Issuu on Google+

/45

ü

e t e z r e niv

eyim

a a başb n a s e l ını söy m filmleri n a k ş a b ıtı _Bana iteler ve tan kalandık a rs _Ünive Fırtınasına y rt _Pop A

öyley s ı n ı n ka

zete


Sayı: 45 / 2014 Genel Yayın Yönetmenleri Günseli Naz Ferel Yazı İşleri Ali Berhan Memişoğlu Oğuzhan Karakaş Yazılar Alp Bolay Burak Sarica Demet Açıkgöz

BANA BAŞKANINI SÖYLE SANA BAŞBAKANINI SÖYLEYEYİM

ÜNİVERSİTELER VE TANITIM FİLMLERİ

POP ART FIRTINASINA YAKALANDIK

PARIS HAUTE COUTURE SPRING SUMMER 2014

SİZ DAHA THE RINGO JETS İLE TANIŞMADINIZ MI?

ŞUBAT AYINDA İÇİNİZİ ISITACAK 7 ŞARKI

İrem Topçuoğlu Merve Yazkan Simge Gürkan Fotoğraflar: Demet Açıkgöz Teşekkür Sarper Durmuş, Halil Nalçaoğlu Aylin Dağsalgüler Tasarım Erdal Özbek

İletişim Fakültesi Öğrencileri tarafından hazırlanmaktadır. Üniverzete’yi Takip Edin: Twitter: http://goo.gl/4WDwpo

Facebook: http://goo.gl/jx7hxb

/ifbilgi

@ifbilgi


/

v i 端n

e t e z er


4

Bana Başkanını Söyle Sana Başbakanını Söyleyeyim Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım ve Başbakan Erdoğan’ın neredeyse ‘’ruh ikizi’’ olduğuna dair 9 kanıt: Burak Sarıca

1

İkisi de havalimanında tabiri caizse ‘’miting’’ yapmıştır. Aziz Yıldırım bu mitingi Yargıtay’ın Şike Davası kararından sonra, 21 Ocak tarihinde Sabiha Gökçen Havalimanı’nda yaparken Başbakan Erdoğan ise hem Gezi Parkı olayları sırasında Afrika gezisinin dönüşünde hem de 17 Aralık operasyonu sonrası 27 Aralık’ta Atatürk Havalimanı’nda yaparak ‘’ruh ikizi’’ne


5

göz kırpımıştır.

2

İkisi de en ufak muhalefete tahammül edemez. Aziz Yıldırım yaklaşık 16 yıldır Fenerbahçe’de tek başına iktidarken kulüpte kendisininkinden başka hiçbir ses çıkmasına izin vermemiştir. Başbakan Erdoğan ise 12 yıllık iktidarı boyunca aynı şekilde parti içinde hiçbir muhalif sese yer vermediği gibi ülke içinde de muhalif seslere kesinlikle tolerans göstermemiştir.

3

İkisi de önlerinde kapı gibi kanıtlar olduğu halde kendilerine komplo kurulduğunu iddia etmektedir. Aziz Yıldırım o kadar ‘’tape’’ye rağmen Şike Davası’nın paralel devletin ona ve Fenerbahçe’ye karşı kurduğu

bir komplo olduğunu iddia ederken, Başbakan Erdoğan da yine ‘’tapelere ve ayakkabı kutusundan çıkan paralara’’ rağmen aynı şekilde 17 Aralık Operasyonu’nun ‘’paralel devletin’’ komplosu, Gezi Parkı olaylarının ise ‘’küresel güçlerin’’ komplosu olduğunu iddia etmiştir. Kısacası ikisi de hep masumdur, başkaları onları bitirmeye çalışmıştır.

4

İkisi de ‘’en doğrusunu ben bilirim’’ kafasındadır. Aziz Yıldırım geçen sene bir maç çıkışında taraftarlar tepkisiyle karşılaştıktan sonra ‘’boşuna …nızı yırtmayın ben ne dersem o olur’’ demişken, Başbakan Erdoğan ise Gezi Parkı olayları sırasında 3. köprünün temel atma töreninde ‘’ne yaparsanız yapın biz


6


7

kararımızı verdik’’ demiştir.

