Issuu on Google+

.c om

İÇİNDEKİLER

1 -

Okurlara

2 -

Parti içinde «iki

3 -

Sömürgeci!ik ve Milli Mesele . 2

4 -

Gerçek Bir

6 -

Çilekeş v~:

7 -

Sıı.nat

çizgiıı

Mücadelesi üzerine

ew e

5 -Devrim mi

3

Devriınci Nasıl Olmalıdıi? Uzlaşma.k mı?

Yoksul

Halkıı:nm.

Eatlediyorlar

26

67 83

91 95

ww w.

ne t

ve Kü1tür

5

Aylık

Siyasi Dergi

Yıl

1

Sayı

2

Salıibi

: Alıdullah Soydan Sonuulu : Hüreyin Şen Yönetim Yeri : Cağaloğlu, çatal Çeş,ne Sok : 6/5 Baskı : ÖNSÖZ Basım ve Yayincılık Dizgi : Bilgiç Matbaası Alı<me Şartlan : 6 Aylık 120 TL, Yıllık :MO TL, (~ ilikeler için iki katı)

!stanbul


.c om

OK URLAR A

ya

giriştiler.

ew e

KAVA ola.mk yayın ha;yatına ba.şlaıınıuruz, bütün siyasi güçlerin, bir ö.lçüde de olsa yen:iden. şcldllenerek, dev:r:imd hareketimiz karşı­ sındaki tavırlaa':ını gözden geçirrrele:r:iıni lıerabe:r:inde getirdi. Sömürgeeiler «KAVA ÇIKARKEN» broşürüyle birlikte harekete geçerek, yay:ırumızı da:luı doğırıadru:ı engellemek için faaliyetlerini yoğunlaııtırdtlar. Dergi.mizJin sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü hakkında, yasal olmayan takibat kararıyla birlikte dergimizin ilık sayı­ girdiler. Hemen akabinde, sına el koymak için, bazı çabalar «içine» ba)ilerden toplamaçııkartaraik kararını toplatma broşürün geçen adı

bu çabalan boşa çı:kanla:mık, dergimiz ilk sayısıy­ la yayın.ına haliladı ve devam edecek... Onların kendi lroydulklan yasalan dahi çiğneyerek giriştikleri bu ça;balar, sonlanru gördükleri devrimci hareketimizde n duyduklan mhatsıziığın bir ürünüdür ve geçnı.işteki saldınların bir deva:mıdır. Ancak halkınuzın milli kuı:tu1uş devrimine öndenlik etmede, onurı.lıı. birleşnıede ve desteğini aJnıa.. da göstereceğimiz baııar.ılar!a, onlıı.rın bu çabalan boşa çıkarılacak ve yayın hayatl.rrıiız güçleııerelk devam edecekılıir. öte ya.ndalll. bazı .proleter dev:r:imci»ler, delrgiı:niz için açılan yardüştülkle:r:i olunısuzlulklarını, dağıt:ım.ında, dım kampanyasında içine kilJelere Jmvuşnıasında ve satımında devam ettiriyorlar. OnJarın bütün idd.iıı.l.an, kendilerinin «paıııtin oldıuğu ve varlığımızın, bu nedenle «meşruı> oımadığ:ıdır. Bölüik, pörçük lbilgileriylı- ütkemiz üze:r:inde ahkam kesen bu •proleter devrimci>> ler ve diğerleri bilsinler Iki; mik kendile:r:inin -ideolojik olarak- ülkemiz topraklan üzerinde varlık nedenleri kal:ıııaıırıştır vıe bunun böyle olduğunun aıılaşılması zorunda bırak:ı.lacaklardır. Çü.ndı:ıü, Kürdistan proleteryası; -bıu;kalarınm gerçekleri ne kadar çekici ve güzel olursa olsun- artık kendi devrimine sahip çıkıyor ve çıkacaktır. Aynca ii!ikemizde Iki bazı burjuva milliyetçileri halen halkımızın tarihi, dili, killtüı:ıii. ve do!eylsiyle, devrimi üzerinde «tekel sahibi• oL. duklan içi boş iddiasıyla siyasi varlığımıza gösterdikleri tahammülsüzlüğü çeşitJi vesileleııle ortaya koyuyorlar. Bununla ilgili olarak onlar, hareketimizin is:ınini, zalim Dehaık'a karşı. mücadelesiyle , halkımızın onların

ww w.

ne t

Fakat

-3--


kurtuıı. 1 w1un

rek

yolunu

aydınlatan, yiğit

aınıası üzer.iıru:le •fırtınalarıı

deinirci KAWA'dan esinleneAma bütün bunlar bo-

kopar:ıyorlar.

şınıadJır! ..

ww

w. ne

te

we

.c om

Çünkü, artık Kün:l.i.st&ı siyasi yaşamıru elinde tut&ı fecdal-burjuva milliyetçil:iip ifkıs e~tir. Ve tarihimizi bizzat yaratanlar bu gün devrtınci proletaıryayla birlikte, bu ya:ıa.ını ellel1ine a1ıruş bulunuyorlar. Aynca devrtınci KAVA ya sahip çıkacak olaınla.rda işte bıuılar­ dır. Nasılki devrtınci SPARTAKtİS'e devrimci proleta.ryarun sahip çık­ ması gerekirse m nasılki ona sahip çıkanlar bir dönem Alı:nan proletaryasına önderllik ettiyse ... ~te biz KAWA'yı Kün:l.i.stan'ın SPARTAKÜS'ü diye tıaı:ıınılarken ve ona şanına layık bir biçimde, ancak, Kürdistan'lı proleter devrimciler sahip çıkabilir derken, bunu anlatmak isteriz! Dergimizin çıkışıru çeşitli saldırılanyla ve iğrenç propada.rıdala­ nyla ikarşılayan her türdem revdzyonlstlerden burada haıl:ısetnıeye gerek görmüyoruz. Bu, Marksizm-Leninizme ihanet eden hainlerin, her türden saldınlannı «doğal» kaxıjıladığınıı.zda.rıdır. Bütün bunlara. ka.rşı.J.ılk ,halkunızı.n miLli lkı:ırtulı.ış VP halk demokrıısısı miieadelesinde büyü!k bir olay olan dergi.nıiziill ÇJ>kı.şı, yeni bir umutların dal:ıa da giiçlendig,i çevreleree sevinçle Kün:l.i.staın'a olan Kün:l.i.st&ı'ın dört bir :ınırundan, Tünkiye'den ve Getek kaırşılanm.ıŞtır. gerekse vatanıanndaın kopa.rılaır3Jk, Alma.ııya, Fmnsa, İ.ng:iltere, !sveç, !sviçre, Avusturya ve, Avusturalya vb. yerlerde çalıı;mak zorunda bıra­ kılan., her milliyetten emekçilerin göndermiş olduğu, başan ve kutlama, abone oinıa ve abone bulmalarla ilgili olan mektup ve telgrafla n bunu kanıtlamanın sadece bir yarunı oluşturur. Bu nedenle deı:ginı.lzin bu sayısında, Kürdıi.'>tan devrimine olan sı­ ı:-alk: ilgilerinin bir ifadesi ol.aro.k değerlerndirdiğ:imiz, bu melktup ve telglann sahiplerine en içten samimi, ~elam ve teşekkürlerimizi belirtmeyi bir borç biliriz ... Marksi.2ıın-Leninizm ve ezilen halklarm r.ıüeadele deneyleri göstermiştirki; bir ulus ne kadar !küçük ve giiçsüz, düşmarılan ne kadar büyük ve gı.içlü olursa olımn Marksist-Leninist bir önderlik altında yenilmezdir. İşte Kürdistan tarihinde, KA VA'mn çıkı~ı büyük bir ola.ydır derken, bunu, bu temel gerçekle ilgili olarak söylüyoruz. Kürdistan ha:kmın milli kurtuluş devrimine önelerlik etmede, ületmede, ülkemizle Hgill bütün Ideolojik mese1elerin eie alırunası gibi önemli bir görevi de üstlernmiş olan dergimizin, tüm devrirnci-yuırt..-;e ver demokratlann desteğille ihtiyacı vardır. Ve bu desteği alacalğtımız. d<m şüphe etmiyoruz.

KAVA --4 --


.c om

PARTi iÇiNDE SINIF MÜCADELESi VE cciKi ÇiZGi MÜCADELESi» ÜZERiNE

tün.e

we

Bugün, birçok komün ist partisin in yozla.şarak, i:ıurjuva-revizyo. nist partiler haline gelmes i .ıuı.rşısında, Leninis t parti öğretisinin doil:· ru kavranması, saflığının korunması daha büyük onem kazaruıuıkta. iş oldu!ğ;u gibi, devdır. Bir çok ülkede ki, olunısuz tecrübe lerin gösterm rimin ve sosyali zmin düşmanLarı her şeyden önce, proletaryanın örpisaldırmakta, yozl.aştırıııaya çalı.şnı.aktadırlar.

w. ne

te

Devrim i yapma da ve proleta rya dlktatiırLüğü altında sınıfsız toplwna kadar kesintis iz olarak sürdün nede, proletaryanın en başta g-elen ına karşı savunu lsilahı olan partinın iç ve dış düşmanlarımn saldırıs ması gerekir . Partini n kendisi ni iç ve dış düşmaniara karşı ik.oruyabilm.esi için, bu çizgiyi titizlikl e doğru bir örgütse l ve siyasi çizgiye sahip olması, si Leninis t örgaranti bunun uygulaması başta gelir. örgüts el açıdan, ektir. geçirm güt iıkelerine sıkıca sanlma k, bu ilkeleri hayata veya bu biçimd e sapiM, partini n sı­ idemf düşmanının sızmasına karşı korunmamasına, dolayısıyla siyasi Leparti, bir ci olojik yozlaşmaya uğr&naSına neden olur. Eğer, devrim sınıf süren da ninist örgütle mne ilkeleri nin uygulanmasında, toplunı mücade lesine bağlı olarak, parti içindek i sınıf mücade lesinin doğru bir biçimde sürdürü lmesind e, hata yapıyoı:sa kıaçımlınaz olarak varnrin tecrübe lericağı yer yozlaşnwdır. Güııümüze kadar, çeşitli partile tir. gerç€lk biT lmaz nin doğruladığı gEbi, bu tartışı öğretisinden şu

ww

Leninis t parti

Lenil.:ist parti öğretisinin doğru kavrannıası, sanı­ her Marksis t-Leniğının korunması, ve bu konuda çwba gösteri lmesi biridir. rinden nistin önde gelen görevle Bu neilimle

-5-


LENİNİZMİN PART! ôGRETtSt ·

.c om

Biz bu yazımızda, Leninizınin Parti öğretisini ana ııatıa.n ile belirterek bu öğretiyi, iki partinin, (ÇKP ile AEP'nin), parti hayatma indirgeyecek ve dolayısıyla parti içinde sıruf mücadelesi nin sürdürülme sille ilişkin görüşlerinıizi belirteceğiz. Bu arada, karşı-devrimci •Aydınlık» yazarlannın bu noktada (ve bazı diğer ıneselelerde) AEP'ye yönelttlkleıi :sözde «eleştiıi» leri ve if· tiralan cevaplayacağız. (1)

~· (2).

ne te we

Parti, proletaryanın sınıf örgütünün en yüksek biçimi, örgütlü ve öncü müfrezesld ir. Proletarya partisinin, başta gelen özellikleri, onun demirden bir disipline - •aslre:M: dislplineıı benzeyen bir disipline sahip olması; irade ve eylem birliğini birleştirnıesidi:r. Birliğinden ve demir disiplininde n güç alan bir parti olmadan, pro· letarya dlktatörlüğünü lkurrmak ve yaşatı:nak imkilnsırdır. •Ama - diyor, Stalin - bütün parti üyelerinin irade birliği olıımdan, hareket birliği oiıımdan partide demir disiplin dtişünüle­ Yani, partlde demir dislplinin gerçekte varolabilme si için «... bütün parti üyelerinin temel sorıııılarda aynı görüşü payla.şmalan ... » (3) (ai:t;) 2lOI'Unludur. Başka bir deyişle, parti disiplini bilinçli bir disip-

lindir. Bu disiplinin temeli partinin doğru çizg:isidi:r. Bu d'siplinin ıma fikri partinin ve devrlml:a çı!karl:a.nnı herşeyin üstünde tutı:naktJ.T. Partlnln doğru çlzg:isinden sapma veya onu değiştirme ça bal an, partlnin birliği ve dislplinl:ne vurulan darbe demektir. Partinin doğru çl.zgi.sinden sapma veya onu değlşt!ırıne çabalanna km':şı amansızca mücadele etmek, partiye ve onun çizgisine sahip çılmı.a.k tüm parti üyeÖNEMLI NOT: Bazı yanlış anlamolara meydan vermemek icin. AEP'nin son zamonlarda Çin devrimi. CKP ve dolayısıyla Mao Zedung hakkında söylediklerin e katılmadığımızı. belirtelim. Ancak. bu durum, AEP'nin karşı~ devrimcilerin saldırısına karşı, (özellikle parti meselesinde} savunulmasını {ki, bu aynı zamanda Leninist parti ö~retilerlnin savunulmasıyla eş anlamlıdır.) gereksiz kılmayacağı gibi, uluslararası komünist hareketin genel hattı çercevesinde AEP'nin Marksist- Leninist bir partl olarak tanım!anmasıyla da _.;elişmez. Diğer yandan uluslararası komünist harekette, <baba> parti «Oğul> parti (ya da hareket) biçiminde, yanlış bir an· loyış olmadığı icin de, AEP'nin uluslararası komünist hareket saflarında önemli bir konuma. önder konumuno sahip olması, çeşitli parti ve hareketıerin -bu arada bizim- AEP'yi eleştirmelerini dıştalamoz. leninizmin ilkeleri, s. 106 lenin, Örgütlenme, Komünist Enternasyona l Örgütlenme Bürosunun Önsözü. s. 36

ww

w.

{1)

{2) (3)

-6-


ww

w.

ne te we

.c om

gereğidir. Len ;jevik dis ipli nin zor unl u leri nin vazgeçilmez görevi, bolı jı veçizg ide n Irer tür lü sap ma ya kar. nis t par ti •· .. dev rim ci nıa.rsist ir; (4). rile n mü cad ele için de ... » şekillen ürik, tartııımada ve eleştiride özg Len in, disi plin i «Ey lem de birl ip hiz uç, son n eke rda n çıkarılması ger lük :» (5) diy e tanııniıyor. Bu ve ı .şım sava r ren par ti disi plin in, fiki ve gru pla rm yasaklanmasım içe ve fiki r saine , gerektirdiğidir. Am a, eleştiri eleştiri ile çe~ediği, aks irad e ve eyl em van bnc a büt ün par ti üye leri nin va.şımı biti nce , kar ara tini n gen el top ti üye si ken di hüc resi nde , par birliği şarttır. Her par tartışmak, par gre leri nde , tartujnıalı. sor unl an lantı, kon fera ns ve kon get irm ek hak ınek ve ken di önerileıini tini n yön etic i org anl anm eleştlır ti disi plin i dek i tartışma özgürlüğü asla par kına sah ipti r. «Pa rti için n, tartl:jtini pa.r , » (6) olmııdığı gi'bi ni sins ice bal tala ma özgürlüğü ... ta.şıyan lik nite i na da gelm ez. «Hizipç rna ikulübüne çev rilm esi anlamı , örsler göğü ile yi• (7) par ti var güc ü ve obj ekt if olm aya n her eleştiri giit.sel tedblırlerle cezala.ndı.nr. eyl em «proletaryayı ger iye deöte yan dan her tür lü davranış veanın ide olo jik birliğini sağlam­ üğü, proletary ğil,ileriye doğru götürd rrnaik yer ine onu n dü· zayıflatmak ve yozlaştı laştırdlğı, proJetaryayı ç). Bu ned enle taı:­ değer kawnır.» (8) (ab :ııeyini yüıkselttiği ölç üde eyl em birliğine izin verlüğıünün olmadığı bir tışma ve eleştiri özgiir eıımesiııe de rya , aynı zam and a illre lerl n çiğn meyerı devrlnıci pro leta ün öyl e vah im dur um lar olu r Id büt izin vermez. uİ!kelerin çiğııendiği btr gör ev hal ine gelebilir.» (9) örgiit.sel lli§ klle rin ilropanlrnası koşul­ uluşundan önc eki sava.şım Pro leta rya diktatörlüğünün kur tadik ler, söz : ola n bu halı!lnnda söylenebilecek larnıda, par ti disi plin i ergeç de a büy ük ölçü n son ra da ayn en ve dah törlüğün kurulmasında poaıti rya dik:tatörlüğü koşullarmda lidi r. Len in'I n şu söz leri , pro leta esld ir. lene bile cek şeylerin en özl ü ifad disi plin inin öne mi haikkında söy le onu n dik taderııir disi plin ini, öze llik •Proletaryaıun par tisi nin te, pro leta rda olsa zayıflatan kimse gerçek törlüğü sırasında azıcık etm ekt edi r.» (lv ). yay a karşı bur juv aziy e yardım

yerde, s. 32 yerde. s. 33 Aynı yerde. s. 37 239 (7) Lenin. Örgütlenme, s. (8) Aynı yerde, s. 34 (9) Aynı yerde. s. 34 Bir Coc uklu k (10) Lenin. cSolt Kcmünizm (4) (5) (6)

Aynı

Aynı

Hastalığı,

-7-

s. 41


m

Parti içinde hizipleri n, grupların varlığı, parti birliği ve askeri, demir disiplinl e bağda.<jınaz. Rizipier in varlığı bin;ok meı1keı;lerin Va.Tlı­ ğına neden olur. Bu da partide ortak bir merkezi n yok:Iuğu, irade birliğinin parçalanına.sı disiplin in gevşeyip, daığ.ılınMı ve proletar ya diktatörlüğü dönemin de proletar ya diktatörlüğünün "· . .zayı.f!ayıp dağılması demektir.» (ll) (abç). Dolaty:ısıyla parti; «her türlü hizipçiiliği ve parti içinde her türlü iktidar bölünme sini olanaksı zlaştıran irade birliğidir.» (12) (abç) şeklinde de tanı.nuanabilir.

.n et ew e. co

Devrimi n ve proletar ya diktatörlüğünün başarılarının temel koparti birliği ve partinin irade birliği olduğu içindir ki, Lenin, parti birliği üzerinde önemie durur. Bolşevik partisin de göriiş birliği ya. ratıp, onu yıkmaya çalışanlara karşı kararlılıikla mücadel e eder. Birşulu

liğin gerçekleşebi!mesi bakınundan hlzipçiliğin tehlik.e,l erinıe değ:inir. «'Partid en kesin ve hemen ihraç edilme' cezası ile 'her türlü hizipçi-

liğin tanı rulmuş

olarak ba.stınlnuıs:ını' ve 'şu ya da bu platform ü:rerine kubiitün grupların heıınen dağıtıl.ırı8sın' later» (13).

Peki, partide

hizipçiliğin, geçimsizliğin ve ka.rgaşaııuı rı.._ndeni nedir? Bıınun kaynağı pruletar ya saflarına katıla.n köylü, küç:ük burjuva kOkenii unsurlar , yoksullaşa:ra!l:, proleterleşmiş aydınlar ve işçi aristokra sisidir. Bütün bu küçük burjuva gruplar değişik biçinller de partiye girerier; ve sınıfsal kökenlıe!rinden kaynakl anan kararsızlık, moral bozukluğu ve güvensiz lik ruhunu beraberl erinde getirirle r. Aynca hurjuva ideolojis inin bas:k:ısı da proleter unsurları kaçırulınaz ola.. rak etkiler.. Tüm •bu oportün ist unsurlar , partide hlzipçiliğin ve kar-

gaşan:.n kayrıağıru oluştururlar.

ww w

Partinin bu tüı· unsurla rdan armdlnlnuıs:ı, özel bir önem taşır. Parti «kendin i oportün ist unsurlar dan armdlra rak güçlenir » ( 14) Parti ,,af18.Tlnda oportün ist unsurla r varken savaşa tutuşmak, partiyi önden ve arl<adan iki ateş arasında bırakm.ak demekti r. Bu nedenie oportünist unsurla ra karşı, wnansız bir mücadel e yüriitme k, devrimc i sar vaşınun başansı için, başta gelen :lroşullardan biridir. «Saflan nda refonnistl er. mcru;ev ikler •bulundu kça, proleter devrimi muzaffe r kıl­ mak, bu devrimi kortınıa:k olanaksızdır... Rusya'd a birçok kez, öyle güç durumla r ortaya çıktı ki, oeğer meuşevikler refoımculPir, küçük burjuva demokr atlar partimiz de kalsaydı, sovyet rejimi kesenke s (abç) (12) (13) (14)

Aynı

yerde. Aktaran Stalin. Leninizrnin ilkeleri, s. 108 Stalin. L i.. s. 108

-

8 -·


.n et ew e. co

m

ihraç edilmeLeri. kesen kes devri lirdi ... Böyl e bir anda yalnızca, parti den icile ri kovm ak yetm ez. zorun lu olan MerışevıKıeri, refonııcula.rı, tumt .rla 'birliği' bozı:namak ncula refon ve (a.lıç) dura ksam aya e)ğilimli olan n:uuııa. eğiliml gösteaştır için bunları bütih 'l öneıuli merv kilerd en uzakl lı olabi lir... Eğer yarar rıa.k ren kusu rsuz komü nistle ri de parti den çıkan yi, iş;i hareparti bu e iders böyle bir anda. dura ksay an önde rler çekil (15) r.» ketin i ve devri mi zayıflatma.z, tersi ne güçle ndiri oinıaz unsu rdan Parti saflarının hıer türlü yoz, opor tünis t ve iflah ünist EnternasyorıaJin bütü n kesim a.nrıdınlması gereği. Leni n'in !kom A AZ, AMA DAHA İYİ» lerin e vasiy et ettiği şu şia.rla özetl eneb ilir: «DAH PAR Ti İÇİNDE SINI F MüC ADE LESi

lanmış değildir. TopProle tarya . toplu mda. diğer sıruflardaıı soyut mdan tama men tectoplu gibi, lumu n dışına çı<karılıp incelenemediğji ız illşkilerle birbi risayıs n rit de edile mez. Prole tarya . türlü taMk alan prole tarya üreö nen, yüzd ne bağlandığı toptu rnun bir bölü müdü r. Bu ideoloji1crinin sım! diğer de diğer sınıflarm prole ter ideol oji üzeri nde

etkid e

bulunması kaçırulmazdır.

küçü k burprole ta,rya parti si için de geçer lidir. Burju va, parti si safia nna katıl­ juva sınıf köke nine sahip unsu rlar, ikom ünist in, all.'lkanlıkla.rının vlb. ka.lıntı­ dıkla.nnda, geldi kleri sınıfın ideol ojisin etkil eri bütü nüyl e yok lanrn da berah erler inde getir irler. Onların bu ının farklı katırıa.ııla.rı­ etme leri uzun bir sürec i kaps ar. Ayrıca, iş;i sıruf nin etkis i için uygu n bir ortam nın bulunması da, burju va ·ideo lojisi o ı'l!Jiturur. va ideol ojisin in, prole tarya ve Sınıf mfu:a deles i şartlannda burju farklı taıbakalanrurı var onun parti si üzeri ndek i etkis i ve iş;i sınıfının çelişkllerin kaynağını oluşturur. oluşu prole tarya parti si içind eki her dönü m noktasında., müca Sınıf müca deles inin gelişmesindeki bağlı oları.k, prole tarya delen in klZ1l)rnası ve güçlü kleri n artmasına dunde, alışkanlıklannda, rulısal nın farklı tabakalarırun göriişleri gelir. Orta ya çıkan bu değişiklikler ruıulannda değlşi:klikler meydarıa. biçim inde belir ir. Bu ve farklılıklar, parti içeri sinde görüş ayrılılkları in baskısı, bu görüş ojisin ideol duru m klıçım\nıa.zdır. Burj uvaz inin ve rin önün e ortay a sistle Mark da ir. Bu ayrılıklarını büyü tmek yönü nded kısa zanıa.nda sole deley yip, müca çıkan görüş ayrılıkiarım örtba s etme , görüş aynilerin çelişk ki nuca bağlama görev ini koya r. Parti içeri sinde . anması zorun ludur lıklarının tartışılarak sonu ca bağl kavuşması, sağlığa ve kararlılığa iml geliş sinin Prole tarya parti Bu neır. lmes ine bağlıd parti içind eki çeJişkilerin açığa çıkarılıp çözü

ww w

Aynı şey,

(15)

Lenin. Aktar an Stalin , L.

i.,

s. 109-1 10

-9-


denledir Iki, demekte dir.

Leı:rln,

«parti mücadelesi, bir partlye

güı;

ve hayat verir»

om

Sosyalis t toplumd a sını.flar, sınıf çeliıjkileri ve dolayısıyla sınıf mücadel esi ortadan kalk:nıaz, komüniz min üst evresine , sınıfsız topluma kadar, bütün bir tarihi dönem boyunca devam eder. Sosyalizm, iki yol, sosyalis t ve kapitali st yol arasında şiddetli bir sınıf mücadelesi sürecidl r. Bu mücadel e ideolojik, siyasi, askeri ve !ktisadi bütün cepheler de sürer. Dilter toplumların olduğu gibi, sosyalis t toplumu nda esas itici gücü sınıf mücadel esidir ve sosyaiizın altında da objektif bir olgudur .

et

ew

e. c

Toplum da siiren sınıf mücade lesinin ve var olan sınıf çel~le­ rinin bir yansımag olan, parti Içindeki sınıf mücadel esi, proletar ya dlktatör lüitü altında da devam eder. Bunun da ötesinde sosyalis t toplwnda, parti, sınıf mücadel esinin en karnıaşık ve en zorlUBunun verildiiti bir alandır. Sosyalis t toplumd a, parti, es.k:l dünyanın yok edilmesi ve yeni sosyalis t toplumu n inşası için yürütiil en mücade lenin önderidi r. Sınıf mücadel esinin ~llşlminln, sosyaliz min ve proletar ya dlktatör lü!tünün kaderi onun ldeolojisine, siyasetin e ve önderlik yeteneğine ba!tlıdır. Bu nedenle sosyaliz m düşmanlarının saldırıları ilk plftnda, partiye yönellkt ir. Sosyalis t toplumd a burjuvaz i her türlü yola ve a.ı:ıı.::a ~ vurarak partinjn blrllitini, proleter nlteliitin l sarsmay a çall.IJU. Sosyallz mln ba.şa:r:ıyla Inşa edilmek te olduğu bir ülkede de, açıkça antl-kaı:ııünizın bayrağıyla ortaya çıkması zorlaştığı için, salı­ te Maı:ksizm, revizyon ist karşı devrim, onların lmpltaıııınıi ~ri getirınede ~lıca silAhı haline ~ır. Burjuva zi sosyaliz mi yı1ınıak için kaleyi içten fe thetıneye çallşır... Parti içine sızar.

w. n

Diğer yandan paırtiyi oluşturan işçi sınıfının en ileri unsurları olan komünis tler de, bir taraftan eski toplumu n kusurlarının varlığ!ı ve diğer tarartan burjuva ideolojis inin baskısı altında oldukla n için, burjuva- revizyon iSt yoıJla:ıma ile yüz yüzedirl er. Dolayısıyla,

içte burjuvatmı.ln, dışta emperya lizmin varlığı ve basI!OSyalisi toplumd a revizyon ist karşı devrimi n ol;ıjektif şartlarını oluşturur. Çeşitli ülkeleri n olumsuz deneyle rinin gösterdi ği gibi, sos.. yalizmd e, kapitali zmin restoras yonunun (empery alizmin müdalıale­ si ve gerici ımııfların ayaldan mayla Iktidarı ele ~çirıneleri çeklindeki, diğer iki biçim dışındalki) en sinsi ve tehlikeli biçimi, parti ve devlet yönetim inin içten ele geçirilmesidiL Bunlard an ilk iki biçimde restorasyonımun önlenme si durwnu , bütünüy le Marksis t • Leninist 'lere bağlı deitildir. Ancak, üçüncü biçimin önlenme si bütünüy le Marksis t Lenlnist lere bağlıdır.

ww

kısı

-10-


e. c

om

ist - Len inis t'ler in doğru bir çizg Bu biçi mde rest oras yon , Ma rksi ile i ni kes inti siz ola rak sürd ürm eler 2iyle, her alan da sınıf müc ade lesi ikejuv a . revi zyo nist yozlaşma tehl önle neb ilir. Özellikle par tini n bur edil f tara ber yle lesi ade in sıruf müc sine karşı zorunması, bu tehl iken mes i gere kir. n, sınıf diliımanlarının ilk plan daA:L yuk ard a, sosy aliz mde par tini ede n tehl irtmiştik. Par tiyi teh dit ki hed efle ri için de olduğunu beli ütü lere k yür lesi ade müc ru bir sını! ke, par ti safl ann da süre kli ve doğ ı dev rikarş nist zyo biçi mde ki revi alt edil ebil ir. Bu alt etm e, üçü ncü r. min önle nme si anlamına da geli par ti için de sını! müc ade lesi nin Büt ün bu ned enle rde n dolayı, le bir kavrayı,şa sah ip olm ak öze iiik sürd ürü lme si kon usu nda , doğru öneın1tdir.

ww

w. n

et

ew

n gen el jmanla.ra, hain lere , par tini Par ti için de sınıf müc ade lesi , dilı an sap mal ara, na., par ti kar arla nnd çizg isin in tal:ırif edii mes i çabaları izm e, özneı­ me, hat alar a, libe rali zme , opo rtün çaııpıtmala:ra ,bür okr atiz ir. ant i-m ark sist görfuılere yön eim elid cili k ve sek teri zme ve her türd en çizg isin in, herşeyden önc e, gen el Par ti için dek i sınıf müc ade lesi , k müc ade şmesi, saflığı için ideo loji teor isin in ve irad e birliğiinin peki alalesi nin başarıyla sürd ürü lme si hat ledi r. Par ti içltıde sınıf müc ade n tini e, par nası ve düz elti lme sind nn, yete rsiz llkl erin orta ya çılkanlı . htır bir sila eleştiri-özeleştiri güç lü çizg isin in safl:ığımn korunnıamnda a hizn ve sosy aliz min çıkariann Par tini n, par ti çi2ıgjsinln, devrinıl birliği şması faydalıdır. Çün kü, me t etm esi koşuluyla, fiki rler in çatı edUalt ve rsis iiki er:i n orta ya çıkanlmasına pekiıjtirir, hat ala nn ve yete Par . arla rm alınmasını kolaylaştınr mel erin e ned en olur . Doğıu kar muı kiQlarak sürd ürü lme si, hat a yap tide sınıf müc ade lesi nin doğru rim ci ada let , opo rtün lst hoş gör üyi i değil, dev şilerin düz elti lme si için rind e ayrış­ abe ber lesi Sını! müc ade ve sertliğin izlenmesini ger ekti rir. düz cim esin i n arı dan kararsız ve ger i unsurl nıayı da geti rir. Bir yan h olm az!fla da itla h olmazları açığa çıkarır. sağla:rken, diğer yiln dan rı par tide n !rovnıa.ktır. lar icin geç erli tek uyg ulam a onla müc ade ı müc ade le ideo loji k, Par tide opo rtün ist mısurlara karş si müsiya a, and müc ade le, ayın zam leyl e sınırla.ııanıaz. Onl ara karşı Çün r. lidi ilme ştir l tedb irle rle peki cad ele ile birleştirilmeli ve örg ütse «ye. nn urla uns n için dek i opo rtün lst kü; «ide oloj ik savaşım ile par tini geli n nde tesi eve si için de bu unsurların •üs nileb!leceği>ınl, par ti çerç kum a mah i, par tiyi !elc e ve la'Onik sakatlığ nebileceğti nl sav una n teor i par tini n teor ·bu ; idir toer bir i tehl ikel etm eni n beli rtisi olan , çür ük ve -11-


oportün izme peşkeş çekilmes i tehlikes ini doğurur; rimci partisin den emperya lizme karşı savaşımında yoksun bırakınakla tehdit eder. n (16).

JlTOietaryayı

dev-

başlıca silahından

.c om

Partinin düşmanlan aynı zamanda , halkın, devrimi n ve sosyalizmin de düşmanlandır. Bu yüzden devrim ve proletar ya diktatörlüğii diğer düşmaniara olduğu gibi parti saflannd aki düşmani ara da saldınr.

PARTi İÇİNDE SINIF MÜCADELESİNİN HER ZAMAN «İKİ ÇİZGİ MÜCADELESi» NE TEKABÜL ETMES i BİR ZORUNLULUK MUDUR?

Proletar ya partisi içinde suuf mücadel esinin, toplumd a var olan mücadel esinin yansıması olarak, sooyaliz m tarihi dönemi boyuTı­ ca da devam cdcceğlııi, bunun objektü bir olgu olduğunu belirtmiş­ tik. Ancak, bu mücadel enin her zaman !ıki karşıt çizgi arasındaki mücadele oJ.rııası gerekme z. Proleter ideoloji lle burjuva ideolojis i arasmdaki mücadel eye bağlı olan ilki yol, sosyalis t yol ile kapitali st yol arasındaki mücadel e objektif bir kaııundur. İki yol arasındaki mücadel e objektif bir olgu olıııasına rağmen, ka:rşıt iki çizgi arasındaki mücadele, bu objektif olgu temelind e, çeşitli şartların bir araya gelıııesiy­ le, ortaya çıkabilen subjekti f bir oluşumdur.

te

we

sınıf

ww

w. ne

Objektif olarak proletar ya partisin in saflarında, hil'Jpçi eğillınle­ rin ve karşıt revizyon ist çizgileri n yaratılması tehlikesi sürekli ve büyüktüı. Sosyalis t toplumd a, objektif koşulların revizyon ist karşı devrim tehlikes ini sürekli ve büyük kılınası gibi. Ancak, nasıl ki, sosyalist toplumd a revizyon ist karşı devrim bir zorunlu luk değiise, doğ­ ru bir siyasetle sınıf mücadel esinin her alanda sürdütill :mesi, karşı devrimi öıılerse, aynı şekilde proletar ya partisi içinde karşıt çil'!gilerin ortaya çılkınası, billurlaşması da kaderiıı kılçınılmaz bir hükmü değil­ dir. Revizyo nist karşı devrim objektif olarak gerçekleşme olasılığına sahip olduğu halde bu olasılığın g<ırçeğe dönüşüp dönüşnıeyCC€1ğıi. Marksist-Len inistlere bağlıdır. Revizyo nist karşı devrlııı Marksis tlerin ça. ba.lanyl a (iradi çabalarl a) önleneb ilir .Bu durumd a subjekti f faktör belirleyi ci bir rol oynar. Aynı şeadlde parti içinde, objektif olarak ortaya çıkması ve billı1rlaşması mümkü n olan, farklı çizgileri n gerçeğe dönüşüp dönüşmeyecekleri, Marksis t - Leninist lere bağlı bir şeydir. Bunda da belirleyi ci olan subjekti f etmendi r. Stalin «parti, her türlü hizipçiliği ... olanaksızla~tıran irade birliği dir» derken, tam da bu du(16)

Stalin. L.

1.,

s. 109

-12-


runıa işar~t

etmekk->dir.

:ıvtao

;t,e.dtınh'da

bu:uu;

,ı!1ir

~oı·

ka~ı

dev-

girm esine , bizu n devr·irr~cilcr ola~ rimc inin olmamamız. _ mız, uyam k rak, kibir li ve kend inde n mem nun olma ediyo r. olan ak sağlaımştır» (abç ) biçim inde i.fade rların parti akyhtarı faali yetŞayet Mark sistle r, opor tünis t unsu uygu lar, düşmanların yönlerin e kan;ı, uyanık olur, sıkı bir dene tim reviz yoni st-op ortün ist eğilim­ teml eri hakkında bilgi sahib i olurl arsa, şmeden, bunu ba.]a rama ler siste mli, billftrlaşm:ış karşıt çizgi lere dönü inin doğru çizgi sine .karpart dan, onla n açığa çıkarabilirler. Böylece, sistl erin engelle.mlş olurl ar. Soru n, Mark şıt bir çizg inin oluşmasını da maları­ anma davr anıp ve uyanık davr sınıf müca deles ini kavr ayllj lan na

.c om

c{ciğerimizin içirııe kadarı,

bwğ1ıdır ..

müca deles i, nede nlerd en dolayı part i içind eki sınıf z. Bu baetme bül teka sine her zam an için, iki karşıt çizgi nin müc adele i olara k deles müca çizgi müc adel esini iki kımdan, part i içind eki sınrf çizgi nin t karşı enıiirme, iki isim lend inne k yanlıştır... Böyl e bir isiml old uğu, olgu bir ktif n obje her d urum da part i içind e var olduğu, bunu l etkabu ez içind e iki çizg inin varh iPru ister istem dolayısıyla parti Lesist Mark rür. Halb uki, mek gibi, tehli keli, zararlı sonu çlara götü ksist İki çi2ıgisi olam az. Marl ninis t part inin doğru tek bir çizgi si olur. l kabu u kabu l edile mez. Bun Leni nist -bir parti de iki çizg inin varlığı bir etme k dem ektir . Leni nist etme k, «par ti içind e, partiııyi (17) ka.bul düşmanların, part i aley htaparti , saflarındaki opor tünis t unsu r.lan n, çarpıtmalarına, hizip ler ve edip rı faali yetle rine, gene l çizgi sini tahr if klığını ayak ta tuta r ve Uyanı çizgi ler oluşturmalanna müs aade etme z. bir şekilde sürd ürür se, rlı safla nnda sınrf müc adel esini süre kli ve -kara arını başarısızlığa çabal a opor tünis t unsurların hizip ve çizgi oluşturm oluşursa, kesin kes, bu çiz. rağmen, böyl e çizgi ler uğratır. Her şeye inin M-L çizgi sinin sanı­ giler i ve bizip leri yıkarak tasfi ye eder. Part kesin kes, bu çizrağmen, böyl e çizgi ler oluşursa, uğratır. Her şeye esi» a.dına «barış içind e bir gisin e karşıt çizgi lerle - «i:ıd çizgi mfu:a.del arnd a» yaşamaz.

w. ne

te

we

Belirttiğimiz

ww

an için iki çizgi müc adePart i içind e sınıf müc adele sinin , her zam de iki çizg inin varlığmırı lesin e teka bül ettiğıni iddia eden ler ise, parti Bu görüşün savu nucu laer. obje ktif bir olgu olduğunu söyle mekt edirl varlı­ t ideo lojik grupların, bizip ierin rı, parti de, parti çizgi sine karşı <<ten manı yaşa a içind e bir arad ğını meşrulaştırıyor, buni arla barış ngöre le olara olgu ktif bir orisb mi yapıyorlar. İki çizg inin varlığını obje (11)

Stalin. Aktaran Nedret Plasari,

Halkın Birliği, sayı

-13-

42


ıenıı,

pratikte yaptıklanoo somut olaylarla değ;lnnıeden önce, sözüm ona «teorik» dayaruı.k!a.nna kısaca değinel!m.

onların

Diyalektiğin, metafiziğin

terzine,

.c om

Onlara. göre, paıttide i!k.i çi:>ıgi değil, tek çi7lginin olaca.ğmı iddia etmek, diya.lektiğin inkiin, metafiZik tek yanlılıktır!. Çünkü, diyalektik her .şeyin iltili tabiatı olduğu, tek ya.nlı hiç bir .şeyin oinıadığı görüşüııdedir. O halde proletarya partisinde tek değil, iki çizginin olması di ya.! ektiğin gereğidir! .şeylerin

tek ya.nJı değil, iilti yanAncak, bu ne kadar doğ­ ruysa bu ilkeyi, parti hayatına yukardaki gibi uygulayara k (!) partide Iki çizginin olması gerektiği sonucuna varmak ta o kadar yanlıştır. Benzer bir uygulamay la (!) dünya tarihinin en büyük karşı devrimeile rinde (Hitler, Çan Kay Şek vb. de) devrimci yanlar «keşfetmek» kaçınılmazdır. Oysa ki, onların «..• niteliğinin iki değil, sadece bir tek ye nı vardmı (181 (abç). İflah olmaz, karşı devrinıci yan ...

da.lr

görüşü, diya.lektiğin esasıdır.

ne te we

lı olduğuna

Dünya proletaryası ve komünist partilerine örnek olan, Bolşevik partisi tarihinin incelenmes i de, partide Iki çizginin varlığım meşru ve objektif bir olgu olarak gören anl~yı.şı çürütüyor. Stalin, 1903 yılında Bol.şevlk gurubunun ortaya çıkmasından itibaren, Bol.şevlk partisinin tarihinin, «parti içi çelişkileıi.n mücadele' .$nin» bu çeli.şkileı':in giderilmesi nin ve bu temel üzerinde partinin «derece derece güçlendirilıneslnill» (19) tarihi olduğunu söylüyor. 1903 yılında toplanan barındınyordu. Kongre,

ww

w.

