İşçi-Köylü Sayı 16

Page 1

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü www.iscikoylu.org

Say›: 2003-16

16 *Y›l:1 *29 A¤ustos-11 Eylül 2003 *Fiyat›: 500 000 TL ISSN:1303-9350

Emperyalist sald›r› ve iflgale karfl› mücadeleyi ÖRGÜTLE

CESARETLE ‹LERLE! ✔

DÜN HÂLÂ BUGÜN

ABD emperyalizminin ‹ngiltere’yi de yan›na alarak Irak’a sald›rmas› ve iflgal etmesinde bugün gelinen aflama, ABD’nin “düzen” ve “nizam” getirece¤ini iddia etti¤i Irak’ta dün yaflananlar› unutturmamal›d›r. Dün Ba¤dat’ta bir pazar yerine at›lan bombalarla katledilenlerin, köylerinin bombalanmas› s›ras›nda iki kolunu birden kaybeden çocuklar›n ac›lar› bugün gibi tazedir. Irak’ta dün bugündür.

KAOS ARTIYOR

Bunun yan›nda ABD Irak’ta as›l istedi¤i petrol rezervleri iflleriyle u¤rafl›rken, halk›n yaflam standartlar› hergün biraz daha kötüye gitmekte, kaos ortam› artmaktad›r. Örne¤in ABD’nin savafl›n bitti¤ini ilan etti¤i 1 May›s’tan itibaren Irak’ta 400 kad›n kaç›r›l›p tecavüze u¤ram›flt›r.

‹fiGALC‹LER VE UfiAKLARI KORKUYOR ‹flgale karfl› direniflin ald›¤› boyuta paralel olarak ABD’nin 90 ülkeden asker istemesinin ard›ndan Ürdün Büyükelçili¤i’ne ve BM binas›na yap›lan bombal› sald›r›lar iflgalcileri ve uflaklar›n› korkutuyor. ABD bu kaostan kurtulman›n hesab›n› yaparken uflaklar› ise asker göndermeyi tekrar gözden geçiriyor.

‹fiGALE ORTAK OLMAYALIM

Türkiye’de ise devlet bir yandan asker göndermenin haz›rl›klar›n› yaparken bir yandan da yalan haberlerle halk› yan›na almaya çal›fl›yor. Önümüzde emperyalist sald›rganl›k ve iflgale karfl› kitlelerde oluflan öfke ve nefreti, örgüt silah› ile buluflturma görevi durmaktad›r.

SÖYLEfi‹ “Dünyada tüm af mekanizmalar›nda iki temel ölçü vard›r. Birincisi siyasal suçlar nedeniyle olan afBahri Bayram Belen lar, di¤eri de de¤iflik ekonomik kriz dönemlerinde ifllenen ekonomik suçlard›r. Bu suçlar konusunda af olabilir ama di¤er suçlarda af olmaz. Bunun belki de de¤iflik bir ad› da flöyledir; devlete karfl› ifllenen suçlarda af olur ama bireye karfl› ifllenen suçlarda af olmaz.” Sayfa 14-15

‹flçi-köylü’den EMEKÇ‹LERE TEHD‹TLER SAVURAN “ASLAN” ERDO⁄AN, EFEND‹S‹N‹N KARfiISINDA YALNIZCA B‹R UfiAKTIR Emperyalist-kapitalist sistemin derinleflen ekonomik ve siyasal krizinin yank›s›, ülkemizin de dahil oldu¤u Ortado¤u baflta olmak üzere birçok yar›-sömürge ülkede kendini her gün biraz daha a¤›rlaflt›rarak Sayfa 30 gösteriyor.


2

29 Ağustos-11 Eylül 2003

16

Kamu emekçileri insanca bir yaflam için Ankara’da Tar›m›n tasfiyesi, iflçilere yönelik yeni ifl yasas› vb. sald›r›lardan kamu emekçileri de paylar›na düfleni al›yor. Toplu görüflmelerde yetkiyi KESK’in elinden al›p Kamu Sen’e vermek için elinden geleni yapan devlet, bu yönlü ad›mlar›n› h›zland›rd›. Kamu emekçilerinin grevli toplu sözleflmeli sendika u¤runa y›llard›r yürüttü¤ü fiili ve meflru mücadeleye yönelik sald›r›lara bir yenisi daha eklendi. Böylece 100 bin üyesi hiçe say›lmak istenen KESK, etkisizlefltirilmek isteniyor. Tüm bu sald›r›lar karfl›s›nda eylem karar› alan KESK, start›n› 14 A¤ustos’ta verdi. Toplu görüflme öncesi eylemlerine bafllayarak uflak devletin sald›r›lar›na karfl› 19 A¤ustos günü ‹zmir ve Diyarbak›r’dan yürüyüfllerini bafllatt›lar. Yürüyüfl, 23 A¤ustos günü Ankara’da son buldu.

ÇIKIYOR

YÜRÜYÜfi ‹NSANCA YAfiAM ‹Ç‹N ‹zmir ve Diyarbak›r’dan “‹nsanca bir yaflam için Demokratik bir Türkiye” ad› alt›nda yürüyüfl bafllatan KESK, yürüyüfl kolu üzerindeki illerde de kamu emekçilerinin eylemleri ile karfl›land›. 15 A¤ustos’ta bafllayan yürüyüflün ‹zmir kolu Bursa’da yaklafl›k bin kifli taraf›ndan karfl›land›. Atatürk Stad›ndan Osmangazi metro istasyonuna kadar yürüyen KESK’liler buradan Yalova’ya daha sonra da ‹stanbul’a geçti. ‹stanbul’da Yenikap›’da polis ablukas› ile karfl›lanan KESK üyeleri, buradan Aksaray metro istasyonu önüne yürümek isteyince polisin biber gazl› sald›r›s›na maruz kald›. Say›lar› 400’ü aflan kamu emekçileri, polisin yürüyüfle izin vermemesi üzerine oturma eylemi yapt›. “Emekçiye de¤il, IMF’ye barikat”, “Gün gelecek devran dönecek, AKP halka hesap verecek” vb. sloganlar atarak barikat›n kalkmas›n› isteyerek yürüyüfle geçti. Ancak polis taraf›ndan önleri kesilen kamu emekçilerine sald›ran polis, grubu çembere alarak hareket etmelerini engelledi. Polisin gözalt› tehditlerine ra¤men taviz vermeyen KESK üyeleri bas›n aç›klamas›n›n ard›ndan havan›n kararmas› ile da¤›ld›lar. Yürüyüflün Diyarbak›r kolu ise Adana’da yine kamu emekçileri taraf›ndan karfl›land›. Sloganlarla yürüyen kitle,

‹zmir ve Diyarbak›r’dan “‹nsanca bir yaflam için Demokratik bir Türkiye” ad› alt›nda yürüyüfl bafllatan KESK yürüyüfl kolu üzerindeki illerde de kamu emekçilerinin eylemleri ile karfl›land›.

birçok kez polisin engelleri ile karfl›land›. Seyhan Oteli’ne gelindi¤inde polis, biber gaz› kullanarak emekçilere sald›rd›. Emekçiler sald›r›y› “Tank›n›z, topunuz v›z gelir bize v›z” sloganlar› ile karfl›lad›. Abidin Dino park›na kadar yürüyen kamu emekçilerine seslenen KESK Adana fiubeler Platformu Vehbi Y›ld›r›m, polisin sald›rgan tutumunu protesto etti. “SEFALETE TESL‹M OLMAYACA⁄IZ” “‹nsanca Yaflam ‹çin Demokratik Türkiye” fliar›yla Ankara yürüyüflünü düzenleyen KESK, 20 bini aflk›n üyesiyle 23 A¤ustos’ta K›z›lay’da hükümete seslendi. Türkiye’nin dört bir yan›ndan gelen kamu emekçileri Ankara’ya girifl noktalar›nda polis taraf›ndan engellenerek saatlerce bekletildiler. ‹stanbul yolu fiaflmaz Bölgesi Eskiflehir Yolu Sivrihisar yak›nlar›, K›r›kkale Kayadibi Bölgesi, Gölbafl›, fioförler Federasyonu Tesisleri yak›nlar›nda bekletilen kamu emekçileri, tutulduklar› yerlerde yollar› trafi¤e kapatarak, barikatlar› kald›rmay› baflar-

Avrupa Birli¤i Devlet ve hükümet Baflkanlar› dönem toplant›lar›n›n yap›ld›¤› Yunanistan’›n Selanik kentinde, ILPS ve AT‹K’in düzenledi¤i kamp›n çal›flma gruplar›nda sunulan yaz›lardan oluflan bu kitab›n Türkiye devrimci demokratik kamuoyu için yararl› olaca¤›n› düflünüyoruz. işçi-köylü senin sesin!

d›lar ve Ankara’ya girdiler. Adana, Mersin ve Edirne’den gelenler ise Ankara Tren Gar› önünde topland›. K›z›lay’a girmelerine izin verilmeyen kamu emekçilerinin önünü panzerleriyle çevik kuvvet kesti. Bunun üzerine Talatpafla Bulvar› oturma eylemi yap›larak trafi¤a kapat›ld›. Ankara grubu saat 09:00’dan beri oturma eylemi yapt›klar› Ziya Gökalp Caddesi’nden ö¤leden sonra yürüyüfle geçti. Mithatpafla Caddesi’nden Necati Bey Caddesi’ne, oradan da GMK Bulvar›na geçen grup, burada çok yo¤un önlem alm›fl olan çevik kuvvet barikatlar›yla karfl›laflt›lar. Buradan Güvenpark’a geçmeye çal›flan kamu emekçileri barikat›n birini kald›rd›lar ancak Güvenpark’tan vazgeçerek Ankara’ya d›flar›dan gelen gruplar› beklediler. Ankara d›fl›ndan gelen gruplar ise tutulduklar› yerlerden yürüyüfle geçerek S›hhiye Meydan›’na ulaflt›lar. Buradan Atatürk Bulvar› üzerinden K›z›lay’a geçmelerine izin verilmedi. Bunun üzerine saatlerce oturma eylemi yaparak yolu trafi¤e kapatt›lar. Ayn› saatlerde Zafer çarfl›s› ve ‹zmir Caddesi önünde bekleyen 250-300 kiflilik grup ise polisle çat›flt›. Ç›kan çat›flmada polisler de dahil olmak üzere yaklafl›k 15 kifli yaralan›rken kamu emekçilerinin bir k›sm› gözalt›na al›nd›. S›hhiye meydan›nda gergin bekleyen grup Necatibey Caddesi üzerinden geçerek Ankara grubuyla buluflmas›na izin verildi¤inde, önde KESK Genel Baflkan› Sami Evren ve sendika baflkanlar›yla kolkola girerek, arkalar›nda

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

E¤itim-Sen ve di¤er sendikalarla GMK Bulvar›’na do¤ru sloganlar eflli¤inde yürüyüfle geçti. GMK Bulvar›’nda biraraya gelen kamu emekçileri yine polisle k›sa süreli gerginlikler yaflad›lar. Yap›lan pazarl›klarda Güvenpark’tan vazgeçilerek bas›n aç›klamas›n› topland›klar› yerde yapt›lar. Mitingde gözden kaçmayan önemli bir nokta ise KESK taban›ndaki hareketlilik ve sendika yönetimlerine duyulan güvensizlik oldu. Mitingde yer alan devrimci gruplar›n att›¤› sloganlara destek veren ve tüm engellemelere ra¤men kararl› bir durufl sergileyerek Güvenpark talebinden vazgeçmeyen kamu emekçileriyle yapt›¤›m›z sohbetlerde KESK’in Güvenpark talebinden vazgeçmesini ve pazarl›k yapmas›n› elefltirdiler. Bas›n aç›klamas›n›n bitmesiyle kitle slogan atarak alk›fllarla da¤›ld›. (Ankara) MEMURLAR “TOPLU SÖZLEfiME SÜREC‹NDE” HAKLARINI ‹ST‹YOR KESK Samsun fiubeler Platformu ve Kamu-Sen ‹l Temsilcili¤i ayn› günde Konak Sinemas› önünde saat 12:30’da ayr› ayr› eylem yapmak amac›yla sendikalar›n üyesi kamu çal›flanlar› topland›. ‹lk olarak KESK Samsun fiubeler Platformu’nun yapt›¤› eylemde aç›klama yapan KESK Dönem Sözcüsü Adem Kocao¤lu, AKP hükümetinin emekçilerin kazan›lm›fl haklar›na yönelik sald›r›lar›n› art›rd›¤›n› ifade ederek “Hükümet, 4688 yasaya ve sendikalara ra¤men tek tarafl› ücret belirleme politikalar›n› sürdürmektedir” diyerek sözlerine devam ederken eyleme kat›lan kamu emekçleri ‘Tayyip flafl›rma, sabr›m›z› tafl›rma”, “Sadaka de¤il, toplu sözleflme” vb. sloganlarla destekledi. KESK Samsun fiubeler Platformuna ba¤l› sendikalara üye kamu emekçileri Samsun Defterdarl›¤› önünde 19 A¤ustos günü toplanarak eylem yapt›. Eyleme kat›lan kamu emekçilerinin pankartlar ve sloganlarla hükümeti protesto etti¤i eylemde aç›klama yapan KESK Samsun Dönem Sözcüsü Adem Kocao¤lu, Türkiye’nin adaletsizli¤in, iflsizli¤in, yoksullu¤un ve sefaletin merkezi oldu¤unu vurgulad›. 21 A¤ustos akflam saat 17:45’de ‹stiklal Caddesi’nde yap›lan oturma eyleminde KESK’e ba¤l› sendikalar›n üyesi memur emekçileri s›k s›k “Emekçiyiz hakl›y›z, kazanaca¤›z”, “Toplu sözleflme hakk›m›z, grev silah›m›z”, “IMF defol bu memleket bizim” vb sloganlarla alk›fl ve düdükle hükümetin toplu görüflmelerdeki tavr›n› protesto ettiler. (Samsun)

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Emlak-Halk Bankas› Atatürt Bulvar› fiubesi: 00 238 041 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


3

16

29 Ağustos-11 Eylül 2003

“IRAK HALKI, ‹fiGALE ORTAK OLACAK HERKESE

KORKULU GÜNLER VADED‹YOR” Son iki hafta içerisinde Irak’ta yaflanan geliflmeler, iflgalci güçlerin gittikçe yükselen direniflin etkileri karfl›s›nda girdikleri yönelimi ve çare aray›fllar›n› anlamam›z aç›s›ndan önemlidir. Gelinen aflamada görülmesi gereken en önemli yan iflgale karfl› Irak halk›n›n gösterdi¤i direniflin ABD ve ‹ngiliz emperyalizminin Irak özgülündeki politikalar›n›n uygulanmas›n› oldukça zora soktu¤udur. Öyle ki sald›r› nedeni olarak ileri sürülen birçok gerekçelerin yalan oldu¤u gerçe¤inin ortaya ç›kmas›; ‹flgal karfl›t› direniflin güçlenerek kitlesel bir boyut kazanmas›; ABD emperyalizminin kulland›¤› “özgürlefltirme”,

mesini savunurken, % 47’si Irak’ta kals›n diyor. Halk›n % 49’u ilk kez, Bush’u ikinci dört y›ll›k dönemde göreve getirmek için oy kullanmayaca¤›n› belirtiyor. Bush’u oy sand›¤›nda destekleyecek olanlar›n oy oran› ise ilk kez % 44’te kal›yor. 1 milyar dolar› bulan Irak’taki harcamalar›n bütçe a盤›n› artt›raca¤›n› ve Amerikan ekonomisine zarar verece¤ini savunanlar›n oran› ise % 70. Amerikan kamuoyunda oluflan tepkilerin yönü özellikle önümüzdeki yak›n süreçte ABD emperyalizminin sald›rganl›k politikalar›n›n Amerikan halk› taraf›ndan daha yo¤un tart›fl›laca¤›n›, iflgal karfl›tl›¤›n›n daha ciddi tepkilerle ifade edilece¤ini göstermekte.

