Özgür Gelecek Yolunda İşçi-Köylü Sayı 3

Page 1

Nepal’de Maoist kuflatma Nepal’de Nepal Komünist Partisi (Maoist) liderli¤inde Halk Savafl› veren gerillalar, baflkent Katmandu’ya giden ana yollar› kesti. Katmandu’yu kuflatan üç büyük bölge de (Dhading, Nuwakot ve Kabre) Maoistlerin güçlü oldu¤u bölgeler. Nepalli kaynaklar, NKP(M)’nin taleplerinin tutuklu Maoist lide rlerin serbest b›rak›lmas›, kay›plar›n bulunmas› ve gerillallar›n katledilmesinden sorumlu olanlar›n yarg›lanmas› oldu¤u yönünde bilgi verdi.

18 A¤ustos Çarflamba günü bafllayan kuflatman›n ard›ndan Katmandu’ya giden ana yollar›n tamamen boflalt›ld›¤› bildiriliyor. Ayr›ca Maoistlerin etkin oldu¤u bir sendikan›n 17 A¤ustos’tan itibaren iflçilere yönelik yapt›¤› grev (bandh) ça¤r›s› da etkili oldu ve birçok flirket çal›flmalar›n› durdurdu. Bugüne kadar NKP(M)’nin yapt›¤› ça¤r›lara uyularak Katmandu ve di¤er büyük kentlerde birçok kez genel grev gerçeklefltirilmifl, Nepal’de yaflam durdurulmufltu. Ayr›ca flehirlerde çeflitli bombalama eylemleri ve kitle gösterileri de gerçeklefltirilmiflti. Ancak NKP(M) ilk kez böylesine, baflkenti kuflatan

ve günlerdir devam eden bir kuflatma harekat› bafllatm›fl durumda. Maoistlerin gücü ve cüreti karfl›s›nda flaflk›na dönen burjuva bas›n eylemi, “Maoistler güçlerini göstermek için flimdi Katmandu’yu hedefliyorlar” fleklinde verdi. Bu arada Nepal Komünist Partisi (Maoist), 16 A¤ustos’ta yapt›¤› bir aç›klama ile hükümet denetimindeki “Nepal Radyosu” muhabiri Dekendra Raj Thapa’n›n öldürülmesini üstlendi. 26 Haziran’da kaç›r›ld›ktan sonra haber al›namayan “gazetecinin” iflbirlikçi oldu¤u netlefltirildikten sonra 11 A¤ustos’ta infaz edildi¤i bildirildi. Sayfa 22

ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

Say›: 2004-3

3

*Y›l:2 *27 A¤ustos-9 Eylül 2004 *Fiyat›: 750. 000 TL ISSN:1303-9350

Marksizm-Leninizm-Maoizm’in yükselen ateflini

NECEF D‹REN‹fi‹YLE BULUfiTURALIM!

Emperyalizm, tüm araçlar›yla ezilen ulus ve halklar üzerindeki cenderesini s›k›laflt›r›rken; halklar bu kuflatmay› k›rmak için mücadelesini ve savafl›n› yükseltiyor. Sald›r›s›n› yo¤unlaflt›rd›¤› her yer ayn› zamanda ezilenler taraf›ndan kendisine cehenneme çevriliyor. IRAK’IN YEN‹ FELLUCE’S‹: NECEF ABD emperyalizmi ve di¤er iflgal güçleriyle Irak kukla hükümeti Sünni üçgeninin a¤›rl›k merkezi Felluce’de kabuslar yaflarken, iflgal öncesi yapt›klar› hesaplar›n tersine fiiilerin baflta Necef olmak üzere birçok kentte iflgal güçlerini zora sokan direniflleriyle karfl› karfl›ya kal›yor. Sünni ve fiiilerin aras›ndaki, Saddam döneminin büyük husumetlerin iflgal “sayesinde” bir kenara b›rak›lmas›, emperyalistlerin hiçbir zaman anlayamayacaklar› bir gerçe¤e iflaret ediyor.

Ezilen halklar yaflamlar› için, onurlar›için, ekmekleri, vatanlar› için tüm güçlerini ezenlere karfl› harekete geçirir. Bugün emperyalist iflgalin Irak’ta ortaya ç›kmas›n› “sa¤lad›¤›” gerçeklik budur. Necef direnifli, bir fley daha ö¤retiyor ezilen halklara. Halklar›n sömürü ve kan› üzerine kurulmufl hiçbir düzen, hiçbir yönetim onlar›n ac›lar›n› paylaflamaz, onlarla bir olamaz. ‹flte ‹ran halk› Necef için aya¤a kalkm›flken, yönetimin tavr› ortadad›r. Her ne kadar Irak direniflinden cesaret alarak ABD’ye kafa tutsa da, direnen Irak halk›

için göstermelik giriflimlerde bulunsa da, Necef’in yan›nda olan ‹ran yönetimi de¤il, ‹ran halk›d›r. NEPAL’DE MAO‹STLER BAfiKENT‹ KUfiATTI Ezilen halklar›n savafl›na bir baflka önemli ve anlaml› örnek de Nepal’de yaflanmakta. Gerici eski Nepal devletinin Maoistlerin önderli¤inde yürütülen Halk Savafl›na karfl› emperyalistleri ve yay›lmac› Hindistan devletini de arkas›na alarak sürdürdü¤ü bask› ve katliamlar ezilenlerin bu savafl›n› durduramamaktad›r. Nepal devleti ile Nepal halk›n›n gerçek temsilcisi Nepal Komü-

nist Partisi (Maoist) aras›ndaki görüflmelerin kesilmesinin ard›ndan Halk Savafl›n› büyüten ve yeni bir aflamaya s›çratma haz›rl›klar› yapan Maoistler, tutsak yoldafllar›n›n serbest b›rak›lmas›, kay›plar›n ak›betlerinin aç›klanmas› ve katliamlar›n sorumlular›n›n yarg›lanmas› talepleriyle baflkent Katmandu’ya giden ana yollar› keserek kenti kuflatma alt›na alm›fl durumda. 18 A¤ustos’tan beri süren kuflat-

ma, Nepalli Maoistler taraf›ndan yürütülen Halk Savafl›n›n gücünü gösteriyor. Nepal halk› dünya halklar›na kurtuluflun yönünü, Maoizmin gücünü iflaret ediyor. NKP(M) önderli¤indeki gerillalar, bir yandan Katmandu’yu kuflatma alt›nda tutarken, di¤er yandan yine büyük güçlerle ülkenin di¤er kent ve kasabalar›nda devlete ait binalar› bombal›yor, Katmandu kuflatmas›na güç veriyor.

“DER‹N DEVLET” DEN‹LEN den ’ ü l y FAfi‹ST D‹KTATÖRLÜ⁄ÜN -kö ‹flçi KEND‹S‹D‹R!


27 Ağustos-9 Eylül 2004

2

3

Devrimci-demokratik kamuoyuna zorunlu bir aç›klama! Elimize posta kanal›yla ulaflan afla¤›daki yaz›y› haber de¤eri tafl›d›¤›ndan oldu¤u gibi yay›nl›yoruz. Son zamanlarda Partimize gerçeklerle ilgisi olmayan “suçlar” yüklenmektedir. Bu sorumsuz tav›rlar›n çeflitli “anlafl›l›r” nedenleri olmakla birlikte önemli derecede sald›rganl›k ve provokasyon içerdi¤i için bulan›kl›¤› gidermek, iftiralara yan›t vermek gere¤i bizim aç›m›zdan kaç›n›lmazd›r. Suçlamalar›n özü Partimizin “kendinden kopan unsurlara yönelik ölüm karar› ald›¤›” iddias›d›r. Ve “gizli karar” olarak tan›mlanan bu suçlama böylece kamuoyuna bir muamma olarak sunulmaktad›r!. Partimizin en son 7. Konferanstan sonra “kendinden kopanlara” yönelik bir ölüm karar› olmad›¤› gibi, genel olarak bu yönde bir politikas› da yoktur. S›n›f Teorisi dergisinin 7. say›s›n›n 71-76. sayfalar›nda yer alan bir “elefltiri yaz›s›” devrimci iliflkileri inkara dayal› bir yöntemle, gerçeklere dayanmayan suçlamalarla Partimizin “kendinden kopanlar için ölüm karar› alacak kadar tahammülsüz oldu¤unu ve bunu içeren politikalar uygulad›¤›n›” iddia etmifltir. Bu makalede sözü edilen ve ön-

ce ask›ya al›nan, 7. Konferans›m›zda da bozulan “ölüm kararlar›” Konferans Kaçk›n› Suçlular Güruhu elemanlar›ndan iki kifli ile ilgilidir. Partimizden kopan KKSG’nin tüm üyeleri için de¤il, iki kifli için al›nan kararlar›n gerekçeleri bu kiflilerin Partimizi, üstelik Konferans koflullar›nda düflman operasyonlar›na aç›k hale getirmeleri ve Partimize ait kimi malzemeleri çalmalar›/gasp etmeleridir. “S›n›f Teorisi” dergisindeki suçlamalar as›ls›zd›r. ‹ki kifli hakk›nda al›nm›fl ölüm kararlar›n›n nedeni çok farkl› oldu¤u halde bu görmezden gelinmifltir. Bununla ba¤lant›land›r›larak gündeme getirilen 7. Konferanstan sonra partimiz ile iliflki kurmaktan kaç›nanlar için ise al›nm›fl bir “ölüm karar›” yoktur. Son karaçalmalar›n nedeni olan unsurlar Partimizi ilgilendiren ve Parti içinde tan›mlanm›fl ve sonuçland›r›lm›fl suçlar› nedeniyle Partiden ihraç edilmifllerdir. Partimizle iliflkilerinin tümden kesilmesinden sonra bu arkadafllar, Partimiz aleyhine yapt›klar› dedikodu, karaçalma, iftira ve özellikle de partimizin illegal özelliklerini deflifre eden tutum-

✔ ‹brahim Kaypakkaya Seçme Yaz›lar; Devrimin karakteri, yolu, hedefleri ve sorunlar›na net bir flekilde aç›kl›k getiren; Kürt sorununu o ana dek kimsenin ulaflamad›¤› bir uzak görüfllülükle çözümleyen Kaypakkaya’n›n görüflleridir. Söz konusu kitap bu görüfllerin birinci elden ifadesidir. ✔ Dünyan›n Çat›s›ndaki K›z›l Bayrak; NKP(M)’nin yürüttü¤ü Halk Savafl›’n›n canl› tan›kl›¤›na dayanan bir çal›flman›n ürünü olan bu kitap, Nepal’de yürütülen Halk Savafl›’n›n Türkiye kamuoyuna duyurulmas› aç›s›ndan yararl› olacakt›r. ✔ Marks’tan Mao’ya Gerilla Savafl›; Genel Marksist bilgileri içeren bu çal›flma içinden geçti¤imiz bu süreçte büyük önem tafl›maktad›r. ✔ Ç›ban; Toplumsal belle¤imizin yenilenmesi için gerekli oldu¤unu düflündü¤ümüz ve yaflanan trajedinin canl› tan›klar›n›n anlat›mlar›yla Dersim katliam›n›n öykü fleklinde anlat›ld›¤› bu kitab›m›z›n ve di¤erlerinin ideolojik ve politik birikimimize katk›da bulunaca¤›n› umuyoruz. işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

lar› nedeniyle sözlü ve yaz›l› olarak uyar›lm›fllard›r. Partimize yönelik sald›rgan tutumlar›ndan vazgeçmeleri, aksi durumda Partimizin sayg›nl›¤›n› korumak üzere devrimci adalete uygun tav›rlar alaca¤› bu arkadafllara özellikle iletilmifltir. Buna ra¤men bu arkadafllar karfl›-devrime hizmet edecek do¤rultuda; Partimize sempatisi olan kesimler içerisinde çirkin anti-propagandalar yaparak olumsuz tutumlar›na devam etmektedirler. Devrimci partilere Partimizle ilgili iftira içeren aç›klamalar yaparak örgütlü mücadeleye yan çizen tutumlar›na meflruluk kazand›rmak istemekte ve as›l olarak Partimize düflmanl›klar›n› sürdürmektedirler. Uyar›lar›m›z›n devrimci özünü kavramamakta ›srar etmektedirler… Görülmektedir ki arkadafllar uyar›lar›m›z› bu defa da aptalca bir yöntemle bofla ç›karmaya niyetlenmifllerdir. Ve S›n›f Teorisi dergisi de bu ayn› niyeti paylaflarak Partimize yönelik olumsuz tepkisini dikkatli davran›lmas› flart olan bir temay› sorumsuzca kullanarak kamuoyuna sunmufltur. Bu samimiyetsiz, devrimci

kiflili¤e ve iliflkilere tamamen z›t tutumlar› makul karfl›lamad›¤›m›z kesinlikle bilinmelidir. Kiflisel husumetlerin ve oportünist sald›rganl›¤›n Partimizi ve dolay›s›yla halk›n devrimci hareketini lekelemesine izin vermek gibi bir tercihimizin asla olamayaca¤› idrak edilmelidir. Partimizin ilkelerine, hareket tarz›na, tarihine yönelik çirkin, yalan ve iftira dolu sald›r›lar›n ulaflaca¤› tek sonuç Partimizin ve devrimci-demokratik kamuoyunun nefreti olacakt›r. Partimiz kimi aptalca yöntemlerle kendi kiflisel heveslerini devrimci zeminde meflrulaflt›rmak isteyen unsurlar› muhatap almayacak kadar büyük ve kendine yönelecek çirkin sald›r›lara gerekli tavr› alacak kadar onurlu bir partidir. Yalan ve iftiraya dayanan; Partimizin aç›klamalar›na, kararlar›na, belgelerine dayanmayan hiçbir iddiaya itibar edilmemelidir. Bu türden iddialar›n ancak iddia sahiplerine zarar verece¤i kavranmal›d›r.

Türkiye Komünist Partisi/ Marksist-Leninist MK-SB A¤ustos 2004

Umut Yay›mc›l›k’tan dört yeni kitap

Umut Yay›mc›l›k bürolar›nda ve kitapç›larda ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000 NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

3

27 Ağustos-9 Eylül 2004

“Biz Sünni ve fiiiler; Hepimiz Mukteday›z, Hepimiz Felluceyiz” ABD’nin gerçeklefltirdi¤i sald›r›lar›n ard›ndan direnifle destek vermek için kente gelen halk›n deste¤i sadece protesto gösterileri ile s›n›rl› kalm›yor; yafll› kad›nlar›ndan, gencine ve yafll›s›na kadar herkes silahlanarak ABD’ye karfl› savafl›yor.

Necef’te büyüyen direnifle destek vermek için Felluce’de eylem yapan direniflçilerin pankart›nda yer alan bu slogan bugünün Irak tablosu aç›s›ndan oldukça anlaml› bir mesaj içeriyor. ABD’nin geçti¤imiz hafta Necef’e bafllatt›¤› sald›r›n›n ard›ndan direnifl, büyüyerek yayg›nlaflma özelli¤ini koruyarak devam ediyor. Üstelik ABD’nin bölgeye yönelik ve iflgale bafllad›¤› ilk günden itibaren Irak’a yönelik tüm politikalar›n› alt-üst etme cüretiyle devam ediyor. ABD’nin Irak somutundaki planlar›n› bir kez daha büyüyen direniflle birlikte hat›rlayacak olursak; ülkeye sald›r›n›n ard›ndan askeri gücünü kullanarak halk› ülkeyi denetimi alt›na alacak, Saddam’› devirerek halk›n sempatisini toplayacak, yap›lacak yat›r›mlarla ülke refaha kavuflturulacak, böylelikle halk›n yüre¤i tam denetim alt›na al›nacak ve olas› bir baflkald›r›da da Sunni, fiii çat›flmas›ndan faydalanacakt›. Ancak daha önce de belirtti¤imiz gibi topraklar› iflgal alt›nda tutulan halk, emperyalist sald›r› ve kuflatma karfl›s›nda birbirine kenetlenecek ve aradaki nedenleri zaten sunî olan düflmanl›klar tali bir noktaya indirilerek, ortak direnifl merkeze oturacakt›. Bugün Necef ve Felluce somutunda çok çarp›c› biçimde yaflanan tam da bu gerçektir. Felluce’de Necef direnifline destek eyleminde “Felluce Amerika’ya karfl› Necef’in yan›nda” slogan›n›n at›lmas› emperyalist iflgalcilerin hayallerine verilen anlaml› bir yan›t olma özelli¤ini tafl›maktad›r. Aylard›r ABD ve Irak kukla hükümetinin denetimi d›fl›nda olan Felluce, Irak ve dünya ezilenleri aç›s›ndan bir direnifl simgesi idi. fiimdi bu direnifl merkezine bir yenisi daha ek-

leniyor; Necef. ABD, ülkede denetimi sa¤lamak amaçl› fiiilere yönelik bafllatt›¤› sald›r›da, fiiilerin nüfusunun en kalabal›k oldu¤u Necef kentini büyük bir bombard›man ve kuflatma alt›na ald›. Yüzlerce Irakl›n›n katledildi¤i bu sald›r›lar direnifl oda¤›n› güçlendirme ve Irak halk›n›n kaynaflmas›n› sa¤lamaktan baflka bir ifle yaramad›. ABD’nin her kanl› sald›r›s›, ard›ndan Mehdi Ordusu’nun ve bugün direniflin simgesi haline gelen Mukteda El Sadr’a olan deste¤in büyümesini de beraberinde getiriyor. Irak’ta yap›lan son araflt›rmalarla da kan›tlanan bu durumun tablosunu yans›tmak aç›s›ndan; Mehdi Ordusu’na kat›lanlar›n say›s› son 7 ay içinde 5 binden 20 bine ulaflm›fl durumda, fiii nüfusunun 3-5 milyon aras›ndaki kesimi Mehdi Ordusu’nu ve direniflini sahipleniyor, destekliyor. Ayr›ca ABD’nin Necef’e yönelik sald›r›s›n› protesto etmek için petrol rafinerisi iflçilerinin ifl b›rakma eylemi Mukteda’ya olan deste¤in çap›n› görmek aç›s›ndan da çarp›c› bir örnektir. ABD’nin Necef sald›r›s›n›n hemen akabinde Mehdi Ordusu militanlar›nca Amara’daki petrol kuyusuna yönelik yap›lan eylem Necef’te süren direniflin içindeki önemli geliflmelerden biridir. Yap›lan eylemin ard›ndan Mehdi Ordusu taraf›ndan yap›lan aç›klamada; “Amara’daki petrol kuyusunu atefle verdik. Bu, hükümete ve iflgal güçlerine yapt›¤›m›z basit bir uyar›d›r. Necef’ten 48 saat içinde ayr›lmazlarsa güneydeki ana ihracat hatt›n› bombalayaca¤›z.” Bu eylem ve aç›klaman›n hemen ard›ndan ABD, silahl› gücünü bölgeden çekmek durumunda kald›. Ancak bunun tabi ki ne yap›lan eylem ne de yukar›da yer

alan uyar›dan kaynakl› yap›ld›¤›n› aç›klamad›lar. Bölgede kuflatman›n sürdü¤ü aç›klamalar› ile birlikte bu geri çekilme gerçekleflti. Irak hükümetinin önemli bir gelir kayna¤› olan bu petrol rafinerisi ABD aç›s›ndan da petrol ihtiyac›n›n giderildi¤i önemli merkezlerden biri idi. Yap›lan eylem ve aç›klaman›n ard›ndan ABD’nin geri çekilmeyi, yarataca¤› tüm etkiye ra¤men kabul etmesinin nedeni bu kaynaklar›n elinden gidece¤i ihtimali oldu¤unu bilmesidir. Irak’ta yaflanan bu geliflmeler hiç zaman kayb› yaflanmadan dünya ekonomisindeki yans›mas›n› da buldu. Yap›lan sald›r›n›n ard›ndan emperyalist tekellerin korktu¤u ve “büyük bir krizin” habercisi olma niteli¤i tafl›yan petrol fiyatlar› belirlenmek zorunda kald›. Petrol tekelleri büyük bir telaflla yaflanan bu duruma çözüm bulma sürecine girdi. Gelecek y›l›n felaket senaryolar› aras›nda geçen “petrol fiyatlar› 50 dolara ç›kabilir” tahminleri gelecek y›l› beklemeden bu ay içinde yafland›. Necef’teki sald›r›lar›n ard›ndan piyasalardaki petrol fiyat› 45 dolar oldu. Petrol kuyular›na yönelik yap›lan sald›r›lar›n ard›ndan piyasada var olan petrolü stoklayan ABD, bu yolla Irak’ta süren direniflin a¤›r faturas›n› ç›karmaya çal›fl›yor. Dolarla ticareti yap›lan petrolün yükselen fiyat› ABD’nin daha fazla dolar basmas›n› beraberinde getiriyor. Bas›lan ve hiçbir de¤eri olmayan bu dolarla petrol sat›n alan ABD buradan sa¤lad›¤› kârla iflgalin maliyetini ç›karmay› planlarken, di¤er taraftan da petrol fiyat›n› belirleyebiliyor. Ancak yaflanan bu geliflmelerin tümü son hafta petrol fiyat›nda yaflanan yükselifl dünya ekonomisinin büyük bir krize sürüklenmesi niteli¤i tafl›maktad›r ki, bunun da anlam› yoksulluk oran›n›n artmas›, yoksullar›n daha fazla yoksullaflmas›d›r. Direniflin Sunni halk›n deste¤ini alarak büyümesi ile birlikte iflbirlikçi Irak hükümeti baflta olmak üzere ABD de Mukteda El Sadr’a ateflkes ilan etmesi ve görüflme ça¤r›s›nda bulundu. Ancak Sadr’›n görüflmeler için ortaya koydu¤u 10 maddenin hiç birinin iflgalciler aç›s›ndan kabul görecek yan› yoktu. Çünkü bu 10 maddenin birincisi ABD’nin iflgale biran önce son vermesi. Ki, bunun yan›s›ra ABD yapt›¤› her ateflkes ça¤r›s›n›n ard›ndan fliddetli bombard›manlar yaparak yüzlerce masum insan› katlediyor. Bu koflullar ve flartlar alt›nda görüflmelerin yap›lamayaca¤›n› aç›klayan direniflçiler, sald›r›lar karfl›s›nda direnmeye devam ediyorlar. Birleflerek büyüyen direnifl sadece ABD’yi gittikçe köfleye s›k›flt›rmay› getirmiyor, yan›s›ra deste¤inin de biraz daha zay›flamas›n› beraberinde getiriyor. Pakistan hükümetinin ABD askeri yetkilileri ile yapt›¤› görüflmede Müslümanlar için de¤erli olan yerlere sald›r›lmas›n›n halk› ve hükümeti taraf›ndan hofl karfl›lanmad›¤› aç›klamas› yap›larak, bunun ayn› zamanda bir uyar› niteli¤i tafl›d›¤› aç›klamalar› kamuoyuna yans›yan geliflmeler aras›nda. Nitekim, bu aç›klaman›n ard›ndan Pakistan’da halk büyük bir miting düzenleyerek Necef direniflini destekledi. Bunun yan›s›ra Tayland Savunma Bakanl›¤› Sözcüsü yapt›¤› aç›klamada önümüzdeki hafta içinde

Irak’ta görev yapan askerlerini geri çekece¤ini aç›klad›. Necef’te Hz. Ali türbesine yap›lan sald›r›n›n ard›ndan ‹ran’da yaflayan fiii’lerin yapt›klar› destek eylemi ve ‹ran hükümetinin ABD’ye karfl› yapt›¤› tehditkar aç›klamalar oldukça çarp›c› geliflmeler. On binlerce insan›n kat›ld›¤› ‹ran’da eylem yapan halk›n att›¤› slogan ve tafl›d›klar› pankartlarda “Amerika’ya ölüm”, “‹flgalcilere Ölüm” sloganlar› ön plana ç›kan noktalar›n anlafl›lmas› aç›s›ndan önemli. ‹ran hükümeti ise yapt›¤› aç›klamalarda ABD’nin nükleer santrallerini gerekçe göstererek önümüzdeki dönemde herhangi bir sald›r› durumunu gündeme getirirse, bunlar› kullanaca¤› aç›klamas›, önümüzdeki dönem yaflanacak olas› geliflmeler aç›s›ndan üzerinde durulmas› gereken bir nokta iken, di¤er bir yan› ise Irak’taki direniflin yaratt›¤› etki ve gücü de kavramak aç›s›ndan önemlidir. ABD’nin gerçeklefltirdi¤i sald›r›lar›n ard›ndan direnifle destek vermek için kente gelen halk›n deste¤i sadece protesto gösterileri ile s›n›rl› kalmayarak yafll› kad›nlar›ndan, gencine ve yafll›s›na kadar herkes silahlanarak ABD’ye karfl› savafl›yor. Necef’e direnifl için gelen 40 yafl›ndaki Fad›l Hamid “ya tanklar›n önünde yatacak ya da Necef’i savunmak için Amerikal›lar› öldürece¤im” diyor. Halk›n büyük bir ço¤unlu¤unun bu düflünceyle silahland›¤›n› Felluce direniflinden biliyoruz. Direniflin simgesi durumunda bulunan Sadr, çoktan terörist ilan edildi. Burjuva bas›n ve onlar›n her renkten sat›lm›fl kalemflörlerinin bu “gerici, gaddar ve zalim” adam üzerine yazd›klar› bir dizi özellik direniflçilerin ve gerçe¤in oldukça uza¤›nda. Üzerindeki kefeniyle halk›n karfl›s›na ç›kan Mukteda bu görüntüsüyle halk›na büyük bir güven verirken ayn› zamanda “ben ölsem bile direnifl devam etmeli” ça¤r›s›n› da her seferinde yinelemifl oluyor. Bu gerçe¤i emperyalistler de çok iyi bilmektedir. ABD Deniz Harp Akademisi’nde Ortado¤u uzman› Ahmet Haflim yapt›¤› aç›klamada; “E¤er ölürse flehit olacak, yakalan›rsa halk›n tepkisi daha da artacak, e¤er Nisan’daki gibi bir pazarl›k ve anlaflma gerçekleflirse, siyasi konumu daha da güçlenecek. O her halükarda kazanacak” diyerek gerçekli¤e dikkat çekmektedir. Necef’teki direniflçilerle görüflen bir gazeteciye verilen flu yan›t yukar›da vurgulamak istedi¤imiz gerçe¤i ortaya koyuyor; “Sadr’›n ölmesi direniflimizi asla etkilemez. Sadr sadece bir simge bizim için, biz Allah için, özgürlük için, iflgale karfl› savafl›yoruz ve savaflaca¤›z”. Bu gerçeklik yap›lan tüm “zalim” 盤›rtkanl›¤›n›n bugün için ne kadar anlams›z ve bofl oldu¤unu da göstermektedir. “Direnifle kat›lan 200-300 kad›n›n yükselen z›lg›t sesi bir anda sessizli¤i y›rtarak ortal›¤› kaplad›.” Necef’te, Felluce’de kad›nlar›n z›lg›t seslerine kar›flan silah ve direniflin sesi er ya da geç kazanacak tek ses. ABD’nin tüm yok etmeyi hedefleyen sald›r›lar›na karfl› iflgale karfl› birleflen Irak halk›, atefl ve katliamla etraflar›nda örülmeye çal›fl›lan bu çemberi direniflle y›k›yor.


S›n›fsal Bak›fl “ANCAK NAMUSSUZLAR VE BUDALALAR AKS‹N‹ ‹DD‹A EDEB‹L‹R!” Çak›c›’n›n yurt d›fl›na ç›kar›l›fl› ile beraber bu ba¤lant›da Yarg›tayM‹T iliflkisi ve çeliflkisinin kamuoyuna sergilenmesi, Yavuz Ataç’›n Gladio aç›klamalar›/“itiraflar›”, Van’daki Mustafa Bayram olay›nda yaflananlar, Korkut Eken’in geçici istirahatgah›ndan sine-i millete dönüfl töreni gibi olaylar›n son bir aya s›¤mas› hayli ilginç bir zamanlama oluflturuverdi. Bütün bunlar›n ortak yan›, devlet yap›lanmas›n›n faflist niteli¤ine iliflkin belirlemeye net bir biçimde ›fl›k tutacak örnekler oluflturmalar›yd›. Bölgede uyuflturucu, karapara, s›n›r ticareti, fuhufl vd. yer alt› sektörlerini yöneten eski milletvekili Mustafa Bayram; yanl›fll›kla gözalt›na al›nan o¤lunu karakol basarak “özgürlü¤üne kavuflturuyor”, usulen tutuklan›yor, kefaletle b›rak›l›yor, sonra yine usulen hakk›nda karar ç›kar›larak sözde “aranan kifli” konumuna al›n›yor. Bütün bunlar, ülkenin bir çok yöresinde yayg›n flekilde iflleyen pratikler. Ancak bazen, olaylar bir biçimde d›flar›ya yans›y›p, “devlet”in asl›nda nas›l bir mekanizma oldu¤u ve kimler için ne flekilde iflledi¤i böylece kamuoyunun gözleri önüne serilebiliyor. Polis denilen, halk için “korkulu”, “kudretli” teflkilat›n, efendileri taraf›ndan nas›l da tokatland›¤› ve afla¤›land›¤›, gerçekte nas›l da güçsüz ve aciz oldu¤u bir kez da görülebiliyor. Alaattin Çak›c› isimli mafya karikatürü, “baba” bozuntusu, faflist katilin t›pk› K›rc›, Çatl› vd. faflistler gibi devlet hesab›na sürekli çeflitli ifller yapt›¤› herkesin bildi¤i bir “s›rd›r”. Bunun için art›k yeni kan›tlar›n, yeni M‹T görevlisi pasaportlar›n›n veya itiraflar›n›n ya da telefon kay›tlar›n›n ç›kmas› gerekmiyor. Üzerinden ç›kan telefon defterinde devlet zevat›n›n isimlerinin kay›tl› olmas› da yeni de¤il. Bu kez yeni gibi gözüken ve kamuoyunu hayrete düflürerek meflgul eden, yarg›n›n bafl›nda bulunanlardan birinin bu tür ifllerin içine bulaflm›fl olmas›d›r. Oysa, yarg›n›n hakimler ve savc›lar düzeyinde rüflvet iliflkisine bo¤az›na kadar batt›¤›, yer alt› dünyas› ile yo¤un iliflkiler içinde bulundu¤u araflt›rmalar ile de saptanan ve yayg›n olarak bilinen bir husustu. Hatta geçmiflte DGM savc›lar›n›n Susurluk benzeri kazalar sonucu böylesi iliflkileri deflifre de olmufltu. Bir baflka M‹T yetkilisi Yavuz

3

4

27 Ağustos-9 Eylül 2004

Ataç’›n tam da bu dönemde yapt›¤›, “Gladio ismi tak›lan yap›n›n dört sene sorumlusuydum.”, “Yurtd›fl›nda 200 operasyona kat›ld›m.”, “fiimdi ben size suç da teflkil eden bir sürü olay anlatabilirim. Bunlar›n her biri yarg›l›k, içinden ç›k›lmaz. Bir mücadele yürütülecekse o mücadele böyle bafls›z flusuz busuz yürütülmez.” (Belma Akçura’n›n röportaj›, Milliyet, 10-12.08.04) sözlerine yer verdi¤i çarp›c› aç›klamalar›; sadece Türkiye’deki Kontr-gerilla ve NATOGladio örgütlenmeleri konusunda önemli bir itiraf oluflturmuyor, ayn› zamanda flu günlerdeki tart›flmalar› da ayd›nlat›c› ve tamamlay›c› bir rol oynuyordu. Ve hiç flüphesiz, k›sa bir süre önce “ceza”s›n› tamamlayarak tahliye olan Korkut Eken’in kendisi için düzenlenen karfl›lama töreninde yapt›¤› konuflma belleklerden gitmemiflti. Son derece “mütevaz›” ve “vakur” bir edayla mikrofonu eline alm›fl, tezahüratlar eflli¤inde, hapiste yatmay› da bir görev olarak kabul etti¤ini vurgulam›fl ve iflinin yeniden bafl›nda oldu¤una dikkat çekmiflti. Katliamc›lar›n en büyük fleflerinden Korkut Eken, “devlet” ad›na konuflmay› ihmal etmemifl, tehditlerini s›ralam›fl, yapacaklar›n›n bitmedi¤ini ve göreve haz›r olduklar›n›n da alt›n› çizmiflti. Bütün bunlar, gerekti¤i halde harekete geçmeyen devlet kurumlar› (savc›l›klar, baflsavc›l›klar, hatta emniyet teflkilat›), baflbakan ve cumhurbaflkan›n›n tam bir sessizli¤i ile birlikte okundu¤unda, yasal ve yasad›fl› ikili yüzüyle tipik bir faflist devlet mekanizmas›na iflaret etmektedir. Susurluk’ta ortaya serilen ve devam›nda parça parça dökülen bir dizi gerçeklik, hep ayn› kap›ya ç›k›yor ve faflist yap›lanman›n “örtülü” yan›n› deflifre ediyordu. Bu çerçevede “derin devlet” diye bir kavram icat edildi ve varolan devlet yap›lanmas› bir tür aklanmaya tabi tutularak, ar›zal› ve kirli yanlar bu isimlendirmeyle ayr›flt›r›lmaya çal›fl›ld›. Bugün ayn› tabloyu pekifltiren yeni geliflmelerin yaflanmas›, yine ayn› biçimde “sapma”lar, “bozukluklar” olarak nitelendirilecek, “derin devlet” yan›lsamas› ile mesele bo¤untuya getirilecektir. Bir tak›m soruflturma, a盤a alma, istifa ettirme, görevden uzaklaflt›rma gibi tasarruflar ile “olay” savuflturulacakt›r. Hiç kuflkusuz bu savuflturma iflinde faflizmin

bütün temsilcileri iflbirli¤i yapmak ve üzerlerine düflen rolü oynamak zorundad›r. Zira nihayetinde söz konusu edilen, tam da “âli” ç›karlard›r. Bu durumda egemenlerin “muhalefet”i (özel örnek CHP’nin tavr›) belli s›n›rlar içinde kalmaya özen göstererek düzeni aklay›c› bir rol üstlenmektedir. Bir kez daha bu devletin, onun uygulad›¤› rejimin, sistemin, düzenin hiç de bu ülkedeki en ucuz ve pespaye yalan olan “demokratik” karakterde olmad›¤› gözler önüne serilmifltir. Emperyalizme komparador burjuvazi arac›l›¤›yla ba¤l›l›k ve büyük toprak a¤alar› ile oluflturdu¤u ittifak›n ördü¤ü egemen s›n›flar bileflkesinin feodal-faflist bir dikta rejimini flekillendirdi¤i; burjuva klasik karakterde “hukukun üstünlü¤ü” normlar›n› dahi tafl›mad›¤›; iflleyiflin esasen gayr›-resmi platformda yürüdü¤ü aç›kça görülebilmifltir. Bu sistemden hiçbir kurumun soyutlanamayaca¤›, tümünün birbiriyle iliflkili oldu¤u ortadad›r. Bunun daha iyi anlafl›labilmesi için Korkut Eken’in yapt›¤› konuflma bir kez daha hat›rlanmal›d›r. Eken, tahliye sonras› hitabetinde, TSK’dan polise, YÖK’ten TÜS‹AD’a kadar bütün kritik kurumlar› övmüfl, tümünün baflar›l› oldu¤unu ve bu anlamda güvendiklerinin özenle alt›n› çizmiflti. Ancak bizim bu geliflmeler vesilesiyle as›l de¤inmek istedi¤imiz sorun baflkad›r. Biz, her renkten oportünist ve reformistin y›llard›r bir biçimde de¤indi¤i ve tart›flt›¤›, “Susurluk Devleti”, “Derin Devlet”, “KontrGerilla Cumhuriyeti”, “MafyaDevlet-Siyaset” (veya farkl› kombinasyonlar) gibi senaryolar etraf›nda sak›z çi¤nemeyi öteden beri oldu¤u gibi bugün de do¤ru ve gerekli bulmuyoruz. Faflist diktatörlü¤ün teflhiri bak›m›ndan bunun bir yere kadar yarar› olmakla beraber, hem as›l karakteristik niteleme yap›lmaz hem de bu devlet yap›lanmas›n›n nas›l parçalanaca¤› sorunu tart›fl›lmaz ise, iflte bu noktada bir kez daha ayn› sistemin parças› haline geliniyor demektir. Önce, bu iliflkiler a¤›n›n yap›sal bir karakter arz etti¤i; bir veya birkaç dönemle, bir veya birkaç kurumla ya da bir veya birkaç memur ve görevli ile s›n›rl› olmad›¤› tespiti yap›lmal›d›r. ‹kincisi, bu sistemdeki yasal ve yasad›fl› kavramlar›n›n bir madalyonun iki yüzü oldu¤u saptanmal›d›r. Üçüncüsü, bir tak›m maddi ç›kar iliflkileri hariç tüm faaliyetlerin özünde ve esas›nda, komünistlere, devrimcilere, yurtsever güçlere, k›sacas› halka karfl› en alçakça ve en vahflice yöntemlerle sald›r›lar›n örgütlenmesi görevi vard›r. Dördüncüsü, bunlar›n önemli bir bölümünün em-

peryalizmin yar›-sömürge ülkelerdeki “özel” örgütlenme ve örgütlendirmelerinin ürünü oldu¤u bilinmelidir. Beflincisi, bu faaliyetlerdeki yo¤unlaflman›n s›n›f mücadelesinin ivmesi ile do¤rudan iliflkisi vard›r. Alt›nc›s›, bunlar›n deflifrasyonu, kimi zaman rastlant›lar sonucu olabiliyorsa da, kimi kez aralar›ndaki ç›kar çat›flmalar›ndan kaynakl› gündemleflebilmekte, kimi durumlarda ise bizzat kendileri taraf›ndan “son kullan›m tarihi” gelen bir eleman›n harcanmas›, gözda¤›, ibret vb. flekilde gerçekleflebilmektedir. Bu yorumlar› içine alan bir parantez bize faflist devlet yap›s›n› iflaret eder etmez, hemen ikinci temel sorunu gündemlefltirmektedir. Bu da böylesi bir yap›yla oynanmayaca¤›, ona bir biçimde alet olunamayaca¤›, onun herhangi bir kurumundan stratejik olarak yarar umulamayaca¤›d›r. Bir baflka ifadeyle, fliddete-zora dayal› yöntemle bu mekanizman›n, bu iliflkiler a¤›n›n, bu kurumsallaflman›n parçalanmas›, da¤›t›lmas› gerekti¤idir. Bunun ad› da devrimdir. Ülkemizdeki karakteristik ifadesi de demokratik halk devrimidir. Kitleler, tek yolun bu oldu¤una, kurtuluflun bundan geçti¤ine inand›r›lmal› ve devrim mücadelesine seferber edilmelidir. Aksini önerenlere Lenin yoldafl flöyle sesleniyordu: “Ancak namussuzlar ya da budalalar, proletaryan›n önce, burjuvazinin boyunduru¤u alt›nda, ücret köleli¤inin boyunduru¤u alt›nda gerçekleflen oylamalarla ço¤unlu¤u kazanmas› gerekti¤i ve ancak bundan sonra iktidar› ele geçirebilece¤ini iddia edebilirler. Bu darkafal›l›¤›n ve ikiyüzlülü¤ün zirvesidir; bu, s›n›f mücadelesinin ve devrimin yerine eski toplumsal sistemin, eski devlet iktidar›n›n korundu¤u koflullarda oylamalar›n geçirilmesi demektir.” (Bütün Eserler, Cilt 30/ Polemik1963-, ‹nter Yay›nlar›, Sf. 430) Reformizm/Devrim ekseninde yaflanan kap›flmada emperyalizmin de vargücüyle deste¤ini alan reformistler, ‘90’lardan sonraki kampanyalar›n› art›k soluklar› s›klaflarak sürdürüyorlar. Çünkü 2000’li y›llar, rüzgar› belirgin bir biçimde tersine çevirmifl bulunuyor. Karfl›-devrimci kampanya ideolojik iflas›n› pratikte de yaflamaya bafllad›. Emperyalist-kapitalist sistem “tek alternatif” oldu¤u, “yenilmez” bulundu¤u, “tarihin sonu”nu getirdi¤i gibi tezler de en önde gelen temsilcisi ABD emperyalizmi flahs›nda arabay› devirdi. fiimdi daha güçlü yüklenmek parolam›zd›r. Marksizm-Leninizm-Maoizmin bir dizi ülkede göklere yükselen ateflini, Felluce’de Necef’te iflgalcileri kavuran direnifl atefli ile buluflturman›n zaman›d›r.


5

3

27 Ağustos-9 Eylül 2004

Çi¤li Belediyesi’nde iflçi k›y›m›

Çi¤li Belediyesi’nde çal›flan 187 Kafesan iflçisi geçti¤imiz günlerde Belediye Baflkan› taraf›ndan iflten at›lm›flt›. Geçmifl dönemde Belediye Baflkan› da iflçilerin haklar›n› ve maafllar›n› gasp etmiflti. Yeni Belediye Baflkan› Ensari Bulut da iflçilerin haklar›n gaspetmifl ve maafllar›n› ödemeden iflçileri iflten atm›flt›. Belediye-‹fl Sendikas› üyesi olan iflçiler “para yok” gerekçesiyle iflten at›lm›fl ve maafllar› ödenmemiflti. Maafllar›n taksitle ödenece¤inin aç›klanmas› üzerine geçti¤imiz günlerde iki iflçi kendisini belediye binas› önünde zincirleyerek bu öneriyi protesto etti. Bu protesto sonucu sald›r›ya u¤rayan iki iflçi polis taraf›ndan göz alt›na al›nd›. Yaflanan geliflmelerin ard›ndan direniflte kararl› oldu¤unu belirten Ali Bingöl adl› iflçi 17 A¤ustos 2004 tarihinde süresiz açl›k grevine bafllad›. Para yok gerekçesiyle iflçiler iflten at›l›rken ayn› belediye baflkan› yeni iflçileri ifle alm›fl ve milyarlarca lira para yat›r›m›yla tadilat çal›flmalar›n› bafllatm›flt›r. Bu geliflmeyi de protesto eden Ali Bingöl açl›k grevini 17 A¤ustos 2004 tarihinde saat 10:30’da Çi¤li Belediyesi önünde yapt›¤› bas›n aç›klamas›yla bafllatt›. Bingöl, yapt›¤› aç›klamada “Günlerdir cevap bekliyorum, ama yan›t alamad›m. Taleplerim kabul edilene kadar süresiz aç-

l›k grevine bafll›yorum” dedi. Açl›k grevinin 1. gününde haber ve röportaj için Çi¤li Belediyesi önünde bulunan ‹flçi Köylü, Al›nteri ve Mücadele Birli¤i muhabirlerini engellemek isteyen polis ise muhabirlerin tepkisi üzerine geri ad›m att›. Geliflmelerle ilgili Ali Bingöl’ün görüfllerini ald›k. - Bize yaflad›¤›n›z sorunlar› anlat›r m›s›n›z? Ali Bingöl: Bize toplu sözleflmeden feragat etmemiz için bir dayatma geldi. Biz de buna hay›r dedik. Hay›r dememizin sebebi, bunlar bizim kazan›lm›fl haklar›m›zd›r. Kazan›lm›fl haklar da geriye verilmez. Onlar ‘bu ka¤›d› imzalamazsan›z biz de size iflbafl› yapt›rmay›z’ dediler. Biz de direnece¤imizi belirttik. Bugüne kadar yapt›¤›m›z 8 eylem var. ‹lk yapt›¤›m›z açl›k grevinde anlaflt›k. Ama gördük ki sözlerini tutmad›lar. Geçenlerde bize ‘size 1 milyar verelim geriye kalan› da taksite ba¤layal›m’ dediler. Bu dünyan›n hiçbir yerinde görülmemifltir. Hem beni iflimden edeceksin, haklar›n› elimden alacaks›n, ondan sonra da taksitlendirme yapacaks›n diyeceksin. Böyle bir fley olmaz. Bu insanlarla alay etmek, dalga geçmek gibi bir fleydir, bu ciddiyetsizliktir. Ben ciddi olmalar› için açl›k grevine bafllad›m. Umar›m bu sefer ak›llar›n› bafllar›na toplarlar, ancak bu zeminde anlaflabiliriz. ‹flimizi ve haklar›m›z› teslim ettiklerinde anlaflabiliriz. Aksi takdirde açl›k grevine devam edece¤im ve vazgeçmeyece¤im.