RSDlP'in II. kongresi, farklı eğilinileri içinde 1skra taraftarl.a.n yla, Iskra'run hasımlan ( Ekonomistle<r, Bundçular, Polonya'lı sosyal demokratla r ) oportünistler arasında, proletarya diktatör!üği.ı, ulusların kaderlerini tayin hakkı, köylü sorunu gtbi konularda Iki çi7lgi mücadelesi ne şahit oldu. Parti tüzüğü meselesinde , Lenin'in fo::-mülü ile Martov•un formülü arasında şiddetli bir çatışma oldu. Söz konusu mesele parti üyeliği konusunda, dolayısıyla parti meselesinde Iki farklı yaklaşım meselesiydi. Kongre Martov'un gev.şek, şekilsiz, dağınık bir parti modeli öneren formülünü kabul etti. Partinin merkezi organlannın seçimi ise, Lenin ve taraftarlarının zaferiyle sonuçlandı. Kongre "açık» oportünizm e (Ekonomiz me) karşı zaferle sonuçlanmasına bir program ve tüzük kabul etmesine rağınen, örgütlenme meselelerin de görevini yerine geti. remedi. "Men.şevlkierin örgüt meselelerin deki oportünizm lni açığa çı­ karmayı, onlan parti içerisinde tecrit etmeyi ya da partiye böyle bir (18) (19)

Moo Zedung. S. E. C. V .. s. 594 Stalin. Trotskizm mi, Leninizm mi? s. 186

-14-


(20) (abç). Parti tarihi bu durumu, kongrede n sonra, bolşeviklerle Menşevikler arasmdak i mücadele nin, olarak tesbit biri» nden nedenieri «ba;illca mesinin giderek §iddetlen ediyor. II. Kongrede , sadece, örgütlenm e sorunund a. oportünis tlerin safında yer alan Menşevikler, kongre sonrasında eski «Ekonoınistıerle" kaydılar" birleştiler. «... Siyasi çizginin her noktasında oportüniz me getirmeydana esi örgütlenm hizip bir aleyhtarı «parti (21) (abç) ve i ele komitesin Merkez ve Iskra'yı a yardımıyl dilen> (22). Plehanov 'un ler örgütledi koınite bir y<'ni r, bolşevikle geçirdiler . Bunun üzerine içerisin· RSD1P Böylece . başladılar a Kendi yayın organiarını çıkarmay de her biri kendi merkezi kuruluşu ve yayın organıy!a iki ayn gurup ortaya çıktı. Şeklen «henüz iki ayrı parti» haline gelmemiıı, gerçekte «her biri kendi yönetici merkezin e ve kendi basınına sahip olan, iki ay· n partiye çok benzeyen» (23) iki gurup! Bolşevikler!e, Menşevikler arasındaki iki çizgi mücadele si artık örgütlenm e sorununu n boyutla· nnı ru,ara:k, taktik meseleler düzeyine ulaşmL'}tı. •Birleşik bir partinın bulunmaYL'}ına yol açıyor­ bulurunaYL'}ı, birleşik parti taktikleri nin du.» (24). 1905 yılında, Boilıevikler ayn bir kongre, menşeviklerle - gerçek· te kongre olan - ayrı bir konferan s yaptılar Bo!.şevi.kler ve ınenşe. vikler bu kongreter de (burjuva demokrat ik devrinıe ilişkin) aynı tak· tik meseleler i tartL'}IDa.larına rağmen, taban tabana zıt sonuçlara vardılar. Birbirlerlnt> karşıt çizgiler tesbit ettiler. Lenin bu durumu, RSDİP'in yapısına bütünüyl e uyan bir biçinıde ;ıöyie formüle ediyor: <elki kongre - ik! parti» (abç) (25), Stalin'de bu durumu «aynı par· tide birlikte tamamen ayn platfomılarla karşıt iki kamp» (26) şek· linde nitelendir iyor. ba.şaranıadı.•• ıı

ne te we

.c om

görev yüklemey i

devrinıi yıllannda çarlığa karşı mücadele de parti güçierinin birlik isteği, isçiler arasında yaygınlaşmaya baş· aynı sosyal-De mokrat partide olmalarına şeklen !adı. Bunun üzerine meydana getiren Boiııevikler ve Men· parti ayn rağmen, gerçekte ik!

w.

1905

birleştirilmesi isteği,

1006

Nisan'ında

Birlik Kongresi diye bilinen ol. Kongre'd e bir

ww

şevikler,

(20) (21)

(22) (23) (24) (25)

(26)

SBKP (B) Tarihi, s. 67 Lenin. örgütlenme önsöz, s. 13 Parti Tarihi, s. 67 Aynı yerde, s. 88 Aynı yerde, s. 88 Aynı yerde, s. 88 Stalin. T. · l.? s. 188

-15-


araya geldile r. Kongr ede kararl ara Meıışevik bir nitelik haltim oldu ... 4. Kongr e biç.im.sel birlik sağlarunasına rağmen çatışına daha da şid­ detlen di. Mahal li örgütl erde «iki çizgin in (Bolşevik ve Meıışe vik çizgiler-KA VA) tartışılması» (27) hızlandı.

.c om

1905 devrim inin yenilg isinin nedenl erini, tahlil eden parti tarihi, partid eki bu iki karşıt çizgiye işaret ediyor. Ve iki çjzg!n in olmasın­ dan dolayı, partid e «gerekli birlik ve dayanışnıa,run olmadığını söylüyor. Bu durum da - Partid e iki 'karşıt çizgin in varolması dunım u 1905 devrim inin yenilg isinin başta gelen dolaysız neden lerind en biri olarak tesbit ediyor (28). 1905 devrim inin yenilg isi RSDİP saflarında, özellikle, yoz aydınl ar çiiriirn e ve inıı.nçs.ızlığa neden oldu. Devrim dalgasının yüksekliği dönem de prolet arya safları na katılan «yol arkadaş­ lan», karşı-devrimci gericil ik günler inde partiy i terkett iler. Prolet aryayı, devriın yolund an saptırma, partiy i karala ma yönün de çabala r yoğunlaştı. İdeolojik cephed e saldırıya geçen karşıdevrim ınarksiz:nıl ueleştiren», iliarıeti yücelt en yazarl ar piyasa ya sürdü. Devrim in yükselme dönem inde Marks izm .moda.>> iken, şimdi Marks izmi «eleştir­ me», moda olmuştu. Bumo daya kendil erini Marks ist sayan, ama ger. çekte hiçbir zaman Marks ist olınayan, bazı partili aydınlar da uydular. Marks izme bir yanda n açık, diğer yanda n da gizli, iki yüZlü ve sinsi bir saldın kampanyası başladı. Burjuv azinin ve parti içinde ki burjuv a ajanlarının saidınianna karşı, Lenin prolet er ideolojiyi, onun felsefe sini ve parti öğretisini savun ma görevi ni üstlend i. Burjuv a ideolojisi ne karşı mücad eleyi yoğunlaştırdı.

w. ne

te

we

arasında soysuzlaşma,

Bolşevikler yenilg i yıllarında «••. devrim ci çiı>ıgile rini, iki cephed e, parti içinde ki oportüniz:nıln iki biçimi ne karşı-partinin açık dü.şman­ lan olan tasfiye cilere ve otzovi stler diye bilinen partin in gizli düşman­ ıanna karşı-verilen bir mücad ele içinde sürdür dülenı (29). Bu dönem de burjuv a ideolojisi iki ayrı çizgi biçimi ne bürünmü.ştü (30). Bolşevik-

Parti Tarihi, s. 115 yerde, s. 115 Aynı yerde, s_ 169 Bu noktay a burjuva ideoloji si ile prolete r ideoloji si arasınd aki mücade leyi iki çizgi mücade lesi olarak anlayan lar, ya da, başka bir deyişle iki çizgi mücade lesini burjuva ideoloji si ile proleta rya ideoloji si orasındaki mücade le olarak kavraya nlar çığlığı basocaklardır. Bu nedenle biz görü~ şümüzü Mao Zedun~ ve Bolşevik Partisi tarihind en iki örnekle pekistirelirn. Mao Zedung , CKP 8. Milli Kongre sine hazırlık toplant ısında yaptığı bir açıklamada, ÇKP iceristn de iki ayrı çizgi billurla ştıran Vong M ing ve li Aynı

ww

(27) (28) (29) (30}

-16-


te

we

.c om

yeci likle rini «SOl» bir çizg iyler Mar ksis t çizg ileri ni tasfi yeci lere ve tasfi ere kaxşı kararlılıkla savunUI'lren, hain I~ gizlem;oye çalışı'L-ı otve vlstl . Nite kim bir süre sonr a 1912 Troç ki de onla n altta n alta dest ekliy ordu limleri htarı bütü n gurupları ve eığ;i. yılında, Leni n ve Bolşevik aley akalm n, menşeviklerle aynı part ide Ağustos blok unda örgü tled. Leni salan anlamıştL Bun a rağmen Bolşevik nın müm kün. olmadığını çokt 1910 yUında yapılan bir merlard a haJii. yaygın olan , bo§ haya ller ve ez !<omitesi üyel erin in "1L' hi· kez koin itesi gene l toplantısında, merk ğe nda» (31) men.şev.iklerle birli maya hazır çoğunluğunun baskısı altı nza göst erdi. illeg al prol etar ya part isiPari i aleyhtarı Ağustos blok una karşı, n, Pleh anov (o srralaı devni koru mak , güçl endi rmek amacıyla, Leni birli kte da menşevikle sayı yanındaki az ıimei menşev1kti) ve onu n geçi ci bir pari i blok u kun iu. karşı müc adel e bolşevik­ Tasf iyec ilere , otzo vistl ere ve Troçkistıere zorunluluğuyla kan;ı karşıya leri bağımsız bir Mar ksis t paıti kurm a tü· ını bÖle n part i içind eki opor getir di. Bu zoru nlwu k sade ce «işçi sınıf ime için değil, işçi sımfını devr nist akımlara» (32) (abç ) son venn ek ne getir ilme si gere ken bir zo.. yeri aika hazırlama bakımından da mutl :Me~vik.lerden hilmesi için pari inin runıuıuktu. Dev riini n ba.şarıla. k ~vik· Artı rdu. kiyo i gere ve her türl ü opor tüni stten tenılzlenmes unına geli· anlr et» ihan ının davasına ıerle bir arad a kalm ak, •itıç.i sınıf yorctu.

ww

w. ne

e seeilmesini istiyor. Onklnn seçilU San'ın yeniden merkez komitesin veya hata yapmoyonJan; «hata yo~ mesinin hata yapanları teŞvik etmek yse bizde hata yapalım, o zaman Öyle panla r merkez komitesine girdiler. yödüşüncesiyle hare ket etmeye bizim icin de seçilme olasılığı doğar!> Uve Ming g <Van or: ekliy devamla şunu neltmeyeceğini söylü yor. Ve oraylo amc mek seçil e tesin komi kez r:rıer sırt Li San'ın izinden giderek, ar?» acakl çıkor eder l i - KAVA taya iki yeni çizgi ml ·topl am dört (çizg 366) s. 5, c. er, Eserl e (Secm blokuna karşı, Bolşeviklerle Men· Parti tarih i de, parti aleyh ton Ağustos şu kurulan Parti Bloku ho'ki'O.mdo Stolln'in şevikierin bir kesimi orasında u çizgi olduğu doğr tek ... sinin çizgi un «Biok sözlerine yer vermektedir; . kanısındayım.» (s. 174) (abC) oji kavra ebileceği gibi, çizgi kavramı, ideol görül a açıkc kten örne Iki Bu kavramı, geÇizgi dır. makta nılma kulla k otora ş mıyla her durumda özde c nılmaktadır. Burd an çıkon sonu nellik le siyasi platf orm anlamında kulla de· müca ktif obje ndaki orası ojisi Ideol do, burju va Ideolojisi ile proletarya bir oluşutma konştınnanın yanlış leyi, iki çizgi mücadelesi gibi subje ktif olduğudur.

(31) (32)

Lenin. Örgütlenme, s. ı6 Parti Tarihi. s. 175

-17-


Aym yerde s. 175 Aynı yenle, s. 176 Revizyonist «Aydınlık>rn kötü ünlü yazarlanndan Hikmet Çiçek 24, 25, 26 Eylül tarihli mydınlık•ta yayınlanan, AEP'ye (dolayısıyla Leninist porti öijretllerine) küfümamesin in, bolşevik porti tarihini, sözümono iki cızg; mücadelesini dağrulomak amacıyla inceleyen 2. bölOmunde tam do bu no4ttı:ıyı (her ne «Hikmet>se?l) atlama gereğini duymuş ı Parti Toı1hl, s. 176 Aynı yerde, s. 177

ww

(33) (34) (35)

w. n

et

ew

e.

co m

Proletaryanın devrimci partisinin «tek bir progr.ı.ın, .tek bir taktik ve te.k bir sını! örgütüo (33) (abç) (günümüzü n diliyle, tek bir çizglKA VA) ile yeniden inşası, ancak «örgütün resmen ayniması ve menşevikierin pa.rtiden. atı.Inıası•yla gerçekleşebillrdi. Ancak inşa edilecek bu parti <<batının alışılagelıniş sosyal-dem okrat partllerine benzemeyen, oportüni.st unsurlarda n annmış ... yeni tip» te (34), (35) bir par. ti olmalıydı. Batının allşılagelmi.ş sosyal-dem okrat partileri, ·«Marksist ve opartiinist unsıırlıı.rın, devrimin dostları ve düşmanlarının, parti ilkesini destekleyen lerle ona karşı olanların» (36), parti çWgisinden sapan ve :ıta.rıııt çizgiler oluşturanların, buna göz yumanların !:>Ir «Çorbasıydı». Parti tarihi, o dönemde, Bo!Jjeviklerin, «Oportünist lerle dev. rim hainleriyle uzlaJima», onlarla bir arada kalma, «ne uğruna?», diye sorduklaı:ını belirtiyor. Bu soruya batının SQSYal-demokratları <~ ... parti içerisinde barış>ı uğruna, 'birlik' uğruna» diye eevap veriyor. !ardı. (Bu soruyu bugün de« iki çizgi müeadelesi uğruna» diye cevap. oportünistl erle bir arada !mlrnanın, lıyorlar). Halbuki, bo!Jjevikler, «Marksist devrimci parti likesinden yana olan unsurlar»ın, «zamanla ideolojik yönden oportünlst unsurtarla uzlaş" tığını, dolayısıyla son ~ç­ ta oportünizm e ya.radığuu, artık bütünüyle kavramış bulunuyorlardı. ~vikledn istediği, ııoportüni.stlere karşı ıızlaşmaz», «Sımsıkı kenetlenmi/i•, demir disiplinli, reform değil toplumsal devrim ve proleterya di.ktatörlüğü partisi o1aca.k, iki ya da c1aha fazla çizgi değil, tek bir doğru ~ye salıJp olan yeni tipte bir partlydL BoiJjevi.k partisi tarihi, <<ekonomistlere, Men.şeviklere, Troçkistler e, Otzovistlere , empriyo- kritiklere varana kadar idealistlerin her çeşi­ dine karşı verilen müeadelen in tarihi (RSDİP'in bünyesinde farklı çiz.. giler barındırdığı, bu çizgiler arasındaki müeadeleye şahit olduğu ta nihler - KAVA) tam da böyle bir partinin inşasının taribiydi., (37) diye yazıyor. Ve bolıjevikler, Lenin ve Stalin'in önderliğinde, Men.şe­ vikleri, he!' ·türden oportünistl eri saflardan atarak, Ocak l912'de 6. Plart.i Kooferansında, proJetaryayı zafere götüren; dünyada ilk defa sooyalist devrimi gerçekleştiren şıırılı Bolşevik Partisini, yeni tipte partiyi inşa görevini hayata geçirdiler.

(36)

1311

16-


Pari tarihi, oportünistlerle , onları karşıt çizgileriyle «birliknte, ay. çatı altında dunnamanın nedenlerini şöyle açıklıyor;

oportünistler proletarya partisinin saflannda kalsaydı, Botşevik Partisi düz yola çıkıp proJetaryaya önderlik edemez, iktidarı ele geçirip proletarya diktatörlüğünü gerçekleştiremcz, iç savaştan zaferle çıkıp sosyalizmi kuramazdı.» (38)

co m

«Eğer

Stalin'in şu sö?.Jeri de, Lenin'in oportünistlere keli tavrı meselesine ışık tutuyor;

karşı, kararlı

ve il-

ew

e.

«Her lıotşevik, şayet o gerçek bir bolşevikse, bilir ki, Lenin, savaş­ tan çok önce, talıminen 1903-1904 Rusyasında lıolşevik gruplar kurulcluğu ve Alman Sosyal Demokrasisin de solcular ortaya çiktığı zaman oportünistlerd en kopma ve ayrılma çizgisini sürdürdü, hatta ülkemizde bile, Rus Sosyal Demokrat Partisinde, orada 2. Enernasyonald e, özellikle de Alman Sosyal Demokrasisind e. Her Bolşevik bilmektedir ki, bu sebepten dolayı, lıotşevikler, 2. Enternasyona l oportünistleri nin saflan arasında şanlı «bölücülern ve «örgüt yıkıcılann damgasını da 1903-1905 sıralannda yediler.n (39) (abç).

Yeni bir temelde inşa edilen Botşevik Partisi içinde, burjuva ideolojisine karşı mücadele devrimden sonra da devam etti. Sınıf müca· delesi ,ideolojik, siyasi mücadele ve örgütsel tedbirlerle sürdürüldü.

w. n

et

1921 'de toplanan, hizipçi grııplann, proletarya diktatörlüğü ve parti için «ne kadar büyülk bir tehlike olduğunu kavrayann (40) 10. Parti Kongresi, Parti birliğine büyük bir önem verdi. Lenin «Tutarlı komünist çizgiden her sapınayı proletarya diişınanlannın nasıl kullandıklan»m (41) karşı devrimcilerin kendilerini komünist, hatta 'daha da sol' kimseler olarak» nasıl yııttunnaya çalıştıklannı, çeş.iitli örneklerle gösterdi. Kongre Lenin'in crşu ya da bu platform üzerinde oluşmuş bütün grupların derhal kendilerini dağıtmalannın (abç) emreden, bu karara uymayanlarm partiden «kayıtsız şartsız ve hemen çıkarılma­ sı>> nı isteyen «parti birliği üzerine» başlıklı makalesini onayladı.

ww

Yeni iktisadi politikaya karşı muhalefet, parti çizgisine karşı gösterilen bu direniş, partinin istikrarsı.z unsurlardan «hilebazlardan , bürok:ratla.şınış komünistler, dürüst olmayan ve kararsız komünistler veya rulıen me~vlk kaldık1ıın halde 'yüzlerine maske taknuş' men{38) (38) {401

{41)

Aynı yerde, s. 180 Stalin. Aktaran Zer-i Popüllit. Sosyal Emperyalizm üzerine, s. 180 Parti Tar1hi, s. 310 Lenin. Örgütlenme. s. 238

-19


şeviklern

den (42) tamanıeı:ı te:ı:ııizJenmesi gerektiğini gösterdi. Bunun üzerine bolşevik parti içinde temizlik harelretiııe giriş.ildi. Bu hareket partiyi büyük çapta kuvvetlendlrdi.

Bu arada Troçki,

Ziııovyev

ve hempala.ı:ıyla lı!ııl��ıh.me sadık kalan aynhklar büyümeye başladı. 15. Parti Kongresi <<Parti ile mtııhalefet arasındaki aynhklann program ayniıkiarı haline geldiğini» (43) (Başka bir değişle karşıt çizgiler haline geldiği!) ve bu muhalefetin «proletarya diktatörlüğü rejimine ka.rşı, karşı devrimin bir aleti haline geldiğini>> kahuı etti. Ve muhalefeti ihraç etme

m

bolşevikl-e-r arasındaki

e. co

klı.rarı aldı.

te w

Kuıaklan sınırlama ve tasfiye etme Siyasetine ka.rşı çıkan Buharin-Rikov sağ teslimiyetçi grubu da, 1929 yılı başlannda parti ç~­ Sine karşıt «yeni bir prognı.mı» (44) (yada çizgiyi) merkez :lromitesine sunduıar. Bu ~yi reddeden merkez komitesi Ruhari'ni siyasi bürodan çıkardı. Sağ muhalefetin dl~r üyeleri «partinin siyasi çizgi· sinin doğruluğunU» lrendi çizgilerinin yauıış olduğunu açıJdaya.n bir bildlri yaymladılar. Ancak bunun sadece bir geri çekilme oldul,au kısa zamanda aç~ğıa çıktL Buharinellerin hütünüyle siyasi sahtekarlar oldUklan, partlye ve proletarya dlktatörlüğüne karşı bir komplo hazırladık­ ları açığa çıkarıldı. Sovyet hükümeti ülkede kapitalizmi geri getirmeye çalışan bu, parti, sosya.Il.zm ve haik düşman.larını. ndemirden bir yuınrUkla» cezaıandırdı.

Ancak, kapitalist yolelliara kar:şı kazarıılan bu zaferler ve Staliıı'­ tespitierin ve değerlendirmelerin sonucunda, parti, sınıf mücadelesi sorununu doğru bir biçimde ele almadı. Sınıf dü.şma.ıı.Ianna kar:şı uyaıuklığı yitirdi. Stalin'in ölümünden sonra Kruşçevci revizyonistler parti ve devlet yönetiıııiııi ele geçirdiler. Sol;. yalist Sov)netler Birliğinde kapitalizmi restore ederek, sosyal-emperyalist bir ülke haline getirdiler. Tartıştığnnız konu açısından, burda önemli olan şudur; Kruşçev ve şürekası parti yönetiııılııe baJdm olmadan önce de, partide burjuva ideolojisinin savunucuıuğunu yapı­ yorlardı. Burjuvazinin temsllclsiydiler. Fakat, bu burjuva - kapitalist yolcuıar 20. Kongreye kadar. tıarti içinde, parti cizgislııe karşıt bir çizgi oıuşturmadııar. 20. Kongre ve sonrasındadır ki. partiııiıı Ma:rkSist-lı!ninist çizgisine açıkca ımrşı cı.kamk. onu tasfiye ederek, kendi k:arı;ı-devrinıci çi2gtlen:nt hakim 'hale getirdller.

.n e

yaptığı bazı lıatalı

ww w

in

(42) (43) (44)

Lenin. Örgütlenme, s. 242 Parti Tarihi, s. 352 Parti Tarihi, s. 358

-20

~.


Genel

h~ıtlanyia

ö.:r,etlcdit\imiz Boü}-;\·i.h p"u·tL,

tD1'i.iıt ı(l :::ı,

.iki çiz-

ww w

.n e

te w

e. co

m

gi mücade lesine ilişkin olarak, çıkanlması gereken sonuçla r şımlarctır: 1903 yılından sonra RSDİP içinde bolşevik çizgiye karşıt bir çizginin ort:ıya çıkması tehlikes i subjekt if faktörl erin yetersiz kalması nedeniy le, objekti f bir olgu olmuştur. Artık partide bolşevik ve meıı­ durum, RSDİP'. şevik ol.nk'l.k üzere iki çizgi, birlikte bulunu yordu. Bu in kuruluş aşamasında olması, bolşeviklerin nicel güçsüzlüğü v.b. nedenlerd en ötürü tam9.lllen anlaşılır bir şeydir. Burada önemli olan şu; aşması birden biherşeyden önce, menşevizrnin ort:ıya çıkması, billurl temsilc ilerinin i içindek parti tsinin ideoloj ro olmarruştır. Burjuv a tümü. klerin (bolşevi ndan hatalan ve '.I~rksistlerin güçsüzlüğünden nin Kongre 2. ı, amamas kavray r·,ün, menşeviklerin gerçek niteliğini en) şeylerd vb. , maması :nenşeviklerin yüzünü açı:ğca çıkannayı başara ,-drarla narak bir çizgi oluşturmalan sözkon usudur. Bugün tartışılan kon ll açısından en önemlt si tse; Bolşeviklerin, Lenin ve Stalin'i n, hiç te, partide iki karşıt çizgini n varlığını kabul edilebi lir bir şey olarak gönnem eleridir . Lenin bunu ı<iki parti» diyerek açıkça ifade etmekt edir. Stalin'd e «parti içinde parti» olarak değerlendirmekte, 1905 devriminin yenilgi zinln başta gelen nedeule rinden biri olarak partide iki çizginin varlığırtı gösterm ektedir . Zaten, parti tarihi, RSDİP içerisinde iki karşıt çizginin bulunduğu döneml eri uşeklen tek parti, gerçekte iki partiıı olarak değerlendiriyor. Yani partide iki karşıt çizginin bulunması durumu , gerçekt e iki ayn parti anlammdadır. iki çizgi, iki partiye tekabül etmekt edir. Diğer önemli bir husus da Lenin'i n ta bir partiyi ; üyeleri nin ba.şından itibaren , tek bir doğru çizgiye sahip ı, bir partiyi he. olduklar de birliğin tümünü n temel nıeselelerde görüş bunlan n mücave ın varll,öm n çizgini defleme sidir. RSDİP içinde iki tarihi bunu Parti r. delesin in tarihi de, bu hedefe ulaşınakla sınırlıdı verilen mükarşı yukard a gördüğümüz gibi oportün izmln her türline iıı ditarihiyd .nın cadelen in tarihi, «tam da böyle bir partini n inşa.a.sı n yerek, açıkça ifade etmekt edir. Şüphesiz Id, yeni tipte partini inşa· aynlıklan ort:ı. a.~ından sonra da, RSDİP içinde fikir savaşımı, ı:;5rüş dan kalkmadı. Sınıflar var olduğu sürece partide görüş ayrılıklannın ortadan kalkması, zaten düşünÜlemez. Hatta, bu görüş ayrılıkların­ dan bazılan büyüye rek karşıt çizgiler e dönüşme irrıkil.nını da buldul~r. (Troçki st ve Buhari nci çizgiler ) konum uz açısından önemli olan Le'un, Stalin ve diğer bolşeviklerin parti içindek i oportü nist un.wrla ra, kadar söylene nlergörü~lere karşı tavırları ~ -anlayışlandır. Buraya anlayışı ile, partiin Stalin' den. kolayca görülebileceği gibi, Lenin ve gören aniayı.] olarak lir de iki çizgini n varl.ı.ğını, meşru ve kabul edilebi ci Marksi st devrim arasmd a ortak hiçbir yan yoktur. RSDİP'in tarihi, r. tarilıidi çizgide n her türlü sapmay a karşı mücade lenin


PARTi iÇiNDE SINIF MÜCAD ELESi KONUSUNDA İKİ FARKU

ANLAYlŞ VE PRATİK: ÇKP VE AEP

ÇKP'nin parti

hayatı

: (45). konuşmasında

(47)

te we .c om

Mao Zeduııg (46), 30 Ocak 1962 tarihli bir söylüyor :

şunlan

«Bir kimse disiplini çiğnemediği ve gizli hizip faaliyetl erine gisüroce, onun düşüncelerini dile getirmes ine izin vermeli ve yanllş şeyler söylese de onu cezalandırmamalıyız. İnsanlar yanlış şeyler söylerle rw eleştirllebilirler, ama onlan mantık yoluyla ikna etmeliyiz. Peki, gene ikna olınaziarsa ne yapmak gerekir? Dilşüncel.ertni koruınalanna izin verilebil ir. Çoğunluk taralından alınan kararlar a uyduğu sürece azınlığın düşüncelelini korumasına izin veıilebili r." rilşmediği

Bu sözlerde

açıkça

de farklı çizgiieli n dir. (48).

kendisini gösteren, Mao zectung' un parti için-

billurlaşma.suıa

davetiye

çıkardığı,

izin

verdiği­

(45)

Biz burdoo CKP'nin bütünlükl ü bir değerlendirmesini yapma durumun da değiliz. Bunun icin elimizde yeterti materyal olmadığı gibi, yazımızın muhtevasıyla bütünüyle ilgili de değildir. Sodese Mao Zedung'd a tesbit edeblldi!limiz . leninist parti öğretisiyle çelişen, bazı hatalı görüşlere dayanarak. bunlann CKP'nin şimdiki konumun a gelmesin deki etkilerini bellr-

(461

ÖNEMLi NOT : Bu gun genel olarak dünyada. özel olarak da Çin'de, Moo Zedung'a karşı bir <eleştiri• kampanyası. çeşitli temellerd e ve ooyutlordo sürdürülm ektedir. Bu yüzden. Mao Zedung'u değeriendirmenin, açıkça belirtilme si, kendisinin M -l olduğunu söyleyen her hmeketin . kitlelere karşı sorumluluğunun. açık ve dürüst olmosonın gereğidir_ Biz bu sorumluluğu yerine getirmek amacıyla, cok kısa do olsa. Moo Zedung hakkın­ daki görüşümözü belirteceğiz. Bizim Mao Zedung'a yaklaşımımız. diyolektik tir. •Diyalekt ik yaklaşım ne demektir? Diyalektik yaklaşım. her şeyi tohlilci bir biçimde ele olmak. bütün insanların hata yapabileceğini kabul etmek ve sırf hata yaptı dlye bir insanı toptan inkar etmemek demektir.» (MAO) (abç). Maa Zedung'o bu temaide yaklaşım, bize. onun görüşlerinin esas hattının doğru oldu* !!unu. Mao Zedung'u n büyük bir Marksist _ Leninist olduğunu gösterme k-

ww

w. ne

teceğiz.

tedir.

(471

Cinli revizyans itler. Mao Zedung'u n doğru fikirterine karşı bir haçlı seleri başlattıkları sırada, 7 Temmuz 1978 tarihinde bu konuşmay ı Peking Re~ view dergisinin 27. sayısında yayınladılar. Türkiye'd e ilk defa cYayınlan­ momış Yozılor»da (s. 111, 141) yer alan bu konuşmanın resmi metin holine getiriirlikt en sonra. ilk çevirisi «Aydınlık» revizyoni stleri tarafından yapıldı. (Bora Dergisi, sayı 2). Konuşmanın bazı ilglnc bölümleri , Cin revizyonistl erinin resmi metin hatine getirmede . hic de amacsız olmadıkla­ rını ortoya koyuyor

- 22


te we .c om

Parti içerisinde «bütünuy le J}ratik olan nitelikler in uzlruıtınlrruısı sorummd a ıorünlük siya..sal sorunlard a, farklı dü~ünenlere r.;stlan:vbi lir ve rast1ann1alıdırıı (49). H unlara göz yumula.bi lir) yanlış da olsa verilebilir . Mao Zcdıuıgıun bahsettiğ) görüşlerini korumalarına izin böyle bir şey değil. O, «ilke ayrılıklanyla ilgili» sorunlard an SÖ'zediyor. Böylesi sorunlard a dahi, yanlış düşıincelerin konuınıasma izin verilebileceğini (!) söylüyor. Halbuıki, «parti içindeki görüş ayrılıklan ilkeye ilişkin nitelikte iseler, bınılardan kaçmılmamalı, burılara. göz yuınuJınalıdırn (50) (abç), Görüş ayrılıkları, «Çeli.,ıdler,, daima tartışılıp sonuca bağlannuılıdrnı (51) bunlarla söylenme k istenen şey, proletar, yanın partisinln burjuvazi nlll hrı.ıikıs:ına ve sıl'ilnasına ka:rŞL>ı sadece asıl marksist yol için mücadele>> edilerek, korunabileceğidir.

w. ne

Gerçi Mao Zedung, yaııll§ görüşlere tarurum bu dernok:ı:a..siyi «disiplirü çiğnememek» ve «gizli hizip faaliyetle rine" girişmemekle sınır­ olarak, lamaktadır. Ama, burada da iki hata sözkonus udur; Birinci partillin temeli, disiplinin Bu r. di&iplindi bir bilinçli parti disiplini a aynı doğ;ru siyasi çizgisidiL Bütün parti üyelerinin temel wrunlard ö;ıko. için esi varolabilm gerçekten , görüşü paylaşmalan bu disiplinin ayaksadece, değil, n disiplinde demir şuJdur. Aksi takdirde, partide lan havada olan soyut disiplinde n, kör disiplinde n sözedilebi lir. Diğer yandan, gizli hizip faaliyetle rine girişınemek sırurlan:ıası da, bir anlam ifade etmemekt edir_ Parti de, parti çizgisi dışında, yauJış görüşler savwıan oportimis t unsurlan n hizip faaliyetle rine girişmeyeceği düşünü­ lemez. Oportiini stlerden böyle bir şey beklenem ez. Oportünis tlerden böyle bir şey bekieınek, onları Marksist- Lenlnist unsurlar gibi dürüst, açık yürekli, devrimin, partirün ve sosyalizm in çıkarlanndan yanaynuş gibi görmekte n öte bir şey değildir. «Partidek i oportünis t unsınlar, tlerişte hizipçiliğin kaynağın (52) yaıılış görüşleri savunan oportünis k, geçimsizh k, kargaııalı partide ek; de, hizip faE liyetleri içine girmeyec bunlan bütün kinller acaksa, moral bozukluğu ve giivensizl ik yarntmay yapacak? Marksist- Leninistle r irü?

gibi, Mao Zedung'u n yukardak i sözleri ve anlayışı, parLide farklı çizgilerin hiziplerin , gurupların olw;nıasına gfuyumm akla, proburılara izin ,-ermekle sonuçlanmaktadır. Dolayısıyla, vanlan yer

ww

Görüldüğü

------(48)

(49) (50} (51) (621

H. C. revizyoniı:.rinin, bclirtti9imi z yazısında meselesi! .. Stalin. Trotskizm mi, Leninizm mi? s. 186 Stalin. Trotskizm mi, Leninizm mi? s. 193 Engels. Aktaran ~italin, y.a.k, s. 191 Stolın. Leninizmin '<eleri, s. 108

23 ,,

sık sık

alay

ertlği

izin verme


d•:·mokrasi ıRınelindeki merkeziyetçiliği doğ;il; aşırı demoK· anlayı~ ÇKP içinde her türiii anti-MarksLst görüşün yayı!· masına 7.cmin hazırlamıştır. ÇKP'de görülen, iradi çabalarla, parti çizgisine karşı çizgilerin oluşmasını önleme de:';il, a'<sine daha da teşvil: etmektir. Bu yüzden de, ÇKP içinde farklı guruplar, hizipler rahatça ya.,<;ama imkanma kavuşmuşlardır. Anti-Marksist çizgilerini billurla>;· Lırabilmiş, yayabilınişf.crdir. Leninizmin öğrettiği gibi, partide anti marksist c;izgiler oluştın·anlar, doğal olarak kendi örgütlmmclcrini c:c yar-a.tınışlardır. ÇKP'nin son yıllardaki pratiğinde de, bu öğreti tekrar doğrıılarınuştır. ÇKP'nin sözü g~~n pratiği, farklı hlziplerin, gruplarm çekişmesiyle doludur. H:ıLta bu hizipler kimi zanı::ın kendi çizgilerini p;utiye hakim kılınayı da başarmışlardır. Uzun bir süre ÇKP tarafın­ dan savunulan, Lin Piao'nun troçkist, «Çağ anlayışı», bunun somut karşı örneğidiL Partide iki çizginin varlığını meşrn gören anlayış, olhakim partiye billuılaştırarak, nin teorisin devıiınei «Üçdünya bizz.at koriyi «revizyonist>> hu Zedung masını da etkilemiştir. Mao kendisi savunarnamasma rağmen, bu aniayışı nedeniyle, ona göz yum. muştur. C:KP içerisinde bu «t,eoriı>yi savunanlar ve reddedenler yıllar­ ca birli:kte kalabilmişlerdir. Stalin'in, oportünizmle birlikt~ kalınanın sonuçta oportünizme yaradığı, şeklindeki sözleri ÇKP'nin şimdiki du. ruma gelmesinin nedenilli de açıklamaktadır. ÇKP'nin marksist çt'· kird.eği, oportünizmle, uzun süre birarada ya.<y~ma sonucu etkinliğini yitirmlştir. Meydan farklı revizyonist kliklere, bunlann çatışmaianna 'lerkxiilıniştir. SBKP'de, revizyonizme karş:ı ideolojik mücadelenin yetersizliği şeklinde beliren, hatalı anlayış; Ç'K'P'de, siyasi mücadele· nin, hemen hemen bütünüyle, bir keı:ı.aı:ı:. atılması şeklinde kendini gösterıniştir. Parti içindel,i oportünistlere, revizyonistlerz karşı müc:ı. dele ideolojik mücadele ile sımrland•rılmış; parti çerçevesinde opartümanlar ve hainlerle olan çelişmc, halk içerisindeki bir çel iş me tipinde niZilli yerıilgiye uğratmak (!) siyaseti benimsenmiştir. Partideki düş­ ele alınarak, çözümlerınıeye (!) çalışılmıştır. lclaryanın.

w. ne

te we .c om

msidir. Bu

ww

Ç'K'P'de l1at.a yapanlara karşı devıimci adalet ve sertliğin izlenmesi söz konusu değildir. Hata yapanlara karşı apayn bir uygulama vardır. Zaten, Mao Zeduııg da bunu, bir başka vesileyle, «hata yapanlara karşı bizim davrandığınıız gibi davranan pek a.z ülk,e vardır, hatta hiç l1ir ülke yokbr dc:nebilir.n (53) sözleriyle kaıdiside belirtmektediL Ç'K'P'de, parti saflanmn anndırılması, yozlaşnıı 0 , bürokratla.<;ınış urtKültür temizl~nınesi, bildiğimiz kadarıyla, geçerli değildir. surların Deng değerlendirilen konumda aynı Çi <te.vrimi sırasında, Li u Şao

24


t r:nt ern asy otır. Len in'i n Ko mü nis Pin g dah i par tide n atılmıı.ınu; 'P'd e· «Daa iyi n ,ek lind eki vas iye ti, Ç'K nal e yaptığı «1:1-a.lıa az, ıı.ına dah imi nde uygulanmıştır. ha Çok, Am a Da ha Köt ün biç get iren esa s ned en, şı dev rim ci kon um una iiıte Ç'K 'P'y i şimdiki kar çizg i mü ead ele si lış uygulanması, iki Len inis t par ti öğretisinin yan da yaşanmasıdır. SB KP 'nin barış için de bir ara adına opo rtün izm ile ından itiP"d e kap ital ist yol cul ar, baş olu msu z den eyi nin ters ine , ÇK ti için de rah atbillurlaştırabilmiş, par ban m ant i-m ark sist çizg iler ini i ant i-ko mü . dik şim k, tiye hak im kılara par a uçt son ve ş lnü abi yay a lıkl ir. clist Ç'K 'Py e dönüştünnüşlerd (DEVAM EDECEK)

ww

w. ne

te we .c om

3üıo

in par ti :--lOT : Gelecek sayıd.ı; AE P'n ral ann a cev ap' ıcistleıinin AE P'ye itti 25

hayatı

ve

nAydınlıb

revizyo-


ne te we .c om

SÖMÜRGECiliK VEMiLLi MESELE - 2 genel izahuu, Osmanlılar öncesi durumu ile birlikte, Oıınıa:r:ılılan feodal temelde sömürgtsi olduğunu ele alnuştıık. Fooda.l sömiilrgeciliğin Kürdistan üzerindeki etldleıini, sömürgectliğin gelişim evreleriyle birlikte ele alımış ve Geçen

sayını.ı:zna, sömürgecUiğin

Kürdistan'ın

açıklaınıştıık.

Bu sayımızcıa birincinin devamı olarak, iikel birikim, rel<abetci dönem ve emperyalist dönemde ld sömürgeciliğln, Kürdistan som-ıı,tun­ da incelenmesi ele a.lı=aktır. Bu yazı dizi&i, Türkiye ve Kürdistan ilişkilerini ele alarak devamla, milli moselenin somut konuluşunu, bu meselelerle ilgili hatalı göriişlerin eleştirisiyle birleştirecektir. AVRUPADA ILKEL

BiRIKİM DÖNEMİ

SÖMURGECİLİGIN E\'RİMİNE

VE OSMANLI f'EODAl, GENEL BİR BAKIŞ

w.

Osmanlı devlehinde değişim ekonomisinin gelişmesi, paranın toplumsal forıık.s.iyonunun giderek art:rnas;ı, şehlı;lerin, ordunun ve feodallelin ihtiyaçlar kütlesinin, doğa.! sırurından sınırsızlaıjJ:nası; bütün bunlar üretimi değişimin gerisine itti. Zaten Osmaniı devletinin, üretici güçler üzerindeld denetim ve ba.s!kı.sı, üretimin ihtiyaca cevap verecek bir kapasiteye ula.şrnasmı engel!emiştir...

ww

Osmaniı devletinin bu d'll11JJl1U yüzündendir ld, Avrupalı tüccar devreye girerek, a.ltın ve gümüş karşılığı, Osmanlılara mal saıt:rnaya başlıyordu. Böylece Avrupalı tüccann elinde para olarak sermaye birikirikf'.rı, Osmanlılar artıık, zenginliğin ölçüSiii olan altın ve gümüşü dışarıya veriyortlu. Bu durum Osmanlı değişim ekonomisini yönlendirı:nıelkte olan, altın ve giimriiıj kütlesinin a.za;ln:ıazıru dolayısiyle de füLtların da.lgalanınasını bemberinde getiriyortlu. Nitekim akçenin alım gücünün düşmesiyle yeniçeriielin çığlııklanmn yükselmesi bu ynjzdendi.


görülen mali bunalım, onun askeri niteliğine de ZaWn Osmarllılann uzun süre ayah-ta kahnas1 daı-be vüruyo rd u. para ekonom isine olan yabancılığm.da.rıdır. Ne y_am,m ki para toprak yerli bir mülkiy et anlayışı ve rengürliğin kaymlılkiyeti karşısında, ı devleti ninde çönağı o ı maya başladı, i şte o zaman Osmanl a sınılım is tea•,, «Her şe. küş devri başlam"J oldu. «Çünkü para burjuv alyin celladl haline" gelen pa.ranın 18. yy. öncesi dönenılerinde verği mada ve ödemel erde etkili olin.aması eski üretim biçimin i sağlıyordu. sırlarmdan biıiside :.Osmanlı imparatorluğunun ayakta kalınasının gerici direnci ne bütün Ama 144). s. Biç. budur." (Marks, Ka. Ön. Ek. lc, değişiın mütrade , paraya a romınd r<l{,Tınen Osm.a.nlı devleti, enin.de işik ı iğe g c d u b ni ekonom isine t e s ı i m olunca, a r t ı k kendisi çabalarına bulma gümüş uydurm ak zorund a kaldı, böylece altın ve üriin olarin Vergile giı"işti. Bütün aym.rantı pararra nta dönüştürdü. vergilela.r rak alm.nıasımn yasaklanması bu seooplediır. Fakat bulu-a.n rin j'1llık gelirler iyle karşılanrıı.ayınca, vergi toplam a haıkkım belirli bir süre içtndc ınüteah:itlere satıyordu. Böylece toplu para eline geçigetirilin ce, bu tüccar ıebiliyordu. Açık artırınayla gelirini satma usulü onu borçlandırma alma. satın ru h.a.klan n tefeci seı:mayestntn, devlett çllkmas uu birliksahip de ölçüler belli ve ardından bu güçlerin , devlete ordu. İşte tıu hiıi:kiy er servetl dev te getiriyo rdu. Tefeci tüccarın elinde bundan giriyor, evreye bir yeni 'dönern de Kürdis tan'da ki sömürg ecil.ik aynı değil, e sö:rniirg bir lanan böyLe Kürdiata.n., sadece toprn{:ı yağn:ıa. b:ia:ikim i.l'kel a vrupa'd -A 7.aman da para olarak zenginliği yuğ.Lamamı.n için soyup soj!'~m sömüq,"'<'ili<~in de olduğu ğibi-, servet biı:iktirmck ccicevrilen bir sömürg e oluyord u. İlkel birikim dönemin<l.eki sömüq,r liktir bu .. Bu

ne te we .c om

Osmanlılarda

s.eyri.ni anlayab ilmek için Avrupa 'da ilkel birikim S{). ve Osmanlı sömürgeciliğinl k.aışılaştıra.rak ele almamız

gelişmenin

w.

mürg'CCiliğini

gerekiy or.

