Özgür Gelecek Yolunda İşçi-Köylü Sayı 10

Page 1

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

www.iscikoylu.org

Say›: 2004-10

10

*Y›l:2 *3-16 Aral›k 2004 *Fiyat›: 750. 000 TL ISSN:1303-9350

Ezilenler sahip olduklar› güçle harekete geçtiklerinde

ONLAR KAÇACAK YER B‹LE BULAMAYACAKLAR! Onlar, tüm dünyada terör estirip, halklar›n mücadelelerine terörizm etiketi yap›flt›r›p; Afganistan ve Irak’ta oldu¤u gibi ülkeleri iflgal edenlerdir. Onlar, Irak’ta bulamad›klar› kimyasal silahlarla Felluce sokaklar›n› kana bulayanlard›r. Hiçbir fley yetmez onlara; daha çok kâr, yani daha çok kan, vahflet, zulüm isterler. Kendi ülkelerinde de iflsizlik, yoksulluk, yozlaflma tüm h›z›yla sürerken; bir de her fleyi halklar› için yapt›klar›na inanmaz› isterler. *** Bunlar, dünyan›n hakimi, büyük efendileridir. Bir de kontrolleri alt›ndaki ülkelerdeki kuklalar›, uflaklar› ve iflbirlikçileri vard›r. Bunlar›n kim olduklar› önemli de¤ildir; be¤enilmezse Gürcistan’daki, Ukrayna’daki gibi ya da daha aç›k bir flekilde fiili’deki, Türkiye’deki gibi devrilmelidirler. Büyük efendilerin o ülkelerdeki kan/kâr damarlar›d›r onlar. Yani Ay-

dos’taki, Alibeyköy’deki gibi halk›n evini bafllar›na y›kan, hastanelerini satan, daha 12’sindekileri “terörist” ilan edip katledenlerdir. Yani en az efendileri kadar sorumludurlar her fleyden. *** K›sacas› emperyalistler ve onlar›n uflaklar›, iflbirlikçileridir onlar. Dünya halklar›n›n yoksullu¤unun, zamans›z/erken/sualsiz ölümlerinin, iflsizli¤inin, geleceksizli¤inin bafl ve ilk elden sorumlular›d›rlar. Emperyalist efendiler karar verir, uflaklar› uygulamada tereddüt etmezler. Ufla¤›n ufla¤› olmaz m›? Olur elbet tüm tasfiyeciler, reformistler, sivil toplumcular bilerek ya da bilmeyerek bu tabloyu tamamlarlar. Ancak ne zaman ki iflçi, emekçi, köylü ve halk gençli¤i yani ezilenler kendi güçlerini görecek ve harekete geçecek; iflte o zaman onlara kaçacak tek bir yer dahi kalmayacakt›r.

“Kadife devrim” senaryolar›n›n yeni adresi: Ukrayna Ülkemizin kuzeyinde ve bölgenin zengin kaynaklar›na sahip olan Avrasya olmas› nedeniyle tüm dünyadaki “denge”leri etkileyecek güce sahip geliflmeler, özellikle son y›llarda h›zla bafl göstermektedir. Geçti¤imiz y›l “Kadife Devrim” olarak nitelenen bir darbeyle Gürcistan’da Amerika yanl›s› olan ve seçimlerde yenilgiye u¤rayan Mihail Saakaflvili, sokaklar› ve kitle taban›n› kullanarak iktidar› ele geçirmiflti. Daha önce de Yugoslavya’da uygulanan ve parçalanmayla sonuçlanan bu senaryo, ayn› biçimiyle Ukrayna’da sahneye konulmaya çal›fl›l›yor.

2. tur devlet baflkanl›¤› seçimlerini 21 Kas›m’da yapan Ukrayna’da seçime kat›lan Viktor’lardan Rusya yanl›s› Viktor Yanukoviç, di¤er Viktor Bat› yanl›s› Yuflenko karfl›s›nda galibiyet elde etti ancak (yine Gürcistan’daki gibi) Yuflenko taraftar› kitleler sonuçlar› ret ederek sokaklar› muhalefetin rengi turuncuya boyamaktad›r. Yine Gürcistan’da oldu¤u gibi Ukrayna’da iki kifli aras›nda yaflananlar› basit ve s›radan bir iktidar dalafl› olarak de¤erlendirmek mümkün de¤ildir. Zira yukar›da ifade etti¤imiz gibi söz konusu bölge Avrasya’d›r ve

“Dünya hakimiyeti için Avrasya’ya hakim olmak flartt›r” belirlemesi bugün için de emperyalistler aç›s›ndan geçerlili¤ini korumaktad›r. Sayfa 22-23

n ü’de l y ö ‹flçi-k

EMPERYAL‹ZM‹N OYUNLARINA KARfiI SAFLARI SIKLAfiTIRMANIN ZAMANIDIR!

Sayfa 30


2

3-16 Aralık 2004

ANMA

10

- Aç›l›fl konuflmas›

19 Aral›k 2000 tarihinde “Hayata Dönüfl Operasyonu” ad› alt›nda, faflist Türk devleti onlarca siyasi tutsa¤› katletmifl ve F tipi hapishaneleri açm›flt›. F tipi hapishaneler o günden bugüne iflkence ve katliam merkezleri olma özelli¤ini koruyor... Bugüne kadar tarihsel ölüm orucu direniflinde 117 insan›m›z flehit düfltü, 500’ü aflk›n tutsak da sakat kald›.. Bunun d›fl›nda F tipi tecrit ve izolasyon ve iflkenceye dayanamayarak intihar eden; hayat›n› kaybeden 10’larca adli tutuklu ve hükümlünün bulundu¤u,yüzlerce kifli de a¤›r psikolojik sorunlarla yüzyüzedir... Tüm devrimci, demokrat, ilerici ve yurtsever kifli ve kurumlar›n duyarl› davranarak etkinli¤e kat›lmaya davet ediyoruz...

- Sinevizyon - Ölüm Orucu gazileri - Müzik dinleti Yer: Regensburg, Saat: 13:00 Tarih: 19 Aral›k 2004

TECR‹T VE YEN‹ ‹NFAZ YASASI’NA KARfiI MÜCADELEY‹ BÜYÜTEL‹M!

Binlerce devrimci ve yurtsever politik tutsa¤›n zindanlarda tutuldu¤u Türkiye de faflist rejimin, tecrit terörüyle politik tutsaklar›n iradesini teslim alma sald›r›s›n› her geçen gün daha da yo¤unlaflt›rmaktad›r. 19 Aral›k 2000 y›l›nda F Tipi sald›r›s›yla birlikte binlerce devrimci tutsa¤› F Tipi tecrit cezaevlerine koydu. 20 cezaevinde birden gerçeklefltirdi¤i katliamlarla 28 tutsa¤› katletti. Yüzlercesini yaralad› ve sakat b›rakt›. Tecrit terörünü yenmek için F Tipi cezaevlerinde de ölüm orucu direnifllerini inanc›n ve iradenin

gücüyle sürdürdü. Tecride karfl› bugüne kadar süren fiili ve ölüm orucu direniflinde 117 devrimci tutsak yaflam›n› yitirdi. Yüzlercesi sakat kald›. Tecrit cezaevlerinin inflas› ve aç›l›fl›n›n ard›ndan ç›kart›lan Yeni ‹nfaz Yasas› Tasla¤›yla Tek Tip Elbise giyme zorunlulu¤u dayat›lmaktad›r. Bu uygulama tutsaklar›n siyasal kimli¤ine do¤rudan bir sald›r›d›r. Afla¤›lay›c› bir araçt›r. Ayr›ca, tutsaklar›n avukat, görüfl, haberleflme, doktora gitme, tedavi olma gibi birçok özlük haklar› s›n›rland›r›l›rken, sald›r›lara karfl› toplu dilekçe verme, direnme hakk› olan açl›k grevi, ölüm orucu eylemi yönetmelikler yeterli görülmeyip cezai yapt›r›mlarla yasaklanmaktad›r. Tutsaklar›n sald›r›lara karfl› direnme haklar›n› kullanmalar› ek cezalar› içermektedir. K›saca Yeni ‹nfaz Yasas› Tasla¤›n›n özü her türlü ortak davran›fl› ve örgütlülü¤ü ikinci kez cezaland›rarak, onlar›n iradesini k›rmay› hedeflemektedir. Tecrit insanl›¤a karfl› bir sald›r›d›r. Tecrit iflkencedir. ‹flçi s›n›f› ve emekçilere karfl› bir sald›r›d›r. Yaflam›n içerde ve d›flar›da hücrelefltirilmesidir. Politik tutsaklar flahs›nda tüm topluma, iflçi ve emekçilere, ezilenlerin iradesine, gelece¤ine yönelik bir sald›r›d›r. Tecrit’e karfl› mücadele sadece tutsaklar›n ve ailelerinin, yak›nlar›n›n, devrimcilerin görevi olarak alg›lanamaz. Bu mücadele tüm ilerici insanl›k

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI

Avrupa’da iflçi ve emekçilere yönelik emperyalist küreselleflme sald›r›lar› sürerken, iflçi ve emekçilerin siyasal öncüleri devrimci tutsaklara da tecrit terörü uygulanmaktad›r. Fransa’da ‹spanyol devrimcilere, ‹spanya’da Bask’l› devrimcilere, ‹rlanda’da IRA’l› devrimcilere, Yunanistan’da anti-faflistlere, Türkiye’de devrimci ve komünist tutsaklara yönelik tecrit sald›r›lar›, var olan tecrit koflullar›n› daha da a¤›rlaflt›ran yeni cezaevleri infla ediliyor, yeni infaz yasalar› ç›kart›l›yor. Neoliberal sald›r›lar›n bir parças› olarak Meza, Stamheim, Haydari Kamplar›, F Tipi, D ve L Tipi cezaevleri olarak tecrit duvarlar› örülmekte, yaflam hücrelefltirilmektedir. Avrupa Birli¤ine girerek ‘demokrasi ithal edece¤iz’ diye düflünenler Amerika’dan Avrupa’ya, Avrupa’dan da Türkiye’ye tecritte uyum politikalar›n› pekifltirmektedirler.

ailesinin ortak sorunudur. Avrupa’da yaflayan göçmen iflçi ve emekçilerin de sorunudur. Burada yaflayan tüm iflçi ve emekçi y›¤›nlar›n ortak sorunudur. Uluslar aras› sermayenin iflçi ve emekçilere yaflam›n her alan›nda yöneltti¤i sald›r›lara karfl› Avrupa’da neoliberal sald›r›lara karfl› iflçi s›n›f› ve emekçi y›¤›nlar›n mücadelesi büyümektedir. ‹flçi s›n›f› üretimden gelen gücünü sendikal bürokrasi ihanetine karfl›n kullanma kararl›l›¤› göstermektedir. Emperyalist burjuvazi bu mücadelenin önünü kesmek için öncü iflçileri tecrit ederek sald›r›s›n› gündemlefltirmektedir. DeimlerCrysler direniflinde otoban iflgali yapan iflçilerin önünde yürüyen öncü iflçiler mahkemeye verilerek haklar›nda dava aç›l›rken, Opel iflçilerinin fabrika iflgaline önderlik eden do¤al iflçi önderleri iflten at›ld›. ‹flçilerin gözünü korkutma ve sindirme amaçl› bu sald›r›lar, öncü iflçileri s›n›ftan tecrit etme sald›r›lar›d›r. Sermayenin sald›r›lar› bir bütündür. ‹flçi s›n›f› ve emekçiler de tüm sald›r›lara karfl› ortak bir mücadele cephesi gelifltirmelidir. Fransa’dan ‹spanya’ya, ‹talya’dan Yunanistan’a, ‹ngiltere’den Türkiye’ye politik tutsaklar›n tecrit’ine karfl› mücadeleyi, iflçi s›n›f› ve emekçilerin neoliberal sald›r›lar›na karfl› mücadeleyle birlefltirmelidir.

6 AYLIK: 10.200.000

Avrupa’da örgütlü bulunan demokratik kurumlar ve kitle örgütleri olarak, Türkiye de tecrit’e karfl› bafllat›lan mücadeleyi Avrupa da sadece destekleyeni de¤il, yürütücüsü olaca¤›z. Türkiye’de tecrit’e karfl› büyüyen mücadelenin sesiyle birlefltirece¤iz. Devrimci, komünist tutsaklar bu toplumun vijdan›d›r, dilidir, gözü kula¤›d›r, yüre¤inin sesidir. Tüm ilerici insanl›k ailesini, demokratik kurumlar›, inisiyatifleri, platformlar› politik tutsaklara yönelik tecrit terörüne karfl› mücadele etmeye, seslerini ve güçlerini birlefltirmeye, dayan›flmalar›n› eylemli k›lmaya ça¤›r›yoruz. Devrimci, komünist tutsaklar›n özgürlük istemleriyle, tutsak yak›nlar›n›n sesiyle buluflmak için, dayan›flmay› büyütmek için yar›n geç olmadan harekete geçelim. Tecride karfl› mücadele iflkenceye karfl› mücadeledir. Yaflam›n içerde ve d›flar›da hücrelefltirilmesine karfl› mücadeledir. Tecritte Bo¤ulmak ‹stenen Bu Ses, Senin Sesindir. Sessiz Kalma!. Tecrit’e ve Yeni ‹nfaz Yasas›na Karfl› Birlik/AVRUPA (ADHK, ADHF, FDHF, DGH, AG‹F, ‹G‹F, FG‹F, G‹K-DER, HVEKSAV, AT‹K, AT‹F, HT‹F, ‹T‹F, ATG‹F, B‹RKAR, Yaflamevi, ÜGEParis Yaflamevi Giriflimi) Kontak email: tecrit_karsiti@yahoo.de

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

10

3-16 Aralık 2004

Felluce sokaklar›nda aranan “hayalet” iflgalcileri vuruyor

9 Kas›m’dan bu yana Felluce’de yaflananlar insanl›k dram›n›n ötesinde anlamlar içeriyor. ‹kinci dönem Bush dünya kamuoyuna ikinci kez oturuflunun en kanl› merhabas›n› yapt›. Felluce’ye sald›r›da bugüne kadar yaflanan tabloyu belli çarp›c› bölümleriyle bir kez daha hat›rlayal›m; Felluce’nin sivil bölgelerini zehirli gazlarla, kimyasal silahlarla, insan duyular›n› yok eden anestetikle bombal›yorlar. Sald›r›n›n bafllad›¤› günden itibaren napalm bombalar›yla, hidrojen-fosfor kar›fl›m›ndan elde edilen, sar›msak kokulu ve çok zehirli bir bileflen olan fosfor bombalar›yla, misket bombalar›yla bombal›yorlar. ‹flgal ve direnifl bölgesinden görgü tan›klar›n›n anlat›mlar›na göre sokak ortas›nda yüzlerce yanm›fl ceset bulunuyor. Bu cesetlerde kimyasal silah kullan›ld›¤›na dair çeflitli verilerin oldu¤u bas›na yans›d›. Yani ABD Felluce’yi, Irak halk›n› kimyasal silah kullanarak yok etmeye çal›fl›yor. Halepçe katliam›n› aratmayan görüntüler, yaflananlar›n Halepçe katliam›n›n boyutlar›ndan daha a¤›r oldu¤unun iflaretlerini veriyor. ABD savafl makineleri, iflgal ettikleri bu topraklarda kad›n ve çocuklara tecavüz ettikten sonra katlediyor ve ard›ndan cesetlerini sokaklara at›yor. Bu cesetlerin parçalar› köpeklerin a¤z›nda. Sokaklardan toplad›klar› cesetleri toplu mezarlara gömen Amerikal› katiller sürüsü, gömemediklerini F›rat Nehrine b›rak›yor. Ve 9 Kas›m tarihinden itibaren F›rat Nehrine 5 bin sivilin at›ld›¤› yap›lan aç›klamalar aras›nda. Kimyasal silahlar›n aylar öncesinden direnifl bölgelerinin çevresine stok yap›ld›¤› ise emperyalist suç ortaklar› ve iflbirlikçileri taraf›ndan bilinen bir gerçek. Kuveyt’ten, Ürdün’den ve Suudi Arabistan’dan Irak’a ba-

z›lar› K›z›lhaç arabalar›yla olmak üzere kimyasal silah tafl›nd›. Ve iflgalin bafllamas›n›n ard›ndan bu kimyasal silahlar›n tümü Felluce’de yaflayan halk›n üzerinde kullan›lmaya baflland›. ‹kinci Bush döneminde bu kimyasal silahlar›n nerede kullan›laca¤› ise flu anda belli de¤il. Bu örneklerin yan›s›ra Felluce’nin iflgal alt›nda tutulan sokak ve evlerinden gelen baflka haberler de var. Bunlardan sadece biri: Çocu¤unu, hastane bulunmad›¤› ve evden ç›kmak ölüm anlam›na geldi¤i için hastaneye tafl›yamamas› sebebiyle kan kayb›ndan ölünceye kadar seyreden ve onu evinin avlusuna gömmek zorunda kalan Irakl›n›n hikayesi ‹ngiliz The Independent gazetesinin ilk sayfas›nda yay›mland›. ‹flgalin daha ilk günlerinde Felluce’nin tek sa¤l›k oca¤›n› bombalayan ve doktor, hemflireleri katleden, ambulans›n› kullan›lamaz hale getiren Amerikal› katillerin gerekçesi ise t›pk› öncekilerde oldu¤u gibi direniflçilerin tedavi edilme olas›l›¤›n› ortadan kald›rmakt›. Sald›r›dan yaralanarak kurtulmay› baflaranlara flu anda hiçbir t›bbi müdahale yap›lam›yor ve onlar da bulunduklar› yerde kendinden öncekiler gibi ölmeyi bekliyorlar. Sald›r›dan ç›kmay› baflaran halk flimdi mülteci kamplar›nda büyük bir sefalet içinde yafl›yor. ABD tüm vahfletine ve katliamlar›na ra¤men Felluce’de kaybetti¤i “onurunu” yeniden kazanamad›. Aksine bir kez daha o “onuru” hem de çok daha rezil bir biçimde direniflçilere çi¤netti. Tüm vahfletine ve sald›rganl›¤›na ra¤men Felluce’nin bütününü denetimi alt›na alabilmifl durumda de¤il. fiehrin yüzde 50’si hala direniflçilerin denetimi alt›nda. Gündüz girdi¤i sokaklardan akflam olunca çekilmek zorunda kalan ABD askerlerinin bu çekilifli ayn› zamanda bu sokaklar›n yeniden

direniflçiler taraf›ndan ele geçirilmesinin de f›rsat› oluyor. Bölgeden çok rahat girifl-ç›k›fl yapan direniflçiler, sald›r› bafllamadan önce flehrin etraf›ndaki ABD askeri birliklerine sald›r› düzenlemek için kenti terketti. fiehri savunmak için bekleyen direniflçiler ise sald›r›n›n yo¤unlaflt›¤› dönemde geri çekilerek, sald›r› için haz›rl›k yapt›lar. Resmi aç›klamalar olmasa da direniflçiler taraf›ndan yap›lan aç›klamaya göre bu sald›r›lar s›ras›nda ölen ABD askerlerinin say›s› 1200, 75’ten fazla tank ve askeri araç ise tahrip edildi. ABD’nin tüm donan›m›na ra¤men askeri aç›dan da bir yenilgi yaflad›¤› ABD stratejistleri taraf›ndan da itiraf edilen bir gerçektir. 30 Ocak’ta yap›lmas› planlanan Irak seçimleri önce “Sünni Üçgeni” olarak adland›r›lan Felluce-Ramadi-Samara kentlerinde yo¤unlaflan sald›r›lar›n nedeni seçimlerin sükunet içinde geçmesi ve ABD’nin seçimlerden istedi¤i sonucu almas›. Ancak ölmüfl çocuklar›n›n cesedi üzerinde oy kullanmaya gidecek Irakl›lar›n ABD’nin uflakl›¤›n› yapacak bir hükümeti seçmeyecekleri kesin. Bu anlamda seçimlerin ABD zoruyla ve halk›n iradesini yans›tmayaca¤› ortada olan bir gerçektir. ABD’nin bask›s› sonucu, Irak’a komflu olan ülkelerin yan› s›ra G-8 ülkeleri ve Çin ile BM, AB, Arap Birli¤i ve ‹KÖ’nün kat›ld›¤› Uluslararas› Irak Konferans› M›s›r’›n fiarm el fieyh kentinde 3 Kas›m günü yap›ld›. F›rat Nehri’ne at›lan cesetlerin gölgesinde yap›lan bu zirvenin gündem maddesi seçimlerdi. ‹flgali tüm zorlamalar›na ra¤men meflrulaflt›ramayan ABD’nin bu s›k›flm›fll›¤› seçimlerle atlatma hedefinin gölgesinde geçen tart›flmalarda kurulacak hükümeti Irak halk›n›n iradesinden ba¤›ms›z tart›flmalar› ve yaflanan vahfletin gündem maddesi dahi yap›lmamas› zirvenin

niteli¤ini anlamak aç›s›ndan yeterlidir. Zirveye Türkiye ad›na kat›lan Abdullah Gül yapt›¤› aç›klamada Türk floförlerinin öldürülmesi olay›na de¤inerek flu aç›klamay› yap›yor; “Bugünkü koflullar alt›nda Türkiye’nin Irak ile ba¤lar› hala çok güçlü. Irakl›lara yapt›¤›m›z insani yard›mlar kesintisiz devam ediyor. Bununla birlikte bu yard›mlar, giderek daha çok Türk kamyon floförünün hayat›na mal olarak devam ediyor.” Bölgeye gönderilen Türk floförlerinin ço¤unun ABD askerlerinin ihtiyac› olan malzemeleri tafl›d›¤›n› art›k bilmeyen ve duymayan yoktur. Bu gerçe¤e ra¤men Irak halk›na nas›l bir yard›m›n yap›ld›¤› sorusu akla geliyor. Irakl›lar› katlederek özgürlefltiren, yaral›lar› infaz ederek ba¤›ms›z b›rakan Amerikal› katiller sürüsüne tafl›nan malzemeler Irak halk›na nas›l bir yard›m anlam› tafl›maktad›r acaba? Bush yap›lan son seçimleri de kazand›, ancak gelece¤inden emin de¤il, rahat de¤il. Emin olmad›¤› için de böylesine azg›n sald›r›lar içine giriyor. Kaybettikçe vahfli yüzünü biraz daha a盤a ç›kar›yor. Kaybettikçe “küresel kaos” teorilerini ortaya at›yor ve bunun için elinden geleni yap›yor. Dünyan›n büyük nefretini alan Bush biliyor ki bu nefret Felluce’de yakt›¤› cehennemden çok daha büyük bir atefl ç›karabilir. Uzun zamand›r tart›fl›lan ve emperyalistlerin büyük bir tedirginlikle bekledikleri yeni ekonomik kriz emperyalistlerin sald›rganl›¤›n›n nedenlerinden bir tanesi ancak önemli. Krizin derinleflmesi ise dünya ezilenlerinin ABD karfl›tl›¤›nda somutlanan tepki ve öfkesi yeni patlamalar›n habercisi. Bu tablonun içinde ülkemizde yaflanan c›l›z anlamdaki tepkilerin yetersizli¤inin yan›s›ra en çok tart›fl›lan konu bu süreçte ‹slamc›lar›n tepkisizli¤i ve katliama karfl› sessiz kalmalar›. Yüzlerce camiinin bombaland›¤› ve insanlar›n içinde katledildi¤i Irak’ta yaflananlara ‹slami cepheden verilen cevap Cuma namaz› ç›k›fl›nda Irak’ta ölenler için k›l›nan g›yabi cenaze namaz›ndan öteye geçemedi. AKP’nin hükümette oluflu bu tepkisizli¤in nedenlerinden birini olufltururken, di¤er neden ise ABD’nin hükümette ‹slam’› besleme ve gelifltirme politikas›d›r. Son y›llarda gözle görülür bir flekilde gelifltirdi¤i ve besledi¤i bu politika ‹slami cephede tepkilerin bast›r›lmas›n› getirmekte ve ABD karfl›tl›¤›n›n yarat›lmas›n› da engellemektedir. Yüzölçümü 1 km2’den fazla olmayan Golan semtinin direniflçileri, Filistin’deki Cenin kamp›n›n yan›na direniflin yeni bir kahramanl›¤›n› kaydetmek için on günü aflk›n süre direndi. Yarat›lan bu direnifl destanlar› ile birlikte Felluce sokaklar›nda arad›klar› “hayalet” tüm dünyay› saran bir gerçe¤e dönüfltü¤ünde Felluce ateflinin görkemini ve gücünü iflte o zaman görece¤iz.

Yok edilen bir yaflam ve yozlaflan kiflilikler... 22 Kas›m günü ‹nönü Stadyumu’nda Befliktafl-Çaykur Rize Spor karfl›laflmas› s›ras›nda 16 yafl›nda bir gencin, Cihat Aktafl’›n öldürülmesinin haberini verdi gazeteler, televizyonlar. “Tribünlerde öfke”, “Stadyumlarda kanayan yara” fleklinde manfletten verilen haberlerin ard›ndan futbol federasyonlar›, hükümet sözcüleri biraraya

gelerek al›nabilecek ama hiçbir zaman al›nmayan önlemler üzerinde durdular. “Futbol terörü”nün son kurban› Cihat Aktafl’›n öldürülmesi yeni de¤il bizler için. 4 y›l önce 2000 y›l›n›n Nisan ay›nda Galatasaray-Leeds United maç›nda iki ‹ngiliz taraftar öldürülmüfltü. Bas›nda yine çokça önlem tart›flmalar›na yer verilmifl ve Eylül

ay›nda bir tebli¤ yürürlü¤e girmiflti. Bu tebli¤e paralel olarak 2002-2003 Süper Lig Sezonu bafllamadan önce A¤ustos ay›nda klüp yöneticileri, vali ve emniyet müdürünün kat›l›m›yla Beylerbeyi Polisevi’nde bir zirve yap›lm›fl ve bir dizi güvenlik önlemi(!) al›narak yasaklar getirilmifl, bu yasaklar karara ba¤lanm›flt›. S›k› tutulan(!) bu önlemlerin

kamuoyuna ilan edilmesinden sadece 4 ay geçtikten sonra ise Fenerbahçe-Galatasaray derbisinde yine olaylar ç›kt›. Bu gözalt›larla beraber Türkiye “futbol terörü”nün gerçek nedenleri hakk›nda k›smi anlamda da bir bilgi edinmifl oldu. Gözalt›na al›nanlar›n ifadelerinin bas›na yans›yan bölümlerinde “klüplerden destek gördükleri, reklam


4

3-16 Aralık 2004

S›n›fsal Bak›fl “B‹R CAN DAHA ÇO⁄ALACA⁄IZ BU KIfi, GÜN OLUR DEVRAN DÖNER VE UMUT YET‹fi‹R” Ahmet Arif ‹brahim Kaypakkaya, yoldafllar›yla birlikte, partinin, ordunun ve ayn› zamanda komünist gençlik örgütünün temellerini atarken tarihteki bir çok benzerleri gibi “genç” bir önder s›fat› tafl›yordu. Komünizm u¤runa yürüttü¤ü mücadelede flehit düfltü¤ünde, bu durumu de¤iflmemiflti. Nitekim kuruluflundan günümüze Proletarya Partisi’nin vermifl oldu¤u flehitlerin büyük ço¤unlu¤u bu gerçekli¤in “yaflat›c›s›” oldular. Daha genifl bir perspektifle bak›ld›¤›nda görülecek olan ise, birden fazla yafl kufla¤›n›n devrim mücadelesini omuzlamakla yükümlü olabilece¤idir. Bu durum, öncü kuflaklar›n “feda” bilincini komünizm ufkuyla donatt›klar› takdirde yerli yerine oturtabileceklerini göstermektedir. Aksi takdirde uzun soluklu mücadelenin yakalanabilmesi son derece zordur. Nitekim tasnifi yap›lan ‘68 ve ‘78 kuflaklar›ndan günümüze, de¤il Proletarya Partisi’nin saflar›nda, devrimci çizgide kalabilenlerin dahi s›n›rl› say›da olabilmesi “anlaml›d›r”. Ortal›¤a düflen bir tak›m nostalji tacirlerinin, bitmez “tükenmez”lerin, “Vartinik” art›klar›n›n ve bütün “vicdan azapl›” müzeliklerin bit pazar›na nur ya¤d›rma çabalar› ibretle izlenmektedir. Ders al›nmal›d›r; komünistlerin yaflamlar›ndan ve mücadelesinden, kavgas›ndan ve direniflinden ö¤renilmelidir. Ders al›nmal›d›r; mücadeleyi terk edip gidenlerin bireysel yaflamlar›ndan ve tercihlerinden de ö¤renilmelidir. Bu kiflilerin bizlere, genç kuflaklara aktaracaklar› “çok önemli” fleyleri olmal›d›r. Onlar›n anlatacaklar›, e¤er bir nebze fark›ndalarsa, s›n›f mücadelesine seyirci kalman›n ne

menem bir fley oldu¤udur! Bunlar›n geçmiflteki mücadeleye iliflkin “askerlik an›lar›” gibi söyleyeceklerini kimsenin dinleyece¤i yoktur. Onlar› gerçeklere ruhunu katarak bize flehitlerimiz anlatt› ve anlat›yor. Onlar bugün de alâs›yla yaflan›yor ve hep yaflanacak, yaflat›lacak. Kavgan›n elbette dünü önemliydi ama daha önemlisi bugünü var, daha da önemlisi yar›n› var! Marksist-Leninist-Maoistler halka karfl› kavray›c› ve kuflat›c› yaklaflmay› prensip edinirler. En genifl kesimleri bir araya getirmeyi hedeflerler. Düflmanlar› ile dostlar›n› ay›rmaya özen gösterirler. Dolay›s›yla dostlar›na da buna uygun titizlikle davran›rlar. Devrimin kitlelerin eseri, halk savafl›n›n halk›n savafl› oldu¤unun bilincinde çal›flma yürütürler. Faaliyetlerinin merkezine her alanda örgütlenmeyi koymufllard›r. Bu anlay›fl, ilke ve perspektifle hareket ederken gerçekçi olmak durumundad›rlar. Dejenere olmufl, kirlenmifl, iflah olmaz unsurlar ve çevrelerle u¤raflmazlar. Ölüyü diriltmenin nafile çabas›na kalk›flmazlar. Parti faaliyetinin bu konuda harcamas›na izin vermezler. Yayg›n biçimde ifllendi¤i üzere, devrimci mücadelenin yükselifl y›llar› bak›m›ndan ‘68 ve ‘78 dönemlerinde, flu veya bu biçimde herhangi bir “sol” etiketli siyasi hareketin saflar›nda yer alanlar “kuflak” olarak adland›r›lmaktad›r. Bu ortak payda, aradan ancak ony›llar geçtikten sonra nostaljik bir temelde “anlam” kazanmakta ve yafll›l›kta “oyalan›lacak” bir “hobi” halini almaktad›r. Bunun için elbette ki bir tak›m gerekçeler yarat›lmakta

gelirlerinden pay ald›klar›” belirtildi. Bu aç›klamalar›n etkisi daha geçmeden 20032004 sezonu bafllamadan önce 5 A¤ustos’ta Türkiye Spor Yazarlar› Derne¤i’nin ‹zmir’de düzenledi¤i turnuvada bir ölüm daha yafland›. Karfl›yaka-Göztepe maç›nda taraftarlar aras›nda ç›kan kavgada 22 yafl›ndaki Murat Kongu öldürüldü. Bu sefer yeni bir önlem olarak statlarda nezarethaneler oluflturulmas›na karar verildi. Maç s›ras›nda olay ç›karanlar kameral› özel ekipler taraf›ndan tespit edilerek bu nezarethanelere konulacakt›. Ülkemizde futbolun geliflimi dünyadaki gelifliminden ba¤›ms›z de¤il. Dünya genelinde en fazla yat›r›m yap›lan alanlardan birisi olan futbol, milyar dolarlar›n döndü¤ü bir “bacas›z sanayi” haline dönüfltürülmüfltür. Futbolla yat›p, futbolla kalkmak, tak›m tutman›n fleref, namusla bir tutulmas› ülkedeki en yoksul ve en zengin aras›ndaki de¤iflmezli¤in ifadesidir. Yoksullu¤un oldu¤u evlerde televizyon futbol ba¤›ml›l›¤›n› sürdürürken; yine yoksul semtlerde stadlarda maç izlemek ise futbol klüpleri saye-

sinde karfl›lanarak “taraftara hizmet” verilmektedir. Futbol kulüplerince otobüs paralar›, bilet paralar›, giyecek-yiyecekleri karfl›lanan taraftarlardan beklenen ise tak›mlar› u¤runa herfleyi yapabilmeleridir. Bunun en son örne¤ini Cihat Aktafl’›n ölümünden sorumlu tutulan Fatih Sözüer’in maça biletsiz girmesinde görüyoruz. Cihat Aktafl’›n ölüm haberinin daha etkisi geçmeden 27 Kas›m gü-

10 (anti-emperyalist gelenek, 12 Eylül ile hesaplaflma gibi), ifle yarar ifller de yapar gözükülmekte ama esasen verilen görüntü, yay›lan mesaj apaç›k, ayan beyan; “olan bitenler bir gençlik heyecan›yd›”, “rüyayd›”, “gerçekçi de¤ildi” fleklinde olmaktad›r. Ço¤u tuzu kuru, ifl güç sahibi bir dolu devrimci eskisi, “ömrünün bahar›nda hayata doyamadan belki de yok yere, pisi pisine vb. ölen” arkadafllar›na “vefa” borcu için kurduklar› “mezunlar derne¤i”nde mevlüt okutup günah ç›kartmakta, yaflad›klar›na dua etmeyi de ihmal etmemektedirler. Emperyalizmin, a¤›rl›kl› olarak 90’lardan sonra ve de reformizm ile kolkola açt›¤› “devrimler tükendi”, “s›n›flar tarihe kar›flt›”, “sosyalizm alternatif olmaktan ç›kt›”, “Marksizm/Komünizm iflas etti” kampanyas›na “mütevaz›” bir saf tutufl olarak adland›r›labilecek bu faaliyetler; “ne yaz›k ki” s›n›f mücadelesinin yak›c› gerçe¤i karfl›s›nda traji-komik bir soytar›l›ktan öteye gidememektedir. Devrimci mücadeleyi bir ç›rp›da “tarihe gömen”, olmad› “gençlik hastal›¤›” olarak tan›mlayan, hele ki silahl› mücadeleden “veba” gibi uzak durulmas›n› sal›k verenler; emperyalizmin dünya halklar›na reva gördü¤ü sömürü ve zumün bunca koyulaflt›¤› günümüz koflullar›nda, bir parça olsun “imana gelip”, pili bitmifl saatin bile günde iki kere do¤ruyu göstermesine nazire yapsa ve mücadeleyi/direnifli sürdürenleri selamlasalar insan olduklar›n› hat›rlayabileceklerdir. Ancak emperyalist-kapitalist sistemin açmazlar› ve ç›kmazlar› neticesinde geldi¤imiz aflama; de¤il onlar›n, hiç kimsenin kay›ts›z kalamayaca¤› ve saf›n› aç›kça belirlemek zorunda olaca¤› bir noktaya h›zla yaklaflt›¤›m›za iflaret etmektedir. “K›m›ldayan her fleye atefl edin” emri, beklenmedik direnifl karfl›s›nda bozguna u¤rayan gözü dönmüfl emperyalist iflgalciler taraf›ndan, “hareketsiz durumdakilere her ihtimale karfl› kurflun ya¤d›rmay› ihmal etmeyin”e çevrilmifltir. Bunun daha

ileri bir noktas› flüphesiz vard›r. ‹nsan akl›n›n ç›lg›nlaflmas›n›n ve vahflileflmesinin egemenler arac›l›¤›yla tan›k oldu¤umuz say›s›z örneklerindeki gibi... Bu emrin her yerde uygulanmas›n›n yan› s›ra özel manada camide görüntülenmesinin ayr› bir mesaj içerdi¤i, iyice acizleflti¤i flu süreçte ABD emperyalizminin gövde ve kararl›l›k gösterisinde bulundu¤u ise ayr›ca belirtilmesi gereken bir husustur. Gelece¤e yönelik geçmiflte yap›lan hesaplar›n ad›mlar› çok daha önceden; yani dünden oldu¤u gibi bugünden at›lmaktad›r. Bilindi¤i üzere en büyük yat›r›m insanad›r. Evrensel bir gerçeklik odur ki, s›n›flar aras›nda en ciddi kap›flma gençli¤e sahip olma konusunda yaflanmaktad›r. Bu mücadelede gençli¤in ellerini ve ayaklar›n› “eski kuflaklar”la ba¤lamaya çal›flmak bofluna bir çabad›r. Genifl manada “gençlik”, özel vurgusuyla “devrimci gençlik” “demir kuflaklar›” bile parçalayan bir gelene¤in sürdürücüsüdür. Feda ruhunu en üst düzeyde göstererek “kuflak”lar› birbirine ba¤layan, bütün toplumlar tarihinde genç kesim olmufltur. Bunun özellikle devrimler öncesinde pek tabii bir durum oldu¤u bilinen bir gerçekliktir. ‹flçi s›n›f›n›n tarihsel rolünü oynamas› için yolunu açan, ona bayraktarl›k yapan, her daim genç komünistlerdir. Genç komünistler proletarya partisinin biricik güvencesi ve sigortas›, en de¤erli hazinesidirler. Onlar›n varl›k derecesi ve geliflme potansiyeli, Proletarya Partisi’nin devrim ve iktidar meselesini ne kadar ciddiye ald›¤›n›n birebir göstergesidir. Umudun nerede oldu¤u aç›kt›r. Gelece¤i kimlerin kucaklayaca¤› bellidir. Kavgay› kimlerin omuzlayaca¤› ve ileriye tafl›yaca¤› görülmelidir. Yüzümüzü taze, ayd›nl›k ve diri yan›m›za dönelim. Proletarya Partisi’nin önderli¤indeki Komsomol’un 2. Kongresi, günümüzün kritik koflullar›nda, bu yüzden bir düzine programdan daha ileri bir ad›m olarak de¤erlendirilmelidir.

nü Samsunspor-Befliktafl maç›n›n oynand›¤› s›rada 19 May›s Stadyumu d›fl›nda Samsunspor taraftarlar› aras›nda ç›kan kavgada 17 ve 22 yafllar›nda iki genç b›çaklanarak yaraland›. Olay›n nedeni; al›nan “güvenlik önlemleri” ve maça biletsiz girmek isteyen taraftarlara izin verilmemesi. Bu olay, “futbol terörü”nün al›nan sözde önlemlerle yok edilemeyece¤inin bir ispat› oldu. Ülkemizde %70’lik bir taraftar kitlesinin alkol alarak maç izlemeye gitti¤ini düflündü¤ümüzde san›r›z neyi kastetti¤imiz de anlafl›lacakt›r. Futbolun afyon misali halk›m›z› uyuflturman›n bir arac› olarak kullan›ld›¤› dünyada ve ülkemizde “spor” kulüpleri de bu politikalar›n uygulanmas› için ayn› paralellikte hareket etmektedir. Futbol tak›mlar› da taraftar kitlesini bu flekilde yönetmekte ve harekete geçirmektedir. Bunun en somut göstergesi yap›lan bir araflt›rmada “Tak›mlar› aleyhine söz söylendi¤inde yap›lanlara iliflkin” sorulan bir soruya “dayanamam” fleklinde cevap verenlerin oluflturdu¤u yüzdelik dilimdir: %92.5

Faflizmin tek tip insan modelini yaratma politikas›nda bir araç olan futbolun özellikle e¤itim almam›fl, yaflam›na yön veremeyen kesimler içinde daha oturdu¤unu görüyoruz. E¤lenmek ve spor amaçl› ortaya ç›kan futbolun günümüzde egemenlerin elinde bir terör yaratma ayg›t›na çevrilerek örgütlenmesi karfl›s›nda bizler özellikle emekçi kesimler üzerinde yarat›lan bu etkiyi yok etmek ve bu gerçekli¤i göstermeye çal›flmak zorunday›z. Futbolla yarat›lan fanatizm, holiganizm kulüplerin, federasyonlar›n tribünlerin doldurulmas› için taraftarlar› birbirine k›flk›rtarak kârlar›na kâr eklemeleri demektir. Futbol tak›mlar›n›n maç sonuçlar›n›n tahminine dayanan ‹ddia oyunu da bu amaçla oluflturulmufl bir oyundur. ‹lkokul çocuklar›n›n bile oynayabildi¤i bu oyunla yarat›lan rekabet, flike, hileler devletin kendi kurumu taraf›ndan bizzat teflvik ettirilerek uygulanmaktad›r. Bol paralar›n kazan›laca¤› umudu ile oynan›lan bu oyunlarla yarat›lmak istenilen futbol ba¤›ml›l›¤›n›n, fanatizmin, sistemin yaratmak istedi¤i tek tip insan modelinin ad›m ad›m hayata geçirilmesidir. Üzerinde durulmas› gereken en ac› noktalardan biri de, Cihat Aktafl’› öldüren Fatih Sözüer’in sonras›nda gönül rahatl›¤›yla oturup maç› seyretmesidir! Böylesine bir yozlaflm›fl insan tipi ve ruh halinin yarat›c›s›, düflünmeyen, sorgulamayan insan tipi yaratmaya çal›flan sistemin ta kendisi de¤il midir?


