Issuu on Google+

CEMAAT - AK ARTİ GERİLİMİNDE SON ERDE AHMET BUĞDAYCI

Cemaatin seçim strate isi

sayfa

MEHVEŞ KOÇAK

AK -Cemaat-C

sayfa

2

İLHAN TANIR

Cemaat için Erdoğan bitti mi

sayfa

Asgari saat ücreti isyanı

sayfa

7

■ ABD asgari ücretin artması için ayağa kalktı. 130’dan fazla kentte, fast-food zincirlerinde çalışanlar ve bu talebi destekleyen binlerce kişi sokağa döküldü. Fast-food zincirleri, Wal Mart gibi perakende merkezlerindeki grevler tüm ülkeyi çığ gibi sarıyor. Çalışanlar, saat başı asgari ücretle yoksulluğa mahkum olduklarını söylüyor.

POSTA212 YAZARLARI

gerilimi değerlendirdi

Türkler Amerikalılara fark attı Türkiye’den İsrail’e DESTEK

em daha eğitimliler hem de fa la ka anıyorlar ■ Pittsburgh Üniversitesi Öğretim Görevlilerinden Doçent Dr. Özlem Soran tarafından Türk Kültür Vakfı ve Pittsburgh Türk Amerikan Derneği’nin desteğiyle yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, Pittsburgh ve çevresinde yaşayan Türklerin eğitim ve gelir düzeyinin, bölgede yaşayanlara göre sayfa oldukça yüksek olduğu ortaya çıktı.

■ Diplomatik ilişkileri uzun sü-

redir bozuk olan Türkiye, İsrail’in Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu’na (WEOG) üyeliğine sayfa itiraz etmeden onay verdi.

3

11

HAFTALIK ÜCRETSİZ

A M E R İ K A’ D A K İ T Ü R K L E R İ N G A Z E T E S İ

Washington’dan Kılıçdaroğlu geçti ■ CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun 5 günlük Washing-

ton ziyaretinin yankıları sürüyor. Yerli ve yabancı gözlemcilerin tümü, ziyaretin başlı başına bir sayfa öneme sahip olduğu konusunda hem fikir.

www.posta212.com • YIL 1 • SAYI 30

11 Aralık 2013 Çarşamba

Bırakın vekilimizi BİZ SEÇELİM verilerine göre milyonluk Türkiye nüfusunun yü de ’i yurt dışında yaşıyor Bu rakam ise dünya ortalamasının neredeyse üç katı Yurt dışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları nihayet önümü deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sandığa gidip oy kullanabilecek

Fahri Başkonsolos G REVDEN ALINDI ■ Gezi olayları sırasında Seattle Times’a yaptığı bir

yorumdan dolayı Dışişleri Bakanlığı’na şikayet edilen Seaatle Fahri Başkonsolosu Ufuk Gökçen sayfa 11,5 yıldan bu yana yürüttüğü görevinden alındı.

3

eki genel seçimlerde ne olacak Siyasi partiler yurt dışındaki Türklere konten an ayıracak mı Gurbetteki Türkler kendi temsilcilerini TBMM’ye gönderebilecek mi C ’li Sencer Ayata’nın ha ırladığı teklif, eğer kabul edilirse yurt dışındaki Türkler kendi vekillerini seçebilecek sayfa

Türkiye ve ABD eğitimde sınıfta kaldı

Mustafa Balbay

MER ABA ZG RL K

sayfa

12

Yerel yönetimlerle yoğun işbirliği başladı ■ Türk toplumunun yerel ve federal yöneticilerle ilişkisinin her geçen gün güçlendiğini söyleyen TADF Başkanı Ali Çınar, artık bir çok Kongre üyesi ve Senatörün Türk toplumunun fikrini almak için kendilerini aradıkları- sayfa nı söyledi.

2

■ Anayasa Mahkemesi’nin ‘tutukluluğu makul süreyi aştı, seçilme hakkı ihlal edildi’ kararı vermesinin ardından CHP İzmir Milletvekili gazeteci Mustafa Balbay’ın, 4 yıl 9 aylık sayfa tutukluğu bitti ve özgürlüğüne kavuştu.

ABD’de bankası olan Türkler ■ ABD’de ‘Community Bank’ adı verilen ve küçük bölgesel bankalar

ile faaliyet gösteren Türk girişimciler de var. Manhattan merkezli Savoy Bank’ın en büyük hissedarı ve yönetim kurulu başkanı sayfa Metin Negrin de bu Türk girişimcilerden sadece biri.

6

-

Göçmenlik Reformu’nun gecikmesi milyar dolara mal oldu

ABD’de kafes döğüşünde ilk Türk ■ Ultimate Fighting Championship’te ilk Türk dövüşçü olma şansını yakalayan Alp Özkılıç, ilk maçına UFC on Fox 9 etkinliğinde çıkacak. Özkılıç, ilk rakibi Darren Üyenoyama ile 14 Aralık’ta karşılaşacak.

OSTA REKLAM

GAZETESİ T RKİYE TEMSİLCİSİ Ga ete ilanları

ABER

Türkiye’den haberler

sayfa

sayfa

15

13

İLETİ İM

acı İ et aşa Yokuşu Rota Apartmanı Kabataş Beyoğlu - İstanbul Tel Fa E-Mail nese sria com tr


Toplum Yaşam

11 Aralık 2013 Çarşamba

Mehveş Koçak mehveskocak@posta212.com

AKP-Cemaat-CHP GEÇTİĞİMİZ haftalarda Dershane meselesinin, AKP- Cemaat savaşı olduğunu yazdığımda, bazı çevreler eleştirmiş, bunun “AKP-Cemaat” ikilisinin, karşıtları tarafından kullanılan bir koz olduğunu söylemişlerdi... Aksini iddia edenler şimdi sustu... Ne yapacaklarını şaşırdı... Dershane meselesi, devede kulak kaldı... Şimdi A-Z’ye savaşın her türlüsünü görmeye başladık... AKP’nin cemaati bitirme planına yıllar önce imza attığı ortaya çıkınca AKP-Cemaat’in bölünmez kardeşliğine inananların hayalleri suya düştü. Savunmayı bıraktılar, kendi dertlerine düştüler... Hangi tarafta yer almalılar bilemiyorlar... AKP aracılığıyla devletle iş yapanlar ya da devlette çalışanlar, bugün korku içinde... Hatta kendini “Abi” olarak açıkça tanıtanların, çıkış kağıtları çoktan imzalandı. Ya da bazı “Abi”ler ihanet etti AKP tarafına geçti... Tüm mesele, cemaatin maddi manevi yıllardır destek olduğu AKP ile iktidarı paylaşma sorunuydu... Bu sorun, meclisteki koltuk sayısı ve bakanlıklarda verilen görevlerle parelel... Cemaat, 2010 yılındaki referandumdan sonra AKP tarafından sindirilmeye başladı... Araya aracılar girse de olmadı... İktidar koltukta tek başına oturmak istedi... Cemaat tarafından gelen uyarılara, eleştirilere sert tepki verdi... Cemaat, Said-i Nursi’nin “Euzubillahimine şeytani ve siyase” yani, “Şeytandan ve siyasetten Allah’a sığınırım” sözünü kendine ilke edindiğini söylese de daha önce yapmadığı kadar AKP ile ciddi bir siyasi paylaşıma girdi. Destek için kolunu uzatırken bacağını kaptırdı... Tıpkı Erbakan’ın düştüğü durum gibi... O da destek olmuştu, arkasına kurmaylarını alıp AKP ile el sıkışmıştı... O da iktidarı paylaşma konusunda söz almıştı... Ama olmadı... Erbakan Hoca’nın bu konuya ilişkin yaşadığı büyük hayal kırıklığını şu sözlerle ifade etti “AKP”yi iş başında tutmak, siyanonizmin 20. haçlı seferini hedefe ulaştırmak içindir”... Şimdi aynı kaderi Gülen Cemaati yaşıyor... Ama cemaat , Erbakana’a göre daha güçlü... AKP’yi kara kara düşündüren hani şu gitmesi zor... Gelmesi kolay olan Amerika yolu... Yolun en son yolcusu Kılıçdaroğlu oldu... Tesedüfen de cemaatle basına kapalı bir görüşme yaptı... Bu görüşme ile iki taraf tabanından büyük eleştiri aldı... Biri Atatürk’ün özlemleri ve fikirleri ile kurduğu bir Cumhuriyet Halk Partisi diğeri Atatürk’e karşı isyan eden Saidi Nursi’nin ışığındaki cemaat... Biraraya gelmesi birbirine destek olması zor gibi görünse de bazen düşmana karşı, panzehiri kaçınılmaz olabilir... Türkiye geneli için bilmem ama Istanbul’un pazarlığı ABD’de bitti... Yeni bir “Fatih” adayı, Amerika’dan onay aldı.

Yerel ve federal temsilcilerle

ilişkiler güçlendi Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Çınar, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Türk toplumunun yerel ve federal yöneticilerle ilişkisinin her geçen gün güçlendiğini söyledi

T

(NEW YORK –POSTA 212)

ADF Başkan Çınar, eskiden Kongre Üye ve Senatörleri ile görüşmek için uzun zaman bekletildiklerini, artık birçok Kongre üyesinin ve Senatör’ün hemen geri döndüğünü hatta bazı konularda toplumun fikirlerini almak için TADF Temsilcilerini aradıklarını belirtti.TADF Temsilcilerinin bu ay içinde 2 Kongre Üyesi, 2 Belediye Başkanı, 1 Senatör ve 1 Vali ile Görüşmesi var. TÜRK DOSTLUK GRUBU SAYISI ARTIYOR Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu’nun bu konuda toplum üyelerini bilinçlendirici çalışmaları olduğunu söyleyen Çınar, ABD Kongresi’nde ortak kuruluşların çabaları ile Türk Dostluk Grubu üyesinin 144’e çıktığını ve bu sayının Ermeni ve Yunan gruplardan fazla olduğunu dile getirdi. Amerikan Kongresi’ndeki Türk Dostluk Grubu (Turkish Caucus) gibi, Amerikan Senatosu’nda da böyle bir girişimin TCA tarafında başlatıldığını söyleyen Çınar, TADF olarak da Connecticut Senatörlerinden Chris Murphy’nin "Senatör Türk Dostluk" grubuna girmesini sağladıklarını bildirdi. TÜRK DOSTU BELEDİYE BAŞKANLARI New York Belediye Seçimlerinde bazı Belediye Başkan Adaylarıyla kendi ofislerine gelerek görüştüklerini belirten Çınar, New Jersey’de yoğun Türk nüfusunu bilen yerel ve federal temsilcilerin geçmiş yıllara oranla arttığının altını çizdi.New York Belediye Başkanı seçilen Bilaso’nun Türk toplumuna yakın bir isim olduğunu dile getiren Çınar, Müslümanlara Ramazan ve Kurban Bayramlarında resmi tatil sözü verdiğini söyledi. NEW JERSEY’DE YENİ DENGELER Başkan Çınar, New Jersey Senatörlerinden Türk Düşmanı Robert Menendez ile

ATA-DC’DEN YOKSUL ÇOCUKLARA OYUNCAK (WASHINGTON-POSTA212) ATA –DC noel’de hediye alma imkanı olmayan yoksul anne babaların çocuklarına oyuncak dağıtma programını destekliyor.. Merkezi Washington’da olan ATA-DC, ABD Deniz Kuvvetleri tarafından düzenlenen “Toys for Tots organization” etkinliğine destek olmak için, yeni, paketi açılmamış oyuncakları ailelerden topluyor. Destek programı ile ilgili daha fazla bilgi almak ve kampanyaya katılmak için için ATADC’nin www. ask@atadc.org adlı sitesinden bilgi edinmek mümkün.

aynı eyaletten senatör seçilen Cory Booker’ın da seçim öncesi kendileriyle birkaç kez biraraya geldiklerini belirtti ve Türklerin yoğun olarak yaşadığı New Jersey’de Türk Dostu seçilmesinin bir denge unsuru olacağını dile getirdi. TEMSİLCİLER ARTIK DAHA AKTİF TADF Başkanı Çınar, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları dolayısı ile belli şehirlerde bayrak çekimi törenleri yapıldığını ve TADF’nin çalışmalarını da öven ve takdir eden 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Bildiri ve Teşekkür Mektupları aldıklarını söyledi. Başkan Çınar, Federasyon’umuz sayesinde üyemiz olan derneklerin faaliyetlerine Kongre üyelerininde artık katılmasının eskiye oranla gücümüzün arttığının ayrı bir göstergesi olduğunu söyledi. ÜST DÜZEY TEMSİLCİ PROGRAMLARI TADF Başkanı Çınar, seçim döneminde Türk toplumuna yakın temsilcilerle görüşmelere gelen üst düzeyde ünlü politikacılarla da tanışma imkanı bulduklarını belirterek, Ekim ayının son haftası eski Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un NY Belediye Başkanı adaylarından Bilasio için verdiği özel programa katıldığını da belirtti. Ayrıca Eylül ayı içinde Clinton Global İnitiative’in düzenlediği 3 günlük Konferansta Başkan Barack Obama ile eski Başkanlardan Bill Clinton’u dinleme imkanı bulduğunu söyleyen Başkan Çınar, “Türkler’in her yerde olması için yapılan aktiviteleri takip ederek, çoğuna katılıyoruz” dedi. TÜRK DÜNYASINI İHMAL ETMİYORUZ TADF Başkanı Ali Çınar, Azerbeycan diasporası ile yakın çalıştıklarını belirterek, çatımız altında Azerbaycan, Balkan Türkleri, Kırım Türkleri, Kıbrıs Türkle-

(NEW YORK-POSTA212) Türk Amerikan Dernekleri Asamblesi (ATAA), ölümü tüm dünyada yankılar uyandıran Nelson Mandela’ya saygı niteliğinde bir açıklama yaptı. ATAA, yaptığı açıklamada hayatını Güney Afrika ırkçı rejimini kaldırmaya adayan ve eşitlik temelinde bir demokrasinin kurulmasını sağlayan Nelson Rolihlahla Mandela’nın 1994 ile 1999 arasında Güney Afrika Cumhuriyeti’nin başkanlığını yaptığı ve 1993’te .Nobel Barış Ödülü’nü aldığı hatırlatıldı.

ABD SON ÜLKE OLMUŞTU ATAA, Mandela’nın 1962 ve 1990 yılları arasında hükümeti devirmeye çalıştığı komploları ile hapis yattığını ve din adamı Desmond Mpilo Tutu’nun ırkçı Güney Afrika rejimini tecrit etmesi için dünya genelinde yaptığı lobi çalışmalarını ve bu çalışmaların Amerika’da sansür edildiğini hatırlattı. Açıklamada ABD’nin ırkçı rejimi tecrit eden ve ambargo koyan son ülkelerden biri olduğu da vurgulandı.

BİRLİK VE BERABERLİK Başkan Çınar, Türk Amerikan toplumunun sesininin duyurulması, Türk Dünyası’nın daha iyi tanıtılması, Milli Davaların daha iyi şekilde masaya getirilmesi içinde uğraş verdiklerini belirtirken, Türk-Amerikan ticaretinin geliştirilmesi konusunda "Serbest Ticaret Antlaşması'nın kabul edilmesi yönünde Kongre Üyeleri ve Senatörlere bilgiler aktardıklarını söyledi. Çınar,yapılan tüm çalışmaların ekip işi olduğunu belirterek, ülkemizin menfaatleri doğrultusunda bizlerle ortak çalışan kuruluşlarla Türkiye’nin

gücünün ABD’de arttığını dile getirdi. Başkan Çınar, 5 Kasım’da yapılan seçimlerde ayrıca Azeri kökenli Adil Bagirov’un, Dayton-Ohio’dan Eğitim Yönetimi’ne resmi olarak seçilmesinden ve Teksas’tan Savcı Jay Karahan’ın da seçimi tekrar kazanarak görevine devam edecek olmasından dolayı mutlu olduklarını söyledi. 2015'E DİKKAT Başkan Çınar, Sözde Ermeni soykırımı içinde Ermeni Diasporası’nın sessiz bir şekilde çalıştığını belirterek, “Bilhassa 2014 yılında seçilecek Kongre üyelerinin 2015’teki yasa tasarılarında etkisi olacak” dedi. Türk Amerikan Toplumunun bulunduğu eyaletlerdeki yerel ve federal temsilcilerle görüşmesinin çok önemli olduğunu vurgulayan Çınar, bu konuda da TADF’nin bazı çalışmaları olduğuAli Çınar nu söyledi.

GEZİCİ KONSOLOSLUK LEVITTOWN’DA NEW YORK - POSTA212

N

ew York Başkonsolosluğu’nun Gezici Konsolosluk hizmeti ile Levittown'daki çalışmalarına TADF Başkanı Ali Çınar, Başkan Yardımcısı Mehmet Durmuş ve İcra Kurulu Direktörü Ersoy Özdamar da katıldı. Konsolosluğun gezici hizmetleri süresince vatandaşlarla görüşen TADF temsilcileri ayrıca Güney New Jersey’de esnaf ve üye dernekleri de ziyaret etti. TADF Başkanı Ali Çınar ve Konsolos Yardımcısı Serhat Akkoç, NJ Burlington Bölgesi’ndeki Selimiye Camisi’nde Dernek Baskanı Yener Yendenoğlu ile giderek, önümüzdeki yıl temeli atılacak yerde incelemelerde bulundu. Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Başkanı Ali Çınar, halkımız ile içiçe olmak ve sorunlarını dinleyip çözümler bulmak için aralıksız çalışmalara devam ettiklerini,

Atatürk Okulu’nda bir ilk ATAA’DAN MANDELA’YA SAYGI

ri, Irak Türkmenleri ( 1 Ocak) ve Türkistan Cemiyetleri’nin olması da bize güç katıyor dedi. Başkan Çınar, Ahıska Türkleri’nin Ocak 2014'de federasyona üye olacaklarını belirtirken, Rusya’dan daha çok Ahıskalı soydaşımızın gelmesi için Ahıska Türkleri’nin liderlerinden İslam Shakhbandarov ve ekibine destek verdiklerini belirtti

NEW YORK - POSTA212

N

ew York Eyalet Senatörü Liz Kreuger, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonuna üye derneklerden ATKB ye bağlı Atatürk Okulunu ziyaret etti. New York Senatörü Kreuger, PS 116 da eğitim gören öğrencilerle beraber olduğu için çok mutlu olduğunu belirterek, öğrencilerin çeşitli sorularını ce-

vapladı. Amerika da yetişen yeni nesillerin çok önemli olduğunu vurgulayan Atatürk Okulu Müdiresi Tülay Taşkent, tüm öğretmenler adına, senatöre çiçek ve ufak bir hediye vererek teşekkürlerini sundu. Programa TADF Başkanı Ali Çınar, Denetleme Kurulu Başkanı İbrahim Kurtuluş Ve Başkan Yardımcılarından Mustafa Turan da katılarak destek verdiler.

14 Aralık günü de Kuzey Connecticut ve Massaschusetts Bölgesi’nde vatandaşlarımız ve Ahıskalı soydaşlarımız ile olacağız mesajını verdi.


Güncel &Toplum

11 Aralık 2013 Çarşamba

Başarılı Türklerin sırrı

ittsburgh niversitesi’nde ğretim Görevlisi olan Doçent Dr lem Soran tarafından yapılan bir araştırma, bu eyalette yaşayan Türklerin, Amerikalılardan çok daha fa la eğitimli olduklarını ve bu yü den ka ançlarının da yüksek olduğunu ortaya çıkardı

P

ITTSBURG

OSTA

ittsburgh Üniversitesi Kardiyoloji ve Epidemiyoloji Bölümünde öğretim görevlisi ve Kardiyoloji bölümünde lEECP Tedavi Labaratuvar Direktörü olan Doçent Dr. Özlem Soran, Pittsburgh ve çevresinde yaşayan Türklerin eğitim ve gelir düzeyinin , bölgedeki yaşayanların oldukça üzerinde olduğunu söyledi. ANKETE 300 TÜRK KATILDI Türk Kültür Vakfı (TCF) ve Pittsburgh Türk Amerikan Derneği’nin (PTAA) desteğiyle, Doçent Dr. Özlem Soran ve Yardımcı Araştırmacı Mesut Kuleru tarafından, Pittsburgh ve çevresinde yaşayan Türk toplumunu hakkında veriler sağlayan bir anket çalışması gerçekleştirildi. u ana kadar, Türk- Amerikan toplumunun ABD’ye olan direkt etkisi ve katkılarını inceleyen söz konusu anket çalışma-

Doçent Dr lem Soran

sına İngilizce okumayı ve yazmayı bilen, ve internete erişimi olan yaklaşık 300 Türk katıldı.

ve yüzde 69’luk bir çoğunluğun ise yüksek lisans eğitiminin tamamlamış olması idi.

YÜZDE 51’İ ÇİFTE VATANDAŞ Pittsburgh ve çevresinde yaşayan Türkler arasında yapılan anket sonuçlarına göre, Türklerin yüzde 52’si erkeklerden oluşmakta olup, yüzde 0’i 60 yaşın altında. Yüzde ’i Türkiye doğumlu olan bu toplumun, yüzde 51’inin çift vatandaşlığı var. Yüzde 34’ü ise sadece Türk vatandaşlığına sahip.

İŞ GÜCÜNE KATKIMIZ BÜYÜK Pittsburgh ve civarındaki Türklerin yüzde 1 ’sinin kendi iş sahibi olduğunu da ortaya çıkaran ankete göre, bu dağılım şu şekilde İş sahiplerinin yüzde 36’sı restoran sektöründe, yüzde 16’sı medikal arenada, yüzde 12’si emlak piyasasında, yüzde 4’ü sigortacılık ve yine yüzde 4’ü inşaat sektöründe. Anketin bir diğer sonucu Pittsburgh civarında yaşayan Türklerin yüzde 2’sinin aktif çalışmakta olması Doç. Dr. Soran “Bu oldukça ciddi bir rakam, Türk popülasyonu çok önemli ölçüde ABD’deki iş gücüne katkıda bulunuyor” diye ekledi.

YILLIK GELİR 60 BİN DOLAR Katılımcıların gelir düzeyleri hakkında sorulan sorulara verdikleri yanıtlara göre ise, şu sonuçlar elde edildi. Pittsburgh ve çevresinde yaşayan Türklerin yüzde 4’ünün yıllık geliri 60 bin doların üzerinde. Aynı bölgede yaşayan bir ailenin ortalama yıllık gelirin ise 2011 yılı verilerine göre 36 bin dolar civarında olduğunu söyleyen Doç. Dr. Özlem Soran bu sonucu “Ortalamaya baktığınızda bu oldukça iyi bir rakam” diye yorumluyor. YÜZDE 83’Ü ÜNİVERSİTELİ MEZUNU Anketin bir diğer dikkat çekici sonucu ise Pittsburgh ve civarında yaşayanların sadece yüzde 24’ünün üniversite mezunu olmasına karşılık ABD’ye gelen Türklerin yüzde 3’ünün üniversite mezunu olması

EVLİLİK ORANLARI Pittsburgh ve çevresinde yaşayan Türklerin yaklaşık yüzde 1’inin evli, yüzde 22’sinin bekar ve yüzde 4’ünün boşanmış olduğunu tespit eden anket, evli çiftlerin yüzde 25’inin Türk ve Amerikan vatandaşı olduğuna dikkat çekti. Aynı zamanda evli Türklerin yüzde 23’ünün Türk, yüzde 19’unun ABD ve yüzde 2’sinin AB vatandaşıyla evlendiği sonucuna vardı. POLİTİKADA SÖZ SAHİBİ DEĞİLİZ Son olarak, Pittsburgh civarında yaşayan Türklerin yüzde

51’inin oy kullandığına dikkat çeken Soran, “Katılımcılara ‘Cumhuriyetçi misiniz ’ veya Demokrat mısınız ’ diye sorduğumuzda maalesef yüzde 59’undan yanıt alamadık. Cevap verenlerin yüzde 25’i Demokrat Parti’yi, yüzde 9’u ise Cumhuriyetçi Parti’yi desteklediğini söyledi. Oy kullananlardan sadece yüzde 1’i desteklediği partiye üye olduğunu belirtti. “Bu rakam politikada söz sahibi olmamızı önemli bir oranda engelliyor. Bir partiyi tutsak bile, sözde tutuyoruz. Söz konusu partiye bir desteğimiz olmadığı için, siyasi arenada söz sahibi olmamız zorlaşıyor” diye konuştu.

SEATTLE FA Rİ BA KONSOLOSU G KÇEN, GEZİ KURBANI’ OLDU Ge i olaylarına sosyal medyada destek verdikleri gerekçesiyle çeşitli kuruluşlarda işlerinden olanlara Seaatle Fahri Başkonsolosu Ufuk Gökçen de eklendi SEATTLE

OSTA

G

ezi olayları sırasında Seattle Times'a yaptığı bir yorumdan dolayı Dışişleri Bakanlığı’na şikayet edilen Seaatle Fahri Başkonsolosu fuk Gökçen görevinden alındı. JURNALCİLİK SUÇLAMASI Gökçen, görevden alındığını veda başlığıyla yazdığı e- mail aracılığıyla duyurdu. Gökçen, ’ Sultan Abdülhamit dönemi jurnalciliği benzeri yöntem ile birkac radikal İslamcının direk Dışişleri Bakanı’na yaptıkları şikayet üzerine, Cumhurbaşkanı ve Başbakan imzasıyla 11.5 yıldır yürütmekte olduğum Fahri Başkonsolosluk görevinden alındığımı öğrenmiş bulunuyorum’’ dedi. Boeing’te uçak mühendisi olarak çalışan fuk Gökçen’I ili Hava Yolları ekibine ileri mühendislik dersleri verdiği Miami’de bulduk. Gökçen

Posta212’ye yaptığı açıklamada, “Seaatle’de sosyal bir klüp iken çalışmalarımızla şimdi - binlik, tüm toplumların saydığı, sayısız proje yapan bir topluma dönüştük. Councilor Association adlı burdaki tüm uluslardan diplomatlarının oluşturduğu derneğin son 2 yıldır da başkanlığını yapıyorum. Ama zaten bunları kişisel çabalarımla destek almadan yapıyorum. Bu ünvan olmasa da olur.” ‘SAVUNAMAYACAĞIMI SÖYLEMİŞTİM’ Gökçen’e Gezi olayları sırasında verdiği tepki hakkında da şunu söylüyor Ben asıl olarak buradaki Türk toplumunu temsil ediyorum. İktidar partisinin sözcüsü olacağım diye bir taahhütte de bulunmadım. Biz demokrasi, özgürlük ilkelerine bağlıyız. O yüzden bir vatandaş olarak görüşlerimi ifade ettim. Burada Gezi olayları sırasında CNN tüm baskıları yayınlarken, bizim hiç bir şey olmamış gibi devam etmemiz

Ufuk Gökçen buradaki inandırıcılığımızı zedelerdi. Ya da hükümet Yahudi karşıtı bir politika izliyor diye biz de burda gayet iyi ilişkiler içinde olduğumuz Yahudi toplumuna tavır alamazdık. Ayrıca Gezi olayları sırasında Dışişleri’ne, olup bitenleri burada savunma imkanımızın olmadığını da açıkça bildirdim. TürkAmerikan toplumundan sorumluyuz biz. nvanım alınsa da bundan sonra dev projelerimze, aynı tutkuyla, aynı ülke sevgisiyle devam edeceğim.”

