İşçi-Köylü Sayı 18

Page 1

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü www.iscikoylu.org

Say›: 2003-18 18 *Y›l:1 *26 Eylül-9 Ekim 2003 *Fiyat›: 500 000 TL ISSN: 1303-9350

‹ntifadan›n 3. y›ldönümünde Irak’ta iflgale son

F‹L‹ST‹N’E ÖZGÜRLÜK Filistin kazanacak ‹srail askerlerinin a¤›r silah ve tanklar›na karfl› onlar›n silahlar› yaln›zca tafllar ve molotof kokteylleri... 2. ‹ntifadan›n 3. y›ldönümünde Filistin’de yine iflgal, yine katliam var. Ve bütün bunlar›n karfl›s›nda yine direnen Filistinliler... ‹flgal ve katliama karfl› Filistinlileri bir kez daha aya¤a kald›ran Yaser Arafat’›n sürgün edilmesi karar› oldu. Ölüm seçene¤ini de içeren bu karar üzerine Arafat’›n karargah› önünde toplanan binlerce Filistinli, “Arafat’a özgürlük” sloganlar›n› hayk›rd›. Arafat’› ulusal kurtuluflun sadece bir simgesi olarak gören Filistinliler, asl›nda Filistin’in özgürlü¤ü için sonuna kadar direneceklerini hayk›r›yorlard›.

‹flgalciler Irak’ta kaybediyor Irak’taki iflgali fiyaskoya dönen ve kendi halk›n›n dahi deste¤ini alamayan ABD, son ç›rp›n›fllar›n› yaflayan yaral› bir canavar gibi etraf›na tehditler savurmaktan geri durmuyor. Ard› ard›na aç›klamalar yaparak iflbirlikçi ve uflaklar›na para ve askeri yard›m talebinde bulunurken “Bu ülkeler asker, para ve destekte bulunduklar› ölçüde masada oturabilecekler” diye flart kofluyor. Emperyalizmin uflaklar› Türk egemen s›n›flar› da efendisine kalkan olmak için haz›rl›klar›n› sürdürüyor. Ancak Türkiye halk› da iflgale ortak olmamak, kardefl kan› dökmemek için sesini yükseltiyor.

Emperyalizme karfl› zafer halklar›nd›r Bugün emperyalistlerin uygulad›klar› iflgal ve y›k›m politikalar›na karfl› dünya halklar› direniyor. Filistin’de intifadan›n savaflç›lar›, Irak’ta iflgale karfl› direnen Irak halk›, Cancun’da DTÖ’ye karfl› yap›lan eylemler, emperyalist politikalara karfl› halklar›n tepkisini gösteriyor. Bu tepkileri anti-emperyalist bilince ve örgütlülü¤e dönüfltürecek olan ise baflta Maoist güçler olmak üzere tüm devrimci güçlerdir.

DTÖ CANCUN’DA TOPRA⁄A VER‹LD‹ ABD aç›s›ndan oldukça önemli olan Cancun Zirvesi, ABD’nin her gün biraz daha kötüye giden ekonomisinin düzelmesi aç›s›ndan küçük de olsa bir umuttu. Ancak bu umut, t›pk› ABD’nin birikmifl sermayesini boflaltmak için Afganistan, Irak gibi ülkelere yapt›¤› sald›rganl›k da bir çözüm olamad›¤› gibi bu zirve de arad›¤›n› vermedi. Kapasite fazlas› üretim ve ‘Küreselleflme” masal›n›n kahraman› mali sermayenin dünyada sürdürdü¤ü tur, “tilkinin dönüp dolaflaca-

¤› yer kürkçü dükkan›d›r” misali ç›kt›¤› ülkeye geri dönüyor. IMF taraf›ndan yat›r›m alanlar› bitirilen yar› sömürgelerde konaklayacak ve büyüyecek olanak bulamay›nca ve hali haz›rda bulunan olanaklar da kendisi aç›s›ndan risklerle dolu olunca tercih, sahibine geri dönmekten yana oluyor. Masal kahraman› mali sermayenin bu k›s›r döngüsü ise ABD ekonomisinin gittikçe daha büyük bir kriz içine sürüklenmesi biçiminde sona erdi. Sayfa 16-17

SÖYLEfi‹ kadrolar “Türkiye’nin flu anda Ortado¤u’ya yönelik bir politikas› yok. Amerika ve ‹srail paralelinde bir politika yürütülüyor. Bu anlamda Türkiye, ‹srail taraSuat Parlar f›ndan bir de terör söylemi tuza¤›na düflürülmüfl vaziyette. Hindistan, Türkiye ve ‹srail çizgisinde gelifltirilen yeni bir anti-terör program› gündeme al›n›yor. ‹srail’de bu amaçla bir tak›m merkezler oluflturuluyor, Türkiye’den giden orada e¤itim görüyorlar.” Sayfa 14-15

‹flçi-köylü’den TÜRK‹YE ABD ‹L‹fiK‹LER‹ STRATEJ‹K UfiAKLIK ‹L‹fiK‹S‹D‹R “BANA DOSTUNU SÖYLE, SANA K‹M OLDU⁄UNU SÖYLEYEY‹M”

Sayfa 30


26 Eylül-9 Ekim 2003

2

18

Tekel iflçileri yine AKP önündeydi “TEKEL’i savunmak ve ç›karlar›n› korumak ad›na, her türlü meflru yöntemle sonuna kadar direnece¤iz. Yapt›klar›m›z yapacaklar›m›z›n teminat›d›r” TEKEL iflçileri, AKP’ye yönelik protestolar›n› sürdürüyor. Özellefltirmelere son verilmesini isteyen iflçiler, Tokat, Adana, Samsun vb. birçok ilde AKP binalar›na yürüdü. TEKEL Adana Sigara Fabrikas›’ndan ç›kan iflçiler, “Marlboro ülkesi olmayaca¤›z”, “Hükümet istifa, ifl ekmek yoksa bar›fl da yok” sloganlar›yla yürüdüler. AKP önünde polis barikat›yla karfl›laflan iflçiler, polisi yuhlayarak oturma eylemi yapt›lar. Tek G›da-‹fl 1 No’lu fiube Baflkan› Mithat Arslan, “TEKEL iflçisi, yabanc›lar›n ç›karlar›na kendilerini feda eden bu iflbirlikçi teslimiyetçi zihniyeti reddetmektedir” dedi. TEKEL iflçileri Hatay ve Gaziantep’te de eylem yapt›lar. (Kartal) TEK GIDA-‹fi SEND‹KASI EYLEMLER‹ SÜRÜYOR TEKEL’in özellefltirmesine karfl› eylemlerini sürdüren Tek G›da-‹fl Sendikas› Samsun fiubesi’ne ba¤l› iflçiler de 12 Eylül’de AKP il binas› önüne temsili dara¤ac› kurup kefen giyerek özellefltirmeyi protesto ettiler. Ya¤an ya¤mura ra¤men eylemlerini

sürdüren iflçiler “Ölürüz ama TEKEL’i satt›rmay›z”, “TEKEL halk›nd›r halk›n kalacak” vb. sloganlar atarak özellefltirmeye karfl› mücadelelerinin sürece¤ini belirttiler. Eylemde bir konuflma yapan Tek G›da-‹fl Sendikas› Orta Karadeniz Bölge Baflkan› ‹smail Duran “Hükümet özellefltirme karar›ndan vazgeçmezse, TEKEL iflçileri kefenlerini giyip kendilerini dara¤ac›na asacaklard›r. Siyasi iktidar da bizim cesetlerimizi yabanc› sermayeye bahflifl vermek zorunda kalacakt›r” dedi. 16 Eylül’de saat 18:00’de ise AKP ilçe binas›n›n önüne gelen iflçiler “Tayyip flafl›rma sabr›m›z› tafl›rma”, “TEKEL bizimdir bizim kalacak”, “Tayyip o¤lunu Irak’a gönder”, “Susma sustukça s›ra sana gelecek” vb. sloganlar att›lar. Caddeyi trafi¤e kapatan yaklafl›k 200 kifliyi caddeden geçen arabalar da korna çalarak destekledi. Eylemde bir konuflma yapan Tek G›da-‹fl Karadeniz Bölge Temsilcisi ‹smail ‹nce de kitleye seslenerek “TEKEL’i savunmak ve ç›karlar›n› korumak ad›na, her türlü meflru yöntemle sonuna kadar direnece¤iz. Yapt›klar›m›z yapacaklar›m›z›n teminat›d›r” dedi. Eylem alk›fl ve ›sl›klarla son buldu. (Samsun)

SEÇ‹MLER‹N ‹PTAL‹ VE SON GEL‹fiMELER 3 Kas›m seçimlerinden k›sa bir süre sonra gündeme gelen HADEP’in kapat›larak seçimlerin iptal edilmesi tart›flmalar› devam ediyor. 11 Eylül’de görülen HADEP davas› avukatlar›n savunma talebi ile istedikleri ek süre kabul edilerek mahkeme 29 Eylül’e ertelendi. Aralar›nda HADEP eski yöneticilerinin de bulundu¤u kiflilerin yarg›land›¤› davada parti yöneticilerine “sahte evrak düzenlemekten” dava aç›larak cezalar verilmiflti. 3 Kas›m seçimlerinin iptal edilip edilmeyece¤i tart›flmalar› merkeze oturan ana konu oldu. Yap›lan aç›klamalar bu konudaki kimi kesimlerin kayg›lar›n› ifade ederken kimileri aç›s›ndan da kaç›r›lmayacak bir f›rsat olarak de¤erlendiriliyor. Yüksek Seçim Kurulu Baflkan› Tufan Algan’›n bu tart›flmalar›n göbe¤inde olan isim ve kurum olarak yapt›¤› aç›klamada “seçimlerin iptali ile kaos yaflan›r” sözleri kendisinin hedef al›nmas›na neden oldu. Ülkedeki siyasi dengeler aç›s›ndan önemli olan bu konuyu yak›ndan takip eden sadece meclis d›fl› kalan burjuva partiler de¤il ABD ve AB’de konuyla yak›ndan ilgileniyor. ABD Büyükelçisi Eric Edelman’›n YSK baflkan›n› ziyaret ederek konu hakk›nda bilgi ve görüfl almas› konuya olan ilginin bir yans›mas›. 3 Kas›m seçimlerinde meclis d›fl›nda kalan burjuva partiler ise yap›lan kaos aç›klamalar›na büyük bir tepki göstererek as›l kaosun hukuk sürecinin iflletilmemesi durumunda yaflanaca¤›n› belirtiyor. 29 Eylül’de yap›lacak duruflma devletin bu konudaki yaklafl›m›n› biraz daha netlefltirecektir. HADEP davas› konusunda burjuva klikler aras›nda yaflanan kap›flma kendini dava üzerinde de

gösterecektir. ABD’nin bu konudaki görüfllerinin belirleyicili¤i kendini önümüzdeki günlerde gösterecektir. Bu geliflmelerin yan›s›ra Kürt halk› aç›s›ndan önemli bir dizi geliflme yaflan›yor. KADEK Baflkanl›k Konseyi’nin kamuoyuna yapt›¤› aç›klamalar devam ederken sokaklarda “Sa¤l›¤› sa¤l›¤›m›zd›r” slogan›yla Abdullah Öcalan’› sahiplenme kampanyas› devam ediyor. Yap›lan açl›k grevlerine, bas›n aç›klamalar›na, afifl yapanlara yönelik devletin azg›n sald›r›lar› da sürüyor. KADEK Baflkanl›k Konseyi bir süre önce yapt›¤› ve ça¤›n projesi olarak ortaya konulan üç aflamal› çözüm içeren yol haritas›n›n ad›mlar›n› atma çabas› içinde. Tek tarafl› ateflkese devlet yeterli yan›t› vermedi¤i taktirde 1 Eylül tarihinden itibaren silahl› mücadeleye bafllayacaklar›n› aç›klayan KADEK bu karar›ndan k›sa zamanda vazgeçerek 20 Eylül tarihinden itibaren ad›na “Bar›fl ve Demokratik Çözüm ‹çin Mücadele Kampanyas›” bafllatt›. Kampanyan›n amac› Türkiye’deki bar›fl ortam›n›n sa¤lanmas› ve

Ölülerimiz... Sesleri dünyam›z kadar bilge Birazdan kalkacakm›fl gibi Uzan›p sipere koyulaflan.. Ölülerimiz... Bak›fllar› Uçmaya haz›rlanan bir kartal kadar çevik Vurgunum Gizleyemem Sen ba¤r›m› amans›zca zorlayan siyahl›k Unutma

Öldürmekten daha kuvvetlidir ölebilmek ABDULLAH DÖNMEZ’E PKK saflar›ndayken 26 Eylül 1992 tarihinde Dersim’de kahpe bir pusuda iki yoldafl›nla birlikte sen de flehitler kervan›ndaki yerini ald›n. And olsun ki sana, mücadelemiz var oldukça sen de yan›m›zdaki yerini koruyacak ve mücadelemizde yaflayacaks›n. Kuzenin Talip Dönmez

ABONEL‹K fiARTLARI

iflçi-köylü senin sesin!

bir süredir yakalanan huzur ortam›n›n devam› olarak aç›kland›. Öcalan’›n sahiplenilmesi temelinde yürütülecek kampanyaya tüm demokrasi güçlerinin de kat›l›m sa¤lamas› istendi. Kimler yok ki bu demokrasi güçleri içinde! Ülkemizdeki çeflitli demokratik kurumlardan sivil toplum kurulufllar›na. Bununla da s›n›rl› olmayan demokrasi güçleri ABD ve AB’yi de kapsamakta. Osman Öcalan “Sonbahar hamlesi” olarak adland›r›lan bu süreci aç›klarken “ABD ve AB baflta olmak üzere uluslararas› güçleri, demokratik kurum ve kurulufllar› da, Kürt sorununda demokratik çözüme destek olmaya, halk›m›z›n yaflad›¤› bu insanl›k d›fl› trajediye son vermek için rollerini olumlu yönde oynamaya davet ediyoruz.” (19 Eylül Gündem gazetesi) ABD’nin ve AB’nin demokrasi rollerini nas›l oynad›klar›na öncelikli Irak halk› tan›kl›k ederken bugün bu tan›kl›¤› tüm dünya halklar› da yapmaktad›r. Y›llard›r Kürt halk›n›n en küçük demokratik talebine verilen yan›tlarla ülkemiz halk› da bu demokrasi anlay›fl›n› yak›ndan

6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numara lar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

tan›yor ve biliyor. Devletin bu taleplerine nas›l yaklaflaca¤› ise dünden bugüne ve yar›na belli. Ancak k›sa al›nt›yla bu anlay›fl› bir kez daha kendi a¤›zlar›ndan özetleyelim; “PKK terör örgütünün Eylül 2003 ay›ndan itibaren bafllatmay› planlad›¤› silahl› eylemlerin durdurulmas› flart› olarak gündeme getirdi¤i söz konusu talepler, örgütün kuruluflundan itibaren farkl› biçimlerde sürekli olarak gündemde tutmaya çal›flt›¤› temel isteklerdir. Dolay›s›yla örgütün gerek silahl› eylem stratejisini uygulad›¤› dönemde, gerekse siyasal stratejiye yöneldi¤i dönemde temel amac›nda her hangi bir de¤ifliklik olmad›¤›, sadece hedefe ulaflmada kulland›¤› yöntemde k›smi de¤iflikliklere gitti¤i görülmektedir. Bu durum örgütün ülkenin birli¤i ve bütünlü¤ü aleyhine olan niyetini halen sürdürdü¤ünü göstermektedir.” (Stratejik Analiz Eylül 2003)

Ölümünün 25. y›l›nda seni unutmad›k. Sana söyleyebilece¤imiz bir fley var. Ekti¤in tohumlar her geçen gün daha da ço¤alarak büyüyor. Ergin Alt›n 1954... Sen ki devrime sevdal›yd›n. Bu sevdayla flehit düfltün. Hep istedi¤in de buydu zaten. Hep söylerdin “terk etmedi sevdan beni”. Do¤rudur hiç terk etmedik emekçiler olarak senin sevdan›. Ailesi ad›na Olgun Alt›n Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Halk Bankas› Laleli fiubesi: 3474/63487 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


3

18

26 Eylül-9 Ekim 2003

‹fiGAL F‹YASKOYA DÖNÜfiÜYOR Amerikan halk›n›n Bush’a deste¤inin en düflük seviyeye kadar gerilemesinin nedeni Irak’ta “istikrar›n” yarat›lamamas›n›n yan›s›ra ekonomide de tehlike sinyallerinin çalmaya bafllam›fl olmas›d›r. Bush yönetiminin iflgali sürdürebilmek için nisan ay›nda ald›¤› 79 milyar dolar ek kayna¤a ek olarak 87 milyar dolar daha istemesi, sert elefltirilere hedef olurken Kongre Bütçe Ofisi’nin yay›nlad›¤› raporda 2004 Mart ay› sonuna kadar 180 bin askeri Irak’ta tutman›n mümkün olmad›¤›na dikkat çekiliyor. IRAK HALKININ D‹REN‹fi‹ ‹fiGALC‹LER‹ KUfiATIYOR ABD ve ‹ngiliz emperyalizminin Irak iflgali için ileri sürdükleri gerekçelerin dünya halklar› nezdinde hiçbir inand›r›c›l›¤›n›n kalmad›¤› art›k biliniyor. ABD ve ‹ngiliz emperyalistlerinin “Irak halk› bizi çiçekle karfl›layacak” vb. yalanlarla girifltikleri sald›r› ve iflgale karfl› Irak’ta direniflin boy vermesi, özellikle ABD ve ‹ngiltere’de iflgali onaylamayan bir kamuoyu oluflmas›nda etkili olmufltur. Amerikan halk›nda “Irak’ta ABD iflgal ordusunun bata¤a saplanaca¤›” yönünde % 70’i aflan düflünce e¤iliminin oluflmas›n›n ve kay›tl› seçmenler üzerinde yap›lan anket sonuçlar›nda Bush’a oy vereceklerin oran›n›n % 52’lere kadar gerilemesinin nedeni de iflgal güçlerinin yükselen direnifl karfl›s›ndaki baflar›s›zl›klar›nda aramak gerekir. Amerikan halk›n›n Bush’a deste¤inin en düflük seviyeye kadar gerilemesinin nedeni Irak’ta “istikrar›n” yarat›lamamas›n›n yan›s›ra ekonomide de tehlike sinyallerinin çalmaya bafllam›fl olmas›d›r. Bush yönetiminin iflgali sürdürebilmek için nisan ay›nda ald›¤› 79 milyar dolar ek kayna¤a ek olarak 87 milyar dolar daha istemesi, sert elefltirilere hedef olurken Kongre Bütçe Ofisi’nin yay›nlad›¤› raporda 2004 Mart ay› sonuna kadar 180 bin askeri Irak’ta tutman›n mümkün olmad›¤›na dikkat çekiliyor. Bush yönetimine karfl› elefltiri dozunu artt›ran muhalefetteki Demokrat Parti, Irak’›n iflgalini “Teksas’ta piflirilmifl sahtekarl›k” olarak nitelendirerek Savunma Bakan› Donald Rumsfeld ve yard›mc›s› Paul Wolfowitz’in görevden al›nmalar› için kamuoyu deste¤i yaratmaya çal›fl›yor. Son haftalarda Ürdün Elçili¤i’ne, Irak’taki BM Merkezi’ne fiii Lider El Hekim’e yönelik gerçeklefltirilen bombal› sald›r›lar, iflgalci ordulara karfl› sald›r›lar›n art›fl göstermesi ve ölümlerin ço¤almas› ABD ve ‹ngiliz emperyalizminin Irak politikalar›n› oldukça zora sokmufltur. Irak’ta iflgalin fiyaskoyla sonuçlanmas›n›n yaratt›¤› moral bozuklu¤u, ABD Genelkurmay›’n›n Washington Times’a s›zd›r›lan gizli raporunda Savunma Bakanl›¤›’n›n savafla yeterince haz›rlanmad›¤› yönündeki suçlamas›yla daha da büyürken ABD yönetimi içerisinde oluflmaya bafllayan çatlaklar›n da ilk sinyalleri verilmifl oldu. Di¤er yandan 11 Eylül’ün y›ldönümüne birkaç gün kala yapt›¤› “Ulusa Seslenifl” konuflmas›nda politikalar›n› savunarak, sald›rganl›¤›n devam edece¤ini ifade eden mesajlar veren Bush, haftalar önce Irak’a asker göndermeleri için ça¤r› yap-

t›¤› ülkelerden para ve asker talebini yineledi. Bu do¤rultuda Savunma Bakan› Donald Rumsfeld; “hiç kuflku yok ki ülkeler asker, para ve destekte bulunduklar› ölçüde masada oturabilecekler ve Irak Geçici Konseyi ile

r›n› “infla sürecinin” BM denetimine verilmesini istediklerini aç›klad›lar. Yeni bir geliflme olarak ‹ngiltere’nin de benzer bir söylemle Almanya ve Fransa’ya destek vermesi dikkat çekti. GEÇ‹C‹ HÜKÜMET KONSEY‹ ÜYES‹NE SALDIRI! Yaflanan bir di¤er önemli geliflme ise ABD ve ‹ngiliz emperyalizminin iradesi do¤rultusunda oluflturulan Irak Geçici Hükümet Konseyi üyelerinden fiii Akila El Haflimi’nin Ba¤dat’taki evinin önünde silahl› sald›r›ya u¤ramas›d›r. Önümüzdeki hafta BM Genel Kurulu’na kat›lmak üzere New York’a gitmeye haz›rlanan El Haflimi’nin BM Genel Kurulu’nun hemen öncesinde sald›r›ya u¤ramas› ise dikkat çekici. Saddam döneminde D›fliflleri Bakanl›¤›’nda görev yapan El Haflimi’nin son dönemlerde Amerikal›lar ad›na çal›flt›¤› için ölüm tehditleri ald›¤›, sald›r›ya u¤ramas›n›n ard›ndan bas›na yans›yan bilgiler aras›nda. Irak direniflinin bugüne kadar izledi¤i rotay› daha önce yaflanan geliflmelerle ele ald›¤›m›zda iflgali kabul eden, iflgalci güçlerle iflbirli¤i yapan tüm kurum ve kurulufllar›n k›sacas› bütün iflgal ortaklar›n›n Irak halk›n›n direniflinin hedefinde yer alaca¤›n› görebiliriz. El Haflim’e yap›lan sald›r›y› bu çerçevede de¤erlendirebilece¤imiz gibi ayn› zamanda BM Genel Kurulu öncesi para ve asker karfl›l›¤› masaya davet edilmeye s›cak bakan ülkelere de cevap niteli¤i tafl›maktad›r. Yine BM Genel Kurulu öncesi dikkat çekici bir di¤er yan ise; iflgalcilere karfl› sald›r›larda önemli oranda bir art›fl yafland›¤›d›r. Resmi kaynaklardan yap›lan aç›klamalara göre; ABD’nin savafl›n bitti¤i tarih olarak ilan etti¤i 1 May›s’tan bu yana 165 iflgal askeri Irak’l› direniflçilerin yürüttü¤ü sald›r›larda yaflam›n› yitirdi.

çal›flma f›rsat›na sahip olabilecekler” biçiminde yapt›¤› aç›klamayla gelinen aflamada ABD’nin asker gönderme talebine tereddütlü bakan iflbirlikçi ve uflak devletleri yeniden cesaretlendirmek istedi. Ancak iflgal kuvvetlerinin Irak’ta sapland›klar› batakl›k görüntüsü ve Irak’l› direniflçilerin “Amerikal›lar iflgalcidir ve gelecek her yabanc› güçde ayn› statüdedir” biçimindeki yaklafl›m›na karfl›n ABD’nin para ve asker karfl›l›¤› masaya oturma davetinin hangi oranda etkili olabilece¤i ise tart›flma konusudur. Bunun yan›s›ra birkaç ay önce BM’yi gereksiz bulan ve konu d›fl› ilan eden Bush yönetimi ‘U’ dönüflü yaparak ABD komutas›nda uluslararas› askeri gücün BM taraf›ndan onaylanmas›n› istedi. Almanya ve Fransa ise “uluslararas› iflgal gücünü” ABD’nin komutas›na vermeyi amaçlayan bu yeni karar tasla¤›n› yetersiz buldukla-

“IRAK’TA TÜRK ORDUSUNU ‹STEM‹YORUZ” Hoflyar Zebari’nin “Irak’ta Türk ordusu istemiyoruz” fleklindeki aç›klamas› her ne kadar ABD’nin müdahalesiyle konseyin düflüncesini ifade etmedi¤i yönünde düzeltilmeye çal›fl›lsa da Ankara’ya davet edilen Irak Geçici Hükümet Konseyi Baflkan› Ahmet Çelebi de Zebari ile ayn› do¤rultuda aç›klama yaparak Irak’ta Türk askerine ihtiyaç olmad›¤›n› söyledi. Yine Konseyin Türkmen üyesi Songül Çabuk ise Ankara ziyaretinde “Türk askeri Irak’a gelsin” yönlü aç›klamas›n› konseyin düflünce e¤ilimini ifade eder biçimde düzelterek “ben Türkmen’im ama önce Irakl›y›m. Sadece Türkiye’den de¤il, hiçbir ülkeden asker istemiyoruz” dedi. ABD ve ‹ngiliz emperya-

lizminin iradesi do¤rultusunda biraraya getirilen konsey üyelerinin Türk askerinin Irak’a davet edilme zeminini ortadan kald›ran aç›klamalarda bulunmalar›, Türk hakim s›n›flar›n›n “komfludaki yang›na duyars›z kalamay›z” biçiminde yürüttü¤ü bir dizi demagojiyi etkisizlefltirirken, TC devleti aç›klamalardan duydu¤u rahats›zl›¤› da efendisine hissettirmekten geri durmuyor. Konseyin aç›klamalar›ndan TC devletinin duydu¤u rahats›zl›¤a ABD D›fliflleri Bakanl›¤› sözcüsü Richard Boucher; “Türkiye asker gönderirse bu durum çözülebilir” fleklinde yan›t vererek asker gönderme durumunda konsey üyeleri üzerindeki bask›y› artt›racaklar›n›n sinyalini verdi. TÜS‹AD’DAN TEMK‹NL‹ AÇIKLAMA Burjuva gazetelerde MGK toplant›s›n›n sonuçlar› aç›klanmadan önce “TÜS‹AD’›n silah› önce çekerek” bu aflamada asker gönderilmesinin, üzerinde dikkatlice düflünülmesi gereken bir seçenek oldu¤unu, ABD’nin de sürecin geri kalan bölümünde yo¤un olarak “BM flemsiyesi” aramaya bafllad›¤› yönlü aç›klamalar›na yer verildi. Bafl›ndan itibaren Irak’a asker göndermenin en keskin savunucusu olan patronlar örgütünün bu aflamada ç›karlar› gere¤i asker göndermeyi uygun bulmamalar› yan›lg›ya düflürmesin. TÜS‹AD’›n aç›klamas› “bu aflamada” ABD emperyalizminin BM flemsiyesinde bir istikrar gücü oluflturmay› öngören yeni yasa tasla¤›n› Güvenlik Konseyi üyelerine iletti¤i sürece denk düflüyor. MGK’dan ç›kan BM çerçevesinde yaflanacak geliflmelerin gözlemlenmesi e¤ilimi ile efl zamanl› ve planl› bir aç›klama. Bu anlam› ile patron a¤a devleti efendisi ABD emperyalizminin izledi¤i taktik politikalara efl güdümlü bir taktik yönelim belirliyor. ASKER GÖNDERMEYE VE ‹fiGALE KARfiI ÖRGÜTLENEL‹M! Asker göndermeye ve iflgale karfl› koyman›n en temel yan› emperyalizme ve faflizme karfl› net bir durufl sergilemektir. ‹deolojik, siyasi, ekonomik ve askeri sald›rganl›klar›na karfl› örgütlenmektir. Bu anlamda sald›rganl›klara karfl› örgütlenmek ve kitlelerde giderek uyanan antiemperyalist bilinci örgütlü mücadele zeminine çekmeye hizmet eder siyasi ajitasyon ve propaganda çal›flmalar›n› yo¤unlaflt›rmal›y›z. Filistin’de ikinci intifadan›n bafllang›ç tarihi olan 27 Eylül’de tüm dünyada yap›lacak gösterilerin Türkiye aya¤›nda örgütlü bir flekilde yerimizi alal›m. Filistin’de ‹srail siyonizminin, Irak’ta ABD ve ‹ngiliz emperyalizminin iflgaline karfl› cesaretle “emperyalizme karfl› zafer halklar›nd›r” fliar›yla alanlara ç›kal›m.


18

4

26 Eylül-9 Ekim 2003

S›n›fsal Bak›fl CEN‹N’DEN FELLUCE’YE UZANAN SIRAT KÖPRÜSÜNE VAR GÜCÜMÜZLE DESTEK VEREL‹M! 11 Eylül’ün ard›ndan Afganistan iflgaliyle start alan sürecin, Filistin’e daha kapsaml› bir müdahale ve Irak iflgaliyle geliflen ad›mlar›, kimilerine göre ABD emperyalizminin “imparatorluk” hesaplar›n›n baflar›l› bir biçimde iflledi¤inin somut göstergeleriydi. Ayn› çevreler, “önlenemez” bir yükseliflten dem vuruyor ve dengelerin bu do¤rultuda “kaç›n›lmaz” bir flekillenifle u¤rayaca¤›n› iddia ediyordu. Yeni Amerikan Yüzy›l› Projesi (PNAC), böylelikle ete kemi¤e bürünüyor, baflta ezilen halklar ve uluslar olmak üzere, dehflet ve terör sal›nan bütün kesimler buna tabi hale getiriliyordu. Ne var ki bu süreci baflka bir biçimde tersinden okuyanlar da vard›. Propaganda amaçl›, hayali, kendini kand›ran bir tarza gömüldükleri iddia edilir, tarihin ak›fl›na karfl› “anlams›z” ç›k›fllar›yla alay edilirdi. Herkesten istenen ve beklenen, ak›ma uyum sa¤lamalar›, ak›nt› do¤rultusunda kürek çekmeleriydi. Oysa ak›m ve ak›nt›, s›n›fa dönük yüzle ilgili bir özellik arz ediyordu. Bir büyük terör gösterisi alt›nda sahne alan emperyalist ölüm makinelerinin yaratt›¤› boz bulan›k görüntü ve sis perdesi sayesinde, devasa bir güce boyun e¤menin vaazlar› verilip durulmaktayd›. Buna karfl› bütün yaflam alanlar›nda, kendili¤inden bir tarzda ve do¤al bir refleks halinde dahi olsa, gelece¤i/yeniyi temsil edenlerin duruflu nafile bir ç›rp›n›fl olarak gösterilmekteydi. Bu esasen tipik bir ideolojik hesaplaflma olarak cereyan etmektedir. Dikkat edilirse; “tarihi yazma/yapma”, “irade k›rma-dayatma”, “özgürlük verme-alma”, “demokrasi getirme/kurma” ekseninde tart›fl›lan ya da empoze edilenler, hep ayn› kap›ya ç›k›yor: ideolojik hegemonya. Bütün savafllar›n önce ideolojik alanda kazan›l›p kaybedildi¤ini düflman iyi bili-

yor. “Düflman” kavram› da bunun önemli bir parças› zaten. Dost-düflman ayr›m›n›n yer de¤ifltirmesi, en az›ndan belirsizlefltirilmesi, bir baflka ifadeyle s›n›fsal tepkilerin duyars›zlaflt›r›lmas› hedefleniyor. S›n›f›n karakteristik yap›s› bozulmaya çal›fl›l›yor. Yabanc›lafl(t›r)man›n bir baflka biçimi böylelikle devreye sokulmakta. Proletaryaya “elveda” denilmesinden, proletaryan›n yeniden tarif edilmesine kadar uzanan bir yelpazede vurgu hiç de¤iflmiyor: “tarihi tafl›ma fonksiyonu yoktur art›k!” “‹mparatorluk”, “rakipsizlik”, “yenilmezlik” hedeflerinin nafile bir ç›rp›n›fla set çekmeyi amaçlayan as›l yüzü umulandan erken deflifre olunca, kartlar›n yeniden kar›ld›¤› bir baflka düzleme kay›laca¤› görülmektedir. ABD (ve ‹ngiltere) emperyalizmi, ordusunda bulunan devflirme vatandafll›k adaylar›yla (Irak iflgal güçlerinin dörtte biri) halledemedi¤i sorunu (Her gün say›lar› üçer befler artan yüzlerce ölünün yan›s›ra, “T›bbi nedenlerle 6 binden fazla ABD askeri savafl d›fl› kald›. Bunlar›n ço¤u a¤›r olmak üzere 1500’ü yaral› durumda.” The Observer, 14.09.03), di¤er gerici, faflist ordulardan takviyelerle çözme gayretine girer, paspasa çevirdi¤i BM’yi yeniden kullan›ma sokmaya çal›fl›rken, “çaresizlik” ve “flaflk›nl›k” içinde, yald›zl› imaj› bozulmufl bir görüntü vermektedir. Kuklabafl› Ahmet Çelebi’nin önerileri (“Koalisyon, binlerce kifliyi tutuklay›p sorguya çekmeli. Direniflin yo¤unlaflt›¤› kentler kuflat›l›p, silah teslimi için halka 48 saat verilmeli. Kürt partilerinin “av”a yak›n kat›l›m› sa¤lanmal›.”The Washington Post, 31.08.03) gelinen noktay› a盤a vuran mahiyettedir. Esasen bütün emperyalistleri temsilen icraat eyleyen iflgalcilerin Cenin’den Felluce’ye uzanan S›rat köprüsünden geçemeyece¤i flimdiden belli olmufltur.

Engizisyon mant›¤›n›, “kuvvet yegane hakt›r” anlay›fl›yla harmanlayarak oluflturdu¤u emperyalist militarist hukukun, bütün yeryüzünü yürürlük alan› olarak tan›mlad›¤› koflullarda, hangi sald›rganl›¤› üretece¤i rahatl›kla görülebiliyordu. Ayaklar›n›n bu kadar erken suya ermesi, as›l bundan sonras›na iliflkin korkuyu ve ona paralel terörü büyüteceklerini gösteriyor. “Korkuyu üstüne giderek yenmek” Holywood filmlerinde s›kça ifllenen bir temayd› ama, sorun s›n›f mücadelesinin gerçekleriyle yüzleflildi¤i noktada baflka bir temay› realize ediyordu: “Nihai zafer hakl›n›n olacakt›r!” Faflist-siyonist katliamc›lar›n y›llard›r modern bir mezbahaya çevirdi¤i Filistin’de (Son 2.5 y›lda 408 Filistinli çocuk ‹srail kurflunlar›yla katledildi.) karfl›laflt›klar› direniflin, dünyaya ama özellikle de Arap topraklar›na s›çratt›¤› tohumlar›n çap›n› ve a¤›rl›¤›n› görmek için Irak deneyiminin yaflanmas› gerekiyordu. Ve görüldü ki, direnifl, en az onlar›n iflgali kolaylamas› kadar h›zl› ve çabuk ad›mlarla örülüverdi. Rumsfeld’in “Evdeki hesap çarfl›ya uymad›. Direnifl beklentilerimizin çok üstünde.”, Wolfowitz’in “Bu ölçüde savaflmaya devam edeceklerini tahayyül edemezdik.”, Myers’›n “Bu düflman öncekilere benzemiyor.”, Rice’›n “Müttefiklerimize ihtiyac›m›z var.” dedi¤i günlerde; ABD Stratejik ve Uluslararas› Araflt›rmalar Merkezi yetkilisi Simon Serfarty, “Irak’ta kontrol art›k ABD askerinin denetiminden ç›kt›.” (01.09.03) tespitini yap›yordu. Irak’taki direniflçi güçlerin yal›n ve ç›plak bir ifadeyle tan›mlad›¤› “düflman”, direnifli bast›rmak için dozunu art›rd›¤› bir katliam dizisini devrede tutarken (Robert Fisk, Independent, 17.09.03, “Haftada yaklafl›k 1000 Irakl› sivil ölüyor. ABD askerleri ‹srail askeri kadar disiplinsiz ve fliddet yanl›s›.”), kendi ülkesinde de terörü t›rmand›rmakta (Bush, 10.09.03, “Ölüm cezas›n›n terör suçlar›n› da kapsayacak flekilde geniflletilmesi gerekir.”; Bush yönetimi yeni bir “karfl›-terör merkezi”nin aç›laca¤›n› duyurdu. Merkez, ülke çap›nda 100 bin kiflinin ad›n›n bulundu¤u bir “kara liste” haz›rlayacak ve listedekiler “terör flüphelisi” muamelesi görecek.18.09.03.),

yeni nükleer silah gelifltirme projeleri (New York Times, 07.08.03, “Yeni nükleer ça¤a hofl geldiniz.”) bafllatmaktad›r. Süreç, say›s›z çetin muharebelerle yol alacakt›r. Düflman›n yenilgiye ve baflar›s›zl›¤a u¤rad›kça azg›nlaflaca¤› bilinmelidir. Her kazan›m›n azami oranda de¤erlendirilmesi gerekiyor. Sorun, Afganistan’da Kabil’e s›k›flan, Irak’ta neye u¤rad›¤›n› flafl›ran, Filistin’de bir türlü dikifl tutturamayan emperyalist iflgal senaryolar›n›n iflas›, kendi memurlar› (Blix, Baradey) a¤z›ndan itirafa dönüflen düzmece bahanelerinin a盤a ç›kmas› ve de son Cancun (Meksika) toplant›s›nda DTÖ’nün açmaza düflmesinin (toplant› tamamlanamad›) oluflturdu¤u resmin, s›n›f savafl›m›na kazand›raca¤› ivmeyi en ileri düzeyde de¤erlendirebilmekte kendini gösteriyor. Bu durum, emperyalist-kapitalist sistemin oluflturdu¤u büyük gediklere ve derin çatlaklara yar›lmay› ve delinmeyi gelifltirecek müdahalelerde bulunmay› gerektiriyor. Bu müdahalede, bizim gibi bölge ülkelerinde yap›lacak hamlelerin a¤›rl›k oluflturaca¤›n› görmek durumunday›z. Özellikle de faflist Türk devletinin üstlendi¤i rolle birlikte ele al›nd›¤›nda meselenin önemi daha iyi anlafl›lmaktad›r. Bu çerçevede, 1 Mart’ta teskerenin meclisten ç›kamay›fl› hiç de küçümsenmeyecek bir yere oturmaktad›r. Bir tür beceriksizlik, basiretsizlik sonucu yol kazas›na u¤ran›lmas›, nedenleri ve etkenlerinden öte, bu olay›n; kitlesel muhalefetin rolüyle beraber, sonuçlar› itibar›yla emperyalist sald›r› ve iflgale karfl› Türkiye’de örgütlenen potansiyele ciddi bir kazanç sa¤lad›¤› aç›kt›r. Emperyalist savafl makinesinin T.C. difllisinin ar›za yapmas›, bu konjonktürde son derece anlaml›d›r. Bu diflliyi ifllemez k›lmak, Irak’taki direnifle sunulabilecek en de¤erli katk›lardan birisini oluflturacakt›r. Giderek yeniden ivmesi yükselen Türkiye’deki “engelleme kampanyas›”n›; kal›c› bir direnifl hatt› örme perspektifiyle, en genifl kitleleri barikata çekme hedefiyle, kesintisiz bir eylem zinciri içinde, tüm gücümüzle ve kararl› bir biçimde yürütmek, günümüzün öncelikli gündemi özelli¤ini korumaktad›r.