Emekçinin Gündemi EMEKÇ‹LERE YÖNEL‹K SALDIRILARIN ÖZÜ S‹STEM SORUNUDUR Geçti¤imiz günlerde yaflanan h›zland›r›lm›fl tren facias› burjuva medya manfletlerinde günlerce kald›. Kimileri bu olay› anlay›fl sorunu olarak lanse ederken kimileri, pastadan pay kapmak ve demokrasi 盤›rtkanl›¤› yapmak için durumu kulland›. Kimi gözü iktidar h›rs› bürümüfl sözde düzen muhalifiymifl gibi görünen düzen partileri, olaylardan oy kapma telafl› içine girmifllerdir. Çürümüfl düzenin çürümüfl anlay›fl› Pir Sultan’›n o de¤erli saptamas›n› hat›rlat›yor: “Bozuk düzende sa¤lam çark olmaz”. Bu söz bir kez daha gerçekli¤ini kan›tlam›fl oldu. Tren facias› sonucunda burjuva medyadan gelen bir soruya R.Tayyip ERDO⁄AN’›n “haddini bilerek sor” cevab› ve “sorunu ideolojik göstermeyin” demesi soruna nerden bakt›¤›m›z ya da bakmam›z gerekti¤ini aç›kça ortaya koymaktad›r. R.Tayyip Erdo¤an’›n sorunu ideolojik olarak alg›lanmas›n› istememesinin tek nedeni vard›r o da var olan sorunlar›n gerçek nedenlerinin önüne bir perde çekmek, gerçek nedenlerinden insanlar› uzaklaflt›rmakt›r. Nedenine gelince biliyoruz ki toplumsal yaflay›fl› ve bu düzeni var eden esas anlay›fl beslendikleri burjuva ideolojilerdir. ‹ktidardan pay kapma, biraz daha yeme telafl›, koltuklar›na s›k› s›k›ya yap›flma onu kaybetme korkusunun alt›nda yatan her anlay›fl ideolojiktir. Özellikle de insan› d›fltalayan, sermaye düzeninin, geleceklerini tehlikeye atacak anlay›fllar ortaya ç›k›nca, yapacaklar› tek

fley kalmakta o da Tayyip’in yapt›¤› gibi yalana, inkara baflvurmakt›r. Yalanlar›n›n kabul edilmedi¤i zamanlarda ise tehditle, sald›r›yla, katliamla olay› ört bas giriflimine baflvururlar. Bu da faflist düzenin karakteridir. Devrimci hareketin özellikle de iflçi s›n›f› öncülerinin 96’dan bu yana devam eden t›kan›kl›¤› son süreçte atmaya bafllamalar›, özellikle de emperyalist sald›rganl›¤a gösterilen tav›r oldukça olumludur. Devrim bilinci almam›fl sadece düflük ücret nedeniyle alanlara ç›kan emekçilere karfl› sömürü düzeninin gösterdi¤i tavra bak›ld›¤›nda en küçük bir hak arama mücadelesine bile tahammülünün kalmad›¤› görülmektedir. Bu sald›r› sadece greve giden iflçilerin kendisine de¤il yak›n arkadafllar›na, ailelerine karfl› bile pervas›zca yürütülmektedir. Zira olay›n kendisi düzen sorunudur sömürü sorunudur. Komprador patron a¤a devleti kendi düzeninin en küçük bir yap› tafl›n›n tehlikede oldu¤unu anlad›¤› ilk andan itibaren h›rç›nlaflmakta, azg›nca sald›rmaktan geri durmamaktad›r. Bunlar münferit birkaç olay› m›d›r? Yoksa alt›nda yatan gerçek sorun, beslendikleri ideoloji midir? Onlar bunun asl›n› bilmektedirler. Korkular› ellerinden gidecek olan iktidarlar›d›r, iflte onlar› as›l tedirgin eden de budur. Tabii ki bizim bak›fl aç›m›z ideolojiktir. Saptamalar›m›z ideolojiktir. Çünkü konusu geçen olay›n ç›k›fl nedenlerine bakt›¤›-

- Bugüne nas›l gelindi¤ini anlat›r m›s›n›z, gasp edilen haklar›n›z nelerdir? A. Bingöl: Kafesan’›n ihale tarihi bitti. Temizlik iflleri ve park bahçeden k›s›mlar›n. Kafesan’›n baz› ekonomik sorunlar›n›n oldu¤unu söylediler. Bunlar bizi ilgilendirmez. Çünkü çal›nm›fl bir fley varsa, gidip bir önceki belediye baflkan›n› mahkemeye versinler. Kim çal›p-yediyse kim hortumlad›ysa hesab›n› onlar versinler. 163 tane Valilik ve ‹çiflleri Bakanl›¤›n›n gönderdi¤i geçici kadro vard›. Sizinle çal›flabiliriz demifllerdi. Ama bütün haklar›m›zdan feragat etme ad› alt›nda geldiler. Biz de onlara hay›r dedik. fiimdi görüyoruz ki; Kafesan iflas etmedi, halen çal›fl›l›yor ve yasal sürecini koruyor. fiu an bünyesinde 30 tane iflçi var. Sendikadan istifa ettirdiler. Bizin 163’ün üzerinde kadromuz varken, bunu al›p belediye meclis üyeleri ve CHP üst düzey yönetimindeki insanlara hofl görünmek için bofl kontenjan› onlara verdiler. Ay›n 13’ünde CHP ‹lçe Baflkan› Ali R›za Koçer’e dilekçemi götürdü¤ümde bana flu cevab› verdi. ‘Ben senin Çi¤li Belediyesi’nden ekmek yemeni istemiyorum’ demiflti. Çünkü ben ona hizmet ettim, ben çal›flt›m, 36 günde bu seçimi onlar de¤il biz onlara kazand›rd›k. Ama bizim mükafat›m›z bu oldu, bize mükafat› böyle verdiler. Biz de direnerek onlara cevab›m›z› verece¤iz. Bundan sonra da haklar›m›z›n tamam›n› al›ncaya kadar, geri ad›m atmadan, ölüm pahas›na da olsa bunda kararl›y›m, aileme de söyledim, ölsem dahi kimse müdahale etmeyecek. Kesinlikle

haklar›m› almay›nca, burada gerekirse ölece¤im. - Türkiye iflçi s›n›f›na söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? A. Bingöl: ‹flçi s›n›f›na flunu söylemek istiyorum. Biz emek sarfettik, emeklerimizi bu flekilde çarçur etmemeliler. Eme¤e sayg›lar› olmal›. Bu en do¤al hakk›m›z. Biz eme¤imizi sat›yoruz. Tabi ki bizi bir köle al›r gibi taksitlerle vb. yöntemlerle sat›n alamazlar. Bize böyle yaklafl›yorlar. ‹flçi arkadafllar›ma birleflelim diyorum, bu sömürüye son verelim diyorum, biz birleflmedi¤imiz sürece de¤iflen bir fley olmayacak. Hep ayn› oluyor. Art›k buna dur demeliyiz. Ayr›ca Belediye-‹fl Sendikas›’n›n 4 No’lu fiubesi bizim sorunumuza duyars›z kald›. Onlara sözleflme tarihinin bitece¤ini, müzakere yapmalar› gerekti¤ini söyledik. Ama gördük ki Belediye‹fl 4 No’lu fiube yöneticileri bu soruna el atmad›lar. Hep iflverenle oturup, gizli kap›lar ard›nda “iflçiler iflten nas›l at›l›r”, “direnifller nas›l k›r›l›r” noktas›nda bir de iflverene ders verdiler. Buradan büyük bir nefretle bunlar› k›n›yorum. - Teflekkür ederiz. A. Bingöl: Ben teflekkür ederim. Ali Bingöl direnifle bafllad›¤› gün belediye duvar›na “‹fl-ekmek-adalet”, “‹fl yoksa bar›fl da yok” dövizleri asarken Tüm BelSen Çi¤li fiubesi’nden destek istedi. Sendika Bingöl’e “Biz CHP’ye yak›n bir sendikay›z. Bu yüzden sana destek veremeyiz” cevab›n› verdi. (‹zmir)

n›zda insanlar›n açl›k, yoksulluk, iflsizlik, düflük ücret karfl›l›¤›nda geçim s›k›nt›s› çekmeleri ideolojiktir. Yaflamlar›n› sürdürebilmek için birinci dereceden ihtiyaç olan yeterli beslenme, sa¤l›k, e¤itim vb. gereksinimleri karfl›lama talebi bile komprador patron a¤a düzeni taraf›ndan lüks olarak görülmektedir. 1 milyar 422 milyon olmufl yoksulluk s›n›r›, 800 milyona ç›km›fl açl›k s›n›r› varken 150 milyonla 4 nüfuslu aile geçindirme çabas›nda olan insanlar›n talepleri ideolojik de¤ildir de nedir? Örne¤in GSMH’dan askeri harcamalara % 40 gibi bir rakam ayr›l›rken, bir ülkenin geliflmifllik düzeyini belirleyen e¤itime ve sa¤l›¤a çok komik rakamlar ay›rmas› hastal›kl› burjuva ideolojisinin bir ürünüdür. Bu koflullarda tren facias› beklenmedik bir olay de¤ildir. Uflakl›¤›n› yapt›¤› ülkelerden gelen uzmanlar›n bile, raylar›n her 5-6 y›lda yenilenmesi gerekti¤ini söylemesine ra¤men, bunlar “ihmal” edilerek s›rf “iktidar›mda h›zl› treni de yapt›m” demek için insanlar göz göre göre ölüme gönderilmifltir. Bu olay› ideolojik gerçekli¤inden ç›karmaya çal›flanlar ya düzen yardakç›lar›d›r, ya da onun maskeli kalemflörleridir. ‹flte sorun bizim aç›m›zdan bundan sonra bafllamaktad›r. Biz devrimci ve komünistlerin özellikle de bizim gibi yar›-feodal yar›-sömürge, faflist karakterli ülkelerdeki görevi daha fazlad›r. Bu anlamda sorunun çözümü aç›s›ndan birçok kurum, kurulufla çok ifl düflmekte, iflçi-emekçiler aç›s›ndan da biz DDSB’lileri büyük görevler beklemektedir. Peki nedir DDSB’liler olarak sorumluluklar›m›z? Bu sorunu burada ayr›nt›l› bir flekilde yazmayaca¤›z çünkü oldukça genifl bir konudur. Belirtece¤imiz en temel sorun her alanda oldu¤u gibi örgütlenme ve

örgütlü bir flekilde kitlelere gitme sorunudur. Örgütlülü¤ümüzün yaflad›¤› sorunlardan kaynakl› uzun bir dönem DDSB faaliyetimiz birçok bölgede aksam›fl, bundan dolay› da iflçi s›n›f›n›n öz örgütlülükleri olan sendikal kavray›fl› yeterince gün yüzüne ç›karamam›fl bulunuyoruz. Süreç bitmifl de¤ildir ve ne kadar da geç kal›nm›fl olsa kendini daha olgun bir flekilde yap›land›rmak en asli görevlerimizdendir. DDSB’li bizlerin asl›nda az›msanmayacak bir kitleye sahip oldu¤umuz bir gerçektir. Bunun yan›nda da bu kitlenin birçok sürece müdahale konusunda sürekli bir yerlerden ya da birilerinden çal›flma beklemeleri bizim aç›m›zdan do¤ru bir kavray›fl de¤ildir. Görülmesi gereken en önemli tav›r DDSB politikas›n› benimseyen her taraftar ya da iflçi-emekçi yoldafllar›n bulunduklar› yerde DDSB’yi tan›tmas› ve faaliyetçisi olmas›d›r. Örne¤in sürecin getirdi¤i merkezi eylemliliklerde DDSB pankart› var m›, yok mu diye aranmamal›, gerekirse pankart bizler taraf›ndan aç›lmal›d›r. Bu konuda genellikle birkaç yanl›fl kavray›fl hakim olmaktad›r. Bunlardan biri haz›rc›l›¤a düflülmesi ya da kitlemiz az pankart açmayal›m, herkes kurumunda yürüsün mant›¤›na gidilmesidir. Baflka sakat bir kavray›fl ise DDSB’de deflifre olmayal›m, çal›flmam›z› engeller anlay›fl›d›r. Oysa ki bizim gibi önder yoldafl Kaypakkaya’n›n ard›llar› flunu bilmelidir ki bizde her taraftar ayn› zamanda da bir faaliyetçidir, örgütlülü¤ünün bir çal›flan›d›r. Kald› ki flimdiki süreçte bu bizim için bir zorunluluktur. Biliyoruz ki mücadelemiz uzun soluklu bir mücadeledir. Önümüzde mücadelemizin daha çok engebeli alanlar› mevcuttur. Bunlar› kavramak ve cesaretle ilerlemenin zaman› çoktan gelmifltir.


27 Ağustos-9 Eylül 2004

3

6

“Köylüler örgütlenmek istiyor”-2 Ülkemizde üretici köylülerin sorunlar›na her gün bir yenisi eklenip, köylünün s›rt›ndaki kambur her gün biraz daha büyürken; bu sorunlara karfl› köylüleri örgütlemek için yola ç›kan Tüm Köy-Sen’in Genel Baflkan› fievki Konur ile büromuzu ziyareti s›ras›nda yapt›¤›m›z röportaj›n devam›n› yay›nl›yoruz.

- Sözleflmeli üretimden bahseder misiniz? - Sözleflmeli üretim de bu sald›r›lardan bir tanesi. Toprak tekelin elinde; sen ›rgats›n, iflçisin. Kendi iradenle, kendi topra¤›nda, kendi üretim araçlar›nla çal›fl›yorsun. ‹lac›n›, tohumunu o veriyor, sen ona çal›fl›yorsun, o da sana bir pay veriyor. Toprak da senin de¤il herhangi bir tekelin topra¤›. Sen de orada kendi topraklar›nda onun denetiminde çal›flm›fl olacaks›n. Bunun üretici köylüler için iyi bir fley olaca¤›n› düflünmüyorum. Topraklar› ele geçirmenin bir yolu da bu asl›nda. Fiyat› o belirleyecek, ürettiklerin onun, sen çal›fla-

caks›n, ayl›k bir ücret verecek sana. Elde edilen de¤erler onun, iflletmeci o, sen iflçisin onun yan›nda. Hayvanc›l›k da öyle. Hayvanlar› alacak sana verecek; sen bakacaks›n, sen sa¤acaks›n, sütünü vereceksin, sana ücret verecek ama hayvanlar onun olacak. Nereden bakarsan bak amaçlar› ayn›, topraklar› ele geçirmek. - Köylere gitti¤inizde somut olarak köylülerin önüne ne koyuyorsunuz? - Bunu bir örnekle aç›klayay›m. Bursa’da Mudanya köylü mitingi yap›ld›. ‹ki y›l önce Karacabey’e gittim. Yo¤un domates üretiliyor Karacabey’de. Gitti¤imde Karacabey k›rsal›nda Türkiye’nin Güneydo¤usu’ndan tar›m iflçileri gelmiflti. Tarlalarda domates topluyorlar. Tarla sahiplerine toprak sahiplerine sorduk “domatesi kaç paraya veriyorsunuz” diye. 45 bin liraya veriyorlarm›fl. Ama pazardan domatesin kilosunu 250 bin liraya al›yorduk. 45 bin liraya domates üreten köylüler bize “ne yapaca¤›z” diye sordular. “Sendika kural›m” dediler. Hesaplad›k onlar›n 45 bin liradan satt›¤› ve tüketicinin 250 bin liradan ald›¤› domatesin as›l kâr› arac›lara gidiyor. O zaman üretici köylüyü örgütlemek ve sat›fl kooperatifleri-

mizi kurmak gerekiyor. - Köylülerin örgütlenmesinin önündeki en büyük engel nedir, köylere gitti¤inizde nas›l tepkilerle karfl›lafl›yorsunuz? - Köylüler sürekli aldat›lm›fllar. Ziraat odalar›, birlikler, üretici köylü birlikleri, kooperatifleri kurulmufl. Ama sürekli insanlar sömürülmeye, haks›zl›¤a maruz kalm›fl, bir iyileflme getirilmemifl yani. Ziraat odalar› kurulmufl haklar›n› savunamam›fl, birlikler kurulmufl savunamam›fl, kooperatifler kurulmufl bir biçimiyle yozlaflm›fl, yozlaflt›r›lm›fl, gasp etmifller haklar›n›. Bir güvensizlik var örgütlenme noktas›nda. Aktif mücadeleye kat›lanlar genel anlamda devlet bask›s› alt›nda kal›yor. Bundan 15 gün önce Cem Uzan miting yapt›. Cem Uzan’e Lüleburgaz’›n merkezinde belediye ve kaymakam›n yan›nda miting yapt›. Bize ise la¤›m sular›n›n akt›¤› bir derede eylem yapma izni verdiler. Buna ra¤men köylülerin örgütlenme istekleri var, çünkü baflka çareleri de kalmad›¤› gerçe¤iyle karfl› karfl›yalar. Ben umutluyum. - Somut kazan›mlar›n›zdan bahseder misiniz? Örne¤in Ziraat Bankas›’na borçlu olan köylülerin traktörlerine el koydular. Bankan›n P›narhisar flubesi traktörlere el koyup al›p gitmifller. Ancak biz müdahale ettik ve sonras›nda traktörler geri verildi. Ziraat Bankas› Genel Müdürlü¤ü’ne gittik. Köylünün ipote¤ini kald›rtt›k. Örne¤in baflka köyde köylülerin mera olarak kulland›¤› alana jandarma karakolu kurulacakt›. Sendika olarak gittik, muhattap-

Normandy sonunda mühürlendi

10 y›l› aflk›n bir süredir ‹zmir’in Bergama ilçesinin çeflitli köylerinde birçok yasaklama, mahkeme karar› ve Bergama köylüsünün tepkisine karfl›, yasad›fl› bir flekilde siyanürle alt›n arayan Normandy flirketi sonunda mühürlendi. 10 y›l› aflk›n süre içerisinde kâr›na kâr katmak için çal›flmalar›n› sürdüren ve arada s›rada isim de de¤ifltiren emperyalist tekel Normandy Firmas› faaliyetleri sonucunda insan sa¤l›¤›na ve do¤aya zarar vermiflti. Normandy’nin son felaketi ise içme sular›na

zehir bulaflt›rmak olmufltu. At›k baraj›ndan s›zan ve Bergamal› köylülerin yaflam›n› tehdit eden zehirli at›klar içme sular›na kar›flm›flt›. Bilim adamlar›n›n araflt›rmalar› da bu tehdidi do¤rulam›fl; ancak Normandy insan yaflam›ndan daha de¤erli gördü¤ü için alt›n aramay› sürdürmüfltü. Bakanlar Kurulu’nun karar›yla çal›flmalar›n› sorunsuz bir flekilde sürdüren Normandy’nin geçti¤imiz günlerde Dan›fltay 6. dairesi çal›flmay› durdurma karar› verdi. Bunun üzerine ‹zmir Valisi Yusuf Ziya Göksu’nun talimat›yla Normandy mühürlendi. ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n 18 A¤ustos 2004 tarihinde ‹zmir Valili¤ine gönderdi¤i ve “gere¤inin yap›lmas›” istenen yaz›yla vali Göksu karar› Bergama kaymakaml›¤›na iletti. Bu geliflme üzerine Sa¤l›k Grup Baflkanl›¤› ekipleri 19 A¤ustos 2004 tarihinde saat 17:00’de madene giderek karar› bildirdi ve madeni mühürledi.

Bu geliflmeler üzerine DHA’ya aç›klama yapan Bergamal› köylülerin avukat› Semih Özay “Geliflmeleri dikkat ve kuflkuyla izliyoruz. Daha önce de mühürlenmiflti, ancak al›nan baflka bir kararla yeniden açm›fllard›. Endiflemiz 30 günlük süre içinde karar› uyguluyormufl gibi yap›p Bakanlar Kurulu’nun yeni bir karar›yla madeni tekrar açmalar›d›r” dedi. Yaflanan geliflmeler, asl›nda 10 y›l öncesinde yap›lacak olan mühürlenmenin bu kadar sonraya b›rak›lmas›n›n, TC devletinin olayda söz sahibi olmad›¤›n›n da bir göstergesidir. Emperyalizmin ufla¤› olan TC devleti 10 y›l› aflk›n süre içerisinde Bergama gerçekli¤iyle bu rolünü gizleyememifltir. Kendi mahkemelerinin ald›¤› kararlar› uygulayamayan devletin bu hamleleri geçici çözümlerdir, çözüm Bergama köylüsünün y›llard›r yapt›¤› gibi direnmekle sa¤lanacakt›r. (‹zmir)

lar› ile görüfltük ve çeflitli giriflimlerimiz sonras›nda bu karar› kald›rd›k. Tüm bunlar elbette küçük kazan›mlar. Ancak insanlarda yukar›da da bahsetti¤imiz sebeplerden dolay› oluflan güvensizliklerin kalkmas›nda oldukça etkili fleyler bunlar. - Köylerde çeflitli sebeplerden dolay› yaflanan göçlerin ard›ndan köylü say›s›n›n azald›¤› ve bu yüzden sendika ya da farkl› flekillerde köylü örgütlenmelerine ihtiyaç olmad›¤› yönlü görüfllere ne diyorsunuz? - Bu anlay›fl yanl›fl bir anlay›fl. Yani Avrupa’da bile bitmifl bir fley yok. Türkiye’de bir yerde iflsizlik var, sanayi çökmüfl. Bir yerde köylüleri de topraktan kopararak büyük flehirlere göç ettiriyorsun. Büyük flehirlerdeki bu iflsizler ordusu ne olacak? Büyük flehirler yaflanmaz hale gelecek. Ondan sonras› da h›rs›zlar olacak, kapkaçç›lar› olacak. Bu insanlar yaflamak için bir fley yapacak. Katil olacak ya da çete. Üretimi de azalt›yorsun, bunun azalmas› demek köylünün örgütlenmemesi anlam›na gelmez. Çünkü bizim ülkemizde köylülerin örgütlenmeye ihtiyac› var. Üstelik Türkiye’de 35 milyon gibi bir rakam söz konusu. Yukar›da bahsettim devlet neden korkuyor sendikadan. Diyor ki “35 milyon köylüyü ayakland›racaklar.” - Son olarak söylemek istedi¤iniz bir fley var m›? - Bugün E¤itim-Sen’i kapat›yorlarsa yar›n bizi de kapat›rlar, iflçi sendikalar›n› da kapat›rlar. Her fleyi kapat›rlar. Onun için E¤itim-Sen’in de kapat›lmas›na topyekün karfl› olmal›y›z. Ve hepimiz haklar›m›z için mücadele etmeliyiz. (‹stanbul)

Hayvanc›l›k bitiriliyor Türkiye Ziraat Odalar› Birli¤i Baflkan› fiemsi Bayraktar, ülkemizde ifllenen hayvanc›l›k politikalar›n›n bir sonucu olarak et ithalat›n›n artt›¤›n› ve hayvanc›l›¤›n bitirildi¤ini söyledi. Kamuoyuna konuyla ilgili bir aç›klama yapan Bayraktar; hükümetlerin yanl›fl uygulamalar›n› elefltirerek 1980’li y›llardan itibaren hayvanc›l›¤›n giderek geriledi¤ini, koyun say›s›n›n 40 milyondan 25 milyona, s›¤›r say›s›n›n da 15 milyondan 9 milyona düfltü¤ünü ifade etti. Hayvanc›l›¤› Gelifltirme Kararnameleri ile hayvanc›l›¤›n gelifltirilmeye çal›fl›ld›¤›n› ancak baflar›l› olunamad›¤›n›, gerekli önlemlerin al›nmamas› durumunda ülkemizdeki et ihtiyac›n›n büyük ço¤unlu¤unun d›fl ülkelerden karfl›lanaca¤›n› aç›klad›. Bayraktar; artan nüfusa paralel olarak hayvansal ürünlerin artmad›¤›n›, tersine azald›¤›n› da sözlerine ekleyerek sorunun çözümü için önlem al›nmas›n› istedi. (Ankara)


7

3

27 Ağustos-9 Eylül 2004

4 kilo domates 1 bardak çay fiyat›na

Ülkemizin emperyalizme ba¤›ml›l›¤›ndan dolay› hangi parti hükümet olursa olsun emperyalist kurumlar›n direktifini bir bir yerine getirmektedir. Bu nedenle Türkiye tar›m›nda son 10 y›lda ürün fiyat art›fl› 6 bin kat iken üretim girdilerindeki (ilaç, gübre, akaryak›t, alet, makine vs.) art›fl 60 bin kat olmufltur. Tar›ma yap›lan yat›r›mlar›n hemen hemen hepsinin kald›r›lmas›, kredi faiz oranlar›n›n yükseltilmesi, finans sorununda üreticinin tefeci tüccar eline b›rak›lmas›, sübvansiyonlar›n kald›r›lmas›yla küçük üreticilerin girdi temelinin olanaks›z hale getirilmesi köylüyü yoksullu¤un bata¤›na itti. Di¤er nedenlerden biri de K‹T’lerin özellefltirilmesi. Tar›msal kooperatif iflletmelerin tasfiyesi köylüyü tefeci tüccar›n eline b›rakm›flt›r. Biz de köylünün bu zor durumunu yerinde görmek ve yaflad›klar›n› irdelemek amac›yla Bursa’n›n Mustafa Kemalpafla ilçesine ba¤l› Ormankad› ve Tepecik köylüleriyle söylefli yapt›k. - Köylü olarak ne üretiyorsunuz? Ürettiklerinizi pazarlayabiliyor musunuz ve yaflad›klar›n›z› anlat›r m›s›n›z? Muharrem Çak›r: Biz domates, fasulye ve karpuz ürettik bu sene, ancak giderlerimizi karfl›layamayacak hale geldik. ‹ki y›l oldu. Hükümet iktidara geldi. Daha köylüyü, köylünün sorununu a¤z›na almad›. Bursa’da 16 milletvekili var, hiçbiri gelip sizin sorunlar›n›z nedir diye sormad›. Seçimden seçime gelip birçok vaatte bulunup gidiyorlar. Ürettiklerimizi tefeciye, tüccara, arac›ya sat›yoruz. Tüccar gelip mal›m›z› götürüyor, bir k›sm›n› veriyor, bir k›sm›n› vermiyor. Bazen param›z› da alam›yoruz, bizi doland›r›yorlar. Köylü batm›fl durumda. Karpuz dediler karpuzu ektik, ilkten para etti (ilk satabilenler) daha sonra karpuzlar elimizde kald›. Bir karpuzun dönümü 400 milyona mal oluyor. Kilosunu ise 100 ila 120 bin aras› sat›yoruz. Bir dönümden 4 ton karpuz ürün al›yoruz ona göre hesapla, en düflük maliyeti olan m›s›r›n 200 milyon dönüm bafl› maliyeti var. Kilosunu 300 bin liraya sat›yoruz. Bir dönümden bir tona yak›n mahsul al›yoruz. Su paras›, gübre paras›, biçme paras› derken girdi¤imiz kap›dan geri ç›k›yoruz.

- Niçin kooperatif kurmuyor, kendi ürünlerinizi pazarlam›yorsunuz? Muharrem Çak›r: 1974’ten 1987’ye kadar kooperatifimiz vard›, la¤vettiler. Dört y›l baflkanl›¤›n› yapt›m. Köy Kalk›nd›rma Kooperatifiydi. Köylünün yemi, ya¤›, pirinci d›flar›da bir ise biz çeyre¤e veriyorduk. Kooperatifimiz varken durumumuz iyiydi. Ancak içimizde birlik sa¤layamad›¤›m›zdan dolay› kooperatifimiz kaygand›. Neticede köylü iflas etmifl durumda. Köyümüzde 10 bin dönüm domates vard›r. 5 bin dönüm tarlada kal›r, fabrika çal›flm›yor. Tohumu satt›lar parayla, flimdi alm›yorlar. Geçen y›l›n paras›n› dahi alamad›k. Geçen y›l MERKO Afi fabrikas›na verdik, ürünümüzü salça yap›p satt›lar. Bizler ise hala param›z› alamad›k. “BUNLAR IMF POL‹T‹KALARIDIR” - Sizin sorunlar›n›z› ö¤renmeye geldik. Ne üretiyorsunuz, ürettiklerinizin karfl›l›¤›n› alabiliyor musunuz, ürünlerinizi nereye sat›yorsunuz? fierif Sancal: Mazot pahal›, tohum pahal› bir de üstelik ald›¤›m›z tohumdan hastal›k ç›kmakta. Domates ektik para etmedi, domatesin kilosu flimdi 65 bin lira, domateste cepten ödüyoruz. Pancar üretecektik ama kotadan dolay› ekemiyoruz. Sulama birli¤ine borcumuz vard›r, mazotu ödeyemiyoruz, ya hayvan ya da tarla satmak gerekir ki borcunu ödeyebilsin. Domatesin yuvarlak hesap 55 bin lira kilosu. Buradaki fabrikalar kapand›. Tefeciye, tüccara veriyoruz. Onlar da geçen y›lki ald›klar› domatesin paras›n› daha vermediler. - Pancara kota var diyorsunuz ama bu hükümet fleker ithal ediyor. Bunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? fierif Sencal: Akl›m›z ermiyor, biz burada çok güzel pancar üretiyorduk. Önceden istedi¤imiz gibi üretebiliyorduk. 100 dönüm tarlas› olan 5 dönüm pancar ekemiyor. Normalde 25-30 dönüm pancar›n ekilmesin, bizimki kurtar›ls›n. Amerika ve d›fl devletler ektirmiyor. M›s›r da öyle, burada erken biçiliyor, tüccarlar bizden al›yorlar. 200 liraya al›yorlar, 400 liraya sat›yorlar. Biz elimizdeki kuru fasulyeleri ektik daha satamad›k, ama d›fl ülkelerden ithal ediyoruz. Bundan iki y›l evvel iki milyondu kuru fasulyenin kilosu. fiimdi ise

800-900 bin lira maliyetini kurtaram›yoruz. Tüccardan mazot al›yoruz, borcunu ödeyemedi¤imizde mal›m›z›, traktörümüzü sat›yoruz. Enflasyon düflecek dediler rakamlar gösteriyorlar, bizim domatesimizi, karpuzumuzu, biberimizi ucuza alarak enflasyon düfltü diyorlar. - IMF diye bir kurum var. 3 y›ll›k anlaflma yapt›k, kota uygulamas› da bunlar›n politikas›. Bu konuda ne düflünüyorsunuz? fierif Sencal: IMF, IMF dediler çok kötü. Enflasyon düfltü dediler daha da kötüye gitti. Enflasyon yüksek olsa daha iyi olurdu. Herfleye zam yap ondan sonra enflasyon düfltü de. Bunlar hep IMF politikas›d›r. ‹nsanlar›n al›m gücü kalmad›. Daha önceden biz 30 ton bu¤daya bir traktör al›yorduk, flimdi 130 ton da olsa alamay›z. 10 dönüm domatese s›f›r traktör al›yorduk, flimdi 110 dönüm de olsa al›nm›yor. 4 kg domates bir bardak çay etmiyor. Köylünün hali fenad›r. - Üretti¤inizin karfl›l›¤›n› alabiliyor musunuz? Durmufl Ay: Gördü¤ünüz gibi hava ya¤›fll› gitti, çamuru görüyorsunuz. Bunlar› fabrikaya veriyoruz. Fabrika yüzde otuzunu veriyor. MERKO bize çim (fidan) verdi. Biz de mal›m›z› onlara vermek zorunda kal›yoruz. Kooperatifimiz yok, odalar›m›z yok. Fabrikaya ba¤›ml› yapt›lar bizi. ‹mza att›rd›lar çim verdikleri için. fieker pancar›n› kotadan dolay› üretemiyoruz. Üretti¤imizi satam›yoruz. Niçin bizi böyle engelliyorlar bilmiyoruz. Bu gördü¤ünüz tarla, pancar sahas›. Ben isterim pancar ekeyim, domates çürüyor. Pancar hem hayvansal yönden iyi hem de ormanl›k alan oksijen yay›yor, bu do¤aya da iyi geliyor. Seçim dönemi geldi¤inde bizleri kand›r›yorlar. Biz sizin için daha iyi olaca¤›z, sizin hakk›n›z› verece¤iz diyorlar. 280 bin lira ekti¤imiz bu¤day› fiyat aç›klanmad›¤› için tüccara vermek zorunda kald›k. - Siz kendi sorunlar›n›z› anlat›r m›s›n›z? Nadi fienmerifl: Biz domates, fasulye, biber, m›s›r ekiyoruz. Ancak pazarlama konusunda s›k›nt› çekiyoruz. Üretti¤imizin karfl›l›¤›n› alam›yoruz. MERKO diye bir fabrika mallar›m›z› al›yordu. O da baz› nedenlerden dolay› kapand›. Tüccar›n eline kald›k. Pancar çiftçinin sigortas›yd›, ona da kota uygulayarak bitirdiler. D›fl devletler kendi çiftçisine destek verirken Türkiye de bu devletlerin üretti¤i ürünleri ithal edip kendi halk›na yedirmektedir. Biz de bilemiyoruz bu devletin paras› m› yok, neden destek vermedi¤ini biz de bilmiyoruz. Bak görüyorsunuz fi›rnak Cizre’den gelen bu iflçileri çal›flt›r›yorum. 10 milyon lira, çektikleri rezilli¤e göre az. Biz de bir fleyler kazanamad›¤›m›zdan dolay› elimizden gelen budur. (Bursa)

TARLADAN SOFRAYA F‹YAT UÇURUMU Köylüye tar›msal destek verece¤ini söyleyen hükümetin her geçen gün vaatlerinin lafta kald›¤› görülüyor. Sezon bafl›nda 350-400 bin lira olarak belirlenen bu¤day fiyatlar›, TMO’nun hububat al›m›n› tüccarlara b›rakmas› ve tüccarlar›n fiyatlar› k›rmalar› nedeniyle 260-270 bine kadar düflmüfltür. TMO’nun bu¤day al›mlar› ise son 10 y›lda 5 milyon tondan 300 bin tona kadar düflmüfltür. Bu konuyla ilgili olarak Türkiye Ziraatç›lar Derne¤i Baflkan› ‹brahim Yetkin; Eylül ay›nda spekülasyonlarla bu¤day fiyat›n›n artaca¤›n› ve bunun da ekmek fiyatlar›na yans›yaca¤›n› aç›klad›. TMO’nun, zaman›nda köylüye yapmas› gereken ödemeleri yapmamas›, piyasaya kendisi de¤il de tüccar›n girmesi ve onlar›n da çok ucuza ald›klar› bu¤day› stok yapmalar›yla beraber köylüden oldu¤undan çok ucuza al›nan bu¤day halk›n sofras›na gelinceye kadar fiyatlar tavana vuracak. Fiyatlar konusunda köylünün ve halk›n bunu yaflayaca¤›n› önceden tahmin etmek pek zor de¤il. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ)’nün son ald›¤› kararla köylünün bafl›na gelenlerin emperyalistlerin önceden haz›rlad›klar› bir oyun oldu¤u ortadad›r. AB, IMF, DB ve DTÖ’nün k›skac› alt›nda olan yoksul ülkelerin, emperyalist devletlerin (DTÖ’nün) ald›klar› yeni kararlar sonucunda en fazla zararl› ç›kacaklar› bellidir. Türkiye için stratejik öneme sahip olan ve dünyada üretiminin en fazla Türkiye’de yap›ld›¤› ürünler pamuk, ayçiçe¤i, m›s›r, soya fasulyesi gibi ürünlere verilen prim deste¤i de emperyalistlerin son kararlar›yla beraber ortadan kald›r›lmaya çal›fl›lmaktad›r. (Ankara)

TARIM-‹fi DER 1. OLA⁄AN GENEL KURULU’NU YAPTI Bölgemizde yoksul kesimin önemli bir k›sm›n› oluflturan oldukça zor flartlar alt›nda, sigortas›z, güvencesiz çal›flt›r›lan tar›m iflçilerini ayn› çat› alt›nda örgütleyebilmek ve sorunlar›na çözüm üretebilmek amac›yla kurulan Tar›m-‹fl Der 1. Ola¤an Genel Kurulu’nu gerçeklefltirdi. 7 A¤ustos günü saat 11:30’da Çilek Mahallesi’nde yap›lan Genel Kurul tüm devrim flehitlerine atfen 1 dakikal›k sayg› durufluyla bafllad›. Sayg› duruflunun ard›ndan geçici yönetim kurulunun geçmifl dönem faaliyet raporu okunup onayland› ve oybirli¤iyle yeni Yönetim ve Denetim Kurullar›n›n seçimi yap›ld›. Genel Kurul’a tar›m iflçilerine destek olmak amac›yla GÖÇ-DER, SES, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ve ‹flçi-Köylü gazetesi de kat›ld›. Tar›m iflçilerinin büyük ço¤unlu¤unun düflük yo¤unluklu savafl nedeniyle köylerinden zorla göç ettirilen, yoksullaflan Kürt halk›ndan olufltu¤unu söyleyen GÖÇ-DER Baflkan›, iflçilerin mücadelesini selamlayarak Kürt halk›na köye dönüfl ça¤r›s›nda bulundu. SES ise maddi manevi tüm imkanlar›yla özellikle sa¤l›k noktas›nda tar›m iflçilerinin yan›nda olacaklar›n› belirtti. Bizler de ‹flçi-köylü gazetesi olarak tüm tar›m iflçilerinin örgütlü mücadelesini destekliyor, Tar›m-‹fl Der’e çal›flmalar›nda baflar›lar diliyoruz. (Mersin)


27 Ağustos-9 Eylül 2004

3

8

Kürt topraklarına barış ve özgürlük KEMALİST DİKTATÖRLÜĞÜN YIKILMASIYLA GELİR!

Son süreçte KONGRA-GEL militanlar›na, demokratik Kürt kurumlar›na yönelik sald›r›lar giderek daha da artmaya bafllad›. Dersim’de ve Mufl’da gerilla cesetlerini parçalayan, kulaklar›n› kesen militarist güçler, Amed flehri Hevsel Bahçeleri’nde ise dokuz gün adeta terör estirdiler. Elbetteki Kürt topraklar›nda yürütülen sald›r›lar yaln›z bunlarla s›n›rl› de¤ildir. Özellikle gerillalara yönelik sürdürülen sald›r›lar oldukça genifl kapsaml›d›r. ‹mhaya dönük yürütülen bu sald›r›lar›n yan›s›ra, yo¤unlaflan gözalt›lar, siyasi “linç” giriflimleri de devam ediyor. Bu “linç” girifliminin en pervas›z› flehit düflen gerilla ailesine taziye ziyaretinde bulunan Amed Belediye Baflkan› Osman Baydemir ve di¤er baz› belediye baflkanlar›na karfl› yap›ld›. Baflbakan›ndan, Genel Kurmay›na, hükümet sözcüsünden, muhalefet partisi temsilcisine kadar, tüm karfl› devrim erkan› bu insani ve meflru olan davran›fla karfl› adeta kin kustular. Ve hemen valinin giriflimiyle belediye baflkanlar› hakk›nda soruflturma

Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu’ndan protesto Kürt halk›na karfl› siyasi linç girifliminin söz konusu oldu¤unu ifade eden Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu, Kürt halk›n›n hakl› talepleri ve mücadelesinin yan›nda olduklar›n› belirtti. “Kürt halk›na yönelik sald›r›lara son” yaz›l› pankart eflli¤inde Galatasaray Postanesi önünde toplanan Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu üyesi bir grup, “Belediye baflkanlar›na yönelik siyasi linç durdurulsun”, “Vahflete seyirci kalmayal›m” yaz›l› dövizler ve operasyonlar sonucu cesetlerine “iflkence” yap›ld›¤› kaydedilen HPG gerillalar›n›n foto¤raflar›n› tafl›d›. S›k s›k Kürtçe ve Türkçe, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Katiller halka hesap verecek” sloganlar› atan grup ad›na aç›klama yapan Çetin Poyraz, Irak’taki iflgalin bütün Ortado¤u’yu kapsayan bir k›y›m›n parças› oldu¤unu belirterek, Türkiye’de ise Kürt halk›n›n emperyalizm ve Türkiye egemenleri taraf›ndan inkâr ve imha politikalar›n›n hedefi haline getirildi¤ini söyledi. (‹stanbul)

bafllatt›lar. Bu soruflturma nas›l bir neticeyle sonuçlan›rsa sonuçlans›n; buradan önemle görülmesi gereken, TC’nin halk›n iradesiyle seçilmifl Kürt belediye baflkanlar›n›n en insani davran›fllar›na dahi “terörü cesaretlendiriyor” diyerek müdahale etti¤i ve tahammül göstermedi¤i gerçe¤idir. Bu konuda fazla uza¤a gitmeye gerek yok. Yak›n tarihimize iliflkin k›saca da olsa haf›zalar›m›z› biraz yoklayal›m. Devlet kanal›nda, haftan›n belli saatlerine s›¤d›r›lm›fl Kürtçe yay›n yap›lmas› ve DEP milletvekillerinin serbest b›rak›lmas›ndan hareketle, “bu memlekette bir fleyler de¤ifliyor”, “demokratik ve bar›flç›l çözümler için umut art›yor” söylemleri gazete sayfalar›n›n köfle yaz›lar›nda, yorum ve röportaj sayfalar›nda kendine yer bulmaya bafllad›. Dahas› y›llarca Kürt halk›n›n ödedi¤i a¤›r bedeller sonucu yaratt›¤› de¤erleri koruma, sahiplenme yerine kimi Kürt siyasetçileri her fleyi ne oldu¤u belirsiz bir “bar›fl” söylemine feda etme çabas› içindeler. “Art›k bar›fl ortam› korunmal›d›r”, “bir daha ayn› çat›flmal› ortama dönülmemelidir” ve yine savafl›n yaratt›¤› “y›k›mlara” dair bitmeyen tükenmeyen analizler birbirini izlemeye devam ediyor. Unutulmamal›d›r ki; gerçekler, gücünü somutluktan, hakl›l›ktan ve meflruluktan al›r. Dolay›s›yla gerçekleri ters yüz etmeye kimsenin gücü yetmez. Tepeden t›rna¤a militarist bir ruhla flekillenen, ›rkç›l›k ve flovenizmde s›n›r tan›mayan Kemalist diktatörlü¤ün iflçilerin-emekçilerin, ezilen uluslar›n demokratik hak ve özgürlüklerine sayg›l› olmas›n› beklemek; gerçeklerin yerine, hayalleri koymaya çal›flmakt›r. Oysa içinden geçti¤imiz bu zor ve karmafl›k süreçte Kürt iflçileri ve Kürt emekçilerinin yar›n›n baflar›s› ve teminat› için iki önemli noktada ›srar etmeleri gerekir. Birincisi; tarihte iflçilerin-emekçilerin, ezilen uluslar›n lehine elde edilen her kazan›m›n, her baflar›n›n ödenen a¤›r bedellerin, yani zorlu bir yürüyüflün ürünü oldu¤u gerçe¤idir. ‹kincisi; gerçek bar›fl›n ve özgürlü¤ün canilere-katillere bar›fl gömle¤i giydirerek de¤il, canilik ve katillik yapacaklar› koflullar› ortadan kald›rmakla ancak sa¤lanabilir. Ve tüm bu yaflananlar, s›n›f savafl›m›n›n do¤al bir sonucudur. Bask› ve sömürünün, ezen ve ezilenlerin oldu¤u,

›rkç›l›k ve asimilasyon politikalar›n›n dolu dizgin sürdü¤ü bir ülkede-bir co¤rafyada “bar›fl”tan söz etmek, ya mevcut sistemin devam›n› savunmakt›r ya da ezilenlerin öfke ve tepkisini sistem içinde eritmek için gerçe¤in duvarlar›n› hayallerle, sahte “bar›fl” söylemleriyle dövmeye kalkmakt›r. Bugün Kürt halk› ad›na politika yapan parti ve örgütlerin esas›n›n tam da yapmaya çal›flt›¤› budur. Y›llarca haks›z yere tutuklanan, horlanan DEP milletvekillerine yap›lan haks›zl›¤›n hesab›n› sormaya devam etme yerine, birkaç ay erken hapishaneden b›rak›lmalar›, Kemalist diktatörlükte yaflanan de¤iflimlerin(!) propagandas›na vesile olabiliyor. Ya da, Kürt halk›na yönelik TV’lerde Türkçe yürütülen sald›r› ve yok sayma politikalar›n haftan›n belli saatlerinde Kürtçe yay›n› ile yap›lmas› büyük bir geliflme olarak gösterilebiliyor. Yap›lan hileli yaklafl›mlar› teflhir etme yerine “yap›lanlar azd›r, daha cesaretli ad›mlar at›lmal›d›r” vb. temenni dileklerinde bulunabiliyor. Yap›lan tüm bu yan›lg›l› de¤erlendirmelerin Kemalist diktatörlü¤ünün niteli¤ini do¤ru çözümlememekten kaynakland›¤› gerçe¤ini öteden beri ifade ediyoruz. Gücünü MLM bilimsel düflünüfl tarz›ndan de¤il, burjuva milliyetçi düflünüfl tarz›ndan alan bu bak›fl aç›s› olaylar›, olgular› s›n›f bak›fl aç›s›yla de¤il, dar ulusal bak›fl aç›s›yla ele al›yor. Hal böyle olunca, dar ulusal bak›fl aç›lar›na objektif olarak uygun düflen en ufak geliflmelerden hareketle ortaya olmad›k sonuçlar ç›kar›labiliyor. Oysa de¤iflim sürecine girildi¤i denilen TC, ülke içinde ve d›fl›nda Kürt halk›na karfl› genifl kapsaml› bir sald›r› içindedir. Gerillalar›n ölü bedenlerine sald›rarak, halk›n iradesiyle seçilen belediye

baflkanlar›n› görevden almak için her türlü pervas›zl›¤› yapan Kemalist diktatörlük nas›l bir de¤iflim yaflam›flt›r? Demek ki de¤iflen Kemalist diktatörlük de¤ildir. De¤iflen Kemalist diktatörlü¤ün de¤iflti¤ine kendini ikna eden ve Kürt halk›n› da ikna etmeye çal›flan KONGRA-GEL önderli¤idir. Böylesi bir bak›fl aç›s›n›n de¤erlendirmeleri de, gerçeklere göre de¤il, güçlüye göre, s›n›fsal bir zemine dayanan stratejik hedeflere göre de¤il, günü birlik politikalara ve ç›karlara göre yap›l›r. Mesela emperyalistlerin Irak iflgalini alk›fllayan, “ABD’siz Kürt sorunu çözülmez” diyen Kürt siyasetçilerinin ABD’nin KONGRA-GEL’i içten bölmezay›flatma çabalar›n›n somut bir olguya dönüflmesinden sonra, ABD emperyalistlerine lanetler ya¤d›rmaya kalkmas› tam da yukar›da ifade etti¤imiz anlay›fl›n ürünüdür. Kendi varl›klar›na direkt yönelmelerinin, sürecin d›fl›na itilmelerinin yaratt›¤› bir tepkinin sonucudur. Dost ve düflman kavram› da bu düflünüfl tarz›na göre flekilleniyor. ‹flte, dün dost denilene bugün düflman denilmesi tam da bu ideolojik flekilleniflin ürünüdür. Bu dar ulusal ve pragmatist yaklafl›mlar terk edilmedikçe; dost ve düflman kavram› da yerli yerine oturamaz. Kürt halk›na dönük ve Kürt halk›n›n iradesiyle seçilen temsilcilerine karfl› yürütülen her türlü sald›r›ya karfl› tereddütsüzce tav›r almal›y›z. Sahiplenmeye dönük dayan›flma pratikleri gelifltirmeliyiz. Bu ve benzeri görevler önümüzdeki süreçte de daha somut olarak karfl›m›za ç›kacakt›r. Dolay›s›yla flimdiden d›fl›m›zdaki devrimci ve yurtsever güçlerle ortak pratik tutumlar gelifltirme konusunda fikir al›fl veriflinde bulunmak, ortak tutum belirleme konusunda önümüze daha somut görevler koymak gerekir.

