İşçi-Köylü Sayı 36

Page 1

YEN‹ DEMOKRAS‹ YOLUNDA

www.iscikoylu.org

Say›: 2004-12

36

*Y›l:2 *4-17 Haziran 2004 *Fiyat›: 750. 000 TL ISSN:1303-9350

‹stanbul Kanl› Ortado¤u Projesi’nin ve NATO’nun merkezi de¤il mezar› olacak ✔ ABD emperyalizminin kanl› projesini uygulayabilmek için model, müttefik, dost ilan etti¤i ülkemiz topraklar›nda bu projenin askeri temeli at›lacak, halklar›n katili NATO’ya yeniden flekil verilecek. ✔ Haziran ay› sonunda gerçeklefltirilecek Zirve, emperyalistler için ne kadar önemliyse, baflta bölge halklar› olmak üzere dünya halklar› için de o kadar önemlidir. Bu anlamda Zirveye karfl› geliflecek en ufak bir hareket dahi emperyalizme karfl› mücadelede bu derece de¤erlidir. Zaten emperyalizmin uflaklar›n› bunca önlemi almaya zorlayan da budur. ✔ Halklara daha fazla sömürü, zulüm, iflkence ve katliam getirecek olan bu projedeki Büyük Ortado¤u içinde yer alan ülkemizde güçlü ve kal›c› bir direnifl hatt› örmek için ‹brahimlerin, Denizlerin, Mahirlerin yaratt›¤› ve geleneksellefltirdi¤i militan anti-emperyalist mücadeleye sar›lal›m. Emperyalistlere ve uflaklar›na hak ettikleri dersi verelim.

Gerillan›n Kaleminden... Karadeniz Bölgesi’nde de Proletarya Partisi’nin uzun zamand›r yürütüyor oldu¤u gerilla mücadelesinin büyümesine, kitlelerle olan iliflki ve faaliyetinin bütünleflmesine paralel faflist TC devletinin Karadeniz Bölgesi’nde gerek gerillaya, gerekse bölge halk›na dönük bask› ve sindirme sald›r›lar› artarak devam etmektedir. Gerillan›n bölgede geliflen faaliyetinin, kitleler üzerinde b›rakt›¤› etkinin belli boyutlar›yla hissedilir duruma gelmesi sonucunda TC devleti bir an önce gerillay› imha etmeye, susturmaya kitlelerin gözünde gerillan›n güçlülü¤ünü, etkinli¤ini bir flekilde örtmeye çal›flt›. Egemen güçler kendi acizliklerini, kitleleri kand›rman›n bir arac› olarak

kulland›klar› bu politikalar›, T. Kürdistan›’nda ulusal harekete karfl› da yo¤un olarak kulland›. TC 15 y›ld›r T. Kürdistan› üzerinden elde etti¤i psikolojik savafl deneyimlerini bugün de Karadeniz Bölgesi’nde gerillaya ve bölge halk›na karfl› uygulamaktad›r. Y›llard›r bölgede gerillaya dönük pervas›zca alaylar› ve taburlar›yla yapt›¤› operasyonlar, maddi anlamda, yapt›¤› milyonlarca askeri harcamalardan tutal›m da en son teknolojik araçlar›n› devreye sokmas›na ra¤men gelinen aflamada gerillay› yok edememekte ve gerilla ›srarl›, kararl› bir biçimde kitleleri örgütlemeye devam etmektedir. Tüm bunlardan istenilen sonucu alamaman›n verdi¤i acizlik flimdi de toplumda çok daha güçlü olan feodal de¤er yarg›lar›n› kullana-

rak halk›m›z›n ilerici de¤erlerini kendi onursuzca politikalar›yla kirletmeye çal›flmaya dönüflmüfltür. Bugün devlet gerek militarist güçleri, gerekse radyosu, televizyonu, bas›n›yla, kimi zaman aileleri tehditle, kimi zaman flehit düflen yoldafllar›m›z›n bedenlerine iflkence yaparak, kimi zaman itirafç›lar›n› kullanarak k›sacas› teknolojik ve psikolojik savafl araçlar›n› en onursuz, en barbarca yöntemleriyle devreye sokarak ezilen milyonlar›n, iflçilerin, köylülerin, ö¤rencilerin yani bütün halk›n kurtuluflu

ve insanca yaflayabilmeleri için yürüttü¤ümüz mücadeleyi bast›rmaya çal›flacakt›r. Bizler gerek gerilla aileleri olarak, gerekse o¤lu, k›z›, kendisi devrimci mücadele içerisinde bulunan kitleler olarak devletin uygulam›fl oldu¤u her türlü bask›ya, sömürüye karfl› ç›karak bu i¤renç politikalar›n aleti ve arac› olmamak için bunlar› teflhir etmeli ve uygulad›¤› bu politikalar›n devletin çaresizli¤inin, güçsüzlü¤ünün, halk düflman› karakterinin birer parças› oldu¤unu görmek zorunday›z. Sayfa 18-19

den

‹flçi

-

lü’ köy

UfiAK TC’N‹N ÖNÜNDE YEN‹ GÖREV MODEL ÜLKE Sayfa 30


4-17 Haziran 2004

2

36

Zürich Gençlik derne¤i taraf›ndan düzenlenen Yaza Merhaba Pikni¤i”ne tüm dostlar›m›z davetlidir “Y Program: * Grup Esenyeller * Genç Nefesler * Yerel sanatç›lar * Zürich Halkoyunlar› Ekibi ve davul zurna * Bilgi yar›flmas› * Sportif faaliyetler

Tarih: 20 Haziran 2004 Saat: 11:00- 21:00 Yer: TÖSS deresi Radsportplatz Wintertuhr

‹rtibat telefonlar›: 0439600283-0788005404 Yaşar Atlım’ı (Cüce`yi) dostları özlediği ülkesine (Dersim’e) uğurladı! Sevgili Arkadafl›m›z› bir hastal›k sonucu kaybettik. Yaflar (Cüce) 1974 y›l›nda TKP/ML saflar›na kat›l›r. 1975 y›l›nda Elaz›¤ MHP binas›n› bombalama eylemi san›¤› olarak gözalt›na al›n›r. Uzun sorgu ve iflkence sonucu tutuklan›r. Diyarbak›r zindanlar›nda 3 y›l› aflk›n yatar. Cezaevi sonras›; 1978-79 y›llar›nda TKP/ML saflar›nda kadro düzeyinde faaliyet yürütür, (Askeri Komisyon, DABOK üyesi olarak) 1979 y›l› sonlar›nda fiili olarak TKP/ML ile ba¤lar› kopar. 1980, 12 Eylül askeri faflist cuntas›n›n estirdi¤i zulüm ve katliam döneminden o da pay›na düfleni ald›. Art›k yaflama koflullar›n›n darald›¤› bir dönemde, efli ve çocuklar›yla birlikte sürgünde yeni bir yaflama bafllarlar. Yurtd›fl›na, Hollanda’ya yerleflirler. O, 20 y›l› aflk›n sürgün yaflam›nda hiçbir zaman dostlar› ile gönül ba¤›n› koparmad›. Yaflar, her zaman devrimci, ilerici, sosyalizm yanl›s› oldu. Devrimci duruflunu bozmad›. Faflizme karfl› her daim demokrasi ve özgürlü¤ü savundu. Sürgünde mutlak ki bedel ödeniyordu, o da ülkesine olan özlemini hep yüre¤inde tafl›d›. Bu kahredici ac›ya bedeni daha fazla dayanamad›. Özleme canl› bedeni yenik düfltü. Lakin o, her fleye ra¤men ülkesine (Dersim’e) mutlu ve ma¤rur yolculanaca¤›n› çok iyi biliyordu. O’nu her zaman sevgi ve sayg›yla anaca¤›z.

Geleneksel UMUDU TOHUMCA BÜYÜTECE⁄‹Z P‹KN‹⁄‹NDE BULUfiALIM Tarih: 13 Haziran 2004-Pazar Piknik Yeri: Azizpafla Orman› Piknik Alan›-Cendere Yolu Kemerburgaz

TOHUM KÜLTÜR MERKEZ‹ ‹rtibat Tel: 0212 643 22 33

Kartal: 0216 306 16 02

Program * Suavi * Bayar fiahin * Ag›re Jiyan * Atilla Meriç * Haluk Tolga ‹lhan * Konuk Sanatç› Grup fiiar * Gulasor Halk Oyunlar› Ekibi

* Barbara Halk Sahnesi (“S›n›r” Yön: Mine Ergen) * Konuflmac›lar

BANKA HESAP NUMARALARI Emriye Demirk›r Ziraat Bankas› ‹stanbul/Aksaray fiubesi Euro Hesab›: 0751 0067 5731 0000 009 TL Hesab›: 0751 0067 5743 0000 009 ‹fl Bankas› ‹stanbul/Aksaray fiub. Euro Hesab›: 1002 1130549-TL Hesab›: 1002 1180043 Vak›fbank Valide Sultan fiubesi Euro Hesab›: 00158 048 000 213746 işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 • 1 YILLIK: 20.400.000 NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.


3

36

4-17 Haziran 2004

‹flgalcileri Kürt dostu gösterenler YANILGILARIYLA BAfiBAfiA KALMAYA MAHKUMDURLAR! Bugün gerçeklerde ›srar, Irak özgülünde yaflanan iflgalden hareketle de¤iflti¤i söylenen emperyalizmin de¤iflmedi¤ini ›srarla savunmakt›r. ‹flgale karfl› ç›kmayan, iflgalcilere karfl› yürütülen mücadeleyi meflru görmeyen yaklafl›m sahiplerinin gerekçeleri ne olursa olsun anti-emperyalist mücadeleyi, halklarla dayan›flma, ac›lar›n› paylaflma noktas›nda problemli olduklar›n›n alt›n› ›srarla çizmektir. fiu aç›k ki, Irak süreci ac›, ama zengin bir pratiktir. Bu pratik, emperyalizm denilen canavara, giydirilen kuzu postunu ç›kar›p att›rd›. Bu pratik tarihin yarat›c›s› olan kitlelerin gücünü, Irak sokaklar›nda oluk oluk akan kanlar aras›nda yükselen direniflle bir kez daha gösterdi. Bu pratik emperyalistlerin ezilen halklar›n kurtar›c›s› de¤il, kölelefltirici olduklar›n›, halklar› birbirine bo¤azlatmak için, her türlü entrika ve hileye baflvurmaktan asla çekinmeyece¤ini de gösterdi. Bu pratik, emperyalist iflgalcilerin ve haks›z savafllar›n yok olmas›n›n tek yolunun, savafllar›n yarat›c›s› olan emperyalist-kapitalist sistem ve iflbirlikçilerinin yok edilmesinden geçti¤ini; bunlar var oldukça, yeryüzünde bar›fl›n sa¤lanmas›n›n ve sömürü ve zulmün ortadan kalkmas›n›n mümkün olmad›¤›n› yine gösterdi ve göstermeye de devam edecektir. Ama tüm bu gerçeklerin görülmesi için Irak ve Filistin sokaklar›nda oluk oluk kanlar›n akmas› gerekmiyordu. E¤er olaylar, olgular bilimsel bir bak›fl aç›s›yla ele al›nm›fl olunsayd›, emperyalistlerin iflbirlikçisi ve suç orta¤› olmaktan öteye bir rolü olmayan Saddam diktatörünün alafla¤› edilmesini, emperyalist iflgalcilerin bölgede “statükolar›” y›kt›¤› öngörüsünde(!) bulunulmazd›. Bu öngörü(!) sahiplerinin birço¤unun Kürt yazar ve siyasetçisi olmas› da tesadüf bir geliflme de¤ildir. Çünkü; burjuva milliyetçi bir bak›fl aç›s›n›n varaca¤› nokta buras›. Temel mant›k ise “benim için faydal› olan herfley do¤rudur”. Bu bak›fl aç›s›nda “s›n›f analizi zay›f”, ezen ezilen çeliflmesi silik, düflman ve dostu belirleyecek olan dar ulusal ç›karlard›r. Dolay›s›yla düflman ve dost kavram›n›n s›kça yer de¤ifltirmesi flafl›lacak bir durum de¤il, “olmas› gereken” pratik bir tutumdur. fiöyle yak›n tarihimizde yaflanlanlara bakal›m; bu yönlü pratiklerin yo¤unlu¤unu hep birlikte görürüz. GERÇEKLER‹ GÖRMEK ‹Ç‹N F‹L‹ST‹N VE IRAK SOKAKLARINA BAKILMALI fiu aç›k ki, bu bak›fl aç›lar›n›n de¤iflmesi bir niyet, bir temenni sorunu de¤ildir. ‹deolojik siyasal anlamda köklü bir dönüflümü, yani s›n›fsal bir bak›fl aç›s›na sahip olmay› gerektirir. Emperyalizmin, sömürücü, iflgalci, her türlü demokratik hak ve özgürlüklere olan düflmanl›¤› gözard› edilirse, yaflanan gerçekler de¤il, yap›lan demagojik söylemler baz al›n›rsa, iflte o zaman emperyalistlerin Irak iflgaline karfl› net bir durufl sergilenmez. Bu duruflun sergilenmemesi, bu duruflu sergileyecek do¤ru ideolojik siyasal bir perspektife sahip olunmamas› durumunda kaç›n›lmaz olarak ABD ve ‹ngiliz emperyalistlerin Irak iflgaline olmad›k payeler biçilir ve hayali beklentiler içine girilir. Nitekim TV’lerde Talabani ve Barzani’yi görünce daha bir heyecanlanarak, Irak’ta

bombalar alt›nda can veren binlerce masum insan›n cesetlerini görmezlikten gelerek, “Kürtler için tarihi bir f›rsat do¤du¤unu”, Ortado¤u’da “gerici statükolar”›n parçaland›¤›n› yazan, aç›klayan Kürt yazar ve siyasetçileri acaba hala bu düflüncelerini koruyorlar m›? E¤er bu düflüncelerini koruyorlarsa, hergün Irak sokaklar›nda Filistin sokaklar›nda yap›lan kan banyosunu izlemeye devam etsinler. Ama biz prati¤in e¤iticili¤ine, de¤ifltiricili¤ine, gerçeklerin inatç›l›¤›na inan›yoruz. Ve sonuçta ABD emperyalizminin de “özgürlük” ve “demokrasi” düflman› oldu¤unu bu yazar ve siyasetçiler de görecektir. Çünkü; emperyalizm, emperyalist tekeller için zenginlik ve mutluluk iken, ezilen halklar için, yoksulluk ve sefalet, gözyafl› ve kan demektir. Dahas› bu konuda derin bir tahlile ve araflt›rmaya da gerek yoktur. Hergün TV’lerde düzenli haberleri izleyen herkes, Irak ve Filistin sokaklar›nda emperyalizm ve iflbirlikçilerinin resmini görür. O resimlerde “özgürlük” ad›na hala birfleyler gördü¤ünü iddia edenler varsa, onlara söylenecek tek söz, “bu beyhudece çaban›z da mutlaka gerçekler karfl›s›nda yerle bir olacakt›r. Ama siz de o zaman hiç de iyi bir noktada olmayacaks›n›z.” Do¤rusu bu kadar k›y›mdan ve sürgünden geçmifl, tarifsiz ac›lar yaflam›fl bir halk ad›na; emperyalist iflgalcilerin karfl› devrimci icraatlar›n› aklamaya kalkan ba¤›ml› beyinlerden herfley beklenir. Talabani gibileri bu politikan›n en uç temsilcileridir. Bilindi¤i gibi, Irak hapishanelerindeki insanl›k d›fl› iflkence olaylar›, iflkenceciler taraf›ndan dahi sahiplenilip, savunulamaz bir duruma gelirken; Talabani’nin “ABD askerlerinin yapt›klar›n› bu kadar abartmay›n” anlam›na gelen aç›klamas›, birçok fleyi aç›klar niteliktedir. Öyle ya, ABD ne yaparsa “demokrasi” u¤runa yapar. Demokrasi u¤runa iflkence yapan ABD, demokrasi u¤runa a盤a ç›km›fl, iflkence merkezi haline gelen hapishaneleri de y›k›yor. Sanki tüm bu yap›lanlar›n sorumlusu o hapishane duvarlar›ym›fl? Ama katil Bush’un bu “demokrasi” gösterisinin de, tüm aç›k ve gizli hayranlar› taraf›ndan takdirle karfl›lanaca¤›ndan da hiç kimsenin kuflkusu olmas›n. IRAK ‹fiGAL‹ VE KÜRT ÇEVRELER‹ Irak iflgalini aç›k ve gizli olarak destekleyen Kürt çevrelerinin yaklafl›mlar›n› irdelemeye devam edelim. “Irak olaylar› ve sol siyaset üzerine” bafll›kl› makalesinde Kemal Burkay flu de¤erlendirmelerde bulunuyor: “...Bu durumda ne yapmak gerekiyor? Bu sorunun muhatab› kimse, cevab›n› da elbet en iyi o verebilir -örne¤in, biz, Kürdistan sosyalist partililer olarak, yani hem Kürt hem de sosyalist olarak, Kürtlerin özgür olmas›na ve sosyalizme yönelik her eylemi, her çabay› geçmiflte destekledik, bugün de destekleriz. Dün Afganistan devrimini destekledik çünkü bu devrim en az›ndan anti-feodal nitelikte idi. Köylüyü toprak sahibi yapmay›, kad›n› özgürlefltirmeyi, Afganistan halk›n› e¤itmeyi amaçlam›flt›. Ne yaz›k ki baflar›l› olmad›. Bunun nedeni ise, yanl›fllar› ya da bo¤ufltu¤u iç gericili¤in gücü ve direnifli de¤ildi; ABD’den Avrupa’ya tüm bir emperyalist-kapitalist dünya, ayr›ca tüm bir Ortado¤u gericili¤i, üstelik Çin’den bizde-

kilere kadar Maocu cephe, Afganistan’›n karfl› devrimcilerini destekledi. Sonuçta yitirenler, Sovyetlerin yan› s›ra ülkenin sol ve demokratik güçleri, kazanan ise, emperyalizmin yan› s›ra Taliban ve El Kaide gibi fanatikler oldu. K›sacas›, dün Afganistan’daki devrimci ve sol yönetime karfl› aç›lan cephe hem bu ülke hem de uluslararas› iliflkiler bak›m›ndan olumlu sonuçlar vermedi”. “fiimdi tafllar yeniden dizildikten, dost düflman cephesi de¤ifltikten sonra bu kez ABD ile söz konusu fanatikler kap›flt›. Bu durumda ne yapmam›z gerekiyordu? Emperyalizme karfl› ç›kma ad›na, flu ilkeden de öte i¤renç, ça¤ d›fl›, zorba Taliban rejimine ve El Kaide’ye mi destek olmal›yd›, onlar›n yan›nda m› saf tutmal›yd›k? Bunun sonuçlar› kime yarar? Oysa kim ve hangi ç›karlar ad›na yaparsa yaps›n, Afganistan’da bu ça¤ d›fl› rejimin y›k›m› iyi olacakt› ve olmufltur.” “Irak’ta otuz y›ld›r halka kan kusturan Saddam diktatörlü¤ünün y›k›lmas› ve Irakl›lar›n bask›c›, floven Baas rejiminden kurtulmas› bile kendi bafl›na iyi bir olay de¤il mi? Bu, belli koflullarda, d›fl güçlerin de deste¤iyle kitlelere özgürlük ve demokrasi getirebilir, en az›ndan bu yolda ad›mlar at›lmas›na yol açabilir.” “Amerikan egemen güçlerinin, üstelik Bush yönetimi gibi oldukça daha sa¤da bir yönetimin, Irak ve di¤er Ortado¤u ülkeleri için demokrasiyi istemesi mümkün müdür, bu ç›karlar›na uygun düfler mi? ‹flte sorun burada bize göre belli koflullarda düflebilir.” Bu de¤erlendirmelere dair söylenecek çok fley vard›r. Ama biz esas olarak baz› ana noktalar üzerinde duraca¤›z. Anlafl›lan o ki; yazar sonuçlardan hareketle dahi baz› gerçekleri görmemekte hala ›srarl›d›r. Elbetteki de¤erlendirmelerimizi, ortaya ç›kan sonuçlar›n yan› s›ra, biz esas olarak neden ve sonuç iliflkisi çerçevesinde yapmay› daha uygun ve anlaml› buluruz. Önce soruna yaflanan geçmifl tarihten bafllarsak; gerçek Maocu bir hareket olarak, bafltan itibaren Afganistan iflgaline karfl› ç›kt›¤›m›z do¤rudur. Karfl› ç›k›fl gerekçelerimize gelince; birincisi, Afganistan’› iflgal eden güç bize göre sosyalist de¤ildi. Sosyalist maskeli emperyalist bir güçtü. ‹kincisi; zorla bir ülkeyi iflgal ederek halk›n kaderini belirlemeye kalkmak, sosyalistlerin ifli de¤il, tam da sözünü etti¤imiz, sosyalist maskeli ya da maskesiz emperyalist güçlerin ve iflbirlikçilerinin iflidir. Dolay›s›yla, iflgale, zora-haks›zl›¤a karfl› bir halk›n kendini savunmas›, diledi¤i gibi kendini yönetme isteminde bulunmas› o halk›n en do¤al hakk›d›r. Bu hakk›n her zaman sosyalist ve devrimci tarzda kullan›lmad›¤›n› hepimiz biliyoruz. Ama bunun böyle olmas›, var olan hakl›l›¤› ve meflrulu¤u ortadan kald›rmaz. Mesela bugün Israil siyonizmine karfl›, direnen Filistin halk›na hangi ideoloji yön veriyor? fieyh Yahsin vb.’lerinin ideolojik g›dalar›n› nereden ald›¤›n› yazar da dahil herkes çok iyi biliyor. Peki bunun böyle olmas›, Filistin halk›n›n hakl› direniflini gölgeler mi? Tabi ki gölgelemez. Ve iflgalciler Filistin topraklar›ndan kovulmas› sonras›nda kurulacak Filistin devletinin, islamiyetin yasala-

r›n›n a¤›r etkisi alt›nda olaca¤›ndan hiç kimsenin kuflkusu olmas›n. Bugünden bunu görmek; direnifli sahiplenmemek anlam›na gelir mi? Hay›r gelmez. Çünkü bu direnifl bugün objektif olarak, ABD emperyalizmine ve ileri karakolu olan ‹srail siyonizmine darbe vuruyor. Ezilen halklarda, anti-emperyalist, anti-iflgalci bilincin geliflmesine hizmet ediyor. Filistin halk› gibi, Afganistan halk› da kendi köyünü, kasabas›n› zorla iflgal eden, yak›p-y›kan iflgalcilere karfl› kendini savunmas› en do¤al ve en meflru hakk›d›r. Bu savunmay›, sar›klarla, ezan sesleri eflli¤inde yapmas›, onun hakl›l›¤›na gölge düflürmez. Bu tarihi kesitte bu hakl›l›¤a dikkat çekmek, söz konusu hareketi her yönüyle sahiplenip savunma anlam›na gelmez. Ve hiç kimse de gerçek Maoistlerin, Taliban, El Kaide gibi güçleri destekleyip savundu¤unu iddia edemez. Dahas›, birilerinin koltu¤una mutlaka oturmak zorunda de¤iliz. Devrimcilerin, komünistlerin ba¤›ms›z koltuklar› vard›r-olmak zorundad›r. Dolay›s›yla biz her tarihsel geliflmeye-olaylara kendi ba¤›ms›z penceremizden bakar›z; Afganistan iflgaline, Irak iflgaline, Filistin iflgaline bu pencereden bak›yoruz. Hiçbir hareketi koflulsuz desteklemeyiz. E¤er söz konusu hareket söz konusu tarihi kesitte yürüttü¤ü mücadele objektif olarak emperyalizme ve gericili¤e darbe vuruyorsa ve darbe vurdu¤u sürece biz o hareketi destekleriz. Dahas› iflgale hay›r demek, Taliban’a, Saddam’a evet demek de¤ildir. Bunu böyle alg›lamak, bunu böyle yorumlamak tek kelimeyle demagoji yapmakt›r. Gerçekleri ters yüz etmektir. TAR‹H MAOCULARI DO⁄RULADI Herfleyden önce; yazar tarihi muhasebeyi yaparken, kendi yaz›lar›yla yüzleflme cesaretini gösterseydi, gerçek Maocular› elefltirmeden çok, öngörülü davran›fllar›na dikkat çekerdi. Çünkü; tarih Rusya’ya sosyalist diyen yazar› de¤il, sosyal emperyalist diyen Maocular› do¤rulad›. Söz konusu bürokrat burjuvalar, bugün uluslararas› emperyalist-kapitalist sistemin bir parças› olarak, ezilen halklar›n, uluslar›n yan›nda de¤il tam da olmas› gereken yerdeler. Art›k maske de yok. Bu durumda, yazar›m›z›n hala, Maocular “sosyalizme” karfl› savaflan ça¤d›fl› bir zihniyeti desteklediler diye hay›flanmas›, anlafl›l›r birfley de¤ildir. Yazar ve onun gibi düflünen çevrelerin, y›llarca bu sosyalist maskeli bürokrat burjuvalar›n iflledikleri tüm suçlar›n karfl›-devrimciler taraf›ndan sosyalizme mal edilmesine ve de, bunlar flahs›nda sosyalizmin karalanmas›na objektif olarak hizmet ettiklerinden dolay› genifl kitlelere özelefltiri vermeleri gerekirken, h›rs›za, h›rs›z diyen Maoculardan hesap sormaya kalk›yorlar. Bu anlay›fl sahipleri, bu olumsuz durufl ve pratiklerini bugün terk etme yerine, Irak özgülünde tekrarlama yolunu seçmifl durumdalar. fiimdi halk›m›z›n deyimiyle “e¤ri oturup do¤ru konuflmak laz›m”. Irak iflgaline karfl› ç›kan, anti-iflgalci ve anti-emperyalist mücadelenin yükseltilmesini savunan, hangi ilerici-devrimci ve komünist çevre Saddam diktatörünü savunuyor? Veya Saddam diktatörünün y›k›lmas› karfl›s›nda hay›flan›yor? Ve elbetteki hiç kimse! ☞


36

4

4-17 Haziran 2004

T›pk› 11 Eylül’e iliflkin istihbaratlar›n ellerine önceden ulaflt›klar›na dair bilgilerin ortaya serilmesi gibi, t›pk› Irak’ta Kitle ‹mha Silah› bulundu¤una dair iddialar›n düzmece oldu¤unun a盤a ç›kmas› gibi ve t›pk› Ebu Garib hapishanesine ait iflkence foto¤raflar›n›n ortal›¤a saç›lmas› gibi (bu t›pk›lar say›s›z biçimde uç uca eklenebilir); flimdi de faflist Türk devleti ve ordusunun BOP çerçevesinde, NATO flemsiyesinde ve ABD komutas›nda nas›l kullan›laca¤›na dair bir k›s›m belgeler bas›nda yer almaya bafllad› (18, 20, 24 May›s Cumhuriyet). Bu sefer erken gündeme geliyor olmas›n›n çok fazla önemi yok. Ancak bütün bunlar›n tart›fl›lan bir baflka yan›, “göstere göstere yapma” olgusudur. Çünkü durum art›k meydan okuma ya da pervas›zca dayatmadan öte, örtüsüz/ç›plak kalmaktan kaynaklanmaktad›r. Kartlar›n aç›k oynanmak zorunda kal›nd›¤› bir sürece girilmifltir. 11 Eylül bu dönemin kilometre tafl› idi. Bunu 2. Bush aç›k bir biçimde ifade etmiflti. Anlamamakta direnenler, ça¤r›s›n› yan›tlamakta gecikenler bugün flu veya bu biçimde geç kalman›n bedelini ödüyorlar. S›n›f mücadelesinde proletaryay› temsil edenlerin “bütün ülkelerin iflçileri ve ezilen halklar birleflin” ça¤r›s› her daim geçerli oldu¤u için, karfl› ça¤r›n›n nas›l bir ivme yarataca¤› görülebiliyordu. Gelinen noktadaki durumu Henry Kissinger, “Bugünün dünyas› devrimci bir kargafla durumunda.” (Longin Pastusiak, The Wall Street JournalEurope, 03.01.04) fleklinde yorumluyor. Öncelikle flunu belirtmekte fayda var ki; efendi-uflak iliflkisinde de mümkünse bir çok hususun kitab›na, yani devletler hukuku denilen k›l›fa uydurulmas›, sonra da ilgili ülkenin anayasal sistemindeki formalitelere giydirilmesi tercih edilmektedir. Bunun “uysa da olur uymasa da” biçiminde gerçeklefltirilmesi de mümkün. Nitekim di¤er usullerle halledilemedi¤i zaman “sorun” böyle, yani mevcut hukuki düzenlemeler çi¤nenerek de afl›labiliyor. Bu yüzden iliflkiler kamuoyuna “öneriler”, “istekler” biçiminde aktar›l›yor. Belgelere yans›yan diplomatik dildeki bu kelimelerin t›pk› flifre çözme usulündeki gibi

gerçek dile çevirisinde “emirler”, “talimatlar” fleklinde okunmas› gerekiyor. Belgelerin bire bir örne¤i olmaks›z›n çok önceleri a盤a ç›kan raporlarda (sonra onlar›n da belgesi yay›nland›), verilen demeç, aç›klama ve kaleme al›nan makalelerde, Türkiye’nin ileri karakolluktan cepheli¤e terfi ettirildi¤i Irak iflgali öncesi aç›k bir biçimde vurgulan›yordu. 1 Mart tezkere vukuat› öncesinde büyük sevk›yat ve haz›rl›klar ile kal›c› ad›mlar at›lmaya bafllanm›fl ancak bu giriflim “talihsiz” geliflmeler sonucu yar›m kalm›fl, ertelenmiflti. Yani, bir k›s›m göstermelik sökmeler, tasfiye etmeler, asker çekmeler, liman boflaltmalar d›fl›nda yap›lan haz›rl›klar ve at›lan ad›mlar tümüyle la¤vedilmemiflti. fiimdi bunlar›n esasl› bir biçimde ve daha kapsaml› olarak yerine getirilmesi hedefleniyor (‹ncirlik’in geniflletilmesi, Trabzon ve Samsun’a deniz üssü, Konya Karap›nar bölgesini e¤itim ve tatbikat sahas› yapma vd. ile Irak ve Afganistan’a asker gönderme vb.). Üstelik, “yasal” s›k›nt› ve sorun yaflanmaks›z›n. Baflka bir deyiflle, süre, s›n›r, izin vb. koflullara ba¤l› olmaks›z›n hareket edilmek isteniyor. Emperyalistler taraf›ndan, “kilit”, “köprü”, “model” olarak gösterilen, “ortak”, “müttefik”, “dost” diye lanse edilen faflist Türk devletinin, bütün bu nitelemelere kaynakl›k eden konumu ve durumu, 2004 NATO zirvesine ev sahipli¤inin esas gerekçesidir. ABD emperyalizmi ve baflta ‹ngiltere olmak üzere müttefikleri; büyük oranda kendi bafllar›na girifltikleri ilk muharebelerde, her türlü katliam ve vahflete karfl›n istedikleri geliflmeyi sa¤layamay›nca, NATO k›l›c›n› k›n›ndan ç›karm›fllard›r. Dünya halklar›n›n kan›na defalarca bulanm›fl bu k›l›c› parlatmak, daha öldürücü hale getirmek için haz›rlan›yorlar. BOP, isim ve sözcük oyunundan ibaret, an›lan bölgeye ait öteden beri var olan, halen de yürürlükteki hegemonya mücadelesinin “yeni” ifadesi gibi sunulmaktad›r. Parlatmaya, daha öldürücü hale getirmeye çal›flt›klar› NATO k›l›c›; ifllevsizli¤e gömülmüfl bir halde adeta “paslanmaya” terk edilmiflti. Her ne kadar, alternatif olarak ye-

dekte tutulmas› öngörülüyor ve bu do¤rultuda çeki düzen verilerek belli oranda ilgi gösteriliyorsa da kendi gidiflatlar›ndan bafl› dönen ABD’deki patronlar esasen bu konuyu ihmal ediyorlard›. fiimdi Afganistan’da tökezleyen, Irak’ta sersemleyen iflgalci katiller NATO’dan medet ummaya bafllad›lar. Hem görev alan›n› geniflletme hem de üye say›s›n› art›rma konusunda haz›rl›klara önceden bafllam›fllard›. fiimdi s›ra somut ad›mlar atarak harekete geçmeye geldi. Ancak, AB’nin bafl›n› çeken Almanya, Fransa gibi devletlerin bu operasyona katt›r›lmas› yine olas› de¤il. ‹fli, di¤er bilinen müttefikleri, iflbirlikçileri ve uflaklar› ile kotaracaklar. Burada da NATO denilince akla eskiden beri en hevesli, en ifltahl›, en “kahraman” üye olarak Türkiye geliyor. Bilumum antiAmerikanc› geçinen Kemalistler, milliyetçili¤ine toz kondurmayan ihtirasl› “anti-emperyalistler” ne kadar çarp›tmaya, farkl› yorumlamaya çal›fl›rsa çal›fls›n, faflist Türk Ordusunun bütün üst düzey rütbelileri (nam-› di¤er Amerikan onbafl›lar›), her vesileyle hem BOP hem de NATO’nun ifllevi ve faflist Türk devletinin ve ordusunun rolü konusunda, ABD emperyalizmine kay›ts›z koflulsuz teslimiyet ve emre itaat yeminleri ediyorlar. (“ABD’nin BOP giriflimi takdire flayan.” TSK NATO temsilcisi Korgeneral Ergin Saygun, 06.04.04; “Türkiye eflik konumundad›r, di¤er bir deyimle istikrar›n çevresine yay›lmas›nda bir köprü bafl› rolü oynayabilecek yeteneklere sahiptir.” Genelkurmay Baflkan› Orgeneral Hilmi Özkök, 27.05.04; “BOP, terörizmin nedenlerini ortadan kald›rmaya dönük bir projedir.” Genelkurmay 2. Baflkan› Orgeneral ‹lker Baflbu¤, 27.05.04) Hükümet koltuklar›n› iflgal eden zevat›n Amerikanc›l›¤› ise Abdullah Gül’ün Ebu Garib hapishanelerindeki iflkencelerin foto¤raflarla belgelenmesi üzerine verdi¤i “Bunu yapanlar›n cezaland›r›lacak olmas› ve bunlar›n saklanmamas› çok daha önemli. Kendi ülkelerinde bunlar› deflifre etmeleri demokrasinin ve özgürlü¤ün bir nimeti.” (03.05.04) fleklindeki demeciyle ibret verici bir biçimde bir kez daha görülmüfltü. Bu tür bir aç›klama yapmaya ABD’li yetkililer dahi cesaret edemediler. Yine Tayyip’in ‹srail’i “devlet terörü” ile suçlamas› ancak bunu asla bir tavra dönüfltürmeyip ard›ndan ikili ticari iliflkilerde yeni ad›mlar atmas› “dan›fl›kl›” oyunlard›r. Kald› ki ‹srail katliamlar›na yönelik k›nama, suçlama vb. bütün protestolar (özellikle son sald›r›lardaki aç›k deste¤i göz

O halde söylenen nedir? Söylenen flu: Saddam diktatörünün yarat›c›s› da bu emperyalist iflgalcilerdir. Dün Saddam vas›tas›yla kendi ç›karlar› için bölge halk›na karfl› terör estirenler, petrol kuyular›n› boflaltanlar; bugün yaratt›klar› canavar›n, canavarl›klar›n› gerekçe göstererek, bölge zenginlikleri üzerinde de savafl araçlar›, apoletli generalleri ve eli kanl› valileriyle birlikte denetim kurmaya çal›fl›yorlar. Aç›kça görüldü¤ü gibi, Saddam her iki durumda, Arap-Kürt ve di¤er ezilen halklar›n yan›nda de¤il, karfl›s›ndad›r. Yarat›lan-desteklenen ve kullan›lan bir diktatördür. Dolay›s›yla, u¤runda savafl›lan de¤il, yarat›lan haks›z savafllar› ortadan kald›rmak için yok edilmesi gerekendir. Bugün Irak’ta direnenler içinde en büyük gücü temsil eden, fiiilerin Saddam için kurflun s›kt›klar›n› kim söyleyebilir? Ya da kim; fiiilerin ilerici ve sosyalist bir Irak için savaflt›klar›n› iddia edebilir? Elbetteki hiç kimse. Ve bu durumda baflta yazar olmak üze-

re; kendi evini, kendi soka¤›n›, kendi onurunu iflgalci güçlere karfl› savunan Irak halk›n›n direnifline herkes sayg› göstermek zorundad›r. Bu direnifl sonunda devrimci ve komünist hareketin zay›fl›¤›ndan dolay› t›pk› Afganistan’da oldu¤u gibi, ortaya islami bir devlet de ç›karabilir. Yine de bu, bizim bu tarihi kesitte iflgalcili¤e karfl› yükselen bu direnifli, sahiplenmememizi gerektirmez. D‹REN‹fi ‹fiGALC‹LER‹N GERÇEK YÜZÜNÜ GÖSTER‹YOR Yazar›n en büyük yan›lg›s› -ki bu ideolojik bir sorundur- “Bu, belli koflullarda, d›fl güçlerin de deste¤iyle kitlelere özgürlük ve demokrasi getirebilir, en az›ndan bu yolda ad›mlar at›lmas›na yol açabilir” söyleminde yat›yor. Emperyalist iflgalcileri alk›fllayan; “tarihi f›rsatlar” yorumunda bulunanlar›n en büyük handikaplar› “beyaz adam›n” demokrasi söylemine kanmalar›d›r. “Beyaz adam›n” “de-

mokrasi” ve “özgürlük” ad›na ezilenlere karfl› iflledi¤i suç dosyas›na s›rt›n› dönmeleridir. Dün dündür, bugün bugündür. Bugünü yaflarken, dünü sorgulamaya, hat›rlamaya kalkmak bir yüktür felsefesi; emperyalist iflgalcilerin bölgeye “demokrasi” getirece¤i savunusuna kadar götürdü. ‹flte Ebu Garib hapishanesinde, sistemli yap›lan iflkenceler, bombalanan kentler, sokakta cans›z yatan bedenler, iflgalcilerin verdikleri demokrasi dersinden seçmelerdir. Ya da yazar›n söylemiyle; “d›fl güçler” vas›tas›yla gelen “özgürlüktür”. Yazar›n unuttu¤u, ama bizim hat›rlatma ihtiyac› duydu¤umuz di¤er önemli bir nokta ise; katil Bush bu “özgürlük” eylemleri için Saddam’›n eli kanl› katillerine görev vermeye bafllad›¤›d›r. Di¤er bir ifadeyle “demokrasi” için görevlerinden uzaklaflt›rd›¤› katilleri, yeniden “demokrasinin” tesis edilmesi için görev bafl›na getiriyor. Tabi ki emperyalist iflgalcilerin bu ikiyüzlülü¤ünü a盤a ç›karan Irak hal-

S›n›fsal Bak›fl Z‹RVEYE VEDA ETMEMEKTE D‹RENMEN‹N NAF‹LE Z‹RVES‹! ‹fiKENCE FOTO⁄RAFLARI SON POZLARI, NATO SON KOZLARI OLACAK !

önüne al›nd›¤›nda) ABD’ye karfl› bir vurgu tafl›maks›z›n anlam ifade etmezler. Böyle bir sürecin getirdi¤i ve kesifltirdi¤i eksende, ülkemiz topraklar›nda yap›lacak NATO zirvesi ve ard›ndan bölgede yaflanacak geliflmeler tayin edici öneme sahiptir. Tony Blair, The Observer’da 11 Nisan tarihinde yay›nlanan makalesine, “Irak’ta tarihi bir mücadeleye kitlendik.” cümleleriyle bafll›yor ve devam›nda, “Irak’tan çekilsek Afganistan’dan da, sonra Ortado¤u’nun tümünden çekilmemizi söyleyecekler, ard›ndan ne talepler gelecek kim bilir… Irak’ta savaflmam›z gereken bir savafl, kazanmam›z gereken bir mücadele var.” sözlerine yer veriyor. Çeyrek günlük son Ankara ziyaretinde bas›n mensuplar›n›n ayn› konuya iliflkin sorular›na da benzer yan›tlar› vermiflti. Bu, “tarihi” esprisi, “dönüm/k›r›lma” noktas› olarak NATO hesaplar›n› gündeme getirmifl, faflist Türk devletini de bunun merkezine oturtmufltur. Kavgam›z›n ayn› ba¤lamdaki önemi de bu çerçevede anlafl›lmak zorundad›r. Ama as›l kavranmas› gereken, bu konuda sonuç elde edilece¤ine muktedir olunup olunamayaca¤›d›r. Son yüzy›ldaki bütün devrimleri, ulusal kurtulufl savafllar›n› ve direniflleri b›rakal›m ve hatta Filistin’i bile özgün bir örnek olarak ayr› bir yere koyal›m; bütün aleyhteki faktörlere ra¤men Irak’ta yaflananlar bafll› bafl›na ö¤reticidir. Katliamc›l›¤›, iflkencecili¤i, yalanc›l›¤›, iki yüzlülü¤ü, aldat›c›l›¤› ile teflhir olmufl, yenilgilerle sars›lm›fl emperyalist katiller ve uflaklar› karfl›s›nda güçlü ve kal›c› bir direnifl hatt› örmek için, Türkiye devrimci ve komünist hareketinin geleneksellefltirdi¤i anti-emperyalist militan mücadelenin kararl›l›¤›n› elden b›rakmadan karfl› koymak gerekiyor. Bugün belki NATO zirvesini düzenlemelerini engelleyemeyebiliriz ama flimdiden örece¤imiz barikat sayesinde daha ileriki ad›mlar›n› durdurabiliriz. T›pk› Irak halk› gibi. Onlar da emperyalistlerin Irak’a sald›r›lar›n› savuflturamad›lar ve Ba¤dat’a girifllerini durduramad›lar ama gelinen aflamada iflgalciler için o topraklar› cehenneme çevirmeyi baflarabildiler. Yar›n def etmeleri de, def etmemiz de mümkün olacakt›r. ABD önderli¤indeki emperyalistler NATO ile bölgede son kozlar›n› oynaman›n hesab›n› yap›yorlar. Bu, gerilerken yap›lan bir hamle olarak nitelendirilmelidir. Bu, çokça sarf edilen bir “B plan›” de¤ildir. Bu, zirveye veda etmemekte direnmenin nafile zirvesidir. k›n›n direniflidir. Katil Bush’un gerçek niyetini, kimli¤ini a盤a ç›karan direnifl, umar›z ve dileriz ki yazar ve yazar gibi düflünen çevrelerin yanl›fllar›n› görmesini de sa¤lar. Emperyalizm, demokrasi ve özgürlükle ba¤daflmaz. Dolay›s›yla ABD emperyalizminin bölge halklar› için “demokrasi” istiyor söylemi-saptamas› mümkün olmayan bir hayalden öteye birfley de¤ildir. Ve nitekim Irak direnifli karfl›s›nda zor anlar yaflayan ABD emperyalistleri, rakip emperyalist güçleri de yan›na çekerek bölge halk›n› tahakküm alt›na alarak, zenginliklerini daha rahat soyman›n planlar› peflindedir. G-8 ler, NATO zirvesinin gündemlerinin önemli bir bölümünü bu planlar oluflturacakt›r. Ve direnifl büyüyüp yayg›nlaflt›kça, emperyalistlerin k›y›m-y›k›m planlar› da artarak devam edecektir. Bundan hiç kimsenin kuflkusu olmas›n. Kuflku duyanlar varsa, flimdiden yan›lg›lar›yla yüzleflme günü için s›raya girsinler.


