Söylesi
toleransli eğlence merkezi olmustu. Homolulu’ya gelen lezbiyenler politik tartismalarini da orada yaparlardi. AIDS yararina yaptiğimiz gecelerde Hollanda’nin en taninmis sanatçilari hiç karsilik beklemeden siraya girerlerdi. Televizyon kanallarinda devlet bakanlari ve artistler insanlari Homolulu’ya gitmeye tesvik edecek çağrilar yapmayi görev bildiler. Homolulu Hollanda’da öyle bir anlam ve kurum oldu ki, öğretmen arkadaslarim okuldaki öğrencilerinin “büyüyünce Homolulu’ya gideceğim” dediklerini söylerlerdi. Homolulu’nun kuruculari iki kadin olduğu için önce lezbiyenlerin akinina uğradik. Gey ziyaretçilerimiz %15’i geçmiyordu. Zamanla eslerinden biri biseksüel olan çiftler dadanmaya basladilar. Yatağina veya evine ikinci bir kadinin gelmesinden hiç rahatsiz olmayan üstelik keyif alan kocalarin çoğu, esleri kendine tam uyan kadini bulduğu zaman yalniz kalmaya mahkum oldular. Homolulu’da bu türden 400’ü askin bosanmaya sahit olduk. Bunun tersi de olmadi değil, aylarca esleriyle gelen heteroseksüel erkeklerin davranislarinin değismeye basladiğina ve escinsel sevgiyi tercih etmelerine de tanik olduk. Homolulu’nun en güzel yillari hayat arkadasim ve ortağim Tonny’nin hayatta olduğu ilk bes yildir. Kalbim kirik ve çok yarali olduğundan Tonny’ciğimin ölümünden sonraki on yedi yil süresinde Homolulu’ya ayni özeni gösteremediğime simdi pisman olduğumu itiraf etmek isterim. Yurtdisinda kaldiğiniz zamanlarda Türkiye’ deki LGBT olusumlardan haberdar miydiniz? Yani, Türkiye’deki escinsel bilinçlenme, lezbiyen ve gey özgürlesme hareketi, escinsel grup ve yayinlar hakkinda bilginiz var mi? Maalesef hiç ilgilenemedim. www.kadinkuvvetleri.com adresiyle bir web siteniz var. Su anda escinsel haklari savunuculari da, kadin sorunlari için faaliyet gösteren olusumlarla iletisimlerini gelistirmekte. Kadin hareketine de yakin bir lezbiyen olarak, escinsel hareket ve kadin hareketinin özgürlük mücadelesindeki yakinliğini nasil değerlendiriyorsunuz? Önce insan, sonra kadin ve
lezbiyen değil miyiz? Kendi cinsinin haklarini korumak her kadinin en doğal görevi değil midir? Kaos GL son iki senedir bir ilki gerçeklestirdi, 1 Mayislarda ve 9 Kasim 2001 Küresellesme karsiti eylemlerde de meydanlarla yürüyerek escinsellerin sesini duyurmaya çalisti. Medyadan izlenimlerimiz ve aldiğimiz tepkilerden de adim adim ilerlediğimizi gördük. Geyler gibi lezbiyenler de yürüdü, travestiler de, transseksüeller de, gökkusaği gibiydik. Anlatmaya çalistik ; escinselliğin cinsellikten ibaret olmadiğini, cinselliğinde yatak odalarindan ibaret olmadiğini… escinseller bu toplumda ve toplumla yasiyor, yani çocuğunuz, öğretmeniniz, manaviniz, kasabiniz, hemsireniz de escinsel olabilir diye…Siz nasil değerlendiriyorsunuz mücadele yöntemlerini ve bu hareketleri? Bana yollamis olduğunuz Kaos GL dergilerini müthis beğendim. Içinde bayağilik ve porno olmayan bu kadar kaliteli bir dergi çikaranlari tebrik ediyorum. Yöntem ve aktiviteniz de çok iyi ve doğru. Yurtdisinda nasil bu örgütlenme ve escinsel organizasyonlar? Fikriniz ya da bağlantilariniz var mi? Asaği yukari sizinki gibi.