‹flkencenin h›z›nda yavafllama yok AKP’nin iflkenceyi saklamaya çal›flmas› yay›nlanan kimi belgelerde ortaya ç›k›yor. ‹ÖG (‹flkenceyi Önleme Grubu) 2002 Ocak ve 2003 Aral›k tarihlerini kapsayan çal›flma raporunun ard›ndan ç›kard›¤› Dokümantasyon Bülteni 4. say›s›yla iflkencenin h›z›nda bir yavafllama olmad›¤›n› bir kez daha kamuoyuna gösterdi. Yay›nlanan bültenle 25 Haziran-25 Temmuz 2004 tarihleri aras›ndaki iflkence vakalar› anlat›l›rken 2002-2003 y›llar›n›n çal›flma raporu da özetlendi. 1981 A¤r› do¤umlu olan E.T. adl› iflkence ma¤durunun ‹zmir Emniyet Müdürlü¤ü Güvenlik fiube’de gördü¤ü iflkenceleri anlatt›¤› bülten Türkçe ve ‹ngilizce olarak iki dilde yay›nland›. Bültende yaflad›¤› iflkenceleri anlatan E.T. “Konak Meydan›’nda resim çekiyordum. Bir grubun bas›n aç›klamas› yapt›¤›n› gördüm. Ben de onlar›n resimlerini çektim. Bu s›rada hiçbir gerekçe gösterilmeden polisler taraf›ndan dövülerek gözalt›na al›nd›m, götürüldü¤üm yerde de dövül-

düm” diyerek yaflad›klar›n› ‹ÖG Bülteni’ne anlatt›. Bültende ayr›ca 1 ayl›k iflkence vakalar› flöyle yans›yor: 1-) Yeflilyurt Polis Karakolu, Alsancak Polis Karakolu, Karfl›yaka Emniyet Müdürlü¤ü Asayifl fiube, Basmane Polis Karakolu, Buca Cezaevi Jandarma Koruma Bölük Komutanl›¤›, Bergama Cezaevi, ‹stanbul Emniyet Müdürlü¤ü Vatan Terörle Mücadele fiubesi ve Beyo¤lu Emniyet Müdürlü¤ü: *18 yafl›ndan küçük ma¤dur say›s›: 7 *18 yafl›ndan büyük ma¤dur say›s›: 6 *Ma¤durlar›n 13’ü de erkek *Toplam dosya say›s›: 9 *25 Haziran-25 Temmuz tarihleri aras›nda yap›lan iflkence metotlar› ise flöyle: Kaba dayak, afla¤›lama, ezme, yaralama, k›rma, kelepçe, pranga, tecrit, tehdit, cinsel travma, kimyasal madde kullan›m›, baflkas›na yap›lan iflkenceyi izletme/dinletme, WC yoksunlu¤u vb. olarak ço¤al›yor. (‹zmir)


3

9

27 Ağustos-9 Eylül 2004

Depremzedeler hala devleti ar›yor! Bundan tam befl y›l önceydi. 17 A¤ustos 1999’da gece saat 03:02’yi gösterdi¤inde Marmara Bölgesi’nde 7.4 fliddetinde ve tam 45 saniye süren bir deprem yafland›. Marmara depremi baflta ‹zmit, Gölcük, Yalova il ve ilçeleriyle birlikte çevre il ve ilçelerde de a¤›r hasarlar meydana getirdi. Devletin aç›klad›¤› rakamlara göre Marmara depreminde 16.987 kifli ölmüfltü. Depremin akabinde devletin depremde ölenlerin yak›nlar›na 750 milyon lira verece¤ini duyurmas›n›n ard›ndan baflvuranlar›n say›s› ise 68 bin kifliydi. Devlet yetkilileri her ne kadar gerçekleri halktan saklamaya çal›flsa da herkes gerçek say›n›n söylenenin kat kat üzerinde oldu¤unu çok iyi biliyordu. 17 A¤ustos’ta halk›n en çok sordu¤u sorulardan biri de “devlet nerede” sorusuydu. Yak›nlar›n› arayanlar, depremden sa¤ kurtulanlar devletin yard›m›n› bekliyorlard›! Ama devlet yine ortalarda yoktu. Devlet yetkilileri kapal› kap›lar arkas›nda gerçe¤i halktan nas›l saklar›z, süreçten kendimizi nas›l kurtar›r›z tart›flmalar›n› yaparlarken depremzedeler sorunlar›yla bafl bafla kalm›fllard›. Sa¤ kurtulanlar arama tarama çal›flmalar›na kat›l›yor, bir-

“Ailemizi hedef gösteren gerici feodal husumetlerdir” Dersim’in Çemiflkezek ilçesine ba¤l› Do¤an Köyü’nde 9 Ekim 1993 tarihinde PKK taraf›ndan katledilen TKP/ML taraftarlar› Meral-Zeynep-Veli Kahraman ailesinin ölümünden sorumlu tutulan ve A¤ustos 2004’te MKP taraf›ndan cezaland›r›lan Zeynel Benler’in ailesinin cezaland›rma eylemiyle ilgili olarak Kahraman ailesini hedef göstermeleri üzerine Kahraman ailesi taraf›ndan 17 A¤ustos 2004 tarihinde ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde yap›lan bas›n aç›klamas›nda Benler ailesinin y›llard›r kendi kindar duygular›na siyasal güçleri de ortak etmeye çal›flt›¤› ifade edildi. Kahraman ailesi ad›na Leyla ve Elif Kahraman’›n yapt›¤› aç›klamada ‘93 y›l›nda ailenin PKK taraf›ndan yo¤un bir bask›yla karfl› karfl›ya kald›¤›n› ve bu bask› sonucunda köylerine yap›lan bir bask›n s›ras›nda iflkenceler alt›nda ailelerinden üç kiflinin katledildi¤i vurguland›. Bu katliamda aktif rol oynayan Zeynel Benler’in Maoist Komünist Partisi taraf›ndan cezaland›r›lmas› sonras›nda gerek Benler ailesinin feodal husumetlerini ve kindar duygular›n› içeren aç›klamalar›n›n, gerekse bu aç›klamalara yer veren Ülkede Özgür Gündem gazetesinin belgelerle ortada duran bu yal›n gerçe¤i tek yanl› bir yan›lg› ile haber yap›p kamuoyuna yans›tmalar›n›n ailelerini ciddi bir tehditle karfl› karfl›ya b›rakt›¤› belirtildi. Kahraman ailesi “Ac›m›zdan ötürü, bu ac›ya arac› edilen siyasi gücün konuya iliflkin aç›klamalar›n› takip edebilmek için kendi yay›nlar›n› ve belgelerini de yurtd›fl›ndaki akrabalar›m›z üzerinden takip etmeye çal›flt›k. Ama maalesef konuya iliflkin do¤rudan bir aç›klama ya da özür ile muhatap olamad›k. Ancak bu siyasi gücün bizzat baflkanl›¤› taraf›ndan yap›lan kimi çözümlemelerde, askeri ve siyasi güçlerinin ciddi düzeyde feodal gericiliklere alet edildi¤ini gördük. Ve buralardan hareketle bizlerdeki kanaat daha bir güçlendi. Gerici feodal husumetler ve kindar duygular, ailemizin katledilmesiyle yetinmemifl, bir siyasal gücü de katliama ortak etmifltir. Bizler Kahraman Ailesi olarak, Zeynel Benler’in öldürülmesiyle ailemizin hiçbir ilgisinin bulunmad›¤›n› belgeleriyle de ortaya koyabilecek durumday›z” dediler. (‹stanbul)

birlerinin ihtiyaçlar›n› karfl›lamaya çal›fl›yorlard›. Yani, enkaz alt›nda kalanlara yard›m eli yine depremzede halktan geliyordu. Devlet bir taraftan depremzedelere yard›m elini uzatmad›¤› gibi di¤er taraftan da depremzedeye gelen yard›mlar› kendi kasas›na att›. Yiyecek, giyecek yard›mlar›n› yandafllar›na da¤›tt›. Da¤›tmad›¤›n› da depolarda çürüttü. Bunun yan›nda kendi sorumlulu¤unun üzerini örtmek için hemen birkaç tane sorumlu müteahhit bulunarak tutukland›. Ancak müteahhitlere ruhsat veren, demirden, çimentodan çalmas›na göz yuman devlet yetkilileri hakk›nda ne hikmetse tek söz söylenmedi, hukuki ifllem yap›lmad›. Tutuklanan müteahhitlerin birço¤u, k›sa süre tutuklu kald›ktan sonra tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›ld›lar. Marmara depreminden sonra depremzedeler prefabrik evlere yerlefltirilirken kald›klar› bölgelere en küçük bir hizmet yap›lmad›. K›fl›n çad›rlar› su bast›. Yaz›n s›caklarda su bulamad›lar. Depremzedeler Derne¤i kurdular. Sorunlar›n› çözmek için çalmad›k kap› b›rakmad›lar. Sorumlulardan hesap sormak için ellerinden geleni yapt›lar. Ama depremin üzerin-

den 5 y›l geçmesine ra¤men depremzedelerin sorunlar› hala ilk günkü gibi duruyor. Ac›lar› hala taptaze. Marmara depreminin üzerinden 5 y›l geçti. On binlerce ölü, on binlerce yaral› ve yüz binlerce evsiz insan› ard›nda b›rakarak. Marmara depreminin ard›ndan ülkemizde Bolu, Do¤ubeyaz›t, Elaz›¤ depremleri baflta olmak üzere birçok deprem daha yafland›. Baflta ‹stanbul olmak üzere birçok yerde fliddeti 7’nin üzerinde deprem bekleniyor. Ancak yaflanan depremlerde de gördü¤ümüz gibi do¤al afetler karfl›s›nda hiçbir önlem al›nm›yor. Hükümetler kendi ceplerini doldurman›n hesab›n› yap›yor. Kapitalist sistemin kâr h›rs›, sömürü sistemi halka daha fazla zulüm, daha fazla ac› olarak geri dönüyor. Teknolojinin geliflti¤i ülkelerde do¤al afetlerin birço¤unda can kayb› olmuyor, küçük maddi hasarlarla do¤al afetler atlat›l›yor. Bizim gibi geri b›rakt›r›lm›fl ülkelerde ise en küçük do¤al afetler katliama dönüflebiliyor. Bunun en son örne¤ini de geçti¤imiz hafta ya¤an ya¤murda Bahçelievler’de üç kiflinin ölümüyle sonuçlanmas›nda, yine Alibeyköy’ün sular alt›nda kalmas›nda görebi-

Tedbirsizlikle gelen sele protesto

15-17 A¤ustos tarihlerinde ya¤an ya¤mur herkese p›r›lt›lar›n arkas›nda binlerin yaflad›¤› öteki ‹stanbul’u tekrar gösterdi. Üç gün öncesinden meteoroloji merkezlerinden ‹stanbul’da beklenen ya¤›fl›n sel bask›nlar›na sebep olabilece¤ine dair uyar›lar geçildi, belediyeler önlemlerimizi ald›k dedi. Ancak her zaman yaflanan Türkiye gerçe¤i bir kez daha kendisini gösterdi. 18 A¤ustos günü saat 13:00’da bir araya gelen ESP’liler Alibeyköy’de her ya¤murda yaflanan insanl›k dram›n› protesto etmek için bir araya geldi. Emniyetin taciz amaçl› kamera çekimi yapmas›na ra¤men çevredeki insanlar›n da ilgisini çeken bas›n aç›klamas›nda konuflan ESP temsilcisi Zehra Aydemir, hükümetin gecekondu ve varofllar›n yo¤un oldu¤u yerlerde bu tarz olaylarda tak›nd›¤› vurdumduymaz tavr› elefltirerek, bu semtlerin altyap› sorununun giderilmedi¤ini, belediyeler ve valilikler için lüks semtlerin önceli¤inin bulundu¤unu anlatt›. Aydemir tüm sel felaketi boyunca di¤er devrimci yap›lar gibi kendilerinin de semtlerde halka yard›ma kofltuklar›-

n› ve su bask›nlar›n›n devam etti¤i 2 gün boyunca Alibeyköy’de olduklar›n› vurgulayarak, burjuva bas›nda ç›kan belediyenin ve devletin yard›m etti¤ine dair haberleri yalanlayarak “Bas›n ça¤›r›ld›, halk otobüse bindirildi, resimler çekildi, kamera çekimleri yap›ld› ve on dakika sonra herkes geri indirildi ve otobüsler gitti. Eyüp merkezi su basmas›n diye Eyüp’e giden kolektörler kapat›ld› ve bunlar Alibeyköy’de taflt›. Karadolap meydan›ndaki sel bask›n›n›n as›l nedeni budur” dedi. Zehra Aydemir’den sonra konuflma yapan Alibeyköy halk›ndan biri “Çocuklar› baflkas›na yollad›m. Ne taahhüt edilen gibi bir yard›m geldi ne de baflka bir fley. Bir de yard›m için gitti¤imiz dernekte bize hakaret ediyorlar; elektri¤inizin suyunuzun borcunu yat›rm›yorsunuz da ondan böyle oluyor diye. Biz de ne para var ne pul” diyerek s›k›nt›s›n› izah etti. Bas›n aç›klamas› s›ras›nda kitle s›k s›k “Haramilerin Saltanat›n› Y›kaca¤›z”, “Saraylara Savafl Varofllara Bar›fl”, “Birlik Mücadele Zafer” sloganlar›n› att›. (‹stanbul)

liriz. 17 A¤ustos depreminde oldu¤u gibi sonras›nda yaflanan tüm do¤al afetlerde de devlet ortalarda yoktu. Ki, ya¤›fllar›n haftalar öncesinden bilinmesine ra¤men do¤ru dürüst bir önlem al›nmam›flt›. Egemen sistemin halk için yapt›¤› bir fley yoktur. Halk ad›na yap›lan her fley de halka ac›, zulüm, daha fazla sömürü olarak geri dönmektedir.

fi›rnak’ta köy boflalt›ld› fi›rnak’›n Beytüflflebap’a ba¤l› Gemav köyü 2001 y›l›ndan sonra ilk defa sözde güvenlik gerekçesiyle boflalt›ld›. Özellikle HPG’nin son süreçte yapt›¤› silahl› eylemlerin ard›ndan bölgede adeta terör estiren devlet, OHAL sistemini aratmayan uygulamalarla bölge halk› üzerinde bask› kurmaya çal›fl›yor. Bölgede bafllat›lan operasyonlar ve çat›flmalarda flehit düflen gerillalar›n cesetlerine iflkence yapan devlet, OHAL döneminde uygulad›¤› köy boflaltmalara da yeniden baflvuruyor. Gerillayla bölge halk› aras›ndaki ba¤› kesmek için uygulad›¤› bu sistemi fi›rnak’ta en son 2001 tarihinde yapm›flt›. O tarihten sonra ilk defa fi›rnak’›n Befltüflflebap ilçesine ba¤l› Gemav köyünde bulunan 30-40 hane boflalt›ld›. Köy boflaltma, köylülerin ‹HD Diyarbak›r fiubesi’ne baflvurmas›yla ortaya ç›kt›. Olayla ilgili bir aç›klama yapan ‹HD Diyarbak›r fiube Baflkan› Selahattin Demirtafl, kendilerine yaz›l› ve sözlü baflvuru yap›ld›¤›n› belirterek “Il›cak (Gemav) köyünden telefonla ve faksla derne¤imize baflvuruda bulunan köylüler, Temmuz ay›nda Alay Komutan›n›n köye gelerek herkesi köy meydan›na toplad›¤›n›, bir daha kimsenin eve dönmeyece¤i tehdidinde bulundu¤unu söylediler. Köyde derenin di¤er taraf›nda bulunan 30-40 hanenin derenin bu taraf›na yerleflmeleri noktas›nda tehdit edilmifller. Ayr›ca Beytüflflebap yolunda patlayan bir may›n nedeniyle bölge halk› üzerinde kesintisiz bir bask› uygulan›yor. Köylülerin bu nedenle kayg› ve korkular› her geçen gün art›yor” dedi. Demirtafl ayr›ca Belediye Baflkan› Faik Dursun ile telefonla görüfltüklerini ve Belediye Baflkan›n›n olay› do¤rulad›¤›n› belirterek “Yeniden köylere dönüfllerin tart›fl›ld›¤› bir süreçte böyle bir olay›n yaflanmas› ak›llara durgunluk verecek bir olayd›r. Bizler köylülerin güvenli¤inin sa¤lanmas› ve zararlar›n›n karfl›lanmas› için acil giriflimlerde bulunaca¤›z. Konuyu ‹çiflleri Bakanl›¤› ve TBMM ‹nsan Haklar› Araflt›rma Komisyonu’na ileterek harekete geçmeleri ve olay yerini de incelemek için bir insan haklar› inceleme heyet çal›flmas› bafllataca¤›z” dedi. (H. Merkezi)


27 Ağustos-9 Eylül 2004

3

10

TUYAB’DAN ETK‹NL‹KLER Aile toplant›s› TUYAB, 22 A¤ustos Pazar günü ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde tutsak ve flehit aileleriyle bir toplant› düzenledi. Toplant›n›n amac› “infaz yasa tasar›s›n›n geri çekilmesi için aileler olarak neler yap›labilece¤i” üzerine görüfl ve önerilerin al›nmas›yd›. Tutsak yak›nlar› toplant›n›n birinci bölümünde infaz yasa tasar›s›n›n ön uygulamalar› niteli¤inde gittikleri farkl› hapishanelerde nelerle karfl›laflt›klar›n› anlatt›lar. Adana 1 No’lu F tipinde yak›n› olan Hac› Çiçek, “Adana 1 No’lu F Tipinin pilot hapishane olarak fleçildi¤ini ve iki hafta üst üste görüfle al›nmad›klar›n›, tutsaklara dayat›lan hapishane kimli¤ini y›rtm›fl olmalar›n›n görüfle al›nmama nedeni oldu¤unu” söyledi. Çiçek “tutsak ailelerini karfl› karfl›ya getirmek için asker ve gardiyanlar›n bilinçli bir flekilde bunu körükledi¤ini, haks›z uygulamalara tepki veren ailelerle di¤er ailelere ayr› muamele uyguland›¤›n›” vurgulad›. Kand›ra 1 No’lu F Tipinde bulunan Özgür Bayka’n›n annesi Hamiyet Bayka “sabah gardiyanlar›n say›m için aya¤a kalkmalar›n› istedi¤ini, tutsaklar›n mahkemeye götürülürken ring arac› içinde niye aya¤a kalkm›yorsu-

nuz diye sald›r›ya u¤rad›klar›n›, sald›r› s›ras›nda S›rr› Usta isimli tutsa¤›n kelepçelerinin s›yr›ld›¤›n› bunun üzerine askerlerin kaç da vural›m gibi psikolojik sald›r›lar›na maruz kald›¤›n›” anlatt›. Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde bulunan Veli Özdemir isimli tutsa¤›n efli Kader Özdemir ise “hapishaneye girerken 3 kez aramadan geçirildiklerini, üzerlerinde metal bulunmad›¤›, problem olmad›¤› halde problem yarat›lmak istenerek ailelerin görüfle gelmelerinin engellenmek istendi¤ini ve böylece tutsaklara yönelik tecritin a¤›rlaflt›r›lmas›n›n hedeflendi¤ini” söyledi. Hapishanelerde yaflanan sorunlar›n aktar›mlar›ndan sonra ailelerin Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s›na iliflkin neler yap›lmal› sorusuna en iyi yan›t› Hamiyet Bayka “ben cop yedi¤imde elimden tutan birisi, birileri olmal› diyerek” verdi. Bu cevap, birlikte hareket etmenin önemine vurguydu. Toplant›ya k›sa bir süre ara verildi. Verilen arada yeni tutsak aileleri ile tan›fl›ld›, sohbet edildi. ‹kinci bölüm Tohum Kültür Merkezi’nden iki arkadafl›n verdi¤i müzik dinletisiyle bafllad›. Ard›ndan ailelerden gelen öneriler üzerine üç komisyon

oluflturuldu. Bu komisyonlar sürece dönük faaliyetlerle görevlendirildi. Bundan sonra aileler infaz yasa tasar›s›n›n ayr›nt›lar› ile ilgili TUYAB taraf›ndan bilgilendirildi. Ayr›ca TUYAB’›n infaz yasa tasar›s›yla ilgili faaliyetleri dile getirildi ve önümüzdeki günlerde yap›lacak eylem takvimi sunuldu. Tohum Kültür Merkezi’nin sundu¤u dia gösteriminin ard›ndan toplant› sona erdi. Bu arada TUYAB’›n “Yeni ‹nfaz Yasas› mahpusluktan kürek mahkumlu¤una geçifltir!” bafll›kl› imza kampanyas› tüm ülke çap›nda bafllat›ld›. Esenyurt’ta panel 21 A¤ustos 2004 tarihinde Esenyurt Hücre ve Tecrit Karfl›t› Platform, ‹nfaz Yasa Tasar›s› ile ilgili bir panel düzenledi. Panelist olarak DEHAP, ESP ve Partizan temsilcilerinin yer ald›¤› panel DEHAP Büyükçekmece ‹lçe Baflkan›n›n konuflmas›yla aç›ld›. Platform üyelerinden bir arkadafl ve ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n›n içeri¤i ve panelin amac›na iliflkin bir metin okudu. Ayn› zamanda avukat olan DEHAP temsilcisi ‹nfaz Yasa Tasar›s› konusunda kat›l›mc›lar› hukuki boyutuyla bilgilendirdi. ESP temsilcisi tecritin iflkence oldu¤unu, insan›n varl›¤›n›n baflka insan-

larla anlaml› oldu¤unu, bunun en çok tecritte duyumsand›¤›n› ve Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n›n insans›zlaflt›rma sald›r›s›n›, birleflerek püskürtmek gerekti¤ini belirtti. Partizan temsilcisi; bugün tecrit için bir araya gelmenin de tecriti k›rman›n ilk ad›m› oldu¤unu, 12 Eylül’den bu yana toplum üzerindeki tecritin geniflletildi¤ini, ayr›ca d›flarda da bu tecritin demokratik kurum ve kurulufllar› susturmak, tüm kurumlar ve insanlar aras›ndaki dayan›flmay› k›rmak biçiminde sürdü¤ünü söyledi. Tutsak yak›n› olan ‹smail Karagöz; alanlarda eylem yaparken coplar›n adres tan›mad›¤›n›, bizim de bu yak›c›l›¤› duyarak yürek ve ellerimizi birlefltirmemiz gerekti¤ini dile getirdi. fiehit ailesi olan Salih Günel; yeni ç›kar›lan ifl yasas›yla tutsaklar için dayat›lan ‹nfaz Yasas› aras›nda özünde bir fark olmad›¤›n›, bu ifl yasas›n›n da esasta insan›n toplumsal bir varl›k olarak her türlü ihtiyac›n› çok sayd›¤›n› ve bu ba¤lamda hapishanelere dönük sald›r›n›n d›flar›ya dönük sald›r›yla ba¤lant›l› ele al›narak ciddiyetinin fark›na var›lmas› gerekti¤ini vurgulad›. Platform üyelerinin yapt›¤› duyarl›l›k ça¤r›s›yla panel son buldu.

Selami Kurnaz flehit düfltü

Gültekin Koç Ölüm Orucu Ekibi (10. Ekip) direniflçisi Selami Kurnaz 12 A¤ustos’ta kald›r›ld›¤› hastanede flehit düfltü.. Ölüm Orucuna Tekirda¤ F Tipi Hapishanesinin tecrit hücrelerinde bafllam›flt›. 5 ay önce Tekirda¤ Devlet Hastanesine kald›r›ld›. 5 ayd›r zorla müdahale tehdidi alt›ndayd›. Selami Kurnaz, 11 fiubat 1964, Arsin/Trabzon do¤umludur. Laz milliyetindendir. Devrimci düflüncelerle 12 Eylül öncesinde henüz 14 yafl›ndayken tan›flt›. 1980’in hemen öncesinde örgütlü olarak Devrimci Yol içinde mücadeleye bafllad›. Cunta sonras› Devrimci Yol’un da¤›l›fl›na ba¤l› olarak örgütsüz kald›. Bu dönemde bir süre tutsak kald›. Ama o yine devrimci ideallerinden kopmad›. 1990’l› y›llar›n bafl›nda Trabzon’da Halkevleri’nde faaliyet

yürüterek ideallerine ba¤l›l›¤›n› sürdürmeye çal›flt›. Ayn› y›llarda ‹stanbul’a gelerek örgütlendi. Bundan sonra mahalli alanda çal›flmalara kat›ld›. Bir süre Trabzon’da Mücadele bürosunda çal›flt›ktan sonra Trabzon Özgür-Der’in kurucu üyesi oldu, burada çal›flmaya bafllad›. Temmuz 93’te tutsak düfltü... Daha sonra 1995 ve 2000’de yine k›sa süreli tutsakl›klar yaflayacak, mücadele kararl›l›¤› yine de¤iflmeyecekti. Tutsakl›klar›n›n d›fl›nda, mücadele etti¤i y›llar boyunca onlarca kez iflkencehanelerden geçirildi. 1994’te ‹stanbul mahalli alan örgütlenmesinde sorumluluklar ald›. 2001 Haziran’›nda bir kez daha tutsak düfltü. F Tiplerine at›ld›. Bu onun son tutsakl›¤› olacakt›. 20 Ekim 2000’den bu yana sürdürülen direniflte bayra¤› devralmak için gönüllü oldu. Gültekin Koç Ölüm Orucu Ekibi’nin bir savaflç›s› olarak bayra¤› on ay boyunca tafl›d›. Ölüm orucunun 117. flehidi olarak s›n›f mücadelesi tarihindeki yerini ald›. Cenazesi kaç›r›ld›! 14 A¤ustos günü Cerrahpafla Adli T›p Kurumu önüne cenazeyi almaya giden TAYAD’l› aileler sabah saatlerinden itibaren Adli T›p Kurumunun evrak ifllemleri ve Kurnaz’›n ailesini

beklemeye bafllad›. Saat 20:00’a kadar süren bekleyiflte tahrik ve taciz amaçl› davran›fllara maruz kalan TAYAD’l› aileler sab›rla cenazeyi bekledi. Mesai bitiminden itibaren Kurnaz’›n ailesinin gelmemesini bahane edenler, Kurnaz ailesi de geldi¤inde evraklar› çoktan haz›rlanm›fl cenazeyi sessiz sedas›z hapishane cenaze nakil arac›na koyarak baflka bir yere kaç›r›p ailelere de “cenazeniz burda de¤il eylem yapmadan da¤›l›n. Cenaze içinde savc›l›¤a baflvurun” denilerek kitle da¤›t›lmak istendi. Demokratik Kitle Örgütlerinden Tepki Selami Kurnaz’›n ölüm orucunda hayat›n› kaybetmesine devletin ‘tecrit’ politikalar›n›n neden oldu¤unu vurgulayan Demokratik Kitle Örgütleri, F Tipi Hapishanelerde bulunan tutuklular üzerindeki ‘tecrit’in bir an evvel kald›r›lmas›n› istedi. Selami Kurnaz’›n “tecrit”e ve F Tipi Hapishanelere karfl› bafllatt›¤› ölüm orucu s›ras›nda Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde yaflam›n› yitirmesi üzerine Halk›n Hukuk Bürosu, Mücadele Birli¤i ve ‹dil Kültür Merkezi bünyesinde çal›flan sanatç›lar yaz›l› aç›klama yapt›. Halk›n Hukuk Bürosu taraf›ndan yap›lan yaz›l› aç›klamada, “Bu ölümlerden ders almay›p, tec-

riti kald›rmak yerine tutuklu ve hükümlülere zorla çal›flt›rmay› ve mavi kefen giymeyi, ölüm orucu yapmay› suç saymay› dayatanlar yaflanacak yeni ölümlerden sorumludur” denildi. ‹dil Kültür Merkezi, yaflanan ölümleri görmezlikten gelmenin insanl›ktan ç›kmak anlam›na geldi¤ine dikkat çekti. Aç›klamada, flunlara yer verildi: “Bütün sanatç›lara, ilerici demokrat insanlara, bu ülke hakk›nda biraz olsun sorumluluk tafl›yanlara sesleniyoruz. Bu ülkede olan her fleyden, bu ülkede bulunan insanlar sorumludur. Yok edilmek istenen bu ülkenin gelece¤idir. Bütün kamuoyunu duyarl› olmaya ça¤›r›yoruz.” Mücadele Birli¤i taraf›ndan yap›lan aç›klamada ise, Selami Kurnaz gibi devrimci tutuklular›n unutulmayaca¤› kaydedildi.

Erol Zavar’la dayanışma Erol Zavar’la Dayan›flma Komitesi 19 A¤ustos 2004 tarihinde Cumhuriyet Postanesi önünde yapt›¤› eylemde Zavar için toplanan imzalar› Cumhurbaflkanl›¤›, TBMM Cezaevi Komisyonu ve Adalet Bakanl›¤›’na gönderdiler. Saat 12:30’da bafllayan eylemde s›k s›k “Erol Zavar’a özgürlük”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” vb. sloganlar at›ld›. Bas›n metnini Dr. Alp Ayan okudu. Ayan konuflmas›n› “Bu kampanyay› Erol Zavar özelinde tüm insanl›k d›fl› sald›r›lara verece¤imiz bütünlüklü yan›t›n bir parças› olarak görüyoruz” dedi. (‹zmir)


11

3

27 Ağustos-9 Eylül 2004

DEVR‹MC‹ TUTSAKLARDAN KAMUOYUNA AÇIKLAMA ‹nsanl›k tarihinin belki de en dehfletli ve en hesapl› olay›yla “Hayata Dönüfl Operasyonu” ad› verilen 19 Aral›k katliam›n›n ard›ndan F tipi tecrit hücrelerine sürgün edilen devrimci tutsaklar olarak; yeni sald›r› politikalar›yla karfl›laflmaya devam ediyoruz. Ailelerimizin katliama ortak olan askerler hakk›nda yapt›¤› suç duyurusu ard›ndan bafllat›lan haz›rl›k soruflturmas›, aradan geçen 44 aya ra¤men halen tan›mlanabilmifl de¤il… Zay›flat›lan toplumsal haf›zan›n güvenlik fleridi içerisinde, Demokles’in k›l›c›n› sallamaya devam eden faflist diktatörlük; varolan toplumsal sessizlikten ç›kard›klar› “onay” hüviyetiyle, bir kez daha can pahas›na kazan›lm›fl haklar›m›za yönelmektedir. “Ça¤dafl demokratik reform paketi” yaygaralar›yla ilan edilen “Ceza ve Tedbirlerin Uygulanmas›” Hakk›nda Kanun Tasar›s› hapishanelerde yap›lan katliamlar›n peflis›ra türlü araçlarla dayat›lan tecrit politikalar›n›n sürekli-

lefltirilmesi ve pekifltirilmesi anlam›n› tafl›maktad›r. Tasar› yasalaflt›¤› anda en baflta Tek Tip Elbise (TTE) ve Çal›flma Zorunlulu¤u (ÇZ) sald›r›lar›yla karfl›m›za ç›kacak olanlar; bunlarla da s›n›rl› kalmayacak, sald›r›n›n kapsam›n› alabildi¤ine geniflleteceklerdir. “Cezaevi sözü içime dokunuyor. Buralar konuk evi” demek suretiyle varolan gerçekli¤i örtmeye yahut “Siz böyle bir sorun yoktur derseniz, yoktur” anlay›fl›yla varolan› yok saymaya çal›flanlar; topluma karfl› düzenledikleri özel psikolojik harekatlarla yaratmaya çal›flt›klar› ve büyük ölçüde baflard›klar› müebbet körlük, müebbet sa¤›rl›k ortam›ndan alabildi¤ine yararlanmakta; henüz yasalaflmam›fl tasar›n›n müeyyidelerini daha bugünden ifller k›lmaya çal›flmaktad›r. Amaç tecrit ve izolasyonu kal›c›laflt›rmakt›r. Devrimci tutsaklar›n, hapishanede bulunan amir ya da infaz koruma memurlar›n›n emretti¤i ya da istedi¤i fle-

kilde davranmamas›; herhangi bir infaz koruma memuru için çok kiflisel bir tutumu dahi, suçun ifllenmifl say›lmas›na gerekçe oluflturabilmekte ve disiplin cezalar› uygulanabilmektedir. Bu yan›yla devrimci tutsaklar; tedavi edilmesi gereken hastalar yahut intikam al›nmas› gereken düflmanlar olarak görülmektedir. Bulundu¤umuz Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde son birkaç aydan bu yana; kap› bozuldu, kap›n›n kenarlar›ndaki duvarlar çatlad›, revirde doktorlarla yahut koridorlarda gardiyanla tart›flt› vb. iddialarla; görüfl, aç›k görüfl, mektup cezalar› gibi disiplin cezalar›yla, çok s›n›rl› haklar›m›z›n dahi gasp›na kalk›fl›lmakta; tecrit uygulamalar›, hergün biraz daha yayg›nlaflt›r›lmaya ve kal›c›laflt›r›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Erdal Süsem ve Hakk› Alçin arkadafllar›m›z, bu sald›r› sürecinin son muhataplar› olmufl, oluflturulan iddialarla; 2 ay mektup 2 ay kapal› görüfl ve 6 ay

ESP, SGD, ÖMP, DHP, BDSP ve Devrimci Mücadele’nin oluflturdu¤u oluflum taraf›ndan yap›ld›.

Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›’na Hay›r! Hapishanelerdeki devrimci tutsaklara tek tip elbise zorunlulu¤unun getirilmesi, irade d›fl›nda zorla çal›flt›rma ve a¤›r disiplin cezalar› içeren Yeni Caza ‹nfaz Yasa Tasar›s›na karfl› ‹zmir’de çeflitli etkinlikler yap›ld›. Daha önce ‹HD, ÇHD ve TAYD-DER’in ‹nfaz Yasas› karfl›t› yapt›¤› kampanyan›n ard›ndan ‹zmir’de Partizan, ‹HD, ÇHD, ÖMP, TAYD-DER, Nakliyat-‹fl, DHP, EKB, ESP, SGD, BDSP, ÖMP ve SDP’nin oluflturdu¤u oluflum ‹nfaz Yasas› karfl›t› eylemlerini bafllatt›. 18 A¤ustos 2004 tarihinde Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n› protesto için K›r›klar F Tipi Hapishanesi önüne giden oluflum bileflenleri yapt›klar› bu ilk eylemle kendisini de deklare etti. Hapishaneye 100 metre kala minübüslerden inen kitle “Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s› geri çekilsin” yaz›l› pankart› açarak kortej oluflturdu. Kortejde “Zorla çal›flt›rmaya hay›r”, “Türkü, marfl, konuflmak yasak” vb. dövizler de açarak yürüyüfle geçtiler. Hapishane önünde de sloganlar›n› hayk›ran kitle ad›na bas›n metnini ‹sminaz Ergün okudu. Ergün, ‹nfaz Yasa-

s›’yla tutsaklar› ve toplumu bekleyen sald›r›lar› belirterek “tasar›, onbinlerce hükümlüyü zorla çal›flt›rma, hapishaneleri de özellefltirmedir” dedi. Ergün aç›klamay› sürdürürken ilk baflta bas›n mensubu san›lan ancak J‹TEM görevlisi oldu¤u anlafl›lan bir kameraman›n aç›klamay› çekmesi üzerine aç›klama durduruldu. Aralar›nda ‹HD ‹zmir fiube Baflkan› Mustafa Rollas’›n da bulundu¤u avukatlar›n müdahale etti¤i J‹TEM’ci flah›s ›srarla çekim yapmaya çal›fl›rken bir yandan da avukatlara hakaret etmeye bafllad›. Bunun üzerine kitle “Bask›lar bizi y›ld›ramaz”, “Faflizme karfl› omuz omuza” vb. sloganlar› atmaya bafllad›. Hapishane içinden 1520 civar› jandarma da ç›karken kitlenin kararl› tutumu sonucu J‹TEM görevlisi eylem yerini terk etti. Aç›klamaya devam eden Ergün “Bizler bu tasar›ya karfl› ç›k›yoruz ve reddediyoruz” dedi. Eylem “Yaflas›n devrimci dayan›flma” slogan›yla bitirilirken bir grubun “Biji Serok Apo” vb. sloganlar atmas› eylem bütünlü¤üne zarar verir nitelikteydi. Bir baflka eylem de ‹HD, ÇHD, Partizan, TAYD-DER, SDP, EKB,

Bildiler, gerçe¤i halka tafl›d› “‹nfaz Yasas›na Geçit Vermeyece¤iz” diyen oluflum üyeleri 21 A¤ustos 2004 tarihinde DEHAP Konak ilçe binas› önünde yapt›¤› bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan infaz yasas›n›n neler getirece¤ini anlatan bildirileri halka da¤›tt›. Bas›n aç›klamas›n› ‹HD ‹zmir fiube Sekreteri Mihriban Karakaya yapt›. Karakaya “bizler hapishanelerde süren tecrit ve ölümleri yasalaflt›ran bu tasar›ya karfl› ç›kaca¤›m›z› bir kez daha kamuoyuna aç›kl›yoruz” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan Kemeralt›, Konak, Çankaya ve Gümrük’te sesli ajitasyon eflli¤inde halka propaganda yap›larak bildiriler yo¤un bir flekilde da¤›t›ld›. Buca ve Karfl›yaka’da da bildiriler yo¤un bir flekilde da¤›t›ld›. ‹HD’den panel Yine 21 A¤ustos 2004’de DEHAP Konak ilçe binas›nda ‹HD ‹zmir fiubesi bir panel yaparek Yeni Ceza ‹nfaz Yasas›n›n içeri¤ini anlatt›. Saat 16:00’da bafllayan panelde ilk sözü alan fiube Sekreteri Mihriban Karakaya, herfleyin ‘suç’ say›laca¤› bu yasa tasar›s›n›n kabul edilmemesi için herkesi mücadele etmeye ça¤›rd›. Ard›ndan söz alan fiube Baflkan› Mustafa Rollas ise, yasan›n hukuksal boyutuna de¤inerek özellikle öne ç›kan baz› maddelerini örneklendirerek anlatt›. Paneli izleyen tutsak anas› Gülnaz Türkmen ise, içerde yaflananlara sessiz kal›nmamas› için ça¤r› yapt›. (‹zmir)

aç›k görüfl cezalar›na çarpt›r›lm›fllard›r. ‹çerde artan sald›r›lar› d›flarda gö¤üslemeye çal›flan ailelerimiz ise d›fl güvenlikten sorumlu jandarmalar taraf›ndan yo¤un sald›r›lara u¤ramakta, üst düzeyde yaralanmalara neden olunmaktad›r. Dün dört bir yan›na çiçekler ilifltirerek, objektiflere içerden bahar görüntüleri sunmaya çal›flanlar, bugün bu çiçekleri kanlar›m›zla sulad›klar›n› gizlemeye çal›flmaktad›rlar. Ama kanlar›m›z saks›lar›na s›¤maz olmufltur. Elimizden al›nmaya çal›fl›lan, bask›lara karfl› direnme hakk›m›z› sonuna kadar kullanacak ve; B‹Z KAZANACA⁄IZ!!! Tüm bas›n› ve kamuoyunu gelifltirilmeye çal›fl›lan bu kapsaml› sald›r›lar karfl›s›nda duyarl›l›¤a ve devrimci tutsaklar›n direnifline sahip ç›kmaya ça¤›r›yoruz. Tekirda¤ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi tutsaklar› ad›na Bayram Kama, Erkan Altun, Murat Karayel, Hasan Polat, Hasan Rüzgar, ‹mam Akmut

Tutsaklara sald›r› 5 A¤ustos 2004 tarihinde Befliktafl A¤›r Ceza Mahkemesi’nde duruflmaya getirilen tutsaklar, mahkemeye götürülürken askerlerin sözlü tacizine u¤rad›. Saat 11:15 gibi Befliktafl A¤›r Ceza Mahkemesi önüne gelindi¤inde nezaretin dolu oldu¤u ileri sürülerek tutsaklar nezarete konulmad›. Coflkun Akdeniz, Baysal Demirhan, Aslan Taflhan, Hüseyin Uzunda¤, F. Ergün Arpaç, Gökhan Oruç, Sinan Gülüm, Caner Uluç ve Cihan Karaman isimli tutsaklar burada 5 saat bekletildi. Sinan Gülüm adl› tutsak rahats›zl›¤›ndan dolay› k›sa süreli bayg›nl›k geçirdi. En sonunda ringi sallay›p slogan atan tutsaklar flikayetlerini mahkemede dile getirdi. Mahkemenin ard›ndan Fatih Ergin Arpaç adl› tutsak ring arac›na binmesine az kala askerler taraf›ndan sert bir flekilde itilerek düflürüldü ve ard›ndan dövülmeye baflland›. Bunun üzerine bütün askerler ring arac›n›n içine girerek tutsaklara sald›rmaya bafllad›lar. Baysal Demirhan adl› tutsa¤› saç›ndan tutarak d›flar› çekmeye çal›flt›lar. Tutsaklar yapt›klar› aç›klamada konu ile ilgili suç duyurusunda bulunduklar›n› belirttiler.. (H. Merkezi)

Gazeteciye 5 y›l hapis Al›nteri gazetesi Yaz›iflleri Müdürü Sakine Yalç›n, 5 Ekim’de hakim karfl›s›na ç›kacak. Yalç›n, gazetenin 19 Ocak 2002 tarihli nüshas›nda ç›kan “Zeynel Karatafl Ölümsüzleflti” bafll›kl› haber yoluyla “Türkiye Komünist Partisi Marksist LeninistTKP(ML)- örgütüne propaganda suretiyle yard›m” edildi¤i gerekçesiyle ceza alm›fl, gazetenin bir hafta süreyle kapat›lmas›na da karar verilmiflti.

Bo¤az Köprüsü’nde eylem F tiplerinin kapat›lmas› talebiyle 26 A¤ustos 2003 günü Ölüm Orucu eylemine bafllayan Remzi Ayd›n’a destek vermek ve tecrite karfl› ses yükseltmek için bir grup DETAK’l› (Devrimci Tutsak Aileleri Komiteleri) Bo¤az Köprüsü’nü trafi¤e kapatarak eylem yapt›. Yolu kesen DETAK’l›lara polisle birlikte bir grup faflist sald›rd›. Vahflice sald›ran faflistler, 34 BB 384 plakal› bir arac› soyad›n› ö¤renemedi¤imiz Erdem ad›nda gencin üzerine sürerek çarpmak suretiyle a¤›r yaralad›lar. Eylemcilerin tamam› gözalt›na al›nd›.


27 Ağustos-9 Eylül 2004

12

3

Ahmet Laço ve Sevda Y›ld›z E¤itim Kamp›

BAfiARI ‹LE GERÇEKLEfiT‹R‹LD‹ Yurt d›fl›nda geleneksel olarak düzenlenen ve bu y›l üçüncüsü yap›lan ve Proletarya Partisi’nin ideolojik-politik hatt›n› kavratma amaçl› olarak organize edilen e¤itim etkinliklerinden bir yenisi daha sonuçland›. TKP/ML’nin son flehitlerinden olan ve Dersim halk›n›n ba¤r›ndan ç›karak, bir süre önce yine Dersim da¤lar›nda ölümsüzleflen Ahmet Laço ve Sevda Y›ld›z’a atfen düzenlenen e¤itim kamp› baflar› ile sonuçland›. Ahmet Laço Ve Sevda Y›ld›z E¤itim Kamp› parti, devrim ve s›n›f mücadelesi ekseninde, devrimci bilincin kuflan›lmas›n›n yeni bir ad›m› olarak ele al›narak gerçeklefltirildi. 10-17 Temmuz 2004 tarihlerinde Alp da¤lar›n›n eteklerinde gerçeklefltirilen e¤itim kamp›, ideolojik-teorik donan›m›n, politik mücadele bilincinin yan›nda, kolektif yaflam, sorumluluk bilincinin kavrat›lmas› ve kültürel, sportif etkinliklerle zengin bir tarzla ele al›narak, kat›lanlar›n hepsinin olumlu tepkilerini alarak sonuçland›. E¤itim konular›n›n birinci konusunu SBKP(B), ÇKP ve TKP/ML tarihi ve siyasal görüflleri oluflturdu. Buna ba¤lant›l› olarak ele al›nan Parti’nin devrimdeki rolü, devrimci partilerin demokratik merkeziyetçilik ilkesi, örgütlenmenin baz› temel meseleleri, devrimci elefltiri-özelefltiri ilkesi ve görevlerimiz gibi meseleler ikinci konu olarak ifllendi. Üçüncü konu ise emperyalizmin 21. yüzy›lda dahi en çok korktu¤u ve onu temellerinden sarsacak güce sahip olan, evrensel bir gerçek olarak da dünyan›n f›rt›na merkezlerinde kendini günden güne daha çok hissettiren, Demokratik Devrim Stratejisi HALK SAVAfiI idi. Bu konular günlere ayr›larak verildi. Günlük çal›flma tarz› olarak her gün saat 7:00’de kalkan ve 7:30’da spor e¤itimine bafllay›p, 8:00’de kahvalt› yapt›ktan sonra saat 9:00’da e¤itimin birinci bölümü 12:30’da sona eriyordu. Ö¤le yeme¤i ve serbest bölümün ard›ndan saat 15:00 ile 18:30 aras› günlük e¤itimin ikinci bölümü gerçeklefltiriliyordu. Ayr›ca her e¤itim konusunun bitirilmesinin ard›nda ifllenen konu üzerine dört grup oluflturuluyor, devrimci bilgi yar›flmas› düzenlenerek, e¤itmenler taraf›ndan verilen bilgilerin haf›zalara kaz›nmas› derinlefltiriliyordu. Bilginin tazelenmesinin yan›nda mizahi aç›dan da oldukça zengin ve iddial› geçen bu yar›flmalar kolektif yaflam›n önemli bir parças› olarak görev görmekte ve yoldafll›k duygusunun pekiflmesinde ciddi bir etken olarak hizmet görmekteydi. Bunun yan›nda spor etkinlikler, turnuvalar ve kolektif geziler sosyal iliflkilerin pekiflmesinde önemli rol oynuyordu. Yiyecek ve güvenlik noktalar›nda kolektif nöbet sistemi ile ele al›nan kamp faaliyeti üç y›l›n vermifl oldu¤u tecrübeye ba¤l› olarak da oldukça düzenli geçiyordu. Bu kampta öncekilerine nazaran örgütsel aç›dan nispeten yeni olan fley, genç ve tecrübesiz yoldafllar›n a¤›rl›kl› olarak kat›l›m›n ço¤unlu¤unu oluflturmalar›na ra¤men sorumluluk bilinci ve sosyal kaynaflma

noktas›nda oldukça ileri bir düzey yakalamalar› idi. Bu özellik hemen göze çarp›yor ve bir çok kifli taraf›ndan bizzat dile getiriliyordu. Yurt d›fl›n›n nispi refah ortam›nda, yozlaflman›n ve tasfiyecili¤in etraf›m›z› çevreledi¤i bir mecrada kat›l›mc› yoldafllar›m›z›n disiplin, kolektif yaflam, paylafl›m ve sorumluluk bilinçlerindeki performanslar› gelecek faaliyetler aç›s›ndan bizi umutland›r›yordu. Bununla birlikte kat›l›m›n a¤›rl›kl› bölümünün gençlerden olmas›na ba¤l› olarak yarat›c›l›k, coflku, ö¤renme h›rs›, araflt›rma iste¤i kampta göze çarpan baflka önemli özelliklerdendi. Akflam›n serbest saatlerinde, günlük siyasal sohbetlerin yan›nda sazl›-sözlü halk türküleri, devrimci türküler, marfllar ve fliirlerle e¤itim kamp› kültürel aç›dan da pekifltiriliyordu. Kapan›fl günü e¤itimin amaç ve hedeflerinin anlat›ld›¤› k›sa ve vurgulu bir konuflman›n ard›ndan, kat›l›mc›lar›n yetenek ve becerileri do¤rultusunda haz›rlad›klar› kültürel katk›larla düzenlenen küçük bir gece, yoldafll›k iliflkisinin doruk noktas›n› yans›t›yordu. Hep birlikte parti, devrim ve ordu marfllar› eflli¤inde herkes tek ses, tek yürek oluyor ve ard›ndan bu coflku ile halaya durularak gece devrim and›yla bitirildi. E¤itim kam›n›n gelecek senelerde daha baflar›l› ve etkili k›l›nmas›na hizmet etmesi için yap›lan anket sorular›na verilen cevaplardan baz› örnekler: - E¤itim kamp›n› ideolojik-siyasal ve örgütsel aç›dan nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Cevap 1: Seçilen konular yaflad›¤›m›z sürecin sorunlar›na cevap verecek nitelikte ve isabetlidir. Özellikle nas›l bir Parti sorusuna bu kampta verilen cevaplar, henüz yeni demokrasi mücadelesinin bafl›nda olan bizler için çok önemli ve gerçekçi idi. Cevap 2: Genel anlam›yla verimli olmufltur konular birbirini tamamlam›flt›r. Yaflad›¤›m›z t›kan›kl›klara ve sorunlara iyi bir cevap olmufltur. Parti bilincimizi ileriye tafl›m›flt›r. Cevap 3: Konular›n seçimi ve sunuluflu genel olarak iyi idi. E¤er biz bu dava için bedel ödeyeceksek, kendi ideolojiksiyasal çizgimizi bilmemiz ve kavramam›z gerekiyor. - E¤itim kamp›n› organize aç›s›ndan nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Cevap 1: Baflar›l› fakat konular bütün alanlara önceden bildirilmeli idi. Baz› alanlar burada ö¤renmifller. Bunun nedenleri araflt›r›lmal›d›r. Cevap 2: Olumlu buluyorum. Örgütümüzün bizi buraya davet etmesi onurland›r›c› bir durumdur. Herkesin buna lay›k olmas›n› umut ediyorum. Cevap 3: Kat›l›mlar›n hedeflenen kesimi temsil etmemesi bak›m›ndan eksiktir. Buna ra¤men takviyelerle de olsa afla¤›lara do¤ru geniflletilmesi olumludur. Organize esasta olumlu ve baflar›l›d›r. - Kamp› kültürel, sosyal ve sportif etkinlikler aç›s›ndan nas›l de¤erlendiri-

yorsunuz? Cevap 1: Baflar›l› ve oldukça olumludur. Cevap 2: Bu kamp›n en iyi yanlar›ndan bir tanesi sportif ve sosyal etkinliklerdi. Yoldafllar›n birbirlerini çok yönlü tan›malar›na ve kaynaflmalar›na katk› sa¤lad›. Cevap 3: Kolektif yaflam›n ciddi bir parças› olan bu faaliyetlerde gönüllü disiplin olgusunun oturmas› ba¤lam›nda baflar›l›d›r. - Kamp komitesini yönetim tarz› ve görevlerini yerine getirmesi bak›m›ndan nas›l de¤erlendiriyordunuz? Cevap 1: Herhangi bir olumsuzluk yoktu. Organize aç›s›ndan olsun, görevlerin yerine getirilmesi aç›s›ndan olsun olumlu idi. Cevap 2: Olumlu idi fakat al›nan baz› kararlar›n uygulanamamas› geçici de olsa baz› gevflemelere yol açt›. Zamanla giderildi fakat daha titiz olunmal›d›r. Cevap 3: Görevlerini yerine getirmede ortak hareket etmeleri iyi idi. Elbette baz› eksiklikler olacakt›r. Elefltiri ve önerilere aç›k olmalar› baflka bir olumluluk idi. - E¤itim kamp›n› e¤itime kat›lan arkadafllar›n bilefleni aç›s›ndan nas›l buluyorsunuz? Cevap 1: Genç ve yeni insanlar›n a¤›rl›kta olmas› aç›s›ndan olumlu buluyorum. Gelecek kamplarda da genç ve mücadele ruhu taze arkadafllar›n kat›l›m›na özel bir önem verilmelidir. Cevap 2: Ço¤umuz bu tür kamplara kat›lan arkadafllar›n siyasi ve bilinç seviyelerinin yüksek olmas›na önem veriyoruz. Bence partiye, devrime ve davaya ba¤l›l›k ölçüt olmal›d›r. Buras› zaten siyasi bilinç faktörünü kazanmak için düzenlenmektedir Cevap 3: Kat›l›mc›lar›n seçilerek ve karma olarak getirilmesini daha faydal› görüyorum. - E¤itmenlerin yöntemlerine iliflkin görüflleriniz nelerdir? Cevap 1: Tepegöz projektörü kullanma yöntemi olumlu ve bir zenginlik katm›flt›r. Gelecek e¤itimlerde görsellik daha da gelifltirilmelidir. Bunu yapabilecek beceri ve kapasiteye örgütümüz sahiptir. Bu konularda genç arkadafllar›n bilgilerinden yararlan›lmal›d›r. Cevap 2: En çok tart›fl›lan konular ayn› zamanda en çok kavranan konular oldu. Dolay›s›yla e¤itilenlerin tart›flmalara ve e¤itim süreçlerine bu kampta daha fazla ifltirak etmeleri olumluluktu. Cevap 3: E¤itmenlerin haz›rl›klar› genel olarak iyi idi fakat daha iyi ve zengin olabilirdi. Güncel sorunlarla ba¤lant›lar daha çok kurulmal›yd›. - E¤itim kamp›n›n kendi üzerinizdeki etki ve faydalar› nelerdir? Cevap 1: Benim aç›mdan gerçekten çok iyi idi. Bu tür e¤itim kamplar› insanda motivasyon ve heyecan yarat›yor ve okumaya teflvik ediyor. Cevap 2: Geçen y›lki kampa kat›lmamdan hareketle yola ç›karak de¤erlendi-

rirsem benim aç›mdan sosyal pratikte etkisi büyüktü. Partiye, yoldafllar›ma ve kendime olan güvenim daha da artt›. Cevap 3: Normal yaflant›n›n d›fl›nda günlük yaflam›n programl› ve disiplinli olmas›n›n üzerimde olumlu etkileri oldu. Cevap 4: Etkileri ve faydalar› çok yönlü olmufltur. S›n›f bilincimizi yükseltmifl, mücadele azmimizi ve kararl›l›¤›m›z› bilemifltir. Öncü olman›n sorumlulu¤unu, bunun bizlere yükledi¤i görevleri kavrat›p, bizleri parti bilinciyle kuflatm›flt›r bu e¤itim kamp›. Emperyalizmin ezilen dünya hallar›na ve iflçi s›n›f›na sald›r›lar› pervas›zca yükseltti¤i bir dönemdeyiz. Hayat›n bütün alanlar›nda emekçilere yönelik paket sald›r›larla sömürü sürecinin perçinlefltirildi¤ini her akl› bafl›nda insan görmektedir. Dünya gerici egemen s›n›flar›, bu sald›r›lar›n› topyekün harekat ederek yapmaktad›rlar. Her ne kadar kendi ulusal ç›karlar› söz konusu oldu¤unda ayr›fl›yormufl gibi gözükseler de onlar, mesele halklar›n ve iflçi s›n›f›n›n ç›karlar› oldu¤unda birleflerek azg›nca sald›rmaktad›rlar. Emperyalist savafl, iflgal, talan, sosyal-siyasal-hukuksal y›k›m politikalar› bu komplike sald›r›lar›n aç›k ifadeleridir. Art›k emperyalist burjuvazi kendi yaratt›¤› de¤er yarg›s› olan burjuva demokratik k›r›nt›lar› bile y›kacak kadar gericileflmifltir. Onlar asl›nda kendi sonlar›n› haz›rlamaktad›rlar bir anlamda. Ama dünyay› ve geliflmeleri yorumlamak tek bafl›na yeterli de¤ildir. Bilindi¤i gibi Marksizm’in devrimci özünde aslolan dünyay› de¤ifltirmektir. Dünyay› de¤ifltirecek olanlar ise, s›n›f mücadelesinin k›zg›n ateflinde ve örsle çekiç aras›nda piflerek öne f›rlayan kadrolard›r. Gelece¤in devrimci komünist militan ve kadrolar›n›n yaratman›n yurt d›fl› cephesinden katk›s› olarak alg›lanan ve art›k geleneksel olarak yap›lan e¤itim kamplar› genç, yetenekli, inançl›, fedakar ve cesur devrimci ve komünistleri yaratmak için düzenlenmektedir. Her y›l bir flehidimizin an›s›na düzenlenen bu seneki e¤itim kamp›n›n özelli¤i, Dersim da¤lar›nda düflmana, her türlü zorluklara ve ihanetlere inat, silah elde-parti türküsü dilde, üretken bir tohum olarak topra¤a düflen son flehitlerimiz Ahmet Laço ve Sevda Y›ld›z ad›na düzenlenmifl olmas›d›r. An›lar› bilincimiz, kavgalar› erincimiz, ac›lar› kinimiz olan flehit yoldafllar›m›z›n flahadetleri önünde sayg› ile e¤ilirken ve ard›llar› olarak onlar›n izinden flaflmaz bir kararl›l›kla yürüyece¤imiz sözünü verirken, düflmanlar›m›za ve onlar›n müttefiklerine de diyoruz ki; Vahfletiniz, zulmünüz, sömürü ve sald›r›lar›n›z, bizim daha güzel bir dünya yaratma utkumuzdan daha güçlü de¤ildir. Siz her geçen gün, kendi kuyunuzu kendiniz kazarak hazin sonunuzu yak›nlaflt›rsan›z da, boynunuza son ilmi¤i takma tad›n› ancak proletarya ve onun ezilen müttefikleri ç›karacakt›r. Baflka kurtuluflunuz yoktur.


