştirildiği Kazan ilçesinin Belediye Başkanı Lokman Ertürk de Lokman Hekim ailesini burada ziyaret ederek onurlandırdı. Organizasyonda çekilişle personele onlarca hediye dağıtıldı. Lokman Ertürk, ilk hediyeyi kazanan personele aynı zamanda bir de küçük altın armağan etti.

Erbil’de Lokman Hekim’e büyük ilgi

Lokman Hekim her yerde... Şimdi de Afgan halkına kucak açtık Türkiye’de hastane denilince akla gelen sağlık kuruluşları arasında ön sıralarda yer alan Lokman Hekim Hastaneleri, Almanya’dan Irak’a, oradan Afganistan’a kadar dünyanın pek çok yerinde “şifa kapısı” unvanının hakkını veriyor. Lokman Hekim Hastaneleri, dünyanın en fakir ülkelerinden olan ve önemli sağlık sorunları yaşayan Afganistan halkına kucak açtı. Ülkedeki sağlık hizmeti sunumunu yerinde görmek için hastanelerimiz bünyesinde hizmet veren bir grup doktor bu ülkeye gitti. Kabil’deki Aria

City Hospital ile ikili ilişkileri geliştirmek için görüşmeler yapan doktorlar, Kaisha ve Gulf isimli iki hastaneyi daha ziyaret ederek sağlık hizmeti sunumu hakkında görüş alışverişinde bulundular. Ankara’dan Kabil’e hareket eden heyet, ülkedeki sağlık hizmeti hakkında önemli tespitlerde bulundu. Türkiye’nin Kabil Büyükelçiliği’ni de ziyaret eden heyet, ülkedeki sağlık hizmeti kalitesinin çok düşük olduğunu ve personel yetersizliği yaşandığını aktardı.

Lokman Hekim Hastaneleri, Irak’ta da boy gösterdi. Yaklaşık 200 uluslararası Şrmanın katıldığı ve 5.000’den fazla ziyaretçiye ev sahipliği yapan Iraq Medicare Fuarı’na katılan Lokman Hekim Hastaneleri, fuarın en çok ilgi gören kurumları arasında yer aldı. Irak’ın Erbil kentinde gerçekleşen fuarda Lokman Hekim Hastaneleri’ni Uluslararası Hasta Koordinatörü Tuğba Arız, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Abdullah Ahmet ve Burak Başaran temsil etti. Büyük ilgi gören fuarda Lokman Hekim Hastaneleri’ne ait stant da ziyaretçi akınına uğradı. Erbil Ticaret Bakanı ve Sağlık Bakanı Müsteşarı Lokman Hekim’e ait standın ziyaretçileri arasında yer aldı. Erbil Yerel Yönetim Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile Erbil Ticari Ataşesi Sayer Erbil de Lokman Hekim Hastaneleri hakkında bilgi aldı. Fuar süresince Lokman Hekim Hastaneleri ve şirketimizin yapmış olduğu ticari faaliyetlerle ilgili bilgi sunuldu. Fuarda ayrıca AUC TV, Khale TV, KTV, Hawler TV’ye ve Saray Gazetesi’ne röportaj verildi.

AĞustos 2012

Lokman Hekim Engürüsağ A.Ş. Yönetim Kurulu Van’da toplandı. Engürüsağ A.Ş’nin üçüncü büyük yatırımı olan Lokman Hekim Van Hastanesi’nin açılmasının ardından ilk kez Van’da toplanan Yönetim Kurulu üyeleri çeşitli toplantıların yanı sıra Van’ın tarihi ve turistik yerlerini görme fırsatı da buldu. Lokman Hekim Van Hastanesi’nden Mustafa Berktaş ve İbrahim Uğur’un ev sahipliğinde gerçekleşen ziyarette, Van’daki sağlık hizmeti sunumuna ilişkin

bir çok bölgesinden katılımcıların olduğu organizasyon sağlık ve medikal kuruluşu ile sağlık otoritelerini bir araya getirdi. Organizasyona hastanelerimizi temsilen Tıbbi Hizmetler Direktörü Dr. Mehmet Altuğ ve Uluslararası Hasta Kordinatörü Tuğba Arız katıldı.

59

Yönetim kurulundan Van çıkarması

Yurt dışından pek çok hasta kabul eden Lokman Hekim Hastaneleri, Türkiye sınırlarını aşan çalışmalara da ağırlık verdi. Almanya’nın Berlin kentinde gerçekleştirilen ‘’5. European Medical Travel Conference (EMTC 2012) organizasyonunda yer alan Lokman Hekim Hastaneleri burada büyük ilgi gördü. Dünyanın

Lokman Hekim Hastaneleri’ni Uluslararası Hasta Koordinatörü Tuğba Arız, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Abdullah Ahmet ve Burak Başaran temsil etti.


