İşçi-Köylü Sayı 31

Page 1

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

www.iscikoylu.org

Say›: 2004-7

31

*Y›l:2 *26 Mart-8 Nisan 2004 *Fiyat›: 750. 000 TL ISSN:1303-9350

Ortado¤u halklar›n›n ça¤r›s›na kulak verelim!

EMPERYAL‹ZME GEÇ‹T YOK

Karadeniz’de neler yaflan›yor?

Bugün emperyalizmin ufla¤› faflist TC devleti, emperyalizmin politikalar› do¤rultusunda yeniden yap›land›r›l›rken, uygulad›¤› politikalar› ise iflçi s›n›f› ve emekçi halk›n ç›kar›na hizmet eden politikalar olarak yans›tmaktad›r. IMF programlar› do¤rultusunda haz›rlanan yasalar tam anlam›yla iflçi s›n›f›na ve emekçi halka sald›r› politikalar› olmalar›na ra¤men, bu politikalar hakim s›n›flar taraf›ndan halk›n yarar›na politikalar olarak yans›t›l-

maktad›r. Özellefltirme sald›r›lar›, tar›m için ç›kar›lan yasalar vb. En son Kamu Reformu Yasa Tasar›s› üzerinden estirilen tart›flmalarda da ayn› yaklafl›m ortaya ç›kmaktad›r. Faflizmin bu politikalar›, devrimci mücadelenin sürdürüldü¤ü bölgelerde daha kapsaml› ve sinsice devam ettirilmektedir. Devlet bir yandan devrimcilere, halk savaflç›lar›na tüm askeri gücüyle sald›r›rken öte yandan kitlelere ise da-

ha çeflitli ve kapsaml› politikalarla yönelmektedir. Son y›llarda ülkemizde yaflanan ve gittikçe boyutlanan tasfiyecilik rüzgarlar›, devletin özellikle silahl› mücadele yürüten devrimci partilere ve Proletarya Partisi’ne daha fazla yönelmesini de beraberinde getirmektedir. Emperyalizm ve faflizmin teslimiyet politikalar›na flu veya bu oranda karfl› ç›kan her türlü anlay›fl devletin karfl› devrimci fliddetinden nasibini almaktad›r.

20 Mart 2003, Irak’a yönelik ABD önderli¤indeki sald›r›n›n iflgale dönüfltü¤ü süreci bafllatan gün olarak tarihe geçti. Birinci y›l geride kal›rken, iflgal sürmesine karfl›n, fiili bu durum d›fl›nda hiçbir hedefe ulaflamayan emperyalistler, alt üst olan hesaplar›n› düzeltmenin ve iflin içinden s›yr›lman›n çarelerini ar›yorlar. Tam da bu noktada, Afganistan ve Irak’ta her fley yolunda gitmifl gibi, ABD emperyalistleri “Büyük Ortado¤u Projesi”ni gündemlefltirdiler. “Küçük”ünde çuvallayanlar›n “Büyük”ünden söz etmeleri her ne kadar bu aflamada iyice abes kaç›yorsa da, bunun NATO’ya yüklenecek yeni misyonla beraber, “ikinci” bir ataklar dizisi olarak okunmas› da mümkündür. Ancak, bu sefer, iflin içine di¤er emperyalistlerin (özellikle AB) NATO flemsiyesi alt›nda katt›r›lmas› gerekli görünmektedir. ‹stanbul Zirvesi, bu planlar›n ve hesaplar›n çat›flma alan› olacakt›r. Bu çat›flma alan›n› emperyalistlere, ifl birlikçi ve uflaklar›na dar etmek için çal›flmalar›m›za bugünden bafllamal›, her gün biraz daha h›z vererek egemenlerin hesaplar›n› bofla ç›kartmal›y›z.

en

‹flçi

-k

’d öylü

ABD EMPERYAL‹ZM‹N‹N ATEfi ÇEMBER‹ DÜNYAYI SARIYOR

Sayfa 30


26 Mart-8 Nisan 2004

2

işçi-köylü senin sesin! OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

30

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000

1 YILLIK: 20.400.000

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Halk Bankas› Laleli fiubesi: 3474/63487 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


3

31

26 Mart-8 Nisan 2004

Tüm toplum fiflleniyor Geçti¤imiz günlerde Hürriyet gazetesinde yer alan haberle, devletin tüm toplumu düflman görerek fifllemesi ülke gündeminde bafl s›raya oturdu. 10 Mart tarihli Hürriyet gazetesinin manfletinden verilen haberle, Kara Kuvvetleri Komutanl›¤›’n›n Kaymakaml›klara gönderdi¤i “gizli” talimatla toplumun her kesiminden insanlar hakk›nda bilgi istedi¤i ortaya ç›kt›. Bu durum faflizmin hüküm sürdü¤ü ülkemiz aç›s›ndan hiç de yabanc›s› olmad›¤›m›z bir durum. Öyle ki ülkemizde devlet, bask› alt›nda tuttu¤u halk› kendisine karfl› her zaman bir tehdit unsuru olarak görmektedir. Haks›z da say›lmaz. Halk›n iliklerine kadar sömürüldü¤ü, en ufak hak talebinin katliamlarla bast›r›ld›¤›, sokak ortas›nda insanlar›n bizzat devlet taraf›ndan katledildi¤i bir ülkede halk›n örgüt bilinciyle sömürü düzenine karfl› büyütece¤i mücadele devlet için bir tehdittir. Bu tehdite karfl› devlet, tepeden t›rna¤a faflizmin yasalar›na göre örgütlenmifltir. Bu nedenle y›llard›r devlet, toplumun her kesimini fiflleyerek, kendince önceden önlemini almaya çal›flm›flt›r/çal›flmaktad›r. Defalarca deflifre edilen bu sald›r› bugüne kadar burjuva bas›n taraf›ndan görmezden gelindi. Ancak son genelgenin içeri¤inin tüm toplumu kapsamas› burjuva bas›n›n (özellikle de Do¤an Grubu’nun) f›rt›nay› koparmas›na neden oldu. Kara Kuvvetleri Komutanl›¤›’n›n genelgesinin burjuva bas›nda öne ç›kar›lan bölümü özetle; “Az›nl›klar ve kendini

az›nl›k olarak görme e¤ilimi olan (Çerkez, Roman, Abaza, Arnavut, Boflnak vb.) gruplar... Niyet ve maksatlar› tam olarak tespit edilemeyen(!) düflünce gruplar›, felsefi gruplar, eylem gruplar›... Yüksek sosyete gruplar›, sanatç›lar›n mensup oldu¤u gruplar, zengin ailelerin çocuklar›n›n oluflturdu¤u gruplar... Tarikatlar, Satanistler, Ku Klux Klan, Masonlar, internet gruplar›, cinsellik, uyuflturucu, meditasyon, ruh ça¤›rma gruplar› vb. Türkiye aleyhine çal›flan yazarlar ve düflünürler... AB ve ABD yanl›s› kifliler ve bunlar›n söz konusu devletlerle iliflkileri” hakk›nda istihbarat toplanmas›, maksatlar›, eylemleri, tehdit ve flantajla ba¤lant›lar›n›n araflt›r›lmas›. Bu genelge bizzat Genelkurmay taraf›ndan da sahiplenilmifltir. Genelgenin içeri¤inin bu denli genifl tutulmas› TSK’n›n ülke yönetimindeki etkisinin düflürülmesinin bir sonucu olarak TSK’n›n verdi¤i bir gözda¤›d›r. Bugüne kadar burjuva bas›n›n toz kondurmad›¤› ve her seferinde halka en güvenilir kurum olarak sundu¤u TSK’n›n, baz› burjuva bas›n kurulufllar›n› genelgeyle birlikte hedefi haline getirilmesi devlet içerisinde bir yeniden yap›lanma oldu¤unun da göstergesi. Öyle ki baz› gazeteler TSK’ya yönelik “ciddi elefltirilerde” bulunmakta sak›nca görmemektedir. Do¤an Grubu bünyesindeki gazeteler olay› “Sosyetik fiflleme”, “Kara Kuvvetleri yasalar› çi¤nedi” manfletleriyle duyururken “na-

s›l kendisi d›fl›nda herkesi düflman görür”, “Hangi Türkiye’deyiz” gibi yorumlar gazete sat›rlar›nda yer ald›. Burjuva bas›n›n bir bölümü feryad› kopar›rken bir bölümünün haber bile yapmamas› bu çat›flman›n, burjuva medyadaki ayr›flman›n birer yans›ma oldu¤unu gösteriyor. Hiç flüphesiz TSK’n›n devlet yönetimindeki etkisinin düflürülmesi emperyalizmin ülkemize biçti¤i rol çerçevesinde gerçekleflen yap›land›rman›n bir sonucudur. Dönem dönem türban tart›flmalar› gibi çeflitli manevralarla TSK ülke yönetimindeki etkisini korumaya çal›flsa da, emperyalizmin politikalar› bu dönem TSK’n›n etkinli¤inin azalt›lmas›n› dayatmaktad›r. Ne var ki devletin bir kurumunun y›prat›lmas›n›n sistemin bütününe verece¤i zarardan da çekinen egemen s›n›flar Do¤an Grubu medyas›n› “elefltirilerde” çok fazla ileri gitmeden susturmay› tercih ettiler. Do¤an Grubu medyas›n›n TSK’ya yönelik bu “elefltirileri” demokratikleflme çabas› de¤il, emperyalistlerin ülkeye biçti¤i rolün en iyi flekilde uygulanmas› için verdi¤i çaban›n bir yans›mas›d›r. Bu nedenle genelgenin esas k›sm›n› oluflturan devrimci, demokrat insanlar›n fifllenmesi konusunda tek bir sat›r bile yaz›lmamaktad›r. Egemen s›n›flar

kendi içindeki tüm tart›flmalara ra¤men halk›n sömürülmesi ve muhalefetin bast›r›lmas› konusunda her zaman ortaklaflmaktad›rlar. Tüm bu tart›flmalar›n aras›ndan halka verilmeye çal›fl›lan mesaj, “devlet herkesi izliyor, bu nedenle yanl›fl bir fley yapma” fleklindedir. Bu nedenle, satanistler, internet gruplar›, Ku Klux, cinsellik, meditasyon, ruh ça¤›rma gruplar› fifllenenler listesine al›nmaktad›r. Ne var ki herkesi fifllemeye çal›flan devletin dönüp dolafl›p kendi kurumlar›ndaki insanlar›n› da fifllemesi bir yönüyle sömürü düzenlerini kaybetmenin korkusunu da yaflad›klar›n› göstermektedir. Korkular›n› gerçek k›lmak için bize verilmeye çal›fl›lan mesaj› kabul etmeyerek, yaflam›m›z›n her an›n› kontrol etmeye çal›flan bu faflist düzenden hesap sormal›y›z.

Suriye’de yaflanan çat›flmalar ve emperyalist hesaplar

Geçti¤imiz günlerde Suriye’nin Kam›fll› flehrinde bir futbol maç› öncesi Araplar›n Kürtlere sald›rmas›yla bafllad›¤› söylenen ve birçok kente yay›lan çat›flmalar ç›kt›. Olaylar›n ard›ndan Suriye devletinin Kürtlere yönelik katliamlar› yer yer devam ediyor. Böyle bir olay›n varl›¤›, devam etmesi, Suriye diktatörlü¤ü taraf›ndan kanla bast›r›lmaya çal›fl›lmas›, hangi s›n›f›n hangi hesaplarla ve nas›l yaklaflt›¤› ve sorunun çözümüne iliflkin ortaya koydu¤u yaklafl›m önemlidir. Bu, ne ad›na hareket edildi¤ini ve hangi s›n›fa hizmet edildi¤ini ortaya koyan bir göstergedir. Emperyalistler, özellikle ABD emperyalizmi yaflananlara kendi ç›karlar› aç›s›ndan yaklafl›p, yararlan›p, kullanmaya çal›flmak istemektedir. Bölge ülkelerinin gerici egemen s›n›flar› da kendi ç›karlar› do¤rultusunda sorunu çarp›t›p Suriye egemenlerine s›n›f dayan›flmas›n› göstermeye çal›fl›yor. Bütün bunlara karfl›n çeflitli uluslardaki

s›n›f bilinçli proletarya da hangi ulustan oldu¤una bakmaks›z›n soruna prolerteryan›n ç›karlar› ve kurtuluflu aç›s›ndan bakmal›d›r. Suriye çok uluslu bir ülkedir. Suriye’de iki ulus vard›r. Bunlar Arap ve Kürt uluslar›d›r. Her iki ulus d›fl›nda birçok ulusal az›nl›k var. Öteden beri egemen olan Arap ulusudur. Kürt ulusu ve ulusal az›nl›klar egemen ulusun ulusal bask›s› alt›ndad›r. Genel olarak ulusal bask›n›n sürdü¤ü her yerde oldu¤u gibi, bölgede de koyu bir ulusal bask›, zulüm, eflitsizlik ve hak gasplar› sürmektedir. Kürtler, ulusal bask›ya karfl› onlarca y›ld›r yürüttü¤ü hakl› mücadelesiyle dünya halklar›nda sayg› uyand›r›yordu. Bugün ise Kürt liderlerinin emperyalistlere teslimiyetiyle beraber bu sayg› ve deste¤i kaybetmifltir. Özellikle son çat›flmalarda ABD bayraklar› ile “Bush için hayat›m›z› feda ederiz” sloganlar› önümüzdeki dönem yaflanacaklar›n ipuçlar›n› vermektedir. Gürcistan Aca-

ristan aras›nda yarat›lan gerginlik, S›rplar›n bir “camii yakmas›” ile t›rmanan S›rpMüslüman çat›flmalar›, ‹spanya’da yaflanan bombalama eylemleri ve Suriye’de yaflanan çat›flmalar... Tüm bunlar›n bir tesadüf sonucu yafland›¤›n›, birbiriyle bir ilgisinin olmad›¤›n› savunmak günümüz gerçekli¤ine uymad›¤› gibi bu olaylar›n emperyalizmin son dönem politikalar›yla özellikle de “Büyük Ortado¤u” projesiyle olan ilgisini görmemek için kör olmak gerekiyor. T›pk› bir dü¤meye bas›lm›fl gibi birçok yerde yaflanan bu çat›flmalar önümüzdeki dönemin hareketli geçece¤inin de sinyallerini vermektedir. ABD emperyalizminin ve özellikle “Büyük Ortado¤u” projesinin kendilerine ve halklara özgürlük getirece¤ini zannedenlerin dönüp etraflar›na bakmalar› yeterlidir. Dünyan›n birçok yerinde dökülen kan, yaflanan katliamlar ortadad›r. Kimse hiç kimseyi Suriye’de yaflananlar›n basit bir k›zg›nl›k yada bir maç fanatikli¤i oldu¤una inand›ramaz. Ve yine hiç kimse bunlar›n emperyalizmin o bölgelere çomak sokmas› oldu¤unu görmemezlikten gelemez. Emperyalizme ve onlar›n uflaklar›na karfl› mücadele yürütülmeden ve onlardan kurtulmadan, onlara karfl› mücadele yürütülmeden kurtuluflun olmayaca¤› bir an olsun unutulmamal›d›r. Ulus, dil, din, mezhep, cinsiyet fark› gözetmeksizin proleter ve emekçiler kendi ç›karlar› için birleflmeden, bulundu¤u ülkelerden egemen s›n›flar› dayanaklar›yla alafla¤› etmeden, siyasi iktidar› ele geçirmeden ba¤›ms›zl›k, halk demokrasisi, sosyalizm ve özgürlük

sa¤lanamayaca¤›n› bir an olsun unutmamal›d›r. Suriye’de Kürt ve Arap iflçileri ve emekçilerini birbirine düflüren ve güvensizlefltiren baflta Suriye Arap egemen s›n›flar› olmak üzere her iki ulusun egemen s›n›flar›d›r. Her iki ulusun iflçi ve emekçileri kendi ulusunun burjuva ve toprak a¤alar›n› izledikleri müddetçe asla kurtulamayacaklard›r. Kürt, Arap ve di¤er ulusal az›nl›klardan iflçiler ve emekçiler, s›n›fsal ç›karlar› ve s›n›f dayan›flmas› üzerinde bir araya gelerek, ortak düflmanlar›na karfl› ortak mücadeleyle kurtulacaklard›r. Ayn› flekilde ‹ran’da Acem, Kürt, Azeri vb ulusundan iflçiler ve emekçiler; Irak’ta Arap, Kürt ve di¤er ulusal az›nl›ktaki iflçiler ve emekçiler; Türkiye’de Türk, Kürt ve di¤er ulusal az›nl›klardan iflçiler ve emekçiler her biri bulunduklar› ülkelerde tek s›n›f örgütlerinde birleflip ortak düflmana karfl› ortak mücadele ederek, siyasi iktidar› ele geçirip, emperyalizm ve uflaklar›ndan kurtularak kurtuluflunu sa¤layabilirler. Kurtuluflu, kendi uluslar›n›n burjuvalar›n› ve toprak a¤alar›n› izleyerek ve onlar›n oyunca¤› olarak de¤il, ancak ve ancak bu yolla sa¤layabilirler. Ulusal bask›ya son verilmesi ve Uluslar›n Kendi Kaderlerini Tayin Hakk›’n›n (UKKTH) sa¤lanmas› da ancak bu yolla, yani Demokratik Halk Devrimi ile sa¤lanabilir. Bunun d›fl›ndaki her söylemin yalan ve demogoji üzerine kuruldu¤u ve iflçi ve emekçilerin bilinçlerini buland›rmaya yönelik oldu¤u bir an olsun bile unutulmamal›d›r.


S›n›fsal Bak›fl 20 MART’LARIN DEVAMI DE⁄‹L,YANITIDIR 21 MART’LAR! KÜRT ULUSAL HAREKET‹ KARAR ve YANIT VERMEL‹: KURTULUfiA G‹D‹fi‹N YOLU 20 MART’LARDAN MI YOKSA 21 MART’LARDAN MI GEÇ‹YOR? 20 Mart 2003, Irak’a yönelik ABD önderli¤indeki sald›r›n›n iflgale dönüfltü¤ü süreci bafllatan gün olarak tarihe geçti. Birinci y›l geride kal›rken, iflgal sürmesine karfl›n, fiili bu durum d›fl›nda hiçbir hedefe ulaflamayan emperyalistler, alt üst olan hesaplar›n› düzeltmenin ve iflin içinden s›yr›lman›n çarelerini ar›yorlar. Bunu, hiç kuflkusuz bölgede yeni kanallar aç›p farkl› kombinasyonlar kurarak ve özelikle Irak’ta kendi ç›karlar›n› azami oranda koruyabilecek bir yönetim modeli oluflturarak gerçeklefltirmeye çal›fl›yorlar. Ne var ki, “çok daha kötü günler bizi bekliyor” diyen Bremer’in (19.03.04) pek hakl› olarak dile getirdi¤i üzere; 150 bini aflk›n iflgal kuvveti, ülkeye ve bölgeye y›¤d›¤› a¤›r silah ve malzeme gücüne karfl›n, inisiyatifi elde tutmakta zorlanmaktad›r. 20 bin sivilin, binlerce askerin katledildi¤i, onbinlerce kiflinin yaral› oldu¤u ve onbinlerce tutuklunun iflkence ve zulüm alt›nda bulundu¤u; her bak›mdan çökmüfl, ya¤malanm›fl, tecavüze u¤ram›fl, tüm ekonomik ve sosyal yaflam› (çal›flma, sa¤l›k, e¤itim, kültür baflta olmak üzere) felce u¤rat›lm›fl bir ülkede; emperyalist iflgale karfl› direnifl kesintisiz bir biçimde sürmektedir. Tam da bu noktada, Afganistan ve Irak’ta her fley yolunda gitmifl gibi, ABD emperyalistleri “Büyük Ortado¤u Projesi”ni gündemlefltirdiler. “Küçük”ünde çuvallayanlar›n “Büyük”ünden söz etmeleri her ne kadar bu aflamada iyice abes kaç›yorsa da, bunun NATO’ya yüklenecek yeni misyonla beraber, “ikinci” bir ataklar dizisi olarak okunmas› da mümkündür. Ancak, bu sefer, iflin içine di¤er emperyalistlerin (özellikle AB) NATO flemsiyesi alt›nda katt›r›lmas› gerekli görünmektedir. ‹stanbul Zirvesi, bu planlar›n ve hesaplar›n çat›flma alan› olacakt›r. 20 Mart 2003’deki emperyalist sald›r› ve devam›ndaki iflgal bir y›l boyunca Irak halk›ndan cansiperane bir karfl›l›k buldu. Bunun, bütün milliyetler, bütün mezhepler, topluluklar ve siyasi gruplar için ayn› nitelikte olmad›¤› görüldü. Kimisinin önderlikleri emperyalistlerle iflbirli¤ine giderken bir bölümü “tarafs›zl›k” ad› alt›nda iflgale “örtülü” destek sundu. Baz›lar› iflgale karfl› ç›kmakla ve hatta savaflmakla bu dönem için de olsa “ulusal”

31

4

26 Mart-8 Nisan 2004

bir konumda tav›r sergilerken, bir k›sm› da aç›ktan yurtsever bir direnifl hatt› örmeyi baflard›. ‹flte bu panorama içinde en olumsuz pozisyona düflen, KDP ve KYB’nin iflbirlikçi önderlikleri sayesinde Irakl› Kürtler oldu. 20 Mart’a, tarihsel geleneklerindeki 21 Mart Newroz (isyan/direnifl) tavr›yla en anlaml›, güçlü ve direngen yan›t› vermesi gereken Kürt Halk›; bafllar›na çöreklenmifl Talabani, Barzani hainlerinin sultas›n› parçalayamay›nca, bu ihanetçi tavr›n lekesini üzerlerine bulaflt›rd›lar. Bu durum iflgal süreci boyunca pekiflerek bugüne kadar sürmüfl ve kukla yönetim ve geçici anayasa ve merkezi-bölge yönetim statüsünde pay düzenlemesine kadar “ödüllendirmelerle” devam edegelmifltir. Kongra-Gel’in esasen olumlad›¤›, “flöyle ya da böyle nihayetinde bir Kürt devleti do¤uyor” diye alk›fllad›¤› bu sürecin, 21 Mart’lar›n 20 Mart’larla yer de¤ifltirme operasyonu oldu¤u gizlenmeye çal›fl›lmaktad›r. Evet, ça¤›m›zda ezilen halklar ve uluslar›n kurtuluflunun devrimle, isyanla, ayaklanmayla, silahla, fliddetle gerçekleflmeyece¤i; uluslar›n kendi kaderlerini kendilerinin tayin edemeyece¤i, halklar›n gücünün her fleye üstün gelemeyece¤i, emperyalistlerle bafla ç›k›lamayaca¤› z›rvalar› mutlak ve kesin do¤rular olarak, hem de daha düne kadar aksini iddia edenler taraf›ndan yüksek perdeden hayk›r›lmaktad›r. Aksine, dünya halklar›n›n katili, bütün sömürü ve zulüm politikalar›n›n uygulay›c›lar› ve sorumlular› emperyalistler; masum gösterilmeye, kurtar›c› ve kollay›c› olarak tan›t›lmaya çal›fl›lmakta, kurtulufl onlara teslimiyette gösterilmektedir. Nitekim, Irak’ta “federatif özerklik” türü geliflmeler/olas›l›klar ABD emperyalizmine uflakl›k sayesinde mümkün olabilmektedir. Baflka yerlerde de benzeri durumlara “ulaflmak” ya da ileri düzeyde “haklar” elde etmek (demokratik cumhuriyet, demokratik-ekolojik toplum) ancak bu sayede söz konusu olabilecektir. Yalvarmak, yaltaklanmak, icazet beklemek, merhamet dilemek günümüzde tek ç›kar yoldur. Eskisi gibi savaflmaya kalk›flmak, direnmek, karfl› koymak düflünülemez. Aksi halde ezil-

mek, yok olmak kaç›n›lmazd›r. Kald› ki emperyalistler de eskisi gibi kötü niyetli, vahfli ve zalim de¤illerdir ve onlar›n da akl› bafl›na gelmifl ve insanileflmifllerdir. Hem dünyada flartlar da epeyce de¤iflmifltir. 21 Mart’lar, yani isyan ve ayaklanmalar yoluyla kurtulufllar/devrimler yerini 20 Mart’lara yani emperyalistler eliyle getirilecek olan “kurtulufllar”a b›rakmal›d›r. Emperyalistlerin özellikle de reformistler arac›l›¤›yla dillendirdi¤i, dünya çap›ndaki temel tezler özetle budur. Bu, öteden beri piflirilip sunulan ama son 15 y›ld›r giderek yo¤un biçimde ifllenen bir argüman olarak karfl›m›za ç›kar›l›yor. Özellikle son y›llarda bu kadar gündemlefltirilmesi elbette tesadüf de¤ildir. Dünyan›n f›rt›na merkezlerinde esen rüzgar›n Ortado¤u’yu çevrelemesi ve Kürt halk›n›n Türkiye Kürdistan’›nda PKK önderli¤inde yürüttü¤ü ulusal devrimci savafl›n elde etti¤i boyutlar ve kazand›¤› mevziler, emperyalist karargahlarda en de¤erli ka¤›d› “Kürt Kart›” haline getirmekte gecikmedi. Türkiye’deki Kürt Ulusal Hareketi, ciddi bir ç›kmaz içinde k›vran›p durmaktad›r. Emperyalizme ve faflizme do¤ru “bar›fl süreci” ad› alt›nda ad›m atmaktan ve icazet beklemekten yorulmufltur. Alttan ala ala süründürülmekten ve sürekli itilip afla¤›lanmaktan b›kmam›fl ve nas›lsa usanmam›flt›r. Tasfiyecilikte, siyasi olarak çoktan bitirilmifl bir sürecin üstüne, askeri ve örgütsel bak›mdan da tamamlanm›fl bir aflamadan söz etmek hiç de abart›l› bir yorum say›lmamal›. Bütün bunlara karfl›n, hareketin önderli¤i, savafl›n yaratt›¤› kolay kolay tüketilemeyecek kuvvetli bir kitle temelinin miras› üzerinde oturman›n avantaj› ile manevra yetene¤ini korumaktad›r. Bunu da do¤al olarak yasal planda gerçeklefltirmeyi sürdürmektedir. Ortalama bir seviyede ama asla daha ileriye s›çratamayacak ve fakat hep azar azar da olsa eriyerek, belli bir süre böyle götürebilecek bir potansiyeli oldu¤u aç›kt›r. Zira yürütülen savafl, büyük bedeller, kahramanl›klar ve direnifllerle milyonlar›n yaflam›na kaz›nm›flt›r. Ancak, Irak’taki sald›r› ve iflgal Kürt Ulusal Hareketi aç›s›ndan yol ayr›m›n› erkene çekmifl durumdad›r. Kald› ki faflist Türk devletinin “k›rm›z› çizgileri” ve emperyalistlerin k›smi aç›l›m (kültürel “hak” k›r›nt›lar›) dayatmalar› da belli bir kilitlenme yaratm›flt›r. Sertlik, ‹mral›’daki tecritin uzamas›yla beraber Kürt halk›n›n huzursuzlu¤unu yo¤unlaflt›rm›fl bulunuyor. 2 No’lu F tipi Hapishanelere PRD’li tutsaklar›n sevki ve Diyarbak›r D tipi Hapishanesinin aç›lmas› devletin bu süreçteki belli haz›rl›klar› olarak görülmelidir. Nihayet bütün bun-

lar›n bileflkesi ve patlamas› olarak 21 Mart Newroz kutlamalar›nda son y›llar›n en büyük kitlesel gösterilerinin ülkenin dört bir yan›nda ve büyük bir coflkuyla gerçeklefltirilmesi, dikkate de¤er bir mesaj olarak alg›lanmal›d›r. Silahlar›n susmad›¤› dönemde devleti temsil edenlerin Diyarbak›r’da konuflma yaparken, “Kürt realitesini tan›yoruz” demek zorunda kald›klar› günlerden (diyene de¤il dedirtene bak meselesi); Kürt sözcü¤ünün tabu olmaktan çoktan ç›kt›¤›, AB belgelerine geçti¤i, TV yay›n›, kurs vs mevzular›n›n söz konusu edildi¤i günümüzde, Diyarbak›r’da konuflan Tayyip’in “Kürt” kelimesini kullanmaktan kaç›nd›¤›, ihtiyaç duymad›¤›, o bask›y› hissetmedi¤i günlere (demeyene de¤il dedirtemeyene bak meselesi) geldik. Bunlar iyi de¤erlendirilmek zorundad›r. Mevcut potansiyelin nas›l yarat›ld›¤›, mevzilerin nas›l ve ne pahas›na elde edildi¤i unutulmamal›d›r. Hangi dilden konufluldu¤unda düflman›n anlad›¤› ve nas›l alg›lad›¤› iyi bilinmelidir. ABD emperyalizmi, bölgede b›çak s›rt› bir sürece sürüklenmifltir. Kalmak ile terk etmek aras›nda bocalamaktad›r. Her iki durumda da kaybedecektir. Güçlerini ve uflaklar›n› tahkim etmekle u¤raflmakta, yeni kanallar açarak nefes almaya ve batakl›ktan s›yr›lmaya çal›flmaktad›r. Bu durum göz önüne al›narak politika gelifltirmek gerekmektedir. Saflaflman›n kendini daha net dayatt›¤› bu koflullarda, özellikle de emperyalistlere, faflistlere ve gericilere güvenilerek yap›lacak tercihler bölge halklar›na büyük zararlar verecektir. Aksine, halklar›n dayan›flma içerisinde emperyalistlere karfl› koyma iradesi son y›llarda daha güçlü olarak kendini göstermektedir. Kürt Ulusal Hareketi, SHP gibi faflist düzen partileriyle meflruiyet peflinde koflma ve rüfltünü ispat etme derdine düflmüfltür. Yerel yönetimlerden iktidar yalanlar› uydurmakta, tescilli reformist ve revizyonistlerle kolkola halk iktidar› hayalleri yaymaktad›r. Ama bütün bunlardan daha önemlisi, ABD emperyalizmine karfl› tavr›n› özellikle de Irak iflgalinden kaynakl› ve oradaki “Kürt” politikas›ndan dolay› net bir biçimde ifade etmemektedir. Nitekim, Türkiye’de Irak sald›r›s› ve iflgaline karfl› gelifltirilen anti-emperyalist eylemliliklerdeki tavr› hep kaçak ve “ortada” olmufltur. Oysa bu konudaki tavr› tayin edici önemdedir. Özellikle bundan sonraki aflamada bu durum daha da büyük rol oynayacakt›r. 20 Mart (Emperyalist Sald›r› ve ‹flgal) ile 21 Mart (Newroz) aras›nda tercih yapmak zorundad›rlar. Her ikisini birden alk›fllayarak yol al›namayaca¤› ve durumun daha fazla “idare” edilemeyece¤i ortadad›r.


5

31

26 Mart-8 Nisan 2004

Lastik iflçileri grev ertelemeyi protesto etti D‹SK ba¤l› Türkiye Petrol, Kimya ve Lastik Sanayi ‹flçileri Sendikas›’n›n (Lastik-‹fl) örgütlü oldu¤u ‹zmit ve Adapazar›’nda bulunan Goodyear, Pirelli ve Br›sa iflyerlerinde “toplu sözleflmelerde patronla anlaflma sa¤lanamamas›” sonucu al›nan grev karar› Bakanlar Kurulu taraf›ndan ertelendi¤i için, 22 Mart günü yap›lmas› planlanan grevler yap›lamad›. ‹flçiler yapt›klar› eylemler ile bu karar› protesto ettiler. Bakanlar Kurulu’nun “milli güvenli¤i bozaca¤›” gerekçesiyle erteledi¤i grevler, bunun üzerine hükümeti protesto eylemine dönüfltü. Sabah saatlerinde, Goodyear ve Br›sa fabrikalar›ndaki iflçilerin Pirelli önünde toplanmas›yla bafllayan eylem, iflçilerin yolu kesmesiyle devam etti. Yaklafl›k yar›m saat boyunca yolu trafi¤e kapal› tutan iflçiler s›k s›k “Grev hakk›m›z engellenemez”, “‹flçilerin birli¤i sermayeyi yenecek”, “Hükümet flafl›rma sabr›m›z› tafl›rma”, “Yaflas›n örgütlü mücadelemiz” sloganlar› att›. Jandarman›n eyleme müdahale etmek istemesi üzerine k›sa süreli bir gerginlik yafland›. Jandarman›n kurdu¤u barikat› kald›rmas› üzerine grup, yol kapatma eylemlerine son vererek, Pirelli Fabrikas›’nda önünde yap›lacak olan bas›n aç›klamas›na kat›lmak üzere fabrikaya do¤ru yürüyüfle geçti.

Emek inin G ndemi GEÇM‹fi DENEY‹MLERDEN DERSLER ÇIKARTARAK ÖNÜMÜZDEK‹ SÜRECE HAZIRLANALIM Açl›¤a, yoksullu¤a, iflsizli¤e, özellefltirmelere ve emperyalist sald›rganl›¤a karfl› a¤›r bedeller ödenerek kazan›lm›fl bir mücadele gününü bir 8 Mart’› daha geride b›rakt›k. Devlet 1857 tarihinde Newyork’lu iflçi kad›nlar›n “Eflit ifle eflit ücret”, “8 saatlik ifl günü” talebiyle yaratt›¤› 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nün içini boflaltmak için elinden gelen çabay› harcamaktad›r. Buna çanak tutan ve alet olan reformist anlay›fllar ve feministler de her dönem oldu¤u gibi bu y›l da ayn› tarz tutumlar›ndan geri durmad›lar. 8 Mart’›n içini boflaltma çabalar›na yine devam ettiler. Kad›n sorununu s›n›f sorunundan ayr› ele al›fllar› ve sorunu sistem içine hapsetme gibi anlay›fllar› karfl›s›nda yaflananlar bir kez daha bir tokat gibi yüzlerine çarpt›. Çünkü mitinge damgas›n› vuran kad›n erkek emekçilerin elele mücadelesi oldu. Bedel ödeyerek kazan›lan her mevzi kolay kolay geri verilmez. 8 Mart da bu günlerden birisidir. S›n›fsal, ulusal, cinsel sömürüye karfl› bir baflkald›r› günüdür.

8 Mart her türden kad›n›n de¤il emekçi kad›nlar›n mücadele günüdür. Bugün kad›n erkek emekçilerin omuz omuza verip mücadele etmesi dünden daha fazla bir öneme sahiptir. Öyle ise bugün üzerimize düflen, tüm eme¤imizi kullanarak 8 Mart’› ve bizler aç›s›ndan tüm önemli tarihleri ruhuna uygun, devrimci dayan›flmay› yükselterek tüm sald›r›lar› geri püskürtmenin günü olarak alg›lamakt›r. Mücadelemizi bu anlay›fl üzerinden örmeliyiz. Çünkü sürekli vurgulad›¤›m›z gibi bu günler sadece bir günlük protestolarla sahiplenilemez. Önemli olan bu fliarlar› temel alarak örgütlenmektir. Baflar›m›z buradan ölçülecektir. Toplumsal de¤er yarg›lar› kad›nlar› att›klar› her ad›mda pranga alt›na almaya çal›fl›rken onun mücadelesinde önüne binlerce engel koymaktad›r. Tam da bu yüzden kad›nlar daha mücadeleci ve üretken olmak zorundad›r. Kad›nlar daha büyük zorluklar› gö¤üslemek daha çok özveride bulunmak zorunda b›rak›lmaktad›r. Çünkü yüzy›llar›n de¤er yarg›lar›na

karfl› savaflmak ve onlar› k›rmak zorundad›rlar. Evde, çal›flt›¤› iflyerinde, tarlada k›sacas› yaflam›n her alan›nda ayn› sorunlar ile yüz yüze kalmaktad›r. Emperyalist sald›rganl›k ve iflgallerden de en çok kad›nlar etkilenmektedir. Bunun en somut ve yak›n örnekleri Irak ve Afganistan’d›r. Kad›nlar bu savafllarda ve iflgallerde afla¤›lanmakta, taciz ve tecavüze u¤ramakta ve katledilmektedir. Yine bu sald›r›lar s›ras›nda ve sonras›nda yaflanan ekonomik buhranlardan da en çok kad›nlar etkilenmektedir. Bu aç›lardan geçti¤imiz 8 Mart’› de¤erlendirdi¤imizde devletin tüm içini boflaltma çabalar›na karfl›n özüne yak›fl›r tarzda bir kutlama yap›ld›¤›n› görmek bizler aç›s›ndan bir olumluluk bar›nd›r›rken emekçi kad›nlar› alana ne kadar tafl›yabildi¤imiz ve 8 Mart’› örgütlenme çal›flmam›zda önemli bir ayak haline getirip getiremedi¤imiz sorular› ve bunlar›n yan›tlar› önemlidir. Bu sorulara verdi¤imiz cevaplar üzerinden yükseltece¤imiz mücadele hem emperyalistlere hem de emekçiler aç›s›ndan tüm önemli günlerin içlerin boflaltmaya çal›flan devlete iyi bir yan›t olacak ve onlar›n heveslerini kursaklar›nda b›rakacakt›r. Hatta tek do¤ru cevap olacakt›r. 8 Mart özgülünde bak›ld›¤›nda; yaflam› do¤uran “kad›nlar kavgan›n destek-

“Bakanlar Kurulu Anayasa suçu iflliyor” Fabrikan›n bahçesinde iflçiler ad›na aç›klama yapan Lastik-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Abdullah Karacan, erteleme karar›n›n ülkedeki sendikal haklara ve toplu sözleflmeye indirilen bir darbe oldu¤unu ve grev hakk›n› ortadan kald›rd›¤›n› belirterek, lastik ifl kolundaki grev hakk›n›n 10 y›lda 4. kez ertelendi¤ini söyledi. “Grevler ertelenemez” Grev ertelemesine “milli güveli¤i bozaca¤›” gerekçesinin gösterildi¤ini kaydeden Karacan al›nan karar›n sadece bir grev ertelemesi karar› olmad›¤›na de¤inerek, “Bu kararla demokratik bir hakk›n özü yok edilmektedir. Bu tür kararlar ülkemizi en temel insan hak ve özgürlüklerinin kullan›lamad›¤› bir ülke durumuna getirmifltir” diyerek, herkesin bu grev ertelemesine karfl› sesini yükseltmesi gerekti¤ine dikkat çekti. Daha sonra söz alan D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi ise, grevlerin iflçilerin haklar›n› almada bir araç oldu¤una de¤inerek “Hükümet bir taraftan Avrupa normlar›na uymaya çal›fl›rken bir taraftan da hukuk d›fl› davran›yor” dedi. (H. Merkezi)

çisi de¤il sahibi olmal›d›r” fliar›n› hayk›rmak bizler için önemlidir. Ancak bu fliar›n 8 Mart sonras›nda hayk›r›larak kad›nlar›n örgütlenmesinde ad›mlar atmak as›l önemli oland›r. Kad›nlar›n de¤iflip dönüflmesi ancak s›n›f mücadelesinin içinde olur. ‹flte bu yüzden kad›nlar mücadele içindeki yerlerini alarak kurtulufllar›n›n ancak ve ancak toplumsal kurtulufltan geçti¤ini görmelidir. Yaklaflan bahar aylar› ile birlikte geçmiflteki de¤erlendirmeleri iyi yaparak, onlar› önümüzü ayd›nlatan birer meflale yapmak önemlidir. Ç›kartt›¤›m›z dersler olmadan yürümek imkans›zd›r. Bu anlamda yine bizler aç›s›ndan önemli bir günde 21 Mart Newroz kutlamalar›d›r. Tarihteki haks›zl›klara karfl› ezilen Kürt halk›n›n flanl› direnifllerini ve Newroz’un k›z›ll›¤›n› mücadele abidesi Demirci Kawa’n›n zalim Dehak’a karfl› verdi¤i mücadeleyi selamlarken bugünde ezilen Kürt halk›n›n ve az›nl›klar›n hakl› ve meflru direnifl mücadelelerini Devrimci Demokratik Sendikal Birlik olarak selaml›yoruz. Dünya iflçi s›n›f›n›n ve ezilen halklar›n, ülkemizin iflçi s›n›f›n›n mücadelesi emperyalist ve kapitalist politikalara pabuç b›rakmayacakt›r. Egemen zalim diktatörlüklere karfl›, emperyalist sald›rganl›k ve iflgallere karfl› kararl› ve direngen mücadelemizi büyütmeliyiz.


26 Mart-8 Nisan 2004

31

6

Tütün al›m›n›n durdurulmas› köylüyü ma¤dur etti d›r” diye konufltu. Y›ld›r›m ayr›ca Türkiye’nin tar›m ve hayvanc›l›kta kendi kendine yeten ülke olabilmesinin, köylünün örgütlenmesinden geçti¤ini belirtti.

Malatya’da tütün al›m›n›n durdurulmas› ve pancara getirilen yüzde 50’lik kota, köylüyü ma¤dur ediyor. Devletin kendilerine alternatif ürün olarak önerdi¤i fasulyenin fiyat›n›n 2001 y›l›na oranla yüzde 60’lar› aflan bir düflüflle 350 bin liraya geriledi¤ini ifade eden köylüler, “Çiftçiler açl›¤a mahkum ediliyor” diyor. Özellefltirme ‹daresi’nin 26 Aral›k 2003 tarihli karar›yla tütün al›m›n›n durdurulmas›n›n ard›ndan fleker pancar›na getirilen yüzde 50’lik kota Malatya’n›n özellikle Do¤anflehir ve Akçada¤ ilçelerindeki köylüleri zor duruma soktu. Devletin köylünün ma¤duriyetini gidermek için önerdi¤i alternatif ürün fasulyenin fiyat› ise, 2001 y›l›nda 1 milyon 200 bin lirayken, 2004 y›l›nda 350 bin liraya geriledi. Y›llard›r üretimini yapt›klar› ve Türkiye’nin en kaliteli fasulyesi olarak bilinen Do¤anflehir Fasulyesi fiyatlar›nda yaflanan düflüflün kendilerini periflan etti¤ini belirten Hasan Budak adl› köylü, “Ben daha önce 4 ton tütün ekip sat›yordum. Getirilen kotalar ile bu rakam 200 kilograma kadar düfltü. Bu sene ise ekimi yasakland›. Para etmedi¤i için bir buçuk ton fasulyem evde bekliyor. Bu da yetmezmifl gibi pancar ekimi 2004 y›l›nda yüzde 50 afla¤› çekildi. Bu flartlarda köylüler açl›¤a mahkum ediliyor” diyerek uygulama-

Köylülerden pancar kotas›na protesto Malatya’da Do¤anflehir fieker Fabrikalar› Ziraat Bölge fiefli¤i önünde Tür Köy-Sen’in düzenlendi¤i bas›n aç›klamas›na yaklafl›k 200 kifli kat›ld›. Bas›n aç›klamas›nda konuflan Tür Köy-Sen fiube Baflkan› Hayri Y›ld›r›m 2004 y›l›nda ilçede tütün al›mlar›n›n durdurulmas›n›n ard›ndan pancarda kota uygulamas›na tepki göstererek, “Bu y›l gönderilen genelge ile TEKEL tütün al›m sözleflmelerini iptal etti. Böylece tütün ekimi fiili olarak yasakland›. Pancar üreticilerini de ayn› son beklemektedir” dedi. Malatya’da 5 bin 400 ailenin fleker pancar›ndan geçimini sa¤lad›¤›na iflaret eden Y›ld›r›m,

üretim kapasitesi 400 bin ton olan Malatya fieker Fabrikas›’n›n kapasitesinin 220 bin tona düfltü¤ünü söyledi. Kota uygulamas›n›n binlerce köylüyü iflsiz b›rakaca¤›na dikkat çeken Y›ld›r›m, sözlerine flöyle devam etti; “Akçada¤, Balaban, Darende, Ören pancar al›m kantarlar› kapat›lm›flt›r. ‹limizdeki fleker fabrikas›n›n bu y›l kapat›lmas›n›n veya özellefltirilmesinin hesaplar› yap›lmaktad›r. Kota uygulamas›yla yap›lmak istenen, pancar üretimini tümden yok etmektir. Bu politika ayn› zamanda binlerce köylüyü ve iflçiyi de iflsiz b›rakacakt›r.” Aç›klamada “Tütün eme¤imizdir sahip ç›kal›m”, “TEKEL halk›nd›r sat›lamaz”, “AKP dikkat 35 milyon köylünün sabr› tafl›yor”, “Üretim hakk›m›z engellenemez” dövizleri aç›l›rken, “Özellefltirmeye hay›r”, “IMF defol bu memleket bizim”, “AKP flafl›rma sabr›m›z› tafl›rma” sloganlar› at›ld›. (H. Merkezi)

"Köylü Hükümetten Planlama ve Destek Bekliyor" Tütün üreticisi Hasan Budak

lara tepki gösterdi. “Hükümet köylüyü gözden ç›kard›” Türkiye Üretici Köylüler Sendikas› (Tür-Köy-Sen) Malatya fiube Baflkan› Hayri Y›ld›r›m ise, AKP hükümetine yönelik elefltirilerde bulunarak, “Tekstil alan›nda Çin ile bafla ç›kamayan hükümet, alttan alta Çin’den fasulye ithal ederek köylüsünü ma¤dur etmekten geri durmuyor” dedi. ‹lçede tütün al›m›n›n durdurulmas›n›n önümüzdeki dönem di¤er illere yans›yaca¤›na iflaret eden Y›ld›r›m, “Çünkü, IMF politikalar› Tekel’in tütün al›m›n›n tamam›yla durdurulmas›n› istemektedir. IMF’nin tar›m politikalar›na hizmet eden AKP hükümeti de bu politikalar› hayata geçirerek, üretici köylüyü gözden ç›karmakta-

Çanakkale Ziraat Odas› Meclis Baflkan› Mehmet Er yapt›¤› yaz›l› bas›n aç›klamas› ile, Türkiye’de tar›msal üretimin planlanmas›n› istedi ve Do¤rudan Gelir Deste¤i uygulamas› ile Türkiye’de de üretilmesi mümkün tar›m ürünlerinin ithal edilmesini elefltirdi. "Üreticinin hükümetten beklentisi yüksek" diyerek tar›msal üründe planlama yap›lmas›n›, üreticiler için elektrik fiyatlar›nda indirim yap›lmas›n› ve 2003 borçlar›n›n 2004’e ertelenmesini isteyen Er, flöyle konufltu; "Tar›msal sorunlar›n çözümü konusunda köylü hükümetten destek bekliyor. Her üç köylüden biri do¤rudan gelir deste¤inden yararlanam›yor. Türkiye’ye ithalat ile giren tar›m ürünleri haks›z rekabete neden oluyor. Tar›m kesimi elektrik fiyatlar›nda makul bir indirim bekliyor. 2003’teki borçlar›n›n ise 2004’e ertelenmesini talep ediyor. Konya büyüklü¤ündeki Hollanda y›lda 30 milyar dolarl›k tar›m ürünü ihraç ediyor. Çöldeki üretimle ‹srail tar›msal üretimde ilk s›ralarda yer al›yor. Bu noktada Türk tar›m üretimi için ne yap›lmas› konusunda projeler üretilmiyor. Bizler planl› bir tar›msal üretim gerçeklefltirmek istiyoruz. Babadan, dededen gördü¤ümüz yöntemle geçen y›l para eden ürünü bu y›l da para kazanmak için ekiyoruz. Sonuçta ayn› kafa yap›s›yla düflünen çok say›da tar›m üreticisi oldu¤u için o ürün piyasada bollafl›yor. Bol tar›msal mahsulde piyasada de¤er bulmuyor. Para kazanmak bir yana, zarar bile ediyoruz. Bazen o ürünü gübre, hayvan yemi gibi de¤erlendirme çabas›nda oluyoruz. Bu olmad›¤›nda ise çürümeye ve tarlada kurumaya b›rak›yoruz. Çünkü o ürünü tarladan kald›rmak için verilen iflçi paras› mahsulün sat›lmas›yla kesinlikle karfl›lanm›yor. (H. Merkezi)

Tar›msal desteklerde azalma gündemde AKP hükümeti bir yandan seçim meydanlar›nda halka yeni yeni vaatlerde bulunurken, bir yandan dertlerini dile getirenleri azarlarken bir yandan da as›l yapmak istediklerini hayata geçiriyor. Bu örneklerden bir tanesi de tar›msal desteklerde azalman›n gündeme gelmesi. Tar›m ürünlerine ancak bir y›l sonra ödenebilen prim deste¤inde, bütçedeki kesinti oran›n›n yüzde 13’e yükseltilmesi nedeniyle azalma gündeme geldi. Ayr›ca Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›¤› bünyesinde oluflturulan Tar›m Destek-

leme Kurulu, 2003 y›l› ürünü ayçiçe¤i, pamuk, soya, kanola ve zeytinya¤›na ödenecek prim miktarlar›n› belirledi. 2002 y›l›nda ödenen primlere göre, 2003 y›l› ürünlerine ödenecek prim miktarlar›n› yüzde 40, kanolada yüzde 50 art›ran kurul, 2003 y›l› pamuk ve ayçiçe¤i için kg bafl›na 120 bin lira, soya için 140 bin lira, kanola için 135 bin lira, zeytinya¤› için 250 bin lira prim deste¤i ödenmesinin uygun olaca¤› yönünde karar ald›. Ancak kaynak sa¤lama amac›yla bütçedeki kesinti oran›n›n yüzde 13’e ç›kar›lmas› üzerine, belirle-

nen primlerin düflürülmesi gündeme geldi. 395 TR‹LYONLUK ÖDENEK AYRILMIfiTI Tar›m ürünlerinin desteklenmesi için 2004 y›l› bütçesine, çay, f›nd›k için ödenen primler ve fleker pancar› ekim alanlar›n› daraltan köylülere verilecek primler dahil toplam 395 trilyon lira ödenek konulmufltu. Bunun 285 trilyon liras›n›n, Türkiye’de üretim a盤› olan ayçiçe¤i, pamuk, soya, kanola ve zeytinya¤› için kullan›lmas› öngörülüyordu. fieker pancar› alanlar›n›n daralt›l-

mas›na iliflkin projeye yeterli ilgi olmamas› nedeniyle, fleker pancar›ndan vazgeçecek köylüye yap›lacak ödemelerde 35 trilyon liral›k bir azalma olaca¤› belirlendi. Bunun da söz konusu 5 ürünün destekleme primlerinin ödenmesinde kullan›lmas›na karar verildi. Böylece, 315 trilyon liral›k kaynak göz önüne al›narak destekleme prim miktarlar› belirlendi. Ancak kaynak yaratmak amac›yla bütçedeki kesinti oran›n›n yüzde 13’e ç›kar›lmas› üzerine, ödenekte 51.3 trilyon liral›k azalma ol(H.Merkezi) du.