Özellefltirme sald›r›lar› sürüyor Emperyalizme uflakl›kta s›n›r tan›mayan AKP hükümeti birçok kurum ve kuruluflun kap›s›na kilit vurmaya devam ediyor. Özellefltirme sald›r›s›yla binlerce iflçiyi iflinden eden hükümet yeni binleri de soka¤a atma kararl›l›¤›n› sürdürüyor. Daha önceden özellefltirme kapsam›na al›nan TÜGSAfi Samsun Gübre Sanayi Afi’nin (AZOT) özellefltirilmesi tart›fl›lmaya baflland›. 17 Eylül 2003 Çarflamba günü Samsun’un yerel gazetesinde ç›kan bir haberle beraber sendika ve iflçiler de harekete

kalar› bugün 250 bin ligeçti. Fabrikan›n Tunusra olan ekme¤in birlulara sat›lmaya çal›“Bu fl›lmas›na ve özelden 650 bin lira olkurulufllar halk›n lefltirilmesine karmas› demektir” fl› ç›kan Petrol-‹fl mal›d›r. ‹flçinin mal›d›r dedi. Sendikas› kove öyle de kalacakt›r. ‹fiÇ‹LERDEN nuyla ilgili bir H ü k ü m e t e s e s l e n i y o r u z aç›klama yapt›. YARIM GÜN ‹fi BIRAKMA Petrol-‹fl Sendive uyar›yoruz. EYLEM‹ kas› Samsun fiuÖzellefltirme ad› be Baflkan› NecTÜGSAfi’ta alt›nda talana det Kan “Bu ülkesaat 08:30-17:00 de 40 milyon insan vardiyas›nda çal›son verin” flan yaklafl›k 400 iflçi tar›mdan geçiniyor, özellefltirilen gübre fabriyar›m gün ifl b›rakma ey-

lemi gerçeklefltirdi. ‹fl b›rakan iflçiler fabrika içinde sloganlar atarak dolaflt›lar. “Özellefltirme halk› sefalete iter”, “Azot bizimdir, bizim kalacak” dövizlerinin de aç›ld›¤› eylemde bir konuflma yapan Petrol-‹fl Sendikas› Baflkan› Necdet Kan “Bu kurulufllar halk›n mal›d›r. ‹flçinin mal›d›r ve öyle de kalacakt›r. Hükümete sesleniyoruz ve uyar›yoruz. Özellefltirme ad› alt›nda talana son verin” dedi. Çok say›da polisin görev ald›¤› eylem olays›z sona erdi. (Samsun)


18

5

26 Eylül-9 Ekim 2003

Tuzla’da ifl kazas› yine can ald›

Y›llard›r yaflanan ifl kazas› sonucu ölümlere bir yenisi daha eklendi. Patron-a¤alar›n, kurulu düzenlerinin daha çok yaflamas› için yapt›klar› bask›n›n, zulmün bir parças› olan ifl kazalar› devam ediyor. 10 Eylül 2003 tarihinde Tuzla’da kurulu Çelik Tersanesi’ne ba¤l› olan F›rat Denizcilik’te çal›flan Mahmut Demir ‹s 10 metre yükseklikteki iskeleden düflerek a¤›r yaraland›. Kazadan 45 dakika sonra olay yerine

gelen ambulans Demir ‹s’i Kartal SSK Hastanesi’ne kald›rd›. Demir ‹s yap›lan müdahalelere ra¤men kurtar›lamad›. ‹fiÇ‹LER PATRONLARI PROTESTO ETT‹ Demiris’in yaflam›n› yitirmesi üzerine bir araya gelen iflçiler yaflanan bu kazay› protesto için 11 Eylül 2003 tarihinde bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Limter-‹fl üyesi olan iflçiler ‹çmeler Tren

Emekçinin Gündemi

SEND‹KAL ÇALIfiMADA KEND‹M‹Z‹ E⁄‹TEL‹M, DÖNÜfiEL‹M, DÖNÜfiTÜREL‹M! Sendikalar en genel tan›m›yla iflçi s›n›f›n›n ekonomik-demokratik s›n›f örgütleridir. Bu halleriyle iflçi s›n›f›n›n her türlü sorununa iliflkin çözüm önerileri üretir, çözüm kayna¤›na dönük çal›flmalar yapar, direnifller örgütler ve bunun için her türlü s›n›fsal etkinli¤i gerçeklefltirir. Oysa s›n›f›n sorunlar› sadece ekonomikdemokratik kaynakl› de¤ildir. Hele bugünkü dünyada sorunlar›n evrenselleflti¤i, “küreselleflti¤i” düflünüldü¤ünde, bu durum daha bir önem kazan›r. Öyleyse sorunlar›n as›l kayna¤› siyasald›r. ‹flçi s›n›f› yaflad›¤› ülkenin anayasas›ndan, yasalar›ndan, düzenlemelerinden, k›sacas› rejiminden kaynakl› temel sorunlar yaflarlar. Ekonomik hak ve ç›karlar›n› da, demokratik haklar›n› da do¤rudan belirleyen, temel siyasal sistemin ta kendisidir. Dolay›s›yla maafl art›fllar› da, çal›flma yaflam›na iliflkin düzenlemeler de tamamen siyasal sistemin belirleyicili¤indedir. O halde mücadelenin hedefi de, kapsam› da bu eksende, yani siyasal eksende olmak zorundad›r. Ancak bilinmektedir ki, iflçi s›n›f›n›n ufkunu, bilincini sadece ekonomik ç›karlarla s›n›rlayan ve sadece alaca¤› maafla bakt›ran da, ama sadece verilenle yetindiren de, yine siyasal rejimin kendisi ve yine rejimin iflçi s›n›f›n›n bafl›na çöreklendirdi¤i kendi iflbirlikçileri, uflaklar›, bürokrat sar› sendika yöneticileridir. Bu haliyle iflçi s›n›f›n›n tek düflman› sermaye gruplar›n›n rejimi de¤il, ayn› zamanda bürokrat sar› sendikal yönetimleridir de! O halde sorun politiktir. Ayn› zamanda, temelde ideolojiktir de! Çünkü her s›n›f bir ideolojik formasyondan flekillenmektedir. ‹flçi s›n›f›n›n as›l sorunlar›n›n temelinde ideolojik ve politik faktörler yatmaktad›r. O halde mücadelenin hedefi ve as›l sivri ucu ideolojik-politik mücadele eksenine oturmak zorundad›r. Bu tespit, sen-

dikalar›n varl›k nedeniyle hiçbir biçimde çeliflmez; tersine sermayenin giderek küreselleflti¤i günümüz dünyas›nda her s›n›f kendi ideolojik-politik program› do¤rultusunda di¤er s›n›fa karfl› mevzilenir ve bu mevzileniflte kendi ideolojik program›n› hayata geçirir, ideolojik duruflunu netlefltirir. Bundand›r ki, iflçi s›n›f› da kendi bilimsel dünya görüflü do¤rultusunda –ki bu bilimsel sosyalizmdir- mücadelesini flekillendirir. As›l sorun bugün sendikalar›n bafl›na çöreklenmifl bulunan bürokrat sar› sendikac›lar güruhunun, sendikalar› burjuvazinin birer “cephe gerisi” haline getirdikleri gerçe¤idir. Dolay›s›yla, b›rakal›m bugün sendikalar›n “sosyalizm okulu” olmas›n›; bütünüyle iflçi s›n›f›n›n bilimsel dünya görüflünden uzaklaflmas›, onunla tan›flmamas›, burjuvazinin dünya görüflü egemenli¤ine sokulmas› gerçe¤i ile yüzyüzeyiz. O halde iflçi s›n›f› örgütleri bu gerçe¤in ›fl›¤›nda hedeflerini tespit etmek ve her olguya göre özgün mücadele program ve taktikleri haz›rlayarak mücadelelerini flekillendirmek zorundad›rlar. Ülke özgülünde s›n›fa yönelen her türlü sald›r›lara karfl› mücadele yürütürken, evrensel anlamda “küreselleflme” ve “yeni dünya düzeni” türü sald›r› kaynaklar›na karfl›, küresel örgütlenmek ve mücadele bütünlü¤ünü oluflturmak zorundad›r. Son y›llarda ortaya ç›kan Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi türü oluflumlar bu kapsamda de¤erlendirilebilir. Bunu oluflturmak, hiç flüphesiz egemen sendikal yönetimlerin ifli olamaz. Zira onlar›n misyonu zaten bunun tam tersidir. As›l görev iflçi s›n›f›n›n bilimsel dünya görüflüne -bilimsel sosyalizme- inanm›fl politik partilerin, gruplar›n ve öncülerin omuzlar›ndad›r. Yani Devrimci Demokratik Sendikal Birlik bileflenleri olarak sendikalarda görev alm›fl olsun-olmas›n,

‹stasyonu’nda erken saatlerde toplanarak “Art›k ölmek istemiyoruz” slogan›n› att›lar. Tersane iflçileri ad›na konuflma yapan Limter-‹fl Genel Baflkan› Kaz›m Bak›fl “bir arkadafl›m›z daha yaflam›n› yitirdi. Önlem almay› masraf olarak gören patronlar iflçilerin canlar›yla oynuyor. Bu yüzden iflçiler sakat kal›yor, ölüyor” dedi. Bak›fl sessiz kal›nd›kça ölümlerin sürece¤ini belirtip, patronlar›n sömürü çarklar›n›n parçalanmas› ça¤r›s› yapt›. Demir ‹s ise ayn› gün yap›lan cenaze töreninin ard›ndan topra¤a verildi. SELAH TERSANES‹ ‹fiÇ‹LER‹ D‹REN‹YOR ‹fl koflullar› kötü olan Selah Tersanesi’ndeki Öz Karadeniz Gemi, Bahad›r Gemi ve ‹nan›r Gemi’de çal›flan 65 iflçi 10 Eylül 2003 tarihinde direnifl bafllatm›flt›. Tuvalet, su, yemek, sigorta, maafl vb. sorunlar yaflayan iflçiler “taleplerimiz kabul edilene dek direniflimiz sürecek” diyerek kararl›l›klar›n› gösterdiler. Yap›lan anlaflmayla direnifli bitiren iflçiler, taleplerin yerine getirilmemesi üzerine 15 Eylül 2003 tarihinde tekrar direnifle bafllad›lar. ‹fl b›rakan iflçiler patronun geri ad›m atmas› üzerine eylemlerini bitirdiler. (Kartal)

biz s›n›f bilinçli iflçilerin omuzlar›ndad›r! O halde sendikalar›n “sosyalizmin birer okulu” haline getirilmesi görevi her zamankinden fazla bir önemdedir. Sendikalar›n sosyalizmin okulu haline gelmesi, s›n›f sendikac›l›¤› anlay›fl›n›n sendikalarda egemen anlay›fl haline gelmesiyle mümkündür. Bizlerin birincil hedefi bunu sa¤lamakt›r. Bilinmelidir ki, sendikalar›n birer sosyalizm okulu olmas› flu dört ilke üzerinden yükselir. 1)Sendikalar tüm s›n›f› kapsamalar› gereken örgütlerdir. 2)Sendikalar kitleleri, tüm s›n›f›n görevleri bilinci düzeyine yükselterek, onlar› sosyalizm ruhuyla e¤itirler. 3)Sendikalar iflçi s›n›f› partisiyle kitleler aras›ndaki; yani öncüyle s›n›f aras›ndaki iliflkileri kurarlar. 4)Sendikalar proletaryan›n devrimci partisi önderli¤inde sermayeye karfl› mücadele yürütürler. ‹flte bu dört ilke s›n›f sendikac›l›¤›n›n da temel ilkelerini olufltururlar. Bu görevleri, konumlar›yla, yaflam biçimleriyle, kafa yap›lar›yla ve yönetim anlay›fllar›yla s›n›ftan kopmufl ve s›n›f düflman› haline gelmifl olan sendikac›lardan ve sendika yönetimlerinden beklemek elbette ki ak›nt›ya kürek çekmektir ve yanl›flt›r. Zira art›k s›n›f›n karfl›tl›klar› haline gelmifl bulunan bu güçlerin iflçi s›n›f›n›n mücadele hedefleri haline geldikleri de bilinen baflka bir gerçektir. O halde s›n›f bilincini alm›fl ya da s›n›f›n biliminin etki sahas›nda bulunan s›n›f öncülerinin ve güçlerinin bulunduklar› sosyalizmin ve s›n›f›n birer mevzisi haline getirmeleri vazgeçilmez önemdedir. Ancak sürece genel anlamda bak›ld›¤›nda, s›n›f›n öncüleri konumundaki sendikal önder ve önderliklerin bu yönlü görevlerini yeterince yerine getirdikleri söylenemez. Üzerlerine düflen görevleri yerine getirmede hantal, edilgen ve yetersiz kald›klar› görülmektedir. Bu duruma yer yer ve kimi DDSB bileflenleri içinde de rastlanmaktad›r. S›n›f›n örgütlenmesi ve e¤itilmesi konusunda do¤ru perspektif ve programlara sahip olunmas›na ra¤men, s›n›f›n öncü güçleri aras›nda da bürokratik e¤ilim, davran›fl ve tutumlar, bu görevlerin DDSB’li güçlerin etkin oldu¤u alanlarda da baflar›lmas›n› ve s›n›fla yeterince bütünleflilmesini edilgenlefltirmekte ve bunlar›n flahs›nda öncüye karfl› güvensizlik e¤ilimleri do¤ur-

= SEND‹KALI OLDULAR ‹fiTEN ATILDILAR ‹fl Bankas›’n›n yan kuruluflu olan ‹fiMER (‹fl Merkezi Yönetim Ve ‹flletim) Afi.’deki kulelerde çal›flan iflçiler, örgütlenmek isteyince iflten at›ld›lar. Belediye-‹fl Sendikas› 2 No’lu fiubesi iki ayd›r yürüttü¤ü örgütlenme çal›flmas›nda flirket çal›flanlar›n›n %51’lik ço¤unlu¤unu sa¤layarak Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakanl›¤›’na yetki baflvurusunda bulunmas›n›n ard›ndan birçok iflçi iflten at›ld›. Patron önce sendikal faaliyet sürdüren iflçileri atarak örgütlenmeyi engellemeye çal›flt›. Çabalar› sonuç vermeyen patron, 22 Eylül 2003 tarihinde 21 iflçiyi iflten att›. 70 iflçi de ayn› gün iflyerlerine al›nmay›nca toplanarak bas›n aç›klamas› yapt›lar. Bas›n metnini okuyan Belediye-‹fl 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm örgütlenmenin en do¤al hak oldu¤unu söyledi. “‹flimi afl›m› ekme¤imi istiyorum”, “Sendikal› olduk, iflten at›ld›k” vb. dövizler tafl›yan iflçiler çeflitli sloganlar atarak eylemi bitirdiler. (‹stanbul)

maktad›r. S›n›f sendikac›l›¤›na uygun görevlerin icras›ndan uzaklafl›lmas›, sendikalar›n birer sosyalizm okulu olmas› espirisinden de uzaklaflmay› beraberinde getirebilmektedir. Bunun bir an önce görülmesi ve iflçi s›n›f›n›n ideolojisine, politik perspektifine uygun örgütlenme ve s›n›f e¤itme görevlerinin yerine getirilmesi hayati önemdedir. Bunun için her türlü perspektif, materyal ve kaynak mevcuttur. Bu kapsamda bulunulan alanlarda ideolojik-politik düzeltme ve e¤itim kampanyalar› aç›larak, gerek öncülerin ideolojik-politik donan›ma yeniden kavuflmas›, gerek üzerlerindeki hata ve zaaflar›ndan ar›nd›r›lmas›, gerek bürokratik e¤ilimlerin ortadan kald›r›larak, s›n›f›n gerçek öncüleri haline gelmeleri ve gerekse s›n›fa dönük e¤itim programlar› düzenleyerek sorunlar› birlikte aflma ve s›n›fla daha bir bütünleflmeleri sa¤lanmal›d›r. ‹çinden geçti¤imiz günler, öncünün perspektif ve yönelimine uygun örgütlülü¤ümüzü giderek sa¤lamlaflt›rmak, hata ve zaaflardan ar›nmak, geçmifl mücadele deneyimlerinden, gerekli do¤ru ders ve sonuçlar› ç›kararak, önümüzdeki sürece aktarmak görevinin yüksek duyarl›l›k ve proleter atakl›kla icra edilece¤i günlerdir. Bunun için her s›n›f öncüsü ve aktivisti önce kendisinden bafllayarak, çal›flt›¤› sendikaya, ifl koluna ve s›n›fa yönelik görevlerini sorgulay›c› biçimde yerine getirmeli, hata ve zaaflar›ndan ar›nmal›, iflçi s›n›f›n›n bilimsel dünya görüflünü kuflanmal› ve bu dönüflüm ve düzeltme kampanyas›na öncülük etmeli ve katk› sunmal›d›r. Kendini düzeltmeyen, e¤itmeyen, örgütlemeyen bir öncünün ve s›n›f aktivistinin, s›n›f› e¤itmesi, onu örgütlemesi ve devrime dair görevlerini yerine getirmesi mümkün de¤ildir. Öyleyse kiflisel e¤itim, birimde e¤itim, sendikada e¤itim ve örgütleme için kollar› yeniden s›vama zaman›d›r. Dünyan›n neresinde olursak olal›m, bütün s›n›f aktivistlerinin önündeki temel görev; kendini e¤itmek, s›n›f› e¤itmek, iflçi s›n›f› bilimi do¤rultusunda iktidar mücadelesi vermek ve bunun için de, bilimsel dünya görüflü ile donanmakt›r... Haydi bir kez daha görev bafl›na...!


26 Eylül-9 Ekim 2003

18

6

Ayçiçe¤i üreticisi s›k›nt›l› Taban fiyatlar›n›n düflük verilmesinin yan›nda mazota ve gübreye uygulanan zamlar, maliyet bedelini yükseltirken tohumda da ithal hibrit tohumunun kullan›lmas› üreticinin üretim yapmas›n› daha da zorlaflt›r›yor. Ülkemizde, üretimi yap›lan ya¤l› tohumlu bitkiler içinde ya¤ üretimi aç›s›ndan ayçiçe¤i önemli bir yere sahipttir. Genelde ayçiçe¤i üretimi Trakya ve Marmara Bölgesi’nde yap›lmakta olup ülkenin co¤rafi koflullar›n›n uygun oldu¤u bölgelerde farkl› oranlarda olsa da münavebe (dönüflümlü ekim) bitkisi olarak yetifltirilmektedir. Ayçiçe¤i üretiminin %73’ü TrakyaMarmara Bölgesi’nde, %13’ü ‹ç Anadolu Bölgesi’nde, %10’u Karadeniz Bölgesi’nde geri kalan %4’lük pay ise di¤er bölgelerde yap›lmaktad›r. Tar›mda uygulanan politikalar ayçiçe¤i üreticilerini de vurmaktad›r. Taban fiyatlar›n›n düflük verilmesinin yan›nda ayçiçe¤inde en önemli üretim maliyetlerini mazot, gübre ve tohumluk oluflturmaktad›r. Mazota ve gübreye uygulanan zamlar, maliyet bedelini yükseltirken tohumda da ithal hibrit tohumunun kullan›lmas› üreticinin üretim yapmas›n› daha da zorlaflt›rmaktad›r. Tokat’›n Zile ilçesinde flekerpancar› ve hububatla birlikte münavebe bitkisi olarak ayçiçe¤i yetifltiren Niyazi Çapan adl› üretici yaflad›¤› s›k›nt›lar› flöyle anlat›yor. -Kendinizi tan›t›r m›s›n›z? -Niyazi Çapan: Tokat’›n Zile ilçesi Hac›lar köyündenim. Çiftçilik yap›yorum. 150 dekar arazim var. fiekerpancar›, hububat ve münavebe bitkisi olarak ayçiçe¤i yetifltiriyorum. Ben kendi-

mi bildim bileli toprakla u¤rafl›yorum, baflka iflten anlamam. Ama gitgide topra¤› ekmemiz daha da zorlafl›yor. -Ayçiçe¤i üretiminde karfl›laflt›¤›n›z zorluklar nelerdir? -Taban fiyat›n›n düflük olmas›, mazotun pahal› olmas›, gübre fiyatlar›n›n her y›l artmas›, tohumluklar›n pahal› olmas› temel sorunlar›m›z. Ayr›ca tohum üretimi de tekelleflti. Picner ve Sembra tekellerinin verdi¤i tohumluklar da pahal›. Üstelik dekar bafl›na üretim maliyetleri de artt›. Tüm bunlar›n bedelinin bu kadar yüksek olmas› hiç gözönüne al›nmadan verilen taban fiyat›, geçen y›l üzerinden söylüyorum 350 bin. Ve birçok üretici zarar etti. Bu y›l zarar etmememiz için taban fiyat›n›n 700 bin olarak belirlenmesinden yanay›z. - Bir dekar ayçiçe¤i üretiminde verim ne kadar? - Bir dekardan kurak arazide 70-80 kg, sulay›nca 200-250 kg. Biz sulu tar›m yapam›yoruz. Arazilerimiz genelde kurak. Bizim temel bitkimiz flekerpancar›, ikinci y›l hububat (bu¤day, nohut vs), üçüncü y›l ayçiçe¤i alarak dönüflümlü ekim yap›yoruz. Buna münavebe diyoruz. Böyle ekim yapmam›zdaki amaç topra¤› daha verimli kullanabilmek. -Yetifltirdi¤iniz ürünü nerelere veri-

yorsunuz? -Ayçiçe¤inde hasat eylül ve aral›k aylar›nda yap›l›r. Ben Karadeniz Birlik’e üyeyim. Ürünlerimi oraya veriyorum. Fabrikas› Elaz›¤’da. Buradan Elaz›¤’a ayçiçe¤inin gitmesi kârl› bir olay de¤il. Benim orada yer almam›n nedeni farkl›. Karadeniz Birlik’in yönetimi flu anda faflizan bir yönetim. Fakat bizim gibiler de var. Amac›m›z orada söz sahibi olabilmek. Fakat burada birçok üretici ürününü tüccara veriyor. Ço¤u zaman zarar›na. Tüccar serbest piyasa uyguluyor. Taban fiyat›n›n da alt›nda fiyat veriyor ço¤u zaman. Köylünün maliyet gideri tüccar› ilgilendirmiyor. Örnek vereyim. Geçen y›l hububat ekimi yapt›m, nohut yetifltirdim. Tüccar 300 bin lira fiyat verdi. Köylü ürünü elden ç›kard›ktan sonra fiyatlar birden 400-450 bine ç›kt›. Buna da serbest piyasa deyip ç›k›yorlar. a

-Bugün herkes IMF ve DB politikalar›yla tar›m üzerinde oynanan oyunlar› biliyor. Esas sorun bizleriz. Neden dersek tar›m sektörü kendini ifade edemiyor. Sahipsiz bir kesim. Biraz da kendi sorunlar›na duyars›z. Mesela dönem dönem tar›m kurulufllar› köylerde e¤itim seminerleri yap›yor. Bizim köylümüzün tepkisi “biz bunlar› zaten biliyoruz; ben Asmal› Konak’› izleyece¤im bofl ver” oluyor. Böyle olunca da s›rt›m›za binen inmiyor. 2 Kas›m’da bafla gelen hükümet “yoklukla-yolsuzlukla mücadele edece¤im”, “tar›mda reform yapaca¤›m” vb. dedi. Bir sene oldu birfley görmedik. Bize bizden baflka kimsenin faydas› olmaz. Bu yüzden art›k kahvelerden ç›k›p kendimizi e¤itmemiz laz›m. Hakk›m›z› aramam›z laz›m. Yoksa ne köyümüz ne tarlam›z kalacak. fiu anda 80 haneli köyümüzde 20 hane kald›. Buna bizim dur dememiz laz›m. (Turhal)

“fieker pancar› tat vermiyor” Türk hakim s›n›flar›n›n tar›mda y›k›m politikalar›n› uygulamas›yla üretimin azalmas›/azalt›lmas› fleker pancar› üreticilerini de vurdu. Ülkede stok fazlal›¤› gerekçe gösterilerek kota uygulamas› getirilmekle birlikte, m›s›r›n hammadde olarak kullan›ld›¤› niflasta, bazl› fleker üretimine ithalat›na yönelik, genifl olanaklar›n sunuldu¤u yapt›r›mlar haz›rlamaktad›r. fiekerpancar›; Ege, Akdeniz, Do¤u ve Bat› Karadeniz’de ve Güneydo¤u Anadolu Bölgesi d›fl›nda co¤rafik koflullar› uygun tar›m alanlar›nda 500 bin köylü ailesinin üretimini yapt›¤› bir bitkidir. fiekerpancar›, genifl arazilerde makinal› ekimin yap›ld›¤› alanlar d›fl›nda genelde aile iflgücü kullan›larak üretilmektedir. Y›lda ekti¤i 10 dekar araziden elde etti¤i ortalama 40 ton üretim ile geçinerek yaflam›n› köyünde sürdürmeye çal›flan üreticiler zorluk içindedir. Ülkemizde 27’si devlet, 3 adet özel fleker fabrikas›nda daimi ve mevsimlik 30 bin kifli çal›flmakta-

d›r. Bu fabrikalar ortalama her y›l 2.4 milyon ton fleker üretim kapasitesine sahiptir. Buna karfl›n üretimi yap›lan tar›m arazil e r i miktar›na göre, ülkem i z her y›l azami 5 milyon ton fleker üretim potansiyeline sahiptir. Ülkemizde fleker tüketimi ortalama y›lda 2 milyon tondur. Verilen bu de¤erlere göre fleker-

pancar› üretiminden elde edilen fleker, ülke iç tüketimini karfl›lamaktad›r. Egemenlerin IMF ve DB patentli y›k›m politikalar›n›n uygulanmas›yla önemli bir tüketim maddesi olan flekere ve b u n a ba¤l› olarak flekerpancar›na kota uygulanarak üretim alanlar› daralt›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Amaçlanan, emperyalist tekellerin ülkede niflasta bazl› fleker üretiminin art›r›lmas›d›r.

Türkiye’de niflasta bazl› fleker üretiminin büyük bir k›sm›n› elinde bulunduran Amerikan Cargill flirketi; Ülker-Cargill ortakl›¤›nda üretim kapasitesini art›rarak daha çok kâr sa¤lamas› amac› güdülmektedir. Niflasta ve niflasta bazl› fleker üretim sektöründe 1995-1998 y›llar› aras›nda %150 oran›nda art›fl göstermifl. Niflasta bazl› fleker üreten sektör, 2001 y›l› sonunda fleker tüketiminde y›lda 350 bin ton pazar pay›na ulaflm›fl, 2005 y›l›nda ise 430 bin tona ç›kar›lmas› hedeflenmifltir. Uygulanan kotayla flekerpancar› ekim alanlar›n›n daralt›lmas› ve fleker fabrikalar›n›n üretim kapasitelerini bu hedeflenen niflasta bazl› fleker üretimine göre azalt›lmaya gidilmesi, üreticinin pancar üretiminden vazgeçirilmeye çal›fl›ld›¤› anlafl›lmaktad›r. (Samsun)


7

18

26 Eylül-9 Ekim 2003

“BEYAZ ALTIN” KÖYLÜNÜN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMED‹

Çukurova’n›n simgesi olarak bilinen ve “Beyaz Alt›n” olarak nitelendirilen pamu¤un avans fiyat›n›n geçen y›lki fiyatlarla ayn› olarak aç›klanmas›, köylülerin tepkisine neden oldu. ÇUKOB‹RL‹K taraf›ndan Kütlü Pamuk avans fiyat›n›n geçen y›lki gibi 605 bin lira olarak aç›klanmas› pamuk üreticilerinin, Adana Çiftçiler Birli¤i ve Adana Ziraat Odas›’n›n tepkisine neden oldu. ÇUKOB‹RL‹K taraf›ndan 605 bin lira olarak aç›klanan Kütlü Pamuk Avans Fiyat›’n›n pamuk maliyetinin 200 bin liran›n alt›nda oldu¤una dikkat çeken Adana Çiftçiler Birli¤i Baflkan› Cumali Do¤ru, aç›klanan fiyat›n piyasa koflullar›na göre de¤iflmesinin her zaman mümkün oldu¤unu söyledi. ‹thal pamukta haks›z rekabetin sözkonusu oldu¤unu belirten Do¤ru, köylünün pamu¤unu, maliyetinin 200 bin lira alt›nda ÇUKOB‹RL‹K’e satmak için kuyruklar oluflturdu¤unu, ama Mersin Serbest Ticaret Bölgesi’nin ise Amerika’dan ithal edilen pamuk ile dolu oldu¤unu kaydetti. Pamuk konusunda Amerika’n›n çiftçisine verdi¤i deste¤i örnek gösteren Do¤ru, “Amerika geçen y›l çiftçisine 32 cent ihracatç›s›na da 3 cent olmak üzere çekirdek pamu¤a 35 cent prim verdi.” dedi. Türkiye’de geçen y›l pamuk üreticisine kilo bafl›na 4.5 cent prim verilece¤inin söylendi¤ini hat›rlatan Do¤ru, 2003 y›l› pamuk hasad›n›n bafllamas›na ra¤men henüz geçen y›l için söz verilen 4.5 cent pirimin ödenmedi¤ine de dikkat çekti. ‘TÜRK‹YE’DE TARIM TASF‹YE ED‹LMEYE ÇALIfiILIYOR’ Türkiye’de haks›z rekabetin kurumsallaflm›fl bir düzene dönüfltü¤ünü ifade eden Do¤ru, “Biz rekabetten korkuyoruz. Birim ve kalite aç›s›ndan dünyan›n tüm ülkeleriyle rekabet

edebiliriz; fakat maliyetimiz yüksektir. Girdileri rakiplerimize göre çok yüksek fiyatlarda kullan›yoruz. Rekabette bir eflitlik ilkesi vard›r, e¤er bu eflitlik ilkesi sa¤lan›rsa ve dünyada di¤er çiftçilerin girdi fiyatlar›na efl de¤er girdi fiyat› kullanabilirsek bu rekabetten baflar› ile ç›kabiliriz” diye konufltu. Yanl›fl destekleme ve d›fl ticaret fiyatlar› sonucu Türkiye’nin y›lda 500 bin ton lifli pamuk ithal eder duruma geldi¤ini dile getiren Do¤ru, “Y›lda 500 bin ton pamuk, 300 bin ton pirinç, 1 milyon ton m›s›r ithal edecektiysek büyük finasman s›k›nt›lar› içerisinde GAP’› o zaman neden yapt›k. Türk tar›m› yanl›fl politikalar sonucu rekabet gücünü kaybetmifltir. Globalleflme ad› alt›nda Türk tar›m› tasfiye edilmeye çal›fl›l›yor. Bu da ulus afl›r› flirketlerin sözcüsü durumdaki IMF ve Dünya Bankas›’n›n bask› ve dayatmalar› sonucu yürütülmektedir” fleklinde konufltu. ‘ADANA’DA PAMUK ÜRET‹M‹ 450 B‹N DEKARA DÜfiTÜ’ Bu y›l pamuk üreticisine 20 centten az olmamak koflulu ile prim verilmesi gerekti¤ini savunan Do¤ru, yak›n zamana kadar Adana’da 2 milyon dekar alana pamuk ekilirken, tar›mda izlenen yanl›fl politikalar sonucu pamuk ekim alan›n›n geçen y›l 550 bin dekar alana, bu y›l ise 450 bin dekara düfltü¤ünü söyledi. Pamu¤u Adana’n›n “Çeyiz Sand›¤›”na benzeten Do¤ru, “Çeyizin içinde afl vard›, ifl vard›, mutluluk vard›. Pamuk Adana’dan gitti bütün bu güzellikler de gitti” dedi. ‘SON 3 YILDIR F‹YATLARI AYNI’ Son 3 y›ld›r pamuk fiyatlar›n›n ayn› düzeyde seyretti¤ine dikkat çeken Adana Ziraat Odas› Baflkan› Ayhan

Barut, bu fiyatlar›n pamuk üreticisinin sabr›n› tüketti¤ini ifade etti. Çukurova’da üretilen 2003 y›l› kütlü pamu¤un 1 kg’n›n maliyetinin 800 bin lira üreticinin satmas› gereken fiyat›n ise 1 milyon lira olmas› gerekti¤ini söyleyen Barut, “Ancak ÇUKOB‹RL‹K özerklefltikten sonra elbette bu fiyat› vermeyecektir. Ama geçen y›lki fiyat›n da ayn› olmamas› gerekmektedir. Pamu¤un bafllang›ç fiyat›n›n en az 750 bin lira olmas› gerekiyor ve pamuk al›m fiyat›n›n 1 milyon liray› bulmas› için aradaki fark›n devlet taraf›ndan çiftçiye prim olarak verilmelidir” diye konufltu. Pamuk üreticisine yap›lan bu haks›zl›ktan derhal dönülmesini isteyen Barut, “Aksi takdirde, üretici tarlas›n›, traktörünü ve evindeki eflyas›n› satmak durumunda kalacakt›r. Önümüzdeki y›llarda bölgemizin esas ve ana ürünü ve ayn› zamanda simgesi olan pamuk üretimi yap›lamayacakt›r” dedi. ‘PAMUK F‹YATLARI DÜfiÜK G‹RD‹LER ÇOK YÜKSEK’ Pamuk üreticisi Metin Arpa ise pamu¤a verilen fiyat›n maliyetinin alt›nda kald›¤›n›, pamukta girdi fiyatlar›n yüzde 150 artarken sat›fllar›n ayn› kald›¤›na dikkat çekerek, bu girdi ve sat›fl fiyatlar› ile çiftçinin kazanamayaca¤›n› söyledi. Yetifltirdikleri pamu¤un veriminin ve kalitesinin iyi olmas›n›n köylünün tümden kaybetmesini engelledi¤ini dile getiren Arpa, flöyle konufltu: “Temiz ve bir beyaz kalitesinde verdi¤imiz pamuklar eksperler taraf›ndan iki beyaz olarak yaz›l›yor. Ayr›ca götürdü¤ümüz her 7-8 ton pamuktan yaklafl›k 250 kilo

fire k›r›yorlar.” Üretici birliklerini yeterli olmamakla elefltiren Arpa, “Sadece konuflmak ile yetiniyorlar. Üreticisinin tepkisi çok ama baflvuraca¤› yer yok. Üreticiler tek bafl›na tepkisini gösterdi¤i zaman da güvenlik görevlilerini karfl›lar›nda buluyor. Çiftçileri sahiplenen yok” dedi. ‘DEVLET ÇUKOB‹RL‹⁄E EL ATMALI’ Kütlü pamuk avans fiyat›n›n 605 bin lira aç›kland›¤›n›, fakat kendilerinin ÇUKOB‹RL‹K’e pamu¤u en yüksek 570 bin lira olarak satabildiklerini belirten Arpa, pamu¤a eskisi gibi ra¤bet olmad›¤›n› söyledi. Pamu¤un art›k önemini yitirdi¤i için köylülerin art›k baflka ürünlere yöneldi¤ini belirten Arpa, “Devlet ÇUKOB‹RL‹K’e el atmal›. ÇUKOB‹RL‹K Baflkan› Hamza Öztürk kimsenin sözünü dinlemiyor. ÇUKOB‹RL‹K Mihmandar Kooperatif Baflkan› Candan K›sac›k ise çiftçilerle ilgilenmiyor.” dedi. ‘PAMU⁄U MECBUREN ÇUKOB‹RL‹K’E SATIYORUZ’ ÇUKOB‹RL‹K’‹n pamu¤a rutubetli ve iki beyaz kalite diyerek almad›¤›n› kaydeden ‹brahim Yücel adl› pamuk üreticisi de, “ÇUKOB‹RL‹K titizli¤ini sadece çiftçilere karfl› uyguluyor ve u¤rad›¤› zarar çiftçilerden ç›kart›l›yor. Çiftçiler ÇUKOB‹RL‹K’ten ilaç, gübre ve tohum ald›¤› için borçlan›yor ve pamu¤unu da ucuz fiyata ÇUKOB‹RL‹K’e satmak zorunda kal›yor” dedi. (D‹HA)

TAR‹fi Pamuk Al›m Fiyat›n› Aç›klad›, KÖYLÜ MEMNUN OLMADI! ‹ncir, Üzüm, Pamuk, Zeytin ve Zeytinya¤› Tar›m Sat›fl Kooperatifleri Birli¤i (TAR‹fi) Pamuk Birli¤i Baflkan› Cavit Anc›n, 2003-2004 y›l› kütlü pamuk al›m avans fiyat›n› 39 rand›man baz al›narak 900 bin lira olarak aç›klad›. Tar›mda yaflanan yap›sal sorunlar›n pamuk üretimini de etkiledi¤ine iflaret eden Anc›n, Ege pamu¤unun Türk tar›m› ve ihracat›nda önemli sanayi ürünü oldu¤unu, bu nedenle, daha dikkatli olunmas› gerekti¤ini belirterek “geçti¤imiz y›l 99 baz 800 bin lira fiyat vermifltik. 200250 bin ton pamuk alacak kapasiteye sahibiz. TAR‹fi, Ege pamu¤unun tümüne taliptir. Üretici rahat olsun, karamsar olmas›n. 2003 y›l› için Ege’de 670 bin ton rekolte tahmini yap›ld›. Ancak bu miktar›n gerçekleflmesi zor görünüyor. Üreticiye bu y›l nakdi olarak 130 trilyon liral›k girdi

sa¤land›. Bu al›m döneminde, kilogramda rand›man için 20 bin lira, temizlik 10 bin, m›nt›ka 1 için 12 bin, m›nt›ka 2 için 10 bin lira da¤›t›lacak” dedi. Tarifl Genel Müdürü Ayhan Özer ise kaynak s›k›nt›s› bulunmad›¤›n› aç›klayarak, özerkleflme çal›flmalar› süren TAR‹fi’in dört birli¤ine kredi takviyesi yap›ld›¤›n› anlatt›. Bu geliflmeler üzerine bir aç›klama yapan Ayd›n Ziraat Odas› Baflkan› Arif Gürdal, TAR‹fi’in 2003-2004 y›l› kütlü pamuk al›m avans› olarak aç›klad›¤› fiyat›n köylünün beklentilerini karfl›lamaktan uzak oldu¤unu söyledi. Pamuk üreticisinin ma¤dur edildi¤ini savunan Gürdal, “Bu rakam 1 milyon 100 bin liral›k maliyetin de çok alt›nda kalm›flt›r. Böyle giderse Ege’de ve Ayd›n’da pamuk üretimi katlanarak azalacakt›r” dedi. (H. Merkezi)


26 Eylül-9 Ekim 2003

18

8

Devlet, orman yang›n›n› ç›kartt› ve seyretti Bingöl’ün Genç ilçesine ba¤l› Do¤anl› (Çelaxsi), fianl›yurt ve Güzeldere (Gaz) köylerinin bulundu¤u bölgede 3 Eylül’de bafllayan yang›na ‘güvenlik’ gerekçesiyle müdahale edilmedi, müdahale etmek isteyenlere ise Genç ilçesine ba¤l› Suveren Jandarma Karakolu yetkilileri yine “güvenlik” gerekçesi ile izin vermedi. ‹HD Bingöl fiube Baflkan› R›dvan K›zg›n, yang›n›n söndürülmesi için ‹çiflleri Bakanl›¤›, Çevre ve Orman Bakanl›¤› ile Bingöl Valili¤i’ne baflvurdu. K›zg›n, yang›n söndürmeyi engelleyenlere de soruflturma aç›lmas›n› istedi. Yang›n 10 günden fazla devam ederken, Genç ilçesine ba¤l› Do¤anl›, Dedeba¤ (fiahismailan), Güzeldere (Gaz), Dikp›nar (Çelaxsi) ve Caml›yurt (Xodan) köylerinde yang›n›n yaklafl›k 20 km. uzunluk ve 10 km. genifllikteki bir alana yay›lmas›n› seyrederek müdahale edilmemesini elefltiren K›zg›n “Irak’ta güvenli¤i sa¤lama iddias›nda bulunan yönetenlerin Genç’te orman yang›nlar›n› söndürme çal›flmalar›n›n güvenli¤ini sa¤layamayacaklar›n› söylemelerini anlamak mümkün de¤il” dedi. K›zg›n, Genç Orman ‹flletme flefli¤i ve Elaz›¤ Orman Yang›nlar›n› Söndürme Müdürlü¤ü ile görüfltüklerini ancak onlar›nda “güvenlik” nedeniyle yang›na müdahale edemeyeceklerini kendilerine söylediklerini belirtti. Yine Yayladere’nin Haktan›r ve Ay-

“Bingöl’ün birçok ilçesinde ç›kan orman yang›nlar›na devletin müdahale etmemesini, müdahale etmek isteyenlere de engel olmas›n› anlamak mümkün de¤il.” d›nlar köylerinde de askerler taraf›ndan “güvenlik” nedeniyle orman yak›ld›. Orman yang›n› burada iki gün sürdükten sonra kendili¤inden söndü. Ülkenin di¤er bölgelerinde ç›kan yang›nlara devlet bütün olanaklar›n› seferber ederken bölgedeki yang›nlara müdahale etmedi¤i gibi müdahale eden halka da engel oluyor. T. Kürdistan›’nda devletin yakt›¤› ve söndürme çal›flmalar›na izin vermedi¤i bu yang›n ne ilk ne de son olacak. Devlet daha önceden de kendi elleriyle birçok yerde orman yakm›fl, bombalam›fl, birçok köyü yerlebir etmiflti. Özellikle gerilla mücadelesinin ivme kazand›¤›, ç›kan çat›flmalarda devletin kay›p-

lar verdi¤i süreçlerde sa¤a sola pervas›zca sald›rarak her taraf› yak›p y›km›flt›. Ulusal hareketin girdi¤i yönelimle beraber bölgeden çekilmesinden sonra devlet bask› ve zulüm politikalar›na son vererek halka flirin gözükme politikalar›na yöneldi. “AB’ye giriyoruz”, “demokratiklefliyoruz” vb. söylemleriyle birlikte bölgede OHAL’i kald›rd›¤›n› iddia etti. Ancak OHAL’in sadece ad› kalkt›. OHAL dönemindeki uygulamalar›n birço¤u devam ediyor. Hatta ulusal hareketin bölgeden çekilmesinin ard›ndan askerler daha stratejik bölgelere konumlanm›fllard›r. Asker ve polis böl-

gede istedi¤i gibi at koflturmaktad›r. Son süreçte bölgede tekrar gerillalar›n görülmesi, devletin takt›¤› maskeyi indirip gerçek yüzünü ortaya koymaya yetti. Ki ulusal hareket gerilla savafl›n› bafllatm›fl da de¤il. Ancak devlet gerillan›n tekrar bölgeye girmesini önlemek amaçl› operasyonlara a¤›rl›k vermifl durumda. Özellikle Bingöl ve Dersim’de uzun süredir yo¤un bir flekilde operasyonlar devam ediyor. Operasyonlara askerlerin yan›s›ra Özel Tim de kat›l›yor. Yerel kaynaklardan edindi¤imiz bilgilere göre Dersim’de özel timler gerilla k›l›¤›na girerek köyleri dolafl›yorlar. Hangi köyün, kimlerin gerillaya yard›m etti¤ini bulmaya çal›fl›yorlar. Ancak birçok köylünün, hareket ve konuflmalar›ndan özel timleri tan›d›¤› ve buna göre hareket ettikleri bildiriliyor. Yine yerel kaynaklardan edindi¤imiz bilgilere göre Yeflil kod adl› Mahmut Y›ld›r›m ile Bozo (Yusuf Geyik) da Dersim’de dolafl›yor. Ulusal hareket aç›s›ndan pratikte henüz ortada birfley yokken, devletin kolluk güçleri bölgeye yo¤unlaflarak orman› yak›yor, köylülere her türlü bask›y› uyguluyor. Burada tüm devrimci ve demokrat kurumlara düflen görev de devletin bölgede uygulad›¤› politikalar›n› bulundu¤u her alanda halka anlatmak, bölgede uygulanan politikalar›n teflhirini iyi yapmakt›r. (Malatya)

Emekçilere para yok, koruculara her ay 15 trilyon!

Devletin zulmü köylüleri göç ettirdi

T. Kürdistan›’nda devletin koruculuk dayat- zisi 8 y›ld›r korucular taraf›ndan kullan›l›yor. Komas›na karfl› ç›karak koruculu¤u kabul etmeyen rucu olmamak için göç eden Elinç, kendisine ait köylülerin köylerini terk etmesi/ettirilmesi so- araziye korucular›n ev yapt›¤›n› belirtiyor. Yapnucunda, göç ettirilenlerin tarla, arazi ve evleri- t›¤› bütün giriflimlere ra¤men korucular›n zorbane el koyan korucular, devletin deste¤ini de l›k yaparak tarlay› vermediklerini söylüyor. yanlar›na alarak pervas›zl›kta s›n›r tan›Korucu olmamak için 160 aileden 80 m›yor. ailenin göç etti¤i Diyarbak›r’›n Hazro Araflt›rmalara göre halen görevde ilçesine ba¤l› Sar›erik köyünde de Korucular tüm bulunan 58 bin 511 korucu var ve 2 ayn› “korucu belas›” var. Köydeki bin 376’s› hakk›nda suç duyurusu korucular ve köy muhtar›, köylüde¤erlerini satyap›lm›fl bulunuyor. T. Kürdistalere bask› ve fliddet uygulayarak man›n karfl›l›¤› n›’nda “devletin bekaas›n›” sa¤laolarak devletten 253 tar›m destekleme primleri için ma görevini üstlenen korucular, yap›lan arazi ölçümlerinde köymilyon lira maafl tüm de¤erlerini satman›n karfl›l›lülere ait arazilerin korucular›n al›yorlar! ‹flçiye, ¤› olarak devletten 253 milyon liüzerine yaz›ld›¤› belirtiliyor. köylüye, emekçilere, ra maafl al›yorlar! ‹flçiye, köylüye, Köydeki su deposundan koruemekçilere, e¤itime, sa¤l›¤a s›ra cular d›fl›nda kimsenin yarare¤itime, sa¤l›¤a s›ra gelince “para yok” diyen TC devlanmas›na izin verilmedi¤i de gelince “para yok” leti “bekaas›n› sa¤layan” korucubelirtilirken, korucu olmayan 10 diyen TC devleti lara her ay 15 trilyonluk ödeme aile ise su ihtiyac›n› baflka yer“ b e kaas›n› sa¤layan” lerden tafl›yarak karfl›l›yor. yap›yor. koruculara her ay Y›llard›r cinayet, gasp, tecavüz, ‹çiflleri Bakan› Abdülkadir Akadam kaç›rma ve arazilere el koyma su’nun verdi¤i bilgilere göre en 15 trilyonluk gibi pek çok “meziyeti” bulunan kofazla korucu Hakkari’de yer al›rken, ödeme rucular, köylerine geri dönmek isteyen en az korucu Kilis’te bulunuyor, anyap›yor. köylülere ait gasp ettikleri arazileri de cak bakan›n Karadeniz’de de korucugeri vermiyor. luk sistemi olmas›na ra¤men bu illeri saySiirt’in Pervari ilçesine ba¤l› Köprüçay kömay›fl› dikkat çekti. (H. Merkezi) yünden ‹zzettin Elinç’in 5 dönümlük tapulu ara-

Kaçak eflya bulundurduklar› gerekçesi ile askerler taraf›ndan sürekli bask› gören köylüler Irak’a göç etti. Hakkari’nin Ç›¤l› köyünde yaflayan köylülerin yaflam› devletin bask›s› ile çekilmez hale geldi. Evlerine sürekli bask›n yap›lan köylüler, çareyi s›n›r› geçerek Irak topraklar›na ait olan Kanamasi’ye yerleflmekte buldu. Çukurca, fiemdinli ve Yüksekova olmak üzere 3 tane s›n›r kap›s› olan Hakkari’de bu üç s›n›r kap›s›ndan da ticaret yapmak yasak. Irak ile Ç›¤l› köyü aras›ndaki mesafe ise 3 kilometre. Devlet s›n›r ticaretine yasak koyarak bölgede yaflayan köylülerin ekmek paras›n› kazanmas›n› engellemekle kalm›yor, ayn› zamanda sürekli evlere bask›n düzenliyor. Sorunlar›n› aktarmak amac›yla heyet oluflturan köylüler, ‹HD Hakkâri fiubesi’ne baflvuruda bulundu. fiube Baflkan› Naif Kayacan bölgede çal›flmalara bafllad›klar›n› ve inceleme yapacaklar›n› belirtti. (Ankara)


18

9

26 Eylül-9 Ekim 2003

Gerilla mezarlar›na sald›r› devam ediyor Devletin Dersim’de son dönemde tekrar bafllayan mezar sald›r›s›na Pertek’te bir yenisi daha eklendi. 1993 y›l›n›n 23 Nisan’›nda Dersim’in Pertek ilçesine ba¤l› Sa¤man Dersim köyü Çalxane mezras›nda devletin kolluk güçleri ile Devrimci Sol gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada 7 gerilla flehit düflmüfl, 5 gerilla ise sa¤ yakaland›ktan sonra askerler taraf›ndan köylülerin gözleri önünde katledilmifllerdi. Ali Özbak›r da flehit düflen 12 gerilladan biriydi. Ali Özbak›r’›n ailesi a¤ustos ay›nda Pertek Belediyesi’ne sözlü olarak baflvurduktan sonra çocuklar›n›n mezar›n› yapt›rarak mezar tafl›n›n üstüne “Öldüler yenilmediler” yaz›s›n› yazd›rd›. Çemiflgezek’te de ‘Öldüler yenilmediler’ yaz›s›n› yazd›ran iki flehit ailesi ve yanlar›nda bulunan bir kiflinin mezar tafl›ndaki yaz›dan dolay› tutuklanmas›n›n ard›ndan Pertek Savc›l›¤› da Pertek Belediyesi’ne yaz›l› emir vererek belediye iflçilerine mezar tafl›n› söktürdü. Bu arada Belediye Baflkan› da me-

zar tafl› yap›m›nda gerekli ifllemleri yapmad›¤› gerekçesiyle gözalt›na al›nd›. Belediye Baflkan› serbest b›rak›ld›ktan sonra baz› esnaf ve vatandafllar da mezar yap›m›na yard›mc› oldu¤u, mezar› ziyarete gittikleri gerekçesiyle gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlar, ifadeleri al›nd›ktan sonra gerek görülürse tekrar ça¤r›lmak üzere serbest b›rak›ld›lar. Savc›l›k yaz›l› emriyle mezar tafl›n› belediye iflçilerine söktürmekle Belediye ve halk›n aras›n› açmaya çal›fl›rken, kendilerinin yap›lan ifllemle alakalar›n›n olmad›¤›n› göstermeye çal›fl›yorlar. Ancak bölge halk› mezar tafl›n›n sökülmesini, k›r›lmas›n› ilk defa görmüyor. Daha önce de Pertek’te bir yüzbafl›n›n emriyle, bir gerilla mezar tafl›n›n k›r›ld›¤›n›, resminin y›rt›ld›¤›n› henüz kimse unutmad›. Devrimcilerin ölüsünden bile korkanlar kendilerini devrimcilerin ölülerine sald›rmakla, mezarlar›n› k›rmakla teselli etmeye çal›fl›yorlar. Bunlar devrimcilerin ölülerinden de dirilerinden de korkmakta hakl›lar.

