Page 1

Çocukları eze eze çalıştırıyoruz

Kanserle DANS

■ Dünyaya korkulu gözlerle bakan 168 milyon çocuğun rüyası elinden alınıyor. Dünya, çocuk işçilerin hem ürettiklerini hem de hayatlarını, masum gülüşlerini hiç düşünmeden tüketiyor.

İspanya’da SIRADIŞI bir köy

2’DE

■ New York’ta yaşayan Esra Ürkmez ile Kaliforniya’dan Ebru Tontaş’ın kurduğu Kanserle Dans Derneği, New York’ta büyük bir organizasyona hazırlanıyor.

8’DE

■ Sevilla’ya bağlı Marinaleda, avro krizindeki İspanya’da refah içinde yaşayan dünyanın tek komünist köyü. 9’DA

HAFTALIK ÜCRETSİZ

A M E R İ K A’ D A K İ

TÜRKLERİN

GAZETESİ

www.posta212.com • YIL 1 • SAYI 39

ABD’NİN YOLSUZLUK KARNESİ

12 Şubat 2014 Çarşamba

Tüm dünya ülkelerinin yeni sorunu: YOLSUZLUKLAR ve RÜŞVET. Bir araştırmaya göre, yolsuzluk sıralamasında Türkiye 59’uncu sırada. Peki, ama Amerika Birleşik Devletleri’nde durum ne? 7’DE

AYSEL TAPAN POSTA212 - HABER MERKEZİ

5’TE

GÜLHAN AKŞİT ŞENER

9’DA

SUNAY AKIN

14’TE

HALDUN ARMAĞAN İLE VİZYON

New York Moda Haftası’nda bir Türk

13’DE

YEMEK BÜYÜCÜSÜ DİLARA ERBAY’DAN TARİFLER 14’TE NEW YORK’TA ETKİNLİKLER

15’DE

NURDAN YÜZBAŞIOĞLU İLE LIFE AND STYLE

Kış olimpiyatları başladı

■ John Paul Ataker’in 2014 Sonbahar/ Kış Özel Koleksiyonu, New York’taki Moda Haftası etkinlikleri kapsamında tanıtıldı. 15’TE

Broadway’de bir Türk kızı Enver Yücel’den dershanelere alternatif çözüm ■ Odağında dershanelerin bulunduğu Türkiye’deki gergin ortam sürerken, 40 yıllık eğitimci Enver Yücel ile çözümü konuştuk. 5’TE

Dağlara tırmanabilirsiniz 6’DA

■ American Academy of Dramatic Arts’i burslu kazanan ilk Türk oyuncu olan Esin Varan, Fairycakes’de oynayacak. 3’TE

11’DE

Brooklyn, San Francisco’yu solladı ■ Yıllardır süregelen “Manhattan’da Çalış, Brooklyn’de Yaşa” kampanyaları en sonunda meyvesini verdi. Ama bu meyvenin tadı biraz acı gibi. 12’DE

ABD’den ilham aldı İstanbul’da cafe açtı ■ Figen Onur, sosyetenin güzel kızı Petek Mermerci’nin 3’TE hikayesini yazdı.

Çalıkuşu New York’a kondu

■ Reşat Nuri Güntekin’in en önemli eserlerinden Çalıkuşu, Park West Salonu’nda seyirciyle buluşuyor. 4’TE


Toplum Yaşam

12 Şubat 2014 Çarşamba

Kanserle Dans Derneği’nden New York’ta

bağış kokteyli Kanserle Dans Derneği, şimdi New York’ta büyük bir organizasyona hazırlanıyor.

Beatles sergisi Beatles’ın ABD’ye ayak basmasının 50. yılı anısına, grubun daha önce görülmemiş fotoğraflarını kapsayan bir sergi açıldı

8 Mart’ta yapılacak “Kanserle Dans Bağış Kokteyli” Türk toplumunun desteğini bekliyor NEW YORK - POSTA212

K

anserle Dans Derneği’nin hikayesi New York’ta yaşayan Esra Ürkmez ile Kaliforniya’dan Ebru Tontaş’ın yollarının kesişmesiyle başlıyor. Ürkmez’in babasının pankreas kanseri, Tontaş’ın babasının ise prostat kanseri olması ve bu iki kadının babalarına yardım için verdiği uğraş, iki kadını internet üzerinden bir araya getirir. Özellikle teşhis sonrası tedavi yöntemleri, beslenme, ilaçlar ve yan etkileri konusunda Türkiye’deki bilgi yetersizliğini farkeden Ürkmez ve Tontaş, birbirlerinden ayrı olarak bu konularda çeviriler yaparak internetten iletişime başlarlar. Topladıkları bilgileri Nisan 2012’de Kanserle Dans adlı bir blog’da toplarlar. ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR Kısa sürede kendilerinin de beklemediği büyük bir ilgi karşılaşan blogdan sonra kurdukları Facebook sayfasıyla da 27 bin takipçiye ulaşırlar. Kanser hastalarının ve yakınlarının bilgilerini, deneyimlerini paylaştığı, uzman doktorların, psikologların, diyetislerin bilimsel çalışmalarla katkıda bulunduğu bu iletişim platform giderek çığ gibi büyüyor. Arkasından kanser konusunda çeşitli kitapçıklar, broşürler, videolar yayınlamaya ve ücretsiz olarak dağıtmaya başlamışlar. İstanbul ve İzmir’de başlattıkları pek çok organizasyon ve etkinlikler ise şimdilerde pek çok ile yayılmış. Kanserle Dans şimdi Ekmel Anda’nın destekçiliğinde, 8 Mart’ta New York’ta yapacağı

“Kanserle Dans Bağış Kokteyli”ne hazırlanıyor.

ği basitlikte kanserle ilgili mesajları vermesi olduğunu söylüyor.

BİLGİ KİRLİLİĞİNE ALTERNATİF Şaşırtıcı bir hızla büyüyen derneğin marketing, iletişim Esra Ürkmez ve sponsorluk işlerinden Ebru Tontaş sorumlu Esra Ürkmez pankreas kanserinden kaybettiği babasına yardımcı Kanserle Dans, olmak için 8 Mart, 19.00-23.00 girdiği bu Mekan: The Bahche işi, kanser 191 7th St (2. ve 3. Ave arasında, konusunBrooklyn 11215) da bilgi (718) 422-0801 kirliliğini kanserledans.org farktmesihttps://www.facebook.com ne bağlıyor. /kanserledansdernegi Ürkmez” O kadar çok bilgi kirliliği vardı ki, kimsenin net olarak ne yapacağını bilmediğinin ve ayrıca ciddi bir psikolojik destek ekÇeşitli, kitapçık, broşür ve videoların sikliğinin farkına vardım.” diyor. Ürkmez, derneğin gönüllülük esa- hazırlanmasından ise San Fransisko’da yaşayan Ebru Tontaş sorumlu. sıyla çalıştığını, yaptıkları işten para Ürkmez bu kitapları ücretsiz olarak kazanmak gibi bir kaygıları olmadıhastaların adreslerine postaladıklağının özellikle altını çiziyor. rını ekliyor.. Tontaş da bu yayınlaKanserle Dans Derneği’nin en rın en büyük farkının, ilkokul birinci önemli faaliyetlerinden biri kansersınıf öğrencisinin bile anlayabilecele ilgili çeşitli yayınlar hazırlamak.

Efsaneden Vokal Atölyesi

“Gençler Ustalarla Buluşuyor” projesi kapsamında birbirinden değerli sanatçıları İzmir’e getiren Akademi İKSEV, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği işbirliği ile 19 Şubat’ta bir efsaneyi ağırlıyor. Dünyanın en iyi seslerinden biri kabul edilen Mary Wilson bir de konser verecek (SİREL EKŞİ-İZMİR POSTA212) “Baby Love”, “Someday We Will be Together”, “Stop In the Name of Love”, “Fields of Gold”, “You are so Beautiful” gibi şarkılarıyla 60’lı yıllarda dünya müziğinde fırtına gibi esen The Supremes’in (Diana Ross, Mary Wilson ve Florance Ballard) ses zenginliği ve yorumlarıyla efsaneler katına yükselen üyesi Mary Wilson, Akademi İKSEV’de vokal atölyesi yapacak. ÜCRETSİZ KONSER VERECEK Aynı gece AASSM’de halka açık bir konser de verecek olan Mary Wilson, dünyanın gelmiş geçmiş en iyi seslerinden biri olarak kabul edilmesinin yanı sıra yazar, antropolojist, kültür ve iyi niyet elçisi olarak da önemli bir

Mark Zuckerberg ve eşi Priscilla Chan

kariyere sahip. “Dare to Dream” projesiyle dünyanın pek çok ülkesinde özellikle genç kızlara yönelik sosyal sorumluluk çalışmaları yapan Wilson, 19 Şubat 2014 saat 14.00 – 15.30 arasında Akademi İKSEV’de iki vokalisti ve piyanisti eşliğinde genç sanatçılara şarkı söylemenin inceliklerini anlatacak, tecrübelerini paylaşacak. “Gençler Ustalarla Buluşuyor” projesi kapsamında birbirinden değerli sanatçıları İzmir’e getiren Akademi İKSEV, Amerika Birleşik Devletleri Büyükelçiliği işbirliği ile 19 Şubat’ta bir efsaneyi ağırlıyor. Dünyanın en iyi seslerinden biri kabul edilen Mary Wilson bir de konser verecek.

George Mitchell

Bill Gates ve eşi Melinda Gates

Elli hayırseverden 7.7 milyar dolar bağış ABD’de en fazla bağışta bulunan 50 işadamı, bir yılda toplam 7 milyar 700 milyon doları hayır işine ayırdı SELÇUK ACAR NEW YORK (AA)

B

aşta Facebook’un Başkan ve CEO’su Mark Zuckerberg ve eşi Priscilla Chan olmak üzere, 50 Amerikalı hayırsever işadamı, 2013 yılı içinde toplam 7 milyar 700 milyon doları hayır işine harcadı. ‘’The Chronicle of Philanthropy’’in yayımladığı ABD’deki en fazla bağış yapanlar listesine göre, Zukerberg ve eşi Amerikan’ın en büyük

hayıserleri olarak en önde yer alırken, Facebook’un borsadaki 970 milyon dolar tutarındaki 18 milyon hissesini Silikon Vadisi’ndeki bir kar amacı gütmeyen kuruluşa bağışladı. Microsft’un kurucu ortağı Bill Gates ve eşi Melinda Gates, hayır vakıflarına 181.3 milyon dolar verirken, CNN’in kurucusu Ted Turner ve Warren Buffett’in Başkanı Berkshire Hathaway’ın büyük miktarda yaptığı bağışlara karşın bu yılki listede yer alamadı. İşadamlarının yaptığı bağışların büyük bir çoğunluğu, üniversiteler, hastahane, çevre, kilise gibi dini vakıf veya hayır kuruluşları gibi kar amacı gütmeyen yerlere gitti. En fazla bağış yapanlar arasında 2. sırada, mal varlığını enerji ve emlak işinden edinen Teksaslı George

Mitchell yer alırken, 3. sırada bulunan Nike’nin Başkanı Philip Knight ve eşi Penelope Knight, 500 milyon doları Oregon Sağlık ve Bilim Üniversitesi Vakfına kanser araştırmalarında kullanılmak üzere bağışladı. Listenin 4. sırasındaki New York eski Belediye Başkanı Michael Bloomberg, 452 milyon doları eğitim, çevre ve halk sağlığı konularında harcadı. Bloomberg ayrıca ateşli silahların önlenmesi konusunda kurduğu vakıfa da büyük miktarda bağışta bulundu. Başta Warren Buffett ve Bill Gates’in bulunduğu 19 işadamı ve ailesi ise 2010 yılında kurdukları ve kazançlarının yarısını bağışlama sözü verdikleri ‘’Giving Pledge’’ adlı hayır hareketi mensubu arasında bulunuyor.

TÜM TÜRKİYE’YE YAYILIYOR New York ve San Francisco’da yaşayan bu iki kadının kurduğu dernek, Türkiye’de İstanbul ve İzmir’de çeşitli etkinlikler yapıyor. Bundan sonraki adım ise Tekirdağ, Samsun, Adana, Eskişehir, Kahramanmaraş, Antalya gibi iller. Bu şekilde tedavi yolları, psikolojik destekler, beslenme önerilerini içeren workshoplar, seminerler, kurslarla tüm Türkiye’de hem kanserle ilgili bir farkındalık oluşturmak, hem de kanserden koruyucu önlemleri kitlelere aktarmayı amaçlıyorlar. GECE 8 MART’TA YAPILACAK Ürkmez ve Tontaş, şimdi 8 Mart’ta New York’da Kanserle Dans’ın Barış Kokteyline hazırlanıyor. Her ikisi de geceyle ilgili çok heyecanlı. “İlk defa bu kadar büyük bir organizasyon yapıyoruz.” diyorlar. Tüm Türk Amerikan Dernekleri’nin kendilerine destek olduğunu söyleyen Ürkmez, bu geceden toplayacakları bağışlarla Türkiye’deki projeleri finanse edeceklerini belirtiyor. New York’daki gecenin aynısı 28 Mart’ta İstanbul’da Etiler Şamdan restoranda yapılacak. New York’daki kanserle dans eden bu iki müthiş kadının çalışmalarına destek olmak isteyip 8 Mart’taki geceye katılmak isteyenler, bilet almak için şu adreslerden Ürkmez ve Tontaş’la iletişime geçebilir.

Efsanevi The Beatles müzik grubunun ABD’ye gelişinin 50’inci yılı anısına, grubun daha önce görülmemiş fotoğraflarının yer aldığı fotoğraf sergisi New York’ta açıldı.

(NEW YORK - AA) Paul McCartney, John Lennon, Ringo Starr ve George Harrison’dan oluşan efsanevi İngiliz müzik grubu Beatles, ABD’ye ilk kez 7 Şubat 1964’te ayak basmıştı. Beatles’ın ‘’Yeni kıtada’’ büyük yankı uyandırmasının 50. yıldönümü nedeniyle açılan sergiyi düzenleyen ‘’Rock Paper Photo’’ firmasından Jody Britt, sergiyi anlattı. Britt, “Bu akşam, Beatles’ın 50. yılını ve Ed Sullivan Show’daki gösterimlerini kutluyoruz. Ayrıca, aramızda bulunan fotoğrafçılarımız Henry Grossman ve Astrid Kirchherr’in daha önce görülmemiş eserlerini de ilk kez sergiliyoruz. 1964, Beatles için oldukça önemli bir yıldı. Çünkü ilk kez Amerika’ya geldiler, döndükten sonra ‘A Hard Days Night’ filmine başladılar” dedi. Sergide filmlerden sahnelerin de yer aldığını belirten Britt, fotoğrafçı Grossman’ın, “Ed Sullivan Show” da dahil olmak üzere birçok güzel fotoğrafının sergilendiğini söyledi. Britt, serginin bir

hafta süreyle açık kalacağını ifade etti. tarihi ABD çıkarmasının 50. yılı Yaklaşık 3 bin Amerikalı hayranının JFK Havalimanı’nda karşıladığı Beatles, New York’a yaptığı tarihi ziyaret çerçevesinde, ABD nüfusunun yüzde 34’ünü oluşturan 73 milyon kişinin CBS Televiz-

yonu’nda canlı izlediği Ed Sullivan Show’a çıkmış, grup, ABD’de “British Invasion” (İngiliz İşgali) diye anılan bir dönemin başlamasına neden olmuştu.


Toplum Yaşam

12 Şubat 2014 Çarşamba

Türk oyuncunun broadway çıkarması

Esin Varan, her yıl binlerce kişinin başvurduğu American Academy of Dramatic Arts’i burslu kazanan ilk Türk oyuncu. Ama şimdi Esin Varan başka bir ilke imza atmaya hazırlanıyor. Varan, yakında Broadway’de sahneye konulacak Fairycakes adlı müzikalde Periler kraliçesi Titania’yı canladıracak SERKAN KALFA NEW YORK- POSTA212

M

armara Üniversite Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu olan Esin Varan, Amerika’da oyunculuk kariyerinde adım adım ilerledi ve şimdi Broadway’de önemli bir rol üstlendiği müzikalde sahneye çıkmaya hazırlanıyor. İşte Esin Varan’ın öyküsü: n New York maceran nasıl başladı? Kolay olmadı. Ben kendimi bildim bileli New York’a gelip bir şekilde burada oyuncu olmak istiyordum. Ama ailem buna karşıydı. Onlar para kazanacağım bir meslekte eğitim görmemi istiyorlardı. Ben de önce Marmara Üniversite’sinde Uluslararası İlişkiler bitirdim. Okul biter bitmez de pılımı pırtımı toplayıp New York’a geldim. n Arts kazanması zor bir okul. Okula giriş öykünden bahseder misin? Evet çok zor bir okul. Büyük Hollywood oyuncuları çıkartan bir okul. Ben okulun sınavlarına kendim kitaplardan hazırlandım. Ama Türkiye’deyken tiyatro yapıyordum. Dizilerde de oynamıştım. Bu deneyimler sanırım işime yaradı. Bu arada aynı zamanda New York Üniversitesi’nin de sınavlarına girdim. Hem bu okulu hem de orayı burslu kazandım. Ben bu okulu tercih ettim.

n Bir anda yabancı dilde bir tiyatro eğitimi, bir yandan New York yaşamı. Adapte olman zor olmadı mı? Çok çok zor oldu. Geceleri ailemi telefonla arar ağlardım. Bu şehir zaten karmaşık, herkes birbirine yabancı. Bir de okulda ingilizcemin hiç yeterli olmadığını anladığımda hayatım tam bir kabusa dönüştü. Çok kaçmak, geri dönmek istedim ama buraya bu işi başarmaya gelmiştim. Bu kadar çabuk pes edemezdim. Dişimi sıkıp, sabrettim. n Broadway sahnelerinde rol alacak

bir Türk olacaksın. Nasıl oldu bu Broadway macerası? New York Theater Company’nin sahneye koyduğu oyunlardan biri olan ‘Orfe’nin Düşüşü’nde başrol oynuyordum. Oyun Tenesse Williams’ın klasik oyunlarından biridir. Zor bir roldu. Oyun sonrasında ünlü oyun yazarlarından Douglas Carter Beane kollarını açmış bana doğru geliyordu. Ben önce arkadaşını falan gördü sandım. Hiç üstüme alınmamıştım. Ama bana sarılıp defalarca teşekkür ettiğinde mutluluktan gözlerim doldu. Son-

KAFELERDEN İLHAM ALDI Hayalini bile kurmamışken kendini Amerika’da bulup, üniversiteye gidiyor. ‘Burada yaşayacağım’ derken ev arkadaşının bencilliğine kızıp Türkiye’ye dönüyor. İşte Petek Mermerci’nin öyküsü FİGEN ONUR İSTANBUL-POSTA212

N

e kadar batılı olsak da, Türkiye dışında yaşasak da kanımızda var. Biz Türkler paylaşmaya, samimiyete ve en önemlisi dostluğa değer veririz. Belki de bu yüzdendir Türkiye dışında yaşayanların bir gün geri dönme isteği… İşte Petek Mermillon’un hikayesi de tam bunu anlatıyor. Mermerci ailesinin gözlerden uzak yaşamayı seven ferdi Petek Mermillon’ın Amerika macerası gerçekten çok ilginç. Petek’le sahibi olduğu İstanbul Boğazı’nın en popüler mekanlarından biri olan Aşşk Kahve’de buluştuk. n Amerika’ya gitmeye nasıl karar verdin? Boğaziçi Üniversitesi’nde 3. sınıftaydım. Ders çalışırken bir anda artık bu okulda okumak istemediğimi düşündüm. Kitabı kapattım. “Amerika’da üniversiteye gitmek istiyorum” dedim. Daha önce Amerika’ya hiç gitmemiştim, uçak biletini aldım ve yola çıktım. Yıl 1991… n Üniversiteye baştan başladın? Sıfırdan tekrar başladım. İlk iki yıl San Diego’da okula gittim. 3. yılımda San Francisco Üniversitesi’nin Radyo Televizyon bölümüne yazıldım. Amerika’ya gidişim benim hayatımın dönüm noktalarından biridir. Amerika’da yaşadığım yıllar hayatıma çok şeyler kattı. Yalnız yaşadım mesela… n İlk defa mı yalnız yaşadın? Evet, anneler babalar çocuklarını gelir yerleştirir. Öyle değil, tamamen kendim yaptım her şeyi. Evimi okulumu kendim buldum, bazen

ev arkadaşlarım oldu. n Peki neden yaşamaya devam etmedin? Aslında kalmayı düşünüyorum. O dönemde iki tane ev arkadaşım vardı. Buzdolabında herkesin katı ayrıydı. “Benim sütüm, benim meyvem”. Biraz garip geldi bu bana. Bizi bozar yani. Bir gün yemek yaptım, masayı hazırladım. Geldiler oturdular hep beraber yedik. Yemek sonrası sohbete devam ettik. Ev arkadaşlarımdan biri gitti buzdolabına, kendi katından fıstık aldı, kimseye ikram etmeden tek başına yedi. Böyle ağzım açık kaldı. “Ben burada kalamam ben bunları düzeltemem, bunlar beni delirtir” dedim. Canımın istediğinden değil ama ikram etmemesini garipsedim. Zaten senin rafın benim rafım olayına bir türlü alışamamıştım. Biz Türkler paylaşmayı ikram etmeyi severiz. Tam karar verme aşamasında beni etkiledi. Ve ani bir kararla eşyalarımı topladım biletimi aldım ve Türkiye’ye döndüm. n Şu anda kafe işletiyorsun. Ne alaka? San Francisco’da çok güzel yerler vardı. Hepsinin fotoğraflarını çekiyordum.