5

İkisi de her fırsatta ‘’ben hapis yattım’’ söyleminde bulunmaktadır. Aziz Yıldırım yaptığı birçok konuşmada ‘’ben Fenerbahçe için 1 yıl hapis yattım’’ derken Başbakan Erdoğan da her fırsatta hapis yattığını belirtmiştir.

6

İkisi de suçu hep başkalarında ararlar Aziz Yıldırım Şike Davasındaki savunmasında salondakilere 2000 yılında oynanan Galatasaray - Sturm Graz Şampiyonlar Ligi maçını izleterek “İşte şikenin yapıldığı maç bu maç. Yapıldıysa bu maçta yapılmıştır.” derken, Başbakan Erdoğan yolsuzluk iddiaları karşısında Sarıgül’ü anlatmıştır.

7

İkisi de kendilerini savunmak için çok sevdikleri(!) bazı değerlere sığınırlar Aziz Yıldırım Şike Davası sürecinde her fırsatta ‘’Cumhuriyet’’, ‘’Vatanseverlik’’, ‘’Atatürkçülük’’ gibi değerlere sığınırken, Başbakan Erdoğan ise yolsuzluk ve rüşvet iddiaları karşısında ‘’milli irade’’ye sığınmıştır.

8

İkisi de asla hatalarını kabul etmez. Fenerbahçe (Aziz Yıldırım) Eboue ve Drogba’ya karşı muzla yapılan ırkçı saldırı sonrasında, bu saldırıyı resmi bir basın toplantısı (!) düzenleyerek savunurken, Başbakan Erdoğan ise Gezi Parkı olayları sırasında hata yaptığını katiyen kabul etmemiştir.

9

İkisi de onları ne olursa olsun hiçbir zaman sorgulamayan destekçilere sahiptir. Aziz Yıldırım, Şike Davası bütün mahkemelerde/kurumlarda tescillendikten sonra bile - CAS ve UEFA da bunlara dahil - hala havalimanında meşalelerle, maçlara gittiğinde alkışlarla karşılanırken, Başbakan Erdoğan ise saymakla bitiremeyeceğimiz olaylardan ve otoriter tavırlarından sonra hala büyük bir kitle tarafından sorgusuz sualsiz desteklenmektedir.

Son olarak; Eğer bu iki isimden birini seviyor ve destekliyor ancak diğerini sevmiyor ve desteklemiyorsanız bir daha düşünmeniz önerilir!


8

Üniversiteler ve Tanıtım Filmleri Reklamlardan bahsedip duruyoruz lakin işin bir de üniversiteler için yapılmış tanıtıcı film olanları var… Demet Açıkgöz

Nişantaşı bahsetsene, neden? Geçen yıllarda Bilgi Üniversitesi’nin yayınladığı tanıtım filmine pek ısınamamış olsak da Nişantaşı Üniversitesi bizim resmen şımarıklık yaptığımızı kanıtlamış oldu. Kendileri öyle bir işe imza atmış ki; sosyal medya’yı sallayan Beykent Üniversitesi’nin kapıya Feriha ve Emir’i koyduğu posterden bile çok konuşulacağı kesin. Nişantaşı Üniversitesi’nin kurgu odalarıyla imtihanı: Oyunculuktan, sunuculuktan bihaber ablamızın, sesini bile ayarlayamadan bas bas bağırarak okulu tanıtma çabası bir hayli göz yaşartıcı. O övünerek anlattığı