Teknoloji tutkusu sınır tanımıyor

60

AĞustos 2012

“İçimizden Biri” köşesinin bu sayıdaki konuğu yaklaşık 5 yıldır Lokman Hekim ailesinde hizmet veren Sincan Hastanesi Bilgi İşlem Sorumlusu Fatih Doğan oldu.

Tecrübe kazanmak amacı ile iş başvurusu yaptığı kurumumuzda kendinden sonra gelen iş arkadaşlarına tecrübelerini aktaracak kadar donanımlı bir hale gelen Fatih Doğan, teknoloji tutkusu ile ön plana çıkıyor. Lokman Hekim Hastaneleri’nin kendisine sunduğu olanaklar sayesinde “Veritabanı yöneticisi” olan bu alanda kendini sürekli geliştiren Fatih Doğan, tam bir meslek aşığı… Öyle ki Fatih evde bile kendi imkânları ile kurduğu bilgisayar laboratu-

arında teknolojiyi yakından takip ediyor ve çeşitli testler yapıyor. Mesleği gereği beyni 7/24 çalışan Lokman Hekim Sincan Hastanesi Bilgi İşlem Sorumlusu Fatih Doğan ile keyişi bir söyleşi yaptık. Kendini kısaca tanıtır mısın? 2008 yılının Ocak ayında Lokman Hekim Hastanesi’nde Bilgi İşlem Görevlisi olarak çalışmaya başladım. 2010 yılında bu birimde sorumluluk görevine getirildim. Sincan Hastanesi Bilgi İşlem So-

rumlusu olarak görevime devam etmekteyim. Sorumluluk alanım Lokman Hekim Hastaneleri kapsamındaki bilgi teknolojilerinin sürekliliğini sağlamak. Lokman Hekim Hastaneleri’nde işe giriş sürecin nasıl oldu? Lokman Hekim Hastaneleri’nin Sincan’da yeni bir şube açacağını öğrendim. Yeni açılacak bir kurumun benim için iyi bir tecrübe ve iş deneyimi kazandıracağını düşündüm. Gerekli başvurularımı

Teknolojiye yatkınlığın nereden geliyor? Teknoloji merakım bilgisayar ve atari oyunları ile başladı. İlk zamanlar bilgisayarları oyun makineleri olarak görüyordum. Daha sonrasında cihazlar sorunlar çıkarmaya başladı. Çıkan sorunlar karşısında ne yapabilirim diye çabaladım ve artık “bozulan bir bilgisayarı nasıl tamir edebilirim” diyerek başlayan yeni bir ilgi alanım vardı. Daha sonra bu merakım hobime ve geleceğime yön vermemde yardımcı oldu. Bilgisayar bölümü okumaya karar verdim ve Muğla Üniversitesi Bilgisayar Operatörlüğü ve Teknikerliği Bölümü’ne başladım. Burada hocamın veritabanı yöneticiliği ile ilgili verdiği bilgiler sayesinde ilgi alanım bu alana kaymaya başladı. Daha sonra bu alanda kendimi yetiştirmeye başladım. Lokman Hekim Hastanelerin bana sunmuş olduğu eğitim ve donanım imkânları sayesinde veritabanı yönetici oldum. BEYNİM 7/24 ÇALIŞIYOR Boş zamanlarında kendini geliştirmek için ekstra çalışmalar yapıyor musun? Evet yaparım. Evde kurmuş ol-

duğum bilgisayar laboratuarında yeni çıkan ürünlerin testlerini yaparım. Ayrıca kullanmış olduğum sanallaştırma teknolojileri ile yeni ürünlerin kurulumları, testleri ve doğacak problemlere karşı nasıl çözüm üretebileceğim konusunda denemeler yaparım. Sanallaştırma sayesinde hastanemizde kullandığımız sistemleri simule ederek sistemde yaşanacak felaketler karşısında ne yapılması gerektiğine dair çalışmalar yapmaktayım. Bir de hastanemize gece gündüz destek verdiğimizden güncel kalıyoruz; malum mesleğimiz gereği beynimiz 7/24 çalışıyor.

Okul yıllarımda web sayfası tasarımına merak sarmıştım. Halen bu merakım devam etmekte ve web tasarımcılığı yapmaktayım. Arkadaşımla birlikte okul yıllarımda bulunduğumuz bölge ile ilgili bir web sayfası yapmaya karar verdik. Bölge esnafına hitap eden bir rehber siteydi. Bu site aracılığı ile Şrmalar reklamlarını yapmakta, iş ilanlarını bu site üzerinden vermekteydi. Ayrıca sitede yerel haberler ve bölgenin tarihi ve turistlik alanları ile ilgili bilgiler de bulunuyordu. Bu siteden gelen reklam gelirleri ile öğrencilik dönemimizde masraşarımızı karşılıyorduk.