‘DİĞER EYALETLERE ÖNCÜ OLALIM’ Dr. Özlem Soran, POSTA212’ye verdiği demeçte anketin çıkış noktasını şu şekilde anlattı “Ankete çıkış noktası bu tarz rakamların elimizde olmamasıydı. Türk-Amerikan cemiyetinin üyeleri olarak toplumumuz hakkında bir takım veri eksikliklerini olduğunu her zaman tartışıyorduk. Bildiğimiz kadarıyla diğer eyaletlerde de bu tarz veriler yok. Bu çalışmayı gerçekleştirerek, diğer eyaletlere de örnek olmak istedik. Her dernek bölgesindeki Türk’lere ulaşarak bu çeşit bir anket çalışması gerçeleştirebilse, elde ettiğimiz rakamlar sayesinde söyleyecek daha fazla sözümüz olur.”Yaklaşık olarak 300 kişinin katıldığı ve katılımcıların online olarak soruları yanıtladığı ankete PTAA’in büyük destek verdiğini de belirten Doç. Dr. Özlem Soran, PTAA aracılığı ile anketin bir çok kişiye ulaştığının altını çizdi.

Doğan Uluç doganuluc@aol.com

Hey Khloe, baban kim? ŞÖHRET, skandal, ünlülerin özel yaşamlarını topluma taşıyan tabloid basının rota ibresi yeniden Kardashian’lara döndü. Süper futbolcu O.J. Simpson’ın menaceri Norman Pardo Kardashian’lar dizisi oyuncusu Khloe’nin annesi Kris Jenner’in Simpson ile cinsel ilişkiye girdiğini açıkladı. O.J.’in menaceri ve yakın arkadaşı Pardo’nun ‘’Khloe’nun gerçek babası avukat Kardashian değil, O.J.’dir’’ iddiası skandal basın gündemi ortasına düştü. ‘’Kris’in şöhrete ulaşmak için yapamayacağı yok’’ diyen Pardo şöyle konuşuyor: ‘’1980’lerde O.J. futbolun süper yıldızıydı. Kris peşinden ayrılmaz, California’da çılgın eğlence partilerinde birlikte uyuşturucu ‘Ecstasy’ tabletlerini kullanırlardı. O.J. ve öldürdüğü iddia edilen karısı Nicole ile avukat Robert ve eşi Kris birlikte tatile giderdi. Khloe aileden değil, resimlerine bakın anlarsınız.’’ Bir dergide Kardashian kadınlarının tek sıra halinde dizilmiş resmine bakıyorum. Kim ile annesi Kris, Kourtney ve Khloe var. Khloe hepsine tepeden bakıyor. Kourtney, Khloe’den bir baş kısa. Tanıyanlar, Kardashian’ların genelde kısa olduğunu, boy eksikliğini ısmarlama ayakkabılarla kapadıklarını söylüyor. Ailenin en uzunu Khloe. O.J.nin menaceri ‘’Yüz hatları, vücut yapısı ailede hiçbirine benzemiyor. Diğer kızları Kim ve Kourtney de, babaları Robert de kısaydı. Khloe’un annesi Kris’in cinsel ilişkiye girdiği O.J. 183cm., kızı Khloe ise 175 cm. boyunda. Doğal saç rengi bile kızkardeşlerinden farklı’’  diyor. Pardo’nun tüm Kardashian’ları ‘babalık’ testinden geçirmek isteğini aile kabul etmedi. Kris futbolcu O.J.le ilişkisini inkar etti. O.J. vasiyetini değiştirdi, Khloe’i de mirasına aldı. Menajeri Pardo: ‘’Babalık iddiasını sorduğumda kıkır kıkır güldü. Benim için yeterli “cevap’’ idi‘’ diye konuşuyor. Ünlü futbolcu 1994’de eski karısı Nicole ile erkek arkadaşı Ron Goldman’ı bıçakla öldürme iddiasıyla tutuklanmıştı. Tarihin en vahşi cinayetlerinden birini işleyen Simpson inanılması güç bir kararla beraat etti .’’Rüya Takımı’’ lakaplı avukatlarının başında O.J.nin aile dostu Robert Kardashian vardı. 66 yaşındaki O.J. beraattan sonra Las Vegas’ta değerli spor malzemelerine el koyan bir koleksiyoncu kaçırma suçuyla 5 yıl hapse mahkum oldu. 2014 O.J. beraat ettiği cinayetin 20’inci yıldönümü. Süper futbolcu ‘’ Bir bomba patlatacağım’’ diyor. Adli makamlar eski eşi Nicole, erkek arkadaşı Goldman cinayetlerini, kendisi dahil, kimin işlediğini açıklayacağını söylüyor. Şimdi sıra Khloe’nın gerçek babasının kimliğinde. Porno kasetlerini satarak milyoner olan Kim Kardashian dahi kız kardeşinin kimliğini bilmiyor. Bir gazete tam sayfa soruyor: ‘’Hey Khloe, baban kim?’’ (hurriyet.com.tr’den alınmıştır)


11 Aralık 2013 Çarşamba

TACA’DAN T RKÇE DERSİ (CHICAGO – POSTA212) Türk Amerikan Kültür Birliği (TACA) yetişkinler için Türkçe dersi düzenliyor. TACA önderliğinde, aralık ayı boyunca her cumartesi günü 10 00 – 13 00 ile 13 00 – 1 00 saatleri arasında Türkçe dersleri veriliyor. Chicago’daki TACA Türk Evi’nde gerçekleşecek olan dersler ile detaylı bilgi almak isteyenler www.tacaonline.org adresini ziyaret edebilirler.

SİLİKON VADİSİ AÇILIM YEME İ (KALİFORNİYA POSTA 212) Türk Amerikan İş Birliği (TABC), 1 Aralık’ta Kaliforniya merkezli Ma im Integrated Prods şirketinin sahibi ve CEO’su Tunç Doluca’nın katılacağı bir akşam yemeği etkinliği düzenliyor. “Türkiye’nin Silikon Vadisi’ne Açıldığı Nokta” sloganıyla 2004 yılından itibaren hizmet veren TACB’nin 1 Aralık’ta 19 00 ile 22 00 saatleri arasında düzenleyeceği akşam yemeğine katılım ücreti TACB üyeleri için 120 dolar olarak belirlendi. Etkinlik ile ilgili detaylı bilgiyi TACB’nin resmi internet sitesi www.tabc-us.org sitesinden öğrenebilirsiniz.

Gündem

TERZİ ZEKİ ARTIK YOK Ne York eyaletinin airmont kasabasında yıllar önce açtığı ter i dükkanı ile bölge sakinlerine kendisini tanıtan ve sevdiren Zeki Çalışkanlar, bir süredir çektiği lenfoma ve böbrek yetme liği hastalığına yenik düşerek hayatını kaybetti çocuğu oldu. 19 3 yılına gelindiğinde, eki Çalışkanlar 130 Packett’s Landing’de “ eki’s Tailor Shop” adlı bir dükkan açtı. “ eki’s Tailor Shop” çok kısa süre içerisinde bölge halkının uğrak yerlerinden biri haline geldi. “ eki Çalışkanlar müşterilerinin dükkanlarına uğradıkları bir esnaftan öte, onların dostu olmuştu.

(NEW YORK-POSTA 212)

N

ew York eyaletinin Fairmont kasabasında yıllar önce açtığı terzi dükkanını ile bölge sakinleri tarafından kısa sürede çok sevilen eki Çalışkanlar, bir süredir lenfoma ve böbrek yetmezliği hastalıkları ile savaşıyordu. Terzi eki geçen hafta hastalıklarına yenik düştü ve hayatını kaybetti. Çalışkanlar’ın ölümü, ailesi ve sevdiklerinin yanı sıra Fairmont halkını yasa boğdu. Bölge halkının kendisini “ eki” diye çağırdığı İzmir doğumlu eki Çalışkanlar, 15 yaşında Türkiye’de ağabeyinin terzi dükkanında çalışarak bu mesleğe adım atmıştı. Yıllar sonra “daha iyi bir hayat” için ABD’ye gelen Çalışkanlar, 1965 yılında Bond Clothing’da baş terzi olarak işe alındı. Yaklaşık on yılın

Zeki Çalışkanlar

ardından eşi Fatma Çalışkanlar ile hayatını birleştirdi, ve Rochester’daki St. Paul Street’te a ilk terzi dükkanını açtı. Sonraki yıllarda Fairport’a taşınan çiftin üç

“YOKLUĞUNA ALIŞAMADILAR” Bir süre önce lemfoma ve böbrek yetmezliği tanısı konan eki Çalışkanlar, ekim ayının sonlarına doğru bir gün, yatakten kalkarken işe gitmek için hali olmadığını anlayana kadar aralıksız çalıştı. Kendisinin artık çalışamayacak durumda olduğu anlaşılınca, ailesi terzi dükkanını yakın dostlarından birine devretti. Bölge halkı için bu duruma alışmak hiç kolay olma-

dı. Dükkana girdiklerinde Çalışkanlar’ı görememek, onları her seferinde hayal kırıklığına uğratıyordu. Aynı zamanda Türk Rochester Cemiyeti’nin (TSOR) de üyesi olan Çalışkanlar’ın acı vefatı ailesinin, dostlarını ve bölge halkını yasa soktu. “O HERKESTEN FARKLIYDI” Amerika’ya gelen ilk Türk terzilerden biri olan eki Çalışkanlar’ı babası ara-

ERKESE AÇIK CAMİ G N LOS ANGELES- KALİFORNİYA

2

Ekim Pazar günü San Diego’dan Los Angeles’a kadar bölgede bulunan tüm camiler kapılarını her dinden insana açtı. 12. yılına giren “Herkese Açık Cami Günü” Güney Kaliforniya’daki İslami ura Konseyi tarafından destekleniyor. Amaç, 11 Eylül’ün üzerinden 10 yıldan fazla süre geçmesine rağmen Amerika’da hala var olan İslamofobi’nin önüne geçmek.

seye gittiği gün olan Pazar günü Müslümanlar, komşularını kendi ibadethanelerini ziyarete davet ediyor. Güney Kaliforniya İslam Merkezi’nden Ahmed Asim Büyüksoy, Herkese Açık Cami Günü’nün tüm anlamının kendimizi, toplumumuzu, dinimizi ve kültürümüzü diğer dinlerden ve geçmişlerden gelen kardeşlerimizle paylaşmak olduğunu söylüyor. Gloriana Pionati, Açık Cami Günü’nü kilisesinden duymuş ve gelmeye karar vermiş “Ne beklediğimi bilmiyorum ama ortalıkta güler yüzleriyle dolaşan insanları görmek beni hem şaşırttı, hem mutlu etti.” Müslüman bir kadın olan Amaani Shams’ın bu konudaki görüşleri şöyle “Bu tür

yanlış görüşler ne yazık ki çok yaygın. Bu çok üzücü. Bence Amerika genel olarak İslam’ı ve kendilerini Müslüman olarak tanımlayan insanları anlama konusunda aşama kaydetti ancak bazı kişiler İslami topluluklara karşı yaratılan nefreti hala körüklüyor.” MEDYA KÖRÜKLÜYOR Güney Kaliforniya İslam Merkezi’nden Mahmut Addül Baset, Amerika’da İslamofobi’nin bazı medya kuruluşlarınca körüklendiğini söylüyor “Medyada gördükleri, insanları

etkiliyor. Bilgi kirliliği çok yoğun. Önyargılar güçlü. Kendimizi, başkalarının düşünceleri ne olursa olsun, olduğumuz gibi tanıtmak bizim görevimiz.” Salih Kholaki Amerikalı Müslümanlar’ın ılımlı olduğunu ve başka ülkelerdeki radikallere benzemediğini söylüyor. Kholaki Amerika’da Müslümanlar’la Müslüman olmayanlar arasındaki benzerliğin farklılıktan daha güçlü olduğunu belirtiyor “Ben herkes gibiyim. Dinim farklı ama ilgi alanlarım, değerlerim, aile değerlerim toplumla benzeşiyor.” Kholaki gibi Müslümanlar Açık Cami Günü gibi etkinliklerin toplumda anlayışı artıracağı ve Müslümanlar’la ilgili toplumdaki önyargıyı ortadan kaldıracağı görüşünde. (VOA)

DİN ATE ESİ’NE Z NL VEDA

HABER OLMAK İÇİN...

haber@posta212.com

ATA-NC YILBA I

ARTİSİ D ZENLİYOR

San Diego’dan Los Angeles’a kadar olan bölgelerdeki tüm camiler Ekim a ar günü kapılarını her dinden insana açtı Amaç, Amerika’da hala var olan İslamifobi’nin önüne geçebilmek

HIRİSTİYANLAR DAVET EDİLİYOR Hıristiyanların kili-

(NEW YORKPOSTA212) Din Hizmetleri Ataşesi Süleyman Duman, görev süresi dolduğu için Türkiye’ye dönecek. Duman için Eyüp Sultan Camii ve Kültür Merkezi’nde veda etkinliği düzenlendi. Din görevlisi çalışanlar ile dernek görevlilerinin katıldığı bu etkinlikte duygusal anlar yaşandı. Din Ateşesi Duman, yaptığı konuşmada tüm çalışma arkadaşlarına ve toplum üyelerine teşekkür ederek, Türkiye’den her hangi bir konuda yardıma her zaman hazır olacağı mesajını verdi.

cılığı ile tanıyan Ahmet Turgut, Posta212’ye yaptığı açıklamada “ Kendisini geçen yıl görmüştüm, çok solgun ve yorgun gözüküyordu” diye anlattı. Son 20 senede ABD’ye çok sayıda Türk’ün geldiğine dikkat çeken Turgut, “ O herkesten farklı olarak, Türk toplumunun dışında çevresindeki Amerikalılar tarafından çok iyi tanınan ve sevilen biriydi. Onu kaybettiğimiz için üzüntü içerisindeyiz” diye konuştu. Çalışkanların Rochester’daki en eski dostlarından biri olan Mustafa Evingen ise “ Kendisi hiç kimseye rahtsızlığı dokunmayan çok iyi kalpli bir arkadaşımızdı. Aynı zamanda İzmirli olduğum için hemşerimdi” Ahmet Turgut dedi.

‘HAPPY HOUR’DA Keyifli Dakikalar NEW YORK - POSTA212

W

ashington Türk Amerikan Derneği’nin (ATA-DC), Italians in DC ve nited Macedonian Diaspora organizasyonu ile ortaklaşa düzenlediği “Happy Hour” etkinliği renki görüntülere sahne oldu. Washington’daki Acacia Bistro Wine Bar’da gerçekleşen etkinliğe üç toplumdan da yoğun bir katılım gerçekleşirken, Türkiye, İtalya ve Makedonya’yı temsil eden katılımcılara çeşitli hediyeler verildi. ATA-DC’nin önderliğinde Washington’daki düzenlenen “Happy Hour” etkinliğinde, Acacia Bistro Wine Bar’da bir araya gelen üç toplumun üyeleri birbirleriyle sohbet ederek keyi i dakikalar yaşadılar.

(NORTH CAROLINA – POSTA 212) North Carolina Amerikan Türk Derneği (ATA-NC), Türk toplumu üyelerinin aileleri ile katılabilecekleri bir yeni yıl partisi düzenliyor. ATA-NC’nin 31 Aralık’ta saat 19 00’da düzenleyeceği yılbaşı partisine katılım ücreti ATA üyeleri için 40, üye olmayanlar için 50 ve çocuklar için 12 dolar olarak belirlendi. Partiye katılmak isteyenler, ATA-NC adına yazılmış çeklerini "ATA-NC P.O.Bo 3035 Cary, NC 2 519-3035" adresine gönderebildiği gibi, “303 E. Durham Rd. Suite F, Cary, North Carolina 2 513” adresindeki Türk Evi’nden veya https s uareup. com market americanturkish-association-ofnorth-carolina fall-dinnermember adresinden biletlerini satın alabilirler.


Gündem

11 Aralık 2013 Çarşamba

Hillary Clinton’un yerine

Caroline Kennedy geliyor!

Suikaste kurban giden ABD’nin efsane başkanı Kennedy’nin kı ı Caroline Kennedy, Tokyo Büyükelçiliğine atandı Başkan Obama tarafından da desteklenen Caroline Kennedy’nin, illary Clinton’un yerine oynadığı ileri sürülüyor (NEW YORK –POSTA 212)

C

aroline Kennedy doğumundan itibaren hep kamoyunun ilgisiyle yaşadı. Efsanevi başkan John Ford Kennedy’nin suikasta kurban gitmesinin 50. Yılı anısına törenler düzenlenirken, kızı Caroline Kennedy de Amerika’nın Tokyo Büyükelçiliği’ne atanmasıyla dikkatleri çekiyor. İsim Kennedy olunca, herkes bu gelişmeye sıradan bir büyükelçi atamasından farklı gözlerle bakıyor. 200 ’deki başkanlık seçim kampanyasında Obama’ya verdiği destekle öne çıkan Caroline Kennedy, şimdi siyaset sahnesine iddialı bir adımla çıkıyor. Büyükelçiliğinin daha ilk haftasında Kennedy, Çin’in toprak iddialarından mutlaka vazgeçme-

si gerektiğine dair bir mesajla kamuoyunun önüne güçlü bir tonla çıktı. Tokyo Büyükelçisi hiç vakit kaybetmeden sanki Japonya’da kampanya yürütüyormuşçasına yerel okulları ziyarete başladı, tsunami kurbanlarıyla kahvaltılar düzenledi.

50. YILDÖNÜMÜNE DENK GELDİ

Amerika John F. Kennedy suikastının 50. yıldönümünü anısına törenler düzenlenirken aynı dönemde Caroline’nin şaşırtıcı bir rastlantıyla kamuoyunun önüne çıkması Washington kulislerini meşgul ediyor. “Kennedy krallığının” son varisinin, şimdi tüm becerilerini ve kalitesini ortaya koyabileceği gerçek bir fırsat yakaladığı ve bun-

dan sonra artık Amerikan seçimlerinde herhangi bir siyasi post için yarışabileceği öngörülüyor. Hatta, Kennedy’nin gelecek seçimlerde Senato veya Konge üyeliği için New York veya Massachusetts’den aday olabileceği ihtimalleri üzerinde duruluyor. Ancak, Caroline Kennedy’nin seçim prosedürünü beklemeyeceği ve gelecek seçimlerde Demokratlar’ın başkan adaylığına oynayan Hillary Clinton’un yerine göz koyabileceği de ihtimaller arasında gösteriliyor. 200 seçimlerinde yaptığı açıklamalarla, Caroline Kennedy’nin vizyonu ve karizmasıyla geniş bir kesimin takdirini kazandığını da unutmamak gerekiyor. Obama’nın da bu karizmatik liberal kadını kendine halef seçebileceği muhtemel bir senaryo.

WASHINGTON ŞANTİYEYE DÖNECEK Son yapılan çalışmalara göre, Amerikan başkentine önümü deki on yıl içinde , milyar dolarlık inşaat yatırımı yapılacak Bu inşaatların bin kişiye iş imkanı sağlaması bekleniyor

İLHAN TANIR WASHINGTON

W

WASHINGTON - POSTA212

Geçtiğimiz hafta Washington’ın farklı restaurant ve barlarında, alkolü yasaklayan Anayasa’nın 1 . maddesinin değiştirlimesinin 0. yıldönümünü kutlamak için farklı etkinlikler düzenlendi

ABD Kongresi, 1919’da alkolü yasaklayan bir Anayasa maddesini eklemiş ve bu yasaklayıcı kanun 1933 yılının 5 Aralık tarihine kadar devam etmişti. Washington’daki Jack Rose Dining Saloon özel bir kutlama gecesi düzenledi. Diğer taraftan DC Craft Bartenders Guild isimli Barcılar Odası ise özel bir gala düzenledi.

FBI ELİLERE VİR S G NDERMİ

(WASHINGTON-POSTA212) – FBI’ın şüphelileri takip etmek için “malware” diğer adıyla virüslü yazılım kullandığı ileri sürüldü. FBI tarafından aranılan ve kendisine “Mo” diyen şüphelinin, geçen yıl ABD’nin üniversite ve havaalanları gibi birçok yerinde bomba patlatma tehditlerinde bulunmasının ardından FBI ajanları Mo’ya ulaşmak çeşitli taktikler geliştirmişler. Washington Post gazetesinde yer alan bir habere göre, FBI’ın seçkin hacker takımı, Mo’nun -e mail hesabına dünyanın neresinden hangi bilgisayarı kullanarak girerse girsin gizlice hesabına sızabilecek bir tür kötü yazılım geliştirmiş.

FBI’ın amacının Mo’nun girdiği web siteleri ve bulunduğu yeri belirlemek olduğu iddia ediliyor. Henüz yakalanamayan ve kimliği gizemini koruyan Mo davasının, gözetim yazılımının sınırlarını gösterdiği yorumu yapılıyor. Gazetenin elindeki belgelere göre, Denver’daki federal bir yargıç, geçen yıl Mo’nun bilgisayarına gözetim yazılımı gönderilmesini onayladı. FBI’ın farklı davalarda şüpheli olanlar için de gözetim yazılımı gönderme planını Houston’daki bir yargıç ise “son derece müdahaleci” gerekçesiyle reddetti. FBI ve Adalet Bakanlığı, Mo’nun izlenmesi için kullandığı teknikler hakkında yorum yapmaktan kaçınıyor.

PAZAR sohbetlerinden biri vardı... Hastings de bir kafede arkadaşıma ülkemizi anlatırken, ona ülkemde olanları hayal ettirmeye çalışırken yüzünün aldığı hali gözlemliyordum... Anlattıklarımı ve eşleştirerek sorduklarımı dinlerken hukukçu arkadaşımın bütün bu olaylar şayet İngiltere’de meydana gelseydi ne yapardı diye merak etmiştim. Kahvemiz gelip, ilk yudumlar alındıktan sonra... ‘’İngiltere’ de böyle şeyler olsa ne yapardın’’ diye sordum, sohbetimizde böylece başlamış oldu. Seçimlerin hemen ertesinde devrilmiş kamyondan yüzbinlerce oy pusulasının ortaya saçıldığını gördüğünde, Referandum bir çok yasayı bir araya getirip arada ciddi otokratik yasaları serpiştirip hepsine birden referandumda ‘’evet’’ veya ‘’hayır’’ demeniz istendiğinde, Ülkede Dini işlerden sorumlu başkanlığının, bütçesi Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıklarının toplamından fazla olduğunda, Bilim insanları, Generaller, Gazeteciler ve yazarlar sabah erken bir saatte. Hangi suçtan olduğu söylenmeden tutuklanıp yıllar süren yargılamalarında savunma bile yapmadan hapiste tutulursa, Bir telefon görüşmesinde hastalığınızı anlattığınız birisi tutuklandığı için tutuklanıp yıllarca hapiste kalırsan, Devletin Polisine emir verenlerin bir İmam ve onun cemaati olduğunu öğrenirsen, Savcıların yargılamalar sırasında sahte delil ürettiğini gazetelerden öğrenirsen,

Yazılanları merak edip Mahkemeye yargılamayı izlemeye gittiğinde suçlanan kişinin hakime ‘’ suçum ne diye’’ sorduğunda Hakim in ‘’ sen zaten biliyorsun suçunu’’ dediğini duyarsan, Basılmayan bir kitabın yazarı kitap yazarak terörist yaftası yediğinde bazı gazetecilerin ‘’ evet bu kitap yazarı kitabı yazdığı için terör ile yargılanıyor’’ diye başlık attıklarını görürsen, Başbakan’ ın halkın bir kısmının inancını hakaret gibi gördüğünü anlarsan, Başka ülkede yaşayan bir din adamının dershane açtığını ama onun dışında polis ve yargıyı da ele geçirdiğini hatta Orduyu da ele geçirmek için girişimleri olduğunu politikacılar ve gazetelerden duyarsan,

ALKOL YASA ININ KATY ERRY UNICEF’İN İLHAN TANIR

Ülke insanlarımızın ne kadar dayanıklı olduklarını bu gün yeniden anladım

2003 de darbe yapacağı savcılık tarafından hazırlanan kişinin aslında 1998 de öldüğünü öğrenirsen,

ashington’a yapılacak yatırımlar yeni çalışma ofisleri, oteller, binalar ve bir de şehrin en kalabalık caddelerinden K Caddesi’ne tramvay getirilmesi olacak. Yapılacak bu yatırımların Washington DC’ye olan ekonomik katkısı önemli görülüyor. ehir 1 milyon dolarlık ek vergi gelirine ulaşırken, 2 bin yeni istihdam imkanı doğacak. Bunun yanısıra, lobicileriyle ünlü ve yoğun bir trafiğin yaşandığı K Caddesi de, 10. Cadde ile 21. Cadde arasına tramvay yolu inşa edilecek. Bu hat, gelecekte şehrin ana tren istasyonu nion İstasyonu ile Georgetown’u bağlayacak projenin ilk etabı olmuş olacak. Washington’ın laşım Biriminin yayınladığı rapora göre, tramvay’ın açılış tarihi 2020 yılı.

kaldırılması şere ne

Sedat Aral

İYİ NİYET ELÇİSİ OLDU BİRLE Mİ MİLLETLER- OSTA

NICEF, dünyanın en güç durumdaki çocuklarının ve ergenlerinin yaşamlarını iyileştirmek amacıyla yaptığı çalışmalara gençlerin de dahil edilmesini amaçlıyor. Bu nedenle dünyaca ünlü pop yıldızı Katy Perry, NICEF’in en yeni İyi Niyet Elçisi olarak görevlendirildi. Katy Perry, NICEF İyi Niyet Elçisi olarak gençlerin kendi yaşamlarında en önemli saydıkları konuları dillendirmeleri ve bu sorunlara yönelik çözüm bulma çabalarına doğrudan katılmaları için çalışacak. Dışa dönük etkinliklerde özellikle en güç durumdaki çocuklara ve ergenlere odak-

lanacak. Bunların arasında derin yoksulluk içinde yaşayanlar şiddet, istismar ve ihmalden etkilenenler, olağanüstü durumlar ve çatışma ortamlarında kalanlar yer alıyor. NICEF Genel Direktörü Anthony Lake, “Katy Perry esasen çocuklar için yaptığı çalışmalarla tanınıyor biz de bundan böyle kendisinin NICEF adına kükremesini’ bekliyoruz” dedi. Katy Perry ise görevlendirilmesine ilişkin, “Yardımlarımızla, gençlerin kendi yaşamlarını değiştirecek güce sahip olduklarına inanıyorum. İyi Niyet Elçisi olarak NICEF’e ka-

Dünyada güç durumda olan çocuklara yardım eden UNICEF’in yeni İyi niyet Elçisi Katy erry oldu Amerikalı ünlü şarkıcı ve oyuncu, çocukların ve gençlerin sorunlarına yönelik çalışmalar yapacağını söyledi

tılmaktan büyük onur duyuyorum” diyerek düşüncelerini dile getirdi. NICEF İyi Niyet Elçilerinden oluşan etkileyici listede daha önce yer alanlar arasında şu kişiler de bulunuyor Amitabh Bachchan, David Beckham, Harry Belafonte, Orlando Bloom, Jackie Chan, Mia Farrow, Danny Glover, Angeli ue Kidjo, Liam Neeson, Leo Messi, Sir Roger Moore, Vanessa Redgrave ve Susan Sarandon. Oscar ödüllü yıldız Audrey Hepburn ise NICEF İyi Niyet Elçisi olarak tüm dünyanın dikkatlerini üzerine toplamıştı.