5

10

3-16 Aralık 2004

Sa¤l›k emekçileri için “20 Kas›m sadece bafllang›çt›” garl› olmas› nedeniyle kortejler h›zla haz›rlan›rken yürüyüfl kolu Türk-‹fl, D‹SK, KESK, TTB, odalar, dernekler, çeflitli dergi ve gazete okurlar› ve siyasi partiler fleklinde oluflturuldu. Yol-‹fl Sendikas›’n›n yo¤un kat›l›m gösterdi¤i eylemde iflçiler turuncu flapkalar›yla mitinge damgas›n› vurdu. Burjuva bas›na ba¤›rarak alan› terk etmelerini isteyen iflçiler, “Ayd›n Do¤an muha-

Emperyalizmin ülkemiz iflçi s›n›f›na ve emekçi halk›m›za dayatt›¤›, “yeniden yap›land›rma” ad› alt›ndaki sald›r›lara karfl› onbinlerce iflçi, kamu emekçisi sessiz kalmayacaklar›n› hayk›rd›. SSK hastanelerinin Sa¤l›k Bakanl›¤›’na devredilerek özellefltirilmesine ve Köy Hizmetleri’nin kapat›lmas›na engel olmak amac›yla Emek Platformu taraf›ndan örgütlenen miting, iflçilerin öfkeli slogan ve tepkilerine sahne oldu. Emek Platformu bileflenleri olan KESK, Türk-‹fl, D‹SK, BASK taraf›ndan 20 Kas›m günü düzenlenen “Sosyal adalet, sosyal devlet” mitingi emperyalizmin sald›r›lar›na iflçi cephesinden verilen anlaml› ve gelifltirilmesi gereken bir yan›t oldu. Platform bileflenleri d›fl›nda, DDSB, TMMOB, Tüm-Tis, TKP, Halkevleri, Partizan, SDP, Al›nteri, ESP, Kurtulufl, Demokratik Gençlik Hareketi, BDSP, Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i, EKB, TTB, Tekstil-Sen, Üzüm-Sen, TütünSen de mitingde yerlerini ald›. Sabah›n erken saatlerinde kortejlerini oluflturmaya bafllayan kitle saat 9:00 oldu¤unda Tren Gar›’n›n önüne kadar yürümüfltü. Ankara kitlesi Gar’›n önünde toplan›rken flehir d›fl›ndan gelenler Hipodrom’da biraraya geldi. Havan›n so¤uk ve rüz-

birleri çekmesin” fleklinde ba¤›rarak öfkelerini gösterdi. D‹SK’in kat›l›m›n›n az oldu¤u eylemde D‹SK’e ba¤l› sendikalar SSK’lar›n özellefltirilmesini protesto ettiler. “Yerellefltirme özellefltirmedir” dövizleri tafl›yan iflçiler “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” sloganlar›n› att›lar. D‹SK’in ard›ndan yürüyen KESK’te E¤itim-Sen’in kat›l›m› dikkat çekerken di¤er sendikalar›n kat›l›m› oldukça düflüktü. “E¤itimSen kapat›lamaz” sloganlar› atan kamu emekçileri buna izin vermeyeceklerini hayk›rd›lar. Türk-‹fl korteji S›hhiye Meydan›’na girerken kortejlerin di¤er ucu Tren Gar›’n›n önündeydi. Eyleme kat›lan üzüm ve tütün üreticileri tar›mda uygulanan tasfiye politikalar›n› tefl-

Emekçinin Gündemi GERÇEKL‹⁄‹M‹Z‹ KAVRAYIP TEMPOMUZU ARTIRALIM! ‹çinden geçti¤imiz süreç içerisinde, gerek iflçi gerekse kamu emekçileri sendikalar› içerisindeki mevcut sendikal anlay›fllar, s›n›f sendikac›l›¤› bak›fl aç›s›ndan uzak, iflçi ve kamu emekçilerinin bilincini karartarak önemli tahribatlar yaratm›fl, yaratmaya da devam etmektedir. As›l amaçlar›n› (mevcut saltanatlar›n› korumak vb.) gizleyerek sözde s›n›f ad›na ahkam kesmeyi sürdürmektedirler. Emperyalistler ve yerli uflaklar› yaflam›n her alan›na oldu¤u gibi sendikalara da ç›karlar› gere¤i müdahalelerde bulunmaktad›rlar. Buradaki as›l çaba s›n›f mücadelesini rotas›ndan ç›kar›p, s›n›f› iktidar perspektifinden uzaklaflt›r›p, sadece ekonomik-demokratik taleplerle s›n›rl› tutmaya çal›flmakt›r. Geçti¤imiz son befl y›la bakt›¤›m›zda ç›kart›lan/ç›kart›lmaya çal›fl›lan yeni yeni yasalarla neredeyse elimizde kalan son birkaç k›r›nt›ya da gözlerini dikmifllerdir. Sendikalar b›rakal›m bu yasalara karfl› geliflen tepki ve öfkeleri örgütlemeyi iflçi

s›n›f› ve kamu emekçileri yeteri kadar bilgilendirilmemifl, adeta iflçi s›n›f› ve kamu emekçilerinin önünde tampon görevi görmüfltür. Sendikalar içerisinde iflçi s›n›f› aristokrasisi oluflturulmufl, sendikal bürokrasi hakim k›l›nm›flt›r. Bu olumsuzluklardan kaynakl›, sendikal› iflçi ve kamu emekçilerinin sendikalara ve yönetimlerine güvenleri kalmam›flt›r. Sendikalar izledikleri çizginin bir sonucu olarak sosyal/politik olay ve geliflmelere uzak durmakta iflçi ve kamu emekçilerini politiklefltirmek, araflt›ran ve sorgulayan prototipler hedeflemek yerine; apolitik kiflilikler yaratmay› önlerine görev koymufllard›r. S›n›f bilinçli iflçiler bu geliflmelerin fark›nda olmas›na ra¤men, örgütsüzlükten/da¤›n›kl›ktan kaynakl› bu sürece müdahale edecek gücü/cüreti gösterememifllerdir. Oysa bu kan emici asalaklar güçlerini bilinçsizli¤imizden, tecrübesizli¤imizden ve örgütsüzlü¤ümüzden/da¤›n›kl›¤›-

hir ettiler. “Üretemiyoruz” dövizleri açan köylüler ayn› zamanda ürün baz›nda sendikalaflman›n gereklili¤ini ve propagandas›n› yapt›lar. Saat 12:15’te bafllayan program öncesi, “Kahrolsun ABD emperyalizmi”, “Irak halk› yaln›z de¤ildir” sloganlar› at›ld›. ‹stiklal Marfl›’n›n okunmas›yla bafllat›lan programda, bu uygulamaya tepki gösteren kamu emekçileri ve iflçiler yuhlayarak ›sl›k çald›lar. Emek Platformu ad›na ilk konuflmay› BASK Genel Baflkan› Resul Akay yapt›. Ard›ndan söz alan Türk-‹fl Genel Baflkan› Salih K›l›ç, “SSK’lar›n devrini durdurmak için buraday›z. Köy Hizmetlerinin sat›lmamas› için buraday›z” fleklinde konufltu. D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi de “Birlikte, omuz omuza verirsek bizi yenecek güç yok” dedi. KESK Genel Baflkan› Sami Evren konuflmas›na “‹flte sendika, iflte KESK” sloganlar› eflli¤inde bafllad›. Evren, “Irak’ta binlerce insan›n katledildi¤ini, uluslararas› sermayenin ülkemizin kaynaklar›n› ele geçirmeye çal›flt›¤›n›, kamuyu talan edece¤ini” belirtti. Yol-‹fl Baflkan› Fikret Bar›n ise “Köy Hizmetleri ve SSK ile ilgili sonuna kadar direnece¤iz” fleklinde konufltu. Mitingde iflçilerle kaynaflma, buluflma f›rsat› yokolan ilerici devrimci güçler k›z›l bayraklar›yla alan› k›z›llaflt›rd›. Al›nteri, Demokratik Gençlik Hareketi eyleme merkezi olarak kat›l›rken ESP’nin yo¤un kat›l›m› dikkat çekti. 6 Mart eylemine oranla kitle say›s›ndaki art›fl, devrimci, ilerici güçlerin kitleye yüzünü döndü¤ünün bir göstergesi oldu. “Emperyalist iflgale karfl› Birlik-Mücadele-Zafer” pankart›yla ve DDSB flamalar› ile mitinge kat›l›m gösteren Devrimci Demokratik Sendikal Birlik sloganlar›n› coflku-

m›zdan almaktad›rlar. ‹nsanl›¤›n ilk ortaya ç›k›fl›ndan bugünkü sürece gelinceye kadar geliflen altüst olufllar, savafllar ve sistemler kitlelerin kahredici ve y›k›c› güçleriyle birlikte kendini ortaya koymufltur. Bugün ülkemizde yaflanan örgütsüz/da¤›n›k süreç mevcut egemen sendikal anlay›fllar›n hiç de yabanc› olmad›¤›, geçmiflten günümüze pek de de¤ifltirmek istemedikleri bir durum olagelmifltir. Mevcut erklerini/saltanatlar›n› koruma telafl› içerisinde olan sendika a¤alar›, s›n›f içerisindeki örgütsüz/da¤›n›kl›ktan yararlan›p bilinçsiz unsurlar› yanlar›na çekip, devrimci, demokrat komünist iflçi ve emekçileri tasfiye etmenin u¤rafl› içerisinde olmufllard›r. Mevcut sendikal yap›lara bak›ld›¤›nda birkaç sendika genel merkezi ve flubeleri d›fl›nda bunun böyle oldu¤unu görmüfl oluruz. 1988-1989’lu y›llardan beri iflçi s›n›f› ve kamu emekçileri aras›nda yaflam bulmaya çal›flan DDSB anlay›fl› s›n›f sendikac›l›¤› ilkeleri do¤rultusunda çal›flma yürütmüfl, bugün istenilen düzeyde olmasa bile belirli bir gücü ve birikime ulaflm›fl, do¤rulu¤unu pratikte kan›tlam›fl, belirli dönemlere de damgas›n› vurmufltur. Öyle ki bulunduklar› sendikalar ve flubelerinde toplumsal hareket ve olaylara tav›r alabilmifl, sendikalar› tav›r almalar› do¤rultusunda

lu bir flekilde att›. “Birlik-Mücadele-Zafer”, “Zafer direnen halklar›n olacak”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” sloganlar› ve disiplinli kortejleriyle DDSB’liler kamu emekçilerinin ilgisini çekti. Partizan kitlesi de “Özellefltirmelere karfl› örgütlü mücadeleye” pankart›yla, k›z›l bayraklar› ve sloganlar›yla coflkular›n› alana tafl›d›. “Sa¤l›k hakt›r, sat›lamaz”, “Köy Hizmetleri kapat›lamaz”, “Birlik-Mücadele-Zafer” yaz›l› dövizler tafl›yan Partizan kitlesi “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “Direne direne kazanaca¤›z”, “SSK hastaneleri kapat›lamaz” sloganlar›n› hayk›rd›. 2 ve 9 Kas›m tarihlerinde Dersim’in Türüflmek Köyü, Karderesi ve Robaik mezras›nda çat›flarak son mermisine kadar direnen halk savaflç›lar›, Muharrem Yi¤itsoy, Aflk›n Günel ve Cafer Kara ile ilgili de çeflitli sloganlar att›. Coflkulu bir flekilde yürüyen Partizan kitlesi alanda kamera çekimi yapan bir sivil polisin uyar›lmas›na ra¤men çekimden vazgeçmemesi üzerine çekimi engelledi. Alanda ve yürüyüfl boyunca ‹flçi-Köylü gazetesinin da¤›t›m›n›n yap›ld›¤› ve iflçilerin ilgisini çekti¤i gözlemlendi. Miting alan›nda, biraraya gelen devrimci, ilerici güçler saat 13:00’da Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›’na karfl› oturma eylemi yaparak, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” sloganlar›n› att›. Yaklafl›k 80 bin kiflinin kat›ld›¤› miting, 6 Mart’tan sonra Ankara’da yap›lan en kitlesel miting olma özelli¤ini tafl›yor. KESK ve D‹SK’in iflyerlerinde çal›flma yapmad›¤› dikkat çekerken Yol-‹fl iflçilerinin öfkeli ancak önderlikten yoksun ve bilinçsiz oldu¤u göze çarpt›. Eylem s›n›f bilinçli iflçilere duyulan ihtiyac› ve önderli¤in bir zorunluluk oldu¤unu bir kez daha göstermifl oldu. DDSB pankart›n›n alanda yer almas› olumlu bir ad›m iken kitlenin sorunlar›na dönük sloganlar›n azl›¤› ise olumsuzluktu. (Ankara)

zorlayabilmifl ve bunu da baflarm›fllard›r. Bugün baz› sendika flube ve genel merkezlerinde anlay›fl›m›z dillendirilip yaflam bulsa da varolan gerçekli¤imizin bu olmad›¤›n› hepimiz bilmek ve kavramak zorunday›z. Dönem-dönem yaflanan ilerlemegerilemeleri bir kenara b›rak›rsak yaflanan t›kan›kl›¤›n ve mevcut durumun nedenlerinin biz oldu¤unu görmüfl oluruz. Bugün birçok ilde sendika ve iflkollar›ndan DDSB anlay›fl›n› bilen, tan›yan, benimseyen ve sempatiyle bakan önemli bir potansiyel vard›r. Görev, kendimizi yeniden örgütleyerek iflçi ve kamu emekçileri içerisinde estirilen/estirilmeye çal›fl›lan bunal›m rüzgar›n› ters-yüz etmektir. S›n›f›n o kahredici gücünü en baflta kendimizde görerek çal›flma tempomuzu art›rmal›, durman›n teslimiyet oldu¤unu bilince ç›kart›p kavratmal›/kavramal›, teslimiyetçi, uzlaflmac›, ihanetçi sendikal rotay› ve bürokrasiyi parçalayacak gücü/cüreti göstermeliyiz. Kendimizde olan yetmezliklerimizin/eksikliklerimizin üzerine giderek DDSB’yi örgütlemeye devam etmeliyiz. ‹flçi ve kamu emekçilerinin bizden bunlar› bekledi¤ini kavramal›, bunlar› baflarman›n yolunun yeni DDSB kadrolar› yetifltirilmesinden ve yarat›lmas›ndan geçece¤ini bilince ç›karmal›y›z.


6

3--16 Aralık 2004

10

Tar›mda stratejik ürünlere IMF vurgunu

Son 20 y›ld›r uygulanan tar›m politikalar›n› de¤erlendirdi¤imizde köylülerin nas›l bir cendere içine sokulmaya çal›fl›ld›¤›n› çok rahat görebiliriz. Köylerde yaflayan nüfusun azalmas›; köylünün ürünlerine maliyetinin alt›nda fiyat biçilmesi; tefeci-tüccar›n köylüler üzerindeki bask›s›; stratejik ürünlerin kotalarla s›n›rland›r›lmas›; yoksulluk paras› olan DGD ve as›l amac› y›llarca gözard› edilen “Çiftçi Kay›t Sistemi”ne geçifli sa¤layan, köylünün deyimiyle “arazi paras›” uygulamalar›n›n konularak desteklemelerin kald›r›lmas› vb. uygulamalar üreticilere y›k›m› dayatmaktad›r. Tar›m›n tasfiyesine götüren sonuçlar› yaratan nedenlerin, IMF politi-

kalar›n›n dayatmalar›yla ortaya ç›kt›¤›n› bilmeyen yoktur. Türkiye’nin ekonomik yap›s›n›n, kapitalist-emperyalist sisteme ba¤›ml› olmas›; örgütsüz ve ço¤unlukla küçük-ortaboy iflletmecili¤in hakim oldu¤u köylülü¤ün tar›msal faaliyetinin, sistemli de¤iflikli¤i, istikrarl› bir program yaratmaktan çok istikrars›zl›¤a götürmektedir. Emperyalist-kapitalist sistem yaflad›¤› krizlerden ç›k›fl› bizim gibi ülkelere uygulatt›¤› politikalarda aramaktad›r. Tar›mla geçimini sa¤layanlar›n köylü nüfusunun yan›s›ra, kentlerin ilçelerinde, tar›mla u¤raflan ve yetifltirdiklerini pazarda satarak ailesini geçindirenler de az›msanmayacak derecededir. Yüzde 10’luk bir kesim bu flekilde yaflamaktad›r. Kapitalist üretimin feodal üretim tarz›yla içiçe geçti¤i yar›-feodal yap›n›n hakim oldu¤u bizimki gibi ülkelere uygulanan IMF politikalar›yla, emperyalistler tar›msal üretimi kontrol alt›na almaktad›r. Ülkemizde az›msanmayacak ço¤unlu¤un bulundu¤u köylü nüfusunun emperyalist-kapitalist sistemin “küresel sistemin” rekabetinden etkilenmesi kaç›n›lmazd›r. Türk hakim s›n›flar› vas›tas›yla uygulanan IMF politikalar›; özellefltirmelerle, desteklemelerin kald›r›lmas›yla, dünya pazar›nda önemli olan stratejik ürünlere kota uygulamas›yla vb. di¤er bir dizi tar›msal faaliyeti etkileyecek yasalarla köylünün üretimi engel-

lenmeye çal›fl›lmaktad›r. Türkiye’nin dünya pazar›nda söz sahibi oldu¤u ürünlerin üretimi azalt›larak köylüler ürettirilmemektedir. Dünya ticaretinin %70’ini karfl›layan f›nd›kta 2003 y›l›ndaki de¤erinin di¤er y›llara göre yüzde 20 azalmas›; zeytin üretiminin yüzde 52,8 oran›nda azalmas›; flekerpancar›, tütünü, pamu¤un önceki y›llara oranla kotalarla s›n›rland›r›lmas› vb. örnekleri ço¤altabiliriz. Köylünün üretimden yavafl yavafl “vazgeçti¤inin” göstergelerini D‹E raporlar›nda görmek mümkün. Bu rakamlara göre; 2001 ve 2002 y›llar›nda 18 bin hektarl›k ekim alan›ndaki tar›msal faaliyet; 2003 y›l›nda 17 bin hektara düflmüfltü. Türkiye’nin son on y›ldaki politikalar›na bakt›¤›m›zda, IMF dayatmas› neticesinde GSMH’deki pay›n di¤er sektörlerin art›r›l›rken, tar›m›n pay›n›n azalmas› bilinçli bir uygulamad›r. Son on y›lda sanayinin GSMH’deki pay› yüzde 25’ten, yüzde 30’lara; hizmet sektöründeki pay yüzde 56’lardan, yüzde 60’lara ç›kart›l›rken, tar›m›n pay› ise on y›l içinde yüzde 16’dan yüzde 12’ye indirilmifltir. Emperyalist g›da tekellerinin, hayvanc›l›k ve f›nd›k, pamuk, flekerpancar›, zeytin vb. tar›msal sanayisi aç›s›ndan önemli ürünlerin denetimi alt›nda bulundurmak istemesi, bizim gibi küçük ve ortaboy iflletmecili¤in (köylülük) hakim oldu¤u ülkelere y›k›m› dayatmaktad›r.

Köylüler yard›m bekliyor Pamu¤u maliyet de¤erinin 200 bin lira alt›nda satmak zorunda kalan ve hiçbir yard›malamayan köylüler, hergün çeflitli flekillerde seslerini duyurmaya çal›fl›yorlar.

Uygulanan politikalar sonucu yok olmaya terk edilen köylüler yard›m bekliyor. 2004-2005 y›l› hasat döneminde ürettikleri pamu¤u maliyet de¤erinin 200 bin lira alt›nda satmak zorunda kalan ve hiçbir yard›m alamayan köylüler, her gün çeflitli flekillerde seslerini duyurmaya çal›fl›yorlar. Kahramanmarafl Ziraat Odas› Baflkan› ve Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i Yönetim Kurulu Üyesi Hüse-

yin Topçuo¤lu yapt›¤› bas›n aç›klamas›nda hasat dönemi sonucunda pamuk üreticilerinin artan girdi masraflar› karfl›s›nda kütlü pamu¤un 1 milyon 200 bin liraya sat›lmas› gerekti¤ini söyledi. Her gün Ziraat Odas›’na köylülerin gelerek “Bizim halimiz ne olacak” diye sorduklar›n› söyleyen Topçuo¤lu 2004 y›l› hasat dönemi sonunda pamuk üreticilerinin artan girdi masraflar› karfl›s›nda 1 mil-

yon 200 bin liraya sat›lmas› gerekti¤i halde 600 bin liraya satma mecburiyetinde b›rak›ld›¤›n› ve yetkililerin bu konu hakk›nda hiçbir aç›klama yapmad›¤›n›, hiçbir çözüm önerisinde de bulunmad›¤›n› söyledi. Topçuo¤lu köylülerin bu kadar zarara u¤ramas›n›n yan›s›ra hiçbir destek sunulmamas›na da vurgu yapt›. “2004 y›l› içinde verilecek olan destekleme primi kilogram bafl›na en az 300 bin lira olarak belirlenmeli. 2004-2005 y›l› döneminde köylülerimizin rahat nefes alabilmeleri için gübre, mazot, zirai ilaç ve elektrik giderleri için destek verilmesi flartt›r” diyen Topçuo¤lu “Do¤rudan Gelir Deste¤i ve Ürün Destekleme ile Çiftçi Kay›t Sistemi kapsam›nda köylülere yap›lacak olan ödemelerde aran›lan flartlar›n tekrar gözden geçirilmesi gerekti¤ini” söyledi. Topçuo¤lu belirlenen fiyatlar›n köylüleri üretimden so¤uttu¤una vurgu yaparak “Pamu¤un kilogram bafl›na 200 bin lira daha yükselmedi¤i takdirde köylülerimizden pamuk beklemek hayal olur. Senede 5 bin ton pamuk ithal etmekteyiz. 900 bin ton da üretimimiz bulunmaktad›r” dedi. (Mersin)

Bugün tütün, fleker pancar› ve pamukta bafllayan kota di¤er ürünlere de uygulanmak isteniyor. Hayvanc›l›¤›n d›fl sat›m›na yapt›r›m uygulanarak, ithal ürünlerin iç tüketime girmesini kolaylaflt›ran yasal düzenlemeler getirilmifltir. Kotalarla ve üretim maliyetinin yüksek olmas›yla gerileyen tar›msal üretim ve hayvanc›l›¤›n azalmas› yar›nlar›m›z için büyük bir felaketin habercisidir. Sanayi ürünlerinden dünyada en çok söz sahibi oldu¤umuz f›nd›¤›n üretimi 5 kat geriledi. Pamuk üretimi 900 bin tondan 800 bin tona düfltü. Emperyalist ülkelerin, niflasta bazl› fleker tekelinin hammaddesi m›s›r üreticilerinin ekme¤ine ya¤ süren, flekerpancar› üreticimizi hiçe sayan IMF patentli fieker Yasas›’n›n yak›c› sonuçlar›n› bugün de yafl›yoruz. fieker Yasas›’yla getirilen kota sonucu üretim 16 bin tondan 12 bin tona düfltü. Bitkisel üretimle karfl›laflt›rd›¤›m›zda, y›llard›r can çekiflen hayvanc›l›¤›m›z da yok olmak üzeredir. 1999 y›l›nda 38 bin olan büyükbafl hayvan say›s› 32 bine; 11 bin olan küçükbafl hayvan say›s› ise 9 bine kadar düfltü. IMF politikalar›n› hayata geçiren Türk hakim s›n›flar›n›n her seçim döneminde vaat etti¤i “tar›m› gelifltirece¤iz”, “köylümüzü kalk›nd›raca¤›z” yalanlar› bir bir ortaya ç›kmaya devam etmektedir.

M›s›r üreticisi köylüler bekleyiflte Her y›l oldu¤u gibi m›s›r üreticisi bu y›l da 2004 y›l› primlerinin aç›klanmas›n› bekliyor. Karaman Ziraat Odas› Baflkan› Ercüment Y›lmaz bas›na yapt›¤› aç›klamada 2003 y›l›nda 1.8 ton m›s›r›n ithalat edildi¤ini ancak m›s›r›n Türkiye’deki köylülere ve çiftçilere alternatif ürün olarak sunuldu¤unu ve bunun da Türkiye’deki köylü ve çiftçilerin cebine girmesi gereken 1.8 ton m›s›r›n fiyat› olan paran›n d›flar›ya gitmesi anlam›na geldi¤ini söyledi. Karaman’da bile geçen y›l 7 bin dekarda yap›lan üretimin desteklenece¤inin sözü ard›ndan bu y›l 30 dekarda m›s›r üretimi yap›ld›¤›n› aç›klayan Y›lmaz flunlar› kaydetti “M›s›r için prim verilece¤i söylendi. Ancak, 2004 y›l› üretimi için verilmesi beklenen prim halen aç›klanmad›. Kilogram bafl›na 50 bin lira prim verilece¤i söyleniyordu. M›s›r üreticisi primini beklerken, son günlerde bu konuda aç›klama bile yap›lm›yor. M›s›ra verilecek primin düflük olaca¤› yolunda konuflmalar çiftçinin moralini bozuyor.” Kotalardan sonra ekonomisi zaten zay›flayan köylüler içinse bu a¤›r bir tokat oldu. Y›lmaz aç›klamas›n›n sonunda ise ekliyor; “Kilogram bafl›na prim 50 bin liran›n alt›nda olursa m›s›r üreticisi çok zor durumda kal›r.” (H. Merke-


7

10

3-16 Aralık 2004

Organik tar›m›, emperyalist tekellerin k›skac›na alma planlar› Daha çok d›fl sat›fla (ihracata) yönelik yetifltirilen organik tar›m ürünlerini iç tüketiminde gelir düzeyi yüksek olanlar sat›n al›yor. Meclis’in gündeminde olan organik tar›mla ilgili yasa tasar›s›na göre, köylüler yetifltirecekleri ürünleri sertifikaland›rmak durumunda. Sertifikaland›rma ifllemleriyse Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤›’nca veya yetkilendirilmifl kurulufllarca onaylanacak, denetimi kontrol alt›nda tutulacak. Türk hakim s›n›flar› AB görüflmelerinden tarih alabilme çabas›yla bir dizi yasay› meclisten alelacele ç›kart›yor. Oysa Türkiye’de s›kça ad› geçen “AB’ye uyum” yasalar› egemenlerin ç›kar›na hizmet ederken, köylünün, emekçi halk›n ç›karlar› gözard› etmektedir. “AB’ye uyum” ad› alt›nda en çok ezilen kesimi ise köylülük oluflturuyor. Tar›msal üretimi ve hayvanc›l›¤› AB standartlar›na çeken egemenler tar›m politikalar›n› da IMF’ye haz›rlat›yor. Türk hakim s›n›flar›n›n AB paslaflmas›nda, Meclis’ten geçirece¤i “Organik Tar›m Yasas›” ile “Tohumculuk Yasas›” tasar›lar› da bu ba¤lamda gündemde. Organik tar›mla ilgili tasar› sözde organik ürün ve girdilerin üretimini ve gelifltirilmesini amaçl›yor. Tasar›da, organik tar›m faaliyetlerinin her türlü kontrol ve sertifikaland›rma ifllemlerinin Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤›’nca veya yetkilendirilmifl kurulufllarla yap›laca¤› belirtiliyor. Organik ürünlerin sat›fl›-pazarlanmas› toptanc› halleri mevzuat›ndan farkl› olacak. Organik sertifikas› olmayan ürün ve girdilerin pazarlanmas› yap›lamayacak. Yasa tasar›s›n-

da “yetkilendirilmifl kurulufllar” ifadesi de dikkati çekiyor. Bugün organik tar›m üretimi yapan köylüler yabanc› firmalarla, arac› flirketlerle anlaflma yaparak ürününü yetifltiriyor. Bu flirketler arac›l›¤› ile sat›fl›n› yap›yor. Girdi maliyeti yüksek, güç koflullarda üretim yapan köylülerin kredi desteklerini devlet gerçeklefltirmiyor. Yüksek maliyetli ürünlerin sat›fl› bu kurulufllar arac›l›¤›yla yap›ld›¤› için halk›n büyük ço¤unlu¤u bundan yararlanam›yor. Daha çok d›fl sat›fla (ihracata) yönelik yetifltirilen organik tar›m ürünlerini iç tüketiminde gelir düzeyi yüksek olanlar sat›n al›yor. Meclis’in gündeminde olan organik tar›mla ilgili yasa tasar›s›na göre, köylüler yetifltirecekleri ürünleri sertifikaland›rmak durumunda. Sertifikaland›rma ifllemleriyse Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤›’nca veya yetkilendirilmifl kurulufllarca onaylanacak, denetimi kontrol alt›nda tutulacak. Bu kurulufllar emperyalist g›da tekellerinin finansman› olan yerli kurulufllar veya direkt aç›lm›fl flirketleridir. Tasar›ya göre üretim alanlar›, ürün çeflitleri belirlenen yönetmeli¤e göre yetifltirilen tar›msal ürünlerde, mevzuat›n d›fl›nda üretim yap›ld›¤›

kontrol ve denetimlerde ortaya ç›karsa, üreticiye onay veren kurulufllara para cezas› getiriliyor. Üreticinin sertifikas› iptal edilebiliyor. TOHUMLUK VE B‹TK‹SEL ÜRÜNLERE STANDART YÖNET‹M Meclis gündemine getirilen “Tohumluk Yasas›” tasar›s›na göre, tarla, ba¤-bahçe bitkileri, orman bitki türleri ile di¤er bitki türlerinin ve genetik kaynaklar›n kay›t alt›na al›narak sertifikasyonu ticareti, piyasa denetimi kurumsal yap›lanmalara gidiliyor. Tasar›ya göre, sadece Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤›’nca kay›t alt›na al›nan çeflitlere ait tohumluklar üretilebilecek. Köylüler izin verilmeyen tohumluk veya bitkisel ürünleri yetifltiremeyecek. Tohumluklar›n ithalat› Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤›’n›n iznine tabi olacak. Mevzuata ayk›r› do¤acak zarar tazmin edilecek. Tohum üreticisi ve sat›c›lar›na faaliyetten men ve 10 milyara kadar para cezas› uygulanacak. Tohumculuk sektörü, yurt içinde yat›r›m yapmak kayd›yla, bakanl›kça belirlenecek teflviklerden yararlanacak.

Türkiye’de Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤› taraf›ndan bafllat›lan K›rsal Alanda Kalk›nma ve Destek Projesi uygulamas›yla dam›zl›k hayvan da¤›t›m› devam ediyor. Projeye göre Samsun’da bu y›l 5 kooperatifin desteklenerek köylülere 200 dam›zl›k düve verildi¤i aç›kland›. Samsun Tar›m ‹l Müdürü Sadullah Kirenci, 2005 y›l›nda bu say›y› 2 bine ç›karmak için çal›flmalar›n devam etti¤ini belirtti. Tar›msal Alanda Kalk›nma ve Destek Projesine göre Samsun’da 5 tar›msal kalk›nma kooperatifinden Habilli-Doyran Zeytin Tar›msal Kalk›nma Kooperatifi ile Yeniköy-Taflkilit Tar›msal Kalk›nma Kooperatifi’ne 200 adet Hofltayn cinsi dam›zl›k düve verilmiflti. Gidirli-Çay›rözü-fiehsafi-Hac›dede Tar›msal Kalk›nma Kooperatifi’nin inflaat› tamamlanarak hayvan al›m› için baflvuru yap›ld›¤›, Yukar› Avdan, Gürgenda¤ ve Çelikalan Tar›msal Kalk›nma Kooperatifi’nin tamamlan›p hayvan al›m› için istekte bulunuldu¤u, Kuflçular Kooperatifi’nin kredi onay›n›n beklendi¤inin aç›klamalar›n› yapan Kirenci kooperatif say›s›n› 10’a ç›karaca¤›n› belirtti. (Sam-

Üzümü para etmeyen köylüler ba¤lar›n› söküyor Manisa’da geçti¤imiz y›l 1 milyon 400 bin liraya satt›¤› üzümü bu y›l 800850 bin liraya zar zor elden ç›kartabilen köylüler, çaresizlikten ba¤lar›n› sökmeye bafllad›. Turgutlu Ziraat Odas› Baflkan› Kenan Gürsabanc› kendisinin de ba¤›n› sökmek zorunda kald›¤›n› belirterek yaklafl›k 17 dönümlük arazisinde ba¤›n› söktü¤ünü sözlerine ekledi. Gürsabanc› “ekonomik olarak doyurucu gelmedi¤i için bu yola baflvurdum” dedi. Çekirdeksiz kuru üzüm, üretim maliyeti yükselmesine ra¤men bu sene nerede ise geçen y›l›n yar› fiyat›na dahi al›c› bulam›yor. Bu durum Manisa ve yöresindeki köylüleri art›k çileden ç›kartacak aflamaya gelmifl durumda. Bu konu ile ilgili bas›na aç›klama yapan ve ken-

disi gibi birçok üreticinin ba¤lar›n› bozdu¤unu dile getiren Gürsabanc› “köylülerde yo¤un bir ba¤ sökme dönemi bafllad›. Ba¤ sökümü iyi gelir gelmemesinden dolay› tercih ediliyor” dedi. Yine s›k›nt›lar›n› dile getiren üreticilerden Mustafa Akyar ve Ahmet Ovat ise en büyük s›k›nt›lar›n›n düflük taban fiyat› oldu¤unu belirterek devletten yard›m istediler. Türkiye’nin çekirdeksiz kuru üzüm üretiminde dünya için önemli bir yeri var. Bu pazarda Türkiye yaklafl›k olarak 760 bin tonluk yani yüzde 28’lik bir paya sahip. Ve ABD’den sonra ikinci s›rada. Ancak tüm bunlara ra¤men di¤er ürünlerde yaflanan sorunlar üzüm üreticilerini de zora sokuyor ve üretimden vazgeçiriyor. (H.


8

3-16 Aralık 2004

TKP/ML ve TMLGB militanlar›ndan eylem TKP/ML militanlar› yapt›klar› bir aç›klama ile Dersim’de çat›flarak flehit düflen T‹KKO savaflç›lar› Muharrem Yi¤itsoy, Aflk›n Günel ve Cafer Kara’y› eylemlerle and›klar›n› aç›klad›lar. Elimize posta kanal› ile ulaflan aç›klamada “Faflist TC devletinin özellikle gerilla faaliyetinin yo¤un oldu¤u bölgelerde yapm›fl oldu¤u bask› ve operasyonlar sonucunda faflist TC devletinin kolluk güçleri ile Dersim k›rsal›nda faaliyet sürdüren TKP/ML T‹KKO gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada savaflarak flehit düflen Muharrem Yi¤itsoy, Aflk›n Günel, Cafer Kara yoldafllar›n b›rakm›fl oldu¤u k›z›l bayra¤› devralman›n onurunu yaflayarak flehitlerimizden ö¤renerek, ders ve deneyim ç›kararak ilerledi¤imiz k›z›l güzergahta bir kez daha söz veriyor, sözümüzü yineliyoruz. And olsun ki; dökülen her damla kan›n, düflen her bir can›n, faflist TC devleti ve uflaklar›ndan soraca¤›z hesab›n› teker teker” denildi. Militanlar aç›klamada ayr›ca 18 Kas›m 2004 tarihinde saat 20:30 civar›nda E-5 Karayolunu (Çevreyolu) TEM otoban›na ba¤layan

otoyol üzerindeki Nurtepe Viyadü¤ü’ne “Yaflas›n Halk Savafl›, TKP/ML-T‹KKO” imzal›, bomba süsü verilmifl pankart ast›klar›n› da ekleyerek “pankart›n as›lmas›n›n ard›ndan ‘Yaflasa›n Partimiz TKP/ML Halk Ordusu T‹KKO’ slogan› atarak otoyol molotof kokteylleri ile trafi¤e kapat›ld›. Militanlar eylem yerinden emniyetli bir flekilde çekildiler ve kay›p vermeden uzaklaflt›lar. Komünist önder ‹brahim Kaypakkaya yoldafltan komünist önder Mehmet Demirda¤ yoldafla, Mehmet Demirda¤ yoldafltan günümüze 32 y›ll›k mücadele tarihimizde 400’ü aflk›n flehit veren Partimiz TKP/ML savaflarak ö¤rendi, savaflarak ilerledi ve savaflç› ruhundan bir damla bile eksiltmedi. Tek kurtuluflun devrimde oldu¤u, devrimin de Marksizm-Leninizm-Maoizmle, Halk Savafl›yla mümkün olaca¤›n› belirten Partimiz TKP/ML belirlemifl oldu¤u k›z›l güzergahta bir an bile tereddüte düflmemifltir. Uzun yürüyüflü sürdürmüfltür. Ve bir kez daha sözümüzü yineliyoruz. Uzun yürüyüfl sürüyor” dediler.

10 Aç›klama “And olsun ki yorulmayaca¤›z”, “Gerillalar ölmez yaflas›n Halk Savafl›!”, “Yaflas›n Partimiz TKP/ML Halk Ordusu T‹KKO Gençlik Örgütümüz TMLGB” sloganlar› ile son buldu. TMLGB M‹L‹TANLARINDAN EYLEMLER TMLGB militanlar› yapt›klar› bir aç›klama ile çeflitli eylemler yapt›klar›n› aç›klad›lar. Aç›klamada “9 Kas›m akflam›, Kartal Yakac›k Lisesi, Yakac›k Ticaret Lisesi ve Sar›gazi Ticaret Lisesi’nin duvarlar›na ‘TKP/ML-T‹KKO’, ‘TKP/ML-TMLGB’, ‘Kahrolsun faflist Kemalist diktatörlük’ yaz›lamalar› yap›lm›flt›r. Yine T‹KKO’nun Dersim’de flehit düflen üç kahraman savaflç›s› TMLGB militanlar› taraf›ndan yaz›lama ve pankart asma eylemleriyle selamland›. 16 Kas›m’da Okmeydan›’nda, 17 Kas›m’da ise Alt›nflehir’de yaz›lamalar yap›ld›. “T‹KKO gerillalar› ölümsüzdür”, “Ya k›z›l kan›m›z topra¤a akacak, ya k›z›l bayra¤›m›z göklerde dalgalanacak”, “Dersim flehitleri ölümsüzdür” vb. sloganlar›n yaz›ld›¤› eylemde bunlar›n yan›s›ra Gençlik

Birli¤i’mizin 2. Kongresi’ni tan›t›ma dönük ve parti sloganlar›n›n da yer ald›¤› yaz›lamalar yap›ld›. Ayr›ca 18 Kas›m sabah› fiahintepe’de merkezi bir noktaya “Ya k›z›l kan›m›z topra¤a akacak, ya k›z›l bayra¤›m›z göklerde dalgalanacak”, “TKP/ML-TMLGB” yaz›l› bomba süsü verilmifl bir pankart as›ld›. Yine 19 Kas›m sabah› E-5 üzerindeki Örnektepe Köprüsüne “T‹KKO gerillalar› ölümsüzdür. TKP/ML-TMLGB” yaz›l› bir pankart bomba süsüyle birlikte as›ld›” denildi. Aç›klama flöyle devam etti; “Komünist önder Mehmet Demirda¤ ve Ese Yaylas› flehitlerini anma çerçevesinde ise GB militanlar› taraf›ndan Sar›gazi’de kufllamalar yap›ld›. Kufllamalarda ‘Mehmet Demirda¤ ölümsüzdür’, ‘Ese Yaylas› flehitleri ölümsüzdür’, ‘T‹KKO gerillalar› ölümsüzdür’ ve genel Parti sloganlar› yaz›l›yd›. fiunu bir kez daha hayk›r›yoruz ki, bask›n›n, zulmün, katliamlar›n halka reva görüldü¤ü her yerde oldu¤u gibi ülkemizde de s›n›f mücadelesinin keskinli¤i devam etmekte, Partimiz TKP/ML önderli¤inden örülen halk savafl› mücadelesi tüm zorluklara ra¤men yeni mevzilere do¤ru genifllemektedir.”

Ne bask›lar ne zorla göçettirmeler ne de barajlar›n›z Dersim’i bitiremez

“MUNZUR, TAR‹H‹NDEK‹ EN A⁄IR ÇEVRE SORUNUNU YAfiIYOR” Munzur Çevre Derne¤i 13-30 Kas›m 2004 tarihleri aras›nda Taksim, Kad›köy ve Bak›rköy’de açt›klar› imza standlar›yla Munzur’da baraj yap›lmas›n› ve Dersim’de do¤an›n zarar görmesini istemediklerini dile getirdi. Standlarda toplanan imzalar Ankara Çevre Komisyonu’na gönderilecek. Biz de ‹flçi Köylü gazetesi olarak Munzur Çevre Derne¤i Baflkan› Ali Ekber Barma¤›ç ile derne¤in çal›flmalar› hakk›nda bilgi almak için röportaj yapt›k. - Bize derne¤inizin kurulufl amac› ve çal›flmalar›n›zdan bahseder misiniz? - Derne¤imiz, Türkiye’nin neresinde olursa olsun çevre sorunlar›na taraf olmak, gündemden ç›kar›lmamas› amac›yla kurulmufltur. Türkiye’de çevre sorunlar›ndan bir tanesi de Munzur Vadisi’nde yaflanmaktad›r. Munzur, tarihinde en a¤›r çevre sorunlar›yla karfl› karfl›ya bulunmaktad›r. Türkiye’de gerçekten önemli olan bir çevre mevzuat› yasas› ç›kar›lmad›¤› için çok önemli tahribatlar co¤rafyam›zda yaflanm›flt›r. Biz de bu tahribatlar› gündeme getirmek için çeflitli çevre ve demokratik kitle örgütleri ile iflbirli¤i içerisinde bu sorunlara karfl› mücadele edece¤iz. “AMAÇ, ENERJ‹ ÜRETMEK DE⁄‹LD‹R” - Dersim’deki barajlar›n ülke elektrik

enerjisi üretimine katk›s› nedir? - fiunu özellikle belirtmek istiyorum; genelde çevre derneklerinin özelde de Munzur Çevre Derne¤i’nin elektrik üretimine karfl› bir tav›r sergilemesi gibi bir anlay›fl› yoktur. Çünkü barajlara karfl› tav›r konulurken halk›m›z taraf›ndan “neden elektrik üretimine karfl› ç›k›yorsunuz” gibi bir alg›lama var. Kesinlikle enerji üretimini destekliyoruz, çünkü bütün faaliyetlerde enerji gereklidir. Ancak ne flekilde ve hangi yöntemlerle elde edilmesi noktas›nda idari uygulamada ayr›l›yoruz. Dolay›s›yla biz barajlar›n özellikle genifl ölçüde çevre tahribat›na yol açan yat›r›mlar olmas› itibar›yla barajlardan elektrik üretilmesine karfl› ç›k›yoruz. Toplam 8 adet barajda elde edilecek enerji miktar›, Türkiye’de üretilen enerji miktar›n›n binde dokuzu, yani yaklafl›k olarak yüzde 1’i civar›ndad›r. Buna paralel olarak bir örnek vermek gerekirse Elbistan Termik Santrali 4 üniteden oluflmaktad›r. ‹nflaatlar› bitmifltir ve flu anda sadece bir ünitesinde üretim devam etmektedir. Bir ünitesinin kapasitesi 350 Megawatt›r. Oysa Dersim’deki 8 adet barajdan elde edilecek enerji 356 Megawatt›r. Dolay›s›yla Elbistan’da bir ünite faaliyete geçirilse 8 adet barajdan elde edilecek kadar elektrik elde edilecektir. Zaten orada bir tahribat yaflanm›flt›r, inflaatlar bitmifltir, üretim haz›r hale gelmifltir. Dolay›s›yla amaç sadece enerji olsa san›yorum haz›r yap›m› tamamlanm›fl, çal›fl›r duruma getirilmifl iflletmelerin faaliyete geçirilmemesi Munzur’da bir çevre tahribat›n›n yaflanmas› için gerekçe olamaz, olmamal›d›r. “MUNZUR VAD‹S‹ SULARLA DOLDURULMAK ‹STEN‹YOR” - Dersim’de yap›lmak istenen barajlarla ne amaçlan›yor sizce? - Bizce siyasidir. Gerek Osmanl› dönemiyle gerek Cumhuriyetin kuruldu¤u ilk y›llarla bir arada de¤erlendirirsek Dersim’i ›slah etmek için 13 adet rapor haz›rlanm›flt›r. Bunlardan en sonuncusu dönemin ‹çiflleri Bakan› fiükrü Kaya taraf›ndan 1931 y›l›nda haz›rlanm›flt›r. O raporda bile Munzur Vadisi’nin sularla doldurularak insanlar›n bir araya gelerek organize olmalar›n›n önüne geçebilmek için böyle bir önlemin al›n-

mas› önerilmifltir. O gün önerilen o yöntemin bugün bir anlamda hayata geçirilmeye çal›fl›ld›¤› bizler taraf›ndan düflünülmektedir. - Barajlara karfl› ne tür tepkiler var, neler yap›l›yor, neler yap›labilir? - fiu flekilde ifade etmek laz›m, biraz daha geriye gitmek laz›m. 1978 y›llar› yani Marafl Katliam›ndan sonra Türkiye’de 15 ilde s›k›yönetim ilan edildi. Bu illerden bir tanesi de Dersim’dir. Ve o zaman bafllayan s›k›yönetim 2002 y›l›n›n ortalar›na kadar s›k›yönetim ve OHAL olarak sürdü. Oysa baraj projelerinin 1967 y›l›nda projelendirildi¤i, Mercan Baraj›’n›n inflaat›n›n da 1985 y›l›nda bafllad›¤› yine Uzunçay›r Baraj›’n›n da 1994 y›l›nda bafllamas›na ra¤men hiçbir zaman için o yöre halk›n›n gündemi olamad›. Gerekçesi de fludur, gerçekten s›k›yönetim ve OHAL uygulamalar› s›ras›nda g›da ambargolar›, faili meçhul cinayetler, köy boflaltmalar, orman ve köy yakmalar, insan haklar› ihlalleri gibi uygulamalar›n gölgesinde kald›. Ancak 2000’li y›llarda halk›n gündemine tafl›nd›. O günden bugüne kadar da birçok çal›flmalar yap›lm›fl bulunmaktad›r. Bu çal›flmalar yeterli olmad›¤› için Munzur Çevre Derne¤i kurulmufltur. Kurulufl amaçlar› içerisinde bir; bilimsel çal›flmalar yapacakt›r. Özellikle bölgenin çeflitli de¤erleri bilimsel veriler ›fl›¤›nda ortaya ç›kacakt›r. ‹ki; oluflturmufl oldu¤umuz komisyon ile bilimsel çal›flmalardan ortaya ç›kan verileri hukuki süreçte kullanacakt›r. Üç; kitlesel etkinlikler yapacakt›r. - Dersim’de son dönemlerde 200 hektar›n üzerinde orman yand›. Bunun devlet taraf›ndan yap›ld›¤›, hatta orman yang›n›na müdahale etmeye çal›flan köylülere, çeflitli DKÖ’lere izin verilmedi¤i kamuoyuna yans›d›. Bu konudaki düflünceleriniz nelerdir? - Son y›llarda ç›kar›lan orman yasalar›yla orman yakanlara veya tahrip edenlere a¤›r cezalar öngörülürken, özellikle Dersim’de ya da Munzur’da devlet taraf›ndan bizzat ya da devletin ‘güvenlik kuvvetleri’ taraf›ndan ç›kar›lan yang›na müdahale edilmemesinin farkl› bir amac› olsa gerek. Adeta yasalar çi¤nenmekle beraber orada demokratik kitle

örgütlerinin de müdahalesi engellenmifltir. Dolay›s›yla bir yerde çevre tahribat› veya orman yang›n› oldu¤unda gösterilen ilginin ve duyarl›l›¤›n Munzur’da 200 hektarl›k bir alanda meydana gelen bir yang›nda gösterilmedi¤ini görüyoruz. Devlet oradaki güvenli¤i bahane ederek, geçmiflte köyleri yakm›flt›r, insanlar› göçe zorlam›flt›r. Bu kez de güvenli¤i bahane ederek ormanlar›n› yak›p bir flekilde bölgeyi insanlardan tecrit etme, insanlara gözda¤› verme biçiminde bir tav›r içerisindedir. Esas sorunun yafland›¤› bölgede örgütlülü¤ün sa¤lanmas›na inanan bir kurum olarak bundan sonra yap›lacak olan ilk genel kurul sonras›nda hem Tunceli’de flube açmak, içeri¤ine varana kadar bir dizi örgütleme yapmak ve dolay›s›yla bölgede yaflanacak herhangi bir çevre ve insan haklar› ihlallerine karfl› da halk›n yerinde örgütlenmesini sa¤lamak biçiminde bir çal›flmam›z var flu anda. - Son dönemlerde Dersim’de halk üzerindeki bask›lar artt›. Bu konuda bir fleyler söylemek ister misiniz? - fiu anda bölge insan› idari ve mülki yönetim aç›s›ndan potansiyel suçlu olarak alg›lanmakta, uygulamalar ona göre düzenlenmektedir ilgili yetkililer taraf›ndan. Dolay›s›yla 94 y›l›ndaki o yo¤un köy yakmalar, faili meçhul cinayetler süreci hala devam etmektedir bir biçimiyle. Bu, bölge insan› ile yapt›¤›m›z görüflmelerde ve sohbetlerde ortaya ç›k›yor. Her koflulda bölge insan›n›n bölge d›fl›na ç›kar›lmas› gibi bir anlay›fl ve uygulama var. ‹nsanlar› topluca tehdit, orman yakmalardan tutun da çeflitli uygulamalarla ortaya ç›k›yor. Tunceli halk›n›n bu konuda tarihinden gelen anti-demokratik uygulamalara karfl› bir duruflu var. Belki demokratik kitlesel örgütler biçiminde örgütsüzdü bu güne kadar, ama bundan sonra da bu alandaki örgütlülü¤ü sa¤lamak da bizim gibi örgütlerin omuzlar›na binmifltir. Biz bunun bilinci ve idrak› içindeyiz. Bundan sonraki süreçte gerek metropollerde bulunan örgütlerimiz gerekse Tunceli’deki örgütlerimizle ortak bir platform oluflturmak ve dolay›s›yla bu anlamdaki sald›r›lara karfl› da ortak bir durufl sergilemek amac›nday›z. (‹stanbul)


9

10

3-16 Aralık 2004

“Irak’ta direnifl kazanacak”

ABD’nin Irak’taki iflgali devam ederken özellikle son haftalarda, direniflin kalesi olarak nitelenen Felluce’ye yönelik bafllatt›¤› katliam sald›r›s› ülkemizde birçok yerde yap›lan eylemlerle protesto edildi. ‹STANBUL *17 Kas›m Çarflamba günü Galatasaray Postanesi önünde Halk Kültür Merkezleri ad›na bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Kitle ad›na bas›na konuflan sözcü flu ana kadar Irak’ta direniflin en yo¤un oldu¤u Felluce’de nüfusun 300 binden 50 bine indi¤ini ve resmi aç›klamalarda ölen direniflçi say›s›n›n 1200’den çok daha fazla oldu¤unu belirterek halk›n bunlar› da bildi¤ini ve egemenlerin kimseyi kand›ramayaca¤›n› söyledi. Kitle aç›klama s›ras›nda s›k s›k “Irak halk› yaln›z de¤ildir”, “Direnen Felluce kazanacak”, “Filistin’de ‹ntifada Irak’ta direnifl kazanacak” sloganlar›n› att›. * 24 Kas›m 2004 tarihinde ‹stanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi önünde saat 13:00’de toplanan devrimci, demokrat ve yurtsever ö¤renciler ABD’nin demokrasi ad›na Irak’ta yapt›¤› katliamlar› protesto etti. “Filistin’de intifada, Irak’ta direnifl kazanacak” pankart› açan ö¤renciler “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, “Irak halk› yaln›z de¤ildir”, “Yaflas›n Felluce direniflimiz” sloganlar›n› att› ve çeflitli dövizler açt›. Ö¤renciler ad›na aç›klamay› yapan Tuna Altan “‹nsanl›¤›n kalbi Felluce’de atarken Irak’ta direnifl her gün küllerinden yeniden do¤uyor. Bütün dünya halklar›n gibi bizim de yüre¤imiz Felluce’de ve Filistin’de at›yor. Diren Felluce, diren Filistin yan›nday›z” dedi. * BEKSAV’›n düzenledi¤i “Filistin Halk› ‹le Dayan›flma Haftas›” için Türkiye’ye gelen Leyla Halid ve Grup Al Awda 26 Kas›m Cuma günü TMMOB binas›nda bas›n toplant›s› düzenledi. O Filistin’in özgürlü¤ünü hayk›r›p bu mücadeleyi dünya halklar›n›n gündemine tafl›mak için uçak kaç›ran ilk kad›n gerillalardan biriydi. Halid bas›n toplant›s›ndan önce k›sa bir aç›klamayla buradaki konuflmas›n›n bas›n

için de¤il Türk ve Kürt ulusu ve çeflitli milliyetlerden oluflan Türkiye halk›na oldu¤unu ve aç›klamalar›n› Filistin Halk Kurtulufl Cephesi ad›na yapt›¤›n› aç›klad›. Türkiye’de flu anda yönetimdeki hükümetin “seçilmeden” önce ‹srail’in siyonist politikalar› çerçevesinde Filistin halk›na yapt›¤› sald›r›lar› de¤erlendirirken ‹srail’i terörist olarak adland›rd›¤›na vurgu yaparak ekledi; “Bizi bu söyledikleri fleyle kand›ramazlar. Terörist bir devletle silah pazarl›¤› için anlaflma yapan bir devlet terörist bir devlettir.” Halid “Türkiye’yi nas›l buldunuz” sorusunu ise flöyle cevaplad›; “Bugün Filistin halk› neler yafl›yorsa hemen hemen her konuda Türkiye halklar› da ayn› zulümü yafl›yor. FHKC’nin de çeflitli temsilcileri halen tutsak. Söylemek istedikleri bir fley var; Özgür olana kadar direnece¤iz. fiayet demokrasinin nas›l oldu¤unu konuflacaksak bunun en k›sa yolu hapishanelere bakmak. Türkiye’de de Filistin’de de okuldan fazla hapishane var.” Yaser Arafat ölümü ve Filistin’deki direnifli, bar›fl›n ne zaman gelece¤ini soran burjuva bas›n çal›flanlar›na cevab› gayet netti; “Devrim yolunda yürürken Filistin halk›ndan pek çok insan düfltü ama mücadelemizden vazgeçme-

ken direnenlerin terörist diye karaland›klar›n› belirttik ve bu sald›r›larla ilgili düflüncelerini istedik. Cevab›; “Emperyalizmin ulaflt›¤› aflamalardan biri bu, art›k askeri güçlerine çok güvenebiliyorlar. Neden di¤er ülkelerde de zulme baflland›, çünkü halktan korkanlar ABD’nin Irak’a da girmesinden güç ald›. Ama bir düflünelim tüm imparatorluklar halklar›n direniflleri ile y›k›ld›, y›k›lacakt›r da, buna ABD emperyalizmi de dahil” oldu. Halid aç›klamalar›n›n bitti¤ini ancak onunla beraber olan Grup Al Awda’n›n da söyleyecek birkaç sözünün oldu¤unu belirtti. Al Awda’dan bir temsilci aya¤a kalkarak tercüman› arac›l›¤›yla konuflmas›na bafllad›; “Bizler Filistin’den sürülmüfl insanlar›z. Bu yüzden müzik grubumuzun ad› Al Awda (Geri Dönüfl). Filistinliler flehitlerinin arkas›ndan a¤›tlar yakmaz. Ölüme yabanc› de¤iliz. fiehitlerimizi z›lg›tlarla u¤urlar ve onlar› coflkuyla anar›z.” Konuflman›n ard›ndan içinde flehitlerinin ad›n›n geçti¤i bir flark›y› okudular. Al Awda’›n ard›ndan bas›n toplant›s› son buldu. * 17 Kas›m Çarflamba günü saat 12:30’da Galatasaray Postanesi önünde bir araya gelen Mücadele Birli¤i Platformu üyeleri Irak ve Filistin’de yaflananlarla ilgili bas›n aç›klamas› yapt›.

dik. Pek çok insan katledildi ve 8 bin insan›m›z tutsak ama intifada devam edecek. Biliyoruz ki ‹srail’le masada yap›lan hiçbir anlaflma bize bar›fl getirmeyecek. Geçmiflte yap›lan Oslo Anlaflmas› da bize gösterdi ki Filistin’e bar›fl kendi savafl›yla, ‹ntifada ile gelecek. Zaten Filistin’de 650 000 ‹srail askeri var, hangi anlaflmadan bahsediyorsunuz?” Bu arada Büyük Ortado¤u Projesi ile beraber ABD’nin Afganistan’› ve Irak’› iflgal etti¤ini ve bunlar›n paralelinde ‹srail’in ise önceden yarg›s›z infazlar halinde yapt›¤› katliamlar›n tüm Filistin halk›na yöneldi¤ini, ancak tüm bu sald›r›lar›n burjuva medya taraf›ndan sald›ranlar›n kahraman ilan edilir-

“Filistin’de ‹ntifada Irak’ta direnifl kazanacak” sloganlar› ve Filistin bayraklar›yla pankartlar›n› açan kitle ad›na bas›n metnini okuyan sözcü, uzun y›llard›r ‹srail’in siyonist politikalar›na karfl› direnen Filistin halk› ve Felluce’de onca katliama karfl›n direnifli devam ettiren Irak halk› için “halklar›n mücadelesi er ya da geç zafere ulaflacakt›r” dedi. * BEKSAV’›n düzenledi¤i “Filistin’le Dayan›flma Haftas›” çerçevesindeki etkinliklerden biri Ankara’da gerçekleflti. 27 Kas›m günü Ekin Sanat Merkezi’nde saat 18:00’de bafllayan program oldukça yo¤un bir içeri¤e sahipti. Ezilenlerin Sosyalist Platformu ve BEKSAV’›n organizasyonunu

omuzlad›¤› etkinlikte ESP ve BEKSAV ad›na yap›lan konuflmalardan ve sayg› duruflundan sonra “Filistin ‹ntifadas›”n› anlatan bir film gösterimi gerçeklefltirildi. ANKARA 28 Kas›m günü saat 18:00’de Tuzluçay›r Muhtarl›¤›’n›n önünde toplanan ve “Felluce’de direnenler kazanacak” pankart› açan kitle, “Kahrolsun ABD emperyalizmi”, “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, “Kurtulufl yok tek bafl›na, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlar›yla ara sokaklar› gezerek mahalle içinde dolaflt›. “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” sloganlar›n› da atan kitle meflaleler yakarak Tuzluçay›r Merkez’e kadar yürüdü. Say›lar› 250’yi bulan iflgal karfl›tlar›na polis, barikat›yla engel olmak istedi. Yaflanan tart›flmalardan sonra yolun bir taraf› kapat›larak bas›n aç›klamas› yap›ld›. Kurtulufl, ESP, BDSP, YDG, ‹dilcan Kültür Merkezi taraf›ndan örgütlenen ve Kald›raç’›n da destek verdi¤i etkinliklerle ABD emperyalizminin iflgalleri k›nand›. Devrim flehitleri için yap›lan sayg› duruflundan sonra halaylar çekildi. Pankart›n› açan kitle tekrar yol üzerinden yürüyerek Tuzluçay›r Muhtarl›¤›’na yürüdü. BURSA *25 Kas›m günü Setbafl› köprüsünde toplanan ve Bursa BES fiubesi taraf›ndan organize edilen ve birçok kurum üyeleri ve temsilcilerinin de destek verdi¤i eylemde kitle, kortejler oluflturarak “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, “Irak halk› yaln›z de¤ildir”, “Gün gelecek devran dönecek ABD halklara hesap verecek” vb. slogan ve alk›fllarla AOP önüne yürüdüler. BES Bursa fiube Baflkan› Sürmeli Selçuk Sö¤üt yapt›¤› aç›klamada ABD’nin Irak’ta yapt›¤› katliama de¤inerek “Emperyalistler için insan›n bir önemi yoktur, onlar için esas olan kârlar›na kâr katmakt›r. Bu nedenledir ki direnifl artt›kça genç-yafll›, kad›n-erkek ve çocuk demeden Irak’ta savunmas›z, suçsuz insanlar kendi yurdunda, topra¤›nda, evinde alçakça sald›r›ya maruz kalmakta, insanl›k d›fl› bir vahflet yaflamaktad›r” dedi. *Ayr›ca 26 Kas›m günü ‹HD, Mazlum-Der, Partizan, EMEP, SDP, DEHAP, HÖC ve ESP’nin kat›l›m›yla Çiçekçiler Pasaj›’nda 13:30’da toplanan kitle alk›fllar ve sloganlarla AKP ‹l Binas›’na yürüdü. ‹HD ad›na konuflan Bursa fiube Baflkan› Mutlu Manyas “ABD’nin hiçbir meflru dayana¤› olmayan iflgali, tüm hukuk kurallar› ve insani de¤erleri ayaklar alt›na alarak her geçen gün daha da vahflileflerek devam etmektedir. Bizler insan haklar› savunucular› olarak ABD’yi, Ortado¤u’yu ancak gerçek sahipleri olan halklara b›rakarak çekilmeye davet ediyoruz” dedi. Eylemde Mazlum-Der Bursa fiube Baflkan› fiakir Çal›flkan da bir aç›klama yapt›.


