Issuu on Google+

ÜCRETSİZDİR

SOÇİ’14 / YENİ YIL EN İYİ NEREDE KUTLANIR? / GİZEM HATİPOĞLU / PRAG / PERA PALAS JEAN NOUVEL / DEKORATİF / ONLY NOW / MERCEDES GLA EDITION 1 / PLAYSTATION 4 VS XBOX ONE MODA / ALIŞVERİŞ / DAHA TOK KALABILMEK MÜMKÜN MÜ? / TAPASUMA FAHRELNISA ZEID & NEJAD DEVRİM / SİNEMA / KİTAP / BLU-RAY / ETKİNLİK TAKVİMİ

KIŞ2014

YAŞAM DERGİSİ


Merhaba Hatırlar mısınız? Çok değil, bundan yaklaşık 15-20 yıl önce bu günlerde Türkiye, “Yeni Yıl Tebrik Kartlarını” tek tek yazıp postaya vermek üzere zarflarına koymaya başlamıştı. Yeni Yıl geçmişi arkada bırakıp geleceğe ilerlemenin, yeni kararlar almanın zamanı. Aynı zamanda eğlence veya kısa bir tatil için de bir fırsat. Bunu düşünerek dünyanın dört bir yanından bilindik - bilinmedik şehirlerinde yeni yılın nasıl kutlandığını anlatan bir yazı hazırladık. Belki de tebrik kartlarınızı bu yıl erkenden gönderip Kuzey Işıklarını seyretmeye veya Times Square’in kalabalık meydanına gitmeye karar verirsiniz? Ancak bir şey kesin... İstanbul’dakiler boğazdaki havai fişek gösterisini kesinlikle kaçırmayacak! Yeni Yıl’ın ardından, kış en sert günlerini gösterirken komşu ülkede Olimpiyat Meşalesi yakılacak ve kışın başkenti olarak da adlandırılan Rusya’nın Soçi şehrinde 2014 Kış Olimpiyatları başlayacak. Meşalesini, Rus kozmonotlarla uzayda yakan Soçi 2014 Kış Olimpiyatları, böylesi ilginç bir meşale yolculuğunu takiben sıcak saleplerimiz ellerimizde televizyon karşısında bekleyen bizler için kim bilir nasıl ihtişamlı bir açılış seremonisi hazırladı… Uzun ve soğuk kış gecelerinin vazgeçilmez eğlencelerinden biri de polisiye romanlar okumak ve polisiye denilince akla ilk olarak Agatha Christie’den başkası gelmez. Ünlü romancının Orient Ekspresi’nde Cinayet kitabını, çok yakınımızda, İstanbul’da bir otelde yazdığını biliyor muydunuz? Beyoğlu semtinde bulunan tarihi, ihtişamlı ve konukları her zaman birbirinden ilginç olan Pera Palas’ın hikayesini ilerleyen sayfalarda bulacaksınız. Agatha Christie ve Greta Garbo gibi ünlü konuklarının kaldığı odaları bu ünlü kişilerin karakterine uygun şekilde dizayn edip farklı bir deneyim de sunan Pera Palas’ın sürükleyici hikayesi okumaya değer. Mevsimin temasına uygun olarak seyahat noktası için Kafka’nın gizemli şehri Prag’ı seçtik. Oysa Prag’da, kışın yağmurlu, karlı ve karanlık günlerine çok uyumluymuş gibi görünen gizemli imajının altında, özellikle Yeni Yıl’da sokakları ışıl ışıl yapan çok eğlenceli festivaller düzenleniyormuş. Yeni Yıl’ın güzel anılarla dolu eğlenceli seyahatler, sporcularımıza olimpiyatlarda büyük başarılar, sanat, bilgi ve huzur getirmesi dileğiyle iyi seneler, keyifli okumalar diliyoruz…

YORUM DERGİ EKİBİ

YAYIMCI Yorum İnşaat A.Ş

Altunizade Mah. Tophanelioğlu Cad. Arduman İş Merkezi Üsküdar / İstanbul

İMTİYAZ SAHİBİ Yorum İnşaat A.Ş. Adına Gürkan Ağca

YAYIN KOORDİNATÖRÜ Candan Kösem

candankosem@yorumdergi.com

2 YORUM

YAZI İŞLERİ İrem Küpeli iremkupeli@yorumdergi.com

İLETİŞİM / REKLAM Ece Ünal

eceunal@yorumdergi.com

SANAT YÖNETMENİ Kamil Aydilek kamilaydilek@yorumdergi.com

FOTOĞRAF Derya Sardoğan Bingül Sardoğan

BASKI A4 Ofset Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti.

SAYI 03

(Aralık, Ocak, Şubat)

YAYIN TÜRÜ Yerel Süreli Yayın (Dergi)

“Yorum Dergi’de yayımlanan yazı ve fotoğrafların tüm hakları, Yorum Dergi Logosu ve isim hakkı, Yorum İnşaat A.Ş.’ ye aittir. Kaynak gösterilecek de olsa Yorum İnşaat A.Ş.’ nin yazılı izni olmadan hiçbir şekilde yazı ve fotoğraflardan alıntı yapılamaz.”

BASILDIĞI TARİH Aralık 2013

www.yorumdergi.com twitter.com/yorumdergi

Oto Sanayi Sitesi, Yeşilce Mah. Donanma Sk. No.16 Kağıthane / İstanbul Tel: 0212 281 64 48 Sertifika No: 12168


Index Ne Var Ne Yok

04

Soçi

08

Yeni Yıl En İyi Nerede Kutlanır

12

Gizem Hatipoğlu

16

Prag

22

Pera Palas

28

Jean Nouvel

34

Dekoratif

40

Only Now

44

Mercedes GLA Edition 1

50

PlayStation 4 vs XBox One

56

Moda

60

Online Shopping

72

Daha Tok Kalabilmek Mümkün Mü?

76

Tapasuma

80

Fahrelnisa Zeid & Nejad Devrim

86

2 Süper Film Birden

90

Kitap / Blu-Ray

92

Etkinlik Takvimi

94

YORUM 3


NE VAR NE YOK [ TÜRKİYE VE DÜNYA’DA OLUP BİTENLER ]

ANISH KAPOOR İSTANBUL’DA Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), çağdaş sanatın önde gelen isimlerinden Anish Kapoor’un Türkiye’deki ilk kapsamlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Akbank’ın 65. yılı kapsamında sponsor olduğu “Anish Kapoor İstanbul’da” sergisi ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Sanatçının mermer, kaymaktaşı gibi malzemelerle yapılan, çoğu daha önce sergilenmemiş taş eserlerine odaklanan ilk sergi olma özelliğini taşıyan sergi, Kapoor’un “Gök Ayna”, “Sarı” gibi heykel, mimari, mühendislik ve teknolojiyi bir araya getiren ünlü eserlerini de içeriyor. Serginin küratörü Sir Norman Rosenthal serginin basın toplantısında “Anish Kapoor’un, serginin odak noktasını oluşturan, soyut taş eserlerinde esas olarak dikkate değer nokta, bu eserlerin sonsuzluk ve zaman kavramlarını tanımlamak için özgün yollarının olması. Son 30 yıllık süreçte mermer, oniks, kaymaktaşı, granit, kumtaşı ve diğer taş türleri kullanılarak ortaya çıkan bu taş eserlere bakan birinin aklına tarihsel zamanın felsefeleri ve gerçeklikleri hakkında birçok bakış açısı geliyor. Kapoor, her biri kişisel ve imalı anlamlar içeren çağdaş formları elde edebilmek için oyma veya şekil verme gibi eski çağ geleneklerini takip eden az sayıdaki sanatçıdan biridir. Belki de Kapoor’un sanatının en muhteşem yönü, özellikle de taş eserlerinin verdiği, eserlerin yaratıldığı zamanın tahmin edilemez oluşuyla birlikte ortaya çıkan zamansızlık duygusu” dedi. www.anishkapooristanbulda.com

TWITTER OTEL #HOŞGELDİNİZ Sosyal medyanın hayatımıza olan etkisi gitgide artıyor. Şimdi de karşımıza Twitter Otel çıktı. İspanya’nın tatil cenneti turizm adası Mallorka’da bir otel, geçirdiği son değişikliklerin ardından müşterileri tarafından Twitter Otel olarak anılıyor. Sol Wave House adlı otel, dizaynını ve misafir ağırlama biçimini sosyal medya sitesi Twitter’a uydurdu. Twitter’ın renkleri mavi ve beyaza boyanan otelde rezervasyonlarda internet üzerinden gerçekleştiriliyor. Müşteriler sosyal paylaşım sitesine girerek birbirleriyle iletişim kurup tanışıyor. Oda servisi isteyenler Twitter’dan #odaservisi başlığı altına yazarken, sorunlarını da #resepsiyon başlığına yönlendirebiliyorlar. @SolWaveHouse 4 YORUM


NE VAR NE YOK

50 YILDIR ABSÜRT DOKTOR WHO 50 YAŞINDA Zaman-mekan ilişkisini ters düz eden kafa karıştırıcı ve eğlenceli bir televizyon dizisi. Bilim-kurgu türünün televizyondaki en absürt temsilcisi. Doktor Who 50. yılını kutluyor. İngilizlerin kibirli aksanlarını elden bırakmadan tüm dünyada milyonlarca izleyiciyi peşinden sürükleyen en başarılı komedi / dram / bilim-kurgu dizisi. Televizyon tarihinin en uzun süreli yapımı olan Doktor Who, bu özelliğiyle Guinness Rekorlar Kitabına girmiş bir dizi. Dizi, Doktor olarak bilinen zaman ve mekânda yolculuk

yapabilen son Zaman Lordu’nun maceradan maceraya atılmasını işliyor. Bir Zaman Lordu olan Doktor, yaklaşık 900 yaşında eski bir uzay gediklisidir. Başına bir şey gelmediği takdirde sonsuza kadar yaşayabilen Doktor, felaket zamanlarında ise regeneration ile bedenini yeniden yapılandırıp, farklı bir surette hayatına devam edebiliyor. www.bbc.co.uk/doctorwho

2 İKON 2 MARKA LADY GAGA VE DAVID BOWIE Lady Gaga moda zevki konusunda bazen kafaları karıştıran kıyafet seçimleri yapsa da, Versace‘nin 2014 İlkbahar / Yaz kampanyası için Mert Alaş ve Marcus Piggott‘a verdiği pozlarla bunun aksini kanıtlıyor ve çok elegan bir Versace kadını olarak karşımıza çıkıyor.

 Versace’nin yeni reklam kampanyası için Donatella Versace‘yi anımsatan uzun platin sarısı saçları, asil duruşu ve sade makyajı ile lüks bir koltuğun üzerinde poz veren Lady Gaga, onu her zaman çılgın ve sıradışı kostümlerle görmeye alışık olduğumuz halinden çok uzakta bir duruş sergiliyor. Geçen kasımda çekilen Louis Vuitton kampanya filminin ikincisinde ise, model Arizona Muse’a efsanevi müzisyen David Bowie eşlik ettiği kampanyayı David Sims fotoğrafladı. Geçen kasım ayında çekilen ilk bölümün devamı niteliğinde olan, bir Vuitton kadının yolculuğunu gösteren “L’Invitation Au Voyage” reklam filminde, Arizona Muse’un Paris’teki Louvre’da başlayan macerası, sıcak hava balonunun onu Bowie ile tanışacakları yer olan Venedik’e götürmesiyle sürüyor. YORUM 5


NE VAR NE YOK

BİR ÇEKİM MERKEZİ ZORLU CENTER AÇILDI Farklı mimarisi ile uzun süredir İstanbulluların merakla beklediği Zorlu Center nihayet açıldı. İçerisinde lüks mağazaları da barındıran Zorlu Center‘da aynı zamanda dünyaca ünlü lüks restoranlar da Türkiye’de ilk defa sahneye çıkıyor. Jamie’s Italian, Tom’s Kitchen, Morini gibi restoranlar kapılarını açtı. Diğer Avm’lerden farklı olarak PSM adı verilen performans sanatı salonları bulunan projede çeşitli etkinlikleri takip etmek mümkün. Türkiye’nin dört gözle beklenen ilk Apple Store’una da ev sahipliği yapacak olan Zorlu Center’da, 10.000 m2’lik bir alana kurulan Beymen mağazası oldukça dikkat çekiyor. Ayrıca; Brooks Brothers, Industrie Denim, Cos, Lanvin, Pomellato, Stella McCartney, Superdry Türkiye’de kendi mağazalarında ilk kez müşterileriyle buluşuyor. Lüks butik alışveriş keyfi yaşatan markaların yanı sıra, tüm konseptlerini içinde barındıran H&M 3.000 m2’de moda severleri buluşturuyor. İstanbul’un tam kalbinde bulunan Zorlu Center AVM, Levazım ve Zincirlikuyu’ya yürüme mesafesinde yer alıyor. Metrobüs ve metro bağlantılarının bulunduğu tünel sayesinde Zorlu Center’a kolayca ulaşım sağlanabiliyor. Ulus, Levent, Levazım, Barbaros ve Zincirlikuyu yönlerinden gelen tüm ziyaretçiler yönlendirmeler eşliğinde Zorlu Center AVM’ye gelebiliyor. www.zorlucenter.com

6 YORUM


e_0,80.indd 3

20/09/11

İSTİNYE PARK • FORUM İSTANBUL • MARMARA FORUM


7-23 ŞUBAT

22. Kış Olimpiyatları Rusya’nın turizm şehri olan Soçi’de 7-23 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek. 2014 Kış Paralimpik Oyunları da 7 Mart-16 Mart arasında Soçi’de yapılacak ve böylelikle Rusya ilk defa bir Kış Olimpiyatı organizasyonunu gerçekleştirecek.

K

ış Olimpiyatları’nın tarihi 1921 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından Lozan’da gerçekleştirilen Olimpiyat Kongresi’ne dayanıyor. Yaz Olimpiyatları’nda kar ve buz sporu yarışmaları düzenlemek imkânsız olduğundan başarılı geçen Yaz Olimpiyatları sonrası, Kış Olimpiyatları da yapılmaya başlandı. 1924 yılında Fransa’nın Chamonix bölgesinde sadece kış sporlarından oluşan ve 11 gün süren ilk Kış Olimpiyatları yapıldı. 1992 Kış Olimpiyatları’na dek Yaz ve Kış Olimpiyatları aynı yıl içinde yapılıyordu. Yaz ve Kış Olimpiyatlarının 2 yıl arayla yapılması amacıyla bir sonraki Kış Olimpiyatları 1994’te düzenlendi. Günümüzde Yaz ve Kış Olimpiyatları 2 yıl farkla olmakla beraber her ikisi de 4 yılda bir yapılıyor.

8 YORUM

En son 2010 yılında yapılan Kış Olimpiyatları, Kanada’nın Vancouver şehrindeydi ve hatıralarda üzücü bir anı bırakmıştı. 2010 Kış Olimpiyatları, Kanada’nın daha önce Montreal’de 1976 Yaz Olimpiyatları ile beraber Calgary’de 1988 Kış Olimpiyatları’ndan sonra ev sahipliği yaptığı üçüncü Olimpiyat organizasyonu oldu. 2010 Kış Olimpiyatları trajik bir olayla başladı. Açılış töreninden saatler önce Gürcistan’ı temsil eden kızak (luge) sporcusu 21 yaşındaki Nodar Kumaritashvili antrenmanlar sırasında yaptığı kazada hayatını kaybetti. İncelemeler sonucunda Kumaritashvili’nin ölümünün güvensiz yapılan pist sebebiyle olmadığı açıklansa da Kanada Federasyonun zor ve hızlı olarak bilinen pistte diğer ülkelere yeterince antrenman zamanı vermemesi eleştirilmişti.


ETKİNLİK

2014 yılında ise 22. Kış Olimpiyatları Rusya’nın sayfiye şehri olan Soçi’de 7-23 Şubat tarihleri arasında düzenlenecek. Uluslararası Olimpiyat Komitesi 4 Temmuz 2007’de Guatemala’da toplanarak aday şehirler Pyeongchang, Salzburg ve Soçi arasından Soçi’yi seçti. Buna paralel olarak 2014 Kış Paralimpik Oyunları da 7 Mart16 Mart arasında Soçi’de yapılacak ve böylelikle Rusya ilk defa bir Kış Olimpiyatı organizasyonunu gerçekleştirecek. Daha önce Sovyetler Birliği, Moskova’da 1980 Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapmıştı.

7 Şubat 2014’de Soçi’ye ulaşacak olan Olimpiyat Meşalesi, dünyanın en uzun mesafe kat eden olimpiyat ateşi olmakla beraber Rus kozmonotların eşliğinde uzaya götürülen meşale olarak da olimpiyat tarihine geçti.

7-23 Şubat tarihinde yapılacak Kış Olimpiyatları’nın Açılış ve Kapanış seremonilerinin ve madalya törenlerinin düzenleneceği Fisht Olimpiyat Stadyumu’nun yapımı hâlâ sürerken, Hokey karşılaşmalarının düzenleneceği Bolshoy Buz Sarayı ve Iceberg Paten Sarayı Olimpiyatlara hazır durumda. Kış Olimpiyatları’na kadınlarda ve erkeklerde yaklaşık 3 bin sporcunun katılması beklenirken, oyunlarda da 7 dalda 15 kış sporu yer alacak. Buz pateni disiplinlerinden artistik buz pateni, sürat pateni ve kısa mesafe sürat pateni: kayma sporlarından alp disiplini, kayaklı koşu, serbest stil kayak, kuzey kombine, kayakla atlama ve snowboard yarışmaları da olimpiyatlarda yer alacak. Bobsled ve skeleton adındaki 2 kızak disiplininde madalya dağıtılacak. Diğer dört spor da biatlon, körling, buz hokeyi ve luge’dir. Ayrıca oyunlarda 12 yeni disiplinde ilk kez yarışmalar yapılacak. Her olimpiyat öncesi törenle yakılan Olimpiyat Meşalesi, bu yıl da Yunanistan’dan başlayan 2 bin 500 kilometrelik yolculuğunun ardından Rusya’ya getirildi. Soçi-2014 meşalesinin diğerlerinden farkı, şimdiden birçok rekora imza atmış olması. Moskova’dan 7 Ekim’de yola çıkan ve 83 bölge ile 2 bin 900 yerleşim yerini geçerek 7 Şubat 2014’de Soçi’ye ulaşacak olan Olimpiyat Meşalesi, dünyanın en uzun mesafe kat eden olimpiyat ateşi olmakla beraber Rus kozmonotların eşliğinde uzaya götürülen meşale olarak da olimpiyat tarihine geçti. Yolculuğunun 56. gününde su geçirmeyen özel bir kılıfla Sibirya’nın güneyinde bulunan Baykal Gölü’nün 13 metre derinliğine indirilen meşale, 7 Şubat 2014’de Soçi’ye ulaşacak ve 2014 Kış Olimpiyatları’nın sembolü olarak Olimpiyat Stadı’nda ateşlenecek. YORUM 9


Iceberg Buz Paten Pisti

Açılış töreninin başlama saati 20.14 olarak belirlenen 2014 Kış Olimpiyatları, tarih ve saatteki bu uyum ile olimpiyat tarihinde bir ilk olacak.

VENUE BOLSHOY ICE DOME

2012’de hizmete giren Büyük Buz Sarayı, 12.000 koltuk kapasiteli çok amaçlı bir spor arenasıdır. 300 metre uzağındaki Shayba Arena’ile beraber bazı buz hokeyi karşılaşmalarına ev sahipliği yapacak olan arena yaklaşık 180 milyon dolara mal oldu.