Bir dini gurubunun kuryesinde devletin güvenliği ile ilgili evrakları başka ülkeye kaçırdığını ve kuryesinin yakalandığını öğrenirsen, Polis adam öldürürken video görüntüsü olduğu halde hükümetin ‘’ onu arkadaşları öldürdü’’ diye açıklama yaptığını öğrenirsen, Seçim gecesi bir çok yerde hava iyiyken ve hiç bir arıza yokken ve tam oy sandıkları sayıma giderken elektrik kesilirse, Millet meclisinde kanunlar çıkarılırken imzaların büyük bir oranda sahte olduğu ortaya çıkarsa, İnsanlar protesto ettiklerinde kanunsuz olarak saldıranlara Başbakan ‘’ emri ben verdim’’ derse, Bir sabah kalktığında mahalledeki okula giden oğlunun veya kızının artık bilim adamı değil İmam olacağını öğrenirsen, Hiç bir yazışma bile yapılmadan evinin bahçesi ‘’yol yapılacak’’ gerekçesiyle el konulursa, Başbakanın Aslında Belediye Başkanı maaşı olan biriyken birden dünyanın 8. zengin insanı olduğunu öğrenirsen, Polis protestoya katılan kadın ve erkekleri gözaltındayken çırıl çıplak soyup kadınları tecavüz ile tehdit ederse, Sınır kasabalarında eli silahlı birçok yabancı dolaşıyor ve devlet tarafından bu insanlar yargıdan muaf tutuluyorsa, Başbakan her gidiş gelişinde saatlerce trafik kapatılıyorsa, Ne yaparsın? Cevap çok basit oldu... onca uzun konuşmama karşın bu cevap sert bir kahve idi ve uyandırdı. Bizde bunlar olmaz çünkü bunları yapabilecek innsanlara görev verilmez. Çünkü biz devlet kurumlarında ahlaksız insanlara görev vermeyiz. Çünkü biz hep doğru olanı yapamazsak bile, her zaman doğru olanı yapmaya çalışırız.


Ekonomi

11 Aralık 2013 Çarşamba

Amerika’da

Selim Atalay

bankası olan

twitter@SelimAtalayNY

Kilo hesabı da satsan borcunu karşılamıyor ÖNCE işsizlik vuruyor... Sonra hane halkı, eğer varsa, teker teker işini kaybediyor... Evin aylık taksiti ödenemiyor, kredi kartları birikiyor, sonra kartları banka iptal ediyor... İş yoksa, ekmek de yok. Şanslıysan, belediyeden yiyecek kuponu alıp biraz karnını doyuruyorsun. Aynı sırada kentin hizmetleri aksıyor... Sokak lambaları karardığında değiştiren olmuyor. Çöp toplanmıyor. Ambulans çağrıldığında araç normal süre olan 5-7 dakika yerine şanslıysan 15-20 dakikada geliyor... Ve de mahallede birisi makineli tüfekle ateş açarsa, ihbarda bulunduktan sonra polisin gelmesi bir saati buluyor. Sonra aile umutsuzluk içinde evi terk edip başka bir kente dağılıyor. Hemen her Amerikan evinde bir köpek olur. Kendini besleyemeyen aile, köpeği de sokağa bırakıyor, terk ediyor. İş terk, köpek terk, ev terk, kent terk. Detroit kentine hoş geldiniz... Kent mahkeme kararıyla iflas etti. Yani mahkeme kentin bir hesaba göre 11 milyar, bir hesaba göre 18 milyar borcunu artık ödeyemeyeceğini, emekli maaşları dahil hiçbir polis, itfaiye, sağlık görevlisi, elektrik sayaç okuyucusu ya da öğretmenin maaşının garanti olmadığını kararlaştırdı. Emekli maaşları hesapta anayasa koruması altındaydı: Değilmiş... Yılda 20 bin dolar maaş alan ve açlık sınırının zaten altında olan emekli 3 bin dolar alacak, o da şansı varsa. Detroit, ABD tarihinin en büyük kent iflasıyla tarihe geçti. Kentin iflası şu demek: Belediye ve vilayetin-devletin yaptığı bütün hizmetler ve bu hizmetleri vermekle görevli olanlar için büt.e yok, maaş yok, para yok... Kentin iflası demek: 18 milyar alacağı olanlara -Şeker kardeşim, alacağınız olan her bir dolar için en fazla 15-16 cent alırsınız- demek... Sonra kentin 30-40 yıllık yeni borç bulması gerekecek. Kuşaklar sonra ödenebilecek borçlar bu şekilde yapılandırılacak, kent gelir için yeni vergi koyacak, gelir yaratmak için malvarlığı satacak, yaratıcılığını kullanarak yeniden işlemeye çalışacak... Eğer şansı varsa. Detroit ABD tarihinde -Otomobil Kenti- diye geçer. ABD oto endüstrisi 1900’lerde bu kentte doğdu, büyüdü. Bir zamanlar 2 milyon nüfusu ile ABD’nin d.rdüncü büyük kentiydi. Şimdi 700 bin nüfus ya var ya yok. O nüfusun da ü.te biri açlık sınırının altında... Detroit hâlâ ABD’nin 18. büyük kenti, ama kent boşalıyor. 2008 kriziyle birlikte tırmanan işsizlik ve sefalet Detroit’i boşaltıyor. 350 bin hane var, bunların 80 bini terkedilmiş, boş... Mahalleler sokaklar .lü, hayalet kent. Boş evler ya suç faaliyetleri için ya da zevkine yakıp tutuşturmak için kullanılıyor. O kadar çok yangın çıkıyor ki, itfaiye yetişirse, küllere yetişiyor... Sokak lambalarının yarısı yanmıyor. Ampulleri değiştirecek para yok. Zaten ampul de yok... Elektrik şebekesi var-yok arasında. Parkların ü.te ikisi kapanmış. Mahalle arasında silah sesleri, günlük hayatın parçası. Suç oranı, ABD rekoru kırıyor. Bu arada, Detroit -siyahların- kara derililerin kenti. Polis de müflis. Son 10 yılda polis sayısı yüzde 40 azalmış. Suç dosyalarının ancak yüzde dokuzu çözülüp sonuca bağlanıyor. Ve köpekler... 700 bin nüfuslu şehirde başıboş en az 50 bin köpek var... Afrika’daki kuzenlerini kıskandıracak biçimde sokaklarda dolaşıp, çöplere dalıp, gelene geçene saldırıyorlar... Hepsi fifi değil, vahşi-yırtıcı köpekler. Detroit batağında daha da vahşileşmişler. Dert: Detroit’i nasıl kurtaracağız- değil... Dert: Alacaklılara biraz para nasıl bulunacak, sonra yeni borç nasıl alınacak. Mevcut alacaklıları bir şekilde ikna etmezsen, yeni para da bulamazsın... İkna şekli, borcu az sil, ama faiz al... Detroit’in gelecek kuşakları sonra öder... Gelir için kentin önemli binalarını satmak, bir fikir. Falanca şirket giderek k.tüleyen bir kentte neden bina alsın, alıp da hangi işte, istihdamda kullansın? Kent merkezinde General Motors otomobil şirketinin gökdeleni bir şaka gibi duruyor. GM 2008 krizinde batmış, Washington tarafından kurtarılmıştı. Merkezi hükümet banka ve mümkünse oto şirketi kurtarıyor, belediyeleri kurtarmaya ise girmiyor. Gelir için diğer parlak fikir: Kent müzelerindeki değerli sanat eserlerini satmak. Van Gogh, Matisse tabloları, heykeller falan var... Meşhur müzayede evi, eserlere şöyle bir bakmış: En fazla 900 milyon dolar eder- diyor. 18 milyar alacaktan söz ediyoruz. Daha iyimserler, 2.5 milyar- diyor... Yine devede kulak. Üstelik müzeyi de satarsan, kentin olmayan karizması eksiye inecek. İtfaiye maaşları için Van Gogh satma fikri, sanat meraklılarını dehşete düşürürken, bankerlere ve maaş bekleyenlere makul geliyor. Hem sanat toplum için değil mi! Ancak bu kez Detroit’i sanat da, siyaset de kurtaramıyor. stargazete.com’dan alınmıştır

Türkler

TÜRK AVENUE

Amerika’ya yerleşen Türkler’den, çeşitli iş sahalarında başarılı olmuş onlarca isim var Ancak ABD’de banka kuran Türkler de var İşte bu ya ıda Amerika’da banka kuran Türkler’i tanıyacaksını

Cemil Özyurt @cmlzyrtcemil@turkofamerica.com

A

BD’de ‘’Community Bank’’ adı verilen ve küçük bölgesel bankalarla ile faaliyet gösteren Türk girişimciler de var. Metin Negrin Manhattan merkezli Savoy Bank’ın en büyük hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olarak görev yapıyor. 23 yılı aşkın süredir New York’ta finans ve emlak deneyimi olan Negrin, 2002 yılından beri emlak yatırım şirketi Le in Capital’i yönetiyor. Le in Capital’in ABD genelinde 300 milyon dolardan fazla emlak yatırımı bulunuyor. İki yıl önce sıkıntılı bir döneminde Negrin’in bilgi birikimi

dın şube müdürüydü. Yunan ve Latin kökene sahip Sisti, genelde etnik yerel bankaların ueens’te kuruluyor olma geleneğine karşın Manhattan’ı merkez olarak seçmişti. ‘Community Bank’ deneyimi ile bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bir başka Türk girişimci de, ABD’nin en eski döner kapı imalatçısı olan Intertanional Revolving Doors şirketinin sahibi olan Rahmi Soyugenç. İş hayatına 1960’larda bankacı olarak başlayan ve 10 yıla yakın sektörde çalışan Soyugenç, Henderson, Kentucky merkezli Bank Trust’ın sahiplerinden. Kentucky’de dört şubesi bulunan Bank Trust’ın altı yönetim kurulu üyesinden biri olan Soyugenç’in bankası mortgage ve ticari kredinin yanı sıra sigorta hizmetleri de veriyor. Amerika’da Türk girişimcilerin bankacılık sektöründe önünü açan ilk isimlerden biri de Yasemin Koyunoğlu Kostako-

ve tecrübesine başvuran Savoy Bank yönetimi, Mart 2011’de Negrin’i yönetim kurulu üyeliğine, Aralık 2011’de de bankanın başına getirdi. Banka, New York bölgesinde küçük işletmelere ve emlak alımlarına 500 bin dolar ile 1. milyon dolar arası kredi veriyor. Merkezi 16 5 Broadway at 52nd Street adresinde bulunan Savoy Bank, Haziran 200 ’de Citibank’ın deneyimli bankacılarından biri olan Elena Sisti tarafından kurulmuştu. Sisti, Citibank’ın ueens’teki ilk ka-

Rahmi Soyugenç, geçtiğimiz yıl kaybettiği eşiyle

poulos ve Yunan eşi Dr. Haralambos S. Kostakopoulos’tu. New Jersey’nin Fort Lee şehrinde 15 Aralık 2000 tarihinde Federal Savings Bank’ın ilk şubesini Fort Lee’de, ikinci şubesini Clifton’da açan çift, bankayı 20 Nisan 2012’de FDIC’ye devretmek zorunda kalmıştı. Bankayı Alma Bank devralmıştı.

BANK TRUST Henderson Locations 20 N. Main Street Henderson, KY 42420 Tel (2 0) 26 00 BANK SAVOY 16 5 Broadway at 52nd Street New York, NY 10019 Tel 646 5 400

OLASI KRİZ YİNE TE ET GEÇER’

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s yayımladığı raporda, Türk ekonomisinin, ABD’nin parasal genişleme programındaki muhtemel a altmanın Türkiye’yi sınırlı ve kısa vadeli etkisi olacağını belirtti Yani ekonomik kri çıksa bile Türkiye’yi teğet geçecek ye olan kırılganlığının artmasına rağmen Moody’s parasal çıkışın etkilerine maruz kalmanın ılımlı olacağı ve likidite kaynaklarının yeterli geleceği kanaatinde olduğunu belirtti.

NEW YORK - OSTA

M

oodys’ parasal genişlemedeki muhtemel azaltmanın fonlama maliyetlerini ve fon çıkışlarını artırma, küresel finans piyasalarında kredi mevcudiyetini azaltma gibi ihtimalleri beraberinde getirdiğine vurgu yaptı. Kuruluş bu durumun Türkiye ekonomisindeki çeşitli sektörler üzerindeki etkisinin sınırlı ve kısa vadeli olacağı belirtildi. Moody’s’in değerlendirmesinde, Türkiye ekonomisinde kayda değer sermaye çıkışlarının tetiklemesi ile 2009 yılından bu yana oluşturulan bir dizi tamponla desteklendiğine vurgu yaptı.

ZORLUKLARA KARŞI TAMPON Moody’s’in raporunda özellikle de parasal çıkışın devlet tahvilleri (kredi notu Baa3, durağan), bankaların ve şirketlerin tahvilleri ile ipotekli tahviller üzerindeki etkisi analiz edildi. ABD Merkez Bankası Fed’in parasal çıkışa

başlaması halinde Moody’s, Türkiye’nin mevcut cari açığının finansman ihtiyacının karşılanmasında orta vadeli zorluklar yaşanmasını beklediğini açıkladı. Ancak kuruluş ülkenin bilançosu ve ekonomisi, parasal çıkış senaryosunda finansman ihtiyaçlarını karşılama konusunda yaşanabilecek orta vadeli zorluklara dayanmasını sağlayacak tamponlara sahip olduğuna da dikkat çekti. Moody’s bu tamponların 2009 resesyonundan bu yana başlatılan bir dizi aracın Türkiye’nin serma-

ye akışlarındaki volatiliteye direnme yetkinliğini güçlendirmiş olmasıyla geliştiğini belirtti.

LİKİDİTE KAYNAKLARI YETERLİ Moody’s, Türk bankalarının, parasal çıkışın getirmesi muhtemelen olan sıkı fonlama koşullarından doğacak zorluklarla mücadele edebilecek durumda olduğu tespitini yaptı. 2009 yılından bu yana dış piyasa fonlamasına olan bağlılığın ve Türkiye bankacılık sisteminin piyasa koşullarında görülmesi muhtemel volatilite-

T RKİYE BATI TEKSAS TİCARET K R S TO LANTISI YA ILDI (TEKSAS – POSTA 212) Türk iş adamları ve Teksas Türk – Amerikan Ticaret Odası’nın üyeleri geçtiğimiz haftal Odessa ve Midland Ticaret Odaları üyeleri ile bir araya geldi. Midland’deki Wagner Noel Performans Sanatları Merkezi’nde tertiplenen “TürkiyeBatı Teksas Ticaret Köprüsü” etkinliğinde buluşan iş adamları ağırlıklı olarak Permiyen Havzası ve Türkiye’deki yatırım fırsatlarını tartıştılar. Söz konusu üç odanın bu yıl

gerçekleştirdikleri üçüncü toplantı olan Türkiye-Batı Teksas Ticaret Köprüsü” etkinliğinde Kuzey Amerika Üniversitesi İdari İşler Başkan Yardımcısı Can Doğan, Türkiye’nin ve Teksas’ın ekonomik açıdan benzerlik gösterdiğini vurguladı. Türkiye’nin gayri safi yurt içi hasılasının geçtiğimiz 10 sene içinde 3 katına yükseldiğine de dikkat çekti. Doğan, “Türkiye’nin harika bir potansiyeli var. Türkiye Avrupa’daki en büyük ekonomi olarak tanınıyor” diye konuştu.

KISMEN NAGATİF ETKİLENME Kuruluş, parasal çıkış, çoğunlukla döviz cinsinden ve dalgalı faiz oranları üzerinden kısa vadeli banka fonlamasına olan bağlılıklardan kaynaklanan bazı kırılganlıklar ışığında Türkiye şirketlerini kısmen negatif etkiyeceğine dikkat çekti. Moody’s raporunda ipotekli tahvillerin, parasal çıkışa olan dayanıklılığının adı geçen sektörlerden daha fazla olacağı yorumunda bulundu. Moodys, sektörün yasal çerçevesi ile piyasadaki uygulamalar yatırımcılara batık kredilerdeki olası artışa ve konut değerlerindeki gerilemeye karşı koruma sunduğunu da açıkladı. (BLOOMBERG WALL STREET JO RNAL)

D NYANIN İN AATINI YA IYORUZ Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türk müteahhitlerin çeşitli ülkelerde aylık sürede milyar dolarlık inşaat işi aldığını açıkladı Bakan Çağlayan bu başarının tesadüf olmadığına dikkat çekti (ANKA-ANKARA) Ekonomi Bakanı afer Çağlayan, dünyanın en büyük 250 müteahhitlik firma sıralamasında 3 firma ile ikinci sırada yer alan müteahhitlik sektörünün, bu başarısının tesadüf olmadığını belirtti. 2013 yılı Ocak-Kasım döneminde müteahhitlik sektörünün üstlendiği 235 projenin toplam bedelinin 23. milyar dolar olduğunu belirten Çağlayan, 2013'te üstlenilen 235 proje ile müteahhitlik sektörünün bugüne kadar tüm dünyada üstlendiği proje sayısının bin 303’e, proje bedelinin ise 263. milyar dolara ulaştığını kaydetti. Bakan Çağlayan 11 ayda dünyada 24 milyar dolarlık inşaat işi aldıklarını söyledi. ANKA


Ekonomi Amerika’nın ’dan fa la kentinde çok büyük çaplı gösteriler dü enleniyor Saat başı asgari ücretle yoksulluğa mahkum olduklarını söyleyen fastfood çalışanları Amerika’nın son dönemlerdeki en canlı sokak protestolarını yapıyorlar

Amerika’da asgari ücret isyanı ortalama saat ücreti ise .94 dolar.

NEW YORK - OSTA

A

merika asgari ücretin artması için ayağa kalktı. Ülke boyunca 130’dan fazla kentte, fast-food zincirlerinde çalışanlar ve bu talebi destekleyen binlerce kişi sokağa döküldü. Her geçen gün ülke genelinde asgari ücret protestosu yaygınlaşıyor. Tüm fast-food zincirleri, Wal Mart gibi perakende merkezlerinde grevler tüm ülkeyi çığ gibi sarıyor.

İŞ HAYATININ EN DİBİNDELER Amerika’da Başkan Obama dahil pek çok politikacı gelir eşitsizliğinden bahsederken, bu durumun en büyük kurbanı saat başı ücretle çalışanlar oluşturuyor. Göstericiler haftada 40 saat çalışma ile ailelerini geçindirebilmeleri gerektiğini ancak mevcut saat ücreti ile bunun imkansız olduğunu belirtiyorlar. A Hart Research Associates adlı araştır-

ma şirketinin en son düzenlediği kamuoyu araştırmasına göre ırk, parti, bölge ayrımı gözetmeksizin Amerikalılar’ın yüzde 0’i minimum saat ücretinin 10.10 dolara yükseltilmesine sıcak bakıyor. Demokratlar’ın yüzde 92’si, Cumhuriyetçiler’in yüzde 62’si bu talebi destekliyor.

50 YIL ÖNCESİNİN GERİSİNDE KALDI Bundan 50 yıl önce Martin Luther King Jr. Washington’da tarihi iş ve özgürlük yürüyüşünü gerçekleştirdiği sırada asgari ücret saat bazında 1.25 dolardı. Bu miktar bugünün değeriyle 9.54 dolar ediyor. Oysa halihazırda saat başı .25 dolar olan asgari ücret, o döneme göre reel olarak yüzde 25 gerilemeyi gösteriyor. Marthin Luther’in yürüyüşünün 50. Yıldönümü kutlanırken, 1963’e kıyasla saat başı ücretin 2 dolar azalmasından en çok fast –food zincirler ve restaurant çalışanları etkileniyor. Sektörde

AİLELERİNİ DOYURAMIYORLAR Yakın zamana kadar fast-food zincirlerinde çalışmak daha çok iş hayatına yeni atılan gençler için ilk basamak olarak görülür ve düşük ücretlere pek aldırılmazdı. Ancak ekonominin altın çağının bitmesiyle artık bu işler aile geçindiren yetişkinlerin olmaya başladı. Minimum saat ücreti ile çalışan bir fast-food elamanı, haftada 40 saat bile çalışsa, ailesinin yiyecek ihtiyacını karşılayamayacak denli yoksulluğa savruluyor. Ancak çoğunluk 40 saat çalışma imkanı dahi bulamıyor. ira bu zincirlerde ortalama çalışma süresi 24 saat. Eleman bolluğu zincirlerin daha fazla insanı istihdam edip, daha az saat verme politikasına itiyor. 24 saatten .94 ortalama ücretle bir çalışanın eline yılda sadece 11 bin dolar geçiyor. HEDEF 15 DOLAR Amerika’yı dalga dalga saran grevlerin ve protestoların hedefi saat başına asgari ücreti 15 dolara çekmek. Ancak bu seviyede ailelerini besleyebileceklerini söyleyen sektör çalışanları uzun zamandır hazırlandıkları grevi ülkenin her köşesine yaymaya kararlı olduklarını söylüyor. İŞGÜCÜNÜN YÜZDE 25’İNE ASGARİ ÜCRET Amerika’da tüm işlerin neredeyse dörtte birinde asgari ücret uygulaması yapılıyor. Bu da dört kişilik bir ailenin yoksulluk çizgisinin altında kalmasına neden oluyor. Diğer yandan aynı zincirlerin CEO’larının aldığı ücret tırmanıyor. Pizza Hut, KFC gibi zincirlerde çalışan bir elamanın bir yıllık CEO ücretini kazanması için 930 yıl full-time çalışması gerekiyor.

ABD’de istihdam artışı sevindirdi WAS INGTON

E

konomistler, ekim ayında 130 bin artış kaydetmiş olan verinin kasım ayında 1 bin artış kaydedeceği tahmininde bulunuyordu. Ancak verileri açıklayan ADP ekim ayı istihdam artışını da 1 4 bine yukarı yönde revize etti. Konuyla ilgili yorumda bulunan Moody’s Analytics’ten baş ekonomist Mark andi, “Ekim ayında ABD hükümetinin kapanmış olmasına ve Hazine’nin borçlanma sınırı ile ilgili tartışmalara karşın gelen istihdam rakamları sürpriz şekilde güçlü” dedi. Ekonomistler, ABD Çalışma Bakanlığı tarafından açıklanacak ve hem hükümet hem de özel sektörün işe alımlarını da içeren resmi istihdam verileri ile ilgili ipuçları yakalamak için ADP verilerini yakından takip ediyordu. MarketWatch tarafından yapılan ankete göre ekonomistler kasım ayı tarım dışı istihdam verisinin 1 0 bin artmasını bekliyor. Veri ekim ayında 204 bin artış kaydetmişti. Piyasalar Fed’in parasal çıkışa ne zaman başlayabileceği ile ilgili işaretler yakalamak için bu haftaki istihdam verilerini yakından izliyor. Tahvil alım programı uzun vadeli faiz oranlarını aşağı yönde tutarak büyümeyi canlandırmayı amaçlıyor. Gelen olumlu ekonomik veriler içerisinde kasım ayı imalat verileri de var. Ancak yapılan son anketler birçok ekonomistin gelecek yıla kadar Fed’in parasal çıkışa başlamayacağını düşündüğünü gösteriyor. Ekonomi son üç yılda her ay ek istihdam yaratıyor ancak 200 yılının sonunda başlayan resesyondan önceki seviyelerinden hala 1,5 milyon daha az. Yine de son trend yukarı yönlü. Ekim ayı ile sona eren çeyrekte tarım dışı istihdam ayda ortalama 202 bin artış kaydetti. Geçen yılın aynı döneminde ortalama artış 154 bin seviyesinde idi. ADP verileri de özel sektörde aynı trendin

ABD’de açıklanan kasım ayı ö el sektör istihdam verisinde binlik artışla bu yılın en büyük artışı gerçekleşti devam ettiğini gösteriyor. Kasım ayında sona eren üç aylık dönemde özel sektörde ayda ortalama 195 bin kişilik istihdam artışı yaratıldı. Geçen yılın aynı döneminde bu ortalama artış 1 6 bin idi. ADP verilerinin detayına bakıldığında ise hizmet sektöründe kasım ayında 1 6 bin artış gerçekleşti. Bu yılın en yüksek rakamı. Gıda sektöründe de 40 bin artış kaydedildi, bu seviye de aralık ayından bu yanaki en yüksek seviye. Küçük çaplı işletmeler 102 bin, orta çaplı işletmeler 4 bin, büyük çaplı işletmeler ise 65 bin ek istihdam yarattı. (Wall Street Journal)

EKONOMİK E İTSİZLİK B Y MEYE SET ÇEKİYOR lkelerin büyüme oranı, kişi başına düşen hayali gelir büyük kitleleri hiç ilgilendirmiyor Gelişmiş ülkelerde ve ABD’de gelir eşitsi liği büyüdüğü için orta sını ar yok oluyor ve bu da fakirlik ve mutsu luk getiriyor

AHMET BUĞDAYCI NEW YORK-POSTA212

E

konomik büyüme, GSMH, şirket karları, borsa endeksi gibi rakamları bireyler için pek bir anlam ifade etmiyor. Amerika’da ve diğer gelişmiş ülkelerde makro ekonomik göstergelerde iyileşme sağlansa da, giderek derinleşen eşitsiz gelir dağılımı toplumların asıl gerçeği haline geliyor.