10

3-16 Aralık 2004

10

“Bu yasa tasar›s› insanl›k d›fl› bir yasad›r”

Devlet, hapishanelerdeki yeni sald›r›lar›n ad› olan Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s› ile devrimci ve komünist tutsaklara karfl› bir kez daha sald›r›ya geçiyor. Tutsaklar›n kifliliksizleflmesini, tek tipleflmesini dayatan bu yasa ile devrimci irade teslim al›nmak isteniyor. Toplumun muhalif kesimleri susturulmak isteniyor. Son günlerde tasar›n›n Meclis’ten çekildi¤ini aç›klayan Adalet Bakan› Cemil Çiçek, yasan›n tekrar Meclis’e getirilece¤ini söyleyerek asl›nda bir-iki makyajla yeniden geçirilece¤ini anlatmak istiyor. Bu geliflmelerin ard›ndan ÇHD ‹zmir fiube Baflkan› Av. Bahattin Özdemir’in görüfllerini ald›k. -Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›’na itiraz etmenizin nedenleri nelerdir? Av. B. Özdemir: ‹nfaz yasalar› infaz politikalar›n›n bir uzant›s›d›r. Biz daha önce de infaz yasas›ndaki düzenlemelerin genellikle idari tasarruflarla yap›lmas›na hep itiraz ediyorduk. Bunun kanunla düzenlenmesini istiyorduk. Ama flu an itibar›yla ‹nfaz Yasa Tasar›s› olarak önümüze gelen bu kanun tasar›s›, ciddi anlamda problemli bir kanun tasar›s›d›r. Biz bu yasan›n afla¤›-yukar› her yerine itiraz ediyoruz. Yasa tasar›s›n›n içerisinde özellikle Tek Tip Elbise uygulamas›

ile ilgili getirilen dayatmalar hem objektiflik k›stas›n› ortadan kald›r›yor, hem de TTE kullan›larak asl›nda tecritin boyutu art›r›lmak isteniyor. Biz bunu samimi bulmuyoruz. Zorla çal›flt›rma maddesine de itiraz etmifltik. Bunlar›n geri çekilece¤ine dair bizde bir haber var sadece. Adalet Komisyonu’na gitti diye biliyoruz. Ama bu maddelerin sonuçta nas›l düzenlenece¤ini halen bilmiyoruz. O yüzden her ne kadar yasa geri çekilmifl olsa da buna dikkat etmemiz gerekiyor. -‹tirazlar›n›z bu iki nokta üzerine miydi sadece? Hay›r. Bizim ‹nfaz Yasa Tasar›s›’na itirazlar›m›z sadece bu iki madde üzerinden de¤ildi. ÇHD Genel Merkezi’nin yapt›¤› bir aç›klama var ‹nfaz Yasa Tasar›s›’yla ilgili olarak. ‹lk olarak disiplin cezalar›yla ilgili ciddi bir sorun var. Bu sorunu flu flekilde özetleyebiliriz; ilk olarak disiplin cezalar› belirsiz. ‹dareye çok genifl takdir yetkisi veriliyor. Art›r›larak uygulanmas› sebebiyle, hangi fiilin neyle cezaland›r›laca¤› kar›fl›yor. Ayr›ca disiplin cezalar›na bir sürü madde getirmifller, denmifl ki; “bu maddede yaz›lmayan, buna benzeyen fleylerle de buray› doldurabilirsiniz”. Bu hem cezaland›rma mant›¤›na ayk›r› hem de bu idareye korkunç bir yetki tan›yor. Yani 4 tane 5 tane fiil say›lm›fl, “bunlara flu ceza verilecek” denmifl, “buna benzerlere de verebilirsin” diye eklenmifl. Bu herfleyin ceza olarak uygulanabilece¤i anlam›na geliyor. Bu anlamda disiplin cezalar›n›n ne oldu¤u tam tan›mlanmam›fl. ‹kincisi; art›rarak uygulanan disiplin cezalar› ciddi haks›zl›klara neden olabilecek durumdad›r. Bu anlamda yasa tasar›s›n›n disiplin cezalar›na yönelik bütün elefltirilerimiz aynen duruyor. -Ölüm Oruçlar›na ve Açl›k Grevlerine müdahaleyi öngören maddeler ile ilgili neler söyleyeceksiniz? -Devletin Ölüm Orucu ya da Açl›k

BASINA VE KAMUOYUNA Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’ndeki devrimci tutsaklar Bayram Kama, Murat Karayel, Hasan Polat, ‹mam Akmut, Resul Kocatürk, Hasan Rüzgar yapt›klar› aç›klamada AB’nin gücünü de arkas›na alan AKP hükümetinin “demokratikleflme”, “AB kriterleri”, “insan haklar›” vb. söylem ve demagojiler eflli¤inde demokratik hak ve özgürlüklere sald›rd›¤›n› belirterek “yalan ve demagojilerle temel hak ve özgürlükleri budayan, gaspeden sald›r›lar atbafl› gidiyor. AKP hükümeti, egemen s›n›flar ve AB için att›¤› her ad›m›, tüm toplumun yarar›na bir “devrim” gibi sunuyor. Peflpefle ç›kar›lan yasalar “devrim”, “büyük iler-

leme” vs. demagojileriyle sunularak ezilen ve sömürülen kitleler aldat›lmaya çal›fl›l›yor” dediler. AKP hükümetinin F ve D tipi hapishaneleri “misafirhane” gibi göstererek tecrit zulmünün üstünü örtmeyi amaçlad›¤›n› da söyleyen tutsaklar “Adalet Bakan› ‘devlet konukevi’ diyerek F ve D tipi tecrit hapishaneleri flirinlefltirmeye, böylece kamuoyunu aldatmaya çal›fl›yor” fleklinde devam ettiler. “F tipi hapishanelerdeki hücre havaland›rmalar›n›n çelik tel örgülerle bir bafltan öbür bafla örülmesi, fiziksel izolasyonu tahkim eden ve Ceza ‹nfaz Kanunu ile gelifltirilen kapsaml› ve a¤›r tecrit sisteminin bir parças›-

Grevleri paranoyas› yasaya yans›m›fl. O anlamda da uluslararas› t›bbi etik ilkelerine ayk›r› olarak yasada düzenleme yap›lm›fl ve özellikle sa¤l›k personeline yönelik olarak bask›c› tutumlar konmufl. Bu paranoya yasaya o kadar korkunç yans›m›fl ki. Gerçekten bu insanl›k d›fl› bir uygulama asl›nda. Nas›l uygularlar, oras›n› pek bilmiyoruz. Yasa aç›kça insanl›k d›fl› bir uygulama ve uluslararas› etik ilkelerine ayk›r› düzenlemeler getirmifl. -Yasan›n geri çekildi¤i yönlü aç›klamalar› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -‹nfaz Yasas›’na bakt›¤›m›z zaman flu an yapt›klar› fleyin tasar› üzerinde sadece bir rötufltan ibaret oldu¤unu görürüz. Özellikle kamuoyunun fluna dikkat etmesi gerekiyor. Bu “geri çekme” asl›nda bir geri çekme de¤ildir. Bu yasa tasar›s› komisyonda de¤iflse bile Meclis’te baflka flekilde uygulanaca¤›na dair bir inanc›m var. Çünkü flunu aç›kça belirtmek gerekir: ‹nfaz yasalar› hükümet politikalar› de¤il, devlet politikalar›d›r. ‹nfaz Yasa Tasar›s› küllen kötü bir fleydir. Bu yasa tasar›s›n›n yap›lma mant›¤› sakatt›r zaten. Üzerinde bir rötufl olmas› hiçbir zaman bu yasa tasar›s›n› kabul edilebilir, insana yak›fl›r, insan›n hapishanede tutulmas›n› düzenleyen bir yasa olarak kabul edilemez. fiu unutulmamal›, Ceza Yasa Tasar›s›’n›n temel maddeleri olan 1 ve 5. Maddelerde temel mant›k ifade edilmifltir. Buradaki temel amaç mahpusu bir hasta olarak görmek ve “iyilefltirmek”tir. ‹yilefltirme derken de flunu diyorlar; kendi mant›klar› aç›s›ndan o kifliyi “sosyallefltirme”. Bu flu demektir: Hapse düflen insanlar› sosyal anlamda hasta görüyorlar ve kendi mant›klar› neyse ona uygun olarak onu infla etmeyi düflünüyorlar. fiimdi yasa tasar›s›n›n bu hükmü de¤iflmeyecek. Bu hükmü, bu mant›¤› de¤iflmedi¤i sürece yasa tasar›s› üzerindeki de¤ifliklikler ne olursa olsun bir anlam›

yok. -Son olarak eklemek istedikleriniz var m›? -Bir de flunu vurgulamak gerekiyor. Bu sadece Türkiye’nin sorunu de¤il. O yüzden AKP’nin sald›r›s›n› tek bafl›na düflünmemek gerekiyor. Bu genel bir politik yaklafl›md›r. ‹nfaz ve cezaland›rmayla iliflkin bu ça¤›n yaklafl›m›d›r. Bu ABD kaynakl›d›r, Avrupa kaynakl›d›r. ABD’de özellikle Kara Panterlere ve onlar›n yöneticilerine karfl› davran›fllar, ‹ngiltere’nin IRA örnekleri, Almanya örnekleri unutulmamal›d›r. Bu ülkelerin herbiri kendileri kriz ya da terör dedikleri kavram içinde hissettikleri zaman “anti-terör” yöntemleri ve bunun cezaevi uzant›s› olan bu tür cezaevleri politikalar› uygulam›fllard›r. Yani bu yasa tasar›s›n›n mant›¤› sadece bu co¤rafyaya ait de¤ildir. 19 Aral›k operasyonu öncesi Adalet Bakan› H. Sami Türk’ten flöyle bir aç›klama duymufltuk. “STÖ ve DKÖ’lerle anlafl›lmadan kimseyi F tipine koymayaca¤›z”. Bu unutulmamal›d›r. ‹nsanlar flu anda F tipindeler ve bu kimseye sorulmadan yap›ld›. O yüzden yap›lan aç›klamalar hiç de samimi de¤ildir. AKP hükümeti de¤iflse de bu politika de¤iflmez. Çünkü bu bir devlet politikas›d›r. Biz çok yak›n tarihte hapishanelerde korkunç fleyler yaflad›k. Bu ülkenin tarihi hapishanelerde ac› ve direnifl tarihidir. Diyarbak›rlar, Metrisler, Mamaklar, Ulucanlar, Burdurlar, Bergamalar, 19 Aral›k’ta yaflad›klar›m›z asl›nda çok çabuk unutuluyor. ÇHD olarak 1 ve 19 Aral›k tarihleri aras›nda hapishanelerle ilgili gerçeklerin ortaya ç›kar›lmas› için bir kampanya düzenleyece¤iz. Biz bu yasay› elefltirdi¤imiz için 19 Aral›k’›n y›ldönümünde K›r›klar F Tipi önünde bir eylem yapaca¤›z ve içinde oldu¤umuz ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik’in 19 Aral›k mitingine kat›l›m sa¤layaca¤›z. (‹zmir)

d›r” denilerek devam eden aç›klamada ayr›ca F tiplerinde devam eden sald›r›lara da de¤inilerek “Ceza ‹nfaz Kanunu ve Ceza ‹nfaz Kanunu’nun bir parças› olan havaland›rmalar› tel örgülerle kuflatmak bunun içindir. F tipi hapishanelerdeki havaland›rmalar› çelik, jiletli telle kuflatmak fiziksel oldu¤u kadar psikolojik izolasyon amac› da tafl›yor. Havaland›rmalar›n tel örgülerle çevrilmesiyle, fiziksel tecrit daha s›k›laflt›r›l›rken, F tipi ve tecrit olgusu daha korkutucu ve ürkütücü k›l›nmak isteniyor. Korku, bask›, tecrit, fliddet ve Ceza ‹nfaz Kanunu’yla yasalaflt›r›lacak olan Tek Tip Elbise ve Zorunlu Çal›flt›rma, disiplin cezalar›, infaz yakarak, yeni davalar aç›larak devrimci tutsaklara boyun e¤dirilmek isteniyor. Ama bu nafile bir çabad›r” denildi.

Aç›klama flöyle devam etti; “On y›llar boyunca bu co¤rafyada devrimciler katliamlarla, infazlarla, ak›l almaz iflkencelerle teslim al›nmak istendi. Ama baflar›lamad›. fiimdi F ve D tipi tecrit ve izolasyon iflkencesiyle ayn› amaç güdülüyor. Ama yine baflaramayacaklar. Asla zulme boyun e¤medik ve e¤meyece¤iz. Direndik, direnece¤iz. F ve D tipi hapishaneler, tecrit ve izolasyon zulmü yaln›z devrimci tutsaklar›n de¤il, tüm ezilen ve sömürülen kesimlerin demokratik hak ve özgürlüklerini savunanlar›n, insanl›k onuru ve de¤erlerinin yan›nda olan herkesin sorunudur. Tüm kamuoyunu, F ve D tipi tecrit hapishanesi konusunda duyarl› ve taraf olmaya, Ceza ‹nfaz Kanunu ve di¤er sald›r›lara karfl› durmaya ça¤›r›yoruz” denilerek bitirildi.


11

10

3-16 Aralık 2004

“Tecrit kalkana kadar devam!”

‹STANBUL * 21 Kas›m Pazar günü Galatasaray Lisesi önünde her pazar düzenli olarak eylem yapan Tecrit ve Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s› Karfl›t› Birlik tam saat 12:00’de alk›fllar› ve sloganlar›yla yine eylem alan›ndayd›. Birlik ad›na aç›klamay› yapan sözcü d›flardaki emekçilerin ifl ve yaflam alanlar›na performans dayatmas›n› getirenlerle tutsaklara F tipi ve yeni infaz yasas›n› getirenlerin ayn› s›n›ftan oldu¤unu söyledi. Yasa tasar›s›n›n meclisin bu hafta gündeminde olaca¤›n›n hat›rlat›lmas› üzerine kitle uzun süre “Bedel ödedik bedel ödetece¤iz” slogan›n› att›. Bas›n aç›klamas› haftaya tekrar ayn› yerde olmak üzere sloganlar eflli¤inde bitirildi. * Birlik bileflenleri 28 Kas›m Pazar günü de ayn› yerde ayn› saatte bir araya geldi. “Yeni ‹nfaz Yasas› Geri Çekilsin”, “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur” sloganlar›yla eyleme bafllayan Birlik ad›na konuflmay› yapan sözcü yasan›n tam olarak geri çekilmedi¤inin ve tekrardan meclise getirilmek üzere meclis alt komisyonuna çekildi¤inin alt›n› çizerek bunda tecrit karfl›t› eylemlerin etkisinin de bulundu¤unu ancak tecrit varoldukça tutsaklar›n kimliksizlefltirilmesi hareketinin de devam edece¤ini söyledi.

Tecritteki kifliliksizlefltirme ve bask› politikalar› sonucu Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde Sezai Karakufl adl› tutsa¤›n yaflam›na son verdi¤ini söyleyen sözcü devletin yasada yapaca¤› de¤iflikliklerin yasan›n niteli¤inde hiçbir de¤iflikli¤e sebep olmayaca¤›n› söyleyerek her reform diye ç›kan yasa tasar›s›nda oldu¤u gibi bundan da medet beklemenin anlams›z ve zararl› oldu¤unun alt›n› çizdi. Sözcünün konuflmas›ndan sonra söz alan Kerim Tepeli kendisinin de Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nden yeni ç›kt›¤›n› belirterek 4 y›ld›r yani F tipi uygulamas›n›n ilk bafllamas›ndan beri hapishanelerdeki tüm uygulamalar› birebir yaflad›¤›n› belirterek bugün ç›kar›lmak istenen yasan›nsa F Tiplerindeki uygulamalar› meflrulaflt›rma amac›n› tafl›d›¤›n› söyledi. Eylem alk›fl ve sloganlarla son buldu. KARTAL *23 Kas›m Sal› günü Kartal Tecrit Karfl›t› Birlik bileflenleri Tuzla Ayd›nl› Köyü’nde deri iflçilerine tecrit karfl›t› bildirileri da¤›tmak için biraraya geldiler. Bildiri da¤›t›m› bafllad›ktan sonra Jandarma ekipleri bildirilerin iflçilerle buluflmas›n› engellemek için, bildiri da¤›t›m› yapan birlik bileflenlerinin kimliklerini kontrol etmek ve bildirilere el koymak istedi. Jandarman›n bu faflizan tutumu sonucunda bildiri da¤›t›m› yapanlar gözalt›na al›nd›. Gözalt› yap›ld›¤› s›rada tecrit karfl›tlar› “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar›n› hayk›rd›. Gözalt›na al›nanlar ayn› gün serbest b›rak›ld›.

*Kartal Tecrit Karfl›t› Birlik 27 Kas›m günü Kad›köy ‹skele Meydan›’nda Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n›n iptal edilmesi için bas›n aç›klamas› yapt›. Meydanda toplanan Birlik bileflenleri “‹çeride d›flar›da hücreleri parçala”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” sloganlar›n› hep bir a¤›zdan hayk›rd›. Birlik ad›na bas›n aç›klamas›n› Deri‹fl Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya yapt›. Sonkaya “Hapishanelerdeki tutsaklara dönük Tek Tip Elbise ve zorunlu çal›flmay› dayatanlar, iflçi ve emekçilere yönelik 2821-2822 say›l› yasalar› ve 12 Eylül mant›¤›n› sürdürmektedir. Hapishanelerdeki siyasi tutsaklar bu toplumun ayd›nlar› ve öncüleri olarak halka dönük sald›r›lar› önceden görerek mücadele ve araç yöntemlerini gelifltirmeye çal›flt›klar› için bugün hapishanelerdeler. fiu anda geri çekilen ancak k›sa bir süre sonra tekrar Meclis gündemine getirilecek Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’na karfl› mücadeleyi yükseltmeliyiz. Bu geri çekme takti¤i kamuoyunu oyalamaya pasif ve etkisizlefltir-

“Yasa y›rt›lana, sald›r›lar son bulana dek direnece¤iz!” 27 Kas›m Cumartesi günü ‹zmir Konak Sümerbank önünde bir araya gelen Partizan okurlar› hapishanelerde sürmekte olan tecrite, Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’na ve devam eden ölümlere karfl› eylem yapt›. “Devrimci tutsaklar onurumuzdur” pankart› açarak; saat 14:00’de bir araya gelen Partizan okurlar›, ilk olarak muhalif kesime dönük sald›r›lar›n sadece hapishanelerde de¤il, her yerde devam etti¤ini belirterek, geçti¤imiz günlerde Dersim’de ölümsüzleflen Aflk›n Günel, Cafer Kara ve Muharrem Yi¤itsoy flahs›nda tüm devrim ve komünizm flehitleri için 1 dakikal›k sayg› duruflunda bulundu. Sayg› duruflunda okunan fliirin ard›ndan “Aflk›n, Cafer, Muharrem ölümsüzdür” slogan› at›ld›. Partizan okurlar› ad›na aç›klamay› gazetemiz ‹zmir büro çal›flan› Gülseren Diken okudu. Yap›lan aç›klamada; “Hapishaneler kuruldu¤u günden bu yana, sald›r›lar, katliamlar, infazlar da olmufltur. Teslim al›namayan irade, hep katliamlarla bast›r›l-

maya çal›fl›lm›flt›r. Bu sadece ülkemizde de¤il, dünyada di¤er devrimcilerin, komünistlerin de yaflad›¤› ortak bir sald›r›d›r” denildi. “PKP’nin yeniden kurucusu ve önderi Baflkan Gonzalo’ya 12 y›ld›r uygulanan tecritle O’nun ideolojisini, iradesini teslim

alacaklar›n› sanm›fllard›. Ancak öyle olmad›. Gonzalo’nun mahkemede att›¤› savafl sloganlar›yla devrimci iradenin tecritle teslim al›namayaca¤›n› bir kez daha gördüler” fleklinde devam eden aç›klamada Yeni ‹nfaz Yasas›’yla hedeflenenin tutsaklar›n iradelerini teslim almak, onlar› kifliliksizlefltirmek, tek tiplefltirmek ve kuru-

lu olan sömürü düzenlerini daha fazla sürdürmek oldu¤u belirtildi. Meclisten geri çekilen yasan›n bir, iki makyaj hamlesiyle içeri¤inin de¤iflmeyerek yeniden Meclis’e sunulaca¤› ve egemenlerin AB’yle 17 Aral›k’ta yap›lacak müzakereye elleri bofl gitmemeye çal›flacaklar› hat›rlat›ld›. Son olarak ise “Bizler Partizan okurlar› olarak daha önce oldu¤u gibi bugünde bu yasaya tüm sald›r›lara karfl› içeride ve d›flar›da, mücadelemizi sürdürece¤iz. Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s› y›rt›lana, tüm sald›r›lar son bulana dek isyan› kuflanarak direnece¤iz. Devrimci iradenin teslim al›namayaca¤›n› bir kez daha hayk›rmaktan geri durmayaca¤›z” denildi. Eylem boyunca s›k s›k “Tecrite, tek tipe hay›r”, “Devrimci tutsaklar onurumuzdur”, “Faflizme isyan, halka önder Partizan”, “Partizan öfkesi zindanlar› y›kacak”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› at›ld›. Partizan eylemine ayr›ca ÖMP, DHP, BDSP ve DEHAP da kat›ld›. (‹zmir)

meye yöneliktir. Bu anlamda bu sald›r›y› gündemimizde taze ve canl› tutaca¤›m›z› ilan ederek, ezilen tüm emekçileri bu sald›r›lar› püskürtmeye ça¤›r›yoruz” dedi. ‹ZM‹R * ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik 19 Kas›m Cuma günü her hafta oldu¤u gibi Kemeralt› Girifli’nde Ceza ‹nfaz Yasas› Geri Çekilsin pankart›yla ve “Tecrite, tek tipe hay›r”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” sloganlar› eflli¤inde eylem yapt›. Tecrit Karfl›t› Birlik ad›na aç›klamay› Partizan’dan Gülseren Diken okudu. Diken “Yasa tasar›s› içerdi¤i birçok maddeyle hapishane idaresine genifl yetkiler b›rakmaktad›r. Yaflananlardan da görüldü¤ü gibi bu durum tutuklu ve hükümlüler aç›s›ndan a¤›r sonuçlar do¤uracakt›r” dedi. Aç›klama s›ras›nda polisin kamerayla görüntü almas›na karfl› ç›k›l›nca, polisle eylemciler aras›nda k›sa süreli arbede yafland›. Polisin kamerayla görüntü almak istemesini protesto eden Tecrit Karfl›t› Birlik üyeleri “Faflizme karfl› omuz omuza” ve “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” sloganlar›n› atarak 5 dakikal›k oturma eylemi yapt›. * 27 Kas›m günü Kemeralt› giriflinde tekrar bir araya gelen ‹zmir Tecrit Karfl›t› Birlik üyeleri ad›na aç›klamaya yapan BDSP’den Ahmet Subafl› “Art›k sadece izlemek, üzülüp a¤lamak yerine, yeni Iraklar, Filistinler ve 19 Aral›klar olmas›n diye, harekete geçin ve unutmay›n bahar› yaflam›yoruz ki F tipinin k›fl›na gözlerimizi yumal›m” dedi. Eylem at›lan sloganlar›n ard›ndan sona erdi.

“Tecrite karfl› sesimizi yükseltece¤iz!” 24 Kas›m Çarflamba günü ‹stanbul Ritz Corlton Otel’de (Gökkafes) TÜS‹AD’›n davetiyle gelen Avrupa Sosyalist Parlamenterler Toplulu¤u bas›n toplant›s› yapmak üzere bir araya geldi. 4 y›ld›r süren ve pek çok tutsa¤›n sakat kalmas›na ve ölümüne sebep olan tecrite karfl› mücadele veren, bu konu üzerine eylemler, etkinlikler yapan TUYAB da konferans salonundayd›. 19 Aral›k operasyonlar› ve Ulucanlar katliam›n›n foto¤raflar› ve katliamlarda yaflam›n› yitiren flehitlerin otopsi raporlar›n›n ve Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n›n yorumunun bulundu¤u bir dosyay› da Avrupa’da kamuoyu yaratmak için gelen heyete verdi. Avrupa Sosyalist Parlamentosu’nun Grup Baflkan› ile k›sa bir diyaloga geçen TUYAB’l›lar ad›na konuflan sözcü, Türkiye’de d›flardaki muhalefet artt›kça içerdeki bask› ve katliamlar›n da artt›¤›n›, bugüne kadar tecrit koflullar›nda yaflayan binlerce devrimci tutsa¤›n a¤›r sa¤l›k sorunlar› ve psikolojik rahats›zl›klarla karfl› karfl›ya oldu¤unu anlatarak yeni yasan›n daha da a¤›r tecrit koflullar›n› dayatt›¤›n› ve bunun içerisini tam anlam›yla teslim almak için yap›ld›¤›n› anlatt›. Sözcüye cevap veren Grup Baflkan›, Avrupa’da da bunun takip edildi¤ini ancak bugüne kadar ellerine böyle bir dosya geçmedi¤ini, konu üzerine d›flardaki muhalefetin de önemli oldu¤unu belirtti. Raporu gerekli olan yerlere yans›taca¤›n› belirten grup baflkan› TUYAB’l›lara teflekkür ederek seminerine bafllad›. Eylem sonras› k›saca bilgi veren TUYAB’l›lar tecritin d›flardaki ayd›n ve ilerci kesimlerin içerdeki tepkiye destek vermesinin kendileri ve tutsaklar için önemine de¤inerek kendilerinin de bu konuda ellerinden geleni yapacaklar›n› söyledi. (‹stanbul)


12

3-16 Aralık 2004

10

Halk savaflç›lar›na ölüm yok!

PAR‹S Vurun yoldafllar vurun, uyumas›n silahlar Nerde uyursa silah, orda uyan›r ölüm Kavgan›n töresi bu, kan kanla y›kanacak Al kanl› gömleklerle, hedefe var›lacak Türkiye ve T. Kürdistan›’nda devletin Halk Savafl› karfl›s›ndaki sald›r›lar› artmaktad›r. Bu korku ve acizlik devletin Dersim’de ormanlar› yakmas›yla ve halk üzerindeki bask›lar›n› artt›rmas› ile bir kez daha görülmüfltür. Yine bölgede düzenlenen son operasyonlar ve flehit düflen gerillalara yap›lan iflkenceler bunun göstergesidir. 2 Kas›m tarihinde enternasyonal proletaryan›n Türkiye ve T. Kürdistan›’ndaki temsilcisi TKP/ML’nin üyesi Muharrem Yi¤itsoy, 9 Kas›m tarihinde yine Parti üyesi Aflk›n Günel ve Parti ‹leri Sempatizan› Cafer Kara çat›flarak flehit düflmüfllerdi. Biz de, Paris TKP/ML taraftarlar› olarak, duydu¤umuz bu sesten ald›¤›m›z güçle topra¤a düflenlerimizi anmak için 21 Kas›m 2004 tarihinde bir anma toplant›s› düzenledik. Muharrem, Aflk›n ve Cafer yoldafllar flahs›nda devrim, sosyalizm ve komünizm u¤runa silah elde topra¤a düflen parti ve devrim flehitleri için yap›lan bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllayan anma toplant›s› söylenen Parti Marfl›’yla devam etti. Ard›ndan aç›l›fl konuflmas›n› yapan bir kifli, devrimin bir gereksinim oldu¤una vurgu yaparak gerçekleflecek devrimimizin büyük bedel istedi¤ini, “ya kan ya can de¤il, hem kan hem can istedi¤ini” ifade etti. Aç›l›fl konuflmas›ndan sonra yine bir yoldafl›n flehitlere atfetti¤i fliiri okumas›n›n ard›ndan, baflka bir yoldafl TKP/ML’nin 12 Kas›m tarihli Turüflmek flehitleriyle ilgili bildirisini kitleye sundu. Bildiriyi okuduktan sonra TKP/ML’nin Halk Savafl›’ndaki ›srar›na dikkat çeken yoldafl, 7. Konferans’›n “önce yapacak, sonra konuflaca¤›z” ibaresinin içeri¤ini somutlayarak sözlerini tamamlad›. Daha sonra MKP taraftarlar›ndan bir kifli söz al›p MKP’nin konuyla ilgili yay›nlad›¤› bildiriyi okudu. Son olarak baflta flehit düflen yoldafllar›m›z›n en çok sevdikleri ve dillendirdikleri türküler olmak üzere, kitlenin efllik etti¤i devrimci türkü ve marfllarla anma toplant›s› sona erdi.

HAGEN Hagen Partizan okurlar› olarak düzenledi¤imiz “Parti fiehitlerimizi Anma Toplant›s›”nda; geçmiflte NRW Bölgesi’ndeki faaliyetimizin temellerini atan ‹brahim Polat yoldafl›m›z› ve Dersim’de flehit düflen Muharrem Yi¤itsoy, Aflk›n Günel ve Cafer Kara yoldafllar›m›z› birlikte and›k. Sayg› durufluyla bafllad›¤›m›z anma toplant›s›nda ‹brahim Polat yoldafl›n ülkemizdeki ve yurt d›fl›ndaki onurlu mücadelesine de¤inildi. Bu mücadele tarihinde ülkede bafllatt›¤› ve yurtd›fl›nda sürdürdü¤ü istikrarl› mücadelesiyle, yapt›¤› katk›larla an›ld›. Faaliyetindeki çabalar› ve kitle örgütünün kurucu üyeleri aras›nda yer almas›na ve yapt›¤› katk› ve eme¤in taraf›m›zdan örnek al›nmas›na da de¤inildi. Bilindi¤i gibi, yoldafl 3. Konferans’a Yurtd›fl› Delegesi olarak kat›lmak üzere gitti¤i Dersim’de 22 Kas›m’da 8 yoldaflla birlikte flehit düflmüfltü. Anma toplant›m›za Dersim’de flehit düflen son flehitlerimizin an›lmas›yla devam edildi. 2 Kas›m 2004’te düflman›n sald›r›s› sonucu Dersim’de onurlu bir direniflle flehit düflen TKP/ML üyesi Muharrem Yi¤itsoy ve 9 Kas›m’da yi¤itçe direnerek flehit düflen TKP/ML üyesi Aflk›n Günel ve Cafer KARA yoldafllar da düzenlenen anma toplant›s›yla an›ld›. Muharrem, Aflk›n ve Cafer yoldafllar TKP/ML’nin saflar›nda yer alm›fl ve düflman›n binlerce askerle sald›rmas›na karfl›n teslim olmam›fl, gösterdikleri direniflle de düflmana karfl› ideolojik üstünlük sa¤lam›fllard›r. Dersim’de flehit düflen bu yoldafllarla ilgili TKP/ML imzal› bildirinin okunmas›n›n ard›ndan mücadele yaflamlar›na da de¤inildi. Tüm flehitlerimiz gibi, bu yoldafllar›m›z›n da flehit düflmesi zorlu bir s›n›f mücadelesinde yer alan Proletarya Partisi aç›s›ndan onurlu bir bedeldir. Onlar›n devretti¤i mücadeleye hepimiz gücümüz ölçüsünde kat›lmal›y›z. 50 kiflinin kat›ld›¤› anma toplant›s›n›n ikinci bölümünde yoldafllar›m›z› devrimci a¤›t ve marfllarla bir kez daha and›k ve selamlad›k. Toplant› TKP/ML Marfl›’yla son buldu. STRASBOURG Strasbourg Partizan okurlar› olarak 20 Kas›m 2004 Cumartesi günü Evrensel Kültür Merkezi’nde Muharrem Yi¤itsoy, Aflk›n Günel ve Cafer Kara yoldafllar›m›z›n anmas›n› gerçeklefltirdik. Saat 15.00’de tüm devrim ve komünizm flehitleri için yap›lan sayg› duruflu ile bafllayan anmada, program boyunca Grup fiiar ve Grup ‹syana Özlem partizan türküleri seslendirdiler. Yap›lan aç›l›fl konuflmas›nda, “‹nsanl›¤›n büyük özgürleflmesi u¤runa giriflilen sosyal kurtulufl mücadelesinde adanmaya ikirciksiz olan bu yaflamlar olmasayd›, öz-

gürlü¤ün bilincimizdeki büyük arzusu böylesine derin gerçekleflemezdi. Ve bu flehitlerin savafl›rken tafl›d›klar› bayrak, onlar topra¤a düfltükçe daha da yücelmezdi. ‹nsanl›k kazanmak ve özgürleflmek için kan›n› ve can›n› vermeyi birer zorunluluk olarak ortadan kald›rana kadar flehitler kervan› büyümeye devam edecektir. Bugün bizlerde bu flehitler kervan›na kan-can olan yoldafllar›m›z› anma amac› ile burada toplanm›fl bulunuyoruz. Muharrem, Aflk›n ve Cafer yoldafllar›m›z›n an›s› yaflatman›n en do¤ru yolu, onlar›n ideallerine ba¤l› kalmakt›r. Her flehidimiz bize devrime giden yolu iflaret etmektedir, bu yol zorlu ve engebelidir. Ancak tüm zorluklar›n karfl›s›nda, Muharrem olmak, Aflk›n olmak, Cafer olmak ve daha yüzlercemiz gibi olmak asloland›r. Ve buradan yoldafllar›m›za bir kez daha sesleniyoruz; And olsunki and›n›z›, flan olsunki ad›n›z› yaflataca¤›z” denildi. Daha sonra Cafer Kara’n›n abisi söz alarak, hayat›n her alan›nda onlar›n di-

renifli sahiplenmemiz gerekti¤i üzerinde durarak, yaflad›¤›m›z co¤rafyadaki emperyalist sald›rganl›¤a karfl› durmam›z›n da bu direniflin bir parças› oldu¤unu belirtti. Böyle bir ölümden onur duydu¤u belirttikten sonra, “Caferler, Muharremler, Aflk›nlar ölmez, hepimiz birer Caferiz!” sözleri ile konuflmas›n› bitirdi. Bu konuflman›n ard›ndan Cafer Kara’n›n bir yoldafl› söz alarak, “onlar›n yaflam›ndan ö¤renmemiz gerek, bunca bask›ya sessiz kalmayanlar› ve bu u¤urda flehit düflenleri yaflatmal›y›z. Onlar Proletarya Partisi’nin çizdi¤i yolda tereddütsüzce yürüyenlerdi, Dersim topraklar›nda büyüyen umudun temsilcileriydi, hayat›m›z›n her alan›nda onlardan ö¤rendi¤imiz direnifl çizgisini yaflatmal›y›z” dedi. Dersim flehitlerini anlatan TKP/ML MK SB bildirisininde okundu¤u anmada, “Dersim flehitleri ölümsüzdür”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Yaflas›n Partimiz TKP/ML” vb. sloganlar at›ld›. Anma boyunca sinevizyon gösterimi yap›l›rken anman›n sonunda Dersim flehitleri için yap›lan bir video gösterimi yap›ld›. Yaklafl›k yüz kiflinin kat›ld›¤› anma sloganlarla son

buldu. ZÜR‹H Dersim’de flehit düflen TKP/ML T‹KKO ve MKP-HKO gerillalar› için Zürih’te ortak bir anma etkinli¤i gerçeklefltirildi. ‹sviçre’nin Zürih kentinde 28 Kas›m 2004 tarihinde saat 15:30’da yap›lan anmaya yaklafl›k 200 kifli kat›ld›. Dersim’de ve Karadeniz’de flehit düflen DHKP-C gerillalar› sahs›nda Parti ve devrim flehitleri için yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflu ile bafllayan anmada ilk olarak sözü TKP/ML temsilcisi ald› ve Parti ve devrim flehitleri için haz›rlanan bir metin okudu. Ard›ndan 2 ve 9 Kas›m tarihleri aras›nda Dersim’de flehit düflen T‹KKO gerillalar› Muharrem Yi¤itsoy, Aflk›n Günel ve Cafer Kara için anmaya haz›rlanan metin okundu. Ard›ndan MKP gerillalar› Orhan Gül, Elif Aslan ve Hasret Kaan Aslan’la ilgili kitleye bilgi verildi. Bu okunan metinde flehit düflen yoldafllar›n yaflam›na iliflkin kesitlerle birlikte silahl› mücadele ve bunun önemi üzerine duruldu. Kitle hep bir a¤›zdan “Yasafl›n Halk Savafl›”, “Dersim Tokat Erzincan, savafl›yor Partizan” sloganlar›n›n ard›ndan MKP ad›na bir kifli anmaya iliflkin haz›rlad›klar› yaz›y› okudu. Okunan bu metnin ard›ndan “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Yaflas›n devrimci dayan›fl-

ma” sloganlar› at›ld›. Ard›ndan haz›rlanan Parti ve devrim flehitlerinin yer ald›¤› dia sunuldu. Son olarak bir kifli devrimci türküler söyledi ve anma saat 16:00’da sona erdi. FRANKFURT Dersim’de katledilen TKP/ML savaflç›lar› Muharrem, Cafer ve Aflk›n yoldafllar Frankfurt’ta da an›ld›. Onlar›n Kas›m ay›nda flehit düflmeleri daha bir anlamlayd›, çünkü bu ayda Proletarya Partisi’nin 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤’›n da flehit düfltü¤ü ayd›r. Bu vesileyle Dersim flehitleri ve Demirda¤’›n flahs›nda devrim ve komünizm mücadelesinde flehit düflenler için sayg› durufluyla bafllayan anma, yoldafllar›n an›s›na yap›lan konuflmayla devam etti. Son bölümde kitle ile birlikte söylenen Parti ve Devrim marfllar›yla etkinlik son buldu.


13

10

3-16 Aralık 2004

Ese Yaylas› flehitleri ölümsüzdür! mücadelesinde varolan, ortaya ç›kan her olgu ve geliflimi ele almada, her olgu geliflmeye tav›r belirlemede mücadele etmede yol göstericidir’ diyen Demirda¤ yoldafl s›n›f savafl›na do¤ru ve zaman›nda müdahalelerde bulunacak ideolojik aç›-

23 Kas›m 1997 tarihinde Ese Yaylas›’nda flehit düflen Proletarya Partisi’nin 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤ ve Proletarya Partisi’nin savaflç›lar› Ümit Dinler, Duran Salman, Dilek Konuk ve Ümit Ça¤layan San 21 Kas›m 2004 tarihinde YDG taraf›ndan organize edilen bir anma ile Sar›gazi’de, mezarlar› bafl›nda an›ld›. Mezarl›k giriflinde kortej oluflturulup “fiehitlerimizin k›z›llaflt›rd›¤› bayra¤›m›z›, zirvelere tafl›yaca¤›z” pankart› ve Proletarya Partisi’nin devrim mücadelesinde flehit düflen kadrolar›n›n resimleri aç›larak yürüyüfl bafllad›. Yürüyüfl ve anma s›ras›nda s›k s›k “Dersim, Tokat, Erzincan savafl›yor Partizan”, “Dersim flehitleri ölümsüzdür”, “‹brahim’den Mehmet’e selam olsun Parti’ye”, “Yaflas›n Partimiz TKP/ML, Halk Ordusu T‹KKO, TMLGB” sloganlar› at›ld›. Komünizm ve devrim flehitleri ad›na yap›lan bir dakikal›k sayg› duruflundan sonra, Ese Yaylas›’nda flehit düflen Proletarya Partisi’nin 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤’› anlatan bir metin okundu. Okunan metinde “Mehmet Demirda¤ ve yoldafllar› en zor koflullarda dahi varolan koflullar› devrim lehine de¤ifltirmek için y›lmadan çal›flmalar›yla, gerçekleri kavramaya ve onun yasalar›n› keflfetmeye yo¤unlaflmalar›yla kendilerini göstermifllerdir. Onlar koflullara teslim olma anlay›fl›n› reddederek, zorluklar› aflmada ›srarl› ve sab›rl› olman›n önemine vurgu yapm›fllard›r. ‘Devrim stratejisi olan uzun süreli Halk Savafl› stratejisi s›n›f

dan net, örgütsel olarak sa¤lam, savaflç› bir örgütün yarat›lmas›na önem vermektedir. ‘Her fley devrim için, her fley Parti için’ fliar›n› rehber edinerek 24 saat komünist, bilgili, fedakar ve atak kadrolar›n yer ald›¤›, kurumsallaflm›fl, kolektivizmi içsellefltirmifl bir örgütlülü¤ün gereklili¤ini vurgulamaktad›r. Demirda¤ yoldafl askerileflmede yetkinleflmifl, savaflç›, gözü pek, fedakar bir örgüt için mücadele etmifltir. ‘Bafl›m›za ne gelir de¤il, düflman›n bafl›na ne getiririz’i düflünen, hesap sorma bilincinin geliflmesi ve prati¤e geçmesi için çaba harcayan Demirda¤ yoldafl, kendi prati¤inde de bunu birçok örnekle göstermifltir. Durum iyidir, çünkü; yaflad›¤›m›z topraklardaki s›n›f mücadelesinin geliflimi, teori ve stratejimizin ›fl›¤›nda ataca¤›m›z her ad›ma, yapaca¤›m›z her müdahaleye karfl›l›¤›n› kat kat verecek bir yöndedir” denildi. Anma sloganlarla sona erdi. (Kartal)

‹flçi-köylü Ankara sokaklar›nda... Egemen s›n›flar›n her gün, 24 saat halk›m›z›n bilincinde oluflturmaya çal›flt›¤› ideolojik tahakkümün en önemli araçlar›ndan biri de burjuva medyad›r. Cinnet ve cinayet haberleriyle dolan manfletleri ve sat›l›k kalemflörlerin köfle yaz›lar›yla öldürmeye çal›fl›rlar bütün düflünsel üretimleri. Önce öldürmeye sonra paparazzi haberleriyle balç›kla s›vamaya çal›fl›rlar gerçekleri. Öldürmek ve kirletmektir amaçlar›. Çünkü ölüler ve kirletilmifl gerçekler üzerine kuruludur sömürü düzenleri. Bu onlar›n penceresidir. Onlar bu vahflet ve y›k›m düzeninin orta yerindeki lüks villalar›nda yaratt›klar› fliddet ve cinnet manzaralar›n› seyrederler.

