Issuu on Google+

TEKSTİL HABER

DİSK/TEKSTİL İŞÇİLERİ SENDİKASI BÜLTENİ

MAYIS-TEMMUZ 2011

KIDEM TAZMİNATIMIZA GÖZ KOYDULAR

İZİN VERMEYECEĞİZ! Hükümete sesleniyoruz, kanayan bir yaramız var önce bunu durdurun;

ÇOCUKLARIMIZI ARTIK YİTİRMEYELİM

Sağlık, mutluluk ve daha güvenli yarınlar umuduyla

RAMAZAN BAYRAMINIZI KUTLARIZ!..

2821 ve 2822 değiştirilmelidir

ÖNCELİKLİ GÖREVİMİZ SENDİKAL HAKLARDIR


ÜYE OLDUĞUMUZ KURULUŞLAR

ŞUBELERİMİZ VE TEMSİLCİLİKLERİMİZ BOSSA ŞUBESİ Reşatbey Mah. Özelsancak İşhanı K:2 D:86-87 Seyhan/ADANA Tel: (0322) 363 07 62 Faks: (0322) 363 21 91

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu

BURSA ŞUBESİ Kıbrıs Şehitleri Cad. No:121 Büro 2 Uluyol Osmangazi/BURSA Tel: (0224) 253 07 61 Faks: (0224) 253 07 62

EDİRNE ŞUBESİ Talatpaşa Mah. Eski İstanbul Cad. Bönce Apt. K:3 No:78 EDİRNE Tel: (0284) 225 66 79 Faks: (0284) 225 66 79 ITGLWF International Textile, Garment&Leather Worker’s Federation Uluslararası Tekstil, Giyim ve Deri İşçileri Federasyonu

GAZİANTEP ŞUBESİ Çukur Mah. İsmail Say Sok. Ömer Yetkin İşhanı No:16 K:4 GAZİANTEP Tel: (0342) 220 42 84-85 Faks: (0342) 231 90 69

İSTANBUL ŞUBESİ Mehmet Akif Cad. No: 2/18 Bahçelievler/İSTANBUL Tel: (0212) 637 29 00 Faks: (0212) 637 29 09

SÖKE ŞUBESİ Kemalpaşa Mah. Dere Cad. Alp İşhanı No:209 Söke- AYDIN Tel: (0256) 512 31 35 Faks: (0256)512 31 35 ETUF:TCL European Trade Union Federation: Textiles, Clothing and Leather Avrupa Tekstil, Giyim ve Deri Sendikaları Federasyonu

ADANA BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ Hurmalı Mah.Kurtuluş Cad. Büyük Nacar İşhanı No:25 K:4 Seyhan/ADANA Tel: (322) 436 12 71 Faks: (322)436 14 55

ÇERKEZKÖY BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ Gazi Mustafa Kemal Paşa Mah. Özcan Sok. No: 9 D:5 Çerkezköy/TEKİRDAĞ Tel: (0282)725 40 22 Faks: (0282) 725 25 50

SENDİKAMIZIN SÖKE BÖLGE TEMSİLCİSİ, İŞÇİ SINIFININ YİĞİT ÖNDERİ,

DİSK/TEKSTİL Tekstil İşçileri Sendikası Basın Ajansı adına sahibi

HALKIN HER SORUNUNUN NEFERİ,

HALİL ÖZMEN’İ

Genel Başkan Rıdvan BUDAK Sorumlu Yazıişleri Müdürü Av. Özlem DURDAĞI Adres Şirinevler, Mehmet Akif Cad. No. 2/18 Bahçelievler İstanbul/Türkiye Tel: (0212) 637 29 00 Faks: (0212) 637 29 09 www.disktekstil.org Mail: esgudum@disktekstil.org basinyayin@disktekstil.org Baskı: Piramit Matbaa İstanbul

ÖLÜMÜNÜN BİRİNCİ YILINDA SEVGİ, ÖZLEM VE SAYGIYLA ANIYORUZ!.. Söke’nin unutulmaz isimlerinden olan Halil Özmen, 1960'ların Türkiye İşçi Partisi'nde (TİP) görevler üstlendi, bölgede örgütlenmesine büyük emek verdi. O dönemde, Söke'de toprak işgallerinde ve devrimci gençlik mücadelesi verdiği için 12 Mart 1971 darbesinde tutuklandı. 1974 sonrasında Söke’deki tarım işçilerinin DİSK/Devrimci Toprak İşçileri Sendikası'nda birleşmesine katkı sağladı. 12 Eylül darbesi nedeniyle ilk kez Söke’den kopmak zorunda kaldı. 2003'te Söke'ye geri döndü ve sendikal mücadeleye DİSK/Tekstil saflarında devam etti. Bölgenin en büyük işletmesi VF Ege’nin örgütlenme ve grev mücadelesinde yer aldı. Son nefesine kadar Sökeli emekçilerin yanında, onların ağabeyi olarak görev yaptı. Tekstil Haber - 2


2821 ve 2822 değiştirilmelidir

ÖNCELİKLİ GÖREVİMİZ SENDİKAL HAKLARDIR açıktır. Bu küresel bir ekonominin kaçınılmaz sonucudur. Hızla büyüyen cari işlem açığının, Avrupa Birliği ve ABD’deki her türlü kriz karşısında ülkemizin ekonomisini kırılgan bir noktaya taşıdığı da artık gizlenemeyen bir gerçekliktir.

Rıdvan BUDAK Genel Başkan Seçim sonrası süreç, en az seçim öncesindeki kadar sert tartışmalara sahne olmuştur. Tutuklu milletvekillerinin durumu yeni dönemin parlamentosunun ilk büyük krizini yaratmıştır. Sürece dikkatle bakıldığında Türkiye’nin önümüzdeki dönem için zorlu bir yola girdiği görülmektedir. Ekonomi ve siyaset biriken ve yeni unsurlarla beslenen sorunlarla yüklü bulunmaktadır. Herşeyden önce 2008’den itibaren başlayan küresel kriz, günümüzde varlığı hala sürdürmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki çalkantılar henüz durulmamıştır. ABD Senato ve Temsilciler Meclisi’nde temsil edilen iki partinin son anda yaptığı anlaşmayla, ABD borçlarını ödeyemez duruma düşmekten kurtulmuştur. Sorunlu bir diğer bölge ise Avrupa Birliği’dir. Birlik üyesi Yunanistan’ın iflas noktasına gelmesi, İtalya ve İspanya’da yaşanan krizler Birliği önemli boyutlarda sarsmaktadır. ABD ve AB’de yaşanan her büyük ekonomik sorun, Türkiye ekonomisini belirgin biçimde etkilemektedir. Özellikle tekstil sektörü açısından Avrupa Birliği, ihracatımızda daha fazla paya sahip bir aktör konumuna gelmektedir. Burada yaşanacak bir daralmanın tekstil sektörünü olumsuz etkileyeceği

Bütün bu unsurlar, Hükümetin ülke ekonomisi üzerindeki hakimiyetinin de üzerindedir. Siyaset alanında yaşananlar da ülkemizin bir başka kırılgan noktasıdır. Hükümetin, son seçimlerde aldığı oy oranıyla artık hiç kimseyi dinlemeyen, bildiğini okuyan bir konuma sürüklendiği gözlenmektedir. Bu da doğal olarak, tüm kurum ve kuruluşlarla çatışmayı beraberinde getirmektedir. Hükümet attığı her adımı demokrasiyi genişletmek, “normalleşmek” adına yaptığını iddia etse de Türkiye’nin özellikle hukuk ve demokratik yapısının çok da normalleştiği söylenemez. Asker vesayeti üzerine kopan fırtınalar arkasında giderek AKP’ye bağlı bir kolluk ve adalet yapısının yerleştiği her geçen gün daha da belirginlik kazanmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin normalleşmesini değil tam tersine, özel polis gücü ve özel savcı-mahkemeler yoluyla yeni bir olağanüstü rejime yöneldiğinin işaretlerini vermektedir. Anayasa tartışmalarıyla birlikte “başkanlık sistemi”nin de gündeme yeniden yerleşeceği dikkate alınırsa, gelişmeler kaygı verici boyuta taşınmaktadır. Kürt sorunu konusunda dozu hergün artan çatışmalar, hepimizin yüreklerini dağlamaktadır. Hükümetin yeni bir çözüm üretmek yerine çatışmayı

Tekstil Haber - 3

yoğunlaştıran bir yol izlemesi, aynı şekilde BDP’nin de ayrımları körükleyen bir politikayı katı biçimde sürdürmesi çözüm arayışlarını zorlaştırmaktadır. Gelinen son durum, soruna yine parlamentonun dışında çözüm aranmasına dönüldüğü izlenimi vermektedir. Bu bir anlamda, siyasetin beceriksizliğini veya sorumluluktan kaçtığını ifade etmektedir. Diğer yönüyle de yürekleri yanan aile sayısının artacağı sonucunu vermektedir. Hükümet, çalışanların hakları konusunda da çok tutarlı değildir. 30 yılı aşkın süredir, emekçilerin ellerini kollarını bağlayan 2821 ve 2822 sayılı yasaların değiştirilmesi için tek bir adım atılmamaktadır. Yapılacak şey çok açıktır; Türkiye devlet olarak ILO sözleşmelerine taraf olmuştur. Yasalarımız bu sözleşmenin altında kalamaz. Dolayısıyla söz konusu yasaların, küçük hesapları bir tarafa bırakarak en azından ILO sözleşmelerine uygun hale getirilmesi bir zorunluluktur. Hükümet bu konuyu ele almak yerine el altından kıdem tazminatı tartışmasını açarak, yine işçilerin daha fazla işten çıkarılmasını getirecek bir uygulamayı dayatmaktadır. Sendikal yapılar, eşit koşullarda her öneriyi tartışmalıdır. Ama dayatmalar, küçük kurnazlıklar, tehditlerle bir çözüm üretileceğini düşünen varsa, yanıldığını er yada geç anlayacaktır. Sendikal hareketin önceliği, 2821 ve 2822 sayılı yasaların demokratik, özgürleştirici bir biçime kavuşturulmasıdır. Önümüzdeki dönemde bu doğrultuda daha kararlı bir mücadele ile sürece müdahale etmek hepimizin ortak görevi olmalıdır.


ANILARI MÜCADELEMİZDE YAŞIYOR, YAŞAYACAK!... Özcan KESKEÇ (Sosyal-İş Genel Başkanı) Sosyal-İş Genel Başkanı Özcan Kesgeç, ölümünün 4. yılında ailesi, DİSK, Sosyal-İş, DİSK üyesi sendikaların yöneticileri, üyeleri ve Keskeç’in dostları tarafından mezarı başında anıldı. 19 Temmuz 2011 tarihinde, Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda yapılan törende konuşan Sosyal-İş Genel Başkanı Metin Ebetürk, “Sevgili Genel Başkanımız siz rahat uyuyun görevimizi başarıyla yerine getirmek için yönetim kurulumuz şube başkanları ve örgüt organlarımızla çalışıyoruz. Ne sizi ne de sizin gibi sınıf önderlerimizi utandıracağız” dedi.