“insani yard›m” maskesini bir kenara b›rakmas›na iflgalci ve katliamc› yüzünü aç›ktan sergilemesine yolaçt›. ABD’nin Irak iflgalinin tam bir fiyaskoyla sonuçland›¤›n›n yapaca¤›m›z flu al›nt›yla daha iyi görülece¤ini san›yoruz. “Petrol boru hatlar›na ve rafinerilerine yönelik sald›r›lar yüzünden petrol gelirleri Bush yönetiminin projeksiyonlar›n›n çok gerisinde kald›. Bu ABD aç›s›ndan iflgalin maliyetini tafl›namaz hale getiriyor. fiimdi Irak’a kredi sa¤lamakla görevli IMF ve DB’nin ülkeden çekilmesi altyap› yat›r›mlar› için gerekli kayna¤›n bulunmas›n› daha da zorlaflt›racakt›r” (Ergin Y›ld›zo¤lu 24 A¤ustos’03 Cumhuriyet Gazetesi)

D‹REN‹fi, ‹fiGALE ORTAK OLMAK ‹STEYENLER‹ DÜfiÜNDÜRÜYOR! ‹flgale karfl› direniflin ald›¤› boyuta paralel olarak ABD emperyalizminin 90 ülkeden asker göndermeleri için destek istemesi, Ürdün elçili¤ine, ard›ndan ise BM (Birleflmifl Milletler) binas›na yap›lan bombal› sald›r›larla birlikte yeni geliflmelere sahne oldu. Direniflin iflgalci güçlere korku vadetmesi hem Irak’ta bulunan ABD ve ‹ngiliz askerlerinde büyük korkulara yol aç›yor, hem de iflgale ortak olmak isteyen iflbirlikçi ve uflak devletlerin ABD’nin asker gönderilmesi talebini yeniden gözden geçirmelerine neden oluyor. BM binas›na yap›lan sald›r›n›n ard›ndan Japonya Savunma Bakan›, bir aç›klama yaparak “güvenlik nedeniyle bu y›l içerisinde Irak’a asker göndermemelerinin mümkün olabilece¤ini” söylerken Irak’a sald›r›da ABD ve ‹ngiltere’ye en kapsaml› deste¤i veren Polonya, sald›r›n›n ard›ndan Ba¤dat yak›nlar›ndaki bin km. karelik riskli bölgenin kontrolünü ABD ordusuna devretti. Irak’a A¤ustos ay› sonunda 400 asker göndermeyi planlayan Tayland ise karar›n› yeniden gözden geçiriyor. Sald›r›da bir askerini kaybeden ‹spanya’da ise muhalefet, Irak’ta bulunan 1300 kiflilik birli¤in geri çekilmesini istiyor. Çek Cumhuriyeti’nin ise askerlerini Irak’tan çekme karar›n› aç›klamak üzere oldu¤u biliniyor. Malezya ise flimdiden asker göndermekten vazgeçti¤ini ABD’ye bildirmifl durumda.... ‹flgale ortak olmak isteyen devletlerin hedef olmaktan duyduklar› kayg›yla destek kararlar›n› yeniden gözden geçirmeleri, tereddüt içerisinde kalmalar› anlafl›l›r bir durumdur. Amerikan halk›nda uyanan ABD ordusunun iflgalci oldu¤u düflüncesinin kendi ülke halklar›nda da uyanmas› korkusu kararlar›n› göz-

“ASKERLER‹ EVE GET‹R‹N!” ‹flgale karfl› direniflin yaratt›¤› etkiyle Irak’ta ortaya ç›kan tablo baflta ABD ve ‹ngiliz emperyalizmi olmak üzere iflgale ortak olacak tüm güçlere “korkulu günler vadediyor”. Amerikan bas›n›n›n yazmad›¤› Irak’ta hergün yaflanan 30’un üzerindeki önemli çat›flmalarda peflpefle kay›plar veren ABD ve ‹ngiliz askerlerinin aileleri iflgalin, yasad›fl› ve gayri ahlaki oldu¤u kan›s›na vararak “Askerleri eve getirin” ad› alt›nda kampanyalar düzenliyor. Asker ailelerinin evlatlar›n›n yalanla ölüme gönderildi¤inin fark›na varmas› nedeniyle kurulan Asker Aileleri Konufluyor Örgütü’nün kurucular›ndan Nancy Lessin’in “hem Irak halk› hem de ABD askerleri için kayg›lan›yoruz” biçimindeki demeci Amerikan kamuoyunda giderek etki kazanan düflünce e¤ilimini ifade ediyor. Yine Newsweek dergisinin yapt›¤› kamuoyu yoklamas›na göre Amerikan halk›n›n % 70’i “Irak’taki ABD iflgal ordusunun bata¤a saplanaca¤›” görüflünde. Newsweek’e göre Amerikan halk›n›n % 48’i ABD ordusunun hemen Irak’tan çekil-

den geçirmelerindeki bir di¤er etkendir. Di¤er yandan BM binas›na yönelik sald›r›y›; iflgali kabul eden, iflgalci güçlerle iflbirli¤i yapan tüm kurum ve kurulufllar›n, k›sacas› tüm iflgal ortaklar›n›n Irak halk›n›n direniflinin hedefinde yeralaca¤› yönünde okumak gerekir. BM’ye yönelik sald›r›n›n ard›ndan BM Genel Sekreteri Kofi Annan’›n “BM Irak’› terketmeyecek” demesine karfl›l›k direniflin hedefi olabilece¤ini düflünen birçok sivil kurulufl, IMF ve Dünya Bankas› Irak’taki personelini güvenlik gerekçesiyle Ürdün’e kayd›rm›fl bulunuyor. “SALDIRI BM’Y‹ DE⁄‹L ABD’Y‹ HEDEF ALIYOR!” ABD’nin BM temsilcili¤ini yapan Holbroke’un “Sald›r› BM’yi de¤il ABD’yi hedef al›yor” de¤erlendirmesi kamuoyunda yarat›lmaya çal›fl›lan “BM’nin hedef olarak seçilmesinin yanl›fll›¤›” üzerine kimi tart›flmalara dolayl› da olsa cevap veriyor. ABD öncülü¤ünde gerek dünyada gerekse Türkiye’de iflgale karfl› direnifli gözden düflürme amaçl› yürütülen kampanyan›n bir parças› olarak gündeme sokulan tart›flman›n cevab›; BM’nin ABD ve ‹ngiltere’nin Irak’› bildikleri gibi yönetmesine vize vermesinde, iflgalin hukuki bir kisveye bürünmesi için üzerine düflen görevi bütünüyle yerine getirmesinde aramak gerekmektedir. BM’nin emperyalist iflgalin parças› oldu¤u gerçe¤ini gizlemeyi hedefleyen demagojik söylemlerin arka plan›nda ise Ba¤dat’taki BM merkezinin havaya uçurulmas›n›n içerdi¤i politik mesaj siliklefltirilmeye çal›fl›lmaktad›r. “KURTARICI MEHMETÇ‹K” SAVAfi LORDU ‹Ç‹N SEFER YOLUNDA! Gelinen aflamada Türkiye’nin Irak’a asker göndermesinin ABD aç›s›ndan nas›l bir önem ifade etti¤ini anlamak aç›s›ndan ABD Savunma Bakan› Donald Rumsfeld’in resmi olmayan sözcüsü konumundaki ABD’li senatör Mark Steven Kirk’in sözlerine yer verelim. “ Siz Irakl› bir terörist olsan›z ve öldürdü¤ünüz her Amerikan askerinin haberinin CNN’de, New York Times gazetesinde haber oldu¤unu görseniz, bunun Amerikan kamuoyunda, ABD’nin Irak’tan çekilmesini gerektirecek kadar genifl bir savafl karfl›t› kampanyaya yol açabilece¤ini farketseniz, Amerikal› öldümeye son verir misiniz? Pek iyi siz o Irakl› terörist olsan›z, karfl›n›za bu kez Amerikan de¤il de Türk askeri ç›kar›lsa ve onlar› öldürerek medyada haber olamayaca¤›n›z› bilseniz, öldürmeye devam edermisiniz?” Burada tekrar Türk askerinin de iflgalci bir güç olarak sald›r›lar›n hedefi olaca¤›n› vurgulamam›za gerek yok san›r›z. Daha çok, ABD emperyalizminin fiyaskoya dönüflen iflgalini sürdürmek için “istikrar” aray›fl› içerisinde “stratejik ufla¤›” Türk hakim s›n›flar›n› piyon olarak nas›l ileri sürerek hamle yapmaya çal›flt›¤›n› görmeliyiz. Di¤er yandan ABD’de 2004 y›l›nda yap›lacak olan genel seçimlerin yaklafl›yor olmas›, ABD yönetimini daha temkinli hareket etmeye zorlamakta ve Irak’ta “istikrar” aray›fl›na daha da acil bir hal kazand›rmaktad›r. Buna paralel olarak ABD yönetimi seçimlerde yeniden ifl bafl›na gelme plan› do¤rultusunda ABD

kamuoyunda oluflan olumsuz havay› da¤›tmak için askerlerini, belirli bir güç b›rakarak kademeli bir flekilde geri çekmeyi planlamaktad›r. ‹flgali ise kalkan olarak can havliyle öne f›rlayan Türk hakim s›n›flar› gibi uflaklar› üzerinden yönetmeyi tasarlamaktad›r. Türk hakim s›n›flar› ise efendisine hizmetlerinin karfl›l›¤› olarak ertelenen IMF borçlar›n›n yan›s›ra KADEK yöneticilerinin kendisine teslim edilmesini, Irak’›n yap›lanmas›nda pastan›n k›r›nt›lar›ndan pay ayr›lmas›n› istiyor. Hükümetin en yetkili a¤z› D›fliflleri Bakan› A. Gül’ün “Türkiye’nin ç›karlar› Anadolu’ya hapsedilemez” sözleri, MGK’n›n “ülke yarar›” aç›s›ndan meseleyi ele almas›, Irak’›n orta kesimlerinden fiii’lerin yo¤unlukta oldu¤u Basra’ya do¤ru s›çrayan direnifl labirentinde “Mehmetçi¤in” sefere sokulaca¤›n›n güçlü sinyallerini veriyor. Bu paralelde “etnik ar›nd›rma” demagojisiyle, Türkmenlere ait türbenin bombalanmas› ve Celal Talabani’ye ba¤l› IKYB peflmergelerinin atefl açmas› sonucu 7 Türkmen’in öldürülmesi olay›n›n Türk akerinin Irak’ta bulunma zeminini güçlendirme amac›yla kullan›lmas›, güçlü sinyallerin pratik yans›malar›n› içeriyor. Yaflanan olaylar›n ard›ndan burjuva bas›n›n köflelerinde Irak halk›n›n “kurtar›c›s› olarak gördü¤ü Mehmetçi¤i” dört gözle bekledi¤ine yer veriliyor. Yalan›n biri bin para. Manfletlerle iflgalin bir parças› olarak sefere sürülen “Mehmetçik” “bar›fl gücü” olarak halka pazarlanmaya çal›fl›l›yor. Önümüzdeki günlerde özellikle ABD ile Türk hakim s›n›flar› aras›nda yo¤un diplomasi trafi¤inde Irak’a ne kadar asker gönderilece¤i, hareket zaman› ve nas›l konumlanaca¤› belirlenmeye çal›fl›lacak. Bu geliflmelerin kaç›n›lmaz sonucu olarak Türk hakim s›n›flar›, ayn› zamanda Irak’ta patlayan her bomba, öldürülen her Amerikan ve ‹ngiliz askeri için aya¤a kalkan iflgalci ülke kamuoyu gibi hakl› direniflin kurban› olan Türkiye askerleri için aya¤a kalkan Türkiye kamuoyunun da hedefi olmaktan kurtulamayacakt›r. EMPERYAL‹ST SALDIRI VE ‹fiGALE KARfiI K‹TLELER‹ ÖRGÜT ‘S‹LAHIYLA’ BULUfiTUR! Özellikle iflgali yürüten ABD emperyalizmi baflta olmak üzere destek veren iflbirlikçi ve uflak devletlerin içinde bulundu¤u durum, Irak özgülünde yaflanan geliflmeler, sürecimiz aç›s›ndan üzerinde önemle durmam›z› ve incelememizi gerektirmektedir. Sürece bu yönlü etkili müdahalelerde bulunabilmemiz ve yürüttü¤ümüz kitle faaliyetinde propaganda ve ajitasyon çal›flmalar›m›z›n kitlelerde kal›c› etkiler yaratabilmesi için bu zorunludur. Yaflanan somut geliflmelerden ve süreçten kopuk bir kitle faaliyetinin örgütlenme zemininde ilerleme kaydedemeyece¤i ise aç›kt›r. Bu ele al›flla Marksist-Leninist-Maoistlerin önünde emperyalist sald›rganl›k ve iflgale karfl› kitlelerde anti-emperyalist bilinci uyand›rma ve onlar› emperyalist sald›r›lar karfl›s›nda örgüt ‘silah›yla’ buluflturma görevi yak›c› bir flekilde durmaktad›r. Proletarya Partisi’nin içinde bulundu¤u sürece uygun olarak belirledi¤i “Partiyi örgütle, cesaretle ilerle” fliar›n› yaflamda somutlaman›n yolu buradan geçmektedir.


S›n›fsal Bak›fl ÖZNEL DE⁄‹L NESNEL OLURKEN, NESNE DE⁄‹L, ÖZNE OLMAK! “21. Dünya Felsefe Kongresi’nin Ard›ndan”

‹lki 1900 y›l›nda Paris’te yap›lan Dünya Felsefe Kongrelerinin 21.si, 10-17 A¤ustos tarihleri aras›nda ilk defa Türkiye’de (‹stanbul) yap›ld›. Yüzü aflk›n konuflmac›n›n bildirileri 40’› aflk›n oturumda de¤erlendirilirken, “bilgi”nin parayla sat›fl›n›n anlaml› bir örne¤ini sergilercesine, izleyicilik, hat›r› say›l›r bir bedelin (200 dolar) karfl›l›¤› olarak belirleniyordu. “Bilgi sevgisi” anlam›yla etimolojik bir ifadeye sahip felsefenin kongresinde, “bilgi”nin sat›fla sunulmas›, günümüz dünyas›n›n sorunlar›n› tahlile soyunanlar aç›s›ndan ac›kl› bir tablo oluflturuyordu. Daha ac›kl›s›, hiç kuflkusuz, “s›rça köflk”lerinden ç›kma niyetlisi olduklar›n› dile getiren felsefecilerin “kirac›” olmaktan ç›k›fla pek de taraf olmad›klar›n› gösteren konuflmalar›yd›. Onlar; “ev sahibi” ile büyük çapl› bir çat›flmay› göze alamay›p, evin mülkiyetinin hane halk›na geçmesi do¤rultusunda bir “ihtimal”den söz etme cesaretini göstermemeye devam ettiler. Jürgen Habermas, Robert Bernasconi, Thomas Pögge, Peter Singer baflta olmak üzere tan›nm›fl/flöhretli burjuva filozoflar›n›n kongreye sunduklar› metinler, onlar gibi konuflmac› olan Süleyman Demirel’den çok daha ileri özellikler tafl›m›yordu. Bütün sorunlar eksiksiz bir flekilde ama maddi gerçeklik zemininden kopuk bir biçimde yüzeysel bir alg›lan›flla s›ralan›yor, s›ra çözüme geldi¤inde; “saydaml›k”, “diyalog”, “askeri harcamalar›n azalt›lmas›”, “verili tan›mlar›n d›fl›na ç›kmak”, “insan haklar›na gereken önemi vermek”, “uluslararas› hukuka ifllerlik kazand›rmak” vb. demagojik gevelemeler eflli¤inde “felsefe” yap›l›yordu. Felsefeye bilimsel kimlik kazand›ran Marksizmin ad›n› anmamaya, özel bir yasak varm›flcas›na büyük bir özen gösteren felsefecilerin bu tavr›, 21. yüzy›l›n bafllar›nda çok anlaml› bir durufla iflaret ediyordu. ‹yi biliyorlard› ki Marksizm, Lenin ve Mao yoldafllar›n katk›lar›yla insanl›¤a yol göstermeye, bugünkü “ç›kmaz” ve “kaos”a ›fl›k tutmaya, bütün ayd›nl›¤›yla devam etmekteydi. Sorun, s›n›fsal bir tercih olarak flekilleniyor, seçim karfl›-devrimden yana kullan›l›yordu. Felsefe, bir yaflam, bir düflünce biçimi olarak; felsefe, bir dünya görüflü bir ideoloji olarak her fleyden önce, benzeri bütün kavramlar gibi s›n›fsald›r. Bir bilim dal› karakteriyle, olaylar›n ve olgular›n analizi ve kavranmas› çerçevesinde, tarihi ve bugünü aç›kla-