9

kurgu odalarında da bu tanıtım filmini izledikten sonra ne yapıldığını inanın çok merak ettim. Modanın kalbinin attığı Nişantaşı Üniversitesi’nde altın rengi elbise gerçekten şahane olmuş, sanırım tiyatro kostümleri üzerine bir çalışma kendisi. http://youtu.be/mC-l5h7w3F4 Beykent Üniversitesi’nin komedisini de unutmamak lazım. 2012 yazında, kayıtların yeni açıldığı dönemde çoğumuz internette dolaşan fotoğraflardan, birazdan bahsedeceğim acı tabloyu görmüşüzdür. Bu komik tanıtım, insanı adeta tepkisiz bırakıyordı. Beykent Üniversitesi, yeni kayıt yaptırıcak olan öğrencilerini karşılaması için dönemin ünlü dizisi “Adını Feriha Koydum”un kendi okullarında çekildiğini bir fotoğrafın büyütülmüş bir karton halini okulun girişine yerleştirmişti. “Bak kayıt olursan belki Çağatay’ı görürsün” mesajını alttan alta vermeyi uygun görmüşlerdi anlaşılan. Gerçi bu karton bir insan boyunda, mesaj ne kadar alttan alta verilmiş bu da bir soru tabii. Arkadaşlar Kaleme Dikkat Edelim.. Afyon Kocatepe Üniversitesi “Tanıtım filmi dediğin yaratıcı olur!” diye kim dediyse Afyon Kocatepe Üniversitesi buna inanmış. Yaratıcı fikirlere karşı değiliz elbette ama sen yaratıcı film çekmek istiyorsun diye koskoca dekanı, öğretim görevlisini rezil etmeyeceksin. Video süresince öğrencilerin okullarına bağlılıklarını gözlerimiz dolu izledik, hesap makinasıyla matematik işlemlerinde çığır açan çocuk, fırçayı kaptığı gibi resim yapmaya devam eden ablamız derken, biz de onlarla kendimizi kaybettik ve sorduk “Biz

neden orada değiliz?”. İşin üzücü kısmı bu videoların internete konulacağından bihaberler miydi bu arkadaşlar? İnanın merak ediyoruz. Her şey bir yana ses efektleriyle harmanlanmış bu tanıtım kesin subliminal mesajlar içeriyor ama biz o kadarını anlayamadık. Buyrun bir de siz izleyin: http://youtu.be/Kfvcbh5jzNI Aşkım senden iyi olmasın ama… Süleyman Demirel Üniversitesi Bu yazının hazırlığı sırasında o linkten bu linke geçerken karşıma ölene kadar unutamayacağım ve adeta aşık olduğum bir video çıktı. Sevgili Süleyman Demirel Üniversitesi için çekilmiş olan bu tanıtım filmi Öğrenci Konseyi başkanının ciddi bir konuşmasıyla başlıyor. Önce bunun komik olabiliceğine inanmıyor insan, çocuk ciddi bir şekilde konuşuyor ve iyi dileklerde bulunuyor derken, 35. saniyeden sonra videonun tüm formatı değişiyor ve bir kız öğrenci sevgilisine “Aşkım ayrı kaldığımız şu süre zarfında yeni bir aşk buldum…” diyerek konuşmaya başlıyor. Şaşkınlık ve ağız açıklığıyla izlerken arada birbimize bakıyoruz. Ablamız okuluna olan aşkını o kadar içten anlatıyor ki: “Biz sevgilimizi böyle sevemedik” diye öz eleştiri yapmamıza neden oluyor. Bu videodan sonra ayrıldılar mı hala beraberler mi bilinmez ama umudumuz arkadaşın bu abladan paçayı kurtarmış olduğu yönünde. İNSAN OKULUNA AŞIK OLUR MU ALLASEN YA! http://youtu.be/raPEH_V4AuI


PoP art FırtınaSına yakalandık 2014 İlkbahar - Yaz kreasyonları adeta Andy Warhol’a emanet. Simge Gürkan


11

celine

prada


12

chanel

1950’lerde popüler kültürün Amerika ve İngiltere’de etkisini arttırmasıyla yaygınlaşan Pop Art sanatı -bir duraklama sürecinden sonra- son on beş yılda etkisini günlük hayatımızın hemen her yerinde göstermeye başladı. Dekorasyon alanında tüketicinin gözdesi olan Pop Art, moda sektörüyle de tanıştı, Moschino

ve Philip Lim gibi ünlü markaların geçmiş kreasyonlarında kendini gösterdi ve 2014 İlkbahar - Yaz defilelerinde de zirveye oturdu. Sanat ve modanın geçmişten günümüze birbirini doyuran ve sürekli iş birliği halindeki iki sektör olduğunu söylersek bu trendin karşımıza çıkmasına şaşırmayız herhalde.