5

36

4-17 Haziran 2004

Ferro Krom özellefltirildi Elaz›¤ Maden-‹fl Sendikas›’n›n ve Ferro Krom iflçilerinin özellefltirmeyle ilgili düflüncelerini ald›k… -Kendinizi tan›t›r m›s›n›z? -Vahdettin Demirtafl: Maden-‹fl Sendikas› Elaz›¤ fiube baflkan›y›m. -Ferro Krom’un özellefltirilmesiyle ilgili düflüncelerinizi alabilir miyiz? -Özellefltirme bu ülkede Özal’la beraber bafllad›. ‹lk olarak ‹stanbul Bo¤az Köprüsüyle. Kimileri “satamazs›n›z” diye karfl› durdu. Ancak kâr etmedi. O gün bugündür de bu böyle devam etti. Ferro Krom 1930’larda üretime bafllad›. Bugüne kadar irili ufakl› 17 fabrika özellefltirildi Elaz›¤’da. Ferro Krom da daha önce iki sefer özellefltirilmek istendi ancak ihalelerde sorun yafland›¤› için iptal edildi. Bu üçüncü sat›fl›, henüz resmileflmese de sat›ld›. Keban Pen’in sahibi G›yasettin Demirtafl ald›, ancak ç›kan haberlere göre ‹srail ve Hollanda’yla görüflmelere bafllam›fl ortaklaflmak için. -Ferro Krom’un özellefltirilmesi neler kaybettirecek? -Ferro Krom’un özellefltirilmesi demek direkt yedi bin kiflinin ekme¤ini elinden almak demek. 100 bin dolarl›k bir zenginlik. Bizler hammaddeyi burada yar› mamul hale getiriyoruz. Da¤daki kromu tafl› vb. ve bunun %97’sini d›flar›ya sat›yoruz. fiimdi böylesine bir zenginlik elden ç›kart›l›yor. -Ferro Krom’da flu anda kaç iflçi çal›fl›yor? -Ferro Krom’da flu anda 446 arkadafl›m›z çal›fl›yor. Özellefltirildi¤i taktirde bu arkadafllar ma¤dur olacaklar. Ma¤dur olmas›nlar diye elimizden geleni yapaca¤›z. Bizler geçti¤imiz günlerde çeflitli eylemler yapt›k. Açl›k grevi, bas›n aç›klamalar› vs.

açl›k grevinin 10. gününde bakanl›kta imzaya aç›ld› ve biz açl›k grevini sonland›rd›k. Bir yasa ç›karacaklar›n› söylediler özellefltirme ma¤durlar›na iliflkin. Ancak ç›kacak yasan›n içi bofl, 580 milyon maafl verilecek üç ay da çal›flabilirsin 6 ay da. En fazla 10 ay, “niye ç›kart›l›yorum” diyemezsin. 19 y›l önce iflten at›lan biri için cazip olabilir, adam›n hiç ekme¤i yoktur çeyrek ekmek verirsin ama bizim elimizden bir ekme¤i al›p çeyrek ekmek s›k›flt›r›yorlar. Böyle olmaz. Bizler yasan›n içeri¤ini bilmiyorduk. Bundan sonra da eylemlerimize devam edece¤iz. -Son olarak iletmek istedi¤iniz bir mesaj var m›? -Bizler bugün flunu gördük. Özellefltirmeye hay›r demekle özellefltirmeyi durduramay›z. Bizlerin art›k farkl› fleyler yapmam›z laz›m. Birlikte hareket etmemiz laz›m. Özellefltirme bizim kaderimiz de¤il. Sistem bugüne kadar sa¤-sol yaratarak bizleri karfl› karfl›ya getirdi. Bugün art›k bu tür olaylara düflmemek laz›m. Bu ortak sorunumuzdur. -Sizlerin düflüncelerinizi ö¤renebilir miyiz? -Demir Karada¤ (Ferro Krom iflçisi): Ferro Krom’da 1988 y›l›ndan beri çal›fl›yorum. Ben yeralt›nda da çal›flt›m, maden ocaklar›nda. Bizim muazzam yeralt› kaynaklar›m›z var. Tamamen ekonomik bir kaynakt›r madenler. Bu son zamanlarda, özellikle AKP hükümet olunca özellefltirmeler h›z kazand›. Hükümet madenlerimizi yok etmek için özel çaba sarf ediyor. Biz bunlar› biliyoruz. Ferro Krom’un özellefltirme süreci 4 May›s’ta bafllad›. Bizler baz› eylemlerde bulunduk. Ama bunun önüne geçemedik. Bir kand›rmacan›n içine düfltük. Diyorlar ki “yasa ç›karaca¤›z”

Emekçinin Gündemi ‹fiÇ‹ SINIFININ fiANLI 15-16 HAZ‹RAN D‹REN‹fi‹YLE EMPERYAL‹STLER‹N ‹STANBUL’DAK‹ Z‹RVES‹NE KARfiI ÇIKALIM! Emperyalizmin içinde bulundu¤u yap›sal krizini aflmak için yapt›¤› tüm manevralar, uygulad›¤› tüm politikalar iflas etmifl; krizi atlatmay› baflaramam›flt›r. Aksine krizleri derinleflmifltir. Derinleflen bu krizler emperyalistleri farkl› politikalar ve sald›r›lar denemeye itmifltir. Bu sald›r›lara karfl› ise dünyada anti-emperyalist mücadele dalgas› büyümektedir. Sosyal kurtulufl hareketleri ivme kazanmaktad›r. Bu direnifller ayn› zamanda dünya iflçi s›n›f› için umut kayna¤› ve ›fl›k olmaktad›r. Ülkemizde de emekçiler üzerinde estirilen azg›n sömürü ve talan politikalar› özellefltirmelerle, iflten ç›kart›lmalarla devam etmektedir. Kazan›lm›fl demokratik haklar gasp edilmektedir. Yeni kölelik yasalar›yla iflten ç›kartmalar meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›lmaktad›r. ‹flçi s›n›f›n› daha büyük tehlikeler

beklemektedir. ‹stanbul’da yap›lacak NATO zirvesinde, emperyalistlerin hedefi ABD’nin Büyük Ortado¤u Projesi ile Ortado¤u halklar›n› daha da kölelefltirmektir. Halklar› birbirine k›rd›rtarak hegamonyalar›n› art›rmak, yer alt› ve yer üstü zenginlik kaynaklar›n› oldu¤u gibi ele geçirmektir. Yeni sald›rganl›k politikalar› sonucunda, oluflacak savafl bütçelerinde emekçilere ve çal›flanlara pay olmayacakt›r. Sa¤l›¤a ve e¤itime bütçede pay olmayacakt›r. Olsa olsa emekçileri daha fazla sömürmek, daha fazla iflten ç›karmalar olacakt›r. 1971 y›l›nda ülkemizde faflist iktidar›n, iflçi s›n›f›na dayatt›¤› kölelik yasalar›na karfl› iflçilerin yükseltti¤i flanl› 15-16 Haziran direnifli bu anlamda önemli bir direnifltir. Mücadele ve direnifller sonucunda s›n›f bilinçli proleterlerin ç›karm›fl oldu¤u önemli sonuç-

bu inand›r›c› de¤il. O zaman özellefltirme. Biz bundan sonra da eylemlerimize devam edece¤iz. Bence özellefltirmenin karfl›s›nda durman›n tek yolu birlikteliktir. Önümüzde NATO zirvesi var. Bence tüm iflçiler orada birleflmeli. ABD Irak’ta yenildi ve bunu hazmedemiyor. Bunun için de NATO’yu devreye sokmaya çal›fl›yor. Bizler bu dayatman›n karfl›s›nda hep birlikte durup emperyalist talana dur diyelim. -Mehmet Osmanl› (Ferro Krom iflçisi): Ferro Krom’da 1988’den beri iflçiyim. Özellefltirmeyle ekme¤imizi elimizden ald›lar. Ben 6 nüfusum, tek geçim kayna¤›m bu. Çocuklar›m okuyor. Bakal›m ne yapaca¤›z. Benim iflsiz kalmam çocuklar›m›n geleceksiz kalmalar› demek. Burada yapabilece¤imiz baflka bir ifl de yok ki çal›flal›m. Bizler özellefltirmeye karfl› direndik

ve direnmeye devam edece¤iz. -Fahri K›l›ç (Ferro Krom iflçisi): Ben daha önce Maden Erdemir Bak›r’da çal›fl›yordum. Maden önceleri çok kalabal›kt›. fiimdi köy gibi herkes göç etti. Özellefltirmelerden kaynakl› ordan kalkt›k buraya geldik. Buras› da kapan›yor. Bakal›m ne yapaca¤›z. Ayr›ca sendika yönetimindeyim. Özellefltirme yaln›z bize zarar vermiyor. Daha da önemlisi yeralt› kaynaklar›m›z talan ediliyor. (Malatya)

PATATES ‹fiÇ‹LER‹ D‹REN‹YOR Bolu Patates Fabrikas›’nda (Bol-Pat) Tek G›da-‹fl Sendikas›’na üye olduklar› için iflten at›lan iflçiler, fabrikan›n yan›na kurduklar› çad›rda direnifle geçti. Do¤anc› köyünün halk› ve yak›nlar› direniflteki iflçilerle dayan›flmada bulunuyor. Çal›flma koflullar›n›n düzeltilmesi ve insanca yaflanacak ücret için bafllayan sendikalaflma çal›flmas› sonucunda toplam 80 iflçinin 61’i sendikaya üye oldu. Patron bunun üzerine “teknolojik yenilik” bahanesiyle 3 kifliyi att›. Ard›ndan 6 iflçiyi de ‹fl Kanunu’nun 25/II-d maddesinde yer alan “iflverene ya da ailesinden birine sataflma” gerekçesini ileri sürerek tazminats›z bir flekilde att›. Bask›lar sonucu 2 iflçi iflten ayr›l›rken, 17 iflçi de sendikadan istifa etti. ‹flten at›lmalar›n ard›ndan Türk-‹fl ‹l Temsilcisi Erdo¤an Kefeli, savc›l›¤a suç duyurusunda bulundu. Siyah çelenk b›rakt›lar Direniflteki Bol-Pat iflçileri, 21 May›s günü Fabrika önüne siyah Çelenk b›rakt›. Burada yap›lan aç›klamada, sadece Bolu’da de¤il tüm Türkiye’de sendikalaflma nedeniyle iflten atmalar yafland›¤› belirtilerek, Anayasal Hak olan sendikalaflman›n önüne geçilmek istendi¤i vurguland›. ‹flçiler, çal›flt›klar› süre içinde fabrikada karfl›laflt›klar› güçlükleri de dile getirdiler ve haklar›n› al›ncaya kadar direneceklerini bildirdiler. (Kartal) lar Komünist Önder ‹brahim Kaypakkaya taraf›ndan kazan›mlar olarak iflçi s›n›f›n›n önüne perspektif olarak sunulmufltur. Bu direniflten ç›kart›lan dersler oldukça önemlidir. Devrimin ilk bafllarda flehirlerde baflar›ya ulaflamayaca¤›n›, flehirlerde zaman zaman ortaya ç›kacak iflçi ayaklanmalar›n›n k›rl›k bölgelere çekilmedi¤i takdirde baflar›s›zl›kla sonuçlanaca¤›, ülkemizdeki mücadelenin uzun soluklu, iniflli ç›k›fll›, zor ve çetin bir yol izleyece¤i gerçekleri mücadelemize ›fl›k tutan de¤erlendirmelerdir. ‹flçi s›n›f›, s›n›f sendikac›l›¤› ilkelerinden hareketle proletaryan›n öncüsüne ve kendi gücüne güvenerek ve geçmiflin tecrübelerinden gerekli dersleri ç›kartarak mücadeleyi gelifltirmelidir. Bugün için yukar›daki kazan›mlar›n, deneyimlerin ›fl›¤›ndan hareketle derli-toplu bir mücadeleyi gelifltirmenin olmazsa olmaz koflulunun s›n›f sendikac›l›¤›ndan geçti¤ini biliyoruz. ‹stanbul’daki NATO zirvesine karfl› koyman›n, emperyalistleri ve egemen sömürücü uflaklar›na ‹stanbul’u dar etmenin yolu emekçilerin ve iflçi s›n›f›-

n›n ciddi, kararl›, düzenli ve ›srarc› bir flekilde kitlesel eylemleri örgütlemekten ve kat›l›m›n ço¤alt›lmas›ndan geçmektedir. Bizler kitlelere karfl› önderlik misyonunu oynamal›y›z. Devrimci Demokratik Sendikal Birlik olarak tüm iflçi s›n›f›n› ve tüm emekçileri s›n›f sendikac›l›¤›n›n esaslar›n› hayata geçirerek, üretimden gelen gücümüzü kullanmaya ve flanl› 15-16 Haziran direniflini kuflanmaya ça¤›r›yoruz. Sendikal Birlik içinde kendilerine kocaman kariyerler ve misyonlar biçenler y›llard›r bu deneyim ve kazan›mlar›n üstüne yat›p, siyasi misyonunun etkisini tüketenlere “art›k kendinize gelin” diye sesleniyoruz. Çünkü s›n›f mücadelesinin bürokratlara, hantal ve alanlara ç›kmaktan korkanlara tahammülü yoktur. Herkesi s›n›f sendikac›l›¤›n›n ilkelerine uymaya, gere¤ini yapmaya, Devrimci Demokratik Sendikal Birlik mücadelesini omuzlamaya ça¤›r›yoruz. Gelece¤imize, iflimize, afl›m›za sahip ç›karak emperyalizme, faflizme, sömürüye karfl› birlikte mücadeleye at›lal›m. Gelecek ellerimizdedir. Yaflas›n 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli! Birlik Mücadele Zafer!


4-17 Haziran 2004

36

6

Türkiye Ziraatç›lar Derne¤i hükümeti uyard› d›¤›n› ifade etti. 2002 y›l›nda köylüye toplam prim bedeli olarak 315 trilyon lira ödendi¤ini vurgulayan Yetkin, 2003 y›l›nda yap›lmas› gereken ödemenin henüz yap›lmad›¤›n›, 2004 bütçesinde ise toplam prim bedelinin 265 trilyon liraya düflürüldü¤ünü belirtti. Köylünün 2003 y›l›ndan kalma 1 katrilyon 330 trilyon lira alaca¤› oldu¤unu, 2004 ödemelerinin ise hiç yap›lmad›¤›n› ifade eden Yetkin, 2003 y›l›nda ödenmesi gereken 330 trilyon mazot paras›n›n da halen ödenmedi¤ini hat›rlatt›. Yetkin, geçti¤imiz y›l yap›lan yeniden yap›land›rmayla köylünün Ziraat Bankas› ve Tar›m Kredi Kooperatifleri’ne olan 4.8 katrilyonTürkiye Ziraatç›lar Derne¤i Genel deninin y›llard›r uygulanan IMF poli- luk borcundan 1.3 katrilyon lira indiBaflkan› ‹brahim Yetkin, Hazine tikalar› oldu¤unu söyleyen Yetkin, ta- rim yap›ld›¤›n›, Ziraat Bankas›’n›n taMüsteflarl›¤›, Devlet r›msal kredi Planlama Teflkilat› gibi kullan›m›nkurumlar›n Tar›m ve TZD’N‹N ÖNER‹LER‹ da yüzde Köyiflleri Bakanl›¤›’n› *Geçen y›ldan kalan çiftçi alacaklar› en k›sa zamanda ödenmeli. 300 art›fl olyetki d›fl› b›rakt›¤›n› be- *DGD’yi art›rmama karar› gözden geçirilmeli ve en az›ndan enflasyon dümas›n›n ise lirterek, bu konunun ye- zeyinde art›fl sa¤lanmal›. olumlu olniden de¤erlendirilmesi *Mazottan ÖTV kald›r›lmal›, elektrik fiyatlar›nda indirime gidilmeli. du¤unu gerekti¤ini vurgulad›. *Elektrik fiyatlar›n›n yüksekli¤inden oluflmufl çifçi borçlar› yeniden yap›kaydetti. Türkiye’de tar›m›n ye- land›r›lmal›. Köylüniden yap›land›r›lmas›n› *TBMM’nin gündeminde bulunan tar›mla ilgili yasalar acilen ç›kar›lmal›. nün geçmifl isteyen Yetkin, “Tedbir *Do¤al afetlerden ötürü büyük zarar gören çiftçilerin zararlar›n› telafi edici y›llardaki al›nmazsa AB sürecin- önlemler al›nmal›. borçlar›n›n de tar›m kesimi büyük *IMF ile yap›lacak görüflmelerde üretimi k›s›tlay›c› anlaflmalar imzalanmaMaliye Badarbe yiyecek” uyar›- mal›. kanl›¤›’na s›nda bulundu. 30 Madevrediley›s tarihinde ‹çkale rek tahsili Otel’de bas›n toplant›s› düzenleyen r›ma verilen desteklerin geri al›narak uygulamas›n›n yanl›fl oldu¤unu söyleYetkin, tar›m sektörünün kroniklemifl yaln›zca “Do¤rudan Gelir Deste¤i” yen Yetkin, köylülerin borçlar yüzünsorunlar› oldu¤unu, IMF’ye olan taah- ve befl ürüne uygulanan primlerin kal- den sulama ihtiyac›n› karfl›layamad›hütler yüzünden sorunlar›n ¤›n›, Konya Ovas›’nda 11 bin döçözümü konusunda zorlan›l- 2003’ten 2004’e art›fllar* nümlük tar›m arazisinin sulanad›¤›n› söyledi. Yetkin, 2003 ÜRÜN MAL‹YET DESTEK SONUÇ mad›¤›n› ve ürünlerin kuruma y›l›nda tar›m alan›nda tüm Pamuk %22 %6 %16 kay›p tehlikesiyle karfl› karfl›ya oldu¤usektörlerde geçmifl y›llara nis- Ayçiçe¤i %22 %30 %8 kazanç nu kaydetti. Tar›msal alanla ilgili peten bir iyileflme oldu¤unu Domates %19 %0 %19 kay›p konular›n alakas›z kurumlar›n deancak bütün sektörlerde bü- Bu¤day %20 %0 %20 kay›p netimine verildi¤ine iflaret eden yüme gözlenirken, tar›mda *TZD araflt›rmas› Yetkin, Hazine Müsteflarl›¤›, küçülme yafland›¤›n› ifade Devlet Planlama Teflkilat› gibi etti. Yaflanan küçülmenin nekurumlar›n Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤›’n› yetki d›fl› b›rakt›¤›n›, bu konunun yeniden de¤erlendirilmesi gerekti¤ini vurgulad›. Yetkin, sorunlar›n çözümü için, ilk olarak geçen y›llardan kalan köylü alacaklar›n›n ödenmesi, Do¤rudan Gelir Deste¤i’nin bu y›l art›r›lmamas› karar›n›n gözden geçirilmesi, elektrik ve mazot fiyatlar›nda köylülere indirim sa¤lanmas›, borçlar konusunda yeniden yap›land›rma sa¤lanmas›, tar›mla ilgili yasalar›n acilen ç›kar›lmas›, do¤al felaketlerden dolay› u¤ranan zararlar› telafi edici önlemler al›nmas› gerekti¤ini kaydetti. Yetkin, “Bu tedbirler al›nmazsa AB sürecinde en büyük darbeyi tar›m sektörü yiyecektir” diyerek uyar›da bulundu. (H. Merkezi)

Kurakl›k göçe zorluyor Urfa’n›n Suruç ilçesi 45 bin nüfusa sahip olmas›na karfl›n devletin yanl›fl politikalar› yüzünden her y›l yaz aylar›n›n bafllamas›yla beraber bölgede yaflanan kurakl›k nedeniyle bölge halk› Çukurova ve Ege bölgesine göç etmek zorunda b›rak›l›yor. Susuzluktan dolay› topra¤›n› iflleyemeyen ilçe sakinleri yetkililerin su sorununa çözüm bulmas›n› ve sulu tar›m›n gelifltirilmesini istiyor. ‹nsanl›k tarihinin ilk yerleflim birimlerinden olan ve “k›rm›z› alt›n” olarak bilinen Suruç topraklar›nda sulu tar›m›n hayata geçirilmemesiyle ilçe halk› topraklar›n› iflleyemediklerinden her y›l Ege ve Çukurova bölgelerine göç art›fl› yaflan›yor. Sorunun bir an önce çözülmesini isteyen bölge halk› kendi topraklar›nda ekinlerini yetifltirmek istediklerini vurgulad›lar. Devletin uygulad›¤› emperyalist politikalar›n sonucu olan bölgedeki kurakl›k bölge halk›nda yans›malar›n› buluyor, devletin bilinçli olarak yat›r›m yapmad›¤› OHAL bölgesi olan Urfa’da. (Mersin)


7

36

4-17 Haziran 2004

Yafl çay al›m fiyat› aç›kland› lkemiz egemenleri emperyalizmin sömürü araçlar›ndan Dünya Bankas›’n›n direktiflerini aynen yerine getirerek ürün ve fiyat desteklemelerini kald›rm›fl ve yerine dünyan›n hiçbir yerinde tek bafl›na uygulanmayan Do¤rudan Gelir Deste¤i’ni yaflama geçirmifltir. Desteklemelerden yoksun b›rak›lan çay üreticisi köylülerimiz, topraklar› az oldu¤u için DGD’den de yeterince yararlanam›yor.

Ü

Karadeniz köylüsünün yafl çay kesimlerine bafllamas›yla ÇAYKUR Genel Müdürlü¤ü’nün düzenlemifl oldu¤u yafl çay kampanyas›n›n aç›l›fl töreninde konuflan Adalet Bakan› Cemil Çiçek “çay üreticisini ma¤dur etmeyecek bir politika ortaya koymaya çal›fl›yoruz” aç›klamas›nda bulundu. Ekonomik ve siyasi politikalar›n›, emperyalizmin programlar›na göre düzenleyen egemen s›n›f›n siyasi temsilcilerinden Adalet Bakan›n›n ifade etti¤i “çay üreticisini ma¤dur etmeyece¤iz” aç›klamalar›n› de¤erlendirdi¤imizde ortaya ç›kan tablo gerçekte ne? Ülkemizde çay, iklimi ve topra¤›n›n seçicili¤ine uygun olan Karadeniz’de yaklafl›k 760 bin dönüm alanda kurulu çay bahçelerinde üretimi yap›lmaktad›r. Köylümüz, Karadeniz’de yaflam›n zor oldu¤u da¤ yamaçlar›nda do¤ayla mücadele ederek topraklar›n› kullan›ma açt›¤› ve büyük ço¤unlu¤unun 5 dönüm-

den küçük olan bahçelerinde sofralar›m›z›n vazgeçilmezi çay› üretiyor. Ülkemiz egemenleri emperyalizmin sömürü araçlar›ndan Dünya Bankas›’n›n direktiflerini aynen yerine getirerek ürün ve fiyat desteklemelerini kald›rm›fl ve yerine dünyan›n hiçbir yerinde tek bafl›na uygulanmayan Do¤rudan Gelir Deste¤i’ni yaflama geçirmifltir. Desteklemelerden yoksun b›rak›lan çay üreticisi köylülerimiz, topraklar› az oldu¤u için DGD’den de yeterince yararlanam›yor. Devletin kurumu olan ÇAYKUR’un yan›nda al›m yapan yabanc› sermayeli Lipton gibi özel sektör çay fabrikalar› kurulmufltur. Bunlar f›nd›k üreticisinin yaflad›¤› sorunlarla benzer flekilde rekabet piyasas›nda çay üreticisini yok etmeye çal›fl›yorlar. Egemenlerin çay üreticisini “ma¤dur etmeyece¤iz” politikas› gere¤i ÇAYKUR’un belirledi¤i yafl çay al›m fiyat›na ek olarak kilogram bafl›na destekleme primi veren yönetmelik

haz›rlanm›flt›r. 2003 y›l› yafl çay ürününe ilk ödemelerin bafllad›¤› destekleme primi kilogram bafl›na 50 bin lira olarak belirlenmiflti. Ancak tar›m ürünlerinin yetifltirilmesi için kullan›lan girdilerin her geçen gün pahaland›¤› ülkemizde, çay için öngörülen destekleme primi üreticiyi girdi¤i ekonomik krizden kurtaram›yor. Çay üreticisi köylülerin faydalanamad›¤› DGD’ye alternatif olarak k›sa vadede “çözüm üretmek” ad›na verilmeye bafllanan destekleme priminde öngörülen miktar, çay üretimini desteklemekten uzak. ÇAYKUR Genel Müdürlü¤ü’nün 2004 y›l› yafl çay kampanyas›n›n aç›l›fl töreninde taban fiyat›n›n aç›klamas›n› yapan Adalet Bakan› Cemil Çiçek yafl çay taban fiyat›n› kilogram bafl›na 460 bin, destekleme primini ise

Meralar›m›z rantiyeye aç›l›yor Ziraat Mühendisleri Odas› taraf›ndan meralar›n korunmas› ile ilgili aç›klama yap›larak rant kayg›s› ile talan›na sebep olaca¤› yönünde 4342 say›l› yasa ile ilgili kayg›lar dile getirildi. Aç›klamay› okuyan Gökhan Günayd›n “Tasar› ile Türkiye genelinde belediye mücavir alanlar›nda yer alan ve üzerinde yasa d›fl› inflaat bulunan (yayla evlerinin, villalar›n›n, otellerinin vb.) mera alanlar› tahsis amaca de¤ifltirile-

rek meral›ktan ç›kart›lmakta, imar plan› içerisine al›nmaktad›r” dedi. Aç›klamada “mera olarak kullan›m›n›n teknik olarak mümkün olup olmad›¤›n›n belirlenmesi, yerel siyasi bask›lar alt›nda kolayl›kla subjektif kararlara konu olabilmektedir. 2003 tarihinden önce mücavir alan içerisindeki mera üzerindeki inflaat çukuru açarak, birkaç temel inflaat demiri at›p betonlayarak temel direk oluflturulmufl alanlarda tahsis

amac› de¤iflikli¤i yap›lmas› kime hizmet etmektedir? Bu do¤rultuda tasar›n›n bu haliyle yasalaflmas› halinde Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilecektir. Ancak Anayasa Mahkemesi kararlar›n›n geriye yürümezli¤i çerçevesinde do¤al kaynaklar›m›z› iflgal edip el koyanlar, çay›r meralar›m›zda mülkiyet tesis edeceklerdir. Bu kabul edilemez bir durumdur” görüflleri ifade edildi. (Samsun)

TEKEL sözleflmesinde üreticiye uyar› TEKEL Samsun Yaprak Tütün ‹flletme Müdürlü¤ü, 2004 ürünü tütün için, sözleflme yapmaya hak kazanan üreticilerin listesini muhtarlara verdi. Tütün üreticilerinin TEKEL ile yap›lan sözleflmede belirlenen miktar›n d›fl›nda tütün almayaca¤›, sözleflmeye ayk›r› tütün teslim etmek isteyenlere de yasan›n öngördü¤ü oranda para cezas› uygulanaca¤› bildirildi. Samsun Yaprak Tütün ‹flletme Müdürlü¤ü’nün köy muhtarlar›na gönderdi¤i yaz›da 2004

ürünü için TEKEL’le sözleflme yapmaya hak kazanan üreticilerin, sözleflme yap›lan miktar›n yüzde 10’undan daha afla¤› ürün teslim etmeleri halinde para cezas›na çarpt›r›laca¤› ve haklar›nda yasal ifllem yap›laca¤› ifadesi yer al›yor. Yaz›da flu aç›klamalar yer al›yor; “Listede isimleri bulunan ekicilerden TEKEL’le sözleflme yapmak isteyenlerin isimleri hizalar›n› imzalamalar› ve pul bedeli olan 5 milyon 400 bin liray› muhtarlara teslim etmeleri,

muhtarlar›n da bu listeleri ve toplanan pul bedellerini TEKEL’e bir defada topluca teslim etmeleri gerekmektedir. Ekicilerin daha sonra yapacaklar› baflvurular dikkate al›nmayacakt›r. Sözleflme yapt›klar›nda dikimden vazgeçen veya her ne sebeple olursa olsun tütün üretiminden vazgeçen ekicilerin en geç 20 Haziran’a kadar TEKEL’e yaz›l› müracaatlar› gerekmektedir. Bu durumdan muhtar sorumludur.” (Samsun)

65 bin lira olarak belirlediklerini ifade etti. Taban fiyat›na destekleme piriminin eklenmesiyle toplam 525 bin lira olan yafl çay al›m fiyat›, Karadeniz’in zor do¤as›nda üretim yapan köylünün artan masraflar›n› karfl›layacak kadar yeterli de¤ildir. Ülkemizde yo¤un olarak tüketilen çay, sadece iklim ve toprak iste¤i bak›m›ndan seçici üretim alan› olan Karadeniz’in Rize, Ordu, Trabzon ve ilçelerindeki yamaç arazilerinde yetifltirilmekte. Ancak böylesine yayg›n tüketilen bir ürünü yetifltiren Karadeniz köylüsü her y›l bütçesini denklefltirememe kayg›s›yla ekiyor ürününü. Yafl çay taban fiyat›n› düflük tutup, üzerine koydu¤u 50 bin lira sadakayla göz boyayan devlet, köylüyü ma¤dur etmeyece¤iz’ demagojisine devam ediyor. (Samsun)

Karpuz üreticileri ithalat›n durmas›n› istiyor Dolu ya¤›fllar› nedeniyle ürünleri büyük zarar gören karpuz üreticileri, ithalat yap›larak zararlar›n›n art›r›lmamas›n› istediler. Adana’da May›s’›n son haftas›nda meydana gelen dolu ya¤›fl› nedeniyle ürünlerinin neredeyse yar›s›n› kaybeden karpuz üreticileri, hükümeti konuflmay› bir kenara b›rak›p, acil yard›m yapmaya ça¤›rd›lar. Dönüm bafl›na ortalama 600 milyon lira olan maliyetlerinin 700 milyona yükseldi¤ini belirten üreticiler, ürünlerin hasad›n›n 20 gün gecikece¤ini söyleyerek hükümetin en az›ndan ‹ran’dan gelen ithal karpuzu kontrol alt›na alarak ihracat için çaba göstermesi gerekti¤ini belirttiler. Dolu ya¤d›ktan sonra ürünün yar› yar›ya düfltü¤ünü vurgulayan üreticiler, ma¤duriyetlerinin giderilmesi için Tar›m ‹lçe Müdürlü¤ü’ne baflvuruda bulunduklar›n› ancak herhangi bir karfl›l›k bulamad›klar›n› ifade ettiler. ‹hracat›n önünün aç›lmas› halinde kaliteli ürün yetifltiren yerli üreticinin rahatlayaca¤›n› söyleyen üreticiler, sübvansiyonlu tar›m ürünleriyle bafl edemeyeceklerini çünkü girdilerinin yüksek oldu¤unu vurgulad›lar. Karpuzun fiyat›n›n serbest piyasada belirlendi¤ini, üreticinin tüccar›n insaf›na b›rak›ld›¤›n› söyleyen üreticiler, yaflad›klar› sorunlar› giderecek bir çal›flman›n bafllat›lmas› gerekti¤ini belirttiler.


4-17 Haziran 2004

36

8

Devrimci-demokrat kamuoyuna; Darbecili¤in-tasfiyecili¤in bir kez daha bayraklaflt›¤› bir süreçte

MLM’LER‹N YANINDA SAF TUTUYORUZ Aç›klama: Elimize posta kanal›yla ulaflan bu yaz›y› haber de¤eri tafl›d›¤› için oldu¤u gibi yay›nl›yoruz.

Bugün gerek dünya genelinde, gerekse de ülkemiz özgülünde, reformizmin, tasfiyecili¤in, y›lg›nl›¤›n, karamsarl›¤›n kol gezdi¤i bir ortamla karfl› karfl›yay›z. Böylesi ortamlarda her türlü ihanetin yaflanaca¤› gibi, her cephede ihanete karfl› mücadelenin de olaca¤› bir gerçektir. Bu gerçek çeliflkinin bir yasas›d›r. Yaflam›n oldu¤u hiçbir ortamda, çeliflkisiz bir an olmaz. Bu anlay›fltan hareket edersek, darbecili¤in, tasfiyecili¤in bayraklaflt›¤› bir ortamda, mücadelenin de olaca¤› kaç›n›lmazd›r. Ancak, bugün d›fl koflullar süreci olumsuz yönde etkilemifltir, bu geçicidir. Özellikle, sosyal emperyalistlerin maskelerini ç›kar›p kenara atmas› ile birlikte, dünya genelinde burjuvazinin “sosyalizm öldü” slogan› ile meydanlara ç›k›p kutlamalar yaparak, kitlelerin devrimci ve komünist fikirlere karfl› inançs›zl›klar›n› gelifltirmedeki aktifli¤i, baflta ABD emperyalizmi ve di¤er müttefiklerin birlikte harekete geçip, dünya genelinde terör es-

tirmeleri, iflgaller gelifltirmeleri karfl›s›nda pani¤e kap›lan kimi çevrelerin, devrimci mücadeledeki durufllar›n› netlefltirmeyip, bulan›klaflt›rm›flt›r. ‹flte bu bulan›k fikirler, tasfiyecilik, y›lg›nl›k, pasifizm ve kaçk›nl›kta ifadesini bulmufltur. 1990’lara gelindi¤inde, ülkemizde Kürt ulusal hareketinde bafl gösteren tasfiyeci süreç giderek devrimci ve komünist yap›larda bafl göstermifl ve derinleflmifltir. Tasfiyecilik ve darbecilik, 1994 y›l›nda Komünist Partisi içinde de bafl göstermifl, Komünist Partisi önemli derecede sorunlar yaflam›flt›r. Yaflanan bu sorunlar nedeniyle, 1994 Nisan›nda parti içinde ayr›l›k yaflanm›flt›. 1994 y›l›nda grupçulu¤un etkisi sonucu içinde yer ald›¤›m›z, TKP(ML) saflar›nda mücadeleye devam ettik. O dönemde grupçu ç›karlara alet olup, halk›n, devrimin ç›karlar›na hizmet etmedeki yetersizliklerimizden dolay›, halka, partiye özelefltiri veriyoruz. Evet o gün grupçuluk devrimci de¤erler önünde sis perdesi olmufltu. Grupçu faaliyetler birlik komisyonlar›nda bafl göstermifl, varl›¤›n› devam ettirmifl, 1994 y›l›nda son noktaya ulaflm›fl, patlamaya dönüflmüfltü. Böylece ayr›l›k yaflanm›flt›. 1994 y›l›ndaki ayr›l›k sonras›, içinde yer ald›¤›m›z TKP(ML) yap›lanmas› içinde ciddi sorunlar yaflanmaya devam ediyordu. Bu sorunlara karfl› kimi dönem aktif, kimi dönem pasif (kavramadaki yetersizlikten dolay›) bir tutumla mücadele ediyorduk. 1995 y›l› ilkbahar›nda yap›lmas› gereken kongre, yaflanan sorunlar nedeniyle yap›lamad›. (...........) 1999’daki Merkezi Konferansta 1994 ayr›l›¤›n›n devrime, halka de¤il, düflman›n ifline yarad›¤›n› görüp, bundan dolay› TKP/ML ile

birlik karar›na vard›k. Birli¤i içten isteyenlerin oldu¤u gibi, taktik bir mesele olarak da benimseyenlerin oldu¤unu, “MKP” sürecinde görebildik. 1994 ayr›l›¤› öncesi ve sonras›nda bafl gösteren grupçu anlay›fllar, “MKP” sürecinde yeniden darbeci tasfiyeci boyutu ile yap›ya ac›lar yaflatt›. Yap›n›n iradesine yap›lan feodal karakterli darbecilik, yap›n›n tasfiyesine dönüfltürüldü. Bu süreçle birlikte, bizler de devrimci sorumluluk ve duyarl›l›¤›m›z gere¤i, tasfiye edilen PÜ’lerle ve partinin di¤er kanad› olarak gördü¤ümüz, TKP/ML ile temasa geçtik. TKP/ML’nin de olumlu yaklafl›mlar›n› dikkate alarak, halk›n, devrimin ç›karlar› gere¤i, ayr› kalman›n art›k gelinen aflamada do¤ru olmad›¤› sonucuna vard›k. Bu vesile ile bundan böyle, TKP/ML saflar›nda birer dava neferi olarak savaflmaya haz›r oldu¤umuzu kamuoyuna ilan ediyoruz. Komünist Önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n düflüncelerine sempati duyan tüm duyarl› devrimcilere; Türkiye devrimi ve halk›, bizden sorumluluk ve duyarl›l›kla birlikte önderlik bekliyor. Ancak y›llard›r ülkemizde gerçek anlamda bu beklentiye cevap veren bir yap›lanmay› yaratamad›k. Yaratamay›fl›m›z›n nedenleri; amatörlü¤ümüz, küçük burjuva ideolojik zaaflar›m›z ve düflman unsurlar›n›n oynad›¤› oyunlard›r. Ancak sonuç ne olursa olsun y›llard›r halk›n, devrimin istemlerine istenilen düzeyde yan›t olamad›k. Bu noktada yarat›lan olumlu de¤erlerimiz de vard›r (tali de olsa). Bundan böyle art›k amatörlü¤ümüzü pratik içinde, s›n›f mücadelesinin en zor sahalar›nda aflarak, ideolojik yetersizliklerimizin üstesinden, devrime ve halka olan ba¤l›l›¤›m›zla gelmeyi amaç edinip,

‹brahim Kaypakkaya’n›n ölümsüzlü¤ü fliar› PART‹N‹N “SAVAfiI GEL‹fiT‹R” ÇA⁄RISIDIR!

Elimize posta kanal› ile ulaflan “‹brahim Kaypakkaya’n›n ölümsüzlü¤ü fliar› Partinin ‘savafl› gelifltir’ ça¤r›s›d›r” bafll›kl› yaz› ve TKP/ML TMLGB militanlar› imzal› bir aç›klamaya göre militanlar birçok yerde 18 May›s’la ilgili eylemler yapm›fllard›r. Aç›klama flöyle; “‹brahim’in ard›llar› olan biz TMLGB militanlar› da onu anman›n ne anlama geldi¤ini iyi bilmekteyiz. Ve bu bilinçle onu

savaflarak anmaktay›z ve molotoflar›m›z›n ayd›nl›¤›nda yaflatmaya çal›flmaktay›z. * Sar›gazi’de ‹bo’yu anmak için bir illegal kitle gösterisi örgütledik. 19 May›s günü akflam saat 22:00 sular›nda Atatürk caddesine ç›kan 15 kiflilik militan grup öncelikle molotof kokteylleriyle caddeyi çift tarafl› olarak trafi¤e kapad›lar. Bu s›rada “‹brahim Kaypakkaya ölümsüzdür TKP/ML-T‹KKOTMLGB” pankart› açan GB militanlar› “Önderimiz ‹brahim, ‹brahim Kaypakkaya”, “Marks-Lenin-Mao önderimiz ‹bo savafl›yor T‹KKO”, “Yaflas›n partimiz TKP/ML” ve “‹brahim’den Mehmet’e selam olsun partiye” sloganlar›n› molotof kokteyllerini yere vurarak hayk›rd›lar. Yaklafl›k 10 dakika boyunca sloganlar›m›z› hayk›rd› GB militanlar›. Bölgeden kay›p vermeden geri çekildiler. Eylem son-

ras› bölgede terör estiren jandarma, çareyi bölgede bulunan ve eylemi izlemeye ç›kan halka küfür ederek sald›rmakta buldu. * 14 May›s sabah› saat 17:00 sular›nda Befliktafl, Barbaros yokuflundaki merkezi viyadüke bomba süsü verilmifl pankart as›ld›. “‹brahim Kaypakkaya ölümsüzdür-TKP/ML-TMLGB” yaz›l› pankart belli bir süre as›l› kald›ktan sonra düflman taraf›ndan kontrollü biçimde indirildi. * 17 May›s günü akflam 22:00 sular›nda Befliktafl’ta ATV binas›n›n afla¤›s›ndaki Oyak Bank ATM’si GB militanlar› taraf›ndan molotofland›. ATM’nin ciddi zarar gördü¤ü eylem sonras›nda düflman›n bölgede düflman›n güvenlik önlemleri yo¤unlaflt›. Fakat buna ra¤men GB militanlar› bölgeden rahat biçimde çekildi. * Yine 17 May›s günü Yenibosna’da bulunan Akbank ATM’si GB militanlar› taraf›ndan molotofland›. Molotof sonras›nda ATM’de ciddi hasar meydana geldi. * Alt›nflehir’de yo¤un bir biçimde yaz›lamalar yap›ld›. “Yaflas›n Partimiz TKP/ML”, “Yaflas›n Halk Savafl›”, “‹b-

düflman›n her türlü oyununu da siyasi tecrübelerimizle bofla ç›kar›p, hedefimize kilitlenelim. Gruplar›n ç›karlar›n› de¤il, halk›n ç›karlar›n›, bireylerin davas›n› de¤il, devrimin davas›n› omuzlamaktan geri durmayal›m. Bugün ülkemizde Komünist Önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n düflüncelerini en ileri boyutta TKP/ML temsil ediyor. Öyleyse o düflüncenin tüm sempatizanlar›, gücünü çabas›n› bu saflarda kenetlemelidirler. Nisan 2004 TKP(ML)’den bir grup üye Not: Yukar›daki aç›klama Dersim k›rsal›nda 13 Nisan 2004 tarihinde flehit düflen Ahmet Laço ve Sevda Y›ld›z yoldafllar›n devrimci demokrat kamuoyuna yönelik yay›nlanmas› amac›yla partimize göndermifl olduklar› ça¤r› metnidir. Metinde geçen (....) bölüm devrimci bir örgütün iç ifllerini ilgilendirdi¤inden taraf›m›zdan ç›kart›lm›flt›r. TKP/ ML-MK May›s 2004 rahim’den Mehmet’e yaflas›n Partimiz TKP/ML”, “Yaflas›n Demokratik Halk Devrimi”, “‹bo yafl›yor T‹KKO savafl›yor”, “Gençler da¤lara TKP/ML iktidara” vb. sloganlar›n yaz›ld›¤› eylem dikkat çekici oldu. * Nurtepe’de yaz›lama eylemi gerçeklefltirildi. ‹bo’yu anan ve parti ile devrimimizin propagandas›na iliflkin sloganlar yaz›l›rken çok say›da “TKP/ML-T‹KKO” imzalar› at›ld›. * Sar›gazi’de ‹bo’yu anma amaçl› yaz›lamalar gerçeklefltirildi. * Gebze’de 3 bölgede 18 May›s ve NATO gündemlerine iliflkin yaz›lama eylemleri gerçeklefltirilirken eylemlerde çok say›da parti imzalar› da at›ld›. * ‹stanbul Anadolu yakas›nda merkezi otoyol kenar›na yaz›lamalar yap›ld›. “Kahrolsun halklar›n katili NATO”, “NATO’ya geçit yok” ve “Kahrolsun emperyalizm” sloganlar›n›n yaz›ld›¤› eylemde çok say›da da TKP/ML imzas› at›ld›. Yaz›lamalar›n merkezi yerlere yap›lmas› ise son derece ilgi çekici oldu.” Aç›klama; “‹BRAH‹M’DEN MEHMET’E YAfiASIN PART‹M‹Z TKP/ML! YAfiASIN HALK SAVAfiI, KAHROLSUN EMPERYAL‹ZM!” sloganlar› ile son buldu.


35

9

4-17 Haziran 2004

Kavgaya s›ms›k› sar›lman›n ad›d›r Kaypakkaya 18 May›s 1972’de Diyarbak›r iflkencehanelerinde katledilen komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’y› anma programlar› çerçevesinde 23 May›s 2004 tarihinde Gazi Mahallesi Ay›fl›¤› Sanat Merkezi’nde bir etkinlik düzenlendi. Etkinlik, ‹brahim Kaypakkaya flahs›nda devrim ve komünizm flehitleri için yap›lan sayg› durufluyla bafllad›. Sayg› duruflu s›ras›nda okunan fliirin ard›ndan aç›l›fl konuflmas› yap›ld›. Etkinlik ‹brahim Kaypakkaya’y› anlatan fliirlerin okunmas› ve 18 May›s ve içinden geçti¤imiz sürece yönelik düzenlenen söylefli ile devam etti. Söylefliye ‹flçiköylü gazetesi ve Yeni Demokrat Gençlik dergilerinden birer temsilci kat›ld›. ‹flçi-köylü ad›na panele kat›lan U¤ur Parlak ‹brahim Kaypakkaya’n›n ç›kt›¤› ülke gerçekli¤i, ‹brahim’in devrimci harekete sundu¤u katk›lar, ‹brahim’i anlaman›n O’nun görüfllerini aktif olarak savunmaktan geçti¤i üzerinde durdu. YDG ad›na kat›lan Kevser Bora’n›n ise genel olarak 68 kufla¤› ve günümüz gençli¤inin mücadeledeki yeri ve önemi üzerinde durdu¤u söylefli oldukça canl› geçti. Son olarak ç›kan YDG müzik grubu Nisan Günefli ‹brahim’i anlatan marfl ve türküleri kitlenin de kat›l›m› ile seslendirdi. Hep bir a¤›zdan söylenen marfllar›n coflkusu ile etkinlik sona erdirildi. * May›s ay›nda düflen devrim flehitleri ve 28-29 Haziran tarihlerinde yap›lacak NATO zirvesi için Tohum Kültür Merkezi taraf›ndan örgütlenen seminere gazeteci-yazar Rag›p Duran, yazar Hasan K›yafet ve araflt›rmac›-yazar Temel Demirer kat›ld›. ‹lk konuflmay› yapan Rag›p Zarakolu “Sistemin öncelikli hedefi, yeni oluflurken komünist hareketleri yok etmektir. Bunun ilk örne¤i Mustafa Suphi oldu… Bu tav›r daha sonra da devam etti. 71 askeri darbe sürecinde iflçiler ve köylüler ile bir halk hareketi yaratan ‹brahim Kaypakkaya da bu tavra bir örnektir… Onun gibi böyle bir hareket yaratmak kolay de¤il. Bu iflin yaln›z teorisini yapan de¤il, prati¤ini de uygulayan bir insand›. ‹flçi-köylü muhabiriydi; Trakya’y›, Orta Anadolu’yu ve Türkiye Kürdistan›’n› gezen, gören, çal›flma yapan bir insand›… Onun katili gerçekte bugün Ortado¤u’da da insanlar› öldüren emperyalizmdir” dedi. Türkiye’deki siyasi geliflimi ve siyasetlerin duruflunu anlatan Hasan K›yafet halktan kopuk olundu¤una, olmas› gerekenin ise onlar›n kendi sorunlar›na sahip ç›kmalar›n› sa¤lamak gerekti¤i noktas›na vurgu yapt›. Temel Demirer ise; ‹brahim Kaypakkaya ve mücadelesini de¤erlendirirken “dünya bir Ebu Garib Cezaevi’ne çevrilmiflken hat›rlamak direnmektir. Karfl›m›za o kavga dolu y›llar› b›rakal›m, kardefl gibi olal›m laflar› ç›k›yor. O günleri unutal›m diyorlar, hay›r unutmayal›m. O günlerde çok etkili olan, komünist oldu¤unu sorgulamayaca¤›m›z bir motifti Kaypakkaya. Biraz onun u¤runa dövüfltü¤ü idealleri an›msayal›m. Katledilmesinden 31 y›l sonra, önerdikleri ve uygulad›klar›yla halen do¤ru… Bugün NATO’yla karfl› karfl›yay›z. ‹brahim Kaypakkaya emperyalizme karfl› bir ç›k›fl bir baflkald›r›flt›… Bugün çok idealist bir mant›k gelse de flunu görmek zorundad›r, bugün küresel çapta umutla, umutsuzluk dövüflmektedir... Bugün 19 Aral›klarda ölen yoldafllar›n› da kucaklar›na alarak, uzuvlar› kopmufl, a¤›r yaralan-

m›fl insanlar zafer iflareti yapmaktad›r. Hepiniz ‹brahim Kaypakkaya’y› hat›rlay›n… Herkes elini vicdan›na koysun, ‹brahim Kaypakkaya’y› iyi hat›rlad›¤›m›zda zincirlerimize ihtiyac›m›z kalmayacak. Ser verip s›r vermeyen bir gelenek bize Kemalist burjuvan›n b›rakt›¤› Tunceli’yi bize tekrar Dersim olarak vermifltir. E¤er bize biri ‹bo nerede diye sorarsa ona Dersim’dedir, F tipi hücrelerde yoldafllar›yla direniyordur, açl›k grevi yap›yor veya Nepal’de diyebiliriz, bizimkilerle dövüflüyor… Ama ‹brahim’i anlatmak çok zor. Bugün ‹brahim’i anlatmak emperyalizme ve uflaklar›na karfl› koymakt›r” dedi. En son Partizan ad›na konuflan panelist “O’nun ard›l› olman›n a¤›rl›¤› içindeyim ama ben flunu belirtmek istiyorum. 71 y›l›n›n devrimcilerinin kararl›l›¤›na, mücadelesine ve kavgalar›na olan inanc› paylaflarak ayn› hislerle ve ayn› kararl›l›kla onlar›n ard›llar› olarak mücadeleye devam ettirdiklerine inan›yorum. Unutmad›k, unutturmayaca¤›z. ‹brahim’i anlamak, O’nu yaflamak her devrimcinin bir sorumlulu¤u olarak direnifl fliar› olmas› gerekti¤ini anlamas› birey olarak kenarda kalmayarak örgütlü bir flekilde mücadele vermesidir… ‹brahim’in mücadelesini bir kenara b›rak›p yok saymaya çal›flanlar› tekrar de¤erlendirelim. Büyük bir kesimi, kendine ayd›n›m, devrimciyim diyen bu kifliler ‹brahim’in Kemalizm tespitlerini reddedip alg›latmamaktad›r. Bir de ‹brahim flöyle anlat›lmaya çal›fl›l›yor; gençti, gençler çok hata yapar zaten. Bu insanlar O’nu unutturmaya çal›flan, ‹brahim’in Kemalizm’e, ulusal soruna bak›fl aç›s›n›n, O’nun komünizme olan ba¤l›l›¤›n›n gözükmemesine çal›flan insanlard›r… ‹brahim’le di¤er düflünceler aras›ndaki fark› da koyabilmeliyiz. ‹brahim tespit ve mücadelesiyle Anadolu’da komünist bir önderdi… ‹brahim’i düflünürken kendimizin emperyalizme ve faflizme karfl› olan bu mücadelenin nerede oldu¤unu düflünmeliyiz. Bugün Ortado¤u’da fütursuzca bir sald›r› var. Ve bugün kendili¤inden bir direnifl filizlenmekte. Bugün bu anti-emperyalist mücadelelerdeki ideolojik ayr›mlar› ve s›n›fsal durufllar› ortaya koymak laz›m. ‹brahim devrimci cephe içerisinde kendisini iflçi s›n›f› ideolojisine ba¤lam›fl, halk›n kurtuluflunun halkla beraber olaca¤›n› ispatlam›fl bir insan, bir komünist önderdir” dedikten sonra seminer alk›fllarla bitti. KAYPAKKAYA ‹ZM‹R’DE ETK‹NL‹KLERLE ANILDI Partizan Dergisi ‹zmir Temsilcili¤i Kaypakkaya’n›n 31. katledilifl y›ldönümünde bir anma etkinli¤i düzenledi. 23 May›s 2004 tarihinde ‹zmir Ay›fl›¤› Sanat Merkezi’nde yap›lan etkinlik baz› eksiklere ra¤men baflar›l› geçti. Komünist önder Kaypakkaya flahs›nda devrim, sosyalizm ve komünizm flehitleri an›s›na yap›lan sayg› duruflunda “Vartinik’te bir köm” fliiri okundu. Ard›ndan dia gösterimi yap›ld›. Yap›lan dia gösteriminde Kaypakkaya, Proletarya Partisi flehitleri, 68 kufla¤›n›n flehitleri, komünist ustalar ve emperyalizme karfl› ba¤›ms›zl›k mücadelesi veren ülkelerden kesitler sunuldu. Etkinlik Proletarya Partisi flehidi Hasan Hakk› Erdo¤an’›n “Nedir Partizan” fliiriyle devam etti. Ard›ndan ise günün anlam ve önemini, Kaypakkaya’y› anlatan Partizan imzal› konuflma yap›ld›. Konuflman›n ard›ndan yap›lan fliir dinletisinde duygusal anlar da yaflan›rken et-

kinlik, verilen k›sa bir aran›n ard›ndan müzik dinletisiyle devam etti. YDG taraf›ndan haz›rlanan müzik dinletisinde ‹brahim’e yaz›lan marfllar hep birlikte söylendi. Etkinlik halaylarla biterken ÖMP, Al›nteri, HÖC, DHP, Mücadele Birli¤i, Ay›fl›¤› Sanat Merkezi, 78’liler Vakf› Giriflimcileri etkinli¤e mesajlar›yla kat›ld›lar. Sahneye ‹brahim’in resmi bulunan “Ver elini kavga büyüsün, umut baflkald›rs›n yürüsün” yaz›l› Partizan pankart› da as›l›rken 78’liler Vakf› Giriflimcisi Servet Ali Ç›nar etkinli¤e çelenk gönderdi. *‹zmir’in Konak, Çankaya, Alsancak, Gümrük, Kemaralt›, Narl›dere ve daha birçok yerinde yap›lan afifllemelerle komünist önder yoldafllar› taraf›ndan an›ld›. 19 May›s 2004 tarihinde Narl›dere-Narbel’de afiflleme yapan gazetemiz çal›flan› Erdinç Özbay ve okurlar›m›z Kemal Türker, Ferhat K›vrak, Serkan Elibüyük, Yavuz Karatafl, Boran Do¤an ve Gülden Y›ld›z sivil polislerce zorla gözalt›na al›nd›lar. Yaklafl›k 3 saat gözalt›nda tutulan çal›flan›m›z ve okurlar›m›z savc›l›¤a ç›kar›lmadan serbest b›rak›ld›lar. *18 May›s 2004 tarihinde Kaypakkaya YDG ve DGH taraf›ndan yap›lan ortak etkinlikle ‹zmir Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi önünde an›ld›. Saat 12:00’de bafllayan anmada Kaypakkaya’n›n hayat› ve mücadelesi k›saca anlat›larak fliirler okundu. Müzik dinletisiyle devam eden anmada s›k s›k “Önderimiz ‹brahim, ‹brahim Kaypakkaya”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “Faflizme karfl› omuz omuza” vb. sloganlar at›ld›. Anmada “Komünist önder ‹brahim Kaypakkaya ölümsüzdür” ve “Birlik mücadele zafer” yaz›l› ve ‹brahim’in resmi bulunan pankartlar as›ld›. Anmada sayg› duruflunda “Vartinik’te köm” fliiri okunurken Partizan, ‹zmir Gençlik Derne¤i, DPG ve DHP de mesajlar›yla etkinli¤e kat›ld›lar. (‹zmir) 18 MAYIS ANMA DE⁄‹L, CANLANMA GÜNÜDÜR Komünist önder ‹brahim Kaypakkaya Ankara’da yap›lan bir etkinlikle an›ld›. 22 May›s günü D‹SK Genel-‹fl’te bir araya gelen ve Yeni Demokrat Gençlik ve Demokratik Gençlik Hareketi taraf›ndan ortak örgütlenen etkinlik aç›l›fl konuflmas› ile bafllad›. ‹brahim Kaypakkaya’n›n ulusal sorun, Kemalizm, devrimin yolu, karakteri, hedefleri vb. birçok konuda ortaya koydu¤u sistematik görüflleri dile getirilerek, Faflist Kemalist diktatörlü¤ün Mahir Çayan, Si-

nan Cemgil ve ‹brahim Kaypakkaya’dan büyük yenilgi ald›¤›n›n alt› çizildi. Konuflman›n ard›ndan devrim flehitleri için sayg› durufluna geçildi. ‹lk konuflmalar› yapmak üzere 96 Ölüm Orucu direniflçisi Eyüphan Baflar ve 2000 Ölüm Orucu direniflçisi Önder Mercan kürsüye geçtiler. Eyüphan Bafler, ‹brahim Kaypakkaya’n›n inceleme yönü üzerinde durarak konuflmas›n› sürdürürken Önder Mercan da teori ve pratik uyumundan söz etti. Al›nteri, Kald›raç, Gençlik Derne¤i Lise Komisyonu’nun gönderdi¤i mesajlar okundu. Ard›ndan “K›rm›z› Gül Buz ‹çinde” belgeseli izlendi. fiiir dinletisi ile devam eden etkinlik kavga türküleri ve marfllar›n›n Dersim’de flehit düflen Ahmet Laço ve Sevda Y›ld›z an›s›na güçlü bir flekilde seslendirilmesi ile sona erdi. (Ankara) MU⁄LA Mu¤la’da da YDG okurlar› taraf›ndan DGH ile birlikte organize edilen anma etkinli¤i EMEP il binas›nda yap›ld›. Etkinlik devrim ve komünizm flehitleri ad›na bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllad›. ‹brahim Kaypakkaya’n›n hayat›n›n anlat›ld›¤› etkinlikte ayr›ca fliirler okunarak, “K›rm›z› Gül Buz ‹çinde” isimli belgesel izletildi. Etkinlik kavga türkülerinin hep beraber söylenmesinin ard›ndan son buldu. MERS‹N 23 May›s Pazar günü Mersin Demirtafl Mahallesinde Partizan imzal› afiflleri yapan gazete çal›flan›m›z Selçuk Birginal ve okurlar›m›z Özgür Elitemiz, ‹lksen Bitnel, Tar›k Batnaz dövülerek gözalt›na al›nd›lar. Saat 17:00 s›ralar›nda Demirtafl Yumuktepe Karakolu’na götürülerek orada keyfi bir flekilde saatlerce al›konuldular. Gece 11:00 sular›nda avukat›n gelmesi ile ifadeleri al›n›p, kimliklerine el konularak bir gün sonra savc›ya ç›kar›lmak üzere serbest b›rak›ld›lar. Çal›flanlar›m›z ve okurlar›m›z savc›l›¤a götürülmek üzere önce Emniyet Müdürlü¤ü’ne götürüldüler. Orada Yumuktepe Polis Karakolu’na ba¤l› polislerin sald›r›s›na u¤rad›lar. Sald›r›n›n ard›ndan çal›flan›m›z ve okurlar›m›z Adli T›p’a götürülmeden Savc›l›¤a ç›kar›ld›lar. Savc›l›ktan serbest b›rak›ld›lar. Daha sonra gazete çal›flan›m›z Selçuk Birginal Emniyet Müdürlü¤ü’ndeki sald›r›dan dolay› Savc›l›¤a suç duyurusunda bulundu. Savc›l›k taraf›ndan gönderildi¤i Adli T›p taraf›ndan 1 günlük ifl görmezlik raporu ald›.