İnsanlar sabah kahvaltıya gidiyor sıra bekliyorlar. Bana çok ilginç geldi. Sonra kendi kendime dedim ki “Ben galiba kafe açacağım ve insanlar beklemek için böyle sıraya girecekler” dedim. Şu anda aynen öyle oldu. n Döner dönmez kolları sıvamadın ama... Yok, Türkiye’ye döndüğümde sinema sektöründe çalıştım biraz. Televizyona girdim. Hep hayal kırıklığı oldu. “Yok ben kafe açacağım” dedim. Sonra restoranı olan biriyle tanıştık, arkadaş olduk. İşi öğrenmek için 4-5 ay onun yanında çalıştım. Sonra çok tesadüfi bir şekilde Arnavutköy’deki deniz kenarında bu mekanı keşfettim. Küçük bir kulübeydi. Sonra ismi geldi bir anda aklıma. “Aşşk” dedim. Hepsi böyle bir anda oldu. Yine hayatımın dönüm noktalarından biri. Aşşk doğdu, 17 yıl olmuş bak. Tam da doğum günüme denk geldi. Sonra Nişantaşı’nda şube açtım. İlk başta ben dahil 3 kişi çalışıyorduk. Şu anda yazın iki dükkanda toplam 75 kişi çalışıyor. Bu arada evlendim, anne oldum. Hepsi hayatımın dönüm noktaları oldu. n Amerika’da böyle bir yer yapabilir miydin? Yapabilirdim tabii daha farklı olurdu. Orada kurallar belli burada sürprizlerle yaşıyoruz. n Amerika’dan kopmadın. Arkadaşlarım var, gidip geliyorum sık sık. Oğlum 9 yaşında. Üniversiteyi Amerika’da okumasını istiyorum. Ama ondan sonra ne yapacağı onun seçimi.

rasında asistanıyla görüşmemi istedi. Broadway’de sahnelenecek olan ‘Fairycakes’ adli bir müzikalde rol teklif edildi bana. Periler kraliçesi Titania’yı canlandırıyorum. Nisan ya da Mayıs ayında başlayacak oyun. n Peki gelecekle ilgili en büyük hayalin nedir? Sinema. Sinemada çok başarılı olmak ve en kısa zamanda Meryl Streep’le aynı filmde oynamak. Kimilerine ukalalık gibi gelebilir ama benim hayalim bu

çocukluğumdan beri. Bunun peşinden koşuyorum yıllardır. Durmaya da hiç niyetim yok.

Mesela yanlışlıkla bir günü sokakta geçirmem gerekse koşarak Union Square’e sığınırım.

n Var mı sinemayla ya da televizyonla ilgili teklifler? Var aslında. Örneğin Homeland dizisi var. Ama tam olarak ne zaman ne olacağı belli değil. Daha önce bazı röportajlarda sanki başrol oynayacakmışım gibi lanse edildi. Böyle birşey şimdilik söz konusu değil. Şimdilik iki üç bölümde oynama ihtimalim var. Eğer karakter beğenilirse devam da ederim. Amerika’da işler tamamiyle izleyici tepkisine göre yürüyor. Onlar beni severse, dizide çok daha uzun oynama şansım olur.

n Parçası olduğun Beauty of the Father oyununda geçen hafta son kez sahneye çıktın. Oyun hakkındaki neler düşünüyorsun? Oyun, İspanyol yazar Nilo Cruz’a aitti. Çok severek oynadım karakterimi. Tutkulu bir İspanyol aşk öyküsünü anlatıyoruz orda. İçinde herşeyden biraz var. Kendimi çok yakın hissettim karaktere, çünkü İspanyollar Türklere çok benziyorlar. Seyirciden de çok güzel tepkiler aldık. Benim için de ilginç bir deneyimdi, İspanyol aksanıyla İngilizce oynadım. Son oyuna çıkarken biraz hüzünlüydüm çünkü bu performansımı 20 yıl önce Şırnak’ta şehit düşerek hayatını kaybetmiş Hakan Amcama adamıştım. O yüzden oyunun sonunda ağladığım sahnede göz yaşlarım gerçekti.

n Bize New York yaşamından bahseder misin biraz? New York’un senin için anlamı nedir? New York çok önemli bir şehir hayatımda. Hep buraya gelme hayaliyle yaşadım. Buralarda çalışıp, yaşamak istedim. Sonunda da başardım. Ben bu şehirde başka bir esin buldum. İnsanı çok çabuk büyüten bir yer burası. Ayrıca Çok ilginç, gözleme çok açık bir şehir. Metroda sıradan bir yolculukta bile insanlardan beslenebiliyorsun. Onları izliyorsun, anlamaya çalışıyorsun ve bu arada fark etmeden hayat adına çok şey öğreniyorsun. Bazı yerlerinin çok tehlikeli olduğunun farkındayım ama kendimi evimde gibi hissettiğim yerler de var.

n İlerde Türkiye’ye dönmeyi istiyor musun? Şimdilik böyle bir planım yok. Çünkü henüz bütün hayallerimi gerçekleştirmiş değilim. Türkiye’yi özlemiyor muyum? Çok özlüyorum. Ordaki dostlukları, arkadaşlıkları, sıcaklığı burda bulmak mümkün değil. Çok da büyük konuşmamak lazım. Kim bilir? Belki bir gün dönerim. Ama önce çok çalışıp hayallerimi gerçekleştirmeliyim.


Toplum Yaşam

12 Şubat 2014 Çarşamba

ÇALIKUŞU şimdi de ABD’ye KONACAK Reşat Nuri Güntekin’in en önemli eserlerinden Çalıkuşu, Amerika’da sahneleniyor. Amerika’da yaşayan Türk oyunculardan oluşan kadro, Çalıkuşu’nu, 15 Mart’ta New York Park West Salonu’nda seyirciyle buluşturacak MEHVEŞ KOÇAK NEW YORK - POSTA212

T

ürk edebiyatının başyapıtlarından biri olan Çalıkuşu, Amerika’yı fethetmeye hazırlanıyor. Türk tiyatrosunun önemli eserlerini Amerika’da sergileyen New York Türk Amerikan Sanat Topluluğu (TAASNY), bu defa Reşat Nuri Güntekin’in ölümsüz eseri Çalıkuşu ile Türk-Amerikan izleyicisinin karşına çıkıyor. Amerika’da yaşayan Türk oyunculardan meydana gelen kadro Çalıkuşu’nu, 15 Mart’ta New York’ta Park West Salonu’nda seyirciyle buluşturacak. Türkçe olarak sahnelenecek oyunda, Amerikalı seyircilerin anlayabilmesi için, sahnenin üstünde İngilizce yazı yansıtılacak. Çalıkuşu, New York gösterilerinin ardından Philadelphia, Was-

hington DC, Los Angeles ve Boston şehirlerinde de sahnelenecek. Oyunun Yönetmeni İbrahim Yazıcı, sadece Türklerin değil Amerikalılardan da destek mesajları aldıklarını ve ilgi beklediklerini söylerken , sosyal medya sayesinde sergiledikleri oyunların artık çok daha geniş kitlelere yayıldığını dile getirdi.

ÇALIŞKUŞU’NUN NEW YORK’TAKİ KADERİ

İpek Kadılar’ın oyunlaştırdığı Çalıkusu’nu TAASNY’nin kurucu Başkanı İbrahim Yazıcı yönetiyor. 15 oyuncunun rol aldığı tiyatro oyununda başrol Feride karakterini, ödüllü tiyatro sanatçısı Dilek Aba canlandırıyor. Kamran, karakterini ise ünlü şair-yazar Sunay Akın’ın oğlu Ali Ozan Akın, oynuyor. İbrahim Yazıcı, Çalıkusu Türk televizyonunda yayınlanmadan önce böyle bir projeye başladıklarını belirtti. Yazıcı, oyunda Feride karakteri önemli olduğu için uzun süre Feride’yi aradıklarını, tiyatro sanatçısı Dilek Aba’yı keşfedince de Ekim ayında Çalıkuşu provalarına hemen başladıklarını anlattı. Kadro’da profesyonel ve amatör olarak yer alan gönüllü oyuncular, kendilerine ait bir yer olmadığı için kiraladıkları salonlarda prova yapıyor.

ABD’DEKİ TEK TÜRK TİYATROSU

2008 yılında kurulan New York Türk Amerikan Sanat Topluluğu (TAASNY) Kanlı Nigar, Sen Olmasaydın, Hisseli Harikalar Kumpanyası, Ali Baba ve Kırk Haramiler, Keşanlı Ali Destanı ve Uçan Adam adlı eserleri başarıyla sahneledi ve seyirciden büyük ilgi gördü. Türk

sanat ve tiyatrosunu Amerika’da tanıtan topluluk, çalışmalarını gönüllülerden aldığı destek ile yapıyor. TAASNY Başkanı İbrahim Yazıcı, Türkiye’nin Amerika’da özellikle Broadway gibi bir sahnesi olan New York’ta Türklere ait tek bir tiyatro topluluğunun olmasının üzücü bir durum olduğunu söyledi. Yazıcı, “Ülkemizi Amerika’da sadece lokum ile tanıtamayız. Kültür sanat çok önemli. Üzücü olan, bir tiyatromuz olduğu halde devletten destek olmaması. Halbuki Ermenilerin 4 tane tiyatrosu var Kaliforniya’da ise sayısız tiyatroları var. Rumların, Bulgarların Almanların ve Güney Amerikalıların (Latinlerin) sayısız tiyatroları var. Türk nüfusu çoğaldı artık bizimde bir şeyleri genişletmenin, geliştirmenin vakti geldi. Her ay bir oyun sergilememiz gerekir. Sanatımızı Amerika’da yüceltmemiz gerekir “ dedi. Yazıcı, Türkİbrahim Amerikan halkının Yazıcı tiyatroya çok ilgi duyduğunu fakat hayat şartlarından dolayı yeterince zaman ayıramadıkları ve desteklemediklerinin altını çizdi. Bu nedenle Türk tiyatrosunun Amerika’da zor şartlar altında sahnelendiğini ifade etti. Çalışkuşu’nun kadrosunda Ayşen Darcan, Deniz Türkan, Ümran Ünlü, Uğur Özışık, Cüneyt Gürkan, Barboros Aslan, Türkan Baltalı, Kutay User, Saadet Yüce, Gonca Kartal, Selin Gönen ve Oğuzhan Ulutaş’ ta yer alıyor.

NEW YORK’TA TÜRK KADIN KARİYER KOÇU NEW YORK - POSTA212

D

ünya Bankası ve HSBC’de 11 yıl çalıştıktan sonra kariyerinde yeni bir sayfa açan Pelin Aldatmaz, “ReNewIst Coaching & Consulting” adlı şirketini kurarak kariyer koçluğu yapmaya başladı

DÜNYA BANKASI’NDA ÇALIŞTI

Şubenin açılışını Beyaz Saray önünde derneğin gönüllüleri ile birlikte kutlayan SosyalBen Başkanı Ece Çiftçi (en sağda), etkinlikleriyle özdeşleşen ve satışıyla “sosyal sorumluluk şemsiyesi oluşturmayı” teşvik ettikleri şemsiyeleriyle poz verdi.

SosyalBen Washington’da Türkiye’de imkanları yeterli olmayan bölgelerdeki çocukları sosyalleştirmek ve doğal yeteneklerini ortaya çıkarmak amacıyla birçok projeyi başarıyla gerçekleştiren SosyalBen yöneticileri, başkent Washington’da bir şube açtı

T

ürkiye’de dezanvantajlı bölgelerdeki çocukları sosyalleştirmek ve doğal yeteneklerini ortaya çıkarmak amacıyla birçok projeyi başarıyla gerçekleştiren SosyalBen, başkent Washington’da bir şube açtı. Lise öğrencisiyken Amerikalı bir profesörün yaptığı bir sunumdan etkilenerek başladığı çalışmalara artan ilgi üzerine etkinliklerini Türkiye dışına taşıdıklarını belirten Ece Çiftçi, çocukların en büyük ihtiyacının sosyal anlamda kendilerini keşfetmek olduğunu söyledi.

Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu UNICEF ile birlikte Türkiye’de ortak projeler yürüttüklerini de belirten SosyalBen kurucu başkanı Ece Çiftçi, Amerika’daki öncelikli hedeflerinin bir fon oluşturarak, sosyal sorumluluk projesi yapmak ve yönetmek amacıyla danışmanlık sağlamak olduğunu belirtti. SosyalBen’in Amerika faaliyetlerini Bahçeşehir Üniversitesi’nin Washington şubesi olan Mentora College’dan yürüteceğini belirten Ece Çiftçi, başta Türk-Amerikan kültürel dernek-

leri ve çatı kuruluşları olmak üzere birçok kurum ve kuruluşla irtibata geçeceklerini anlattı. SosyalBen gönüllülerinin Washington’dan önce Afrika ülkesi Gambiya’da çalışmalar yaptığını belirten Çiftçi, bu çalışmaları sonucunda Gambiyalı bir öğrenciye Türkiye’de burslu eğitim olanağı sağladıklarını söyledi. Tamamiyle gönüllü üniversite öğrencileri tarafından yürütülen faaliyetlerini kısa sürede Amerika’ya taşıyan SosyalBen’in Türkiye’de 15 şubesi bulunuyor. (VOA)

George Washington Üniversitesi’nde MBA eğitimini tamamladıktan sonra Dünya Bankası’nın Global Finansal Piyasalar ve Bağımsız Değerlendirme Grubu de-

partmanlarında 4 yıl görev aldı. 2005 yılında Türkiye’ye dönerek 2012 yılına kadar HSBC Genel Müdürlük Kurumsal Şube’de büyük global ve lokal grup ve şirketlerin kredi başvuru ve onay sürecinde müdür pozisyonunda çalıştı.

KARİYERİNDE YENİ BİR SAYFA

Profesyonel kariyeri süresince iş arkadaşlarından kendisinin açık fikirli, objektif, değişime ve gelişime açık bir kişi ve iyi bir dinleyici olduğu yönünde yorumlar aldığını söyleyen Aldatmaz, kendisine danışanlara yardımcı olmaktan büyük keyif aldığını ve insanları analiz etmeyi rakamları analiz etmekten daha çok sevdiğini fark ederek, kariyerini profesyonel koçluk yönüne çevirmeye karar verdiğini belirtti. Yeni kariyerinde ilk adımı New York Üniversitesi’nin Koçluk Sertifika Programı’na katılarak atan Aldatmaz, sonrasında Uluslararası Koçluk Federasyonu’nun (ICF) unvanlandırma koşulu olarak master bir koçtan mentörlük alarak koçluk yapmaya başladı.

A’DAN Z’YE KARİYER HİZMETİ

Koçluk yaptığı esnada müşterilerinden oldukça olumlu geri dönüşler alan başarılı girişimci, “Sürprizlerle dolu ve ilham veren şehir” olarak adlandırdığı New York’ta kendi şirketi ReNewIst Coaching

& Consulting’i kurdu. Hedefinin faaliyetlerini New York-İstanbul hattında sürdürerek, farklı bilgi birikimi ve deneyimleriyle danışanlarına maksimum fayda sağlamak olduğunu söyleyen Aldatmaz, koçluk olarak verdiği hizmeti şu şekilde özetledi: “Profesyoneller, öğrenciler ve kariyer geçişinde olan bireylerle çalışıyorum. Kişilerin analizlerini yaparak doğru kariyer planlaması yapılması, eksik yönlerin geliştirilmesi ve kişisel marka oluşturulması konularında destek veriyorum. Hedefe odaklı ve rekabet gücünü arttırmaya yönelik İngilizce CV, kapak mektubu, LinkedIn profili ve mülakat hazırlığı verdiğim hizmetler arasında yer alıyor. Kullandığım Birkman metoduyla bireylerin kişisel özelliklerini ve farklılıklarını en verimli ve en faydalı halde nasıl kullanabileceklerini belirleyerek kariyer gelişimlerine destek sağlıyorum.”

“ÖZVERİ ŞART”

Pelin Aldatmaz, koçluğun, özveri, çalışma ve zaman isteyen bir süreç olduğunu söyledi ve “Aslında, hepimizin henüz keşfetmediği birçok yönü mevcut ve biz bunların farkında olmadan günlük yaşantımıza devam ediyoruz. Koçluk hizmeti alarak kişilerin potansiyellerinin farkına varmaları ve kendilerinde büyük değişim yaratmaları mümkün” diye ekledi.


Toplum Yaşam

12 Şubat 2014 Çarşamba

DERSHANE SORUNUNA ALTERNATİF AÇIK LİSE 1970’lerde öğrencisi olarak başladığı Uğur Dershanesi’nin sahibi olan, kolejler açan ve 90’ların ortalarında Bahçeşehir Üniversitesi’ni kuran Enver Yücel, dershane sorununun çözümünü anlattı İLHAN TANIR WASHINGTON

E

nver Yücel , 70’li yıllarda 2-3 odalı Uğur Dershanesi’ne İstanbul’da yatılı bir öğrenci iken başlamış, sonra sahibi olarak, 40 yılı aşkın bir zamandır eğitim sektörüne hayatını adamış bir isim. 1990’ların ortasında ise Bahçeşehir Üniversitesi ile, üniversiteleşmiş, kolejleriyle birlikte bir eğitim imparatorluğunun lideri. Son yıllarda ise Hong Kong’dan Silikon Vadisi’ne , Washington DC’den Berlin’e, yurtdışı kampüsleri ile adından söz ettiriyor. Kendisi, 100 okul ve 47 kampüslerinin şu an eğitim verdiğini hatırlatıyor. Türkiye’nin gergin bir dönemden geçtiği bu haftalarda Yücel, ABD’de üniversiteler geziyor, yeni fikirler arıyor, yeni projelerin üstünde çalışıyor. Bir taraftan Açık Lise Projesi diğer taraftan Sağlık Sektörü’nde önemli adımlar atma aşamasında. Kendisiyle, Beyaz Saray’a komşu olan Bahçeşehir Üniversitesinin DC kampüsünde konuştuk. ■ Hong Kong’dan Silikon Vadisine kadar kurumlarınız var. Bundan sonraki hedefiniz nedir? Biz kaliteli eğitim her çocuğun hakkıdır prensibiye çalışıyoruz. Türkiye’nin genç bir nüfusu var ve iyi eğitim lazım. Hedefimiz, cumhuriyetimizin kurucusunun hedef gösterdiği muasır medeniyet düzeyini aşmak, bunun yolu da kaliteli eğitim. Ondan dolayı Bahçeşehir ve Uğur Eğitim Kurumları olarak her çocuğa dokunmak ve her çocuğa iyi eğitim vermek isteriz. Türkiye’de iyi olmak da yeterli değil artık, küresel eğitimde bir oyuncu olduk, olmalıyız. Üniversite ile birlikte, dünyanın en iyilerinden biri olmak istiyoruz dedik ve kendimize 2023 yılında dünyanın en iyi 500 üniversitesinden biri arasında gir-

meyi hedef koyduk.

EĞİTİMDEN SONRA SAĞLIK

Hedefimize gelince, geçen yıl biz tıp fakültemizi açtık ve sağlık sektörüne girdik. Türkiye’de birçok tıp fakültesi var ama biz bir başka tıp fakültesi olmak yerine, hekim insanları yanında bu alanda özellikle bilimadamı da yetiştirmek gayesindeyiz. ■ Dünyanın dört bir tarafını geziyorsunuz. Keşke ülkemde de olsa dediğiniz ne var bugünlerde? Çok zaman geçiremediğim yer Silikon Vadisi idi bu ziyaretimde. Oradaki Türk girişimcilerle, okuyanlarla tanışma imkanım oldu, önerilerini dinledim. Bizim de orada küçük bir kampüsümüz var.

TÜRKİYE’YE SİLİKON VADİSİ

Orayı nasıl daha iyi değerlendiririzi düşündük. Stanford Üniversitesi’ni daha yakından görmek, incelemek imkanımız oldu. Silikon Vadisi anlayışını Türkiye’ye nasıl kazandırırızı düşündük. Gidişimizde acaba Türkiye’de

hem Silikon Vadisi anlayışını hem de fiziksel görünümü nasıl kazandırabiliriz diye düşündük. Stanford ve Bahçeşehir Üniversiteleri birlikte, Türkiye’de Silikon Vadisi Projesini nasıl hayata geçirilebilir konusunu Bilim ve Teknoloji bakanlığına önümüzdeki aylarda sunmayı düşünüyoruz. Bir anlamda ‘know-how’ transferi gibi. ■ Silikon Vadisi Anlayışı Nedir? Fikrin ve hayalin değer bulduğu anlayış denebilir. İnsanların düşünceleri, hayallerini uygulama alanı bulması. Bu ortam yaratılmış. Şirketlerin de okulu var örneğin. Örneğin Standford Üniversitesi ve diğerleri, bilimin merkezindeler ama aynı zamanda uygulamanın da merkezindeler. Dünyayı bugün sarsan büyük firmalar, twitter veya facebook gibi, çıktığı yerler Standford Üniversitesi. ■ ABD’de muhataplarınızın Türkiye ile ilgili olarak size en çok sorduğu sorular nedir? Kaliforniya tarafında, yani ABD’nin Batı yakasında, genelde

Türkiye’yi metheden, heyecanlı bir ülke olduğunu anlatan bir yaklaşım ile karşılaştım. DC tarafında ise, çok sık biçimde ‘Türkiye’ye ne oluyor? Son zamanlarda sıkıntılarınız mı var?’ diye soruluyor. Ben de daha çok, her ülkenin inişli-çıkışlı zamanları olabileceğini, bunların da zamanla geçeceğini söylüyorum. ■ Peki, Türkiye bu krizden çıkabilecek mi? Elbette ki. Çıkması gerekir. Herşeyin açık konuşabildiği, 76 milyonun anlayabileceği şeffaflık içinde konular daha iyi tartışabilirse bunlar aşılır diye düşünüyorum. Çünkü böyle gidemez. Yani bu tartışmaların, tartışanlardan çok ülkeye zarar verdiği kanaatindeyim. ■ Bütün bu gerginliğin başı olarak kabul edilen dershane tartışmasında son durum nedir? Artık son noktaya gelindi. Yeni bir yasayla, dershanelerden daha farklı hizmet alınacağı tercihi olacağını duyuyorum. Biz de, bu alanda gerekli yasa neyse, o tarzda çalışmalar yapacağız bundan sonra.

Öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin kaygı duymayacağı modeli de bulduk. ■ Nedir bu model? Bakanlık açık lise modelini ortaya attı. Biz bu modeli inceledik. ABD’nin en iyi uzaktan açık lise modeliyle ortak bir yapı geliştiriyoruz. Hatta bu yapının bir bölümü de Stanford Üniversitesi’nin açık lisesi ile bir ilişkimiz oluyor. Türkiye’de bizim 200 tane akredite olmuş binamız, öğretmenlerimiz, araç-gereçlerimiz var. Herşeyimiz hazır. Online eğitim dünyada başını almış gidiyor ve her geçen gün daha mükemmel hale geliyor. Biz bunu, 6 ay, 1 yıl kadar önce düşündük ve yasa çıktığı takdirde ilk biz geçeceğiz bu modele. Bir mesaj daha gönderiyorum buradan sizin vasıtanızla: Eğer bu yasa geçerse, bu modelin merkezini Türkiye’de kurmak isteriz. Eğer yasa geçmezse, ABD’de açık liseyi kuracağız, merkezi de ABD’de olacak, diploma Amerikan diploması olacak. Uzaktan olduğu için dünyanın her tarafındaki öğrenciler bu modele kayıt yaptırabileceği gibi, Türkiye’deki öğrenciler de kayıt olabilecek. Bununla da öğrencilerimiz hem Amerikan diplomalarına sahip olacaklar ve böylece de Amerikan üniversitelerine girme şanslarına sahip olacaklar. ■ Son olarak, Türkiye’de süregiden kriz düşünüldüğünde, siz karamsar mı iyimser mi sınıfındasanız? Ben çok umutluyum. Çünkü Türkiye’nin genç nufüsu, pırıl pırıl bir gençliği var. Bugüne bakılarak enseyi karartmaya gerek yok. Türkiye’nin geleceğini ben çok parlak görüyorum. Türkiye’nin bölgesinde lider ülke olabileceğini görüyorum, çünkü ABD’nin hangi noktasındaki üniversitesine gidersem, buradaki Türklerin gözlerinin ışıl ışıl olduğunu görüyorum.

Yüz nakli yapıp transfer oldular Yaptıkları yüz nakli operasyonları ile dünyaca tanınan ünlü doktorlar, özel hastanelere transfer oldu. Çaresiz kalan Sağlık Bakanlığı da şimdi uzman yeni doktorlar arıyor DUYGU GÜVENÇ

nedeniyle Gazi Üniversitesi’nden ayrılan Prof. Özmen, özel Amerikan Hastanesi’nde çalışmaya başladı. Prof. Özmen, Koç Üniversitesi’nde de akademik kariyerine devam edeceği öğrenildi. Gazi Üniversitesi’nde nakil ruhsatının da başka bir plastik cerrah üzerinden devam etmesi öngörülüyor. Prof. Özmen’in hem akademik kariyerinde hem de eş durumu tayininde olumsuz tavır takınan Gazi Üniversitesi yönetimi ile mahkemelik olduğu ve anlaşmalı olarak da nakillerde geri dönmeyeceği öğrenildi.

ANKARA - POSTA212

P

rof. Ömer Özkan, Prof. Selahattin Özmen, Doç. Dr. Serdar Nasır üniversite yerine özel hastaneleri tercih edince elindeki ünlü isimleri kaptıran Sağlık Bakanlığı ise dünyanın dikkatini çeken yüz nakillerini genç mikro plastik cerrahlarla sürdürme kararı aldı. Kompozit Doku olarak bilinen yüz, kol-bacak nakli ruhsatı olmasına rağmen GATA, nakile sıcak bakmazken, Hacettepe’nin ruhsatı Şevket Çavdar’ın vefatının ardından iptal edilmişti. Hacettepe mahkeme süreci tamamlanana kadar yeni nakil yapamayacak. Gazi Üniversitesi yönetimi genç yeteneği Doç. Dr. Selahattin Özmen’i, Amerikan Hastanesi’ne kaptırdı ve son olarak Akdeniz Üniversitesi’nin ünlü hocası Prof. Ömer Özkan da özele geçeceğinin sinyalini verdi. Böylelikle 3 yıldır Türkiye’nin gündeminde olan yüz, kol bacak ve kompozit doku nakilleriyle ünlenen plastik cerrahları devletten ayrılarak özelde hizmet vermeye başlayacak.

YENİ DOKTORLARLA DEVAM Sağlık Bakanlığı yetkilileri, bu durumun sorun olmadığını, nakil konusunda Türkiye’nin dünyanın önemli merkezlerinde eğitim almış birçok mikro plastik cerrahının olduğunu belirterek

yeni isimlerle yola devam edileceğini söyledi. Sağlık Turizminde yeni hedefler belirleyen Türkiye, dünyadan en çok yabancı hastayı plastik cerrahi alanında çekiyor. Türkiye’de nakil için yüzlerce başvuru olmasına karşın mevzuat gereği yabancılara nakil yapılmıyor.

ÖMER ÖZKAN BAŞROLDE Sağlık Bakanlığı’nın özel izniyle Türkiye’de ilk kez çift kol naklini gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Özkan aradan geçen 3 yıl içeri-

sinde 5 yüz nakli yaptı. Çift kol ve tek bacak nakli hastası hayatını kaybederken rahim nakli yaptığı hastanın tüp bebek tedavisi devam ediyor. Tüm Türkiye’nin “Yüz nakli” hocası olarak tanıdığı Prof. Ömer Özkan, son çıkan Tam Gün yasasında “tatmin olmadığını” belirterek özel muayenehanesine döneceğinin sinyalini verdi. Akdeniz Üniversitesi nakillerine Prof. Ömer Özkan’ın plastik cerrah eşi Prof. Özdener Özkan ile devam edecek. Akdeniz Üniversitesi’nin nakillerde Prof. Ömer Özkan ile sözleşme imzalaya-

rak dışarıdan ameliyatlara davet edeceği iddia edildi. Akdeniz Üniversitesi’nin nakil ruhsatının da Özdener Örnek’e devredilmesiyle birlikte, “Artık Ömer misafir Özdener başrolde” olacak değerlendirmesi yapılıyor.

GAZİ, KOÇ’A KAPTIRDI Gazi Üniversitesi’nde Türkiye’nin ilk üç boyutlu yüz nakili yapan genç plastik cerrah Prof. Selahattin Özmen de eş durumu tayini nedeniyle İstanbul’a taşındı. Doktor olan eşinin uzmanlık eğitimine İstanbul’da başlaması

HACETTEPE VE GATA’DA ÜMİT YOK Dünyanın ilk çift kol ve çift bacak naklini yaptıkları Şevket Çavdar’ın ölümünden sonra Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatı iptal edilen Hacettepe Üniversitesi’nin mahkeme süreci devam ederken ruhsat sahibi hocası Doç. Dr. Serdar Nasır da muayenehaneyi tercih ettiği belirtiliyor. Sağlık Bakanlığı Hacettepe Üniversitesi’ne mahkeme süreci tamamlanmadan yeni bir nakle izni vermeyeceğini bildirdi. Hacettepe Üniversitesi’nin de ruhsata başka bir plastik cerrahla başvurabileceği iddia ediliyor. Sağlık Bakanlığı’nın nakil ruhsatı verdiği Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) ise ruhsat almasına rağmen hiçbir zaman nakil yapmadı. GATA’nın askeri iç dengeleri nedeniyle nakile sıcak bakmadığı belirtiliyor.

PSİKOLOG

Gülhan Akşit Şener glhan07@hotmail.com

40 YILLIK EVLİLİKLERİN DİĞER KAHRAMANLARI ERKEKLER (2) GEÇEN hafta ölene kadar bir yastıkta kocanıldığı evliliklerin erkeklerini anlatmaya başlamıştık, kaldığımız yerden devam ediyoruz. O dönem özellikle memur ve eğitimli erkeklerin eşleri, genellikle ‘’gün’’ adıyla yapılan, 15-20 kadının süslenip püslenip, tüm becerilerini sergileme imkanı bulduğu ortamlarda eğlenirdi. Daha kırsal bir aile yapısındaki kadın ise, temizliğini, yemeğini yapıp, mahallede kapı önlerinde sosyalleşir, ekonomik olarak durumu daha iyi olan, müteahhit, esnaf erkeklerin kadınları da, ‘’altın günü’’ adı altında toplanırlardı... Yani, erkeğin eşi, kendi kendini basit ve ucuz maliyetle sosyalleştirebiliyordu.... Yine, erkeğin çok önemli bir avantajını da atlamak istemiyorum. Karılarının, ayakkabı çanta talebi ikiyi geçmezdi. Bir çift ayakkabı sokakta giyilir, diğeri işe ev gezmeleri için kullanılırdı. Çoğu yüksek eğitim almamış, entellektüel olmayan bu erkekler, eşlerinin bu aktivelerine hiç karışmazdı. Üstelik, onların kadınlığını ancak, ‘’kadın arkadaşlarıyla” paylaşacağı ortamlara katılmalarını desteklerlerdi. Sadece eşlerine değil, gidilen ortamın masumluğuna da, güvenirlerdi çünkü. “Masum ortam”, eşin sosyalleşmesinde erkeğin, “acaba karım nerede, kiminle” diye, düşünmediği yerlerdi. ERKEĞIN EV KEYFİ Akşam olduğunda, işten eve gelen birçok erkeğin, ev anahtarı olmaz, evin kapısını çalardı. Bilirdi ki, karısı evdeydi... Ne güvenli ve huzurlu bir duygudur kapının ardında birisinin olduğunu bilmek. Eski dönemin erkeklerinin eşleri, nereye giderse gitsin, kocadan evvel eve girdikleri için, erkeğin boş bir eve girmesi söz konusu değildi. Ayrıca evde bekleyen karısı da tüm negatif enerjisini ve sıkıntısını “altın gününde” atmış bir şekilde onu karşılardı. Biraz dedikodu, biraz kahkaha, çoğu zaman da başkalarının derdini dinleyip, kendi derdinin küçüklüğünü anlamış karısını eğlendirmek gibi, bir derde sahip de değillerdi. Kadın, eğlenip gelmişti evine (doğal grup terapi diyoruz günümüzde bunun adına). Yemek hazır, ortalık derli toplu olduğu için erkeğin konforunu bozan sebepler de, neredeyse yok gibiydi. Stressiz ve yorulmamış, sinirleri gergin olmayan bir kadın da, etrafında pervane üstelik. Kadınlar, para ve güç peşinde fazlaca koşmadığı için, tolerans düzeyleri o kadar yüksekti ki, çocukların da sorumluluğu almış durumdaydılar. Bir gün önceden kalmış yemeklerin ısıtılmadığı, sofranın hazır olduğu, erkeğin üstünü değiştirmek ve ellerini yıkamaktan başka bir sorumluluğunun olmadığı “dinlenme ve terapi mekanı” evi vardı bu erkeklerin. Ah bir de, annesinin huysuzlukları konuşulmaşa, yüzüne karşı… Evdeki konfor yetmezmiş gibi, akşamları ya mahalledeki kahvehaneye giderler ya da briç oynamak için çalıştıkları kurumun lokaline. Tabi ki erkek erkeğe muhabbet edecek ve sosyalleşerek… Yani erkeğin, sosyalleştiği yerler de belliydi. Bar ve gece kulübü söz konusu değildi. Kendi cinsiyle eğlenmek diye bir kavramları vardı eski dönemin erkeklerinin ve kadınlarının. Aralarında, pavyon denilen gizemli mekanlara gidenler de askerlik anısı gibi yıllarca anlatırlardı yaşadıklarını. KANKİ KIZ ARKADAŞ Babanızın, kanki kız arkadaşı olduğunu hatırlayanınız var mı? Ya da babanızın, kanki kız arkadaşıyla, dertleşmek ya da eğlenmek amacıyla barlara gittiğine şahit olan. Bahsettiğimiz, bu karışık olmayan, basit yaşamın olduğu yıllar, sanki milattan önceymis gibi gelebilir size. Oysa, topu topu 30-40 yıl öncesinden bahsediyoruz. Ne kadar çok yol almışız, değil mi? Bu yakın gelecekte, erkeklerin değişime uğrayan bir özelliği de, ahlak kavramı ve bunu nasıl algıladıkları oldu. Mesela çapkınlık, öyle çok moda ve sık yaşanan bir aktivite değildi şimdiki gibi. Kadınların içi de kıskançlıktan kemirilmemişti henüz. “Bilgi ihtiyaçtan doğar”, cümlesini kim söylemişse ya da tespit etmişse, ne doğru söylemiş. Günümüzde, bazı kitapların yazılmasına katkıda bulunan günümüz erkekleri, bu ne olduğu belli olmayan kitapları, okumak zorunda kalmış eşlerle yaşamak zorundalar artık. Geçmiş dönemin erkeklerinin, çok fazla katkısının olamadığı, ancak edebiyat kavramına da zarar veren, bazı best seller kitapların başkılarından birkaç örnek: Çapkınlık genetik mi? Sadakatli olmak nasıl başarılır? Aldatan erkeği nasıl anlarsınız? Eşiniz sizi aldatıyor mu ? Bu kitaplar, geçmişte kadınlar tarafından okunmadığı için, paranoya da yoktu tabii ki. Erkekler de ruh durumu paranoyaklaşmamış, her şeyden nem kapmayan kadınlarla evliydi. Hormonal seviyesinin yüksekliğine inanarak, standardın dışına çıkıp eşini aldatanlar da olmuştur mutlaka. Ancak, ailesini ve karısını bu durumdan haberdar etmeden, profosyonelce ve gizlice... Üstelik, aldatıldığını anlamamazlıktan gelen eşlere sahip olmaları, evliliğinin ve çocuklarının geleceğini düşünecek kadar olgun eşlere sahip olmaları da, en büyük şanslarıydı geçmiş dönemin erkeklerinin. Hatta, yaşlandıklarında, ihanetlerini itiraf edecek kadar da, tuhaf masumiyetleri vardı.

DEVAMI HAFTAYA


Toplum Yaşam

12 Şubat 2014 Çarşamba

Haftalık Burcunuz Koç: Bu hafta; Maddi manevi güçleneceğiz alt yapınızı güçlendirebileceğiniz imkanlarla karşılaşacaksınız. Dostluklarınız pekişecek sizi tamamlayacaklar adeta ve daha da güçlenmeniz için seferber olacaklar. Boğa: Bu hafta iş hayatınızda önemli gelişmeler yaşayabilirsiniz. Terfi alabilir yeni bir işe girebilir. Uzun zamandır kabul ettirmek için mücadele ettiğiniz bir projenizin onayını alabilirsiniz. Kariyer hayatınız da kalıcı başarılar zamanına giriyorsunuz. İkizler: Bu hafta işinizle ilgili önemli gelişmeler söz konusu. Gelişmelerin gidişatı tamamen sizin tutumunuza göre gerçekleşecek. Diplomatik davranırsanız kazanırsınız. Düşüncelerinizi ulu orta paylaşmadan hareket etmeli ve herkesin eteğinde ki taşları dökmesine izin verdikten sonra yapmanız gerekenleri hızlı bir şekilde uygulamaya geçmelisiniz. Yengeç: Bu hafta boyunca;. Kredi alacak verecek gibi konularda süpriz gelişmeler yaşayabilirsiniz. Bu sure içinde gerçek dost ve arkadaşlarınızla birlikte karar almaya aynı fikir üzerinde buluşup hareket etmeye önem verin. Aslan: Bu hafta sevdiğiniz insanlar ruhsal enerjinizi yükseltecek ve kendinize olan güveninizi daha da pekiştirecek. Bu hafta dikkat etmeniz gereken en önemli konu harcamalarınız. Gelirlerinizde ki artışa güvenerek gereğinden fazla harcama yapabilir kendi kendinizi zor bir durumun içine sokabilirsiniz. Başak: Bu hafta; İş ve aşk hayatınızda gözler sizin üzerinizde olacak. İnsanların üzerinde çok olumlu etkiler bırakacak ve hayranlıklarını kazanacaksınız. Bu dönemde gerek iş gerek özel yaşamınızda pek çok teklif alabilirsiniz. Bu olumlu etkinin büyüsüne kapılmadan gerçekçi hareket eder gelen teklifleri akıllıca değerlendirirseniz kalıcı fırsatlar yakalamış olursunuz. Terazi: Haftanın ilk 2 günü hiç kimse ile tartışma içine girmemeye özen gösterin. Haklı olsanız bile! Sakinliğinizi koruyun. İş hayatınızda radikal kararlar almayın var olan şartları korumak için sevdiğiniz insanların görüşlerine başvurun. Bir anlık öfkenin sonucu tahminlerinizin üstünde olumsuzluklara neden olabilir. Akrep: Bu hafta Aşk hayatınızda yaşanacak sürprizler söz konusu hayatınızın Aşkı ile karşılaşabilir. Evliyseniz eşinizle ilişkiniz her ikiniz içinde çok daha iyi bir hale gelebilir. Kısacası gökyüzü aşk hayatınızda güçlü etkilerle mükafatlandırıyor sizleri. Yay: Bu hafta kendinizi ifade gücünüz bir hayli güçlü iş ve özel yaşamınızda liderliğinizle dikkat çekebilir. Fikir ve düşüncelerinizin olumlu geri dönüşümlerini kısa sürede alabilirsiniz. İletişimde ki başarınız sizi maddi manevi kazançlı çıkaracak. Hızlı gelişmeler hızlı kararlar ve alınan olumlu sonuçları getirebilir sizlere. Oğlak: Bu hafta iş hayatınızda adınızı ön plana çıkaracak çok büyük bir fırsat yakalayabilirsiniz. Yeter ki bilginize tecrübenize güvenin ve fikirlerinizi değiştirmeye çalışacak insanlara pirim vermeden hareket edin. Bu dönemde akrabalarınızla ilişkilerinizde gerginlikler yaşayabilirsiniz. Sizin fedakarlıklarınıza ragmen bunu yok sayan insanlara tahammülünüz kalmadı artık. Kova: Bu hafta alım satımlar yeni bir iş beraberliğinize resmiyet kazandırmak gibi konuları gündeminize alın ve olumlu gelişmelerle moralinizi yükseltin. Finansal konularda çok şanslısınız. Yaptığınız işin karşılığını fazlası ile alacağınız bir dönemdesiniz. Balık: Bu hafta özellikle işinizle ilgili konularda enerjinizi dengeleyin sivri çıkışlarınız hoş karşılanmayabilir ve ani bitişler yaşayabilirsiniz. Yine bu sure içinde harcamalarınızı kontrol altında tutun gereksiz harcamalardan kaçının ve herhangi bir ortaklığınız söz konusu ise finansal anlamda ayrıntılara dikkat edin.

Dağlara gitmeden de tırmanabilirsiniz Eğer dağa gitmeden dağcılık ve kaya tırmanışı yapmak istiyorsanız, Long Island’da spor salonunuz hazır. Burada dağcılığın her türlü aktivitesini rahatlıkla yapabilirsiniz DEMET DEMİRKAYA NEW YORK - POSTA212

N

e zordur kışın kapalı kalmak, evin içine ve televizyona mahkum olmak. Özellikle de açık havada olmayı seven spora düşkün biriyseniz. Soğuktu yağmurdu derken aylarca hareketsiz olmak insanın hem ruh, hem fiziki sağlığı için zararlı. Sağlıklı düşünmemiz için bile vücudumuzdaki kanın iyice bir hareketlenmesi lazım. Bunun için de bizim hareketlenmemiz lazım, benim için böyle en azından. Seneyi yağmurlarla geçiren ya da şehir hayatının yoğun iş temposuna mahkum spor meraklıları için çok farklı kapalı spor salonları olmasına rağmen, rutinden kurtulmak ve biraz da farklı bir şeyler denemek isteyenler için Rock Long Island Plainview ilginç bir spor kompleksi.   ISLAND ROCK CLIMBING 900 metrekarelik bir spor salonu düşünün… İki eliptical makinesi, bir yürüme bandı, dört beş ağırlık dumbalı! Bir spor salonu için çok yetersiz değil mi? Ama bu spor salonunun geriye kalan 890 metrekaresinde de dağlar var!