16

4

29 Ağustos-11 Eylül 2003

mak, yar›n› da öngörebilmek durumundad›r. Bilgi teorisini, teori-pratik iliflkisi içerisinde evrensel bir bütünlükte ele al›r ve insanl›¤›n geliflimi sürecinde onun kullan›m›na sunmay› amaçlar. Bu noktada prati¤in tayin edici yan›na vurgu yap›lmal›d›r. Çünkü pratik, insan›n do¤ay›, toplumu de¤iflikli¤e u¤ratan eylemi olmakla, insan›n maddi ve zihinsel yaflam›nda belirleyici rol oynamaktad›r. Bunu yaparken ona yaklafl›m›n ve bu yaklafl›m sayesinde kullan›lan yöntemin bilimselli¤i can al›c› rol oynayacakt›r. Diyalektik olarak tan›mlad›¤›m›z bu yönteme göre, her fley birbiriyle ba¤lant›l› olup ayn› zamanda sürekli de¤iflim içerisindedir. Bu de¤iflim; pürüzsüz bir hat izlemedi¤i gibi, z›tlar›n/karfl›tlar›n birli¤i ve mücadelesini oluflturan bir çeliflkiler yasas›na tabi olarak gerçekleflmektedir. Materyalist bak›fl aç›s› ve diyalektik yöntemin kombinasyonu olarak diyalektik (ve tarihsel) materyalizm; sonuna kadar devrimci tek s›n›f olarak proletaryaya ait bir kimlikle tam da burada devreye girmekte ve felsefeye bilimsel bir nitelik kazand›rmaktad›r. Felsefe, ne s›r olarak elitlerin ayr›cal›¤›na hapsedilen, ne de u¤rafl› entelektüellerin tekelinde bulunan bir özelli¤e sahiptir. Felsefe asl›nda son derece yal›n, basit ve ayd›nl›k bir karakter tafl›r. Onu içinden ç›k›lmaz bir flekilde karmafl›k ve zor bir hale getirerek deflarj jimnasti¤ine çevirenler, hakim s›n›flar›n temsilcileri olmufltur. Onlara küçük burjuvazinin büyük bir ifltahla ifltirak etmesi geçen yüzy›l›n gerçe¤idir. Gerek soylular›n hizmetindeki ‹lkça¤ Yunan felsefesi, gerekse de dinsel dogmalar›n destekçisi olarak skolastik felsefe, hakim s›n›flar›n etkin bir egemenlik arac› olarak ifl görüyordu. Bu geleneksel perdeyi, döneminin ilerici s›n›f› burjuvazinin ayd›nlanmac› felsefesi y›km›flt›r. Toplumsal ilerlemenin lehine rol oynayan bu felsefe zemininin ba¤r›nda, iflçi s›n›f›n›n dünya görüflünün üretimi ad›na Marksist felsefe do¤du. Dünyay› yorumlama, de¤ifltirme ve yeni bir dünya yaratma ekseninde bütünsellik tafl›mas› ba¤lam›nda, bir ideoloji olarak felsefe; do¤a ile insan›n birbiriyle iliflkili geliflim sürecini, toplumsal ilerleyiflin tarihsel öyküsünü, bu çerçevede bütün maddi gerçeklikleri (çeliflkiler, iliflkiler ve geliflim yasalar›n›) bilimsel bir analize tabi tutmak zorundayd›. Do¤an›n, toplumun ve düflüncenin geliflmesini yöneten evrensel yasalar›n

bilimi olarak felsefenin, s›n›f mücadelesinin seyrine dolays›z ba¤l› bu oluflumu, idealizm ile materyalizm fleklinde bir saflaflmay› getirdi. ‹nsanl›¤›n gelece¤ine müdahale noktas›nda, madde-bilinç, düflünce-varl›k iliflkisi ve “irade” ile “kader” çat›flmas›nda boy veren bu saflaflma; bilimin kuflkucu, sorgulay›c›, ak›lc›, nesnel ve elefltirel vas›flar›yla bütünsel bir örtüflme sa¤layan materyalizmin bilimsel bir yöntem olan diyalekti¤i kullanmas›yla ileri bir aflamaya ulafl›yordu. Bu aflamada s›n›fs›z topluma gidiflin formüle edilmesiyle oluflan komünist teori Marks ve Engels yoldafllar›n eseriydi. Marksizme göre felsefe, salt dünyan›n ne oldu¤u yolundaki soruyu yan›tlamakla kalmamal›, ayn› zamanda ona karfl› nas›l bir tutum tak›naca¤›m›z› ve onu nas›l yeniden kuraca¤›m›z› da aç›klamal›yd›. Lenin ve Mao Zedung’un katk›lar›yla bugünkü geliflmiflli¤ine ulaflan bilimsel sosyalist felsefe, hiç kuflkusuz, s›n›fs›z mücadelesinin geliflmesine paralel olarak geliflimini sürdürecektir. Marksizmin insanl›¤›n kendi gelece¤ine iradi müdahalesini proletaryan›n önderli¤inde gerçeklefltirece¤ine dair belirleme ve öngörüsünün aradan geçen yaklafl›k 1.5 as›rl›k zaman diliminde iktidar deneyimlerini de kapsayan bir zenginlikle kan›tlanmas›; emperyalist-kapitalist sistemin iflçi s›n›f›, ezilen halklar ve uluslara getirdi¤i bask›, sömürü ve zulmün katlanarak artmas›na paralel bugün de tek alternatif olma özelli¤ini yak›c› ve dayat›c› k›lmaktad›r. Marks ve Engels’in deyimiyle “komünizm hayaleti” dünyan›n her köflesinde göze görünür biçimde dolaflmaktad›r. 21. Dünya Felsefe Kongresi’nin oturumlar›n›n yap›ld›¤› salonlarda da dolaflan bu hayalet; uluslararas› hukuk, bar›fl, adalet, insan haklar›, özgürlük, eflitlik, yoksulluk vd. kavramlarla oynayarak, kah elefltirip kah s›zlanarak ezilenlere ve yoksullara “sab›r”, ezenlere “insaf” telkin etmenin ötesine gidemeyen felsefecilerin kabusu haline gelmifltir. Bir dizi do¤ruyu s›ralaman›n hiçbir fley ifade etmedi¤i, kar›n doyurmad›¤› bir dünyada yafl›yoruz. ABD emperyalizminin dizginsiz bir sald›rganl›k ve kendi koydu¤u kurallar› dahi tan›mama pervas›zl›¤› içinde hareket etti¤i; dünyan›n bir avuç dolar milyarderi lehine büyük bir talana tabi tutuldu¤u; yoksulluk, açl›k ve sefaletin milyarlar›n yaflam biçimi haline geldi¤i; devrimci dinamiklerin baflta öncüleri olmak üzere her türlü eziyet ve imhaya u¤rat›ld›¤› bir dünyan›n sadece foto¤raf›n› çekmek, dün oldu¤u gibi bugün de ancak burjuva ahlak anlay›fl›nda karfl›l›k bulabilir. Felsefi manada ahlakl› bir davran›fl; gördü¤ü sakatl›¤›n s›zlanarak, yalvararak, aman dilenerek de¤ifltirilemeyece¤ini, mutlak bir biçimde zorlanmas› gerekti¤ini, buna muktedir olan-

lar›n teflvik edilmesini gerektirir. Robespierre’in “Zulmün oldu¤u yerde halka ayaklanmas›/isyan etmesi gerekti¤ini söylemeyen alça¤›n biridir.” derken kast etti¤i budur. Bu ba¤lamda, tumturakl› laflarla, a¤dal› cümlelerle, parlak sunumlarda bulunan burjuva filozoflar›n›n yapt›klar›, s›n›fsal görevin flatafatl› bir tiyatro sahnesinde rol almaktan ibarettir. Marks’›n “Filozoflar dünyay› çeflitli biçimlerde yorumlamakla yetindiler; oysa, as›l önemli olan dünyay› de¤ifltirmektir.” sözündeki espriye uygunluk hali, daimi bir karakter olarak süregelmifltir. Dünyaya de¤ifltirici/al›c› gözle bakmayanlar›n dile getirdi¤i hususlar ezilenlerin de¤il, ellerindeki saltanat› daha uzun ömürlü k›lma derdindeki egemenlerin sorunlar›d›r. Kendi s›n›f›n›n ç›karlar› do¤rultusunda dünyay› öznel bir biçimde yorumlayanlar, tarih yap›c› özneyi göreve davet etmedikleri gibi, sahneye ç›kmas›na da engel olmaya çal›flmaktad›rlar. Dünyay› nesnel biçimde yorumlayabilmek öncelikle s›n›fsal bir uygunluk gerektirir. Engels’in “Maddeci dünya görüflü, do¤aya oldu¤u gibi bakmak, onu hiçbir fleyi ihmal etmeden oldu¤u gibi kavramakt›r.” sözüyle vurgulad›¤› husus budur. Dünyan›n nesnel olarak yorumlanmas›; s›n›fsal bask› ve sömürünün hedefi olanlar›n nesne olmaktan ç›k›p özne haline gelmelerini istemeyi gerekli k›lar. Mao Zedung yoldafl›n deyifliyle, “Marksist felsefe için as›l önemli olan, nesnel dünyan›n yasalar›n›n anlafl›lmas› ve böylece dünyay› aç›klayabilecek gücün kazan›lmas› de¤il, nesnel yasalar üzerine elde edilen bilgileri uygulayarak dünyay› fiilen de¤ifltirmektir.” Bu çerçevede vurgulayacak olursak, Marksizm, di¤er dünya görüflleri gibi donmufl, hareketsiz, cans›z, dogmalar y›¤›n› olmay›p bir eylem k›lavuzudur. De¤iflimin önderli¤ini yapacak iflçi s›n›f› ve onun inisiyatifi alt›nda iktidara yürüyecek halk›n/kitlelerin, bilimsel bir rehber olarak MLM felsefeyle beraber en önemli silah› örgütlülüktür. Burjuva felsefecilerden kimilerinin radikal söylemli elefltirilerini abartarak farkl› bir s›n›fland›rmaya tabi tutmak olanakl› de¤ildir. Çünkü sistemin reformasyonunu aflamayan hiçbir öneri bugün için zerre kadar pratik de¤er tafl›mamaktad›r. Kitleleri kaderine hükmetmeye ça¤›rmayan, mücadele ve direnifli önermeyen, sistemin köklü bir tasfiyesine aç›ktan vurgu yapmayan felsefeciler, “felsefe yapmak”tad›rlar. Onlara hiç gecikmeden gelen yan›t, kongrenin son gününün akflam› birkaç yüz metre mesafedeki aç›k hava konserinde sahne alan fiilili devrimci müzik grubu Inti Illimani’nin iki ünlü flark›s›ndan, çarp›c› bir zamanlamayla yükseliyordu: Venceremos (Kazanaca¤›z), çünkü; “El Pueblo Unido Jamas Sera Vencido” (Örgütlü Halk Asla Yenilmez).


5

16

29 Ağustos-11 Eylül 2003

Sendikal Harekette yeni bir aflama; TAfiERON ‹fiÇ‹LER‹ ÖRGÜTLEN‹YOR

Hasan Gülüm Belediye ‹fl Sendikas›, Genel Kurul’unda ald›¤› bir karar ile özellefltirme ve tafleronlaflt›rma sald›r›lar›na karfl› bir çal›flma bafllatarak tafleron iflçilerini örgütlüyor. Çal›flmalar›yla ilgili gazetemize bir aç›klama yapan Belediye ‹fl 2 No’lu fiube baflkan› Hasan Gülüm, flu ana kadar ciddi bir anlamda örgütlenme çal›flmalar›n›n yürütülmedi¤i bu alanda yap›lacak bir çal›flman›n sendikal harekette yeni bir aflama yarataca¤›n› ifade etti. Sendikal› iflçilere göre daha ucuz ve daha uzun süre çal›flt›r›ld›¤› için iflverenlerin daha çok tafleron iflçilerini tercih etti¤ini söyleyen Gülüm, flu ana kadar bu alanda çal›flma yürütülmemifl olmas›n› sendikal hareketin zaaf› olarak de¤erlendirdi. Tafleronlaflt›rma ve özellefltirme politikalar›na karfl› bir ç›k›fl olarak tan›mlad›¤› bu hareketle ilgili çal›flmalar›n› flöyle anlatt›: “Bu kadar kapsaml› bir sald›r›ya karfl› buralarda nas›l örgütlene-

bilece¤imiz, hangi araçlar kullanarak baflar›ya ulaflaca¤›m›z noktas›nda uzun dönemdir çal›fl›yorduk. ‹lk olarak istatistiki bir veri toplad›k ve flöyle bir sonuç ç›kt›. Her sendikal› iflçinin karfl›s›nda sendikas›z üç tane iflçi var. Ne kadar örgütsüz iflçi var diye bir istatistik yapt›¤›m›zda ise; Örne¤in sadece ‹stanbul Büyükflehir Belediyesi’nde sendikal› sendikas›z toplam 45 bin iflçi var. Bunun 15 bini sendikal›, 30 bin iflçi sendikas›z. Aç›kças› flu iflverenler art›k sendikal› iflçilerin taleplerine kulaklar›n› t›k›yor, onlar› dikkate alm›yor. Çünkü sendikal› iflçilerin ald›¤› ücretlerin yar›s›na sendikas›z iflçi çal›flt›r›yor. Bu yeni bir ç›k›fl olacak diye düflünüyorum.” Altyap› çal›flmalar›ndan sonra ekipler oluflturarak örgütlenmeye bafllayan Belediye-‹fl, flu ana kadar 200-400 aras›nda iflçiyle görüflmüfl. Y›l sonuna kadar buralarda 500 ile 1000 aras›nda tafleron iflçisini örgütlemeyi hedefledikleri söyleyen Hasan Gülüm, bu sürecin zor bir süreç oldu¤unu ve ancak ortaklafl›p güçlü bir ç›k›fl yarat›labilirse sendikal hareketin ç›k›fl noktas› olabilece¤ine dikkat çekti. “AMACIMIZ SORUNLARIN KAYNA⁄INI GÖSTEREB‹LMEK” Tafleron iflçileri içinde örgütlenmede-

Emekçinin Gündemi KAMU EMEKÇ‹LER‹N‹N ANKARA YÜRÜYÜfiÜ VE POL‹T‹K GÜNDEME MÜDAHALEM‹Z Ülkemiz emekçi s›n›flar›n› ve dünya emekçi s›n›flar›n› yak›ndan ilgilendiren önemli geliflmelerin yafland›¤› bir dönemden geçiyoruz. Emperyalist sald›rganl›¤›n boyut kazand›¤› bu tarihsel süreçte, yaflanan ekonomik ve siyasal krizin derinli¤i de dünden farkl› olarak hergün biraz daha derinleflerek varl›¤›n› korumaya devam ediyor. Bu krizin a¤›r yükünü çeken emekçi s›n›flar ise yine dünden daha fazla ezilmekte ve sömürülmekte. ‹nsanca bir yaflam talebiyle soka¤a inen kamu emekçilerinin bu talebinin devlet taraf›ndan yan›t› ise oldukça sert oldu. Biber gaz›yla da¤›t›lan kamu emekçileri, terörist ilan edilerek bu hakl› ve meflru talebin içeri¤i bu tarz aç›klamalarla bo¤ulmaya ve karart›lmaya çal›fl›ld›. KESK’in uzun bir süredir devam eden sessizli¤i, yap›lan bu eylemle bir nebze olsun bozulmufl durumda. Toplu sözleflme görüflmelerinden devletin yaklafl›m›ndan kaynakl› çekildiklerini aç›klayan KESK, miting alanlar›nda yapt›¤› aç›klamalarda kamu emekçilerini zorlu mücadele günlerine davet etti ve dünden bu yana süregelen “bekleyin” tavr›n› devam ettirdi. Devletle yürütülen pazarl›klarda etki gücünü göster-

mek isteyen ve bir anlamda gövde gösterisi yapan KESK yönetiminin önümüzdeki dönem militan bir durufl ortaya koymas› ve bu hatta yürümesi küçük beklentiler aras›nda. Ancak s›n›f bilinçli iflçi ve emekçiler aç›s›ndan üstünden atlanmayacak kadar önemli olan nokta, taban›n duruflu ve bu süreçte sendika yönetimine karfl› geliflen tepkidir. Ankara yürüyüflünde yans›yan bu tepki, as›l olarak sendika yönetiminin uzlaflmac› çizgisine yönelen bir tepki ve öfkedir. Egemenlerle karfl› karfl›ya gelmekten ziyade uzlaflma yönünü tercih eden sendika yönetiminin, önümüzdeki dönem artacak sald›r›lara paralel olarak kamu emekçilerinin yükselecek tepkisinde kendisini daha fazla gösterecek, tabandaki tepki kendini biraz daha somutlayacakt›r. Mevcut bu tepkileri örgütlemek ve bilinçli bir yöne kanalize etmek aç›s›ndan omuzlar›m›zda duran görevin sorumlulu¤uyla hareket etmek durumunday›z. Geliflen eylemliklerin içinde pankartlar›m›zla, bildirilerimizle ve emekçinin gündemiyle paralel gündemlerimizle bu eylemliklerin içinde yer almak hem örgütlenmenin bir

ki hedeflerini aç›klayan Hasan Gülüm; “Tafleron iflçileri daha keskin bir hatta duruyorlar. Bizim örgütlenmekteki as›l amac›m›z onlar›n sendikal› olmalar› yada sendikal› iflçiler yaratmak de¤il bu vas›taya sorunun nereden kaynakland›¤›n› onlara gösterebilmek. Neden bu kadar ucuza çal›flt›r›l›yorlar bunlar› onlara göstermeye çal›fl›yoruz. Bu vas›tayla da sendikal hareketin bir s›k›nt›s›n›n nedenini onlara gösteriyoruz. Ç›k›fl›n bu olmas› gerekti¤ini onlara gösteriyoruz. “HERKES BU SÜRECE KATKI SUNMALI” Projenin baflar›ya ulaflmas› için mümkün oldu¤unca fazla kifliyle iliflkiye geçmenin, di¤er ifl kollar›yla mümkün oldu¤unca ortaklaflman›n olmazsa olmaz oldu¤unu söyleyen Gülüm; “Sald›r› büyük, bir sendikan›n tek bafl›na baflarabilece¤i bir süreç de¤il. Kölelik Yasas› olarak adland›rd›¤›m›z yasa, martta uygulanmaya bafllayacak. Herkesi bu sürece ortak ederek bu çal›flmay› baflarmak istiyoruz. ‹nan›yoruz onlar örgütlendikçe biz de geliflece¤iz. Genel s›n›f›n ç›karlar›na hizmet eden anlay›fl hakim hale gelecek. Biz daha yolun bafl›nday›z. Herkesin bu sürece katk› sunmas› gerekir.” (H. Merkezi)

arac› olacak hem de propaganda ve ajitasyonun bir arac› olacakt›r. Bu tafl›d›¤›m›z ve sahip oldu¤umuz anlay›fl›n ve politikan›n uygulanmas› anlam›nda da bir sorumluluk ve görevdir. Geliflen eylemliklerde anti emperyalist mücadelenin emekçilerin gündemine sokulmas› ve bu gündem etraf›nda örgütlenerek müdahale edilmesi anlam›nda da bu eylemliklerde yer almak önemlidir. Bu süreçte c›l›z da olsa at›lan belli olumlu ad›mlar›n büyütülmesi, ancak geliflen siyasal sürecin içinde öylesine bir ö¤e olman›n d›fl›nda müdahaleci olmakla olacakt›r. Örgütlülüklerin oluflturulmas› ve bunlar›n sa¤lamlaflt›r›larak büyütülmesi pratik sürecin d›fl›nda, ondan ba¤›ms›z ele al›namaz. Anti emperyalist mücadelenin önemine yap›lan vurgu, bu temelde ele al›narak de¤erlendirilmeli ve üzerinde durulmal›d›r. Do¤ru sendikal anlay›fl›n iflçi s›n›f› ve kamu emekçilerinin içinde kök salarak yayg›nlaflmas›n› sa¤lamak ancak böyle olacakt›r. Bu süreci ayn› zamanda önümüzdeki dönem yo¤unlaflacak olan özellefltirme sald›r›s›na karfl› duruflun sa¤lanmas› ve bu sürecin ad›mlar›n›n ifllenmesi olarak da ele almak ve ifllemek gerekir. Sürecin gö¤üslenmesi ve kazan›mlarla ç›k›labilmesi aç›s›ndan hangi ana gündem etraf›nda ve nas›l bir mücadele seyri sorular›yla bugünden yar›na faaliyetin önünü açacak ve besleyecek yönelim ve politikalar üzerine kafa yorarak somut bir yönelim belirlemek önemli.

