Issuu on Google+

14 // TMMZ’13


// 01. ADAM SANDLER: SESSİZ BİR KOMEDYEN // 02. IRIS’İN TABLOLARI // 03. AVRUPA FUTBOLUNUN YENİ YILDIZLAR TOPLULUĞU MONACO // 04. YAŞAYAN CAZ EFSANESİ GEORGE BENSON // 05. DÜNYANIN EN COOL KÖPEĞİ NORM // 06. BİR OPERASYONUN PERDE ARKASI

Editör: Cem GELGÜN


01. ADAM SANDLER:

<<

Sessiz bir komedyen

Hollywood’un en çok iş yapan

komedyenlerinin başında gelen Adam

Sandler, Salma Hayek ve Chirs Rock’la

beraber rol aldığı Grown Ups 2’nin

tanıtımı için 15 yıllık röportaj sessizliğini

bozarak Première dergisine konuştu.

Jim Carrey ve Ben Stiller’la beraber Hollywood’un son yirmi yılda yarattığı en iyi komedyenlerden biri olan Adam Sandler, birincisi 2010’da çıkan Grown Ups’ın ikinci bölümü için geri dönüyor. Sandler, 1995’te Amerika’nın en çok izlenen talk-show programı Saturday Night Live’dan ayrıldıktan sonra 26 filmin yıldızı oldu. Bu filmlerden 19’u box-office’te ilk 10’a girerken, 13’ü 100 milyon dolar hasılat barajını kolaylıkla aştı. Bütün bunlara rağmen, özellikle 90’lı yıllarda kendisine yöneltilen eleştiriler yüzünden Adam Sandler, 1998’den sonra sessizliğe bürünmeyi tercih etti. Bu sessizliği sonunda Première dergisi bozdu ve ünlü komedyeni konuşturma fırsatı buldu. Bu röportajı 15 yıldır bekliyorduk desek inanır mıydın? Adam Sandler: Benimle konuşmak neden


devamını yapmak için teklifler aldım, ama hiç bir zaman içime sinmedi. Filmlerin ken1998’de sinemada Wedding Singer’ı gör- dilerine yettiklerini ve böyle iyi olduğıunu düğümde kim olduğunuzu bilmiyordum düşünüyordum. Grown Ups çok eskiden bile. Filmi izlerken o kadar gülmüştüm beri arkadaşlarım olan Rob Schneider, Davis ki, bir sonraki seansa kalmaya karar Spade ve Chris Rock gibi isimlerle tekrar bir araya gelmemi sağlamıştı, bu da benim çok vermiştim. hoşuma gitti. Filmin 7’den 70’e herkesin Gerçekten mi? Ben de aynısını küçükken hoşuna gittiğini görünce devamını yapmak Butch Cassidy and the Sundance Kid için istedik. Herkesin benim kadar istekli ve yapmıştım. Bu çok hoş bir iltifat. Şu anda heyecanlı olduğunu görmek çok güzel bir Güney Afrika’da Drew Barrymore’la üçüncü şey. filmimi çekiyorum ve sıklıkla Wedding Singer’ın çekimleri sırasında yaşadıklarımızı Oysa ben You Don’t Mess with the hatırlıyoruz. Diğer yandan da ne kadar yaş- Zohan’ın ikinci bölümünü görmek için neler vermezdim ki? landığımızı fark ediyoruz. bu kadar önemliydi ki?

Grown Ups 2 sizin ilk seriniz olma özel- Şimdi bir filmimin ikinci bölümünü çekince liğine sahip. Bunun için neden bu kadar (Grown Ups) insanlar sanki geri dönüp her film için bunu yapacağımı düşünerek talepuzun zaman beklediniz? lerde bulunuyor ve Zohan bu listenin ilk Aslında zamanında bir çok kez bazı filmlerin sırasında yer alıyor. Dürüst olmak gerekirse


kapandım ve senaryoyu okudum. Bitirdiğim ne yapacağımı bilmiyor, bu karakteri canlandırıp canladıramayacağımı düşünüyordum. “Sence nasıl? İlgilenir misin?” dedi. Ben de “Deneyelim” dedim. Hiç pişman değilim, her gün bu cesareti gösterdiğim için kenBir sürü aktörü ilgilendirecek bir soru: dime teşekkür ediyorum. Paul Thomas Anderson gibi bir senarist ve yönetmenin sizin için bir film yapmasını nasıl başarıyorsunuz?