7

31

26 Mart-8 Nisan 2004

Çarflamba ilçesinde ürün kurutma makinas› kuruldu Co¤rafi konumu ve topra¤›n›n verimi Karadeniz Bölgesi’nde genifl bir ürün yelpazesi oluflturur. F›nd›¤›ndan m›s›r›na, soyas›ndan çay›na, bu¤day›ndan çelti¤ine birçok ürün köylünün geçim kaynaklar aras›ndad›r. Özellikle 1980 sonras›nda Yeniden Yap›land›rma ad› alt›nda uygulanan y›k›m politikalar›na bir de Karadeniz’in nemli iklimi eklenince bölgede tar›mla u¤raflmak da her geçen gün daha bir zorlaflt›. Geçti¤imiz say›larda çeltik üreticilerinin s›k›nt›lar›na de¤inmifltik. Taban fiyat›n›n düflük verilmesi ve TMO’nun yeterince çeltik almamas› nedeni ile köylü çelti¤in elinde kurtlanmamas› için ürününü tefeci tüccar›n eline yok pahas›na teslim etmiflti. Binbir zorlukla tar›mla geçimini sa¤layan Karadeniz köylüsünün f›nd›¤›, çelti¤i, m›s›r› vb. ürünleri serbest piyasada tefeci tüccar›n eline b›rak›lm›fl durumda. Köylünün ürününü maliyetinin alt›nda satmak zorunda b›rak›lmas›n›n nedenlerinden biri hasat edilen ürünlerin yeterince kurutulmas› için

Karadeniz gibi nemli bölgelerde ürün kurutma teknolojileri gelifltirilmifl makinelerindan yararlan›lacak deste¤in sunulmamas› ve teflvi¤in verilmemesi. Dededen kalma yöntemlerle çelti¤i, m›s›r›, f›nd›¤› serpenlerde, tarla kenarlar›ndaki düz alanlarda, yol kenarlar›nda kurutan üreticiler havalar ya¤›fll› geçince ürünlerini yeterince kurutam›yor. Çarflamba ve Terme ilçelerinde köylülerin çelti¤i asfalt üzerine sererek kurutmaya çal›flmas› her y›l yaflanan ve gördü¤ümüzde yad›rgamad›¤›m›z bir al›flkanl›k durumuna gelmifl. Çarflamba ve Terme ilçelerinde bu ürünlerin kurutulmas› için Tar›m ‹l Müdürlü¤ü vermesi gereken hizmetleri ve deste¤i y›llard›r aksatmas›na karfl›n bu ay Çarflamba ilçesine otomatik ürün kurutma makinas› ald›. Tar›m ‹lçe Müdürlü¤ü’nün bahçesine kurulan ürün kurutma makinas› çeltik, soya, m›s›r ürünlerini kurutulmas›n› sa¤layacak. Bu makina ile ilgili Çarflamba Tar›m ‹lçe Müdürü Fahrettin Yüksel aç›klama yaparak “Karadeniz bölgesi nemli bir

bölge oldu¤u için ürünler hasat neminin çok üzerinde oluyor. Bu ise pazarlama oran›n› düflürüyor. Bu ürünleri fabrikalar ya da tüccar alm›yor. S›k›nt›n›n ortadan kald›r›lmas› için kurutma makinas›n› Tar›m ‹l Müdürlü¤ü taraf›ndan temin ettik. Saatte yaklafl›k 5 ton ürünü kuratabiliyor. Hasat zaman›nda üreticinin talepleri do¤rultusunda, belirli bir ücret karfl›l›¤› ürününü kurutabilece¤iz” dedi. Otomatik ürün kurutma makinas› Türkiye’de 2 adet bulunuyor. Biri Bal›kesir’de, ikincisinin Çarflamba ilçesine kuruldu¤unu belirten yetkililer bu makine ile ürünlerde nemden kaynakl› sorunlar›n giderilece¤ini aç›klad›lar. Çarflamba Tar›m ‹lçe Müdürlü¤ü’nün vermeye bafllad›¤› hizmetin karfl›l›¤›nda üreticiden ne kadar ücret al›naca¤› flu an için belli de¤il. Üreticilerin taleplerinin bu miktar› ortaya ç›karaca¤› ifade edilirken destekten yoksun b›rak›lan köylünün ürününü buraya tafl›ma ücreti de dahil olarak ç›kan maliyeti nas›l karfl›layaca¤› ise belirsiz. (Samsun)

Çeltik kurutma makinesi

Ege’de üzüm üreticileri sendika kuruyor

fiemsi Bayraktar

TZOB’DAN AÇIKLAMA; “KES‹NT‹LER FAK‹RLERDEN YAPILIYOR” TZOB Baflkan› fiemsi Bayraktar, SSK, Ba¤-Kur ve asgari ücretlilere yap›lacak art›fl için tar›msal desteklemelerden kesinti yap›lmas›na tepki göstererek, “Bir taraf memnun edilirken bir taraf ma¤dur ediliyor” dedi. Bayraktar yapt›¤› yaz›l› aç›klamada, bütçede yap›lan kesintiden dolay› tar›msal destekleme kalemlerinden prim miktarlar›n›n düflürülmesinin gündeme geldi¤i yönündeki haberlerin gerçe¤in sadece bir k›sm›n› yans›tt›¤›n›, söz konusu kesintinin sadece prime ayr›lan ödenekte de¤il, tar›msal destekleme için ayr›lan 3.9 katrilyonluk bütçenin tamam›nda yap›ld›¤›n› kaydetti. Bayraktar, “Bu iptallerin bafl›nda tar›msal desteklerle ilgili ödenekler gelmektedir. Toplam 3.5 katrilyon lira dolay›ndaki iptalin 500 trilyon liradan ço¤u tar›mdan yap›lan kesintilerden oluflmaktad›r. Burada problem bütçe transferinin fakirden yap›lmas›d›r. Bir taraf› memnun ederken di¤erinin ma¤dur edilmesidir” dedi. SSK ve Ba¤-Kur emeklileri ile asgari ücretle çal›flanlar›n toplumun en düflük gelirli gruplar›ndan oldu¤unu vurgulayan Bayraktar, bu kesimlere yap›lan art›fllar›n yanl›fl olmad›¤›n› ancak bu art›fllar yap›l›rken yine toplumun en düflük gelir seviyesine sahip köylülere yap›lacak desteklerden tasarruf yap›lmas›n›n yanl›fl oldu¤unu kaydetti. (H. Merkezi)

Manisa’n›n Alaflehir ‹lçesi’nde 12 Eylül’den sonra ilk defa üzüm üreticisi köylüler bir araya gelerek Üzüm Üreticileri Sendikas›’n› (Üzüm-Sen) kuruyor. Üzüm-Sen Giriflim Sözcüsü Adnan Çobano¤lu, amaçlar›n›n bugüne kadar birçok nedenden dolay› örgütlenemeyen köylüleri buluflturmak oldu¤unu dile getirdi. Türkiye’nin en fazla üzüm üretiminin yap›ld›¤› Ege Bölgesi’nde kurulacak olan Üzüm-Sen, üzüm üreticilerinin yaflad›¤› sorunlara çözüm bulmaya çal›flacak. D‹HA’ya bilgi veren Üzüm-Sen Giriflim Sözcüsü Adnan Çobano¤lu, Üzüm-Sen’in Ege Bölgesi’nde bir bafllang›ç oldu¤unu, di¤er üretim alanlar›yla birlikte tüm Türkiye’de örgütlenerek konfederasyona gideceklerini söyledi. Üzüm-Sen’in aç›l›fl›n› yapt›ktan sonra üyelerine e¤itim vereceklerini belirten Çobano¤lu, Haziran ay›nda Brezilya’da yap›lacak olan Dünya Çiftçi Sendikas› Kurultay›’na kat›lacaklar›n› da kaydetti. “AKP’nin amac› Türkiye’de tar›m› bitirmek” Köylülerin yaflad›¤› sorunlara da de¤inen Çobano¤lu, köylülerin örgütlenme imkanlar›na sahip olmad›¤›na dikkat çekerek, Anayasa’da

köylülerin örgütlenmelerini düzenleyen yasalar›n bulunmad›¤›n› söyledi. Çobano¤lu, “Gelen bütün hükümetlerin tar›m politikas› ayn›. fiuanki AKP hükümetinin de geçmifl hükümetlerden fark› yok. AKP flu anda IMF program›n› uyguluyor. IMF’nin politikas› da belli. Amaçlar› Türkiye’de tar›m› bitirmek. IMF, Türkiye’ye ‘Ürünü istedi¤im kadar üreteceksin, daha fazlas›n› üretirsen, bunu almam’ diyor” fleklinde konufltu. (D‹HA)

Adnan Çobano¤lu


26 Mart-8 Nisan 2004

8

9. y›l›nda Gazi Katliam› ve Direnifli

Tarih sayfalar› her dönem zulme, zora, bask›ya maruz kalm›fl mazlum halklar›n baflkald›r› ve direnifl destanlar›na tan›kl›k etmifltir. Zulmeden ne kadar zalimse, zulme u¤rayan da o kadar asi ve direngen olmufltur. Mazlum halk gün gelip de gücünün fark›na var›p dayand›¤›nda zalimin kap›s›na; o zaman de¤iflmifl gecenin rengi. Ve atefl olup yakm›flt›r zalimin zulmünü. 21 Mart da Kürt halk›n›n as›rlar boyu süregelen 盤l›¤›n›n ad›d›r. Zalim Dehak’lar›n susturmaya çal›flt›¤› 盤l›¤›n, Demirci Kawa’larca hayk›r›ld›¤› gündür. O günün koflullar› göz önüne al›narak incelendi¤inde Newroz Dehak’›n zulmüne yöneldi¤i için kendi içinde devrimci bir öz tafl›r. Devrimci ve komünistler bu yönü öne ç›kararak Newroz’un isyanc› karakterini savunur. Bu özelliklerinden kopar›lm›fl bir Newroz anlay›fl› savunulamaz. Tarihsel aç›dan Newroz’u incelersek kökeni Mezopotamya’ya kadar uzan›r. Bu topraklar üzerinde kurulu Asur devletinin zalim bir kral› Dehak... Ve zulmün oldu¤u her yerde hoflnutsuz insan y›¤›nlar› içinde yetiflen bir kahraman Demirci Kawa. Dehak Asur ‹mparatorlu¤u içinde yaflayan halklara özellikle de Kürtlerin atalar› olan Med’lere büyük ac›lar çektirmifltir. Efsaneye göre; zalim Dehak amans›z bir hastal›¤a yakalan›r. Dehak’›n derdinin devas› da her gün iki Med gencinin beynini yemesi olarak söylenir ünlü büyücüler ve hekimlerce. Zalim kral her gün iki Med gencinin beynini yerken bu say› zamanla 3’e, 5’e, 10’a ç›km›flt›r; Med’li gençler 10’ar 10’ar götürülüp kat-

lediliyor, gençlerin beyinleri Dehak’a sunuluyormufl. Bir gün s›ra Demirci Kawa’n›n çocuklar›na gelmifl, Kawa bunu hazmedememifl, Dehak’›n saray›n› basarak, çekiciyle zalimi paramparça etmifl ve saray›n burçlar›nda atefller yakarak Med halk›n› zulmün düzenine karfl› isyana ça¤›rm›fl. O gün bugündür 21 Mart zulme karfl› direnifl günü olarak kutlan›r. Aradan yüzy›llar geçmesine ra¤men, Kürt halk› üzerindeki zulüm her daim kendini korumufltur. Bugün ülkemize bakt›¤›m›zda Dehak’›n yerini faflist TC devleti alm›flt›r. TC’nin tarihine kabaca bir göz att›¤›m›zda daha iyi görülecektir. TC’nin kuruldu¤u 1923’ün hemen iki y›l sonras› 1925 fieyh Sait ayaklanmas›n›n kanla bast›r›lmas›, 1928 Koçgiri, 1938 Dersim, A¤r›, Zilan isyanlar›na karfl› faflist devletin tutumu hep katletmek yönünde olmufl-

‹SV‹ÇRE’DE FAfi‹ST IRKÇI SALDIRILAR ÇO⁄ALIYOR

‹sviçre’de sosyal yasam bitme durumuna gelmifltir, yabanc›lar› çok zor günler bekledi¤i, özellikle bu tür ›rkç› sald›r›lar kendili¤inden geliflen durumlar olmad›¤› gibi bunun arkas›nda ‹sviçre devletinin oldu¤u politikalar› paralelinde görmemiz gerekmektedir. Avrupa komisyonunun 3. raporuna göre ‹sviçre’de bu tür sald›r›lar›n ço¤ald›¤›na iliflkin aç›klamalar› bunu do¤rulamaktad›r Tüm bu geliflmelere ra¤men ‹sviçre hükümetinin Irkç›l›kla Savafl›m Dairesi Genel Müdürü Michele Galizia hemen su aç›klamay› yapt›; "Rapor bizim bekledi¤imiz gibi ç›kt›, biz bu sonucu bekliyorduk. Rapor ‹sviçre’deki ›rkç›l›k olaylar›na ayna tutuyor. Baz› tats›z olaylar›n yafland›¤›n› biz zaten biliyorduk. Zaman zaman çok kötü olaylarda

Geçen y›l yap›lan seçimlerde ‹sviçre’de Milliyetçi Parti’nin bafla gelmesiyle birlikte faflist ›rkç› sald›r›lar da artt›. Son dönemlerde Afrika’dan gelen yabanc› insanlara yönelik gerçeklesen bu sald›r›lar ‹sviçre gazetelerinde göze çarpan haberler aras›nda. Özellikle ‹sviçre polisinin siyahi olan insanlara yönelik sert tutumlar› kamuoyunu rahats›z ediyor. Uzun y›llard›r ‹sviçre Milliyetçi Parti’nin sürekli yabanc›lara yönelik sert politik tutumlar› yabanc›lar› hedef göstermesi bu tür faflist ›rkç› sald›r›lar› da gündeme getirmifltir.

tur. Fakat her defas›nda Kürt halk›n›n isyan yüklü 盤l›¤› faflizmin beyninde patlad›. Bazen Diyarbak›r’da Zekiye Alkan, Mazlum Do¤an, bazen ‹zmir Kadifekale’de Rahflan Demirel, bazen de Rozahi ve Berivan oldu bu isyan. 21 Mart kutlamalar› da birçok kezkanl› geçmifltir. TC umudun flaha kalkt›¤›, isyan›n, baflkald›r›n›n, uyan›fl›n günü olan 92 Newroz’unu da kad›n, çocuk, yafll› demeden kana bulam›flt›r. Cizre, fi›rnak, fiemdilli, Eruh, Kurtalan, Derik, K›z›ltepe, Lice, Mardin, Diyarbak›r ve birçok ilde insanlara panzerlerle, tanklarla, otomatik silahlarla sald›ran devlet güçleri 100 insan› katletmifltir. Ve ayn› y›l “Nevroz bayram›n›” ortaya atarak bu flekilde kutlamalar›n içini boflaltmaya çal›flm›flt›r. Bu bayram bir anda tarih kitaplar›nda aran›p bulunmufl ve “Bahar bayram›” olarak kutlanmas› hatta resmi bayram olmas› bile istenmifltir. Fakat bu oyunlar› tutmam›flt›r. Egemenlerce karart›lmaya, içi boflalt›lmaya, üstü örtülmeye çal›fl›lan Newroz’un devrimci-isyanc› özü, nas›l geçmiflten günümüze tafl›nd›ysa devrimci-komünist, yurtseverler bu miras›, ayn› bilinç ve kararl›l›kla tafl›mak görev ve sorumlulu¤u ile yüzyüzedir. Aksi taktirde Newroz’un içi egemenlerce boflalt›lacakt›r. Tüm Ortado¤u ve Kürt halk› için ayr› bir öneme sahip olan Newroz’u Kürt dinami¤ini harekete geçirmede, örgütlemede bir araç olarak kullanmak ve Newroz kutlamalar›n› devletin korkulu rüyas› haline gelecek bir güne dönüfltürmek sorumlulu¤uyla karfl› karfl›ya bulunmaktad›r.

oluyor, ama polisimizin ifli çok zor bu nedenle kas›t olmadan da bazen istenmeyen olaylar geliflebiliyor." Görüldü¤ü üzere devlet savunma politikas›n› kendince uyguluyor. Yabanc› düflmanl›¤›n›n artmas›na sebeplere de¤inilmiyor. ‹sviçre’de faflist ›rkç› sald›r›lar gün be gün artmakta bunlara önlem al›nmad›¤› gibi aksine bu tür olaylar›n artmas› bafla gelen Milliyetçi Parti sayesinde daha bir perçinleflece¤i ortadad›r. ‹sviçre’de yasayan yabanc› uyruklu insanlar› bekleyen tehlikelere karfl› Demokratik Kitle Örgütleri’nde güçlü bir biçimde örgütlenmeleri gerekmektedir. Aksi taktirde birgün s›ran›n kendilerine gelece¤i bilinciyle yabanc› düflmanl›¤›na karfl› mücadele etmenin zorunlulu¤unu görmelidirler.

31 ● SAMSUN BAFRA’DA Ö⁄RENC‹LERE “TERÖR” KONFERANSI Özellikle gerilla mücadelesinin geliflti¤i bölgelerde, üniversitelerde, çeflitli etkinliklerde, panellerde halka, gençlere “terör” konferanslar› vererek insanlar› yan›ltmaya çal›flan devletin son oyunu da Samsun Bafra’da ortaya ç›kt›. ‹lçe Emniyet Müdürlü¤ü Konferans Salonu’nda Bafra Lisesi’nin Yabanc› Dil Bölümü’nde okuyan 100 ö¤rencinin kat›ld›¤› konferansa konuflmac› olarak Samsun Emniyet Müdürlü¤ü Terörle Mücadele fiube Müdürlü¤ü Psikolojik Hareketler Büro Amirli¤i’nden Baflkomiser Kadir Köse kat›ld›. Köse “Genç su gibidir, neyin içerisine girerse onun fleklini al›r. Yar›n› flekillendirmek isteyenler, yar›n›n sahibi gördükleri gençleri, yafl iken e¤meye çal›fl›yorlar. Kal›ptan ç›kan en kolay klasik flekil ise eli silahl› genç olur. Gençli¤in elinde silah de¤il, kalem olmal›” derken ayn› zamanda gençlere at›fl talimi yapt›rmaktan geri durmad›. (Samsun) ● SARIGAZ‹’DE JANDARMA TERÖRÜ Sar›gazi Mehmetçik Lisesi önünde “Soruflturmalar, YÖK Yasa Tasar›s› ve Disiplin Yönetmeli¤i’yle ilgili bas›n aç›klamas› yapmak isteyen lise ö¤rencilerine jandarma sald›rd›. Yeni Demokrat Gençlik, Özgür Gençlik, Odak, Gençlik Dernekli ö¤renciler bas›n aç›klamas› yapmak isterken jandarma sald›rarak 6 ö¤renciyi dipçiklerle döverek gözalt›na ald›. Daha sonra Naz›m Hikmet Park›’nda oturan 16 kifliyi daha gözalt›na ald›. Ayn› gün alarma geçen jandarma Sar›gazi halk› üzerinde terör estirdi. Yüzlerce kifliyi kimlik kontrolü ve aramadan geçirerek sorgulad›. Gözalt›na al›nan 6 kifliyi b›rakan jandarma, geri kalan 16 kifliye gece boyunca iflkence yapt›. YDG okuru 4 genç ç›r›lç›plak soyundurulduktan sonra gözleri ba¤l› bir flekilde iflkenceye maruz kal›rken bir taraftan da ajan olmalar› yönünde bask› yap›lm›flt›r. Gözalt›na al›n›nlardan 15’i ertesi gün ç›kar›ld›klar› savc›l›kta serbest b›rak›l›rken, bir kifli tutuklanarak hapishaneye kondu. (Kartal) ● MUNZURUMA DOKUNMA 14 Mart 2004 tarihinde Galatasaray Postanesi önünde bir araya gelen yaklafl›k 50 Dersim’li Munzur’da yap›lmas› planlanan barajlar› protesto etti. “Dün F›rt›na Vadisi, bugün Munzur, yar›n?”, “Munzur’da baraja hay›r” yaz›l› pankart açan Munzur Çevre, Kültür ve Dayan›flma Derne¤i üyeleri “Enerji benim, zirvelerimde suyumu rahat b›rak”, “Biz Munzur’la mutluyuz”, “Munzur, F›rat, Dicle özgür aks›n, halklar umutlans›n” vb. dövizleri tafl›d›lar. Dernek Baflkan› Ali Ekber Barmaç okudu¤u bas›n aç›klamas›nda “Biz Munzur’u çocuklar›m›zdan emanet ald›k. Munzur’a sahip ç›kmak; do¤aya, tarihe, kültüre, inanca sahip ç›kmakt›r. Barajlar sadece Munzur’un de¤il, insanl›¤›m›z›n önüne set çekecek, insanl›¤›na sahip ç›k” dedi. Bas›n aç›klamas› grubun çevre temizli¤i yapmas›yla sona erdi. (‹stanbul) ● ANT‹-FAfi‹ST GENÇL‹K B‹RL‹⁄‹’NDEN EYLEM Gazetemize bir aç›klama yapan Anti-faflist Gençlik Birli¤i 13 Mart günü YÖK protestosuna polisin azg›n sald›r›s›na yan›t ve Beyaz›t’taki eylemlere yap›lan sald›r›lar› protesto için 17 Mart gecesi Ankara Küçükesat semtinde bulunan bir polis noktas›n› molotoflad›¤›n› aç›klad›. Bunun sald›r›lara bir yan›t oldu¤unun vurguland›¤› aç›klama “Faflizme geçit vermeyece¤iz” slogan› ile bitirildi. (H. Merkezi)


31

9

26 Mart-8 Nisan 2004

AKP mitinglerine halk›n öfkesi damgas›n› vurdu! Baflta Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an olmak üzere AKP yöneticileri her f›rsatta halk› azarlamaktan, afla¤›lamaktan geri kalm›yor. Özellikle 28 Mart yerel seçimlerinin yaklaflmas› ile beraber gerçeklefltirdi¤i seçim mitingleri bu çarp›c› örneklerle dolu. Hükümete gelene kadar halk›n taleplerini yerine getirece¤i yönlü birçok vaatte bulunan AKP hükümeti, bu aflamadan sonra ise pratikte halk›n sorunlara nas›l “çözüm buldu¤unu” gösterdi. Mitinge kat›lan kitleler sorunlar›na yönelik çözümler de¤il, aksine tüm sorunlar›n kayna¤›n›n kitleler oldu¤u yönüyle cevap alarak adeta azarland›. Özellikle AKP’nin düzenledi¤i mitinglerde mikrofondan seslenen yöneticiler halk›n taleplerine azarlamayla karfl›l›k verirken tabandan ise tepkiler almaya devam ediyor. ‹flte bunlara birkaç örnek: ‹zmit’te yap›lan AKP mitinginde AKP’liler TÜPRAfi ‹zmit Rafinerisi iflçilerinin tesisten ç›kmas›n› engellediler. Körfez tesislerinden alana ulaflabilen iflçiler ise AKP’lilerin azg›n sald›r›lar›na u¤rad›. Kanlar içinde kalan iflçiler TÜPRAfi tesislerinde tedavi edildi. Tayyip Erdo¤an konuflurken TÜPRAfi’›n Körfez Petro Kimya Tesislerinden miting alan›na ulaflan 300 kadar iflçi ise, polisin engeliyle karfl›laflt›. “TÜPRAfi halk›nd›r, sat›lamaz” sloganlar›n› atan iflçiler, devletin kolluk güçlerinin yan›s›ra bu güçleri aratmayacak AKP’lilerin de sald›r›lar›na maruz kald›. Petrol-‹fl Sendikas›’na üye iflçiler ise geliflmeleri protesto etmek amac›yla TÜPRAfi’ta üretimi durdurdular. AKP hükümetinin her f›rsatta halk› azarlamas›n› art›k fiili olarak sald›r›lar› izliyor. ‹zmit’te iflçilere karfl› tavr›n› gösteren AKP’liler ayn› tav›rlar›n› Zeytinburnu Kazl›çeflme’de yapt›klar› mitingde de gösterdiler. “Biz Tayyip’e verdi¤imiz oyun hesab›n› sormak için geldik, neden önümüze barikat kuruyor? Baflbakan›m›z bizden korkuyor mu?” fleklinde tepkilerle miting alan›na girmek isteyen TEKS‹F üyesi Bak›rköy Sümerbank iflçileri polisin müdahalesi ile karfl›laflt›. Yaflanan

arbedede bir iflçi gözalt›na al›nd›. Isparta mitingine kat›lan bir köylü elindeki elmay› Erdo¤an’a göstererek, “Elmam› satam›yorum” diye tepki gösterdi. Erdo¤an’›n cevab› ise “Onu da ben satmayay›m. Sen pazarlama kabiliyetini ortaya koy ve mal›n› sat” diye karfl›l›k verdi. Mersin mitingine kat›lan Çukurova tekstilden at›lan iflçilerin “‹fl istiyorum” talebine ise Erdo¤an’›n cevab› “Bofluna pankart açmay›n. Devlet istihdam kap›s› de¤il” fleklinde oldu. Adana mitingine kat›lan ÇEAfi ma¤duru bir iflsiz “‹flsizim, aç›m ve eve ekmek götürmek istiyorum” fleklinde taleplerini dile getirirken Tayyip’in cevab› ise di¤er cevaplar›n› aratmayacak flekilde oldu. “Baflka ad›mlar att›n›z, onun bedelini ödüyorsunuz.” A¤r› mitingine kat›lan üniversite diplomal› iflsiz olan gençler ise “ifl talebinde” bulundu. Tayyip’in cevab› ise “Tafl› s›kar, suyunu ç›kar›rs›n. Ben üniversite okudum, simit satt›m, su satt›m” fleklinde oldu. Tayyip bu cevapla kendinin örnek al›narak istenilirse iflsiz olunamayaca¤›n›n propagandas›n› yap›yor. Yani çalarak, halk›n ülkenin de¤erlerini satarak, emperyalist efendilere hizmette kusur etmeyerek... Ayn› mitinge kat›lan baz› geçici iflçiler ise “kadro talebinde” bulundular. Cevap ise yine ayn› üslupla “Kimsenin ifl be¤enmeme lüksü yok” fleklindeydi. Etimesgut mitinginde ise fleker fabrikas›n›n kapat›lmamas›n› isteyen iflçiler tartaklanarak engellendiler. Bunlar›n d›fl›nda ülkenin birçok yerinde yap›lan mitinglerde AKP’ye hem kendi taban›ndan gelen tepki ve öfke, hem de genel olarak kitlelerden gelen hoflnutsuzluk her ne kadar medya arac›l›¤›yla gizlenmeye, üstü örtülmeye çal›fl›lsa da art›k çok aç›k bir flekilde ortadad›r. (H. Merkezi)

Erdo¤an’a Dersim usulü karfl›lama Bölgede seçim çal›flmalar›n› yürüten baflbakan R. Tayyip Erdo¤an 13 Mart Cumartesi günü Dersim’e geldi. Erdo¤an’›n konvoyu Dersim’e gelirken, yaklafl›k bin kifli Yeralt› Çarfl›s›’n›n üzerinde Erdo¤an’› “AKP’nin icraatlar›, ‹flgal ortakl›¤›, Sendika düflmanl›¤›, Hapishanelerde 109 ölüm, ‹mam Boztafl’›n katledilmesi”, “Tecrite hay›r, katliamlara son” pankartlar› ve “Dersim, Marafl, Sivas katliamlar›n› unutmad›k”, “‹nfazlar›n katliamlar›n sorumlusu AKP’dir”, “Halk›z biz yeniden do¤ar›z ölümlerden” dövizleriyle beklediler. Bu arada her tarafa y›¤›nak yapan devletin kolluk güçleri kitlenin biraraya gelmesini engellemeye çal›flsa da yap›lan görüflmelerden sonra kitle bir araya geldi. Kitle burada Erdo¤an’› beklerken protestoyu haber alan Erdo¤an yolunu de¤ifltirerek alt yoldan halk›n içine girmeden K›flla Meydan›’na geldi. Yeralt› Çarfl›s› üstünde kitle ad›na bir bas›n aç›klamas› yapan Av. Özgür Ulafl Kaplan AKP döneminde yap›lan yarg›s›z infazlara de¤inerek Susurluk yöntemlerinin AKP döneminde de devam etti¤ini söyledi. Emekçilere yö-

nelik sald›r›lar›n had safhaya ulaflt›¤›n› belirten Kaplan, hükümetlerin Dersim üzerinde uygulad›klar› politikalar› anlatt›. Kitle s›k s›k “AKP defol bu memleket bizim”, “‹mam Boztafl ölümsüzdür”, “Tecriti kald›r›n ölümleri durdurun”, “Katil ABD iflbirlikçi AKP” vb. sloganlar›n› att›lar. Yeralt› Çarfl›s›’n›n üzerinde protesto eylemi yap›l›rken Erdo¤an ise K›flla Meydan›’ndaki kitleye vaatlerde bulunmaktayd›. Dersim’de yap›lan protestoyu görmezden gelen Erdo¤an Erzincan’dan, Elaz›¤’dan, Pertek’ten ve Çemiflgezek’ten getirilenlerle Dersim’deki memurlar›n zorla alana götürülmesiyle ve Erdo¤an’›n ne söyleyece¤ini merak ederek giden Dersim’lilere seslenirken “Köy Hizmetleri Kapat›lamaz” pankart› açan bir gruba, Köy Hizmetleri Genel Müdürlü¤ü’nü kapatmayacaklar›n›, ancak il özel idaresine devredeceklerini, Köy Hizmetleri’nin Ankara’dan de¤il, ilden yönetilece¤ini söyledi. Erdo¤an yap›lacak yeni bir protestodan çekinerek geldi¤i gibi kimseye gözükmeden Dersim’den ayr›ld›. (Malatya)

16 Mart’ta faflizme öfke

16 Mart 2004 tarihinde, Halepçe katliam› ve ‹stanbul Üniversitesi’nde 7 ö¤rencinin öldürülmesinin y›ldönümü olmas› nedeniyle ‹stanbul Üniversitesi önünde bir eylem gerçeklefltirildi. Önce ellerinde karanfiller ile Eczac›l›k Fakültesi önüne yürüyen ö¤renciler katledilen 7 ö¤renci için 1 dakikal›k sayg› duruflunda bulundular. “Faflizmi döktü¤ü kanda bo¤aca¤›z”, “16 Mart Halepçe’yi unutmayaca¤›z”, “YÖK kalkacak, polis gidecek, üniversiteler bizimle özgürleflecek” gibi sloganlar at›larak kitle da¤›ld›. Ard›ndan Beyaz›t Meydan›’nda yurtsever ailelerin ve DEHAP kitlesinin kat›l›m›yla Yeni Demokrat Gençlik, Özgür Gençlik, ‹GD, BAGEH, Kald›raç ve TAYAD’l› ailelerin de yer ald›¤› ikinci bir eylem gerçeklefltirildi. “16 Mart’› ve Halepçe’yi unutmaya-

ca¤›z”, “Faflizmi döktü¤ü kanda bo¤aca¤›z”, “Yeni Halepçeler istemiyoruz” sloganlar›n›n yaz›l› oldu¤u ve dövizler ve pankartlar tafl›nan eylemde, “Suriye flafl›rma, sabr›m›z› tafl›rma”, “Devrim flehitleri ölümsüzdür” sloganlar› at›ld›. Pek çok Kürtçe slogan›n da at›ld›¤› eyleme çevik kuvvet vahflice sald›rd›. Biber gaz› ve göz yaflart›c› bombalar›n da at›ld›¤› eylemde çok say›da insan a¤›r yaraland›, 30 kifli gözalt›na al›nd›. Sokaktan geçen insanlar›n da a¤›r darbeler ald›¤› sald›r› da devrimcisosyalist bas›n çal›flanlar› da bu azg›n sald›r›dan pay›na düfleni ald›. Özgür Gençlik muhabiri dayak yerken, Yeni Demokrat Gençlik muhabiri Meltem Durak ise polisin gözüne copla vurmas› sonucu yaralanarak hastaneye kald›r›ld›. MALATYA Malatya ESP ve Demokratik Güçbirli¤i yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla Halepçe kat-

liam›n› unutmad›klar›n› dile getirdiler. 16 Mart 2004 tarihinde saat 12:30’da postane önünde toplanan kitle “Halepçe’de katledildik, Newrozlarda diriliyoruz”, “Katil ABD Ortado¤u’dan defol”, “‹nsanl›¤a karfl› ifllenen suç! Halepçe” vb. dövizlerini açarken “Katiller halka hesap verecek”, “Kürt katliam›na son”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” sloganlar›n› att›lar. Bas›n aç›klamas› Halepçe’de katledilenler için 1 dakikal›k sayg› durufluyla bafllarken kitle ad›na bas›n aç›klamas›n› Ali Madenkuyu okudu. BURSA Halepçe katliam› 16. y›ldönümünde birçok ilde oldu¤u gibi Bursa’da da protesto edildi. 16 Mart günü saat 13:00’de Osmangazi Metro istasyonu önünde siyah bez üzerinde Halepçe resimlerinin sergilendi¤i bas›n aç›klamas›na birçok kurum kat›ld›. Aç›klamay› yapan Bursa DEHAP il baflkan› Murat Avc› “‹nsanl›k tarihinde 2. Dünya Savafl›nda Japonyaya at›lan bombalar›n ard›ndan ikinci büyük katliam olay›nda yaflanan bu trajediye dünya kamuoyu seyirci kald› ve hala seyirci

kalmaya devam etmektedir” dedi. MERS‹N 16 Mart 1988 y›l›nda Halepçe’de katledilen insanlar› anmak ve sald›r›y› k›namak için Mersin ‹HD fiubesi taraf›ndan bir bas›n aç›klamas› düzenlendi.16 Mart’ta 12:30’da ‹HD binas› önünde yap›lan aç›klamay› okuyan Celal Sonuvar “16 y›l önce bugün Halepçe’de 5000’den fazla insan biyolojik ve kimyasal silahlarla katledildi. Halepçe’de yaflayan Kürtlerin, Asurilerin kimyasal, biyolojik silahlarla katledilmesine ra¤men biyolojik ve kimyasal silah üretimi Halepçe öncesi ve sonras›nda devam etti. Halepçe katliam›n› bu günkü koflullarda anmam›z›n sebebi yeni Halepçeleri gördü¤ümüzdendir. Bugün Halepçe katliam›ndan dolay› Saddam Hüseyin’i suçluyor olmam›z ABD’nin savafl stratejisini destekledi¤imiz anlam›na gelmez. Çünkü biyolojik ve kimyasal silahlar›n as›l tafl›y›c›s› ABD’dir ve özellikle Arap Halklar› bu silahlar›n kullan›lmas› tehlikesi alt›ndad›r” dedi. Aç›klaman›n ard›ndan aralar›nda ‹flçi-Köylü, Devrimci Demokrasi okurlar› ve ESP’lilerin de bulundu¤u kitle alk›fllarla eyleme son verdi


26 Mart-8 Nisan 2004

31

10

Cumartesi Anneleri’nin dosyas› A‹HM’de kabul görmedi

Cumartesi Anneleri gözalt›nda kay›plar için eylem yapt›klar› dönemlerde sürekli gözalt›na al›narak, iflkenceye kötü muameleye maruz kald›klar› için Avrupa ‹nsan Haklar› Mahkemesi’ne (A‹HM) baflvurmufllard› ancak; A‹HM Cumartesi Anneleri’nin bu baflvurusuna “kabul edilmezlik karar›” verdi. Karar›na hiçbir gerekçe göstermeyen A‹HM, dosyan›n bir y›l sonra imha edilece¤ini bildirdi. Cumartesi eylemleri 21 Mart 1997 tarihinde Hasan Ocak’›n ‹stanbul’da gözalt›nda kaybedilmesinin ard›ndan Ocak ailesi ve insan haklar› savunucular›n›n çabalar› ile bafllad›. Resmi makamlara baflvurman›n yan›s›ra Hasan Ocak’›n resimlerini ‹stanbul caddelerinde tafl›yarak bir ipucu bulmaya çal›flan Ocak ailesi 58 gün sonra o¤ullar›n›n cesedini Kimsesizler Mezarl›¤›’nda buldu. 27 May›s 1995 tarihinde ise her Cumartesi saat 12:00’de Beyo¤lu’nda bulunan Galatasaray Lisesi önünde oturma eylemi bafllat›ld›. Gözalt›nda kay›plarla mücadelede bir kürsü yaratma hedefiyle Galatasaray Lisesi’nin önü mekan tutuldu. Her Cumartesi

Galatasaray’da kay›p yak›nlar› hayk›r›yordu. Yüzlerce insan, kay›p resimlerini tafl›yordu ellerinde. Analar kay›p çocuklar› için intikam yeminleri ediyordu. Ve ard›ndan 15-16 A¤ustos’ta yap›lan eylemlerde ilk sald›r› geldi analara, ve bundan sonraki 7 ay boyunca oturma eylemine kat›lan analara ve “hepimiz tutsak yak›n›y›z, hepimiz kay›p anas›y›z” diyenlere polis azg›nca sald›rd›. 7 ay boyunca her eylemde polisler kay›p analar›n›n, yak›nlar›n›n üzerlerine coplarla, köpeklerle sald›rd›lar. Ama analar, tutsak yak›nlar›, devrimci ve demokrat insanlar tüm dayaklara, sald›r›lara, yerde sürüklenmelere, gözalt›na al›n›p iflkence görme pahas›na “Galatasaray”› bir mevziiye dönüfltürdü. Ve ayn› zamanda burjuva bas›n yapt›¤› haberlerinde “Bunlar sahtekar, çocuklar› kay›p de¤il ya yurtd›fl›nda, ya da¤da” diyerek devletin bu eylemleri karalama kampanyas›na destek verdi. Aileler bu sald›r›lara karfl› eylemlerini bir süre de ‹HD ‹stanbul fiubesi önünde sürdürdüler. ‹HD’den d›flar› ç›kmalar›na izin verilmedi, içerde yapmak istediler yine engellendiler ve “Bir gün yine geri dönüp Galatasaray önündeki hayk›r›fl›m›za sahip ç›kaca¤›z diyerek” 1999 Nisan’›nda 202. haftada eylemlerine son verdiler. 22 Temmuz 2000 tarihinde Galatasaray önünde F Tipi hapishanelere karfl› eylem yapan Partizan fiehit ve Tutsak aileleriydi. Bu kez Cumartesi eylemleri F Tiplerine karfl›yd›. Cumartesi eylemleri birkaç hafta sonra yeni yeni kat›l›mlarla

geniflledi ve devletin sald›r›lar›na karfl› direnifl oda¤› olmaya bafllad›. Her hafta gözalt›larla durduramad›¤› tutsak yak›nlar›n› devlet, bu kez “tutuklamalarla” y›ld›rmaya çal›flt›. Cumartesi Anneleri yapt›klar› her eylemde yedikleri dayaklar, üzerlerine sürülen köpekler ve gözalt›nda u¤rad›klar› iflkencelerle, alm›fl olduklar› tutuklanma kararlar›yla A‹HM’e baflvurdular. Ancak A‹HM 4. Dairenin, 16 Eylül 2003 tarihli karar›nda, mahkemenin dosyadaki bütün delillere bakarak hak ve özgürlüklerin ihlal edildi¤i yönünde hiçbir belirti olmad›¤›n›(!) aç›klad›. Ve mahkemenin bu kesin karar›, mahkeme ya da baflka bir kurum önünde itiraza konu olmayaca¤› gibi mahkemenin talimatlar› do¤rultusunda, dosyan›n 1 y›l sonra imha edilece¤i aç›kland›. Cumartesi Anneleri ad›na Avrupa ‹nsan Haklar› Sözleflmesinin (A‹HS) 2, 3, 5, 6, 7, 10 ve 11. maddelerinin ihlal edildi¤i gerekçesiyle 1999 y›l›nda mahkemeye baflvuran Avukat Erkan Pekçe, mahkemenin kabul edilmezlik karar›na karfl›n “Herkesin ifade özgürlü¤ü ve bar›flç›l amaçlarla toplanma hakk› vard›r. Olayda bu haklar ihlal edilmifltir. Baflvurucular, iflkence ve onur k›r›c› muamelelere maruz b›rak›lm›fl, güvenlik haklar› ihlal edilmifltir. Bu karar›n gerekçesi bile yok. Türkiye’de bile hakim bir karar verirken, o karar›n gerekçesini vermek zorundad›r. Uluslararas› mahkemede böyle bir fleye ihtiyaç duyulmamas› ve gerekçenin tamamen takdire b›rak›lmas› hiç de anlafl›l›r de¤il. Olayda her fley tan›klarca anlat›l›rken ve belgelerle ispat edilirken mahkeme, olayda insan haklar› ihlali sezmediklerini bildiriyor. Orada tek bir gözalt› bile in-

san hakk› ihlalidir. A‹HS’de “toplant› ve gösteri hakk›”n› düzenleyen hiçbir ibare yok. Bu, sözleflme için büyük bir eksikliktir. ‹nsan haklar› kavram› burjuva kökenli oldu¤u için bu hak onlara ters düflüyor” dedi. A‹HM alm›fl oldu¤u bu kararla TC mahkemelerini aratmam›flt›r. Ancak hangi mahkeme nas›l bir karar al›nm›fl olursa olsun; ezilenlerin, iflkence görenlerin talepleri meflrudur. (‹stanbul)

Politik tutsaklarla Dayan›flma Günü’nde

LONDRA’DA PANEL

Haks›zl›¤›n, sömürünün ve bask›n›n oldu¤u her yerde muhalif, baflkald›ran bir kesim daima olmufltur, olacakt›r. Ve tarih her zaman baflkald›ran bu kesimin direnifllerini yazm›flt›r. Egemen güçler ise daima bu kesimi ezmeye yok etmeye çal›flm›flt›r. Bu amaçlar› do¤rultusunda zindanlar› her dönem bir araç olarak kullanagelmifltir. Her türlü zalimce ve barbarca yönteme baflvuran egemen güçler dünyan›n pekçok co¤rafyas›nda baflkald›ran ve direnen politik tutsaklara kendi s›n›f

ç›karlar› do¤rultusunda yönelmifltir. Peru’da 1982-1984 y›llar›nda zindanlara yap›lan operasyonda yüzlerce politik tutuklunun katledilmesi, ‹rlanda’da siyasi tutsaklar›n yapt›r›mlara karfl› yapt›klar› Ölüm Orucu’nda 10 ‹RA mensubunun hayat›n› kaybetmesi, ‹ran’da fiah döneminde sadece bir y›lda 18.000 siyasi tutsa¤›n idam edilmesi, ‹srail zindanlar›nda Filistinli tutsaklara yap›lan bask› ve iflkenceler, Kolombiya’daki hapishane katliam›, ‹talya’da K›z›ltugaylar, Almanya’da RAF, ‹spanya’da

ETA, Fransa,da Korsikal›lara yap›lan uygulamalar sayabildiklerimizden baz›lar›. Ülkemizde ise sadece 19 Aral›k’taki vahfli sald›r›ya de¤inmek herhalde geçmiflteki birçok sald›r›n›n boyutunu anlatmam›za yeter. Sadece bu tarihte yap›lan katliamda kullan›lan gazl›, ateflli, kimyasal silahlarla 28 devrimci tutsak katledilmifl cay›r cay›r yak›lm›flt›r, sonras›nda süren ölüm oruçlar›nda ise günümüze kadar 109 politik tutsak hayat›n› kaybetmifltir. Tarihi boyunca KürtTürk ve çeflitli milliyetlerden pekçok siyasi tutsak dünyada yaflanan katliam ve iflkencelerin, izalasyonun en vahflicelerine maruz kalm›flt›r. Ve dünyan›n di¤er co¤rafyalar›ndakiler gibi direniflleriyle insanl›¤a umut olmufllard›r. ‹ste böyle bir enternasyonalist ruhla harekete geçildi 18 Mart Uluslararas› Politik Tutsaklarla Dayan›flma Gününde Londra’da. Türkiyeliler’den (ÖTDK,UPOTUDAK, YÇKM, FEDB‹R), Filipin’den, ‹ran’dan, Nepal’den, ‹spanya’dan, ‹ngiltere’den ce-

flitli organizasyonlar›n kat›ld›¤› sürece 13 Mart’da yap›lan bir bas›n aç›klamas› ile girildi. Ard›ndan 17 Mart’da Londra’da yay›n yapan Radyo Rojbafl’da ki konuflmalarla devam edildi. Bu süreç boyunca çeflitli uluslardan pek çok insana ulafl›lmaya çal›fl›ld›. Tüm bu çal›smalar›n sonucunda ise yukar›da sayd›¤›m›z tüm ülkelerden temsilcilerin kat›ld›¤› bir panel gerçeklefltirildi. Her temsilcinin kendi ülkesindeki tutsaklarin sesi olmaya çal›flt›¤› panelde ortak düflünce, ortak yaflad›¤›m›z sorunlara ve ortak düsmana karfl› birlikte hareket etmenin önemi üzerineydi. UPOTUDAK ad›na panele kat›lan arkadafl konuflmas›nda iflkencede katledilen ‹brahim Kaypakkayaya ve gazeteci Memik Horoz’un bir komplo sonucu tutsak edilmesine de de¤indi. ‹spanya’dan kat›lan arkadafl›n ise “flu an burada konuflmam bile tutuklanmama neden olabilir” demesi Avrupada ki demokrasi anlay›fl›n›n çarp›c› bir örne¤i olarak yorumland›.