Mezar tafl›na yap›lan sald›r›lar› ve tutuklama olay›n› incelemek üzere TAYAD, Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i ile Halk›n Hukuk Bürosu’ndan oluflan bir heyet 15 Eylül Pazar günü Pertek Belediye Mezarl›¤›’na gelerek burada inceleme yapmak istedi. Çevrede yo¤un önlem alan polis, incelemeye izin vermeyerek heyete müdahale etti. Müdahale s›ras›nda Av. Özgür Gider’in kolu incinirken geri kalan 13 kifli de gözalt›na al›nd›. Gözalt›na al›nanlardan 6

KARADEN‹Z’DE OPERASYONLAR SÜRÜYOR Yerel kaynaklardan edindi¤imiz bilgilere göre; Giresun’un Do¤ankent ilçesinin yaklafl›k 8 km. uzakl›¤›nda bulunan Sütlaç Mahallesi’nin Deregöz mevkine gerillalar gelerek propaganda yapt›lar. F›nd›k iflçileri ve köylülere yönelik yap›lan propagandada “Bizler devrimciyiz, düzene karfl›y›z, sizin içinizden biriyiz. Kimseye zarar vermeyece¤iz. Bu ülkenin %90’› fakirlik çekiyor. %10’u ise bu kesimin üzerinden rant sa¤l›yor. ‹flte biz bu kesime karfl› mücadele ediyoruz” denildi. Olay›n duyulmas›n›n ard›ndan ilçenin girifl ç›k›fllar›n› kapatan Jandarma, Emniyet ve Özel

Tim ekiplerinin bölgede genifl çapl› operasyon yapt›klar› belirtildi. Ayn› flekilde yine yerel gazetelerden edindi¤imiz bilgilere göre; Giresun’un Tirebolu ilçesi k›rsal kesiminde Özel Harekat Timleri taraf›ndan yürütülen operasyon sonucu TKP/ML T‹KKO kuryesi oldu¤u iddias›yla gözalt›na al›nan Tunceli nüfusuna kay›tl› Bak›fl kod adl› Haydar Sönmez (33) ile birlikte kendisine yard›m ve yatakl›k etti¤i iddias›yla Ak›n K›l›ç tutukland›. Bölgede operasyonlar›n sürdürüldü¤ü bildirildi. (H. Merkezi)

DEVLET DEPREMZEDELER‹N SES‹N‹ DUYMUYOR 2 Eylül’den beri Abdi ‹pekçi Park›’nda eylemlerine devam eden depremzedeler taleplerinde ›srarl›lar. Depremde evlerini kaybeden depremzedeler flu anda bar›nd›klar› prefabriklerden de “flehrin görüntüsü bozuluyor” gerekçesi ile ç›kar›lmak isteniyorlar. Amaçlar› bafllar›n› sokacak bir ev sahibi olmak olan depremzedeler, kurduklar› Dep-Der (Depremzedeler Derne¤i) ile 2 Eylül’den beri mücadele sürdürüyor. So¤u¤a, ya¤mura, rüzgara ra¤men naylondan yapt›klar› çad›rlarda yatan depremzedeler, sorunlar›n›n çözülmesi amac›yla baflbakan yard›mc›s›ndan randevu istediler. Ancak “görüflmek istemiyorum” cevab› ald›lar. Devlet duyars›zl›¤›, geçen zaman içerisinde sald›rganl›¤a dönüfltü. Ankara polisi 11 Eylül’de “çad›rlar›n›z› kald›r›n” tehditlerinde bulunmaya bafllad›. Çad›rlar›n bir hafta içinde kald›r›lmas›n› isteyen polis, aksi durumda zorla kald›raca¤›n› da ekledi. Düzce Dep-Der Baflkan› Ayflegül fienol, Abdüllatif fiener ile görüfltüklerini ancak hiçbir yan›t alamad›klar›n› belirtti. fienol; AKP hükümetinin ço¤unluk olmas›na güvenerek rahat davrand›¤›n› söyleyerek yetkili-

lerle görüflmeden Ankara’dan ayr›lmayacaklar›n› ifade etti. 16 Eylül günü sabah saatlerinde depremzedelere bask› uygulayan polis Abdi ‹pekçi Park›’n› boflaltmalar›n› istedi. Üstlerindeki naylonlar›, battaniyeleri çekerek uyumalar›na izin vermedi, tüplerini alarak çay yapmalar›na engel oldu. Öte yandan d›flar›dan yap›lan yemek vb. yard›mlar›n da ulaflmas›n› engelledi. Polisin bask›s›na ve devletin ilgisizli¤ine ra¤men evlerini kazanana kadar mücadele edeceklerini belirten daha önce de görüfllerine baflvurdu¤umuz Emine Sat›lm›fl, bas›n›n ilgisizli¤inden flikayetçi. Bas›n›n herhangi bir milletvekili geldi¤inde onlarla beraber hareket etti¤ini söyleyen Sat›lm›fl, birkaç yay›n organ› d›fl›nda televizyon ve gazetelerin gelmedi¤ini dile getirdi. Ya¤murun alt›nda, so¤u¤a ra¤men bekleyeceklerini de ekleyen Sat›lm›fl, Demokratik Kitle Örgütlerine giderek destek istediklerini, halk›n da zaman içinde kendilerini sahiplenmeye bafllad›¤›n› söyledi. (Ankara)

kifli ayn› gün serbest b›rak›l›rken geri kalan 7 kifliden 3’ü ikinci gün serbest b›rak›ld›. TAYAD üyesi Sakine Aba, ‹smail Gider ile Elaz›¤ Temel Haklar ve Özgürlükler çal›flanlar› Mehmet Delas ve Mehmet Do¤an ise polise mukavemet ve adliyenin manevi flahs›na hakaret ettikleri gerekçesiyle tutuklanarak Elaz›¤ E Tipi Hapishanesine götürüldüler. (Malatya)

Diyarbak›r ‹HD: Ciddi ad›mlar at›lmad› A¤ustos ay› ‹nsan cektir” fleklinde konu H a k l a r › ‹ h l a l l e r i R a p o - flan Demirtafl, devletin ru’nu aç›klayan ‹HD Di - KADEK’e yönelik askeri yarbak›r fiubesi; bu ay - operasyonlar yapmak da yaflanan hak ihlalle - yerine ateflkesi karfl›l›kl› rinin 2002 y›l› toplam›n - hale getirerek sorunun dan daha fazla oldu¤u - tart›fl›lmas›n› istedi. nu belirtti. ‹nsan haklar› alan›n ‹HD Diyarbak›r fiube da hükümetin uygula Baflkan› Av. Selahattin m a l a r a b a fl l a m a d › ¤ › n › Demirtafl taraf›n dile getiren Demirtafl, dan aç›klanan yasalar› uygulama 2002 rapora göre; yan yetkililerin suç 2002 y›l›nda iflledi¤ini, 2004 y›l›nda toplam 14 y›l›n›n beklen toplam 14 kifli yafla mesinin yanl›fl kifli yaflam›n› m›n› yiti oldu¤unu söy yitirirken, rirken, ledi. 2003 y›l›n›n 2003 y›l› A¤ustos n›n sadece sadece A¤ustos ay›n›n bilançoA¤ustos sunu da aç›klaay›nda 17 kifli ay›nda 17 y an Demirtafl yaflam›n› k i fl i çat›flmalarda kaybetti, 211 hayat›n› 17, faili meçhul hak ihlali kaybetti, cinayetlerde 9 211 hak ihlali gerçekleflti. ölü, 58 gözalt›, 9 gerçekleflti. iflkence ve kötü Demirtafl, muamele, 1 arazi KADEK’in tek ta yakma, 1 etkinli¤in ya rafl› ateflkesi 1 Eylül iti - saklanmas›, yasaklanan bar›yla sona erdirdi¤ini yay›n adedinin de 1 ol aç›klamas›yla bölgede du¤unu belirtti. devletin operasyonlar› ‹HD olarak; devletin n› yo¤unlaflt›rd›¤›n›, bu - bölgede hak ihlallerine nunla birlikte hak ihlal - son vermek için ciddi lerinin de artabilece¤i ad›mlar atmad›¤›n› dü uyar›s›nda bulundu. flündüklerini belirten “fiiddet ortam›nda Demirtafl, ‹HD’nin so haklar›n ve özgürlükle - mut pratik ad›mlar bek rin korunmas›, gelifltiril - ledi¤ini ifade etti. mesi imkans›z hale gele - (Ankara)


26 Eylül-9 Ekim 2003

10

18

CHANDRA GAJURAL’E ÖZGÜRLÜK 20 A¤ustos 2003 tarihinde Avrupa’ya geçmek isterken Hindistan hükümeti taraf›ndan tutuklanan Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in Polit büro üyesi Chandra Prakash Garujel için uluslararas› kamuoyu harekete geçti.

Nepal Komünst Partisi (Maoist)’in Polit büro üyelerinden Chandra Prakash Gajurel, Nepal’de geliflen halk iktidar›n› ileriye tafl›yabilmek ve halk iktidar›na yönelik emperyalistlerin sald›r›lar›na karfl› enternasyonal destek toplamak amac›yla Avrupa’ya geçmek isterken Hindistan hükümeti taraf›ndan 20 A¤ustos tarihinde tutukland›. Bu durumun dünya kamuoyu taraf›ndan duyulmas›n›n ard›ndan, Hindistan yönetimi taraf›ndan Nepal Mo-

narflisine teslim edilme ihtimaline karfl› Gajurel’in hayat›n›n korunmas› ve serbest b›rak›lmas› için dünyan›n birçok ülkesinde kampanyalar bafllat›ld›. Ülkemizde de Gajurel’in serbest b›rak›lmas› için Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) Türkiye Seksiyonu ve Devrimci Demokrasi gazetesi taraf›ndan yap›lan acil eylem ça¤r›s› ile 16 Eylül’de ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde bir toplant› düzenlendi. Toplant›da ç›kan sonuçlar

do¤rultusunda “Chandra Prakash Gajurel’e Özgürlük Komitesi” Gajurel’in mahkemeye ç›kar›laca¤› gün olan 18 Eylül tarihinde Hindistan’›n ‹stanbul Konsoloslu¤u önünde bas›n aç›klamas› düzenledi. Nepal’deki demokratik halk devrimine sahip ç›kan Türkiyelilerin bir araya geldi¤i eylemde, “Gajurel’e Özgürlük” yaz›l› pankart›n yan›s›ra çok say›da döviz aç›ld›. Komite taraf›ndan oluflturulan heyet konsoloslu¤a girerek, Gajurel’in serbest b›rak›lmas›na yönelik dilekçeleri verdiler. Konsolosluk’ta yap›lan görüflme s›ras›nda kitle ise d›flar›da, “Gajurel’e özgürlük”, “Yaflas›n Enternasyonal Dayan›flma”, “Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i”, “Nepal Halk› Yaln›z De¤ildir” vb. sloganlar att›lar. Heyetin dönmesinin ard›ndan komite ad›na Selma Kaan bas›n aç›klamas› metnini okudu. Hindistan iç hukukuna göre üç günde sonuçlanmas› gereken hukuksal sürenin uzat›lmas›n› kayg› verici olarak de¤erlendi-

ren Kaan, “sürekli olarak Hindistan yay›lmac›l›¤›na dikkat çeken Nepalli komünistlerin, bugün karfl› karfl›ya kald›¤› durum emperyalizm, Hindistan hükümeti ve Nepal gericili¤i aras›ndaki iliflkiyi anlat›r niteliktedir. Zira Nepalli komünistlerin ileri flahsiyetlerinden Chandra Prakash Gajurel, 20 A¤ustos’tan bu yana Hindistan’›n kendi hukukuna ra¤men al›konulmaktad›r. Üç günde sonuçlanmas› gereken hukuksal sürecin bugüne kadar uzam›fl olmas› bu gerici üçlü taraf›ndan olgunlaflt›r›lan siyasi planlar›n d›fla vurumudur. Ve Nepal iç savafl›n›n gayri hukuki bir zemine sürüklenmesidir” dedi. Aç›klama alk›fl ve sloganlarla son buldu. Gajurel’in Hindistan’da ç›kar›ld›¤› mahkemesinin sonucu konusunda, gazetemiz yay›na haz›rland›¤› süreye kadar bir aç›klama yap›lmad›. (‹stanbul)

“‹nsan Haklar› Utanç Belgesi” sahiplerine postaland› ‹nsan Haklar› Derne¤i ‹stanbul fiubesi, insan haklar›n› ihlal eden kifli ya da kurumlara her y›l vermeyi düflündü¤ü “‹nsan Haklar› Utanç Belgesi”ni bu y›l ilk kez Kenan Evren, Mehmet A¤ar ve Ali Suat Ertosun’a verdi. 19 Eylül 2003 tarihinde saat 13:00’de Galatasaray Postanesi önünde yap›lan bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan “‹nsan Haklar› Utanç Belgeleri” Kenan Evren, Mehmet A¤ar ve Ali Suat Ertosun’a postaland›.

Aç›klamada; “Kenan Evren 12 Eylül askeri darbesiyle birlikte demokratikleflmeye, sivilleflmeye verdi¤i ciddi zararlar, idam, iflkence, yarg›s›z infaz, gözalt›nda kay›p, iflkencede ölüm, demokratik kurum ve kurulufllar›, siyasi partileri kapatma gibi a¤›r insan haklar› ihlalleri, dayatt›¤› ve hala geçerlili¤ini sürdüren 12 Eylül Anayasas›yla toplumun demokratik gelece¤ini vesayet alt›na almas› nedeniyle; Mehmet A¤ar, Emniyet Müdürlü¤ü’nde görev yapt›¤› 14 y›l boyunca meydana

gelen yarg›s›z infaz, iflkence, gözalt›nda kay›plarla ve 16 y›l süren savafltaki sorumluluklar› ve Susurluk kazas›yla ortaya dökülen devlet-mafya-afliret iliflkilerindeki kilit rolü nedeniyle; Ali Suat Ertosun ise Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlü¤ü’ne atand›¤›ndan bu yana hapishanelerde yaflanan a¤›r insan haklar› ihlalleri, F Tipi Cezaevleri’nin uygulamaya geçirilmesindeki ›srar› ve 107 insan›n ölümüne neden olan ‘Hayata Dönüfl Operasyonu’ndaki sorumluluklar› nedeniyle,

‹nsan Haklar› Utanç Belgesi’ni al›yorlar” denildi. Kitle utanç belgelerini adreslerine postalad›ktan sonra da¤›ld›. (‹stanbul)

S›rma Boyo¤lu mezar› bafl›nda an›ld›

1956 y›l›n›n Eylül ay›nda Erzincan’›n Refahiye ilçesinde do¤an ve daha yirmili yafllardayken 1978 y›l›n›n Eylül ay›nda MHP’li faflistlerle Partizanlar›n girdi¤i bir çat›flmada

flehit düflen S›rma Boyo¤lu, mezar› bafl›nda ailesi ve yoldafllar› taraf›ndan yap›lan etkinlikle an›ld›. 13 Eylül 2003 tarihinde S›rma’n›n Tuzla Mezarl›¤›’ndaki me-

zar› bafl›nda bir araya gelen ailesi ve yoldafllar› anmay› saat 14.00’de bafllatt›lar. S›rma ve amcas› Ali R›za Boyo¤lu flahs›nda komünizm ve devrim flehitleri an›s›na bir dakikal›k sayg› duruflu yap›ld›. Vartinik fliirinin okundu¤u sayg› duruflunun ard›ndan bir yoldafl› S›rma’y› anlatt›. Yap›lan konuflmada “S›rma yoldafl Partizanlarla faflistlerin girdi¤i bir çat›flmada flehit düflmüfltür. fiehit düflüflünün 25. y›l›nda biliyoruz ki; O fedakarl›¤›n, cesaretin, Partili duruflun ad›d›r. Yoldafl›m›z halk›n›n ac›s›n› yüre¤inde hissetmifl ve onlar›n kurtuluflu için mücadele etmifltir. Tüm flehitlerimizi Partimizi örgütleyip, cesaretle ilerleyerek halk savafl› mücadelemizde yaflataca¤›z” denildi. Ard›ndan S›rma Boyo¤-

lu’nun ailesine ve analara söz verildi. Güzel Ana “flehitlerimizin an›s›na sahip ç›k›p, onlar› mücadelemizde yaflataca¤›z” derken Gülmez Ana da S›rma için a¤›tlar yakt›. Bir arkadafl›n Proletarya Partisi flehidi Hasan Hakk› Erdo¤an’›n “Nedir Partizan” isimli fliirini okumas›yla devam eden anma, “S›rma Yoldafl”, “‹brahim” ve Proletarya Partisi’nin son üç flehidi için söylenen “Karadeniz Çocuklar›” marfllar›yla sürdürüldü. Yar›m saat süren anma “S›rma Yoldafl ölümsüzdür”, “Ali R›za Yoldafl ölümsüzdür” ve “Partiyi örgütle, cesaretle ilerle” sloganlar›yla bitirildi. Anmada S›rma ve Ali R›za Boyo¤lu’nun resimleri de aç›l›rken S›rma’n›n mezar›na çiçekler b›rak›ld›. (Kartal)


11

18

26 Eylül-9 Ekim 2003

Gördü¤ü iflkence nedeniyle vatandafll›ktan ç›kmak istedi

Son günlerde iflkence iddialar›n›n artt›¤› ‹z mir’de bir iflkence vakas› da Menemen’de yafland›. Polislerin trafik kazas› yapan bir adama küfür etmelerini engellemeye çal›flt›¤› için gözalt›na al›nd›¤›n› ve iflkence gördü¤ünü iddia eden ‹sma il Çad›rl›, “Böyle adaletsiz bir devletin kimli¤ini tafl›yamam. Türk vatandafll›¤›ndan ç›kmak isti yorum” dedi. D‹HA muhabirine yaflad›klar›n› anlatan ‹smail Çad›rl›: “23 A¤ustos’ta 2 arkada -

fl›mla birlikte Menemen Askeri At›fl Alan›’nda içiyorduk. O s›rada yolda bir kaza meydana geldi. Ben kaza yerine kofltum yaral› yoktu; ancak araba hasarl›yd›. Kazay› yapan Ozan isimli bir gençti. Polis olay yerine geldi. Ozan’›n ‘Zarar ne ise öderim’ demesine ra¤men polis, Ozan’a sald›rarak küfretmeye bafllad›. Ben de müdahale ettim. Olay›n ard›ndan, bir süre sonra arkadafl lar›mla Yüksel Birahanesi’ne gittik. Polisler bu ray› bast› ve beni 4 arkadafl›mla birlikte gözalt›na ald›.” Polisler taraf›ndan Menemen Emniyet Mü dürlü¤ü’nün bodrum kat›na götürülerek, iflken ceye u¤rad›¤›n› söyleyen Çad›rl›, flöyle devam etti: “Emniyetin bodrum kat›nda, kollar›m arkadan kelepçeli bir flekilde iflkenceye maruz kald›m. Gözlerim ba¤l›yd›; ama onlar› seslerinden dahi tan›r›m; çünkü sürekli küfür ediyorlard›. Bü tün gece elim arkadan kelepçeli flekilde b›rak›ld›m. S›rayla gelip beni üzerime su döküp dövü yorlard›; ana avrat küfretmeleri de cabas›. Tu valet ihtiyac›m oldu¤unu söyledim. Bana birkaç tekme sallay›p ‘alt›na yap’ dediler. Çok s›k›flm›fl -

AYfiE YUML‹ YETER TUTUKLANDI 5 Mart 1999 tarihinde ‹stanbul siyasi flube polislerince gözalt›na al›narak 7 Mart’ta iflkencede katledilen Limter-‹fl Sendikas› E¤itim Uzman› Süleyman Yeter’in efli Ayfle Yumli Yeter, keyfi bir gerekçeyle tutukland›. Kendisi de uzun bir süre sendikac›l›k yapan ve ESP milletvekili aday› olan Ayfle Yumli Yeter, yeni bir sendikan›n kurucu üyeli¤i için haz›rlad›¤› evraklar› Emniyet Müdürlü¤ü’ne vermeye gitti¤inde, haz›rlad›klar› evraklar›n “gizli örgüte üyelik baflvurusu” oldu¤u fleklinde “komik” bir iddiayla 15 Eylül’de gözalt›na al›narak bir gün sonra keyfi bir flekilde tutukland›. Konuyla ilgili Limter-‹fl Sendikas› Genel Yönetim Kurulu, Ezilenlerin Sosyalist Platformu (ESP), Süleyman Yeter Katliam›n› ‹zleme Komitesi, birer yaz›l› aç›klama yaparak tutuklama karar›n› devrimci sosyalist gazetecilere yönelik yap›lan komplonun bir devam› olarak de¤erlendirdiler. (H.Merkezi)

‹HD MALATYA fiUBES‹ TEKRAR AÇILDI

Ayfle Yumli Yeter

ATILIM MUHAB‹R‹ VE OKURLARINA SALDIRI 11 Eylül 2003 tarihinde Tuzla Selah Tersanesi’ne habere giden Yeni At›l›m Gazetesi Kartal Büro çal›flan› Burcu Gümüfl içinde bir sivil polisin, patronlar›n ve sivil faflistlerin bulundu¤u bir grubun sald›r›s›na u¤rad›. Olay yerine toplanan iflçiler ise sald›rgan grup taraf›ndan tehditlerle uzaklaflt›r›lm›flt›r. Olay› k›namak için At›l›m Gazetesi çal›flanlar› ve okurlar› 15 Eylül 2003 tarihinde Selah Tersanesi önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Aç›klaman›n ard›ndan Gümüfl, Tuzla Cumhuriyet Savc›l›¤›’na suç duyurusunda bulundu. Öte yandan ESP’nin “Asker göndermeye hay›r, Irak’ta direnifl kazanacak” yaz›l› afifllerini asan At›-

l›m çal›flan› Burcu Gümüfl, ESP’li Yeflim Sönmez 17 Eylül’de Siyasi fiube polisleri taraf›ndan Göztepe Köprüsü’nde gözalt›na al›nd›lar. Gözalt›ndakiler ayn› gün b›rak›l›rken, 19 Eylül’de de ayn› afiflten Karayollar› Alt Geçidi’nde gözalt›na al›nan At›l›m çal›flan› Burcu Gümüfl, ESP’li Yeflim Sönmez ve Zelal Armutlu bir gün sonra Kartal Cumhuriyet Savc›l›¤› taraf›ndan serbest b›rak›ld›lar. Yine Güngören’de de ayn› içerikli afiflleri asan ESP’liler, Nurdan Vayiç, Sad›k Akyüz, Neziha Yaman, Tuna Altan hiçbir gerekçe gösterilmeden gözalt›na al›narak Güngören ‹lçe Emniyet Müdürlü¤ü’ne götürüldüler. Gözalt›na al›nanlar daha sonra serbest b›rak›ld›. (Kartal)

Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde intihar aF Tipi Hapishanelerde tecritin sonuçlar› çok a¤›r bir flekilde kendini göstermeye devam ediyor. Daha önce de intihar olaylar›n›n yafland›¤› F Tipi hapishanelerde bir intihar haberi de Tekirda¤ Hapishanesi’nden geldi. Adli bir davadan tutuklu bulunan Selamettin Y›lmaz adl› tutuklu uzun süre kald›¤› tecrit uygulamas› sonucu yaflam›na son verdi. ‹nsan Haklar› Derne¤i ‹stanbul fiubesi konuyla il-

t›m, pol isin dedi ¤ini yapmak zorunda kal d›m. Sonra da beni zorla pisli¤in üzerine oturttular.” Gözalt› süresince neden dövüldü¤ünü anlamaya çal›flt›¤›n› ifade eden Çad›rl›, hiçbir suçu yokken bir insan›n bu flekilde dövülmesine anlam veremedi¤ini belirterek, “Allah emniyete kimseyi düflürmesin. H›rs›zl›k yapmad›m, kimse yi doland›rmad›m, tecavüze kalk›flmad›m. Sadece polise yanl›fl yapt›¤›n› hat›rlatt›m diye bu ka dar dayak at›l›r m› bir insana?” diye sordu. Savc›l›¤›n kendisini serbest b›rakmas›ndan sonra eve güçlükle gidebildi¤ini vurgulayan Ça d›rl›, 4 gün boyunca yataktan ç›kamad›¤›n› ve eflinin yard›m› olmadan tuvalet ihtiyac›n› dahi gideremedi¤ini söyledi. Gördü¤ü iflkenceden sonra devlete karfl› “öfke” duydu¤unu ifade eden Çad›rl›, “Ben Türkiye vatandafll›¤›ndan ç›kmak istiyorum. Böyle adaletsiz bir devletin kim li¤ini tafl›yamam. Onca yolsuzluk yapan, insanlar›n haklar›n› gasp eden insan varken bana bunun yap›lmas› devlete karfl› güvenimi sarst›” diye konufltu. (H.Merkezi)

gili Adalet Bakan› Cemil Çiçek’e mektup göndererek, tecritin sona erdirilmesini istedi. Galatasaray Postanesi önünde bir araya gelen insan haklar› savunucular› burada bir aç›klama yaparak F Tiplerinde uygulanan tecriti protesto ettiler. ‹HD ‹stanbul fiubesi Cezaevleri Komisyonu üyesi Ümit Efe, yapt›¤› aç›klamada tutuklu ve hükümlülere yönelik fliddet ve dayak olaylar›n›n artt›¤› yö-

19 Aral›k katliam›ndan k›sa bir süre önce hapishanelerle ilgili yap›lan bir bas›n aç›klamas›ndan sonra ‹HD Malatya fiubesi, dernekler masas› taraf›ndan bas›larak, bas›n aç›klamas›n›n izinsiz oldu¤u ve yasak yay›n bulundurmak suçlamalar›yla mühürlenmiflti. Yaklafl›k 2,5 y›l kapal› kalan flube, hukuksal olarak davalar› kazand›ktan sonra Ola¤anüstü Kongreye giderek yeni yönetimini oluflturup ‹nsan Haklar› Mücadelesine kald›klar› yerden devam edeceklerini belirttiler. Ola¤anüstü Kongre 14 Eylül Pazar günü Tek-G›da ‹fl Sendikas›’nda yap›ld›. Kongreye ‹HD Bölge Temsilcisi Hanifi Ifl›k, ‹HD Diyarbak›r fiube Baflkan› Selahattin Demirtafl, ‹HD

nündeki flikayetler üzerine ‹HD olarak Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’ne giderek incelemede bulunduklar›n› belirtti. Yapt›klar› inceleme sonucunda tecrit nedeniyle hapishanelerdeki intihar olaylar›n›n giderek artt›¤›n›n ortaya ç›kt›¤›n› ifade eden Efe, Adalet Bakanl›¤›’n› bu durum karfl›s›nda ilgisiz kalmakla suçlad›. Ümit Efe yapt›¤› aç›klamada flunlar› söyledi: “fiikayetler üzerine yapt›¤›m›z inceleme sonucunda 4 A¤ustos 2003 tarihinde söz konusu cezaevinde intihar ederek öldü¤ü belirtilen Selamettin Y›lmaz adl› adli tutuklunun uzun süre tecrite maruz kald›¤›n› ö¤rendik. Tecrit uygu-

Elaz›¤ fiube Baflkan› Cafer Demir ile Malatya’da bulunan siyasi parti ve sendika temsilcileri de kat›ld›. Ola¤anüstü Kongre’de aç›l›fl konuflmas›n› yapan ‹HD Malatya fiube Baflkan› Do¤an Karao¤lan 86 y›l›ndan itibaren günümüze kadar gelinen sürece de¤inirken, ‹HD Malatya fiubesi’nin kapat›lma sürecini de aktard›. Karao¤lan konuflmas›n›n devam›nda hak ihlallerine, yap›lan bask›lara ve bu sald›r›lara karfl› verilen mücadelelere de¤indi. Tek listeyle gidilen kongrede yeni yönetim flu isimlerden olufltu: Do¤an Karao¤lan, Nihal Pekaslan, Hasan Buran, Mehmet Uzun, ‹brahim Göçmen, Enver Bak›r ile Deniz Kay›kç›. (Malatya)

lamas› bir iflkence uygulamas›d›r ve kiflilerin yaflam sevinçlerini yitirmelerine neden olmaktad›r. Bu aç›k gerçek karfl›s›nda Selamettin Y›lmaz’›n ölümünün tecrit iflkencesinden meydana gelmifl olma olas›l›¤› biz insan haklar› savunucular› için ciddi bir flüphe konusudur. Bu yüzden Adalet Bakanl›¤›’n› bu ve di¤er intihar olaylar›n›n nedenlerini, Tekirda¤ F tipi Cezaevi’ndeki iflkence iddialar›n› araflt›rmaya, ayd›nlatmaya ve önlemeye, üç y›la yak›nd›r cezaevlerinde süren tecriti sona erdirmeye ve ölümlerin durdurulmas› için çaba göstermeye ça¤›r›yoruz.” (H.Merkezi)


26 Eylül-9 Ekim 2003

12

18

12 Eylül, protestolarla lanetlendi 12 Eylül Askeri Faflist Darbesi’nin 23. y›ldönümünde ülkenin birçok yerinde sokaklara ç›kan protestocular 12 Eylül faflizmini, bugüne kadar gelen uygulamalar›n› ve süreçle ba¤lant›l› olarak asker göndermeyi lanetlediler. 12 Eylül AFC’sinin 23. y›ldönü münde çeflitli devrimci, demokratik, ilerici kurumlar 12 Eylül faflizmini ve bugüne kadar gelen uygulamalar›n› protesto ettiler. Irak’a asker gön dermenin gündemde oldu¤u süreç te yap›lan eylemlerde bu konuya da yer verildi. ‹STANBUL *Irak’a asker gönderilmemesi yönündeki taleplerini içeren mektu bu vermek için Beyo¤lu’ndaki TÜS‹ AD binas›na giden Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu üyeleri içeri al›nmad›. Irak’ta Savafla Hay›r Koordinas yonu üyesi bir grup, Odakule önün de topland›. “Irak’a Asker Gönder meye Hay›r, Irak’ta Direnifl Kazana cak”, “Asker Göndermeye Hay›r” yaz›l› pankart ve “12 Eylül’ü Unutma Hesap Sor” ve “12 Eylül Faflizm dir, MGK’d›r, Özellefltirmedir” yaz›l› dövizler açan grup, eski TÜYAP önüne do¤ru yürüyüfle geçti. Grup, s›k s›k “Katil ABD iflbirlikçi AKP”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “ABD Ortado¤u’dan defol”, “Gün gelecek devran dönecek, cunta he sap verecek”, “Ç›karsa tezkere Bilal gitsin askere” sloganlar› att›. Grup ad›na aç›klama yapan G›da-‹fl Sen dikas› Genel Baflkan› Seyit Aslan, “MGK, gizli genelgeler, DGM, YÖK, Kriz Yönetim Merkezi, RTÜK halen ayakta duruyor. 12 Eylül cuntas›n›n yaratt›¤› tüm kurumlar, baflta ana yasa olmak üzere kald›r›lmal›d›r. 12 Eylül darbesini arkas›na alarak suç iflleyenler cezaland›rmal›d›r” dedi. *Yine ‹stanbul’da ayn› gün bir araya gelen Temel Haklar ve Öz gürlükler Derne¤i üyesi bir grup, MGK üyeleri hakk›nda suç duyuru sunda bulunarak, 12 Eylül zihniyetinin yarg›lanmas›n› istedi. Temel Haklar ve Özgürlükler Derne¤i üyesi bir grup, tafl›d›klar› “Yasad›fl› Yönetmeli¤e Sahip Olan MGK de Yasad›fl›d›r” yaz›l› pankart ile “19 Aral›k’›n Sorumlusu MGK’dir”, “Köy Yakmalar›n, ‹flkencelerin Sorumlusu MGK’d›r” yaz›l› dövizlerle Sultanahmet Adliyesi önünde bir araya geldi. Adliye’ye girerek, MGK üyeleri hakk›nda suç duyurusunda bulunan grup, daha sonra yürüyerek Sultanahmet Park›’na geldi. Burada grup ad›na aç›k lama yapan Dernek Baflkan› Erol Ekinci, “Tüm bu uygulamalar›n so rumlular›, baflta genelkurmay gene ralleri olmak üzere 12 Eylül sonras› cumhurbaflkanlar›, bu süreçte ikti darda olup bu yasalar› uygulayan bütün partiler ve milletvekilleri, bü rokratlar, polis flefleri, MGK’c› gaze -

ABD emperyalizminin do¤rultusun da Irak’a asker gönderme talebi pa zarl›¤› yap›l›yor. Bütün bu olumsuzluklar 12 Eylül zihniyetinin hala devam etti¤ini gösteriyor” dedi. Eylem “Kahrolsun faflist diktatörlük”, “Faflizme karfl› omuz omuza” vb. sloganlar›n at›l mas›n›n ard›ndan sona erdi.

‹stanbul teler, yazarlar, televizyonlar ve bu politikalar çerçevesinde hareket eden sivil toplum örgütleridir” fleklinde konufltu. *78’liler Vakf› taraf›ndan düzenlenen panele kat›lan ayd›n ve siyasetçiler, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin bugüne yans›malar›n› tart›flt›. 13 Eylül’de 78’liler Vakf› taraf›n dan Taksim Hill Otel’de düzenlenen “12 Eylül ve hala süren yasaklar” konulu panele, TBMM Adalet Ko misyonu Üyesi CHP Milletvekili Orhan Eraslan, ‹stanbul Tabip Odas› Baflkan› Prof. Gencay Gürsoy, Hak‹fl Genel Baflkan› Salim Uslu, T‹HV Yönetim Kurulu Üyesi Gül Erdost, ‹HD Genel Baflkan› Hüsnü Öndül, D‹SK Genel Baflkan› Süleyman Çelebi, 78’liler Vakf› Sözcüsü Celalettin Can, avukat-yazar Eflber Ya¤murdereli, sanatç› Ahmet Kaya’n›n efli Gülten Kaya ve 12 Eylül ma¤duru Cemile Yalç›n kat›ld›. 12 Eylül Aske ri Darbesi’nde yaflamlar›n› yitirenler için bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllayan panelde, ilk sözü alan ‹HD Genel baflkan› Hüsnü Öndül, 12 Ey lül travmas›n›n hala çeflitli biçimlerde devam etti¤ini belirtti. Öndül, “Türkiye’nin 12 Eylül’ün izlerini sildi¤ini düflünmüyorum ama demokratikleflmeye do¤ru ilerledi¤ini söyle yebilirim” dedi. Öndül’ün ard›ndan söz alan Prof. Gencay Gürsoy ise darbe s›ras›nda ve sonras›nda yaflanan hak ihlallerine iliflkin istatistiki bilgiler vererek o dönemde yaflananlar› flöyle aktard›: “Yaklafl›k bir milyon kifli göz alt›na al›nd›. 50 kifli idam edildi. 17 yafl›n daki Erdal Eren’nin yafl› mahkeme karar›yla büyütüldü ve idam edildi. 171 kifli iflkenceden öldü. 98 bin 404 kifli örgüt üyeli¤inden yarg›land›.

Yaklafl›k 2 milyon kifli fifllendi. 120 ö¤retim görevlisi 1402 S›k› Yönetim Yasas›’ndan yarg›land› ve görevleri ne son verildi.” Panelde konuflan 12 Eylül Askeri Darbesi’nin ma¤durlar›ndan Cemile Yalç›n’›n yaflad›klar›n› anlatmas›n›n ard›ndan, söz alan Eflber Ya¤mur dereli, 12 Eylül’le birlikte en temel hak olan yaflam haklar›n›n ellerin den ald›¤›n› ifade etti. Ya¤murdere li, “12 Eylül kurumlar, kurallar ve düflünce biçimiyle halen devam edi yor” dedi. 1982 Anayasa’s›n› elefltiren ‹stanbul Barosu eski Baflkan› Yücel Sayman ise, “1982 Anayasa s›’n›n de¤ifltirilmesiyle hiçbir fley de ¤iflmeyecektir. Önemli olan yasay› uygulayan zihniyetin de¤iflmesidir” dedi. Daha sonra söz alan 78’liler Vakf› Sözcüsü Celalettin Can da, “Darbeciler sorgulanmadan, tarihle yüzleflilmeden demokrasiye geçile mez” dedi. ‹ZM‹R 12 Eylül Cuma günü saat 12:30’da ‹HD ‹zmir fiube önünde çe flitli kurum ve ‹HD üyesi bir grup 1980 AFC’sini bir bas›n aç›klamas› ile protesto etti. Bas›n metnini okuyan ‹HD GYK Üyesi Ahmet Da¤l› “Bundan tam 23 y›l önce bir sabah ülke insan› sokakta dolaflan tank sesleriyle uyanm›flt›. Devrimci, de mokrat, yurtsever, emekçi av› bafllam›flt›. ‹nsanlar gözalt›na al›n›yor, iflkence görüyor, öldürülüyordu. Aralar›nda 17 yafl›ndaki çocuklar›n da bulundu¤u 52 kifli idam edildi. Buna karfl›n 11 Eylül New York’ta ikiz kulelere yap›lan sald›r›y› baha ne ederek Afganistan’›, Irak’› iflgal eden, dünya halklar›n› tehdit eden

BURSA 12 Eylül günü saat 13:30’da Bur sa Adliyesi önünde DEHAP, Direnifl, SDP, ESP 12 Eylül darbesi generalle ri yarg›lanmas› için Bursa Cumhuri yet Savc›s›’na dilekçe verdiler. Dilekçe sonras› SDP ‹l Baflkan› Bülent Çal›k bas›n aç›klamas› yapt›. Çal›k yüzbinlerce insan›n fifllen di¤i, binlerce insan›n kamusal hak lar›ndan men edildi¤i ve iflkence tezgahlar›ndan geçirildi¤i, yüzlercesinin sakat kald›¤›, katledildi¤i ve yafl› büyütülerek idam edildi¤i 12 Eylül Askeri Darbesi’nin üzerinden 23 y›l geçti¤i vurgusunu yaparak “ABD’nin bizim çocuklar dedi¤i dar beciler hakk›nda bugün dahi hiçbir hukuksal ifllemin yap›lmam›fl olma s›, demokrasinin yukar›dan flekillen dirme anlay›fl›n›n ve ordunun hala siyaset üzerinde etkili oldu¤unun göstergesidir” dedi. SAMSUN Samsun Bar›fl ve Demokrasi Platformu üyeleri 12 Eylül akflam› saat 18:00’de Samsun Konak Sine mas› önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Platform ad›na konuflan Sait Kocaman, 12 Eylül’ün üzerinden 23 y›l geçmesine ra¤men darbe ürünü Anayasa’n›n halen yürürlükte oldu ¤una dikkat çekerek, 12 Eylül darbe sinin eme¤e, emekçiye, ba¤›ms›zl›k ve özgürlük isteyenlere eflitlik ve adaletten yana olanlara yap›ld›¤›n› belirtti. Kocaman, Türkiye’nin darbe ön cesi tar›m› ve hayvanc›l›¤› kendine yeten yedi ülkeden birisi oldu¤unu hat›rlatarak “bugün herfleyimizi d› flardan al›yoruz, tar›m ve hayvanc› l›k bitme noktas›na geldi” dedi. Ey lemde s›k s›k “Amerikanc›lar halka hesap verecek”, “Irak’a gitme kar defl kan› dökme”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” vb. sloganlar at›ld›. Ya ¤an ya¤murun etkisiyle kat›l›m dü flük olurken eylem alk›fllarla son buldu.


13

18

26 Eylül-9 Ekim 2003

KESK eyleme haz›rlan›yor

Toplu görüflmelerin ikinci raun dundan da hükümetin IMF progra m›ndaki ›srar› nedeniyle uzlaflma ç›k-

mad›. Hükümet Uzlaflt›rma Kuru lu’nun önerisini dikkate almayaca¤›n› aç›klarken, kamu emekçileri bütçe ve

sald›r› yasalar›na alana ç›karak müdahale edecekler. Hükümet, KESK ve Kamu-Sen’le yapt›¤› son görüflmede de IMF program›ndan geri ad›m atmad›. Görüflmede yeni bir teklif sunmayan Hükümet uzlaflt›rma kurulunun Kurulu kararlar›n› kesinlikle reddetti. Toplant› sonras› aç›klama yapan KESK Baflkan› Sami Evren, Hükümetin bu tavr›na karfl› 2004 bütçesinde taraf olacaklar›n› ve ilk uyar› eylemlerini Meclis’in aç›ld›¤› 1 Ekim günü yapacaklar›n› bildirdi. Görüflmenin ard›ndan aç›klama yapan KESK Baflkan› Evren, Bakan fiahin’in mevcut istikrar program›n›n bozulaca¤›n› söyleyerek yeni bir öneri sunmad›¤› gibi Uzlaflt›rma Kurulu kararlar›n› da reddetti¤ini belirtti. Bu tavr›n görüflmelerin reddi anlam›na geldi¤ini ifade eden Evren, “1 Ekim’de meclis aç›l›yor. Kamu çal›flanlar› olarak Meclis’in kap›s›nda olaca¤›z” diye

konufltu. 2004 bütçesinin yan›s›ra, demokratik taleplerin kabulünü, Irak’›n iflgali teskeresinin reddedilmesini ve Kamu Reformu ad› alt›nda esnek üretim ve performansa göre ücretlendirme gibi kamu alan›n› tasfiyesini hedefleyen yasalar›n geri çekilmesini istediklerini ve bu taleplerinin Bakanlar Kurulu’na iletilece¤ini söyledi. KESK’e ba¤l› kamu emekçileri dün Mecidiyeköy’de yapt›klar› oturma eylemi ile AKP hükümetini uzlaflmaya ça¤›rd›lar. “Sadaka de¤il toplu sözleflme”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek”, “IMF defol bu memleket bizim” sloganlar›n› atan emekçiler ad›na KESK ‹stanbul fiubeler Platformu Dönem Sözcüsü Nejdet Uygun konufltu. Uygun taleplerinin kabul edilmemesi durumunda her türlü demokratik eylemi yapacaklar›n› söyledi. (Kartal)

Kartal’da emperyalist iflgal karfl›t› eylemler 20 Eylül 2003 tarihinde saat 12.30’da Kartal Meydan›’nda bir araya gelen bir grup EKB’li kad›n Irak’taki emperyalist iflgali ve asker gönderme haz›rl›klar›n›, yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla protesto etti. Eylemde bas›n metnini okuyan EKB üyesi Nahide K›l›ç “Irak’ta iflgal ortam›nda açl›kla, yoksullukla, tecavüzle, kaç›r›lmalarla mücadele eden Irakl› k›z kardefllerimizin yan›nday›z. ABD’nin iflgaline ortak olmamak için, kardefl halk›n kan›n› dökmemek için ‘bu iflgale verecek “askerim” yok’ fliar›yla sesimizi yükseltelim” dedi. Çeflitli dövizlerin de aç›ld›¤› eylem “Irakl› kad›nlar yaln›z de¤ildir”, “Tecavüzcü iflgalciler defolsun” vb. sloganlarla bitirildi.