önümdeki en büyük engel, kendimi zorlu bir fiziksel çalışmaya hazır hissetmiyor oluşum. Size garanti edebilirim ki Zohan’ın fiziği, şu anda Adam Sandler’inkine bin basar (gülüyor).

Aslında herşey Tom Cruise’la başladı. Ben o sıralarda Little Nicky’nin çekimlerindeydim, Tom ise Magnolia’nın. Kendisiyle yıllar öncesinde tanışmıştık. Bir gün Paul kendisine, filmlerimi sevdiğini söyleyince Tom da bizi bağlantıya geçirebileceğini söylemiş. Çekimler sırasında telefonum çaldı ve arayan Tom’du: “Ayrılma, sana Paul Thomas Anderson’ı veriyorum, senin için bir film yapmak istiyormuş” dedi. Paul bana projesini anlattı, bir kaç kere daha telefonla konuştuk, sonra bir gün elinde bir senaryoyla “Al, sana bir hediyem var” diyerek çıka geldi. Ben de ona senaryoyu okuyacağımı söyledim. “Tamam” dedi, “Mutfakta bekliyor olacağım”. Şaşırmıştım. Bir odaya


Projelerinizin bir çoğunu kendiniz hazırlıyorsunuz ve sıklıkla yapımcısı oluyorsunuz. Kendi hazırlamadığınız bir projede, yönetmenin direktiflerine maruz kalmak size zor gelmiyor mu? Tam tersine, sadece ve sadece rolüme, oyunculuğuma konsantre olacak olmam benim için büyük bir rahatlık. “Benim” filmlerimde oyunculuğun dışında yığınla küçük detaydan da sorumluyum. Yaptığım herşeyle yüzde 100 gurur duyduğumu söyleyemem ama en azından elimden gelen herşeyi yaptığımı düşünüyorum. Çok büyük bir iş yükü bu ama aileme de zaman ayırmasını biliyorum.

bir sektör, onun için de ne bir filmim başarısız olduğunda depresyona giriyorum, ne de çok başarılı olduğunda kendimi dünyanın en önemli insanı hissediyorum. Sadece bir kaç tane daha yapmama izin verecekleri için mutlu oluyorum. Başarı bu kadar sık kapınızı çalınca, tam da yeni filmler yapmak daha zor olmuyor mu? Dürüst olmak gerekirse son zamanlarda yaptığım filmlerin eskiye oranla daha ilgi çektiğini görünce kendimi sorguladım:

“Yaptığın şeyden emin misin?” diye. Ama buna hala inanıyorum. Endişeleneceğim Yapım şirketiniz Happy Madison’un iş gün, takım elbiseli bir adamın film setine hacmi milyon dolarları bulsa da, küçük gelip bütün kararlarıma karışacağı gündür. bir aile şirketi işletiyormuş izlenimine O gün sayfayı çevirmenin vakti geldiğini anlarım. n kapılıyor musunuz? En yakın arkadaşlarımla işbirliği yaptığım ve uzun yıllardır aynı teknisyenlerle çalıştığım doğru. Arkadaşlarımı yanımda bulundurmamın sebebi, onların düşüncelerine saygı duyuyor olmam ve onlardan taleplerim olduğunda buna saygı göstermeleri. Pozitif düşünceler yaymaya çalışıyorum. Bunu her zaman aptalca bulacak insanlar olsa da - hakkımda yazılanları okumasam da kulağıma ulaşıyor - bu beni yaralamıyor çünkü yaptığım işi iyi niyetle yaptığımı biliyorum. Kimseye zararım yok. Çok nadir olsa da, filmlerinizden biri başarısız olduğunda ya da para kaybettiğinde kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

6

Bu bir çok kez başıma geldi, mesela Little Nicky’le, yakında zamanda da Crazy Dad’le. Bu sektör, önceden kestirilmesi güç


02.