13

christian dior

jil sander

Prada, Chanel, Jil Sander, Kenzo, Christian Dior, Vivienne Tam, Versace, Andrew Gn, Antonio Marras, Just Cavalli, Givenchy, Christopher Kane ve Raf Simons gibi marka ve tasarımcıların kreasyonlarını bu yönde hazırlaması, Celine’in ilk defa çizgisinden çıkıp canlı renkleri ve post modern çizgileri bu denli kullanması Pop Art’ın gücünü bize bir kez daha

kanıtladı. İleride eleştirmenler bu akıma ne yorumda bulunacaklar bilinmez ama Pop Art çoktan kıyafet ve aksesuarlarımızda kendini göstermeye başladı bile. Anlaşılan moda tasarımcıları Andy Warhol’un ekmeğini daha çok yiyecek gibi.


14

ParIs Haute Couture SprIng Summer 2014


15

Paris Haute Couture Fashion Week’in koleksiyon detaylarını merak ediyorsanız sizi şöyle alalaım Merve Yazkan


16


CHANEL

17

“Jeune et jolie” Bu Karl Lagerfeld’in Chanel İlkbahar/Yaz Haute Couture 2014 koleksiyonu için hayal ettiği kadınların tanımı: “Genç ve Güzel.” Mesaj oldukça güçlü bir şekilde gelerek, başlangıçtan itibaren açık bir biçimde ortaya koyuluyor: Yüksek topuklar Karl’ın couture imparatorluğu tarafından sürgün edilmiş. Podyumda sadece spor ayakkabı ve sneaker giyen genç, güzel ve ‘büyük para’ kızları var. Bu belki dinamik bir sinyal ya da pazarlama amaçlı olabilir. Fakat Lagerfeld’in bu şov numaralarına razı olanlardan

biri olmadığı kesin. Karl spor dünyasını koleksiyonu ile tamamen etkileyen hızlandırıcı bir pedala bastı sadece. Klasik Chanel buklet takımları bir tenis takımına dönüştürüldü. Tulumlar, kristal işlemelerle bezenmiş tüller ile sunuldu. Çantalar, sırt çantası olarak karşımıza çıkarken, ceketler olimpik üniforma şeklini almış ipuçları gibiydi. Boyutlar: Etekler tamamen dize ait. Crop-top üstler. Gece elbiseleri ise doğruca yere kadar uzandı. Renkler: Çoğunlukla beyaz, gümüş detaylar ile karıştırılmış ekru ve siyah, altın rengi, pastel pembe, açık mavi Materyaller: Buklet, tüvit, ipek, yün, örgü, tül, şifon, nakış, organtin, payet, zarif oltutaşından boncuklar, kristal, kuş tüyü Form: Etekler tamamen düz veya hafifçe kıvrımlı. Tunik stilinde gece elbiseleri. Crop ceketler ve üstler. Oversize mont stilinde gömlekler. Aksesuarlar: Değişken renklerde spor ayakkabıları ve sneakerlar. Metal, mor ve metalik pembe içinde sırt çantaları ve dizlikler.


18


ATELIER VERSACE

19

Grace Jones evin içinde: Donatella Versace’ın haute couture koleksiyonu, muhteşem Siyah Panter’in kedilere ait olan baştan çıkarıcı gücüne tamamen bağlı. Kışkırtıcı dişiliğin lüks ve gösterişli zaferi; su misali akıp giden kumaşların, ışıldayan kristaller ile bezeli ve değerli kürk ile bedenen sarılmış ilahi güzellikteki divalara adanmış. Karışık ve sanatsal işlemeler, kıvrımlı bir vücudun dövmeleri gibi uygulanarak Donatella’nın modern müzik kültürü için muhteşem bir göze sahip olduğunu ifşa ediyor. Versace stili her zamanki gibi formunda: kışkırtıcı, ilgi çekici ve seksi. Boyutlar: Kıyafet uzunlukları oldukça değişken: mini, diz hizasında. Gece kıyafetlerinin uzunluğu ise yer hizasını buluyor. Renkler: Beyaz, siyah, lavanta rengi, toz pembe, kobalt mavisi, çin mavisi, uçuk yeşil, mercan kırmızısı.