10 YORUM


ETKİNLİK

Çevresi gibi merkezi de yemyeşil olan kentin neredeyse tamamı büyük otellerden oluşuyor. Kaplıca ve sanatoryumlarının yanında en önemli ekonomik kaynaklarından biri çay yetiştirme çiftlikleri. Biraz da Soçi bölgesini tanıyalım: Kış Olimpiyatları’nın yapılacağı Soçi, Rusya’nın güneyinde bulunuyor. Kafkasya’nın batı kesiminin eteklerinde, Karadeniz kıyısında bulunan Soçi, Krasnodar bölgesinin en büyük şehirlerinden. Aynı zamanda Avrupa’daki en uzun şehirlerden biri olarak da nitelendirilir. Toronto, Nis ve Vladivostok ile aynı rakımda bulunan şehir, Güneyde Gürcistan Cumhuriyeti ile sın��r komşusu. Yemyeşil bir coğrafyada yer alan Soçi, üçü sahilde, biri iç kesimde olmak üzere dört idari bölgeye ayrılır, batı kesimini oluşturan Lazerevskiy, adını Rus kâşif ve filo komutanı Amiral Lazarev’den almış. Khostinskiy ise Kent merkezinin de bulunduğu orta kesimin adıdır. Gürcistan özerk bölgesi Abhazya sınırına kadar uzanan ve bölgenin tek havaalanının da içinde bulunduğu kesim Adlerskiy olarak biliniyor. Dağlık iç kesimler ise Krasnaya Polyana (Kırmızı Vadi) olarak adlandırılmış. Şehre doğru inen ve şehri çevreleyerek kuzey havasından koruyan eşsiz Kafkas Sıradağları’nın eteklerinde yer alan kumsallar, deniz ve subtropikal bitki örtüsü, Soçi’yi bölgenin en çekici turizm merkezi haline getiriyor.

Soçi’nin dağlık bölgesi, Krasnaya Polyana’yı çevreleyen Kafkas Dağları’nın 3.000m’ye kadar ulaşan yükseklikleri, irtifaya bağlı çeşitli iklim kuşakları oluşturuyor. Krasnaya Polyana dağının iklimsel tatil beldesi, Rusların popüler turist kaynağı ve kayak merkezidir. Krasnaya Polyana’nın en yüksek noktası olan Aibga Dağı, deniz seviyesinden 2,238 m yüksekliğinde. Burada kayak sezonu Aralık ayından Nisan sonuna kadar devam ediyor. Yazın eşsiz güneşi ve denizi, kışın muhteşem doğası ve kayak pistleriyle her mevsimde tatil imkânı sunan Soçi’de görülmesi gereken yerlerden bazıları: Sanat Galerisi, Soçi Tarih Müzesi, Arboretum (Dendrary) parkı, Riviera parkı, Agura Şelâleleri, Çay üretim çiftlikleri ve Ahun Dağı. Dağın zirvesi sadece 500 m olsa da buradan hem Adler’in, hem Soçi’nin, hem de Kafkas Sıradağları’nın panoramik bir manzarasına şahit olabilirsiniz. Zirve noktasında 1932 yapımı olan seyir kulesinin yanında hediyelik eşya tezgâhları ve kafeler bulunuyor. 1896 yılında eski Navaginskoe Kalesi üzerine kurulan şehir, 1902 tarihinden beri tatil kasabası konseptine kavuştu. SPA hizmeti veren termal otelleri, müzeleri, restoranları, kafe ve barların yanı sıra kentin sanat damarlarından en önemlisini oluşturan Kinotavr film festivaliyle Soçi, 2014 Kış Olimpiyatları ile adını daha da duyurarak turistler açısından en tercih edilen şehirler arasında yer alacak gibi görünüyor. YORUM 11


YENi YIL EN iYi NEREDE KUTLANIR?

New York’da, Sidney, Hong Kong, Miami, Berlin... Çılgın, geleneksel, romantik, şaşaalı... En yaygın küresel kutlamalardan biri olan Yeni Yıl, en iyi nerede kutlanır?

Sydney

Y

eni yıl emin adımlarla yaklaşıyor. 31 Aralık 2013’ü 1 Ocak 2014’e bağlayacak gece ister evlerinde oturup mütevazı bir kutlama yapacaklar olsun ister dostlarıyla bir araya gelip güzel bir yemekten sonra bulunduğu şehrin en güzel noktasına gidip birbirinden ihtişamlı havai fişek gösterilerini seyredecekler olsun veya planlarını büyük tutup başka bir ülkede yeni yıla girmeyi hedefleyenler olsun... Herkesin bir mekan ve yer arayışı içinde olduğu aşikar. İstiklal, Nişantaşı, Bağdat Caddesi, Boğaz veya New York’da Times Square, Sidney’in ünlü opera binasının üzerinde yükselen havai fişekler, Hong Kong, Miami, Berlin... Bu liste çok uzun! Çılgın, geleneksel, romantik, şaşaalı... En yaygın küresel kutlamalardan biri olan Yeni Yıl, en iyi nerede kutlanır?

LAS VEGAS Yılın her anı bir parti şehri olan Las Vegas, vakitler yeni yıla doğru yaklaştığında 300,000 eğlence düşkününü otellerinde, kulüplerinde, caddelerinde ama çoğunlukla özel olarak ayırtılmış penthouse’larında ağırlıyor. En iyi partiyi, her yıl farklı bir temayla müzik partileri gerçekleştirerek sunan Hard Rock Hotel’de bu yıl Nirvana ve No Doubt gibi 90’ların ikonik gruplarından nostaljik şarkılar çalınacak. Veya daha romantik ve sakin bir parti arıyorsanız; The Mirage’de, Beatles’ın müziği ve Cirque du Soleil’in Yeni Yıl performansını seyredebilirsiniz. 12 YORUM


GÜNCEL Berlin

BERLIN Almanya’nın en büyük açık hava Yeni Yıl kutlama merkezi olan ikonik Brandenburg Kapısı’nın önünde yaklaşık iki milyon kişiden oluşan büyük bir kalabalık Yeni Yıla hep birlikte giriyor. Gece yarısı konserler, ışık gösterileri ve havai fişekler tam bir açık hava parti havası yaşanıyor. Eğer daha farklı bir etkinlikle yeni yıla adım atmak isterseniz, Berlin’in pastoral Grünewald ormanında bu yıl 38’incisi düzenlenecek olan Berlin Yeni Yıl Maratonu’na da katılabilirsiniz. “Altın Yirmiler” olarak da adlandırılan 1920’lerin en iyi parti ve eğlence mekanlarından biri olan bu şehrin sakinleri, dünyanın dört bir yanında hedonistleri çekmeye devam ediyor.

QUEBEC

Quebec

21 – 31 Aralık arasında düzenlenen “Işık Festivali” ile şehir, beyaz ve uzun kış gecelerinde, gölgelerin arasından yükselerek bambaşka bir çehre kazanıyor. Uzun kış geceleri boyunca şehrin kendine özgü İskandinav mimarisi ve tarihi parıldıyor. Bir haftalık uzun, beyaz ve romantik bir tatil planlayanlar için bambaşka bir dünya! 31 Aralık’ta ise şehrin Champs Elysées’i sayılan Grande Allée’nin restoranları sonrasında şehir sakinlerinin toplandığı meydanı konserler ve ışık gösterileriyle yeni yılı kutlamak için çok eğlenceli bir seçenek veya bir kaç dakika uzaklıktaki Parc de la Chute-Montmorency’e gidip ünlü Montmorency Şelalelerinin manzarası eşliğinde bir yemek ve sonrasında şık bir kutlama yapabilirsiniz.

SYDNEY Dünyadaki en güzel yeni yıl kutlama gösterileri nerede yapılıyor sorusunu her hangi birine sorsanız cevap büyük ihtimalle “Sydney” olarak geri döner. Havai fişek gösterilerinde tartışmasız bir üstünlüğü olan şehrin yeni yıl kutlamalarında, 1,5 milyondan fazla ziyaretçisi oluyor. Meşhur Opera binasını silüetinde taşıyan limanında her yıl hayal kırıklığına uğratmayacak güzellikle havai fişek gösterileri ve sokak eğlenceleri gerçekleştiriliyor. İsterseniz deniz kıyısında kendinize güzel bir yer ayarlayabilirsiniz veya cruise tekneler kiralayarak doğrudan denizin üzerinde, şehrin meşhur silüetini her açıdan görebilecek şekilde konumlanabilirsiniz. Yalnız unutmayın eğer yeni yıla sokaklarda girmeye kararlıysanız öğle vaktinde en güzel manzaraya sahip noktalar dolmaya başlıyor!

Meşhur Opera binasını silüetinde taşıyan limanında her yıl hayal kırıklığına uğratmayacak güzellikle havai fişek gösterileri ve sokak eğlenceleri gerçekleştiriliyor. YORUM 13


Asla uyumayan şehir New York’un milyonlarca ziyaretçiyi topladığı Times Square, ünlü sanatçıların konserlerinin yanında herkesin en az bir kez deneyimlemesi gereken ilginç bir etkinliğe daha sahne oluyor.

LONDRA Yeni Yıl kutlamalarında Londra’nın adı pek geçmez. Aslında bu kötü olduğundan değil kutlandığı meydanın diğerlerine kıyasla küçük bir alan olmasından kaynaklanıyor. Meşhur Big Ben saatinin kolları onikiyi vurduğunda bir renk ve ışık patlaması yaşanıyor. Avrupa’nın bilinen en yüksek dönme dolabı ve Birleşik Krallığın en popüler turistik mekanı “London Eye” ve kıyısında olduğu Thames nehri üzerinde yapılan gösterileri en iyi gözlemleme yerleri: Victoria Benti, Waterloo ve Westminster Köprüleri olarak sayılabilir. London Eye dönme dolabı ve çevresinin havai fişek gösterilerinden dolayı kapatıldığını unutmayın. Londra’da şenlikler Yeni Yıl gecesiyle bitmiyor sıkı bir uyku alıp klasik İngiliz kahvaltısıyla karnınızı doyurduktan sonra üç saat süren ve dünyanın her yerinden gelen 10,000’den fazla göstericiyi seyredebileceğiniz Gündüz Töreni’ne de kaçırmayın.

HONG KONG Dünyanın teknolojik olarak en ileri ülkelerinden birinde olan Hong Kong’un en iyi ışık gösterisini sunması kaçınılmaz. Özellikle bu yeteneğiniyle gösteriş yapmaktan kaçınmayan bir şehirse ortaya devasa havai fişek gösterileri, en iyi geri sayım kutlamaları ve muhteşem partiler çıkıyor. Çin’in en büyük limanı olan Victoria Limanı, Yeni Yıl için oldukça popüler bir yer. Sekiz dakika sürecek olan gösteri suyun üzerinde başlıyor ve karaya doğru ilerliyor. Halka açık alanlardan bu harika görsel şöleni ücretsiz olarak seyredebilirsiniz ama yerinizi erkenden kapmanızda yarar var. Ama en iyi manzarayı limanda bir teknede havai fişekler tam anlamıyla üstünüze yağarken yakalıyorsunuz. 14 YORUM

NEW YORK Asla uyumayan şehir New York’un milyonlarca ziyaretçiyi topladığı Times Square, ünlü sanatçıların konserlerinin yanında herkesin en az bir kez deneyimlemesi gereken ilginç bir etkinliğe daha sahne oluyor. Times Square Ball Drop etkinliği, saatler 11:59’u gösterdiğinde rengarenk led ışıklarla kaplı büyük bir top 43 metre yükseklikten saniye saniye aşağı inerek saatler 12’yi vurduğunda havai fişek gösterilerini başlatıyor. 1907 yılından beri düzenlenen bu etkinlik, her yıl neredeyse bütün televizyon kanallarından canlı olarak verilirken dünyanın dört bir yanından turistleri de çekiyor. Şimdiki toplar LED ışıklarla süslenirken ilk top 100 adet ampülle bezenmişti. Etkinlik tarihi boyunca, Bill ve Hillary Clinton, Muhammed Ali, Lady Gaga gibi pek çok özel konukla gerçekleştirilmiş.


GÜNCEL

İSTANBUL Dünyanın dört bir yanından destinasyon önerilerini okurken sakın ola ki İstanbul’un onlardan eksik kalır yanı olduğunu düşünmeyin. Özellikle havai fişek gösterilerinde New York ve Sydney’i aratmadığımız birkaç ay önce gerçekleştirilen 29 Ekim kutlamalarında kuşkusuz kanıtlandı. Boğaz kıyılarındaki restoranlar, kafeler, parklardan veya uzun sahil şeridi boyunca istediğiniz bir noktadan seyredebileceğiniz benzeri olmayan güzellikteki boğazın üzerinde yapılacak herkese açık havai fişek gösterilerini tekne kiralayarak Avrupa ve Asya’nın tam ortasında seyretmenin ayrıcalığı dünyanın hiçbir yerinde yok. İsterseniz Pera Palas gibi tarihi bir otelde isterseniz Kız Kulesi gibi boğazın tam orta yerinde bir rezervasyon da yaptırabilirsiniz.

KUZEY IŞIKLARI Havai fişek gösterilerinin harika olduğunu itiraf edelim ama doğanın pembenin, yeşilin ve sarının bütün tonlarıyla gökyüzünü süsleyerek sunduğu kelimenin tam anlamıyla büyüleyici ışık gösterilerinin yerini tutamaz. İzlanda’nın başkenti Reykjavik’de Yeni Yıl arifesinde en güzel anları yaşanan bu doğal fenomene tanık olmak benzersiz bir deneyim. Ancak bu benzersiz deneyimin meşakkatli yanlarını da göze almak gerekiyor. İzlanda’nın kışıyla İstanbul’un kışını kıyaslamak gerekirse, bizimkinin tropik adalarda bir yaz tatili havasını anımsattığını belirtmek lazım. Neyse ki eski zamanlarda “Ruhların Dansı” olarak adlandırılan bu harika görselliğe tanık olmanın verdiği heyecana ilaveten şehrin restoranları sizi ısıtıcak harika yemekler sunacaktır. Destinasyon olarak ister kalabalık New York’u, ister romantik Quebec’i, ister olağanüstü İzlanda’yı, ister İstanbul’un tanıdık simasını, isterseniz evinizin sıcacık ve samimi ortamını seçin; sevdiklerinizle birlikte gireceğiniz iyi ve mutlu bir sene sizin olsun! YORUM 15


Gizem Hatipoğlu O’nu ilk önce geçtiğimiz yılların en büyük TV fenomeni olan “Var mısın, Yok musun?” programı ile tanıdık. Halen ilgiyle takip edilen “Survivor” programında bir çok insanın sempatisini kazanan ve sonrasında da hep ekranda kalmayı başaran tatlı mı tatlı mı biri...

N N

eler yapıyorsun bu aralar hayat nasıl gidiyor? Hayat güzel gidiyor. Yaklaşık 3 aydır Beyaz TV’deyim. Hafta içi her sabah devam eden bir magazin programımız var. Magazin gündemini konuşuyoruz, tartışıyoruz, her gün seçkin konuklar ağırlıyoruz. Aslında bu iş benim için büyük şans çünkü gerçekten çok güzel şeyler öğreniyorum, ekibimiz kuvvetli ve çok başarılı isimlerden oluşuyor. Programda benimle birlikte; işin tam anlamıyla mutfağından gelen Esin Övet, Türk sinemasının ve sanat camiasının önemli isimlerinden Oya Aydoğan ve magazin denilince son yılların en başarılı sunucu ve magazin habercisi Mert Öğün var. Çok güzel gidiyor. Her şeyden önce biz çok huzurluyuz. İşe keyifle geliyoruz. Sanki evimizin salonunda gibiyiz her sabah... Aslında dört kişinin bir arada çalışması zor bir durumdur ama bizim enerjimiz çok tuttu. İzleyicilerden gelen tepkiler ne yönde? Genelde olumlu yorumlar alıyoruz. Aslında ben ilk başta biraz tepki alıyordum. Çünkü o masada tecrübeli ve başarılı isimler var. İlk zamanlar kendimi biraz daha geri planda tutuyordum. Hem dinliyorum hem öğreniyorum... Bu aşamada kendimi geliştirdiğimi de düşünüyorum ve izleyici çok iyi takip ediyor, her şeyi iyisiyle kötüsüyle ekrandan alıyor. Görüyorum ki programla ve benimle ilgili gelen olumsuz yorumlar yerini olumlu yorumlara bıraktı, bu da beni mutlu ediyor.

16 YORUM

Şimdi seni sektörde, hem marka yüzü hemde sunucu olarak görüyoruz, fakat aldığın eğitim aslında reklamcılık üzerine? Evet, Bilgi Üniversitesi’nde reklamcılık okudum ama bu zamana kadar mesleğimi hiç yapamadım. Staj tecrübelerim oldu ancak düzenli bir iş hayatım olmadı. Zaten “Var mısın Yok musun” yarışmasından sonra Survivor’a da katıldım sonrasında bir kaç firmanın tanıtım yüzü oldum. 4 ay boyunca Star TV’de yayınlanan Super Starlife magazin programını sundum. İyi gidiyorsun bence.. Yani ben işimi iyi yapmaya çalışıyorum. Evde de vakit ayırıyorum işime. Magazin zor bir alan çok geniş bir çerçeveden bakılmalı. Şu anda aldığımız haberleri ve gündemi gerçekçi yorumlayabilmek için olayların ve insanların çok öncesini de irdeleyip yorumluyoruz. Eskiden bu kadar işin içinde olmasam da artık işim olduğu için daha farklı bir gözle bakıyorum. Magazinci gözlüklerimi taktım aslında... Artık sokakta gezerken daha farklı bir gözle bakıyorum hayata ve insanlara. Gözlemci biri oldum. İşimi seviyorum.

RÖPORTAJ: CANDAN KÖSEM FOTOĞRAF: DERYA SARDOĞAN - BİNGÜL SARDOĞAN


RÖPORTAJ

YORUM 17


Var mısın Yok musun’dan bahsetmişken, biraz anlatır mısın bize katılma hikayeni. Nasıl oldu da binlerce insan arasından sıyrılmayı başardın? Formu doldurdum ve başvurdum, esasen bir hikayem yoktu ama tesadüfler ve belki de Acun Medya ekibinin, benim ekrana yakışacağımı düşünmeleri beni yarışmaya soktu. Mesela o zamanlar izleyicide hep şöyle bir algı vardı; Var mısın Yok musun’a katılmak için illaki bir hikayen olması gerekir? Aslında hiç de böyle bir şeye gerek yokmuş. Katıldım, yarıştım, yarışırken de maddi manevi birçok şey kazandım. Şu an hayatım bambaşka bir yönde gidiyor. Tabi, Var mısın Yok musun olsun, sonrasında Survivor olsun, Acun Bey’in desteğini de hiçbir zaman es geçemem. Birazdan Survivor’ı da soracağım sana ama arada atlamak istemediğim bir şey var. Var mısın Yok musun’un sana kattıklarından bahsetmek istiyorum biraz. Var mısın Yok musun’un bana kattığı en güzel şey öncelikle eşim, Hakan Hatipoğlu. Hakan’la aramızda o elenmeden önce bir bağ oluştu, yoksa yarışmadayken ikimizde birbirimize sevgili gözüyle hiç bakmadık. Altı ay boyunca yan yana yarıştık ama en son Hakan yarışmadan ayrılırken benimle konuştu, bir yakınlık oldu aramızda ve sonrasında ilişkimiz başladı. İki yıl süren bir ilişkinin ardından evlendik ve şu an iki buçuk yıldır evliyiz.

Var mısın Yok musun’un bana kattığı en güzel şey öncelikle eşim, Hakan Hatipoğlu.