10 METRE TIRMANIŞI Dünyaca ünlü dağcı Christian Griffith tarafından tasarlanmış, en kısası 10 metre yüksekliğinde farklı zorluk ve yüksekliklere sahip duvarlarla çevrili bu spor salonu belki de Long Island’ın en iyi egzersiz salonu. 100’ün üzerinde tırmanış yolları olan bu insan yapımı ka-

yaların her birinin üzerinde “Holds” adı verilen tırmanış sırasında tutunmanıza veya ayağınızı koymanıza yarayan tutaçlar var. Köşeli veya oyuk olup ta kolayca tutunabildiklerinize “Jugs” diyorlar.”Jugs”lar ilk başlangıç için önerilen en kısa duvar olan “Tower”da oldukça sıkı bir şekilde yerleştirilmiş.10 metrelik yükseklikteki Tower’a tırmanmak diğerlerinden daha kolay bu yüzden. Belinize bir iç çamaşırı giyer gibi geçirdiğiniz “harness” adı verilen kayıştan koşumunuzla duvarlardan sarkan iplere bağlanıyorsunuz. Her tırmanıcı için, özellikle de başlangıçlarda, bir rehber veriyorlar size. Her biri kendileri de dağcı olan bu konuda uzman rehberler, size bağlı ipin diğer ucunu tutarak, bir yerde emniyetinizi sağlayan diğer kişi oluyor. Bir yerde kaldıraç prensibiyle çalışıyor rehberiniz size.

den, bu çocuk ne uyuşturucu ne sigara, ne alkol kullanıyor ve böylesi bir hobiyle sağlıklı, aklı başında ve bu sporun gereği olan disiplinline sahip diye geçiriyorum. 10 METREYE TIRMANIYORUM Harness’ı bir pantalon gibi geçiriyorum belime, sonra beni tırmanmak için ilk defa başlayanların denediği 10 metrelik Tower’a getiriyor rehberim. Sabırsızlıkla başlıyorum tırmanmaya, elime gelen her jugs (kolay tutaçlar) bana yol açıyor. Tepeye varmam 3-5 dakikamı bile almıyor, geri inmek için işaret veriyorum elimle. O zaman kendi vücut

ATLETİK OLMAK GEREKLİ Ama tabii siz gayretli ve atletikseniz, rehberler en çok inişte işinize yarıyor. İlk başlarda kendinizi yumuşak bir şekilde aşağıya ipten süzülerek yavaş yavaş bırakmayı beceremeyeceğiniz düşüncesiyle, onlar indiriyorlar bir yerde size. Aşağıdan yavaş yavaş ipi bıraktıklarında vücudunuzdaki “harness”a bağlı, iple sağa sola hareket ederek yavaş yavaş aşağıya kayıyorsunuz. Tırmandığınız yerin zemini yumuşak sünger, dolayısıyla herhangi bir aksilik olasılığına karşı bir yerlerinizi kırıp dökmeniz çok zor. BİR DE BURADA TIRMANALIM Sporu seven egzersize düşkün biri olmam sebebiyle fırsat buldukça yapmayı sevdiğim aktivitelerin başında indoor climbing geliyor. Burada ilk deneyişim ama. O sebeple salonun kural ve usullerini anlamak öğrenmek amacıyla ben de bir rehber istiyorum yanıma. Rehberim Evan Kaminer’in kendisi de bir dağcı. Alaska’dan Peru Andes’lere dek tırmanmadığı yer kalmamış, ama daha lise son sınıf öğrencisi. İçim-

15 metre. Aynı şekilde o duvarın tepesindeki çelik demirden aşağıya sarkan ipin bir ucunu belimdeki harness’e bağlıyor rehberim yine. Attığı düğüm dağcı düğümü. Çok basit gibi duruyor, ama açmaya imkan yok. Bu sefer jugs’ların yerini biraz daha zor olan tutaçlar alıyor. Yuvarlak bunlar, dolayısıyla tutunmam üstlerine basıp çıkmam çok daha zor. Yanı sıra diğer duvardaki 9-10 yaşlarındaki kızı görünce serde yiğitlik var edasıyla hızlanıyorum ve hiçbir tutaçtan düşmeden dengemi kaybetmeden yine tepedeyim. Aşağıya işaretimi verip ayaklarımı boşlukta sallandırıyorum ve Evan

beni kendi ağırlığını kullanarak, yavaş yavaş ipi koyuvererek inme işlemimi gerçekleştiriyoruz beraber. ALTERNATİF MEKAN Çok zevkli ve bir o kadar da heyecanlı bir şey bu. Vücudumdaki her kası kullandığımı hissederek anlıyorum ki bu gerçek anlamda bir egzersiz... Klasik bir doğum günü partisi istemiyorsanız çocuğunuza burası bu anlamda da çok iyi bir tercih… Bunun için telefonla bilgi alıp rezervasyon yapmak isterseniz, Island Rock Climbing in Plainview www.IslandRock.net sitesinden bilgi alabilirsiniz. ağırlığımı kullanarak, ipi bir ucundan tutarak kontrollü bir şekilde inmeye başlayarak, yere inişim çıkışımdan da çabuk oluyor. DAĞCI DÜĞÜMÜ ÖNEMLİ Diğer duvarı denemek istiyorum hemen. Onun yüksekliği de

PARTİ DE VEREBİLİRSİNİZ İçinde saunası, duşları ve egzersiz aletleri de olan bu spor merkezinin doğum günü ve özel günler için parti paketleri de var. Üyelik aidatları aylık olduğu gibi senelikte üye olmanız mümkün.

Posta212 Bulmaca Soldan Sağa: 1) Yabancı, el - Kilidin mucidi 2) Kısaca otomobil - Bir uyuşturucu 3) Bir soyadı - Tehlike işareti 4) Kısaca gram - Eski bir silah 5) Bir nota - Aya gönder anlamında bir emir 6) Bir erkek ismi - Bir çoğul eki 7) Bir bağlaç - Boğaziçi konağı Derince kap 8) Ucu olan - Vurma veya yaralama 9) Bir hayret sözü - Milli ajansımızın simgesi - Bir tahıl ölçeği - Eski dilde su 10) Aza - Bir araç ve motor markası - Erzurum oyun havası 11) Bir harfin okunuşu - Üstünlük belirtisi iz veya işaret 12) Bir aydınlatma gereci - Kısaca Kara Kuvvetleri - Bir nota 13) Bir erkek ismi - Su ortasında kara parçası 14) Bir bayan adı - Ortaasya’da bir ırmak adı - Bir deterjan adı. Yukarıdan Aşağıya: 1) Yüzme başlığı - Riyakar 2) Bir kilit Markası - Kısaca Devlet Liman idaresi - Bir zaman birimi 3) Yalaka övgüsü - Cam keser 4) Utanı - Bir bayan adı - Bir bezeme sanatı 5) Eski dilde ekmek - Parazit geçinen - İsim 6) F harfinin Batı dillerindeki okunuşu - Rey - Bir takı Meşgale veya meslek - Tok olmayan 7) Yakası olan Merak veya endişe 8) Her zaman gideni veya geleni olan şey - Bir harfin okunuşu - İsmin bir hali - Eski bir medeniyet 9) Gelibolu’da bir mevki - Brom elementinin imi - Bir nota 10) Ongun - Arap alfabesinde bir harf 11) Bir meyve - Bir ilimiz.


Güncel

12 Şubat 2014 Çarşamba

Amerika’nın yolsuzluk karnesi Tüm dünya ülkelerinin başındaki yeni sorun yolsuzluklar ve rüşvet. Yapılan bir araştırmaya göre, yolsuzluk sıralamasında Türkiye 59’uncu sırada yer alıyor. Peki, Amerika’da durum ne?

Eyalet

Tutuklu sayısı

Florida Utah New York Oregon Texas Lowa Pa N.M Kaliforniya R.I

824 38 704 36 565 35 555 30 547 26

1998-2007 Tutuklanan kamu görevlisi sayısı

(NEW YORK –POSTA 212)

Eyalet

Tutuklu sayısı

Ohio Maine III. New Hampshire N.C Wyoming D.C Vt La. Nebraska

547 25 502 14 418 14 380 13 332 12

D

oğu Virginia Bölge Savcılığı, eski Virginia Valisi Bob McDonnell ve eşi Maureen hakkında Star Scientific şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Jonnie Williams’dan 135 bin dolarlık hediye ve borç aldığı gerekçesiyle dava açtı. Paranın 120 bin dolarını ödediğini söyleyen ve geçen yıl söz konusu olaydan ötürü özür dileyen Cumhuriyetçi McDonnell, herhangi bir suç işlemediğini savunarak, iddiaların gerçeği yansıtmadığını söylüyor. McDonnell, Commonwealth tarihinde cezai kovuşturmayla karşı karşıya kalan ilk vali. Fakat ABD’nin bir çok eyaletinde benzer hikayeler yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor. Örneğin, Batı Virginia eyaletinde bir vali bir araba satıcısından test sürüşü için bir araba alıyor ve dört yıl boyunca bu arabayı test edebiliyor. GEVŞEK EYALETLER The Center for Public Integrity, Global Integrity ve PRI Public Radio International tarafından Mart 2012 tarihinde yayınlanan etik, şeffaflık ve hesap verilebilirlik değerlerinin incelendiği bir rapor, ABD’nin yolsuzluk konusunda risk altında olan eyaletlerini gözler önüne seriyor. Rapora göre, “gevşek” etik kurallara sahip Georgia eyaletinde 650’den fazla kamu çalışanı, 2007 ve 2008 yılları arasında devlet ile iş yapan tedarikçilerden hediye kabul etmiş.

Diğer eyaletlerin aksine Georgia’nın skandal ve etik ihlaller tarihi çok eskiye dayanmıyor. Fakat sadece bir yıl içinde yapılan yolsuzluk bile birçok eyalette yapılan yolsuzlukları geride bırakıyor. ŞİKAYETLER KAMUYA AÇIK DEĞİL Tennesee, etik komisyonunu 6 yıl önce kurdu fakat şu ana kadar tek bir ceza bile vermedi. Bu Tennesee’de her şeyin yolunda gittiğini göstermiyor. Çünkü, şikayetler kamuya açık bir şekilde yapılmıyor. Tennesee özellikle dolandırıcılık, sahtecilik ve zimmete para geçirme konusunda ABD eyaletleri içerisinde ilk sıralarda yer alıyor. Virginia, Mississippi, Delaware ve Kuzey Carolina eyaletlerinde ise polis ve savcılıkla ilgili yolsuzluklar ve sağlık hizmetleri gibi sorunlu alanlar, bu eyaletlerin yolsuzluk listesinin üst sıralarında yer almasına neden oluyor. Bazı eyaletler, hükümetlerdeki yolsuzluk suçlarıyla mücadelede gelişme gösterse de birçok eyaletin yolsuzlukla mücadele yasalarında boşluklar bulunuyor. State Integrity Investigation tarafından yayınlanan söz konusu raporun sonuçları yolsuzlukla mücadele eden 50 eyalet içinde henüz bir kazanan olmadığını gösteriyor. FLORİDA VE NEW YORK TEHLİKEDE New York Times gazetesine göre 1998-2007 tarihleri arasında suçlu

bulunan yetkililerin sayısı ABD’de yolsuzlukla ilgili endişeleri arttırıyor. Florida’da 1998-2007 yılları arasında 824 kamu görevlisi ulusal ve federal düzeyde yolsuzluk suçlamasıyla mahkum edildi. İkinci sırada ise 704 kişiyle New York geliyor. Texas, Pennsylvania, California, Ohio ve Illinois eyaletlerinde tutuklanan kamu görevlisi sayısı 500’den fazla. Öte yandan, bazı eyaletlerde ise yolsuzluk olaylarından dolayı tutuklamalara daha az rastlanıyor. New Jersey, Washington, Utah, Oregon, Minnesota, New Hampshire, Wyoming ve Nebraska ABD’nin kara listesinin son sıralarında yer alıyor. KÜRESEL TEHDİT Küresel bir sorun olan yolsuzluk, gelişmiş ya da geri kalmış dünya üzerindeki her ülkenin varlığını tehdit ediyor. Transparency International tarafından yayınlanan “2013 Yolsuzluk Endeksi” verilerine göre, ABD 177 ülke içerisinde 19. sırada bulunuyor. Yolsuzluğun en az düzeyde yaşandığı ilk 10 ülke arasında Danimarka, Yeni Zelanda, Finlandiya, İsveç, Norveç, Singapur, İsviçre, Hollanda, Avustralya ve Kanada yer alıyor. Yolsuzluk skandallarıyla çalkalanan Türkiye’nin 53. sırada olduğu rapor, neredeyse tüm hükümetlerin yolsuzluk yaptığını ve tüm dünyanın yolsuzlukla mücadelede sınıfta kaldığını gösteriyor.

Eyaletlerin yolsuzluk notu Eyalet

Yolsuzluğun Avrupa Birliği’ne maliyeti: 162 MİLYAR DOLAR Yolsuzluk sadece Türkiye’nin değil en gelişmiş ülkelerin yer aldığı Avrupa Birliği’ni de vuruyor. Avrupa’nın güneyine ve doğusuna gittikçe de yolsuzluk daha artıyor (NEW YORK –POSTA 212)

Y

olsuzluk sadece Türkiye’yi değil dünyanın bu konudaki en temiz sayılan bölgelerinden AB’yi bile vuruyor. AB’nin yayınladığı bir rapora göre yolsuzluğun birliğe maliyeti yıllık 120 milyar dolar. AB kuzey ülkelerinde dünyanın en temiz ülkelerini barındırırken güneye doğru inildiğinde yolsuzluk artmaya başlıyor.

YOLSUZLUĞUN YUMUŞAK KARNI AB İçişleri Komisyonu Başkanı Cecilia Malmstron, raporun sunum konuşmasında “Yolsuzluğun Avrupa ekonomisini vurduğu ve üye devletlerin ihtiyaç duyduğu vergi gelirlerinden mahrum bıraktığını” söyledi. Araştırmaya göre Avrupaların yüzde 56’sı son üç yıl içinde kendi ülkelerinde yolsuzluk olaylarının arttığına inanıyor. Beş kişiden dördü de politika ile iş dünyası arasında çok yakın bir ilişki olduğunu düşünüyor. Türkiye’de olduğu gibi AB ülkelerinde de yolsuzluğun en can alıcı noktası ihalelerden oluşuyor.

Taşıdığı boyut itibarıyla ekonomilerin yüzde 20’sini teşkil eden ihalelerin kontrol mekanizmasında eksikliklerin olması ana sorunu teşkil ediyor. EN TEMİZLER DE AVRUPA’DA Malmstrom, komisyonun AB ülkelerindeki yolsuzluğun çağını 120 milyar euro veya yaklaşık 162 milyar dolar olarak açıklıyor. Bu rakam da 28 Avrupa ülkesinin 11.7 trilyon euroluk GSMH’sının yüzde 1’i anlamına geliyor. Bu arada yolsuzluk konusunda düzenli olarak her yıl şeffaflık endeksi yayınlayan Transpararency International’in son raporuna göre de yolsuzluk endeksinde dünyanın en temiz ülkeleri Avrupa’da yer alırken, aynı şekilde yol-

suzlukla ciddi sorunu olan ülkeler de aynı kapsama giriyor. Transparency International 2013 şeffaflık raporunda AB ülkelerinden Danimarka’yı, Yeni Zelanda ile birlikte dünyanın en temiz ülkesi olarak değerlendiriliyor. Yine AB ülkelerinden Finlandiya, İsveç ve Hollanda’da en temiz 10 ülkeden biri olarak değerlendiriliyor. Ancak Avrupa’nın güneyine ve doğusuna gidilmeye başlayınca yolsuzluk artmaya başlıyor. Özellikle Çin’le birlikte 177 ülke üzerinden 80. sırayı alan Yunanistan yolsuzluk tablosunda AB’nin en kötü performans gösteren ülkesi. İtalya, Bulgaristan, Romanya ve Slovakya da bu konuda oldukça kötü puanlara sahip ülkeler.

Notu

27. Texas

D+ 68

28. Arkaksas

D+ 68

29. Batı Virginia

D+ 68

1. New Jersey

B+ 87

2. Connecticut

B 86

3. Wahington

B- 83

30. Arizona

D+ 68

4. Kaliforniya

B- 81

31. Montana

D+ 68

5. Nebraska

B- 80

32. Alaska

D+ 68

6. Missisipi

C+ 79

33. Colorado

D+ 67

7. Iwoa

C+ 78

34. New Hampshire D 66

8. Tennesee

C 76

35. Oiho

D 66

9. Kansas

C 75

36. Utah

D 65

10. Rhode Island

C 74

37. New York

D 65

11. Illiois

C 74

38. Oklahoma

D 64

12. Massachusetts C 74

39. New Mexico

D- 62

13. Hawaii

C 74

40. Maryland

D- 61

14. Oregon

C- 73

41. Idaho

D- 61

15. Louisiana

C- 72

42. Nevada

D- 60

16. Missouri

C- 72

43. Kuzey Dakota

F 58

17. Alabama

C- 72

44. Michigan

F 58

18. Florida

C- 71

45. Güney Carolina F 57

19. Kentucky 20. Pensilvanya

C 71 C- 71

46. Maine

F 56

47. Virginia

F 55

48. Wyoming

F 52

21. Kuzey Carolina C-71

24. Wisconsin

C- 70

22. Delaware

C- 70

25. Minnesota

D+ 69

49. Güney Dakota

F 50

23. Indiana

C- 70

26. Vermont

D+ 69

50. Georgia

F 49


Yaşam

12 Şubat 2014 Çarşamba

Çocuk işçilerin dramı Giydiğimiz, yediğimiz, içtiğimiz veya içinde oturduğumuz evin tuğlalarını zor koşullar altında çalıştırılan 7 yaşındaki çocuklar üretmiş olabilir. Yapılan kapsamlı bir araştırma dünyada 168 milyon çocuğun insanlık dışı şartlarda çalıştırıldıklarını ortaya çıkardı AYSEL TAPAN POSTA212 - HABER MERKEZİ

D

ünyaya korkulu gözlerle bakan 168 milyon çocuğun rüyası elinden alınıyor. Dünya, çocuk işçilerin hem ürettiklerini hem de hayatlarını, masum gülüşlerini tüketiyor. Giydiğiniz, yediğiniz, içtiğiniz tükettiğiniz her hangi bir şeyi uzun saatler, zor koşullar altında çalıştırılan 7 yaşındaki bir çocuk üretmiş olabilir. Çocuk işçilerin dramı görünenden ve tahmin edilenden çok daha korkutucu boyutlarda. Dünya genelinde 5-17 yaş aralığında çalıştırılan 168 milyon çocuğun 73 milyonu 11 yaşın altında. Yoksul olan Asya ve Pasifik bölgeleri ve Sahra altı Afrika ülkeleri dünyanın kara listesinin başında geliyor. Hindistan’da halı dokuyan çocuk işçiler, haftanın 7 günü minimum 12-14 saat çalışıyor, bir hasır üzerinde yemek yiyor ve uyuyor.

Türkiye’de 320 bin çocuk işçi var ABD Çalışma Bakanlığı’nın yayınladığı Bureau of International Labor Affairs (ILAB) “Findings on the Worst Forms of Child Labour 2012” raporuna göre Türkiye’de de çocuk işçilerin sayısında bir azalma gözlemlense de çocuklar özellikle tarım sektöründe tehlikeli işlerde uzun saatler çalıştırılıyor. Ayrıca çocuklar tehlikeli kimyasallara ve aletlere maruz kaldıkları halı, otomotiv, ayakkabı tamiri, tekstil, deri ve mobilya gibi sektörlerde çalıştırılıyorlar. Çocukların yüzde 57.1’i tarım sektöründe çalıştırılırken yüzde 27.1’i hizmet sektöründe yüzde 1.5’i ise diğer sektörlerde çalıştırılıyor. 6-14 yaş arası 320 bin 254 (yüzde 2.6) çocuk çalışıyor. Okula gidenlerin oranı yüzde 92.4, hem okula giden hem çalışan çocukların oranı ise yüzde 1.6. Türkiye’de özellikle Kürt ve Roman çocukların durumuna vurgu yapılan raporda, Roman çocukların genellikle nüfuz cüzdanları olmadığı için eğitim gibi kamu hizmetlerinden yararlanamadığı ve bunun sonucunda tehlikeli işlerde çalışmak zorunda kaldıkları belirtiliyor.

ÇOCUK SÖMÜRÜSÜ Uluslararası Çalışma Ofisi (International Labour Office-ILO) “Global Estimates and Trends 2000-2012” raporuna göre, dünya genelinde 168 milyon çocuk işçi var ve bu ürkütücü rakam tüm dünya çocuklarının yüzde 11’ini oluşturuyor. Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre de 5-14 yaş arası tam zamanlı çalışan çocuk sayısı 120 milyon; tam ya da yarı zamanlı çalışan çocuk sayısı ise 250 milyon. Bu sömürü kapanında en çok erkek çocuklar sıkışmış durumda. Dünya genelinde 5-17 yaş arası çalıştırılan çocukların 99.8 milyonu erkek, 68.2 milyonu ise kız çocuk. 5-11 yaş arası çalıştırılan çocukların sayısı ise 73 milyon 72 bin. ERİTREA, KONGO, SOMALİ Çocuk işçi sayısının yoksul ülkelerde çok fazla olması sürpriz olmasa gerek. Maclecroft Global Risk Analytics 2012 verilerine göre, çocuk işçilerin dünyanın en kötü 10 ülkesi Eritrea, Somali, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Myanmar, Sudan, Afganistan, Pakistan, Zimbabwe ve Yemen. ILO verilerine göre, özellikle 2008-2012 yılları arasında bir düşüş olmasına rağmen çocuk işçi sayısı en çok Asya ve Pasifik bölgelerinde yoğunlaşıyor. Fakat Sahra altı Afrika ülkelerinde her beş çocuktan biri çalıştırılıyor. Asya ve Pasifik bölgelerde 5-17 yaş arası 77.7 milyon çocuk işçi var. Sahra altı Afrika ülkelerinde ise 59 milyon çocuk ekonomi kapanında sıkışmış durumda. Latin Amerika ve Karayibler’de 12.5 milyon, Orta Doğu’da ise 9.2 milyon çocuk hayatları pahasına çalıştırılıyor. Çocuk işçilerin çalıştırıldığı en önemli sektör tarım olmasına rağmen hizmet ve endüstri sektörlerinde de milyonlarca çocuk çalıştırıyor. Düşük gelirli ülkelerde, 330 milyon 257 bin çocuktan 74 milyon 394 bini çocuk işçi. Alt orta gelirli ülkelerde, 902 milyon 174 bin çocuktan 81 milyon 306 bini çalıştırılıyor. Üst orta gelire sahip ülkelerde ise 197 milyon 977 bin çocuktan 12 milyon 256 bini çocuk işçi. HİNTLİ ÇOCUKLAR ÖLÜYOR Harvard Üniversitesi Sağlık ve İnsan Hakları FXB Merkezi (Harvard University’s FXB Center for Health and Human) araştırmaları, Hindistan’da çocuk işçilerin insani olmayan çalışma koşullarının tehlikeli boyutlara ulaştığına dikkat çekiyor. İşçiler, asgari ücretin çok altında bir ücretle haftanın 7 günü minimum 12-14 saat çalışıyor. “Buradaki hasırın üzerinde uyuyorum. Ailemi özlüyorum. Eve gitmek istiyorum ama iş yerinin sahibi eve gitmemize

Halı dokuyup kör oluyorlar Halı dokuyan işçiler, sağlıklarıyla ilgili birçok tehlikeyle karşı karşıyalar. Bu kişiler, yetersiz ışıktan dolayı göz hastalıkları ve görüş kaybı, kas ağrısı, baş ağrısı, yetersiz beslenme, akciğer hastalıkları, kesikler, enfeksiyonlar ve psikolojik tramvalar yaşıyor.