<<

IRIS’İN TABLOLARI

Birazdan göreceğiniz tablolar ne Manet’ye, ne Monet’ye ne de Renoir’a ait. Aşağıdaki tablolar, üç buçuk yaşındaki Iris Grace Halmshaw adlı minik kızın fırçasından çıktı. Iris’e 18 aylıkken otizm teşhisi konulmuş. O zamana kadar içine kapanık, insanlarla göz temasından kaçan ve iletişim kuramayan Iris’in ailesi, terapistlerin uyguladığı seanslar sırasında çocuklarının resme ilgisini keşfetmiş. Kendisini renkler ve desenler aracılığıyla ifade eden küçük kızın inanılmaz yeteneği en büyük ressamlara taş çıkartacak tablolar yapmasını sağlamış. Ailesinin büyük desteğini alan Iris, terapi sayesinde her geçen gün daha iyiye gidiyor


10


03.

<<

AVRUPA FUTBOLUNUN YENİ YILDIZLAR TOPLULUĞU MONACO

Son yıllarda Avrupa futbolunu etkisi altına alan ve haksız rekabet doğuran petro-dolar milyoneri kulüplere bir yenisi daha eklendi. Rus işadamı Abramovich’in Chelsea kulübünü satın almasıyla başlayan ve Manchester City, Malaga, Paris Saint-Germain gibi kulüplerle devam eden furyaya sonunda Monaco da eklendi.

Fransa’nın Akdeniz kıyısında yer alan, sarp kayalıklara sıkışmış kalmış olan Prensliğin kulübü Monaco’nun aslında Türk futbol tarihinde ayrı bir yeri var. Hepimiz Monaco’yu 1988-1989 sezonunda, Türk futboluna Avrupa’daki ilk büyük başarıları getiren Galatasaray’la tanıdık. 1-0 kazanılan maçın rövanşında, 35 metreden Cevat Prekazi’nin attığı efsanevi gol yarı finalin kapılarını aralarken, Monaco’yu da saf dışı bırakmıştı. Altın yıllarını 1988-2003 yılları arasında yaşayan ve toplamda 7 Fransa şampiyonluğu bulunan Monaco, 2003 yılında Şampiyonlar Ligi finalini kaybettikten sonra kendi yenileyemeyerek ikinci lige kadar düştü ve kendisine “bir zamanların takımı” yakıştırması yapılmaya başlandı.


tepeden bakarak geri çevrilmesi zor bir hayat kalitesi sundugunu da eklemek gerekiyor. Bu bakımdan kafasında planlar yapmış olan Fransa’daki ekonomik kriz yüzünden toparla- ama elini çabuk tutmayan diğer milyarder namayan Monaco’nun kabusu 2011 yılında, arkadaşları, Dmitri Rybolovlev’in zekice Rus milyarder Dmitri Rybolovlev’in Monaco hamlesini herhalde gıptayla izlemişlerdir. Sport Invest aracalığıyla kulübü satın almasıyla son buldu. Monaco’nun, o güne kadar Ayrıca Monaco’nun Fransız kulüplerine ya köklü İngiliz kulüpleri, prestijli ama bir o da herhangi bir Avrupa kulübüne göre sahip kadar masraflı Paris Saint-Germain ve kriz- olduğu diğer çok önemli bir avantajı daha deki İspanyol kulüpleri için sıraya giren Rus vardı: Özel vergi sistemi. Birinci ligde yer milyarderlerin ya da Katar şeyhlerinin ilgisini alan kulüplerin futbolcuları yüzde 50 ila yüzde 75 arasında vergi öderken, Monaco’da çekmemesi bir hayli şaşırtıcı aslında. bu oran sadece yüzde 10 sevilerinde. Uzun Oysa lüksün, paranın ve peri masallarının vadede kulübe milyonlarca euro tasarruf ettisembolü olan Monaco bir çok açıdan ideal recek bu sistem, Rus milyarderin gelişinden bir hedef oluşturuyordu. İkinci lige düşen önce kimseyi rahatsız etmezken, peş peşe ve küçülmeye giden takım, Forbes dergi- gelen transferler diğer kulüpleri baş kaldırsinde ilk yüzde yer alan bir Rus için, Londra maya itti. kulüplerine nazaran, sudan ucuz bir fiyata Monaco piyasaları satın alınabilirdi. alt üst ediyor Grace Kelly’nin hayaletinin üzerinde dolaştığı Monaco’nun, Londra’nın kasvetli havasın- Monaco’nun Rus milyarder tarafından satın dan uzak, Akdeniz’in berrak mavi sularına alınışı Fransa’da olduğu kadar Avrupa’da da Rybolovlev’in zekice hamlesi