Bir de bizim pencerelerimiz var. Yoksul kondular›m›z›n pencereleri. Bizler buradan bakar›z dünyaya ve ülkemize. Do¤ruyu ve gerçe¤i, hakl›y› ve zalimi ancak buradan görürüz. Çünkü bizim penceremizin ad› ‹flçi köylü’dür. Burjuva medyan›n kalemflörlerine “hangi saçmal›kla vurursan vur, gerçekleri öldüremezsin” diyen sayfalar›nda umudu tafl›r bilincimize. “Sömürüye ve zulme karfl› isyan etmek meflrudur.” Bundand›r ki bizler yaflam›n her karesinde oldu¤u gibi bas›n alan›nda da zulme karfl› mücadelemizde meflruyuz. Meflru olmayan tank›, topu, mavzeri ile halk›m›za sald›rd›¤› yetmiyormufl gibi bir de bas›n yay›n arac›l›-

“VER EL‹N‹ KAVGA BÜYÜSÜN UMUT BAfiKALDIRSIN YÜRÜSÜN!” Örgütsüzlü¤ün tek yaflam biçimi olarak sunuldu¤u, karamsarl›k ve da¤›n›kl›¤›n beyinlere pompaland›¤› bir ortamda Ankara Partizan okurlar› taraf›ndan bir anma etkinli¤i gerçeklefltirildi. 28 Kas›m günü saat 15:00’de Tuzluçay›r’da bulunan ‹flçi Kültürevi’nde düzenlenen ve “Ver elini kavga büyüsün, umut baflkald›rs›n yürüsün” yaz›l› Partizan imzal› pankart›n as›ld›¤› etkinlik, Parti ve devrim flehitleri ad›na yap›lan 1 dakikal›k sayg› duruflu ile bafllad›. Anmada 2 ve 9 Kas›m tarihlerinde Dersim’de flehit düflen halk savaflç›lar› Cafer Kara, Muharrem Yi¤itsoy ve Aflk›n Günel’in mücadelesine dikkat çekildi. Ard›ndan ‹flçi-köylü gazetesi ad›na bir konuflma yap›ld›. Egemenlerin hergün yeni sald›r›larla karfl›m›za ç›kt›¤›, 1475 say›l› Kölelik Yasalar›yla, tar›mda uygulanan politikalarla, SSK hastanelerinin özellefltirilmesiyle açl›k ve sefaletin her gün artaca¤›na dikkat çekilen aç›klamada; patron-a¤alar›n birlik ve beraberli¤imizi parçalamak için her yolu denedi¤i, tüm silahlar›n› kufland›¤› ifade edilerek bunlara karfl› geçmiflimize, deneyimlerimize yaslanmam›z gerekti¤i belirtildi. “‹flte bu rotada döne döne okuyabilece¤imiz, bilge bir ö¤retmenin topra¤a

düfltü¤ü bir ay›n içindeyiz. Proletarya Partisi’nin 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤ yoldafl›, Ese Yaylas›’nda günefle u¤urlay›fl›m›z›n üzerinden 7 y›l geçti. Ancak ortaya koydu¤u durufl, gösterdi¤i çal›flkanl›k, devrimi örgütlemedeki azim, sorunlar karfl›s›ndaki çözüm gücü ile hala yan›bafl›m›zda. Umutsuzlu¤a, karamsarl›¤a, y›lg›nl›¤a karfl› tahammülsüz; yalana ve inkara karfl› direngen duruflun ad›yd›. En zor dönemde bile devrimci dokuyu örmesini bilendi” denilerek Mehmet Demirda¤’›n yaflam›nda öne ç›kan özellikleri anlat›ld›. Konuflman›n ard›ndan dia gösterimi yap›ld›. Müzik eflli¤inde yap›lan sunumdan sonra halk ozan› Kenan fiahbudak türkülerini seslendirdi. Küçük bir arkadafl›m›z›n Gulasor fliirini okumas› kitleden yo¤un alk›fl ald›. ‹lk aran›n verilmesinden sonra Devrimci Demokrasi Gazetesi’nin göndermifl oldu¤u mesaj okundu ve Umut Tiyatro Toplulu¤u haz›rlad›¤› çal›flmay› sergiledi. fiehit düflen bir Partizan’›n annesi taraf›ndan yak›lan a¤›t ve yoldafllar›n›n düflüncelerini anlatmas› fleklindeki tiyatro, izleyicilere duygulu anlar yaflatt›. Sözü alan Sultan ana, tiyatro ile geçmifle döndü¤ünü söyleyerek Özgür Kemal Karabulut’u anlatt›. De-Ja Vu isimli belgesel gösteriminden sonra baflka bir arkadafl›m›z türkülerini seslendirmek üzere sahnedeki yerini ald›. Yaklafl›k üç saat süren etkinlikte, ailelerin kat›l›m› ve yo¤un ilgi dikkat çekti. Etkinli¤in sonunda Felluce’de yaflanan katliamlarla ilgili yap›lacak yürüyüfle ça¤r› yap›ld›.

¤› ile halk›m›z›n beynini kirletmek isteyenlerdir. Evet meflru olmayan ‹flçi köylü gazetesi de¤il burjuva bas›n›n kendisidir. Hakl›y› ezileni mazlumu her türlü bask›ya ve zulme ra¤men savunan bizleri terörist ilan eden burjuva medyan›n tüm bu sald›r›lar› bofla ç›kart›lmal›d›r/ç›kart›lacakt›r. Sistemin bu sald›r›lar›n› püskürtmenin yolu kitlelerden geçmektedir. Gazetemizi ne kadar çok insanla buluflturursak sistemin gerçek yüzünü o kadar çok bilince ç›karm›fl oluruz. Kitlelere ulaflmak için gazete elimizde önemli ve meflru bir araçt›r. Araçlar›n amaçlara hizmet etmesi ancak araçlar›n do¤ru bir anlay›flla kavranmas›yla mümkündür. Peki nedir bu anlay›fl? En yal›n ifadesiyle gazetemizin hakl›l›¤›ndan gelen meflrulu¤unu bilince ç›kartmakt›r. Çünkü meflru-

lu¤u bilince ç›kart›lmam›fl bir araç kitlelerden kopmaya ve daralmaya mahkumdur. Bu noktada ise amaca hizmet etmekten ç›km›flt›r. Amaçlar araçlar üzerinden infla edilir. ‹flçi Köylü’yü amac›m›zdan kopuk olarak düflünmemiz beklenemez. ‹flçiKöylü’nün meflrulu¤una olan güvensizlik ayn› zamanda amac›m›za yani s›n›fs›z topluma olan güvensizli¤in de ifadesidir. Bu bilinç ve sorumlulukla 20 Kas›m tarihinde Emek Platformu’nun Ankara’da düzenlemifl oldu¤u mitingde gazetemiz ve fliarlar›m›zla yerimizi ald›k. Grup halinde gazete da¤›t›m›n› sesli ajitasyon ve propaganda ile güçlendirdik. Emekçilerin gazetemize olan ilgisi oldukça yüksekti. Ankara’dan ‹flçi-köylü okurlar›


3-16 Aralık 2004

14

10

Irak ç›kmaz›ndan bir türlü kurtulamayan ABD emperyalizmi, askeri imha politikalar›n› 8 Kas›m’da Felluce’de “Hayalet Öfke” ad›yla bafllatt›¤› operasyonla uygulamaya bafllad›. Felluce’de ve genel anlamda Ortado¤u’da yaflanan geliflmelerle ilgili araflt›rmac›-yazar Suat Parlar’›n görüfllerini ald›k.

“Kim savafl›rsa gelece¤i belirlemede onun söz hakk› olur” ORTADO⁄U’NUN YEN‹ GERÇEKL‹⁄‹ CEPHE GER‹S‹NDE BEL‹RLEN‹YOR! - ABD’nin Irak’ta bafllatt›¤› iflgali de¤erlendirdi¤imizde, gelinen aflamada ABD’nin bir ç›kmazda oldu¤unu görüyoruz. Öncelikle ABD’nin bölgeye yönelik politikalar›n› ve iflgalle beraber yönelimini de¤erlendirebilir misiniz? - ABD’nin bölgeye yönelik projelerinin hepsi -buna Büyük Ortadao¤u Projesi’ni de dahil etmek mümkün- ifllemez durumda. ABD bu bölgede, bölge ülkelerine dayal› tabiri caiz ise organik denilebilecek bir egemenlik tarz›n› gelifltirmeye çal›flt›. Bu olmad›. Bölgede ABD ile iflbirli¤i yapmak için hiçbir güç iradesini koyamad›. Çünkü halklar›n bu konuda ciddi anlamda büyük bir muhalefeti oldu. Buna Türkiye’yi de dahil etmek mümkün. Dolay›s›yla ABD bölgede tabans›z kald›. Tabans›z kalan ABD aç›s›ndan fliddeti art›rmaktan baflka bir stratejik aç›l›m mümkün de¤ildi. ABD kendi aç›s›ndan imkanlar› dahilinde politikas›n› yürürlü¤e koydu. Asl›nda bu politika da de¤il, politikas›zl›k. Nedir bu? Talan, ya¤ma, yok etme. Bunu yaparken elinde ciddi anlamda stratejik bir birikim de vard›: Powell doktrini. Buna kabaca “bul ve yok et” de demek mümkün. Yani en küçük bir direnifli bile bu direniflle mukayese edilemeyecek ölçekte askeri imha ile ezme giriflimi olarak de¤erlendirilebilir bu doktrin. Felluce’de aç›kças› bunu uygulamaya koydular. Felluce’ye bakt›¤›m›zda asl›nda Ramallah’›, Cenin’i, Filistin kentlerinde yap›lanlar› görüyoruz. Bu da bize ABD’nin ‹srail’in deneyimlerinden yararland›¤›n› gösteriyor. Bu askeri strateji, ç›kmaz bir stratejidir. Siz fliddeti t›rmand›rd›¤›n›z ölçüde karfl›n›zdaki cephenin geliflece¤i de muhakkakt›r. Irak halk›n›n zaten % 90’› ABD emperyalizminin karfl›s›nda saf tutmufltur. Böyle bir ülkede “bul ve yok et” kampanyalar›n›zla terörizmle savafl›yoruz demeniz, Irak halk›na yönelik topyekün bir savafl ilan etmeniz anlam›na gelir. Bu topyekün savaflta giderek etnik, dini ve medeniyet anlam›ndaki ayn›yetler düflünüldü¤ünde bir soyk›r›ma dönüflür. ABD bu bölgede bir soyk›r›m›n düzene¤ini iflletmeye bafll›yor. Bu modern ça¤›n en planl› soyk›r›mlar›ndan bir tanesidir. Bu Felluce’de kulland›¤› nükleer, kimyasal silahlardan a盤a ç›kmaktad›r. Türkiye’de parlamento gündemine bile girmesi bunu kan›tl›yor. Bu da gösteriyor ki ABD sahip oldu¤u y›k›m potansiyelinin hemen hemen hepsini Irak’ta kullan›yor, kullanmaya da devam edecektir. Bu ABD aç›s›ndan ç›k›fls›zl›¤› besleyen bir süreç. Yani ABD fliddeti bu ölçüde t›rmand›rd›¤› müddetçe aç›kças› bata¤a daha fazla saplanacakt›r. Belki de Vietnam’› aflan ölçeklerde. Bölgedeki direnifl potansiyelini ise Irak’la s›n›rl› kalmayacak biçimde bu fliddet besleyecektir. Bunu net olarak belirlemek laz›m. ABD’nin bu stratejisini asl›nda “ç›k›fl yok stratejisi” olarak de¤erlendirmek mümkün. ABD buradan çekip gidemez. Çünkü ciddi anlamda bir hegemonya krizi içinde. Di¤er büyük emperyalist güçlerle de kap›flma içinde. Onun d›fl›nda flu anda dolar-euro savafl›-

Bir araya gelip biz ne yapabiliriz yönlü bir tak›m sivil toplumcu anlay›fllarla, salon toplant›lar› ile bir yere var›lmaz. Soka¤a ç›k›laca¤› zaman da çok kitlesel ç›kmak gerekiyor. Bas›n tekellerine bakt›¤›n›zda Irak haberlerini s›k s›k yap›yor ama bir saniye sonra da deodorant reklam› yap›yorlar. Savaflla gündelik yaflam iç içe. Biri di¤erinden önemli de¤il yani. ... Bu da bas›n›n hiçbir fley sorgulanmamas› yönünde uygulad›¤› ustaca bir takti¤i. Bu tuzaklara düflmemek laz›m. Küresel intifada gibi sloganlar atman›n bir anlam› yok. Kavramlar› kirletmemek laz›m. Hiçbir fley yapam›yorsak da sayg› göstermemiz laz›m. Yani cephenin en s›cak noktas›nda bulunan insanlara ne ak›l verebiliriz ne de e¤er birlikte savaflm›yorsak da direnifle destek verelim demenin bir anlam› yoktur. Kim savafl›yorsa bu meselede en çok söz hakk› da onundur. Bu Ortado¤u’nun yeni gerçekli¤idir. Mücadelenin ç›tas› yükselmifltir. n›n bile k›z›flmas› asl›nda hegemonya krizinin en önemli belirtilerinden bir tanesi. ABD’nin dünya enerji kaynaklar›n› kontrol ederek, bu fiziki kontrol üzerinden di¤er müttefiklerini sindirecek bir veto imkan›n› elinde tutma çabas› da yine ABD’nin “ç›k›fl yok” diye formüle etti¤imiz bölgeye uygun stratejisini besleyen unsurlardan bafll›cas›. Buna son dönemde Ukrayna’daki krizi ilave edersek tablo daha tamamlan›r. Çünkü ABD’nin flu anda Irak’ta bulunmas› petrolle, suyla veya buradaki direnifl odaklar›n› söndürmekle alakal› de¤il. Bunun Rusya ve Çin’le ilgili yönleri var. Avrasya stratejisi ile ilgili yönleri var. Rusya ve Çin’in kuflat›lmas›na dönük bir yaklafl›m oldu¤unu görüyoruz. Aç›kças› ABD, Avrasya üzerinde kontrol kuramadan dünyada egemen olamayaca¤›n› biliyor. Böyle oldu¤unda geliflmeleri bütünlüklü de¤erlendirmekte fayda var. Örne¤in Ukrayna Rusya’n›n güvenli¤i aç›s›ndan çok önemli. Ukrayna e¤er Atlantikçi pakta yer al›rsa, NATO’ya yak›n durursa ve bu ölçekteki büyük jeo-politik bir egemenlik çerçevesi ile düflünürsek Rusya aç›s›ndan bu durum sonun bafllang›c›d›r, Rusya’n›n da¤›lmas›n› getirir. Buna bir de yine Güney’den Kafkasya’dan kuflatmay›, Ortado¤u’dan, Irak’tan kuflatmay› ilave edersek tablo iyice tamamlan›r. Herfley bir yana Çin’in 2020’lerde petrol ihtiyac›n›n %75’ini Körfez’den karfl›lamas› söz konusu ve Çin ekonomisi dünyan›n en h›zl› büyüyen ekonomisi. Bunu da tablonun di¤er bir ucuna eklersek ABD’nin bölgedeki askeri varl›¤›, üslenme biçimi asl›nda bunun net bir biçimde Avrasya egemenli¤iyle ba¤lant›s›n› da kuruyor. E¤er ABD Avrasya’da egemenli¤ini kuramazsa dünyada egemen gücünü, konumunu yitirir. - Burada Türkiye nerede duruyor sorusunu da cevaplamak laz›m. - NATO toplant›s›nda pek üzerinde durulmad› ama ABD, Montrö Bo¤azlar Sözleflmesi’nin yeniden gözden geçirilmesini istiyor. Türkiye bu konuda Rusya ile savafl› bile göze alm›flt›. Yani iflte meflhur NA-

TO’ya girmemiz, bat› kamp›na eklenme gerekçemiz Bo¤azlar›n sözde Ruslara karfl› ortak savunulmas›n›n talebiyle netleflmiflti. Ayn›s›n› flimdi ABD de yap›yor ama bu kamuoyu taraf›ndan bilinmiyor. fiunu söylüyorlar; zaten bo¤azlardaki gemi geçifl trafi¤ini biz organize ettik, bu yeterli olmad›, askeri aç›dan da bo¤azlar›n statüsü yeniden gözden geçirilmelidir. Bak›n flöyle de¤erlendirelim. Rakit Martin firmas› var. ABD’nin en önemli silah tekellerinden birisi. Rakit Martin markas› flu anda Marmara Denizi ve ‹stanbul Bo¤az›’nda sinyalizasyonu düzenleyen firma. Ayn› zamanda ‹stinye’de ABD Konsoloslu¤u’na 700-800 metre uzakl›kta merkezi var. Buna bir de ABD’nin seyri sefer trafi¤inde askeri düzenlemesini ilave ederseniz Karadeniz’in bir ABD gölü oldu¤unu bir müddet sonra alg›larsan›z. Bir de Bulgaristan’daki, Romanya’daki, Kosova’daki, Bosna-Hersek’teki ABD üslerini eklerseniz hakikaten Karadeniz’in çok fazla bir ›s›nan yap›ya büründü¤ünü görürsünüz. Bunu bir de Ortado¤u’daki geliflmelerle birlikte de¤erlendirirseniz aç›kças› müthifl bir ABD askeri birikiminin ortaya ç›kt›¤›n› ve Türkiye’nin de bir bak›ma ABD taraf›ndan kuflat›ld›¤›n› net bir flekilde görürsünüz. Bu kuflatman›n olmas› do¤ald›r. Türkiye’de müthifl Anti-Amerikanc› bir dalga var. Ve giderek bu anti-emperyalist bir hat almaya bafllad›. Bundan tedirginler. Dolay›s›yla Türkiye’yi merkezde duran bir cephe ülkesi olarak de¤erlendiriyorlar. Tüm bu geliflmelerin Türkiye aç›s›ndan bir anlam› var. Türkiye’de çok küçük kompradorlaflm›fl az›nl›¤›n d›fl›nda aç›kças› ABD emperyalizminin politikalar›yla bütünleflen toplum kesiminden söz etmek mümkün de¤il. Dolay›s›yla Türkiye’yi bu çerçevede büyük foto¤rafta bir yere koymak gerekiyor. Geliflmeler yaln›z Irak’la s›n›rl› de¤il. Bir müddet sonra Türkiye de aç›kças› önce düflük yo¤unluklu ama giderek artan yükselen bir fliddet profili ile karfl›lafl›labilir. - Genel anlamda böylesi bir gerçeklikten yeniden Irak’a dönersek, Irak’ta olufl-

turulan geçici hükümetin fonksiyonu hakk›nda neler söyleyebiliriz? - Geçici hükümetin hiçbir de¤eri yok. Bafl›nda olanlar bir dönem BAAS Partisi’nin militanlar› aras›ndayd›. Saddam Hüseyin’e yak›n bir isimdi. BAAS’›n kirli ifllerini yapard›, adam öldürürdü. Doktor olabilir ama diplomas› sahtedir. Dolay›s›yla BAAS’tan koptuktan sonraki dönemi karanl›k olmakla birlikte CIA’n›n ajan› oldu¤u biliniyor. Yani geçici hükümetin bafl›nda bir CIA ajan› var. Bir cani, bir cellat, bir gangster var. Böyle bir hükümetin meflruiyetinden söz etmek mümkün de¤il. fiimdilik hükümet yap›lanmas› içinde fiii kesimden baz› uzlaflmac› önderlerin katk›s› önemli. Aç›kças› di¤er önderlikten çok fazla istekli olmad›lar ama bu fiii önderin yer almas› önemli. As›l önemli olan Kürtlerin konumu. Barzani, Talabani iflbirlikçilerinin konumu. Bir defa net olarak Talabani ve Barzani’yi Türkiye ve di¤er ülke devrimcilerinin düflman olarak de¤erlendirmeleri laz›m. Bunlar siyonizmle, bütün gerici güçlerle iflbirli¤i içerisinde yap›lard›r. Yani bunlara ilkel afliretçi demek bile fazladan de¤er bahfletmek olur. Bunlar gangster, kelle avc›s›, bölgede siyonizmin ç›karlar›n›n peflinde yap›lard›r. Geçici hükümette d›fliflleri, militer merkezlerin kontrolü, istihbarat gücünün kontrolü bunlardad›r. Görünen o ki gelecekte kal›c› bir yap›lanmaya geçildi¤inde de bunlar hem Irak istihbarat›nda hem de Irak ordusunun oluflumunda önemli rol oynayacaklar. fiimdi Peflmergelerin Parkitin diye bir istihbarat örgütü var. Do¤rudan do¤ruya MOSSAD taraf›ndan kuruldu. Bak›yoruz Parkitin orada Irakl› yurtseverlere, Irakl› ulusal kurtuluflçulara karfl› kontr-gerilla mücadelesi veriyor. Daha geçen günlerde ulusal muhaf›z birlikleri cami bast›. Ulusal muhaf›zlar›n önemli bir kesimi Barzani ve Talabani’nin adamlar›ndan olufluyor. Ve bunlar bir iç savafl›n haz›rl›¤› içindeler. Çünkü ABD bölgede hakimiyetini yerlefltiremedi¤i müddetçe büyük bir iç savafl› t›rmad›rabilecek. Dolay›s›yla bu geçici hükümetin hiçbir meflruiyeti söz konusu de¤il.


10 ‹kincisi Barzani ve Talabani Kürtleri temsil etmiyor. Yani orada bütün Kürtler; CIA ile ba¤lant›l›ym›fl gibi, siyonistlerle, ABD ile ba¤lant›l›ym›fl gibi görülemez. Bu güçlere karfl› muhalif olanlar da var. fiu anda etkisiz olabilirler. Askeri güç Barzani, Talabani iflbirli¤inin elinde oldu¤u için a¤›rl›klar›n› hissettirebiliyorlar. Ama ne yaz›k ki biz Türkiye’de halen daha uyan›k bir tepki göremedik. Yani Barzani ve Talabani Kürtlerin temsilcileriymifl gibi bir destek var. Mütegallibe, a¤a, eflraf, afliret tayfas›ndan olanlar Barzani, Talabani’nin kuyrukçusu. Türkiye’de çok ciddi bir Barzani-Talabani yanl›l›¤› ortaya ç›kt›. Ben buna dikkat çekmek istiyorum. ‹flin sadece Irak’la ilgili boyutlar› da yok. ‹kincisi ‹srail’in bölgede birlikleri var. Mistavravi ad›nda özel kontr-gerilla birlikleri. Barzani-Talabani gruplar›n›n e¤itiminde bunlar ön planda tutuluyor. ‹srail’in bölgede toprak kapatma çabas› var ve ‹srail zaten bölgeyi kendi stratejisi aç›s›ndan vazgeçilmez olarak görüyor. Bunun ‹ran’la olan yönleri de var. Yani ABD’nin politikas› ayr›d›r ama bölgedeki geliflmeler ‹ran’›n ifline yarayacakt›r. Öyleyse ben Kuzey Irak’ta yer almal›y›m diyor. Ve bölgede oluflum bir bak›ma defacto devlet oluflumu ‹srail’le birlikte de¤erlendirilmeli. Yani deyim yerindeyse burada ikinci bir ‹srail oluflturuluyor ‹srail ordunun en iyi birlikleriyle, o bölgedeki komando harekat›yla, toprak sat›n almas›yla, mali kurumlar›yla a¤›rl›¤›n› hissettiriyor. Aç›kças› ‹srail’in deste¤i olmadan Barzani ve Talabani de orada bir kadavraya dönüflürdü. Yani onlar›n varl›k koflullar›n› sadece ABD’yle de¤il, ‹srail’le ba¤lant›s›yla da de¤erlendirmek gerekiyor. Tabi Kürt Yahudilerinden de önemli ölçekte yard›m görüyorlar. Kendilerini Kürt olarak de¤erlendiren önemli bir yahudi kesimi var. ‹srail’de de 40-50 bin kifli kadar varlar. ‹shak Mordehay ‹srail’in en parlak generallerinden birisidir. Kendisi Kürt yahudisidir. Bunlar bu bölgede fiili devlet oluflumunda etkililer. Geçici hükümet dedi¤imiz olguyu da bölgedeki siyonist varl›ktan ba¤›ms›z ele alamay›z. - “Hala özgürlük yürüyüflünü engellemeye çal›flan teröristler var” diyen Bush’un 8 Kas›m’da “Hayalet Öfke” operasyonunu Felluce’de bafllatmas› iflgalin girdi¤i yönelim aç›s›ndan ve ABD’nin amaçlar› ile ele al›nd›¤›nda nas›l aç›klanabilir? Felluce neden hedef oldu sizce? - Direnifli kompart›manlara ay›rarak parçalamak, ondan sonra büyük güç merkezlerini tek tek yok etmek ABD’nin politikas› olarak görülüyor. Yani bütün cephelerde birden sald›r›ya geçmektense belli direnifl merkezlerini belirleyip, buralar› büyük bir askeri imha politikas› uygulayarak yok etmeyi amaçl›yor. Bu anlamda önce Sadr birliklerini, Mehdi Ordusu’nu vurdular. Arkas›ndan Telafer’de çat›flmalar gündeme geldi. Say›s› Türkiye’ye yans›yan›n çok çok üzerindeydi. Ve Felluce. Felluce’den sonra da baflka yerler gündeme gelecek. Özellikle bir medeniyetin imhas›na yönelik ne yap›lmas› gerekiyorsa çok bilinçli bir flekilde yap›l›yor. Camilerin içinde infaz görüntüleri yay›l›yor. Yani bu anlamda hiçbir kutsal de¤erin kendileri aç›s›ndan bir de¤er tafl›mad›¤› vurgulan›yor. Felluce’de direniflin kökleri sa¤lam. Organize olmufl bir direnifl. Yani bunu fiii-Sünni ayr›m› çerçevesinde de¤erlendirmek do¤ru de¤il. Burada Irak Direnifli söz konusu. D›flar›dan lojistik deste¤e aç›k bir bölge buras›. Felluce’ye baflka ülkelerden gönüllülerin katk› sa¤lamas› daha kolayd› geçifl aç›s›ndan ama abartmamak gerekiyor.

15 Orada aslolan Irakl›lar›n kendi direniflidir. ‹kinci bir nokta da bizzat Irak halk›n›n kendisi stratejik askeri bir varl›kt›r. Çünkü Irak, dünya ülkeleri içinde silah sanayisini en mükemmel düzeyde gelifltirmifl bir ülkeydi. Binlerce uzman, ülke d›fl›nda e¤itim gördü. Çok büyük bilgi ve deneyim birikimi vard›. Bu anlam›yla Felluce geçmiflte BAAS’›n merkezlerinden biriydi. Dolay›s›yla buradaki direniflçiler son derece profesyonel ölçekler içerisinde mücadele edebilecek bir kapasiteye sahiptir. Dolay›s›yla ABD bu varl›¤›n ezilmesini de hedefledi. Yani burada sadece medeniyet düflman› olarak alma, petrolü kontrol alt›na alma veya di¤er kaynaklar›n kontrolü için de¤il Irak halk›n›n kendili¤inden stratejik askeri varl›k gücünden kaynakl› önemliydi. fiiddeti art›rarak bu yüzden sald›r›yor. Çünkü bu halk savaflmay› biliyor, müthifl bir askeri disipline sahip ayr›ca savafl anlam›nda muazzam bir teknisyen kadrosuna sahipler. Bu deneyimin yok edilmesi de ABD aç›s›ndan çok önemliydi. Irak’ta hiçbir direnifl olmasa bile ABD bu varl›¤› yok etmek için çaba sarf edecekti. Kadrolar› kimyasal, biyolojik savaflta uzmanlaflm›fl insanlar, konvansiyonel silahlar› kullanabilen teknisyenler, silah üretiminde çal›flm›fl uzmanlar… Bunlar› ABD b›rakabilir miydi? Bu bölgedeki direniflin parças› haline gelecekti bu insanlar. Yay›lacakt› bu uzmanl›k, bu birikim. Bu çerçeve içerisinde Felluce’yi ele al›rsak ayd›nlat›c› olur. Çünkü Felluce’den sonra bu tarz merkezlerde iflgal, çeflitli gerekçelerle gündeme gelecek. Örne¤in ben tekrar Telafer’e vuraca¤›n› düflünüyorum. Çünkü Telafer 1919’da Britanya emperyalizmine karfl› çok ciddi bir ayaklanma gerçeklefltirdi. Bir müddet sonra oradaki Türkmen varl›¤› da direniflle daha bir bütünleflecektir. Telafer’deki Türkmen varl›¤› fiii kökenlidir ve fiii direnifli yükseldi¤inde oradan da sesler geldi. Türkiye bunu örtmeye çal›flt› ama Türkmenlerden ABD’ye müthifl bir muhalefet yükseldi, silahl› eylemler yap›ld›. Dolay›s›yla s›radaki hedeflerden birisi Telafer’dir, di¤eri Kerkük’tür, Musul’u söylemeye gerek yok. Bir müddet sonra fiiilere de tekrar döneceklerdir. fiii-Sünni ay›r›m› çok yersiz bir ayr›md›r. Türkiye’de özellikle baz› bas›n-yay›n organlar› Irakl›lardan ziyade fiii-Sünni ayr›m›n› öne ç›karmaya çal›flt›. Bu mezhepsel bir direnifl de¤il. Bu Irakl›lar›n ulusal kurtulufl mücadelesi. Yani bu tür ayr›mlar› reddetmek gerekiyor. - ABD’nin Irak ç›kmaz›ndan ç›kabilmek ve bölgede hakimiyetini sürdürebilmesi yönünde yine ABD taraf›ndan yap›lan aç›klamayla yeni hedef olarak ‹ran aç›kland›. ‹ran özgülünde Ortado¤u’daki dengeleri ve ç›kar çat›flmalar›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? - ‹ran bölgede aç›kças› en avantajl› ülke. Yani ‹ran bu konuda özel bir tutum sergilemese de etkinli¤i yo¤unlaflt›. Çünkü Irak’›n devlet varl›¤›n›n parçalanmas›yla beraber büyük bir potansiyel a盤a ç›kt›. ‹ran bölgede bar›flç›l politikalar izledi. Komflular›yla sorunu yok. Son dönemde Suudi Arabistan’la OPEC’te ortak hareket etti. Yani petrol yüzünden. Tarihte ilk defa ortak hareket ediyorlar. Saddam Hüseyin devrilmeden önce Irak-‹ran-Suudi Arabistan OPEC içerisinde blok olarak ortak hareket ediyorlard›. ‹flgalin nedenlerinden birisi de OPEC içerisinde böylesi bir birli¤in ortaya ç›kmas›yd›. Bu anlam›yla ‹ran’›n siyasi ve stratejik avantajlar› var. ‹srail’in ise bu durumdan rahats›zl›¤› var. Dolay›s›yla ‹ran’da nükleer reaktörlerin olmas›ndan yola ç›karak ‹ran

atom silahlar› elde edecek tarz›nda bir propaganda yürütüyor. Nükleer reaktörlerin olup olmad›¤›n› bilemeyiz. Ama bölgede ‹srail’le askeri eflitli¤i sa¤layacak birisinin olmas› hem do¤al hem do¤rudur. Çünkü flu anda biz, ‹srail’in elinde 400-500 nükleer bafll›k oldu¤unu biliyoruz. Bu anlamda Ortado¤u’da nükleer silah olmas›n demek bofl. ‹srail’de bunlar mevcutken -görünen o ki bunlar ABD taraf›ndan ‹srail’e yerlefltirilmektedir- ‹ran’da olmas› da do¤al ve do¤rudur. ‹ran nas›l cayd›r›c› olacak yoksa. ‹ran’a yönelik ABD’nin yan›s›ra ‹srail’in de gelece¤e dönük politikalar› var. Bu da ‹ran’›n infla halindeki nükleer reaktörlerinin vurulmas›ndan, askeri merkezlerinin yok edilmesine kadar pek çok politika içeriyor. Burada gözden kaç›r›lan nokta Suudi Arabistan. ABD Suudi Arabistan’da bir fiii ayaklanmas›na destek verece¤ini deklare etti. fiu anda ABD’de kurulan “Özgürlük Komitesi” ad›nda bir komite var. Bakt›¤›m›zda Suudi Arabistan’da kraliyet ailesinin ve hükümet kurumlar›n›n bat›da, petrol yataklar›n›n do¤uda, fiii bölgesinde oldu¤unu görürüz. ABD’nin fiiileri destekleme yönlü aç›klamas› önemlidir. Çünkü biz sonsuza kadar kraliyet ailesi ile bu ifli götürmek zorunda de¤iliz, bunlar El-Kaide’nin de destekçisi ve militan güçleri kraliyet ailesi içerisinde besliyor diyerek nihayetinde biz Suudi Arabistan’da bunlarla iflbirli¤i yapmak zorunda de¤iliz diyorlar. Bu da flunu gösteriyor; en az ‹ran kadar Suudi Arabistan da hedef. Çünkü Suudi Arabistan son dönemlerde ABD’nin askeri üslerine de karfl› ç›kt›. ‹flte bu anlam›yla ikinci iflgalde ABD’ye destek vermedi. ‹ran aç›s›ndan özellikle ‹srail’in net politikalar› var. ‹ran’› etnik ve dini yönden bölmeye dönük çok uzun zamana yay›lan politikalar var. ‹ran Azerbeycan’›n›n kopar›lmas›, buradaki Kürtlerin Irak’a ba¤lanmas› gibi. Bunu yapabilmek için do¤rusu ‹ran’a çok büyük bir güçle sald›rmak gerekiyor. Büyük bir askeri y›k›m› yapabilirler mi sorusunun cevab›n› Felluce’de ald›k. Hakikaten gündeme getirebilirler. Bunu test ettiler ve ‹slam dünyas›ndan da c›l›z sesler ç›kt›. Yani bu konuya yönelik tepkiler olmad›. Hepsinde meseleyi diplomatik olarak idare etme, ABD’nin müttefiki olan Avrupa ülkelerini kendi yanlar›na çekme aray›fl› etkili oldu. Emperyalist güçler ortak ç›karlar› oldu¤unda birbirleri ile dayan›flma halinde olacaklard›r, baz› itirazlar olabilir ama bir müddet sonra Irak’a yap›lan›n ‹ran’a yap›lmamas› gibi bir durum yok. - Son bir soru olarak Ortado¤u’yu önü-

3-16 Aralık 2004 müzdeki günlerde neler bekliyor? - Ortado¤u’nun bir gelece¤inin olmas› aç›kças› çok net ve planl› projelere ba¤l›. Mum yak›p, sa¤da solda gösteriler yapmak, günü kurtarmak ad›na bas›n aç›klamalar› yapman›n bir anlam› yok. Ortado¤u’da zaten mücadelenin ç›tas› yükseliyor. Savaflan savafl›yor, savaflmayan da savaflm›yor, savafl taklidi yap›yor. Belirleyici olan cephede olanlard›r. Cephe gerisinde olanlar vicdanlar›n› bir flekilde rahatlat›rlar. Deklarasyon yay›nlarlar, imza kampanyas› düzenlerler. Bunlar›n etkisi olmaz. On milyonlar›n soka¤a dökülmesi –ki dünyada ilk defa bir savafl öncesinde on milyonlar soka¤a dökülmüfltü- sonucu hiçbir flekilde etkilememektedir. fiu anda kim cephedeyse onun iradesi belirleyecektir. Saflar son derece net, mücadele net. Bu durumda da aç›kças› dövüfl taklidi yapmaya gerek yok. Yani gölge edilmesin hakikaten baflka ihsan istemez. Yani bir araya gelip biz ne yapabiliriz yönlü bir tak›m sivil toplumcu anlay›fllarla, salon toplant›lar› ile bir yere var›lmaz. Soka¤a ç›k›laca¤› zaman da çok kitlesel ç›kmak gerekiyor. Bas›n tekellerine bakt›¤›n›zda Irak haberlerini s›k s›k yap›yor ama bir saniye sonra da deodorant reklam› yap›yorlar. Savaflla gündelik yaflam iç içe. Biri di¤erinden önemli de¤il yani. ‹nsani, stratejik ba¤lam›ndan kopuk, dünya egemenli¤ine iliflkin ba¤lam›ndan kopuk yani kötü Amerikal›lar taraf›ndan icra edilen bir savafl var havas› yay›l›yor. Bu da bas›n›n hiçbir fley sorgulanmamas› yönünde uygulad›¤› ustaca bir takti¤i. Bu tuzaklara düflmemek laz›m. Küresel intifada gibi sloganlar atman›n bir anlam› yok. Kavramlar› kirletmemek laz›m. Hiçbir fley yapam›yorsak da sayg› göstermemiz laz›m. Yani cephenin en s›cak noktas›nda bulunan insanlara ne ak›l verebiliriz ne de e¤er birlikte savaflm›yorsak da direnifle destek verelim demenin bir anlam› yoktur. Kim savafl›yorsa bu meselede en çok söz hakk› da onundur. Bu Ortado¤u’nun yeni gerçekli¤idir. Mücadelenin ç›tas› yükselmifltir. Art›k sözün bitti¤i yere geliyoruz. Bu bizim aç›m›zdan da sevindiricidir. Tekrar devrimci mistisizm do¤uyor, devrimci metafizik yefleriyor. Ve flunu görüyoruz. Eylem ahlak› olmadan ve bu ahlak yükselmeden do¤ru bir devrimci pratik ortaya ç›kmaz. Bu bizim aç›m›zdan önemlidir. Bugüne kadar iflin ahlaki boyutu unutulmufltu. Bu konuda flu anda oldukça olumlu bir hava oluflmaya bafllad›. Dileyelim ki bu çarp›t›lmadan devam etsin, sürsün gitsin.


3-16 Aralık 2004

16

10

Ezilen halklar bir kez daha emperyalizme

BAfiKALDIRMA CÜRET‹N‹ KUfiANDI! ILPS’nin “Halklar›n Dayan›flmas›n› Gelifltir ve Emperyalist Ya¤maya ve Savafla Karfl› Özgürlük ve Demokrasi için Mücadele et!” fliar›yla gerçeklefltirdi¤i 2. Uluslararas› Kongresi baflar›yla sonuçland›. Dünya ezilen halklar› emperyalizmin giderek artan bask›, sömürü, talan, iflgal, katliam vb. sald›r›lar›na karfl› direnifllerini türlü yöntem ve araçlarla yükseltmeye devam ediyor. Ezilen halklar, bir yandan devrimin f›rt›na merkezleri olan sömürge, yar› feodal-yar› sömürge ülkelerde verdikleri ulusal ve sosyal kurtulufl mücadeleleri ile, gerek emperyalistkapitalist sistemin sahiplerini, gerekse onlar›n uflak ve iflbirlikçi iktidarlar›n› zorlarken, zorba iktidarlar›n yüreklerine korku salarken, di¤er yandan bu mücadelelerin önünü daha da açacak olan devrimci-demokratik birliktelikleri de geniflletiyor. Halklar›n emperyalizme karfl› giderek yükselen mücadeleleri ve bu mücadeleye en genifl halk kitlelerini katarak, anti-emperyalist birliktelikleri geniflletme çabalar› bundan 3 y›l önce, May›s 2001’de somut ifadesini bulmufl ve bu çabalar›n ürünü olarak Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS)’nin kuruluflu gerçekleflmifl, böylelikle de ILPS ezilen halklar›n anti-emperyalist mücadelesini

dünyan›n dört bir yan›nda yükseltme ve ileri tafl›ma yönündeki çabalar›nda bir ileri ad›m olmufltur. 1. Kongresi’ni gerçeklefltirerek kuruldu¤u May›s 2001 tarihinden k›sa bir süre sonra gerçekleflen 11 Eylül sald›r›lar› ile birlikte emekçi halklar›n

kapitalist-emperyalist sistemin sahiplerince topyekün “terörist” ilan edilmesi ve halklara dönük iflgal, katliam vb. sald›r›lar›n daha üst boyutlarda gerçekleflmesi, halklar›n ise bu sald›r›lar karfl›s›nda anti-emperyalist mücadeleyi çeflitli araç ve yöntemlerle yükseltmeye bafllamas› ile birlikte önemi daha da artan ILPS, halklar›n anti-emperyalist mücadelesinde acil ihtiyaç duyulan en genifl devrimci-demokratik birliktelikleri oluflturma yönünde üstlendi¤i misyonunu yerine getirme, en genifl halk kesimlerini anti-emperyalist mücadeleye katma çabalar›na bir yenisini daha ekleyerek, 10-14 Kas›m 2004 tarihlerinde, Hollanda’n›n Eindhooven kentinde,

Kongreye kat›lan baz› kifli ve kurum temsilcilerinin kongreyle ilgili k›sa görüflleri... Nada-Irak Ben Irak Yurtseverler Birli¤i’ndenim. Bu Konferans için burada olabildi¤im için çok memnunum. Buradaki insanlar birbirlerini ama özellikle de Irak’taki direnifli desteklemek konusunda büyük istek ve coflkuya sahipler. ‹nsanlar›n Felluce’deki direnifl hakk›nda daha çok fley bilmek istemesini görmek harikayd›. Bizler de dünyan›n di¤er bölgelerindeki mücadeleleri ö¤renme f›rsat› bulduk. Bizim ülkemizin iki yüzü var, ilki iflgalin çirkin yüzü ve di¤eri her gün büyüyen direniflin güzel yüzü. Sonuç olarak burada bulunmaktan mutluluk duydum. Bizlere vermek istedi¤iniz bir mesaj›n›z var m›? Bizler Irak direniflinin savaflç›lar› olarak öncelikle flunu belirtmek istiyoruz; Bizim istedi¤imiz ya da ihtiyac›m›z olan maddi ya da mali destek de¤ildir. Bizim gerçek ihtiyac›m›z politik destektir, bizim mücadelemize inanan ve destekleyen ILPS ve di¤er güçlerin bu dire-

nifli destekledi¤ine dair aç›k bir deklarasyon vermeleridir bizim gerçek ihtiyac›m›z. Irak’ta savaflan halk›n emperyalizmi yenmek için hangi stratejiyi benimsediklerini halklara anlatmal›y›z. *** Mehmet-AT‹F Ben kongreye AT‹F ad›na ve Almanya’n›n Ulm kentinden kat›l›yorum. Bu kongre, enternasyonal örgütlenmenin önemini ve anlam›n› daha da büyütmektedir. Bu gibi kongrelere kat›lman›n ayr›cal›¤› bambaflka. Çünkü çeflitli uluslardan insanlarla tan›fl›p, onlar›n deneyimlerinden ö¤renmek, tecrübe al›flveriflinde bulunmak bambaflka bir özellik. Birbirinin dilini anlamasan da, ayn› masada oturup sohbet ediyorsun, yemek yiyorsun. Yani kolektif yaflam›, nihai hedefimiz olan alt›n ça¤›n heyecan›n› biraz daha erken yaflama f›rsat› buluyorsun. Ben buradan halklara bir mesaj iletmek istiyorum: Bu kongre dünya halklar›n›n anti-emperyalist mücadelesini ortaklaflt›rmas›n›n, ileriye tafl›mas›-

n›n bir arac›d›r, önemli bir mevzisidir. Bu mevzinin korunup, gelifltirilip, daha da güçlendirilmesi gerekmektedir. Hem dünya halklar›n›n hem de Türkiye halk›n›n emperyalizme ve her türden gericili¤e karfl› örgütlenerek, daha üst boyutlarda birlik sa¤lamas›n›n güzel bir zeminidir bu kongre. Bunun için tüm halklar› ILPS çat›s› alt›nda anti-emperyalist mücadeleyi yükseltmeye ça¤›r›yor, Türkiye’deki emekçi halk›m›z› selaml›yorum. *** Günseli Kaya-‹nsan haklar› aktivisti, misafir kat›l›mc› ‹nsan haklar› alan›nda birçok uluslararas› toplant›ya kat›ld›m. Ancak ilk kez alternatif say›labilecek, sorunlar› daha politik ve genifl çerçevede yorumlayan bir kongreye kat›l›yorum. Asl›nda her biri insan haklar› alan›n›n çal›flma kategorisinde de¤erlendirilebilecek olan 18 bafll›k alt›nda geçekleflen bu toplant› flu yönleriyle çarp›c›yd›: * ‹nsan haklar› ihlallerine bafll›k

olan her bir ihlal alan›, dünyadaki tüm ülkelerin sosyo-ekonomik-politik yap›s›ndan ayr› düflünülemez. * ‹hlallerin kayna¤› salt hükümetler ve bunlar›n uygulay›c›lar› de¤il, sistemin kendisidir. * Dolay›s›yla insan haklar› mücadelesi, hak ve özgürlükler mücadelesinin bilefleni olarak kavranmal›d›r. * ‹nsan haklar› mücadelesi ayn› zamanda anti-emperyalist, anti-faflist, anti-militarist karakter tafl›madan baflar›ya ulaflamaz. * Temel insan hak ve özgürlükleri, sosyo-ekonomik ve kültürel haklarla bir bütün olarak ele al›nmak zorundad›r. Bu anlamda sisteme karfl› mücadeleden soyutlanamaz. Tekrar kongreye dönecek olursak, benim aç›mdan zenginlefltirici, kat›ld›¤›m çal›flma grubu (kad›n çal›flma grubu) aç›s›ndan da katk› sunucu oldu¤unu düflünüyorum. Son olarak flunu söylemek istiyorum: ILPS’yi ezilenlerin birleflik mücadelesi aç›s›ndan (elefltiriye


10

“Halklar›n Dayan›flmas›n› Gelifltir ve Emperyalist Ya¤maya ve Savafla Karfl› Özgürlük ve Demokrasi ‹çin Mücadele Et!” fliar›yla gerçeklefltirdi¤i 2. Kongresi’yle anti-emperyalist mücadeleyi bir ad›m daha ileri tafl›yarak, bu mücadeleye önemli bir katk› daha sunmufltur. ILPS’nin 10 Kas›m 2004 Çarflamba günü delege kay›tlar› ile bafllayan 2. Kongresi’ne 33 ülkeden 136 kat›l›mc› örgütü temsilen, toplam 240 delege kat›ld›. 39 örgütün gözlemci ve birçok kiflinin de bireysel olarak kat›ld›¤› Kongre’ye, baflta Türkiye olmak üzere, Filipinler, Nijerya, Nepal, Pakistan, Hindistan gibi birçok ülkeden delegelerin vize baflvurular› ret edildi¤i için kat›lamad›klar› aç›klanm›flt›r. Kongre’nin birinci günü olan 10 Kas›m’da gün boyu süren delege kay›tlar›n›n ard›ndan, saat 20:00’de delegelere yönelik yap›lan bir toplant›yla, kongrenin seyrine iliflkin bilgilerin yan›s›ra, güvenlik, foto¤raf ve kamera çekimi (görevlilerin d›fl›nda çekim yap›lmamas›) vb. teknik bilgiler de aktar›lm›fl, ayr›ca ILPS’nin mali durumu-

17 na dikkat çekilmifltir. Emperyalizme karfl› net bir duruflun ifadesi olan ve dünyan›n dört bir yan›ndan gelen delegelerin kat›ld›¤› Kongre, coflkusu yüzlerinden okunan de¤iflik uluslardan insanlar›n, birbirleriyle yapt›¤› hararetli sohbet, tart›flma ve tan›flma görüntülerine sahne oldu. Kongre salonunda AT‹K, ILPS Filipinler, Ça¤r›, Meksika’dan bir tutsak yak›nlar› örgütlenmesi, Pakistan’dan küreselleflme karfl›t› bir örgütlenme stand açm›flt›. Bu standlarda en fazla ilgiyi çeken ise, tutsaklar›n hapishanelerde yapt›klar› kolye, anahtarl›k vb. el iflleriydi. 11 Kas›m sabah saat 09:00’da oluflturulan Divan’›n ard›ndan, ILPS Genel Baflkan› Crispin Beltran Kongre’nin resmi aç›l›fl›n› yaparak, sözü Genel Sekreter Arman Riazi’ye b›rakt›. Genel Sekreter Arman Riazi, salonda bulunanlar› selamlayarak bafllad›¤› konuflmas›nda özetle flunlar› söyledi: “ILPS’nin 1. Kongresi’nden sonraki günlerde emperyalizmin krizi daha da derinleflmifl ve emperyalizm bu krizi aflmak için halklara dönük sald›r›lar›n› daha da art›rm›flt›r. Halklar bu sald›r›lar karfl›s›nda mücadelesini daha da yükseltmelidir. (...) Emperyalist ülkeler de dahil, tüm ülkelerde halklara karfl› ayn› düflmanl›k vard›r. Tüm gerici faflist güçler sisteme ba¤l› hareket etmektedir ve bunun için de amac›m›z gericili¤e karfl› mücadeleyi daha da yükseltmektir. (...) ILPS halklar›n mücadelesinde önemli bir yere sahiptir ve bu ba¤lamda önemli birkaç noktaya dikkat çekmek gerekmektedir: ILPS’nin Kurulufl Kongresi’ndeki maddelerini geniflletmek, genel faaliyet program› ç›karmak, faaliyetin do¤ru yönelimi için çizgide net olmak ve mücadeleyi her koflulda yerine getirecek bir ön-

derlik seçmek.” Sözlerini dünya çap›ndaki ulusal sosyal kurtulufl mücadelelerinin birlefltirilmesi gerekti¤ini söyleyerek sürdüren Riazi, ILPS’nin Afrika ve Latin Amerika’da yo¤unlaflmas› gerekti¤ine ve siyasi tutsaklar›n mücadelelerinin ilham kayna¤› oldu¤una vurgu yaparak, Uluslararas› Koordinasyon Komitesi ve Kongre Divan› ad›na ILPS’nin 2. Kongresi’ni açt› ve ard›ndan salonda bulunan herkesi devrim ve demokrasi flehitleri an›s›na bir dakikal›k sayg› durufluna ça¤›rd›. Arman Riazi’nin ard›ndan tekrar söz alan ILPS Genel Baflkan› Crispin Beltran Kongre program›na yönelik yapt›¤› k›sa aç›klamalar›n ard›ndan sözü ILPS Genel Dan›flman› Jose Maria Sison’a verdi. Sison da emperyalizmin derinleflen krizine, sistemin ya¤mac› özüne, dünyan›n büyük bölümünü geri kalm›fl ülkelerin oluflturdu¤una de¤inerek, emperyalizmin Irak’a yönelik barbarca ve üstün teknolojik silahlarla gerçeklefltirdi¤i sald›r›da yüz binlerce in-

3-16 Aralık 2004 san›n yaflam›n› yitirdi¤ini söyledi. Sison, emperyalizmin hedefinde bulunan ülkelerin ‹ran, Suriye, Kuzey Kore ve Tayvan oldu¤unu belirterek, emperyalistler aras›ndaki çeliflkilerin de giderek derinleflti¤ine dikkat çekti. Sözlerini, dünya halklar›n›n emperyalizme karfl› farkl› mücadele biçimleri gelifltirmesi gerekti¤ini söyleyerek sürdüren Sison, “Mücadelenin en önemli biçimi silahl› mücadeledir. Silahl› mücadele ise, sistemin çat›flmas›n›n en yo¤un oldu¤u ülkelerde mümkündür” diyerek, bunun en son örne¤inin Irak’ta yafland›¤›n›, burada halk›n silahlanarak iflgalcilere karfl› savaflt›¤›n› ve Irak halk›n›n mücadelesinin anti-emperyalist mücadeleye büyük katk› sundu¤unu belirtti. Son olarak, ILPS’nin halklar›n birleflik cephesi politikas› güttü¤ünü, di¤er güçlerle de dayan›flman›n güçlendirilmesi gerekti¤ini vurgulayan Sison, ezilen halklar› her türden gericili¤e karfl› mücadeleye ve dayan›flmaya ça¤›rarak, Kongre’yi selamlay›p, konuflmas›n› bitirdi.