Dünya genelinde 5-17 yaş çocuk işçi sayısı Yıllar

Çocuk istihdamı

2000

351.900.000

%23.0

245.500.000

Tehlikeli işlerde çalışan çocuk sayısı

%16

170.500.000

%11.1

2004 322.729.000 %20.6

222.294.000 %14.2

128.381.000 %8.2

2008 305.669.000 %19.3

215.209.000 %13.6

115.314.000 %7.3

2012 264.427.000 %16.7 167.956.000 %10.6 85.344.000 %5.4

Halıları en çok Amerikalılar alıyor Hindistan, dünyanın en büyük halı ithalatçısı ABD’nin Macy’s, Neiman Marcus, Bloomingdale’s, Target, Sears, Crate & Barrel, Williams-Sonoma, Pottery Barn, Ethan Allen, IKEA gibi birçok önemli mağaza zincirlerine halı satıyor. Sadece 2012 yılında ABD, Hindistan’dan 306 milyon dolar değerinde halı ihraç etti. 1991’den 2012’ye kadar ABD’nin Hindistan’dan halı ihracatı yüzde 136 oranında arttı. Hindistan, Pakistan ve Nepal dünya el yapımı halı pazarının yaklaşık yüzde 55’ine sahip. Ayrıca; İran, Türkiye, Çin ve Afganistan önemli halı ihracatçısı ülkeler.

izin vermiyor” diyor sabah 7’den akşam 10’a kadar çalışan 14 yaşındaki halı dokuyucusu Bihar. Diğer halı dokuyan çocuklar da, “Bizim başka bir şansımız yok. Bizim için hiçbir umut yok”, “Hepimiz sefalet içindeyiz. Her gün ailemin nasıl hayatta kalacağını düşünüyorum. Hiç kimse yoksulların haklarını korumuyor. Tıpkı hayvanlar gibi muamele görüyoruz. Sürekli çalışıyoruz ama hayatımız hiç düzelmiyor” diye isyan ediyor.

Çocuk işçi sayısı

Amerika’da çocuk işçiler Çocuk işçiler gerçeği aynı zamanda gelişmiş ülkelerde de çok yaygın. BM verilerine göre, ABD’de tarım sektöründe çalışan 230 binden fazla çocuk işçi var ve 13 bin çocuk az maaşla çok kötü koşullar altında çalışıyor. Human Rights Watch 2010 verilerine göre ise, ABD’deki çocuk işçilerin sayısı 400 bini aşıyor ve çocuklar ağır koşullarda 10 saatten fazla çalışıyor. ABD Çalışma Bakanlığı, 20 yaşının altındaki çocukların saatte 4.25 dolara çalışmasına izin veriyor. Çocuk işçiler sorunu ABD hükümetinin acil önlem alması gereken konuların başında geliyor.


Yaşam

12 Şubat 2014 Çarşamba

Sunay Akın @sunayakin62

İNSANLARA MI İNANACAĞIZ, YOKSA

DÜNYANIN TEK komünist köyü Avro krizi nedeniyle işsizliğin ve yoksulluğun en çok etkilediği Avrupa ülkelerinden biri olan İspanya’da, bir köy bütün bunlardan etkilenmeden yaşamını sürdürmeye devam ediyor. Her şeyin taban demokrasisi ve komün ilkeleriyle idare edildiği köy ‘yeni bir ütopya’ya yolculuğun adresi gibi

Ev kiraları aylık 15 Euro

İSPANYA - POSTA212

A

kdeniz kıyısındaki Endülüs Bölgesi’nin Sevilla kentine bağlı Marinaleda köyündeki komünün kurulması 1980’e kadar uzanıyor. Franco faşizmin yıkılmasından sonra yapılan ilk serbest seçimleri köyde Kolektif İşçiler Birliği- Endülüs Sol Cephesi (CUT-BAI) kazanıyor.

Belediye Başkanı Sánchez Gordillo, “Burada yaşayan insanların fazla paraya ihtiyacı yok“ diyor. Bir çok yerde konut kredileri ve yüksek kiralar söz konusu iken Marianaleda’de konut sorunu da çoktan çözülmüş. 70 yıllığına kiralanan evler için aylık 15 Euro kira ödüyorlar. Komşu köylerde ise kiralar ortalama 500 Euro. Evin yapımı için gerekli malzemeler ve araç gereçler ve işçilik köy kooperatifinin kasasından karşılanıyor. Bir tek evi yapan kişiye inşaatta çalışması şartı var. Köydeki 350 ev bu şekilde yapılmış. 90 metre karelik iki katlı evlerin 100 metrekare bahçesi bir de araba garajı var.

TOPRAKLAR KÖYLÜLERE VERİLDİ Madrid’de yaşayan bir aristokrata ait topraklarda gündelikçi olarak çalışan Marinaleda’lı köylüler, “Tarlalarda kim çalışıyorsa, tarlalar onundur” diyerek, kamulaştırılması için eylemler yapmaya başlamışlar. Başlarında ise öğretmenlikten gelen ve halen köyün belediye başkanı olan Juan Manuel Sánchez Gordillo vardır. 1250 hektarlık tarlaların kamulaştırılmasını talep eden köylülerin açlık grevleri, gösteriler, yürüyüşler, polis saldırıları, tutuklamalar vs. şeklindeki mücadelesi yıllarca sürmüş, ama onlar hiç yılmamışlar. Çünkü, gündelikçi olarak çalışmak onlar için kölelikten başka bir şey değildir. Aldıkları ücretler geçimlerini sağlamaya yetmediği gibi, yaşanılmaz halde olan barakalarda kalmak zorundaydılar. KOOPERATİFÇİLİĞİ BAŞARISI Kararlı mücadelenin sonucunda Endülüs Bölge hükümeti 1991 yılında toprakları aristokrattan alarak kamulaştırır ve Marinaleda köylülerin kurduğu kooperatife devreder. O günden bugüne köyde her şey bu kooperatif üzerinden yürütülüyor. Bugün 2 bin 600 nüfuslu Marinaleda’daki evlerin duvarlarında çok sayıda slogan yer alıyor. En çok da “Ütopyaya yolculuk” yazılmış. Bir duvarda ise “Sermayeye karşı sosyal savaş” yer alıyor. Belediyenin ambleminde ise “Barışa giden bir ütopya” yazıyor. KANTİN ÜCRETSİZ Keza benzer bir durum kreş için de geçerli. İsteyen aile ayda 12 Euro karşılığında çocuğunu kreşe gönderebiliyor. Bölgenin başkenti Sevilla’da kreş parası 200 Euro. İlkokul, ortaokul ve lisede ise öğren-

Halkın evi Marinaleda’da toplantılar için kullanılan binaya “Halkın Evi” adı verilmiş ve girişinde “Başka bir dünya mümkün” yazıyor. Emekliler, kadınlar boş zamanlarını bu binada yapılan kültürel ve sosyal etkinliklerde geçiriyorlar. Özel mülkiyetin olmadığı, tarlaların kamu malı olduğu Marinaleda’da bütün kararlar halkın katıldığı toplantılarda alınıyor. Yani yüzde 100 taban demokrasisi işliyor. Ne kadar vergi verileceğine, elde edilen fazla gelirin nasıl harcanacağına da bu toplantılarda karar veriliyor. Köydeki tarlalarda çalışan herkese günde 6 saat çalışma karşılığında 47 Euro ödeniyor. Elde edilen gelirlerin fazlasıyla köye spor tesisleri, büyük bir park ve çok sayıda bakımlı yeşil alan yapılmış.

ciler yemeklerini ücretsiz olarak köyün gıdalarını veren kantinde yiyorlar. Ocak 2012’de bölge hükümetinin okul kantinlerini özel bir firmaya vermesi üzerine Marianaledalılar eğitim bakanlığını işgal etmiş ve kantinin işletmesinin özelleştirilmesine karşı çıkmışlar. Sonunda bölge hükümeti geri adım atmak zorunda kalmış.

Doğrudan demokrasi Marinaleda, hem İspanya içinde hem de dışında sosyal hareketler ve muhalif güçlerle ilişkilerini geliştiriyor. Brezilya’daki topraksız köylülerle iyi ilişkileri var. Son yıllarda köyde üretilen zeytin ve diğer gıda maddelerinin Venezüella’ya ihraç edilmesi için girişimler başlatılmış. Özetle, Avrupa’nın ortasında, krizin sarstığı İspanya’da Marinaleda gibi bir yerin olması mucize gibi bir şey. Kapitalizmin egemen olduğu bir ülkede yapılanlar az değil. Bu nedenle Marinalede şu sıralar dünya basının da merak ettiği bir yer. Sürekli dünyanın değişik yerlerinden televizyon ekipleri, gazeteciler köyü ziyaret ederek haber yapıyorlar. Bu mucizenin sırrı ise hiç şüphesiz doğrudan taban demokrasisinde. Halkın katılımıyla alınan kararlar yine halk tarafından uygulanıyor.

Krizin ortasındaki mucize İspanya’daki krizin teğet geçtiği Marinaleda’nın belediye başkanı izlenen politikalarla krizin üstesinden gelmenin mümkün olmadığını söylüyor ve devam ediyor: “Kapitalizm koşullarında krizden çıkış mümkün değildir. Bütün reformist çözümler iflas etti. Piyasanın her şeyi düzenleyeceği mitosu da sosyal demokrasi gibi her şeyi mahvediyor.”

ARA Güler’in fotoğraflarında oyuncağın başrolde olduğu eserin adı Tabanca ve Ekmek adını taşır. Sanatçının Ankara’nın Kaleiçi semtinde çektiği fotoğrafta, üç ekmeği kucaklamış bir kız çocuğunun önünde, oyuncak tabancasını ağzına sokan bir erkek çocuğu görülür. Bu fotoğrafı çekmek için Güler’in deklanşöre bastığı yıl 1970’tir. O yılda ben de, fotoğraftaki erkek çocuğuyla aynı yaşlardaydım. Belki de bu yüzden merak etmişimdir hep, o çocuk şimdi ne yapıyor, diye?.. Tabanca hayatında bir çocukluk oyuncağı olarak mı kaldı, yoksa!?.. İstanbul çocuğu Ara Güler, fotoğraf sanatına en güzel eserleri kattığı kentinde oyuncaklı bir çocuk fotoğrafı çekmez mi, elbette çeker!?.. 1957 yılında, sessiz bir şahin gibi Zeyrek’te gezinen sanatçının fotoğraf makinesine, eski mezar taşları arasında bir kız çocuğu girer... Çocuk, kazağa sarılı bir oyuncak bebek taşıyordur kucağında. Peki ya o çocuğa ne oldu? Hayatında oyuncağın yerini gerçek bir bebeğin kokusu, sıcaklığı almış mıdır? 1960 yılında Galatasaray Meydanı’nda görürüz sanatçıyı. Deklanşöre bastığında iki tramvay girer fotoğraf karesine. Kıştır mevsimlerden, paltolarının yakaları kalkık İstanbullular, elleri ceplerinde, bir kar küresinin içinde yürüyor gibidirler. Keşke diyorum. Ara Güler bu fotoğrafı durduğu yerden otuz kırk adım daha geriden çekseydi! O zaman, çocukların ellerini cama dayayarak vitrindeki oyuncakları seyrettiği ünlü Japon Mağazası da girerdi fotoğrafa!.. Ara Güler, Paris’te Romeo Martinez’in evinde yemek yerken, kendisi gibi fotoğraf sanatçısı olan arkadaşı seslenir: “Sen boyuna sanatçı diye bir sürü adamın resmini çekip bana gösteriyorsun, bunları sanatçı sanıyorsun. Oysa, şu üç adamı yan yana getirip resimlerini çekebilirsen, asrın fotoğrafı olur ve iş burada biter.” Güler, merak içinde, “Kimdir bu üç adam?” diye sorunca, Martinez sıralar: “Bir, Charlie Chaplin; iki, Albert Einstein; üç, Pablo Picasso.” Tarih: 6 Aralık 1942... Amerika, Japon savaş uçaklarının yerle bir ettiği Pearl Harbor baskınında ölenleri birinci yıldönümünde anmaya hazırlanmaktadır. O gün, çok ünlü bir sanatçı “Amerika’nın Sesi Radyosu”ndan Türkiye’ye hitaben bir konuşma yapacaktır. Amerika’da Türkiye’ye yönelik radyo yayınları yeni başladığından, Türklerin sevgisini kazanmış bir sanatçı özellikle programa konuk edilmişti. Öyle ki, söz konusu sanatçının yapacağı radyo konuşmasının haberi Türkiye’deki gazetelerde günler öncesinden yer almıştır. On binlerce insan, bu tarihi anı kaçırmamak için radyolarının başında beklemektedir... Programın başında konuk sanatçıya katılımından dolayı teşekkür eden spiker, “Dostlarımıza ve sizi sevenlere ne söyleyeceksiniz?” diye sorunca, “İlk fırsatta onları mutlaka ziyaret edeceğim” karşılığını alır. Bu yanıttan memnun olan spiker, “Sizi Türkiye’de görmek istemeyecek tek kişi tahmin edemiyorum” der demez, konuk sanatçı dinleyicilere seslenir: “Dostlarım, benimle bu konuşmayı yapan bayan çok güzeldir ve Türkiye’yi ziyaret etmek istememe bir neden de budur!” Sakın ola ki, bu komplimanından dolayı radyo programına konuk olan sanatçıyı tipik bir Amerika erkeği sanmayın! Çünkü o, halinden pek memnun olduğu sesinden anlaşılan spikerin “Dostlarımıza ne anlatacaksınız?” sorusu üzerine, tüm dinleyicileri şaşırtacak konuşmasına başlar: “Onlara bir hikâye anlatmak istiyorum. Bütün ömrümde işittiğim hikâyelerin en güzeli ve en hoşu. Bu bir Nasrettin Hoca hikâyesidir!!!..” Dünyanın öteki ucundan, Amerika’dan yapılan radyo yayınına katılan ve tüm dünyanın ayakta alkışladığı bir sanatçının ağzından Nasrettin Hoca’nın adını duyan dinleyiciler, daha da sokulurlar radyoya. Konuk başlar fıkrayı anlatmaya: “Bir gün Hoca evinde oturup kahvesini içerken, komşusu, odun kesmek için ormana gideceğini ve eşeğini birkaç saat için ödünç vermesini ister. Hoca, ‘Eşeğim yok, çocuk onunla pazara gitti’ yanıtını verdiği sırada, ahırda olan eşek anırmaya başlar. Komşu, ‘Be Hoca, sen sakalından utanmıyor musun? Ne diye yalan söyledin, işte eşek ahırda!’ deyince, Hoca, ‘Bana mı inanacaksın, yoksa eşeğe mi?’ karşılığını verir.” Bitmedi!.. Sanatçı, Nasrettin Hoca’nın fıkrasını anlattıktan sonra öyle bir laf eder ki, Türkiye’de yer yerinden oynar: “Evet sevgili dinleyicilerim. Bugün bütün dünyayı aynı soru meşgul etmektedir: Hepimiz insanlara mı inanacağız, yoksa eşeklere mi?..” Aynı günlerde, Amerika’dan ülkesine dönmüş olan gazeteci Ahmet Emin Yalman, çalıştığı Vatan gazetesinin iki aylığına kapatıldığını duyar. Bunun nedeni, gazetenin sanatçının konuşmasını yayımlamış olmasıdır. Haber, Nazileri çok kızdırmış ve gözdağı verme yoluna gitmişlerdir, İstanbul’daki Naziler, gazetenin kapatılması için vampir dişlerini gösterirler! Ne de olsa taptıkları ve Türkiye’de hayranları da bulunan biricik Führerleri Hitler “eşek” yerine konmuştur! Vatan gazetesinde yer alan haberde, sanatçının Hitler’le alay ettiği filminden bir fotoğrafı da yayımlanır! Evet, Amerika’dan bir radyo programı sayesinde Türkiye’ye seslenen ünlü sinema oyuncusu, bir yemek sırasında Ara Güler’e yan yana getirilip fotoğrafları çekilmesi önerilen sanatçıların ilki olan Şarlo, yani Charlie Chaplin’dir! Bu olayın bir başka anlamı da şudur: Tarihte Nasrettin Hoca ve Şarlo bir kez yan yana geldiler, onda da bir gazeteyi iki aylığına kapattırdılar!.. Charlie Chaplin, Hayatımın Hikâyesi adlı kitabında anımsadığı oyuncakları şöyle anlatır: “Üzerinde bulutların üstündeki melekleri betimleyen yuvarlak ve küçük müzik kutumuzdan hoşlanırken bir yandan da onu şaşkınlıkla izlerdim. Bana sahip olma duygusunu tattırdığı için Çingenelerden altı peniye aldığımız oyuncak sandalyemi çok severdim.” Nasrettin Hoca’nın hikâyelerinde ise karşılaştığımız bir oyuncak vardır: Düdük... Bir ülkede, yazılı ve görsel basın, parayı verenin öttürdüğü düdük olma yolundaysa, Nasrettin Hoca’nın eşeğe ters binme zamanı geldi demektir.


10

Seri İlanlar

12 Şubat 2014 Çarşamba

A M E R İ K A’ D A K İ

TÜRKLERİN

DETAYLI BİLGİ İÇİN İLAN DANIŞMA HATTINI ARAYINIZ: 347 730 42 36 1991 yılından beri Amerika’nın Florida eyaleti Orlando şehrinde bulunan hediyelik ve kuyumculuk üzerine olan işletmemizi emeklilik nedeniyle satıyoruz. Lütfen ciddi olarak ilgilenecek kişilerin aşağıdaki numarayı aramaları rica olunur.

$50

11am-6pm (407) 740 6771

Bu Alana İlan Vermek İçin Arayınız 347 730 4236

POSTA212 Seri İlan Sayfaları USAilan.com ile ortak hazırlanmaktadır...

East Rutherford, NJ’de 1+1 kiralık daire

Kargo Firmasında Çalışacak Personel Aranıyor

East Rutherford, NJ’de iki kişinin rahat yaşayabileceği müstakil evimin üçüncü katını Şubat 1, 2014 itibariyle kiraya veriyorum. Elektrik, ısıtma, internet dahil aylık $1100. Manhattan’a ulaşım mevcut. Manhattan otobüsü (164) evin önünden geçiyor.

Queens, New York Kargo firmasında çalışacak; çalışma izni olan full time/part time personel aranıyor.

İlanınız Burada Yayınlansın

FLORIDA’DA DEVREN SATILIK İŞYERİ

Evi görmek için bana 212 810 1334’ten ulaşabilirsiniz.

ELEMAN ARANIYOR

SATILIK PİZZA DÜKKANI

ABD’nin finans bölgesi Wall Street civarında Church Street ile Murray Street’in köşesinde, “26 Murray Street” adresindeki pizza dükkanımız satılıktır.

İlanınız Burada Yayınlansın

$40

Eski Dünya Ticaret Merkezi’ne 2 sokak uzaklıkta olan restoranımız ile ilgili detaylı bilgiyi 347-663-09-43 no’lu telefondan edinebilirsiniz.

İlanınız Burada Yayınlansın

$20

SATILIK ROUTE

Bu Alana İlan Vermek İçin Arayınız 347 730 4236

Pazartesi, Cuma günleri arası, saat 1 ile 5 arasında dağıtım, haftada $1300 ile $1400 arasında kazanç sağlayan yolumu kesin dönüş sebebiyle satıyorum. Ciddi ilgilenenler arasın lütfen. Depo New Jersey’de, dağıtım yeri ise Delaware’de. Telefon: 609 817 5400

Warehouse’ta görevlendirilmek üzere, daha önce shipping/receiving tecrübesi olan, dikkatli, düzenli ve ayrıntılara önem veren takım arkadaşları alınacaktır. Başvurularınızı cem@cibovita.com adresine gönderebilirsiniz. Fair Lawn, New Jersey

Bu Alana İlan Vermek İçin Arayınız 347 730 4236

New York’ta bakıcı aranıyor Haftaiçi tam zamanlı bakıcı arıyoruz. E-mail: manhattannanny2014@hotmail.com

Sunnyside, Queens’teki restaurantımız için tecrübeli ve okul sorunu olmayan full-time busboy arkadaşlar aramaktayız. Detaylı bilgi ve görüşme için 718 392 3838 nolu telefonu arayabilirsiniz.

Seri İlanlar Kazandırır!

İnternet ve evin bütün masrafları kiranın içindedir. Kira bedeli 900 dolardır. Telefon: 646 831 8980 Özel günlerinizde sizlere hizmet vermekten gurur duyarız. Davet yemekleri siparişleri alınır. Telefon: 646 730 7856

Telefon: 201 667 8031

Clifton’ın en temiz ve sakin yerinde kiralık eşyalı oda. Hemen taşınmaya müsaittir.