Mesleğinin avantajlarını yaşamaya ne zaman başladın?

Bu alandaki hedeşerin nelerdir? Oracle sertiŞkasyon süreçlerimi tamamlamak ve daha kapsamlı daha detaylı veritabanlarında tecrübe ve bilgi sahibi olmak istiyorum. Uzmanlık alanın hakkında bilgi verir misin? Oracle DBA (Veritabanı Yöneticiliği) kurumun işleyişinin temeli olan yazılımların veri güvenliğini ve bütünlüğü sağlayan sorumlu kişidir. Öncelikli görevi, bu verilerin güvenli ve gizli bir şekilde tutulmasını sağlamaktır. Veritabanı yönetimi konusundaki gelişmeleri düzenli takip edecek, teknik dokümanlar okumayı sevecek, kendisini mesai saatleri dışında da işine adayabilecek kişidir.

61

yaptım ve ardından da görüşmeye çağrıldım. Yapmış olduğumuz görüşmelerin olumlu sonuçlanması ile Lokman Hekim ailesine katılmış oldum.

AĞustos 2012

Lokman Hekim Hastaneleri’nin bana sunmuş olduğu eğitim ve donanım imkânları sayesinde veritabanı yöneticisi oldum.


Teknoloji tutkusu sınır tanımıyor

60

AĞustos 2012

“İçimizden Biri” köşesinin bu sayıdaki konuğu yaklaşık 5 yıldır Lokman Hekim ailesinde hizmet veren Sincan Hastanesi Bilgi İşlem Sorumlusu Fatih Doğan oldu.

Tecrübe kazanmak amacı ile iş başvurusu yaptığı kurumumuzda kendinden sonra gelen iş arkadaşlarına tecrübelerini aktaracak kadar donanımlı bir hale gelen Fatih Doğan, teknoloji tutkusu ile ön plana çıkıyor. Lokman Hekim Hastaneleri’nin kendisine sunduğu olanaklar sayesinde “Veritabanı yöneticisi” olan bu alanda kendini sürekli geliştiren Fatih Doğan, tam bir meslek aşığı… Öyle ki Fatih evde bile kendi imkânları ile kurduğu bilgisayar laboratu-

arında teknolojiyi yakından takip ediyor ve çeşitli testler yapıyor. Mesleği gereği beyni 7/24 çalışan Lokman Hekim Sincan Hastanesi Bilgi İşlem Sorumlusu Fatih Doğan ile keyişi bir söyleşi yaptık. Kendini kısaca tanıtır mısın? 2008 yılının Ocak ayında Lokman Hekim Hastanesi’nde Bilgi İşlem Görevlisi olarak çalışmaya başladım. 2010 yılında bu birimde sorumluluk görevine getirildim. Sincan Hastanesi Bilgi İşlem So-

rumlusu olarak görevime devam etmekteyim. Sorumluluk alanım Lokman Hekim Hastaneleri kapsamındaki bilgi teknolojilerinin sürekliliğini sağlamak. Lokman Hekim Hastaneleri’nde işe giriş sürecin nasıl oldu? Lokman Hekim Hastaneleri’nin Sincan’da yeni bir şube açacağını öğrendim. Yeni açılacak bir kurumun benim için iyi bir tecrübe ve iş deneyimi kazandıracağını düşündüm. Gerekli başvurularımı

Teknolojiye yatkınlığın nereden geliyor? Teknoloji merakım bilgisayar ve atari oyunları ile başladı. İlk zamanlar bilgisayarları oyun makineleri olarak görüyordum. Daha sonrasında cihazlar sorunlar çıkarmaya başladı. Çıkan sorunlar karşısında ne yapabilirim diye çabaladım ve artık “bozulan bir bilgisayarı nasıl tamir edebilirim” diyerek başlayan yeni bir ilgi alanım vardı. Daha sonra bu merakım hobime ve geleceğime yön vermemde yardımcı oldu. Bilgisayar bölümü okumaya karar verdim ve Muğla Üniversitesi Bilgisayar Operatörlüğü ve Teknikerliği Bölümü’ne başladım. Burada hocamın veritabanı yöneticiliği ile ilgili verdiği bilgiler sayesinde ilgi alanım bu alana kaymaya başladı. Daha sonra bu alanda kendimi yetiştirmeye başladım. Lokman Hekim Hastanelerin bana sunmuş olduğu eğitim ve donanım imkânları sayesinde veritabanı yönetici oldum. BEYNİM 7/24 ÇALIŞIYOR Boş zamanlarında kendini geliştirmek için ekstra çalışmalar yapıyor musun? Evet yaparım. Evde kurmuş ol-

duğum bilgisayar laboratuarında yeni çıkan ürünlerin testlerini yaparım. Ayrıca kullanmış olduğum sanallaştırma teknolojileri ile yeni ürünlerin kurulumları, testleri ve doğacak problemlere karşı nasıl çözüm üretebileceğim konusunda denemeler yaparım. Sanallaştırma sayesinde hastanemizde kullandığımız sistemleri simule ederek sistemde yaşanacak felaketler karşısında ne yapılması gerektiğine dair çalışmalar yapmaktayım. Bir de hastanemize gece gündüz destek verdiğimizden güncel kalıyoruz; malum mesleğimiz gereği beynimiz 7/24 çalışıyor.