Kongreye kat›lan baz› kifli ve kurum temsilcilerinin kongreyle ilgili k›sa görüflleri... aç›k olma ve daha iyi örgütlemek kayd›yla) bir umut ›fl›¤› olarak de¤erlendiriyorum. *** Karin- Almanya Ad›m Karin. Kongreye Almanya’dan ve ‹syan adl› gençlik örgütlenmesinden kat›l›yorum. Ben yaln›zca gözlemciyim. Öncelikle böyle bir kongreyi önemli buldu¤umu söylemek istiyorum. Çünkü uluslararas› görüfl al›fl verifli yap›lmas›n›, çeflitli hareketlerden ö¤renmeyi önemli buluyorum. Ancak ben burada bir zaaf gördüm, o da insanlar›n kapasitesini tam olarak ortaya koyamamalar›d›r. Ben buradaki birçok insan›n kapasitesinin burada gösterdi¤inden daha fazla oldu¤unu düflünüyorum. Ben kongrede iki çal›flma grubuna kat›ld›m. Biri gençlik di¤eri ise sendikalarla ilgili çal›flma grubuydu. Ancak buralarda bu kongrenin çözemeyece¤i baz› sorunlar üzerinde tart›fl›ld›¤›n› gördüm. Oysa daha çok pratik ifller üzerinde durmak ve görüfl al›flveriflinde bulunmak

gerekiyordu. Peki halklara vermek istedi¤iniz bir mesaj var m›? Halklara mesaj›m› Che Guavera’n›n söyledi¤i flu sözlerle iletmek istiyorum: “Dayan›flma halklar›n samimiyetidir”. Ben halklar›n dünyay› de¤ifltirebilece¤ine inan›yorum. *** Erol-Almanya (misafir kat›l›mc›) Ben ilk kez böyle bir kongreye kat›l›yorum. Etkileyici bir kongreydi. Enternasyonalizm duygular›n› çok derinden yaflad›m. Emperyalist-kapitalist sistemin zorbal›¤›na karfl›, halklar›n öfkesine tan›k oldum. Baflka bir dünyan›n yarat›labilece¤ine dair umudun yüksek ve canl› oldu¤unu gördüm. Bu duygular›n beni bundan sonraki devrimci yaflam›mda daha da donan›ml› k›laca¤›n› düflünüyorum. Ve diyorum ki, dünya halklar›n›n emperyalist zorbal›¤a karfl›, onlar› özgürlefltirecek olan isyan ve direnifllerden baflka alternatifi yoktur. ***

Zehra-Kongrede tercüman olarak görev yapt› Kongrenin yo¤unlu¤u bizim aç›m›zdan kongrenin çok öncesinde bafllad›. Çok yo¤un bir tempoda çal›flt›k. Çünkü hem toplant›lar s›ras›nda sözlü çeviriler yapmak, hem de sürekli ç›kan belgeleri çevirip, gündeme yetifltirmek gibi bir zorunluluk vard›. Ancak biz tüm zorluklara ra¤men bunlar› büyük bir zevk duyarak yap›yoruz. Çünkü hizmet etti¤imiz bir amaç var. Buna e¤er mütevazi bir katk› sunabildiysek, o zaman bu amaca hizmet etmifl oluruz. Kongrenin en güzel yan› çok çeflitli ülkelerden gelen insanlar›n birbirleriyle politik ve sosyal anlamdaki düflüncelerini paylaflmalar›yd›. Bizler dünya halklar›n›n kardeflli¤ini savunuyoruz ve buradaki tablo da bunun bir örne¤iydi. Anti-emperyalist mücadeleye ciddi bir katk› sa¤layan, ya da en az›ndan bu amac› güden ILPS’nin desteklenmesi, bu güzel tablonun büyütülmesi için herkesin çaba harcamas› gerekti¤ini düflünüyorum.

*** Sylvia-Brezilya Brezilya’da CEBRASPO üyesiyim, burada tercümanl›k görevini yapt›m. 2001’deki 1. Kongre’ye de kat›lm›flt›m. Bu Kongre dünyan›n her yan›ndan dostlarla tan›flma ve deneyimlerimizi paylaflma flans› verdi bize. Ayn› zamanda da dünya çap›nda iliflkiler yaratma ve infla etme. Burada di¤er ülkelerden ö¤rendiklerimizi kendi ülkemize tafl›yaca¤›z ve di¤er yandan da kendi mücadelemizi burada ifade ettik. *** Jean-Belçika Ben Belçika Anti-emperyalist Ligi’ndenim. Bu Kongreyle birçok insan› etkileyebildi¤imizi ve deneyimlerimizi paylaflabildi¤imizi düflünüyorum. Emperyalizme karfl› bir ad›m daha att›k ve onlara bir kez daha korku verdik. Bu bir baflar›yd› ve birçok ülkeden insanlar politik perspektiflerini aç›klad›. Benim mesaj›m›n a¤›rl›k noktas› da iflçi s›n›f›n›n birleflmesi ve savaflmas› üzerine.


3-16 Aralık 2004

etkinlik ve faaliyetlerini içeren, 15 dakikal›k bir sinevizyon gösterimi sunuldu. ILPS’nin Haziran 2003 Selanik Direnifli’nden, Eylül 2003’te Londra ve Ekim 2003’de Manila’da yap›lan eylemlerden ve Ocak 2004’teki Mumbai direniflinden görüntülerin, çeflitli kültürel etkinliklerin ve konuflmalar›n yer ald›¤› sinevizyon gösterimi ilgiyle izlendi ve Kongre program›, Crispin Beltran’›n ILPS’nin 3 y›ll›k faaliyetini sundu¤u ve dünyadaki duruma ve ILPS’nin önündeki görevlere dikkat çekti¤i konuflmas›yla devam etti. Konuflmas›nda son olarak ILPS’nin di¤er kesimlerle iflbirli¤ine haz›r olmas› gerekti¤ini ve anti-emperyalist birleflik cephe olma yönünde çaba harcand›¤›n› vurgulayan Crispin Beltran, Bangladefl ve Hollanda’da ILPS bürosu açma giriflimleri oldu¤unu ve ILPS’nin ulusal-sosyal kurtulufl mücadelelerine deste¤ini art›rmas› gerekti¤ini de sözlerine ekledi. Beltran’›n bu konuflmas›n›n ard›ndan s›ra Kongre’ye gönderilen dayan›flma mesajlar›n›n okunmas›na geldi. AT‹K, DDSB; ILPS Türkiye Seksiyonu, AG‹F (Almanya Göçmen ‹flçiler Federasyonu), Irak Yurtseverler Birli¤i, ILPS Filipinler, Gabriela (ABD), Uluslararas› Eylem Merkezi, ILPS Yunanistan kongreye mesaj gönderen bafll›ca kurumlard›. Özellikle ABD emperyalizminin, genel olarak da emperyalizmin ya¤ma ve talan politikalar›na, emperyalizmin derinleflen kriziyle birlikte ortaya ç›kan kitlesel iflsizli¤e, emperyalist iflgallere ve katliamlara hem sözlü hem de yaz›l› olarak s›kça vurgu yap›lan ve

18

halklar›n emperyalizme karfl› mücadeleyi daha da yükseltmesinin bir aciliyet oldu¤una dikkat çekilen Kongre’de, emperyalist-kapitalist sistemin en büyük korkusu olan ulusal-sosyal kurtulufl mücadelelerine verilen deste¤in art›r›lmas›n›n önemi de s›kça dile getirildi. Mesajlar›n okunmas›n›n ard›ndan ara verilen Kongre oturumu, ö¤leden sonra saat 13:30’da ILPS tüzük maddeleri üzerindeki de¤ifliklik önerileri ile devam etti. Önerilen de¤iflikliklerin mevcut ço¤unlu¤un k›rm›z› oylama kartlar›n› kald›rarak oylanmas›yla ret veya kabul edildi¤i tüzük de¤iflikli¤ine iliflkin gündem, ayn› zamanda hararetli tart›flmalara da sahne olmufl ve Kongre’ye ayr› bir canl›l›k ve bunun yan›s›ra da coflku katm›flt›r. Bu canl› tart›flmalar ayn› zamanda ILPS içindeki de¤iflik ses ve görüfllerin de bir ifadesiydi. Getirilen de¤ifliklik önerileri içinde ILPS logosunun de¤ifltirilmesi de bulunuyordu. Ancak getirilen alternatifler, özellikle de kimilerinin ilginç bir flekilde aç›kça kendi siyasetinin fliar›n› alternatif logo olarak sunmas› ço¤unluk taraf›ndan ret oyu al›nca, ILPS logosunda herhangi bir de¤ifliklik yap›lmad›. Tüzük maddeleri ile ilgili gündemin ard›ndan, ILPS’nin 1, 3, 5, 7, 9, 11, 13 ve 15. maddelerinin çal›flma gruplar› toplant›lar›na bafllad›lar. Her bir çal›flma grubunun ayr› toplant› salonunda gerçeklefltirdi¤i oturumlarda, çal›flmaya kat›lan ülkelerin temsilcileri, ilgili maddeye iliflkin sunufl yapt›. Bu maddelerden öne ç›kan ve ayr› bir

öneme sahip olan ulusal-sosyal kurtulufl mücadelelerini kapsayan 1. çal›flma grubuna, sendikal haklar ve iflçi s›n›f›n› kapsayan 5. çal›flma grubuna ve siyasi tutsaklar ve hapishaneleri kapsayan 15. çal›flma grubuna, ILPS Türkiye Seksiyonu ve DDSB (Devrimci Demokratik Sendikal Birlik) bu konulara iliflkin haz›rlad›¤› ve dünyadaki durumun yan› s›ra, özellikle ülkemiz özgülündeki sorunlar› ve bu sorunlara yaklafl›mlar› içeren sunufllarla, aktif kat›l›m sa¤lad›. Ulusal-sosyal kurtulufl mücadelelerini kapsayan 1. çal›flma grubunun kat›l›mc›lar›ndan biri de gazeteci-yazar Haluk Gerger’di. Haluk Gerger a¤›rl›kl› olarak Büyük Ortado¤u Projesi’ni iflledi¤i sunuflunda, genel olarak emperyalizmin tüm dünyada yaratt›¤› tahribatlara ve BOP ba¤lam›nda Türkiye’ye biçti¤i role de¤indi. Sendikalar ve iflçi s›n›f›n› kapsayan 5. çal›flma grubunun kat›l›mc›lar›ndan biri ise DDSB oldu. DDSB ad›na kat›lan temsilci, emperyalist politikalar›n tüm dünya iflçi s›n›f› üzerindeki y›k›m›na, bu politikalar›n getirdi¤i kitlesel iflsizlik, yoksulluk, özellefltirmeler, tafleronlaflt›rmalar gibi, bugün tüm dünyadaki iflçi s›n›f›n›n en yak›c› sorunlar›na de¤inerek, iflçi s›n›f›n›n mücadeleyi ortaklaflt›rmas›n›n önemine dikkat çekti ve ILPS’nin bu yönlü çal›flmalara h›z vermesi gerekti¤inin alt›n› çizdi. Ezilen halk y›¤›nlar›n› çok yak›ndan ilgilendiren bir di¤er önemli konuyu, siyasi tutsaklar ve hapishaneler sorununu ele alan 15. çal›flma grubuna ILPS Türkiye Seksiyonu da haz›rlad›¤› sunuflla aktif kat›l›m sa¤layarak,

10

emperyalist sald›rganl›kla birlikte hapishanelerdeki siyasi tutsaklara dönük, hem dünyada, hem de ülkemizde artan iflkence, katliam ve her türden insanl›k d›fl› dayatmalara, özellikle de ülkemizde hayata geçirilmeye çal›fl›lan Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›na dikkat çekti. Çal›flma grubuna kat›lan Meksika, Filipinler, ABD, Irak ve Kolombiya’dan temsilciler, kendi ülkelerindeki siyasi tutsaklar›n durumuna iliflkin bilgi aktard›lar. Ortaya ç›kan tablo, kapitalist-emperyalist sistemin sahiplerinin ve onlar›n uflak, iflbirlikçi ve kukla hükümetlerinin muhaliflerine dönük teslim alma politikalar›n›n birbiriyle ne kadar örtüfltü¤ünü gösteriyordu. Yani düflman ayn› olunca, uygulamalar da ayn› oluyordu. Ve ortak düflmana karfl› mücadele de ortak olmal›yd›. Hapishaneler sorununa iliflkin getirilen öneriler de bu ortak mücadeleyi içeriyordu. Çal›flma grubunda en yo¤un olarak dile getirilen ve kabul gören bafll›ca öneri, dünyadaki tüm savafl tutsaklar›na ve siyasi tutsaklara özgürlük talebi ve bu talep do¤rultusunda bir kampanya örgütlenmesiydi. Karar alt›na al›nan ve sonuç bildirgesine de geçen bu önerinin yan› s›ra, May›s 2005’te Türkiye’de hapishaneler konulu bir sempozyumun yap›lmas›nda da ortaklafl›lm›fl, çal›flma grubunun ald›¤› kararlardan birini de bu sempozyum oluflturmufltur. Ayr›ca Türkiye’de hayata geçirilmeye çal›fl›lan yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s› ile ilgili bir imza metni de çal›flma grubunun raporlar› ile birlikte kongreye sunulmufl ve onaylanm›flt›r.

Kongreye kat›lan baz› kifli ve kurum temsilcilerinin kongreyle ilgili k›sa görüflleri... Sibel- kongre görevlisi Bu kongrenin en heyecan verici yanlar›ndan biri, 1. Kongreden birbirini tan›yan insanlar›n tekrar buluflma heyecan›yd›. Kongreye çok yo¤un bir kat›l›m vard›. ‹liflkilerin s›cak yaflanmas› ise ayr› bir olumluluk. Kongreyi bir ad›m daha ileriye tafl›yan olumluluklardan biri de çal›flma gruplar›n›n oluflturulmufl olmas›yd›. Bu çal›flma gruplar› kendi alanlar›na iliflkin eylem programlar› ç›kard›lar. fiimdi s›ra bunlar› hayata geçirmede. Tabii bunlar› hayata geçirmek ancak halklar›n genifl kat›l›m› ile mümkün olacakt›r.

Bu çeperi geniflletmek ve ileri tafl›mak için herkesin çaba içinde olmas› ve bir sonraki kongreye daha iyi haz›rlanmas› gerekti¤ini düflünüyorum. *** Metin- AT‹K Bilindi¤i gibi AT‹K zaten ILPS’nin kurucu üyesi. ‹ki kongre aras›nda birçok etkinlikte yer ald› ve 2. Kongreye bu birikimle haz›rland›. Ev sahibi olarak hem teknik hem de maddi haz›rl›klar noktas›nda görevimizi yerine getirdi¤imizi düflünüyorum. Bu kongrenin mesaj› çok anlaml›d›r. ‹lgi çok büyüktü. 33 ülkeden 136

kurum ad›na 240 delege kat›l›m sa¤lad›. Ayr›ca 39 kifli ve kurum da gözlemci olarak kat›ld›. Bu da kongreye gösterilen ilginin ve ILPS’nin uluslararas› alandaki etkisinin bir ifadesidir. fiimdi kongre sonras› çok önemli görevler bizi beklemektedir. Bunun d›fl›nda Avrupa seksiyonunu oluflturma çal›flmas› var. Önümüzdeki faaliyet döneminde bir Ortado¤u konferans›, gençlik konferans› ve bir göçmenler konferans› düzenlemek istiyoruz. Tabii bunlar› AT‹K olarak düflünüyoruz ve tüm bunlarla birlikte, ILPS’nin 2. Kongresinden ç›kan sonuçlar do¤rul-

tusunda anti-emperyalist mücadeleyi yükseltmek ve bunu sadece teoride b›rakmak de¤il, pratikte de halka tafl›mak, soka¤a dökmek gibi acil bir görevle karfl› karfl›ya oldu¤umuzun da bilincindeyiz. *** George Kotsakis- Göçmen örgütlenmesi, Avustralya/Melborn Ben Avustralya (Melborn) Filipinler Göçmen Örgütü ad›na buraday›m. Mesle¤im iletiflim teknikerli¤i, 20 kifliyi temsilen buraday›m. Bizim içimizde 7 kifli aktif olarak göçmenlik politikas› için çal›flmaktad›r.


10 Kongreye Türkiye’den misafir olarak kat›lan insan haklar› aktivisti Günseli Kaya da kad›n sorununu kapsayan 7. çal›flma grubuna kat›larak, kad›n sorununa iliflkin bir sunufl yapm›flt›r. 11 Kas›m akflam›, yaflam›n› yitiren Filistin lideri Yaser Arafat flahs›nda yap›lan serbest kürsü tarz› bir etkinlik gerçeklefltirilmifltir. Apartheid Duvar›’n›n da ele al›nd›¤› bu etkinlikte söz alan konuflmac›lar, Filistin halk›yla dayan›flma mesajlar›n› ileterek, Filistin halk›n›n mücadelesinin en genifl kamuoyuna mal edilmesinin öneminin alt›n› çizmifllerdir. Bu etkinlikte söz alan ILPS Genel Sekreteri Arman Riazi de ILPS ad›na Filistin halk›na baflsa¤l›¤› dileyerek, Filistin halk›n›n direnifli daha da ileriye tafl›yaca¤›n› vurgulam›flt›r. Kongre, 2. gününde (12 Kas›m) saat 09:00’da 2, 4, 6, 8, 10, 12, 14 ve 18. çal›flma gruplar›n›n oturumlar› ile bafllad›. “Sosyo-ekonomik geliflme ve sosyal adalet” bafll›kl› 2. çal›flma grubunda sunulanlar aras›nda, ‹zzettin Önder’in küreselleflme üzerine haz›rlad›¤› bir yaz› da vard›. Gençli¤in e¤itim ve iflsizlik sorununu kapsayan 8. çal›flma grubuna ise YDG’den bir temsilci kat›larak, dünyadaki ve ülkedeki gençli¤in acil sorunlar›na, emperyalizmin gençlik üzerinde yaratt›¤› tahribatlara ve gençlik örgütlerinin anti-emperyalist birli¤inin önemine dikkat çekti. Çal›flma gruplar›n›n oturumlar›n›n ard›ndan, ö¤leden sonra saat 14:30’da Kongre Genel Deklarasyon tasla¤›n›n oylanmas›na iliflkin gündeme geçildi. Bu gündemle birlikte kongrenin havas› daha da canlanm›fl, paragraf paragraf yap›lan taslak oylamas› canl› tart›flmalara sahne olmufltur. Hemen her paragrafa yönelik bir de¤ifliklik önerisinin getirildi¤i taslak tart›flmalar›na, Belçika delegesinin getirdi¤i bir de¤ifliklik önerisi ve bu öneri üzerinde uzlaflma sa¤lanamamas› nedeniyle ara verildi. Ayn› akflam devam edilen gündem, tasla¤›n tümünün oylanmas› gerçekleflemeyince, ertesi sabah devam edilmek üzere saat 22:00’da bitirildi. Gündemin bu flekilde bitirilmesinin ard›ndan, ILPS Genel Dan›flman› Si-

19 son kitaplar›n› imzalad›. 13 Kas›m sabah› saat 09:30’da bir gün önce bitirilemeyen deklarasyon tasla¤›yla ilgili gündeme devam edilerek, hem Belçika delegesinin getirdi¤i öneri üzerinde uzlaflma sa¤lanm›fl, hem de getirilen di¤er de¤ifliklik önerileri oylanarak, deklarasyon üzerinde hemfikir olunmufltur. Bu tart›flmalar s›ras›nda ortaya ç›kan ortak kayg›, de¤iflik görüfl ve yaklafl›mlara ra¤men, bugün emperyalizmin halklara dönük genel sald›r›lar› karfl›s›nda acil bir ihtiyaç olan anti-emperyalist birli¤in korunmas› ve gelifltirilmesi olmufl, ILPS içinde yer alan kurumlar›n, temel ilkeleri korumak kayd›yla, birli¤i bozacak, zedeleyecek yaklafl›mlardan kaç›nd›¤› gözlemlenmifltir. Ve anti-emperyalist birli¤in korunmas›na yönelik bu önemli noktan›n alt›, Türkiyeli delegeler ad›na söz alan temsilci taraf›ndan da özellikle çizilmifltir. Deklarasyon tasla¤›n›n delegelerin onay›na sunulmas›n›n ard›ndan çal›flma gruplar›n›n raporlar› okunmufl ve ILPS genel yönetimine aday olanlar›n kendilerini tan›tmas›n›n ard›ndan, saat 16:30-17:30 aras› seçime geçilmifltir. Toplam 41 kiflinin aday oldu¤u ve tek listenin bulundu¤u ILPS yönetim kuruluna 27 asil 8 yedek üye seçilmifltir. Oylar›n say›lmas›n›n ard›ndan seçilen adaylar tek tek tan›t›lm›fl ve daha sonra yap›lan aç›klamayla, görev da¤›l›m› flöyle gerçekleflmifltir: Jose Maria Sison (Filipinler) ILPS Genel Baflkanl›¤›na, Manolis Arkolakis (Yunanistan) genel baflkan yard›mc›l›¤›na, Metin Atak (Almanya) iç iflleri baflkan yard›mc›l›¤›na, Arman Riazi (‹ran) genel sekreterli¤e, Yaser Felistini (Filistin) genel sekreter 1. yard›mc›l›¤›na, Dr. Azra Sayed (Pakistan) genel sekreter 2. yard›mc›l›¤›na, Jean Bet (Belçika) ILPS mali sorumlulu¤una ve Elmer Labog asil denetleme üyeli¤ine getirilmifltir. Ayr›ca Deri-‹fl Sendikas› Genel Baflkan vekili Musa Servi ve Belediye-‹fl Sendikas› 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm de tekrar genel yönetime seçilen ve Uluslararas› Koordinasyon Komitesi’nde yer alanlar aras›ndayd›. ILPS’nin yeni yönetiminin seçil-

mesi ile kongrenin resmi gündemi sona ermifl, ancak kongre coflkusu henüz bitmemiflti. Bu coflkunun daha da doru¤a ç›kmas›n› sa¤layan ise, müzi¤in ortak dili olmufltu. Ayn› akflam gerçeklefltirilen kültürel etkinlik, ayr› ›rktan ve renkten, ancak ayn› s›n›f›, yani ezilenleri temsil eden insanlar›n bu ortak dil eflli¤inde, omuz omuza, el ele durulan halaylara, enternasyonal proletaryaya mal olmufl devrimci marfllar›n herkesin ayn› ezgiye efllik ederek, kendi dilinde söylemesine sahne oldu. Coflkunun bu denli doru¤a ç›kmas›na en büyük katk›y› sa¤layanlardan biri ise hiç flüphesiz etkinlikte ilk sahne alan Türkiyeli müzik grubu Hayk›r›fl oldu. Çeflitli devrimci marfllar ve Kürt, Türk, Laz halk müzi¤inden de¤iflik örnekler sunan Grup Hayk›r›fl, program›n› tüm kitleyle birlikte söyledi¤i enternasyonal marfl›yla bitti. Grup Hayk›r›fl’›n ard›ndan ›srar üzerine sahneye ç›kan ILPS’nin yeni genel baflkan› Jose Maria Sison, gerek söyledi¤i flark›lar, gerekse gençlerle yapt›¤› danslarla etkinli¤e ayr› bir renk katt›. Gece geç saatlere kadar süren kültürel etkinli¤in bitmesiyle, ezilen halklar›n emperyalizme karfl› net

3-16 Aralık 2004 duruflunun ve emperyalizme baflkald›rma cesaretini ve bilincini bir kez daha kuflanmas›n›n bir ifadesi olan ILPS’nin 2. Kongresi’nin son program› da tamamlanm›fl oldu. fiimdi art›k zaman, emperyalizme karfl› bu net duruflun, yeniden kuflan›lan cüret ve bilincin, Kongrede al›nan ve hayata geçirildi¤inde her biri kapitalist-emperyalist sistemin ayakta kalmas›n› daha da zorlaflt›racak olan kararlar›n ve kongrenin koydu¤u görevlerin en genifl halk y›¤›nlar›na tafl›narak, hayata geçirilmesi zaman›d›r. Ezilen, sömürülen, iflgallere, katliamlara maruz b›rak›lan halklar›n art›k bekleyecek zaman› ve sabr› yoktur; onlar, kurtulufllar›n›n ancak ve ancak kapitalist-emperyalist sistemi yerle bir etmekten geçti¤ini her geçen gün biraz daha bilince ç›karmaktalar. Yeter ki onlara kurtuluflun alternatifi sunulsun, do¤ru yönelim gösterilsin... ‹flte o zaman ezilen ve sömürülen genifl halk y›¤›nlar›n›n kahredici gücü emperyalizmi ve her türden gericili¤i yerle bir edecek ve kazanan ezilen halklar olacakt›r, biz olaca¤›z!

Çal›flma grubuna kat›lan Meksika, Filipinler, ABD, Irak ve Kolombiya’ dan temsilciler, kendi ülkelerindeki siyasi tutsaklar›n durumuna iliflkin bilgi aktard›lar. Ortaya ç›kan tablo, kapitalist-emperyalist sistemin sahiplerinin ve onlar›n uflak, iflbirlikçi ve kukla hükümetlerinin muhaliflerine dönük teslim alma politikalar›n›n birbiriyle ne kadar örtüfltü¤ünü gösteriyordu. Yani düflman ayn› olunca, uygulamalarda ayn› oluyordu. Ve ortak düflmana karfl› mücadelede ortak olmal›yd›.

Kongreye kat›lan baz› kifli ve kurum temsilcilerinin kongreyle ilgili k›sa görüflleri... ILPS’nin 1. Kongresinden sonra enformasyon dokümanlar› Filipin örgütü üzerinden bana ulaflt›. Ve ILPS’nin yönelimini ve hedeflerini benimsedim ve buraya kat›ld›m. ILPS’nin Avrupa cephesinde yürüttü¤ü faaliyetlere dair pek bir bilgimiz yok ancak Irak’la ilgili yürütülen faaliyetleri biliyoruz. Avustralya’da yap›lan yürüyüfl ve etkinlilerde flimdiye kadar kendi pankartlar›m›z› tafl›yorduk, son yap›lan Irak iflgaline karfl› yap›lan yürüyüflte ILPS pankart›n› tafl›d›k. Bu kongreyle ilgili de¤erlendir-

mem ise flöyle: Tüm ülkelerin insanlar›yla bir arada olmak bana çok mutluluk veriyor. Burada bir daha görüldü ki tüm insanl›¤›n düflman› emperyalizm, ›rkç›l›k ve neo liberal politikalard›r. Bu kongrenin bu yönde hedefini belirlemesi noktas›nda olumsuz bir yönü yoktur. Ve yine baz› siyasal sorunlar› çözmede ortak bir kültürün burada yank›s›n› bulmas› da önemli bir durumdur. Bunun için de tüm dünya ezilen halklar› ve yerinden edilmifl göçmenler emperyalizme karfl› birlik, dayan›flma ve mücadele içinde olmal›d›r.

*** Mark Dimondstein- kongre kat›l›mc›s›, ABD Uluslararas› dayan›flman›n gereklili¤i olarak her zaman karfl›l›kl› görüfl al›fl verifllerinin daha da s›klaflt›r›lmas› gerekmektedir. Kongre son derece gelifltirici tart›flmalarla devam etmekte. Tart›flmalar ve çal›flma gruplar› için seçilen konular son derece yerinde ve konjonktüre uygun. Bundan sonra yapmam›z gereken bu tart›flmalar›n ›fl›¤›nda gelifltirdi¤imiz düflünceleri hayata geçirmek olmal›d›r. Burada pratik faaliyetler için yarat›lan projeksiyonlar

alanlarda daha da gelifltirilmeli ve karfl›l›kl› bilgilendirmelerle her anlamda yard›mlaflma sa¤lanarak ileriye do¤ru gidilmelidir. Bence Amerika’da da Türkiye’de de anti faflist ve anti emperyalist politikalara iflçi s›n›f› önderlik etmelidir. ILPS de uluslararas› alanda bu çal›flmalar› iliflkilendirmeli ve yard›mc› olacak projeksiyonlar sunmal›d›r. Haberleflmenin buradaki yeri önemlidir. Çünkü ancak bilgi ak›fl› oldu¤u sürece kat›l›m mümkün olabilir. Bu flekilde emperyalistlerin can damarlar›ndan biri olan sömürgelerinin önüne geçebiliriz.


3-16 Aralık 2004

20

10

Marksist-Leninist-Maoist çal›flma tarz› kolektif davranmay›, kolektif akl› kullanmay› zorunlu k›lar

Çal›flma tarz›, örgüt ve örgütlenme üzerine notlar

Örgütlenme çal›flmalar›nda dikkat etmemiz gereken en önemli husus flekilsiz ve ifllevsiz birçok komite kurmaktansa, ifllevli ve pratik, sorunlar› çözebilecek komitelerin kurulmas› için çal›flmak daha anlaml› ve anlafl›l›r oland›r. Bunun için özellikle, komitelerin geliflimi için ideolojik ve siyasal e¤itime önem vermeliyiz. Devrimci çal›flmalarda faaliyetlerin kolektif bir tarzda yürütülmesi için komiteleflmenin önemi ve gereklili¤i tart›fl›lmazd›r. Örgütlü faaliyetlerde kolektif üretim, kolektif akl› kullanma konusunda zaafa düflen bir komitenin, bir kadronun çal›flmalar›nda istenilen düzeyde bir baflar› elde etmesi mümkün de¤ildir. Çünkü; parti çal›flmalar›n›n temel hedefi ve bu hedef için her aflamada temel kabul etti¤i sorun; hareketsiz, örgütsüz kitleleri harekete geçirecek bir iradenin ortaya konulmas›d›r. Bu irade; somut politikalar üzerinde yükselen pratik mücadele içinden ç›kan militanlarla oluflturulacak örgütlülüklerle ancak yarat›labilir. Amac› ve temel hedefi bu olan örgütlülükler için toplant›lar yapmak, gerçeklefltirilen faaliyetler hakk›nda canl›, yarat›c›, çözümleyici tart›flmalar yürütmek, baflar› ve baflar›s›zl›klar›n nedenlerini bilimsel bir tarzda sorgulayarak ortaya do¤ru, devrimci sonuçlar ç›karmak, bu devrimci sonuçlar üzerinde güncel politikalara uygun olarak devrimci hamlelere yönelmek yaflamsald›r. Bunun baflar›labilmesini sa¤layacak nitelikli toplant›lar, ancak bu içerikteki toplant›lar s›n›f mücadelesi için bir anlam ifade eder. Ve toplant› öncesi, toplant›n›n baflar›s› için yapaca¤›m›z tüm haz›rl›klar da bu eksenli olmal›d›r. Yani, her bir militan çal›flma tarz›n›, baflar› ve baflar›s›zl›klar›n›n nedenlerini, bulundu¤u alanda öne ç›kan çeliflkileri, dost, düflman güçlerin durumunu asgari düzeyde sorgulayarak toplant›ya oturmal›d›r. Bu araflt›rma, bu sorgulama tabi ki kavray›fl düzeyimizden ba¤›ms›z olamaz. Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimini kavramada, çal›flma ve örgütleme düzeyimizde ciddi problemler, ciddi s›k›nt›lar varsa, bunlar do¤al olarak ya-

paca¤›m›z inceleme ve sorgulama sürecimize de yans›r. Burada dikkat etmemiz gereken fley; ortaya ç›kard›¤›m›z baz› sonuçlardan hareketle hemen kesin tan›mlamalarda bulunmaktan kaç›nmak ve pratikle iç içe sorgulama sürecine devam etmektir. Çünkü; ortaya bütünlüklü ve kesin sonuçlar ç›karmak için, do¤ru bir bak›fl aç›s›na sahip olmak olmazsa olmazd›r. Tüm bunlar›n elde edilmesi ancak mücadeleye kilitlenmifl bir prati¤in, sürecin ürünü olabilir. Tecrübesizlilikler, yetmezlikler ancak böylesi bir pratik süreçle tecrübeye, yeterlili¤e dönüflebilir. Yeni militanlar, yeni kadrolar ancak böylesi bir pratikle ve kolektif ak›l kullan›larak a盤a ç›kar›labilir. Marksist-Leninist-Maoist çal›flma tarz› kolektif davranmay›, kolektif akl› kullanmay› zorunlu k›lar. Nicel ve nitel anlamda gereken geliflmeyi elde etmek için kolektif düflünme, kolektif üretim ve kolektif pratik için çal›flma ve yürüyüfl tarz› konusunda yap›lmas› gereken her fley yap›lmak zorundad›r. E¤er yürütece¤imiz çal›flmalar, yapaca¤›m›z toplant›lar bu eksenden koparsa, tek tek bireylerin sorunlar›yla u¤raflmak, tek tek iliflkilerin peflinden koflmak prati¤i kaç›n›lmaz hale gelir. Oysa sonuçlarla u¤raflmak yerine, bu tür sonuçlara yol açan nedenlerle u¤raflmak daha do¤ru ve daha mant›kl› oland›r. fiu aç›k ki; bu tür sonuçlara yol açan nedenlerin kayna¤› yönetme, çal›flma ve örgütlenme tarz›ndan kaynaklanan problemlerimizdir. Yönetme ve çal›flma tarz›ndaki problemlerimizi asgari düzeye indirdi¤imiz oranda birçok gereksiz ve anlams›z tart›flmadan kendimizi kurtarm›fl oluruz. Toplant›lar›m›z›n gündemlerini de bu tür sorunlar iflgal etmez. Ve bu toplant›larda tüm enerjimizi ve gücümüzü de s›n›f savafl›m›n›n genel ve güncel sorunlar› üzerinde yo¤unlafl-

t›rm›fl oluruz. Ve hiç flüphesiz bizi gelifltirecek olan da bu prati¤ini ta kendisi olacakt›r. Örgütlenme çal›flmalar›nda dikkat etmemiz gereken en önemli husus flekilsiz ve ifllevsiz birçok komite kurmaktansa, ifllevli ve pratik, sorunlar› çözebilecek komitelerin kurulmas› için çal›flmak daha anlaml› ve anlafl›l›r oland›r. Bunun için özellikle, komitelerin geliflimi için ideolojik ve siyasal e¤itime önem vermeliyiz. Toplant›larda ideolojik ve siyasal e¤itimli gündemler için hem zaman ay›rmal›y›z ve hem de önceden haz›rl›k yapmal›y›z. Hep örgütsel ve pratik sorunlarla u¤raflmak gelifltirici ve ilerletici olmaz. Bu konuda hem genel ve hem de özel olarak kendi tecrübelerimize baflvurursak, ortaya güncel ve somut pratik çal›flmalar›m›za ›fl›k tutacak hazinelerle yüzlefliriz. K›sacas› örgüt, örgüt biçimleri konusunda ne flekilcili¤e ne biçimcili¤e ve ne de mükemmeliyetçili¤e düflmeliyiz. Tam aksine bu yönlü tüm pratik hamlelerimiz, somut duruma ve objektif gerçekli¤imize denk düflmelidir. Da¤›n›k ve flekilsiz olan örgütlülükleri bir araya getirecek ve ayn› zamanda bölgedeki tüm güçleri koordineli bir flekilde harekete geçirecek örgüt biçimleri yaratmak, her türlü otonomcu, alanc› anlay›fla karfl› örgütsel bir tedbirdir. Ama burada esas olarak olmas› gereken fley anlay›fl ve kavray›fl düzeyinde böylesi bir bak›fl aç›s›n›n oturtulmas›d›r. Çünkü; her do¤ru siyaset, her do¤ru anlay›fl sonuç itibar›yla kendine uygun, do¤ru bir örgüt modeli yarat›r. fiüphesiz örgüt biçimi örgüt modelleri içinde bulundu¤umuz koflullarda yani egemenlerin sald›r›lar›, demokratik çal›flmalara dönük kuflatmalar›, devrimci güçlerin kitleleri etkileme düzeyi, kitle hareketlerinin boyutu vb. faktörlerden ba¤›m-

s›z olarak ele al›namaz. Tam aksine oluflturaca¤›m›z her örgüt ve gelifltirece¤imiz her mücadele biçiminde bu objektif tabloyu dikkate alarak hareket etmemiz gerekir. Do¤ru siyaset ve bu do¤ru siyasete uygun örgüt modellerinin yarat›lmas›, ancak bu siyaseti özümseyen/kavrayan kadrolar›n yarat›lmas›yla mümkün olur. Yeteri kadar bilimsel bir kavray›fla ve bu kavray›fla uygun olarak bulundu¤u alan›n sorunlar›na vak›f olmayan, takti¤e uygun olan bir örgüt biçimi yaratamaz. Oysa taktik ve örgüt bir bütünün iki parças›d›r. Do¤ru bir takti¤in baflar›s› ancak ona uygun yarat›lacak örgüt biçimiyle mümkün olabilir. fiüphesiz politik iktidar mücadelesinde kilit sorun önderlik sorunudur. Dolay›s›yla taktik ve örgüt sorununun do¤ru bir tarzda çözümü önderlik sorununun çözümünden ba¤›ms›z de¤ildir. Parti çal›flmalar›nda üzerinde durulmas› gereken di¤er önemli bir nokta ise; dar pratikçi çal›flma tarz›ndan uzak durmakt›r. Ki böyle bir çal›flma tarz›ndan uzak durman›n yolu da kendi içinde hedefleri belli, kolektif ve planl› bir çal›flma sisteminin oturtulmas›ndan geçer. Do¤ru olan tarz her ifle koflmak; ya da her ifle koflan kadro görev ve sorumluklar›n› iyi özümleyen kadro de¤ildir. Peki do¤ru olan nedir? Do¤ru olan ifle/ifllere koflabilecek yeni kadrolar a盤a ç›karacak bir çal›flma tarz›n›, bir canl› pratik ve bunun ortam›n› yaratmakt›r. Ve kadrolar›n esas sorumlulu¤u da bu noktada bafllar. Çünkü; bunu böyle alg›lamak, yeni haleflerin yetifltirilmesi için çaba sarf etmektir. Bunu böyle alg›lamak, dar-pratik içinde olan bir kadronun, bir militan›n araflt›rma ve inceleme için kendisine gereken zaman› ay›rmayaca¤› gerçe¤ini peflinen kabul etmektir.


21

10 Araflt›rma ve inceleme dünyada ve bölgemizdeki güncel geliflmeleri izleme konusunda gereken duyarl›l›¤› ortaya koymayan hiçbir kadro, kitle çal›flmalar›nda kitleleri ikna edecek, somut pratik sorunlar üzerinden seferber edecek bir propaganda zenginli¤ini yakalayamaz. Herfleyi genel baz› teorik söylemler içine hapseder. Bu da ikna edici ve harekete geçirici bir neticeyle sonuçlanmaz. Böyle bir sonuç; yani verilen eme¤in örgütlü bir güce dönüflmemesi kadro veya militanlarda, yetersizliklerinin de etkisiyle, karamsarl›k ve baflaramama duygusu ve düflüncesine neden olabilir. Dar-pratikçi çal›flman›n verimsizli¤inin

sonuçlar›n›n salt görev ve sorumluluklar›n daha üst düzeyde kavranmas›na ya da geliflmesine izin vermemesi bir yana, ayn› zamanda kadrolarda, militanlarda karamsarl›k, kendine güvensizlik nedeni olmas›yla da reddedilmelidir. Günümüzdeki görev ve sorumluluklar›m›z aç›s›ndan ele ald›¤›m›zda, bunun önem ve gereklili¤ini daha da artt›¤›n› belirtmek yanl›fl olmayacakt›r. Her ifle koflmak ya da baz› zorunluluklardan dolay› baz› dönemlerde birçok fleyle ilgilenmek bizim için acil bir sorun haline gelebilir. Bunu geçici ve tekrar etmemesi gereken bir süreç olarak alg›lamal›y›z.