18 YORUM

Burayı öyle hızlı geçmeyelim. Malum uzun süre konuşulan bir palmiye yüzük var ortada hem bunun detaylarını, hem de Survivor’ı anlatır mısın bize? Bizim ilişkimiz başladıktan bir süre sonra Survivor teklifi geldi ve kabul ettik tabi ki, birlikte gittik. Ayrı adalarda yarıştık uzun süre, adalar birleştikten sonra, izleyenler bilir benim bir elenme hikayem vardı. Aslında Hakan’ı elemek istemişlerdi, ama dokunulmazlık alınca, onu yaralamak için beni elediler. Ama benim eleneceğim belliydi zaten, ada konseyine gitmeden Hakan beni kenara çekti, bende işte üzülme, ben mücadele edeceğim gibi şeyler söyleyecek diye beklerken, iki tane palmiye yaprağını almış, arkasına saklamış ve “Beni bu günde, şu halimle bile kabul ediyorsan, ve benimle bir ömür birlikte olursan çok mutlu olurum” dedi. Çok romantikti o an, hala düşündükçe kötü olurum, çünkü orada tek desteğim oydu ve çok zor şartlar altında bir yarış verdik. Ben de tabi o an ağlaya ağlaya kabul ettim, bir baktım yaprakları çıkardı. O benim parmağıma doladı palmiyeleri ben de onun parmağına. Böyle bir evlilik teklifiydi yani. Bunlar tabi kamera önünde yaşanmadı, tercih etmedik böyle olmasını. Daha sonra sahilde yürürken bir midye buldu Hakan, yüzük şeklinde. Normalde öyle bir midye göremezsiniz, tam oldu parmağıma. Hala saklarım onu ve tek taşımdan bile daha değerlidir benim için.


RÖPORTAJ

İnsanların artık Gizem ve Hakan değil, Gizem Hatipoğlu ve Hakan Hatipoğlu ayrımına varması gerektiğini ve bu şekilde daha başarılı olacağımızı düşündüğümüz için ayrı işlerdeyiz.

Survivor’dan döndün ve artık herkes tarafından daha da çok tanınıyordun. Nasıl tepkiler aldın geldikten sonra? Evet döndükten sonra insanlar daha fazla tanıyordu. Bir de Survivor’da daha doğal halimizi gördüler. Ben Var mısın Yok musun’da iken çok aktif bir yarışmacı değildim aslında. Survivor’da kişiliğimi yansıtma şansı buldum. Çünkü orada çok zor koşullar altındasınız ve bambaşka bir karakter de çıkabiliyor ortaya, bunun örneklerini çok gördük. Ben orada da tavrımı, duruşumu bozmadığım için insanlardan çok güzel tepkiler aldım. Bu benim için büyük mutluluk. Döndükten sonra gelen iş teklifleri de arttı tabi ki. Ayrıca Survivor’un kişisel olarak bana kattığı çok önemli şeyler var. Çok uzun süre ailemle iletişim kuramadım ve aile kavramının önemini bir kez daha anladım. İstedikten sonra her koşulda yaşanabileceğini anladım, Allah bize o gücü vermiş ve o yüzden kendimi tekrar keşfettim diyebilirim.

İleride Hakan ve seni tekrar yan yana bir projede görebilir miyiz? Bir dönem çok fazla iş teklifi geldi ikimiz için. Fakat son zamanlarda gelen teklifleri kabul etmiyoruz aslında. Çünkü biz Var mısın Yok musun ve Survivor’da yan yanaydık, fakat artık iş anlamında onun kendi hayalleri var, benim de kendi hayallerim var. İkimizin aynı projede olmasının bizi kötü etkileyebileceğini de düşünüyoruz. Bu yüzden insanların artık Gizem ve Hakan değil, Gizem Hatipoğlu ve Hakan Hatipoğlu ayrımına varması gerektiğini ve bu şekilde daha başarılı olacağımızı düşündüğümüz için ayrı işlerdeyiz. Hakan zaten şu an Show TV, “Bir Milyon Kimin” yarışmasında, çok iyi bir kadro ile çalışıyor. Çok şanslı ve o da bunun farkında, kendini geliştiriyor. Onun da hayalleri, projeleri var kafasında, kendi programını yapmak istiyor ki yaptı da zaten, “Spor Aktif”, 80 bölüm yayınlandı TRT’de. İkimizde şu an için farklı yollar çizdik kendimize. İşte ayrı, evde beraberiz. YORUM 19


Uzun zamandır medya gündemini meşgul eden bir konu var senin de bildiğin gibi. Acun Ilıcalı artık bir kanal sahibi, ilerde seni de TV8 çatısı altında Acun Ilıcalı ile birlikte görebilir miyiz? Acun Bey yeni bir kanal satın aldı ve medya patronu oldu. Bu zamana kadar yaptığı işlerin başarısı ortada zaten, bundan sonra da çok daha iyi işlere imza atacağını düşünüyorum. Benim kendisine olan güvenim sonsuz, eğer kendisinden böyle bir teklif gelirse ben her zaman Acun Bey ile çalışmak isterim.

Birazda evliliğinizden bahsedelim. Nasıl gidiyor evlilik? Evlilik çok iyi gidiyor, çok şükür iki buçuk yıl oldu. Hakan çok iyi bir eş, her konuda bana çok yardımcı oluyor. Bazen çok yorgun geliyorum eve, bazen yemek yapamıyorum, sağ olsun o hemen hazırlıyor, o açıdan çok şanslıyım yani. Tabi bir de Hakan 34 yaşında ve yavaş yavaş çocuk sahibi olmak kafasına yatıyor artık. Ben biraz daha işle ilgili bir şeyler yapmak istiyorum, ama Hakan çocuğumuz da olsun, iş de olsun psikolojisinde ve hadi artık diyor. Ben biraz daha zaman olduğunu düşünüyorum, şu anda hem iş hem de çocukla ilgilenecek gücü kendimde hissetmiyorum. Önümüzdeki sene düşünmeye başlayacağız inşallah.

Öyle “yaparım ben bu işi” diyerek girilecek bir iş olduğunu düşünmüyorum, yanında mutlaka eğitimini de almış olmak gerekiyor. Birkaç dizide konuk oyuncu olarak yer aldın, sosyal medyayı biraz araştırdığımızda hayranlarının büyük bir kısmı seni oyuncu olarak görmek istiyor. Sen ne düşünüyorsun bu konuda? Var mı aklında oyunculukla ilgili bir şeyler? Evet, Behzat Ç. ve Herşey Yolunda Merkez dizilerine birer bölüm konu oyuncu olarak katıldım. Aslında çok seviyorum, yani oyunculuk da bana çok yakın geliyor, ama gerçekten çok zor ve çok emek isteyen bir meslek. Öyle “yaparım ben bu işi” diyerek girilecek bir iş olduğunu düşünmüyorum, yanında mutlaka eğitimini de almış olmak gerekiyor. O yüzden belki ilerde böyle bir teklif gelirse, kendime bir şans veririm ve elimden ne geliyorsa, bunun için ne yapmam gerekiyorsa yaparım. Ama şu an için kendime başka yönde bir harita çizdim, şu an gerçekten çok iyi bir işteyim, öğrenecek çok şeyim var ve çok iyi isimlerle çalışıyorum. Tüm bu isimlerin bana kattığı güzel birikimlerle, ileride kendi programımı yapmak istiyorum. İlk tercihim çocuklarla ilgili bir şeyler yapmak olur herhalde. Çünkü hem çocukları çok seviyorum, hem de onlar tarafından sevildiğimi hissediyorum. Değişik bir enerji var çocuklarla aramda. 20 YORUM


RÖPORTAJ

Sosyal medya artık çok öne çıkan bir platform. Tabi kimi zaman çeşitli eleştiriler de yapılıyor. Sen de sosyal medyayı oldukça etkin kullanıyorsun. Senin düşüncelerin neler bu konuda? Evet. Benim de Instagram’da, Twitter’da ve Facebook’ta kendi sayfalarım var. Şu anda en aktif olduğum yerler Instagram ve Twitter. Hem fotoğraf çektirmeyi, hem de insanlarla paylaşmayı çok seviyorum. Şimdi son zamanlarda genç tasarımcılar da Instagram’da güzel işler yapmaya başladılar ve bir şekilde tanınmış, takipçi sayısı fazla olan kişilerden destek almak amacıyla bize mesaj atıyorlar. Ben de uzun zamandır bu tarz insanlara destek oluyorum. Bana ürünlerini gönderiyorlar, hediye ediyorlar ve bende destek amaçlı ürünlerini sayfamda yayınlıyorum. Şu anda da 80.000’e yakın takipçim var ve bu sayı hızla artıyor. Özellikle gençler modayı, sanatı vs. sosyal medyadan takip ediyor artık. Modadan söz açılmışken, ekranda her zaman çok şık görünüyorsun. Peki günlük hayatında moda ile aran nasıl? Moda ile aram iyi. Yani en azından takip ediyorum, biliyorum, biraz klasik olacak ama kendime yakışanı giymeye çalışıyorum. Çünkü bence moda denilen olay budur. İnsanın vücudunu iyi tanımasıdır, üzerindeki kıyafeti iyi taşımasıdır. O yüzden ben de öncelikle bunlara dikkat ediyorum. Tabi ki neler moda, kim ne giyiyor? İşim dolayısıyla da takip ediyorum. Günlük hayatımda daha spor giyinmeyi tercih ediyorum. Ama özel bir yere gidiyorsam eğer kot da olsa altına mutlaka bir topuklu ayakkabı giyerim. Programımızda gündüz kuşağında yer aldığı için genelde dekoltesi olmayan ve sabah saatlerinde izleyenlerin içini açacak, onlara cıvıl cıvıl görünecek kıyafetler giymeye dikkat ediyorum.

Ekran önünde bir iş yapıyorsun ve bu işte görsellik çok üst düzeyde. Bu anlamda estetik operasyonlara bakış açın nedir? Herhangi bir yerinde estetik var mı? Estetik yaptırmadım ama estetiğe karşı değilim, tabi belli bir ölçüye kadar. Çünkü etraftaki herkes artık birbirine benzemeye başladı. Belli bir yapı oluyor yüzlerinde ve bu bana hiç doğal gelmiyor. Ufak bir dokunuş olabilir belki ama sizi tamamen değiştiren büyük çaplı bir değişime karşıyım. Şu an için ihtiyacım olduğunu düşünmüyorum fakat ekran önünde bir iş yapıyorum ve çok gerekli olduğunu düşündüğüm bir durumda estetik yaptırabilirim. Spor konusunda ne düşünüyorsun? Özellikle uğraştığın bir spor dalı var mı? Spor yapmayı çok seviyorum. Evime çok yakın bir park var ve sahil şeridi de bulunduğumuz yere çok yakın. Bu bakımdan çok şanslıyım. Her zaman açık havada yürüyüşün insana çok iyi geldiğini düşünürüm. Haftada 2-3 gün açık havada yürüyorum. Ayrıca pilates’i çok seviyorum ve kısa sürede etkisini gösterdiğini düşünüyorum. Yaklaşık 3 yıldır pilates yapıyorum. İnanılmaz yararını görüyorum ve herkese de öneririm.

Moda ile aram iyi. Yani en azından takip ediyorum, biliyorum, biraz klasik olacak ama kendime yakışanı giymeye çalışıyorum.

?

Bu mu / bu mu

• Ayakkabı mı, çanta mı? Ayakkabı • Pastel renkler mi, naturel renkler mi? Pastel • Paris mi, Barselona mı? Paris • Pilates mi, yoga mı? Pilates • Kırmızı oje mi, french oje mi? French • Audrey Hepburn mü, Marlyn Monroe mu? Audrey Hepburn • Valentino mu, McQueen mi? Valentino • İtalyan mutfağı mı, Çin mutfağı mı? İtalyan • Tatilde dinlenmek mi, eğlenmek mi? Dinlenmek

YORUM 21


22 YORUM


GEZİ SEYAHAT

Silüetinde Binlerce Mızrağı Taşıyan Şehir

Prag Yazı: İrem KÜPELİ

YORUM 23


Kafka bir defasında bu gizemli şehir için, “Prag yakanızı asla bırakmaz,” diyor ve devam ediyor, “Bu sevgili küçük annenin keskin pençeleri vardır.”

G

öz kamaştırıcı şehir Prag’da yavaş yavaş sokaklarda yürüdükçe korkutucu güzellikteki eski şehir sizi hayrete düşürürken bohem vitraylı pencereler sizi büyüleyecek. Çarpıcı siluetiyle şehir, cezbedici dinlenme alanları, tarihi, hikayeleriyle buraya yapılacak her seyahati unutulmaz kılma potansiyeline sahip. Şatafatlı sarayları, barok kiliseleri, sokak müzisyenleri ve eski dünya kafeleriyle Prag, tarih ve cazibeyi kendisine çekiyor. Prag, dört mevsimli karasal bir iklime sahip. Şehri ziyaret etmek için en iyi zaman günlerin ılık ve kuru olduğu sonbahardır denilebilir. Ancak yaz ayları da mevsim olarak güzel bir zamandır tabii kendinizi yoğun kalabalığa hazırlamalısınız. Yağmura, bir açıp bir kapanan havaya aldırmıyorsanız ilkbahar da Prag için güzel bir mevsim. Prag’ın melankolik atmosferini hesaba kattığınızda yağmur sanırım bu şehre uyan en güzel hava şartı olmalı. Tabii ki bir de küresel iklim değişikliğini de göz önüne almak lazım. Almanak’a göre yazlar güneşli ve sıcak geçmeli ancak son yıllarda dünyanın her yerinde olduğu gibi burada da arada sırada serin ve yağmurlu havalara da denk gelmek mümkün. Eğer sisli, gizemli ve daha az kalabalık bir atmosfer arıyorsanız Prag’ın karanlık ve soğuk kış günleri oldukça ideal.

24 YORUM

Prag Kalesi (Prazsk Hrad) muhtemelen dikkatinizi çekecek ilk yapı olacak. Yamaç üzerine, yüksek bir konumda bulunan ve II. Dünya Savaşı sırasında harap olmaktan kurtarılan kale, şehri bulunduğu yüksek konumdan seyrediyor ve her noktadan şehrin siluetine hükmediyor. Prag’ın tarih merkezi olmasının yanında 1992 yılından bu yana, Dünya Mirası bölgesi listesinde yer alıyor. Bir zamanlar Bohem kralların yaşadığı Prag Kalesi, dünya üzerindeki en büyük kale komplekslerinden biri olarak biliniyor. Bu büyüleyici şehrin şöhreti biraz da egzantirik Çek yazar Franz Kafka’nın doğum yeri olmasından kaynaklanıyor. Kafka bir defasında bu gizemli şehir için, “Prag yakanızı asla bırakmaz.” diyor ve devam ediyor; “Bu sevgili küçük annenin keskin pençeleri vardır.” Şehri Kafka’nın gözünden keşfe çıktığınızda, şehrin hangi köşelerinin onu bu kadar etkilediğini bulmaya çalışacaksınız. Eserlerinin her kelimesinde, şehirden, özellikle Kafka’nın hayatının büyük bir kısmını geçirdiği Eski Şehir Meydanı’nın kuzey kısmından izler yakalayacaksınız.


GEZİ SEYAHAT

ORTA ÇAĞDAN BU YANA Tarihinin 12. yüzyıl kadar uzandığı Eski Şehir Meydanı’nın (Starometske Namesti) tamamı şehrin en göz alıcı noktası. Orta Çağ dönemlerinde çok yoğun ve işlek bir Pazar yeriyken bugün şehrin sosyal merkezi olarak insanlara hizmet etmeye devam ediyor. Burada, Tyn Kilisesi’nin Gotik çan kuleleri ve haşin cephesi, meydanın barok binalarının ardında yükseliyor. Her saat başı çalan meşhur Astronomi Saati’ni ziyaret etmeyi unutmayın. Dünya üzerindeki en büyüleyici yerlerden biri olan Eski Şehir Meydanı’nın güzelliklerini tam anlamıyla keşfetmek istiyorsanız öncelikle günün her saatinde bu meydanı ziyaret etmeye kendinizi adamalısınız.

Eski Şehir Meydanı, sabahın ilk ışıklarından güneş battıktan sonra sokak lambaları ve ay ışığıyla aydınlatılmış ama sosyal canlılığını yitirmemiş anına kadar her halinin doyasıya yaşanması gerektiği bir yer.

Sabahın ilk ışıklarından güneş battıktan sonra sokak lambaları ve ay ışığıyla aydınlatılmış ama sosyal canlılığını yitirmemiş anına kadar her halinin doyasıya yaşanması gerektiği bir yer. Kafelerin ve mağazalardan süzülen sıcak sarı ışığın taşlarla döşeli meydanı aydınlattığı geceleri, Tyn Kilisesinin ikiz kulelerinin Rönesans tarzında inşa edilmiş küçük evler sırasının arkasında yükseldiği anı unutamayacaksınız. İşte bu Rönesans evleri sırasında öyle küçük mavi bir ev var ki şehrin keskin pençeleriyle yakasını bırakmadığı Kafka’ya mesken olduğu rivayet ediliyor. Prag, mimari eserlerle dolu bir şehir. Bunların arasında hemen hemen her Prag fotoğrafında yer alan 14. yüzyıldan kalan Charles Köprüsü (Karluv Most) de var. 600 yaşındaki gotik taş köprü, sonuncusu 1930larda eklenen 30 adet dini figürün barok heykelleriyle bezeli. Köprü, günün her anı büyüleyici bir manzara sunuyor ancak kalabalıkların çekildiği gecenin ilerleyen vakitlerinde veya sabahın ilk ışıklarında en çarpıcı anlarını yakalayabilirsiniz. Bu vakitlerde sislerin arasında Prag sakinlerinin sanki eski zamanların ruhları gibi köprüden geçip gittiklerine şahit olacaksınız. YORUM 25


GEZİ SEYAHAT

FESTİVALLERİN ŞEHRİ Buram buram karanlık ve mahzun bir havayla örtülüymüş gibi görünen Prag’ın uzaktan sessiz duruşu sizi yanıltmasın. Yılın hangi döneminde giderseniz gidin şehirde sürekli bir festival havasının yaşandığını göreceksiniz. Eski Şehir Meydanı, tiyatrolar ve civar şehirler size eğlencesiz bırakmayacak. Noel, Yılbaşı Gecesi, Sevgililer Günü ve Paskalya harika Çek gelenekleriyle sokaklarda kutlanıyor. Noel zamanında şehir bir kış harikalar diyarına dönüşüyor. Eski Şehir Meydanının ortasına yerleştirilen devasa noel ağacı, rengarenk ışıklarla süsleniyor. Her sene özel olarak Çek Cumhuriyeti’nin kuzeyindeki Krkonose dağlarından gönderilen ağacın ışıkları, akşam saatler beşi gönderdiğinde yakılıyor. Prag’ın karanlık gotik siluetinin ortasında parıldayan ağaç, harika bir manzara sunuyor. Sevgililer Günü’nü Prag’da geçirmenin romantizmi de en az Yılbaşı geceleri kadar dillere destan. Şehrin sunduğu harika mimari ve ziyaret yerleri özel günün getirdiği ekstra ışıklandırmayla birleşince unutulmayacak romantik bir ziyareti garantiliyor. Eski Şehir Meydanı’ndaki romantik restoranlar sevdiklerinizi götürebileceğiniz ideal mekanlar. Paskalya zamanındaysa şehrin her köşesi rengarenk elle boyanmış yumurtalarla süsleniyor. Tabii ki Prag sadece bu eğlencelerle ve gizemlerle sınırlı değil, her mistik köşe yeni ve heyecan verici bir keşfi beraberinde getiriyor ve keskin pençeleriyle ziyaretçilerini tekrar tekrar çağırıyor.

26 YORUM

Karanlık ve mahzun bir havayla örtülüymüş gibi görünen Prag’ın uzaktan sessiz duruşu sizi yanıltmasın. Yılın hangi döneminde giderseniz gidin şehirde sürekli bir festival havasının yaşandığını göreceksiniz.


28 YORUM


TARİHİ

Zamanının en büyük ve modern otelinin hikâyesi

Pera

Palas “Pera tepelerinin ardında birdenbire beliren güneş, şehrin minareleriyle Altın Boynuz’un üzerine doğarak, insanın içini kıpkırmızı bir neşeyle dolduruyor. Uzun gece boyunca uyuklayan her şey şimdi uyanıyor.” 1800’lerin sonlarında İstanbul’a gelen Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Norveçli yazar Knut Hamsun, birçok batılı aydın gibi çağlara yön veren bu imparatorluklar kentini görmek istemiş ve Pera’da uyandığı bir sabahı böyle kaleme almış. Yazı: Esra DOĞRU

YORUM 29


Pera Palas, misafirlerini istekleri dahilinde havaalanı ve şehir içi transferlerinde klasik arabalarla taşıyarak dolu tarihinden bir hava yaşatıyor.