TÜPRAfi ‹fiÇ‹S‹ ALMANLARI KOVALADI Son dönemde özellikle özellefltirme sald›r›lar›n› yo¤unlaflt›ran AKP hükümeti, son olarak Batman’daki TÜPRAfi’› da gündemine ald›. 15 A¤ustos 2003 tarihinde Siirt yolu üzerinde bulunan Batman TÜPRAfi’a gelen Alman firmas› yetkilisi 2 kifli, TÜPRAfi yetkilileriyle incelemede bulunmak istediler. Olay› ö¤renen Petrol-‹fl Sendikas› üyesi 250 iflçi, sendikac›larla birlikte ifl b›rakarak eylem yapt›lar. TÜPRAfi önünde toplanan iflçiler ve sendikac›lar›n “TÜPRAfi bizimdir, bizim kalacak”, “TÜPRAfi’a uzanan eller k›r›ls›n” vb. sloganlar att›lar. Sloganlar ve yuhalamalar eflli¤inde TÜPRAfi’a giren yetkililer iflçiler taraf›ndan kovaland›lar. TÜPRAfi Rafineri misafirhanesine kaçan yetkililer iflçilerin öfkesinden buraya s›¤›narak kurtulabildiler. Aç›klama yapan iflçiler “gerekirse üretimden gelen gücümüzü kullanaca¤›z. TÜPRAfi’› satt›rmayaca¤›z. Bu konuda kararl›y›z” dediler. (H. Merkezi)

Kitle hareketlili¤in ivme gösterece¤i önümüzdeki dönem de Devrimci Demokratik Sendikal Birlik olarak bu sürece haz›rlanmak, süreci haz›rl›kl› karfl›lamak önemlidir. ‹flçi s›n›f›n›n üzerinde artan bask› ve sömürü, buralarda örgütlenmemiz aç›s›ndan temel al›nacak zemindir. Genç iflçilerin örgütlenerek örgütlülü¤e taze kan tafl›nmas› ve yeni dinamiklerin oluflturulmas›, çal›flmalar aç›s›ndan önemli. Yeni ve genç bir dinamikle edilgen de¤il daha aktif bir faaliyetin ve müdahalenin örgütlenmesi, önümüzdeki dönem aç›s›ndan önemli. Bugüne kadar sendikal faaliyetimizden ç›kartt›¤›m›z ders ve deneyimlerin ›fl›¤›nda faaliyetimizi belirlemek bizlere destek olacak önemli noktalardan biridir. Bir kez daha vurgulayacak olursak tüm bu birikim ve deneyimlerimizle Irak halk›n›n kan›n› ak›tmaya ve Irak halk›n›n da katili olmaya çal›flan TC devletinin bu politikalar›na karfl› dur demek ve eldeki hali haz›rda bulunan örgütlü gücü bu noktalarda geliflen gündemlere ve eylemliliklere yöneltme bilincine sahip olmak ve bunlar›n yan›s›ra emekçilerin kendi gündemleri do¤rultusunda bu süreçte yüzyüze kald›klar› sald›r›lara karfl› durmak bugün için üzerinde durmam›z önemli konular aras›nda. Politik gündeme yapaca¤›m›z müdahalelerle büyüyecek bu pratiklerin içinde anlay›fl›m›z› yayg›nlaflt›rarak sonuçlar›n› alaca¤›z. Bunun için mevcut politikay› kavrayarak ›srarl›ca ve sab›rla yürüyelim.


16

6

29 Ağustos-11 Eylül 2003

Tüccara f›nd›¤› yedirmeyece¤iz!

IMF politikalar›n› uygulayan egemenlerin tar›mda desteklemeleri kald›rarak tar›msal K‹T’leri özellefltirmesi köylüleri ürünlerini tüccar›n belirledi¤i fiyata, maliyetinin alt›nda satmak zorunda b›rak›yor. Ziraat Odalar› ve Muhtarlar Derne¤i bafllatacaklar› kampanyalarla tar›m›n her geçen gün biraz daha yok olmas›na seyirci kalmayacaklar›n› aç›kl›yorlar. Terme Ziraat Odas› Baflkan› M. Yetkin Karamollao¤lu ile bu konuda söylefli yapt›k. -Devlet f›nd›kta taban fiyat aç›klam›yor. Bu konudaki düflüncelerinizi ö¤renebilir miyiz? M. Yetkin Karamollao¤lu: Biz bu konuyu aylar önce söyledik. Ankara’ya heyetler halinde gittik. Bakanlar bize kesinlikle f›nd›¤a sahip ç›kmayacaklar› mesaj›n› verdiler. Biz de bu iflin peflini b›rakmayaca¤›m›z›, mutlaka üreticinin al›nterinin de¤erini kazand›rmaya çal›flaca¤›m›z› söyledik. Biz üreticinin baflkan›ysak bunu yapmam›z gerekir. IMF, DB ve DTÖ kendi ulusunun menfaatlerine çal›fl›yor. Nüfusunun %40’› çiftçi olan ülkemizde bu say›, Avrupa istedi diye, AB’ye girece¤iz sevdas›yla çiftçimiz % 10’lara çekilmek isteniyor. -F‹SKOB‹RL‹K yapt›¤› aç›klamalarda f›nd›¤a al›m fiyat› olarak 2.500.000 lira belirledi. Üreticinin

eline net 2.200.000 lira geçecek. Belirlenen fiyatla ilgili düflünceleriniz nelerdir? -Bu fiyat› aç›klamayacaklard›. Aç›klanmas› için 13 ilin baflkanlar›, Fiskobirlik Yönetim Kurulu Genel Müdürü olmak flart›yla bir toplant› teklif edildi. Toplant› bas›na kapal› olarak yap›ld›. Bu bölgeden Ordu, Trabzon, Giresun, Samsun olarak kat›ld›k. Bat› bölgesi de biz ne yapt›ysak alt›na imzas›n› at›yordu. Bize bakanlar ve bu bölgenin milletvekilleri kesinlikle k›rm›z› hat o da 2 milyon dediler. Yani Hasan çal›flacak, Hans yiyecek. Bir avuç mutlu az›nl›¤›n sevdas›na iflte görüyorsunuz çiftçilerimiz bu y›l periflan edildi. -Üreticinin ürününü pazara ihtiyac› kadar indirmesi konusunda Ziraat Odalar›’n›n yapt›¤› çal›flmalardan bahseder misiniz? -Bu hafta içinde 400 bin adet bildiriyi Samsun ve Terme ilçesi de dahil bütün köylere uçakla ataca¤›z. Haz›rlad›¤›m›z bildirileri “f›nd›¤›n›z› pazara indirmeyin” slogan›yla da¤›t›yoruz. Yine sarptan bat›ya kadar tüm iller ilçeler dövizlerle, ilanlarla bezenecek, yazd›rmaya bafllad›k. Bütün köy yollar›na flehir girifl ç›k›fllar›na asaca¤›z. Muhtarlar Derne¤i ve Ziraat Odas› iflbirli¤iyle afifller asaca¤›z. 2,5 milyon bugün çiftçinin hakk› de-

Gölcük’te bedava tohum aldatmacas› IMF ve DB politikalar›yla bitirilmeye çal›fl›lan Türkiye tar›m› her geçen gün daha da kötü bir hal al›yor. Köylünün üretim yapmas›n›n önünü t›kamak için, tar›mda uygulanan sübvansiyonlar›n kald›r›larak kota uygulanmas›, taban fiyatlar›n›n düflük verilmesi vs... yetmiyorcas›na bir de alternatif ürün dayatmalar› köylünün belini iyice büküyor. Efendilerine uflakl›¤›n› en iyi flekilde yap-

may› amaç haline getiren faflist TC, Bal›kesir’in S›nd›rl› ilçesinde izledi¤i politikayla bir taflla iki kufl vurman›n peflinde. S›nd›rl›’n›n Gölcük beldesinde TEKEL’in kota fazlas› ürünü almayaca¤› aç›klamas›n› yapmas›yla birlikte devreye, merkezi ‹zmir’de bulunan Ayber Tohumculuk ile çal›flan ‹srailli Hazera Genetics Ltd. fiirketi girerek genetik yap›s› de¤ifltirilmifl

¤il. Ben diyorum ki çiftçi f›nd›¤›n› satmas›n, bekletsin, 3-4 milyon aras›nda f›nd›¤›n fiyat› yükselecektir. -Alternatif ürüne teflvik etmek amac›yla F›nd›k Söküm Projesi devam ediyor. Düflüncelerinizi ö¤renebilir miyiz? -Ben f›nd›¤›n sökülmesine taraftar de¤ilim. Benim ülkemdeki ürüne ABD nas›l karar verir, biz bu f›nd›¤› neden söküyoruz? Araflt›rd›m alternatif ürün kampanyas› bu bölgede tutmad›. Alternatif ürün yap›lmas› için kesinlikle ovan›n ›slah edilmesi gerekir. Bugün Çarflamba Ovas›na iki zehir fabrikas›n›n yan›na Mobil Santral yap›ld›. Bu ovada alternatif ürün diyorlarsa neden çiftçinin aleyhine bu fabrikalar› yapt›lar. Ovada ekoloji de¤iflti, insanlar›n yüzünün rengi soldu, çiftçi eskiden ekti¤i ürünü yetifltiremiyor. Bu ovada alternatif ürün yerine sulama tesisleri yap›lmas› gerekiyor. Bu y›l kurakl›ktan ova Kerbela’ya döndü. O nedenle alternatif ürün tutmaz. Bir de bu alternatif ürünün pazarlanmas› var. Mobil Santrale yine vurgu yapmak istiyorum. Çarflamba Bölgesi ürünü ile Bafra bölgesi ürününü halk seçiyor. Çarflamba’da yetiflen ürüne zehirli diyorlar. Bu flekilde Karadeniz Bölgesinde Çarflamba Ovas›n› öldürmeye bafllad›lar. Alternatif ürünü b›raks›nlar, f›nd›¤›n tan›t›m›n› yaps›nlar. Çi¤ olarak f›nd›¤› millete yedirip satacaklar›na entegre tesisleri kurarak f›nd›¤› çikolata sanayinde kullanarak mamul madde halinde satmaya bafllas›nlar. -F›nd›kta tüccar›n uygulad›¤› AL‹VRE (önceden sat›fl sonra teslim) sat›fl› konusunda bilgi verir misiniz? -Yapt›¤›m›z toplant›da dedik ki say›n bakan›m tüccar alivre sat›fl›n› neden uyguluyor. Orada yine tüccar›n adamlar› “müsaade edin de ihracatç› bu kadar yaps›n” dedi. Alivre sat›fl› kumar oynamak demektir. Bu sene tüccar baflbakana 800 milyon kilo f›nd›k var diye kand›rm›fllar ve kurak“Hibrid” adl› pamu¤u Gölcüklülere bedava da¤›tarak tütüne alternatif oldu¤unu söylüyor. Da¤›t›lan bu tohumlar›n zararlar›n›n tam olarak bilinmemesiyle beraber bilinen bir gerçeklik var ki, çok pahal› olan bu ürünlerin tohumlar› ikinci kez kullan›lm›yor. Üretici ürünü getiren emperyalist flirketlere ba¤›ml› hale geliyor. Köylünün “iyili¤ini” düflünen emperyalist flirketler ve onlar›n yerli uflaklar›n›n köylüye bedava da¤›tt›klar› bu tohumlar hakk›nda bilgilendirme yapmamalar› dikkat çe-

l›ktan 350 milyon kilo f›nd›k olaca¤›n› tahmin edince bu sefer geçen y›l devletin ad›na, hazine ad›na f›nd›¤› 1.615.000’den ald›lar. F›nd›¤›n fiyat›n›n nisan ay›nda aç›klanmas› gerekir. O zaman tüccar Alivre sat›fl› yapamaz. Alivre sat›fl› demek hayali ürün satmak demektir. Olmayan ürünü satmakt›r. (Samsun) ken ayr› bir nokta. Uzmanlar›n bu konu hakk›nda yapm›fl olduklar› aç›klamalara göre bu tür ürünler bir kez ürün veriyor. Ayr›ca hibrid adl› pamuk aral›ks›z 10 y›l ekilince topraktaki tuz oran›n› art›r›yor. Ve bir daha tarlada baflka ürün yetifltirilemiyor. Gölcüklü köylüler, içinde bulunduklar› zor durumdan kaynakl› sar›ld›klar› hibrid pamu¤unun zararlar›ndan bihaber flekilde bir kez daha aldat›lmaya çal›fl›l›yor. (H. Merkezi)


7

16

29 Ağustos-11 Eylül 2003

fieker pancar›nda oynanan oyunlara son

Yerel kaynaklardan edindi¤imiz bilgilere göre, Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist Karadeniz Bölge Komutanl›¤› taraf›ndan Karadeniz bölgesinde binbir çileye ra¤men eme¤inin karfl›l›¤›n› alamayan pancar üreticilerine yönelik bildiri da¤›t›m› yap›ld›. Bildiriye “evimize ekmek götürmek, çoluk çocu¤umuzun r›zk›n› ç›karmak için binbir çileyle ekti¤imiz, çapalad›¤›m›z, tekledi¤imiz, otunu itinayla temizledi¤imiz, suyunu bile parayla al›p sulad›¤›m›z, toplad›¤›m›z pancara taban fiyat› hep maliyetinin alt›nda veriliyor. Mazota, gübreye, suya, ilaca zamlar otomati¤e ba¤lan›rken pancar›n fiyat› yerinde say›yor. Devlet, her y›l “eme¤inizin karfl›l›¤›n› verece¤iz” diyor, bizi beklenti içerisine sokuyor t›pk› tütün üreticileri, f›nd›k üreticileri gibi. Ama hiçbir zaman eme¤imizin karfl›l›¤›n› vermiyor. Ve bu parada hemen ödenmiyor, taksitlendiriliyor. Türk liras›n›n de¤erinin pul oldu¤u dönemde faizlendirilmeden 3 ay sonra-5 ay sonra ödeniyor. Oysa ki bizden ald›klar› pancar üzerin-

den ne kadar para kazand›klar›n›, bizi nas›l sömürdüklerini biliyor musunuz?” denilerek bafllan›rken; fleker pancar›n›n taban fiyat›na de¤inilerek devam edildi. “fiimdi basit bir hesap yapal›m: 2002’de fleker pancar›n›n taban fiyat› 74 bin TL olarak belirlendi. 4 kilo pancardan 1 kg kristal fleker elde ediliyor. fiekerin kilosu o zaman 1 milyon 200 bin TL idi. Yani iflleme paras›n› ç›kar›rsak 1 kg pancar için bize en az 250 bin TL vermeleri gerekiyordu. Oysa onlar çocu¤a oyuncak verip kand›r›r gibi sadece 74 bin TL verdiler. Sözde pancar üreticilerinin hakk›n› savunan PANKOB‹RL‹K’in önerisi ise 90 bin lira idi. Yani yine verilmesi gerekenle verilen aras›nda da¤lar kadar fark vard›. Bunlar›n yan›nda pancar›m›zdan kendi istedikleri gibi fire düflüyorlar ve burada da hakk›m›z› gaspediyorlar. Pancar teslimi s›ras›nda bize binbir eziyet, binbir çile çektiriyorlar. Yine tarlalar›m›za pancar ekiyoruz. Peki bu y›l eme¤imizin karfl›l›¤›n› alabilecek miyiz? Susarsak, hakk›m›z› aramazsak asla! Taban fiyatlar› belir-