13

3

YDG, Castleblair iflçilerini ziyaret etti

Daha iyi bir ücret ve çal›flma koflullar›n›n düzeltilmesi için D‹SK çat›s› alt›nda toplanarak örgütlenmeye karar veren Marks&Spencer’a ba¤l› Castleblair fabrikas›nda çal›flan iflçiler sendikan›n ihanetiyle karfl›laflmalar› sonucu ifllerinden at›lm›fl ve tazminatlar›n› alamam›flt›. At›lmalar›n›n ard›ndan fabrika önünde direnifl bafllatan iflçiler, 50 günü aflk›n süredir direniflleri boyunca Marks&Spencer’›n çeflitli flubelerinin önünde bas›n aç›klamas› yapt›, D‹SK temsilcilerini makamlar›nda ziyaret edip ihanetlerinin hesab›n› sordu vb. Direnifllerini, ifllerini ve haklar›n› geri al›ncaya kadar sürdüreceklerini dile getiren Castleblair iflçilerini 22 A¤ustos 2004 tarihinde Yeni Demokrat Gençlik dergisi okurlar› ziyaret etti. “Castleblair iflçilerinin direniflini selaml›yoruz”, “Yar›n› umut etmek de¤il, yar›n› istiyoruz”, “S›n›fs›z sömürüsüz bir dünya için mücadele etmeye cüret et”, “ Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” vb dövizler tafl›yan YDG’liler

ve Castleblair iflçileri s›k s›k “Zafer direnen emekçinin olacak”, “Birlik mücadele zafer”, “Castleblair iflçisi yaln›z de¤ildir”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” vb sloganlar att›lar. Fabrika önündeki sohbetle devam eden ziyarette, iflçiler sendikada örgütlenmeye karar vermelerinden itibaren iflveren ve D‹SK’le yaflad›klar› sorunlar› anlatarak sendikalar›n günümüzdeki durumunun, iflçi s›n›f›n›n kölelefltirilmesine yönelik karfl› bir mevzi haline geldi¤ini ifade ettiler. Direnifllerinin amac›n›n sadece ifllerini ve haklar›n› geri almak olmad›¤›n›

belirten iflçiler, Castleblair iflçisinin kararl› olmas›ndaki di¤er nedenin de iflçi s›n›f›n›n yan›nda olmas› gereken sendikalar›n s›n›f›n karfl›s›nda olmas›na karfl› da bir tepki oldu¤unu ve bu ihanet özgülünde tüm sendikal ihanetlerin bedelini ödetmek için sonuna kadar bu kararl›l›klar›n› koruyacaklar›n›, çünkü bunun sadece kendileriyle s›n›rl› olmad›¤›n› tüm iflçi s›n›f›na yönelik bir ihanet oldu¤unun da alt›n› çizdiler. Daha sonra fabrika önüne gelerek iflçilerle birlikte bas›n aç›klamas› yapan YDG’liler, “Eme¤iyle dünyay› yaratan, düflleriyle yaflam› paylaflan iflçiler, tarihten bu yana direnmifllerdir ve direnmeye de devam edeceklerdir. Her direnen belki kazanmaz ama kazananlar hep direnerek kazanm›fllard›r. Biz YDG olarak Castleblair iflçilerinin bu onurlu direniflini selaml›yoruz” diyerek “Haklar›m›z ve onurumuz için direniyoruz” pankart› arkas›nda s›k s›k “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” slogan›n› att›lar. Aç›klaman›n ard›ndan gitar çal›p türkü söyleyen, halay çeken grubu OSB ‹MES ‹flçileri Derne¤i, Kartal ve Ümraniye’den BDSP’liler ziyaret etti. Ziyaretin sonunda ise uzaklaflan YDG’lileri Castleblair iflçileri ve BDSP’liler “Kurtulufl yok tek bafl›na. Ya hep beraber ya hiç birimiz”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›” vb. sloganlar atarak u¤urlad›. (‹stanbul)

Devlet, NATO karfl›tlar›n› yarg›l›yor 28-29 Haziran tarihinde ‹stanbul’da düzenlenen NATO Zirvesi’ni protesto eylemlerinde gözalt›na al›nanlara aç›lan davalar; 11 A¤ustos’taki ilk duruflmada protestolarla karfl›land›. Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu taraf›ndan Beyo¤lu Adliyesi’nde duruflma öncesinde yap›lan bas›n aç›klamas›nda “NATO Da¤›t›ls›n Üsler Kapat›ls›n” yaz›l› pankart ve NATO protestolar› s›ras›nda devletin kolluk güçleri taraf›ndan uygulanan iflkencelerin foto¤raflar›n›n bulundu¤u dövizler aç›ld›. Kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› okuyan ‹lksan Kaya, NATO’ya ve dünyadaki emperyalist iflgallere karfl› olan herkesin bu protestolar s›ras›nda gözalt›na al›nan 35 kifli flahs›nda yarg›land›¤›n› belirterek “Burada yarg›lanmak istenen insanl›k onurudur” dedi. Kat›lanlar›n s›k s›k “Katiller Halka Hesap Verecek”, “NATO’ya Hay›r Üsler Kapat›ls›n” slogan›n›

att›¤› aç›klamada ‹lksan Kaya “Bilmelisiniz ki kurdu¤unuz mahkemeleriniz de bizi y›ld›ramaz. Bizler, o mahkemeleri NATO karfl›tlar›n›, onurlu insanlar› de¤il, üzerimize ölümcül gazlar› s›kanlar›, kafam›z› ve kollar›m›z› k›ranlar› yar-

g›layan mahkemelere dönüfltürece¤iz” dedi. Bas›n metninin okunmas›ndan sonra sloganlar atan kitlenin bir k›sm› davay› izlemek için Adliye’ye girerken geri kalanlar da¤›larak protestoyu bitirdiler. (‹stanbul)

27 Ağustos-9 Eylül 2004 Evrensel gazetesi eski Yaz› ‹flleri Müdürü kansere yenik düfltü Yakaland›¤› kanser hastal›¤› sonucu ‹ngiltere’de yaflam›n› yitiren ve cenazesi 11 A¤ustos’ta Türkiye’ye getirilen Ali Erol için tören düzenlendi. ‹lk tören 12 A¤ustos saat 13:00’de Kartal Cemevinde yap›ld›. Törene Erol’un ailesi, Evrensel gazetesi çal›flanlar› ve EMEP’liler kat›ld›. Yap›lan konuflmalarda Ali Erol’un mücadeleci kiflili¤i ve halk›na ba¤l›l›¤›na vurgu yap›larak bu erdemlerin büyütülmesi gerekti¤ine dikkat çekildi. Daha sonra araç konvoyu oluflturularak topra¤a verilece¤i Büyük Bakkal Köyü Mezarl›¤›’na do¤ru yola ç›k›ld›. Cenaze burada topra¤a verildi. (Kartal) SES’ten SSK’n›n ya¤malanmas›na aç›klama Son günlerde bas›nda SSK’n›n ya¤malanmas›yla ilgili yo¤un flekilde yer alan haberlerin ard›ndan SES ‹zmir fiubesi 13 A¤ustos 2004 tarihinde flube binas›nda bir bas›n aç›klamas› düzenledi. Yap›lan aç›klamay› flube baflkan› Dr. Ergün Demir okudu. Demir bas›nda ç›kan haberlere tepki göstererek, bu durumun yeni olmad›¤›n› belirtti. Demir “SSK daha önce de yerli ve yabanc› ilaç flirketlerine peflkefl çekilmiflti. Bunun yeni bir fleymifl gibi yans›t›lmas› do¤ru de¤il” diyerek tüm bu uygulamalar›n IMF’nin sosyal devleti yok eden ve sosyal güvenli¤i piyasa koflullar›na terk eden siyasal yönelimi oldu¤unu vurgulad›. (‹zmir) Genel-‹fl iflçisi sendikas›nda kararl› Genel-‹fl Sendikas›’na üye olan Denizli Belediyesi iflçileri sendikalar›ndan zorla istifa ettirilmeye çal›fl›l›yor. ‹flçiler istifa ettirilerek Hizmet-‹fl’e üye yap›lmak isteniyor. Bunu protesto eden Denizli Belediyesi iflçileri 13 A¤ustos 2004 tarihinde belediye binas› önünde bas›n aç›klamas› yapt›. Eylemde s›k s›k “Yaflas›n iflçilerin birli¤i”, “‹nad›na sendika inad›na D‹SK” vb sloganlar› atan iflçilere KESK, TEKS‹F, iflten at›lan Boyasan iflçileri ve çeflitli kitle örgütleri destek verdi. Eylemde konuflan Süleyman Çelebi iflçilere sahip ç›kacaklar›n› belirterek: “‹flçilerin sendikalar›n›n de¤ifltirilmesi yönünde bask›lar sürerse, bu bask›lar› yapanlar› çeflitli platformlarda rezil ederiz” dedi. Ayr›ca Denizli Valisi’yle konuyla ilgili görüflen Çelebi, savc›l›¤a da suç duyurusunda bulundu. Eylemin ard›ndan Genel-‹fl fiubesi’ne dönen iflçiler Hizmet‹fl’e tepkilerini dile getirdiler. “Hizmet‹fl’e kuklal›k yapmay›z” diyen iflçiler Hizmet-‹fl’i örgütleyenlerin amirler, belediye baflkan› ve yard›mc›lar› oldu¤unu söylediler. (‹zmir)


14

27 Ağustos-9 Eylül 2004

3

Yeni Zelanda ‹flçi Partisi’nin “Silahl› mücadele ve 3. dünyada halk savafl›n›n geliflmesi” üzerine çal›flmas›

“Onlar›n birli¤i gelece¤in anahtar›d›r” Karl Marks ve Frederich Engels, Komünist Manifesto’nun bas›m›yla birlikte 1847-48’de bilimsel sosyalizmi gelifltirdiler. Bu, komünizmin gerçek do¤umuydu. Esas olarak proleter devrimci bilince en yak›n olan Avrupa iflçi s›n›f›na hitap eden ustaca teorik çal›flmalar dizisi yazd›lar. O dönemde, sömürgelerin büyük halk kitleleri aras›nda iflçi s›n›f› daha yeni geliflmeye bafllam›flt›. Marks ve Engels’in çal›flmalar› insan düflüncesinin temel alanlar›n› kaps›yordu: felsefe, politika ve s›n›f mücadelesi. Bunlar, birlikte Marksizm’in ideolojisinin bütününü oluflturuyordu. Komünizm teorisinin yarat›lmas›nda esas parça Marks taraf›ndan Engels’in büyük katk›lar›yla oluflturulmufltu. Marksist teori insan düflüncesinde bir devrim yaratt›. Bununla bafllayarak, Marks’›n atalar› Klasik Alman filozoflar› George Hegel ve Ludwig Feurebach taraf›ndan gelifltirilen teorilerden yararlanarak modern materyalizmin felsefi aç›s›n› oluflturdu. Bu, yeni ve tamamen bilimsel dünya bak›fl›, geliflmenin derin bir teorisiydi. Temel ö¤esi onlar›n felsefesine bir bütün olan, tek tarih bilimi tarihsel materyalizmdi... Modern kapitalist toplum, iki temel s›n›f proletarya (iflçi s›n›f›) ve kapitalist (burjuvazi) s›n›flar› aras›ndaki iliflkilere dayanmaktad›r. Marks büyük çal›flmas› Kapital’de analiz etti¤i ve yorumlad›¤› kapitalist toplumun hareket yasas›n› keflfetme nihai amac›yla kapitalist üretim üzerinde çal›flt›. Marks ayn› zamanda Frans›z ve Avrupa tarihi üzerine keskin çal›flmalar yapt›. Bu çal›flmalar, Paris iflçilerinin “f›rt›nal› cennet” dedi¤i 1871 Paris Komününün hararetli bir savunusuyla bitmektedir. Marks ve Engels’in bu deneyimden ç›kartt›¤› önemli dersler daha sonra Rusya’da 1917 sosyalist devrimi dönemine liderlik eden Lenin taraf›ndan kullan›ld›. Marks ve Engels’in çal›flmas› yaln›zca teoriyi gelifltirmedi; Avrupa iflçi s›n›f› hareketini birlefltiren ve önüne kapitalizmi devirme ve bir iflçi devleti, proletarya diktatörlü¤ü infla etme amac› koyan Uluslararas› ‹flçi Birli¤i’ni kurdular ve y›llarca önderlik ettiler. Marks ve Engels 19. yüzy›l›n çok büyük aktörleriydi. Onlar küçük ve orta ölçekli kapitalistlerin pazardaki paylar›n› geniflletmek için rekabet ettikleri bir sistem olan ve kapitalizmin “serbest rekabetçi” olarak bilinen döneminde yaflad›lar ve çal›flt›lar. Fakat yüzy›l›n sonunda tekellerin geliflimi ekonomik sistemi tekelci kapitalizme dönüfltür-

dü. Serbest rekabetçi kapitalizmi analiz eden Marks ve Engels tekelci kapitalizmi analiz etmeye yetecek kadar uzun yaflamad›lar. Bu görev, Marks ve Engels’in büyük takipçisi V.I. Lenin taraf›ndan devral›nd›. Rus Çarl›¤›, -Kuruflçev, Yeltsin ve Gorbaçov da dahil kapitalizmin sözcüleri taraf›ndan kutsanan- ça¤›n en kanl› diktatörlü¤ü olarak bilinir ve ço¤unlukla halklar hapishanesi olarak adland›r›l›r. Rusya’n›n ileri iflçilerinin kurdu¤u, örgütledi¤i ve e¤itti¤i bir iflçi s›n›f› partisinin bafl›ndaki Lenin, kapitalizmi emperyalist aflamadayken y›kmak için iflçi s›n›f›n›n öncü partisini gelifltirmenin gereklili¤ini kavram›flt›. Bu Parti, tarihi Ekim (yeni takvimde 7 Kas›m) sosyalist devrimiyle yönetimi devirdi. Bu olay sadece Rusya’da de¤il dünyada da durumu toptan de¤ifltirdi. Yeni bir sosyal düzen do¤mufltu, bu düzenin amac› ilk olarak sosyalizmi infla etmek; yani iflçi s›n›f›n›n iktidar gücü, daha sonra s›n›fs›z bir toplum kurmak için hareket etmekti. Uluslararas› kapitalizm bu yeni devleti, Sovyetler Birli¤i’ni fliddetle y›kmaya çal›flt›; 14 emperyalist ordu Rusya’y› iflgal etti. Fakat Rus halk kitleleri, dünya iflçi s›n›f›n›n da yard›m›yla 1919’da iflgalci güçleri yenilgiye u¤ratt› ve yeni sosyalist toplumun inflas›n› örgütlemeye giriflti. Bu zamandan itibaren kuflaklar boyunca, uluslararas› kapitalist politika; dünya kapitalizminin en önemli amac› sömürücü ve ezen olarak varl›klar›n› tehdit eden Sovyet sosyalizmi ve dünya sosyalist hareketini yenilgiye u¤ratmakt›. 1930’larda bugün “Büyük Depresyon” olarak bilinen çok büyük bir ekonomik kriz kapitalist dünyay› sard›. Büyük emperyalist güçler -Almanya, ‹talya ve Japonya- faflizm olarak bilinen aç›k terörist diktatörlük sistemleri kurarak sosyalizme geçifli engellemeye çal›flt›lar. Sovyetler Birli¤ini y›kmak için bir Pakt’ta birlefltiler. Eski kapitalist emperyalist güçler -‹ngiltere, Fransa ve ABD- hala sosyalizmi mutlak düflman olarak kabul etseler de, dünyan›n paylafl›m› ve dünya pazar› ve egemenlerinin yüksek kârlar›n›n temel kayna¤› olan sömürgelere hakim olma hakk› temelinde faflist güçlerle çat›flmaya girdi. Bu asl›nda 2. Dünya Savafl›n›n gerçek nedeniydi. Bu savaflta mihver/eksen güçler (Almanya, Japonya ve ‹talya) esas olarak sosyalist Sovyetler Birli¤i taraf›ndan yenilgiye u¤rat›ld›. Nazi iflgalciler Rusya’da milyonlarca asker ve sivili katletti ve çok bü-

yük bir y›k›ma neden oldu. Fakat sosyalizm ayakta kald› ve Sovyet Hükümeti, görece k›sa bir zaman içinde kitlesel bir yeniden inflay› baflar›ya ulaflt›rd›. Baz›lar› çok ciddi olan hatalar›na karfl›n Stalin, Lenin’in sosyalizmin inflas› planlar›n› yaflama geçirdi. Bununla birlikte, 1953’te yaflam›n› yitirdi. K›sa bir süre sonra Stalin’in zaman›nda bir dalkavuk olan Kruflçev, Sovyetler Birli¤i Komünist Partisi’nin liderli¤ini ele geçirmeyi baflard›. Bu, Kruflçev kli¤inin liderli¤iyle politik gücünü geniflletebilen, yeni kapitalist s›n›f›n ya da Lenin’in deyimiyle yeni burjuvazinin varl›¤›yla mümkün oldu. Onlar›n temel ideolojik silah›, burjuva anlay›fllar›n› gizlemek için Marksist terminolojiyi kullanan, iflçi s›n›f› içinde revizyonizm olarak bilinen oportünizmin özel bir biçimiydi. Revizyonizm, Marksizm gibi görünmeyi baflarabildi fakat Marks ve Lenin’in ö¤retilerine tamamen düflmand›. Lenin, önceki yüzy›lda geliflen sömürge devrimlerine tam destek vermiflti. Sovyet Devrimi, emperyalizmin sömürge ve yar›-sömürgelerinde derin bir etkiye sahipti. Bunlar›n ön cephesinde ise Çin yer al›yordu. Ülkenin 400 milyonluk halk› devrim için haz›rd›. ‹flçiler içindeki ileri unsurlar ve sosyalist ayd›nlar Çin Komünist Partisi’ni 1921’de kurmufltu. ‹lk önce Çan Kay flek’in önderlik etti¤i burjuva Komintang Partisiyle birleflik bir cephe kurdu. Ancak 1927’de Çan Kay flek, komünistlere karfl› haince bir darbe gerçeklefltirdi, 50 bin komünist Komintang taraf›ndan k›y›ma u¤rat›ld›. Mao’nun önderlik etti¤i güç de dahil, kalanlar sömürücülere karfl› silahl› mücadeleyi gerçeklefltirmek için kendilerini gerilla ordusunda yeniden örgütlediler. 22 y›l boyunca Komünist Parti kurtulufl güçleri toprak a¤alar›n›, yerel tekelci kapitalistleri ve emperyalistleri devirmek için halk savafl› verdi. 1949 y›l›nda ABD emperyalizmin silahland›rd›¤›, finanse etti¤i ve donatt›¤› 9 milyonluk Çan Kay flek ordusunu yenerek baflar›ya ulaflt›. Çin Devrimi, 1935’ten itibaren yeni bir büyük Marksist, Çin’in Lenin’i olarak tan›nan Mao Zedung önderli¤indeki ÇKP taraf›ndan liderlik edilen çok büyük bir hareketti. Bu devrim s›ras›nda Mao, Halk Savafl› olarak bilinen derin bir politik-askeri teori gelifltirdi. Bu stratejinin bafll›¤› onun do¤as› hakk›nda ipucu vermektedir. Bu strateji büyük halk kitlelerinin sömüren ve ezen s›n›flara ve devletlere karfl› savafl›n›n konsepti-

dir. Marksist partiler bütün savafllar› Marks’›n felsefi, diyalektik materyalist bak›fl aç›s›yla incelerler. Temel olarak, bu bak›fl aç›s› savafllar› ikiye ay›r›r; savaflan taraflar›n s›n›f ç›karlar›na göre, hakl› savafllar ve haks›z savafllar. Emperyalist savafllar haks›z savafllard›r, çünkü bunlar topraklar›n ele geçirilmesi ve ya¤malanmas› için büyük güçlerin savafllar›d›r. Emperyalizm veya feodalizm gibi di¤er sömürücü sosyal sistemleri ortadan kald›rmak için yap›lan devrimci savafllar hakl› savafllard›r. Emperyalizm halk› sömüren ve ezenlerin s›n›f ç›karlar›na hizmet eder. Emperyalizmin bask›lardan kurtulufl savafllar› ve iflçi s›n›f›n›n önderli¤inde kitlelerin, sömürücüleri ortadan kald›ran devrimleri, halk›n ç›karlar›na hizmet eder ve hakl› savafllard›r. ... Lenin ve partisi önderli¤i alt›nda, Çarl›k Rusya’s›n›n iflçi s›n›f› flu slogan› yaflama geçirdi: “Emperyalist savafl› iç savafla çevir”. Bu, emperyalist savafla son vermek için kendi kapitalist hükümetine karfl› ayaklan, onlar› devir ve sosyalist bir düzen kur anlam›na geliyordu. Rus iflçileri bunu Kas›m 1917’de baflar›yla gerçeklefltirildi ve tarihteki ilk sa¤lam iflçi devletini kurdu. Bu örnek sadece Avrupa’da de¤il, emperyalistler taraf›ndan sömürülen sömürge ve yar›sömürgelerde de devrimci geliflmelere muhteflem bir güç verdi. Çin’de devrimci sosyalizm dalgas› Mao Zedung’un önderli¤inde, 1936’da Japon emperyalizminin ülkenin iflgalinin bir sonucu olarak yo¤unlaflarak ileri at›ld›. Bu mücadele s›ras›nda Mao, iflçi s›n›f› önderli¤inde direkt sosyalist ayaklanma ile kapitalizmi deviren Rus sosyalist devriminden farkl› olarak, iflçi s›n›f› önderli¤inde anti-feodal, anti-emperyalist s›n›flar›n koalisyonu ile yürütülen Yeni Demokratik Devrim teorisini gelifltirdi. Mao, Çin’de koflullar›n Rusya’dakiyle ayn› olmad›¤›na dikkat çekti. ‹flçi s›n›f› küçüktü. Genifl cepheli bir devrime önderlik edebilirdi, fakat Rusya’da oldu¤u gibi direkt bir sosyalist ayaklanma ile tek bafl›na iktidar› ele geçiremezdi. Komintang’a karfl› pratik mücadele s›ras›nda Mao, bu deneyimden hayati önemde dersler ç›kartt›. Çünkü Çin bir köylü ülkesiydi ve Komünist Parti flehir ayaklanmas› yoluyla iktidar› kazanamazd›. fiehirler emperyalizmin kaleleriydi ve flehir ayaklanmalar›na gö¤üs gerebilecek kadar da güçlüydü. ☞

Filipinler

Peru


3 Bu ikinci politika Çan’›n 1927’de iktidara el koymas›ndan sonra denenmifl, fakat baflar›s›zl›¤a u¤ram›flt›. Ekonomik olarak geliflmemifl Çin’in nüfusunun büyük ço¤unlu¤u köylüydü, iflçi de¤il. Rusya’da yap›ld›¤› gibi flehirlerden k›rlara geliflen devrim süreci yerine k›rlar›n flehirleri kuflatt›¤› ve zaman› gelince ele geçirdi¤i uzun süreli savafl yürütme yolu ileri sürüldü. Bu, Mao Zedung baflkanl›¤›ndaki Çin Komünist Partisi önderli¤inde 1949’da Çin’de baflar›yla sonuçland›r›lan halk savafl› stratejisiydi. Stalin’in 1953’te ölümünden sonra, Stalin döneminin sosyalist devrimden arta kalan burjuva unsurlar, profesyonel ve teknik elemanlar›n yükselen orta s›n›f›, yüksek maafll› devlet kadrolar› ve daha fazla ücret alan iflçi aristokratlar›ndan oluflan katmanlara dayanan yeni burjuva klik, kapitalist yolu tutmufltu. ... Mao önderli¤indeki Marksist-Leninist Çin Komünist Partisi ile Kruflçev ve iflbirlikçilerinin SBKP’si aras›nda büyük bir ideolojik mücadele yafland›. Geçmiflteki büyük kazan›mlar›ndan kaynakl› SBKP komünist partilerin ço¤unlu¤unu revizyonist-kapitalist yola döndürebildi. 1964’te dünya komünist hareketi içindeki revizyonistlerle Marksist Leninistler aras›ndaki çatlak iyice ortaya ç›kt›. Marksist-Leninist partiler dünya çap›nda yeni bir Marksist-Leninist dünya hareketi oluflturdular. Bu hareket Mao’nun 1976’da ölümüne kadar sürdü. 1956’y› takip eden dönemde Mao, SBKP’nin kapitalist yola girdi¤ini görmüfl, bunun nedenlerini analiz etmifl ve flu sonuca varm›flt›: asl›nda Sovyet sosyalizmini y›kan ayn› revizyonist e¤ilimler; Sovyetler Birli¤i’nin sosyalist prati¤inden gelen ve her zaman do¤ru olarak kabul edilip öncelikle takip edilen Sovyet politikalar›n›n etkisinde olan Çin’de de geçerliydi. Mao, böylesi bir sonu engellemek için araflt›rma yapt›. Sonunda bir kültür devrimi sürecine baflvurdu, revizyonizme kap›y› kapatacak yeni bir kuflak oluflturmak için kitle demokrasisini kullanabilirdi. Bunu on y›ll›k bir s›n›f mücadelesi f›rt›nas› izledi. Kargafla y›llar›n›n ard›ndan geçici bir sükunet ortam› yeniden kuruldu, fakat Mao yaflam›n› yitirdi ve bir ay içinde, Parti ve devlet önderli¤indeki, Deng Sioping liderli¤inde revizyonist bir grup, darbeyle iktidar› ele geçirdi, Mao’nun Merkez Komitesindeki vekillerini hapse att› ve aç›ktan kapitalizmin restorasyonuna giriflti. Çin d›fl›ndaki Marksist-Leninistler, revizyonist Çin olmaks›z›n yeni bir dünya Marksist hareketi yaratmak için çaba sarf ettiler. Mao’nun eski bir müttefiki olan Arnavutluk Emek Partisi lideri Enver Hoca olmasayd›, o dönemde baflar›ya ulaflabilirlerdi. 1977’de Enver Hoca, Mao’ya karfl›, Onun yaflam› boyunca bir revizyonist oldu-

15 ¤unu ilan ederek, fliddetli bir ideolojik sald›r› bafllatt›. Bu saçma iddialar› kullanarak, bu iddialar›na sessiz kalan en Çin yanl›s› eski Marksist Leninist Partilerin kontrolünü ele geçirmeyi baflard›. Bunu Marksist-Leninistler aras›ndaki teorik kaos dönemi izledi. Bu dönem, öncelikle revizyonizmin ço¤u sosyalist ülkede zaferiyle ve ikinci olarak Hocac›lar›n faaliyetlerindeki bölünmeyle sonuçland›. Bununla birlikte, giderek Marksist-Leninist bir rekabet bafllad›. Halk savafl› gündemlerine girdi. Mao, emperyalizmin eski sömürgeleri ve yar›-sömürgeleri olan, büyük köylü nüfusa sahip geri kalm›fl ülkelerde flehirlerin k›rlardan kuflat›ld›¤› uzun süreli savafl stratejisi olan Çin’in halk savafl›n› kullanman›n mümkün oldu¤unu söylemiflti. Peru, iflte böyle bir ülkeydi. Halk savafl›n›n mümkün oldu¤unu reddeden Peru Komünist Partisi içindeki oportünistlere karfl› bir iç mücadelenin ard›ndan, Abimael Guzman önderli¤i alt›nda bir devrimci kanat oluflturuldu. 1980’de kurtulufl için halk savafl› bafllatt› ve sömürülen kitleler aras›nda gördü¤ü büyük destekle geliflti. Çin’in temel stratejiyi takip ederek ve taktiklerden yararlanarak, yeni Peru Komünist Partisi (PKP) üsler kurmay› baflard› ve hem politik ve hem de askeri olarak Peru’nun yönetim bölümlerinin ço¤unlu¤unda kontrolü ald›. Bu muazzam bafllang›ç sayesinde, durmufl olan dünya komünist hareketi treni yeniden hareket etmeye bafllad›. Yoldafl Guzman’›n tutuklanmas›ndan sonra dahi, di¤er Marksist-Leninist partiler ayn› halk savafl› yolunu tuttular. Yani, politik iktidar› silahl› mücadeleyle ele geçirmek için; üsler kurarak ve askeri güç infla ederek flehirleri k›rlardan kuflatma stratejik çizgisindeki uzun süreli savafl yoluyla Yeni Demokratik Devrimi gerçeklefltirme çabas›na girdi. Bunun yan›nda Filipinler Komünist Partisi (FKP) de silahl› mücadele bafllatm›flt›, fakat eski Parti Baflkan› Jose Maria Sison’un uzun bir hapishane döneminden sonra dizginleri ele al›ncaya kadar, Çin revizyonizminin etkisi alt›na girmifl ve birkaç y›l boyunca flehir ayaklanmac› “sol sekter” bir yol takip etmiflti. Önderlik Parti çizgisi düzeltmek için bir kampanya bafllatt› ve k›sa sürede genifl bir deste¤e sahip bugünkü halk savafl› çizgisine ilerledi. Hindistan’da silahl› mücadele birçok Maoist parti taraf›ndan yaklafl›k 20 y›l önce bafllat›lm›flt›. 1998’de devrimci bir birli¤e do¤ru önemli bir ad›m atarak, Hindistan Komünist Partisi (Marksist Leninist) Parti Birli¤i, Hindistan Komünist Partisi (Marksist Leninist) Halk Savafl› ile birleflti. HKP (ML) HS ile iyi iliflkileri olan bir baflka halk savafl› partisi de Maoist Komünist Merkez’di. Hindistan’›n (yaklafl›k 1 milyarl›k nüfusuyla) dünyan›n en genifl demokrasisine sahip oldu¤u yönündeki tüm emperyalist pro-

Hindistan

27 Ağustos-9 Eylül 2004

pagandalara ra¤men, Hindistan devleti gerçekte faflisttir. Yüzündeki demokrasi maskesinin ard›nda tüm direnifllere karfl› (sadece devrimcilere karfl› de¤il, burjuva liberal faaliyetlere ve sendika liderlerine karfl› da) vahfli bask›yla birlikte devlet uygulamalar› vard›r. Birçok insan so¤ukkanl› bir flekilde katledilmifltir. Uzun bir dönem sonunda ve yo¤un bir bask›yla karfl› karfl›ya kalmas›na karfl›n, halk savafl› Dandakaranya ve Kuzey Telangana (nüfusu 20 milyonun üzerinde olan bölgeler) gerilla bölgeleri kurma noktas›na ulaflm›flt›r. Bu bölgeler tamam›yla kurtar›lmam›flt›r ancak hem devrimciler hem de egemen s›n›flar iktidar için yar›flmaktad›rlar. Hindistan devlet güçleri art›k tam olarak devlet iktidar›n› uygulayamazken, gerillalar genifl ölçüde bölgeyi idare etmektedir. Bu, Yeni Demokrasinin infla edilebilece¤i bir üs bölgesi kazanma yolunda büyük bir ad›md›r. Gerilla bölgesi düzeyine ulaflmam›fl di¤er bölgelerde büyük bir gerilla faaliyeti söz konusudur. HKP (ML) HS’n›n etkisi Hindistan’›n bölgelerinin ço¤unlu¤unda yaflam bulmaktad›r ve kitle deste¤ine sahip oldu¤undan kaynakl› en zor koflullarda dahi uygulanabilmektedir. Hindistan büyüklü¤ündeki bir ülkede halk savafl›n›n geliflmesi en büyük öneme sahiptir. Dünyan›n en yoksul ikinci ülkesi durumundaki komflu ülke Nepal’de halk savafl› 1996’da bafllad› ve ülkeyi etkisi alt›na ald›. Halk savafl›na Nepal Komünist Partisi (Maoist) taraf›ndan önderlik edilmekte ve kendisini cesaret ve kararl›l›kla kan›tlamaktad›r. Halk savafl›na devlet güçleri faflist bask›yla karfl›l›k vermifl ve sadece aç›ktan sa¤c› partileri de¤il geçmiflte tüm büyük konuflmalar›na karfl›n devrimi bafllatmak için parlamentodan d›flar› ad›m›n› atmayan sahte komünistleri de desteklemektedir. Onlar› zora koflmak için karfl› devrimcileri de önlerine sürmektedirler. Türkiye’de 1972’de kurulan Türkiye Komünist Partisi (TKP/ML) halk savafl›n› müthifl zor koflullar alt›nda bafllatm›flt›r. Türk devleti bugün dünyadaki en faflist devletlerden biridir ve devrimi ezmek için düflük yo¤unluklu savafl stratejisini uygulamaktad›r. Arkas›nda ABD ve ‹srail olan Türk devlet güçleri vahflice iflkence ve katliamlar gerçeklefltirmektedir. Peru, Filipinler, Hindistan, Nepal ve Türkiye’deki bu halk savafllar›na gerçek komünist partiler taraf›ndan önderlik edilmektedir. Bu hareketlerin temsilcileri Aral›k 1998’de dünyadaki halk savafllar›n›n geliflimini incelemek üzere bir seminerde biraraya geldiler. Burada bulunanlar özellikle halk savafl› yürüten partilerin ve Yeni Zelanda ‹flçi Partisi gibi halk savafl›na destek veren partilerin temsilcileriydi. Onlar›n ortak amac› dünya komünist hareketinin yenilenmesine yo¤unlaflmakt›.

Nepal

Dünya devriminin merkezi -eskiden Peru- art›k tek bir ülkeye hapsedilmiyor -bu merkez art›k halk savafl› yürüten bu ülkeler grubudur. Bu, günümüzde dünyadaki bafl çeliflkinin (fikirler ve ç›karlar aras›nda çat›flman›n) ezilen uluslarla emperyalizm, özellikle de ABD emperyalizmi aras›nda oldu¤u görüflünü desteklemektedir. Bugün ayn› zamanda iflçi s›n›f› ve burjuvazi aras›nda ve emperyalistlerin kendi aralar›nda da çeliflki vard›r. Tüm bu üç çeliflki birbirine ba¤l› ve birbirini etkilemektedir. Fakat bafl çeliflki ezilen uluslar ve emperyalizm aras›nda durmaktad›r. Bir çeliflki ile kastedilen nedir? fieylerin içindeki karfl›t güçlerin ve e¤ilimlerin mücadelesidir. Her fleyin içinde, olay veya olgu olsun, karfl›tlar›n birli¤i vard›r; karfl›l›kl› karfl›t güç veya e¤ilimler çifti, iç içe geçmifltir, fakat yine de karfl›tt›r. Bu, Mao’nun diyalekti¤in temel yasas› olarak ortaya koydu¤u çeliflki yasas›d›r. Karfl›tlar›n böylesi birli¤i ve mücadelesi toplumda ve insan düflüncesinde her tür geliflmenin do¤as›nda vard›r. Kapitalizm ve emperyalizm ne önermektedir? Yoksulluk, sefalet ve savafl. Nerede bask› varsa orada direnifl vard›r. Bu karfl› konulmaz bir do¤rudur. Faflizm, halk savafl›n›n oldu¤u her ülkede aç›kt›r. Bu, sömürünün ve bask›n›n son bulmas›n› isteyen kitlelere kapitalizmin yan›t›d›r. Halk savafl› partilerinin de kendi aralar›nda baz› farkl›l›klar› mevcuttur, fakat genel olarak bu farkl›l›klar halk aras›ndaki çeliflkiler olarak kategorize edilebilir. Bunlar antagonist olmayan karakterdedir ve do¤ru ele al›nd›¤› takdirde bar›fl içinde çözümlenebilir. Halk savafl› yürüten partiler, emperyalizme karfl› mücadeleye önderlik ediyorlar. Emperyalizmi zay›flat›yorlar. Öncelikle geliflmemifl ülkelerin sömürüsünden gelen yüksek kârlar› kesince, emperyalizm iflçi s›n›f› içinde burjuva ideolojiyi tafl›yan iflçi s›n›f›n›n yüksek tabakas›na, sömürücülere hizmet etmesi için rüflvet veremeyecek. Böylece, sanayisi geliflmifl kapitalist ülkelerin proletaryalar› aras›nda devrimci bir baflkald›r› ortaya ç›kacak. Bunun ne kadar zaman alaca¤› her bir ülkenin kendi objektif ve subjektif koflullar›nca belirlenecektir. Ezilen halklar ve uluslar günümüzde liderli¤i götürüyorlar; fakat zaman› gelince geliflmifl kapitalist ülkelerin iflçileri de mücadeleye esasl› bir flekilde kat›lacaklar ve bu iki büyük ak›nt› emperyalizmin iflini bitirmeye yönelecekler. Bizler daha iflin bafl›nday›z. Fakat bu bir bafllang›çt›r. Dünya komünist hareketi baz› kötü yenilgilerle çarp›fl›rken, e¤er Marksist Leninistler tarihin deneyimlerinden ve zengin deneyim birikiminden ö¤renmeye haz›rsalar, durumu tersine çevirebilirler ve insano¤lu s›n›fs›z bir toplum gelifltirmeyi baflarabilir. Bu tamamen iflçi s›n›f› ve ezilen halk›n ç›kar›nad›r. Onlar›n birli¤i gelece¤in anahtar›d›r.