İK: t\VRUP A VE OSMAN ULARD A iLKEl, BIRİK.IlVl VE SÖMÜRGECİL

ww

<<Thrih açı~ından se-rmaye, toprak nıülkiyetinin aksiıu~, her zaman başlangıçta para biçinıiııi alıyor. Pardda n olru;an servet, tüccar, ve tefeci scrmayt>si olarak ortaya çıkıyo-r.)) (Marks ,

Kapital C. I. s. 169)

f:konomis.inin gehşmesiy,le bera.Jx:J', yeni ihtiya.çlaruı ortnya çıkması; altın ve giimüşün sürekii d.Lşarıya akması, buna. karşılık toplum sal para birimi olan sikkele rdeki altın ve gümüş miktan run düşDeği~iın

27


nıesi. paranın

düşmesi, ordu ve devlet görevlllcrirıin uc~ retlerinin artması zorwılıı1uğu, ticaret geliderirün ıw.alma.sı, tarun ü:rc~ timinin dü'jJnesi, kaçakçılığın artma.~ı, orduların doııatun zonınluluğu, scferlctin çok pahalıya mal olması ve Löyiece sava.ş ganimetierinin az.::ı!­ ın::ısı vb. Osmanlı Devletinin pa.ra. sıkıntısı çekmesinin baş.!ıca sebepteridir. Bu sıkıntılan giderı:ı:ıelk için bir taraftan yeni vergiler koyuyor, dit',cr taraftan varolan vergi miktarlanın artırıyordu. Bütün bıuılara mğmen Osımı.ıılı Devleti eSkiden hor görelüğü pamyı elinde tutan «3:J"-

ne te we .c om

ğılık

alun gücünün

işlcırlc uğraşan"

tcfeci-lıezirgana başvurmak mrunda kalıyordu. devJet gelJr kaynaklarını onlara devrOOerkenı bu dunım t.nplun:ı.d" en güçlü uıısurlar olarak. !Vlültez:imlerin doğma.sEıa I,TJ açtı. i_Lu:IJr ı..,oplmn içinete tas,,tn [?;örm2y2n işlerle uğra~n1a:rdJ. Oncd-:::ı i ı_.;~pra,i; ;;;:.Jirleri d.Lintdaiki gr.tir ka.ynak~aJ'l fd.ttlti-cll. Çn~ kısa lıir 7,a,rnnn :;onra !Vlüitezimler toprak gelirlerine ele el koymaya başla­ dıl"-r. Daha önce a.s 1,cri bir kaynak olan topraklat' devletin mrui kayrı:tkları olmuş ve icar halirule tefeci~tüccara satılmıştı. Elinde yığılı servetleri bulunanlar, bu kfurlı işi ele geçirmek için devlete borç ver~ ınekte yarışıyorlard.L Ve kendlleıi de RÇlk artırma ile bu haklarını sa.. tı~a çıkamyor•la.rrll. İlkel birtkim dönemini yaşamakta olan 18. ve 19. yy_ Osm.a.n)ı toplumunda, yükarda değmdiğiıniz devlet borçlamlı.rnıası. sornot birikinılııln en güçlü yellanndan biridir,

Trfcciler.c

bon;!an:ın

Kamusal borçlanmayla, iikel birikim döneminde ki, durumunu Ma:ı1ks şöyle açıklıyerdu

Avnıpa'run

ww

w.

d{amusaı borçlanma, ilkel biıikiıııin en güçlü krudıraç~ Janndan biri...,_i halini alır. Bii bü)iicü değneğinin dokuruna<u gihi kıSII' paraya ürenıe gücünü kazandırır ve onu sennayeye çevirir. Ve bunuı sanayii rle ve hatta tcfeciliktc }{uHandığında hHc kaçnutmaz oian zahınet ve tchlikeleıle kaı~·ı 1<:.aı:;ıya hı­ raknı.aksızın yapar. Devlet aJacakJıları, aslında hiçbir ~ey vermerni:']Jerdir. Çünkü borç verikn rrıeQiağ, ellerinde ü.pJn nr-Jüt para gibi i~ görmeye devam eder ... Böyicce yaraüla!l ve yıi­ lJJ~ g?Jiir~er-iyle geçinen bir aylakıar sınıfı. hi'ı1ü1:··•-"':t He hu~k ara.s!nda aracıldı: cd·:n han~-:crlerin an;d.en biriken ::<cTvetl~xini ve g-ene her devlet istikrazlJllll bü:vük hir parçasını kendileriJJe! göl;;yiizünden inen bir ~eHl!l\'\-"·:::: l:iznıeti sc_l:iay~uı, vergi ıniHteziınlerinin, taeirierin ve özel mani.faktürcülerin zengin. lildcrini bir yana bıru.kalını; devlet borçlanması birde ane~ nin1 ~irketierin, her türlü menkul hiz1netleı· üzerinde yapılan i~tenıl-N·i borsa oyı.mlan ile bürokrasinin do~·n1a(.).tna yol aç.mı~­ tı.r.ıı (Marks, Kapital C. I. s. 720)

28


bu durum Osmanlı Devlet inde 19. yy. da gö· nin dinde biriken scrrülnliiş, vergi ınült.ezimlcri ve devlet müt.ea hitleri ğında devlet ten birçok imve>tıer, borç halind e devlet e giderk en, kanjılı ar doğmuştur. t i yu z ı ar alınmış, tıöylc<:e s ı n ı f o ı a ra k &rrafl daha son(Saraf k•Jimc anla:ını itibari yla, illrel bankacı demek tir.} Ve Jıları bu imtiya? e İşletm İlk ve ılık ra Osn1lU1lı Devlet inde İlk Bankac gibi imne n bunlar a istan'd (Kürd devlet alacak,lılar1ndan oluşmuştur. inde evreler ilk lll birikim İlkel tiyazla r verildiğini ilerde aç:ııklayacağız.) · toprak veya run haklan devlet, ö;,cele ri imtiya z karşılığı kendi vergi

ne te we .c om

1\ll.ark.,'ııı lıcllrttiği

lannın mıilkiyetini devrediyo~du.

ın Böykc e Kürdi stan'd a OsmanJ.ı Devlet inin sahip olduğu haklar oluşu­ da yanmd a mültez im, sar-af, tefeci- tüccar kesim inin hakları in elindt n yor ve onlar vara bhtkti rmeni n verdiği, sınırsız hırsla devlet kanlı bir biçimd e kullam yoraldı.'<lan g·e!ir «haklan;ını en iğrenç ve or ve yeni v2rgile r koyuyo rartıny ri lardı. Onlar daha önceki vergile liyordu . Çünkü ican olan desV:k rda lardı. Bu durum u merke zi ik.tlda çok g"'liı- elde edebili rsc, Ve ,ievlet alacaklısı tefeci, veDgileri artırır. ını açık arttınna­ kaynağ gelin:icar sill·esi sonun da devlet , bu artıruan yeni ınülte?jm.ıe Oılarak da ('*u kadar gelir getiren toprağın icar bedelin ine has ;;nygwı ikendis daha pe>h:ılıya satabil ecekti. Servet birikim inin yağnıa mc· dıklan de kullan metodları, Avrup a'nm kendi sömür gelerin geci/e" l todlan , Osmanlılarca da kullanılıyorou. Feoda l Osmanlı sörnür adli ha:~llı­ sad<c-.ce, mahal li kaynaklarım de[;>il ayıu zaman da, idari ve ık, kadılık gibi görevl erde nnı da satıyorlardı. Sanca k beyliği, subaşıl niyor ve açık arttırma belirle r vergile acak görev karşılığı olarak toplan Sözü geçen memu rlar ordu. ataruy göreve ile en fazla parayı veren bu yoğ'una el koyuyor~ varula ün köylün da bir ;ın önce kara geçme k için !ardı.

köylün ün toprağa bağlı alnıası ilgilen etme arnacı vaırdı. Zrcteıı dirırıiyordu. Onun sadece daha faz.la para elde ızdı. Fazla «kul>ı sahianlams de et mıilkiy bu dönem de köylü üzerin deki ğı idi, Diğer tarafk.c<tyna israf bi:r bi olmak, onlar1 beslem ek lüzümsıız !;ı bir haldcy di. mayacaj dayan.a tan ağır sömür ü ve zorbalık 'köylü nün ya da ıssız yerlere şehirle bu ned2nl e köy,lü toprağııu terk ederek , ya i çökmüş, re göç etmek zorund a kalıyordu. Bu dönem de askeri niteliğ giolduğu n Devlet i, eskide akıncılar örgiitü lağvedilmiş olan Osmanlı serseri e bi, şehire göç edenle ri sınır boylarına gönder emiyo rdu. Böylec Devlet buve aylakl ar sııufı lümpe n proleta rya. da doğmuş oluyord u_ fuhuşu ve i.'< serseril k, hırsızlı bozan nı hayatı nun karşılığında, şehir ul'!stanb n örneği . çı'kardı lrufe:mıan önlem ek gibi -bir çok konula rda Osınanlı Devl<:tirıi,

ww

w.

Artü'

~

29 --


ww

w. n

et

ew

e. c

om

da fulııı.şu gelişLirdiği gerek çesiy le •Ça.ı:naşır DiiJılkanlarvı kapatıl:mıştı. Bunu nla il.,"ili olara k ingilt ere'd eiki gelişmeler i Mark s şöyle anlatıyor : nAyı:u zaınanda, feoda liteni n silahl ı mali ydin in yok olu. şu ve krali ann vasa llann a karşı kullandıJı:ları daha önce top~ ola.ıı ordu lara yol veı:ilınesi yüzü nden ve gene tanm in iyileşmesi ve geniş tanm araz isini n otlak halin e çevri lmes i nedeniy le meyd ana gelen bir serse rilik döne mi, manl fa.kt ürler in başlangıcına damgasını vurmuştur. Zate n bu olayl ardan anlaşılıyor ki bu serse rilik doğrudan doğruya feoda l düze nin çözülüp dağılm2.sma bağlıdır ... ama serse rilik anca k 15. yy. sonu ile 16. yy. başlannda sürek li bir şekilde yerle şmiştir. Bu ser· serlle rin sayısı o kada r çoktu ki, İngittere Kralı VIII. llenc i ve bi'r çok başka Kral lar gibi 72.000'inl astırdı ve onla n işe koşa. bilıneyi başannak için çok büyü k bir yoksulluğun gelm esi ge. rekti ve buda muazzıım giiçli ikler pahasına ve uzun bir diren · nıeden sonra oldu. Mani faktü riin hızla gelişmesi özell ikle ingilte re'de gitgi de bu aylakları yuttu .n (Alm an İdeolojisi s. 99) Faka t daha soma göreceğimiz gibi Osmanlı şehirleri bu ayla. klan yutamadı. Diğer t.ar'a ftan, hilJa icar edilm eyen devle t gelir lerin i toı;>­ layan «Emi nlern de aracı dununundıı.n yııırar laruı.ra.k, devle tin istediği nıiktarnı çok üstün de vergi .topl aı=kta, kend i başına vergi koym akta, böyle ee toplıa.dlğıı vergi lerin çoğunu lrend isine ayırnıaktaydılar. Ayne n bunu n giJbi, Avru pa'da Kral lar adına vergi topla yan aracılar en büyiL'<: payı kend ilerin e ayırıyorla.rdı. «Her yerde aslan payını aracılar alma k. tad.ırn (Mar ks) Bütü n bunların dışında beyle rin, pru;a ,lann yeni «tü. rünyl ede, €.serm aye, sahip lerin in «yasa dışı>ı (!) zora daya nan talan la. n ile kaçakçı.Iık, rüşvet vs. meto dlarl a dev serve tler hiriktirilmtşdir. Bura da soru nun somu t incel enme sine ara verer ek kimi lerin in iizRrinde durduğu SOI'Uiann cevaplaırma gelel im. Bu çevre lerin sonılan şöyle sıralanwbilinir : ı Osmanlı devle ti kaıpitalistnıiydi? 2 - Avru pa, ilıkel birilt im döne mind e sömü rge edind i, buna karşı.lıık Osmanlılarda ilkel birik im dönen ıinde sömü rgecl miyd i? Eğer böyIeyse Avru pa'da ki sömü rgeci ler gibi Osmanlı Devl eti nede n kapit alistle<jemedi? 3 -

İlkel biırik1m sömürgeciliği

ne deme ktir? ceva p venn eye çaJışa.Iım. Blr toplırmun kapitalistleşmesirün ön şartıarını şunlar oluşturur : ı -- Para olara k ıservetin (pota nsiye l semıa yenin) varlığı, 2 - İstı:rllği zruna n emeğini satan ve iş sahlbi tarafııı.dan üoretıe alınabilen, Şimdi

bu

sonı.larn

-30-


in varlığı, 3 ~- Üret ilen malı eribağunlllıktan kurtulmuş özgü r emeğ

om

'nlini yruıamayan Mark s katen bir pazarnı varlığı. Emp erya lizm dötl(_ ı - İlkel birik im döıwmi pital izmi n tarih ini üç döne me ayımı.a.ktadır. (17 Ue 19. yy.) 3 - Sana yi (ser(15. ile 17. yy.) 2 - Man ifakt ür döne mi best reka betçi ) döne mi. örrelliğiııi ve kapi taliz min Bura da önem li olan her döne min ayıncı döne min özell ikler i, tica. retin zarıaa.tçı­ gelişimini kavra.ma.ktır. Birin ci bir nitel ik ti.car etin yaygınlık, ve paranın evren .'lel lıktan aynl.n:ı.a&ı,

.liğJinirı kurulması

eski teerl t edilmi;ş ;şehirler arasında iJjbiır i ması, işte kapi taliz min tarih ve köylüleıin topr akta n kopm aya başla in oluşması ve sömü rgele ön kuşulu ola.n, pota nsiye l olara-1< serm ayen n itiba ren başlar. Bu döne m rin iltk olara k yağmalanması bu döne mde t yığ· alistle~menil1 ön şartı olan serve ~yenin değil, onun ve kapit ler ülke yan ya;şa ilk mini döne ma döne midi r. Avru pada ilkel birik im erek ~tir rgel sömü arı a halkl Porte kiz ve t'panya'dır. Bu nede nle başk uluslararası ticar eti elind e tuolan var anda Zillll aynı w an yağmalay birik.mi~ en, elleır:inde dev serv etier in ~an il.k ülke ler olma lann a rağm arı­ oimal n larda ede «bee eriks iz, ulus olmasına rd{'jmen, kapitalistleşın mn sırrı nedi r?

ew

e. c

kazanması,

ww

w. n

et

leşmeye yol a;;nı.ası, ta· Tefe ci ve tücc ar serm ayes inin kapitalist kte bu senınaye, ilkel birL'<im mam en iç yapıya bağllclır ve bunu nla birli oluşturur. İlkel birik im döne mi ile kapitalistleşmenln bir ön koşulunu midi r. Bu olgu yu Sf'.nı:ıaye bi serve ti.n, altm ve gümü.~ün birik imi döne kir. Böyl e yapnıak kapi taliz min taritıinı rikiıni ile kanstınnaınak g-ere Dirik imi ;__;,rtı nnak olur: Çün kü ;(ser maye t:ı ha,::;ından -birb irine karı:-:;tı l-:-apita.tist üretLrrı.i, kapitali.<;t U.:::-etiın -~Sf' r ck:~~·erin varlıgıru, ~ırtı de~-~·e önce den oldu kça bü;vırlz bir Sterma.yt: ı~:_e-ta üreti ciler irün elleri..nde daha da ki luil'e ketln büve i~ gücü kı.i.tlesi<ıin tulunınasını öngörıür. Bura an anca k, kapi talis t bund ve tünü bu yi.izden kısır döng il gibi görü nür ün.in sonu cu değil çıkış noktasım te~­ biıikimden önce bu üreti m biçin değimiyle dalıa önce ki bikil eden bir ilkel birtk imin (Ada m Sınith'irı etme kle kurt ulma k müm künd ür. (Kap i-rikiınin) bulunduğunu kabu l talis t birik im olduğunu ve Ostal, C. ı s. 751 abç) İlkel birik imin kapi döne mini yruıaması için kapi talis t olmanlı Devletinirı ilkel biıiJ<.:im "kurtulanıadığın bu «kısır Marks'ın ması gerektLğıini iddia L'<ienler Kapi talis t birik im serm aye birik imid ir, döıı,gün den nasıl kurt ulur lar' et de, serm aye de esas olara k ilkel birik im ise serve t hirikiıuidir. Serv aili kate goril erdir ve toppara dan oluşmasına rağmen, ayn ayrı iktis 4te, onların anlarnaclığ�� ;şey­ lum üzer inde ki fonk siyon la.n ayrı ayndıJr.

ler,

bUlllardır.

~~

31 -


«Ekonomi poHtikte bu ilkel birikim, aşağı yukarı teoloside ilk günabm rolünü oynar... Ne zaran var! Böylece ilk tür insanlair senet biriktirmiş oldular, ikinci türdeldierin ise ellerinden kendi postlanndan başka satacak bir şey kalmadı." (age, 751)

m

«Üretim ve yaşam araçları kendiliklerinden sermaye olgibi parayla metalarda serma}'1) detiJdirler. Bunla.r sermayeye dönüştüriilme ibtiyacmdadırlar... İlkel birikim dönemi denilen şey üreticiyi üretim araçlanndan ayıran taribi süreçten başka bir şey değildir. Bunun ilkel biçimde görülmesi sermaye ve buna nygun düşen üretim biçiminin (kapitaliz. min vb.) tarib öncesi aşamasını teşkil etmesinden iteri gelir.ıı (age, s. 752- 753)

.c o

madıklan

ne te

we

Görüldüğü gihi kapitalizm öncesi prum semıaye, ölü senrıa.ye ite tefeci tüccar sennayesidir, ve kapitalist sermayeye dönüştürülınesi gerekmektedir. Kapitalizm öncesi ölü sermaye ile tefeci-tüccar rermayesl ilkel birildmdir. (Bu kapitalizm öncesi birikiınin Osrn.anlılarda nas.ıl tıüyül: boyutlara ulaştığını açıık:Januştık.) Servetin «potansiyel kuvve" tini.Jı» ortaya çılkmasıyla, bu servetin sermayeye dönüşmesi ayn ayrı :;l~ylierdir. «Dahası kapitalistin emekçiyi işe koşalıilmesi ve onu canlı ernek olarak çalışabilir durumda tutabitmesi için bir birikinıin-emek­ ten önce geteu ve emeğin (özgür emeğin olması gerekir. KAVA) ürünü olmayan bir birikim· yapuuş olması gerektiği göriilecektir.

«...Bu daha çok gerçek anlamda sermayeye, sanayi ser· ma.yesine dönüşen ve tefecilikte .özel!ikte toprak millkıyeti

ww w.

üzerindeki tefecllikte- biriktirilen para ve ticari kil.rlarla bi· riktirileu taşmabilir servettir. ( ... ) Gönnüş olduğırmuz gibi sermaye kalo'raml, -sermayenin kökeni. başlangıç ola.rak pa:ra· yı ve dolayısiyle pa:ra biçiminde ki servetiu varlıt"nn iına eder. Şu halde sermaye oluşumu ... toprak mölkiyetinden ... yada loneadan değil ticari ve tefeci servetten doğar.» (Kap. ön. Ek. Biç. s. 55·56..57, abç)

Bu

almtılarda

biır:ilkinı.in

kapitalist bi.riıl<im değil, servet biri· bu dönemi 15-16. yy. arasında yaşamasına karşılık Osmanlılar da bu dönem, 18-19. yy. amsına. tek& bül eder. İlkel birlktınln sermayeye, lmpltallst birikime yerini bırak­ ınası için, ilerde değineceğimiz daha başka şartların da varlıiJ.m gerektirir. Ma.rks'm şu sözlerinide aıktardmtan sonra esas :rn.eseleye geleceğiz. cAma açıktırki ·ve halen incetemekte olduğuılıuz tarihsel evrenin dalıa yakından inceremnesinin de gösterdiği gibi· es-

kimi

ilkel

olduğu görülı:nektedlr. Avrupa'nın

-32-


ki üret im hiçim lerin in

nyla olun

ili~kilcrinin

\'C cnıekçinin.

t;iYJ.üln!~~

cmcgnı nt~snd ko;~;uHa~

~:a~ı, aynı

;~aınancla.

(ae!H),

hiı· mz;üd~ geli~nıht hulu nhk yandaİı )lara sal scrv ctin hcli••li an k~uii::u_·1n yand an ise bu çözülnıK.-ıyi }H7.landır duğu, öte geni~lttliğ·i lıir ça2Klır ti<L (abç ) yardımıyla hızla büyüdii~·ü ve inlcde bu ç()zü.lmcniıı bir öğt.:~iyst'ı bu ~:özü Nasıl ki kend isi

nıayey-e ceviı-cc.e

we

gele rek yan- söm ürgt oldu lar. Yuk arda ki alınt 1 l:u"Ua11 an.J.asıl:ı.c2:

.c o

m

ul'. ı\nu•_ })alt parn:-;.aJ onu n serınaye hali ne gelıncsinin kO!julud supr c:rna cy (üsL ün1ü k) serv etin vaırlığ1, kend i payına bir tür aye ile sonucl~nnı::ısJ elde etmiş olsa bile bu ç&m lmen in serm 5!!, açM ) s. Biç. Ek. ön. içiıı yete rli değildir.» (Kap . an, bu 'iart lmm bazıl an lıırü ulus. İlkel birik im döne mini y::ı;ııyan :~Lıc~;cm<:diL:ı: , ta.li 'kapi ~n .sı yüzünd:: yvkluğu veya daha az elvcıiqli olm"l. ~,.;n;;:ti serları Ea.z1 lar. t ~ilkeler oldu bazılan is'3 gcli~crek, kapi talis -ırnlı j1r-ı.~c lJ<ı-i.~. er'(! ülkel a k z,;1m.anı hulaJnadıhır Vt..' ba~k

hitldlı'!: ,JöneiJjci.ı'·rdn.li~'-n~1n d.aı)·;uu ~Jrl4."'<._-:t:ı..

t'<.ira

yıs-nı.a.K ~xilnae

!<.<c:,

server, o1nk .üni \.k;-!;lldlr..

~-·,l::~,r:--

,_·.,~., .. ~~1r:. L::ı

-'···

'~ ;:.r;:-..ı:·:

en ;ik·d Lidy allla nn yere gOmdüıkleri «ii..rıierd. ü::rJ~-ştlrllmc~i pahası­ mülks in üter köyl nli göıiiliirdü. ilkel birik im döne ve gümü:şün kend isi de serv et tir. na olan bir seırvet bi.:rikimidir. Altının m olmadığı, yeri ne \eoda.l krcd~ Hen üz kapi talis t üret im tarzının haki 'ya, pa'sını Hind i.sta n'a Ame rika. hkla nn hük üm sürdüğ:ü, 15. yy. Avru edi. etm e amacı olduğu, iddi a Afri ka'y a iten dürt ünü n, sermaye elde serrruı.ye değil hentız .şler, lemez. Çün kü, bura lard aki altın ve gümü niikicıi ser~ e ele geçi rilen söm ürge zengi servettiı·Jer .. Çoğrafi ke:ıiflerl tiear et yo. etler serv Bu r. isidi vett ir ve bunl ar ilkel birik imin ta kend vonlıı. ,,iJ~ edil' el,lc . ve yağımıylıı Juyl a ama esas olar ak zor1balık, talaıı iKopı•,c:.ı .ır."' uz:ıkt çok olm akta n lrel birit im yöntemıeri saf ve sevi mli r.uy~·~r: ,,D.ın itt How an olan ·rvv. c. ı s. 752) Hırıstıyanllk konu sund a uzm e diyo r ':.öm ürge cilik siste mi» konu sund a söyl Dünyanın dört bir yann :da «Hınstıyan dene n bu soyu n leri halk iara kar:ıı gösterdi'<~ boyundurukları altına a.lab ildik hiç bir ç~~ğ.-da ne kati:"ır )eri vatışet ve zülınun bir benzeıine kada r mer ham etsiz ve ne kada r vahşi, ne kada r kaba ve ne Ha~ a hiç bir nlus ta rastlan~maz. utanmaıca olur sa olsu n başk en türd iş lmem En görü lend e söm ürge yöne timi nin tarih i ... aran (Alü n tarib idir .. ihan etler in. rüşvetlerin, kırunlann abç) Mar ks, a.g.e . s. 792,

ww w.

ne te

yaşıyan

değildir. AçıklamaL isteüEi~ Kon umu z açısından vahşetler önem li i~ yağması kapi talis t üret im ili-;k miz ilkel birik im döne min de söm ürge -33-


we .c

om

!~ri temelind e yani artı-değer yaratara k sömürü değil, veya sade<:e eşit­ siz ticari ilişkiler sonucu sömürü de değil, çapula dayanan bir soygun Qlduğudur. Hindista n da " ... Genel vali özel ticarete katılıyordu. Koruduğu kimselıer öyle koşullarla sözleşme yapıyorlardı ki, sanayici den dalı& kumııızcasına. biç yoktan altın elde ediyorlardı. Büyük servetter bir gün içinde mantar gibi yettien bitiyor, ilkel birikim tek kuruş yıı.t.ınirııa.k siirüp gidiyord u.» (Kapital c. ı. s, 793) Söıniligel.erden elde edilen, zenginliğin lı:ıı.pitaiist üretim ilişkileri sonuçu olduğunu söyJiyeulerle, alay ediyordu Marks. Çünkü sömürge lerde !Gıpibılimıin ön şartlan yok);ı.ı. :kapi.ta.l ian söı.nill'glıJertn hayatına henüz gimıemişti. İngiltere «den A vı.ıştuıralya'nm Swan ı:ıeıhrine araç gereçler iyle beraber 3000 kişilik bir işçi sınıfı götürece k kadar ileri gtırüş.lü idi Bay Pel! Gideceği yere vannca Bay Pel'in yanında yaı:.a,. ğ1ru yapıırak ya da nehirde su taşıyacak bir uşak bile iklılınaı:n: ıştı. Zavallı ~ Pet heıWi önceden düşünmüştü de İngiliz üretim biçimlni Swan nehrine taş:ı.mayı a:kıl edememişti.ıı (a.g.e. s, 800) (Bu konu ka. pit8J. c. ı, s. 806'daıı itibaren Modem sömüı:gooilik ba;ılığı altmda gen.işQeı in.celem nektedir .) Sömürge lerde elde edilen yağmanı n semıaye değilde, saııvet olduğunu Engels'd e şöyle açılklıyor :

«Porteki zlerin, Afrika

kıyılannda

Hindlsta n'da, tüm uzak git.. ınek üzere Atiantik Okyanıısunu aşmaya götüren şey büyülü \altın sözeiiğüydü. Yeni bu'lwıan kıyıyıi ayak basar basmaz, beyaz adaının ilk istediği şey altmdı.» (Anti-D ühring. s. 598 -

ne te

Doğu'da aradılda.rı şey altmdı. ispanyalıların Anıerikaya

59~).

S<imii.rge,leıin yağmasıyla elde edilen servetle.r, daha önce sıraladı­ ğımız lmpi.taliımıin ön-şııntlarmdan birincisi olan, para olarak ııervetin.,

yani ötü sermaye nin birikmes ine olıimlu katıkıları olmuştur. İlkel birikİm

dönemin de

tefeci.ıtücoar

servetin birikmes i, yağnıacılık, köylü pazarian n genişlemesi ve ıllimüf3Jktür sanayisi nin büyüme sine sebep olmuştur. İlkel birikim dönemin in birinci evresind e sömüırgelerde zenginliğin, Yılbiilma ile ele geçirildiği, servet birtktirm e dönemin de, sanayi, hala !onca ve el sanayi niteliğ~ dir. İşgücünün meta haline gelmeme siyle beraber pazarlar hala sın r. 1 lıdır. Yani bu evrede kapitali st üretim tarzının ön"looşu,11an olan servet, pa:ra. olaırak sermaye oluşmuş, ama henüz di~r iki şart -ücretli özgüıı emek ile sıru.t'SJ.z pazarlar - oluşnıal!lliJlardır. Bu lik!. şa.rt a.ıı.cak kapita.li st gelişmenin ikinci dönemin de -ilkel hiriklmi n ikinci evresinde denilebi lir- oluşmuştur. Şimdi, kapitali st geli!;me nin ikinci evresini ve bn dönemin sömürgeciliğini inceleme ye geçelim :

ww

w.

yığınların rtopraıktan kopması,

-34-


we .c

om

Bu dönem ilk ]{apitalist birikim, veya klaslk deyimle kapitalist ilk birikim dönemidir. Bu dönemi ilkel birilki.m dönemiyle kan~tırma.ıııak gerekir. Bu dönemin öze.lllklerini şöyle sıralıyabiliriz : a) İlkel bir.ildm birinci evresinde birlken paranın, potansiyel sermayesinin, başka b) Loncalar 1n ve kapalı bir dleğ;işle servetin, sermayeye dönüşmesi. ev sa.nıayisinin yerini manüfaktüre bırakması ve manüfaktürü n hızla gelişmesi ve lıinıaye sisteminin uygularuııası. c) Toprağa bağlı köylünün giderek daha çok özgürleşmesi, şehirlere akınların büYjiiı:ıımi, b ö y 1 e c e ş e h i r 1 e r i n çoğalması ve büyümesi. d) Emeğin meta e) Pazarların sınırlı olmaıct.a.n çık­ haline gelmesi ve özgüırleşmesi. için yapılması, ulusal pazarların pazarlar bilinrolyen ması, üretimin haline gehnesi, deni.za:jın ticaticareti dünya f) ticaretin doğması, reti ele geçirme mücadelesinin Oaıjla.ıruısı, denizciliğin önem ka.za:nma.. sömÜI!'glelerin zenginilklerin in sı. g) Ilkel biriikinıin ilk evresindeki vahşete, yağmaya dayanan sömüriisünün bu dönemde devam etmesı., fakat aynı zamanda sömürgelerin ~it olmayan ticari ili~ler temelinde sömürülmeye haşlanmasıdır. (Konumuz açısından son şık önemlidir.)

ne te

Bu özellikler, bir bütünün parçasını oluştururlar ve biribirine bağ. lı, l>iribirini yaratan özellilklerdir. Örneğin : paranın sermaye haline aiması, manüfaktürü n vaırlığı ve emeğein özgüırl~mesi, emeğin ücretli emeğe dönüşmesi şartına bağlı oinıası gibi. .. yul{arda izah ettiğimiz gibi, Kürdistan'ın zenginilklerin i yağina ederek, böylece Kürt toplumunu kapitalizme götürecek ön-şartların yaratılmasım engellemi<;1erdir. 18 ve 19. yy. Jar. daı ise zenginliğin, artık paa-a ile ifade edilebilir hale gelmesi, yani taş.ııur servet durumuna gelmesiyle birlikte, Kürt· top! um unun yarattığı wnginlik dalıa çok dışanya akınaya başladı. Böylece kürt halkının ya.. rattığı zenginılk sömürgecileri n elinde servet halinde birlkirken, kapitalizmin ön ikoşulu olan potansiyel sermaye birikimi önlenmiş olnycır. du. (Ücretli emeğin doğmasırıa, şehirlerin gelişmesine, ticaretin ve pa· zann oluşmasına nasıl engel olduklarını dalıa önce açıklaınıştık)

w.

Osmanlı sömürgeciliği,

ww

Ayrıca 18. ve 19. yy. larda Kürdistan'ı Osmanlı sömürgecileri nce ilkel birikimin yağma politlkasıyle, kapitalizmin ön-şartlanıun doğuşunun önlendiğlııi belil'tmek gerekir. Yalnız l>u dönemierde Türlkler her alanda yönetici değillerdir. Fakat dalıa sonralan Türklerin ha.kinı sınıfları yönetici duruma geçtiler. (Bunun da nasıl gerçekleştiğini iler. de göreceğiz.)

Yeniden belirtelim ki, sömürgecilik ilişkilerine damgasını vuıran, söınürgen ve sömüııge üllkenin içinde bul ıınduklan üretici güçlerin ge-

-35-


co m

lişnıe dii7,eyl ile üı:etim ilişkileridk. Bunun için eğer Osmanlı devleti kapitalist bir ülke haline gelseydl, Kürdistan'daıki gel.iş.ı:ne.lerde buna uygunluk içinde olur ve sömü:rgecilik ilişkileri de 19 ve 20. yy. larda fanklı. olurdu. Yani bu gün Kürdistan komprador kapitalizmin ha.kinı old uğu yarıı..sömRirge Türkiye'nin değil, ileri kapitalist bir ü.lkE: olan Türkiye'nin sömürgesi olurdu, veya Kürdistan'da da kapitalizmin gelişmesi sonuoo ulusal haxe.ketleır toplumu, daha derinden etıkilerdi ve böylece Kürdistan bir sömürge olmayabilirdi ...

da feodal Osmanlı sömü:rgeciliği Kürdlstan topluönünde engel teşkil ediyordu. Bu yüz yıllarda sömürgecilik kendi içinde eıvr:imleşti, falmt ka.pı.talist sömü:rgeciliğe dönü.ş­ medi. Bunun sebebi; Osmanlı devletinin, kendi iç üretici güçlerinin gellijemeyişine bağlı Q!am.k, ka:pitaı.ist bir ülke haline ge!enıeyişidiır. Oysa Avrupa. da bir çok ülke, likel birikim döneminde sömürge elde ettiği gibi, ikinci evreye geçebi.lınlş ve daılıa sonrada sanayi OOvrimln.i gerçek!eştirebllmiştir. Bu dönemlerde sömürgeler sömü:rgecl ülkelerin lhtiya.çla:rına. göre §EIIdlllenıniştir.. Avrupa için sömiirgeler, iikel birlkimin birinci evresinde altın ve gümüŞ elde edereilı:·ııerveı blrl:li:t.Trnie.k ıÇin yiğma al3:nlanydı. İkinci evresinde, yağmanın yanında, manüia.ktü~ İi.in _liı:ettl@i_ nıeta.ıarni. tükeitim aıalııaiı ııaiiiıe getirildi, Da.lı.a sonra. tüketim alanian Oıma.ıarının yanında, büyüyen sanayi için, ham ma<F de sağlıyan ıi.ıauıa.T, haline gatirildll~•• Ve nihayet bunlarla berabeisermıl.ye ihiıiç alanlan haline getirildiler. Görüldüğü gibi sömü:rgecllilı:;te bu evrlmleşıne, sömü:rgeci ülkenin evrfm.ıeşniesıD:e tamamen uyıi-un dilşmektedir. . . Bu yüz

yıllarda.

et

ew

e.

mıunun gelişmesi

sömürgecileri iikel birikim sşa.ıruıruu yaşama.lanıı.a manüfaktür dönenılne giremedi. Böylece eliı:ı.de­ ki sömürgeleri bir tüketım alanlan haline geıtiremedi, sömürgeler onlar için, yalnızca para o!am.k ırenginlllkleri yağmalana.n aJanlar olarak kaldılar. Bunun sebebini Osmanlı toplum yapı.suıda a.raına.k gerekir. Avrupa gelişmenin ikinci aşamasına geçti de, Osmanlılar neden geçt>medile.r? Ama

Osmanlı

w. n

rağmen gelişmiş bir

ll~Uıiıi.ld~_ döneminden nıanifaktür aşamfı:<ına geçi.şde

ww

en.belirı@_özellik,servetjı1jı~i-ılHl~-~~di)_n~_oıinıısı~ .Ani:iik"buııdan soı:ıra kapLtalist birikim sörz konusu almaktadır. Mani!ak.tür dö:neminde elde edilen birikim artı-değer kütlesine eşittir ve kapitalist bir nite.ılktedir. M.aJ1ts :ınan.üfa.lct;ür döııeminl Avrupa için 17. ve 19. yy. ıaır arası

ola.rak almak:tadır.

DaJ:ıa

önce iikel birikim döneminde, servet sermayeye dönüşüyor, ve pwıar elronomisinl geliştiriyordu. Servetin seı::truılye'ye

ka:pit.ali:mıi

-36-


onun ancak özgür ernekle birleı;ıerek fu"etim sürecine girmesiyle olur. Servetin sermayeye dönüşmesi için, onun özgürleşen emeği ve üretim için gerekli ham maddeyi satın a.J;-.caJı: bir duruma gelmesi gerekir.

dönüşmesi,

sermayeye çevrilmesi için, para salıibinin Ö"Lgür emekçi ile karşı karşıya gelmesi gerekir; bu emekçinin iki anlamda özgür olması demektir. Hem kendi işgücüııü Ö"L meta gibi satabileeek durumda özgür bir insan olması, hem de satmak için elinde bir metanın olmaııı.ası, işgücüııün gerçekleş­ tirilmesi için gerekli herı;ıeyden yoksım olması gerekir.» (Kapital, c. 1, s. 193) ~rvetinsermayeye dönüşmesi süreci, aynı z-.ı.ınanda emeğin özgürleşmesi sürecidıirde. Sadece bu da değil, aynı zamanda üretimin eski nesnel koşullan yok olurken, doğmakta olan yeni nesnel koşullair ile emeğin özgürce satın alınma yoluyla bir araya getirilmesi sürecidilde. A.ncak böylece kapitalist temelde üretim mfunkiin olur ve artı­ değer yaratıinnş olur. Artık bundan sonra kapita,list birikim söz lronusu olur. «SCruıayenin ilk oluşuımn, salt eski bir üretim biçiminin çözülüşüııün tarilisel sürecinin parasal servet biçiminde varolan değere, bir yandan emeğin nesnel koşullarnn satın almak, öte yandan da, artık özgür olan emekçilerin canlı emeğini pa-

ew

e.

co m

«Paranın

ra karşılığında

değiŞme ola.nağıı:ıı sağlaın.asıyla gerçekleşir. zaten mevcutturl ar. Bıınlan ayrıştıran tarilı­

ww

w. n

et

bu ögeler sel süreç, bir çözüşme sürecidir ve paranm sermaye haline gelmesini sağlıyı>.n da budur.» (Kapitalizm öncesi Ekonomi bileri s. 59, açM) «Tartbsel bakımdan paranın sermaye haline gelınesi, çok basit ve açık yollardan olmaktadır; örneğin tüccar, ipllkçiliği ve dokumacılığı taruna ek bir uğraş olarak yapılnuş olan iplikçiyi ve dokunıacıyı, kendi hesabına çalıştınr ve onların lm yan nğra'jını baş uğraşlan haline getirir; anıa bmıdan böyle de onlan kendi denetimine alıp ve ücretli emekçiler olarak kendi eğeınenliğine sokar.» (a.g .e 64)

Biitüıı

Paramn sennayeye dönilijmesi ve üreticiler üzerinde eğemenlik kurarak onlaıı, manUfaktü r içinde toplaması kapiJtalizm in başlaingıcıdı.r. Kullanını değeri üretimi yerini, değişim değeri üretimine terketmesi, ürün üretiminin yerini, emtia üretimine teriket:rrıesl, sınırlı pa1l.af için üretimin yerini hi.linmiyen sınırsız pazar için üretinıe terketmesi, Jm. Servetili sennayeye dönüşmesinin pitali.znıin tarihinin başlaınasıdır. ilk ıı;e-kF, nı.anüfaktür serıııaıyesi şeklidir.