Z

amanının en büyük ve modern oteli Pera Palas’ın hikâyesi 19. yüzyılın sonlarında başlıyor. 1883 yılında küçük bir saray odasını andıran kompartımanlarıyla nam salan Orient Express (Şark Ekspresi), seferlerini ilk kez Romanya’ya kadar uzatarak yolcularını vapurla aktarmalı olarak İstanbul’a ulaştırır. Pek tabii Orient Express’in seferlerine başlaması, Sirkeci Garı’nın yapılışı ve Pera Palas Otel’in yapılma aşaması aynı senaryo içinde değerlendirilebilir. 1888’de Uluslararası Yataklı Vagonlar Şirketi (La Compagnie Internationale des Wagons-Lits) Paris - İstanbul seferlerine başladığında lükse alışmış zengin yolcularının isteklerini karşılayabilecek bir otel yoktu İstanbul’da. Seferlerin gördüğü büyük rağbet üzerine oluşan otel ihtiyacını fark eden Wagons-Lits’in kurucusu Georges Nagelmackers, 1892’de “Compagnie Internationale des Grands Hotels” (Uluslararası Büyük Oteller Şirketi) adlı bir şirket kurarak işe başlar. Nagelmackers’in Orient Express güzergahının üzerindeki şehirlere “Palace Hotel”ler yapmak arzusuyla kurduğu şirketin İstanbul’da bulduğu tek boş yer “Grande Rue de Pera”da (İstiklâl caddesi) bugünkü Pera Palas’ın bulunduğu eski mezarlıktır. Şirket, günümüz uluslararası otel zincirlerinin de benimsedikleri bir metotla tasarımı önceden belirlenmiş kalite, standart ve kurallara uyulması koşulu ile mimar Henry Duray’ı İstanbul’da görevlendirirken, yerel mimar olarak da o güne dek İstanbul’da Osmanlı Bankası ve İstanbul Arkeoloji Müzesi gibi birçok büyük yapıyı başarıyla tamamlayan İstanbul doğumlu Levanten mimar Alexandre Vallaury seçilir.

30 YORUM

ORYANTALİST VE EGZOTİK Yapımı hızla tamamlanan ve 1893’ün bahar aylarında işletmeye açılan otel, Dönemin geçerli uluslararası otel mimarlığının tasarım ilkelerini abartılara kaçmadan yansıtır. İkisi bodrum kat olmak üzere dokuz katlı otelin oldukça hantal kitlesi; neo-klasik cephe düzenlemeleriyle zenginleştirilmiş. Otelin iç yapısı, sistemin tam ortasındaki alanda oluşturulan büyük bir aydınlık boşluk üzerine temellendirilmiş. Giriş katında büyük bir salon olarak düzenlenen bu boşluk, yani tavanı örten turkuaz camlarla kaplı altı küçük Kubbeli Salon; merkezi konumunun yanında tüm plan şeması bu mekâna göre belirlendiği için yapının da kalbi durumunda. Dört yönde yerleştirilmiş odalar, beş kat boyunca yükseltilen, ortadaki büyük aydınlığın çevresine dizilmiş lüks mobilyalarla donatılmış. Giriş katının özenli görkemine otelin başka yerinde rastlanmamakta. Buna sebep daha önce tasarladığı bazı büyük yapıların iç düzenlemelerinin Kubbeli Salon ile arasındaki aşırı benzerlikler nedeniyle bu katın tasarlanması için özellikle Vallaury’nin görevlendirilmiş olduğu ileri sürülebilir. Fakat o güne dek yerel ve geleneksel bazı mimarlık ögelerini kendine has bir yaklaşımla yorumlayan Vallaury, Pera Palas’ta belki de konukların düşledikleri oryantalist/egzotik ortamı beklentilere daha uygun, hayli seçmeci ve arabesk bir tutumla yansıtmayı yeğlemiştir, kim bilir?


TARİHİ

Türkiye’nin Avrupa standartlarındaki ilk oteli Pera Palas, kuruluşundan bugüne tarihi olaylara tanıklık ederek kent kültürünün çok önemli simgelerinden biri haline geldi.

İstanbul’un en ihtişamlı yapılarından biri olarak açılan ve birçok ilkleri barındıran Pera Palas Otel, Osmanlı sarayları dışında elektrik verilen, kentin karanlığını aydınlatan ilk ve tek binaydı. Filmlere ve kliplere dekor olan Türkiye’nin ilk elektrikli asansörü yine bu oteldeydi, hatta İngiliz yazar Daniel Farson, bu asansörü şu kelimelerle anlatır; “Dökme demir ve ahşaptan yapılmış dünyanın en güzel asansörüdür. Bu asansör reverans yapan bir kadın gibi yükselir. Turistler, gözlerini bu müthiş sevimli ve aristokrat asansörden ayıramazlar.” Zamanının tek akar sıcak suyuna sahip banyoları da Pera Palas Otel konuklarına tanınan bir ayrıcalıktı. İhtişamlı avizelerin aydınlattığı yüksek tavanlı geniş salonları boş kalmayan otel, seçkin konuklarının unutulmaz çay ve dans partilerine ev sahipliği yapıyordu. Pera Palas Otel, açılışından I. Dünya Savaşı’na kadar yaklaşık 20 yıl en şaşaalı günlerini yaşar. Aslında savaş yıllarında da İstanbul’un yaşadığı sıkıntı otele pek uğramaz... Ta ki Osmanlı Devleti, Fransa ile savaşa girip, Orient Express seferlerine ara verilip ve Yataklı Vagonlar Otel Kumpanyası, Pera Palas’ı satışa çıkarına kadar. Tarihler 1915’i gösterirken otelin işletmesi Mersinli Bodossaki Anastassiadis’e verilir. Bu devredilişin de ilginç bir hikâyesi vardır. Mersin’de değirmencilik yapan Bodossaki’nin yolu günün birinde İstanbul’a düşer. Orient Express’in dünyaca ünlü zenginlerini ağırlayan Pera Palas’ta bir gece kalmak ister ama rivayet odur ki, kıyafeti nedeniyle rahatsız olan resepsiyondaki görevliler tarafından kapıdan geri çevrilir. Ertesi gün tekrar otele gelir ama bu kez müşteri değil, tüm otele taliptir. 1915’in kasvetli savaş yılları ve müşterisizlikten iflasın eşiğindeki işletmenin sahipleri ne yapacaklarını şaşırır ve biraz da cayması beklentisiyle değerinden çok yüksek bedel talep eder. Gördüğü muamele öyle dokunmuştur ki, Bodossaki söylenen fiyatı hem de o savaş yıllarının en zor günlerinde öder, böylece Pera Palas’ın gizemli sahibi olur.

PERA’NIN ÜNLÜ KONUKLARI

Pera Palace Hotel’in ünlü konukları arasında Mustafa Kemal Atatürk, İsmet İnönü, Kral VIII. Edward, Kraliçe II. Elizabeth, Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph, Şah Rıza Pehlevi, Yugoslavya Devlet Başkanı Josip Broz Tito, General Franz von Papen, Zsa Zsa Gabor, Greta Garbo, Sarah Bernhardt, Alfred Hitchcock, Pierre Loti, Jacqueline Kennedy, Ernest Hemingway, Ninette de Valois, Mata Hari, Mikis Theodorakis gibi isimler yer alıyor. Pera Palace Hotel’in en ünlü müdavimlerinden biri de Agatha Christie. Dünyaca ünlü polisiye roman yazarının hayatında kimsenin bilmediği kayıp 11 günün sırrının; 1934 yılında yayımlanan ‘Doğu Ekspresinde Cinayet’ romanını tasarladığı Pera Palace Hotel’de olduğu söylenir.

YORUM 31


Yenileme çalışmaları kapsamında genişletilen odalar var. 16’sı süit, 115 oda ise çeşitli temalar altında hizmete sunuluyor: Greta Garbo Köşe Odaları, Agatha Christie odası ve Pierre Loti odası. Pera Palas, I. Dünya Savaşı esnasında işgal kuvvetlerinin neredeyse karargahı haline gelir. Fransızlar, İngilizler, İtalyanlar, Amerikalılar kol gezer otelde. Ünlü casuslar, işgal kuvvetleri komutanları hep burada kalır. Bodossaki de onlarla iyi ilişkiler kurar. Kurtuluş Savaşı’na muhtemelen anlam veremez ve çılgın bir macera olarak bakarlar. Kurtuluş Savaşı zaferimizle sonuçlanınca işgal kuvvetleri ile birlikte Bodassaki de korkusundan oteli terk eder. Bu arada maliyeye ciddi bir borcu olduğu ortaya çıkar ve otel 1923’te hazineye devredilir. 1927’de Atatürk’ün Suriye’de savaş sırasında tanıdığı Beyrut asıllı Misbah Muhayyeş otele talip olur ve önce işletmeciliğini sonra da mülkiyetini alır. Çocuğu olmayan Misbah Muhayyeş, 1949’da bir vakıf kurup gelirini Darüşşafaka, Darülaceze ve Verem Savaş Derneği’ne bırakır. Otel 1982 ve 2006’da el değiştirir. O yıllarda Pera Palas’ın özel misafirlerinden biri de kuşkusuz Mustafa Kemal’dir. Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı öncesi otele ilk gelişi Aralık 1917’ye denk düşer ve o yıldan sonra defalarca Pera Palas Otel’de kalır. Atatürk, bir dönem evi gibi kullandığı bu otelden Cumhuriyet’in ilanından sonra da vazgeçemez ve tabii Cumhuriyet baloları için de tek tercihi burası olur. Atatürk’ün cephe dönüşlerinde evi gibi kullandığı, ülke için önemli kararlar aldığı ve üst düzey misafirlerini ağırladığı ve doğumunun 100. yılı olan 1981’de şahsi eşyalarının da sergilendiği bir müze haline haline getiriliyor. 32 YORUM

Ve tabii asıl gizemli konuğu olan dünyanın gelmiş geçmiş en ünlü polisiye romanı yazarlarından Agatha Christie, 1926 ve 1932 yılları arasında birçok kez Pera Palas Otel’de konaklamıştır. En ünlü romanlarından “Doğu Ekspresi’nde Cinayet”i ziyaretlerinden biri esnasında 411 numaralı odasında yazdığı söylenir. Kayıp günlüğü ve kaldığı odanın esrarı günümüzde bile hâlâ çözülememiştir. Pera Palas’taki sır odalardan biri de restorasyon sırasında bulunur, odanın 28 yıl önce kilitlenip unutulduğu ortaya çıkar. 35 metrekarelik gizli oda, bodrum katındaki mutfak bölümünde bulunan ahşap bir dolap kaldırılnca arkasındaki kilitli kapı keşfedilir. İcra müdürleri çağırılıp kilidi kırdırırlar ve odadan antika müzayedelerinin en gözde parçalarını oluşturan Christofle marka 5 bin adet saf gümüş servis takımları çıkar. Ancak otelin o dönem işletmeciliğini yapanlarca yapılan açıklamada gümüş takımlar Pera Palas Oteli’ni devralırken satın alınmış ve bir dönem kullanılmış. Ancak oda servisinde de kullanılan gümüş takımların çalınma oranının fazla olduğu görülünce hepsi mutfaktaki odaya konup kilitlenmiş ve zamanla unutulmuş.


TARİHİ

Pera Palas’ta kalan konukların isimleri bile otelin tarihî değerini gösterir. Öyle ki casuslar, üst düzey yöneticiler, kuruluşundan günümüze siyasi olaylara dekor olmuş pek çok isim ve hatta krallar, kraliçeler otele konuk olur. Mata Hari, 1917 yılında Fransa’da idam edilmeden önce Pera Palas’a misafir olur. Çiçero kod adıyla ajanlık yapan İngiliz ve Sovyet ajanı Kim Philby de Türkiye’ye geldiğinde Pera Palas’da kalır. Churchill, İngiltere Kralı VIII. Edward, Kraliçe II. Elizabeth, İngiltere Kralı V. George, Alman İmparatoru II. Wilhelm, Avusturya-Macaristan İmparatoru Franz Joseph ve Rus Çarı II. Nikola, Jacqueline Kennedy, Arnavutluk Kralı Zogo, Eski İran Şahı Mehmet Ali Kaçar, Şah Rıza Pehlevi, Eski Sırp Kralı Pierre, Eski Bulgar Kralı Ferdinand, Yugoslavya lideri Mareşal Tito, İsmet İnönü, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Celâl Bayar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Falih Rıfkı Atay, Fahri Korutürk, Refik Saydam... Politik isimlerin yanı sıra kültür-sanat insanlarını da ağırlar: Greta Garbo, Agatha Christie, Sarah Bernhardt, Pierre Loti, Rita Hayworth, Zsa Zsa Gabor, Mikis Theodorakis, Marie Bell, Maria Callas, Alfred Hitchcock ve Türkiye’de baleyi yerleştiren Ninette de Valois. 1920’lerde savaş muhabiri olarak İstanbul’a gelen ve Pera Palas Otel’de kalan Ernest Hemingway, elinde viski bardağı Orient Bar’ın bir köşesinde ‘Kilimanjaro’nun Karları’ eserindeki ana karakter olan Harry’e burada geçirdiği günlerden esinlenerek hayat vermiştir.

Pera Palas Otel, II. Meşrutiyet’in ilanı, I. Dünya Savaşı, İstanbul’un işgali, Kurtuluş Savaşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve II. Dünya Savaşı gibi hem Türkiye’nin hem de dünyanın tarihini değiştiren birçok önemli olayın vakur ve sessiz tanığıdır.

Pera Palas Otel, II. Meşrutiyet’in ilanı, I. Dünya Savaşı, İstanbul’un işgali, Kurtuluş Savaşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve II. Dünya Savaşı gibi hem Türkiye’nin hem de dünyanın tarihini değiştiren birçok önemli olayın vakur ve sessiz tanığıdır. Bir zamanlar Pera’nın kalbi olan ve Galata’dan Haliç’e, Eyüp sırtlarından Tepebaşı’na uzanan eşsiz manzarasıyla konuklarını büyüleyen pera Palas Otel, açılışından yüz yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen bugün hâlâ büyüleyici. Yeni işletmecisi Jumeirah ile ihtişamlı bir geçmişin simgesi olarak kollarını olağanüstü bir geleceğe açmış yeni konuklarını bekliyor. YORUM 33


ISRAR, HAYALGÜCÜ, COŞKU VE DOYMAK BİLMEYEN BİR DENEYİMLEME TUTKUSU

[ Jean Nouvel [ 34 YORUM


MİMARİ

One New Change Londra, İngiltere

1

988 - 2005 tarihleri arasında Pritzker Mimarlık Ödülü’nün başkanı olan Bill Lacy, “Yüz Modern Mimar” adlı kitabında; “1970lerde başlayan mimari kariyerinin ilk gününden bu yana Fransız Jean Nouvel, modernizmin ve postmodernizmin estetik kurallarını kendi stilistik dilini ortaya koyabilmek için yıktı.” diyor ve devam ediyor, “Jean Nouvel, bulunduğu çevreyle uyumlu olan bir bina tasarlamaya büyük bir önem verir. Sonuç olarak, o binanın tasarımı geleneksel veya geleneksel olmayan formlarda olabilir ama sunumu tam anlamıyla benzersizdir.” Nouvel, 1945 yılında güneybatı Fransa’nın Fumel komününde, bir tarih öğretmeni baba ve bir İngilizce öğretmeni annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Babası daha sonraları okullardan sorumlu ilçe baş müfettişi olunca sürekli başka şehirlere taşınmaları gerekti. Sekiz yaşına geldiğinde Nouvel’in “Çok mimarisi olan bir orta çağ kasabası.” olarak tanımladığı Sarlat’a taşıntılar. O dönemlerde Nouvel, sürekli sinemaya kaçtığını itiraf ediyor ve bu sinema kaçışlarının ileriki yıllarda önemli bir etkisi olduğunu ekliyor. Profesörlerinden biri ona çizim yapmayı öğrettiğinde ve onu sanatla tanıştırdığında onaltı yaşındaydı. O zaman kadar anne ve babası matematik ve yabancı dillerdeki eğitimine çok önem veriyordu. Nouvel anne ve babasının, kariyerini eğitim veya mühendisliğe doğru yönlendirdiğini hissetmeye başlıyor ve nihayet onlara Beaux Arts okuluna girmek istediğini söylediğinde karşı geliyorlar.

’’

Jean Nouvel’in projeleri, bulundukları manzaraları değiştiriyor ve genellikle bulundukları ortamın başlıca yapısı haline geliyor. YORUM 35


Reina Sofia Müzesi Madrid, İspanya

Torre Agbar Barselona, İspanya

Bir sanatçı olmak çok riskli olduğu için mimarlığı seçerek ailesiyle ortak bir anlaşmaya varıyorlar. Bordeaux’daki bir okulun giriş sınavını kazanamıyor ama yirmi yaşına geldiğinde Paris’e giderek Beaux Arts’a girmek için düzenlenen ulusal bir yarışmada birincilik ödülünü alıyor. Bir yandan okula gidip bir yandan da para kazanmak için Claude Parent ve Paul Virilio’nun mimarlık ofisinde çalışmaya başlar. Sadece bir yıl sonra 80 dairelik bir apartman kompleksinin proje müdürlüğüne getirilir. 25 yaşına geldiğinde okulunu bitirmişti ve François Seigneur’ün ortaklığında kendi ofisini açmıştı. Nouvel, Paris Bienali’nin onbeş yıl boyunca yönetmenliğini yapmış ve hem sanat hem de tiyatro dünyasından pek çok isimle tanıştı. 1972 1984 yılları arasında Nouvel, Gilbert Lezenes, Jean-François Guyot ve Pierre Soria ile birlikte başarılı işlere imza atar. 1985 yılında, Jean Nouvel et Associés’i üç proje mimarı Emmanuel Blamont, Jean-Marc Ibos ve Mirto Vitart ile birlikte kurar. 1988’de Emmanuel Cattani ile JNEC’i kurar ve altı yıl sonra 1994’de Michel Pélissié ile şu anki firması “Ateliers Jean Nouvel”i açar. Paris’te bulunan merkez ofisi 140 kişiyle çalışmaktadır ve Fransa’nın en büyük mimarlık firmalarından biridir.

’’

Nouvel’e dünya çapında tanınırlık getiren ilk eseri, Paris���teki “Institut du Monde Arabe (IMA)” oldu.

Ateliers Jean Nouvel, Londra, Kopenhag, New York, Roma, Madrid ve Barselona’da da ofisleri bulunuyor. 13 ayrı ülkede 40’dan fazla aktif projesi bulunan firma bugüne kadar dünyanın dört bir yanında müzeler, konser salonları, konferans merkezleri, tiyatrolar, oteller, siteler, ofis binaları, ticari merkezler ve özel rezidanslar inşa etti. Jean Nouvel 2008 yılında prestijli Pritzker Mimarlık Ödülünü kazandı. Jean Nouvel’in projeleri, bulundukları manzaraları değiştiriyor ve genellikle bulundukları ortamın başlıca yapısı haline geliyor. Projenin içeriğinden, programından ve bölgesinden etkilenen Nouvel’in eşsiz yaklaşımı, dünyanın sayısız yerinde başarılı olduğunu defalarca kanıtladı. Nouvel’e dünya çapında tanınırlık getiren ilk eseri, Paris’teki “Institut du Monde Arabe” (IMA) oldu. Arap Dünyası Enstitüsü’nün en ilgi çeken özelliklerinden biri de bir cephesini tamamen kaplayan mekanik gözlerdir. Fotoelektrik hücrelerle çalışan bu mekanik gözler, ışık seviyesine göre otomatik olarak açılır ve kapanır. İlk olarak 1981 yılında Fransa Başkanı Francois Mitterand tarafından başlatılan bir projeler serisine bağlı olan IMA, 1987 yılında tamamlanmış. Bu büyük binanın içinde bir müze, kütüphane, geçici sergi alanları, çocuklar için atölyeler, dokümantasyon merkezi, oditoryum ve bir teras restoranı bulunuyor. 36 YORUM


MİMARİ

IMA ARAP DÜNYA ENSTİTÜSÜ

1981 ile 1987 yılları arasında inşa edilen yapı 16,894 m2’lik bir inşaat alanına sahiptir. Binada enstitü çalışmaları için ayrılan alanlara ve ofislere ek olarak bir müze, bir kütüphane ve bir restoran da yer almaktadır. Jean Nouvel bu proje ile Ağa Han Mimarlık Ödülü’nü kazanmıştır.