Ziraatçiler Derne¤i’nden hükümete ça¤r› Türkiye Ziraatç›lar Derne¤i Yetkin, hükümetin kurakl›k ile ilgili (TZD) Genel Baflkan› ‹brahim Yet- bir an önce somut ad›mlar atmas›n› kin, hükümeti üreticinin en acil so- istedi. runlar› olan kurakl›k, f›nd›k, DGD ‘DGD ÖDEMELER‹ ve borçlarla ilgili etkin önlemler alB‹R AN ÖNCE YAPILSIN’ maya ça¤›rd›. 2003 Do¤rudan Gelir Deste¤i Yetkin, düzenledi¤i (DGD) ödemelerinin bir bas›n toplant›s›nda, Türan önce yap›lmas›n› iskiye’de üreticinin yaflateyen Yetkin, mazot TZD d›¤› sorunlara iliflkin gödeste¤inin ikinci taksit kurakl›k ve rüfllerini dile getirdi. Yetödemeleri için Tar›m ve kin, borçlar›n yeniden devletin politikas› Köyiflleri Bakanl›¤› tayap›land›r›lmas› için bafl- sonucu zor günler raf›ndan valiliklere gevuru yapan üreticilerin, nelge gönderildi¤ini diyaflayan ekimde borçlar›n›n yüzle getirerek, genelgede üreticilerin de 36’s›n› ödemek zorundeste¤in DGD’yle kay›t sorunlar›n›n da oldu¤unu dile getirealt›na al›nm›fl ve müsrek, üreticinin bu rakam› çözülmesini istedi. tahsil makbuzu getiren ödemesinin çok zor olduüreticilere verilmesini ¤unu, daha uzun y›llara istendi¤ini belirtti. Yetyay›larak, taksitlere bölünmesi gerek- kin ayr›ca f›nd›k konusunun da y›lan ti¤ini söyledi. Kurakl›¤›n çok ciddi hikayesine döndü¤ünü ifade etti. oranda üreticiyi etkiledi¤ine de¤inen (H. Merkezi)

lenirken bizim de söz hakk›m›z›n olmas› gerekti¤ini savunal›m. Madem biz üretiyoruz, kaça sataca¤›m›za da biz karar verelim. Bu bizim en insani hakk›m›zd›r. HAKKIMIZA SAH‹P ÇIKALIM!” denildi. Bildiride; “PANKO-B‹RL‹K bizim de¤il, a¤alar›n, patronlar›n, IMF’nin ç›karlar›n› savunuyor!” denilerek, “Panko-Birlik, sözde biz pancar üreticilerinin ç›karlar›n›, haklar›n› savunmak için var. Panko-Birlik bizlerden zorla aidat topluyor. Bu paralar nereye gidiyor? Bilgimiz haberimiz var m›? Bizlerden zorla al›nan aidatlardan biriktirilen paralarla kaç tane fabrikaya sahip oldu¤unu biliyor muyuz? Pancar üreticileri olan bizlerin Pankobirlik’e üye olmak için sözleflmeye imza atarken idam ferman›m›z› da imzalad›¤›m›z› biliyor muyuz? Tarlan›n neresine, ne kadar pancar ekece¤imize, pancar›m›z› ne zaman sökece¤imize, pancar›m›z›n kaçta kaç›n›n fireye gidece¤ine karar veren Pankobirlik acaba bizleri mi düflünüyor, yoksa baflkalar›n› m›?” sorular› soruldu. Bildiride ayr›ca; “madem, Pankobirlik pancar üreticilerinin ç›karlar›n› savunmak için kurulan bir kooperatif, madem biz bu kooperatifin üyesiyiz, o zaman üyelik haklar›m›za sahip ç›kal›m. HAKKIMIZI SAVUNALIM! Pankobirlik bizlerden zorla kesti¤i aidatlarla fabrikalara ortak oluyor. Ama kazand›¤› paralardan bize tek kurufl vermiyor. Bu paralar› Pankobirlik’in yöneticileri efendileri ile beraber yiyor. Bu paralarla zevk-û sefa sürüyorlar. Bu paralar› onlara yedirmeyelim. Biz açl›ktan k›vran›rken onlar›n ya¤ ba¤lamalar›na izin vermeyelim. Pankobirlik’e üye olmak için imzalad›¤›m›z sözleflmede aleyhimize olan mad-

delere karfl› ç›kal›m. Bu maddelerin iptali için mücadele edelim. Pankobirlik’in as›l sahipleri biz pancar üreticileridir. Pankobirlik’in yönetim kurullar›na da bizler getirilmeliyiz. Devletin fleker fabrikalar›n›n, fleker kurullar›n›n atad›¤› adamlar niye bizim ç›kar›m›z› savunsun ki? Onlar kimin köpe¤i ise onlar›n ç›kar›n› savunur. Pankobirlik’teki devletin, fleker fabrikalar›n›n, patronlar›n köpeklerini koval›m. Tüm bu haks›zl›klara, zulme dur demenin zaman› geldi de geçiyor. Art›k birlik olma zaman›. Devletin soygununa dur deme zaman›. Söz-yetki-karar bizim elimizde olmad›¤› müddetçe hakk›m›z› savundu¤unu iddia eden PANKOB‹RL‹K de bir k›s›m ç›karc›lar›n elinde bize karfl› kullan›lmaya devam edecek. Üreten biziz o halde ürünümüz üzerindeki söz hakk› da bizim olmal›, yani yöneten biz olmal›y›z. O zaman, tüm birliklerde-kooperatiflerde yönetimi ele geçirmek için harekete geçmeli, eme¤imizeal›nterimize sahip ç›kmal›y›z” denilerek, pancar üreticilerine ça¤r› yap›ld›. Ça¤r›da; “emekçi pancar üreticilerinin kurtuluflu, Partimiz önderli¤inde birleflip mücadele etmektir. Kurtulufl emperyalizm ve onun yerli iflbirlikçilerinin sömürü düzenini y›kmakta, Halk ‹ktidar›n› kurmaktad›r. Halk ‹ktidar›n› kurma mücadelesine kat›lal›m!” denildi. Bildiri; Pancar Üretiminde Kotalara Son! Üretici Birliklerinin Yönetiminde Söz-Karar-Yetki Hakk› Üreticinin Olmal›d›r! Tatland›r›c› fiirketleri Ülkemizden Defolsun! Kahrolsun Emperyalizm Ve Onlar›n Uflaklar›! Kurtuluflumuz Demokratik Halk Devriminde, Kurtuluflumuz Partimiz TKP/ML’dedir!” sloganlar›yla bitirildi. (H. Merkezi)

Bergama risk alt›nda TMMOB’a ba¤l› Jeoloji Mühendisleri Odas› (JMO), Çevre Mühendisleri Odas› (ÇMO), Kimya Mühendisleri Odas› (KMO) ve Metalurji Mühendisleri Odas› (MMO) baflkanlar›, Bergama’daki siyanürle alt›n arama konusunu incelemek üzere bölgeye giden heyetin, “Vahim geliflmelerin sürdü¤ünü” gözlemledi¤ini aç›klad›. JMO’da yap›lan bas›n toplant›s›na; JMO Genel Baflkan› Adnan Çelebi, ÇMO Genel Baflkan› Ethem Toruno¤lu, KMO Genel Baflkan› Sami Can, MMO Genel Baflkan› Cemallettin Küçük ve JMO ‹stanbul fiube Sekreteri Tahir Öngör kat›ld›. Odalar›n üyelerinden oluflan bir heyetin geçti¤imiz hafta Bergama’ya giderek incelemelerde bulundu¤unu ifade eden JMO Genel Baflkan› Çelebi, “Bergama Ovac›k Köyü’nde yarg›n›n yasaklama kararlar›na karfl›n çal›flmas›n› sürdürmesine göz yumulan Newmont flirketinin alt›n iflletmesi ve çevresinde vahim geliflmelerin sürdü¤ü gözlemlen-

mifltir” dedi. ‘‹NSANLAR R‹SK ALTINDA’ Heyetin gezi sonunda haz›rlad›¤› raporu aç›klayan Çelebi, Newmont flirketinin siyanürle alt›n aramas›n› yarg› karar›na ra¤men sürdürdü¤ünü, at›k baraj›n›n doldu¤unu ve bölgedeki insanlar›n büyük bir risk alt›nda oldu¤unu belirterek, firman›n faaliyetlerine son verilmesini istedi. Firman›n halen maden oca¤›n›n bat› k›sm›nda 2 sondaj makinas›yla çal›flmalar›n› sürdürdü¤ünü belirten Çelebi, “Yasad›fl›l›k, hukuk tan›mazl›k nas›l olur da bu kadar pervas›zca sürdürülmektedir” fleklinde tepki gösterdi. ‘DETAYLI AÇIKLAMA YAPILMALI’ Çelebi, firman›n taahhütleri aras›na yer alan sa¤l›k taramas›n› hat›rlatarak, “Bu sa¤l›k taramalar› gerçeklefltirilmifl midir?” diye sordu. Çelebi, firma ve ilgili kamu kurumlar›n›n yetkililerinin sorunlarla ilgili bir an önce detayl› bir aç›klama yapmas›n› istedi. (H. Merkezi)


16

8

29 Ağustos-11 Eylül 2003

Dersimliler dostunu da düflman›n› da iyi tan›r! Dersim’deki yaylaya ç›kmak isteyen köylülere, karakol taraf›ndan zorla imzalatt›r›lan ka¤›tlardaki maddeler, Dersimlileri iflbirlikçili¤e, hainli¤e, onurunu hiçe saymay› dayat›yor. Ama Dersimlilerin yan›t› dün oldu¤u gibi bugün de nettir. “........ Yaylalar› 15 May›s 15 Ekim 2003 tarihleri aras›nda kullan›ma aç›lm›flt›r. Yaylaya ç›kacak sürü sahipleri ve çobanlar afla¤›da belirtilen hususlara riayet edeceklerdir. Madde 6: Bölgede operasyon oldu¤u takdirde yaylay› geçici olarak boflaltaca¤›m. Madde 11: Hava karard›ktan sonra ilçe merkezine veya yak›n köylere (zorunlu haller d›fl›nda) kendim veya yan›mda götürdü¤üm flah›slardan hiçbirinin gitmesine müsaade etmeyece¤im, gündüz vakitlerinde bilinen patika ve yollar› kullanarak meskun mahallere ihtiyaçlar›m› karfl›lamak için gidece¤im. Madde 12: Bölgede görülen yabanc› flah›slar hakk›nda derhal güvenlik güçlerine en k›sa sürede bilgi verece¤im. Madde 13: Kendim veya yan›mda götürdü¤üm çobanlardan herhangi birinin OHAL kapsam›ndaki suçlara kar›flt›¤› tespit edildi¤i takdirde hiçbir güçlük ç›kartmadan yayladan indirece¤im. Madde 15: Hiçbir flekilde terörist faaliyetlere destek vermeyece¤im, teröristlerin yaylalara girmeleri ve bar›nmalar›n› önleyece¤im, önleyemedi¤im taktirde en k›sa zamanda güvenlik güçlerine haber verece¤im. Madde 16: Hiçbir flekilde teröristlere maddi ve yiyecek yard›m›nda bulunmayaca¤›m. Herhangi bir flekilde bu tür faaliyetlere kar›flt›¤›m tespit edilirse hiçbir güçlük ç›karmadan yaylay› boflaltaca¤›m. Madde 17: Yaylada bulundu¤um süre içerisinde her 15 günde bir ilçe jandarma komutanl›¤›na gelerek bölge ve sürü miktar›ndaki de¤ifliklikleri bildirece¤im. Madde 18: Yaylada belirtti¤im aile efrad› ve çobandan baflka kimseyi bar›nd›rmayaca¤›m, de¤ifliklikleri zaman›nda ilçe jandarma komutanl›¤›na bildirece¤im...”

Hiçbir güç, kuvvet, entrika ve oyun Dersim halk›n›n devrimcileri sahiplenmesinin önüne geçememifltir/geçemeyecektir. S›ralanan bu maddeler, Dersim Ovac›k’ta yaylaya ç›kmak isteyen köylülere karakol taraf›ndan zorla imzalatt›r›lmaktad›r. Ayn› uygulamalar di¤er ilçe ve köylerde de uygulan›yor. Devlet Dersim’de OHAL’i 1 A¤ustos 2002 tarihinde kald›r›ld›¤›n› ilan etmiflti. OHAL’in kald›r›lmas›n›n ard›ndan birçok köylünün bölgedeki karakollara baflvurusuna cevap verilerek köylülerin köylerine geri dönebilecekleri belirtilmiflti. Ancak köylülerin birço¤u evlerinin askerler taraf›ndan yak›ld›¤›n›, hayvanlar›n›n telef edildi¤ini, köylerinden zorla göç ettirilirken yanlar›na hiçbir de¤erli eflyalar›n› alamadan gitmek zorunda b›rak›ld›klar›n› belirterek devletin maddi manevi zararlar›n› karfl›lamas› gerekti¤ini, köye yol yapmas›n›, elektrik, su, okul vb. sorunlar› çözdükten sonra köylerine döneceklerini belirtmifllerdi. Köylülerin A‹HM’de açt›¤› baz› davalar sonuçlan›rken birço¤unda devlet, köylülere tazminat ödemek zorun-

da kalm›flt›. Köylerinden zorla göç ettirilenlerin birço¤u büyük kentlere göç ederken bir k›sm› da köylerinin ba¤l› oldu¤u ilçelere ve Tunceli merkeze göç etmiflti. Tunceli merkeze ve ilçelere göç edenlerle baz› köylerdeki köylüler yaz›n gelmesiyle daha iyi ürün (peynir, çökelek, bal vb) elde edebilmek için yaylalara ç›k›yorlar. Ancak bölgedeki karakollar›n izin verdikleri yaylalara ç›k›labiliyor. O da e¤er karakolun haz›rlad›¤› ka¤›tlar› imzalarsan. Karakolun tüm söylediklerine riayet edersen, yaylada yan›na gelen devrimcileri ya da gelen misafirlerini karakola flikayet edersen, karakolla iflbirli¤i yaparsan vb. insanl›k onurunu hiçe sayan maddeleri kabul edersen yaylaya ç›kabilirsin, yoksa ç›kamazs›n. Ç›ksan da hayat›n tehlikededir. Buna bir örnek verecek olursak. Ovac›k Kaymakaml›¤›’n›n yapt›¤› duyuru her fleyi tüm ç›plakl›¤›yla anlatmaktad›r. Ovac›k Kaymakaml›¤›’n›n 6 ve 7 A¤ustos 2003 tarihinde yapt›¤› duyuru, “Tunceli

bölgesinde aç›lmas›na müsaade verilmeyen yaylalara baz› köylülerin sürülerini otlatmaya götürdükleri tespit edilmifltir. Bu da terör olaylar›n›n önüne geçmek için operasyonlar›n art›fl›na sebep olmufltur. Bu bölgelere belli saatlerin d›fl›nda izinsiz ç›kanlar›n hayati tehlikesi söz konusudur. Duyurulur!” Ovac›k Kaymakaml›¤›’n›n yapt›¤› duyurudan da çok iyi anlafl›l›yor ki devletin yaylalar› yasaklamas›n›n nedeni, köylülerle gerillan›n görüflebilmesini engellemek, köylülerin gerillan›n ihtiyaçlar›n› karfl›lamamas›, bölge hakk›nda bilgi almas›n› engellemeye çal›flmak, gerillan›n rahat hareket etmesini engellemektir. Devletin kolluk güçleri köylülerin gerillaya deste¤ini keserek gerillalar› sudan ç›km›fl bal›¤a çevirmeye çal›fl›yor. Bölgede PKK/KADEK gerillalar›n›n uzun süren bir sessizli¤inden sonra birkaç eylem yapmas›n›n, bölgede tekrar gerillan›n var oldu¤unu ensesinde hissetmesinin ard›ndan maskesini indirmek zorunda kalan devletin kolluk güçleri istedikleri kadar devrimcilerle, gerillayla halk›n bütünleflmesini engellemeye kalkarsa kalks›n, istedikleri kadar tebli¤ tebellü¤ belgeleri imzalats›n, Dersim halk› gerillalar› çok iyi tan›r. Kimin dost, kimin düflman oldu¤unu iyi bilir ve ona göre hareket eder. Devletin kolluk güçleri, zorla imzalatt›klar› bu belgelerle Dersimlileri ihanete, iflbirlikçili¤e, onursuzlu¤a davet etseler de, zorlasalar ve köylüler bu belgeleri imzalamak zorunda kalsalar da yaylaya gelen misafirlere, gerillaya ayn› s›cakl›klar›n› göstermektedirler/göstermeye de devam edeceklerdir. Hiçbir güç, kuvvet, entrika ve oyun Dersim halk›n›n devrimcileri sahiplenmesinin önüne geçememifltir/geçemeyecektir. (Malatya)