ses getirdi. Kulübün birinci lige yükselmesiyle düğmeye basan yönetim transfer döneminin daha ilk günlerinde 144 milyon euro harcayarak bütün dengeleri alt üst etti. İlk bombasını, Atletico Madrid’de Arda Turan’la beraber top koşturan, Kolombiyalı seri golcü Radamel Falcao’yu 60 milyona euroya İngiliz kulüplerinin elinden çekip alarak patlatan Monaco, hız kesmeyerek Porto’dan Moutinho ve Rodriguez’i toplamda 70 milyona kadrosuna kattı. Kadrosunu baştan sona yenileyen Monaco burada duracakmış gibi görünmüyor. Üç sezon üzerinden transfere 300 milyon euro harcayacağını açıklayan Rus milyarder, önümüzdeki sezonlarda da yıldızları Monaco’ya çekeceğe benziyor.

13

Manchester United, Milan, Inter ya da Bayern Munich gibi kulüplerin yanına son yıllarda eklenen ve yönetimleri “parayı veren düdüğü çalar” ilkesini benimseyen bu kulüpler; köklü kulüplerle baş edebilmek için yüz milyonlarca euro harcamayı dert etmiyor.

Ve bu yaklaşımla “yeni büyükler” aynı zamanda rekabetin de yok olmasına neden olarak, futboldaki tekelleşmeyi de arttırıyor. Artık tamamen bir yarışa dönen transfer piyasasında, büyük kulüpler, bir alt kategori takımların ensesinde hazır beklerken, baş gösteren yetenekleri geri çevrilemeyecek fiyatlara satın alarak bir yandan bu kulüplerin büyümesini engelliyor, diğer yandan piyasanın her geçen gün içinden çıkılamayacak bir açık arttırma ortamına dönüşmesine neden oluyor. Futbolda tekelcilik Fransa Ligi Lyon’un yedi yıllık hükmünBüyüklüklerini tarihlerinden, elde ettik- den sonra son beş yılda beş farklı şampiyon leri başarılardan ya da temsil ettikleri çıkardı. Monaco’nun bu başarıya ne zaman sosyal yapıdan alan, Real Madrid, Barcelona, ulaşacağını ise bekleyip göreceğiz. n


04.

<<

YAŞAYAN CAZ EFSANESİ GEORGE BENSON

Gitarist virtuoz, otantik Jazz-man, kadife sesli bir “Crooner”, bir soulman. George Benson 70 yıllık, dolu dolu geçen hayatına bir kaç müzisyen kariyeri sığdırmayı başardı. Yaşayan efsane Jazzman dergisine hayatının önemli anlarını ve dönüm noktalarını anlatıyor.

George Benson için durmak, emekliye ayrılmak asla bir çözüm değil. 70 yaşında, aktif bir müzisyen olmaya devam eden Soul-Jazz’ın yaşayan efsanesi, idollerinden biri olan ve hayatında özel bir yere sahip Nat King Cole için hazırladığı “Inspiration: A Tribute To Nat King Cole” albümüyle geri dönüyor. Nat King Cole’la ilgili ilk anılarınız ne zamana dayanıyor? George Benson: Sanırım altı veya yedi yaşındayım, radyoda ya da barlardaki jukebox’larda dinlemiştim. Cole’da, başkalarında olmayan bir şey vardı. Müziğinin insanlar üzerindeki etkisini görünce, ben de onun gibi yapmalıyım diye düşündüm. Albümün açılışında yer alan ve sekiz yaşındayken kaydettiğiniz Mona Lisa adlı parçanın hikayesi nedir?