Okul yıllarımda web sayfası tasarımına merak sarmıştım. Halen bu merakım devam etmekte ve web tasarımcılığı yapmaktayım. Arkadaşımla birlikte okul yıllarımda bulunduğumuz bölge ile ilgili bir web sayfası yapmaya karar verdik. Bölge esnafına hitap eden bir rehber siteydi. Bu site aracılığı ile Şrmalar reklamlarını yapmakta, iş ilanlarını bu site üzerinden vermekteydi. Ayrıca sitede yerel haberler ve bölgenin tarihi ve turistlik alanları ile ilgili bilgiler de bulunuyordu. Bu siteden gelen reklam gelirleri ile öğrencilik dönemimizde masraşarımızı karşılıyorduk.

Mesleğinin avantajlarını yaşamaya ne zaman başladın?

Bu alandaki hedeşerin nelerdir? Oracle sertiŞkasyon süreçlerimi tamamlamak ve daha kapsamlı daha detaylı veritabanlarında tecrübe ve bilgi sahibi olmak istiyorum. Uzmanlık alanın hakkında bilgi verir misin? Oracle DBA (Veritabanı Yöneticiliği) kurumun işleyişinin temeli olan yazılımların veri güvenliğini ve bütünlüğü sağlayan sorumlu kişidir. Öncelikli görevi, bu verilerin güvenli ve gizli bir şekilde tutulmasını sağlamaktır. Veritabanı yönetimi konusundaki gelişmeleri düzenli takip edecek, teknik dokümanlar okumayı sevecek, kendisini mesai saatleri dışında da işine adayabilecek kişidir.

61

yaptım ve ardından da görüşmeye çağrıldım. Yapmış olduğumuz görüşmelerin olumlu sonuçlanması ile Lokman Hekim ailesine katılmış oldum.

AĞustos 2012

Lokman Hekim Hastaneleri’nin bana sunmuş olduğu eğitim ve donanım imkânları sayesinde veritabanı yöneticisi oldum.


62

Özel Sigortalar Axa Hayat Sigorta A.Ş. Demir Hayat Sigorta Groupama Sigorta Güneş Sigorta Inter Partner Assistance Türk Telekom Vakfı Ray Sigorta Ankara Anonim Türk Sigorta şirketi Zürich Sigorta A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Işık Sigorta Acil Tedavi Sigortası RAY Sigorta A.Ş.- Medline Acil Tedavi Sigortası Ray Sigorta A.Ş. - Medical Express Acil Tedavi Sigortası Medline Sağlık Paketi ve Acil Tedavi Sigortası Derin Danışmanlık ve GCS Mümessillik Acil Tedavi Sigortası (Card & Plus) Birlik Sigorta & Halk Bankası Acil Tedavi Sigortası Birlik Sigorta Polislere Özel Acil Tedavi Sigortası New Life Hayat Sigortası A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Cenoa Sigorta A.Ş. Acil Tedavi Sigortası AVİS&RAY Sigorta A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Hür Sigorta Acil Tedavi Sigortası SBN Sigorta A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Dr. Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi Temel Sağlık Paketi Acil Tedavi Sigortası Güneş Sigorta Acil Tedavi Sigortası ING Emeklilik Acil Tedavi Sigortası Metro Turizm Seyahat Organizasyon A.Ş. Hesaplı Card Türkiye Assist Card Medikamed Sağlık (Mediko Group) Favori Boya Card Life Partner Card Dr. Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi Dr. Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi & Fortis Bank Card İPA Card İPA Privilige Card BeneŞt Card BeneŞt Global AIG Card BeneŞt Global & Fortis Bank İş