PUSULA SELAM OLSUN CESARET‹ KUfiANARAK, ‹SYANI HER TARAFA YAYANLARA “Geri döndü¤ünüzde kendinizi toparlamal› ve iflinizi yapmal›s›n›z. O zaman sizi kim y›kabilir” Mao. 2. Kongresi’ni baflar›yla gerçeklefltiren Komsomol, Proletarya Partisi önderli¤inde s›n›f savafl›m›nda ›srar›n›, kararl›l›¤›n› kitlelere bir kez daha deklare etti. Bir kez daha hangi bayrak alt›nda, hangi yolda, nas›l yürünmesi gerekti¤ini Kongre’nin ça¤r›s›yla kitlelere duyurdu. Bu ilan, ayn› zamanda teori ile prati¤in, sözle eylemin, iddia ile kararl›l›¤›n diyalektik hükmüdür. Bu ilan halk gençli¤indeki cesareti, cüreti ve kararl›l›¤› örgütleme iradesinin aç›k beyan›d›r. Halk gençli¤ini Demokratik Halk Devrimi yolunda harekete geçirme görevinin, gelece¤ini ellerine almada gençlik kitlesini bilinçlendirme sorumlulu¤unun bilinçlere kaz›nmas›d›r. 12 y›l aradan sonra gerçekleflen Kongre’nin deklarasyonu umut, cesaret ve heyecan vericidir. Emperyalist sald›r›lara, iflgal ve ya¤maya karfl› Komsomol’un militan durufludur. Türk hakim s›n›flar›n›n bask› ve imha politikalar›na karfl› militan gençli¤in atefli her tarafa yayma, büyütme kararl›l›¤›d›r. Kongre iradesinin deklare edildi¤i süreç, s›n›f savafl›m› aç›s›ndan zorluklar›n, engellerin ve yap›lmas› gerekenlerin fazlaca oldu¤u bir dönemdir. ‹radenin örgütlenmesi zamanlama aç›s›ndan önemlidir. ‹deolojik sald›r›lar›n artt›¤›, umutsuzlu¤un, karamsarl›¤›n, y›lg›nl›¤›n, kaçk›nl›¤›n geliflti¤i, tasfiyecili¤in kol gezdi¤i bir süreçte Komsomol’un militan duruflunu ortaya koymas› gericili¤e ve tüm geriliklere keskin bir yan›tt›r. Bu, daha flimdiden binlerce halk gençli¤inin bilincinde ve yüre¤inde maddi güce dönüflmenin yank›s› oldu. Proletarya Partisi, sosyal devrim bilincini güçlendirip, devrimci savafl› gelifltirerek, kitleleri örgütleyip, halk gençli¤ini Komsomol önderli¤inde birlefltirdikçe güçlenecektir. Komsomol, Yeni Demokratik Gençlik Hareketi’ni yaratmak amaçl› “politikleflmede derinleflmek, askerileflmede yetkinleflmek, kitleselleflmede yo¤unlaflmak” fliar› ile Proletarya Partisi’nin poli-

tik yönlendiricili¤ini kendi örgütlenmesinde yenilemifl bulunmaktad›r. Bu yönelim örgüt olma, halk gençli¤inin öncüsü ve önderi olma bilincinin güçlenmesine hizmet edecektir. Bu yönelim, halk gençli¤ini örgütlemeyi, e¤itmeyi, savaflt›rmay› ve kazanmay› hedefleyecektir. Genifl ve da¤›n›k olan çevre-çeper güçlerin toparlan›p, güçlü bir örgüt olmas›n› amaçlayacakt›r. ‹kinci Kongre, örgütleme ve önderlik sorununun çözümü konusunda da ileri bir hamledir. Bu hamlenin küçümsenmesine ve kendi gerçekli¤i üstünde abart›lmas›na müsaade edilmemelidir. Kongre’nin baflar›yla gerçekleflmesi demek yaflanan politik ve örgütsel sorunlar›n bütünüyle ortadan kalkt›¤› anlam›na gelmemelidir. Örgütlenen iradenin geliflim yönünü görmek buna uygun gençlik hareketini örgütlemek gerekir. Devrimci militanl›k, düflünsel, fiziksel edilgenli¤i k›rarak, tasfiyecili¤i ve pasifizmi alt ederek büyüyecektir. Bunun kolay olmayaca¤› aç›kt›r. Ancak, olmas› gerekti¤ini biliyoruz ve olaca¤›ndan eminiz. Devrimci gençlik hareketi kendi içinde uzun bir çat›flma sürecini, önüne ç›kan engelleri aflma mücadelesini yaflayarak yürüyecektir. Komsomol bu mücadele içinde çelikleflecek ve ilerleyecektir. Devrimci gençlik hareketini kesinlikle önemseyen ve bir parças› oldu¤unu bilerek hareket eden Komsomol ancak bu yoldan ilerleyerek halk gençli¤ine önderli¤ini gerçeklefltirecektir. Önderlik iddias› ancak halk gençli¤inin bunu kavramas›yla inkar edilemez hale gelecektir. De¤iflim ve dönüflüm iddias›, özne olma kararl›l›¤› ayn› zamanda bedel ödemeyi, gerili¤e karfl› mücadeleyi, henüz zay›f ama güçlü olan yeniyi örgütlemeyi göze almakt›r. Sürecin özellikleri do¤ru okunmal›d›r. Toplumsal geliflim devrimci hamlenin örgütlenmesi yönündedir. Ancak, ö¤renci gençli¤in, semt ve iflçi gençli¤in patlamaya haz›r öfke ve tepkisini örgütleyip, a盤a ç›kartmak tek bir devrimci hamleyle baflar›lamaz. Önderli¤in, örgütlülü¤ün ›srar ve süreklili¤i sa¤land›kça isyan her tarafa

3-16 Aralık 2004

fiu aç›k ki, ortaya ç›kabilecek olumsuzluklar›n bertaraf edilebilmesi için öncelikle her kadronun ve her militan›n gerçekli¤i ve sürecin zorluklar›n› asgari düzeyde özümsemesi gerekir. Özümsemek demek; ola¤anüstü bir süreçten geçti¤imizi ve herbirimize çok büyük görev ve sorumluluklar düfltü¤ünü bilmek ve bu bilinçle davranmak demektir. S›n›f savafl›m›n›n zorluklar›n›, s›n›f savafl›m›n›n baflar› ve baflar›s›zl›klarla iç içe oldu¤unu bilince ç›karmakt›r. Çünkü; yaflananlar, s›n›f savafl›m› yasalar›na, mant›¤›na ters olan fleyler de¤ildir. Tüm sorun Proletarya Partisi’nin birer neferi olarak, proletarya ve ezilen halklar›n kurtuluflu için

gereken devrimci ve komünist iradeyi ortaya koymakta dü¤ümleniyor. Ortaya konulacak güçlü bir iradenin bir k›l›ç darbesiyle, bir anda tüm sorunlar› çözemeyece¤i aç›kt›r. Bunun kadar aç›k olan di¤er bir fley ise; ancak do¤ru temelde ortaya konulacak böylesi bir iradeyle sorunlar›n çözüm yolu aç›l›r; ancak böylesi bir irade birçok soruyu soru olmaktan ç›karabilir. Kitleleri harekete geçirmek, kitlelerin güvenini kazanmak, her cephede ortaya ç›kan sorunlar› do¤ru bir tarzda çözmek ancak böylesi bir pratikle kazan›labilir. Bu gerçekleri görmeli ve tüm pratik ad›mlar›m›z› da bu gerçeklere uygun atmal›y›z.

yay›lma meflrulu¤unu elde eder. Düflünme tarz›n›n, çal›flma ve örgütlenme tarz›n›n devrimcileflmesi sa¤land›kça sürecin militan kiflili¤i, kadrosu yarat›ld›kça, örgütsel ilke ve kurallardan vazgeçilmedikçe baflar› örgütlenir, isyan büyütülür. Komsomol, halk gençli¤iyle do¤ru ve politik temelde ba¤lar kurarak, s›n›f savafl›m›n›n geliflim yönünü kavramada yo¤unlaflmas›n› sürdürerek, çal›flma tarz›ndaki eksiklikleri tamamlayarak, zaaflar›n› gidererek yürüyüflünü büyütebilir. Komsomol’un geliflim zemini, isyan› her tarafa yaymak için elverifllidir. Nesnel ve öznel olarak bu zemin mevcuttur. Bilinçli ve kolektif iradi bir atefl, halk gençli¤ini tutuflturacak güçtedir. ‹syan ateflinin k›v›lc›mlar› 13 Mart K›z›lay, 28-29 Haziran Okmeydan› ve 6 Kas›m 2004 K›z›lay direnifllerinde çak›ld›. fiimdi bu k›v›lc›mlar› daha büyük cesaretle, sab›r ve ›srarla her tarafa yaymak ve büyütmek gerekir. 6 Kas›m’da Ankara’daki isyan ateflinin alevleri, Felluce’de, Filistin’de yanan direnifl atefline kar›flt›. 6 Kas›m direnifli 2. Kongre’yi selamlad›¤› gibi, Felluce ve Filistin direniflini de selamlad›. Ezilen dünya halklar›n›n kurtulufl yolu direnifl ateflini büyütmekten ve her tarafa yaymaktan, emperyalizmi ve faflizmi alt etmekten geçer. Ülkesi iflgal alt›nda, evleri y›k›lan, bedenleri kurflunlanan halklar›n kaderiyle evleri y›k›lan Aydos halk›n›n kurtulufl kaderi ayn›d›r. Komsomol, kendi topraklar›nda isyan› her tarafa yayd›kça enternasyonal dayan›flmas›n› güçlendirir. Sokaklar› meydanlar›, k›rlar› isyan atefliyle yakmad›kça gerçek anlamda enternasyonalizm ve dayan›flma gerçekleflemez. Sald›r› hakk›n› kullanarak, devrimci iradesini örgütleyen Komsomol gençli¤i basitten karmafl›¤a, küçükten büyü¤e do¤ru geliflecek olan isyan›n dinamiklerine sahiptir. Dün savunma hakk›n› kullanarak direniflini örgütleyen Komsomol, bugün sald›r› hakk›n› kullanarak direniflini büyütüyor. Dün sadece bulundu¤u alanda savunma hakk›n› kullanarak direniflini örgütleyen Komsomol, bugün direnifl alan›n› ve araçlar›n› büyüterek, gelifltirerek, farkl› alanlara yayarak büyütmektedir. Komsomol’un do¤as› gere¤i tecrübesiz ve genç olmas› bir dezavantaj olarak alg›lanabilir. Ancak dinamik ve canl›, kendini feda etme ruhuyla dolu oluflu onun geliflim avantaj›d›r. Üzerinde yük-

selmeye çal›flt›¤› zemin ve onun kendi gerçekli¤i, tafl›d›¤› proleter yanla burjuva yan aras›ndaki mücadele onun geliflim yönünü belirleyecektir. Proleter düflünce, proleter çal›flma, örgütleme ve mücadele geliflimi kendi içindeki burjuva ideolojisine ait gerilikleri alt ederek geliflecektir. Burjuva ve küçük burjuva ideolojisine ait bütün özellikler devrimci ›srar›n, cesaretin ve sabr›n engelidir. Bu engeller ortadan kald›r›ld›¤› oranda ilerleme ve geliflme sa¤lanacakt›r. Dersim’e dönüflün örgütlenmesi prati¤inin uygulay›c›lar›ndan Muharrem Yi¤itsoy yoldafl›n eski bir Komsomol militan› oluflu, Aflk›n Günel yoldafl›n on beflinde K›z›l Ordu saflar›na kat›lan genç bir yoldafl oluflu, Cafer yoldafl›n da Bat›-Avrupa’dan gelerek K›z›l Ordu’ya kat›lma gerçekli¤inde, her biri ayr› önemde olan toplumsal ve devrimci gerçekli¤in sentezidir. Komsomol, iddia ve kararl›l›¤› kuflanan genç militanlar›n omuzlar›nda geliflim sa¤layacakt›r. Halk gençli¤ini örgütleme ve devrimin aktif bir gücü haline getirme iddias› devrimci iradenin olmazsa olmaz bir iddias›d›r. Gençlik her zaman gelece¤in infla edilmesinde belirleyici rol oynayan kesimdir. ‹flçi s›n›f›n›n kurtulufl ve özgürlük mücadelesi kendini en diri, en fedakar biçimde gençlik içinde ortaya koyabilir. Tarih buna defalarca tan›kt›r ve gelecekte de ayn› tan›kl›¤› daha güçlü flekillerde yapacakt›r. Komsomol bu gerçekli¤in fark›nda olarak ama ayn› zamanda gençli¤in erken kalk›flmalar›n›n, plans›z ve bütünü göremeyen reaksiyonlar›n›n da fark›nda olarak hareket etmelidir. Devrimci coflku devrim için olmazsa olmazd›r; bunun kadar önemli olan baflka bir fley sab›rd›r. Kitlelerin devrimci inisiyatifini a盤a ç›karmak ve harekete geçirmek hem devrimci coflkuyu ve hem de sabr› gerektirir. Komsomol tecrübesini bu iki özelli¤i derinlefltirerek, büyüterek gelifltirmelidir. Kongre bu yönlü bir geliflimin önemli bir parças›d›r. Komünist gençlik hareketi geliflim içinde oldu¤unu, zaaflar›n›, eksikliklerini yürüyüflünün önünde engel kabul etmedi¤ini; aksine ancak yürüyüfl içinde, devrimci pratikle güçlenebilece¤ini göstermektedir. Bu gelece¤e umutla bakmam›z›n yeterli bir ›fl›¤›d›r. fian olsun bu ›fl›¤› yakanlara; flan olsun isyan› ç›kar›p her tarafa yaymak için yüreklerini ortaya koyanlara…


22

3-16 Aralık 2004

10

“Kadife devrim” senaryolar›n›n yeni adresi: Ukrayna Ülkemizin kuzeyinde, tüm bölgede ve bölgenin zengin kaynaklara sahip olan Avrasya olmas› nedeniyle tüm dünyadaki “denge”leri etkileyecek güce sahip geliflmeler, özellikle son y›llarda h›zla bafl göstermektedir. Geçti¤imiz y›l “Kadife Devrim” olarak nitelenen bir darbeyle Gürcistan’da Amerika yanl›s› olan ve seçimlerde yenilgiye u¤rayan Mihail Saakaflvili, sokaklar› ve kitle taban›n› kullanarak iktidar› ele geçirmiflti. Daha önce de Yugoslavya’da uygulanan ve parçalanmayla sonuçlanan bu senaryo, ayn› biçimiyle Ukrayna’da sahneye konulmaya çal›fl›l›yor. 2. tur devlet baflkanl›¤› seçimlerini 21 Kas›m’da yapan Ukrayna’da seçime kat›lan Viktor’lardan Rusya yanl›s› Viktor Yanukoviç, di¤er Viktor Bat› yanl›s› Yuflenko karfl›s›nda galibiyet elde etti ancak (yine Gürcistan’daki gibi) Yuflenko taraftar› kitleler sonuçlar› ret ederek sokaklar› muhalefetin rengi turuncuya boyamaktad›r. Yine Gürcistan’da oldu¤u gibi Ukrayna’da iki kifli aras›nda yaflananlar› basit ve s›radan bir iktidar dalafl› olarak de¤erlendirmek mümkün de¤ildir. Zira yukar›da ifade etti¤imiz gibi söz konusu bölge Avrasya’d›r ve “Dünya hakimiyeti için Avrasya’ya hakim olmak flartt›r” belirlemesi bugün için de emperyalistler aç›s›ndan geçerlili¤ini korumaktad›r. Ezilen ulus ve halklara karfl› birlik görüntüsü çizmeye çal›flan ancak yapt›klar› her hamleyle asl›nda “emperyalistler aras›ndaki esas iliflki biçimi çat›flmad›r” tespitini do¤rulayan emperyalist güçler aras›ndaki çat›flman›n en önemli kilit bölgelerinden biridir bahsedilen. Gürcistan, Abhazya, Ermenistan ve son olarak Ukrayna’daki geliflmeler de buna iflaret etmektedir. ABD emperyalizminin dünya halklar› ve mücadeleleri üzerinde estirdi¤i terörün yan›nda AB’nin yan› s›ra özellikle ileride ciddi bir rakip olarak ç›kman›n aç›k göstergelerini tafl›yan Rusya ve Çin’i kuflatmak, nüfuz ve hareket alanlar›n› kesip kendi içine s›k›flt›rmak (ki emperyalist bir güç için kendi s›n›rlar› içine hapsolmak ölümdür) hesaplar›yla gösterdi¤i atraksiyonlar, baflta Ortado¤u ve Avras-

ya’n›n kendi ç›karlar›na uygun olarak yeniden düzenlenmesini gerektirmekte ve son y›llar›n kargafla dalgas›n› yükseltmektedir. Bilindi¤i ve s›kça tekrarland›¤› gibi sözde So¤uk Savafl sonras› eski Avrupa’ya alternatif olarak gelifltirilen Yeni Avrupa ve bu ba¤lamda Polonya ve eski Do¤u Avrupa ülkelerini AB’ye karfl› bir denge unsuru olarak öne ç›karan ABD emperyalistleri, güdümündeki NATO’nun da do¤uya do¤ru geniflletilmesini gündemine alarak önemli geliflmeler kaydetmifltir. Rusya ise bölgede kaybetti¤i nüfuzunu tekrar elde etmek ve bölgede hakimiyetini gelifltirmek çabas› içinde. Daha önce Rusya Federasyonuna ba¤l› olan ancak 1980’lerin sonlar› ve 1990’lar›n bafllar›ndan itibaren direkt nüfuzunu yitirdi¤i sözde ba¤›ms›z devletler üzerinde ABD, AB ve Rus emperyalistleri aras›nda ciddi kap›flmalar yaflanmakta. Bölgenin öneminin yan›nda bölgede Rusya’dan sonra yüzölçümü ve nüfus bak›m›ndan en büyük ülke olan Karadeniz k›y›s›ndan kuzeye do¤ru uzanan Ukrayna’n›n stratejik önemi tart›fl›lmaz durumda. Zira NATO’nun do¤uya genifllemesiyle Ukrayna, Rusya ile NATO ve AB aras›nda s›n›r bölgesi ya da “tampon ülke” konumunda kalm›flt›r. Rusya Federasyonundan ayr›lmas›ndan sonra “ikili politika” uygulayan Ukrayna yönetimi bir yandan Rusya ile iliflkilerini s›cak tutmaya gayret gösterirken di¤er yandan da ABD ve AB ile iliflkilerini gelifltirmeye çal›flm›flt›r. Bu durum ayn› zamanda ülkenin bölünmüfllü¤ünü de göstermektedir. Zira co¤rafik olarak da Ukrayna’n›n bat›s› ABD ve AB emperyalistlerine yönelirken do¤u k›sm› ise Rusya ile s›cak iliflkiler içinde yer alm›flt›r. Mevcut yönetim de yapt›¤› çeflitli aç›klamalar ve ald›¤› kararlarla Rusya ile iliflkilere son dönemlerde daha s›cak yaklaflt›¤›n› göstermifltir. Bu ba¤lamda Devlet Baflkan› Leonid Kuçma’n›n NATO ‹stanbul Zirvesinde W. Bush ile görüfltükten sonra, y›llard›r izledikleri NATO’ya girme politikas›ndan vazgeçti¤ini aç›klamas› ve yine Kuçma’n›n halefi Yanukoviç’in 23 Ekim tarihinde yapt›¤› aç›klamada “… flu anda Ukrayna’n›n AB’ye girmesi için çok erken oldu¤unu düflünüyorum. fiu anda Ukray-

Yunanistan’da 17 Kas›m yürüyüflü Yunanistan’da, 17 Kas›m 1973’te, askeri yönetime karfl› ayaklanan Atina Politeknik Üniversitesi ö¤rencilerine düzenlenen kanl› operasyonun y›ldönümünde baflkent Atina ve Selanik’te yürüyüfl düzenlendi. Atina’da on binden fazla kiflinin kat›l›m›yla yap›lan yürüyüfl, Politeknik Üniversitesi’nin önünden bafllad›. Eyleme kat›lan kitle, ayaklanmada yaflam›n› yitiren ö¤rencilerin an›s›na üniversitenin kap›s›na çiçekler koydu. ABD Büyükelçili¤i’nin önünde sona eren yürüyüfl, daha sonra savafl kar-

fl›t› gösteriye dönüfltü. ABD’nin Irak ve Ortado¤u politikalar›n› protesto eden göstericiler, “Savafl› durdurun”, “Felluce’den elini çek”, “Filistin’e özgürlük” ve “Halk katili Amerika” sloganlar› att›. Büyükelçilik binas›na tafl ve fliflelerle sald›ran öfkeli halk, çevredeki baz› bankalara da molotof kokteyli att›. Polis, eylemcileri da¤›tmak için göz yaflart›c› gaz kulland›. Ç›kan çat›flmada en az 25 gösterici gözalt›na al›nd›. Selanik’te de ABD Baflkonsoloslu¤u önünde gösteri yapan anarflist gruplarla polis aras›nda çat›flma ç›kt›.

na’n›n AB’ye üye olmas› Ukrayna halk›n›n ç›karlar›na tezat oluflturmaktad›r” ifadesi ABD ve AB’ye yönelik tavr›n net ifadesi olarak nitelendirilmifltir. Bu aç›klamalar ve Rusya’n›n Ukrayna, Belarus ve Kazakistan’la birlikte “ortak ekonomik alan” oluflturma çabalar›, bir anlamda bugün Ukrayna’da yaflanan kaos ortam›n›n da zeminini haz›rlam›flt›r denilebilir. Ukrayna’daki durumun geçmiflini böyle de¤erlendirmiflken gelece¤ine dair de birkaç öngörüde bulunmak mümkün. fiu anki durum itibar›yla Yuflenko taraftarlar›n›n baflkent Kiev’e y›¤›lmas›n›n ve bunun karfl›s›nda Yanukoviç’in de do¤udan taraftarlar›n› tafl›mas› önemli çat›flmalar›n ve bir iç savafl›n olas›l›¤›n› gösteriyor. Bunun yan›nda Soros Darbesi olarak da bilinen Gürcistan tipi bir geçiflin Ukrayna’da birebir yaflanmas› Yanukoviç’in de kitle taban›na sahip olmas› nedeniyle pek mümkün de¤il. Bu anlamda Yanukoviç baflkanl›ktan çekilmezse ülkede bir iç savafl ve bölünme kaç›n›lmaz görünüyor. Ancak böylesi bir bölünme yada Rus yanl›s› yönetimin kalmas› ABD emperyalizmi aç›s›ndan kabul edilemez bir durumu ifade etmektedir. Yani ABD Venezüella’da yapmaya çal›flt›¤›n› Ukrayna üzerinde de denemeye devam edecek. Böylesi bir stratejik konuda ifl, “demokrasiye” b›rak›lmayacak kadar önemlidir emperyalistler aç›s›ndan. Kuzeyimizde yaflanan bu geliflmelere bir de ülkemiz aç›s›ndan de¤erlendirirsek, atefl alt›nda bir bölgenin tam ortas›nda yer ald›¤›m›z› görürüz. Kuzeyimizdeki Karadeniz k›y›lar› boyunca uzanan ABD üsleri ve ABD kuklas› yönetimleriyle Rus ve AB emperyalistlerinin kap›flmas› yaflan›rken, bir parças› oldu¤umuzu ifade etti¤imiz iflgal ve direnifllerle özdeflleflen Ortado¤u gerçekli¤i. Yani böylesi önemli çat›flma ve geliflmelerin yafland›¤› bir bölgenin ortas›ndaki ülke gerçekli¤imiz bizlerin sorumluluklar›n› yükseltmektedir. Sonuç olarak yeniden Ukrayna’ya dönersek, isimleri kadar ifllevleriyle de birbirinin ayn›s› olan ancak hizmet ettikleri emperyalistlerin adresi farkl› olanlar aras›nda bir seçime zorlanan Ukrayna halk› bugün kaderini ille de bir emperyalist kuklaya ba¤lamaman›n d›fl›nda bir alternatif görememektedir. Oysa bu alternatif çok yak›nlar›nda, geçmifllerinde gizlidir.

F‹L‹P‹NLER’DE ‹fiÇ‹ KATL‹AMI Filipinler’de Hacienda Luisita Incorporated (HLI) flirketi için çal›flan ve en temel insani haklar› için grevda olan iflçilerin eylemini k›rmak için silahl› güç kullanan flirket, grevin 11. gününde 2’si çocuk 14 iflçiyi katletti. Sald›r›da yüzlerce iflçi yaraland› ve 100 iflçi de tutukland›. 16 Kas›m günü gerçeklefltirilen katliam sald›r›s› öncesinde Bayan Muna Partisi temsilcisi Satur Ocampo flirket yöneticileriyle görüflmüfl ve herhangi bir silahl› sald›r›n›n sonuçlar›n›n çok a¤›r olaca¤› konusunda uyar›da bulunmufltu. Ancak buna ra¤men insanca yaflam koflullar› için istedikleri ücret art›fl› için grevde bulunan 327 fleker imalathanesi iflçilerine sald›ran flirkete ba¤l› silahl› birimler 14 iflçiyi öldürdü. Sald›r› öncesinde flirket yöneticileri, grev bitmeden herhangi bir görüflme olmayaca¤›n› ifade etmiflti. BULGAR‹STAN’DA UYARI GREV‹ Bulgaristan’da, hükümetin uygulad›¤› sosyal ve ekonomik politikalar› protesto eden, ülkenin iki büyük iflçi konfederasyonu “Podkrepa” ve “Ba¤›ms›z Sendikalar Birli¤i” üyesi yüzbinlerce iflçi ve emekçi 18 Kas›m günü uyar› grevi yapt›. Baflkent Sofya’da tren, otobüs, tramvay, metro, taksi ve dolmufl floförlerinin de kat›ld›¤› 1 saatlik uyar› grevinde flehir içi ulafl›m kilitlendi. Greve ilk ve orta dereceli okullar›n ö¤retmenleriyle sa¤l›k görevlileri de kat›ld›. Burgaz ve Varna’da limanlar 1 saatli¤ine kapat›ld›. Maden iflçileri de kat›ld›. FELLUCE KATL‹AMI PROTESTO ED‹LD‹! ABD’nin son haftalarda Felluce’de gerçeklefltirmekte oldu¤u katliama karfl› ‹sviçre ‹flçi-köylü, Devrimci Demokrasi, At›l›m ve Al›nteri okurlar› ortaklafla bir meflaleli miting düzenledi. 17 Kas›m akflam› saat 18:00’de bir araya gelen kitle meflalelerini yakt›ktan sonra ‹sviçreliler taraf›ndan büyük bir ilgi ile izlendi. “ABD Askeri Irak’tan defol”, “Irak halk› yaln›z de¤ildir” vb. sloganlar at›ld›¤› mitingde ABD bayra¤› yak›ld›. Yap›lan konuflmalar›n ard›ndan etkinlik “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar›yla sona erdirildi.


23

10

3-16 Aralık 2004

Emperyalistler bir zirvede daha halklara karfl› sald›r›lar›n› planlad› Emperyalistlerin, dünya halklar›na yönelik sömürü, talan ve ya¤ma politikalar›n›n birliktelik içinde, belli çerçevelerde yaflama geçirilmesinin en önemli araçlar›ndan biri de kurduklar› bölgesel ya da dünya çap›ndaki IMF, DB, DTÖ, NATO vb. anlaflmalar, bloklar ve kurumlard›r. Esas›n› halklara yönelik sald›r›lar oluflturan bu kurumlar emperyalistlerin kendi aralar›ndaki ç›kar dalafl›n›n da platformlar› olarak ifllev görmektedir. ‹flte bunlardan biri olan APEC (Asya Pasifik Ekonomik ‹flbirli¤i Anlaflmas›) toplant›lar› 17-21 Kas›m tarihleri aras›nda fiili’nin baflkenti Santiago’da gerçeklefltirildi. Zirve kapsam›nda APEC üyesi 21 ülkenin d›fliflleri ve ticaret bakanlar›n›n toplant›lar›n›n yan› s›ra devlet baflkanlar›n›n kat›ld›¤› toplant›lar da yap›ld›. Bu zirvenin en önemli özelliklerinden biri de tar›m politikalar› üzerindeki anlaflmazl›k nedeniyle geçti¤imiz y›l kesilen müzakerelerin devam› niteli¤inde olmas›yd›. Son y›llarda ABD emperyalizminin bafl›n› çekti¤i ve esas olarak dünya halklar›na ve onlar›n kurtulufl mücadelelerine sald›r› anlam›na gelen “terö-

rizme karfl› savafl” 盤l›klar›yla birlikte, emperyalizmin tüm uluslararas› kurumlar›n›n zirve ve toplant›lar›nda ana gündem maddesini de bu konu oluflturuyor. APEC Zirvesinde de son y›llar›n bu “gelene¤i” bozulmad› ve sözde güvenlik tart›flmalar› zirveye damgas›n› vurdu. Ve yine “gelenekselleflmifl” biçimiyle zirve sonunda yay›nlanan ortak bildiride “terörizme karfl› mücadele’ için yeni güvenlik önlemleri al›nmas›na destek verildi¤i” aç›kland›. APEC üyesi ülkelerin devlet baflkanlar› ayr›ca geri b›rakt›r›lm›fl ülkelerin ekonomileri için y›k›m anlam›na gelen ve DTÖ çerçevesinde yürütülen, 148 ülke aras›nda ticaretin

Evrensel Bak›fl DÜNYA HALKLARI EMPERYAL‹ST SÖMÜRÜ, YA⁄MA VE ‹fiGALLERE KARfiI MÜCADELEY‹ YÜKSELT‹YOR!

Emperyalist-kapitalist sistemin krizi her geçen gün biraz daha derinleflmekte ve bu kriz sistemin kendi içindeki çat›flmalar› ve çeliflkileri de gün ›fl›¤›na ç›karmaktad›r. Ancak halklara dönük sald›r›lar›n›, sömürü ve talan politikalar›n› hayata geçirirken ayn› tarz ve yöntemi izlerler ve ortaklaflt›klar› en önemli nokta da budur. Çünkü halklar onlar›n ortak “düflman›d›r” ve bu ortak “düflman›” ezmek, teslim almak, imha etmek söz konusu oldu¤unda tüm ayr›flmalar›n› bir tarafa b›rakarak, tam bir uyum içinde hareket ederler. Ancak halklar art›k gerçek ve ortak düflmanlar›n›n kimler oldu¤unu çok daha iyi bilmekteler ve bu ortak düflmana karfl› onlar da mücadelelerini ortaklaflt›rmakta ve bu ortaklaflmay› her geçen gün bir ad›m daha ileri tafl›maktalar. ‹flte ILPS’nin geçti¤imiz günlerde gerçekleflen 2. Kongresi de ezilen, sömürülen, iflgal ve katliamlara u¤rayan dünya emekçi halklar›n›n bu ortak düflmana karfl›, yani emperyalist-kapitalist sisteme karfl› özgürlük ve demokrasi mücadelesini giderek yükseltmesinin, bir ad›m daha ileri tafl›mas›n›n somut ifadesi olmufltur. Baflta devrimin f›rt›na merkezleri olan Hindistan, Filipinler, Peru, Türkiye, Bangladefl vb. ülkeler olmak üzere, dünyan›n dört bir yan›ndaki 33 ülkesinden 136 kurumu temsilen kat›lan 240 delege ve 39 gözlemci kurum ve kiflinin kat›l›m› ile gerçekleflen bu kongreye gösterilen ilgi, ayn› zamanda halklar›n özgürlük ve demokrasi u¤runa mücadele etme zorunlulu¤unu ve arzusunu her geçen gün ne kadar daha fazla bilince ç›kard›¤›n›n da somut bir ifadesiydi. Bu kongre ezilen halklar›n emperyaliz-

me karfl› birlikteli¤ini pekifltirmenin ve geniflletmenin yan›s›ra, hayata geçirildi¤inde her biri mücadelenin önündeki engelleri bir bir ortadan kald›rmaya hizmet edecek olan ve bu yönüyle de hayati önem tafl›yan kongre kararlar›n›n al›nmas› s›ras›nda yaflanan canl› tart›flmalar bak›m›ndan da ayr› bir önem tafl›maktad›r. Çünkü bu tart›flmalar emperyalizme karfl› mücadelede net bir çizgiyi ortaya koyabilme aç›s›ndan olmas› gereken tart›flmalard›. Ve ayn› zamanda da, birçoklar›n›n iddialar›n›n tersine, ILPS içinde de¤iflik seslerin, anlay›fllar›n da oldu¤unu, ILPS’nin kuruluflunda da belgelerle ortaya koydu¤u gibi, emperyalizme karfl› mücadelede en genifl devrimci-demokratik birliktelikleri esas ald›¤›n›n de göstergesi olan, yani ILPS’ nin misyonuna denk düflen tart›flmalard›. Yani bofl tart›flmalar de¤il, somut öneriler ve bu öneriler üzerinde gerçekleflen tart›flmalardan hareketle al›nan somut kararlard›, kongreye damgas›n› vuran. Tart›flmalara damgas›n› vuran birkaç önemli noktaya de¤inmekte yarar var: Dünyadaki bafl çeliflki bafll›ca tart›flma noktalar›ndan biriydi. Örne¤in ABD emperyalizmi ve dünya halklar› aras›ndaki çeliflkinin, baz› kesimlerce bafl çeliflki olarak getirilmesine, di¤er emperyalist güçlerin süreçteki rolünü küçümsemeye, bunlar›n halklara karfl› düflmanl›¤›n› gizlemeye, sanki bunlar halklara karfl› ayn› derecede düflman de¤ilmifl gibi alg›lanmaya aç›k oldu¤undan, özellikle de bizim cephemizden onaylanamayacak bir tespit olarak karfl› ç›k›ld›. Çin ve Rusya’n›n sosyal emperyalist olup olmad›¤›, Rusya’n›n federasyon olarak görülmesi gerekti¤i, Küba vb ülkelerin

serbestlefltirilmesini, ticari engellerin kald›r›lmas›n› amaçlayan müzakerelere destek verdiler. Z‹RVEYE KARfiI SOKAKLAR MOLOTOFLARLA AYDINLANDI Emperyalistlerin bu planlamalar›n›n yan› s›ra fiili halk› ve dünyan›n birçok yerinden zirveyi protesto etmek için gelenler de halklara karfl› sald›r›lar›, emperyalistleri ve özelde ise ABD’nin Irak’taki katliamlar›n› ve Zirveye kat›lan W. Bush’u protesto etmek için sokaklar› doldurdu. Protesto gösterileri zirve öncesinden bafllayarak bitimine kadar h›z›ndan hiçbir fley kaybetmeksizin sürdü. Öncesinde onlarca gösteri düzenlenen zirve, bafllad›¤›nda ise çok daha büyük gösterilerle karfl›land›. A¤›rl›k noktas›n› ABD’nin Irak politikalar›na ve “küreselleflme”ye karfl›tl›¤›n oluflturdu¤u 19 Kas›m Cuma günü düzenlenen ve 40 bin kiflinin protesto gösterisinin yan›nda emperyalist devletlerin liderleri ve zirveye karfl› yap›lan gösterilerin en büyü¤ü olan ve 70 bin kiflinin kat›ld›¤› gösteride ise po-

lisin protestoculara sald›rmas› ile ç›kan çat›flmalarda yüzlerce kifli gözalt›na al›nd›. Protestolarla karfl›laflmak istemeyen Bush ise “çareyi” fiili’ye gece geç saatlerde gelmekte buldu. ABD’nin Irak’tan ç›kmas›n› isteyen baflkent Santiago’da sokaklar› dolduran fiili halk›, “Dayan Felluce. Terörist Bush” sloganlar› att›. Bush’u vampir fleklinde tasvir eden posterler tafl›d›. Irak ve Küba bayraklar›n› tafl›yan kitle “Hükümetimiz Bush’la çal›flmak isteyebilir. Ama fiili halk› Latin Amerika için tasarlanan soyk›r›m›n Irak’ta yap›lmas›na karfl› ç›k›yor” yaz›l› pankart tafl›d›. Gösteriye kat›lan yafll›lar, Amerikan hükümetinin kanl› 1973 darbesine deste¤ini hat›rlatarak ABD’nin kendi ülkelerinde de çok kan dökülmesine sebep oldu¤unu belirttiler. Gösteriye sald›ran polis ise kentte tam anlam›yla “Bush terörü” estirdi. Helikopterlerin deste¤iyle durumu kontrol alt›na almaya çal›flan 4 bin polis, göz yaflart›c› gaz ve tazyikli su kulland›. 1987 y›l›nda Papa’n›n ziyaretinde bu yana en genifl ‘güvenlik önlemlerinin’ al›nd›¤› fiili hükümetinin binlerce polisi baflkent sokaklar›na y›¤d›¤› kaydedildi. fiili’de bir haftada binlerce kiflinin tutukland›¤› duyuruldu.

sosyalist say›l›p say›lamayaca¤› da yine tart›fl›lan önemli konulardand›. Ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelelerine deste¤in daha aktif hale getirilmesi ise kongrede herkesin hemfikir oldu¤u bir konuydu. Ancak bu mücadelelerin günümüzde hangi ülkelerde ve silahl› mücadele olarak verildi¤i noktas›nda “kafas› kar›fl›k” olanlar vard›! Bu “kafa kar›fl›kl›¤›” ise kendini “Sald›r› ve karfl› devrimci savafllara karfl› hemen bar›fl” konulu 4. Çal›flma Grubunun oturumundaki tart›flmalarda gösterdi. Asl›nda kendini gösteren fley, devrimci hareket içinde bir türlü var olamaman›n, çizgide netleflememenin, bir dönem tek kurtulufl yolu olarak görülen silahlar›n topra¤a gömülmesinin haz›ms›zl›¤›yd›! ‹flte bu haz›ms›zl›k Nepal, Hindistan, Irak, Kolombiya, Peru gibi silahl› kurtulufl mücadelesi veren ülkeler aras›ndan Türkiye’nin ç›kar›lmas›n›, ülkede böyle bir mücadelenin “hissedilir bir varl›¤›n›n olmad›¤›n›” iddia etmeye, kongre belgelerinden Türkiye’nin ç›kar›lmas›n› talep etmeye kadar götürmüfltü! Bu öneriye verilen yan›tlar›n özellikle dost-kardefl yap› ve örgütlenmelerden gelmesi ise ülkede sosyal kurtulufl mücadelesinin varl›¤›n›n yan›nda dünya devriminin ne önemli bir parças› oldu¤unun da göstergesi oldu. Bu canl› tart›flmalar›n yafland›¤› kongrede yo¤un olarak ifllenen bir di¤er konu da tüm dünyadaki siyasi tutsaklar›n ve savafl esirlerine yönelik emperyalistlerin ve onlar›n yerli kukla, uflak iktidarlar›n›n sald›r›lar› idi. Meksika’dan, Kolombiya’dan, Irak’tan, Filipinler’den, ABD’den ve Türkiye’den ve Avrupa ülkelerinden kat›l›mc›lardan oluflan ve bu konuyu ele alan15. Çal›flma Grubunda hapishaneler ve buralardaki siyasi tutsaklar›n koflullar›na dair dile getirilen sorunlar, özellikle de 11 Eylül sonras›nda artan emperyalist sald›rganl›¤›n hapishaneler cephesinde ne boyutta yafland›¤›n›, vahfletin dozunun her geçen nas›l artt›¤›n›, hapishanelerde teslim al›namayan tutsaklar›n hangi yöntem ve araçlarla imha

edilmeye çal›fl›ld›¤›n› ve bu yöntem ve araçlar›n tüm dünyada nas›l birbirinin ayn› oldu¤unu gösteriyordu. Çünkü tüm bu uygulamalar›n hepsi ayn› s›n›f kininin ve özünde ayn› korkunun eseridir... Yine önemli bir nokta olarak Kongre için yap›lan haz›rl›klara de¤inmek gerekiyor. Bu noktada baflta AT‹K olmak üzere birçok kurum elinden geleni yapt›ysa da bu haz›rl›klar›n daha genifl bir çerçeveye yayg›nlaflt›r›lmas› daha ileriye dönük bir çal›flma olacakt›r. Ayr›ca Türkiye’den ILPS üyesi kurumlar›n yan›nda Türkiye Seksiyonu taraf›ndan davet edilen Haluk Gerger, Günseli Kaya ve kendisi gelemeyen ancak haz›rlad›¤› çal›flmayla önemli bir katk›da bulunan ‹zzettin Önder gibi isimlerin yer almas› Kongre’ye katt›klar› aç›s›ndan olumlu olmufl; gelecek kongre, konferans vb. örgütlenmelere bu gibi ayd›nlar›m›z›n daha yo¤un olarak kat›lmas›n›n önünün aç›lmas› gerekti¤ini bizlere göstermifltir. Sonuç olarak, her biri emperyalist-kapitalist sistemin ezilen halklar› teslim almak, onlar›n üzerindeki hegemonyas›n› art›rmak ve böylelikle de dünyan›n yer alt› ve yer üstü kaynaklar›n› ya¤malamak amac›yla halklara dayatmaya çal›flt›¤› tüm emperyalist politikalar›n ve bu politikalar›n getirdi¤i y›k›m ve tahribatlar›n tart›fl›ld›¤› ve bu politikalar karfl›s›ndaki duruflun net ve somut bir ifadeye büründürülmesi yönünde yo¤un çaban›n harcand›¤› bir kongre gerçeklefltirdi ILPS. Kongrede ileriye dönük al›nan ve her biri ayn› zamanda ulusal- sosyal kurtulufl mücadelelerinin, insanl›¤› nihai kurtulufla götürecek olan mücadelenin de önünü açacak olan bir dizi karar› hayata geçirmek gibi acil bir görev vard›r flimdi. Bu görevlerin ilki ise, kongrenin ve burada al›nan kararlar›n çeflitli araç ve yöntemlerle en genifl kesimlere aktar›lmas› ve bunlar›n bilince ç›kar›larak, hayata geçirilme yönünde yo¤un bir çabaya girilmesidir. Bu acil görev tarihi bir sorumluluk olarak önümüzde durmaktad›r.


3-16 Aralık 2004

24

10

Bir Kara Panter’in ardından; Fred Hampton

Huey Pierce Newton - Siz bir devrimciyi hapse atabilirsiniz ama devrimi hapsedemezsiniz, siz bir kurtulufl savaflç›s›n›n tüm ülke çap›nda peflinde koflabilirsiniz ama kurtulufl savafllar›n›n tüm ülke çap›nda peflinde koflamas›n›z. Bir kurtar›c›y› öldürebilirsiniz ama kurtuluflu asla! Fred Hampton 27 Nisan, 1969 “Ben baflkan Fred Hampton ile hiçbir zaman tan›flamad›m. Ben onun say›s›z yaz›lar›n› Kara Panter gazetesinde okudum. Bu genç insandan çok etkilendim ve onun konuflmalar›n› ilham verici buldum. O bir flanst› bizim için, insanlar›, kitleyi onun taraf›nda toplamak mümkündü ve herkes onun partisine göz koymaya bafllam›flt› ama sadece dostlar de¤il, ayn› zamanda da FBI da.” Mumia Abu Jamal Death Row hapishanesinden Kas›m 2004 4 Aral›k 1969 tarihinde Chicago kentinde bir apartmanda FBI taraf›ndan haz›rlanan bir suikast gerçeklefltirildi ve bu suikast Amerikan tarihinde John F. Kennedy, Martin Luther King ve Malcolm X’den sonra en iyi bilinen suikastdir. Suikast öncesinde FBI, ajan William O’Neal’› Kara Panter partisi içerisinde görevlendirdi. O’Neal orada çal›flarak Panterlerin güvenli¤i kazanarak polis için parayla çal›flt›, o Fred Hampton’a ihanet ederek ve ölümünün birinci sorumlusu olarak tarihte yerini ald›. Bu suikast uzun süre önce haz›rlanm›flt›. O’Neal önce Hampton’a uyku ilac› verdi, ard›ndan polis evi bast›, kap›y› k›rarak girdiler, bu arada evde bulunan di¤er Panterler Fred Hampton’› uyand›rmak ister fakat çabalar› sonuçsuz kal›r. Sonra polis Fred Hampton’i katleder ve flöyle der “flimdi o çok iyi bir zenci, çünkü geberdi”, ayn› zamanda yan›nda bulunan Mark Clark da katledilir.. Mark Clark Peoria, Illinois bölgesinde Panterlerin baflkan›d›r.. 18 yafl›nda olan Brenda Hampton’a (Fred’in k›z kardefli) iki kez atefl aç›l›r, di¤er birkaç Kara Panter üyesi de a¤›r yaralan›r ve birçok üye ise tutuklan›r.. Bu olaylardan sonra ayn› ayda birçok Kara Panter Partisi üyesi Chicago kentinde bir kampanya bafllatt›. Ayr›ca bask›n s›ras›nda yap›lan kaset kayd› ile araba kiralanarak tüm mahallelerde megafonla duyuruldu. O akflam 4 Aral›k gecesinde ABD devletinin sosyal ve ulusal kurtulufl mücadelelerinden ne kadar korktu¤u gösterildi bu kasetlerle. Mumia’n›n anlat›m› flöyle devam ediyor “Biz vuruldu¤u eve gittik, ev ‹sviçre peynirine benziyordu, kurflunlarla tamamen taranm›flt›, duvarlar da deliklerle doluydu, polis a¤›r silahlar kullanm›flt›. Ama Fred ve efli Deborah’›n* yatak odas› bir ölühaneye benziyordu. Yerlerde hala kan vard›, Fred Hampton’un kan›.” Philadelphia’dan Mumia ve arkadafl›n› getiren bayan o güne kadar asl›nda sadece bir des-

tekçisi idi ve bir flekilde partiye üye olmaktan çekiniyordu fakat devrimcilere yard›m etmeyi seven biriydi. Ama o West Monroe Street’deki apartman› gördükten sonra yüre¤i çelikleflti sanki, karar›n› verdi. Rosemari Mealy art›k sadece bir destekçi de¤ildi o parti üyesi oldu ve halen aktivistlerin yan›nda yer almaktad›r. Monroe soka¤›nda yaflanan infaz› tamamen FBI ve Chicago polisi yönlendirdi. Sonradan o operasyonu “baflar›” olarak adland›racaklard›r. Çünkü onlar Kara Panter Partisinin en ileri üyelerinden birini katlettiler. Bugüne kadar hiçbir ajan bir saniye bile Fred Hampton’a ve Mark Clark’a yapt›klar› yarg›s›z infaz nedeniyle hapishanede kalmad›, isimleri bilindi¤i halde. Tek tutuklananlar Kara Panter partisinin üyeleri oldu suçlar› ise “hayatta kalmakt›”. Bu hayatta kalanlardan biri de Fred Hampton’un efli Deborah Hampton’du. Operasyondan k›sa bir süre sonra do¤um yapt› ve o¤luna yi¤it babas›n›n ismi Fred Hampton Junior konuldu. (Fred Hampton Junior 1990 y›llar›nda henüz 20 yafl›ndayken faaliyet yürütürken polisin tüm dikkati üstündeydi. Ayn› zamanda o Ulusal Halklar›n Demokratik Uhuru Hareketinin baflkan› seçilmiflti. Mart 1992 y›l›nda polis iki kez onu hapse atmaya çal›flt› ama her defas›nda serbest b›rakmak zorunda kald› çünkü devletin komplolar› teflhir oldu sürekli. Ayn› y›l May›s ay›nda bir ticarethaneye yönelik sald›r› giriflimi iddias›yla tutukland›. O tarihten bu yana hapishanede tutulmaktad›r, ayr›ca Fred Hampton isminin bütün mahkeme boyunca kullan›lmas› hakim taraf›ndan yasakland›.) Fred Hampton sadece Afro-Amerikal›lar için bir örnek de¤ildi ayn› zamanda ABD’nin genelinde bir örnekti, öldürüldü¤ü gün Amerika’n›n birçok üniversitesinde tüm devrimci ö¤renciler bir araya gelerek Amerikan bayra¤› indirdi ve bir dakikal›k sayg› duruflunda bulundular. *Deborah Hampton sonradan ismini de¤ifltirerek Akua Njeri ismini ald›. (Hala kurtulufl mücadelesi içinde yer alan bir aktivisttir.) Onlar sadece genç ve öfkeli de¤ildi, onlar dünyay› de¤ifltirebileceklerine inand›lar Amerika’da özellikle 1968 ve 1970’li y›llar devrimci hareketin ve sivil haklar hareketinin do¤ufl y›llar›yd›. Ama sivil haklar hareketinin ilk ad›m› 1955’de Rosa Parks taraf›ndan at›ld›. Öncesinde otobüs kalabal›k olunca siyahlar aya¤› kalkmak ve beyazlara yer vermek zorundayd›. Rosa Parks o gün direndi ve aya¤a kalkmayaca¤›n› söyledi, onunla beraber 22 Afro-Amerikal› bu karfl› koyufla kat›ld› ve hepsi gözalt›na al›nd›. Ayn› zamanda 1964 y›l›nda Malcolm X’in suikast›n›n ard›ndan art›k gettolarda isyanlar gündemdeydi. Tam da o dönemde o mahallelerde polis sürekli insanlar› dövüp, öldürüyor ve gözalt›na al›yordu. California/ Oakland eyaletinde 15 Ekim 1966 tarihinde polis bir genci soka¤›n ortas›nda döverken bir anda siyah giyinmifl 10 Afro-Amerikal›, ellerinde silahlarla polise meydan okudular. Polise “Bundan sonra bizim halk›m›z üzerinde terör estiremezsiniz, biz halk›m›z› sizlerden koruyaca¤›z, 500 y›ll›k kölelik ve bask›y› flimdiden isyan seslerimizle Beyaz Amerikan devletinin yüzüne geri püskürtece¤iz, kardefllerimizin Vietnam’a gitmesini istemiyoruz çünkü bu savafl halk›m›z›n savafl› de¤ildir” dediler. Kara Panter Partisinin genel baflkan› ve kurucusu Huey Pierce Newton her taraftan gelen halka seslendi “Kardefller bizler devrim için ve

halk›m›z›n kurtuluflu için Kara Panter Partisini kurduk. Bundan sonra halk›m›z›n bir önderli¤i var”* Polis geri gitmek zorundayd› ve kimseyi gözalt›na alamad›. Bu ad›m ile birlikte Kara Panter Partisi kuruluflunu ilan etti ve Oakland’den tüm ülke çap›na yay›ld›; New York’ta, Chicago da bölgeler oluflturuldu. Kara Panter Partisi flehirlerde silahl› eylemlerin meflrulu¤unu ve militan milislerin varl›¤›n› savundu; birçok bölgede eylemlerde bulundu ve karakollar› bast›. Elbette CIA ve FBI bu hareketin, art›k Oakland eyaletinin sorunu olmad›¤›n› bu dalgan›n gerçekten tüm ülkeyi etkiledi¤ini fark etti. Kara Panter Partisi ise kendini izole etmedi tam tersi di¤er devrimci güçlerle birlikte hareket etti, özellikle Latin-Amerika ve beyaz devrimci örgütlerle çal›fl›yordu. Di¤er bir özelli¤i ise üniversitelerde genç Panterler para toplayabilmek için ve Mao ve BPKD’den etkilendiklerini göstermek için baflkan Mao’nun k›z›l kitab›n› sat›yorlard›. Akflamlar› mahallelerde e¤itim çal›flmalar› yap›l›yordu, bedava kahvalt› program›ndan hepatit hastal›¤›na karfl› i¤nelerin vurulmas›na kadar birçok faaliyetle AfroAmerikal› kitleler içinde örgütlendiler. 1967 ilk bahar›nda bir grup Panter ellerinde silahlar Sacramento’da bulunan parlamentoya giriyor. Ronald Reagan da o gün orada bulunmaktad›r. O gün silahlar ile ilgili yasa de¤ifliklikleri yap›lacakt›r. Panterler bu yasan›n Afro-Amerikal›lar›n ve beyaz iflçi s›n›f›n›n savunmas›z b›rak›lmas› için ç›kar›ld›¤›n› söylüyorlar. Bobby Seale eylemin ard›ndan tutuklan›yor di¤er panterler serbest kal›yor. Tüm ülkede Amerikal› devrimciler bu eylemi sahipleniyor ve “Bobby Seale’e Özgürlük” kampanyas› bafllat›yorlar, sonradan yine ileri gelen bir Kara Panter üyesi Huey’in ve Bobby’nin kampanyas› birlefltiriliyor. Sonradan CIA’in J. Edgar Hoover ile birlikte ç›kard›¤› COINTELPRO ile gettolara uyuflturucu getirip panter faaliyetlerini engelleme çal›fl›yor. Fakat sadece belli bölgeler de¤il uyuflturucu pazar› tüm ülkeye yay›lmaya bafll›yor ve art›k devlet hakim olam›yor. Panterlerin ço¤u bugün hala hapishanede bulunmaktad›r. Kara Panter partisi Amerika’da devrim mücadelesinde önemli bir rol oynad› çünkü hem Afro-Amerikal› halk›n bilincini uyand›rd› hem de mücadelede direkt iktidar› hedefleyen bir devrimci örgüttü. Zaten bu yüzden devlet aç›s›ndan bir tehlike oluflturuyordu. Düflünün Oakland’deki as›l hikaye bir trafik ›fl›¤›yla bafllar, bir küçük k›z araban›n çarpmas› sonucu ölür. Art›k insanlar isyan etmeye bafll›yor ve soka¤a ç›k›yor, polis sald›r›yor ve bu isyanlar s›ras›nda Kara Panter Partisi örgütlenmeye bafll›yor. Çünkü Huey “As›l halk›n gücü örgütlü mücadelesinde, bizim görevimiz büyüktür ama baflaraca¤›z buradan bafllayarak” dedi. Baflkan Mao’nun söyledi¤i küçük bir k›v›lc›m bozk›r› tutuflturabilir, sözü burada do¤rulanm›flt›r. Kara Panter Partisi’nin sürgünde yaflayan üyeleri de var Elaine Brown, Kathleen Cleaver, Joan Cesmard, Assata Shakur Küba’da yaflamaktad›r ama ABD emperyalizmi onu hala en çok istenen “Terörist kad›nlar” listesinde tutmaktad›r. Bugün Küba’da birçok Kara Panter Partisi üyesi bulunuyor. 1989 y›l›nda Huey Pierce Newton bir uyuflturucu sat›c›s› taraf›ndan öldürüldü. Mumia Abu Jamal ise 1981 y›l›ndan bu yana Death Row hapishanesi’nde Philadelphia’da bulunmaktad›r.