O zamanlar bir şarkı yarışmasına katılmıştım ve ödül olarak bir stüdyo kaydı vardı. Ben de ukulelemle bir kayıt yapmıştım. Bunca yıl boyunca annem bu kayıtları özenle saklamış, ben tamamen unutmuştum. Kısa süre önce dinleme fırsatı buldum. 60 yıl sonra inanılmaz bir histi. O zamanın çocuğu, 60 yıl sonra aynı parçayı dev bir orkestrayla kaydedeceğini bilseydi ne düşünürdü? Sanırım bu aklının ucundan bile geçmezdi! Ne zaman jazz yapmaya başladınız? Gençliğimde Charlie Parker’ı keşfettim ve onun saksofonda yaptığını gitarımla yapmayı kafaya koydum. Bu mümkün değil elbet ama bir hedefti en azından. Biyolojik babam piyano, trombon ve davul çalardı. Charlie Parker hastasıydı. Üvey babamsa gitar çalardı. Bana ukulele çalmasını o öğretti.

Biyolojik babanızla ilişkiniz nasıldı? İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa’ya gitmiş ve bir Fransızla evlenmiş, benim doğduğumu da bilmiyormuş. Beni ilk gördüğünde ben dört yaşındaymışım. Marsilya’da bir kardeşim vardı. Bu sene vefat etti. Onu 35 yaşımda tanıdım. Fransa’da kalmasının sebebi, Amerika yasalarının, askerlerin savaş sırasında evlendiği yabancı kadınların ülkeye girişine izin vermemesiydi. 1980’lerin başında bir konser vermek için Paris’e gittim ve orada tanıştık. Babama benden daha çok benzediğini görmek çok şaşırtıcıydı. Babamızın ona yazdığı bir mektubu gösterdi: “Sanırım, sana bir kardeşinin olduğunu ve kendisinin dünyanın en iyi caz gitaristlerinden biri olduğunu söylemenin zamanı geldi”. Oysa babam bana bunu hiç bir zaman söylememişti. Beni eleştirir “İyi çalmıyorsun, daha fazla çalışmalısın, Charlie Parker’ı dinle” derdi. Kardeşimi konserin yapılacağı yere götürdüm gözlerine inanamadı. Babam


ondan iki yıl önce cinayete kurban gitmişti. Haberi yoktu, söylemek zorunda kaldım. Onu bir daha hiç görmemişti. 1968’de Miles Davis’le tanıştını. Bu nasıl oldu?

sordu. Miles’ın size gelip sorular sorması inanılmaz bir şey. Apayrı bir insan, o bir dahi. Breezin albümünden sonra gelen şöhret sizi nasıl etkiledi?

Bana hayatım boyunca söylenenlerin ve Sanırım onu arayan Ron Carter (Miles tembih edilenlerin gerçek olduğunu anlaDavis Quintet’in efsanevi basçısı) oldu. dım. Küçükken bana “Büyüyünce bir Ron’la, Herbi Hancock ve Billy Cobham’la yıldız olacaksın velet” derlerdi. New York’ta bir albüm kaydetmiştim. Miles beni arayıp yirmi altı, yirmi yedi yaşımdayken aynı şey “Dostum ne kadar büyük yeni albümümde çalmayı bir yıldız olacağının farteklif etti. Sanırım grubuna kında değilsin” biçimine dahil olmam için de hazırdı. döndü. Wes Montgomery Ama çok şaşırtıcı bir şekilde bile söylemişti bunu menajerim beni bundan bana. “Breezin” çıktıvazgeçirdi: “Bunu yapamazğında insanların ne demek sın çünkü senin Miles’dan istediklerini anladım. daha büyük olacağını düşüDaha sonra The Greatest necek” dedi. “Miles’dan Love Of All’u yaptık, çok daha mı büyük? Kim böyle başarılı olan ve pop’a bir saçmalık düşünebilir kayan bir şarkı. Daha ki?” dedim. Sonuç olarak sonra da diğer bir deha gerçekleşmedi ve kariyerolan Quincy Jones’la yaplerimiz kendi yollarında tığımız “Give Me The devam etti. Miles müziğimi Night” la bütün rekorher zaman çok sevmiştir. ları kırdık. Jazz’dan gelip Grubuna katılmak isterdim de kimse bu kadar yukarı ama kısa süreliğine. Açık çıkmamıştı. 10 Grammy görüşlülüğüne ve yarattığı ödülü, Hollywood bulvarında adıma hazırçalışma ortamına hayrandım. lanmış bir plaka, Disney World’de el ve ayak Kendisiyle daha sonra çalma fırsatı buldu- izlerim. Bu gerçekten inanılmaz bir şeydi ve bugün hala devam ediyor. nuz mu? Hayır ama bağlantıda kaldık ve bir çok kez Otobiyografik bir kitap yazmayı düşünügörüştük. Müzikle ilgili bana sorular soru- yor musunuz? yordu, çok şaşırarak “Bana müzikle ilgili sorular soruyorsun ama asıl müzisyen olan Onbir yıldır üzerinde çalışıyorum. Yayınevleri sensin” diyordum. Benimle dalga geçtiğini sadece paranın kokusuna geliyorlar ama bir düşünüyordum ama bir gün gelip “Müzik arkadaşım kitabımı yayınlayacak, başka biriyaparken gerçekten ne düşünüyorsun?” diye leri de hayatımla ilgili bir belgesel çekecek. n