11

31

26 Mart-8 Nisan 2004

Evrensel ve D‹HA muhabirleri binlerle u¤urland› Demokratik Güç Birli¤i’nin Adana’daki seçim çal›flmas›n› izlerken 19 Mart günü seçim otobüsü üzerinde çekim yapan Dicle Haber Ajans› muhabiri Volkan Eryi¤it ve Evrensel Gazetesi muhabiri Hasan ‹fller, TEM yolu üzerinde bulunan üst geçide çarparak yaflamlar›n› yitirdiler. Volkan Eryi¤it ile Hasan ‹fller için 10 bini aflk›n kiflinin kat›l›m›yla Adana’da Hac› Ömer Sabanc› Camii’nde tören düzenlendi. Sabah saatlerinde Havuzlu Bahçe Mahallesi’ndeki evinden al›nan Evrensel gazetesi muhabiri Hasan ‹fller’in cenazesi, Bahçe Camii’nde k›l›nan cenaze namaz›n›n ard›ndan Hac› Ömer Sabanc› Camii’ne götürüldü. Volkan Eryi¤it’in cenazesi ise ayn› saatlerde Seyhan’›n Denizli Mahallesi’deki evinden al›n›p Müminler Camii’ne götürüldü. Burada k›l›nan cenaze namaz›ndan sonra Eryi¤it’in cenazesi, onlarca araçtan oluflan konvoy eflli¤inde ‹fller’in cenazesinin bulundu¤u Hac› Sabanc› Camii’ne getirildi. Eryi¤it’in tabutu burada sar›, k›rm›z› ve yeflil renklerden oluflan bir örtü ile örtüldükten sonra cami avlusunda omuzlarda tafl›narak bir süre dolaflt›r›ld›. Bu s›rada törene kat›lan 10 bini aflk›n kitle hep bir a¤›zdan, “Hasan ve Volkan yoldafllar ölümsüzdür”, “fiehit nam›r›n”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” fleklinde slogan att›. Daha sonra cenaze arabalar›na konulan Eryi¤it ve ‹fller’in tabutlar› önünde, Evrensel Gazetesi Genel Yay›n Yönetmeni ‹hsan Çaralan, DEHAP Genel Baflkan› Tuncer

Bak›rhan, EMEP Genel Baflkan› Levent Tüzel, D‹HA Yönetim Kurulu Baflkan› U¤ur Bal›k kitleye hitaben birer konuflma yapt›. ‘GÜLE GÜLE O⁄LUM, GÜLE GÜLE Y‹⁄‹D‹M’ Törene kat›lan Volkan Eryi¤it’in babas› Ayd›n Eryi¤it, annesi Bediha Eryi¤it, niflanl›s› Feleknaz Bazo ile Hasan ‹fller’in babas› Semih ‹fller ve annesi Münire ‹fller gözyafllar›na bo¤uldu. Cenazeler konuflmalar›n tamamlanmas›n›n ard›ndan topra¤a verilmek üzere yola ç›kar›ld›. Bu s›rada Ayd›n Eryi¤it o¤lunun tabutuna sar›larak “Güle güle o¤lum, güle güle yi¤idim” dedi. Törene, DEHAP Genel Baflkan› Tuncer Bak›rhan, EMEP Genel Baflkan› Levent Tüzel, ÖDP, ‹HD, EMP Adana ve Mersin yöneticileri, E¤itim-Sen Adana ve Mersin flubeleri ile KESK Adana Bileflenleri temsilcileri, Güçbirli¤i’nin Adana büyükflehir, ilçe ve belde belediye baflkan adaylar›, D‹HA Van, ‹stanbul, Mersin, Diyarbak›r, Adana büro çal›flanlar›, Mersin Gençlik Kültür Merkezi, Ba¤›ms›z Gençlik Hareketi, Ülkede Özgür Gündem gazetesi, Evrensel gazetesi, Özgür Kad›n Sesi, Özgür Halk Dergisi temsilcileri ile çeflitli sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin de aralar›nda bulundu¤u 10 bini aflk›n kifli kat›ld›. Gazetemiz ‹flçi-köylü ve ILPS de ‹stanbul’da Evrensel ve D‹HA bürolar›n› ziyaret ederek her zaman yanlar›nda olduklar›n› ilettiler. (H. Merkezi)

Volkan Eryi¤it

Hasan ‹fller

Ümit Abay Türkiye’ye u¤urland›

18 fiubat 2004 tarihinde Almanya’n›n Köln flehrinde Mülheim semtinde üzerine benzin dökerek yaflam›na son veren Ümit Abay, 7 Mart 2004 tarihinde yap›lan anma töreninin ard›ndan Türkiye’ye u¤urland›. Ümit Abay Dersim’li bir ilenin çocu¤u olarak 15 Ocak 1981 y›l›nda ‹stanbul’da dünyaya geldi. Devrimci bir gelene¤e sahip olan Abay ailesinin bir ferdi olarak Ümit Abay’da süreç içinde devrimci fikirlerle tan›flt› ve T‹KB örgütüne sempati duymaya bafllad›. 2000 y›l›nda hapishanelerde bafllayan direni-

fle destek vermek ve politik tutsaklar›n direniflinin kamuoyuna tafl›nmas› eylemlerinde yer ald›. Bu eylemlerinden dolay› yarg›land› ve 4 y›l 3 ay hapis cezas›yla cezaland›r›ld›. Ümit Abay bu cezas›ndan dolay› bundan alt› ay önce Almanya’ya gelerek iltica etti. ‹ltica baflvurusundan sonra eski Do¤u Almanya s›n›rlar› içinde bulunan bir flehirde, eski Rus askerlerinin kald›¤› ve iltica yurduna çevrilen bir kampa yerlefltirildi. Bu kamp da di¤erleri gibi tam bir askeri k›flla gibi yönetiliyor. Her gün imza atmak zorunda kalan, 1 Eoru’ya zorla çal›flt›ran ilticac›lar gibi Ümit Abay’da bu uygulamalara maruz kald›. Ve o ölmeden önce tutu¤u günlü¤üne flu notu düflüyordu “yar› aç›k cezaevi görmedim ama, yar› aç›k cezaevi bu olsa gerek. Kendimi yar› aç›k cezaevinde san›yorum” diyerek içinde yaflad›¤› koflullar› aç›k ve yal›n cümlelerle böyle dile getiriyordu. Almanya baflta olmak üzere Avrupa’n›n bir ülkesinde ç›kar›lan yeni iltica yasalar› insan onurunu k›r›c› oldu¤u kadar, yaflam koflullar›ndan oldukça uzak ve tam bir bask› yasas›na çevrilmifl bu-

lunuyor. Bugün Almanya’daki iltica kamplar› birer aç›k hapishane gibi. ‹nsanlar belli saatlerde girip ç›kmak zorunda, bir çok kampta girifl ve ç›k›fllarda imza at›l›yor, bir çok kampta insanlar her gün iltica kamp›n›n görevlilerine görünmek zorunda. Birkaç gün görünmeyen bir ilticac›n kayd› hemen silinmekte ve tüm haklar› ellerinden al›nmaktad›r. ‹lticalar›n doktora gitmelerine s›n›r getirilmekte, zorla çal›flt›r›lmakta, çal›flma zorunda kalanlar ise 1 Euro’ya çal›flt›r›lmaktad›r. Ümit Abay’da Almanya’daki kötü iltica koflullar› protesto için 18 fiubat’ta üzerine benzin dökerek yaflam›na son verdi. Yaral› olarak hastaneye kald›r›lan Ümit Abay’a tam iki gün herhangi bir müdahale yap›lmadan bekletildi. Gerekçe ise yap›lacak ameliyat›n çok pahal› olmas›. Ve bu paray› Ümit Abay’›n ba¤l› bulundu¤u sosyal kuruluflun karfl›lamayaca¤›. ‹nsan haklar›ndan, demokrasiden dem vuran Almanya’n›n, ölümle pençeleflen bir insan gösterdi¤i yaklafl›m ve insan yaflam›na duyulan sayg›. Her fleyin parayla ölçüldü¤ü bu düzende Ümit Abay’ya zaman›nda müdahale

edilmifl olsayd›, yaflama flans› olabilirdi. Benzer bir olay da 1980 sonras›nda Almanya’da meydana gelmiflti. Türkiye’de askeri faflist cuntan›n ifl bafl›nda oldu¤u bu tarihte, Almanya’da iltica talebinde bulunan Kemal Altun Alman mahkemeleri taraf›ndan Türkiye’ye teslim edilmek için yarg›land›¤› esnada, mahkeme salonunun cam›ndan atlayarak yaflam›na son vermiflti. Uluslararas› af örgütünün verilerine göre son 4 y›l içinde 123 kifli yaflam›na son vermifl. Aradan 23 y›l geçtikten sonra yine benzer bir olay›n Almanya’da yaflanmas›, bir kez daha Almana iltica yasas›n› gündeme getirmifl oldu. Ümit Abay’›n yaflam›n› yitirmesinden sonra, 100’ün üzerinde avukat, demokratik kitle örgütleri ve insan haklar› kurulufllar› ve medya bu olay› kamuoyuna tafl›d›. Dava avukat› baflta olmak üzere, bu olay›n A‹HM tafl›nmas› için giriflimlerde bulunacaklar›n› aç›klad›lar. Keza Almanya’da faaliyet yürüten AT‹F’inde içinde yer ald›¤› demokratik kitle örgütleri Alman iltica yasalar›na karfl› bir kampanya yürütme karar› ald›lar. (Köln)


26 Mart-8 Nisan 2004

31

12

K›z›lay’da devlet terörü Emperyalist sald›rganl›¤a, soruflturmalara, YÖK Yasa Tasar›s›’na ve YÖK’e karfl› ülkenin birçok yerinden Ankara’da biraraya gelen ö¤renciler devletin azg›nca sald›r›s›na maruz kald›. 13 Mart ‹nisiyatifi taraf›ndan örgütlenen, Türkiye ve T. Kürdistan›’ndan çok say›da ö¤rencinin kat›ld›¤› eylemde devlet terörü yafland›. 13 Mart günü erken saatlerde Kurtulufl Park›nda toplanmaya bafllayan ö¤renciler, halaylarla, türkülerle flehir d›fl›ndan gelecek arkadafllar›n› beklemeye bafllad›lar. Çukurova’dan gelen otobüsler Gölbafl›nda, ‹stanbul’dan gelen otobüsler de Ankara giriflinde durdurularak kimlik tespitleri yap›ld›. Araçlar›n plakalar›n› da alan jandarma ard›ndan kitlenin Ankara’ya girifline izin verdi. 10:30 sular›nda di¤er illerden ö¤rencilerin gelmesiyle beraber pankartlar da aç›lmaya baflland›. Parkta bekleyen ö¤renciler coflkulu bir flekilde halay çekerken, YÖK’ü protesto eden sloganlar att›. “Soruflturmalara hay›r, YÖK Yasa Tasar›s› geri çekilsin” yaz›l› “13 Mart ‹nisiyatifi” imzal› pankart ile yine 13 Mart ‹nisiyatifi imzal› “NATO’ya geçit yok, Kahrolsun, Emperyalizm” yaz›l› pankartlar önde aç›larak yürüyüfle geçildi. Bunlar›n arkas›nda “Anti Emperyalist Mücadeleyi Yükseltelim, YÖK’e hay›r” yaz›l› YDG imzal› pankart ile “Soruflturmalar› y›rtaca¤›z, YÖK’ü da¤›taca¤›z” yaz›l› Özgür Gençlik pankartlar› yer ald›. Eylemde; Devrimci Proleter Gençlik, Gençlik Dernekleri, DEHAP Gençli¤i, Özgür E¤itim Platformu, Ekim Gençli¤i ile Hacettepe Üniversitesi Ö¤renci Derne¤i, Mustafa Kemal Üniversitesi Ö¤renci Derne¤i de yer ald›. Polisin alana savafla haz›rlan›r gibi geldi¤i dikkat çekerken ö¤renciler YÖK ve Tasar›s›na karfl› sloganlar atarak Mithatpafla Köprüsü’-

ne kadar geldiler. Partizan flamalar› ve k›z›l bayraklar› ile disiplinli bir flekildi YDG kitlesi de dövizleri ile YÖK Yasa Tasar›s›n› ve Kamu Reformunu protesto ettiler. Saat 13:00’te polis barikat›yla karfl› karfl›ya gelen kitle barikat›n kald›r›lmamas› üzerine beklemeye bafllad›. Yaklafl›k 1 saatlik 13 Mart ‹nisiyatifi taraf›ndan örgütlenen, Türkiye ve T. Kürdistan›’ndan çok say›da ö¤rencinin kat›ld›¤› eylemde devlet terörü yafland›.

bir bekleyiflten sonra polis kitleye azg›nca sald›rmaya bafllad›. Bu ilk sald›r› s›ras›nda eyleme kat›lanlardan Hüseyin Tu¤ra yaraland›. Gaz bombalar›ndan göz gözü görmezken kitle ara sokaklara da¤›ld›. Kitlenin bir bölümü Ulucanlar’a do¤ru yönelirken bir k›sm› da Kolej üzerinden Cebeci’ye yürüdü. Polis panzerleri Dikimevi’ne kadar gelirken polis halk›n üzerine gaz bombalar› att›. Yaklafl›k 2,5 saat süren eylem, kitlenin tamamen da¤›lmas› üzerine sona erdi. Ayn› akflam Yüksel Caddesi’nde polisin yaratt›¤› terör yap›lan bas›n aç›klamas›yla protesto edildi. Polis gözalt›na ald›¤› ö¤rencileri feci flekilde döverken otobüste de sald›rmaya devam ediyordu. Eylem sonras›nda 67 kifli gözalt›na al›narak güvenlik flubeye götürüldü. Gözalt›na al›nanlar aras›nda gözü gör-

meyen bir ö¤rencinin de olmas› polisin tutumunu da gösteriyordu. Pazartesi günü adliyeye ç›kar›lan ö¤rencilerden 13’ü tutuklanarak Ulucanlar Hapishanesi’ne götürüldü. Ayn› gün Adliye’ye arkadafllar›na destek vermeye gelenlerden Göksel Çal da sivil polisler taraf›ndan gözalt›na al›nd›. Çal, akflam saatlerinde serbest b›rak›ld›. Polisin savc›yla iflbirli¤i gözden kaçmazken bir gün sonra, serbest b›rak›lan 28 ö¤renci hakk›nda yaflad›klar› illerdeki emniyet flubelerine tutuklama karar› gönderildi. Ankara Emniyeti’nin terör estirdi¤i ve gözalt› furyas› bafllatt›¤› eylemde ve sonras›nda ö¤renciler üzerinde bask› kurulmaya çal›fl›ld›. 1000 kiflilik listenin haz›rlad›¤› iddia edilen polis terör yaratmaya devam ediyor. (Ankara)

ÇUKUROVA ÜN‹VERS‹TES‹’NDE Ö⁄RENC‹LERE CEZA YA⁄DI! Çukurova Üniversitesi’nde çeflitli eylemlere kat›ld›klar› gerekçesi ile rektörlük taraf›ndan aç›lan soruflturmalar sonuçland›. Aç›lan soruflturmalar›n sonucunda 6 ö¤renci okuldan at›l›rken 3 ö¤renci ise birer dönem okuldan uzaklaflt›r›ld›. Daha önce de yaklafl›k 30 ö¤renciye çeflitli cezalar veren rektörlük E¤itim Fakültesi ö¤rencisi Deniz Ökmen’e üniversite kampüsünde 6 Kas›m YÖK protestosu, 15 Ekim 2003’te alternatif aç›l›fl ve 15 fiubat 2004’te Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit uygulamalar› ve F ve D tipi Hapishanelerini protesto etmek amac›yla gerçekleflen eylemlere kat›ld›¤› iddias›yla yönetmeli¤in 10. maddesi gere¤i 3 kez “yüksek ö¤renim kurumundan ç›karma” cezas› verdi. Yine ayn› maddeyi ihlal ettikleri gerekçesi ile Nihat Avc› ve Mustafa Saçl› adl› ö¤rencilere 2’fler kez “yüksek ö¤renim kurumundan ç›karma”, ayn› eylemlere kat›ld›klar› için Hüseyin Süt, Emek Ulafl Aslan ve Kadir Selek’e 1’er dönem uzaklaflt›rma ve Deniz Y›ld›r›m, Özdal Bayar, Elif Tezverdi, Eyüp K›rgil, Ramazan Polat, U¤ur Türker ile Ali Kutluay’a da k›nama cezas› verdi. (Mersin)

ILPS-TÜRK‹YE B‹R‹NC‹ YILINI KUTLADI

‹SV‹ÇRE’DE ORTAK PANEL YAPILDI

Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi Türkiye Seksiyonu 14 Mart 2004 tarihinde düzenledi¤i bir etkinlikle aç›l›fl›n›n birinci y›l›n› kutlad›. Tüm Bel-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen etkinlik ILPS temsilcisi Aliyah Elisabeth Brunner taraf›ndan ILPS’nin kurulufl amac›n›, bir y›ll›k faaliyetini anlatan bir konuflmayla bafllad›. Belediye‹fl 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm sendikalar›n son süreçte tamamen ortaya ç›kan sar› yüzünü de¤erlendirdi. Önümüzdeki süreçte devletin baflta devrimci-demokrat, yurtsever kamuoyu olmak üzere emekçilere yönelik sald›r›lar›n›n daha da artaca¤›na dikkat çekerek “Bu sald›r›lara karfl› iflçi ve emekçilerin örgütlenmesi gerekir” dedi. Hasan Gülüm’ün konuflmas›n›n ard›ndan dia gösterimi yap›ld›. TUYAB ad›na konuflan ‹smail Karagöz ise bir tutsak yak›n› olarak yaflad›klar›n› ve hapishanelerin ve tutsaklar›n yaflad›¤› sorunlar›n nas›l gündeme tafl›nmas› gerekti¤ine de¤indi. Güney Kültür Merkezi bünyesinde çal›flmalar›n› yürüten tiyatro ekibinin sergiledi¤i oyunun ard›ndan sahne alan Özgürlük Korosu’nun söyledi¤i türkü ve marfllarla etkinlik sona erdi. Etkinlikte, “Güney Kültür Merkezi ve TAYAD’›n gönderdi¤i mesajlar okundu. (‹stanbul)

‹sviçre’nin Zürih kentinde 21 mart günü ‹flçi köylü ve At›l›m okurlar› taraf›ndan "Emperyalist iflgal,Ortado¤u ve Kürtler" bafll›kl› panele yaklafl›k 80 kifli kat›ld›. Yap›lan aç›l›fl konuflmas›ndan önce tüm dünyada s›n›fs›z,sömürüsüz bir yaflam için flehit düflen devrimci ve komünistler için bir dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Ard›ndan yap›lan aç›l›fl konuflmas›nda panelin 21 Mart Newroz bayram›na denk gelmesi sebebi ile bu direnifl gelene¤i selamland›. Daha sonra panelistler emperyalist iflgale ve sald›r›lara iliflkin görüfllerini dile getirdiler. Emperyalist iflgal ve sald›r›lar›n sadece petrol için olmad›¤› sadece Ortado¤u de¤il ayn› zamanda Balkanlar, Kafkasya ve tüm dünyan›n sald›rganl›k tehditi alt›nda oldu¤u vurguland›. Bunlara dur demek için örgütlü mücadelenin yarat›lmas› gerekti¤ine dikkat çeken kat›l›mc›lar soru cevap bölümünün ard›ndan panele son verdiler.


31

13

26 Mart-8 Nisan 2004

Avrupa’da 8 Mart coflkusu

8 Mart Avrupa’da da birçok etkinlikle kutland›. Bunlardan baz›lar›; BERL‹N Kutlamalardan biri Berlin’de AT‹F-T‹D (Türkiyeli ‹flçiler Derne¤i) bünyesinde gerçeklefltirildi. fienlik fleklinde gerçeklefltirilen kutlamaya yüzellinin üzerinde insan kat›ld›. Her y›l baz› yeniliklerle gerçeklefltirilen 8 Mart flenli¤i, dünyada, Türkiye ve T. Kürdistan›’nda flehit düflen tüm devrim ve komünizm flehitleri an›s›na yap›lan sayg› duruflu ve aç›l›fl konuflmas›yla bafllad›. Berlin Folklor ‹nisiyatifi Kafkas oyunuyla, arkas›ndan iki arkadafl Latin-Amerika, özellikle Küba yöresinin Salsa halk dans›yla gösteri sundular. Cemal Do¤ulu’nun sundu¤u birbirinden güzel halk türküleri ve eflli¤inde çekilen halaylar insanlar› coflkuland›rd›. Alman Rebellen Müzik Grubu’nun sundu¤u sosyal hak gasplar›na karfl› olan içerikteki flark›lar› be¤eniyle dinlendi. Sevilen türküleri yürekten, en yal›n biçimiyle dile getiren Y›lmaz ve Bahar ikilisinden sonra 8 Mart’›n tarihçesi, anlam ve önemine iliflkin

iki arkadafl konuflma yapt›lar. Saz› ve sözüyle Berlin’de birçoklar› taraf›ndan tan›nan Ozan Cemalettin’in türkü ve marfllar›na coflkuyla seyirciler de efllik ettiler. Yine Berlin Folklor ‹nisiyatifi Silifke oyunuyla, ard›ndan ikifler arkadafl; 1850’lerde ‹spanya’da flekillenen, daha sonra Arjantin vb. ülkelerde geliflen halk dans› Tango ve Hindistan’tan ‹spanya’ya gelen Andalu çingeneleri taraf›ndan oynanan halk dans› Flamenko dans›n› yaparak flenli¤e renk katt›lar. Gitar, saz, davul vb. enstrümanlar eflli¤inde Grup De¤iflim’in sundu¤u müzik dinletisi coflkuyla alk›flland›. Davul ve zurna eflli¤inde çekilen halaylarla coflku doru¤a ç›karken, zaman›n hayli ilerlemesi dolay›s›yla flenlik bitirilmek zorunda kal›nd›. Arada sunulan fliirler hofl bir hava katarken, zaman darl›¤› nedeniyle skeçler sunulamad›. LONDRA Londra TKM olarak 6 Mart Cumartesi günü Trafalgar Square Meydan›’nda yap›lan mitingte “Yaflas›n 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü” yaz›l› AT‹K ve

ILPS ›mzal› pankart›m›zla yer ald›k. Eylem boyunca 8 Mart ile ilgili bildirilerimizi ve 20 Mart ça¤r›lar›m›z› da¤›tt›k. 7 Mart Pazar günü ise TKM’de Filipinli, ‹ngiliz, ‹ranl› ve Afrikal› dostlar›m›zla enternasyonel dayan›flman›n güzel bir örne¤inin sergilendi¤i coflkulu bir etkinlik gerçeklefltirdik. Ortak haz›rlanan etkinlikte TKM Kad›n Komitesi’nin, AT‹K Kad›n Komisyonu’nun, Filipinli dostlar›n ve ILPS’›n mesajlar›na yer verildi. Günün içeri¤ine yönelik bir sinevizyon gösterimi kitleye sunuldu, bizlerin ve Filipinli dostlar›n müzik dinletileri hep bir a¤›zdan söylendi. fiiir dinletisi ve TKM halkoyunlar› ekipleri ise etkinli¤e ayr› bir coflku katt›. Ortak çekilen halaylar ve ortak söylenen Enternasyonal Marfl› ile etkinlik sonland›r›ld›. ‹SV‹ÇRE ‹T‹F Kad›nlar Komitesi’nin organizasyonu ile 6 Mart’ta ‹sviçre Zürih’te gerçeklefltirilen anma etkinli¤i coflkulu bir kat›l›mla kutland›. New Yorklu tekstil iflçisi binlerce emekçi kad›n›n yakt›¤› direnifl meflalesinin sahiplenicisi olduklar›n›, etkinli¤in bütün çal›flmalar›n›n kad›nlar taraf›ndan üstlenilmesi ve büyük emek harcama çabalar›yla bir kez daha görülmeye de¤erdi.Kad›nlar kimliklerinin sahiplenicisi olduklar›n›, emperyalist savafl ve iflgallere, ulusal, s›n›fsal bask› cinsel sömürüye ve her türden gericili¤e karfl› ortak mücadele yürütülmesi kararl›¤›nda olduklar›n› okunan mesajlar ve fliirlerle birlikte, türkülerimize ve folklor gösterimine coflkulu kat›l›mlar›yla göstermifl oldular. Anma etkinli¤imize kat›lanlar, k›sa Film gösterimini de büyük ilgiyle izlediler. Anman›n bitiminden sonra dile getiri-

len dileklerle, Emekçi Kad›nlar›n mücadelesinin daha da ileriye tafl›nmas› ve kad›nlar›n bunu ileriye tafl›mak, özgürleflmekleri için örgütlenmelerinin önemi bir kez daha vurguland›.Etkinlik sonras› orada bulunan kad›nlar›m›za birer k›rm›z› gül da¤›t›larak, anma etkinli¤i sona erdirildi. ‹SV‹ÇRE- ZÜR‹H 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü ‹sviçre’nin Zürich flehrinde çeflitli kurum ve kurulufllar›n organizesi ile 1000 kiflilik kitlenin yan› s›ra devrimci demokrat kat›l›m›yla büyük bir ilgi gördü. Partizan okurlar›n›n da ITIF kad›n komisyonunun haz›rlam›fl oldu¤u afifllerle partizan taraftarlar› da orada sloganlar eflli¤inde haz›r bulundular. Tarihten günümüze kendileri için tabular›n yine kendileri için tabulaflt›r›ld›¤›n›, mülkiyetin en katmerli fleklinin tarihten süregelen denekleri olduklar›n› sloganlar eflli¤inde birkez daha Dünya Emekçi Kad›nlar›n›n savunucusu olduklar›n› hayk›rd›lar. 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü vesilesiyle, önce kad›n yoldafllar›m›zdan bafllayarak ülkemizde ve dünyan›n dört bir yan›nda devrimci mücadeleye destek veren kad›nlar› yüre¤imizle kucakl›yor, bu u¤urda flehit düflenlerin onurlu an›lar› önünde sayg›yla e¤iliyoruz. AVUSTURYA 8 Mart Emekçi Kad›nlar Günü Avusturya’n›n 5. Bölgesi’nde de çeflitli etkinlikler ile kutland›. Viyana Linz, Salzburg, Insbruck Foralberg bölgelerinden yüzlerce kiflinin kat›ld›¤› etkinlik coflkulu geçti. K üzerindeki bask›lar› anlatan tiyatro ve skeçler kitlenin be¤enisini kazand›. Türkiye’den geceye kat›lan Füsun Demirel ve Nurettin fien’in kat›ld›¤› kad›n üzerine söyleflileri kitleler üzerinde olumlu etki b›rakt›.

“Halk›n sa¤l›k hakk› için g(ö)revdeyiz” Türk Tabipler Birli¤i, SES üyesi sa¤l›k emekçileri 10-11 Mart tarihleri aras›nda ülke çap›nda ifl b›rakma eylemi gerçeklefltirdi. Hastalar›n sadece nüfus cüzdanlar›n› göstererek tedavi olmalar› talebinin ön plana ç›kart›ld›¤› eylemler hastane bahçelerinde yap›ld›. Kamu Yönetimi Temel Kanunu’nun yürürlü¤e girmesiyle paras› olmayan›n tedavi edilemeyece¤ini, hastanelerin ticarethaneye dönüflece¤ini belirten sa¤l›k emekçileri kendilerine ifl b›rakma eylemi yapmaktan baflka çare b›rakmayan hükümete ve Sa¤l›k Bakan› Recep Akda¤’a yönelik tepkilerini, att›klar› sloganlarla ve tafl›d›klar› dövizlerle dile getirdiler. ‹STANBUL 10 Mart 2004 tarihinde fiiflli Etfal Hastanesi bahçesinde toplanan yaklafl›k 3 bin sa¤l›k emekçisi s›k s›k “Rantiyeye de¤il, sa¤l›¤a bütçe”, “Yaflas›n s›n›f dayan›flmas›”, “AKP sa¤l›¤a zararl›d›r”, “IMF’ye uflak, halka Kas›mpaflal›” vb. sloganlar› att›. SES fiiflli fiube Baflkan› Rabia Tuncer bas›n aç›klamas›n› yaparken ‹stanbul Tabipler Odas› Baflkan› Gencay Gürsoy da flunlar› söyledi; “Bu duyars›zl›k devam ettikçe eylemlerimiz de devam edecektir. Bundan kimse kuflku duymas›n. Baflbakan’›n ticaretten ay›racak vakti yoksa, yaflanacaklardan o sorumludur”. Bebekler, hamileler, dializ hastalar›, kanser hastalar›, a¤›r hastalar ve acil servisler d›fl›nda hizmet verilmeyen hastanelerde bulunan hastalar›n büyük bir ço¤unlu¤u sa¤l›k emekçilerinin eylemine destek verdi.

11 Mart 2004 tarihinde ise Cerrahpafla T›p Fakültesi’nin bahçesinde bulunan 2 bine yak›n sa¤l›k emekçisi 10 Mart’ta yap›lan eylemi çarp›tmak ve kamuoyunu yan›ltmak isteyen yay›n organlar›na ve hükümete ayn› flekilde tepkilerini “Biz çocuklar›m›za onurlu bir gelecek b›rakaca¤›z ya siz” diyerek dile getirdiler. Eylemde bas›n aç›klamas›n› yapan SES Aksaray fiube Baflkan› Songül Beydilli “Sa¤l›k hizmeti sosyal devletin vazgeçilmez bir görevidir. Devlet bütün yurttafllar›na sa¤l›k hizmeti vermekle yükümlüdür. Biz sa¤l›k çal›flanlar› ifl güvencemiz, insanca yaflayacak ücret, çal›flma koflullar›m›z›n düzeltilmesi için halk›n sa¤l›k hakk›na sahip ç›k›p, eflit, nitelikli ücretsiz sa¤l›k hizmeti sunmak için mücadele ediyoruz” dedi. ‹TO Baflkan› Gencay Gürsoy’un konuflmas›yla sona eren eylemde ILPS’nin ABD’nin Irak’a sald›rd›¤› gün olan 20 Mart’ta Taksim Gezi Park›’nda yap›lacak olan eylem ça¤r›s›n›n oldu¤u bildirilerin da¤›t›lmas› sa¤l›k emekçilerinin ilgisini çekti. ANKARA Sa¤l›k Emekçileri 10 Mart 2004 tarihinde Ankara Numune Hastanesi önünde toplanarak, hastalar› eylem hakk›nda bilgilendirmeye çal›flt›. “‹nsanca Yaflayacak Ücret ‹stiyoruz” yaz›l› önlükleri giyen sa¤l›k emekçileri hastalarla sohbet etti. Hastalar›n eyleme destek verdikleri görülürken eylemin içeri¤ine dair yeterli bilgiye sahip olmad›klar› göze çarpt›. Türk Tabipler Birli¤i Genel Baflkan›

Füsun Sayek ve SES Genel Baflkan› ‹smail Hakk› Tombul’un da kat›ld›¤› sohbetlerde hastalar›n kendilerini ma¤dur hissetmemeleri istendi. SSK D›flkap› Hastanesi’ni de ziyaret eden Sayek, burada Genel-‹fl üyesi iflçilerin deste¤i ile karfl›laflt›. “‹flçi-memur elele genel greve”, “Sa¤l›k emekçileri yaln›z de¤ildir” sloganlar›n› atan iflçiler sa¤l›k emekçileri taraf›ndan alk›fllarla karfl›land›. D‹SK yöneticileri de eyleme kat›larak karanfil da¤›tt›. Sa¤l›k emekçileri ertesi gün de ifl b›rakarak eylemlerini sürdürdü. MERS‹N Sa¤l›k emekçilerinin ifl b›rakma eylemi Mersin’de de kitlesel bir flekilde gerçeklefltirildi. 10 Mart Çarflamba günü saat 12:00’de Devlet Hastanesi önünde, 11 Mart Perflembe günü ise saat 12:30’da Mersin SSK Hastanesi önünde gerçeklefltirilen eylemlerde yap›lan aç›klamalarda sa¤l›k emekçileri paran kadar sa¤l›k projesine karfl› hükümetin daha önce 5 Kas›m ve 24 Aral›k’ta iki defa uyar›ld›¤›n›,

sa¤l›¤›n bir mal gibi al›n›p sat›lamayaca¤›n›, ücretsiz sa¤l›k, eflit ifle eflit ücret verilmesi gerekti¤ini vurgulad›lar. MALATYA Sa¤l›k emekçilerinin AKP hükümetini uyarmak amac›yla 10-11 Mart tarihlerinde yapt›klar› ifl b›rakma eylemlerine Malatya’daki sa¤l›k emekçileri de kat›ld›lar. 11 Mart günü ifl b›rakan sa¤l›k emekçileri saat 12.30’da Devlet Hastanesi önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n metnini SES Malatya fiubesi fiube Baflkan› Hasan Kald›k okudu. Kald›k “emekçilere ve halka ra¤men Kamu Yönetimi Temel Kanununun 49. maddesi meclisten geçmifltir. AKP hükümetini uyar›yoruz! Bu yanl›fltan biran evvel geri dönülmeli, ülkenin tüm dinamikleriyle yeni reform yasas› haz›rlanmal›d›r. Türkiye’nin tüm illerinde 10 ve 11 Mart’ta acil servisler d›fl›nda hizmet üretilmedi. Hükümet tepkimizi dikkate almazsa eylemlerimiz artarak devam edecektir” dedi.


14

26 Mart-8 Nisan 2004

31

IMF programlar›n›n en üst s›ras›nda yer alan özellefltirmeleri gerçeklefltirmek için AKP hükümeti var gücüyle çal›flmaktad›r. Bu do¤rultuda 2004 y›l›n› özellefltirme y›l› olarak ilan eden AKP hükümeti çok uluslu flirketlerin temsilcilerini ülkeye davet ederek ülkenin tüm kaynaklar›n› pazarlamaya çal›fl›yor. Türkiye’de ve dünyada özellefltirmelerle ilgili gazeteci yazar fiükran Soner’le yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz.

Gazeteci-Yazar fiükran Soner

Türkiye’de özellefltirme üretimi bitiriyor -Türkiye’nin özellefltirme sürecini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? - Özellefltirme 1980 sonras› tek kutuplu dünyada, küreselleflme ad› alt›nda yeni dünya sömürü düzeninin olmazsa olmazlar›n›n bir dayatmas› olarak gündeme geldi. Özellefltirmenin ‘80 sonras› tek kutuplu dünyada dayat›lmas›n›n ideolojik temel bir nedeni vard›. Kapitalist rejimlerde kamu yat›r›mlar›, sosyal devlet uygulamas›n›n bir arac›d›r. Kapitalizm için sosyal aç›l›mlar marksist tehdit ad› alt›nda kendilerini savunmalar› için tek araçt›. Çünkü özel sektör kâr kayg›s›yla çal›fl›r, bu çok aç›kt›r. ‹stihdamdan bafllay›n kamu hizmeti alan› olan hiçbir konuya kamunun verdi¤i ciddiyet ve önemle girmiyor. O yüzden de baflta sa¤l›k ve e¤itim olmak üzere bütün sosyal devlet aç›l›mlar›nda, buna iflletmeler de dahil halka ucuz ürün ulaflt›rma anlam›nda kamu alan›na yat›r›ma gereksinim duyar. Örne¤in Türkiye’de Güneydo¤u’da flimdi savafltan ç›k›ld›, oras› nas›l toparlanacak? Özel sektör kârl› bulmad›¤› için hiçbir fley yapmayacak, daha bu sabah konufluluyordu ekonomi program›nda, niye diyor ben Van’da veya A¤r›’da yat›r›m yapay›m, verimlilik yok. O zaman ne oluyor, kamu yat›r›m›na veya kamu deste¤ine gereksinim duyuluyor. Nerden bakarsan›z bak›n kamu alan›na giriyor ifl. O yüzden de tam tersine Özalizm ile bafllayan ideolojik dayatmadaki propaganda, hani devlet basma m› dokusun, devlet kasapl›k m› yaps›n, devlet süt mü sa¤s›n? Tam tersine yoksul ülkelerde hatta zengin ülkelerde bile kamu sosyal devletin arac› olarak devreye giriyor. Girmedi¤i zaman da sosyal devlet ortada kalm›yor. Sermaye ‘80 sonras› özellefltirmeyi ideolojik olarak dayatm›flt›r, yani herhangi bir kuruluflun özellefltirmesi olarak de¤il. ‹ki temel hareket noktas› var, biri sosyal devletten vazgeçme, yani do¤u blokunun Marksist tehdidi ortadan kalk›nca neden bedel ödeyeyim kavram› geliflti sermaye

aç›s›ndan. Serbest piyasa ekonomisi kutsallaflt›r›l›rken bunu bedel ödemekten kaç›nma arac› olarak sosyal devletten vazgeçme ve tabi ki özellefltirme sald›r›s› izledi. Bu genel bir yaklafl›m. Ama bir de yoksul Güney’e karfl› bir yaklafl›m var, ikinci bir hedef var orada. Yoksul Güney ülkelerinin de zaten Pazar olmas› isteniyor. Üretimde terk edilen alanlar için düflünülüyor bu ülkeler. Sermaye, kârl›l›¤›na göre hareket edebilme esnekli¤ini kazanmak istiyor. O zaman kamu yat›r›m›, sermayenin istedi¤i esneklikte dünyada dolaflabilmesi ve istedi¤i emek sömürüsü önünde engel oluflturuyor. Hatta yoksul Güney’in birçok alanda zengin Kuzey’in istemedi¤i alanlarda yat›r›m yapmamas› gerekiyor bu paylafl›m a¤›nda. Onun için yoksul güney ülkelerinin sanayileflmesinin tamamen yok edilmesi anlam›na da geliyor bu özellefltirmeler. Bizim gibi ülkelerde böyle oldu. Dünya Sendikalar Federasyonu’ndan gelen temsilciler özellefltirmeyi iflsizlik olarak alg›l›yorlard› kendi üyeleri bak›m›ndan. Yani yo¤un özellefltirmelerle sendikal› iflçi kayb› yaflan›yor bat› ülkelerinde. Bizim ülkemizde ise çok daha can al›c› bir hayk›r›fl vard› iflçi sendikalar›ndan gelen. Adam flaflk›n bir flekilde özellefltirmelerin niye bu kadar çok ana gündem oldu¤unu sordu Dedim, bizim sendikalar›m›z›n tümü kamuda örgütlü. Özellefltirme oldukça özellefltirme oran›nda üye kaybediyorlar. Yani sendikas›zlaflt›rma oluyor, kay›t d›fl›na geçifl oluyor ve hatta o alanlardaki çal›flanlar›n ifllerini kaybetmesi anlam›na geliyor, yat›r›mdan da vazgeçilmifl oluyor. O zaman bizim sendikal hareket olarak yoksul ülkelerdeki sonuçlar› için ikinci bir aç›l›m›m›z›n olmas› gerekiyor. Zaten bugün y›llar sonra dünya prati¤inden özellefltirmenin sonuçlar›n› görüyoruz. Zengin ülkelerde kamu alan›ndaki hizmetlerin ve sosyal devletin gerilemesi olarak karfl›m›za ç›k›yor. Örnek verirsek ‹ngiltere’de sendikal› iflçi say›s› 8 mil-

yondan 4 milyona geriledi. Ev eksenli ekonomide asl›nda yabanc› a¤›rl›kl› yani bilgisayarc›lar›n evde oturmas› olarak geliflmiyor olay. Ucuz emek sömürüsü, kay›ts›z üretim olarak yaflan›yor. Ev eme¤i eksenli ekonomide ‹ngiltere’de iki buçuk kat› art›fl olmufl bu süreçte. Türkler dahil yabanc›lar›n ucuz emek, kad›n ve çocuklar›n sömürülmesi arac› olarak var. Yani ekonominin çok tipik sonuçlar› var. Birçok kamu alan›ndaki hizmetlerin gerilemesi. Çünkü hizmetler daha çok aks›yor ve ilerde daha boyutlu olarak karfl›m›za ç›kacak. Dedi¤im ülkelerdeki bu sonuçlar, do¤u Almanya’da özellefltirmelerdeki büyük yolsuzluklar, sendikal› iflçi kayb› ve birçok alandaki üretimde gerileme olarak yans›yor. O kamu iflletmesinden özele geçerken rant olarak kullan›l›yor ve o yat›r›m ayn› düzeyde devam etmedi¤i için iflçi iflini kaybediyor. Yeni iflçiliklerde de esnek çal›flma modeli içerisinde giderek kazan›lm›fl haklarda gerileme yafl›yor. As›l tabi özellefltirmenin sonuçlar›n› çok a¤›r yaflayan ülkeler yoksul ülkeler, di¤er ad›yla geliflmekte olan ülkeler. fiili’deki, Arjantin’deki, Brezilya’daki özellefltirmeler önce mucize olarak pazarland›. Arkas›ndan hepsi gerçekten bu ça¤da olmayacak drecede sömürge ülkesi haline geldiler ekonomik anlamda, hatta siyasi olarak da böyle oldu. Arjantin’den bir örnek vereyim: 10-15 Arjantinli aile ve çok say›da yabanc› tekel ve yabanc› tekellerinin içindeki kamu tekelleri de dahil ekonomide bütün o ya¤man›n, geçici-çarp›k gelir kayb›na ra¤men sonuçta gerileme yafl›yor ve k›sa sürede pahal›, çok de¤erli, y›llar›n birikimini ucuza satman›n getirdi¤i bir bütçede rahatlama olsa bile hemen arkas›ndan kriz olarak karfl›m›za ç›k›yor. Çünkü borç ödemede dönebilirlik giderek geriliyor. -Bizim ülkemizde özellefltirmenin yavafll›¤›n› neye ba¤l›yorsunuz? -Bizde özellefltirmeler hiçbir zaman iktidar›n amaçlad›¤› h›zda olmad›. Bunun

temel nedeni hiç de zannedildi¤i gibi özellefltirmelere karfl› ciddi bir emek direnifli ya da siyasi direniflten dolay› de¤il, 80 sonras› Türkiye’de emek hareketi özellefltirmelere karfl› anlaml› bir karfl› durufl hareketi gelifltiremediler. Belki yasa d›fl› özellefltirmeler nedeniyle, hukuka ayk›r› uygulamalar nedeniyle yarg›dan dönen çok fazla karar oldu. Onu bir yavafllatma sayarsak, onun d›fl›nda yavafllatmada cayd›r›c› bir sendikal hareketin çok fazla bir örne¤ini veremiyoruz. Çok az, birkaç örnek var. Birkaç sendika var, bu anlamda tav›r koyabilmifl olan. Bir dönem için Paflabahçe iflçisi, ‹stanbul’da Sümerbank iflçisi karfl› durdu ama kararlar› geri döndürmeye yetmedi bu. Ciddi anlamda Petrol-‹fl sendikas› bir karfl› durufl sergiliyor, onun afla¤›-yukar› iflyerlerinin tümünü kaps›yor, varolmak-yokolmak gerçekli¤iyle de karfl› karfl›ya, bu yüzden daha anlaml› bir direnifl sergilediler. G›da iflkolunda ise böyle bir direnifl görmedik, flekerde ise aksine sendikan›n sat›fl›n› görüyoruz, hatta baz› ifl kollar›nda böyle bir durumlar› da var. Özellefltirmecilerle ortak olup kendilerine pay alabilme yaklafl›mlar› da var. Türkiye’de neden özellefltirmeler istenilen h›zda olmad›? Çünkü Türkiye’de özellefltirilecek iflletmeleri iflletme olarak alma kapasitesinde, kurall› düzende gerçek bir sermayileflme yok. Türkiye’de sermaye, özellikle 80 sonras› süreçte vurgunla, soygunculukla o kadar zenginleflti ki üretim yapmadan kurallara göre bir iflletmeyi sat›n almak falan hiçbir flekilde avantaj olmad›. Zaten dünya ölçe¤inde de özellefltirme furyas› yafland›¤› için tüm tekellerde de durum ayn›yd›. Türkiye pazar› yabanc› sektör aç›s›ndan çok çekici gelmedi, eme¤in daha ucuz, sömürünün daha kolay oldu¤u ülkeler varken göreceli, kurall› bir hukuk düzeninin geçerli oldu¤u Türkiye, yeni yabanc› sermaye yay›l›m politikas›na uygun düflmüyor. ☞


31

15

Türkiye’de neden özellefltirmeler istenilen h›zda olmad›?