4-17 Haziran 2004

36

10

‹nfaz Yasas› eylemlerle protesto ediliyor Geçti¤imiz günlerde bir araya gelerek Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n› K›r›klar 1 No’lu F Tipi Hapishanesi önünde protesto eden ‹HD, ÇHD ve TAYD-DER eylemlerini sürdürüyorlar. *21 May›s 2004 tarihinde ö¤len saatlerinde biraraya gelen ‹nfaz Yasas› karfl›tlar› Buca Hapishanesi önünde bulufltular. Burada yap›lan aç›klamayla, ç›kar›lan yasan›n sonucunda tutsaklar› birçok sald›r›n›n bekledi¤i belirtilerek, yasaya karfl› ç›k›lmas› gerekti¤i vurguland›. S›k s›k “Zindanlar y›k›ls›n, tutsaklara özgürlük”, “Faflizme karfl› omuz omuza”, “‹nfaz Yasas›’na hay›r” vb. sloganlar at›l›rken, eylem hapishane önüne karanfillerin b›rak›lmas›yla sona erdi. * 27 May›s 2004 tarihinde ayn› kurumlar taraf›ndan ‹nfaz Yasas›’na

karfl› imza stand› aç›ld›. Saat 13:00’te Kemeralt› giriflinde aç›lan standa halk ilgi göstererek yasaya karfl› imzalar›yla destek verdiler. Standdan yap›lan konuflmalarla devletin Tek Tip Elbise, zorla çal›flt›rma, zincire vurma, dayatt›¤› yasaklar da protesto edildi. Stand 27-28-29 May›s tarihleri boyunca 3 gün aç›k tutulacak ve imza toplanacak. Ayr›ca yaflanan sald›r›lar› k›namak için Adalet Bakanl›¤›’na yollanmas› için halka “‹nsan haklar›yla insand›r” yaz›l› kartlar da da¤›t›ld›. * 29 May›s 2004 tarihinde bir araya gelen kurumlar kampanyalar›n› yapt›klar› eylemle sonland›rd›lar. Saat 12:30’da DEHAP Konak ‹lçe binas› önünde toplanan ‹nfaz Yasas› karfl›tlar› eylemlerini bafllatarak Konak-Sümerbank’a do¤ru yürüyüfle geçtiler. Yürüyüfl boyunca s›k s›k “Faflizme

Kay›plar Haftas› etkinlikleri 17-31 May›s Kay›plar Haftas› etkinlikleri 22 May›s’ta Galatasaray Lisesi önünde yap›lan oturma eylemiyle devam etti. YAKAY-DER, ICAD ve ‹HD ‹stanbul fiubesi’nin örgütledi¤i TUYAB’›n da destek verdi¤i oturma eyleminde Hasan Ocak’tan Vedat Ayd›n’a, Musa Anter’den Aysel Malkoç’a Serdar Tan›fl ve Ebubekir Deniz’den Hasan Gülünay’a kadar pek çok kay›b›n ve faili “meçhullerin” resimleri tafl›nd›. Grup ad›na konuflan YAKAYDER Baflkan› Pervin Buldan “Ülkede Özgür Gündem gazetesinde boy boy haberleri ç›kan J‹TEM itirafç›s› Abdulkadir Aygan’›n itiraflar› üzerine devlet herhangi bir giriflimde bulunmam›flt›r. Buradan hükümeti göreve ça¤›r›yoruz ve faili meçhul cinayetlerin ayd›nlat›lmas› için gerekli ad›mlar›n at›lmas›n› istiyoruz” dedi. Eylemde gözalt›nda kaybedilen Hasan Ocak’›n ablas› Hüsniye Ocak da kardeflinin Newroz’da gözalt›na al›nd›¤›n›, iflkence tezgahlar›ndan geçirildikten sonra öldürüldü¤ünü belirterek flunlar› ifade etti: “Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Deniz Baykal, Hikmet Çetin yarg›lanmal›d›r. Katiller unutmas›n ki, ellerimiz devaml› yakalar›nda olacakt›r”. Gözalt›na al›nd›ktan sonra ailesi taraf›ndan cesedi tesadüfen bulunan R›dvan Karakoç’un kardefli ise, “Kardeflimin çiçek koyacak bir mezar› oldu¤u için kendimizi flansl› hissediyoruz. Bütün kay›p yak›nlar›n›n talepleri ayn›” derken eylem, di¤er kay›p yak›nlar›n›n da söz almas›yla sona erdi. 23 May›s 2004 tarihinde ise Hasan Ocak ve R›dvan Karakoç’un mezarlar› bafl›nda anma yap›ld›.

Gazi Cemevi önünde toplanan kay›p yak›nlar› “Irak’ta, Filistin’de, Türkiye’de kaybedenler kaybedecek” yaz›l› pankart ve “‹flkenceci ABD, iflbirlikçi AKP” yaz›l› dövizler ile Hasan Ocak, R›dvan Karakoç, Hüseyin Toraman, Hasan Gülünay gibi birçok kay›b›n resimleri tafl›nd›. ESP, BEKSAV, EKB, SGD, Mücadele Birli¤i, DEHAP ve Partizan’›n da destek verdi¤i anmada s›k s›k “Hasan Ocak yoldafl ölümsüzdür”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür”, “Katil devlet hesap verecek”, “R›dvan Karakoç ölümsüzdür”, “Analar›n öfkesi katilleri bo¤acak”, “fiehit nam›r›n” vb. sloganlar at›ld›. R›dvan Karakoç ve Hasan Ocak’›n mezar›na karanfiller b›rakan grup, iki mezarda da anma gerçeklefltirdi. DEHAP ‹stanbul ‹l Baflkan Yard›mc›s› Nizamettin Öztürk, karanl›k bir dönemde faili meçhullerle birçok insan›n kaybedildi¤ini belirtti. R›dvan Karakoç’un kardefli Hasan Karakoç da “Binlerce faili meçhul ve kay›p yafland›. Bunlar Abdulkadir Aygan’›n itiraflar›yla kan›tlanm›flt›r. Baflbakan ‘devlet terör uyguluyor’ diye ‹srail’i k›n›yor. Ama Türkiye’de yap›lan devlet terörünü görmüyor” diyerek katillerin yarg›lanmas›n› istedi. Anmada bir konuflma yapan ICAD üyesi Muharrem Esina “Emperyalizm bugün Irak’ta ayn› katliamlar› yap›yor. Biz s›n›flar›n, savafl›n olmad›¤› bir dünya için mücadele edece¤iz” dedi. Hasan Ocak’›n a¤abeyi Ali Ocak ve yine yak›nlar›n› kaybedenlerin duygular›n› ifade etmesinin ard›ndan anma Grup Vardiya’n›n söyledi¤i türküler, alk›fllar ve sloganlar eflli¤inde sona erdi. (‹stanbul)

karfl› omuz omuza”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “‹nfaz Yasas›’na hay›r”, “Tek tip insan olmayaca¤›z” vb. sloganlar at›ld›. Sümerbank önünde yap›lan ortak aç›klamay› ‹HD Genel Baflkan Yard›mc›s› Eren Keskin okudu. Keskin, tek tip elbise ve yasayla hedeflenenin insan onurunu teslim almak oldu¤unu vurgulad›. Keskin konuflmas›n›n devam›nda “Ça¤r›m›z tüm insanl›¤ad›r. Yaflananlara sessiz kalmayal›m” dedi. Tek Tip Elbise uygulamas›n› anlatmak için iki ‹HD’li tek tip elbise giyindiler. Zincirlerle de ba¤lanan ‹HD’liler 1984 y›l›nda yaz›lan bir tutsak mektubunu okuyup tek tip elbiseyi üzerlerinden ç›kar›p att›lar. Eylem alk›fllarla bitirilirken yap›lan eylemlere Partizan, ÖMP, DHP, BDSP, ESP ve Mücadele Birli¤i de kat›larak destek vediler. (‹zmir)

‹zmir’de Kay›plar Haftas› eylemi yap›ld› ‹HD ‹zmir fiubesi devletin kaybetme politikas›n› protesto için 17-25 May›s Kay›plar Haftas›’nda eylem yapt›. 17 May›s 2004 tarihinde ‹zmir ‹HD önünde bir araya gelen insan haklar› savunucular› yaflanan sald›r›lar› k›namak için Konak-Sümerbank önüne do¤ru yürüyüfle geçtiler. Yol boyuncu s›k s›k “Hepimiz fiilili, hepimiz Arjantinliyiz”, “‹nsanl›k onuru iflkenceye yenecek”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” vb. sloganlar att›lar. Sümerbank önünde yap›lan aç›klamay› ‹HD ‹zmir fiubesi Baflkan› Mustafa Rollas okudu. Rollas, kaybetmelerin bir devlet politikas› oldu¤unu belirtip, bugün halen kaybetmelerin sürdü¤ünü de söyledi. Aç›klaman›n ard›ndan oturma eylem yap›l›rken kaybedilerek katledilen devrimcilerin resimleri ve iflkence resimleri aç›ld›. Eylem alk›fllar ve sloganlarla bitirildi. (‹zmir)

‹stanbul BURSA 17 May›s günü ‹HD’de toplanan kitle burada kay›plar›n resimlerini tafl›yarak ve dövizler açarak alk›fllarla Heykel yolunu trafi¤e kapatt›. Ahmet Vefik Pafla Tiyatrosu önüne kadar yürüyen kitle ad›na ‹HD fiube Baflkan› Mutlu Manyas bas›n aç›klamas›n› okudu. Manyas flöyle dedi: “Bugün Irak’ta devam eden iflgalde iflkence, kötü muamele, yarg›s›z infaz ve her türlü hukuksuzlu¤un yan›s›ra kay›p insanlar›n say›s› binlerle ifade edilmektedir. Biz insan haklar› savunucular› dünyan›n hiçbir ülkesinde tek bir insan›n daha gözalt›nda kaybedilmemesi, bu insanl›k ve hukuk d›fl› uygulaman›n son bulmas› için mücadelemize devam edece¤iz” diyerek aç›klamaya son verdi. 21 May›s günü ise saat 20:30’da AKP önünde mum yakma ve oturma eylemi yap›ld›. fiube Sekreteri Nadir Karl›lar, günün anlam› ile ilgili bas›n metin okudu. Kitle “Katil devlet halka hesap verecek”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” gibi sloganlar at›lan eylem, alk›fllarla bitirildi. 26 May›s günü saat 19:00’da Bursa E¤itim-Sen fiubesi salonunda Hüseyin Karabay›r’›n Boran adl› filmi gösterildi.

ADANA 21 May›s günü ‹HD önünde yap›lan bas›n aç›klamas›nda dernek ad›na aç›klamay› okuyan ‹HD Adana fiube Sekreteri Ethem Aç›kal›n, Arjantin’deki “Plaza de Mayo Anneleri”nin mücadelesinin birçok ülkede oldu¤u gibi gözalt›nda kay›plar ülkesi Türkiye’ye de örnek oldu¤unu belirterek 21 Ocak 2001 tarihinde gözalt›nda kaybedilen HADEP Silopi ‹lçe Baflkan› Serdar Tan›fl ve ‹lçe Sekreteri Ebubekir Deniz’den hala haber al›nmad›¤›n› hat›rlatt›. Bas›n aç›klamas› sonras› oturma eylemi yapan ‹HD üyeleri ellerinde kay›plar›n foto¤raflar›n› tafl›yarak s›k s›k “Kay›plar bulunsun, hesap sorulsun”, “Deniz Tan›fl inad›na bar›fl”, “Kaybedenler kaybedecek” fleklinde sloganlar att›.


36

11

4-17 Haziran 2004

Devrimci ve komünist tutsaklardan dilekçe ABD emperyalizminin Irak iflgalindeki katliamc›, tecavüzcü, iflkenceci, ›rkç› yüzü Ebu Garib zindan›nda yaflananlar›n bas›na yans›mas›yla bir kez daha görüldü. Bunun üzerine gerek emperyalist devletler, gerekse ülkemizin patron-a¤a devleti “kendi ülkelerinde hiç iflkence yokmufl gibi” ikiyüzlü bir tutum sergilediler. Devrimci ve komünist tutsaklar yap›lan bu ikiyüzlü aç›klamalar› teflhir etmek amac›yla, konuyu iflleyen duyarl› gazete köfle yazarlar›na, ayd›nlara, Adalet Bakanl›¤›na, TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu’na ve bu komisyonun üyelerine mektuplar gönderip, dilekçeler verdiler. Devrimci Komünist tutsaklar›n TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu’na verdikleri dilekçelerde; “…Irak’ta ortaya ç›kan iflkence foto¤raflar›n› gören (katliam orta¤› olanlar da dahil), herkes iflgalci ABD’ye lanet okuyor. ‹flkencecilerin yarg›lanmas›n› istiyor. Üst üste iflkenceyi, vahfleti k›nayan aç›klamalar yap›yor. TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu’nda bu konu ile ilgili bir aç›klama yapt›. Komisyon Baflkan› AKP Milletvekili Mehmet Elkatm›fl, k›nama bildirisinden bir gün önce, 5 May›s Çarflamba günü yapt›¤› aç›klamada: ‘ABD’nin yapt›¤› yeni bir fley de¤il bu. Her zaman için, her yerde yapt›klar›d›r. Ama bu art›k barda¤› tafl›rd›. As›l üzüntü verici taraf dünya kamuoyu ve uluslararas› kurulufllar›n sessiz, duyars›z kalmas›, gerekli tepkiyi göstermemesidir. Niye

dünya buna kay›ts›z kal›yor, bunu anlam›yorum…’ diyerek ortaya ç›kan vahflet karfl›s›ndaki duyars›zl›¤a tepkisini ifade etmifltir. Uluslararas› kurulufllar›n gerekli tepkiyi göstermemelerinin nedeni bilinmez de¤ildir. Aç›k ki bu tepkisizlik iflgalin, katliam›n, zulmün bir biçimiyle orta¤› olmalar›ndan kaynakl›d›r. Irak’taki iflkencede, katliamlarda, tecavüzlerde siyasi, ahlaki, vicdani sorumluluklar› olmalar›nd›nd›r. Elkatm›fl’›n, ‘…niye dünya buna kay›ts›z kal›yor, anlam›yorum…….’ sözlerinin cevab›, sadece baflkan› oldu¤u komisyonun faaliyetlerinde bile vard›r. B›rakal›m d›flar›s›n›, sadece biz tutsaklara 26 Eylül 1999’da Ulucanlar Katliam› s›ras›nda yap›lanlar, Ulucanlar hamam›nda kan›m›z›n oluk oluk akmas›na neden olan iflkenceler, sapasa¤lam al›nan arkadafllar›m›z›n iflkence ile öldürülmesi, 19 Aral›k 2000 katliam› ve sonras›nda yap›lanlar Irak’ta yap›lanlardan farkl› m›? Daha m› az vahfli? Bilmiyor musunuz, neden kay›ts›z kald›n›z? Örne¤in Türkiye’deki hapishanelerin ço¤u komisyonunuzca gezilmifl, ‘denetlenmifltir’. Bu denetimler sonucu yap›lan aç›klamalar Elkatm›fl’›n bugün bahsetti¤i ve ‘anlafl›lmaz’ buldu¤u duyars›zlaktan daha vahim de¤il mi? F tipi hapishanelerin ‘denetlenmesinden’, ‹zmir Buca Hapishanesi’nde çocuklara yap›lan iflkenceyi araflt›rd›ktan sonra yap›lan aç›klamalar bizlerin ve ka-

muoyunun haf›zas›ndan gitmemifltir. B›rakal›m önceki katliamlar›, yak›n zamanda yaflanan Ulucanlar ve 19 Aral›k katliam›n›n sorumlular› hakk›nda bu tür bir aç›klama neden yap›lmad›, yap›lm›yor? Ulucanlar ve 19 Aral›k’ta bizlere yap›lanlar daha m› az vahflidir, iflkencenin dozu daha m› düflüktür?” diye sordular. D›flar›ya yönelik sald›r›lara da de¤inilen aç›klamada “b›rakal›m öncesini sadece Haziran ay›ndan ‹stanbul’da yap›lacak NATO zirvesi öncesi, ülkemizde bu zirveye karfl› muhalefet edecek demokratik kitle örgütlerine ve onlar›n çal›flanlar›na, yöneticilerine yönelik yap›lan kaç›rma, iflkence, tecavüz, fiflleme vb. yaflad›fl› uygulamalara bakal›m. NATO zirvesi öncesi, zirvenin yap›laca¤› ve onun yak›n›ndaki semtlerde, mahalle mahalle, ev ev insanlar fifllendi, üç yüz bin insan›n yasad›fl› bir flekilde fifllendi¤i bas›na yans›d›. Sosyalist Bas›n bürolar›, demoktatik kitle örgütleri bas›ld›, kapat›ld›, çal›flanlar› yaflad›¤› bir flekilde tutukland›, polis kaç›rma ve tecavüz pratiklerini t›rmand›rd›, Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi Türkiye Seksiyonu Çal›flan› Aliyah Elisabeth Brunner ve Emekçi Kad›nlar Birli¤i çal›flan› Derya Aksakal polisçe kaç›r›ld›lar, cinsel tacize u¤rad›lar, kollar›nda sigara söndürülüp ölümle tehdit edildiler. Hanife fiennur Pat’a polis copla tecavüz etti. Bursa’da ‹HD yöneticisi Burcu Gümüfl’e gündüz sokak ortas›nda tecavüze yeltenildi, direndi¤inde

kaba daya¤a baflvuruldu” denildi. Devrimci tutsaklar ayn› konu hakk›nda aç›klamalarda bulunan TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu Baflkan Yard›mc›s› Cavit Torun’un aç›klamalar›n› konu ald›klar› di¤er mektup ve dilekçelerinde ise özetle, ABD’nin bugün Irak’› iflgal etmesinde Cavit Torun’un da mensup oldu¤u AKP hükümetinin oynad›¤› rolleri belirtip Cavit Torun’un aç›klamas›nda “Türk askeri asla böyle birfley yapmaz, hatta akl›ndan bile geçirmez” dedi¤i hat›rlat›larak, “…y›llard›r T. Kürdistan›’nda köylüleri zulüm alt›nda inleten baflka ülkenin askerleri midir? Kürt köylüsünü, kad›n›, k›z›, erke¤iyle köy meydanlar›nda soyup foseptik çukurlar›na sokan, erkeklik organlar›na ip ba¤lat›p kar›s›na çektirenler, gelinlere, genç k›zlara tecavüz edenler baflka ülkenin askerleri midir? Cavit Torun, illaki çok somut bilgi istiyorsan›z, tecavüze u¤rad›¤› için intihar eden, Tokat’›n Çerde¤in köyündeki, Fadime geline tecavüz edenleri araflt›r›n. ‘Türkiye böyle birfley yapsa tüm dünya aya¤a kalkard›. Çünkü bu görüntüler insanl›k d›fl›. Hayvanlar bile birbirlerine böyle fley yapmaz’ diyen C. Torun haftalard›r, baflka bir ülkede yay›nlansa k›yametleri koparacak aç›klamalarda bulunan J‹TEM mensubu Abdülkadir Aygan’›n Özgür Gündem gazetesindeki aç›klamalar›n› okusun” dediler. (H. Merkezi)

Tecritten bir tu¤la da sen sök Devlet devrimci tutsaklar› teslim almak için her yolu denemeye devam ediyor. Hücrelere at›lan, fiziksel olarak engellenen devrimci tutsaklar›n direnifli, devrimci tutsaklar›n teslim al›namayaca¤›n› bir kez daha gösterecek. Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s› devletin bu süreçte devrimci tutsaklar› ve onlar›n flahs›nda toplumu kölelefltirmesinin yeni bir yöntemi. Oldukça kapsaml› bir içeri¤e sahip Yasa Tasar›s› tutsaklar›n yapt›¤› her fleyi yasaklayan, hücrede bile yok etmeye çal›flan bir yap›da. fiu anda Meclis Alt Komisyonlar›nda bekletilen yasayla ilgili olarak ‹nsan Haklar› Derne¤i bir kampanya bafllatarak kamuoyunu bilgilendirmeye çal›fl›yor. Bu amaçla

Çocuklar›n› ziyaret için gittikleri Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde, askerler taraf›ndan dövülen tutsak yak›nlar› 20 May›s günü ‹HD ‹stanbul fiubesi’ne baflvurdu. ‹HD Cezaevleri Komisyonu Temsilcisi Ümit Efe ve ‹HD fiube Yöneticisi ‹smail Karagöz ve tutsak ailelerini temsilen Kamber Sayg›l› bas›n aç›klamas› yaparak, Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde yaflanan sorunlara dikkat çekti. D ve F tipi hapishanelerde tecrit ve iflkencenin sürdü¤ünü ifade eden Ümit Efe, “Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi sürekli bas›n›n gündeminde olan bir yer. Bu ha-

‹HD Ankara fiubeye ba¤l› Cezaevi Komisyonu taraf›ndan 29 May›s’ta Yüksel Caddesi’nde bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. “Tecritten bir tu¤la da sen sök” ad›yla bafllat›lan ve birçok flubede ifllenen, kurumlar›n da destek verdi¤i kampanyan›n bir parças› olarak yap›lan aç›klamada, tutsaklar›n yaflad›¤› tecrit gerçe¤i dile getirildi. Ceza infaz yasa tasar›s›n›n duyarl›, demokrat, ilerici kurumlar›n ve insanlar›n deste¤i ve sahiplenmesi ile durdurulabilece¤i ifade edildi. “Cezaevi Komisyonu” dövizler ile tasar›y› kitleye tan›tmaya çal›fl›rken, eylemlerini her Cumartesi günü 12:30’da düzenleyece¤ini aç›klad› ve destek sunulmas›n› istedi. (Ankara)

Tutsak yak›nlar›na sald›r› pishaneye çocuklar›n› görmeye giden aileler sald›r›ya u¤ruyor. “Bu nas›l bir uygulama” dedi¤imizde cevap verilmiyor. Hasta olan tutuklular›n tedavisi yap›lmamaktad›r” diye konufltu. “DÖVÜLEN 2 K‹fi‹ EVDEN ÇIKAMIYOR” Hapishanedeki o¤lu Ali Haydar Sayg›l›’y› görmek için gitti¤i Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde, askerler

taraf›ndan keyfi bir flekilde dövüldüklerini ifade eden Kamber Sayg›l›, yaflad›klar›n› flöyle anlatt›: “17 May›s günü saat 16.00 s›ralar›nda o¤lumu gördüm. Görüflten ç›karken di¤er o¤lum Niyazi Sayg›l›’y› nedenini aç›klamadan gözalt›na almak istediler. Biz ise gözalt›na alma gerekçelerini ö¤renmek istedik. Ama orada bulunan yüzbafl›, direndi¤imizi sanarak, askerlere “Vurun, ezin bunlar›” diye tali-

mat verdi. Yaklafl›k 25 kifli coplarla dövüldük ve fliddete maruz kald›k. Oysa daha sonra o¤lumun kaçak olmad›¤› ortaya ç›kt›. Dövülenlerden 2 kifli evden ç›kamad›¤› için buraya gelemedi.” ‹smail Karagöz de, gerçeklefltirilen bu tarz uygulamalarla “Çocuklar›n›za sahip ç›kmay›n” mesaj›n›n verilmek istendi¤ini vurgulayarak, “Irak’ta yap›lan iflkence karfl›s›nda insanl›k d›fl› denilirken, y›llard›r hapishanelerde yaflanan iflkenceler görülmüyor” diye konufltu. (H. Merkezi)


4-17 Haziran 2004

12

36

22 May›s 2004 tarihinde katlediliflinin 31. y›l›nda

ÜÇ B‹N YÜREK KAYPAKKAYA’YI ANDI Türkiye proletaryas›n›n komünist önderi ‹brahim Kaypakkaya katlediliflinin 31. y›l›nda Almanya’n›n Wuppertal flehrinde düzenlenen bir geceyle an›ld›. Almanya, Avusturya, ‹ngiltere, Hollanda, ‹sviçre, Belçika ve Fransa’dan binlerce partizan›n kat›ld›¤› anma gecesine, devrimci parti ve çevrelerden de mesajlar geldi. Büyük proleter kültür devriminin dünyay› dalga dalda sard›¤› 1966 sonras›nda, dünya çap›nda kurulan onlarca yeni ve genç komünist partisine Türkiye co¤rafyas›nda da TKP/ML kat›ld›. Ülkemizin iç devrimci dinamikleri, 1516 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli, köylü toprak iflgalleriyle birleflen Büyük Proleter Kültür Devrimi ‹brahim Kaypakkaya’n›n o güne kadar birikimlerini yeni bir nitel s›çratmaya evirdi. Tüm birikim ve araflt›rmalar› Türkiye s›n›f mücadelesinde Kaypakkaya önderli¤inde yeni bir sayfay› aç›yordu. ‹hanet ve teslimiyet, oportünizm ve parlamenterist düflüncelerin yerle bir edildi¤i yeni bir ad›m›n at›lmas›n› sa¤layan Kaypakkaya, 24 Nisan 1972’de kurdu¤u TKP/ML’yle ileri bir seviyeyi yakalayarak 盤›r aç›yordu. Evet bu Türkiye s›n›f mücadelesi aç›s›ndan bir 盤›rd›. O tarihe kadar tart›fl›lan bir çok yanl›fl ve çarp›lm›fl gerçe¤e Kaypakkaya “dur” diyerek, Türkiye devriminin manifestosu olan görüfl ve çözümlemeleriyle yeni bir sayfa açt›. Türkiye devriminin aflamalar›n›, devrimde dost ve düflman s›n›flar›n tahlilini, devrimin yolunu ve hedeflerini, Türkiye tarihinin de¤erlendirmesini, Kürt ulusal sorunu, Kemalizm de¤erlendirmesi, parti anlay›fl›, partinin siyasal hatt›, ideolojik dayanaklar konusunda tam bir çözülmede bulunan ‹brahim Kaypakkaya, çok geçmeden düflman›n dikkatini çekmifl ve TKP/ML, faflizmin sald›r› hedeflerinden biri haline gelmiflti. “En tehlikeli görüfllere sahip kifli” olarak düflman listesinin bafl s›ralar›na geçen Kaypakkaya dönemin bir çok devrimci önderi gibi yok edilmek için yo¤un bir takibe al›nd›. TKP/ML devrimin k›rlardan flehirlere do¤ru olan stratejisi ›fl›¤›nda k›rsal alana yerleflen Kaypakkaya Vartinik’te ç›kan çat›flmadan kurtulmas›n› takiben yap›lan bir ihbar sonras› düflman taraf›ndan yaral› ele geçirilmesiyle götürüldü¤ü Diyarbak›r iflkencehanelerinde 18 May›s 1973 tarihinde katledildi. Faflizm onu katletmekle her fleyin bitti¤ini sand›¤› bir süreçte onun ard›llar› TKP/ML’yi s›n›f mücadelesindeki yerini almalar›n› sa¤layarak bugünlere geldirdiler. Yüzlerce flehidiyle, s›n›f mücadelesindeki yerini tereddütsüz koruyan TKP/ML, Kaypakkaya’n›n görüfllerini kendine rehber edinerek mücadelesine devam ediyor. Binlerce taraftar›, sempatizan›, kadrosu ve militan›yla her 18 May›s’› bir kavga günü olarak kavrayan ve Kaypakkaya’y› bu bilinçle anan partizan yürekler bu y›lda ayn› duygu ve düflünceyle O’nu and›lar. Avrupa’n›n çeflitli flehirlerinde aylar öncesinde bafllayan bu faaliyet 22 May›s günü coflku seline dönüflerek partizan yüreklerin ve dostlar›n›n dudaklar›nda kavga ve kararl›l›¤›n slogan›na dönüfltü. On bin afifl, 30 bin el ilan›yla, tüm Avrupa sokaklar›n›n Kaypakkaya afiflleriyle süslendi ve da¤›t›lan el ilanlar›yla Kaykakaya anma gecesine kat›l›m ça¤r›lar› yap›ld›.

Haftalarca süren çal›flma 22 May›s günü üç bin kiflinin kat›ld›¤› bir çoflku seline dönüfltürüldü. Anma saat 16:00’da haz›rlanan dia gösterisiyle bafllad›. Ard›ndan Proletarya Partisi’nin flehitleri, devrimci önderler ve dost örgütlerin flehitleri için yap›lan bir dakikal›k sayg› duruyla devam etti. Kültürel programda Grup Hayk›r›fl, Partizan Sanat Toplulu¤u, Ozan Cemalettin, Metin-Kemal Kahraman ikilisi, Arzu, Kaz›m Koyuncu ve Agire Jiyan yer ald›. Program›n ilerleyen saatlerinde uluslararas› dost ve kardefl parti delegasyonlar› anons edildi¤inde “Yaflas›n enternasyonal dayan›flma” sloganlar›n›n salonda yaratt›¤› coflkuyla konuflmalar›na bafllayan Filipinlerden, Yunanistan’dan, Almanya’dan, Nepal’den, Bangladefl’ten, Afganistan’dan konuflmac›lar Kaypakkaya’n›n s›n›f mücadelesindeki yeri ve b›rakt›¤› miras›n öneminden bahsettiler. Geceye ayr›ca TK‹P Yurtd›fl› Örgütü, T‹KB Almanya komitesi, MLKP, MKP Yurtd›fl› Bürosu da mesajlar› ile kat›ld›. Gece parti ve flehitlere ba¤l›¤›n ifadesi olarak sloganlar eflli¤inde bitirildi. Geceye kat›lan dost ve kardefl parti delegasyonlar›n›n mesajlar›ndan al›nt›lar yaparsak; Brezilya Komünist Partisi-K›z›l Fraksiyon konuflmas›na “Merhaba Yoldafllar” diyerek bafllad› ve “Brezilya Komünist PartisiK›z›l Fraksiyon ad›na, komünist önder yoldafl Kaypakkaya’n›n yüce an›s› önünde sayg›yla e¤iliyoruz. Onun b›rakt›¤›, komünist miras› sizler gibi, biz Brezilyal› komünistlerde ülkemizde yaflat›yoruz. Yoldafl Kaypakkaya’n›n ‹htilalci çizgisi, faflizmin zindanlar›ndaki “ser verir s›r vermez” komünist direnifli hepimize örnektir. Bizler, Brezilya’l› komünistler olarak ülkemizde halk savafl› ateflini yak›p bozk›rlar› tutuflturmak için haz›rl›klar›m›z› yo¤unlaflt›r›yoruz. Latin Amerika’da halk savafl› atefliyle tüm bozk›rlar› tutuflturaca¤›m›za inanmal›s›n›z. Ülkemizi Yankee emperyalizmine mezar edece¤imizi ve inanmal›s›n›z. Marksizm-LeninizmMaoizm bilimi önderli¤inde, komünist parti öncülü¤ünde örgütlü halk kitlelerinin yenilmez oldu¤una inanmal›y›z….Bugün k›z›l bayra¤›m›z Hindistan’da, Filipinler’de, Nepal’de, Türkiye’de, Peru’da, Brezilya’da daha pek çok ülkede dalgalan›yor. Yoldafllar, Önder Yoldafl Kaypakkaya’y› son birkaç y›ld›r bizlerde Brezilya’da an›yoruz. O’nun b›rakt›¤› komünist miras› bizlerde her 18 May›s’ta de¤iflik eylemlerle an›yoruz. Brezilya ve Türkiye iflçi s›n›f› ve halklar›, bugün daha çok birbirine yak›nd›r. TKP/ML ve Brezilya Komünist Partisi K›z›l Fraksiyon aras›ndaki kardeflçe iliflkiler bugün daha güçlüdür” diyerek sözlerine son verdi. Filipinler Ulusal Demokratik Cephe ad›na yap›lan konuflmada ise “Yoldafl Kaypakkaya’n›n Türkiye proletaryas› ve Dünya praletaryas› nezninde derin bir sayg›nl›¤› vard›r. Özellikle Türkiye’de Marksizm-LeninizmMaoizmi hayata geçirmede o gerçek bir komünistti. O yaflam›n› Türkiye ve Dünya proletaryas›n›n büyük davas›na adad›. O revizyonizme, reformizme, parlamentarizme ve her türden anti-proleter düflünceye karfl› ›srarla mücadelede partiye önderlik etti.

‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n yaflam›n› sayg›yla an›yoruz ve di¤er tüm yaflamlar›n› ulusal kurtulufl demokrasi ve sosyalizm mücadelesi davas›na adayanlar› anmada TKP/ML’ye kat›l›yoruz. Onlar›n bu kahramanl›¤› bizim halk düflmanlar›na karfl› daha güçlü savaflmam›z›n ilham kayna¤› oluyor…. Türkiye’de TKP/ML ve Dünyan›n di¤er MLM partileri dünya çap›nda emperyalizme ve gericili¤e karfl› en ön saflarda mücadele yürütüyorlar. Halk savafl›n›n yoluyla onlar silahl› ve di¤er tüm devrimci mücadelelerle emperyalizme ve yerel gericili¤e darbe vuruyorlar. Onlar nihai zaferi kazanana kadar devrimci mücadeleyi yükseltmede kararl› ve azimlidirler.” denildi. Nepal Devrimci Enternasyonalist Forum ad›na yap›lan konuflmada ise; “Bu etkinlik vas›tas›yla, bizde devrimci sayg›lar›m›z›, bizlere derin bir MLM anlay›flla 1972’de proleter devrimci komünist partiyi gösteren ‹brahim Kaypakkaya’ya sunuyoruz. O devrimci bir parti kurdu ve silahl› mücadelenin devrimci yolunu çizerek esas örgüt seçiminin halk ordusu, esas mücadele biçiminin silahl› mücadele oldu¤unu anlatan devrimci bir miras b›rakt›. Bizler ayr›ca hayatlar›n› proletarya devrimine feda etmifl bilinen veya bilinmeyen tüm devrim flehitlerine sayg›lar sunuyoruz” denildi. Yunanistan Komünist Partisi (Marksist-Leninist) ise yapt›¤› konuflmada; “Yunanistan Komünist Partisi (MarksistLeninist) Merkez Komitesi ad›na, tüm TKP/ML’li yoldafllara ve Kaypakkaya yoldafl›n anma etkinli¤ine kat›lan siz devrimci dostlara s›cak devrimci selamlar getirdim. TKP/ML’nin kurucu önderi Kaypakkaya Türkiye’de iflçi s›n›f› hareketine, halk hareketine ve devrimci harekete parlak yolu gösteren bir önderdir. Ayn› zamanda bugün, tüm benli¤iyle s›n›f mücadelesine at›lan ve Türkiye’nin da¤lar›nda silah elde savaflanlara, flehir ve köylerde mücadele eden militanlara, ö¤rencilere, genç kad›n ve erkek yoldafllara en içten, en yak›c› selamlar›m›z› gönderiyor ve can bedeli yürüttü¤ünüz kavgan›zla dayan›flma içerisinde oldu¤umuzu bir kez daha ilan ediyoruz. De¤erli yoldafllar; Bizler, ayn› zamanda insanl›¤›n en büyük düflman› olan ABD emperyalizmine karfl› yi¤itçe direnen ve büyük bir cesaretle mücadeleyi büyüten Irak halk›na devrimci selamlar›m›z› gönderiyoruz. Ayn› flekilde Siyonist ‹srail’in tüm vahfletine karfl› büyük bir kahramanl›kla direnen ve mücadeleyi elden b›rakmayan Filistin halk›na selamlar›m›z› gönderiyoruz. Bizler, ayn› zamanda K›br›s adas›n› Ortado¤u iflgali ve paylafl›m› için askeri üs olarak kullanmak isteyen ve bunun için olmad›k senaryolara, kirli oyunlara bafl vuran emperyalist güçlere karfl› mücadele eden ve bu temelde K›br›s’›n birli¤ini savunan K›br›sl› Türk ve Rum halklar›na selamlar›m›z› gönderiyoruz. Bizler K›br›s’ta ‹ngiliz, Türk ve Yunan askeri üslerinin kapat›lmas› ve bu gerici ordular›n aday› terk etmesi için K›br›s halk›n›n verdi¤i hakl› mücadeleyi tüm gücümüzle destekliyoruz. Büyük komünist ‹brahim Kaypakkaya

yoldafl›n an›s›na flan olsun” dedi. Hindistan Komünist Partisi (Marksist Leninist) Hak Savafl› “fian olsun KAYPAKKAYA yoldafl›n komünist an›s›na!” diyerek bafllad›¤› konuflmas›n› flöyle sürdürdü; ABD ve di¤er tüm emperyalist güçler ve uflaklar› dünya iflçi s›n›f›na, halklar›na, ezilen uluslar›na ve de onlar›n siyasal öncüleri olan devrimci ve komünist güçlere yönelik vahflet saçan barbar sald›r›lar› h›z›ndan hiçbir fley kaybetmeksizin devam ediyor. Emperyalist iflgallere ve sald›rganl›klara karfl› dünya halklar›n›n örgütlü öfkesi ve gücü her geçen gün büyüyor, gelifliyor, güçleniyor. Dünya halklar› ABD emperyalizmi flahs›nda tüm emperyalist güçlere karfl› daha büyük kin ve nefret duyuyor. Günümüzde yoksul köylüleri, iflçi s›n›f› ve emekçi halk› silahl› devrim mücadelesi etraf›nda, halk savafl› çizgisinde örgütlemek çok daha büyük önem tafl›yor. Ülkemiz Hindistan’da emperyalizme, feodalizme ve komprador-kapitalizme karfl› halk savafl› mücadelemiz her geçen gün büyüyor, gelifliyor. Özellikle son bir y›lda, partimiz önderli¤indeki Halk Gerilla Ordusun düflman güçlerine yönelik eylemlerde ciddi bir art›fl ve s›çrama yafland›. Halk savafl›n›n geliflimi karfl›s›nda egemen s›n›flar büyük bir tedirginlik yaflamaktad›r. Kaypakkaya yoldafl›n komünist direnifli karfl›s›nda sayg›yla e¤iliyoruz. Devretti¤i mirasa sahip ç›k›yor ve o do¤rultuda mücadelemizi büyütüyoruz. Onun partisiyle iliflkilerimiz her geçen gün daha da güçlendiriyor. Örnek bir proleter enternasyonalist iliflki gelifltiriyoruz. Kaypakkaya yoldafla yarafl›r bir anma olaca¤› umuduyla, kavgan›z kavgam›zd›r diyoruz yoldafllar. Katlediliflinin 31. y›l›nda ‹. Kaypakkaya yafl›yor!” LKI (Endonezya Komünist Ligi Enternasyonal Büro) ise “Sevgili yoldafllar ‹brahim Kaypakkaya yoldafl›n katlediliflinin 32. y›ldönümü vesilesiyle düzenlemifl oldu¤unuz anma etkinli¤ine TKP/ML’in önderlerine ve üyelerien en militanca dayan›flma selamlar›m›z› sunuyoruz. ‹brahim Kaypakkaya yoldafl disiplini ile düflman›n bask›lar›na, iflkencelerine karfl› bafl e¤mezli¤iyle, en üst düzeydeki fedakarl›¤› ile tüm dünyadaki komünistler için izlenmesi gereken mükemmel bir örne¤i oluflturuyor. Onun taraf›ndan kurulan bu parti ile kardeflçe iliflkilerimin olmas› bizim için büyük bir onur ve ayr›cal›kt›r” sözleri ile geceye kat›ld›. Yunanistan Komünist Örgüt ise “Bugün buraya ‹brahim Kaypakkaya’y› anmak için gelen herkesi selaml›yoruz. O ki bölgemizde en büyük teorisyenlerden ve savaflç›lardan bir tanesi. Onun flehit oluflu ard›ndan Türkiye’deki halklar›n devrimci hareketi kahramanca muharebelerden ve ayn› zamanda zorluklardan geçti. Sevgili dostlar yoldafllar; Bizim bölgemiz ve tüm dünya emperyalizmin zorbal›¤› alt›nda yafl›yor. Bugün her zamankinden daha çok birlikte, omuz omuza ortak düflman›m›za karfl› kararl› bir flekilde savaflma günüdür!” dedi.


13

36

4-17 Haziran 2004

‹MAM BOZTAfi C‹NAYET‹ ‹LE ‹LG‹L‹ JANDARMADAN “AÇIKLAMA” Dersim’in Alanyaz› Köyü’nde 8 Mart 2004 günü saat 22.00’de kar maskeli ve askeri elbiseli kiflilerce taranarak öldürülen ‹mam Boztafl olay›nda ilginç geliflmeler yafland›. Avukat Hüseyin Aygün, olay›n araflt›r›lmas› için 15 Mart günü Tunceli Valili¤i’ne baflvurdu. Valili¤in konuyu iletti¤i Tunceli ‹l Jandarma Komutanl›¤› da flikayetlere iliflkin araflt›rma yap›p, cevap yaz›s› gönderdi. ‹l Jandarma Komutan Yard›mc›s› Murat Kavas imzal› yaz›da, Boztafl’›n kar maskeli ve askeri elbise giymifl 2 kifli taraf›ndan öldürülmesi olay›nda, Bulgurcular Jandarma Karakol Komutan› J. Kd. Bçvfl. Ahmet Kaçan’›n sorumlulu¤unun bulundu¤u, ‹mam Boztafl’›n ölmeden önce karakola ça¤r›larak burada tehdit edildi¤i yönündeki iddialar›n, Mazgirt Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’nca soruflturuldu¤u belirtildi. Evinin önünde taranarak öldürülen ‹mam Boztafl olay›nda görevi ihmalle suçlanan jandarmadan çarp›c› bir yan›t geldi. Olay yerine 2 saat sonra ulaflmakla suçlanan jandarma, 1.5 kilometre mesafelik yolun yaya olarak katedildi¤ini aç›klad›. Olay yerine ulaflmak için araç kullanma gere¤ini duymayan jandarma, köye

güvenlikli ulafl›lmas› için 3.7 kilometre yürünmesi gerekti¤ini, saatte de 4 kilometre yüründü¤ü dikkate al›nd›¤›nda, müdahalede herhangi bir gecikmenin olmad›¤›n› bildirdi.