VERİMLİLİK DÜZEYİNİ DÜŞÜRÜYOR ABD’deki gelir eşitsizliğinin tarihin en yüksek seviyesine geldiğini gösteren rakamlar bu gerçeğe işaret ediyor. Büyüme, tüm toplumun çabasıyla sağlanan ekonomik bir değer. Ama toplumun büyük bir kesiminin yaratılan bu zenginlikten payını alamaması, verimlilik düzeyinin düşmesine neden olarak makro ekonomik bir faturaya yol açıyor. Diğer yandan, gelir dağılımı merdivenlerinde orta sını arın büyük bir kesiminin giderek gelirden az pay alarak yoksulluk katmanlarına inmesi de toplumsal maliyeti artırıyor. AİLELER YOKSULLAŞTI Center for America Progress’in yaptığı bir araştırma, borsanın yüzde 60 büyüdüğü, GSMH’nın yüzde arttığı, şirket karlarının rekor seviyede yükseldiği 2009 yılın-

da ortalama hane halkı gelirlerinin yüzde 5 oranında düştüğünü gösteriyor. Bir başka deyişle yaratılan gelir en tepedeki zengin sınıfı daha zenginleştirirken toplumun geneli yoksullaşıyor. Bu denli yüksek eşitsizlik, bir noktadan sonra Amerika’nın en önemli değerlerinden olan fırsat eşitliğini zedeliyor, sını ar arasındaki mobiliteyi negatif bir şekilde etkiliyor.

ZENGİNLER HARCAMA YAPMAYINCA… Araştırma, artan ekonomik eşitsizliğin bireylerin hayatlarıyla sınırlı kalmadığını, aynı zamanda makro ekonomik büyümeyi de olumsuz etkilediğini gösteriyor. Bu mekanizma şöyle işliyor Yaratılan toplam zenginliğin aslında paraya ihtiyacı olmayan çok zenginlerin elinde konsantre olması, bu ekstra gelirin harcama yerine tasarrufa gitmesine sebep oluyor. Böylece ulusal gelirin yüksek harcama eğilimi taşıyan yoksul, orta gelir düzeyindeki kesimlerden uzaklaşıp, büyük servet sahibi ellerde daha çok finansal araçlara, türevlere dönmesi, toplumun bütün olarak daha az harcama yapmasına, dolayısıyla tüketime dayalı ekonominin büyüme performansının düşmesine neden oluyor. Daha da tehlikesi, gelir eşitsizliğinin 1929’daki Büyük Depresyon yıllarında olduğu gibi, çok yükselmesi, orta dönemde finansal piyasaların çöküşüne de zemin hazırlıyor.

ALTIN FED’İN ELİNE D ABD Merkez Bankası Fed'in 1 -1 Aralık'ta yapacağı yılın son para politikası toplantısı altın fiyatları için kritik olacak. zmanlara göre Fed'den parasal sıkılaştırma gelmesi durumunda altın fiyatlarında geçen haftalarda yaşanan düşüş sertleşebilir. Vakıfbank tarafından yapılan bir araştırmaya göre, ABD'de istihdam piyasasına dair geçen hafta güçlü gelen verinin ardından, aylık 5 milyar dolarlık tahvil alımı programının azaltılacağı beklentisi güçlendi. "Bu doğrultuda aralık ayında yapılacak olan Fed Açık Pi-

T

yasa Komite (FOMC) toplantısı oldukça önem arz ediyor" denen araştırma notunda, altının ons fiyatında 1220 dolar seviyesinin önemli bir destek olduğu belirtildi. Altın fiyatları geçen hafta 1212 dolara inerek temmuz'dan bu yana en düşük seviyelerini görmüştü. Altın bu haftaya ons fiyatı 1230 dolar seviyesinden işlemlerle başladı. luslararası piyasalarda altının ons fiyatı bu yıl yüzde 2 değer kaybetti. Geçen ay son 35 yılın en kötü kasım ayını geçiren sarı metal, yüzde 5'e yakın değer kaybetti. (The Wall Street Journal)


İlhan Tanır @Washingtonpoint

Cemaat için Erdoğan bitti mi? 2011 sonundan beri AKP ile Cemaat arasındaki anlaşmazlıklardan bahsetmek, her iki taraftan da gelecek tepkilere göğüs germeyi gerektiyordu. Özel sohbetlerde bahsedilen sürtüşmeler, özellikle 7 Şubat sonrası CemaatAKP arasındaki hoşnutsuzluğu, örneğin bir tweet atarak yazmakla beraber ‘fitneci’ saldırılarına hazırlıklı olmanız gerekirdi. Dersane meselesi ile herşey değişti. ABD’de Cemaat’in aktif kurumlarından birinde yer alan önde gelen figürlerden birinin bana bir yıldan fazla bir süre öncesinde, dersane kapanması ile ilgili Erdoğan’ın demeçleri hakkındaki soruma verdiği cevap, bu konunun Cemaat için ciddiyetini gösteriyordu: ‘’Bu açıkça namusumuza el uzatmaktır.’’ Hüseyin Gülerce’nin yine aynı minvalde, bu girişimin ‘boğazlamakla’ aynı anlama geldiğini söylemesi de, konunun Cemaat için ne anlama geldiğini gösterdi. Peki Cemaat önümüzdeki mart ayı seçimlerinde AKP'ye bu soğuklukla ilgili bir ceza kesecek mi? Bu sorunun cevabını tartışmadan önce, yine ABD'deki Cemaat ile ilgili bir kurumun lideriyle hafta içinde iki saate yakın yaptığım konuşmadan bazı başlıklar aktarmanın yararlı olduğunu düşünüyorum. Öncelikle, AK Parti hükümetinin dersanelerle ilgili yaptığı son hamle, Cemaat arasında yeniden bir birlik yaşanmasına neden oldu. Daha önceleri birçok konuda Cemaatin pozisyonlarını desteklemeye gerek duymayan farklı pozisyon ve ülkelerdeki birçok Cemaat mensubu, bu tartışma ile birlikte yeniden ‘evlerine döndü’. Örneğin, Hizmet Hareketi ve AK Parti hükümetinin geçtiğimiz 2 yıl içinde şike yasasındaki anlaşmazlık, 7 Şubat olayları, dışarıda Mavi Marmara, ve bazı diğer Ortadoğu konularındaki ayrılıklar, Cemaat mensupları ve yakını olan birçok kimseyi çok fazla rahatsız etmiyordu. Cemaatin dış halkalarında yaşayan bu kesimler için bu tartışmalarda tarafsız pozisyonlarda kalmakta pek bir mahsur görmüyorlardı. Gezi protestoları esnasında da Cemaatin tek vücut halinde protestoları desteklediği hiçbir şekilde doğru olmayan ama bazılarının ileri sürdüğü bir sav. Cemaatin evlerinde mesuliyeti de olan üniversiteli bir yakın akrabamdan biliyorum ki, Gezi protestoları boyunca AKP’nin yaklaşımını savunmak, Cemaat evlerinde hiçbir sıkıntı meydana getirmemişti. Cemaatin tabanının ciddi bir kısmı, Gezi protestolarının özellikle sonraki günlerinde pozisyonlarını AKP posizyonları ile senkronize edebilmiş olması, Cemaatin yayın organlarında polisin davranışlarını veya yetkililerin otoriter söylemlerini eleştirel bazı yayınlardan etkilenmemişti. Bu da, Gezi’nin, Cemaat için ciddi bir uyarı fonksiyonu görse de, hiçbir şekilde bir ‘kopuş’ şeklinde algılanmadığını gösteriyordu. Kopuş’un Gezi protestolarında yaşanmamasının bir başka nedeni, iki hareketin de hitap ettiği muhafazakarmilliyetçi kesimdeki birçok kimsenin, Erdoğan, bakanları ve birçok AKP'li yetkilinin ısrarla tekrar ettikleri Türkiye’ye yabancıların komplo hazırladığını iddia eden savlarında doğruluk payı görmelerinde idi. Dersane ise bütün bu dengeleri değiştirdi. Cemaatin ‘canevine’ saldırı vardı. ABD içinde farklı Cemaat kurumlarında liderlik yapan veya aktif mensup olan yarın düzine kişi, farklı kelimelerle de olsa son iki hafta içinde, gelinen durumu şu meyanda özetliyorlar: ‘’bugün dersanelerimize el atanların, yarın kalan herşeyimize el atmayacaklarının hiçbir garantisi yok.’’

Güncel

Yurtdışı milletvekiliği

NEDEN OLMASIN

Yurt dışında yaşayan yaklaşık milyon Türk, genel seçimlerde ilk ke oy kullanacak Ama yurt dışındaki Türkler, kendi içlerinden çıkaracağı milletvekillerini seçmek istiyor

Y

urtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı verilerine göre yurtdışında yaşayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayısı 6 milyon civarında. Yani Türkiye nüfusunun (1 Mayıs 2013 verileriyle 5.6 milyon) yüzde ’i yurt dışında yaşıyor. Dünya ortalamasının nerdeyse üç katı. Diasporası bizden daha kalabalık ülkeler de var elbette. Bugün yurtdışında yaşayan Çinli sayısı 40 milyon, Hintli sayısı 25 milyon, Koreli milyon.

siyasi kabiliyet ön planda yer alması muhtemel.

YURTDIŞI MİLLETVEKİLLİĞİ 6 milyon insanımızı yakından ilgilendiren bir konu yurtdışındaki 6 milyon var. O da yurt dışında yavatandaşın da yaklaşık şayan Türkiye Cumhuriye4 milyonunun oy kullati vatandaşları da nihayet nacağını söylemek çok gelecek Cumhurbaşkanlığı yanlış olmaz. seçimleriyle birlikte oy kulTabii yurtdışı oyTÜRK AVENUE lanabilecek olması. Oy haklarda aslan payı 3.5 milkı doğal olarak bir takım sorulayon vatandaşımızın yaşarı da beraberinde getiriyor. Mesela dığı Almanya. Avrupa’daki Türk Türkiye’deki siyasi partiler yurtnüfusunun yoğun olduğu ülkeler dışında yaşayan Türkler’den milsıralamasında Hollanda, İngilteletvekilliği için özel bir kontenjan re, Avusturya, Belçika gibi ülkeler ayırır mı Aday seçiminde bu oy Türk seçmenlerin yoğun yaşadıpotansiyelini dikkate alır mı ğı ülkeler. Bu ülkelerdeki Türk nüTürkiye’deki son 12 Haziran fusu 200 ile 500 bin arasında deği2011 milletvekilliği seçimlerinşiyor. ABD’de de en fazla Türkiye de toplam seçmen sayısı 50 milCumhuriyeti vatandaşına sahip ilk yon 23 bin 343 kişiydi. 2011’de 10 ülkeden biri. 4. milyon nüfusa sahip TürkiAmerikan İstatistik Bürosu’nun ye’de 50.2 milyon kişi oy kullanresmi rakamları (199,1 0) ile bizim mışsa, aynı orandan yola çıkarak gayrı resmi rakamlarımız bir biriy-

CEMİL ÖZYURT

11 Aralık 2013 Çarşamba

HABER OLMAK İÇİN...

haber@posta212.com

le çok örtüşmese de, Amerika’daki Türk seçmen sayısını belirlemek yine kaba tahminlere ka lmış durumda. Türkiye’deki son seçimlerdeki istatistiklere de dayanarak mevcut nüfusun yüzde 6 ’sinin oy kullandığı (1 yaşını doldurmamışlar ve sandık başına gitmeyenler hariç) gerçeğinden hareketle ABD’deki seçmen sayımızın da 234,500 ile 301,500 arasında değişeceğini tahmin ediyorum. İkinci ve üçüncü neslin tamamen Türkiye’deki politik ortamdan uzak oluşu, bazılarının Türkiye ile turistik ziyaret dışında bağının kalmaması, Türkiye’nin günlük siyasi gelişmeleri takip edilmemesi gibi negatif faktörlerin de etkisiyle oy kullanacak seçmen sayısı daha da aşağı inebilir. Gezi

olayları süreci ile başlayan siyasal kamplaşmanın Amerika’da da derinden hissedilmesi, Türkiye’deki seçimlere ilgiyi arttıracak tek pozitif etken. SEÇMEN AZ BEYİN GÜCÜ FAZLA Gelelim siyasi partilerin tavırlarına. Kişisel kanaatim, Amerika’daki Türk seçmen sayısı partiler için tek başına milletvekili kontenjanı oluşturacak veya özel bir uygulama yapılmasına imkan tanıyacak durumda değil. Amerika, İstanbul’un orta halli bir ilçesinden bile daha az seçmen sayısına sahip. Amerika’da eğitimini tamamlayıp kariyer yapanlar zaten bir şekilde siyasi partilerin radarına giriyor. Partilerin aday belirlemelerinde oy gücünden ziyade beyin gücü ve

CHP ABD İLE YENİ TANIŞTI Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Washington, DC’de Aralık ayı başında temsilcilik açarak ABD’ye verdiği önemi gösterdi. Kemal Kılıçdaroğlu 3 yıl sonra ABD’yi ziyaret eden ilk CHP Genel Başkanı oldu. aten sıklıkla eski Washington,DC Büyükelçisi Faruk Loloğlu başkanlığında CHP heyetleri ABD’yi ziyaret ediyordu. BDP VAR MHP YOK Muhalefet partilerinden MHP’nin ise ABD ile ilgili herhangi bir girişimi olduğunu duymadım. BDP de ABD’deki ilk ses getiren etkinliğini DC’deki temsilciliği vasıtasıyla geçtiğimiz Ekim ayında yaptığı bir konferansla yaptı.

AMERİKA’DAN TBMM’YE GİDENLER TBMM çatısı altında haliha ırda ABD’de yaşamış, eğitim görmüş veya görev icabı bulunmuş farklı isimler bulunuyor MEVL T ÇAVU O LU

EGEMEN BA I

AK arti Milletvekili

AB Bakanı AK arti Milletvekili

İktidar partisinden bir diğer ABD deneyimine sahip milletvekili ise Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu. O da Bağış gibi 2002 yılında siyasete atıldı. AK Parti’nin kurucularında olan Çavuşoğlu, masterını Long Island Üniversitesi’nde yaptı.

Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) Başkanı olarak görev yapan ve 1 yıl New York’ta yaşayan AB Bakanı Egemen Bağış, 2002 seçimlerinde AK Parti’den siyasete atıldı ve üç dönemdir de Meclis’te.

CEMAAT KIRMIZI ÇİZGİSİNİ ÇİZDİ

Şimdiye kadar, AKP’ye güvensizlik duysa da, sıranın kendisine geldiğini hissediyor olsa da, Cemaat, AKP’ye karşı kendi tabanını mobilize edecek herhangi bir somut argümandan uzaktı. Dış politikadaki farklılıklar veya Ankara’da Cemaate yakın kimselerin birçok devlet katmanlarından ‘tasfiyesi’ ne kolay bir şekilde Cemaatin dış halkasındaki kimselere anlatılabilir ne de bu muğlak konularla AKP’ye karşı durulması talep edilebilirdi, böyle bir gereklilik de görülmüyordu zaten. Özellikle esnaf olarak tabir edilen, Cemaate bağışları ve lojistik destekleriyle önemli bir katmanı temsil eden, dindar-muhafazakar aile ve kesimler, Cemaatin öğrenci kesimine göre daha yaşlı, dolayısıyla dindar-muhafazakar AKP’den başka bir partiye, hele CHP gibi akıllara kötü hatıralar getiren bir partiye oy vermesi pek de hayal edilemeyecek bir ihtimaldi. Ama dersaneleri kapatacağını söyleyen Erdoğan’ın sözleri ile birlikte, 20 yılı aşkındır, ülkenin her şehrindeki üniversite ve lise dersanelerinin açılışlarına para veren veya ter akıtan, hatta birçok kez bu dersanelerin yurtlarında kitap okuma kamplarına katılan, buradaki öğrenci veya belletmenlerle hasbihal edip, maklube yiyen esnaf ve dahi diğer bütün Cemaat katmanları da, aradaki sürtüşmelerin ciddiyetini anlamış oldular. Bu ‘farkındalık’ yerel seçimlere ne düzeyde etki eder? Bunu bilmek için halen erken. Bildiğimiz şey, daha önce Hizmet’in AKP’ye oy vermeyin kampanyası yapması açıklanması harikülade zor bir organize gerektirirken, son dersane kapama açıklamalarıyla şimdi bu tür bir kampanyanın, şimdiden sosyal medya yoluyla, oy derdi olsun veya olmasın, başlamış olmasıdır. Gezi protestolarında AKP'nin savlarını ateşli bir şekilde bana savunan, ailesi koyu Erdoğan taraftarı yakın akrabam yerel seçimlerde ne mi yapacak? Soruma karşı dediği şu oldu: ‘’başka bir partiye verir miyim bilmem ama Erdoğan bizim için bitti.’’ AKP’de esaslı bir değişim olmadığı müddetçe bu gencin, Cemaatin aktivist kesiminde azınlık olmadığını herkes bilmeli.

AK PARTİ ORGANİZE DEĞİL Gelelim şu an Meclis’teki dört partinin ABD’deki etkinliklerine. AK Parti, think-tank kurumu SETA’nın Washington, DC ofisi ile varlığını farklı bir şekilde burada hissettirmek istiyor. AK Parti’nin Avrupa’da hızla örgütlediği Avrupalı Türk Demokratlar Birliği’nin henüz ABD ayağı yok. Son dönemde görüldü ki, iktidar partisinin Amerika ayağındaki organize kabiliyeti Avrupa’dakinin çok gerisinde.

A MET KUTALMI T RKE

ALİ BABACAN

AK arti Milletvekili

Başbakan Yardımcısı AK arti Milletvekili

AK Parti İstanbul Milletvekili Ahmet Kutalmış Türkeş de, 199 'de Los Angeles'ta Pepperdine Üniversitesi'nde ve 2000'de Washington DC'de American niversity'de eğitim aldı.

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak görev yapan Ali Babacan1990 yılında Fulbright bursunu kazanarak ABD’ye geldi. 3 dönemdir milletvekli olarak görev yapan Babacan 199092 yılları arasında ABD Northwestern Üniversitesi Kellogg School’da işletme dalında yüksek lisans (MBA) yaptı. 1992-1994 yılları arasında Amerika’da finans sektörünün üst düzey yöneticilerine hizmet verenbir özel şirkette danışman olarak çalıştı.

NURSUNA MEMECAN AK arti Milletvekili

FARUK LO O LU C

Genel BAşkan YArdımcısı Milletvekili

Türkiye’de aktif olarak siyaset yapan ve Amerikalı Türkler’in yakından tanıdığı bir diğer isim de, CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loloğlu. Princeton Üniversitesi’nden de doktorası bulunan Loloğlu, 2001-2006 yılları arasında Türkiye’nin Washington, DC Büyükelçisi olarak görev yaptı.

Son iki dönemdir AK Parti’den milletvekili olarak görev yapan Nursuna Memecan da, yüksek lisansını ABD’de Temple Üniversitesi’nde işletme alanında tamamladı. Siyasete atılmadan önce New York’ta yaşayan Memecan, karikatürist Salih Memecan’ın da eşi.

VOLKAN BOZKIR AK arti Milletvekili

2011 yılında AK Parti'den siyasete atılan ve halen TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı olan Volkan Bozkır da, 19 91992 yıllarında arasında New York Başkonsolosu olarak görev yaptı.

A MET KENAN TANRIKULU M

Milletvekili

MHP İzmir milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu da yüksek lisansını ABD'de Western Illinois niversitesi’nde Matematiksel İktisat alanında tamamladı.

LKER G ZEL AK arti Milletvekili

AK Parti'nin Ankara milletvekillerinden olan Ülker Güzel de Dış Ticaret Müsteşarlığı New York Ekonomi Müşavirliği görevinde bulundu.


Güncel

11 Aralık 2013 Çarşamba

ABD’deki Türkler’e en az 1 milletvekili nümü deki genel seçimlerde, yurtdışında yaşayan Türklerin kendi milletvekillerini seçerek TBMM’ye göndermesi gündemde Bu yöndeki ilk yasa tekli ni ha ırlayıp im alayan C milletvekili Sencer Ayata, OSTA ’nin sorularını yanıtladı YILDIZ YAZICIOĞLU ANKARA-POSTA212

T Diğer ülkelerde durum Örneğin Fransa yurtdışında yaşayan vatandaşlarına her 125 bin seçmene 1 milletvekili hesabıyla 11 miletvekillik bir kota ayırmış. Yurt dışı seçim çevresine sahip diğer ülkeler arasında Hırvatistan, Portekiz ve demokrasiye geçiş süreci devam etmekte olan Tunus yer alıyor. Düzenleme sonrası yapılan ilk seçimde 21 kişilik Kurucu Meclis’in 1 üyesi, 0’den fazla ülkede oy kullanan Tunusluların oylarıyla seçilmiş.

POSTAYLA KATILIYOR Diğer yandan pek çok gelişmiş ülke yurtdışında yaşayan vatandaşlarının bulundukları mahalden oy vermesine imkan tanıyor. Bu ülkelerden Almanya’nın yurtdışında yaşayan vatandaşların bulundukları bölgelerden anavatanlarındaki seçimlere katılmalarına hiçbir engel yok. Belirli şartları yerine getiren yurtdışındaki Almanlar ülkelerinde seçime posta yoluyla katılabiliyorlar. Aynı şekilde ABD’de yurtdışında yaşayan vatandaşlarına oy pusulası içeren zar arı postalıyor. Başvurusu kabul edilen seçmenler oylarını posta yoluyla kullanıyor.

ürkiye, 2015 yılındaki genel seçimlerde ilk kez yurtdışında kurulacak sandıklar ile milletvekili seçimini gerçekleştirecek. imdi bu genel seçimlerde oyunu yaşadığı ülkede kullanabilme hakkına kavuşmuş yurtdışındaki Türkler'in kendi milletvekilini seçmesi de gündemde. Bu yöndeki ilk yasa teklifine imza atmış olan CHP'li Sencer Ayata, POSTA212'ye, ABD'deki Türkler'e de en az 1 milletvekilliği hakkı tanınması gerektiğini açıkladı. Bugüne değin yurtdışındaki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için havalimanı gibi gümrük noktalarında sandık kurulurken 2015 yılındaki genel seçimlerde sandıklar büyükelçilikler ve konsolosluklar aracılığıyla vatandaşa götürülecek. Akademisyen kökenli, CHP Ankara Milletvekili Sencer Ayata, geçtiğimiz aylarda ilk kez yurtdışında oy kullanımına izin verilecek 2015 genel seçimlerinde yurtdışındaki Türkler'in kendi temsilcisi olacak milletvekillerini de seçmesi gerektiği görüşünü gündeme taşımıştı. imdi 2015 için geri sayım sürecinde, Yüksek Seçim Kurulu tarafından yurtdışı seçmen kötükleri oluşturulduktan sonra CHP yeniden "yurtdışı milletvekilliği"ne ilişkin yasa teklifini yenileyecek. Yurtdışı milletvekiliği için yasa teklifini TBMM gündemine aldırmayı hede ediklerini kaydeden Ayata, POSTA212'ye yaptığı açıklamada, "Yurtdışındaki yurttaşlarımıza oy verme haklarını kullanmaları için sandık götürülmesi önemli ama bunun yanı sıra mutlaka seçme hakkı yanında seçilme yani temsil hakkı da verilmesi gerekiyor" dedi.