-37-


((s{~nııa.yeuiu

ilkin şt.u'ada burada ya da. yerel olarak, eski hiçimle riyle yan yana ortaya çıktığı, runa giderek btm~ L-ın parçaladığı ilk tarihsel biçim, söı-.cüi!;ün gerçek anlanu yla n~uıüfakturtliır. (Henüz fabrika değil.) Bu ihracat a yönelik _vığınsal üretimi n olduğu yerlerd e ortaya ~:ıkar.» (a.g.e. s, 65. aç M) üretiın

ManiıfaikWrün gelişmesinde,

etkisi

co m

sömürg elerde elde edilen servetie rin Ancak bu manüfa ktürün gelişmesinde lıiır şa.ıi. değildir. Maniıfaktüıiin doğuşu ve gelişmesini, sömürg elerden veya içerdek i yağına ve sömürü den olsun, elde edilen serveti ere bağlam ak doğru değildir. Servet sermay eye dönili;m edikçe, maniıfa ktüriin doğu­ 'u ve geli9J11esi üzerind eki etkisi sınırlı kala.ca.l<:tJT. lıüyük

olmwıtur.

ew

e.

İlıkel birikim dönemi nde elde edilen servet, kap1tal.istleş.m ek için yeterli şart olsaydı, Portelki z ve İspanya 'mn lıu alanda en önde gWen ülkeler olması gerekir di. •İstersek gemiler in direkle rini altında.", yelkenleri ni atıastan, halatlarını ilırişiınden yapaınzn diyen Osmanlı devleti de kapital ist lıir ülke olurdu. Oysa lıu ü1keler kapitalistleşm ede en «becerik sizn üLkeler den lıiri oldular . Bu ticari serveti n kapita,l ist üretim için yeterli şart olmadığındandır. « ... Ticaret in eski üretim

biçimi üzerind e ne ölçüde bir neden olacağı, herşeyden önce bıınını sağlamlığına iç yap•sm a bağlıdır. Ve bu çöziilnıe sürecin in ne. reye vanp neyle sonuçıandığı yani eskinin yerini hangi üretim biçimin in alaeağı, ticareti n değil bu üretim biçimin in kendi kaderin e bağlıdır. Antik dünyad a ticareti n etkisi n tüccar sermay esinin gelişmesi, daima köle ekonom isiyle SQnuçlanır, buna karşlık ayın etki ve gelişme modern dünyad a kapitalist üretim biçimiy le noktalanır. Burada anlaşılıyor ki bu sonuçla r bizzatti bi ticaret sennay esinin gelişmesinden ~ok daha başka koşullarda doğınuşlardır.» (Kapita l C. 3, Kitap 1. s. 503, Odak Yayınları) ve

dağılmaya

w. n

et

çiYrulnıe

ww

İlkel birikim dönemi nde sömürg ecillk;te önde giden İspanya ve .Porteki z Manifa ktür dönemi.:ııe İngiltere, Hollan da ve Flra.nsa 'dan çok daha sonrala n girdiler . Osmanlı Devleti ise ilikel Dirikim den sonraki aşamaya gireme di ve kapiıtalist ilk lıirikim. dönemi olan («ihrac ata yö·. nelik yığınsal üreti-m olall>>) ınanlfaktür Osmanlı topluıımmu helirieyen lıir aşamaya ulaşamadı. Çünlkü Osmanlı Devleti nde ilkel birikim döıw.ıniııi.n elde edilen servetle ri, sermay eye dönfu;t iırülemiyordu. Bu servetl er kapital ist ve proleta rya yaratacağı yerde, Avrupa 'da olduğu-


co m

ini yarattı. Bumm aksine yeni toprak ağası, yani toprak aristo krasis marke zi iktida rnunla berab er Avrup a'da ticare t ve şehir ekono misin i t ve şehir el<Olarca desteklenlıiken, bunun aksine Osmanlılarda ticare arın açılmas.ı nomis i üzerin de ağlr bir denet im kurulmuş, sınırsız pazarl dij:,'Cr tarafönlenml:;, bir yanda n köylü nün özsrürlC'imesi önJen irken bünye onları cel<, alabile satın ni tan özgürleşebilen köylü nün emeği doguıın pa.zar emek k gelere sinde eriteb ilecek , emeğin meta haline lı­ Osman r bunla bütün lu; ına.sınm şartı olan sanay i dallarının yokluğ eönünd si geçme ine cvr-os larm kapita list i1k biıikim olan manif aktür ve im denet ndeki ki engell erdir. Diğer taraft an ticare t ve tücca<r Ü7.eri tan çıkardığı için, bu güçler de ağır vergil er, ticare ti karlı bir iş olmı.k aktiir ün doğmasına te~ebbüs zaı-ıa&tçıları birle:;tirınek sureti yle mani1 edemi yordu _

w. n

et

ew

e.

r -maJıifak­ Diiny a çapında manif a..':tür un zafer kazandığı ülkele ar. Bu dötfi.rde önde gidenleıi. sömür ge politikasında da öne atıldıl ticaıi yanında, nemd e sömür geler, şiddete dayan an yaı:,--manın dönem de (17 ile 19. yy.) Avrualaılda da sömür ulmey e başlandı. Bu aktiir alaıımdaki gelişmc­ maılif eler pa'da deni7~ilik alanındaki gelişm ları aşıp deniz:a.'jnı alanpa:zar ulusal lerden daha hızlı oldu. Ticare t ticare t üstünlüğünüde r olaııla lara yayıldığı için, d>enizeililkte üstün dünya pazarını ele olan ele geçirınekteydilcr. Yavaş yavaş oluşmakta ya ile yeni sümür İspan geçin nek için ilk sömür gecile r olaıı Portek iz, nda kızgın savaı;lar olgecileır olan Holla nda, İngiltere ve Fraıısa arası nya'yı geri plüdu; Bu savaşlar wnuc unda Hollaııda, Portek iz ile İsJ?'.ı durınnuna ülke na attı_ Portek iz İngiltere'nin himayesiııde olan bir geldi. ği ve sömür gelcjt irme poF'ıMkat bu on ını söınürgeci niteliğini yitirdi dir. litiikasım terk ettiği anlamına gelme mekte

ww

pMarl a" Bu dönem deki söınürge.ler ticari sömür gelerd i. Sömü rge -- daha en önley eti rekab lar, nna ancak bir ulus girebi lir ve bu pazar ge sömür ıı sonra ki dönem olan sertes t rekab etin şartlarını yarata dünya rgeler lkkell eri ilc ilı,rili yasala r ile garan ti altına alırurdı. Sömü ve ayrı ayrı kesiml-er Jıalintie pazwrınm bir parçası durum una geldi illdü_ Sömü rgcparsel lenere k, herbir i bir ulusu n burju valan nca sömür zları bilhas Jeroe, burjuv azi, ticari imtiya zlar elde ediyo r ve bu imtiya den olalı reklerin özelli in belirg in sa devlet hiınaye ediyor du. Dönem istiyordu_ rtar tücca ç.ok sten herke kabet i kaldıraıı him:ıye rustem ini en ve göster lık farklı bir nice! sad€0e Oysa dtğer taraft a, Jonca lardan istiyor e himay e aktürd maııif rekab ete dayan acak bir yapısı olmay an da bunu gibi, ri du. Bu ulusla r rıuınlfaktür sanay iini himay e ettikle 39--


vergileri ile de dış etkilere karşı koruyordu. Ama Oskapitilasyonlarla gümrük kapılan dış metalara açık tutulmuş olduğu için, manifaktürün doğması engellenmiştir. Kapitalist ilk birikim olan manifaktür sermayesinin, olan birikimi de gerçekleş­ miyor ve ticaret ilk dönemlerde üretimden bağımsız, daha sonralan ho Avrupa sanayi sermayesinın işbirlikçisi durumuna geliyordu. yüksek

gü:mıiik

manlılarda

Osmanlı

.c om

devleti denizcilikte de bir hayli ilerledi, öyle ki deniz filo18. yy, ortalanna kadar Avrupa'dan da.lıa üstün olduğunu s&yleyebiliriz. Fakat, Osmanlı Devletinin askeri niteliğine uygun olarak, denizcilikte de askeri bir nitelik alıyordu. Deniz filosu ticaretiyle ekonominin emrinde değil, alrnine askeri feodal örgütlenmenın denizler.deki bir gücü durumundaydı. Osmanlılar da.lıa Hindistan yolunun Por,tekizleree ikeşfedilmeslyle beraber denizyollannın ele geçiriinıesin­ de Hint Okyanıısunda bu ülkeyle rekabet ha.llııdeydi. Hatta Portelltizliı.erle birlikte, denizyoluyia Hindistan'a vardılar.

we

sunıın

Henüz ilkel birikim dönemine gireıneyen Osmanlılar için Hindiszenginlikleri bir anlam ifade etmiyordu. Osmanlı devletine toprak ve toprak köleili gerekli idi.. Oysa Portekizl.i.ler için Hindistan'ın zenginliği herşıeydl, bunun için de ıbu renginlikler genıilerle Portekiz'e taşındı. Yukarıdaiki nedenden ötürü Osmanlı güçleri Hindistan'da bir müddet ka.ld.Jikıta.n sonra, burayı Portekiziilere terk ederek geli döndüler. Burada anlaşılması gereken manifaktür ve ticaret ii.<ıtünlüğil ile birlikte, denizcili!kteki üstünlük de kapitalistleşmede ()'nemli bir rol oynar, falmt salt denizcilik a.lanında üstilıı olmak kapitalistıeşmek için yeterli bir şart. d~ldir.

ne

te

tan'ın taşınır

Parasal zenginliğin toprak mülkiyetine zaferi, İspanya ve Portekiz'! öne ç:ııkııirdı. 17. yy.'dan itibaren manifaktürün ge~. deniz-

ww w.

clliğin önem ka:zanınası ve oorvetin sermayeye dönü.şmesi ile bir.likte ticari ııerıııeyenin üretime hakimiyeti Hollanda'nın, tspanya ile Portekiz'e üstüıılüğiinü getirdi. Ticaret sermayesillin sanayi sermayesinin Emrine girmesiyle yani sanayi devrimi ile birlikte İngiltere dünya pazarlarına hakim duruma geldi.. Sanayi devlimi ile birlikte Osmanlı Devletinin yan-sömürge ve Kürdistan 'ın kapitalizmin ilıtiyaçlanna cevap veren bir sömürge oluş süreci baı;lamış oluyordu.

SERBEST REKABETÇİ DÖNEM VE SÖMÜRGECİLİK

17. yy.'dan itibaren oluşmaya başlayan diinya pazarının meta talebi, rnanifaktür üretimi ile karşıJa.namıyordu, rnanifaktür üretinıi, yerlııi giderek büyük çaplı üretime, fabrika ürelinline bırakıyordu. Bu -40 --


.c om

dönemde büyük çaplı fa.brilka üretimine geçen Avrupa ülkeleri, kapitalist dünya ekonomlsin ln yönlendiric i merkezieri durumuna geldi. Bu ü.tkelerde kapitalizmi n gellşınesl kaçınılmaz olanık siyasi ve ekonomik b61o.mdan eski dünyaya, feodal sisteme darbe vuruyordu. Dünya kapitalist ekonominin glrdabına doğru çeklldi.kçe, bu üllı:elerde üretim daha da gelli}iyor, dünya üzerlııdeiı;i {'lı!dnlikleri artıyor ve dünya pazarlarını denetim altına alma eğilimleri ve l.nıkfu:ıları artıyordu. Bunlara bağlı ola.rak Avrupa'da tekruı.Jojl bızla gell.§mekte ve üretirnın emri. ne verilmektey tiL Bu da üretimin bızla gelişimini ve merkezileşmesi­ ni beraberinde getiriyordu . Dünya pazarlarının derinliğine gell.§mesi oranında, dünyanın çeşitli yerlerindek i toplımı.Iamrası far.klılı.klar, ortadan kalkıyor ve sınıf çıkar:la.n dünya ölçüsünde merkezileşiyordu.

yerler

İngiltere

ve Fransa'ydı.

te

dürdüğü

we

«Genel olarak büyü.'< sanayi, her yerde toptum sıruflan arasında aynı ilişldleri yarattı:, ve bu nOOenle, başka başka ulusların özel karakterlerin i yokettL Ve nihayet, her ulusun burjuvıızlsi hAli özel ulusal çıkarlan muba.fazıı. etıııekteyse de, büyük sanayi, bütün uı usiarda çıkarları aynı olan bir sınıf (Marks, A. İdeolojisi, s. 105) yarattı. Büyük sanayi, bütün diinyayı., ticareti evrenleştirer.ek, kapitaliz:m in prctamna çektL Böylece dünyamn herhangi bir yerindeki, küçük sanayi üzerinde de etlltisini gösterdi. Sanayi burjuV"Illli artık topluma hakim olmuştu. Bu dönemde sanayi burjuvazisi nin en fazla hAkimiyeti ni sür-

ww w.

ne

Dünyamn «atööyesi durumuna» gelen İngiltere ve Fransa'ya karşı, hııkim.lyetini sürdürıneyıı ça.Jıııan Hollanda ve diğer yanda durumlarını korumaya ça.Jıııan Portekiz • tspanya gibi ülkeler bunlar karşı­ sanda «hiiııranla» uğradılar. Portekiz ve !spa:nya gibi ülkeler ticari kapitalizmin hakim olduğu ülkelerdi; fakat bu ülkeler sa:nayi sermayesinin hakim olduğu bir ~ya geçemedile r. Bu ülkeler sanayi kapltaıi=ı.ine ve bunım temsilcileri olan İngiliz ve Fransızlam karşı, kendi küçük üretimlerin i korumaık için yeni giimrük önlem leri aldılar. Fakat bu önleınler sanayi kapitalizmi ne karşı etkisiz duruma geldi ve bu ülkelerin pazarlarına lngiliz ve Fransızlar hakim oldular.

Bu ~ sonttı bu ülkelerde, toplumsal gelişme ve değişme­ lerde dış dinamikler daha etkin bir rol oynadı. Fakat dış dinamikler bu ülkelerde iç dinam>kler le uyum halinde kapitalizmi n gelişmesinde olumlu bir rol oynuyoıx.Iu. Çüıııkü kapitalizm Mla ilerici ve üretici güçleri geliştirici özelliklere sahipti. Bundan dolayıdır ki, İngiltere ve Fmnsa dışındaki Avrupa ülkelerinde , dış dinamikler toplumsal gelişim üzerinde etkin bir rol oynadılar. Ve bu ülkelerde sanayi kapitaliz. ml, İngiltere ve Fransa'dak i sanayi devriminde n sıonrn, doğan yeni

-41-


şartla:rm

om

etkisiyle ve bu şa:ı:ıtıa.ra uygun olamk sıçramalı ve tarltlı bir temelde gelişti. Bunun en beliılıin §ekllni Aln:ıanya, J:lol::u Avrupa ve Rusya'da görürüz. Burala.rdiı. kapitalizmi biçlmlendlr en iç ve dış dinamik.ler ile kapitalizm in gellijme yolu farklı olmuştur. Ve dış di.oo:ııılltler önceki aşamalam oranla, daha etkin bir rol oynanuşlanlır. Çünlı:ıü doğ­ makta olan tek dünya ekonoınlııi ~da, dış etkilerden (dış dinamiklerden) kendilerini koruyııımıyarıık, onların rekabetine boyun eğe­ rek, ama kapitalizmi n gellşınesl orarunda, reıl!:ebeti daha farklı koşul­ larda ve daha üst düzeyde sürdürmek amacıyla, kapitallzml yeni şart. larda gel.iştlıınek zcıruııda kaldılar. Marks'tan şu almWan yaparak, bu dönemi daha iyi kavnyabill riz :

ww w. n

et ew

e. c

«Ticaretin ve manifaıktüriin bir tek iillrede, İııgiltere'de toplanması dnrumn, 17. yüzyılda, kesintiye uğramadan gelişen biçimiyle bu ülke için yavaş yavaş göreli bir dünya pazarı yarattı ve bu nedeule, daha önceki üretici güçlerin artık karşılayamıyacaldan, bir ingüız manifaktür ürüuleri talebine yol açtı. Üretici güçlerin sınırlarını aşan bu talep, büyük sanayii yaratarak üzel miillkiyetln orta.çııt'dan beri üçüncü dönemine yol açan etken oldu ( ... ) Bizzat ulusun kendi içindeki rekabe. te gelince, bunu elde etmelı: için bir devrim her yerde zornulu oldu. Rekabet kısa zaman sonra, tarihsel rolünü muhafaza etmek isteyen her ülkeyi, yeni gümrük önJemleri.. . ile kendi ma.nifaktür lerini himaye etmeye zorladı ve az sonra himayeci tarifelerle birlikte büyük sanayi !>uyur etmek zonmda kaldı· lar. Bu himaye önJemlerin e karşın, !>üyük sanayi rekabeti evrensel kıldı (büyük sanayi pratik ticaret özgürlüğünü temsil eder, himayeci güınrilkler, onda, ancak geçici l>ir çare, tiea· ret özgürlüğü içerisinde (açM) l>lr savunma sllfıhıdır,) !>üyük sanayi, n1aşun araçlarmı ve modem dünya pazaruıı kurdu, ticareti, sanayinin egemenliği altına soktu, her sermayeyi, ı;ıa. nayi sermayesi haline getirdi ve l>ımunJa da dolaşınn yarattı ... ... ve sernı:ayelerin hızla merkezileşmesine neden oldu.» (Al. man ideolojisi, s. 104, abç).

Bütün bunlara bağlı olarak bu dönemde, meta ihraeı önem kazanma.kta, rekabet evrensel bir karaıktere bürünmekte - ve §elıi.rlerin kır üzerindeki hakimiyeti sağlanmaktadır. Büyük sanayi bütün birey" !erin yakmlaşma.sını getirdi, eski ideoloji, a.ıııruı: vb. değerleri yok etti. Büyük sanayi doğa bilimlerini sermayeye tabi kıldı ve bütün doğal iliş· kileri para ilişkilerine dönüştürdü. Doğal bir biçimde doğmuş kentle" rin yerine büyük ve modern kentlerin kurulması, sanayinin eski bi· çimlerinin yıkıbnası ve böylece kentin kır üzerindeiki zaferini sağlanı. -- 42-


öyle bir üreıt.ici güçler kitlesi yarattı ki, loocala .r nasıl marufa ktür için bir engel yarntıyorduyııa., özel mülkiy ette bu üretici güçler üzerinde bir köstek haline geldi.

muna getirdi.

et ew

e. c

om

üretici güçleri n ge,li§mesiru.ie en uygun çerçeve olan u! usa! dev Jet, terin kurular ak yetkinleştiği bu dönemd e, üretici güçleri n dev gelişimi çekhızla bütün küçük ülkeler i, d:ünya elronomlsl.nin merkez ine doğru ti. Büyük sa:naıylnin gellşlml dünya ticareti yoluyla , evrensellıale gelen rekabet mücade lesine, diğer ü;Lkeleri de şu veya bu ölçüde çeker. Bu ve dönemd e eski fonksl:yonlarmı.n yıımnda, esas olarak meta ihraç .dolıiır ve inde gelişim in sanayin eler, sömürg olan ucuz işgücü alanla.n e önemli roller yısıyle, büyük sanayi nin fonksl.yonlarırun güçle:n mesind , yeiin.i sabularak son yetinin haltimi oynuyo rdu. Ticari sernıayenin e, sanayi İngilter e, dönemd bu aldığı nayi sernıayesinin hakimi yetinin verere.';, son yetine hakimi ) .. da devrim iyle eski ticari ulusların (Hollan .z bağınısı den üretim da dünya haıkimiyet!nde öne ç.ıktı.. Aynı za:ınan sermaticari öruıes:i i=ı olan ve özellikl e Asya'd a yaygınlaşan, kap!tal ist yeyi de sanayi semıa.yesinin emrine koydu ve bu semıa.yeye kapital: durualeti bir bir niteltk kazandırarak, Asya üzerind eki hakimi yetinin

geçmed en önce, burada , bazı yan.lış anvardır: Önlayı.'llan karşılamak için de olsa şunlara ~ekte yarar dıktan sonyaratıl celikle şunu kavram a:k gere'kiy or ki; dünya pazarı belli gegelişimi m, artık dünyanın herhan gi bir yerinde kapi:taıizm.in buluı1içinde , gelişme lişme evreler ini yaşayarak ol:ırıa:ınaktadır. Faka:t e söz konusu olduğu aşamaya uygun olarak yen! temelle r üzerind doğuşu ve gelişi­ maktadır. Böylece heman gi bir ülkede kapita.J izmin iç minde d1ş efkenlııx daha fazla rol oynam aya başlama.ktad:ır. Ve salt tı­ dinamlk lerle, bu anlamd a bağunsız bir kapital: ist gel!şmerıln yolu cilik sömüırge ıiı. almdığmd önüne göz kanmı.ş ol.maktadı:r. Bu durum veya bağımsız politikasının bağımsız kapital ist gelişmenin bir so..··mcu olarak görmeşartı ön bir anın politik eci kapital ist gelişmeyi sömürg . nin temelsizliği açJıkça görülm ektedir ış olan geJiş. Bağımsız kapital ist gelişme, iç dinami klerle sağlanm r kazana n ABD. ınedir. Oysa, 19. yy.'dan itibare n sömürg eci bir karakte , Avustu rya Zelanda Yeni da, Hollan , İspanya z, Çarlık Rusya'sı, Porteki diler .. geçeıne ine devrim sanayi sonueu ri gibi ülkeler kendi iç evrimle evrenin rekabet ve lnden devrim sanayi Bu · likeler İngiliz ve Fransız sel lıir nitelik kazanmıı.s:ıyia birlikte , artık koruyu cu duvarıanın kal>> Bunun için dırarak ~büyük sanayii buyur etınek zorund a kaldılar. lık i.lişkileri bağınılı iyle ülkeler bu ülkeler de kapital: ist gelişme, sanayi sömürgecil.lğiı:ıe

ww w. n

Bu dönem

--- 43-


e. c

om

iç&isinde gellşti. Çünkü oluşan dünya ıwıan, iilllrelerin geılişıneleri dı.ş etkilerden uzak ve tecrit edllmlş bir durumda kalınasını l.mk:fu:ısız kıl­ ınaktadır. Hıı.tta J>atıınlıl:ık ilişkisinin en uç noktasındaki ülkeler blle sonradan sömürgeci o!l!Jb~eroir. ABD, Yeni Zelanda, Avu.sturalya bunun ömeklerldlr. Bilindlği gibi bu illlreler lngUt;enı,'nin sömürgeleriydi. Ve bu iilke.lerde, sömürge Ilişldleri içinde gerişen kaipitallzm söz konusuyda Bu tlllrelerin durumu lıılze, bağımsız kapitalist gelişmenin olmadığı iillı:elerlnde sömlirg1lcl ola.bil~nı göstermektedir. Demek ki sömürgecl politika bağımsız kapitalist gellşme:ıı.ln bir ürünü değlldlr. Bağımlılık illşkllerl içinde (Rusyııda old~ gibi) hatta sömürgecilik iliı;kileri içinde (yukarıda sa.yılan ülk.'eler) gerişen kapitalizm sonradan kendi,ekonomlk ve siyasi örgütlerunesini ge.tÇekleştl.rebillr. Bu durnmuyla, aym ülkelerin sömürge edinme ilıtiyacı. gösterecekleri de açık bir ~ydir.

Rusya'da sanayi kapita.llzıni başla!ıgıçta İngiliz ve Fransız Jmpita. J>atım1ı oia.raJı: gellşiyoi: ve Rusya faibı::lk:ıı.la. bu ül.lı:eleroen ithal ederek kuraıbiliyordu. Hıı.tta Rusyıı.lç pazan Lenin'de belirttiği gibi, henüz ıç pazar durumuna gelmeden önce 1ngiıt;enı,'nin dış pazarı durumundaydL «Avrupa Rqsyasında bu bölümü (uzak kuzey bölgesi), bu açıdan (Rusya için bir iç pazar olmaksı:ı:ın, İngiltere için bir dış pazar olmuştu.• (R.K. Gelişmesi, s. 515). Bu durumuylıı. bile Rusya çevre bölgeleri, ka.pitallzrııln ilıtiyaçlarına cevap veren sömürgeler durumuna geti:ıtli. (Türkistan, Moğollstan gibi.. •. ) Ilaila sonra bağıınmz bir yapıya kavuşan Rusya, Lenin'In yukarıda bahsettlği, İngiltere'nin dış pazar durumunda olan Kuzey bölgesini kendi lç paza.ı:ına kattı.

.n e

te w

lizmine

Aynca burada şunları da beJ:irtnıelk gerekiyor: Eınperyıı.lizın önoosi nüfus ye.rteştlrme yoluylıı. söm{lıgeleştlrilen yerlerde kapitali= gelişebiliyorou. Çünkü kapltallzm dünya ölçüsünde foodall=ıe karşı demokrasi mücadelesini sürdüren ilerici ve devrimci bir özelliğe salılptL Bunun için daha sanayi devrimlnl yapamaınış ülkelerde, kapipalist gelişmeyi etkileyen dı.ş etkenler olumlu bir role sahiptiler. Fakat günümfuıde bu dinamikler üretici güçlerin köstekleyiclsl bir özel. llğe dönüşmüşle:ıtllr ve olumsuz bir rol oynamaktadırlar.

ww w

dönenıdıe

Bu dönem sömürgeeiliğine gelinee: Avrupa'da sanayi sermayesinin ticari sermayeye haklıniyeti dönemi olan serbest rekabet dönemi, söm ürgecilik Ilişkilerinde bir dizi fa.ıilililıkları birlikte getirdi. İlkel birikinı döneıninin vurgun ve taıana dayanan sömürgecillk yüntenıleı:i, bu dönemde ortadan kalkmat!ı; ama yeni yöntemler gellşti. Bundan böyle sömürgeci, sanayi ınallarının tüketim ala.nlan olmanın yruusıra üretime hammadde ve ucuz Işgünü sağlayan ala.ıılar haline getirildi. -44-


e. c

om

lerin tekelc i durum uilkel biriki m döner rtinln özelliği olan ticari şirket Bu durum na son verile rek, onun yerin e «serk "St değişim» geçiri ldi. iyetihakim in ticari serma yeye yıı.karda aniatılan; sanay i serma yesin mıı değişi est nda, «rerb nin sağlarımasına uygu n düşüyordu. Ayrn zama e gerid zayıf rakip lerin. büyü k ölçek li üreti min ihtiyaçlarına ve sanay isi ordu. bıralkılrnası ihtiyacına da karşılık veriy ve sa:ruıyiciler en Bu dönem de işgücüne duyu lan ihtiya ç artıyor geri olan sömü rdaha ucuz işgücünü elde etmek için toplu msal yapısı de, sömü rge inü işgüc gelere yönel mek zorun da !kalıyorla:rdı. En ucuz ileceğinden, edileb yoluy la elde Sanla.' l"h'Ull esir edileı:ı2k köleleştirilmesi Sana yinin tır. de artmış bu dönem de köle ticare ti de korku nç bir biçim cüne duyu ian ihtiyacın artması gelişmesine paral el olara.'<, ucuz iş,aü urması, aynı gelişme ile söınürge,ierin köle ticare tinin kaynağını oluşt ediyo r: sonuçlandır. Mark s bunu şöyle ifade sü.ııccinin

te w

gibi aşağı «Üret imler i, henü z köle emeği ~·e anga rya vb. biçim inin üretim kapit alist şekiller içind e dönü p dolas an halk, da, ürünp kapılı bına ağır baStığı uluslararası piyasanın girda gelinc e, e halin kaygılan lerinın ihrac ata yönel mesi başlıca de uybir köleJik:, serfli k vb. gibi barba rca çıı.Jışma dehşetine e. 1, s. 161) gar-çalışma dehşeti eklen di.» (Kap ital,

ww w

.n e

nını b ulaınıyan Kend i ulusunda n işçi sımlım zorla çalıştırma imkf\ için sömü rgelilamak karşı sa.na.yiclier, artl-erneğe duyd ukian ihtiyacı biule ree inadan Afrik lerde n her bakınıdan yarar lanm aya çalışıyordu. s bunu Mark . içindi n ülme si bunu sanın esir ediler ek Amer ika'ya götür da şöyle anlatıyor: nde zenci «Ame rika Birleşik Irevle tlerin in Güne y eyaletıeri ime tüket yerel doğruya emeği üretim , esas olara k, doğrudan k pamu lrorumııştur. Ama yöneldiği sürec e, ataer kil özelliğini ünarı. halin i alması ölçüs ilı.racmın bu eyale tlerin haya ti çıkarl hayatlarının yeni iş bazen ve ası tınlm de, ze;nçi lerin aşın-çalış kitaplı sistem in bir nnsur n yılında tüken ip gitme si bu hesapJı mikta rda faydalı üriin belli en halin i aldı.. Artık sonm köled mesiy di.» (age, s. üretil n bizza t artı-emeği sağlanması değil,

259 ,abç) .

yıkılıp gidiy ar ve Bu dönem de sömü rgele rin geri, doğal ekono misi Ekon omik iihak , SÖplant osyon tann u gider ek yaygınlaştırılıyoı:ıdu. iyasi yapısına göre mürg eci ülıkeleri-'1, sömü rgeler i, kend i ekono mik-S biçim lendi rliere k yapılıyordu.

-45


ı"'Cla•betçi donii:mdc Avrupa'lı sömüı:ıg~>ciler, sôımırı;elerin bölgelerin i cileTinde tutmalda yctiruncd iler; aynı z:amandn sömürge! crin en ücra köşelerini meta dolıı.şınu alanına çekmek, iç böl h"'lerdc Jö madcn yataklan na sahip olmak istiyorlardı. Bu nedenle ulaşımı sağlamak için yo,l ve demir yolları _yapıınına hız verildi; tmnunhı si:imürgec iler aynı 7Junanda, iç bölgeleli de askeıi denetim altında tut-

Serhc'<it

om

yalnız kıJ11

mayı sağlıyorhırdı.

we .c

Siya-'i illuı.k, bu ü!ilre!crdc ki askeıi örgütlenm enin l:aldınlması ve yeline sömüı:ıgeei askeri yapının konulm&">l ile birlikte, ülke topraklanrun birer eyaJet durumun a getiıilmesi yoluyla yapılıyordu. Bu ülke l"rde sömiirgre i yapının devamı için, bir yandan geri üretim biçimleriyle, feodalizm ve feodal güçlerle ittifak kurulması, öte yandaı-ı meta üretinıinin sağla:nn:ıası ve sürdürülm esi için kapitalizm ve komprndo r burjuvazi nin yaratılınası ge.rekiyordu. Bu özellikler bu dönerale birlikte başlayaralc, sömüı:ıgele..}tinnenin hız k=u:ıdığ1 emperyal izm dönemine devredild i. Bu dön,mde Mya, Afıika ve L. Amerika ilikcleri tam bir çökı.i'<c Bu çöküş politik güçle desteklend:iği oranda, hızla:nnu:;, sömürgee i ülkenin çıka:rlarına göre biçlıulerıi:;i süreci, o kadar güçlü olmu:;tur . Politik güçle doğrudan doğruya desteklen meyen ekonomik saidm, veya «serbest değişlıun ülkenin ekonomis i üzerinde daha az etkili olmm,tur. Avrupalıların ekonomik ya)l1lmas:ı, özellikle bu dönemde siyasi ilhaklarla atha'i! gitmesi, henil7 devasa boyutlara uiruımayau ekonomin in, emperyal ist dönemde n farklı olarak, politik gücün dc;;te.~ine daha büylik ihtiyaç duyulmasındandır. Bu konuda Marks, Hintüstanı örnek olarak almakta ve şöyle demekted ir

ne

te

g-idiyorlardı.

w.

«İngilizler, Hindistan 'da ülkenin egeınenleri ve :sahipleri obrak bu küçük ekonomik toplulukl an boe.up parçalanıak için. doğrudan dol{ruya kendi politik ve ekonomik güçlerini kul-

lanma konusund a hiç vakit kaybetmemi~lerdir. (1) İngiliz ti-

ean~ti,

ww

etki

(1)

bu V.plulu.kl ar Ü7.erinde, kükJii dcği-?iklik1er l?';{'.tirid hir ve dii!'rük fiyatlı ıua.ll.anyla, bu sınayi ve tarun-

yapım.ş

Marks'ın i!gi!ı dıpnotunu

buraya almakta yorar görüyoruz .. «Herhangi bir ulusun tarihi eğer, bir (0konomik değerler tarlhi ise, ingiltr;. re'nin Hindistan'd aki tarihi, ord arda diziler, yararsız ve gercekten sacm:ı fuygu!amad a rezi!) bir ekonomi deneyler torihidir. Benga!'de, geniş ingilı7 rno!lkônele rinin bir kariketürün ü yorottılar; qüney-doğu Hindistan'd o, .f<i_i .. çük parçalara bölünmüş mü!kiyetin b'ır kar'ıkatüriJnü; kuzey-batıda, ortak toprak mülkiyetine dayanan Hint ekonomik topluluğunu, kendi karikatürü·· ne dönüştürmek icin ellerinden geleni geri koymadılar.>> {s. 171)


ne

te

we .c

om

mlayıcı zanuuılardaıı beıi W..nıa sal üre tim hirli~iıtin çok esk i ı..;ündc, ölçü. ..<;J. san:ayileriııi yıknuı bir i.lğ·esi olan iplik ve dokunıa parbu bile oba tır. Ve böy le bu birl ikle ri parçalayıp dağıtmL~ . uy.ı doğr n ıda ilerlcnıektcdir. Hel e do~ çalaı~n işi çok yavaş da a dah ma . Çin 'de bu par çala poli tik ı,>iiçle des tekl enm cdik leri . Biç. s. 171, abç ) J<:ko . ağır gitm ekte dir. » (K. Öne söştmlabilinir. .. Afr ika' da lıla kar' Bu kon uda Asy a ve Afıika da chh a çab uk top lum larm , poli tik oto rite leri ıni.irgeleştirilmek iste nen bur ada ki si.J_ i.in tüsü dah a kola y oldu . Böy lece kınldı ve eko nom ik çök ayarla..nı.rken, ihti ya.ç larm a gör e dah a çab uk ınürgeler. sömi.irge<:ilerin ada şu iki Bur . oldu zor a sömürgcleştirmek dah tıuranın ters ine Asya'yı ilha.kı koik nom eko Biri nci olar ak, siya si ilha .k son ucu cıkarabiliriz yete riru :e de ğin ile poleme tarafından Kie vsk i laylaştınr. (Bu um in ciev~c:a ak; olar ci .ınin Bir Kaıikatürü) İkin açıklaru~tır. Bkn . :\1arksi7_ ital ist kap en ery alis t a!ja may a geç miy boy utla ra varm aya .n, yan i emp ünü güc eıi eko nom isin i, ancaık a.sk n ekonornU::: güç ler ba.şkn halkları kul lana rak Hh.<lli ede bili r. ik söm ürg' e ulu s arasında, eko nom Bu dun nnl ar söınürgeci ulu s ile da ını dun ,U;u ndıı bulu iik Qlm aya n farklılıkların g-elişme açısından, büj emp ery alis t olndi r ki, emp ery aliz m önc esi ve d:ı geç erhd ir. Bu seb epte tik yötala n ve vahşete, ask eri ve poli may an ülkek:rın sömürgeciliğ;i ük i.il küç n st olm aya .iTgeôliı.lüir. Em per yali netiıne day ana n bir oomi ürge oom ik klas ı izl<Oyemezler, fak at kele r. yen i,sö mür gec ilik politik..'l.sın .st tari nüli giiç , siya si ve dayandıkları cili?;i uyg uluy abil irle r: bund11 n !Dri emp ery alis t olm aya n küc ük ülke güç ler olrnaJ<tadır_ Gün ümü zde ekti r. söınürgr:_~illhrt bıuıa örn a.n

alanlarının payla._';,ınu hız­

ww

w.

hnay Bu dün en1 dc dünyanın payla.şı erya lizm ile bir una doğ·pu tam aml ana rak , emp landı. V~- dün emi n son ital ist bir karış topr alk kalmadı. Kap likt e. chi npd a ei alılımıdık, tek lerd e söm ürg e ve yarı söm ürg e tüke ülke lerd e hoi.dingle.'}en kun unl ar, ele hal kla nn eko nom ik varllklarını par ava n ::_;irketler kun-ırak di.ğer ukuınpanyalar için s::.,rbest rek abe t dön emi ne ~ecirivorlardı. Bun un kısımlann:.ı ka·· r söm ürg eter in en iç devri,, de den ilir. Bu kuınpa.nyala si ikti dan da siya a, ınd alannın yan dar eko nom ik hay aL1 egeınen olm v-2 g-enellikle. a and vali leri , aynı zam eilerind.:; tut..;.1;'lardJ_ Söm ürg e r. dile yala r-m da yöııeticisiy söm ürg eler dek i par ava n kum pan h ve refa dcg·iJ aJz.sint:'. lere elbe tte med eniy et Sömü.rgz~ciler söınürge leştirert•k nıa· göt ürd üler . Yer li ha1 klan köl€ vah~et. sera let ve açlık Zanaatçılann elleıin<:L'}j çalıştırdılar. den lerd e ve plan tasy onl ard a kas etti rile rek , «ay la.k lar tak um na" alet leri tah rip ~-dilerek vey a ifla ktatma un en çarpıcı yanım şöyle anla a zorlandı!ar. Mar ks bun tılmay dır:

-47-


co m

«Hint tezgahını parçalay an ve çıknğını yok eden, daveisiz gelen İngitizler olmuştur. İngiltere, Hint pamuld u klllll8Ş· lanm. Avrupa pazarlan ndan yoksun bırakınakla başlanuştır işe; ardından Hindista n'a ipliği sokrnuş ve sonunda pamukl u kumaşın anavatanını pamuk! u kuma:şa boğmuştUT.» (Ka. Öne. Ek.. Biç,. s. 112, abç) Lenin'de bir bütün olarak sömürge siyasetin i şöyle açıklıyor : «••• bu siyasetj sömürge siyaseti / ise ilkel halklarm mutlak esaretin e dayanan bir siyasetti . Burjuva zi sömürge lere fi. ilen esaret götürüy or, yerli halklan misilsiz saldınlar ve şid· det hareketi etiyle eziyor, içkiyi ve frengiyi yaygın kılarak onları «medenileştiıiyorı> du.ıı (D.U.K. Hareket leri, s. 29)

we .

SERBFS T REKAB ETÇi DÖNEM DE OSMANLI DEVLETİ VE KÜRDİSTAN

i"

.

ne

1

te

Daha önceki açıklaınalarıınm:la, Osmanlı devletin de ilkel birikim dönemin de servetie rin nasıl birlktiği.ni, servet sahllıi olan sarrafla nn, mültezım, tefeci ve tıüccar t8ibaıkasınm nasıl oluştuğunu aç!klaınış 4;ı.k. ~1 yuıkan aym dönemle rde Asya"mn dilğ-cr ülılrelerinde de R!\'111 gelişmeler oinıı.ıştu. Fakat bu servetle r sermaye ye dönüşme fı:rsatı.lu bulamada:n Avrupa' da Sanayi devrimi patlak verdi ve tek bir dünya pa=nın oluşmasf hızlıındı. Dünya pazarımn oluşnası ve. Avrupa kapi_tal!.zmlnin emrine girmesi artık tek tek ülkeıerln, dünyruıaTI. tecrit ediı­ miş haliyle, kendi iç evrimin i yaşamasına inı.kan bıraıkm:ı yordu.

.

ww w.

Bu ülkeleri n güınri.hlc duvarlannı Avrupa metalan zorlayar aik yer. le bir ediyordu . Sonund a bıı ülkeler güımiik andlaşmalarıy.!a Avrupa' · nın açık pazarla n haline geinı€ik zorunda kalıyordu. Ve böylece bu ülkeler, dünya pazarının blr halkasını oluşturuyorlardı. İşte bu durum eski servet salıiplerinin kapitali st işbir.likçileri alınasını beraberi nde getiriyor diL Çüıı.kü Avrupa metaJ.a.rının dolrujamına a.raclı.k etmek karlı bir iş olmuştu. Servet salıipleri Avrupalı kapi<tali stlerle temasa geçerek, ellerinde ki servetle ri tieari sel'IlJ3(Yeye döniiştiirme, Avrupa sanayj,slni n kanatla n altında ve onun emrinde pala:ılaııma inı.kanlan buluyord u.