‹l Jandarma Komutanl›¤› cevap olarak gönderdi¤i yaz›s›nda, ayr› bir kovuflturman›n yap›lmas›na gerek olmad›¤›n› da bildirdi. Bulgurcular Jandarma Karakolu’nun köye 1.5 kilometre mesafede olmas›na ra¤men jandarman›n, olay yerine 2 saat sonra ulaflt›¤› ve bu flekilde görevi ihmal suçunu iflledi¤i iddias›n› da yan›tlayan ‹l Jandarma Komutanl›¤›: “Meydana gelen olay, 8 Mart 2004 günü saat 23.00 s›ralar›nda Mazgirt Bulgurcular Komutanl›¤› santralini arayan ve Alanyaz› Köyü’nden arad›¤›n› beyan eden Murat Polat

isimli flahs›n ihbar› ile ö¤renilmifltir. Tunceli Bölgesi’ndeki terör hassasiyetine ra¤men, olay›n haber al›nd›¤› andan itibaren en k›sa sürede gerekli reaksiyon gösterilerek, Bulgurcular Jandarma Karakol Komutan› emir komutas›nda teflkil edilen kuvvet, gerekli haz›rl›klar›n› tamamlamay› müteakip, 23:30 s›ralar›nda yaya olarak hareket etmifl ve 00:05 s›ralar›nda olay›n oldu¤u Alanyaz› Köyü’ne ulaflm›flt›r. Bulgurcular Jandarma Karakolu’nun bulundu¤u yer ile Alanyaz› Köyü aras›ndaki mesafe kufl uçuflu 2 kilometre olup, en yak›n ve risksiz yaya güzergah› üzerinden 3.7 kilometredir. Ortalama yaya yürüyüfl h›z›n›n 4 km/saat oldu¤u dikkate al›nd›¤›nda, olaya müdahale herhangi bir gecikme olmad›¤› aç›kça görülmektedir” denmifltir. Ayr›ca, cinayeti kar maskeli ve askeri elbise giymifl kiflilerce gerçeklefltirildi¤i yönündeki suçlamaya de¤inilen yan›tta, “bu k›yafetlerin bütün giysi ma¤azalar›nda sat›ld›¤›n›, bunun bir delil say›lamayaca¤›n›, bu giysilerin terör örgütüne mensup kifliler taraf›ndan da kullan›ld›¤›” ifade ediliyor. ‹l Jandarma Komutanl›¤›’n›n yan›t ya-

Karaduvar halkından eylem Mersin’in Akdeniz Belediyesi’ne ba¤l› bulunan Karaduvar Mahallesi’nde faaliyet gösteren OPET, TUTA gibi petrol dolum tesisleri ile Akgübre fabrikas›na karfl› mahalle halk› taraf›ndan protesto eylemi yap›ld›. Karaduvar halk› bir taraftan petrol borular›ndan s›zan artezyen sular›na ve topra¤a kar›flan petrol ile bir yandan da bacalardan b›rak›lan kükürt dioksit duman› ve kokusuna yol açan Akgübre fabrikas›na karfl› seslerini duyurmaya çal›fl›yorlar. Karaduvar Mahalle Muhtarl›¤› önünde toplanan mahalle sakinlerinin “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Karaduvar bizimdir bizim kalacak”, “Ölmek var dönmek yok” sloganlar›n›n ard›ndan aç›klama yapan Karaduvar Mahallesi Su Ürünleri Kooperatifi Baflkan› Mehmet Alm›fl Karaduvar’›n suyu, havas›, denizi ve topra¤›n›n kirletildi¤ini ifade ederek “Türkiye’nin alt›na imza att›¤› ‹nsan Haklar› Evrensel Beyannamesi der ki ‘insanlar›n yaflama hakk› engellenemez.’ Ancak bizim yaflama hakk›m›z elimizden al›nmak istenmektedir. Akaryak›t firmalar›, LPG dolum tesisleri, AKGÜBRE’nin amonyak tanklar› ve cips havuzlar› Çevresel Etki De¤erlendirme (ÇED) raporlar›na uygun olmayan tarzda faaliyetlerini sürdürmektedirler” de-

di. Alm›fl “bizler Karaduvar ve Mersin’in bir K›r›kkale olmas›n› istemiyoruz, bizler çocuklar›m›z›n gelece¤ini istiyoruz. Tek bir yürek tek bir yumruk fleklinde birlikte hayk›rarak bu hakl› mücadelede baflar›ya ulaflaca¤›m›za inan›yoruz” dedi. Mahalle muhtar› Habib Hazar ise bölgede faaliyet gösteren fabrikalar›n rafinerinin ve LPG dolum tesislerinin halk sa¤l›¤›n› ve yaflam›n› tehdit etti¤ini vurgulayarak “bugüne kadar tesislerden topra¤a 600 ton akaryak›t bulaflt›. Su kuyular›ndan petrol ç›kmas› bunun en büyük kan›t›. Burada halka adeta ceza verildi. Mahallenin alt›ndan petrol boru hatlar› geçiyor. Karaduvar y›llar evvel K›r›kkale’de yaflanan faciaya do¤ru gidiyor. Yetkililer bir an önce gereken önlemi almal›d›r” dedi. Alk›fllar eflli¤inde kitle da¤›ld›. Mahalle halk›ndan görüfllerini ald›¤›m›z kiflilerden; Süheyla Ersoy; Biz ateflin üstünde kalm›fl›z. Bütün geçimimiz tarlalar›m›z bizim, fluan hiç biri yok. Tarlalar›m›z› ekti¤imiz zaman ekinlerimizi sulad›¤›m›zda ekinler ölüyor, geceleri uyand›¤›m›zda ald›¤›m›z kokular çok kötü. Bizler eskiden denizlerimizi kullan›rd›k flu anda bunu da yapam›yoruz. Sorunlar›m›z çok büyük bizim. Belediye baflkanlar› bugüne kadar bizimle ilgilen-

medi. Böyle olmas› gerekmiyordu. Biz onlar› tuttu¤umuz gibi onlar›n da bizi tutmas› gerekiyor. Bizi desteklemesi gerekiyor. Çocuklar›m›z›n gelece¤i yok oluyor. Bizim insanlar›m›z çok duyars›z. Burada eylemde çok az insan var. Ama flimdi bir e¤lence yapsak buralar dolar. Bu ifller birkaç kifli ile yap›lacak ifller de¤il. Süleyman Bakam; Burada çiftçilik yapmaktay›m. Yaflad›¤›m›z sorunlar çevredeki petrol flirketlerinin gayr› yasal çal›flmalar›ndan ötürü gaz s›z›nt›lar›ndan, petrol s›z›nt›lar›ndan ötürü mahallemizi yaflanmaz hale getirdiler. Çiftçilik yapmaktay›z, artezyen sular›m›za kar›flan gazdan dolay› bitkilerimize su veremiyoruz. Yaflad›¤›m›z mahallemiz yaflanmaz duruma gelmifl. Devletin bu yasa bofllu¤unu flirketler kullanarak bizi zor durumda b›rakt›lar. (Mersin)

z›s›nda bütün suçlamalar reddedilerek, “Sonuç olarak; olay›n adli boyutunun Mazgirt Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’nca soruflturulmakta oldu¤u, olaya geç müdahale edildi¤i yönündeki iddian›z›n yerinde olmad›¤› tespit edilmifl olup gere¤ini rica ederim” denildi. Jandarman›n yan›t›n› D‹HA’ya de¤erlendiren Av. Hüseyin Aygün, olay›n savc›l›kça soruflturuldu¤u gerekçe gösterilerek, askeri personele soruflturma aç›lmamas›n› hukuka ayk›r› buldu¤unu ifade etti. (D‹HA) E⁄‹T‹M-SEN’DEN YÖK YASA TASARISI’NA TEPK‹ Uzun bir süredir gündemi iflgal eden AKP ile YÖK aras›nda kay›kç› dövüflüne benzeyen YÖK Yasa Tasar›s› üzerindeki tart›flmalarla ilgili olarak E¤itimSen bir aç›klama yapt›. YÖK Yasa Tasar›s›’na da, AKP’ye de karfl› olduklar›n› dile getiren e¤itim emekçileri 29 May›s’ta saat 12.30’da E¤itim-Sen önünde bir araya geldiler. Çeflitli demokratik kitle örgütlerine, sendikalara ça¤r› yapan E¤itim-Sen üyesi emekçiler, “Kurtulufl yok tek bafl›na, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganlar› ile tepkilerini dile getirdi. “Ne YÖK düzeni ne de AKP’nin yasas›, Özgür bilim, Demokratik, Kamusal, Özerk Üniversite istiyoruz” pankart› açan e¤itimciler ad›na E¤itimSen Genel Baflkan› Alaaddin Dinçer AKP’ye ça¤r› yapt›. Dinçer üçüncü bir yol istediklerini, AKP’ye de, YÖK Yasa Tasar›s›na da karfl› olduklar›n› belirtti. Eylem alk›fllarla sona erdi. (Ankara) GENÇL‹K DERNEKLER‹ FEDERASYONU G‹R‹fi‹M‹NDEN BASIN AÇIKLAMASI Samsun Gençlik Dernekleri Federasyonu Giriflimi AKP hükümetinin haz›rlad›¤› yeni YÖK Yasa Tasar›s›’n›, 21 May›s günü AKP merkez ilçe binas› önünde k›nayan bas›n aç›klamas› yapt›. “F tipi üniversite istemiyoruz”, “Ö¤renciyiz hakl›y›z kazanaca¤›z” vb. sloganlar› eflli¤inde okunan bas›n metninde “üniversiteleri k›fllaya çeviren, her türlü demokratik taleplerin karfl›s›nda olan, düflünmeyen, tek tip ö¤renciler yaratmak için politikalar üreten, bilimsellikten uzaklaflt›r›larak üniversiteleri birer ticarethane olarak alg›layan YÖK, AKP’nin gündeminde üniversiteleri demokratiklefltirme ad›na de¤ifltirilmesini, denetimi alt›na alarak, tekellere peflkefl çekilmesinin önünü açan de¤iflikliklerle politikalar›n› yerlefltirmeye çal›flmaktad›r” fleklinde devam edildi. YÖK’ün kald›r›lmas›n›, paral› e¤itimin ayr›cal›kl› statülerin kald›r›lmas›n›, söz, karar, örgütlenme hakk›, halk için bilim, halk için e¤itim istiyoruz taleplerinin dile getirildi¤i bas›n aç›klamas› sloganlarla sona erdi. (Samsun)


14

4-17 Haziran 2004

36

Tüm demokratik güçlerimizi feodal monarfliye karfl› savaflmaya ve halk cumhuriyeti infla etmeye ça¤›r›yoruz.

EVEREST DA⁄ININ Z‹RVES‹NDEN:

AMER‹KAN EMPERYAL‹ZM‹N‹ YIKIN! Gazetemizde s›kça haberlerini yay›nlad›¤›m›z Nepal Komünist Partisi (Maoist) liderli¤inde yürütülen Halk Savafl› bugün Nepal’de ülkenin yaklafl›k % 70’ini tutuflturmufl durumda. Stratejik denge aflamas›ndan stratejik sald›r› aflamas›na geçiflin haz›rl›klar›n›n yap›ld›¤› Nepal’de yaln›zca ülkenin k›rlar› de¤il, flehirlerinde de Halk Savafl› ciddi boyutlarda güç kazanmakta. Ülkedeki demokratik güçleri de etkisi alt›na alan bu savafl dünya halklar›na umut olmaya devam ediyor. Belli farkl›l›klar›, üzerinde durulmas› gereken farkl› yorumlar›yla bu savafl›n lider gücü NKP(M)’yi daha yak›ndan tan›mak için iki ayr› yaz› yay›nl›yoruz. “Dünya bar›fl›” ve “insan haklar›” ad› alt›nda, Amerikan emperyalizmi dünyay› askeri olarak kontrol etmede daha aktif hale gelmekte ve dünyan›n ezilen halklar›n› afla¤›l›k köleler haline getirmeye çal›flmaktad›r. Asya’n›n en küçük ve en yoksul ülkelerinden olan bizim ülkemizde de Amerikan emperyalistleri devrimcilerin hakimiyet haklar›n› sömürmek için çürümüfl ve neredeyse ölmüfl olan feodal rejime yard›mc› olmakta ve yönlendirmektedir. “Ortak askeri e¤itim” ve “terörizmin kontrolü” ad› alt›nda gerici kraliyet rejimi yabanc› emperyalistleri ve onlar›n uzmanlar›n› Nepal’in suçsuz yoksul halk›n› öldürmek için davet etmifltir. Faflist kraliyet rejiminin yard›m›yla, ABD emperyalizminden bir grup üniformas›z askeri uzman flimdi anayurdumuzda dolaflmakta ve masum insanlar› öldürmek için gizli darbe düzenlemektedir. Bu durum son olarak Nepal Kraliyet Ordusu taraf›ndan da Katmandu’da düzenlenen bir bas›n konferans›nda kabul edilmifltir. Ayn› flekilde ‹ngiltere ve Hindistan’dan askeri uzmanlar›n ara s›ra yapt›klar› ziyaretler, feodal Kraliyet Ordusunun karfl›-devrimci cinayetlerini desteklemek ve emperyalistler ve yay›lmac›lar için ülkenin gerici zemininin haz›rlanmas› içindir. Özellikle topraklar› küçük olmas›na ve göreceli olarak askeri gücümüzün zay›f olmas›na ra¤men, Gurkha’lar›m›zla (askerlikle meflhur Rajputla-

r›n bir kolu) ve tarihimizdeki ulusalc› kimli¤imizle her zaman gurur duymaktay›z. Everest da¤›n›n gölgesinden, da¤lardan k›z kardefllerimizin flark›lar›, gençli¤imizin yarat›c› silahlar› çeflitli dilleri ve giysileriyle Nepal halk›yla birlikte bat›n›n yoz kültürünü kabul etmemektedir. Farkl› co¤rafik ortamlar ve yerleflimler bizim kendi ulusal kimli¤imizi tan›maktad›r. ‹ngiliz emperyalizminin yönlendiricili¤i alt›ndaki Rana rejimi 104 y›l boyunca Nepal’i yönetti. Ayn› flekilde kraliyet saray›n›n ajanlar›ndan ald›¤› destekle Shah Hindu rejimi “Panchas” “bar›fl” ve “insan haklar›” ad› alt›nda Nepal halk›n›n en küçük haklar›n› dahi sömürmektedir. fiimdi bu insanlar Amerikan yanl›s› ajanlara dönüflmüfllerdir ve Nepal Kraliyet Ordusunun küçük bir kli¤inin deste¤iyle yüzlerce suçsuz Nepalliyi öldürmüfltür. Everest da¤lar›n›n tepelerinden devrimciler, Nepal halk›na sözde insan haklar› dersi veren Amerikan emperyalistlerinin gizli planlar›n› do¤ru olarak anlamaya ve güçlü bir savunma yapmaya ihtiyac› vard›r. Ba¤›ms›z ülkelere askeri müdahale ve dünya çap›nda askeri silahlar›n yay›lmas› demek olan Amerika’n›n bar›fl dersine Nepal’de “kasap keçiyi otla beslemekte” denilmektedir. Irak ve Afganistan halklar› kendi ülkelerinin yerden ve havadan

bombalanmas›yla Bush ve Blair’den “do¤ru” bir flekilde ders almaktad›r. Milyonlarca insan katledilmifltir ve Birleflmifl Milletler’in rolü gereksiz hale gelmifltir. Amerika’n›n Çin’i kuflatma ve ülkemizi Güney Asya’da bir askeri üs kamp› olarak kullanma çabalar›n› kavramal›y›z. Bizler dünya halklar›na sözde bar›fl› ö¤reten Amerika’n›n amac›n› aç›k olarak bilmek zorunday›z. 1998’de, S›rbistan’›n Kosova’dan askerlerini geri çekmeyi reddetmesinin ard›ndan, Amerika ve NATO S›rbistan’› bombalayarak müdahale etti. Bunun sonucunda 5 milyondan fazlar S›rp çocuk hastal›klara yakaland›, milyonlarca insan yaflamlar›n› kaybetti ve birço¤u sakat kald›. Yüzlerce yerleflim bölgesi bombalanarak yerle bir edildi ve tüm ‹slam dünyas› terörize edildi. Kuzey Kore, ‹ran ve Küba gibi ülkeler sald›r› yap›laca¤› yönünde uyar›ld›. Taliban’›n kökünün kurutulmas› ad› a l t›nda

Amerika 1998’de Afganistan’a sald›rd›. Ayn› y›l içinde ze-

hirli gaz fabrikas›n›n varl›¤› iddias›yla Sudan’a sald›rd›. Bunlar›n d›fl›nda Amerika 1995’te S›rbistan, 1993-95 y›llar›nda Bosna, 1992-94 y›llar›nda S›rbistan ve Karada¤’› havadan bombalad›. Ayn› flekilde ABD 1992-94 y›llar›nda Somali’ye bir operasyon düzenledi. 1991’de Irak’a fliddetli bir sald›r› düzenledi ve 2 milyon Irakl›y› öldürdü. 1989-90 y›llar›nda Panama’da iki binden fazla sivili öldürdü. Ayn› y›l içinde, masum insanlar› öldürmesi için Filipin hükümetine yard›m etti. 1986-88 y›llar›nda ‹ran’a, 1986’da Libya’ya, 1983-84’te ise Grenada’ya sald›rd›lar. 1981’den 1990’a kadar Nikaragua’da isyanc›lara yönelik sald›r›lar›n› sürdürdüler. 1973’te direkt olarak fiili ve Endonezya’n›n seçilmifl komünist liderlerini ortadan kald›rd›lar ve milyonlarca insan› öldürdüler. 1974-75’te Haiti ve Kamboçya’ya sald›r›rken, Panama’da genifl bir bombard›man gerçeklefltirdiler, 1961’de Laos’a sald›rd›lar, 1961-62’de Küba’ya ambargo koydular ve 20 milyon Kübal›y› katlettiler. 1954’te Guatemala’ya, 1953’te ‹ran’a sald›rd›lar. 1951’den 53’e kadar Kore Yar›madas›n› bombalad›lar. 1946-49’da Yunanistan’a müdahale ettiler. 1946 ve 50’de ‹ran, Yugoslavya, Almanya, Porto Rico vb. ülkelere bir dizi sald›r› gerçeklefltirdiler, bu ülkeleri atom bombas›yla tehdit ettiler. 1941-45’te 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›nda birçok ülkeye sald›rd›lar ve Hiroflima ve Nagasaki’ye atom bombas› att›lar. 192226’da Amerika Çin’e askerlerini gönderdi, 1922’de Türkiye’ye müdahale etti


36 ve 1918-22 y›llar›nda Rusya’da birçok Bolflevik devrimciyi öldürmeye çal›flt›. 1990’da Dakota’ya sald›rd›… Ve flimdi 21. yüzy›lda, bu insan haklar› ve bar›fl derslerinin anlam› nedir? ‹flte bu yüzden, dünya proletaryas›yla ellerimizi birlefltirerek Amerikan emperyalistlerini Everest da¤›n›n zirvesinden uyar›yoruz; bu bizim görevimizdir. ABD, Ortado¤u ülkelerini sömürgelefltirmek için, ‹srail’i sad›k hizmetkar› olarak adland›rd› ve bugün bu ülke milyonlarca Filistinli ve Lübnanl› aras›nda en nefret edilen ulus haline geldi. Ayn› flekilde M›s›r, Ürdün, Tanzanya, Libya, Fas halkl a r › ABD e m -

peryalizmine karfl› seslerini yükseltiyorlar. 50’den fazla Avrupa kentinden halk Bush’un ve onun destekçisi Blair’in politikalar›na karfl› dayan›flmalar›n› gösterdi. ABD emperyalistleri Çin halk› aras›nda en nefret edilen insanlar haline geldi. Tüm bunlar göstermektedir ki; ABD emperyalistleri yavafl yavafl kendi sonlar›n› haz›rlamaktad›r. ABD dünyan›n en zengin bilgi teknolojisine sahip olmas›na karfl›n önümüzdeki günlerde kendi isteklerini karfl›layacak gibi görünmemektedirler. Emperyalizmin kendi iç çeliflkilerinden dolay› s›k›nt› içinde bulunmaktad›rlar. Lenin’in söyledi¤i gibi, 21. yüzy›l emperyalistlerin oldu¤u kadar proletaryan›n devrimci ruhunun daha h›zl› büyüyece¤i bir dönem olacakt›r. Marksizm, Leninizm, Maoizm ve Prachanda yolu dünya proletaryas›na liderlik edecektir. Bizler bir yanda gerici Kraliyet rejimine ve yeni-revizyonistlere karfl› savaflmak di¤er yanda ise dünya proletaryas› taraf›ndan sürdürülen devrimle ellerimizi birlefltirmek zorunday›z. Bizler emperyalizme karfl› yaln›zca ideolojimizle de¤il ayn› zamanda eylemlerimizde de mücadele etmekte kararl›y›z. Bu yüzden, Amerikan emperyalistlerine ve dünya çap›ndaki di¤er gerici güçlere karfl› savaflan herkese k›z›l selamlar›m›z› gönderiyoruz.

15 B‹ZLER KAP‹TAL‹ST DEMOKRAS‹YE FEODAL MONARfi‹DEN DAHA YAKINIZ Baburam Bhattari Nepal tarihinde ilk kez, köylerdeki “Halk Savafl›” ve flehirlerdeki halk hareketi ortak düflmana ayn› anda karfl› durmaktad›r: Zalim monarfli. Fakat bu geliflmelerde bir ironi mevcut. Ulusal ve uluslararas› gerici güçler, bizim birleflmemizin sonuçlar›n› çok iyi bilmektedir ve bunlar›n olmas›n› engellemeye çal›flmaktad›r. ‹ronik olarak, demokratik güçler farkl› ak›mlara ayr›lm›fllar ve birlik olman›n önemini henüz kavramam›fllard›r. Onlar gericilerin gizli planlar›n›n üstesinden gelecek ve yanarda¤ gibi birleflik bir hareket yaratabile-

cek gibi görünmemektedirler. Bu anlamda, parlamenter güçler aras›nda baz› yan›lsamalar mevcuttur. Nefes ald›klar› flehirlerde ve medyadaki bu yan›lsamalar›n aç›kl›¤a kavuflturulmaya ihtiyac› var. Birinci yan›lsama; halk hareketinin 4 Ekim hareketi ile zorla al›nan s›n›rl› kapitalist demokrasiye karfl› oldu¤udur. ‹flte bu yüzden baz› insanlar, bilerek ya da bilmeyerek, kraliyet bask›s›n›n halk savafl›n›n sonucu oldu¤una ve hem kral›n ve hem de Maoistlerin demokrasinin eflit oranda düflman› olduklar›na inanmaktalar. Gazetelerdeki birçok haber ve düflünce bu yanl›fl tart›flma taraf›ndan etkilenmektedir. Maoist halk savafl›, 1990 Hareketi sayesinde kazan›lan s›n›rl› kapitalist demokrasiye flekil vermek için bafllat›lm›flt›. Bu fikir daha yüksek bir demokrasiye sahip olma ve nihayetinde sömürüsüz, devletsiz bir topluma ulaflmak içindir. Biz 1996’da silahlar› elimize ald›¤›m›zda, s›n›rl› kapitalist demokrasiyi

bast›rmak için bask›y› yükselten, kesinlikle hükümetteki parlamento partileriydi. Fakat 1990’dan beri ve Nepal Komünist Partisi (Birleflik Merkez)’in çeflitli safhalar› Halk›n Birleflik Cephesi ve bugünkü örgütümüz sayesinde bizler ayn› pozisyonu her zaman koruduk. Bizler 1990’da elde etti¤imiz tamamlanmam›fl ve sakat demokrasinin feodal ve diktatör monarfli taraf›ndan, kraliyet ordusunun yard›m›yla zorla geri al›nabilece¤ini söyledik. Ve, bu olmasa bile, eski s›n›f, kast, bölgesel ve cinsel sömürüden ac› çeken halk›n büyük ço¤unlu¤u, sakat anayasan›n içindeki gerçek demokrasiyi kullanamayacakt›. Son 14 y›l, analizimizin bilimsel ve gerçekli¤e dayal› oldu¤unu göstermektedir. Ne ironiktir ki, bizim parlamenter dostlar›m›z uluslararas› güç odaklar›n›n Körfezdeki zalim monarflilerle ve Pakistan ve Haiti gibi yerlerdeki askeri diktatörlerle ellerini nas›l birlefltirdiklerini anlamamaktad›r. Do¤rular› yerli yerine koymak için, kendini feodalizmden kapitalizme dönüfltüren bizimki gibi bir toplumda, komünist devrimciler kapitalist demokrasiye feodal monarfliden daha yak›nd›rlar. ‹flte bu bizim duruflumuzdur. Aç›klamad›¤›m›z tek fikir poli-

tik partilerin yar›-feodal, yar›-sömürge sosyal düzenden kaynakl› gerçek bir kapitalist demokratik karakteri benimsemedikleridir. ‹flte bu yüzden feodal monarfliye karfl› mücadele etme yetene¤ine sahip de¤ildir. Maoist partinin özel görev bölümü ve halk ordusunun bat› bölümü komiserli¤i yeni bir kampanya ilan›n› bafllatt›lar. fiimdi Maoistler, Partinin bat› merkez komutas› alt›nda, Gulmi de dahil, özel bölümlerinde “özel askeri kampanya” yürütüyorlar. Myagdi sald›r›s›ndan bu yana askeri sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›rd›klar›n› ifade ediyorlar. 3. Tabur Komiseri Abhinash orta bat› bölgesinde yaklafl›k 5 bölge karargah›n› ele geçirme kapasitesinde olduklar›n› ve plan-

4-17 Haziran 2004 lar› ciddi bir flekilde gözden geçirdiklerini ifade etti ve “Bunu yapabilecek atefl gücüne sahibiz” dedi. 3. Tabur, son Myagdi sald›r›s›nda kuflat›lan “Mangalsen birinci köprüsüne” girmektedir. Maoistlerin ifadelerine göre, kitlenin silahland›r›lmas› politikas›yla, büyük merkezi bir sald›r› için haz›rl›klara bafllam›fllard›r. Onlar flimdi “ademi merkeziyetçilik”, “göreceli merkezileflme” ve “ademi merkezi birleflik eylem” aflamas›n› geçtikleri konusunda netler. Myagdi sald›r›s›n› son “ademi merkeziyetçi birleflik eylem” olarak nitelendirmekteler. Bu bak›fl aç›s›na ve Maoist kadrolar›n söylediklerine göre merkezi bir sald›r› için büyük haz›rl›klar bafllam›fl durumdad›r. Abhinash, Myagdi’deki baflar›y› aylar süren fliddetli haz›rl›klara atfetmekte ve “Evet, biz en iyi komutanlar›m›zdan baz›lar›n› kaybetti¤imiz için kendimizi çok kötü hissettik fakat Myagdi’yi ele geçirmek için 500 adam›m›z› kaybetmeye haz›rd›k” demektedir. Maoistler burada 62 savaflç›lar›n› kaybettiler. Maoist partinin özel askeri kampanyas› alt›nda, halk toplant›lar› gibi inisiyatifleri, asker ve polislere ait topraklar› halka da¤›tmaya bafllam›fl durumda. Maoist partinin özel askeri kampanyas› Nepal Komünist Partisi (Maoist) lideri Prachanda’n›n daha önce hiçbir yerde görülmeyen tam askeri k›yafet içindeki resminin yer ald›¤› bir posterle ilan edilmekte. Posterde ise flunlar yaz›l›: “Silahl› ayaklanma ve merkezileflmifl as-

k e r i sald›r› için halk›n özel askeri kampanyas›”. Maoistler partiyi “parti-ordu, ordu-parti” olarak yer de¤ifltirilebilir bir flekilde gelifltirmek istiyorlar. Maoist partinin politik aktivistleri dahi gerilla komutanlar› gibi askeri k›yafet giymekte. Bam Deb Chettri “Savaflma amac›m›z daha iyi için de¤iflimdir. ‹flte bu yüzden bu merkezileflme plan›n› uyguluyoruz” demektedir. Chettri parti politikas›na göre hükümet ve Maoistler aras›ndaki olas› diyalogun bu stratejik gündeme ba¤l› oldu¤unu söylemekte.


4-17 Haziran 2004 “Sivil demokratik ‹slam” ya da “Il›ml› ‹slam”... Geçti¤imiz günlerin medyatik tart›flma konular›ndan biri olan bu kavramlar uzun süre konuflulaca¤a benziyor. Çünkü perdenin arkas›nda her zamanki gibi emperyalist haydutlar ve onlar›n yeni projeleri bulunuyor. ABD-‹ngiltere önderli¤indeki emperyalist iflgal blokunun amaçlar› ve s›n›rlar› “geleneksel Ortado¤u”yu aflan yeni Büyük Ortado¤u Projesi’nin temel ayaklar›ndan birisi olan “Il›ml› ‹slam” modeli bu yönüyle gelecek aç›s›ndan gündem konular›ndan biri olmaya devam edecek gibi görünüyor. “Il›ml› ‹slam” tart›flmalar›n›n gündeme gelmesi bir tesadüf de¤il tabi ki. 95’lerde planlanan ve o tarihten itibaren uygulamaya konulan emperyalist iflgal ve talan projesinin siyasi aya¤› olan “Il›ml› ‹slam” modeli TC devletinin en üst makamlar›n›n da beyanlar›yla ülke gündemine oturdu. TC Genelkurmay ‹kinci Baflkan› Orgeneral ‹lker Baflbu¤’un Mart ay›nda bulundu¤u ABD temaslar›n›n ard›ndan Türkiye laik mi, de¤il mi, ›l›ml› m›, Müslüman m› tart›flmalar› yo¤unlaflt› ve Türkiye’nin siyasi yap›s› üzerine görüfller ortaya at›ld›. Asl›nda tüm bu tart›flmalar›n kayna¤› ABD üst düzey yetkililerinin Türkiye’ye iliflkin yapt›klar› aç›klamalard›. Gerek geçti¤imiz y›llarda, gerekse TC Orgenerali Baflbu¤’un son temaslar›nda ABD yetkililerinin Türkiye’nin mevcut ›l›ml› yap›s›yla tüm bölge ülkelerine ve ‹slam dünyas›na bir örnek teflkil etti¤i yönlü de¤erlendirmeleri her ne hikmetse TC yetkilileri taraf›ndan kabullenilmiyordu. Zira ABD yetkililerinin de¤erlendirmeleri TC’nin görünürdeki siyasi yap›s›yla uyuflmuyordu. ‹flte TC Orgenerali Baflbu¤’un ABD temaslar›ndan hemen sonra bas›na verdi¤i beyanat: “TC ‘23’te kuruldu¤undan beri anayasan›n 2. maddesinde belirlendi¤i gibi laik, demokratik, sosyal hukuk devleti oldu... Baz›lar›nca Türkiye için ‘Il›ml› ‹slam’ modeli diye kavramlar ortaya at›l›yor. Bu çok aç›k: hem laiklik, hem ‹slam devleti bir arada olmaz...”. Ülke gündemine oturan bu aç›klamadan sonra “muhafazakar-demokrat” kimlikli TC Baflbakan› T. Erdo¤an da benzeri aç›klamalarda bulundu: “Türkiye laik, sosyal hukuk devletidir. Laik devletin içinde ‹slam devleti olmaz.” Bu aç›klamalar TC egemenlerinin varolan durumdan rahats›z olduklar›n›n bir göstergesiydi. Çünkü TC devletinin “laik”, “demokratik” ve “sosyal” yap›s›, kendilerinin çokça övdü¤ü itibar› zedelenmiflti. Ve bunu yapan›n “efendi” ABD olmas› ifli daha da zorlaflt›r›yordu. Gerçi Erdo¤an’›n aç›klamalar› zoraki aç›klamalard›, Genelkurmayla karfl› karfl›ya gelmeme kayg›s›yd›, ama ABD’nin bu aç›klamalar› asl›nda TC devletinin siyasi yap›s› ve yeni dönemdeki rolü üzerine baz› önemli ipuçlar› veriyordu. Bunlar; öncelikle anayasada belirtilen malum niteliklerin tümünün göstermelik ve bofl laflar oldu¤u, ikincisi ‹slam’›n emperyalistler ve yerli uflaklar›n›n tekelinde oldu¤u ve koflullara göre yeni biçimlere büründü¤ü, son olarak ise, yeni dönemde emperyalist talan projesinin önemli bir parças› olarak Türkiye’nin misyonuydu. TC anayasas›nda belirtilen ve sadece süs olan niteliklerin, TC’nin kuruluflundan bu yana süregelen Kemalist-faflist karakteriyle bafltan itibaren çeliflti¤ini belirtmeye

16

36

ILIMLI ‹SLAM VE TÜRK‹YE gerek yok san›r›z. Soyk›r›mlar›, katliamlar›, faili meçhulleri, iflkenceleri ve gözalt›nda kay›plar›yla emperyalist efendileriyle adeta yar›flan Kemalist-faflist diktatörlü¤ün bu “becerisi” tüm dünya taraf›ndan biliniyor. Tabi faflizmi salt askeri boyutuyla al›yor de¤iliz. TC faflizmi bafltan afla¤›, ideolojisi, siyasi yap›s›, kültürü ve tüm kurum-kurulufllar›yla örgütlenmifl faflist bir diktatörlüktür. EMPERYAL‹ZM‹N YEN‹ ARACI “ILIMLI ‹SLAM” “Il›ml› ‹slam” tart›flmalar› içerisinde de¤inilmesi gereken temel nokta TC faflizminin ötesinde bu modelin emperyalist haydutlar aç›s›ndan tafl›d›¤› de¤erdir. Zira ABD-‹ngiltere-‹srail patentli Büyük Ortado¤u Projesi (BOP) içerisinde “Il›ml› ‹slam”, yeni dönemde emperyalist talanc›lar›n ‹slam co¤rafyas› ve Arap ülkelerine karfl› gelifltirdi¤i yeni bir modeldir. Bundan önce emperyalistlerin önceki süreçlerde kulland›¤› ve destekledi¤i geleneksel-gerici ve fundamentalist (köktendinci) modellere de¤inmekte fayda var. Bilindi¤i gibi yak›n bir tarihe kadar ABD’nin Ortado¤u ve Arap ülkelerinde destekledi¤i köktendinci ve geleneksel-gerici ‹slam modelinin o günkü koflullar aç›s›ndan önemli bir yeri vard›. S. Arabistan, Arap Yar›madas› ülkeleri, Afganistan bu modele örnekti. Rus Sosyal Emperyalizminin daha ayakta oldu¤u ve bölgede ABD ve di¤er emperyalistlerin varl›¤›n› tehdit eden politikalar›n›n sürdü¤ü dönemde köktendincilik ve geleneksel gericilik ABD ve yandafllar› taraf›ndan desteklenmesi gereken bir modeldi. fiimdi ad›-nam› her yana yay›lan ‹slamc› örgütlerin ABD deste¤iyle kurulup güçlendi¤i herkesin malumu. El Kaide ve Taliban bunlar›n en ünlüleriydi. Bu köktendinci örgütlerin emperyalistlerin bölge ç›karlar› için taktik bir önemi vard›. Fakat gelinen noktada ABD ve yandafllar›n›n destekledi¤i bu model, amaçlar›n› ve görevlerini aflarak tehlikeli noktalara geldi. Saddam Hüseyin ABD’ye bayrak açt›, Taliban kendi iktidar›n› kurdu, El Kaide “bafl belas›” oldu. Bu nokta emperyalistler aç›s›ndan de¤erlendirilmesi gereken bir noktayd› ve buna karfl› yeni politikalar gelifltirilmeliydi. ‹flte 11 Eylül sald›r›lar›yla bafllat›lan “Küresel Teröre Karfl› Savafl”, “Demokrasi

ve Özgürlük Mücadelesi” safsatalar› bu sürecin bafllang›c›yd›. Rus Sosyal Emperyalizminin çöküflü Ortado¤u ve Arap ülkelerindeki köktendinci örgütlerin “z›vanadan ç›kmas›”, yine eski ABD ufla¤› yönetimlerin kendi bafllar›na buyruk hareket etmeleriyle bafllayan ve ilerleyen süreç “Küresel Terör”ün yok edilmesi, “demokrasi, özgürlük ve insan haklar›”n›n tesis edilmesi için temel oluflturuyordu. Öncenin ABD uflaklar› flimdi “terörist” ilan ediliyordu. Bunlar›n yok edilmesi için de ABD ve müttefikleri “kendilerini feda ediyordu”! Sonras›n› ise hep birlikte izledik. 11 Eylül sald›r›lar›, Afganistan iflgali, Irak iflgali, yo¤unlaflan ve faflist iktidarlar› bile “çileden ç›karan” ‹srail sald›r›lar›... “Il›ml› ‹slam” modeline geliflin ad›mlar› buydu. “Il›ml› ‹slam” modelinin emperyalistlerin yeni dönemdeki projelerinin bir parças› oldu¤unu belirtmifltik. fiimdilerde tüm dünya ve ülke medyas›nda yo¤un flekilde tart›fl›lan BOP’un siyasi bir aya¤› olarak “Il›ml› ‹slam” modelinin içeri¤ini yeni dönemde emperyalistler aras›ndaki dengeler ve bloklaflmalar belirliyor. “Küresel Terör”e karfl› “gönüllü jandarmal›k” yapan ABD-‹ngiltere-‹srail blokuyla, AB emperyalistleri ve Rusya-Çin aras›ndaki rekabet BOP ile üst s›n›r›na varm›fl görünüyor. ABD-‹ngiltere-‹srail üçlü ittifak›n›n bölgedeki sald›rgan politikas›na karfl› di¤er emperyalistlerin Arap ülkeleriyle yak›nlaflmaya çal›flmalar›, ABD taraf›ndan “fler” ülkeleri olarak ilan edilen ‹ran ve Suriye’nin diplomatik giriflimlerle arkalar›n› sa¤lama almaya çal›flmalar›, eskinin “emperyalizm düflman›” Kaddafi liderli¤indeki Libya’n›n emperyalistlerle aç›k iflbirli¤i giriflimlerinde bulunmas›, Gürcistan ve Azerbaycan’da ABD ve müttefiklerinin perde arkas› müdahaleleriyle gerçekleflen yeni düzenlemeler, ‹srail’in güvenlik duvar› inflas›, Filistin katliamlar›, son Hamas suikastlar› ve de Türkiye’nin giderek artan önemi... Dünyan›n petrol ve enerji kaynaklar›n›n önemli bir bölümünü bar›nd›ran Ortado¤u, Kafkaslar ve Orta-Güney Asya üzerindeki hegemonya mücadelesi k›yas›ya sürüyor ve emperyalistler aras› kurulan dengelere göre yeni politikalar belirleniyor. Nitekim s›n›rlar› K. Afrika’dan Güney Asya’ya, Kafkaslar-Hazar’dan Aden Körfezi’ne kadar uzanan yeni projede bir yandan enerji kaynaklar› üzerine planlar yap›l›rken, di¤er yandan

bölge ülkelerinin yeniden yap›land›r›lmas› tasarlan›yor. Tüm bu plan ve projelerin ne oranda uygulanabilece¤ini zaman gösterecek. Ancak dünya ölçe¤inde ve bölge üzerindeki güç dengelerinin önümüzdeki günlerde belirginleflece¤ini kestirmek zor de¤il. Zira Sovyetler Birli¤i önderli¤indeki Varflova Pakt›’na karfl› kurulan NATO’nun alaca¤› yeni biçim, G-8 ülkelerinin temaslar›, ABD-AB aras›ndaki masa bafl› pazarl›klar önümüzdeki günlerin ana gündemini oluflturuyor. Tüm bunlar aras›nda ise NATO somutunda emperyalistler aras›ndaki askeri iliflkiler ve güvenlik öne ç›k›yor. Bahsetti¤imiz plan ve projelerin yaflama geçirilmesinde kilit rol oynayacak NATO ve BM gibi örgütlenmeler emperyalistler aras›ndaki ç›kar dalafl›n›n en yo¤unlaflt›¤› yerler olacak. Gerek Afganistan’da, gerekse Irak’ta iflgale ra¤men otoriteyi sa¤layamayan, yine Filistin’de direnifli k›ramayan ABD-‹ngiltere-‹srail ittifak›n›n bölgedeki gelece¤ini de bu pazarl›klar belirleyecek. “Il›ml› ‹slam”›n yerini bu yeni dönemin projesinde görüyoruz. Projenin esas alanlar›n›n Arap ülkeleri ve ‹slam co¤rafyas› olmas› bu yeni modelin önemini art›r›yor. Zira model, daha önceleri çeflitli ülkelerde desteklense de sistemli bir flekilde ekonomik, askeri, kültürel ayaklar›yla bu yeni projede gündeme getirildi. Örne¤in ‹ran fleriat rejimine karfl› ABD emperyalizminin reformist muhalefeti uzun bir süredir destekledi¤i biliniyor. Yine Türkiye, M›s›r ve Pakistan uzun süredir desteklenen ülkelerden. “ILIMLI ‹SLAM” VE KÖKTEND‹NC‹L‹K Daha önce geleneksel-gerici ve köktendinci ‹slam modelini de¤erlendirmifltik. “Il›ml› ‹slam”›n anlam›n› bu öncekilerden farkl› yanlar›yla koydu¤umuzda daha iyi anlayabiliriz. “Il›ml› ‹slam”›n temel özelli¤i emperyalizm için tehlikesiz ve kolayca uzlafl›labilir olmas›d›r. Emperyalizmin ç›karlar›na ve sömürü mekanizmas›na dokunmayan, geleneksel de¤erlerin de¤iflime u¤rad›¤› ve tehlikeli fliddet ö¤elerinden ar›nd›r›lm›fl bu modelin temeli “modernizm”, “demokrasi” ve “laiklik” üzerine kurulmas›d›r. Tabi burada kastedilen özellikler Bat› uygarl›¤›na aittir. Çünkü onlara göre Do¤u halklar› e¤itilmesi gereken kültürsüz, e¤itimsiz


36 halklard›r. Do¤u’nun barbar ve kültürsüz oldu¤u yaygaras›yla flimdi yeni k›l›flara büründürülerek Bat›’n›n o “muhteflem” uygarl›¤› ve kültürü yay›lmaya çal›fl›l›yor. Ne var ki “küreselleflme” ve “Yeni Dünya Düzeni” safsatalar›yla dünya halklar›na yutturulmaya çal›fl›lan Bat›’n›n uygarl›¤›n› ve kültürünü flimdilerde ABD’nin Irak halk›na uygulad›¤› katliam, iflkence ve vahfletle, ‹srail’in Filistin halk›n›n üzerine ya¤d›rd›¤› bombalarla tüm dünya izliyor. Bat›’n›n emperyalist iflgal ve talan üzerine kurulu uygarl›¤›n›n, “demokrasi ve özgürlü¤ü”nün bundan baflka bir anlam› yoktur. O; pazar, kaynak, sömürü ve kâr için hiçbir insani de¤eri gözetmez. Irak’a demokrasi ve insan haklar›n› infla etmek için geldi¤ini söyleyen ABD ve müttefikleri insanl›k d›fl› hiçbir uygulamay› Irak halk›ndan saklam›yor. Filistin halk›n› terörist ilan eden ‹srail siyonizmi ise bar›fl ad›na Filistin’in flehirlerine bomba ya¤d›rmaktan, Filistin liderlerini sokak ortas›nda infaz etmekten geri durmuyor. Uygulanmaya çal›fl›lan yeni ‹slam modelinin “›l›ml›l›¤›”, emperyalist tahakküme boyun e¤mesi ve her türlü politikas›n› kabul etmesidir. “Il›ml› ‹slam”›n di¤er bir özelli¤i ise “Yeni Dünya Düzeni”nin ekonomik yap›s› olan neo-liberalizmi bar›nd›r›yor olmas›d›r. Emperyalist sermayenin dolafl›m, sömürü ve kâr hareketlerini engelleyen ulusal ve bölgesel s›n›rlar›n kald›r›lmas›n› ve bu bölge pazarlar›n›n yeniden kapitalistemperyalist sisteme uygun olarak biçimlendirilmesi, yar›-sömürgeci iliflkilerin yeniden üretilmesi amaçlan›yor. Gerici ve dini de¤erlerle flekillenmifl ‹slam kültürü ve yaflam tarz›n›n yerine kurulacak Bat›’n›n emperyalist kültürü, yaflam tarz› ve tüketim al›flkanl›klar› emperyalist hegemonyac›lar›n sermaye ve kâr birikimlerini art›racak. Bu yönüyle “Il›ml› ‹slam” modeliyle ‹slam co¤rafyas›n›n Bat›’ya entegrasyonunun emperyalizm için anlam› daha fazla kâr ve sömürüdür. TÜRK‹YE UfiAKLIK ‹Ç‹N ‹Y‹ B‹R ÖRNEKT‹R “Il›ml› ‹slam”›n desteklendi¤i ülkelerden biri olan Türkiye’nin bu yeni dönemde ad› BOP olan emperyalist talan projesinde model bir ülke olarak örnek gösterildi¤i bilinmekte. Türkiye’nin siyasi yap›s› itibariyle bölge ve tüm ‹slam ülkelerine örnek gösterilmesinin ard›nda yatan gerçeklik daha önce de¤indi¤imiz emperyalistler aras›ndaki bloklaflmalar çerçevesinde Ortado¤u, Kafkaslar ve Güney Asya’ya kadar uzanan ç›kar çat›flmas›nda Türkiye’nin önemli bir noktada bulunuyor olmas›d›r. Türkiye gerek Ortado¤u ve Yak›n Asya’y› Avrupa ve Akdeniz’e ba¤layan yollar›n merkezi olmas›yla gerekse petrol ve enerji kaynaklar›na yak›nl›¤›yla emperyalistler için stratejik aç›dan dikkate de¤er bir önem tafl›yor. Türkiye’nin ABD ve AB aras›ndaki çekiflmede son dönemde de¤er kazanarak “koz” statüsüne kavuflmas› ve yeni projelerin merkezi olmas› bu de¤erlendirmeyi do¤ruluyor. Türkiye yar›-sömürge statüsüyle bölgede ABD-‹ngiltere ve ‹srail ittifak›n›n “cephe ülkesi” olarak rol oynarken, Avrupal› emperyalistlerle olan ekonomik ve siyasi iliflkileriyle de özellikle Almanya ve Fransa için kilit bir önem tafl›yor. AB emperyalistlerinin Türkiye’ye ar-

17 tan ilgisi, özellikle Almanya’n›n Türkiye’yi AB’ye sokma çabalar›; AB üst düzey yetkililerinin Türkiye’nin AB’nin güvenli¤i ve gelece¤i aç›s›ndan yeni dönemde stratejik bir önem tafl›d›¤› aç›klamalar› Türkiye-AB aras›ndaki diplomatik yo¤unlu¤un nedenlerini oluflturuyor. Türkiye’nin AB’ye üye olmas›nda Avrupal› emperyalistlerin daha fazla ç›kar› oldu¤u görünse de, bunun yan›nda ABD’nin de Türkiye’nin AB üyeli¤ini destekledi¤i ve Türkiye’nin bu iki blok aras›ndaki “koz” statüsü unutulmamal›. “Il›ml› ‹slam”›n Türkiye modelinin de¤erini de buralarda aramak gerekiyor. ABD Pentagon yetkililerinden Paul Wolfowitz’in Türkiye’ye iliflkin de¤erlendirmeleri dikkate de¤er; “Türkiye’nin baflar›s›n›n temeli demokratik karakteridir. Mevcut sorunlar›n› aflan ve kaydetti¤i ilerlemeyi sürdüren bir Türkiye, Müslüman dünyaya örnektir. Türkiye demokrasinin Müslümanlar için de iflleyebilece¤inin, demokrasi ve serbest giriflimin faydalar›n›n sadece di¤er uygarl›klara ait olmad›¤›n›n kan›t›d›r.” Görüldü¤ü gibi Türkiye’nin modelli¤i “Bat› demokrasisi” ve “serbest giriflim” üzerine oturuyor. Türkiye için “Bat› demokrasisi” faflizmle efl anlaml›d›r. TC faflizmi emperyalizm uflakl›¤›,Türk flovenizmi ve Bat› hayranl›¤› üzerine kuruludur. Emperyalist kültür ve flovenizm, ‹slamiyet ve Bat› hayranl›¤› Kemalistfaflist diktatörlü¤ün potas›nda bir arada bulunmaktad›r. Emperyalizm için Türkiye’de ‹slamiyet’in anlam› halk›n dini duygular›n›n sömürülmesi ve dinin dönemsel ç›karlara göre flekillendirilmesidir. TC tarihine bakt›¤›m›zda din olgusunun emperyalizm taraf›ndan belli dönemlerde ön plana ç›kar›ld›¤›n› ve halk›n dini manipülasyonlarla yönlendirilmeye çal›fl›ld›¤›n› görebiliriz. ‘70’lerde yükselen devrimci hareket ve toplumsal muhalefete karfl› gelifltirilen yeflil kuflak ve kurulan gerici-fleriatç› örgütlenmeler, Çorum, Marafl ve Sivas katliamlar›nda dini-gerici ak›mlar›n rolü, T. Kürdistan›’nda ulusal harekete karfl› gelifltirilen Hizbullah türü fleriatç›-kontrgerilla örgütler, ‘90’larda yükseltilen dini motifli muhalefet ve ard›ndan kurulan Refah ve Fazilet hükümetleri Türkiye’de dini de¤erlerin emperyalizmin dönemsel ç›karlar›na göre nas›l flekillendirildi¤ini göstermektedir. “Il›ml› ‹slam”›n Türkiye modelinde 3 Kas›m 2002 seçimleriyle iflbafl›na gelen AKP hükümetinin özel bir yeri bulunuyor. Seçim öncesinde muhalif söylemlerle genifl bir kesime seslenen AKP, çeperinde birçok katman› bir araya getirerek önemli bir oy oran›na ulaflm›flt›. “Muhafazakardemokrasi” kavram› üzerine flekillendirdi¤i politikalar›yla halk›n önemli bir kesiminin deste¤ini sa¤layan bu yap›n›n k›sa sürede bu oranda büyümesinin ard›nda çeflitli nedenler bulunuyor. ‹lk olarak AKP, toplumun de¤iflim taleplerine seslenen söylemleri ve manipülasyonlar›yla kitleleri kendi potas›na çekebildi. Halk›n istikrars›zl›k ve geleceksizlik korkusu ve AKP’nin

de¤iflim ve istikrar söylemleri çak›flarak AKP’nin hanesine yaz›ld›. ‹kinci olarak AKP’nin kendi çeperinde toplad›¤› en büyük ve en önemli katman olan emekçi s›n›flar›n ekonomik ve sosyal istemleri ve duygular›na seslenmesiydi. Muhafazakarl›k, adalet, temiz toplum gibi söylemleri ve dini de¤erleri de bu propagandalara ekleyince halk›n bu yöneliflini anlamak zor de¤il. Üçüncü olarak AKP’nin Milli Selamet, Milli Nizam, Refah ve Fazilet gibi din merkezli partilerin taban›n› kendine çekebilmesiydi. Fazilet Partisi’nin egemen s›n›flar için ömrünü tamamlamas›n›n ard›ndan bu gelenekten gelen ve nicelik olarak hayli fazla olan taban›n kendini ifade edece¤i yer olarak AKP gösterildi. Saadet Partisi ve AKP ayr›fl›m›nda muhafazakar oylar› AKP toplad›. Son olarak ve belki de en önemlisi, emperyalistlerin Türkiye’ye verdikleri de¤ere eflit olarak ülkede tek partili hükümeti desteklemesi, meclis ah›r›n›n emperyalizmin acentesine çevrilmesi ve ülkenin emperyalizme peflkefl çekilmesi için hiçbir engelin b›rak›l-

mamas› çabas›yd›. AKP gibi tek parti hükümeti emperyalistlerin yeni dönemdeki ç›karlar›n› pekifltirecek ve Türkiye’nin yeni misyonuna uygun olarak ülke ekonomisi, iç ve d›fl politikas› flekillendirilecekti. AKP’nin seçildikten sonraki icraatlar›na bakt›¤›m›zda bu rolünü fazlas›yla yerine getirdi¤ini görebiliriz. Zira Yeni ‹fl Yasas›, Do¤rudan Gelir Deste¤i, Kamu Reformu Yasas› gibi emekçi s›n›flar›n yaflam›ndaki sefaleti tayin edecek yasalar›n hiç güçlük çekilmeden meclisten geçirilmesi, özellefltirme ve iflten ç›karmalar›n tam gaz devam›, emek-

4-17 Haziran 2004 çi s›n›flar›n bask›lanmaya devam edilmesi bu rolün baflar›l› bir flekilde yerine getirildi¤ini gösteriyor. AKP’nin seçim öncesi ve de sonras›nda TC egemen s›n›flar›n›n önemli bir k›sm›n›n deste¤ini sa¤lad›¤›n› biliyoruz. TÜS‹AD, MÜS‹AD, TOBB gibi komprador sermaye kurulufllar›n› arkas›na alan AKP, bununla birlikte içerisinde bar›nd›rd›¤› egemen s›n›f katmanlar›n›n s›n›fsal özellikler tafl›yor olmas›yla da çeliflkili ve çok da uzun vadeli olmayan bir görünüm arzediyor. AKP’nin seçim öncesinde, her burjuva-feodal faflist parti gibi ezilenlerin de sözcülü¤üne giriflmesi, bu kesimlerin deste¤ini alarak hükümete gelmesi, gerçekte bu partinin di¤er hükümet olmufl partiler gibi (AP, CHP, ANAP vb.) uzun süreli olmayacak bir hükümet kurmas›na da neden olmufltur. Ayr›ca egemen s›n›flar›n önemli bir kesiminin deste¤ini sa¤lamas›na karfl›n AKP’nin siyasi arenadaki kendi gücüne dayanmayan, temelsiz duruflu da uzun ömürlü olmad›¤› sinyalleri veriyor. Önümüzdeki süreçte emperyalizmin dönemsel ç›karlar›n›n de¤iflmesi ve AKP seçene¤inin deforme olmas› durumunda tüm bu çeliflkilerin yo¤unlaflmas› ve bu yap›lanmay› bir ç›kmaza sokmas›, bugüne kadar yafland›¤› gibi, kesindir. AKP’nin “ekonomik istikrar”, “kalk›nma” ve “demokrasi” söylemleri emperyalistlerce desteklense de bunlar›n içi bofl z›rvalardan ibaret oldu¤u, halk›n yaflam standartlar›nda ve sosyal-siyasal yaflam›nda bir de¤iflimin olmad›¤›, yat›r›m ve istihdam sorunlar›n›n çözülmekten uzak oldu¤u, iflçi, memur ve emekçilerin hiçbir muhalefet hakk›n›n olmad›¤›, en ufak bir hak talebinin azg›nca sald›r›ya u¤rad›¤› her gün daha aç›k görülmekte. AKP’nin “Il›ml› ‹slam” modeliyle emperyalistlerce desteklenmesi onun bahsetti¤imiz ç›kmazlar›n› ve açmazlar›n› de¤ifltirmiyor. Fakat flu var ki “Il›ml› ‹slam” modeli yeni dönemin bir parças› olarak emperyalizmin gündeminde. Türkiye için de AKP hükümetinden ba¤›ms›z bir flekilde varolmaya devam edecek görünüyor. Zira emperyalist sermayenin neo-liberal ekonomik politikalar› önümüzdeki süreçte Ortado¤u ve ‹slam co¤rafyas›n› kendine göre flekillendirmek zorunlulu¤u tafl›yor. Bahsedilen co¤rafyada tehlike, muhalefet ve fliddet unsurlar›n›n uysallaflt›r›lmas›, sivillefltirilmesi ve mümkünse ortadan kald›r›lmas› emperyalistler aç›s›ndan hayati önem tafl›yor. Toparlayacak olursak; “Il›ml› ‹slam” modeline geçiflin önayaklar›n› emperyalizmin yeni dönemde enerji ve güvenlik üzerine kurdu¤u yeni planlar› ve yeni dengeleri oluflturuyor. Türkiye ise tüm bunlar içerisinde gerek stratejik konumu, gerekse siyasi yap›s›yla di¤er bölge ülkeleri içerisinde ayr› bir yer tafl›yor. Gerek Türkiye, gerekse ‹slam co¤rafyas›ndaki di¤er ülkeler için modelde bahsedilen “›l›ml›l›k”tan anlafl›lmas› gereken bir fley varsa o da flu: Emperyalist tahakküm ve talan!