Çünkü Türkiye’de özellefltirilecek iflletmeleri iflletme olarak alma kapasitesinde, kurall› düzende gerçek bir sermayeleflme yok. Türkiye’de sermaye, özellikle 80 sonras› süreçte vurgunla, soygunculukla o kadar zenginleflti ki üretim yapmadan kurallara göre bir iflletmeyi sat›n almak falan hiçbir flekilde avantaj olmad›. Türkiye pazar› yabanc› sektör aç›s›ndan da çok çekici gelmedi. Yani bizden de sermaye d›flar› kaç›yor, tek nedeni bu. Sermayeye birçok ülkede, birçok yoksul ülkelerde öyle olanaklar tan›n›yor ki, öyle kurals›z bir flekilde emek çal›flt›r›l›yor ki –ucuz ve kay›t d›fl› kurals›zl›klar- sermaye yoksul ülke ekonomileri içindeki yap›lanmalar›nda Türkiye gibi ülkeleri seçmiyor. Özal propagandas›n› yapm›flt›, bizde ucuz emek var diye, fakat Türkiye’deki emek ne kadar ucuz olursa olsun Tayland’daki, Güney Kore’deki, Endonezya’daki emek kadar ucuz olmad›. Örne¤in Endonezya’daki 3600 kad›n iflçi jordan marka Nike ayakkab› üretiyorlar. ‹ki buçuk y›lda ald›klar› ücretin toplam› Mayk›l Jordan’a bir y›lda verilen reklam telif ücretine denk düflüyor. Böylesine bir kad›n ve çocuk eme¤i sömürüsü varken Türkiye’deki y›llar›n birikimi kamu iflletmesini özellefltirmeyle alman›n bir tek amac› oluyor, o da daha çok yerli iflbirlikçinin gördü¤ü bir fley. O alan›, o fabrika binas›n›, o araziyi rant olarak kullanmak. Özellefltirmelerin trajik baflka bir sonucu var, çok h›zl› olmad› ama özellefltirmelerin arkas›ndan üretim devam etmedi, üretim amac›yla al›nmad›lar. Özellefltirilen iflyerlerinin çok az› bugün çok az iflçiyle, çok az bir üretim yap›yor. Gerisi hep rant alan›nda kullan›l›yor. Bizde özellefltirmeler sadece vurguna uygun düflüyor. Usülsüzce oldu ve bu yüzden yarg›dan döndü. -Geçti¤imiz günlerde Ç›ra¤an Saray›nda AKP hükümetinin daveti ile çok uluslu flirketlerin temsilcileriyle bir toplant› yap›ld›. AKP Hükümetinin emekçiler aleyhine verdi¤i birçok vaat ve söz var bu temsilcilere. Yeni sald›r›lar gelebilir mi? -O toplant›n›n içeri¤i zaten yabanc› sermayenin, dünya tekellerinin daha do¤rusu Türkiye’de koyduklar› yer, yoksul ülkelerde gelifl karfl›l›¤› olarak koyduklar› koflullar›n, dayatmalar›n dozunun giderek a¤›rlaflmas› ile ilgili bir pazarl›k. 80 öncesini an›msayal›m, Türkiye’de sendikal› iflçi en yüksek ücreti alan iflçiydi, örne¤in yabanc› ilaç fabrikalar›nda çal›flan iflçiler sendikal›yd›lar ve oldukça yüksek bir ücret al›yorlard›. fiimdi ise yabanc› sermaye tamamen kurals›z bir düzen için gelmek istiyor, esnek çal›flma, düflük ücret için gelmek istiyor. Sendikal haklar› tan›m›yor, çok ortakl›kl› kurals›z üretimde pay kapmaya çal›fl›yor. Fason üretim, Anadolu aslanlar›yla iliflkiler içinde, ihracata dönük flekilde üretim yapmak istiyor. Üretim yapt›klar› yer belirsiz, darmada¤›n›k, hatta ev eksenli

ekonomide de böyle. Örne¤in Ümraniye’de ev ekonomisi tarz›nda çal›flan kad›nlar› örgütleyelim, sendikalar› kapat›p kap›s›na kilit vural›m ki hafta sonlar› gereken siparifli sa¤lamas› için kad›nlar›n çocuklar›na bakabilecek organizasyonu sa¤layal›m. Siparifl gidip gelebilsin, yani Tayland modelini Türkiye’de geçerli k›lma aray›fl› bu. Onun için sermayenin çabas›, Türkiye’deki koflullar› daha esnek k›labilmektir. Çünkü belki o kadar çok flu anda dünyada sosyal damping söz konusu ki emek haklar›ndan vazgeçmek ve esnek çal›flma koflullar›n› sa¤lamak için, ki Türkiye’ye bu yüzden gelmiyor. Türkiye’de gereken yasalar›n düzenlenmemesi, kolayl›klar›n yap›lmamas› hepsi lafta olan fleylerdir. Çünkü öyle genel bir terminoloji kullan›l›yor ki asl›nda arkas›ndaki olay farkl›. Romanya’da ya da Bulgaristan’da bizim Türk sermayesinden daha fazla rüflvet verdi¤i kesin. Ama oraya niye gidiyorlar, çünkü kurals›z düzenin kurals›z deste¤ini görüyorlar. Kurals›z kazanmak istiyorlar. Bir kurals›zlaflt›rma var dünya ölçe¤inde, ürkütücü olan bu. Zaten Dünya Bankas› söylüyor, bundan daha 7-8 y›l önce gelinen bir sonuç bu. Dünya sermayesinin tekellerinin rüflvete verdi¤i pay iflçiye verdi¤i pay›n iki buçuk kat›na ç›km›fl durumda. fieffaflaflma aray›fllar› da bunun bir sonucu, rüflveti önlemeye yönelik, çünkü rüflvetin bir garantisi yok. Yani ak›fl çok farkl› bir ak›fl. Bu bir geçifl süreci; do¤u blokunun parçalanmas›n›n sonras› tek kutuplu dünyada sermayenin alabildi¤ine azg›nlaflmas›n›n getirdi¤i sonuçlar bunlar. Uluslararas› hiçbir denetimin insandan yana olamamas›. Bu böyle sürecek de¤il tabi, insandan yana denetim mekanizmalar› mutlaka geliflecek, örgütlülük olacak, ondan sonra biz bu konular› ciddi ciddi tart›flabilece¤iz. Sel öyle büyük bir sel ki kurallar onun içinde bir ayr›nt› olarak kal›yor. Bu nedenle bizde bu asla siyasi iktidarlar›n baflar›s›zl›¤› de¤il. Tam tersine her türlü dampingi yapt›lar, her türlü yasal yoldan kaç›fl› denediler. Ama istedikleri özellefltirmeleri gerçeklefltiremediler. Çünkü dünya konjonktüründeki koflullarda Türkiye’de bunu alacak kapasitede iç sermaye yok, buna gönüllü yabanc› sermaye de yok. -AKP Hükümeti seçimlerde ifl bafl›na geldi¤inden bu yana ekonominin düzelmeye bafllad›¤›, enflasyonun düfltü¤ü, ihracat›n büyüdü¤ü demagojisini yap›yor. Bunlar› ve topluma yans›y›fllar›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz?

26 Mart-8 Nisan 2004

-Öncelikle toplumun alg›lamad›¤›, borsan›n ve medyan›n hiç görmek istemedikleri flu gerçek AKP Hükümetinin flu an yaflad›¤› sürecin 12 Eylül sonras› Özal hükümetinin yaflad›¤› süreçten daha bile kendi içinde flansl› oldu¤udur. fiunu demek istiyorum: 12 Eylül 24 Ocak kararlar›n› kat› bir flekilde uygulad›, nerden bakarsan›z bak›n askeri rejim çok bask›c› bir rejimdi ama ekonomi alan›nda liberal politikay› eksiksiz uygulad›, bir birikim sa¤land›. O modelin kendi içinde rahatlama sürecinin ard›ndan Özal dönemi gelir, yani nimetleri ona düfltü. Özal dönemi dedikleri de bu nimetlerin çok k›sa sürede tüketilmesidir. Ama bir parlak süreç oluyor, ekonomik verilerde al›nan kararlar›n sonucu olarak. Çünkü o kararlar›n bir birikimi vard› bir önceki dönemden gelen. Bu birikim Özal’› çok da götürmedi, bir seçim daha kazanabildi, ondan sonra da cumhurbaflkanl›¤›na kaçt›. Arkas› geliyor bu iflin. Tayyip Erdo¤an için bunun arkas› çok daha fliddetli gelecek, askerlerin üç y›lda yapt›¤› birikimi Ecevit hükümetinin IMF programlar›na sad›k kalarak yapt›¤› program -ki bu program›n ürünüdür bu sonuçlar- o program›n sonuçlar› bu kadar uzun süreli pozitif -pozitif derken bizim için de¤il borsalar için- sonuçlar› bile olamaz. Söz konusu bile de¤il ama AKP’nin flans› Ecevit iktidar›n›n kötü oldu¤u, seçim kaybettiren kolisyon yapan üç partiye de seçim kaybettiren modelin sonuçlar›na sadece iç dinamikler için kullanmad›. As›l modele d›flardan müthifl bir rüzgar esti. Bu rüzgar sadece ABD’nin ya da AB’nin AKP’yle yapt›¤› ç›kar ittifak› de¤il. Yani IMF’nin AKP’ye daha hoflgörülü davranmas›, Ecevit hükümetine verilmeyen kredilerin daha fazla ona verilmesi ya da programlardaki esnekliklere daha çok göz yumulmas› sadece bunlar de¤il. Esas önemli olan dünya konjonktüründeki ekonomik gidiflte ABD’nin kendi iç s›k›fl›kl›¤›nda dünya ölçe¤inde dolar›n› kulland›rma ve dolar›n ABD’ye ak›fl›nda kendi iç ekonomik krizi nedeniyle bir politika de¤iflikli¤ine gitmifl olmas›d›r. Yani dolar›n de¤erini düflürmesidir. ABD, kendi iç ekonomisini canland›rmak için bunu yapt›. Bizim ülkemiz dahil herkes dolar› kulland›¤› için ABD karar›yla dolar›n de¤erinin düflmesi bizim borçlar›n da geri dönebilirli¤ini art›rd›. Geçen y›l rüzgarlar arkam›zdan esiyordu. Bu y›l ayn› rüzgarlar önümüzden

esecek diyorlar. Bizim borçlanma rakamlar›m›z büyüdü asl›nda. Borçlanma rakamlar› büyüdü ama borçlar›n dönerlili¤i kolay oldu. Kolay oldu¤u için bu ekonomik göstergeler karfl›m›za ç›kt› ama bunlar yapay fleyler. Hat›rlars›n›z en çarp›c› Özal yine televizyondan kalemi gözümüze sokard›. Güney Kore, Arjantin, fiili, Brezilya mucizeleri, o mucizelerden flimdi eser yok. Türkiye’deki o kadar da bir mucize de¤il çünkü s›f›r yat›r›mla geri yat›r›mla hatta. Üniversitelerin kendi öz kaynaklar›yla yani daha do¤rusu döner sermayeleriyle yaratt›klar› gelire bile el koymufl bir bütçe-denge politikas›nda para piyasalar›yla sa¤lanm›fl dengenin ekonomik refah olarak pazarlanmas› bizim medyam›z›n baflar›s›. Tabi gerçekten kutlamak gerek. -Mevcut politikalar karfl›s›nda sendikalar›n tutumunu nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -Türkiye’de flu anda esas özel sektör oldu¤una göre anl› flanl› özel sektör tamam›nda da sendikal› iflçi say›s› üç yüzbini geçmedi¤ine göre sendikalizm diye bir olay yok. Yani ad› var kendisi yok. Böyle bir güç olmay›nca sendikac›lar aç›s›ndan koltu¤un korunmas›n›n tek yolu siyasi iktidar ve sermayenin adam› olmaktan geçiyor. 12 Eylül’den beri deforme olmufl bir sendikac› kültürü var. Kamuda da özellefltirmelerle sürekli üye kaybettikleri gerçe¤ini de hesaba katt›¤›m›z zaman ki gerçek de flu, 12 Eylül 80’e girdi¤imizde 3 milyon sigortal›, 1,5 sendikal› vard›. Bu bir rekordu, çünkü kamuda herkes sendikal›yd›. fiimdi 5 milyon sigortal› ve 750 bin sendikal›m›z var. Bu bir yok olma sürecidir. Bu zamanda sendikac› protitifi için koltu¤unu koruman›n tek yolu siyasi iktidarla, sermayeyle iyi iliflkiler kurmaktan, iyi çocuk olmaktan geçiyor. Sendikac›n›n göreceli gelir düzeyi de çok yükseldi. Reel olarak yükselmedi ama iflçiler yoksullaflt›kça, orta s›n›f yok olunca onlar›nki yukarda kald›. Bu durumda flu anda AKP’leflmifl bir sendikac› kadrosu var. Erdo¤an Türk-‹fl Genel Kurulunda sigorta hastanelerini alaca¤›m diyor ve alk›fllan›yor. SSK’y› özellefltirece¤im diyen bir baflbakan Türk-‹fl Genel Kurulunda konuflabiliyorsa zaten tam bir teslimiyet var demektir. Birkaç sendikan›n ve sendikac›n›n sendikal de¤erleri savunmaya çal›flmas› genel durumu de¤ifltiremiyor ne yaz›k ki.

Türkiye’de sendikac›l›¤›n geldi¤i düzey üzerine Türkiye’de flu anda esas özel sektör oldu¤una göre anl› flanl› özel sektör tamam›nda da sendikal› iflçi say›s› üç yüzbini geçmedi¤ine göre sendikalizm diye bir olay yok. Yani ad› var kendisi yok. Böyle bir güç olmay›nca sendikac›lar aç›s›ndan koltu¤un korunmas›n›n tek yolu siyasi iktidar ve sermayenin adam› olmaktan geçiyor. 12 Eylül’den beri deforme olmufl bir sendikac› kültürü var.


26 Mart-8 Nisan 2004

16

31

Faflizmin devrimci ve komünistlere yönelik sald›r›s› geçmiflte oldu¤u gibi bugün de sonuçsuz kalacakt›r!

KARADEN‹Z’DE NELER YAfiANIYOR? Son y›llarda Karadeniz’de yaflananlar›, devletin her türlü yalan, çarp›tma haberleriyle gizlenmek istenen gerçekleri, uygulad›¤› politikalar›n neye ve kime hizmet etti¤ini bu yaz› dizisi ile sayfalar›m›zda ifade etmeye çal›flaca¤›z. Öte yandan bir de bölgede faaliyet sürdüren Halk Savaflç›lar›n›n kendi kalemlerinden, yaflad›klar›n› aktaraca¤›z. Böylelikle gerek okurlar›m›za ve gerekse de devrimci demokrat kamuoyuna Karadeniz’de son y›llarda yaflananlar› bizzat yaflayanlar›n kendi anlat›mlar›ndan aktaraca¤›z. Böylelikle devletin bölge ve devrimciler hakk›nda yapt›¤› karfl› devrimci propagandaya da yan›t vermifl olaca¤›z. TC devleti, ‹stanbul’da yaflanan bombal› sald›r›lar›n ard›ndan, emperyalist efendileri taraf›ndan “terörle mücadelenin cephe ülkesi” ilan edildi. Efendilerinin bu “iltifat›na” mahzar olmakla övünen faflizm; sözcüleri arac›l›¤›yla “zaten kendilerinin teröre karfl› deneyimli” oldu¤unu, Türk devletinin saf›n›n “teröre karfl› savaflanlar›n yan›nda” oldu¤unu aç›klad› gururla. Hiç kuflkusuz ki, emperyalizmin ve faflizmin kulland›¤› bu “terör” kavram›, kendi terörlerini gizlemenin, iflçi s›n›f› ve emekçi halka yönelik sald›r›lar›n›n üstünü örtmek amac›yla kulland›klar› bir kavramd›r. Örne¤in bugün Irak’ta topraklar›n› emperyalist iflgale karfl› savunan direniflçiler, emperyalistler taraf›ndan “terörist” olarak damgalan›yor, dünyaya “terörist” olarak yans›t›l›yor. Bizler bu yaklafl›m› biliyoruz. Ülkemizde de faflizm; y›llard›r ülkelerinin özgürlü¤ü ve ba¤›ms›zl›¤› için savaflan, halk›n gerçek demokrasiye ulaflmas› için canlar›n› veren halk savaflç›lar›n›, devrimcileri ve komünistleri “terörist” olarak kitlelere yans›tmaya çal›flt›. Halen de çal›fl›yor. Yine Kürt ulusunun hakl› ve meflru mücadelesi için savaflan Kürt gerillalar›n› “terörist” olarak ilan etti ve her türlü katliam›n› bu yolla gizlemeye çal›flt›. Emperyalizmin ve onun iflbirlikçilerinin, uflaklar›n›n bu politikalar› yeni de¤il asl›nda. Onlar aç›s›ndan kendi s›n›f ç›karlar›na ne uygun düflüyorsa onu hayata geçirmek ve bunu yaparken de her türlü yalan› ve demagojiyi kullanmak bir s›n›f tavr›d›r. Burjuvazinin ve her türden gericilerin ç›karlar›na hizmet eden bu politikalar ve uygulamalar, iflçi s›n›f› ve

emekçi halk›n ç›karlar›na hizmet etmez. Tam aksine, iflçi s›n›f› ve emekçi halka sald›r› anlam›n› tafl›r. Bu nedenle burjuvazi ve tüm gerici s›n›flar, iflçi s›n›f› ve emekçi halka, kendi do¤rular›n›, sanki iflçi s›n›f› ve emekçi halk›n do¤rular›ym›fl gibi gösterir. Bunda dönem dönem baflar›l› oldu¤u da görülmektedir. Bugün emperyalizmin ufla¤› faflist TC devleti, emperyalizmin politikalar› do¤rultusunda yeniden yap›land›r›l›rken, uygulad›¤› politikalar› ise iflçi s›n›f› ve emekçi halk›n ç›kar›na hizmet eden politikalar olarak yans›tmaktad›r. IMF programlar› do¤rultusunda haz›rlanan yasalar tam anlam›yla iflçi s›n›f›na ve emekçi halka sald›r› politikalar› olmalar›na ra¤men, bu politikalar hakim s›n›flar taraf›ndan halk›n yarar›na politikalar olarak yans›t›lmaktad›r. Özellefltirme sald›r›lar›, tar›m için ç›kar›lan yasalar vb. En son Kamu Reformu Yasa Tasar›s› üzerinden estirilen tart›flmalarda da ayn› yaklafl›m ortaya ç›kmaktad›r. Faflizmin bu politikalar›, devrimci mücadelenin sürdürüldü¤ü bölgelerde daha kapsaml› ve sinsice devam ettirilmektedir. Devlet bir yandan devrimcilere, halk savaflç›lar›na tüm askeri gücüyle sald›r›rken öte yandan kitlelere ise daha çeflitli ve kapsaml› politikalarla yönelmektedir. Son y›llarda ülkemizde yaflanan ve gittikçe boyutlanan tasfiyecilik rüzgarlar›, devletin özellikle silahl› mücadele yürüten devrimci partilere ve Proletarya Partisi’ne daha fazla yönelmesini de beraberinde getirmektedir. Emperyalizm ve faflizmin teslimiyet politikalar›na flu veya bu oranda karfl› ç›kan her türlü anlay›fl devletin karfl› devrimci fliddetinden nasibini almaktad›r.

Karadeniz Bölgesi’ndeki uygulamalar da bu politikalardan ba¤›ms›z de¤ildir ve tam aksine devletin daha fazla yo¤unlaflt›¤› bir bölge olmas› nedeniyle öne ç›kmaktad›r. Bilindi¤i gibi bu bölgenin bir kesiminde baflta Proletarya Partisi olmak üzere çeflitli devrimci örgütlerin çal›flmalar› bulunmaktad›r. Faflizm özellikle Kürt Ulusal Hareketi’nin reformist bir hatta demirlemesiyle birlikte, k›rsal kesimde faaliyet sürdüren ve çal›flmalar›n› gerilla faaliyeti boyutuyla yürüten devrimci partilere ve Proletarya Partisi’ne yönelik son y›llarda görülmeyen bir biçimde, bir yandan askeri olarak öte yandan da kitlelere yönelik sald›rganl›¤›nda muazzam bir art›fla gitmifltir. Karadeniz Bölgesi’nde devlet; özellikle T. Kürdistan›’nda kulland›¤› ve deneyim kazand›¤› politikalar› uygulamaya çal›flmakta, devrimcilerin ve halk savaflç›lar›n›n kitlelerle buluflmas›n›n önüne geçebilmek için vargücüyle çal›flmaktad›r. Bir yanda devrimcilerin ve Halk Savaflç›lar›n›n kesin imhas›n› hedeflerken öte yandan kitlelerin devrimcilere ve halk savaflç›lar›na destek vermemesi için gerek gerçek yüzünü ve gerekse de “iyi” yüzünü göstermektedir. ‹flte bizler de son y›llarda Karadeniz’de yaflananlar›, devletin her türlü yalan, çarp›tma haberleriyle gizlemek istedi¤i gerçekleri, uygulad›¤› politikalar›n neye ve kime hizmet etti¤ini sayfalar›m›zda ifade etmeye çal›flaca¤›z. Öte yandan bir de bölgede faaliyet sürdüren Halk Savaflç›lar›n›n kendi kalemlerinden, yaflad›klar›n› aktaraca¤›z. Gerek okurlar›m›za ve gerekse de devrimci-demokrat kamuoyuna Karadeniz’de son

y›llarda yaflananlar› bizzat yaflayanlar›n kendi anlat›mlar›ndan aktaraca¤›z. Böylelikle devletin bölge ve devrimciler hakk›nda yapt›¤› karfl›-devrimci propagandaya da yan›t vermifl olaca¤›z.

I. BÖLÜM BÖLGEDE DEVLET‹N DURUMU VE K‹TLELERE DÖNÜK POL‹T‹KALAR Bugün TC’nin Karadeniz’de uygulamakta oldu¤u politikalar›, dünyada ve Türkiye’de yaflananlar› emperyalizmin genel anlamda yaflad›¤› ideolojik, siyasal, askeri, psikolojik sald›rgan politikalar›ndan ba¤›ms›z olarak ele alamay›z. Emperyalizm, dünya halklar› üzerindeki bask›lar›n› her geçen gün art›rmaktad›r. ‹nsanlar› umutsuzlu¤a, karamsarl›¤a sürükleyerek, emekçi halklara yaflatt›¤› bask›y›, sömürüyü, açl›¤›, yoksullu¤u iyice kan›ksatarak, toplumun bilincini, yaflam›fl olduklar› sorunlar karfl›s›ndaki duyarl›l›¤›n›, tepkilerini iyice sindirmeye çal›flmaktad›r. Emperyalistlerin yasalar›nda kâr, yasalar›nda para ve ç›kar vard›r. Her fley bunun üzerinden yükselmektedir. Emperyalizmin genel karakteri sonucu içine girdi¤i krizin her geçen gün daha da derinleflece¤ini ve bunun sonucu olarak da ilerleyen süreçte daha fazla sald›rganlaflaca¤›n› görebiliyoruz. Bu sald›r›lar sadece emperyalistlerin ve onun uflakl›¤›n› yapan ülkelerin ç›karlar›na hizmet ederken, emekçi halklar da bask›, zulüm ve katliam olarak bu sald›r›lardan pay›na düfleni almaktad›r.


31 Emperyalist politikalar›n yaflama geçirilmesinde, emperyalistlerin uflakl›¤›n›, jandarmal›¤›n›-tafleronlu¤unu yapan ülkelerden bir tanesi de Türkiye’dir. Türkiye jeopolitik anlamda önemli bir yere sahiptir. Bunun yan› s›ra uflakl›k misyonunu iyi bir biçimde yerine getirmesi, ordu yap›s›, do¤al zenginlik kaynaklar›yla düflündü¤ümüzde emperyalistler için kullan›lmaya de¤er bir “olanakt›r”. TC’ye biçilen bu misyon onu daha da azg›nlaflt›rm›flt›r. Halk›n umudu olan ilericilere, demokratlara, devrimcilere, komünistlere, emekçi halka yönelik bask›s›n› daha da art›rm›flt›r. TC’nin Osmanl›’dan bugüne tarihine bakt›¤›m›zda özellikle Kürt ulusuna, az›nl›k milliyetlere yönelik bask›c›, katliamc› bir “kültürünün” oldu¤unu görüyoruz. Bu anlam›yla Türkiye topraklar›nda bu “kültür”, bu bask›c› gelenek Osmanl›’n›n torunlar› taraf›ndan daha da gelifltirilerek sürdürülmektedir. Bask›n›n, zulmün oldu¤u yerde isyan etmek meflrudur. ‹flte bu gerçeklik göstermektedir ki, emperyalistlerin bu bask›lar› ileriki süreçlerde halk›n kendili¤inden gelme hareketini ve devrimci patlamalar› getirecektir. Kendi sonunu kendi elleriyle getirecektir. Ve bugün emperyalistlerin yapm›fl oldu¤u bask›lar, katliamlar onlar›n kurulu olan bu düzeninin biraz daha fazla yaflamas›ndan öteye gidemeyecektir. Bunun için baflta devrimci, komünistler olmak üzere emekçi kitlelere sald›r›yor ve “öldü” dedikleri sosyalizmin yarat›lmas›ndan ciddi anlamda korkuyorlar. Ve bugün emperyalistlerin üzerinde bu kadar plan yapt›¤› bir ülke olarak, devrimci bir canlanman›n geliflmesine asla tahammül etmemektedirler. Tasfiyecili¤in en üst boyutta yafland›¤› bir süreç içerisinden geçmekteyiz. Bu süreçte kimileri kabu¤una çekilip, kimileri reformistleflip düflman karfl›s›nda teslimiyet bayra¤›n› çekerken, kimileri ise faflizmin zoruna, fliddetine karfl› proletaryan›n zoruyla, fliddetiyle karfl›l›k vermektedir. Halkla iç içe geçebilmenin, iktidara yürümenin azmini, kararl›l›¤›n› göstermektedir. Devrim mücadelesindeki bu iddian›n, kararl›l›¤›n tabi ki faflizm taraf›ndan hoflgörüyle karfl›lanaca¤› beklenmemelidir. Tam tersi silahl› mücadeledeki, gerilla savafl›ndaki kararl›l›k, egemenlerin daha da pervas›zca sald›rmas›na neden olmakta ve bölgeye askeri, siyasi, psikolojik anlamda çok daha kapsaml› yönelmektedir. Hepimizin de bildi¤i gibi TC, 15 y›ll›k bir PKK deneyimine sahiptir. T. Kürdistan›’nda PKK’ye karfl› uygulanan Düflük Yo¤unluklu Savafl Stratejisi (DYSS) ve buradan elde edilen deneyimler di¤er emperyalist ülkelerin deneyimleriyle daha da zenginlefltirilmifltir. Faflizmin gerilla savafl›n› bast›rma, teslim alma, kitlelerle ba¤lar›n› koparma, kitleleri kurnaz bir biçimde gerillaya karfl› kullanma gibi noktalarda önemli tecrübeleri var. Bugün Karadeniz’de Türkiye Kürdistan›’nda uygulanan politikalardan ç›kart›lan ders ve deneyimler uygulanmaktad›r. Bölgede Proletarya Partisi önderli¤inde yürütülen gerilla savafl› 97-98 y›llar›nda gerek kitle aya¤›, gerekse askeri ey-

17 lemleriyle ön plana ç›kmaya bafllad›. TC faflizminin, kontra timlerinin imha edilmesinden, valilerine, halk düflmanlar›na kadar sald›r›lmaya baflland›. Bu anlam›yla umut büyüyor, kitlelerle bütünlefliyor, faflizme vuruluyordu. Gerillan›n bu faaliyetleri bast›r›lmad›¤›, engellenmedi¤i taktirde daha da büyüyecek, egemenlerin bölgede uygulayaca¤› politikalara engel olurken, Türkiye halk› aç›s›ndan bir umut olacakt›. TC gerilla karfl›s›ndaki güçsüz ve acizli¤inin sonucunda bölgeye yeni yeni güçler kayd›rmaya bafllad›. PKK’nin teslimiyet politikalar›yla beraber Türkiye Kürdistan›’ndaki deneyimli kadrolar›n› bölgeye aktard›. Gerillaya karfl› daha kurnaz ve sinsice taktikler uygularken, bölge halk›na karfl› da özellikle bask›c› karakterini ön plana ç›kartarak emekçi kitleleri sindirmeye, psikolojik olarak da etkilemeye çal›flt›. Alan tutma politikas›n› uygulayarak kimi köylere, kasabalara karakollar kurdu. Tanklardan panzerine, skorskilerine, z›rhl› araçlar›na kadar bir dizi donan›m›n› devreye soktu. fiehir merkezlerinde çaresizli¤inin bir parças› olarak gövde gösterileri yapmaya bafllad› “Kahraman Türk askerinin”, “teröre” karfl› nas›l savaflt›¤›n› gösteriyorlard› sözde. Fakat bölge halk›, gerillay› görüp tan›d›kça “terörist” dedikleri insanlar›n asl›nda devletin anlatt›¤› gibi olmad›klar›n› görebiliyordu. Bu politikalar psikolojik savafl›n bir parças›yd›. Bölge halk›na “devlet güçlüdür” imaj›n› vermeye çal›fl›yorlard›. Gerilla cesetleri ç›r›lç›plak bedenleriyle panzerlerin arkas›nda sürükleniyor, kulaklar› kesiliyor, beyinleri ç›kar›l›yordu. “Teröristlere yard›m ederseniz sonunuz böyle olur” diyerek tam bir sindirme, gözda¤› vermeye çal›fl›yorlard›. Bunun yan›s›ra Tokat’ta asker taraf›ndan kurulan ve direkt gerillaya karfl› faaliyete sokulan Yöre FM radyosundan, yo¤un bir biçimde gerilla aileleri konuflturuluyordu. Bunun bir yönü gerillayken di¤er bir yönü ise bölge halk› idi. Bu radyo, bölgede az çok dinlenen radyolardan bir tanesidir. Özellikle gerilla ailelerinin bu duruma tepkiyle bakmas›na ra¤men gözalt›lar, tecavüz tehditleriyle aileler bu radyoda konuflmaya zorlan›yorlard›. Gerilla ailelerinin konuflmalar› günlerce yay›nlan›yordu. Amaç gerillan›n aileleri taraf›ndan sahiplenilmedi¤i imaj›n› vermekti. Toplumumuzda, bireyi en çok sahiplenenler ailesidir düflüncesi çok güçlüdür. Devlet halk›n feodal de¤er yarg›lar›n› kullanarak, gerillay› sahiplenen yönlerini k›rmaya ve toplum taraf›ndan, ailesi taraf›ndan d›fllanan bir kesim olarak yans›tmaya çal›fl›yor. Devlet bir taraftan “bir avuçlar”, “üç befl çapulcular” diyor; di¤er taraftan tank›ndan panzerine, psikolojik savafl ayg›tlar›na kadar bir dizi yöntem kullan›yor, bölgeye ekonomik anlamda “yard›m” yap›yor. TC ne kadar binbir türlü hile yöntemleriyle kendi acizli¤ini, çaresizli¤ini saklamaya çal›flsa da gerçekli¤in kendi söyledi¤i gibi olmad›¤› ortadad›r. “Düflman ne kadar çok sald›r›rsa iyidir” diyor Mao. Bu gerçekli¤in bize gösterdi¤i en önemli nokta, TC faflizminin Proletarya Partisi’nin tafl›d›¤› idealden, temsil et-

ti¤i misyondan ne kadar korktu¤udur. Devlet kitlelere bir taraftan “ben güçlüyüm” imaj›n› vermeye çal›fl›rken, asl›nda di¤er taraftan da ne kadar güçsüz oldu¤unu gösteriyor. Devleti bu kadar pervas›zlaflt›ran deniz ve bal›k iliflkisidir. Bal›k, deniz olmadan yaflayamaz. Denizin oldu¤u bir yerde de bal›¤›n olmas› kaç›n›lmazd›r. Bundan kaynakl› faflizm ilk önce denizi kurutmaya çal›flt›. Fakat denizin kurutulamayaca¤›n› bilen faflizm, denizin içine zehir katmay› ve bal›¤› denizin içinde zehirleme politikas›n› devreye soktu. Bu politikan›n ilk aflamas› gerillay› bilen, tan›yan, köylere, kasabalara karakol kurarak gerillayla olan iliflkilerini zay›flatmak ve kendi istedi¤i çerçevede köylüleri yönlendirmekti. Kimi yerlerde okullara, kimi yerlerde ise sa¤l›k ocaklar›na karakol kurmufllard›. Baz› köylüler ilk defa sa¤l›k ocaklar›n› dolu olarak görmüfllerdi. Fakat bunlar ne doktor ne hemflire ne de köylülerin sa¤l›k sorunlar›na yan›t olacak kimselerdi. Elleri silahl›, yüzleri maskeli özel timlerdi. Amaç köylülerin doktor, ö¤retmen eksikli¤i sorunlar›n› çözmek için de¤il, tam tersi daha da boyutland›rmakt›. Köylerde keyfi uygulamalar kimlik kontrollerine, meydan dayaklar›na, küfürlere ve en son aflamada kad›nlara, k›zlara tecavüz ve sark›nt›l›klara kadar boyutland›r›ld›. Devlet propagandalar›nda, kad›nlara tecavüz eden, çoluk çocuk, yafl-

26 Mart-8 Nisan 2004 l›, genç demeden insanlar› öldürenin gerilla oldu¤unu söylüyordu. Fakat kendisinin uygulam›fl oldu¤u politikalar sonucunda köylüler; kimin gerçekten köylüye zarar verdi¤inin, kimin kendilerine yard›mc› olmaya çal›flt›¤›n›n daha iyi fark›na varm›flt›. Çerdi¤in’de Fatma geline tecavüz eden, Akarçay’da 70 yafl›ndaki bir amcan›n üzerine kurflun ya¤d›r›p öldüren bu devletin askerleriydi. Özellikle tecavüz ve askerin köylerde kad›nlara, k›zlara sark›nt›l›k olaylar›n›n çokça oldu¤unu biliyoruz. Ak›llardan ç›kart›lmamas› gereken gerçek fludur ki; bir avuç sömürücü asalak burjuvazinin ve onlar›n ç›karlar›n› koruyan faflist devletin ç›karlar›yla, halk›n ç›karlar› hiçbir zaman uyuflmad› ve uyuflmayacakt›r da. Bir taraf her geçen gün halk›n s›rt›ndan çala ç›rpa daha da zenginleflirken, di¤er taraf daha da yoksullafl›yor. ‹flte bunun için bu adaletsizli¤i, haks›zl›¤› ortadan kald›racak olanlar›n, bu bask›lara maruz kalan emekçi halk kitlelerinin bir araya gelmesi, bu sisteme karfl› örgütlenmesi gerekir. Bu politikalar›n yan› s›ra bölgede devletin özellikle üzerinde durdu¤u politikalardan bir tanesi de koruculuk. Devlet böylesi bir politikaya niye ihtiyaç duyuyordu? Devam Edecek


26 Mart-8 Nisan 2004

18

31

A n l a y a b i l m e k ö z g ü r l ü ¤ e t u t k u l u y ü re ¤ i n i

Bu sene bar›na¤a farkl› bir heyecan, farkl› bir coflkuyla girmifltik. M. Demirda¤ Geçici K›fl Üssüne (GKÜ). Partimiz 7. Konferans›n› yapm›flt›. Bizler de bu paralelde hem genel olarak, hem de bar›nak süreci özgülünde partinin yürüyüflüne, temposuna ayak uydurabilmek için araflt›r›yor, sorguluyor, bu süreci kavramaya çal›fl›yorduk. Bunlar›n gerilla alan› için en somut olan› üç bar›nak sürecinde bölgemizde kitlelerin, düflman›n, bizim, devrimci örgütlerin vs. durumlar›n› de¤erlendirip, pratik süreçte nas›l hareket edip kitlelere hangi politikalarla gidece¤imiz noktas›nda bizlere yol gösterici olan politikalar› oluflturmufltuk. Karlar erimiflti art›k. Pratik faaliyete ç›kman›n ve bir daha buluflmak umuduyla gruplar›m›z›n haz›rl›klar›na bafllam›flt›k. Bu sene çok daha zorlu bir pratik sürecin içine girece¤imizi biliyorduk. Bu zamana kadar karfl›laflmad›¤›m›z çok daha boyutlu sald›r›larla karfl› karfl›ya kalacakt›k. Y›llard›r bir dizi zorluklar› paylaflt›¤›m›z yoldafllar› belki de bir daha göremeyecektik. Gruplar›m›z ayr›lm›fl, yollara düflmüfltük. Bizler de bar›nak m›nt›kas›ndan Topçam da¤lar›na do¤ru ç›km›flt›k yollara. Uzun bir zaman sonra ilk yürüyüflümüzdü. Karanl›k k›s›l›rken ç›kt›k yola. Hava bu aylarda genelde ya¤›fll› olurdu. Bundan kaynakl› gerillan›n ilkbahar aylar›nda kuru olarak faaliyet yürüttü¤üne pek rastlanmazd›. Bir de s›rt›nda çanta varsa bu ›slakl›k s›ms›k› sar›l›rd› gerillan›n bedenine. Bu durum yenileri zorlarken, eski bir gerilla için rutin bir ›slakl›k, yorgunluktan öteye gitmez. Yoldafllardan ayr›lal› iki gün geçmiflti. Gecegündüz sürekli yürüyorduk. Orman›n baz› yerlerinde hala karlar vard›. ‹kinci günün sabah›nda varm›flt›k ilk gitmeyi planlad›¤›m›z yere. Zaman kaybetmeden kahvalt› haz›rl›klar›na bafllad›k. Gerillan›n iki metre boyunda olan o meflhur atefli yak›ld›. Çaydanl›klar tutuldu. Zaman kaybetmeden kahvalt› yap›ld›, gerillan›n yorgunluk ilac› olan çaylar içildi. Düflman hangi köyden, hangi kasabada, arazinin hangi stratejik yerine karakol kurmufltu? Hiçbir fleyden haberimiz yoktu. Bunun için devriyemizi ç›karm›flt›k. ‹lerleyen saatlerde telsizden düflman›n konuflmalar› geçmeye bafllam›flt›. Gerilla böylesi noktalarda o kadar ustayd› ki, düflman›n yapm›fl oldu¤u bir mandal sesi bile tan›n›r duruma gelmiflti.

Düflman›n konuflmalar› sonucunda, birkaç ilin güçleriyle beraber, somut bir bilgi temelinde yap›lan bir operasyon tarz›na benziyordu. Bu operasyon kimeydi? Devrimci dostlar›m›za m›, yoksa iki gün önce ayr›ld›¤›m›z yoldafllara m›? ‹yice bir heyecan, merak sarm›flt› gerilla birli¤ini. Böylesi operasyonlar› hem dinlemekten, hem de sürekli içinde olmaktan kaynakl› yorumlama yetene¤imiz baya¤› geliflmiflti. Telsizden alm›fl oldu¤umuz bilgileri bütünlefltirdi¤imizde bizim yoldafllar›n bulundu¤u yer oldu¤unu ç›karm›flt›k. Çat›flma ç›km›flt›. fiehit var m›yd›, düflman›n çemberinden ç›kabilmifller miydi? Sorular ço¤alm›flt›. Kimilerimiz ise gerillan›n yarat›c› ve kurnaz yönlerini dillendirip, bir iç rahatl›¤›yla sigaras›n› tüttürüyordu. Sonras›nda bizim yoldafllar›m›z oldu¤unu ö¤rendik. Kayb›m›z yoktu. fiimdilik bizim arad›¤›m›z cevap buydu. Bunun için içimiz rahatt›. H›zl› bafllam›flt›k faaliyet sürecine. Biz de kitle faaliyetine bafllam›flt›k. Yaylalara, köylere gire-ç›ka devam ediyorduk. fiimdiden ihbar yemeye bafllam›flt›k. Daha iflin bafl›ndayd›k. ‹hbarlar sonucunda hatt›m›z deflifre olmufltu. Düflman köyleri, yaylalar›, arazinin stratejik yerlerini tutmufltu. Al›flk›nd›k böylesi ihbar ve operasyonlara, tek farkl› olan düflman›n bir önceki y›la göre daha pervas›z ve kapsaml› yöneliyor olufluydu. Eee ne yapars›n, her s›n›f üstüne düflen görevini yerine getiriyordu. Arazinin ço¤u yeri, pusular, düflman art›klar› ve postal izleriyle doluydu. Amaç faaliyetimizi engellemekti. Fakat bizler akan nehirlerdik, önümüze ne setler çekildi, ne engeller konuldu. Düflman da biliyordu ki akan nehirler akt›kça ço¤al›r ve engel tan›maz hale gelirdi. Bunun için derelerin ›rmaklarla, ›rmaklar›n denizlerle buluflmas›n› engellemeye çal›fl›yordu. Faflizmin insanlara çektirdi¤i bunca zulüm oldukça, bizdeki bu ›srar, kararl›l›k daha da artacak, bizleri durduramayacaklard›. Girdi¤imiz en son köyden sonra, ertesi gün tepeler tutulmufltu. Hem de tek bir köyün de¤il, befl alt› köyün birden arazileri tutulmufl, bizi bekliyordu düflman. Gerilla gizli ve h›zl›d›r. Nerde, ne zaman, hangi biçim alt›nda ortaya ç›kaca¤›n› kendinden baflka kimse bilemezdi. Sabah erkenden koyulduk yola, yolumuzun üzerinde düflman›n engelleri var-

d›. Bunu bilerek, çok de¤iflik yöntemlerle yol al›yorduk. Gerillan›n böylesi zorlu yürüyüfllerine ne kara lastik, ne de mekaplar dayan›yordu. Gün boyunca yürümüfltük, atletlerimiz terden s›r›ls›klam olmufltu. Omuzlarda çanta ask›l›klar›n›n izi ç›km›fl, kollar silah elde yürümekten iyice yorulmufltu. Geceyi uygun bir yerde dinlenerek geçirdikten sonra gündüz girece¤imiz köyün üstüne kadar gelmifltik. Telsizde operasyondaki düflman timlerinin konuflmalar› ara ara devam ediyordu. Gündüz dinlendikten sonra akflam köye girecektik. Birli¤imiz ikiye bölünerek üç-dört gün sonra tekrar buluflacakt›. Bütün ayr›nt›lar komutanlar taraf›ndan konuflulmufltu. Dinlendikten sonra hep beraber Süheyla yoldafl›n yapt›¤› pirinç pilav›n› yemifltik çad›r›n alt›nda. Bir grup çantalar›m›z› burada b›rak›p köye girdikten sonra tekrar gelecektik konaklama yerine. ‹lk önce biz ç›kt›k. Öncümüz Süheyla (Emel K›l›ç) yoldaflt›. Her zamanki esprili, nefleli, gülen gözleriyle gerilla birli¤ine moral kayna¤› oluyordu. Düflman karfl›s›ndaki militan tavr›yla saatler süren yayla çat›flmalar›nda hat›rlan›rd› kendisi. Köye girene kadar birkaç noktada düflman›n yeni terk etmifl oldu¤u pusu yerlerine rastlad›k. Böylesi bir pusu yerini gören birisi, hem de yeni terk edilmifl bir pusu yerini gördü¤ü an "köye girmeyelim diyebilirdi" böyle bir faaliyetten vazgeçilebilirdi. Fakat biz biliyorduk ki düflman flu anda bir dizi yerde ayn› tarz› uyguluyordu, bizleri y›ld›rmak, sindirmek için. Partizanlar yoluna devam etmifllerdi. Düflman›n yak›n çevrede olabilece¤ini de hesaba katarak dikkatli bir flekilde köye yaklafl›p karanl›¤›n k›s›lmas›n› bekledik. Kendi aram›zda düflman›n bu yönelimi hakk›nda k›sa bir sohbet ettik. Tekrar bar›nak sürecinde alm›fl oldu¤umuz kararlar›n uygulamas›n›n zorunlulu¤u ve gereklili¤i noktas› üzerinde durduk. Her fley bir faaliyeti yürütmenin gereklili¤ine olan inançta dü¤ümleniyordu. Gerisi çok daha tali olan bir noktayd›. fiöyle bir geçmifl faaliyetimizi hat›rlad›k. Düflman köyün alt taraf›n› tutar, biz üst taraf›ndan girerdik. Düflman köyün üst taraf›n› tutar, biz alt taraf›ndan girerdik. Onlar köyün di¤er ucundan girer biz bu ucundan ç›kard›k. Yeter ki bizler kitlelere gitmenin önemini kavrayal›m. Karanl›k k›s›ld›ktan sonra köye girdik.