05.

DÜNYANIN EN COOL KÖPEĞİ NORM

Tumblr ve Instagram gibi siteler çıktığından beri fotoğrafçılık ve görsel sanatlar çok daha geniş bir kitleye yayılma olanağı buldu. Amatör fotoğrafçı ve tasarımcılar yarattıkları konseptlerle işlerini bu siteler üzerinden tanıtma imkanı buldular. Bunlardan biri de Amerikalı Jeremy Veach. Norm adlı bulldog köpeğinin fotojenik olduğuna kanaat getiren Veach, kendisini farklı ortam ve dekorlarda görüntülemiş. İşte karşınızda dünyanın en “cool” köpeği Norm.


06.

<<

BİR OPERASYONUN PERDE ARKASI

20

2 Mayıs 2011 günü Amerikan ordusuna

insanların kafalarında soru işaretleri

bağlı özel timler sürpriz bir şafak

oluşmasına sebep oldu. Son olarak Kathryn

operasyonuyla Usame Bin Ladin’i saf dışı

Bigelow’un çektiği Zero Dark Thirty’ye

bırakınca tüm dünyanın gözü Pakistan’ın

konu olan operasyonun perde arkasını ve

Abbottabad kasabasına çevrildi. Operasyon

Amerikan ordusu özel timi “Navy Seals”leri,

hakkında bazı bilgiler açığa çıksa

kendi komutanlarından dinleyelim.

da, Amerika’nın sessizliğini koruması,

Kahraman olarak görülmek istemeyen

fotoğrafların basına dağıtılmaması ve

Amiral William McRaven, Paris Match’ın

cesedin denize bırakıldığının açıklanması,

sorularını yanıtladı.


Bin Ladin’in takibi, yerinin bulunması ve saf dışı bırakılması, teşkilat tarihindeki en inanılmaz operasyonlardan biri oldu. Diğer kişi ise Başkan ve ekibi. Ben politikacı değilim ve ilgilenmiyorum. Bir çok hükümet altında görev yaptım. Herhangi bir tarafa özgü bir şey değil bu. W i l l i a m M c R a v e n : A d a m l a r ı m ı n Sadece bir adama, yani Başkan Obama’ya y a p t ı k l a r ı n d a n g u r u r d u y u y o r u m . ait olan, cesurca alınmış ve sonuçlarının CIA’nın ve haber alma teşkilatlarının arkasında sonuna kadar durulacak olan harika bir iş çıkardıklarını düşünüyorum. kararlar. Kendisini toplantıdan toplantıya Operasyonu konu alan “Zero Dark Thirty” takip ettim ve düşüncelerini gördüm. filmini görmedim; onun için bir şey Kendi adamlarıma gelince, onlardan gayet memnunum, yapmaları gerekeni yaptılar. söyleyemeyeceğim. O akşam Afganistan’da 11 ayrı operasyon Ama yine de bir ara göreceksiniz değil mi? düzenlediğimizi unutmamak lazım, sadece bu biraz daha hareketli ve riskliydi. Belki on yıl sonra… Sinemayla yakından Hareketli ve riskli? Bundan kastınız, ilgilenen biri değilim. operasyonun Pakistan’da düzenlenmiş Eve t a m a f i l m s i z i n d e i ç i n d e o l m a s ı v e m ü t t e f i k ü l k e n i n bulunduğunuz, çok önemli ve tarihi bir reaksiyonundan çekinmiş olmanız mı? anı konu alıyor. Hikayenin gerçeğini bilirken, film ne şekilde ele almış diye Bu operasyonun diğerlerine göre çok daha önemli ve stratejik sonuçlarının olacağından merak etmiyor musunuz? diyelim. Öncelikle CIA konusuna geri dönelim.