4-17 Haziran 2004

18

36

Gerillanın kaleminden...Gerillanın kaleminden...Gerillanın kaleminden...

Karadeniz’de savafl›n psikolojik boyutlar› üzerine

‹çinde bulundu¤umuz süreç; tasfiyecili¤in dayat›ld›¤›, reformist hareketlerin egemen güçler taraf›ndan çekici hale getirilmeye çal›fl›ld›¤›, kitlelerin umut ve aray›fllar›n›n sistem içine kanalize edilmeye çal›fl›ld›¤› bir süreçtir. Di¤er taraftan iktidarlar›n› bask›, sömürü, talan politikalar› üzerine kurmufl olan burjuva sistemin, ancak proletaryan›n ve ezilen halk kitlelerinin devrimci zoruyla y›k›laca¤› gerçekli¤ini ortaya koyarak silahl› mücadele yürüten ve kitleleri bu temelde bilinçlendiren, örgütleyen devrimcilere, komünistlere karfl› gerek ideolojik, gerekse fiziki anlamda imha etme, zindanlara t›kma, iflkencelerden geçirme, psikolojik olarak y›pratma gibi birçok bask› arac›n›n daha fazla kullan›larak, halk›n öncülerinin y›ld›r›lmaya teslim al›nmaya çal›fl›ld›¤› bir süreçtir. Buna ra¤men gerek k›rlarda, gerekse flehirlerde faflizmin, emperyalizmin uygulam›fl oldu¤u bask›, sömürü ve zoruna karfl› emekçi halk y›¤›nlar›n›n örgütlenerek insanl›¤›n kurtulufl mücadelesinin sürdürüldü¤ü, a¤›r bedellerin ödendi¤i devrimci yürüyüfl çizgisinden tavizlerin verilmedi¤i, her yönüyle devrimci cüret ve kararl›l›¤›n ortaya konuldu¤u bir aflamadan geçiyoruz. Karadeniz Bölgesi’nde de Proletarya Partisi’nin uzun zamand›r yürütüyor oldu¤u gerilla mücadelesinin büyümesine, kitlelerle olan iliflki ve faaliyetinin bütünleflmesine paralel faflist TC devletinin Karadeniz Bölgesi’nde gerek gerillaya, gerekse bölge halk›na dönük bask› ve sindirme sald›r›lar› artarak devam etmektedir. Devlet gerillay› fiziki olarak imha etmeye, teslim almaya çal›fl›rken, bununla beraber ideolojik olarak, moral olarak çökertmek için yayg›n bir biçimde psikolojik savafl› bölgede devreye sokmaktad›r. Devlet gerillaya ve bölge halk›na yönelik kitleleri aldatmak ve gerçekleri çarp›tmak için oluflturdu¤u araçlar›yla bölgede yaflanan insanl›k d›fl› uygulamalar›n›, katliamlar›n›, zorbal›klar›n› ve gerilla karfl›s›ndaki çaresizli¤ini kamufle etmeye çal›fl›yor.

Özellikle 97-98 süreçlerinden itibaren bölgede baflta Proletarya Partisi’nin ve devrimci yap›lar›n faflist TC’nin askeri güçlerine dönük yapt›¤› eylemler ve gerillan›n kitle faaliyetine yöneldi¤i süreçte devlet gerillan›n faaliyetini engelleyememenin bir sonucu olarak bölgeye yeni yeni güçlerini konumland›rmaya bafllad›. Genifl kapsaml› operasyonlar›ndan yeterince sonuç alamamas› ve gerillan›n üs üste gelen eylemleri sonucunda bölgede moral üstünlü¤ü belli boyutlar›yla gerillaya geçmifl oldu. Gerillan›n bölgede geliflen faaliyetinin, kitleler üzerinde b›rakt›¤› etkinin belli boyutlar›yla hissedilir duruma gelmesi sonucunda TC devleti bir an önce gerillay› imha etmeye, susturmaya kitlelerin gözünde gerillan›n güçlülü¤ünü, etkinli¤ini bir flekilde örtmeye çal›flt›. Bunun araçlar› olarak da sadece fiziki anlamda imha etmeyle s›n›rl› kalmayan, gerek gerillay›, gerekse de bölge halk›n› psikolojik olarak etkilemeye, moral bozmaya, boyun e¤dirmeye, sindirmeye çal›flan politikalar›n› devreye soktu. Bunun bir parças› olarak da özellikle gerillayla yaflanan çat›flmalarda TC devleti ço¤u zaman kendi kay›plar›n› bas›na yans›tmazken, gerillan›n alm›fl oldu¤u kay›plar› abartarak kendi ufla¤› olan burjuva bas›n›yla medyas›yla ifllemeye çal›flt›. Gerek bölge halk›n›n içinden olan, gerekse de halk taraf›ndan tan›nan, sevilen gerillalar›n öldü¤üne dönük yalan haberleri iflleyerek gerillay› bilen, tan›yan kitlelerde moral çöküntüsü yaflamalar›n› hedefledi. Bunun en çarp›c› örne¤ini 97 y›l›nda Ese Yaylas›’nda ç›kan çat›flmada TKP/ML’nin genel sekreterinin de aralar›nda bulundu¤u 5 gerillan›n flehit düflmesinin burjuva ve yerel bas›nda sürmanfletten ifllenerek “önderlerini öldürdük, bitirdik” tarz›ndaki haberlerinde görmek mümkün. Ayn› çat›flmada tam olarak say›lar› bilinemeyen fakat TC’nin çok say›da ölü ve yaral›lar›n›n hiçbir tanesi burjuva

medyaya yans›mam›flt›r. De¤iflik çat›flmalarda ölen kimi askerler ise “e¤itim zaiyat›” vb. fleklinde aç›klanm›flt›r. Tokat Valili¤i’nin 2001 y›l›nda yapm›fl oldu¤u bir aç›klama içerisinde sadece yans›tt›klar› boyutuyla gerillan›n TC güçlerine verdirdi¤i ölü say›s›n› 200 olarak dil ucuyla ifade etmifllerdir. O zamana kadar burjuva bas›nda ifllenmeyen, yans›t›lmayan ölülerinin bir anda valilik taraf›ndan 200’lerle aç›klanmas› bu zamana kadar de¤iflik biçimlerde kamufle edilen ölülerinin Karadeniz’den di¤er illere giden ölülerinin art›k kamufle edilemeyecek bir duruma gelmesinin en somut göstergesidir. TC’nin “baflar›” üstüne “baflar›” olarak gösterilen o kapsaml› operasyonlar›n üstün “baflar›s›” nas›l oluyor da bu kadar kay›p vermelerine neden oldu? Bu nas›l bir baflar› ki kendi ceset say›s› artarak devam ediyor. Sürekli gerillaya sözde kay›p verdiren, fakat kendi “kurflun ifllemez” askerlerinin ak›l almaz “üstün yetenekleri” nas›l oldu da bitiverdi? Sürekli TC güçleriyle gerilla aras›nda yaflanan karfl›l›kl› çat›flmalarda kendileri gerilla üstüne nas›l kurflun s›k›yorsa, gerilla da ayn› biçimde kurflun s›kmakta ve kay›p verdirmektedir. Fakat TC yaflanan gerçekli¤i çarp›tarak gerilla karfl›s›ndaki “baflar›lar›n›” tek yanl› olarak kitlelere anlatmakta ve ifllemektedir. ‹flte TC devletinin “güçlülü¤ü, baflar›s›” tamam›yla bu yalan ve aldatma politikas› üzerine kuruludur. Gerçekler ise daha farkl›d›r. Çünkü faflist TC gerek teknolojik anlamda, gerekse say›sal anlamda gerilladan üstün olmas›na ra¤men kay›plar›na engel olamam›flt›r ve olamayacakt›r. Gerilla inanc› ve kararl›l›¤›yla, meflru ve hakl› savafl›yla, manevra kabiliyetiyle insanl›¤› faflizmin köleli¤inden, bask›s›ndan, sömürüsünden kurtaracak olan halk›n kendi o¤ullar›ndan, k›zlar›ndan oluflan bir güçtür ve ezilen milyonlarca iflçinin, köylünün, emekçi halk›n ç›karlar›n› temsil etmektedir. Egemen güçler kendi acizliklerini, kitleleri kand›rman›n bir arac› olarak kullan-

d›klar› bu politikalar›, T. Kürdistan›’nda ulusal harekete karfl› da yo¤un olarak kulland›. TC 15 y›ld›r T. Kürdistan› üzerinden elde etti¤i psikolojik savafl deneyimlerini bugün de Karadeniz Bölgesi’nde gerillaya ve bölge halk›na karfl› uygulamaktad›r. Amac› tamamen gerillan›n ve bölge halk›n›n moralini, psikolojisini bozmak ve y›ld›rmakt›r. Sindirme politikalar›yla kendini daha güçlü gösterip devletin “y›k›lmazl›¤›, karfl› ç›k›lmazl›¤›” mesaj›n› kitlelere vermektir. Yine bu paralelde Karadeniz Bölgesi’nde psikolojik savafl›n bir parças› olarak bizzat ordu taraf›ndan kurulan ve esas olarak, bölgede yaflanan gerçekli¤i kitlelere çarp›tarak yans›tan ve karfl› devrimci bir propaganda yürüten Yöre FM 2000 y›l›ndan beri yay›n yap›yor ve bu yay›n bizzat psikolojik savafl uzmanlar› taraf›ndan sürdürülüyor. ‹lk kuruldu¤unda gerillan›n daha yo¤un faaliyet yürüttü¤ü, Tokat, Sivas, Amasya illerine yay›n yapan bu radyo, gerillan›n faaliyet alan›n›n genifllemesine paralel bu illerin yan›s›ra art›k Ordu, Giresun, Çorum, Yozgat illerine de yay›n yapmaktad›r. Kuruldu¤u günden itibaren gerek gerilla ailelerini, gerekse itirafç›lar› radyoda konuflturarak, onlar arac›l›¤›yla gerillaya “teslim ol” ça¤r›lar› temelinde yay›n yaparak bölgede önemli bir rol oynamaya çal›flmaktad›r. Faflist TC de biliyor ki karfl›s›ndaki gerilla gücü emperyalizme, faflizme ve devletin bask›, talan üzerine kurulmufl ve ezilen milyonlarca emekçi halk›m›z kölelefltiren politikalar›na karfl› mücadele eden devrim mücadelesine inanm›fl, halk› u¤runa kendini adam›fl gönüllü ve bilinçli militanlardan oluflmaktad›r. Bu gerçeklik karfl›s›nda fazlaca bir fley yapamayan, gerillay› teslim alamayan, y›ld›ramayan devlet, gerillay› yaln›zlaflt›rmak ve kitlelerden koparmak için gerilla ailelerini yo¤un bir biçimde kullanmaya, kendi alçakça oyunlar›na alet etmeye çal›flmaktad›r. Y›llard›r bölgede gerillaya dönük pervas›zca alaylar› ve taburlar›yla yapt›¤› operasyonlar, maddi anlamda, yapt›¤› milyonlarca askeri harcamalardan tutal›m da en son teknolojik araçlar›n› devreye sokmas›na ra¤men gelinen aflamada gerillay› yok edememekte ve gerilla ›srarl›, kararl› bir biçimde kitleleri örgütlemeye devam etmektedir. Tüm bunlardan istenilen sonucu alamaman›n verdi¤i acizlik flimdi de toplumda çok daha güçlü olan feodal de¤er yarg›lar›n› kullanarak halk›m›z›n ilerici de¤erlerini kendi onursuzca politikalar›yla kirletmeye çal›flmaya dönüflmüfltür. Devlet kendisinin baflaramad›¤› gerillay› teslim alma, devrim mücadelesinden koparma yöntemlerini gerillan›n akrabalar›, aileleri üzerinden yapmaya çal›flmaktad›r. Gerek flehit düflen yoldafllar›m›z›n, gerekse hala gerillada faaliyet yürüten yoldafllar›m›z›n ailelerine özellikle ölüm tehdidi, tecavüz, gözalt›na alma, iflkence yapma gibi onursuz ve insanl›k d›fl› tehditler yaparak ailelerimizi yozlaflt›rmaya ve kullanmaya çal›fl›yorlar.


36 Bu temelde gerilla ailelerine “o¤lum geri dön bu iflin sonu yok”, “gelin devlete s›¤›n›n, devletin ç›kard›¤› yasalardan yararlan›n”, “gel sana mutlu bur yuva kurar›z, istedi¤in her fleyi (ev, araba vb.) al›r›z”, “ben seni bugünler için mi büyüttüm, senin yüzünden kimsenin yüzüne bakam›yoruz”, “benim art›k senin gibi evlad›m yok”, “gelin teslim olun mutlu ve huzurlu bir yaflam sürün” gibi çok daha kapsaml› ça¤r› ve anlat›mlarla s›ralanan propagandalar›n yan›s›ra özellikle de gerilla ailelerinin, toplumdan d›fllanm›fll›k, afla¤›lanm›fll›k psikolojisine kap›lmalar›n› sa¤layarak moral de¤erlerini parçalama, yenilgi psikolojisine sokma, hiçlefltirme gibi hedefler içermektedir. fiehit düflen yoldafllar›m›z›n ailelerine ise çocuklar›n›n cenazelerini almama yönünde bask› yap›p radyoda ailelere “benim öyle o¤lum yok, ölüsünü de dirisini de istemiyorum” tarz›nda aç›klamalar yapt›rmaktalar. Devlet bu yönlü insanca olmayan, tamamen zora dayal› yöntemlerini kullanarak gerek gerilla ailelerine, gerekse bölge halk›na “bunlara aileleri bile sahip ç›km›yor” tarz›nda bir düflünceye sokmaya çal›flarak gerillan›n ve bölge halk›n›n moralini bozmaya, gerillay› yaln›zlaflt›rmaya, kitlelerden koparmaya çal›fl›yor. fiuras› aç›k ki gerilla ailelerinin ço¤u o¤ullar›n›n, k›zlar›n›n ne için savaflt›¤›n› belli oranda bilen, mücadelelerini sahiplenen ilerici, devrimci, demokrat çevrelerdir. Ailelerimizin bu sahiplenicili¤ini bilen devlet, buna bile tahammül edememekte ve bu tarz yöntemlerini her süreçte yapt›¤› gibi sindirme, y›ld›rma politikalar›yla yapt›rmaktad›r. Bilinç düzeyi daha geri olan ailelere ise daha “babacan, yard›msever” bir görünüm vererek anne ve babalar›n güçlü olan evlat sevgisini kullanarak kand›rmaktad›r. Bunlar›n yan› s›ra gerilla ailelerini toplum içinde teflhir ederek “terörist annesi, terörist babas›” gibi propaganda ve söylemlerle kitleler üzerinde bir bask› arac›na dönüfltürerek o¤ullar›n›n, k›zlar›n›n “suçlu” oldu¤u ve onlar› sahiplenenlerin de toplum içinde yeri olmayaca¤› vb. gibi bir ruh haline sokarak d›fltalanm›fll›k psikolojisi yaflatt›rmaktad›r. Peki sormak gerekir her türlü insanl›k de¤erlerini tahrip edip y›kan toplumu birbirine yabanc›laflt›ran, bask›y›, sömürüyü, talan› dayat›p insanlar› pervas›z bir biçimde katleden, iflkencelerden geçirenler mi terörist, yoksa insanl›¤› bu sistemin uygulad›¤› her türlü bask›, fliddet, katliam ve talan›n alt›ndan kurtarmak için savaflanlar m›? Tabi ki insanl›¤a bunca bask›y›, sömürüyü uygulayanlar teröristtir. Devlet ailelerimizi kand›rmaya çal›flarak “mutlu ve huzurlu” bir yaflamdan bahsetmekte. Fakat onlar›n bahsetti¤i “mutlu ve huzurlu” bir yaflam ülkede yaflanan sorunlar›, haks›zl›klar› görmemek, gözleri kapal› bir biçimde yaflamak, insanlar katliama u¤rarken, iflkencelerden geçirilirken, eme¤i çal›n›rken, ülkesi sat›l›rken hiçbirine ses ç›karmamak ve kölece bir yaflam› tercih etmektir. Onlar›n istedi¤i “yaflam” budur. Ama gerçek anlamda mutlu ve huzurlu bir yaflam ise ancak insanl›¤›n bu kölelik zincirlerini parçalamas›yla mümkün olacakt›r. Devlet yine bu politikalar›n bir parça-

19 s› olarak bir zamanlar devrimci mücadele saflar›nda olan daha sonras›nda devrimci mücadeleyi b›rakm›fl, onursuzlaflm›fl, yoldafllar›n› satm›fl ve burjuva sistemin batakl›¤›na girmeyi tercih etmifl itirafç›lar› radyo ve telsizden istedi¤i gibi konuflturarak, kitleler içerisinde gerillaya karfl› güvensizlik yay›p devrimcilerde, gerilla güçlerinde moral bozuklu¤u yaratmay› hedeflemektedir. Kitlelere dönük ise itirafç›lar› gerillan›n faaliyet yürüttü¤ü köylere, kasabalara götürerek köylüler içinde “iflte bir zamanlar ekmek verdi¤iniz adam flimdi sizi ele veriyor” tarz›ndaki konuflmalar›yla köylülerle gerillay› karfl› karfl›ya getiren, güvensizleflmesine yol açan biçimlere baflvurmaktad›r. Devlet itirafç›lar›n konuflmalar›nda ve onlar› kullanmas›nda gerillaya karfl› “ne kadar çok karalama yaparsam köylülerin güvensizli¤ini besleyece¤im, gerillay› kitlelerin gözünde küçük düflürece¤im” hesa-

4-17 Haziran 2004

da bu onursuz unsurlar› belli bir zaman yararlan›p en afla¤›l›k kirli ifllerinde kullan›p posas›n› ç›kard›ktan sonra çöpe atacakt›r. Bunun örnekleri çoktur. Devlet gerillan›n cesaretini “haplarla” aç›klamaya çal›flsa da bu aç›klama faflist TC devletinin gerillan›n karfl›s›ndaki acizli¤inin, çaresizli¤inin bir sonucudur. Yüzy›llard›r emperyalizm ve onun ufla¤› olan TC devleti elde etti¤i deneyimlerle biliyor ki gerillan›n cesaretini ald›¤› yer mücadelesinin hakl›l›¤› ve meflrulu¤u ve halk›na olan güvenidir. TC devleti Karadeniz Bölgesi’nde gerilla ve kitlelere karfl› “cayd›r›c›” oldu¤unu düflündü¤ü afla¤›l›k araç ve yöntemlerini sürekli olarak uygulamaktad›r. Bu temelde 2003 süreciyle çok daha fazla yo¤unlaflan gerillaya dönük operasyonlar öncesi saat bafl› “teslim ol” ça¤r›lar› yapmakta ve teslim olunmad›¤› taktirde sürekli olarak operasyonlar›n artaca¤›ndan

Ayfer Celep b›yla her türlü araca ve alçakl›¤a baflvurmaktad›r. Ve itirafç›lardan “bizlere k›rsalda cesaret hap› veriyorlar”, “tecavüz ediyorlar”, “bizi yönetenler yan›m›zda kad›nlarla, k›zlarla geziyorlar” gibi aç›klamalar yapt›rarak burjuva bas›n›nda, radyosunda, televizyonunda ifllemektedir. Mücadele tarihimizde çokça direnifller oldu¤u gibi, bunlar›n yan› s›ra (ister gönüllü, ister düflman›n bask›lar› sonucu) ihanet edenler de olmufltur. Her ne kadar itirafç›lar bu yaflananlar› zorla veya gönüllü olarak söylese de onlar›n bildi¤i bir gerçeklik var ki, ifade ettiklerinin do¤ru olmad›¤›d›r. Fakat kendi bireycili¤i, onursuzlu¤u onlara bu gerçekli¤i çarp›tarak düflman›n oyunlar›na alet oluyorlar. Devlet ihanet edenlerin ailelerini sahipleniyor gibi göstermektedir. Fakat ihanet edenler ne aileleri taraf›ndan ne de halk›m›z taraf›ndan hiçbir zaman sahiplenilmemifltir, tam tersi d›fllanm›flt›r. Çünkü partisine, mücadelesine, halk›na, yoldafllar›na ihanet etmek afla¤›l›k ve onursuz olan bir durufltur. Böylesi bir tutuma giren birisini halk›m›z sahiplenmeyece¤i gibi düflman

bahsederek “her çal›n›n dibinde asker göreceksiniz” gibi ifadelerle gerillay› psikolojik olarak y›pratmaya, kendince moralini bozmaya çal›fl›yor. Vars›n devlet bu bofl çabalar›na devam etsin... Bunlar›n yan›s›ra da flehit düflen, savaflan yoldafllar›m›z›n bedenlerine en afla¤›l›k yöntemlerle iflkence yaparak parmaklar›n› kesme, kafalar›n› da¤›tma, yüzlerini tan›nmayacak hale getirme, gözlerini oyma, ç›plak bedenlerini panzerlerin arkas›nda sürükleme gibi tamamen insanl›k d›fl›, canice bir vahflet uygulamaktad›r. Devlet yapt›¤› iflkencelerle gerek flehit ailelerine, bölge halk›na, devrimci demokrat kesime, gerekse genifl halk y›¤›nlar›na aç›ktan “iflte benim sistemime karfl› gelenlerin sonu böyle olur” tarz›nda bir masalla gözda¤› vermekte, y›ld›rmaya, sindirmeye çal›flmakta ve hakl› olan mücadelemizi sözde engellemeye çal›flmaktad›r. Hedefi tamam›yla budur. Egemenler her ne kadar mücadelemizi bask› ve zor yöntemleriyle engellemeye çabalasalar da bu sömürü sistemi var oldu¤u sürece onlar istese de, istemese de ken-

di muhaliflerini yaratarak zulüm, sömürü sistemini y›kmak için savaflanlar›, silah› düflen gerillan›n yerini dolduranlar› yarat›yor ve kaç›n›lmaz olarak da yaratmaya devam edecektir. Bugün devlet gerek militarist güçleri, gerekse radyosu, televizyonu, bas›n›yla, kimi zaman aileleri tehditle, kimi zaman flehit düflen yoldafllar›m›z›n bedenlerine iflkence yaparak, kimi zaman itirafç›lar›n› kullanarak k›sacas› teknolojik ve psikolojik savafl araçlar›n› en onursuz, en barbarca yöntemleriyle devreye sokarak ezilen milyonlar›n, iflçilerin, köylülerin, ö¤rencilerin yani bütün halk›n kurtuluflu ve insanca yaflayabilmeleri için yürüttü¤ümüz mücadeleyi bast›rmaya çal›flacakt›r. Bizler gerek gerilla aileleri olarak, gerekse o¤lu, k›z›, kendisi devrimci mücadele içerisinde bulunan kitleler olarak devletin uygulam›fl oldu¤u her türlü bask›ya, sömürüye karfl› ç›karak bu i¤renç politikalar›n aleti ve arac› olmamak için bunlar› teflhir etmeli ve uygulad›¤› bu politikalar›n devletin çaresizli¤inin, güçsüzlü¤ünün, halk düflman› karakterinin birer parças› oldu¤unu görmek zorunday›z. Devlet ailelerimizi kand›rarak, gerçekleri gizleyerek, yönlendirmeye, çocuklar›n› devrimci mücadeleden bask› ve fliddetle koparmalar›na teflvik etmeye çal›fl›yor ve ailelerimizi kendi kokuflmufl ç›karlar› için kullanarak gerek gerilla üzerinde, gerekse bölge halk› üzerinde umutsuzluk, karamsarl›k yaratmaya en önemlisi de bölge halk›n›n gerillaya destek vermesini kendince engellemeye çal›fl›yor. Egemen s›n›flar ve emperyalizmin yerli ufla¤› olan TC devleti kendi iktidar›n› koruyabilmek ve ayakta tutabilmek için halk kitlelerini daha fazla sömürecektir. Çünkü emperyalist kapitalist sistemin temeli sömürüdür, yani halklar› daha fazla yoksullaflt›rmak, daha fazla açl›¤a sürüklemektir ve bunu yapmad›¤› taktirde yok olmaya mahkumdurlar. Tabi ki bunu yaparken de kendilerine karfl› mücadele eden halklara var gücüyle sald›rmaktad›r ve sald›racaklard›r. Bizler faflizmin ve tüm egemen güçlerin yüzy›llar boyu devam eden iktidarlar›nda, zorbal›klardan, katliamlardan, sömürülerden baflka bir fley görmedik. Ezilen halk olarak, her fleyi yaratan ve üretenler olarak bu yaflananlara sessiz kald›kça, örgütlenmedi¤imiz, gücümüzü birlefltirmedi¤imiz müddetçe eskisinden çok daha fazla sömürüye, bask›ya insanl›k d›fl› uygulamalara maruz kalaca¤›z. Bunun için baflta gerilla aileleri olarak, halk olarak bu yaflananlara sessiz kalamay›z. Faflizmin tanklar›, toplar› iflkenceleri varsa, halk›n da devrimci zoru vard›r. ‹nsanl›k tarihi göstermifltir ki ezilen halklar›n öfkesi ve örgütlü gücü faflizmin, emperyalizmin halklara dayatt›¤› kölelik zincirini parçalam›flt›r. Devletin uygulam›fl oldu¤u bu bask›lar karfl›s›nda geri çekilmek, sessiz kalmak de¤il, tam tersi gücümüzü birlefltirerek, örgütlenmek ve karfl› durmak insanca bir yaflam› yaratman›n bir gere¤idir. O halde zaman kaybetmeden yapaca¤›m›z fley, Proletarya Partisi önderli¤inde emperyalizmin, faflizmin uygulam›fl oldu¤u bu i¤renç uygulamalara karfl› mücadele etmektir, gelece¤imizi yaratmak için ›srar ve kararl›l›kla savaflmakt›r.


4-17 Haziran 2004

20

36

SÜRECE YANIT OLMAK ‹Ç‹N Emperyalizm ve egemen s›n›flar›n sald›r›lar›n› her alanda art›rd›¤› bir süreçten geçiyoruz. Kitlelere, devrimci ve komünist güçlere karfl› olan bu sald›r›lar flimdiye kadar hep vard›, bundan sonra da artarak devam edecektir. Mevcut sistem ekonomik ve siyasi sald›r›lar›yla kitlelerin bilincinde manipüle etmeye çal›fl›yor. Bu sald›r›lar geçici bir süre de olsa kitlelerin susmas›na, sahip olduklar›yla yetinmelerine neden oluyor. Hakim s›n›flar›n bu sald›r›lar›n› nas›l gerçeklefltirdiklerine iyi bir örnek olarak yerel seçim döneminde yapt›klar› propagandalar› verebiliriz. Ekonomik ‘demokratik ve sosyal haklar’ vaadlerinde bulunarak, göstermelik yasalarla kitlelerin tepkilerini bast›rmaya ve manipüle etmeye çal›fl›yorlar. Yine bu amaçla köylüye mazot, DGD gibi yard›mlar› bu süreçte hayata geçirerek; TV, radyo, gazete gibi yay›n araçlar›yla kültürel alanda yozlaflt›rarak bir sald›r› yöntemi izliyorlar. Bunlar kitleler taraf›ndan yeterince a盤a ç›kar›lamayan ve fark edilmeyen sald›r›lar; bir de aç›k aç›k yapt›¤›, fakat yine kitleler taraf›ndan henüz bir k›sm› fark›nda olsa da, bir k›sm›n›n getirisini-götürüsünü hesaplayamad›¤›, fark›na varmad›¤› sald›r›lar var. fiehirlerde özellefltirme politikas›yla, köylük bölgelerde tar›m›n “iyilefltirilmesi”, üniversitelerde “Yeni YÖK Tasar›s›”, zindanlarda F tipleri vb. Bu politikalar›n› uygularken de sanki böyle yapmaya mecburlarm›fl, tek çözüm yolu böyleymifl gibi bir görünüm veriyorlar. Mesela özellefltirme politikas›, verimlili¤in art›r›lmas›, istihdam fazlal›¤›n›n giderilmesi, yeni yat›r›m olanaklar›n›n ortaya ç›kar›lmas› gibi gerekçelerle uygulan›yor. Hakim s›n›flar bu sald›r›larla eflgüdüm içerisinde devrimci ve komünist hareketlere yönelik sald›r›lar›n› daha da azg›nlaflt›rmakta ve art›rmaktad›r. “Terörizm” yalanlar›yla kendi terörist uygulamalar›n› gizleyerek, kitlelerdeki, devrimci ve komünist güçlere karfl› olan güvensizli¤i pekifltirmeye çal›fl›yorlar. Egemen s›n›flar her devirde kendilerine karfl› olan örgütlü kesimlerden korkmufllard›r. Türk hakim s›n›flar› do¤alar› gere¤i, Osmanl›’dan günümüze kadar, olas› iktidar gruplar›n› etkisizlefltirerek, bast›rarak varl›¤›n› korumufltur ve kendi devam›n› sa¤lamak için böyle olmaya devam edeceklerdir, taa ki bu sistem yerle bir olup halk›n iktidar› kurulana dek. Emperyalistler ve egemen s›n›flar tek bir alanda ve bir kurumuyla sald›rm›yor, sald›r›lar›n› örgütlü bir biçimde yap›yor. Kitlelere hiçbir seçenek ve alternatif kullanma hakk› tan›m›yor. Sald›r›lar›n› hem fliddet uygulayarak hem de yukar›da da ifade etti¤imiz gibi di¤er ayaklar›yla da uyguluyor. Bu nedenle sürecimiz a¤›r ve zorlu bir süreç. Bu süreçte insan kalabilmek, devrimci olabilmek, devrimci kalabilmek elbette ki zor.

Devrimci ve komünist güçler de s›n›fl› toplumda yaflad›¤› ve s›n›flardan ba¤›ms›z olmad›klar›na göre süreçten, sald›r›lardan etkilenmemesi gibi bir durum sözkonusu olamaz. Ancak bu süreçten, ideolojik ve siyasal olarak sa¤lam bir kiflili¤e sahip olanlar, mücadelede samimi, dürüst, ›srarl› olanlar, süreci ve kendini objektif de¤erlendirenler sa¤lam ç›kabilir. Tabi ki bu süreçten, sald›r›lardan TDH ve Proletarya Partisi de nasibini alm›flt›r. Bir dönemin en keskin devrimcileri, komünistleri olanlar, sürece ve kendilerine objektif yaklaflamad›klar› için maalesef mücadelenin d›fl›nda kalm›fllard›r. Objektif de¤erlendirememekten kaynakl›, bu Proletarya Partisinin ve TDH’nin de birçok politikas›na da yans›m›flt›r. Buna ra¤men Proletarya Partisi mücadeleyi tatil etmemifltir. Birçok olumsuzlu¤a ra¤men umutsuzlu¤a, karamsarl›¤a, y›lg›nl›¤a kap›lmam›flt›r. Hakl› ve meflrulu¤undan ald›¤› güçle, sürece ve kendi durumuna objektif yaklaflarak, bilimsel bir ideolojiyle de¤erlendirerek yoluna devam etmifltir ve devam da edecektir. Sürecin niteli¤i apaç›k ortada; a¤›r, a¤›r oldu¤u kadar da zor ve zorlu bir süreç. Öyleyse, bizler bireyler olarak bu süreci nas›l gö¤üsleyece¤iz, sürecin alt›nda ezilmeden, y›lmadan, karamsarl›¤a, umutsuzlu¤a kap›lmadan nas›l galip gelece¤iz. Her fleyden önce hakl›l›¤›m›za ve meflrulu¤umuza güvenece¤iz, yürüttü¤ümüz mücadelenin, u¤rafl›m›z›n hakl› ve meflru bir mücadele oldu¤unu bilece¤iz. Örgütlü bireyler olarak bu hakl›l›¤›m›z›n ve meflrulu¤umuzun hangi bilimsel temeller üzerinde yükseldi¤ini ö¤renerek, kavrayarak, devrim ve parti bilincimizi her zamankinden daha fazla gelifltirmeye çal›flarak ve bunu kendimizde cisimlefltirerek yapaca¤›z. Sürecin üzerimizdeki etkileri ne olursa olsun, olumlu veya olumsuz, her koflulda devrimi ve partiyi savunarak süreçten ç›kaca¤›z. Devrim veya parti bilincini kendimde gelifltirece¤im demekle bunlar gelifliyor mu? Hay›r geliflmiyor. Peki bu nas›l olacak? Devrim bilincimizi, Türkiye tarihini ö¤renerek, devrimci yay›nlar› inceleyerek, araflt›rarak, bunlarla birlikte karfl›-devrimci alandaki geliflmeleri takip ederek, baflka ülkelerde yap›lm›fl olan devrim tarihlerini inceleyerek, içinde bulunmufl oldu¤umuz sürecin tahlilini yaparak ve bundan do¤ru sonuçlar ç›kartarak vb. devrim bilincimizi gelifltirebiliriz. Zira Mao, araflt›rmac› olman›n önemine dikkat çekerek “Araflt›rmayan›n söz hakk› yoktur” diyor. Parti bilincimizi, Proletarya Partisinin tarihini, ideolojisini, siyasetini ö¤renerek gelifltirece¤iz. Bu örgüt biçimlerini, bunlar›n birbiriyle ba¤lant›lar›n›, Proletarya Partisi’nin kültürünü, ahlak›n›, ilkelerini araflt›rarak, sorunlar›n› inceleyerek, kavrayarak olacakt›r. Bunlar› sadece bizde bir bilgi olarak kalma-

s› için de¤il, partinin, devrimin ihtiyaçlar›na yan›t olabilmek için yapmal›y›z. Araflt›rma ve inceleme diyoruz; nas›l bir yöntemle araflt›rma-inceleme yapmal›y›z. Bir tarihi olay›, olguyu incelerken bütünsellikli, sistemli, planl›, programl›, öznelli¤e, üstünkörülü¤e düflmeden incelemeliyiz, araflt›rmal›y›z. Ezbere dayal›, düflünme, sorgulama tarz›ndan uzak bir araflt›rma-incelemenin bize bir faydas› olmaz, onlar› sadece ö¤renmifl oluruz o kadar. Lenin bu konuyu çok aç›k ve yal›n bir ifadeyle flöyle aç›kl›yor: “Bir fleyi bilmek için, bütün yanlar›n›, bütün ba¤lant›lar›n› ve ara ba¤lant›lar›n› iyice kavramam›z, incelememiz gerekir. Bunu tam olarak asla baflaramayacak olsak da çok yanl›l›k, yan›lg›lara ve kat›l›¤a karfl› en iyi güvencedir” diyor. Devrim bilincimizi, parti bilincimizi gelifltirmek için tek bafl›na araflt›rmak, incelemek, bilmek yetmiyor. Bunlar› nas›l bir yöntemle yapaca¤›m›z da önemlidir. Sadece devrim ve parti bilinci için de¤il, her konuda böyle olmal›y›z. Bugün ortaya ç›kan birçok yanl›fll›klar›m›z›n, eksikliklerimizin kökeninde devrim ve parti bilincimizdeki geriliklerimiz vard›r. Bu gerilik bizi, hem kendi eksikliklerimiz ve içimizdeki burjuva yanlar›m›z karfl›s›nda savunmas›z, pasif b›rak›yor, hem de kitlelerle olan iliflkilerimize yans›yor. Kendi eksikliklerimize, burjuva yanlar›m›za karfl› yeterince müdahale etmiyoruz, onlarla yanyana bar›-

fl›k yafl›yoruz ço¤u zaman. Devrim ve parti bilincimizdeki geliflkinlik s›n›f mücadelesinin ihtiyaçlar›na yan›t olacak düzeyde olsa onlara karfl› daha ac›mas›z oluruz. S›n›f düflmanlar›m›za karfl› olan kinimizi, öfkemizi ne kadar canl› tutarsak, içimizde, kendi eksikliklerimize karfl› da o kadar kinli ve öfkeli oluruz, böyle olunca da onlara karfl› olmadan onlar›n üzerimizdeki etkisini azaltmada daha amans›z oluruz. Bu ayn› flekilde kitlelerle olan iliflkilerimize de yans›r, kitleleri örgütleme çabas›nda yeterli olmamam›z da bundan kaynakl›d›r. Çünkü parti ve devrim olgusu kafam›zda net de¤ilse ne için kitleleri örgütleyece¤iz ki, zaten gitti¤imizde yüzümüze kap›lar da kapan›yor diye düflünmeye, yak›nmaya bafllar›z. Ama devrim ve parti gereklili¤i kafam›zda netse ve bu gerçekli¤e paralel devrimin de kitlelerle olaca¤›n› biliyorsak, o zaman büyük bir azim ve kararl›l›kla kitlelere gitmeyi, örgütlemeyi isteriz. Devrim ve parti bilincindeki geliflkinlik ayn› zamanda bireyde özne olabilme bilincini de gelifltirir ve birey kendini bütünden ayr› görmez. Art›k yap denilenle yetinmeyip kendisinin de birfleyler yapmas› gerekti¤ini, sorunlara kafa yormas› gerekti¤ini, sorunlar›n çözücüsü olmas› gerekti¤ini bilince ç›kar›r ve bu aflamadan sonra kendisiyle ideolojik mücadeleyi de sürekli hale getirir, devrimcileflme sürecini de h›zland›r›r, devrimcileflmeyi süreklilefltirir. ☞


21

36 Çünkü özne olabilmek demek müdahaleci, de¤ifltiren, dönüfltüren olabilmek demektir. Özne olabilmek demek, sürecin omuzlar›m›za yükledi¤i görev ve sorumluluklar›m›z›n fark›nda olmak demektir. Birey kendini özne olarak gördü¤ü zaman, bir fleyleri de¤ifltirmede, mücadele içindeki varl›¤›n› korumada daha ›srarl› olacakt›r. Mücadele içinde varoldu¤unda da daha azimli, cesaretli, cüretli bir dava adam› olacakt›r. D›fl etkenler bazen olur ki gerçekten de iç çeliflki üzerinde fazlas›yla etkili olabilirler, buna ra¤men belirleyici olan iç çeliflkidir. Devrimcilerin sorunlar› çözme yöntemi bilimsel yöntem olan diyalektik materyalist yöntemdir. D›fl etkenler ne kadar etkili olursa olsun, onlar belirleyici de¤ildir. Olumlu ya da olumsuz de¤iflimin koflulunu yarat›rlar. ‹ç çeliflki ise de¤iflimin temelidir. Yani d›fl etkenler iç çeliflkilerin arac›l›¤› ile

etkili hale gelirler. Devrim bilinci, parti bilinci, özne olma bilinci geliflmifl olan bir insan zorluklar karfl›s›nda da y›lg›nl›¤a kap›lmaz, zoru baflarmak için canla baflla çal›flarak zoru baflarmaya cüret eder. Tarihe bakt›¤›m›zda bunun örneklerini çokça görürüz. Örne¤in en yak›n tarihimizde 19 Aral›k katliam›nda hapishanelerde teknik anlamda hiçbir fleyleri olmayan, donan›ms›z, savunmas›z olan devrimci ve komünist tutsaklara yap›lan sald›r›da onlara direngenlik veren, düflmana karfl› koyduran güç neydi acaba? Elbette ki bu insanlar›n devrime, partiye olan ba¤l›l›klar›, parti bilinçleri, devrim bilinçleri ve özne olma bilinçleridir. Devrim bilinci, parti bilinci ve özne olma bilinci bireyin siyasallaflmas›na da ön ayak olacakt›r. Çünkü devrim-parti kayg›s› olan bir insan devrimin, partinin ihtiyaçlar›na yan›t olabilmek için kendini