ESP, AKP KARTAL B‹NASI ÖNÜNDEYD‹ Ayn› gün saat 13.00’de bir araya gelen ESP’liler ise Kartal AKP binas› önünde açt›klar› dövizlerle toplanmak istediler. Sokak giriflini tutan polis ESP’lileri buraya sokmazken binaya 30 metre uzakl›kta bas›n aç›klamas› yap›ld›. Bas›n metnini okuyan ESP temsilcisi Gonca Gül Telek, ABD’nin Irak’ta ki vahfletine de¤inerek “biz Filistin’de intifadadan, Irak ve Afganistan’da direniflten yanay›z. Bu yüzden ‘diz çökerek yaflamaktansa ayakta ölmek ye¤dir’ diyoruz” diyerek iflgalcilere karfl› direnilmesi gerekti¤ini vurgulad›. O¤lu askerde yaflam›n› yitiren bir ana da söz alarak “ben o¤lumu çobanl›k yaparak, yoksulluk içinde büyüttüm. Askerde o¤lumu vurdu-

Ortado¤u’da bar›fl için Ankara yürüyüflü tamamland› 12 Eylül’de ‹nsan Haklar› Derne ¤i ‹stanbul fiubesi’nin ‹stanbul’dan bafllatt›¤› “Irak’a Asker Gönderil mesin, Ortado¤u’da Bar›fl ‹çin An kara Yürüyüflü” son buldu. 15 Eylül’de Ankara’ya ulaflan in san haklar› savunucular› Ulus’ta toplanarak buradan Yüksel Cadde si’ne do¤ru yürüdüler. Üzerlerinde “‹flgale ortak olma”, “Irak’a asker gönderme” yaz›l› tiflörtler giyen grubu Ankara Savafl Karfl›t› Plat form üyeleri “ABD askeri olmaya ca¤›z”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli -

¤i” vb. sloganlar ile karfl›lad›. Burada ‹HD Genel Baflkan› Hüs nü Öndül bir konuflma yaparak Irak’a asker gönderilmesini protes to ettiklerini belirtti. “Komflu halk›n yeralt› ve yerüs tü zenginliklerinin ya¤malanmas› na karfl› ç›kaca¤›z” diyerek düflün celerini ifade eden Öndül, asker gönderilmesine karfl› kamuoyu oluflturmaya çal›flt›klar›n› dile ge tirdi. (Ankara)

lar, sonra da intihar etti dediler. O¤lumu öldürdüler” diyerek a¤›t yakarken polisler devletin teflhirini önlemek için ESP’lileri da¤›tmaya çal›flt›. Eylem boyunca s›k s›k “ABD

askeri olmayaca¤›z”, “Irak halk› yaln›z de¤ildir”, “Ç›karsa tezkere Tayyip gitsin askere” vb. sloganlar atan ESP’liler sloganlarla eylemlerini bitirdiler. (Kartal)

“‹flgale ortak olma, kardefl kan› dökme” ABD ve ‹ngiltere’nin Irak’› iflgali, ard›ndan geliflen Irak halk›n›n direnifli ve ABD’nin direnifl karfl›s›ndaki kay›plar›n› önlemek için 90 ülkeden Irak’a asker gönderme ça¤r›s›, bu ça¤r›ya Türk hakim s›n›flar›n›n uflakl›k görevini yerine getirmek için asker gönderme çal›flmalar›n› h›zland›rmas› ve ABD önderli¤inde ‹srail’in Filistin’i iflgalini, katliam›n tekrar h›z kazanmas›n› protesto etmek amac›yla Emek Bar›fl Demokrasi Blo¤u bileflenlerinin düzenledi¤i ve Gazetemiz ‹flçi-köylü Bursa Tem-

silcili¤inin de destek verdi¤i eylem 15 Eylül Pazartesi günü saat 12:30’da AKP Bursa ‹l Binas› önünde yap›ld›. Eylem s›ras›nda kurumlar ad›na aç›klama yapan DEHAP Bursa ‹l Baflkan› Nizam Kapan, hükümetin ABD destekçisi politikalar›ndan vazgeçmesini istedi. Kapan “Irak’a asker göndermek iflgale ortak olmak ve kardefl kan› dökmek demektir. Bu nedenle Türkiye’nin Irak’a asker göndermesini istemiyoruz” dedi. (Bursa)


14

26 Eylül-9 Ekim 2003

18

Yol Haritas› güçlü ‹srail’in ad›d›r 27 Eylül 2000 tarihinde flu anda ‹srail’in Baflbakan’› olan Ariel fiaron’un Filistinliler için kutsal say›lan El Aksa’y› ziyaret etmesi ile bafllayan 2. ‹ntifadan›n y›ldönümündeyiz. Geçen süre boyunca ‹srail’in Filistinlilere yönelik her türlü sald›r›lar›na karfl› Filistinliler tüm güçleri ile direnerek teslimiyeti kabul etmemekteler. ABD ve ‹ngiliz emperyalistlerinin Irak’› iflgali ile birlikte Filistinli direniflçilere ve bu direniflin önderlerine yönelik ‹srail’in nokta operasyonlar› daha da h›z kazan›rken Arafat’a yönelik sürgün ve ölüm tehditleri gelmektedir. Filistin’de yaflanan son geliflmeler ve intifadan›n üçüncü y›ldönümünde Ortado¤u ile ilgili araflt›rmalar yapan ve bu konu üzerine kitaplar› olan yazar Suat Parlar ile yapt›¤›m›z röportaj› yay›nl›yoruz.

-2. ‹ntifadan›n 3. Y›ldönümüne girmekteyiz. 2. ‹ntifada’n›n bafllamas›na neden olan Ariel fiaron’un El Aksa’ya yapt›¤› ziyaretin siyasi nedenlerini k›saca özetleyebilir misiniz? -fiaron’un El Aksa’y› ziyaretiyle bafllamad›. Daha öncesi de var. ‹srail’in o noktadaki politikalar›, genel devlet politikas› mahiyetindedir. Bu politikalara fiaron bir k›flk›rt›c› fleklinde yaklaflm›flt›r. fiaron, o politikalar›n d›fl›ndad›r. Daha radikaldir demek yanl›fl olur. fiaron’un politikas› Perez’in politikas›, Robin’in politikas›, Moje Dayen politikas› yok. ‹srail siyonizminin politikalar› var. Bunu net olarak görmek laz›m. Aksi takdirde flöyle yanl›fll›klara düfleriz; fiaron’un politikas› bar›fl düflman›, savafltan, katliamdan yana bir politikad›r. Ama Robin bar›flç›d›r diyebiliriz. Böyle bir fley asla yok. ‹srail’de de¤iflik dönemlerde yönetime gelen, a¤›rl›kl› olarak da asker kökenli politikac›lar›n hepsi, siyonizmin genel prensiplerine ba¤l›d›r. Siyonizmin en genel prensibi de Filistin halk›n›n varl›¤›n› inkard›r. Filistin halk›n›n meflru haklar›n›, Filistin halk›n›n kendi kaderini tayin hakk› ilkesinin inkar›d›r. Giderek bir bütün olarak Arap dünyas›n›n iktisadi aç›dan sömürülmesinin, sosyal aç›dan çürütülmesinin, kültürel aç›dan imha edilmesinin, bölgede en önemli planlay›c›s›, bunun uygulay›c›s› ‹srail’dir. Ama ‹srail bu politikay› kapitalist-emperyalizmin genel ç›karlar› çerçevesinde, bu genel ç›karlar›n Ortado¤u ekseni çerçevesinde yürütür. Bu de¤erlendirme çerçevesinde meseleyi ele al›rsak fiaron’un bu kutsal mekanlar› ziyareti sonucu patlak veren intifaday› da ba¤lam›ndan kopuk de¤erlendirmemifl oluruz. Yani o intifada bir anda ortaya ç›kmad›. O intifada zaten özellikle Oslo sürecinden itibaren Filistin’in daha kat› koflullar içerisinde sömürgelefltirilmesine yönelik biriken tepkilerin ve direniflin bir sonucudur. Tabi fiaron’un kutsal mekanlar› kirletmesi bu anlamda bir dönüm noktas› teflkil etti. -Emperyalist-kapitalist sistemin genel ç›karlar›ndan bahsettiniz. Bunu biraz açar m›s›n›z? -Emperyalist-kapitalist sistemin genel ç›karlar› bizim bugüne kadar çok fazla al›flt›¤›-

m›z söylemin d›fl›nda. Biz hep Avrupa ile Amerika’y› Ortado¤u söz konusu oldu¤unda birbirine karfl›tm›fl gibi alg›l›yoruz. Bu da çok do¤ru bir yaklafl›m de¤il. Filistin halk›n›n ezilmesi, bask› alt›nda tutulmas›, Arap devrimci güçlerin tasfiye edilmesi, o bölgedeki devrimci potansiyelin eritilmesi ve bölgenin iktisadi olarak kölelefltirilmesi kültürel aç›dan da tektiplefltirilmesi söz konusu oldu¤unda Avrupa emperyalizmi ile Anglo-Sakson emperyalizmi aras›nda farkl› politikalar yoktur. ‹srail varl›¤›n› hem Amerikan emperyalizmine hem de Euro emperyalizminin anlaflm›fl olmas›na borçludur bu konuda. Yani emperyalizmin genel ç›karlar› dedi¤imiz zaman biz sadece Amerikan emperyalizmini anlamamal›y›z. Bu konuda çok daha genifl bir bak›fl aç›m›z olmal›. Çünkü son zamanlarda böyle yan›lsamalar revaçta. Yani; “insan yüzlü bir emperyalizmi var Avrupa’n›n. Dolay›s›yla Avrupa oralarda bar›fltan yana, Avrupa Amerika’dan farkl›, özellikle Euro’yu kabul ettirme ad›na daha de¤iflik politikalar izleyebilir, petrol kaynaklar› konusunda da bölge ülkeleriyle daha farkl› politikalar gelifltirerek veyahut oradaki bar›fltan yararlanma ad›na ABD’den farkl› politikalar izleyebilir.” Bu kocaman bir yaland›r. Amerikan emperyalizmi ile Avrupa ülkelerinin temsil etti¤i emperyalizm aras›nda nitel bir fark görmek mümkün de¤ildir. Onlar›n flu anda bölgede büyük bir askeri operasyonu olmamas› da kimseyi yan›ltmamal›d›r. Milyonlarca Cezayirlinin kan›n› döktüler. Bölgeyi sömürgelefltirdiler. Ve en önemlisi de ‹srail’in o bölgedeki varl›¤›n›n oluflmas›nda hepsinin elleri kirlidir. Alman emperyalizmi bu konuda ta 2. Wilhelm’den itibaren bir kolonizasyon politikas› izlemifltir. Fransa’n›n tutumu ortada, orda bir Yahudi yurdunun kurulmas›nda ‹ngiltere’nin yapt›klar› ortada. Dolay›s›yla bu konuda hiçbiri di¤erinden daha temiz de¤ildir. Emperyalizmin genel ç›karlar› dedi¤imiz zaman Ortado¤u ekseninde böyle bir yap›y› kastediyorum. -Bu noktada da bir Yol Haritas› ortaya at›ld›. Yol Haritas› çözüm müdür? -O Yol Haritas›n› zaten ‹srail, ilginç bir biçimde çizdi. Dünyan›n en pahal› yol sistemini ortaya koydu. Filistin halk›n› birbirinden yal›tma ve ay›rma ad›na, köyleri kentlerden ay›rma ad›na milyarlarca dolar harcayarak muazzam bir duvar ve yol sistemi infla ettiler. Yol Haritas›ndan ben bunu anl›yorum. Yol Haritas›ndan ben bar›fl› anlam›yorum. Hakikaten orada bir Yol Haritas› var. Ve bu Yol Haritas› öyle bir hale getirdi ki Filistin’i inan›r m›s›n›z; Gazye, Bat› fieria’dan, Bat› fieria, Gazye’den k›z al›p vermiyor; birbirlerini bir daha görme ihtimali olmaz diye. Aileler parçalan›yor, köyler parçalan›yor, Filistinliler ulus olarak bir arada bulunmas›nlar diye muazzam ölçeklere varan bir bask› mekanizmas›n›n yan›s›ra hakikaten de bir Yol Haritas› kuruluyor. Bu Yol Haritas›n› inan›lmaz ölçüde bask› alt›na al›nm›fl, sömürgelefltirilmifl bir ülkeye uy-

gulanan faflizmin en kat› örneklerden biri olarak de¤erlendirmek mümkün. Hatta flöyle de¤erlendirmek de mümkün, bu Amerikan faflizmi ile siyonist faflizmin sentezi gibi bir uygulamad›r. Çünkü bugüne kadar gettolaflma, faflizminin uygulamalar› aras›ndayd›. Ama gettolaflma, bir ulusun bu ölçekler içerisinde imhas›n› bile planlayamam›flt›r. Dolay›s›yla Yol Haritas› asla bar›flla ilgili de¤il. Yol Haritas›n› bu mecaz çerçevesinde alg›lamak gerekiyor. Bunun en büyük destekçisi de tabi ki Amerikan faflizmi. Bunu net olarak görmek gerekiyor. Bu Yol Haritas›nda Avrupa’n›n da istekli ve ›srarc› oldu¤unu görüyoruz. Çünkü ekonomik varl›k olarak haydut devletin, yani ‹srail’in varl›¤›n› sürdürebilmesi için Avrupa, üstüne düflenleri yapmaya devam ediyor. Dolay›s›yla Filistin halk›n›n sömürgelefltirilmesi ve bu bask› mekanizmas›n›n a¤›rl›¤› alt›nda ezilmesi bir noktada ABD ve AB emperyalizmini deste¤iyle yürütülüyor. Bu Yol Haritas›n›n anlam›n› kavramak aç›s›ndan Oslo sürecine de bakmak yeterli. 1993 y›l›nda Oslo’da ekonomik, ticari, finansal boyutlar›yla çok genifl çapl› bir anlaflma imzaland›. Sonuç Filistin halk›n›n inan›lmaz ölçekler içerisinde iktisadi bask› alt›na al›nmas›, kültürel birikiminin mahvedilmesi, sosyal dokusunun parçalanmas› oldu. Üstelik bunu Filistin’in kendi içerisinden ç›kan kadrolar› ile yapmaya çal›flt›lar. E¤er Yol Haritas› Hamas’›n, Filistin Halk Kurtulufl Cephesinin ezilmesi, iç savafl anlam›na gelecekse -ki o anlama geliyor- bu Yol Haritas›n› y›rt›p atmak gerekiyor. Bu anlamda FKÖ içerisinde de bu Yol Haritas›n› destekleyenler var. Yani Filistin’i de s›n›fsal yap›dan, s›n›fsal dinamiklerden soyut ele almamak laz›m. Filistin burjuvazisi bir yan›yla ‹srail ile uzlaflmaktan yana. Bir yan›yla iflbirlikçi ama di¤er yan›yla da gene Filistin burjuvazisi içerisinde Filistin ulusal kurtulufl mücadelesiyle bütünleflmifl unsurlar var. fiimdi bu tip bir tan›m yan›lt›c› gelebilir ama bir Filistin burjuvazisinden bahsetmek elbette ki mümkün. Ve bunlar Yol Haritas› ad›na böyle bir bar›fl›, ‹srail bar›fl›n›, bir Amerikan bar›fl›n› kabullenmek yanl›s›. Yol Haritas›n›n bir baflka önemli noktas› da dedi¤im gibi Filistinli radikal diye tabir edilen ‹slami ve sol örgütlerin yok edilmesine yönelik. Yol Haritas›n›n en esasl› unsurlar›ndan biri Yaser Arafat’›n önderli¤inde FKÖ’nün bu güçleri ezmesine veyahut bir ateflkese zorlamas›na yönelik. Ama orada ateflkes nas›l olacak ki, ateflkes diye bir fley yok. Olsa olsa taflkes olacak; çünkü Filistinliler tafl at›yorlar. Filistinlilerin flu anda ellerinde dünyan›n teknolojik aç›dan güçlü ordular›ndan biriyle savaflacak araçlar› yok. Zaten hafif silahlar› var. Dolay›s›yla hangi ateflkesten söz ediliyor. Bu Yol Haritas› ‹srail aç›s›ndan da bir ateflkesi gündeme getirmiyor. ‹srail ordusu diflinden t›rna¤›na kadar en güçlü silahlarla donat›lm›fl, üstelik de nükleer kapasitesi olan bir ordu. ‹srail ordusu e¤er bu Yol Haritas› anlam›nda sonuç al›r ise yani Filistin halk›n› köle-

lefltirme do¤rultusunda bir ad›m atar ise o zaman gözünü Ortado¤u’nun baflka yerlerine çevirecektir. Esas ona bakmak laz›m. Gözünü Suriye’ye dikecek. Gözünü giderek Türkiye’ye dikecek. Gözünü Kuzey Irak’a dikecek. ‹srail yay›lmac› bir devlet, haydut bir devlet. S›n›rlar› halen daha çizilmifl bir devlet de¤il. Dolay›s›yla bu Yol Haritas› ‹srail’in o bölgedeki varl›¤›n› pekifltirmeye yöneliktir. Özellikle buna Amerikan emperyalizminin ihtiyac› var. Bölgeden bir müddet sonra çekilmek mecburiyetinde kalacak; çekildi¤inde burada arkas›nda güçlü bir ‹srail b›rakmak istiyor. Bu Yol Haritas› çok güçlü bir ‹srail’in ad›. -Bu noktada Irak’›n iflgali tüm politikalar› nas›l etkileyecektir? -‹srail yay›lmac› bir devlettir ve daha da yay›lmaya çal›flacak, ‹srail’in yay›lmas› flu flekilde cereyan edecek. ‹srail, a¤›rl›kl› olarak Kuzey Irak’taki Kürt Yahudilerle de iflbirli¤i içerisinde. Bir kere bunu hesaba katmak laz›m. Onun yan›s›ra ABD’nin zaten bu bölgeye yönelik olarak üç ‹srail plan› var. Yani Ermenistan bir müddet sonra bu yap›n›n içinde yer alacak. Kuzey Irak’ta art›k bir devlet oluflumuna giriyor ki bu devletin çekirde¤ini a¤›rl›kl› olarak Kürt Yahudiler ve ‹srail’in destekledi¤i gruplar oluflturacakt›r. Durum bunu gösteriyor. Suriye’ye iliflkin olarak ‹srail’in Suriye’yi yine etnik temelde parçalamaya yönelik bir tak›m planlar›n›n oldu¤unu 1960’lardan itibaren biliyoruz. Hatta ‹srail’in bu anlamdaki gelece¤e yönelik stratejileri Do¤u Akdeniz ve K›br›s’› da kapsar mahiyette. Türkiye’yle ilgili yanlar› var. Mesele böyle de¤erlendirildi¤inde özellikle Irak’taki iflgalde ‹srail, görünmeyen taraft›r. Ve Amerikan ordusunun o bölgedeki istihbarat›n› sa¤layan, a¤›rl›kl› olarak o bölgedeki kirli operasyonlar›n› yürüten güç ‹srail’dir. ‹srail’in kurumlar›d›r. fiimbet’tir, Mossad’d›r, ‹srail ordusudur. ‹srail istihbarat›d›r. Bunu net olarak görmek laz›m. ‹srail bu bölgede bugüne kadar aktif olmad›¤› kadar aktiftir. Fakat bu örtülü bir aktivitedir. ‹srail’in flu anda sadece Filistinlilerle dövüflüyor oldu¤u zannedilmesin. Onun daha ötesi var. Bölgede flu anda istihbarat anlam›nda operasyonel kapasitesi olan neredeyse tek ülkedir. CIA’nin bile operasyon kapasitesi ‹srailli örgütlerin çap›nda de¤ildir. ‹srail’in bölgede Arap dünyas›n›n parçalanmas›na dönük giderek bu parçalanmadan ekonomik aç›dan, siyasi aç›dan, askeri aç›dan avantajlar elde etmeye dönük bir stratejisi var. En önemlisi de flu; ‹srail gederek ekonomik fliddeti de gündemine al›yor. Yani bugüne kadar hep ‹srail’i kaba güç, askeri fliddet ve devlet terörü olarak alg›lad›k.


18 Önümüzdeki süreçte ‹srail’in çok büyük bir ekonomik fliddeti gündemine ald›¤›n› görece¤iz. Bu da Amerika’n›n deste¤iyle önemli. Bu anlamda Türkiye’yi de yan›na çekmifl vaziyette. Yani ‹srail Ortado¤u’nun flu anda askeri aç›dan süper gücü ama ekonomik aç›dan da süper gücü haline gelmeye çal›fl›yor. Bu anlamda da önümüzdeki orta vadede sadece ‹srail sald›rganl›¤›, ‹srail militarizmi veya ‹srail katliamc›l›¤› ile karfl› karfl›ya kalmayaca¤›z. Baflka ölçekler içerisinde bir altyap›n›n da olufltu¤unu görece¤iz. Filistin iktisadi aç›dan sömürgelefltirilmesinin tamamlanmas›, Arap dünyas›n›n ekonomik kaynaklar›n›n ‹srail’e ak›t›lmas› noktas›nda Avrupa ve Amerika iflbirli¤iyle baz› kurumsal imkanlar›n oluflturulmas›. Belki AB’ye ‹srail’i üye yapacaklar flimdi üyelik bir hayal gibi gözüküyor ‹srail aç›s›ndan, ama bu tarz giriflimleri de var. Dolay›s›yla ‹srail’i sadece Irak’ta yaflananlar aç›s›ndan de¤il, bölgede yaflananlar aç›s›ndan da do¤ru yere oturtmak gerekiyor. Ama ‹srail ba¤lant›s›n› emperyalizmden kopuk olarak de¤erlendirirsek o zaman baz› flablonlara düfleriz. Yahudi sermayesinin komplosu. Siyonizmin komplosu, mesele bu kadar basit de¤ildir. -Mahmud Abbas’›n istifas›yla ortaya ç›kan ve Yaser Arafat’a yönelik sald›r› tehditleri intifaday› nas›l etkileyecektir? -Filistin direnifli Arafat’› aflan ölçülere sahiptir. Arafat pragmatist bir lider. Arafat ulusal kurtuluflun sembol isimlerinden biri ama Arafat’›n çok büyük hatalar› da var. Arafat sürekli diplomasiyi ön plana ald›. Amerika’ya çok fazla güvendi. Oslo da bir siyasi intihar girifliminde bulundu. Bu siyasi intihar giriflimi kendi kiflili¤iyle de ba¤lant›l› de¤ildi. Filistin hareketini de beraberinde sürükledi. Oslo anlaflmas› Filistin aç›s›ndan Filistin’i kuflatan, çürüten, Filistin’in potansiyellerini yok etmeye dönük bir anlaflmayd›. Arafat bile bile bu anlaflman›n alt›na imza att›. Arafat’›n durumu asl›nda ulusal kurtuluflçulu¤un s›n›rlar›n› da gösterdi. Sosyalizmden kopuk ulusal kurtuluflçuluk, Arafat tipinde liderler yarat›r. Sonuçta dünyan›n büyük güçleriyle uzlaflmak mecburiyetinde kal›rs›n›z ve o uzlaflmay› da baflar› olarak halk›m›za yutturmaya kalkars›n›z. Arafat’›n böyle bir niteli¤i var. Ve Oslo anlaflmas› imzaland›ktan sonra Filistin’deki örgütler -‹slami ve Marksist olanlar da dahil- Arafat’la ilgili ölüm emri verdiler. Tüm bunlara ra¤men tüm bu örgütler ve Filistin halk›, Arafat’a ulusal kurtuluflun simgesi olarak sahip ç›kt›lar. Do¤ru da yap›ld›. Ama oradaki mücadelenin yükselmesinde veya alçalmas›nda Arafat’›n bir katk›s› olamaz. Arafat bir simgedir ve O’nu koruyacaklard›r. Arafat’a yak›flan da onurlu bir mücadele vermektir, sürgüne gitmemektir ve ölümüne direnmektir. Bunu yapabilir mi bilemeyiz. Çünkü Arafat’›n çok flafl›rt›c› tav›rlar› olabiliyor. Sürgüne de gidebilir. Amerika’n›n güvencelerini çok önemsiyor. Dünyadan çok Amerika’ya bak›yor. Halk›ndan fazla da Amerika’ya güvendi¤ini düflünüyorum. Arafat belli güvenceler al›rsa belki sürgüne de gidebilir ama flimdiye kadarki söylemi düzgün bir söylemdi. Ölümüne direnece¤ini ve flehit olaca¤›n› dile getirdi. Bu önemlidir. Filistin halk› büyük bir kadir flinas örne¤i göstererek Arafat’› destekliyor, ba¤r›na bas›yor. Bu ‹srail’in iflini zorlaflt›r›r ama ‹srail flunu yapt›; Bölgede mücadelenin sembollerine vurmaya bafllad›. Yani nokta operasyonlar›n yan›s›ra, Hamas’›n

15 ruhani lideri Ahmet Yasin’in vurulmas› önemlidir. Bak›n bunu Amerika’n›n Necef’teki (fiii Önder Muhammet Sad›r El Hekim’in öldü¤ü) sald›r›s›yla birlikte de¤erlendirmek laz›m. Ben Necef’teki sald›r›n›n bir Amerikan sald›r›s› oldu¤unu düflünüyorum. Yani kutsal say›lan bir mekanda fiiilerin önemli bir liderinin öldürülmesi, bu bölgede kutsallara yönelik bir sald›r›d›r. Ve bu bir dizi fleklinde askeri bir doktrine dayan›yor. Ayn› hafta içerisinde Ahmet Yasin’e sald›r›lmas› önemlidir. Bunu Arafat’› sürgüne gönderilmesi karar›n›n takip etmesi önemlidir. Ortado¤u’ya verilen mesaj nettir; Ortado¤u’da mücadele birikimi anlam›nda ulusal kurtulufl de¤erleri, devrimci de¤erler ve semboller sald›r› alt›ndad›r. Bunlar› y›kmadan, bunlar›n üstesinden gelmeden, bu birikimi eritemeyecekleri ve kontrol alt›na alamayacaklar›n›n inanc›ndalar. Çünkü bir yan›yla her fleyin sahtesini yarat›yorlar. Bir yan›yla iyi önderlerin de sahtesini yarat›yorlar. Bir yan›yla dini modelin de sahtesini yarat›yorlar ve bu konuda Türkiye’yi örnek gösteriyorlar. Giderek bu anlamda sahte ulusal kurtulufl önderleri de yarat›yorlar. Rüflvetle cepleri doldurulmufl, kendi davas›na ihanet etmifl baz› Filistinliler, iflbirlikçiler var. Bunlardan önder ç›karmaya çal›fl›yorlar. Bu konuda Filistin halk› zaten dikkatlidir. Yani kendi muhataplar›n› kendileri

dana önce Hamas’a yönelik tutuklama kampanyalar› vard› FHKC’nin. ‹srail’in Turizm Bakan›n› cezaland›ran önderlerini kendi eliyle teslim etti. Bunlar önemlidir. Arafat kendi önderlik kariyerini tehlikede gördü¤ü zaman bu tip geliflmeler ortaya ç›kabiliyor. Ama tüm bu karmaflaya ra¤men Arafat’› desteklemek gerekiyor. Arafat’› Türkiye’den de desteklemek gerekiyor. Filistin halk›n›n bir iç savafla sürüklenmesini önledi¤i sürece, ‹srail’e ve Amerika’ya ödün vermedi¤i sürece Arafat’› desteklemek bizim boynumuzun borcudur. Ama dedi¤im gibi baz› çekinceleri ak›lda tutmakta yarar vard›r. -Türkiye’nin ‹srail ile olan iliflkileri ve Türkiye’nin Ortado¤u politikas›n› nas›l de¤erlendiriyorsunuz? -Türkiye’nin ‹srail’e olan iliflkileri art›k öyle bir noktaya geldi ki neredeyse bir Türkiye-‹srail Birleflik Devletleri yap›s›ndan bahsetmek bile mümkün. ‹srail’in, Türkiye üzerine planlar› oldu¤u bilinen bir gerçek. fiaron’un 1980’lerde yapt›¤› aç›klama, ‹srail’in ç›karlar›n›n ta Çanakkale Bo¤az’›na kadar uzand›¤› do¤rultusundayd›. Onun ötesinde GAP’›n ‹srail için yap›ld›¤›n› söyleyebiliriz. ‹srail’in burada büyük yat›r›mlar› var ve bu proje bir ‹srail projesine dönüflüyor. Türkiye’deki bütün kirli ifllerden ‹srail pay›n› al›yor. ‹srail, Türkiye’de önemli fi-

Filistin’de ateflkes nas›l olacak ki, ateflkes diye bir fley yok. Olsa olsa taflkes olacak; çünkü Filistinliler tafl at›yorlar. Filistinlilerin flu anda ellerinde dünyan›n teknolojik aç›dan güçlü ordular›ndan biriyle savaflacak araçlar› yok. Zaten hafif silahlar› var. Dolay›s›yla hangi ateflkesten söz ediliyor. Bu Yol Haritas› ‹srail aç›s›ndan da bir ateflkesi gündeme getirmiyor.

seçmek istiyorlar. Bir yandan bu sembollerin y›k›lmas› ve a¤›rl›kl› olarak da Filistin’deki merkezi önderlik iradesinin da¤›t›lmas›ndan yanalar. En önemlisi de Arafat’› bir iç savafla zorluyorlar. Arafat’a kurtulufl reçetesi olarak sunulan Hamas ve di¤er Marksist örgütlerin üzerine gitmesi ve onlar› tasfiye etmesidir. Bunu pazarl›k konusu yap›yorlar. Benim kayg›m bu noktad›r. Arafat çünkü geçen hafta çok kritik bir aç›klama yapt›: “Ateflkes konusunda güvence vermemi istiyorsan›z beni rahat b›rak›n” dedi. Ateflkes konusundaki güvencesi bu örgütlerle mücadele mi anlam›na geliyor? Filistin’de bir iç savafl› Arafat flu anda göze alamaz. Bu mümkün de¤ildir. Hamas olsun di¤erleri olsun, mücadele ediyorlar ve güçlerinin doru¤undalar. Ama flöyle bir durum var, e¤er Arafat güvence ve askeri destek al›rsa ne yapaca¤› da belli olmaz. Çünkü

nans ayaklar› oluflturmufl durumda. Bak›n, Nesim Malki denilen bir zat vard›. Büyük tefeci olarak tan›n›rd›. Bunun ‹srail’le ba¤lant›lar› gün yüzüne ç›km›flt›. Bu bile önemlidir. fiöyle ki, dönemin baflbakan›, bu flah›s öldürüldü¤ünde bir katrilyonluk bir servetin el de¤ifltirdi¤inden bahsetmiflti. Bu bile Türkiye’de dönen kirli oyunlarda ‹srail’in konumunu ortaya koyuyor. Uyuflturucu ticareti söz konusu oldu¤unda yine ‹srail’in ba¤lant›lar› son derece önemlidir. Onun yan›s›ra Türkiye’de kirli dönemlerin hepsinde ‹srail’in hem stratejik hem taktik hem de teknolojik yard›mlar› vard›r. Kay›p silahlar›n ‹srail kökenli olmas› bofluna de¤ildir. Türkiye’deki baz› gruplara ‹srail’in destek vermesi bofluna de¤ildir. Hatta giderek Hizbu-kontra türünden bir tak›m yap›lar›n oluflturulmas›nda ‹srail’in katk›s› çok büyüktür. ‹srail, Türkiye’nin iç meselesi haline

26 Eylül-9 Ekim 2003 gelmifltir. Onun yan›s›ra Türkiye’nin Ortado¤u’ya ve özellikle de Araplara yönelik su politikalar›nda ‹srail’in belirleyicili¤i art›yor. ‹srail’deki askeri bir tak›m flirketlerin kurtar›lmas›nda Türkiye’den aktar›lan kaynaklar önemli hale geliyor. 600 milyon dolarl›k bir tank modernizasyon ihalesinin ‹srail’e verilmesi önemlidir. Yani bu flunu gösteriyor; Türkiye sanayisizleflirken, h›zla sanayi dokusunu kaybederken, ‹srail’deki askeri sanayinin korunmas›, desteklenmesi neredeyse Türkiye sayesinde gerçeklefliyor. Dolay›s›yla ‹srail bu anlamda da tam bir parazit. Onun ötesinde ‹srail, Türki Cumhuriyetlere aç›lmas›nda Türkiye’yi kullan›yor. Hem diplomatik hem de kültürel olarak. ‹srail’in bu politikas› da önemli. Öte yandan ‹srail, Türkiye’de giderek bir iç savafl›n tohumlar›n› at›yor. Etnik temelde de, dini temelde de. Türkiye’de belli gruplar›n suçlanmas›nda, onlara yönelik psikolojik harekat yürütülmesinde ‹srail etkisi vard›r. Türkiye’nin flu anda Ortado¤u’ya yönelik bir politikas› yok. Amerika ve ‹srail paralelinde bir politika yürütülüyor. Bu anlamda Türkiye, ‹srail taraf›ndan bir de terör söylemi tuza¤›na düflürülmüfl vaziyette. Hindistan, Türkiye ve ‹srail çizgisinde gelifltirilen yeni bir anti-terör program› gündeme al›n›yor. ‹srail’de bu amaçla bir tak›m merkezler oluflturuluyor, Türkiye’den giden kadrolar orada e¤itim görüyorlar. Bunlar›n hepsi bir araya getirildi¤inde önümüzdeki dönemde Türkiye’nin ba¤›ms›z bir Ortado¤u politikas› izlemesinin mümkün olmad›¤›n›, ABD ve ‹srail paralelinde bir politikan›n gündeme gelebilece¤ini söyleyebiliyoruz. Buna karfl› ç›k›fllar da var. Örne¤in TÜS‹AD’›n bu noktada Irak’a asker gönderilmesine karfl› ç›kmas› düflündürücüdür. fiöyle ki, Türkiye’de biriken dalgay› tespit etmifllerdir. Türkiye’de flu anda anti-Amerikanc› bir dalga vard›r. Dolay›s›yla oraya asker gönderilmesi Türkiye’de egemenlik sisteminin meflruiyetini a¤›r bir flekilde zedeler. Ve Türkiye’nin d›flar›ya asker gönderme neticesinde ortaya ç›kacak sonuçlar› Türkiye’deki egemenlik sistemi tafl›yamaz. TÜS‹AD bunu tespit etmifltir. Ve Türkiye’nin bu ba¤lamda oraya asker göndermesi konusunda sistemin kendi içerisinden de bir muhalefet olufltu¤unu görüyoruz. Ama o muhalefetin oluflumunda da özellikle solun ve ‹slamc› kesimin çok kararl› bir tutum alarak, Anti-Amerikanc› mücadele bayra¤›n› yükseltmesi as›l belirleyici etkendir. Bu birikime egemenlik sistemi de, s›rt›n› dönememifltir. TÜS‹AD’›n ç›k›fl›n› da bu bask›yla, bu mücadeleyle aç›klamak gerekiyor. Yani bunun sonuçlar›na katlanamayacaklar›n› anl›yorlar. Onun için Türkiye Irak’a asker göndermeyebilir. Ama bu, bölgede örtülü operasyonlara giriflilmeyece¤inin anlam›na gelmez. Belki çok yüksek miktarlarda oraya asker sokulmaz, fakat örtülü, nokta operasyonla gündeme gelebilir. Bunun üzerinde durmak gerekir. Yani kirli kontrgerilla yöntemlerinin önümüzdeki dönemlerde hem ülke içinde, hem de ülke d›fl›nda gündeme al›naca¤›n› görece¤iz. Çünkü Türkiye cephe gerisi bir ülke de¤ildir. Amerikan emperyalizmi aç›s›ndan da, ‹srail aç›s›ndan da Türkiye flu anda cephe ülkesidir. Dolay›s›yla Türkiye’de çok büyük bir hassasiyetle davranmak, özellikle de siyasi mücadelenin dini ve etnik bir tak›m k›l›flara bürünmesini önlemek gerekir. Bu noktada özellikle sol kesime çok büyük görevler düflüyor.


26 Eylül-9 Ekim 2003

16

18

DTÖ CANCUN’DA TOPRA⁄A VER‹LD‹ tepki ve öfke patlamas›n›n da bir vesilesi oldu. Tart›fl›lan birçok gündem maddesinde uzlaflman›n sa¤lana mad›¤› toplant›, emperyalist ülkeler aç›s›ndan tam anlam›yla bir fiyaskoy la sonuçland›.

Birçok ülkeden küreselleflme karfl›tlar›n›n da topland›¤› Cancun, emperyalist ülkelerin uygulad›¤› y›k›m politikalar›n›n a¤›r yükünü çeken yoksullar›n, küreselleflme karfl›tlar›n›n 10-15 Eylül tarihleri aras›nda Meksika’n›n Cancun kentinde 146 ülkenin bakan›n›n kat›l›m›yla Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) toplant›s› yap›ld›. Birçok ülkeden küreselleflme karfl›tlar›n›n da topland›¤› Cancun, emperyalist ülkelerin uygulad›¤› y›k›m politikalar›n›n a¤›r yükünü çeken yoksullar›n, küreselleflme karfl›tlar›n›n tepki ve öfke patlamas›n›n da bir vesilesi oldu. Tart›fl›lan birçok gündem maddesinde uzlaflman›n sa¤lanamad›¤› toplant›, emperyalist ülkeler aç›s›ndan tam anlam›yla bir fiyaskoyla sonuçland›. DTÖ’NÜN ÖLÜ TAR‹H‹ DTÖ, 1 Ocak 1995 y›l›nda, Gümrük ve Ticaret Genel Anlaflmas› GATT’›n bir devam› olarak kuruldu. 10 Ocak 1948 y›l›nda yürürlü¤e giren GATT, bafl›n› ABD emperyalizminin çekti¤i birçok emperyalist ülke taraf›ndan “dünya ticaretinin serbestleflmesi” amac›yla kurularak tüm yasa ve ba¤l› kurulufllar, bu talep do¤rultusunda flekillendirmifltir. Emperyalist-kapitalist sistemin do¤as› gere¤i yaflanan ekonomik krizlerin bir ihtiyac› olarak kurulan bu yap›lanmalar, hedefleri ve amaçlar› bak›m›ndan öz olarak bir farkl›l›k tafl›mamaktalar. Bu anlamda GATT’dan sonra kurulan DTÖ de ölmüfl öncelinin yükünü omuzlayarak yürümeye çal›flt›. Di¤er bir ifadeyle emperyalist ülkelerin elindeki birikmifl sermayenin yar› sömürge ülke pazarlar›na sunulmas›n›n önündeki engellerin kald›r›lmas› ve bu yolla krizin kontrol alt›na al›nma koflullar›n›n yarat›lmas›... GATT’dan farkl› olarak DTÖ aç›s›ndan vurgulanabilecek bir nokta varsa, o da DTÖ’nün kuruluflunun ilan edildi¤i ‘95 y›l› ayn› zamanda IMF ve Dünya Bankas› gibi ABD emperyalizminin önemli iki kurumunun da kuruluflunun ilan› olmufltur. Ve bundan sonraki süreçte DTÖ’nün ekonomik politikalar›n›n belirlenmesinde ve yönlendirilmesinde bu iki kurumun önemli derecede a¤›rl›¤›n›n ve etkisinin olmas›, emperyalist krizden kurtulufl anla-

m›nda ortaya konulan neo-liberal politikalar›n hayata geçirilmesinin de bir arac› olarak konumland›r›lm›flt›r. Bu kurumlar arac›l›¤›yla hayata geçirilmeye çal›fl›lan politikalar ise bugün özellikle yar› sömürge ülkeler baflta olmak üzere genel anlamda krizin kontrol alt›nda tutulmas›ndan öte krizin daha da derinleflmesine neden olmufltur. EMPERYAL‹STLER ARASI DALAfi VE KR‹Z CANCUN’A YANSIDI Her y›l düzenli olarak yap›lan DTÖ zirvesi hat›rlanaca¤› üzere daha önce Seattle ve Davos’da gerçeklefltirilmifl ve yap›lan bu toplant›lar dünyan›n birçok ülkesinden küreselleflme karfl›tlar›n› ortak bir paydada bu ülkelerde birlefltirirken, emperyalist ülkeler ve bu kurulufllara üye kapitalist/emperyalist ve yar›-sömürge ülkeler aç›s›ndan da çok da verimli geçmemiflti. Aksine derinleflen krizin etkisiyle emperyalist ülkeler aras›ndaki dalafl daha da derinleflerek bu zirvelerde kendini daha somut göstermiflti. Bu y›l Cancun zirvesinde yaflanan tablo bunlardan çok farkl› olmayarak d›flarda binlerin yapt›¤› protestolar›n a¤›r bas›nc› alt›nda, çat›flmalar›n yo¤unlaflt›¤› tart›flmalara vesile olmufltur. ABD ve AB üyesi ülkeler bir tarafta bloklaflma yaratmaya çal›fl›rken di¤er taraftan bu ülkelere karfl› bir bloklaflmaya gidilerek G23 ad› verilen yeni bir bloklaflma yarat›ld›. Bafl›n› Çin, Hindistan ve Brezilya’n›n çekti¤i bu oluflumun amac› ise as›l olarak ABD’nin kendi ekonomisini refaha kavuflturmak amaçl› uygulamak istedi¤i ekonomik politikalara karfl› ç›kmak ve topluluk içindeki etki ve etkinli¤ini k›rabilmek. Burada G-23 ülkeleri aç›s›ndan vurgulanacak önemli bir nokta Çin’in neden böyle bir bloklaflmada geliflmemifl ülkelerden “yana” saf tuttu¤udur. Bu konuda yine emperyalistler aras› dalafl› vurgulayarak Çin’in geliflmemifl ülkelerin deste¤ini arkas›na alarak ABD’ye karfl› bir durufl yaratma ça-

bas›n› gözönüne almak gerekir. ABD aç›s›ndan oldukça önemli olan Cancun Zirvesi, ABD’nin her gün biraz daha kötüye giden ekonomisinin düzelmesi aç›s›ndan küçük de olsa bir umuttu. Ancak bu umut, t›pk› ABD’nin birikmifl sermayesini boflaltmak için Afganistan, Irak gibi ülkelere yapt›¤› sald›rganl›k da bir çözüm olamad›¤› gibi bu zirve de arad›¤›n› vermedi. Kapasite fazlas› üretim ve ‘Küreselleflme” masal›n›n kahraman› mali sermayenin dünyada sürdürdü¤ü tur, “tilkinin dönüp dolaflaca¤› yer kürkçü dükkan›d›r” misali ç›kt›¤› ülkeye geri dönüyor. IMF taraf›ndan yat›r›m alanlar› bitirilen yar› sömürgelerde konaklayacak ve büyüyecek olanak bulamay›nca ve hali haz›rda bulunan olanaklar da kendisi aç›s›ndan risklerle dolu olunca tercih sahibine geri dönmekten yana oluyor. Masal kahraman› mali sermayenin bu k›s›r döngüsü ise ABD ekonomisinin gittikçe daha büyük bir kriz içine sürüklenmesi biçiminde sona erdi. ABD ekonomisinde yaflanan bu döngü di¤er emperyalist ülkelerde de yaflan›rken, yar›-sömürge ülkeler aç›s›ndan a盤a ç›kan tablonun vehametini anlamak zor olmasa gerek. Emperyalist ülkeler aç›s›ndan DTÖ’deki amaç sermayenin dolafl›m› önündeki engellerin kald›r›lmas› yönlü anlaflmalara h›z kazand›rmakken bu y›l yap›lan Zirve, as›l olarak emperyalistler aç›s›ndan ikili anlaflmalar›n h›zland›r›lmas› yönünde oldu. Yar› sömürge pazarlar›n paylafl›m›nda birbiriyle yar›flan emperyalist ülkeler sermayenin, ticaretin serbestlefltirilmesi politikas›n›n iflas›n› da ilan etmifl oldular. Tutmayan bu politika yerini birçok yasal düzenlemeleri kapsayan ikili anlaflmalar›n a¤›rl›¤› alt›nda emperyalist ülkelere ve yar› sömürgelere “yeni” bir elbise dikilme ve giydirilme u¤rafl› ald›. ABD’nin yapt›¤› son sald›r›larda ülkelere sald›r›p geri çekilmekten ziyade iflgal ederek kendi denetiminde uflak bir yönetimin oluflturulmas› prati¤iyle

bir anlamda kendine yeni bir ç›k›fl kap›s› aralamaya çal›flm›fl, ancak bu kap› yukarda da belirtti¤imiz gibi daha aralanmadan kapal› kalm›flt›r. Sald›r›lar ABD ekonomisini rahatlatmam›fl aksine beraberinde yeni s›k›nt›lar›n yaflanmas›na neden olmufltur. Yar› sömürgelerin paylafl›m›nda emperyalist ülkeler aras›nda yaflanan dalafl Cancun’daki toplant›n›n anlaflmazl›kla sonuçlanmas›na neden olurken bafl›n› Çin’in çekti¤i G-23 ülkelerinin do¤uflu ise ABD aç›s›ndan kilit bir sorun olan dünya hegemonyas›n› sürdürmeye karfl› oluflan bir blok olma yorumunu da beraberinde getirmifltir. Bu bloklaflmada Türkiye ise her zamanki uflakl›k ruhunu devam ettirerek tavr›n› ABD’den yana belirlemifltir. Hatta emperyalistler taraf›ndan TC’ye G-23 ülkelerine “arabuluculuk”yapmas› önerilmifltir. Bu bloklaflma bir süredir var olan çat›flmalar›n bir devam› olarak görüldü¤ünde önümüzdeki dönem bu kap›flman›n daha da yo¤unlaflaca¤›n› belirtmek yanl›fl olmayacakt›r. TARIMDA SÜBVANS‹YONLAR SORUNU TOPLANTININ GÜNDEM‹NDE Cancun’da yap›lan toplant›n›n ana gündemlerinden biri tar›mda sübvansiyonlar›n kald›r›lmas› idi. Toplant› binas›n›n önünde milyonlarca köylünün yükselen isyan 盤l›¤› alt›nda karar alt›na al›nmaya çal›fl›lan bu sorun, di¤er birçok sorun da oldu¤u gibi sonuç al›namadan b›rak›ld›. ABD baflta olmak üzere AB üyesi ülkeler tar›msal desteklerin kald›r›lmas› yönünde karar al›nmas›n› dayat›nca, ekonomileri tar›ma dayal› ülkeler karfl› ç›karak blok tav›r gelifltirdiler. IMF’nin uygulad›¤› politikalar sonucu birçok ülke tar›m› bitirilme aflamas›na getirilmifl durumdayken ABD ve AB aç›s›ndan yaflanan tablo çok daha farkl›. Ülkedeki sermayenin büyük bir bölümünü tar›msal deste¤e ay›ran ABD’nin geçti¤imiz günlerde bu konuda yapt›¤› son düzenlemeler yar›