Usame Bin Ladin’in öldürüldüğü “Neptune Spear” operasyonunu siz kurguladınız ve yönettiniz. Operasyonun bazı taktik ve teknik yanlarını “Devlet sırrı”olduğu için vermek istemeseniz de, bize ne tür bilgiler verebilirsiniz?

21


Başkan Obama’nın operasyona başlama emrini verdiği anı hatırlıyor musunuz? Böyle operasyonları sinemacı gözüyle görmek çok kolaydır. Ona alışmışızdır. Arkadan yükselen bir senfoninin üzerine, tansiyon arttıkça eklenen vurmalılar, sonra bir anda işte o önemli an ve koltuğuna yapışan izleyici… Gerçek hayatta olaylar hiç de böyle gelişmiyor. Başkan kararını verdi, ben de ona “Got it!” (Anlaşıldı!) dedim ve operasyonu düzenledik. Operasyon sırasında, olayın tarihi önemini düşünmüyorduk çünkü öncelikle operasyon daha bitmemişti, ikincisi de operasyondan sonra dünyanın vereceği tepkiyi bilmiyorduk. İşinize konsantre oluyorsunuz başka hiç bir şey düşünmüyorsunuz. Operasyondan sonra tabii ki komplo teorileri boy gösterdi: Bin Ladin’in zaten ölmüş olduğunu söyleyenler vardı, hiçbir zaman orada olmadığını ve başka bir yerde hayatta olduğunu düşünenler de oldu. Bütün bu polemiklere bir son vermek için neden fotoğrafları yayınlamadınız?

22

Başkan, ulusal güvenlikçilerle yaptığı toplantıdan sonra böyle bir karar aldı. Size garanti edebilirim ki fotoğraflar gerçekten çok kötüydü. Bunları basına servis etmek gerçekten bir çok kişiyi tehlikeye atabilirdi. Fotoğrafların yayınlanması ne başkana, ne Amerikan ne de başka

halkların çıkarına olurdu. Bin Ladin’i gördüğünüz zaman, size daha uzun, daha zayıf, ya da beklediğinizin dışında gerçekleşen, sizi şaşırtan bir şey oldu mu? Bu konuda konuşmak istemiyorum. Peki hayatı hakkında size ilginç gelen şeyler oldu mu? Beni şaşırtan, uzun süredir düşünülenin aksine El-Kaide üzerindeki sıkı kontrolünün devam etmesiydi. Geçen yıllar boyunca insanlar, Bin Ladin’in sadece sembolik bir figür olduğunu ve artık hiçbir şeyi komuta etmediğini düşünmeye başlamışlardı. Bu tamamen yanlış bir düşünceydi. Kurduğu örgütün kontrolünü ve komutasını hiçbir zaman elden bırakmadı. Filmi görmemiş olsanız da filmdeki Maya karakterini d u y m u ş s u n u z d u r. Gerçekte de bu kadar cesur ve operasyon adını hayati önem taşıyan bir kadın var mıydı? Bir çok kişi var. Uzun yıllar süren bir çalışmanın bir sonucu olduğunu unutmamak lazım. Aslan payını tek bir kişiye veremeyiz. Önemli olan sonuçtu ve onu da elde ettik. Ku z e y C a r o l i n a’d a doğmuş ve Texas’ta denizden uzakta


büyümüş biri olarak neden Navy Seals’i seçtiniz?