PUSULA ÖNDER YOLDAfi KAYPAKKAYA’YI ANARKEN Kaypakkaya yoldafl›n devrimi örgütleme, yönetme ve gerçeklefltirmede silah› olan Proletarya Partisi anlay›fl›, O’nun Türkiye proletaryas›na kazand›rd›¤› en büyük silahlardan biridir. Sovyet devrimiyle flekillenen, Çin devrimiyle ileri bir düzey kazanan, proletaryan›n devrimi örgütleme ve yönetme kurmay› olan Leninist parti anlay›fl›n› en berrak ifade ve yorumlama ve ülke özgülüne uygulama gücü kazand›ran Kaypakkaya yoldaflt›r. Kaypakkaya yoldafl, sadece MLM biliminin y›lmaz savunucusu ve ülke topraklar›na ilk tafl›y›c›s› olmad›. O’nun proletaryaya bu önemli kazan›m›, en az bunun kadar önemli bir kazan›m› olan proletaryan›n devrimi örgütleme, s›n›f savafl›m yasalar›na uygun yönetme silah› olan partinin yarat›lmas› ve inflas›d›r. MLM bilimi onun usta ve mahir elinde bir dogma olmaktan ç›kar›larak bir eylem k›lavuzuna büründürüldü. Maddi bir güce, örgüt gücüne dönüfltürüldü. Devrimci teori Kaypakkaya yoldafl›n usta ellerinde devrimci prati¤in örsünde çelikleflti. ‹deolojik birli¤in maddi örgüt gücüne ve birli¤ine en bilimsel, gerçekçi dönüflümün ad› oldu Kaypakkaya. Kaypakkaya yoldafl, toplumsal de¤iflimin “sosyal reform”larla, “bir avuç yurtsever subay›n askeri darbe umuduyla”, “kitlelerden kopuk bir avuç öfkeli ayd›n›n silahl› eylemleriyle” gerçekleflece¤ini savunan küçük burjuva ve burjuva anlay›fllar›n tümüne karfl› oldu¤u gibi bu anlay›fllar›n örgüt ve parti düflüncelerine karfl› da mücadele etmeyi elden b›rakmam›flt›r. Her türden pasifist bar›flç›l örgütlenmelere, gevflek ilkesiz amatör menflevik örgüt anlay›fl ve biçimlerine oldu¤u kadar, komünist partinin önderli¤ini savunmayan anlay›fllara karfl› da mücadeleyi elden b›rakmam›flt›r. Komünist Partisi’nden baflka hiçbir siyasi parti (burjuva ya da küçük burjuva)nin iki büyük devrimi, demokratik ve sosyalist devrimleri, sonuna kadar sürdürmede önderlik görevini yerine getiremeyece¤i tezini savunmufltur. Yar›-sömürge, yar›-feodal sosyo-ekonomik yap›n›n iki temel çeliflmesi olan feodalizm ile genifl halk y›¤›nlar›, emperyalizm ile genifl halk y›¤›nlar› aras›ndaki çeliflmelerin niteli¤ini belirleyen Demokratik Halk Devriminin hangi yolla burjuva-feodal iktidarlar›n alafla¤› edilece¤i sorusuna do¤ru yan›t verdi¤i gibi bunu gerçeklefltirecek, devrimci fliddetin ve partinin örgütlenmesi konusunda da do¤ru ya-

n›tlar vermeyi baflarm›flt›r. Bu yolun proletarya önderli¤inde yoksul köylülerin gerilla birimleri içinde örgütlenerek, gelifltirecekleri silahl› mücadeleyle k›rlardan flehirlere do¤ru halk savafl› stratejisiyle devrimin gerçekleflece¤ini savunmufltur. Demokratik halk devrimi yolunda gerilla savafl›n›n rolünün yaflamsal oldu¤unu her f›rsatta belirtmeyi ihmal etmemifltir. Savaflç› parti, savafl çizgisi, savafl eksenine yaslanan mücadele ve örgüt biçimleri, parti içinde yukar›dan afla¤›ya do¤ru günlük çal›flman›n temeline, örgüt iflleyifline dek tüm bir çizgide askerilefltirilen disiplinin, esas al›nmas› gerekti¤ini bunun en temel ilke oldu¤unu belirtmifltir. Ayr›ca demokratik merkeziyetçili¤in merkezi yan›, özgürlük ve disiplinin disiplin yan›, bu karfl›t birlikteliklerde daima a¤›r bast›¤›n›, bu tür ülkelerde esas mücadele biçimi devrimci savafl ve esas örgütlenme biçimi savafl örgütleri oldu¤unu savunmufltur. Dolay›s›yla bu tür ülkeler için gerilla, savafl ve örgütlenme tarz› olarak esast›r, birincildir ve stratejik olarak bir çizgi sorunudur. Bu ülke devrimci Partileri kendi e¤itimlerini, ideolojik ve siyasal çelikleflme ve örgütsel infla görevlerini “savafl ikliminde” yerine getirmeyi önlerine temel görev olarak koymak zorundad›r. Do¤ru ve bilimsel bir parti anlay›fl› kadar, do¤ru bir önderlik, çal›flma tarz›, do¤ru bir kadro anlay›fl›n› da savunmufltur. Partinin s›n›f savafl›m›n›n s›cak iklimi olan gerilla savafl› baflta olmak üzere partinin infla anlay›fl›n› ayn› zamanda do¤ru bir kitle çizgisini, do¤ru bir parti ve askeri çizgi anlay›fl›n› berraklaflt›rarak, parti içi iki çizgi anlay›fl›n› proletaryan›n birli¤ini güçlendirme, ideolojik sa¤laml›¤› art›rma silah› olarak kullanm›flt›r. Kolektivizm, demokratik-merkeziyetçilik, elefltiri-özelefltiri silah›n›n nas›l kullan›lmas› gerekti¤ini de aç›k bir flekilde ö¤retmifltir. Partinin niteli¤i ve inflas› sorununda SBKP ve ÇKP’nin devrim ve sosyalizm kazan›mlar›n› özümseyerek, evrensel Leninist parti anlay›fl›n› ülke özgülüne ustaca uyarlamay› baflarm›flt›r. Proletaryan›n öncü ve örgütlü gücü ve onun en ileri kalesi olan partinin, proletaryan›n ve çeflitli milliyetlerden emekçi halk›n içinden ç›kan en ileri, en bilinçli, en militan ve dinamik unsurlardan oluflmas› gerekti¤ini, bu unsurlardan oluflan profesyonel bir örgüt yaratma anlay›fl›n› savunmufltur. O ayn› zamanda,

siyasal olarak gelifltirmek, sa¤lamlaflt›rmak gereklili¤ini de görecektir ve siyasallaflma yolunda ad›mlar atmaya bafllayacakt›r. Gündemi takip ederek, Proletarya Partisi’nin bak›fl aç›s›n› ö¤renerek, kavrayarak, güncel geliflmeleri, okuduklar›m›z› ve daha baflka sorunlar› yorumlayarak, düflünerek ama s›n›rlar koyarak de¤il, çok yönlü düflünerek, olaylara, olgulara bir yönüyle de¤il; genifl bakarak, birbirleriyle ba¤lant›lar›n› kurarak vb. Örne¤in en basitinden iki yoldafl aras›nda bir sorun ç›kt›, biz hemen olay›n d›fl›nda olan biri olarak benim sorunum de¤il, ikisi aras›ndaki bir sorun onlar çözsün demeyece¤iz, onlara sorunu çözmelerinde yard›mc› olmaya çal›flaca¤›z, bunu yaparken de sadece tek tarafl› bakarak bir yoldafl üzerinden çözmeye kalkmayaca¤›z, burada yapmam›z gereken her iki yoldafl›n da sorunun ç›kmas›na neden olan eksik, zaillegal faaliyetin esas al›n›p, köylük bölgelerde örgütlenmenin esas, flehirlerde örgütlenmenin ve legal faaliyetin tali oldu¤u anlay›fl›n› savunarak, Bolflevik ve Çin devrim pratiklerinden ç›kar›lan ders ve tecrübeler ›fl›¤›nda do¤ru bir proleter parti anlay›fl›n› ortaya koymufl ve bizzat bunun pratikte maddi güce dönüflmesi için büyük bir özveri göstererek çal›flm›flt›r. Parti /ordu, silah/ siyaset konusunda, berrak bilimsel görüfller savunan Kaypakkaya yoldafl, ne dogmatik ne de subjektif, reformist anlay›fllara prim vermifltir. Ne silahl› mücadele anlay›fl›n› reddeden reformist-oportünist anlay›fllara ne de her fleye namlunun ucundan bakan salt askeri bak›fl aç›s›na prim vermifltir. Onun bilimsel parti ö¤retisi s›n›f bilinçli proleter için vazgeçilmez önemde devrimi örgütleme silah›na dönüflmüfltür. SBKP devrim tarihinde parti anlay›fl› konusunda öne ç›kan en önemli düflünce; “Parti oportünist unsurlardan ar›narak, güçlenir”. Keza ÇKP devrim tarihinde parti anlay›fl› konusunda öne ç›kan fikir ise “parti uzlaflmaz karfl›tlar›n mücadele merkezidir”. Her iki KP’nin ortak özellikleri, ortak temel ilkeleri olmas›na karfl›n yaflad›klar› ülke toplum ve süreç gerçekli¤inden kaynakl› farkl›l›klar› ve kendine has özgünlükleri de olmufltur. Kaypakkaya yoldafl›n flafak revizyonistleriyle aras›nda bir dizi temel konularda yaflad›¤› polemiklerle birlikte parti anlay›fl› konusunda da farkl›laflma yaflam›flt›r. “Halk›n ç›karlar›yla partinin ç›karlar› çat›flt›¤›nda, biz halk›n ç›karlar›n› savunuruz” anlay›fl›n› savunarak, parti ve devrim hakk›ndaki görüflünü berraklaflt›rm›fl, bu görüflüyle de partinin kimin ç›karlar›na hizmet etmesi gerekti¤ini de aç›k bir flekilde ortaya koymufltur. Kaypakkaya yoldafl›n fiafak revizyonistlerine karfl› hakl› ve bilimsel temelde ilk örgütsel ç›k›fl›, sonraki süreçte her türden tasfiyeci, hizipçi ve bölücü anlay›fl ve örgütlenmelerin elinde pasl› bir silaha çevrilmek istendi. Hakl› ve bilimsel ç›k›fl, haks›z ve bilimsel olmayan ç›k›fla gerekçe yap›lmaya çal›fl›ld›. ‹flah olmaz revizyonistlerin bafl›na çöreklendi¤i bir partide “halk›n ç›kar›n›n” savunulmas› o partiden beklenemeyece¤i içindir ki, Kaypakkaya yoldafl “halk›n ç›karlar›yla partinin ç›karlar› çak›flt›¤›nda halk›n ç›karlar›n› savunmak” gerekir anlay›fl›n› savunmufltur. ‹flah olmaz revizyonistlerin, uzun süreli mücadele içinde düzelece¤ine inanc›n› kaybetti¤i içindir ki halk›n ç›karlar›n›, iflah olmaz revizyonistlerin bafl›na çöreklendi¤i parti karfl›s›nda savunmufltur. Kaypakkaya yoldafl›n özgün süreçteki yaflad›¤› çeliflkileri görüp, bu tespite gitmesinin hakl› ve meflru gerekçesi vard›. Oysa Kaypakkaya yoldafl sonras› yaflanan parti içi mücadele sürecinde ortaya ç›kan “farkl› temel gö-

4-17 Haziran 2004 afl› yanlar›n› ortaya ç›kararak, onlar› elefltirerek çözmeye çal›flmal›y›z. Sonuç olarak bu süreçten; umutsuz, karamsar, ezik bir flekilde ç›kmak istemiyorsak ve s›n›f mücadelesinin d›fl›nda kalan bir birey olmak istemiyorsak, s›n›f düflmanlar›m›za karfl› kinimiz ve öfkemizde de netsek o zaman devrim bilincini, parti bilincini, bunlara ba¤l› olarak özne olma bilincini, siyasallaflmay› vb. k›sacas› parti kiflili¤ini kendimizde cisimlefltirmeliyiz. Nas›l ki emperyalizm ve egemen s›n›flar emekçi halka, devrimci ve komünist hareketlere örgütlü bir biçimde sald›r›yorsa, ayn› flekilde biz de bilinçli ve örgütlü bir biçimde karfl› mücadele içinde olmal›y›z. fiairin de dedi¤i gibi “tüm hünerimizi kavgam›za vermeliyiz”. Aksi taktirde sürecin üstesinden gelen de¤il, alt›nda ezilen, mücadelenin d›fl›nda kalan dönekler kervan›na kat›l›r›z. rüfller” savundu¤unu iddia eden bütün tasfiyeci hizipçi yap›lanmalar (KK hizibi, GKK hizibi, yeni hizipçi faaliyet, komüncüler, darbeciler, KKSG; oluflumcular, vb…) kendi haks›z ve bölücü anlay›fllar›na hizipçi ve y›k›c› tav›rlar›na gerekçe bulmak için Kaypakkaya yoldafl›n “Halk›n ç›karlar›yla partinin ç›karlar› çat›flt›¤›nda, görev halk›n ç›karlar›n› savunma” do¤ru tespitini kendi emellerine alet ederek tasfiyeci kulvarda yol alm›fllard›r. Kaypakkaya yoldafl›n do¤ru ve bilimsel tespitini kendi hizipçi ve bölücü anlay›fllar›na malzeme yapm›fllard›r. Oysa Kaypakkaya yoldafl›n parti anlay›fl›n›n temelinde Bolflevik ve ÇKP tarihinin s›n›f savafl›m prati¤inden süzülüp gelen temel ilkeler ve temel anlay›fllar vard›r. En temel ilke olan iki çizgi anlay›fl›n› savunma vard›r. O, s›n›f savafl›m› prati¤inde hiç de kolay ve rahat yolu seçmemifltir. Uzun süreli sab›rl› ve kararl› bir mücadele yürüterek, zor olan yolu seçmifl, deyim yerindeyse “moda” olan kolay ve rahat yolu, tasfiyeci yolu seçmemifltir. Ne var ki, ortaya ç›kan irili ufakl› bütün tasfiyeci hareketlerin ve bölücü hizipçilerin hepsinin gerici ve bölücü söyleminde, Kaypakkaya yoldafl›n do¤ru ilkesi yerlefltirilmeye çal›fl›ld›¤› görülmektedir. Do¤ru ve bilimsel ilke yanl›fl anlay›fllar›n elinde meflru olmayan zeminde hiçbir zaman do¤rulanamad›. Çünkü o anlay›fl ancak hakl› ve meflru bir zeminde savunulup uyguland›¤›nda do¤ru ve güçlü olur. Do¤ru ilkeler yanl›fl yerde ve yanl›fl anlay›fl sahiplerinin elinde “do¤ru” bir silaha dönüflmez. Yanl›fl›n alaca¤› onlarca biçim vard›r ancak, do¤runun alaca¤› tek bir biçim vard›r. Tarihte bunun tersini ispatlayan hiçbir ad›m ve yürüyüfl olmam›flt›r. Bugün, önder yoldafl› and›¤›m›z bu süreçte “Kaypakkaya’y› aflma” ad›na bilimsel ve temel ö¤retilerini reddeden anlay›fl kadar, onu “savunma” ad›na dogmatikçe, bilimsel temellerini s›n›rlay›p daraltan, onu bilimsel zemininden uzaklaflt›rmaya çal›flan anlay›fl da tehlikelidir. Bugün as›l görev Kaypakkaya’y› aflmak de¤il, ileri tafl›yarak, yeni kuflaklara afl›lamakt›r. Bugünkü devrim sürecinde toplumsal dokunun ekonomik-politik yap›s›nda niteliksel bir de¤iflimin yaflanmad›¤› günümüzde, Kaypakkaya yoldafl›n kurdu¤u partinin ad›n› de¤ifltirerek, “bilimde olgunlaflma evresini yakalad›klar›n›” savunanlar, “Her fleyden önce TKP/ML, bilimsel olarak do¤rudur. Ve bizim nihai hedefimizin tam ve aç›k bir anlat›m›d›r” tespitinin aksini “bilimsel olarak” savunmak zorundad›rlar(!). Niteli¤i ve nihai hedefi komünizm olarak belirlenen anlay›fl›n de¤iflim ihtiyac›n› savunan temel “Maoizm” olamaz, bu olsa olsa oportünizm olur.


4-17 Haziran 2004

22

36

Emperyalist savafl makinesi NATO Türkiye’den defol! 2. Emperyalist Savafl› sonras› SSCB’ye karfl›, ABD emperyalizminin öncülü¤ünde kurulan NATO, Do¤u Avrupa ülkelerini de içine alarak genifllemeye devam ediyor. SSCB ve Do¤u Blokunun da¤›l›p çözülmesinden sonra yeniden yap›land›r›lmas› ve ifllevi üzerine tart›flmalar yap›lsa da, NATO kuruluflundan bugüne dünyan›n ezilen-mazlum halklar›na karfl› her zaman bir emperyalist sald›rganl›k ve savafl örgütü olarak ifl görmüfltür. Yeni olan, özellikle son birkaç y›ld›r, ABD’nin gitgide NATO’yu kendi emperyalist ç›kar ve amaçlar› do¤rultusunda ifl gören bir savafl makinesi haline getirmifl olmas›d›r. Kanl› ve kirli bir savafl örgütü olan NATO 28-29 Haziran 2004 tarihinde Türkiye’de bir zirve toplayacakt›r. NATO üyesi ülkelerin devlet baflkanlar› düzeyinde temsil edilece¤i bu toplant›da bir kez daha halklar›n yaflam›n› tehdit edecek bir dizi kanl› ve kirli karar al›nacakt›r. Fakat bu zirveye esas olarak, ABD damgas›n› vuracakt›r. Bir baflka biçimde ifade edilecek olursa; bu zirve a¤›rl›kl› olarak, ABD emperyalizminin kendi yönelimini aç›klad›¤› ve bunu müttefiklerine onaylatmak istedi¤i bir zirve olacakt›r. ABD’nin günümüzde aç›kça dillendirdi¤i yeni projesi ise bölgeye dönük, Büyük Ortado¤u Projesi (BOP)’dir. BOP demek, Türkiye de dahil, Ortado¤u’dan Pakistan’a kadar uzanan genifl bir bölgenin, iflgal ve ilhak edilmesi, yeralt› ve yerüstü zenginliklerine el konulmas›, sömürülüp ya¤malanmas›, k›sacas› sömürgelefltirilmesi demektir. ABD emperyalizmi her türlü zora ve zorbal›¤a baflvurarak bu amac›na ulaflmak istemektedir. Af-

ganistan’› yak›p y›kt›ktan sonra, Irak’› iflgal etmesi ve kardefl Irak halk›n› ac›mas›z kanl› bir k›y›ma tabi tutmas›, Irak hapishanelerinde yapt›¤› insanl›k d›fl› iflkenceler ve tecavüzler, yo¤un bir biçimde gerçeklefltirilen sokak infazlar› ve hiçbir ayr›m gözetmeksizin baflvurulan bombalamalar bunun ifadesidir. Siyonist ‹srail devleti taraf›ndan kardefl Filistin halk›na uygulanan katliamlar›n, Hamas liderlerinin pefl pefle vurulmas› ve bunun aç›k aç›k bir devlet politikas› olarak savunulmas› pervas›zl›¤›n›n gerisinde de ABD emperyalizmi durmaktad›r. ABD, halklara dönük sald›rganl›kta hiçbir s›n›r tan›mamaktad›r. O günümüzde daha büyük ve daha kanl› k›y›mlara haz›rlanmaktad›r. Faflist devlet, bölgede ABD’nin Siyonist ‹srail devletinden sonra en çok güvendi¤i müttefikidir. ABD emperyalizmi, Türkiye’yi, önümüzdeki dönem yürütece¤i bölge halklar›na dönük, tümüyle haks›z, kanl› ve kirli savafl›n üssü haline getirmek istemektedir. 28-29 Haziran’daki NATO zirvesinin ‹stanbul’da yap›lacak olmas› da bunu anlatmaktad›r. Hiç kuskusuz ABD ve tüm emperyalistlerin bu zirvede de de¤iflmeyen temel gündemi, her zamanki gibi, “Uluslararas› terörizme” karfl› ortak mücadele ad› alt›nda, ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelelerine karfl› gündeme sokulacak yeni sald›r› planlar› olacakt›r. Onlar›n günümüzde El-Kaide ve benzeri örgütleri öne ç›karmalar› hedef flafl›rtmaktan baflka bir fley de¤ildir. Emperyalistlerin gerçek hedefi, ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelesi veren güçlerdir. ABD ve AB’nin yay›nlad›¤› kara listeler bunun ifadesidir. ‹flçiler, emekçiler!

ABD yeni üsler açarak ülkemizi tümüyle kendi askeri üssü haline getirmek istiyor. Buna izin vermeyelim! Öte yandan egemen s›n›flar zirve öncesi ilerici ve devrimci güçlere dönük yo¤un ve yayg›n sald›r›lar bafllatm›fllard›r. Pek çok ilerici, demokratik kurum ve kurulufl bas›lm›fl, onlarca insan gözalt›na al›nm›fl ve tutuklanm›flt›r. Binlercesi ise fifllenmifltir. Yaln›zca ‹stanbul Befliktafl´ta fifllenenlerin say›s› 300 bindir. Bu sald›r›lar›n artarak sürece¤i kesindir. Tüm ilerici kamuoyunu, kifli, kurum ve kurulufllar› olas› tüm bu yönlü sald›r›lara ve katli-

amlara karfl› duyarl› olmaya, emperyalizme ve iflbirlikçilerine karfl› direnmeye ça¤›r›yoruz. Emperyalist savafl makinesi NATO da¤›t›ls›n! ABD ve NATO’ya geçit vermeyece¤iz! Tüm emperyalistler Ortado¤u’dan defolsun! TKP/ML-YDB, TK‹P-YDÖ, T‹KB-YDK, MKP-YDB, TKEP/LEN‹N‹ST, MLKP-YDK, DHKC Enternasyonal

Beyrut savaş alanı Hayat pahal›l›¤›n›n giderek artt›¤› Lübnan’da petrol fiyatlar›n›n yüksekli¤i halk› aya¤a kald›rd›. Beyrut’ta düzenlenen protesto gösterilerinde güvenlik güçleri biri kad›n 5 kifliyi öldürüp, 40 göstericiyi de yaralad›. 10 y›ld›r Beyrut’ta görülen en fliddetli gösterilerde yaklafl›k 600 gösterici Çal›flma Bakanl›¤›’na ait bir binaya sald›rarak yang›n ç›kard›lar. Ülkede sendikalar benzin fiyatlar›n›n yükselmesi ve hükümetin ekonomi politikalar›n› protesto etmek için genel grev ça¤r›s›nda bulunmufltu. ‹flçi sendikalar›n›n greve gitti¤i gün, eylem yapan protestocular, benzinde % 50 oran›nda indirim yap›lmas›n› istiyor.

Marksist-Leninist parti ve örgütlerin 8. ULUSLARARASI KONFERANSI Proletarya Partisi’nin anti-emperyalist devrimci bir platform olarak de¤erlendirip içinde yer ald›¤› MarksistLeninist Parti ve Örgütlerin 8. Uluslararas› Konferans› (MLPÖUK) May›s 2004’te gerçekleflti. 8. Konferansa Asya, Afrika, Amerika ve Avrupa’dan toplam 29 parti ve örgüt kat›ld›. Alt› parti ve örgüt ise teknik nedenlerden ötürü kat›lamad›. Yo¤un ideolojik mücadelenin yafland›¤› 8. Uluslararas› Konferans›n siyasal gündemi flöyleydi: Ülke raporlar›, ABD emperyalizminin sald›rgan ve yay›lmac› karakteri, emperyalist güçler aras› çeliflkilerin fliddetlenmesi ve geliflen savafl tehlikesi, emperyalizmin ekonomik krizleri ve sonuçlar›, uluslararas› iflçi s›n›f›n›n mücadelesi, halkla-

r›n anti-emperyalist mücadelesi ve pratik iflbirli¤i de dahil enternasyonal dayan›flma. Birbirine z›t farkl› ideolojik-siyasal durufllar nedeniyle yo¤un ve ciddi tart›flmalar yafland›. “ABD’nin dünya halklar› ve iflçi s›n›f›n›n bafl düflman› ve süper bir güç oldu¤u, emperyalist güçler aras› çeliflkinin neredeyse bafl çeliflki haline geldi¤i ve bunun dünyay› bir emperyalist paylafl›m savafl›na ciddi flekilde yak›nlaflt›rd›¤›n›, dünyan›n çok kutuplu veya çok bloklu olmad›¤›n›, uluslararas› destek ve dayan›flmay›, bir enstitü oluflturarak d›flar›dan ML partileri kurmaya kadar götüren partilerle; Emperyalist kapitalizmin temel ekonomik yasalar›nda, özü ve karak-

terinde nitel de¤iflikliklerin yafland›¤›, ezilen-ba¤›ml› ülkelere giden d›fl-emperyalist sermayede yo¤un bir art›fl›n oldu¤unu ve bunun oradaki üretici güçleri gelifltirdi¤i ve uluslararas› devrimin zeminini güçlendirdi¤i…” gibi görüflleri savunan partilerle ve söylemleri ne olursa olsun pratik durufllar› itibar›yla silahl› devrim mücadelesini, halk savafllar›n› bulduklar› her f›rsatta kötüleyen oportünist-reformist-revizyonist güçlerle çok keskin, ciddi ve yo¤un ideolojik-siyasal tart›flmalar yafland›. Bir haftay› aflan konferans sonucunda yukar›daki konularla birlikte befl karar tasar›s› haz›rland›. Tart›flmalar özellikle karar tasar›lar›n›n haz›rland›¤› bölümde daha da fliddetlendi.

Konferans›n bu karar tasar›lar›na ek olarak Proletarya Partisinin, dünya ölçe¤inde politik tutsaklarla dayan›flman›n önem ve ihtiyac›n› ifade eden tasar›s› ile Panama’dan gelen örgütün ABD ve di¤er güçlerin Küba’ya uygulad›klar› ambargonun kald›r›lmas›n› içeren iki ek kararname ç›kt›. Konferans›n her türlü haz›rl›¤›; kolektif ve enternasyonal içerikteydi. Tecrübe al›fl-verifli, deneyim ve tecrübe sahibi olma vb. konularda iyi bir düzey sa¤land›. Konferans, tüm delege ve görevlilerin ortak katk›s›yla düzenlenen enternasyonal bir etkinlikle, kültürel-siyasal içerikli bir geceyle ve Enternasyonal’in hep birlikte söylenmesiyle sona erdi.


23

36

4-17 Haziran 2004

Yunanistan’da ‹srail protestosu

Ebu Garib önünde oturma eylemi Ebu Garib cezaevinde, Irakl› esirlere yap›lan iflkenceyi protesto eden Irakl›lar, oturma eylemi bafllatt›. Ebu Garib Hapishanesi’nin karfl›s›na çad›rlar kuran Irakl›lar, iflkence skandal›n› protesto etmek için oturma eylemi düzenledi. Irakl›lar, cezaevindeki tüm esirlerin serbest b›rak›lmas›n› istedi. Gösteri devam etti¤i s›rada, Ebu Garib cezaevinde tutulan Irakl›lardan bir grup daha serbest b›rak›ld›. Irakl›lar, ABD’lilerin cezaevindeki baz› esirleri serbest b›rakt›klar›n›, baz›lar›n› ise baflka hapishanelere naklettiklerini anlatt›.

Son süreçte Filistinlilere karfl› ‹srail Siyonistlerinin sald›r› ve katliamlar›n› k›namak için 24 May›s’ta Yunanistan’›n Atina flehrinde protesto gösterisi düzenlendi. Gösteri akflam saat 19:00’da Amerikan Konsoloslu¤u önünde kitlenin toplanmas›yla bafllad›. Kitle buradan ‹srail Konsoloslu¤una do¤ru yürüyüfle bafllad›. Yürüyüfl boyunca “Bushfiaron halklar›n katili”, “ABD Irak’tan d›flar›”, “Türkiyeli devrimciler ve intifada terörist de¤ildir” “Filistin’e özgürlük” sloganlar› at›ld›. ‹srail Konsoloslu¤u önüne gelinmesiyle kitle bir süre bekleyerek ‹srail’i protesto ederek ‹srail bayra¤›n› yakt›. ‹ki Filistinlinin konuflmalar›n›n ard›ndan kitle Filistin Konsoloslu¤u’na do¤ru yürüyüfle geçti. Filistin Konsoloslu¤unun önünde ise konsolos-

Dünyadan Notlar BÜYÜK ORTADO⁄U VE MERKEZ ÜS TÜRK‹YE Özellikle 11 Eylül sald›r›lar› sonras›nda ata¤a geçen ve dünya halklar›na verebilece¤i tek fleyin ac›, zulüm, ölüm ve iflkence oldu¤unu bir kez daha kan›tlayan ABD emperyalizmi, dünya hegemonyas› mücadelesinde stratejik bir hedef olarak ortaya koydu¤u Büyük Ortado¤u Projesinde G-8, AB-ABD ve NATO zirvelerini beklemeksizin kendi iç hukukunda yeni bir yasa tasar›s›yla Projenin ayr›nt›lar›n› çizmeye bafllad›. Yani sadece emperyalistlerin de¤il kimi liberal ayd›nlar›n dahi dillerine dolad›klar› uluslararas› hukuk(!) meselesini netlefltirmeden kendi önceliklerini ve amaçlar›n› ortaya koydu. Büyük Ortado¤u Projesine yönelik “Büyük Ortado¤u ve Orta Asya Kalk›nma Yasas›2004” adl› yasa tasar›s›n› ABD Senatosu’na tafl›yan isimler de oldukça dikkat çekici: Bush’un Cumhuriyetçi Partisinden Chuch Hagel ve Demokrat Partiden Joe Lieberman. Yani Projenin bir grup sald›rgan neocon’un marifeti olmad›¤›n›n daha aç›k bir kan›t› olabilir mi? Bugün Bush’a “gel-me” diyenler, Kas›m seçimlerinde Bush yerini kaybederse, koltu¤unun alt›nda ayn› projeyle ülkemizin kap›s›n› çalacak olan John Kerry’yi “bu-yur” mu edecekler acaba? Bugüne kadar çeflitli flekillerde çizilen Büyük Ortado¤u’nun s›n›rlar› bu tasar›da net olarak ifade ediliyor. Bu s›n›rlar içinde yer alan 32 ülke flöyle s›ralan›yor: Afganistan, Bahreyn, Birleflik Arap Emirlikleri, Cezayir, Cibuti, Fas, Filistin, Irak, ‹ran, ‹srail, Katar, Komar Adalar›, Kuveyt, Lübnan, Libya, M›s›r, Moritanya, Suudi Arabistan, Somali, Sudan, Suriye, Tunus, Umman, Ürdün, Yemen, Kazakistan, K›rg›zistan, Pakistan, Tacikistan, Türkiye, Türkmenistan ve Özbekistan.

Uzun süredir “model ülke”, “Büyük Ortado¤u’nun merkez üssü” vb. olarak tart›fl›lan Türkiye’nin rolü bu harita içerisinde ‹srail gibi ABD’nin tafleronlu¤unu üstlenece¤i daha da belirginlefliyor. Bunu NATO Güneydo¤u Avrupa Masas› yöneticilerinden Stefani Babst aç›kça söylemiflti: “NATO’nun yeni güvenlik misyonu ABD’nin Büyük Ortado¤u plan›n› içeriyor ve bu paralelde Belçika d›fl›nda, Türkiye’de ikinci bir üsse ihtiyaç var. Nitekim Amerika’da yap›lacak olan G-8 Zirvesine Baflbakan Erdo¤an’›n “demokratik ortak” adland›rmas›yla davet edilmesi ve NATO Zirvesinin Türkiye’de yap›lacak olmas› bu durumu güçlendiren olgular. Ancak Türkiye’nin durumunu ne “demokratik ortakl›k” ne de “stratejik müttefiklik” kavramlar› aç›klamaktad›r, aksine bu tafleronluk iflinin uflak vasf›n› kuvvetlendirmekten baflka bir anlama gelmedi¤ini belirtelim. Ancak “bizim” uflaklar bu model iflini öylesine ciddiye alm›fl durumda ki, ülke içinde emekçi kitlelere yönelik külhanbeyi tav›rlar›yla “imaj” yapan Erdo¤an, bu “imaj›” uluslararas› arenada da sürdürmekte kararl› görünüyor. ‹srail’in son süreçteki sald›r›lar›n› “adeta devlet terörü noktas›na t›rmand›r›lan ad›mlar” olarak niteleyen Erdo¤an, hala yürürlükte olan bir dizi ‹srail-Türkiye ekonomik ve askeri iflbirli¤i anlaflmalar›n›, Türk-‹srail dostluk grubunun vd. varl›¤›n› unutmufla benziyor. Oysa Montaigne “Kifli, yeterince iyi bir haf›zas› oldu¤una inan›ncaya kadar yalan söylemeye kalk›flmamal›” diyor. Erdo¤an ise kendi haf›zas›na güvenirken karfl›s›ndaki halklar› ise “saf” yerine koymaya çal›fl›yor. Ancak ne Filistin ne de Türkiye halk› oynanan oyunu göremeyecek kadar saf de-

luk yetkilileri k›sa birer konuflma yapt›lar.Yetkili “Bu mücadele sadece Filistinlilerin mücadelesi de¤ildir, bütün halklar›n mücadelesi-

dir. Bu çerçevede Irak’›n zaferi bizim ve bölge için çok önemlidir” dedi. Sloganlar›n ard›ndan 1 000 kiflinin kat›ld›¤› eylem sona erdirildi.

PERU’DA GENEL GREV ÇA⁄RISI Latin Amerika ülkelerinden Peru’da halkç› söylemlerle iktidara gelen Alejandro Toledo’nun bu söylemlerinden çark ederek IMF politikalar›n› uygulamas›, Perulu iflçileri harekete geçirdi. Son olarak geçti¤imiz günlerde sokak çat›flmalar›na sahne olan Peru’da, genel grev ça¤r›s› yap›ld›. Alberto Fujimori’nin ülkeyi terk etmesinden sonra yönetime gelen Alejandro Toledo’nun ücretlere ve Peru’daki emekçi halklara yönelik verdi¤i sözleri yerine getirmemesi nedeniyle zaman zaman uyar›da bulunan iflçiler, bu kez yönetime genel grev dayat›yorlar. Son 4 y›l içinde ilk kez genel grev örgütleyecek olan Perulu emekçilerin genel grevi iflçi konfederasyonlar› ve sendikalar› taraf›ndan örgütleniyor. Peru genelinde bir milyondan fazla iflçiyi temsil eden Peru Çal›flanlar› Konfederasyonu (CGTP) Baflkan Yard›mc›s› Olmedo Auris, konuya iliflkin yapm›fl oldu¤u aç›klamada, “Genel grev ile ilgili ülkede varolan yönetim bofllu¤unu ve ekonomik politikalar› protesto edeceklerini ve daha iyi ücret ve çal›flma koflullar› talebinde bulunacaklar›n›” ifade etti.

¤ildir. Dolay›s›yla bugüne kadar ABD emperyalizminin jandarmas› rolünü bölgede lay›k›yla yerine getiren TC’nin bu tak›yyesi de ifle yaramayacakt›r. Bölge halklar›n karfl› bu aldatmaca yaln›zca TC taraf›ndan oynanmad›. ABD de Ortado¤u’daki stratejik planlar›na zarar verece¤i korkusuyla ‹srail siyonizminin “afl›r›l›klar›” karfl›s›nda BM Güvenlik Konseyi’nin ‹srail’e “uluslararas› hukuk çerçevesindeki yükümlülüklerine kayg› gösterme” ça¤r›s› yap›lan karar için “veto hakk›n›” kullanmad› ve “sadece” çekimser kald›(!) Kanl› projelerini yaflama geçirmek için k›l›ktan k›l›¤a giden emperyalistlerin yüzü Filistinliler taraf›ndan çok net olarak görülüyor ve biliniyor. Bu yüzden ABD’den ve onun uflaklar›ndan da bir fley beklemiyorlar. Onlar, yürüttükleri hakl› ve meflru savaflta kendi güçlerinden baflkaca bir fleye güvenmiyorlar. Ve iflte bu yüzden 2. ‹ntifadan›n önde gelen liderlerinden ve hakk›nda 5 kez ömür boyu hapis isteminde bulunulan Mervan Barguti Filistinlilere “intifadaya devam” ça¤r›s› yaparak “‹flgal devam ettikçe ‹ntifada sürecek. Filistinli anneler a¤lad›kça, ‹srailli anneler de a¤layacak” fleklinde sesleniyor. Yani Ortado¤u’nun ezilen halklar› bu tak›yyelerin anlam›n› iyi biliyor; çünkü defalarca kez yaflayarak ö¤rendi bu gerçekleri. ABD emperyalizminin projeyi uygulamada ikinci kozu da Marshall benzeri ekonomik rüflvetleri. Senatoda bekleyen tasar›da bu konu da yer al›yor. Bu plana göre “Büyük Ortado¤u ve Orta Asya Kalk›nma Bankas›”, “Büyük Ortado¤u ve Orta Asya Kalk›nma Vakf›” ve “Demokrasi Vakf›” kurularak bölge ekonomik olarak tamamen denetim alt›na al›nmaya çal›fl›lacak ve boyun e¤en ülkelerin (halklar› de¤il tabi ki) egemenleri paylar›n› alacaklar. Tasar›n›n sahiplerinden Lieberman, “Terörizme karfl› sadece k›l›çlar›m›zla savaflamay›z. Siyasi ve ekonomik yard›m fleklinde savaflmal›y›z. 50 y›l önce ayn› ideal ve amaçlar› tafl›yan Marshall plan›, flimdi Büyük Ortado¤u’ya, ABD’ye karfl› Cihad terörizminin hedeflendi¤i befli¤e uyarlanmal›. Bütün gerekli askeri gücü kulla-

narak terörizm batakl›¤›n› kurutmal›y›z. Ancak ayn› zamanda, Müslümanlar için Marshall plan› benzeri bu yaklafl›mla demokrasi, refah ve umut bahçesini ekmeliyiz” diyor. Ancak bu yöntem en fazla bölge egemen güçlerini teslim almaya yarayabilir, yoksa halklar›n yüzy›ll›k nefretini ve isyan›n› bast›rmas› mümkün de¤ildir. ‹flte ne “model” ülke olarak Türkiye, ne de bu ekonomik sat›n alma araçlar› Ortado¤u halklar›n› teslim alman›n, onlar› boyun e¤dirmenin yöntemleri olabilir. Bu noktada emperyalistlerin vazgeçmeleri mümkün olmayan fliddet yöntemi gündeme gelmektedir. Ki bu fliddetin arac› NATO yap›lmak istenmektedir. Daha ‹stanbul’da yap›lacak zirvede NATO’nun yeni durumu tart›fl›lmadan önce ‹talya D›fliflleri Bakan› Frattini yapt›¤› aç›klamada “Irak’›n bir bölümünü NATO kontrol edebilir. Bu hemen yar›n olacak bir fley de¤ilse de, art›k sadece bir varsay›m olmaktan ç›km›fl durumdad›r” diyerek NATO’nun yeni görevinin ad›n› da koymaktad›r. ABD’nin NATO büyükelçisi Nicholas Burns ise “‹stanbul zirvesine haz›rlan›rken -ki ‹stanbul zirve için uygun bir yerdir- bir ad›m atmam›z gerekti¤ine inan›yoruz. NATO’nun genifllemesini sadece ‘Akdeniz Diyalogu’ ile de¤il, Kafkasya ve Orta Asya ile birlikte düflünmeliyiz.” Burns, NATO’nun gelece¤inin “krizlere el koymak ve yan›t vermek” oldu¤unu da belirterek, yeni yap›lanman›n Avrupa ve Amerika için tehdit oluflturan “Orta ve Güney Asya’da, Ortado¤u ve Kuzey Afrika’da yer alan ülkelere yap›lacak operasyonlara” göre flekillenece¤ini vurguluyor. Ancak emperyalistler Mao’nun deyimiyle bir kez daha “kendi ayaklar›na düflürmek için bir tafl kald›rmaktad›rlar”. Zira Irak halk› bugüne kadar bu a¤›r tafl› ayaklar›na düflürmelerine fazlas›yla yard›mc› olmufllard›r. fiimdi tüm “Büyük Ortado¤u” halklar› bu planlar› bozacak olan temel güçtür.


35

24

4-17 Haziran 2004

Türkiye iflçi s›n›f›n›n nirengi noktas›:

15-16 HAZ‹RAN BÜYÜK ‹fiÇ‹ D‹REN‹fi‹ Dünya iflçi s›n›f›n›n bir parças› olarak Türkiye iflçi s›n›f›n›n sömürüye karfl› verdi¤i mücadelede, 15-16 Haziran direnifli, yaratt›¤› sonuçlar itibariyle ve özellikle de birleflen iflçilerin kendi güçlerini kavramalar› bak›m›ndan önemli bir dönemeç noktas› oluflturur. Bu direniflin ortaya koydu¤u mücadelecilik ve baflkald›r› ruhu, tarihimizde önemli bir iz b›rakm›flt›r. 1962 Aral›¤›nda Maden-‹fl üyesi 173 KAVEL iflçisinin, gasp edilen haklar›n› almak için girifltikleri mücadele iflçi hareketi aç›s›ndan yeni bir dönemin aç›l›fl› oldu. Nitekim bu direniflle, bir iflyeri düzeyinde kalsa bile yasal s›n›rlar›n ötesine geçilmifl ve devlet bir grev ve toplu sözleflme yasas›n› kabul etmek zorunda kalm›flt›. Suyun yolu bir kez aç›ld›ktan sonra gerisi de geldi. ‹flçi s›n›f› kendi gücüne güvenmeyi ö¤renmeye bafllad›. Bu süreçte yüzlerce greve on binlerce iflçi kat›ld›. Bilhassa özel sektörde patlak veren say›s›z mücadele, yeni ve militan bir iflçi kufla¤›n›n do¤mas›na yol açt›. Grevler göreceli olarak say›ca az ama sürece uzun gerçeklefliyor, bu da mücadeleye at›lan iflçilerin daha da bilinçlenmesinin önünü aç›yordu. Ne var ki devlet güdümünde kurulan ve temel misyonu iflçi hareketini devletin denetiminde tutmak olan Türk‹fl’in sendikal çerçevesi bu harekete dar gelmeye bafllam›flt›. Yeni iflçi kufla¤› ve onun önderleri Türk‹fl yönetiminin sözde “partiler üstü ve siyaset d›fl› sendikac›l›k” anlay›fl›n› elefltiriyor ve sendikal mücadeleye yeni bir kanal açmak istiyorlard›. Böylelikle yeni bir örgütlenme ortaya ç›k›yordu: D‹SK. 1965’te Çin’de gerçekleflen Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin etkisi dünyan›n dört bir yan›ndaki iflçilere ve ezilenlere ulafl›yor, yaratm›fl oldu¤u devrimci dalga giderek h›z›n› art›rarak dünyada yank›s›n› buluyordu. Yine 60’l› y›llar›n sonlar›nda, sol hareketin dikkatini ve ilgisini çeken yeni bir dalga yükseliyordu tüm dünyada: 1968 baflkald›r›s›. 1968, egemen s›n›flar›n bugünün genç kuflaklar›n› inand›rmaya çal›flt›¤› gibi, ne haylaz ö¤rencilerin bir isyan›yd›, ne de yaln›zca “bireysel özgürlük” için bir baflkald›r›yd›. Burjuva düzenin gerçek yüzü iflçilerin ve ö¤renci gençli¤in bilincinde a盤a ç›k›yordu: Bir yandan refah toplumundan, özgürlüklerden ve ilerlemeden söz eden bu burjuva demokrasilerinin, öbür yandan Cezayir’de, Filistin’de, Vietnam’da, Latin Amerika’da yapt›klar›, yoksul halklara reva gördükleri bask›, sömürü ve talan art›k kitlelerden gizlenemez olmufltu. 68 May›s›nda Fransa’da ve hemen ard›ndan ‹talya’da bafllayan üniversite iflgalleri ö¤rencileri, burjuva devletin silahl› bask› ayg›tlar›yla, ordu ve polisle karfl› karfl›ya getirdi. ‹flçiler ö¤rencilerin taleplerine de sahip ç›karak, giderek artan devlet terörüne karfl› alanlara ç›kt›lar. Fransa’da 8 milyon, ‹talya’da ise 7,5 milyon iflçi genel greve ç›karken, her iki ülkede de iflçi s›n›f›n›n ve ö¤renci gençli¤in eylemleri ortaklaflmaya bafllam›fl, fabrika iflgalleri, kitlesel miting ve yürü-

yüfller, polisle çat›flmalar günlük hayat›n bir parças› haline gelmiflti. 15-16 Haziran direniflinin ard›nda yatan kendine güven duygusunun, hakk›n› sokaklarda arama anlay›fl›n›n, devletin kolluk güçleriyle çat›flma içerisine girmekten çekinmeyen bir cesaretin ve militan cüretkârl›¤›n, 1968 baflkald›r›s›n›n bu topraklardaki bir uzant›s› oldu¤unu görmek gerekir. 1968 Haziran›’nda ‹stanbul Üniversitesinin iflgaliyle yükselen gençlik eylemleri k›sa zamanda tüm okullara yay›ld›. Ama gözünü dünyada olup bitenlere diken yaln›zca devrimci ö¤renciler de¤ildi, dahas› bu devrimci ö¤rencilerin bir ço¤u ö¤rendiklerini iflçilere tafl›maktan da geri durmad›lar. Nitekim Avrupa’daki mücadele biçimleri iflçi s›n›f› hareketinde de yans›mas›n› buldu: Derby iflgaliyle birlikte Türkiye iflçi s›n›f› hareketinde de fabrika iflgalleri önemli bir yer tutmaya bafllad›. Devrimci cüretkârl›k ve militan mücadele anlay›fl› inan›lmaz bir h›zla iflçi s›n›f› içerisinde yay›ld›. Ald›¤› ivmeyle bir ad›m daha öne ç›kan

iflçi s›n›f›n›n militan eylemlili¤i, iflçi hareketinin hem büyümesinde hem de niteli¤inin geliflmesinde ikinci bir dönüm noktas› oldu. Bu noktadan bafllayarak iflçi s›n›f›n›n kendili¤inden geliflen fakat devrimci bir öz tafl›yan, fabrika iflgalleri, boykotlar, yasad›fl› grevler gibi eylemleri patlak verdi. Ayn› dönemde iflçi hareketi ile yüzünü s›n›fa dönen devrimci gençlerin buluflmas›, s›n›f hareketinin gittikçe politikleflmesini de beraberinde getirdi. Nitekim, 1969 fiubat›nda ABD 6. Filosunun ‹stanbul’a geliflini protesto etmek üzere alanlara ç›kanlar bir y›l önceki gibi yaln›zca ö¤renciler de¤ildi art›k. Bu kez iflçiler de alanlardayd›. 1969 k›fl›nda patlak veren Singer iflgali ve ard›ndan yaz aylar›ndaki Demir-Döküm iflgaliyle birlikte, direnifllerin art›k fabrikalar›n s›n›rlar›n› aflarak tüm bir iflçi bölgesine yay›lmas›na, kad›nlar›n da direnifllere militan bir temelde kat›lmas›na tan›k olunmaya bafllanm›flt›. 69 sonbahar›ndaki Gamak iflgalinde, durum polisin silahl› sald›r›s›na kadar ilerlemiflti. Öldürülen direniflçi fierif Aygün’ün cenazesi, binlerce iflçi ve onlara destek veren ö¤rencilerle birlikte kald›r›l›rken, art›k “evde çocuk ekmek bekliyor” gibi sloganlar bir tarafa b›rak›lm›fl, “kahrolsun kapitalizm” gibi sloganlar öne ç›kmaya bafllam›flt›. Sungurlar iflgali de ayn› flekilde geliflirken, Alpagut Linyit iflletmelerinde

ve Günterm iflgalinde iflçiler yaln›zca iflgalle kalmad›lar, kurduklar› iflyeri konseyleri arac›l›¤›yla iflyerini çal›flt›rmaya devam ettiler. Sonras›nda burjuvazi 274-275 say›l› sendikal yasalar› de¤ifltirerek iflçi s›n›f›n›n haklar›n› gasp edecek yeni bir yasa tasar›s› haz›rl›¤›na giriflmiflti. Yasa de¤iflikliklerinin mecliste kabul edilmesinin ard›ndan, iflçi temsilcilerinin de genifl kat›l›m›yla yap›lan kalabal›k toplant›da D‹SK eylem karar› ald›. D‹SK’in plan›na göre miting 17 Haziran’da yap›lacakt›. Ancak D‹SK’in kanuna karfl› ç›kt›¤› ve protesto edece¤i haberi bir anda tüm fabrikalara, iflyerlerine, kahvelere ve hatta evlere kadar ulaflt›¤›nda, zaten istim üzerinde olan iflçi s›n›f› kendili¤inden derhal sokaklara akt›. Sonras›nda direnifli bitirmelerini sal›k veren de D‹SK yönetimi olacakt›. 15 Haziran günü, 115 iflyeri ve yaklafl›k 75 bin iflçiyle bafllay›p, 16 Haziran günü 168 fabrikay› ve 150 bine yak›n iflçiyi kucaklayan 15-16 Haziran direnifli, ‹stanbul ve ‹zmit yöresini kapsad›. 15 Haziran sabah› ‹stanbul’da, Gebze’de, ‹zmit’te fabrikalar durdu. Her tarafta iflçiler çeflitli yürüyüfller ve mitingler düzenliyorlar ve kent merkezlerine do¤ru hareket ediyorlard›. D‹SK’in böylesi bir karar› olmamas›na ra¤men iflçiler bu protestolar› kendi inisiyatifleriyle ve elbette ki öncü iflçilerin ve devrimcilerin yol göstermesiyle yaln›zca ifl b›rakmakla s›n›rlamam›fllard›. Ertesi gün Kartal’da, Levent’te ve Topkap› taraf›nda çat›flmalar ç›km›fl, polis atefl açm›flt›. Ordu, tanklar›yla ve z›rhl› birlikleriyle gösterilere müdahale etmeye çal›fl›yordu. Askerlerin oluflturdu¤u barikatlar afl›l›yor ve polisle çat›flmaya girifliliyordu. Kimi devlet kurumlar› ve tan›nm›fl kapitalist iflletmelerin merkezleri taflland›, harap edildi, yer yer yak›ld›. Tutuklanan iflçileri kurtarmak için iflçilerin tutulduklar› karakollar bas›ld›. Baz› polislerin silahlar›na el konuldu. Kad›köy’deki çat›flmalar özellikle çok fliddetliydi, polisin açt›¤› atefl sonucunda üç iflçi öldürülmüfl, 200 kifli yaralanm›flt›. ‹stanbul’un iki yakas›ndaki iflçilerin biraraya gelememesi için vapur seferleri tüm gün boyunca iptal edilmifl, Levent yakas›ndan gelen büyük iflçi koluyla, Unkapan›-Eminönü’nde biriken iflçi kollar›n›n birleflmemesi için Galata Köprüsü aç›lm›flt›. Bu muazzam direniflin zay›f karn› ise akflam saatlerinde ordunun s›k›yönetim ilan etmesiyle a盤a ç›kt›. D‹SK yönetiminin iflçileri sükûnete ça¤›rmas›n›n ard›ndan iflçiler fabrikalar›na geri döndüler. Fakat baz› fabrikalarda ifl durdurma ve ifl yavafllatma eylemleri devam etti. Türk Demir Döküm, Sungurlar, Derby, Elektrometal, Rabak, Auer, Çelik Endüstri, Otosan, Arçelik, Vita gibi büyük fabrikalarda iflçiler kararl›l›kla direnifle devam ediyorlard›. ‹flçiler, yasa geri çekilinceye ve eylemler s›ras›nda tutuklanan sen-

dikac›lar serbest b›rak›l›ncaya kadar direnifle devam etme karar› alm›fllard›. Fabrikalardaki direnifli ne asker ne de polis bask›s› engelleyemedi. Tüm bunlar›n ard›ndan gelen iflten ç›karmalar, tutuklamalar, iflkenceler ve davalar iflçi s›n›f› ve emekçiler üzerinde estirilen terörün birer göstergesiydi. Üç ay süren s›k›yönetim sonunda iflten ç›kar›lan iflçi say›s› befl bini aflm›flt›. Yine de sistem baflar›ya ulaflamad›, yeni sendika yasas› uygulamaya sokulamadan iptal edildi. ‹flçi s›n›f›n›n tüm sendikal kazan›mlar›n› ortadan kald›rmak için sistem, 12 Eylül 1980’i beklemek zorunda kalacakt›. Sonuçlar Bu genel direnifl, bulutsuz gökyüzünde çakan bir flimflek de¤ildi, tersine, y›llara yay›lan bir yükseliflin ürünü olan kendili¤inden bir patlamayd›. Bu iflçi s›n›f›n›n büyük direnifli içerisinde bizzat yer alan ‹brahim Kaypakkaya bu direniflin sonuçlar›n› flöyle aç›klar: “‹flçi hareketi, birinci olarak, devrimin fliddete dayanaca¤›n›, bunun zorlu ve kaç›n›lmaz oldu¤unu gösterdi. Aybar-Aren oportünizmine ve bütün pasifist parlemantarist görüfllere a¤›r bir darbe indirdi. ‹kinci olarak, iflçi hareketi, burjuva devlet teorilerine a¤›r bir darbe indirdi. Halk›n kurtuluflunu hakim s›n›flar›n ordusundan beklemenin ne derece ahmakça bir hayal oldu¤unu gözler önüne serdi. Çünkü iflçi direnifli tanklarla, süngülerle, s›k›yönetimle bast›r›lm›flt›… Üçüncüsü, 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli, gerçek kahraman›n kitleler oldu¤unu bir kere daha gösterdi. Ve bir avuç seçkin ayd›n grubuna dayanarak devrim yapmay› hayal eden bireyci küçükburjuva ak›mlar›na a¤›r bir darbe indirdi. Dördüncüsü, 15-16 Haziran direniflinin bast›r›lmas›, devrimin ilk bafllarda flehirlerde baflar›ya ulaflamayaca¤›n›, flehirlerde zaman zaman ortaya ç›kacak iflçi ayaklanmalar›n›n k›rl›k bölgelere çekilmedi¤i takdirde bast›r›lmaya mahkum oldu¤unu gösterdi. PDA kli¤inin belirsiz bir gelecekte, flehirlerde genel ayaklanma ile iktidar› ele geçirme hayallerine a¤›r bir darbe indirdi. Beflincisi, 15-16 Haziran’dan sonra gelen ve üç ay süren s›k›yönetim, en zor flartlarda dahi mücadeleye devam etmenin ancak gerçekten devrimci bir örgütlenmeyle, kanund›fl› bir temel atarak ve çal›flmalar› bu temel üzerine infla ederek mümkün olabilece¤ini gösterdi… Alt›nc›s›, 15-16 Haziran Direnifli, ülkemizde devrimin objektif flartlar›n›n ne kadar olgunlaflt›¤›n›n somut delili oldu.” ‹brahim Kaypakkaya’n›n görüflleri sonraki süreçte toplumsal pratikle bizzat do¤ruland›, o dönem “ordu”yu bafl tac› edenler günümüzde faflistlerle ortak hareket etmekte bir sak›nca görmüyorlar. 12 Eylül AFC’si sonras› devlet terörünün her çeflidine maruz kalan Türkiye Devrimci Hareketi, bugün illegal örgütlenmeyi esas olarak almaman›n ne gibi sonuçlar do¤urdu¤unu bizzat gördü. Ülkemiz topraklar›nda 32 y›ll›k birikimi ve mücadelesiyle Kaypakkaya’n›n düflüncelerinin tafl›y›c›lar›, Marksist-Leninist- Maoistler Halk Savafl›’n› büyütmeye ve ezilenlere umut olmaya devam ediyor. 15-16 Haziran Büyük ‹flçi Direnifli’nden edindi¤imiz deneyimlerle Proletarya Partisi’nin öncülü¤ünde yeni direnifller yaratmaya!