Birliği ile İlaç Tasarruf Planı Card BeneŞt Global & Eureko Sigorta İş Birliği ile Kobi Sağlık Paketi Bank Asya Platinum Card AXA PPP Çek Cumhuriyeti Sigortalıları CGM (Promed) Fortis Bank Sandık Eureko Sigorta Ziraat Sigorta Sompo Japan Sigorta HDI Sigorta Halk Sigorta (Birlik) Dubai Sigota Generali Sigorta ACE Europen Sigorta l Ankara Anonim Türk Sigorta CGM Sağlıkta Avantajlar Dünyası Medline Box Üyeleri Bireysel Medline Box Üyeleri Kurumsal Avivasa Hayat ve Emeklilik Üyeleri Citibank Groupama Emeklilik Plastisan Plastik Sodexe Kobi SağlıkPaketi Üyeleri TMSF HDI Sigorta Üyeleri Elite Card HSGroup Artı Yaşam Kadıköy Card Köpük Card Med Power Sline Super Card Şişli Card Çağdaş Koruma Planı ACE Sigorta Üyeleri Mapfre Genel Yaşam Sigorta Ferdi Kaza Nar Sağlık Kart Telemed Assist Kart Bankalar Türk Eximbank T.C. Merkez Bankası Türkiye Halk Bankası Dernek-Vakıf-Oda-Sendikalar HAK-IŞ Konfederasyonu ve Bağlı Sendikalar Sosyal Güvenlik Müfettişleri Derneği T.C. Merkez Bankası Mensupları Sosyal Güvenlik ve Yard. Sandığı Vakfı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. & Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı

Türkiye Halk Bankası Emekli Sandığı Vakfı Türkiye Vakışar Bankası T.A.O. Memur ve Hizmetlileri Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. Personeli Yardımlaşma ve Ek Sosyal GüvenlikVakfıEğitim Kurumları Pi-Analitik Dershanesi Çözüm Dershanesi Yurt Dışı Sigortalar Agis Zorgverzekeringen ADAC (Auslandkrankenschutz) Achema (Eurocross NL) CZ DIE Europaische DKV DSW ELVIA Europeiske Europeiske Reiseforsıkrıng Eurooppalainen Vakuutus Eurocsross Belgium Termutiel Belgium Folksam MENSIZ Nuts AV / NUTS OZ Sparebenk Forsikring TRIAS (SOS International) UKV VGZ – Unive –ANWB Zilveren Krus – PWZ – Gro) Asistans Şirketler Asal Sağlık Taşımacılık Güvenlik Sistemleri Marm Asistance Özel Sağlık A.Ş. Remed Asistans Uluslararası Sağlık ve Yardım Hizmetleri Turizm ve Tic. Ltd. Şti. EURO CENTER ADAC Mondial Assistance Sat Yardım ve Destek Hizmetleri A.Ş. (Mondial Asistance) Büyükelçiler Cezayir Özel Kurumlar ADFA Turizm Tic. Ltd. Şti. Erkunt Sanayi A.Ş. Kiler Alışveriş Hizmetleri S.O.S. Internatıonal Ambulans Servisi A.Ş.

Devlet Kurumları Sosyal Güvenlik Kurumu İslam Ülkeleri ist. Eko. Sos. Araş. Eğt. Mrk. Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye Akreditasyon Kurumu Özel Sigortalar American Life Hayat Sigorta Axa Hayat Sigorta A.Ş. Demir Hayat Sigorta Genel Yaşam Sigorta Groupama Sigorta Güneş Sigorta Inter Partner Assistance Türk Telekom Vakfı Ray Sigorta Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi Zürich Sigorta A.Ş Acil Tedavi Sigortası Işık Sigorta Acil Tedavi Sigortası RAY Sigorta A.Ş.- Medline Acil Tedavi Sigortası Ray Sigorta A.Ş. - Medical Express Acil Tedavi Sigortası Medline Sağlık Paketi ve Acil Tedavi Sigortası Derin Danışmanlık ve GCS Mümessillik Acil Tedavi Sigortası (Card & Plus) Birlik Sigorta & Halk Bankası Acil Tedavi Sigortası Birlik Sigorta Polislere Özel Acil Tedavi Sigortası New Life Hayat Sigortası A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Cenoa Sigorta A. Ş. Acil Tedavi Sigortası AVİS&RAY Sigorta A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Hür Sigorta Acil Tedavi Sigortası SBN Sigorta A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Dr. Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi Temel Sağlık Paketi Acil Tedavi Sigortası Güneş Sigorta Acil Tedavi Sigortası ING Emeklilik Acil Tedavi Sigortası Metro Turizm Seyahat Organizasyon A.Ş. Hesaplı Card Türkiye Assist Car Medikamed Sağlık (Mediko Group) Favori Boya Card Life Partner Card Dr. Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi Dr. Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi & Fortis Bank Card