23

sakalı olanlar var, askerler komutanlarına isimleriyle ya da takma isimleriyle hitap edebiliyorlar. Farklı bir protokol var sanki…

70’li yılların başında ablam yeşil berelilerden biriyle beraberdi. John Wayne tarzı filmler modaydı. Yeşil bereliler ise yeryüzünün en Belki de, ama kafalarımızda disiplin var. O “cool” tipleriydi benim için. Bir kaç kere olmadan olmaz. Vietnam’a gidip geldikten sonra kendisine denizci olmak istediğimi söylemiştim, o da Irak ve Afganistan’daki savaşlar sırasında, bana o zaman “Navy Seal” olmalısın demişti. Amerika modern savaş koşullarını Ne olduğunu bilmiyordum. Bugünkü yazılar, kendi gözleriyle görerek farklı şekilde kitaplar, videolar yoktu, kimsenin böyle bir savaşılması gerektiğini anladı. Siz ve sizin oluşumdan haberi yoktu. Araştırdım ve adamlarınız bu yeni yaklaşımın önemli parçalarından birini oluşturuyorsunuz. katıldım. Navy Seals’in sizden önceki komutanı İnsanlar bu özel timleri kurallar dışında McChrystal, bir örgütle başa çıkabilmek hareket eden, ordu disiplininden daha için örgüt kurmak gerektiğini açıklamıştı. rahat, “cool” savaşçılar olarak görüyor. Doğru söylemiş. McChrystal önemli işler Bu gerçek mi? yaptı. Ben o zamanlar yardımcısıydım. İnsanlar, Bağdat’taki Kesinlikle tam tersi. Bizi El-Kaide oluşumlarıyla, özel kılan, tam da çok M u s u l ’d e k i y a katı kurallar ve prensipler d a A n b a r ’d a k i çerçevesinde hareket oluşumların ediyor oluşumuz. Rahat birbirleriyle bağlantılı ya da disiplinden uzak olmadıklarını hareket ederseniz, kesin düşünüyorlardı. ölürsünüz. Özel kuvvetler Tamamen yanlıştı. tarihinde hayatını bu Sonradan gördük tarz nedenlerden dolayı ki Anbar’ın ayrıca kaybeden bir çok asker Suriye’yle bağlantıları var. Cesaret yeterli değil, var, onlar da oradan kurallara uymak ve Kuveyt’te, Iran’da ya operasyona en iyi şekilde da başka yerlerdeki hazırlanmak gerekiyor. insanlarla bağlantıdalar. Bu timlerin başı boş bir A f g a n i s t a n’d a d a şekilde, kimseden emir aynı şey oldu. Bugün almadan hareket ettiğini Ye m e n’d e o l a n l a r düşünmek hata olur. Somali’yi de Kuzey Afrika’yı da etkiliyor. Ama yine de farklı Özel timler bu üniformalarınız var,


bağlatıları takip edebilmesi için özel bir altyapıya sahip. Geçtiğimiz yıl Fransa’da Toulouse’da, bu sene Boston’da, Londra’da ve Paris’te bireysel eylemlerin başladığını gözlemliyoruz. Başkalarını öldürmek için ölmekten korkmayan birini nasıl durdurabilirsiniz? Artık hiçbir şey Birinci ya da İkinci Dünya Savaşı sırasında olduğu gibi değil. Kesin olan bir şey var ki, çok daha uzun sürecek bir savaş bu. Uzun vadede amacımız ulusların bu tarz problemleri kendi içlerinde çözebilmelerini sağlamak. Düşünce yapısı ne olursa olsun her zaman bireysel eylemler olacaktır, 90’larda Oklahoma City’deki saldırıları unutmamak gerekir.

24

Internetin insanların radikalleşmesinde büyük rolü var. Aynı zamanda sizin için de bilgi toplayacağınız önemli bir ağ. Ajanlık endüstrisi çok büyük bir endüstri ve bu son yaşananlarla birlikte kontrolden çıkmış, zaptetmesi

zor gibi görünüyor. George Orwell’in anlattığı senaryonun gerçekleşmemesini sağlayabilecek miyiz? NSA’nın rolü hakkında ortaya atılan polemikleri doğru bulmuyorum. NSA’nın başındaki General Alexander kurumun faaliyetlerini belli bir çerçeve içerisine oturtmak için çok çalıştı. NSA sizleri dinlemiyor. Elde edilen bilgiler yasal yollardan, mahkeme izinleriyle elde ediliyor ve böylelikle belli tehditlerle ilişkilendirilebiliyor. Yani o aşamaya gelmek için legal yollardan geçiliyor. Ancak ondan sonra kaydedilmiş verilere ulaşabiliyor. n


Haftaya görüşürüz:)

14 // TMMZ’13


Haftasonu I 14temmuz