Kemal TÜRKLER (T. Maden-İş Genel Başkanı) DİSK’in kurucu genel başkanı ve T. Maden-İş Sendikası Genel Başkanı Kemal Türkler, katledilişinin 31. yılında, 22 Temmuz 2011 tarihinde, İstanbul, Topkapı Mezarlığı’da yapılan törenle anıldı. Türkler ailesi, DİSK ve üyesi sendikaların yönetici ve temsilcileriyle, çeşiti siyasi parti temsilcilerinin katıldığı törende DİSK Genel Başkan Yardımıcısı Ali Cancı, Türkler’in kızı Nilgün Soydan, Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu ve DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün birer konuşma yaptı.

İ. Hakkı ÖNAL (Genell-İş Genel Başkanı) Genel Başkanı İsmail Hakkı Önal, ölümünün 9. yıldönümünde, Ankara, Karşıyaka Mezarlığı’nda yapılan bir törenle anıldı. 24 Temmuz 2011, tarihinde yapılan törene, DİSK, Genel-İş ve DİSK üyesi sendikaların yönetici ve temsilcileriyle, Önal ailesi katıldı. Genel-İş Genel Başkanı Erol Ekici konuşma yaparak, İsmail Hakkı Önal'ın DİSK ve Genel-İş davalarının savunulmasında ve izleyen dönemde büyük emekleri olduğunu hatırlattı.

Kenan BUDAK (İlerici Deri-İş Genel Başkanı) DİSK üyesi İlerici Deri-İş Sendikası'nın Genel Başkanı Kenan Budak, 25 Temmuz 2011, Pazartesi günü, İstanbul Silivrikapı Mezarlığı’nda yapılan törenle anıldı. Törene Sendikamızın Genel Başkanı Rıdvan Budak olmak üzere Budak ailesi, DİSK eski Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekile Süleyman Çelebi, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Yönetim Kurulu üyeleri, Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu, Nakliyat-İş Sendikası yönetim Kurulu üyeleri ve Budak’ın dostları katıldı.

Mahmut SEREN (Genel-İş Genel Başkanı) Genel-İş Genel Başkanı ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Seren, ölümünün 4. yılında Cebeci Mezarlığında yapılan bir törenle anıldı. 28 Temmuz 2011 tarihinde yapılan törene, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, Genel-İş Genel Başkanı Erol Ekici ve sendikanın yönetim kurulu üyeleriyle işyeri temsilcileri, İstanbul Milletvekili ve DİSK eski Genel Başkanı Süleyman Çelebi, DİSK üyesi sendikaların başkan ve yöneticileri, Seren ailesi ve dostları katıldı. Tekstil Haber - 4


TÜRKİYE’NİN HERYERİNDE 1 MAYIS COŞKUSU YAŞANDI 1 Mayıs işçi sınıfının birlik, mücadele ve dayanışma gününde, Türkiye'nin bütün alanları, işçilerler, gençlerle, emeklilerle doldu, taştı. 1Mayıs (Taksim) alanında 1 milyona yakın bir kitle bir araya geldi. Konfederasyonumuz DİSK ve diğer emek örgütleri, meslek birliklerinin ortak düzenlediği 1 Mayıs yürüyüş ve mitinglerinin en büyüğü İstanbul'da gerçekleştirildi. DİSK'in "1 milyon kişiyle Taksim'deyiz" hedefi, tam anlamıyla hayata geçirildi. Saatler süren miting ve konser sırasında alanın tamamı ve alana açılan tüm yollar hiç boşalmadı. Konfederasyonumuzun aldığı karar doğrultusunda sadece Marmara Bölgesindeki işyerlerinden işçilerin katılımıyla bile DİSK görkemli bir kortej oluşturdu. Sendikamızın Bursa ve Edirne Şubelerinden, Çerkezköy temsilciliğinden yoğun katılım oldu. Sendikamızın diğer şübeleri bölgelerdeki 1 Mayıs mitinglerine katılım sağladı. Sabahın erken saatlerinden itibaren, Genel Yönetim Kurulu üyelerimizin ve şube başkanlarımızın denetiminde üyelerimiz önlüklerini giyerek, bayraklarını alarak Tekstil İşçileri Sendikası yürüyüş kortejini oluşturdu. Şişli'den başlayarak, sloganlarla, şarkılarla, türkülerle Taksim'e kadar yüründü. İnanılmaz bir insan seli, DİSK üyesi sendikaların düzenli kortejleri, bayrak seli olarak aktı. Önce konfederasyonların ve meslek birliklerinin başkanları Kazancı Yokuşuna, 1 Mayıs 1977'de hayatlarını yitiren emekçiler için karanfil bıraktı. Miting, 1 Mayıs Tertip Komitesi Başkanı ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı İsmail Yurtseven'in açış konuşmasıyla başladı. Tiyatro ve sinema sanatçıları okudukları şiirlerle 1 Mayıs mitingine katkı verdi. Hazırlanan ortak 1 Mayıs bildirisi işçi ve kamu çalışanlarından oluşan bir grup tarafından okundu. 1 Mayıs mitingi Ruhi Su Dostlar Korosu, Grup Yorum, Kardeş Türküler ve Agire Jiyan’ın verdiği konserle tamamlandı.

15-16 Haziran büyük işçi direnişinin 41. yıldönümünde, DİSK tarafından “SENDİKAL HAKLARIMIZ HEMEN ŞİMDİ!” başlığı altında ülke çapında etkinlikler düzenlendi. 15 Haziran 2011 tarihinde İstanbul’da yapılan etkinliğe KESK, TTB, çeşitli demokratik kitle örgütleri ve siyasal parti temsilcileri de destek verdi. DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, etkinlik nedeniyle yaptığı konuşmada şunlara değindi: “1970 yılında direnişlerle geri püskürtülen 274-275 sayılı yasalardaki değişiklikler, 12 Eylül’cüler tarafından 2821 ve 2822 sayılı yasalara büründürülerek hak ve özgürlüklerimiz kısıtlandı.” “İşte Türkiye, hala 12 Eylül’cülerin hazırladığı yasakçı sendikal yasalarla çalışma hayatında büyük bir ayıbı sürdürmeye devam ediyor.” “Emekçilerin insanca yaşayabilmesi için yeni hükümetten öncelikli taleplerimiz şunlardır: l Yıllardır sürüncemede bırakılan 2821 ve 2822 sayılı yasalar ILO standartları çerçevesinde yeniden düzenlenmeli, %10 işkolu, %51 işyeri ve işletme barajları, Noter Şartı ve grev yasakları kaldırılmalıdır, l Evrensel standartlarda bir iş güvencesi getirilmelidir, l Asgari ücret insanca yaşanacak bir ücret düzeyine çıkartılmalıdır, l Kurallı bir çalışma yaşamı sağlanmalıdır, l Çalışma süreleri ücret kaybı yaşanmaksızın kısaltılmalıdır, l Taşeron uygulaması son bulmalıdır, l İşsizlik Sigortası Fonu amacı doğrultusunda işsizler için kullanılmalıdır!”

Tekstil Haber - 5


ÇOCUKLARIMIZI ARTIK YİTİRMEYELİM!.. çimde ödemiştir ve hala ödemeye devam etmektedir. Bu konuları yalnızca yüreklerimiz yandığında konuştuğumuz sürece, hiçbir olumlu ilerleme kaydedemeyeceğimiz ise açıktır. Hangi insan, böylesine acı bir kayıp karşısında öfkesini durdurabilir. Öfke içindeyiz, hep birlikte akan bu kanı seyrediyor ve bağırıyoruz. Ama üç gün sonra sanki hiç olmamış gibi unutuyoruz. Şehit düşen çocuklarımızın binlerce anası, babası, kardeşi, çocukları olduğunu da unutuyoruz. On binlerce gazimizin durumunu hiç sormuyoruz; nasıl yaşarlar, tedavileri yapılmış mıdır, yeniden hayata katılabilmişler midir merak bile etmiyoruz.

Seçimlerin hemen ardından, bir biri ardı sıra çatışma ve ölüm haberleri tüm ülkemizi sarmış durumda.

Hele bu çatışmaların, ekonomimize, sosyal hayatımıza nasıl bir maliyeti olduğu konusunu hiç düşünmüyoruz.

Bunlardan en ağır olanı 14 Temmuz 2011 tarihinde Diyarbakır yakınlarında yaşandı. Ardından yeni saldırılarla ölen asker ve polislerin sayısı arttı. Kamu görevlilerinin kaçırılması, yol kesmeler yoğunlaştı.

Bizler de en az, siyasetçiler kadar suçluyuz. Yeter diye bağırmak yerine, çözün bu işi diye sorunun muhataplarının yakasına yapışmıyoruz.

Gelişmeleri üzüntü ve kaygıyla izleyen Sendikamız, konuya ilişkin bir açıklama yaparak, yetkilileri göreve çağırdı.

Daha fazla kan dökülmesine, ilan edilmemiş bir savaşın ortasında yaşamamıza, toplum olarak bizleri zayıflatan, bağlarımızı koparan, çatışmaları körükleyen bu ortamın sürmesine izin veremeyiz.

Sendikamız adına 15 Temmuz 2011 tarihinde Genel Sekreterimiz Muzaffer SUBAŞI tarafından yapılan açıklamada şunlara değinildi: Dün aldığımız bir haber, yine tüm vatanda��larımızın olduğu gibi bizlerin de yüreklerini yakmıştır. Başta şehit aileleri olmak üzere halkımızın acısını yüreğimizde yaşıyor ve paylaşıyoruz. PKK’nin askerlerimize yönelik insanlık dışı saldırısı kabul edilemez. Bu saldırıyı düzenleyenlerin de görmeleri gereken bir gerçek vardır, silahla, kan dökerek attıkları her adım, sorunu daha da çözümsüz hale getirmeye yol açmaktadır. Hangi boyutta olursa olsun alınan güvenlik tedbirleri, ne kadar ağır olursa olsun verilen adli cezaların akan kanı

Hükümete sesleniyoruz, yüzde 50 oy aldım diye böbürlenmeyi, muhalefetle laf yarıştırmayı bırakın. Kanayan bir yaramız var, önce bunu durdurun. durdurmadığı, aksine artırdığı görülmektedir. 30 yıla yakın bir süredir devam eden ve binlerce insanımızın canına mal olan bu soruna artık kalıcı bir çözüm bulunmalıdır. Bugüne kadar siyaset sorumluluk ve görev almaktan kaçmış, tüm yükü ordunun, polisin üzerine yıkmıştır. Bedelini ise çocuklarımız çok ağır biTekstil Haber - 6

Sendikamız adına, bu saldırıyı lanetliyoruz. Şehitlerimize rahmet, kederli ailelerine ise sabırlar diliyoruz. Yaralı çocuklarımızın bir an önce sağlığına kavuşmalarını umut ediyoruz.