Materyaller: İpek jarse, çift ipekli saten, ipek tül, vizon kürkü, vaşak kürkü, tilki kürkü. Form: Şeffaf ve pürüzsüz şekiller figüre ve konikleştirilmiş siluete vurgu yapıyor. Yumuşak drapeler vücudu şekillendirirken, Swarovski kristalli işlemeler ustaca hazırlanmış yapıyı vurguluyor. Sıcak atkılar ve geniş kürk pelerinler, koleksiyona değerli ve lüks dokunuşlar ekliyor. İpek jarse kapüşonlar, Grace Jones’un zarif ve ikonik görünümüne bağlı kalarak baş bölgesini kaplıyor. Aksesuarlar: Metalik topuklu ayakkabılar ve stilettolar.


20


CHRISTIAN DIOR

21

60’ların Fransız mimarisi ve minimal modernizmin ortasında Rodin Müzesi’nin bahçelerinde inşa edilen beyaz bir mağaranın içinde Dior’un haute couture koleksiyonu podyuma çıktı. Avenue Montaigne Evi’nin sanat direktörü olan Raf Simons, klasik haute couture’ün estetik standartlarından kurtularak, kendi eşsiz yüksek moda vizyonunu podyuma taşıdı. Bu koleksiyon bir kez daha tasarımcıdan ilham alan Dior kadınlarını betimliyor: gittikçe daha genç ve iddialı, kendine güvenen, onlar neredeyse cüretkar, ruhani ve aynı zamanda süper feminenler. Koleksiyon hafif ve soyut, tasarımcının da açıkladığı gibi ilk görüşte basit ama fazlasıyla gösterişli: 3D işlemeler, şifon taç yaprakları ve tırtıllı kumaş, her giysiyi özelleştiren ipek. Ancak bu zaman içinde Simons, sınırları genişletti ve Monsieur Dior’un

ikonik tasarımlarını tekrar çalıştı: düşük yaka detayları, asimetrik boyutlar, kısaltılmış üstler, mini etekler ve değerli taşlar ile süslenmiş sneakerlar. Boyutlar: Mini ya da diz hizasında elbiseler. Tasarımcı asimetrik uzunlukların ayarı ile oynadı: ön tarafı kısa arkaya doğru uzayan boyutlar. Boy uzunluğunda işlemeli gece elbiseleri. Renkler: Gece mavisi, bej, siyah, optik beyaz, pastel yeşili Materyaller: İpek, yün, işlemeli jarse, payet, küçük oltu taşı, organze, tırtıklı ipek Form: Slim pantolonlar ve geniş kollu ceketler. Mini amfora elbiseler. Uzun, deniz kızı formunda gece elbiseleri Aksesuarlar: Yüksek topuklu loafer’lar, payetli sneakerlar, açık topuklu botlar, dizde bağlanan açık topuklu ayakkabılar, altınımsı kolyeler


22

Siz daHa tHe rıngo JetS ile tanışmadınız mı? The Ringo Jets’in geçen hafta lansman konserini verdiği, bir süredir beklediğimiz albümüne bu ay kavuşuyoruz. The Ringo Jets’i daha önce dinlediyseniz onları daha yakından tanımak için, dinlemediyseniz ise onlarla tanışmak için okumaya devam edin! İrem Topçuoğlu


23

The Ringo Jets, ihtiyaçtan kuruldu. Dinlemek istediğimiz müziği çalalım istedik. Tesadüfler sonucu da hazır bir araya gelmişken şöyle bangır bangır müzik yapsak fena mı olur dedik. Sizi müziğe yönlendiren ya da sonrasında etkileyen sanatçılar kimler? Üçümüzün de dinlediği farklı farklı gruplar ve müzisyenler var fakat ortak paydamız ve köklerimiz, The Beatles, The Who, Jimi Hendrix Experience, Blue Cheer, Howlin Wolf benzeri isimlerden geliyor desek yanlı�� olmaz herhalde.

2011 yılında limited lunchpack ep’si ile tanıdığımız The Ringo Jets o gün bugündür enerjisini kaybetmeden bangır bangır müzik yapmaya devam ediyor. Yurtdışında da Primevera Sound dahil olmak üzere bir çok yerde konser verdiler. Bu ay yayınlayacakları yeni albümleri ve ardından gelen konserleri ile The Ringo Jets adını duymaya devam edeceğiz. Merhaba! Merhaba! Öncelikle sormak gerek, The Ringo Jets nasıl kuruldu?