18

17

sömürge ülkelere uygulanan politi- toplam 23 ülke blok tav›r koyarak kalar›n kavranmas› aç›s›ndan ol- bu dayatmay› kabul etmedi. Zirvedukça önemli. ABD’de meclisten deki bu bloklaflman›n niteli¤ini kavonaylanarak geçen “Tar›m Sübvan- ramak aç›s›ndan Brezilya’y› örnek siyon Yasas›” olarak adland›r›lan verirsek; Brezilya Cancun’da ABD yasaya göre önümüzdeki 10 y›l için- politikalar›na karfl› ç›karken, di¤er de ABD’li üreticilere 180 milyar do- taraftan da ABD ile tüm Amerika lar yani yaklafl›k olarak 250 katril- Serbest Ticaret Anlaflmas› (FTAA) yon lira sübvansiyon aktar›lacak. görüflmelerine devam ediyor. Ve bu yat›r›mla sübvansiyon oran› bir anda yüzde 80 oran›nda art›r›lCANCUN’DAK‹ m›fl olacak. ABD’de mevcut çiftçi PROTESTOLAR EZ‹LENLER‹N say›s› ise sadece 2 milyon. Ayr›lan ZAFER‹ M‹? sübvansiyonla mevcut çiftçi oran› Seattle’da 1999 y›l›nda yap›lan hesap edildi¤inde her bir çiftçi bafl›- DTÖ toplant›s›ndan bugüne emna düflen miktar 125 milyar liraya peryalistler aç›s›ndan hüsranla bidenk düflmekte. Bu konuda AB’nin ten toplant›lardan biri oldu Canuygulamalar› da ABD’nin uygula- cun’daki toplant›. Hat›rlanaca¤› malar›ndan geri de¤il. Ortak tar›m üzere Seattle’da yap›lan zirveyede politikas› olarak formüle edilen ya- damgas›n› vuran “küreselleflme” saya göre bu y›l sübvansiyonlara karfl›tlar›n›n eylemleri olmufltu. Arayr›lan bütçe 42.8 milyar Euro ola- d›ndan Davos Zirvesi de yine bir rak belirlenmifl. Bu da Avrupada çok ülkeden gelen “küreselleflme” çiftçi bafl›na y›lda 5560 dolar yani karfl›tlar›n›n ey7.5 milyar lira destek demek. Bugün lemleriülkemizdeki destekleme oran›n› dü- n e flündü¤ümüzde ise yap›lan y›k›m politikalar›n› anlamak daha kolay. Birçok tar›msal ürünün bi“Tüm yurttafllara tirilmeye çal›fl›ld›¤› ülkeuyar›m, insanl›¤›n art›k mizde tar›m, emperyalist tehlikeli bir durumda kurulufllar›n eline tesoldu¤udur. Kontrol lim edilmifl durumda. edilemeyen çokuluslu Bu durum sadece flirketler ile bir avuç ülkemiz aç›s›ndan de¤il birçok yar›WTO üyesi, insanl›k sömürge ülke di¤er çevreye zarar aç›s›ndan geçerveren, çiftçileri öldüren li bir tablo ve yarat›yor. ABD antidemokratik bir kendi ülkesinde küreselleflmenin bafl›n› yapt›¤› yat›r›mlarla m›s›r, paçekiyorlar. Bu derhal muk, pirinç, durdurulmal›.” bu¤day gibi ürünlerin üretimini gelifltirirken, bu ürünlerin di¤er ülkelerde üretilmesine kota getirerek, kendi tar›m sektörünü mevcut dünya pazar›nda koruma politikas› izlemektedir. Tar›m ülkesi olan hat›rlanaca¤› gibi bu¤day, pamuk, f›nd›k gibi ülkemizde üretime elveriflli ürünlere kota getirilerek belli böl- e v gelerde üretimi yasaklanm›flt›r. sahipli¤i Çünkü bu ürünler dünya pazar›nda yapm›flt›. CanABD’nin sundu¤u miktardan daha cun’da yaflanan tabloda benzer flefazla sürülerek daha ucuza sat›la- kilde geliflerek ülke ve dünya kamubilmektedir. ABD sübvansiyonu ar- oyunun gündemine oturan yap›lan t›rarak pazardaki bu rekabeti kendi protestolar oldu. Cancun’da bir anpay›na gelifltirerek var olan eflitsiz- lamda yabanc›s› olmad›¤›m›z bu li¤i biraz daha derinlefltirmifl du- görüntülerin yan›s›ra toplant›n›n firumda. Ürünlere kota uygulamas›- yaskoyla sonuçlanmas›n› ezilenlen›n dayat›ld›¤› Arjantin, Hindistan, rin mücadelesi aç›s›ndan nas›l dePakistan, M›s›r gibi ülkeler DTÖ zir- ¤erlendirece¤imiz önemli. Yaflanan vesinde ABD ve AB’nin destekle- geliflmeleri abart›l› bir yaklafl›mla menin kald›r›lmas› dayatmas›na ele ald›¤›m›zda ç›karaca¤›m›z soekonomilerinde yaflad›klar› darlafl- nuç, mevcut gerçekli¤i yans›tacak man›n ve bu politikan›n yaratt›¤› bir nitelikte olmayacakt›r. Bu ana¤›r krizin etkisiyle karfl› ç›kt›. Bu ül- lamda yap›lan eylemliklerin hangi kelerin yan›s›ra DTÖ zirvesinde zeminde geliflti¤ini, kimlerin önderBrezilya, Çin, Afrika, Meksika, Ni- lik etti¤ini görmek önemli. Bu yaflajerya ve Kenya’n›n da bulundu¤u nanlar› objektif de¤erlendirmemizi

de sa¤layacakt›r. Kendilerine çeflitli isimler vererek bir araya gelen bu çevrelerin hareketinin yükseldi¤i zemin “küreselleflme” politikalar›n›n sonucundan hareketle gelifliyor. “Küreselleflmenin” insani olmayan, çevreye zarar verici sonuçlar›na karfl› geliflen tepkiler, daha çok bu politikalar›n kendilerine zarar veren boyutuyla s›n›rl› kal›yor. Yani karfl› ç›k›fl y›lan›n, kendisine dokunan yan›yla s›n›rl›. Yaflananlar›n bir sistem sorunu oldu¤u kavray›fl›ndan ve bak›fl aç›s›ndan uzak darlaflt›r›lm›fl bir tarzla ele al›n›yor. Ve bu biçimiyle de sistemin, var olan siyasi iktidarlar›n kendisini hedef alan bir yönelimden ziyade belli dönemlerde gündeme gelen bu tarz toplant›, zirve ve ziyaretlerde kendini gösteren bir hareketlilikle s›n›rl› kal›yor. Bunlarla beraber bu hareketler nitelik olarak Marksizm düflman› troçkist, anarflist grup, çevre ve örgütlerin bir araya gelerek

oluflturduklar› bir hareket olma niteli¤ine de sahip. Bu haliyle de bu hareketler için iktidar hedefi olmad›klar›n› vurgulaman›n yan›s›ra örgütlü bir hareket olmad›klar›n› da belirtmek gerekir. Nitelik olarak zaafl› bu tür noktalar› kendi içinde tafl›yan bu hareketlerin mücadeleleri bir anl›kt›r. Bugün Cancun’da ortaya konulan tepki, bir süre devaml›l›¤›n› sa¤lasa da bir süre sonra sönmeye mahkumdur. Çünkü hedef mevcut sistem de¤il, mevcut politikalar›n sonuçlar›. Örgütlü ve sistemli olmayan bu mücadelenin dünyan›n ezilen halklar› aç›s›ndan sa¤layaca¤› kazan›m da yine bu niteli¤inden ba¤›ms›z olmayacakt›r. Anti-emperyalist mücadele aç›s›n-

26 Eylül-9 Ekim 2003 dan bu tepkiler önemli iken hedefleri ve talepleri bak›m›ndan da bilinçlerde belli bir bulan›kl›¤›n yarat›lmas›na neden olabilmektedir. Örgütlü olmayan bu tarz hareketlilik ve mücadelenin tek kazan›m› bir dönem öfkenin diri tutulmas›d›r. Cancun’da harakiri yaparak kendini öldüren Koreli pirinç çiftçisi Lee Kyung-Hae ölümünden önce da¤›tt›¤› mektubunda bu hareketlerin durumunu ortaya koymaktad›r. DTÖ’de görüflülen tar›m politikalar›n›n çiftçiyi öldürdü¤ünü daha önce de dile getiren Lee, çiftçi birliklerini kurduklar›n› ve bu örgütlülükleriyle sorunlar›n› dile getirerek çözmeye çal›flt›klar›n› ifade ederek mektubuna flöyle devam ediyor; “‹çimde bunca zamand›r kanay›p duran sözleri size hayk›r›yorum: WTO görüflmelerini hatal› bir mant›¤a ve diplomatik jestlere dayand›rmaktan vazgeçin... Tüm yurttafllara uyar›m, insanl›¤›n art›k tehlikeli bir durumda oldu¤udur. Kontrol edilemeyen çokuluslu flirketler ile bir avuç WTO üyesi, insanl›k di¤er çevreye zarar veren, çiftçileri öldüren ve antidemokratik bir küreselleflmenin bafl›n› çekiyorlar. Bu derhal durdurulmal›. Aksi taktirde neo liberalizmin ters mant›¤›, küresel tar›m›n çeflitlili¤ini ortadan kald›racak ve tüm insanlar için bir felaket olacak.” Koreli Lee’nin da¤›tt›¤› bu mektuptan yapt›¤›m›z al›nt› yukar›da vurgulamaya çal›flt›¤›m›z durumu da bir anlamda yans›tmaktad›r. Hedefi do¤ru belirlenmifl, sistemli bir mücadele olmad›¤›nda bu tarz eylemlerin sonuç getirmesini beklemek do¤ru olmayacakt›r. Kendini öldüren yafll› çiftçinin emperyalizmin kalbinde bir yara açt›¤› do¤ru ancak al›nan darbe emperyalizm için öldürücü de¤il yaralay›c› olmufltur. Darbenin öldürücü bir nitelik kazanmas› ise ancak MLM’yi rehber alan hareketlerin büyümesi ve geliflmesi ile mümkündür. Bu anlamda kendi üzerimizde duran sorumluluk ise kendi ülkemizde do¤ru, bir önderlik ve bilinçle anti-emperyalist mücadeleyi yükseltmekle olacakt›r. ABD emperyalizminin yo¤unlaflan sald›rganl›¤›na karfl› ülkemizde bu mücadeleyi gelifltirmenin zemini dünden daha fazla mevcut. Bu zemini ve kitlelerde var olan tepkiyi daha fazla patlatarak örgütlemek ise bizim ellerimizde. Bunun için görevlerimize daha fazla sar›larak, sürecin bizlere dayatt›¤› sorumluluklar› yerine getirebilme cesaretini gösterelim.


26 Eylül-9 Ekim 2003

18

18

AKP HÜKÜMET‹N‹N “YÜRÜYEN GEM‹”YE BENZETT‹⁄‹ EKONOM‹

SU ALMAYA DEVAM ED‹YOR Enflasyon k›saca devletin, paran›n de¤erini düflürmesidir. Bunu da karfl›l›¤› olmayan, sadece ka¤›t anlam›na gelen ka¤›t paran›n piyasaya sürülmesidir. Bu durumda emekçilerin ihtiyaçlar›nda da zam anlam›na gelen art›fllar yaflan›r. Bu tan›mlama ile beraber bak›ld›¤›nda yaflanan›n enflasyondaki düflüfl de¤il al›m gücündeki düflüfl yüzünden fiyatlar›n ayn› kalmas› oldu¤u görülmelidir. YOKSULLAfiTIRAN “BÜYÜME” SEFALET‹ ARTIRIYOR Son birkaç haftad›r neredeyse tüm gazeteler, televizyonlar ›srarla hükümetin enflasyonla mücadelede edindi¤i “baflar›”lar› yaz›p çiziyor, anlat›yor. AKP’nin hükümete gelmesinin ard›ndan “kriz ortam›ndan uzaklafl›ld›¤›, IMF’nin bile Türkiye ekonomisindeki büyümeye hayran kald›¤›, ABD’nin asker gönderme flart›na ba¤lad›¤› kredinin ard›ndan her fleyin daha güzel olaca¤›” safsatalar› insanlar›n kafas›na y›¤›nla doldurulmaya çal›fl›l›yor. Hükümete bu övgü dolu methiyeleri s›ralayanlar›n ise görmedikleri, daha do¤rusu görmek istemedikleri gerçek, devletin rakamlar üzerinde oynayarak bu sonuca vard›¤›; bunun yan›nda halk›n al›m gücünün hiç olmad›¤› kadar düfltü¤ü, Türkiye’nin neredeyse “aç” dolaflt›¤›d›r. Yine geçti¤imiz haftalarda Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an’›n Sivas Kongresi’nin y›ldönümü için gitti¤i Sivas’ta kendisini “aç›m, aç” ç›¤l›klar› ile karfl›layan insanlar›n varl›¤› çok geçmeden “enflasyonla mücadelede bir 盤›r açt›¤›n›” iddia eden devletin yalanlar›n› ortaya koyuyor. ‹lk olarak söylemek gerekir ki her ne kadar devlet, rakamlar üzerinde yapt›¤› de¤ifliklikler ile enflasyonu düflürdü¤ünü iddia etse de ekonomi, enflasyon, onlar›n sand›¤› gibi sadece rakamlardan ibaret de¤il. Bu yüzden rakamlar üzerinde yap›lan de¤ifliklikler günlük olarak insanlar› kand›rmaktan daha ileriye gidemez/gitmiyor. Önemli olan bu rakamsal de¤iflikliklerin halk›n yaflam standartlar› içinde kendini göstermesidir. KR‹Z DEVAM ED‹YOR Zaten 2001 y›l› bafllar›nda bafllayan ve giderek derinleflen ekonomik kriz yap›sal bir sorun olmas›ndan kaynakl› ve esas olarak d›fla ba¤›ml› bir ekonomiye sahip olunmas›yla birlikte varl›¤›n› sürdürmektedir. Krizin yafland›¤› dönemlerde yo¤un ve yak›c› etkileri ile karfl› karfl›ya kal›nd›¤› için daha fazla hissedilen açl›k, yoksulluk, sefalet halen devam etmektedir. Zaten genel olarak bakt›¤›m›zda emperyalist/kapitalist sisteme ba¤›ml› olmak demek ya da d›fla yani al›nan borçlara, kredilere ba¤›ml› olmak demek, krizlerin varl›¤›n› da

kabul etmek demektir. Çünkü bu sistemin kendisi zaten krizleri, yükselen enflasyon rakamlar›n›, iflsizli¤i, özellefltirmeyi dayatmaktad›r. Di¤er bir ifade ile emperyalist/kapitalist sistemin do¤as›nda kriz vard›r. Bu, ekonomiler içinde dönem dönem görece “istikrar” sa¤land›¤› iddia edilse de bu da gerçek anlam› ile bir iyileflme ve istikrar anlam›na gelmez. Yani esas olarak egemenlerin “istikrar”dan kastettikleri, ezilenler için istikrars›zl›k anlam›na gelmektedir. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda Türkiye’de flu an yaflanan, görece bir “istikrar” dahi de¤ildir. Egemenlerin ahlaks›z bir flekilde rakamlar ile oynayarak enflasyonu düflük göstermesidir. Bu bir yan› ile halk› aldatman›n çirkin manevralar›ndan biri iken di¤er yan› ile sistemin adeta kendi kuyru¤unu yiyen bir y›lan gibi eninde sonunda a盤a ç›kacak adi yalanlara baflvuracak kadar çaresizleflti¤inin göstergesidir. Yine bugün aç›s›ndan bak›ld›¤›nda hükümetin aç›klad›¤› rakamlar üzerinden gidilerek

zanc› reel olarak % 21.8 geriledi. Böylesi bir ortamda halk›n sat›n alma gücünün düflmesi ile beraber enflasyon rakamlar›nda da bir düflüflün oldu¤unu iddia etmek düpedüz insanlarla dalga geçmek anlam›na gelmektedir. “YÜRÜYEN GEM‹” SU ALIYOR Bu ortamda ekonomideki büyümeden bahsedenlere verilecek en güzel cevap; bunun yoksullaflt›ran, iflsizli¤i, sefaleti art›ran bir “büyüme” oldu¤unu hat›rlatmak olsa gerek. Ekonomiyi “yürüyen bir gemiye” benzeten Baflbakan R. Tayyip Erdo¤an için ise söylenebilecek tek fley, söz konusu olan›n yürüyen bir gemi de¤il su almaya bafllayan, güvertesi delik bir gemi oldu¤u ve içinin de yavafl yavafl su dolmaya bafllad›¤›d›r. Çünkü bir yanda egemenlerin “halk› enflasyona ezdirmedik”, “Enflasyonla en iyi mücadele eden hükümet biziz” söylemleri devam ederken bir yandan da günbegün artan iflsizlik, al›p bafl›n› gitmekte, emekçilerin zam talepleri coplarla, yasaklamalarla ve “te-

enflasyonda “tarihi bir düflüfl” yafland›¤› vb. iddialar ortaya at›lmakta ve bunlar uflak medya taraf›ndan da fliflirilerek kamuoyuna sunulmaktad›r. Fiyatlarda bir düflüfl oldu¤u ve bunun sebebinin de enflasyonun düflmesi oldu¤u kabullendirilmeye çal›fl›l›yor. Oysa iflsizli¤in bu kadar artt›¤› bir ülkede talebin düflmesi ve buna ba¤l› olarak fiyatlardaki art›fl›n gerilemesi normal de¤il mi? Devlet ‹statistik Enstitüsü’nün aç›klad›¤› rakamlar da bu gerçe¤i ortaya koyuyor. D‹E’ye göre bir çal›flan›n ortalama ayl›k ka-

rörist” ilan edilmeleri ile reddedilmekte, insanca yaflam talepleri Erdo¤an’›n azarlamalar› ile karfl›lanmakta, insanlar açl›kla yaflamaya “al›flt›r›lmak” istenmektedir. Yoksullaflt›r›c› bir “büyüme” diyebilece¤imiz bu durumda, “büyüme nerede o zaman” diye sorulabilir. Bunun cevab› ise büyümenin yine egemenlerin kasas›nda, cebinde oldu¤udur. Çünkü kriz ya da yaz›m›z›n as›l konusu olmas› itibar› ile enflasyon, egemenlerin göstermeye çal›flt›klar› gibi onlar›n d›fl›nda, onlardan ba¤›ms›z oluflan ve ege-

menlerin de ona karfl› mücadele verdikleri soyut bir olgu de¤ildir. Tam tersine kendilerinin, kendi politikalar›n›n yaratt›¤› somut bir gerçektir. Yani devlet politikalar›n›n bir sonucudur. Yani egemenlerin kendi sald›r› politikalar›n›n direkt bir sonucudur. Yani daha özcesi o çokça sözü edilen enflasyon canavar› asl›nda sistemin ta kendisidir. Bugün ise egemenler enflasyonu sürekli büyüyen bir canavar, kendilerini ise bu canavara karfl› mücadele eden flövalyeler olarak göstermeye çal›flmaktad›r. Oysa gerçek, onlar›n halka dayatt›¤› y›k›m politikalar›n›n “enflasyon canavar›” denilen olguyu yaratt›¤› ve sürekli ezilenlerin karfl›s›na dikti¤idir. Enflasyon k›saca devletin, paran›n de¤erini düflürmesidir. Bunu da karfl›l›¤› olmayan, sadece ka¤›t anlam›na gelen ka¤›t paran›n piyasaya sürülmesidir. Bu durumda emekçilerin ihtiyaçlar›nda da zam anlam›na gelen art›fllar yaflan›r. Bu tan›mlama ile beraber bak›ld›¤›nda yaflanan›n enflasyondaki düflüfl de¤il al›m gücündeki düflüfl yüzünden fiyatlar›n ayn› kalmas› oldu¤u görülmelidir. Üstelik sesleri k›s›lana kadar “enflasyonu düflürdük” 盤l›klar› atan devletin bu yalanlar›n›n üzerinden çok geçmeden rakamlar üzerinde yapt›¤› oyunlar a盤a ç›kt› bile. Devlet asl›nda enflasyonla mücadele ad› alt›nda bir taflla iki kufl vurman›n hesab›n› yap›yor. Bir yandan emekçilerin her zam talebini “enflasyon canavar› her an hortlayabilir”, “kemerlerinizi biraz daha s›k›n” vb. demagojilerle yan›tlamakta, böylece güvenilirli¤ini ispatlamaya çal›flmakta di¤er yan› ile de insanlar› bekleme psikolojisine sokmaktad›r. Oysa insanlar bir yandan beklerken bir yandan da rakamlara bakt›¤›m›zda gördü¤ümüz gerçekler varl›¤›n› sürdürmektedir. Örne¤in; 1931 y›l›nda bir ö¤retmen maafl› ile 171 litre zeytinya¤› al›n›rken bugün ise en yüksek ö¤retmen maafl› ile ancak 80 litre zeytinya¤› al›nabiliyor. Yine ayn› y›l bir ö¤retmen maafl› ile 164 kg et al›nabilirken bugün ise sadece 64 kilo et al›nabilmektedir. Bu uçurum misali fark ve düflüfl, devletin anlatt›¤› “enflasyon düfltü” masallar›n›n gerçek anlam›n› da göstermektedir. Al›m gücünde yaflanan bu gerileme her fleyi ortaya koymaktad›r.


19

18 IMF KRED‹LER‹ ‹ST‹KRAR DE⁄‹L ‹ST‹KRARSIZLIK GET‹R‹YOR Yine rakamlara dönersek AKP hükümeti bir yandan yaflanan sanal düflüfl ile övünürken bir yandan d›fl borç sto¤unda dörtte bir oran›nda bir art›fl yaflanmaktad›r. Maliye Bakan› Kemal Unak›tan’›n iftiharla sundu¤u a¤ustos ay› bütçe harcamalar›nda baz› harcamalar eksik gösterilmekte, böylece sanki “büyüme var” havas› yarat›lmak istenmektedir. Özellikle sosyal güvenlik kurulufllar›na giden giderler, bir flekilde azalt›larak enflasyon düflüyormufl gibi bir izlenim verilmek istenmektedir. Ancak yukar›da da “yoksullaflt›ran büyüme” olarak adland›rd›¤›m›z bu “büyüme” bir yana, bir de iflsizlikte yaflanan büyüme var. Araflt›rmalara göre bu y›l›n ilk çeyre¤inde iflsiz say›s› geçen y›l›n ayn› dönemine göre 159 bin kifli artarak 2 milyon 418 bine ulaflt›. Yine ayn› verilere göre sadece temmuza¤ustos aylar› aras›ndaki k›sa dönemde 3 bin 336 kifli iflini kaybetti. Yani temmuz ay›nda 58 bin 969 olan iflsizlik sigortas›ndan yararlananlar›n say›s› a¤ustos ay›nda 62 bin 335’e ç›kt›. ‹flte as›l büyümenin nerede oldu¤u bu rakamlardan da anlafl›labilir. Ekonomideki büyümeden bahsedenlerin ise iki yüzlülükleri bu rakamlar ile ortaya ç›kart›labilir. Baflka bir araflt›rma yapan Türk-‹fl’in araflt›rma raporuna göre A¤ustos 2003 itibar› ile açl›k s›n›r› 446 milyon 370 lira. Yoksulluk s›n›r› ise 1 milyar 356 milyon 748 bin li-

B

rad›r. Y›lbafl›na göre bu rakamlardaki art›fla bak›ld›¤›nda ise yine adeta bir uçurumla karfl›lafl›yoruz. Y›lbafl›na göre açl›k s›n›r›ndaki art›fl 66 milyon; yoksulluk s›n›r›ndaki art›fl ise 202 milyon lirad›r. Yani daha öz bir ifade ile; aradan geçen sekiz ayl›k dönemde gelirleri sürekli de¤er kaybeden çal›flanlar, daha fazla yoksullaflm›fl ve daha fazla açl›k ile karfl› karfl›ya kalm›flt›r. Asgari ücrette de durum ayn›d›r. Ocak 2003’ten itibaren 225.999.000 TL’ye yükseltilen asgari ücret, aradaki sekiz ayl›k süreç içinde sabit tutulmufltur. Bu verilere her gün bir yenisini daha eklemek mümkün. Devletin sürekli olarak vurgulad›¤› konulardan biri haline gelen enflasyondaki düflüfl ve ekonomideki yükselmenin yan›nda bir de IMF kredilerinin bu büyümedeki rolü ve gereklili¤i olmaktad›r. Oysa hepimizin bildi¤i en somut gerçek, IMF kredileri ile hiçbir ülkenin ekonomisinin istikrar sa¤layamayaca¤›d›r. Yap›lan araflt›rmalarda verilen rakamlar da bu gerçe¤i bir kez daha onaylatmaktad›r. IMF program›n› uygulayan her ülkede kamu harcamalar› k›s›lmakta, milli gelir azalmakta, paran›n de¤eri düflmektedir. Ve bunlara ba¤l› olarak da sefalet ve yoksulluk artmaktad›r. O zaman flöyle bir soru akla gelebilir. Madem ki IMF kredileri bu ülkeleri bu denli büyük krizlere sürüklemektedir, o zaman neden bu kredilerde ›srar edilmektedir? Bunun cevab›n› neredeyse zincirleme bir flekilde devam eden borçlanma hareketlerinde ve faiz bütçelerinde bulabiliriz.

26 Eylül-9 Ekim 2003

IMF dayatmalar› ile ekonomilerinin büyüdü¤ü iddia edilen ancak as›l olarak ekonomileri y›k›ma sürüklenen ülkeler aras›nda Bryan Johnson ve Brett Schaefer’›n yapt›¤› araflt›rman›n sonuçlar›, bu y›k›c›l›¤› oraya koymaya yetmektedir. IMF politikalar›n› uygulayan 89 ülkeyi inceleyen araflt›rmac›lar, 1965’ten 1995’e kadar bu ülkelerdeki ekonomik olaylar› incelemeye alm›fl ve ortaya ç›kard›klar› rakamlar ile IMF’nin gerçek yüzünü ortaya koymufllar. Bu ülkelerin istisnas›z hepsinde kifli bafl›na düflen milli gelir azalm›fl, ülke daha fakirleflmifltir. Birkaç örnek vererek gidersek; Örne¤in Afrika’daki ülkelerin toplam y›ll›k geliri Belçika’n›n y›ll›k gelirini ancak geçmektedir. Yine

Enflasyon, egemenlerin göstermeye çal›flt›klar› gibi onlar›n d›fl›nda, onlardan ba¤›ms›z oluflan ve egemenlerin de ona karfl› mücadele verdikleri soyut bir olgu de¤ildir. Tam tersine kendilerinin, kendi politikalar›n›n yaratt›¤› somut bir gerçektir. Yani devlet politikalar›n›n bir sonucudur. Yani egemenlerin kendi sald›r› politikalar›n›n direkt bir sonucudur. Yani daha özcesi o çokça sözü edilen enflasyon canavar› asl›nda sistemin ta kendisidir.

ir yanda egemenlerin “halk› enflasyona ezdirmedik”, “enflasyonla en iyi mücadele eden hükümet biziz” söylemleri devam ederken bir yandan da günbegün artan iflsizlik, al›p bafl›n› gitmekte, emekçilerin zam talepleri coplarla, yasaklamalarla ve “terörist” ilan edilmeleri ile reddedilmekte, insanca yaflam talepleri Erdo¤an’›n azarlamalar› ile karfl›laflmakta, insanlar açl›kla yaflamaya “al›flt›r›lmak” istenmektedir.

Mozambik’te IMF talimatlar› ile maun cevizi iflleme sektörü tamamen yok edilmifl ve bunun sonucu olarak ço¤u kad›n 10 bin iflçi iflinden olmufltur. Baflka bir örnek olarak Bolivya verilebilir. Bolivya’da IMF dayatmalar›n›n hayata geçirilmesinin ard›ndan yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yaflayan köylülerin oran› % 95’e f›rlam›flt›r. Ayn› flekilde Kolombiya’da tarihinin en büyük krizini yaflayarak iflsizlik oran›n›n % 19’lara f›rlamas›na neden olan da ayn› politikalard›r. Bu apaç›k kölelefltirme demektir. Önce kredilere muhtaç hale getirmek, ard›ndan da kredileri adeta zincirleyerek ülkenin neredeyse solungaçlar› haline getirerek kredisiz yaflayamaz bir durumda b›rakmak. Bu apaç›k bir y›k›m asl›nda. Ama farkl› göstermeye çal›flanlar, buna “ekonomik büyüme” ad›n› vermeye çal›fl›yor. Oysa bu t›pk› yukar›da farkl› ülkelerden verdi¤imiz örnekler gibi adeta bir y›k›md›r. Art›k iflah olmaz s›n›rlara ulaflm›fl bir enflasyon, her seferinde faiz bütçesi haline gelen aç›k dolu bir bütçe, süregiden bir borç sarmal› ve bunun yan›nda artan iflsizlik, y›k›m, sefalet, açl›k… Süregiden d›fl borç a盤›, süregiden ve kal›c› enflasyon ve borç/faiz ikileminde y›k›lan, bo¤ulan ekonomi… KANLI ‹fiGAL KRED‹LER‹ BA⁄IMLILI⁄IN KANITI Bugün yine devletin “enflasyonu düflürdük” 盤l›klar›n›n yan›nda att›¤› 盤l›klardan biri de sürekli olarak IMF kredilerinin olmazsa olmazl›¤›d›r. Söz konusu bu krediler olmad›¤› koflullarda, ülkenin asla kendi ayaklar› üstünde duramayaca¤› vb. söylemler ile halka karfl› IMF’ye ba¤›ml›l›klar›n› meflrulaflt›rmak isteyen egemenler, bugün buna yeni bir halka daha ekleyerek kredileri Irak’a asker göndermeye endekslemifl durumdad›r. Yani ABD’nin Irak halk› üzerinde estirdi¤i teröre ortak olursak, iflgalcilerle birlikte Irak halk› üzerinde terör estirirsek yani iflgale ortak olursak o zaman “krediyi hak etmifl” olaca¤›z. Üzerinden kan damlayan krediler verilecek, ancak bu krediler de yine egemenlerin kasalar›n› doldurmak için kullan›lacakt›r. Yani bugün Irak halk›n›n kan› üzerinden kredi pazarl›¤› yap›lmakta ve Türk hakim s›n›flar› da buna yeflil ›fl›k yakmaktad›r. Sonuç olarak bir devlet politikas› olan enflasyonla mücadele etmek ayn› zamanda emperyalizmle ve onun yerli uflaklar› ile de mücadele etmek anlam›na gelmektedir. Çünkü yukar›da da bahsini etti¤imiz gibi enflasyon canavar› egemenlerden ba¤›ms›z de¤ildir. Enflasyon canavar› asl›nda emperyalist/kapitalist sistem ve onlar›n yerli uflaklar›d›r.


26 Eylül-9 Ekim 2003

20

18

Halk›n örgütlü gücüne güvenerek

CESUR ADIMLAR ATMAKTA ISRARCI OLALIM! ✓ Misyonumuzu oynama yerine, hayali beklentiler içine girmek “niye olmuyor” vb. sorular›n› pefl pefle s›ralamak bir meziyet de¤ildir. Önerilerimiz ve elefltirilerimiz gücünü gerçeklerden almal›d›r, somut durumumuzdan almal›d›r. Gücünü gerçeklerden almayan öneriler, elefltiriler köksüzdür. Yine de¤ifltirme ve dönüfltürme gücüne sahip olmayan elefltiriler, bofla harcanan zamandan baflka bir anlam ifade etmez. Somut öneriler, somut müdahaleler…. olmas› gereken bunlard›r. Havada uçuflan, gerçekli¤imizle uyuflmayan öneriler sunmak ya da her olayda olumsuzluk aramak ve her fleyi kendimiz yeni keflfetmifl gibi davranmak sorunlar›m›za çözüm olmaktan çok yeni sorunlar eklemeye yarar.

Proletarya Partisi’nin yedinci oturumuyla birlikte at›lan olumlu ad›mlar devam etmekle birlikte, hala yaflad›¤›m›z sorunlar›n oldu¤u bir gerçekliktir. Bu eksikleri aflman›n en birincil yolu edindi¤imiz tecrübeler ile daha ileri ad›mlar atmakt›r. Sürece müdahalemiz, sorunlara kafa yoruflumuz eksiklerimizi gidermenin temel mant›¤› olmal›d›r. Yak›nmac›l›k, pratikten kopuk söylemleri tekrarlamak, elefltirmek için elefltirmek, küçük ayr›nt›larda tak›l›p kalmak sorunlar› çözmenin reçetesi de¤ildir/olamaz da. Tam tersine bunlar bunal›m›n reçeteleridir. Bu reçetelerin ana fikirlerinden biri de kendisini bütünün, kolektifin bir parças› olarak görmeme ve her zaman olumsuzluklardan muaf tutma durufludur. Herfleyi özellikle olumsuzluklar› kendi d›fl›nda gören bu anlay›fl, baflkalar›n› yarg›lamada, elefltirmede hiçbir s›n›r tan›maz. Ayn› flekilde elefltiri sürecinde kiflinin ya da kolektifin içinde bulundu¤u nesnel koflullar›, objektif durumu hiç hat›rlamaz. Ama ifl kendi yanl›fllar›na, hesap vermeye gelince verilecek hesab›n s›n›rlar›n› iyice daralt›r. En basit görevi dahi neden yerine getirmedi¤i sorusunun yan›t›n› verirken; partinin, örgütün içinde bulundu¤u durumla bafllar ve sözlerini koflullar ile bitirir. Öyle bir anlat›r ki nerede bir yanl›fl yap›lm›flsa ya da yap›lmas› gereken bir fley yap›lmam›flsa tek sorumlu kolektif olur, parti olur. Olumsuz olan› partiye, örgüte; olumlu olan› kendine yontan bu anlay›fl asl›nda kendini partinin, örgütün d›fl›nda tutan bir anlay›flt›r. Çünkü kiflinin eksiklerinde partinin, kolektifin pay› ne kadar ise olumluluklar›nda da ayn› pay

vard›r ve bunu görmek gereklidir. Olmas› gereken, bir olay› de¤erlendirirken d›fl faktörleri -yani uluslararas› geliflmeleri, devrimci ve komünist hareketin içinde bulundu¤u durumu, koflullar› vb.- hesaba katmak zorunday›z. Ama tüm baflar›s›zl›klar›m›z› d›fl›m›zdaki objektif tabloyla aç›klamaya kalkarsak, en s›radan baflar›s›zl›klar›m›z› baflka komite, kiflilere vb. ba¤larsak, her fleyden önce kendi kendimize haks›zl›k etmifl oluruz. Bunun nedeni; birinci olarak kendimize karfl› öz-elefltirel bir tutum içine girmedi¤imizden dolay› eksikliklerimizi gidermenin, yanl›fllar›m›zdan ar›nman›n yolunu kendi elimizle t›kam›fl oluruz. ‹kinci olarak; her fleyi kendimizin d›fl›nda ararsak do¤al olarak kendimize de bir misyon yüklememifl oluruz. E¤er devrimcilik de¤ifltirme ve dönüfltürme eylemiyse, burada d›fl›ndaki olumsuzluklar› de¤ifltiren, dönüfltüren bir eylemden, iradeden söz edemeyiz. Burada sadece bireyle s›n›rl› kalm›fl “do¤rulardan” söz edebiliriz. Bireylerle s›n›rl› kalm›fl “baflar›lar” ise devrim davas› için bir fley ifade etmez. Bu düflünce tarz›n›n baflka bir yans›mas› ise yukar›da anlatt›klar›m›z›n d›fl›nda, yaflanan olumsuzluklar› imkans›zl›klar ile aç›klar hale gelmektir. Yapamad›¤›m›z her fley elimizde olmayan imkanlar yüzünden yap›lamam›fl olur ve bir ad›m sonra sadece yine d›fl›m›zdakiler “suçlu” olmaya bafllar. “Bize imkan sunmas› gerekenler sunmam›flt›r” ve özelefltirimiz bunlarla yani baflkalar›n›n de¤erlendirmeleri ve imkans›zl›klar›m›z› anlatmakla s›n›rl› kal›r. Oysa imkans›zl›klar sadece birkaç kiflinin, komitenin sorunu de¤ildir.

✓ Kendimize ve partiye güvenmeden yürüyemeyiz. Özellikle yedinci oturum ile birlikte önemli bir hamle yap›lm›flt›r. Bu hamle küçümsenmemelidir. Ancak, bu hamlenin bir ilk hamle niteli¤inde oldu¤u da görmezden gelinmemelidir. Geçen süreci inceledi¤imizde bunun do¤ru bir belirleme oldu¤unu görebiliriz. Bununla birlik te bir ilerlemenin ve geliflmenin de oldu¤u görülmekte dir. Do¤ru müdahalelerin, Konferans kararlar›na uygun ad›mlar›n kitlelerle iliflkilerimizin geliflimine hizmet etti¤i, politik geliflmelere yönelik do¤ru politikalar›n bir hareketlilik kazand›rd›¤› görülmüfltür. Hepimiz belli olanaklar›n yoklu¤unda bir fleyler yapmaya çal›fl›yoruz. Oysa genel aç›dan bak›ld›¤›nda yeni olanaklar, imkanlar yaratacak olan da bizden baflkas› de¤ildir. Hiçbirimiz hiçbir fleye s›f›rdan bafllam›yoruz. Elimizde k›s›tl› imkanlar olabilir ama bu bir fley yok anlam›na gelmemektedir. Varolan› büyütmek, ona yeni olanaklar eklemek, bizden sonrakine daha çok olanaklar b›rakmak ise her zaman olmas› gerekendir. ELEfiT‹R‹LER‹M‹Z GÜCÜNÜ GERÇEKLERDEN ALMALIDIR Kendini her fleyden muaf tutan bu yanl›fl düflünüfl tarz›n›n iyice boyutland›¤› durumlarda art›k partiyi, kolektifi elefltirme hastal›¤› da diyebilece¤imiz durumlar ortaya ç›kar. En basit durumlarda bile art›k suçlu olan, yanl›fl yapan, eksik davranan partidir, örgüttür, kolek-

tiftir. Yap›lmas› gereken bir fley yap›lmam›flsa parti yeterince kavratamam›fl; kifli parti de¤erlerini koruyamam›flsa parti o bilinci verememifl; parti kültürüne uygun hareket edilmemiflse parti flekillendirememifl, parti olanak sunmam›fl vb. vb. bu örnekleri dünya kadar ço¤altmak mümkün. Bu örnekleri verirken elbette ki yaflanan olumsuzluklar› genelden kopuk, olumsuzluklar› bütünden ba¤›ms›z ele alm›yoruz. Ancak bu yaklafl›m ayn› zamanda kiflinin iradesini, kavray›fl›n›, bilincini dumura u¤ratan, yok sayan bir anlay›flt›r. ‹nsan›n kendi kendine müdahalesini; çeliflkinin, dönüfltürücü gücün, yani motorun kiflinin kendi içinde oldu¤u gerçe¤i unutularak yap›lan bu “elefltiriler” do¤al olarak da geliflime hizmet etmemektedir.


21

18 Kendini her fleyin d›fl›nda gören bu düflünüfl tarz›n›n yaflad›¤›m›z sorunlara, eksiklerimize çözüm olmas› bu nedenlerden dolay› mümkün de¤ildir. Çünkü kendini çözüm mekanizmas› olarak görmemektedir. Ve zaten objektif de¤erlendirme yapmad›¤› için çözümü de do¤ru koyacak durumda de¤ildir. Problemli bu düflünüfl tarzlar›, problemli pratikler yarat›r. Buna döne döne vurgu yapmam›z›n nedeni, var olan tabloyu onaylamak ya da hofl görmek de¤ildir. Ya da elefltirilerden sak›nmak, tüm sorunlar› kiflilere y›kmak de¤ildir. Tam tersine yanl›fl giden bir fleyler varsa bu tabloyla asla uzlaflmamak ve bar›fl›k yaflamamak gerekir. Yanl›fl nerede ise müdahale etmek gerekir. Ama tüm sorunlar› yeni keflfediyormufl ya da ilk kez kendimiz icat ediyormufluz gibi davranmak da do¤ru de¤ildir. Bugün yaflad›¤›m›z eksikler, zaaflar, düfltü¤ümüz hatalar dünden bugüne oluflmufl fleyler de¤ildir. Ancak bugün yap›lan bunlar›n de¤ifltirilmesi için somut ad›mlar at›lmas›d›r. Nerede hatalar›n oldu¤u tespit edilerek yaralara, hastal›¤a doktor müdahalesi yap›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Ad› konulmufl, teflhis edilmifl bir hastal›¤› tekrar tekrar adland›rmak çözüm üretti¤imiz, hastay› iyi etti¤imiz anlam›na gelmez. De¤ifltirmek için öncelikle varolan› çözümlemek gerekti¤i do¤rudur. Bugün zaten bu çözümlemeler ortadad›r. Yaflanan sorunlar›n ana nedenleri tart›fl›lm›fl, ortaya konulmufltur. fiimdi pratik ad›mlar atman›n, görevleri-

mize sar›lman›n üzerine yo¤unlaflmak gerekmektedir. Misyonumuzu oynama yerine, hayali beklentiler içine girmek “niye olmuyor” vb. sorular›n› pefl pefle s›ralamak bir meziyet de¤ildir. Önerilerimiz ve elefltirilerimiz gücünü gerçeklerden almal›d›r, somut durumumuzdan almal›d›r. Gücünü gerçeklerden almayan öneriler, elefltiriler köksüzdür. Yine de¤ifltirme ve dönüfltürme gücüne sahip olmayan elefltiriler, bofla harcanan zamandan baflka bir anlam ifade etmez. Somut öneriler, somut müdahaleler…. olmas› gereken bunlard›r. Havada uçuflan, gerçekli¤imizle uyuflmayan öneriler sunmak ya da her olayda olumsuzluk aramak ve her fleyi kendimiz yeni keflfetmifl gibi davranmak sorunlar›m›za çözüm olmaktan çok yeni sorunlar eklemeye yarar. “Neden olmuyor” sorusunun cevab› ise as›l olarak kendi prati¤imizde ve kafa yoruflumuzda gizlidir. “Neden yapamad›¤›m›z›/yapmad›¤›m›z›” çözdü¤ümüzde onu da çözmüfl oluruz. KEND‹ GÜCÜMÜZE VE PART‹YE GÜVENEL‹M En önemli noktalardan biri de geliflmeleri görmek zorunlulu¤udur. Bu hem kendimize hem de partiye olan güvensizli¤imizin afl›lmas›nda etkili olacakt›r. Çünkü kendimize ve partiye güvenmeden yürüyemeyiz. Özellikle yedinci oturum ile birlikte önemli bir hamle yap›lm›flt›r. Bu hamle küçümsenmemelidir.