Bildirilerimizi okuduk, köylülerin dertlerini dinleyip ne yapmak istedi¤imizi anlatt›k. Saatlerce süren Ajitasyon/Propaganda faaliyetinden sonra köyden ç›kt›k. Düflman›n aylarca süren operasyonlar› kitle faaliyetini engellemek içindi. Buna ra¤men faaliyetimizi yapm›flt›k. Köyün dönüflünde pusuya düfltük. Bir anda ayd›nlatmalar at›ld›, bombalar patlad›. M-G3’ler çal›flt›. T›pk› gök gürültüsü gibi ve gök yüzünden k›z›l bir y›ld›z gecenin zifiri karanl›¤›n› ayd›nlatarak düfltü topra¤a... O (Süheyla) öncülük görevini yapm›flt›. Yürürken de öncüydü, topra¤a düflerken de öncüydü... Bu durumu kabullenebilmek zordu. Fakat bizler ne ilktik, ne de son olacakt›k devrim mücadelesinde düflenler olarak. Onun partiye, devrime, yoldafllara olan ba¤l›l›¤›n› yüreklerimizin derinliklerine gömerek düfltük tekrar yollara. Bizler yüzlerce parçadan oluflan bir bütündük. Ve her flehit düflen yoldafl›m›z›n istedi¤i fley de¤il miydi kavgan›n sürdürülmesi ve zafere var›lmas›. 30 y›l önce genç bir komünist taraf›ndan "Türkiye’nin gelece¤i çelikten yo¤ruluyor. Belki biz olmayaca¤›z, fakat bu çelik ald›¤› suyu unutmayacak!" diye söylenmiflti bu söz. fiimdi bu söz ayn› kavgan›n, ayn› sevdan›n devamc›s› olan genç bir kad›n partizan taraf›ndan söyleniyordu topra¤a düflerken. ‹çimizde bir hüzün ve bir parçam›z› b›rakarak Dumanl› da¤lar›nda yola devam ediyorduk. Gündüz olmufltu. Skorski sesleri, konvoy sesleriyle inliyordu da¤lar. Didik didik arad›lar araziyi, günlerce süren operasyonlar sonucunda gecemiz gündüzümüz birbirine kar›flt› koflturmacadan. Ne di¤er yoldafllarla buluflma yerine gidebilmifltik, ne de bir haber alabilmifltik. Ne bize yetecek kadar yiyece¤imiz, ne de kendimizi ya¤murdan koruyacak bir çad›r›m›z vard›. Bir parça ya¤murluk vard›, o da bir kaç›m›z› ancak koruyabilirdi. Günlerdir ekmek k›r›nt›lar›yla yürüyoruz. Biraz tuz ve su. 15 günlük bir zaman içerisinde ne bir parça fleker, ne de bir parça çay içebilmifltik. Sürekli ›slak olmaktan kaynakl› esprilerimizin içeri¤ini "Yoldafllar yak›nda yeflillik yiyece¤iz" diyerek gülüp geçiyorduk. Düflman›n radyolar›, telsizleri bizim için çal›fl›yordu. Saat bafl› telsizden bizlere teslimiyet ça¤r›lar› yap›l›yordu. Radyolardan ailelerimiz konuflturuluyordu.


31 fiehitlerimizin isimleri say›l›yordu. Amaç bizleri etkilemek ve karamsarl›¤a sürüklemekti. Bütün gerilla birliklerimiz ve di¤er devrimci dostlar›m›z da gerilla cephesinden düflman›n kapsaml› sald›r›lar›na maruz kalm›flt›k. Bu arada radyodan spikerin zafer sarhofllu¤una kap›lm›fl sesiyle, Giresun’daki m›nt›kam›zda iki yoldafl›n flehit düfltü¤ü haberini al›yoruz. fiehit düflen yoldafllar Duran (Murat Ar›cak) ve Polat (Bülent Ertürk) idi. Bu haberler tonlarca yük gibi binmiflti üzerimize. Daha Süheyla'n›n yoklu¤u tazeyken, bir de Duran ve Polat’›n haberini duymak, bu haberleri kabullenmek zordu bizim için. Gerilla birli¤ine bir suskunluk çökmüfltü, gözler dolmufl, kelimeler bo¤azlara dü¤ümlenmiflti. Sadece gözler konufluyordu. Kin güden, bir an önce hesap sorma iste¤ini belirten bak›fllar›yla. fiimdi tekrar canlan›yordu flehitlerimizle y›llarca paylaflt›¤›m›z coflkun gerilla yaflam›. Düflman›n her engelleme giriflimi beraberinde bizim yarat›c›l›¤›m›z› gelifltiriyor, partiye, devrime olan ba¤›m›z› daha da güçlendiriyordu. Birli¤imiz ikiye bölünürken üçdört gün sonra buluflmay› hesapl›yorduk. Fakat d›fl›m›zda geliflen olaylar sonucunda 15 günü geçmiflti, hala ulaflabilmifl de¤ildik yoldafllara. Ne posta kutular›na, ne de telsiz ça¤r›lar›m›za yan›t vard›. Yoldafllara ne olmufltu, onlar da m› çat›flmaya girmifllerdi? Yaral›lar m› vard›? Hiçbir fleyden haberimiz yoktu. Ve art›k en son yoldafllar› bulabilece¤imiz yöne do¤ru yola düflmüfltük. Hareket etmemiz için geceyi beklemek zorundayd›k. Akflam karanl›¤›nda tekrar yoldafllara ulaflma umudu içerisinde düfltük yollara. Bu yürüyüflümüzün en zorlu bölümü Yeflil›rma¤› geçebilmekti. Baharla beraber küçük dereler ›rmak gibi, ›rmaklarsa daha coflkun ve delice ça¤lard›. Bizim için hem köprü, hem de ›rmak ikisi de tehlikeliydi. Tercihimiz köprüden yana olmufltu. Uygun bir zamanda köprüye iyice yaklafl›p, karanl›¤›n çökmesini bekliyorduk. Düflmandan hiçbir iz yoktu. Köylüler evlerine çekilmifl ortal›k sakinleflmiflti. Birkaç dakikan›n hesab›n› yap›yorduk köprüyü geçmek için. ‹lk iki yoldafl tam f›rlayacaklard› ki düflman›n z›rhl› araçlarla köprüye do¤ru yaklaflt›¤›n› fark ettik. Düflman bizi fark etmeden geri çekildik. Düflman›n araçlardan inip bizim bulundu¤umuz noktaya pusu att›klar›n› izlemifltik. Ya birkaç dakika önce köprüye girmeye bafllasayd›k. Biz düflman› daha erken beklerken onlar daha geç gelmifllerdi. Bu da gerillaya karfl› bir taktikti. ‹kinci seçene¤imiz ›rmakt›. Oradan uzaklafl›p ›rma¤a do¤ru yaklaflm›flt›k. Irmak çok sert ak›yordu. Acaba geçebilecek miyiz kayg›lar› flimdiden artm›flt›. Hiçbirimiz yüzme bilmiyorduk. Fakat baflka alternatifimiz de yoktu. Önce iki yoldafl soyunup girmeye bafllad›k ›rma¤a. Irmak hem çok so¤uktu, hem de çok sert ak›yordu. ‹ki ad›m att›ktan sonra su boy hizas›na gelmiflti. Ayakta durmak zordu. Sudan ç›kmak zorunda kalm›flt›k. Suya kap›l›p gitmektense köprüye gidip düflman›n pusu att›¤› yere sald›ral›m, en az›ndan bizim kadar da onlar› öldürürüz esprileri yap›lmaya bafllanm›flt›. Bu engeller afl›lmal›yd› ki afl›lm›flt› zaten. Gerilla ne yap›p ne edip ›rma¤› geçmiflti. Kuru olan hiçbir yerimiz kalmam›flt›. Sabah varaca¤›m›z yerde yoldafllar› bulabilirdik. Bunlar› düflündükçe sanki günlerce kofluflturan, yorulan biz de¤il de baflkas›yd›. Hava ayd›nlanmak üzereyken varm›flt›k gidece¤imiz noktaya. Dikkatli ve heyecanl› bir biçimde girmifltik konaklama yerine. Ne bir ses vard›, ne de arazinin yap›s›nda bir iz vard›. Anlafl›lan gelmemifllerdi. Burada da yoklard›. Bizi as›l yoran bu durum olmufltu. fiimdi ne bir bardak

19 çay›n, ne de yiyece¤imiz bir parça ekme¤in bizim için bir önemi kalmam›flt›. Kahvalt›m›z› yapm›flt›k. Derken bulundu¤umuz yerin karfl› taraf›ndan dal k›r›lma sesleri gelmiflti. Kimdi acaba? Yoldafllar m› yoksa düflman m›? ‹ki ihtimal de olabilirdi. Bu durumu netlefltirmeliydik. Düflman ihtimalini önemsemifltik. Daha Süheyla’n›n, Duran’›n, Polat’›n kan› kurumam›flt›. Bunun için ikinci bir kez düflman› sevindirmek yoktu. Sesin geldi¤i noktaya do¤ru iki yoldafl gittik. Tam bir gerilla tarz›yla s›zma yapacakt›k. Konuflma sesleri gelmeye bafllam›flt›. ‹yice heyecanlanm›flt›k. Düflmansa hiçbir fley sezdirmeden birli¤in yan›na dönüp, koflullar› her yan›yla de¤erlendirerek düflmana kay›p verdirmeyi düflünüyorduk. E¤er yoldafllarsa büyük bir sevinç 盤l›¤›yla koflup sar›lacakt›k. Arazinin yap›s›n› da düflünerek düflman nereye nöbetçi koyar, nas›l konumlan›rd›? Her fleyi hesaplam›flt›k. Bir yoldafl biraz daha afla¤›da kalacak ben ise sese do¤ru gidecektim. ‹yice yaklaflm›flt›m. Seslerden düflman m› yoksa yoldafllar m› oldu¤unu ayr›flt›rmaya çal›fl›yordum. F›s›lt›yla konuflan birini görmüfltüm. Heyecan›m daha da artm›flt›. 7-8 metre bir mesafe vard› Arazinin yap›s›ndan kaynakl› tam olarak netlefltiremiyordum. Aradan dakikalar geçmeye bafllam›flt›. Biri yüzünü bana do¤ru çevirmeye bafllam›flt›. Çevirmesiyle yoldafl diye ba¤›r›p koflmam bir olmufltu. Onlar da flafl›rm›flt› bir anda. Tek tek sar›ld›k iyice birbirimize, herkes sevinçten uçuyordu. Hepsi buradayd›. Uzun bir zorlu süreçten sonra, bu buluflma, kucaklaflmalar, sar›lmalarla sanki bir daha do¤mufltuk. Sonunda bulmufltuk yoldafllar›. Bir tarafta buluflman›n sevinci di¤er tarafta flehitlerimizin olmas›, içimizi burkmufltu. Normalde Süheyla (Emel) yoldafl›n da burada olmas› gerekiyordu. Ço¤u yoldafl›n gözleri dolmufl, sesleri iyice bo¤ulmufltu. Art›k bir aradayd›k. ‹ki grubumuzun da faaliyetlerini de¤erlendirip bir an önce faaliyete bafllamal›yd›k. Düflman bölgeye yeni yeni güçler kayd›r›yordu. Köyler yaylalar tutuluyor, arazinin derinliklerinde düflman›n köpekleri bekliyordu bizleri. Bu süreç bir s›navd› bizler için. Olanaklar›m›z ölçüsünde tüm enerjimizi kitle faaliyetine harcayacakt›k. Bildirilerinden kufllamalar›na, spreylerinden pankartlar›na kadar, A/P malzemelerini doldurmufltuk çantalara. Grubumuz yine ikiye bölünmüfltü. Faaliyetimizi bir kasabada yapacakt›k. Düflman›n alaylar›ndan, taburlar›n›n, özel timinin yak›n oldu¤u bir kasabayd›. fiehir merkezine girmifl gibiydik. Faaliyetimizin içeri¤i yaz›lama, pankart, bildiri, pullama vb. A/P araçlar›n› da¤›tacakt›k buraya. Çok h›zl› olmal›yd›k. ‹hbar giderse düflman›n kasabaya gelmesi uzun sürmezdi. ‹lk önce gizli bir biçimde kasaban›n etraf›n› kasaba halk›n› ilgilendiren sloganlar ve partimizin imzas›yla k›z›la boyam›flt›k. ‹kinci olarak bir grup kasaban›n d›fl›nda bekleyecek, bir grupsa kasaba meydan›na girip bildirilerimizi, pullamalar›m›z› yo¤un bir biçimde da¤›tacakt›k. Kasabaya girece¤imiz yer sakindi. Her taraf sokak lambalar›yla doluydu. Meydana vard›¤›m›zda köfle bafllar›nda konuflan gençler, belediyenin önünde oturan gruplar vard›. Silahlarla bildiriler elimizdeydi. Gördü¤ümüz insanlarla k›sa bir sohbet edip bildirilerimizi verip devam ediyorduk. Ellerinde uzun namlulu silahlar›yla grup bütün dikkatleri üstüne çekmiflti. Bizi görenler yan›m›za geliyordu. Onlar kimsiniz demeden biz ba¤›ra ba¤›ra T‹KKO’cu oldu¤umuzu anlat›yorduk. Kasaba meydan› pullamalar›m›zla dolmufltu. Tek tek evlere girip kap›lardan bildirilerimizi verip gitmifltik. Kimileri flaflk›n bak›fllar›, kimileri bizleri davet

eden yaklafl›mlar›yla karfl›lam›fllard›. Kimileri ise bu silahl› gençleri görmüfl arkam›zdan ba¤›r›yordu "Hey! Hemflerim. Kimsiniz tan›yamad›m sizi" diye ba¤›r›yordu pencereden gencin biri. Bir an önce buradan ç›kmam›z gerekiyordu. Fakat bu genci kim oldu¤umuz noktas›nda k›saca bilgilendirmemiz gerekiyordu. "Biz T‹KKO’cuyuz. Devletin "terörist" diye anlatt›¤› insanlar›z". "Ha tan›d›m, tan›d›m, onlar sizsiniz." Köylünün sözünü yar›da kesmek zorunda kalm›flt›k. fiimdi konuflacak vaktimiz yoktu. "Buraya bildirilerimizi b›rak›yoruz. Onlar› okuyunca daha iyi tan›rs›n bizi" deyip devam ettik biz partizanlar. Espriyle "Sonunda tan›d›k biri ç›kt›" diye espriler yapt›k. fiimdi kasaban›n girifline "Zamma zulme karfl› TKP/ML saflar›nda örgütlen" yaz›l› bir pankart asm›flt›k. Bu pankart k›z›l bir bezin üstüne sar› boyayla Süheyla yoldafl taraf›ndan yaz›lm›flt›. Bu pankart as›l›rken kendinin de olmas› gerekti¤ini söyler dururdu. Kulaklar› bezdirene, komutandan "evet" cevab› alana kadar. fiimdi bir yandan düflman›n burnunun dibinde kitlelere A/P yapman›n coflkusu, di¤er taraftan Süheyla yoldafl›n çok istedi¤i bir faaliyeti yerine getirmenin coflkusuyla, uçsuz bucaks›z s›rada¤lara do¤ru yol al›p gitmiflti gerilla. Geride gençlerin, ihtiyarlar›n, kad›nlar›n, çocuklar›n beyninde b›rakt›¤›m›z izler kalm›flt›. fiimdi kasabadan flehir merkezine, iflyerlerine kadar f›s›lt›yla yay›l›yordu faaliyetimiz. Zaman kaybetmeden ayn› içerikte bir faaliyet planlam›flt›k. Her fley plan›n ayr›nt›s›na kadar hesaplanm›flt›. Gidece¤imiz yer yine belediyelik bir yerdi. Yaklafl›k üç köyün birleflmesinden oluflturulan bir belediyeydi. Ayn› zamanda korucular›n oldu¤u bir yerdi. Bu noktaya özel dikkat çekilmiflti. Bu dikkat bize Kad›vakf›’nda korucular taraf›ndan katledilen Hüseyin (Mehmet fiahin), Orhan (Cihan F›nd›k) yoldafllar› hat›rlat›yordu. Tekrar ayr›lm›flt›k yoldafllardan. Günlerce yürüdükten sonra faaliyet yürütece¤imiz belediyeye akflam gidebilecek flekilde uygun bir yerde kalm›flt›k. Bir faaliyeti yerine getirebilmek için günlerce yürüyor, düflman›n arazide operasyon pusular›n›n yo¤un olmas›na ra¤men simmeç oynar misali düflman›n sa¤›ndan solundan onlar›n hiçbir haberi olmadan köylere do¤ru ilerliyorduk. Buras› akflam› bekledi¤imiz yer. Pankartlar›ndan spreylerine, bildirilerinden pullamalar›na kadar olan A/P malzemelerini çantalar›m›za doldurmufltuk. Haz›rlamam›z gereken tek bir fley vard›; o da pankartlara as›lacak bomban›n haz›r biçime getirilmesiydi. Bombay› güçlü tahrip kal›plar›yla haz›rlam›flt›k. Sab›rs›zl›kla akflam› bekliyorduk. Gözlerimiz sürekli tarlalardayd›. Köylülerin ço¤u ovan›n ortas›nda s›cakta har›l har›l çal›fl›yorlard›. fieker pancar›ndan tütüne, bu¤day›na kadar üreten, yoksul çilekefl emekçi halk›m›z... Köylülerin bu çal›flmalar›n› gördükçe, devletin uygulam›fl oldu¤u politikalar›n adaletsizli¤i bir kez daha yank›lan›yordu beyinlerimizde. Manzaram›za baflka fleyler girmiflti. Düflman onlarca konvoyuyla geçiyordu karfl›m›zdan. Düflman› görünce baya¤› bir sevindik. Onlar bizi da¤da ararken, biz bat›dayd›k. ‹flte bu gerilla takti¤idir. Dahas› birgün sonra olacaklardan habersizdiler. Düflman bir gün sonra diyecekti bunlar›n dibinden geçmifliz haberimiz yok diye. Akflam olmufl belediyeye do¤ru yola ç›km›flt›k. Özellikle köylülerin yo¤un olarak çal›flt›¤› tarlalara, biçilmifl ekin yerlerine, tel örgülere, çeflmelere kadar bir dizi yeri kufllamalar, yaz›lamalar, bildirilerle donatm›flt›k. Korucular›n oldu¤u köylere girip yaz›lamalar›m›z› yap›p sessizce çekilmifltik. fiimdi

26 Mart-8 Nisan 2004 en son pankartlar› açmak kalm›flt›. Buras› belediyenin girifli, giriflte "belediyemize hofl geldiniz" yaz›l› büyük bir tabela var. Buras› ayn› zamanda Tokat-Erbaa ilçe yolu. Belediyenin girifline koruculukla ilgili bombal› pankart›m›z› ast›k. Erbaa yoluna da flekerpancar› ve tütüne getirilen kotalarla ilgili pankart›m›z› ast›k. Pankartlar›n ikisi de 4-5 metre boylar›nda, k›z›l, bombal› pankartlard›. Pankartlar› da ast›ktan sonra tarlalardan, bahçelerden, çitten geçerek ilerledik. Gece sab›rs›zl›kla ilerliyor. Biz yollar›, gece sabah› zorluyordu. Gecenin sab›rs›zl›¤› partizanlar› da zorluyordu. Geceyle partizanlar aras›nda olan bu uzun mücadele sabaha olan randevuyla sona ermiflti. Bugün belediye halk› için yeni bir gündü. Olanlardan habersiz yöneldiler tarlalara, akflam b›rakt›klar› tarlalar, çeflmeler, yollar, a¤açlar, afifller, yaz›lamalar, bildiriler, duvarlarda kendi sorunlar›n› iflleyen yaz›lar yaz›lm›flt› k›rm›z› boyalarla. ‹flte o gün gerçekleri tafl›m›fllard› köylülerin yaflam›na. Devletin "terörist" diye anlatt›¤› insanlar, devletin köylüleri nas›l ezdi¤ini, nas›l sömürdü¤ünü, fabrikalar›m›z›n, zenginlik kaynaklar›m›z›n emperyalistlere nas›l peflkefl çekildi¤ini anlat›yordu bildirileri, sloganlar›yla. Ya korucular... Gerilla evlerinin dibine kadar gelip yaz›lamalar›yla, bildirileriyle koruculu¤un halk düflmanl›¤› oldu¤unu anlat›yorlard›. Silahlar› b›rakmalar› için uyar›yorlard›. Fakat kap›dan içeri girip niye hepsini öldürmemifllerdi? ‹flte tüm bunlar köylülerin kafalar›n› iyice kar›flt›rm›flt›. Onlar›n kafas›nda b›rakt›¤›m›z soru iflaretleriyle, düflman›n politikalar›n› bofla ç›karman›n ad›mlar›n› at›yorduk. Sabah ya¤mur bafllam›flt›. Düflman çoktan gelmifl olmal›yd› kasabaya. Biz ise orman›n derinliklerinde kaybolup gitmifltik. Bizim için al›fl›lm›fl bir duruma gelen düflman›n yeni art›k konserve kutular›yla pusular ve tuzaklarla doluydu orman›n içi. Düflman en fazla bir-iki gün önce gelmiflti buraya. Yüzlere varan timleriyle patikalara pusuya yatm›fl bizleri bekliyorlard›. Fakat nafileydi bunlar, bizi durdurmak için. Ya¤mur h›zlanm›fl hava so¤umaya bafllam›flt›. ‹flte bekledi¤imiz ses gelmiflti. Pankarta ba¤lad›¤›m›z bomba patlam›flt›. Güçlü bir patlama sesi gelmiflti t›pk› gökgürültüsü gibi. Bu bomban›n sesi "Zulmün oldu¤u yerde isyan etmek meflrudur" diyen halklar›n sesiydi. "Sizin tanklar›n›z toplar›n›z varsa, bizim de emekçi halklar›n yüreklerine s›k›flt›r›lm›fl özgürlük, mücadele, inanç ve kararl›l›k kar›fl›m›ndan meydana gelmifl ve patlat›lmay› bekleyen tahrip gücü yüksek bombalar›m›z var" diyenlerin sesiydi. Saatlerce yürümüfltük, m›nt›ka karargah›na varabilmek için. Ya¤mur gün boyu ya¤m›flt›. Akflam üzeri varm›flt›k yoldafllar›n yan›na. Her ayr›l›fl, her buluflma, ya¤an ya¤murlar, düflman engelleri bizleri daha da çeliklefltirmiflti. Bir faaliyet sürecini böyle bitirmifltik. Bir tarafta tarihin k›z›l sayfalar›na direniflleriyle flehit düflenlerimiz, bir tarafta insanl›¤›n yaratt›¤› bu güzelim de¤erlere ihanet edip burjuva yaflam› seçenler, bir tarafta ise düflman›n bütün engellemelerine, imha etme giriflimlerine ra¤men, kitlelerle buluflmak için her türlü zorluklar› alt etmeyi ö¤renen ve bu zorlu süreci omuzlayan bizler vard›k. Her süreç içerisinde bu vazgeçilmez iliflki, kiflilik tiplemeleri varolacakt›r. Bu savafl›n yasas› gere¤i böyledir. Bölgede devrimci dostlar›m›z›n kay›plar›yla beraber 30 gerilla flehit düfltü. 30 dal›ndan kopar›lm›fl k›rm›z› gül. Her biri insanl›¤›n kurtulufl mücadelesinde, devrim mücadelesinin yükünü zorlu koflullarda yüklenenlerdi. Devam Edecek


26 Mart-8 Nisan 2004

20

31

Görevlerimize dört elle sar›lal›m!

Devrim denilince ilk akl›m›za gelen fley; bir alt-üst olufltur. Yani y›k›m ve inflad›r. Eskinin y›k›l›p, yerine yeninin kurulmas›. Devrimin niteli¤ini belirleyense devrimi kimin yapt›¤›, hangi s›n›f›n önderli¤inde yap›ld›¤› meselesidir. Bizim burada irdeleyece¤imiz konu ise proletarya önderli¤inde bu ideoloji ile donanm›fl bir alt-üst oluflu sa¤layacak devrimci kifliliktir.

Her sistem kendine göre, sistemini korumaya yönelik, siyasi-ideolojikkültürel-ahlaki de¤erler ve bunlar›n flekillendirdi¤i kiflilikler yarat›r. Feodalizm feodal kiflilikler, burjuvazi burjuva kiflilikler proletarya da proleter kiflilikler yaratma hedefindedir. Bizler nas›l kiflilik özelliklerine sahibiz ve nas›l bir kiflilik özelli¤ine sahip olmam›z gerekiyor? Bizlerin kiflilik özellikleri de içinde bulundu¤umuz sistem, toplum, yaflam koflullar›m›z vb. gibi etmenlerle flekilleniyor. Yani bir yanda, içinde bulundu¤umuz düzenin özellikleriyle flekillenen kifliliklerimiz ve öte yanda bürünmemiz gereken kendi öz de¤erlerimizle donanm›fl devrimci kiflilik vard›r. Nedir bu devrimci kiflilik? Kendi öz de¤erlerimize sahip olmak, yaflama, insanlara, halka, emekçi kitlelere olan sevgi ve ba¤l›l›k. Halka güven ve gücünü onlardan almak. Dürüstlük... Halka ve devrime dürüst, içten olmak, iliflkilerimizde bu erdemlili¤e sahip olabilmek. Yüreklilik, fedakarl›k, eme¤e sevgi ve kutsall›¤›na inanç, eme¤in kavgas›n›n, onun kavgas› oldu¤unun bilince ç›kar›lmas›. Yard›mlaflma, dayan›flma, paylaflma; k›saca ve özcesi en temel insani de¤erler. Devrimci kiflilik ise; bu de¤erlerin kazan›lmas›ndan bafllay›p daha üst düzeyde devrimci kiflili¤e bürünmeyi istemekle bafllar. Kiflinin kendinde bir alt-üst oluflu sa¤lamas›, eskiyi y›k›p yeniyi infla etmek istemesi ve buna göre ad›m atma çabas› olmal›d›r. Ancak o zaman kifli kendisindeki burjuva hastal›klara, zaaflara vurabilir. Ancak o zaman yarat›r, de¤ifltirir, gelifltirir. Eskiyi y›kar, yeniyi yarat›p kurar. Daha öze, daha somuta indi¤imizde bizim partili kiflili¤imiz, saflar›m›zdaki kiflilik özellikleri nas›l olmal›d›r? Her komünist parti kendi bünyesinde bulunan kadrosundan en geri sempatizan›na kadar ortak bir ruh ve irade birli¤i ve ortak bir flekillenifli, ortak bir disiplini yaratmak ister. Bunu yaratabildi¤i,

baflarabildi¤i oranda hem partinin bünyesinde bulunan yoldafllar geliflir, hem parti geliflir, güçlenir. Güçlendi¤i oranda hedefe do¤ru daha güçlü vurufllar yapabilir. Bu do¤runun bilince ç›kar›lmas›ndan sonra saflar›m›zda olmas› gereken özelliklere geçersek: En baflta saflar›m›zdaki birey, bireysel kurtuluflu de¤il, toplumsal kurtuluflu tercih etmifltir. Bunun için bireyci istemleri de¤il, kolektifin istemlerini esas almal›. Düflüncede, pratikte; birey de¤il kolektif (yani örgüt) düflünülmeli. Parti ruhuyla donanmak, sürekli o ruhu tafl›mak, devrimci coflku, feda ruhu, enginleri fethetme bilinci, her zaman bir fley yaratmaya ve üretmeye çal›flmak, zorluklar›n üstesinden gelme iradesi, do¤rular› savunma ve yanl›fllar›n üzerine gitme kararl›l›¤› ve onlara karfl› y›lmadan mücadele yürütmek, partiye sürekli olanak yaratmak, varolan olanaklar› do¤ru ve yerinde kullanmak ve onlara de¤er vermek, parti bilinci, ahlak› ve kültürüyle donanmak, düflmana karfl› s›n›f›n ç›karlar›n› savunmada tereddütsüz ve uzlaflmas›z olmak, MLM ideolojiyle donanmak, kendini sürekli yenilemek, gelifltirmek ve de¤ifltirip-dönüfltürmek, bencillikten ve kendini be¤enmifllikten uzak durmak, her zaman her koflulda genelin ç›kar›n› ön planda tutmak, ideolojik duruflu sa¤lam, davas›na ba¤l›, bafllad›¤› iflin sonunu getiren ve davas›n› sonuna kadar götüren, kendi içindeki efendiyi yenerek özgürleflmek özelliklerini tafl›mal›d›r. Biz bu özellikleri flehitlerimizin yaflam pratiklerinde görüyoruz. Bizlere b›rakt›klar› birçok miras›n içinde onlar›n bugün zaaf ve yetmezliklerimiz olarak ortaya koydu¤umuz hastal›klar›m›za karfl› mücadeleleri ve durufllar›ndan ö¤renmek ve ö¤renmekle yetinmeyerek ileriye tafl›mak durumunday›z. Bugün partili olman›n, örgütlü olman›n somutumuzdaki anlam›n› bilince ç›karmak, ideolojik duruflumuzu da belirleyecek ve geliflimimizi sa¤layacak önemli yanlardan biridir. Görevlerimize dört elle sar›larak, üzerimizdeki sorumluluklar›m›z› ve ifllerimizi küçümsemeden büyük bir titizlikle yerine getirebilmeliyiz. Parti ve devrim sorumlulu¤u bu görevleri yerine nas›l getirdi¤imiz, bu görevlerimizi nas›l ele al›p yaklaflt›¤›m›zla direkt ba¤lant›l›. Görevlerimizi küçümseyerek, bu görevlerin partinin ve mücadelenin gelifliminin bir parças› oldu¤unu hissetmeyerek partili ve örgütlü oldu¤umuzu söylemenin bir anlam› yoktur. Görevlerimize karfl› gösterdi¤imiz titizlik ve disiplin, kavgadaki duruflumuzun aynas›d›r. fiehitlerimizden Özgür Kemal Karabulut yoldafl›n yaflam› buna örnektir. Kavgadaki ›srar›n›n yan› s›ra Özgür yoldafl ald›¤› her görevi ay›rmadan, s›zlanmadan yerine getirmesi ile tüm yoldafllar›na ve bizlere örnektir. O, bu özellikleriyle örnek olurken devrim hamal› olmaktan hiç b›kma-

yarak yürüyüflünü ve yine Proletarya Partisinin bir neferi olma sorumlulu¤unu flehit düfltü¤ü ana kadar devam ettirdi. Özgür yoldafl her türlü tembelli¤e, hantall›¤a ve vurdumduymazl›¤a karfl› da net tav›r koyarak bunu yaflam› boyunca da kan›tlam›flt›r. Yoldafl›n flehit düflmesinin ard›ndan yaz›lan birçok yaz›da 6. Konferans (2. OPK), sürecinde yorulmak bilmeksizin çal›flt›¤›, vurgulanan temel yanlardan biri olmufltur. Devrim kavgas›n›n bugün çok daha keskinleflti¤i bu dönemde bofla geçirilecek tek bir an›n olmad›¤›n› yine onlar›n yaflamlar›ndan ö¤reniyoruz. Y›lg›nl›¤›n ve umutsuzlu¤un kol gezdirilmeye çal›fl›ld›¤› dünyam›zda umudu canl›, devrim iddiam›z› diri tutmak için görevlerimize dört elle sar›lmak durumunday›z. Mevcut yetersizliklerimize ve eksiklerimize ra¤men bulundu¤umuz noktada olumluya ve ileriye do¤ru ataca¤›m›z olumlu ad›mlar geneli de etkileyecektir. S›zlanma ve yak›nma bizim durufl ve prati¤imiz olamaz. Devrimi yapma ve devrimci olma iddiam›z ve bizler aç›s›ndan özellikle de komünist olma iddiam›z bu tarz pratiklere izin vermeyecek kadar büyüktür. Bu iddiaya sahip her bireyimizin bugün buna uygun bir durufl sergilemesi olmazsa olmazd›r. Olumsuzluklar› büyüterek yaflam› süzgeçten geçirmek mevcut olumluluklar›m›z› küçümsemeyi hatta görmemeyi beraberinde getirir. Barda¤›n dolu taraf›ndan bakma esprisini yaflam felsefesi haline getirmeyi baflarmak önemli. Olumsuzluklar›m›z› yok saymak olmamal› amac›m›z. Ancak olumsuzluklar›m›z› ancak olumluluklar›m›z› büyüterek ortadan kald›rabiliriz anlay›fl›n› içsellefltirmeliyiz. Bu bak›fl aç›s› ve anlay›fl›n› bugün tafl›mak çok daha önemli. Çünkü umutsuzluk egemenlerce dünden daha güçlü pompalan›yor. Tasfiyecilik ve teslimiyet çemberi daha s›k örülüyor. Yine tüm yetersizliklerimizi ancak kavgaya ve örgütlülü¤e daha s›k› sar›larak aflaca¤›m›z› bilince ç›karaca¤›z. Olumsuzluklar karfl›s›nda teslim olmak, yani kavgan›n d›fl›na ç›kma tercihi, inanc›n yitiminden baflka bir fley de¤il. ‹nanç dedi¤imiz olgu ise soyut de¤il aksine somuttur. ‹nanc›m›z›n s›nand›¤›, mücadelenin bu keskin günlerinde inanc›m›z mücadelenin gereklerine sar›lmak ve inatla sar›lmakt›r. Irak’›n iflgalinin birinci y›l›n› geride b›rakt›¤›m›z bugünlerde dünyan›n neresinde olursa olsun halk korkunç bir yoksulluk ve zulüm alt›nda. Ac›lar› ve yokluklar›, ço¤u zaman tahmin edemeyece¤imiz boyutlarda. Halk›n parçalanm›fl yaflam›na ve bir yaflam boyu unutulmayacak katliamlara tan›kl›k edildi. Ve tüm bu yaflanm›fll›klar›n yaratt›¤› tepki ve öfke ile emperyalist haydutlara karfl› direnifl yaz›yorlar. Irak halk›n›n bu direngenli¤inden ö¤renmeliyiz. Kendi bencil ç›karlar›m›z ve duygular›m›z›n yapt›rd›¤› tercihlerle çarp›flt›rmal›y›z bu gerçekli¤i. ☞


21

31 Direnen onurlu halk›n gösterdi¤i irade ve direnç bugün zorluklar karfl›s›nda yalpalad›¤›m›zda, olumsuzluklara sürekli dem vurarak kavgadan uzaklaflman›n zeminini teorilefltirmeye bafllad›¤›m›zda halklar›n bu onurlu direniflini hat›rlayal›m. Tüm gerekçeleri ve teorileri bir kenara b›rakarak gerçeklerle yüzleflmek ve öyle yan›t vermek durumunday›z. Kitlelere karfl› güvenimiz halklar›n onurlu mücadelelerini düflünerek ve tahlil ederek pekiflmeli ve büyümeli. Halklar›n ac›lar› ve onlar›n bu ac›lar›yla yaratt›klar› direnifl destanlar› bizi ve inanc›m›z› büyütmeli ve ileri tafl›mal›. Bizler var olan sistemi yenileyerek de¤il y›karak halklar›n kurtuluflunu sa¤layaca¤›z. Bu y›k›m ve infla sürecini kendimizde yani kiflili¤imizde cisimlefltirmek bu yüzden önemli ve anlaml›. Mevcut hastal›klar›m›z› koruyarak de¤il bunlar›n hepsini yok ederek gelece¤i bugünden kendimizde somutlayabili-

riz. Hiç de kolay olmayan bu süreç bir çat›flmada yoldafl›n önüne kendini atma cesaretini göstermekten daha kolay de¤ildir. Ancak mümkündür. Sosyal prati¤in aynas›nda kendimizi her gün biraz daha sorgulayarak ve yenileyerek baflaraca¤›m›z bir pratik süreç. Ama bu sosyal pratikte kendimize ve sorumluluk duydu¤umuz halka ve Proletarya Partisine ve dahil oldu¤umuz en küçük birimine karfl› dürüst yaklaflarak, dürüstçe kendimizi ortaya koyarak. Sosyal prati¤imizden ba¤›ms›z sorgulamak ve yanl›fllar bulmak de¤il. Her gün zor da olsa ad›m ad›m büyüyen prati¤in içinde kendimizi flekillendirmek. Ve yine barda¤›n dolu taraf›ndan bakarak yani olumluluklar›m›z› büyüterek eskiyi ve köhneyeni ortadan kald›rmak. Düflünüfl yöntemi diyalektik-materyalist olmal›. Saflar›m›zdaki her birey MarksistLeninist-Maoist dünya görüflünü kavrad›¤› oranda karfl›s›na ç›kan sorunlara,

PUSULA DEVR‹MC‹ ORDU, DÜfiMANI YENMEK ‹Ç‹N ÖRGÜTLEN‹R SAVAfi YASALARI, SAVAfiTA UYGULANMAK ‹Ç‹N Ö⁄REN‹L‹R

Her türlü hak alma mücadelesinden demokrasi, özgürlük ve ba¤›ms›zl›k mücadelesine yani devrim mücadelesine dek uzanan hamle ve ad›mlar›n, eylem ve örgütlenmelerin, her türden sömürücü ve egemen zorbalar taraf›ndan “terörizm” olarak suçland›¤› günümüzde, baflta iflçi s›n›f› olmak üzere tüm ezilen dünya halklar› devrimi gerçeklefltirme görev ve sorumlulu¤uyla karfl› karfl›yad›r. Devrim yapmak bir “terörizm suçu” ise, proletarya ve ezilen dünya halklar›, devrim yapma suçunu ifllemeye devam edecektir. Devrim iflçi s›n›f› ve ezilen dünya halklar›n›n kurtulufl gereksinimi ise ve bu bir gerçeklik ise bu gerçeklik üzerine yo¤unlaflmak, derinleflmek s›n›fsal bir görev olarak s›n›f bilinçli proleterlerin karfl›s›nda durmaya devam edecektir. Silahl› mücadeleyi devrim ile birlefltirmenin ve uygulaman›n bilimi, “savafl›n politik bir sorun” oldu¤unu aç›klar. Savafl politik bir sorun ise savafl sorunu esas olarak Proletarya Partisi’nin temel bir sorunudur. Nas›l ki kapitalist- emperyalist sistemin temel gündeminde ezilen dünya halklar›n› boyunduruk alt›na alma, ba¤›ml›l›k ve kölelik zinciriyle bask› alt›na alma sorunu varsa, bunu gerçeklefltirmek için sald›r›, iflgal ve karfl› devrimci savafl üzerinde yo¤unluklu olarak durup, her gün yeni bir sald›r› politikas› ve taktikler, silahlar üretiyorsa ayn› zamanda Proletarya Partisi de kendi temel gündeminden eksik edemeyece¤i sorun olan devrimci savafl sorunu üzerinde yo¤unluklu olarak durup, incelemelidir. Sürecin temel ve güncel ihtiyaçlar›na uygun olarak somut politikalar üretmeli ve uygulamal›d›r. “Parti tümüyle savaflla yak›ndan ilgilenmeli ve askeri sorunlar› incelemelidir” MAO. Savafl bir politik sorun olarak belirlenmiflse devrimci savafl› yürütecek olan k›z›l ordu da devrimin politik görevini yerine getirmek için silahl› olarak örgütlenecektir. Proletarya Partisi olmadan devrimci hareket, devrimci pratik ve devrimci savafl nihai hedefine varamaz ve s›n›rl› baflar›larla

yetinmek zorunda kal›r. Mücadeleyi birlefltirecek, iktidar hedefine yöneltecek parti olmadan süreklili¤i sa¤lanm›fl silahl› mücadele örgütlenemez, kurtulufl gerçekleflemez. Bu ça¤da proletarya ile Komünist Parti önderli¤inden yoksun ya da buna ayk›r› olan bir devrimci savafl kesin olarak yenilgiyle sona erer. Toplumsal tabakalar ve politik gruplar aras›nda proletarya ve partisi bencillikten ve dar görüfllülükten ar›nm›fl, politik yönden en ileri görüfllü en iyi örgütlenmifl ve önder s›n›f olan proletaryan›n ve onun politik partisinin bütün dünyadaki deneylerini ö¤renmeye ve bu deneylerden kendi davalar› için yararlanmaya en haz›r olan s›n›ft›r. Bundand›r ki kendi kurtulufl mücadelesini örgütlerken di¤er s›n›f ve tabakalar›n da kurtuluflunu örgütleyecektir. Bunu gerçeklefltirecek ve sa¤layacak olan yegane güç proletaryan›n kendisidir. Baflka hiçbir s›n›f ve tabaka bu rolü oynayamaz. MLM bilimi yani proletaryan›n kurtulufl ideolojisi üzerinde yükselen parti tayin edicidir. Son on y›lda Latin Amerika ülkelerindeki küçük burjuva önderlikli gerilla hareketleri, günümüzde Kürt ulusal hareketi içinde yaflanan son geliflmeler bir kez daha kan›tlam›flt›r ki, proletaryan›n kurtulufl ideolojisiyle silahlanmayan bir hareket ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelesini gerçeklefltiremez. Geçici olarak, silahl› bir güç olan ordu yarat›labilir, kitle deste¤i kazan›labilir, önemli geliflmeler de kaydedilebilir. Ancak, bunlar, geçici kazan›mlardan öteye gidemez. Nihai hedefe varmaya, toplumsal devrimi gerçeklefltirmeye bu kazan›mlar›n gücü yetmez. Dünya genelinde savaflla politika yo¤unluklu olarak iç içe geçmifl bir gündem olarak kendini ortaya koymaktad›r. Ülkemiz özgülünde de “terörizm ve terörizme karfl› savafl” sorunu dönem dönem inifl ve ç›k›fllar yaflasa da hakim s›n›flar›n gündeminden hiç düflmeden varl›¤›n› devam ettiren bir sorun olarak sürekli karfl›m›za ç›kmaktad›r. Bu soruna do¤ru bir proleter bak›fl aç›s› ve s›n›f-

olaylara do¤ru çözümler üretir, ak›lc› ve do¤ru tav›r al›r. Bu sa¤land›¤› oranda, kendimizdeki zaaflara vurmada, partinin siyasi-ideolojik sorunlar›na kafa yormada ve çözümler üretebilmede bizi güçlendirecek, kolektivizmi gelifltirecektir. Bu özelliklerini kendimizde, yoldafllar›m›zda, kitle iliflkilerimizde büyütmeliyiz. Bu flekillenifl en temel mayam›z, sökülüp at›lamayacak, engellenemeyecek bir kültür olmal›d›r. Nihai hedefe daha da yaklaflmak için, bu yolda öncü olma misyonuna soyunan bizler partinin devrimci militan kiflili¤ini bürünmeliyiz. Partiye, devrime, halka olan güveni her daim canl› tutmal›, Parti-önderlik ve devrim bilincimizi gelifltirmeliyiz. Partinin militan kiflili¤ine bürünmekle parti-önderlik ve devrim bilincinin gelifltirilmesi do¤ru orant›l›d›r. Biz proletaryan›n dünya görüflünü kavrad›¤›m›z ve onun gereklerine göre kendimizi donatt›¤›m›z oranda parti-önderlik ve devrim bilincisal tav›r ve devrimci bir tutum kazand›rmal›y›z. Yoksa her kavram ve söylem bir kargafla ve anlafl›lmazl›k içinde kaybolup gider. Temeline devrimci politikay› almayan, politik faaliyeti örgütlemeyen devrimci bir savafl ordusu zafer elde edemez. Bu temel üzerine silahlar ve tekni¤in geliflim düzeyi konularak, ifllenir. Her zaman güvenilecek temel dayanak noktas›, devrimci politika, s›n›f ve devrim bilincidir. Politik olarak geliflmek yetkinleflmek için, ideolojik ve politik e¤itimin s›n›r› ve sonu yoktur. Her görev grubu, her hücre, her gerilla birli¤i bir yandan kendi alan›ndaki pratik faaliyeti yürütürken, öte yandan da sürekli bir flekilde devrimci e¤itime tabi tutulursa zeferden zafere yürür. Yükselen devrimci bilinç, savafl gücünü moral gücünü art›r›r. Bu anlay›fl›n esas hale gelmesi demek devrimci savafl çizgisinin esas hale gelmesi demektir. Halk›n ç›karlar›na uygun ve onlar taraf›ndan benimsenen, kavranan politika kararl› bir biçimde desteklenir ve savunulur. Bu evrensel bir ilkedir. Halk›n deste¤ini kazanamayan, yanl›fl bir politika uygulayan her toplumsal hareket kaybetmeye mahkumdur. Halk savafl›n›n günümüz koflullar›nda alm›fl oldu¤u biçim olan köylü gerilla savafl›, halk taraf›ndan anlafl›l›p desteklenmedikçe varl›¤›n› sürdüremez ve yayg›nlaflamaz. Bunun, ilk bafllang›çta zorluklar tafl›yaca¤› bir gerçektir. Devrimci savaflta, yani süreklili¤i sa¤lanm›fl köylü gerilla savafl›nda k›z›l ordunun çekirde¤i olan gerilla birimleri bir yandan düflman güçlerini imha ve yok ederken di¤er yandan kitlelerin destek ve sevgisini kazanmak, devrimci politikan›n onlar taraf›ndan benimsenmesi için yo¤un bir propaganda ve ajitasyon ve örgütleme faaliyeti yürütmeyi elden b›rakmazlar. Sömürücü ve iflgalci egemen güçler her fleye sahip olabilir. En geliflkin silah ve teknoloji olanaklar›na sahip olabilir. Tecrübeli ve deneyimli komutanlar› olabilir. Ancak halk›n destek ve sevgisini kazanamazlar ve bu onlar›n yenilgi zemini olur, bu zemin üzerinde devrimci savafl kazanmaya bafllar. Halk›na içtenlik ve kararl›l›kla ba¤l› olanlar halk taraf›ndan kendi öz evlad› gibi sahiplenir, desteklenir. Bu ba¤l›l›k di¤er dünya halklar›n›n destek ve ba¤l›l›¤›n› da yarat›r. Bu destek kazan›l›rsa zafer, s›n›rlar›n› aflar.