36

25

Düflman› acze düflüren bir komünist: Naki Göksu

Malatya do¤umlu olan Naki Göksu (Ünal) TKP/ML ile 88-89 y›llar›nda üniversitedeyken tan›fl›r. Okulda gençlik faaliyetine aktif bir TMLGB milita-

n› olarak kat›l›r. Cesur, gözüpek oluflu yan› s›ra askeri yönüyle de öne ç›kar. ‹TÜ son s›n›fta iken gerillaya kat›lmaya karar verir. TMLGB’nin açt›¤› “Komünist Gençlik Gerilla Cephesine” kampanyas›na ilk yan›t verenlerdendir. O dönem TKP/ML KBK (Kürdistan Bölge Komitesi) yeteneklerinden ötürü Naki’yi k›sa dönem flehir askeri çal›flmalar›nda görevlendirir. Bu 1-2 ay sürecinde kamulaflt›rma ve cezaland›rma türünden eylemlerde baflar›yla, at›lganl›¤›yla ve gözüpekli¤iyle yer al›r ve yoldafllar›n›n sevgi ve güvenini de kazan›r. Gerillal›¤› üst üste çat›flmalarla bafllar. Haziran 1991’de TKP/ML’ye ba¤l› gerilla birli¤i düflman›n pususuna düfler. Ç›kan çat›flma on saat sürer. Na-

ki yaralan›r ve birlikten ayr› düfler. Bir gün sonra yaral› olarak bir köye gider ve orada tekrar pusuya düfler. Yaral› olarak son mermisine kadar savafl›r ve sa¤ olarak düflmana tutsak düfler. Onu yaral› haliyle Mazgirt’in Ataç›nar köyüne getiren düflman, köylülerin önünde yoldafllar›n›n yerini ve piflman oldu¤unu söylemesi için iflkence yapar. De¤il s›r vermek, en ufak bir tereddüt göstermeyen Naki, düflman› acze düflürür. Onlarla alay eder, yoldafllar›na zaman kazand›r›r ve halka propaganda yapmaya çal›fl›r. Zavall› duruma düflen binbafl› orada köylülerin gözü önünde Naki Göksu’yu kurfluna dizer. Tarih 8 Haziran 1991’dir ve ser verip s›r vermeme gelene¤inin ard›llar›, onurla k›z›la boyamaktad›r düfltü¤ü topraklar›…

84 Ölüm Orucu direnifli 12 Eylül AFC’si yüzlerce devrimciyi katletti, binlerce kifli iflkenceli sorgulardan geçirildi, onbinlerce kifli sürgüne gitti... Mahkemeye ç›kar›lmadan aylarca iflkenceli sorgulardan geçenler bafl e¤miyorlard›… Faflizm, d›flar›dakileri teslim alabilmek için içerdekileri teslim almas› gerekti¤ini biliyordu. Bunun için her türlü bask›yla beraber Tek Tip Elbise (TTE) politikas› ad› alt›nda kifliliksizlefltirmeyi amaç ediniyordu. Sa¤malc›lar Özel Tip Askeri Hapishanesi’nde faflist rejim taraf›ndan dayat›lan, siyasalideolojik sald›r›lara ve faflist teröre karfl› Devrimci Sol ve T‹KB tutsaklar› SAG eylemi bafllatt›lar. 1983 y›l› sonlar›nda faflizm, sivil giysilerine bürünmüfl ama bugün oldu¤u gibi özünden bir fley kaybetmemiflti. Faflizmin estirdi¤i devlet terörü dalgas›n›n ard›ndan ihanetlerle direnifller iç içe yaflan›yordu. Devletin kifliliksizlefltirme, si-

yasi kimli¤inden ar›nd›rma politikalar›na karfl› kitlesel olarak

bafllat›l

a

n

SAG eylemi 45. günden sonra Ölüm Orucu’na dönüfltürülmüfltü. Ölüm orucu direniflinin 67. gününde Mehmet Fatih Öktül-

müfl (17 Haziran 1984-T‹KB) flehit düfltü. Devrimci Sol tutsaklar› Abdullah Meral, Hasan Telci, Haydar Baflba¤ da bu onurlu direniflte flehit düflerek kavgada en zor günlerde flafa¤› tutuflturanlar oldular. Aysel Zehir adl› T‹KB tutsa¤› da ölüm orucunda beyin hücrelerinin zarar görmesi sonucu sakat kald›. Faflizmin kulland›¤› araçlar zaman zaman de¤iflse de s›n›fsal özünün de¤iflmemesi, bugün TTE sald›r›s›n›n tekrar gündeme getirilmesinden bile rahatl›kla anlafl›labilir. O gün nas›l devrimci tutsaklar direndiyse, bugün de ayn› flekilde direnecektir. Çünkü biz yüzy›llard›r adlar›m›z ve yaflad›¤›m›z yerler de¤iflse de dünyan›n dört bir yan›nda zulmün ve sömürünün kald›r›lmas› için mücadele ediyoruz! Devrimci irade bir kez daha faflizmin oyunlar›n› bofla ç›karacak ve kan, can pahas›na kavga bayra¤›n› burçlarda dalgaland›racakt›r!

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Aziz Akp›nar: 17 Haziran 1978’de Tarsus’ta polis taraf›ndan katledildi. Aziz Araz: Karsl› olan Aziz Araz, 15-16 Haziran iflçi direniflinden sonra gözalt›na al›nd›¤› ‹stanbul’da iflkencede katledildi. T‹KB militan› Songül Kayabafl› da katledilenlerden biriydi. Al›nan sahte raporla Aziz Araz’›n hastane yata¤›ndan düflerek öldü¤ü iddia edildi. Mehmet Kalkan: 1952 Tunceli Hozat Buzlup›nar do¤umludur. ‹stanbul’da iflçi olarak çal›fl›rken örgütlenme faaliyeti yürütür. 14 Haziran 1987’de iflkencede ser verip s›r vermeme gelene¤inin sürdürücüsü olarak ölümsüzleflir. H›d›r Do¤an: Dersim Hozat Alanc›k köyü do¤umludur. ‹stanbul’da çal›fl›rken 1991’de gerillaya kat›lmaya karar verir. 6 Haziran 1992’de Dersim Limek’te 2000 kiflilik TC askeriyle 40 kiflilik TKP/ML T‹KKO gerillalar›n›n iki gün süren çat›flmas› sonucu flehit düfler. Cenaze günü kepenk indiren esnaf devletin tüm bask›lar›na ra¤men cenazeye eksiksiz kat›lm›flt›r. Haziran flehitleri: 1981’in 5 Haziran’›n› 6 Haziran’a ba¤layan gece Maltepe’de devrimci yüreklere mekan olan mütevazi bir ev, TC’nin kolluk güçlerince kuflat›lm›flt›r. Sabah›n ilk ›fl›klar›na kadar süren bu çat›flmal› gece direniflle, sevdayla, fedakarl›kla yo¤rulmufl; MLSBP aday üyelerinden Ercan Yurtbilir ve ileri kadrolar›ndan Do¤an Özzümrüt, Atilla Armutlu ve Tamer Arda direnmenin onurunu tafl›yarak flehit düflmüfllerdir. Ölüm Orucu fiehitleri: Veli Günefl, 16 Haziran 2001 (DHKP-C)

4-17 Haziran 2004

GÜN’DE DÜN ... 4 Haziran 1844. Almanya’da Silezya bölgesinde dokumac›lar ayakland›. 1974. Uluslararas› Hukukçular Komitesi. Uganda’da ‹di Amin’in iktidar› ele geçirmesinden o güne kadar 250 bin kiflinin öldürüldü¤ünü aç›klad›. 5 Haziran 1964. Amerika Birleflik Devletleri Baflkan› Lyndon Johnson, Baflbakan ‹smet ‹nönü’ye sert uyar›lar içeren bir mektup gönderdi. Mektupta Türkiye’nin Kuzey Atlantik Antlaflmas› Teflkilat›’n›n (NATO) silahlar›n› kullanarak K›br›s’a ç›karma yapamayaca¤›n› bildirdi. 6 Haziran 1985. Kamuoyunda “Piflmanl›k Yasas›” olarak an›lan kanun kabul edildi. Yasaya göre ihbarda bulunan san›klar›n cezalar›nda indirim yap›lacak. 1990. Mardin’in Dargeçit ilçesinde oturma eylemi yapan 11 kad›n tutukland›. Dargeçit esnaf› tutuklamay› protesto etmek için kepenk kapatt›. 8 Haziran 1973. General Fransisco Franco ‹spanya’y› 34 y›l yaln›z bafl›na yönettikten sonra Luis Blanco’yu devlet baflkanl›¤›na atad›. 1991. 600 bin kamu iflçisinin toplu sözleflmelerinde uyuflma sa¤lanamad›. ‹flçilerin protesto eylemleri artt›. Gölcük’te binlerce iflçi Yalova‹zmit karayolunu trafi¤e kapatt›. 1992. Özgür Gündem gazetesi muhabiri Haf›z Akdemir Diyarbak›r’da vurularak öldürüldü. 1996. KESK üyesi memurlar›n Beyo¤lu’nda yapt›klar› oturma eylemine polis sald›rd›. Polis gazeteci ve memurlar› coplad›; 357 kifli gözalt›na al›nd›. 9 Haziran 1923. Bulgaristan’da faflist askeri darbe. 10 Haziran 1942. Naziler Çekoslavakya’da Lidice kasabas›n› yerle bir ederek Reinhard Heydrich’in öldürülmesine misilleme olarak 1.300 kifliyi katletti. 1981. Sol görüfllü Veysel Güney idam edildi. 11 Haziran 1967. ‹srail ve Arap komflular› aras›nda alt› gün süren savafl Birleflmifl Milletlerin araya girmesiyle sona erdirildi. 12 Haziran 1990. 14 Ocak 1989 tarihinde Mardin’in Yeflilyurt köyünde köylülere d›flk› yedirdi¤i iddias›yla yarg›lanan Binbafl› Cafer Tayyar Ça¤layan suçlu bulundu; 2,5 ay hapis cezas›na çarpt›r›ld›. 13 Haziran 1381. Wat Tyler öncülü¤ündeki köylü isyanc›lar Londra’y› basarak hükümet binalar›n› atefle verdi, hapishaneleri boflaltt› ve zenginlerle yarg›çlar›n kafalar›n› uçurdu. 1965. Sivas’ta 200 köylü bir a¤an›n arazisini iflgal etti. 16 Haziran 1958. 1956 Macar ayaklanmas›n›n lideri ‹mre Nagy gizli bir yarg›lama sonucu idam edildi. 1974. ‹zmir’de 60 bin iflçi genel direnifl yapt›. 17 Haziran 1980. Cumhuriyet Halk Partisi Nevflehir ‹l Baflkan› ve eski milletvekili Zeki Tekiner öldürüldü. Cenaze töreninde, aralar›nda Bülent Ecevit’in de bulundu¤u Cumhuriyet Halk Partisi heyetine ülkü ocakl›lar tafll› sopal› sald›r›da bulundu. 1995. Grevli toplu sözleflmeli sendika hakk› isteyen 10 binlerce kamu emekçisi Ankara’da oturma eylemi yapt›.


4-17 Haziran 2004

26

36

“fiiddet dünyas›nda kad›n olmak”

“fiiddet Dünyas›nda Kad›n Olmak” konulu panel, 28 May›s 2004 tarihinde ‹zmir Kad›n Platformu taraf›ndan ‹zmir Büyükflehir Belediyesi Çetin Emeç Konferans Salonu’nda gerçeklefltirildi. Panele konuflmac› olarak ‹HD Genel Baflkan Yard›mc›s› Eren Keskin ve Gazeteci-yazar Mukaddes Erdo¤du Çelik kat›ld›. Eren Keskin konuflmas›nda Türkiye’de kad›n haklar›na de¤inirken; devlet eliyle feodalizmin körüklendi-

¤ine vurgu yaparak töre cinayetlerine ve özellikle T. Kürdistan›’nda feodalizmin devam›n›n devletin ifline geldi¤ine bundan da en çok kad›nlar›n zarar gördü¤üne dikkat çekti. Ard›ndan sözü alan Mukaddes Çelik ise; insanl›¤›n ilk dönemlerindeki eflitli¤in, özel mülkiyetin ortaya ç›kmas›yla bozuldu¤unu vurgulad›. Kad›nlar›n her yerde fliddete maruz kald›¤›n›n alt›n› çizen Çelik; “Gelenekler erkek egemen sisteme göre flekillenmifltir” diyerek Türkiye’de yasalar›n hukuka göre de¤il, töreye göre yap›ld›¤›n› belirtti. KADINA YÖNEL‹K fi‹DDET Mersin’de de kad›na yönelik fliddet ve ayr›mc›l›¤›n tart›fl›ld›¤› “Kad›na Yönelik Her Türlü Ayr›mc›l›¤›n Önlenmesi Sözleflmesi ve ‹htiyati Protokol” konulu panel Mersin Barosu Kad›n Haklar› Komisyonu ve

“NATO tecavüz, taciz ve yoksulluktur” ‹stanbul’da gerçekleflecek NATO Zirvesi dolay›s›yla kad›nlar üzerindeki sistematik tecavüz ve iflkencenin artaca¤›n› belirten EKB, tüm kad›nlar›, bedenleri üzerinde oynanan oyunlara karfl› ‘dur’ demeye ça¤›rd›. Ellerinde, “NATO tecavüzdür, tacizdir, yoksulluktur”, “Kad›nlar NATO’yu durdurtacak”, “Irakl› kad›nlar yaln›z de¤ildir” yaz›l› dövizleri tafl›yarak, Kartal Meydan›’nda biraraya gelen EKB’li bir grup, tüm kad›nlara NATO’ya geçit vermeme ça¤r›s›nda bulundu. Grup ad›na aç›klama yapan EKB Temsilcisi Nahide K›l›ç, NATO’nun bar›fl gücü ad›yla birçok ülkeyi iflgal etti¤ini belirterek, NATO’nun tecavüzün, yoksullu¤un ad› oldu¤unu söyledi. ABD’nin, Irak’taki iflkence foto¤raflar›yla, iflkence düzenini tüm dünyaya NATO’yla dayatmaya çal›flt›¤›n› belirten K›l›ç, ‹stanbul’da yap›lacak zirvenin ezilen halk üzerinde bask› ve sömürüyü art›raca¤›n› söyledi. NATO Zirvesi ile kad›nlara teslimiyeti ve sistematik tecavüz iflkencesini dayatacaklar›na iflaret eden K›l›ç, konuflmas›na flöyle devam etti: “Zirveyle, kad›nlar e¤itim, politika ve çal›flma hakk›ndan yoksun b›rak›lmaya ve toplumdan d›fllanmaya devam edecekler. Ama biz kad›nlar bu zirveye karfl› olaca¤›z, meydanlar› dolduraca¤›z ve insanca bir yaflam istedi¤imizi hayk›raca¤›z. Bedenlerimiz üzerinde oynanan i¤renç oyunlara karfl› duraca¤›z. Evlatlar›m›z›n, efllerimizin, kardefllerimizin savafla sürülmesine karfl› oldu¤umuzu, kardefl bir halk›n katledilmesine ortak olmayaca¤›m›z› hayk›raca¤›z. fiunu biliyoruz ki NATO var oldukça insanl›¤› çok büyük ac›lar, kitlesel ölümler, iflkence ve tecavüzler beklemektedir.” Aç›klaman›n ard›ndan s›k s›k “Kad›n›z, NATO’ya karfl›y›z”, “Tecavüzcü ABD hesap verecek” sloganlar› atan grup daha sonra “Halklar ile ABD aras›ndaki savafl”› konu alan küçük bir teatral gösterisi sahneledi. (D‹HA)

Uluslararas› Af Örgütü Türkiye fiubesi taraf›ndan gerçeklefltirildi. Panele Türkiye Barolar Birli¤i Baflkan› Av. Özdemir Özok, Mersin Barosu Baflkan› Av. ‹sa Gök, Mersin Barosu Kad›n Hukuku Komisyon Baflkan› Av. Münire Yurdal, ‹stanbul Barosu Kad›n Haklar› Uygulama Merkezi'nden Av. Canan Ar›n, Uluslararas› Af Örgütü (AI) Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hülya Arabac› Filiz, AI Türkiye fiubesi Kad›n Koordinatörü ‹lkay Bahçetepe kat›ld›. E¤itimsizlik ve iflsizli¤in kad›nlar›n toplumda yer edinmesinin önünde engel oldu¤u belirtilen panelde, yaln›zca kendi haklar›n›n fark›nda olmayan kad›n›n de¤il, erke¤in de e¤itimsizli¤inin söz konusu oldu¤una vurgu yap›l›rken; 82 Anayasas›’n›n 10. maddesinde yer alan kad›n-erkek eflitli¤i maddesinin pratikte yaflam bulmad›¤›na dikkat çekildi.

Kad›nlar›n halen bir mal gibi al›n›p sat›lmas› gibi, yaflad›¤›m›z ça¤da kad›nlar›n maruz kald›¤› kötü uygulamalara da de¤inildi. Ayr›ca ABD’nin demokrasi ve özgürlük vaadiyle uygulad›¤› fliddet ve terör de k›nand›.

Kad›nlar s›n›rlar›n› k›ram›yor Türkiye’de kad›n sorunu öncelikli sorunlar aras›ndaki önemini koruyor. Yap›lan araflt›rmalar, kad›nlar›n önceki y›llara göre e¤itim düzeylerinde bir yükselme oldu¤unu gösteriyor, ancak bu oran toplumdaki kad›n tipolojisine göre flekilleniyor. Türkiye’de hemen tüm meslek dallar›nda kat›l›m gösteren k›z ö¤renciler, ‘kad›na uygun’ diye düflünülen alanlarda yo¤unlaflmay› tercih ederken, erkek ö¤renciler ise teknik, matematik ve fen bilimleri alanlar›nda k›z ö¤renci say›s›na göre daha büyük bir yo¤unlukla yer al›yorlar. Medeni Kanun’da kad›n-erkek aras›ndaki ayr›mc›l›k, k›z çocuklar›n›n erken yafllarda istemedikleri kiflilerle evlendirilmesi ve toplumsal fliddetle karfl› karfl›ya kalmas›, her y›l tecavüz nedeniyle yüzlerce kad›n›n psikolojik tedavi görmesi, 2000’li y›llarda bile halen namus cinayetlerine kurban gitmesi ve Cumhuriyetle birlikte kazan›lan haklar›n hayata geçirilememifl olmas› kad›n sorununun hâlâ büyük boyutlarda oldu¤unun bir göstergesi durumunda. (D‹HA)

Yabanc›s› olmad›¤›m›z bir konu: Kaç›r›lma... Faili: Polis! B.P henüz 14 yafl›nda. Üç ay önce yaflad›¤› kaç›r›lma olay›n› güçlükle anlat›yor B.P. 5 Nisan ‹lkö¤retim Okulu önünden kimli¤i belirsiz kiflilerce kaç›r›larak iflkenceye maruz kal›yor. Kendinden dinleyelim B.P’nin çocuk yafl›nda yaflad›klar›n›: “20 May›s günü, Ba¤lar Semti’ndeki evimden d›flar› ç›kt›m. Sokakta, eliyle gözümü kapat›p, ellerimi s›k›ca tutan bir flah›s, hiçbir fley sormadan, beni bir araban›n içerisine att›. Beni 3-4 basamak afla¤› inen bir yere götürüp, bir odaya att›. Beni götürürken, üstümü aramad›lar. Ben de beraberimdeki cep telefonumla, avukat›m Muharrem Erbey’i arad›m. Ona, polislerin elinde oldu¤umu söylerken, bir polis içeri girip, telefonumu elimden ald›. Sonra da amirine, ‘Amirim, telefonla avukat›n› arad›’ dedi.

Amiri de ona ‘Neden üstünü aramad›n›z? Bafl›m›z› belaya koydunuz. Çabuk, ona bir hap verip, onu d›flar› at›n’ dedi. ‹ri bir kad›n, bana bir hap verdi. Kollar›m› ve bacaklar›m› çimdikledi. Ayaklar›yla ayaklar›ma vurdu ve sonra bir arabayla, beni kaç›rd›klar› soka¤a att›lar.” 3 ay önce de okul ç›k›fl› kimli¤i belirsiz kiflilerce kaç›r›lan B.P’nin kardefli ayn› gün DGM’ce tutuklan›yor, annesi ve kardefli ise gözalt›na al›n›yor. “4 kifli taraf›ndan kaç›r›lm›flt›m. Götürüldü¤üm yerden telsiz sesleri geliyordu. Ellerimi ve ayaklar›m› ba¤lad›lar. Burnuma vurdular. Burnum kanad›. Dilime 4 tane i¤ne vurdular, 2 de hap yutturdular bana. Sonra da beni götürüp okulun önüne b›rakt›lar. Üzerimdeki 10 milyon paradan sadece 2 milyon kalm›flt›” diye anlat›yor yaflad›klar›n›.


36

27

4-17 Haziran 2004

Diyarbak›r Kültür Sanat Festivali yap›ld›

Bu y›l 4.’sü düzenlenen Diyarbak›r Kültür-Sanat Festivali ‘Surlar S›rlar›n› Paylafl›yor’ ad›yla 28 May›s6 Haziran tarihleri aras›nda yap›ld›. Festival, Urfakap›’dan Keçi Burcu’na kadar yap›lan ‘Festival yürüyüflü’ ile bafllad›. Davul, zurna eflli¤inde yap›lan ve polisin yo¤un y›¤›nak yapt›¤› yürüyüflte kad›nlar›n giydikleri yerel k›yafetler ile at›lan “Biji Serok Apo” sloganlar› dikkat çekti. Mardinkap›’daki Keçi Burcu’nda folklor ekibinin gösterisinin ard›ndan Büyükflehir Belediye Baflkan› Osman Baydemir yapt›¤› konuflmada “Diyarbak›r surlar› art›k s›rlar›n› paylafl›yor. Surlar›n ilk s›rr› bar›flt›r. ‹kinci s›rr› ise umuttur. Baflta Diyarbak›r olmak üzere bölgemizde ve ülkede bar›fl›n yaflanmas›n› istiyoruz” dedi. ‹lk günkü programda dikkat çeken etkinlikler ise “Yazarlar ve Cezaevi” konulu panel ve çeflitli hapishanelerde bulunan tutsaklar›n yapt›klar› resim çal›flmalar›n›n yer ald›¤› sergiydi. Resimler genelde özgürlük ve bar›fl› simgeleyen resimlerdi. Büyükflehir Belediye Tiyatro Salonu’nun giriflinde sergilenen resimlere halk›n ilgisi yo¤undu. Büyükflehir Belediye Tiyatro Salonu’nda yap›lan panele oturum baflkan› olarak Rag›p Duran ve Uluslararas› PEN Hapisteki Yazarlar Komitesi Baflkan› Eugene Schoulgin, Ceza Reformu Örgütü Baflkan› Tunuslu Ahmet Osmani ve Türkiye PEN Hapisteki Yazarlar Dayan›flma Komite Baflkan› Müge Sökmen kat›ld›. ‹lk sözü Rag›p Duran al›rken “hapishaneye ›slah edilmek için al›n›p da devlet yanl›s› olarak ç›kan yazar göremiyorum. Dünyada fikri de¤ifltirebilecek cezaevi yok” diyerek sözü Eugene Schoulgin’e b›rakt›. Schoulgin “55 ülkede çal›flan bizler için Diyarbak›r çok önemli ve çok u¤raflt›ran bir yer. Diyarbak›r bask›n›n ve direniflin sembolüdür. Komitemiz hapishanedeki yazarlar için mücadele eden bir komitedir. Bugün dünyada ifade özgürlü¤ü yok denecek kadar azd›r” dedi. Schoulgin konuflmas›n›n devam›nda “Türkiye’de de yazarlar genelde para

cezalar›yla sindirilmeye çal›fl›l›yor. Milyarlarca para cezalar›yla yay›nevleri, gazeteler, dergiler susturulmaya çal›fl›l›yor” dedi. Daha sonra söz alan Müge Sökmen ise PEN’in Türkiye aya¤›n› anlatarak, PEN’in 1950’de kuruldu¤unu ve 12 Eylül darbesiyle PEN’in kendisini fesh etti¤ini belirtti. Sökmen Aziz Nesin’in giriflimiyle PEN’in 1989’da tekrar kuruldu¤unu ve 3 komitelerinin oldu¤unu belirterek, “bunlardan biri de hapishanelerdeki yazarlarla dayan›flma komitesidir” dedi. Bu arada Dicle Gençlik Dernek’li ö¤renciler “111 insan öldü duydunuz mu” pankart› açarken bir kifli “hapishanelerde 111 insan öldü. Tecrit ve Ölüm Oruçlar› devam ediyor. Siz yazarlardan bahsederken bu yaflananlar› görmezden gelemezsiniz” dedi. Konuflma salonda bulunanlardan büyük

alk›fl ald›. Daha sonra konuflmas›na devam eden Sökmen çal›flmalar›n›n daha verimli olabilmesi için öneri beklediklerini söyledi. Son olarak söz alan Ahmet Osmani ise Ortado¤u hapishanelerinde yaflanan uygulamalar› ve yazarlar üzerindeki bask›lar› anlatt›. Akflam ise Dicle Kent Bulvar› Girifli’nde aç›l›fl konseri yap›ld›. Konuflmalar›n Kürtçe yap›ld›¤› konsere yaklafl›k 20 bin kifli kat›l›rken Kürtçe ezgilerle kitle cofltu. Binlerce insan›n halay çekti¤i görülürken Öcalan posterleri balonlara ba¤lanarak havaya uçuruldu. ‹kinci gün ise Tarih ve Mitoloji ile ilgili söylefli, film gösterimleri, tiyatro ve sokak etkinlikleri yap›ld›. Umut, Ceylan, Evrensel, Deng, Elma vd. yay›nevlerinin kitaplar›n›n sergilendi¤i standlara genel anlamda ilgi iyiyken standlar›n Sanat soka¤›nda olmas›, bu caddeye daha ziyade lümpen kesimin ve ö¤rencilerin gelmesi nedeniyle Diyarbak›r yerli halk› standlar› fazla ziyaret edemedi. Umut Yay›nc›l›k pankart› ile birlikte ikinci gün ‹brahim Kaypakkaya’n›n afifllerinin ve Partizan flamalar›n›n aç›ld›¤› stand halk›n ilgisini çekti. Festival program›n›n içeri¤inin geçen y›llara oranla zay›f oldu¤u gözlenirken, festival 6 Haziran’a kadar konserler, geziler, film gösterileri, sokak etkinlikleri, paneller ve söyleflilerle de-

vam etti. FEST‹VAL ‹LE ‹LG‹L‹ GÖRÜfiLER * Tamer Boran: Ben Elaz›¤l›y›m. Geçen senelerdeki festivaller daha iyiydi. ‹çerikleri daha doluydu. Gelen, ça¤r›lan sanatç›lar daha iyiydi. Mesela bu sene Nilüfer geldi. Baz› insanlar Nilüfer’e tepki gösterdi. Yani buradaki insanlar kendi kültürlerini, kendi dillerini istiyorlar. Analar›m›z, babalar›m›z, ablalar›m›z kendi dillerinde etkinlik istiyorlar. Geçen senelerdeki festivaller Diyarbak›r kültürünü yans›t›yordu. Bu sene bunu çok fazla söyleyemeyiz. Zaten bu seneki festival içeri¤inden dolay› baz› DKÖ’ler tepkilerini dile getirmifl. Bu festivaldeki genel amaç Diyarbak›r kültürünü d›flar›ya yans›tmak. Slogan olarak buna uygun ‘Surlar s›rlar›n› paylafl›yor’. Bu içerik olarak da zenginlefltirilmeliydi. Newroz’da da böyle fleyler yafland›. Newroz’da Teoman geldi. Diyarbak›r halk› ne Teoman’dan ne de Nilüfer’den pek bir fley anlamaz. Ama Koma Hemden, Koma Azad gibi gruplar ve sanatç›lar böyle etkinliklere daha iyi olur. Kurulan kitap standlar› çok iyi. ‹nsanlar çeflitli kitaplar› görebiliyor, okuyabiliyor. Ama standlar varofllarda aç›lsayd› daha iyi olacakt›. * Ad›m Kemal, Diyarbak›rl›y›m. Festival bence harika. Diyarbak›r tüm dillerin, kültürlerin bulufltu¤u bir yer. Festivalin içeri¤i daha kapsaml› olabilirdi. Geçen y›l da güzeldi, bu y›l da güzel. Gelecek y›l daha iyi olacak. Mesela konserler de Kürtçe, Arapça, Türkçe dinletiler verildi. Her geçen y›l daha iyiye gidiyor. Festival Diyarbak›r kültürünü yans›t›yor. Bununla yetinmemeliyiz. Her zaman için daha fazlas›n› yapmal›y›z. Bu y›l sanatç›lar iyi. Kürt müzi¤inin önde gelen isimlerinden Brader geldi. Türk müzi¤inden Nilüfer geldi. Arapça dinletiler oldu. Bu güzel oluyor, böyle devam etmesi gerekiyor. (Diyarbak›r)

“DÖNE DÖNE” AYNI NOKTAYA MI? Tiyatro Oyunevi’nin 14. Uluslararas› ‹stanbul Tiyatro Festivali kapsam›nda sergiledi¤i “Döne Döne” adl› oyunu insan iliflkilerinin bir boyutu olan kad›n-erkek iliflkileri ba¤lam›nda de¤erlendirdi¤imizde bu oyunun insan iliflkileri ve kad›n-erkek iliflkilerini sözde elefltirdi¤ini söylemek do¤ru olacakt›r. Sözde demek do¤ru olacakt›r. Çünkü elefltirmek alternatifini ortaya koymakt›r bir anlamda. Elefltirmek, varolan› tespit edip i¤neleyerek gülünç hale getir-

mekle s›n›rl› de¤ildir. Bu nedenle burjuvazinin kendini sözde elefltirdi¤i birçok yap›t gibi bu oyun da esas olarak insanlar›n “ahlaks›zl›¤a”, “yolsuzlu¤a” vb. tepkilerini dile getirip varolan tepkileri de törpüleyerek izleyici rahatlatmakt›r. Oyunun amac› asl›nda kendini net bir flekilde ortaya koyuyor. ‹nsan iliflkilerinin kapitalist sistemde nas›l yozlaflt›¤›n› kad›n-erkek iliflkilerini konu alarak ifade etmeye çal›flan oyun, öncelikle alternatif kad›n erkek iliflkilerini ortaya koy-

mal›d›r. Amaç insan iliflkilerindeki de¤ersizleflmeyi ortaya ç›karmak ve deflifre etmek de¤ildir sadece. Bunun kayna¤›n› ortaya koymak gerekir. Ki izleyici salondan ç›kt›¤›nda en az›ndan kendi iliflkilerini sorgulayabilsin. As›l olarak bak›ld›¤›nda bu yap›t›n ifllevi düzeni ve iliflkilerini meflrulaflt›rmak, kan›ksatmakt›r. Parçay› gösterip bütünü göstermeyen, yaraya parmak bas›p alternatif sunmayan oyun mevcut iliflkilerin devam›n› hedeflemektedir.


28

4-17 Haziran 2004

36

Ne pufliyle bale yapt›r›lan çocuklar, ne aç›lan tenis kortu ya da yüzme havuzu, ne de uçaklarla Ankara’ya, ‹stanbul’a gezmeye götürülen çocuklar›n görüntüleri gerçe¤i gizlemeye yetmiyor.

Türkiye Kürdistanı’nda değişmeyen tablo: İŞSİZLİK Yaflad›¤›m›z co¤rafyan›n farkl› yerlerinde de olsa yaflanm›fl olanlar ve yaflananlar ayn› karede birlefliyor Türkiye Kürdistan›’nda; iflsizlik ve yoksulluk… Kürt ulusal mücadelesinin geliflmeye bafllamas›yla beraber hakl› bir davan›n önünü t›kamak için bask› ve zulmün en katmerlisini uygulayan devlet köylerini yakm›fl insanlar›n, evleri y›km›fl… Zorunlu olarak flehirlere göç etmek zorunda b›rak›lm›fl bölge halk›… Ancak bununla da bitmez Kürt halk›n›n çilesi. fiimdi bulunduklar› yerlerde iflsizli¤in dayatt›¤› yoksullukla savafl veriyor büyük bir ço¤unlu¤u. K›r yoksullu¤undan, kent yoksullu¤una geçiflleri olmufl, kentlere “göçmenin getirisi”. Üstelik köydeki yoksullu¤un çok daha katmerlisi, çok daha eziyetlisi. Çoluk çocuk s›¤›nd›klar› darac›k gecekondular ve köydeki gibi “kat›k” bile bulunamayan zamanlar. Okul yüzü görmemifl çocuklar, kahvehaneleri t›ka basa dolduran iflsiz erkekler ve bunca a¤›rl›¤›n alt›nda daha da fazla ezilmekten baflka birfley yapamayan kad›nlar... Kimi “ben ne anlatay›mla” bafll›yor derdini dile getirmeye, yaflamak zorunda b›rak›ld›¤› durumu ve beklentilerini anlatmaya; kimisi ise her cümlesinde sisteme olan k›zg›nl›¤›n› dile getirmekte… ELAZI⁄ Ahmet Ad›güzel: 22 yafl›nday›m. Elaz›¤l›y›m. ‹flsizim, bazen günlük yedi milyon karfl›l›¤› dolmufllara simsarl›k yap›yorum. Ancak sürekli olmad›¤› gibi yetmiyor da. Sigara param›z› ç›kart›yoruz. Zaten bu devirde bu parayla ev geçindirmek mümkün de¤il. Yar›n birgün evlenece¤im, daha iyi bir ifle girmem gerekti¤ini biliyorum ama ifl yok. Olan yerler de kad›nlar› tercih ediyor. Geçenlerde buraya bir otel aç›ld›, ald›klar› bütün

iflçiler kad›n. Burada bizim en büyük sorunumuz iflsizlik. Onun da çözülece¤ini sanm›yorum. Çünkü buralarda ifl sahas› yok. Gün geçtikçe iflsizlik art›yor. Devletin de çözmek gibi bir derdi yok. Coflkun Mevlüt: Ben 68 do¤umluyum, dört çocuk alt› nüfusu geçindirmekle sorumluyum. 2001’den bu yana iflsizim. ‹fl bulam›yorum. Önceleri köylerden peynir toplay›p sat›yordum. fiimdi köylerde de kimse kalmad›, bu ifli de yapam›yoruz. Çocuklar› okutam›yoruz paras›zl›ktan. Tek derdimiz çocuklara bir gelecek haz›rlamak. Onlar da bizim gibi cahil kals›n istemiyorum. Kalk›p yurtd›fl›na gidelim diyoruz. Ülkende kal nereye gidiyorsun diyorlar. Art›k burada böyle sersefil ölümü bekliyoruz. Devletin buralara ifl sahas› açmas› gerekirken olanlar› kapat›yor. Amaçlar› aç›k, iflsiz güçsüz insanlar yaratmak. Fatih Çelebi (Ö¤renci): Ben 21 yafl›nday›m, Elaz›¤l›y›m, ailem uzun y›llar önce Antalya’ya göç etmifl. F›rat Üniversitesi’nde birinci s›n›f ö¤rencisiyim. Ben de bir dönem otelde çal›flt›m, gelen müflterilerin valizlerini tafl›d›m ve ancak bu flekilde okudum, çünkü ailemin beni okutacak gücü yoktu. Ekonomik kriz nedeniyle iflsiz kald›m. Hangi kap›y› çald›ysam “sana verecek param›z yok”, “ancak karn›n› doyurabiliriz” dediler. Ancak sorun benim karn›m›n doymas› de¤il, evde ailemi doyurabilmek. Sonra sigortac›l›k yapt›m, oras› da param› ödemedi. Daha iyi yaflay›p iyi bir ifl sahibi olabilmek için üniversiteye girdim, ancak gidiflat bu yönlü de¤il. ‹flsiz olan yüzlerce üniversiteli arkadafl›m›z var. San›r›m ben de onlar›n aras›na kat›laca¤›m. Sözde bir de çal›flanlar var, onlara uygulanan muamele ortada; hiçbirinin sosyal güvencesi olmad›¤› gibi, bir ço¤u asgari ücretin alt›nda çal›flt›r›l›yor. Ben ticaret lisesi ç›k›fll›y›m, staj yapt›¤›m

süre içerisinde patronun iflçiyi nas›l sömürdü¤ünü yak›ndan gördüm. Elaz›¤’a bakt›¤›m›zda iflsizlik burada daha yo¤un, devlet, terörü bahane ederek buraya teflvik vermiyor. Bunun üzerine Elaz›¤ Karakoçan Derne¤i bir dava açt›. Bunun d›fl›nda bölgede patronlar daha fazla kâr için bat›ya yat›r›m yap›yor. Bölgede iflsizlik her geçen gün yayg›nlafl›yor. Bunun nedenlerinden birisi de terör bahanesiyle uygulanan zorla göç. Yüzlerce insan flehir merkezlerine yerleflti, hiçbiri topraktan ve davardan baflka bir ifl bilmez. Böylece kocaman bir iflsizler ordusu yarat›ld›. Tüm bunlara ra¤men devlet utanmadan “ifl var ama insanlar çal›flm›yor” diyor. Oysa bu ülkede dünden bu güne pamu¤u üreten köylünün, demiri iflleyen iflçinin hakk› yine devlet eliyle gasp edilmifltir. Sonuç ise gençli¤in yozlaflmas› olarak ç›k›yor karfl›m›za. Kahvelerde, kafelerde bir araya gelen gençlik her türlü pisli¤e bulafl›yor. Ali H›d›r Çimen (Boyac›): Ben 49 yafl›nday›m. Askerden geldi¤imden bu yana iflsizim. Nereye gittiysem “sen Tuncelilisin sana ifl yok” dediler. Genelde iflçide vas›f aran›rken, bizim kimli¤imiz iflsiz kalmam›za yetiyor. Ben de bir daha ifl aramad›m bir boya sand›¤› ald›m ve bununla sekiz nüfus geçindiriyorum. ‹flsizlik büyük bir sorun, ben bu saatten sonra da durumuma raz›y›m ama sokakta yüzlerce gencimiz elini kolunu sallayarak dolafl›yor. Helin Sönmez (Ev Kad›n›): 28 yafl›nday›m, bir çocuk annesiyim. Eflim çal›flm›yor, zaten çal›flabilece¤i bir ifl sahas› da yok. Eflim siyasi olarak hapiste yatt›¤› için devlet daireleri ifle alm›yor. Bu durum bana da yans›yor, birçok iflyeri bu nedenle beni de ifle alm›yor. Biz on y›ld›r Elaz›¤’da oturuyoruz. Evimiz kira, günlük geçinmeye çal›fl›yoruz. ‹flsizlik ülkenin her yerinde var ama do¤uda daha faz-

la. Herkes kendi tan›d›¤›n› ifle al›yor. Serbest ifl yapsan sermaye gerekiyor. Biz de karar verdik çocu¤umuzun gelece¤i için Antalya’ya tafl›naca¤›z. Elaz›¤’a ve çevre illerine devlet bilinçli olarak yat›r›m yapm›yor, geri kals›n istiyor. Bunu yaparken de terör oldu¤unu iddia ediyor ama bu bahaneden baflka bir fley de¤il. DERS‹M ‹flsiz: Ben ad›m› vermek istemiyorum. Bafl›m derde girer. Polis der ki “sen terörsün devlete karfl› ç›k›yorsun” ama ne yapal›m ki bafl›m›za ne geldiyse devlet getirdi. Ben elli yafl›nday›m, iflsizim, dört o¤lum var. Askerliklerini bitirip geldiler, onlar da iflsiz, ifl yok. Bizi 1994’te köyümüzden asker zorla ç›kard›. O gün bugün böyle periflan›z, bulursak bir lokma ekmek karn›m›z› doyuruyoruz. Devlet buray› ç›ban bafl› olarak görüyor. Bu yüzden burada bilinçli olarak gençleri iflsiz b›rakmaya çal›fl›yor ki, ak›llar› bafllar›ndan gitsin serseri olsunlar. Bak›n hiçbir yerde bu kadar kahve yoktur. Hepsi de dolu. Dersim’in yüzde sekseni iflsiz oldu¤u için hepsi kahvelerde. Gerek ki bizim kendi adamlar›m›z gelsin burada ifl kursun bu gençleri toplay›p çal›flt›rs›n. Yoksa kimse devletten hay›r beklemesin. Asl›nda söylenecek çok fley var ama kime anlatal›m biz derdimizi. Hüseyin Y›ld›z: Ben yirmi dokuz yafl›nday›m, y›llarca burada iflsiz doland›m bakt›m olmuyor, ç›kt›m büyük flehre gittim. fiimdi orada çal›fl›yorum. Dersim’de iflsizlik büyük bir sorun. Burada devlet bilinçli olarak ifl sahas› yaratm›yor, gençleri uyuflturucuya, fuhufla ve h›rs›zl›¤a itiyor. Kendi kifliliklerinden kimliklerinden uzaklaflt›rmak için. Bak›n burada yüzlerce genç iflsiz olduklar›ndan kaynakl› kahve ve birahanelere s›k›flm›fl kalm›fl. Kimi gençler ise benim gibi d›flar› çal›flmaya gider. Burada tek geçim kayna¤› esnafl›k ona da herkesin gücünün yetmedi¤i gibi, küçük esnaf da zaten kazanm›yor.