Alışılmış grup düzeni dışında The Ringo Jets’de bas gitar yok. Bunun olumlu, olumsuz yanları nasıl oldu? İlk kurulduğumuzda basçımız yoktu ve ekstradan bir basçı arayışımız olmadı, çerçevesiz, blues köklü bir müzik olmasından dolayı bassız kalmayı tercih ettik. Kayıt sürecinde ise bas frekansın yokluğunu farkettik elbette. Fakat müzikte çareler tükenmiyor, kendimizce onun da yöntemini gerek bazı şarkılarda bas çalarak gerek çeşitli efektler ve pedallarla bulmuş olduk. Şimdiye kadarki şarkılarınız hep İngilizceydi ileride sizden Türkçe şarkı da duyar mıyız? Neden olmasın, sözcüklerin akışı içimize sinerse bir gün Türkçe şarkımız da olabilir. “Sadece İngilizce sözlü müzik yapmalıyız. gibi bir inadımız yok. Limited Lunchpack EP çıkalı iki yıl oldu. Bu sürede yurt dışında da birçok konser verdiniz. Hatta geçen yaz Barselona’da Primavera Sound’daydiniz. Yurtdışında


24

seyircinin tepkisi nasıldı? Genelde hep, dikkatle ve bilinçle dinleyen, coşkulu bir kitleye çaldık yurtdışı konserlerinde. Bizim için her zaman güzel geçiyor diyebiliriz.

Bad Influence’ı gerek yasal izinler, gerekse çok fazla beste planımız olduğundan kelli -şimdilik- rafa kaldırdık. Kim bilir, belki bir gün yine el atıp, tozunu alıp, ortaya çıkarırız?

Peki Türkiye’de alternatif müzik yapmak desek? Bu soruya ayrıntılı cevap vermek istesek, sayfalar ve saatler dolar herhalde, özünde ise sadece “Her konuda fazlasıyla çaba göstermek gerekiyor.” diyebiliriz.

Uzun süredir hem bizim ve eminim sizin de beklediğiniz albümünüz bu ay çıkıyor, nasıl hissediyorsunuz? Mutluyuz, çok koşturuyoruz ve şimdiden öbür albümün hazırlıklarına başladık bile!

Geçen yılki bir röportajınızda coverlardan oluşan ‘Bad Influence’ adlı bir albüm çıkartacağınızı okudum. O albüm ne oldu?

Albüm kayıt süreci nasıl geçti? Bizim için unutulmaz bir deneyimdi, Milano’da Officine’de kayıt yapmak. Yedi gün içinde on parçayı kaydedip, üzerine de iki gün gezip eğlendik.


25

Bir nevi kamp gibiydi ve tekrar böyle bir kampa girmek harika olurdu diye düşünüyoruz.

izlediğimiz The Hives konseri bomba gibiydi!

Limited Launchpack’de süper bir The Beatles coverı vardı. Yeni albümde de cover var mı? Bu albümde cover olmamasını planlamıştık ama prodüktörümüz Tommaso daha evvelki demo kayıttan duyduklarından çok hoşlanmış olacak ki, size iki sürpriz cover parçamız var!

Yakın zamanda The Ringo Jets’i neler bekliyor? Kısa vadede yurt içinde birçok konser var ve olacak. Ardından da festival vakti yaklaşıyor zaten, yurt dışı ferstivallerinde ve konserlerinde olmayı planlıyoruz. Bunun haricinde bahar, yaz gibi tekrar stüdyoya girme planı var elbette.

Sahnede inanılmaz bir enerjiyle seyirci karşısına çıkıyorsunuz. Peki, sizin izlerken en çok keyif aldığınız konserler hangileri oldu? O kadar çok var ki ama en son

Vakit ayırdığınız için çok teşekkürler! Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Biz teşekkür ederiz. Var, henüz yeni bir grubuz fakat daha fazlasını bekleyin bizden, diyebiliriz mesela.