Türkiye


27 Ağustos-9 Eylül 2004

16

3

Örgütlenmede tan›ma ve yönetmenin

ÖNEM‹N‹ KAVRAYALIM! Her olguyu iyi düflünmeli, bütün yönleri ile kapsaml› tarzda düflünmeli ve bu düflünme ›fl›¤›nda de¤erlendirme yap›lmal›d›r. Do¤ru ve bilimsel tarzda düflünmeyi ö¤renmek. Olgular›, olaylar› kiflileri inceleme-araflt›rma anlama, kavrama yöntemini ö¤renmek. ‹nceleme-araflt›rma-derinleflme al›flkanl›¤›n› yaflam›n ve çal›flman›n vazgeçilmez bir parças›/tarz› haline getirmek. Bir fleyin gerçe¤e uygun olup olmad›¤› ve gerçekten sa¤lam bir temele dayan›p dayanmad›¤› dikkatle düflünülmelidir. Bir olguyu, bir geliflmeyi de¤erlendirirken nedenleri üzerinde ve nas›l geliflti¤i konusunda iyi düflünmelidir. ‹ncelemeden araflt›rmadan yüzeysel bir göz atmayla “onaylamamak”, “red etmemek” gerekir. S›n›f savafl›m›nda partiyi ve kitleleri örgütleme ve yönetmede temel sorun önderlik sorunudur. Do¤ru, bilimsel tarzda önderlik sorununun temel sacaya¤› ise ideolojik ve politik önderliktir. Bu baflar›lamadan örgütsel-pratik önderlikte gerçeklefltirilemez. Yönetmek bir bilimdir. S›n›f savafl›mlar› tarihinde yönetim bilimi devrimin en temel sorunu olmufltur ve olmaya devam etmektedir. Do¤ru ve bilimsel temelde yönetim tarz›ndan uzaklaflan yani gerçeklerden ve halktan uzaklaflan, devrimin yönetim bilimini gerçeklefltiremez. “Yönetmeye” çal›fl›lsa bile bu tarz, bürokratik bir yönetim tarz› olur. MLM bir yönetim tarz› olamaz. Yönetim bir bilim ise s›n›fsal ve toplumsal gerçeklik hakk›nda bilgi, olmazsa olmaz oland›r. Sömürü ve zulüm sistemini ve her türden gericili¤i alt etmek için kitleleri örgütlemek gerekir, bu görev partinindir. Parti devrimci teoriye, tarih bilgisine ve pratik derinli¤e sahip olmadan devrimci hareketi zafere ulaflt›ramaz. Bu görevi baflarmak gerçe¤i tan›mak, anlamak, kavramakla mümkündür. Somut flartlar›n somut tahlili için nesnel gerçe¤e hükmeden, onu yöneten yasalar› do¤ru ve bilimsel tarzda incelemek, ortaya ç›karmak gerekir. Olgular› incelerken görüneni de¤il görünenin arkas›ndakini, bir cepheyi de¤il bütün cepheyi, bir fleyin parlak yan›n› de¤il zorluklar›n›, sadece cesaret yan› de¤il korku yan›n›, bilgi yan›n› de¤il bilgisiz yan›n›, sadece görünen olumlu yan›n› de¤il görünmeyen, ilerde ortaya ç›kabilecek olumsuz yan›n›, sadece çeliflkinin evrensel yan›n› de¤il, çeliflkinin özgül yan›n› da görmek, anlamak ve kavramak zorunluluktur. Devrimin yaflanan sorunlar›na yaklafl›rken öznelci bir tarzda yaklafl›lmamal›d›r. Örgüt yönetme sanat›nda kadrolar›n, militanlar›n seçimi, görevlendirilmesi ve denetlenmesi temel önemde bir sorundur. Kadrolar›n ve militanlar›n seçiminde izlenmesi gereken yöntem onu her yönüyle tan›mak ve bilmektir. Bu tan›ma süreci pratik çal›flma süreciyle elde edilir. Kadrolar›n, militanlar›n iç geliflimini kavramak, onu bütün yönleriyle anlamak çok defa kolay olmuyor. ‹ç geliflim yasalar›nda gerçe¤e ulaflmada yan›lg›lara düflülmektedir. Tek bir yan›, tek bir

an›, tek bir özelli¤i ya da sadece bir faaliyet içinde ortaya ç›kan bir özelli¤i görülebilmektedir. Parlak ve olumlu yan› görülmekte zorluklar karfl›s›nda ortaya ç›kabilecek olumsuz özellikleri görülmemektedir. Yoldafllar›yla birlikte oldu¤u andaki belli özellikleri ortaya ç›kmakta ancak yoldafllar›yla birlikte olmad›klar› andaki özellikleri bilinmemekte ve anlafl›lmamaktad›r. Kiflileri incelemede devrimci çal›flmada ortaya ç›kan güçlü ve zay›f yanlar›n›, üstlendi¤i görev ve sorumlulu¤u yerine getirip getirmedi¤i, birlikte faaliyet yürüttü¤ü yoldafllara yaklafl›m› bütünlüklü olarak de¤erlendirilmelidir. Tayin edici özellik ise halka, yoldafllar›na ve hatalar›na karfl› tak›nd›¤› tav›rd›r. Küçük burjuvazinin üretim içindeki yeri s›n›rl› ve dard›r. Onun s›n›fsal gerçe¤i düflünme ufkunu da daraltmaktad›r. Küçük burjuvazinin düflünme yönteminde bir cepheyi, bir a¤ac›, sürecin bir an›n› görme vard›r. Bütün cepheyi, orman›, bütünü görmede darl›k, s›n›rl›l›k, gerilik ve yüzeysellik vard›r. Çünkü gerçe¤i kavrama yöntemi bilimsel de¤ildir. Öznel niyetiyle, öznel duygular›yla olaylara, geliflmelere yaklafl›r ve sonuçlar ç›kar›r. Düflüncenin gerçekle örtüflmemesi olarak ifade edilen yan›lg›, baflar›s›zl›¤›n dolay›s›yla karamsarl›¤›n ve umutsuzlu¤un zeminini yarat›r. Düflüncede yüzeysellik ve subjektivizm, politikada oportünizm olarak ortaya ç›kar. Küçük burjuvazinin gerçe¤in bilgisine ulaflma; bir olay ve bir kifli

hakk›nda fikir edinme yöntemi tek yanl› ve yüzeyseldir. O sadece bir kifliyi en yak›n›nda olan› dinler, ikinci kifliyi “muhatap” olan›, uzakta olan› dinlemez ve “gerçe¤e” kolay var›r. Gerçe¤e ulaflmada ön yarg›l› ve peflin hükümlüdür. Yaflanan her hangi bir soruna çözüm bulmak için bir grup ile birlikte araflt›rma yapmak yerine tek bafl›na “çözümler” bulmaya çal›fl›r. Araflt›rma ve inceleme yapmak yerine duyumlarla “gerçe¤e” ulafl›r ve buna uygun hareket eder. Bofl laflar› dedikodular› gerçek kabul eder. Kolektif iradenin hareketine uymas› yerine bireyin iradesiyle hareket eder, onun peflinden gitmeyi, do¤ru bulur. Bireysel kurtar›c›lar peflinden gitmeyi kendisine daha yak›n bulur. Çünkü kolektifin iradesi ve disiplini onu s›kar, bunalt›r. Gevflek, hantal ve disiplinsizdir. Yaflanan pratiklerden ders ve tecrübe ç›karmaz. Yalanlara kolay inan›r. Araflt›rma inceleme derinleflme ve sorgulama yan› zay›ft›r. Baflar›s›zl›k ve hatalar karfl›s›ndaki tutumunda öz-elefltirel yaklaflma durumu yoktur. Baflar›s›zl›ktaki as›l pay›n kendisinde oldu¤unu görmez ve bu gerçekli¤i kabul etmez. Düflünme yöntemindeki yanl›fll›¤›n› gerçekler karfl›s›ndaki yan›lg›lar›n› kabul etmez. Hatas›na neden olan “suçlar›” hep onun d›fl›ndaki olgularda ve kiflilerde arar. Gerçe¤i do¤ru tarzda tahlil etmez, gerçe¤i tan›mlarken soyut tan›mlamalar, belirlemeler kullan›r. Gerçeklik ve onun görünemeyen yönlerini ve onun geliflimini çözümlemek akl›na gelmez. Çal›flmas›-

n› ve yönünü gerçek koflullara göre belirlemez. Çal›flma yönünü o anki soyut ve anl›k ihtiyaca ve dönemsel belirlemelere göre tayin eder. Yarg›lar› gerçekle örtüflmez. Peflin hükümlü ve önyarg›dan kurtulmak için ciddi bir çaba göstermez ciddi bir ad›m atmaz. Düflünme yöntemini de¤ifltirmeyi akl›na getirmez. Gerçekler hat›rlat›ld›¤›nda ise “en do¤ruyu” kendisinin bildi¤ini iddia eder. Bencil, bireyci ve ukalad›r. Küçük burjuva kendi iç geliflimini yeterince do¤ru ve bilimsel tarzda tahlil edemedi¤i içindir ki yan›lg›lardan ve abart›lardan kurtulamaz. D›fl dünyaya nas›l yaklafl›yorsa kendi iç dünyas›na da ayn› bak›fl aç›s›yla yaklafl›r ve ayn› abart›lara düfler. Kendi gerçekli¤ini çözümlemekte tek yanl›, abart›l› ve düflüncesi s›n›rl›d›r. Kiflilere yaklafl›rken kiflileri damgalama al›flkanl›¤›ndan kurtulmaz. Kendisini bilinçli, karfl›s›ndakini bilinçsiz görür. Ve iç dünyas›n› çok zaman gizler. “S›rlar›n›”, iç dünyas›n› kimseye açmaz. “En güvendi¤ine” bile açmaz. Çünkü o dünyada korkular, yetmezlikler, gerilikler var. Çünkü o dünyada bilgisizlik vard›r. Bireycilik ve bencillik vard›r. ‹ç dünyas›n› kapal› tutar. Çünkü orada kendi iç gerçekli¤i sakl›d›r. Kendi iç geliflimini ve iç gerçekli¤ini yan›lg›lar›ndan kurtulmaya bafllay›nca görmeye bafllar. Ancak, o karfl› karfl›ya gelmekten korktu¤u, ifade etmekten çekindi¤i iç dünyas› ve kendi gerçekli¤iyle d›fl dünyan›n yani çevresinin gerçekli¤iyle çat›fl›nca bunal›ma girer. Çözümlenmeyen her sorun bir karamsarl›k ve umutsuzluk olarak karfl›s›na ç›kar. Kiflinin özünü incelemek onu anlamak, d›fl görünümüne, ifadesine tespit ve belirlemesine göre de¤il, kendi gerçek durumuna, çal›flmalarda görev ve sorumluluklar›na yaklafl›m›nda ortaya ç›kan özelliklerine göre incelemek, anlamak esas oland›r, ancak bu her zaman kolay olmuyor. Tan›mak ve anlamak bir süreç ve yaflanmas› gereken bir sosyal pratik sorunudur. Küçük burjuvazinin ortak karakteristik özellikleri yaflad›¤› tek tek farkl› olgularda farkl› özellikler olarak ortaya ç›kar. Ancak dikkatli bir gözlem ve inceleme gerçe¤in tan›mlanmas›na giden k›sa yollar gibidir. Kendi iç kap›lar›n› kolay açmayan, gerçekli¤ine ulafl›lma-


3 s›n› istemeyenlerin çözümlenmesi her zaman oldu¤u gibi yönetici konumda olan s›n›f bilinçli proleterlerin görevidir. Her fley z›dd›yla birlikte var oldu¤u ve olaca¤› aç›kt›r. Z›tlar›n birli¤i tali mücadelesi esas ilkesi kiflileri tan›ma ve anlamada elden b›rak›lmamas› gereken ilkedir. Diyalektik düflünme yöntemi materyalist bilgi yöntemi s›n›f bilinçli proleterlere her zaman yol gösteren k›lavuzdur, gerçe¤e ulaflmada izlenmesi gereken bir yöntemdir. Çeliflkisiz olgu ve gerçek yoktur, dolay›s›yla insan kiflili¤inde de çeliflme ve z›tlar›n mücadelesi mevcuttur. Küçük burjuvazinin buna yaklafl›m›nda kulland›¤› yöntem metafiziktir. Bilgi elde etme silah› ise idealist bak›fl ve idealist felsefedir. Sorunlar› ele alma inceleme ve çözümleme tarz›nda esas olan, tayin edici ve bafll›ca olana bakmak ve onu çözümlemektir. Esas yan, her zaman olgular›n görünen yan›nda ortaya ç›kmaz, bazen görünmeyen yan›nda sakl›d›r. Bu hemen elde edilmez, bu bir çal›flma ve bir süreç sorunudur. Bulunup a盤a ç›kar›lmas› için do¤ru ve bilimsel bak›fl aç›s›na sahip olmak gerekir. Dünyada karmafl›k olmayan fley yoktur. Toplumsal iliflkiler içinde ve üretim süreci içinde flekillenen insan kiflili¤inin özellikleri de karmafl›k ve komplikedir. Soruna bir tek, bir anl›k, bir tek görünüflle bakmamay› ö¤renmek gerekir. Tek bir zaman diliminde “bir anl›k zaman diliminde” ortaya ç›kan olgunun, kiflilik özelliklerini anlamak aç›s›ndan tayin edici olgu olmad›¤›n› ö¤renmek gerekir. Kiflinin kendisini tan›mlamas›na bakarak “söylenene” göre de¤erlendirme yap›lmaz. Söylenmesi gereken ancak idealist düflünme tarz›n›n engel oldu¤u geriliklerin afl›lmas› gerekir. Söylenmeyeni keflfetmek çözümlemek ortaya ç›karmak önemlidir. De¤erlendirmeler, tespit ve belirlemeler “tek bir ana”, “tek yana”, “tek özelli¤e”, “tek bir faaliyet ve tek bir çal›flma”ya bakarak yapma yöntemi diyalektik ve bilimsel olamaz. Düflünmek üstünkörü, yüzeysel, tek tarafl›, tek anl›k, uzaktan bakarak, bir göz atarak, niyetler ve duygular kat›larak düflünmek vb. Bunlar küçük burjuvazinin s›kça ve çok defa baflvurdu¤u düflünme yöntemidir. Küçük burjuva, fleyleri oldu¤u gibi anlatmaz, yans›tmaz, bütünlük içinde ifade etmez. Oysa olgular aras›nda iliflkiler, ba¤lar, karfl›l›kl› etkileme ve etkilenmeler vard›r. Üstünkörü, yüzeysel, uzaktan bir göz atma ile ç›plak gerçek görülmez. Bundand›r ki teleskop ve mikroskoba ihtiyaç duyulur. Yani MLM bak›fl aç›s›na ihtiyaç vard›r. Bunlar olmadan gerçeklik anlafl›lmaz. Gerçeklik anlafl›lmay›nca yan›lg›lar, abart›lar ortaya ç›kar. Yan›lg›lar ve abart›larla baflar› kazan›lmaz, zafer hiç elde edilmez. Küçük burjuvazi bir fleyin ya iyi ya da kötü gitti¤ini ifade eder. Çal›flmalar› tahlil ederken ya onaylar ya da inkar eder. Kendi yapt›¤› çal›flmalar ve örgütledi¤i faaliyetler, kendi örgütünün, komitesinin ya da sevdi¤i bir yoldafl›n›n yapt›¤› iflleri olumlar ve onaylar. Ancak kendi yapmad›¤›, baflka baflka bir komitenin yapt›¤› ya da

17 sevmedi¤i bir yoldafl›n›n yapt›¤› ifle ise çok defa karfl› ç›kar olumsuzlar ve yap›lanlar› onaylamaz, inkar eder. Oysa hiçbir fley her yönüyle “iyi” de¤ildir. Ayn› zamanda her yönüyle de “kötü” de¤ildir. Diyalektik bak›fl aç›s› ve yöntemi olaylar›, olgular› ve kiflileri böyle de¤erlendirmez. ‹ncelemeden, araflt›rmadan, derinleflmeden hemen yarg›ya varmaz. Küçük burjuva düflünme yönteminde bütünüyle “övgü veya yerme”, “olumlama veya olumsuzlama”, “kabul veya red” vard›r. Gerçe¤e itibar etmek yerine, gerçekle örtüflmeyen söylentilere, bofl sözlere itibar eder. Abart› onun vazgeçilmez yaflam parças›d›r. Bir olay›, bir kifliyi de¤erlendirirken bütünüyle övgüye ya da bütünüyle yermeye baflvurur. Bir süre önce “övülen” bir süre sonra rahatl›kla hiçbir özelefltiriye dahi baflvurmadan “yerilebilir” hatta daha da ileriye gidilerek, “yerin dibine bat›r›l›r”. K›sa sürede bir önceki de¤erlendirmenin tamamen aksi yönünde yap›lan de¤erlendirmenin temelinde küçük burjuva düflünme yöntemi vard›r. Bu yöntem tek tarafl›, üstün körü, yüzeysel ve abart›l›d›r. Bu de¤erlendirme tarz› yanl›fl ve bilimsel olmad›¤› gibi tehlikelidir de. Bu düflünme yöntemi örgütsel birli¤i zay›flatan, ortak yürüyüflü gerileten ve güven olgusunu ortadan kald›ran bir yöntemdir. Küçük burjuvazi baflar›lar› kendisine, baflar›s›zl›klar› “baflkas›na” mal eder. Öz-elefltirel yaklaflmay› “onursuzluk-küçülme” olarak alg›lar. Kendisine yönelik yap›lan elefltiriyi kiflili¤ine yap›lm›fl hakaret olarak kabul eder. Yönetici pozisyonda iken her türlü elefltiriyi yapma ve “baflkalar›ndan” öz-elefltiri isteme hakk›n› rahatl›kla kendisinde bulurken, yönetilen pozisyona düflünce elefltiri hakk›n› kendisinde bulurken, öz-elefltiri yapmay› unutur. Bu kez elefltirdi¤i, yerden yere vurdu¤u kesimle buluflur, onlarla hareket eder. Özelefltiri vermeden, dün söylediklerini unutarak, yapt›¤› elefltirilerin içeri¤ini unutarak, elefltirdi¤i kesimle ortak kader birli¤i yapar. Kaypak, tutar-

s›z, iradesiz ve ilkesizdir. Disiplin ve kolektifin ortak iradesi karfl›s›nda panikler ve ortal›¤› velveleye verir. Küçük burjuva, yönetici pozisyonda iken “baflkalar›na” kat› disiplini uygularken; “yönetilen” duruma gelince kendisine hat›rlat›lan disiplini “unutur”, disipline uymay› kabul etmez. Özgürlü¤ü her zaman kendisine bir hak olarak görürken özgürlü¤ün bütünleyici ve tamamlay›c› unsuru olan disipline uymay› “hak” olarak görmez. Haklar›n› hat›rlarken görevlerini unutur. Kürsüde iken “iktidar”, s›raya geçince “muhalefet” eder. Parti içinde iken do¤rular›, d›fl›na ç›k›nca parti içinde söylediklerini unutarak, yanl›fl› savunur. Yüzünü “evin” içine, düflüncelerini dikkat ve ilgisini bireysel sorunlara, duyarl›l›¤›n› “örgüt” sorunlar›na yo¤unlaflt›r›r. Kitlelerin, s›n›f düflmanlar›n›n, s›n›f savafl›m›n›n, devrimci savafl›m›n sorunlar›, partinin gerçek sorunlar› üzerinde yo¤unlaflmaz. ‹ç didiflmeden, bireylerle u¤raflmaktan büyük zevk duyar. O müzmin bir yak›nmac›, müzmin bir dert yanand›r. A¤lama duvar› gibidir. Olumlu her fley kendisiyle, kendisinin var oldu¤u süreçle bafllar. Kendisinin d›fl›nda oldu¤u süreç olumsuzdur. Kiflilerin arkas›nda konuflma, yarg›lama ve yerme “hakk›n›” istedi¤i gibi kullan›r. Kiflilerin önünde do¤ruyu söyleyemez, flafl›r›r. Kiflilerin arkas›nda söylediklerinin aksini söylemeye bafllar. Dürüst, alçakgönüllü olmaktan bahseder ancak dürüst davranmay› alçak gönüllü olmay› akl›na getirmez. Çünkü o bir küçük burjuvad›r. Gerçekle yüz yüze gelmez, gelemez. Çünkü gerçekler devrimcidir. Gerçe¤in devrimci karakteri onu ürkütür. fiehitlerin düflüncelerine ideallerine sayg›l› olmaz, ancak foto¤raf›na ve “birlikte paylaflt›¤› an›lar›na” sayg›l› olur. Kendisiyle yaflananlar› abartarak, anlat›r. Nesnel gerçeklere dayanarak, öznel duygular› katmadan tahlil ve de¤erlendirme yöntemi proletaryan›nd›r. Üstünkörü, yüzeysel, tek yanl› tek tarafl› de¤erlendirme yöntemi küçük burjuvazinindir. Do¤ru ve bilimsel tarzda düflünme ve bilimsel tarz-

27 Ağustos-9 Eylül 2004 da tahlil etme yöntemi ö¤renilmeden ileri do¤ru bir ad›m at›lamaz, nesnel gerçeklik de¤ifltirilemez. Her olguyu iyi düflünmeli, bütün yönleri ile kapsaml› tarzda düflünmeli ve bu düflünme ›fl›¤›nda de¤erlendirme yap›lmal›d›r. Do¤ru ve bilimsel tarzda düflünmeyi ö¤renmek. Olgular›, olaylar› kiflileri inceleme-araflt›rma anlama, kavrama yöntemini ö¤renmek. ‹nceleme-araflt›rma-derinleflme al›flkanl›¤›n› yaflam›n ve çal›flman›n vazgeçilmez bir parças›/tarz› haline getirmek. Bir fleyin gerçe¤e uygun olup olmad›¤› ve gerçekten sa¤lam bir temele dayan›p dayanmad›¤› dikkatle düflünülmelidir. Bir olguyu, bir geliflmeyi de¤erlendirirken nedenleri üzerinde ve nas›l geliflti¤i konusunda iyi düflünmelidir. ‹ncelemeden araflt›rmadan yüzeysel bir göz atmayla “onaylamamak”, “red etmemek” gerekir. Partinin devrimci teorik düzeyini, savafl yetene¤ini yükseltmek için bir zorunluluk ise düflünme yöntemini ve çal›flma tarz›n› düzeltmek de bir o kadar zorunluluktur. Düflünme ve çal›flma tarz›n›n düzeltilmesi bilimsel bir karakter kazanmas› ayn› zamanda proletarya partisinin örgütsel birli¤ini ve savaflma yetene¤ini güçlendirir. Örgütsel birli¤in zay›flamas›, s›n›f bilinçli proleterler aras›ndaki güveni birlikte ve ortak çal›flma gücünü azalt›r. Gerçek olmayan bilgi, yanl›fl çal›flma tarz›n› ve örgütsel maddi birli¤in zay›flamas›n› da getirir. Bu da baflar›y› de¤il baflar›s›zl›¤›, umudu de¤il umutsuzlu¤u, coflku ve heyecan› de¤il, karamsarl›¤› ve beraberinde mücadeleyi terk etmeyi getirir. Ö¤renmeye doymadan, ö¤retmekten b›kmadan hareket etmek gerekmektedir. Eldeki bilgiyle yetinmeden gerçe¤i ve nesnel dünyay› yöneten yasalar›n bilgisini elde etmek ve bu bilgi ›fl›¤›nda nesnel dünyay› de¤ifltirme mücadelesini örgütlemek, s›n›f savafl›m›n›n en büyük kazan›m›d›r. Bu kazan›mla kitleler, devrimci savafl ve parti örgütlenir. Kitleler, devrimci savafl ve proletarya partisi örgütlenmeye baflland›¤›nda her türlü gerilik ve zaaf ortadan kalkar.


27 Ağustos-9 Eylül 2004

18

3

Umuda Yolculuk-1 Kimilerine göre kim bilir daha nice anlamlarda kendini bulur ayr›l›klar... Gerilladaysa ayr›l›klar bir baflka zordur. Hem yeni bir bafllang›c›n coflkusunu, umudu, yar›nlara at›lan ad›m›n ilmek ilmek örülen gelece¤in hazz›n› içinde bar›nd›r›r. Hem de bir hüznü... Hem faaliyetin daha da yayg›nlaflmas›, birken, iki, üç, dört, befl ... olunmas›, daha çok kitlelere ulafl›lmas› için zorunluluktur. Bu da özgür gelece¤i ad›m ad›m yaklafl›ld›¤› güçlü buluflmalar›n ön koflulu oldu¤u anlam›na geldi¤i için her gerillay› ayr› bir coflku sarar. Hem de bir hüzün.

Gerilla 2002 ilkbahar faaliyetini geride b›rakm›flt›. Bütün birlikler ilk dönem yo¤un bir kitle faaliyeti yürütmüfl, faaliyetlerin olumlulu¤u ve baflar›s› ile tekrar bir araya gelmifllerdi. Her gerillada, sürdürülen faaliyetin coflkusu vard›. Gerillalar yaflad›klar›n›, bölgedeki kitlenin durumunu, faaliyet alanlar›ndaki coflkuyu, heyecan› bir kez daha yaflayarak birbirlerine anlat›yor, paylafl›yor, deneyim al›yor, deneyim aktar›yordu. Bir de tabi gerillaya yeni kat›lan yoldafllar›n coflkusu herkeste hissediliyordu. M›nt›kalar›n faaliyetleri de¤erlendirildi, ç›kar›lan ders ve deneyimlerden sonra parti organ› taraf›ndan gerilla birli¤i tekrar m›nt›kalara bölünmüfl, önlerine yaz ve sonbahar için faaliyetler konmufltu. M›nt›kalardan birinin önüne geçici k›fl üssü haz›rl›¤› ve buradaki bir dizi faaliyet görevi konulmufltu. Di¤er m›nt›kan›n önüne ise öncelikli olarak kitle faaliyeti olmak üzere baz› görevler konmufltu. Her m›nt›ka komutan› kendi birli¤ini topluyor, yürütecekleri faaliyetler hakk›nda bilgiler veriyordu.

‹llegalite gere¤i her birime kendi faaliyeti hakk›nda bilgi veriliyordu. Ve iflte ayr›l›k vakti gelmiflti. Ayr›l›klar... ayr›l›klar› kim sever ki? Belki kimilerine göre sonu olmayan, dönüflsüz bir yolculuktur. Kimilerine göre daha güzel yar›nlar için ç›k›lmas› gereken zorunlu yolculuk. Kimilerine göre yeniden kavuflma umududur. Kimilerine göre kim bilir daha nice anlamlarda kendini bulur ayr›l›klar... Gerilladaysa ayr›l›klar bir baflka zordur. Hem yeni bir bafllang›c›n coflkusunu, umudu, yar›nlara at›lan ad›m›n ilmek ilmek örülen gelece¤in hazz›n› içinde bar›nd›r›r. Hem de bir hüznü... Hem faaliyetin daha da yayg›nlaflmas›, birken, iki, üç, dört, befl ... olunmas›, daha çok kitlelere ulafl›lmas› için zorunluluktur. Bu da özgür gelece¤i ad›m ad›m yaklafl›ld›¤› güçlü buluflmalar›n ön koflulu oldu¤u anlam›na geldi¤i için her gerillay› ayr› bir coflku sarar. Hem de bir hüzün. Hani sevdiklerimizden hiç ayr›lmak istemeyiz ya, yoldafllar›m›z ki en sevdiklerimiz, en büyük utkuyu paylaflt›klar›m›z, yaflam›n her an›nda birlikte nefes ald›klar›m›z. Bunun için ki, yoldafllardan ayr›lmak daha bir zordur. Hem de sadece bedenen ayr›ld›¤›n› bildi¤in halde. Asl›nda zor gelen ayr›l›k da de¤ildir hani, ayr›l›¤›n yaratm›fl oldu¤u bilinmezliktir. Bu Partinin her militan› bilir ki, bu savafl, çetin, zorlu bir savaflt›r. Sonunda tutsak düflmek de, bedenen sevdiklerinden ayr›lmak da vard›r. Ve her militan bu u¤urda ölüm gelecekse “hofl geldi sefa geldi” diyerek kuflanm›fllard›r sevday›. Gerilla da bu bütünün bir parças›d›r ve bulundu¤u cephede silahlar daha h›zl› çal›fl›r. ‹flte bundand›r ki, bir sonraki buluflmada belki de bu sevdiklerinden birileri olmayabilir aralar›nda kayg›s›, hüzne bo¤ar gerillay›. Hani içinde umudu, coflkuyu, sevinci, düflmana olan öfkeyi tafl›yan bizlerin bakmaya k›yamad›¤›m›z o isyankar gözlerden birilerinin kapanabilece¤ini düflünmek, bizim dokunmaya k›yamad›¤›m›z sevdal› yüreklere, yi¤it bedenlere düflman›n hain kurflununun de¤ebilece¤i kayg›s›d›r, gerillay› hüzne bo¤an. ‹flte böyle... zordur ayr›l›klar. ‹çinde hüznü bar›nd›r›r ama kimseyi yolundan ayr› koymaz. Hani flairin dedi¤i gibi “kavgan›n töresi bu, kan kanla y›kanacak; al kanl› gömleklerle hedefe var›lacak”... ‹lk grup haz›rlanm›fl, vedalaflmaya bafllam›flt›. S›ms›k› sar›l›p vedalafl›rken kimileri gözyafllar›n› tutam›yor, b›rak›yordu.

Kimilerinin yüzlerinde gülümseme “görüflürüz” diyorlard›. Sonraki gün di¤er m›nt›ka ayn› flekilde vedalafl›p ayr›ld›. Geride son birlik kalm›flt›. Hani kalabal›k bir ailenin çocuklar› ayr›ld›¤›nda, evde bir ›ss›zl›k, boflluk olur ya, koca orman, konaklama yeri bombofl gibi geliyordu kalan gerillalara. Onlar›n da çocuklar› gurbete ç›km›fllard›, geride özlem ve hasret b›rakarak. Art›k bir an önce toparlan›p, bu konaklama yerinden ayr›lmalar› gerekiyordu. Gerillada kurald›r, konaklama yerinden birileri ayr›lm›flsa, güvenlik gere¤i o konaklama yeri terk edilir. Gerilla da bu kural›n gere¤ini yerine getiriyor. Gerilla alan›nda da di¤er alanlarda oldu¤u gibi her faaliyetin ayr› bir önemi, ayr› zorluklar› vard›r. Ve en küçük görevden en büyü¤üne kadar her görev Parti görevidir anlay›fl›yla yaklafl›r gerilla da. Ancak yine de kitle faaliyetinin gerillan›n gönlünde ayr› bir yeri vard›r. Her gerillan›n gönlünden kitle faaliyetinde olmak geçer. Bu, ayr› bir canl›l›k katar gerillaya. Kitlelerle olmak, onlar›n yaflamlar›n›, ac›lar›n›, sevinçlerini görmek, paylaflmak, onlara bir tutam bilinç tafl›yabilmek, gerillaya bugünkü misyonunu tekrar tekrar hat›rlat›r. Onu yeniler, tazeler. Bundand›r ki, en fazla kitle faaliyeti gönlünden geçer. Ancak gönülden geçse de, bilinçlere kaz›nm›flt›r “Parti görevi olduktan sonra her görevi yapar›z” diye. Bu birli¤in görevi de daha fazla titizlik, daha fazla gizlilik ve illegalite gerektiren bir görevdir. (Bu yaz›da da bu illegalite gere¤i bu görevin, yap›lanlar›n, yaflananlar›n birçok bölümüne girilemeyecek ancak belli bölümler paylafl›lacak. Olas› kopukluklar›n nedeni de budur.) Birlik konaklama yerini de¤ifltirdikten sonra, bir süre o bölgede bir dizi iflleri var, bunlar› halledip ayr›lacak. Bu görevler çerçevesinde gece bir grup yoldafl, bir faaliyete gidiyor. Grubun öncüsü Bülent Ertürk yoldafl. Kimsenin olmamas› gereken bir noktada bir karart›n›n üzerlerine do¤ru geldi¤ini fark ediyorlar. Hemen çöküp öncü ba¤›r›yor “Kim o” diye. Karart› sevinçle “Ben Duran, Duran” diyerek üzerlerine

do¤ru kofluyor. Üzerlerine gelen karart›n›n Duran, yani Murat Ar›cak yoldafl oldu¤unu anlamalar› üzerine silahlar›n› indiriyorlar. Di¤er yandan da flafl›r›yorlar. Duran’›n farkl› bir birlikte, farkl› bir ilde olmas› gerekirken ne ar›yor burada diye. Sonra Duran’›n gitti¤i bir faaliyette gruptan ayr› düflüp, konaklama yerini bulamay›nca di¤er birli¤i bulurum umuduyla günlerce yürüyüp yanlar›na ulaflt›¤›n› ö¤reniyorlar. Duran’›n bir alandaki araziyi kar›flt›r›p konaklama yerini, birli¤indeki yoldafllar› bulamamas› olumsuzlukken yine böylesi bir durumda umutsuzlu¤a kap›lmay›p, yaln›z bafl›na günlerce yürüyüp farkl› bir ildeki yoldafllar›n› bulabilmifl olmas› olumluluktu. Di¤er birlik günlerce Duran’› aray›p bulamay›nca irtibat kurup haber veriyorlar. Ald›klar›, Duran’›n iyi oldu¤u haberi üzerine derin bir nefes al›yorlar... O y›l Duran yoldafl kitle faaliyetinde olmay› çok istiyordu ve önceden birçok defa “geçici k›fl üssü” haz›rl›k faaliyetine kat›lm›flt›. Yoldafllar› tak›l›yor “sensiz k›fl üssü haz›rl›¤› m› olurmufl, esas mesle¤in bu zaten senin”, “Aman konaklama yerinden uzaklaflma bu kez de konaklama yerini bulamaz taa ...’n›n birli¤inin yan›na gidersin” diye. Böylece birli¤in say›s› beklenmedik misafirle bir kifli daha artm›flt›. Birlik bölgedeki ifllerini halledip en önemli görevi için yola koyulmufltu. Her yoldafl bu faaliyetin önemini çok iyi biliyordu. Bütün gerilla birli¤inin k›fl› rahat, güvenli ve iyi bir askeri, siyasi e¤itim süreci geçirip bir sonraki bahar› donan›ml› olarak karfl›layabilmeleri için bu görevin ne kadar önemli ve ne keder özen gerektirdi¤inin fark›ndayd›. Bir bütünün parçalar› olarak, bütün için birileri kitle faaliyeti yürütecek, birileri farkl› faaliyetler yürütecek, birileri alt yap› haz›rlayacak, birileri legal alanlarda, birileri illegal alanlarda kofluflturacak, birileri molotof sallayacak, birileri silahlar›, bombalar› patlatacak. Hepsi kolektif için ve kolektifi besleyecek. Çarklar›n bütün diflleri görevini yerine getirdi¤inde çark dönecek, özgür gelecek yak›nlaflacak.


3 Aradan 1-1,5 ay gibi bir süre geçmifl, Gerilla Birli¤i (GB) yer yer yaflanan olumsuzluklarda s›k›nt›ya girmifl, yer yer olumluluklarla neflesi yerine gelmifl, yer yer kofluflturmufl yorulmufl, dinlenmifl olarak görevini baflarm›fl olman›n hazz›n› yafl›yordu. Ve k›fl da gelip kap›ya dayanm›flt›. Art›k di¤er yoldafllar›yla buluflacaklar› zaman› iple çekiyorlard›. Partinin 7. Konferans› baflar›yla gerçeklefltirdi¤i haberini alm›fllard›. Konferansa iliflkin ayr›nt›l› bilgi,

belge henüz ellerine ulaflmam›flt›, ancak olumlu geçti¤ini ö¤renebilmifllerdi. Siyasi Komiser bu güzel haberi GB’ne aç›klad›¤›nda GB’nin coflkusu ikiye katlanm›flt›. GB bir yandan yoldafllar›n› beklerken di¤er yandan da daha fazla arazinin ayr›nt›lar›n› ö¤reniyorlar, alt yap›y› yayg›nlaflt›r›yorlard›. Bu çerçevede GB’den bir grup, uzak bir alana faaliyet için yola ç›km›flt›. Birden gök gürültüsü bir ya¤mur bafllad›. Ya¤mur öyle fliddetli ya¤›yordu ki, üzerlerinde ya¤murluk olmas›na ra¤men gerillalar iç çamafl›rlar›na kadar ›slanm›flt›. Zifiri karanl›¤› ise gürleyen gökle birlikte çakan flimflekler ayd›nlat›yordu. Birli¤in komutan› “flu gök gürültüsü geçene kadar otural›m” dedi. Zira flimflekler öyle fliddetli çak›yordu ki, sanki bombalar büyük bir gürültüyle ard arda patl›yordu. Gök gürültüsünün dinmesi ve ya¤murun azalmas› üzerine GB kalkt›. Yol uzundu. Öncüyse ayr› bir heyecan› daha yafl›yordu. ‹lk defa böyle uzun bir mesafede birinci öncülük yapacakt›. Yürüdükleri hatt› hat›rlad›¤›n›, yolu ç›kartabilece¤ini gördükçe kendine güveni daha da art›yordu. Gece boyunca yürümüfller her taraf ayd›nland›ktan sonra ancak gidecekleri noktaya ulaflabilmifllerdi. Hava ise hala çiseliyordu. Önce çantalar›n› ç›kart›p bir süre dinlendikten sonra kalk›p atefl yakmak için odun toplamaya bafllad›lar. Etraf› sis kaplad›¤› için büyük bir atefl yakabileceklerdi. Odunlar ›slanm›fl oldu¤u için atefl yakmakta biraz zorland›lar. Ancak içinde yürümesini sevmedikleri zakkum a¤açlar› en iyi böylesi durumlarda ifle yar›yordu. Fazla su çekmedi¤i için içi kuru kal›yordu. Nihayet atefli tutuflturabilmifllerdi. Onlar bir taraftan kahvalt›lar›n› yaparken alevler büyüyor hem yüzlerini yal›yor, hem de üzerlerindeki elbiseleri kurutuyordu... Birlik akflama kadar ifllerini halledip akflam yine yola ç›kmay› planl›yordu ancak çise, bir süre sonra kara çevirmiflti. Bu y›l›n ilk kar›yd›. Ve akflama kadar do¤a örtüsünü de¤ifltirmifl, beyaza çevirmiflti.

19 Her taraf bembeyazd›. Gerillalar yola ç›kacak m›yd›? Yola ç›kmalar› demek karda iz b›rak›lmas› demekti. Yani geldi¤i, gidece¤i yönün, noktan›n deflifre olmas›na neden olabilirdi. Bu da gerillan›n bir dizi plan›n›n bozulmas›, yoldafllar›n›n, uzun vadede bir bütün GB’nin yaflam›n›n tehlikeye at›lmas› anlam›na geliyordu. Ayr›ca gerilla geçmifl deneyimlerinden de biliyordu ki, y›l›n ilk kar› geçicidir, bir-iki gün içinde erir. Gerillalar da kar›n erimesini beklemeye karar veriyor. Hava da oldukça so¤uk. Yanlar›nda flal gibi s›cak tutacak malzemeler de yok. So¤uk, titremeyle geçen gece, sabah güneflli, p›r›l p›r›l bir havaya evriliyor. Akflamki karlar›n büyük ço¤unlu¤u eriyor. Güney yamaçlar tamamen erirken kuzey yamaçlar parça parça erimifl. Akflam yola ç›k›yorlar. Hava aç›k, y›ld›zlar parl›yor, ay her taraf› ayd›nlat›yor. Baz› yerlerde kar parça parça erimifl, gerillalar da iz b›rakmamak için kar olan yerlerde etraf›n› dolan›yorlar. Bulunduklar› s›rt›n en yüksek noktas›na ulaflt›klar›nda flehrin rengarenk ›fl›klar› ayaklar›n›n alt›ndan kay›yor adeta. Burada biraz dinlenip etraf› seyrediyorlar. Araziyi genel hatlar›yla kafalar›na oturtman›n, ba¤lant›lar›n› kurabilmenin en iyi yolu yüksek bir noktadan kufl bak›fl›, bakmakt›r araziye. Onlar da arazinin birbiriyle olan ba¤lant›lar›n›, daha iyi kavramaya, anlamaya çal›fl›yorlar bir süre. Sabah›n ilk ›fl›klar›yla, yoldafllar›n›n oldu¤u bölgeye ulafl›yorlar. Kahvalt›ya yetiflmifllerdi. Konaklama yerine varmadan önce de ellerini yüzlerini y›k›yorlar. Ard›ndan “Selam T‹KKO’cular” deyip kahvalt› yapan yoldafllar›n› selaml›yorlar. Yoldafllar› yeni gelenlere kahvalt› bafl›nda yer verip kahvalt›lar›n› haz›rl›yorlar. Koyu bir sohbetle çaylar›n› yudumluyorlar. Zaman ilerleyip di¤er birliklerle buluflma zaman› yaklaflt›kça GB’de di¤er birliklerdeki yoldafllar›na olan özlem daha da büyüyor. Sohbetlerin konular› di¤er birliklerdeki yoldafllar› oluyordu. Yine randevuya gidilecek, komutan di¤er birliklerin gelece¤ini söylüyor. Herkesi bir coflku kapl›yor. Art›k özlem sona erecek, gözlerinde tüten yoldafllar›na s›ms›k› sar›lacak hasret giderecekler. Yürekleri s›cak bir heyecan sar›yor. Herkes k›p›r k›p›r. Bir birim konaklama yerinde kal›yor, bir birim randevuya gidiyor. Randevu saati yaklaflt›kça sab›rs›zl›k en üst noktas›na ulafl›yor. Randevu bofl ç›km›yor ama di¤er birlikler de gelmiyor. Komutan yoldafl geliflmeler hakk›nda yoldafllar›na bilgi veriyor, baz› nedenlerden dolay› yoldafllar›n gelemeyece¤ini ve bu nedenleri aç›kl›yor. K›fl› di¤er birliklerden ayr› geçirecekler. Yine di¤er yoldafllar›n iyi olduklar›n›, gerillaya yeni kat›l›mlar›n oldu¤unu aktar›yor. Güzel haberlere herkes sevinmekle birlikte, k›fl› yoldafllar›ndan ayr›, onlar›n özlemleriyle geçirecek olman›n buruklu¤unu yafl›yorlar. GB içinde bulunduklar› durumu, araziyle olan iliflkilerin, bir olumsuzluk durumunda ne yapar›z, nereye çekiliriz, nas›l bir manzara alan›na sahibiz vb. bir dizi konuyu de¤erlendirdikten sonra k›fl› o bölgede geçirmeye karar veriyor. Ve yine bar›nma için en uygun yerin neresi oldu¤una.

Arazilerde genel olarak el ayak çekilmifl, ormana tek tük girip ç›kanlar var. Bir de gerillan›n “deli çoban” ad›n› takt›klar› çobanlar› var. S›k s›k gerillan›n bulundu¤u alan›n sa¤›ndan solundan, üstünden alt›ndan geçen bir çoban. Arazinin yap›s› ve konaklama yerlerinin uygun olmas›ndan dolay› çoban yak›nlar›ndan bile geçse göremiyor. Uysal bir de köpe¤i var, gerillaya hiç havlam›yor. Bu çoban neredeyse her gün etraflar›ndan geçti¤i için art›k ad› “bizim” çoban olmufl. Bir de sürüye adeta iflkence yaparcas›na dolaflt›r›p yormas›, sürüyü karda bile ç›kar›p kar›n üzerinde yürütmesinden dolay› gerillalar “deli çoban” diyorlar. Yani “bizim deli çoban”. Bar›na¤› yapmak için hem kalan insanlar›n da çekilmesini bekliyorlar, hem de yoldafllarla son bir randevu daha var. Bir birim randevulara gidip geliyorlar, daha güçlü kuvvetli yoldafllardan oluflan bir birim de bar›nak ön haz›rl›klar›n› yap›yor. Randevu belli bir zaman dilimine yay›lm›fl ancak randevular bofl ç›k›yor. Randevuya gelecek yoldafl›n ifllerinin yo¤un oldu¤unu biliyor GB. Bundan dolay› yetifltirememifl olabilece¤ini düflünüyorlar. Yine biliyorlar kendilerinden, daha acil görevlerinin oldu¤unu. Bunun için umutsuzlukla de¤il, umutla bekliyorlar. Ancak gelmiyor diye de yoldafla k›r›lm›yorlar. GB’nin öncüsü Bülent yoldafl, onun gitmedi¤i faaliyetlerde Kinem öncülük yap›yor. Komutan yard›mc›s› yoldafla “bugün de randevuya birkaç yoldaflla birlikte sen git” diyor. Kinem hemen at›l›yor, komutan yard›mc›s›, yoldafla “yoldafl beni öncü olarak götürürsen, sizi zakkumlara sokmadan, hiç ›slanmaman›z› sa¤layacak flekilde, en iyi patikalardan götürürüm” diyor. Ya¤mur ya¤masa bile gerilla zakkumlar›n içine girdi mi, zakkumlar sisten, çiseden ›sland›¤› için onlar da ›slanmadan ç›kam›yor. Komutan yard›mc›s› “görelim bakal›m” diyor. Üç gerilla yola ç›k›yor. Öncü avucunun içi gibi ö¤rendi¤i güzergahta zakkumlara sokmadan, fazla dolaflt›rmadan götürüyor. Ancak güzergah›n yar›s›nda, köylülerin de kulland›¤› bir patika var, gerilla da bu patikay› kullanacak. Patikaya girmeden ses dinliyorlar, bir fley yok... Befl dakika yürümüyorlar ki, önlerine 2-3 tane köpek ç›k›yor. Komutan›n “kaç›n” talimat›yla gerillalar kofluyor. Köpekler de arkalar›ndan. Köpeklerden kurtuluyorlar, ancak birbirlerinden ayr› düflüyorlar. Koflmak yerine hareket etmeseler köpeklerin de havlamay›p gidece¤ini biliyorlar ama köpeklerin arkas›ndan bir sürü gelece¤ini bildikleri için koflmufllard›. Çünkü mecbur kalmad›klar› takdirde o bölgede kimseye gözükmek istemiyorlard›, olas› güvenlik risklerini ortadan kald›rmak için. Sürü geçtikten sonra gerillalar da birbirlerine ulaflt›lar. Yollar›na devam ettiler. Art›k randevunun son gününe gelmifllerdi. Komutan “bugün son kez gidiyoruz randevuya, art›k bundan sonra di¤er ifllerimize bakar›z” diyor. Son kez umutla düflüyorlar yola. Saatler ilerliyor, yine gelen olmuyor. Ve yoldafllar›ndan son olarak haber alamadan k›fla girecek olman›n hüznüyle dönüyorlar... Gerilla art›k bar›nak yap›m›na bafll›yor. Önceki y›llarda genel olarak bütün birlikler bir arada ve say›ca da kalabal›k oldu¤u için örgütlenmeler buna göre ele al›n›yordu. Bu kez de var olan say› göz önünde bulundurularak özgün bir ele al›fl yap›yorlar. Bütün

27 Ağustos-9 Eylül 2004 gerillalar yo¤un bir emek harc›yorlar. Bu arada yine davetsiz misafir “deli çoban” yanlar›ndan geçerek y›l›n son selam›n› vermiflti. Hem de bar›na¤›n kazma ifli bitmek üzereyken. Uzaktan sürünün sesi duyulunca gerillalar 3-5 dakikada önlemlerini al›p her taraf› kamufle etmifl, çoban›n bir fleyler fark etmesini önlemifllerdi. Bar›na¤›n yap›m›n›, önceden a¤aç haz›rlanmas› gibi ön haz›rl›k yapm›fl olduklar› için, tahmin ettiklerinden de önce bitiriyorlar. Onlar içine giriyor bar›na¤›n, kar bast›r›yor. Evet onlar tam zaman›nda girmifllerdi bar›na¤a. Ya di¤er yoldafllar›, yüreklerinin di¤er parçalar›? Geçici K›fl Üsleri gerilla aç›s›ndan siyasi, ideolojik, askeri konulardaki eksiklerimize vurma, daha s›k› e¤itimlerle kendini kal›ba dökme, yeniden yeniden tazeleyip daha güçlü pratiklere do¤ru ad›m atma sürecidir. Savafl›m›z›n içinde bulundu¤u geliflim seyri içinde zorunlu süreçlerdir. Ve bu süreçlerden en verimli flekilde yararlanmaya, en kazançl› flekilde ç›kmaya çal›fl›l›r. Geçmifl bar›naklara göre belli noktalarda daha yo¤un, daha zorlu bir k›fl geçirecekler. Say›lar› daha az oldu¤u için herkese nöbetinden günlük ifllerine kadar daha fazla sorumluluk düflüyor. Geçmifl bar›naklardaki gibi bütün yaflam örgütleniyor, gerekli örgütlülükler oluflturuluyor. Faaliyetlerinin de¤erlendirilmesinden, ileriki süreçteki siyasi, ideolojik, askeri e¤itimlerin neler olaca¤›na kadar. Siyasi çal›flmalar›n temelini 7. Konferans›n yönelimi oluflturacak. Her ne kadar Konferans›n sonuç belgeleri ellerine ulaflmam›fl da olsa, Konferans haz›rl›k sürecinden, Konferans›n genel yönelimi biliniyor. Parti, önderlik, kitleler gibi. Kütüphaneleri de oldukça zengin say›l›r. (Devam Edecek)


27 Ağustos-9 Eylül 2004

20

3

Elimize posta kanal›yla ulaflan afla¤›daki yaz›y› haber de¤eri tafl›d›¤›ndan oldu¤u gibi yay›nl›yoruz.