Fransa ve İtalya'nın yurtdışındaki seçmenlerine kendilerini temsil hakkı tanıdığını kaydeden Ayata, nüfus yoğunluğuna göre yurtdışında seçim bölgeleri oluşturan bu iki ülkede sorunsuz bir şekilde yurtdışındaki vatandaşları için milletvekili seçimi gerçekleştirdiğini de aktardı. Ayata, "Türkiye'de yurtdışındaki yurttaşları için kıta bazlı olarak temsil etme hakkı sağlayabilir. Mesela Avrupa kıtası milletvekilliği, Kuzey Amerika kıtası milletvekilliği gibi seçilme imkanı getirilebilir" dedi. Yurtdışındaki seçmen sayısına ilişkin kesinleşmiş veriler bulunmadığına dikkat çeken Ayata, yurtdışında 2 milyon dolayında seçmen olduğu varsayılırsa mesela TBMM'de 10 milletvekili temsili sağlanabileceğini kaydetti. Ayata, "Bu milletvekili sayısı 550 içerisinde mi yoksa ayrıca TBMM'ye ilaveten sandalye mi getirilmeli gibi konularda ise siyasi partiler arasında tartışılabilir. Yani seçilme formülü geliştirilebilir. Mesela kıta bazlı formül ile ABD'de 200 bin civarında seçmen olduğunu varsaydığımızda buraya 1 milletvekilliğiyle temsil edilme hakkı verilebilir. Biz yurtdışı milletvekilliğiyle Türkiye'nin ekonomik, diplomatik ve sosyal ilişkilerine katkı sağlanacağını düşünüyoruz" diye konuştu. Yurtdışı milletvekilliği konusunda mutlaka partiler arasında görüşmeler yapılması gerektiğini kaydeden Ayata, 2015 yılı öncesinde yurtdışındaki ilk kez gerçekleştirevek seçimlerle ilgili yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

A

Bekir Ağırdır

ğırdır, POSTA212'ye yaptığı açıklamada, "Ben teknik açıdan uygulanabilir bulmuyorum. Seçmen sayısı ile ilgili de birbirinden çok farklı iddialar söz konusu. Mesele kim, hangi ülkeyi nasıl temsil edecek. Pratik açıdan bunun yararı ne olacağı konusundaki gerekçeleri ise inandırıcı bulmuyorum" dedi. Yurtdışı milletvekilliği için öncelikle Türkiye'nin seçim sisteminde değişikliğe gidilmesi gerektiğini söyleyen Ağırdır, mevzuata bakıldığında 550 sandalyeli TBMM'de illeri temsil yanında Türkiye milletvekilliği oluşturulabileceğini kaydetti. Böylece Türkiye milletvekilliği kapsamında mesela 5 milletvekili ile yurtdışındaki Türkler'e temsiliyet hakkı getirilebileceğini anlatan Ağırdır,

‘SEÇİLME VE SEÇME HAKKI DAHİ SIKINTILI’ Türkiye'de yasa değişikliğiyle yurtdışında sandık kurulması yönünde karar alınmış olduğunu anımsatan Ağırdır, "Türkiye aslında teknik açıdan yurtdışındaki vatandaşlarca oy kullanılması meselesini de çözemedi. Yani biz henüz değil yurtdışındaki vatandaşlara seçilme hakkı tanımak, verilmiş gözüken seçme hakkını dahi nasıl sağlayacağımız şüpheli görünüyor" diye konuştu. Türkiye'de sandık kurullarında parti temsilcileri bulunduğunu hatırlatan Ağırdır, 2015 yılındaki genel seçimlere değin yurtdışındaki Türkler'e ilişkin 'güvenilir' ve 'gerçekçi' bir seçmen kütüğü oluşturulabileceğini

CEMAATİN SEÇİM STRATEJİSİ FETHULLAH Gülen ile Erdoğan’ın kamuoyu önünde bizzat hadislerle tartışmaya başlamaları, arkasından Erdoğan’ın MİT belgelerini yayınlayan Taraf’ı “vatan hainliğiyle suçlaması”yla artık iki taraf arasında duygusal kopuşun çok ötesine geçildi. Cemaat “ya hep ya hiç noktasında” artık. Çünkü bir adım sonra MİT’in fişlediği tüm Cemaat üyelerinin örgüt üyeliğinden içeri atılması hiç uzak bir ihtimal değil. Bunun arkasından Erdoğan’ın Gülen’in deyişiyle “ihaleyi Cemaat üzerine yıkarak” Ergenekon sanıklarına af çıkartması bile sürpriz olmayabilir. Erdoğan Cemaat savaşı bu denli keskinleşince, artık Cemaat’in oylarının nereye gideceği açıkça konuşuluyor Erdoğan’ın dershane darbesini yapmadan önce Cemaat’in oyları ile ilgili kamuoyu araştırmaları yaptırdığı ve hareketin oylarının sadece yüzde 3 civarında çıktığı haberleri kamuoyuna yayılmıştı. Yaygın görüşe göre, bu anket sonuçları üzerine Cemaat’in sanıldığı kadar güçlü olmadığını tespit eden Erdoğan öldürücü hamlesini yaptı. Kamuoyunda gücü bu denli tartışılan bir hareketin oy oranı gerçeği ne denli yansıtıyordu acaba. Eski bir araştırmacı olarak şüpheli bulduğum bu veriyi Konda Araştırma Şirketi’nin Genel Müdürü Bekir Ağırdır ile paylaştım. Ağırdır, Cemaat’in oylarının yüzde 3 çıktığına dair çıkan araştırma sonuçlarını şöyle yorumluyor: “Bu araştırmaları ve verileri çok anlamsız buluyorum. Siz gidip birine ‘örgüt üyesi misiniz’ diye sorsanız alacağınız cevap ne kadar anlamlı olabilir. O yüzden ‘Cemaat üyesi misiniz’ sorusuna kim doğru cevap verir ki. Dolayısıyla Cemaat’in oylarını ölçemezsiniz“ diyor.

Aslında asıl konu bir yıl sonra parti tüzüğü gereği Erdoğan’ın ve AKP milletvekillerinin tekrar seçilemeyecek olması. O zaman temel kavga “Yeni AKP” konusunda düğümleniyor, dolayısıyla dershane kavgası aslında AKP’nin ne olacağına dair bir savaş. Ama Cemaat bu süre dolmadan tasfiye olacağını, “sıranın kendilerine geldiğini” bu vesileyle farketti. Dolayısıyla asıl soru 2015’te yapılacak Genel Seçimler’de hangi partiye oy verileceği değil. Ona daha zaman var. Ancak hükümet dershaneleri kapatmayı ertelese de ok yaydan çıktı. Kendi deyimleriyle “canevine yapılan saldırı” açıkça sosyal medyada “AKP’ye oy vermeyin kampanyasını başlatmalarına neden oldu bile. Hareket ilk büyük meydan okumasını yabancı basına bile konu olan bir yoğunlukta Twitter üzerinden yapıyor. Kilit yaklaşan yerel seçimlerde. Gözüktüğü kadarıyla Cemaat 2014 yerel seçimlerinde Erdoğan’a karşı ilk gövde gösterisini yapacak. Peki oylar nereye gidecek? Cemaate yakın yazarlar “yerel seçimlerde partiden çok adaylar önem kazanır” derken Erdoğan’a karşı kendi güçlerini yerel seçimlerde sergileyeceğinin şifrelerini veriyor. “Hizmet hareketine mensup insanlar da yerel seçimlerde herkesi kucaklamaya çalışan adaylara oy vermeyi tercih ederler” şeklinde konuşurken bunun altını çiziyorlar.

Sencer Ayata

Türkiye’de seçimler konusunda kamuoyu araştırmalarıyla tanınan KONDA Araştırma-Danışmanlık irketi kurucularından Bekir Ağırdır ise, yurtdışı milletvekilliği konusunda olumsu düşünen isimlerden birisi ancak yine de yurtdışı milletvekilliğini teknik olarak hayata geçirilebilir görmediğini dile getirdi.

ahmetbugdayci@posta212.com

Üstelik hareketin oy oranını hesaplarken, Gülen’e dini bir lider olarak sempatiyle bakan kesimler arasında bir çarpan etkisi de dikkate alınmalı. Hareketin medya sözcüleri açıkça oy potansiyellerinin küçümsenmemesi gerektiğini ve dershane tartışmasıyla, gevşek halkalar halinde olan hareketin Türkiye’de bir şeylerin ters gitmeye başladığını farkettiğini, birlik sağlandığını belirtiyor.

Teknik olarak uygulanama ’ ANKARA - OSTA

Ahmet Buğdaycı

zannetmediğini söyledi. Yurtdışındaki Türkler'in oldukça dağınık bir coğrafyada yerleşik olduğunu kaydeden Ağırdır, "Teknik açıdan ve mevcut mevzuata baktığımızda büyükelçilikler ve konsolosluklarda kurulacak sandıklar da çok tartışmalı olacak. Siyasi partiler, elçiliktekiler devlet görevlisi olduğu için ortada iktidar kontrolü olduğunu öne sürecek. Ayrıca yurtdışında diyelim ki 15 gün kurulu kalacak sandıklar nasıl korunacak gibi sıkıntılar var" dedi. Türkiye'nin yüzde 10 seçim barajı gibi çok önemli ve seçme hakkını da gölgeleyen bir sorunu henüz çözemediğini belirten Ağırdır, "Açıkçası Türkiye'nin yurtdışındaki vatanadaşlarına dönük olarak öncelikle oy verme işlemlerini dahi nasıl halledeceğinden emin değiliz. Bu halledilmeden de sıra temsiliyete gelir mi, çok zor" diye konuştu.

Yerel seçimler deyince akla tabii ilk olarak İstanbul geliyor. Bu yüzden İstanbul’u Cemaat’in desteklediği adayın alması Erdoğan’a en büyük meydan okuma olacak. Bu durumda harekete yakınlığıyla bilinen Mustafa Sarıgül’ün İstanbul’u kazanma şansının çok ciddi bir şekilde arttığı rahatlıkla söylenebilir. İstanbul’un anlam ve önemi düşünülürse, öyle gözüküyor ki Cemaat ilk etapta tüm gücünü Sarıgül’e destek verecek. Bu durumda doğal olarak gözler CHP’ye çevriliyor. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Washington gezisine ulusalcı Sözcü ve Halk TV’yi dahil etmemesi, Washington’da Cemaat liderleri ile görüşmesi “farklı ittifak arayışlarının söz konusu” olabileceği tartışmasını başlattı bile. CHP’nin tabanının Cemaat’e tepkisi düşünülürse açık bir ittifak olamaz, ama başta Sarıgül gibi harekete yakın bazı adaylar üzerinde ittifak yapılması şaşırtıcı olmaz. Diğer yandan askeri vesayet kaldırılırken, aslında Cemaat’in sivilleşmekden çok devlet içindeki gücün el değiştirmesine aracılık ettiği gibi sorularla yüzleşme zamanı geliyor. Türkiye’nin militarist geçmişiyle hesaplaşmayan, Hırant’ın katillerini es geçen, derin devlete dokunmayan, içinde pek çok darbeci unsuru barındırsa da nihayetinde siyasi bir dava haline getirdiği Ergenekon’la kaçırılan demokratikleşme fırsatıyla da… Bu kavga aynı zamanda, siyasi alanda yaşanan gelişmelerin şimdiye kadar AKP ile toplum ekseninde sürerken, artık AKP ile kendi muhafazakar tabanı arasındaki çekişmeye dönüştüğünün de bir işareti. Rolü sadece tepki vermekle sınırlı CHP’nin Sarıgül gibi Cemaat’e yakın adaylardan medet umar hale gelmesi, ulusalcılıkla sosyal demokratlık arasında nerde duracağını bilemeyen günü kurtarma politikaları, mevcut siyasi tablonun sorumlusunun biraz da muhalefetsizlik, siyasi rekabetsizlik olduğunu bir kez daha ifşa ediyor. İki tarafın savaşı ,2000’li yıllarda yaşanan sürecin henüz bitmediğini, daha yerine oturacak pek çok taş olduğunu, Aleviler, Kürtler, bu ülkenin tüm mağdurları kadar herkesin adalete ihtiyaç duyduğunu göstermesi açısından da anlamlı. Kavgaya dışardan bakıldığında olup bitenler her şeye karşın demokrasi umudumuzu yükseltiyor. Erdoğan’a Pandora’nın kutusunu açtığımız için teşekkür etmeliyiz belki de.


Güncel

11 Aralık 2013 Çarşamba

‘MERHABA ÖZGÜRLÜK’

Yılmaz Polat

İ

HSYK Heyeti Washington’da ‘Başlangıç’ı İzlemeli CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Washington’da Türkiye’ye dönmek üzere otelden ayrılırken, HSYK daha kalabalık bir heyetle otele giriş yaptı. 20 savcı ve hakimden oluşan HSYK heyeti 10 günde ABD’de görgü ve bilgilerini artıracak. HSYK, Open World Leadership Center (Açık Dünya Liderlik Merkezi) ile yapılan anlaşma çerçevesinde, Washington ve çeşitli kentlerde ABD hukuk sistemleri konusunda bilgilendirilecek. Open World Leadership Center 1999 yılında ABD Kongresi tarafından kuruldu. Katılımcı ülkeler şunlar: Mısır ve Sırbistan ile eski Sovyetler Birliği ülkeleri (Rusya, Ukrayna, Ermenistan, Azerbaycan, Estonya, Gürcistan, Kazakistan, Kosova, Kırgızistan, Litvanya, Moldova, Moğolistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan). Bu yıl nisan ayında anlaşma imzalayan Türkiye Adalet Bakanlığı, Open World Leadership Center’ın 18. üyesi oldu. Adalet Bakanlığı geçen ay ayrıca North Carolina Eyaleti’nde bulunan ‘Charlotte School of Law’ Hukuk Fakültesi’yle de 3 yıllık bir anlaşma imzaladı. Anlaşmaya göre, Türk Hakim ve Savcılar bu fakültede ‘Amerikan Eyalet Hukuk Sistemi’yle ilgili eğitim alacak. Türk Hukuk Sistemi ile ‘Amerikan Eyalet Hukuk Sistemi’ tamamen farklı. ABD’de eyaletlerde jüri sistemi var. Hakim ve savcıları halk seçiyor. Kanunlar değişik. Amerikan hukuk sistemi Türkiye’ye nasıl uyarlanacak, bu belli değil. Bugün: cumartesi ve tatil. HSYK üyelerinin programlarında ne var bilmiyorum ama otellerine çok uzak olmayan bir yerde ‘Başlangıç’ belgeseli gösterilecek. Yönetmen Serkan Koç ve Yardımcı Yönetmen Beste Gül Öneren’in hazırladığı belgesel, ABD’de her Türk’e sorulan ‘Gezi’yi anlatıyor. Gösterime, HSYK üyelerini buraya getirenler de davet edildi. Türk hukukçuların belgeseli Amerikalılarla birlikte izlemelerinde yarar var. En azından ‘Gezi Olayları’nın buradaki tepkilerini öğrenmiş olurlar. Amerikalıların ‘Türk Yargısı’ hakkındaki düşüncelerini de öğrenir, sorularına cevap verirler. Ayrıca, ‘Gezi Eylemleri’ne destek veren Alman piyanist Davide Martello ve ‘Fahrenheit 9/11’ ve ‘Capitalism: A Love Story’ filmlerin yönetmeni Michael Moore ile tanışırlar. Washington’da kaçırırlarsa, ‘Başlangıç’ı yarın New York’ta da izleyebilirler. Yurt Gazetesi’nden alınmıştır

A M E R İ K A’ D A K İ

TÜRKLERİN

ANKARA- POSTA212

stanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin Mustafa Balbay için verdiği tutuklulukta makul süre aşıldı ve seçilme hakları ihlal edildi kararını gerekçe göstererek CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay için tahliye kararı verdi. Kararın duyulmasıyla cezaevi önünde sevinç çığlıkları yükseldi. “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” sloganları atan partililer, dört gözle Balbay’ın çıkışını bekledi. Partililer kararın ardından halaylar çekti. Bazı partililerin ağladıkları görüldü. Tahliye müzekkeresinin Sincan Cezaevine ulaşmasıyla birlikte Mustafa Balbay gece yarısına dağru tahliye edildi.

TAHLİYEYE GİDEN SÜREÇ Anayasa Mahkemesi Mustafa Balbay’la ilgili kararını geçtiğimiz hafta açıklamıştı. Geçtiğimiz Cuma günü Balbay’ın avukatı Oktay Yılmaz, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Avukat Oktay Yılmaz’ın da Silivri nöbeti böylece başlamış oldu. Avukat Oktay Yılmaz Cuma günü gün boyu mahkemenin kaleminde bekledi ancak bir sonuç çıkmadı. Araya hafta sonu girdi. Oktay Yılmaz’ın nöbeti dün de devam etti. Erken saatlerde Silivri’ye gelen Oktay Yılmaz, her 30 dakikada bir mahkemenin kalemine giderek Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararının gönderilip gönderilmediğini sordu. AYM’nin

YIL: 1 SAYI: 30

EKMEL ANDA CAN KAMİLOĞLU

GENEL YAYIN YÖNETMENİ

YILMAZ SOYTÜRK YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ

AHMET RAVALI

YAYIN DANIŞMANI

HABER KOORDİNATÖRÜ

AHMET BUĞDAYCI

HALDUN ARMAĞAN

HABER MERKEZİ MEHVEŞ KOÇAK – ADNAN ONARAN - DİLEK ESKİ BEZİRKAN AYSEL TAPAN - DEMET DEMİRKAYA - EMRE EMİRGİL (WEB) WASHINGTON TEMSİLCİLİĞİ İLHAN TANIR ANKARA TEMSİLCİLİĞİ YILDIZ YAZICIOĞLU - DUYGU GÜVENÇ AVRUPA KOORDİNATÖRÜ DÜNDAR KEŞAPLI Largo Chigi N.5 00187 / Roma / İtalya OFİS TEL + 39 064 5449 780 CEP TEL + 39 338 5608 792 e-posta: dundarkesapli@posta212.com SAYFA TASARIM ERDAL ÖZBEK – TUNCAY TAPAR - SERHAN AYDEMİR - ERTAN BEZEN İDARİ MÜDÜR

MEHVEŞ SÖNMEZ ADRES 31 – 00 47th Ave. Long Island City, NY 11101 TELEFON 718 732 08 57 – 347 730 42 36 ABONE SERVİSİ REKLAM SERVİSİ SERİ İLAN HABER MERKEZİ DAĞITIM

abone@posta212.com reklam@posta212.com seriilan@posta212.com haber@posta212.com dagitim@posta212.com

TÜRKİYE TEMSİLCİLİĞİ ADRES: Hacı İzzet Paşa Yokuşu Rota 2 Apt. 15/2 34427 Kabataş/Beyoğlu-İstanbul TELEFON +90 212 244 35 35 Fax: + 90 212 244 35 38 e-mail: nese@sria.com.tr POSTA 212 GAZETESİ ANKA HABER AJANSI ABONESİDİR

C

HP Amerika Temsilcisi Yurter Özcan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gezisini POSTA212’ye değerlendirdi. Özcan, ’ 3 yıl aradan sonra Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı'nın Amerika'ya gelmesi öncelikle Türkiye için çok önemli bir olaydır. Bu gezinin Washington'daki görüşme-

TAHLİYE KARARI İLE ÇIKTI Oktay Yılmaz içeri girdikten 5 dakika sonra elinde Balbay’ın tahliye kararıyla dışarı çıktı. Oktay Yılmaz, “Tahliye kararı şu an elimde. Bihakkın tahliyesine diye yazıyor. Serbest bırakılması için Sincan Cezaevi’ne müzekkere yazılıyor. Balbay müzekkere cezaevine ulaştıktan sonra tahliye olacak” diye açıklamada bulundu.

20 DAKİKA SONRA GERİ DÖNDÜLER Mesai saatinin bitmesi yle

AÇIN ARTIK ŞU KAPILARI ANKARA - POSTA212

İ

geçtiğimiz süreçte bu aşamadan sonra Türkiye’de hukuk arayanların mücadelesine ortak olmak üzere kendimi daha büyük bir sorumlulukta hissediyorum.

stanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği tahliye kararının Ankara Sincan Cezaevi’ne ulaşmasının ardından CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay gece geç sa- BİTİREMEDİLER atlerde özgürlüğüne kavuştu. Beş yıllık tutukluluğum boCezaevi avlusunyunca içeride en çok Mustafa Bal- gelecek biriktirdim. da eşi Gülşah Balbay ve CHP’li milletvekilbay ce aevin- Bitiremediler. İçeride leri tarafından karşıladen çıkışında kalanlara karşı kennan Mustafa Balbay, dimi sorumlu hisizdiham nedeniyle dı- kendisini bek- sediyorum ve Açın şarıya güçlükle çıkaleyen binlerce artık şu kapıları’ dibildi. Burada kendisiyorum. ni saatlerdir bekleyen kişiye hitaben Can güvenliğinbir konuşma den de önce Türkikalabalığa hitap eden Balbay, “Özgürlüğe yaptı İlk sö ü ye’de hukuk güvenlimerhaba diyorum. vardır. gürlüğe ği sorunu Kendimi içeride kalan 10 Aralık İnsan onlarca yüzlerce hak merhaba olan Hakları Günü Türarayanın tutukluya Balbay, kendi- kiye’de çok uzun zakarşı sanki kapıyı onmandır her gün inların üzerine kapatmış sini içeride ka- san hakları’ günü gibi sorumlu hissedilanlara karşı haline geldi. yorum” dedi. sorumlu hisse- Bu meclisi her Balbay konuşmasışeyin üzerinde tutiğini belirte- tuyorsak bu meclis nı şöyle sürdürdü “Bu sürecin taptaze bir rek, Açın artık de halkı her şeyin başlangıç olmasını yütutmalıdır. şu kapıları di- üzerinde rekten diliyorum. YaÇıktım her şeyi yayorum’ dedi pacağım’ değil. Ama rın öğleden sonra büyük olasılıkla mecliste bir yerinden tutacayemin edeceğim. Ama ğım. Bir girdim bin çıkıyorum. Bu ben ilk yeminin halka karşı etmek aşamadan sonra ben halka karıistiyorum. Sevgili meslektaşlarım şacağım. Türkiye’de haksızlıkların aracılığı ilke haksızlıklara hukukgiderilmesi için kapıların açılmasuzluklara karşı bundan sonrası gerekiyor. Kaldığım cezaevinde ki yaşamımda mücadele edecekişinin kalması gerekiyorken 30 ğim. İçinde getiğimiz süreç sünger kişi kalınan koğuşlar var. çekip unutulacak bir süreç değil Bu süreçte hukuk aramaya ama kin güdülecek bir süreç de halkın da katılması çok önemlidir. değil. Atatürk cumhuriyeti değer- Üç bin saat mahkeme karşısında lerine inanan herkese ilk sözüm kaldım. Merhaba özgürlük diyoşudur Gelin tanış olalım. İçinden rum, merhaba Türkiye diyorum.”

HAK İHLALİ SAYILDI sıra uzun süre tutuklu kalan Ergenokon başta olmak üzere diğer sanıklar için de örnek olacak. Balbay, 26 Aralık 2012’de AYM’ye, başvurdu. AYM, Balbay’ın, “seçilme hakkının ihlal edildiği” ve tutukluluğun “makul süreyi aştığı” iddialarını ise AYM haklı buldu. AYM, bu yönlerden oy birliğiyle ihlal kararı verirken, Balbay’a beş bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Maliye, kararın tebliğinden itibaren Balbay’a tazminatı dört ay içinde

ödeyecek. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, Balbay ve Haberal kararına ilişkin, “Bundan sonra Yargıtay ve yerel mahkeme aldığımız bu kararın ardından yayınlayacağımız gerekçeyi çok dikkatli okumalı ve ona göre karar vermeli” dedi. Kılıç, “Karar oy birliği ile alınmıştır. Balbay ve Haberal’ın milletvekilliğinden doğan yasal hak ve hukukları da kararda belirleyici rol oynamıştır. Anayasanın 19’la 67. maddelerine göre hak ihlali olduğu sonucuna vardık. Kısa süre içinde gerekçeli kararımızı açıklayacağız” diye konuştu.

WASHINTON’DAN Kılıçdaroğlu geçti İLHAN TANIR WASHINGTON-POSTA212

C

HP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 5 günlük yüksek tempolu Washington ziyaretinin ardından, gezi hakkında değerlendirmeler devam ediyor. Kılıçdaroğlu’nu ziyaretini izleyen ve POSTA 212’ye değerlendiren yerli veya yabancı gözlemcilerin tümü, verilen mesajları beğensin veya beğenmesin, ziyaretin başlı başına bir öneme sahip olduğunu kabul ediyor.

MICHAEL WERZ: CHP DEĞİŞTİ Center for American Progress (CAP) adlı, Obama yönetimine en yakın düşünce ku-

DOLU DOLU BİR GEZİ WAS INGTON- OSTA

kararı mahkemeye ulaşmamıştı. Tahliye için umut yoktu. Mesai bitimine kadar da herhangi bir karar mahkemeye ulaşmadı.

AVUKATI İNATLA BEKLEDİ Oktay Yılmaz mahkeme önünden hiç ayrılmadı. Mahkeme heyeti gidene kadar da nöbetinin süreceğini söyledi. Avukat Oktay Yılmaz kapıların kapatılmasından sonra da dışarıda beklemeye devam etti. Saat 1 .50’de gelen bir asker, mahkeme heyetinin Oktay Yılmaz’ı çağırdığını söyledi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Ergenekon Davası’ndan 34 yıl 8 ay hapis cezası alan CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay ve 12 yıl 6 hapis cezası alan Mehmet Haberal’ın, “seçilme haklarının ihlal edildiğine” ve “tutukluluklarının makul süreyi aştığı” gerekçesiyle hak ihlali kararı verdi. AYM, Balbay’a 5 bin lira manevi tazminat ödenmesine hükmederken tahliye olan Haberal’a tazminat ödenmesine gerek görmedi. AYM kararı, diğer tutuklu vekillerinin yanı

SAHİBİ POSTA 212 PUPLISHING LLC ADINA MEDYA GRUP BAŞKANI

Balbay’ın avukatı Oktay Yılmaz artık karar çıkmayacağını söyledi. Kararı verecek İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti de 1 .10’da Silivri’den ayrıldı. Ancak heyet 20 dakika sonra geri döndü.

İSTANB L ANKARA-POSTA212

GAZETESİ

11 Aralık 2013 Çarşamba

Ergenekon davası kapsamında yıl gündür tutuklu bulunan Mustafa Balbay hakkında tahliye kararı çıktı

ler ve toplantılar dışında aynı zamanda CHP Amerika Temsilciliği'nin resmi açılışına da vesile olması bizim için ayrı bir onurdur. Genel Başkanımız Sayın Kılıçdaroğlu'nu bir çok Amerikalı yetkili ilk defa bizzat tanıma ve dinleme şansına sahip oldu. Özellikle Genel Başkanımızın konuşmalarının çoğunu soru - cevap bölümüne ayırması ve sorulara açık cevap ver-

mesi Amerikalılar tarafından takdirle karşılandı. Genel Başkan Yardımcımız Sayın Faruk Loğoğlu'nun önderliğinde birkaç hafta içinde dolu dolu bir program yarattık. CHP Amerika Temsilciliği olarak gayemiz hem sokakta hem de önemli çevrelerde karşılığı olan bir yapı oluşturmak. Bundan sonraki çalışmalarımız daha da iyi olacak” dedi.

ruluşunda Türkiye dosyasına bakan ve CHP Heyetini bir kapalı toplantı için ağırlayan Michael Werz’e göre, Kılıçdaroğlu’yla yapılan ’verimli’’ toplantı iki şeyi gösterdi birincisi Washington’da CHP hakkında daha ayrıntılı bilgi almak isteyen ciddi bir ilginin varlığını, ikincisi de, Kılıçdaroğlu’nun partisinin değiştiğini. Werz, Kılıçdaroğlu’nun söylediklerinden, CHP’deki değişimin devamı için zor olabilecek bir süreci göze aldığını anladığını ifade etti. Werz ayrıca, AKP hükümetinin İsrail ile ilişkileri, Mısır’a yaklaşımı ve Suriye’deki İs-

Yurter Özcan

lamcı gruplara olan desteğinin CHP için bir fırsat olduğunu da ifade etti.

lafi etmesi açısından Washington’a yapılan ziyaret önemliydi.’’