Biz artık çözüm istiyoruz! Acılarımızın son bulması için başta Hükümet olmak üzere herkesi üzerine düşen görev ve sorumlulukları acil olarak yerine getirmeye davet ediyoruz.


DİSK Yönetim Kurulu 61. Hükümet Programını Değerlendirdi

AKP “YENİ YOLCULUĞUNA” KIDEM TAZMİNATI HAKKIMIZA SALDIRARAK BAŞLADI! Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan ve AKP oylarıyla kabul edilen 61. Hükümet Programı, DİSK Yönetim Kurulu tarafından işçi hakları yönünden değerlendirildi. 15 Temmuz 2011 tarihinde DİSK Genel Merkezi’nde yapılan bir basın toplantısıyla kamuoyuna Genel Sekreter Tayfun Görgün tarafından açıklanan değerlendirmede özellikle kıdem tazminatı üzerine başlatılan tartışmaya değinildi. DİSK Yönetim Kurulu’nun değerlendirmesinde satırbaşlarıyla şu görüşlere yer verildi: l Yeni hükümet programı da, daha öncekiler gibi ülkemizde 30 yıldır uygulanan “ucuz işgücüne dayalı” büyüme anlayışını yansıtıyor.

l İkili bir sistem yaratarak, yeni çalışmaya başlayacakların Kıdem Tazminatı haklarını yok etmek, doğrudan doğruya, halen çalışmaya devam edenlerin işverenler tarafından işten çıkarılması için “ekonomik” bir neden yaratmak anlamına gelecektir.

l 12 Eylül döneminin uzantısı olan ve 30 yıldan beri emeği tutsak alan 2821 ve 2822 sayılı yasalar, artık ülkemiz için utanç kaynağı olmuş ve katlanılamaz bir nitelik kazanmıştır. l

DİSK olarak ILO sözleşmelerine, Avrupa Sosyal Şartı’na ve ülkemiz sendikal hareketinin ihtiyaçlarını karşılayacak yasal değişikliklerin bir an önce yapılması, ülkemizde özgür, demokratik bir sendikal yaşamın gerçekleşmesi için bugüne kadar sürdürdüğümüz mücadeleye aynı kararlılıkla devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.

KIDEM TAZMİNATIMIZA GÖZ KOYDULAR

l Özel İstihdam Bürolarının geçici iş ilişkisi kurması ve bölgesel asgari ücret uygulaması işverenlerin ve siyasal iktidarın ekonomik gelişme için gerekli gördüğü diğer adımlardır. Bu uygulamalarla Anadolu’da adeta “yeni bir Çin” yaratılmaya çalışılmaktadır.

İZİN VERMEYECEĞİZ

l AKP iktidarının ortadan kaldırmaya çalıştığı Kıdem Tazminatı dünyanın hemen her ülkesinde var olan en yaygın ödeme türlerinden birisidir.

l Başbakan Erdoğan hükümet programında pembe tablo çizmeye devam etmektedir. ... Yoksul fert sayısı yine devletin resmi kurumunun verileri üzerinden yaptığımız hesaplamalara göre aynı dönemde 1milyon 164 bin kişi artış göstermiş ve 10 milyonun üzerine çıkmıştır.

l Siyasal iktidara ve işverenlere göre Kıdem Tazminatı yükü ülkemizde işletmelerin rekabet gücünü olumsuz etkileyecek şekilde yüksektir. Oysa bu görüş, çarpıtılmış ve doğru olmayan verilere dayanarak ileri sürülmektedir. l Hiçbir ülkede Kıdem Tazminatı iş güvencesi ya da işsizlik sigortası yerine düzenlenmiş değildir.

l Bu hükümet döneminde işsiz sayısında cumhuriyet tarihinin rekoru kırılmıştır.

l Ülkemizdeki gerçekler, daha önce çeşitli nedenlerle oluşturulmuş bulunan istihdama ilişkin fonların amaçlarına uygun kullanılmadığını açıkça göstermektedir.

l İşçi sınıfının bugüne kadar uğrunda bedeller ödeyerek kazandığı hakların elinden alınmasına asla göz yummayacağız. Bu uğurda mücadele etmeyenleri de tarih önünde sorumluluklarıyla başbaşa bırakacağız.

l Kıdem Tazminatı fonu, sermayenin yükünü azaltmak yanında sermayeye yeni fonlar yaratmak amacıyla önerilmektedir. Tekstil Haber -7


100. ILO Genel Konferansı:

“İNSANCA İŞ” 100. Uluslararası Çalışma Konferansı “İnsanca Bir İş İçin Geleceği İnşa Etmek” başlığıyla İsviçre’nin Cenevre kentinde 1-17 Haziran 2011 tarihlerinde yapıldı. 163 ülkeden sosyal tarafları bir araya getiren Konferansa hükümetleri temsilen 325, işveren örgütlerini temsilen 159 ve işçi sendikalarını temsilen 160 delege katıldı. Türkiye hükümet delegasyonu içinde hükümetten 14, TİSK’ten 9 ve sendikalardan (Türk-İş, Hak-İş ve Kamu-Sen) 7 kayıtlı temsilci bulundu. DİSK ve KESK ise üyesi oldukları Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu (ITUC) heyeti içinde konferansta temsil edildi. İŞSİZLİĞE KARŞI İSTİHDAM, GÜVENCESİZLİĞE KARŞI SOSYAL KORUMA 2010 yılında temel başlık olarak “İstihdam”ı seçen ILO’nun bu yılki Konferansının temel gündemini “Sosyal Güvenlik” oluşturdu.

Özel olarak Sosyal-İş üyesi gazeteci Ahmet Şık ve tutuklu sendikacıların durumunu uluslararası kamuoyu ile paylaşıldı. Sendika üyesi oldukları için işten atılan Casper, Mas-Daf, Kızılay, Bilgi Üniversitesi, Campana Deri, Bericap vb. işyerlerindeki işçilerin sorunları ILO’ya iletildi. Genç-Sen, Emekli-Sen ve ÇiftçiSen’e açılan kapatma davaları, sendika gösterilerindeki orantısız güç kullanımı, Çalışma Bakanlığı’nın istatistikleri dondurması sonucu Dev Sağlık-İş ve Limter-İş gibi toplu sözleşme yapma olanağı ellerinden alınan sen-

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Faruk Çelik 26.07.2011 tarihinde düzenlediği basın toplantısında bir gazetecinin sorusu üzerine sendikalı işçi istatistiklerinin yayımlanması durumunda “HAK-İŞ, DİSK tarihe karışmış olur” ifadesini kullanmıştır.

ILO Genel Direktörü Juan Somavia yaptığı açılış konuşmasında “ILO’nun işsizlik karşısında istihdamı, anlaşmazlık karşısında diyalogu, sosyal güvencesizlik karşısında sosyal korumayı, eşitsizlik karşısında adalet ve eşitliği savunacağını” vurguladı. TÜRKİYE’DEKİ SENDİKAL YASALAR VE HAK İHLALLERİ GÖRÜŞÜLDÜ

DİSK Yönetim Kurulu, adını uluslararası işçi hareketine ve Türkiye’nin demokratikleşme tarihine altın harflerle yazdıran Konfederasyonumuzun, Kemal Türkler, Kenan Budak gibi onlarca şehit verdiği hatırlatılmış ve 12 Eylül’ün işkence ve yasaklarının, iktidarların baskı ve tehditlerinin DİSK’in düşünce ve eylemlerini durduramadığına değinilmiştir.

Türkiye, sendikal hak ihlalleri ve ILO sözleşmelerine uyumsuzluk nedeniyle ILO Uzmanlar Komitesi tarafından 44 ülkelik listeye alınmıştı. Bu yıl yapılan değerlendirmede durumu en kötü 25 ülke listesine alındı DİSK Konferans süresince yaptığı çalışmalarla ülkemizdeki sendikal yasaların ILO sözleşmeleri ile uyumsuzluğunu, tutuklu sendikacıları ve sendikaya üye oldukları için işten atılan işçilerin durumunu gündeme getirdi.

EV HİZMETLERİNDE ÇALIŞANLAR İÇİN İNSANCA İŞ ILO Yönetim Kurulu 2008 yılında “Ev Hizmetlerinde Çalışanlar İçin İnsanca İş” standartları belirlenmesine karar vermişti. Konu 2010 yılında gerçekleşen 99. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda gündeme geldi. DİSK heyeti, Konferans’ta ev içi hizmet veren kadın işçilerin sesi olmaya çalışarak; “konuya ilişkin bir ILO Sözleşmesi kabul edilmesini ve Türkiye’nin bu sözleşmeye taraf olmasını” savundu. 189 sayılı Sözleşme taslağı, Konferanta oylamaya sunuldu, 16 hayır ve 63 çekinser oya karşılık 396 delegenin oylarıyla kabul edildi.

İŞÇİNİN ALINTERİNE GÖZ KOYANLAR TARİHE KARIŞACAKTIR

Bakanın bu açıklaması üzerine Konfederasyonumuz DİSK Yönetim Kurulu bir açıklama yayınlayarak Bakana yanıt vermiştir.

“Uluslararası Sözleşmelerin ve Tavsiye Kararlarının Uygulanması Komitesi” toplantılarında Türkiye yine gündemdeydi.

dikaların sorunları aktarıldı.

Açıklamada, Bakan’ın sözleri, “en hafif tabirle maksadını aşan” bir ifade olarak değerlendirilmiştir.

11 yıl kapalı kalan DİSK’in, bugün 17 işkolu sendikasıyla gerek işçilerin ekonomik ve sosyal haklarını geliştiren örnek toplu sözleşmelerle gerekse Türkiye’nin demokratikleşmesine ilişkin faaliyetleriyle mücadelesine devam ettiği vurgulanmıştır. Açıklamada, Bakan Çelik’in yaptığı açıklamanın aynı zamanda kamuoTekstil Haber - 8

yunu yanıltıcı nitelikte olduğuna Dağinilerek, DİSK’in her platformda Türkiye’deki gerçek sendikalaşma oranının Bakanlığın belirttiği gibi %57 değil yaklaşık %5 olduğunu söylediğine dikkatler çekilmiştir. Basın açıklamasında ayrıca şunlara değinilmiştir: Gerçekleri gizleyen hükümetler yıllardır istatistikleri açıklamayı Demokles’in Kılıcı gibi kullanmaktadır. Konunun bugünlerde bir kez daha gündeme gelmesinin nedeni ise kıdem tazminatı tartışmalarıdır. Türkiye’de çalışma hayatının uluslararası sözleşmelere uygun hale getirilmesi doğrudan hükümetin ve bakanlığın sorumluluğumdadır. Artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Sendika yasalarının ILO Sözleşmelerine uygun hale getirilmesi Türkiye’nin AB üyeliğinin önündeki zorunlu koşullardandır. Bakanlığı spekülatif demeçler vermek yerine bu konudaki görevlerini yerine getirmeye ediyoruz. Bir kez daha ilan ediyoruz, kıdem tazminatı gasp etmek isteyenler, torba yasa ile işçileri sürgüne gönderip taşeronlaşmayı ve güvencesizliği kural haline getirmek isteyenler şüphe etmesinler, Türkiye işçi sınıfı DİSK’in öncülüğünde onlara gereken yanıtı verecektir.