26 Mart-8 Nisan 2004 miz geliflecek, biz partileflece¤iz, partiönderlik güçlenecek, devrim yak›nlaflacakt›r. Unutmayal›m ki, partili denildi¤inde olgun, sorumluluk sahibi, sözünün eri, yoldafllar›na karfl› özelefltirel yaklaflan, yoldafllar›na karfl› de¤ifltirici-dönüfltürücü, s›n›f düflmanlar›na karfl› uzlaflmaz kifliliklerin akla gelmesi gerekir. Bu partimizin ve yoldafllar›m›z›n sahip oldu¤u ideolojik-politik hatt›m›z›n en temel özelli¤idir. Devrimin zor ve sanc›l› dönemleri bizleri yani kavgada kendimizi ortaya koydu¤umuz ölçüde s›nar ve gerçekli¤imizi ayna gibi yüzümüze vurur. Bu sanc›l› süreçte att›¤›m›z ad›mlarla büyür ve ileri s›çrar›z. Bu zorlu dönemeçlerde dönemeci geçenler ve gerisinde kalanlar aras›ndaki fark büyür ve belirginleflir. Israr›m›z ve çabam›z ve tüm enerjimizle kavga denizinde yol almak b›kmadan usanmadan. Böyle özgürleflece¤iz ve özgürlefltirece¤iz. Savafl›n hedef ve amac›n› anlamak, hakl›l›¤›n bilincinde olarak savaflmak, disiplin ve savafl yetene¤ini art›r›r. Hakl›l›k ve meflruluk efli görülmemifl fedakarl›klar ve kahramanl›klar yarat›r. Böyle bir devrimci savafl ordusu ne zorluklardan ne de ölümden korkar. Savaflç› güce yön veren k›lavuzun, yani partinin politik duruflu önemlidir. Çelikten bir disiplinle dayan›flma içinde olan, devrimci ruhu sa¤lam bir parti, dava u¤runda bütün özveriliklere haz›r binleri örgütleme becerisini gösteren, onlar› en karmafl›k koflullarda do¤ru olarak yönetme bak›m›ndan eflsiz derecede usta bir parti ancak savafl› kazanabilir. Partinin slogan ve fliarlar› önce binleri sonra milyonlar› harekete geçirip, tek bir vücut halinde ortak dava u¤runda ortak hareket etmeyi zorluyorsa o zaman akla gelmedik savafl mucizeleri gerçeklefltirilir. Devrimci savafl yeni tipte askeri önderlerini yarat›r. Yetenekli halk kahramanlar›n› politik olarak usta e¤itmenler yetifltirirse devrimci savafl güç kazan›r. Eski toplumun yaflam tarz› ve al›flkanl›klar› yerine yeni insan tipi yaratmak ve devrimci savafl al›flkanl›klar› kazanmak, devrimci savafl için vazgeçilmez gerçektir. Otorite ve sayg›nl›¤›, cesaret ve kararl›l›¤› ustaca birlefltiren yetenekli örgütleyiciler, ajitatörler olarak çal›flan siyasi komiserlere sahip bir devrimci güç baflar›s›na süreklilik kazand›r›r. Devrimci savafl›n uluslararas› alanda yarataca¤› etki ve kazan›m da çok yönlüdür. En büyük kazan›m enternasyonalizm bilincine do¤ru ve güçlü bir perspektif kazand›rmakt›r. Uluslararas› burjuvazi, proletarya ve onun öncülerine elini kald›rd›¤› zaman bu eli o ülkenin iflçileri yakal›yorsa o zaman gerçek anlamda proletarya enternasyonalizmi yarat›lm›fl olunur. ‹ki fleyden asla vazgeçilemez. Proletaryan›n kurtulufl ideolojisinden ve halk›n destek ve sevgisine sahip olma iddias›ndan. Askeri vurufl gücü her geçen gün ivmesi yükselerek artabilir, savafl yetene¤i her geçen gün geliflebilir ancak, devrimci savafl halk›n destek ve sevgisini mutlak kazanmak zorundad›r. Bu olmadan yükselen her vurufl, deste¤ini yitirmifl, amac›n› kaybetmifl silaha benzer. Bunu kazanmak do¤ru bir parti ve savafl çizgisiyle mümkündür.


26 Mart-8 Nisan 2004

22

31

İspanya’da saldırı ve ABD Koalisyonunda ilk çatlak ‹spanya, 11 Mart’ta Madrid’de gerçeklefltirilen terör sald›r›s› ve ard›ndan 3 gün sonra gerçeklefltirilen seçimlerle önemli bir süreç geçirdi. 11 Mart’ta Madrid’de 3 trene yerlefltirilen bombalar›n patlamas›yla 200 kifli yaflam›n› yitirirken yüzlerce kifli de yaraland›. Sald›r›lar›n hemen ard›ndan El Kaide, sald›r›y› “Ölüm Trenleri Operasyonlar›” olarak adland›r›p “… Haçl› ittifak›n›n merkezlerinden birine ac› verici bir darbe vurmay› baflard›k” diyerek üstlenmesine karfl›n, 8 y›ld›r hükümette bulunan Aznar hükümeti ›srarla sald›r›n›n ETA örgütü taraf›ndan yap›ld›¤›n› savundu. ETA’n›n siyasi kanad›, kapat›lan Batasuna Partisinin aç›klamalar› da bu iddialar›n› geri çekmelerini sa¤lamad›. Ancak ‹spanyol halk› kime inand›¤›n› ve bu sald›r›lardan kimi sorumlu tuttu¤unu, hem sald›r› sonras› yapt›klar› protesto eylemlerinde ve hem de sand›k bafl›nda gösterdi. ‹spanya halk› Irak’ta ABD ve ‹ngiliz emperyalizminin iflgaline destek veren

ve asker gönderen Aznar hükümetinin bu tavr› dolay›s›yla sald›r›ya maruz kald›klar›na kanaat getirerek, daha birkaç gün önce anketlerden yüksek farkla birinci parti olarak ç›kan ve seçimi garantiledi¤i gözüyle bak›lan Aznar’›n partisi Halkç› Partiye oy vermeyerek Sosyalist ‹flçi Partisini hükümete tafl›d›. IRAK’TAK‹ ‹SPANYOL ASKERLER GER‹ DÖNECEK Su anda Irak’ta 1300 ‹spanyol askeri bulunuyor. Seçildikten hemen sonra ilk aç›klamas›n› yapan Sosyalist ‹flçi Partisi Baflkan› Jose Luis Rodriguez Zapatero, ‹spanyol askerlerinin, “yönetimin Irakl›lara devredilece¤i” 30 Haziran’a kadar geri dönece¤ini söyledi. Halk›n deste¤ini arkas›na alan Zapatero “Yalanlara dayanarak savafl bafllat›lamaz. Bir halk böyle bombalanamaz. Bay Bush ve Bay Blair oturup düflünmeli” dedi. ‹spanya’n›n Irak’tan çekilmesi karar›n›, ABD’nin “teröre karfl› savafl koalisyonunda” da bir çatlak olarak de¤erlendirmek gerekiyor. Zira ABD’nin Avrupa Birli¤i içindeki

FRANSIZ B‹L‹M ADAMLARINDAN EYLEM Frans›z bilim adamlar›, hükümetin bilime yeterince ödenek ay›rmamas› nedeniyle ifl b›rakt›. Paris sokaklar›nda hükümeti protesto eden bilim adamlar›ndan 2 binden fazlas›n›n istifa etti¤i ö¤renildi. Araflt›rmalar ödenek kesintisi ve dondurulmas› yüzünden araflt›rma enstitülerinin çal›flmalar›na devam edemedi¤ini gösterirken, Fransa Baflbakan› Jean Pierre Raffarin, bilim adamlar›n› “meseleyi abartmakla” suçlad›. “Araflt›rmalar› Koruyal›m” adl› grubun baflkan› Alain Trautmlann, iki y›ld›r dondurulan ödene¤in verilmemesi, daha fazla araflt›rmac›ya ifl olana¤› tan›nmamas› ve geçici olarak ifle al›nan 550 bin bilim adam›n›n sözleflmelerinin kal›c› hale getirilmemesi halinde tüm Frans›zlar› arkalar›na alarak büyük bir eylem yapacaklar›n› aç›klad›.

ABD’DE ASKER YAKINLARINDAN GÖSTER‹ Irak’ta ölen askerlerin yak›nlar› ve savafl karfl›tlar› 14 Mart günü Delaware eyaletinde bir askeri üs önünde gösteri yapt›. Dover hava üssünü çevreleyen tel örgülerin önünde yap›lan gösteriye yüzlerce kifli kat›ld›. Irak’ta yak›nlar›n› kaybedenlerle savafl karfl›tlar›n›n gösterisi, Irak savafl›n›n yaklaflan birinci y›ldönümü dolay›s›yla düzenlendi. Irak’ta ölen askerlerin cenazelerinin Dover’a adeta gizlice getirilmesini elefltiren göstericiler, bu konuda daha fazla saydaml›k talep ettiler.

önemli tafllar›ndan biri de ‹spanya idi. Ve bu sald›r› sonucu ‹spanya’n›n Almanya-Fransa eksenine daha yak›nlaflmas› da söz konusu olacak. Irak’ta bulunan askerlerin çekilmesi bir yana ABD için Birlik içindeki müttefiklerden birini de yitirmesi söz konusu. ‹kinci olarak ‹spanya’n›n di¤er ülkelere “kötü” örnek olaca¤› ihtimali de ABD’yi kayg›land›r›yor. Zira bu aç›klaman›n ard›ndan ABD D›fliflleri Bakan› Colin Powell “Umar›m liderler te-

röre karfl› sorumluluktan kaçmazlar” diyerek ‹spanya ve di¤er Avrupa ülkelerini uyard›. Halk› hedef alan böylesi bir sald›r›n›n tasvip edilmesi imkans›zken (ne kadar uygulayaca¤› belirsiz de olsa) ‹spanya’n›n böyle bir karar almas›n› “teröre boyun e¤mek” olarak de¤erlendirmek ise hangi niyetle olursa olsun ABD emperyalizminin yan›nda yer almakt›r. Terörü yaratan da uygulayan da emperyalistlerdir.

Filipinli gemiciler grevde Filipinli gemiciler, 29 Temmuz 2003’teki tarihi ve baflar›l› grevlerinin ard›ndan 9 Mart günü KMU (1 May›s Sendikas›) öncülü¤ünde bir kez daha greve ç›kt›lar. Grev öncesi bir aç›klama yapan KMU Sendikas› Temmuz 2003’te 36 saatlik grevlerinin ard›ndan imzalad›klar› Toplu Sözleflmenin Sulpicio Lines fiirketi yöneticileri taraf›ndan ihlal edilmesine karfl› grev bafllatt›klar›n› ifade etti. Gemicilerin daha önce örgütlü olduklar› sar› sendika döneminde koflullar›n›n daha da kötüleflti¤ini ifade eden KMU, kendilerine ba¤l› bir sendikan›n kurulmas›ndan sonra koflullar›ndaki düzelmeye karfl› eski sar› sendikan›n da yard›m›yla Sulpicio patronunun hak ihlallerine de¤indi. Filipinler’in en büyük befl deniz tafl›mac›l›¤› flirketinden biri olan Sulpicio flirketine ait 39 gemi bulunuyor. 9 Mart günü bu gemilerden 22 tanesinde grev bafllad›. Grevci iflçiler “Haklar›m›z ve ç›karlar›m›z için mücadeleye

karar verdik. Polisin ve kapitalistlerin korkutma ve fliddeti bizleri y›ld›ramayacak” dediler. Grevin bafllamas›ndan itibaren, polisin grevci iflçilere yönelik taciz ve sald›r›lar› da sürüyor. 12 Mart günü grev gözcülerini kontrol eden polislerin say›s› iki kat›na ç›kar›ld›. Buna ra¤men grevciler Manila Liman›nda demirleyen 10 gemiye binmeyi baflard›lar. Sendika üyeleri polisin provokasyonunu bofla ç›karmak için tüm tacizlere ra¤men gemiden inmeyi reddettiler. Bunun üzerine ayn› gün polis gözcülerin barikatlar›n› y›karak sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›rd›. Greve destek vermek isteyenler de bölgeye yaklaflt›r›lm›yorlar. Manila’da grevci iflçilere yiyecek verilmesi de engelleniyor. Bununla birlikte sendikan›n flirket yöneticileriyle görüflme talepleri de reddedildi. KMU Sendikas›na ba¤l› iflçiler tüm bu sald›r›lara karfl› mücadelelerini kararl›l›kla sürdürüyor.

MR-2004 örgütleyicilerine tutuklama Hindistan’da Ocak ay›nda gerçeklefltirilen Mumbai Direnifli 2004’ün ard›ndan 20 Mart Uluslararas› Eylem Günü için komite oluflturan 200’den fazla anti-emperyalist mücadele faaliyetçisi ve lideri tutukland›. 20 Mart günü tüm dünya çap›nda oldu¤u gibi protesto gösterilerine kat›lmak üzere Barakamba Yolu üzerindeki Amerikan merkezinin önüne giderken gözalt›na al›nanlar aras›nda Dr. B.D. Sharma, Bharat Jan Andolan, Dr. Darshan Pal, Prof. Manoranjan Mohanty, Dr. Rakesh Rafiq, Raj Kishor, Varavara Rao, O.K. Yadav, Samajka Nyaya Morcha, PK Shahi gibi MR-2004’ün örgütleyicileri ve anti-emperyalist mücadelenin liderleri olan ayd›nlar da yer al›yor. 200’ü aflk›n kiflinin ABD iflbirlikçisi Hindistan hükümetinin planlar›na karfl›n ABD’nin iflgal sald›r›lar›na karfl› Hindistan’da büyük gösteriler yap›ld›. Ayr›ca bu gösterilere kat›lamayan 200 kifli de gözalt›nda tutulduklar› süre boyunca ABD emperyalizmini ve iflgal sald›r›lar›n› protesto etmifllerdir.


23

31 ABD’DE SHELL’E SORUfiTURMA Emperyalist kapitalist sistem yolsuzluk, rüflvet vb. skandallarla çalkalan›rken, bunlara bir yenisi daha eklendi. Dünyan›n üçüncü büyük petrol flirketi Royal Dutch/Shell hakk›nda ABD Adalet Bakanl›¤› araflt›rma bafllatt›. The New York Times’ta yer alan haberde, ABD Adalet Bakanl›¤›’n›n, Royal Dutch Shell grubunun yönetici kadrosu hakk›nda, petrol ve do¤algaz rezervlerinin azald›¤›n› zaman›nda aç›klamamalar›n›n yasalara ayk›r›l›¤›n› araflt›rmak üzere bir soruflturma bafllatt›¤› kaydedildi. Daha önce Avrupal› uzmanlar ve Amerikan Sermaye Piyasas› Kurulu taraf›ndan denetlenen dünyan›n 3. büyük petrol flirketi Shell, Hollandal› ve ‹ngiliz yöneticiler taraf›ndan yönetiliyor. fiirket, iki ay önce petrol ve do¤algaz rezervlerinin yüzde 20 azald›¤›n› aç›klam›flt›. ‹ddiaya göre, Shell yöneticileri, özellikle 1997-2000 tarihleri aras›nda rezervler hakk›nda yanl›fl bilgilendirme yaparak yasalar› ihlal ettiler. Yaklafl›k iki hafta önce, iddialar›n ve bask›lar›n artmas› üzerine Shell’in Yönetim Kurulu Baflkan› Philip Watts ve Araflt›rma-Üretim Bölümü Baflkan› Walter van de Vijver görevden al›nm›flt›.

‹SRA‹L, HAMAS L‹DER‹N‹ ÖLDÜRDÜ ‹slamc› Hamas örgütünün dini lideri fieyh Yasin, ‹srail helikopterlerinin arac›na düzenle¤i füze sald›r›s›nda öldü. Hamas'›n askeri kanad› ‹zzeddin El Kassam Tugay›, "Öcümüz ‹srail'de deprem yaratacak" dedi. Yasin'in cenazesine binlerce kifli kat›ld›. ‹slamc› Hamas örgütünün dini lideri fieyh Ahmed Yasin, ‹srail ordusuna ba¤l› helikopterlerin arac›na düzenledikleri füze sald›r›s›nda yaflam›n› yitirdi. Görgü tan›klar›, sald›r›lar›n ard›ndan bölgeye ambulanslar ak›n etti¤ini, camilerden Kuran'dan ayetler okundu¤unu ve Yasin'in "flehit oldu¤u"nun ilan edildi¤ini belirtti. Hamas örgütünü kurdu-

Dünyadan Notlar BÜYÜK ORTADO⁄U PROJES‹ VE GER‹C‹ ARAP REJ‹MLER‹N‹N KAYGILARI Bir süredir gündemden düflmeyen ABD’nin Büyük Ortado¤u Projesi, yaln›zca bölge ve dünya halklar› aç›s›ndan de¤il, bölgedeki gerici yönetimler taraf›ndan da endifle ve kayg›yla takip ediliyor. Zira ABD’nin dünya hegemonyas›nda önemli bir yer tutan ve bu projeyle de s›n›rlar› Fas’tan Afganistan’a kadar geniflletilen bölgede hangi yönetimleri hedef alaca¤› ya da kimlerle iflbirli¤i yapaca¤› konusu bu yönetimlerin varl›¤› ya da yoklu¤u ikilemini ortaya ç›kar›yor. ABD emperyalizminin, 11 Eylül’den sonra aç›kça da ifade etti¤i “Ya benimlesin, ya da karfl›mdas›n” dayatmas› bu ülkeler için gayet aç›k olarak önümüzdeki süreci belirleyecektir. Yani orta bir yol, tarafs›zl›k vs. sözkonusu de¤ildir. Ancak bu ikilemde gerici yönetimlerin karakteri göz önüne al›nd›¤›nda “ya da karfl›mdas›n” seçene¤i bunlar›n halklar›n›n yan›nda olaca¤› anlam›n› tafl›mamaktad›r. Zira bu yönetimler alt›ndaki halk›n yoksulluk, iflsizlik, e¤itimsizlik vb. bask›lar alt›nda k›vranmas›, bunlar›n yüzlerini halka dönmelerinin de imkans›zl›¤›n› göstermektedir. Ancak, örne¤in Büyük Ortado¤u Projesine karfl› ç›k›fllar›nda halk›n ABD’ye olan güvensizli¤ini ve nefretini kullanmaya çal›flacaklar› nettir. Bu noktada esas

26 Mart-8 Nisan 2004

baflvuracaklar› yer AB emperyalistleri olacakt›r. Ki, Projeye ilk tepki koyanlardan Suudi yönetiminin D›fliflleri Bakan› Suud El Faysal fiubat ay› sonunda solu¤u Fransa’da alarak Jacques Chirac ile görüflerek “Bat›”n›n deste¤ini aramaya ç›kt›. Nitekim AB, Büyük Ortado¤u Projesine karfl› cepheden karfl› ç›kmasa da rahats›zl›klar›n› ve henüz ikna olmam›fll›¤›n› ifade etmektedir. Net tavr› ise Haziran’da yap›lacak NATO ve AB Zirvelerinde ortaya ç›kacakt›r. Bu aç›dan bu ülkelerin kendinden medet ummas› AB emperyalistlerinin ABD’ye karfl› ellerini güçlendirmektedir. SADDAM YÖNET‹M‹ ORTADO⁄U’DAK‹ GER‹C‹ YÖNET‹MLERE ABD’N‹N MESAJIDIR! 1990’l› y›llar›n bafl›na kadar emperyalizmin has ufla¤› olan, ‹ran’a karfl› 8 y›l boyunca ABD’nin silahlar› ve deste¤iyle savaflan, Halepçe’de binlerce Kürt’ü yine onun kimyasal silahlar›yla katleden, halk›na zulümde hiçbir diktatörü aratmayan Irak yönetimi “So¤uk Savafl›n” bitimiyle ABD’nin ihtiyaçlar› do¤rultusunda ortadan kald›r›lmal›yd›. Nitekim Saddam’›n 1991’de Kuveyt’i iflgal etmeye teflvik eden de yine ABD’nin kendisi oluyordu. Saddam’›n “hazin” sonundan ilk

¤u ve Filistinlileri ‹srail'e sald›rmalar› için k›flk›rtt›¤› gerekçesiyle ‹srail'in 1989'da ömür boyu hapis cezas›na çarpt›rd›¤› Yasin 1997'de serbest b›rak›lm›flt›. ‹srail Yasin'i, Hamas lideri Halid Masal'a karfl› Ürdün'de düzenlenen baflar›s›z suikast giriflimin

dersi alanlardan biri olarak Libya devlet baflkan› Kaddafi, di¤er Arap yönetimlerine de ça¤r›da bulunuyordu. Mesaj netti; ya ABD ile birliktesin ya da karfl›s›nda! fiu anda gerici Arap yönetimlerinin Projeye karfl› ç›k›fl noktalar›n› kendilerini ilgilendiren böylesi bir Projenin fikirleri al›nmadan ilan edilmesi ve Filistin sorununa çözüm getirilmemesi oluflturuyor. Birinci noktan›n kendi geleceklerinden duyduklar› kayg› oldu¤u gerçe¤i aç›kken (ki bu Projenin bölge ülkelerinin askeri ve siyasi gücünü daha da zay›flataca¤› kendilerince de biliniyor); ikinci nokta ise bu konudaki ikiyüzlülüklerini ortaya koyuyor. Bu konuda M›s›r’›n tavr› örnektir. Zira M›s›r Cumhurbaflkan› Hüsnü Mübarek bir yandan Ortado¤u’ya “basmakal›p bir çözüm getirmeye çal›flman›n do¤ru bir yaklafl›m olmad›¤›n›” söyleyerek “‹srail-Filistin anlaflmazl›¤›n›n bölge sorunlar›n›n temelini oluflturdu¤unu ve bu yüzden dikkatin baflka tarafa çevrilmemesi gerekti¤ini vurgulad›. Ancak ayn› süreçte M›s›r istihbarat teflkilat› baflkan› General Ömer Süleyman Siyonist ‹srail baflkan› fiaron’la gizli bir görüflme yapt›. Bu görüflmenin ad›ndan Ömer’in MOSSAD ve ‹srail askeri istihbarat› baflkanlar›yla da bir araya gelece¤i iddia edildi. ‹flte Filistin halk›n› düflünen bir gerici yönetim (!) Yine Türkiye ziyaretinde Ürdün Kral› Abdullah Bin El Hüseyin, ABD’nin Büyük Ortado¤u Projesine karfl› oldu¤unu “Ortado¤u’da reformlar›n d›flar›dan zorlamayla empoze edilmesine karfl›y›z. Biz de

ard›ndan Ürdün Kral› Hüseyin'e iyi niyet jesti olarak serbest b›rakm›flt›. Hamas'›n askeri kanad› ‹zzeddin El Kassam Tugay› yay›mlad›¤› bildiride, "fieyh Ahmed Yasin'in öldürülmesinin öcü al›fl›lageldik bir flekilde olmayacakt›r, ‹srail'de deprem yaratacakt›r" denildi. fieyh Ahmed Yasin'in öldürüldü¤ünün duyurulmas›n›n ard›ndan Gazze'de binlerce Filistinli sokaklara ç›karak, Yasin'in Sabra mahallesindeki evine do¤ru yürümeye bafllad›. Yas iflareti olarak sokaklarda yüzlerce lasti¤in yak›ld›¤› ve Gazze fieridi'ndeki okullar›n kapat›ld›¤› kaydedildi. Bu arada Filistin'in Sesi radyosunda, Kuran-› Kerim'den ayetler okunarak marfllar çal›nd›. Yasin’in cenazesi onbinlerce Filistinli taraf›ndan intikam yeminleriyle u¤urland›.

Arap Birli¤i toplant›s›nda kendi program›m›z› aç›klayaca¤›z” sözleriyle ifade etti. Ancak Ürdün yönetimi bunun yan›nda Araba Vadisi denilen bölgede uygulanacak ve “Ürdün-‹srail Ortak Bilimsel Projesi” ad› verilen projenin uygulanmas› ifllemini 10 Mart günü düzenlenen büyük bir törenle bafllatt›. Bunun yan›nda Projeye karfl› ç›kanlardan Kuveyt devletinin ABD ile olan iliflkileri özellikle ‘91 1. Körfez Savafl›ndan bu yana gözler önündedir. K›sacas› bu gerici yönetimlerin ABD emperyalizmine karfl› tutarl› bir tav›r tak›nmalar› mümkün de¤ildir. Karfl› ç›k›fl noktalar› tamamen çürük ve kendi iktidarlar›n› korumaya yöneliktir. Bunu ABD emperyalizminin Irak’› iflgal sald›r›s› sürecinde de net olarak görmüfltük. Ortak bir tav›r belirlemeleri is flu anda mümkün görünmüyor. Zira Mart ay› bafl›nda Kahire’de yap›lan Arap Birli¤i d›fliflleri bakanlar› toplant›s›nda ortak bir sonuç ç›karamad›lar ve bu konular›n 28-29 Mart tarihlerinde Tunus’ta yap›lacak Arap Birli¤i Zirvesinde görüflülece¤ini aç›klad›. Arap yönetimlerinin tüm bu uflak, ikiyüzlü ve kaypak yap›lar›na ra¤men bu projeyi de, tüm di¤er hegemonya projeleri gibi çöplü¤e atacak olan Ortado¤u halklar›n›n kendisi olacakt›r. Nitekim 9 Mart günü 5 bin M›s›rl› üniversite ö¤rencisi Nil Deltas›ndaki Menufiya Üniversitesinde yapt›klar› eylemle Projeye karfl› ç›kt›. ‹flte ABD’yi de projesini de bafllar›na çalacak olan halk›n bu ve benzeri mücadeleleri olacakt›r.


26 Mart-8 Nisan 2004

31

24

Kay›plar›m›z›n ac›s› bizi bir araya getirmeli, mücadeleyi büyütmelidir!

Devletin sald›r›lar›n›n iyice azg›nlaflt›¤› sokak ortas›nda yarg›s›z infazlar›n yafland›¤›, insanlar›n ailesinin gözü önünde kurflunland›¤› süreçte Hasan Ocak’›n ablas› Hüsniye Ocak Acar ile yapt›¤›m›z röportaj› sunuyoruz. - Öncelikle bize Hasan Ocak’› anlatabilir misiniz? Nas›l bir çocukluk geçirdi? Mücadeleyle nas›l tan›flt›? Hüsniye Ocak Acar (Ablas›): Biz Tunceliliyiz. Çukurköy’den. Bizim oralarda çok yokluk olur. Ama Hasan bu yoklu¤u pek yaflamad›. ‹lkokulu biraz Tunceli’de birazc›k Elaz›¤’da okudu. 1973’de Elaz›¤’a tafl›nd›k. Hasan, çok güzel bir çocuktu. Çok ba¤›fllay›c›, çabuk sinirlenmeyen bir çocuktu. Uslu, a¤›r bafll›, herkesin parmakla gösterdi¤i bir çocuktu. Kimse onu dövmeden, karfl›l›k vermezdi, dövmezdi. Çok çal›flkand›. Dersleri de çok iyiydi. Ortaokul ve liseyi Elaz›¤’da okudu. Hasan devrimci kültürle büyüdü. Evimizde gördü¤ü bu devrimci kültürün yan›s›ra birçok devrimci arkadafl›m›z›n da etkisi oldu Hasan’da. Özellikle Adil Can’›n etkisi çok büyüktür. Onun kiflili¤inden, yaflam›ndan çok etkilenmiflti. Liseyi Elaz›¤’da bitirdi. Üniversite s›nav›n› kazand›. Siirt’te iki y›ll›k ö¤retmenlik okudu. Bu süre zarf› içinde devrimci yaflam› devam etti. Daha sonra ‹stanbul’a geldi. 86-87 y›llar›yd›. Üç kardeflim ve eflimle beraber ‹stanbul’da ev tuttular. Devrimci yaflam›ndan kaynakl› sürekli polis takibi alt›ndayd›. Bu zaman içinde birkaç kere gözalt›na al›nm›flt›. Bir keresinde tutukland› ve 6 ay hapishanede kald›. Hapishaneden ç›kt›ktan sonra yine devrimci yaflam›na devam etti. Kald›klar› ev sürekli polis bask›n›na u¤ruyordu. Bunun üzerine biz de Avc›lar’dan ev alarak ‹stanbul’a tafl›nd›k. Tabi bu Hasan için daha iyi olmufltu. Ailesi burada oldu¤u için daha rahat hareket edebilme imkan› bulmufltu. Hasan’› ölmeden 6-7 ay önce son bir kez görebilmifltim. Tabi bunun O’nu son görüflüm oldu¤unu bilmiyordum. Evimiz sürekli polis bask›n›na u¤ruyordu. Gelip Hasan’› soruyorlard›. “Hoca nerede?” diye eflimi gözalt›na al›yorlar ve günlerce b›rakm›yorlard›. - Bize Gazi Olaylar›n› ve bu dönemde Hasan Ocak’la ilgili geliflmeleri anlatabilirmisiniz? Kaybedilmeye çal›fl›ld›¤›n› nas›l anlad›n›z? 12 Mart dönemi. Bu dönemde Hasan sürekli Gazi’deydi. Halk›n içinde ve cemevinde Hasan vard›. Devlet oray› ablukaya ald›¤›nda Hasan gözalt›nda yokmufl. Hasan ablukan›n d›fl›na ç›k›p abisinin yan›na Eminönü’ye gi-

diyor. 21 Mart günü HADEP’in Eminönü’nde yapt›¤› korsan bir gösteri vard› ve devlet o civar› Beyaz›t, Aksaray’› ablukaya alm›flt›. Ve Hasan’› da böylece koyduklar› gibi buluyorlar. Eminönü karakoluna götürüyorlar. Hasan kaybolduktan sonra Eminönü Karakolu’na suç duyurusunda bulunmak ve bas›n aç›klamas› yapmak için gitti¤imizde gözalt›na al›nm›flt›k. Gözalt›nda kald›¤›m›zda orada bulunan bir polis soyad› benzerli¤imizden Hasan’› daha önceden sorgulad›¤›n› ve orada bir müddet tutuldu¤unu söylemiflti. Ama biz bu polisin söylediklerinin takipçisi olamad›k. Takipçisi olamay›nca da Hasan’a ulaflmaya çal›flt›¤›m›z bir yolu da böylece kapatm›fl olduk. Ve daha acil olarak yapabileceklerimiz üzerine düflündük. Açl›k grevleri bafllatt›k ‹HD’de ve CHP’de. Ankara’ya gittik. Kamuoyu yaratmaya çal›fl›yorduk. Açl›k grevleri s›ras›nda di¤er kay›p yak›nlar›na da ulaflmaya çal›flt›k. Birsen Gülünay ve Hatice Toraman’a ulaflt›k. Birlikte neler yapabilece¤imiz üzerine düflündük. Kay›plar›m›z e¤er öldürülmemifllerse hala bir fleyler yapabilirdik. Yine Ankara’ya gittik. Kay›plar›m›z›n hesab›n› soran önlüklerimiz vard›. Onlar› kabanlar›m›z›n içine giyip K›z›lay’da yürüyüfle geçiyor, sloganlar›m›z› hayk›r›yorduk. Her akflam Yüksel Caddesi’ne gidiyor, mum yak›yorduk. Kay›plar›m›z›n resimlerini tafl›yorduk. Bu zaman zarf›nda birçok kifli gözalt›na al›nd›. Yine bir gözalt› sonras›nda annem ve Birsen Gülünay tutuklanarak Ulucanlar Hapishanesi’ne konuldular. Bir ay hapishanede kald›lar. O zaman zarf›nda da hep d›flar›da bir fleyler yapmaya çal›flt›k. Yüksel Caddesi’nde bafllatt›¤›m›z her akflam mum yakma eylemine de kat›l›m ço¤almaya bafllam›flt›. Ö¤renciler, iflçiler, sendikac›lar, demokratik kitle örgütleri bu eylemi sahiplenmeye bafllad›lar. Bunun üzerine polis da¤›tmak için yollar bulmaya çal›flt›. Kay›p yak›n› olmayanlar› içimizden uzaklaflt›rmaya çal›flt›. Annem ve Birsen ç›k›nca ‹stanbul’a geri döndük. - Hasan’›n hala yaflad›¤›na dair düflünceler tafl›yor muydunuz? Hala yüre¤imizde bir umut vard›. ‹nsan görmeyince umudu içinde büyütüyordu. Bize birçok telefon gelmeye bafllam›flt›. Hastanelerden, morglardan. Belki Hasan Ocak olabilir diye. 17 Mart günüydü. Telefon geldi. Hastaneye bir ceset gelmifl gelip bak›n diye. ‹ki kardeflim bakmaya gitti. Hasan de¤ilmifl. Daha sonra kardeflimin akl›na Adli T›p’a gidip orada ki kay›p cesetlerin resimlerine bakmak geliyor. Oraya gidiyorlar. Önce izin vermiyorlar ama sonra izin veriyorlar resimlere bakmalar›na. Üçüncü bakt›klar› resimde Hasan’› görüyorlar. Tabi önce tan›yam›yorlar. Surat›nda kocaman bir çizik, burnunda morluklar, bütün vücudu fliflmifl. Foto¤raf› büyütüyor kardeflim. Di¤er kardefllerime gösteriyor. Yüzündeki beni görünce iyice emin olduk. Daha sonra parmak izleri karfl›laflt›r›ld›. O Hasan’d›. Beykoz’da cesedinin oldu¤unu ö¤rendik. Ama devlet uyarm›fl Beykoz savc›l›¤›n›. Hasan’la ilgili hiçbir fley verilmedi. ‹kitelli’ye varmadan bir yere gömmüfller cesedini. Almak için çok u¤raflt›k. Ama güzel bir anma ile defnedebildik Hasan’›. Ondan sonraki süreçte yoldafllar› ile çok düflündük Hasan’›n katillerinin hesab›n› nas›l sorabiliriz diye. CHP’de açl›k grevleri yapt›k.

Kad›köy’de mum yakma eylemleri. Bak›rköy’de yine eylemler yapt›k. Bunun yan›nda baflka alanlara, baflka yerlere de tafl›mal›yd›k diye düflündük, durduk. Sonra Galatasaray Lisesi önünde oturma eylemi önerisi geldi. Biz “Cumartesi anneleri” olarak eylemin adland›r›lmas›n›n daha do¤ru olaca¤›n› düflündük. Biz uluslararas› alanda da sesimizi duyurmak istedik. T›pk› fiili’de ki analar gibi. Biz kardeflimizi bulmufltuk ama baflka insanlar kaybolmas›n diye mücadele etmenin gereklili¤ine inan›yorduk. Kay›plar›m›z›n neden kayboldu¤unun hesab›n› sormal›yd›k. Bu ülkede yaflam tesadüflere ba¤l› olmamal›yd›. ‹lk bafllarda biz üç-dört tane kay›p yak›n› oturmaya bafllad›k. Birkaç tane ‹HD’den, birkaç tane de sanatç› destek oluyordu bize. Ama gün geçtikçe insanlar akmaya bafllad›. Tunceli’den, Van’dan, Malatya’dan, Adana’dan, Urfa’dan, Batman’dan, Diyarbak›r’dan birçok kay›p yak›n›, aileler akmaya bafllad›. Dövülüyorduk, gözalt›na al›n›yorduk ama yine de oturuyorduk. Sonra 96 ölüm oruçlar› bafllad›. Devlet daha da kudurdu. Ama buna ra¤men destek büyüyordu. Yafll› genç demeden ses büyüyordu. Çok büyük çapta Kay›plar Kurultay› yap›ld›. Bu flekilde 98 y›l›na kadar oturduk. Kaç hafta oturduk hat›rlayam›yorum. - Peki Cumartesi eylemleri neden bitirildi? Her hafta gözalt›na al›n›yorduk. Son zamanlarda ise polis gaz kullanmaya bafllam›flt›. Bunu aileler kald›ram›yordu. Yine gözalt›lar da insanlar› etkilemeye bafllam›flt›. Say›m›z gittikçe azalmaya bafllad›. Bunun üzerine bir bas›n aç›klamas› yap›p Cumartesi eylemlerini bitirme karar› ald›k. - A‹HM’in kay›plar davalar›na bakmama karar›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Amaçlar›m›zdan biri de kay›plar›m›z› uluslaras› plana tafl›makt›. Dünyan›n da sahip ç›kmas›n› istiyorduk kay›plar›m›z›. Ama maalesef onlar›n da Türk devletinden fark› yoktur. Çünkü o ülkelerde de kay›plar vard›r, o ülkelerde de iflkence vard›r. E¤er bizimkini kabul ederse kendi ülkelerinde de bunlar›n oldu¤unu kabul ederlerdi. Bu yüzden kabul edilmedi. Onlar› protesto ediyorum. Kay›plar›m›z›n hesab› sorulacak ama bunu bilmelerini istiyorum. - Kay›p yak›nlar›n›n ne yapmas›n› önerirsiniz? Kay›plar› olanlar yine de dilekçe vermelidirler. Haklar›n› aramal›lar. Ana iseler o¤ullar›n›, k›zlar›n›, kardefllerse kardefllerini, efllerse efllerini istesinler. Ülkemizde birçok kay›p vard›r. Onlar› bir araya getirmek, örgütlemek elbette bizim için çok zordur. Ama neye mal olursa olsun getirmeye çal›flmak laz›m. Bu da devrimcilerin iflidir. Bu sorunun halk›n sorunlar› oldu¤unu bilmek laz›m. Ortak hareket etmek laz›m. - Son olarak eklemek istedi¤iniz, vermek istedi¤iniz bir mesaj var m›? Bizim yaflad›¤›m›z sadece Hasan’›n ac›s› de¤ildir. Bizim ac›m›z insanl›¤›n yaflad›¤› toplumsal bir yaran›n ac›s›d›r. Tabi bir yoldafl›m›z› yitirdi¤imiz gibi kan›ndan, can›ndan birinin yitirdi¤inin ac›s› ayn› olmuyor. Onun ac›s› daha baflkad›r. Anlatmas› çok zor. ‹flte bu ac›lar ailelerimizi, yoldafllar›m›z›, siperdafllar›m›z› bir araya getirmeli ve ortak bir mücadeleye sürüklemelidir.

KAVGADA ÖLÜMSÜZLEfiENLER Cemal Ferhat: Dersim Hozat Peyik (Ça¤larca) do¤umludur. Nisan 1980’de Hozat’ta Halk›n Kurtuluflu taraftarlar›n›n b›çakl› sald›r›s› sonucu flehit düfltü. Yahya Kara: 1954 Çanakkale do¤umludur. Almanya’da TMP/ML taraftar› olarak mücadele yürütürken 10 Nisan 1981’de bir ifl kazas› sonucu yaflam›n› yitirdi. Mehmet Beyhan: 1977’den itibaren Urfa Siverek’te faaliyet yürütmeye bafllad›. 12 Eylül sonras› kararl›l›¤›ndan taviz vermeyenlerdendi. DDKD’li sosyal faflistler taraf›ndan daha önceden yaralanm›fl olan bedeni, gözalt›nda gördü¤ü a¤›r iflkenceleri kald›ramad›. Nisan 1981’de Siverek’te polis karakolunda katledildi. Emin U¤urlu: Proletarya Partisi saflar›nda mücadele yürütürken 27 Mart 1982’de Almanya’da geçirdi¤i bir trafik kazas› sonucu flehit düfltü. Veysel Y›ld›z: Kürt milliyetinden bir Partizan olarak bir bankada müstahdem olarak çal›fl›yordu. 12 Eylül sonras› partiyle ba¤lar›n› koparmayarak, mücadele ›srar›n› korumufltu. 28 Mart 1982’de Malatya’da gözalt›na al›nd›¤›nda direnme gelene¤ine sad›k kald›, 31 Mart 1982’de katledildi. Ali Uçar: 1959 Dersim Ovac›k Güneykonak (Çakperi) do¤umludur. Küçük yafllarda gitti¤i ‹stanbul’da çal›fl›rken 1976’da parti ile iliflki kurmufltur. Özellikle askeri eylemlerde ve kamulaflt›rmalarda önemli görevler üstlendi. DABK içerisinde çal›fl›rken cezaland›rmalarda görev ald›. Bak›rköy’de düfltü¤ü pusuda düflmana ve teslimiyete kurflun s›karak 6 Nisan 1983’te flehit düfltü. fierif Ahmet Arslan: Nisan 1984’te ‹zmir Buca Hapishanesi’nde yakaland›¤› bir hastal›k sonucu flehit düfltü. Cihan Çetinkaya: Zeytinburnu’nda lümpen arkadafl çevresinden ç›k›p Partizanlarla yeni tan›flm›flt›. Gelece¤i umut yüklüydü. 1997’nin Nisan ay›nda eskiden içinde oldu¤u arkadafl çevresinde ç›kan bir kavgada yaflam›n› yitirdi. ÖLÜM ORUCU fiEH‹TLER‹: Gülsüman Ada Dönmez 9 Nisan 2001, Meryem Altun 1 Nisan 2002 (DHKP-C), Adil Kaplan 7 Nisan 2001 (TKP (ML), Bülent Çoban (DHKP-C), Yusuf Arac› 26 Mart 2003 (DHKP-C)


31

25

26 Mart-8 Nisan 2004

PART‹ZAN A‹LES‹N‹N “DAVUT AMCASI”

GÜN’DE DÜN ...

Devrimin kitlelerle gerçekleflece¤inin, kitlelerin eseri olaca¤›n›n bilinci ile hep kitlelerin içinde olmay› pratikte uygulamaya çal›flan Davut Kirman bu özelli¤i ile örnek bir kiflilik sergilemiflti yaflam› boyunca. 1950 y›l›nda Artvin fiavflat do¤umlu olan Davut Kirman Gürcü milliyetindendi. Gençlik dönemlerinde Devrimci-Yol çevresinde devrimci mücadele içinde yer alm›fl, 80 askeri darbe döneminden sonra ise Proleterya Partisi ile tan›flm›flt›r. Kamu emekçisi olan Kirman’›n tayini fiereflikoçhisar’a ç›kt›¤› dönemler, ayn› zamanda Nevflehir Hapishanesi’nde meydana gelen özgürlük eylemine denk gelmifltir. Bu dönemde Parti kendisinden olanaklar›n› sunmas›n› istedi¤inde bu iste¤e tereddütsüzce yan›t vermifl ve 15-16 firariyi aylarca tan›d›¤› kitle iliflkilerinde bar›nd›rm›fl, onlar›n tüm ihtiyaçlar›n› karfl›lam›flt›r. Bunlar› yaparken de Proletarya Partisi’nin disiplin anlay›fl›na uyarak yapt›klar›n› bir s›r gibi ailesinden bile gizlemifltir. Bu olaylardan sonra saklad›¤› Partizanlar›n tutsak düflmesi ile beraber belli kopukluklar yaflasa da Proletarya Partisi’ne olan ba¤l›l›¤›n› hiç bir zaman yitirmeyen Davut Kirman, yakaland›¤› kanser hastal›¤›n›n onu çok fazla etkiledi¤i dönemlerde düflmana esir düflmesine ra¤men ne düflmana ne de sa¤l›k problemlerine teslim olmam›flt›r. Son günlerini Ulucanlar Hapishanesi’nde geçiren, (tutsaklar›n deyimiyle) Davut amca sadece tutsaklar›n de¤il, tüm Partizan ailesinin örnek al›nmas› gereken bir amcas› olarak gönüllerde yer edinmifltir. Tahliye olmas›n›n ard›ndan k›sa bir süre sonra; 1998 y›l›n›n Nisan ay›nda yaflam›n› yitirdi¤inde ölümsüzler kervan›nda yerini alm›flt›r.