Ahmet Laço ve Sevda Y›ld›z yoldafllar

PART‹ fiEH‹TLER‹M‹ZD‹R! Partimizin iki savaflç›s› Ahmet Laço ve Sevda Y›ld›z yoldafllar›m›z›n Dersim’de flehit düflmelerinden bu yana baz› “parti düflman›” odaklar sayg›s›zca as›ls›z ithamlarda bulunmaktad›r. fiehit yoldafllar›m›z›n çirkin ithamlara konu edilmesi bizleri son derecede rahats›z etmifltir. TKP(ML) üyesi olduklar› halde bu partinin son kongresinden sonra partimiz saflar›na kat›lmak yönünde tav›r gelifltiren ve partimizle kurduklar› iliflki sonras›nda partimizin taleplerine uygun olarak samimi ve dürüst bir yaklafl›m sunduklar› için partimiz saflar›na kabul edilen Ahmet Laço ve Sevda Y›ld›z yoldafllar›n partimiz taraf›ndan “sahiplenilmesi” Devrimci Demokrasi gazetesinin bir köfle yazar› taraf›ndan hakarete varan ölçüde sayg›s›zca “elefltirilmifltir.” ‹ki yoldafl da 2003 y›l›n›n yaz ay-

lar› sonunda partimize özelefltiri vererek kat›lma yönünde iradelerini belirlemifl ve partimiz de bu iradeyi onaylam›fl ve yoldafllar› saflar›na kabul etmifltir. Bu gerçe¤in d›fl›m›zdaki herhangi birileri taraf›ndan sorgulanmas›n›n ak›l kâr› olmad›¤› bilinmelidir. ‹ki yoldafl›m›z›n iradeleri çeflitli biçimlerde ve uygun görülen ölçülerde kamuoyuna duyurulmufltur. Bu aç›klamalar›n kabulü baz› akl› evvellerin sand›¤› gibi bu iradeyi ortaya koyanlar›n d›fl›ndakilerin sorumlulu¤unda de¤ildir. Kimse böyle bir ak›l d›fl›l›¤›n savunusuna giriflmemelidir. Herkesin sayg› göstererek kabul etmesi gereken gerçek fludur: Ahmet Laço ve Sevda Y›ld›z yoldafllar MKP’den kopan bir grup içindeki tart›flmalar›n da sonucu olarak partimize kat›lma yönünde tav›r gelifltirmifl, partimizin bu yöndeki taleplerine

olumlu yan›t›ndan sonra özelefltiri vererek parti saflar›na geçmek istemlerini ortaya koymufllard›r. Partimiz de yoldafllarla yapt›¤› görüflmelerdeki tutumlar›n› samimi ve dürüst bularak yoldafllar› örgütlü bünyesine katm›flt›r. 2003 y›l›n›n yaz aylar› sonlar›ndan itibaren Ahmet Laço ve Sevda Y›ld›z örgütlülü¤ümüzün bir parças› olarak faaliyet sürdürmüfllerdir. Bu faaliyetlerinin sonunda flehit düflen yoldafllar›m›z partimizin ve ordumuzun flehididir. Yine, Ahmet Laço yoldafl ile ilgili as›ls›z iddialardan biri de yoldafl›m›z›n, ad›n› MKP olarak de¤ifltiren TKP(ML) saflar›ndayken, Genel Sekreterimiz Mehmet Demirda¤ yoldafl›m›z›n flehit düflmesi olay›nda taraf›m›zdan sorumlu görülenlerden biri oldu¤u iddias›d›r. Birinci olarak Genel Sekreterimi-

zin flehit düflmesinin esas sorumlusu savafl konusundaki tecrübesizli¤i nedeniyle ordumuzun komuta kademesidir. ‹kinci olarak bugünkü ad›yla MKP’nin bu ac› olaydaki sorumsuz davran›fl›nda Ahmet Laço yoldafl›n hiçbir katk›s› yoktur. Ahmet Laço yoldafl o dönemde Karadeniz k›rsal›nda de¤ildir. Ahmet Laço yoldafl›n partimizle son iliflkisi ile hiçbir ilgisi olmayan bu olay›n çirkin ve sayg›s›z ithamlar›n malzemesi olarak kullan›lmas›n› k›n›yoruz. Bir düflman pususunda flehit düflen yoldafllar›m›z›n devrime adad›klar› yaflamlar›na leke sürmek anlam›na gelen ithamlara son verilmelidir. Türkiye Komünist Partisi/ Marksist-Leninist MK-SB A¤ustos 2004


21

3

PUSULA TAKT‹K ÖNDERL‹⁄‹N ROLÜ Taktik, stratejinin bir parças›d›r. Stratejiye hizmet etmeyen bir taktik, bofla harcanm›fl bir emektir. Taktik önderlik de, stratejik önderli¤in bir parças›d›r. Stratejinin baflar›s› için her somut süreçte s›n›f bilinçli proletaryan›n lehine yap›lan her hamle, kazan›lan her baflar›, stratejinin zaferi için kat edilmifl bir yoldur. S›n›f savafl›m›n›n bu uzun yolculu¤unda afl›lacak her bir engel, bir taktik ustal›¤› gerektirir. Bu taktik ustal›¤›n yarat›c›s›, yönlendiricisi stratejik önderliktir. Bu tarihsel misyonu oynamayan bir önderlik; stratejik zaferin de haz›rlay›c›s› olamaz. Taktik önderli¤in baflar›s›, var olan somut durumu do¤ru kavramak, tüm mücadele ve örgüt biçimlerinde asgari düzeyde bir seviye yakalamak ve de¤iflen koflullara uygun olarak mücadele ve örgüt biçimlerini devreye koyma baflar›s›n› göstermekten geçer. Var olan somut durumu kavramaktan kastetti¤imiz; dünyada, bölgemizde ve yaflad›¤›m›z topraklardaki mevcut geliflmelerdir. Yani, s›n›f güçlerinin mücadele içindeki düzeyi, karfl› devrimci sald›r›lar›n boyutu, yine emperyalist güçlerin kendi aralar›ndaki rekabetten kaynakl› çeliflkilerin topraklar›m›zdaki etkisi, egemen s›n›flar›n yönetmedeki zaaflar›, buna karfl› ezilenlerin tutumu vb. tüm faktörlerin do¤ru bir analizi taktik hamleler için olmazsa olmazd›r. Her fleyden önce örgüt ve mücadele biçimlerini subjektif niyetimize göre belirleyemeyiz. Her örgütlenme bir ihtiyac›n, mücadele biçimi ise koflullar›n ürünüdür. Koflullardan, devrimci hareketin gerileme ve yükselme süreçlerinden ba¤›ms›z bir mücadele biçimi düflünülemez. Bu süreçleri ayr›flt›racak ve her sürece uygun olarak örgüt ve mücadele biçimlerinde gereken de¤iflikli¤i yerinde ve zaman›nda yapacak olan da taktik önderliktir. Mesela, kitlelerin devrimci parti ve örgütlerin pratik durufllar›ndan kaynakl› olarak derin güvensizlikler besledi¤i bir dönemde sürekli kitlelere dönük savafl ça¤r›lar› yapman›n pratik bir de¤eri olabilir mi? Ya da bu ça¤r›lar› sürekli yineleyen bir taktik önderli¤in, mevcut objektif tabloyu do¤ru çözümledi¤i ve yüklenilmesi gereken halkaya yüklendi¤i söylenebilir mi? Tabi ki söylenemez. Oysa böylesi süreçlerde öncelikle yüklenilmesi gereken halka, kitleler ile

devrimci parti ve örgütlerin aras›nda bu denli mesafenin oluflmas›na ve güvensizliklerin do¤mas›na yol açan prati¤in sorgulanmas› ve bu sorgulanma neticesinde ortaya ç›kan do¤ru devrimci sonuçlar ›fl›¤›nda prati¤e yönelinmesidir. Di¤er bir anlat›mla, ortaya ç›kan bu güvensiz tablo, sonuç itibar›yla taktik önderli¤in izledi¤i bir prati¤in sonucudur. Ve dolay›s›yla afl›lmas› da ancak pratikle mümkün olabilir. Bugün aç›s›ndan bakt›¤›m›zda da, stratejik hedefimize hizmet eden, taktik politikalar noktas›nda devrimci hamlelerimizi yo¤unlaflt›rmadan ç›k›fl yolu bulmam›z zordur. Burada önemli olan esas noktalar devrimci hamlelerimizin merkezi görevimize hizmet edecek tarzda olmas› ve mevcut görevlerimizin içinde de esas ve öncelikli olana kilitlenmemizdir. Ve bu önceliklerimiz ›fl›¤›nda ortaya gelifltirici ve sonuç al›c› bir irade koymak, di¤er sorunlar›m›z›n çözümünü de kolaylaflt›r›r. Bu konuda Lenin’in flu saptamalar›n›n tarihsel önemini do¤ru kavramal›y›z: “Verili her anda, tüm zinciri elde tutmay› ve stratejik baflar›ya ulaflman›n koflullar›n› haz›rlamay› olanakl› k›lmak için kavranmas› gereken süreçler zincirindeki özel halkay› bulmak.” Devamla “Burada önemli olan, partinin önünde bulunan tüm görevler aras›ndan, yerine getirilmesi gereken; merkezi noktay› oluflturan ve çözümü di¤er güncel görevlerin baflar›yla yerine getirilmesini güvenceleyen özel güncel görevi bulup ç›karmakt›r.” Yine bu politikalar›n baflar›l› bir tarzda uygulanmas› için taktik önderli¤in günceli genelle birlefltirmede, güncel politikan›n uygulanmas›nda izleyece¤i mücadele biçimleri ve ittifaklar sorunu çok önemli bir yer tutmaktad›r. Bu konuda yeniden Lenin’in flu söylemlerine kulak verelim: “…‹flçi s›n›f›n›n günlük taleplerini ve günlük mücadelelerini ihmal etmek, parti faaliyetini sadece bunlarla s›n›rlamakla ayn› derecede hatal›, yap›lmamas› gereken bir fleydir. Partinin görevi, günlük ihtiyaçlardan hareketle, iktidar› hedef alan devrimci mücadelede iflçi s›n›f›na önderlik etmektir.” Lenin’in ifade etti¤i gibi, hiçbir parti, hiçbir taktik önderlik iflçi s›n›f›n›n güncel talep ve mücadelesine s›rt›n› dönemez. Güncel politikaya s›rt›n› dönen, geliflmeler karfl›s›nda kay›ts›z kalan, somut mücadele dilinden çok strateji üzerinde soyut söylevler veren bir taktik önderli¤in ça¤r›la-

r›n›n kitleler içinde yank› bulmas› düflünülemez. Ve kitlelerin, u¤runda savaflmay› göze almad›klar›, inanmad›klar› bir stratejinin do¤rulu¤u da tart›flmaya muhtaçt›r. Yine bütün enerjisini güncel sorunlar üzerinde yo¤unlaflt›ran, günceli genel stratejik hedefiyle bütünlefltirmeyen bir taktik önderli¤in de stratejik baflar›s›ndan söz edilemez. Hiç flüphesiz ezilenlerin güncel ve somut talepleri üzerinde yo¤unlaflan bir parti, belli bir kitle gücünü büyük oranda yakalayacakt›r. Nitekim birçok reformist ve küçük burjuva önderliklerin pratiklerinde ortaya böylesi sonuçlar›n ç›kt›¤›n› biliyoruz. Ama bildi¤imiz bir baflka gerçek ise; devrimin zor ö¤esi ve MLM çizgi konusunda özürlü olan bu güçler stratejik bir baflar› elde edemiyorlar. O halde ancak do¤ru bir stratejiye hizmet eden do¤ru taktik hamleler baflar›n›n teminat› olabilir. Ve bir komünist partisi de, stratejik hedefinden sapmadan, güncel geliflmeler karfl›s›nda somut koflullara uygun olarak mücadele biçimlerini devreye koymak zorundad›r. Burada gözden kaç›r›lmamas› gereken, hiçbir mücadele biçimini yads›madan ama baflvurulacak mücadele biçiminin de o somut durumla çak›flmas› gerçe¤idir. E¤er mücadele biçimi somut durumla çak›flm›yor, çat›fl›yorsa, orada ortaya konulacak en güçlü iradi müdahalenin de sonuç al›c› olmas› düflünülemez. Bu anlam›yla somut durumu kavrama, geliflmelere uygun olarak taktik de¤ifltirme ve yeni mücadele biçimlerini h›zla devreye koyma konusunda taktik önderli¤in rolü ve önemi oldukça büyüktür. Yine devrimci birliktelikler ve ittifaklar sorununda da s›n›f bilinçli proletaryan›n tavr› tek düze ve mekanik olamaz. Elbette ki müttefiksiz, dostsuz parti ve devrim olamaz. Ama her devrim de, gerçek ve geçici müttefiklerini birbirinden ay›rmak zorundad›r. Bu ayr›m› belirleyecek olan tabi ki müttefiklerinin s›n›fsal nitelikleridir; devrim karfl›s›ndaki durufllar›d›r. Yine devrimin içinden geçti¤i süreçte mevcut durumun devrim lehine sunabilece¤i somut çeliflkilerden yararlanma ustal›¤›d›r vb.vb. Bugün aç›s›ndan soruna bakt›¤›m›zda Proletarya Partisi’nin stratejik hedefine uygun olarak saptad›¤› bir ittifaklar politikas› dost ve düflman tan›mlamas› mevcuttur. Bu genel belirlemelerin yan›nda bugün somut olarak önümüze ç›kan ve üzerinde önemle durmam›z gereken, devrimci ittifaklar›n yan› s›ra, baz› somut durumlarda daha genifl güçlerin içinde yer alaca¤› daha esnek platformlar oluflturmaya çal›flmakt›r. Ki bu esnek platformlar içinde de devrimci güçlerin daha bir organizeli ve birlikte dav-

27 Ağustos-9 Eylül 2004 ranmalar› öngörülen politikalar›n etki düzeyini daha da art›racakt›r. Tüm sorun devrimci güçlerin “var olan somut durumun süreçle ba¤lant›s›n› do¤ru temelde kurmalar› ve genifl kitleleri devrimci politikalar do¤rultusunda etkileme f›rsat›n› iyi bir flekilde de¤erlendirme ustal›klar›nda” dü¤ümleniyor. Bu tarz bir yaklafl›m›n, farkl› bölgelerde -ki özellikle Kürt illerinde- yine her somut sorunda daha farkl› biçimler alaca¤› ve esneklikler içerece¤i gerçe¤i asla gözden kaç›r›lmamal›d›r. Di¤er bir anlat›mla, birliktelikler ve esnek yaklafl›mlar, somut durumda, yani yönelinecek hedefte, güç iliflkisinden, mücadele lehine elde edilecek kazan›mlardan ba¤›ms›z olarak ele al›namaz. Bu söylemlerin pratik aç›l›m› da fludur: Bir yerde koflullar bize yaln›z devrimci güçlerle birlikte yürümeyi dayat›rken, bir baflka yerde reformist güçlerle yürümeyi bir zorunluluk haline getirebilir. Bir yerde koflullar bize daha ileri düzeyde devrimci ç›k›fllar yapmay› dayat›rken, bir baflka yerde daha genifl güçlerle daha esnek bir yaklafl›m›n sergilenmesini gerektirebilir. Burada temel sorun ba¤›ms›z politikadan ödün vermeden ve somut durumu da gözden kaç›rmadan devrim lehine sa¤lanabilecek azami kazan›mlar› elde etmek olmal›d›r. Büyük kazan›m, büyük baflar›lardan söz edip, hiçbir kazan›m, hiçbir baflar› elde etmemektense, küçük kazan›mlar, küçük baflar›lar elde etmek ve bunlar üzerinden büyük baflar›lar›n zeminini örmeye çal›flmak s›n›f mücadelesi aç›s›ndan daha gerekli ve daha anlaml›d›r. Özellikle devrimci mücadelede belli duraksamalar›n ve gerilemelerin yafland›¤› bir dönemde, yeniden kavgay› büyütüp devrim mücadelesini bir çekim merkezi haline getirmek için kitlelerin, ezilen ulusun sisteme karfl› duydu¤u en küçük hoflnutsuzluklar› pratik eyleme dönüfltürme çabas› içine girmeyen, kendili¤inden geliflen hareketlere gereken iradi müdahalede bulunmayan bir partinin, büyük muharebeler söylemi bir hayal olarak kalmaya mahkumdur. Parti kadro ve militanlar›n›n böylesi yan›lg›l› ve yanl›fl flekilleniflten ar›nmalar› için, her fleyden önce önderli¤in bu duruma müdahale etmesi gerekir. Yine önderlik, baflar›lar›n ve büyük muharebelerin yolunun, güncel geliflmelere s›rt›m›z› dönmekte de¤il, günceli genelle birlefltirmekten geçti¤i gerçe¤ini kadrolar›na ve militanlar›na kavratmal›d›r. Prati¤e dönük güncel sorunlara dair al›nan kararlar›n, verilen talimatlar›n, sa¤l›kl› bir temelde yerine getirilmesi de tamamen bu kavray›fl düzeyinin niteli¤ine ba¤l›d›r.


27 Ağustos-9 Eylül 2004

22

3

Nepal’de Maoist kuflatma rülmesini üstlendi. 26 Haziran’da kaç›r›ld›ktan sonra haber al›namayan “gazetecinin” iflbirlikçi oldu¤u netlefltirildikten sonra 11 A¤ustos’ta infaz edildi¤i bildirildi.

Nepal’de Nepal Komünist Partisi (Maoist) liderli¤inde Halk Savafl› veren gerillalar, baflkent Katmandu’ya giden ana yollar› kesti. Katmandu’yu kuflatan üç büyük bölge de (Dhading, Nuwakot ve Kabre) Maoistlerin güçlü oldu¤u bölgeler. Nepalli kaynaklar, NKP(M)’nin taleplerinin tutuklu Maoist liderlerin serbest b›rak›lmas›, kay›plar›n bulunmas› ve gerillallar›n katledilmesinden sorumlu olanlar›n yarg›lanmas› oldu¤u yönünde bilgi verdi. 18 A¤ustos Çarflamba günü bafllayan kuflatman›n ard›ndan Katmandu’ya giden ana yollar›n tamamen boflalt›ld›¤› bildiriliyor. Ayr›ca Maoistlerin etkin oldu¤u bir sendikan›n 17 A¤ustos’tan itibaren iflçilere yönelik yapt›¤› grev (bandh) ça¤r›s› da etkili oldu ve birçok flirket çal›flmalar›n› durdurdu. Bugüne kadar NKP(M)’nin yapt›¤› ça¤r›lara uyularak Katmandu ve di¤er büyük kentlerde birçok kez genel grev gerçeklefltirilmifl, Nepal’de yaflam durdurulmufltu. Ayr›ca flehirlerde çeflitli bombalama eylemleri ve kitle gösterileri de gerçeklefltirilmiflti. Ancak NKP(M) ilk kez böylesine, baflkenti kuflatan ve günlerdir devam eden bir kuflatma harekat› bafllatm›fl durumda. Maoistlerin gücü ve cüreti karfl›s›nda flaflk›na dönen burjuva bas›n eylemi, “Maoistler güçlerini göster-

mek için flimdi Katmandu’yu hedefliyorlar” fleklinde verdi. Araçlar›n Katmandu’ya giriflinin engellenmesi ile birlikte bir buçuk milyonluk nüfusuyla baflkentte yiyecek ve petrol s›k›nt›s› çekilece¤inden endifle duyulurken, Nepal devleti ise kentin 10 haftal›k yiyecek ve di¤er ihtiyaç stokuna sahip oldu¤unu aç›klad›. Nepal’deki her geliflmeyi ama özellikle de Maoistlerin hareketlerini büyük dikkatle takip eden yay›lmac› Hindistan devleti, Maoistlerin bu ata¤› karfl›s›nda harekete geçerek, Katmandu’ya havadan yiyecek takviyesi yapabilece¤ini aç›klad›. Ancak Hindistan’›n bu teklifini reddeden gerici Nepal devleti, Maoistlere ateflkes ça¤r›s› yaparak “bar›fl görüflmeleri” için yeniden masaya oturma teklifi yapt›. NKP (M), bu ça¤r›ya karfl›l›k olarak, kuflatmay› kald›rmak için öne sürdü¤ü koflullar› tekrarlayarak yan›t verdi. Bu geliflmeye ek olarak, 22 A¤ustos günü de Nepal’in Kuzeybat›s›nda da¤l›k kesimde bulunan Khalanga Kasabas›na giren yüzlerce kifliden oluflan Maoist gerilla grubu resmi binalar› bombalad›. Bu arada Nepal Komünist Partisi (Maoist), 16 A¤ustos’ta yapt›¤› bir aç›klama ile hükümet denetimindeki “Nepal Radyosu” muhabiri Dekendra Raj Thapa’n›n öldü-

Filistinli tutsaklar açl›k grevinde Hapishaneler gerçe¤i, ülkemizde sürekli bir sorun olarak varl›¤›n› sürdürürken ve dünyada da Guantanamo ve Ebu Garib emperyalizmin iflkence merkezleri olarak kamuoyuna yans›rken, ‹srail zindanlar›ndaki uygulamalar da Filistinli tutsaklar›n açl›k greviyle gündeme geldi. 15 A¤ustos’ta bafllat›lan açl›k grevi, ‹srail devletinin, katliamc› zihniyetine yak›fl›r tüm vurdumduymaz tav›rlar›na karfl›n binin üzerindeki tutsak taraf›ndan sürdürülüyor. ‹srail ‹çiflleri Bakanl›¤›n›n açl›k grevine yönelik tavr› “Bir gün, bir ay ya da ölünceye kadar grev yapabilirler, fakat taleplerini kabul etmeyece¤iz” sözleriyle ortaya konuyor. Bunun yan›s›ra tutsaklar›n açl›k grevi karar›n›n ard›ndan hapishanelerde çok sert önlemler de al›nd›: * Hapishanelerde direnifle önderlik eden tutsaklardan 120’si Nafha Hapishanesinden Negev Çölündeki izolasyon hücrelerine sevk edildi. Bu tutsaklar adli ‹srailli tutuklularla birlikte tutuluyorlar. * 15 A¤ustos’tan itibaren, belirsiz bir süre için aile ve avukat ziyaretleri yasakland›.

* Açl›k grevi yapanlar›n hücrelerinden sigara ve tuz da dahil, su d›fl›nda tüm s›v› içecekler topland›. ‹srail hapishanelerindeki Filistinli tutsaklar tutukland›klar› andan itibaren ola¤anüstü zor koflullar alt›nda sistematik iflkence politikalar›na ve insanl›k d›fl› uygulamalara maruz kalmakta. Ve tutsaklar, bu koflullar›n düzeltilmesi için hiçbir görüflme yapma olana¤›na sahip olmad›¤›ndan kaynakl›, açl›k grevinin tek seçenek oldu¤una inan›yorlar. Zira daha önce de yine açl›k grevleriyle elde ettikleri tüm haklar› gasp edilmifl durumda ve bugün sürdürdükleri açl›k grevi de tamamen insani ve yaflam koflullar›n› ilgilendiren taleplerle yap›l›yor. Tutsaklar taleplerini flöyle s›ral›yorlar: - Hücrelere belirsiz saatlerde, s›k s›k yap›lan ani bask›nlara son verilmesi, - Tek kiflilik hücrelerde tutulmaya son verilmesi, - Verilen yemeklerin kalitesinin ve miktar›n›n art›r›lmas›, - Ailelerin verdikleri giysi, kitap ve di¤er ihtiyaçlar›n›n kendilerine verilmesi,

GAURAV VE K‹RAN’IN YAfiAMLARI TEHL‹KEDE Bu geliflmelerin yan›s›ra, Hindistan devleti taraf›ndan 20 A¤ustos 2003’te tutuklanan NKP(M) Siyasi Büro üyesi Yoldafl Gaurav (Chandra Prakash Gajurel) ve 29 Mart 2004’te tutuklanan Yoldafl Kiran (Mohan Baidhya)’›n yaflamlar›n›n tehlikede oldu¤u bildirildi. Konuyla ilgili ILPS, Enternasyonalist Nepal Dayan›flma Forumu, Nepal Halk› ‹lerici Forumu, Almanya Demokratik Haklar Federasyonu, Zambon Yay›nevi, Emperyalizm ve Gericili¤e Karfl› Cephe (Afganistan) ve DHDH (Frankfurt) yapt›klar› aç›klamada flu bilgileri verdi: “...Asl›nda yoldafl Gaurav ve Kiran siyasi rehineler olarak tutulmaktalar. Tutuklan-

malar› s›ras›nda onlar Hindistan topraklar›nda legal olarak bulunuyorlard›... Bu gerçe¤e ra¤men Hindistan makamlar› onu serbest b›rakmaya yanaflm›yor ve birçok kez Onu Nepal’e iade etmekle tehdit ettiler. Yoldafl Kiran’›n durumu da aynen böyle. “Hindistan devletine karfl› savafl yürütmek”le aleyhine aç›lan ön iddianame de sadece tutsakl›¤›n›n devam› için uydurulan bir bahaneden baflka bir fley de¤ildir... Emperyalist hakimiyet ve bask› zincirlerinden kurtulmak için mücadele eden tüm dünyadaki halklara Nepal halk› ilham ve etki kayna¤› olmakta. Yoldafl Gaurav ve Kiran bu mücadelenin en ön saf›nda yer alarak onu Nepal ve Enternasyonal alanda ileriye tafl›maya çal›flmaktalar. Bu görkemli hareketin bafl›nda yoldafl Gaurav ve Kiran gibi üst düzeydeki önderlerin siyasi büro üyesi oldu¤u Nepal Komünist Partisi (Maoist) bulunmaktad›r. Bu mücadele hiçbir flekilde ‘terörist’ olarak gösterilemez.”

Atina’da olimpiyat karfl›t› gösteri

Yunanistan’›n baflkenti Atina’da oynanan olimpiyat öncesinde olimpiyat karfl›tlar› eylem yapt›. Atina’da olimpiyat oyunlar›ndan iki gün önce 11 A¤ustos günü “Anti 2004 Koalisyonu” ad›yla toplanan göstericiler, parlamento binas› önünde protesto gösterisi düzenledi. Olimpiyatlar›n yüksek maliyetini protesto eden göstericiler, haz›rl›k çal›flmalar›nda ölen 13 iflçiyi an- Kendi kald›klar› yerleri temizleyen tutsaklara, idare taraf›ndan hijyen içeren temizlik maddelerinin ve gereçlerin verilmesi. - Hapishaneler aras› sürekli sevklere son verilmesi, böylece hem tutsaklar›n ve hem de ailelerinin yaflam istikrarlar›n›n korunmas›. - Düzenli olarak aileleriyle, özellikle ziyaretler yasakland›¤›nda telefon görüflmesine izin verilmesi. - Aç›k üniversitelerdeki derslere kat›lmalar›na ve ö¤renimlerini bitirmelerine izin ve-

d›. Göstericiler ayr›ca hükümetin olimpiyatlar› bir polis devleti yaratmak için bahane olarak kulland›¤›n› da savundu. Olimpiyat oyunlar›n›n Yunanistan’a yaklafl›k 8 milyar Euro’ya mâl oldu¤u tahmin ediliyor. Yunanistan’›n turizm gelirlerinin geçen y›la göre yüzde 15 düflmesi nedeniyle gelirlerin maliyeti karfl›layamayaca¤› düflünülüyor. Bir baflka protesto gösterisi de Uluslararas› Özgür Sendikalar Konfederasyonu (ICFTU) taraf›ndan spor ayakkab› ve elbise sektörlerinde çal›flan iflçilerle dayan›flmada bulunmak amac›yla gerçeklefltirildi. Olimpiyatlar öncesinde Atina’daki Akropolis’in yak›n›nda düzenlenen eylemde, 20 isimsiz ve maskeli kad›n, spor tekstilinde çal›flan iflçilerinin çal›flma flartlar›n› sessizce protesto etti. rilmesi. - Uluslararas› standartlara uygun olarak t›bbi bak›m›n sa¤lanmas› ve periyodik sa¤l›k kontrolü yap›lmas›. - Kolektif cezaland›rma politikas›n›n durdurulmas›, tutsaklara (kantinden yapt›klar› al›flverifl ve yiyecek k›s›tlamas› gibi) verilen cezalar›n kald›r›lmas›. - Kad›n ve yafl› küçük tutsaklar›n koflullar›n›n düzeltilmesi, adli tutsaklardan ayr›lmas› ve küçük tutsaklar›n büyük Filistinli tutsaklar›n bak›m›na verilmesi.


23

3

Evrensel Bak›fl SOSYAL HAK GASPLARINA KARfiI SOKAKLARI, ALANLARI DEVR‹MC‹LEfiT‹REL‹M! SPD-YEfi‹LLER Koalisyonu hükümetinin iflbafl›na geldi¤i günden bu yana, politikalar›yla ve söylemleriyle kimlerin sözcüsü oldu¤unu, Almanya iflçi s›n›f› ve emekçi halk› bizzat pratik yaflamlar› içinde ö¤renmeye devam ediyor. Emperyalist burjuvazinin uzun y›llardan beridir uygulamaya çal›flt›¤› ve uygulad›¤› neo-liberal politikalar›n›n bir sonucu olarak; bir önceki dönemin baflbakan› Helmut Kohl hükümetine olan tepkilerin emperyalist devlete yönelmemesinin bir çabas› olarak ve neo-liberal politikalar›n›n devam› için; iflçi s›n›f›na ve emekçi halka büyük umutlar, vaatler ile sunularak iflbafl›na getirilen sosyal demokrat(!) SPD-YEfi‹LLER koalisyonu; k›sa zaman içinde halk›n karfl›s›nda yer ald›¤›, bugün gelinen aflamada Almanya halk› aç›s›ndan daha da net görülmeye bafllanm›flt›r. Bugüne dek uygulad›klar› y›k›m politikalar› ile; kazan›lm›fl sosyal haklar›n birer birer gasp edilmesi, iflsizli¤in daha da büyümesi, tafleronlaflt›rma ve kiral›k iflçi firmalar› ile iflçi s›n›f›n›n örgütlü sendikal mücadelesi yok edilmek istendi¤i gibi; ayn› zamanda ifl saat ücretleri de düflürülmektedir. Emperyalist burjuvazinin, bir bütün olarak hem dünya genelinde hem de AB içinde uygulad›¤› bu y›k›m politikalar›na ‘REFORM’ ad› alt›nda insanlara yutturulmaya çal›fl›ld›. Almanya’da ilkin 1997 y›l›nda HARTZ program› ad› alt›nda piyasaya sürülen bu paketler zinciri, ancak SPD-YEfi‹LLER koalisyonu döneminde uygulama flans› buldu. Otomobil tekeli VW yönetim kurulu üyelerinden Hartz’›n ad›n› alan bu paket, süreç içinde daha kapsaml› ve genifl uygulama alan› çerçevesinde AGENDA 2010 (Uygulama 2010) Reform ad› alt›nda 2000’lerin bafl›ndan itibaren dillendirilmeye bafllan›larak, süreç içinde ad›m ad›m uygulanmaya bafllad› ve 2010 y›l›nda sonuçland›r›lmas› hedeflenmektedir. Asl›nda emperyalist burjuvazinin dünya genelinde uygulamaya bafllad›¤› ‘yeniden yap›land›rma’n›n Almanya’da uygulanmas›n›n ad›d›r. Hartz 1 sald›r› program› ile bafllayan bu süreç, Alman tekellerinin hemen hepsinin onay› ile; Hartz 2, 3 ve en sonu Hartz 4 program›yla sald›r›lar tüm h›z› ile devam ediyor. Sald›r› paketlerinin ortak ad› ‘AGENDA 2010’la sunulan ac› reçeteler; bafllang›çta Almanya iflçi s›n›f› ve emekçi halk› aras›nda alg›lanamam›fl, bundan dolay› güçlü bir karfl› koyufl, tepki gelifltirilememifltir. Bunda sendikalar›n, revizyonist, reformist parti ve çevrelerin oldukça önemli pay› mevcuttur.Gelinen aflamada; iflçiler ve emekçiler pratik yaflamlar›nda sald›r›n›n boyutunu, önemini görmeye, anlamaya bafll›yor! Fakat

hali haz›rda s›n›fa öncülük edecek komünist partisinin olmay›fl› veya var olan devrimci partilerin zay›f ve marjinal oluflu; geliflen tepkilerin, öfkelerin daha örgütlü, bilinçli bir flekilde s›n›f mücadelesine kanalize edilmesi henüz çok zay›f kalmaktad›r. Son bir-bir buçuk ayl›k döneme bakacak oldu¤umuzda, Almanya’da s›n›f mücadelesinde belli bir k›p›rdan›fl›n oldu¤unu görmekteyiz. Örne¤in Stuttgart özgülünde dünya tekelleri ars›nda büyüklük ve güç bak›m›ndan 5. s›rada yer alan DaimlerChrysler tekelinin; s›n›fa bafllatt›¤› sald›r›n›n; bilinçli iflçiler, devrimci-demokrat kurumlar, parti ve örgütler taraf›ndan dikkatle ele al›nmas› ve önemsenmesi gerekmektedir. Çünkü sald›r›n›n yaln›zca Daimler-Chrysler ile s›n›rl› olmad›¤›, birçok üretim sektörünü de kapsad›¤› gerçekli¤i söz konusudur. Hat›rlanaca¤› üzere k›sa bir zaman önce Simens tekelinin bafllatt›¤› sald›r› furyas› k›smen de olsa kimi fabrikalar›nda uygulama bafllat›ld›. Fakat Daimler-Chrysler’in bafllatt›¤› sald›r› ise; yaln›zca kendi üretim alanlar›nda s›n›rl› olmay›p, AB ve dünya genelinde baflkaca tekeller ve ülkeler bu geliflmeyi izlemektedir. fiu an otomotiv ve kimi baflkaca metal sanayi dal›ndaki tekeler, firmalar da böylesi bir sald›r›y› bafllatma haz›rl›¤›ndad›r. Bunlar ilk elde MAN, Opel, Ford, BMW, VW, Porsche ve Bosch vb.’leridir. Peki neydi bu tekelin sald›r› talepleri? 1. Haftal›k çal›flma saati olan 35 saatlik iflgünü süresinin 40 saate ç›kar›lmas› 2. Mesailerin art›r›lmas› ve ödemelerin kesintisi 3. Cumartesi günlerinin resmi ifl günü olarak kabul edilmesi 4. Y›lbafl› ve tatil günlerinde yap›lan ödemelerden 700 Euro kesinti yap›lmas› 5. Üretim maliyetinin düflürülmesine yönelik iflçi ücretlerinin düflürülmesi 6. Y›ll›k 500 milyon Euro tasarrufun sa¤lanmas› 7. Tasarruf ad› alt›nda kimi fabrikalar›nda sürece yay›lacak flekilde 6000 iflçinin ç›kar›lmas› vb. K›saca özetlemeye çal›flt›¤›m›z bu sald›r›lar karfl›s›nda, özelde DaimlerChrysler iflçisinin, genelde iflçi s›n›f›n›n tepkisi ve tavr› neydi? Mercedes’in ana üretim bölgesi olan Stuttgart’ta, iflçiler üç haftal›k bir direnifl sürecini yaflam›fl, uyar› grevleri, bas›n aç›klamalar› ve yer yer sendikan›n engelleyici tavr›na ra¤men Untertürkheim iflçilerinin; trafi¤in yo¤un oldu¤u çevre yolunu 2 saatli¤ine iflgal etmesi gibi eylemler ile direnifllerini göstermifllerdir. Yine iflverenin iflçileri bölmeye dönük politikas›na karfl›, Bremen Mercedes iflçileri tepki vermifl ve ‘c klase’lerin Bremende üretimine izin vermeyeceklerini ifade etmifllerdir. Manheim, Ulm vb. alanlar-

daki Mercedes iflçileri de bu direnifl sürecinde yerlerini alm›fllard›r. Almanya genelinde 80 bin Daimler-Chrysler iflçisi bu süreci yaflam›flt›r, bu dönemde iflçi s›n›f› için yeni olan ve gelecek çat›flmalar için yol gösterici olabilecek bir olgu da; iflçilerin % 80’i grev istemifltir. ‹flçilerin talepleri yaln›zca kendi üretim alanlar›yla s›n›rl› olmay›p, ayr›ca “AGENDA 2010’a hay›r” talebini de kapsam›flt›r. Genel olarak iflçi s›n›f›n›n, bu üç haftal›k direnifle, mücadeleye destek sunmas› söz konusu olmam›flt›r ya da oldukça c›l›z kalm›flt›r. Tam da böylesi dönemlerde s›n›fa bilinci d›flar›dan tafl›yacak önderli¤in olmay›fl› veya marjinal oluflu vb. bu dönemin handikap›d›r, flayet böylesi süreçlerde devrimci dinamikler ciddi dersler ç›kartamazsa; s›n›f›n dayan›flma bilinci, eylem birli¤i gibi yanlar› zay›flayacak ve var olan güvensizlik devam edecektir. Do¤al olarak bu boflluk burjuvazi taraf›ndan ve flürekas› revizyonist, reformist vb. bilumum kaflarlanm›fllarca doldurulacak; tepkiler, öfkeler törpülenerek eylemlerin içeri¤i olabildi¤ince boflalt›lacakt›r. Sonuç itibar›yla, sendikal yönetim iflçilerin haklar›n› ve taleplerini masa bafl›nda satm›flt›r. Daimler-Chrysler’de var›lan uzlaflma ile, ilk etapta 20.000 iflçiyi kapsayacak 35 saatlik iflgünü (haftal›k) 40 saate ç›kart›lm›fl, hizmet sektörü ad› alt›nda çal›flan kesimlerde kademe kademe 39 saate ç›kart›lacak, 700 Euro’luk kesintinin ilk elde %30’luk k›sm› uygulanacak. Ve böylelikle yeni sald›r›lar›n önü de aç›lm›flt›r. Bu süreçte s›n›f bilinçli iflçilerin,devrimci çevrelerin tüm yetmezliklerine ve yetersizliklerine ra¤men; iflyeri temsilciliklerinde, kimi sendika flubelerinde ve iflçiler içerisindeki çal›flmalar› gelecek aç›s›ndan olumlu yan› teflkil etmektedir. MLPD (Almanya MarksistLeninist Partisi)’nin bu süreçte merkezi çal›flmas›n› Stuttgart bölgesinde yo¤unlaflt›rmas›,farkl› alanlardan deneyimli kadrolar›n›, aktivistlerini Stuttgart’a sevketmesi önemliydi. AT‹F Stuttgart bölgesi faaliyetçileri de olarak sürecin içerisinde yer almaya çal›flarak tav›r tak›nd›. Ç›kar›lan iki bildiri ile k›smi da¤›t›m›n›n yan› s›ra Türkiyeli devrimci-demokrat kurumlara ça¤r›da bulunuldu, AT‹F Tohum Kültür Derne¤inde MLPD’li kat›l›mc›lar ile birlikte ‘Daimler-Chrysler’deki geliflmeler, iflçi s›n›f›n›n tavr› ve talepleri’ adl› bir panel gerçeklefltirdiler. Daimler-Chrysler’deki hareketli günlerin sona ermesinden yaklafl›k 2.53 hafta kadar sonra, Almanya’da yeniden hareketli günler bafllad›. “Pazartesi Mitingleri” ad›yla ‘HARTZ 4’e ve ‘AGENDA 2010’a hay›r! eylemleri ile iflçiler ve emekçiler sokaklara ç›kt›. AT‹F de 16.08.2004 tarihinde Stuttgart’ta gerçeklefltirilen eylemde yerini ald› ve eylemi organize eden Stuttgart Sosyal Y›k›ma Karfl› Birlik içerisinde yer alarak eylemin aktif örgütleyicile-

27 Ağustos-9 Eylül 2004 rinden biri olarak çal›flmalar›na devam ediyorlar. “Pazartesi Mitingleri” ilk olarak Almanya’n›n do¤u illerinde Laipzik, Halle gibi yerlerde bafllayarak Desau, Halberstadt, Rostock, Gera, Berlin,vb. flehirlerde devam ederek 40 binin üzerinde iflçi, emekçi gösterilere kat›lm›flt›r. K›sa zamanda yayg›nlaflan eylemler Köln, Dortmunt, Hamburg, Gelsenkirchen, Stuttgart, Frankfurt vb. büyük flehirlerde de yayg›nlaflarak toplam 170-200 bin iflçi, emekçi gösterilere kat›lm›flt›r. Bu eylemleri daha etkili k›lmak ve merkezilefltirmek için; Almanya genelinde merkezi bir koordinasyon oluflturma giriflimi de bafllat›lm›flt›r. K›sa zamanda geliflen tepkiler sonucu baflta devlet olmak üzere, hükümet ve ana muhalefet partisi oldukça rahats›z olmufltur. Bunun yan›nda ‹GM gibi büyük sendikalarda eyleme destek sunmayacaklar›n› ifade ederek, gerçekte kimlerin yan›nda yer ald›klar›n› bir kez daha deklare etmifltir. Özelliklede korkular›, eylemlerin dalga dalga fabrikalar› sarmas›d›r ve devrimci dinamiklerin bu süreçte güçlenerek karfl›lar›na ç›kmas› olgusudur. Bunun için baflta Medyay› kullanarak, eylemlere dönük yalan, demagojik söylemlerle içeri¤ini karartmaya ve halk nezdinde küçümsemeye çal›flmaktalar. Bununla birlikte Stuttgart özgülünde oldu¤u gibi, NPD’li Nazi faflistlerini protesto alanlar›na salarak, provokasyon giriflimlerinde bulunmaktalar. Gayet masum(!) bir istekle eyleme kat›l›p destek sunmak istediklerini söyleyebilecek denli de ikiyüzlü davranm›fllard›r. Amaç devrimcilerle, kitlelerle karfl› karfl›ya getirip, herhangi bir olay yarat›p; sonraki eylemleri yasaklatmak, kitle kat›l›m›n›n düflürülmesini sa¤lamakt›r. Kitlenin ve AT‹F faaliyetçilerinin so¤ukkanl› tav›rlar›yla provokasyon giriflimi bofla ç›kart›lm›flt›r fakat bundan sonraki eylemlerde de bu tür provokasyonlar›n olabilece¤ini hesaba katarak, daha örgütlü ve haz›rl›kl› olmal›y›z. Bu eylemler vesilesiyle, geçen y›ldan bafllatm›fl oldu¤umuz ‘AGENDA 2010’a hay›r! kampanyas›n› bu eylemler özgülünde, daha kapsaml› ele alarak çal›flmalar›m›za uygun bir flekilde bütünlefltirmeliyiz! AT‹F’e üye tüm derneklerimiz, komitelerimiz bu eylemlere kat›lmal›, birlikler içinde yer alarak sürecin aktif bileflenleri olmal›y›z. Hedeflerimize uygun kitle çal›flmas›n› yürütmeliyiz, genifl Türkiyeli iflçi,emekçiler aras›nda ajitasyon-propaganda faaliyetlerini etkili bir flekilde sürdürmeliyiz! Unutmayal›m ki bizzat böylesi süreçler, eylemler bizleri kitlelerle buluflturacak ve geliflimimizi sa¤layacakt›r. Ayr›ca sürecin kadrolar›, aktivistleri böylesi dönemlerde yetiflecek ve geliflecektir. Ve böylesi dönemler bizlere birçok sorumluluk yüklemektedir, bunun için ‘az laf çok ifl’ söylemine uygun davranarak tüm alanlar›m›z göreve!


24

27 Ağustos-9 Eylül 2004

3

Eren Kaya (‹smail) yoldafl›n an›lar›n› mücadelemizde yaflataca¤›z

2001 y›l›nda yurtd›fl›nda Proletarya Partisi’yle tan›flan Eren Kaya, kurtuluflun devrimde oldu¤unu, devrimin ise ancak Proletarya Partisi’nin sahip oldu¤u do¤ru siyasal-ideolojik hatta yürüyüfle geçmekle gerçekleflebilece¤ine inanm›flt›. Bu kavray›fl,

onun k›sa bir süre içinde mücadelede yerini almas›n› beraberinde getirdi. Gençlik faaliyetini sürdürece¤i Paris alan›na gelen ‹smail’in sevecenli¤i, kararl›l›¤› ve at›lganl›¤› yoldafllar›n›n dikkatinden kaçmad›. Bunun üzerine 2001 y›l›n›n Temmuz ay›nda gerçeklefltirilen Murat Deniz E¤itim Kamp›’na al›nd›. Kampa kendisini adapte edebilmifl ve e¤itim süresince nas›l hareket edilmesi gerekti¤ini olumlu davran›fl›yla sergilemiflti. E¤itim toplant›lar›n›n ard›ndan tart›flan, inceleyen, sorgulayan ve yoldafllar›yla tart›fl›p do¤ruyu arayan bir davran›flt› bu. E¤itilmeye ve dolay›s›yla de¤iflip dönüflmeye aç›k bir tutumu vard›. Bu davran›fl ve tutum, hem kendisini siyasal yönde gelifltirmenin, hem de ileriki süreçte bu birikime somut bir anlam kazand›racak olan prati¤inin güçlenmesinin, yani çelikleflmenin ilk hamlesiydi. ‹smail bu hamleyi baflar›yla tamamlayabilmek için yo¤un bir çabaya girmifl ve yönü-

Gecekondu flehitleri

1 May›s Mahallesi-2 Eylül 1977 Ülkenin dört bir yan›ndan, kap kaça¤›n›, umudunu s›rt›na vurup ‹stanbul’a göç edenlerin oluflturdu¤u 1 May›s Mahallesi (bugünkü ad›yla Mustafa Kemal!) 2 Eylül 1977 günü devletin azg›nca sald›r›s›na sahne oldu. 2 Eylül günü, varlar› yoklar›n› kullanarak yapt›klar› gecekondular› y›k›lmak istenince, gecekondu halk› devrimcilerle omuz omuza vererek direnifle geçti. Görgü tan›klar›n›n anlat›m›ndan; “Çat›flma s›ras›nda panzerler evlerin üzerlerine yürürken polis sis bombalar› kulland›. Bu arada çoluk çocuk, yafll›, genç gecekondu sahipleri polisin fliddetli sald›r›s›na u¤rad›. Evlere s›¤›nanlar sürüklenerek ve sürekli dövülerek polis otolar›na bindirildi.” “Önümüzdeki iki adam› panzer ezdi. Polisler bunun üzerine hal-

ka sürekli atefl açmaya bafllad›. Halktan yaralananlar, ölenler oluyordu. Ondan sonra polislere uzun namlulu silahlar geldi. Silahlarla taramaya bafllad›lar. ‘Bunlar vatandafl de¤il, bunlar Mao’nun çocuklar›’ diyorlard›.” Dönemin ‹stanbul Valisi Nam›k Kemal ise, bütün bu olanlar karfl›s›nda “güvenlik kuvvetlerine karfl› giriflilen bu sald›r›lar› esefle karfl›l›yorum” fleklinde aç›klama yap›yordu. Çat›flmalarda aç›lan atefl s›ras›nda TKP/ML üyeleri Hüseyin Aslan, Hüseyin Çaparo¤lu, Cuma Gül, Hasan Y›ld›r›m ve ‹smail Poyraz flehit düfltüler. Katledilenlerin aras›nda devrimci Hasan K›z›lkaya, ev kad›n› Müzeyyen Keskin ve H›d›r Ulman adl› bir yurtsever ile 8 yafl›ndaki bir çocuk ve henüz kundakta olan iki bebek de vard›r.

nü, kendisini her yönüyle Demokratik Halk Devrimi’ne ve buna önderlik eden Proletarya Partisi’ne adam›fl ve dolay›s›yla Parti’yi kendisine göre de¤il, kendisini Parti’ye göre flekillendiren yoldafllar›n oldu¤u kulvara çevirmiflti. Bu azim ve kararl›l›k, onun ideallerinde güçlenmeye bafllayan mücadelenin en keskin ve s›cak alan› olan k›rsal alana gitme istemini objektif bir talep haline getirdi. Ve nihayetinde, bu talebini Parti’ye sundu. Talebinin olumlu bir yan›tla karfl›lanmas› sonucu 2002 y›l›nda Karadeniz k›rsal›na gitti. Burada bir y›l faaliyet yürüten ‹smail yoldafl, k›rsal alan›n zor koflullar›na dayanamad›¤›n› ve geri gitme talebini Parti’ye sundu. Parti’nin bu talebini kabul etmesi üzerine yurtd›fl›na ç›kt›. Ve 2003 y›l›n›n Eylül ay›nda ilk ad›m›n› att›¤› Fransa’ya yeniden geldi. Kendi kendinin sorgulay›c›s› olabilmenin önemini bilen ‹smail, özelefltirisinde flunlar› belirtiyordu “K›rsal alana giden biri, en baflta si-

fiehit düflenlerden; Hüseyin Aslan, Dersim Naz›miye do¤umludur, bir bankada müstahdem olarak çal›flmaktad›r. Cuma Gül 1944 Gaziantep; ‹smail Poyraz, 1948 Dersim Pülümür Tasni köyü, Hüseyin Çaparo¤lu ise Malatya do¤umluydu. 2 Eylül 1977’nin üzerinden 27 y›l geçti, ama geçen zamanda do¤ald›r ki, sistem ayn› sistem oldu¤u için, bugün devletin eli Demokles’in k›l›c› gibi gecekondu halk›n›n bafl›nda sallanmaya devam ediyor. Yoksul insanlara ev edindirme gibi bir derdi olmayan devlet, bugün Pendik’te Aydos Mahallesi’nde, sel sular› alt›nda kalan Alibeyköy’de, Sar›yer Derbent’te gecekondular› y›kmay› önüne hedef olarak koyuyor. Peki evleri y›k›lan insanlar nereye gidecek, nereye yerlefltirilecek? Bu sorunun cevab› yok. Hem siz de¤il miydiniz bu gecekondulara su, elektrik ba¤lay›p buralardan vergi alan? Sorulan pek çok soru cevaps›z... Yaln›z net olan fludur ki, devlet bu arsalar› para babalar›na peflkefl çekecek, yüksek mebla¤larla. Devlet tabi ki, s›n›f karakteri gere¤i, emekçi halk› de¤il kazanaca¤› rant› düflünecektir. O halde, devlet zenginlerin, mafyan›n, para babalar›n›n devletiyse; yoksul, emekçi insanlar›n ç›kar›n› göz etmiyorsa bize de tek yol kal›yor: hep birlikte, bir araya gelerek, örgütlenerek, 2 Eylül gecekondu direniflinden ö¤renip ders ç›kararak hakk›m›za sahip ç›kal›m! Örgütlü gücün yenilmeyece¤ini görelim! Unutmayal›m, mücadele edilmeden kazan›lan hak yoktur!

yasi ve ideolojik olarak sa¤lam olmal›. Koflula adapte olmak için kendini sürekli yenilemeli. Ben bunu orada yaflad›m ama koflullar› kald›ramad›m. Her ne kadar kendimi zorlad›ysam da, bende geliflen ideolojik zay›fl›¤› yenemedim. Durumumu yoldafllara ilettim” diyordu. Onda geliflen bu “ideolojik zay›fl›k”, onu Parti çevresinden uzaklaflt›rmad›. Her fleye ra¤men devrimin bir gereksinim oldu¤u ve bunu ancak proletarya enternasyonalizminin ülkemiz topraklar›ndaki yegane temsilcisi olan TKP/ML önderli¤inde olaca¤› gerçe¤ine inan›yordu. Kendisini sorgulad›¤›, eksik ve zaaflar›n› aflmak için çabalad›¤› böyle bir süreç içerisindeyken, bir tak›m hukuksal sorunlar›n› çözmek için gitti¤i Fransa’n›n Nantes flehrinde, 28 Temmuz 2004 sabah›, tüm çabalara karfl›n henüz belirlenemeyen (otopsi raporunda intihar olarak geçen) bir nedenle, evine yak›n bir parkta ölü bulundu.