CHP İMAJ TAZELEDİ Kılıçdaroğlu ve heyetinin Washington ziyaretini takip eden bir başka Türkiye uzmanı ise Henri Barkey idi. Lehigh Üniversitesi’nde hocalık da yapan Barkey, resepsiyonda Kılıçdaroğlu ile ayaküstü bir sohbet yaptı. Barkey’e göre, CHP’nin daha önce verdiği imaj, adeta ABD’nin yanında görünmekten korkan bir parti imajı idi. Bu imaj, yine Barkey’e göre, ’gayri ciddi bir durumdu ve bunu te-

AYDINLIK VEYA SÖZCÜ Barkey, ’küresel ilişkilerde ABD’nin politikasını beğenirsiniz beğenmezsiniz ama eğer müttefikseniz onunla bir diyalog kurmakta mecbursunuz’’ diyor. ’Yoksa nasıl politika üreteceksiniz. ABD’nin ne düşündüğünü nasil öğreneceksiniz Aydınlık veya Sözcü okuyarak mı ’’ sorusunu ekliyor. Barkey, CHP’nin Cemaat kurumları ile yakınlaşması ile ilgili sorulan soruya karşılık ise şunları söyledi ’Bir parti lideri olarak herkesle kucaklaşması önemli. Kılıçdaroğlu açılım peşinde, Milletvekili Aykan Erdemir de çok akıllı ve mümkün olduğu kadar hiç kimseyi dışlamadan politika geliştirilmesini isteyen birisi. Tabii bu gelişmelerin AKP-Cemaat kavgasının hemen ardından gelmesi fırsatçı gibi görünecekse de, önemli olan CHP’deki değişim. Kavga değişik statejilerin öne çıkmasına sebebiyet vermişse olumlu olarak algılanmalı.’’

KILIÇDARO LU ATAA BULU MASI WAS INGTON- OSTA

T

ürk Amerikan Dernekleri Assemblesi (ATAA), önemli temaslar için Washington’ı’ziyaret eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve heyeti ile görüştü. CHP’nin 1 Aralık Pazar akşamı bir resepsiyonla resmi olarak açtığı Vaşington temsilciliğinde Kılıçdaroğlu ile bir sonraki dönem başkanı Doç. Dr. Mehmet Toy başkanlığındaki ATAA temsilcileri arasında özel bir görüşme yapıldı. ATAA'yı Doç. Dr. Toy ile beraber, yönetim kurulu üyelerinden New York bölgesinden sorumlu Ceren Olga Sayan, Washington bölgesinden sorumlu Gizem alcıgil White, Güneydoğu bölgesinden sorumlu Mazlum Kosma ve Mütevelli Heyeti üyesi Kenan Çağlar temsil etti. Toplantı sırasında, bir çatı kuruluşu olan ATAA derneğinin misyonunu ve faaliyetlerini Kılıçdaroğlu’na aktaran dernek üyeleri, ayrıca Türk tarihi, dili ve eğitimine yönelik yeni projelerini de heyet ile paylaştı. ABD’nin Türkiye’deki gelişmelere bakış açısının ve ABD’deki yerleşik Türk nüfusunun karşılaştığı zorlukların dile getirildiği görüşme yaklaşık 45 dakika sürdü. Heyetten ayrıca CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu, İstanbul Milletvekili afak Pavey, Tunceli Milletvekili Kamer Genç, Bursa Milletvekili Doç. Dr. Aykan Erdemir ve CHP ABD temsilcisi Yurter Özcan ile görüşen temsilciler, daha sonra Daughters of American Revolution binasında CHP'nin Washington temsilciliği tarafından düzenlenen resepsiyonda Türk Amerikan toplumu ile biraraya geldi.


Güncel

11 Aralık 2013 Çarşamba

İsrail’in üyeliğine SESSİZ ONAY

Türkiye, İsrail’in New York’tan sonra Cenevre’deki Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu’na (WEOG) üye olmasına onay verdi. Türkiye, iki günlük sessizliğin ardından İsrail’in üyeliğine itiraz etmedi DUYGU GÜVENÇ

ISTANB L - İsrail ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkiler soğuk olsa da iki ülke arasındaki ticari ilişkiler hızla gelişiyor. Türkiye bir zamanlar İsrail’in İslam dünyasındaki en yakın müttefikiydi. Türkiye, Akdeniz’de, İsrail ve Amerikan donanmalarının ortak tatbikatlarına katılır, İsrail jet pilotlarının geniş hava sahasında eğitim yapmasına izin verirdi. Ancak 2010’da İsrailli komandolarının Gazze’ye giden Mavi Marmara gemisinde dokuz Türk’ü öldürmesinden sonra iki ülke arasındaki ilişkiler, kopma noktasına geldi. Türk hükümetinin, İsrail istihbarat dairesi Mossad’ın ajanlarıyla Türkiye’de buluşan 10 İranlı ajanın kimliklerini İran istihbaratına açıkladığı haberi, gerginliği daha da arttırdı. Haberlere göre İsrail istihbaratı, İran ajan ağının bir bölümünü Türkiye üzerinden yürütüyordu.

TİCARET ETKİLENMEDİ

ANKARA - POSTA212

Ancak iki ülke arasındaki ticari bağlar, siyasi gerginlikten etkilenmişe benzemiyor. İsrail-Türk İş Konseyi Başkanı Menashe Carmon da bu görüşte ”Siyasetçiler bugün gelir yarın gider ama iş çevreleri, kalıcıdır. İki ülke arasındaki diplomatik gerginlik, iki ülke halkları arasında yok. Ticari ilişkiler devam ediyor. 4 milyar dolar olan ticaret hacminin bu yıl artmasını bekliyoruz.” İkili ticaret, gıda, ileri teknoloji ürünleri ve iş makineleri gibi geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Askeri satışlar 4 milyar dolarlık ticaret hacmine dahil değil.

T

ürkiye’nin İsrail ile olan diplomatik ilişkileri uzun süredir bozuk. Bu nedenle İsrail’in Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu’na (WEOG) üyeliğine onay verip vermeyeceğini merakla bekleniyordu. Ancak Türkiye İsrail’in üyeliğine iki günlük sessizlikten sonra evet’ dedi. Hem Türkiye ile hem de Birleşmiş Milletler (BM) kurumları ile uzun süredir sorunlu olan İsrail, Türkiye’nin tavrını sürecin normalleşmesi yönünde atılmış bir adım olarak görüyor. İsrail, 1 Ocak 2014’ten itibaren Cenevre’deki Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu’nun toplantılarına katılacak. Karar grup içinde oybirliği ile alınmasına karşın, İsrail ile Mavi Marmara’ya yönelik tazminat görüşmelerini askıda tutan Türkiye, sessizlik sürecinde İsrail’in üyeliğe itiraz etmedi. Sessizlik süreci Kasım ayı sonunda bitti. Türk diplomatik kaynaklar, “Bu grup yılda en fazla defa toplanıyor. aten New York’ta da üyeler” değerlendirmesini yaptı. BM içerisindeki 5 gruptan biri olan Asya Grubu’na katılmak isteyen İsrail’in üyeliğine Araplar karşı çıktığı için, İsrail WEOG’a katılmıştı. BM’nin New York’taki WEOG üyeliğine 2004 yılında kabul edilen İsrail, BM’nin yanlı karar verdiğini öne sürüp 2012’de ayrıldığı BM İnsan Hakları Konse-

TÜRKİYE - İSRAİL TİCARETİ ARTIYOR

ASKERİ SÖZLEŞMELER İPTAL EDİLMEDİ İsrail, Türk Hava Kuvvetleri’ne gelişmiş elektronik savaş sistemleri satıyor. İki ülke arasındaki ilişkilerin gerilmesine rağmen Türkiye, İsrail’le yaptığı askeri sözleşmeleri iptal etmedi. Ancak İsrail-Türkiye İş Konseyi Başkanı Carmon, bazı anlaşmazlıkların devam ettiğini belirterek, “Özel sektörde Türkiye-İsrail iş ilişkileri gelişirken bazı işadamları daha temkinli davranıyor. Türkiye’de iş yapmak isteyen yeni yatırımcılar, bu kriz sona erinceye kadar bekleyeyim, yatırımı sonra düşüneyim kanısındalar” diye konuştu.

İSRAİL LİMANLARI KULLANILIYOR

yi’ne de kısa süre, WEOG üyeliğine kabul edilmek şartıyla’ geri dönmüştü. İÇERİDE ‘HAYIR’ DIŞARIDA ‘EVET’ İsrail ile Türkiye arasında 2009 yılından bu yana kötü olan ve Mavi Marmara krizi ile doruğa tırmanan gerginliğe karşın AKP, İs-

rail’in uluslararası kurumlarda üyeliğine destek vermeye devam ediyor. İşte o destekler l Türkiye, İsrail’in 2010 yılında OECD üyeliğine onay verdi. Türkiye dahil 31 ülkenin yer aldığı OECD’de Filistin yönetiminin Türkiye’ye yaptığı çağrılara karşın, hükümet İsrail’in üyeliğini onayla-

dı. Veto hakkını kullanmadı. l 2012 yılı sonunda varılan mutabakat ile Türkiye, İsrail’in 2013 yılında NATO’nun askeri tatbikat ve faaliyetler dışındaki işbirliği mekanizmalarına katılmasına onay verdi. Anlaşma sayesinde Türkiye’nin de onayıyla İsrail NATO’nun ortak üyesi olarak ittifakın

seminer ve çalışmalarına katıldı. l Geçtiğimiz hafta da Dışişleri Bakanlığı Tayvan - Taipei Ofisi tarafından düzenlenen, “Atatürk’ü Anma Töreni”ne İsrail temsilci gönderdi. Yurtdışındaki temsilciliklerde ise İsrailli diplomatlarla temasların sürdüğü öğrenildi.

Taraf gazetesi yazarı Semih İdiz’e göre Türk ihracatçılar İsrail’i son aylarda ticaret koridoru olarak kullanıyor. Gemilerini İsrail limanlarında demirleyen ihracatçılar buradan mallarını Ürdün ve diğer Arap ülkelerine naklediyor, böylece Suriye’deki iç savaştan etkilenmiyor. İdiz, ”Suriye ve belki de Süveyş üzerindeki transit geçiş rotaları tam olarak olmasa da kısmen kapanmış durumda. Türkiye’nin İsrail’i bir dağıtım noktası olarak kullanması çok akla yatkın” diye konuşuyor. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’un Mavi Marmara baskını nedeniyle özür dilemesine ve tazminat görüşmelerine rağmen uzmanlar, iki ülke arasında buzların eriyeceğinden şüpheli. Ancak iki ülke arasındaki ticaret, gerginliğe rağmen gelecekte sıcak ilişkiler kurulmasına olanak tanıyacak bir bağ olarak görülüyor. (VOA)

DEMOKRATİKLEŞME DEĞİL

AKP Hükümeti’nce ‘demokratikleşme paketi’ olarak TBMM’ye sunulan yasa tasarısı öyle görünüyor ki Türkiye’de gelecek günlerdeki en önemli tartışma başlıklarından birisini oluşturacak YILDIZ YAZICIOĞLU ANKARA-POSTA212

Y

asa tasarısıyla Gezi Parkı eylemleri gibi toplumsal muhalefet hareketlerine kısıtlama getirildiği tartışılırken AKP'li hukukçu milletvekillerinden Recep Özel, POSTA212'ye yaptığı açıklamada, Gezi eylemleriyle ilgili takipsizlik kararlarını inceleyince böyle bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu söyledi. POSTA212'nin sorularını yanıtlayan AKP Isparta Milletvekili ve TBMM Anayasa Komisyonu üyesi Recep Özel, hükümet olarak 'gerekli ve yerinde' bir tasarı hazırlandığını söyledi. "Toplantı ve gösteriler anayasal güvence altında ama son dönemdeki eylemler başka insanları rahatsız edecek düzeye geldi" diyen Özel, partisine göre, özgürlükleri mutlaka korumayı hede ediklerini ancak bunun kumusal alanda başkalarını rahatsız edecek düzeyde olamayacağını dile getirdi. Tasarıdaki, hapis cezası arttırımı yapılan "kamu hizmetlerini engelleme suçu" kapsamında, her mülki idare tarafından yapılacak her eyleme karşı bu hükmün ileri sürülebileceğini ve herkese hapis cezası verilebileceğini sorduğumuz AKP'li Özel, Gezi Parkı eylemlerinden duydukları rahatsızlığı gündeme getirdi. Özel, "Gezi Parkı eylemlerinde gördüğümüz 'takipsizlik' kararları gerekçelerinde incelediğimizde 'absürd' olduğunu görüyoruz. Bazı savcılar tarafından toplantı, yürüyüş ve gösteri en temel haklardandır diyerek bu nedenle trafikte aksama, gürültü, bazı kişilerde rahatsızlık yaratılabileceğini öne sürüyor. Bu tasarıyla o absürd gerekçelere karşı yerinde bir düzenleme yapılıyor" dedi.

‘NEFRET SUÇU’ SADECE TÜRBANA Tasarıdaki "nefret suçu" düzenlemesine yönelik eleştirileri de anımsattığımız Özel, eşcinsel hakları kapsamında 'cinsel yönelim' kaynaklı ayrımcılığın suç sayılmasıyla ilgili belki yeniden değerlendirme yapılabileceğini kaydetti. Ancak cinsel ayrımcılığa bakıldığında ise, 'başörtüsü' meselesini gördüklerini kaydeden Özel, "Son günlerde bazı hakimlerce, başörtülü avukatlara yönelik yasaklayıcı kararlar alındığını görüyoruz. Bu nedenle nefret suçu kapsamında detaylı düzenleme Meclis'te yapılabilir, hükme ekleme getirilebilir" dedi. CHP: TASARI KABUL EDİLEMEZ Ana muhalefet partisi CHP'nin hukukçu milletvekillerinden Atilla Kart ise, yasa tasarısını kesinlikle 'kabul edilemez' bulduklarını söyledi. Tasarıyla ilgili geçtiğimiz İmralı'da tutuklu Abdullah Öcalan'a siyaset yolu açılacağı iddiasıyla hazırlanan haberi ve bu tartışmayı kasıtlı gördüklerini söyleyen Kart, tasarıda böyle bir düzenleme yokken Öcalan'ın adıyla tasarıdaki anti-demokratik düzenlemeleri perdeleme amacı güdüldüğünü belirtti. ‘ORTADA DEMOKRATİKLEŞME YOK’ TBMM Anayasa Komisyonu üyesi olan CHP'li Kart, "Demokratikleşme Paketi diye Meclis'e sevkedilen tasarı, öncelikle toplantı, yürüyüş ve gösteri gibi hakları kısıtlamayı amaçlayan bir niteliğe sahiptir. Demokratikleşme değil kısıtlama söz konusudur" diye konuştu. Kart, toplantı, gösteri ve yürüyüş hakları kullanılırken elbette şiddete başvurmamak, nefret söylemine yol

Nazmi Gür

açmamak, başkalarının hak ve özgürlüklerini kısıtlamamak ilkelerini dikkate aldıklarını kaydetti. Kart, "Bu kabul edilemez bir düzenleme. 'Seyahat özgürlüğü' de olumsuz yönde etkilenecektir. Demokrasilerin özü olan, kriterlerden birisi olan toplumsal muhalefet özgürlüğü, mülki idare amiri dolayısıyla siyasi irade insiyatifine bırakılamaz" dedi. Tasarıdaki "eğitim-öğretim hakkının engellenmesi", "kamu hizmetlerinin engellenmesi" suç tanımlarıyla ve yine "nefret suçu" tanımlamasıyla demokratikleşme arasında bağ kuramadıklarını belirten Kart, bu hükümlere karşı mutlaka tepki gösterilmesi gerektiğini dile getirdi. Kart, "Bütün bunların özünde siyasi iktidarın kendi bakış açısı, ideolojisine yasal bir dayanak yaratılmak içinde kullanıldığını görecektir. İktidar, kendi görüşlerini imtiyazlı hale getirmeyi hede emektedir. Kamuoyunda Öcalan ile ilgili yanlış bir iddiayla ortaya atılan tartışma rüzgarına kapılmadan tasarı gerçek boyutlarıyla tartışılmalıdır. Türkiye'de AKP Hükümeti'nin son uygulamalarıyla bütün vatandaşların temel hak ve özgürlükleri tehdit altındadır. Bu tasarı, bu tehdidi daha ileri boyutlara taşımaktadır" diye konuştu.

Atilla Kart

BDP: TASARI ÜRKÜTÜCÜ BDP Van Milletvekili Nazmi Gür de, yasa tasarısıyla çözüm sürecine de hizmet edilmediğini ve Başbakan Erdoğan'ın 30 Eylül'de 'demokratikleşme paketi' diye açıkladığı düzenlemenin de çok gerisinde bir tasarı ortaya çıktığını söyledi. Gür, "Tasarıyı ürkütücü buluyoruz. Gezi ruhunu oluşturan kesimlerin talepleri karşılanmıyorsa buna demokratikleşme paketi demek zor olur. Toplanma ve gösteri yürüyüş önündeki kısıtlama ve cezai yaptırımlar da artıyor" dedi. YASA TASARISINDA NELER VAR? Tasarıda, Kürt Sorunu'nun çözümü kapsamında ise, Kürtçe ile ilgili düzenlemelere tasarıda yer aldı. Tasarıya göre, siyasi partiler ve adayları Türkçe dışında bir dil kullanarak propaganda yapabilecek. Ayrıca ,W, gibi har eri kullananlar suç işlemiş sayılmayacak. 'GÜNLÜK YAŞAM' KRİTERİ Tasarıda, en dikkat çekici düzenlemeler ise, düşünce, ifade ve toplumsal protesto gerçekleştirmek özgürlükleriyle ilgili 'kısıtlayıcı' hükümler oldu. Tasarıda, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nda önemli değişikliklere gidildi. “Toplantı ve gösteri yürüyüşü yer ve güzergahın” belirlenmesi konu-

sunda, “vatandaşların günlük yaşamını zorlaştırmayacak” ibaresi eklendi. Örneğin, Taksim Meydanı'ndaki bir protestoyla bu gerekçeyle izin verilmeyebilecek. Tasarıya göre, eğer toplantı, yürüyüş veya gösteri düzenleyicileri tarafından bitirilmemesi durumunda son sözü mülki amir söyleyecek. Mahaldeki en büyük mülkü amir, yazılı veya acele hallerde sonradan yazı ile teyit edilmek şartıyla sözlü emir ile polise 'Bitirin' talimatı verebilecek. KAMU FAALİYETİNİ ENGELLEYENE HAPİS En dikkat çekici tasarı hükmü ise, cebir veya tehdit kullanılarak hukuka aykırı bir davarnışla bir “kamu faaliyetinin yürütülmesine, hizmetlerin yararlanılmasına engel olan” kişilere verilecek cezaların arttırılması oldu. Mevcut yasada bu ceza 1 yıldan 3 yıla arasıydı. Tasarı da bu ceza 2 yıldan 5 yıla çıkartıldı. Böylece artık 'alt sınır' niteliği ortadan kaldırılarak, hapis cezası ertelenemeyecek ve 'kamu faaliyetini engellemek' gerekçesiyle kişiler hapsedilebilecek. İşte bu nedenlerle tasarı, 'demokratikleşme paketi' olarak algılası yaratmaktan ziyade yasaklayıcı ve özellikle de 31 Mayıs'ta İstanbul - Taksim'de Gezi Parkı'ndaki çevreci eyleme müdahale edilmesiyle birlikte Türkiye genelinde gerçekleşen eylemler gibi yeni toplumsal protestoları engelleyici bir yasa çalışması olarak ortaya çıktı. İFADE-PROTESTO YOK AMA... Tasarıda, Türk Ceza Kanunu'nda “eğitim ve öğretimin engellenmesi” maddesinde değişiklik öngörüldü. Mevcut kanunda cebir veya tehdit kullanılarak öğrencilerin toplu olarak binalara veya bunların eklentilerine gi-

ANTİGEZİ PAKETİ!

rilmesinin veya orada kalınmasının engellenmesi halinde bir yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyordu. Tasarıya “Kişinin eğitim ve öğretim hakkının kullanmasına” ilişkin ibare eklendi. Böylece öğrenci olmadığı halde eğitim ve öğretim hakkını kullanan bir kişiye engel olunduğu gerekçesiyle de 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilecek. Bunun yatılı Kur-an kurslarına yönelik müdahalelere karşı getirildiği düşünülüyor. Yine tasarıda “İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin” kullanılmasına ilişkin değişiklik yapıldı. Buna göre, dini inancı gereğini yerine getirilmesinin veya dini ibadet veya ayinlerinin bireysel yada toplu olarak yapılmasının hukuka aykırı şekilde engelleyen kişilere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. Tasarıda, 'başörtüsü' düzenlemesi olarak yorumlanan bir hükme de yer verildi. Buna göre, “Yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale eden veya bunları değiştirmeye zorlayan kişilere” de aynı şekilde 1 yıldan 3 yıla ceza verilecek. NEFRET SUÇU KAPSAMI 'DİNİ' KALDI Tasarıdaki 'nefret suçu' düzenlemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) kararları veya uluslararası sözleşme kriterlerine bakıldığında 'çok geri' bir düzenleme olarak ortaya çıktı. Tasarıda mevcut TCK düzenlenen “Ayrımcılık” maddesinin tamamı korundu. Maddeye sadece “nefret nedeniyle” ibaresi eklendi. Böylece etnik kimlik, cinsel yönelim gibi nedenlerle uygulanan ayrımcılığa karşı koruyucu yaklaşılmadı. Mevcut TCK hükmünde, 'dini inanç' ibaresi bulunurken toplumdaki diğer ayrımcılık uygulamaları göz ardı edilmiş oldu.