27 Mart 1991. ‹stanbul Valili¤i memur sendikalar›n› mühürletti. Bu olay› protesto eden 2000 kiflilik memur grubuna polis müdahale etti, 6 kifli yaraland›. 28 Mart 1939. Madrid General Fransisco Franco’nun faflist güçlerinin eline düfltü. ‹spanya ‹ç Savafl› sona erdi. 1965. Amerika Birleflik Devletleri’nde Alabama’da Martin Luther King’in önderli¤inde 25 bin kifli sivil haklar için yürüdü. 29 Mart 1929. Tütün Amelesi Cemiyeti’ne üye 300 kadar kad›n ve erkek tütün iflçisi 72 y›l önce bugün ‹stanbul Befliktafl’ta ola¤anüstü bir toplant› yapt›. ‹fl Kanunu’nun bir an önce yürürlü¤e konulmas›, iflçiye grev hakk› tan›nmas›, iflçi yay›nlar›na izin verilmesi konular›nda giriflimde bulunmak üzere bir komisyon kuruldu. 31 Mart 1987. Petrol-‹fl Sendikas›’n›n 32 iflyerinde daha grev uygulamaya bafllamas›yla grevdeki iflçi say›s› 9 bine, iflyeri say›s› 57’ye yükseldi. 1 Nisan 1991. Türk Hava Yollar› ve Havafl’ta çal›flan 10.500 iflçi greve bafllad›. 1996. 1978 y›l›nda 7 ö¤rencinin ölümüyle sonuçlanan “16 Mart katliam›” davas› yeniden aç›ld›. 1996 y›l›n›n 1 Nisan günü tan›k olarak dinlenen Remziye Akkol, katliam bombas›n› kardefli Zülküf ‹sot’un att›¤›n› söyledi. “Kardeflim katliam› Türkefl’in planlad›¤›n› söylemiflti” dedi. 04 Nisan 1949. 12 ülke Washington’da Kuzey Atlantik Antlaflma Örgütü’nü yani NATO’yu kuran anlaflmay› imzalad›. 1958. 3 bin nükleer karfl›t› protestocu 43 y›l önce bugün Londra’dan Atom Silahlar› Araflt›rma Kuruluflu’na do¤ru yürüyüfle bafllad›. 1966. 35 y›l önce bugün, Baflbakan Süleyman Demirel, “Türkiye’de Amerikan üssü yoktur, tesisi vard›r” dedi. 06 Nisan 1910. Gazeteci Hasan Fehmi Galata Köprüsü üzerinde kurflunland›. ‹lk öldürülen bas›n çal›flan›yd›. 1991. 12 Mart 1971 askeri müdahalesi s›ras›nda ‹stanbul’da Ziverbey’deki iflkenceli “kontr-gerilla” sorgular›n› yöneten Emekli Tümgeneral Memduh Ünlütürk 13 y›l önce bugün Devrimci-Sol taraf›ndan cezaland›r›ld›. 1994. Almanya, sivil halka karfl› kullan›ld›¤› gerekçesiyle Türkiye’ye silah ambargosu koydu.

Bir direnifl sembolü; KIZILDERE

Kerpiç bir ev vard› orda Sar›lm›flt› dört bir yanda Her taraftan kurflunlara Hedef oldu K›z›ldere Bu dizeler halk›m›z›n türkülerinde yaflatt›¤›, devrimci dayan›flman›n ve direniflin devrimci tarihimizdeki en güzel örneklerinden biri olan K›z›ldere’yi anlat›yor. 12 Mart faflist cuntas›n›n ard›ndan tutuklanan ve idam› istenilen Deniz Gezmifl, Hüseyin ‹nan ve Yusuf Aslan’›n infazlar›n› engellemek için THKP-C’den Mahir Çayan,

Ertu¤rul Kürkçü, Sinan Kaz›m Özüdo¤ru, Hüdai Ar›kan, Ertan Saruhan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Y›lmaz, Ahmet Atasoy ve THKO’dan Cihan Alptekin ve Ömer Ayna düzenledikleri ortak eylemde Ünye Radar Üssü’nden 3 ‹ngiliz teknisyeni kaç›r›rlar. Deniz ve yoldafllar›n›n idam edilmesi sonucunda 3 ‹ngiliz teknisyeni öldüreceklerini bildirirler. 30 Mart 1972 Perflembe günü eylemcilerin kald›klar› K›z›ldere köyü TC askerleri taraf›ndan sar›l›r; Mahir ve yoldafllar›n›n düflman›n “teslim ol” ça¤r›lar›na

verdikleri cevap “Biz buraya dönmeye de¤il, ölmeye geldik” fleklinde olur ve Denizlerin infazlar›n›n kald›r›lmamas› halinde ölmeye ve öldürmeye haz›r olduklar›n›, çat›flacaklar›n› dile getirirler. Ayn› gün TC’nin kolluk güçlerinin 14:00 sular›nda kerpiç evi yüzlerce silahla taramas› sonucunda evde bulunanlardan Ertu¤rul Kürkçü d›fl›nda tüm devrimciler flehit düfler. Bu olay ile K›z›ldere devrimci dayan›flman›n, kararl›l›¤›n, direniflin cisimleflti¤i en önemli yerlerden biri olmufltur.

“Gün gelecek hepimiz özgür olaca¤›z...” mesine imkâns›z gözüyle bakt›¤› rüyas›n› kendisi gerçeklefltiremese de O’nun söylediklerini uygulayanlar, O’nun gibi düflünenler de birçok bedel ödeyerek gerçeklefltirdi. O’nun rüyas› ayn› zamanda kendi gücüne güvenmenin, kendi hakl›l›¤›na güvenip, sonuna kadar savunmak için cesaretin bir sembolü olmufltu. Tabi bunun gerçekleflmesini istemeyenler oldu, olacaklar da. Tarih s›n›flar ortadan kalkana dek bunu bize birçok kez gösterecek. Martin Luther 4 Nisan 1968 günü öldürüldü. ‹flte onun gerçeklefltirmek istedi¤i “rüya”dan baz› bölümler: Amerika’da siyahlar›n ikinci s›n›f vatandafl say›lmaktan kurtulmas›nda önemli rol oynayan Martin Luther King, 28 A¤ustos 1963’te, zihinlere daha sonralar› "Bir rüyam var" ad›yla kaz›nacak olan tarihi bir konuflma yapt›. "Bir rüyam var" dedi. ‹nand›, neredeyse herkesin gerçeklefl-

B‹R RÜYAM VAR Bugün size diyorum ki, dostlar›m, flu ân›n getirdi¤i güçlüklere ve engellemelere ra¤men bir rüyam var benim. Amerikan rüyas›na derinden kök salm›fl bir rüyad›r bu... Bir rüyam var. Gün gelecek, eski kölelerin evlâtlar›yla eski köle sahiplerinin evlâtlar›, Georgia’n›n k›z›l tepelerinde kardefllik sof-

ras›na birlikte oturacaklar… Bir rüyam var. Gün gelecek, dört küçük çocu¤um, derilerinin rengine göre de¤il, karakterlerine göre de¤erlendirildikleri bir ülkede yaflayacaklar… Bugün bir rüyam var benim. Gün gelecek, Alabama eyaleti, valisinin a¤z›ndan hep müdahale etme ve izin vermeme yönünde sözler dökülen o eyalet, küçük siyah o¤lanlarla küçük siyah k›zlar›n, küçük beyaz o¤lanlar ve küçük beyaz k›zlarla el ele tutuflup kardeflçe birlikte yürüdü¤ü bir yere dönüflecek. Bizim umudumuzdur bu. Güneye dönüflümde içimde tafl›yaca¤›m inançt›r. ‹flte bu inanç sayesinde umutsuzluk da¤›n› yontup bir umut an›t› yarataca¤›z. Ulusumuzu saran âhenksiz ba¤›rt›lar›, bu inanç sayesinde güzel bir kardefllik senfonisine dönüfltürece¤iz. Bu inanç sayesinde bir gün özgür olaca¤›m›z› bilerek hep beraber çal›flacak, hep beraber dua edecek, hep beraber mücadele edecek, hep beraber hapse düflecek, özgürlük için hep beraber aya¤a kalkaca¤›z.


26 Mart-8 Nisan 2004

26

31

Irak’ta sa¤l›k hizmetleri Kad›n bedeni, gözalt›nda tehdit unsuru çöküntüye u¤ram›fl durumda

Zeytinburnu’nda 28 fiubat 2004 tarihinde polisler taraf›ndan gözalt›na al›narak 2 gün sonra Nöbetçi DGM hakimli¤i taraf›ndan tutuklan›p Bak›rköy Kad›n ve Çocuk Tutukevi’ne gönderilen DEHAP üyesi Gülistan Demir gözalt›ndayken yaflad›klar›n› Avukatlar› Suat Eren, Nermin Selçuk, Sibel Eser ve Bülent Gürbüz’e yazd›¤› mektubunda anlatarak faflizmin son dönemde iyice azg›nlaflan örgütlü bireylere yönelik sald›r›lar›n›, bask› ve fliddetini bir kez daha gözler önüne serdi. Kad›nlar›n özellikle gözalt›larda tecavüz tehditleriyle nas›l psikolojik bask›ya maruz kald›¤›n› gözler önüne seren bu olay da faflizmin insanl›k d›fl› uygulamalar›n›n bir ürünü olarak karfl›m›za ç›k›yor. Kifliyi intihara bile sürükleyen bu faflist uygulamalara karfl› herkesin birlikte mücadele etmesi gerekli. Gözalt›nda dayak ve hakarete maruz kalan Demir, polislerin “Gülbahar Gündüz var ya, onu tan›yor musun? Onu biz o hale soktuk. Sana da ayn›s›n› yapar›z. Bayanl›¤›n›, onurunu kirletiriz” diyerek korku salmaya çal›flt›klar›n› söylerken; bizler onursuzluklar›n› bir kez daha kendi a¤›zlar›ndan itiraf etmekten çekinmediklerini görüyoruz. Gülistan Demir, avukatlar› arac›l›¤›yla yapt›¤› aç›klamada; “Sorgulamada 5 kifli gidiyor 5 kifli geliyordu ve çok a¤›r hakaretlerde bulunuyorlard›. Bir saniye bile gözümü yummama izin vermediler. Her gelen küfür edi-

yordu, saç›mdan tuttular, beni yere f›rlatt›lar. Amir ve flef konuflmad›¤›m takdirde beni ç›r›lç›plak soyduracaklar›, flubenin alt›nda bodruma götürüp orda elektrik verecekleri tehdidinde bulundu. Bu polisler sabaha karfl› dinlenmeye gitti ve yerine baflka polisler geldi. Bunlar da beni dövmeye bafllad›lar, yüzüme vurup hakaret ettiler. Bu s›rada sürekli Kürtlere küfür ediyorlard›. ‘Neden DEHAP’a gidiyorsun, ne siyaseti yap›yorsun?’ diyerek beni yere f›rlatt›lar” diyerek yaflad›klar›n› anlat›yordu. Müvekkilinin yaflad›klar› ile ilgili D‹HA’ya bilgi veren Av. Suat Eren, olayda Avrupa ‹nsan Haklar› Sözleflmesi’nin 3’üncü maddesi olan “Hiç kimse iflkenceye, insanl›kd›fl› ya da onur k›r›c› ceza ve ifllemlere tabi tutulamaz” hükmünün çi¤nendi¤ini belirterek, “Bu olayda, gözalt›nda psikolojik iflkencenin nelere yol açt›¤› ortaya ç›k›yor. Sistematik bir iflkence sözkonusu.

ad›nlar›n özellikle gözalt›larda tecavüz tehditleriyle nas›l psikolojik bask›ya maruz kald›¤›n› gözler önüne seren bu olay da faflizmin insanl›k d›fl› uygulamalar›n›n bir ürünü olarak karfl›m›za ç›k›yor.

K

Kifliyi onursuzlaflt›rmay›, kimliksizlefltirmeyi hedef al›yorlar. Bu muameleler sonucu müvekkilim tek kurtulufl olarak intihar› tercih ediyor” dedi. Av. Eren, müvekkilinin intihar etmesine neden olan polisler hakk›nda TCK 243’üncü maddede tan›mlanan “iflkence” suçundan Fatih Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na suç duyurusunda bulunacaklar›n› da bildirdi.

‹zmir EKB’den k›nama Kendilerini polis olarak tan›tan kiflilerce 3 Mart’ta kaç›r›larak iflkence yap›ld›ktan sonra araçtan sokak ortas›na at›lan EKB ‹stanbul çal›flan› Derya Aksakal’›n kaç›r›lmas›yla ilgili olarak olarak EKB ‹zmir çal›flan› ‹sminaz Ergün bir aç›klama yaparak sald›r›y› k›nad›. ‹HD ‹zmir fiubesi’nde yap›lan aç›klamada kad›nlara yönelik fliddetin her geçen gün artt›¤›na dikkat çekerek bask›lara karfl› mücadele edeceklerini aç›klayan Ergün; “Gelece¤imiz ve özgürlü¤ümüz için sokaklara ç›kmal›y›z” dedi. (‹zmir)

ABD’nin Irak’a yapt›¤› sald›r› ve iflgal sonras› sa¤l›k hizmetleri çöküntüye u¤rarken; kad›nlara uygulanan fliddet, kaç›rma ve tecavüz olaylar›nda da art›fl gözlemleniyor. Birleflmifl Milletler Nüfus Fonu’nun yapt›¤› araflt›rmaya göre; Irak’ta kad›nlar›n yüzde 65’inden fazlas› evde do¤um yap›yor. Güvenlik, iletiflim ve ulaflt›rma sistemindeki sorunlardan kaynakl› olarak, kad›nlar›n sa¤l›k kurumlar›na ulaflmas› zorlaflm›fl durumda. Kad›nlar›n ço¤u afl›r› yoksulluk içinde oldu¤undan demir eksikli¤i anemisi yüzde 70 iken; s›tma yayg›n bir sa¤l›k sorunu. Temmuz-A¤ustos 2003 tarihlerinde yap›lan araflt›rmaya göre; birçok hastane hasar görmüfl ve ya¤malanm›fl durumda, su ve elektrik kesintileri sürüyor, ilaç ve t›bbi malzeme oldukça zor bulunabiliyor. Araflt›rmada önemli olan bir baflka olgu ise; Ba¤dat’ta cinsel fliddet ve kaç›rma olaylar›nda art›fl oldu¤u yönünde fakat birçok olay bildirilmiyor ya da araflt›r›lm›yor.

Yaflam hakk› hiçe say›l›yor ‹HD, 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü dolay›s›yla yapt›¤› aç›klamada; kad›n haklar›n›n insan haklar›n›n ayr›lmaz bir parças› oldu¤unu söyleyerek; kad›n›n yaflama hakk›n›n hiçe say›ld›¤›na dikkat çekti. 2003 ‹nsan Haklar› ‹hlalleri Raporu: Kaybolduktan sonra ölü bulunan kad›n say›s›: 3 ‹ntihar ederek yaflam›n› yitirenler: 20’si çocuk yaflta 61 Namus cinayetleri sonucu ölenler: 40 Aile içi fliddet sonucu yaflam›n› yitirenler: 37 Ev d›fl›nda tecavüz ve cinayet sonucu: 10 Namus cinayetlerinin kad›n›n yaflam hakk› ve onuruna yönelik ifllenmifl en a¤›r suç oldu¤unu söyleyen ‹HD, bu suçlar›n önlenmesi ve faillerinin cezaland›r›lmas›n›n ise devletin görevi oldu¤unu aç›klarken; flikayetlerin kayda geçirilmesi ve ma¤durlar›n korunmas› için polis ve yarg›n›n kapasitelerinin gelifltirilmesini istedi. Ayr›ca BM Kiflisel ve Siyasal Haklar Sözleflmesi, BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleflmesi, BM Kad›nlara Karfl› Her Türlü Ayr›mc›l›¤›n Önlenmesi Sözleflmesini, BM Çocuk Haklar› Sözleflmesini, 1993 Viyana ‹nsan haklar› Konferans› sonuçlar›n› 1995 Beijing Bildirgesi ve Eylem Plan›’n›n hayata geçirilmesini istedi.

Kad›nlar fliddet ma¤duru

Kad›n toplumumuzda ikinci cins, ikinci s›n›f olma özelli¤ini korurken; e¤itim düzeyi ne olursa olsun fiziksel, ekonomik, kültürel, cinsel ve psikolojik olarak sürekli bir bask› ve fliddet uygulamas›yla karfl› karfl›ya kal›yor. Bizim gibi feodal kültürün yo¤un olarak yafland›¤› ülkelerde kad›na fliddet uygulamak ille de bir nedene dayanmak zorunda de¤ildir. Fakat fliddeti uygula-

yan kifliye sorsan bir sürü neden s›ralayabilir. O kadar çok sebep bulunur ki insan olan insanl›¤›ndan utan›r. Hatta k›skançl›k gibi psikolojik bozukluklar bile kad›n üzerinde tahakküm kuran erke¤in dayak nedeni durumuna gelebilir. Biliyoruz ki tüm haks›zl›klarda oldu¤u gibi kad›n›n bu sorununa çözüm de örgütlü olmaktan, bilinçlenmekten geçiyor. Kad›n›n özgürleflmesi örgütlülükten geçiyor. Sivas’ta Cumhuriyet Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölüm Baflkan› Prof. Dr. Faruk Kocac›k’›n yapt›¤› bir araflt›rma; kad›nlar›n yüzde 46.5’inin fliddete maruz kald›¤›n› saptarken; ortaya ç›kan ç›kan ilginç bir sonuç ise fliddetin, e¤itim ve gelir düzeyi yüksek ailelerde daha fazla görülmesi. fiiddet uygulama nedenleri ise flöyle

s›ralan›yor: “Kad›n›n ev içi görevlerini yerine getirmemesi”: Yüzde 32.2; “Erke¤in ekonomik ve psikolojik sorunlar›”: Yüzde 21.6; Kad›nlar›n yüzde 19.7’si hiçbir nedene dayanmadan fliddete maruz kal›rken; k›skançl›k nedeniyle uygulanan fliddetin oran› yüzde 9.8. E¤itim ve gelir düzeyi yüksek ailelerde fliddetin daha yo¤un yaflanmas›n› Prof. Dr. Kocac›k flöyle yorumluyor: “fiiddetin uyguland›¤› kifli, yani kad›n›n bilinci artt›kça, baz› fleylere gösterdi¤i tepki de artmaktad›r. Kad›n›n gösterdi¤i bu tepki, erke¤in daha fazla fliddete yönelmesine yol aç›yor”. E¤itim düzeyi düflük olan kad›nlar›n ise “her fleyi kabullenme”, olaylara “kaderci” bir anlay›flla yaklaflma, karfl›laflt›klar› haks›zl›klar› sineye çekme davran›fllar›n›n fliddetin oluflmas›n› engelledi¤ini de sözlerine ekliyor. (H. Merkezi)


27

31

26 Mart-8 Nisan 2004

Bir muhalif ayd›n: Sabahattin Ali Y›llarca dilimizden düflürmedi¤imiz bir siyasi tutuklunun hapishanede yazd›¤›n› tahmin etti¤imiz; “Dertlerin kalk›nca flaha Bir sitem gönder allaha Görecek günler var daha Ald›rma gönül ald›rma” adl› fliirin sahibidir Sabahattin Ali. Di¤er yap›tlar› da böyle içtenlikli, Anadolu halk›n›n çilesini iflleyen ve umut öneren içeriktedir. Güçlü bir üslubu, sa¤lam bir betimlemesi vard›r. Ülkemizdeki gerçekçi edebiyat ak›m›n›n öncülerinden say›lmaktad›r. Sabahattin Ali, 1927 y›l›nda ‹stanbul’da do¤ar. ‹stanbul Ö¤retmen Okulu (o zamanki deyimiyle Muallim Mektebi)’ni bitirdikten sonra Ayd›n’da bir süre Ortaokul ö¤retmenli¤i yapar.

Burada “Y›k›c› Propaganda” yapt›¤› gerekçesiyle 3 ay tutuklu kal›r. Sonras›nda her muhalif ayd›n gibi yaflam› zindan edilir, sürekli takiptedir. Nitekim bir dost sohbetinde Mustafa Kemal’i yerdi¤i tespit edilir ve tutuklan›r. 1 y›l Konya’da ve Sinop kalesinde tutuklu kal›r. Muhalif kimli¤inden ödün vermeyen yazar 1946’da Aziz Nesin’le birlikte “Markopafla”y› ç›kar›r. “Marko Pafla” ç›kar ç›kmaz yo¤un ilgi görür. Tek partili diktatörlükten y›lan halk bu hiciv dergisinde kendi elefltirilerini bulur. Sistem “Marko Pafla”y› da hazmedemez, kapat›r. Sabahattin Ali, yeniden “yay›n yoluyla hakaret”ten hapishaneye konur. 1948’de kamyon tafl›mac›l›¤›na bafllar. Art›k onun için yo¤un s›k›nt›lar

bafllam›flt›r. Sürekli takip ve taciz daha özgün ürünler vermesini engelleyece¤ini düflünür, yurtd›fl›na ç›kmaya karar verir. S‹STEM‹N EL‹ KANLIDIR; SABAHATT‹N AL‹ “FA‹L‹ MEÇHUL”LE ÖLDÜRÜLÜR Osmanl›’da ve takipçilerinde oyun çoktur. (Günümüzde s›kça rastlad›¤›m›z gibi) Sabahattin Ali’nin yurtd›fl›na ç›kmak iste¤ini haber alan istihbarat güçleri bir ajan›n› devreye sokar, bir fleyden flüphelenmeyen yazar, Bulgar s›n›r›na götürülür. 2 Nisan 1948 y›l›nda öldürülür. Mezar›n›n nerede oldu¤u hala bilinmemektedir. Edebiyattaki aristokrat gelene¤in aksine s›radan Anadolu insan›n›n so-

G r u p Yo r u m ’ d a n p r o t e s t o Grup Yorum çal›flanlar› ‹hsan Cibelik ve Muharrem Cengiz’in tutuklanmalar›n› protesto etmek amac›yla AKP ‹stanbul il binas› önünde bir araya gelen Grup Yorum, Özgürlük Türküsü, ‹dil Kültür Merkezi ve Kültür Sanat Yaflam›nda Tav›r Dergisi çal›flanlar› bir aç›klama yaparak Grup Yorum çal›flanlar›n›n tutuklanmas›n› siyasi bir karar olarak nitelendirdi. AKP il binas› önünde toplanan grup burada bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klamay› yapan Grup Yorum üyesi ‹nan Alt›n; Korsakoff hastal›¤›n›n T›p bilimi taraf›ndan iyileflemez bir hastal›k olarak kabul edilirken; Adli T›p doktorlar› taraf›ndan iyileflebilir bir hastal›k olarak nitelendirilerek ‹hsan Cibelik’in raporunun iptal edilmesine de¤indi. “‹hsan 22 Ocak’tan bu yana tutuklu-

dur. Bu suçtur. Hapishanelerde kalmas› mümkün olmayan bir kifliyi bu uygulamalara maruz b›rakman›n, hukuki ve bilimsel bir aç›klamas› olamaz. Bu, olsa olsa politik bir karard›r. Çünkü, ‹hsan bu durumu yaflayan tek kifli de¤ildir. ‹hsan’la ayn› hastal›¤› paylaflan birçok kifli raporlar› iptal edilerek hapishaneye konmufltur” diyen Alt›n; Grup Yorum elemanlar›n›n serbest b›rak›lmas›n› ve hukuksuzluklara son verilmesi gerekti¤ini belirtti. Muharrem Cengiz ve ‹hsan Cibelik’in resimlerininin tafl›nd›¤› aç›klamada “Muharrem Cengiz’e özgürlük”, “Grup Yorum’a özgürlük”, “‹hsan Cibelik serbest b›rak›ls›n” dövizleri tafl›nd›. Ard›ndan AKP il Yönetim Kurulu’ndan M. Faruk Gürüngül’e taleplerinin yer ald›¤› bir dilekçe verdiler. (H. Merkezi)

John Steinbeck

Ça¤dafl Amerikan edebiyat›n›n en önemli isimlerinden biri John Steinbeck yap›tlar›nda daha çok tar›m proletaryas›n›n nas›l sömürül-

dü¤ünü ön plana ç›km›flt›r. Bu konuda yay›nlanan birçok eseri vard›r. Steinbeck, Stanford Üniversitesi’nde Tabiat Bilimleri okudu. II. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’na muhabir olarak yak›ndan tan›kl›k etti. 1930’lu y›llarda yaflanan bu savafllar›n buhran dönemlerini daha çok romanlar›na yans›tarak, kapitalist toplumda insanlar›n ›st›rab›n›, ekonomik krizlerini anlatt›. Bu ö¤eleri ünlü yap›t› “Bitmeyen Kavga”da çok iyi iflledi. Yoksul tar›m iflçilerinin s›k›nt›lar›n›, özlemlerini de “Gazap Üzümleri”nde toplad›. Romanlar›ndan baz›lar›; Yukar› Mahalle, Sardalya Soka¤› (1945), Tatl› Perflembe, Fareler ve ‹nsanlar, Cennetin Bahçesi (1932), Bilinmeyen Bir Tanr›ya (1933), Tortilla Flat (1935), ‹nci (1947), Cennetin Yolu (1952), Pippin IV’ün K›sa Süren Saltanat›, Al Midilli, Öykü olarak Kas›mpat›. Steinbeck 1939’da Politzer, 1962’de Nobel Edebiyat Ödüllerini ald›. Yap›tlar› dünyan›n çeflitli dillerine çevrilmifltir. Dünya edebiyat›na birçok eser kazand›ran Steinbeck 1968 y›l›nda yaflama veda etti.

runlar›n›, ac›lar›n›, umutlar›n› gerçekçi bir dille öykü ve romanlar›nda ifller. Bu edebiyat›m›zda yeni bir boyuttur. Toplumsal eflitsizli¤i irdelemeyi, zulmün ve sömürünün kayna¤›n› iflaret etmeyi amaç edinir. Kuyucakl› Yusuf, De¤irmen Ka¤n›, Yeni Dünya ve S›rça Köflk önemli yap›tlar›ndand›r.

Karlsruhe’de ilk kez Kürt Film Günleri

“Alman Sendikalar Birli¤i” (DGB) ve “Verdi” sendikalar›n›n Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM) iflbirli¤iyle Karlsruhe’de ilk kez düzenledi¤i Kürt Film Günleri, 12 Mart’ta ‘Kulîlkên Zivistanê’ filminin gösterilmesiyle bafllad›. 12-14 Mart tarihleri aras›nda yap›lan Kürt Film Günü kapsam›nda 6 film gösterildi. Kürt sanatç› Ozan fiexo’nun sahne alarak, dinleti verdi¤i aç›l›fl galas›nda, Kürt Film Günleri tan›t›m›na iliflkin yap›lan Kürtçe-Türkçe-Almanca konuflmalar›n ard›ndan Kadir Sözen’in yönetti¤i uzun metrajl› “Kulîlkên Zivistanê” adl› filmi gösterildi. Hafta boyunca devam eden film günleri boyunca Yönetmen Halil Uysal’›n “Nepaniya Rüye Me” ve “Eyna Bejne” filmlerinin yan›s›ra ‹smail Y›ld›z’›n “Girtigehên A Tipa F” Bahman Gohabadi’nin “Dorpécmanyina Li Iraq” filmleri gösterildi. Ayr›ca ‹brahim Selman’›n yönetti¤i “Rewi Ye Bedeng” filmi de festival kapsam›nda seyirci ile bulufltu. Tüm film gösterimleri Das Kino Sinemas›’nda yap›ld›. Karlsruhe’de ilk Kürt Film Günleri organizasyonunda yer alan YEK-KOM Yürütme Kurulu üyesi Bahaddin Do¤an, amaçlar›n›n Kürt sorununu sanatsal etkinliklerle tan›tmak ve kamuoyu yaratmak oldu¤unu belirtti. Berlin, Marsilya ve Frankfurt’tan sonra Karlsruhe’de de böylesi bir etkinlik düzenleyeceklerini belirten Do¤an, etkinli¤e Mannheim, Stuttgart ve Pforzheim’de yaflayan Kürtlerin ilgi göstermesini beklediklerini söyledi. Do¤an, “Hem Alman resmi kurumlar›, hem de sivil toplum örgütleri ve dernekleri organizasyonumuzu ilgiyle karfl›lad› ve destekledi” dedi. (D‹HA)


26 Mart-8 Nisan 2004

28

31

Devletin sald›r› rüzgar›n› direnifl dalgas› ile k›ral›m ABD’nin önümüzdeki 50 y›l›n hareket program›n› tayin edecek planlar› çizmeye ve tart›flt›rmaya bafllad›¤› ve “model ülke” olarak belirledi¤i ülkemizdeki bu sald›r›lar› faflizmin genel karakteri olarak ortaya koymak yeterli olmayacakt›r. Bu sald›r›lar›n benzerlerini ve daha boyutlular›n› geçmifl dönemde de yaflad›k. Ancak bu yo¤unlaflman›n her dönem için bir nedeni olmufltur. T›pk› bugün oldu¤u gibi.

Sald›r›ya u¤rayan Devrimci Demokrasi okuru Mahir Bafl’›n bas›n aç›klamas›

Ölüm Orucu gazisi Ömer ‹nal tutukland›

Van’da Newroz kutlamalar›na sald›r›

ESP’nin suç duyurusuna sald›r›

Mart ay› bafllar›ndan itibaren yo¤unlaflan devlet sald›r› ve terörü kendini hissettirir boyutlarda gösteriyor. Düzenlenen her eylem ve etkinli¤e yönelik sald›r›lar medyada gizlenmeksizin gösteriliyor. Artan bu bask› ve sald›r›lar elbette tesadüf de¤il. Ardarda yaflanan bu sald›r›lar›n nedeni ve zamanlamas› önemli. ABD’nin önümüzdeki 50 y›l›n hareket program›n› tayin edecek planlar› çizmeye ve tart›flt›rmaya bafllad›¤› ve “model ülke” olarak belirledi¤i ülkemizdeki bu

sald›r›lar› faflizmin genel karakteri olarak ortaya koymak yeterli olmayacakt›r. Faflizmin mayas›nda bulunan sald›r›, katliam ve s›ralamaya gerek olmayan daha bir dizi zulüm çeflitleri neden böylesine pervas›z bir hal ald›? Bu pervas›zl›k elbette yabanc›s› oldu¤umuz bir durum de¤il. Bu sald›r›lar›n benzerlerini ve daha boyutlular›n› geçmifl dönemde de yaflad›k. Ancak bu yo¤unlaflman›n her dönem için bir nedeni olmufltur. T›pk› bugün oldu¤u gibi. Yukar›da vurgulad›¤›m›z gibi özellikle ABD emperyalizminin ortaya koydu¤u ve ad›n› “Büyük Ortado¤u Projesi” olarak belirledi¤i, “demokrasi”, “özgürlük” ve “kardefllik” projesinin ülkemizdeki “özgürlükler” aya¤›n› izliyoruz ve görüyoruz. Büyük bir t›kanma süreci yaflayan ABD emperyalizmi ve genel anlamda emperyalist sistem en kaba ifadesiyle “ç›k›fl›” yine ezilen milyonlara sald›rmakta buluyor. ABD’nin Irak’a “özgürlük” götürece¤ini söyledi¤i günden bugüne bir y›l geçti ve Irak halk› ABD’nin götürdü¤ü özgürlü¤ün bedelini binlerce ölü ve yaflad›¤› vahfletle ödedi/ödüyor. fiimdi s›ra di¤er ülkelerde hem de sadece Ortado¤u ile s›n›rl› kalmayarak çok genifl bir co¤rafyaya götürülecek bir “özgürlük” ile. ABD tüm dünyada büyük bir atefl çemberi oluflturma rüyas›nda ve onun bu ateflini yakma rüyalar›n›n önemli bir k›sm›nda ise Türkiye var. Türkiye “terör”den ar›nd›r›lacak ve di¤er ülkelerin önüne “model ülke” olarak konulacak. “Terör” Türk hakim s›n›flar› ve efendileri için bafl a¤r›s› oluflturuyor. Bu a¤r›n›n giderilmesi için devrimci yap›lar baflta olmak üzere tüm demokratik eylemlere sald›r› ve en dinamik güçleri ezme giriflimi yerine getirilerek bu co¤rafyadan “terör” temizlenmeli. “Özgürlük” Türkiye’ ye s›n›rs›zca uygulanmal›. ‹flte emperyalist efendilerinin “özgürlükler” talimat›yla yola ç›kan hakim s›n›flar›n yaflatt›¤› özgürlü¤ün bilançosu. Üniversite ö¤rencisi Önder Babat bu sald›r› dalgas›n›n ilki oldu. Devletin üstünü örtmeye çal›flt›¤› bu yarg›s›z infaz sokak infazlar›n› hat›rlatt› bir kere daha. Katiller daha önceki örneklerin benzeri yine “bulunamad›.” Av. An›t Baba infazla ilgili yapt›¤› aç›klamada Adli T›p’tan al›nan otopsi raporlar›n›n kendilerini hakl› ç›kard›¤›n› belirterek “Raporda Önder Babat’›n uzaktan susturucu tak›lm›fl bir silahla profesyonelce öldürüldü¤ü son derece aç›kt›r” diyor. Mesaj aç›k. Demokratik mücadelenin bir yerinde konumlanmak dahi infaz edilmek için neden oluflturabilecek kadar

Estirilen bu devlet terörü elbetteki sisteme tepki duyan milyonlara çok aç›k bir mesaj gönderiyor. Devletin artan bu sald›r› rüzgar›n› direnifl dalgas›n› oluflturarak k›ral›m. Tüm demokratik güçlerle oluflturulacak genifl birlikteliklerle direnifli büyütelim, tepkimizi sokaklarda örgütleyelim.

a¤›r bir suç. Ve bu suç ifllenmeye devam edildi¤i taktirde benzerleri yar›n herkes için geçerli. Özellikle de kitlelere ve demokratik haklar›na sahip ç›kanlara yönelik bu mesaj, yap›lan infazla gönderildi. Ancak di¤er yarg›s›z infazlarda oldu¤u gibi bu olay›n sorumlular›n›n bulunmas› için de demokratik güçlerin tümü ortak mücadelesini sürdürecektir. Ard›ndan Dersim’de ailesinin gözü önünde ‹mam Boztafl katledildi. Aç›k bir yarg›s›z infaz yap›ld›. Senaryo yine bildik tarzda haz›rlanm›flt›. Gerilla k›l›¤›na girerek köye geliniyor ve Boztafl soruluyor. Haz›rlanan tuza¤›n ikinci k›sm› aç›ktan ailesinin ve köylülerin gözü önünde aç›kça yap›l›yor ve infaz ediliyor. ‹stanbul’da EKB çal›flan› Derya Aksakal kaç›r›larak tacize ve iflkenceye maruz kald› ve kendisine Gülbahar Gündüz “hat›rlat›ld›”. Tecavüz bir iflkence yöntemi olarak yine gündemde. Topluma ve haklar›n› arayan ilerici demokrat, devrimci kad›nlara tecavüz tehdidi bir kez daha hat›rlat›ld› bu örneklerle. Ölüm Orucu direniflçilerinin kald›¤› Yaflam Evi bas›larak yürüyecek durumda olmayan Korsakof hastalar› gözalt›na al›narak keyfi gerekçelerle bir hafta tutuldu. Ve yine Korsakoff hastas› Ömer Ünal asker kaça¤› oldu¤u gerekçesi ile tutuklanarak 5 gün gözalt›nda kald›. 22 Mart 2004 tarihinde ‹nsan Haklar› Derne¤i ‹stanbul fiubesi’nde Yaflamevi ve TUYAB son günlerde, CMUK 399. Madde’den tahliye olan Wernicke Korsakoff hastalar›n›n tutuklanmas›na ve gözalt›na al›nmas›na iliflkin bas›n aç›klamas› yapt›. TUYAB ad›na konuflan Sema Gül Ceza ‹nfaz Yasas› ve Tek Tip Elbise uygulamas›n› hat›rlatarak Korsakoff hastalar›n›n F tiplerinde yaflam olanaklar›n›n olmad›¤›n› vurgulad›. Yaflamevi’nin bas›lmas›na iliflkin Ölüm Orucu Gazisi Esmehan Ekinci haz›rlad›¤› metni okurken, gözalt›na al›nan Ömer Ünal ise “Amaçlar› Hüsne Davran’› aramak de¤ildi. Yaflamevi’nin tasfiye edilmesine yönelik bir giriflimdi bu” dedi.

Devrimci Demokrasi Gazetesi okuru Mahir Bafl Ümraniye 1 May›s mahallesinde evinin önünde sivil polislerin sald›r›s›na maruz kald›. Üç sivil polisin sald›r›s›na u¤rayan Bafl 5 günlük ifl göremez raporu ald›. ESP seçim çal›flmalar›na yönelik yap›lan sald›r›lar› protesto eden 40 kifli gözalt›na al›nd›. Çevik kuvvet polisi cop kullanarak ESP seçim adaylar› ve çal›flanlar›na müdahale etti. Yaralanarak gözalt›na al›nanlara araba içinde de sald›ran polis benzer sald›r›s›n› 16 Mart Katliam›n›n y›ldönümünde eylem yapanlara karfl› da uygulad›. Biber gazl› ve coplu sald›r›da iki kad›n›n aya¤› k›r›l›rken Yeni Demokrat Gençlik dergisi muhabiri Meltem Durak gözüne ald›¤› cop darbesi sonucu yaralanarak hastaneye kald›r›ld›. Bu eylemde de çok say›da gözalt› yafland›. Bu sald›r› furyas› içinde TAYAD’a yönelik bask›lar da devam etti. TAYAD yöneticisinin tutuklanarak hapishaneye konulmas›n›n yan›s›ra son dönemde 450 TAYAD’l› gözalt›na al›nd›. Ö¤renci gençli¤in 13 Mart’ta YÖK Yasa Tasar›s›’na karfl› yapt›¤› merkezi eyleme sald›ran devlet 67 kifliyi gözalt›na ald›. 13 kiflinin tutukland›¤› bu eylemin ard›ndan 20 kifli hakk›nda daha tutuklama karar› ç›kar›ld›. Newroz kutlamalar›na da sald›ran devletin Adana’da havaya atefl açarak müdahale etmesinin sonucunda 13 yafl›ndaki bir çocuk a¤›r yaraland›. Van Yüzüncü Y›l Üniversitesi’ndeki Newroz kutlamalar›na sald›ran jandarma birçok kifliyi a¤›r yaralarken yine onlarca ö¤renciyi gözalt›na ald›. Estirilen bu devlet terörü elbetteki sisteme tepki duyan milyonlara çok aç›k bir mesaj gönderiyor. “Bafl›n›z›, delikten ç›kard›¤›n›z zaman böyle ezilecektir”. Bu y›l Türkiye’de yap›lacak NATO toplant›s› öncesi artan bu sald›r›lar devam edecektir. Devletin artan bu sald›r› rüzgar›n› direnifl dalgas›n› oluflturarak k›ral›m. Tüm demokratik güçlerle oluflturulacak genifl birlikteliklerle direnifli büyütelim, tepkimizi sokaklarda örgütleyelim.


31

29

26 Mart-8 Nisan 2004

Dersim’de yarg›s›z infaz; ‹mam Boztafl katledildi Ailesinin ve tan›klar›n gözü önünde katledilen ‹mam Boztafl olay› ile ilgili ailesinin görüfllerini ald›k. ‹.K: Fidan ana bize olay an›n› anlat›r m›s›n? Fidan Boztafl (‹mam Boztafl’›n annesi): Odun almak için d›flar› ç›km›flt›m. Bakt›m yukar› taraftan askeri elbiseli, maskeli iki kifli geliyor. Yan›ma gelince, “buras› ‹mam Boztafl’›n evi mi” diye sordular. “Ne ‹mam’›n evi” diye tersleyince “teyze korkma biz kirveyiz” dediler. Ben “kirve nedir” dedim. “Teyze biz arkadafllar›y›z, ‹mam’la görüflmemiz laz›m” diye diretince ‹mam’›n evine gittim. “‹mam iki kifli seni soruyor” dedim. ‹mam “ne iki kiflisi” deyince, “seninle konuflmak istiyorlar” dedim. ‹mam d›flar› ç›kt›. Asker k›yafetli, maskeliler ‹mam’a “gel, gel biz arkadafl›z seninle konuflaca¤›z” dediler. Ben “‹mam gitme” deyince ‹mam arkas›n› döner dönmez otomatik silahlarla tarad›lar. O¤lum biraz yaflad› sonra da öldü. ‹.K: Amca ‹mam daha önceden tehdit ediliyor muydu? Onu kim tehdit ediyordu? H›d›r Boztafl (babas›): Tehdit edilmiflti. Yeflil kart için karakola gitmiflti. Komutan kendisine “sen horozluk yap›yorsun, köylüler bize flikayete gelmek istiyor sen b›rakm›yorsun” buna benzer fleyler söylemifl. ‹mam da komutana, “bana iftira at›yorlar” demifl. En son karakoldan gelece¤i zaman komutan ‹mam’a “senin son flans›n, sen buradan git. Art›k sana ceza, iflkence yok. Senin hakk›n do¤rudan do¤ruya kurflundur. Ben senin hasm›n de¤ilim, emir yukar›dan geliyor bunu iyi bil” demifl. O¤lum bunu bana anlatt›. Ben ilk önce inanmad›m. O¤lum hapis yatm›fl, cezas›n› çekmifl. O¤lum yan›mdayd›. Adam vurmad›, birfley yapmad›. Bakt›m ki ‹mam çok üzülüyor o zaman inand›m. Çünkü sa¤a sola söylüyorlard›. “Gelen giden var ‹mam’›n evindedir” diye. Komutan bir

Tunceli Mazgirt’e ba¤l› Alanyaz› köyünde katledilen Devrimci Demokrasi okuru ‹mam Boztafl adl› köylü, Bulgurcular Jandarma Karakolu Komutan› Ahmet Kaçan taraf›ndan tehdit ediliyordu.

gün harmana bütün köylüyü toplam›flt›. Demiflti ki, “iki sefer geldiler buraya. Ben sizden iyi biliyorum. Erzak toplay›p gittiler.” Biz de öyle bir fley olmad›¤›n›, görmedi¤imizi söyledik. ‹.K: ‹mam Dersim’den bir süreli¤ine ayr›lm›fl. Bunun nedeni neydi? H. Boztafl: Ben ‹mam’›n tehdit edildi¤ine inan›nca öldürülece¤ini düflündüm. O yüzden gönderdik. “Sen git birfleyler yapar›z” dedim. ‹mam üç buçuk ay Ankara, ‹zmir, Manisa ve ‹stanbul’da kald›. Sonra bizi arad›, “komutan orada m›?” dedi. Ben de “evet burada, baflka nereye gidecek ki” dedim. Efli ve çocuklar›yla konuflmufl. Çocu¤u babas›n› do¤um gününe ça¤›rm›fl, o da “tamam k›z›m gelirim” demifl. Geldi ve onu öldürdüler. ‹.K: Bize ‹mam’› anlat›r m›s›n? Derman Boztafl (efli): Eflim y›llarca içeride kald›. Hiçbir suçu yoktu, kimseye kötülük etmemiflti. Karakol komutan› eflimi ça¤›rarak ajanl›k teklif etmifl. Eflim de “benim görüflüm bellidir, ben y›llarca iflkence gördüm, içerde kald›m, bedel ödedim” diyerek reddetmifl. Karakol komutan› da, “senin ölümün benim elimden olacak” demifl. Eflim bu yüzden buray› terk edip ‹stanbul’a gitti. ‹.K: ‹mam bundan yaklafl›k üç ay önce ‹stanbul’a gitmifl. ‹stanbul’a gitme nedeni neydi? Güven Boztafl (amcas›n›n o¤lu): ‹stanbul’a gitme nedeni, Bulgurcular Karakol komutan› Ahmet Kaçan taraf›ndan ölümle tehdit edilmesiydi. Kaçan yeflil kart için karakola giden ‹mam’a kendileriyle çal›flmas›n›, gerillalar›n isimlerini vermesini, bar›nd›klar› yerleri vermesini, aksi takdirde kendisini öldüreceklerini söylemifl. ‹mam da Kaçan’a “sen bana köydeki ajanlar›n isimlerini versene” diyerek karakoldan ayr›lm›fl. Ailesi durumu bildi¤inden ‹mam’›n öldürülmemesi için bir süreli¤ine buradan göndermiflti. Dersim ve çocuklar›n›n has-

retine dayanamayan ‹mam öldürülmeden bir hafta önce geri döndü. ‹.K: ‹mam’›n özelliklerinden bahseder misin? G. Boztafl: Hiç yalan söylemezdi. Köylüler kendisini çok severdi. Saf, temiz kalpli oldu¤u için köylüler kendisine Fakir ‹mo derlerdi. Evli ve üç çocuk babas›yd›. Buna ra¤men mücadeleden hiçbir zaman kopmad›. Davas›na ba¤l›yd›. ‹.K: Baflka eklemek istedi¤iniz bir fley varm›? G. Boztafl: ‹mam kendisine teklif edilen ajanl›¤› kabul edip onursuzca yaflamaktansa, halk› için onurluca ölmeyi tercih etti. ‹mam halk›n onurudur. ‹.K: ‹mam tehdit ediliyor muydu? Ne gibi tehditlerle karfl›laflt›? Hasan Boztafl (kardefli): Ben Almanya’da yafl›yorum. 2003’ün Ekim ay›yd›. Bir akflam ‹mam beni arad›. Bulgurcular karakol komutan› taraf›ndan tehdit edildi¤ini ve komutan kendisine “dosyas›n›n kabar›k oldu¤unu bundan sonra kendisini tutuklamayaca¤›n›, iflkence yapmayacaklar›n› ama öldüreceklerini” söylemifl. Ben olay› ciddiye almad›m. ‹mam’›n köyü terketmesi için tehdit edildi¤ini düflündüm. Ben de ‹mam’›n köyden gitmesini istemifltim. ‹mam bir süre sonra köyden ayr›larak ‹stanbul’a gitti. ‹.K: ‹mam’›n katledilmesiyle ilgili ne düflünüyorsunuz? H. Boztafl: ‹mam Devrimci Demokrasi okuruydu. Karakol komutan›na ihbarlar gidiyormufl. “‹mam burada olmazsa devrimciler buraya giremez, bar›namaz” diye. Bence abim bundan dolay› J‹TEM taraf›ndan katledildi. ‹.K: Sen bir fleyler söylemek ister misin? Hediye Genç (k›zkardefli): ‹zmir’e benim yan›ma geldi. Karakol komutan›n›n kendisini öldürece¤ini söyleyince ben inanmad›m. “Abi se-

nin hiçbir suçun yok, seni niye öldürsünler ki” dedim. O da, “yok kesin yapacaklar” dedi. Evi arad›¤›nda karakolun kendisini sormad›¤›n› ö¤renince, “ben çocuklar› çok özledim gidip on, onbefl gün kal›r dönerim” dedi. Geldi ve dedi¤i ç›kt›. Onu öldürdüler. ‹.K: ‹mam Boztafl’›n öldürülmesi ile ilgili size ne tür bilgiler geldi? Cafer Demir (‹HD Elaz›¤ fiube Baflkan›): Tunceli Mazgirt’e ba¤l› Alanyaz› köyünde ‹mam Boztafl adl› kiflinin faili belirsiz kiflilerce 8 Mart 2004 günü öldürülmesi üzerine 9 Mart günü ad› geçen köye gidip annesi, babas› ve efli ile görüfltüm. Ailesi bana ‹mam Boztafl’›n Bulgurcular Jandarma Karakol Komutan› taraf›ndan tehdit edildi¤ini, bunun üzerine ‹mam Boztafl’›n 2-3 ay önce ‹stanbul’a gitti¤ini ve olaydan bir hafta önce köye döndü¤ünü ve 8 Mart akflam› saat 22.30 sular›nda kap›n›n önüne ça¤›r›larak öldürüldü¤ü ve olaydan Bulgurcular Jandarma Karakol Komutan›’n›n sorumlu oldu¤unu ve karakol komutan› hakk›nda Mazgirt Cumhuriyet Savc›l›¤› nezdinde suç duyurusunda bulunduklar›n› beyan ettiler. Ayr›ca derne¤imizden konuyla ilgili yard›m talebinde bulundular. Bunun üzerine olay›n araflt›r›lmas› aç›s›ndan bölgeye bir heyetin gönderilmesi için genel merkezimizden bir talepte bulundum. Talebimiz kabul edildi. Önümüzdeki günlerde bir heyet oluflturulacakt›r. ‹.K: Ayn› köyden baflkalar› da karakol komutan› taraf›ndan ölümle tehdit edilmifl. Bu konuda size baflvurular da varm›fl. C. Demir: Ayn› köyden Mehmet Ali Koçak ile Niyazi Turgut adl› iki kifli de derne¤imize yaz›l› müracaatta bulunarak Jandarma Karakol Komutan› taraf›ndan tehdit edildiklerini beyan ettiler. Bunun üzerine karakol komutan› hakk›nda Mazgirt Cumhuriyet Savc›l›¤›’na bir yaz› yazarak suç durusunda bulundum. (Malatya)