26

Şubat Ayında İçinizi Isıtacak 7 Şarkı Ülkemizde bu yıl daha tam anlamıyla bir kış yaşamamış olsak bile, Şubat genelde soğuk ve karlı olur. Eski, yeni bu 7 şarkı ise elinizde kahveniz, yanınızda sevdiğiniz ile şubatı problemsiz geçirmenize yardımcı olabilir. Alp Bolay

ilk albümüyle müzik dünyasına hızlı bir giriş yapacak olan Danimarkalı sanatçının son single’ı “XXX 88”, ünlü prodüktör Diplo’nun imzasını taşıyor. İlk dinleyişte Diplo’nun varlığını fark ettiğimiz şarkı ve remixleri sizi adeta başka bir dünyaya taşıyor. Orijinali dışında, Joe Hertz remix’ini de dinlemenizi şiddetle tavsiye ettiğimiz “XXX 88”i ve ülkemizde 7 Mart’ta çıkacak olan “No Mythologies to Follow”u iTunes’dan ön sipariş etmeniz için: https://itun.es/i66T7cn James Blake - Retrograde MØ - XXX 88 (feat. Diplo) İlk olarak geçtiğimiz yıl ünlü DJ Avicii’nin son albümündeki “Dear Boy” adlı şarkıda vokallerini duyduğumuz Danimarkalı sanatçı Karen Marie Ørsted, sahne adıyla MØ, bir çok eleştirmen tarafından da “2014’te izlenmesi gereken sanatçılar” listesine girdi. Şubat ayının son haftasında “No Mythologies to Follow” adlı

İngiliz sanatçıya 2013 yılında Mercury Müzik Ödülü kazandıran, bu yıl ise Grammy ve BRIT ödülü adaylığı getiren ikinci albümü “Overgrown”un, bundan tam bir yıl önce piyasaya sürülen çıkış parçası “Retrograde”, elektronikR&B temasıyla adeta bir müzik ziyafeti sunuyor. Bon Iver grubunun solisti Justin Vernon ve Kanye West’in yardımıyla, sözleri James Blake tarafından yazılan ve prodüksiyonu da kendisine


27

ait olan şarkı, çıkışından bir yıl sonra bile bu soğuk havalarda dinlemeye birebir. Şarkının kendisi dışında, eleştirmenler tarafından büyük övgü alan “Overgrown”, bütünüyle de adeta mükemmel. “Retrograde”in de içinde bulunduğu, Mercury ödüllü “Overgrown”ı iTunes’dan satın almanız için: https://itun.es/i66T2Qb

hala konuşulmaya devam edilen Ellie Goulding’in, bahsi geçen ikinci albümünde, orijinali Alt-J grubuna ait olan “Tessellate” ise, albümün kapanış parçalarından biri. 2014 yılının şüphesiz en seksi şarkılarından biri olan “Tessellate”, özellikle saksafon solosu ve “Une Nuit à Paris” olarak adlandırılan, yönetmen arkadaşı tarafından tarafından Paris’te bir gecede çekilmiş videosuyla da dikkat çekiyor. “Tessellate” şarkısının ve videosunun da içinde bulunduğu “Halcyon Days”i iTunes’dan satın almanız için: https://itun.es/i66j33z

Ellie Goulding - Tessellate

Ciara - Body Party

Geride bıraktığımız ocak ayında, sanatçının ülkesi İngiltere’de, çıkışından 65 hafta sonra, hala en çok satan albüm olan “Halcyon Days” ile

Ünlü R&B prodüktörü Mike Will Made-It, Ciara ve rap sanatçısı Future tarafından kaleme alınan ve prodüksiyonu üstlenilen “Body Party”, Ciara’nın