BURSA ŞUBEMİZDEN ÇANAKKALE ŞEHİTLİĞİ’NE ZİYARET

Bursa Şubemiz Coat Türkiye’deki üyelerimizin katılımıyla Çanakkale’ye bir gezi düzenledi. Şubemiz yaptığı girişimler sonucunda BursaMilletvekiliSena Kaleli ve Yıldım Belediyesi Meclis üyeleri Şerafettin Atalay ve Nesimi Üçler’in katkılarıyla dört otobüs temin etti. 10 Temmuz 2011 tarihinde gerçekleştirilen geziye, 196 üyemiz katıldı.

Her otobüse sağlanan rehberler ile Çanakkale savaşlarının yaşandığı topraklar ve şehitlikler hakkında üyelerimize bilgi verildi. Geziye katılan üyelerimizin olumlu izlenimleri, diğer üyelerimizin de ilgisini artırdı. Bursa şubemiz ilerideki bir tarihde yeni bir gezi için hazırlıklarına başladı.

Birleşik Metal-İş Mas-Daf İşçileri Ankara’da Sendikaya üye oldukları için işten çıkarılan Mas-Daf işçileri, her türlü zorluğu aşarak Ankara’ya ulaştı. 19 Temmuz 2011 tarihinde yola çıkan; işçilere ve sendika yöneticilerine jandarma 3 kez müdahale etti ve gözaltına aldı. İşçiler yılmadılar ve 20 Temmuz’da yürüyüşe başladılar. 4 aydır, haklarını almak için mücadele veren Birleşik Metal-İş üyesi işçilerden 12’si, 9 günlük yürüyüşün ardından ILO Türkiye Temsilciliğini ziyaret etti. Aynı gün ÇSGB önünde kitlesel bir basın açıklaması yapılarak hukuk dışı işten çıkarmalar kınandı. İşçiler Bakanlık Müsteşarıyla görüşerek yaşadıkları sorunları anlattılar.

Dev. Sağlık-İş DİSK’in dayanışma eylemi Taksim Eğitim Araştırma Hastanesi’nde taşeron işçi olarak çalışan Dev Sağlık-İş’in üyesi ve hastane temsilcisi Güllü Hanoğlu 12 Temmuz 2011’de işten çıkarıldı. DİSK İstanbul Kadın Komisyonu üyeleri, Hanoğlu’nun işyeri önündeki direnişine destek ziyareti yaptı. Konuyla ilgili Komisyon tarafından yapılan basın açıklamasında; “Bu durumla bir kez daha anlaşılmıştır ki sendikalaşma hakkına, emeğine, çocuklarının geleceğine sahip çıkan işçi kadın AKP hükümeti için ciddi bir tehdittir. Güllü Hanoğlu kızkardeşimizin bu onurlu mücadelesininde onunla dayanışmayı, ona destek olmayı bizler bir onur sayıyoruz” denildi.

Sosyal-İş Çanakkale Yaylacı’ya sahip çıktı Sosyal-İş’e üye olduğu için 18 Mart Üniversitesi’ndeki işinden çıkarılan Sedat Yaylacı mücadeleyi sürdürüyor. Rektörlük, işten çıkarılmayla ilgisinii reddetmiş ancak Sosyal-İş, taşerona talimatın Rektörlük tarafından verildiğini belgelemişti. Sendikanın açtığı kampanya Çanakkale halkının da desteğini kazandı. Rektörlük, gelişmeler üzerine, Sosyal-İş ile görüşme yapmayı kabul etti. Tekstil Haber - 9


EĞİTİM KONFERANSIMIZ ÖREN’DE YAPILDI Sendikamızın yıllık olağan Eğitim Konferansı, 16-17 Haziran 2011 tarihlerinde yapıldı. Kardeş sendikalarımızdan Genel-İş’in Ören'deki Abdullah Baştürk Eğitim ve Dinlenme Tesisleri'nde yapılan toplantıya, Genel Yönetim Kurulu üyelerimiz, şube yönetim kurulu üyelerimiz, işyeri baştemsilcileri ve işyeri temsilcilerimizden oluşan geniş bir katılım oldu. Konferansın birinci günü, 15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi'nde yaşamını yitiren işçiler adına saygı duruşuyla başladı. Tekstil İşçileri Sendikası Genel Sekreteri Muzaffer Subaşı, konferansı açış konuşmasında, Alman Sendikalar Birliği Eğitim Merkezi'ne ve sunum yapmak üzere gelen konuklarımıza katkıları nedeniyle teşekkür etti. Konferansın ilk sunumunu Sendikamızın Genel Başkanı Rıdvan Budak yaptı. Budak konuşmasında, sendikaların ilk kuruluş süreçlerini özetleyerek, Türkiye'deki sendikal hareketin gelişimini anlattı. DİSK'in kuruluşuna da değinen Budak, sendikal hareket içindeki farklılıkların kökenlerine işaret etti. Sanayileşme ile sendikalaşma arasındaki ilişkiye değinen Budak, Cumhuriyetle birlikte artan sanayileşmeyle birlikte, işçilerin sendikalaşmasının da arttığını hatırlattı. Birinci günün üçüncü sunumu, Yol-İş Sendikasının eski Genel Sekreteri ve 18. Dönem Milletvekili Etem Cankurtaran tarafından gerçekleştirildi.

Rıdvan BUDAK Genel Başkan

Cankurtaran, sendikaların toplum içindeki konumu, işçilerin ve sendika üyelerinin siyasetin oluşumundaki yeri ve katkıları, sendikal örgütlenmenin demokrasi açısından önemi üzerinde durdu. Sendika yöneticilerinin, temsilcilerinin sendika hareketini iyi anlatmaları, saygınlık kazandırmalarının öncelikli sorumlulukları olduğu vurgulayan Etem Cankurtaran, gelişen koşullara uygun örgütlenme yöntemlerinin geliştiilmesini önerdi. Güçlenen sendikal örgütlenmenin, demokrasinin işleyişine de önemli katkılar sağlanacağını belirterek, işçilerin haklarını yalnızca sendikalarında değil, aynı zamanda partilerin içinde de savunmaları gerektiğini söyledi.

Muzaffer SUBAŞI Genel Sekreter

Günün son konuşmasını Tekstil İşçileri Sendikası'nın kurucularından ve ilk Genel Sekreteri Hüdaverdi Talay yaptı. Talay, sendikanın kuruluşundaki koşulları, neden bir sendika Tekstil Haber -10


kurma ihtiyacı duyduklarını ve sendikanın ilk dönemlerinde yaptıkları çalışmaları aktardı. Tarihi günümüze taşıyan Talay'ın konuşması duygulu anlar yaşattı. O dönemin koşullarının kendine has zorlukları olduğunu anlatan Talay, ancak bugünkü yasalarla sizlerin işi daha zor dedi. Konferansın birinci gün çalışmaları Hüdaverdi Talay'ın sunumuyla sona erdi. Etem CANKURTARAN

İkinci gün çalışmaları, birinci günde yapılan sunumlarla ilgili yönetilen soruların yanıtlanmasıyla açıldı. Sırasıyla Hüdaverdi Talay ve Etem Cankurtaran söz alarak, katılımcıların sorularına geniş açıklamalar getirdiler. Bu bölümün ardından Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Refika Bakoğlu Deliorman, tekstil sektöründe verimlilik ve işgücü maliyeti araştırmasının sonuçlarını grafiklerle sundu. Çalışanların önemli bir bölümünün kayıt dışı çalıştırıldığının anlaşıldığını söyleyen Deliorman, çalışma koşullarının da oldukça kötü durumda olduğunu belitti.

Hüdaverdi TALAY

Tekstil ve hazır giyimde üretim maliyetlerindeki en büyük payın hammadde olduğunu belirlendiğini, işgücü maliyetinin ise ikinci sırada bulunduğuna işaret eden Deliorman, toplam içindeki işgücü maliyetinin iddia edildiği kadar yüksek olmadığını vurguladı. Tekstil sektöründeki ücretlere de değinen Refika Bakoğlu Deliorman şunları söyledi: “2005 yılına kadar enflasyon oranlarının üzerinde ücretlendirildiklerini görülse de, aslında 2001 yılından itibaren reel ücretleri azalmaktadır.”

Refika Bakoğlu DELİORMAN

“2010 yılı verilerine bakıldığında ise ne kamu ne de özel sektörde çalışanların ücretlerinin 2001 yılı seviyelerine dönemedikleri ve ücretlerde iyileştirmelerin gerçekleştirilemediği görülmektedir.” Deliorman tarafından hazırlanan araştırma kitabı da katılımcılara dağıtıldı.

Hasan ASLAN

Konferanstaki son sunum, Proje Sorumlusu ve Birleşik Metalİş Eğitim Uzmanı Hasan Arslan tarafından yapıldı. Arslan sendikalaşma, üyelikte yaşanan sorunlar ve hakların kullanımı, toplu sözleşme ve grev süreçlerini ele aldığı sunumunda, yaşanan örnekler üzerinden hak ihlallerine karşı yürütülen mücadeleyi anlattı. Genel Başkan Rıdvan Budak, toplantı sürecinde kendi sunumuna yöneltilen soruların yanıtları da dahil olmak üzere genel bir değerlendirme yaptı. Özellikle sendikamızın çalışmalarında temel alınan ilkeler üzerinde durarak yapılacak çalışmalarda önem verilmesi gereken konuları açıkladı. Sendika yöneticilerinin sahip olması gereken niteliklere dikkat çekerek, bunların saygın bir kimlik için önemine değindi.