YORUM 37


GUTHRIE TİYATROSU

Ağırlıklı olarak Avrupa kıtasından tasarımları olan Jean Nouvel’in ABD’deki ilk projesinin 2006 yılında Minneapolis eyaletinde ve Mississippi Nehri’ne bakan Guthrie Tiyatrosu oldu. İnşaası 125 milyon dolara mal olan yapı 26,500 m² büyüklüğünde.

38 YORUM


MİMARİ Jean Nouvel’in bir diğer harika projesi, Minneapolis, Minnesota’da bulunan Tiyatrosudur. Pritzker Jürisi Guthrie’yi “İkonik Guthrie Tiyatrosu hem çevresiyle bütünleşmiş hem de zıtlık oluşturuyor. Şehir ve yakınındaki Mississippi Nehri ile uyum sağlarken dramatik bir ifade ve gösterinin büyüleyici dünyasını da yansıtıyor,” ifadeleriyle tanımlıyor. Bu dramatik ifade tesadüfi değil. Nouvel genellikle mimarlığını bir film yönetmenliğiyle kıyaslamış. 2002 yılında El Croquis’da yayımlanan bir röportajda Nouvel, “Her şey teatraldir. Uzun bir süre skenografır olarak çalıştım. Sitelerde bile skenografi, objeler ve seyreden kişiye sunmak istediğimiz görsel arasındaki ilişkiyi oluşturur. Hatta tıpkı Lucerne’de olduğu gibi her binanın üç yüz altmış derecelik bir manzaraya sahip olması sağlanabilir. Skenografi kelimesi eğer doğru kullanılırsa beni hiç rahatsız etmez.” diyor ve diğer bir röportajda mimari ve sinemanın birbirine çok yakın alanlar olduğunu söylüyor; “Tıpkı sinema gibi mimari de bir zaman ve hareket boyutunda var oluyor.” Nouvel, Luzern, İsviçre’de 2000 yılında tamamladığı Kültür ve Konferans Merkezi için, “Burası, manzarayı çerçevelemeye verilebilecek örneklerden biridir,” diyor ve devam ediyor; “Göl kenarında, şehre bakan harika bir konuma yerleştirilmiş olan binanın fuayesinden bütün şehir görülebiliyor.”

Nouvel kendi hakkında, “Kritikler beni kavramsal bir mimar olarak tanımladılar, yani çizimlerden çok söylemleriyle çalışan bir mimar. Çizimlere güvenmiyorum çünkü üretme aşaması bir şeyleri düzeltmek için çok erken. Bana göre mimar, bir şeyler söyleyebilen biri olmalı,” diyor. 2008 yılında kazandığı Pritzker ödülünün yanında Jean Nouvel, tasarladığı “Institut du Monde Arabe” ile Ağa Han Mimarlık Ödülünü, 2005 yılında Wolf Sanat Ödülünü ve daha pek çok prestijli ödülün sahibi olmuştur. Sayısız müze ve mimarlık merkezi çalışmalarının retroperspektiflerini sergilemiştir. Pritzker jürisi Jean Nouvel’e ödülünü şu övgülerle takdim etmiştir: “Mimar Jean Nouvel’in kariyerini tanımlamak için kullanılabilecek pek çok ifadelerden en önemlisi; onun yeni fikirleri cesaretle kovalamasını ve mimarlık alanındaki sınırları genişletmek için kabul edilen normlara meydan okuyuşunu vurgulamak olurdu. Jüri, Nouvel’in çalışmalarında bolca bulunan özellikler olan ısrar, hayalgücü, coşku ve her şeyden önemlisi doymak bilmeyen bir deneyimleme güdüsünü fark etmiştir.”

Reina Sofia Müzesi Madrid, İspanya

Jean Nouvel, 70’lerde başlayan mimari kariyerinin ilk gününden bu yana, modernizmin ve post-modernizmin estetik kurallarını kendi stilistik dilini ortaya koyabilmek için yıktı. Bill Lacy, Yüz Modern Mimar’ın yazarı

Luzern Kültür ve Konferans Merkezi’nin yanında kayda değer bir yapı da Paris’deki Cartier Foundation. Yine Paris’deki 400 metre yüksekliğindeki “Sonsuz Kule” Avrupa’nın en uzun binası olarak tasarlanmıştı. Projenin önemi “Binanın yukarı çıktıkça malzemesi değişen cephesidir. Granitten alüminyuma, paslanmaz çeliğe ve cama doğru değişir ve gökyüzünde kaybolmadan önce yarım saydamlaşır. Bu gökdelen tasarımı gerçekleştirilmemiş ve proje olarak kalmıştır. Jean Nouvel’in inşa edilmeyen gökdelen projelerine benzer ama bu sefer inşa edilip tamamlanan bir diğer harika projesi Barselona’daki “Torre Agbar”dır. Jean Nouvel’e göre kulenin formu, Barselona yakınlarında bir dağ olan Montserrat’tan ilham alarak tasarlanmış. Konser Salonu Kopenhag, Danimarka

YORUM 39


DEKORATİF [ TRENDLER & ÖNERİLER ]

GÖZALICI ARMAĞANLAR MUDO CONCEPT Nostaljik tasarımlı pikaplardan puro kutularına, dekoratif mumluklardan şamdanlara, Noel Baba’lı kupalardan yılbaşı sofralarınızı renklendirecek estetik şarap kadehlerine, servis tabaklarına, anahtarlıklardan mücevher kutularına kadar her beğeniye uygun, gözalıcı zarif armağanları Mudo Concept’te bulabilirsiniz. www.mudo.com.tr

40 YORUM


DEKORATİF

ARTIK TÜRKİYE’DE ARTE VENEZIANA Göz kamaştırıcı modelleri ile evinizin ışığını yansıtacak aynalarıyla Arte Veneziana artık Türkiye’de. İtalya’nın en tanınmış özel yapım ayna markalarından olan Arte Veneziana’da klasik ya da modern onlarca çeşit ayna tasarımı arasından seçim yapmak oldukça zor. Sanat eseri havasında işlemeli aynalar ya da modern çizgiler taşıyan keskin hatlara sahip modeller ayna modasının trendleri arasında. Özellikle Arte Veneziana’nın kendinden aydınlatması olan işlemeli modeli dekorasyonda klasikten hoşlananların gözdesi. www.arteveneziana.com.tr

YORUM 41


DEKORATİF

BRIGHT WOODS COLLECTION GIANCARLO ZEMA Özellikle yat iç tasarımı konusunda uzmanlaşmış tasarımcı Giancarlo Zema tarafından tasarlanan “Bright Woods Collection” tabure ve sehpalardan oluşuyor. Ahşap ve yarı-mat çamsakızı birleşimi bir maddeden hayat bulan tasarım, kullanılan LED’lerin özelliği sayesinde renk değiştirme, ışığı kısma, açma, sabitleme veya değişim halinde olma gibi özellikler sunuyor. www.giancarlozema.com

42 YORUM


Kalabalık bir gökdelene sıkışmış bir daire yerine, çok güzel bir bahçesi olan, müstakil bir eve sahip olmak...

ONLY NOW

44 YORUM


YAT

Only Now, güvertesinde sayılı konukla Akdeniz’in sularında güneşin ve açık denizin tadını çıkarmak isteyenler için tasarlandı ve inşa edildi.” YORUM 45


33.9 metre uzunluğundaki Only Now, 17 aylık bir dönemde inşa edildi ve Ağustos 2012’de sahibine teslim edildi.

i

stanbul doğumlu endüstriyel tasarımcı Rıza Tansu, 1996 yılından beri yat tasarımı sektöründe çalışırken 2006’da Tansu Yat’ı kurmaya karar veriyor. Bütün Tansu teknelerinin ardındaki temel felsefe, bir Tansu tasarımı olduğunun kolaylıkla anlaşılabildiği kendine özgü modeller üretmek. Tansu Yat, her zaman geniş, açık güverteler ve dış alanlara yerleştirdiği özellikleriyle meşhurdur.

Ödüllü süperyat Only Now’u ise Tansu Yat’ın sahibi ve CEO’su Rıza Tansu böyle anlatıyor: “Only Now, güvertesinde sayılı konukla Akdeniz’in sularında güneşin ve açık denizin tadını çıkarmak isteyenler için tasarlandı ve inşa edildi. Daha çok kamarası olan bir tasarım üzerinde çalışmakla ilgili hiçbir sorunum olmazdı ancak yatlarımı hep aynı kurallar ve istekler üzerine yapıyorum. Açık ve ortak alanları daha geniş yaparak kamara ve iç mekanlara daha az yer veriyorum.” Tıpkı diğer Tansu yatları gibi “Only Now” da, özellikle Akdeniz’de kullanıma uygun olacak şekilde açık alanlarla çevrili bir şekilde tasarlanmış. Gelenesek yat mantığının aksine iç alanlar artırılmamış ve kapatılmamış. Bunun yerine yat sahibinin ihtiyaçlarını karşılayacak genişlikte iç mekanlar yapılırken dış alanların vurgusu üzerine yoğunlaşılmış. Bu yaklaşım, kalabalık bir gökdelene sıkışmış bir daire yerine çok güzel bir bahçesi olan müstakil bir eve sahip olmak olarak da açıklanabilir.

46 YORUM

Örneğin, yat sahipleri yaz aylarında yemeklerini çoğunlukla dışarıda yemeyi tercih ediyorlar. Tansu Yat da bunun üzerine yemek masasını içeri değil de dışarı yerleştirmeye karar vermiş. Ana güvertede, etrafında sekiz adet Vitra sandalye ile oval bir yemek masası, bir B&B İtalyan ‘Charles Outdoor’ büyük koltuk ve aynı seriden iki tekli koltuk bulunuyor. Bunların yanı sıra, on kişilik özel yapım bir koltuk da bulunuyor. İç mekan tasarımını optimum seviyede tutmak tasarımcının iç mekan alanları ve boyutlarında çok cömert olabilmesine imkan tanımış. İç mekan dekorasyonu, Only Now’un keskin çizgileriyle derin bir tezat oluşturuyor. Ana salonun tasarımında Tansu Yat, meşe paneller kullanarak bir “yüzyıl ortası modern tarz” atmosferi ortaya koymak istemiş. Bunu yaparken de Knoll and Carl Hansen’in mobilyalarından, soyut bir resimden ve vintage monokrom bir fotoğraftan da yardım almış. Kaymaz meşe yer döşemeleri ve diğer iyi kalite ahşap ögeler güvertelerin yerlerini süslerken bütün kapılar ve merdivenlerde de kullanılmış. Tavanlar ise lake paneller ile dekore edilmiş.


YAT

Rıza Tansu, “Only Now’un konsept ve çizimleri bir süredir aklımda ve bir çekmecede bekliyordu;” diyor ve devam ediyor, “bu yatı öyle ya da böyle şu anki sahiplerine satacağımdan emindim.” Rıza Tansu, “Only Now’un konsept ve çizimleri bir süredir aklımda ve bir çekmecede bekliyordu;” diyor ve devam ediyor, “bu yatı öyle ya da böyle şu anki sahiplerine satacağımdan emindim. Çünkü onların ne istediğini biliyordum ve kendi ekibimin yeteneğine ve ortaya koyduğum tasarıma güvenim sonsuzdu. Biraz sabrettikten sonra bir gün beklediğim telefonu aldım. Birkaç görüşmenin ardından projeyi yeniledik, biraz 3D modellerle oynadık ve uzunluğunu 33.9 metreye çıkardık.” Only Now, hem sert hem çekici tasarımıyla heyecan verici bir dış görünüme sahip. Hantal bir görünüme sahip olmamasına rağmen kendisini diğerlerinden ayırt eden güçlü bir görünüşü var. İlk bakışta sanki konuklarını dış dünyadan saklamak istermiş gibi duruyor ancak güverteye çıktığınızda ne kadar büyük bir açık alan oranı olduğu fark ediliyor. Etkileyici ve benzersiz tarzını alçakgönüllü bir zarafetle birleştiren yat, konuklarına güvertede lüks ve rahat bir ortam sunuyor. Oldukça geniş olan arka güvertede, samimi davetler verilebilir. Bu modern ve zengin güvertedeki büyük oval masada yakın arkadaşların çağrıldığı şık yemekli partiler düzenlenebilir. Retro bir tasarımla dekore edilen dinlenme ve akşam yemeği alanları dışarıdan bakıldığında çok gizli-saklı görünse de güverteye çıkıldığında ne kadar ferah ve açık bir alan sunduğu belli oluyor. Bu da mahremiyete önem verenler için çok ince bir ayrıntı. Gövdenin etrafında zarifçe yükselen küpeşteler sayesinde geniş ön güverte, günün her anının keyfini çıkarabilmek için güneşlenme minderleriyle kaplı gözlerden saklı bir alan sunuyor.

YORUM 47


ONLY NOW TANSU YAT

1700 hp CAT C32 motora sahip 33.9 metre uzunluğundaki yat, 18.2 Kn seyir hızına ve 22 Kn maksimum hıza ulaşıyor. Bir adet Master ve bir adet VIP Konuk kabini bulunan yatta ayrıca bir çift kişilik konuk kabini, spor salonu ve bir adet kaptan ve iki çift kişilik mürettebat kabini bulunuyor.

48 YORUM


YAT

Sıcak meşe yer döşemesi ve duvar kaplamaları, yumuşak pastel döşeme kumaşlar, canlı bir Jackson Pollock tablosu, bütün teknede yer yer görülen parlak açık gri ve beyaz dikey panel kaplamayla bir zıtlık oluşturuyor.

Ana salonun tasarımında, meşe paneller kullanarak bir “yüzyıl ortası modern tarz” atmosferi ortaya koymak istemiş. Bunu yaparken de Knoll and Carl Hansen’in mobilyalarından, soyut bir resimden ve vintage monokrom bir fotoğraftan da yardım almış.

Ana salon abartılı derecede olmasa da büyük, ferah ve lüks. Bu bölümün en ilgi çekici özelliklerinden biri açık ve aydınlık atmosferi. Modern mobilyalar, doğal renk paleti, rafine ve şık lüks elementlerle sıcak bir hava veren salon, çağdaş sıradışılığı ferahlatıcı ve sofistike bir atmosferle bir arada sunuyor. Sıcak meşe yer döşemesi ve duvar kaplamaları, yumuşak pastel döşeme kumaşlar, canlı bir Jackson Pollock tablosu, bütün teknede yer yer görülen parlak açık gri ve beyaz dikey panel kaplamayla bir zıtlık oluşturuyor. Genel olarak Only Now’un dekorasyonunda yumuşak ve sakin bir atmosfer, keskin şekiller ve çizgilerle karıştırılmış bu da tekneye eşsiz bir kimlik ve güçlü, güven veren bir misafirperverlik vermiş. Only Now, üç adet geniş alt güverte kamarasıyla 6 konuk ağırlayabiliyor. Merkeze yerleştirilmiş büyük yatak odası, bir giyinme odası, geniş bir ofis alanı, iki adet banyoya ve büyük bir duşa sahip. Teknedeki bütün alanlar aydınlık, zarif, modern ve ferah bir atmosfer sunuyor.

YORUM 49


Klasik hatlarıyla siyah beyaz Amerikan filmlerindeki sofistike beyefendileri hatırlatıyor ve bakıldığında tam da Morgan’dan beklenen bir tarza sahip. Geleceğin modeli eskinin tarzında!

MERCEDES

Yeni GLA

Edition 1 Kentsel sportiflik ve dayanıklı off-road elementleri özgürlük anlayışını yeniden tanımlıyor. Araştırmacılar ve meraklılar, her gün yeni bir şeyler keşfetmek isteyenler ve yerin duramayanlar, dünyanın farklılıklarına açık olanlar ve özgürlük aşıkları, mesafeleri bir engel olarak değil de bir zenginlik olarak gören gezginler için yeni GLA Edition 1, her zaman hareket halinde olan bir yuva sunuyor.

50 YORUM


OTOMOBİL

YORUM 51


Y

eni GLA’nın tasarımı, SUV’da geçen “S”nin manasını tam anlamıyla karşılıyor: Sportiflik. Yenilikçi karakteri, klasik SUV stili ögelerle tamamlanmış. Tavan rayları, karter koruma ve siyah, kumlanma efekti verilmiş elementler bu ayrıcalıklı SUV araca, atletik bir görünüm veriyor. Bunların yanında, mat MAGNO boyası yeni GLA’yı daha da şıklaştırıyor. İç mekan tasarımı da sportif bir görünüm taşıyor. Yekpare koltuklar, harekete alan bırakan ferahlık vermenin yanında aracın yolcularını her durumda koltuklarında tutmayı da başarıyor. Bu kadar enerjik bir tasarımda bu kesinlikle çok iyi düşünülmüş bir ayrıntı.

Yeni GLA’nın ihtiyaçlara göre şekillenebilen iç dekorasyonunda yolculuk esnasında evinizin sıcak konforu aklınıza bile gelmeyecek. GÜÇ VE DAYANIKLILIK Kaşifler her zaman vardıkları noktanın daha da ötesine gitmek isterler. Yeni GLA ile her tür arazi üzerinde yolculuğunuza devam edebilirsiniz. Off-road işlevselliğine sahip 4MATIC bütün teker sürüşü sayesinde sapa ve alışılmadık yollarda bile sürücü aracın tam hakimiyetinde kalmaya devam edebiliyor. Şöförün, sürüş anında sürekli haberdar ediliyor olması çok önemli bir özellik. Bu nedenle ana ünite, aracın tırmanış ve meyil açıları gibi önemli offroad bilgilerini sürekli gösteriyor. Hayatta her anın tadını çıkarmak için eğlenceye yer bırakmak lazım! Yeni GLA’nın ihtiyaçlara göre şekillenebilen iç dekorasyonunda yolculuk esnasında evinizin sıcak konforu aklınıza bile gelmeyecek. EASY-PACK arka kapı, uzaktan kumandanın düğmesine bastığınız anda kolaylıkla açılıyor. Bunlara ilaveten, ayarlanabilir arka koltuk başlıkları ve iki parçalı arka farlar, daha büyük bir bagaj bölümü sunarken rahat yükleme ve boşaltma imkanı da sağlıyor. Yeni GLA’da valizlerini rahatlıkla yerleştirebileceğiniz gibi geniş kayar tavan penceresi sayesinde güneş de kendisine yer bulabiliyor. İç tasarımının diğer bir ayrıcalığı da interneti Central Media Display (Merkezi Medya Göstergesi) üzerinde araca taşıyan Comand Online özelliği. Bunların yanında Bluetooth ve USB ayrıntıları ekstra rahat bağlanabilirlik sağlıyor. Drive Kit Plus’ı kullanarak iPhone’deki şarkıları rahatlıkla göstergeye alabilir ve seçebilirsiniz.

52 YORUM


OTOMOBİL

EDITION 1 GLA

Sadece 1 yıl süre ile piyasada olacak olan bu yeni versiyonda Circus Beyaz, Mountain Metalik Gri, Orient Metalık Kahverengi ve Designo Magno Mountingrau gibi özel renk seçenekleri bulunuyor. Ayrıca 19 inç AMG jantları bulunan bu crossover’da bi-xenon ön farlar bulunuyor.

YORUM 53


OTOMOBİL

Mercedes-Benz Radio ise eğlencenin dozunu artırıyor. Kesintisiz yayınıyla İngilizce bir program olan www.mercedes-benz.com/ radio’da üst-sınıf raporları, nefes kesen röportajları ve kesintisiz müzik yayınını dinleyebilirsiniz.