28

kendi adını taşıyan beşinci stüdyo albümünün çıkış parçası olma görevini üstlenmiş. Geride bıraktığımız yılın mart ayında piyasaya sürülen şarkı, Amerika’da yakaladığı başarıyı yurt dışında yakalayamadığı ülkemizde de fazla bilinmeyen şarkı, R&B melodisiyle ve seksi sözleriyle dikkat çekiyor. Klibinde ise, sanatçının gerçek hayatta da sevgilisi olan Future’a dans ettiği sahneleriyle büyüleyen Ciara, 2014’ün ilk haftalarında da Future’dan hamile olduğunu ve nişanlandığını açıklamıştı. “Body Party”nin de içinde bulunduğu “Ciara” albümünü iTunes’dan satın almanız için: https://itun.es/i66j4F2 Idina Menzel - Let It Go ‘En İyi Animasyon Filmi’ kategorisinde Altın Küre kazanan ve 2 Mart’ta yapılacak olan Oscar ödül töreninde de aynı kategoride aday “Frozen” filminin orijinal müziği “Let It Go”, filmin diğer

şarkılarını da kaleme alan Kristen Anderson-Lopez ve Robert Lopez tarafından yazılmış. ‘En İyi Film Müziği’ Oscar’ına da aday olan şarkı, Tony ödüllü tiyatrocu ve “Frozen”ın başrol oyuncusu olan Idina Menzel tarafından seslendiriliyor. Aynı zamanda, filmin genç izleyicilere tanıtımı için Lopez çifti tarafından seçilen, ünlü sanatçı Demi Lovato tarafından da seslendirilen “Let It Go”, aday olduğu Oscar ödülü için favori olarak gösteriliyor. Ülkemizde de 17 Ocak’ta “Karlar Ülkesi” adıyla vizyona giren filmin Türkçe dublajlı versiyonunda ise “Aldırma” diye çevrilen “Let It Go” Begüm Günceler tarafından seslendiriliyor. İçinde diğer film müziklerini de barındıran ve “Let It Go” şarkısının hem Idina Menzel hem de Demi Lovato versiyonlarının da bulunduğu “Frozen” filminin soundtrack albümünü iTunes’dan satın almanız için: https://itun.es/i66j4X3


29

Lorde - Tennis Court

Disclosure - F For You (feat. Mary J. Blige) Çıkış albümleri “Settle” ile 2013’e damgasını vuran ve 4 BRIT ve Grammy Ödülü adaylığına layık görülen Disclosure adlı ‘house’ grubu, 19 ve 22 yaşlarındaki iki kardeş Guy ve Howard Lawrence’tan oluşuyor. 2013 yılının mayıs ayında çıkan albümlerindeki orijinal versiyonunda, ikilinin kendi vokallerini barındıran “F For You”, 22 Ocak’ta sürpriz olarak Grammy Ödüllü ünlü R&B sanatçısı Mary J. Blige’ın vokalleriyle yenilenmiş olarak grup tarafından YouTube’a konuldu. Daha single olarak piyasaya sürülmemesine rağmen, bir çok elektronik müzik sitesi tarafından övgüyle karşılanan yenilenmiş “F For You”, yaza kadar bize eşlik ediyor olacak. 2013 yılının en iyi house-elektronik albümlerinden biri olarak kabul edilen ve “F For You” şarkısının orijinal versiyonunu içinde barındıran “Settle” albümünü iTunes’dan satın almanız için: https://itun.es/i66j4Xw

“Royals” şarkısıyla 2013 yılının son çeyreğinde müzik dünyasına hızlı bir giriş yapan ve yine aynı şarkıyla, 56. Grammy Ödülleri’nde aday olduğu dört ödülün ikisini evine götüren Yeni Zelanda’lı sanatçı Lorde, daha 17 yaşında olmasına rağmen tamamını prodüktör arkadaşı Joel Little ile beraber yazdığı albümü “Pure Heroine” ile uzun süre bizimle birlikte olacak gibi görünüyor. Albümün ikinci single’ı olarak piyasaya sürülen fakat “Royals”ın devam eden başarısı yüzünden gölgede kalan “Tennis Court” ise kesinlikle dinlenmeye değer bir şarkı. Tek seferde çekilen ve sadece Lorde’un kameraya baktığı ilginç videosuyla da konuşulan şarkıyı ve hala dünyanın en çok satan albümlerinden biri olan “Pure Heroine”i iTunes’dan satın almak için: https://itun.es/i66D4L2


zete

/45

e t e z r e v i n ü

Fotoğraf: Demet Açıkgöz (Zararsız Haller)


UNIVERZETE 45