Genel Yönetim Kurulu

Eğitim Konferansı, Eğitim Dairesi Başkanı Mustafa Ali Utku'nun konuşması ve katılımcılara teşekkür etmesiyle sona erdi. Tekstil Haber - 11


KARTEKS’TE İŞÇİYE VE HAKLARINA DEĞER VEREN YOK!.. Bir süredir örgütlenme çalışmalarının sürdüğü Karteks işyerindeki üyelerimiz işverenin ağır baskılarıyla ve işten çıkarma operasyonlarıyla karşılaştı. Sendikaya tahammül gösteremeyen işveren üyelerimizi işyerinde terlik giydikleri gerekçesiyle işten çıkardı. Uzun yıllardır bu işyerinde çalışan üyelerimiz, “bugüne kadar bize hiç iş elbisesi, ayakkabı verilmedi. Hep terlikle çalıştık. Sendikalı olunca terlik giydik diye işten çıkarıldık” dedi. Bazı üyelerimize ise işyerinde daralmaya gidildiği gerekçe gösterildi. Oysa aynı gün ve saatlerde, yeni işçi alımı yapılmaktaydı. İşten çıkarma kararlarını akşam geç saatlerde öğrenen üyelerimiz, servislere bindirilmedi, kent merkezinden çok uzakta ve ulaşım olanağı kısıtlı olan sanayi merkezinden evlerine gitmekte zorluk çektiler. İşçi arkadaşlarımız bu durumu, “işverinin gözü dönmüş” olarak tanımladı. Üyelerimizi işten çıkarmakla da yetinmeyen Karteks işvereni, işyerine noter getirerek, üyelerimizi istifa etmeye de zorladı. Yaşanan bu gelişmeler üzerine, 3 Ağustos 2011 tarihinde işyeri önünde, DİSK Bölge Temsilcisi Kemal Aslan, Tekstil Bossa şube, Genel-İş 2 Nolu şube yöneticileri, Adana Bölge Temsilcimiz ve üyelerimizin katılımıyla bir basın açıklaması gerçekleştirildi. DİSK/Tekstil İşçileri Sendikası Adana Bölge Temsilcisi Necdet KUZU’nun yaptığı açıklamada şunlara değindi: Karteks Tekstil ve Ticaret A.Ş.’de çalışan işçiler Anayasa ve yasalardan kaynaklanan haklarını kullanarak Sendikamıza üye olmuştur. Adana’daki, Hacı Sabancı Organi-

ze Sanayi Bölgesi’nde kurulu olan ve 1984 yılından beri faaliyet gösteren bu kuruluş, “maksimum kalite”yi, “maksimum müşteri memnuniyeti”ni ilke edindiğini söylemektedir. Ancak bu kalite anlayışı, çalışanlarının yaşam koşulları ve hakları konusuna geldiğinde yerini kalitesizliğe, memnuniyetsizliğe bırakmaktadır. Karteks işvereni, işçilerin tercihlerini, haklarını ve hukukunu yok sayarak, onları işsizlikle tehdit etmektedir.

Bu işyerinde, sendika üyesi oldukları için, sadece haklarını kullandıkları için 8 arkadaşımız, işten çıkarılmıştır. Çelik ve camdan oluşmuş çağdaş bir işyeri görünümünün ardında, çağdışı bir insanlık anlayışının yaşandığı tüm açıklığıyla ortaya çıkmıştır. İşyerindeki örgütlenmemiz, her türlü baskıya ve hukuksuzluğa rağmen devam etmektedir. İşveren, yapmış olduğu bu hukuk dışı uygulamanın bedelini hukuk önünde ödeyecektir. Sendikamız, işten çıkarılan arkadaşlarımızın işlerine geri dönmeleri konusunda tüm girişimleri yapacaktır. Karteks işverenine açık çağrı yapıyoruz; işçilerin haklarına, hukukuna ve iradesine saygı gösterin. Başlattığınız bu hukuk dışı davranışlar, ne size ne de işyerine yarar getirmeyecektir.

DİSK/TEKSTİL İŞÇİLERİN HAKLARINI SONUNA KADAR SAVUNACAKTIR

TEKSTİL İŞÇİLERİ SENDİKASI KADRO YETİŞTİRME EĞİTİMLERİ PROGRAMI AÇIKLANDI Sendikamızın bir süredir uyguladığı eğitim programında yeni bir döneme geçildi. Daha önceleri merkezi olarak tüm şubelerimizden temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilen eğitim programında değişiklik yapıldı. Şube yönetimleri ve eğitime katılan işyeri temsilcilerimizin talepleri ve önerileri dikkate alınarak yeni bir program hazırlandı. Alman Sendikalar Birliği Eğitim Merkezi ile birlikte ortaklaşa sürdüğümüz bu eğitim projesi kapsamında yeni döTekstil Haber - 12

nemde, eğitimlerimiz bölgelerde gerçekleştirilecek. Hazırlanan yeni programa göre eğtim tarihleri ve yapılacak yerler şu şekilde belirlendi; 19 Eylül 2011 Adana 20 Eylül 2011 Gaziantep 22 Eylül 2011 Söke 03 Ekim 2011 İstanbul 04 Ekim 2011 Edirne-ÇorluÇerkezköy 05 Ekim 2011 Bursa


SENDİKALAŞMAYI ENGELLEYEN İŞVERENE HAPİS CEZASI

maktadır.

Anayasal ve yasal hakkımızı kullanmalı örgütlenmeliyiz.

Artık bilinmelidir ki, işverenin sendikalaşma, örgütlenme özgürlüğüne yaptığı müdahaleler mahkemeler nezdinde cezasız kalmamaktadır.

Örneğin Uşak 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/888 sayılı dosyasında sanık üç işveren, hukuka aykırı davranışla sendikanın faliyetlerini engellemesi suçuyla birer yıl hapis cezası ile cezalandırılmıştır.

Sendikal haklar ve özgürlükler alanında çok dikkate alınmayan bir hüküm, Türk Ceza Kanunu’nda yer almaktadır. TCK 118. Maddesi, Sendikal hakların kullanılmasının engellenmesi halinde verilecek cezaları düzenlemektedir.

Uygulamada işverenler işçinin sendikalı olduğunu öğrenir öğrenmez işçilere baskı uygulamakta, istifa ettirmek için her yola başvurmaktadır. Bu uygulama hemen her örgütlenme sürecinde karşımıza çık-

Bu madde şu şekildedir:

Bir başka örneğimiz ise Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesi’den görülmüştür.

Mahkemede 2010/140 sayılı dosya ile görülmekte olan davada, sanık işverenler, sendikal hakların kullanılmasını engelledikleri gerekçesi ile TCK’nın 118/2 Maddesi gereğince birer yıl hapis cezasına çarptırılmışlardır. Sendikamızın Hukuk Dairesi tarafından bu yönde açılmış ceza davaları ise devam etmektedir.ı

“Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya ,sendikanın faliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir ve tehdit kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Bütün işçiler ve üyelerimiz kendilerine yönelen baskı ve tehditler karşısında bir yandan ortak mücadeleyi geliştirirken diğer yandan yasaların kendilerine sağladığı tüm hak ve olanakları sonuna kadar kullanmalıdır. Haksızlığa uğrayanlar, alınterlerine el konanlar, zulümle karşılaşanlar için şair Nihat Behram şöyle sesleniyor:

Cebir veya tehdit kullanılarak yada hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Haykır acını ey halk, baş eğme haykır.. Bir yol kavşağındasın yaraların haykırışla onarılır, Değişmek için çırpınıyor kaderin,

Türk Ceza Kanununun 118. Maddesinin yanı sıra Anayasa’nın 51. Maddesi ve Sendikalar Kanunu’nun 31. Maddesi kişinin sendikalı olma özgürlüğünü güvence altına almıştır.

Kuşan alnında biriken o teri Sırtında şaklayan kırbacı kopar,

Sendikalı olmak YASAL VE ANAYASAL BİR HAKTIR.

Soluk al, ışıldat o mazlum yüreğini…

Tekstil Haber - 13


ILO’dan yeni bir sözleşme EVDE ÇALIŞAN KADINLARIN DA HAKLARI VAR çocuk bakıcısı) kalkınmakta olan ülkelerdeki çalışanların yüzde 4 ila 10’unu oluştururken, sanayileşmiş ülkelerde bu oran yüzde 2,5 olarak belirtiliyor.

Av. Özlem DURDAĞI Hukuk Dairesi Müdürü Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 183 üyesi ev işçilerine ilişkin tarihi olarak değerlendirilen bir sözleşmeyi kabul etti. Bu sözleşme ile dünya genelinde “gölge ekonomisine ait” milyonlarca işçinin durumunun düzeltilmesi amaçlanıyor. ILO’nun 100. Genel Konferansı’nın başından bu yana tartışılan sözleşme 16 “hayır” ve 63 çekimser oya karşılık 396 delegenin “evet” oylarıyla gelen alkışlar arasında kabul edildi. Delegeler; hükümetler, işverenler ve örgütün çalışanlarından oluşuyor. Üç taraflı bu örgütün kabul ettiği sözleşme iki aydan az bir süre içinde onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek. ILO, bu sözleşmeyi “tarihi” olarak değerlendirirken, sözleşmenin “gölge işçileri” olarak tanımlanan ve dünyadaki sayılarının en az 52,6 milyon olduğu tahmin edilen ev işçilerine ilişkin ilk uluslararası hukuki enstrüman olduğunu kaydetti. EV İŞÇİLERİ SAĞLIK SİGORTASINDAN YARARLANABİLECEK Ev işçilerini savunan örgütler ise bu sözleşmenin 100 milyon kadar kişiyi ilgilendirdiğini ve ilk kez bunlardan önemli bir sayının tatil, annelik izni veya sağlık sigortası gibi haklardan yararlanabileceğini kaydediyor. ILO verilerine göre ev işçileri (temizlikçi kadınlar, aşçı, bahçıvan,