İPA Card İPA Privilige Card Benet Card Benet Global AIG Card Benet Global & Fortis Bank İş Birliği ile İlaç Tasarruf Planı Card Benet Global & Eureko Sigorta İş Birliği ile Kobi Sağlık Paketi Bank Asya Platinum Card AXA PPP Çek Cumhuriyeti Sigortalıları MedNet Sağlık Hizmetleri Ankara Sigorta A.Ş Birlik Sigorta A.Ş. Demir Hayat Sigorta A.Ş. Dubai Group Sigorta A.Ş. Eureko Sigorta A.Ş. İnterglobal / Tawuniya Mapfre / Genel Yaşam Sigortası Generelia Sigorta A.Ş. Güneş Sigorta A.Ş. ğCGM (Promed) Fortis Bank Sandık Eureko Sigorta Ziraat Sigorta Sompo Japan Sigorta HDI Sigorta Halk Sigorta (Birlik) Dubai Sigota Generali Sigorta ACE Europen Sigorta Ankara Anonim Türk Sigorta CGM Sağlıkta Avantajlar Dünyası Medline Box Üyeleri Bireysel Medline Box Üyeleri Kurumsal Avivasa Hayat ve Emeklilik Üyeleri Citibank Groupama Emeklilik Plastisan Plastik Sodexe Kobi SağlıkPaketi Üyeleri TMSF HDI Sigorta Üyeleri Elite Card HSGroup Artı Yaşam Kadıköy Card Köpük Card Med Power Sline Super Card Şişli Card Çağdaş Koruma Planı ACE Sigorta Üyeleri Mapfre Genel Yaşam Sigorta Ferdi Kaza Nar Sağlık Kart Telemed Assist Kart Yapı Kredi Sigortası

Bankalar Türk Eximbank T.C. Merkez Bankası Türkiye Halk Bankası Dernek-Vakıf-Oda-Sendikalar HAK-IŞ Konfederasyonu ve Bağlı Sendikalar Sosyal Güvenlik Müfet. Derneği T.C. Merkez Bankası Mensupları Yardımlaşma ve Ek Sosyal Güvenlik Vakfı Eğitim Kurumları Pi-Analitik Dershanesi Çözüm Dershanesi Özel Pınar Eğitim Kurumları Yurt Dışı Sigortalar Agis Zorgverzekeringen ADAC (Auslandkrankenschutz) Achema (Eurocross NL) CZ DIE Europaische DKV DSW ELVIA Europeiske Europeiske Reiseforsıkrıng Eurooppalainen Vakuutus Eurocsross Belgium Termutiel Belgium Folksam MENSIZ Nuts AV / NUTS OZ Sparebenk Forsikring TRIAS (SOS International) UKV VGZ – Unive –ANWB Zilveren Krus – PWZ – Gro) Asistans Şirketler Marm Asistance Özel Sağlık A.Ş. Remed Asistans Uluslar arası Sağlık ve Yardım Hizmetleri Turizm ve Tic. Ltd. Şti. Turas Turizm Servis ve Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. Sat Yardım ve Destek Hizmetleri Büyükelçiler Cezayir Özel Kurumlar ADFA Turizm Tic. Ltd. Şti. Bilkent Holding Sağlık Merkezi Erkunt Sanayi A.Ş. Karel Elektronik Sanayii Ve Ticaret Kiler Alışlveriş Hizmetleri S.O.S. Internat›onal Ambulans

ANLAŞMALI KURUMLAR

AĞustos 2012

AĞustos 2012

Devlet Kurumları Sosyal Güvenlik Kurumu Türkiye Büyük Millet Meclisi

LOKMAN HEKİM HASTANESİ ANLAŞMALI KURUMLAR

63

LOKMAN HEKİM SİNCAN HASTANESİ ANLAŞMALI KURUMLAR


62

Özel Sigortalar Axa Hayat Sigorta A.Ş. Demir Hayat Sigorta Groupama Sigorta Güneş Sigorta Inter Partner Assistance Türk Telekom Vakfı Ray Sigorta Ankara Anonim Türk Sigorta şirketi Zürich Sigorta A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Işık Sigorta Acil Tedavi Sigortası RAY Sigorta A.Ş.- Medline Acil Tedavi Sigortası Ray Sigorta A.Ş. - Medical Express Acil Tedavi Sigortası Medline Sağlık Paketi ve Acil Tedavi Sigortası Derin Danışmanlık ve GCS Mümessillik Acil Tedavi Sigortası (Card & Plus) Birlik Sigorta & Halk Bankası Acil Tedavi Sigortası Birlik Sigorta Polislere Özel Acil Tedavi Sigortası New Life Hayat Sigortası A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Cenoa Sigorta A.Ş. Acil Tedavi Sigortası AVİS&RAY Sigorta A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Hür Sigorta Acil Tedavi Sigortası SBN Sigorta A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Dr. Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi Temel Sağlık Paketi Acil Tedavi Sigortası Güneş Sigorta Acil Tedavi Sigortası ING Emeklilik Acil Tedavi Sigortası Metro Turizm Seyahat Organizasyon A.Ş. Hesaplı Card Türkiye Assist Card Medikamed Sağlık (Mediko Group) Favori Boya Card Life Partner Card Dr. Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi Dr. Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi & Fortis Bank Card İPA Card İPA Privilige Card BeneŞt Card BeneŞt Global AIG Card BeneŞt Global & Fortis Bank İş