PUSULA PART‹Y‹ GÖZBEBE⁄‹M‹Z G‹B‹ KORUYARAK, SÜRECE MÜDAHALE EDEL‹M! Bizler her zaman gerçekleri savunma cüretini gösterme kararl›l›¤›na sahip olmal›y›z. Çünkü gerçek, bugün istemedi¤imiz bir durum da olsa halk›n, ezilenlerin ç›karlar›na uygun oland›r. Eninde sonunda hakim gelecek olan odur. Gerçekleri görmez ve savunmazsak ve aç›klama cüretini göstermezsek ona uygun çözümlemeler de getiremeyiz. Hayaller ve olmas›n› istediklerimiz üzerine kurulu dünyalar›m›zla bafl bafla kal›r›z. Oysa gerçekler do¤ru olanlard›r. Proletarya Partisi’nin süreci de asl›nda bu aç›lardan bak›ld›¤›nda durumunu tahlil eden, gerçekli¤ini gören ama bunu kabullenmeyen, bununla yetinmeyen, gücünü abartmayan ama önüne hedefler koyan, sadece sözcüklerden ibaret olmayan yönelim ve görevler için kafa yoran bir süreçtir. Öncelikle bunu kavramak gerekmektedir. Abart›l› ve gerçeklere dayanmayan belirlemeler, oku hedefe de¤il bofla f›rlatmam›z anlam›na gelecektir. Oysa bizler inatç› ama bilimsel; iddial› ama ayn› zamanda gerçekçi olmal›y›z. En önemlisi de partiyi göz bebe¤imiz gibi koruman›n her türlü bedelini

ödemeye haz›r olmal›y›z. Partiyi göz bebe¤i gibi korumaktan elbette ki onu elefltirmemek, yanl›flla bar›fl›k yaflamak anlafl›lmamal›d›r. Partiyi korumak as›l olarak yanl›fllara, eksiklere, sapmalara karfl› uyan›k olmak, parti düflmanlar›na karfl› atak olmak, partiye karfl› aç›k, samimi ve dürüst olmak anlam›na gelmektedir. As›l olarak partiyi korumak demek ortaya koyduklar›n› sorgulay›c› tarzda incelemek ve kavray›p hayata geçirmektir. As›l olarak hayata geçirmektir diyoruz. Çünkü pratik çok önemlidir. Proletarya Partisi’nin yedinci oturumunda ald›¤› kararlar özgülünde bakarsak; kararlar› kavramak ve as›l olarak hayata geçirmek hayati derecede önemlidir. Çünkü hayata geçirmedi¤imiz/geçiremedi¤imiz tüm kararlar, ka¤›t üzerinde kalmaya mahkumdur. Hayata geçirmek ise bizim çabam›zla ve kendimizi ortaya koymam›zla mümkündür. Al›nan kararlar tek bafllar›na bir fley ifade etmezler. Sorun onlar›n yaflamdaki karfl›l›klar›n› bulmalar›d›r. Bugün her militan›n, her faaliyetçinin dünden daha çok çaba ve emek harcamas›

26 Eylül-9 Ekim 2003

Ancak, bu hamlenin bir ilk hamle niteli¤inde oldu¤u da görmezden gelinmemelidir. Geçen süreci inceledi¤imizde bunun do¤ru bir belirleme oldu¤unu görebiliriz. Bununla birlikte bir ilerlemenin ve geliflmenin de oldu¤u görülmektedir. Do¤ru müdahalelerin, Konferans kararlar›na

geliflmeleri görmeyen ve kendi misyonlar›n› unutanlard›r. Bir fleyler de¤ifliyor. Biz çaba harcad›kça, emek verdikçe bir fleyler de¤ifliyor. Bunu görmek ama abartmamak gerekmektedir. At›lan ad›mlar yüksek bir t›rman›fl›n ilk ad›mlar›d›r. Yürüyüflün temposu ise bize ba¤l›-

uygun ad›mlar›n kitlelerle iliflkilerimizin geliflimine hizmet etti¤i, politik geliflmelere yönelik do¤ru politikalar›n bir hareketlilik kazand›rd›¤› görülmüfltür. Bu çal›flma tarz› bilimsel olarak do¤rudur. Bugün yaflanan geliflmeleri görmezden gelerek, kifliler üzerinden mücadeleye olmazl›k payesi biçenler, “bir fley de¤iflmiyor” incilerini s›ralayanlar varolan

d›r. Yürüyüflün temposunun h›zlanmas› daha üst düzeyde Marksizm-LeninizmMaoizm bilimini kuflanmak, partiye ve kitlelere güvenmek, sorunlar›m›z› parti ile çözmek, örgütlü olmak, öz veri ruhunu yaflama geçirmek, sorunlar karfl›s›nda y›lmamakla ilintilidir. Sorunlar d›fl›m›zda olmad›¤› gibi çözümleri de d›fl›m›zda de¤ildir.

zorunludur. Çünkü süreç bunu dayatmaktad›r. Bir de¤il birden fazla sorunla u¤raflmak, kafa yormak, çözüm için çaba harcamak hepimizin görevidir. ‹kinci toplant›da vurgusu yap›lan “Partiyi örgütle cesaretle ilerle” slogan› bu çerçevede anlam kazanan bir slogan olacakt›r. Proletarya Partisi’nin yedinci oturumunda ortaya koydu¤u yönelim ve anlay›fl›n d›fl›nda kalan, tüm örgütlenme ça¤r›lar›na kulaklar›n› s›k›ca kapayan, parti ile yürümeyi reddedenlerin pratik duruflu asl›nda devrim karfl›s›ndaki durufllar›n›n da ifadesidir. Çünkü Proletarya Partisi yedinci oturumdan sonra tüm militanlar›n›n, faaliyetçilerinin önüne hareketsizi hareketli k›lma; örgütsüzü örgütleme anlay›fl›n› ve yönelimini koymufltu. Bu da “çevremizde örgütsüz kimse kalmayacak”, “herkesin yapaca¤› bir fleyler vard›r ve yapmal›d›r” anlay›fl› ile yaflama geçirilmeye çal›fl›lm›flt›r. Bunun belli ad›mlar›, yap›lan kitle faaliyetleri s›ras›nda at›lm›fl ve belli getirileri de olmufltur. Yeni iliflkiler yakalanm›fl, belli oranda ileriye tafl›nm›flt›r. Komiteleflme yönünde ad›mlar at›lm›fl k›sacas› belli oranda verim al›nm›flt›r. Bu kazan›mlar göstermektedir ki Proletarya Partisi’nin koydu¤u hedefler, ulafl›lmayacak, yap›lamayacak hedefler de¤ildir. Sorun bu kararlar› hayata geçirecek militanlar›n durufludur.

Bu aç›lardan bak›ld›¤›nda ve sürecin yak›c›l›¤› göz önüne al›nd›¤›nda koflullar›n emretti¤i do¤rultuda at›lan her ad›m, oldukça önemlidir ve sayfalar dolusu yaz›lardan, an›larda kalan tecrübelerden daha k›ymetli, de¤erli ve önemlidir. Partinin yön vermedi¤i pratiklerin s›n›f mücadelesine hiçbir katk›s› yoktur. Bugün s›n›f mücadelesinde olman›n tek ve en ön flart› örgütlü olmakt›r. Bunun d›fl›nda olmak, olabilecek en kötü yerde olmak demektir. Bu, kifliyi hareketlili¤e de¤il ileriye de¤il, sadece çürümeye tafl›r. Bu anlamda sürecin emretti¤i gibi davranmayanlar, Partiyle de¤il bireylerle yürüyenler, örgütlenme ad›na örgütsüzlük kulvar›nda kulaç atanlar, karalad›kça karaya batanlar, kendi durumlar›na meflruluk arayan ve bireysel amaç ve h›rslar›n›n peflinde koflanlar›n sonu da ayn› batakl›kt›r. Gerçek olan, do¤ru yerde olan ise parti ile yürüyendir. Bunu reddetmek aç›k bir flekilde acizli¤in, zay›fl›¤›n, iradesizli¤in ifadesidir. Tecrübesizlik, deneyimsizlik, teorik yetmezlik bunlar›n hepsi afl›labilecek durumlard›r. Yürüyen bir ceset haline gelmek, kendi duruflunu aç›klayabilmek için yalan dolana baflvurmak zorunda kalmak, ruhsuzlaflmak, parti de¤erlerine yabanc›laflmak, savaflma azmini kaybetmek; as›l afl›lamayacak olan bunlard›r.


26 Eylül-9 Ekim 2003

22

18

Dünyan›n lanetlilerinden

DTÖ PROTESTOLARI Meksika’n›n Cancun kentinde 10-15 Eylül tarihleri aras›nda toplanan Dünya Ticaret Örgütü’nün 5. Bakanlar toplant›s› bu kez de “baflar›s›zl›kla” sonuçland›. Bu sonuç, uluslararas› ticareti liberallefltirme çabalar›n›n, genifl bir yelpazeyi kapsayan protestolarca engellenen 1999’daki Seattle toplant›s›ndan bu yana DTÖ’nün u¤rad›¤› en büyük yenilgi olarak de¤erlendiriliyor. Bu y›lki DTÖ toplant›s›na, yoksul ülkelerin zenginlere karfl› koydu¤u tavr›n yan›nda bir kez daha binlerce insan›n kat›ld›¤› protestolar damgas›n› vurdu. Cancun’da yap›lanlar›n yan›nda Hong Kong ve Filipinler baflta olmak üzere çok say›da gösteriler düzenlendi. Bu eylemlerde “liberallefltirme ve özellefltirme politikalar›na son verilmesi” ça¤r›s› yap›ld›. Protesto gösterilerinin temelini iflsizlik, geri kalm›fl ülkelerin tar›m›na vurulmak istenen darbe, yoksulluk vb. konular oluflturuyordu. PROTESTOLARIN ‹K‹NC‹ BÜYÜK ADRES‹ F‹L‹P‹NLER ‹flçiler, köylüler, flehir yoksullar›, kamu çal›flanlar› ve di¤er sektörlerde çal›flan Filipinliler, 9 Eylül günü 2

günlük Halk Kamp› yapt›lar. Birçok militan örgütün birlikte düzenledi¤i kamp›n ad› “Toprak, ekmek, ifl; Emperyalist talana hay›r!”d› Manila’da militan iflçi ve köylüler, Dünya Ticaret Örgütü’nün toplant›s›na alternatif bir konferans düzenleyerek ülkelerinin Dünya Ticaret Örgütü’nden ç›kmas›n› istediler. KMU (1 May›s Sendikas›) Baflkan› Elmer Labog, yapt›¤› konuflmada “küreselleflme” politikalar›n›n kitlesel iflsizlik, yoksulluk, topraklar›n›n gasp edilmesi, do¤al ve insan kaynaklar›n›n tahrip edilmesinden baflka, halka getirece¤i bir fley olmad›¤›n› ifade etti. 10 Eylül günü de Manila’daki ABD Büyükelçili¤i önünde yine KMU’nun liderlik etti¤i bir gösteri düzenlendi. Bu gösteride konuflan KMU Genel Sekreteri Joel Maglunsod Cancun’da tart›fl›lan çok tarafl› yat›r›m anlaflmalar› ve DTÖ’nün genifllemesinin yerel ekonomilerin çöküflünü derinlefltirece¤ini söyledi. Yine Mendiola’da yap›lan gösteride de Baflbakan Arroyo, emperyalistler taraf›ndan dikte ettirilen ekonomi politikalar›n› uygulamakla suçlanarak, Arroyo’nun Amerika’n›n Asya Pasifik’teki ayak ifllerini istekle yapt›¤› vurguland›.

‹ntifada’n›n üçüncü y›ldönümünde F‹L‹ST‹N’DE ACILAR BÜYÜYOR ABD’nin ‹srail-Filistin sorununu sözde çözmek ad›na çizdi¤i “Yol Haritas›”n›n bozulmas›n›n ard›ndan Filistin yine iflgal, katliam ve imhayla karfl› karfl›ya. 2. ‹ntifada’n›n 3. y›ldönümünde Filistin yaras› kanamaya devam ediyor. Ateflkesin bozulmas›n›n ard›ndan Filistin’de Hamas ve ‹slami Cihad gibi silahl› mücadele veren örgütler ‹srail’e yönelik intikam yemini ederken, ‹srail Siyonistleri ise sald›r›lar›n› azg›nca sürdürüyorlar. Bu sald›r›lar›ndan biri de Filistinlileri aya¤a kald›ran Yaser Arafat’›n sürgün edilmesi için ‹srail Bakanlar Kurulu’nun karar›yd›. ‹srail’in sürgün ve tecritin yan›s›ra öldürme seçene¤ini de içerdi¤ini aç›klad›¤› bu karar üzerine Arafat’›n karargah› önünde toplanan binlerce Filistinli, Arafat’a destek gösterileri yapt›. Gösteriler yaln›zca Ramallah’ta de¤ildi; ülkenin birçok bölgesinde ve dünyan›n birçok ülkesinde benzer eylemler gerçeklefltirildi. ABD’DEN SÜRGÜN’E DESTEK! ‹srail’in bu karar›n›n ard›ndan Malezya, Japonya, Rusya, Endonezya ve Arap Birli¤i sürgün karar›n› k›narken, Birleflmifl Milletler de ‹srail’in sürgün “tehdidine” son vermesini istedi. ABD emperyalistleri bu karar için veto hakk›n› kullanarak bir

kez daha yaklafl›m›n› aç›kça ortaya koydu. Böylece daha önce de üst düzey bir Amerikal› yetkilinin ‹srail gazetelerine verdi¤i demeçte “‹srail ile ABD aras›nda, Arafat’›n sahneyi terk etmesi gerekti¤ine dair bir uzlaflma var zaten. Sorun bu iflin nas›l ve ne zaman olaca¤›” sözleri teyit edilmifl oldu. Bu oylamada ‹ngiltere, Almanya ve Bulgaristan ise “çekimser” kald›. Bu veto ile ‹srail son haftalarda yo¤unlaflt›rd›¤› fliddetin dozaj›n› da art›racak. SABRA VE fiAT‹LA’NIN YILDÖNÜMÜ 16 Eylül 1982’de ‹srail yanl›s› Lübnanl› milisler, ‹srail askerlerinin kuflatt›¤› Lübnan’daki Filistin mülteci kamplar› Sabra ve fiatila’ya girerek FKÖ kaynaklar›na göre 1500’ü aflk›n Filistinliyi katletmiflti. Bu katliamlar›n 21. y›ldönümünde 500 Filistinli ve 60 ‹talyan’dan oluflan grup, fiatila merkezinden bafllayarak kamp yak›nlar›ndaki mezarl›¤a kadar yürüyüfl gerçeklefltirdi. ARAFAT’TAN ATEfiKES ÖNER‹S‹, ‹SRA‹L’DEN SALDIRI ‹srail’e yeniden ateflkes öneren Arafat, bu öneri üzerinde Filistinli örgütlerle de görüflmeler yap›yor. ‹slami Cihad’›n ateflkes istedi¤ini söyleyen Arafat, bu konuda

Hamas’la görüflmelerin devam etti¤ini de ifade etti. Filistinli örgütler, haziran ay›nda ‹srail’e karfl› tek tarafl› ateflkes ilan etmifl, ancak a¤ustos ay›nda ‹srail sald›r›lar›na karfl› ateflkes bozulmufltu. Di¤er yandan ‹srail, Hamas’›n yöneticilerine yönelik sald›r›lar›n› da sürdürüyor. 18 Eylül günü ‹srail iflgal kuvvetleri, Gazze fieridi’nin orta kesiminde Hamas mevzilerine bask›n düzenledi. Hamas lider lerinden fivairah, evine füze isabet etmesi sonucu yaflam›n› yitirdi. MESC‹D‹ AKSA ‹Ç‹N BÜYÜK YÜRÜYÜfi 1948’de iflgal edilmifl topraklarda yaflayan ve ‹srail iflgal devletinin resmi statüsüne göre “‹srailli Araplar” olarak nitelendirilen Filistinliler dün “Mescidi Aksa Tehlikede” slogan›yla, hem Mescidi Aksa davas›na destek hem de bu davaya gösterdikleri ilgiden dolay› zindana at›lan Raid Salah ile arkadafllar›yla dayan›flma amac›yla 20 Eylül Cumartesi günü büyük bir yürüyüfl düzenlediler. Bizzat ‹srail kaynaklar›n›n verdi¤i haberlere göre 1948’de iflgal edilmifl bölgede yer alan Ummu’lFahm flehrinde gerçeklefltirilen büyük yürüyüfle ve gösteriye en az elli bin kifli kat›ld›.

Hindistan’da Maoist gerillalardan sald›r› Hindistan Komünist Partisi (Halk Savafl›)’na ba¤l› gerillalar, ülkenin Dantewada Bölgesindeki Gidham Polis Karakolu’na 14 Eylül günü sald›r› düzenledi. Sald›r›da 3 polis ölürken 7’si de yaraland›. 100 kifli oldu¤u bildirilen gerillalar, karakola dört bir yandan el bombalar› ve silahlarla sald›rd›. Sald›r› öncesi telefon ba¤lant›lar›n› kesen ve Gidham telsiz sistemini de tahrip eden gerillalar, karakolu kullan›lamaz hale getirirken birçok silah ve cephaneye de el koydu. Sald›r›yla flaflk›na dönen polise takviye ekip gönderilmesine karfl›, polisler, Gidham’a ulaflt›¤›nda gerillalar sald›r› bölgesinden ayr›lm›flt›. Gerillalar bir gün önce de Dantewada SP polis konvoyuna bir sald›r› düzenleyerek bir polisi saf d›fl› b›rakm›flt›.


23

18

26 Eylül-9 Ekim 2003

Nepal’de Halk Savafl› fliddetleniyor!

7 Eylül günü 300 kiflilik bir Kraliyet birli¤ini kuflatan Maoist gerillalarla askerler aras›ndaki çat›flma 19 saat sürdü. Helikopterler kaçan askerlere cephane takviyesi yaparken, çat›flmalar›n ard›ndan eski devlet, ölü asker say›s›n› 2 olarak aç›klad›. Bu arada Katmandu da patlamalarla sars›ld›. Gericili¤in alt yap›s›n› tahrip etmeye yönelik eylemler, Yeni Demokratik Devrimini tamamlamaya yönelik olarak, ve özellikle de insanlar iflyerlerindeyken, sivillere zarar gelmeyecek fle-

kilde gerçeklefltiriliyor. Ayn› flekilde 8 Eylül’de de Maoistler, Khanikhola’da bir polis devriyesine ve Phalpu havaalan›na sald›r› düzenlendi. Bu havaalan› Kraliyet ordusunun ve Amerikan emperyalizminin sa¤lad›¤› silahlar›n tafl›nmas›nda kullan›l›yordu. Ayn› gün Acham bölgesinde Halk Kurtulufl Ordusu’nun sald›r›s›nda 3 Kraliyet Ordusu askeri öldü. Birçok yerde kurulan bubi tuzaklar›na düflen askerlerden ikisi öldü. Kamulaflt›rma

Dünyadan Notlar DÜNYA DEVR‹M‹ ‹Ç‹N ÜLKEDE DEVR‹M Emperyalizmin egemen sultas›n›n dinamiklerini y›kmak için mücadeleyi bir bütün olarak kavramak ve bu bütünlük içinde özgün görevlerimize s›k›ca sar›lmak… Uzun y›llard›r s›n›f mücadelesinin keskinleflmesinden; egemenlerin yönetme krizinin derinleflmesi ve ezilenlerin artan hoflnutsuzlu¤undan bahsediyoruz. Bunun gerçek oldu¤u her geçen gün daha da ispatlanmaktad›r. En son Irak’a yönelik emperyalist sald›r›n›n ortaya ç›kartt›klar›, bu gerçe¤i hemen herkese kabul ettirmektedir. Tart›fl›lan olgular›n biçim de¤ifltirdi¤ini, tepkilerin de bu de¤iflime uygun olarak farkl›laflt›¤›n› görüyoruz. Gerçekleri çarp›tman›n gelecek aç›s›ndan sadece bofl bir çaba oldu¤u bir kez daha ispatland›. Çünkü gerçekler gelece¤in nüvelerini içinde bar›nd›r›rlar ve her fleye ra¤men gerçekler, gelece¤i anlamak ve belirlemek aç›s›ndan kabul edilmesi zorunlu olgulard›r. Bu nedenle Marksistler gelece¤in gerçek sahibi olmay› baflaracak yegane bilimin savunucular›d›rlar. ABD dünyadaki etkinli¤ini sürdürebilmek için amans›z bir sald›r› projesi gelifltirdi ve bunu uyguluyor. Bunu uygularken her fleyi göze ald›¤›n›, çünkü yenilmezlik mertebesine ulaflt›¤›n› da propaganda ediyor. Oysa ulafl›lan mertebe, emperyalizm aç›s›ndan kapitalizmin çürümüfllük mertebesidir. Bunca sald›r›, bunca kaos ve bu derecede bir bafl›boflluk bundand›r.

Kapitalist-emperyalist sistemin ulaflt›¤› bu mertebe, devrimci mücadele aç›s›ndan da bir geliflimi ifade eder. Proleter Kültür Devriminin tüm dünyada yaratt›¤› etki göz önüne al›nd›¤›nda, günümüzde gerçekleflecek devrimlerin de tüm dünyada belki de daha güçlü etkiler yarataca¤›n› öngörmek yanl›fl olmayacakt›r. Çünkü günümüzde halklar aras›ndaki iletiflim, sorunlar›n ve düflmanlar›n ortak oldu¤u gerçe¤ini daha ileri boyutta göstermektedir. Tüm dünyada iflçi s›n›f›n›n ve halklar›n mücadelesi ortakt›r. Bugün dünyan›n herhangi bir yerinde devrimci mücadele gelifltikçe, emperyalist sald›r›lar ileri boyutlara vard›kça mücadeledeki bu ortakl›¤›n gerçekli¤i daha fazla bilinçlere kaz›nmaktad›r. Baflka halklar›n karfl› karfl›ya bulundu¤u sömürü ve talan halk›m›z›n yaflad›klar›ndan özde farkl› de¤ildir. Yoksulluk, açl›k, e¤itimsizlik, iflsizlik tüm halklar›n sorunu durumundad›r. Bunlar› belirleyen milliyet, ›rk, din vb. de¤il, aksine mevcut ekonomik-siyasi flartlard›r. Ekonomi üzerinde söz sahibi olanlar›n tüm zenginliklere de sahip oldu¤u gerçe¤i tüm dünyan›n gerçe¤idir. Tüm dünyadaki egemen s›n›flar ayn› sömürü ve talan düzeninin parçalar›d›r. Bu egemenlerin kendi aralar›ndaki ortakl›¤›n esas›, tüm halk kesimlerine karfl› amans›z bir düflmanl›kt›r. AB üzerine Türkiye’de y›¤›nla demagoji yap›lmakta. AB’nin uygarl›¤›ndan, geliflmiflli¤inden, demokrasisinden vb.

eylemlerine de h›z veren gerillalar, birçok bankadan da yüksek miktarlarda para, silah ve cephane ele geçirdi. Bu bankalar emperyalistlerin ve Nepalli feodal ve bürokratlar›n Nepal halk›n› sömürme araçlar›yd›. Katmandu’nun 560 km bat›s›ndaki Jumla bölgesinde 500 güvenlik personelinin bulundu¤u bölgeye sald›r› düzenleyen ve say›lar›n›n 1000’den fazla oldu¤u bildirilen Halk Kurtulufl Ordusu gerillalar› 8 polis ve 3 askeri savafl d›fl› b›rakt›. Gerillalar›n bu sald›r›lar› fliddetlenerek sürerken, Nepal eski devleti de halka yönelik sald›r›lar›n› art›r›yor. Soka¤a ç›kma yasa¤› ilan ederek halk›n yaflam›n› zorlaflt›ran ve tehlikeye atan eski devlet, ateflkesin resmi olarak sona ermesinden sonra sald›r›lar›n› rastgele halk›n üzerine yöneltiyor. Kraliyet Ordusu askerleri yaklafl›k 2 hafta içerisinde 50’den fazla halktan insan› katletti. Halk›n hayvanlar›n› öldürüp, mallar›na da zarar veren askerler, birçok insan› da gözalt›nda kaybetti. Yine ayn› flekilde ‹lerici Yazarlar Birli¤i, Santa Shresta Demokratik Hareketi gibi birçok demokratik kurum ve örgüt

dem vurulmaktad›r. Oysa AB de sömürü sisteminin etkin ve en güçlü merkezlerinden biridir. Demokrasi, insan haklar› tümüyle sömürü sisteminin durumuna göre belirlenmektedir. AB’nin dini de, demokrasisi de, hukuku da nihayetinde ekonominin flartlar›na göre vücut bulmaktad›r. AB’ye üye olacak bir Türkiye’nin uygarl›k sürecine de girmifl olaca¤› iddia edilmektedir. Oysa, emperyalist oluflumlarla kurulmufl hiçbir iliflki bugüne dek demokrasinin, uygarl›¤›n önünü açmam›flt›r. Aksine bu iliflkiler her daim bu sürecin önünü t›kam›flt›r. Tek tek AB üyesi söz sahibi devletleri ele ald›¤›m›zda, onlar›n tarihini inceledi¤imizde bunu rahatl›kla görebiliriz. Fransa y›llarca sömürgelere sahip bir devletti. fiimdi bu sömürgelerin durumu nedir? Almanya daha ikinci paylafl›m savafl›nda emellerini ortaya koydu. Yeterli bir güce geldiklerini varsayd›klar›nda tüm dünyada bir “imparatorluk” kurma hevesini sergilediler. Bugün ABD’nin yapt›¤› gibi. ‹ngiltere, ‹talya vs. hepsi ayn› sömürü sisteminin uygulay›c›lar› ve sonuçlar›d›rlar. Devrimci mücadelenin gerek flartlar› ve gerekse de zafere muktedir niteli¤i günbegün geliflmektedir. Dünya halklar›n›n kardefl oldu¤u, düflman olan›n bugün her ülkede bulunan bir avuç sömürücü oldu¤u gerçe¤i gözle görülür hale gelmektedir. ‹letiflimin gelmifl oldu¤u nokta devrimci mücadeleye, bunu rahatl›kla ortaya koyma f›rsat› vermektedir. Her ülkenin devrimcilerinin birincil görevi kendi ülkelerinde devrimi gerçeklefltirmektedir. Ancak bu san›ld›¤› gibi kendi bafl›na bir davran›fl, kendiyle yetinen bir yaklafl›m de¤ildir. Aksine, her ülke devrimi bir bütün dünya devriminin parças›d›r. Tüm dünyada devrimin gerçekleflmesi ancak tek tek ülkelerde dev-

liderlerini gözalt›na alarak kaybetti. Surkhet-Solyan bölgesinde ise Maoistlere karfl› yenilgiyle ç›lg›na dönen askerler, bölge ve eyalet komitesi üyesi 3 NKP(M) üyesini sa¤ yakalad›ktan sonra katlettiler. HKO komutanlar›ndan Yoldafl Bishar da gözalt›nda katledildi. Bishar, t›bbi tedavisinin ard›ndan çal›flma bölgesine dönerken tutuklanm›flt›. GENEL GREV ÜLKEY‹ FELÇ ETT‹ Nepal Komünist Partisi (Maoist) taraf›ndan ilan edilen 3 günlük genel greve büyük kat›l›m sonucu Nepal’de yaflam 18-19-20 Eylül günleri, neredeyse tamamen durdu. Uçaklar uçmad›, okullar kapand›, dükkanlar kepenklerini indirdi. Aç›k olan, sadece hastane vb. kurumlarla devlet ofisleri idi. Ancak çal›flanlar›n ço¤u, otobüsler ve taksiler çal›flmad›¤› için ifllerinin bafl›nda de¤ildi. Genel greve kat›l›m›n bu flekilde büyük olmas› Nepal Komünist Partisi (Maoist)’in ve onun önderli¤inde geliflen Yeni Demokratik Devrimin de gücünü ve kitlelerdeki etkisini gösteriyor.

rimlerin gerçekleflmesi ile mümkündür. O nedenle devrim mücadelesinde enternasyonalizmi, tüm dünyadaki devrimci mücadeleleri, halklar›n mücadelesini, onlar›n ekonomik flartlar›n› tan›mal› ve halk›m›za tan›tmal›y›z. Nas›l ki, ülkede iflçi s›n›f›n›n kendi iç iliflkilerini kurmakla yükümlü oldu¤umuzu düflünüyorsak, nas›l ki, ülkede iflçi s›n›f› ile köylülü¤ün ortak mücadelesinin flartlar›n› oluflturmaktan bahsediyor ve bunun araçlar›n› yaratmay› sorumluluk kabul ediyorsak, bu ayn› yaklafl›m tüm dünyadaki halklar için de geçerlidir. Hindistan, Nepal, Filipinler, Peru, Kafkasya, Ortado¤u, Avrupa vs.de halklar›n nas›l bir sömürü ile iç içe olduklar›n› ve mücadelelerinin hangi boyutlarda oldu¤unu görmek ve tan›tmak gerekiyor. Devrimci hareket önündeki engellerin afl›lmas› için de bu gereklidir. Unutulmas›n ki, Sovyet Devrimi, Çin Devrimi ve di¤er devrimler di¤er devrim mücadelelerine önemli dersler b›rakt›lar. Ve her devrim bir baflka devrimin zeminini kuvvetlendirdi, onun bir parças› olarak ifllev gördü, her devrim bir baflka devrimin ›fl›¤› oldu. Bugün her mücadelenin ayn› amaçlarla kullan›lmas› gerekti¤i aç›kt›r. Burada önemsenmesi gereken nokta mücadelenin içeri¤idir. Kimileri reformist, revizyonist içerikteki geliflimleri “yeni” olgular olarak sunmaktad›r. Bir Zapatista ayaklanmas›, Sosyal Forum etkinlikleri vs. Bizim aç›m›zdan bunlar da incelenmelidir. Ancak reformizmin, reviyonizmin, troçkizmin bu tür propagandalar›na karfl› do¤ru olana, geliflecek olana, muktedir olana yo¤unlaflmak ve onlardan beslenmek tercih edilmelidir.


24

26 Eylül-9 Ekim 2003

18

O, devrimcili¤i hayat›n›n her alan›nda yafl›yordu

Olgun Alt›n 30 Eylül 1978’de sosyal faflistler taraf›ndan katledilen Ergin Alt›n’› daha iyi tan›yabilmek için kardefli ve amcas›n›n k›z›yla yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz. -Bize Ergin Alt›n’› k›saca tan›t›r m›s›n›z? Olgun Alt›n (kardefli): Ergin a¤bim, 1954 y›l›nda Ardahan’›n Hanak ilçesi Sulakçay›r köyünde ailenin ikinci çocu¤u olarak dünyaya geldi. ‹lkokul ö¤renimini köyde, ortaokulu ise Hanak’ta tamamlad›. -Devrimci düflüncelerle ne zaman tan›flt›? Mücadele sürecini anlatabilir misiniz? -Ortaokulun son y›llar›nda 1972 y›llar›nda tan›flt›. Köylerde propaganda yaparak, özellikle de devrimci gençleri örgütleyerek mücadelesini gelifltirdi. O dönem o bölge devrimci mücadeleyle yeni tan›fl›yordu. Bunun simgesi de Ergin yoldafl oldu. Köylerde kolektif dayan›flman›n ne oldu¤unu bize anlatmak için bütün gençleri, çocuklar› toplar köyde ve ilçede yap›lmas› gereken iflleri kolektif bir flekilde yapt›r›rd›. Bu da o yörenin halk›n›n ona sempatisini, ilgisini, onun nezdinde de devrimci mücadeleye katk›s›n› ve ilgisini art›r›rd›.. Lise bittikten sonra ‹stanbul’da çal›flmaya bafllad›. Sa¤malc›lar Hapishanesi’nde infaz kalemli¤inde memur olarak ifle bafllad›. Maafl› vard›, kalacak yeri de vard›, herhangi bir gideri de olmad›¤› halde babamdan yine para isterdi. Ben daha çocuktum o zaman anlam veremiyordum buna. Daha sonra ö¤rendi¤ime göre 1 May›s Mahallesi’nde yoksul insanlara gecekondu yaparlarm›fl. Hem de maddi olarak onlara destek olurlarm›fl. Bu yüzden sürekli babamdan para istiyormufl. 1 May›s halk› Ergin a¤bi flehit düfltükten sonra onun ad›n› yeni do¤an çocuklar›na vermifller. -Direkt ‹brahim Kaypakkaya’n›n düflünceleriyle mi tan›flt›? Bahsetti¤iniz dönemler TKP/ML’nin yeni kuruldu¤u dönemler… -Tabi tabi. Zaten Hanak do¤rudan TKP/ML düflüncesiyle tan›flm›flt›r. Baflka anlay›fllar falan yoktu. Bu potansiyeli gören Devrimci Yol’dan insanlar örgütlenmek için bölgeye sonradan geldi. Ama örgütleyecek insanlar kalmam›flt›; herkes örgütlüydü zaten. Kim vard›, iflte h›rs›zlar, sahtekarlar, faflistler vard›… Oraya kurta-

r›lm›fl bölge deniyordu. Yanl›fl hat›rlam›yorsam Cumhuriyet gazetesi bir manflet atm›flt› “Hanak’ta delikanl› militanlar›n sakland›¤›n› M›s›r’da sa¤›r sultan bile duymufltur” diye. Gerçekten de öyleydi. -Ergin Alt›n, aile içinde nas›l birisiydi? Devrimci düflüncelerini ailesine benimsetmifl miydi? Ergin yoldafl aile iliflkilerinde bir a¤bi, bir arkadafl, baba, dost… Hareketleriyle, giyimiyle kuflam›yla devrimci ilkeleri o kadar özümsemiflti ki her fleyinde onu görebiliyorduk. Yani devrimcili¤i, devrimi onda görebiliyorduk. Bir gün kar ya¤d›. Köyde kar ya¤›nca insanlar›n otlar› d›flar›nda kal›r. Babam zengin, traktörü vard›. Köyde durumu iyiydi yani. Yoksullar zor durumda kalmas›n diye bir gün babama geldi “traktörü bana vereceksin” dedi. Babam “ne yapacaks›n” dedi. O da “benim iflim var. O insanlar›n traktörü yok, otlar› d›flar›da kald›, onlar› tafl›mam laz›m” dedi. Babam vermek istemedi. Babama güç kullanarak “ben buna el koyuyorum” diyerek traktörü götürdü, arkadafllar›n› toplayarak on gün içinde bütün yoksul köylünün ifllerini yapt›. Babam›n otlar› da d›flar›da kar›n alt›nda kald›. Böyle bir adamd›… -Sizinle tart›flmalar› olmaz m›yd› hiç? 77-78 dönemleri, devrimciler ya flehit düflüyor, ya tutuklan›yor. Aile do¤al olarak da her anne baban›n yapt›¤› gibi “ya o¤lum devrimci ol da ucundan tut, fazla kendini ileri atma” derdi. Ergin a¤bi de “anne ben devrimci olarak ölece¤im. Ben çok yaflamayaca¤›m bunu da bil, kendini buna al›flt›r. Bu ülkede devrimci olmak çok kolay de¤il. Bedel ödenmeden devrimci olunmaz bedel ödenmeden bu ülkeye sosyalizm gelmez, devrim olmaz” derdi. Babaannem vard›, ona “babaanne bak sen y›llarca ezildin, çal›flt›n, t›rnaklar›nla y›llarca tafllar› kaz›d›n, bu hale geldin ama hala eziliyorsun. Biz devrim yapaca¤›z, seni en güzel yerlerde yaflataca¤›m, sen eme¤inin hakk›n› mutlaka alacaks›n, insanlara yak›fl›r, insan onuruna yak›fl›r bir flekilde yaflayacaks›n” derdi. Babaannem de onun s›rt›na elini vurur, “o¤lum ben de devrimciyim, ben de sizinle beraber devrim yapaca¤›m” diyerek ona destek verirdi. Babaanneme özellikle devrim ad›na git, neyi istersen al›rd›n. Babaannem Ergin yoldafl›n ölümünden sonra gece gündüz a¤lard›. Çok dinç olmas›na ra¤men ifl yapamaz hale geldi. 1982 y›l›nda Ergin a¤binin ac›s›na dayanamayarak öldü. Ergin a¤bi, devrimcili¤i özümseyen hareketlerine durufluna yans›tan ender insanlardan bir tanesiydi. Her fleyinde onun devrimcili¤ini görürdük.

“Biz flerefli ölümü seçtik, teslim olmayaca¤›z” 26 Eylül 1983’te Dersim Hozat Amutka mezras›nda bir ihbar sonucu TC güçleriyle Halk Ordusu gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada Halk Ordusu gerillalar›ndan Ali Karada¤, Aziz Süer ve Murat Diri flehit düfltü. Daha sonra üç savaflç›n›n ihbarc›lar› Hayri Y›ld›r›m ve Müslüm Y›ld›r›m, Proletarya Partisi taraf›ndan cezaland›r›ld›.

HASAN HAKKI ERDO⁄AN “Siz karfl›n›zda kim var san›yorsunuz. Bizim mücadelemiz hakl› bir mücadele. Siz halk düflman›s›n›z. Sizin göreviniz halk için savaflan bizleri çözmeye çal›flmak; bizim görevimiz halk›n onurlu mücadelesini buralarda yaflatmakt›r. Çabalar›n›z bofluna…” Böyle diyordu Hasan Hakk› Erdo¤an, iflkencehanede iflkencecilerini yarg›larken. 1960 Elaz›¤ Karakoçan do¤umlu

-Ergin Alt›n nas›l flehit düfltü? -Kars’ta ö¤retmen okulu aç›l›nca arkadafllar› onun ö¤retmen okuluna girerek ö¤retmen olmas›n› istiyorlar. Kars o dönemler TKP/ML’nin çok örgütlü oldu¤u bir bölge. Hatta kurtar›lm›fl bölge olarak da söyleniyordu. TKP/ML orda çok iyi duruma gelmeye bafllad›. Burjuvazi gerçekten de çekinmeye bafllad› devrimcilerden. Ergin yoldafl di¤er yoldafllar›yla birlikte köylere gider, köy halk›n› toplarlar propaganda yaparlar, akflam da kapal› bir mekanda konser verirlerdi insanlara. Ve insanlar saatlerce onlar› dinlerdi. Bu tür propaganda ve etkinlikler her geçen gün daha da artmaya bafllad›. Bu etkinliklerden kendine devrimciyim diyen sosyal faflistler rahats›z olmaya bafllad›lar. Bir görev için arkadafllar› Ergin yoldafl› Ardahan’›n Damal ilçesine gönderiyorlar. Damal’da o gece kal›yor, sonra erkenden gerekli olan görevi neyse onu yap›p okuluna tekrar geri dönecek. Seyfettin Çelik denen namussuzun öncülü¤ünde bu sosyal faflistler pusu kuruyorlar. Ergin a¤bi, arkadafl›yla bulufluyor. Pusunun biri de arkadafl›n›n üzerine. Çünkü katil Seyfettin Çelik, ilk kurflunu arkadafl›na s›k›yor, o zaman Ergin a¤bi kendini arkadafl›n›n önüne at›yor. Ve yaralan›yor. Bu kadar da arkadafl›na, devrimci mücadeleye ba¤l› biri yani. Silah olmamas›na ra¤men katili al›yor alt›na, dövüyor. O bo¤uflma s›ras›nda katil, alttan teti¤i çekerek Ergin yoldafl› kalpten vuruyor. Tarih 30 Eylül 1978. Bunu duyan Kars, Ardahan halk›, cenazeye ak›n ediyor. Cenaze devrimci bir anma düzenlenerek defnedildi. Akabinde 12 Ekim’de bir miting düzenlendi. Hanak o dönem bin nüfuslu bir yer olmas›na ra¤men kortej, Hanak’›n uzunlu¤undan daha uzundu. Anmaya 6 bin civar›nda insan kat›ld›. O dönem gazeteler de buna yer verdi. -Bizimle paylaflmak istedi¤iniz an›lar›n›z var m›? -Yak›n bir köyde zengin bir a¤a vard›. Güçlü de birisi. Yoksul köylünün otlar›n› yediriyor hayvanlar›na. Tabi köylü paras›n› istiyor. A¤a vermiyor. A¤a vermeyince Ergin a¤bi de arkadafllar›n› alarak a¤an›n hayvanlar›n› kamulaflt›r›yor. Diyor ki “ben bu hayvanlara halk ad›na el koyuyorum, çünkü sen bu halk›n paras›n› ödemedin”. A¤a buna tabi karfl› koyuyor. Bu da götürüyor yaylada sakl›yor hayvanlar› ve a¤aya haber gönderiyor; “halk›n paras›n› vermezsen hayvanlar›n› vermeyece¤iz” diye. A¤a sonunda paray› vermeye raz› oluyor. Bunu halk duyunca çok seviniyor. ‹nsanlar a¤alar›n hukuk tan›mad›¤›n› ve devletin buna karfl› bir fley yapmad›¤›n› ama devrimci gençlerin bu sorunlar› çözebilece¤ini

olan H.Hakk› Erdo¤an, 1978’de üyesi oldu¤u Proletarya Partisi saflar›nda ‹stanbul, ‹zmir, Elaz›¤, Tunceli, Mersin, Marafl illerinde çeflitli görevler üstlendi. En son 18 Eylül 1984 tarihinde ‹stanbul”da tutsak düflerek 30 Eylül 1984’te iflkencede katledildi. DUMANLI fiEH‹TLER‹ 27 Eylül 1998 tarihinde Tokat’›n Almus ilçesi Varz›l Köyü yak›nlar›nda uzanan Dumanl› da¤›nda TC güçleri ile Halk Ordusu gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flma-

bir flekilde görüyor. Bu olayla o zaman hem devrimci mücadelenin gücünü de göstermifl oluyorlar. Yine Kars’ta okurken bir devrimci arkadafl›n›n annesi mant› yap›yor. Bizim köylerde “hengel” derler ona. O, mant›y› çok severdi. Evden uzak oldu¤u için mant›y› çok özlemifl. Mant› geliyor, mant›ya bak›yor, bu mant› bana yeter mi yetmez mi hesab› yap›yor önce. Bir taraftan say›yor, bir taraftan da yiyor. Tam 92 tane mant›y› tek bafl›na yiyor. Bu da bende büyük bir an›d›r. Ergin a¤bim, özellikle giyim konusuna, çal›flma konusuna çok özen gösterirdi. “Devrimciler mutlaka çal›flmal›, üretmeli, asalak olmamal›” derdi. Giyimine de çok özen gösterirdi. O zaman köy yerinde elektrik yoktu, ütü yoktu ama o her hangi bir fleyi ›s›tarak ütü yapard›. Ütüsüz hiçbir fley giymezdi. Bu yüzden arkadafllar› Ona “ütülü” lakab›n› takm›flt›. OYUNLARIMIZDA B‹LE KAVGASININ HAYALLER‹ VARDI... Tonya Alt›n (Amcas›n›n k›z›): Onun en iyi hat›rlad›¤›m yönü; çocuklar› çok seviyordu. Evdeki tüm olumsuzluklara karfl› hep güler yüzlüydü. Bütün çözümleri hep O üretirdi. Herkesle aras› çok iyiydi. Kimin aras›nda

çeliflki varsa Ona giderlerdi. Bir flekilde çözerdi. Onunla oyunlar›m›z› hat›rl›yorum. Yani oyunlar›m›zda bile kavgas›n›n hayalleri vard›. Devrim olunca böyle yapaca¤›z diyerek oyunla bize devrimi anlat›rd›. Yaflam›n›n bütün alanlar›nda kavgas› vard›. Bize slogan att›r›p kasete al›rd›. Kendisi de fliir okurdu. En çok sevdi¤i bir “çingene” fliiri vard›, bir de Naz›m Hikmet’in “sevdam” fliiri. Onun fliirleri bize ninni gibi gelirdi, biz onun fliirleriyle uyurduk. Koskocaman bir yaflam birkaç sat›rla nas›l anlat›l›r ki… Annemler “sen de ölürsün” dedi¤inde “ben kavgada ölürsem benden mutlu insan yok” dermifl, annemler anlat›rd› hep. “Ondan büyük mutluluk mu var” dermifl…

da Bahattin Günel (Eyüp), Leyla Karakoç (Nilüfer), Ümit Güner, Zeynel Çaplar (Bak›fl) flehit düfltü. Dumanl› flehitlerinden Leyla Karakoç’un iki çocu¤unu b›rak›p giderken söyledi¤i “Sadece kendi çocuklar›m› düflünme bencilli¤ine nas›l düflebilirim?... Yar›n öbürgün büyüdüklerinde bu tavr›mdan dolay› anneleriyle gurur duyacaklar›na, her zaman bafllar› dik gezeceklerine inan›yorum” sözleri kad›n›n kurtuluflunun devrimde oldu¤unun, inanc›n, kararl›l›¤›n, feda ruhunun sembolü olmufltur.