Tüccar sermaye si bundan böyle, üretken sermaye nin bir aracı ve yeniden üretinıin bir safbasını oluşturma.kta pazarda acantacı fonksiyo na sahip o.!.maktadır. Marks şöyle <:'.iyor :

genişletilmiş

« ... kapitali st üretim dahilind e tüeear sermaye si kendisi-

nin daha önceki

bağunsız dunımunu

kaybede r ve genel olarak


cıaydılar.

te

we .

co m

a indir genir . Ve serm aye yat.ınnıının özel bir safhası duru mun Jdir oranım gene l k..:'ir oranuıtn eşitlcnişi, tücca r serm ayesi nin en serm ay& ortal amay a indir ger. Tiicc ar serm ayesi arlık üretk c. 3, s. 496, aDÇ) nin anca: k bir aracı olara k iş görür .» (Kap ital, et serma yes:in e dbDeme k.ki daha önce elde lıir.ilken serve tler, ticar ım etilıni.ş yenid en üretırnin dolaş nüşmekle birlik te, Avru pa'da genişl Avru pa'ru n, sana yi senn ayes ini üreti m safhasım olaşturur. Böyle ce ü yatınnası önlenmiş oluyo rdu. Çünk sa.fhasından çıka!rarak dolaşıma lşlıirlikçi sernıa:ve olma yan-Sö-mürge sürecine giren bu ülkel erdek i, bu rlara ulaştınp eritpaza lan iği meta saydı, Avrupa'lı kapit alistl er ürett çektp dolaşıma nıden üreti mek için, sana yi senııayesinin bir kısm.ını gelişme hızın­ yinin Ki bu duru m sana yatınnak zoru nda kalacaklardı. aye Avru serm ta aeen da olum suzlu ik yaratacaktı. Oysa işbirlikçi yani i.uln emali.zm pa kapit pa'da ki üreti me sırtını dayamış, paza rlan Avru lar oluş­ grup ine bağlı rine vermişti. Her kapit alist devle t böyle ce, kend: gücü nü ariırınaya imtiy azlar kopa rtunı.ı:ak, onia r aracı,lığıyla polit ik kont rol etme , meta dolaşurum güve n ınayı ayrıca iç pazarı her yönü yle bilen , ulaşım imkanlannı sağlaya­ altına alma k için düze nlem eler yapa yand an siyas i iktid arlan bilen iKtid ariar a gerek sinm e duyu yord u. öte mesine kültü rel ill:ı.a­ yt'Uş rın ele geçin Dek ve yöne tmek içirı bürokratla aniıklanru kaza nalışk ve i, diiin n, kı yapa bilrn ek için, kend i kültü rünü nal.e.n gerek iyorı.dı.n hızlar rini de dınnak -için, hu yönd eki faali yetle yapm ak zorun a asıyl du. Ve bütü n bunl an anca k iştbrlikçileri vasıt

ww w.

ne

kçe siyas i bağun­ Bütü n bunl ar yan- sömü rge ülkel erin gün geçti erin ekoro miüikel ruyordu. Bu sızlık:larını ika.ybetmesi sonu cunu doğıı Bir yand an ı. tamamla.nd lerin in ilbak edilnıeısi empe ryali zmle 'birli kte an emyand stleri tehd it etme si, öte halkların müca deles inin empe ryali i b&siyas ları nede niyle , perya listle rin kend i aralarındaki çııkar zıtlık bu ülkel er için, Leni n «doğada ve ğı:ınınzlıklarını sürd ürme ktc olan örneğini oluştururlarn deme kte eriri toplıımda rastl anan geçic i şekill k nitel emek tedir . ve bunları •yarı yolda olan tipik örnek ler» olara ve heır yönd en iihak Bir taraf -tan ekon omik , siyas i, Mokeri, kültü rel sömürgeleşıne yolu nda ota.n, fakat edilmiş sömü rgele r, diğer taraf tan en ötürü söroiirgeleştirilmeye karşı., daJ:ıa önce ki siyas i örgü tlenm esind diren ç yü.ziirıden yıkıntırun daha yakısmide olsa diren ç göste ren, bu te ezile n dünyayı oluşturmaktadırlar. vaş olduğıı yan.s ömür geler , birlik bir duru m a.rze tmek te, Bu düny a içeris inde nıilli mese leler kıarmaşık kaır!maşık öıelllk!eriy­ bu r ' eıen-ezilen ulus ilişkileri ve ezile n milli yetle si zoru nlu olma kruıııı le ele alınırken iktisa di ve tarib i şartıarın incele

-49-


tadır. Öyleki bunwı dışında yapılacak «dcğerlendiıcme•>ler boş bir söz y!lllııru oımaktanı"

öteye geçerniyecetktir.

we .c om

Bu bakımdan Kürdistan'ın toplum.sal yapısının değerlendirilme­ sinde, bu iktisadi ve tarihi şaııtlann kesinlikle gözönüne alınınası gsi-e,knıektedir. Taıbii ki bu ele ai.Lş, Kürdistan ile ilgili ülkeleride (örneğin CD:ı:ıarılılar) bir çok yönden ele almakla birleşınelidir. (Aksi bir durum bizi, kapitafuını. öncesi dönemlerin sömürgeciliğini ve ilgili olarak Osmanlı sömiirgecüiğini -veya sömürgeci olmadığ'..nı- ele almadan, bir ta· ,. kmı «tahlil• ler yapanların içine düşmüş oldukları subjektivizme götiirür.) Biz bunları rekabetci dönemin incelenmesine kadar vardırmıs bulunuyon12. Şimdide bu dönemde, Osmanlıların ve Kürdistan'ın du• rumunu ele almak gerekiyor.

Avrupa lınpitalizminin sömürgeleştirdiği. ülkeler, kapitalist sömüAsya'da siy--asi bağınısızlığı olan, Osmanlı devleti, Çin gibi ülkelerden önce kapıldılar. Çin pazarımn ve tran, Afg-anistan 1830 Afyon savaşıyla Avrupa sanayisinin açık pazarı lıaline gelmesine kıarşı.lık, Osmanlı devleti 1838 ticaret anlaşmasıyla; aynı duruma düştü ..

ı·W:lürı gilıdalııııa,

birikim döneminde ellerinde servet biril<enler, linıan şehirle­ ' rine aı..lan ettiler. Lövanten olarak adlandırılan, komprador nitelikteki bu burjuvazi (:!) Türtdye, Kürdistan ve diğer pazarlar ile Avrupa sa(\ ruı.yisi ar:ısırıda aeantaıeılık yapıyor, Avrupa'nın sanayi ürünlerini çer. ~}çi!er va.sıtas.yla iç kısnnlarn ulaştırıyor; aynı zamanda Avrupa sana~', .visinin ihtiyaç duyduğu hammaddeleri topluyordu. :ı::!QYlec<C._Ql_U§'ln_bu · '.ıı~I!:':!'rador sınıf, daha ~ııra_ (l!J.l,~ry_ıılizın_dön~e_ (özellikle 1908 'i' den sonra) iyioe güçlenecek, feodalizınle ~rak ve emperyalistlerin

et e

İlkel

.n

f\y~iada. iktidar! eıeg:;;ç-~~-w Bu-dÖn~de Tllrklye ve Kür~

<fıstiUi"ı;ıiiZiırlar:ıllila-ücaretielinde tutan Rum, Ermeni ve kısmende Yahudi ba:rjuvazi idi. Bu konıprador gruplar imparatorltık limanlannda ve linııı.ı:ıiarın ticari havzalannı oluşturan iç pazarları, aralannda pay. laşmışlaırdı. Konıpradorlarda artık u1 usa! ge !iş!me ve uyanışa uygun • olarak gurup!aşıyor ve her grup sırtını ya İngiliz, Fransız ve yaıda Al:ımı.n burju.vazisiııe dayıyorlardı. Daha sonra Türk burjuvaziside, siyasi Ye askeri !f1CÜ elinde bulundurmadan yararlanarak saluı,eye çıkınca, • :i.mparatorluk milliyetlerin savaş alanı haline geldi. (Bu durum aşağıda ele aıınaro4ıl;ır.)

ww w

k

l838 (yaklaşık olarak ve yul<~da balısedilen anlaşmayla ilgili oiai mik ... ) TürJ<ixe'rün,__yaa:ı_~fiige, __ı{ı:iiiliStan'ıri<!ikoJ!ll>_radoi_ kiı:ii!~ ' !izminlıı de _söii~:üvgesi_.Qll!"lJ!m !Jaşl_arıgıç Jııri!ıiıii_r" Titrkiye'nin yan. sömürge, Kürdistanın kapitalizmin de sömürgesi olması, bir sürecin

-50-


we .c om

.ik! yönlü, bir madalyonun iki yüzüdür. Osmanlı feodal sömürgeciliği, kapitalist üretim ilişkileri içerisine girince, bu ilişkilerinde de bir takım degişiklikler ve biçimlenmeler oldu. Daha önce mültezim, tefeci, sarraf ve tüccarlann. nasıl palazlandığını ve bununla birlikte devlet üzerinde ki etkin.iikl.erinin arttığını açıklamıştı.k. Bu dönemle birlikte Avnı­ pa kapitalizminin işbirlikçileri haline gelen bu tabakalar, devletin Avrupa kapitalizminin ihtiyaçlarilfa göre biçimlenmesinde önemli roller oynadılar. Komprador bir karekter taşıyan bu taba);alı;r, f€·~d.:ıl ;':ô:o'liklerinide koruyarak, komprador burjuva sınıfını oluşturdular ve bu sınıf devlet üzerindeki etkinliğini dahada güçlendirdi.

.n

Kürdistan bu dönemde lıühinüyle ticari kapitaliımin sömürgesi•\ miydi? Hayır, bu dönemde iki tür sömürgecilik iç içe bulunuy.,du. ,,d Sömürgecilik, ilkel birikimin kendine has olan, sömürü ve egemenlik· . i şekliyle; ticari sömürünün kendisine. has olan, sömürü ve egemenlik i şekli bir arada bulunuyordu. Birincisi Osmanlı egemenliğiyle ortaya çıkıyor, ilcineisi yabancı kumpanyaların ve bunlann işbirlikçilerinin egemenliği şeklinde ortaya çıkıyor ve bu ikisi birbirinin yanında ve birbirlerinin destekçisi olarak bir arada bulunuyordu. Ama Osmanlı egemenliği yerini giderek, kumpanyalann egemenliğine bıraktığı oranda, Kürdistan ticari kapitalizmin sömürgesi durumuna geliyordu. Osmanlı devletinin Avrupa'ya ob1 ı,ağ1mlılığı Kürdistan ve diğe:ı: yerlerdeki imtiyazlanrıı Avrupa'lılara bırakmak zorunda kalıyordu.

ww w

i

et e

Bütün bunlarla birlikte devlet eliyle Türkiye ve Kürdistan'da bazı düzenlemelere girildi. Bu düzenlenıneler idari, adli, siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda yapıldı, fakat s<inuçta bizzat bu düzer.lemekrle Avrupaya bağımlılığın artması görüldü. 1839 Gülhane Hattı Hümaynn, 1856 Tanzimat reformları ve bundan sonraki reformlar hep «batılılaş­ mak» için yapılıyor, fakat lıütün bunlar, Avrupanın pazar üstündeki lıakimiyetirıln artmasım i>eralıerinde getiriyordu. Avrupa'lı kapitalist. ler ve işbirlikçileri iktidarı ve bu tür reformlar yapmaya zorluyordu. Böyle zamanlarda bu işlıirlikçiler, genellikle Hıristiyan olduğu için; bunlar, çıkarlarını tüm Hıristiyan halkın çıkarıym:ış gilıi gösterilir ve bu halkın durumunun düzeltileeeği maske ed.ilinilird.i.

Bu dönemde gerek Türkiye'nin ve gerekse Kürdistan'ın iç dinamiklerinin tahrilıi lıoyutlanmıştır. Var olan ekonomi tam lıir çöküşe uğrarken Kürdistan pazarları Avrupa:lılara pc-şkeş çekilntiştir. Bu döneme kadar varlığını sürdüren Van ve Maraş dokuma zanaa~ılığı, Er(2)

Komprodor burjuvazi deyimi clövanterlenle eş anlamlı kullanılmıştır. Yoksa buradaki komprador burJuvazi, emperyalizm döneminde esas olarak sermaye ihracı temelinde oluşturulan komprador burjuvazi değildir.

-- 51 -


yuk incan bakıı· zanaatçıiığı, bu döııeınde varlıg;ını :sün.liJrcnH~ıni~ \'(: Bursa du: ·lup g-itnü~tir. Öte yandan ayııı scylt'r Türkiye de de o1l.lYnr pek zanaatçıll'b,rı, Isparta halıcıtık ve dokurn.acılığt, Avrupa'lı :..;anayi·iler

yok olup gitti. Türkiye ve Kürdi.s.tarı prtzarla n kaqısında

kapit.:.tlü:.t gruplar ca ka· 19. yy. sonlan na doğru Hlnm~ ve bunun üstüncL ) kavga.l ar lxqlat.ı!1tn~tı. dan ölüyord u. (:3) Kuıer iki ülkede kl kapitrtl ist f(Cli:1mc henüz dcg-ma ya)ita.list gruplar arasından en büyUk rekabet , liman ve demiry ollan 1im ve işletnıe irntiyazları alanında oldu. Türkiye ve Kün'iistmı paz::ı.r~ A·v-rupa'lt sanayic ilerce arını cL: geçirm ek i~'iı:ı, bu alandak i müca.dcle, le ö?.ellikh: 18HO rnUcade deki ü:::.tti:ı ll r)Jlyük ünenı üqıynrdu ve lmnL·nl rin ekonom ide t,;kellc 'da Avrupa ''" s<mrası yıllarda kızıştı. Bu yıllar :B~ak~ıt bilin-· r. yıllardı ığı b::-ı...oılad ~·Jneın kazandığı, sermay e ihtiyacının ekonominiiı ihracı, e diğ;i gibi bu dönen1d e ne tekeller ve nede .3t:rnı.a.y Yine bu ordu. temel direkle ri değildi ve belirley ici bir ö?.ellik taşımıy zi feburjuva nden sonra, vıll:uda, özcllikk : 1871 Paris >::omütıü de~1cyi ya~ ve e odalizm lc ittifakı g·ünd{:n1e gT!tinnL). bun:l ba~lı olarak sörnürg \'C güçleri kendi, dayanağı ıı-...sön1ürgelerde ki fcudal örgülle nmcler i

we .c om

An·npalı

ww w

.n

et e

durmnu na. getinne ye ba1lnıruştır. Türkiye ve Kürdis tan'da yabancı ~tm1pany'alar ve parava n ~irkc:­ gitIer Avrupa burjuva zisinin birer uzantılHr:ydı n.: bunla.n n kıırulu.~u İzmir, tikçe hızlanıyordu. Bu şirketler Basra, ~!ersin, Beyrut, istanbu l, , Trabw n vb. liman şehirlerinde kunılımı~. ticari nitelikt e, Türkiye a Kürdis tan, Filistin , Irak ve Suriye' de aracılar vasıtasıyla aynı zamand rdi. şirketh; ndeki niteliği acenta yapan ınalların pazarıanınasını da Türkiy e ve Kürdis tan'a ilk yabancı sermay e Kınm savaşıyla birlikte girer. Osmanlılardan Türkiy e ve Kürelistarı da telgraf şelı€kesi yaprma imtiyazı alan Fransızlar yabancı seıınayeyide 'fürkiy e'ye sokuyo oladu. Fakat Türkiy e ve Kürdis tan'a yabancı sermay enin girisi esas İlk. rak, demiry olu yapını ve i:;letme imtivaz!,ırırıırı verilme siyle ba.'jlar. (3)

_gelişmesi Her iki Ulkede cılız da olsa gelişmekte olan kapitaliz min, bu oralann kendi yanısıra in engeller Bu ettiler. önünde Avrupa'lılar engel teşkil n'ın güneyin de ve BurKürdista .. dı. gliryor!ar de leye mücade bir da kıyasıya üretimi üzeso'cinL::i ipnk s0nryi<:i ı=~r n-c:ı7 o: ipek kurullarının)> eline geçti. Halı yine olonında dokuma Pamuk kazandı_ zafer rindeki rekabatt e ingilizler deki pamuk ingiliz şirketlerı denetim kurdular . Ingilizler Adana ve çevresin deyi taşı~ tiretimin i geliştirerek, dokuma sanayisi nin ihtiyacı olon hammad tarafındon işleti­ gruplar imtiyozlı çeşitli de r Modenle rJardı. yıp götUrüyo ma, tremUyor, bunlar aynı zamand a büyük şehirlerdeki havagozı ~ aydınlat Kısacası erdi. geçirmişl ele de rini hizmetle vay - troleybü s gibi belediye cok dalı yaburada saymak ta yarar görmediğimiz uretim ve ticaretin bir bancı!ann

eline

geçmişti.


.n

et e

we .c om

birer imUdemir yolu yapımı için lngilizl<<r ve Fran.~ızlar ycnh;emeyirı ien tligcri kuy~y<: yaz almay a razı oluyor lar. 18~6 yılında izmlr'i biri lstanbııl'­ güney den Ege'yi geçen :ilk demir yolu yapımı ba..<;lıyor. Sonra sanayi sine dan tıY~man bir hat ile Adana'nın veriml i ova.sını, İngiliz ingiliz ler hattı an bağ-lıy na !imanı Mersin n pamuk yetiştiren bu alanla girü;i tan'a Kürdis ve e Türkiy e biçimd bir aldılar. Almanıann güçlü için ek yeti-ım zlara Fransı ve ise 1886 yıllanndan sonra oldu. İngiliz gerin.i rakiple da zaman kısa rmefes nefese , kalan bu genç kapita lizm, geçen bru;a baştan tan'ı • riletme de ba.şan ka7.andı. Türkiy e ve Kürdis karıştırdı. Hayda rpa.sa demir yolunu n Alman lar'a vertımesi Avrupa'yı tan'; ve ·Çünk ü bu yağlı bir imtiyanlı ve lıununla, •·Türkiye•> Kürdis Irak Alman burjuv a gruplannın deneti mine g:iıiyordu. lar lngiliz ve Fransızlana savas açma tehditl erine rağmen Alman le özellik yolunu n yapımı lıtı hattın yapım işine ba.<jladılar. Bu demir tan Kürdis Çünkü Güney İngilizlerin çıkarlarını tehlike ye sokuyo rdu. ydi ve bu :şirket inelinde erinin ~irketl ı «lynçh> ve Irak ulwşımı, ingiliz tan'na ve giliz «doğu-Hint şirketinin» bir yavrus uydu. Güney Kürdis limaBasra da 7.aman aynı ::;irket, bu n kopara Irak'ta birçok imtiya zlar rtutuyo elinde ını ulasım nehir Dicle ve nını işletme imtiyazını, Fırat uzatkadar Irak'a ve stan Kürdi du. Almanların demir yolunu Güney ti. Bu dumalan İngilizlerin burala rda ki pazarl ardan atılması demek yükscl mclannın çığlık savaş ve rum İngiliz parlam entosu nu karıştırdı leri Ç1i· in.giliz ve dı !<alma lada ,;ine neden oldu. Fakat Alman lar bunun rekaki olunda demiry n kurova 'daki pamuk ei<iminde ve Adana -Mersi saında k:arı;ıs durum bu hette de geride bırai<tı. İngiliz kumpa nyalan yaeri İngilizl Sultan vwş filolarını çağ;ınnak zorund a kaldılar .. Kukla de!llir yolu yapımını verdi. tJ..>tırmak için, onları Şam-Hicaz arasındaki Alnıan,

ingiliz ve

Fransız

kapita list grupla n

arasında

süren rcA'ı~ai:

ww w

kahet çeşitli ,;:irüşn.eıPrc rağmen anla.snıayla sonuçlanamad.ı. k Türkiy e Fransa ıcm Fao,': 2lınA.<na göz yum·uı Alman lar, buna kargılı anla,sm a ve Kürdis tan'da ki çıkarlannın tanınacağına dair onlarl a bir alesiyl e kağ1t üzeriny2ptılar. Fakat bu aniasm ada ingiliz ierin müdah ııda ele geçirdi . ÖVo yolunu cıemir «:;ark de ksldı. Bu arada Alman lar rin.ide ele geçi- " senetle hLsse deki üzerin yanda n 1\vus~prya'nır. tl~ hat annın büyük pazarl stan Kürdi ve e re:1 Alman ya bu rekahe tten, Türkiy wşamac'u~, yalist emper gibi ği lxilüm ünü ele geçirer ek çıkıyordu. Bilindi payıa.,mı 1. öyleki, ve edecek Almaıılamı bu d urunın güçlen erek dev:un tir. girecek sava.ş;ı savwşında kukla Sultan bunlar la birlikt e etkin Bu dönem de demir yollan pa7.'lrların el~ geçirilınesinde en geiçin yapım ar, gurupl n geçire ek araçt.L T)emlr yolu yapma irntiyaZJ -· 53


om

rekli olan malzemeyi (kereste gibi.) karşılıksız elde odiyor, denıir yollc boyunca, sağındaki ve solundaki 20 km.lik alanda; her türlü imtiyazı petrol \'C m~dcn 2ranıa haklarını kazanıyordu_ Bu çalışmalarda binlerce Kürt, Türk, Arap ve Enneni angarya ile çalıştırıldı, Örneğin sz,_ dece Hicaz demir yolu yapıını sırasında 70 000 köylü Arabistan çölünü:, kızgın gün"-"i altında, angaryayla çalıştınlnııştı,, Bu arada kapitalistler ve feodal sııltanın adamları, bu ıığurd:< «cennetne gideceğ·i propagandasını yaparak, kuosal toprakla· ra uzan;:ın bu ({nıedeniyeh canavanna kurbanlar yetiştinnişlerdir. İşte lıilylece ubarbal' çalışma vahşetine)) <<uygar çalışına vahşetin eklenmişti. Demir yollannın ıızandığı yerlerde halk sefaJet içine düııüyor ve ondmı uzaklara kaçıyordu. Lenin demiryollarının halkı ezmede bir araç olduğunu belirtiyor ve şöyle diyor : «demir yollarının gelişmesi en hızlı ölçüde sömürgelerde ve Asya, Amerika'daki bağımsız (yada yarı-ba­ ğ·ıırunz) ülkelerde olmuştur» (Emp. s_ 117, abç) Rosa T,uxsemburg ise bu konada şöyle diyor c

te we .c

ölenleıin

ww

w.

ne

«Bn biiyük «baı·ışçı kültür oscrlerinim> ardından Küçük Asya köylüiüğünün «barışçnı yoldan tümüyle harap edilmesi yatmaktadır. Bn büyük girişimlerin maliyetleıi doğal olarale çok dallanımş karmaşık bir devlet l,>orçlan sistenıi kanalıyla, Dentşçhe Baıık tarafıııdan sağlanıyordu, Osmanlı devleti son. snza dek Siemensin, Gwinner'in, Helfferiçh'in vb. borçlusu ola. çaktı, tı.ıpkı daha önceden İngiliz, Fransız, Avusturya sernıa­ yesine borçlandığı gibi, Bu borçin bnndan böyle, yanlı:ıca istikrazlann faizlerini ödemek için devlet gelirlerinden sürekli büyük meblağlar aktannak zorunda kalnıayaçak, bu yolla ku· rnlan denıiryollarını safi kazançları içinde tenıinat vermek zorunda olacıtktır. Burda (Türkiye'de) en modem tesisler ve nlaştınna araçları, son derece geri, büyük bölümü doğal eko. mik koşullar içinde bulunan, en ilkel bir köylü ekononıisini aşanuyordn. Doğu istibdatı taralından yüzyıllardan beri acı. ıııasızea sömürülen köylülerin elinde devlete verilen miktardan sont"2. !<endi geçinıleri için hemen hemen yalnızca bir kaç ekin sapı bırakılan bir köy ekonomisinin lrnrak toprakların· da, deınir yonan için g.r;rekli ulaşun ve kar düzeyine sağlamak doğal ciarak mümkün değil:li. Ülkenin ekonomik ve kültürel yaplS111ai ilişkin olarak, meta alış verişi ve insan nlaştırın:ası son derece geli<ıınemif; bir düzeydeydi, ve bu düzey çok sınırlı bir ölçüde yiikseltilebi!irdi. Beklenen kapitalist lcinn oluşma­ ması için kapanması gereken açık, Osmanlı biikümeti tarafın·

-

54 --


te we .c

om

dan «kilo metre teminatı» adı altında, demir yoln şirlretbre her yıl düzenli olarak ödcniyordu ... Eu ek tahsisatın teıniDat ve karşılığı olarak Osmanlı hükümeti, Avrupa sennayesi:n in temsilciliğine, yani Duyun-i Umumiye idaresine, Türkiye'dek i devlet gelirlerinin ana kaynağından bir dizi vilayetin aşarımı devretti. 1893 ile 1910 yıllan arasında Osm2.:ıılı hükümeti, örneğin Ankara demiryolu, Eskişehir, Konya hattı için 90 milyon frank tahsis etti. Osmanlı hükümetin ce Avrupalı afarakhlarn sürekli rehin edilen 'aşar' çok eski dönemlerde n beri köyliiJe. rin doğrudan buğday, koynn, ipek, vb. gibi ürünleri teslim etmesine dayanıyordu.» (Alman Emperyaliz minin Türkiyeye Girişi, s. 148. 149) gibi &"Ilikle demiryollarının yapıriı imtiyazlany la, Alman kapitalizmi , Osmanlı sultanı vasıtasıyla Türkiye'ye ve dolayısiy­ le Kürdistan' a girmiş ve bma halklanın acınıas:ızca söml'lrmüştür. Kürdistan'd a daha önceden devletin ve devlet üzerinde güçlü bir etkisi olan mültezim, sarraf, tüccar vb.Ierin sömürü alanları, bUnlılt vası­ tasıyla Alman ve mger kapitalistle re ya devrediltni.ş, yada birlikte sömürülmüştür. Demiryolla n ve diğer işletmelerle Kürdistan' da işçi sı­ nıfmın oluşma süreci de ·hızlannuştır. Bu dönemde Kii.rdlstaıı'ı yalnız başına ve ticari kapitalist temelde sömürıne gücünden yoksun olan Oı;­ manlı devleti, Kürdistan üzerinde hakimiyeti ni sürdilrmesl :ne rağmen, ekonomik olarak sömürülme sinde Avrupalı kapitalistle rle birlikte hareket etmek zorunda kalmıştır. Görüldüğü

ne

Pazarlara en etkin bir şekilde girmenin diğer bir yohıda, pazarlara durumund a olan linıanları ele geçirmektlr . Bu bakımdatı 19. açılan dört kapı bulıınınaktadır. yy.'ın ikinci yarısıılda Kürdistan' a limanlanydı ve bu llmanl.arın Traboon ve Basra Beyrut, Mersin, Bunlar om.nı.nda, bir ticabal\"lamnası yollarıyla demir ve kara iç kısunlarla, önem kageçirmek ele limanlan Böylece sahiptiler. ri pazar havzasına a sapazarlarad gerisindeki geçirenler ele zanıyordu; çünkü llmanl.arı mügrupların kapitalist üzerinde hip oluyordu. Bu nedenle linıanlar liBasra ve Mersin cüdelesi hırslı bir biçinıde sürdü. ilk anda Trabzon, kaldı. şirketlerine manlan İngilizlerin eline geçti. Beyrut Fransız Ma:rks Trabzon Jimanın önemine şöyle değiniyor :

ww

w.

?,çık kapı

«Bir başka ticari faaJivet ı17.erinde de durmak j!'erekir. Asya Türkiye'sin de fstan bul ö-ı:ellikle Trabzon, Asya'nın iç bölge. !erine, Dicle ve Fırat vadilerine İran ve Tiiı:-trnıtan'a yönelen kervanlann kalktığı belli ba.~h pazarlardır. Ticaret hızla ~ mektcdir. Bu iki şehirde yerleşmiş olan Rum ve Ermeni tacir-

--55-


.c om

ler İngiliz ınaınul ürüule:riui büyük nıiktarda ithal etınckte ve bu mamul eşyanın ucuza satılnııa.sı Asyai (asistique) kapalı hayatın ev sanayiini kısa :zamanda ortadan kaldırınak:tadır. Trabzon bulıınduğu d""wn balaınından, bu ticarete öteki şe· birlerden daha elverişlidir. Arka tarafından Suriye çölü kadar geçit vennez Ermenistan dağl.an bulıınıııal.."tadır. öre yandan, bu şehir Bağ"dat'a, Şiraz'a ve Talıran'a aynı uzakl!kta bulun· maktadır. Tahran, Khiva'dan ve Buhara'dan gelen iı.ervaılliü için ara<.'llık görevilli yerine getiren bir pazardır. Bu ·ticaretin genel olara,k Karadeniz ticaretinin ne kadar gelişmekte oldu· ğunu Maneelıster borsasında gözlemlemek mümkündür.» (Şark l\leselesi, s. 27)

ww w. ne te we

Kürdistan, üzerinden geçen bu ticaret yoluyla, meta sürüm alanı haline de gıetiıilmiştir. Fakat burada da ticaret hızla gelişmiş ve dola· yısiyle ulusal uyaruşın ~laıınıasıda birlikte olmuştur. Kapalı ekonominin yıkı!ma sürıecinin luzlandığı bu dönemde, Kürdistan, Türkiye iJe birlikte kapitalist grupların rekaoot alanı olmuştur ve daJ:ıa sonra da ı:;öreceğtmiz gibi, buralar emperyalist dönemde Alman emperyaliz. ınİI1in. nüfuz bölgelerini oluşturacaktır. Yani yan sömürgesi durumu.>· da olan Osmanlılar vasıtasıyla Kuzey Kiirdistan'ıda Alman'lar, büyük ölçüde sömürecektir. öte yandan İngilizler Irak ve Güney Kürdistaıı'ı, Fransızlar Suriye ve Günay-Batı Kürdistan'ı uzun bir dönem sömiirg" tıaı,Tuniılığı altmda tutacaktır. 1850 lerden beri İngiliz Hakimiyeti al· tında olan tran'ın ve Doğu Kiirdistan'ın durumuda, bu çerçeve de, Os· manlı-K. Kürdistan ilişkilerine benzerlik göstermektedi r. Sadece efen. di değişikliği vardır. (Da.lıa sonra bunlara bağlı olara:k Kürdistan'dak i değişmeleri ve ulusal hareketler ele alınacaktır.) Limanların

da kapitalistlerin rekabet alaulanuı oluşturmas.ıyla, kapitalistlerin aralarındaki rekabet kız:ıştı, emperyalıst aşamaya girilmesiyle, bu durum 1. paylaşım savaşının patlak veı:mesinde önemli bir rol oynadı. Lenin bununla ilgili olara!k şunlan söylüyor :

«Deniz ticaretinde de, korkunç ölçüde gelişen yoğunlaşma, gelip dayannııştı. Bu konuda, Almanya'da, iki kuvvetli şirketin birinci plana çıktığı görülü· }'or Hamburg·Aınerika ve Kwıey Deutsehe IJoyd. ( ... ) öte yandan, ... Amerika'da Morgan tröstü diye arulan Ulusl.arara· sı Dış Ticaret Şirketi kuruldu; ... 1903 den sonra, Alman devlerlyl.e bu ingiliz-Amerik an trostü ltiirlan paylaşmak için., dün· yayı aı'ailaruıda paylaşmak için bir anlaşma y-aptılar. Buna gö.. re,' Alınan şirketleri., İngiltere ile Amerika arasındaki deniz diinyanın paylaşüması olayına.

-56-


u.Jaştuma lşleıiııde,

bu tröstle rekabet etmek ten

vıugeçlyor·

açok ve si tam olarak belirtilmişti; ortak bir deneti m komite lıuruL muştu vb ... » (Emp. s. 94 • 95) !ardı,

Hangi liman iann hangi tarafa

ul.ahsiı;ıo edildiği,

ww w. ne te we

.c om

Kür· Lenin' in sözünü ettiiti. anta:ıma sadece kağıt üzerin de kaldı. BeyBasra, eden nüfuz kadar anna kısıml distan ve Qrta..Doğıı'nun iç Alarına !imanl 1znıir ile ul İstanb açılan rut, linıruılanyla, Türkiy e'ye dahilin n sınırla manın anla:ı bu esi, manla nn müdah ale edip etmem t Beyru a 1906'd arak kaldır rafa deydi. Fakat Alman lar bu a.ııla§mayı na savaşı ıı paylaşu t rekabe ve İmıir'e sefer açtıklannı ilan ettiler . Bu ya dekadar sürüp gitti, fakat Beyru t limanı Fraı:ısızlann elinde kalma Basra ve ; Beyru\ en vam etti. Böylece Güney ve Batı Kürdistan'ı etkiley inde dönem limanl an Franı;ız ve İngilizlerin elinde kaldı. Emper yalizm tan Kürdts nüfus alanla n belirleniı:3re.ıı Küçük Asya (Tiiıikiye) ile K Alman emper yalizm inin nüfus alanla n haline gelece ktir.

Bu dönem de Kürdi stan'd a Hakka ri, Muş ve Erzuru m'da y€tişen konusu tütün üzerin de de kapita list kuınpanyalann rekabe ti de söz; tütün şirkdi z Fransı bir bilinen olarak dur. 1884 yılında kısaca «Rejh> uğra­ ile atımı alım-S tütün önce imtiyazını, Osmanlılardan aldı. Daha üreten tütün şikret Bu dı. ~anlan saf dışı etti ve ekim alanlannı sınırla n çok ve işleyen atölyel eri ortada n kaldırdı. Tütün ü üretici nin elinde bağla­ iznine kendi i ueuz bir fiyata kapata n bu şiıiket, tütün ekimin arına sataı:na.zdı. Böyle ını&tı. Köylü Reji'nl n almadığı tütünü başkal «kaçak bir piyasa n oluşturuyor, buda olduğu içinde, kendi ülkesin de ln «kolReji'ni n silalıh adaml anyla çatışmalara neden oluyor du. Reji'n eri aracu, denile n ve bir ordu kadar güçlü adaml anyla, Kürt köylül («Belg elerle çatışmalarda binlerc e kişi öldürütmüşttır. sında çıkan ... ) Türk Taıihn dergis inde bu konud a y:tcıince bilg' edinib bilinir yalıuz Bu arada <lalı.a öneeki dönem den ellerin de servet biriken ler, ayru fakat kapita listlerl e ticari alanda işbirliği yapma kia kalınadılar, ya;banzaman da bankacılık alarun da da işbirliğine girdile r. Bu alanda Frarısızlarla yapılan işbir­ cılarla işbirliği yapan lar sarraf tabakasıydı. e bu alanda ki rekaböylee ve u kuruld ı liği sonun da Osmanlı bankas la birlikt e hızlan­ bunun }hracı ye Senna tıette Fransız;lar güçlü oldula r. nyalann Türkuınpa ı yabanc ve n dı. Aynca Duyun -i Umum iye denile in bütün gedevlet ş, kurulu an kiye ve Kürdis tan'da ki çıkarlanru koruy devlete ödeda a stan'd lir kaytıaklaruu eline geçird i. Bu arada Kürdi beliıtelim. de ğini verildi Den vergile rin büyük bö!ünıünün bu kuruluşa ş tarafm kurulu bu artık Geçmişte mültez imleri n yüklendiği bu görev dan üstleni ldi -57-


lşte bu dönemde Kürdlstan'ın ekonomik ilhak edilınişliği kendi-

we .c om

sini, Avnıpa kapitalizmi ve işbil'likçi sınıflarca, ilhak edilmişlikte göslNiyordu. ÜS!llik'1lılar feodal temelde sömürgeliştirerek elinde tuttuğu Kür<lli;tan'dalti hakimiyetini, bu dönemde de sürdürdü. Ancak bu hakimiyet kapitali.~t temzlde ekonoır.ik olara.l< ilhak edllm:iı;li..l<le birleş­ mede güçsüz kaldı. Bu Osmaniılann kendi iç yapılanyla ilgiliydi. Avrupa kapitalizmir-in yan~<Ömürgesi olan bu devlet, doğa.! olarak Kürdistan'daki sömürüden de onlara pay vermek zonmdaydı_ Fakat gerek keskinliği ve gerekse, Osmanlı-Kürdistaı1 o::ıiar arasındaki J'ekabetin ilişldlerinin bu hiçimiyle çıkarlarına zarar vennemesi.nill doğurduğu şartlar, Osınanlı devletinin Kürdistan'ı elinde tutmasına inLl<au veriyordu. Kürdistan'ın bu dönemdeki ilhak edilınişliği, onun artık kapitalizmin ihtiyaçlanna cevap veren ve buna göre biçiınlenen hir sömürge olduğunnda göstermektedir. Yani bundan sonra Kür<fu;tan yalnız vergi an,aarya talan ve vurguna dayanarak sömürülıneyecek; fakat aynı zamanda meta sürilın ve ucuz işgücü alanı olarakta sömürtilecektir.

et e

Bu dönemde ki siyasi ve ekonomik ilhak edilmişlik, kiiltürel ilhakmda biçim ve kapsamına etki ediyordu. Mao Zedımg'un «üstelik emperyalist güçler Çin halkının kalfalanın zehirierne çatıalanın hiç bh· zaman geıvşetmemişlerdir. Bu onlann kiiltürel saldm siyasetleridir. Ve misyoner faaliyetleri ile hastane ve oknllar açarak, gazeteler yayınla­ yarak ve Çin'li öğrencileri dışarda eğithn teşvik ederek yürütmektedir. Amaçlan kendi çıkarianna hlzınet eden aydınlar yetlştirnıektir.» (Yeni Demokrasi) söZleri bunu anlarnarmza ışık tutuyor.

.n

Bu dönemde Osmanlılar kendi yoz ve feodal kiiltürlerini Kürd;s. tan'da yayma. Kürt dili yerine, bir çok dilin kanşımı olan Osmanlıca­ yı yerleştirme çabaları, bu alanlarda Avrupaiiiann ya:ptıkla.."lyla birleçabalarıda bunu güçlendiren bir şiyordu. Osmanlllann ~batılılaşma» etken oluyordu. d8ha 1840 ta Çindo bu alanda yaptıklan, Kürdistan'da da tekrarlandı. Avrupalı!ar misyoner ça.lıı;ınalarına hız vererek, bu alandada rekabetlerini sürdürdülor. İılgilt2re Türkiye ve Kürdistan'dalti; 17 dini kurum, 8 hayır kıuı.unu, 12 gazete ve ·hinlerce gezgi.nci propagaudacısıyla; Almanlar yüksek okul, gezginci propagandacı ve dini kurumlarıyla V•c Amer:ka 435 adet aynı nitelikteki kurumlanyla faaliyet gösteriyorla<lı. ÖzçJlikl'c lngiliz!eoria bu alandaki çabaları, diğer­ lerinden dalıa yoğundu. Rekabetçi dönemde Küıdistan ve Türkiye'nin durumunu koymuş bulunuyoruz. İki ülkenin bu dönemd·c ki ili;kileri ve ayıncı özellikleri

ww w

İngilizlerin

-58-


we .c om

bu dönemde §ekillenerek emperyalizm dönemine kadar sürdü. Türkiye daha sonra Lenin'inde belirttiği gtbi «yüzde doksanı sömürgele§C· c·e'ku olan bir ülke, Kürdistan ise kapitalizmin ihtiyaçlanna cevap veren ve siyasi olarak üç nüfus bölgesine. aynlan bir sömürg-e durumuna, işte böyle geldi. Bu iki olgu bir sürecin iki yönüdür ve 1920 lerc kadar sürdü. Buncan sonra dağılma süreci icine giren Osmanlı devleti ilc birlikte iki ülkenin de çehresi degi§Tnelere uğradı. 1. paylaşun sava:;ında Alman emperyalizmiyle birlikte savaşa katılan Osmanlılann savaştan ınağlup çıkmaları sonucu, imparatorluğun hakimiyeti altında Id ülkeler, emperyalist devletlerce paylaşıldı. "Oıkemizin, Güney ve Güney-Ba.. tı (şimdiki 'Irak' n 'Sıııiye' Kürdistan'!) sırasıyla İngiliz ve Fransız emperyalistlerince işgal edildi ve sömürgeleştirildi.

iktidar üzerinde etkinliği artan burjuvazi, Ermeni ve Rum milliyetinin malianna el koyması ve emperyalizmle gelişen Bunıınia beraber işbirlikçi olmayan tiişbirliği yüzünden palazlandı. caret burjuvaziside gelişti. Daha sonra Osmanlılann yenik çıktığı savaştan sonra, ülkenin emperyalistlerce sömürgeleştirilmesine karşı bir milli haıreket gelişti.. Bu harekete milli ticaret burjuvazisinin üst kesimi önderlik ediyordu ve bu hareket genç Türk devletinin doğroasını sağladı. İşte bu devlet Kuzey Kürdistan'ın emperyalistler tarafından ilhak ediinıesini engelledi. Ve Osmanlılann sürdürdüğü bu sömürgeciliği devralarak, K. Kürdistan'daki hakimiyeti, yeni iç ve dış şartlara göre ayarlıyan., Kemalist burjuvazi oldu. öte yandan İran sömürgecileri de e..'>kiden beri sürdürdükleri sömürgeciliği, yeni şartlarda devam ettiriyorlardı.

et e

ı 908 d<:v:imiyJ.~

ww w

.n

Türk sömürgecileri savaş içinde, emperyalistlerle girdiği ilişkileri dahada geliştirerek kompradorlaştı ve dü'nya karşı-devrim cephesi içinde yerini aldı. Sürdürdüğü sömürged ilişkilerde böylece, dünyanın emperyalistleree paylaşım taıblosunun tamamlayıcı bir parçası durumuna geldi. Ve dün olduğu gibi bu giinde, bo ilişkiler, emperyalizmle çeliş­ memekte, aksine onların çıkarlanyla uyum içinde olmaktadır. Şimdi bu gelişmeleri daha geniş bir biçimde ele almak için, empeıyalist dönem ve bu dönemin sömürgecilik ilişki1eıini ele almak gerekmektedir.