İki odalı evimin 1 odası titizliğe önem veren bayan için kiralıktır. Telefon: 201 668 4872

2 yaşındaki çocuğumuz için haftanın 5 günü full time çalışacak, tecrübeli, Amerika’da oturma izni olan bakıcı arıyoruz. New York. E-mail: bebekbakimi@hotmail.com

İtalyan restaurant için ORTAK ARANIYOR

SOSYAL İLAN Kutlama, Anma, Teşekkür, Doğum, Vefat İlanları

Newton, New Jersey’de işlek bir cadde üzerinde bulunan, ciddi gelir potansiyeline sahip bir İtalyan restaurant için; güvenilir, iş ahlakına sahip ortak aranıyor.

Telefon: (347) 730 4236 E-mail: seriilan@posta212.com

Manhattan’ın nezih muhitinde eşyalı oda. Ocak 30’dan Nisan 23’e kadar 2 oda bir salon olan evimizin bir odası sigara kullanmayan, temizliğe önem veren bir bayana kiralıktır.

Telefon: 347 424 6683

SERİ İLAN Emlak, Eleman, Vasıta, Alım/Satım, Çeşitli İlanlar

TİCARİ İLAN Ürün Tanıtımı, Kurul, Bilanço İlanları

Upper East Side’da kısa dönem kiralık oda

Lakeview Ave, Clifton’da oturduğum evin kulanmadığım 2 odası kiralıktır. Bay, bayan farketmez… Gaz ve elektrik bana ait.

Telefon: 201 667 8031

Bayan Eleman Aranıyor Marketimizde, 8:00 am - 4:00 pm aralığında, çalışma izni olan bayan eleman ihtiyacımız vardır. 718 213 8652 numaralı telefondan Murat Bey’den randevu alarak görüşmeye gelebilirsiniz.

İlgilenenler bize kayhan@nybox.com e-mail adresinden veya 718 482 6927’den ulaşabilirler.

Brooklyn’de, temiz, titiz, sigara içmeyen bir bayan roommate arıyorum.

Queens’te Tecrübeli Busboy Aranıyor

GAZETESİ

Restoran Elemanları Aranıyor Manhattan, Upper West Side bulunan Pasha Restaurant’ta çalışacak; bartender, garson ve busboylar aranmaktadır. Müracaat: Kemal Binici Telefon: 917 902 1385

NEW JERSEY’DE ŞOFÖR ARANIYOR

Ciddi düşünen yatırımcıların Ahmet Bey ile görüşmesi rica olunur.

New Jersey’de oturan, şirket arabasıyla ekmek dağıtımı yapabilecek arkadaş aranıyor.

Telefon: 862 222 0003

Telefon: 862 200 8070

Astoria, New York Manhattan’a 10 dakika uzaklıkta, Weehawken, New Jersey’de kiralık oda öğrenci, temiz bir bayana kiralıktır. Telefon: 201 737 3804

Dallas’ta aileye dadı ve ev yardımcısı aranıyor 6 ve 4 yaşlarında iki oğlumuz ve 1 aylık kızımıza dadılık yapacak, ev işlerinde bana yardımcı olabilecek Türk bir bayan arıyoruz. Ücret tecrübeye ve saatlere bağlıdır. Bölge: Plano, Texas E-mail: ellcohen@hotmail.com

Çocuk Bakıcısı Arıyoruz 2 yaşındaki kızımıza bakacak, hafif ev işleri ve yemek konusunda yardımcı olabilecek, kötü alışkanlıkları olmayan, 40 ile 50 yaş arası yatılı bir bayan arıyoruz. Evimiz, kalacak bayan için uygun olup kendisine ait oda, tuvalet ve banyosu olacaktır. Evimizde internet, televizyon ve telefon servislerimiz mevcuttur. İlgilenenler 973 769 8766’dan ulaşabilirler. Morris County, New Jersey

Devren kiralık studyo daire Yılbaşında Türkiye’ye kesin dönüş yapacağımdan evimi tüm eşyaları ile devretmek istiyorum. Mecbur olmasam evimi burakmak istemem. Çok nezih bir bölge, temiz güvenli, Kings Highway’e, Sheepshead Bay’e, Türk restaurantları ve marketlerine yakın. Tren iki blok uzaklıkta. Cadde üzeri, birinci kat, harika bir yer (stüdyo) iki kişi de kalabilir. designernewyork@hotmail.com ya da 347 444 99 63 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz.

GEREKLİ TELEFONLAR... GEREKLİ TELEFONLAR... GEREKLİ TELEFONLAR... GEREKLİ TELEFONLAR... GEREKLİ TELEFONLAR... AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ’NDEKİ BAŞKONSOLOSLUKLAR T.C. ATLANTA FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (404) 848-9600 +1 404 848 9600 mdiamond@honturkishconsulga.org Chairperson, The American Turkish Friendship Council 1266 West Paces Ferry Rd. NW Suite 257 Atlanta, GA 30327 Web sitesi www.honturkishconsulga.org T.C. BALTIMORE FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (410) 889-0697 +1 (410) 889-0697 czkiratli@bcpl.net 313 Wendover Road, Baltimore, MD 21218

T.C. BOSTON BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon e-Posta Adres

+1 857 250 47 00 consulate.boston@mfa.gov.tr 31 Saint James Avenue,Suite #840, Boston, MA 02116 Web sitesi boston.bk.mfa.gov.tr T.C. DETROIT FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (248) 701-1050 +1 (248) 626-8279 nurten@turkishconsulategeneral.us P.O. Box 986, Farmington, MI 48332-0986

T.C. FLOWOOD FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (601) 936-3666 x128 +1 (601) 939-5685 ejones@mmiemail.com 1000 Red Fern Place, Flowood, MS 39232

T.C. HOUSTON BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon

+1 713-622 58 49 +1 713-622 03 24 +1 713-622 32 05 +1 713-622 32 76 Faks +1 713-623 66 39 e-Posta consulate.houston@mfa.gov.tr Adres 1990 Post Oak Boulevard Suite 1300, Houston, Texas 77056-3813 U.S.A Web sitesi http://houston.bk.mfa.gov.tr

T.C.KANSAS FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (816) 415-8325 +1 (816) 415-8325 emruerten@gmail.com 812 N. Woodridge Lane, Liberty. MO 64068

T.C.LOS ANGELES BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon

+1 (323) 655-8832 +1 (323) 655-8039 +1 (323) 655-8056 +1 (323) 655-8329 Faks +1 (323) 655-8681 e-Posta consulate.losangeles@mfa.gov.tr Adres 6300 Wilshire Blvd.,Suite 2010, Los Angeles, CA 90048 Web sitesi losangeles.bk.mfa.gov.tr T.C.NEW YORK BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon

+1 (646) 430-6560 +1 (646) 430-6590 (Konsolosluk Çağrı Merkezine 1-888-566-76-56 numaralı telefondan 7 gün 24 saat ulaşılabilmektedir) Acil Sağlık konuları için: Prof.Dr.Adnan Çinal E-mail:acinal@gmail.com Faks +1 (212) 983-1293 e-Posta consulate.newyork@mfa.gov.tr Adres 825 3rd Avenue, 28th Floor, New York, NY 10022 Web sitesi newyork.bk.mfa.gov.tr T.C.SAN FRANCISCO FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (707) 939-1437 +1 (707) 939-1433 bonnie@kaslan.com 1281 Oak Creek Drive, Suite A, Sonoma, CA 95476

T.C.SEATTLE FAHRİ BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon Faks e-Posta Adres

+1 (206) 662-8234 +1 (425) 739-6722 john.gokcen@boeing.com 12328 NE 97th Street, Kirkland, WA 98033

TC WASHINGTON BÜYÜKELÇİLİĞİ Telefon Adres

+1 (202) 612-6700 2525 Massachusetts Ave NW Washington, DC 20008

T.C.ŞİKAGO BAŞKONSOLOSLUĞU Telefon

+1 312 263 06 44 +1 312 263 12 95 Faks +1 312 263 14 49 e-Posta consulate.chicago@mfa.gov.tr Adres 455 N. Cityfront Plaza Dr., (NBC Tower), Suite:2900, Chicago, IL 60611 - USA Web sitesi sikago.bk.mfa.gov.tr BAĞLI BİRİMLER BASIN MÜŞAVİRLİĞİ Telefon (202) 612.6807 Faks (202) 319.1087 e-Posta trpressoffice@verizon.net DİN HİZMETLERİ MÜŞAVİRLİĞİ Telefon 202-612-6816 Faks 202-332-1841 EĞİTİM MÜŞAVİRLİĞİ Telefon (202) 612-6810 Faks (202) 319-1538 e-Posta education@turkishembassy.org egitim@turkishembassy.org EKONOMİ MÜŞAVİRLİĞİ Telefon (202) 612.6790 Faks (202) 238.0627 e-Posta washingtoneco@verizon.net EMNİYET MÜŞAVİRLİĞİ Telefon 202-612-6809 e-Posta washington@egm.gov.tr GÜMRÜK MÜŞAVİRLİĞİ Telefon 202 612 6794 Faks 202 518 4116 e-Posta gtbusa@gtb.gov.tr KÜLTÜR TANITMA MÜŞAVİRLİĞİ Telefon (202) 612.6800 Toll free: (877) FOR TURKEY Faks (202) 319.7446 e-Posta dc@tourismturkey.org SİLAHLI KUVVETLER ATAŞELİĞİ Telefon (202) 612.6770 Faks (202) 238.0623 e-Posta adminattache@wtska.com defensesec@wtska.com wska@wtska.com milattache@wtska.com navalattache@wtska.com TİCARET MÜŞAVİRLİĞİ Telefon (202) 612.6780 Faks (202) 238.0629 e-Posta vasington@dtm.gov.tr dtvas@verizon.ne

HAVAYOLLARI TÜRK HAVA YOLLARI Telefon 1-800-874 8875 Web sitesi www.turkishairlines.com DELTA HAVAYOLLARI Telefon 800-221-1212 Web Sitesi http://www.delta.com UNITED AIRLINES Telefon 1-800-864-8331 Web Sitesi http://www.united.com

ACİL TELEFON VE YARDIM HATLARI Yangın İhbar Polis İmdat Ambulans Zehirlenme Kontrol Merkezi Tecavüz Kriz Merkezi Adsız Narkotikler Adsız Alkolikler Aile İçi Şiddet Yardım Hattı Kriz Hattı Kayıp Ve İstismar Edilen Çocuklar Ulusal Merkezi

911

(212) 7647667 (212) 267-7273 (212) 929-7117 (212) 647-1680 (800) 621-4673 (212) 219-5599 (800) 843-5678

DEVLET KURUMLARI ABD Vergi İdaresi (IRS) Sosyal Güvenlik İdaresi (SSA) Federal Soruşturma Bürosu (FBI)

(800) 829-1040 (800) 772-1213 (212) 384-1000

ULAŞIM REHBERİ Amtrak Demiryolu New York La Guardia Havaalanı Uluslararası Newark Havaalanı Uluslararası New York J.F.K. Havaalanı (JFK) Metropolitan Ulaşım İdaresi (MTA) Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu

GEREKLİ TELEFON NUMARALARI

(800) 872-7245 (718) 533-3400 (973) 961-6000 (718) 244-4444 (866) 743-3682 (888) 352-9886 (888) 352-9886


Spor

12 Şubat 2014 Çarşamba

KIŞ OLİMPİYATLAR’I VE TÜRKİYE! 76 milyon nüfuslu Türkiye, 85 bin nüfusa sahip Andorra ile aynı sayıda sporcu ile Sochi’de mücadele ediyor ADNAN ONARAN POSTA212 - HABER MERKEZİ

T

ürkiye’nin sporcu sayısı olarak geride bıraktığı ülkeler ise kar yağışının esamesinin okunmadığı nüfusun Türkiye’nin neredeyse 10’da 1’i olan Jamaika, Bermuda, Cayman Adaları, Dominik, Doğu Timor, Togo, Tonga, Virgin Adaları ve Zimbabwe...

ATEŞ DÜŞTÜ Rusya’nın Sochi şehrinde gerçekleşen 2014 Kış Olimpiyat Oyunları’na sadece 6 sporcu ile katılabilen Türkiye, artık nerede yanlış yaptığını bulmak zorunda. Geçtiğimiz cuma günkü açılışla Olimpiyat ateşi yanarken ekranları başındaki biz Türklerin de içi aynı oranda ‘ciz’ etti...

temsil edilebilecek. Ve bu atletlerden 2 tanesi de ‘devşirme’ isimler. 76 milyon nüfusuna rağmen oyunlara sadece 6 sporcu gönderebilen Türkiye ile 85 bin nüfusu olan Andorra’nın da 6 sporcu ile Rusya’da mücadele edecek olması dikkatleri çekiyor. Andorra ile aynı sayıda sporcu ile mücadele edecek olan Türkiye, tropikal ülkelerden Jamaika’yı 3 sporcu ile geçmiş durumda. Türkiye, kar yağışının pek rastlanmadığı Bermuda, Cayman Adaları, Dominik, Doğu Timor, Togo, Tonga, Virgin Adaları ve Zimbabwe gibi ülkeleri de geride bırakmayı başardı. Nüfusu Türkiye’nin çok altında olan bazı Avrupa ülkeleri de katılımcı sayısın-

da Türkiye’nin gerisinde kaldı.

RUSYA REKOR KIRDI Türkiye’nin 6 sporcuyla mücadele edeceği Sochi 2014’de yarışma alanlarında en çok ev sahibi Rusya’nın sporcuları boy gösterecek. Rusya’yı ABD ve Kanada takip ediyor. Rusya 136’sı erkek, 96’sı bayan olmak üzere toplam 232 (Kış Olimpiyatları rekoru), ABD ise 125’i erkek ve 105’i bayan olmak üzere toplam 230 sporcuyla oyunlarda madalya kovalayacak. Kanada’nın sporcu sayısı 99’u bayan olmak üzere toplam 220. 2’Sİ DE DEVŞİRME Oyunlara 16. kez katılan Türkiye’yi buz dansında Alper Uçar-Alı-

11 ülkeye bedel SOÇİ…

şa Agafonova ikilisi, kayaklı koşuda Kelime Çetinkaya ve Sabahattin Oğlago, Alp disiplininde ise Tuğba Kocaağa ve Emre Şimşek temsil edecek. Öte yandan pazar günkü seansta kayaklı koşuda Türkiye’yi temsil eden Kelime Çetinkaya 61 sporcu arasında sonuncu oldu.

TROPİKAL ÜLKELERİ GEÇTİK 23 Şubat’a kadar devam edecek olan 2014 Kış Olimpiyat Oyunları, toplam 2 bin 874 sporcu ile tarihin sporcu katılım rekorunu kırdı. 87 ülkenin mücadele edeceği oyunlarda madalya umudu olmayan Türkiye ise sadece 6 sporcu ile

(MOSKOVA-POSTA212) Rusya’nın Soçi kentinde 7-23 Şubat tarihleri arasında düzenlenen Kış Olimpiyat Oyunları, tarihin en pahalı kış olimpiyatı unvanını kaptı. Şimdiye kadar 11 farklı ülkede düzenlenen oyunlar için harcanan para , bir kalemde Soci’ye harcanmış oldu. Geride kalan 21 olimpiyat oyununun maliyeti 35 milyar Euro’yu bulurken, Soçi Kış Olimpiyat Oyunları’na 40 milyar Euro harcandı. Rusya’dan önce, Kış Olimpiyatları için Japonya 1998 yılında 14.6 milyar Euro harcamış ve bu alanda rekor kırmıştı. 7 yıl önce Guatemala’daki oylamada Pyeongchang ve Salzburg’u geride bırakarak hak kazanan Soçi, o dönemde bütçesini 8 milyar Euro olarak açıklamıştı. Aradan geçen 8 yıllık dönemde ise bu rakam 40 milyar Euro’yu buldu ve kış olimpiyatları tarihine geçmeyi başardı. Ancak uzmanlar, yaz olimpiyatlarının her zaman daha yüksek bütçeyle düzenlendiğine dikkat çekerken, “Yarış sayısı kış oyunlarından daha fazla. Ancak Rusya akıl almaz bir yatırım yaparak yaz oyunlarının maliyetini bile geride bıraktı. 2008 yılında Çin’in Pekin kentinde düzenlenen oyunlara 40 milyar dolar yatırım yapılmıştı” dedi.

Karşıyaka'dan TARİHİ ZAFER! S

por Toto Türkiye Kupası finalinde yarı finalde Fenerbahçe Ülker’i geçen Pınar Karşıyaka ile Galatasaray Liv Hospital’ı mağlup eden Anadolu Efes, Ankara Spor Salonu’nda karşı karşıya geldi. Baştan sona çekişme içerisinde geçen mücadelenin bi-

timine 18 saniye kala pota altından oyuna başlayan Pınar Karşıyaka’da bitime 1.8 saniye kala Dixon’a faul yapıldı. Serbest atış çizgisine gelen Dixon ilk atışını sayıya çevirdikten sonra ikinci atışını kaçırdı ve Karşıyaka salondan 66-65 galip ayrılarak tarihinde ilk kez Spor Toto Türkiye Kupası’nı kazandı.

TAM 20 NBA TAKIMI ONU İSTİYOR! Fenerbahçe Ülker’in Eurolig sayı kralı Bojan Bogdanoviç NBA’de olmadan NBA takas gündeminin ana maddesi oldu

F

enerbahçe Ülker ile sezon sonu sözleşmesi bitecek olan Bojan Bogdanoviç bilindiği gibi sarı-lacivertlilerin sözleşme uzatma isteğini geri çevirmiş yoluna NBA’de devam etmek istediğini belirtmişti. Yıldız oyunucunun NBA haklarını şu an için elinde bulunduran Brooklyn Nets, şam-

"Aziz Yıldırım'a verilen ceza ağır" (İSTANBUL-POSTA212) Beşiktaş Başkanı Fikret Orman’a, yaptığı açıklamada, şike sürecinde cezalarla karşı karşıya kalan Aziz Yıldırım’la ilgili fikirleri soruldu. İşte Orman’ın açıklamalardından önemli satırbaşları: “Aziz Bey sevdiğimiz bir dostumuz. Spor adamının hapse girmesi üzücü şeyler. Dostuz. Bir ailesi var, çocukları var işleri var. Adam öldürmüş değil. Bu ceza bana göre ağır. Üzülüyorum. İnşallah en yakın sürede bu durumu ortadan kalkar. Aziz bey de dostlarının yanına döner.”

1 ay kızağa çekildi!

Pınar Karşıyaka’da Dixon 19 sayı, 6 asist ve 5 ribaundla galibiyette kilit rol oynarken, Batista 14 sayı, 5 ribaund, 2 asist, Diebler da 9 sayı ve 3 ribaundla salondan ayrıldı. Anadolu Efes’te Planınic’in 17 sayı, 6 asist ve 4 ribaundu ile Kerem Gönlüm’ün 12 sayı, 12 ribaundu galibiyet için yeterli olmadı.

İSTANBUL - POSTA212

(NEW YORK-POSTA212) Efsanevi Alman F1 pilotu Michael Schumacher hakkında sosyal medyada hayatını kaybettiğine yönelik çıkan haberlere ‘yalanlama’ geldi. 5 haftayı aşkın bir süredir komada tutulan Schumacher’in öldüğü yolundaki haberler hayranlarında şok etkisi yaratsa da Alman pilotun tedavisinin sürdürüldüğü hastane tarafından yapılan açıklamalar yüreklere su serpti. Doktorlar, Schumacher’in uyandırılma çalışmalarının sürdüğünü açıkladı. En son 30 Ocak’ta Michael Schumacher’in sağlık durumuyla ilgili bilgi veren Grenoble Üniversite hastanesi yetkilileri, yine bir basın açıklamasıyla Alman pilotun hayatını kaybettiği haberlerini yalanladı. Hastane yönetimi daha önce açıkladıkları gibi Schumacher’e verilen ilaçların kademeli olarak azaltıldığını, ancak, şampiyon sürücünün komadan çıkmasının haftalar alabileceğini hatırlattı. Kazanın gerçekleştiği 29 Aralık’tan bu yana çeşitli spekülasyonlar yapılırken, Schumacher’in basın sözcüsü sabine kelm her fırsatta, yalnızca aile ve hastaneden yapılan açıklamalara güvenilmesini söylüyor.

Ronaldo’yu attı

Pınar Karşıyaka tarih yazdı... Spor Toto Türkiye Kupası finalinde Anadolu Efes ile karşılaşan Pınar Karşıyaka rakibini 66-65 mağlup etti ve tarihinde ilk kez Spor Toto Türkiye Kupası’nı müzesine götürdü İZMİR - POSTA212

Sosyal medya Schumacher’i öldürdü!

piyonluk iddiası için Bojan Bogdanoviç’in NBA haklarını takasta kullanmak istediğine dair haberler ABD basınında yer aldı. Bu dedikodunun çıkmasının ardından 30 takımlı NBA’de 20 takım, Hırvat skorerle ilgili Nets’in kapısını çaldığı ortaya çıktı. Hakları Chicago Bulls’ta olan Nikola Mirotic ile beraber Avrupa’nın en çok parlayan yıldızı olduğu belirtilen

Bogdanoviç’in bu sezona kadar 2 milyon dolarlık yüksek bonservis (buy-out) bedeli nedeniyle NBA’e adım atmamıştı. Brooklyn Nets’in geçtiğimiz aylarda, Toronto Raptors’tan Kyle Lowry ve Bojan Bogdanoviç takası gündeme gelmiş ancak Nets’in daha iyi bir teklif alma beklentisi nedeniyle görüşmeleri ilerlemeden sonlandırmıştı.