18

25

26 Eylül-9 Ekim 2003

1 Ekim 1949’da Çin’de do¤an k›z›l günefl... Çin Komünist Partisi’nin 1 Temmuz 1921’de 12 delegeyle kurulmas›yla 28 y›l sürecek olan devrim mücadelesinin ilk tohumlar› at›lmaktayd›. Marksist Leninist teoriyle donanm›fl ve “bir k›v›lc›m bütün bir bozk›r› tutuflturabilir” teziyle hareket eden ÇKP, yar› sömürge, yar› feodal bir sosyo ekonomik yap›ya sahip olan, yüzy›llard›r toprak a¤alar› ve sömürgeciler taraf›ndan ezilen halk›n› devrim mücadelesine kanalize ederek 1 Ekim 1949’da Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurdu. ÇKP’yi kuruluflundan zafere kadar ne emperyalizmin, ne Guomindang’›n, ne beyaz terör ve casuslar›n bask›s›, ne de döneklerin ve hainlerin gizlice tezgahlad›klar› tertip ve sabotajlar; hiçbir fley alt edemedi. Tam tersine ÇKP, 28 y›l boyunca zorlu mücadeleler içinde geliflti ve 1949’da mücadeleyi zaferle taçland›rd›. ÇKP önderli¤indeki Yeni Demokratik Devrim, dört tarihsel dönemden geçti; Devrimci ‹ç Savafl, Toprak Devrimi Savafl›, Japon Sald›r›s›na Karfl› Direnme Savafl› ve Halk Kurtulufl Savafl›. Devrimci iç savafl döneminde ÇKP, yeni yeni geliflmekteydi.

Baflkan Mao, bu dönemde bir yandan köylüleri hesaba katmayan “sa¤ oportünizm”le mücadele ederken; bir yandan da dikkatini sadece iflçi s›n›f›na yönelten “sol oportünizm”le mücadele ediyordu. Zunyi toplant›s› ile ÇKP, çocukluk ça¤›ndan ergenli¤e gelmifl bulunuyordu. 12 bin km.lik uzun yürüyüflten sonra ülke halk›n›n Japon emperyalizmi karfl›s›ndaki azminin yükselmesi sa¤land›. 1937’de Çin Devrimi, Japonya’ya karfl› Direnme Savafl› dönemine girdi. ÇKP, Toprak Devrimi döneminden Japonya’ya karfl› Milli Birleflik Cephe dönemine geçti. Guomindang ile ÇKP aras›nda yeniden bir Birleflik Cephe kuruldu. 1945 Nisan’›nda Baflkan Mao’nun yönetti¤i 7. Parti Kongresi yap›ld›. Direnme Savafl› zaferle sona erdi¤inde ÇKP bir milyonluk bir orduyu, nüfusu yüz milyonu bulan Kurtar›lm›fl Bölgeler’i yönetmekteydi. Direnme Savafl› zaferi her zaman Komünist Partisi’ni yok etme amac›n› tafl›yan Çan Kay fiek’in ABD emperyalizminin yard›m›yla, karfl› devrimci bir iç savafl ç›kartmas›n› da beraberinde getirdi. O s›ra-

Yok edildi¤i san›lan Commandante El Yuro’da dünya halklar›n›n mücadelesinde yafl›yor!

And Da¤lar›ndan Sierra Maestra’ya... 14 Haziran 1928’de Arjantin’de do¤an Ernesto Che Guevara, çocuklu¤undan itibaren farkl› yerlerde yaflam›fl, farkl› kültürlerle tan›flm›flt›r. Küçük yaflta yakaland›¤› ast›m hastal›¤› onda doktor olma iste¤ini art›rm›flt›r. T›p Fakültesinde e¤itim görürken hem iflçilik yapm›fl, hem Latin Amerika ülkelerini gezmifl, hem de alt› y›ll›k e¤itimini üç y›lda tamamlam›flt›r. Che, CIA destekli darbe nedeniyle Meksika’ya gider. Burada Kübal› sürgünlerle ve Fidel Castro ile iliflkiye geçer. Guatamala’daki darbeye karfl› güçlü bir direniflin olmamas›, onun Küba’da savafla kat›lmaya karar vermesini sa¤lar. Küba’daki devrim mücadelesinde Sierra Maestra da¤lar›nda Comandante (Küba devrimci ordusundaki en yüksek rütbe) olarak yerini al›r. Küba devriminin baflar›ya ulaflmas›ndan sonra Afrika ve Asya’da pekçok ülkeye giderek buralarda incelemelerde bulunur. Che, tek bir ülkede devrimin gerçekleflmesini yeterli görmemifl, dünya halklar› emperyalizmin boyunduru¤undan kurtulana kadar silahl› mücadelenin sona ermeyece¤ini

belirtmifltir. 3 Kas›m 1966’da Bolivya’ya giden Che, burada da devrimci saflarda yerini al›r. 8 Ekim 1967 günü Che’nin grubu El Yuro’da, yüzlerce asker taraf›ndan çevrilir. Bacaklar›ndan yaralanan Che, burada tutsak düfler. Yaflam› boyunca sergiledi¤i devrimci tavr›, sorguda da gösterir ve CIA ajanlar›n›n sorular›na cevap vermez. 9 Ekim 1967’de Bolivya Cumhurbaflkan› ve ABD emperyalizminin emriyle makineli tüfek salvosuyla katledilen Ernesto Che Guevara, kararl›l›k, azim, cesaret ve enternasyonal dayan›flman›n en güzel önneklerini b›rak›r arkas›nda. Bugün O’nu katlederek yokedemeyenler, O’nu “macerac›” ve “tüketim malzemesi” haline getirerek devrimci kimli¤ini yok saymaya çal›fl›yorlar. Bugün bu u¤urda savaflanlar, gelecekte de olaca¤› gibi Che’yi sahipleniyor ve O’nun bütün mektuplar›n›n sonuna ekledi¤i gibi hayk›r›yorlar: HASTA LA VICRORIA SIEMPRE! (Her zaman, zafere kadar!) VENCEREMOS! (YENECE⁄‹Z!)

lar iyice yayg›nlaflm›fl olan ABD emperyalizmi korkusuna karfl› “Emperyalizm ka¤›ttan kapland›r” görüflünü savunan Mao, genifl halk kitlelerinin deste¤ini alan Çin Halk Kurtulufl Ordusu, Çan Kay fiek çetesini ve ABD emperyalizmi taraf›ndan

donat›lm›fl sekiz milyonluk ordusunu bozguna u¤ratt›. Çan Kay fiek’in saltanat›n› mezara gömerek Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurdu. Baflkan Mao’nun dedi¤i gibi; “Herfleyi tayin eden, ideolojik ve siyasi çizginin do¤rulu¤u ya da yanl›fll›¤›d›r.”

“Sizin bombalar›n›z var, Bizim pimi çekilmifl yüreklerimiz...” Tarih 26 Eylül 1999. Yer Ankara Ulucanlar Hapishanesi. Uzun süredir devam eden ko¤ufl sorununu idarenin çözmemesi üzerine, tutsaklar kendi iradeleriyle az say›da tutuklunun kald›¤› adli ko¤ufla geçerler. Tutsaklar aç›s›ndan sorun bu flekilde çözümlenmiflken devlet, uzun süredir yapt›¤› operasyon planlar›n› yani F Tipine geçiflin haz›rl›klar›n› hayata geçirmenin bahanesini bulmufltur. Gece saat 04:00. Umudu kendilerine kat›k etmifl, gelece¤e dair özgür düfller kuran devrimci ve komünist tutsaklara faflist devlet, daha önce Buca’da, Ümraniye’de, Diyarbak›r’da oldu¤u gibi haince sald›rd›. “Yüreklerinin pimini çekip” atm›flt› tutsaklar düflman›n üstüne. “Sizin bombalar›n›z varsa bizim de yüre¤imiz” deyip barikatlarla karfl›s›nda durdular faflist cellatlar›n. On devrimci, komünist tutsak 26 Eylül 1999’da bir not daha düfltü kanla yaz›lan tarihe... Halil Türker, Abuzer Çat, ‹smet Kavakl›o¤lu, Ahmet Savran, Aziz Dönmez, Nevzat Çiftçi, Ümit Alt›ntafl, Zafer K›rb›y›k, Önder Gençaslan, Mahir Emsalsiz, Ulucanlar direnifli flehitleri olarak yerlerini ald›lar. Onlar›n bu direnifli, ülkede tüm hapishanelerden gelen ve d›flarda ailelerden ve demokratik kamuoyundan gelen direnifl sesleriyle yank›s›n› buldu. Katliamda yaralanan tutsaklara hastanede de iflkence devam etti. Pek ço¤u tedavileri yap›lmadan baflka hapishanelere sevk edildiler. 26 gün süren Açl›k Grevi sonras›nda tutsaklar ko¤ufllara al›nd›. Daha sonra 10 tutsa¤› vahflice katledenler hakk›nda dava aç›lmas› gerekirken devlet, katliamdan sa¤ kurtulan tutsaklara kendi arkadafllar›n› öldürmekten(!) dava açt›. DA⁄LARA SEVDALI YÜREK; HAL‹L TÜRKER Kuflkusuz ki devrimin ancak silahl› mücadeleyle elde edilece¤ini bilen her devrimci ve komünist, da¤lara sevdal›d›r, gönlü vurgundur dere yataklar›na, sarp yamaçlar›na... Ha-

lil Türker’de ise bu istek öylesine fazlad›r ki, fiziki koflullar› orada bulunmas›na uygun olmamas›na ra¤men (Kalp rahats›zl›¤› vard›) bulundu¤u alandaki yoldafllar›n› ikna etmifltir gitmeye. Ancak daha sonra durumunu bilen yoldafllar›n›n bilgilendirmeleriyle gerillaya gitmesine izin verilmez. 1973 y›l›nda Tokat’›n Aktepe köyünde dünyaya gelen Halil Türker, 93 y›l›nda kat›ld›¤› Proletarya Partisi saflar›nda Karadeniz’de yerel faaliyet yürütmüfltür. “Yapmak yerine gerekçelere s›¤›nmay›” kendi prati¤iyle mahkum etmifltir. Bir ihbar sonucu tutuklanarak Ulucanlar Hapishanesi’ne konulur. Karadeniz’de geliflen gerilla mücadelesi sonucunda köylülerin tutuklanarak Ulucanlar Hapishanesi’ne getirildi¤ini gören Halil Türker; “Buras› çok önemli bir mevzidir. Hep köylülerimiz gelip gidiyor. Bu insanlar›n burada bizim yaflant›m›z› görmesi, devrimcileri ve Partiyi daha iyi tan›malar› aç›s›ndan bizlere büyük görevler düflüyor...” diyerek bulundu¤u yerde partili kiflili¤i hakim k›lmak için yo¤un emek sarfetmifltir.


26 Eylül-9 Ekim 2003

26

18

Sorunlara çözüm üretebildi¤imiz oranda kazanabiliriz! …. ‹simli bir kad›n intihar etti. Edinilen bilgilere göre zorla evlendirilmek istenen 16 yafl›ndaki … odas›nda kendini asm›fl olarak bulundu. ….. ‹simli bir kad›n intihar etti. Edinilen bilgilere göre eflinden her gün dayak yiyen 24 yafl›ndaki …. kendini çat›dan afla¤›ya att›. Yazd›¤› son mektupta bu iflkenceye daha fazla dayanamayaca¤›n› belirtmiflti. …. ‹simli bir kad›n intihar etti. Edinilen bilgilere göre anne ve babas›n›n aras›nda yaflanan geçimsizli¤e dayanamayan … kendisini bo¤az köprüsünden att›. ….. isimli genç bir k›z intihar etti. Edinilen bilgilere göre üniversite s›nav›n› kazanan … okumas›na izin verilmedi¤i için yüksek dozajda içti¤i ilaçlar yüzünden mide kanamas› geçirerek yaflam›n› yitirdi… …. Ülkemizde özellikle kad›nlar›n intiharlar› meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›l›yor. Batman’da kad›n intiharlar›n›n ard› ard›na geldi¤i dönemlerde az da olsa gündeme oturan intiharlar, nedenleri hiçbir flekilde araflt›r›lmadan, belli bir çözüm sunulmadan kulak arkas› edildi (ettirildi). Sadece Batman’da, Türkiye’de de¤il; kad›nlar›n yaflad›klar›ndan sonra kurtulufl olarak gördükleri intiharlar dünyan›n birçok bölgesinde artarak devam ediyor. Sebepler ise ortak. Kad›na yönelik bask›, sömürü de¤iflen mesafe ve zamanlara bak›lmaks›z›n ayn› fliddetle sürüyor ve kad›n dünyan›n neresinde olursa olsun intihar› bir tercih olarak görüyor. Savafl olgusu ise kad›n› intihara sürükleyen nedenlerden en önemlisi. Aile içi fliddetten, ülkede yaflanan genel ekonomik krizin bir yans›mas› olarak bütçedeki k›s›tlamalar, feodal de¤er yarg›lar›n›n a¤›rl›¤›, zorla evlendirmelerin yafland›¤› Irak topraklar›nda da kad›nlar intihar yolunu seçiyor. Irak’›n ise uzun y›llardan beri iflgal alt›nda olmas› tüm bu nedenleri körüklüyor. Irak’ta son 12 y›lda yap›lan istatistikleri inceledi¤i-

mizde de bunun çok somut yans›malar›n› görmek mümkün. 1992 y›l›ndan beri Irak’ta 2604 kad›n intihar etmifl. Uzun y›llardan beri Saddam diktatörlü¤ü alt›nda yaflayan kad›nlar›n intihar sebeplerinin bafl›nda ise kad›n›n ikinci bir s›n›f olarak görülmesi sonucunda; din, gelenek, görenek, baba ve kardefl bask›s› alt›nda tutulmas›, bafll›k paras› karfl›l›¤›nda istemedi¤i kiflilerce evlendirilmesi geliyor. Kad›nlar›n ço¤u 12-25 yafl aras›nda zorla evlili¤e karfl› ç›kt›¤› için intihar etmifl. Irakl› kad›nlar›n ço¤u intihar yöntemi olarak kendini yakmay› seçmifller. Öyle ki bu rakam son 12 y›lda 2095’e ulaflm›fl. Irak Kürdistan›’nda birçok kad›n›n bu flekilde intihar etmesi bu bölgede bir kültür yaratm›fl bile denebilir. “Kurtulufl olarak kendini yak” kültürü diye özetliyor bu bölgenin insanlar›. Erbil’de yaflayan 15 yafl›ndaki Sozdar’›n 2000 y›l›nda üzerine mazot dökerek yakmas› buna bir örnek. Sozdar’›n intihar› seçmesinin nedeni ise 50 yafl›ndaki bir adamla bafll›k paras› karfl›l›¤›nda evlendirilmek istenmesi. Bir baflka örnek ise yine Erbil’den. 23 yafl›ndaki Le Can isimli bir genç k›z da kendini yakarak intihar etti. O’nun öyküsü ise flöyle; Le Can ‹ran’l› bir ifladam›yla zorla evlendirildi. Her gün bask› ve fliddet görüp eflinin sap›kl›k derecesine varan cinsel isteklerine dayanamay›p evden kaçt›. Öldürülece¤ini bildi¤i için de tekrar eve dönemedi. Ve beklenen sona, fuhufl bata¤›na sürüklendi. Bundan ötürü de tutuklanarak hapishaneye gönderildi. Hapishanedeyken, hapishane müdürünün kendisiyle cinsel iliflkiye girerse serbest b›rak›laca¤› vaadiyle kand›r›lan Le Can, bu iste¤i yerine getirmesinin ard›ndan serbest b›rak›lmay›nca kendini yakarak intihar etti. Irakl› kad›n yaflad›¤› tüm bu bask›, sömürü uygulamalar›na, feodal de¤er yarg›lar›na karfl› çözümü intihar olarak görüyor, dünyan›n birçok bölgesinde yaflayan birçok kad›n gibi. Irak’ta ise kültür haline gelen bu anlay›fla karfl› ç›kan 10 kad›n ise flimdi

çözümü kendi ayaklar› üzerinde kalabilmek için savaflmakta görüyor. Bu 10 kad›n Kad›n Koruma Merkezi ad› alt›nda birlikler oluflturdular. 5 y›ldan beri faaliyet yürüten Kad›n Koruma Merkezleri ilk olarak Süleymaniye’de kurulmufl. Daha sonra ise Erbil’de bir ev daha aç›lm›fl. Hakim olan rejim taraf›ndan sürekli bask›ya u¤rayan Kad›n Koruma Merkezi gönüllüleri ise evlerini gizli tutuyorlar. Amaçlar›n› ise flu flekilde ifade ediyorlar; *Kad›n›n birli¤i ve dayan›flmas›n› sa¤lamak, medeni kanunun ç›kar›lmas›n› gerçeklefltirmek, *‹slami din kurallar›n›n, örf ve törelerin kad›n üzerindeki bask›s›na son vermek, *Kad›nlara yönelik haks›zl›klar›n mahkemelere yans›mas›n› sa¤lamak. Bu amaçlarla faaliyet yürütmeye çal›flan kad›nlar “Yeksani” isimli bir gazete ç›kararak da amaçlar›n› yerine getirmeye çal›fl›yorlar. ‹flgal topraklar›nda kad›nlar›n “gizli” faaliyet yürüterek açt›klar› bu s›¤›nma merkezleri, her ne kadar kad›nlar› ölümle yüz yüze getiren sebeplerle yüzlefltirip savaflt›rmasa da, ölümü tercih etmemelerinde bir sebep oluyor asl›nda. Kad›nlar›n ihtiyaçlar›na cevap verebilmek ve onlar› yaflad›klar› bask›lardan uzaklaflt›rmak asl›nda kad›nlar için örgütlenmenin de ilk ad›m› diyebiliriz. Kad›nlar buralardan bask›n›n, sömürünün kayna¤›na yönelerek ve savaflmas›n› ö¤renerek hakim olan tüm rejimleri, ideolojileri y›kabileceklerini anlayacaklar. Ve ancak buradan do¤ru bir müdahaleyle gerçek özgürlüklerine kavuflacaklar. Irak’ta kurulan Kad›n Koruma Merkezleri bizler aç›s›ndan da örnek olmal›d›r. Uzun vadede yakalanabilecek örgütlenmeler için bu tarz örgütlülükler yaratmak amac›m›z olmal›d›r. Kad›nlar›n karfl›laflt›klar› sorunlara karfl› çözüm olabilmeli, buradan da gerçek çözümü

Semira Adamu’nun davas› bafllad› Semira Adamu Nijeryal›. Ailesi onu 65 yafl›nda bir adamla evlendirmek istedi. Semira buna karfl› ç›kt› ve yasad›fl› yollardan Belçika’ya s›¤›nma talebinde bulundu. Kurtuluflu bu yolda görmüfltü Semira. Ancak Belçika hükümeti bu “kurtulufl” talebini reddetti ve onu s›n›r d›fl› etti. Buna ra¤men o, Belçika’ya gitme noktas›nda ›srarc› oldu ve 6 kez bu yolu denedi. O, 65 yafl›nda birisiyle evlenmek istemiyordu ve yaflam›nda tek iste¤i buydu. 6. denemesinde Belçika hükümeti onu s›¤›nmac›lar için haz›rlanan özel bir kampa verdi. Ve bir süre sonra da onu göndermeye karar verdi. 11 jandarma taraf›ndan 6. kez s›n›r d›fl› edilmeye çal›fl›lan Semira, Afrika ülkelerinden Togo’ya giden bir uça¤a bindirilmek istenirken isyan etti ve 盤l›k att›. Ve burada polislerin bildik “yast›k tekni¤i” ile öldürüldü. A¤z›na yast›k bast›r›lan Semira’n›n ayn› zamanda burnu t›kana-

rak nefes almas› da engellendi. Tarih 22 Eylül 1998’ti ve Semira Adamu, tek iste¤ini gerçeklefltiremeden yaflama veda etti. Semira Adamu’nun ölümünün üzerinden 6 y›l geçmesine ra¤men sonu katledenler hakk›nda hiçbir ifllem bafllat›lmam›flt›. Semira’n›n ailesi ve Belçika ‹nsan Haklar› Derne¤i’nin Brüksel’de açmaya çal›flt›¤› dava ise yeni bafllad›. Önümüzdeki günlerde ise davan›n sona ermesi bekleniyor. Davadan bir sonuç alma yönünde ise pek umut aç›c› bir belirti yok. Öldürüldü¤ü y›ldan beri sürekli protestolara sahne olan Belçika meydanlar›nda Semira, sevenleri ve insan haklar› savunucular› taraf›ndan sahiplenmeye devam ediyor. Bu y›l da Brüksel’deki Madleine salonlar›nda bir dizi etkinlik düzenlenerek Semira Ada mu’nun yaflam›, bafl›ndan geçenler anlat›lacak, konuya iliflkin toplant›lar yap› lacak.

göstermeliyiz. Bu, zorla evlendirmek istenen, fuhufla sürüklenen, feodal de¤er yarg›lara karfl› evden uzaklaflt›r›lan (uzaklaflan) …. kad›nlara ihtiyaç olabilecek s›¤›nma evleri olabilece¤i gibi dernekler, vak›flar, birlikler de olabilir. Yeter ki onlar›n sorunlar›n›n yan›nda olabilece¤imizi gösterelim. Efl, kardefl, ana, baba gibi gördükleri sorunlar›n gerçek kayna¤› olan sistemi bu sorunlardan yola ç›karak gösterelim.

Kad›n›n üzerinde feodal bask›lar devam ediyor Sistemin ›srarla çözüldü¤ünü söyledi¤i feodal yap›, varl›¤›n› devam ettiriyor. Çürümüfl, yozlaflm›fl sistemin yasalar›na halk, kendi feodal yasalar›n› devreye sokmaktad›r. Hemen her gün gazetelerde, televizyonlarda yeni bir haberle karfl›laflmaktay›z. Y›llarca kan davalar› yü zünden binlerce insan hayat›n› kaybetti. Günümüzde bitti¤i söylense de; Harran Üniversitesi Siverek Meslek Yük sek Okulu Müdür Yard›mc›s› Ekrem Akman’›n Siverek’le ilgili yazd›¤› kitapta, üniversiteli gençler üzerinde yap›lan ankette bu ac› gerçek bir kez daha görülüyor. Ankette “Ailenizden birinin haks›z yere öldürülmesi halinde cezas›n› kimin vermesini isterdiniz?” sorusuna Güneydo¤ulu gençlerin %50’si, di¤er bölgelerde yaflayan gençlerin ise %10’u “öcümüzü kendimiz veya afliret olarak al›r›z” dedi. Yine ankete kat›lanlar›n %34’ü bir aflirete ba¤l› oldukla r›n› söyledi. Bunlar›n yan›nda yine kad›nlara uygulanan kat› kurallar ve bask›lar sonucu hemen her gün intihar edenler, yine “Berdel” denilen uygulamayla, efli ölen ka d›n›n eflinin kardefllerinden biriyle evlendirilmesi vb. bir çok olayla karfl›laflmaktay›z.


27

18

26 Eylül-9 Ekim 2003

Pinochet’nin kanl› darbesiyle katledilen Victor Jara’n›n ismi öldürüldü¤ü stadyuma verilecek… fi‹L‹’ DE JARA’NIN SES‹ H‹Ç SUSMADI, SUSMAYACAK!

11 Eylül 1973 tarihi fiili halk›n›n hiç unutamayaca¤› bir tarih olarak yaz›ld›. Faflist diktatör Pinochet’nin kanl› bir darbeyle iktidara geldi¤i bu tarihle ülke genelinde yaklafl›k 35 bin insan öldürüldü, gözalt›larda kaybedildi, iflkencelerden geçirilerek katledildi. Binlerce insan ülkenin baflkenti San-

tiago’nun merkezindeki stadyuma doldurularak, iflkencelerle öldürüldü. Victor Jara da onlardan biriydi. Darbenin gerçekleflti¤i güne kadar üniversitede ö¤retmenlik yapan Jara, ayn› zamanda müzisyendi, gitar çal›yor ve ülkenin muhalif sesi olan ve çok sevilen ‹nti-‹limani müzik grubunun sanat dan›flman›yd›. Jara, stadyuma götürüldü ve orada bulunan binlerce insana moral vermek ve bu zor uygulamalar›na karfl› durmalar› için parti marfl› olan Venseremos-Kazanaca¤›z marfl›n› gitar› ile birlikte yüksek sesle söylemeye bafllad›. O anda yükselen Venseremos seslerine dayanamayan polis, kitlenin önderi olarak gördü¤ü Jara’y› apar topar

Kürtçe Tiyatro’nun art›k bir yeri var Mezopotamya Kültür Merkezi tiyatro oyuncular› oyunlar›n› art›k bir flehir tiyatrosunda sergileyebilecekler. ‹stanbul Beyo¤ lu Muammer Karaca Tiyatrosu’nu bir y›ll›¤›na kiralayan oyuncular her sal› günü Kürtçe bir tiyatro sergileyecekler. Y›llard›r Kürtçe haz›rlad›klar› oyunlar›n› yerleflik bir tiyatroda oynaya maman›n ac›s›n› ç›kartacaklar›n› söyleyen oyuncular›n bu yönlü hedefleri daha da genifl. Urfa, Adana, Mersin gibi illerde de süreç içinde oyunlar›n› sergilemeyi düflünüyorlar. Yasal olarak ise ha la zorluklarla karfl›laflt›klar›n› da ifade etmeden geçemeyen oyuncular›n bu konuda giriflimleri olaca¤›n› ifade eden MKM oyuncular›ndan Kemal Ulusoy Kürtçe tiyatronun yerleflmesi için u¤raflacaklar›n› söylüyor. Yerleflmenin da¤›n›kl›ktan kurtaraca ¤›n›, böylece izleyicilerin de bu oturmufllukla oyunlar› istedikleri zaman, belirlenmifl mekanlarda izleyebileceklerini de konuflma s›na ekliyor. Muammer Karaca Tiyatro’sunda 7 Ekim’de baflla yacak oyunlar ise flöyle; Prometheuse Zincirkiri (Zincire Vurul mufl Prometheuse), Em u Ew (Biz ve Onlar), Çend Diyalog (Bir kaç Diyalog), Çol u Av (Çöl ve Su). Kürtçe stand-up yapan tiyat ro oyuncusu Murat Badgi de Zimandirej adl› tek kiflilik gösteri siyle bu program çerçevesinde ç›kacak sanatç›lardan. (H. Merkezi)

susturmak istedi. Bunun için O’nun gitar çalmas›n› engellemek için ellerine tüfek kabzas›yla vurdu. Engellemeyince parmaklar›n› k›rd›. Buna ra¤men gitars›z ›sl›kla söylemeye devam eden Jara bin bir türlü iflkenceden geçirildi. Dili, bilekleri kesildi. 4 gün süren iflkencelerde 40 yafl›ndaki Jara’ya elektrik verildi ama O susmad› ve en sonunda stadyumda bulunan di¤er birçok kifli gibi kurfluna dizilerek katledildi. Cesedi, efli Joan Jara taraf›ndan binlerce fiilili gibi ülkenin tenha yerlerinden birinde bulundu. Ölümünden 13 y›l sonra ise fiili Devlet Baflkan› Ricardo Lagos ve sol e¤ilimli görülen hükümeti Jara’n›n katledildi¤i stadyuma “Victor Jara” isminin verilme-

sinin karar›n› ald›. Bu habere sevinen Joan Jara ise y›llardan beri bunun için u¤raflt›klar›n› söylüyor. Efli haber üzerine “Stadyuma Victor’un isminin verilmesi için çok u¤raflt›k. Ancak yan›t alamam›flt›k. Birçok insan, çok say›da insan›n iflkence gördü¤ü bu stadyuma yeniden girmek istememiflti. fiimdi Victor’la bu de¤iflecek. Bu bir mucize” fleklinde aç›klama yapt›. Üzerinden 30 y›l geçmesine ra¤men Pinochet ve hükümetinin kanl› darbesini fiili halk› daha uzun y›llar unutmayacak. Uluslararas› mücadelenin bir sembolü olan Victor Jara’n›n ölümsüz Venseremos-Kazanaca¤›z 盤l›¤›n› da.

“Büyük Adam Küçük Aflk” beraat etti Gösterime gir di¤i ilk günden be ri sürekli tart›fl malara konu olan Büyük Adam Kü çük Aflk isimli filmin yap›mc›s› Handan ‹pekçi “devleti küçük düflürmek ve emni yet kuvvetlerine güveni zedele mek” suçunu iflle di¤i iddias›yla 1 y›ldan 3 y›la kadar hapis istemiyle yarg›land›¤› Bak›rköy 2. Asliye Ceza Mahkemesince beraat etti. Bu zaman zarf›nda devlet ‹pekçi’ye ceza vermeye çal›fl›rken film ise ödülden ödüle koflmufltu. Antalya Alt›n Portakal Film Festival’inden di¤er birçok festivale kat›lan film, çok say›da ödül ald›. Mahkeme taraf›ndan suçsuz bulunmas› ile beraber Kültür Bakanl›¤›’n›n iflletme izninin iptali gerekçesi ile aç›lan davan›n da kazan›lmas›yla film bundan sonraki süreçte ilgiyle izlenmeye devam edilebilecek. Devletin kendine muhalif gördü¤ü sesleri susturmaya devam edece¤i ise bir baflka gerçek. (H. Merkezi)

Abdal Musa fienlikleri 7. Kez yap›ld› 15. yüzy›lda Antalya Elmal›’da yaflam›fl olan Abdal Musa, Horasan pirlerinden olup Bektafli kültürü savunucular›ndan biridir. Tokat’›n Zile ilçesine ba¤l› Emirören köyünde türbesinin bulunmas› nedeni ile her y›l 14 Eylül’de Abdal Musa fienli¤i düzenleniyor. Bu y›l yedincisi düzenlenen flenli¤e Zile ve çevre köylerinden yaklafl›k 600 kifli kat›ld›. Kat›l›m›n geçen y›llara oranla düflük oldu¤u söylenirken bunun nedeninin Amasya’n›n Uygur köyünde de ayn› gün flenlik yap›l›yor olmas› ve program›n güçlü olmamas› oldu¤u söyleniyor. fienlik saat 09:00’da yerel sanat-

ç›lardan Olgun Ak›n’›n sahne almas›yla bafllad›. Ard›ndan cem töreni bafllad›. Cemi yöneten dede taraf›ndan küsler bar›flt›r›ld›. Kurban dualar› okundu. Semahlar ve deyifllerle cem töreni bitirildi. Tokat Pir Sultan Semah Ekibi ’nin gösterisi be¤eni toplarken; yerelden gençlerin oluflturdu¤u Grup Ben türküleri ve halaylar›yla kitleyi coflturdu. ‹çlerinde Arap Ali ve Suna’n›n da yer ald›¤› birçok yerel sanatç›n›n sahne ald›¤› flenlik saat 18:00’de bitirildi. Köyün giriflinde ve çevresinde jandarman›n yo¤un güvenlik önlemi almas› dikkat Turhal) çekiciydi. (T


18

28

26 Eylül-9 Ekim 2003

“Hiçbir çocuk iflkence ya da di¤er zalimce insanl›k d›fl› uygulamaya tabi tutulamaz” (Uluslararas› Çocuk Haklar› Sözleflmesi Madde 37) “Çocuk, her türlü sömürü, kötü muamele, fliddet ve ihmale karfl› korunur” (Uluslararas› Çocuk Haklar› Sözleflmesi Madde 19)

Ayd›n’›n çocuklar için karanl›k yüzü

Hiçbirimizin yabanc›s› olmad›¤› ancak duydu¤umuzda tüyleri ürpertecek cinsten bir haber; Ayd›n Hapishanesi’nde çocuk tutuklular demir çubuklarla ve coplarla dövülüyor, hapishaneye sapasa¤lam giren bir çocuk gördü¤ü iflkenceler sonucu felç oluyor, 12 kifli taraf›ndan dört çocu¤a sürekli tecavüz ediliyor, tecavüzlerden kurtulabilmek için bir çocuk gönüllü olarak tecrit hücresinde kal›yor... 26 Temmuz’da Ayd›n ‹HD’ye baflvuran bir baban›n anlat›mlar› ve ard›ndan di¤er ma¤dur ailelerin anlat›mlar›yla gündeme gelen ve aylard›r tart›fl›lan ancak birkaç demokratik kurum d›fl›nda herhangi bir giriflimde bulunulmayan bu olay, belki birço¤umuza izledi¤imiz bir filmi ya da okudu¤umuz bir roman› an›msatabilir. “Bu tür fleyler ancak filmlerde olur” dedirtebilir. Y›lmaz Güney’in yapt›¤› “Duvar” filmi, oradaki çocuklar›n gördü¤ü iflkenceler, belleklerimizde hala tazeli¤ini koruyor. Hapishanede yaflananlar›; say›mlarda, yemekte, temizlikte iflkence edilen, hatta gardiyanlar taraf›ndan tecavüze u¤rayan çocuklar›n anlat›mlar›nda görmüfltük: “Buras› dördüncü ko¤ufltur benim abem/Bak camlar› yoktur, k›r›kt›r/Ne bacas› tüter, ne de sobas›/Her neyse benim abem/Ver bir cigara zuladan yanal›m/Buras› dördüncü ko¤ufltur benim abem/‹kinci adresimiz/Allah›m›z› sorarsan ad› gardiyan Cafer/Lakab› kel onbafl›/Peygamberimiz dersen o da ekipbafl›/Her neyse benim abem/Ver bir cigara zuladan yanal›m...” Birleflmifl Milletler taraf›ndan haz›rlanan ve Türkiye’nin de imzas› olan Çocuk Haklar› Sözleflmesinin 2. Maddesine göre; sözleflmede say›lan haklar ayr›m yap›lmaks›z›n bütün çocuklara uygulan›r. Çocu¤un tutuklu olmas›, bu durumu de¤ifltirmez. Oysa çocuk hapishaneleri, y›llardan beridir çocuklar›n e¤itildi¤i, topluma kazand›r›ld›¤› yerler olmaktan daha çok psikolojik sorunlar› olan, suç ifllemeye meyilli insanlar yetifltiren merkezlerdir. Bu sözleflmeyi haz›rlayan Birleflmifl Milletler’in sicili de çok temiz de¤il. BM

ambargosu nedeniyle 1.5 milyondan fazla Irakl› çocuk yaflam›n› yitirdi. Yönetti¤i dünyada 25 milyondan fazla çocuk mülteci, hayat›n› kaybetti. Son 10 y›lda 2 milyondan fazla çocuk çat›flmalarda öldü. 10 milyona yak›n çocuk yaraland›. 4 milyon çocuk AIDS nedeni ile, on bin çocuk ise kara may›nlara basarak yaflam›n› yitirdi. Bütün bunlar›n yan›nda ülkemizde de çocuklar›n yaflad›klar› tablo pek farkl› de¤il. Sokaklarda aç susuz çöp topluyorlar, küçücük yaflta evin yükünü gö¤üslüyorlar, tinerle, baliyle uyuflturuluyorlar, karakollarda, hapishanelerde iflkence görüyorlar, okula dahi gidemiyorlar... Daha önce de 1-14 A¤ustos 2003 tarihli 14. say›m›zda haberini yapt›¤›m›z Ayd›n Hapishanesi’nde yaflananlar birçok kez gündeme geldi. Ancak hala Adalet Bakan› Cemil Çiçek, iddialar›n henüz kendisine iletilmedi¤i(!) iletildi¤inde ise gerekeni yapaca¤› aç›klamas›n› yap›yor. “Cezaevlerini bir devlet konukevi, bir devlet misafirhanesi haline getirmeye çal›fl›yoruz” diyen Cemil Çiçek’in “konukevinde” konuklara nas›l davran›ld›¤›n› ‹HD’ye baflvuran ma¤dur anlat›mlar›ndan birkaç somut örnek vererek görelim; COP, DEM‹R ÇUBUK VE BORULARLA SALDIRDILAR... A.S; “6 Haziran 2003 tarihinde baflta cezaevi müdürü olmak üzere gardiyanlar ko¤ufla operasyon yapt›lar.

Ko¤uflta bulunan herkesi demir çubuk ve coplarla dövdüler. Hepimiz yaralanm›flt›k. Yaralar›m›z›n iyileflmesi için ko¤ufla bir torba tuz att›lar. Tuzu yaralar›m›za bas›nca daha çok ac› çekece¤imizi bilmedi¤imiz için bast›k. Çok ac› çektik. Doktora gitmek istedik göndermediler.” Yine tahliye olan N.E ise yaflad›klar›n› flu flekilde anlat›yor; “20 Eylül 2001 tarihinde cezaevine girdim. Çocuk olmam nedeniyle çocuk ko¤uflunda yatmaktayd›m. 6 Haziran 2003 tarihinde baflta cezaevi müdürü olmak üzere gardiyanlar ellerinde cop, demir çubuk ve borularla ko¤ufla geldiler. Baflta ben ve B.Ç isimli arkadafl› dövdüler. Daha sonra s›ra ile herkesi dövdüler. Hepimizde darp izleri ve yaralar vard›. Hatta a¤›r yaralanan arkadafllar›m›z vard›. Onlar› al›p nereye götürdüklerini

bilmiyorum... Yaralar›m›z› anne babam›z

görmesin diye bir ay bizi görüfle ç›karmad›lar. Ayr›ca insanl›k d›fl› uygulamalarda bulunuyorlard›. Yine gardiyanlar›n ko¤ufla girmesine yak›n baflta ben ve baz› arkadafllar vücudumuzu jiletle kesiyorduk ki gardiyanlar kan› görünce bize de¤mesinler.” HAP‹SHANEYE SA⁄LIKLI OLARAK G‹RD‹ FELÇ OLDU... Yap›lan iflkenceler sonucu o¤lu felç olan Ahmet Demirtafl ise ‹HD Ayd›n fiubesi’ne yapt›¤› baflvuruda flunlar› söylüyor; “O¤lumun ziyaretine iki haftada bir gidiyorum. Ancak son birbuçuk aydan bu yana cezaevine gitmeme ra¤men görüfltürülmüyorum. Her seferinde birfleyler bahane ediliyordu. O¤lum Ayd›n 1. A¤›r Ceza’da yarg›lan›yordu. Mahkeme günü o¤lumla mutlaka görüflürüm diye Ayd›n Adliye’sine gittim. O¤lum mahkemeye de getirilmedi. Cezaevine gittim. O¤lumun ‹zmir Yeflilyurt Devlet Hastanesi’nde yatt›¤›n› ö¤rendim. ‹zmir’e gittim. O¤lum hastanede felçli olarak yat›yordu. Kendisiyle görüfltüm, ne oldu sana böyle dedim. Yan›nda jandarmalar oldu¤u için gözleriyle konuflamayaca¤›n› iflaret etti. O¤lumun yaflam›ndan endifle ediyorum.” Ayd›n ‹HD’ye flu ana kadar bunlara benzer 7 baflvuru oldu. Hepsinin de anlat›mlar› ortak. Çocuk ko¤ufluna operasyon yap›larak orada bulunan çocuklara iflkence yap›l›yor, kimine 3 ay, kimine 2 ay, kimine 1 ay görüfl cezas›, mektup, telefon cezas› veriliyor...Konuyla ilgili ‹HD Ayd›n fiubesi birtak›m giriflimlerde bulundu. Ma¤dur ailelerle ortak bas›n aç›klamas› yaparak di¤er demokratik kurumlara ça¤r› yap›ld›.


29

18

26 Eylül-9 Ekim 2003

‹çiflleri Bakanl›¤›’na Meclis ‹nsan Haklar› Komisyonu’na faks çekildi. Ayd›n Barosu taraf›ndan komisyon olarak hapishanede inceleme yap›ld›... TAZE KAN KOKUSU VARDI... Ayd›n Hapishanesi ile ilgili TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu da iki milletvekilini (Cavit Torun ve Faruk Ünsal) görevlendirerek hapishanede incelemelerde bulundu. Gözlemlerini bas›n arac›l›¤›yla kamuoyuna yans›tan milletvekillerinin anlat›mlar›, iflkencenin boyutunu ve tecavüzün çok net bir flekilde görülmesini sa¤lad›; ancak bütün bunlara ra¤men devlet taraf›ndan sorumlular hakk›nda herhangi bir soruflturma bafllat›lmamas› ise düflündürücü(!) TBMM ‹nsan Haklar› ‹nceleme Komisyonu üyelerinden Cavit Torun karfl›laflt›klar› manzar›y› flu flekilde anlatt›: “‹stisnas›z çocuklar›n hepsinin üst taraf› ç›plak ve yara bere içindeydi. Jilet, demir parças›, fayans ne buldularsa kendilerini jiletlemifller. Gitti¤imizde taze kan kokusu vard›. Ko¤uflta yatak olarak sadece kirden simsiyah olmufl süngerler vard›. Çarflaf ve battaniye yoktu. Yan›m›za görevli almadan gitti¤imiz ko¤uflta aralar›na oturarak konufltu¤umuz çocuklar, gardiyanlar taraf›ndan kendilerine

iflkence yap›ld›¤›n› iddia etti.” ‹flkenceler sonucu felç olan A.D’nin tan›k olarak gösterdi¤i Mufllu bir çocu¤u ise tecrit odas›nda bulan komisyon üyeleri, bu

çocu¤un çocuk ko¤uflunda 12 kiflinin 4 çocu¤a sürekli tecavüz etti¤i iddias›nda bulundu¤unu kendisine de tecavüz etmek istedikleri için gönüllü olarak hücreye

kapat›ld›¤› bilgisini verdiklerini anlatt›lar.

‹flkence bilinçli ve sistemli bir flekilde uygulan›yor...