ABD Güncel

11 Aralık 2013 Çarşamba

212’NİN İKİ YAKASI

Haldun Armağan info@haldunarmagan.com

KUTUPLAŞAN AMERİKA’NIN SİYASET KODLARI TOPLUMUN dost ve düşman diye fiili kamplara/semtlere bölündüğü, kimsenin birbirine tahammül edemediği, dahası giderek dozu artan siyasi kutuplaşma ve ötekileştirme çabaları nedeniyle normal bir siyasi iklimde yeri olmaması gereken “faşist” ve “gerici” gibi hakaretlerin sıradan hale geldiği bir ortam düşünün. Hayır Türkiye’den sözetmiyorum --bu tür kutuplaşmalar yaşanmadığından değil, bu haftaki konumuz olmadığı için-- şaşırtıcı biçimde Amerika Birleşik Devletleri, demokratik kültürel olgunluğa ve toplumsal hoşgörüye öncülük etmesine adeta nazar değmiş gibi süratli bir kamplaşmayı besleyen ruh haline bürünüverdi. Gazetemizde Ahmet Buğdaycı’nın çok anlamlı bir çalışması vardı geçen hafta. Kutuplaşmanın artık siyasi kadroların çekişmesi boyutunu çoktan aşıp, yaşanılan semte göre biçimlenmeye vardığını anlatıyordu: “Ulusal ölçekte yapılan çeşitli araştırmalara göre Amerika’da 2008 seçimlerinden sonra Demokratlarla Cumhuriyetçiler arasındaki ideolojik bölünme tarihin en yüksek seviyesine erişti. En önemli bulgu ise ikamet edilen bölgelerin Demokrat – Cumhuriyetçi ayrımına göre homojenleşmesi. Farklı düşünceden olanlar, kendi düşüncelerinin hakim olduğu mahallelere taşınıyor.” Amerikan siyasetinin temel yapısı iki ana partide şekillenir. İktidar mücadelesi her ne kadar ılımlı muhafazakarlık ve liberal çizgide ifadesini bulan Cumhuriyetçi Parti ile Demokrat Parti arasında geçiyor görünse de, sistemin kontrol ve denge üzerine yerleştirilmesi sayesinde mutlaka ve her durumda ön plana çıkan “uzlaşma” Amerikan siyaseti için anahtar kelimedir. Maalesef Türk siyasetinde partiler gibi adaylar da tek şecici mantığı ile dizayn edildiğinden uzlaşma kültürü bir türlü yeşermemiştir. Kısa veya orta vadede yeşereceğine dair bir umut da görünmemektedir. Örneğin Demokrat Başkan Clinton partisinin maliye ve para politikalarında ısrarcı davranmak yerine, muhafazakarlarla uzlaşabilmişti. Daha sonra işbaşına gelen Bush yönetimi ise bir bakıma tarihsel kırılma noktası yaratarak, uzlaşma kültürüne ve hukukun üstünlüğüne dayalı siyasete ağır bir darbe indirdi. 11 Eylül ve sonrasında yaşanan gelişmeleri soğukkanlı bir devlet adamı olarak değerlendirmesi beklenen Bush, “ya bizdensiniz ya da teröristlerin yanındasınız” şeklinde hem kendi kamuoyuna hem de uluslararası kamuoyuna bir nevi ültimatom vererek, yalnız hukuk dışı faaliyetlerin hız kazanmasına yol açmakla kalmadı, her türlü eleştiriyi en baştan reddederek hatalar zincirine giden vahim bir demokrasi dışı süreci/kültürü başlatmış oldu. Aradan geçen onca yıldan sonra bile başta Guantanamo olmak üzere keyfi uygulamaların sonuçlarını ve her türlü hukuksal çerçevenin ötesinde kurgulanan adaletsizlikleri tedavi etmek mümkün olmuyor. Başkan Obama’nın işbaşına gelirken “Guantanamo kapanacak” sözü vermesinin üzerinden kaç sene geçti? Burada esas problem hukuksuz başlatılan bir uygulamanın mevcut normlara nasıl uyarlanacağının bilinememesi. Bazı tutuklular hakkında aylar önce “cezaevinde kalmalarını gerektiren bir durum yoktur” kararı verilmiş olmasına rağmen, bu tutuklular yine de serbest bırakılamıyor. İçeri girmeleri hukuka uygun değildi ki, çıkışları nasıl hukuka uygun olacak, işte bu sorunun cevabını henüz bilen yok... Yaşanan kutuplaşma yalnızca sağlık reformu gibi iç politika konularında ya da dış politikada ortaya çıkmıyor. Özellikle en son yaşanan “government shutdown” krizi gösterdi ki, siyasi kutuplaşmanın boyutu ve iki partili uzlaşma kültürünün rafa kaldırılması yüzünden hükümetin kapısına kilit vurulması ve bunun uzun süre devam ettirilmesi bile göze alınabiliyor. Amerikan yönetimleri 2001’den bu yana tam 11 kez borç tavanını arttırmış. 2001’de yaklaşık 6 trilyon dolar olan borç tavanının bugün geldiği nokta 16,7 trilyon dolar gibi dudak uçuklatacak seviyede. Son yıllarda borç tavanının arttırılması müzakereleri gereğinden fazla gerilime sahne oluyor. Bu gerilimde anormal seviyede artan borçlar kadar, iki parti arasındaki kutuplaşmanın payı olduğu kuşkusuz. Genel gidişata bakılırsa, ikili partili yapıda ideolojik bir kayma olduğu açık. Demokrat ve Cumhuriyetçi Partilerin performansından memnun olmayanlar, üçüncü bir partinin şart olduğu görüşünde birleşiyor. Bu noktada 2009’da ortaya çıkan aşırı tutucu Çay Partisi devreye giriyor. Zaten hemen her konuda ortaya çıkan Cumhuriyetçi-Demokrat parti geriliminde Çay Partisinin payı var ve özellikle ılımlı Cumhuriyetçiler bu oluşumdan rahatsız. Ilımlı kanat seçimlerde başarılı olmak için halkın tercihlerine karşı duyarlı kalınmasını savunurken, Çay Partisi etkisi altında davranan daha keskin Cumhuriyetçi kanat, ister sonucu ülke aleyhine olsun, isterse hükümete kepenk indirme ısrarı gibi ekonomi için felaket olsun siyaseten tavize karşı. Tıpkı tutucu Çay Partisi gibi, Cumhuriyetçi Parti’nin önde gelenleri de devlet harcamaları ve vergilerin olabildiğince azaltılması, Obama tarafından getirilen sağlık yasasının iptal edilmesi görüşünden geri adım atmıyor. Hatta sağlık yasası her fırsatta Demokratlara karşı bir şantaj olarak kullanılıyor. Uzlaşmayı yok sayan ve popülizmi baş tacı yapan bu girişimler Amerikan siyasetinde belki her zaman vardı, ancak uygulamada bu denli öne çıkması siyasi geleneklere aykırı bir durum. Bu gelişmeleri gözönüne alarak, Amerikan siyasetinin iki ana partili yapısının artık değişmekte olduğu sonucu çıkar mı? Tahminlerin aksine, kamuoyu desteği anlamında bakıldığında bunu kesin bir dille söylemek mümkün değil. Parlamento’da etkili olmakla birlikte Çay Partisi’nin kamuoyu desteği sanıldığı kadar yüksek değil. Bütçe tartışmaları sırasında yapılan anketlere göre, Amerikalıların yüzde 39’u Demokratları, yüzde 24’ü Cumhuriyetçileri destekliyordu. Çay Partisi hareketi dolaylı olarak bütçe görüşmelerinde doğrudan etkili olduğu halde, verilen destek yüzde 21’de kalmıştı. Son tahlilde, Amerikan halkının aslında ayrışmaktan ve kutuplaşmadan hoşnut olmadığı, imkan bulduğu takdirde tercihini uzlaşma kültürünü kuvvetlendirmekten yana kullanacağını öngörmek herhalde daha doğru olacaktır.

ABD VE TÜRKİYE SINIFTA KALDI Ekonomik İşbirliği Kalkınma rgütü’nün Uluslar arası ğrenci Değerlendirme Raporu yayınlandı ç yılda bir yayınlanan bu raporda, ülke arasında ABD ’ncı, Türkiye ise ’üncü sırada yer aldı

pei’de ise yüzde 30 olarak kaydedildi.

ABD VE TÜRK ÖĞRENCİLERİN PUANLAMA TABLOSU

AYSEL TAPAN POSTA212-HABER MERKEZİ

O

ECD’nin PISA 2012 raporu, ABD ve Türkiye’nin eleştirilen eğitim sisteminin başarısızlığını gözler önüne seriyor. Raporda, 64 ülke arasında Amerika 36. sırada yer alırken Türkiye 44. sırada kaldı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) 34 üye ülke ve 31 iştirakçi ülkenin katılımıyla hazırlanan ve 3 yılda bir yayınlanan luslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) 2012 raporunda, Doğu Asya ülkeleri ilk sıralarda yer alıyor.

TÜRKİYE YERİNDE SAYIYOR Son zamanlarda eğitim sistemi hakkında yoğun tartışmaların yaşandığı Türkiye listenin 44. sırasında yer alıyor. Türk öğrencileri matematikte 44 , okuma ve anlamada 4 5 ve fen bilimlerinde ise 463 puan aldı. PISA 2009 raporunda ise Türkiye matematikte 445, okuma ve anlamada 464 fen bilimlerinde ise 454 puan almıştı. Türkiye OECD ülkeleri arasında sondan 3. sırada yer alıyor. Genel olarak PISA 2012 raporuna baktığımızda, cinsiyet farkının 11 ülkede kız öğrenciler lehine geliştiğini görüyoruz. Fakat erkek öğrenciler matematikte 3 ülkede kızlara ABD TÜRKİYE göre daha iyi perAmerika’nın 2009 2012 formans gösteMatematik eğitim siste487 481 rirken kız öğren445 minin kötü448 ciler sadece beş Oku ma-Anlama 500 ye gittiğine 498 ülkede erkekler464 işaret edi475 den daha iyi soFen Bilimleri 505 497 yor. nuçlar elde etti. 454 463 Rapora PISA 2012 sonuçgöre, özelları özellikle 2003 likle mateverileriyle karşımatikte başarısız olan Amerikalı laştırıldığında birçok ülkenin peröğrencilerin sadece yüzde 2’si bu formansını iyileştirdiğine işaret alanında yüksek puanlar almayı ediyor. Bu dönemde Meksika ve başardı. Bu ortalama OECD ülkeAlmanya’nın matematik perforlerinde yaklaşık yüzde 3 angay, manslarını ve eğitim düzeylerini Hong Kong, Singapur ve Çin-Taiyükselttiği gözlemleniyor.

Matematikte en yüksek performans gösteren ülkeler angay-Çin (613), Singapur (5 3), Hong KongÇin (561), Çin Taipei (560) ve Kore (554) oldu. Okuma ve anlamada yine angay-Çin (5 0) , Hong Kong-Çin (545), Singapur (542), Japonya (53 ) ve Kore (536) diğer ülkeleri büyük bir farkla geride bıraktı. Fen bilimleri alanında ise ilk dört sırada yine angay-Çin (5 0), Hong Kong-Çin (555), Singapur (551), Japonya (54 ) yer alıyor. Beşinci sırada ise Finlandiya (545) geliyor. 15 ila 16 yaş grubu ara-

sında yaklaşık 510 bin öğrencinin performansının incelendiği rapor, 65 ülke içerisinde 36. sırada yer alan ABD’nin gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında tüm alanlarda neredeyse en kötü puanları aldığını gösteriyor. Amerikalı öğrencilerin testlerden aldığı ortalama puanlar şöyle Matematik alanında 4 1, okuma ve anlamada 49 ve fen bilimlerinde 49 . PISA 2009 verilerine göre bu puanlar sırasıyla 4 , 500 ve 505 olarak gerçekleşmişti. Diğer birçok rapor gibi PISA 2012 raporu da

AMERİKA’YA ‘FELAKET’ HABERLERİ VEREN TÜRK!

Washington ost ga etesi ABD’de federal hükümetin gi li kahramanları ile her pa artesi söyleşi yapıyor Ga etenin bu haftaki konuğu Se in Tokar oldu Ga ete Se in Tokar’ı USAID her yıl ülkede felakete yanıt vermek için onun u manlığına güveniyor sö leriyle tanıttı PINAR ERSOY WASHINGTON - MİLLİYET

A

BD’nin saygın gazetesi Washington Post her pazartesi günü Amerikan hükümetinde çalışan bir kişinin portresini yayınlıyor. İsimleri pek tanınmayan ama çalıştıkları kurumda kilit rol oynayan bu insanlar bir anlamda federal hükümetin gizli kahramanlarıdır... 49 yaşındaki Sezin Tokar da onlardan biri. Washington Post geçtiğimiz haftalarda Tokar’ı “ SAID her yıl 50 ülkede 0 felakete yanıt vermek için onun uzmanlığına güveniyor” sözleriyle tanıttı. Durum böyle olunca Tokar’la bir de biz konuşalım istedik. SAID ile başlayalım. Amerikan luslararası Kalkınma Ajansı ( SAID) Amerikan hükümetinin gelişmekte olan ülkelere yardımlarını koordine ediyor. SAID kalkınma ve felaketlere karşı riskazaltma projeleri geliştirirken ajansa bağlı Yabancı Afet Desteği Bürosu (OFDA) afet olaylarında ilk yardımı yapıyor. Türkiye’de en son 602 kişinin ölümüne neden olan .2 şiddetindeki Van depreminden sonra SAID OFDA 300 bin dolar değerinde yardım yapmıştı.

ETKİLERİ ÖNGÖRÜYOR İşte Sezin Tokar bu kurumda hidrometeorolojik danışman olarak çalışıyor. Yani suyla ilgili tüm felaketler ondan soruluyor. “Su baskınları, kuraklık, tayfunlar, tsunami, iklim değişikliği... Hidroloji ve meteoroloji içeren bütün afetler benim alanıma giriyor” diyor. Bir yandan erken uyarı sistemleri ve risk faktörlerinin azaltılması için Türkiye dahil birçok ülkede yerel yönetimlerleortak projeler yürütüyor. Bir yandan da tüm dünyada olası felaketleri takip ederek SAID’ninhızlı ve etkin çalışmasını garanti altına alıyor. öyle örnek verelim SAID için

Filipinler’i Kasım’da vuran Haiyan Tayfunu’nun rotasını takip ederek afetin ne zaman vuracağını tahmin eden, tayfunun ülkenin hangi bölgelerini vuracağını, nerede ne kadar hasara yol açacağını hesaplayan, selin yerleşimden içme suyuna kadar farklıalanlardaki etkisini öngören kişi Sezin Tokar’dı. Ajans, Filipinler’e ne zaman, ne kadar ve nasıl bir yardım göndereceğini Tokar’ın birkaç gün önceden yaptığı tahminlerinden yola çıkarak belirledi. Afetten sonra ülkeye hidroloji alanında yapılabilecek uzun vadeli yardımların belirlenmesinde de Tokar büyük rol oynadı. “Sizin işte tatil yoktur herhalde” diye sorunca gülüyor. “Pek olmuyor” diyor. Sonuçta dünyanın herhangi bir yerini vuran fırtınalar, seller ondan soruluyor. Ama Tokar, işini çok sevdiğini her fırsatta söylüyor. “Bir bilim insanının çalışmalarının sonucunu bu kadar hızlı almasını pahabiçilmez” diyor. Bir dönem akademisyenliği düşündüğünü ama şimdiki işinde insanlara direkt olarak yardım edebiliyor olmanın keyfini yaşadığını anlatıyor.

‘KARADENİZ RİSK BÖLGESİNDE’ Sezin Tokar, SAID’de özetle afet ve afet indirgenmesi alanlarında çalışıyor. Afet sırasında yaptıklarının çok önemli olduğunu kaydetmekle beraber afet indirgenmesinde alınacak önlemlerin uzun vadede çok daha etkili olacağını hatırlatıyor. Tokar, Türkiye’deki çalışmalarını Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile ortak yürütüyor. Buradaki meslektaşlarını ise öve öve bitiremiyor “Meteorolojist arkadaşların kapasitesi ve motivasyonları benim çalıştım diğer ülkelere nazaran çok yüksek. Türkiye’deki projelerden bu sayede çok çabuk yanıt alıyoruz. Gerçekten bambaşkalar” diyor. Tokar, Türkiye’de iklim tahminleri gibi konularda atölyeler düzenlediklerini ancak asıl iddialıpro-

jenin ani sel uyarı sistemi olduğunu söylüyor. Meteorolojinin SAID’nin desteğiyle hayata geçirdiği ani sel erken uyarı sistemi’nin hayat kurtaracağını anlatıyor.

ANİ SEL NEDİR? Ani sel taşkınları büyük nehir taşkınlarından tamamen farklı bir olay... Altı saatten kısa sürede olan, çok yoğun yağmurdan ya da güçlü bir fırtınadan kaynaklanan seller. Nehir baskınları dahanadir yaşanır. Ani sellerde ise çok ciddi artış var. Türkiye’de de özellikle Karadeniz risk bölgesinde yer alıyor. USAID desteğiyle bir erken uyarı sistemi kurulduğunu söyledini Bu nasıl çalışıyor Sanırım daha önce de birkaç faaliyet vardı. Ama biz erken uyarı sitemi için ilk çalıştayı 2010’da yaptık. Sistem yerel istasyonlardan, radar ve uydudan gelen bilgiyi birleştiriyor. Çünkü ani sel baskını yerel bir olay olsa da buna sebep olan olay bazen bulunduğunuz yerin dışında gelişiyor. Sürekli takip etmek gerekiyor. Yağmur dışında hidroloji yani topraktaki su miktarı, topografi yani akışların ne yönde olacağı ve yağmur tahminleri de buna ekleniyor. Bu bir bilgisayar programı mı Evet ama program sadece bilgiyi sunuyor. yarı kararını meteorolojist veriyor. Kendi bilgisi ve değerlendirmesi devreye giriyor. Bu kişinin yaptığı iş hem bilim hem sanat... 6 saat öncedenhaber verilebiliyor. ABD’DE 30 YILDIR YAŞIYAR Sezin Tokar, Ankaralı... Röportaja geldiğinde yakasında Ankara’nın da sembollerinden sayılan Hitit güneşi şeklinde bir iğne var. Otuz yıldır yurtdışında yaşıyor ama Ankara’dan bahsederken h l gözlerinin içi gülüyor.

Ankara’da su kesintilerinin çok sık yaşandığı yıllarda büyümüş. “Annemle sık sık su kuyruğuna girerdik. Suyun eve nasıl geldiği, ne yapılırsa kesinti olmayacağı ilgimi çekerdi” diye anlatıyor. Böylece ODTÜ inşaat mühendisliği bölümüne giriyor. Mezun olduktan sonra ise kendini Amerika’da buluyor. Aslında Sezin Hanım, özel hayatına girmekten çok hoşlanmıyor. Ama sonra babasının hastalığı nedeniyle tedavi için Amerika’ya geldiklerini, tedavi uzayınca kendisinin de burada yüksek lisans yapmaya karar verdiğini söylüyor. aten sonra Türkiye’ye bir daha dönmüyor. Cleveland Eyalet Üniversitesi’nde su kaynakları ve yapıları üzerine yüksek lisans yapıyor. 19 9’dan itibaren 2.5 yıl Ohio eyaletinde baraj mühendisliği yapıyor, eyaletteki barajları teftiş ediyor. 1991’de Maryland Üniversitesi’nde inşaat, hidroloji ve su kaynakları alanında doktorasına başlıyor. 1996’da doktora bittiğinde Amerikan hükümeti deyim yerindeyse Tokar’ı havada kapıyor. ABD lusal Meteoroloji Dairesi’nde (NOAA) yağmur ve sel baskınları alanında doktora sonrası çalışmalar için burs alıyor. Buradaki birinci yılının sonunda NOAA’nın uluslararası ofisinden iş teklifi geliyor. Tokar, doktora sırasında Nil Nehri sel tahminleri üzerine çalışmış olmasının bu teklifte etkili olduğunu söylüyor. NOAA’da 5 sene boyunca değişik ülkeler için hidrolojik danışmanlıkyapıyor. Sel tahminleri ve erken uyarı sistemleri konusunda bu ülkelerle ortak projeler geliştirilmesinde rol oynuyor. 2001 yılında yine bir fellowship’ alarak bu kez SAID’in Yabancı Afet Desteği Bürosu’nda (OFDA) burslu çalışmaya başlıyor. “Teknik bir alanın diplomatik etkisi olması çok ilgimi çekmişti. Bursum bittikten

sonra beni tutmaya karar verdiler. 12 sene oldu” diyor.

BÜTÜN TÜRKİYE’DE RİSK VAR Türkiye’de riskin en fa la olduğu yerler nereler Bütün Türkiye... Karadeniz’de çok ama Akdeniz ve Ege’de de var. Ani sel öyle bir şey ki her yerde, her dakika olmuyor ama her dakika bir yerde oluyor. Ani seller candan çok mala mı arar veriyor Esasında can en önemli unsur. Çünkü erken uyarı imkanı sınırlı. Yağmur o kadar hızlı geliyor ki bunların yüzeyden akıp birden toplanması çok ani oluyor. Genelde de kuru dere yataklarında yaşanıyor. İnsanlar alı��ık değil. Dünyada her sene 5 bin kişi ölüyor ani sellerden. Genelde yerel olaylar olduğu için de medyanın dikkatini çekmiyor. Oysa hidrometeorolojik olaylar arasında en ölümcül olanı... Çarpık kentleşmenin etkisi var mı Doğada ani seller hep oluyordu ama duyulmuyordu. Tabii ekosistemlerin bozulması, çevrenin zarar görmesi, şehirde altyapının eksik olması, marjinal bölgelerde, mesela dere yataklarında yerleşim etkili oluyor. Risk faktörlerinin a altılması için ne yapmak gerekiyor urada burada oturmayın demek gerçekçi değil. Dere yatağında oturanlar da ihtiyaçtan dolayı burada oturuyor. Barajın ise bir etkisi yok. Her yere baraj yapmanız gerekir o zaman... Biz çevresel faktörlere bakıyoruz. Havzalarda su depolanması nasıl artırılır bunu inceliyoruz. Ağaçlandırma ve ekim bunda çok etkili tabii. Çünkü toprağın su tutma kapasitesini artırıyor. Ama bir havzanın tamamı şehirleşmişse o zaman altyapı devreye giriyor.


Göçmenlik

11 Aralık 2013 Çarşamba

Genç göçmenlere iki yıllık vize Obama yönetimi tarafından tanınan bir haktan yararlanan yaş arasındaki göçmenlere iki yıllık geçici vi e verilmeye başlandı bin genç göçmenin bu haktan yararlanması bekleniyor

Y

(NEW YORK –POSTA 212)

asa dışı yollardan çocuk yaşlarda gelip, Amerika’da büyüyen 15-30 yaşları arasındakilere geçici vize verilmeye başlandı. Sayıları 565 bine ulaşan bu gruptaki genç göçmenlere iki yıllık geçici çalışma vizesi uygulamasının yürürlüğe girmesi büyük sevinç uyandırdı. Obama yönetimi tarafından Ağustos 2012’de yürürlüğe koyulan çocuk yaşta Amerika’ya gelen göçmenlerle ilgili yasa, Washington’daki Immıgration Policy Center’a göre ülke çapında 950 bin genç göçme-

nin bu haktan yararlanabilmesini mümkün kılıyor. İLK KREDİ KARTI Bu gruba giren genç göçmenlerden bu iki yıllık çalışma vizesiyle ilk kredi kartlarını, ehliyetlerini alabiliyorlar. Ayırca kolej giriş sınavı ATC’ye başvurabiliyorlar. Bu haklardan yararlanabilmek için başvuran kişinin, 16 yaşından önce Amerika’ya gelmiş olması, 30 yaşından genç olması ve high school’da okuyor veya mezun olması gerekiyor. iddet, uyuşturucu gibi ciddi bir suçtan mahkum olanlar bu haktan

yararlanamıyor. Bu hakkı elde etmek için yapılan başvurularda 454 dolarlık bir ödeme ve geçerli bir kimlik isteniyor. GEÇİCİ YASALAR ÇÖZÜM DEĞİL Ancak göçmenlik uzmanları, bu yasanın sadece Obama’nın kişisel takdirini yansıttığını, gelecek yönetimlerde bu durumun devam edeceğine dair bir garantiden söz edilemeyeceğini belirtiyorlar. Göçmenlik yasası için uğraşan avukatlar, bu tür geçici uygulamaların çözüm olmadığını, Kongre’nin er ya da

Göçmenlik Reformu milyar dolar yuttu Göçmenlik Reformu Yasası Cumhuriyetçilerin karşı çıkması sonucu Temsilciler Meclisi’nde takıldı Yasanın çıkmamasının Amerika’ya maliyeti ise milyar dolar (NEW YORK –POSTA 212)

S

on altı aydır Amerikan toplumunun bir numaralı gündem maddesi olan Göçmenlik Reformu her seferinde Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhriyetçilere takıldı. Her gün yaklaşık yasal statüde olmayan bin 100 göçmen sınırıdışı edilirken, açlık grevleri sürerken, reformun yapılamamasının Amerika’ya maliyetinin beş milyar dolardan fazla olduğu açıklandı. TEK ENGEL CUMHURİYETÇİLER Bütün bu gerçeklere, Amerikan kamuoyunun ezici desteğine karşın Cumhuriyetçiler Temsilciler Meclsi’nde yasanın geçmesini engellediler. Amerikan toplumundaki yasayı destekleyenler ve karşı çıkanlar bakıldığında ortaya şöyle bir tablo çıkıyor TASARIYI DESTEKLEYENLER Göçmenlik yasasını destekleyen kamu kuruluşları arasında AFL-CIO, SEI , FW, AFSCME, NEA, TEAMSTERS gibi sendikalar, Interfaith Immigration Coalition, American Jewish Committee, Muslim Public A airs Council, National Asso-

ciation of Evangelicals, Pico National Network, S Conference of Catholic Bishops gibi sivil inanç organizasyonları yer alıyor. Ayrıca iş dünyasının başta Coca-Cola, Microsoft, Amerikan Ticaret Odası, Caterpiller olmak üzere tüm devleri destek

veriyor. Göçmenlik yasasını toplumun tüm kesimleri desteklerken, yasayı Meclis’te oylanmasına izin vermeyen Cumhuriyetçilerden 32 Senatör, Temsilciler Meclisi’nde azınlık üyeler, Amerikalılar’ın sadece yüzde 12’si, Cumhuriyetçilerin yüzde 22’si.

GÖÇMENLERE ıristiyan destek NEW YORK- OSTA Amerika 19 0’den bu yana Religious Right denilen aşırı muhafazakar Hıristiyanlar’dan oluşan politik grubun federal ve eyalet bazında kendi teolojik görüşlerini empoze etmesine tanık oluyor. Katı, dogmatik görüşleriyle Amerika’nın çok sesliliğine aykırı bir çizgide faaliyetlerini yürüten Religious Right, LGBT eşitliğinden kürtaj konusuna, okullarda evrim teorisi öğretilmesinden hükümetin yoksullara yönelik programlarına kadar her toplumsal meselede negatif bir tutum aldı, birçok insana göre bu davranışlarıyla Hıristiyanlığı lekeledi. Toplumda yorgunluk yaratan bu grubun tavırlarına karşı semavi dinlerin temsil ettiği değerlere geri dönüp Hıristiyanlığın kapsayıcı, insancıl bir tanımı yeniden ağırlık kazanıyor. Kürtaj, sivil haklar, yoksulların durumu, barış, eşitlik gibi temalara dönen bu Hıristiyanlık anlayışı son dönemlerde sağlık reformu, ateşli silah sahipliği kısıtlamaları, LGBT eşitliği, göçmenlik gibi sosyal programlara da destek veriyor.

AÇLIK GREVİNE KATILDILAR

geç kapsamlı Göçmenlik Reformu’nu geçirmesi gerektiğini vurguluyorlar.

Demokrat eğilimli Hıristiyan gruplar, son birkaç haftadır Washington’da, National Mall önünde çadırlarda devam eden göçmenlik destekçilerinin açlık grevine destek vermek için ülkenin dört bir yanından bir araya geldiler. İnanç liderleri yasal durumları nedeniyle biribirinden ayrı kalmış, parçalanmış göçmen ailelere desteklerini sundular.