(MADRİD-POSTA212) İspanya La Liga'da Atletico Bilbao-Real Madrid maçını yöneten hakem Miguel Angel Ayza Gamez kötü performansından dolayı 1 ay dinlendirilecek. Ayza Gamez maçta Real Madrid'in Portekizli yıldızı Cristiano Ronaldo'ya direk kırmızı kart göstermiş ve oyuncu bu kart yüzünden 3 maç ceza almıştı. İspanyol medyasındaki haberlere göre İspanyol hakem Ayza Gamez sadece 1 ay dinlendirilmeyecek ayrıca bu sezon sonuna kadar bir daha Real Madrid maçı yönetemeyecek ve La Liga'da önemi büyük maçlara sezon sonuna kadar çıkamayacak. Miguel Angel Ayza Gamez'in İspanya Hakemlik Teknik Komitesi tarafından 1 aylık dinlendirilme kararı alması sonucu harekete geçen Madrid yönetimi Ronaldo'nun 3 maçlık cezasının indirimi için İspanya Futbol Federasyonu Temyiz Komitesi'ne başvuru yaptı. Kurulun bugün toplanıp Ronaldo'nun cezasına itirazı değerlendirmesi bekleniyor.


Emlak

12 Şubat 2014 Çarşamba

Brooklyn San Fransisco’yu yendi Kiraların ucuz olması, Manhattan’da yaşayan özellikle çocuklu aileleri Brooklyn’e getiriyor. Ancak, Manhattan’a gösterilen bu ilgi bir anda işyeri ve kiralık ev fiyatlarını astronomik olarak yükseltti

Y

NEW YORK – POSTA 212

ıllardır süregelen “Manhattan’da Çalış, Brooklyn’de Yaşa” kampanyaları en sonunda meyvesini vermiş gözüküyor. Ama bu meyvenin tadı bazılarına maalesef acı gelecek gibi. Ekonomik Araştırmalar Konseyinin yaptığı son araştırma Brooklyn’in, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşamak için en pahalı ikinci yer

olduğunu ortaya çıkarıyor. Yine bu araştırmada Manhattan yaşamak için en pahalı yer unvanını koruyor. Manhattan’ın yaşamak için çok pahalı olması, aileler için uygun olmaması, karmaşası insanları yıllar içinde Brooklyn’de yaşamaya iten sebeplerin başında geliyor. Ayrıca yapılan onlarca kampanya ve kiraların ucuzluğu Manhattan’da yaşayan özellikle çocuklu aileleri Brooklyn’e getiriyor. Tabii bu ilgi

artışı, en çok ev ve işyeri sahiplerinin işine yarıyor. Bir anda yükselmeye başlayan kiralar, bütün tüketim maddelerine yansıyınca Brooklyn’i Manhattan fiyatları düzeylerine getiriyor. Ayrıca bu araştırmayla Brooklyn’in, pahallılığı konusunda her zaman Manhattan’la yarışan San Fransisco’yu geride bıraktığı görülüyor. Kaynak: ACCRA Cost of Living Index

MANHATTAN

BROOKLYN

SAN FRANCISCO

Yaşam Giderleri: 225.4

Yaşam Giderleri: 178.6

Yaşam Giderleri: 163.4

Ev fiyatı: 1,303,421 dolar

Ev fiyatı: 959,907 dolar

Ev fiyatı: 810,067 dolar

Ev kirasi : 3.100 dolar

Ev kirasi : 2.800 dolar

Ev kirasi: 3.070 dolar

T-bone steak: 15.52 dolar

T-bone steak: 12.54 dolar

T-bone steak: 11.02 dolar

Yarım galon süt: 2.34 dolar

Yarım galon süt: 2.12 dolar

Yarım galon süt: 2.28 dolar

Saç Kesimi: 22.21 dolar

Saç Kesimi: 13.83 dolar

Saç Kesimi: 16.79 dolar

Spike Lee malikanesini sattı Ünlü film yapımcısı Spike Lee, kentin merkezinde bulunan 836 metrekare ve 5 yatak odalı malikanesini 32 milyon dolara sattı. Lee, evi 2000 yılında 16 milyon dolara satın almıştı NEW YORK – POSTA 212

F Reed Krakoff evine 51 milyon dolara alıcı buldu (NEW YORK-POSTA212) Tasarımcı Reed Krakoff, Yukarı Batı Yakası’ndaki malikanesini 51 milyon dolara sattı. Bu muhteşem ev 1910 yılında inşa edilmiş Tasarımcı Reed Krakoff ve eşi Delphine Krakoff evi 2005 yılında 17 milyon dolara satın almıştı. Krakoff’un karısı Delphine Krakoff tarafından dizayn edilen muhteşem ev 1910 yılında inşa edilmiş. 113-115 E 70. caddede bulunan yedi katlı 1.672 metre kare (18,000 square feet) büyüklüğündeki ev, Krakoff’lar restore etmeden önce 12 apartman dairesinden oluşan bir aile malikanesiymiş. Delphine Krakoff, malikaneneyi 18. yüzyıldan kalma İngiliz ve Fransız zeminle, Fransız tarzı bir şömine ve duvarlarla sıra dışı bir hale getirmiş. Karakoff çifti, 2005 yılında 17 milyon dolara aldıkları malikane için 52 milyon dolar istemişlerdi. Evin satışıyla ilgilenen Brown Harris Stevens Paula gayrimenkul firmasından komisyoncu Del Nunzio, son olarak Krakoff çiftinin 157 E. 61. Caddedeki evlerini Pink Floyd’un efsane sesi Roger Waters’a satmıştı.

ilm yapımcısı Spike Lee’nin Yukarı Batı Yakası’nda bulunan malikanesi sonunda alıcı buldu. Lee, 2000 yılında çağdaş ressam Jasper Johns’dan 16 milyon dolara aldığı 5 yatak odalı evini 32 milyon dolara sattı. Lee ve karısı Tonya Lewis Lee, “Hatch House” olarak da bilinen tarihi evlerini Kasım 2013 tarihinde satışa çıkarmışlardı. Şehir merkezinde bulunan 836.127 metre kare büyülüğündeki malikanenin göz alıcı büyük bir bahçesi var. Birçok ünlüye ev sahipliği yapan malikanenin eski sahipleri arasında ABD’li striptizci ve nükteli ve incelikli bir sahne sanatçısı olarak ün kazanmış Gypsy Rose

Lee, Broadway yapımcısı Charles B. Dillingham ve Jasper Johns ve bulunuyor. 63. Caddede (East 63rd Street) bulunan ev, 1916’da Frederick Sterner tarafından Barbara Hatch için dizayn edilmiş. Evde bir tanesi 18. Yüzyıldan kalma üç tane şömine var. Ayrıca Lee, evi satın aldıktan sonra özel bir kütüphane yaptırmış.

Vaditepe’de talep fazla olunca kura çekildi KİPTAŞ tarafında İstanbul Bahçeşehir'de 1.100 konutluk Vaditepe projesine 3.045 talep gelince kuraya çekimi yapıldı

Emlak sayfası A M E R İ K A’ D A K İ

TÜRKLERİN

GAZETESİ

emlak sohbetleri

www.emlaksohbetleri.com

işbirliğiyle hazırlanmaktadır. Sayfada yer almasını istediğiniz proje bilgilerinizi bize gönderebilirsiniz. e-mail: erdal@emlaksohbetleri.com

İSTANBUL – POSTA 212

K

İPTAŞ'ın Bahçeşehir'deki 1100 konutluk Vaditepe projesinde sadece Kamu Kurum ve Kuruluşları'nda çalışanlara yönelik yaptığı ikinci etabına 3 bin talep geldi. Talebin fazla olması nedeniyle Feshane Kültür Merkezi'nde Noter huzurunda çekilen kurayla evler sahiplerini buldu Satışa sunulan projede daire fiyatları ise 742 adet 2+1 dairenin 223.250 TL, 358 3+1 dairenin 277.300 TL olarak belirlenmişti. 18 ay sonra teslim edilecek projede yüzde 10 peşinat, 48 aya kadar vade farksız ödeme, 1 yıl taksit erteleme ve 120 aya kadar anlaşmalı bankalardan kredi sağlanıyor. Vaditepe projesinde 2+1 daire için

2.000 TL, 3+1 daire için 3.000 TL ön müracaat bedeli yatırılarak başvuru yapılan etap için yapılan kura çekilişi sonucu daire sahibi olamayan kişilerin yatırmış oldukları ön müracaat bedelleri iade edilecek. İLK ETAPTA SATIŞLAR DEVAM EDİYOR ''Vaditepe Bahçeşehir'' projesinde 2+1'den 5+2'ye kadar çeşitli tiplerde daireler yer alıyor. 284 dönüm arsa üzerinde yükselen Vaditepe, geniş peyzaj alanları, yürüyüş yollarıyla öne çıkarken, projenin önünde yer alan Bahçeşehir Göleti de projeye ayrı değer katıyor. Bahçeşehir'de yeşille iç içe bir konumda yükselen Vaditepe, Bahçeşehir gölüne hakim konumuyla dikkat çekiyor. Projede 25

bin metrekarelik ticari alanın yanı sıra; kapalı yüzme havuzu, tenis kortu, fitness center, sauna, Türk hamamı, camisi, marketi, açık spor alanları, Aile Sağlığı Merkezi, ilkokulu, ortaokulu, sağlık ocağı, vitamin bar, dinlenme terasları, çocuk oyun alanları ve geniş yeşil alanlar yer alıyor. KONUT FİYATLARI • 2+1 dairelerin 260,907 TL ' den • 3+1 dairelerin 339.762 TL 'den • 4+1 dairelerin 412.687 TL ' den başlayan fiyatlarla satışları devam etmektedir. • Vade farksız 48 aya kadar ödeme • Yüzde 10 peşinat, 1 yıl taksit erteleme, 120 aya kadar banka kredi seçenekleri

Katar Konsolosluğu emlak rekorunu kırdı NEW YORK – POSTA 212

S

on zamanlarda yükselen New York emlak piyasasındaki hareketlilik devam ediyor. Fakat bu defa ne ünlü ne de dünyanın en zenginler listesinden bir kişi New York emlak piyasasında rekor kırdı. Katar Konsolosluğu yetkilileri, New York’un Yukarı Batı Yakası’ndaki bir evi tam 100

milyon dolara satın aldı. Katar hükümeti, rekor fiyatla satın aldığı malikaneyi yeni konsolosluk binası yapmayı planlıyor. Sanat Simsarı Wildenstein Ailesi’ne ait olan 1.904 metre karelik (20.500-square-foot) beş katlı malikane daha önce sanat galerisi olarak kullanılıyordu ve resmi olarak satışa sunulmamıştı.

Malikanenin Katar Konsolosluğu olarak bu baharda açılması bekleniyor. Aynı zamanda satışın da nisan ayında tamamlanacağı tahmin ediliyor. Malikanenin satışı yabancı ülkeler satın almalarda gayri menkul vergisi ödemediği için yaklaşık 400 bin dolar olan verginin ortadan kalkmasıyla sonuçlanacak.


Food & Dining

KARA KIŞA KARŞI MUCİZEVİ ÇAYLAR Bir zamanlar ‘kocakarı ilacı’ denilerek hor görülen şifalı bitkilere yeniden dönüş var. Artık çareyi anneannelerimizin mucize çaylarında ve şifalı bitkilerinde arıyoruz NEW YORK - POSTA212

R

ahmetli dedemin sobasının üzerinde hep bir çaydanlık fokurdardı. Kışın ıhlamurumuz kuşburnumuz eksik olmazdı. Vişne çöpü, hatmi çiçeği, zencefille daha o zamanlar tanışmıştım. Erzak dolabımda o yüzden çeşitli baharatlar ve otlar her zaman çok yer kaplar. Mesela, Antep’in Rize çayı gibi sabah akşam

2014’ÜN EN İYİLERİ BELLİ OLUYOR

En iyi restoran adayları NEW YORK - POSTA212

Y Dilara Erbay

emeğin her alanında büyük bir rekabet yaşanan New York’ta 2014’ün en iyileri belli oluyor. Her yıl Timeout tarafından düzenlenen yarışmanın her kategorisindeki okurlar tarafından seçilen adayları belli oldu.

Yeme içme sektöründe de dünya lideri olan New York’ta, Timeout tarafından her yıl düzenlenen yarışmanın adayları belli olmaya başlayor. Bakalım bu yılın en iyi restoranı neresi seçilecek

BETONY

dilaraerbay@gm ail.com

Midtown’ın bu seçkin restoranı tam bir “fine dining” örneği. Yemeklerin zarifliği, servisin mükemmelliği Betony’i müşterilerine unutulmaz bir deneyim haline getiriyor. Kızartılmış turşu, eritilmiş tuna, kaz ciğeri, tavuk ciğeri, kızartılmış kaburga, prinç pudding en gözde yemeklerden bazıları. Eğer özel bir akşam geçirmek, birilerini etkilemek istiyorsanız Betony bu iş için biçilmiş kaftan. Ama giriş tabaklarının 27 dolardan başladığını söyleyelim. 41 W 57th St Midtown West, 10019 212-4652400

lıkır lıkır zahter (yöreye özel biberiyeye benzer bir çeşit kekik, ayrıca ana malzemesi zahter olan nohut unu ve baharatlar karışımı kahvaltılık zahter de vardır Ortadoğu mutfaklarında) içilir. Arap yarımadasında kakule de eklenir kara çaya, Hindistan’da çay milli içecek zaten. Kısacası çeşitli bitkisel çayları, kara kışta koruyucu ve tedavi amaçlı kullanabiliriz.

BİTKİ ÇAYLARI Adaçayı, melisa, kuşburnu, defne, ıhlamur, kişniş, kuşburnu, nane, sinameki, rezene, yeşil çay, ginseng çayı şifalı bitkiler arasında ilk akla gelenlerden. Bitkisel çaylarının etkisini, doğru şekilde hazırlandığı takdirde görürüz. Bazı çaylar demleme, bazıları kaynatma usulü hazırlanır. Mesela adaçayını kaynatmayız demleriz, kuşburnunu, tarçını kaynatırız. Yöntemlerin seçimi önemli. Çünkü bitkisel çay çözeltisine geçecek maddeler bu hazırlama yöntemlerine göre değişebilir. Çayların etkisi, aç karnına , sıcak ve yudum yudum içildiğinde daha etkili olur. BİBERİYE: Konsantrasyon, zihin açıklığı verir: 1 çorba kaşığı kuru biberiye ya da 2 dal taze biberiyeyi demlikte üzerine sıcak su ilave ederek 10 dakika demleriz. LAVANTA: Anti depresan, rahatlatıcı, gevşetici : 1 çorba kaşığı GRİP ÇAYI Malzemeler 2 çubuk tarçın, 4 adet karanfil 3 adet kakule 1 parmak kuru zencefil kökü Tarifi 2 bardak su ile 5 dakika kaynatın sıc ak sıcak için ve iyileşin.

12 Şubat 2014 Çarşamba

kuru lavanta çiçeklerini ya da 2-3 dal taze lavanta 1 demlikte üzerine sıcak su ilave ederek 10 dakika demleriz.

CARBONE Sephia fotoğraflarla duvarlarını süsleyen Carbone, İtalyan-Amerika mutfağının New York’taki en iyi temsilcilerinden biri sayılıyor. Restoranın şefleri Rich Torrisi ve Mario Carbone adeta bir ansiklopedi

büyüklüğünde dev bir menu yaratmış. Ama şefler, klasik İtalyan lezzetleriyle öyle ince bir şekilde oynamışlar ki, ortaya bambaşka tadlarda ve görünümlerde yemekler çıkmış.

SUSHI NAKAZAWA ESTELA ÇAY MASALASI Malzemeler 4 adet kakule 4 adet karanfil 2 çubuk tarçın 1 parmak zencefil 1/5 muskat (hint cevizi) 2 bardak süt ( bizim gibi süt içmeyenler hindistancevizi sütü, badem sütü, keçi sütü kullanabilir) Demlenmiş çay Tatlandırmak için bal Yapılışı Havanda baharatları iyice dövün. Süt ile tüm baharatları kaynatın, bunu ya böyle için bal ile tatlandırarak ya da içine kara çayın deminden ekleyin. İşte size ‘masala çayı’, hem içinizi ısıtır, hastalıklardan korur hem de vücudun direncini arttırır.

Bu Akdeniz mutfağının şefliğini ilginç bir şekilde Uruguaylı yetenekli şef Ignacio Mattos yapıyor. Mattos, Williamsburg kitlesine şaşırtıcı, yenilikçi, küçük tatlarla bir deneyim sunu-

yor. Bıldırcın, dana tartar, fasulyeli yumurta, ricotta dumpling gibi yemekleri Estela’ya gitmişken tatmayı unutmayın. 47 E Houston St Nolita, 1OO12 212-2197693

2011 yılında yayınlanan bir belgeselle, “Jiro Dreams of Sushi”, tüm Amerikalıların tanıdığı Daisuke Nakazawama, sonunda kendi restoranı Sushi Nakazawama’yı açtı. New Yorklu sushi sevenlerin kısa sürede tutkunu haline geldiği restorantta yemek yiyebilmek için rezervasyon bile yeterli olmayabiliyor. Bu inanılmaz ilgiye cevap verebilmek için restoran pazartesi günleri de servis vermeye başladı. 23 Commerce St,

Sporu eğlenceye çeviren barlar SONER MEZGİTÇİ NEW YORK - POSTA212

N

ew Yorklular’ın her spor organizasyonunu bir eğlenceye çevirme gelenekleri geçen hafta başlayan Soçi Kış Olimpiyatları’nda da devam etti. Yoğun bir iş temposunun ardından hafta sonlarını hem eğlenerek hem de olimpiyatları takip eden organizasyonlar şehrin belli barlarında keyifli anların yaşanmasına neden oluyor. İşte hem spor karşılaşmaları hem de eğlenceli bir gün geçirmenizi sağlayan barlar..

WARREN 77

Öncelikle listemizin başına aldığımız bu bar tribecanın en popüler spor barlarının başında geliyor. Kış olimpiyatları boyunca çeşitli aktivitelerle beraber misafirlerine geniş bir içki menüsü sunan mekanda eşsiz kokteylerinde tadına bakabilirsiniz. (Warren St. between Greenwich and West Broadway)

BANTER

Williamsburg’ta bulunan mekan tamamen soçideki kış olimpiyatlarına kitlenmiş durumda. Şehirde öğlenden akşam 8 e kadar Süren partilerde hem olimpiyat heyecanını yaşamak hemde sosyalleşmek için eşsiz bir ortam sağlamakta. (132 Havemeyer St Williamsburg)

BOXERS NYC

NBC nin bütün yayınlarını kapsayan bu barda olimpiyatlardaki bütün branşları aynı takip etme şansını bulabilirsiniz .Flatiron’daki bu Bar misafirlerine birbirinden farklı kokteylerle de olimpiyat heyecanını misafirlerine yaşat-

makta. (37 W 20th StGramercy & Flatiron)

KELLY’S SPORT BAR

Eğer arkadaşlarınızla ekrana kitlenip eğlenceli vakit geçirmek istiyorsanız East villagede ki bu popülar mekanı tercih listenizin başına yazabilirsiniz. (12 Ave East Village)

WOODWORK

Birbirinden farklı 30 çeşit birayla müşterilerine hizmet veren bu mekanda Rusyada olimpiyat heyecanına ortak olabilirsiniz. (583 Vanderbilt Ave Park Slope Brooklyn)

THE WHISKEY BROOKLYN

Her bir yanı Flat ekranlarla donatılmış Whiskey Brooklyn ayrıca bünyesindeki DJ ile beraber eğlencenin doruklarında spor ve muzikle dolu bir günün garantisini müsterilerine vaad etmekte. (44 Berry St Williamsburg)


Kültür Sanat & Etkinlikler

12 Şubat 2014 Çarşamba

SEVGİLİLER GÜNÜNE ÖZEL FİLMLER VİZYON 14 Şubat SevgiliHALDU

ler Günü nedeniyle aşk filmlerinin ağırlıklı olduğu bir haftadayız

N ARM

AĞAN

NEW YORK’TA etkinlikleri

New York binbir türlü kültürel, sanatsal, eğlence etkinlikleriyle dolup taşan 24 saat uyumayan müthiş dinamik bir kent. Ve bu şehirde gidilecek, gezilecek, görülecek çok şey var

ENDLESS LOVE Zengin kızla fakir ama gururlu gencin aşk hikayesi herkese tanıdık gelecektir. Hollywood bu haftaki vizyon tarihinin sevgililer gününe denk düşmesine uygun olarak aşkın çeşitli hallerini beyazperdeye sunuyor. “Endless Love” orijinali 1981 yılında çevrilen filmin yeni versiyonu. Zengin

ve şımarık güzel kız ile onun kalbini çalan karizmatik gencin o tanıdık öyküsüne bu kez Alex Pettyfer ile Gabriella Wilde hayat veriyor. Kızın ailesi bu aşka kesin olarak hayır deyince, elbette şartlar da değişiyor. GÖSTERİM TARİHİ 14 ŞUBAT

WINTER'S TALE Bir hırsız, soymak için için girdiği evdeki güzel kadına aşık olur, oysa kadın hastadır ve kollarında yaşamını yitirecektir. Ancak bir mücize gerçekleşir ve yeniden doğuşla hayatın yeni mucizeleri onları bekler. Filmin konusu dönüşümlü olarak 1916’da ve günümüzde geçiyor. Başrollerde sıkı bir kadro var: Russell Crowe, Pearly Soames, Will Smith, Colin Farrell, William Hurt ve Jennifer Connelly.