MACERASEVER AMA GÜVENLİ Bir seyahat süresince umulacak çok şey vardır ama aynı zamanda gözden kaçırılacaklar da bir hayli çoktur. Bunu hesaba katan yeni GLA, Collision Prevention Assist (Çarpışma Önleme Yardımcısı) ile donatıldı. Öndeki araç ve kendi aracınız arasındaki önceden belirlediğiniz güvenli mesafe azalırsa bu özellik, sürücüyü görsel olarak haberdar ediyor. Eğer çarpışma riski meydana gelirse akustik bir uyarı tonu da görsel uyarıya eşlik etmeye başlıyor. Eğer sürücü bu aşamada frene basarsa, Adaptive Brake Assist (Uyumlu Fren Yardımcısı) sürücüye frenleme manevrasıyla yardımcı olabiliyor. Bu özellik, sürücünün bu durum için tam olarak gereken miktarda freni kullanmasını sağlıyor. Böylece kazalar önlenebiliyor. Yeni GLA, sadece yol üzerindeki potansiyel kazaları fark etmekle kalmıyor aynı zamanda Attention Assist (Dikkat Yardımcısı) ile sürücünün davranışını da analiz ediyor ve eğer sürücünün yorgun olduğunu tespit ederse “Dinlenmelisin!” diyerek uyarıyor. Uyarıyı dikkate alarak verdiğiniz kısa bir moladan sonra seyahatinize güvenle devam edilebilirsiniz.

54 YORUM

Yeni GLA’nın şık iç tasarımı, yüksek dozda sunulan çeşitlilik sayesinde rakiplerinin çok ötesinde bir konfor sunuyor.


TEKNOBLOG [ DİJİTAL DÜNYA’DA OLUP BİTENLER ]

PLAYSTATION 4 vs XBOX ONE Teknoloji harikaları, oyun konsollarının en yenileri piyasaya çıktı.

O

yun severlerin heyecanlı bekleyişleri nihayet son buldu ve Playstation 4 ile Xbox One kullanıcılarıyla buluştu. Devasa organizasyonlar, yüzlerce metrelik kuyruklar ve uzun bekleyişler eşliğinde satışa sunulan konsollar, şimdilik (ne yazık ki) yurtdışında evlerdeki yerini alıyor.



Yeni nesil konsolunu Microsoft’tan önce Türkiye’ye getiren Sony başlı başına avantajlı olsa da, “olur da bir gün ülkemizde satışa çıkarsa” diyerek, Xbox One ve Playstation 4’ü sizler için karşılaştırdık. İşte insanların “video ve eğlence dünyası anlayışlarını değiştirme” iddiasıyla yola çıkan cihazların en havalı ve dikkat çeken özellikleri...

PLAYSTATION 4 FARKI! Maalesef, ülkemizde de hevesle beklenen konsollardan sadece birinden iyi haber var. Playstation 4 ülkemizde 13 Aralık tarihinde satışa sunulacak. Sony, Türkiye için 1.399 liralık satış fiyatı belirledi. Microsoft cephesinden ise Xbox One’ın ülkemizde ne zaman satışa sunulacağına dair bir açıklama yapılmadı. Şu an için, Türk oyun severlerin Xbox One’a en yakın olabilecekleri yer, Xbox.com ve Türkiye sayfasında yer alan Xbox One tanıtım sayfaları...


56 YORUM

CİHAZLARDA SORUNLAR DA VAR İki cihazın da şu ana kadar çıkan en büyük problemleri, Xbox One’da “disk okuma”, PS4’te “mavi ışık” hatası. Ayrıca her iki konsol da 3D Blu-ray filmleri gösteremiyor, ancak yakın gelecekte bu durumun değişeceği bilgisi verildi.


TEKNOLOJİ

XBOX ONE PS4 • Oyunları çevrimdışı çalıştırabilirsiniz.
 • Paket içeriğine Kinect kamera dahil. • Kinect kamera, kalp atışı hızınızı gösterebiliyor, bir kerede altı kişiyi izleyebiliyor.
 • Sesli ve hareketli komutlar ile konsolu yönetebilirsiniz. “Açıl” dediğinizde konsol otomatik açılıyor.
 • Konsol üzerinden doğrudan canlı TV izlenebiliyor. Skype üzerinden HD kalitede canlı sohbetler gerçekleştirebilirsiniz.
 • Ana ekran kişiselleştirilebiliyor. Uygulamalar canlı kutucuklarla ana ekrana tutturulmuş.
 • Oyun içerisindeki en heyecanlı 5 dakikayı yakayıp kaydedebilir, daha sonra arkadaşlarınızla paylaşabilirsiniz.


• Xbox SmartGlass, akıllı cihazlarınızı konsolunuzla etkileşen ikinci bir ekrana dönüştürüyor. Telefon/ tablet üzerinden konsol yönetilebiliyor.
 • Xbox Live ile sosyal eğlence ağının bir parçası olunabiliyor.
 • Farklı hissettirecek tetik tuşları ve gamepad tasarımı var.
 • Ölü gibi sessiz çalışıyor.
 • Güncellemeler sizi rahatsız etmeden kuruluyor. Açılışta beklemek yok.
 • Kinect, arkadaşınızın evinde dahi olsanız kendi oturumunuzu açmanızı sağlıyor.
 • Oyunlar için bölge kilidi yok.
 • Ekstra sabit disk ekleyebilirsiniz.
 • Oyun oynarken Skype’tan gelen aramaları tek tuşla cevaplayabilirsiniz.


• Aynı anda birden fazla • Xbox Live Gold üyelik alanlara uygulamayı kontrol Kinect’le oynanan Fitness edip, aralarında geçişler uygulaması bedava. yapabilirsiniz. “Snap” demeniz yeterli.


• PS4’ün yazılımı internet bağlantısı olan her yerde güncellenebiliyor.
 • Aynı anda birden fazla uygulama çalıştırabiliyor. Bir ekranda oyun oynarken diğerinde video veya müzik dinlenebiliyor.
 • Oyunu istediğiniz yerde askıya alıp konsolu kapatabilirsiniz. Daha sonra makineyi açtığınızda oyununuza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.
 • Tablet veya akıllı telefonunuza indireceğiniz PS4 uygulamasıyla konsola erişebilirsiniz.
 • Gamepad’in üzerinde dokunmatik bir touchpad de yer alıyor.
 • Herhangi bir PS4 üzerinden Steam gibi kendi dijital kütüphane içeriklerinize ulaşabilirsiniz.
 • PS4’ün sabit diski değiştirilebiliyor.


• Oyunlarda bölge kodu sınırlaması yok, ancak ne yazık ki Blu-ray filmler için bölge kodu var.
 • İnternet üzerinden üyelik gerekmeksizin Netflix, Hulu+, Youtube gibi kanallar izlenebiliyor.
 • Çocuk, yetişkin gibi farklı kitlelere hitap eden geniş bir oyun yelpazesi var. Knack, DriveClub, Killzone Shadow Fall...
 • Kumandanın üzerindeki “Share” düğmesiyle oynadığınız oyunu gerçek zamanlı olarak dünyanın dört bir yanında kullanıcılara yayınlayabilirsiniz.
 • Güç koruma adına bekleme moduna sahip.
 • Remote Play’le PS Vita ekranı üzerinden PS4 oyunları oynanabiliyor.
 • Eye kamera ve gamepad’le oynanabilecek “Playroom” özelliği var.

• HDMI kablosu cihazla birlikte geliyor.


YORUM 57


TEKNOLOJİ

Hangi yeni nesil konsol size daha uygun? Bu 5 soru, karar vermenizi kolaylaştıracak! Oyun tutkunları, şu sıralar zorlu bir karar verme dönemindeler. Yeni nesil konsolunuz Xbox One mı olmalı yoksa PlayStation 4 mü? Eğer ikisine birden saçacak paranız yoksa (ki bu da pratik bir çözüm olmayabilir), işte karar vermenizi sağlayacak 5 soru. TV sizin için ne kadar önemli? Xbox One ve PS4’ün her ikisi de birer eğlence makinesi ve sadece oyundan ibaret değiller. Her ikisi de çeşitli akış hizmetleriyle geliyor, ancak Xbox One ek olacak uydu kutunuzla TV’niz arasına yerleşebiliyor ve bu kutuyu kontrol edebiliyor. Yani uydu alıcınızın kumandası yerine Xbox voice komutlarını kullanabiliyorsunuz. Bu aynı zamanda Xbox işlevlerini TV görüntünüzle bir araya getirebileceğiniz, örneğin bir maç izlerken Skype araması yapabileceğiniz anlamına geliyor. Ne kadar para harcayabilirsiniz? Konsolların Türkiye fiyatları kesinleşmiş olmasa da yurtdışı fiyatlarına baktığımızda Xbox One’ın, PS4’ten 100 dolar daha pahalı olduğunu görüyoruz. Bu fark, Xbox’un ek TV işlevlerinden değil kutudan çıkan Kinect 2’den kaynaklanıyor. Bu nedenle yeni nesil oyunları mümkün olan en ucuz yolla oynamak istiyorsanız, seçiminiz PS4’ten yana olacak.

58 YORUM

Hangi özel oyunlar sizin için daha önemli? Call of Duty, Watchdogs, FIFA 2014 gibi önemli oyunları her iki konsolda da bulmanız mümkün. Anack Game Points Now’un oluşturduğu diyagramda da görebileceğiniz gibi bazı farklar var. Örneğin Ryse: Son of Rome veya Forza Motorsport 5’i oynamak istiyorsanız Xbox One’ı, Driveclub veya Killzone’u tercih ediyorsanız PS4’ü seçmeniz gerekecek. Xbox 360 veya PS4 “başarılarınız” önemli mi? Far Cry 3’te her kaleyi özgürlüğüne kavuşturmuş, Modern Warfare 3’te en son silahın kilidini açmış olabilirsiniz. Tüm başarılarınızı ve ününüzü kaybetmek istemiyorsanız, PS3’ten Xbox One’a veya Xbox 360’tan PS4’e geçmek istemeyebilirsiniz. Her iki yeni konsol da farklı “başarı” sistemine sahipler. Ancak aynı aileye ait bir konsoldan yükselttiğinizde zaferleriniz, aynı hesaba geçecek ve kaldığınız yerden devam edebileceksiniz. Arkadaşlarınız hangisini alıyor? PS4 ve Xbox One, sosyal işlevleriyle öne çıkan konsollar. İkisi için de çevrimiçi oyunların önemi büyük. Arkadaşlarınızla çevrimiçi oyunlar oynayacaksanız, aynı konsolu almanızda fayda var. Seçiminizi doğru yaparsanız, eğlenceyle dolu saatler, paylaştığınız deneyimler ve fazlası sizi bekliyor olacak. Aksi halde konsolunuzla baş başa, yalnız geceler geçirebilirsiniz.


WE

FASHION

Mavi 60 YORUM


MODA

Mavi YORUM 61


İpekyol 62 YORUM


MODA

Twist YORUM 63


Bogner 64 YORUM


MODA

Gant YORUM 65


Lacoste 66 YORUM


MODA

Mavi YORUM 67


Lacoste 68 YORUM


MODA

Tergan YORUM 69


Lacoste 70 YORUM


MODA

Breitling SuperOcean YORUM 71


ONLINE

SHOPPING KIŞ GELDİ SPX SHOP Kayak merkezleri ve oteller amatör sporculara gerekli ekipmanı sağlasa da profesyonelliğe adım adım giden yolda kendi alet edevatını edinme arzusu ağır basıyor. Sonuçta ayakkabıya, çantaya duyulan saplantının yerini board fetişi, kayak pantolonu koleksiyonu alıyor.
.. Tüm bu ihtiyaçlar için güvenli ve rahat bir alışveriş deneyimi sunan SPX Shop’ta, kayak ve snowboard malzemeleri konusunda 68 marka bir arada. Online alışveriş’in yanı sıra İstanbul, Kartalkaya ve Kartepe de dahil olmak üzere 18 farklı noktada SPX mağazası var. www.spxshop.com

72 YORUM


ALIŞVERİŞ

ONLINE

SHOPPING ŞÜKÜR KAVUŞTURANA APPLE STORE Apple’ın resmi ürünlerine ülkemiz kullanıcıları da artık Apple Store internet mağazası sayesinde erişim sağlayabilecek. Teknoloji devinin merakla beklenen Türkiye mağazası ilk olarak internet ortamında hizmete sunuldu. Söz konusu online mağaza, satış işlemi öncesi ve sonrasında tüketiciye sunduğu uzman hizmetin yanında, 14 gün içerisinde ücretsiz ürün iadesi ve kredi kartına taksit gibi cazip seçenekler de sunuyor. Apple’ın ülkemizde ilk resmi satış kanalı olan Apple Store’da halihazırda iPhone 5S 2.149 TL, iPhone 5C ise 1.849 TL’den satışa sunulmuş durumda. Ayrıca tüketiciler satın aldıkları iPad, iPod Touch ve iPod Nanoların üzerine kişisel mesajlarını lazer servisi ile yazdırabiliyor ve ülkemize özel kılıflar da yer alıyor. store.apple.com/tr

YORUM 73


ALIŞVERİŞ

ONLINE

SHOPPING YAZI SANATI PLUMON Nişantaşı’ndaki mağazasıyla ilgi çeken ve özellikle kalem tutkunlarının gözdesi olan Plumon artık online. Caran D’ache markasının dolma ve tükenmez kalemlerinin yanı sıra, India Mandavi adındaki sınırlı sayıda üretilmiş tükenmez kalem oldukça ilgi çekiyor. İnanılmaz sade bir tasarıma sahip kalemin özelliği, 8 km boyunca yazabilmesi ki bu normal bir tükenmez kalemin neredeyse üç katı. Mimar kalemleri olarak bilinen Parafernalia ve eğlenceli grafik ve renkleri ile Retro 51 markaları da Plumon’un koleksiyonunda ilgi çeken ürünler. 
 Sizi yazı yazmanın ilk çağlarına götürebilecek Plumon’da,18. yüzyıl’dan beri kullanılan Diamine markalı mürekkep, sapı tüylü kaligrafi kalemleri ve isminizin baş harflerini basabileceğiniz eski usul mühürler de sizi bekliyor. plumon.sopsy.com

74 YORUM


Uzm. Dr. Ayça Kaya İç Hastalıkları Uzmanı

Daha Tok Kalabilmek

Mümkün mü? Karnımız hiç acıkmasa, canımız hiç tatlı istemese, yemek hayali hiç kurmasak... Ancak birçoğumuz hep yemek hayali kurarız, hep içimizde bir tatlı canavarı olduğunu düşünürüz ve içimizdeki bu dürtüleri kontrol edemeyiz. Aslında günlük beslenmemizde bazı noktalara dikkat ederek bu can sıkıcı durumdan kurtulabiliriz. 76 YORUM

i

nsan vücudu ana yakıt kaynağı olarak glikozu yani şekeri kullanır. Biz şekeri vücudumuza karbonhidrat türü yiyeceklerden alırız. Karbonhidratlar basit karbonhidratlar ve kompleks karbonhidratlar olmak üzere ikiye ayrılır.

Basit karbonhidratlar, şeker oranı yüksek olan karbonhidratlardır. Bu tür karbonhidratlar yenildiğinde kan şekerini çok hızlı yükseltirler. Kan şekerinin hızlı yükselmesi vücutta ani insülin hormonu yükselmesi yapar. Bu durumda vücuda alınan şeker hızlıca kullanılır ve akabinde kan şekerinde düşme ortaya çıkar. Özellikle hipoglisemisi olan hastalarda bu durum daha bariz olur. Yani basit karbonhidrat tüketimi yapıldığında şeker düşmesi ortaya çıkar. Bu durumda kişi daha çabuk acıkır ve daha çok yeme hayali kurmaya başlar. Kilo problemi olanlarda eğer kişi bu durumu bilmez ve basit karbonhidrat oranı yüksek yiyecekleri daha çok tercih ederse, daha çabuk acıkır ve daha fazla yiyerek daha fazla kilo alabilir. Hatta bu durum bazen çok ilerler kişide gece yemeleri ve tatlı krizlerine yol açabilir. Kompleks karbonhidratlar ise şeker oranı daha düşük ve kan şekerini daha yavaş yükselten yiyeceklerdir. Daha kontrollü insülin salınımı olur ve bu tür yiyecekler tercih edildiği zaman daha uzun süre tok kalmak mümkün olur.


SAĞLIKLI YAŞAM

Şeker Oranı Yüksek Karbonhidratlar

ì

Şeker oranı yüksek olan basit karbonhidratlar; sofra şekeri, bal, pekmez, reçel, çikolata ve her türlü şekerli yiyecektir. Bununla birlikte muz, incir, üzüm, kavun, karpuz gibi şeker oranı yüksek meyveler de kan şekerini hızlı yükseltirler. Patates, havuç, bezelye, mısır, bezelye gibi nişasta oranı yüksek yiyecekler de bizi çok acıktırarak yeme hayali kurmamıza neden olabilirler. Aynı zamanda beyaz un, beyaz pirinç ve beyaz makarna da şeker oranı yüksek yiyeceklere örnektir. Bu tür yiyecekleri tek başına değil de yanında süt, yoğurt, ayran gibi bir protein kaynağı ile birlikte yersek veya üzerine limon sıkma şansımız olursa şeker oranını dengeleyebiliriz.

Şeker Oranı Düşük Karbonhidratlar

í

Şeker oranı düşük olan karbonhidratlara örnek ise daha ekşi meyvelerdir. Ayva, portakal, kivi, limon, erik, yeşil elma, ananas bunlardan bazılarıdır. Yine kuru baklagillerden kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunyanın, kepekli ve esmer unların, esmer pirinç ve esmer makarnanın şeker oranı daha düşüktür ve bu tür yiyecekler bizi daha uzun süre tok tutar.

Karbonhidratın ayrımını yaparak daha tok olmanın yollarını öğrenmiş oluruz. Hayatta her şey gibi, yediğimiz yiyeceklerin de farkında olursak ve bilinçli tercihler yaparsak daha sağlıklı ve daha sağlam bir vücudumuz olur.

YORUM 77


Doğal Kanser Savaşçıları

V

ücut hücrelerinin kontrolsüz şekilde bölünüp çoğalması ile karakterize olan kanser, insanların belki de en korkulu rüyalarından biridir. Ortalama insan ömrünün uzadığı günümüz toplumunda, kalp damar hastalıklarından sonra ikinci sıradaki ölüm nedenidir. Bir erkeğin herhangi bir kansere yakalanma riski %43,4 iken, bu oran kadınlarda %38’ler civarındadır. Kanserlerin çoğunun nedeni tam anlaşılmamış olmakla beraber, kalıtsal nedenler ve çevresel faktörler bu hastalıkların ortaya çıkmasında önemli rol alırlar. Sigara, çeşitli viral enfeksiyonlar, radyosyona maruziyet ve beslenme alışkanlıkları önemle üzerinde durulması gereken çevresel faktörlerden bazılarıdır. Yapılan araştırmalara göre şişmanlarda, şeker hastalarında, diyetsel yağ ve proteini fazla alanlarda kanser daha sık görülmektedir.

Çağımızın hastalığı olan kanserden korunmak için öneriler: Fazla kilolardan bir an önce kurtulmak gereklidir. Kalori kısıtlamasının ve düzenli egzersizin tümör büyümesini durdurduğu yıllardan beri bilinmektedir. Günlük toplam kalorinin %30’undan azını yağlar oluşturmalıdır. Mümkün olduğu kadar az yağlı beslenmek, tereyağı, margarin gibi doymuş yağ miktarını azaltmak gereklidir. Bu tür yağları fazla tüketmek bağırsak, rektum, meme ve rahim kanserlerine yol açabilmektedir.