Birliği ile İlaç Tasarruf Planı Card BeneŞt Global & Eureko Sigorta İş Birliği ile Kobi Sağlık Paketi Bank Asya Platinum Card AXA PPP Çek Cumhuriyeti Sigortalıları CGM (Promed) Fortis Bank Sandık Eureko Sigorta Ziraat Sigorta Sompo Japan Sigorta HDI Sigorta Halk Sigorta (Birlik) Dubai Sigota Generali Sigorta ACE Europen Sigorta l Ankara Anonim Türk Sigorta CGM Sağlıkta Avantajlar Dünyası Medline Box Üyeleri Bireysel Medline Box Üyeleri Kurumsal Avivasa Hayat ve Emeklilik Üyeleri Citibank Groupama Emeklilik Plastisan Plastik Sodexe Kobi SağlıkPaketi Üyeleri TMSF HDI Sigorta Üyeleri Elite Card HSGroup Artı Yaşam Kadıköy Card Köpük Card Med Power Sline Super Card Şişli Card Çağdaş Koruma Planı ACE Sigorta Üyeleri Mapfre Genel Yaşam Sigorta Ferdi Kaza Nar Sağlık Kart Telemed Assist Kart Bankalar Türk Eximbank T.C. Merkez Bankası Türkiye Halk Bankası Dernek-Vakıf-Oda-Sendikalar HAK-IŞ Konfederasyonu ve Bağlı Sendikalar Sosyal Güvenlik Müfettişleri Derneği T.C. Merkez Bankası Mensupları Sosyal Güvenlik ve Yard. Sandığı Vakfı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. & Halk Bankası A.Ş. Mensupları Emekli ve Yardım Sandığı Vakfı

Türkiye Halk Bankası Emekli Sandığı Vakfı Türkiye Vakışar Bankası T.A.O. Memur ve Hizmetlileri Emekli ve Sağlık Yardım Sandığı Türkiye Kalkınma Bankası A.Ş. Personeli Yardımlaşma ve Ek Sosyal GüvenlikVakfıEğitim Kurumları Pi-Analitik Dershanesi Çözüm Dershanesi Yurt Dışı Sigortalar Agis Zorgverzekeringen ADAC (Auslandkrankenschutz) Achema (Eurocross NL) CZ DIE Europaische DKV DSW ELVIA Europeiske Europeiske Reiseforsıkrıng Eurooppalainen Vakuutus Eurocsross Belgium Termutiel Belgium Folksam MENSIZ Nuts AV / NUTS OZ Sparebenk Forsikring TRIAS (SOS International) UKV VGZ – Unive –ANWB Zilveren Krus – PWZ – Gro) Asistans Şirketler Asal Sağlık Taşımacılık Güvenlik Sistemleri Marm Asistance Özel Sağlık A.Ş. Remed Asistans Uluslararası Sağlık ve Yardım Hizmetleri Turizm ve Tic. Ltd. Şti. EURO CENTER ADAC Mondial Assistance Sat Yardım ve Destek Hizmetleri A.Ş. (Mondial Asistance) Büyükelçiler Cezayir Özel Kurumlar ADFA Turizm Tic. Ltd. Şti. Erkunt Sanayi A.Ş. Kiler Alışveriş Hizmetleri S.O.S. Internatıonal Ambulans Servisi A.Ş.

Devlet Kurumları Sosyal Güvenlik Kurumu İslam Ülkeleri ist. Eko. Sos. Araş. Eğt. Mrk. Türkiye Büyük Millet Meclisi Türkiye Akreditasyon Kurumu Özel Sigortalar American Life Hayat Sigorta Axa Hayat Sigorta A.Ş. Demir Hayat Sigorta Genel Yaşam Sigorta Groupama Sigorta Güneş Sigorta Inter Partner Assistance Türk Telekom Vakfı Ray Sigorta Ankara Anonim Türk Sigorta Şirketi Zürich Sigorta A.Ş Acil Tedavi Sigortası Işık Sigorta Acil Tedavi Sigortası RAY Sigorta A.Ş.- Medline Acil Tedavi Sigortası Ray Sigorta A.Ş. - Medical Express Acil Tedavi Sigortası Medline Sağlık Paketi ve Acil Tedavi Sigortası Derin Danışmanlık ve GCS Mümessillik Acil Tedavi Sigortası (Card & Plus) Birlik Sigorta & Halk Bankası Acil Tedavi Sigortası Birlik Sigorta Polislere Özel Acil Tedavi Sigortası New Life Hayat Sigortası A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Cenoa Sigorta A. Ş. Acil Tedavi Sigortası AVİS&RAY Sigorta A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Hür Sigorta Acil Tedavi Sigortası SBN Sigorta A.Ş. Acil Tedavi Sigortası Dr. Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi Temel Sağlık Paketi Acil Tedavi Sigortası Güneş Sigorta Acil Tedavi Sigortası ING Emeklilik Acil Tedavi Sigortası Metro Turizm Seyahat Organizasyon A.Ş. Hesaplı Card Türkiye Assist Car Medikamed Sağlık (Mediko Group) Favori Boya Card Life Partner Card Dr. Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi Dr. Back-Up Kişisel Sağlık Sistemi & Fortis Bank Card