-59-


.c om

EMPERYALiZM VE SÖMÜRGECİLİK

ww w. ne te we

Emperyalizmin temel öwllikleri, emperyalizm öncesi dönemde ortaya çıkmış ve süreç içerisinde iyice belirginl~rek, toplnmsal hayatın bütün alanianna damgasını vnrur hale gelmiştir. Tekel olgusu emperyalizmin özünü oluşturur. Lenin tekellerin oluşumunu şu evrelere ayırarak izah ediyor : «Böylece teketleı-in tarilıindeki ba~lıca evreler şöyle lıcli­ riyor : (1) serhest rekabetin gelişmesinin en yüksek noktay", eri~tiği 1860- 1880 yıllan. Tekeller ancak larkedilir tohumıaı· halindedir. (2) 1873 bwıalımmdaıı sonra, kartelierin önemli gelişme dönemi; biiyle olmakla birlikt.e, bwılaı·, henüz istisna halindedir. Oturmuş bir durwııları y<>ktur. Henüz geçici bir niteliktedirler. (3) 19. yüzyılın s<>nundaki ilerleyiş ve 1900. 1903 bun:alınu : bu dönemde, karteller baştaııbaşa i'ktisadi yaşamın temellerinden biri haline geliyor. Kapitalizm emperya. lizme dönüşmüştünı (Emp. s. 29, alıç)

Emperyalizmin sadee•o tekelci özel\igi değil, diğer bir çok özelliği­ de bir örıceki dönemin sanıanna d<YJ"ru oluşmaya ~lamıştı. Örneğin, Lenin «sennaye ihraemın 19. yüzyılın başlannda büyük gelişme kazandıg-ı, (Emp_ s. 82) m belirtmektedir_ Mali sermayenin oluşrruısı, 1900 yıllarından önceki döneme tekabül eder; keza dünyanın paylaşımı ve cöınürgcleştirme faaliyetlerinin hızlanması 1900 lerden önce olmuştu. Ancak 1901-1903 bunalımı, gelişip-deği:jmekte olan kapitalizmin tarilıinde bir dönüm noktası olmaktadır. Bu tarih, kapitalizmin son aşa­ ması olan emperyalizmin başlangıcı olarak kabul edilebilir. Burada asıl kavraııması gereken ,toplnmsal değişimlere yol açan olguların bird.en bire ortaya çıkmadığı, bir önceki dönemde doğup geliştiği ve anc..cı.k belirli bir aşaınada değişikliklere yol açtığıdır. Emperyalizm ve emperyalizmin sömürge politikası «kesin olarak şu yıllardan başlanı demek anti-diyalektiktir ve bizi ileriye götüremez. Nitekim Lenin'in

-60-


bmm aııla.tmaiktadır : «ı:loğudakı v., top lurndaki bütün sınır çizgileri nin klasik ve ~ilir olduğunu royl<> rnek kuşkusuz gereksiz . Şöyleki emperya lizmin de «!resim> olarak i:;ler· !\k kazandığı yılı veya on yıllık dönemi tartı:;ma.k saçnıatık ot,.,aktır•· (Emp. 7. bölüm.)

şu

sözleride bize ta.stama m

ww w. ne te we

.c om

Sömürg e politikasıyla emperya lizm arasında sıkı bir bağ olmasm a Ancak empcrrağmen, bunlar birbirin in ön şartını teŞkU etmiyor lar. Bu dönemoı. kazaııdır boyutlar yeni sına yalizm sömürge cilik: politika re uyde~e nitel içindeki zmin deki sömürge politikası, kapitali ii?.ellikçok bir alizmin Empery gun olarak nitel değişikliklere uğradı. bir ama ; çıkmıştır ortaya lffi, kapitaliz min sömürge politikası sonucu orts. da şarttari kez bu değjş.!klikier ortaya çıkınca, lrendisin i doğuran yönelme ktedir. Bu aniamda , emdaıı kaldırmaya veya değiştirrneğe peryaliz min ayırdedici özellikle ri kapitali zmin sömürge politikasından etkilene rek ortaya çıksada, yine bu politika üzerinde etkili olup, nitcliksel değişikliklere uğratır. Tıpkı seı:lbest rekabett en doğan tekelleri n. serbest rekaibeti daha üst bir düzeye çı.k:arması gibi fakat tekeller, sömürge politikası şartlarında, dalıa kolay doğup büyüme imlro.nları bul masma rağmen, bu imkanın ,sağlanamadığı alnlaroa da tekelleşme mümkün dür.

«Hamm adde kaynakl2.nnın tamamı ya da bü~·ük kı<ıını­ w nı ele gçienne k mümkü n oldnğı.ı zaman, kartcHe rlu oln:;umu tekelleri n kurıllıı~u da çok kolay olmaktadır. Ancak, ham· madde kaynaklannı bir elde toplamanın mümkü n olmadığı. düşümnd< başka sanayjle roc, tekelleri n <>rtaya çıkmayaca,l;'lm deyi hammad gerekli sanayii. çimento i te yanlıştır. Sözgelim ­ kartelleş a'da Almany e sanayid bu her yerde bulabilir . Ama ıniştir.» (Lenin, :Ernp. s. 36).

kapitali zmin emperya list aşamaya varması için ya" sömürge porattığı olumlu :;artlar ve oyııadığ'). rolü ile emperya liznün karşılıklı içindeki kendi bütünün bir litikasında yarattığı değişiklikleri, ki dönemde bu berat:ıe-r, a etkileşimi şeklinde ele almak gerekir. Bununi geliş­ içindeki kendi sömürge politikasım aıılamak için, kapitali zmin melerin yol açtığı, emperya lizmin temel özellikle rini kavrama k geSömürgeeiliğin,

rekir...

Empery alizmin ilk göze ça.rpaıı özelliği, onun tekelci niteliğidir." Serbest rekabet :;artlann da, bilim, teknoloj i üretimin emrine verildi. böylece üretici güçlerin luzla geli:;mes i sağlandı. Ulusal ve uluslara ran, çeşitsı mücadel enin luı.la geliıjtiği, üretim gruplannın ve dallaırnu ""• 61 --


li ülkelerin eqit olmayan gelişimi, kapitaliznıin belli bir evresinden sonra önemli sonuçlar doğurmaya tıruıladı. Lenin bu konuda şöyle diyor :

« ...kapitalizm, kapitalist emperyalizm baline, ancak gcbelirli ve çok yüksek bir düzeyinde, kaj>italizmin esas özelliklerinden bazılan kendi karşıtıanna dönüşmey:c başladığı zaman; kapitalizmin yüksek bir iktisadi ve toplum~a! yaı:nya geçi? döneminin bazı WL5Urlan. bütün gelişme çizgisi boyunca biçinıleııip belirdiği zaman gelebilmiştir. Bu süreç içinde, iktisadi yönden önemli olay, kapitalist serbest rekabetin yeıine kapitalist tekellerin geçmesidir. Serbest rekahel. kapitalizmin w genel olarak meta üretinıi:ııin temel ııiteliği· dir; tekel ise serhest rekahetiıı tanı karşıtı oluyor; ... tekeli e:· kendisinden çıkmış oldukları serhest rekaheti yok etmiyor: onnıı üstünde ve yaıınıda var oluyor; böylece de iyice keskin, şiddetli sürtüşnıelere, çatıŞmalara yol açıyor. Tekel kapit.c.liznıin daha yüksek bir düzeye geçiş evresidir.» (Eınp. s. ll-l. abç).

we

.c om

lişmesiııi:ıı

w. ne

te

Tekeller bir kere doğ·up hakimiyetini perç.in.ledikten sonra, :•.rtL toplumun ekonomik' ve sosyal yapısı üzerinde yönlendirici bir ro i e ;.nhip olurlar. Tekellerin oluşmasıyla ka,>italiznıin emperyalist ruıa.masııı­ da «üretim toplu.ınaal oluyor, ama mülk edinme, özel kalmakta devam ediyor. Toplu.ınaal üretim araçlan, küçük bir azu:ı.lığın mülkıyetinde kalıyor. Şeklen kabul edilen serbest rekabetin genel kadrosu sürüp g;t mekte, ve bir avuç tekelcinln, halkın geri kalan kısmı üzerindeki be yunduruğu yüz kere daha ağır, daha duyulur, daha göz ymnulmso-:. hale gelmektedir.ıı (Emp. s. 33). Tekelcilik kapitalizmin sömürge politikasında da önemli değişik­ likler yarattı. .. Tekel, tekelci ilkelerini en kolay ş2kliyle sömürge şart­ lannda uygulayabilir ve yine bu şartlarda, dünya pazarlan ü.?.erinde rakiplerini en kolay şekilde saf dışı bırakabilir; böylece dünya pazarları üzerinde hakimiyet kurabilir. Sömürgecilik ile tekelcilik ve sömürge tekeli arasındaki ilişki hakkında I..eain şöyle demektedir:

ww

«Dördüncü olarak, tekeller, sönıürgecilik siyasetinden Ma1i sernıaye. sönıürge siyasetinin bir sürü (<eskin güdiisünü, haınnıadde kaynakları, sennaye ihracı için, «nüfns bölgeleri» için · yani karlı i5lemler, imtiyazlar, tekel karlan v.b. bölgeleri içiıı, nihayet, genellikle, iktisadi önem taşıyan topraklar içiıı, mücadeleyi de ekleınlştir. Avrupalı güç.. !erin sömürgeleri, 1876'da oldnğu gibi, Afrika kıtasıruıı onda.. birilli geçınediği sıralarda, sömiirge siyasetinde tekelciliğin dı· doğmuştur.

-62--


ve bir çeşit tıtıJı: işgalıo baklıının çevresinde gellııebOiyor­ dn. Ama Afrika'nın ouda-dolruzu eı.. geçirildiği (1900'de ) ve dünyanın ~ gerçekleştiği zaman, :kaçımlma.z olarak blr sömürge teıreli çağı açılmış,~ sonucuolıulak da dünyanın bölüşü.lınesi w tekrar bölüşiilniesi yolunda son derece şiddetll bir mOcade le başlamıştı.• (Emp. s. 160-161, abç).

.c om

şında

dünTekelleşme, ya.ı:atı.ıan dünya pazarla n ü.zerin.de mücadel eyle, rapazarda iç Tekeller yanın sömürgeleştlrllmesiyle allbaşı gitıııektedk.

we

kiplerin i sa! dışı bırs.kıp, tekel hakimiy etini lrurunca , zarunlu olarak, ulus. dıış pazara y6neJme kbe, ı:aldpleriyl.e anlaşalıık ve mücadel e ederek, nütararası tekelleri yaratımakta ve böylece dünya pazarla n üzerinde arafus bölgeler i oluşturıııaktad:ır. Tekeller in bu hakimiy eti, devletle r devletsında sömürge edinme yarışını birlikte getirınekte, öte yandan ktedir. blrleşme giicll.yle k ekonoıni n tekelleri etl, lerin siyasi hak:iml.y Empery alizmin sömürg>e politikasının bu alaıu hakkında Lenin şunları

w. ne

te

«Bugünk ti kapitaliz mi belirleye n temel özellik, en büyük Bu giri~hncilcrle kurulmu~ tekel hiMnder inin egemenliğidir. geellerine anın kaynakl de hammad bütün tek,l!er, özellildc , Uluslarer. gösterirl manzara bir sa~lrt.nl çirdtkter i zanıan daha olaara~! kapitali st birlikler in, rakipler inin her türlü rekabet petnden, (.>evberi dentir i na'kiarını yok etmek, onları sö2gelim rol kaynald anndan v.b. yoksun bırakmak için nasıl büyük bir rabayla çah';tıklannı, daha önce gönnilşiük. Sadece sönıiirge­ lere sahip bulunm ak dunımıı, tekellere , rakipler iyle giri.~tikle· ri nıiicadelede çıkabilecek her türlü rastlantıya kacy tam bir de\·lct başan garantis ini vermekt edir; hatta karsı taraf, bir duda zaman geçtiği aya savunm kendini rak başvura tckeline kende eksikliği de hammad e, geliştikç zm Kapitali nım aynıdır. dini o kadar duynrmaktadır; rekabeti n koşnllan o kadar scrtçaleşınektc, bütün yeryüzü nde hanımade kaynakl an araw..a mücadeolma sahip lere sömürge ekte, balan o kadar alevlcnm lesi o kadar amaıısız olır.aktadır.» (Emp. s. 107).

ww

Bu yüzden dünya pazarlarının paylaşımının tamaınlarıına.'ıı olgusu, tekel olgusun un hakimiy etinin bir sonucu olmaktadır. Bir taraftan eskiden sahip olunan wkelere rakipier in sokulmaması, bu pazarlar üzerinde «tekel» kurulması, di~r taraftan rakipier in hakimiy et alanyoksun bınılk­ larına sızınıı.k, onları pazarlar dan ve hamınaddelerden ve denetim i llhak mak için, hakimiy et alanları fuıerinde, askeri, idıı,ı:i tamam. ma.smın birlikte get:iTinekj;edir. Onun için dünyanın paytaşıı r. · !andı~, emperay lizm çağlnda, sömiirg>e mülkiye ti çağı da aç:ılınıştı -63-


Emperyal izmin bir diğer belirleyici ö:zıelli!ti, sermaye ihracıdır. Bu, sömürge politikası. üzelinde de aynı önemi taşınıa:ktarlır ... Tekelleşme ve sermaye yoğunlaşması, büyük kapita.lis tlerin elinde tir sermaye fazlası meydana getirir. Bu fazlalık kar getirmiye n alanlara değil, daha fazla klir getirebile cek alanlara yatınlınası gerekir. Nitekim dünya pazarlannın kurulmuş olması ve dfulyanın payla.ıplmaııı üzerindeki mücadele yle, sömürgel er sermaye ihraç alanlan haline gelmiştir. Dünya hakimiye tinde sermaye ihraç eden ülkeler, hemen her za.ma.ı::ı bir takım avantajla r elde etme imkiinına sahiptirle r. Politik varlığa sahip diğeT ülkelerde n elde edilen bu avantajla rla, sömürge edinme imkiinlan artmaktadır. Sermaye ihracı dünyada kapitalizm in gelişme· sinde de rol oynar. Lenin bunu şöyle ifade ediyordu: «İiıraç edilmi0

ew e. co m

dolayısıyla

sermaye ihraç edildiği ülkelerde , kapitalizm in etkiler, hızlandııu. Böylece, sermaye ihracı, ihra. catçı ülkelerde ki gelişmeyi bir parça durdurm a eğiiiınl taşısa da, bınıun, bütün dünyadak i kapitaılizmi derinleme sine ve gegelişınesini

nişlemesine gdiştirrnek

(Enıp.

nin

s. 84, abç).

pahasına

Sermaye ihracının, sömürgel erin şöyle ifade etmekted ir:

olduğunu

ınıutırıanıah.ıı

varlığına bağlı olduğunu

da Le-

.n

et

«Sermaye ihracı olanağı, bir kısmı geri kalnuş ülirenin öteden beri dünya kapitalist çariuna kapıJırıış olmasından ile· ri. gelmekted ir; bn ülkelerde demiryolları yapılmıştır, Y"· da yapılınak üzeredir, sınai-geliştiği dönemde esas olan meta ihracı yerine, bu dönemde, sermaye ihracı zorunluluğu, (tarımın geri kalnuş olması ve yığınlanıı yoksnll uğıı nedeniyle ) sermayen in «kiıxlın yatınm ala.'ll bulamadığı bazı ülkelerde , kapitalizm in <<:yiik.'lek derecede bir olgunluk» kazanmasına bağlıdır.» (Emp. s. 81- 82).

ww w

Sermaye 19. yüzyıldan itibaren geri kalmış ülkelere akınaya baş· Bu geri ülkelerin sömürül.ınesi sermaye ihracıyla ayn bir önem kazandı. Sermaye ihracı emperyal ist çıkariara uygım olarak doğrudan yatınm biçiminde olabileceği gibi «borç, kredi, yardılllJ> şeklinde de olabilir. Her ~eklini de emperyal istler, çıkarlanyla uyum içinde, ·şu ve. ya bu ülkenin özelliider ine uygun olarak yaparlar. «Borç, kredi, yardım» şekiindeki sennaye ihracı, geri ülkelerin her yönden sömürülmesini kolaylaştırdığı gibi, meta ihracını da harekete geçirir. Reka.betçi dönemde esas olan meta ihracı yerine, bu dönemde, sermaye iliracı meta ihraemın yanında esas hale gelmi§tir. Sermaye ihracı başlı ba· !arlı.

..

-64 ·-


şma

geri ülkelerin sömürülmesin de bir araçtır ve azami bir yoludur. Bu yüzdm sermaye geri ülkel-~re Çünkü :

masının la.dı.

karın artıni· akınaya ı,aş­

kalmış ülkelerde, kJir her zaman yüksektir; çünkü sennaye pek az, toprak fiyatı nispeten düşük, ilcı-et­ ler az, hammadde ucuzdur ...» (Emp. s. 81).

«Geri.

ew e. co m

buralıtrda

Banka sermayesinin sanayi sermayesiyle kayn~ması mali oE;ı:u rMali sennayıe gruplarının, dünya üzerindeki hakimıyet mücadelesi ve a.ğlannı.n dünyayı sarnıası, mali sermayerün hakimi. yetinin, diğer sennaye çe.şitıerinden üstünlüğü rantlyenin ve mali ·)1;garşiııin hakimiyetini de içennekte ve bu durum tekel olgusuyla \e cömürgeler üzerindeki tekel mi\lkiyetiyle birlikte düşünüldüğünde kaçımlmaz olarak, emperyalist devletlerin dünyayı politik olara.'< paylru;ma.Janru yani sömürgele.ştirilmelerini getirip dayatmaktadır. Dünyanın sömürgeleştirilmesi, aynı zamanda siyasi, askeri, coğrafi vb. etkenlerde önem kazanır. Sosyal etkenlerden söz ederken Lenin - mali sermaye egoemenliğinin yarattığı derin sınıf çelişmelerinl yumru;atmak için, sı;­ mürgecilik politikasına baş vurduğunu, böylece i.şçi sınıfı içinde aristokrat bir tabaka yarattığını anlatmakta.dır. Devamla Lenin şuni.arı söylemekte ve bir Fransız burjuva yazarırun bu konudaki sözleı·ini ;ı;.;­ tarmakta.dır ...

.şiyi doğurur.

«Mali sermaye temelleri üstünde kurulu ekonomi-dış; üst mali sermayenin politikası ve ideolojisi, sömürge fetil'leri eğilimini doğurmaktadır. Hilfeı'dlıı çok doğru olarak «ma· li sermaye özgürlük değil, egemenlik ister» diyor ... Bir Fransız burjuva ya:ıan da, sömürge politikasımn iktisadi nedenle· rine, günümüzde, toplumsal nedenlerin eklenmesi gerektiğini ileri sürüyor:

.n

et

yapı,

zamanda orta sınıf­ yaşanı güçlükltsürü bir duyuran Iann üstünde de ağırlığını öfke sabırsızlık, ülkelerinde uygarlık ri yüzünden, bütün eski bir edici tehdit ba:nşnn ve ldn birikmekte, ve bunlar insanlık istenetmesi infililk kıvama gelmektedir; bnnlann yurt içinde nüyorsa, dışanda kullanılmalıdır.» (Emp. s. ııo, abç).

ww w

«Yalnız işçi yığınlarının değil, aynı

Emperyalist devletler, nüfus alanlarını kanımak için, coğrafi olarak stratejik öneme sahip ülkeleri sömürgeleştirebileceğini de Lenin ~'iy le belirtiyor: "Sömürge edinmeyi etkileyen salt iktisadi etkenleri n yanında, bu işte büyük rolü olan coğrafi ve başka koşullar da vardır." (E:rnp_ s. 105 abç).


Emperyalizmin sönıürgeci politikasma etkide bulunan bir diğer etm~n de, salt «iktisadi bir değeri olan» toprakları değil, gelecekte bir de~ vaadeden topraklann da işgal edilmesidir.

we .c

om

uMali sermaye dikkatini sadece şimdiye kadar bilinrıı hammadde kaynaklanna çevimıiş değildir; ınulıtcuıel kaynak !arta da ilgilenir. Çünkü günüınüı:de teknik dev adımlarla ilerlemektcdir; bugün elverişsiz dırrumda olan bir toprak, yarm yeni bir buln~ sayesinde birden değer kazanabilir ( ... ) ay m ..,ekilde, mali sermaye,· ~ellikle, muhtemel hammadde kaynak. lan umuduyla, henüz paylaşılmannş olan dünya köşelerini;ı ya da paylaşılmış ol.up da yeniden paylaşılması sö:ıkonusn olan topı-aklann bölüşülmesi için yapılan çetin mücadelede ı:cridc kalnw.ktaıı korkarak, nasıl olursa olsını, nerede olursa olsuıı. hangi araçlarla oluı-sa olsun, butün mümkün toprakla.ra el koymak eğiliıniııdedir.u (Enıp. ,,, lOS).

kapitalist toplunımı bünyesinde meyruına getirdigi dc:l;iışik­ Iikl.erle, kapitalizmin bazı (;.zcüik.leriniı'"l g-elişerek değişmesinin sonu. cıında olmuştur. NitekL'11 Leni:-ı'ir. şu sözleri bu siyaseti en özlü şekliy­ le anlatmaktadır :

te

dJ<ileriııin,

w.

ne

«Kapitalizmin bugünkü aşaması (emperyalizm) '"ize g·östeıiyor ki, kapitalist gruplar arasında clünyıırun iktisadi yönden paylaşılması esasına (a.çL) dayanan bazı ilişkiler doğmakta, bwıa paralel ve bağ­ lı. olarak da, siyasi gruplar devletler arasında dünyanın toprak baluınından paylaşılması, sömürge savaşı, «ıktisadi önem taşıyan toprak. lar için mücadele» esasına. dayanan birtakım ilişkiler kurulmaktadır.n (Emp. s. 97-98, abç).

ww

;,::·:.tn1umuz ;:ıçıs.ından önemli olan. emperyaliznıin en temel özel~ liklerinden biri olan, dünyanın paylaşım tablosudur. Çünkü «küçük ülkelerin hafif yaygınlık gösteren sömürgelerimi incelemek, ve bunun, dünyanın payiaşıını tablosundaki yerini tespit etmek gereklidir ... (DEVAM EDECEK)

-66-


we .c

om

G· DİMİTROV

GERC"' EK BIR DEVRIMCI NA SIL OL MA LID IR?

ww

w.

ne

te

(Sovye tler Birliği hakkında belge toplaya n bir g-rup Paıis'li ;;~. renciye mektup ). Size, dünyad aki tüm vicdan sahibi ve dürüst insania nn bir AlmaL hapisha nesinde n kurta:ı:ma.k için uğraştıklan, Alman proletaryasın11. ım bir kaç sa'.işerefli önderi Ernst Thaelm ann hakkında şimdi yazdığ n gönder iyorum . «Ernst Thaeinıann'm yaşamı gerçek bir devrim cinin ve önderiE -· devrim ci Marksi zmi tümüyl e kavray arak sınıf savaşının ateşinde yd~ sahip olmak yeterli derulduğunu ortaya koyuyo r. Devrim ci bir yapıya kullanm akta da usta iyi silahını teori ci devrim ğildir. Aynı zamand a, zamand a sağlam bi~· Aynı . değiidir yeterli te olmalıdır. Teoriyi bilmek . Ne yapı!maşın· gerekir olmak sahip zlığa bolşevik karakte r ve uzlaşma iğe de sahip yüreklil k yapaca işi o da bilmek yeterli değiidir. Aynı zaman edecek hizmet a anlamd gerçek <>lmak gerekir . :ltıçi sınıfının çıkarianna y<.Proletar r. olmalıdı hazır a. he~yi ne pahasına. olursa olsun yapmay baŞara. ı tutmay planda run çıkarlan yanında kişisel yaşantısını ikinci bilmeli dir. deney sahi· İnsanlık kendin i faşist barbarlıktan koruya bitmek için an ve ön. kahram büyiik ryanın bi devrim cilere g-erek duyuyo r. Proleta derlerin i izlemek gençliğin görevid ir., Moskova, 28 Haziran 1934.

-67-


RMS BIR SOSYALiZM OKULll OLiUALWm

(RMS - ~nç İ'K'iler Birliği - Bölge ve Şehir Komiteleri Üyeleriyle Yapılan Konuşmadan, Sot'ya, ı Mart 1946).

L

Orgütsd Sorunlar :

.c om

Bölf,resel sekreterliğin aynı zamanda şehir örgütünün sekreterliği büyük önemdcdir. Bu olınadti;rı takdirde, komiteler gerekli koordinasyondan yoksun hareket ederler, yalnız belirli oturumlarda topl:ı.nırlaı. Bölge ve Şehir Komiteleri başlı başına iki yönztim gibidirler. Parti'de bunun üstesmden gelinmiştir, ancak RMS için lıi\la değcrinı korumaktadır. Böylece çalı.şma daha iyi örgütlenir, zaman kazanılıc, beUi uyuşnıazlıklardan kaçınılır ve çalışma daha verimli biı' yolda ilerlcr. Çok veıimli çalışnuı.nuz gerekli bir zamanda yaşıyoruz. olması

te

we

Merkez Komitesi ile Bölge ve Şehir Komiteleri ara..<;ında sürekli w iyi temaslar olmalıdır. Sizin için kural şudur; Merkez Komitesi, Bölge Komltz·si, Şehir ve Bölüm Komiteleri kendi işlerinde çalı.şu lar. Siz ça. lışınanızda şu ilke taıafından yönlendiıilmelisiniz: Yönetimele büyük ınerkezi!eşme, çalışmada ınerkezileşmeden en geniş annma. Bir ve aynı düşünceler, bir ve aynı çizgi doğrulttLsunda hareket c<len merkezi yönetim, en geniş gençlik kesimlerine ulaştırmak amacıyla pratik faaliyetini, örgütsel çalışmasını ve propagandasım ınerkezile~rrıeden arındll1ır. ~nel çizgi bi!itl(likten sonra, örgüt içindeki her ki~i kendi yerinde bunlan yürütmeden en büyük yaratıcı insiyatifi, enerji ve us-

w. ne

\_ı.lığ1 ;ri>sıterrnelidir.

ı-ı c

-_

ıl~:~·-:

·----~;-ı.,i

q; j -,;ı

y.a~mı

u.· I-1.~\LS'clc!zj kadrul~lL11llZ '---c:-:

· -"~~-tdık, zulüm ve hapi<:::r

nfL' <·:,;t:r... .::\r.:.::~-' >'~'!..:;nd,:ı :kadrolar eğ·it:rneve zaınan ve olanak buhunadık. l)stelik, ,_;;:;_ (: surlarından, en yeterıtklilerinden bazıları partizan1ar. J1api&ant ..-e tcplaına kaınpı sa.kinL::ri olarak yok oldular. Şilndi har-3k~t i:.izgürU..ütü~

rnüz var. şimdi kin1se bize zulmedeınez, bu özgürlüğ·ü -kullannıalı ve gereksindiğimiz yeni kadrolan eğitmek için çalışmalıyız. ~ıi katan

ww

ve 9 Eylül'den sonra Parti ve RMS'ye giren ve tam değerde kadrolar ni sunlar diye geli.~meleri örgüt te ve devlet aygıtmda çalL'}malannda ust.ala.'jınalan için olanak tanınması gereken yeni kadrolardan yararlaıı­ malıyız. Tartışınalar ve konuşmay!a zaman kaylx>tmeme, yerli kadro!ann ilerletilinesine ciddi dikkat ve daha fazla özen göstennenin gerekli olması bu nedenledir. Kendini vermiş ve yetişen genç erkekler ve kızlaıa kol:lkmadan yönetici çalı.şma teslim edilmelidir. Ö?.el!ikle, genç uzman kadrolan eğitmeyi deneyin. Bırakın onlar iyi mühendisler, iyi


doktorla r,

tar:ııru:ılar, hukukç ular dıflı aydınlar çıkmalıdır.

vb. olsunlar . Sizin

Birliı;inizden

va-

te

we

.c om

Diğer bir kusur da, örgütsü7 Jük yüzünde n çok zaman kaybediJmesidir. Toplantılar saat B'e ayarlanmıştır. saat !O'da başlar. B n bir rezalettir. Zaman unsuru göz önüne alınmıyor. Güçt2r ve enerji canicesine boşa harcanıyor. On lan saat 8'e ayariayın ve saat 8'de başlayın ı Bu sorını basında ve toplantılarda yükselti lmeli, bu kötülük kı.ı:tba.:;­ lanmı.alıdır. Bundan ba.<jka, tartışılacak sorunla r önceden hazırlaruna­ dığı için toplantılar uzun sürüyor . Tartışmalar herhang i bir soru fu,erine rastgele başlıyor, bir kovanda ki arılar kadar çok görüşler atılıyor; onlar (arılan) hareketl 2ndirirs in, anlar vızıldamaya ba.<jlalar ve hN biri görüş verıneye hazırdırlar. Önlerine konulan sorudan uzakla.<jırlar ve zaman verimsiz konuşmayla geçer. Bizim için zaman çok değerli­ dir. Ona diğer pek çok şeyin tistünde değer verilmel idir. Yirmidö rt saat yeterli değil, bir gündüz ve bir gece yetersizd ir. Eğer doğa onları 24'den 48 saate uzatsaydı, bu zaman bile bizim için yeterli olmayacal<tı. Bu 24 saat esnasında bir kimse çalışnıalı, uyunıa.lı ve dinlenınelidir. Hem yönetici ler ve hem de bayağı işçiler olarak, tek yol zaınanı.ınızı akıllıca ve mantıklı olarak örgütler nektir. DurınaksJzın çalışaına zsınız, öyle olursa, tiyatroy a, sinemay a gitmeye zaman bularnazsınız. Hiç kültürünüz olmazsa ne biçim yönetici ler olacaksınız Marksizınİ iyice öğ­ renmeye kültür eklenrne lidir. Sağlıklı, sağlam dayanıklı almalısınız. Bu çalışma ve yaratıcılıkla ilgilidir.

Yönetici organla r tarafından zamanın örgütlenmiş kıtllanınu, çaher yerinde bir gercklili ktir; sorunlar daha önceden çalışll­ malı, somut olarak tartışıımalı ve somut olarak çözüınlenmelidir . Eğer belli bir soru gündem de değilse, olağanüstü önemde ve acil bir soru değilse, gelecek toplantıda ele alınmalıdır. Bundan başka, herkesin bir fikir belirtme sine hiç gerek yoktur. Eğer g"rekli şey, daha önce bir baş.. kası tarafından söylenrnişse, onu yine niye söy!eyesirüz? Tekr.ud an kaçınılmalıdır. Birisinin çok şey bildiğim gösterm e rnerakı olmamalıdır. Herşeyi bilenler ciddi çalışanlar değildirler, gelişeınezler. Çok şey bilirim zannede n kimse bir yerde kalır, yaşarn devarn eder ve bu onun arkada k~ldığı anlamına gelir.

ww

w. ne

lışmamızın

Belirli kararlar aldığımz zaman, daima bir zaman suurı koyun ve onları ldınin yürüteeeğini, onların yapılınasını, kirnin denetleye ceğiııi kararlaııtırın. Eğer bunu yaparsanız, kararlannızın yüzde 90'ı olumlu olacaktır. Bir toplantıya çağrı kararı alıyorsunuz, fakat kim çağıra­ cak, ne zaman çağrılacak m nasıl örgütlen ecek, tüm buular genellikle, kendi takdiliy le karar

verınesi

için

--- 69 -

sekreterliğe bırakılıyor.

Karar-


ların

büyük klsmı yerine getirilmey en istekler gibi, kiij:,'"lt üzerinde ka~ Bu kararlar hakkında tartl.')ılarak saatler harcamyo r, ancak onlar yürütülm üyor. Güzel kararlar, ama, sa.de<>.e arşivler için. Ancak arşiv­ ler, ya.lruzca tarih için belli bir öneme sahiptirle r. Kararların yerine getirilme sinin denetimi gereklidir . En üstten en alta, eıı son sıra ve sıra neferine (üyesi) kadar bir denetim gereklidir . Bu o kadar kolay değildir, insanları buna aJ:ıştırma çok çalışma ve sehat gerektirir . Za~ manından bir veya iki giin önce, telefonla veya başka türlü ne yapıl­ dığını denetleme lisinlz. Ba.şarıya ulaşmak istiyorsanız, böyle çalL')malı sınız. Genç, sağlık.lı ve bu gibi yöntemie ri ortaya koyma yeteneğindesi~ niz. O zaman siz kendiniz, daha iyi sonuçlar alacağınızdan emin ola~

we .c om

lıyor.

caksınız.

.n

et e

Üyelik aidat!arı, gelirinizin en önemli kısıru olmalıdır. Aru:ak_, üyelik aidatiarının toplanmasını izlemek, zamaıunda örgüt!ern elc ve üyelik aidatıarını ödemede hiçbir zaman geç kalınınaması gereklidir Eğer ihmal varsa, zamanında harekete geçmelisi niz, kişilere hatırlat ınalısınız ve ihraç en son karar olmalıdır. Genellikle , iki veya üç ay içinde, bir üyenin aidatııu ödemediği görülürse , o ihraç edilir. Bu da, örgütün gerekli eğitim çalışmasını yapmadığı anlamına gelir. Yöneticilere aida.tlarmı ödemeyen üyelere nasıl davrandıklan sorulmalıdır. Eğer bir yönetici aidatuu ödemediğinden dolayı btrisini ihraç etm~ acelesinde yse, bu onun en az direnme yolunu seçtiği anlamına gelir. Böyle bir yönetici, iyi bir yönetici değildir. Sizin her örgütünü zde mut· laka btr saymarunız olmalıdır; üyelere zamanında hatırlatacak, aidRt· !ann zamanında toplanınasma bakacaktır, çünkü bu olınadığı takdirde ihmal olur, bir veya iki ay geçer, lıorç gittikçe büyür ve üye için ge~ cikmiŞ üyelik aidatını ödemek o zaman zorlaşır.

ww w

Üyelik aidatıarının düzenli ödenmesi, bir üyenin kendisini örgütü~ ne vermesini li ilk gösterges idir. Gelir kaynakları olarak ticaret işle­ rine girişmemelisinlz. Bu gibi kaynakla rdan kaçının, onlar örgütünü zün niteliğine zarar verirler. Eğ·lence işleri dürüst gelir kaynaklarıdır ama iyi örgütlenıneli ve ciddi işler olınalıdıı::lar. Eğlence işinden elde edilen gelirler, üyelik aidatıarından sonra gelmelidi r ... Örgütün üz mali bakımdan kendi ayakları üstünde dunnalıdır ve sade<>e son çare olarak Parti'den maddi yardımı araştırmalıdır. ll.

Birliğin Kitle Niteliği Üzerine

RMS, Parti'den daha kitlesel olmaiıdır. Ele alınan bir kLşinin RMS'ye girmesi için belirleyici koşul, onun dürüst ve kendini verınü; olmasıdır. Yeterince hazırlanmam}'i olabilir. Fakat, RMS gençliğin eği­ timi için bir okuldur, değil mi? Onu RMS dl.')ında hazırlamayacaksınız.

-70-


ksınız. ı•:n üıwrn fakat onu olduğu gibi, ku.•;urıarı ik' büli_kt~: ele al:u·;ı. t ve kendi ni vermL<; olmasıdır ve RMS onuıı iluk

.n

et e

we .c om

li olan, onun dürüs rı anhna kadar mesi için çalışacaktır. Bu lıakımdan, HMS' nin Jw.pıla isiııd.,, halkı i<;cı mi" "iireci ma ç:ılc-; açık tutulmalıdır. Gençl ik, bizim ve RMS'niıı önüne nin Parti' , mızın önüne , Vatan Cephesi'nin önü.rıe I<'akat aynktir. epti!e nde süreci önüne konul an görev leri yeıine getirm e izin asuıa katı1m ların ı uru;ıır nı zaman da, tabii ki, proko vatif ve ;;ararl gi. Bu z. olama yer de vermeyeceksLniz. Gizli yalıaııcı ajanla r için HM..S' hi insan lara azami dikka t gösteıilmBlidir. a.larciçeri· Yeni üyeler i çekme k için kııllana.cağınız bill; araç, seııdik w1w, olduğ sahip şimdi n, Orada sinde çalışrn.a.larınızı ilerlet meniz dir. ne ada sendik Her siniz. deeek dan en az yüzdB 50 fazla genç işçi kayde l~ RIV!S'<l nın kadarı ne n kadar genç inS<mın örgüt lü olduğunu, onları serıdi' Her nız. araııtırmalısı olduğunu ve hangilerınin aktif olduğunu niye varolduğunu ve on· ıann insan genç miş lenme örgüt de kada, RMS' Her sendik adalti Remsistleriniı ların kimle r olduğunu araştırmaıısıruz. çalı.şmalıdırlar. sendik a gençliğini RMS' de örgüt leme için aktif olarak kleri var. Bund an da öte, Kadınlar Birliği ve tek tek kadın deme e üye· klerin derne kadın kız, Bu konud a ne yapıyorsunuz? Ne laıdar genç ehangil rı olanla Aktif tir? dir, onların ne kadarı RMS' de örgiitlenmiş ­ Yoldaı ir. işlerd lenmem de örgiit ıidir, niye bu genç kızların çöğu RMS' RMS clidir. yönelm e örgütl erney ların dikka ti bu genç kızlan RMS' de gençli k harek etine çok şey Oniar dır. almalı içine ni kitlesL safları kızlar açısından da verebi lirler. Gençliğin bu bölüm ü, genel ulusal bir bakış istan'a Butgaı r olarak yeni ön~mlidir. Onlar ana olacak lar, ve anala , :eğer olarak i ır. HMS üyeler nasıl bir kuşak verece kleri onlara tal<,lıd dan balmn sel dürüs t, kültür lü, politik bakımdan eğitilmi:ı ve beden gem;· da zaman uygun iseler, yann iyi anala r olacaklardır. Onlar , aynı ya;;anılarmda özel Kendi lar. olacak da ı kanlar lerimi zin, işçilerimizin anna baitlıdır. nasıl olacakları, büyük ölçüde koca!

ww w

spor örgücBeden sel kültü r bak.ırrundan yanılıyorsıuıuz. Kendi nizi dfu;ün · iğini gerekt z emeni letind-en soyutladımz. Sporu kendi niz örgütl in· çeşit ne ve ni>~ emelisL dünüz . Bıı aland a, çalışınanızı yenid en örgiit! üye niçin e RMS'y lin anna, kinıle sanların spor örgüt lelind e yer aldıkl ye belir.li bir akıma. sa.hip ol· RMS' e sadec rdan Orala lıakın. olmadığ1na li kitle örgütl eri içinde iyi bir mayacaksınız, aynı zaman da, bu önem etkiye de sahip

olacaksınız.

şacaksııaız. Okull ardak i çalışmanızda daha büyük engell erle karşıla sine bir kendi lik orada yolun uz o kadar düz olmay acak. Orada , gerici gay. fazla daha ve üs yaratm aya çalışıyor ve siz, karşı önlem ler almak

-71-


lll.

