Skip to main content

1_say

Page 43

proleter teori

A - Aralık 2005

düşünme alışkanlıklarıdır. Yeni üretim ilişkilerinin özellikle de bilgi teknolojisinin sonuçlarını her açıdan egemen sınıfların lehine çeviren postmodern kuram, sermaye cephesine karşı devrim veya gerçek anlamda yıkıcılık idealini nostaljik bir imge haline getirmeye çalışmaktadır. Radikal bir kopuşun giderek zorlaştığını söylemek mümkündür fakat bu gün halen en azından ideolojik kertede, radikal düşünebilmek ve bir başlangıç praksisi oluşturabilmek için gereken koşullar mevcuttur. Bu başlangıç radrikalizmini yine tarihsel olarak proleteryanının özgürlük mücadelesiyle, kendi gerçeklikleri arasında doğrudan bağlar kurma uğraşındaki anlayışlar gerçekleştirebilme şansına sahipolacaktır. Önümüzdeki Hedefler Bugünden geçmiş tarihsel deneyimlere dönülüp bakıldığında yaşadığımız teorik-politik krizin ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu görebilmek mümkün olacaktır. Sınıf mücadelesi 20. yüzyılın birinci yarısında kitlesel kalkışmaların ve devrimci atılımların gerçeklenebildiği, egemen paradigmaların yerle bir olabildiği altın bir çağ yaşamıştır. Bu tarih hak etmediği yenilgilerin ve teslimiyetlerinde tarihi olmuştur aynı zamanda. Bütün olumsuzluklarını ve eleştirel tutumunu aşıp gerçek anlamda enternasyonalist devrimci sonuçlara kavuşamamış olsa da bu tarih bizler için toplumsal gerçek ve bu gerçeğin devrimcileşebilme olasılıklarına dair yaşamsal önemde deneyimler bırakmıştır. Sorunu, basitçe eleştirel tutumun gerçeklik algısındaki kimi felsefi yanlışlara ve bu yanlışların reel sosyalizm pratiğinde olduğu gibi ortaya çıkartmış olduğu tarihsel hata ve ihanetlere bağlamak mümkündür. Çünkü yenilgi sadece politik bir yenilgi değildir aynı zamanda çok ağır ideolojik tahribatlara yol açmış tarihsel bir yenilgidir. Reel sosyalizm pratiklerinin, içerden çözülüşü, burujuva ideolojisine, hiç bir karşı devrimle elde edemeyeceği değerde inisiyatif kazanmasına, dünya genelinde köhnemiş ideolojisini parlatıp cilalamasına neden olacak fırsatlar vermiştir. Radikalizmin çözülüşü olarak algılanabilecek bu durum, eleştirel tutumun zaafiyeti ile eşleşiyor gibi gözükse de aynı süreçlerde yer alan ve özgürlükçü epistemolojiyle düşünüp, devrimci eylemlerle politika yapmaya çalışan anarşist komünist düşünürleri de önemli ölçüde etkilemiştir. Anarşist düşünce alanında yer alan sağ anlayışlar, 20.yüzyılda kimi ideolojik konuları ön plana taşıyarak, giderek sınıf mücadelesine ve toplumsal gerçeğe açıktan sırtını dönebilir hale gelmiş, yenilginin belki de doğrudan politik olmayan ama aslında teslimiyetin en açık ve en net bir biçimde ortaya çıkmasının işareti olmuşlardır. Anarşizm, bugün geniş yığınlar tarafından sınfı mücadeleci bir eksenden ziyade sistem içi marjinal algılanışa dönüşmüştür. Anarşist düşünce devrimci damarlarından kopartılmış durumdadır. Anarşist düşünceyi geçmiş tarihsel süreçlerdeki toplumcu ve sınıf mücadeleci gerçeğinden arındırarak bireysel varoluş sorununa indirgemeye çalışan burjuva tutum, ilkelcilik, mistizm, nihilizm gibi bir çok sistem içi düşünme biçimiyle, anarşizmi, politik olarak sağ, teorik olarak bilgiyi ve bilinci red eden, ideolojik olarak ise sözde bir aşkınlık kuramı olarak algılanmasına neden olmuştur. Ortaya çıkan bu durumu ideoloji ve politika ilişkisi içerisinde bir çok deneyimi örnekleyerek ortaya koymak mümkündür. Günümüz anarşizmin popülaritesinin gerçek anlamda burjuva ideolojisiyle beslendiğini, sistemi yeniden ve yeniden üretmeye yarayan bir görsel aykırılık oyunundan öteye gitmediğin açığa çıkartmak mümkündür. Otoritelerden ve otoriter ilişkilerden “arınmak” yanılsaması gerçek toplumsal ilişkilerin ağırlığından bunalmış küçük burjuva yaşam tarzının can simidi haline gelmiştir. Açıktır ki sınıf mücadeleci pratiği yaratacak olan küçük burjuva ideolojisinin eleştirisi değildir ancak bu eleştiriden beslenmeyen bir anarşizmde devrimci dinamikler bulabilmek konusunda eksik kalacaktır. Burjuva ideolojisiyle beslenen anarşizmler postmodern ideolojiye ve onun pratik-politik sonuçlarına dört elle sarılmış durumdadır. Bu etki bizler için son derece olağan ve anlaşılır bir liberalizmle sonuçlanmaktadır. Bu nokta da yaşadığımız coğrafyada da özellikle 2000 li yıllardan sonra önem kazanmaya başlayan anarşist komünist eğilime ve sınıf

41

“Anarşist düşünceyi geçmiş tarihsel süreçlerdeki toplumcu ve sınıf mücadeleci gerçeğinden arındırarak bireysel varoluş sorununa indirgemeye çalışan burjuva tutum, ilkelcilik, mistizm, nihilizm gibi bir çok sistem içi düşünme biçimiyle, anarşizmi, politik olarak sağ, teorik olarak bilgiyi ve bilinci red eden, ideolojik olarak ise sözde bir aşkınlık kuramı olarak algılanmasına neden olmuştur. ”


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
1_say by sol yayin - Issuu