ILO da ev işçilerinin sayısının 100 milyonu bulabileceğini kaydediyor. Sözleşmenin kabulünden sonra Filipinler ve Uruguay da bu sözleşmeye katılma niyetlerini açıkladı. KONFERANS İLKLERE SAHNE OLDU 1919 yılında ilk konferansını toplayan ILO, bu yıl 1-17 Haziran tarihleri arasında 100’üncüsü için toplandı. Konferansa Rus Başbakan Vladimir Putin, Alman Başbakan Angela Merkel ve İsviçre Konfederasyonu Başkanı Micheline Calmy-Rey’in de olduğu devlet ve hükümet başkanları katılarak konuşmalar yaptılar. Sosyal adalet ve ILO’nun dünya yönetimindeki rolü Calmy-Rey’in konuşmasının merkezinde yer alırken Putin, de uygun çalışma için oluşturulan ajandaya destek açıklamasında bulundu. Putin, bu ajandanın kolaylıkla hayata geçmesi için de uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapma önerisinde bulundu. ILO Genel Müdürü Juan Somaiva, Putin’in konuşmasını “tarihi karakterde” bularak, Uluslararası Çalışma Konferansı önünde konuşma yapan ilk Rus hükümet başkanı olduğunu kaydetti. ILO’nun iş dünyası için sunduğu “uygun çalışma ajandası” yoksulluğu azaltmak ve hatta yok etmek amacıyla kayda değer gelir kaynaklarını harekete geçirmeyi amaçlıyor. Alman Başbakan Angela Merkel, “Bu alanda insan onuruna ve bu uygun çalışma normlarına gerçek saygıya yol açması için standartların uygulamaya konulması çok önemliTekstil Haber - 14

dir” dedi. Bu arada ev işçilerine ilişkin sözleşme, onaylamayan ülkeler için bağlayıcı niteliğe sahip değil. Bu nedenle sözleşmenin etkisinin özellikle ev işçi sayısının çok yüksek olduğu çekinceli bazı ülkelerde sınırlı olabileceği kaydediliyor. Eviçi hizmetlerde çalışan işçilere yönelik muamelenin standartlarını belirleyecek dönüm noktası olan sözleşmenin Cenevrede ki 100.Uluslararası Çalışma Konferansında kabul edilmesiyle eviçi hizmetlerinde çalışan işçiler için ‘insana yaraşır iş üzerine ‘tasarlanan sözleşme ve ona ilave olarak tavsiye kararı şu anda sayıları tahminen 100 milyonu bulan işçilerin çalışma ve yaşama standartlarını korumayı ve geliştirmeyi amaçlamaktadır. Türkiyede yüzbinlerce kadın eviçi hizmetlerde istihdam edilmektedir.Bu sözleşmenin Türkiye tarafından onaylanması ve yasal mevzuatın bu konuda yeniden düzenlenmesi ile hiçbir güvence altında olmadan çalışan yüzbinlerce kadının hakları güvence altına alınabilecektir. Bu aynı zamanda kayıt dışı istihdamla mücadelede önemli bir adım atılmış olacaktır. Sendikalar olarak bizlerin sorumluğu, bu Sözleşmeye destek verilmesi ve TBMM’de onaylanması için Hükümete ve Meclis’te grubu bulunan partilere yönelik girişimler yapmaktır. Sözleşmenin ülkemizde uygulanmaya başlanması, yukarıda belirtildiği gibi çok sayıda ev işçisinin yaşam koşullarının iyileştirilmesine de katkı sağlayacaktır. Bundan en fazla kadın işçilerin etkilenecek olması da olayın bir başka boyutudur ve desteklenmeyi gerekli kılmaktadır.


GENİŞLETİLMİŞ BAŞKANLAR KURULUMUZ TOPLANDI

Sendikamızın, genişletilmiş başkanlar kurulu, 29 Haziran 2011 tarihinde toplandı. Genel Yönetim Kurulu üyelerimizin, şubelerimizin başkanları ve sekreterleri, bölge temsilcilerimiz yeni genel merkez binamızda bir araya geldi. Genel Başkan Rıdvan Budak’ın başkanlığında gün boyu devam eden toplantının ilk bölümünde,

Genel Kurul sonrasında tamamlanan toplu iş sözleşmeleri, yeni başlanan örgütlenme çalışmaları ele alındı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından değiştirilen üyelik ve üyelikten çekilme formlarının uygulanması değerlendirildi Toplantının ikinci bölümünde ise mali durum görüşüldü.

YENİ GENEL MERKEZİMİZ HİZMETE AÇILDI Sendikamız, uzunca bir süredir, çalışmalarını sürdürdüğü, Göngören’deki merkezinden ayrıldı. Ulaşım sorunu başta olmak üzere yaşanan çeşitli sorunlar bu kararın alınmasında etken oldu. Genel Kurulumuz sonrasında çalışmalarımızın daha merkezi bir yerde sürdürülmesi amacıyla yeni bir bina aranmasına başlandı. Şirinevler’de bulunan iş merkezi özellikle şehir içinden ve şehir dışından ulaşım bakımından olduğu kadar, merkezdeki daire çalışma-

ları bakımından daha uygun koşullar sağladığı için tercih edildi. Genel merkezimizin bulunduğu Mehmet Çıbıkçı İşmerkezi, İstanbul’un ana ulaşım hatlarından olan, metrobüs ve metro istasyonlarının hemen yakınında bulunuyor. Tekstil Haber - 15

MÜCADELENİN ADI; SENDİKA BROŞÜRÜMÜZ YAYINLANDI Çalışmaya yeni başlayan işçilerin önemli bir bölümü yasaların kendilerine sağladığı haklar konusunda bilgi sahibi değildir. Bu nedenle, zor koşullarda ve ağır baskı altında çalışma zorunda bırakılıyorlar. İşçilerin bu önemli eksiğinin giderilmesi amacıyla, Sendikamız tarafından yeni bir broşür yayınlandı. Broşürde kısa ve özlü bir şekilde, işçilerin çalışma hayatındaki yeri, sendikanın onlar için taşıdığı önem ve anlam anlatıldı. Yaşanan deneyimlerin ışığında, sade bir dille, herkesin anlayabileceği bir şekilde haklarını kullanabilmeleri için ipuçlarının verildiği broşürde, ayrıca Anayasa’dan başlayarak, örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi haklarını içeren hukuk metinlerine de yer verildi. Tüm şubelerimize ve bölge temsilciliklerimize dağıtılan ve çeşitli eylem ve etkinliklerden resimleri de içeren broşürümüz, işçiler tarafından beğeniyle karşılandı.


ORUÇ TUTAN İŞÇİLERİN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER Bu yıl Ramazan ayı, sıcakların mevsim normallerinin çok üzerinde seyrettiği bir döneme geldi.

yeceklerle ve kahvaltılık benzeri yiyeceklerle açılmalı ve bir kerede çok miktarda yenilmemelidir. Onun yerine iftardan bir iki saat sonra yine bir miktar yenilmelidir. Yatmaya 1-2 saat kala bir meyve yenilmesi hem enerji bakımından hem de içerdiği sıvı miktarı bakımından önerilir.

Konuyla ilgili uzmanlar, bu nedenle özellikle ağır işlerde çalışan ve oruç tutan işçileri uyarıyor. Prof. Dr. Oğuz Çetinkale, iş kazalarının genellikle yorgunluk ve uykusuzluk kaynaklı olduğunu belirterek şunları söyledi:

Üyelerimizin, ailelerinin ve tüm vatandaşlarımızın müslüman aleminin mübarek ayı Ramazan’nın hayırlara vesile olmasını dileriz.

Sahurda et yemeyin

Sahura biraz erken kalkılıp sıvı be"Sanayi bölgelesinler alınması, ağır rinde çalışanlarda el yiyecekler yerine doyaralanmalarına sık yurucu ve hafif bitkisel rastlanıyor. En sık kaynaklı besinler alınSağlık, mutluluk ve daha güvenli yaralanan parmak yarınlar umuduyla şimdiden Ramazan ması gerekmektedir. ise uzun parmaktır. Özellikle sahurda ağır Genellikle çalışan inBayramınızı kutlarız. hayvansal besinlersanların yorgun ve den uzak durulmalıuykusuz, zaman dır. Bu tip besinlerden zaman da yaşlarının balık ve tavuk tercih küçük ya da acemi edilmeli ızgara, haşolmaları, iş kazası lama ya da fırında piveya trafik kazası şirilerek iftar öğününgibi bir çok yaralanmayı berabe- ,olarak düzenlemesi, iftar ve sahur de yenilmelidir. arası sıvı tüketimine özen gösterrinde getirmektedir." meleri gerekmektedir. Oruç tutmak isteyen kronik Çetinkale, oruç nedeniyle tam hastalar doktor kontrolünde Bayılma riskine dikkat! uykusunu almadan ve tüm gün olmalı gıda almadan çalışan bazı insanlaOruç tutulan dönemde sıvı kayrın günün ikinci yarısında enerji ve bına dikkat edilmezse; halsizlik, Yüksek tansiyon, kronik rahatdikkatleri azaldığını, işçilerin bu dö- kas krampları, çarpıntı, ateş çıkması sızlığı olan hastalar, kalp ve böbrek nemde daha dikkatle olmaları ge- gibi bulgular oluşur, daha fazla su sorunu olan hastalar sıcak havarektiğini vurgulamıştır. kayıplarında tansiyon düşmesi ve larda mutlaka doktorlarına danışarak oruç tutmalı; beslenme düzenİç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat bayılma gözlenebilir. lerinde büyük değişiklik yapmamaGörgülü ise sıcak havalarda oruç tuSıvı kaybı ile birlikte direkt güneş lı ve ilaçlarını aksatmamalıdır. Sıcak tarken sağlıklı kalmanın önemli ol- ışığına maruz kalma olursa sıcak hava ve sıvı kaybı nedeniyle bu tip duğunu vurgulamaktadır. çarpması tablosu da gelişebilir. hastaların genel durumlarında ve Görgülü’nün oruç tutanlar için İftarda yemeğe kahvaltılık ile metabolik değerlerinde bozulma önerileri ise şunlardır: olabilir. Yine çok yaşlı kişilerin de sıvı başlayın kaybı ve sıcağa daha duyarlı olSağlığınızı korumanın İftarda bir kerede çok miktarda dukları unutulmamalıdır. Bu tip kianahtarı: Bol sıvı! yemek yememeli, yağlı, baharatlı, şilerin oruç tutmaya başlamadan Oruç tutan kişilerin iftar ve sahur tuzlu ve soslu yemeklerden kaçı- önce doktor kontrolünden geçmeleri yiyeceklerini hafif ve sulu yemekler nılmalıdır. İftarda oruç hafif sulu yi- önemli bir husustur

DİSK/Tekstil İşçileri Sendikası Genel Yönetim Kurulu

Tekstil Haber - 16


KAYIT DIŞI YOKSULLUĞU GETİRİYOR

İlhami GÜN Bursa Şube Sekreteri Ülkemizde çalışabilir nüfus 52 milyon kişi, bunun iş gücüne katılan sayısı 23,5 milyon kişi yani üretime katılamayan 28,5 milyon kişi bulunmaktadır. Devletin resmi rakamlarına göre kayıt dışında istihdam edilen nüfusun yüzde 45’i civarındadır. İşçinin emeğinin ve alın terinin istismarı olan kayıt dışının zararını öncelikle çalıştırılmaya zorlanan işçiye olduğu açıktır. Güvencesiz çalışmanın yoksulluğa ve sosyal adaletsizliğe yol açtığı gibi yardıma muhtaç bir topluluk yarattığı da bir gerçeğimizdir, Sosyal Güvenlik hizmetlerini çalışarak hak olarak almak yardım olarak almaktan daha onurlu bir durumdur. KAYIT DIŞININ MALİYETİ BÜYÜK Kayıt dışı çalışmanın çalışanlar için yaratığı kayıpların boyutları incelendiğinde vahameti daha iyi anlaşılır. İşçiler için kayıt dışı çalışan bir işçi sosyal güvenlik haklarından yararlanamadığı için genel sağlık sigortası kapsamının dışında kalıyor ve sağlık hizmetleri alamamaktadır. Her hangi bir rahatsızlık durumunda ülkemizde hastanelerin geldiği son durum ortada: sağlık hizmetlerinin son derece ticarileştirildiği bir dönemde elde avuçta ne varsa özelleştirilmeye yüz tutan ‘devlet hastanelerine’ bırakıp gelmektedir.