Süleyman Mutlu onuyla ilgili görüfllerini ald›¤›m›z ‹HD Ayd›n fiube Baflkan› Süleyman Mutlu Ayd›n E Tipi Hapishanesi ile ilgili tespitlerini ve taleplerini flu flekilde anlatt›: “Ayd›n E Tipi Cezaevi çocuk ko¤uflunda gerek bizlerin izlenimleri, gerekse milletvekillerinin gözlemleri, kötü muamele ve iflkencenin uyguland›¤›n› göstermifltir. 11-18 yafllar› aras›nda cezaevinde yatan çocuklar›n rehabilite edilmesi gerekirken içerdeki uygulamalar sonucu tutuklular›n psikolojik s›k›nt›lar›n›n en üst boyuta ç›kt›¤› görülmüfltür. Tahliye olan iki kardeflin (N.E, F.E) ‹zmir ‹nsan Haklar› Vakf› taraf›ndan tedaviye bafllamalar›na ra¤men, N.E’nin tekrar cezaevine girmesi, F.E’nin ise evi terk etmesi içerde yaflananlar›n somut göstergesidir. Yapt›¤›m›z

K

tespitler; iflkence ve kötü muamelenin kendini bilmez bir iki gardiyandan kaynakl› de¤il, tersine bilinçli ve sistemli bir uygulama oldu¤unu göstermifltir. Adli suçtan içeri girenlerin d›flar› ç›kt›¤›nda çeteleflme ve suç iflleme olas›l›klar› daha da artm›flt›r. Yine bütün bu yaflananlar›, basit bir adli olay olarak görmek ve alg›lamak, toplumsal sorunlar› görmezden gelmek, egemenlerin temel araçlar›ndan biridir. Bu ba¤lamda Ayd›n E Tipi Cezaevi çocuk ko¤uflunda yaflanan kötü muamele ve iflkenceye karfl› derne¤imiz ola¤anüstü çaba harcarken ilimizde bulunan di¤er demokratik kitle örgütlerinin -bir iki kurum hariçsoruna sahip ç›kmamalar›, sanki Ayd›n’da herhangi bir olay olmam›fl gibi davranmalar›, demokrasi mücadelesi ve demokratik daya-

n›flma aç›s›ndan üzücü bir durumdur. Di¤er yandan Ayd›n Baro Baflkan› da Barolar ve Barolar Birli¤i ilkeleri ile hiç ba¤daflmayan çok talihsiz bir demeç vererek “Ayd›n Cezaevindeki vahflet iddialar›n›n gere¤inden fazla abart›l› oldu¤unu” söylemifltir. F.E’nin 9 ay ailesiyle görüfltürülmemesinin neresinde abart› var? Ahmet Demirtafl’›n “o¤lum cezaevine girerken sapasa¤lamd› oysa flimdi felç, Ankara Numune Hastanesinde yatmaktad›r” sözlerinin abart› neresinde? (A.D ‹zmir Yeflilyurt Devlet Hastanesi’nden Ankara Numune Hastanesi’ne kald›r›ld›.) Bizim ‹HD Ayd›n fiube olarak taleplerimiz ise flunlar: Soruflturman›n selameti aç›s›ndan ceza-

evinde sorumlu olan görevlilerin görevden al›nmas›; Ayd›n E Tipi Cezaevi, Baro, Tabipler Odas›, ‹nsan Haklar› Derne¤i, TBMM ‹nsan Haklar› Komisyonu ve Adalet Bakanl›¤›’n›n da içinde bulundu¤u ba¤›ms›z bir komisyon taraf›ndan derhal incelemeye tabi tutulmas›; ‹nceleme sonucunda ç›kan rapor kamuoyuna duyurulmal› ve yarg› rapor sonucuna göre derhal harekete geçmelidir; Oluflturulmas› gereken böyle bir komisyonun di¤er cezaevlerinde de inceleme yapmalar› Türkiye’deki bütün cezaevleri ve tüm tutuklu ve hükümlülerin ulusal ve uluslararas› hukuka göre yaflamalar›na olanak verilmelidir.”

AYDIN HAP‹SHANES‹’NDE YAfiANAN ‹fiKENCEYE PROTESTO Ankara fiubesi ve Mazlum-Der ‹zmir fiubesi, Ayd›n Hapishanesi’nde yaflanan tecavüz ve iflkence olaylar›n› protesto etti. 16 Eylül günü Yüksel Caddesi ‹nsan Haklar› An›t› önünde toplanan insan haklar› savunucular›, çocuklara sistematik tecavüz ve iflkence uyguland›¤›n› belirttiler. Birçok gazetede konuyla ilgili haberlerin yer ald›¤›n› belirten ‹HD Yönetim Kurulu Üyesi Saadet Erdem, bu uygulamalar›n çocuklara lay›k görülen insanl›k d›fl› yaflam koflullar›yla çekil mez hale geldi¤ini söyledi. Gelir da¤›l›m›ndaki adaletsizlikler, derinleflen ekonomik krizler ve sosyal tahribatlar nedeniyle binlerce çocu¤un toplumsal yaflamdan d›flland›¤›na da de¤inen Erdem, tüm bu yaflananlara karfl› devletin çocuklar› suçlu ilan ederek hapishaneye koydu¤unu dile getirdi. (Ankara)

‹HD


26 Eylül-9 Ekim 2003

30

‹flçi-köylü’den TÜRK‹YE ABD ‹L‹fiK‹LER‹ STRATEJ‹K UfiAKLIK ‹L‹fiK‹S‹D‹R “BANA DOSTUNU SÖYLE, SANA K‹M OLDU⁄UNU SÖYLEYEY‹M” “Emperyalizm varoldukça sa vafllar kaç›n›lmazd›r” Leninist tezi tüm demogojilere ra¤men dün oldu¤u gibi bugünde gerçekli¤ini korumaktad›r. Emperyalistlerin “de mokrasi”, “özgürlük”, “insan hakla r›” vb. söylemlerinin alt›nda iflgal ve kendi ç›karlar› yatt›¤›n› Irak iflgali yal›n bir flekilde göstermektedir. Bu gerçe¤i dönem dönem kendi a¤›zlar› ile de ifade ettiler. Hatta ABD ve ‹ngiltere emperyalizmi Irak iflgali için ürettikleri yalan gerekçelere neredeyse kendileri dahi inanacak t›. Sonuç olarak bu pratikler genifl kitleleri bir kez daha emperyalizmin ikiyüzlü ve i¤renç yüzü ile karfl› kar fl›ya getirdi. Öyle ki hiç kimse sald›r› için bahane edilen kimyasal silahlar› göremedi ama iflgalcilerin bombalar› alt›nda can veren binlerce Irakl› kad›n, çocuk, yafll›n›n cans›z bedenini ya gördü yada gazetelerde haber olarak okudu. Son olarak bu gerçe¤i ifade eden BM Denetim Ekibi’nin son baflkan› Robert Fisk oldu. Fisk bir aç›klamas› s›ras›nda so rulan Irak’taki kimyasal silahlar ile ilgili sorulara bu silahlar›n 12 y›l önce temizlendi¤i yan›t›n› verdi. Ancak orada olma gerekçesini kimyasal silahlar olarak gösteren ABD’nin Irak’taki iflgali tüm bu ger çeklere ra¤men halen devam ediyor. ABD her ne kadar Irak’a “özgürlük” vb. getirmekten bahsetse de Irak’ta sivil halka yönelik sald›r›lar›n ard› arkas› kesilmiyor. Öyle ki ‹ngiliz bir gazetecinin aç›klad›¤› ra kamlara göre Irak’ta her hafta 1000 kifli yaflam›n› yitiriyor. Her f›rsatta ABD ile “stratejik ortak” oldu¤u vurgulayan faflist TC’nin niteli¤i de yukar›da özetledi¤imiz tablonun yarat›c›s› olan em -

peryalistlerden farkl› de¤ildir. Ara lar›ndaki tek fark birisinin emper yalist bir efendi di¤erinin ise alçak l›kta s›n›r tan›mayan bir uflak oldu¤udur. Aralar›ndaki iliflki için ise “stratejik ortakl›ktan” de¤il “stratejik uflakl›ktan” bahsedebiliriz ancak. Gerçek olan bu, sahte ve yalan olan ise kamuoyunda inand›r›lmaya çal›fl›lan “stratejik ortakl›kt›r”. Bu söylemlerin demagojik oldu¤u asl›nda birinci teskerenin meclisten geçmemesinin ard›ndan daha net ortaya ç›km›flt›. Di¤er bir ifade ile efendisi taraf›ndan horlanan, d›flla nan, azarlanan TC’nin uflakl›¤› bel gelenmiflti. Efendisi karfl›s›nda “onurlu” olmaktan bahseden faflist TC ABD’nin tüm azarlar›na sessiz kalm›fl ve kendini affettirmek için yapmad›¤› kalmam›flt›. Bugün yine gündemde olan ko nu Türk askerinin Irak’taki jandar mal›k görevidir. Uzun bir süredir tart›fl›lan bu konu için devletin kul lan›lmad›¤› yol neredeyse kalmad›. ‹lk olarak Türk askerinin Irak’a sadece halka hizmet için gidece¤i, baflka bir fleyde görev almayaca¤› argüman› kullan›ld›. Ard›ndan iki ülkenin de müslüman olmas› gündeme getirilerek, Irak’a Türk asker lerinin gönderilmesi meflrulaflt›r›l mak istendi. Ancak tüm bunlar›n demogojik söylemlerden ibaret oldu¤u a盤a ç›kt›. Irak halk› için iflgale flu yada bu flekilde destek veren herkesin onlarla ayn› muameleyi görece¤i net olan bir gerçek. Irak halk› iflgale ortak olan herkese korkulu günler vaadetmeye devam ediyor. Hiç flüphesiz ki Ortado¤u gibi zengin petrol yataklar›na sahip, ulusal, dinsel, mezhepsel çeliflkilerin

Çorap iflçileri direniflte Bayrampafla’da bulunan Celal, Çelik ve Öztafl Çorap Fabrikas›’nda çal›flan iflçiler Haziran ay›nda yap›lacak olan %30 zamm›n gecikmesini protesto için fabrika önünde eylem bafllatt›. ‹flçilerin maafllar›na zam istemesini yaklafl›k 200 iflçiyi iflten ç›kararak yan›tlayan patron, iflçilerin örgütlü durufluyla karfl›laflt›. 9 Eylül 2003 tarihinde fabrika önünde “Art›k yeter biz de var›z”, “Açl›¤a mahkum olmayaca¤›z” dövizleri açan iflçiler eylemde s›k s›k “Yaflas›n iflçilerin birli¤i”, “Açl›¤a mahkum olmayaca¤›z” vb. sloganlar atarak yürüyüfle geçtiler. Yürüyüfl s›ras›nda kitlenin önünü kesen çevik kuvvet eyleme izin vermeyerek kitleyi da¤›tmaya çal›flt›. Eylemin engellenmesi üzerine oturma eyle-

18

yo¤un olarak yafland›¤› bir bölge nin yan› bafl›nda bulunan Türkiye ile ABD iliflkileri yeni de¤ildir. Bu iliflkilerin tarihi çok eskilere dayan› yor. ‹liflkinin düzeyini esas olarak belirleyen ise ABD’nin bölgesel ç› karlar› olmufltur. Bu ç›karlar ise 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’ndan bu yana Türkiye’ye ileri karakolluk görevi yüklemifltir. Dün “komü nizm” tehlikesine karfl› topraklar›n› ABD askerlerinin denetimine sunan TC bugün “terörizme” karfl› müca dele ad› alt›nda efendisinin talimat lar›na harfiyen uymaktad›r. Efendi si emredince TC askeri Afganis tan’da ve bugün efendisi tekrar Irak’a asker gönderme emri verdi. Devletin ise bu görevi yerine getirmek için kulland›¤› temel argüman “komfludaki yang›na seyirci kala may›z” söylemleri ve KADEK’in varl›¤›na yönelik tarihsel korkular›. Komfludaki yang›na seyirci kalma ma meselesi her ne kadar devlet ta raf›ndan kullan›lmak istense de Türk askerinin Irak’a ABD’nin ç› karlar› için gidece¤inin fark›nda ol mayan yok. Bundan ve Kürt düfl manl›¤›ndan dolay› TC için as›l önemli olan ve kulland›¤› konu KA DEK’in Irak Kürdistan›’ndaki varl›¤› ve bu varl›¤›n neye evrilece¤i ve ABD ile KADEK iliflkileri. Geçti¤imiz hafta Türkiye’yi ziyaret eden ABD’li yetkililer ile yap›lan görüfl melerin sonuçlar› bas›na ABD ile KADEK’e karfl› ortak bir payda ya kaland›¤›, ABD’nin KADEK’i terö rist olarak de¤erlendirdi¤i vb. oldu. Oysa Türkiye’de bas›n bas bas bunun propagandas›n› yaparken ABD’de bir konuflma s›ras›nda Bush’un Kuzey Irak’›n kendi kendini yönetme yolunda ad›mlar att›¤›n› söylemesi efendinin uflaklar› ara s›ndaki iliflkide nas›l bir politika izledi¤ini ortaya koyuyor. Oysa Türk hakim s›n›flar› ABD ile görüflmele rinde KADEK için direkt imha plan› n› öneri olarak sunmufllard›. Her ne kadar ABD daha sonra yapt›¤› aç›klamalar ile asl›nda Irak Kürdistan› ile ilgili söylemek istedi¤inin yanl›fl anlafl›ld›¤›n› belirtse de Türk hakim s›n›flar›n›n bu söylemden oldukça

mi yapan iflçiler, bas›n aç›klamas› yaparak eyleme devam ettiler. Çorap iflçileri ad›na konuflan Necdet Dernek, Bayrampafla’daki iflçilerin kendi sorunlar› etraf›nda birleflti¤ini ve bundan sonra da haklar›n› alana kadar sokaklarda olacaklar›n› belirtti. Çorap iflçilerinin taleplerini de s›ralayan Dernek; “maafllar› 250-300 milyon olan iflçilere alt›nc› ay için %50 zam yap›lmas›n›, maafl› 500 milyon olan iflçilere de %30 zam yap›lmas›n› ve 3 ayd›r geciken zamlar›n farklar›n›n verilmesini istiyoruz” dedi. Çorap iflçileri, patronlara 12 Eylül Cuma gününe kadar süre tan›d›klar›n› bildirdiler. Aç›klaman›n ard›ndan “‹flçiyiz, hakl›y›z kazanaca¤›z”, “Zams›z çal›flmayaca¤›z” slo ganlar› atarak eylem sona erdirildi. (H. Merkezi)

rahats›z olduklar› görülen bir gerçek. Bu rahats›zl›k R. Tayyip Erdo¤an’›n “dost ac› söyler, ABD hala terör örgütüne gerekti¤i gibi tav›r koyam›yor” sözleriyle kendini gös terdi. AKP hükümetinin bu aceleci tavr›n› “piflmanl›k yasas›n›n sonuç lar›n› bekleyelim” vb. gerekçelerle yan›tlayan ABD uflaklar›n› bir arada idare etmenin, bir taflla iki kufl vurman›n prati¤ini sergiliyor. Burjuva bas›n ise yine kendinden bekleneni yapmaya devam ediyor. Gün lerdir bas›nda ç›kan haberler asker göndermenin KADEK’i bitirmek için ABD ile anlaflmak oldu¤u vurgusu nu yapmakla meflgul. “Ver PKK’yi al askeri” vb. manfletlerle asker görmeyi meflrulaflt›rmaya ve asker göndermeye karfl› olan kesimi de böylece etkilemeye çal›fl›yorlar. Bu aç›lardan bak›ld›¤›nda Türkiye’nin varl›¤›n›n ABD aç›s›ndan önemli ol du¤u ancak asla vazgeçilmez olmad›¤› görülüyor. ABD için Türkiye eninde sonunda bir uflakt›r. Yine geçti¤imiz günlerde tele vizyonlarda bir konuflma yapan Bush Irak’ta içine düfltükleri kaos ortam›n› itiraf ederek yenilgiyi itiraf etti. ABD halk›ndan daha zor gün lere haz›rl›kl› olmalar›n› isteyen ve “kötü günler bizleri bekliyor” diyen Bush’un politikalar› ise elefltirilme ye devam ediyor. ABD’de “sefilce bir baflar›s›zl›k” olarak de¤erlendir melere konu olan Irak politikalar› ABD’yi bata¤›n içine çekiyor. Ve Irak’ta serpilen direnifl gerçektende ABD’yi Ortado¤u’da zor günlerin bekledi¤ini gösteriyor. Irak’ta büyüyen direniflin yan›nda Filistin’de Arafat’›n sürgün karar›na ve katliamlara karfl› Filistin halk›n›n direnifli daha bir mayalan›yor. Bu aç›dan bugün anti emperyalist mücadeleyi gelifltirmenin önemi ve aciliyeti düne göre daha yak›c› hissedilmelidir. Filistin’de, Irak’ta geliflmifl silahlara karfl› tafl, sopa, sapan ile direnen çocuklar bizlere yürekli ve cesur olmay›, inatç› ve inançl› olmay› ö¤retiyor. Yeter ki ö¤renmek ve görmek isteyelim.

= Tafleron sa¤l›k çal›flanlar› birgün ifl b›rakt› F›rat Üniversitesi F›rat T›p Merkezi’nde çal›flma yürüten tafleron firma ERMET’e ba¤l› olarak çal›flan temizlik iflçileri ve sözleflmeli hemflireler, ücretlerinin verilmemesi nedeniyle bir gün ifl b›rakt›lar. 11 Eylül’de hastane önünde alk›fllarla bir araya gelen yaklafl›k 300 sözleflmeli iflçi ve hemflire ücretlerinin verilmesini isteyerek bir gün çal›flmayacaklar›n› belirttiler. Yap›lan eyleme hastalar ve hasta yak›nlar› da destek verdi. ERMET’e ba¤l› 800 iflçi çal›fl›yor. Ayl›k 245 milyon lira ücret alan iflçiler, paralar›n›n zaman›nda ödenmedi¤ini söylüyorlar. Servis ve yemek ücretleri de maafllar›ndan kesilen iflçi ve hemflireler birçok sorunla karfl› karfl›ya kald›klar›n› belirtirlerken sendikaya üye olmak istediklerini, ancak bu duyuldu¤unda iflten at›lmayla tehdit edildikleri için sendikaya üye olmaya korktuklar›n› söylüyorlar. (Malatya)


31

18 Bafltaraf› Sayfa 32”de Sonuçta, gelecekte yapmak istediklerimizin varolan koflullarda mümkün oldu¤u aç›kt›r. Emperyalizme ve özellikle de onun yay›lmac› sald›rgan politikalar›na karfl› verilecek mücadele kitlelerin genifl kat›l›m›n› zorunlu k›lmaktad›r. Baflta iflçi s›n›f› olmak üzere ezilen y›¤›nlar›n kat›l›m› olmadan bu mücadeleyi ileriye tafl›mak mümkün de¤ildir. Ve dünya halklar› bu görevi omuzlayacak yegane güçtür. Bu bilinç ›fl›¤›nda, emperyalizme ve onun her türlü sald›r› politikalar›na karfl› devrimci, dinamik bir hareketlili¤in oluflturulmas› görevi önümüzde durmaktad›r. Yukar›da belli ölçülerde ortaya koydu¤umuz çal›flma ve bu çal›flman›n da içinde bulundu¤u genel hareketlilik görevlerimizin niteli¤ini belirlemektedir. Komünistler bulunduklar› her yerde bu çal›flman›n özüne uygun bir pratik içinde olduklar›nda gelecekteki benzer çal›flmalar›n güçlenmesine de hizmet etmifl olacaklard›r. Ve bu çal›flmalar›n ülke devrimlerinin ihtiyaçlar›na da yan›t olabilece¤i asla ak›ldan ç›kar›lmamal›d›r. KÜÇÜK DAVRANIfiLARIYLA MESAJ VEREN ‹K‹ ÖRNEK Devrimci iliflkilere ve ahlaka yak›flmayan bir geliflmeye vurgu yapmadan da, yaz›m›z› bitiremeyece¤iz. Birincisi MLKP ve onun ideolojik çizgisindeki demokratik kurumlar›n prati¤idir. Bu örgütlerin temsilcileri yaklafl›k bir haftaya yak›n Selanik Direnifli 2003 kamp›nda olmalar›na, oradaki birçok etkinli¤e kat›lmalar›na ve önceden bildirmedikleri halde kimi toplant›larda konuflmac› olarak yer almalar›na ra¤men, sonradan kendi yay›nlar›nda bu konuya iliflkin yay›nlad›klar› yaz› ve makalelerde buna hiç de¤inmediler. Bu, en baflta devrimci etik kurullar›yla ba¤daflmayan bir harekettir. Düflünün ki, Selanik’te bulundu¤unuz sürenin ezici bölümünü gecesi-gündüzüyle Selanik Direnifli 2003 anti-emperyalist kamp›nda geçireceksiniz, orada gerçekleflen tüm etkinliklere kat›lacak ve yaflanan her fleye tan›k olacaks›n›z ama, yaz›lar›n›zda ölü sessizli¤ini oynayacaks›n›z. Devrimciler aras› zay›flayan iliflkilerden rahats›z olanlar›n böylesi z›t pratikleri devrimci iliflkilerin düzelme önündeki önemli bir engeldir. Ayn› flekilde, bir hafta boyunca anti-emperyalist Selanik Direnifli 2003 kamp›nda yer alacaks›n›z ama, yürüyüfl günü gelince baflka bloklarla yürüyeceksiniz. Kuflkusuz her örgüt do¤ru bildi¤i flekilde davran›r ve bunda da özgürdür. Ama yukar›da anlatt›¤›m›z gerçeklikte bir davran›fl olunca sorunun özü ve çerçevesi de¤ifliyor. Bir hafta boyunca beraber oldu¤u güçlerin, kendilerinin de kat›ld›¤› ve tan›k oldu¤u Selanik Direnifli 2003 anti-emperyalist blo¤un onlarca etkinli¤inden hiç bahsetmemek devrimci etik kurallar›yla ba¤daflmayan bir davran›flt›r. Bu etkinlikten devrimci örgütlerin ortakl›k ad›na ç›kartmalar› ge-

reken dersler olmal›yd›. Bu etkinliklerin düzeltme çabas›nda oldu¤umuz eylem birliklerine gerçek anlamda bir katk›s› olmal›yd›. Bu etkinliklerin içeri¤indeki ortakl›k noktalar›n›n belirlenmesi ve gelifltirilmesi amac› olmal›yd›. Bunlar›n olmad›¤› yerde gerçek bir devrimci dayan›flma, geliflmeye aç›k bir ortakl›k çabas› oldu¤u iddia edilemez. Biz, devrimci dostlar›m›z›n bu konudaki eksikliklerini düzeltmelerini, Türkiye devrimci hareketinin ihtiyac› olan devrimci birlikteliklerin önünü t›kayan tutumlardan vazgeçilmesini, aksine bunun tam z›dd› bir tutumu benimsemelerini bekliyoruz. Elefltirimizin gerçek mahiyeti budur. Bir di¤er benzer örnek, Dünya Halklar› Direnifl Hareketi (DHDH)’dir. DHDH’nin Selanik’e gelmifl iki görevlisi de bir hafta boyunca ILPS çat›s› alt›nda Selanik Direnifli 2003 ve AT‹K taraf›ndan organize edilen anti-emperyalist kampta bulunmalar›na, stand açmalar›na, kamptaki yaflama kat›lmalar›na ra¤men, yürüyüflte baflka platformlarla yürüdüler ve sonras›nda bu geliflmelere iliflkin yay›nlad›klar› de¤erlendir-

yor. Durum böyle olunca, her fleyden önce bundan sonra yap›lacak olan eylem birliklerine hizmet edecek de¤erlendirmeler yapmak yerine, herfleyi grupçu bir ruhla ele almak anlay›fl haline geliyor. Bu yaklafl›m kaç›n›lmaz olarak ittifak halinde oldu¤u devrimci güçleri yok sayar. Bu yaklafl›m büyük devrimci birlikteliklerin zeminini yaratmaya hizmet etmez, bilakis var olan olumsuzluklar›n, güvensizliklerin daha da derinleflmesini sa¤lar. Ancak bu gerçek bizi, bu konudaki görevimizin yerine getirilemez oldu¤u sonucuna götürmeyecektir. Aksine görevimizin hangi sorunlar› içerdi¤ini do¤ru tahlil edip, bunlar› çözme çabam›za katk› sunacakt›r. Proletarya Partisi öteden beri bu konuda devrimci hareketin genel eksikliklerine ve bunun yan›s›ra kendi eksikliklerine de dikkat çekiyor. Di¤er bir ifadeyle, s›n›f savafl›m›n›n di¤er cephelerinde pratik görev ve sorumluluklar›n yerine getirilmesinde yaflanan olumsuzluklar›n bu alandaki yans›malar›n› da görüyor ve bunun da alt›n› önemle çiziyor. Bu ne kadar

me yaz›s›nda, bu gerçe¤in üzerinden atlad›lar, ölü sessizli¤ine girdiler. Ayn› dozdaki elefltirimiz bu arkadafllar için de geçerlidir. Kuflkusuz, bu örneklerden ç›karaca¤›m›z dersler ve ö¤renece¤imiz fleyler var. Devrimci eylem birli¤inden, dayan›flmaktan, ortak hareket etmekten bahsedenlerin pragmatist anlay›fllar›yla olgulara nas›l da f›rsatç› yaklaflt›klar›n›, söylenen ile uygulanan aras›ndaki aç›n›n ne kadar genifl oldu¤unu gördük. Ve bir kez daha devrimci hareketin, devrimci eylem birlikleri, devrimci dayan›flman›n gereklili¤i üzerinde sayfalarca yaz›lan yaz›lar›n, söylem ve pratiklerinin uyumsuzlu¤una tan›k olduk. Bu da bize gösteriyor ki, birçok meselede oldu¤u gibi bu sorunda da devrimci hareketin kavray›fl düzeyi henüz yüzeyseldir. Ve devrimci birlikteliklere, devrimci ittifaklara s›n›f savafl›m›n›n ihtiyaçlar›na göre de¤il, s›¤ ve grupçu ihtiyaçlara göre yaklafl›l›yor. Her fley o an yap›lan pratik eylemle s›n›rlan›yor. Ve de¤erlendirmeler de buna göre yap›l›-

gerçekse, bunun afl›lmas› noktas›nda ortaya konulan samimi çaba da bir o kadar gerçektir. Bu çabay› büyütmeliyiz. K›rda, flehirde, yurtd›fl›nda; k›sacas› faaliyetimizin oldu¤u tüm alanlarda, devrimci eylem birliklerinin genel faaliyetlerimizin bir parças› oldu¤unu asla unutmamal›y›z. Bu konuda ortaya konulacak her duyars›z duruflun, görev ve sorumluluklar›m›zdan uzaklaflma anlam›na geldi¤i unutulmamal›d›r. Bu anlamda, bulundu¤umuz her alanda ve özellikle de ülkede, emperyalizme ve onun savafl politikalar›na karfl›; devrimci eylem birliklerinin güçlendirilmesi konusundaki çabalar›m›za daha fazla yo¤unlaflmal›y›z. Bunu de¤erlendirmelerimizle, çözümlemelerimizle ve pratik yol göstericili¤imizle büyütmeliyiz. Elefltirilerimizin bize katk›s›n›n somutland›¤› yer bu çal›flmalar olacakt›r. NOT: Anti-emperyalist blok içinde yer alan Marksist-Leninist-Maoist parti ve örgütler, Selanik’teki merkezi uluslararas› yürüyüfl öncesinde, kamuoyuna k›sa bir bildiri ka-

26 Eylül-9 Ekim 2003 leme al›p yay›nlad›lar. ‹ngilizce ve Yunanca dillerinde binlerce adet bas›lan bildiri, eylem süresince genifl flekilde da¤›t›ld›. YAfiASIN HALKLARIN MÜCADELES‹! KAHROLSUN EMPERYAL‹STLER‹N SAVAfiI! Burada, Yunanistan’da Selanik’te bulunmam›z Yunanistan iflçi s›n›f›, halk ve gençlik kitleleriyle beraber emperyalist AB birli¤ini protesto etmek içindir. Yunan halk›n›n bu büyük öfkesine, çeflitli ülkelerden halklar›m›z›n öfkelerini getirip birlefltirdik. Bizler anti-emperyalist, anti-faflist Selanik Direnifli 2003 blo¤u olarak; insanl›¤›n en büyük düflman› olan ABD emperyalizmine karfl›, Irak iflgali ve oradaki katliamlara destek olmufl tüm koalisyon güçlerine karfl›, bu suçu meflrulaflt›rmaya çal›flarak bölgenin yeniden paylafl›lmas›nda pay sahibi olmak isteyen AB’li emperyalist güçlere karfl› yürüyoruz. ‹flçi s›n›f›n›, Avrupa ve dünya halklar›n› daha çok ya¤malamay› hedefleyen Avrupa Birli¤ini k›n›yoruz. Dünya birleflik devrimci güçlerinin ABD emperyalistlerini ve di¤er tüm emperyalist güçleri yenilgiye u¤rataca¤›n›, emperyalistleri ve gericileri dünyan›n hiçbir köflesinde b›rakmayaca¤›m›z› deklare ediyoruz. Irak halk›yla, Ortado¤u ve dünya halklar›yla dayan›flma içinde oldu¤umuzu belirtiyoruz. Filistin halk›n›n ABD emperyalizmine ve siyonizme karfl› verdi¤i direnifli destekliyoruz. Halk savafl› yürüten ve destekleyen bizler, emperyalizme ve gericili¤e karfl› silahl› devrimci mücadele yürüten di¤er devrimci ve halk hareketlerini selaml›yor ve onlara deste¤imizi sunuyoruz. Dünya çap›nda genifl bir anti-emperyalist dayan›flmay› örgütleyebilmek için dünyan›n tüm devrimci güçlerinin dayan›flma ve ortak çal›flma içerisinde bulunmalar› acil ihtiyaçt›r. Dünyan›n bir numaral› emperyalist ve terörist gücü olan ABD emperyalizmine ve di¤er tüm emperyalist güçlere karfl› gelebilmek için uluslararas› birleflik bir cepheye ihtiyaç vard›r. Bizler, halklar›n gerçek bar›fl ve kardefllik içerisinde yaflayabilecekleri, savafl›n, vahfletin, sömürü ve bask›n›n olmad›¤› bir dünya için mücadele ediyoruz. Emperyalist savafllara karfl› mücadele eden halk savafllar›yla dayan›flma göster! Yaflas›n proletarya enternasyonalizmi! Kahrolsun emperyalizm, faflizm ve her türden gericilik! Yunanistan Komünist Partisi (Marksist Leninist) Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist Filipinler Komünist Partisi Hindistan Komünist Partisi (ML) Halk Savafl› Endonezya Devrimci Kurtulufl Merkezi 21 Haziran 2003, Selanik B‹TT‹


iflçi-köylü YEN‹ DEMOKRAS‹ YOLUNDA

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

BÜROLAR ➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: MEfiRUT‹YET MAH. KONUR SOK. NO: 14/24 KIZILAY/ANKARA TEL: (0312) 418 25 26 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 558 45 04 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 427 71 48 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

‹ntifadan›n isyan türküsü her yerde aqFilistin ‹ntifadas›n›n 3. y›ldönümü olan 27 Eylül’de dünyan›n birçok ülkesinde ve Türkiye’de düzenlenen eylemlerde Filistin’de ve Irak’ta devam eden iflgal protesto edildi. Irak ve Filistin halklar›n›n direniflini destekleyen dünya halklar›, 27 Eylül’de alanlara ç›karak, Filistin’de ve Irak’ta kopan isyan 盤l›klar›na bir ses oldular. ‹STANBUL Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu taraf›ndan Abide-i Hürriyet Meydan›nda “Irak’ta ‹flgale Son Filistin’e Özgürlük” mitingi düzenlendi. Piyale Pafla Bulvar› ve fiiflli yönünde ö¤len saatlerinde toplanmaya bafllayan eylemciler buradan meydana do¤ru yürüyüfle geçti. Ellerde tafl›nan pankartlar, dövizler ve at›lan sloganlarla intifadan›n sürdü¤ü ve zafere kadar sürece¤i belirtildi. Piyale Pafla Bulvar› yönünde; aralar›nda ILPS, Partizan, YDG, ESP, Haklar ve Özgürlükler Cephesi, Demokratik Haklar Platformu, DEHAP ve SDP’nin bulundu¤u parti ve gruplar yer al›rken, fiiflli yönünde ise aralar›nda EMEP, Özgür-Der’in de bulundu¤u gruplar yürüdü. DKÖ ve sendikalar›n kat›l›m›n›n az oldu¤u mitinge, DEHAP’›n da kitlesini tafl›mad›¤› gözlendi. Mitinge ILPS pankart› arkas›nda kat›lan Partizan; “Emperyalistler için dökecek kan›m›z yok” ile YDG “Vur emperyalizme y›k›ls›n, omuz ver halk savafl›na yükselsin” yaz›l› pankartlar tafl›d›lar. Koordinasyon ad›na yap›lan konuflmalar›n ard›ndan Mihri Belli ve Abdurrahman Dilipak birer konuflma yapt›lar. Miting Burhan Berken’in söyledi¤i Kürtçe türkülerle son buldu. GENÇL‹K ‹NT‹FADAYI SELAMLADI Yeni Demokrat Gençlik, Devrimci Proleter Gençlik, Genç Yoldafl, Özgür E¤itim Platformu ve Kald›raç çevreleri, 24 Eylül 2003 tarihinde Taksim ‹stiklal Caddesinde Filistin’de intifadan›n y›ldönümünü selamlayarak, Irak’taki iflgali protesto etti. “‹ntifada ruhuyla anti emperyalist mücadeleyi yükselt” yaz›l› pankart açarak Balo Sokak’tan Taksim Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçen gençler, “Her yer Irak, hepimiz Irakl›y›z”, “Emperyalist ‹flgale hay›r” sloganlar›yla yürüyerek Mis soka¤a geldi. Buradan Taksim meydan›na giderek bas›n aç›klamas› yapmak isteyen gençlere polis azg›nca sald›rd›. Polis sald›r›s›n› “Direne direne kazanaca¤›z”, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” vb. sloganlarla karfl›layan eylemciler, üzerlerine biber gaz› s›k›larak, tekme tokat, kasklarla dövülerek polis otobüslerine bindirildi. Gözalt›na al›nan 40 kifli ertesi gün ç›kar›ld›klar› Beyo¤lu Adliyesinde ifadeleri al›nd›ktan sonra, tutuksuz yarg›lanmak üzere serbest b›rak›ld›. Konuyla ilgili olarak 26 Eylül 2003 tarihinde ‹HD ‹stanbul fiubesinde bir araya gelen gençler, gözalt›na al›nmalar›n› ve maruz kald›klar› sald›r›lar› protesto etmek için bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. ‹ZM‹R ‹zmir Savafl Karfl›t› Platform öncülü¤ünde “Filistin’e özgürlük, Irak’ta ‹flgale

KIBRIS Irak’›n ve Filistin’in iflgalinin sona ermesi için K›br›s’ta Lefkofle’nin güneyinde yap›lan eyleme K›br›s Sosyalist Partisi, Savafla ve Milliyetçili¤e Karfl› ‹ki Toplumlu ‹nisiyatif ve Sosyal Forum kat›ld›. Eyleme K›br›sl› Rum ve Türklerin yan›s›ra K›br›s’ta yasayan Filistinli, ‹ranl› ve Arap ülkelerinden eylemciler de kat›larak destek verdiler. Türkçe ve Rumca olarak iflgale karfl› sloganlar›n at›ld›¤› eylemde eylemciler Türkçe ve Rumca pankartlar tafl›d›lar. Savafla ve Milliyetçili¤e Karfl› ‹ki Toplumlu ‹nisiyatif’in Irak’ta ‹flgale Son Filistin’e Özgürlük pankart› yan›nda Ekim’in Savafla Karfl› Bar›fl, Sömürüye Karfl› Savafl, Bar›fl ‹çin ‹leri pankart› dikkat çekenler aras›ndayd›.

Londra Son” pankart› açan yaklafl›k bin savafl karfl›t›, Gümrük Postanesi önünde toplanarak, “Katil Bush, Ortado¤u’dan defol”, “Hedef Filistin hepimiz Filistinliyiz”, “Bu ülke bu halk sat›l›k de¤il”, sloganlar›n› atarak Konak Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Yürüyüfl s›ras›nda “ABD askeri olmayaca¤›z”, “Filistin Halk› yaln›z de¤ildir”, dövizlerini açan eylemciler, Eski Sümerbank önüne kadar yürüdü. Burada bir aç›klama yapan E¤itim-Sen 1 No’lu fiube Baflkan› Nihat Sefer, ABD destekli ‹srail sald›rganl›¤›na karfl› direnen Filistin halk›n›n bugün kendi topraklar›nda mülteci muamelesi görerek yaflad›¤›n› hat›rlatarak, Filistin iflgalini protesto etti. ANKARA Küresel Bar›fl ve Adalet Koalisyonu (BAK) taraf›ndan Ankara’da düzenlenen ‘Irak’ta ‹flgale Son ve Filistin’e Özgürlük’ mitingine birçok kurum kat›l›rken, ‹srail bayraklar› yak›lmas› dikkat çekti. Miting için Hipodrom’da toplanan kitle Tando¤an üzerinden S›hhiye’ye kadar sloganlar atarak yürüdü. Yürüyüflün ard›ndan S›hhiye Meydan›’nda toplanan kitle, burada Filistin ve Irak bayraklar› açt›. Bir dakikal›k sayg› duruflu ile bafllayan mitingde, birçok kurum temsilcisi ve baz› sanatç›lar birer konuflma yapt›lar. Konuflmalar›n ard›ndan Yaflar Kurt, Bar›fla Rock, Mo¤ollar, Mor ve Ötesi, Karagünefl grubu sahne alarak söyledikleri türkülerle kitleyi coflturdu. ADANA Savafl Karfl›tlar› Platformu taraf›ndan düzenlenen ‘Irak’ta ve Filistin’de ‹flgale Hay›r’ mitingine yaklafl›k iki bin kifli kat›ld›. Tertip komitesinin Türkçe, Kürtçe, Arapça sunufllar yapmas›n›n ard›ndan Tertip Komitesi Baflkan› ve E¤itim-Sen Adana fiube E¤itim ve Bas›n Sekreteri Güven Bo¤a bir konuflma yapt›. Bo¤a, baflta Filistin halk› olmak üzere Ortado¤u halklar›n›n y›llard›r “ABD emperyalizmine ve ‹srail zulmüne karfl› ba¤›ms›zl›k, demokrasi ve özgürlük mücadelesi verdi¤ini” belirterek, ABD Baflkan› George Bush’un petrol ve savafl tekellerinin sözcüsü oldu¤unu, ‹srail Baflbakan› Ariel fiaron’un ise Filistinli çocuk ve kad›nlar›n katili oldu¤unu söyledi. Mitinge ayr›ca “Birlik mücadele zafer” yaz›l› pankart ile Partizan kitlesi de kat›ld›. Miting, kitlenin müzik eflli¤inde halay çekmesiyle

son buldu. BURSA Bursa Savafl Karfl›t› Platformu bileflenleri Osmangazi Metro ‹stasyonu önünde yapt›klar› eylemle, Filistin’de ve Irak’ta devam eden iflgali protesto ettiler. Eylemde s›k s›k “Filistin’e özgürlük”, “‹flgalciler gidecek direnifl kazanacak”, “ABD askeri olmayaca¤›z”, vb. sloganlar at›l›rken, platform ad›na TÜMT‹S Bursa fiube Baflkan› Davut Türko¤lu bir konuflma yapt›. Irak halk›n›n Filistinliler yolunda giderek, teslim olmad›klar›na dikkat çeken Türko¤lu, tüm emekçilerin Ortado¤u’da ak›t›lan kan›n petrol ve para için oldu¤unu bildi¤ini vurgulad›. Eylem alk›fl ve sloganlarla son buldu. D‹YARBAKIR, ELAZI⁄, DERS‹M Diyarbak›r Demokrasi Platformu’nu oluflturan demokratik kitle örgütleri ‹stasyon Meydan›’nda yapt›klar› bas›n aç›klamas›nda sald›rganl›¤› k›nad›lar. Grup ad›na aç›klama yapan EMEP Diyarbak›r ‹l Baflkan› Yavuz Karakufl, Filistin ‹ntifadas›’n›n y›ldönümünde Filistin’de kan›n akmaya devam etti¤ini ve ‹srail Baflbakan› fiaron’un Filistin Lideri Yaser Arafat’› sürgüne göndermek için her türlü oyunu gerçeklefltirdi¤ini söyledi. Aç›klamaya kat›lan kitle s›k s›k, “Doza Filistin doza me” (Filistin davas›, davam›z), “Filistin birayê me” (Filistin kardeflimiz) ve “Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i” fleklinde slogan att›. Elaz›¤ Postane Meydan›’nda yap›lan bas›n aç›klamas›na kat›lan 150 kifli de Filistin halk›n›n yan›nda olduklar›n› bildirdi. Burada bir aç›klama yapan EMEP ‹l Yöneticisi Zülküf Ali Aslan, kuruluflundan bu yana genelde Ortado¤u halklar›na, özelde Filistin halk›na musallat olan ‹srail’in tüm uygulamalar›nda ABD’nin onay› bulundu¤una dikkat çekti. Aç›klama s›ras›nda “Emperyalizm ve iflbirlikçilerine hay›r”, “ABD jandarmas› olmayaca¤›z”, “Katil ABD Ortado¤u’dan, katil ‹srail Filistin’den defol” dövizleri tafl›nd›, “Amerika’ya barikat, Filistin’e Özgürlük”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” sloganlar› at›ld›. Tunceli’de Yeralt› Çarfl›s› üzerinde bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Aç›klamay› yapan EMEP ‹l Baflkan› Hüseyin Tunç, Filistin halk›n›n yan›nda olduklar›n› belirtti.

BERL‹N 27 Eylül günü Irak iflgaline ve ‹srail katliamlar›na karfl› Berlin’de de yürüyüfl düzenlendi. Savafl karfl›t› güçlerin düzenledi¤i yürüyüfl, Wilhelmstr’den bafllayarak Friedrich Str’ye kadar sürdü. Saat 14:00 sular›nda bafllayan eylem 16:30’a kadar devam etti. Berlin’de o gün birçok aktivitenin olmas›na ra¤men binin üzerinde kitle kat›l›m› sa¤land›. ‹flgal ve katliamlara karfl› coflkulu sloganlar›n hayk›r›ld›¤› yürüyüflte TKP/ML taraftarlar›, ILPS ve AT‹F kitlesi de yer ald›. ILPS (Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi) ve AT‹F (Almanya Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu) pankartlar› aç›ld›. Mitingde ayr›ca TKP/ML bayraklar› dalgaland› ve iflgali lanetleyen dövizler tafl›nd›. “Savafl Bitmedi ‹flgal devam ediyor, ABD emperyalizminin yeminli ufla¤› Türk devleti birkaç milyon dolar için Irak’a asker göndermeye haz›rlan›yor” bafll›kl› AT‹K (Avrupa Türkiyeli ‹flçiler Konfederasyonu) imzal› Almanca, Türkçe binlerce bildiriler da¤›t›ld›. Alanda yap›lan iflgal ve katliamlar karfl›t› konuflmalardan sonra yürüyüfl bitirildi. PAR‹S Filistin intifadas›n› selamlayan gösterilerden biri de 27 Eylül 2003 tarihinde Paris’te gerçeklefltirildi. Saat 14:00’de bafllayan yürüyüfle çok say›da yerli ve göçmen örgüt, sendika ve de siyasi partiler kat›l›m sa¤lad›. “Amerika emperyalizmi kanl› ellerini Ortado¤u’dan çek TKP/ML” ve “Yaflas›n Filistin halk›n›n direnifli AT‹K” imzal› pankartlar ile birlikte, güncel geliflmelere iliflkin çok say›da döviz tafl›nd›. Yürüyüfl boyunca; “Yaflas›n Filistin halk›n›n direnifli Bush-fiaron katil, Chiraq suç orta¤›-Kahrolsun emperyalist savafl”... vb sloganlar at›ld›. Yine AT‹K taraf›ndan Irak’ta devam etmekte olan iflgale ve Türk devletinin asker gönderme haz›rl›klar›na iliflkin ç›kar›lan bildirilerden da¤›t›ld›. Onbinlerce kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfl boyunca emperyalist sald›rganl›¤a ve Filistin’e özgürlük vurgusunu yapan pankartlar a¤›rl›ktayd›. Akflama do¤ru sona eren yürüyüfl bir kez daha gösterdi ki hiç bir sorun emperyalistlerin diplomasi koridorlar›nda çözülemez. Kendi gücüne ve dünya halklar›na güven esas al›nmal›d›r.


Issuu converts static files into: digital portfolios, online yearbooks, online catalogs, digital photo albums and more. Sign up and create your flipbook.