Gençliğin Eğitimi

Üzerine

e.

co m

rcL,göstenı:ıek zorundsınız. 9 Eylül 1944'tcn sonm, hemen herşey Va l:im Cephesi'ni izledi, akmtı onlan ortaya çıkardı ve kerırlisiyle birlik· te sürükledi. Ancak ondan sonra, ikinci dönem b~ladı, farklıl~ma ba.~­ ladL Ba:!J.ları onun yanııtda, bazılan ona karşı ve bir üçüncü grup k<ı. mrsrzdı. Bu özelllicle aydınlar için geçerliliğini koruyor. Şimdi böyle bir dönem içinden geçiyoruz. Vatan Cephesi'nin kazandığı başanlar ne kadar çok olursa, bu ka.ı:aroızlıklar o kadar az olacaktır. Mıılıalefet, öğ reneller amsmdan destek kazanmak için aydınlar arasındaki bu d u· mksaJ:na dönemini kesinlikle kullanmak istiyor. Bu nedenle size en yoğun olarak orada saldıracaktı:r. Fakat, siz halkın güçlerine tamamen inanç duymalısunz. Belirli çevrelerde, muhalefetin belli bir etkisini gördüğü zaman, kenara çekilen genç insanlar var. Aydınlatma gereklidir. Gençliğin, özelllkle öğrencilerin Vatan Cephesi'nin haklı davası na, halkunızm güçlerine inancını güçlendirmek için, yapacağınız ey !emleri canlandırın.

ww

w. n

et ew

Ma:rksist.wninist eğitim, özellikle ciddi karar lar alınması bak ı­ riundan önemli bir sorundur. Biz genellikle eğitim hakkında çok şey ooyleriz, bununla karşıl~tırrlınca, bu alanda, çok az şey yapaı<z. Fakat içinde yaşadığımız zaman ve içinde çalıştığunız koşullar öyledir ki, Remsistlerimizin her biri, Parti üyelerimizin her biri her gün, durmad.ıın ve kesintisiz olarak devrimci teori alanında bilgisini artıımıalı, Marksizm-Leninizın'in temel ilkelerini iyice öğrenmelidirlcr. Eğitsel ça\ııımayı, üyelerinizin geniJı çevresine girebilecek şekilde uygulanıa­ nız ve örgütlenmeniz gereklidir. Doğa bilgisini bilen ve genel bir e ği­ Ürn.e saltip, öı,'rencilere teorizıni iyice öğretmek, kolaydır. Ama hiçbir genel eğitime sahip olmayan, çoğuniukla üçüncü ve dördüncü dereceye, ya da üç veya dördüncü sınıfa kadar devarn eden işçi ve köylü gençlik için teorimiz belirli zorluklar çıka.nr. Eğitimin farkiıl~tırılması g<ereği bu nedenledir. Ömeğin, i.'ıçi ve köylü gençlik için değişik bir yak· laşım yiirütülmclidir. Ülkemizde bu bakınıdan aynı yöntemi kullaruyoroz. Eğitimi farklıl.aştınnayı diiJıünmek gerekildir. Taıbii, bu o kadar kolay değildir. Belli bir ~langıç hazırlığı gereklidir, bu baknndaıı tüm deneyiminizi yeniden değerlendirmeniz ve iki çeşit eğitimsel prograrn. kunnanız gereklidir; birisi öğrenciler ve genç aydınlar için, diğe· ri, daha yaygın olanı, i.'ıçi ve köylü gençlik için. Qençlik hareketinin temelinin i.'ıçi ve köylü gençlik olması gerekkitleler onlardır. Bir aydınlar grnbunuzun, dürüst ve yetenekil bir aydınlar grubunuzun oinıası çok önemlidir, fakat iyi kadrolar esas olarak i.'ıçi ve köylü gençilkten gelir. Bu

tiğini unutmayın. Dayanacağınız

-- 72-


ve bu bakımdan yardımcı araçlar bulmak için adımlar atmalısınız. Okullarda, köylerde i~letınzlerde, hükümet bürolannda ve kaM.ba mıntıklarmda azami derecede çai:ışına gruplan geliştirilmelidir. Onlar zorunlu değil, gönüllü olmalıdırlar. Onlar için sürekli ilgi duyulmalıdır! Haftada bir veya iki kez beraber okıımak, yürürilkteki sorunlan aydınlatmak için toplanrnalıdırlar, onların toplantı yerinin lokal olması kesinlikle gerekmez. Onlar en iyi öz-eğitim yolu olduklanndan , on-on~ kişiyi kapsayan, bu çeşitten binlerce grubunuz olmalıdır. Orada genç insanlar birb;· lerine yardım edecekler, kültürel bakımdan ilerleyecekler ve ideolojik ve politik bakımdan g-elhce~kler. açısından, çalışıııa.ruzı

da

ayarlaınalısıruz

co m

görev

özellikle gereklidir. Parti ve RMs, derslerinde ve okullannda çalışmalan gereken tüm iıı&mlan içine alamaz. Her kimsenin kendi öwğitimine bakması işte bu nedenledir. Bu amaç için binlerce çalışma grubu ağı yaratın, kendileri çallşttbilsinler diye ders kitaptan, kısaltılmış yazılar, edebiyat eserleri verin ve mümkün o\1~· ğu kadar yararlı bilgiyi çok biTiktirin. Bugünkü koşullar eı.tı:ıda özeğitim üyelerimizin çoğtınluğunun teorik v:~ pnlitik düzeyini y~ü;s~P-~ me araçlannın en önemlisidir. Uyumadan önce, gündili ne öğr·endiği­ nin üzerinde dü~ünmeyen bir genç insan ileri gidemez. Günlük ç-ı lı~· mayla. ru;ırı yüklemiş bile olsanız, gündüz ne yaptığınızı eıe alacak zaman bulabileceğiniz şekilde onu (çal~tırmanızı) örgütlemelisin iz: yararlı veya zararlı. Eğ-er yararlıysa çok iyi, eğer zararlıysa önlemler alın. İçimlzde dar görüşlü bir gönül· rahatlığı var: gerekli olan şeyin bilindiği, bilinmiyorsa bile, bugün olmasa da yarın veya öbfugün ö~­ renileeeği sanılıyor. Fakat bu dar görüşlü gönül rahatlığı ve kendini beğenm.iıjlik siz genç insanlar için en tehlikeli hastalıktır. Öyle ki, ondan ,k,_oııdinizi ateşten koruduğunuz gibi korumalısıruz. Bir Rus at"'Ö'lÜ şöyle der: bir yüzyıl ya.şa, bir yiliyıl öğren. Biz komi.inistler için tüm Remsistler için bu bir yasa olmalıdır. Az konuşma, çok çalışma! Gerekli olduğu kadar konuşalım ve konuştuğumuzdan daha fazla çe. !ışalım. Fakat inatla ve kesintisiz çalı.şalım.

w. n

et ew

e.

Öz-;,ğillm gençliğe

Mladezhka Iskra·.sizln, Remsistler ve tüm haikın gençliğiyle ba;<:ı­ cı. olmalıdır. Gençlik arasında henüz yeterinee••1faygınlru;mamış g;ö3çabanın enerjik hlçbir için ak yaygınla.ştırm onu rıedeni, masının terilmemesidir . Aboneleriniz olmalıdır, gazete için ödeyen ve onu elde etmeye ilgi duyan insanlar. Köylerde, işletmelerde, hükümet bürolarında ve okullarda gazetenin düzenli ele geçmesi için özel çabalar sarfedilmelidir. Bundan sorumlu belli -kişiler olmalıdır. Geniş bir gazete leJn.silci.1eri ağı inşa edilmelidir. Bu amaç için özellikle büyük gayretler gösterilmelidir . Çünkü, kitle daf:rıtımı başka türlü ba,arılamaz.

ww

mz

-73-


, ilgi çekici olbaşka, gazete gençl ik için a.rılaşılabilir olmalı gerek sinim le el kültür ve malıdır. Gençliğin ihtiyaçlarına, çıkarlanwı bir ti. küçük çok sayı bin rine c>cvap verme lidir. Bölge niz için onbeş. nası çall'jı ve anlığı çalışk rajdır. Bu gazete nin tirajı, bölgede RM.S'ııin a, etredir. Ayın zaman da derne klerde yapılan çall'jm ay-

Bund an

IV.

dağıtıınıyla

yüküm lü belli

üyeJcıi

olaeak

~e­

te we .c om

için bir ba:rom lık dergi Mlade7.h'in de kilde düzen lenme lidir.

Gençliğin Çıkarlarının

Ve

llaklaıu:ıın Korıuunası

çok sayıda genç insan var. Tütün , dO.r. RM.S, ı:iu kuma ,.e çok sayıda diğer fabrik alarda onlar çoğunluktadı verme lidir. önem ne ilmesi gene insanların çall'jm a koşullannın ilerlet genç"RM.S deriz: Şöyle Ilu bakınıdan sürek li dikka t gösteıilmelidir. yasaBu dur.» ucusu liğin madd i, kültür el ve ruhsa l çıkarlarının koruy ruhve el kültür i, da yazılıdır. Fakat , bir örgüt olarak gençliğin madd bU· nize kendi sal .:ıkarlarını korum ak için ne yapıyorsunuz? Siz kendi evleıi. one nu gerçekleştinnelisiniz. Tabii bu, siz kendi başınıza, dinler ü bu sendik aotelle r v.b. inşa etmey e başlayın anlan u.na gelmez. Çünk , sizler sendi kalar yoların, ~ietme sahipl eri ve devle tin .işidir. Fakat yapın kl, halk luyla epeyc e i'ı yapab ilirsin iz. Ama bunu öyle biçim de ığını bil· yapıld e ğiniz.l işbirli sizin ve bunvıı sizin çabaru zla olduğunu Bilirıdiği

gibi,

.sin.

i'şletmelerde

propa ganda ya girişen bir örgüt olama z. l geli'şi­ RMS gençl er için gerekl i, onların madd i, kültü rel ve ruhsa hak· ve an çıkarl ğin mi içir. gerek li bir öl'güt tür. Çaiı.şmıı.nı.zın gençli le· neden bu si birlik te gitme hmrıın tanırunası için politi k çalışmaylıı koarını çıkarl dir. B&na öyle gözük üyor kl, RM.S gençliğin ya.şaı:nsal a, ilk bakı,,. rumak için' çok az şey yapıyor. Buna dikka t edin! Bund göster mdisi niz. ta ciı,emsiz göziikeı:ı şeylerde bile, çok çeşitli çabal ar yorsunuz. Eğer örgüt ü. örneğin bir üyeni zin hasta olduğunu öğreni eder, gerek en nüz gider, onun hastah aneye kaldırılmasına yardım ve işJetme bubiçim de davranırsa, bu sizin yararınızadır. Tüm bölge i olana klar madd ış dıwran bir tli nu bilir. Gençliğe özenil ve dikka e kü · çerçev Ve lidir. önem de derece çerçev esinde _ tüm ala.rılarda aş ın proyalnız nizi Kendi lir. etilebi çük değildir, pratik çalışmayla geni'şl Eğer, sınız. olacak lı başarı pagandııyla sınırlandırdığınız sürece , yan eueni z, RMS' nin çekim eklem mayı çall'j pratik a ıa.sırı koııınn gençliğin yararl anaca kgücü pttikç e zayıDayaeaktır. Ve düşmanlıır bunda n

ww

w. ne

ıı..vıs yıılnız

ılır•.

k hisset . Gençl ik, llerye rde RMS' yi dalll'j lllam ve savun ucusu olııra genç Her in! etmey irunal i bile ınelidir! Bu bakımdan, en küçük şeyiel

-74


evli çifti tebrik için birini gönderin. sa, RMS topiniuğu düğünele mut· cvleniyor Eğ;cr, bir köylü Henısist kız l:ılza yer almalıdır. Bir çocuk doğmuşsa, veya birinin babası veya anası ölmüsse, bir HMS temsilcisi ortada gözükmel i ve yapabileceği yardımı y:ıpmaJıdır. Bu şeylerin, küçük gözüktükleıinden, RMS'nin bir militan örgüt vıarak onurunu azaltacağmı dü.?ürune yin. Siz bu görüşe değer vermeli ve çok sayıda somut çalışma yöntemle ri bulmalısınız. Bu sizin icin bir sistem olmalıdır. Sizi gençliğ•" daha sıkı bağlayacak hiçbL· ccyi },açırnıayın. Gençlik RMS'yi tüm ihtiyaç duruınlarında, danıo;nn ve .li ·. yardım için dönebileceği bir örgüt, kendi örgütü olarak hissetmelır y:ır­ bir alelfıde irseniz, ilgilendir işlerle bu yalnız Tabii, eğer kendinizi mılit:ııı z çalışınanı içtn, kaçınmak Bundan . c'Jmsever örgüt olursunuz bir gençli% örgütü olarak tüm faaliyetin izle taına.mlarunalı (birlqtı. rilmcli), Fakat bütün durumlar da genç tnsanlannızla ilgilerune lisiniz, çünkü sizler bu gençliğin sorumlu liderlerist niz. Kaç kez, işçi gençliiyiğin nasıl çalu;tığ·ı ve yaşadığını ke!,diniz görmek ve durumlannın aı.ıı;tır­ eceğinizi leştirilmesi için somut olarak ne gibi şeyler üstlenebil rnak için fabrikala ra gittiniz? Ve siz sürekli işçi gençliğin nabzını hissetrnelisin iz! Bu yalnız İşçi Gençlik Bölümü'n ün sorunu değlidir. Tüm la i!olaı·ak yönetim, gençliğin bu yaşamsal sorunlan yla ve çıkarlany gilenmeli dir.

te we .c om

insanın ıllijanından faydalanın,

bürokrasi var. Örneğin, sekreterli k bir emir verir ve şöyle düşünür; herşey hallolmuştur, herşey yolundadır. Fakat kl'i· lada bile olsa, bir kimse açıklama yapmaya mecburdu r. RMS bir gen;lik örgütüdü r; eğer gençler isterlerse üyesi olurlar, istemez!e rse o i· mazlar. HM..S üyesi olmalan için, onları moral bakırnından tatmin edici ve gurur duyabilec ekleri koşulları yaratmalısınız. Parti liderle· rinin çoğu bunu gcrçekleştirmeyi başaramazlar. Fakat gençler için bu cok daha gereklidir . Yetişmeden olgunluğa geçme dönemi olarak ele ve Rlınan bir yastadırlar. Bu dönernde gençlik bazen, kötü bir etkisi HMS hatta feci olabilecek süreçler ve deneyiml er içtnden geçmekte dir. yönetimi buna dikkat sarfetmel i, olayları gözlemeli dir. Aşağıdaki öcza· neği ele alalım; asık olma doğal ve haklı bir duygudur . Aşk her gen; olur, neden lere hlslerııne acılara, bazen değildir, man karo;ılıklı insan bu hislerle başedemez. O zaman çökme, karasevci a gelir ... Eğeı yönetici biirakrat i.se, örneğin bu kız veya erkeğin gittikçe düşt\iğünü Fakat doğru bir gürecek fakat geçecekti r. - onu ne ilgilendir ir ki? kız veya erkekle ilgili i, göstermel tavır bir yönetici dikkatli ve yoldaşça ve bu dmunı­ vcnneli destek moral, konw;aca k zaman bulınalı, onlara genç insayıda çok dolayı, dan çıkınalarına yardmı etmelidir. Bundan olaraı; doğru ve d2ri sana günlük yasamlarıııdakl zorluklar çözümlem }':<,liı;meleı~ icin yardım edeceksin iz.

ww

w. ne

Si~in aranızda

75-


uw::dir. Bundan dola,., çok sayıda genç insana günluk yaşamların­ daki zorluklar çöziimlemııleri ve doğru olarak gell.şı:neleri için ya•·ctm c:Jeceksin iz.

V.

we .c

om

Örgütteki yoldruılara, genç erkeklere ve kızlara dikkatli bir tavır ve · :lgi gereklidir , aldırmazlık de;ği.L Onlar insan kaynağıdır!ar. J?<arti ve RMS'nin kaynağJdırlar. RMS gibi bir kitle örgütünd, e, kızların güvetarıini kötliye kullanan sağlıksız unsurlar da var. Bu çeşit şikayetler kız­ sonra görünen, yapar aşk Samimi aldım. şıyan çok sayıda mektup ne k.a. ları bir yana fırlatan unsur-lar (hiç-iyi-ya pma.zlar) var. RME yoksa. etmeli, hareket mi eğitimsel ve rarlar alıyor? Katı bir biçimde k bürokrati Böyle m! şöyle mi demeli; böyle özel mese!eler le ilgilenme kayerde her ve ve a.ldırrnaz bir tutum, RMS'nin gelişmesine zararlıdır biçınılmalıdır. Aşkın insanian n yaşammda büyiik bir faktör olduğu sağ­ linir. İnsanı kanatlandıra.bilir. Yalancı, itirazcı allilik değil, fakat üyeleri lıklı, ger.;:..ekten komünist alılak gereksininıi duynluyo r. RME karşılık­ ilişkiler karşılıklı sağlam arasında kızlar ve erkek arasında, lı güvenin en büyiik ve büyük ortak davanuzın yaranna verimli işbir­ olnıru;l çok önemlidir . liğinin ilişldleri lllir Sosyalizm Okulu Olarak RMS

ncnci

ne

te

RMS ilerici gençlik için bir sosyalizm okulu ollnalıdır. Doğnıdan doğnıya soruularl a, Vatan Cephesi'n in progrdl"lllnı yiirütme, gündemde- bulıman görevleri yertne getirme ile ilgilenen, fruıizme ve gericiliğe cmr 0 ı savaean RME aYJll zamanda bir sosyalizm okuludur . Sosyalizm ve daha sonra komünizm için savaemay a hazır bir iı;çi, köylü, ö[;gençliğimiz olmalıdır.

ww

w.

Yolda,elanmza. beııinı Parti Bölge Konferansındaki konuşmaını okumalarını ve haıdunda düşünmelerini söyleyin. İnsanlanmza yalm bir gerçeğ: an!atmalısınız; bir ev yapmak istediğiniz zaman, çatı ile 10c bruılamalısınız, fakat önce temeli kazar ve atarsınız, duvarları ya. par, ondan sonra çatınızı atarsanız. Sosyalizm iç\n s..<ı.va,e da aynı nitelikte bir iştir. Kimse çatıyla. işe ~Jaelamaz, önce temeli atmaya zorunludur. Vatan Cephesi programını gerçekleştirme, işte bugün ülkemizde temel sonın budur. Onu inşa ediyoruz ve daha sonra duvarlarm üstüne <;;.atıp yerleştlreceğiz, Çatıya ne zaman varacağımız bin::'' nesnel koşula bağlı olacak, ama bu bize de bağlı olacak, öznel etl:enc. Ne kadar iyi çalışıraak, SDSyalizme o kadar çabuk geçeceğiz. Köylü bilir ki, o önoe eker, sonra yaban otlannı temizler, ondan sonra zenbrin bir ekin toplar, Toplum yaeamı için de bu aynıdır_ Marksistl er olarak biz :şu yalın gerçeği biinıeliyiz: sürülür, ekilir, yaban otlan temizle-76-


ııir

w; sonra rengin hasat elde edilir.

gcnQ

<insıınlar

bunu henüz

Yold3.<ilannızın çoğu,

özellikle

anlıyaıruyorla.r ...

yürümesi gerektii';i. sarsılmaz birgüçlerinin ilerici ve halkımızın anti·f3.<iist, demokratik kök.ten kal:ıntılannı liği olan Vatan Cephesi'ni güçlendinnek; faşizm sökmek, gericiliği za.ptetmek 9 Eylül tarihsel davasını - Ülkemisde miistafi bir sona ulaı;tınnaktır. Ve H:a~k Oumhuriyeti'nin inşası bunları ne kadar çabuk gerçekleştirirsek, halk:ımız daha güvenli olarak sosyalizme geçme olanağı bulacaktır.

ana görevüniz ön

saflarında gençliğin

om

Şimdi

ÜLkemizde Ma.rks:can !:>irşeyler öğrenmiş, ama papa,ğıı.n gibi öğren­ insanlar var. Onlar Ma.I'.ksizm'de yaratıcı bir biçimde ve eyleme kılavuz olarak değil, ama dogmatik biçimde ustaıaşıyorla.r. Biz yar2tıcı Marksistler olmalıyız. Bu Marks'tan sonra Lenin'm tanıttığı ye. ni şeyleri anlamamız demektir. Marks.ızm'deki yeni şeylerde akıEıca ustal3.<iaTak üLkemizdeki somut duruma bağlı olarak onun ekonomik kültürel, ulusal ve tarihsel özelliklerille bağlı olarak, ka.pitalizınden sosyalizıne geçme sorununu doğru çözme olanağı bulacağız. Marksist ve Leninist bilirnde esaslı ustalaşırsak, o bize, tüm ülkeler, tüm zıı­ maniar ve koşullar içüı bir reçete olıı.ı:ak değil, eylem kılavuzu olarak hizınet edecektir. Öyle bir reçete yoktur ve olamaz.

te

we .c

miş

ÇOK İYİ KADROLAR YETİŞİYOR

ne

(RMS Merkez Komitesi Üyeleri ile 7 Aralık 1945'te yapıhın Konuşmada.n);

w.

RMS'nin gençlik hareketi içindek.i rolü, ileriye doğru götüren, harekls<te geçirici bir gücün. l:>ir motorun, bir sağ elm rolüdür. Bu nedenle, pratik çalışmasında, ajitasyonunda ve propagandasında şunla­ ra dikkat etmesi gerekir: ı. «Biz yeteri kadar güçlüyüz, yeterli bilgimiz var, biz yapabiliriz.» Böyle sekteree düşüneelerden vazgeçin.

herşeyi

Tüm emir buyurmalardan vazgeçin. Birlik ve ikna gücü ile hareket edilmeli ve diğer Vatan Cephesi Gençlik Öıgütleri ile yold&'jç.a işbirl~ğji yöntemleri uygulanmalıdır.

ww

2

Remsist'lerin faşizıne karı;ı en etkin savaşı RMS gerçekten eylem yeteneği­ örgütüdür. Ama, yerine gegençlik bir sağlam en ve güçlü ne sahip, eşit bir zeminde, karşılıklı örgütleriyle gençlik tirilınesi ancak diğer çok ortak göre\~ vardır. bir saygı ve işbirliği ile gerçekleştirilebilecek 3.

Kendini

yalnızca

verdiği gerçeğine kaptırmamalıdır.


Bu gorevler

yorulmadan çaJL'jnı.ayı, fa:;ist reji~ min tüm artıklannın kökünün kazınması için kararlı bir savaşı. halk gençliği gfu;leıinin sağlam bir şekilde blrle.ştiıilmesini, işçilerle köylüler arasındaki ittifakın pekiştiıilmesini, -Vatan Cephesi'nin bel~ kemiği, Bulgar halkının birliğinin belkemiği~ ya:;lıların gençlerin ve en gençlerin böyle bir nıhla eğitilmesini ve yeniden eğitilmesini öngörür. yaratıcı çalış.mayı,

ne te we

.c om

Burjuva düzeninin savunucularuım geçmişte bazı çevrelerde halk güçlerine karşı güvensizlik aşılayabilmiş olması bizim için, Bulgar halkı için ve işçi sınıfı için çok büyük bir şanssı7.lıktır. Bunu özellikle fa!jlstler yapıyordu. Tezleri ise şu idi : «Bizim ülkemiz küçüktür. 1nsanlanımz azdır. Yalnız başıımza hiçbir şey yapamayız. Başıın.ızı eğın.eliyiz. Biz kendi ulusal endüstıinıizf yara.tamayız, Modern tanını geliştireme~ :neyiz. Güçlü bir ordumuz olaınaı!!. Biz güçsüz, küçük bir halkız.u Bu~ nu, bir yandan halkı kendilerine bağımlı durun:ıda tutarken, öte yandan halkın emeğinin ürünlerini, ülkemizin zenginliklerini satabilecek bir biçimde -ve sattılar da- becerdiler. Hatta günümüzde bile, bazı çevreler halk güçlerine karşı yeterinee güven duymuyorlar. Gökyüzü bu~ lutlandığı zaman, fırtına çıktığında, birdenbire özellikle aydınları; öğ­ retmenleri ve profesörleri bir duraksama kaplar.

İşçi sınıfının, köyliilüğün gücüne güven, haikıınızı.n gücüne güven duygusu geliştirilmeli, halkın ve gençll:ğin nıhunda ve gönlünde derin kökler salmalıdır. Bu güven hergün dalıa da güçlendirilmelidir. Bu amaçla sürekli bir açıklama ve eğitim çalışmaları gereklidir. Yabancı ajanıann zararlı, bozguncu girişimleri ile etkilenmedikçe, küçük bir ulusun kendi kaderini ellerinde tutabileceğine, eğer kendi gücüne inarursa ve ulusal özgürlük ve bağımsızlığına sıkıca sarı.lırsa 1büyük demokratik ülkelerin ona saygı duyacağıruı, olan inanç güçlendirilmelidir.

Özellikle bizim gibi ülkelerde aydınların oyuayacağı önemli rolier Yeni Bulgaristan, demokratik ilkeler üzerinde büyük boyutlu ciddi bir ekonomik ve kültürel inşayı uygulanı.aya başlıyor, Bu zor ve karınaşık bir süreçtir. Teknik ve bilim aydınlarının ve buıtiarın yanıtı­ da kültür işçilerinin aktif ve göniilden katılııru olmadan bu sürecin başaniması ve kısa sürede tamaınlanması olanaksızdır. Ancak biz, özel!!kle bazı yoldaşlann, aydınların genel olarak yozlaşmış olduğunu ve onlardan ciddi hiçbir şey beklenemiyeceğini öne sürdükle ri Sol Sekterlik döneminde, aydınlara parti içinde yeterince değer vennedik.

ww

w.

vardır.

Aydınlara karşı dalıa

doğuşunda

Çünkü

bu, Parti'nin

aydınlar arasında

önce de giiçlü bir kuşku vardı. Partimizin korumak için beili bir araçtı. dalıa fazla yabancı ve kariyerist unsurlar saf~

savaşçı yapısım

-78-


.c om

!anınıza katıla.bilirdi. Ama, partinın pekiştirildiği, öncü parti durumuna geldiği ve di~r yandan keskin savaşırnlar ve büyük olaylar sonucu bir yol aynmına gell.ndlilJi şimdiki !koşullarda aydınlara karşı tam a.'1lanu ile yeni bir yaklaşım gereklidir. Aydınlar, onlar arasından en sağ­ lam olanla.n, en yetenekli uzmanlar, bilim adamlan, kültür ve sanat alanındaki kişiler ya doğrudan bizim saflammza katılma.lı ya da bizimle ve Vatan Cephesi içindeki bağlaşıklarunızla \şbirliği yapmalıdırlar.

ne te we

Aydınlar arasında değişim o denli kolay olmaz. Kendilerini çok daha büyük bir güçlükle değiştirirler. Çok fazla çaba harcanmasının nedeni de budur. Bir elbise çok kısa sürede değiştirilebilir. Ama beyin yavaş yavaş değişir. Bir kez yanlış bir dünya görüşünü kabul.lennı.i.ş kişinin kendini bundan kurtarması için kendi içinıJ,c savaştın vernı.esi gereklidir. İdeolojik bir savaşıın vermek zorıındadır. Toplum kesimleri burada etki etmek ve yardım etmelde yükümlüdür. Aydınların belirli katnıanlannın yeniden eğitim süreci başantı bir sonuca ul.aştınl­ malıdır. ıre bu alan RMB için en geniş çalışma alanlanndan biridir. Ancak aydınlan yeniden eğitmenin zor olduğu unutulmaına.lıdır. Doğal bir sağ d uyuya sahip bir işçiyi, bir köy! üyü yeniden eğ~ tmek daha kolaydır, çünkü kafası çeşitli formel ve mantıksal yapılarta ve softalıkla dolu değildir. Yaşınun kusuır.suz mantığını daha kolayca kabul etme yeteneğine sahiptir. Ancak bir insan belirli bir dünya görüşüne, i>ir bakış açısın&, özellikle sekter bir bakış açısına. sahip olduğu zaman çok çalı.şması. gerekir, örgütsel eleştiriye, dostça eleştiriye ve özeleşti­ riye gereksinim duyar.

Üniversite öğrencileri, ~r öğrenci kesimleri ve genel olarak aydek oid$ndan daha sağlam, daha doğru temeller üzerine otıırtulmalıdır. Yozlaşmış ıı.yd:ınliı.nlan söz. etmek değil, faşist ideolojinin ve onun değişik görüniimlerinill etkisinde şu veya bu şekilde kalmış olanların kanıtlarla ve ikna yöntemi ile Vatan Cephesi davasına kazandınlması gerekir. Bu her zamanki propagandadan çok daha zordur, ama kesinlikle gereklidir.

w.

dınlar arasındaki ça.l!şnalar şimdiye

ww

Genel olarak bizimle birlikte oinıayan aydınlar kesiınilli etkileyebilmek için yüksek düzeyde kendi aydınlarımıza ihtiyaç vardır. !şte bunun için bizim Remsistlerlı:ıılz, kadrolanmız ideolojik olarak iyi bir şekilde sila.hlannıalıı.dır. Bizim marksist blllnılnılz bize bu ola.tıag). veriyor. Marksizm, doğal olarak lllaii'ksist eserteri sayfa sayfa ezbere biten, ama her adınıda yanlışlar yapanlar gibi edebi olarak öğrenilme­ ınelidir. Marksist kitaplan tıka basa beyine doldurmak gerekli değildir ama marksizmi temel olarak ö{!ırenmek, düşüru:erun, olaylan açıkla­ manın diyalektik yöntemini öğrenmek gereklidir.

-79-


e.

co m

tur, Bir çogu §<'Yle der ; olmma ya vakit yok, çok ış var. Bu dogruc in işçiler Jd, ama tümüy le değil. Çalışmalar o şekilde öğrütlenmelidir yar& nice! olarak çok değil ama ideoloj ik silanla runa için temel olanı, ola lanna okuma olanı i gerekl a nlannd tıcı çalışm.alannda ve savaşa su bilgiye rler, salıipti akla bir rıak sağlanmalıdır. Genç insa:nl ar canlı bilgi te nıcelik büyük çok ve sanuşlardır, ama çok çeşitli ve bağlantısız nıanıa­ bulun an bir nıağazaya benzey en bir kataya salJip olmay a çabala. iyi daha da aynı zaman hdırlar. Bilgi, yalnızca varolanı açıkladığımız, reh· eyJem bir şeyle değ:iştirebileceğ:imiz tüm bir dünya giia:iişünü, bir da olma· oorini temsil eden bir sistem içinde biılbiri.ne bağlantılı durum le kadrol ar için gerekl idir. !ıdır. Böyle bir bilgi böyle bir öğretim, öreilik işçi'er var· Harek etimiz içinde bir profes örün bilgisi ne salJip olmay an edilme sine Arzu ir. izyend akadem dır. Profes ör tarıh ve felsefe bilir, rine diğerle Ama ebilir. bilmey rağınen işçiınlz her şeyi ayrıntılı olarak i gitmes yöne ne n biırinl öncülü k etmek için, sorunl an ÇÖZmek için, niBilgisi idir. bilmel gerektiğini öncede n görece k kadar gerekl i olanı ma eğitim görmüş bir in· ce.ı olarak az olabili r ama nitel olarak ortala eşlik etmeli dir. sanınkini aşınalıdır. Bu bilgiye pratik deney

w. n

et ew

Lenin, yalnızca genel teorik sorunl arla ilgilenmeınlş, yalkalınanu.ş, ama Sovye t iktidannın ve nızca büyük eserler yazma kla En küçük şeylerle ilgi· Bolşevi..'< Partis inin kurniniası ile uğraşınıştır. bir köylüy ü bile dinleJ.enm.iştir. Hatta Sibiry a'dan Mosko va'ya gelen in in· yecek zaman bulabilmişti, çünkü köylün ün sayesi nde o bölgen sanlan arasında neLerin olup bittiğini öğrenebiliyordu. bilgi· Az sayıda sınıfa çok öğrenci ainıak iyi bir şey değildir. Ama eleme bir ve tir ye olan susuzl uk çok büyük tür, adayların sayısı yüksek neden i budur. Ve ünivef Si. olmasının, giriş sınavanın zorunluluğunun vı..orebilmek te dışında kalan binlerc e kişiye bir eğitim gömıe olanatı da öğ. için gece ve pazar üniver stteler i açmak gerekl idir. Aynı zaman re nciler için maddi yardınun örgütl enmes i gereki r. örneğin

ww

çalış· Bizim öı;.rr.encilerimiz kararlı bir şeklide çaJışm.alıdırlar. 1yi iyi yarın Onlar r. değildi st ınayan öğrenciler, kız veya erkek, iyi Rem.si uz. iyi ise Bize zlar. bir doktor , bir mühen dis, bir ta.ınm uzmanı ol.anıa ma:ı.lar gerekl idir.

daha. az toplantı yapılsJn a.ına zin çadaha iyi hazırlanınış ve öqrütl enmis olsun, böylec e öğrencilerim:i , ve lerinin öğrenci tıp lışaca.klan zamanla.rı olabils in. Hem hukuk , hem bilme· şekilde bütün diğe<r öğrencilerin nasıl çalıştıklarını çok iyi bir takındı· !iyiz. Eğer bir öğrencinin dersle rine karşı üstün körü bir tavır Toplantılarm sayası smırh o!ı;un,

-80-


bir karar ıı.lı.nmalıdlr : bir ay içinde, iki ya da üç ay içinde sınavından en iyi notu alınalıdır, eğer bunu başa.raıı:ıazısa eleştirilğı anla.şılırsa.

e.

co m

melidir. Kesin disiplin gereklidir. Disiplin o:ı.ına:ı:sa. hiçbir §eY dü:oenli yü. rümez_ Üniversited e etk:ln eylemcilec!' olabilmek için Renısistler ve parti üyeleri iyi öğrenciler Q!ma.Jıdırlar. Bunu pmtikte baıjambilmek için, iş daha. çok insan arasında bölii.ştürülmelidir. !şin yanlış bir şekilde da-ğıtılması büyük bi.r eksik:liktir. Bir çok insan kendini, yerine başka in,. san konamayac ak ·bi!r' k:l.şi sanır. Ne var kl, bazen çok başarılı olımısa da, hayatta her kişinin yerine bir başkası konabili.r. Bazıları en iyi işi kendilerini n yapacağını sa.nır ve işi daha zayıf kişilere akta.r:ınaktan korkarlar ve böylece istemeden yeni kadrolann ilerleme yolunu tıkar­ lar. Bolşevikler buna karşı çok ciddi ve sistemli bir savaşım veririDr ve böyle eksiklikleri acını=zca. cezalandınrlar. Önder yalnızca büyük sorunlarla değil, en az onlar kadar kücük • sonıniarla da ilgilenmelid ir.

çük

ile, büyük sorunlarla ilgilen.irken kü-

et ew

Hiç kimse yükaek politika

sonınirurla ilgilenınemesi gerektiğini düşilnmemelidir.

w. n

önderlik bir araca sahip olmalıdır, ona yardım edecek insanlam sahip olmalıdır : önderliğin varlığının nedeni budur; her şeyi kendi ellerinde tutmak ve örgütün gelişirninden sorumlu olmak. Bundan başka, eleştiriden korkmamalı ve kaçmamalıdl!l'. Eleştiriye dayaı:ıanıa­ yan işçiler vardır. Bunlar genellikle başarısız olurlar. Halkın, kitlelerin sağlam sesine kula.k vermeyen, onlann isteklerini ve göriişlerinl hesaba katmayan ve eleşt.irildiklerinde danlan işçiler, önemli veya önemsiz bir işte olsunlar başarılı olamazlar.

ww

Tembellik de olmamalıdır. Tembellik genel olarak tehlikelidir ama en tehlikelisi beyin tembelliiğidir. 1nsanın dii.şünemeyecek kadar, işle­ rin içine bütiinsel bir şekilde giremeyece k kadar tembel olmıı.sıdır, yüzeyde kalmasıdır. Bazısı ikl iki daha. dört eder diye dii.şünür ve bunun· ia yetinir. Ama yaşam bu çeşit bir aritınetik değildir. Çok karmaŞık ve olağanüstü çeşitlidir. Düşilnmeyi ve her soruna bütünsel olarak bak mayı öğrenmek zorundayız. Bunun için zorlu bir çaba ve eğitim gereklidiı. Beynin, aklın eğitiinıesine, eleştirici ve özeleştirici bir yaklaşıma gerek vardır. Bir insan geeı;leyin yatağ:ına girdiğinde o gün boyunca ne öğrendiğini, neler elde ettiğini düşünmesi, bir hesap çıkan:rı;ası, bir oonraki gün için dersler çıkarmas.ı iyi bir şeydiT. Ve zaman zarn:m bir kaç saat için odasına kapanması ve çalışmasımn olumlu veya olumsuz yanlarını incelemesi iyi bir şeydir. Bu yararlıdır, çok yamrlıdır.

-81-


lıklar vaırdır. İnsanlık Bilindiği gibi bir çok fiziks el ve zihi.ııııel hasta

lıklara çakend ini tümü yle kurlaramaı:ıııştır. Tıp bu hasta .<Ie, devle tte ve diğer re bulac ak kada r ilerlememi~tir. Am<:, örgütle!llM için gerçe klik duyg u. laır insan sorum lu görev lerde bulunarı bizim gibi r. Böyl e bir hasyoktu elisi tehlik sunını yitiri lmes i hastalığından daha lanan bir kişi, yaka ın Bu hastalı!ğa talık var ve ne yazık ki çok yayg etkis i altında arın l olayl ayak ian üzeri ne sıkıca basanıaz. O rastlantısa, ekler i olduGerç r. ş bir ata benze davranmaktadır. Göz sipe:rliği takmı şlığın ve yanlı tanımlar. Bir çok ğu gil>i değil, olmasım istediği gibi bıışarısızlığın nede ni budu r. ikle zor)u kiar ve baGerç ek olduğu gibi görül melid ir. Baze n, özell değildir. Her zama n ı;eyleri olduğu ~ızlıklar olduğunda gerçe k hoş de kabu l etme meye gil>i görm eye ve onları olmasını istediğinlz biçim

.c om

hıınlardan

çalışın.

ler

vernıiyomunuz.»

et ew e

değildir; herke &', Soru n gena l oJara k kadro bulaııı.aması soru nu ı onlar ileriy e götü rmek gücü ne· ve yeteneğine uygu n bir yer bulm ak, becer ikti olmadv;\unız­ ve onlar a yeteıri kada r yardmı etmediğimiz ve şunu vurgulanııştır : «İş yapa cak dır. Vlad imir tlyiç Lenl n l>ir çok kez u değildir. Vardır ama hiç kinıseflin oJmadığıru söylü yorsu nuz. Bu doğr onla ra uygu n görev z, sunu uyor siz onları a.Fdffilyorsunuz, onları bulm

Bu süre boyu nca her kiinsan lar getirdiğini, şimdiye dek şinin nasıl davrandığıru ve bize yeni ama kend inl iyi bir bine sekre ter m; de komi teleri n üyesi olmamış Onla n farke delim ki, çimd e g&;teruıiş olan lan gözle mem iz gerek irdi ve isteği kaza nabil mele ri lider lik görev leri için, gerek li dene yimi, zevki prati kte dene yimd en için yardım edile bilsin . İnsanlar büro da değil, kentl erde, okull arda ve geçir ilir. Eğer Sofy a'da, Plovd iv'de ve diğer ren insanların az olg&;te inl kend ii.niv erslte !erde bir taram a yapılırsa usuz ca görev e getir ilmel idir. Biz, madığı görül ecekt ir. Kadr olar kork polit ik malıkuralann içind e kadr o yalnızca kend imizi n, partizaniarın, zeki ve çok umu t verie i kadr olar aımı:ııaya al.ıırtık. Şimdi çok iyi, genç, Yeni kadr olar eğitiimeli ve kork uyetişiyor. Onla ra cesar et verel im. adan önüm üzde ki gösuzc a görev e getir ilmel idir. Çüııkü bunu yapm revle r başın ile yerin e getiri leme z. kampanyasına giriştik.

ww w

.n

Büyi ik bir seçim

Daha önee ııpor RMS 'nln spor örgü tleri ile sıkı bağlan olmalıdır. sekt er= bir saçmalık­ örgü tlerin e karşı önem seme z bir tavır vardı. Bu a.racıL;'i:ı ile, kültü r fizik aracılığı tır. Gençliğin önem li bir kesim i spor tüm Remsistıerimiz için ile eğitilecektir. Kült ür fizik, kız yada erkek -82-


geTek\id.ir. Burada, zamanın ve gücün doğru bir biçimde dağıt.ılması gere!kir. Bazılan şöyle diyor : biz atlet Qlursalc iyi bir önder ola.ınayız. Ama sorun, sizin atlet ya da şampiyon olmaruz değildir. Sporda halk

ve gençlik için çal1şınıı;k, sa(:lığın, gücün ve kapasitenin etkin olarak yer almanızdır.

kaynağında

gelince, bu, gizli düşmanların, casuslann safianizin vermemek için en üst düzeyde olmalıdır. Ara. mızda saf ve çat>uk kanarı insanlar var. Geçmişte bu çabuk güven nedeniyle çok zorluk çektlk. İnsan gözünü açıruı.Iı ve keskin bir sezgiye

.c om

Uyanıklığıınıza

ınıza sızınalarına

sahip olmalıdır. Eğer şüpheli herhangi bir izleyin, çabuk adımlaır atın, örgütünüzü kurtçuk:lardan koruyun. ğal

Bizini insanla.r:ıımz 7-ekaya sahiptir.

ı;py

sererseniz hemen onu çürüınekteıı ve lıo:r.guncu

uyanıktır, gençliğimiz

tetiktedir,

caniıdır,

do-

ww w

.n

et ew e

Anayurt Savaşına katılmakla faşistlerin halkın alnına sürdüğü lekeyi temizledik. Şimdi çalışarak, savaşım vererek ve kararlılıkla uı usal gururumuzu ve şerefimizi yükseltıneliyiz. Hal.kınıızın, işçi sııufı­ rmzın, köylülerinıizin, gençllğimizin gücüne güvenerek, inanarak zorluklan yenebileceğ:iz. Bütün iç ve dış soruniaruıuzın çözümünün anahtarı ilk önee ve her şeyin üstünde bizim, Bulgaristanlılaruı ellerindedir, ulusal hirliğirnizdedir.