Yıllarca çalışmasına rağmen SGK primlerinden yoksun olması sebebiyle emeklilik hakkı olmamakla birlikte yıpranma (kıdem) tazminatını işsizlik ödeneği… vb… temel haklardan yoksun bırakılıyor. Kot kumlama işçilerinin yakalandıkları meslek hastalığı (Slikosis) kayıt dışı çalışmaları nedeniyle yalnızlığa ve ölüme terk edilen işçilerin durumunu unutmamak gerekir. Kayıt dışılığı işgücü maliyetlerinden tasarruf etmek amacıyla yapıldığı bilinmektedir, Ancak bunun uzun vadede hem işçilere hem işverenlere ve devlete büyük bir maliyete yol açtığı ortadadır: Soruşturmalar sonucunda işverenlere uygulanan cezalar ve devletten yıllarca kaçırılan vergiler nedeniyle uğratılan zararlar: Topluma yoksulluk ve hayat pahlılığı olarak geri dönmektedir. Kayıt dışılığın işveren için de büyük bir maliyet olduğu ortada İşletmelerde yönetimin ve ürünlerin kalitesinin rekabet için en büyük avantajken kayıt dışı çalışan işçinin kendisini işletmeye ait hissetmediği için üretimin sorumluluğu taşımadığı yapılan anketlerde gösterilmektedir. Oysa kalitesizliğin, üretimde yaşanan yüksek firelerin, iade ve vazgeçmelerin maliyetinin kayıt dışı ile sağlanacağı algısı tasarrufun kat be kat daha fazlasıdır ve firmaların rekabet gücünü olumsuz yönde etkilemektedir. SOSYAL DEVLETE ETKİLERİ Bir puanlık kayıt dışılığın maliyeti 800 milyon lirayı bulmaktadır, bugün kayıt dışılığın oranı yüzde 45 civarında olduğu düşünüldüğünde kayıpın boyutları ortaya çıkar. Gerçek sosyal hukuk devletin ilkeleri uygulandığında her Türk vaTekstil Haber - 17

tandaşı üretimde kayıt altına alınmalıdır. Vergilendirme sistemi yeniden yapılandırılmalı ve sosyal devlet yapısını öne çıkartılmalı. SENDİKALARIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALI Çalışma hayatında kayıt dışılığı önlemenin en etkin yolu demokrasinin temel direği olan sendikaların önünü açmaktır. Bu ülkede demokrasi kesintiye uğramıştır. Toplumsal hak arama mücadelesine tahammül gösterilmemektedir. Nerede bir sendikal mücadele varsa orada en faşizan yöntemlerle bastırılmak isteniyor. Bu ülkenin yasaları bu halk için bu halkın refah düzeyini yükseltmek için yeniden yapılandırmak sosyal hukuk devletin gereğidir. Ne zamanki bu ülkede sendikalı olmak temel bir hak olarak saygıyla karşılandığı ve yürütmedeki aksaklıkların sendikalar kanunuyla ortadan kaldırıldığı yeni bir yasa yapılanmasında sendikaların görüşlerinin alındığı gerçeğini kimse görmezden gelemez. Bu ülkede 12 Eylül askeri darbesinden bu yana sendikalar kanunu, Toplu iş sözleşmesi Grev ve lokavt kanunu hariç değişmeyen kanun yok gibi Bu ülkenin kaynaklarının boşa akıtılmasına gönlümüz razı değil; İnsan merkezli bir yönetimin hâkim olmadığı toplumlar içten içe çürümeye mahkûmdurlar. Noter şartı kaldırılmalı %10 işkolu barajı kaldırılsın İşyerinde %50+1 şartı kaldırılmalı KAYIT DIŞI ÇALIŞMAYA KARŞI SENDİKAL MÜCADELE


AKTEKS İŞÇİLERİ HAKLARINI İSTİYOR

ALACAĞIZ!...

Daha önce işletme düzeyinde toplu iş sözleşmesi imzaladığımız Akteks işyerinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verdiği yeni işletme yetkisine itiraz etti. Çalışma Genel Müdürlüğü yaptığı ilk incelemede, Akteks için işyeri yetkisi vermiş, ancak Senikamız bunun düzeltilmesi için başvuru yapmıştı. Sorunun özünde, işverenin son yaptığımız toplu iş sözleşmesinden sonra işyerleri ile ilgili yaptığı bazı düzenlemeler ve sonrasında bunların yeniden eski haline getirilmesi olduğu tespit edilmişti.

6 dönemdir toplu sözleşme imzalanan ve uygulanan, toplam 3 işyerinden oluşan işletmede Sendikamıza verilen işletme yetkisine işveren tarafından mahkemede itiraz edildi. Daha önce işyeri yetkimize de itiraz işveren, daha sonra bu itirazıı geri çekmiş ve işyeri toplu sözleşme görüşmeleri süreci başlamıştı. Bir taraftan işyeri için toplu sözleşme görüşmeleri başlarken, Sendikamız öte yandan, işverenin açtığı ve hukuki dayanağı olmayan itiraz davasına karşı hukuk zemininde mücadelesi vermektedir.

İşverenin yaptığı itiraz, işletmedeki diğer işyerlerinde çalışan üyelerimizin mağdur duruma düşürmüştür. Üyelerimiz büyük bir dayanışma ile haklarına yönelik bir saldırı karşısında tepkilerini, işyerinde yemekleri protesto ederek, servislere binmeyerek tepkilerini dile getirmişlerdir. Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan Gaziantep Şube Başkanı Mehmet Ağca; “Toplu sözleşme görüşmelerinde bir anlaşma olmadığı için uyuşmazlık sonucu resmi arabulucuya gidilmiştir. Arabulucu ile toplantı 2 Ağustos’ta yapılmıştır. Anlaşma sağlanamaz ise yasal sürenin sonunda grev kararı alınacaktır. DİSK/Tekstil kazanılmış haklardan geri gitmeyerek, üyelerinin haklarını sonuna kadar savunacaktır.” İşveren işçilerin ifade özgürlüğüne de tahammül edemeyerek, Sendikamıza ihtar çekmiştir. Bunun üzerine, Genel Merkezimiz, işverene yaptığı hukuksuz ve haksız uygulanamalar nedeniyle sert bir yanıt göndermiştir. Akteks işletmesinde Sendikamız yıllardır yetkili ve örgütlü bir sendikadır. Üyelerimizin haklarını sonuna kadar savunacak, er yada geç mutlaka alacağız, Hiç bir baskı ve tehdit bizleri yıldıramayacaktır.

sendikamızın üyesi olduğu uluslararası kuruluşlar

ETUF-TCL ve ITGLWF GENEL SEKRETERLERİ DEĞİŞTİ Sendikamızın üye olduğu Avrupa Tekstil, Giyim ve Deri Sendikaları Federasyonu (ETUF-TCL) ile Uluslararası Tekstil Giyim ve Deri İşçileri Federasyonu (ITGLWF)’nun uzun yıllar genel sekreterliğini yapan Patrich Itchert, bu görevlerinden ayrıldı. Ichhert’in görevinden ayrılması üzerine her iki federasyon yaptıkları olağanüstü yönetim kurulu toplantılarında yeni genel sekreterin seçimini gerçekleştirdi.

24 Mayıs 2001 tarihinde Brüksel’de yapılan ETUF-TCL olağanüstü yönetim kurulu toplantısında Belçika sendikası ACV-CSC–METEA’dan Luc Triangle Federasyonun yeni Genel Sekreteri seçildi. Genel Başkanımız Rıdvan Budak, 25 Mayıs 2001 tarihinde Cenevre’de yapılan ITGLWF olağanüstü yönetim kurulu toplantısına katıldı. Bu toplantıda, Sendikamız tarafından Tekstil Haber - 18

da önerilen Klaus Priegnitz, ITGLWF Genel Sekreterliği’ne seçildi. Priegnitz Almanya’da Tekstil İşçileri Sendikası’nda, 1998 yılından sonra IGMetall’de görev yapmıştı. 2009 yılında itibaren ITGLWF başkan yardımcılığı görevini sürdürmekteydi. Görevinden ayrılan Patrich Itchert ise Atina’da toplanan Genel Kurulda ETUC genel sekreter yardımcılığı görevine seçildi.


EKİNCİOĞLU TEKSTİL’DE SÖZLEŞME İMZALANDI

HYOSUNG’DA MÜCADELE SÜRÜYOR Tekirdağ’da kurulu Hyosung İstanbul Tekstil Ltd. Şti.’nde hukuk mücadelemiz sürüyor. İşyerindeki işçilerin Sendikamıza üye olmalarından itibaren işveren, anti demokratik yasaları kullanarak örgütlenmeyi önlemeye çalışıyor. Kısa bir süre içinde işyerindeyeterli çoğunluğa ulaştığımız Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından da belgelenmiştir.

Bursa’da kurulu olan Ekincioğlu Tekstil Ticaret ve Sanayii A.Ş. ile sürdürülen toplu iş sözleşmesi görüşmeleri anlaşmayla sonuçlandı. 2010 yılında başlayan örgütlenme çalışmalarımız kısa sürede tamamlanarak, bu işyerinde Sendikamız yetki aldı. Ekincioğlu Tekstil yönetimine sunulan Sendikamız tarafından toplu iş sözleşmesi taslağı, yaklaşık 5 ay süren müzakerelerde görüşüldü. Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz, Bursa Şubemizin yönetim kurulu üyeleri ve İşyeri temsilcilerimiz katılımıyla sürdürülen görüşmelerde karşılıklı anlayış çerçevesindeyapıldı. Üzerinde anlaşmaya varılan toplu iş sözleşmesi, 5 Temmuz 2011 tarihinde, Bursa'da Ekincioğlu Tekstil Yemekhane-

si’nde düzenlenen bir törenle imzalandı. Törene Sendikamız adına Genel Başkanımız Rıdvan Budak, Genel Başkan Yardımcımız Nuri Toprak, Bursa Şube Başkanımız Celal Çam, Bursa Şube Yönetim Kurulu üyeleri İlhami Gün ve Fatih Sezgin katıldı. Ekincioğlu Tekstil adına Haluk Ekincioğlu ve İbrahim Yaşar imza töreninde hazır bulundu. İmzalanan toplu iş sözleşmesi, 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren üç yıl süreyle yürürlükte kalacak. Üyelerimizin de izlediği imza töreninden sonra, Sendikamız yöneticileri işyerinde incelemelerde bulundu. Ekincioğlu yetkilileri, işyeri ve üretimle ilgili bilgi verdi, üyelerimizle çalışma koşullarıyla ilgili görüşmeler yapıldı.