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER… Cemil Oka:1954 Eskiflehir do¤umludur. Faflist bir generalin o¤lu olmas›na ra¤men, saf›n› halktan, devrimden yana belirlemifltir. Okmeydan›’nda bir kamulaflt›rma eyleminde, ç›kan çat›flma sonucu 27 A¤ustos 1977’de yaral›yken ele geçirilerek katledilir. Cemil Çelik: Sivas Banaz do¤umludur. 27 A¤ustos 1979’da faflistler taraf›ndan arkadan vurularak katledilmifltir. ‹brahim Kara: Erzincan Refahiye Resulo¤lu köyü do¤umludur. ‹zmir’de 2 Eylül 1980’de kolluk güçleriyle girdi¤i çat›flmada katledildi. Ali Geçgel: Dersim Mazgirt Göktepe köyü do¤umludur. ‹flkenceci polislerden birinin cezaland›r›lmas› eylemini baflar›yla yerine getirdikten sonra ç›kan çat›flma sonucu ‹brahim Kara flehit düflerken, Ali Geçgel sa¤ olarak ele geçirilmifl ve polislerce katledilmifltir. Munzur Geçgel: Abisinin cenazesini almak için ‹zmir’e gitti¤inde gözalt›na al›n›r ve üstüne at›lan suçlamalar› kabul etmez. ‹flkenceciler kendisini 9-10 Eylül 1980 tarihinde iflkenceyle katleder. Pir Hasan Kulaç: Dersim Ovac›k Yaz›ören köyü do¤umludur. Dersim da¤lar›nda TC askerleriyle ç›kan çat›flmada 5 Eylül 1981’de flehit düflmüfltür. Ahmet fiahin: 1965 Marafl Elbistan do¤umludur. Ankara’da T›p ö¤renimi gördü¤ü s›rada TMLGB’nin oradaki infla görevini üstlenmiflti. Osmaniye’de karakol bask›n› esnas›nda yaral› tutsak düfltü ve 8 Eylül 1989’da iflkencede katledildi. Sinan Gürer: 30 A¤ustos 1994’de Erzincan’da Ordu caddesinde sivil faflistlerle girdi¤i kavgada flehit düfltü. Sinan Günel: 1979 Tokat Almus Çambulak (Dadukta) köyü do¤umludur. Daha sonra ailesiyle beraber ‹stanbul’a göç etti. 1998 sonbahar›nda tutsak düfltü. 8 ay sonra ç›kt›¤›nda gerillaya kat›ld›. 6 Eylül 2001 gecesi ç›kan çat›flmada flehit düfltü. Kenan Güzel: Eylül 1985 Erzincan do¤umludur. Linz Umut Kültür Merkezi’nde ba¤lama hocal›¤› yapt›. 28 A¤ustos 2001’de gitti¤i bir gölde bo¤ularak hayat›n› kaybetti. Didar fiensoy: 1940 Yugoslavya do¤umludur. Arnavut milliyetindendir. ‹HD kurucular›ndand›r. Meclis önünde hapishanelerle ilgili yap›lan bir eylemde kalp krizi geçirerek 1 Eylül 1987’de ölümsüzleflti.


3

25

27 Ağustos-9 Eylül 2004

6-7 Eylül olaylar›: “Sizi öldürmeyece¤iz, evinizi ya¤malayaca¤›z!” Tamamen bilinçli, öngörülü ve planl› olarak tezgahlanan 6-7 Eylül olaylar›, Cumhuriyetin vitrininde duran büyük flehirlerdeki etnik unsurlar›n da son bir hamleyle yok edilmeleri giriflimiydi. Devlet, bu politikas›n› hem o günlerde sürdürülmekte olan K›br›s görüflmelerinde bir flantaj, hem de ‹stanbul ve ‹zmir’in kadim halklar›ndan kurtulma için bir f›rsat olarak kulland›. Olaylar› “Komünist tahriki” diye sunmakla da d›fl tepkileri önlemeye çal›flt›¤› gibi ve sosyalistlere yeni sald›r› bahanesi yaratarak bir taflla bir kaç kufl vurmaya çal›flt›. Bu olaylar tüm sonuçlar›yla TC’nin temel devlet politikalar›na hizmet etti. Sald›r›lar, M. Kemal’in Selanik’te do¤du¤u eve Yunanl›larca bir bomba at›ld›¤› haberinin 6 Eylül günü radyodan okunmas› ve bu haberin “‹stanbul Ekspres” adl› akflam gazetesinin 2. bask›s›nda duyurulmas›yla “start” alm›fl oldu. ‹stanbul Ekspres, M‹T mensubu Mithat Perin’in ç›kard›¤› DP yanl›s› bir gazeteydi.. Beyo¤lu ‹stiklâl caddesinde Türk bayra¤› asarak önlem alm›fl olanlar›n d›fl›nda ve daha önce tertipçiler taraf›ndan iflaretlenmifl tüm dükkanlar yerle bir edilmiflti. Örgütlendirilmifl ve k›flk›rt›lm›fl çapulcu kalabal›klar taraf›ndan Taksim, Arnavutköy, Ortaköy, Karaköy, Eminönü, Sirkeci, Gedikpafla, Çarfl›kap›, Kumkap› ve Bak›rköy de aralar›nda olmak üzere 52 yerde birden ayn› anda ç›kar›lan yang›nlarla tarihi, ulusal, kültürel ve sanat varl›klar› bir gecede yak›l›p kül edildi; y›k›ld›, ya¤maland›. Ellerine kazma, kürek, balyoz ne bulmuflsa k›r›l›p dökülecek Rum, Ermeni evi, iflyeri arayan gruplar flehrin dört bir yan›nda sabaha kadar terör estirdi. Rum ve Ermeni hastanelerine bile sald›r›larak yang›nlar ç›kar›lm›fl, “gayri Müslim” mezarl›klar› aç›larak cesetler sokaklarda sürünür olmufltu. Milli E¤itim Bakanl›¤›n›n resmi verilerine göre, ‹stanbul’da ilk, orta ve lise derecesinde 32 Rum ve 8 Ermeni okulu tahrip edilmiflti. ‹stanbul’da 74 kilise vard›. 70’i ayn› zamanda yak›l›p y›k›lm›flt›. Kiliseler d›fl›nda bir Havra, 8 Ayazma, 2 Manast›r, 3 bin 584’ü Rumlara di¤eri Ermeni ve Musevilere ait 5 bin 538 gayrimenkul tamamen yak›ld›. Ankara’da ve di¤er baz› taflra kentlerinde ise her nas›lsa kalm›fl olan Rum ve Ermenilerin kilise ve iflyerleri de bu k›y›mdan nasiplerini ald›lar. 15 Ekim 1955 tarihi itibariyle 4 bin 333 kiflinin toplam 69 milyon 578 bin 744 TL zarar gördü¤ü beyan edilmiflti. Oysa bu rakam›n gerçe¤in çok küçük bir k›sm› oldu¤u kolayl›kla anlafl›labilir. Gazeteci Haflim Akman’›n dedi¤i gibi “Tahrip edilen mallar›n de¤eri gerçekten de inan›lmaz boyutlardayd›. Ama ‹stanbul’un 500 y›ll›k çok kültürlü yap›s›na düflen bomba, hiçbir fleyle k›yaslanamayacak ölçüdeydi.” O s›ralarda DP ‹stanbul milletvekili olan Aleksandros Haçopulos, TBMM’de yapt›¤› konuflmada polisin tahrip ve ya¤ma yapanlar› korudu¤una, örnekler verirken Büyük Ada’ya polisin gözleri önünde kay›klarla gelen 200-300 civar›nda kiflinin Rum ev ve iflyerlerini tahrip ettikten sonra yine polisin gözleri önünde elleri kollar›n› sallayarak aday› terk ettiklerini belirtmektedir. Hükümette bulunan bir partinin milletvekilinin evinin, yafll› ana-babas›n›n jandarma ve polisin gözleri önünde gece yar›s› sald›r›ya u¤ramas›, di¤er insanlar›n ne gibi bir fliddet ve k›y›c›l›kla karfl› karfl›ya kalm›fl olduklar›n› çarp›c› biçimde ortaya koymas› aç›s›ndan ilginç bir örnektir! Gerisini siz düflünün... Çok sonralar› resmi kay›tlarda 3 ölü 30 da yaral› oldu¤u aç›kland›. Bas›n üzerindeki resmi ve gayr› resmi sansür, mezarlar›n aç›l›p ölülerin bile caddelerde sürüklendi¤i bu olaylarda gerçek insan kayb›n›n verilmedi¤ini gösteriyor. Buna ra¤men birçok gazete “baz› küstahlar›n linç edildi¤ini” yazmaktad›r. 6-7 Eylül olaylar›ndaki gözle görülür ilke, tüm görgü tan›klar›n›n da belirttikleri üzere polislerin ve sald›rganlar›n “Cana bir fley gelmeyecek, yal-

n›zca k›r›l›p dökülecek” demeleridir. Bu da hedefin ve yöntemin dikkatlice seçildi¤ini göstermektedir. 7 Eylül günü ‹stanbul, Ankara ve ‹zmir’de S›k›yönetim ilan edildi. S›k›yönetim ilan› görüflmelerinde “güvenlik kuvvetlerinin zafiyeti ve vaktinde önlem almamas›” konusundaki elefltirileri cevaplayan Baflbakan Yard›mc›s› Fuad Köprülü, “...bu hadiseden Hükümet önceden haberdard›. Ona göre baz› tertibat da alm›flt›. Fakat hadisenin günü ve saati belli de¤ildi” diye savunma yapar. Ancak onun “haberimiz vard›” deyifli, ifli “komünistlerin yapaca¤›n› biliyorduk, ama gününü saatini bilmiyorduk. Bombalama olay› da vesile oldu” gibi devlet senaryosuna uygun bir aç›klamadan ibarettir.. Olay kitlesel bir fliddet gösterisi ve y›k›m olarak tezgahlanm›flken, sonuçlar›ndan bir baflka türlü de yararlanmak için DP Hükümeti, “‹stanbul’un ve esas olarak memleketin esas itibar› ile bir komünist tertip ve tahriki ile a¤›r bir darbeye maruz kald›¤›..” yolunda alelacele bir bildiri haz›rlayarak sorumlulu¤u hiç ilgisi olmad›¤› halde dönemin ünlü solcu ve komünistlerinin s›rt›na y›kmaya çal›flm›flt›r. S›k›yönetim yarg›lamalar›nda olay›n san›klar› olarak Aziz Nesin, Hasan ‹zzettin Dinamo, Dr. Müeyyet ve Can Boratav, Dr. Hulusi Dosdo¤ru, Dr. Nihat Sarg›n, Kemal Tahir, As›m Bezirci, Faik Muzaffer Amaç, Aslan Kaynarda¤, ‹lhan Berktay gibi isimleri görmek olay›n kime y›k›lmak istendi¤ini göstermektedir.. Fakat daha da dramatik olan› gerçekten ilgileri olmad›¤› halde baz›lar›n›n 6-7 Eylül olaylar›na bak›fl›d›r. ‹flin alt›ndaki devlet provokasyonunu, ›rkç›l›k ve flovenizmi göremeyen baz›lar› olaylarda “bir halk hareketi, baflkald›r›” keflfetmeye çal›flm›flt›r. Nitekim eski TKP’li Metin ‹lkin’in “olaylarda göze çarpan bir fley vard›, o da servet düflmanl›¤›. Bu servet düflmanl›¤› da çok do¤al bir fley” dedi¤i aktar›lmaktad›r. Nitekim eski KKE’li ve anti-faflist Yunan direniflçilerinden Manolis Glezos da benzer bir anekdot aktarmaktad›r.. 1960 y›l›nda Atina’da toplanan Komünist Partileri konferans›na, TKP delegasyonundan kat›lan bir “Türk yoldafl”›n (muhtemelen Mihri Belli) 6-7 Eylül olaylar›n›, “Yoldafl bu, Türk emekçilerin Rum ve Ermeni burjuvazisine karfl› bir isyan›d›r” diye yorumlad›¤›n› üzüntüyle aktarmaktad›r.. Oysa olaylar›n sadece “hükümet provokasyonu” olmay›p daha kapsaml› bir Genelkurmay haz›rl›¤› ve devlet politikas›n›n ürünü oldu¤unu 30 y›l sonra bir Türk generalinin itiraf› ile “Özel Harp Dairesi” ad›na sahiplenilmifltir. Bomba provokasyonunun sadece hükümetin ifli olmay›p devlete ait oldu¤unun maddi kan›tlar›ndan biri de, yapt›¤› ifli “kahramanl›k” olarak sahiplenen bombac› Oktay Engin daha sonra devlet kademelerinde h›zla ilerleyerek 1992’de Nevflehir Valili¤ine kadar gelmesidir. Sonradan ise Emniyet Genel Müdürlü¤ü Planlama Daire Baflkan› olmufltur!! Olay günlerinde TBMM’den “Hemen hemen bütün evlere girenler flu cümleyi kullanm›fllard›r; “Korkmay›n sizi as›p kesecek de¤iliz. Buna dair emir vard›r. Yaln›zca evlerinizi tahrip edece¤iz.” Bu emri verenler vard›r. Kimlerdir. “Bu ifl hangi teflkilat›n mahsulüdür?” sorusunu soran ve “Say›n arkadafllar›m teflkilat tertipliydi. Muazzamd›.” tespitini yapan Haçopulos’a yan›t 37 y›l sonra Emekli Orgeneral Sabri Yirmibeflo¤lu’ndan gelmifltir. Olaylar›n “Türk Gladiosu” olarak tabir edilen kontrgerillan›n “(Ö.H.D) Özel Harp Dairesi ”nin “muhteflem bir örgütlenmesi” oldu¤unu övünerek itiraf eden General Yirmibeflo¤lu, gazeteci Fatih Güllapo¤lu’na flunlar› anlatmaktad›r; “Bak ben sana bir örnek daha vereyim. 1974’deki K›br›s Harekât›. E¤er Ö.H.D. olmasayd›, o harekât, yani iki harekât da o kadar baflar›l› olabilir miydi?

Sonra 6-7 Eylül olaylar›n› ele al. 6-7 Eylül de, bir Özel Harp ifliydi, Ve muhteflem bir örgütlenmeydi. Amaca da ulaflt›...” Generalin 6-7 Eylül olaylar›n› 1974’de K›br›s’›n iflgali haz›rl›klar› anlat›rken hat›rlamas› rastlant› de¤ildir. Çünkü 6-7 Eylül olaylar› ile “K›br›s Sorunu” aras›nda görülenin d›fl›nda çok daha yak›n bir ba¤lant› vard›r. 1950’li y›llarda halen bir ‹ngiliz sömürgesi olan K›br›s’ta, ba¤›ms›zl›k mücadelesi yükselmektedir. Ba¤›ms›zl›k mücadelesini daha çok Yunanl› yurtseverler üstlenmifl bulunmaktayd›lar. “Ba¤›ms›z K›br›s”›n sonuçta Yunanistan ile birleflmesine kesin gözüyle bakan TC, bunu önlemek için K›br›s ba¤›ms›zl›k mücadelesine karfl›, sürekli olarak ‹ngiliz yönetiminin yan›nda yer ald›. Sorunu Birleflmifl Milletlere tafl›madan kendi inisiyatifinde çözmeye çal›flan ‹ngiltere Baflbakan› Eden’in önerisi ile taraflar, 29 A¤ustos 1955’de Londra’da düzenlenen bir konferansta bir araya geldiler. ‹ngiltere, Türkiye ve Yunanistan D›fliflleri Bakanlar› Mc Millan, Stefanapulos ve F.Rüfltü Zorlu’nun kat›ld›klar› Londra Konferans› baflar›s›zl›kla sonuçland›. Yunanistan Adan›n ba¤›ms›zl›¤›n› ve “kendi kaderini” hakk›n›n tan›nmas›n› istiyordu. ‹ngiltere ileri tarihlerde Anayasal bir özerklik vermeyi öneriyor; TC ise K›br›s’taki statü de¤iflikliklerine karfl› ç›karak tek de¤iflikli¤in Adan›n Türkiye’ye verilmesi olabilece¤ini savunuyordu. Zaten t›kanm›fl olan konferans o s›ralarda Londra’da görüflmelerde bulunan TC D›fliflleri Bakan› Zorlu’nun Selanik olay›n› k›nayarak ayr›lmas›yla kesilmiflti. Zaten 6-7 Eylül olaylar›ndan önce de K›br›s bahanesiyle Rum halk›na karfl› legal provokasyonu devlet destekli bir dernek olan “K›br›s Türktür Cemiyeti” yürütmekteydi. Devlet, K›br›s bunal›m› karfl›s›nda Türkiye’deki Rum nüfusu “rehine” olarak kullanaca¤›n›n iflaretini vermifl; dahas› K›br›s’› kaybetme olas›l›¤›na karfl› içerdeki Rum ticaret ve kültürünü tasfiye ederek etnik homojenleflme yolunda keskin bir ad›m daha atm›flt›r. Varl›k Vergisi’yle birlikte ekonomik etkinliklerinin büyük k›sm› Türk burjuvazisi taraf›ndan ele geçirilen gayrimüslimler; 6/7 Eylül’le birlikte yaln›z ekonomik yaflamdan de¤il, sosyal ve kültürel yaflamdan da tamamen tasfiye edilmifllerdir. 1950’li y›llarda 800 veya 1 milyon civar›nda olan Rum ve Ermeni nüfusu, bu korku ve terör ortam› nedeniyle yaflanan göçler sonucu bugün 1650 kifliye kadar düflmüfl durumdad›r. General Yirmibeflo¤lu’nun “amac›na da ulaflt›” dedi¤i fley bunlard›r. 6-7 Eylül’de içe, K›br›s’ta d›fla do¤ru geliflmenin bir iç ba¤lant›s› vard›r; 1964 Ba¤›ms›z K›br›s’ta Yunanistan’la birleflme politikas›n›n a¤›rl›k kazanmas›na karfl›l›k; ‹stanbul’da Rum ve Ermenilere ait gayri menkul ve Vak›f mallar›n›n al›n›p sat›lmas›na konan ambargoyla; 1974’de K›br›s’›n iflgal edilmesiyle ‹stanbul’da kalmakta direnen Rumlar›n da mal mülklerini b›rakarak Yunanistan’a göç etmeleri ile sürmüfltür. Tan›k oldu¤u 6-7 Eylül olaylar›n› “Gül Sanc›s›” adl› roman›nda iflleyen Y›lmaz Karakoyunlu, Aktüel dergisinin yapt›¤› bir röportaja verdi¤i yan›tlarda as›l amac›n “Osmanl›’dan beri iktisadi hayat› elinde bulunduran az›nl›k sermayesinin Türk kesimine transferi” oldu¤u görüflündedir; Eskiler “Osmanl›da oyun çok” derlermifl, Osmanl›n›n hilekarl›¤›n› anlatmak için, besbelli ki TC devleti de ayn› oyunlar› farkl› yer ve zamanlarda, farkl› unsurlara karfl› oynamaktad›r. Ancak “takke düfltü, kel göründü” misali, sicili katliam, k›y›m ve y›k›mla dolu olan TC devleti kitleler nezdinde teflhir olmufltur ve istedi¤i kadar “yalan tarih” yazd›radursun ne gerçeklerden ne de tarihe kar›flmaktan kurtulamayacakt›r. KAYNAKÇA: www.gelawej.com- Recep Marafll›’n›n konuyla ilgili yaz›s›. www.hyetert.com -Ermeni kültür ve tarihi sitesi.

GÜN’DE DÜN... 27 A¤ustos 1979. Ortado¤u Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) jandarma ö¤rencilere sald›rd›; 450 sol görüfllü ö¤renci gözalt›na al›nd›. 28 A¤ustos 1976. Konya Yol-‹fl grevinde ç›kan olayda 18 iflçi yaraland›. 1982. Talim ve Terbiye Kurulu ilk ve orta okullarda din ve ahlak derslerinin zorunlu olmas›n› kararlaflt›rd›. 29 A¤ustos 1842. “Afyon Savafl›”n› sona erdiren Nanking Anlaflmas› ‹ngiltere ile Çin aras›nda imzaland›. 1918. Polonya ba¤›ms›zl›¤›n› ilan etti. 30 A¤ustos 1941. Alman ordusu 900 gün sürecek Leningrad kuflatmas›n› bafllatt›. 31 A¤ustos 1966. Haklar›n› aramak için Çorum’dan ilk önce Ankara’ya, sonra da ‹stanbul’a yürüyüfle geçen iflçiler ‹stanbul’a vard›lar. 1 Eylül 1920. Frans›zlar baflkenti Beyrut olan Lübnan devletini kurdu. 1923. Japonya’n›n Tokyo ve Yokohama kentlerinde deprem: 300 bin kifli öldü. 1939. Alman ordular› Polonya’ya girdi. 2. Dünya savafl› bafllad›. 1973. Ere¤li Demir ve Çelik Fabrikas›’nda 5 bin iflçi greve bafllad›. 1987. Hapishanelerdeki bask›lar› protesto etmek ve seslerini Meclis’e duyurmak için tutsak yak›nlar› Ankara’ya yürüdüler. Yürüyüfle polis sald›rd›. 60 tutsak yak›n› gözalt›na al›nd›. 2 Eylül 1942. Alman SS Birlikleri Varflova Gettosu ayaklanmas›n› 50 bin Yahudiyi öldürerek bast›rd›. 3 Eylül 1938. IV. Enternasyonal kuruldu. 4 Eylül 1886. Apaçi Yerlilerinin flefi Geronimo ABD birliklerine teslim oldu. Son büyük Amerikal›-Yerli savafl› sona erdi. 1970. fiili’de, sosyalist lider Salvador Allende baflkan seçildi. 1983. Demokrasi Partisi (DEP) Milletvekili Mehmet Sincar, 1983’de Batman’da öldürüldü. 5 Eylül 1972. Filistinli “Kara Eylül Hareketi” militanlar›, Olimpiyat Oyunlar› için Münih’e gelen ‹srailli sporculara atefl açt›; bir sporcu öldü, biri a¤›r yaralad›, 9 kifli rehin al›nd›. Alman polisi gerillalar ve rehineler üzerine atefl açt›; 9 rehine, 4 Filistinli gerilla ve 1 polis öldü. 6 Eylül 1980. Adana’da Sabanc› iflletmelerindeki 8 bin iflçi direnifle bafllad›. 7 Eylül 1969. ‹stanbul Rabak Fabrikas› iflçileri greve ç›kt›. 8 Eylül 1943. Nazi Mahkemesi’nin mahkum etti¤i Çek edebiyat›n›n baflar›l› ismi, gazeteci Julius Fuçik idam edildi. 9 Eylül 1968. ‹flçiler, ‹stanbul’da Kavel Kablo Fabrikas›n› iflgal etti. ‹flgal bir gün sürdü. 1973. ‹stanbul Ayvansaray’da C›vata Fabrikas›’nda çal›flan 215 iflçi açl›k grevine bafllad›. 1976. Komünist usta Mao Zedung yaflam›n› yitirdi.


27 Ağustos-9 Eylül 2004

26

3

Sistemin kurban› bu kez; Nazime... ki çocu¤unu ailesinin evine götüremedi¤i için eflinin evine dönmek zorunda kalm›flt›. Baflvurmad›k kap› b›rakmayan Nazime sonunda fliddette s›n›r tan›mayan kocas› taraf›ndan 17 Temmuz’da Yavuzlar Köyü’nün yukar›s›ndaki tafll›k alanda üzerine mazot dökülerek yak›larak öldürüldü. Ve bunlar›n önüne geçilmedi¤i müddetçe daha çok Nazime var s›rada; dövülerek ve yak›larak öldürülecek...

Nazime Al›r… daha 21’inde ve toplumumuzda birçok kad›n›n yaflad›¤› s›k›nt›lar, zorluklar ve iflkencelerden pay›na düfleni alanlardan

biri. Üstüne üstlük yaflam› elinden al›nanlardan. Bu ilk de¤il elbette kad›n›n ezilmiflli¤i. Erke¤inin mal› olarak görülen kad›n her türlü fliddetin yan›nda öldürülmeyi de hak ediyor erke¤i taraf›ndan. Ve buna ne toplum olarak yeterince karfl› durabiliyoruz ne de yasalar sahip ç›k›yor kad›na. Ezilmifllik, çifte sömürü ve yaflam› tam anlam›yla zindan eden s›n›rs›z fliddet toplumun tüm hücrelerine yay›lm›fl. Evde önce baba, kardefl; ard›ndan koca; ve devletin fliddeti. Her türlü fliddeti yaflayan korunmas›z kad›n bilincinde de¤il yaflam›n sahibi oldu¤unun. Ekonomik özgürlü¤ü olmayan kad›n kendisini kocas›na ba¤›ml› hissediyor ve koca da kendi ezilmiflli¤inin, kendi korkular›n›n, kendi umutsuzluklar›n›n ve sistemin üzerine yükledi¤i tüm sorunlar›n ac›s›n› kad›nlardan ç›kar›yor. Ve biz kad›nlar biliyoruz ki bunlar›n tek sorumlusu erkek egemen kafas›yla iflleyen sistemin çürümüfl, çirkef kafas›d›r. Ve bu sistem y›k›lmad›kça, bu kafa kökten bir de¤iflime u¤ramad›kça kad›n›n sömürüsü sürecektir.

Tunceli’de kad›n çal›flt›ran içkili restorana bomba kondu Tunceli Merkez'de kad›n çal›flt›ran içkili Ya¤mur Restoran'a konulan bomban›n patlamas› sonucu 1 kifli yaraland›. Tunceli'nin merkezinde bulunan Cumhuriyet Caddesi Kent ‹flhan›'nda bulunan içkili ve kad›n çal›flt›ran Ya¤mur Restourant’ta konulan bomba dün akflam 20:20'da patlad›. Patlama sonucu Deniz Gerçek (22) adl› bir kifli yaralan›rken, iflyerinde büyük bir hasar meydana geldi. Gerçek kald›r›ld›¤› Tunceli Devlet Hastanesi'nde tedavi alt›na al›nd›. Patlamadan yar›m saat sonra Tunceli Valisi Mustafa Erkal restorana gelerek incelemelerde bulundu¤u ö¤renildi. Büyük hasar›n meydana geldi¤i patlaman›n restoran›n lavabosuna yerleflti-

rilen ve henüz türü belirlenemeyen bir bomban›n neden oldu¤u belirlendi. Ya¤mur Restourant'›n iflletmecisinin Tunceli Halk›n›n tepki gösterdi¤i ve kad›n çal›flt›r›lan Mavi Umut Biranesi'nin eski sahibi oldu¤u da ö¤renildi.

Sivil toplum örgütleri tepki göstermiflti

Tunceli'de 15'in üzerinde bulunan içkili birahane ve barlar›n büyük bir bölümünde kent d›fl›ndang etirilip çal›flt›r›lan kad›nlar hakk›nda fuhufl yapt›klar› iddialar› daha önce gündeme gelmiflti. Tunceli halk›n›n büyük tepkisini toplayan birahanelerde kad›n çal›flt›r›larak Tunceli'de fuhuflun teflvik edilmesine tepki gösteren sivil toplum örgütleri s›k s›k eylemler yapm›fllard›.

K›sacas› kad›n›n sömürüsünün azalmas› s›n›f mücadelesinin geliflmesiyle ve dolay›s›yla kad›n›n bilinçlenmesiyle orant›l› bir flekilde geliflirken; ortadan kalkmas› ise demokratik halk devrimiyle gerçekleflecektir. Öyleyse kad›na tafl›nmas› gereken öncelikle kendi sorunlar› üzerinden s›n›f mücadelesi olmal›d›r. Kad›nlar ezilmesinin gerçek sebeplerini gördükleri oranda, sisteme karfl› örgütlenecektir. Bugün kad›nlar›m›z›n durumu gerçekten de içler ac›s›d›r. El at›lmas›, çözüm bulunmas›, sahip ç›k›lmas› gereken bir durumda yaflamlar›n› sürdürüyor kad›nlar›m›z. Nazime de birçok kad›n›m›z gibi yaflam›n› genç yafl›nda çocuklar›na ve kocas›na adam›fl ama “ödül” kocas› taraf›ndan yak›l›p öldürülmek olmufltur. Nazime yaflad›¤› fliddete karfl› sessiz kalmam›flt›. Önce babaevine dönmeyi denedi. Ama yapamad› çünkü çocuklar› vard›. Tekrar döndü evine, çocuklar›na, kocas›na. Hem de kendisini nelerin bekledi¤ini bilerek. Tekrar devam etti Nazime’nin iflkence dolu günleri. Birçok kez fliddet gördü¤ü için savc›ya, karakola baflvurmufl ama tüm kap›lar yüzüne kapanm›flt›. Sistematik iflkence ise sürdürülüyordu kocas› taraf›ndan. VAKAD ve ‹HD Van fiubesi’nin bu konu üzerine yapt›klar› araflt›rmada; köy halk›n›n, köy imam›n›n, muhtar›n, savc›, kaymakaml›k ve valili¤in, Nazime Al›r’›n fliddete ma-

ruz kald›¤›n› bildikleri halde gidecek yeri olmad›¤› gerekçesiyle genç kad›na yard›m etmedikleri ortaya ç›kt›. ‹ki çocu¤unu ailesinin evine götüremedi¤i için eflinin evine dönmek zorunda kalm›flt›. Baflvurmad›k kap› b›rakmayan Nazime sonunda fliddette s›n›r tan›mayan kocas› taraf›ndan 17 Temmuz’da Yavuzlar Köyü’nün yukar›s›ndaki tafll›k alanda üzerine mazot dökülerek yak›larak öldürüldü. Ve bunlar›n önüne geçilmedi¤i müddetçe daha çok Nazime var s›rada; dövülerek ve yak›larak öldürülecek. Nazime’nin çocuklar› VAKAD ve ‹HD Van fiubesi’nin çabalar›yla Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’nun çocuk yuvalar›na yerlefltirildi. 13 y›ld›r Ferzende Al›r’la evli olan k›zkardeflinin eflinden dayak yedi¤ini; daha önce bu nedenle Çald›ran Yukar› Gülderen Karakolu’na, Özalp ve Çald›ran Savc›l›¤›’na baflvurduklar›n› anlatan Nazime Al›r’›n abisi Ekrem Ceylan, “Nazime’nin gözü yaral› olarak savc›ya, kaymakama, karakola gitti¤ini duydum. E¤er do¤ruysa ve bu kifliler bir fley yapmad›ysa, Afla¤› Balç›kl› Karakol Komutan›, Özalp Savc›s› ve Özalp Kaymakam›’ndan flikayetçiyim. Nazime’nin bafl›na gelen kötü olaylar› görmelerine ra¤men hiçbir fley yapmayan Yukar› Yorganl› Köy Muhtar›ndan ve köylülerden de flikayetçi olaca¤›n›” sözlerine ekledi.

Taksim Meydan›'nda kad›n protestosu Tunceli'de düzenlenen operasyonlarda yaflamlar›n› yitiren HPG gerillalar›n›n cesetlerine yap›lan 'iflkence'yi insanl›k d›fl› olarak nitelendiren Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Platformu üyesi kad›nlar, Kürtçe ve Türkçe yapt›klar› konuflmalarda Kürt halk›n›n hakl› taleplerinin yan›nda olduklar›n› belirttiler. “Kad›nlar savafl istemiyor”, “Operasyon fiere”, “Biji b›ratiya gelan", “Operasyonlar durdurulsun, failler bulunsun” yaz›l› dövizler ile operasyonlarda hayat›n› kaybeden ve cesetlerine iflkence yap›ld›¤› kaydedilen HPG gerillalar›n›n foto¤raflar›n› tafl›yan Kad›na Yönelik fiiddete Karfl› Platform üyesi kad›nlar, Taksim Meydan›'nda bir araya geldi. Türkçe ve Kürtçe yap›lan aç›klamada; Diyarba-

k›r Hevsel Bahçeleri’nde düzenlenen operasyonda Kürt halk›n›n silahlar›n gölgesinde 8 gün boyunca tecrit alt›nda b›rak›ld›¤›na iflaret edilen aç›klamada, Tunceli'de düzenlenen operasyonlarda yaflam›n› yitiren HPG gerillalar›n›n cesetlerine ise “insanl›k d›fl› uygulama”larda bulunuldu¤una dikkat çekildi. “Yaflanan tüm bu geliflmeler, savafl›n fliddetini yaflayan kad›nlar için oldukça endifle vericidir. Savafl, kad›nlar için fliddetin, tecavüzlerin, göçün, ölümlerin artmas› anlam›na gelmektedir. Biz kad›nlar ne daha fazla taciz, tecavüz, fliddet istiyoruz ne de yaflad›¤›m›z ülkede daha fazla kan dökülmesini istiyoruz. Biz kad›nlar, Kürt halk›n›n hakl› taleplerinin yan›nday›z. Onlar›n mücadelesini destekliyoruz” diyerek devam edilen aç›klama sloganlarla son buldu.


27

3

27 Ağustos-9 Eylül 2004

Hac› Bektafl-› Veli Anma Etkinlikleri Yap›ld› Bu y›l 15.’si düzenlenen Hac› Bektafl-› Veli Anma etkinlikleri Belediye Baflkan› Ali R›za Selmanpako¤lu’nun bask›c› ve anti-demokratik uygulamalar›na sahne oldu. 16-18 A¤ustos 2004 tarihleri aras›nda düzenlenen etkinliklere her y›l binlerce insan ülkenin çeflitli illerinden gelerek Hac› Bektafl’ta ortak bir paylafl›m› gerçeklefltiriyordu. Kültür-sanat etkinliklerinin düzenlendi¤i bu günlerde beldenin halk› da çal›flmalara kat›larak bir arada bulunma f›rsat› buluyordu. Özellikle son birkaç y›ld›r belediyenin ilgisizli¤i, flenlikleri ticari bir rant olarak görmesi ve devlet töreni haline dönüfltürme çabalar› kat›l›m› da etkiledi. Alevi kültürünün ileri ö¤elerini ortadan kald›rarak devletin güdümüne sokmaya çal›flan belediye yönetimleri bu y›l çabalar›n› bir ad›m daha ileriye tafl›d›lar. Emekli General olan Belediye Baflkan› Ali R›za Selmanpako¤lu; flenlik öncesinde ve sonras›nda Hac›bektafl’› askeri k›flla gibi yönetme u¤rafl›nda. Her y›l verilen çad›rkent için bu y›l merkeze uzak belediyenin giriflinde bir yeri veren baflkan, ayn› zamanda program›n haz›rlanmas›nda da sadece kendi inisiyatifini kullanm›flt›r. Sanatç›lara ve kendisi gibi düflünmeyen herkese ayn› flekilde davranarak halk›n tepkisini çekmektedir. Yönetimin bu tutumuna karfl› Alevi-Bektafli

Dernekleri Federasyonu flenliklere kat›lmayacaklar›n› aç›klayarak belediye yönetiminin tavr›n› protesto ettiler. Kat›l›m›n oldukça düflük oldu¤u flenliklerin örgütlenmesine Hac› Bektafl halk› da kat›lmad›. fienlik boyunca halk›n ilgisini çekecek herhangi bir etkinlik düzenlenmedi. fienlik program›nda Kemalizm üzerine panel say›s›ndaki art›fl, Rauf Denktafl’›n kat›l›mc› olmas›, belediye baflkan›n›n ‹flçi Partisi’ne yer verirken “solcular›, komünistleri buraya sokmayaca¤›m” fleklinde demeç vermesi

Ada seyircisiyle bulufltu E¤itim-Sen K›z›ltepe Temsilcili¤i, Ari Tiyatro Grubu'nun 'Ada' adl› oyununu K›z›ltepeli tiyatroseverlerle buluflturdu. E¤itim-Sen K›z›ltepe Temsilcili¤i y›l boyunca gerçeklefltirdi¤i kültür sanat etkinliklerini sürdürüyor. Zaman zaman çeflitli konser, tiyatro ve sanatsal etkinlikler düzenleyen temsilcilik, bu kez Ari Tiyatro Gurubu'nun Ada adl› oyununa ev sahipli¤i yapt›. K›z›ltepe Belediyesi Ana Çocuk Sa¤l›¤› Merkezi Salonu'nda sahnelenen oyunu yaklafl›k 250 kifli izledi. Gelir üniversite ö¤rencilerine Oyun bafllamadan önce konuflan E¤itim-Sen K›z›ltepe Temsilcisi Nurullah Tunç, sendika ola-

yönetimin amaçlar›n› da ortaya koymaktad›r. Kitap standlar›n›n kitleden uzak bir yere verilmesi, standlar›n önünden kamyon-otobüs geçmesi, elektriklerin kesilmesi, çevik kuvvet otobüslerinin standlar›n önünü kapatmas› baflkan›n devrimcileri halktan tecrit etme iste¤inin yans›malar›d›r. ‹lk gün yap›lan konuflmalar, fiiflli Belediye Baflkan› Mustafa Sar›gül’ün flov yapmas› önceki y›llarda olmayan bir uygulama olarak ‹stiklal Marfl›n›n okunmas› ve sayg› duruflu yönetimin flenliklere yükledi¤i anlam› da göstermektedir.

rak bafll›ca görevlerinden biri olan kültür-sanat alan›nda bir fleyler yapmaya çal›flt›klar›n› belirterek, bu çal›flmalar çerçevesinde zaman zaman çeflitli sanatsal eserleri halkla buluflturduklar›n› söyledi. Bu alanda tek bafllar›na yetersiz kald›klar›n› ifade eden Tunç, “Biz burada bulunan tüm kurumlar›m›zdan bu alanda bize yard›mc› olmas›n› istiyoruz. Her kurum bu çal›flmalara kendini katabilir. Mesela belediye bu konuda öncülük görevi üstlenebilir. Böyle bifley olursa hepimiz destek veririz” diye konufltu. Bu tür etkinliklerin ayd›nlanma yolunda büyük ad›mlar oldu¤unu vurgulayan Tunç, ayr›ca tiyatro oyununun gelirinin üniversite okuyan ve maddi durumu iyi olmayan ö¤rencilere ba¤›fllanaca¤›n› bildirdi. Ard›ndan seyirciyle buluflan oyun, büyük be¤eni toplad›. (D‹HA)

Mamak’ta Kültür Sanat Festivali zun bir süredir Mamak’ta çal›flmalar›n› sürdüren ‹flçi Kültürevi, topluma dayat›lan yoz kültüre karfl› alternatif kültürü yaratmak amac›yla bir festival gerçeklefltirdi. 6-7-8 A¤ustos tarihleri aras›nda “Yoksullu¤a mahkum yozlaflmaya teslim olmayaca¤›z” fliar› ile harekete geçen Mamak ‹flçi Kültürevi ve ‹flçi Gençlik Kültürevi festival kapsam›nda etkinliklerini halkla birlikte yaflama geçirdi. Büyük ço¤unlu¤u Mamak’ta bulunan Feyzullah Ç›nar Park› ve Tekmezar Par-

U

k›’nda yap›lan etkinliklerde aç›khava sinemas›, halk ozanlar›n›n türküleri, fliir ve tiyatro gösterileri gerçekleflti. Etkinli¤in son gününde Ekrem Ataer sahneye ç›karak türküleriyle halk› coflturdu. Ailelerin yo¤un kat›l›m gösterdi¤i festival izleyiciler taraf›ndan ayakta alk›flland›. Festival öncesinde ç›kard›klar› afiflleri, bildirileri da¤›tarak, radyo programlar›nda konuflarak kitle faaliyeti yürüten ‹flçi Kültürevi Mamak’ta ilk defa böyle bir festival düzenlemelerine ra¤men oldukça baflar›l›yd›. (Ankara)

Semah ekiplerinin oyunlar›n› sergiledi¤i ikinci gün ozanlar türkülerini seslendirdi. Grup Yorum’un da sahne ald›¤› etkinliklerde konserlere kat›l›m oldukça düflüktü. fienli¤in ikinci gününde Mahsuni fierif’in heykelinin aç›l›fl› ile birlikte Ataol Behramo¤lu’nun fliir dinletisi gerçekleflti. Resim sergilerinin de yap›ld›¤› flenliklerde düzenlenen fliir yar›flmas›n›n sonuçlar› aç›kland›. Yönetimin tüm bask›lar›na ra¤men Umut Yay›mc›l›k ve Tohum Kültür Merkezi olarak standlar›m›z› açt›k ve ürünlerimizi halk›m›za ulaflt›rmaya çal›flt›k. Olumsuzluklara ra¤men gündüz saatlerinde standlar›m›za ilgi sevindiriciydi. Yurtd›fl›ndan ve yurtiçinden gelen okurlar›m›zla sohbet etme imkan› bulduk. Ayn› zamanda T. Kürdistan›’ndan gelen iflçilerle tan›flma f›rsat› bulduk. Ekmek ve Adalet, Gençlik Dernekleri, TAYAD, K›z›l Bayrak, ‹flçi Kültürevi, ESP, Ceylan Yay›nlar›, Devrimci Hareket ve Kald›raç da standlar›n› açt›lar. Gazetemizin da¤›t›m-sat›fl›n› sesli ajitasyon eflli¤inde yaparak, kurulu çad›rlar› tek tek gezdik. Belediye yönetimi bundan sonraki y›llar için daha olumsuz bir zemin haz›rlarken derneklerin sürece ortak olarak müdahalelerini yürütmeleri gerekmektedir. (Ankara)

ÖZGÜR RADYO SUSTURULAMAZ arihi bask› ve zulüm üzerine kurulu olan faflist TC, halk› bask› alt›nda tutmak, korkutmak, susturmak için her türlü yolu denerken; demokratik kurum ve kurulufllara yönelik sald›r›lar›na da devam ediyor. Halka ulaflmak, onlar› bilinçlendirmek için ç›kar›lan yay›nlar, burjuva yoz kültürün yerine halk kültürünü yayg›nlaflt›rmak için çaba gösteren kültür merkezleri ve radyolar; yani halk›n yan›nda, halk›n ç›kar›na çal›flan tüm kifli ve kurumlar devletin sald›r›s›ndan pay›n› düfleni almaktad›r. Özgür Radyo da birçok kez oldu¤u gibi yine susturulmak isteniyor. 27 A¤ustos 2003 tarihli Konuflan Sayfalar program›nda Evrensel Gazetesi’nin manfletten verdi¤i “Katliam gibi sald›r›” bafll›kl› haberine yer veren Özgür Radyo için; 24 fiubat 2004 tarihinde toplanan RTÜK taraf›ndan “Toplumu fliddete, teröre, etnik ayr›mc›l›¤a sevk edildi¤i veya halk› s›n›f, ›rk, dil, din, mezhep ve bölge fark› gözeterek kin ve düflmanl›¤a tahrik edi¤i veya toplumda nefret duygular› oluflturan yay›nlara yer verildi¤i” gerekçesiyle 30 gün yay›n durdurma cezas› verildi. “Dokuz y›ld›r yay›n›n› sansüre ra¤men sürdüren, dinleyici profili ve renklili¤i giderek zenginleflen Özgür Radyo, daha öncekilerde oldu¤u gibi bir gazete haberini dinleyicileriyle paylaflt›¤› için mikrofonlar› susturuluyor” denilen Özgür Radyo’dan yap›lan aç›klaman›n devam›nda “yaflam›n bütünüyle tektiplefltirilmek istenmesine karfl› amac›m›z; farkl› sesleri, farkl› yorumlar› mikrofonlar›m›za tafl›yarak; düflünen, tart›flan, araflt›ran, yeniye tahammülü olan› var etmede üstümüze düfleni yapmakt›r” denildi.

T


28

27 Ağustos-9 Eylül 2004

3

Tren kazas›, deprem, sel: DO⁄AL AFET DE⁄‹L!=C‹NAYET!

fiiddetli ya¤murlardan ‹stanbul, Kocaeli gibi birçok kentte yaflam felç oldu, birçok semt sular içinde kald›. Sakarya’n›n Pamukova ilçesinde h›zl› tren raydan ç›kt›, 36 kifli öldü 84 kifli yaraland›; hemen ard›ndan Gebze’de trenler çarp›flt› 8 kifli öldü 30’u aflk›n insan yaraland›; Bahçelievler’de sel bask›n›, bir aileden 3 kifli öldü; Elaz›¤’da deprem oldu pek çok ev hasar gördü... Hemen her gün ‘do¤al afet’ diye nitelendirilen ‘Takdir-i ‹lahi’lerden biri daha vuku buluyor. Onlarca kifli ölürken onlarcas› da yaralan›yor, bir o kadar› da sakat kal›yor. Görünüflte dikkatsizlik, cehalet, ecel, do¤al afet, takdir-i ilahi vb gibi duran ‘kazalar›n’ hepsi asl›nda birer “do¤al” cinayet. Önceden gerekli önlemlerin al›nmas›, insanlar›n uyar›lmas›, bilinçlendirilmesi vb gerekirken yap›lan sadece uyarmakla kal›p ‘afetin’ boyutlar›n›n ne olaca¤› konusunda herhangi bir aç›klamada bulunmamak olunca ad›na cinayet demekten baflka bir fley kalm›yor elbette. Mal ve can kayb›n›n önemsenmedi¤i Türkiye’de bu tür olaylar›n daha çok meydana geldi¤i yerlere bak›ld›¤›nda, hepsinin de yoksul-emekçi halk›n yaflad›¤› yerler oldu¤u gerçe¤i ç›k›yor karfl›m›za. Üzerinden henüz 5 y›l geçen 17 A¤ustos Gölcük depreminin y›ldönümünde depremzedelerin ak›betinin ne olaca¤› belli de¤ilken flimdiki afetzedelerin ak›beti ise bafltan belli: Depremzedelerin kaderlerinin yeni tan›klar› olmak. Halkla karfl› karfl›ya geldikleri alanlarda onlarca vaatlerde bulanan egemenler ‘afetlerden’ etkilenen emekçilerin 盤l›klar›na kulaklar›n› t›karken herhangi bir afetten etkilenmeyen zenginlere karfl› ise her cins hizmeti sunmakta, bir dediklerini iki ettirmemektedir. fiu bir gerçektir ki halk› sözde temsil eden ve hizmetlerin sunulmas›nda imza yetkisi olan pek çok yerli uflak ‘meflruluklar›n›’ halka yalan söyleyerek elde ettikleri oylara dayand›rsa da netice olarak as›l hizmeti her zaman

için kendisine ekonomik ç›karlar› konusunda kap›lar› açan sermaye efendilerine götürecektir. Kamusal alanlarda; e¤itim-sa¤l›k vs; tavr›, sürekli olarak paran kadar de¤erin var olan egemenler takdir-i ilahi olarak adland›r›lan sözde do¤al afetlerde ise emekçi halk› yaln›z uyararak b›rakm›fl burjuva medyaya onar dakikal›k senaryolara dayanan yard›m flovlar› yapm›fl ancak hiç ihtiyac› olmayan ve bu tarz takdir-i ilahilerden etkilenmeyen yo¤unluklu olarak zengin insanlar›n yaflad›¤› yerlere hizmet götürmeyi tercih etti¤i gibi bu durumdan ma¤dur olan emekçilere ise yeri geldi¤inde burjuva medya, yeri geldi¤inde ise alanlarda yap›lan mitingler arac›l›¤›yla tüm olanlar›n ihmallerden kaynaklanan cinayetler de¤il tamam›yla ‘al›n yaz›s›’, ‘kader’ oldu¤u yalan›n› söylemeye devam etmektedir. Bilinmesi gereken gerçek emekçilerin çok olmas›ndan dolay› ‘kazalarda’, ‘do¤al afetlerde’ kaybedilebilecek yedek parça gözüyle bak›ld›¤›d›r. Kapitalist sömürü düzeni insana insan oldu¤u için de¤il paras› oldu¤u için de¤er verir. Yoksulluk içinde yaflayan kaybedecek tek fleyi art›k can› kalm›fl olan insanlar emperyalistler için sadece k›sa vadede kullan›l›p at›labilecek hayat›n›n hiçbir de¤eri olmayan yedek parçalard›r. Çokluklar›ndan dolay› birkaç›n›n noksanl›¤› onlar için bir fley ifade etmez. T›pk› ‘takdir-i ilahilerle’ ölen insanlar›n haber de¤eri haricinde onlar için hiçbir anlam› olmad›¤› gibi! Kapitalist sömürü sistemini kullananlar kendilerinin günah›n› tekrar emekçilere ödetme hesaplar›n› yapmaktad›r. Altyap›s›n› tamamlamadan halka hizmet olarak sunulan ve kâr h›rs›yla “kendinden önceki hükümetlerin yapamad›¤›n›” yaparak hükümetler aras›ndaki ‘fark›’ cümle aleme ispatlamaya çal›flan, ancak bilimi hiçe say›p Allah’›n flefaatiyle yola ç›kanlar›n kaç›n›lmas› mümkün olmayan sonuçla karfl›laflt›klar›nda ise ortaya ç›kan ‘suçlular’ dümeni elinde tutan insanlar ol-

maktad›r. Veli Göçer gibi mafyay› da yan›na alarak ihale takipçili¤i yapanlar birkaç ay yat›p ç›karken, bilimd›fl› anlay›fllarla hareket edenler bir yanda, açl›ktan ölenlerin say›s› günden güne artt›¤›nda saray dü¤ünleri yaparlarken, ülkenin kendilerinden uzak köflelerinde olan bitenler hakk›nda devlet erkan›n›n aç›klamalar›yla kanaat sahibi olmaya çal›fl›rlarken bir yanda da zamanla hepsini yutacak olan çamurlu varofl sular› kaynamaktad›r. Bu güne kadar oldu¤u gibi son zamanlarda ülkemizde yaflanan tren kazas›nda da sel felaketinde de enkaz, la¤›m sular› vb alt›nda kalan, can çekiflen sistemin ta kendisidir. Can çekiflmekte olan sistemi haketti¤i yere yani tarihin çöplü¤üne atmak halk›n örgütlenmesinden geçmektedir. Unutmayal›m ki örgütlü halk›n yapamayaca¤›/yenemeyece¤i hiçbir fley yoktur. ‹flte, günler öncesinden tespit edilen ancak devlet ve onun yerel ayaklar› belediyeler taraf›ndan hiçbir önlem al›nmayan yerlerden biri de Alibeyköy’dü. Yo¤unluklu olarak emekçilerin yaflad›¤› semtte halk kendi imkanlar›yla selden korunmaya çal›flt›, ancak bu mümkün de¤ildi. Bugün Alibeyköy selin ard›ndan, devletin yeni bir sald›r›s›yla daha karfl› karfl›ya gelmifl bulunuyor: dere yata¤›nda bulunan evlerin istimlak edilmesi, yani y›k›m. Devletin bu karar›na karfl› ç›kan semt halk›n› yaln›z b›rakmamak, halk›n evlerinin zorla y›k›lmas›na karfl› koymak tüm devrimcilerin görevidir. Ya¤mur ya¤d›¤›nda halka yard›mc› olmak için semtlere giden devrimciler, emekçi halk› daha zor günlerde de yaln›z b›rakmayacakt›r. Sel sonras›, insanlar hala felaketin izlerini silmeye çal›flan halk›n yan›nda olarak, onlar›n s›k›nt›lar›n›, tepkilerini dinledik. DEVLET UTANSIN Ayd›n Civelek: Ben Rammar’da çal›fl›yorum. Rammar izin verdi “git evine bak” diye. Onlar kadar bile gelip de belediye bize yard›mc› olmad› ki. Geldim eve bakt›m ki yata¤›m, yorgan›m, televizyonum her fley suyun üstüne ç›km›fl. Hatun San›r: ‹lk sel geldi¤inde sabah saat 10:00’da ben uykudan kalkt›m

ya¤mur ya¤›yor ama az bir fley. Sonra ya¤mur biraz daha h›zland›, ben çocuklar› kald›r›rken bir anda sel bast› buralar›. Sel içeri girdi, o yana bu yana dolan›p çocuklar› kurtar›rken kolum yaraland›. Burada her fley yerle bir oldu. A¤aç, fareler yani ne varsa burada tavana kadar suyla birlikte doldu. Cankurtaran geldi bizi kahveye götürdü. Bütün eflyalar gitti, çeyizlikler yeni ald›¤›m›z eflyalar. ‹K: Alibeyköy’ü sel basaca¤› biliniyordu. Herhangi bir tedbir al›nd› m›, sizi uyard›lar m›, öncesinde bir yard›m yap›ld› m›?