Fred Hampton GÜN’DE DÜN.. 3 Aral›k 1994. Özgür Ülke gazetesinin ‹stanbul ve Ankara’daki üç bürosu bombaland›;1 kifli öldü, 20 kifli yaraland›. 4 Aral›k 1920. Ankara’da maafllar›n› alamayan ö¤retmenler ilk kez grev yapt›. 5 Aral›k 1970. ‹stanbul Çapa Yüksek Ö¤retmen Okulu’nda 2 ö¤renci vuruldu. Sol görüfllü Hüseyin Aslantafl 9 Aral›k’ta öldü. 6 Aral›k 1983. Milli Güvenlik Konseyi yönetimi sona erdi. Konsey, ç›kard›¤› son yasayla kendi dönemlerini kötüleyen ya da küçük düflüren her türlü yaz›l› ve sözlü beyan› yasaklad›. 7 Aral›k 1979. ‹stanbul Üniversitesi ‹ktisat Fakültesi ö¤retim üyesi Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil öldürüldü. Olay yerine “Anti Terör Birli¤i” imzal› bir bildiri b›rak›ld›. 8 Aral›k 1964. ‹stanbul Berec Pil Fabrikas›’nda 1000 iflçi greve bafllad›. 1987. Filistin’de intifada bafllad›. 1995. Kamu Emekçileri Sendikalar› Konfederasyonu KESK kuruldu. 9 Aral›k 1967. Ankara’da üniversite ö¤rencileri “NATO’ya karfl› direnifl” mitingi düzenlediler. 1987. Gazze fieridindeki Cebaliye mülteci kamp›na ‹srail askerinin sald›r›s› ile “intifada”n›n ilk flehitleri verildi. 10 Aral›k ‹nsan Haklar› Günü 11 Aral›k 1994. Çeçenya tek yanl› olarak ba¤›ms›zl›¤›n› ilan etti. Bu nedenle Rusya yüzlerce tank ve askerle Çeçenya’ya girdi. 13 Aral›k 1992. Cumhurbaflkan› Turgut Özal Uluslararas› Çal›flma Örgütü ILO sözleflmesini veto etti. Sözleflme çal›flanlara ifl güvencesi getiriyordu. Özal’›n karar›ndan iflverenler memnun oldu. ‹flçi sendikalar›ysa Özal’› iflçi düflmanl›¤› ile suçlad›. 14 Aral›k 1979. Türkiye akaryak›t bulunmaz oldu. Baflbakan Süleyman Demirel gününde “Ecevit bize tanklar dolusu fueloil b›rakt› da içtik mi” dedi. 16 Aral›k 1979. Faflistler ‹stanbul Befliktafl’ta bir kahveye bomba koydular; 5 kifli öldü.


25

10

ÇA⁄RI Parti ve devrim flehitlerini anmak, onlardan ö¤renmek, yaflamlar›n›n ve mücadelelerinin yeni kuflaklara aktar›lmas›n› sa¤lamak için tüm okurlar›m›zdan çevrelerindeki Parti ve devrim flehitlerinin aileleri ve yak›nlar›yla röportaj yapmalar›n›, yaflamlar› hakk›nda bilgi almalar›n› ve her türlü bilgi-belgeyi bize ulaflt›rmalar›n› bekliyoruz. Cellatlar›n tarih çöplü¤üne at›lmas›, flehitlerin unutulmamas› ve unutturulmamas› için tüm okurlar›m›z› bu konuda duyarl› olmaya davet ediyoruz.

POZVENG fiEH‹TLER‹ Diyelim ki dövüflülmeye de¤er birfleyler için Diyelim ki cephedeyiz, Orada daha ilk hücumda, Daha o gün yüzükoyun kapaklan›p ölmek de mümkün Ac› bir h›nçla bilece¤iz bunu Ama yine de ç›ld›ras›ya merak edece¤iz belki y›llarca sürecek olan savafl›n sonunu Naz›m Hikmet 13 Aral›k 1993’te TC’nin katliam listesine yeni bir sayfa daha eklenmifltir. Dersim Ovac›k Pozveng köyünde TKP/ML T‹KKO gerillalar› ile TC askerleri aras›nda ç›kan çat›flmada hava flartlar›ndan dolay› köye girmek zorunda kalan gerillalardan Bekir Kürflat Önay, Fevzi Koç, Hac› Mustafa Arslan, Deniz Som flehit düflerken ayr›ca 12 yafl›ndaki Nuray Laço ve 11 yafl›ndaki Halil Laço kardefller de TC’nin gerilla sivil ayr›m› yapmadan sürdürdü¤ü hava bombard›man›nda katledilmifltir. Proletarya Partisi daha sonra yapt›¤› aç›klamada Laço kardeflleri devrim flehidi olarak sa-

hiplendi¤ini belirtmifltir. Ç›kan çat›flmada TC askerleri de üç kay›p ve onlarca yaral› vermifltir. Bekir Kürflat Önay, 1969 Gaziantep do¤umludur. Gerilla olmadan önce TMLGB üyesidir. 2 y›ll›k gerilla faaliyeti boyunca birçok eyleme kat›lm›fl-

t›r. Fevzi Koç, Dersim Hozat Z›mek köyü do¤umludur. Halk ordusunun birim komutanlar›ndan birisidir. Hac› Mustafa Aslan, Sivas do¤umludur. Deniz Som, Dersim Ovac›k Gözeler köyü do¤umludur.

YAfiAMINDAN DAHA FAZLASINI BIRAKTIN GER‹DEK‹LERE… “Bugün devrimcileri ve onlar›n bir parças› olan beni, ald›¤›n›z emirlere uygun olarak yarg›layabilir ve ölüm cezas› verebilirsiniz. Fakat bu ilelebet sürmeyecektir. Birgün mutlaka sizin yerinizde halk›m›z olacak, sizi ve korudu¤unuz düzeni yarg›layacak ve do¤ru karar› verecektir.” Erdal EREN 13 Aral›k 1980’de 12 Eylül’ün cellatlar›n›n kendine uzanan kirli ellerini itip “i¤reniyorum bana dokunman›zdan” diyerek ç›kt›¤› idam sehpas›nda ölümü küçülten, 17’lik yaflam›ndan çok daha büyük bir mesaj› geridekilere b›rakan yafl› küçük

3-16 Aralık 2004

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Raci YILMAZ: 1956 Samsun Çarflamba do¤umludur. Kod ad› Sar› Asker’dir. ‹stanbul Üniversitesi Fen Fakültesi’nde ö¤renciyken tan›fl›r mücadeleyle. Parti 1. Konferans›’ndan sonra Parti Üyesi olur. ‹stanbul Askeri Komitesi’nde yer ald›. Parti 2. Konferans›’na delege olarak seçilmiflti, ancak 6 Aral›k 1980’de ‹stanbul Harbiye’de bulundu¤u evde polisle girdi¤i çat›flmada flehit düfltü. Mehmet Ali POLAT: 1950 do¤umludur. 6 Aral›k 1980’de K›rklareli’nde polis taraf›ndan katledilmifltir. HÜLÜKUfiA⁄I fiEH‹TLER‹: 5 Aral›k 1981’de Dersim Ovac›k Hülükufla¤› köyünde TKP/ML T‹KKO gerillalar› ile TC güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada Veysel Uyar ve Erdo¤an Tekin flehit düfltü. Veysel Uyar, Ovac›k’›n B›r›kufla¤› köyünde 1958 y›l›nda do¤ar. Pekçok alanda görev yapar. Erdo¤an Tekin, 1962 y›l›nda Ovac›k Perdi köyünde do¤ar. Ailesinin ‹stanbul’a göç etmesine ra¤men, Parti’nin Dersim’de yürüttü¤ü faaliyetlere kat›lmak için ailesiyle gitmemifltir. Cafer DEREL‹: Hollanda’da açl›k grevindeyken direnifl çad›r›na yap›lan sald›r› sonucu 9 Aral›k 2000’de flehit düfltü.(DHKP-C) Özkan TEK‹N: F tipi hapishaneleri protesto etmek için Okmeydan›’nda yaz›lama yaparken katledildi. (MLKP) Feride HARMAN: 15 Aral›k 2002’de tahliye olduktan sonra devam ettirdi¤i ölüm orucu’nda flehit düfltü. Behzat BAYKAL: Genç Kurtuluflçular Birli¤i ‹stanbul Komitesi üyesi olan Behzat Baykal, 10 Aral›k 1984’ te siyasi flube polislerince katledildi.

sevdas› büyük Erdal Eren’in an›s›na… O BÜYÜK GÜN GELD‹⁄‹NDE… “O büyük gün geldi¤inde Ben kimbilir kaç y›ldan beri Ebedi yata¤›mda topra¤›n derinliklerinde Sonsuz bir uykuda uyuyor olaca¤›m Fakat al›nca ne zamand›r bekledi¤im haberi Uyan›p, sesimi kimse duymadan O büyük zaferin tarifsiz coflkusuyla Kara topra¤›n alt›ndan ben de hayk›raca¤›m

… Ad›m›n yaz›ld›¤› tafl bile y›k›lsa da Kalmam›fl olsa da flu dünyada mezar›m Hat›rlay›p tek canl› gelmese de baflucuma O müjdeyi ben do¤adan alaca¤›m Nas›rl› ellerle yarat›lan o görkemli bayrama Hiç kimse fark etmeden ben de kat›laca¤›m.” (20 Temmuz 1981’de cunta taraf›ndan idam edilen Devrimci-Yol savaflç›s› Mustafa Özenç taraf›ndan yaz›lm›flt›r.)


3-16 Aralık 2004

26

10

Dünyan›n en güçlü kad›n›, Mirabal kardefller ve 25 Kas›m üstüne...

Kapitalizmin rekabeti körükleyen ve yaflam› bir yar›fl haline getirmeye çal›flan düflünce yap›s› ve insan do¤as›n›n yabanc›laflt›rmayla özünden çok farkl› yerlere sürüklenmeye çal›flt›¤› bir ortam›n ürünü olarak son günlerde ortaya at›lan “dünyan›n en güçlü kad›n›” s›fat›na de¤er görülenler ortaya hayli ironik bir durum ç›kar›yor. Asl›nda bu son günlerde konuflulmas›na karfl›n her zaman “en”lerin bulunmaya çal›fl›ld›¤› bir ortamda yaflam›yor muyuz? Medyan›n gereksizliklerle beynimizi doldurmaya çal›flt›¤› akflamlar›m›z, a¤z›yla bir arabay› sürükleyerek “en güçlü erkek” s›fat›n› alanlardan ya da 48 saat akreplerle dolu bir küvezde yaflay›p “en cesur kad›n” s›fat›n› alan saçmalamalardan, Londra’n›n ortas›nda havada as›l› bir cam kafeste günlerce aç kalarak flov yapan “en uzun süre aç kalan flovmen” gibi deli saçmas› durumlardan elde edilen ünvanlardan geçilmiyor. Buram buram idealizm kokan bu s›fatlar yaflamdan kopuk ve anl›k gösterifl için yap›lan durumlardan yola ç›karak hem kifliyi medyatiklefltiriyor hem de h›zla tükenen sabun köpü¤ü medya gündemlerini konu s›k›nt›s›ndan kurtararak malzeme veriyor. Dünyan›n Amerikal›lardan sonra en fazla TV izleyen ikinci halk› olan bizler de asosyal akflamlar›m›z› bu gündemlerle renklendirmifl, lafazanl›k konular› bulmufl oluyoruz. Bugünlerde Amerikal›lar›n sadece TV izleme birincilikleri de¤il ayn› zamanda ilk siyahi kad›n bakanlar› konufluluyor, nam› di¤er “çelik manolya” ya da daha moda ismiyle “savafl prensesi” ad›: Condeelezza Rice. Forbes dergisi “dünyaya yön veren” 50 güçlü kad›n› belirlemifl ve bunlar›n içerisinde Condi’yi (arkadafllar› ona böyle diyormufl, bize de Amerikan askerlerini ça¤r›flt›rd›, malum onlara da coni diyoruz, bir savafl prensesi’ne yak›flan bir ça¤r›fl›m!) “dünyan›n en güçlü kad›n›” seçmifl! Dergi , “dünyan›n en büyük ve en etkili flirketlerini yöneten bu kad›nlar›n meziyeti nedir diye sorarsan›z ‘neyi bilmek ve neyin önemli oldu¤unu hemen sezmek’ diye özetlenebilir” demifl. Önceki y›llarda “en güçlü kad›n” seçilenlere bak›n listede kimler var: ‹ngiltere’den Pearson Medya flirketinin CEO’su Marjorie Scardino (7 milyar dolarl›k bir flirket), 72 milyar dolarl›k Hewlett Packard flirketinin yöneticisi Carly Fiorina, Avon kozmetik’in yöneticisi Anne Mulcahy, Sabanc› Holding Yönetim Kurulu Baflkan› Güler Sabanc›, Nokia’n›n baflkan› Sari Baldauf… liste böyle uzay›p gidiyor,

dikkat edilirse nedense “güç” ve “para” aras›nda güçlü bir ba¤lant› var, bu da kapitalizmin mant›¤›n›n sonucu olsa gerek. Ne kadar paran var o kadar güçlüsün, ne kadar paran var o kadar e¤itim, ne kadar paran var o kadar sa¤l›k, ne kadar paran var o kadar yaflam… Felluce’den dünyaya yay›lan cesetlerin kokusunun pek kimsenin burnunu s›zlatmamas› bundan kaynaklan›yor demek: hem paras›z yoksul hem Irakl› hem de özgürlükten yoksunlar. Onlara özgürlük götürme vaadiyle yola ç›kanlar›n d›fl iflleri bakanl›¤›n› yapacak olan ilk siyahi bakan Condi, Irakl› çocuklara beyaz güvercin göndermeyecek besbelli, ne de olsa “flahin” Bush ve ekibinin sadakar bir hizmetçisi o. Forbes dergisi belki de do¤ru tespit etmifl, neyin önemli oldu¤unu hemen sezmifl Condi, güç ve iktidar varken kim düflünecek binlerce insan›n yaflam›n›. Zaten bilgisayarda savafl oyunu oynar gibi oluyor her fley Irak’ta; ondan öylesine uzak ki…Irakl› çocuklar›n 盤l›klar› hiçbir zaman canl› yay›nda ulaflmayacak kula¤›na, uydulardan metalik kablolardan geçen silik bir görüntü olacak arka fonda… Oysa Condi’nin yaflam›na bakt›¤›m›zda daha dokuz yafl›ndayken s›n›f arkadafl› Denis Mcnair’in 1963 y›l›nda siyahlar›n gitti¤i bir kilisede ›rkç› beyazlar taraf›ndan yak›larak öldürüldü¤ünü görmek ›rkç› beyazlara karfl› ezilen siyahlar›n saf›nda olmak gibi bir beklentiye düflürse de, kendisi ›rkç› güney eyaletlerinde büyümesinin kendisinde kötülü¤e karfl› “kararl›l›k” ve gerekirse “iki kez daha baflar›l›” olma azmini verdi¤ini söylüyor! Belli ki onun için özgürlük kendisinin yükselme h›rs›ndan olufluyor. Bugün kendisi sistem içerisinde çok “güzel” bir yer edinmifl olsa da, Amerika’da siyahlar hala ikinci s›n›f vatandafl konumunda. Ezilen bir halktan gelmesine ra¤men bugün Amerika’n›n iflgal ve katliam politikalar›n› böylesine ifltahla savunmas› neyle aç›klanabilir acaba? Anti-komünist kimli¤iyle tan›nan ve baba Bush döneminde Sovyetler ve Do¤u Avrupa iliflkileri ulusal güvenlik konular›nda özel dan›flmanl›k yapan Condi’nin ayn› zamanda Chevron flirketinin ‹cra direktörleri kurulunda yer almas›, Dick Cheney’in ünlü petrol flirketi Halliburton’da önceden görev yapmas› gibi ilginç bir tesadüf de¤il mi? Sovyetler Birli¤i’nin da¤›lmas›yla “düflmans›z” kalan ABD emperyalizminin yeni düflman bulmas›nda ortaya at›lan “terör” demagojilerinde pay› nedir ki? Ulusal Güvenlik Dan›flmanl›¤› görevini üstlenmesinden sonra, Irak savafl›n›n en büyük destekçilerinden biri olarak Rice, New York Times gazetesine yazm›fl oldu¤u bir yaz›da “Irak’›n yalan söyledi¤ini nas›l biliyoruz?” bafll›¤›n› kullanm›flt›r. Bugün tüm dünyan›n gözleri önünde Irak’ta arad›klar› kimyasal silahlar› kendileri Felluce’de sivil halk›n

üzerine ya¤d›r›rken yüzünde hiçbir de¤ifliklik olmamas› hangi ezikli¤in h›nc›n›n ç›kar›lmas›? Rice’›n üniversitedeki dan›flman›n›n ABD eski D›fliflleri Bakan› Madeline Albright’›n babas› olmas› ve ona piyanist olma düfllerinin yerine Sovyetler Birli¤i üzerinde uzmanlaflmas› telkininde bulunmas› Rice taraf›ndan “bir müzik majörü olmaktan Rusya taraf›ndan kurtar›ld›m” demeye sebep olsa da, arkas›nda güçlü ezgiler b›rakmas› bu kadar sahte bir flekilde “en güçlü kad›n” seçilmesinden daha onurlu olurdu kuflkusuz… Rice’›n geçmiflini anlatmada kullan›lan “Polonya’da demokratik reformlar›n gerçekleflmesine katk›da bulundu” laf›n› bugün ABD’nin di¤er ülkelerde yapt›¤› demokrasi hamlelerini düflünerek okumak gerek! Onu üniversiteden tan›yan arkadafllar›, onun sahip oldu¤u bütün yetenekleri otorite olarak kabul etti¤i mercinin hizmetine sunan insan tipinin bir örne¤i oldu¤unu söylüyorlar, günümüzde bu sadece insan tipi de¤il, emperyalizme uflakl›k yapan bir devlet tipi ve etrafta da bolca bulunuyorlar. Ezilen bir ›rktan gelmesi onu toplumun kalburun üstünde kalmak için k›ran k›rana savafl vermeye haz›r hale getiriyor Murat Belge’nin ifadesiyle. Bunun için onu kalburun alt›na iteleyen sistemin en ateflli sözcüsü olmaya da haz›r. (11.19.2004 Radikal Murat Belge.) Oysa onun çok uza¤›na gitmeye gerek yok ABD’nin arka bahçesi olarak gördü¤ü Latin Amerika’n›n ada ülkelerinden biri olan Dominik Cumhuriyeti’nde 1960 y›l›nda insanlar 1930’da ülke yönetimini ele geçiren Rafael Trujillo’nun faflist yönetimine karfl› direnmifllerdi ve binlerce insandan biriydi Mirabal Kardefller. Patria, Minerva ve Maria kardefller Clandestine hareketini kurmufl ve özgürlük için baflkald›rm›fl, do¤ru yolu göstermifllerdi. 25 Kas›m 1960’da faflist yönetim taraf›ndan kaç›r›l›p tecavüz edilerek öldürülmüfller ve araba kazas›nda öldükleri aç›klanm›flt› tüm dünyaya. Oysa onlar›n öldürülmesinden bir y›l sonra faflist rejim y›k›lmaktan kurtulamam›flt›. 1999’dan beri 25 Kas›m’›n “Kad›na Yönelik fiiddetin Ortadan Kald›r›lmas› için Uluslararas› Mücadele Günü” olarak tan›nmas›ndan beri tüm dünya kad›nlar›n›n›n soka¤a döküldü¤ü bugünlerde “süper gücün” ‹çiflleri bakanl›¤› koltu¤una oturan bu kad›n›n emperyalistlerin

fliddeti içerisindeki pay› az›msanabilir mi? Amerikal› siyahlar›n haklar› mücadelesinde onurlu bir yeri olan Martin Luther King’e at›fta bulunarak bir burjuva gazetede “Luther’in düflünü gerçeklefltiren kad›n” olarak Rice’› tan›mlamak tek kelimeyle elmayla armutu kar›flt›rmakt›r. Martin Luther King A¤ustos 1963’de 250 bin kifliye hitaben yapt›¤› konuflmada “ben bir rüya görüyorum. Rüyamda 4 küçük çocu¤umun bir gün renklerine göre de¤il de, karakterlerine göre de¤erlendirilece¤i bir toplumda yaflad›klar›n› görüyorum” diyordu. Sadece teninin renginin siyah olmas› bu onursuzca yükselifli bir eflitlik göstergesi yapar m›? Deniz Türkali’nin dedi¤i gibi “iflkence yapt›¤› s›rada foto¤raflar› ortaya ç›kan Amerikal› o kad›n askerden, fark› var m› Rice’›n? Rice’›n çok berbat bir karakterle, zalim kimli¤iyle, kötülük kimli¤iyle, ezme ö¤retisiyle bir yerlere gelmifl olmas› m›d›r baflar›? Sadece insan›, dünyay› yok etmek de¤il bunlar›nki, hayat kaynaklar›n› yok etmek. Amerika neye inand›rmaya çal›fl›yor halk›n›, herkesin haklar› eflit, çal›fl›rsan baflar›rs›n. ‹flte buyur. ‹lke baflar›ysa, al sana baflar›. De¤il tabii, tam da mazlumun zulmü!” ifadeleri oldukça oturuyor. (26.11.2004 Akflam gazetesi) Her fleyde oldu¤u gibi baflar›n›n da gücün de farkl› iki s›n›f›n bak›fl aç›s›ndan farkl› tan›mlar› mevcut. Emekçi kad›nlar için güç, özgürlü¤ün yolunda önüne ç›kan engelleri kararl›l›kla aflarak yürüyüflüne devam etmektir ve bu yürüyüfl yar›fl temposunda de¤il her bireyin kendini gerçeklefltirmesi ve yeteneklerini a盤a ç›karmas›yla devam eden bir süreçtir. Vars›n feministler bir “kad›n” bakan oldu diye sevinedursunlar, vars›n siyah milliyetçiler bir “siyah” bakan oldu diye sevinsinler; saf›n› ezilenden, bask›ya u¤rayandan yana belirlemeyenin k›ymeti yoktur bizim saf›m›zda. Rosa Luksemburglar’›n, Clara Zetkin’lerin; Çiang Çing’lerin, Ayfer Celep’lerin, Ayçe ‹dil Erkmen’lerin, Zilan’lar›n taraf›d›r bizim taraf›m›z. Bizi de¤iflmemekle suçlayanlar, kad›n sorununun çözümünde yeni Rice’larla birlikte kol kola yola devam edebilirler… Ama tarihi yazanlar Rice gibiler de¤il Mirabal kardefller gibiler olmufltur!..


10

27

3-16 Aralık 2004

Genel olarak Tiyatro üzerine... Bireyin toplumsal ya da bireysel yaflay›fl›nda çeflitli kesitlerin gerçe¤e uygun bir biçimde ve kurmaca bir yap›da sahnede gösterilmesi ilkesine dayanan sanat dal›d›r tiyatro. ‹lkel toplumun örgütlenmesinde geçim araçlar›; avl›klar, bal›k avlanan yerler ve üzerinde ürün yetifltirilen toprak toplulu¤unun mal›yd›. Ekim, ürün kald›rma ve avlanma, kabilenin tümü taraf›ndan kolektif biçimde yap›l›rd›. Ateflin, m›zra¤›n, baltan›n tekerle¤in, kay›¤›n, çanak çömle¤in icad› ile do¤a ilk kez buyruk alt›na al›nd›. Kabilelerin do¤ay› büyü ayinleri ile denetim alt›na alma çabas›, fliiri, dans›, müzi¤i, vücudu boyayarak ve tahtadan oyulmufl maskeler kullanarak birlefltiriyordu. Avlanma, savafl, ekim, ürün kald›rma, gençlerin ergenlik ça¤›na kabul törenleri, do¤um, ölüm, yeniden do¤um ritüelleri (Mezopotamya’da ifltar; M›s›r’da osiris; Anadolu’da attis; Yunan’da dionysos) bereket bolluk ritüellerinin taklit olarak yap›lmas›, dramatik tiyatral oyunun do¤mas›na yol açt›. Büyülü olan kabile mensuplar›n›n do¤adaki gizemli kuvvetleri, sözcükleri ve beden hareketleri ile ya resimle taklit ederek ya da simgelefltirerek denetim alt›na alabilme çabalar›, gittikçe düzenli ve belli bir denetim yöntemi içinde yap›lmas› sonunda büyüsel alanda özerkleflerek ilk kez ‹sa’dan önce alt›nc› yüzy›lda da bir sanat türü haline geldi. ‹lk kez dionysos flenliklerinde metinli tiyatro sergilendi. ‹.Ö 5. yüzy›lda Aiskhlos, prometheus tragedyas› animist totomist çok tanr›c›l›¤a geçifl sürecinde ölümlerle ölümsüzler tanr›larla insanlar, ezenle ezilenler aras›nda tanr›lar›n egemenli¤ine karfl› ç›kar. Roma tiyatrosunda tiyatronun toplumsal ifllevselli¤i, salt kaba e¤lendirmeye, ticari amaca yönelik ve kölelerin sömürülmesinin bir anlat›m› olmufltur. Feodalizmde tiyatronun toplumsal ifllevselli¤i bafll›ca bir feodal olarak kili-

senin egemenli¤ini pekifltirmek üzere H›ristiyanl›k propagandas›na hizmet etmek olmufltur. Kilise, tutucu ve gericidir. Kendi d›fl›ndaki her geliflmeye fliddetle karfl› koyar, bilim teknik sanat ve sosyal hayat kiliseden ba¤›ms›z de¤ildir. ‹slam’a gelince; hiçbir ‹slam ülkesi ne özgün nede baflka dram örne¤inde bir dram yaratabilmifl de¤ildir. Tiyatro da plastik sanatlar gibi insan›n kendinden baflka insanlar› benzetleyen sanatlardan oldu¤u için onun da ‹slam gözünde hofl karfl›lanmayaca¤› do¤ald›r. Bir hadiste peygamberin flöyle sordu¤u bildirilmektedir: “Benim resmimi yapmaktan daha büyük günah olabilir mi?” ‹slam’a göre tek yarat›c› Allah’t›r, insanlar›n yarat›c›l›¤a özenmesi Allah’›n ifline kar›flmakt›r. S›n›fl› toplumlar›n üretim iliflkilerinin bir yans›mas› olan Aristotelesçi tiyatro, seyirciyi alabildi¤ine duyguland›rmaya, oyundaki kahramanla birlefltirmeye, ortadaki eyleme katmaya ve oyuncunun rolünü elinden geldi¤ince canland›rmas›na, k›sacas› catharsis (ar›nma) olgusuna dayan›r. Metafizik bir dünyan›n hüküm sürmesine dayan›r. ‹lk kez bir dünya görüflüne ve ideolojiye ba¤l› olarak burjuvazinin aristokrasiye karfl› ç›kt›¤› ayd›nlanma döneminde, tiyatronun toplumsal ifllevselli¤i, burjuvazinin iktidara egemen olma savafl›n›n uzant›s› içinde kendi s›n›f› içinde propaganda arac› olmufl ve gittikçe kapitalist toplumda bir yandan mülkiyet sahibi s›n›flar›n e¤lencesinin bir yandan da ticari yar›flman›n sa¤lanmas› fleklini alm›flt›r. Ne var ki kapitalist burjuva s›n›f›n kendi karfl›t s›n›f›n› da getirmesinden dolay› tiyatronun toplumsal ifllevselli¤i iki karfl›t karaktere bürünmüfl, örgütlenmifl kapitalizmin amaçlar›na hizmet eden bir rol üstlenmifltir. DEVR‹MC‹ T‹YATRONUN ORTAYA ÇIKIfiI Öte yandan ezilen s›n›flar›n ç›karlar›n› dile getiren, s›n›f mücadelesinde bir

silah olarak kullan›lan tiyatro var olmufltur. 20. yüzy›la gelindi¤inde burjuvaziyle proletarya aras›ndaki s›n›fsal karfl›tl›klar›n keskinleflmesiyle diyalektik ve maddeci dünya görüflünden yola ç›kan Brecht bu anlay›fl›n tiyatrodaki karfl›l›¤› olan biçimi bulmaya çal›flm›flt›r. Kökleri Do¤u Tiyatrosu’nun tekniklerine giden yabanc›laflt›rma etmeni ile birlefltirerek epik tiyatroyu kurmufl; epik müzik, epik oyunculuk, epik sahne düzenini gelifltirmifltir. Oyunlar›n›n özünü epik kavram›yla ifade etmenin yetersizli¤i karfl›s›nda diyalektik bütünsellik kavramlar›na yönelmifltir. Epik tiyatro kuram›, maddeci dünya görüfllerinin diyalektik dünya anlay›fl›n›n yans›mas›d›r.

uyarl›¤› olan devrimci tiyatronun misyonu ise, dün oldu¤undan daha çok bugün ve yar›n sürece ivme kazand›rmakt›r. “....Benim iflkencelerimin sonu yok, Zeus taht›ndan düflmedikçe” diyen Prometheus, kadim ça¤larda bize atefli verip, insanl›¤›n kurtuluflunu göstermemifl miydi?

EP‹K T‹YATRO B‹Ç‹M‹NDE; -‹nsan devingendir, geliflmektedir, -Toplumsal varl›k düflünceyi koflulland›r›r, belirler, -‹nsan de¤iflen ve de¤ifltirendir -Seyirci elefltiren bir gözlemcidir -Seyirci yarg›lamalarda bulunur -Duygular yarg›lamalarla dile gelir Çürümeye yüz tutmufl emperyalist kapitalist sistem, uluslararas› alanda egemen ülkenin ulusal alanda da egemen ulusun kültürünü hakim k›lar. Sanata da bu yönde bakar. Kendi s›n›fsal ç›karlar›na uygun düflen sanat ak›mlar›n› ve sanatç›lar›n› destekler. Dolay›s›yla bir yazar, düflünce üretti¤i sürece de¤il yay›nevini zengin etti¤i sürece “üretici” bir emekçidir. Ezilenlerin sanata ve tiyatroya bak›fl› ise elbette ki kendi s›n›fsal konumuna ve tarihsel gerçekli¤ine dayal› olacakt›r. ‹nsan, de¤iflen ve de¤ifltiren olarak tarihin öznesidir. Binlerce y›ll›k s›n›fl› toplumun e¤reti e¤ilimlerinin temeli olan özel mülkiyetçi dünyay›, insanl›¤›n onuru, geliflimi için de¤ifltirip dönüfltürecek olan da elbette kendisidir. Yaflamdan ba¤lar›n› koparmayan, düflündüren, sorgulayan, sorgulatan, düflüncenin biçimle, biçimin düflünceyle ahenkle

4 Aral›k 2004 “‹flçilerle Dayan›flma Gecesinde Buluflal›m” (Sad›k Gürbüz, Bayar fiahin, Grup Vardiya, Atilla Meriç, TKM Müzik Grubu) Yer: Kad›köy Evlendirme Dairesi Saat: 18:00/23:00

Tuncay Akdo¤an’› dostlar› u¤urlad› Grup Yorum ve Grup K›z›l›rmak'›n kurucu üyelerinden Tuncay Akdo¤an, Beyo¤lu'ndaki evinde ç›kan yang›nda hayat›n› kaybetti. Marmara Üniversitesi Bas›n Yay›n Yüksekokulu mezunu olan Tuncay Akdo¤an, 1984 y›l›nda Grup Yorum'un kurucu üyeleri aras›nda yer ald›. Akdo¤an, Grup Yorum’dan ayr›ld›ktan sonra 1990 y›l›nda ‹smail ‹lknur ve ‹lkay Akkaya ile Grup K›z›l›rmak'› kurdu. Profesyonel müzik yaflam›na

1987'de Grup Yorum'da bafllayan Akdo¤an, “Sen Özgürlüksün” ve “Bir Da¤ Türküsü” adl› bestelere imza att›. K›z›l›rmak’›n 1998'e kadar ç›kard›¤› dokuz albümünde yer alan Akdo¤an, aralar›nda “Ölüm Tatl› Bir Türküdür”, “Güneflin Olsun”, “Ayn› Gö¤ün Ezgisi” ve “Dilan” adl› flark›lar›n da bulundu¤u 30'ya yak›n beste yapt›. Tuncay Akdo¤an Okmeydan› Cemevi’nden al›narak dostlar› taraf›ndan u¤urland›.

TOHUM KÜLTÜR MERKEZ‹ ARALIK AYI ETK‹NL‹K PROGRAMI

5 Aral›k 2004 Pazar Sinema Gösterimi Saat: 15:00 "Kalemlerin Gecesi" 11 Aral›k 2004 Cumartesi Sinema Gösterimi Saat: 15:00 "O da bir Ana" 12 Aral›k 2004 Pazar Kermes “Hapishane el ürünleri” Tutsaklarla dayan›flma amaçl› dostlar›m›z›n da katk›lar›ndan oluflan, Partizan fiehit ve Tutsak Aileleri taraf›ndan sergilenen Kermes 15 gün sürecektir. 18 Aral›k 2004 Cumartesi “19 Aral›k Katliam› Gerçe¤i ve Yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›” -Söylefli (Tutsak Ailesi, Avukat, 19 Aral›k Tan›¤›) - TKM Müzik Grubu -Barbara Halk Sahnesi “Ben Ulrike Ba¤›r›yorum” 26 Aral›k 2004 Pazar Sinema Gösterimi Saat: 15:00 “Babam ‹çin” So¤anl› Mah. Mimar Sinan Cad. No:62/5 Bahçelievler/‹STANBUL TEL: 0212 643 22 33


3-16 Aralık 2004

28

10

Muharrem’e

Kavga ça¤r›n›z and›m›z oldu...

Hep söylenir ya flehit düflen yoldafllar› anlatmak zordur. Hele de o yoldafl, tan›d›¤›m›z, birçok fleyi paylaflt›¤›m›z biriyse. En güzel sözcükleri bulmaya çal›fl›rs›n. Oysa öyle yal›nd›r ki anlat›lmak istenen… Ben de benzeri duygular içinde Muharrem’i anlatmaya çal›flaca¤›m. 93 y›l›nda ö¤renciyken tan›d›m ilk O’nu. Gençli¤in çok hareketli oldu¤u, ayn› zamanda saflar›n da netleflmeye bafllad›¤› dönemlerdi. Baz› ö¤renciler s›rf çevre olsun diye devrimcilere tak›l›yordu. O süreçte bir toplant› yap›ld›. Gerçekten “bu iflte var›m” diyenler kendilerini ortaya koyacak ve onlarla yola devam edilecekti. Sidar (Eyüp Güllen) çok güzel bir konuflma yapt›. Ve “ben bu iflte var›m, devam etmek isteyenler söylesin” dedi. ‹lk “var›m” diyenler aras›nda Muharrem de vard›. O ana kadar konufltu¤unu hiç duymam›flt›m. Çok sessiz biriydi, çok zorunlu kalmad›kça konuflmazd›. “Ben de var›m. Biz burada zaman geçirmek için ya da macera olsun diye devrimcilik yapm›yoruz” dedi. Ve o toplant› sonunda gerçekten mücadelede ›srar edenler yoluna devam etti, di¤erleri ise ilk f›rsatta ayr›ld›lar... Birçok olumlu yönü vard› Muharrem’in. Bunlardan bende en çok etki b›rakan yönle-

rini anlatmaya çal›flaca¤›m. ‹llegalite noktas›nda çok ilkeliydi. Hiç unutamad›¤›m bir örne¤i anlatmak istiyorum. 93’ün sonlar› 94’ün bafllar›yd›. Örgüt operasyonundan gözalt›na al›nd›k. ‹ki hafta gözalt›nda kalm›flt›k. Polis hep içimizde bir ajan oldu¤una inand›rmaya çal›fl›yordu bizi. “Yoksa bu kadar çok fleyi nas›l bilebiliriz” diyordu. Muharrem ise bütün bunlar›n bizim dikkatsizli¤imizden kaynakl› oldu¤unu söylüyordu. Sonradan ö¤rendi¤imize göre tam bir hafta koordineli bir takiple bütün hareketlerimizi gözlemlemifllerdi. Gerçekten de bunlar› hiç fark etmemifltik. Israrl›yd›, kavgada ›srardan, zorluklar karfl›s›nda y›lmamaktan bahsederiz ya iflte O’nun için “zor süreçlerin adam›yd›” diyebiliriz. Israr› bize sürekli güç veriyordu. En zor anlar›m›zda hep flehit yoldafllar›m›z› örnek verirdi bizlere. “Onlar›n yaflam› bize yol göstermeli” derdi. Murat Deniz’in bizde çok ayr› bir yeri vard›r. O’nun kavgadaki ›srar›, en kötü anlarda dahi umudu hiç yitirmemesi bizlere hep örnek olmufltur. Partiye güvenini hiç yitirmiyordu. Darbe olmufltu. Herkesin kafas› çok kar›fl›kt›. Okuduklar›m›z da yeni olmam›zdan kaynakl› kafam›z› iyice kar›flt›r›yordu. Nas›l tav›r koyaca¤›m›z› bilemezken O, “çeliflkiye düflmeye hiç gerek yok. Gençlik nerdeyse biz orday›z. Bu konuda gençli¤e güveniyorum, burada hiç fire olmaz, söyleyin bizim tavr›m›z net” diye haber göndermiflti. Okul bittikten k›sa bir süre sonra Parti’yle ba¤› koptu. Bir dönem ifl arad›. Maden Mühendisi’ydi ve bu bilgilerini daha da gelifltirerek devrimin hizmetine sunmak istiyordu. Ama askerli¤ini yapmad›¤› için O’na kimse ifl vermek istemiyordu. Büyük çeliflkiler yafl›yordu. Askere gitmeyi kendine yediremiyordu. Ancak bu çeliflkiler içinde biran önce askerli¤ini yapmaya karar verdi. Bu durumun O’nu geriletece¤ini düflünüyorduk. O’nun gibi biri nas›l askere giderdi(!) Bunu anlamakta güçlük çekiyordu herkes. Hatta mücadeleden tamamen koptu¤unu düflünenler dahi oldu. Ben umudumu yitirmiyordum. Mektuplafl›yorduk askerdeyken de. Ve yazd›klar›ndan k›sa zamanda aram›zda olaca¤›na inanc›m sonsuzdu. Öyle

de oldu. Askerli¤ini bitirir bitirmez k›sa bir dönem flantiyelerde Maden Mühendisi olarak çal›flt›. Birçok fleyi ö¤rendi¤ini söylüyordu. Hele de o a¤z›ndan hiç düflürmedi¤i patlay›c›lar noktas›nda birçok bilgi edindi¤ini söylüyordu. Dolayl› yollardan kavgan›n içinde olmak O’na göre de¤ildi. Kendisiyle hesaplaflmas› sonras› tekrar mücadelenin ortas›nda olmaya karar verdi. Ve bu süreçte Özgür Gelecek Gazetesi’nde çal›flmaya bafllad›. Birçok kifli gazetecilikle O’nu pek ba¤daflt›ramazd›. O da bafllarda öyle düflünüyordu. Ama k›sa bir süre sonra ayn› amaca hizmet ettikten sonra yerin öneminin olmad›¤›n› kendisi de yaflayarak gördü. Gazeteye yeni bafllad›¤› dönemlerde Malatya temsilcisi Ak›ner Ça¤lar yaflam›n› yitirmiflti. Ve O’nun bofllu¤unu doldurma göreviyle yüz yüzeydi. Bir an bile tereddüt etmedi. Hatta “Madem savafl›n içinde bir gerilla olarak yer alam›yorum ben de savafl muhabiri olurum” diye esprisini bile yap›yordu. Ve yapt›¤› haberlerde art›k hep bu imzay› görüyorduk. “Savafl muhabiri Muho”. K›sa zamanda kendini bölge halk›na sevdirmeyi baflard›. Di¤er devrimci yap›larla kurdu¤u iliflkiler, köylülerle, iflçilerle, gençlerle kurdu¤u iliflkiler çok samimi ve yal›nd›. Malatya’da herkesin bir aya¤› köydeydi. Bunu çok iyi de¤erlendiriyordu. Esas mücadele alanlar›m›z›n, devrimimizin temel gücünün köylülük oldu¤unu söyleyerek flehirden çok köylerde kalmay›, oralardan haberler yapmay› tercih ederdi. Onlarla tarlalarda çal›fl›r, ac›lar›n›, sevinçlerini birlikte paylafl›rd›. Hatta öyle ki türkü söylemeyi pek beceremedi¤i halde Arguvan türkülerine nas›l merak sald›¤›n› ve söyledi¤ini O’nu tan›yanlar çok iyi bilir. Bizler için illegal mücadele esas legal mücadele talidir. Ancak bu legal mücadele alanlar›n›n önemsiz oldu¤u anlam›na gelmez. Bu konuda baz› yoldafllarda yanl›fl kavray›fltan dolay› legaldeki mücadeleyi küçümseme, önemsememe anlay›fl› hakimdir. Bu alanlarda faaliyet yürütmek istemezler. Legal alan› küçümseyenlere en yi cevap oldu Muharrem’in mücadele yaflam›. Çünkü hem legal alanda hem de illegal alanda yoldafl bizlere birçok mücadele deneyimi b›rakt›. O’nu anlatacak o kadar çok fley var ki... En son gazeteden ayr›laca¤› dönemlerde

gözlerinde gördü¤üm p›r›lt›y› hiç unutam›yorum. Hem oradaki yoldafllar›ndan ayr›lman›n verdi¤i hüznü hem de daha verimli olaca¤›n› düflündü¤ü bir alana gidecek olman›n heyecan›n› ve sevincini bir arada yafl›yordu. Daha sonradan O’ndan dönem dönem haberler, selamlar, mektuplar ald›m. Günü geldi küçük bir pusulayla selam yollad›, günü geldi kurutulmufl çiçek ya da küçük bir hediyeyle bizlerle oldu. Bir ara çok zor anlar yaflad›¤› haberini duydum. Ama bu konuda da hiç umudunu kaybetmeyece¤ini biliyordum. Her zaman oldu¤u gibi o zor süreçleri de umutsuzlu¤a kap›lmadan atlatm›fl. Birçok sa¤l›k problemi vard›. Ama bunlar O’nun önüne hiçbir zaman engel olarak ç›kmad›. ‹lkin Karadeniz da¤lar›yla bulufltu¤unu ö¤rendim. Ve sonras›nda Dersim… Eyüp Güllen, Umut ‹l ve Muharrem Yi¤itsoy… Eskiflehir gençli¤inden mücadeleye kat›lan bu yoldafllar›n ortak bir özelli¤i vard›. Üç yoldafl da hep en zor süreçlerde tereddüt göstermeden bedel ödedi. Ve üç yoldafl da tarihsel süreçlerde Dersim’de flehit düfltü… Eyüp Güllen, 94 darbesi sonras› Dersim’de kucaklad› ölümü. Umut ‹l, 2. OPK sonras› kesintiye u¤rayan Dersim faaliyetinin tekrar bafllat›lmas› için ç›kar›lan birlikte yer al›yordu ve 2000 Nisan’›nda 6 yoldafl›yla birlikte flehit düfltü. Ve Muharrem Yi¤itsoy, al›nan kay›plardan sonra tekrar kesintiye u¤rayan Dersim’deki faaliyeti tekrar canland›rmak için yap›lan ç›k›flta yer ald›. O da y›lg›nl›¤›n, suskunlu¤un, kavga kaçk›nl›¤›n›n kol gezdi¤i böylesi bir süreçte Dersim birli¤inde yerini ald›... Yüre¤imiz henüz Muharrem’in gidiflini kabullenememiflken bir hafta sonra iki gerilla yoldafl›m›z› daha kaybettik. Çok ac› ama Onlar›n flehit düflüflü, y›lg›nl›¤›n teorisini “silahl› mücadelenin tasfiye edildi¤i” söylemleriyle yayanlara en güzel cevap oldu… Muharrem’in hep gidenlerin ard›ndan dedi¤i “onlar›n ça¤r›s›na onlar gibi yan›t olal›m” sözü, flimdi bizim kavga and›m›z oldu. Emin olun ki yoldafllar, sizlerin ça¤r›n›za sizler gibi yan›t olacak ve kavgay› bizlere devretti¤iniz yerden daha da yükseltecek onlarca genç militanlar›m›z yetifliyor... Bir Yoldafl›