= IRAK’A ASKER GÖNDERMEYE HAYIR! Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu, 17 A¤ustos tarihinde ABD Konsoloslu¤u önünde bir bas›n aç›klamas› yaparak Irak’a asker gönderilmeye karfl› ç›k›lmas›n› istedi. “Irak’a asker göndermek, içinden ç›k›lamayacak bir bata¤a saplanmakt›r” diyen Koordinasyon üyeleri, saat 13:00’de Tepebafl›’ndaki TÜYAP önünde topland›. “Ç›karsa tezkere o¤lun gitsin askere”, “Yaflas›n Irak halk›n›n direnifli”, “ABD askeri olmayaca¤›z” sloganlar›n›n s›k s›k at›ld›¤› eylemde Grup Yorum, emperyalist sald›rganl›k ile ilgili olarak yapt›klar› “Biz 6 Milyar›z” marfl›n› seslendirirken yine EKB üyeleri de iflgali ve Irak halk›n›n direniflini anlatan k›sa bir skeç oynad›lar. ILPS, EMEP, Direnifl gazetesi, ESP, SDP, Özgür Der, HÖC, ÖMP vs. parti

ve kitle örgütlerinin kat›ld›¤› eylemde Koordinasyon ad›na bas›na bir aç›klama yapan TMMOB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Göçebe, “ABD’nin Irak’ta iflgali kanl› bir biçimde sürüyor. Ama tanklar›na, toplar›na, geliflmifl silahlar›na ra¤men ABD Irak’ta iflgali istedi¤i rahatl›kta sürdüremiyor. Irak halk› iflgalcileri topraklar›ndan atmaya kararl›” diyerek her gün Irak’tan gelen ABD’li askerlerin ölüm haberlerinin bunun bir göstergesi oldu¤unu vurgulad›. ABD’nin sald›r› s›ras›nda Türkiye’yi daha aktif olarak yan›nda görmek istemesinin savafla karfl› olan halk›n mücadelesiyle bofla ç›kart›ld›¤›n› hat›rlatarak, Türkiye’deki savafl tüccarlar›n›n ihalelerden pay alma hevesiyle Türkiye’yi iflgale ortak etmek istedi¤ine dikkat çekti. Konuflmas› aras›nda s›k s›k sloganlarla desteklenen Göçebe,

“Bölgede bar›fl› sa¤layacak tek güç Türk Kürt Arap halklar›n›n kardeflli¤idir. Kürt sorunu Irak’a asker göndererek de¤il bu topraklarda eflit koflullarda

kardeflçe birarada yaflanarak çözülebilir” diyerek sözlerini “ABD askeri olmayaca¤›z” slogan›yla bitirdi. (‹stanbul)


16

9

29 Ağustos-11 Eylül 2003

Piflmanl›k sahibini piflman ettirdi! Devletin büyük bir umutla ç›kard›¤› “Topluma Kazand›rma Yasas›” istenilen sonucu vermiyor. Devlet yetkililerinin yapt›¤› de¤erlendirme ve aç›klamalar›n ana vurgusu, yasan›n flu ana kadar istenilen sonucu vermedi¤i yönünde. Bas›na baflvuru say›s› konusunda yap›lan çeliflkili aç›klamalar da yaflanan bu tablonun bir yans›mas›. Devlet, medya silah›n› kullanarak yapt›¤› propagandalar›n yeterli etkiyi göstermedi¤ini görünce farkl› yöntemler kullanmaya bafllad›. Gerilla ailelerine mektup gönderilerek yasan›n ayr›nt›l› aç›klamas›n›n yap›lmas›n›n yan›s›ra, aileler tek tek gezilerek yasaya iliflkin aç›klamalar yap›l›rken, çocuklar›na ulaflmalar› söylenerek yasadan yararlanmalar› yönünde bask› yapmalar› istenmiflti. Ancak bu uygulama aileler taraf›ndan tepkiyle karfl›lan›nca devlet buradan da umdu¤unu bulamad›. Bu uygulamadaki ›srar›n› devam ettiren devlet, yeni uygulamalara bafllad›. Hakkari’de flehrin merkezine, sokaklara, dükkan vitrinlerine, elektrik direklerine, evlerin kap›lar›na yasayla ilgili afifl asmaya bafllad›. Polisler taraf›ndan yap›flt›r›lan afifllerde “Genç arkadafl; Topluma Kazand›rma Yasas› f›rsat›n› kaç›rmak kendine ve sevdiklerine yapaca¤›n en büyük kötülüktür. Devletine dönüfl f›rsat›n› de¤erlendir…” biçimiyle devam eden aç›klamalar bulunmakta. Bunun yan›s›ra

Emniyet Müdürlü¤ü taraf›ndan ‹zmir’de de benzer bir uygulamayla esnaflara piflmanl›k yasas›yla ilgili bildiriler da¤›t›larak bu bildirileri camlar›na asmalar› için bask› yap›lm›flt›r. Bunlar›n yan›s›ra devlet, T. Kürdistan›’nda kulland›¤› haks›z savafl yöntemlerini yine devreye sokarak yasan›n gerilla üzerinde de etkili bir sonuç yaratmas› için çabalamakta. Gerillan›n bulundu¤u bölgelerde T. Kürdistan›’n›n yan›s›ra Karadeniz’de de helikopterlerle at›lan bildirilerle gerilla, piflmanl›k yasas›ndan yararlanmaya ça¤›r›lmakta.Yine yasan›n etkili bir hal alabilmesi için bu uygulamalar›n yan›s›ra Emniyet Müdürlükleri ve Valilikler gerilla aileleriyle toplant› yapma karar› alm›fl durumda. ‹lki Van’da yap›lacak olan bu toplant›da aileler Van’da kurulan Toplama Kazand›rma Merkezi’nde toplanacak. Topluma Kazand›rma Merkezi, ailelere gezdirilerek tan›t›lacak ve ailelerin daha fazla ikna edilmesi hedeflenecek. Devlet, sokakta bu uygulamalar› gerçeklefltirirken hapishanelerdeki siyasi tutsaklar üzerindeki bask›y› da yo¤unlaflt›rarak tutsaklar›n yasadan yararlanmas›n›n zeminini yaratma u¤rafl›nda. Mahkemelerde hakim ve savc›lar taraf›ndan yöneltilen sorularla tutuklular›n piflmanl›k yasas›ndan yararlanmalar› için bask›lar yap›lmakta.Yine hapishanedeki baz› tutuklu ve hü-

YEN‹ DEMOKRAT GENÇL‹K’TEN ASKER GÖNDERME PROTESTOSU

Yeni Demokrat Gençlik, ABD emperyalizminin Irak’› iflgalini ve Türkiye’nin iflgale ortak olarak asker göndermesini k›namak için 24 A¤ustos 2003 tarihinde saat 13:00’te Beyo¤lu Postanesi önünde toplanarak bir bas›n aç›klamas› yapt›. Yaklafl›k 30 kifliden oluflan gençler, Galatasaray Lisesi önünde “Irak’a asker göndermeye hay›r” yaz›l› pankart açarak “Emperyalistler için dökecek kan›m›z yok” sloganlar›n› at›nca polis grubu çembere ald›. Polis ve YDG’liler aras›nda yaflanan tart›flmalar sonras›nda aç›klama postane önünde yap›ld›. Yap›lan aç›klamada “ABD’nin Irak’taki hegemonyas›n› güçlendirmek için iflbirlikçi ve uflak devletlerden asker toplama seferine Türk hakim s›n›flar› da Mehmetçi¤in kan›n› pazara ç›kararak olumlu sinyal verdi. ABD emperyalizminin Irak’› iflgaline ortak olmak anlam›na gelen asker göndermeye karfl› ç›kmak, Irak halk›n›n onurlu direnifline omuz vermek demektir” denildi. Bas›n aç›klamas› alk›fllarla sona erdi. (‹stanbul)

kümlülerle görüflen Terörle Mücadele Timleri görüfltükleri tutuklulara piflmanl›k yasas›ndan yararlanmalar› için bask› yapmakta. Geçti¤imiz haftalarda tutuklular taraf›ndan yap›lan aç›klamada kendilerinden habersiz hapishane yönetimlerinin ve emniyetin “piflmanl›k yasas›ndan yararlanmak istiyorum” tarz›nda savc›l›klara baflvuru yap›ld›¤›n› aç›klad›lar. Yasa için hapishanelerden yap›lan baflvuru say›s›nda da çeliflkili aç›klamalar yapan devlet, yasadan yararlanmak isteyenlerin ço¤unlu¤unun adli davadan tutuklar›n ya da Sivas katliam› gibi san›klar›n yararlanmak istediklerini aç›klamaktan ›srarla çekinerek bu say›n›n büyük bir ço¤unlu¤unun PKK/KADEK tutuklular› oldu¤u aç›klamas›n› yapmaktalar. Devletin toplumda yaratmaya çal›flt›¤› tüm bu bask›lanmaya karfl› yasan›n istenilen sonucu vermedi¤i aç›k bir gerçek. fi›rnak’da Silopi Yat›l› ‹lkö¤retim Bölge Okulu’nda kurulan Topluma Kazand›rma Merkezi bofl kal›nca devlet, kurulu yataklar› ö¤rencilere b›rak›rken, haz›r bekletilen savc›lar da yeniden görev alanlar›na gönderildi. Yine bu geliflmelerle birlikte ‹çiflleri Bakan› Abdulkadir Aksu, yapt›¤› aç›klamada yasan›n yürürlü¤e gidi¤inden bu yana istenilen sonucu vermedi¤ine vurgu ya-

parken yasan›n yürürlükte kalma süresinin uzat›labilece¤i sinyalini verdi. Ayr›ca bas›na yans›yan baflvuru say›s›ndan 111 kiflinin yasa ç›kmadan önce baflvuranlar oldu¤unu söyleyerek bugüne kadar yap›lan baflvuru say›s›n›n 18 oldu¤unu aç›klad›. Devletin ulusal hareket baflta olmak üzere komünist ve devrimci hareketleri tasfiyeye yönelik ç›kard›¤› yasan›n sonucu flimdiden belli. Ve devlet aç›s›ndan sonuç tam anlam›yla bir fiyasko oldu. Bu sonucu de¤ifltirmenin büyük u¤rafl› içinde olan devlet, halk üzerindeki bask›y› her gün biraz daha artt›rmakta. Uygulad›¤› terörle sonuç almay› hedefleyen devlet, yasan›n ç›kar›ld›¤› günden bu zamana istedi¤i sonucu alm›fl durumda de¤il. Ancak ulusal hareket önderli¤inin yeni sürece iliflkin yapt›klar› çözüm önerileri, özellikle de silahs›zlanma yönünde yap›lacak pratik yönelim, devletin bu noktadaki politikalar›n› daha fazla gelifltirmesinin de bir vesilesi olacakt›r. Teslimiyeti dayatan devletin yaln›z bugün için de¤il yar›n için de ortaya koyaca¤› tek “çözüm” bu tarzda olacakt›r. Kürt halk›n›n hakl› ve onurlu mücadelesinden piflman oldu¤unu ilan etmesi için zorlamak yönünde olacakt›r. Bu yasaya karfl› durufl ise her fleyden önce insan olarak onurumuza sahip ç›k›fl›n bir ifadesi olacakt›r. (Mersin)

= KARADEN‹Z’DE OPERASYON Sivas, Tokat, Ordu ve Giresun illeri k›rsal kesiminde devletin PKK/KADEK, TKP-ML T‹KKO ile DHKP/C örgütlerine yönelik operasyonlar› sürdürülürken, bölgenin ormanl›k ve kayal›k olmas›ndan dolay› oldukça zorlanan askerlere hava deste¤i de sa¤lan›yor. Operasyonlara kat›lan devlet güçleri, gerillada bulundu¤unu iddia ettikleri kiflilerin foto¤raflar›n›n da bulundu¤u afiflleri de halk›n görebilece¤i yerlere asarak halk› ihbarc›l›¤a yöneltmeye çal›fl›yor. Piflmanl›k yasas› ile ilgili de ça¤r›lar›n yap›ld›¤› operasyonlar sürüyor. Yine yerel kaynaklardan elde etti¤imiz bilgilere göre 24 A¤ustos 2003 tarihinde Tokat Topçam’da ç›kan çat›flmada bir asker ölmüfl ve cenazesi memleketi olan Hatay’a gönderil(H. Merkezi) mifltir.

TAYAD’l› aileler “Topluma Kazand›rma Yasas›”n› protesto etti

‹HD yöneticileri “Topluma kazand›r›lmaya ” çal›fl›l›yor”

TAYAD’l›lar ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n ç›kard›¤› “Topluma Kazand›rma Yasas›” çerçevesinde TAYAD’l› ailelere mektup göndermesini, 13 A¤ustos 2003 günü Galatasaray Postanesi önünde yapt›klar› bas›n aç›klamas›yla protesto ettiler. Grup ad›na konuflan TAYAD üyesi Mehmet Güzel, ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n siyasi suçlardan tutuklu bulunanlar›n ailelerine gönderdikleri mektuplara karfl› kendilerinin de bu ailelere birer mektup göndereceklerini söyledi. Daha sonra postaneye girerek yazd›klar› mektuplar› hapishanelerde yak›nlar› bulunan ailelere gönderen TAYAD’l› aileler da¤›ld›lar. (‹stanbul)

Zorla uygulamaya geçirilmeye çal›fl›lan Piflmanl›k Yasas›’n›n flimdiki hedefi Ankara ‹HD fiubesi yöneticileri. F Tipi Hapishaneler hakk›nda yapt›klar› aç›klamalardan kaynakl› Ankara DGM’de yarg›lanan ‹HD yöneticileri, 14 A¤ustos günü yap›lan duruflmada, mahkeme heyetinin “Topluma Kazand›rma Yasas›ndan yararlan›p yararlanmayacaklar›” sorusuyla karfl›laflt›. Avukatlar Yusuf Alatafl ve Ender Büyükçulha “böyle bir sorunun sorulmas›n› reddettiklerini” söylediler. Ayr›ca 169. maddede yap›lan düzenleme ile yarg›lamaya konu olan iddialar›n suç olmaktan ç›kt›¤›n› vurgulad›lar. Duruflma san›klar›n ve vekillerinin söylediklerinin de¤erlendirilmesi için ertelendi. (H. Merkezi)


29 Ağustos-11 Eylül 2003

16

10

Yüksek güvenlikli hapishaneler devletin stratejik bir plan›

Ümit Efe Baz› yerlerde yap›m› biten ve kimi yerlerde de yeni inflaat›na bafllan›lan, devletin “yüksek güvenlikli cezaevleri” diye adland›rd›¤› hapishanelerle ilgili ‹HD Cezaevi Komisyonu üyesi Ümit Efe ile görüfltük. F Tipi hapishanelerin tutsaklar›n izolasyonu için yeterli olmayaca¤›n› düflünen devletin, bu yüzden bu tür hapishaneleri yapt›¤›n› ifade eden Ümit Efe, Avrupa ve Amerika’da da uygulanan bu sistemin esas amac›n›n siyasi tutsaklar› hedef ald›¤›na dikkat çekerek bu hapishaneleri flu flekilde anlatt›: “Çünkü F Tipleri ‘güvenlikli’ cezaevleri olarak tarif ediliyordu. Duygusal, alg›sal izolasyonun, tecritin esas al›nd›¤› bir modeldi. Dünyadaki bu ‘güvenlikli’ cezaevlerinin tarifi gerek Almanya’da gerek Amerika’da ve daha sonra Avrupa’da izolasyonun en üst boyutu, asl›nda ‘yüksek güvenlikli cezaevleri’nde yafland›. Asl›nda ‹ngiltere’de Pensilvanya sistemi olarak tarif edilen ve 200 y›ld›r kullan›lan modelde ‘güvenlikli’ cezaevlerinin içinde yüksek güvenlik bölmeleri vard›r. Bütün mahkumlara güvenlikli cezaevleri yani hücre (bir ya da üç kiflilik) uygulan›r. Bunun içinde de terör suçlular› olarak tarif edilen kiflilerin konuldu¤u ayr› bir bölüm vard›r. Buralarda kiflinin kendi sesini dahi duymas›n› engelleyen bir izolasyon vard›r. Yani ses izolasyonu da vard›r. Tamamen bir yal›t›lma vard›r. Renk izolasyonu vard›r. Tamamen gömülü, havas›zd›r ve kiflinin kendisine, arkadafllar›na k›saca herfleye olan güvenini k›rmay› hedefleyen stratejik bir pland›r asl›nda. Herfley beyazd›r mesela...” “‹ZOLASYON KADEME KADEME HAYATA GEÇ‹R‹L‹YOR” Egemenlerin izolasyonu kademe kademe hayata geçirdiklerini söyleyen Ümit Efe, katliamlarla uygula-

maya sokulan F tiplerinde bu denli derinlikli bir teknolojiyle insan›n kimli¤inin ve kiflili¤inin parçalanaca¤›, izolasyon malzemelerinin henüz kullan›lmad›¤›n› ancak yeni yap›lan bu hapishanelerde kiflinin d›fl dünyayla temas›n›n tamamen kald›r›lmas›n›n hedeflendi¤ini söyledi. Yüksek Güvenlikli Hapishaneler ile Bakanl›¤a sorular sorarak aç›klanmas›n› istediklerini de hat›rlatarak flunlar› belirtti: “Yüksek güvenlikli cezaevlerini devlet D tipi olarak tarif ediyor. Biz ‘nedir bu D Tipi, ne yapmay› düflünüyorsunuz, infaz koruma memurlar›na yönelik plan›n›z ne, mahpuslara yönelik plan›n›z ne, insan haklar› ve mahkum haklar› aç›s›ndan düzenlemeler ne?’ gibi sorular› ‹TO,