LGBT göçmenler isyan ediyor Gay, le biyen, biseksüel ve transseksüel LGBT kaçak göçmenler, gö altına alındıklarında cinsel taci e uğradıklarından şikayet ediyor Gö altındaki LGBT’lerin karşılaştığı seksüel taci ler giderek de artış gösteriyor (NEW YORK –POSTA 212)

K

ongre hala göçmenlik reform tartışmalarına devam ederken Cumhuriyetçi Meclis üyeleri sınır güvenliğinin arttırması ve mevcut göçmenlik yasasının uygulanmasını talep ediyorlar. Ülkeye giriş çıkışların kontrol altında tutulması ulusal çıkarlar açısından gerekli görülürken, diğer yandan bu uygulamaların en temel insanlık haklarını çiğnememesi yönünde çağrılar da yükseliyor. GAY, LEZBİYEN GÖÇMENLERE TACİZ Ancak bu temel insanlık hakları mevcut yasayla, özellikle de LGBT olarak adlandırılan gay, lezbiyen, biseksüel ve transseksüel göçmenler söz konusu olduğunda ayaklar altına alınıyor. Sınırı yasa dışı olarak geçip göz altına alınan LGBT göçmenlerin göz altı süresince seksüel tacize uğrama olasılığının diğer heteroseksüel göçmenlere kıyasla 15 kat daha fazla olduğu belirtiliyor. Freedom of Information Act (FOIA)’nın açıklamalarına göre gözaltındaki LGBT’lerin karşılaştığı seksüel tacizler giderek artış gösteriyor. Birleşmiş Milletler’in hazırladığı bir rapora göre de LGBT göçmenlere yönelik işkence, aşağılayıcı muamele, cezalar, uluslararası anlaşmaların sıkça ihlal ediliyor. Halihazırda Amerika’nın çeşitli bölgelerindeki 250’den fazla eyalet ve özel hapistanede 34

bin göçmen gözaltında tutuluyor. Mevcut yasaya göre gerekli yasal döküman olmadan ABD’ye girenler zorunlu olarak bir gözaltı merkezine konuluyor. Ortalama gözaltında tutulma süresi ise 30 gün iken mültecilerde bu süre 102 güne çıkıyor. GÖZALTI ODALARINA KİLİTLENİYORLAR Yakalanan göçmenlerin arasında özellikle kendi ülkelerindeki ayrımcılıktan kaçan LGBT mülteciler, 0 ülkenin kabul ettiği anlaşmalar hiçe sayılarak hapistane benzeri gözaltı odalarına

kilitleniyorlar. Göz altı süresince seksüel tacizin yanı sıra, sağlık taleplerinin yerine getirilmemesi, uzun dönemli alıkoymalar gibi pek çok hak ihlali söz konusu olabiliyor. Bu konudaki şikayetlerin ve tacizlerin artması çeşitli sivil kuruluşları harekete geçiriyor. Özellikle LGBT insan hakları örgütleri bu duruma isyan ederek kamooyunun dikkatini bu konuya çekmeye çalışıyor.


Güncel

11 Aralık 2013 Çarşamba

NEW YORK’TA DEV BİR ÇİN ŞEHRİ KURULUYOR Çin kökenli Amerikalı iş kadını Sherry Li, Ne York’ta bir Çin şehri kurmayı planlıyor ro eye göre, bu Çin şehrinde bin ev, bir lise, Çin’in en önemli tarihi eseri Yasak ehir’in bir kopyası ve Disneyland ile Çin malları satılan dükkanlar olacak

N

ra vize verilmesine olanak sağlayan “EB-5 Göçmen Yatırımcı Vizesi” programıyla binlerce zengin Çinli göçmenini buraya çekebilir. Sherry Li, bu projenin 6 milyar dolar yabancı yatırım sağlayabileceğini söylüyor.

EB 5 PROJESİ “Amerika’nın Çin ehri” projesi, ABD’de 500.000 dolar yatırım yapan yabancıla-

BAŞLANGIÇ 325 MİLYON DOLAR “Temple of Heaven” (Cennet Tapınağı) için 10 milyon dolar, bir otel ve eğlence merkezi için 24 milyon dolar ve “Forbidden City” için 20 milyon dolar gider öngörülen Çin ehri projesine başlangıçta 325 milyon dolar yatırım yapılacağı belirtiliyor. Ayrıca, hangi birimin katkıda bulunacağı konusunda bilgi verilmeden ABD hükümetinden de 65 milyon dolar sağlanacağı ifade ediliyor.

NEW YORK- OSTA ew York eyaletine “Amerika’nın Çin ehri” kurulması planlanıyor. Long Island’lı bir işkadını olan Sherry Li’nin önderliğinde tasarlanan plana göre, bu gizemli şehirde Feng Shui prensiplerine uygun olarak büyük bir “Chinese Disneyland” (Çin Disneylandı) ve “Forbidden City” (Yasak ehir) inşa edilecek. Çin ehri’nde ayrıca bir lise, 1.000 ev, Çin temalı bir perakende satış merkezi ve bir kumarhane yapılması planlanıyor.

EFSANE OLİS M D R NEW YORK’A D N YOR NEW YORK- OSTA

W

illiam Bratton, ikinci defa New York Polis Teşkilatı’nın (NYPD) başına geçiyor. Daha önce New York’u ülkenin güvenli en büyük şehri yapmak için uygulanan suçla mücadele çalışmalarına önderlik yapan Bratton, Belediye Başkanı Bill de Blasio’un göreve başlamasıyla birlikte eski işine dönecek. Bratton, New York’un Bloomberg’den önceki sert emniyet tedbirler ile ünlü Belediye Başkanı Giuliani ’nin Emniyet Müdürü olarak çalışmıştı. Bratton, New York Emniyet Müdürlüğü görevinde bulunduğu yıllarda polisin istatistikleri inceleyerek yüksek suç oranlarının olduğu alanlara daha fazla ekip kaydırabilmesini sağlayan CompStat uygulamasını başlatan isim olarak da biliniyor. ŞEHRİN NASIL GÜVENLİ OLACAĞINI BİLİYOR Bill de Blasio, “ ehrin nasıl güvenli olacağını biliyor ve bu görev için toplulukların tam desteğini sağlıyor. New York Polisi’nin tartışmalı “durdur ve ara” programına ilişkin de Blasio, Bratton’un bu uygulama için gerekli reformları yapacak doğru adam olduğunu söyledi. Blasio, Bratton’un kentin

güvenliğini sağlarken, polis departmanı ile kamuoyu arasında baş gösteren güvensizliği de aşabilecek bir isim olarak tanımlıyor.

GÖREVDEYKEN BÜYÜK BAŞARI ELDE ETTİ Bratton ise, “Durdurulan insanların yüzde 90’ı masumsa bu uygulamayı kullanmayacağız. Biz sadece bu uygulama yasal olarak uygun ve geçerli olduğunda kullanacağız. Herkes saygıyı hak ediyor ve bizim bunu saygılı bir şekilde yapmamız gerekiyor ” dedi. Bratton’un NYPD Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı 1994-1996 yılları arasında New York’ta suç oranı yaklaşık yüzde 40 oranında düşmüştü. Bratton, 2002-2009 yılları arasında Los Angeles Emniyet Müdürü olarak görev yaptı. EKİBİ ŞEKİLLENİYOR Blasio, Bratton’un yanı sıra günlük operasyonlardan sorumlu başkan yardımcısı olarak Anthony Shorris’i atadığını açıkladı. Shorris, kamu hizmetleri konusunda çok köklü bir tecrübeye sahip bir isim olarak tanınıyor. New York ve New Jersey Liman Departmanı’nın yöneticiliği dahil pek çok yerel pozisyonda çalışan Shorris, Blasio için pozitif bir puan olarak değerlendiriliyor.

Ne York Belediye Başkanı seçilen Bill de Blasio, efsane polis William Bratton’u Ne York olis Teşkilatı’nın başına geçireceğini açıkladı Bratton, yıllarında suçlularla yaptığı ve galip çıktığı mücadele sonrası ünlenmişti

NEW YORK’UN YENİ SUÇ ARİTASI

(NEW YORK-POSTA 212) - New York Polis Teşkilatı (NYPD), New York’un yeni interaktif suç haritasını oluşturdu. Böylece isteyen herkes şehirde işlenen suçlar hakkında daha detaylı bilgilere erişebilecek. New York’ta suçun işlendiği yeri ve zamanı gösteren harita, geçen yıl ve bu yıl işlenen suçlara ilişkin bilgilere ay ay yer veriyor. Suç istatistiklerine 2003 yılından bu yana NYPD web sitesinden erişim sağlanabiliyor. Emniyet Müdürü Ray Kelly, “Daha önce benzeri görülmemiş nüfus seviyesiyle New York City, hiç olmadığı kadar güvenli. Bu yönetim, suçla mücadele verilerine güveniyor. Harita, New Yorkluların ve araştırmacıların suçun ve şiddetin nerede gerçekleştiğini anlamalarına yardım ediyor” dedi.

Tersine dünya

NEW YORK- ABD’de finans sektöründe evini geçindiren kadınların sayısı artıyor, kocalar ise ev erkeği oluyor. New York Times gazetesinin haberine göre, özellikle finans sektöründe geleneksel roller tersine dönüyor. Dünya finansının kalbinin attığı Wall Street’te kadın çalışanlar sabahın 6’sında yollara düşerken, ev erkekleri eşini kahvaltısını hazırlayıp uğurladıktan sonra çocukları okula götürüyor, evi çekip çeviriyor. Wall Street’te eşi ev erkeği olan kadın sayısı 19 0’de 29 0 iken rakam 1990’da 5924’e, 2000 yılında 16196’ya ve 2011’de ise 2161 ’ye kadar çıktı. Ancak bu durumdakiler evli kadın finans çalışanları arasında h l yüzde 2’lik azınlıkta. New York Times’a göre, birçok aile, bebek bakıcıları ve ev hizmetlerine yardımcı bir çalışanları olsa dahi Wall Street çalışma şartlarına ayak uyduramıyor. (Milliyet)


Toplum

11 Aralık 2013 Çarşamba

VAHŞİ DOĞADA ŞÜKRAN GÜNÜ İçinde birbirinden değişik doğa canlısını barındıran, Long Island’a saat u aklıktaki milyon dönümlük Adirondack Dağları’na bu ke de yolculuğumu Tıpkı bundan önceki ükran Günü’nde olduğu gibi soluğu vahşi doğanın kucağında alıyoru dondurucu soğuğa ve vahşi doğaya rağmen Ama bütün bunlara değer DEMET DEMİRKAYA NEW YORK - POSTA212

ükran Günü tatili için 20 senedir yaptığımız gibi, Adirondack Dağları’na doğru yola koyuluyoruz, New York eyaletinin en büyük parkı sayılan 24 milyon dönüm büyüklüğünde, dağlarla, derelerle, ırmaklarla bezeli, içinde vaşak, siyah ayı, geyik, tavşan, çakal, kunduz, hindi, baykuş, bıldırcın, sülün, şahin ve çeşitli hayvan türlerini barındıran, senenin en az 4 ayı karlarla kaplı kocaman oksijen çadırına kavuşuyoruz yine.

İSTİKAMET INDIAN LAKE

Bizim istikametimiz Indian Lake, Long Island'a 6 saat uzaklıktaki bir küçük kasaba. Adirondack Dağları’nın eteğinde bahar ve yaz aylarında rafting ve kano yapmak isteyenlerin akın ettiği bu kasabanın, kış aylarında Gore

Mountain adı verilen kayak merkezi de popüler. Gelir düzeyi düşük, iş imkanı sınırlı, en yakın marketin 1 saat uzaklıkta olduğu, kışın hepsi kapalı 4 restoranı, 2 benzin istasyonu, cep telefonu ve internetin hala çok kullanılmadığı bir nostaljik Amerika kasabası burası 20 senedir her ükran Günü’nde ailecek buraya geliyoruz. Neden mi

DOĞAYLA BULUŞUYOR, KENDİMİZİ TANIYORUZ

İçinde bunca değişik doğa canlısını barındıran, muhteşem dağ havasına sahip, inanılmaz manzaralarını hala keşfetmeye devam ettiğimiz bu dağlarda “armed hiking” yani silahla yürüyüşe başlıyoruz. Bir yandan da bireysel ve ailesel iletişimimizi artırma, doğayla kendimizi tanıma fırsatını yakalıyoruz. Silahlarımızı başımıza gelebilecek herhangi bir aksilik için taşıyoruz. Havaya 3 el ateş ederek,yardıma ihtiyacımız olduğu sinyalini verebileceğimiz gibi, aynı zamanda da bir tehlike karşısında,vahşi doğaya karşı bir

savunma aracımız. Bunun dışında oldukça yüklüyüz. Üstümüzdeki kıyafetler başlı başına bir ağırlık. Av ceketlerimiz pantalonlarımız çok soğuk havalara karşı izolasyonu kuvvetli ürünler, dolayısıyla da oldukça kalın ve ağırlar. Yanımızda taşıdıklarımız da cabası. Eşim ve oğlumla yaptığımız bu tırmanış ve yürüyüşlerimizde yanımızda el pusulası, telsizlerimiz, bölge haritası, av izinlerimiz (avlanmasak ta illaki üstümüzde olması gerekiyor) enerji barları, su, bıçak, tüfek ve yedek kurşunlarımız, kibrit çakmak ve el ayak ısıtıcı solüsyonlar ve de benim fotoğraf makinam var. İyi ki varmış.

GEYİKLER POZ VERİYOR

Tırmanışımızın hemen ilk gününde karşılaştığımız geyik ailesi inanılmaz hoşgörülü.Yanlarına bunca yaklaşabilmeme izin verdikleri gibi nerdeyse kameram için de poz veriyorlar. Hiçbiri av sezonunun stresini taşımıyor anlaşılan..

ira şimdi "doe" denilen dişi geyiklerin dokunulmazlığı olsa da "buck" lar yani erkek geyikler sezonu açık. Doğayı ve Çevreyi Koruma Departmanı her sene av sezonu öncesi dişi ve erkek geyiklerin popülasyonuna göre hangisinin avlanabileceğini ve limitleri söylüyor. Av lisansınız olduğu sürece, evinize hangi bölgede ne avlayabileceğinizin tüm bilgileri postalanıyor her av sezonu öncesi. Av lisansını birgün süren bir silah ve çevre güvenliği kurşundan sonra edinebiliyorsunuz. Her sene lisansınızı belli bir ücret karşılığı bir daha kursa gitmeksizin yeniliyorsunuz..

ŞÖMİNE VE GAZ SOBASI İLE ISINIYORUZ

Gündüzleri tırmandığımız 40’cm’e varan karlarla kaplı dağlardan Indian Lake’e iniyoruz. Her akşamüstü dönüş ara-

UFC’DEKİ İLK T RK AL

bamızı parkettiğimiz dağın platosuna inip kabinimizin yolunu tutuyoruz. Küçük ve sevimli bu dağ kabininde herşey meşe ve çam ağaçlarından yapılmış. ömine oldukça iptidai ama iş görüyor. Gerçi kabinde ayrıca bir de gaz sobası var yanan. Akşamları ve sabahları yemek işimiz biraz sorun. Çünkü etrafta restoran yok. Yakınlardaki 2 benzin istasyonundan biri market, restoran ve benzin istasyonu karışımı bir yer tek seçenek. Herkesten önce kalktığım sabahlarda, kahve ve sandviçle kahvaltımı yaparken içeri girip çıkan insanları izliyor, herkesin herkesi tanıma ve selamlaşıp sohbete dalmasına hayran kalıyorum.

AMAN AVCI, CANIM AVCI

Aramızda tek avlanan aslında oğlum..O yanında çifte taşıyor, bende ise tüfek, eşimde ise bel tabancası. Oğlumun peşinde koştuğu şey ise "grouse" denilen eti lezzetli bıldırcın familyasından bir kuş. Avlamak için çok sessiz olmalı ve havalandığı anda vurmalısınız, çok hızlı çünkü. Bu sene şansı yok, iki kere karşılaşmış olmasına karşın ateş bile edemeden kaçırmış. Burada kaybolmak demek, donarak ölmek demek, ira cok büyük alan yayılmış dağda her yer, herşey birbirine benziyor. Bu yüzden State Departmanı her patikanın girişine bir not defteri koymus, adınızı kaldığinız yeri, ehliyet bilgilerinizi ve girdiğiniz saatle çıktığınız saati

ZKILIÇ

Ultimate Fighting Championship’te UFC Kafes dövüşü’ yapacak ilk Türk dövüşçü olma şansını yakalayan Alp kılıç, ilk maçına UFC on Fo etkinliğinde çıkacak (NEW YORK – POSTA 212)-İlk rakibi Darren Üyenoyama ile 14 Aralık’ta karşılaşacak olan Türk dövüşçü Alp Özkılıç, yoğun idman programından zaman ayırarak, POSTA212’ye son gelişmeleri anlattı.

antremanı oluyor. Onun haricinde, her gün öğleden sonra antrenörlük yaptığım üniversitede idman yapıyorum. Akşam kendi spor salonumda günün programına antreman yapıyorum”.

KAFES DÖVÜŞ TURNUVASI

“ZAMAN GENÇLERİN ZAMANI”

Dünyanın en popüler kafes dövüş turnuvası olarak bilinen FC’ye katılan ilk Türk sporcu unvanını yakalayan Alp Özkılıç, bu haberi ilk kez menajeri aracılığı ile üç hafta önce antremanları sırasında öğrendiğini söyledi. Özkiliç, “Menajerim sürekli FC ile irtibatta olduğu için zaten beni devamlı takip ediyorlardı. Böyle bir haber bekliyoduk ama tam olarak ne zaman gerçekleşeceğini bilemiyorduk” dedi.. FC tarafından resmi olarak duyurmadan, bu haberi basına açıklayamadığını belirten Özkılıç, “İlk olarak sadece ailemle ve bir iki yakın arkadaşımla paylaştım” diye konuştu.

“6 GÜN İDMAN YAPIYORUM”

Normalde haftanın 6 günü, bazı günler 2 ve bazı günler 3 antremanı olan Özkılıç şu anki idman temposunu şöyle anlatıyor “Sabahları haftanın üç günü kuvvet ve kondisyon

Alp Özkılıç’ın FC’deki ilk maçı 14 Aralık’ta gerçekleşecek. İlk maçında Darren Üyenoyama ile karılaşacak olan dövüşçü Özkılıç, “ yanemona çok tecrübeli biri. Ben 2010 yılında MMA yapmaya başladığım zaman, o dünyanın her yerinde dövüşen bir sporcuydu. Ama , zaman benim gibi gençlerin zamanı. o yüzden çok endişeli değilim. Her şey o gün belli olacak” diye belirtti.

İNGİLİZCE BİLMEK ÇOK ÖNEMLİ

Missouri Baptist Üniversitesi’nin İşletme Bölümü’nden mezun olan Alp Özkılıç, şu an Türkiye’de bulunan ve güreş konusunda kendisi gibi kariyer yapmak isteyen sporculara şu şekilde tavsiye veriyor “Türkiye’de güreş yapan arkadaşların mutlaka eğitimlerine çok önem vermeleri gerekiyor. Türkiye’de maalesef eğitim ikinci planda kalıyor. Güreş Türkiye’de daha çok bir meslek gibi. O nedenle

Alp

kılıç

arkadaşlarımızın eğitim almak için çok şansları olmuyor. Ayrıca, İngilizce eğitimi de çok önemli. Türkiye’de çoğu arkadaş İngilizce bilmediği için yurtdışına çıkamıyor ya da çıktıkları zaman ne yapacaklarını bilemiyor. Hayattaki kariyeriniz bir spor alanı olsa bile eğitim

şart diyorum.” FC’de dövüşeceğin açıklanmasından itibaren dünyanın dört bir yerinden tebrik ve destek mesajları aldığını söyleyen Özkılıç, “İnşallah herkesi gururlandıracağım. Bu daha yolun başı. Daha güzel şeyler olacak” dedi.

giriyorsunuz. Aksamüstleri bölge sorumlusu bu defterleri inceleyerek sizin sağ salim çıktığınızı öğrenmiş oluyor.

“ŞÜKRAN DUYUYORUM HERŞEYE” Avlanmanın sadece yiyebileceği hayvanlarla sınırlı olması gerektiğini ve limitlerini bilerek avlanan oğlumuzla geçirdiğimiz bu zaman, inanılmaz güzel kar manzaraları, bizlere kendilerini gösteren güzel varlıklar, tertemiz hava, bu yürüyüşe imkan veren sağlığımız ve buraya gelebilmemizi sağlayan şartlarımız için o yüksek güce minnettarım. ükran Günü Tatili’nde şükran duyuyorum hayatımdaki her şeye. Long Island'taki evimi ve beni bekleyen dünya tatlısı köpeğimi özlediğimi fark ediyorum bu 4 günün sonunda.


Dünya Liderleri Mandela’yı uğurluyor Güney Afrika’nın ilk siyahi devlet başkanı Nelson Mandela’nın So eto’daki futbol stadyumunda düenlenen cena e törenine ABD Başkanı Barack Obama, Fransa Cumhurbaşkanı François ollande ve İngiltere Başbakanı David Cameron ve çok sayıda ülkenin devlet başkanları ve başbakanları katıldı

NEW YORK - OSTA

D

ünya liderleri, Güney Afrika’nın ilk siyah devlet başkanı Nelson Mandela’nın cenaze törenine katıldı. ABD Başkanı Barack Obama, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve İngiltere Başbakanı David Cameron, Soweto’daki futbol stadyumunda düzenlenen törene katılan liderler ara-

sında yer aldı. Mandela’nın cenaze törenine en büyük ilgiyi gösteren ülkeler arasında yer alan ABD, törene üç eski başkanıyla katıldı. George W. Bush, Bill Clinton ve Jimmy Carter da Başkan Obama ve First Lady Michelle Obama’nın yanında bulundu. Aylardır tedavi gören ve 95 yaşında hayata veda eden Mandela’nın cenaze törenine Brezilya’dan ise Devlet

Başkanı Dilma Rousse , eski devlet başkanları Jose Sarney, Fernando Collor de Melo, Fernando Henri ue Cardoso ve Lula da Silva katıldı. Kabile ismi Madiba’yla da anılan Nelson Mandela, gelecek Pazar çocukluk ve emeklilik yıllarını geçirdiği Kunu köyünde toprağa verilecek. Törenden sonra Mandela’nın cenazesi, başkent Pretoria’da üç gün boyunca

11 Aralık 2013 Çarşamba YIL 1 • SAYI 30

HAFTALIK ÜCRETSİZ

AMERİKA’DA BALIK

TUTMANIN KURALLARI Amerikan sularında balıklar Türkiye’dekine kıyasla çok iri Bu da balık tutmayı yaygın bir hobi haline getirmiş Ancak bu evkli uğraşın uyulması gereken kuralları var DEMET DEMİRKAYA NEW YORK - POSTA212

B

alık tutma, Amerikalılar arasında en yaygın olan hobilerden biri. Long Island gibi sahillerde yaşayan Türkler arasında da bu oldukça yaygın. Bu hobinin yaygınlaşmasının sebebi bu sularda yetişen balıkların iriliği. Ülkemiz sularında göremeyeceğimiz ya da asla olta ile yakalayamayacağımız bu devasa balık türlerini avlamak yemekten daha çekici. Mesela oğlunuzun boyunda bir levrek (stripe bass) ya da lüfer (blue fish) veya nerdeyse sizin boyunuzda bir yelken balığı (sailfish ) Bitmedi, sadece spor maksatlı tutulup, tekneye çıkarılıp, boy ölçüsü alınıp resim çektirdiğiniz ve sonra yine ait olduğu sulara yollanan bir köpekbaliğı

BALIĞIN BOYU BELİRLENMİŞ Ancak yakaladığınız balıkların sezon içi boy, adet ve avlama zamanı gibi kriterler açısından uymanız gereken yasal düzenlemelere dikkat etmek gerekiyor. Bu konuda oldukça ciddi yasaklar ve yaptırımlar sözkonusu.Tuttuğunuz balığın boyunu elinize verilen cetvellerle ölçerek buzluğa atıp at-

mamaya karar vermeniz gerekiyor. Ya da belki bu sezon Long Island sularına balık az miktarda gelmişse tutacağınız çinekoplar kişi başına 20 adeti geçemiyor. Fazlasını tutmayacaksınız ya da oltaya gelirse suya geri bırakıyorsunuz ölmeden hemen. Örnegin stripe bass yani levreğin minimum boy limiti bu sene 2 inc yani neredeyse 2 santim ve sadece 1 adet tutabilirsiniz. Ama bluefish yani lüferin kişi başı limiti 10 adet, boy sınırlaması da yok bu sezon.

SPOR BALIKÇILIĞI Eğer yakalaması oldukça heyecanlı ve zevkli olan yelken balığı tutarsanız, bu balığı oltanızın ucunda tekneye çekene kadar verdiğiniz uğraş sadece bu balıkla bir resim çektirmek icin. Buna sportif balıkçılık deniliyor. Balığı yakalamak icin yapılan tüm hazırlık ve uğraşılar onun yeniden denize birakılmasıyla sınırlı. Kurallara uymadığınız takdirde balık tutma lisansınız elinizden alınıyor, hatta mahkemeye çıkabiliyorsunuz. Bazı hassas davalarda cezaevine girmek bile mümkün. Bu yüzden işte tüm bu yaptırım ve kurallara uymak kaydıyla Amerikan sularında bol, büyük ve çeşitli balık yakalama şansınız var. Bunun için de sadece bir olta ve yem yeterli.

Kar fırtınası esir aldı NEW YORK - OSTA

A

merika’da can kayıplarına neden olan dondurucu soğuk hayatı felç etti. ABD’nin Güney ve Orta batı kesimini kar ve buzla vuran kış fırtınası özellikle Teksas, Arkansas, Louisiana ve Kentucky eyaletlerinde güçlü bir şekilde hissediliyor. Meksika üzerinden gelen soğuk hava kütlesi ABD genelinde 12 kişinin ölümüne, uçuş iptallerine ve elektrik kesintilerine yol açtı.

BİLANÇO AĞIR Buzlanma ve kar nedeniyle yollarda yüzlerce kaza meydana geldi. Kesintiler nedeniyle 250 binden fazla kişi elektriksiz kaldı. Fırtınanın en güçlü hissedildiği Teksas’ta meydana gelen trafik kazalarında iki kişi hayatını kay-

betti. Kaliforniya’da üç kişi hipotermiden öldü. Indiana’da ise buzlu yollarda meydana gelen bir kazada bir kişi yaşamını yitirdi. Arkansas’ta ise 62 yaşındaki bir adam, bir ağacın üzerine devrilmesi sonucu

kortej eşliğinde belirlenen güzergahlardan geçirilecek. Mandela’nın naaşı cuma günü cumhurbaşkanlığı, meclis, başbakanlık ve bakanlıkların bulunduğu nion binalarında katafalka konacak. 1993’te Nobel Barış Ödülünü alan Mandela, yaşamının 2 senesini hapiste geçirdikten sonra 1994 yılında Güney Afrika’nın ilk siyah devlet başkanı olmuştu.

öldü. Flightaware.com’a göre Pazar günü ABD genelinde 2 bin 500’den fazla uçuş iptal edildi. Newark, New Jersey, New York City ve Philadephia’daki havalimanlarında uçuş rötarları yaşandı. Pazar gününden bu yana ise 3 bin 200’den fazla uçuş iptal edildi yüzlerce rötar yaşandı.

www.posta212.com


POSTA212 - SAYI 30