Eğer evlilik planları yapıyorsanız ve bunun için bütün belgeleriniz hazırsa, Times Square Meydanı size sevgililer gününde harika bir düğün töreni yapabilir. Sevgilinizin parmağına yüzüğü, böyle güzel bir günde ve bütün dünyanın şahitliğinde

takmak istiyorsanız Times Square’de yerinizi şimdiden ayırtın. Daha fazla bilgiyi events@timessquarenyc.org adresinden edinebilirsiniz. Tarih : 14 Şubat 2014

Space Shuttle Enterprise (Müze)

GÖSTERİM TARİHİ 14 ŞUBAT

3 DAYS TO KILL Romantizm veya aşk hikayelerinden farklı bir seçenek arayanlar için haftanın tek aksiyon ve macera filmi. Uzun zamandan beri beyazperdede ciddi bir başrolde yeralmayan Kevin Costner bu filmde seçkin bir hükümet suikastçısını canlandırıyor. Ancak ölümcül bir hastalığa yakalandığını öğrenince, bu zorlu işi bırakıp kendisini terketmiş olan karısı ve kızıyla ya-

Times Square’de evlilik

kınlaşmaya karar verir. Bu arada çalıştığı kurumdan ilginç bir teklif gelir: Son bir görev karşılığında deneysel ve muhtemelen hayatını kurtaracak bir ilaç verilecektir. Bu reddedemeyeceği bir tekliftir. Görevi ise dünyanın en acımasız teröristini yakalamak gibi son derece zorlu bir iştir. GÖSTERİM TARİHİ 14 ŞUBAT

NASA, 1977 yılında yeni tip uzay araçlarının testlerine başladı. Şimdi ise bu prototip araçlar özel bir sergi alanı haline getirilip ziyaretçilere açıldı. Bir yandan uzay araçlarının içinde dolaşırken, bir yandan hazırlanmış videoları izleyebilir ve uzay yolculukları hakkında eşsiz bilgilere sahip olabilirsiniz. Fiyat : 12 – 24 $ Mekan : İntrepid Sea, Air & Space Museum Adres : Pier 86, Twelfth Ave Midtown West www.intrepidmuseum.org

The Butterfly Conservatory (SERGİ) Doğada çiçeklerden çok daha renkli canlıların dünyasına girmek istiyorsanız American Museum of Natural History’deki Kelebek sergisine uğramalısınız. Birbirinden farklı 500’e yakın türün canlı sergilendiği bu etkinlik-

te, yine binlerce fotoğraf, onlarca video görme şansınız var. Tarih: October 12, 2013 – May 26, 2014 Fiyat : 16-27 $ Mekan : American Museum of Natural History www.amnh.org

(SERGİ) 1700’lerden günümüze kadar uzanan 250 yıllık kıyafet değişimini merak ediyorsanız, 100’den fazla elbiseyle açılmış olan bu sergi ilginizi çekebilir. Tekstil sektörünün Çin’de üretilmediği zamanlarda, terziler tarafından dokunmuş kıyafetlerin renkli dokuları sizi farklı dünyalara götürebilir. Fiyat : Ücretsiz Mekan : The Museum at FİT Adres : 27th W Chelsea Manhattan Tarih : Cumartesi 10 am – 5 pm http://www.fitnyc.edu/

ABOUT LAST NIGHT Romantik komedi tarzındaki “About Last Night” birbirinden hoşlanan çiftlerin gönül ilişkilerinin başlangıcını ve gelişmesini konu ediniyor. Başrollerde Mic-

Trend- ology

hael Ealy, Kevin Hart, Regina Hall, Joy Bryant, Adam Rodriguez ve Bryan Callen bulunuyor.

Machinal

GÖSTERİM TARİHİ 14 ŞUBAT

iLuminate

(DANS) ‘America’s Got Talent’ adlı Tv Show’unda ünlü olan lLuminate grubu daha çılgın gösterilerle geri döndü. Şimdiden büyük bir hayran kitlesi olan grup, Off-Broadway’deki yerini almış bile. Karanlık bir sahnede, fosforlu ışıklarla süslenmiş kıyafetler içinde muhteşem danslar sunan grup, New York’lulara rüya alemi gibi bir gece yaşatacak. Fiyat : 50-70 $ / Mekan : New World Stage / Adres : 340 W 50th St Hell’s Kitchen New York / www.newworldstages.com

(TİYATRO) Vicki Cristina Barcelona’nın güzel oyuncusu Rebecca Hall bu kez de Broadway sahnelerine konuk oluyor. İlk olarak 1929’da sahneye konan bu oyun, yıllar sonra yenilenmiş bir versiyonuyla büyük beğeni topluyor. Modernleşmenin ve endüstrileşmenin batı toplumuna getirdiği mekanikleşmenin etkili bir biçimde anlatıldığı oyun, güçlü ve dramatik hikayelerden hoşlananlara göre. Tarih: Aralık 20, 2013–Mart 2, 2014 Fiyat : 52 – 127 $ Mekan : American Airlines Theatre Adres: 227 West 42th Street http://www.roundabouttheatre.org/


Life & Style

12 Şubat 2014 Çarşamba

AMORE PACIFIC

K Nurdan Yüzbaşıoğlu

nurdanusa@gmail.com

Misafirperverlik “Şöhret için keskin kılıç ve kırk sofra gereklidir” der Çerkes’ler. Buradan da anlıyoruz ki iyi bir şekilde tanınmanın en önemli yollarından birisidir misafirperverlik. Tabii ki eski adetler yavaş yavaş kayboluyor bunu inkar edemeyiz. Özellikle kadının çalışma hayatındaki aktif rolü yüzünden evde misafir ağırlama oranı gittikçe düştü. Tüm gün çalışan haftasonu da kendisi, ailesi ve eviyle ilgilenmek zorunda olan kadın bırak davet etmeyi misafirden neredeyse kaçar oldu. Ancak yine de anne babalarımız tarafından kodlanmış olan bir bilgiyle misafir uzun zaman daha başımızın tacı olmaya devam edecektir. Evin en güzel köşesine oturtulan misafir rahat etsin diye uğraşılacak ve beslenip sevilecektir. Bizim jenerasyon çok iyi hatırlar çocukluğumuzda misafir neredeyse kutsal sayılırdı. Biz çocuklar öyle ortalarda şimdi bizimkilerin yaptığı gibi at koşturamazdık. Günümüzde özellikle batılı toplumlarda neredeyse yemeğini kendisi getirsin diye düşünülen misafire bizler ne pişireceğimizi şaşırırdık. Kavgalar unutulur misafire bir ahenk içinde hizmet edilirdi. Şimdiki gibi çiftler misafirin yanında birbirlerine girmez ses

yükseltmek bile gayet ayıp sayılırdı. Misafire hazır yiyecek sunmak, evin dağınık olması, saçın basın tarumar olması, aşık sürat zinhar ayıp sayılır çocuklar orası burası cimciklenerek uslu durması için kaşla gözle yönetilirdi. Bu günlerde artık eşimiz dostumuz arkadaşlarımızla cafelerde restoranlarda buluşmaya onları en azından hesabı ödeyerek ağırlamaya başladık. Yalnız şunu fark ettim ki yurt dışında yaşayan Türkler bu eski ve güzel adetleri daha güzel korur ve uygular olmuş. Bu son Amerika yaşantımda tanıdığım insanlar bana bu çocukluğumdaki lezzeti tekrar yaşattılar. Evlerde verilen yemekler, her fırsatta bir araya gelmek için yaratılan bahaneler hala bu geleneğin yaşadığını gösterdi. Gerçi

ore’de neredeyse tüm piyasayı eline geçirmiş çok güçlü bir kozmetik firması. Bünyesinde her segmente göre ürün bulunan firmanın, aynı adlı Amore Pacific line’i oldukça popüler. Özellikle yaşlanma karşıtı ürünleri çok tutuluyor. Geleneksel Kore ilaçlarını ve şifalı bitkilerini en yeni teknoloji ile işleyen marka gün geçtikçe bilinirliğini artırıyor. Bu High-End markaya tüm büyük department store’larda rastlayabilirsiniz. Yolunuz düşerse Soho’daki Amore Pacific Spa’da Green Tea’lı cilt bakımını yaptırın ve 2 saat sonunda cildinizde meydana gelecek olan değişimi bizzat yaşayın..

TÜRK MARKETİ BAŞÇI

bu sohbetlerde artık çocuklar hükümdarlığını ilan etmiş durumda. Eskisi gibi kasla gözle yönetilecek kıvamda değiller hatta “ anne gözüne ne oldu? “ gibi bir soruyla sizi utandırma ihtimalleri oldukça yüksek. Ancak yine de sıcak bir sohbet ve güzel dostluklar yaşatmak için ev ortamı herkese iyi geliyor. Misafirin geldiği evde bereket olur der büyüklerimiz. Misafirperverliğin anne babadan çocuklara geçen kalıtsal bir özellik olduğunu düşünecek olursak onlara bu güzel mirası devretmek gerekir. Hayata ebeveynlerinin penceresinden bakan çocuklara sahip olduğumuz bu değerleri hatırlatmak ve nasıl yapıldığını göstermek de vazifelerimizden birisi bence.

M

isafirperverlik demişken bunun sadece evde olmadığını bir markette de ağırlanabileceğinizi bizzat keşfettim. New Jersey'de sürekli alışveriş ettiğim bir Türk marketi olan Başçı'da karşılaştığım sıcak atmosfer beni çocukluğumun bakkallarına götürdü bir anda. Nostaljik ürünleri, güleryüzlü sahipleri, her alışverişten sonra kızıma hediye ettikleri çikolatalar bana hala

bu güzelliklerin devam ettiğini hissettirdi. Alışverişe gelenleri sadece müşterileri gibi görmeyen, kasa önünde sıcacık sohbetlerin olduğu bu sevimli markette her türlü Türk ürününe ulaşmanız da mümkün. Diğer marketlerdeki robotlaşmış servis tarzından sonra buradaki atmosferin bünyeme çok iyi geldiğini söylemeden geçemeyeceğim.

YENİ ÜNLÜ GİRİŞİMCİLER D ünya starları artık profesyonellerin koltuğuna da göz dikti. Kazandıkları paraları akıllı yatırımlara döndürmeyi amaçlayan bu ünlüler genelde e-ticaret'e yöneliyorlar. Teknolojiyi yakından takip eden dünyaca ünlü starlar yatırım yapacakları alanı da dikkatli seçiyorlar. Milyonlarca dolarlık yatırımlar yapan bu kişilerin başında Ashton Kutcher, Mary-Kate Olsen, Justın Bieber, Kim Kardashian, Jessica Alba, Jennifer Lopez ve Justin Timberlake geliyor. Teeology ile e-ticarete atılan JLO bu sitede çeşitli tasarım tshirt'ler satıyor. Kim Kardashian kardeşleriyle birlikte kurduğu pek çok şehirde bulunan butik

markası Dash'in yanısıra Shoedazzle'ın da baş stilisti. Yeni e-ticaret markası Homemint'i kuran Justın Timberlake ise aynı zamanda Myspace'in de ortaklarından. Homemint. bir ev dekorasyon sitesi. Eskiden müşterisi olduğu bir iç mekan tasarımcısıyla sonra ortak olan Justın bu siteyle insanlara makul fiyatlı önerilerle evlerini nasıl döşeyeceklerini gösteriyor ve aynı zamanda bu ürünleri satıyor. Bebekler için tamamen doğal ürünler satmayı hedefleyen e-ticaret

markası Honest.com u 2012 de kuran Jessica Alba'da bu alanda yatırım yapan bir diğer ünlü. Ashton Kutcher işe teknoloji sitelerine yatırım yapmanın yanı sıra bazı e-ticaret şirketlerine de danışmanlık yapıyor. Kutcher’in yatırım yaptığı teknoloji şirketleri arasında Skype, Foursquare ve Path gibi şirketler bulunuyor. İşin online alışveriş tarafında bulunanlardan biri de Airbnb. Geçtiğimiz günlerde Türkçe olarak da hizmet vermeye başlayan Airbnb‘de kullanıcılar kiralama hizmetlerinden, fark-

lı bölgelerde kalacak yer arama gibi bir çok farklı seçenekten yararlanabiliyor. Bu konudan geçen yazımda bahsetmiştim. Ashton Kutcher, Airbnb’ye yatırım yapmasının yanı sıra ayrıca, global pazarlama ve marka konuları hakkında da danışmanlık yapıyor.

DİŞİ VE GÜÇLÜ John Paul Ataker’in 2014 Sonbahar/ Kış koleksiyonu New York’ta tanıtıldı. Kolleksiyonda özellikle kadının dişi ve güçlü olduğuna vurgu yapıldı NEW YORK - AA

PORSCHE 918 SPYDER 9

18 Spyder, Porsche tarafından tasarlanan bir Hybrid otomobil. İlk olarak 80.Cenevre Fuarı’nda tanıtılan otomobil için 2013’de 918 adet üretilmesi planlanmıştı. Michael Mauer tarafından yarış tecrübelerinden faydalanarak tasarlanan otomobil Hybrid özelliği sayesinde de az yakıt kullanma özelliğine sahip. Lüks araba kavramının temsilcisi konumundaki Porsche 918 Spyder fiyatının karşılığında, elektrikli motoruyla, yaktığından daha fazla hız yapma kapasitesine de sahip. Sadece iki galeride satıla-

cağı bilgisi verilen arabanın satışının geçtiğimiz ay başlamış olduğu söyleniyor. Eh 850 bin dolar ödeyince bazı özellikler ister insan otomobilinde. Satın alanınız olursa daha detaylı bilgi rica ediyorum.

Türk markası, John Paul Ataker’in 2014 Sonbahar-Kış koleksiyonu New York’ta Amerikan moda dünyasına tanıtıldı. John Paul Ataker yöneticilerinden Kerime Ataker (ortada), koleksiyonla ilgili bilgi verdi.

J

ohn Paul Ataker'in 2014 Sonbahar/Kış koleksiyonu New York'taki MercedezBenz Moda Haftası etkinlikleri kapsamında özel hazırladığı koleksiyonunu tanıttı. Etkinliğe, aralarında Amerika'nın ünlü televizyon yıldızı Oprah Winfrey ve Amerikan moda dünyasının önde gelen isimleri katıldı. John Paul Ataker'in ''The Couture Label'' Başkanı Kerime Ataker, New York'a ait yeni koleksiyonu Amerika'ya sunmak için bu etkinliği düzenlediklerini söyledi. New York ''showroom''da tanıtılan kıyafetlerin Türkiye'de üretildiğini ve sadece Amerika için hazırlandığını belirten Ataker, amaçlarının kaliteli bir Türk markası olarak John Paul Ataker'i, Amerika'ya ve dünyaya sunmak olduğunu açıkladı. Kerime Ataker, eylül ayındaki NY Mercedez-Benz Moda Haftası'nda yer alacaklarını

bildirerek, yüksek kaliteli kumaşlarla dikilen Amerikalılara hitap eden Sonbahar/Kış koleksiyonunda, kadının dişi ve güçlü yanını öne çıkardıklarına dikkat çekti. Kumaş ve tasarımın John Paul Ataker'e ait olduğunu belirten Ataker şunları söyledi: ABD ZOR BİR PAZAR ''Amacımız sadece elbise çıkarmak değil. Önemli olan onun kumaşı, onun kalıbı, her şey düzgün olmalı ki ilgi çeksin. Bu piyasa o kadar kolay bir piyasa değil. Özellikle Türkiye piyasasıyla Amerikan piyasası gerçekten çok farklı.'' ''Özellikle yeni markaysan ve ABD'de görünmek istiyorsan Coterie fuarına katılmak zorundasın'' diyen Ataker, Paris dışında katılacakları New York'taki 23 Şubat'ta başlayacak olan Coterie moda fuarından oldukça umutlu olduklarını söyledi.


Lauren Bush West Village’li oldu

Lauren Bush

(NEW YORK - POSTA212) Eski ABD başkanlarından George W. Bush’un yeğeni ve George H. W. Bush’un torunu model Lauren Bush ve kocası David Lauren, finansal sorunlar yaşayan ünlü fotoğrafçı Annie Leibovitz’ın West Village’daki evini 28.5 milyon dolara satın aldı. Lauren çiftinin satın aldığı üç bölümden oluşan mülkün tamamı 947.611 metre kareden (10.200 square feet) oluşuyor. Bu özel evde; yedi yatak odası, beş banyo, onüç şömine ve özel kapısı olan bir bahçe bulunuyor. Lauren Bush Lauren aynı zamanda, tüm dünyada çocuklara yardım eden FEED’in kurucu ortağı ve CEO’su olarak görev yapıyor. Ralph Lauren’in oğlu David Lauren ise Ralph Lauren mağazalarının yöneticisi.

www.posta212.com

Empire State Soçi için yandı

(NEW YORK (AA) New York’ta 22. Kış Olimpiyatları’na katılan ülkelerin bayraklarının renkleri, Empire State binasına yansıtıldı. New York’un simgelerinden Empire

State binasında özel günlerde gerçekleştirilen ışık gösterisi, bu kez Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen 22. Kış Olimpiyatları için yapıldı. Özel bir firma tarafından hazır-

lanan ışık efektleriyle olimpiyatlara katılan 87 ülkenin bayraklarının renkleri Empire State binasına yansıtıldı. Işık gösterisi izleyenler tarafından beğenildi.

12 Şubat 2014 Çarşamba

• YIL 1 • SAYI 39

New York Kış Olimpiyatları! BD, Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenen 22. Kış Olimpiyatları’nda kalabalık bir takım ile mücadele ediyor ve madalya peşinde koşuyor. Ancak

öte taraftan bir anlamda New York’ta da alternatif kış olimpiyatları devam ediyor. New Yorklular, sokaklarda eriyen karların oluşturduğu çamurlu küçük göletlerden geçmek için adeta milli sporcularına taş çıkaracak figürler sergiliyor.

1

Bebek arabasıyla amansız bir mücadeleye giren anneler, New York sokaklarında bob kızağı kategorisinde rekorlar kırıyor.

2

Artistik buz pateni kategorisinde yarışan kadın ve erkekler, ritmik ve zarif hareketlerle bir anda çamurlu karlı suyun karşısına atlıyor ve madalyaya uzanıyorlar.

3

ST STİL KA E B ER

Kadınların talihsizlikler yaşadığı anlarda ise centilmenliği elden bırakmayan erkekler, serbest stil kayak kategorisinde yarışıyor ve kalplerin şampiyonu oluyor.

4

TİK PATİ S İ N RT

BIATLON

AJ

S

Z PATENİ U B

K YA

B KIZAĞI O B

A

NEW YORK - POSTA212

A

Kutup soğukları uzun süredir New York’u adeta esir aldı. Her yerde kar var her yer buz gibi. New Yorklular da durum böyle olunca Soçi Kış Olimpiyatları’nda mücadele eden ABD milli takımı oyuncularını hiç aratmıyor

Artistik patinaj dalında yarışan babalar da, kucaklarına aldıkları çocuklarıyla iyi bir çift oluşturuyorlar ve zarif hareketlerle çocuklarını kazasız belasız karşıya geçirdikleri için seyircilerin takdirini kazanıyorlar.

5

Toplu taşıma araçlarına binmeye çalışan New Yorklular ise dünyanın en iyi biatlon performansını gösteriyor.

Başkandan modaya 3 milyon dolar katkı NEW YORK - POSTA212

N

ew York’ta 6 Şubat’ta başlayan ve tüm hızıyla devam eden Moda Haftası’nın ilk gününde konuşan New York Belediye Başkanı De Blasio, şehrin en göz alıcı sektörü olan modaya yerel üreticileri desteklemek ve sektörü büyütmek için 3 milyon dolar katkı payı ayıracaklarını açıkladı. De Blasio, “Moda, New York’un önemli endüstrilerinden. Bu nedenle küçük işletmeleri büyütmek ve güçlendirmek için Amerika Moda

De Blasio

Tasarımcıları Konseyi (Council of Fashion Designers of AmericaCFDA) ile işbirliği içindeyiz” dedi. Etkinlikte de Blasio’ya yakın olan CFDA başkanı tasarımcı Diane Von Furstenberg, “De Blsio’yu ilk gördüğümde onun çekici, iyi ve komik olduğunu düşündüm” dedi. Moda sektöründe lider birçok isim eski belediye başkanı Michael Bloomberg’e yakındı ve de Blasio’nun başkanlık kampanyasında ona destek vermemişlerdi. Birçok tasarımcı, 12 yıllık Bloomberg döneminden sonra Blasio’a temkinli gözlerle bakıyor.

Google Glass suçlulara karşı NEW YORK - POSTA212

N

ew York Polis Departmanı (NYPD), Google’ın akıllı gözlüğü Google Glass’ı suçla mücadele etmek için test etmeye başladı. NYPD, polislerin Google Glass kullanmasını sağlayarak bir şüphelinin hayat hikayesinin hızla görülebilmesini amaçlıyor. The New York Post gazetesine konuşan yetkililer, polislerin test aşamasında olan Google Glass sayesinde şüphelilerin suç kayıtları, fotoğrafları ve diğer önemli bilgilere saniyeler içinde ulaşabileceğini belirtiyor. Yetkililer ayrıca, eğer Google

Glass test aşamasında başarılı olursa hem polis hem de halkın güvenliği için önemli bir adım atılacağını ifade ediyor. Google ise polis departmanıyla ortak bir çalışma içinde olmadığını ama Explorer programının herkese açık olduğunu vurguluyor. Dünya içinde yeni bir teknoloji olan Google Glass’ın Google’ın web sitesindeki fiyatı 1.500 dolar. Gözlüğe yerleştirilen bir mini bilgisayar ve şeffaf mini ekran sayesinde Google Glass’ı kullanarak internete bağlı olan kişi şeffaf ekranda bir harita ya da ekranda akan yazılar görürken, aynı anda önünü de görebiliyor.

POSTA212 - SAYI 39 - EK  

10 Şubat 2014, Pazartesi

Advertisement