Ayd›n Civelek: Uyard›, uyard› ama bana yatacak yer göstermedi. Bu eflyalara tafl›yacak yer gösterdiler mi, hiçbir yer göstermediler ki. Tamam ya¤mur ya¤acak ama normal ya¤mur her zaman ya¤›yor. Bu kadar olaca¤›n› bilmiyorduk ki, on senede bir oluyormufl o da bize rastlad›. Selçuk Üstübücü: Ben olay s›ras›nda evde yoktum. Büyükflehir belediyesi bizi uyard› ama eflyalar›m› nereye koyay›m. Yok ya ne önlemi. Sadece uyarmakla kald›. Yani sana herhangi bir yer göstermedi ki “git eflyan› oraya buraya koy” diye. Ben iflteyim, benim han›m nas›l koyacak o kadar eflyay› tek bafl›na. Zaten ya¤murla de¤il suyla birlikte geldi sel. Öyle bir ya¤mur ya¤mad› ki. Art›k tezgah m› yapt›lar ne yapt›lar buralar› boflaltmak için Allah bilir. Ya¤murdan dolay› de¤il yani Küçükköy, Gazi Osman Pafla taraf›nda biriken sular gelmifl, derelerden gelen sular kapaklar› patlatm›fl, oradan gelmifl yani. Altyap› sorunu asl›nda.


29

3 Fatma Dikyol: Bu kadar olaca¤›n› hiç tahmin etmiyorduk. Kesinlikle bir yard›m olmad›, herkes evinde kald›, botlarla indiler herkes gördü. Bahsettikleri yard›m ve ikaz sadece haber vermek. Buradan arabalarla geçiyorlar “evleri boflalt›n, alt katlar› boflalt›n” dediler. Baflka hiçbir fley yapmad›lar. Nereye boflaltabilirsin evleri, ne kadar boflaltabilirsin. fiimdi mahvoldu bu eflyalar ne yapaca¤›z? Koltuklar›m›n taksitleri ödenmedi daha. Kendi evin, kirac› da de¤ilsin ki ç›k›p gidesin.

Hatun San›r Hatun San›r: Bizim elektriklerimiz kesilmiflti televizyondan seyredemedik ama bir kere arabayla geçip ba¤›rd›lar ama böyle bir fley olaca¤›n› tahmin etmedik. Bilseydik bile biz 9 nüfusuz, bu eflyay› nereye götürece¤iz zaten sel geldi afla¤› yukar› (yani iki kat da bir oldu) bir oldu. ‹K: Belediyeden gelip durumunuzla ilgilenen oldu mu, zarar tespiti yap›ld› m›? Ayd›n Civelek: Hiç bakmad›. Kimse gelmedi, bugün kendi imkanlar›m›zla toparlan›yoruz. Bir beyaz masaya gönderiyorlar yani Eyüp’e, oraya gidiyorum Aksaray’a gönderiyorlar oraya gidiyorum Metro’ya gönderiyorlar, Metro gönderiyor Merter’e. En sonunda isyan ettim yani. Ben yol paras› bulam›yorum, oradan oraya sürüklüyorlar. Telefon numaras› verdiler buraya telefon aç›n hadi buyrun. Geldiler esnaf› dolafl›yorlar. Yani insanlar burada bilmiyorum. Ne yapsak bilmiyorum ama böyle kald›k iflte. Neyimiz var neyimiz yok görüyorsunuz yerlerde. Selçuk Üstübücü: Biraz önce Eyüp Belediyesi geldi onlar birazdan rapor tutacaklar. Karakol rapor tuttu. Fatma Dikyol: Geldiler tespiti yapt›lar ama hiçbir fley yok ortada. Hiç tahmin etmiyorum da bir fley gelece¤ini. Hatun San›r: Yok, geldiler anca bir kameraya ald›lar gittiler. Hiçbir fley yok daha. Bizi o gün götürdüler ama hiç sahip ç›kmad›lar. Ben belediyeden ve devletten bunu istiyorum yani. Benim 15 milyardan fazla eflyam gitti bari bafl›m›z› sokacak bir yer versin, çocuklar›m d›flar›da. Yine ya¤mur ya¤a-

cak, ben yine ayn› flekilde olaca¤›m. Çok flükür çocuklar›ma bir fley olmad› ama gerisini devlet düflünsün o utans›n. Ben her yere baflvuraca¤›m flimdi kendimde de¤ilim psikolojim bozuldu. Devlet bunu yapt›. Yani çoluk çocu¤umu içeride iyilefltirece¤im yani baflbakan utans›n, devlet utans›n ne varsa onlar utans›n, onlara ay›p. Ben devletten bunu istiyorum, bize ev versin sahip ç›ks›n. Selle birlikte kimliklerimiz, yeflil kart›m›z, üç-befl kurufl param›z vard› onlar da gitti. Buras› 100 milyon oldu¤u için buraya 9 ay önce tafl›nd›k. Biz flimdi bir kiraya ç›kmak istesek kiralar en az 300-500 milyon. Bir de tafl›n›rken 1 milyar para olsun ki tafl›nas›n ama hani nerede? Zaten köyümüz yak›ld›¤› için zoraki geldik buralara flimdi de sahip ç›k›lmak istiyoruz. ‹K: Bu sel bask›n›yla birlikte altyap› ve çarp›k kentleflmeyi öne sürerek Alibeyköy’ün derhal istimlak edilmesi gerekti¤ini söyleyip y›k›m karar› ç›kartt›lar. Ma¤durlara da bu çal›flmalar tamamlan›ncaya kadar yer göstereceklerini söylediler. Bu konuda ne düflünüyorsunuz? Ayd›n Civelek: Yol yap›m›na verece¤i paray›, ayda bir kere haftada bir kere kald›r›mlar de¤ifliyor, buralara verece¤i paray› düzgün bir kanal yapmak için kullans›nlar. Ben kirac›y›m burada, verirse insanlar›n de¤erini herkes de gider durmaz buralarda. Verirse bana bir ev niye duray›m. ‹mkans›z ama

27 Ağustos-9 Eylül 2004

Fatma Dikyol o kadar insan›n maliyetini karfl›layacak gücü var m› belediyenin. ‹mkan olsa belki diyorum da yok, imkan› olsa biz ma¤dur olmazd›k. Selçuk Üstübücü: Herhalde onlar› mal sahiplerine yaparlar. Ben kirac›y›m burada. Fatma Dikyol: Ben istiyorum. Kendi evimde olsa istiyorum, çünkü art›k böyle suyla yaflamay› kimse istemez. Bana evimi vermeseler bile paras›n› vermek zorundalar. ‹stemeyenler de var. Çünkü mahallemiz çok temiz bir mahalle. Komflulu¤u olsun, çevresi olsun onun için istemiyorlar. Ayr›ca kal›c› bir çözüm de sunulmuyor ki. Hiçbir zaman sunmuyorlar, altyap› olmad›ktan sonra nas›l olabilir ki? Hatun San›r: Onlar›n ancak eve sahibine bir menfaati olacak, biz kirac›y›z. Kirac›lar› da düflünsün yaz›k gü-

nah bu insanlar› garibanlar› düflünsün. K›fl geldi yakaca¤›m›z yok, çamafl›rlar›m›z›n hepsi gitti, eflyalar›m›z gitti. Üç gündür biz bir çay içemedik evimizde. Bir fley kalmad› ki bu mikrobun pisli¤in içinde. Gerçek budur. Hiç ben istemiyorum, bana yiyecek mi getirdi bana bir fley mi verdi kesinlikle kabul etmiyorum. ‹K: Sizce bu yeterli olacak m›? Selçuk Üstübücü: Olmaz tabi, flimdi buradaki adam nereye gidecek? Bütün eflyas› gitmifl, hepsi sular›n içindeydi eflyalar›n›n hiçbiri kurusa da ifle yaramaz, çünkü hep la¤›m kokuyorlar, elektronik eflyalar da çal›flmaz art›k. fiimdi ne yapacaklar yani, ya burada oturacaklar ya da baflka bir yere gidip ev tutacaklar. E¤er bunu Büyükflehir Belediyesi yapacaksa hem mal sahiplerine hem de kirac›lara yaps›n. O flekilde olursa olsun. ‹K: Alibeyköy’ün giriflinde temizlik ve yenileme çal›flmalar› bafllam›fl. Çal›flmalar buralara geldi mi? Ayd›n Civelek: Ben görmedim. Alibeyköy Meydan›’nda gördüm. Ancak oralar› yaparlar, baflka da bir olaylar› yok yani. Fatma Dikyol: Arkadafl ça¤›rm›fl, Belediye’den “bizim iflimiz bitti” demifller, “bu kadard›” demifller. Düne kadar geldiler, bugün bitmifl iflleri. Ça¤›ran arkadafl›n çocu¤u da hasta, belediyenin yard›m› ile yafl›yor zaten. Bugün dönüp temizlemediler bile.

Sel; sebep olanlar› korkuttu!

9-11 A¤ustos’ta ‹stanbul’daki her fakir semt gibi Bahçelievler de ya¤an ya¤murdan nasibini ald›. 10 A¤ustos gecesi aniden yo¤unlaflan ya¤muru Bahçelievler’deki altyap› kald›ramay›nca sokaklar› sel bast›. Pek çok aile evlerinde ve d›flar›da ma¤dur kal›rken bodrum katta oturan bir ailenin üç çocu¤u evlerinin çevresindeki duvar›n y›k›l›p eve ani bir flekilde su dolmas› sonucu bo¤ularak öldü. 11 A¤ustos günü üç çocu¤un öl-

dü¤ü evin bulundu¤u sokakta saat 14:00’da bir araya gelen Bahçelievler Demokrasi Platformu bas›n aç›klamas› yapmak için eve do¤ru yürüyüfle geçtiler. Tohum Kültür Merkezi, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, Halkevleri, DEHAP ve ESP’nin oluflturdu¤u platformun yapaca¤› bas›n aç›klamas›nda, panzerleri ve çevikleriyle olay› terörize etmeye gelen polise ra¤men çevredeki halk›n da kat›l›m›yla kitlenin say›s› 200’ü buldu.

Bas›n metninde bunun bir do¤al afet oldu¤u reddedilirken “bugüne kadar tüm belediyeler biraz ilerdeki Tavukçu Deresi’ni ›slah etme¤e çal›flmam›flt›r. Kanallar›n çal›flmad›¤› bu semtte belediye, evlerin çevresindeki duvarlar›n güçlendirilece¤ini söylüyor, yani makyaja a¤›rl›k veriyor” denildi. Bas›n metni okunurken kitle s›k s›k “Katiller Bulunsun Hesap Sorulsun, Do¤al Afet De¤il Cinayet, Susma Sustukça S›ra Sana Gelecek” sloganlar›n› att›. Bas›n aç›klamas›na destek amaçl› gelen TMMOB ‹l Koordinasyon Kurulu Sekreteri Meftun Gürdallar da k›sa bir konuflma yapt›. Gürdallar semtte yaflanan geçmifl sel bask›nlar›n›n da oldu¤unu, her seferinde oylar kullan›ld›ktan sonra altyap› sözlerinin unutuldu¤unu belirterek “NATO sürecinde flehre makyaj için kald›r›mlar yap›ld›, peyzaj yenilendi ama halk›n temel ihtiyaçlar› için çözümler yap›lmad›. Her fley makyaj olarak kald› ve o makyaj da flimdi silindi” dedi. Meftun Gürdallar’›n konuflmas›ndan sonra kitle sloganlar atarak da¤›ld›. (‹stanbul)


27 Ağustos-9 Eylül 2004

30

‹flçi-köylü’den “DER‹N DEVLET” DEN‹LEN FAfi‹ST D‹KTATÖRLÜ⁄ÜN KEND‹S‹D‹R! Son günlerde Çak›c›’n›n yurtd›fl›na ç›kar›lmas› ile gündeme oturan geliflmelere bakarak ve bu geliflmeleri do¤ru yorumlayarak TC’nin ne kadar de¤iflti¤ini(!) anlamak pekala mümkün. “Mülkün temeli” oldu¤u iddia edilen “adaletin” en bafl›ndaki kifli ve “derin devletin” kanl› kurumlar›ndan biri olan M‹T’in D›fl Operasyonlar Daire Baflkan› ile Alaattin Çak›c› aras›ndaki iliflkiler Kemalist Diktatörlü¤ün “demokrasi”, “hukukun ba¤›ms›zl›¤›” vb. konularda ne kadar “ilerledi¤ini”, “de¤iflti¤ini” ortaya koyar niteliktedir. Hiç flüphesiz bu tablo devrimciler ve komünistler için flafl›rt›c› de¤ildir. Bir s›n›f›n bir baflka s›n›f üzerinde tahakküm kurma arac›nda baflka bir fley olmayan devlet, tüm kurumlar›yla birlikte organizeli olarak hareket ediyor. Kemalist diktatörlü¤ün, militarist odaklar›yla, yarg›s›yla, hapishaneleriyle, devrimcilere ve komünistlere, yurtsever Kürt halk›na karfl› birbirlerini tamamlayan karfl› devrimci icraatlar içinde oldu¤u bir s›r de¤ildir. Yine “yarg›n›n ba¤›ms›zl›¤›”, “demokrasi” ve “özgürlük” söylemlerinin birer aldatmacadan ibaret oldu¤u da pratik yaflam taraf›ndan da her geçen gün tekrar tekrar ispatlan›yor. T›pk› bugün ortaya ç›kan iliflkiler a¤› gibi Susurluk da bir istisna, münferit bir olay de¤ildi. Tam aksine Susurluk; emperyalizme ba¤›ml›l›ktan, iflçilere, emekçilere, Kürt ulusuna, devrimci ve komünistlere karfl› sald›rmakta s›n›r tan›mayan Faflist Kemalist Diktatörlü¤ün aç›k bir tablosu idi. Bu kanl› tabloda, temiz beyaz kareler aramak ya da böylesi bir beklenti içine girmek, ideolojik olarak durulan zeminden ba¤›ms›z ele al›namayacak bir sorundur. Ki bu yanl›fl de¤erlendirmelere kaynakl›k eden temel neden de burjuva milliyetçi ideolojik bak›fl aç›s›d›r. Bugün gerçekler yerine hayalleri koymaya çal›flan da bu ideolojik duruflun bir yans›mas›d›r. Dolay›s›yla tek tek pratik

olaylar üzerinde durmaktan ziyade, bu pratik olaylara kaynakl›k eden ideolojik duruflu sorgulamak, bunu mahkum etmek daha do¤ru ve anlaml› oland›r. Emperyalist-kapitalist sistemin burjuva ideologlar›n›n “ideolojiler öldü” propagandalar› s›n›f mücadelesini, ezen-ezilenler savafl›m›n› inkara dönük uzun sürece yay›lm›fl genifl kapsaml› bir sald›r›n›n parças›d›r. Oysa ideolojisiz s›n›f düflünülemez. ‹deolojisiz s›n›f tezi, ezilenleri silahs›zland›rmakt›r. Zalim ile mazlumun ç›karlar›n›n ayn› sistem içinde birlikte korunabilece¤i propagandas›n› yapmakt›r. Bu konuda yazd›klar›m›z› do¤rulayacak önemli bir di¤er örnek de yaflanan “h›zl›” tren katliam›n›n ard›ndan gazetecilerin sorular›n› yan›tlayan Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n sorusuna sinirlendi¤i bir gazeteciye verdi¤i yan›tta gizlidir. Erdo¤an yan›t›nda “olaylara ideolojik yaklaflmay›n” diyerek mensup oldu¤u s›n›f›n ideeolojisinin gere¤ini yerine getirirken tam da yukar›da dedi¤imiz gibi ezilenleri silahs›z b›rakmay› hedeflemektedir. Oysa yaflanan tren kazalar›, sel felaketi ve a盤a ç›kan kirli iliflkilerle birlikte bu katliamlar›n ard›ndan egemenlerin yapt›¤› “yarg›n›n ba¤›ms›zl›¤›” aç›klamalar› hepsi ideolojiktir. Yani yarg› ba¤›ms›z de¤ildir; sel ve tren kazalar›; Susurluk, Çak›c›- M‹T görüflmeleri tesadüf de¤ildir. Bu olaylar›n a盤a ç›kmas› kimi zaman tesadüf, egemenler aç›s›ndan da beklenmedik “kaza”larla ortaya ç›ksa da özü budur. Bundan önceki dönemlerde de bu tür iliflkilerin a盤a ç›kt›¤› çokça rastlanm›fl bir durum. Bu kez konunun farkl› k›lmaya çal›flt›klar› bölümü iflin içine yarg›n›n da kat›lm›fl olmas›. Ancak bu tür iliflkilerde asl›nda yabanc›s› olmad›¤›m›z durumlar. Susurluk “kaza”s›n›n ard›ndan icat edilen “derin devlet”vb. söylemlerle karart›lmak istenen de bu kazalarda ortaya ç›kan

devletin faflist özüdür. Tüm kurumlar› ile bo¤az›na kadar pisli¤e batm›fl olan devletin sözcüsü Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n “ideolojik soru sormay›n” sözleri de bu amaca hizmet etmektedir. Bu aç›lardan bak›ld›¤›nda tamam› ile çürümüfl bu iliflkiler yuma¤›n›n teflhiri önemli oldu¤u kadar as›l sorun tüm küçük parçalar›na kadar da¤›t›lmas›d›r. Teflhir bu amaca hizmet etti¤i oranda anlaml› olacakt›r. Bunlar›n yan›s›ra ‹stanbul baflta olmak üzere birçok ilde ya¤an yo¤un ya¤murlar›n ard›ndan yaflanan sel felaketi de devletin öncesindeki ve sonras›ndaki sessizli¤i ve müdahalesi ile birleflince emekçi halk için bir kabusa dönüfltü. Özellikle Alibeyköy’de cafcafl› seçim afiflleri henüz duvardan sökülmemiflken bunlar›n yan› bafl›nda sokak ortas›nda sel sular›na kap›lan, eflyalar›n› sel sular›ndan korumak isteyen insanlar›n görüntüleri tam bir tezatl›k içeriyordu. Daha tren kazas›n›n tozu duman› ortadan kalkmadan yaflanan sel felaketi Türkiye’deki alt yap› sorununu bir kez daha gündeme getirirken bu kez bu semtlerde yaflayan halk› evlerinin y›k›lmas› gibi bir sorun bekliyor. Devletin sel felaketini kullanarak istimlak çal›flmalar›na bafllamas› birçok insan›n evsiz kalmas›n› da beraberinde getirecek. Ev sahibi olanlara bina bedeli, kirac› olanlara y›k›m bedeli verilece¤i yönlü aç›klamalara en güzel yan›t sel felaketinin 17 A¤ustos depreminin y›ldönümüne rastlamas› vesilesi ile depremzedelerin yaflad›klar› sorunlar hat›rlanarak verilebilir. Kald› ki depremzedelerde kald›klar› prefabrik konutlar› k›fl›n su basmas› sonucu ayn› durumlar› defalarca yaflam›fllard›. Hatta evsiz kalarak risk alt›ndaki depremde zarar görmüfl evlerine yerleflmek zorunda kalanlar›n varl›¤› devletin bugün Alibeyköy’de ayn› yalanlar› selden zarar görmüfl halka söyleyece¤inin de garantisi gibidir. Her felaketten sonra göstermelik olarak afet bölgelerini gezen, halk›n sorunlar›n› dinleyen egemen s›n›flar›n sözcüleri, Alibeyköy ziyaretleri s›ras›nda karfl›laflmaktan korktuklar› halk›n tepkisi ile karfl›lafl›nca hiç çekinmeden halka hakaret etmekten de geri kalmad›lar. Arnavut kökenli insanlar›n yaflad›¤› mahalleyi ziyaret eden yetkililer kendilerine tepki gösterenlerin halk de¤il “provokatör” oldu¤unu iddia etti.

3 Bunlar›n yan›nda Irak’ta yaflanan son geliflmeler ile birlikte de¤erlendirilmesi gereken bir di¤er geliflme de ABD’nin ‹ncirlik Üssü’nü yeniden gündeme getirmesi ve Konya’da yap›lacak olan NATO tatbikat› öncesinde flehre yap›lan y›¤›nak oluflturuyor. NATO’nun yapaca¤› en büyük hava tatbikat› olma özell¤ini tafl›yan tatbikatta “ak›ll›” bombalar kullan›lacak ve 16 ülkeden 1500 asker Konya’ya gelecek. NATO AIR MEET (NAM-04) ad›n› tafl›yan tatbikat 4-16 Eylül tarihleri aras›nda yap›lacak. Yap›lacak bu tatbikat ‹stanbul’da yap›lan NATO Zirvesi sonras› al›nan kararlar›n hayata geçirilmesi ve Türkiye’nin artan misyonu aç›s›ndan önemli bir geliflme. Bu tatbikatla birlikte de¤erlendirilmesi gereken bir di¤er konuda uzun zamand›r tart›fl›lan ABD’nin askeri politikas›ndaki de¤iflimler. Bat› Avrupa ve Asya’daki 70 bine yak›n askerini “onbinlerce askerimiz yurda dönecek” naralar› ile hayata geçmeye çal›flan ABD’nin niyetinin bu kadar basit oldu¤una inanmak safl›k olur. Çünkü ABD bir taraftan bu a¤›r birliklerinin say›s›n› azalt›rken di¤er yandan ise hafif birliklerini sa¤lamlaflt›rma yolunu seçiyor. Bu yöntemin denenmesinin en önemli nedenlerinden biri elbetteki Irak’ta kolay bir zafer elde edece¤ini düflünen ancak karfl›laflt›¤› direniflle flaflk›na dönen ABD’nin yeni yöntemler bulma telafl›. Son haftalarda yaflanan geliflmeler ABD için adeta yenilginin resimini çiziyor Irak’ta. Özellikle ABD emperyalizmine kafa tutan flehir Necef’te yaflanan geliflmeler ABD aç›s›ndan Irak’ta yaflad›¤› yenilginin yeni ve en somut örneklerinden biri. Necef ve Felluce’de emperyalizme karfl› yak›lan direnifl atefli, Katmandu’da büyüyen Halk savafl›n›n gücüyle dünya gericili¤ine korku, ezilenlere büyük umut oluyor. Baflkan Mao’nun 28. ölüm y›ldönümünde onun ortaya koydu¤u devrim stratejisinin do¤rulu¤u, gerçekli¤i ve geçerlili¤i Hindistan’da, Nepal’de, Peru’da ve ülkemiz topraklar›nda yaflanan geliflmelerle kendini kan›tlam›flt›r. Marksizm-Leninizm-Maoizm biliminin cüretiyle büyüyen halk savafl›n›n gücü flimdi Irak topraklar›nda yanan direnifl atefliyle birleflmeyi bekliyor. Bu ateflle dünya gericili¤ini kuflatmak, bu atefl çemberini yaymak omuzlar›m›zda.

Altınbaşak işçisi direnişte Alt›nbaflak Un Fabrikas›’nda çal›flan iflçiler patronun sald›r›lar› ve 11 iflçinin iflten at›lmas› üzerine direnifle geçmifllerdi. Direniflin 45. gününde olan iflçiler fabrika önündeki direnifllerini sürdürüyorlar. Bayrakl›’da bulunan Alt›nbaflak Un Fabrikas›’n›n patronu Remzi Do¤an’›n sald›r›lar› ise h›z›n› kesmifl de¤il. Sald›r›lar› k›nayan iflçiler 13 A¤ustos 2004 tarihinde fabrika önünde bas›n aç›klamas› yapt›lar. Eyleme D‹SK’e ba¤l› sendikalar, Belediye-‹fl 2 No’lu fiube, Belediye-‹fl 6 No’lu fiube ve TÜMT‹S’in yan›s›ra siyasi partiler de destek verdiler. Fabrikadaki iflçiler de eyleme kat›l›rken eylemde “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz” slogan› hayk›r›ld›. G›da-‹fl Ege Bölgesi Temsilcisi Hakk› Tali yapt›¤› aç›klamayla iflçilere “Zorba” diyen patronu uyard›. Tali, iflçileri açl›¤a, yoksullu¤a sü-

rükleyen patron mu, yoksa iflçiler mi “zorba” diyerek patronun sald›r›lar›n› k›nad›. Eylemde s›k s›k “‹fl, ekmek yoksa direnifl var”, “Yaflas›n sendikal mücadelemiz” vb. sloganlar at›ld›. Patron Remzi Do¤an ise fabrika önüne ç›karak sözlü tacizde bulundu. Bu geliflmeler yaflan›rken kendini “solcu” ve “en büyük D‹SK’çi” olarak adland›ran patron, fabrika duvar›na “G›da-‹fl’te yetkisi olmayan D‹SK, devflirme adamlarla sloganlar at›p anarflik olaylar yaratmaktad›r. Bu kanun d›fl› zorbalardan kimse korkacak de¤il. Bu zararlar› verenlerden yasal hesap sorulacakt›r. Zorbal›¤a son!” yaz›l› pankart ast›rd›. Alt›nbaflak patronu fabrika sat›fl yerine ise “Kanunsuz greve geçit yok! Çal›flmayan bedavac›ya ifl, ekmek yok!” yaz›l› bir pankart daha ast›rd›. Patron ast›¤› bu pan-

kartlarla sald›r›lar›na bir yenisini daha eklerken, al›nteriyle, eme¤iyle ekme¤ini kazanan iflçilere zorba-bedavac› diyor. Ancak onlar›n s›rt›ndan villalarda, son model arabalarda gün boyu sefa süren Do¤an ise “zavall› bir masum” oluyor. ‹flçilerin s›rt›ndan gününü gün eden 71 yafl›ndaki Ziya Do¤an s›k›lmadan kendini “solcu” olarak da tan›mlayabiliyor. Patronun bu ifadelerine G›da-‹fl Ege

Temsilcisi Hakk› Tali’den sert yan›t geldi. Tali “D‹SK’i zorbal›k, korsanl›k, anarflizmle suçlayan patron asl›nda her sendikay› hedef al›yor” dedi. Herkesi dayan›flmaya ça¤›ran Tali’nin yan›s›ra iflçiler de tepkilerini dile getiriyor. ‹flçiler “Hakk›m›z› ar›yoruz diye bedavac›, hain ilan edildik. 14 y›ld›r bu fabrikaya emek veriyoruz, aln›m›z›n teri, bile¤imizin gücüyle çal›flt›k” diyorlar. (‹zmir)


3

31

27 Ağustos-9 Eylül 2004

Karaduvar halk› kendi sorununa sahip ç›k›yor... Daha önce gazetemizin de¤iflik sayfalar›nda yer verdi¤imiz Karaduvar Mahallesinde yaflanan geliflmeler hemen hemen hergün de¤ifliklik göstermektedir. Bu süreçte yaflanan geliflmeler flimdilik tamamen mahalle halk›n›n aleyhine olmaktad›r, bu durum art›k mahalle halk›nda tedirginlik ve kayg› oluflturmaktad›r. Özellikle son iki haftal›k süreçte önemli geliflmeler yaflanm›flt›r. Mahalle halk›n›n yo¤un bir flekilde tepkisini dillendirmesiyle birlikte, mahallede kurulan OPET, TUTA, ATAfi gibi petrol dolum tesisleri mahalle halk›n› sindirebilmek “ya bizimle yaflamaya al›fl›rs›n›z, ya da sesinizi kapat›n” politikas›n› hayata geçirmek için bir dizi oyun oynad›. ‹lk olarak geceleri makinelerin sesini yükselterek mahalle halk›n› rahats›z etmeye çal›flt›lar. Yine geçti¤imiz haftalarda yaflanan ATAfi yang›n›n› da buna örnek olarak verebiliriz. Bu yang›n büyük bir faciaya neden olmadan, içerisinde büyük flaibeler bar›nd›rarak söndürüldü ama yang›n bafllad›¤›nda olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin güvenlik gerekçesiyle, iki-üç saat içeri al›nmamas›, 102 dolum tesisinin (tank›n›n) bafllayan yang›n›n geç müdahaleye ra¤men flans eseri(!) di¤er tanklara s›çramamas›, mahalle halk›n›n dile getirdi¤i “bunlar bizi korkutarak buradan kovmak için yapt›klar› oyunlar” söylentilerini do¤rular tarzdaki pratiklerdir. Mahalle halk›n›n büyük bir bölümünün bal›kç›l›kla u¤raflt›¤›n› yazm›flt›k daha önce. Bu süre içerisinde bal›kç›lar üzerinde de birtak›m oyunlar oynanm›flt›r. Dolum tesisleri taraf›ndan denize döflenen petrol borular›n›n bulundu¤u sahada avlanman›n yasakland›¤› aç›klanm›flt›r. Bu durumda bal›kç›lara tek yol kalm›flt›r: 11 mil aç›kta avlanmak. “Bizim teknelerimiz küçük, 11 mile kadar aç›lmam›z imkans›z” diyen bal›kç›lar 16 A¤ustos Sal› günü 70 kifliyle Ankara’ya gittiler. “Ya bu sorunu çözerler, ya biz çözmeyi biliriz” diyorlar. Yine konufltu¤umuz bir bal›kç› “teröristler, mahallemizde olsayd› buraya petrol tafl›yan gemileri havaya uçururlard›” diyor. Belki kulland›¤› ‘terörist’ kelimesi sistem taraf›ndan kafas›nda oluflturulan kavramdan kaynakl›, ama terörist diye anlatmaya çal›flt›¤› ‘devrimcilerin’ halk›n sorunlar›na sahip ç›kmas›ndan kaynakl› kendisinde yaratt›¤› olumlu izlenimlerin yans›mas›d›r. Yine bu süreçte geliflen olaylardan biri de mahallede yap›lan bir toplant›yd›. Bu toplant›ya kat›l›m oldukça iyiydi. Toplant›ya Büyükflehir Belediye Baflkan› ve Akdeniz Belediye Baflkan› da geldi. Onlar aç›s›ndan daha önce yapt›klar› aç›klamalar için bir ‘günah ç›kartma’ toplant›s› oldu diyebiliriz. Toplant›da bir divan oluflturuldu ve bu divan mahalle halk› ad›na bir dizi somut önerilerde bulundu. Ankara’ya git-

me, ayda bir belediye baflkan› ile görüflme ve hukuksul yollara baflvurma gibi önerilerdi bunlar. Biraz daha yasal yollara (hukuksal mücadele) baflvurma zemininde flekillenen toplant› bitiminde sohbet etti¤imiz insanlar “bu toplant› yeni bir sürecin bafllang›c›, biraz bekleyece¤iz. Bu yolla çok birfley elde edece¤imizi düflünmüyoruz” diyerek bu sorunun ancak mahalle halk›n›n birlikte hareket ederek çözülebilece¤ini söylediler. 1979 y›l›nda yine böyle bir sorunla karfl› karfl›ya kald›klar›n› belirten bir mahalle sakini “1979 y›l›nda su iflleri mahallemizde boru hatlar› döflemek için bir proje getirdi. Ancak bu proje bize zarar veriyordu. Karaduvar mahallesi halk› bu sorunu o zaman birleflerek ve direnerek çözdü. Mahallemizi askerler ve polisler bast›, çat›flmalar yaflad›k. Yaralananlar›m›z oldu. Ancak o zaman direndik ve kazand›k. fiimdi de öyle olacak, direnece¤iz ve kazanaca¤›z. Devlet Karaduvar halk›n› 1979 y›l›ndan iyi tan›r” diyor. Bizler de ‹flçi-köylü gazetesi olarak Karaduvar halk›n›n bu sorununu sahiplendik. Partizan, ‹flçi-Köylü, YDG imzal› bir bildiri ç›kartarak mahalle halk›na bu sorunu örgütlü ve birleflik bir

meralar›m›z› öldürüyorlar. Bundan dolay› biz Ankara’ya gitme karar› ald›k. Biz sahile indi¤imizde 9-10 mil çal›flabiliyorduk, flimdi bu mesafeyi 11 mile ç›kard›lar. Buradaki nisanlar 11 mil uzakta bal›k avlamaya ç›kamazlar, çünkü tekneleri çok küçük. Bu da demektir ki avlanamazlar ve geçimlerini de sa¤layamazlar. Bizi katlediyorlar, bize aç›k aç›k Karaduvar’› terkedip gidin diyorlar. Burada belki aç›k aç›k söylemiyorlar ama dolayl› yoldan bunu söylemifl oluyorlar. Ankara’ya gidildi ama flu ana kadar bir sonuç al›namad›. Sonuçta bu son de¤il, bir daha, bir daha sürekli gidilecek. Biz burada Karaduvar halk› olarak ekme¤imizi burdan yiyoruz, biz halk olarak buna karar verdik, bu uygulamalara karfl› ç›kaca¤›z. Y›llardan beri burday›m, ilk defa böyle kararl›l›k görüyorum ve bu böyle sürecek. Biz halk toplant›s› yapt›k, burada büyük bir kitle topland›, ki bu burada kalmayacak, yani daha fazla olaylara sebep olacak, ilerleyecek. Belediye baflkanlar› geldi, milletvekilleri geldi, bizi ne kadar anlad›lar bilemeyiz. Bunlar›n sonuç belgesi ç›kacak ortaya, e¤er bizi anlam›fllarsa. Biz daha farkl› yöntemlerle daha farkl› fleyler yapabiliriz,

y›yor, bu iyi birfley de¤il tabi ki. Ama bir daha buraya gelip oy alamaz, bu mümkün de¤il. Bu insan bizim sorunlar›m›za sahip ç›kmad›¤› sürece, burada çok kötü fleyler olacak. Bir daha bu mahalleye ad›m atamaz. Öncelikle gazetenizde Karaduvar halk›n›n sorunlar›na yer vermenizin oldukça iyi oldu¤unu söylemeliyim. Karaduvar’›n sorunlar›n› daha iyi yazarsan›z, halk›n› daha fazla bilgilendirmifl olursunuz. Gazeteyi halka da¤›tt›¤›n›zda daha fazla bilinçlenmifl olacakt›r. Yani bu sorun ancak Karaduvar halk›n›n örgütlenmesiyle çözülebilecek bir sorun. Bir de bu insanlar› harekete geçirecek birilerine ihtiyaç var. Yani on tane bilinçli adam olsa, bu halka öncülük etse inan›yorum ki Karaduvar halk› bu sorunu çözer. Muhtar›m›z bu konularda oldukça fazla çaba sarfediyor. Sahilde bir eylem yap›lacakt›, bir defas›nda Vali muhtara “sen çok konufluyorsun, dikkat et” diyerek gözda¤› vermek istedi. Yani dedi¤im gibi bu sorun örgütlenme ile olur, baflka türlü olamaz. Nusret ‹çel: Halk ayaklanacak, baflka yolu yok. Karaduvar Mersin’den daha k›demlidir. Ne OPET ne TUTA hiçbir zaman Karaduvar’› kald›racak

güçle çözebileceklerini anlatt›k. Yine Karaduvar’da yapt›¤›m›z gazete da¤›t›m› s›ras›nda sesli ajitasyonlar›m›zla bu sorunun tüm Karaduvar halk›n›n sorunu oldu¤unu ve herkesin bu soruna karfl› duyarl› olmas› gerekti¤i yönlü ça¤r› yapt›k. fiu an Karaduvar halk› k›sa bir hukuksal sürecin bekleyifli içinde ancak hepsinin ortak bir söylemi var: Bu sorun hukuksal yollardan çözülemez, birleflip direnmeliyiz. T›pk› 1979 y›l›ndaki su ifllerine karfl› yapt›¤›m›z direnifl gibi… ‹sa Demir: Biz halk olarak topland›k, Ankara’ya gittik. Bal›klar›m›z›,

yapaca¤›z da. fiimdi ne yap›labilir? fiimdiye kadar yap›lanlar gözda¤›yd›. Bir konuflma, bir toplant›, milletvekillerine olsun, baflbakan›m›za olsun bunlar bir duyuru. Bizim halimizi anlarlarsa, bir çare bulurlarsa herhangi birfley olmaz, ama bir çare bulmazlarsa tahmin ediyorum çok fleyler olacak. Birimiz kendini feda edecek. Art›k anlas›nlar ne diyebiliriz, baflka birfley diyemeyiz… Ahmet Akbo¤a: Bu bir duyurudur belediye baflkan›m›za, yani bizim oylar›m›z olmasa bu koltu¤a oturamazlard›. Ama oraya oturdular, bizi unuttular. Yani bizleri Karaduvar halk›n› hiçe sa-

güçte de¤ildir. Biz birlik ve beraberlik içerisindeyiz. Ya can›m›z, ya vatan›m›z! Hükümet zengin taraf›ndan meyil verirse, fakir de bilek kuvvetinden meyil atar. OPET, TUTA koymufl oldu¤u varl›¤›n› sats›n, Karaduvar birlik olup bunu almaya haz›r. Karaduvar halk› bunu yenebilir. Vatandafl topraklar›ndan kazan›yor, geçimini böyle sa¤l›yor. Biz sahipsiz de¤iliz, elbette bizim de bir sahibimiz var. Zenginlere meyil vermekle ifl bitmez. Ya isyan ç›karsa? Biz flimdi sabrediyoruz. Büyüklerin nabz›n› bekliyoruz. Herhangi bir netice alamazsak kan gövdeyi götürecek, Karaduvar budur!


ÖZGÜR GELECEK YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹

BÜROLAR

Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah.

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30

‹mam Murat Sok. No:14/1

➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72

Aksaray-Fatih/‹STANBUL.

➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84

Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33

➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19

Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Numan BOZER

➧ BURSA: SELÇUK HATUN MAH. ÜNLÜ CAD. SÖNMEZ ‹fi SARAYI KAT: 2 NO: 185 HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 613 81 98

Bask›: Gün Matbaac›l›k

➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N

@mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Lel m›lliy Karaduvar le sorun na hiyyet med ›tla¤ sah›p! B›l taraf fabrikayat bil bah›r boru hattiyn met›lt›ka b›l saha e mey hallo hayya ›msik semik. Bi hed durum semikçi tek derbin mad dar. Hamis s›nayt›n bil aç›k temey ›msiko. “Nihney tekneytne ›zgar, hamis milimet e mey ›¤d›r e ruh”. Hik meykul semikçi. 16 A¤ustos yömtit itletiy sebin zelmi r›hne le Ankara. “Ya bi çözzi hal sorun, ya da n›hne bi arif min çözzüm” mey k›l lo. Yine hel ihkeyne min semikçi “terörist har›tna ikün kenit hey inkulo petrol bil gemiyet teyruvva bil hava” hellak kalluna terörist k›limtna hel sistem min taraf minna le halo ar›f bil hekiy. Ama bil terörist kal mey anl›t halo “devrimci” le miltey le soruna mey›tlaha sah›p, miflen hik mey devflen. Yine hellak le mey sir olay b›l hara mey s›r ve hara met ›ltem k›lleytna le hal toplant› hal toplant› le ikbir flehir, Akdeniz baflkan belediy caiy. M›n k›rmi havkiynin sey›r m›n k›ddem hakkiy tallah lakfl aleyh›n günah. B›l toplant›y men ›flt›¤›l yönetim b›l hara le m›lta le ›sma talhu. Film la k›ddem. Mel›h ruh Ankara ›trik reis belediy laz›m flifo hellak ›trika el mahkeme bedid suk. Toplant› ba¤dil h›ls›t hal ›lkeyflna millit na “le hal toplant› le icdit beded suk mi bafl. Benen ›ntir ›flvey. Le hal darb me iktir beden ›ssir fley. Emen devflen hellak men kul le hal sorun. Ancak hara m›ltna me ba¤›tna bed›n çözne le halne. Elfu t›s›gm›y seba t›sin seni hikiy men ikfleh flahlat hal sorun, min hara boru ›htuta tey sayru. Amma hal sa¤ley nihney mey atuna zarar. Karaduvar bi harta millitna le hal sorun. Hes s›r me ba¤›dna mey halluna. Ancak hakil fli¤›l hilleyneye u kazan. Hellak beddiy s›r

hik. Yine men devin in kaz›n nihney. ‹l devliy le mill›y Karaduvar elfu t›ss›¤ miy seba tisim bi seniy bi yarfu. Keyy›s mey kul m›n. N›hney fl›¤liy-daya ›l gazatey ma ba¤day le m›llet Karaduvar sorunata mey ›tlayhan sah›p. Partizan, ‹flçi köylü, YDG le ›sma m›n tall› bildiri le mahaleyit milli me ba¤da bi güç le hal sorun men›¤duru min allim. Yine hel Karaduvar seyyar›na gazete f›rnakna b› s›raytna bi his le hal sorun miflen Karaduvar milta soruna ›l illa m›flen il k›l le ha sorun karfl› mat ›tla¤ sah›p. Hellak bi Karaduvar m›lta fi mahkeme. Netrin nihni bil mahkeme Ancak k›lleytna m›n k›llin lakfli. Hel sorun hiki a bi hal me ba¤›dna laz›m ›n im ba¤›dna. Elfu t›ss›¤ miy seba t›sin seniy le fl›¤li may s›yyarna karfl› le fl›¤¤il me eylem. ‹sa Demir: N›hni k›lleytna l›mmeyna r›hna le Ankara. Sem›kna, b›l ard mey mut. Min hikey l›mmeyna ruhna k›lleytna Ankara. N›hni kinne men inzel bil bah›r. T›sa, afl›r m›t›r ten ›fltig›l. Hellak tallu¤na al ›hdafl›l m›t›r. Hellak hel ilzem emay›¤dur leh dafl›r m›t›r. Emen›¤d›r imsik semik, emeyni¤d›r nay›fl halna. fiu men›¤dir seyy›f n›hni? N›hni m›l mey motunna, n›hni mey k›lluna ruh min honey, ›rmu min honey u ruhu. Le hayav e mey k›lluna aç›k ama merruh yani. R›hna le Ankara ›ssa le hellak me hadna habar. Ama haya me le son. Itrika men ruh, ›trika men ruh, k›l mefli bedi ruh ni cey. N›hni hellak men ekil Karaduvar ›hbeyzi. Nihna militna etiyna karar men ›tla¤ karfl›y hel sorun. Hellak b›l hara evel ›trik men etiy karar k›lleytna. Ene ›l ömür killo haney. Evel ›trik me fluf meyhik karar. E haya hik

be suk. ‹kbiri iktir bedid suk. Hellak limmeyna il milliy. Siyyerna toplant›. Belki ilkaytna el ay›nkin, millaytna ›lt›mm›yt iktiri. E haya hon me lab›ddal. Beded sir haney ba¤l›y ikbiri. Le k›ddem Beddin ›yarfuna. C›yna hellak el belediy, el vekil. Efl kadar ›rfuna, me arufna n›hney hey le k›ddem bedid sayy›r s›r fley. fiu fitna min say›r? Hellak men sayyama le ay›nna göre. Hellak vekilitne, b›l baflkaynna b›s sir men semin. ‹za halitna b›yarfu¤na hali iza bi laku çara e bis›yr fley. ‹za me laku çara me l›mliy bi hara iktir biss›r fley. Vehid minenna bedi ifdah halu. Baka hali iftuhna hellak e m›n kul fley. Ahmet Akbo¤a: Haya min semiykin el baflkan. N›hni reyet na me ikün hattayna me ›rkan kait min kirsu. Ama kait hauniki insiytna nihney. Yeni nihhiy, Karaduvar lel z›llem na e mey iddi fley. Ikuva me keyyis haya.Amma ‹trika e bi ciy honey me bi ah›t rey. Hel zalmi me t›l›¤ fl›¤›ltna sah›p. Honey iktir bi sir flahil vihifl. Le hal hara e baka bi dus. Nusret ‹çel: Il milliy laz›m beddi kum el ›c›r mele çara kil h›key. Karaduvar iktir min Mersin min k›ddem. Le hal fabrikayat mehe fiytin le Karaduvar bifl fla¤luyna Nihni bil bah›tna birlik çünkü. Ya ruhna, ya b›letna. Hükümet ›sa bis sir m› zengin, ›l fakir bedi ›tlah kuvvetna. Hel fabrika il hatt›y halla beded Karaduvar z›llemna beddin hadd›n halin tey ahduva. N›hhiy honey me bah›tna. Karaduvar militna fita t›¤l›bin. Il m›lliy min dayyatna, il bahar mey kaznu. Meyn ifl. Nihni me bil sah›ptin. Nine fi sah›p. Me laz›m in s›r bil zengin e bey ›hlas fl›¤›lna. N›hne hellak men ›sb›r. Nihne mey key›l nab›z le ikb›rna. Nihni men ›sb›r ›za em nahit netici dem bedi ah›t ›l rakb›y. Karaduvar hikaytna h›kiy.

Ahmet Akbo¤a: Evel gazeteydkin iktuba bil Karaduvar tetatuna flahli keysiy›za le Karaduvar sorunata bit kutbo keyyis. Karaduvar miltiy bid s›r bilgili an hik. La hal gazete lel milli dahutuna bedid il allam zelmi, bi sunna ma ba¤din birlik ve baka bis s›r k›limt›n cesra biss›r. Hellak hel sorun ancak milliy Karaduvar baka bir s›rna me ba¤din bin hal ›fl fl›¤il. Hellak badin hal izlem, zelmi tel killiyn favutliyn fl›¤liy. Yani me zelmi vahdui, ama afl›r ›zlem beddi kim ift›hmi i sir Karaduvar beddi il halluna le hal flahli. Muhtarna iktir may avrufl le hal flahli amma hel zelmi iktir mey dal vahdu.Hel zelmi el bah›r mey seyy›r eylem amma n›hniy eme birlik vakkuf vahdu. Cey vali lel m›htar kullo iktir hint met ilkifl d›r belak le halek. Yani k›l›mtna n›hney le hal milley beddu raiy. M›t›l me k›l hal sorun ancak nihney bil bahatna m›n s›r birlik bin hal.


Issuu converts static files into: digital portfolios, online yearbooks, online catalogs, digital photo albums and more. Sign up and create your flipbook.