BEKAERT TEKSTİL DAVASINI KAZANDIK!.. Geçtiğimiz yıl örgütlendiğimiz ve Bakanlığın toplu sözleşme için yetki belgesi verdiği Çorlu’da kurulu Bekaert işyerinde hukuk mücadelemizi kazandık. İşverenin işletme olduğuna ve Sendikamızın yeterli çoğunluğu olmadığına ilişkin gerçek dışı iddialarla açtığı dava, Edirne İş Mahkemesi’nde sonuçlandı. İşverenin özellikle üyelerimize yönelik tüm iddiaları, Sendikamız ve Bakanlık hukukçuları tarafından belgeleriyle çürütüldü. 22 Aralık 2010 tarihinde başlayan dava, 14 Temmuz 2011 tarihinde yapılan duruşmayla sonuçlandı.

Edirne İş Mahkemesi, sunulan raporlar ve belgeleri inceleyerek, Sendikamızın Bekaert işyerinde toplu iş sözleşmesi için gerekli çoğunluğu sağladığına karar verdi. Örgütlenme ve toplu sözleşme hakkımızı şimdi daha güçlü bir şekilde savunucağız. İşyerindeki tüm çalışanları haklarına sahip çıkmaya ve toplu sözleşme için hazırlıklarını tamamlamaya çağırıyoruz. Hukuk zeminindeki haklılığımızı, işyerinde daha örgütlü ve dayanışmayı güçlendiren bir çalışmayla sağlam temeller üzerinde yükselteceğiz. Bu görev hepimizin!... Tekstil Haber - 19

İşveren, 1965 yılında kurulan ve tüm işkolu istatistiklerinde görülen, binlerce üyesi, yüzlerce toplu sözleşmesi bulunan, Konfederasyonumuz DİSK’e Genel Başkanlar vermiş Sendikamız için ülkede böyle bir sendika yok diye itiraz etmiştir. Sendika karşıtlığını her aşamada gösteren, işveren Sendikamızı hem üyeliriyle hem de mahkeme kararlarıyla en kısa süre içinde iyice öğrenecek. Diğer davalarda olduğu gibi, Sendikamız yine haklılığını kanıtlayacak, üyelerimizin mağdururiyeti önlenecek.

NURHAK TEKSTİL İŞÇİSİNİN HAKLARINI TAKİP EDİYORUZ Sendikamızın örgütlü olduğu ve 250 üyemizin çalıştığı Nurhak Tekstil San. Tic. A.Ş. 3,5 yıl önce iflasını ilan etmişti. Gaziantep Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu bulunan bu işyerinde çalışan ve her biri yaklaşık 10-15 yıllık kıdemi olan üyelerimizin alacakları ise ödenmemişti. İflas nedeniyle, İstanbul Bakırköy 1. İflas Dairesinde işlemleri devam eden, sorunla ilgili henüz bir ilerleme kaydedilmedi. Üyelerimizin kıdem tazminatlarını hala alabilmiş değildir. İflas dairesinin gerektiği şekilde işlememesi, gerekli ve yasanın zorunlu gördüğü işlemleri zamanında yapmaması sorunun kaynığını oluşturmaktadır. Bu nedenle Adalet Bakanlığı’na şikayet başvurusu yapılmıştır. Sendikamız, yasal olarak sürecin muhatabı olmamakla birlikte üyelerimizin haklarının korunması için süreci dikkatle takip etmektedir.


İŞSİZ SAYISI 25 İLİN NÜFUSUNA DENK..

İŞTE İŞSİZLİK GERÇEĞİ:

GEÇİCİ İŞLERDE ÇALIŞANLAR İÇİN İŞSİZLİK ARTIYOR 1 MİLYON GEÇİCİ İŞÇİ İŞ BULAMADI GEÇİCİ İŞÇİLERDE İŞSİZLİK ORANI % 44 GERÇEK İŞSİZ SAYISI 5 MİLYON 230 BİN İŞSİZ SAYISI KRİZ ÖNCESİNİN 765 BİN ÜZERİNDE Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü, Ocak 2011 dönemi için 17 Nisan 2011 tarihli istihdam raporunu açıkladı. Raporun sonuçlarına göre işsizlerin yüzde 33,6’sını oluşturan ve geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalanlar için işsizlik oranı yüzde 44’ü buldu. Raporda bu verilere göre güvencesiz ve kuralsız çalışmanın işsiz kalmanın bir diğer adı olduğuna dikkat çekildi. Resmi işsiz sayısının, içinde Karabük, Artvin, Erzincan, Kırşehir, Sinop’un da bulunduğu 17 kentin nüfusunun toplamına eşit olduğu, umudu kesikler dahil edildiğinde bu sayının 25 ile çıktığının ifade edildiği raporda, umutsuz işsizlerle işsiz sayısının, Kayseri Mani-

sa, Hatay, Samsun gibi büyükşehirlerin nüfusunun toplamına ulaştığı belirlendi. Başkent Ankara da 4 milyon 772 bin nüfusu ile geniş tanımlı işsiz nüfusunun 426 bin gerisinde kalıyor.

DİSK-AR’ın TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi Ocak 2011 dönem sonuçları üzerinden yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, başta umutsuzluk olmak üzere çeşitli nedenlerle son 3 aydır iş arama kanallarını kullanmayan ve işe başlamaya hazır olan umudu kesik işsizlerin de hesaba katıldığı, geniş tanımlı işsizlik oranı bir önceki aya göre 0.78 puan artışla yüzde 18.95 oldu. 1 saat bile çalışsa işsiz sayılmayan, yetersiz ve eksik zamanlı istihdam edilen gizli işsizler ilave edildiğinde bu oran yüzde 23 düzeylerine ulaşıyor. İşsiz sayısı ise resmi 3 milyon 44 bin rakamına karşın, umutsuz işsizlerle 5 milyon 203 bin, gizli işsizlerle 6 milyon 370 bin düzeyinde. İşsiz sayısı Ocak 2008 dönemi ile karşılaştırıldığında 453 bin, umudu kesik işsizler dahil edildiğinde 765 bin artmış durumda. Rapor yüksek işsizlik oranları ile boğuşan Türkiye’de geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalanlarında yaşadığı trajediye de dikkat çekiyor. Rapora göre geçici bir işte çalışan her 10 kişiye karşın,

geçici bir işte çalıştığı için işsiz kalmış yaklaşık 4 kişi bulunuyor. Buna göre geçici işçiler için işsizlik oranı yüzde 44 düzeyinde, geçtiğimiz ay bu oran yüzde 39 düzeyindeydi. Resmi işsizlerin yüzde 33.6’sını da (1 milyon 23 bin kişi) geçici işte çalıştığı için işsiz kalanlar oluşturuyor. Ocak 2011 döneminde resmi işsizlerin yüzde 15.1’ini işten çıkartılanlar, yüzde 18.8’sini ise kendi isteğiyle işten ayrılanlar oluşturuyor. İşyerini kapatan 222 bin kişi ise henüz iş bulabilmiş değil. Öğrenimine devam eden veya yeni mezun işsizlerin sayısı ise 304 bin düzeyinde. İstihdamda temel sorun geçici iş ilişkisi olarak görülüyor. Bu anlamda güvencesiz geçici işlerin yoğunlaşması işsizlik verilerini olumsuz etkiliyor. ÇARESİZLİĞE DÖNÜŞ, İŞSİZLİĞİ GİZLEDİ Ocak 2008 dönemi ile karşılaştırıldığında yaratılan istihdamın yaklaşık yarısı tarım kesiminde gerçekleşti. Türkiye’de yoksulluğun en yoğun olarak yaşandığı tarım kesiminde yaşanan bu artış, krizde halkın çaresizliğinin bir göstergesi oldu.

DİSK/TEKSTİL İŞVEREN BESLEMELERİNİN SALDIRILARINA TESLİM OLMAYACAKTIR! Bir süredir hiçbir dayanağı olmayan, yalanlarla, dedikodularla Sendikamızın iç huzurunu bozmaya dönük girişimler yapılmaktadır. İmzasız metinlerde akla sığmayacak yalanları sıralayanlar, Sendikamızın büyük hoşgörüsünü, demokratik yaklaşımını sürekli olarak kötüye kullanmaktadırlar. Sendikamızın temel işlerini yapmasını önlemek amacıyla yine temeli olmayan davalar açarak, çalışmaları baltalamaya, üyelerimizi aldatmaya çalışanlar her seferinde hüsrana uğradıkları için adeta tekstil işçilerinden öç alma girişimlerini yalanla dolanla yapmaktadırlar. DİSK/Tekstil, tabanın söz ve karar sahipliği ilkesini sonuna kadar uygulayan, demokratik teammüllere sahip çıkan bir

yaklamışdan hiç taviz vermemiştir. Delege olmadığı halde Genel Kurulumuzda söz hakkı verilen, son iki genel kurulda aday olup delegelerimiz tarafından itibar görmeyen, bir işverenden destek alarak sözde muhalefet yürüten, üyelikle ilişkisi bile kalmayanlar ne kadar isteseler de amaçlarına ulaşamayacaktır. Üyelerimiz bugüne kadar adını bile yazmaya korkan, işçilikle ilgisi kalmamış, sendikamızla bağları kopmuş, işverenin kuklası olmuş kişi veya kişilerin söylediklerine itibar etmemiştir.. Bu zihniyettekiler nedeniyle Sendikamız yeterinden fazla zaman ve kaynağını boş yere tüketmiştir. Üyelerimiz Sendikamıza daha fazla zarar vermenin peşinde koşanlara, tek

derdi makam ve koltuk olanlara hak ettikleri dersi Genel Kurullarımızda vermiştir. Bizler bu türden saldırıları ciddiye bile almıyoruz. Sessizliğimiz meydanın boş bırakıldığı şeklinde değerlendirilmesin. Tüm üyelerimiz müsterih olsunlar, bu zavallıların son gayretleri de boşa çıkarılmış, hukuk önünde de iddialarının boş ve dayanaksız olduğu kanıtlanmıştır. DİSK/Tekstil’in kirli ve ikiyüzlü kişilerle işi yoktur, olmayacaktır. Bu zavallılar, DİSK/Tekstil’in tarihinde neler olduğunu bilmiyorlar. DİSK/Tekstil işveren beslemelerinin yalanlarına, dolanlarına asla teslim olmayacaktır.


Tekstil Haber | DİSK Tekstil | Mayis temmuz 2011