78 YORUM


SAĞLIKLI YAŞAM

Günlük protein tüketimi toplam kalorinin %15’ini geçmemelidir. Daha çok beyaz etler tercih edilmeli, kırmızı et haftada en fazla bir-iki gün tüketilmeli ve işlenmiş et ürünlerinden (şarküteriden) uzak durulmalıdır. Aşırı protein tüketimi meme, bağırsak, rahim, pankreas ve böbrek kanserlerini tetiklemektedir. Diyetteki şeker ve tuz fazlalığı da, pankreas, mide ve bağırsak kanseri riskini artırmaktadır. O nedenle mümkün olduğu kadar tatlılardan, tuzlu salamuralardan ve turşulardan uzak durmak gereklidir.

Alkol kullanılıyorsa alımı iyice azaltılmalı, hatta bırakılmalıdır. Yiyecekleri pişirirken yüksek ısıda kızartmak-kömürde ızgara yapmak yerine, haşlama veya fırında pişirme yöntemlerini uygulamak gerekir. Diyetimiz lif oranı yüksek meyvelerden, yeşil yapraklı sebzelerden, kuru baklagillerden, kuruyemişlerden, tam tahıl ürünlerinden, omega-3 yağ asitleri içeren balıklardan zengin olmalıdır. Vitamin C, folik asit, selenyum, beta-karoten, vitamin D, kalsiyum ve magnezyumun da koruyucu etkisi vardır. Özellikle soya fasulyesi, brokoli, maydanoz, lahana, kayısı, sarımsak, ıspanak, fındık, zeytinyağı, incir, havuç ve domates mucizevi etkileri olan doğal kanser savaşçılarıdır.

YORUM 79


 Çengelköy’de, Boğaz’ın kıyısında Sumahan Otel’in içinde bulunan Tapasuma Restoran, eski ile yeniyi birleştirirken eşsiz manzarasıyla da büyüleyen sade ve şık bir mekân.

Tapasuma B

elgelere dayalı tarihi 1875 olan binaların eski tapu kayıtlarında II. Sultan Mahmut (1808 - 1839), I. Sultan Abdülmecit (1839-1861) ve Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıfları’ndan geldiği görünüyor. 1930larda şimdiki sahibesinin dedesi tarafından satın alınan bina, 2005 yılında özel otel olarak hizmete başladı. İstanbul’da 19. yüzyıl sonlarında Osmanlı sanayi mimarisinin son örneklerinden bir soluk olan bina, zamanında ambar, kireç ve taş ocakları, vejetalin yağı, briket kömür ve suma fabrikası gibi çeşitli işlevler için kullanılmış. Tarihi binanın eski havasını korumak için var olan çelik kolonlardan, volta tavanlardan, eski taş ve kiremit duvarlardan vazgeçilmeyen ve yepyeni bir anlayışla ortaya çıkarılan restoran öylesine yalın ki duvarlarda bir tabloya dahi rastlamıyorsunuz. Bunun en büyük sebebi de mekânın kıyısına kurulduğu Boğaz manzarasına fazlaca güvenmesi denilebilir. Yazın denizle burun buruna olunan geniş bahçesi, her iki köprüyü de önünüze seriyor. Tapasuma’nın yeni tasarımında beyazlar, griler ve su yeşili hakim. Restoran’daki 8 metrelik bar, mekânda her bir pencereden görünen Boğaz’ın yosunlarını anımsattığı için Avusturya’dan getirilen Calacatta Verde adlı beyaz ve yeşil damarlı özel bir mermerden yapılmış. Restorana hem sade hem de şık bir hava vermek için mantar, kiraz, meşe, cam mozaik ve mermer gibi doğal malzemeler kullanılmış.

80 YORUM


MEKAN

YORUM 81


TAPASUMA İKİ KÖPRÜ ARASI

Tapa ve Suma sözcüklerinin birleştirilmesiyle, binanın tarihini yaşatması için seçilmiş. Muhteşem konumu, Boğaz’ın tamamına hakim manzarası, yanıbaşındaki denizin sürekli değişen mavi-yeşil-gri renkleri ve bugünü ahenkle harmanlayan mimarisi ile kuşatılmış.

82 YORUM


MEKAN

“Sumahan Otel’in özel tasarlanmış teknesi, günün belirli saatlerinde Restoran misafirlerine Kuruçeşme Galatasaray Adası iskelesi ve Tapasuma Restoran’ın rıhtımı arasında hizmet veriyor.” Tapasuma adı ilk duyulduğunda Uzakdoğulu bir çağrışım yapsa da hiçbir bağlantısı yok. Tapasuma, yerli-yabancı dillerde kolay söylenebilmesi için seçilmiş aslında. Tapa; şişeyi kapatan tıpa, suma ise yaş üzüm ispirtosunun anason tohumu ile damıtılmasından elde edilen bir içki olan bildiğimiz ham rakı anlamına geliyor. Kahvaltı servisi bulunmayan Tapasuma, öğle ve akşam yemeği servisinde modern Türk ve Akdeniz yemeklerinden oluşan çok zengin bir seçki sunuyor. ‘Tapa’ diye adlandırılan Türk ve Akdeniz mezelerini lokmalıklar olarak, ağırlıklı deniz mahsülleri ve mevsim balıklarını da çok farklı bir sunumla servis ediyor. Restoran’ın mutfağını emanet ettiği şef Gökay Çakıroğlu, Bolu/Mengenli bir ailenin oğlu. Turizm-Otelcilik lisesi mezunu olan şef, meslek hayatına daha 4 yaşındayken aşçı olan babasını izliyerek yön vermiş. Öncelikle Divan Otel, Conrad Otel gibi işletmelerde çeşitli görevlerde bulunan Çakıroğlu, profesyonel olarak ilk The Marmara Otel’de çalışmaya başlamış ve daha sonra Four Seasons Oteli’nde, ardından Beltur köşklerinde hünerlerini göstermiş. Yeni şeyler denemekten korkmayan şef, menüsünü hazırlarken damağa olduğu kadar göze de hitap ettiğinden masaya gelen her tabak bir sanat eserini andırıyor ve girişteki 8 metrelik barda özenle hazırladığı rengârenk yiyecekleri sergiliyor. Meze yerine tapas mantığıyla oluşturulan menülerden seçtiğiniz çeşitlerle, oldukça iddialı olduğu soğuk ve sıcak tapalarıyla kendi tabağınızı oluşturuyorsunuz. Tadını merak ettiğiniz soğuk ve sıcaklar, birer lokmalık ve tam tadımlık olarak geliyor. İspanyol tapaslarına benzer bir sunumla masanıza gelen soğuk ve sıcaklardan bazıları şöyle; soğuk tapaslar menüsünde yer alan Kuzu Gerdanı Rulosu’nun dışı antepfıstığı kaplı ve yanında erik sosu, Peynirli Kabak Çiçeği Dolması, Patlıcan Medfune.. YORUM 83


MEKAN

“Restoran girişindeki özel mermerden yapılan barda sergilenen yiyecekler, sizi bekleyen lezzetler hakkında iştah kabartan ipuçları vermekte.”

Kış aylarında hemen restoran girişindeki şömine başıyla yemek öncesi ve sonrası için iyi bir sohbet köşesi olarak rahat bir ortam sunan mekân, yaz aylarında da gündüz Boğaz kıyısındaki bir masada oturup denizin sürekli değişen mavi-yeşil-gri renkleri eşliğinde yemek yemenin keyfini yaşatıyor. Gün batımında ayrı gecesinde ayrı olan nefis manzarasında yanan ışıklar, insanı bir başka büyülüyor.

Sıcak tapaslarda ise, susam ile panelenmiş dana eti parçaları, rokfor sos ile hareketlendirilmiş. Fırınlanmış tulum peynirli incir dolması, fıstıklı karides, zeytin ve kekik soslu kalamar sate, saç oruğu, susamlı dana yer alıyor. Trakya’dan getirilen kuzularla yapılan İncik Yahnisi, yanında kuru hurma, mürdüm eriği, İzmir karası ve keşkek ile servis ediliyor. Tuzda Levrek de Tapasuma’nın spesiyalleri arasında. Küçük gruplara özel mönüler de sunan mekânın çoğunluğu Türk şaraplarından oluşan zengin bir kavı var. Seçeneği bol olan kokteylleri arasında bar şefinin özel olarak hazırladığı rakı ile yapılan ‘Sumahan Kokteyl’ de bulunuyor. Tapasuma’nın mekân ve damak tadına hitap etmesinin yanı sıra üstün hizmet anlayışıyla beraber tercih sebebi olabilecek en önemli özelliği, tekne servisinin olması. Otel misafirlerine tüm gün hizmet ederken, arzu eden restoran misafirlerini de boğazın karşı kıyısına taşıyan tekne, bu özelliğiyle şehrin korkunç trafiğinden kaçış noktaları arayanlara keyifli bir çare olabilir. Sabah 11.00’de başlayan deniz ulaşımı, akşam 23.30’a kadar devam ediyor. 84 YORUM

Son derece geleneksel yemeklere eklenen ufak yorum ve dokunuşlar Tapasuma’nın atmosferiyle birleştiğinde kendinizi Avrupa’da bir Türk restoranındaymışsınız gibi hissedebilirsiniz. Tabii ki başınızı çevirip boğazın eşsiz manzarasını gördüğünüz ana kadar... Tapasuma, balık mevsiminin açılmasıyla birlikte menüsüne Tarhanalı Lagos balığını da ekledi. Taze baharatlar ve tarhana ile pişirilen Lagos; kabak püresi, ıspanak sote ve mantarlı Sumahan böreği eşliğinde servis ediliyor. Olta balığı sezonunun açıldığı bugünlerde, deniz kıyısında yer alan Tapasuma’da günlük taze balıklardan hazırlanan lezzetli yemekler, damağınızda unutulmaz izler bırakacak. Kış mevsiminin en gözde lezzeti olmaya aday Tarhanalı Lagos’u denemeniz için tek yapmanız gereken, özellikleri akşamları çok yoğun olan mekâna rezervasyon yaptırmak...


F. Zeid - Soyut Kompozisyon

Fahrelnisa Zeid & Nejad Devrİm Modern Türk Resmi’nin ilk kadın temsilcilerinden olan Fahrelnisa Zeid, neredeyse sanatın her dalında sanatçılar yetiştirmiş olan Şakir Paşa Ailesi’ndendir. Şakir Paşa Ailesi’ne mensup her ferdin ayrı bir sıradışı hayat hikâyesi olduğundan bahsetmeden geçmek olmaz.

Yazı: Esra DOĞRU 86 YORUM

A A

ilenin geçmişi asker kökenlidir. Fahrelnisa Zeid’in Şura-yı Askeri Dairesi Reisi olan büyükbabası Mustafa Asım Bey’in vefatından sonra 3 evlâdı Cevat, Şakir ve Sare, küçük yaşta kimsesiz kalınca eş-dost himayesinde İstanbul’a getirilirler. Cevat ile Şakir, askeri okullara verilerek eğitilir. Genç yaşında sadrazam olan Cevat Paşa, 2 kez evlenirse de çocuğu olmaz. Cevat Paşa ve ablası Sare hanım çocuk sahibi olamadan ölürler. Ailenin nesli Şakir Paşa’dan devam eder. Şakir Paşa, tarihle yakından ilgili, yazıları olan, birçok dil bilen, resim, fotoğraf gibi sanatın her dalına meraklı biridir. 2 kez evlenen Paşa’nın ilk eşi -Zehra Hanım- genç yaşta vereme yakalanıp ölür. Asım adındaki oğulları aile geleneğine uyarak harp okulunda eğitim görür ve Süvari yüzbaşılığından emekli olur.


KÜLTÜR SANAT

F. Zeid - Çadırlar

O da (1884-1966) çocuk sahibi olmadan vefat eder. Şakir Paşa’nın İkinci evliliğini yaptığı İsmet Hanım’dan, iki oğlu Suat ve Cevat ile dört kızı Hakkiye, Ayşe, Fahrelnisa ve Aliye dünyaya gelir. Sadrazam olan ağabeyi Cevat Paşa’nın ölümünden padişahı sorumlu tutup görevinden ayrılan Paşa, hatıralarını yazmak için ailesiyle birlikte İstanbul’un o yıllarda oldukça sessiz bir köşesi olan Büyükada’daki köşküne taşınır. Osmanlı’nın son ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk dönemlerinin şahidi olan Şakir Paşa ailesi, farklı yaşamları ve sanatçı kimlikleriyle nam salmıştır. Şakir Paşa’nın oğlu Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) yazar, kızları Fahr el Nissa Zeid ressam ve Aliye Berger de gravürcüdür. Torunları Nejad Melih Devrim ressam, Füreya Koral seramik sanatçısı, Şirin Devrim ise tiyatrocu olur. Şakir Paşa, 1914 yılında Afyonkarahisar’daki çiftliğinde, şiddetli bir münakaşaya girdiği oğlu Cevat Şakir tarafından vurularak hayatını kaybeder.

Konumuz olan Fahrelnisa Zeid, 6 Aralık 1901 tarihinde Büyükada’daki köşkte hayata gözlerini açar… Ortaöğrenimini Notre Dame De Sion ve Pansion Binagiotti’de tamamlarken bir taraftan da annesi Sare İsmet Hanım’ın çocuklarının eğitimine verdiği ehemmiyet sayesinde kardeşleriyle beraber İngilizce, Fransızca, piyano, resim, doğu kültürü, Farisi, Arapça ve Kuran-ı Kerim dersleri alır. Resme başlaması 8 yaşındayken ağabeyi Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın kendisindeki yeteneği farkederek “Yaşına göre insanı ürperten bir görüş ölçün var. Her zaman yanında defter, kalem bulundur; hoşuna giden şeyleri durmadan çiz,’ demesi sayesinde olur. 14 yaşında değme ressamlarla boy ölçüşürcesine desenler çizen Fahrelnisa, kara kalem figürleri ile geleceğin ünlü ressamları arasında yer alacağının sinyallerini verir. Resim tutkusunu ilk kadın öğrencilerinden biri olduğu dönemin güzel sanatlar akademisi olan Sanayi-i Nefise mektebi’nde (bugün Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) eğitimini alarak daha da pekiştirir. Fakat buradaki eğitimi uzun sürmez. Güzelliği ve zerafetiyle pek çok talibi olan Fahrelnisa’yı ailesinin içinde olduğu zor durumun etkisi evliliğe yöneltir. İlk evliliğini Fecr-i Ati olarak nitelendirilen grubun yazarlarından İzzet Melih Devrim’le yapar. Fahrelnisa’nın eş seçiminde özellikle annesinin rolü büyüktür. Zira Melih İzzet Bey diğer talipler arasından lüks giyimi, yakışıklılığı, batı kültürü ağırlıklı oluşu ve aynı zamanda bir batı kökenli şirketin dolgun maaşlı müdürü olmasıyla sıyrılmıştır. Fahrelnisa ile evlendiğinde iç güveysi olarak köşke alınır. Çiftin 2 çocuğu olur, ressam Nejad Devrim ve tiyatrocu Şirin Devrim. YORUM 87


N. Devrim - Soyut Kompozisyon

Fahrelnisa Zeid’in kendisi gibi ressam olan oğlu Nejad Devrim, 1 Temmuz 1923’de İstanbul’da doğar. Ortaöğrenimini İstanbul Galatasaray Lisesi’nde tamamlar ve 1942’de Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’ne girerek Bedri Rahmi Eyüboğlu, Zeki Kocamemi, Nurullah Berk ve Léopold Lévy’nin öğrencisi olur. Akademideki eğitimi sırasında bireysel gelişimi için ruhunun peşindeki arayışına devam ederken sonraki sanat yaşamında etkilerini göreceği Bizans, Osmanlı ve Soyut İslam sanatlarına merak salar. Yine aynı dönemde “Yeniler Grubu”nun kurucu üyeleri arasında yer alır. 1946’da burslu olarak gittiği Paris’e yerleşir ve olağanüstü bir hızla yükselerek çok geçmeden Gertrude Stein’ın evinde düzenlediği “salon” toplantılarına davet edilen genç sanatçılardan biri olur. İlk kişisel sergisini 24 yaşındayken Allard Galerisi’nde açar. 88 YORUM

İzzet Melih ile Türkiye’nin örnek çifti olarak hem sanat dünyasında hem de diplomatik çevrelerde toplantılara katılırlar. Resim öğrenimi için Paris’te Ranson Akademisi’ne yazılan Fahrelnisa, Türkiye’de de Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmail atölyesine devam eder. Eşiyle seyahate gittiği Avrupa şehirleri kendisine farklı ufuklar açar. Fakat 5 yıl sonra evlilikleri sona erer. Fahrelnisa, Irak’ın Ankara Büyükelçisi Prens Emir Zeid el Hüseyin ile tanıştığında İzzet Melih’ten henüz ayrılmamıştır. Bir süre sonra boşanarak Emir’le evlenir ve böylece bir kral ailesine gelin olarak “prenses” unvanını kazanır. Ürdün Kralı Hüseyin’in büyük amcası olan Emir Zeyd, Ürdün kralı Abdullah ile Irak Kralı Faysal’ın kardeşidir. Fahrelnisa ve Emir Zeid’in bu evlilikten halen Ürdün’de yaşayan Raad adında bir oğulları olur.


KÜLTÜR SANAT

N. Devrim - Soyut Kompozisyon Eşinin görevi nedeniyle Türkiye’den ayrılan sanatçı, böylece fırtına gibi sürecek bir hayata adım atar. Kraliçe Elizabeth ve Hitler gibi dönemin ünlü simalarıyla aynı ortamlarda bulunur. Resim kariyerini Avrupa’nın çeşitli kentlerinde sürdürür ve İlk kişisel sergisini 1944 yılında İstanbul’da kendi evinde açar. Bu sergiyi Paris, Londra, New York, Brüksel gibi kentlerde açtığı onlarca sergi takip eder. Fahrelnisa’nın ve o sıralarda Irak’ın Londra Büyükelçisi olan eşi Emir Zeid’in sergiler, davetler, seyahatler şeklinde süren şaaşalı hayatı, Bağdat’ta bir ihtilalden sonra değişir. Kral, yakınları ve başbakan öldürülürken o sırada Bağdat’ta olmadığı için ailesiyle birlikte mutlak bir ölümden kurtulan Emir Zeid, Bağdat’taki ayaklanma üzerine hükümet görevine son verince bir anda Londra’da her şeyini kaybeder. Tüm bu olanlar üzerine Zeyd ve Fahrelnisa, Paris’e yerleşir. Sanatçı, kendini hiç alışık olmadığı bir yaşam biçimi içinde bulunca resim çalışmalarına ara verir. Prenses Fahrelnisa, eşinin ölümünden sonra yalnızlığa dayanamaz ve oğlunun görev yapmakta olduğu Ürdün’e giderek Amman’a yerleşir. Amman’da kendi adıyla anılan bir sanat enstitüsü kurar ve son zamanlarını genellikle portreler üzerine çalışarak geçirir. Eserlerini en son 1988’de İstanbul’da, 1990’da Fransa ve Almanya’da sergileyen sanatçı, 5 Eylül 1991’de, 91 yaşında hayata gözlerini yumar. Ürdün’de ölen sanatçının ardından ulusal yas ilan edilir ve cenazesi büyük bir törenle toprağa verilir. Amman’da El Rağdan Sarayı Kraliyet Mezarlığı’na defnedilir.