İPA Card İPA Privilige Card Benet Card Benet Global AIG Card Benet Global & Fortis Bank İş Birliği ile İlaç Tasarruf Planı Card Benet Global & Eureko Sigorta İş Birliği ile Kobi Sağlık Paketi Bank Asya Platinum Card AXA PPP Çek Cumhuriyeti Sigortalıları MedNet Sağlık Hizmetleri Ankara Sigorta A.Ş Birlik Sigorta A.Ş. Demir Hayat Sigorta A.Ş. Dubai Group Sigorta A.Ş. Eureko Sigorta A.Ş. İnterglobal / Tawuniya Mapfre / Genel Yaşam Sigortası Generelia Sigorta A.Ş. Güneş Sigorta A.Ş. ğCGM (Promed) Fortis Bank Sandık Eureko Sigorta Ziraat Sigorta Sompo Japan Sigorta HDI Sigorta Halk Sigorta (Birlik) Dubai Sigota Generali Sigorta ACE Europen Sigorta Ankara Anonim Türk Sigorta CGM Sağlıkta Avantajlar Dünyası Medline Box Üyeleri Bireysel Medline Box Üyeleri Kurumsal Avivasa Hayat ve Emeklilik Üyeleri Citibank Groupama Emeklilik Plastisan Plastik Sodexe Kobi SağlıkPaketi Üyeleri TMSF HDI Sigorta Üyeleri Elite Card HSGroup Artı Yaşam Kadıköy Card Köpük Card Med Power Sline Super Card Şişli Card Çağdaş Koruma Planı ACE Sigorta Üyeleri Mapfre Genel Yaşam Sigorta Ferdi Kaza Nar Sağlık Kart Telemed Assist Kart Yapı Kredi Sigortası

Bankalar Türk Eximbank T.C. Merkez Bankası Türkiye Halk Bankası Dernek-Vakıf-Oda-Sendikalar HAK-IŞ Konfederasyonu ve Bağlı Sendikalar Sosyal Güvenlik Müfet. Derneği T.C. Merkez Bankası Mensupları Yardımlaşma ve Ek Sosyal Güvenlik Vakfı Eğitim Kurumları Pi-Analitik Dershanesi Çözüm Dershanesi Özel Pınar Eğitim Kurumları Yurt Dışı Sigortalar Agis Zorgverzekeringen ADAC (Auslandkrankenschutz) Achema (Eurocross NL) CZ DIE Europaische DKV DSW ELVIA Europeiske Europeiske Reiseforsıkrıng Eurooppalainen Vakuutus Eurocsross Belgium Termutiel Belgium Folksam MENSIZ Nuts AV / NUTS OZ Sparebenk Forsikring TRIAS (SOS International) UKV VGZ – Unive –ANWB Zilveren Krus – PWZ – Gro) Asistans Şirketler Marm Asistance Özel Sağlık A.Ş. Remed Asistans Uluslar arası Sağlık ve Yardım Hizmetleri Turizm ve Tic. Ltd. Şti. Turas Turizm Servis ve Özel Sağlık Hizmetleri Ltd. Şti. Sat Yardım ve Destek Hizmetleri Büyükelçiler Cezayir Özel Kurumlar ADFA Turizm Tic. Ltd. Şti. Bilkent Holding Sağlık Merkezi Erkunt Sanayi A.Ş. Karel Elektronik Sanayii Ve Ticaret Kiler Alışlveriş Hizmetleri S.O.S. Internat›onal Ambulans

ANLAŞMALI KURUMLAR

AĞustos 2012

AĞustos 2012

Devlet Kurumları Sosyal Güvenlik Kurumu Türkiye Büyük Millet Meclisi

LOKMAN HEKİM HASTANESİ ANLAŞMALI KURUMLAR

63

LOKMAN HEKİM SİNCAN HASTANESİ ANLAŞMALI KURUMLAR



Antibiyotik - Sayı:29 (Ağustos 2012)