“YASANIN HER MADDES‹ KAZANILMAfi HAKLARI GASPED‹YOR” En son haz›rlanan yeni Ceza ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n›n, tutsaklar› tamamen kimliksizlefltirmeyi hedefledi¤ini ifade eden Efe, 73 sayfa olan bu kanun

TMMOB ve tutuklu aileleri örgütleriyle Bakanl›¤a sorduk. Bakanl›k ›srarla bize cevap vermedi. Evrensel gazetesinin bir röportaj›nda Bakanl›k, Yüksek Güvenlikli cezaevleri ile ilgili ilk beyanat›n› vermiflti. Bizler aç›s›ndan son derece de ürkütücüydü. Bütün bunlar CIA projeleri. Emperyalist ülkelerin gizli polis teflkilatlar›n›n, Savunma Bakanl›¤›’n›n ve ‘bilim adamlar›n›n’ yapt›klar› deneyler ve yaflanan örnekler var. Bu anlamda da bizim bütün refleksimiz yaflanan örneklere do¤ru yönlenmek zorunda. Bu anlamda da Yüksek Güvenlikli Cezaevleri, ölüm hücreleri olarak tarif edilen yerler, duygusal ve alg›sal izolasyonun yo¤un yaflat›ld›¤› ve sonuçlar›n› da bütün dünyan›n bildi¤i o sessiz 盤l›k, ölüm mekanlar› olarak tarif edebilece¤imiz F Tipinden daha da yüksek bir sessiz fliddetin, tecritin uygulanaca¤› mekanlar olarak tahmin ediyoruz. Çünkü dünyadaki örnekleri bu. Diyarbak›r Barosunun yapm›fl oldu¤u gözlemler, ‹HD Diyar-

tasar›s›n›n her maddesinin önceden kazan›lm›fl haklar›n gasp› anlam›na geldi¤ini söyledi. Sadece Tek Tip Elbise sald›r›s›n›n öne ç›kt›¤› bu yasan›n her maddesinin ayr› bir sald›r›y› içerdi¤ini söyleyerek flunlar› belirtti: “Bugüne kadar genelgelerle düzenlenen, cezaevleri idarelerinin keyfili¤ine b›rak›lm›fl, mahpuslar aç›s›ndan hiçbir esenlik getirmeyen hükümler, kanun hükmü haline getirilmektedir. Örne¤in sessiz tepki bile yasaklanmakta mahpus teklefltirilmekte, tek tiplefltirilmekte, tek tip elbise uygulamas› gündeme getirilmekte. Romanlarda, filmlerde izlemiflsinizdir. Mahpus sadece say› olarak ifade edilmektedir. Tamamen insan olma özelli¤inin silindi¤i ve tekleflti¤i bir uygulama Avrupa’da ve Amerika’da uzun y›llar öncesinde uygulanan bir sistemdir. Ve hiçbir olumlu sonucu yoktur bunun. ‹nsanlar›n toplumla bar›flmas›, suçun ortadan kald›r›lmas›na, genel bir iyilefltirme denklemine hizmet etmemifltir. Bu yüksek fliddet, insanlar› ç›ld›rt-

bak›r fiubesinin bize aktarm›fl oldu¤u ilk gözlemler bu yönde. Biz Bakanl›¤a bu hapishanelerin sivil toplum örgütlerine aç›lmas› için ça¤r› yap›yoruz. Buralar konusunda uzman olan, mahkumu insan sayan bir mant›kla ve cezaevlerindeki mahpus haklar›n› önemseyen mimari yap›s›yla insan haklar› aç›s›ndan mesleki otorite olan, söz söyleyebilen kurumlar›n denetimine aç›lmas›n› istiyoruz.”

m›fl kimliklerini hatta cinsel kimliklerini dahi parçalam›flt›r. Bu anlamda biz insan haklar› savunucular› bütün bu süreci endifleyle izliyoruz.” HÜKÜMLÜYE AVUKAT GÖRÜfiÜ YASAKLANIYOR Yeni uygulamaya konulan bir yasaya göre hükümlü olan tutsak art›k avukat›yla görüflemeyecek. Hükümlünün art›k avukat ihtiyac› olmamas›yla aç›klanan bu uygulamayla ilgili de bir de¤erlendirme yapan Ümit Efe, “Bir yasa daha var, idare mahkemesine iptali için baflvuraca¤›z. Eski bir yasad›r ama yeni bir genelgeyle uygulamaya sokuldu. Hükümlü mahpuslar›n avukat görüflünün yasaklanmas›n› içeren, yani olabildi¤ince mahpusun d›flar›yla olan iliflkisini s›f›ra indiren bir uygulama. Düflünsenize 20 y›l hapis yatacak bir adam ve görüflecek kimsesi yok. D›fl dünyayla tamamen iliflkisi kesiliyor. Mal varl›¤›n› ilgilendiren konular d›fl›nda avukatl›k yard›m›n› yasaklayan bir kanun bu. Asl›nda çok yavafl yavafl el alt›ndan bu sürecin ideolojik alt yap›s› infaz hakimli¤i izleme kurullar› ile örüldü. Alt yap›s› sa¤lamlaflt›r›ld›. Anlafl›lm›yor, muhalefet geriden takip ediyor. ‹llaki kan revan içinde bir tabloyu bekliyoruz. Ama unutmayal›m ki bizim ülkemizde yasalar ölü do¤ar ve sesimizi ç›kartmad›¤›m›zda yaflar hale gelir. Sonuç itibar›yla Yüksek Güvenlikli Cezaevleri yaflad›¤›m›z F Tipi örne¤inin çok daha zalimane bir biçimi olacakt›r. Bundan vazgeçilmesi için çabalar› yo¤unlaflt›rmal›y›z” F T‹PLER‹NDE TUTSAKLARIN ÖRGÜTLÜLÜK B‹L‹NC‹ KIRILAMADI F Tiplerinin siyasi tutsaklar›n örgütlü hareket etmesini engelleyemedi¤ini vurgulayan Ümit Efe, son olarak flunlar› söyledi: “Yengi yenilgi edebiyat› yap›l›yor. Bence önemli bir durufl sergilediler ve bu sald›r›y› bir ölçüde bertaraf ettiler. Çünkü teklefltirilemediler. Bir biçimde o duvarlar› aflan bir vuruflma, bir ruh halini oluflturdular. Tek bafl›n›za bir odada oturabilirsiniz ama elinizi duvara dayad›¤›n›zda yan odadaki arkadafl›n›z›n elini hissedebilirsiniz. Sizin kendi elinizi hissetmenizi de engellerler o zaman. Bütün sorun bu. Sizin kendi elinizi, ruhunuzu, inanc›n›z›, gelece¤e dair düfllerinizi bile yok etmeye çal›flan bir yaklafl›m. Türkiye’de bir direnme gelene¤i vard›r ve bunun kolay kolay da yok edilemeyece¤i aç›kt›r. Egemenler muhaliflerini yok etmeye çal›fl›r, edemediklerinde de daha üst bir sald›r›y› deneyecektir.” (H. Merkezi)


11

16

29 Ağustos-11 Eylül 2003

Avukatlar “Yeni Ceza Yasa Tasar›s›”n› tart›flt›

Özgür Gider ‘Hapishaneler ve Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s›’ konulu panelde biraraya gelen avukatlar, yeni ‘‹nfaz Yasa Tasar›s›’n› ve Topluma Kazand›rma Yasas›’n› elefltirdi. Halk›n Hukuk Bürosu taraf›ndan 23 A¤ustos tarihinde fiiflli Belediyesi Konferans Salonu’nda düzenlenen “Hapishaneler ve Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s›” konulu panele; Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i (ÇHD) ‹stanbul fiube Baflkan› Avukat Süleyman fiensoy, Avukat Özgür Gider ve Avukat Orhan K›l›ç konuflmac› olarak kat›ld›. Panelde ilk sözü alan Av. K›l›ç

ölüm, katliam ve di¤er s›k›nt›lar›n sadece yasal de¤iflikliklerle çözülemeyece¤ini kaydetti. Yeni ‹nfaz Yasa Tasar›s›’n› elefltiren K›l›ç, flöyle konufltu: “Tasar›n›n 27. maddesinde de hükümlünün zorla çal›flt›r›lmas› yükümlülü¤ü getiriliyor. Bu, Anayasa’n›n aç›kça ihlalidir. Cezaevi idaresinin kendi fabrikas› gibi bir durum ortaya ç›k›yor. Buralar› ucuz iflgücü merkezi haline getirmeye çal›fl›yorlar. Tabi buralarda grev, sendika, prim yok. Yani dikensiz gül bahçesi gibi.” Hükümlünün giydirilmesini düzenleyen tasar›n›n 62. maddesinde bir yazl›k bir de k›fll›k olmak üzere hükümlünün giymek zorunda oldu¤u k›yafetlerin devlet taraf›ndan belirlenmesini de elefltiren K›l›ç, “12 Eylül’ün en fliddetli günlerinde tek tip elbiseye iliflkin direnifller olmufltur. Bu daha sonra da hükümlülerin kendi giysilerini giymeleriyle sonuçlanm›flt›r. Fakat flimdi devlet yine anlams›z bir flekilde tek tip elbiseyi dayatarak bir huzursuzluk yaratmaya çal›fl›yor” diye konufltu. “Savunma Hakk›n›n Engellenmesi” konusuna de¤inen Av. Özgür Gider ise, F Tipi uygulamas› ve 19 Aral›k Operasyonuyla birlikte devlet bask›s›n›n artt›¤›na dikkat çekerek

flunlar› söyledi: “‹ktidar, hayat› F tiplefltirmeye ve hücrelefltirmeye çal›fl›yor. F tiplerinin flehir d›fl›nda infla edilmesiyle zaten tecrite u¤rayan hükümlüler hepten tecrite u¤ramakta, bizlerin ise müvekkillerimizi görmesi de zorlaflarak savunma hakk›m›z engellenmektedir. Cezaevi aramas› da genellikle avukat görüflüyle ayn› gün yap›l›yor ve arama gerekçesiyle yine avukatlar›n görüflü engelleniyor. Ayr›ca cezaevlerine giriflte ailelere yap›lan aramalar›n tamam› avukatlara da yap›l›yor. Bu flekilde avukatlar potansiyel suçlu olarak görülüyor ve bu aramalarda taciz ediliyoruz. Yani, savunma hakk› iktidar taraf›ndan sistemli olarak engelleniyor.” “Piflmanl›k Yasas›” olarak adland›r›lan “Topluma Kazand›rma Yasas›”n› elefltiren Avukat Süleyman fiensoy ise, hükümetlerin tarihin her döneminde kendi düflüncelerine karfl› olan her toplumsal hareketi fliddetle bast›rd›¤›n› hat›rlatarak “‹tirafç› olarak kifliliksizlefltirilen insanlar öyle hale geliyor ki bir zamanlar birlikte olduklar› insanlara yap›lan iflkencelerde de bizzat kullan›l›yorlar. ‹tirafç›l›k tüm insanl›¤a yönelik sald›r›d›r” fleklinde konufltu. (‹stanbul)

TEK‹RDA⁄ F T‹P‹ HAP‹SHANES‹’NDE HAK ‹HLAL‹ Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’inde tutuklu bulunan Zeki fiahin’in mide rahats›zl›¤›ndan dolay› verilen diyet yemekleri, hiçbir gerekçe gösterilmeden kesildi. Ayn› zamanda epilepsi rahats›zl›¤› da olan Zeki fiahin’in annesi Güzel fiahin, gazetemize bir aç›klama yaparak o¤lunun yap›lan bu keyfi uygulamay› protesto etmek için bireysel olarak açl›k grevine girdi¤ini bildirdi. Konuyla ilgili Tabibler Birli¤i’ne baflvuruda bulunan Güzel fiahin, “O¤lumun diyetini kesmifller. Sebebini söylemiyorlar. Hastal›¤›ndan dolay› diyet uygulamas› gerekiyordu. O¤lum ayn› zamanda sara hastas›d›r. Duyarl› olan kurumlar›n bir an önce buna karfl› ç›kmas›n› istiyorum. O¤lumun hayat›ndan endifle ediyorum” dedi. (‹stanbul)

Ertosun’a “Devlet Üstün Hizmet Madalyas›” verildi 107 kiflinin öldü¤üne yüzlercesinin de haf›zas›n›n kay›p oldu¤una dikkat çeken aileler, bütün bunlar›n sorumlusu bir kifliye madalya verilmesini bu ülkenin acizli¤i olarak de¤erlendirdiler. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun’a yapt›¤› “üstün hizmetler”den dolay› madalya verildi. Adalet Bakan› Cemil Çiçek’in önerisi ve Cumhurbaflkan› Ahmet Necdet Sezer’in de onay›yla Ali Suat Ertosun, F Tipi hapishanelerde yapt›¤› katliamlarla ilgili “Devlet Üstün Hizmet Madalyas›” almaya hak kazand›. 107 kiflinin ölümüne yüzlercesinin de sakatlanmas›na neden olan F Tipi hapishanelerle ilgili ailelerle yapt›¤› görüflmelerde “ben katilim” diyecek kadar ileri giden Ertosun’a verilen madalya, katillerin devlet taraf›ndan nas›l ödüllendirildi¤inin en somut örne¤i olarak tarihe geçti. Ertosun’a verilen “Üstün Hizmet Madalyas›”, tutsak ve flehit ailelerinin tepkisine neden oldu. 107 kiflinin öldü¤üne yüzlercesinin de haf›zas›n›n kay›p oldu¤una dikkat çeken aile-

ler, bütün bunlar›n sorumlusu bir kifliye madalya verilmesini bu ülkenin acizli¤i olarak de¤erlendirdiler. Bu konuyla ilgili görüflünü ald›¤›m›z tutsak yak›n› Güzel fiahin; “Çocuklar›m›z› katleden, onlar›n kan›n› emen birine ödül verilmesi kabul edilemez bir durumdur. Bizim flehit ve tutsak aileleri olarak buna karfl› koymam›z gerekiyor. Toplanarak Ankara’ya gitmeliyiz. Hani hacca gidip fleytan› tafll›yorlar ya biz de gidip hangi kurum Ertosun’a ödül veriyorsa oray› tafllamal›y›z. Onlar› lanetlemeliyiz. Onlar çocuklar›m›z›n katilleridir. Sokaktaki insanlara gidip sorsunlar bakal›m. ‘Biz operasyonlarda insanlar› katlettik. fiimdi bundan dolay› ödüllendiriliyorum.’ Bak›n o zaman halk bunlar› lanetlemeyecek mi? Bugün bizim çocuklar›m›z› katleden yar›n baflkalar›n›n çocuklar›n› katledecek.”

Tutuklu ve Hükümlü Yak›nlar› Birli¤i (TUYAB) da konuyla ilgili yaz›l› bir aç›klama yaparak “Ali Suat Ertosun 19 Aral›k katliam›nda çocuklar›m›z›n diri diri yak›lmas›ndan, kurflunlanmas›ndan, 28 insan›m›z›n öldürülmesinden sorumludur.” diyerek Ertosun’un üstün hizmet madalyas›yla ödüllendirilmesinin insan haklar›na, F Tipi ve izolasyonun sona erdirilmesini isteyen ailelere, ilericilere, demokrat kurum ve kiflilere sald›r› oldu¤unu belirttiler. ‹nsan Haklar› Derne¤i ‹stanbul fiubesi de yaz›l› bir aç›klama yaparak “Adalet Bakan›’n›n bu davran›fl› bizi flafl›rtmad›. Say›n bakana ve bürokrat›na bu madalya hay›rl› olsun. Bu madalya sayesinde gelecek kuflaklar, bu ülkede yaflanan tecrit ve izolasyon vahfletinin devlet taraf›ndan ödüllendirildi¤ini ve teflvik edildi¤ini ö¤renmifl olacaklar” dedi. (H. Merkezi)


29 Ağustos-11 Eylül 2003

16

12

Hac› Bektafl fienlikleri’nde iki farkl› anlay›fl, iki farkl› yaflam

YABANCILAfiMA ve DAYANIfiMA Büyük bir coflkuyla ç›kt›k yola, Hac› Bektafl fienlikleri’ne giderken. Kitlelerle buluflacak, Türkiye’nin dört bir yan›ndan gelen Partizan yüreklerle birlefltirecektik yüreklerimizi. Disipline edilmifl 3 koca gün sürecek yo¤unlaflm›fl bir çal›flma, e¤itim süreci bekliyordu bizi. Hac› Bektafl’a ulaflt›¤›m›zda ilk önce çad›rlara giderek haz›rl›klara bafllad›k. ‹flbölümü yap›l›p, haz›rl›klar tamamland›ktan sonra faaliyet sürecine bafllam›fl olduk. Çad›rlardaki yaflam, tüm eksikliklerine ra¤men beklenenin üstünde bir sonuç verdi. Herkes yeni birfleyler katm›flt› yaflam›na. Ve kafalar›nda somutlanm›fl düflüncelerle ayr›l›yordu en son gün, birbirinden...