Türk resim sanatının çağdaş temsilcileri arasında özel bir yere sahip olan Fahrelnisa Zeid’in çağdaş resme yapmış olduğu katkılar, mistik esinlenmeleri ile çizdiği özgün ve şaşırtıcı çizgilerinde gizlidir. Eserlerinde modernizm ve kaynağını Doğu’dan alan lirizmle romantizmi birleştiren ve titreşimli renkler kullanarak yaptığı soyut kompozisyonlarla beraber son dönemindeki portreleri ile tanınan sanatçının kendi yaşamını anlatan bir de kitabı vardır. Sanatçının dünyanın sayılı müzelerinde imzasını taşıyan tablolarının yanında Paris ve New York Modern Sanat müzelerinde, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde ve İstanbul Modern’de eserleri olan Fahrelnisa Zeid, Türkiye’de ve batı ülkelerinde çok sayıda sergiler açan Türk kadın ressamların başında gelir. Berlin, Londra ve Paris’teki sergilerinin ziyaretçileri arasında ünlü sanat adamları, edebiyatçılar ve devlet adamları da vardır. Ekim 2013’te Dubai’de gerçekleşen ‘Türk, İran ve Arap Ülkeleri Modern ve Çağdaş Sanat’ müzayedesinde “Atom ve Bitkisel Yaşam Arasında” adındaki 1962 tarihli tablosu, bir Türk koleksiyonere 2 milyon 741 bin dolara (yaklaşık 5 milyon 450 bin TL) satılarak en pahalı modern Türk resmi unvanını aldı. Aynı zamanda Christie’s Müzayede Evi’nin satışını gerçekleştirdiği Ortadoğu coğrafyası sanatçıları arasında da şu an için en pahalı eseridir. Avrupa’da tanınmaya başladığı dönemde asıl adı Fahrünnisa’yı telaffuzu kolay olduğu için Fahrelnisa olarak kullanan Zeid, sıra dışı yaşantısını resimlerinden birinin arkasına yazdığı bir cümleyle özetler: “Hayat bana serenadını çaldı ve ben de ona uygun dans ettim.” YORUM 89


SÜPER

FİLM

BİRDEN

HOBBIT:

SMAUG’UN ÇORAK TOPRAKLARI Hobbit üçlemesinin ilk filmi olan “Hobbit: Beklenmedik Yolculuk”un devam filmi olan yapım Misty Dağları’ndan başarıyla geçen Thorin ve beraberindekilerin Mirkwood ormanındaki zorlu maceralarına odaklanıyor. Yanlarında Büyücü Gandalf olmadan ormanı geçmek zorunda olan Hobbitler insanların yaşadığı bölgeye ulaştığında Bilbo Baggins’in cücelerle olan anlaşması da son bulacak. Yalnız Dağ’a ulaşmak zorunda olan ekip ulu ejder Smaug’un saklandığı inine giden Gizli kapı’yı bulabilecekler mi? Peki güneye doğru gizli bir görev peşinde olduğunu söyleyen Gandalf nerede? 
 Peter Jackson’ın yönetmenliğindeki filmin uyarlama senaryosu ise Jackson’ın yanı sıra yine Fran Walsh, Philippa Boyens ve Guillermo del Toro’dan oluşan ekibe emanet. 
 Ülkemizde 13 Aralık’ta gösterime girecek filmde, Martin Freeman, Ian McKellen, Andy Serkis, Richard Armitage, Lee Pace, Hugo Weaving, Elijah Wood ve Cate Blanchett yine karşımıza çıkacak isimler. 90 YORUM


SİNEMA

ROBOCOP 2014

Efsane filmin yeniden çekilen bu versiyonunda RoboCop, sokakları çetelerden temizlemeye devam ediyor. Yıl 2029! Çok uluslu holding OmniCorp robot teknolojisinin merkezinde. İnsansız uçakları tüm dünyada Amerika adına savaşlar kazanmakta ve artık bu teknolojiyi sivil cepheye getirmek istiyorlar. Alex Murphy iyi bir eş, baba ve Detroit’teki suç ve yozlaşma oranını düşürmek için elinden geleni yapan iyi bir polis. OmniCorp dikkate değer robotbilimini bir görev sırasında ciddi bir şekilde yaralanan Murphy’nin hayatını kurtarmak için kullanmak ister. Murphy çok sevdiği şehrinin sokaklarına yeni yeteneklerle donatılmış bir şekilde geri döner. Ama Murphy’nin artık daha önce hiçbir normal insanın karşılaşmadığı sorunları da vardır… Joel Kinnaman, Abbie Cornish, Michael Keaton, Samuel L. Jackson, Gary Oldman gibi oyuncuların rol aldığı ve José Padilha’nın yönetmenliğini yaptığı filmin ülkemizdeki vizyon tarihi 07 Şubat.

YORUM 91


KİTAP [ ÇOK SATANLAR ]

BEYOĞLU’NUN EN GÜZEL ABİSİ AHMET ÜMİT

Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı’nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, masumiyetini korumaya çalışan bir adam.

BUKRE

KAHRAMAN TAZEOĞLU Kahraman Tazeoğlu tüm romanlarında olduğu gibi Bukre kitabında da mükemmel bir edebi dil kullanıyor. Şiir gibi cümlelerden oluşan sevgiliye yazılar, okurları oldukça etkiliyor. Romanda sitem, tutku, arzu, aşk, sevgi, hayal kırıklığı gibi ilişkilerin içinde olan her türlü duyguyu bulmak mümkün.

SOĞUK KAHVE AHMET BATMAN

Sıcacık bir kahveden yükselen güzel kokular eşliğinde keyifli bir okuma vaat ediyor Soğuk Kahve… İronik ve mizahi olduğu kadar keskin bir dil. Belki de çoğumuzun gündelik hayatında olan konuları anlatırken sizi ters köşeden bir bakış açısına yatırıp golü ustalıkla atıyor. Hınzır bir zekânın ürünü olan cümleleri sizi gülerken duygulandıracak, çoğu zamansa hayretler içinde bırakacak.

BİR PSİKİYATRİSTİN GİZLİ DEFTERİ GARY SMALL

Psikiyatriyle ve insan beyni üstüne çığır açıcı araştırmalarla geçen otuz yıl içinde Dr. Small pek çok şey görmüş. Şimdi ofisinin kapılarını açmaya ve kariyerinin en gizemli, ilginç ve tuhaf hastalarını anlatmaya hazır. Bu kitap bir psikiyatristin zihnine ve onun giderek gelişim gösteren mesleki yaşamına yapılan aydınlatıcı bir yolculuk. Okurken kendinizi, bizi insan yapan şaşırtıcı tuhaflıklar üstüne düşünürken bulacaksınız. 92 YORUM


KİTAP BLU-RAY

BLU-RAY [ ÇOK SATANLAR ]

OUR UNIVERSE Gökyüzündeki yıldızlar tarih öncesi zamanlardan beri insanoğlunu büyülemiştir. Hakkı da vardır; çünkü yaşamın kaynağı oradadır. Bu belgeselde, olağanüstü modern teknoloji ile evrenin sırları araştırılıp keşfedilirken, gezegenler ve milyarlarca uzak güneş taranıp fotoğraflanıyor. Evrenimiz 3D’de kullanılan gelişmiş teknoloji, uzayın derinliklerini göz alıcı bir sunumla oturma odanıza getiriyor.

PUBLIC ENEMIES Eşsiz düş gücüyle, yönetmen Michael Mann (Heat, Collateral) den ülkenin en büyüleyici ve adı kötüye çıkmış kanun dışı kişisinden - John Dillingerdan ilham alan bir film geliyor. Johnny Depp, FBI tarafından “Bir Numaralı Halk Düşmanı” olarak kayıtlara geçirilen karizmatik ve ele geçmez bir banka soyguncusunu canlandırıyor. Oscar ödüllü Marion Cotillard (La Vie en Rose); onun kalbini kazanmaya muktedir olan tek kadını, Billy Frechette’i canlandırıyor.

JOHN CARTER

BETWEEN TWO WORLDS

Akademi Ödüllü yönetmen Andrew Stantonın “John Carter” filmi, gizemli ve egzotik Barsoom gezegeninde geçen sürükleyici bir aksiyon macera filmi... Açıklanamayan biçimde Marsa yollanan Carter, burada kendisini gezegen sakinlerinin arasındaki dev bir ihtilafın ortasında bulur. Tarafların arasında Tars Tarkas ve çekici prenses Dejah Thoris de vardır. Carter yok olmanın eşiğindeki bu gezegende Barsoom’ın ve halkının kurtuluşunun kendi ellerinde olduğunu anlayacaktır.

TRANSFORMERS DARK OF THE MOON

Yönetmenliğini Michael Bay, yapımcılığını ise Steven Spielberg’in üstlendiği üçlemenin son filminde, ay yüzeyine yapılan yolculukta bulunan bir uzay gemisindeki Decepticon’u canlandıran insanlar, kendilerini tekrar Deception’lar ile savaşırken bulacaklardır. Serisinin bu filminde Decepticon’lar biraz daha güçlü ve gelişmiş olarak karşımıza çıkıyor. Tüm dünyayı kasıp kavuran, pek çok ülkede gişe rekorları kıran Transformers serisinin son filmi Ayın Karanlık Yüzü sonunda 3D olarak hayranlarıyla buluşuyor. YORUM 93


et kin lik

tak vi mi

04 FETTAH CAN

Üçüncü solo albümü “Yalanlar Cumhuriyeti”ni geçtiğimiz aylarda yayımlayan Fettah Can, Aralık 2013’te Akustik projesi ile Türkiye turnesine çıkıyor. Bugüne kadar 100’lerce konser veren Fettah Can, şimdi de aralıksız bir konser serisiyle Türkiye’yi dolaşacak. “Fettah Can Akustik” turnesi için özel bir repertuar ve sahne tasarımı hazırlayan sanatçı ilk konserini 4 Aralık’ta Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde verecek.

Ara

‘13 94 YORUM

07 MFÖ

Ünlü Türk pop grubu MFÖ, 7 Aralık’ta Ülker Sports Arena’da sahne alıyor. Grup, kısa bir molanın ardından, tüm enerjisiyle, İstanbullu müzikseverlerle buluşmanın heyecanını yaşıyor. Tüm zamanlara damgasını vurmuş en sevilen şarkılarından oluşacak repertuar ile MFÖ hayranları, grupla yeniden bir arada olacak.

11

NILS PETTER MOLVAER & MORITZ VON OSWALD

Bir yanda trompetin önemli isimlerinden, caz kültürünü farklı bir yaklaşımla şekillendiren Norveçli Nils Petter Molvaer, bir yanda tekno müzik tarzının en yenilikçi ve etkileyici isimlerinden caz ve elektronik müziği sentezleyen isim Moritz Von Oswald. İki farklı kültürün iki önemli temsilcisi Moritz Von Oswald ve Nils Petter Molvaer 11 Aralık akşamı Babylon’da çok özel bir proje için bir araya geliyor.

17

CANDAŞ ORKESTRASI YENİ YIL KONSERİ Candaş Orkestrası, opera sahnelerinin en seçkin aryalarından napolitenlere, coşku ve duygu yüklü Latin ezgilerinden Broadway Müzikallerine, dünya popüler müziğinin en sevilen şarkılarından Türkçe eserlere kadar uzanan geniş bir repertuvarla yeni yıla erken bir merhaba diyor. Grup 17 Aralık günü Kozyatağı Kültür Merkezi’nde dinleyicileri ile buluşacak.

12 18 09 KÜÇÜK PRENS

EROL EVGİN

Unutulmaz konserlere imza atan Erol Evgin, “BKM Pazartesi Konserleri” kapsamında 9 Aralık akşamı müzikseverlerle buluşacak. Evgin’e, “BKM Pazartesi Konserleri”nde; piyano, bas, davul, keman ve vokalden oluşan özel orkestrası eşlik edecek.

Saint-Exupery’nin dünyaca bilinen eseri Küçük Prens, Türkiye’de tiyatro izleyicisinin karşısına gözalıcı bir ekiple geliyor. Bitiyatro ve Theater an der Ruhr ortak yapımı olan proje, Exupery’ nin aşk, savaş ve çocukluk özlemiyle geçen hayatından esinlenmeler taşımakta ve yazarın bu ünlü eserinin yeniden okunması ve yorumlanması üzerine özel bir çalışma olarak sahnelenmektedir. Küçük Prens 12 Aralık tarihinde Akatlar Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.

İSTANBUL ART TRIO

Son dönemde kurulmuş dinamik ve farklı bir klasik müzik triosu. Her biri başarılarıyla kendini kanıtlamış, alanında virtüöz olan Trio’nun üyeleri, konserde Mozart, Weber ve Pıazzola’nın flüt, piano ve violonsel için bestelenmiş en güzel ve özgün eserlerini yorumlayacaklar. Fütte Nihan Atalay Viyolonsel’de Jülide Canca Eke ve piyano’da Melin Molla’dan oluşan İstanbul Art Trio 18 Aralık’ta Caddebostan Kültür Merkezi’nde.


ETKİNLİK TAKVİMİ

10 18 HALİL SEZAİ

Hafızalarımıza kazınan çarpıcı sözleri ve başka diyarlara sürükleyen müzikleri ile geçtiğimiz yıla damgasını vuran Halil Sezai, ikinci solo albümünün ardından dinleyicisi ile buluşmaya devam ediyor. Sanatçı, “Seni Beklerken” ve “Ey Aşk” isimli albümlerinin büyük beğeni toplayan şarkıları ve sürpriz repertuvarı ile 10 Ocak’ta Jolly Joker İstanbul sahnesinde hayranları ile bir araya gelecek.

14

ŞENAY LAMBAOĞLU FT. NEŞET RUACAN & İMER DEMİRER

Geçtiğimiz yıl kendi söz ve bestelerinden oluşan albümü “İçimde Aşk Var” ile dinleyenlerin kalbini çalmayı başaran Şenay Lambaoğlu, yer aldığı farklı birçok proje ile caz dünyasının çok yakından tanıdığı bir isim... Yıllardır çok önemli caz müzisyenleriyle gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında performanslar veren sanatçı 14 Ocak’ta Babylon sahnesinde sevenleriyle buluşuyor.

PORTECHO

The New York Times gazetesinin hızla yükselen ve geleceği parlak bir grup olarak nitelendirdiği Portecho, 18 Ocak’ta Babylon sahnesinde dinleyicilere müzik şöleni sunacak. Yayınladıkları ilk albümleri 2006 tarihli Undertone ile müzikseverlere farklı bir deneyim yaşatan ikili, sundukları farklı altyapılar, hipnotize edici vokaller ve gitar melodileriyle kısa sürede ses getirdi.

24

LUISA SOBRAL

Bir ses, gitar, kâğıt ve kalem... İşte Luisa Sobral’ın müzik evreninin mütevazı araçları. Portekizli şarkıcı son derece yumuşak, naif ve yansımalarla dolu içgüdüsel müziğinin meyvesi olan “The Cherry on my Cake” ile son yıllarda caz ve dünya müziği sahnelerinde adından sıkça bahsettirmeye başladı. Beatles’tan cazın ölümsüzleştirdiği eşsiz melodilere kadar farklı stil ve türden beslenen Sobral, 24 Ocak akşamı albümünün en güzel parçalarını İş Sanat’ta caz severler için seslendirecek.

25 TODES

Renk ve ses şenliği, güçlü dinamizm ve bıçak gibi dans tekniği ile diğer gruplardan farklı bir konumda yer alan Todes, dünyada modern dansı en iyi icra eden ve en çok turne yapan grup olarak biliniyor. Alla Duhova tarafından 1986’da St. Petersburg’da kurulan “Todes Dans Grubu” yılın 260 günü yurt dışı turnelerinde büyük bir başarı ile gösterilerini sürdürmektedir. Başta Amerika olmak üzere Avustralya, İsrail, Fransa, Çin, Bulgaristan, İspanya, Güney Kore, Almanya gibi birçok ülkede milyonların sevgilisi olan ekip, 24-26 Ocak tarihleri arasında TİM Show Center’da...

26

MABEL MATİZ

Mabel, adını “Kumral Ada, Mavi Tuna” adlı romanda yer alan Tuna karakterinin takma adından alır. Matiz ise, müziğini en iyi tanımladığına inanarak adına eklediği ve “çok sarhoş, düşkün kimse” anlamlarına gelen eski Yunanca kökenli argo bir kelimedir… 2013 yılının Ocak ayında DMC Müzik/Zoom Kurumsal etiketiyle piyasaya çıkardığı “Yaşım Çocuk” albümü ile hayran kitlesini iyice genişleten Mabel Matiz, 26 Ocak’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde hayranları ile buluşacak.

Oca

‘14 YORUM 95


ETKİNLİK TAKVİMİ

11

İBRAHIM MAALOUF

09 KÜBA SIRKI

18 sanatçı, 7 grup ve 14 farklı numarayla İstanbul’a ilk kez gelecek olan Orijinal Küba Sirki, büyük küçük herkese sömestr tatili sürprizi olacak. Kübalı sanatçıların hava numaralarında sergiledikleri nefes kesici koreografiler, sıra dışı palyaçolar, tek tekerlek üzerinde yapılan, parmak ısırtan akrobatik gösteriler, ateş, kılıç ve dans sahnelerine hayran kalacağınız Küba Sirki 9 Şubat’ta Maslak Tim Show Center’da.

Şbt

‘14 96 YORUM

Lübnan asıllı Fransız trompetçi İbrahim Maalouf, alışılagelmişin dışına çıkan tarzıyla, 11 Şubat’ta bir kez daha Babylon sahnesinde... 2012’de yayımladığı Wind ile Fransa ve Belçika listelerinde önemli başarılar yakalayan sanatçı Sting, Vanessa Paradis, Vincenct Delerm gibi pek çok isime albümlerinde eşlik etti. Şimdi ise İbrahim Maalouf, tüm farklılıkları enerjik bir çatı altında birleştirdiği albümüyle aynı adı taşıyan Illusions projesiyle dinleyicilerinin karşısına çıkıyor.

20 SMOKIE

1965 yılında kurulan, şimdiye kadar “If You Think You Know How to Love Me”, “Don’t Play Your Rock ‘n’ Roll to Me”, “Living Next Door to Alice”, “It’s Your Life” ve “Oh Carol” gibi bir çok hit parçaya imza atmış İngiliz rock devi Smokie, 20 Şubat’ta Jolly Joker İstanbul’da hayranlarıyla buluşmaya hazırlanıyor.

FİL’M HAFIZASI: ARABESQUE NIGHT

22 16

ANDREA BOCELLI

EMRE AYDIN

İlk ve ikinci albümünden çıkan birçok hit şarkıyla adından sıkça söz ettiren başarılı müzisyen Emre Aydın, yeni albüm konseri için Bostancı Gösteri Merkezi’nde sevenleri ile buluşuyor. 2006 yılında piyasaya çıkardığı ilk solo albümü “Afili Yalnızlık” ile Yılın En İyi Rock Müzik Sanatçısı”, “Yılın En İyi Çıkış Yapan Sanatçısı”, “Yılın En İyi Parçası”, “Yılın En İyi Albümü”, “Yılın En İyi Video Klibi” gibi 50’ye yakın ödülün sahibi olan Aydın, 16 Şubat akşamı bir kez daha hayranlarının karşısına çıkacak.

26

Bugüne kadar 4 Amerikan başkanı, 2 Papa ve Kraliyet Ailesi’nin yanı sıra Olimpiyat Oyunları ve Dünya Kupası açılış törenlerinde performans sergileyen Andrea Bocelli, 22 Şubat’ta Ülker Sports Arena’da. Uluslararası operalardan klasik aryaların yanı sıra, uluslararası büyük bir başarıya ulaşan son albümü “Love in Portofino”dan da şarkılar seslendirecek olan sanatçı, ayrıca hoş sürprizler ile seyircilerine unutulmayacak bir konser gecesi yaşatacak.

Fil’m Hafızası; filmlerde hayat bulan, replikleri fil hafızasıyla hatırlayan ve hak ettiği değeri görmemiş bağımsız yapıtlara hayat vermeyi amaç edinmiş gönüllülerin oluşturduğu sosyal sinema platformudur. Farklı türlerden ödüllü kısa filmleri İstanbul’un alternatif mekanlarında gösteren Fil’m Hafızası, sinemaseverlerin birlikte sosyalleşebilecekleri ortamlar yaratmayı başardı. Geçen yaz başlattığo “Tematik Gece” serisinde her ay bir yönetmeni ağırlıyan Fil’m Hafızası, yönetmenle bir kısa film seçkisi hazırlıyor ve sevilen müziklerle etkinliği renklendiriyor.


Lezzet Kaplı Leblebiler Her zaman taptaze, her zaman lezzetli!

Cappuccinolu Ballı Susamlı

Çikolatalı Türk Kahveli

leb.com.tr

Cevahir Alışveriş Merkezi 2. Kat, Şişli, İstanbul shop.leb.com.tr facebook.com/LebTurkey twitter.com/LEBtwt



Yorum Dergi Kış 2014