“Da¤lara sevdal› yüre¤in bizde yaflayacak” Da¤lar›n doruklar› dumanl› olur Geriye dönmez k›r çiçekleri F›rt›nayla sinmifltir ömürleri Karla y›kanm›flt›r yüzleri Bu yüzden asla vedalaflmazlar ve silahlar›nda tafl›rlar fliiri Bu yüzden sevdalar› mahzundur, yürekleri kalayl› 9 Kas›m 2004 tarihinde Cafer Kara ile birlikte flehit düflen Aflk›n Günel’in annesi Döndü Günel ile röportaj yaparak Aflk›n’›n yaflam›n›, mücadeleyle nas›l tan›flt›¤›n› ve flehit düfltü¤ünde neler hissettiklerini bizlerle paylaflmas›n› istedik. - Bize Aflk›n’›n hangi koflullarda büyüdü¤ünü, s›n›f mücadelesiyle nas›l tan›flt›-

¤›n› anlat›r m›s›n›z? Orta halli bir aileydik köydeyken, tar›mla, hayvanc›l›kla u¤rafl›rd›k. Ben 15 yafl›nda evlendim, sonra Aflk›n dünyaya geldi. Aflk›n’›n okuma hevesi küçük yafllarda bafllad›, 5 yafl›nda okula gitti. Biz önlü¤ünü çantas›n› ald›k, öylesine gidip gelsin, 7 yafl›na girsin ondan sonra yazd›ral›m diye. Biraz gittikten sonra okumay› yazmay› söktü, ö¤retmenler b›rakmad› onu. ‹lkokulu bitirdi, ortaokula verdik burada Aflk›n’›, ancak sonra okumay› pek fazla sevemedi. Gerek ortam›ndan gerek köyden gelmemizden kaynakl› orta biri okudu, orta ikiye geçince “ben okumam” dedi. Biraz da maddi durumdan kaynakl›yd› asl›nda bu tercihi. “Ben

çal›flaca¤›m, aileye yard›mc› olaca¤›m, kardefllerimi okutaca¤›m” düflüncesiyle okumay› b›rakt›. Çok istedim, tan›d›k ö¤retmenler vard›, onlar da “okusun, biz her fleyini karfl›layaca¤›z” dediler ama raz› olmad›. Biz de kendisine b›rakt›k. Tekstile girdi çal›flt›, matbaada çal›flt›, serigrafi ile çok u¤raflt›. On üç yafl›ndan on befl yafl›na kadar bu tür fleylerle u¤raflt›. 15 yafl›na gelince gözalt›lar› oldu, aramalar› oldu, eve gelip gitmedi. Bizim orada arsam›z vard›, evi yapt›ral›m rahat gelip gidersin dedik. Evi yapt›k, temelini eflti¤imiz gün geldi temelde çal›flt› kazmayla kürekle. O zaman, dedi ki “Bak anne ellerim hep su toplad›” dedim “olsun o¤lum flimdi rahat gelip gidersin.” ☞


29

10 Ondan sonra iki sefer geldi inflaat› sulamaya, bir daha da görmedik. Sevecen bir insand› daha ne bileyim, içi sevgi dolu, herkese sevdiriyordu kendisini. Tarif edilecek gibi de¤il bilmiyorum nas›l anlatay›m. - K›ra gidece¤ini nas›l ö¤rendiniz? Tam ben flu gün giderim demiyordu da “gidece¤im” diyordu hep. Biz “erken, yafl›n küçük, kendini gelifltir, burada yapaca¤›n bir çok fley var, sonuçta yapt›¤›n bir mücadeledir burada yap” diyorduk. “Yok ben sevdal›y›m da¤lara” diyordu. Elini omzuma atarak volta atard›. Bana “anne senden iyice gerilla olur” derdi. Ben de “benden ne gerilla olacak, ben size ayak ba¤› olurum ama size ekmek yapar›m, yemek yapar›m” derdim. “Yok anne ö¤renirsin oraya gidersen, kendini gelifltirirsin” derdi. Görüflmeden gitti, bizi en çok üzen o oldu. En son görüfltü¤ümüzde ifade etmiflti bunlar›, sonra duyduk k›ra gitti¤ini. Haber alm›flt›k, mektuplar› geliyordu. En son mektubuyla ölümü aras›nda bir ay var. Ne bileyim sanki okudu¤um zaman üzerimden bir yük kalkm›fl, içime bir günefl do¤mufl gibi bir his geldi. Mektup geldi-

¤inde önce hüzünlendim, a¤lad›m ama sonra söylemifl oldu¤u fleylere güldüm. Çok yafl›n› bafl›n› alm›fl, gençlik ça¤lar›n› geçirmifl gibi kardefllerine bir genç olarak ö¤ütler vermesi beni daha da gururland›rd›. Yafl›na göre çok olgundu yazd›klar›. Burada da öyleydi zaten. Düflünceleri, davran›fllar› tav›rlar›, insanlara yaklafl›m›. Gözleri par›l par›l parlard›, d›flardan girdi¤i zaman ortal›¤› bir ayd›nl›k al›rd›, nefle al›rd›, coflku al›rd›. - Devrimciler ailelerini de kazanmak durumundalar, Aflk›n’›n bu konuda size yaklafl›m›n› nas›ld›? Biz zaten daha önce kazan›lm›fl bir aileydik, alt› flehit verdik ama Aflk›n’›n mücadelenin içinde bulunmas› tabi ki bizi daha çok etkiledi. Her fleyiyle biz onu kabullendik, yani o bizim yan›m›zdaym›fl gibi hareket ettik. O bizim her an yan›m›zdaym›fl gibi, bizi kolumuzdan tutup çekiyormufl, yönlendiriyormufl gibi o flekilde hareket ettik. Belki eksiklerimiz, hatalar›m›z olmufltur ama ben öyle düflünüyorum. Aflk›n hiçbir zaman yü-

re¤imizden bir dakika, saniye silinmedi. Hala da öyle, öyle de olacak. Bu bedenden can›m ç›kana kadar akl›mdan, yüre¤imden silinece¤ini tahmin etmiyorum. - fiehit düfltü¤ünü ö¤rendi¤inizde annesi olarak neler düflündünüz, neler hissettiniz? Aflk›n’›n mücadele etti¤i ya da gitti¤i günden itibaren ben hiçbir zaman karamsar düflünmedim. Çünkü hakl› oldu¤u davay› biliyordum. Sistemin içindeydim, sistemin pisli¤ini de biliyordum. ‹kisini k›yaslad›¤›n zaman insan bir fleyler ç›karabiliyor. Karamsar bakmad›m, yaln›z hasretli¤i var-

3-16 Aralık 2004 d›, özlemi vard›, anne olan bunu anlar. Yafl› küçüktü erken bafllam›flt›. “Ömrü uzun olsun, her fley istedi¤i gibi olsun” dedim. Befl senedir söyledi¤im fleyler bunlard›, “herfley istedi¤i gibi olsun ama yoldafllar›yla beraber uzun y›llar yaflas›n” derdim. Hiçbir zaman karamsar düflünmedim, asla. - Buradan di¤er annelere ne söylemek istersin? Annelere her zaman söyleyece¤im e¤er ki do¤ruyu yanl›fl› görebiliyorlarsa yaflam›fl olduklar› sistemi iyi ya da kötüyle karfl›laflt›rabiliyorsalar çocuklar›na zaten hak vereceklerdir. Bunu söyleyebilirim annelere, dinlesinler yani ciddiye als›nlar çocuklar›n›. Yaflam›fl olduklar› sistemin pisliklerini yani her fleyini. Evden ç›kt›klar›nda girene kadar düflünsünler ki sistemin pisli¤iyle karfl› karfl›yalar. Çocuklar›m›z›n vermifl olduklar› mücadeleyle bunlar› karfl›laflt›rs›nlar, k›yaslas›nlar. Acaba bunun do¤rusu yanl›fl› neresinde diye. O zaman çocuklar›na hak vereceklerdir.

Yafl›yla da, yaflam›yla da örnek olan Aflk›n’a Savafl ›srard›r. Savafl hedefe ulaflana dek, karfl›lafl›lan engebeleri alt etmeyi üretebilmektir. Savafl, kay›plardan ö¤renerek, kazanana dek, her parçan›n birbirine kenetlenerek, ayn› hedefe do¤ru eflgüdümlü ad›mlar atmay› baflararak ilerleyebilmesidir. Ve savafl; içerisinde düflen her bedeni, bilinçlere tafl›yarak, rehber edinerek ilerlenmesi zorunlu olan uzun bir mücadele seyridir. Düflen her flehidimiz; gelece¤imizin kilometre tafllar›d›r. Kas›m ay›; mevzilerimizden gelen seslere tan›kl›k yapt›¤›m›z günlerindeyiz. Muharrem Yi¤itsoy, Aflk›n Günel ve Cafer Kara yoldafllar› Dersim topraklar›nda ölümsüzlü¤e u¤urlad›k. fiehitlerimiz; “yine kay›p verdiler, yine devrimciler darbe ald›, devletin bu gücüne karfl› orada ad›m dahi at›lamaz” biçiminde kitlelere düflündürtülenlere güçlü bir yan›t oldular. AfiKIN GÜNEL’E Tokat’tan göçeli çok olmam›flt›. Geldi¤iniz yeri, karfl›laflt›¤›n›z gerillalar›, onlar›n size katt›klar›n› unutmam›flt›n›z. Sen daha çok küçüktün. En fazla 9 yafl›ndayd›n. Size geldi¤imizde, “ben de büyüdüm, ben de devrimci olabilirim, bana da bir görev verebilirsiniz” mesaj›n› vermek için, en ciddi hallerine bürünürdün. Konuflmalar›n-davran›fllar›ndaki olgunluk bizi flafl›rt›p durdu. Ama, bildi¤imiz bu hallerini bozmak için, yapt›¤›m›z en ufak bir yan›ltmacada, çocuk Aflk›n hemen ortaya ç›k›verirdi. Bu yan›lma hallerin birkaç saniyeyi geçmezdi. Hemen devrimcilerle oldu¤unu hat›rlar, “inanm›yorsunuz ama, ben de devrimciyim” davran›fllar›n tekrarlanmaya bafllard›. Annenin seni zorunlu olarak ça¤›rmas›na ise “siz gidin, benim biraz daha iflim var” yan›t›n›, yürekten-küçük bir yoldafl s›cakl›¤›yla verdi¤in hallerin daha dün gibi haf›zam›zda. Evinizdeki bu ilk tan›fl›kl›¤›m›z›n ard›ndan, günlerce senden bahsedip durduk. Hepimiz; “vay be, Tokat’ta, hem de Tokat’ta, yoldafllar›m›z ne kadar de¤erli iliflkiler yaratabilmifller” diyerek, bu emekleri bofla ç›kartmamak gerekti¤inde ortaklaflt›k. Bu emekler

oraya, birer üretici olarak dönmeliydi... Bahattin Günel yoldafl ve Selahattin Günel birkaç y›l sonra gerillaya kat›ld›lar. Büyük bir parçan eksilmifl gibi oldun. Senin, mücadeleyle ba¤›n› kuran akrabalar›n yoktu flimdi! Daha 13 yafl›ndayd›n. Örgütlenme teklifine, 9 yafl›nda gördü¤ümüz halinden kat be kat büyümüfl olarak hemen olumlu yan›t verdin. Çal›fl›yor olmana ra¤men, her tür pratik faaliyete vakit ay›r›r, düflmandan gelebileceklere karfl› sürekli kendini donatmaya çal›fl›rd›n. Selahattin alça¤› düflmana teslim olduktan sonra, bunun bir gerçek oldu¤una inanamad›n. “Haberler yanl›flt›r, gerçek de¤ildir” fikri sar›p sarmalad› seni. Yaflam tecrüben çok azd›. Kan-can yoldafl›n nas›l böyle birfley yapabilirdi? S›n›f mücadelesi düflman ve yoldafllardan olufluyordu senin için. Ya yoldafl olunurdu ya da düflman! ‹hanet! Bu senin temizli¤in içerisinde çok yabanc› bir kelimeydi. Bu dönemde, bir operasyonda gözalt›na al›nd›n ve b›rak›ld›n. Daha sonra, aranmaya baflland›ysan da, bu dönemi de atlatt›n, bir ifle girdin ve çal›flmaya bafllad›n. Bahattin yoldafl flehit düfltü¤ünde; örnek ald›¤›n bu yoldafl›n yan›nda olabilecek kadar büyümemifl olmana hay›flan›p durdun. Selahattin alça¤›n› ve Bahattin gibi can›n› feda eden yoldafl›n› tartmaya bafllad›n. Yalan olan, uydurulan birfley yoktu. ‹kisi de gerçekti. Yafl›n küçüktü, erkendi ama gerillaya kat›lmak senin çocukluk hayalindi. Bu hayal her geçen gün, yaflam›n gerçekleriyle buluflup durdu. Emekçili¤i ö¤rendin. Küçücük yaflta, nas›rl›-boyal› ellerin oldu. Küçücük yaflta patron f›rças› yedin. Küçük yaflta s›n›f kinini kuflan›p, eylemlere kat›ld›n. Ve küçük yaflta, bir operasyona denk gelip, tutsakl›ktan k›l pay› döndün. Böyle riskli bir dönemde seninle görüflülemedi. Oysa ad›m ad›m GB faaliyetinde ilerliyordun. Nihayetinde görüflme imkan› yakaland›¤›nda 15 yafl›ndayd›n. Bir matbaac›da, nas›rlanm›fl, boyalanm›fl ellerinle, emekçi ellerinle çal›fl›yordun. Bir yan›nda “beni görmeye geldiler”in sevincini, bir yan›nda ihanet ve kan›n›n son damlas›na kadar savaflman›n fark›n› ay›ramam›fl olman›n

ezikli¤ini, bir yan›nda da “beni hala küçük görüyorlar, bana daha çabuk ulafl›p, ›srarla gerçekleri anlatmal›yd›lar”›n k›zg›nl›¤›n› tafl›yordun. Bütün bu düflüncelerini; “haddim de¤il ama” dercesine, bafl›n› öne e¤ip taramal› tüfek gibi ifade ettin. Bu yaflta, bu sorumlulukla, çekinmeden ve gerçekten de mücadelede yerini alma iste¤inin sanc›s›yla ifade etmen, bizi coflkuland›rd›. Bu elefltirileri kendi içinde saklaman›n, seni tüketece¤ini, özledi¤in da¤lardan günden güne koparaca¤›n›, yoldafllar›nla çözmeye çal›flman›n en do¤ru yol oldu¤unu, daha 15 yafl›nda olmana ra¤men kavram›flt›n. Bir kez daha flafl›rtt›n! “Gerillaya senin gibi, bölgeyi iyi tan›yan biri laz›m. Belki fark›nda de¤ilsin ama, çok zor engebeleri atlatt›n. Yapabilece¤ine inan›yoruz. Prati¤inle bu güveni kazand›n. Kendinden flüphe etmene gerek yok. Daha ö¤renece¤in çok fley var. Ama ö¤rendiklerin de az de¤il. Sen bunlar› küçümseme” deyince, gözlerin ›fl›l ›fl›l oldu. Bölgeye gidecektin. “Netim, çok netim. Bu sistemde yaflad›kça beni yutacak. D›fl›na ç›kmak istiyorum. Bahattin yoldafl gibi olmak istiyorum” sözlerini yine jet h›z›yla, çok kararl› bir flekilde aktard›n. Hele hele, küçüklü¤ünden beri tan›d›¤›n, ailenden flehit dahi verildi¤i bir dönemde, küçük burjuva yönlerini tespit ediyor, onlara esir olmaktan, Partisiz kalmaktan ürküyordun. Küçük yafl›na ra¤men, mücadele etme iste¤in-›srar›n halkta da de¤iflik bir yank› uyand›r›yordu. “O küçük, ona daha erken, sak›n tehlikeli ifllere sokmay›n” deseler de, bir yandan da sayg› duyuyorlard›. Bir süre sonra gerçekten de, art›k gitme vaktin geldi. K›sa, kopuk bir örgütlü yaflam›n olsa da; hep mücadele içindeydin ve köklü bir mücadele iste¤in vard›. Ailenden flehit düflen de, ihanet eden de ç›kmas›na ra¤men, senin yüre¤in topra¤›ndaki gerillalarda, direnen flehitlerimizdeydi. Teslimiyet ve direnifl bu ö¤retici pratikle, silinmemesine kaz›nd› bilincine. Bu sende tertemiz ve netti. Tutsakl›kta gitti¤ini duyduk. Ölüm Orucu direnifli s›ras›nda, bir anan›n senin ge-

rilla resmini getirip bize göstermesiyle, dehflet coflkuland›k. “Bizim ufakl›k oraya ulaflm›fl” diyerek, y›lmay›fl›nla-yürüyüflünle kufland›k. Zorla gören gözlerimizle, ne kadar büyüdü¤ünü anlamaya çal›fl›p durduk. Biz zindanda, sen da¤da.. Omuz omuza yürüyorduk. Y›lmam›flt›n-yorulmam›flt›n, gitmeyi baflarm›flt›n. Hepimize, direniflimize coflku katt›n, umut katt›n... Parti d›fl›nda hiçbir mücadelenin, gerçek bir s›n›f mücadelesi olamayaca¤›n›, elefltirilerini direkt Partiye iletmenin, eksiklikleri beraber gidermenin ne kadar k›ymetli bir hazine oldu¤unu kavrad›¤›n›, daha 15 yafl›ndayken fark ettiklerinle, kavrad›¤›nca ifade ettiklerinle gösterdin bize. “Yetesi olur gün gelince, ölümlerin a¤›tlar›n/Gün gelince bu iflkence bitecek. P›nar›nda ça¤›l ça¤›l al kanlar/Tüm verimiyle 20 yafl›n/Tüm inanc›yla do¤ada bir yaflam›n/Ölmüfl eller ileriye uzanacak/K›s›r san›lan topraktan nice tohumlar f›flk›racak.” Bir yoldafl›n›z


30

3-16 Aralık 2004

‹flçi-köylü’den EMPERYAL‹ZM‹N OYUNLARINA KARfiI SAFLARI SIKLAfiTIRMANIN ZAMANIDIR! Emperyalizmin mayas›ndaki sald›rganl›k bugün de bütün dünyada kendini yak›c› bir flekilde ifade etmektedir. Hat›rlanaca¤› gibi ABD’de yap›lan son seçimlerle, Amerikan tekelci burjuvazisinin en ba¤naz ve en sald›rgan kesiminin temsilcisi olan Bush, bir anlamda halk›n “güven oyu”nu da arkas›na alarak tekrar iflbafl›na gelmiflti. Ve bu avantaj› çok iyi kullanan Bush yönetimi, sald›r›lar›na kald›¤› yerden devam etti/ediyor. Geçti¤imiz hafta Felluce’nin iflgalciler taraf›ndan atefl topuna çevrilmifl hali, emperyalist sald›rganl›¤›n en yal›n flekli olarak karfl›m›zda duruyor. ABD Baflkan› Bush, ikinci bir dört y›l› garantiledikten sonra ilk ifl olarak Felluce’ye sald›r› emrini vermenin ard›ndan ilk günler çok anlafl›lmayan ama ard›ndan yaflanan geliflmelerle anlamlanan “sürpriz” bir ad›m daha att›. Makedonya’y› Makedonya Cumhuriyeti ad› ile tan›d›. Balkanlar’da at›lan her ad›m›n bir domino tafl› gibi sadece bir ülkeyi de¤il birkaç ülkeyi ilgilendirdi¤ini göz önüne alarak, bu ad›m›n farkl› anlamlar›n› oldu¤unu tahmin etmek zor de¤il. 1991 y›l›nda Yugoslavya’n›n da¤›lmas›n›n ard›ndan ba¤›ms›zl›¤›n› ilan eden Makedonya’y› ilk baflta tan›mayan ve ancak uzun tart›flmalar›n ard›ndan Yunanistan’›n isimlendirmesi olan “Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya” olarak tan›yan ABD’nin, bugünkü bu hamlesi basit bir de¤iflim olarak aç›klanamaz. Makedonya, 2 milyon nüfuslu, nüfusunun yüzde 67’si Makedon, yüzde 23’ü Arnavut, yüzde 4’ü Türk, yüzde 2’si Rum, yüzde 2’si S›rp, kalan yüzde 2’si de de¤iflik etnik gruplardan oluflan bir ülke. Bu çeflitlilik s›k s›k çat›flmalar› da beraberinde getiriyor. En son 2001 y›l›nda Arnavutlar ile Makedonlar aras›nda yaflanan çat›flmalar yedi ay sürmüfltü. Ard›ndan kuruldu¤u iddia edilen asl›nda pamuk ipli¤ine ve daha do¤rusu emperyalistlerin ç›karlar›na ba¤l› olan “bar›fl” ise, sadece bir b›çak darbesine bakar durumda. Buradan Ukrayna’da yaflanan geliflmelere geçelim. Ukrayna Rusya’dan Avrupa’ya gaz ve petrol tafl›yan boru

hatlar›n›n en önemli noktas› ve emperyalistlerin ifltah›n› kabartacak kadar büyük kömür havzalar›na sahip. Karadeniz’de Rusya ile birlikte kullan›lan büyük bir askeri üssü bulunuyor. Nüfusunun yar›s›ndan fazlas› koyu Katolik ve geçmiflindeki Nazi iflbirlikçili¤inin izlerini tafl›yor. Nüfusun geri kalan› Ortodoks ve Rusça konufluyor. Ukraynaca konuflan kesim muhalefeti destekliyor yani “bat› yanl›s›” ve AB’ye girmeyi do¤ru görüyor. Do¤u kesim ise mevcut iktidar› destekliyor. Rusya yanl›s› Baflbakan Victor Yanukoviç ve ABD, AB, Soros Vakf› taraf›ndan desteklenen muhalefet lideri Victor Yuflçenko aras›nda bir seçim gibi gösterilmeye çal›fl›lan olaylar, asl›nda emperyalistler aras› dalafl›n vard›¤› boyutu ve emperyalistlerin birbirlerine nas›l difl bilediklerini gözler önüne seriyor. Daha önce de Gürcistan’da yaflanan ve bas›na “Kadife devrim” olarak yans›yan ABD müdahalesini, bugün Ukrayna’da “Portakall› devrim” ya da “Lale devrimi” görüyoruz. ‹ngiltere’de yay›nlanan Guardian Gazetesi’nin bu geliflmeleri yorumlad›¤› sayfalar›ndaki tespitleri oldukça ilginç. “Ukrayna’daki krizin ard›nda ABD var” manfletini atan Guardian, ABD’nin dört y›lda dört ayr› ülkede seçimlerin ard›ndan hoflnut olmad›¤› rejimleri devirmek için, t›pk› Gürcistan ve bugün Ukrayna’da oldu¤u gibi ayn› yöntemleri denedi¤ini belirterek flöyle yazd›; “Bu yöntem önce 2000’de Belgrad’da Slobodan Miloseviç’e karfl› kullan›ld›. Anahtar konumundaki ABD Büyükelçisi Richard Mites geçen y›l Gürcistan’›n baflkenti Tiflis’te ortaya ç›kt›… Mihail Saakaflvili’ye Eduard fievardnadze’yi nas›l devirece¤ini ö¤retmek için. On ay sonra ise özellikle Nikaragua’da benzer operasyonlarda deneyim kazanm›fl ABD’nin Minsk Büyükelçisi Michael Kozak benzer bir kampanyay› Belarus Devlet Baflkan› Aleksandr Lukaflenko’yu devirmek için kulland›, ancak baflar›s›z oldu… Bu kampanyalar›n arkas›nda Demokrat ve Cumhuriyetçi partilere ba¤l› enstitüler, D›fliflleri Bakanl›¤›, Freedom House adl› sivil toplum kuruluflu ve George Soros’un Aç›k Toplum Enstitüsü

Özellefltirmede fiyasko Türkiye Gübre Sanayi Afi’ye ba¤l› olan Samsun Gübre Fabrikas›’n›n Özellefltirme Yüksek Kurulu’nca (ÖYK) 12 May›s 2004 tarihinde ihalesi yap›lm›flt›. ‹halede 54 milyon 150 bin ABD dolar› ile en yüksek fiyat› veren Erkan ‹nflaat ve Madencilik son tarih olan 12 Temmuz 2004’te Ö‹B bedeli ödemedi. 2. s›rada 54 milyon 90 bin dolar teklifin sahibi olan Erk D›fl Ticaret Afi de bu bedeli karfl›layamad›. Bedel, 50 milyon

ABD dolar› ile üçüncü teklifi veren Alçelik Çelik Yap› ‹nflaat Sanayi ve Ticaret Afi’nin üzerine kald›. Üçüncü firma da son tarih olan 17 Kas›m’da bu bedeli ödeyemedi. Samsun Gübre’de ihaleye kat›lan ve ilk üç s›raya giren firmalar›n hiçbirinin ihale bedelini ödememesi ve teminatlar›n› yakmas› Gübre Fabrikas›’n›n özellefltirilmesi sürecinde yaflananlar›n tam bir fiyasko oldu¤unu gösteriyor.

var. Bundan sonra bak›lmas› gereken yerler ise Moldova ve Orta Asya ülkeleri.” Ayn› senaryonun Gürcistan’da da sahnelenmifl olmas›ndan dolay› kaç›n›lmaz olarak yap›lan karfl›laflt›rmalar›n sonucu da önemli. Gürcistan’da Mihail Saaflkaflvili ve Ukrayna’da Victor Yuflçenko’nun ortak geçmiflleri, ABD ve AB’de yetiflmifl olmalar› tesadüfü olaylar de¤ildir. Asl›na bak›l›rsa Yuflçenko ve Yanukoviç aras›nda öyle büyük farklar da yok. Yanukoviç hükümeti Irak sald›r›s›nda ABD’ye en büyük deste¤i sa¤lad› ve asker gönderdi. Yuflçenko ise askerleri çekece¤ini söylüyor. ‹kisi de özellefltirme döneminde muazzam kâr elde eden flirketlerin deste¤ini al›yor. “Bat› yanl›s›” bir tablo çizen Yuflçenko baflkan olsa bile Rusya’dan tümü ile kopmas› zaten mümkün de¤il. Ancak flunu da belirtmek gerekiyor ki, seçimi muhalefet kazan›rsa Rusya’n›n büyük mali sorunlar yaflayaca¤› görünen bir gerçek. Çünkü ABD Ukrayna seçimlerini Rusya’n›n nüfuz alan›ndan bir ülke daha kopartmak için önemli bir f›rsat olarak görüyor. Buna karfl›l›k Rusya ise ABD karfl›s›nda Estonya, Latvia ve Litvanya’dan sonra Ukrayna’y› da kaybetmek istemiyor. Emperyalizmin hedef seçti¤i ülkelerde her yöntemi deneyerek kendi istedi¤i sonuçlar› ç›kard›¤›, bu isteklerin seçim sand›klar›ndan ç›kmad›¤› durumlarda farkl› yöntemler deneyerek sald›r›lar›na devam etti¤i süreçte, Irak’ta 30 Ocak’ta yap›lmas› planlanan seçimler de önemlidir. ‹flgalciler taraf›ndan tezgahlanan seçim öncesi, Irak adeta kan gölüne dönmüfl durumda. Sald›r›lar s›ras›nda kimyasal silah kullanan, kad›n ve genç k›zlara tecavüz eden ABD askerleri iflgalcilerin katliamc› yüzünü bir kez daha tüm dünyaya gösterirken verilen tepkileri ise oldukça c›l›z olarak de¤erlendirmek yanl›fl olmaz. Eflitsiz koflullarda yürütülen çarp›flmalarda buna ra¤men ABD’nin boyunun ölçüsünü alan Irakl›lar -yine bir örnek olarak Filistinliler- dünya halklar›na direniflin yolunu çizmeye devam ediyor. Sonuç olarak objektif durumun bu do¤rultudaki geliflmesi ABD’nin ve di¤er emperyalist ülkelerin sömürü ve bask›lar›n› daha da derinlefltirecektir. Bush’un “seçimi kazanmas›na” ra¤men, ABD kamuoyunun önemli bölümünün de bu geliflmelerden rahats›zl›k duymas› ve dünya kamuoyunun ezici ço¤unlu¤unun “Bush karfl›t›” olmas›, ABD emperyalizminin dünya halklar› Samsun Gübre Fabrikas›’nda örgütlü olan Petrol-‹fl Sendikas›, özellefltirme süreci nedeniyle 11 ayd›r üretim yap›lmayan fabrikada zarar›n 10 milyon dolar› geçti¤ini aç›klad›. Samsun Gübre Fabrikas›’n›n özellefltirme ihalesinde olup bitenlerin tam bir skandal oldu¤unun aç›klamas›n› yapan Petrol-‹fl Sendikas› Baflkan› Mustafa Öztaflk›n “Sendikam›z›n örgütlü oldu¤u bu fabrikan›n özellefltirme ihalesi yap›l›yor. Ama bedel ödemeye gelince ne birinci, ne ikinci ne de üçüncü firma bedel ödemeye yanaflm›yor ve teminatlar›n› yakmay› göze al›yor.

10 nezdinde aç›k teflhir olmas›n›n sonucudur. “21. yüzy›l ayaklanmalar yüzy›l› olacak” tespiti burjuva karargahlarda yap›lm›fl olmas›na karfl›n, mutlak bir gerçekli¤i ifade etmektedir. Emperyalist sald›r›lar›n yaratt›¤› tablo, flimdilik gereken proleter önderlikten yoksun da olsa, kitleleri y›¤›nlar halinde sokaklara dökmüfl ve emperyalist ülkelerde dahil dünyan›n her taraf›nda eylemlilikler boy vermifltir. Ancak uluslararas› alanda komünist hareketin zay›fl›¤›ndan dolay› kitlelerin bu kendili¤inden eylemi örgütlü zemine çekilememifl, oluflan hedefsizlik ve belirsizlikle birlikte, sistem bu eylemleri kendisi için tehlike olmaktan ç›kar›p kendine yedeklemek amac›yla özel paravan örgütlerini devreye koymufltur. Bugün en acil görevlerden biri de bu ba¤lamda ideolojik mücadeleyi öne ç›karmak ve elde edilen kazan›mlar› prati¤e aktararak daha yüksek birlik ve mücadele sergilemektir ‹flte 21. yüzy›l›n karfl› karfl›ya kald›¤› seçenekler bütünü. Bugün anti-emperyalist mücadele bilincinin kuflan›lmas› bu bilinçle örgüte ve örgütlenmeye olan gereksinim her zamankinden daha fazlad›r, bu bilinçle f›rt›nal› günlere karfl› saflar›m›z› düzenli ve s›k› tutmal›y›z, çünkü umut biziz. fiimdi 2 ve 9 Kas›m tarihlerinde Dersim’de flehit düflen Muharrem, Aflk›n ve Cafer’in; 23 Kas›m 1997 tarihinde Tokat’ta flehit düflen Proletarya Partisi’nin 4. Genel Sekreteri Mehmet Demirda¤’›n ve dört yoldafl›n›n kavga fliarlar›n› yinelemenin, intikam yeminlerini tazelemenin zaman›. Bunun için önce onlar›n flehit düflüflleri ile verdikleri mesaj› do¤ru almak, alg›lamak gerekmektedir. Bu mesaj Proletarya Partisi’ne dört elle sar›lmak, O’nu tüm sald›r›lara karfl› korumak, görevlerimizi kavramak, ad›mlar›m›z› h›zland›rmak, örgütlemek ve örgütlenmektir. T›pk› Mehmet Demirda¤’›n dedi¤i gibi “S›n›f mücadelesinde yetkinleflmenin, geliflmenin birinci ve üzerinden atlanamaz koflulu Proletarya Partisi ile bütünleflmek, Proletarya Partisi ile özdeflleflmektir. Parti ile bütünleflmek, özdeflleflmek demek Proletarya Partisi’nin her sorununu kendi sorunumuz, her faaliyetini kendi faaliyetimiz, her de¤erini kendi de¤erimiz bilmek, yaflam›m›z› parti ile, örgütlü yaflamla birlefltirmektir. Bununla ayn› anlama gelecek flekilde kendimizin her olana¤›n›, zaman›n›, bilgisini Parti’ye adamakt›r. K›sacas› Parti ile yaflam d›fl›nda soluk almamak ve her al›nan solu¤u Parti için harcamakt›r.” Fabrikada 11 ayd›r üretim yap›lmamas› nedeniyle oluflan zarar 10 milyon dolar› aflm›fl bulunmaktad›r. Di¤er yandan ihaleye giren ve ihale bedelini ödemeyen firmalar, fabrikada üretime ara verilmesini ve oluflan 600700 bin tonluk gübre a盤›n› f›rsat bilerek ithalata bafllad›lar. AKP hükümeti Samsun Gübre Fabrikas›’n› göz göre göre yok etmeye çal›fl›yor. Özellefltirme nedeniyle bölge köylüsü de periflan olmufl, gübre fiyatlar› katlanm›flt›r. ‹hale bir an önce iptal edilmeli ve Samsun Gübre’de üretime yeniden bafllanmal›d›r” dedi. (Samsun)


31

10 Bafltaraf› sayfa 32’de Bugün de hapishanelerde Yeni Ceza ve ‹nfaz Yasas› ile devrimci tutsaklara tam teslimiyet dayat›lmaktad›r. Emperyalist devletlerin tam deste¤i, faflist partilerin halka sald›r› politikalar›nda gösterdikleri tam dayan›flma ile, üstelik “AB yolunda demokratikleflme” aldatmacas›yla Ceza ve ‹nfaz Yasas› yeniden düzenlendi ve bu yasayla her türlü hak alma mücadelesinin zor ile bast›r›laca¤› ilan edildi. Her türlü hak alma mücadelesi a¤›r yapt›r›mlarla engellenmeye çal›fl›lmaktad›r. Büyük ekonomik krize, bitmeyen borçlara ra¤men ve halk›n tüm sosyal haklar›n›n ekonomik nedenlerle gasp edildi¤inin iddia edildi¤i bir zamanda onlarca F tipi, Yüksek Güvenlikli Hapishaneler infla edildi. Hapishanelerdeki tek kiflilik hücreler cezaland›rma arac› olarak kullan›lmaktad›r. En tabii hakk› oldu¤u halde devrimci tutsaklar›n bilgilenme, kendini ifade etme hakk› engellenmektedir; tek tip elbise ile kendilerini suçlu kabul etmeleri istenmektedir. Devrimci tutsaklar›n, kendilerine yönelik sald›r›lar› ve buna karfl› sürdürdükleri direnifli duyurmak amaçl› her türlü eylemi yok edilmeye çal›fl›lmaktad›r. Devrimci tutsaklar›n mücadelesini halka duyurmak isteyen tutsak yak›nlar›n›n yapt›klar› her ça¤r›, her eylem polisin zoru ile karfl›laflmaktad›r. Halk›m›z; Faflist diktatörlük, talan ve ya¤ma üzerine kurulu emperyalist-kapitalist düzenin varl›¤›na emperyalist tekellerin pazar alanlar›n›n büyütülmesine hizmet için özellefltirme, tafleronlaflt›rma, tüm sosyal haklar›n gasp›, tar›m›n tasfiyesi vb. politikalar› tüm h›z›yla, tam bir pervas›zl›kla sürdürmektedir. Her türlü sald›r›ya ra¤men her alanda direnifl ve hak alma mücadelesi sürmektedir. Bugün hapishanelerde daha az güçle, daha az olanakla devam etse de, direnifl k›r›lmaz bir irade ve kararl›l›kla yürütülmektedir. Devam eden direnifl, er ya da geç devrimci ve komünist tutsaklar›n ve tüm devrimcilerin ortak mücadelesinin zaferi ile sonuçlanacakt›r. Faflizmin sald›r›lar›n›n yenilgiye u¤rat›lmas›, halk›n mücadelesinin bir parças› olarak hapishanedeki mücadelenin zafere ulaflt›r›lmas› bir görevdir. Bu görev yerine getirilecektir. ‹rade ve eylem faflizme karfl› birlefltirilecek, halk›n sahiplenifliyle hücre sistemi y›k›lacakt›r. Yeni Ceza ve ‹nfaz Yasas›’na yüklenen misyon devrimci iradenin meflru direnme hakk› ile bofla ç›kar›lacakt›r. Devrimci ve

komünist tutsaklar her türlü cezaya ra¤men insanl›k onurunu en yükseklerde tutmaya devam edecektir. ‹flçiler ve emekçiler; 19 Aral›k katliam›n›n y›ldönümünde, devrimci ve komünist tutsaklar›n maruz kald›¤› sald›r›lar ile sizlerin yaflad›klar› ayn› paraleldedir. Sald›r›lar bir merkezden, faflist Türk devletinden gelmektedir. Komprador Patron-A¤a devleti SSK ve Köy Hizmetleri üzerinde oynad›¤› oyunla özellefltirme sald›r›s›na devam ediyor. Grevli, Toplu sözleflmeli sendika hakk›n›n engellenmesinden sonra bugün, sald›r› bir üst düzeye ç›kart›lm›fl ve sendikalar›n kapat›lmas›na gelinmifltir. Görülmektedir ki, direniflin, karfl› mücadelenin yok edilmesi için her pervas›zl›k hayata geçmektedir. Devrimci tutsaklar›n y›llar önce dedi¤i gibi “hapishanelerdeki faflist sald›r›lar tüm topluma uygulanmakta olan sald›r›lar›n önünü açmak içindir”, “faflist devlet, hapishanelerdeki direnifli k›rarak tüm topluma ‘direnmenin faydas› yok’ mesaj› vermektedir”. Bunlar gerçekleflmektedir. Devrimci ve komünist tutsaklar katliama ra¤men teslim olmad›lar, sald›r›lar› püskürtebilecek deste¤i alamamalar›na ra¤men halka karfl› sorumluluklar›n› yerine getirdiler; yenilme pahas›na taviz vermediler. Bugün ayn› sorumlulu¤u her alanda oldu¤u gibi özellefltirme sald›r›lar› karfl›s›nda da göstermek zorunday›z. Elinizdeki haklar›n yok edilmesi bugünü arar hale gelmeniz demektir. Oysa kazan›lacak koca bir dünya var… Bu dünyan›n yarat›c›lar› ve gerçek sahipleri üretenlerdir; bir avuç asalak de¤il… Yoksul Köylüler; Do¤rudan Gelir Deste¤i ve alternatif ürün aldatmacas›yla, borsa oyunlar›yla, devletin tam teflviki sayesinde ithalat›n yo¤unlaflmas›yla tar›m, emperyalizmin tam bir talan alan› haline getirilmifltir. Elinizdeki ürünün pazar bulamamas› ya da çok ucuza zengin tüccar›n ya da devletin eline düflmesi emperyalist devletlerin ve patron-a¤a devletinin politikas›d›r. IMF ve Dünya Bankas› tüm dünyada yoksul köylülerin daha da yoksullaflmas› pahas›na büyük tekellerin ç›kar›n› kollayan politikalar› uflaklar›na her ne olursa olsun uygulatmaktad›r. Erdo¤an hükümeti de bu uflakl›kta s›n›r tan›mamaktad›r. Gençler, Ö¤renciler; E¤itim hakk›n›n en geri noktalara itildi¤i günümüzde, bu hakka sahip

olanlar›n da gelecekleri karanl›k içindedir. E¤itimin paral› hale getirilmesi ve kalitesiz e¤itimin yayg›nlaflmas›, üst düzeyde e¤itim olanaklar›n›n özellefltirme politikalar› sonucunda elit bir tabakayla s›n›rland›r›lmas›, akademik ve demokratik haklar›n gasp edilmesi, buna karfl› verilen mücadelenin polis ve sivil faflistlerin terörü ile bast›r›lmas› tüm halka yönelen sald›r›lar›n sadece birer parças›d›r. YÖK’ü yöneten güç hapishanelerdeki katliamlar›n ve di¤er tüm sald›r›lar›n sorumlusu faflist devletin ta kendisidir. Gelece¤inizi karartan, elinizden alan, sizin ad›n›za emperyalizme pazarlayan patron a¤a devletidir. Bu tablonun f›rças› silah, boyas› kand›r. Bu kan iflçinin, emekçinin, yoksul köylünün, gençlerin; tüm halk›m›z›n kan›d›r. Bu kan› durdurmak tüm sald›r›lara karfl› direnmekten ve gelece¤imizi elimize almak için savaflmaktan geçer. Tüm yar›-sömürgelerde ayn› politikalar gerçeklefltirilmektedir. Ve tüm dünyada halklar›n karfl› mücadelesi de geliflmektedir. Nepal’de, Peru’da, Hindistan’da, Filipinler’de sürdürülen Halk Savafllar› tüm ezilen halklara yeni umutlar vermektedir. S›n›f savafl›m›n›n bitti¤i yalan›n› peydahlayanlar›n ürkek bak›fllar› devrimci savafllar›n yükselen ateflinin tam karfl›s›ndad›r!.. Halk›m›z; Devrimci ve komünist tutsaklar 19 Aral›k katliam›ndan bugüne kadar, tüm halka yönelik sald›r›lar› karfl›lamak, bir direnifl oda¤› olmak, devrimci sorumluklar›n› yerine getirmek için her türlü fedakarl›¤› yerine getirdi ve getirmeye de devam etmektedir. Tutsak yak›nlar› gözlerimizin önünde, maruz kald›klar› tüm karfl›-devrimci fliddete ra¤men sokaklar› direnifl 盤l›klar› ile inletmeye devam ediyorlar. Unutulmamal›d›r ki bu 盤l›klar ayn› zamanda sizlerin maruz kald›¤› sald›r›lara karfl›d›r. Düflman ortakt›r; o halde mücadele de ortaklaflt›r›lmal›-

3-16 Aralık 2004 d›r. Görevimiz bunu gerçeklefltirmektir. Yarat›lan terör umac›s›yla, aldatmaca oldu¤u tümüyle aç›k olan “AB yolunda demokratikleflme” safsatas›yla gelece¤imiz, bir avuç asala¤›n ellerine verilmektedir. Buna hay›r diyebilecek gücümüz vard›r. Buna hay›r denmelidir. Devrimci tutsaklar›n direnifli özellefltirme, sosyal haklar›n gasp›, tar›m›n tasfiyesi, e¤itimin paral› hale getirilmesine karfl› gelifltirece¤imiz devrimci direniflle desteklenmelidir. 19 ARALIK KATL‹AMININ HESABINI SORACA⁄IZ! YEN‹ CEZA VE ‹NFAZ YASASI’NA KARfiI D‹REN‹fi‹ YÜKSELT! HAK ALMA MÜCADELES‹N‹ HER ALANDA GEL‹fiT‹R! “AB UYUMLU DEMORAT‹KLEfiME” ALDATMACASINA KANMA! KAHROLSUN KOMPRADOR PATRON-A⁄A DEVLET‹! TECR‹T VE FAfi‹ST CEZA YASALARI DEVR‹MC‹ MÜCADELEY‹ ENGELLEYEMEZ! YAfiASIN DEVR‹MC‹ DAYANIfiMA! D‹REN‹fi fiEH‹TLER‹NE SÖZÜMÜZ VAR, KAT‹LLERDEN HESAP SORACA⁄IZ! YAfiASIN HALK SAVAfiI! YAfiASIN MARKS‹ZM-LEN‹N‹ZM-MAO‹ZM! YAfiASIN PART‹M‹Z TKP/ML VE ÖNDERL‹⁄‹NDEK‹ T‹KKO, TMLGB! Aral›k 2004 TKP/ML MERKEZ KOM‹TES‹


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

19 Aral›k katliam›n›n 4. y›ldönümünde DEVR‹MC‹ D‹REN‹fiE DESTEK OL, KATIL! Her türlü sald›r›ya ra¤men her alanda direnifl ve hak alma mücadelesi sürmektedir. Bugün hapishanelerde daha az güçle, daha az olanakla devam etse de, direnifl k›r›lmaz bir irade ve kararl›l›kla yürütülmektedir. Devam eden direnifl, er ya da geç devrimci tutsaklar›n ve tüm devrimcilerin ortak mücadelesinin zaferi ile sonuçlanacakt›r. Faflizmin sald›r›lar›n›n yenilgiye u¤rat›lmas›, halk›n mücadelesinin bir parças› olarak hapishanedeki mücadelenin zafere ulaflt›r›lmas› bir görevdir. Bu görev yerine getirilecektir. ‹rade ve eylem faflizme karfl› birlefltirilecek, halk›n deste¤i ile hücre sistemi y›k›lacakt›r. TÜRK, KÜRT VE ÇEfi‹TL‹ M‹LL‹YETLERDEN HALKIMIZ! Ülkemizde hapishaneler denildi¤inde akla, faflizmin kesintisiz bir biçimde süren teslim alma amaçl› sald›r›lar› ve buna karfl› devrimci tutsaklar›n onurlu direniflleri gelir. Hat›rlayal›m 1980 Askeri Faflist Cunta dönemindeki hapishane gerçekli¤ini… Askeri Faflist Cunta döneminde, toplumdan kopart›lmaya çal›fl›lan devrimci tutsaklar, faflist ordunun dünya tarihinde efline az rastlan›r afla¤›l›k uygulamalar› karfl›s›nda, uzun süreli bir direnifl göstermifllerdi. Diyarbak›r, Metris ve Mamak hapishanelerinde yaflananlar bugün hiç de gizli de¤ildir. Kemalist “demokrasinin” gerçekte

ne oldu¤unu bu hapishanelerde yaflananlar ç›plak bir biçimde gösterdi. Her direnifl karfl›s›nda, sonuçta geri ad›m atmak zorunda kald›¤› halde, faflist devlet her f›rsatta ayn› sald›rganl›¤› sürdürmüfltür. Eskiflehir tabutluklar›nda, Diyarbak›r, Buca, Ankara Ulucanlar, Bergama, Burdur hapishanelerinde katliama dönüflen sald›r›lar ve bu sald›r›lar karfl›s›nda devrimci ve komünist tutsaklar›n sürekli direnifli… Türkiye hapishaneler tarihi bu katliamlar›n ve karfl›s›nda gösterilen kahramanca direnifllerin tan›¤›d›r. Hapishanelerdeki bu kavga bitmedi, sürüyor, üstelik keskinli¤inden hiçbir fley kaybetmeden… 19 Aral›k 2000 tarihi Türkiye’de hapishanelerde gerçekleflmifl olan en

kanl›, en vahfli katliam›n tarihidir ayn› zamanda!.. Ad›na ikiyüzlü tav›rla, “Yaflama Dönüfl” denilen bu katliamda 28 devrimci katledilmifl, yüzlercesi yaralanm›flt›. Bu faflist sald›r› karfl›s›nda devrimci tutsaklar kahramanca direndiler; devam eden Ölüm Orucu ve SAG direniflini daha da kitlesellefltirerek dünya tarihindeki en uzun süreli ölümcül yürüyüflü tarihe yazd›lar. Bu büyük ve onurlu; bir o kadar ac› direniflin bir nedeni vard›: Çünkü, hapishanelerde katliama dönüflen faflist sald›r›larla tüm toplumun bask› alt›na al›nmas›na, emperyalist politikalar›n tüm dünyada kesintisiz uygulanmas›na ancak gerçek bir direnifl ile karfl› konabilirdi. Devrimci tutsaklar tüm bu süreç boyunca, tutsak bulun-

duklar› hapishaneleri birer direnifl oda¤› haline getirdiler. Devam eden direnifl sürecinde 117 direniflçi flehit düflmüfltür. Yüzlerce devrimci tutsak onurunu, mücadelesini diri tuttu¤u için sakat kalm›flt›r. Bu büyük direnifle destek olan, bunun için var›n› yo¤unu ortaya koyan yüzlerce tutsak yak›n› defalarca faflist polis güçlerinin sald›r›s›na u¤ram›fl, faflist mahkemelerde yarg›lanm›flt›r. Bu sayede faflist diktatörlük hem hapishanelerdeki mücadeleyi bast›r›labilecek ve hem de genel devrimci mücadelenin geliflmesine darbe vurmufl olacakt›. Bu amac›na bir süre için ulaflm›fl olan devletin, bunu sürdürmesi mümkün de¤ildir. Devam› sayfa 31’de