36 Önceleri insanlar kendi köylerinde yetifltirdikleri bostanla karn›n› doyururken, göçlerle beraber birçok insan burada açl›k çekiyor. ‹flsiz: Ben 34 yafl›nday›m. Burada birçok genç iflsiz siz de görüyorsunuz. Herkes kahve ve birahanelerde. Bu gençli¤i sistem abluka alt›na alm›fl. ‹fl ortam› yaratmayarak üretimden kopuk, düflünmeyen bir toplum yaratarak kültür yozlaflmas› yaratmaya çal›fl›yor. Bu yönde k›smen baflar›l› da oldu. Özellikle köylerin boflalt›larak göçüyle beraber iflsizlik daha da yak›c›laflm›flt›r. Birçok insan günübirlik yaflamakta. Burada bir ifl kapasitesi yok, do¤all›¤›nda gençlik kahvehanelere, birahanelere ak›n ediyor. Dolay›s›yla b›çaklama, uyuflturucu vs.. boy vermeye bafll›yor. Burada tek ifl sahas› esnafl›k o da yan›nda ancak bir kifliyi çal›flt›rabiliyor. Ç›k›p flöyle bir gezindi¤inizde göreceksiniz hepsinin yan›nda bayan çal›fl›yor. Bu durum bir bak›ma kötü çünkü çal›flan bayanlar çal›flt›klar› yerde müflteri çekebilmek için bir eflya durumundalar. D‹YARBAKIR Abdülkerim Koç (Çayc›): Ben 46 yafl›nday›m, evde çay yap›p, parka getirip sat›yorum. Bazen de inflaat iflinde o¤lumla beraber çal›fl›yoruz, ama bu az oluyor. Bir o¤lum da buldu¤u zaman temizli¤e gidiyor, zaman zaman ona yard›m ediyorum. Dört tane ufak çocu¤um var. Kendi evim d›fl›nda annem ve kardeflimin çocuklar›na da ben bak›yorum. Günde dört befl milyon ancak kazanabiliyorum, o da ekmek paras›. Burada ifle girece¤imiz bir yer yok. Diyarbak›r zaten kalabal›k bir yer, çok insan göç edip buraya geldi, ben de Lice’den ailemi toplay›p buraya geldim. Evimizi, hayvanlar›m›z› devlet atefle verdi. Baflka çaremiz yoktu. Düflünün Lice’nin en az 65 köyü yak›ld›. Ve o insanlar›n hepsi buraya y›¤›ld›. Ben yine yiyecek ekmek

29 buluyorum. Bir de çal›flacak kimsesi olmayan insanlar var, onlar›n hali bizden beter. Bizlerin durumlar› köylerimizde iyiydi ama devlet her fleyimizi atefle verdi. fiimdi köylerinize gidebilirsiniz diyorlar. Nereye gidelim bafl›m›z› sokacak evimiz bile yok. Devlet a¤ac›m›z› bile kurutmufl, gidip de köyde ne yapaca¤›z? Burada ifl yok, iflsiz çok ne yapaca¤›z bilmiyoruz. ‹nsanlar aç periflan. Tahsin Koç (Simitçi): 1970 do¤umluyum. Diyarbak›r’›n Tellikaya köyündenim. ‹flsizim, bir haftad›r simit sat›yorum. Ben sab›kal› oldu¤um için kimse bana ifl vermiyor. Ben de

le geçinmeye çal›fl›yoruz. Yaflad›¤›m›z yer apartman›n bodrum kat›. Ya¤mur ya¤›nca belimize kadar suyun içinde kal›yoruz. Hal böyle olunca rutubetten belimizi do¤rultam›yoruz. ‹nsanlar bizi köle gibi görüyor. Befl dakika iflimiz oldu mu derdimizi kimseye anlatam›yoruz “size para veriyoruz” diyorlar. “Bize yetmiyor” dedik mi “iflinize gelirse” diye kap› gösteriyorlar. Mecbur oldu¤umuzu, ifl olmad›¤›n› biliyorlar. Ben Diyarbak›r’a ba¤l› E¤il ilçesinin Da¤lar köyünden geldim buraya. 14 sene önce ya silah al›rs›n ya da gidersin dediler. Köyümüzde rahatt›k, kimsenin

evime para götüremedim, bunun için durum iyi de¤il diye eflim beni b›rakt› gitti. Devlet bize el uzataca¤›na daha fazla çamura sürüklüyor. fiimdi burada birkaç tane fabrika olsa kimse h›rs›zl›k yapmaz, gider adam gibi çal›fl›r. Ben de simit satmaya bafllad›m ekmek paras› ç›k›yor ama o kadar. Mehmet Reflit Sirmez (Kap›c›): 39 yafl›nday›m Ofis’te kap›c›l›k yap›yorum. Biz dört nüfusuz. Burada yapaca¤›m›z baflka ifl yok. Asgari ücret-

kölesi de¤ildik. Bizim derdimiz burada zengin olmak de¤il, karn›m›z› doyurmak, insanlar›n ço¤u gece aç yat›yor. Bak›n ufac›k bebeler bu yaflta ekmek pefline düflmüfl. H›rs›zl›k git gide art›yor. Diyarbak›r’›n dört bir köflesine karakol kuracaklar›na fabrika açsalar, bu durum de¤iflecek ama ifllerine gelmiyor. Ama bu böyle gitmez biz bunu biliyoruz. Ali As›k: Ben iflsizim iflte böyle kahvede oturuyorum, çünkü ifl yok.

4-17 Haziran 2004 Burada insanlar çeflitli nedenlerden kaynakl› yo¤un. Bunlar ailevi meseleler olabiliyor, siyasi meseleler olabiliyor. Asl›nda bunlar bütündür, sistemin yaratt›¤› nedenlerdir. Bu sistemin bir parças›ysan ifl bulursun sorun olmaz, d›fl›ndaysan durum ortada. Ülkemizde insanlar bilinçsiz, bu aile oluflumuna da yans›yor. Bir bak›yorsun adam›n befl on tane çocu¤u var bakam›yor. Bunda Güneydo¤u insan›n›n e¤itim düzeyinin düflük olmas› da etkili. Sonra köylerin boflalt›l›p flehirlere göçlerin bafllamas›yla beraber iflsizlik daha da ço¤ald›. Art›k Diyarbak›r’a flehir diyemiyoruz, büyük bir köy olmufl. Buradaki bütün gençlerin hepsi iflsiz, kahvelerde oturuyor. Her taraf internet kafe dolmufl, gençler üretemedikleri için maddi aç›dan, ruhsal aç›dan periflan oluyor. Ben Ankara’ya gittim bir kahve bulmak için yar›m saat dolaflt›m, gelin bir de Diyarbak›r’a bak›n kahveler iç içe girmifl. Kad›nlar art›k sokakta yürüyemiyor, her taraf kahve, kahveler dolu iflsiz erkek. Yani biz insan›z bir sürü ihtiyac›m›z var. Yeme ihtiyac›m›z var, üstümüze bir fleyler almak zorunday›z, ifl olmay›nca bunlar› karfl›layam›yoruz. Devlet buna bir çözüm bulmal›. Emekli: ‹flsizlik için söylenecek çok fley var. Ama söylemek bir fley de¤ifltirmiyor. Ben emekliyim, yafl›m altm›fl maafl›m yetmiyor, biz kalabal›k bir aileyiz, çal›flan yok ama ben de çal›flam›yorum. Bir çocu¤um fakültede okuyor. Gençlerimize bak›n kahve köflelerinde çürüyorlar. ‹flsizlik insanlar› o kadar de¤ifltirmifl ki insanlar ekonomik krizden dolay› birbirlerini tan›mamazl›ktan geliyorlar. Selam veririm de benden bir çay ister diye. Eskiden böyle de¤ildi, gençlerimiz duyarl›yd›, kimse kimseye yan bakmazd›. Bu halimiz ne olacak? Ben yetkililere haber gönderiyorum, buna bir çözüm bulunmal›, insanlara ifl verilmeli.


4-17 Haziran 2004

30

‹flçi-köylü’den UfiAK TC’N‹N ÖNÜNDE YEN‹ GÖREV MODEL ÜLKE 8-10 Haziran’da G-8 zirvesi; 1718 Haziran’da AB zirvesi; 25-26 Haziran’da AB-ABD zirvesi; 28-29 Haziran’da NATO zirvesi gibi “önemli” tarihler emperyalistlerin ve uflaklar›n›n gündeminde. En yak›n tarih olarak dünyan›n en “zengin” ve “ileri sanayi” ülkelerinden kurulu olan G-8’in 810 Haziran tarihleri aras›nda yapaca¤› toplant› oldukça önemli. Çünkü uzun zamand›r herkesin gündeminde olan Büyük Ortado¤u Projesi bu toplant›da ilk kez resmi olarak gündeme gelecek ve hedefleri, içeri¤i, çap› ortaya konulacak, netlefltirilecek. Toplant›da do¤rudan ABD Baflkan› Bush taraf›ndan sunulacak olan BOP’un genel hatlar› çizilerek NATO zirvesine kadar halledilmesi gereken ayr›nt›lar aradan ç›kart›lm›fl olacak. Bu nedenle zirveye ilk kez üyeler d›fl›nda farkl› ülkelerin temsilcileri de ça¤r›ld›. Bunlardan birisi de R. Tayyip Erdo¤an. R. Tayyip Erdo¤an’›n zirveye “demokratik ortak” adland›rmas› ile ça¤r›ld›¤› ve zirvede tüm Ortado¤u ülkelerine Türkiye’nin örnek temsil edece¤i günler öncesinden aç›kland›. Toplant›ya bileflenin d›fl›nda ça¤r›lan di¤er baz› ülkeler aras›nda M›s›r, Ürdün ve Tunus da bulunuyor. Ancak bu ülkeler zirveye kat›l›m› reddettiler. Erdo¤an’›n bu “öneriyi” seve seve kabul etmesi medyada “Erdo¤an zenginler aras›nda” gibi yorumlarla karfl›land›. Ça¤r›lan söz konusu ülkelerin zirveye kat›lmayacaklar›n› bildirmeleri gibi Türkiye’nin orada olaca¤›n› bildirmesi de flafl›r›lacak bir durum de¤il. Erdo¤an flahs›nda Türkiye’nin G-8 toplant›s›nda ve sonraki toplant›larda üstlenece¤i misyon “model ülke” olmak. Baflka bir

deyiflle “‹slam ve demokrasinin bir arada yaflad›¤› model ülke.” Bunu Erdo¤an’›n 27 May›s günü daveti resmi olarak bas›na aç›klad›¤› gün verdi¤i mesajda da görmek mümkün. “Türkiye örnek ülke olacakt›r. Bu konuda hiç flüpheniz olmas›n. Örnek ülke olmak bizi küçültmez, aksine büyütür. G-8 zirvesinde a¤›rl›kl› olarak Ortado¤u ele al›nacak.” Zirvenin as›l konular› ve Türkiye’nin misyonunu bu flekilde özetleyen Erdo¤an CIA’in Ortado¤u Masas› eski fleflerinden Graham Fuller de bu konuda “Türkiye kesinlikli bir model haline gelmektedir” sözleriyle ek yapmaktad›r. Burada sorun Türkiye’nin “stratejik ortak”, “demokratik ortak” vb. göstermelik isimlerle zirveye ça¤r›lmas› de¤il; emperyalistlerin hangi amaçlar›na alet olmak için kat›l›yor olmas›d›r. Erdo¤an’›n dileyen ülkelerin Türkiye’nin geliflmifl “demokrasi”si, ilerlemifl “teknolojik imkanlar›”ndan yararlan›p örnek alabilece¤ini önermesine ra¤men “Türkiye Ortado¤u ülkeleri için bir model olabilir mi?” sorusunun cevaplanmas› gerekmektedir. fiu aç›k ki Ortado¤u ülkeleri Türkiye’yi “geliflmifl sanayisi” ve “üstün demokrasi”sinden çok ABD emperyalizmine olan uflakl›¤› ile tan›yor. Irak’ta geliflen direniflin ilk dönemlerinde direniflçilerin att›¤› “as›l fler ekseni ABD-‹srail ve Türkiye’dir” slogan› buna bir örnektir. Özcesi Türkiye’nin Ortado¤u ülkeleri taraf›ndan bir model ülke olarak tan›nmas› düflünüldü¤ü kadar kolay gerçekleflecek bir durum de¤ildir. Ancak yine belirtmek gerekir ki tüm bu risklere ra¤men Erdo¤an’›

yanlar›nda tafleron olarak tafl›yan emperyalistler Türkiye’yi bir model olarak sunma niyetindeler. Yani Erdo¤an G-8 zirvesinden koltu¤unun alt›nda yeni ev ödevleri ile dönecektir. Zaten bu zirve öncesi ABD emperyalizminin Türkiye’ye gönderdi¤i istek listesi bas›na yans›m›flt›. Bu liste ile as›l olarak Büyük Ortado¤u Projesi için Türkiye’nin yapacaklar›n› netlefltirmeye çal›flan ABD’nin istekleri aras›nda yeni üsler, Türkiye’nin BOP’a deste¤i konusunda net ifadeler, Türkiye’nin kendi topraklar›nda ABD’ye sa¤layaca¤› ayr›cal›klar ve yine Türkiye’nin NATO flemsiyesi alt›nda Afganistan’da; BM flemsiyesi alt›nda Irak’ta yapacaklar›n›n listesi bulunuyor. Türkiye’ye çizilen bu yeni rol de asl›nda yeni bir durum de¤il. Bush ve Blair 15-20 Kas›m 2003 tarihinde ‹stanbul’da sinegoglara, ‹ngiliz Konsoloslu¤una ve ‹ngiliz HSBC bankas›na gerçeklefltirilen sald›r›lar sonras›nda yapt›klar› aç›klamalarda Türkiye’yi “küresel teröre karfl› bir cephe ülkesi” ilan etmifllerdi. Sald›r›lar›n ard›ndan yaflanan geliflmeler yap›lan bu aç›klamalar ile birlikte ele al›nd›¤›nda daha anlafl›l›r olmaktad›r. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda 28-29 Haziran tarihleri aras›nda ‹stanbul’da yap›lacak olan NATO Zirvesi’nin önemi de tart›fl›lmayacak kadar aç›kt›r. 28-29 Haziran zirvesi Ekim 2003’te Prag’ta yap›lan zirvenin ard›ndan NATO’nun önemli toplant›lar›ndan biri olacakt›r. Birincisi ABD G-8 zirvesinde tart›flt›rd›¤› BOP projesini Haziran Zirvesi’nde karara ba¤layacakt›r. ‹kincisi NATO’nun a¤›rl›k merkezi, yo¤unlafl›lmas› gereken yerler Ortado¤u’ya kayacakt›r. Bunun ad›mlar›n› Prag Konferans›’nda bulmak mümkün. Bu konferansta ABD NATO büyükelçisi Nicholas Burns’un “bu konferans›n ad›n›n ‘NATO ve Büyük Ortado¤u’ olarak düflünülmüfl olmas› çok isabetlidir. Çünkü Bush yönetimi olarak biz NATO’nun çabalar›n› Bü-

36 yük Ortado¤u’ya yo¤unlaflt›rmas› gerekti¤ini düflünüyoruz… NATO’nun gelece¤i Büyük Ortado¤u’dad›r” fleklindeki sözleri Ortado¤u ve Türkiye’nin önemini ortaya koymaktad›r. Yine ayn› konuflmas›nda Burns ‹stanbul’un zirve için isabetli bir yer oldu¤unu ise “‹stanbul Zirvesi’ne haz›rlan›rken -ki ‹stanbul zirve için uygun bir yerdir- bir ad›m atmam›z gerekti¤ine inan›yoruz” sözleri ile ifade etmifltir. ‹flte bu cümleler asl›nda Türkiye’de bulunacak bir NATO merkezinin emperyalistler aç›s›ndan önemini aç›k etmektedir. Daha önce Belçika’n›n baflkenti Brüksel’de bulunan bu merkez NATO’nun Büyük Ortado¤u’ya do¤ru yönelmesi ile yetmez hale gelecektir. Asl›nda NATO’nun yeni karargah›n›n neresi olaca¤›n› 5 Nisan 2004 tarihinde Ege Üniversitesi’nde uluslararas› bir panelde konuflan NATO Güneydo¤u Avrupa masas› yöneticilerinden Stefani Babt ifade etmiflti. Babt “NATO’nun yeni güvenlik misyonu ABD’nin Büyük Ortado¤u plan›n› içeriyor ve bu paralelde Belçika d›fl›nda burada Türkiye’de ikinci bir üsse ihtiyaç var. ‹zmir’in üs olmas›n› istiyoruz. NATO Büyük Ortado¤u ile iliflkilerini düzenlemek için Türkiye’de ‹zmir’i üs olarak kullanmal›d›r” sözleri faflist TC’nin emperyalistlerin hesaplar›n›n tam da merkezine oturdu¤unu göstermektedir. Emperyalistlerin yukar›da da s›ralad›¤›m›z bu tarihlere verdikleri önem ortadad›r. As›l kavramas› ve pratikte somutlanmas› gereken ise bizlerin bu planlar karfl›s›ndaki durufludur. Emperyalistlerin hesaplar› çok boyutlu olsa da tüm bunlar›n planland›¤› gibi gitmeyece¤ini Irak halk›n›n direnifli aç›kça göstermektedir. T›pk› Irak halk› gibi direnmek, emperyalistlere ‹stanbul’u dar etmek ve en önemlisi ileriki ad›mlar›n› durdurabilmek için emperyalizme ve uflaklar›na karfl› güçlü bir direnifl hatt› örelim.

Trakya Üniversitesi öğrencilerine gaz bombalı saldırı Trakya Üniversitesi Ayflekad›n Kampüsü’nde ö¤renci flenli¤inde polis ve jandarma ekipleri cop ve gaz bombalar›yla sald›rarak birçok ö¤renciyi gözalt›na ald›. ‹lerici-demokrat-devrimci ö¤rencilerin stant açmas›na izin vermeyen üniversite yönetimi “terörist” listesi haz›rlayarak, 105 ö¤rencinin ismini Emniyet Müdürlü¤üne vermiflti. fienli¤in yap›ld›¤› s›rada kampüse panzer eflli¤inde giren polis ve jandarma ekipleri, Mimarl›k Fakültesi önünde ö¤renciler taraf›ndan kurulan barikat› gaz bombalar›yla da¤›tt›. Gaz bombas› ve coplarla sald›r›ya maruz kalan ö¤renciler Mimarl›k Fakültesi’nin çat›s›na s›¤›nd›, burada bir s›n›f içine s›k›flt›r›lan ö¤rencilere karfl› çok

yo¤un bir flekilde gaz bombas› kullan›lm›fl, polis ö¤rencileri a¤›r bir flekilde döverek gözalt›na alm›flt›r. Ayn› gün 11 ö¤rencinin evini basan Terörle Mücadele fiubesi, evi ablukaya alarak “bomba” aramas› yapm›fl, komflulara ve mahalleye ö¤rencileri “terörist” ilan etmifltir. Polislerin, gözalt›na al›nan ö¤rencileri okuldan ç›kartt›¤› s›rada, faflist atarak, gözalt›na al›nan ö¤rencilere sald›rd›. Bu olay s›ras›nda yaralanan ö¤renciler, ambulanslarla çevre hastanelere kald›r›ld›. Gözalt›na al›nan ö¤renciler gözalt›na al›n›rken ve al›nd›ktan sonra iflkenceye maruz kalm›fllard›r. Üst aramas› s›ras›nda üstlerindeki giysilerin hepsinin ç›kart›ld›¤›n› ve tacize maruz kald›klar›n›, ta-

cizlerin arabada da sürdü¤ünü ifade ediyorlar. Gözalt› süresi boyunca “size insan gibi muamele ediyoruz, farkl› bir flekilde de muamele edebiliriz” diye tehdit eden Emniyet Müdürü U¤ur Gür’ün 1977 y›l›nda TKP/ML üyesi Cemil Oka’y› katleden polislerden biri olmas› geçmiflten bugüne bu unsurun katliamc› yüzünün hiç de¤iflmedi¤inin bir göstergesi ayn› zamanda. Ö⁄RENC‹LERE YAPILAN SALDIRI KINANDI 20 May›s Perflembe günü Trakya Üniversitesi’nde yap›lan bahar flenli¤inde devrimci demokrat yurtsever ö¤renci-

lere yap›lan sald›r› ve tutuklamalar Erzincan Gençlik Derne¤i’nin ça¤r›s›yla DGH Erzincan Kültür Derne¤i ve YDG taraf›ndan yap›lan bir bas›n aç›klamas›yla protesto edildi. Aç›klama 29 May›s Cumartesi günü saat 14:00’de yap›ld›. “Soruflturmalar tutuklamalar bask›lar bizi y›ld›ramaz” yaz›l› üniversite ö¤rencileri imzal› bir pankart aç›ld›. Özelde Trakya Üniversitesi’ndeki genelde tüm halk gençli¤ine yap›lan sald›r›lar›, polis ve üniversite yönetimi aras›ndaki iflbirli¤ini teflhir eden ortak bir bas›n aç›klamas› okundu. Eylem “F tipi üniversite istemiyoruz”, “YÖK kalkacak polis gidecek üniversiteler bizimle özgürleflecek”, “YÖK’e hay›r” sloganlar›yla bitirildi.


31

36 NATO zirvesine karfl› Ankara’da devrimci, ilerici lise ö¤rencileri de “ÖSS ve NATO Karfl›t› Liseli Gençlik Platformu”nu kurdular. ‹lk eylemlerini 29 May›s günü saat 17.30’da Yüksel Caddesi’nde yapan liseli ö¤renciler “Paral› e¤itime hay›r”, “NATO’ya geçit yok” dövizleri tafl›yarak “Eflit, Paras›z, Bilimsel, Anadilde E¤itim”, “Kahrolsun Emperyalizm” sloganlar›n› att›lar. Gençlik Derne¤i Lise Komisyonu, Kald›raç, Özgür Lise, Ekim Gençli¤i, Ankara Demokratik Lise Birli¤i Giriflimi ve Yeni Demokrat Gençlik’in dövizlerinin aç›ld›¤› eylemde emperyalizm karfl›tl›¤› öne ç›kt›. Bu y›l 2 milyona yak›n ö¤rencinin ÖSS’ye girece¤ini belirten liseli gençler sermayenin e¤itimi iflçi-emekçi çocuklar›na kapataca¤›n›n alt›n› çizdiler. Ayn› zamanda 28-29 Haziran’da NATO’nun ‹stanbul zirvesine karfl› duracaklar›n› belirttiler. Aç›klamadan sonra türkülerle, saat 18:00’deki bas›n aç›klamas›n› bekleyerek NATO Karfl›t› Gençlik Platformu’nun eylemine destek verdiler. Platform siyah bir hücreyi ortaya koyarak “‹stanbul’da NATO’nun zirvesine geçit yok” yaz›l› pankart› açt›. “NATO’ya Hay›r, Kahrolsun Emperyalizm”, “Üsler Kapat›ls›n, NATO’ya Geçit Yok” sloganlar› atan gençler Deniz Gezmifl ve Ernesto Che Guevara’n›n resimlerini tafl›d›lar. Sosyalist Gençlik Derne¤i, Ekim Gençli¤i, Sosyalist Demokrasi Gençli¤i, Gençlik Derne¤i, Kald›raç da dövizleri ile eylemdeki yerlerini ald›lar. Yeni Demokrat Gençlik, Partizan flamalar›, “NATO’ya geçit yok, ILPS-YDG” yaz›l› dövizleri ile dikkat çekti. Yüksel Caddesi’nden Sakarya Caddesi’ne do¤ru yürüyüfle geçen ve say›lar› 150’yi bulan gençler, yolu trafi¤e kapatarak sloganlar›n› hayk›rd›lar. Halk›n yo¤un ilgi gösterdi¤i, baz› insanlar›n alk›fllad›¤› yürüyüfl, Sakarya Caddesi’nde sona erdi. Bas›n aç›klamas› okuyan gençler Ebu Garib’te yaflananlar›n bize uzak olmad›¤›n›, Ümraniye’de, Buca’da, Bayrampafla’da yafland›¤›n› belirttiler. Getirdikleri hücreyi yakan gençlere polis engel olmak istedi, yaflanan tart›flmalar sonucunda çevik kuvvet kitleyi çembere ald›. Halk gençli¤ine düflmanl›¤›n› ortaya koyan devlet, tehditler savurdu. Eylem hücrenin yak›lmas› ile sona erdi. * 28 May›s’ta Ankara Barosu’na ba¤l› stajyer avukatlar Adliye binas› önünde toplanarak Irak’ta yaflanan katliam› protesto ettiler. Saat 12:30’da bafllayan eylemde avukatlar, ABD ve ‹ngiltere’nin her türlü uluslararas› hukuk kurallar›n› yok sayd›¤›n›, Bush ve NATO’nun art›k dünya halklar›n›n gözünde teflhir oldu¤unu aktard›lar. Hukukun üstünlü¤ünden yana olduklar›n› belirten avukatlar, yaflananlara sessiz kalman›n bir insanl›k suçuna ortak olmak anlam›na gelece¤ini dile getirdiler. ‹ZM‹R ‹zmir’de bir araya gelen siyasi partiler, dernekler, sendikalar, devrimci ve sosyalist çevreler taraf›ndan ‹zmir NATO ve Bush Karfl›t› Birlik oluflturuldu. 27 May›s 2004 tarihinde E¤itimSen 1 No’lu flubede kendisini kamuoyuna deklare eden Birlik ad›na bas›n metnini SDP ‹zmir ‹l Baflkan› Ecevit Piro¤lu okudu. Piro¤lu yapt›¤› aç›klamada NATO’nun tan›m›n›, ifllerini ve hedeflerini anlatarak “Biz anti-emperyalistler olarak bir araya geldik. ‹stanbul’u NATO’ya mezar etme bilinciyle herkesi NATO karfl›t› eylemliliklerimize güç katmaya ça¤›r›yoruz” dedi. NATO ve Bush Karfl›t› Birlik’i oluflturan kurumlar flunlar; Belediye-‹fl 6 No’lu flube, TÜMT‹S, G›da-‹fl Bölge Temsilcili¤i, Limter-‹fl, Emekli-Sen Karfl›yaka ve Buca flubeleri, E¤itim-Sen 1, 4, 5, 6 No’lu flubeler, Bornova E¤itDer, TAYD-DER, Göç-Der, Halkevleri, ÖMP, EMEP, SDP, HÖC, BTS, DEMED, TekstilSen, EKB, ‹HD, Partizan, Tüm Bel-Sen 1 No’lu flube, ÇHD, BDSP, ‹flçi Mücadelesi, ‹flçi

Taksim Gezi Park› Gazetesi, DHP, Umut Derne¤i, DEHAP, Ada Kültür Merkezi, ÖTP, Kald›raç, Tuncelililer Kültür ve Dayan›flma Derne¤i, PSAKD, Ürün Dergisi, Tüm ‹GD, ÖV-DER, Devrimci Hareket. Bu kurumlar›n NATO öncesi eylem takvimi ise flöyle; -10 Haziran 2004 tarihinde saat 21:00’de Çi¤li-Güzeltepe semti U¤ur Mumcu Park›’nda bas›n aç›klamas›, -12 Haziran 2004 tarihinde saat 14:00’de fiirinyer Tansafl önünde toplanacak olan NATO ve Bush Karfl›t› Birlik ile TKP ortak bas›n aç›klamas›n› yapacak. -19 Haziran 2004 tarihinde NATO karfl›t› miting yap›lacak. Miting için Birlik d›fl›nda olan kurumlarla ortaklafl›lmaya ve birlikte hareket etmeye çal›fl›l›yor. * 22 May›s 2004 tarihinde bir araya gelen DEHAP, SDP, EMEP, TKP, ÖTP 27-28 Haziran tarihlerinde ‹stanbul’da yap›lacak olan NATO zirvesini k›namak için eylem yapt›lar. DEHAP Konak ilçe binas› önünde toplanan partiler burada Konak-Sümerbank’a do¤ru yürüyüfle geçtiler. Eyleme Partizan, ESP, ÖMP, DHP ve BDSP de kat›l›rken yürüyüfl boyunca s›k s›k “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “‹stanbul NATO’ya mezar olacak”, “Katil ABD Vietnam’› unutma”, “Kahrolsun NATO, kahrolsun emperyalizm” vb. sloganlar at›ld›. Sümerbank önünde yap›lan aç›klamada, hedeflerin Ortado¤u halklar› üzerindeki pazarl›klar oldu¤u bu yüzden mücadelenin daha da yükseltilmesi gerekti¤i vurguland›. Partizan kitlesi eyleme Partizan ve YDG flamalar› “‹stanbul NATO’ya mezar olacak”, “Emperyalistler ülkemizden defolun” yaz›l› dövizler ve ‹brahim Kaypakkaya’n›n katlediliflinin y›ldönümü vesilesiyle O’nun resimleriyle kat›ld›lar. Eylem alk›fllar ve sloganlarla sona erdirildi. * ‹ngiltere Baflbakan› katil Blair’›n ülkemize gelmesi ‹zmir’de bir araya gelen Partizan, SDP, ÖMP, ESP, DHP, HÖC, BDSP, Halkevleri, ‹HD, Tekstil-Sen, ÇHD ve Umut Derne¤i 19 May›s 2004 tarihinde ‹ngiliz Konsoloslu¤u karfl›s›nda bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Alsancak Gar› önünde toplanan kitle ‹ngiliz Konsoloslu¤u’na do¤ru yürüyüfle geçti. Polisin barikat›yla karfl›laflan kitle Konsolosluk önünde bas›n aç›klamas›n› yapt›. Aç›klamada; Bush ve Blair’›n Haziran ay›nda ülkemize gelece¤i de hat›rlat›larak “NATO’ya karfl› 68 ruhuyla karfl› koyaca¤›z” denildi. Eylemde s›k s›k “Kahrolsun NATO, kahrolsun emperyalizm”, “‹stanbul NATO’ya mezar olacak” vb. sloganlar at›ld›. Konsoloslu¤un karfl›s›na iflkenceyi temsilen insan maketi de b›rak›l›rken, saat 13:00’de bafllayan eylem saat 14:00’te bitirildi. ADANA ‹stanbul’da yap›lacak zirve öncesi birliklerden biri de Adana’da oluflturuldu. Oluflturulan

Birlik eylemlerine bafllad›. 29 May›s 2004’de AKP il binas› önünde oturma eylemi ve bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aç›klamaya yaklafl›k 150 kifli kat›ld›. “‹stanbul NATO’ya mezar olacak”, “Emperyalist savafla karfl› Halk Savafl›” vb. sloganlar›n s›kça at›ld›¤› eylem halk›n da dikkatini çekerek platformun atm›fl oldu¤u ilk ad›m oldu. Okunan bas›n aç›klamas›nda “Filistin’de ‹srail devleti taraf›ndan ifl- fiirinevler lenen katliamlar› devlet terörü olarak niteleyen Erdo¤an’›n bu kelimeleri sadece sözde kalmaktad›r. Mecliste 209 milletvekili ‹srail dostluk grubu oluflturdu. ‹srail ile yap›lan stratejik iflbirli¤i halen artt›r›larak sürdürülüyor” denilerek demokrasicilik oyununun iç yüzüne vurgu yap›ld›. “Bizler NATO zirvesinin iptal edilmesini, terörist katil iflgalci iflkenceci Bush ve fiaron ile iliflkilerin kesilmesini talep ediyoruz” denilen aç›klamada son olarak “Bizler savafls›z, sömürüsüz, efendisiz, iflkencesiz, silahs›z, eflit, özgür, demokratik, bar›fl içinde bir dünyan›n mümkün oldu¤una inan›yor onun için mücadele ediyoruz. Tüm insanl›¤› Irak ve Filistin’de yaflanan vahflete karfl› birleflik mücadeleye ça¤›r›yoruz” vurgusu yap›ld›. Oturma eyleminin ard›ndan sloganlarla ‹HD önüne yüründü, burada aç›lm›fl olan imza stand›na dikkat çekilerek eylem bitirildi. BURSA NATO karfl›t› mücadele Bursa’n›n emekçi semtlerinde bafllad›. Partizan, ESP, HÖC, PDG, EKB birlikte emekçi semtlerde eylem karar› ald›. 30 May›s günü Ortaba¤lar ve Mesken semtlerinde, birçok kahve ve dernek lokallerinde 28-29 Haziran’da yap›lacak NATO zirvesinin amac›n›n anlat›ld›¤› konuflmalar yap›ld› ve el ilanlar› da da¤›t›larak 30 May›s akflam› yap›lan meflaleli eyleme ve bas›n aç›klamas›na ça¤r› yap›ld›. 30 May›s akflam› saat 21.00’de Mesken Meydan›’nda toplanan kitle meflaleler yakarak “‹stanbul’u NATO’ya dar edece¤iz”, “Emperyalistler, ‹flbirlikçiler, 6. filoyu unutmay›n”, “NATO’ya Hay›r, Üsler Kapat›ls›n” vb. sloganlar› ile bas›n aç›klamas›na bafllad›. Polisin megafonla yapt›¤›, eylemin kanunsuz oldu¤u, da¤›lmalar› gerekti¤i aksi takdirde kendilerinin da¤›taca¤› yönlü tehditlerine ra¤men kitle da¤›lmayarak bu müdahalelere sloganlar ve alk›fllarla karfl›l›k verdi. Kurumlar›n ortak haz›rlad›¤› bas›n metnini Ekmek ve Adalet temsilcisi Nevzat Demir oku-

4-17 Haziran 2004 du. Aç›klamada “NATO iflsizlik ve sömürü, NATO açl›k ve yoksulluk, NATO iflkence ve tecavüz, NATO ya¤ma, talan, y›k›m ve ölüm demektir. Bizler ‹stanbul’da yap›lacak NATO toplant›s›na geçit vermeyece¤imizi bir kez daha vurguluyor, NATO’yu hak etti¤i gibi karfl›lamak için tüm emekçi halk›m›z› mücadele etmeye ça¤›r›yoruz” denildi. MU⁄LA Merkezi olarak NATO ve Bush Karfl›t› Birlik’in bir yans›mas› olan, içinde YDG, DGH, DPG, BAGEH, SEH, EHP, EMEP, Özgür Gençlik, Gençlik Derne¤i, Ö¤renci Koordinasyonu, Ö¤renci Derne¤i’nin bulundu¤u NATO ve Bush Karfl›t› Mu¤la Üniversitesi Ö¤renci Oluflumu 21 May›s’ta bir deklarasyon yay›nlayarak NATO karfl›t› mücadeleyi ortaklaflt›rd›klar›n› belirtti. Emperyalizmin dünya halklar›n› katletti¤i, sald›r›lar›n› git gide azg›nlaflt›rd›¤› flu süreçte bu vahfleti deflifre eden, NATO ve Bush’un icraatlar›n› gösteren resim sergisi yap›ld›. 21-22-23 May›s’ta yap›lan resim sergisi Mu¤la’n›n en ifllek yeri olan S›n›rs›zl›k Meydan›’nda yap›ld›. Yap›lan sergiyle beraber emperyalizmin girdi¤i batakl›ktan ç›kmak, ç›kmaz›n› aflmak, yeni misyonlar yaratmak ve Türkiye’ye de yeni görevler vermek için 28-29 Haziran’da ‹stanbul’da yap›lacak NATO zirvesinin iptal edilmesi için imza stand› aç›ld›. Ö¤rencilerin ve Mu¤la halk›n›n yo¤un ilgi gösterdi¤i imza stand›nda ilk gün 1000’e yak›n imza topland› ve kiflilerle canl› diyaloglar kuruldu. Bu do¤rultuda 24 May›s’ta imzalar›n postaneye verilmesi için yap›lacak bas›n aç›klamas›na ça¤r› yap›ld›. 24 May›s’ta NATO ve Bush Karfl›t› Birlik Mu¤la Üniversitesi Ö¤renci Oluflumu’nun yapt›¤› bas›n aç›klamas› son zamanlar›n en kitlesel bas›n aç›klamas›yd›. Kitle NATO’ya, emperyalizme ve iflgale karfl› sloganlar atarak dünya halklar›n›n yaln›z olmad›¤›n› vurgulad›. Bu do¤rultuda mücadelenin devam› olan 26 May›s’ta NATO ve Bush Karfl›t› Birlik Mu¤la Üniversitesi Ö¤renci fienli¤i de baflar›yla gerçeklefltirildi. fienlik Mu¤la Üniversitesi Merkez Kampüsü’nde pankartlar›n aç›lmas›yla bafllad›. Ö¤renciler, pankartlar›n kald›r›lmas›n› isteyen ÖGB ve polisle k›sa süreli münakafla yaflad›. Buna ra¤men ö¤rencilerin net duruflu flenlik bitene kadar pankartlar›n kalmas›n› sa¤lad›. MARAfi Özgür Gençlik ile YDG okurlar› 23 May›s Pazar günü Kahramanmarafl’ta NATO karfl›t› bir piknik düzenledi. Piknikte NATO’nun kurulufl amac›, görevi, yapt›r›mlar› vb. konular üzerinde bilgilendirme yap›larak NATO teflhir edildi. Anti-emperyalist mücadelenin önemi üzerinde de duruldu¤u piknik, devrimci ezgilerin söylenmesi ve halaylarla sona erdi. Piknik dönüflünde ise jandarma taraf›ndan GBT kontrolüne maruz kal›nd›. TRABZON NATO ve Bush Karfl›t› Birlik üyesi KTÜ ö¤rencileri ‹stanbul’da yap›lacak olan NATO Zirvesi’ni protesto etti. Trabzon Meydan›’nda biraraya gelerek protesto eylemi yapan ö¤renciler “NATO’ya geçit vermeyece¤iz Kahrolsun Emperyalizm” yaz›l› pankart ile “Savafl makinesi NATO da¤›t›ls›n” ve “Irak’ta iflgale son” yaz›l› dövizleri açarak, burada bas›n aç›klamas› yapt›. Yaklafl›k 100 ö¤rencinin kat›ld›¤› eyleme çevredeki halk da alk›fllarla destek verdi.


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N

@mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Taksim’de NATO karfl›tlar›na sald›r› NATO zirvesini protesto için Taksim’de Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelen Partizan okurlar› "NATO’ya ve emperyalizme geçit vermeyece¤iz" yaz›l› Partizan imzal› pankart ve dövizler açarak bas›n aç›klamas› yapt›. Pankart aç›ld›ktan hemen sonra polisin müdahalesi ile karfl›laflan Partizan kitlesi polisin postane önüne gitmeleri, aksi takdirde gözalt›na al›nacaklar› tehditlerine karfl›n eylemlerini ilan ettikleri yerde yapma konusunda kararl›l›klar›n› sürdürdüler. Polisin trafik ak›fl› olmad›¤› bir yolda "burada bas›n aç›klamas› yapamazs›n›z, trafi¤i t›k›yorsunuz" demesi NATO sürecinde polisin gösterdi¤i sald›rgan tavr›n bir baflka örne¤ini oluflturdu. Bas›n aç›klamas›nda ›srar eden Partizan kitlesi polis ablukas›na al›n›p cop ve biber gaz› kullanarak gözalt›na al›nd›. Dövülerek zorla otobüslere bindirilmeye çal›fl›lan kitle "‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek", "Bask›lar bizi y›ld›ramaz", "NATO’ya geçit vermeyece¤iz" sloganlar›n› att›. Gözalt›na al›nanlar Güvenlik fiube’de kimlik tesbitleri ve sa¤l›k kontrolleri yap›ld›ktan sonra ç›kar›ld›klar› Savc›l›k taraf›ndan gece serbest b›rak›ld›. (‹stanbul)

Halklar›n katili NATO, ülkemizden defol! ‹STANBUL * NATO ve Bush Karfl›t› Birlik 22 May›s Cumartesi günü saat 12:00’de ‹srail Konsoloslu¤u önünde yapt›¤› bas›n aç›klamas›yla ABD ve ‹srail’in yapt›klar› katliamlar› lanetledi ve 2829 Haziran’da ‹stanbul’da yap›lacak NATO Zirvesi’nin iptal edilmesini istedi. NATO ve Bush Karfl›t› Birlik üyesi yaklafl›k 300 kifli “Zafer direnen halklar›n olacak”, “Emperyalist savafla hay›r” vb. dövizleri ve ABD’nin Irakl› esirlere yapt›klar› iflkence foto¤raflar›n› tafl›yarak “‹flgale de¤il direnifle destek”, “‹stanbul NATO’ya mezar olacak”, “Gün gelecek devran dönecek ABD halklara hesap verecek” sloganlar›yla ‹srail Konsoloslu¤u önüne geldiler. Birlik ad›na bas›n aç›klamas›ndaki metni KESK ‹stanbul fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü Ekber Ifl›k okudu. Ifl›k “Bütün insanl›¤›n gözleri önünde cereyan eden bu soyk›r›mlar art›k son bulmal›d›r” dedi. Ifl›k konuflmas›n›n devam›nda AKP hükümetini de elefltirerek “Türkiye ABD ve ‹srail ile girdi¤i stratejik iflbirli¤ine son vermelidir. NATO’dan ç›k›lmal› ve ‹ncirlik baflta olmak üzere üsler kapat›lmal›d›r” dedi. Eylem alk›fllarla sona erdi. * NATO zirvesini protesto etmek için Taksim Gezi Park›’nda 29 May›s 2004 tarihinde bir araya gelen NATO ve Bush Karfl›t› Birlik bileflenleri halka NATO ve Bush’a karfl› siyah kurdele tak›lmas› ça¤r›s›nda bulundu. “NATO’ya ve Bush’a karfl› yakana siyah kurdele, otona siyah flerit, pencerene siyah bez”, “NATO’ya hay›r üsler kapat›ls›n” dövizlerinin ve siyah bezlerin aç›ld›¤› eylemde birlik ad›na konuflan Ümit Efe emperyalistlerin halklar›n gelece¤ini karartmak için Türkiye’ye gelece¤ini belirtti. Eylemde flair-yazar Bilgesu Erenus, Gürcü sanatç› Bayar fiahin ve Grup Yank› savafl karfl›t› marfl ve türküler söylediler. Bilgesu Erenus, Naz›m Hikmet’in “K›z Çocu¤u” adl› fliirini okurken Grup Yank› NATO zirvesinin ‹stan-

bul’da yap›lacak olmas›n›n kabul edilemez oldu¤unu, iflgalin de¤il direniflin yan›nda olduklar›n› dile getirerek “Çaw Bella”y› söylediler. Bayar fiahin ise; NATO’nun her yerde ayn› oldu¤unu, durumun Gürcistan’da farkl› olmad›¤›n› dile getirdi. Eylem kat›l›mc›lar›n NATO karfl›t› mücadele ve destek olmaya devam edeceklerini söylemesinin ard›ndan “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, “NATO’ya hay›r üsler kapat›ls›n”, “Katil ‹srail Filistin’den defol” sloganlar›n›n at›lmas›yla sona erdi. * Haber-Sen, NATO Zirvesi nedeniyle 25 ve 26 May›s günlerinde 8 TRT çal›flan›n›n gözalt›na al›nmas› ile ilgili ‹stanbul Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na suç duyurusunda bulundu. Sendika avukat› Murat Alt›ndere “Sendikam›z üyesi 8 TRT çal›flan›n›n Harbiye Karakolu’nda keyfi olarak gözalt›nda tutulmas›ndan sorumlu kifli veye kifliler hakk›nda soruflturma bafllat›lmas›n› istiyoruz” dedi. * Ayn› konu ile ilgili TRT ‹stanbul Radyosu önünde bir araya gelen BAK ve “NATO ve Bush Karfl›t› Birlik” üyesi bir grup, NATO Zirvesi öncesi TRT çal›flan› 8 kiflinin gözalt›na al›nmas›n› k›nad›. “Bask›lar, tehditler bizi y›ld›ramaz” fleklinde slogan atan kitle ad›na bir aç›klama yapan E¤itim-Sen 3 No’lu fiube Baflkan› Ekber Ifl›k, “ABD öncülü¤ünde dünyay› yeniden dizayn etmeye çal›flan sömürgeciler ‘demokrasi’ ad›na dünyay› halklar hapishanesine dönüfltürmektedir. Bush’un gelmesinde Irak’ta sahneye konulan bu iflkence infaz ve katliamlar emperyalistlerin demokrasi ve insan haklar› anlay›fllar›n›n bir sonucudur. Ayn› emperyalist güçler co¤rafyam›zda Kürt sorununun bar›flç›l demokratik çözümüne karfl› ortak konsept oluflturarak yeni bir kirli savafl› da tetiklemektedirler” dedi. * NATO karfl›t› ö¤renciler, ‹stanbul’da düzenlenecek NATO Zirvesi’ni protesto etmek amac›yla Beyaz›t Meydan›’nda eylem yaparak, “Gelmeyin çünkü ‹stanbul sokaklar› sadece size dar gelecek” uyar›s›nda bulundu. Ö¤renci-

ler “Ortado¤u’da zafer direnen halklar›n olacakt›r”, “NATO’ya geçit vermeyece¤iz” pankart› ile “NATO’ya isyan”, “6. Filo’yu unutmay›n”, “‹stanbul’u NATO’ya dar edece¤iz” yaz›l› dövizler ve Filistin bayraklar› tafl›d›. Ö¤renciler ad›na bir konuflma yapan Burçam Malkoç, Ortado¤u’da son dönemlerde yeni katliamlar›n bafllat›ld›¤›n› ve katliamc› politikalar›n bafl›n› ‹srail devletinin çekti¤ini ifade ederek, “Emperyalizmin sad›k ufla¤› ‹srail, katliamlar›na devam etmektedir. Son bir ayda Filistin’de yüzden fazla insan ölürken, 2 bine yak›n insan›n evleri yerle bir edilmifltir. Öte yandan Refah Mülteci Kamp›’na düzenlenen sald›r›larda hayat›n› kaybeden insanlar›n cenazeleri ailelerine çok sonra verilmifltir” dedi. Malkoç, NATO Zirvesi’ne izin vermeyeceklerini belirterek, “Bu topraklar› emperyalistlere b›rakmayaca¤›m›z›n kararl›l›¤›n› 6. Filo’yu denize dökerken gösterdik. fiimdi NATO Zirvesi’nde bize ‹stanbul d›fl› adresler gösterilirken, bizler Türkiye’nin di¤er üniversiteleriyle NATO Zirvesi’nde ‹stanbul’da olaca¤›z. Onlar› uyar›yoruz, gelmeyin. Çünkü ‹stanbul sokaklar› sadece size dar gelecek” fleklinde konufltu. fi‹R‹NEVLER 30 May›s 2004 tarihinde ‹stanbul fiirinevler Meydan›’nda toplanan Bahçelievler Bush ve NATO Karfl›t› Birlik üyeleri yaklaflan NATO zirvesine karfl› bas›n aç›klamas› yapt›. Yaklafl›k 50 kiflinin kat›ld›¤› “NATO’ya hay›r, kahrolsun emperyalizm” sloganlar› ile bafllayan aç›klamada ABD’nin sald›r›lar›n›n tüm Ortado¤u’yu devasa bir yang›n yerine çevirdi¤i belirtilerek “Projenin ilk ad›m› olan ABD’nin Irak’› iflgali göstermifltir ki, bu proje bölge halklar›na sadece daha fazla savafl, kan, yoksulluk, iflgal ve tecavüz getirecektir” denildi. Aç›klama 27-28 Haziran’da ‹stanbul’da yap›lacak NATO zirvesine dikkat çekilerek NATO zirvesinin yeni emperyalist iflgallerin, zulüm ve iflkencelerin planlanaca¤› bir zirve olaca¤› vurguland›.

Bas›n aç›klamas› boyunca “Deniz, Mahir ve ‹brahimlerin ruhuyla NATO’ya geçit yok”, “Irak’taki çocuk katillerini ‹stanbul’da yarg›layaca¤›z”, “NATO’ya hay›r üsler kapat›ls›n” yaz›l› dövizler tafl›yan ve “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, “NATO da¤›t›ls›n, üsler kapat›ls›n” sloganlar›n› atan grup, birli¤i oluflturan Demokratik Haklar Platformu, DEHAP, ESP, Halkevleri, Özgür Parti, SDP, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, Tohum Kültür Merkezi ve YAKAY-DER’in adlar›n› okuduktan sonra da¤›ld›. ESENYURT Esenyurt’ta oluflturulan NATO ve ‹flgal Karfl›t› Platform 23 May›s 2004 tarihinde AKP ‹lçe Binas› önüne siyah çelenk b›rakarak, NATO Zirvesi’ni protesto etti. “Katil ABD, iflbirlikçi AKP”, “‹stanbul NATO’ya mezar olacak” ve “Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i” sloganlar›n› atan yaklafl›k 100 kifli NATO Zirvesine izin vermeyeceklerini dile getirdi. Eylem bitmek üzereyken eylem alan›na gelen jandarma kitleye sald›rarak aralar›nda Dicle Haber Ajans› muhabirinin de bulundu¤u 9 kifliyi gözalt›na ald›. Gözalt›na al›nanlar ertesi gün serbest b›rak›ld›. ANKARA * Ankara’da NATO Zirvesine karfl› bir araya gelen ilerici, demokrat, devrimci gençler, bu sald›r›ya karfl› ortak karfl› koyuflu örgütlemek amac›yla “NATO Karfl›t› Gençlik Platformu”nu kurdular. Devrimci, ilerici gençler NATO zirvesine karfl› 28-29 Haziran’da ‹stanbul’da olacaklar›n› hayk›rarak her Cumartesi günü 18:00’da bas›n aç›klamas› yapacaklar›n› aç›klad›lar. Devrimci Gençlik dergi okurlar›n›n ve kurumlar›n›n yo¤un oldu¤u platform ilk eylemini 23 May›s 2004 tarihinde gerçeklefltirdi. Bas›n aç›klamas›ndan sonra Sakarya Caddesi’ne yürüyen gençler yoldan geçen, iflinden dönen halktan yo¤un ilgi gördüler. Sakarya Caddesi’nde türkü söyleyen ve halay çeken gençler NATO zirvesine karfl› koyma ça¤r›s› yapt›lar.