26 Mart-8 Nisan 2004

30

bir kriz içinde. Irak pazar›n›n kesilmesi bu krizin artmas›n› da beraberinde getirirken bu durum onun “ABD karfl›tl›¤›n›” belirleyen temel nedenlerden biri. Yine bu duruma paralel olarak Suriye di¤er Ortado¤u ülkelerinin ABD karfl›s›nda güç oluflturma çabas› içinde yapt›¤› giriflimlerle de dikkatleri üzerine çeken bir ülke. Bölgede politikalar›n› yaflama geçirmek için elinde tuttu¤u Kürt kart›n› devreye sokma çabas›nda olan ABD’nin bu planlar› Suriye’de yaflanan çat›flmalar s›ras›nda yaflanan baz› geliflmelerde Kürt halk› aç›s›ndan trajik bir tablo ortaya ç›kard›. Suriye’nin Kam›fll› kentinde bafllayan ve daha sonra genifl bir kesime s›çrayan bu çat›flmalar s›ras›nda ABD bayraklar› tafl›narak, “Bush için hayat›m›z› feda ederiz” sloganlar› bölgede yaflayan Kürtlerin gelece¤i aç›s›ndan ve ABD’nin bölge politikalar› içinde elinde bulundurdu¤u Kürt kart›n› kullanma gibi geliflmeler aç›s›ndan dikkatle izlenmesi gereken geliflmeler. Yaflanan bu çat›flmalar›n hemen ard›ndan ABD Suriye’ye ambargo karar› ç›kard›. ABD yönetimi Suriye’yi “teröre destek vermek, Lübnan’› iflgal etmek ve Irak s›n›r›n›n güvenli¤ini” sa¤layamamakla “suçlayarak” ambargo karar›n› aç›klad›. ABD’nin Irak’ta yaflad›¤› teflhir olmuflluk ve t›kan›kla Suriye’ye müdahalesi oldukça zordu. Bu anlamda da elindeki etnik çat›flmalar kart›n› devreye koyarak bafllatt›¤› bu çat›flma “gelecek 50 y›l›n” politikalar›n› yaflama geçirmek aç›s›ndan önemli. Dünyan›n birçok yerinde yaratt›¤› kargafla ortam›, önümüzdeki dönem politikalar›n nas›l ve hangi yöntemlerle hayata geçirilece¤inin de önemli ipuçlar›n› veriyor. Yine BOP’un kapsama alan› içinde olan Balkanlar’da Kosova’da son günlerde yaflananlar hayata geçirilmeye çal›fl›lan plan›n bir parças›. 17 Mart günü bo¤ulan üç çocu¤un ölümünden S›rplar›n sorumlu tutulmas› ile bafllayan çat›flmalar k›sa zamanda yayg›nlaflt› ve bugüne kadar 31 kiflinin yaflam›n› yitirmesine neden oldu. Türk medyas›n›n da efllik etti¤i ve S›rp-Müslüman çat›flmas› olarak yans›t›lan bu çat›flmalar›n hemen ard›ndan böl-

geye NATO gücü gönderilece¤i yönlü aç›klamalar yap›larak bunun k›sa zamanda prati¤e geçirilmesi olaylar›n perde arkas›n› net bir flekilde ele veriyor. “Büyük Ortado¤u Projesi ile ba¤lant›l› olarak tart›fl›lan NATO’nun geniflleme süreci mi hayata geçiriliyor?” sorusu gündeme geliyor. Yaflanan geliflmelerin ard›ndan ‹ngiltere’den 150 asker Prifltine’ye gitti. 60 ‹ngiliz askerinin daha gönderilmesi gündemde. Yine takviye edilen 1100 NATO askerinin yan›s›ra Almanya’dan 600, Fransa’dan 400, Danimarka’dan 100, ABD’den 100, ‹talya’dan 70 asker bölgeye gönderilecek ve kal›c›laflt›r›lacak. NATO’nun Balkanlarda askeri gücünün art›r›lmas› ve müdahale alan›n›n geniflletilmesi önümüzdeki dönem ABD’nin bölgeye yönelik yapaca¤› müdahaleler aç›s›ndan önem tafl›yor. Hazar ve Orta Asya petrolleri Rusya ve ABD aras›nda önemli çekiflmelerin yaflanmas›na neden olacak. fiu anda Güney Amerika’daki ve Güney Çin Denizi ile Do¤u Timor bölgesindeki petrol yataklar› Amerikan›n denetimi alt›nda. Irak petrolleri ise ‹ngiltere ile paylafl›l›yor. Di¤er taraftan henüz denetimi alt›nda bulunmayan ‹ran, Libya ve Nijerya’ya müdahale planlar›n› ›s›t›yor. Ancak Hazar’daki zengin kaynaklar›n ele geçirilmesinde kayg›l› olan Amerika Kosova somutunda çizdi¤i tablo ile bir anlamda buraya müdahalesini de somutlad›. Balkanlardaki enerji hatt›n› denetimi alt›na almaya çal›flan Amerika, NATO arac›l›¤› ile bu planlar›n› yaflama geçirme hedefinde.Yine dünyan›n üçüncü büyük petrol ve do¤algaz kaynaklar›na sahip Hazar bölgesine yönelik ABD’nin h›z kazanan bu müdahalesi ile ABD’nin “terör” listesindeki tehlikesi ‹ran’› da devre d›fl› b›rakm›fl oldu. Bu ad›mlarla ABD kendisi için tehlike oluflturan Rusya-Ermenistan-‹ran üçlemesini s›k›flt›rmay› planl›yor. Bu üçlemenin bölgedeki etki alan›n› k›rarak daha k›sa zamanda bölgeye yerleflme hedefinde. Petrolün geçifl rotas›nda bulunan Gürcistan’da yaflananlar geliflen sürecin bir parças›. ABD’nin Orta Asya’da etki gücünü oluflturmas› ve korumas› için Gürcistan stratejik bir konumda. Çünkü Gürcistan, içinde bulundu¤u co¤rafyada enerji koridorlar›n›n korunmas› konusunda önemli bir yerde. ABD Rusya’n›n buradaki etkisini k›rmak için Gürcistan’la çeflitli dönemler yapt›¤› ikili anlaflmalarla bölgeye askeri gücünü konumland›rm›flt›r. Tiflis ile Acaristan

l› yapt›k. ‹flveren bu geliflme üzerine 8 fiubat sabah› ifllerinin olmad›¤›n› söyleyerek, sendikal› olan iflçileri kap› d›flar› etti. O günden bugüne iflçi arkadafllar düzenli olarak fabrikan›n önünde bekliyorlar. fiu an direnifl sürüyor. Yetkimiz hala gelmedi. Yeni ç›kan yasalar›n, örgütlenmenin önünde ne kadar engel oldu¤unu burada aç›kça gördük. ‹flveren her gün direniflteki iflçi arkadafllar›n psikolojisini bozmak için özel güvenlik arac›l›¤›yla bask› yapmakta. Ayr›ca Jandarma taraf›ndan da daha önce gözalt›na al›nd›lar. ‹flveren sürekli tehdit, hakaret, küfürlerle iflçileri y›ld›rmaya çal›fl›-

yor. Buna ra¤men iflçi arkadafllar›m›z kap›da direnifllerini sürdürüyor. Önümüzdeki günlerde ifllerin aç›lmas›yla ortal›k iyice ›s›nacak. Biz bunlara örgütlü gücümüzle karfl› koyaca¤›z” dedi. NÜVEL DER‹ D‹REN‹fi‹ SONA ERD‹ Daha önce birçok kez yer verdi¤imiz Nüvel Deri’deki direnifl, iflçilerin haklar›n› almas›yla sona erdirildi. Yap›lan anlaflmaya göre; iflçilerin 2001’den bu yana biriken haklar› peflin ödendi. Yeni ifl yasas›na dayanarak ihbar tazminatlar›n› vermemek için oyun yapan iflverenin oyunlar› bofla ç›kar›ld›. ‹hbarlar›n yar›s› peflin, di¤er kalan da 30

‹flçi-köylü’den ABD EMPERYAL‹ZM‹N‹N ATEfi ÇEMBER‹ DÜNYAYI SARIYOR Emperyalizm, özellikle de ABD emperyalizmi dünya pazarlar›n›n s›n›rlar›n› yeniden çizmeye haz›rland›¤› bugünlerde “gelecek 50 y›l›n politika” ve çat›flmalar›n› belirleyen “Büyük Ortado¤u Projesi” için çok beklemeden harekete geçti. Son iki haftal›k zaman diliminde yaflanan geliflmeler bu hareketin aç›k verileri. Suriye’de yaflananlar, ard›ndan Kosova, Acaristan ve Gürcistan aras›nda büyüyen gerginlik, ülkemizde seçim havas›yla bo¤ulmaya çal›fl›lan bir dizi geliflme dünya halklar›n›n ve ülkemiz ezilenlerinin kayg›yla izledi¤i geliflmeler. Ezilenler büyük bir atefl çemberinin içine çekilmeye ve bu emperyalist hegemonya çat›flmas› içinde tercih yapmaya zorlan›yor. Yeni sürecin belirlenen genifl haritas›n› ele geçirmek ve denetimini sa¤lamak önemli. Çünkü t›kanan ve zay›flamaya yüz tutmufl egemenli¤in tesis edilmesini hedefliyor. ABD’nin deyim yerinde ise dünya enerji ve petrol yataklar›n› ele geçirme plan› olan “Büyük Ortado¤u Projesi” yukar›da belirtti¤imiz çat›flmalar›n ve geliflmelerin zeminini oluflturuyor. Bu anlamda yaflanan geliflmeleri ABD’den ve bugün yo¤un olarak tart›fl›lan bu plandan ba¤›ms›z düflünemeyiz. Suriye’de maç vesilesiyle patlak veren ve devam eden geliflmelerin “asayifl” sorunundan ibaret oldu¤unu düflünmek mümkün de¤il. Geçmiflte bu ve buna benzer olaylar suskunlukla karfl›lan›rken bugün neden büyüdü ve bir anda ülke geneline s›çrad›? ABD’nin Irak’a müdahalesinin hemen ard›ndan Suriye “terörist” ülkeler listesine al›narak hedef gösterildi. Ancak Irak’ta yaflanan t›kan›kl›k buraya müdahale sürecini etkiledi ve hatta belirledi. Yine de Ortado¤u bölgesinde önemli bir yere sahip olan Suriye’ye müdahale ABD’nin gündeminden düflmedi. Çünkü ABD’nin Ortado¤u’da hayata geçirmeye çal›flt›¤› politikalar›n önünde engel teflkil eden önemli ülkeler aras›nda Suriye geliyor. Bunun nedeni ise Suriye’nin Irak’›n iflgali öncesinde BM’nin yapt›r›mlar›n›n aksine Irak’tan petrol ithal etmesi ve bu petrolü dünya pazar›na sunuyor olmas›. Irak’›n en büyük ticari ortaklar›ndan biri olan Suriye ciddi

TUZLA’DA D‹REN‹fi Y›llard›r direniflleriyle gündeme gelen Tuzla Deri Sanayiinde yeni bir direnifl bafllad›. Güzel Deri’deki direniflle ilgili olarak Deri-‹fl Tuzla fiube Sekreteri Mustafa Yi¤it’ten bilgi ald›k. “2003 y›l›n›n onuncu ay›nda Güzel Deri’de sendika çal›flmas› bafllat›ld›. Yetki almak için baflvuruda bulunduk. AKP hükümetinin bafla gelmesinden sonra, kadrolaflma sonucu eskiden 1,52 ayl›k süre içinde al›nan yetki 10 aydan beri henüz verilmedi. ‹flverenin sendikal çal›flmay› fark etmesi üzerine 5 fiubat’ta di¤er sendikas›z insanlar› da getirip sendika-

31 aras›ndaki gerilim Rusya ve ABD’nin bölgeye yönelik uygulanmaya çal›fl›lan politikalar›n›n bir parças› olarak büyüyor. ABD Rus Federasyonun bölgedeki etkisini k›rmak için bu gerginlikten faydalanmak isteyecektir ve bunu hedefleyecektir. Di¤er yanda Afganistan’da Bin Ladin bahanesi ile yap›lan operasyonlar bölgenin daha da hareketlenmesine neden oldu. Bu konuda Afganistan’daki askeri operasyonlar›ndan sorumlu ABD merkezi kumanda görevlisi yarbay David Barno’nun yapt›¤› aç›klama hayli çarp›c›. Usame Bin Ladin ve Taliban›n “ruhani lideri” Molla Ömer’in bu y›l yakalanmalar›n› umduklar›n› söylüyor ve flöyle devam ediyor; “Buradaki savafl ticaretinde hiçbir fley kesin de¤ildir.” Türkiye ise yan› bafl›nda yanan bu atefl çemberinin içine çekilmeye haz›rlan›yor. ABD’nin Büyük Ortado¤u Projesi için model olup olmad›¤› tart›flmalar›n›n gölgesinde yaflanan geliflmeler önümüzdeki dönem Türkiye’yi bekleyen geliflmelerin plan ve programlar› çiziliyor bile. Gül’ün ABD ziyareti s›ras›nda “Türkiye’nin tafleronluk yapmayaca¤›n›” ancak birlikte çal›flabileceklerini aç›klamas› ise bu geliflmeleri gizlemeyecek kadar aciz aç›klamalar. Bu “iflbirli¤inin” nas›l geliflece¤i ve flekillenece¤i ise geçti¤imiz aylarda Erdo¤an’›n ABD ziyaretinde çizildi; “Bizi daha fazla kullan›n.” Bunun ad› tafleronluk de¤il dikkat edelim “bölgenin ç›karlar› için iflbirli¤i”! ABD’nin dünya halklar›n›n kan› ile haz›rlad›¤› bu projenin içinde yer alma arzusu seçimlerden sonra çok daha belirgin bir renk alacak. ‹flçi, emekçi düflman› AKP, seçimlerden ald›¤› h›zla sald›r›lar›n› daha da art›racak. Efendisi taraf›ndan daha fazla kullan›labilmesi için bu sald›r›lar› yapmak zorunda oldu¤unun bilinci ile. ABD’nin Irak’› iflgalinin birinci y›l›n› geride b›rakt›¤›m›z bu günlerde flunu bir kez daha gördük ki emperyalizm kendi hegemonyas› için ne zaman baflka bir ülkeyi iflgale kalk›flsa orada topraklar›n› savunma ve ba¤›ms›zl›k mücadeleleri filizlenip boy veriyor. Bu Irak’ta çok somut yafland› ve ABD Irak bahsinde yenildi. Halk›n bu çat›flmada ödedi¤i fatura ne kadar a¤›r olursa olsun, ABD kazand›k naralar›n› ve zafer sloganlar›n› ne kadar hayk›r›rsa hayk›rs›n Irak’ta yenilen kendisiydi. Bu güç ve gösterilen irade dünya halklar›n›n onurlu iradesidir. Bu irade ABD’nin “50 y›ll›k” projelerine karfl›l›k dünya halklar›n›n da sürecek direnifl destan›n sayfalar›n› yazacak kadar güçlü.

Nisan ve 30 May›s tarihlerinde verilmek üzere iki senet yap›ld›. Bunun yan›nda resmi protokol imzaland›. Buna göre iflyerinin aç›lmas› duru- Mustafa Yi¤it munda, tekrar ayn› iflçiler geri al›nacak, baflka iflçi çal›flt›r›lamayacak. ‹flçilerin ve sendikan›n ortak karar›yla direnifl sona erdirildi. (Kartal)


31

26 Mart-8 Nisan 2004

31

‹flgale de¤il direnifle destek

‹STANBUL ABD ve ‹ngiliz emperyalistlerinin, iflbirlikçilerini ve uflaklar›n› da yan›na alarak bafllatt›¤› sald›r› ve iflgalin birinci y›l dönümünü nedeniyle ‹stanbul’da kitlesel bas›n aç›klamas› gerçeklefltirilerek iflgalin son bulmas› istendi. Irak’ta ‹flgale Hay›r Koordinasyonu, ‹flgale Karfl› Komiteler ve Küresel Bar›fl ve Adalet Komisyonu taraf›ndan düzenlenen eylem yaklafl›k üç bin kiflinin kat›l›m›yla Tak-

sim Meydan› Gezi Park›’nda gerçekleflti. Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS), Partizan, ESP, Temel Haklar, DMP gibi kurumlar›n yan› s›ra siyasi partilerden EMEP, TKP, SDP ve ÖDP’nin de kat›ld›¤› eyleme çok say›da ayd›n ve sanatç› da kat›ld›. Irak’ta yaflam›n› yitirenler için bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllayan eylemde sanatç› Mercan Dede, ney’ini yaflam›n› yitirenler için üfledi. Haz›rlanan ortak bas›n aç›klamas›n› sanatç›lardan Mehmet Ali Alabora ve Görkem Yelken okudu. Eylemde, Partizan tafl›d›¤› dövizler ve att›¤› sloganlarla Irak’taki direnifle dikkat çeke-

rek, direnifle destek ça¤r›s› yapt›. “NATO’ya Hay›r”, “Emperyalizm Ka¤›ttan Kapland›r”, “‹flgale De¤il Direnifli Destekle” vb. dövizler ve bayraklar›yla eyleme kat›lan ILPS, att›¤› sloganlarla emperyalizme karfl› mücadelenin gelifltirilmesi ve Haziran ay›nda ‹stanbul’da yap›lacak NATO zirvesini protesto etme ça¤r›s› yapt›. ANKARA 20 Mart günü bir araya gelen savafl karfl›tlar› ABD emperyalizminin Irak’› iflgal etmesini protesto ettiler. “Ankara Savafl Karfl›t› Platform” ve BAK taraf›ndan düzenlenen eylem 12:30’da Akay Caddesi’nden bafllad›. Emek Gençli¤i, Halkevleri, TKP, ESP ile ayd›n sanatç›lar›n da kat›ld›¤› yürüyüflte ABD emperyalizmine duyulan öfke ön plana ç›kart›ld›. Yaklafl›k 700 kiflinin kat›ld›¤› eylem insanlar taraf›ndan ilgiyle izlendi. Bas›n›n yo¤un ilgi gösterdi¤i aç›klamay› okuyan

TMMOB Baflkan› Kaya Güvenç, 20 Mart’ta bütün savafl karfl›tlar›n›n alanlara indi¤ini dile getirerek NATO toplant›s›n›n ‹stanbul’da yap›lmas›na karfl› olduklar›n› söyledi. Basral› Ömer’in yazd›¤› fliirinde okundu¤u eylem ayn› güzergahtan yürünerek Konur Sokak’ta sona erdirildi. MALATYA Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) Türkiye Seksiyonu 20 Mart Cumartesi günü Malatya Postanesi önünde yapt›¤› bas›n aç›klamas›yla ABD ve ‹ngiliz emperyalizminin Irak’› iflgalini k›nad›. BURSA Bursa’da ‹HD Bursa fiubesinin ça¤r›s› üzerine saat 12:30’da Osmangazi Metro istasyonu önünde toplanan ‹HD, ESP, SDP, Partizan ve DEHAP’›n da aralar›nda bulundu¤u kitle bir bas›n aç›klamas› yaparak ABD’nin Irak’› iflgalini k›nad›

‹flgalin y›ldönümünde dünya ayaktayd›! ABD ve ‹ngiliz emperyalistlerinin Irak’› iflgal sald›r›s›n›n 1. y›ldönümü olan 20 Mart günü düzenlenen gösterilere yüzbinlerce kifli kat›ld›. Aylard›r Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi’nin de aralar›nda bulundu¤u çeflitli anti-emperyalist, savafl karfl›t› demokratik güçlerin yapt›¤› ça¤r›larla alanlara ç›kan kitleler, emperyalizmin Irak’› iflgalini lanetledi ve derhal Irak’tan çekilmelerini istedi. Sadece ABD’de 250 tane gösteri gerçeklefltirildi. En kitlesel gösteri ise ‹talya’n›n baflkenti Roma’da (1-2 milyon) gerçekleflti. Milyonlarca insan, ABD ve müttefiklerinin sald›r› bahanelerinin gelinen aflamada asl› olmad›¤›n› ve gerçeklerin aç›klanmas›n›n zaman› geldi¤ini öfkeleriyle dile getirdiler. Japonya’n›n Baflkenti Tokyo’daki savafl karfl›t› gösteriye 30 bin kifli kat›ld›. Tayland ve Hong Kong’da da gösteriler düzenlendi. Filipinler’de ABD Büyükelçili¤i’ne yürüyüflü engellenen protestocularla güvenlik güçleri aras›nda çat›flma yafland›. Hindistan’›n Bombay kentinde de binlerce gösterici toplanarak savafl karfl›t› sloganlar att›. Avustralya’n›n çeflitli kentlerinde yürüyüfller düzenleyen binlerce kifli, ABD’nin “teröre karfl› savafl” ad› alt›nda, Irak’› iflgalini protesto etti. Roma’da da solcu partilerin yan› s›ra sivil toplum kurulufllar›n›n destekledi¤i ve tahminen 500 bin kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfl düzenlendi. Irak’taki savafl›n y›ldönümü nedeniyle ‹spanya’da düzenlenen gösterilerde onbinlerce kifli “Irak’taki iflgalin sona ermesi” talebiyle yürüdü. 12 Mart’ta, 11 milyondan fazla kiflinin “teröre hay›r” diye yürüdü¤ü ‹spanya sokaklar›nda bu kez “iflgale hay›r” sloganlar› at›ld›. “Irak’tan askerleri çekin. ‹flgal sona ersin” yaz›l› pankartlar tafl›yan göstericiler, Bush, Blair ve Aznar’› elefltiren sloganlar att›lar. Yunanistan’›n baflkenti Atina’da Sintagma meydan› ile Selanik kent merkezinde toplanan binlerce gösterici, “ABD’nin Irak iflgalini” protesto eden pankartlar açt›lar. Gösterilerde, “Emperyalist savafla hay›r”, “Atina 2004 Olimpiyatlar›’nda NATO’nun sa¤layaca¤› güvenli¤i istemiyoruz” sloganlar› at›ld›. M›s›r’›n baflkenti Kahire’nin El Tahrir

ler A/P çerçevesinde genifl bir flekilde da¤›t›ld›. Ayr›ca Irak halk›n›n meflru direniflini destekleyen sloganlar at›larak, yürüyüflün anlam ve önemi noktas›nda canl›l›k yarat›ld›. “ABD, kanl› ellerini Ortado¤u’dan çek” yaz›l› AT‹K-ILPS imzal› pankart›n tafl›nd›¤› yürüyüfl,

meydan›nda da binlerce kifli protesto gösterisi yapt›. Gösteriye, Müslüman Kardefller örgütü üyeleri de kat›ld›. HAMBURG Uzun bir süreden beri ‹flçi köylü okurlar›n›n eylem birli¤i içinde oldu¤u “Hamburg Emperyalist Sald›rganl›¤a Karfl› Koalisyon” sald›r› savafl›n›n y›ldönümünü bir kampanya fleklinde ele ald›. Yaklafl›k iki ay öncesinden ön çal›flmalar bafllat›ld›. 20 Mart günü ortak düzenlenen yürüyüflte AT‹K, ILPS imzal› pankart, flama ve dövizleriyle yerlerini ald›. Saat 12’de bafllayan yürüyüfl flehir merkezinin içinden geçerek ABD konsoloslu¤u önünde son buldu. Yürüyüfl boyunca yap›lan konuflmalar ve “‹flgalciler Irak’tan, Afganistan’dan, Filistin’den, ... defolun!”, “Uluslararas› katliamlar›n merkezi ABD!”, “ABD terörist, yaflas›n enternasyonal dayan›flma” sloganlar›yla kitlelerin öfkesi soka¤a tafl›nd›. DU‹SBURG 20 Mart 2004 AT‹F Duisburg olarak yap›lan ça¤r› neticesinde Alman anti-faflist gruplar›n (Initiativ e.V., PDS, Junge Linke Wesel, KPD/ML) yan›s›ra di¤er Türkiyeli birçok örgütün kat›l›m›yla, oluflturulan platform taraf›ndan, örgütlenen ve Duisburg merkezinde bafllayan yürüyüfle yaklafl›k 400 civar›nda kitle kat›ld›. Yürüyüfl boyunca Irak iflgalini porotesto amaçl› ç›kar›lan ILPS ve AT‹K imzal› bildiri-

bütün örgüt temsilcilerinin yapt›klar› konuflmalar›n ard›ndan baflar›l› bir flekilde sona ermifltir. Ayr›ca Duisburg TKP/ML taraftarlar› da, flamalar› ve k›z›l bayraklar›yla yürüyüfl kortejinde yer alarak konu ile ilgili bildirilerini da¤›tt›lar. BERL‹N Potsdamer Platz’da bafllayan yürüyüfle iki bin civar›nda kitle kat›l›m› oldu. Yürüyüflten birkaç gün önce Berlin’in önemli semtlerinin, yürüyüflün bafllayaca¤› alan›n ve güzergah›n ve AT‹K ve Federasyonlar›n imzas› bulunan afifllerle donat›ld›¤› dikkat çekiyordu. Demokratik kurum ve kurulufllar›n da yer ald›¤› yürüyüflte en büyük ve dikkati çeken ILPS pankart› oldu. Yürüyüfl boyunca, "Yaflas›n enternasyonal dayan›flma", "ABD, halklar›n uluslararas› katliam merkezidir", "Kahrolsun emperyalizm, faflizm ve her türden gericilik" vb. sloganlar hayk›r›ld›. Ayr›ca AT‹K imzal› binlerce bildiri alanda ve yürüyüfl güzergah›nda genifl bir flekilde da¤›t›ld›. Miting alan›nda savafl ve iflgal karfl›t› müzik dinletileri ve konuflmalar yap›ld›.

LONDRA 20 Mart’ta, savafl karfl›t› muhalefetin güçlü oldu¤u ‹ngiltere’de de protesto gösterileri 100.000 kiflilik bir kat›l›mla gerçeklefltirildi. Eylemin haz›rl›k sürecinde ILPS’nin 20 Mart’la ilgili ç›kartt›¤› ça¤r›lar›n da¤›t›m› yap›ld›. ILPS bir Anti-Emperyalist Blok oluflturarak bu blok alt›nda eyleme kat›l›m ça¤r›s› ‹ngiliz, ‹ranl›, Filipinli ve Türkiyeli di¤er gruplar taraf›ndan yap›ld›. ‹ngiltere AT‹K’in de içinde oldu¤u bu gruplar yürüyüfle blok olarak kat›ld›. Her grubun ayr›ca kendi pankart›n› da tafl›d›¤› yürüyüfl boyunca yo¤un bir flekilde ILPS bildirileri da¤›t›ld›. Oldukça coflkulu geçen gösteri, yap›lan konuflmalar›n ard›ndan son buldu. AVUSTURYA Çeflitli Demokratik Kitle Örgütlerinin içinde yer ald›¤› komite, Innsbruck flehrinde 20 Mart 2004 Emperyalist savafl ve iflgali protesto etmek ve kitlelerin tepkisini anti-emperyalist mücadeleye kanalize etmek ve örgütlemek amac›yla protesto yürüyüflü düzenledi. Özellikle emperyalizmin k›nand›¤› ve gerçek yüzünün ne oldu¤u, bildiriler ve okunan çeflitli mesajlarla yürüyüfle kat›lan kitlelere ve kamuoyuna verildi. Kitlenin protesto gösterisine sloganlarla efllik etmesi de yürüyüflün coflkulu geçmesine neden oldu. 1000 kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfle Avusturyal›lar›n ilgisi de olumluydu. PAR‹S Bastille Meydan'›nda Türkiyeli devrimci örgütlerin bir arada kat›l›m sa¤lad›¤› yürüyüfle TKP/ML, korteji canl›l›k ve kitleselli¤i ile coflkulu ve militan bir durufl sergiledi. Özellikle, Ortado¤u somutunda gerçekleflen emperyalist iflgal ve savafl karfl›s›nda sergilenen revizyonist ve oportünist politikalara karfl›, ciddi bir anti-emperyalist duruflun sa¤lanmas› aç›s›nda üzerinde önemle durulan bu yürüyüflte "ABD emperyalizmi, Kanl› ellerini Ortado¤u'dan Çek! TKP/ML" imzal› pankart›n aç›ld›¤› kortejde, "Kahrolsun emperyalizm", "Emperyalist savafllara hay›r", "‹brahim'den Mehmet'e halk savafl›yla devrime", "Önderimiz ‹brahim, ‹brahim Kaypakkaya" fleklinde Frans›zca ve Türkçe sloganlar yank›land›. Dört saat süren yürüyüfl Chatlet Meydan›'nda son buldu.


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: TUNA CAD. ÇANAKÇI ‹fiHANI NO:11 KAT:3 DA‹RE:32 ÇANKAYA TEL: (0312) 432 23 01 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84

Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

BÜROLAR

➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0536 697 94 19 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 597 69 84 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N

@mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Newroz, Kawalar›n isyan ateflidir! ‹STANBUL 21 Mart’ta Kazl›çeflme’de biraraya gelen yaklafl›k 20 bin insan sloganlar›yla, halaylar›yla, z›lg›tlar›yla Demirci Kawa’n›n yakt›¤› atefli harland›rd›. Her yafltan kad›n, erkek ve çocuk yöresel k›yafetleriyle sabah›n erken saatlerinde kutlama alan›nda yerlerini ald›lar. Kutlamalar Platformun önünde yak›lan meflalelerle bafllad›. ‹nsan Haklar› Derne¤i Genel Baflkan Yard›mc›s› Eren Keskin ve Özgür Toplum Partisi Meclis Üyesi Cemal Çiçek haz›rlanan ortak metni okurken, Amerika’n›n, binlerce y›l önce hüküm sürmüfl olan Asur Devletiyle benzer yanlar› anlat›ld›. “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Bji b›ratiya gelan”, “Kürt Halk›na Özgürlük Halk Savafl›yla Gelecek” vb. sloganlar›n at›ld›¤› kutlamalar davul zurna eflli¤inde çekilen halaylarla renklendi. ESP, Mücadele Birli¤i Platformu, EMEP, DEHAP, ÖTP, KÖZ ve Partizan pankartlar›n›n aç›ld›¤› kutlamalarda MLKP ve PJA (Özgür Kad›n Partisi) da bayrak ve pankart açt›. Kutlamalarda a¤›rl›kl› olarak yerel seçimlerde DGB’ye oy verilmesi yönünde yap›lan ça¤r›lar yap›ld›. Seçim mitingine dönüflen kutlamalarda Partizanlar da “Newroz Piroz Be, Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i” yaz›l› pankart açarak davul eflli¤inde halay çektiler. “Newroz isyand›r, isyan her yerde”, “Kawa’n›n atefli da¤larda, umut Partizanlarda”, “Em gerilla gerilla Azadiya ser çiya”, “Newroz, atefl, isyan, halka önder Partizan”, “Biji b›ratiya gelan” vb. sloganlar› atan Partizan kitlesinin coflkusuna yöresel k›yafetleriyle kat›larak Kürt kad›nlar› da yak›lan ateflin üzerinden atlayarak ortak oldu. SEMTLERDE NEWROZ ATEfi‹ YAKILDI fiAH‹NTEPE Saat 19:00’da Bayramtepe’nin fiahintepe Mahallesi’nde toplanan mahalle gençli¤i atefl yak›p halay çekerek Kawa’dan yükselen 盤l›¤a kulak verdi. BDSP ve Partizan’›n ortak düzenledi¤i etkinli¤e, inflaatlarda çal›flan Kürt iflçiler de kat›larak Kürtçe türküler söyledi, halay çekti ve slogan att›. Yak›lan ateflin çevresinde halaya duran grup s›k s›k “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Biji B›ratiya Gelan” sloganlar›n› att›. Daha sonra BDSP seçim bürosuna giden grup burada saz çal›p türkü söyleyerek, Newroz’un önemini dile getirdiler. BDSP ve Partizan ad›na konuflma yapan arkadafllar yerel seçimlerdeki tav›rlar›ndan ve Kürt halk› üzerinde oynanan oyunlarla birlikte Newroz’un günümüzdeki öneminden bahsetti. Etkinlik sohbetlerle devam etti. SARIYER Newroz bayram›, 21 Mart 2004 tarihinde Sar›yer Da¤evleri Mahallesi’nde coflkuyla kutland›. Partizan ve Odak Dergilerinin birlikte yapt›¤› eylem yak›lan meflaleler ve "Yaflas›n Newroz/Newroz Piroz be" yaz›l› Odak-Partizan imzal› pankart›n aç›lmas›yla bafllat›ld›. Buradan yürüyüfle geçen kitlenin geneli gençlerden olufluyordu. Yürüyüfl slogan ve alk›fllarla devam ederken, Da¤evleri son dura¤›na gelen kitle burada büyük bir Newroz atefli yakt›. Programda öncelikle devrim ve komünizm flehitleri an›s›na bir dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. fiiirlerin de okundu¤u sayg› duruflunun ard›ndan Partizan ve Odak imzal› ortak metin okundu. Okunan metinde Newroz’un anlam ve önemine, Ortado¤u, Irak ve Kürt halk› üzerindeki bask›lara, devletin hapishane vb sald›r›lar›na dikkat çekildi. Aç›klaman›n ard›ndan kitle davul-zurna eflli¤inde halay çekerken, ateflin üzerinden de atlad›.

Eylem s›k s›k "Newroz Piroz be", "Düzen partilerine oy verme, Hesap sor", "Birlik mücadele zafer", "Irak halk› yaln›z de¤ildir", "Önder Babat ölümsüzdür" vb. sloganlar at›ld›. Eylem 45 dakika sürerken, eylemden sonra mahalle içinde dolaflan polis araçlar› psikolojik bask› oluflturmaya çal›flt›. ANKARA Newroz, yap›lan miting baflvurusunun kabul edilmemesi üzerine Tuzluçay›r’da yap›ld›. 18:30’da meflaleler yakarak iki koldan yürümeye bafllayan kitle Tuzluçay›r Meydan›’nda toplanarak çember oluflturdu. “Newroz isyand›r”, “Newroz piroz be” yaz›l› Mamak Halk› imzal› pankart açan kitle s›k s›k “Newroz isyand›r”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar› att›. TAYAD, SDP, ESP, EMEP, DEHAP ve Mamak halk›n›n kat›ld›¤› eylemde lastikler yak›ld›. Polisin panzerlerle y›¤›nak yapt›¤› dikkat çekerken DEHAP’l›lar ellerindeki Abdullah Öcalan posterleriyle “Biji serok Apo”, “Biji b›ratiya gelan” sloganlar›n› atarak halay çekti. Diyarbak›r zindan›nda kendilerini yakarak zulme karfl› yürüyen Kemal Pir’ler ve tüm devrim flehitleri ad›na bir dakikal›k sayg› duruflu yap›l›rken okunan aç›klamada Newroz’un isyan oldu¤una dikkat çekildi. Yaklafl›k 1 saat süren eylem “Katil ABD Ortado¤u’dan defol” sloganlar›yla sona erdi. BURSA Bursa’da Demokratik Güç Birli¤i’nin organize etti¤i Newroz, Gökdere’de coflkulu bir flekilde kutland›. Saat 11:00’de bafllayan mitingde arama noktas›nda “Emperyalist sald›rganl›¤a karfl› Newroz ruhunu kuflan, Yaflas›n Newroz” Partizan imzal› pankart›m›z tertip komitesinde yer almad›¤› öne sürülerek bir süre içeri al›nmad›. Da¤›t›m için alana götürdü¤ümüz gazetelere “yasak yay›n organ›” oldu¤u gereçesiyle el kondu. Tertip komitesinin giriflimleri sonucu Partizan pankart› sopalar› k›r›larak içeri al›nd›. Yaklafl›k 3 bin kiflinin kat›l›m›yla gerçekle-

flen kutlamada, türküler, marfllar ve sloganlar eflli¤inde yak›lan Newroz atefli ile umutlar bir kez daha harland›. Ayr›ca alanda “Gençler da¤lara Partizan iktidara”, “Önderimiz ‹brahim ‹brahim” vb. sloganlar da hayk›r›ld›. MALATYA Malatya’daki Newroz kutlamalar› bu y›l 21 Mart Pazar günü fieker Stad›’nda yap›ld›. Kitle saat 12.00’de toplanmaya bafllarken yo¤un y›¤›nak yapan devletin kolluk güçleri ESP’nin pankartlar›n› kendilerine bildirilmedi¤i gerekçesiyle alana sokmak istemedi. ESP’lilerin kararl› tutumlar› ve Tertip Komitesi’nin araya girmesiyle ESP pankartlar› z›lg›tla ve “Bask›lar bizleri y›ld›ramaz”, “Biji Newroz” gibi sloganlarla alana sokuldu. Stadda küçük bir atefl yak›l›rken kutlama bar›fl ve demokrasi mücadelesinde flehit düflenler için bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllad›. Halk oyunlar› ekibinin gösterisinin ard›ndan Tertip Komitesi ad›na Av. Önder fiahiner yapt›¤› konuflmada günün anlam ve önemini belirtti. SAMSUN Samsun’da Newroz için ‹flçi- Köylü gazetesi, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i, SDP, EMEP Süleymaniye Geçidi’nde ortak bir bas›n aç›klamas› düzenledi. “Yaflas›n Newroz” pankart›n›n aç›ld›¤› bas›n aç›klamas›nda Newroz ateflini simgeleyen meflaleler yak›ld›. “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “ABD Ortado¤u’dan defol”, “Newroz piroz be” sloganlar› eflli¤inde ortak haz›rlanan bas›n metninde Newroz direnifli, zalim Dehak’›n zulmüne karfl› Demirci Kawa’n›n isyan› anlat›ld›. KARS Kars’ta Newroz kutlamalar›na izin verilmemesinden dolay› DEHAP Kars il binas› önünde yak›lan Newroz atefli ile kutland›. Gençlerin yo¤un oldu¤u etkinlikte yap›lan bas›n aç›klamas›nda devletin Newroz’u tarihsel ba¤lar›ndan koparma, mitolojik kökenini sapt›rarak Ergenekon’la ilintilendirme gayretlerinin

Paris'te "Newroz'dan Paris Komün'üne Mart Ay› Direnifllerini Selaml›yoruz!"fliar›yla bir etkinlik düzenledi Direnifl ve mücadele tarihinde baz› tarihler ve süreçler gerçekten önemli bir yere sahiptir. ‹flte Mart ay›, bu anlamda s›n›f mücadelesinin süre¤en seyri içerisinde, ö¤retici olan direnifllere, öfkemizi bileyen katliamlara ve özgür gelece¤e olan inanc›m›z› do¤rulatan pratiklere tan›k olmufltur. 1857 y›l›n›n 8 Mart tarihi, eme¤in ve emekçilerin örgütlü mücadele bilincinin yükseldi¤i bir and›r. New York'lu kad›n iflçilerin, çal›flma süresinin 12 saatten, 8 saate düflürülmesi talebi, karfl› devrim güçleri taraf›ndan kanla bast›r›lm›flt›r. Yine Mart ay›nda, Paris Komün'ü

olarak bildi¤imiz k›sa süreli Proletarya Diktatörlü¤ü, bu gün hala süren ezen-ezilen çeliflkisine yaklafl›m›m›z› belirleyerek, burjuvazinin er ya da geç kaybedece¤ini ispatlam›fl ve mücadelemize anal›k etmifltir. Faflist Türk Devleti, çeflitli anlarda keskinleflen s›n›f mücadelesinin, ezilen kesiminin mücadelesini boyutland›rd›¤› dönemlerde zaman zaman etnik dini çeliflkileri kullanarak katliamlar gerçeklefltirmifltir. 12 Mart tarihi buna bir örnektir. Gazi Katliam› ve hemen ard›ndan Gazi Direnifli bizlere büyük bir direnifl miras› b›rakm›flt›r. Yine 16-17 Mart ö¤-

bofl bir çaba oldu¤u belirtilerek “çünkü zalim Dehak’lar›n bu bayram› kutlamas› söz konusu olamayaca¤› gibi amac›ndan sapt›r›lmas› da söz konusu olamayacakt›r” denildi. Etkinlik çekilen halaylarla devam etti. Daha sonra halaylar parti binas›na tafl›n›rken parti binas›nda kamerayla çekim yapmak isteyen polis ile kitle aras›nda gerginlik yafland›. Polisin d›flar› ç›kmas›yla gerginlik sona erdi. Etkinlik at›lan sloganlarla devam etti. MERS‹N Bu y›lki Newroz kutlamalar› Metropol miting alan›nda kutland›. Yaklafl›k 25 bin kiflinin kat›ld›¤› etkinlik geçen y›llara oranla içerik olarak sönük geçti. Hiçbir flama, bayrak, pankart ve dövizin aç›lmas›na izin verilmeyen Newroz kutlamas› s›ras›nda kitle s›k s›k “Newroz piroz be”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Susma hayk›r halklar kardefltir” sloganlar›n› att›. Saat 10:00’da tüm demokrasi ve devrim flehitleri için sayg› durufluyla bafllayan kutlamalar, yap›lan konuflmalar, halk oyunlar› ekiplerinin gösterileri ve müzik gruplar›n›n söyledikleri flark›larla son buldu. Mitingde ayr›ca temsili Newroz atefli yak›ld›. ADIYAMAN Ad›yaman’da demokrasi bileflenlerinin düzenledi¤i Newroz’a kitlesel bir kat›l›m oldu. DKÖ'lerin partilerin ve Temel Haklar derne¤inin kat›ld›¤› eylemde kitlenin s›k s›k "Tecrit ölümdür ölümleri durdurun", "Birlik mücadele zafer", "Newroz isyand›r isyan› harmanlayal›m" sloganlar› at›l›rken yurtseverler ise Newroz’dan uzak sloganlar att›lar. Seçim çal›flmas›na dönen Newroz’un niteli¤ini anlatan konuflmalara az yer verildi. Üniversite gençli¤inin yo¤un kat›ld›¤› eylemde "YÖK kalkacak polis gidecek üniversiteler bizimle özgürleflecek" slogan›n› hayk›rd›lar. Polisin kitle içinde gezmesini protesto eden kitle, polisi yuhalad›lar. Bir genci zorla gözalt›na almaya çal›flan polis kitlenin tavr› karfl›s›nda genci b›rakt›. K›sa arbedenin ard›ndan eylem sloganlarla son buldu. renci katliam› ve Halepçe Katliam›'n›n bizlere b›rakt›¤› miras›n kendisi, bu katliamlar›n esas sorumlusu olan sistemi ortadan kald›rma gereklili¤idir. 30 Mart tarihi, Türkiye Devrimci Hareketi aç›s›ndan önemli bir yere sahiptir. 68 kufla¤›n›n Devrimci-Komünist önderleri, Faflist devlet taraf›ndan, kâh iflkencehanelerde, kâh dara¤açlar›nda kâh da silahl› çat›flmalarda katledilmifltir. Faflist devletin verilen mücadeleyi bast›rma çabalar›, komünist önder ‹brahim Kaypakkaya ve devrimci önderler Deniz Gezmifl ile Mahir Çayan taraf›ndan verilen mücadeleler bertaraf edilmifltir. Bugün varolan devrimci yükselifl, bu temel üzerinden anlam kazanmaktad›r. Mart ay›nda gerçekleflen bu ve benzeri direniflleri selamlamak amac›yla Paris'te, ‹flçiKöylü, At›l›m, D. Demokrasi ve Odak okurlar› taraf›ndan bir etkinlik düzenlendi. Türkiyelilerin yo¤un olarak bulundu¤u Strasbourg-St. Denis semtinde düzenlenen meflaleli yürüyüfle ve hemen ard›ndan yap›lan mitinge genifl bir kitle kat›l›m›yla. "Yaflas›n devrimci dayan›flma", "Yaflas›n Gazi direniflimiz", "Kahrolsun faflist Türk devleti" vb sloganlar›n at›ld›¤› meflaleli yürüyüflün ard›ndan, gerçeklefltirilen mitingte halaylar çekildi, fliirler okundu. Yap›lan konuflman›n hemen ard›ndan sayg› duruflu ile eylem sona erdirildi.


Issuu converts static files into: digital portfolios, online yearbooks, online catalogs, digital photo albums and more. Sign up and create your flipbook.