-83-


.c om

DEV RiM Mi

UZLAŞMAK

'

MI?

we

iran'da çeşitli milliyetlerden halk kitlelerinin, Faşist • Sömürgeci Şah relimine karşı mücadelesi günden güne daha da güçlenerek devam ediyor. DerglePEY~ mizin bu sayısında, iran'da cDevrimci Marksist - Leninist Gurubu»nun, n, yayınlana sayısında Eylül in KAR HALK • Halkın Mücadelesi> isimli gazetesin hakkında si mücadele n halklarını iran yazısını. adlı mı?ıı •Devrim mi, Uzlaşmak uz. okuyuculanmızı aydınlatmak amacıyla, aynen yayınlıyor

KAVA

ww

w. ne

te

Eylül ayında halk kitleleri nin kanlı ayaklanması, özellikle bu ayın 7 ve 8. günlerin deki büyük ayaklannıa.lar, bizim dlkka.tim izi şunun için daha. fazia çekrnekt edir. Bu ayaklanmaların siyasi önemi ve kalıra­ bu mücademanlığından başka bir de şimdiki devrimc i mücadel eyi ve koymuştur. ortaya !eleıre katılan toplums al güçlerin durumu nu açıkça Yine bu ayaklan malar, halkın dfu;mam faşist Şah Rejimin in plfın ve prograrnıarına etkisini koyacaktır. Eylül ayının 7-8. tarihleri ndeki şanlı ayaklan malar zulüınle dolu n çelikten irayaşantıyı artık kabul etmeyen milyonl arca halk kitlesini desiydi. Bu ayaklan ma açıkça bunu belirtiyo rdu ki milyonl arca halk kitleleri , en büyük fedekarlığa, şanlı kitle kahraman!ığı yaıratmaya, kölece yaşantıyı, Şahlık faşist sistemin i ve Empery alizmin talan edici hakimiy etini yıkarak, onun harabele ri üzerine yen! demokra si sisteminin temelini atmaya hazırdılar. Yine bu ayaklanmaların sloganları ve eylem çerçeves i devrimc i güçlerin , özellikle proleter devrimc ilerin, kitleleri n kendiliğinden har reketleri yle ne kadar uzak ve kopuk olduklarını ve kitlelere önderlik te ne kadar zayıf olduklarını açıkça gösterm ektedir. Şüphesiz bu zaaflar başarıyla rı tarumad an ve onun nedenler in! eleştirmeden bu durunıu kitle başlayan ayında eylül senenin Geçen ortadan kaldıramayacağız. tüm e Tebriz'd 17'sinde ayının mücadel eleri 1 Ocakta Kum'da , Şubat


.c om

ülke çapında. bizyoi!:k ayaklanmalam dönüştü. Artık halk kitlelerinin mücadelesi karşısında. Faşist Şah rejiminin harıçeri kesemeıııektedlr. ömeğin, 1963 ayıı.k:larımaları gibi halkın mücadelesini bastıranıa.nıak­ tadır. Reforıniıötlerin ha.lkm mücadelesinin gelişmesini, keskinieş:mesi­ ni önieme yolunda tüm çalbalanna rağmen, halkın şu son 1 senelik mil.cadelmi, proleter devrimci bir önderllkten yoksun olmasına. ra.ğ;ınen, truıizmln ve eıı:ıpeı:yalizınin sopasından daha güçlüdür. Fruıist l:ıa&k:ı ve terörler, dem.ok:rasi ve özgürlük: için mücadele eden haJ.k kitlelerinin mücadelesini, keskinleştitir ve devrimi daha yak.lruı­ tınr. Lenin'in 1905 Rusya devrimi için söylediği şu Ei:izleri İran'la ilgfli Qlara.k tekmrlayabilir .iz :

«İşçi ve köylü ayıılı:Jannıası daha §imdiden başlamış bulınınıaıı:ta­ dır;

bu ayaklanma,

dağınık, kendiliğinden

ve

zayıftır

ama,

tartışma

götürmez bir biçimde kuşkuyıı yer bımlmı.ayacalı: şekilde, kararlı bir

verebileeek, kesin bir zafere

doğru

yürüyebilecek güçlerin

we

savaşım

lığ1.m tıınıtla:ınalı:tadır.•

vaıc­

w. ne

te

Dağırtık ve lrendlliğindim olma nedeniyle mücadelenin güçsüzlüğü, subjektif şartların olgı.ı.nlaşnıaması, yani halkın mücadelesine önderlik edecek Komünist Partisinin olmayışı (bu da proleter devrimcilerin ideolojik da.ğınlklıfk1arından doğmaktadır) ve bunlaırın yanında. milli burjuvazinin banşçıl ve reformist siyasetleri ve özellikle milli burjuvazinin üst kesiminin örgütü olan (MİLLİ CEPHE GÜÇLER! B!RLİG!) 'nin haLkın mücadelesine yük:lenme çabası, şu iki inlkam doğur­ maktadır :

1) Proleter devrimci güçler kendi safiamu birleştirerek, kitlelerin mücadt>lesinin önüne geçerek, devrimci köylü ve şehir emekçilerini, küçük burjuvaziyi toplayarak silahlı halk sa.vaşıru, halkın tek kurtuluş yolu olarak gösterecek ve tüm halk srruflarıru proletarya'nın en az programı çerçevesinde biTleştirerek hakim sıruflara ve emperyalizme karşı devrimi başanya götürecek, ve yahut ta; 2)

Mücadeleye katılan tutarsız güçlerle şah rejimi arasında anolur ve halkın bu büyük: ayaklanması yenilgiyle sonuçlanır. Bu anlaşmanın biçimi ne şekilde olacağı, üzerinde şimdiden bir şey söylenemez. Aynca bu iki ihtimalden hangisinin gerçekleşeceği konusunda. da bir şey seylenemez.

ww

lruıına

Biz bu meseleyle ilgili olarak yine Lenin'in 1905 devrimi için söysözleri İran'ın bugünkü ortamına uygun olduğu için tekra.rlayabiliriz : Böyle bir zaferin «olasılık ölçüsünün ne olduğu başka S<>rundur. Bu konuda düşüncesizce iyimserli~ kapılına eğiliminde deği. lediği şu

-

85 ----


unuu nuyor uz. Atnı:ı bir an bile bu görev in çok büyük gi.u_,.~Jükh.:ruıi zafer i kazi:uınmyı i:stenıcli ve ona dövüşmck için yola çıktığınuza gön~, zafere öneiii lik cdcbi lc· varan doğru yolu göste rebilm cliyiz . Böyl<., bir cek eğilimler kuşkusuz vardır.» gelişmesi, gerek se E:yliil ayındaki halkın müca deles i gerek siyas i olaybrıyla ve atılan sloga nlar bakımından, iran'ın devri mci liz~

doğrulamaktadır.

.c om

g-eni'jliği,

ilgili olara k Lenin 'in sözle rini

in halk kitlel erinin müca deles i ki, onun en belirg di· , şiddet kapsa yan devri mci niteliği kendiliğinden oluşu, tüm halkı kitle hareketindım gerid e rının, şartla ktif sübje ğer yand an devri min i toplıuıısal güçle r katılmaktadır. kalmasıdır, bu kitle harek etine çeşitl vazi ve hem de milli cı Hem prole tarya ve saltanatçı uzlaşı milli burju bu halk harek etine biri her burju vazin in alt kesim i, bu sırunardan bund an başka da da Aslın kendi damgasım vurrııaya çalışmaktadırlar. ği ve onu kend i edece lik olama z. Prole tarya halkın müca deles ine önder çizgi safında birleştirerek önderlil< programı çerçe vesin de ve devri mci barışçıl siyas etleri n etedebi lmesi veya halkın müca deles i reforınist ve mle anlaşmaya vankisi altında kalar ak hakim sınıflar ve empe ryaliz m bazı tavizl er verer ek kendi ni lacağı ve bunu n sonuc u olara k faşiz nde faşist baskı ye terör ünü estisağlama alara k, yenid en halkın üzeri bağımsızlığını korecek tir. Bunla.rın hepsi proletaryanın kendi siyasi ır, yani halbağlıd ne lmesi edebi ruyar ak, halkın müca deles ine önder lik , yoksa , saı­ nudır ak vurac km müca deles inin tümü ne kendi damgasım cek midir ? eriye e krasis i içind tanatçı milili burju vazin in sahte demo rısal güçlCTin ili'j.kilect ve Halkın safında yer alan sımnar ve toplıır enini st Teori k ilkele ri sist-L Mark bu sınıfların şah rejim i ile ili'jki leri kle halkın mika deözelli ve yönü nden besbc llidir. Bura da önem li olan çözül mesi gereüzde, lesini n geli'je n şimdiki aşamasında, bizim önüm §artlarına uyözel ken sorun , M. L.'nin haJkın müca deles ine ve onun Rejim i tm Şah Sarayın uşağı Muhaı:ıımed Rıza gulamaktır. Beya z ni ve cinay etleri tekra rlaCarte r, Vatanınıızda Vietn am katliamlarıru barış yolun a çekıneyi maya haı.ır olduk lan halde , halkın müca deles ini e Parti sinin iııkıJA.­ de düşünmektedirler. Saltanatçı burju valar , «Tud min uşağı Tude PartW , bu yolbı örgüt ü• çetes i ve Sosya l Empe ryaliz da rejim in hizme tçiler idirle r. çekili rse, ve prole tarya kitHalkın bu müca deles i, barışçıl yolla ra Şah Rejim i yenid en lelere önder lik etmez se, bu dağınık ortanıda faşist iyeti yenid en ııağlana.. yerin i sağlamlaştıracak ve empe ryaliz min hakim nceye kada r uzun erişi a ortam cak ve kitle harek etleri bu seviye ye, bu yılların geçm esi gerekec:eik:tir. geniş

ww w.

ne t

ew e

Bugü nkü

-86-


Halkın mücadelesinin son zamanlarını dcğerlendirdiğimizde ba m;çı.l yol tehlikesiııin var olduğunu görüyoruz. Bu barışçıl yol keııdlsi

ni din perdesi ardında gizlemektedir. Binlerce şchiUcrin kanı ilc yükselen halk:n mücadelesi Ariyamr (Şah) faşizmindcn, taviz aracı olarak kullanılmak istenmektedir.

.c om

Saltarratçı ve teslimiyetçi burjuvazi, halkın mücadelesinin yöoıü­ nü degL,tirmeye çabalı;.rrıaı!d;a ve bu mücadelenin hedefi olan fa~isi Şah rejimini korumaktadır. Onlar b ı amaçlarını gerçekl"'ltirebilmek .icin hem (Saltanata evet, hükün,ec yok) sloganı ile kitlelerin anay,ı.saya tabi olmalarını, anayaEn çerçevesinde mücadele etmelerini göstermekte, hem de, barışçı dinl 'lderler, halkın mücadelesinin sadece dlnsel mücadele oldugı;nu, siyasi yönü olmadığ;ını söylemektedlr.ler. Ve rejimin istediği gibi süküna, huzura kavuşturmak istemektedirler. Bu siyasetlerin krurıjısında devrimcilerin görevleri nelerdlr?

İran

ew e

Milli burjuvazinin tüm barışçıl siyasetlerine karşı mücadele et, oun;,ı yaparken, amacımız, onu karşı devrim safına ltmek değildir. Onun b~.rı.şçıJ siyaseti.n.' etkisiz kılanken, milli burjuvaziden yedek güç olaralr, imkanı olduğu müddetçe, silahlı hak devrir:ıi­ ne hazırlamak ilerietmek ve zafere ulaşması için yararlanmak gerekmektedlr.

rnek gerekir. Tabii

devrimi tarilıinin, gelişmesinin bugünkü aşamasında yapıl­ gereken devrim, burjuva demOkratik devrim olduğunda hiç şüp­ he yoktur. Fakat bu devriruln sonuçlarından yalnız veya en !az.la, milli burjuvazi ve küçük burjuvazinin yararlanacağı söz konusu değil<lir. Bu temele dayanarak slogan.lann ve isteklerirı bu çerçevede olması da söz konusu değildir. Örneğin slogan ve istekierin, dinci liderlerin istek ve sloganlanyla çeiL,memesi, dfu;üneesi ortaya çıkıyor. Bu düşiince te. melden yanlı.ştır. Bu dfu;iince burjuva demokratik devriminde proletaryanın bağıınsızlığını inkl\.r ederek onu küçük burjuvazinin ve burjuvazinin kuyrukçusu yapmaıktadır.

ww w.

ne t

ması

Şimdlki mücadele sürecinde Ç"'litli halk sınıflan tarafından atılan, Burjuva demokratik devrimln slogan.larının farklı oldugı.ınu haik kitlelerine anlatmak gerekir. Bugün bir yandan Saltanatçı burjuva (meclisin dağılmasını ve seçim serbestliğini) bağırrna.ktit.dır. Fakat aslında, şimdikl mevcut sistem çerçewsinde bir takım tavizler a.lmak peşinde olduğundan muhalefetini Şah'ın faşist diktatörlüğü ile ilan etmektedir. Bir yanda, esnaflar, dinci ve diğer aydınlar hii.kim snnfların rejiminin devrilmesi ve emperyalizmin hakimiyetine son veıril­ mesini istemekte, diğer yanda, L,çiler ve köylüler demokratik halk

-87-


cu:m.lıu.ıiycl.lııi !mrnı.a.k

için

farkla r göz

aırdı

daki

esaslı.

silahlanınaya l:ıazırdır!M. Bıuılar a.n:ısı.!ı­

edileb ilir mi?

Hayır.

ew e

.c om

ııde Bugün grev leroe, göster ilerde ve kitle,le rin ~ müca.deleleri. emve rejim ve nde tespiti ların ortaY""- çıkan çelişkiler .örneğin sloga.n er- din ve peryal izm müess eseleri ne karşı kullanılan devrim ci şiddetı ve bağun­ mWk demok matery a.lizm arasındaki çelişki değil; halkunızın şü­ görünü ın çıkışın Sl'l;!ı.k mücad elesind e iki yol ve iki ç~nin ortaya isteek dür. Burjuv azinin haikı.n mücad elesine hakim olmasını önlem elcsiyen d&Vrimcilerin ve onnn ~ında. prolet er devrim cilerin mücad adır : K1tleleri., di!r. Bu mücad ele nitelik itibari yle iki yol amaçla.nıa.k:t i Milli devrim için ileri adırniar atııı.a.ıan için yönleııdi.rnı.ek. İk.i:ncis ­ etnıe.k yot i zemin ğı yarattı için BQ,I"juvazinin anlrujma.k ve uzJ.aşııı.ak Emper kan Ameri güçler l tir. Orneğin 17 Eylül mücad elesind e .banşçı. koortaya esini devrilm yıı.liı:minin !IDcirl i lk.öpeği Faşist Şah rejimi nin r halkın mücad elesini çabala Böyle lardı. çıkıyor karşı Iaa-a yan sıogan. ıız!aşrnak a-yas a çe<"Çcvesi içinde tutma k ve faşist Şah rejimiy le devrim cilee tamtından bu amacını gütı:nektedlr. Devrim ciler ve dinci sloga.nı. tüm gösteri cibarııjçll güçler e inı.kan verilm edi. Ve şaha ölüm komün ist hareke tin ve ratik demok Fakat ler tarafından atılmllkta idi. uz!aşıcı çizgiazinin burjuv atçı belirttiğimiz zaaf,laırı nedeni yle sa.ltan ri yenme k çizgile ı Uzlaşıc ştır. sinin ha.kim olma tehlike si zor olmamı ve devrim i başanya ulaştırnı.a.k için :

ww w.

ne t

Komü nist Partis inin inşası ve kitlele rin mücad elesine proıe.. r atmak gereki r, bu da taryanın önderl igini sağlamak için ciddi adırnia ancak tüm tran Ma.rıksist-Leninist'lerinin birleşmesiyle Qlur. ve ki- Halkın mücad elesini n amacı•ı ve onun devrim ci şiddet !et dev ve jim re llini Ameri kan Emperyalizıninin zincir! i köpeği olan . yöııeJ.t tedir.) sistem ine (ki onun ~ında Faşist Rıza şah çetesi gelmek m ek gereki r. Devrim i başarabilmek için tek altern atif olarak , devrim ci demok propaola.rnk aktif ratik halk cumhu riyetin i ve silahlı halk savaşımn ciler ve onların başında gandasım yapma k ve onu geliştirmek, devrim mücaprolet er devrim ciler olmak üzere bu iki mesele yi kitlele rin tüm eden' irı.kar dele alanlarında vurgu lamala n gerekınektedir. Bu ilkeler i teetmek t veya ona az değer veren tüm görüşler, banşçıl yollar a hizme bu ve şu dir. Seçim serbestliğini, miilet meclis inin yenile nmesin i veya sürenl er, devlet müess esesin in tatilin i halkın giiniü k isteği olarak ileri Cumhu halk kmtik deıııo açıkça ve bu isteği mantık ve bilims el oJ.aıraık refor.zlarsa koyıııa ortaya olarak riyeti ve silahlı Halk Savaşı ile ilgili meronun ve ni birliği Ha.lkın r. mist (uzlaşıcı) ve karşı devrim cidirle -

-88


ke2inde olan iş;i köylü birliğini devrimci çizgi teınıel.lnde birleştıı:nıe:.t için ak:t1f ola.rak mücadele etmek llıım ve bıı mesele ı.ıe ilgili olııirlıik

devrimci dincilerin dayıınışrııaı;ını sağlaınlaştı.rnıa.!c gerekir. Bire göre devrimci dincilerde din maskesiyle ortaya çtkan barışçıl g cJ.er:le aınansız mücadele etmel!dirler. Bugün siyasi bakımdan halkın mücadelesi Içinde saflıı.şına birbirine saldıl'gan ola:n dinci ve dinci olmayanlar değil burjuva llberalizıni çizgisi ile proleter devrimellerin başındA geldiği devrimci çizgidir. Buna göre deVlinıci çiz€iyi savunan safı bolmlak isteyenler hangi ınaslre altında ollll'lllı olsun (öm.eğin dinci ve dinsiz sözü altı. nda) karşı deVlinıci ve halkın ve tran devrlminin aleyhlnded!r. Buna göre komünistler ve devrimci dinciler e.rasında, !cini haldm kı.lınıılı:: isteyen ıız!aşıcı güçlerin progrn:mını. belirtmek gerekir. Ve oı:ıla.rın bu yoldan yamrla:na.rak h.a.lkın mücadelesini rejlm!e banştırnıe. amacım ydk etmek gerekir.

.c om

dıı. komüırlstler'le

ww w.

ne t

ew e

Halk kitleleri içinde mevcut olan devrimci coşkuyu muhafam. ederek rejime daha dıı. ağır darbeler indirıneli. Halkın hükümete kar.ıı her yararlanarak gereken mücadeleyi en genili çeşit h(Jiinutsuzluğundan 1'e devrimci nitellllrte örgiitlemek, kitle.lerin 16 -17 Eylül ve öteld aylardaki devrimci ~ddetini desteklemek ve faşist baskı ve teröre karşı devriınci şiddet uygula:nıak gerekir. Eylül ayının 8'inde milyonlarca halk kitleleri caddeleri ve meydanlan Pehlevi hanedamnın adilll değiştir­ mek için dejlil, daha da tehlikeli ve devrimci büyük eylemler için hazır mücadelede doğru önderlik olsaydı olduklarını omya koydular. Bu •nllyonluk kitleyi radyo istasyonuna ve zindanlara doğru yöneiterek tutukluların serbesttiği için ciddi adımlar atıinuş olurdu. Milyonlarca emekçilerin ayakla.n:ınası ve onlann binlerce şehit verınesi yalruz mevcudiyetlerini göstermek için değildir, böyle kıılıramanca savaşan halk kitlesini, kendileırini savunmak ve rejinıin silalılı kuvvetleri ile çatış­ mak için sllanlarıdırnıa ve rejimin silalılı saldırısına, kitlelerin sllalılı cevap verme zorunluğu yok muydu? Tabü ki zorunludur. (Bu silalı­ lanma çeşitli yollsrdan olabilir. örneğin bir ıkere kitleter karakolu ba.. sarak bu işi yaptılar) 7- 8 Eylülde milyonlarca kitlelerin mücadelesine doğru önderlik olsaydı büyük ve dalıa da aktif eylemler yapılabilirdi. Ve bugün de halkın devriınci çoşkusundan gereken yarar ve sonuç elde edümedi. Şinldlden barışçıl yolun, saltanak biçimini Yunan ve Portekiz biçimi anti-demokratik ve dışa bağunlı cunılıuriyeti ile değiştir­ mek arzusunu ve halkın mücadelesinin bir parçasım hakim Silllfla.rla uzlaştırma çabalarını hoşa çıkannak için mücadele etmek gerekmek. tedir, Bu ruwl o!scaktır? Devriınci demokratik halk Cunılıuriyetini açıldanıak ve propaganda yolu ile tarutı.nak ve toprak devrimi ve silalı­ lı halk ..ılı.vaşı yolu ile onun Yunan ve Portekiz Cunılıuriyeti ile farıkilll -89-


ve

co m

anlatmak ve devriinde ..,,;i sınıfının önderliğini sağlamak. Çünkü proleter devrimcilerle teslimiyetçi burjuvazinin arasındaki çelişki, salt.-:t· nat ve Cumhuriyet biçimi ile değil, hangi sınıfın hakim olacağı özünde ayrı!nuı.ktadırlar. Proletarya saltanatın en keskin düşmıuııdır. Ve Cwn.tıuriyeti göz önünde iutmaktadırlar. Fakat proletaryanın istedi· ği Cwnlıuriyet başka sıınfların istediği Cumhuriyetten farklıdır. Burjuva Cumhuriyeti, emperyalizme bağlı bağlı Generallerin Cumhuriye. ii, halk düşmaru diktaiörlerin Cwnlıwiyeti ve benzeri, kesi.n.li.k,le proCumhuriyetierin propagandasuıı letaryanın isteği değildir. Bu çeşit yapanlar emekçilerden yana değildir. Ve teşhir edilme!idirler. lnı.n'da olmalıdır. Çünkü bu cwnlıuriyet emekçilerin iradelerine dayarıı:na.kta ontarın yararım korwnaktadır.

e.

Şimdiden lıazırlı.klı olmak lazım, halkın mücadelesinin gerilemcsi kaçııulmaz olduğu takdirde katliamı önlemek için ve kitlelerin devrimci coşkusunını soğumasını ve kötümserlige götüriDesini önlemek için.

et ew

Milli Burjuvazinin barışçıl yollarını ve sloganlarını açığa vurmalı Ye emekçilerin yıu-arıru sağlayan sloganları geliştirıncil ve daima onu vurgutama.tıdl'r. lenin'in şu sözünü aklırnızda tutmalıyız : «Burjuvazi w.rafından devrim istegi, bu veya şu burjuva ideoloğıı ne kadar vicdanlı da söyleiL<;e ıı;üveniiınez. Burjuvazi karşı devrimci tutarııızlığıru ve sahtekarlığını devrimin en yüksek aşamasın­ u bile uy~ktadır. tarafından,

Çiinkii burjuvazi proletaryanın ilerlemeden korkar, bundan ye ı:ö-• dikmektedir.»

~~

tehlikesini yaratan de· burjuvazi çoğıın.lukla gen.

güçlenıne

dolayı

w. n

ınokra5i

------- ------- -------

ww

NEW·- DA Ncwroz Yayın - Dağıtım 29,203 Babıali Cad. Bey Han No Cağaloğlu ·- İSTANBUL Dağıtırrum yaptığı yayınlar

Yayınlan

-Odak Yayınları ··Eylem Yayınları Kava Koral

Yayınları

Yayınları

Günce Ülke Yayıncılık Sol Yayınları Devrimci Proletary ;ı Yayınlan

-

90 --

Yarın Düğün

Olacak

(Şiir Kitabı)

Edip Çelik


ÇiLEKEŞ

co m

VE YOKSU L HALKI MIZI KA TLEDi YORLA R!

et ew

e.

Son gelen haberlere göre Maraş'ta 500 kişi, dünyada eı;in ender rastlanan bir :•ekilde hunharca katledilıniştir. Planlı bir şekılda uygula.:maya ku:1an halkı:ırızo:ı k:tle halinde katiedilmesin e kar~ı. halkını, vurdunn bir nebze olsu" sev,ltl hiç bir kuruluş ve kişi sesslıı kalamaz. Uzun zamandan beri, değişiilc bir şekilde sürüp gelen katllamiar bugün daha gerıiş boyutlara, toplu iinhalara, yakıp yıkınalara, kundakta Id bebed<:'n, ihtiyaırına kadar herkesi hedefleyen boyutlara ula:ımıştır. Burjuva basınında, sömürgeei faşistlerin bu vahşetıerlnl ve halkımızın ıuısıl katiedildiğini gösteren resimlerin yanında faşist cinayet örgütlerinden tek :ke.lime bile bahsetmeden devrimcileri karalayan sözleıi, yadırgamıyoruz. Ancak halk:ınıı.z olayların iç yüzünü artık biliyor, çünkü, Türkiye ve Kürdistan halkkn bu olayların bizzat içindedir. Ve biliyorlar ki, ortada bir sağ, sol çat;ıııması yoktur. MHP, ÜOD, ÜGD, Kontr-Gerilla, M1T ordu ve onların uluslararası destekçileri gibi cinayet örgütlerinin halkı:ınızı katletmeye yö:ıelik saldınlan vardır. Gözeneklerinden kan sızan sennayenln beslediği, ağ.zı salyalı kuduz canllerin katliamlan vardır. Kundakta ki bebeği testere ile keserek, kadın­ Iann çeşitli yerleıi kesilerek, kafalara çivi çakılarak, halk düşmanlığı duygularuu tatmin etmeye çalı.,=:ı katillerin vah.şeti vardır. Yoksul ve

Çilekeş Halkınuz;

w. n

Bizi sükunete davet ediyorlar, faşist sömürgeci cinayet örgütlerikarşı sessiz durınanuzı istiyorlar. Niçin? Daha kolay ve daha çok öldürülmemiz için. Bu olaylar karşısında ses:ıiz, hareketsiz durmak veya bunu isternek tabiatın kanununa aykındır. Saldınla­ ra karşı direneceğiz ve hareketsizde kalmayaeağız. Çaresiz ve güçsüz değiliz ki. Hizi katıeden sörnürgeci zulümkarlarla artık bir arada yaşa­ mamızda mümkün değildir. Bizün yeni dünyanuzla, oniarın eski kötü dünyalan arasında, hemen her yıerde kıyasıya hir vuruşma vardır. Bu Turuşma en son Maraş'ta oldu. Türkiye ile Kürdistan halkları. sömüıii­ ,.Ü7~ çatışmasız, savaşsız, yen! dünyadan yan:ad.ır. Kim bu düzen! taTil· nuyor? Kim halinden menınun. Kim bu dünyanın değişmemesini istiyor. Hiç kimse. Sömürgeciler bile, halkları.nuzın bu isteğine karşı koyaınayacağmı anlayınca, düzen değişikliğinden dem vurarak, devrim Te demokrasi dalgasun pasifize etme yolun:ı. baş vurdular. Ama onlaruıdıı. maskesi d üştü.

ww

nin katliamianna


korkun ç

itirafı;

et e

we .c om

Devrim ve halk düşııı.anı güçleri n, özelllkl e MHP, ü•D, ÜOD, Kontr - G;ırilla- M1T- Ordu- Polis ve onların efendil eri eınperyaliııt önce devletl erin Cina)'Ct örgütle rinin K. Maraş'ta ki katliam lan daha sonn Bunda tJ.. yapılmış de Malayt a, Sivas, Elazığ, Erzinca n illerimi zde bu en Beklen m da giderek artan bir ııekilde tekrarlanacağı açıktır. ardır Yüzyıll katliam .J.ara .karşı tek güvenc emiz kendi gücümü zdür. hep devleti n, hüküm etin, koruyu cullltu plavral anna inandırıldıık. Ama .katledi ldik ve ar:tlk gördük ki, bizi katlede n bizzaıt bu devıettir. Çünkü, bu devlet hiç bir zaman bizim kendi devleti miz olmadı ki, hep sömürii için, Onun oldu. devleti nlerin katıede bizi cülerin , kan içiciler in, yani ­ devleti n koruyuculuğuı:ıa sığınmayacağı:z, kendi gücüm üre sığınaca altında k önderli bir bilinçli ğız. Bizim güçlü.lüğiimüz de birliğinıizden, k, örgütlü olsaytoplanmamı.zd.an geçer. Eğer Maraş'ta birlik olsaydıl klerdl. Böyle bir da'tdık, bir avuç sömiirg eci canller bizi katlede miyece Hüküm etin bizi lrora.rnşlarına karşı anında gereken cevabı alırlardı. soruınludurlar. ruduğu palavradır. Aksine onlarda bu katliam lardan mdaıı ooı:ını., katl.ia her işlediği rinin örgii.tle OHP hüküm eti, cinaye t J!:öreltıne­ kini ve öfke uyduğu d karşı e halkın faşist-sömürgeci katlller çalış­ rmaya unuttu t nihaye ve etmeye ye, halkı yatı.ştırmaya, teskin hüCHP r. maktadı hazırla zemin maktıı ve böylece yeni katliaınla:ra. amüdafa meşru halkın kümeti , cinaye t örgiiıtlerinin saldırılarını değil oyuaynı da ında olaylar sını kırmaya çalı.şmaktadır. Son olarak Mara.ş in nu oynuyo r. İşte, Maraş CHP 11 Örgütü saflann ad ki bir yetkilin a «Olayların bruılangıcında sokağa çıkma yasağın

yalmz ve

yalnız

uymaktadır.

Ne

.n

hll.ltt mağpur yur1;taşlar (!) (yani haik- ) uymuş ve an ve saldınya kalmal malısur lerinde ev ların yurttaş varki, mağdur hedef olmala n biçimin e dönüşmüştür bn yasakı> (Cumh uriyet

ww w

koy25.12.1 978). Peki, CHP hüküm eti, bu yasağı katiller için neden için, mesi öldürül çok daha ve mak bırakıl r muyor. Evlerin de mahsu haika sokağa çıkma yasağı !konuyo r, saldırganiara daha çok ve daha kolay öldürm ek için bu yasak uygulanınıyor. Hüküm et saldırgan katildı­ lere bu yasağı uyguladiğını iddia edemez . Çünkü, halk evlerin den salış, toplanm ında Meydan şarı bırakılmazken, bin katlar cani Kıbrıs ç olarak nitedırı talimat illl alıyorlardı. Hürriy et Gazete sinin korkun ği nede-güvenli can lendirdiği şu iddia.la rda bir gerçekt ir. «Bu arada ktoplulu niyle adının açıklanmasilll istemiy en 'bir Marruılı sabalı bazı w lokumu t dlnıımi ların 'tepsi içinde şeker dağıtır' gibi saldırganlara yapars a siz buna ma açıkla ne bey Bakan ... bildirdi ığilll silah dağıtıld uz.» yüzde 50 dalıa ekleyin . Böylece gerçeği daha çok ya.k.laşınış olursun ünün müftüs aş ı:ı:ma:r Kahrama. günü rtcsi yine bir bruıka kişi «Cu:ırıa. -92-


resmi araçlarla. kendi

dQ!aştığını ve halkı kışk•rtıcı konu.şma!ar yapbundan sonra katliam biçimine dönüştüğünü öne sürdü» yine katliamı tez.gahlayanla r, Adana, A;;tep ve Malatya'dan gelen faşistler olduğıı, depolardan silahların bunlara dağıtıldığı bir gerçektir. Ama diğer taraftan hük:ürnet saldırıya uğrayan halkımızın, birleşmesini önlemeye çalışmaktadır. Maraş'ta mahalleler arası irtibat kesildiği gibi, köylerde yığınla kişi, yardıma yetlşmek, katliamı durdurmak, saldınları püsküx:ınek için, kenar mahallelere kadar gelebilmiş ve burada Jandarma, Polis, Kontr-Gerilla. ve M1T'in bombalanylıı. karşılaşı:ıııştır. Halk bombalarla dağı.tıı.mı.ı •böylece kat.liamın devam edilmesi sağlanmış oluyordu. Jandarma İl Alay Komutaru, mahsur kalan evleri bası.yor, ellerinde direnme için kullanılan ne vaxsa alıyor ve tutukluyordu. Fakat hamt:ımız, M1T, Kontr-Gerilla , Ordu, Polis, MHP, ÜGD gibi faşist sömürgecileri n saldınlarına karşı mahalle mahalle, rokak: sokak, ev ev direulyor_ Bir taraftan halkmuz katledllirken, diğer taraftan hük:ürnet yetkilileri, CHP, AP, MSP ve bizzat katliamı planla. yıp hazırlayan MHP milletvekilleri ortak bir deklarasyon imzalayarak katliaı:na karşı olduklannı sözde açıklıyorlardı. Oyıınu te~alılayarılar belli, katlederıle:r belli, katledilenler belli. Kinle karşı kimirıle birleşi­ yorsun? Yoruma gerek yok. Açıktır. ·Halka karşı, faşist cinayet örgütleri lle birleşiyorlar. Hük:ürnetiyle, mulıale!etlyle, ordusuyla, istilıbarat teşk!latıyla, Kontr-Gerillasıylıı., cinayet örgütleriyle bir bütün olıı.rak sömürgeeller korkımç bir oyıın içindedirler. Ve bu oyun Kürdistan'da oynanmaktadır. Oyunda, her parti ve kurum ayrı ayrı roller ainuşlıı.r­ dır. CHP'ninde bu oyunun içinde olduğu her gün biraz daha ortaya çıkmaktadır. Ve bu oyun halkımızı din, mezhep ve aşiretlerine göre parçalayarak, devrimci güçler arasındaki çelişki ve dağınıklığından yararlanarak, Türkiye'deki ırkçı.şöven duygularm hakim olduğu ortamdan kayııaklanarak, emperyalistle rin desteğinde oynanmaktadır. Son katilam olayı bir çok gerçeği iyice açığa çıkardı. Hüikümet yetkilileri, parlementerle r, ordu komutanları bizzat olay yerinde oldukları halde ve yollar bütünüyle tutulduğu halde, olayiann en k~ın anın­ da MHP, ÜGD ve ÜOD'Iu azılı faşistler nıahiyetindeki katillere, yakın bir köyde depoladıklan, ordu malı G-3 piyade tüfeklerini, A--B tüfeklerini, roketleri, el bombalanm getirmeleri için «korkmayın arantnayacaksımz, kolaylıkla getirirsiniZ>> derken kimierden garanti alı:m;ş­ l.ardı. Oysa insiyatif İç İşleri Bakanı ve ordu komutanlannın elinde olduğu söyleniyordu. Bu durumda hükümetin, ordunun, M1T'in, Jandarmanın olayın çıkacağından haberi oinıadığı söylenebilir mi? En azından, katliamı açıkça onaylamasa bile, buna meydan verilmiş olmail, Ecevit hükümetini sorumlu kılmalrtadır. Faşist!erle barış yapma

ww w

.n

et e

we .c om

tığım, olıı.ylann

çağrılan, halkımızı faşizınme karşı sllalısız bırakma çağnla:rıdır. J3a.

-93-


ruı

deırıagojiye çanak tutmaktır. bir olay değildi. Çünkü, bu olayın ben· zerleri kısa aralıklarla bruıka yerlerde tekrarlanmı.ştı. Ve belli bir geliş­ menin sonucu dahada acı olaylar olmw;;tur. Perşembenin gelişi rimci hareketlerindir de. Ellerinde kısmi de olsa imkanlan olan devrimci hareketler, bilinen bu gelişmeye karşı ne gibi tedbirler aldılar? Bundan sonra ne gibi tedbirler alabilirler? Eğer yanll§laıruıı, zaaflanm ruıamazlarsa hlç bir tedbir alamazlar. Halka hesap vermelidirler, aynı zamanda kendi kendi.leriylede hesaplruımalıdırlar. Eğer Marruı'ta bili'ıen bu gelişmeye karşı hazırlıklı ve devrimci potansiyeli örgütlemiş olsalardı, değil katliam, faş.ist caniler burada bannamazlardı bile. Bu katliamdım ders çıkarmayan, kendi hatalarma kaf§l savaşmayan hlçbiır harekeı;, p!'oleter devrimci vasfına layık ola.nıaz. Son geli§meler, doğmat!zı:nin, tekkeciliğin, mücadeleye verdiği zarariann biiarıçosunu gö?ler önüne sex:mektedir. Marksizm-Leniııi=i doğmatikçe kavrayan, hayatı mücadeleyi kitabi bilgilere sığdıranlar, bu gelişmelerden öğre­ necekleri çok şey vardır. Kendi sııbjektif dünyalannda yarattıkları devri:.:~ stratejisinin iflas ettiğini anlamalıdırlar. Sınıf mücadelesinin pr.ı­ tiği, kendi stratejisini de çiznıiştir. Yeter ki bunun gerekleri yeterince yerine getirilsin. Kendi içinde yaratt®, objektf gerçekten uzak, •önce kırsal kesmde gerilla mücadelesi hazırlıkları, sonra küçük baskıniar» vs. vs. şeklindeki stratejiyi uygulaya dursuniar, halkumz onlann dı­ §lllda, kendi mücadelesini vermekte, sömürgeciliğe kaf§l ayağa kallcmaktadır. Ülkemiz gerçeğinde balık savruımın gerçeği budur işte. Onlar kırsal kesimde tecrit edilmiş halde, kendi hayalleriyle bll§ ~ kala dursunlar, halkımız sömürgeci fll§ist cinayet örgütleriyle kıyasıya vurw;;makta ve bu mücadele içinde kendi iktidar organiamu olU§turma;ktadır. Sömürgeciler Kürdistan'da soykırunianna girerken ve halkırruz bu kınına karşı dir~niııken, Türkiye halkı fruıist katliamlara karşı ayağ;H- kalkarken bu mücadelenin içinde değilsek veya gerisinde kalıyor· sak, dü.;;ünmeliyiz. Doğmatizmi değ;ı, yruıaya.n gerçeği kavrayal.ım. Marksizm-Lerıin!zı:ni kalıplll§IllLŞ teorik formilla.syonia.rla değil, her zaman canlı ve yruıaya.n gerçekle kavrayalım.

hayalleri yaymak,

sömürgeco.-fruıist

w. ne

te

we

.c om

Marruı katliaıru heıklenmeyen

Demokratları

ww

Tüm Devrimciler, Yurtseverler,

Sınıf rnüçadelesinin bu aşaması, önümüze, kısa ?.amanda mutiak2 ci•zülmesi gereken görevler Jwymaktadır. Bu söınürgeci fruıist cinayet örgütlerine kaf§ı birleşilebilecek bütün güçlerle birleşmeli ve i.aha etJön mücadele edilınelidir. Aym zamand'l., Türkiye ve KürdL arı devrimci hareketleri, kendi içinde birliği, kenci aralannda da güçbirliği­ ni sağlamalıdır. Tekkeciliği, faydaeı Zihniyeti, aralanndaki çekişmeleri bir tarafa atarak, ama ideolojik mücadeleyi rafa kaldınnayarak, bir-

-

94-


.c om

birinin ideo.lojik-örgütsel hatalarınıı. göz yum:mada.n kendi içinde birlik, Türkiye ile Kürdistan devrimci güçleri arasmda da en etkin bir güçbirliği sağlarunası ertelenemez bir görev olarak önümüzde dur!llllkta. dır. Hatatarımızı s:unimiyetle kabulleııip, onlara karşı mücadele ede· Jim. Halkımızın katledilmesi ancak böylece durdurulabilinir. Sömürü, zulüm, baskı ve katliamların kıı.yrıajjı. olan aygıt aneak böylece yıkıla­ bilir. Sömürgeci faşist cinayet örgütlerine karşı daha duyarlı ve etkin mücadele önerilerini olumlu karşılıyor ve destekliyoruz. Cinayet örgütlerine yönelen her hareketi olurnin karşılar ve destekleriz. MHP ve yan kuruluşlan ÜGD, ÜOD, BÜD ile MİT, Kontr-Gerilla, Ordu Polis gibi haikımızı katleden cinayet örgütleri kapatıımalı, oııiann ağa. babalan emperyalistlerin kışkırtıcı örgütlerinin Türkiye ile Kürdistan'daki faaliyetlerine son verilmeli ve bütün bunlardan hesap sorulınaıldır.

te

we

baskıya girdiği bir sırada, ortaya çıkan bu gelişme­ leri yeterince değerlendirmek mümkün değildir. Bu konuyla ve buna bağlı olarak gelişen diğer muhtemel olaylarla ilgili değer­ lendi.rmelerimizi aynca sunacağız.

NOT : Dergimizin

SANAT ve KÜLTÜR

w. ne

Şür:

MUNZUR ' UN iNADI

intikıı.mı alırunamışlarm mezartaşlan devriktir. papatya öbekleri lekeleml~ kırlarmıızı.

ww

bulutlara gömülü munzur bulutlarla inatlaşarak akarak ... abbas uşağı yusuf an demanan çakmak! ı martini mavzer ben tanımam o ınazbatalan yasalannız hükümsüzdür ve 'onbin milis' ist.egine resto .. -95-


~'Cllli.şkezekten

!Ju oymak

yemen'e ne çok yol var? ..

lıaydaran oymaiğldır ..

« ... onca kişi paş.am ... n

ne te we .c om

imha edilıniştir emriniz tamamdır acıını demledtm ... 'yasalanruz hiikümsiizdür' çalar kapsül andını.

şafakleyin sakatlanır dağdan

inen kahkaharn günün ilk 'siftahı' karde.<jinıi veriyorum .. bir yanıyla çoğalırken ölüm bir yanıyla yaşam kucağa sığmaz .. ten hürriyeti dilenmiyorum beşbuçuk çapulcudan sözüm sözdür ve güvenim sonsuzdur halkıma .. acuııı demled.im amlar ucuıı ucuıı : «toplaııdık harman yerine ~cı, kızı avrat e§sizdi çavuş! vurdukça orusım dölü küfrettikçe vuruluyordum ... n serilmişim kızıldağ'da

çıkmaz

w.

kutudere'den haber kimse accp dııymazm'ola? .. «tayyarelerinıiz

'a.kllerin son sığınaklarını da başka emrin varm'ola? ..

bombaladı pa.şam

yargılanının

ww

defter tutmuşlar namıma karakapak kitaplara yazdınrlar s;ıal sorulur, cevabını katı..

kör nıerml, kırbaç kalleş, yalın rederten h.eykeli yeğlemenı olursa katı ta.ştan

kılıç lulı

ya.şadığınıızdan

bir kesit, bir

anı,

kavgamızdan..

an .. -

96 -

adımı

lurka ..


yargıcı,

nokta koyd um söylediğimiz türkünün devanu var demektir ..... . üçyüz yıldan beri zulmun fişekieri bedenimde gül açmalan budanara k, fışkırarak bugüne. dağJar kavidir eteklerine çekilmeye direnmey e .. dellemeye .. nevruz çiçeği dokuzund a açar böylece

ne te we .c om

sıralı

yargıcı,

mahzenlere dizdik kahn inlemesi dinmedl zap'ın can sızı bir yana şuracığımda billahi vezüv'ü ateşlerneye razı yuınruğumca murad var. saç örüklerin kaldı bana bir sırrını çözemedim

anı

diye

.................. ... ,

ww

w.

senin arda bademler çağla dökerken bizde yaprağa kırağı dfuıer. üşürüm heınl de çook .. bıyıklanm buz tutar içim bir sıcak .. bilinir şey değil çağla deminde zehir zıkk.ım bir soğuk hem de bebelcrim ninnilerin i beJlerler çocuklar şarkılanın tazelerke n.

yargıcı,

işte üç nokta daha koyuyoru m 1iirimin devanu yar demektir

SEYIT ltlLIÇ -97-


Kawa 2