Lezbiyenler, toplumsal cinsiyetçilik nedeniyle de ciddiye alinmiyor erkek escinsellere nazaran ve tek prototip bir lezbiyen modeli olmadiğindan insanlar tanimiyor. Gençken bir kadina asik olan bir kiza merak ve gençlik, orta yasli bir kadin için de erkeklerde aradiğini bulamamis, mutluluğu yakalayamamis denebiliyor rahatlikla. Yani, kadinin kadina olan askini çok zaman medya da çarpitarak, kendine göre değistirerek, farkli sekillerde göz önüne seriyor. Sizin bu tür kayginiz oldu mu, siz nasil ifade ettiniz? Saçmalara gülmekten baska ne yapilir ki. Böyle yakistirmalarin modasi çoktaaaaaaaaaan geçti. Toplumumuzda ataerkillik ve heteroseksizmin uzantilari olarak kadin olmanin zorluklari yaninda lezbiyen olmanin zorluklari da bir o kadar tartisilmaz. Escinsel denince bile akla gelen ve anlasilan ilk kavram geylerdir, escinsel kadinlar varmis, lezbiyenlermis hiç düsünülmez ya da çok arka plandadir, görmezlikten gelinir (yine
kadin olmanin dayanilmaz hafifliği). Lezbiyenler de, simdi görünür olmak için çesitli çalismalar yapmaktalar. Siz ne düsünüyorsunuz lezbiyen görünürlüğü/görünmezliği ile ilgili?
Duygular yürekte olusur ve tensel isteklere dönüsürler. Aile ve çevresinden korktuğu için duygularinin bir bölümünü veya hepsini saklayan çocuk, okul, is ve sosyal yasaminda basarili olamaz. Duygu ve isteklerini saklayarak çifte moralli bir yasami sergileyen insanin topluma faydali olmasi beklenmez. Çağimizda toplum bize heteroseksüel bir yasam biçimi sergiler. Bu baskiya karsi çikarak, duygularimizi saklamadan onlarin bize çektiği yasami gerçeklestirebilmek için o insanin ekonomik özgürlüğü sağlayabilmis yürekli bir kisiliğe sahip olmasi gerekir.
Escinselliği ile barisamamis, hala bunu üzerlerinde ağir bir yük, çirkin bir damga olarak tasidiğini düsünerek yasayan bir çok lezbiyen/gey var. Kitapçiya gidip Kaos GL Dergisi alirken yüzleri kizaran, kimse bakmadiği sirada dergiye eline sürebilen, suç iser gibi parasini ödeyen kisiler, kendileri anlatiyorlar bu sikintilarini... Yasami boyunca lezbiyenliğini saklama gereği duymamis, hatta bunu kitaplastirmis bir kadin olarak, dergimiz araciliğiyla sesinizi duyurabileceğiniz kisilere neler söylemek istersiniz?
Her escinsel kendi ve farkli bir nedeni olduğuna inanirim. Benim nedenimse çok isyankar bir kisiliğim olmasidir. Yasadiğimiz toplum escinsel olsaydi heteroseksüel bir yasam biçimini seçeceğimden hiç süphe etmiyorum. Lezbiyenliğin utanilacak veya övünülecek bir sey olmadiğini aklinizdan çikarmayin derim. Önce ekonomik özgürlüğünüzü kazanin ve dürüst olun. Kendinizle barisik olduktan sonra istediğiniz yasam biçimini toplumun kabul edeceğini göreceksiniz. Seçtiğiniz yasam biçimini beğenmeyenlerle de beraber olmaniza hiç gerek yok.
Yasamim boyunca bana “ nasil sizin kadar cesur olabilirim?’’ diye soranlara yanitim, ‘ben kimseye danismadim’ olmustur. TESEKKÜRLER.
KAOS GL Aralik 2002 – Ocak 2003 Sayi 13 Sayfa 57