Bir dizi etkinlik gerçeklefltirilen fienlikler ilk olarak aç›l›fl konuflmas›yla bafllad›. Devlet erkan›n›n da yer ald›¤› aç›l›fl program›nda Alevi kitlesine yönelik konuflmalar yap›ld›. Biz biliyoruz ki onlar›n Hac› Bektafl’ta bulunmalar›n›n sebebi o kültürü paylaflmak, insanlarla kaynaflmak de¤ildir ve karakterleri gere¤i olamaz da. Onlar›n bugüne kadar Alevi kitlesi üzerinde uygulad›klar› bask›, zulüm ve katliamlar henüz belleklerimizden silinmifl de¤il. Ve bugün yeni oyunlarla ç›k›yorlar Alevi kitlesinin karfl›s›na. ‹lerici etkinliklerin alt›n› boflaltmakt›r istedikleri. Konuflmalar›n yan›s›ra etkinlikler boyunca; paneller, söylefliler, tiyatrolar, fliir dinletileri ve konserler de yap›lan fienli¤e, geçen y›llara oranla kat›l›m›n düflük olmas› özellikle dikkat çekici bir noktayd›. Özellikle halk›n görüfllerini ald›¤›m›zda devletin h›rs›zlarla, yankesicilerle birlikte çal›flt›¤› ve halk›n bu fienliklere kat›l›m›n›n önünü kesmek için bu uygulamaya gitti¤i de söyleniyordu. Bu seneki kat›l›m›n politik seviyesinin de düflük oldu¤u ve daha çok geri kesimlerin dini gerekçelerle gelmifl oldu¤u gözlerden kaçmayan bir gerçeklikti. Önemli bir konu da devrimcilerin, egemen sistem ve onun yöredeki temsilcileri taraf›ndan halktan uzak tutulmaya çal›fl›lmas›yd›. Standlar özellikle halktan uzak bir noktaya kurdurulmufl ve halkla devrimcilerin aras›na barikat oluflturmaya çal›flm›fllard› ki bunu kendileri de konuflmalar›nda ifade ediyorlard› zaten. Helikopterlerle da¤›t›lan bildirilerle de halk devrimcilere karfl› uyar›l›yordu. Sistemin tüm çabalar›na ra¤men yine en coflkulu, paylafl›m›n, insan s›cakl›¤›n›n, iletiflimin en yüksek, doruk noktas›n› yaflad›¤› yerler devrimcilerin bulundu¤u yerlerdi, ki standlar halktan uzak tutulmas›na ra¤men

moraller yüksek tutulmufltu ve halkla bütünleflmenin yollar› her zaman vard›. Gazete da¤›t›mlar›yla, bildirilerle, sloganlar›yla devrimciler, kitlelerin içinde yerini alm›flt›. ANT‹-EMPERYAL‹ST EYLEM Devrimci dayan›flman›n en güzel örneklerinden birinin yafland›¤› fienlikte devrimciler bir araya gelerek eylem haz›rl›¤›na girifltiler. ‹flçi-köylü, Devrimci Demokrasi, Kald›raç, K›z›l Bayrak, Ekmek ve Adalet ve Al›nteri gazetelerinin organize etti¤i eyleme yaklafl›k 200-250 kifli kat›ld›. Eylemde At›l›m okurlar› da yer ald›. Standlardan sloganlarla bafllayan yürüyüfl, Hac› Bektafl Kültür Merkezi önüne dek sürdü. Bu arada halk›n kat›l›m›n›n gerçekleflti¤i yürüyüfl boyunca çevreden insanlar›n ilgisi görülmeye de¤erdi. D›flar›dan alk›fllayanlar, kitle içerisinde eylemcilerle beraber slogan atanlar, c›l›z da olsa “Yaflay›n gençler, varolun” sesleri yükseliyordu Hac› Bektafl’ta. Yol boyunca at›lan sloganlar özellikle son süreçte yaflanan emperyalist sald›rganl›k ve Irak’a asker gönderme üzerineydi. “ABD askeri olmayaca¤›z”, “Irak’ta iflgale hay›r”, “Emperyalistler iflbirlikçiler 6. Filo’yu unutmay›n” gibi anti-emperyalist sloganlar›n yan›s›ra “Tecriti kald›r, ölümleri durdur”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala”, “Kurtulufl yok tek bafl›na ya hep beraber ya hiçbirimiz”, “Devrimci bas›n susturulamaz”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma”, “17 A¤ustos depremini unutma” sloganlar› da at›ld›. Hac› Bektafl Kültür Merkezi önüne gelen kitle, halka oluflturduktan sonra bas›n aç›klamas› okundu. Okunan aç›klamada ABD’nin Ortado¤u ç›kmaz›na ve Irak’taki direnifle de¤inilirken, Türkiye’nin buradaki uflakl›k ifllevine de yer verildi. Türkiye’nin d›flar›da Amerika’n›n kanl› ç›karlar›na ortak olurken içerde de her türlü muhalefeti bas-

t›rmas›na ve devrimciler üzerindeki bask›lara ve tecrit koflullar›na da yer verildi. Ayr›ca fienlikteki devrimcilerin kitleden tecrit edilmeye çal›fl›lmas› da k›nanan aç›klama “Devrimci bas›n susturulamaz”, “Amerikan askeri olmayaca¤›z”, “Yaflas›n devrimci dayan›flma” sloganlar›yla bitirildi. Bu arada polisin eylemi engelleme çabalar› da bofla ç›kar›l›rken; Sefaköy ‹flçi Kültür Evi, emperyalist sald›r› ve asker gönderme konulu bir tiyatro sahneledi. Ard›ndan kitle tekrar yürüyüfle geçerek geldi¤i yoldan sloganlar, marfllar ve alk›fllar eflli¤inde geri döndü. KAMP YAfiAMININ DOYULMAZLI⁄I Hac› Bektafl’taki kamp yaflam› da görülmeye de¤erdi. Genel kitlenin olumsuz bir hava sergilemesine ra¤men çad›rlardaki yaflam, standlarda oldu¤u gibi s›cak ve paylafl›mc› yönüyle ö¤reticiydi. Devrimci kurumlar›n biraraya gelerek ortaklaflt›¤› alternatif bir etkinlik düzenlendi. Dinleti, tiyatro ve fliir grubunun oldu¤u etkinlikte ayr›ca dia gösterimi de yap›ld›. Teknik bir ar›zadan kaynakl› olarak duyurusu yap›lan “Kuflatma” adl› film gösterimi ise sahnelenemedi. Partizan kitlesi, kendi içinde de etkinlikler düzenledi. Üç gün boyunca üç ayr› seminer yap›ld›. Akflamlar› yap›lan seminerlerin ard›ndan atefl bafl›nda halaya duran gençler, marfllar ve türkülerle daha bir bütünleflme olana¤› buldu. Çad›rlara hakim olan kolektif yaflam, oradaki disiplin birçok fley katt› yaflamlara. Ufak tefek aksakl›klar›n d›fl›nda tüm görevlerin paylaflt›r›ld›¤›, nöbet sistemiyle tüm yaflam›n disipline edildi¤i kamp yaflam›, Türkiye’nin dört bir yan›ndan gelen Partizan ve Partizan dostlar›n› kaynaflt›rd›, yeni dostluklar›n temeli at›ld›.

‹lk günün akflam› yap›lan YDG’nin seminerinde anti-emperyalist mücadele ifllendi. Gençli¤in kampanyas› çerçevesinde ele al›nan etkinlikte gençlerin kat›l›m›yla sohbetler edildi. ‹kinci günün akflam› ise; Tohum Kültür Merkezi’nin “Emperyalizmin yoz gerici kültürüne karfl› Yeni Demokrasi kültürünü kuflan” konulu seminerinde tarihten bu yana egemen sistemlerin bask› ve sömürüsü karfl›s›nda geliflen direnifl kültürü ele al›narak; Spartaküs’ten günümüze ‹brahim’lere uzanan direnifl kültürüyle bütünlefltirildi. Üçüncü gün de; gazetemiz ‹flçi-köylü taraf›ndan verilen seminerde dünyada ve Türkiye’deki genel durum de¤erlendirildikten sonra örgütlü olman›n zorunlulu¤una de¤inildi. Devrimin olmazsa olmazlar› kitleler ve KP’ye vurgu yap›lan seminerde kitlelerin bilinçlendirilmesi, mücadeleye sevk edilmesinin önemi ve yay›nlar›m›z›n da¤›t›m›n buradaki yerine de¤inildi. Kitlelere ulaflmad›ktan, onlar› örgütlemedikten sonra bir gazetenin ne kadar kaliteli olsa da anlam› olmayaca¤› belirtildi. Seminerin ard›ndan dönmeye haz›rd›k. Yoldafl s›cakl›¤›n›n, paylafl›m›n en üst düzeyde yafland›¤› kamp yaflam›, yaln›zca bir dahaki etkinliklerde buluflmak üzere sona ermiyor, yeni dostluklar›n da temeli at›lm›fl oluyordu. Bir dahaki etkinliklerde, eylemlerde görüflmek üzere ayr›l›yoruz yoldafllardan. Umudu büyüterek ve kitlelere güvenerek. Çünkü biliyoruz ki onlara bilinci tafl›yacak olan bizleriz. Ama öncelikli ihtiyac›m›z kendimizi örgütlememiz, eksikliklerimizi gidererek bir dahaki etkinliklerde kendimizi, kendimizle birlikte kitleleri daha da ileri tafl›yaca¤›m›z inanc›yla ayr›l›yoruz Hac› Bektafl’tan.


16

13

29 Ağustos-11 Eylül 2003

HACI BEKTAfi VEL‹ ANMA TÖRENLER‹ VE KÜLTÜR ETK‹NL‹KLER‹NDEN ‹ZLEN‹MLER YURTDIfiI Onur: Avrupa’dan gelen biri olarak Avrupa’n›n yüzü so¤uk yani iklimi de so¤uk zaten. Gerçi bu yaz biraz s›cak. O so¤ukluktan kaynakl› bize de yans›yor o so¤ukluk. Böyle olunca insanlar› da so¤uk oluyor. Yani dolay›s›yla biz de so¤u¤uz. Tabi Türkiye s›cak bir ülke, insanlar› da s›cak. Ama özellikle burada Hac›bektafl’taki kamp sürecinde o kolektif yaflam› gördükten sonra o s›cakl›¤› bir kez daha öyle tam etimizde kemi¤imizde hissettik. Gerçekten görülmeye de¤er bir s›cakl›kt›. Özellikle benim en çok dikkatimi çeken ve duyguland›¤›m buradaki paylafl›m. ‹nsanlar›n özellikle genç arkadafllar›n bu genç yafllar›na ra¤men halka olan davran›fllar›, insanlara olan davran›fllar› beni çok etkiledi. Bunun yan›nda özellikle flehrin içerisinde yap›lan bir eyleme ben flahit oldum, kat›ld›m. Orada çok duyguland›m. Özellikle arkadafllar›n “Irak’a asker gönderme”, “Amerikan askeri olmayaca¤›z” gibi sloganlarla halk içerisinde bu güzel taleplerle eylem gerçeklefltirmeleri bence çok olumluydu. Ama eylemde benim gördü¤üm tabi elimizde olmayan nedenlerden kaynakl›olarak baz› eksiklikleri vard›. Eksiklikleri flöyleydi. Tamamlanmas› aç›s›ndan söylüyorum, bu olabilir. Bugün eylem esnas›nda halk› bir davet sanki yoktu. Eylemi biz yap›yoruz görüntüsü vard›. Asl›nda bu, halk›n sorunu, bizim sorunumuzdan ziyade onun sorunu. Halk› davet etmek, halk› o eylemin içerisine çekmek asloland›. Böyle bir eksikli¤i gördüm. Ama bundan sonra umar›m arkadafllar bunu tamamlarlar. Bu tür eylemliliklerde insanlar›n ortak sorunlar› ve hakl› bir talep. Birçok insan bundan muzdarip. Yani rahats›z. Bir flekilde anlatmak istiyor ama anlatam›yor. fiehir içerisinde de böyle olmas›na ra¤men ben biraz da tabi yurtd›fl›ndan gelen bir insan olarak insanlar› da gözlemledim. Yani tepki nas›l, gerçekten olumlu tepki verebiliyor mu insanlar. Olumlu tepki verdiler. Gerçekten de güzeldi. Yani flehir içerisindeki tepki insanlar›n o yürüyüfle, eyleme olan tepkisi güzeldi. Hatta flunu da anlatay›m. Arka tarafta, ben arka taraftan kat›ld›m. Bir bayan kat›lm›flt›. Yürüyüfl esnas›nda kat›ld›. Daha sonra bayan yan›m›zdaki arkadafllara havan›n s›cak olmas›ndan dolay› su getirdi, onlara para verdi. Hatta genç arkadafllar “yenge bizim param›z var, su alacak param›z var, buna gerek yok”, “yok o¤lum siz halk için çal›fl›yorsunuz al›n” dedi. Beni çok duyguland›rm›flt› bu olay. Bu yan›yla gerçekten görülmeye de¤erdi Hac›-

bektafl. Di¤er tarafta ben ilk defa geliyorum Hac›bektafl’a. Çoktan beri asl›nda gelmek istiyorum ama bu sene nasipmifl. Nasip de¤il de asl›nda biz istedik. Öyle diyelim. ‹smail: Almanya Stuttgart’ta yafl›yorum. 18 y›ld›r Almanya’day›m. Bir firmada iflçi olarak çal›fl›yor, amatör olarak müzikle u¤rafl›yorum. Stuttgart Tohum’a gidip geliyoruz. Etkinliklere kat›l›yoruz. AT‹F’in etkinliklerine kat›l›yoruz. 4 haftal›k y›ll›k izni kullanmak için geldik. Buraya inanç baz›nda bir ziyaret için gelmedik. Hac› Bektafl etkinlikleri inançsal

¤imiz böyle olmal›. ‹liflkiler son derece s›cak halka karfl› davran›fllar› çok s›cak. ÇUKUROVA -Çukurova bölgesinden geldik, bir otobüs geldik. Burada Hac›bektafl’ta öncelikle çad›r yaflam›ndan bahsetmek istiyorum. Benim buraya gelirken çad›r yaflam›ndan öncelikle bekledi¤im fleyler kaynaflma ve s›cakl›k. Yoldafll›k iliflkilerinin düzeyini yükseltmek, s›cakl›¤›n› yükseltmek. Ve bu y›l biraz daha o hareketlili¤i yakalad›k san›yorum. Tabi çeflitli fleylerin

perspektifle görme imkanlar› oldu. O sorumlulu¤u yavafl yavafl o Partizan kitlesi, kendi içsellefltirmeye çal›flt›¤›, ideolojisine biraz daha yard›mc› oldu¤unu düflünüyorum onlar›n. ANKARA - Ben Ankara’dan geldim. Genel olarak ilk defa böyle bir etkinli¤e kat›l›yorum, yani bu tarz bir etkinli¤e ilk defa kat›l›yorum. Kamp tarz›. Oldukça etkiliydi, oldukça ö¤reticiydi. Birçok fleyi ö¤rendim aç›kças›. Paylaflmak en önemlisi. Yard›mlaflmak. ‹htiyac› olanlara yard›m etmek. ‹sim ya da kifli önemli de¤il. Her insandan yard›m isteyebilece¤imi ö¤rendim. Bunlar› ö¤rendim ben, bana bunlar› ö¤retti buras›. SAMSUN -Ben Samsun’dan geldim. Daha önce gazete da¤›m› yapmam›flt›m. Gazete da¤›t›m›n›n çok zevkli oldu¤unu, hatta kitlelerle, insanlarla nas›l konuflulaca¤›n› nas›l davran›laca¤›n›, onlar›n tepkilerine nas›l cevap verece¤imi ö¤rendim. Nöbet tutmay› ö¤rendim. Nöbet tutmak asl›nda daha

bir etkinlikten çok kültürel bir etkinlik olarak ‹flçi-köylü ve partizan okurlar›n›n her y›l kitlesel olarak buraya kat›ld›klar›n› ö¤rendik. Bu bizi son derece mutlu eti. Özellikle yüzbinlerce insan›n bulundu¤u bir etkinlikte dostlar›m›zla ayn› düflünceyi savundu¤umuz yoldafllarla ayn› ortam› solumak, ayn› komünü paylaflmak, bizim için izinlerin en güzeli. Ekonomik olarak imkanlar›m›z bir otelde kalabilmemizi elveriyor ama önemli olan bu komünde buradaki genç yüreklerle ayn› ortamda bulunmak onlar›n soludu¤unu solumak, bence mutluluklar›n en güzeli, yüre¤imizi gerçekten ateflini harmanland›rd›. Gazete da¤›tan arkadafllar›n halka gidiflini merak ediyordum. O genç yüreklerin flehir ortas›nda halka nas›l indi¤ini yafllar›n›n üzerinde bir olgunlukla insanlara nas›l seslendiklerini kendi gözlerimle gördüm. Ve bundan müthifl bir haz ald›m. Avrupa’daki insanlara seslenirken özellikle bu flenlikte bu komünü paylaflmalar›n› isterim, görülmesi gereken bir ortam olarak düflünüyorum. Komün oldukça disiplinli, özellikle genç arkadafllar›n bu kadar disiplinli olmas› çok güzel. Bizim gençli-

de önemi var burada. Mesela her bölgeye bir çad›r falan verilmedi. Karma yap›ld›. Her çad›ra her bölgeden birer ikifler arkadafl verildi. Ve kaynaflmay› daha da art›rd›¤›n› düflünüyorum. En az›ndan geçen y›la göre ben o s›cakl›¤› daha fazla hissettim bu y›l. Çad›r yaflam›n›n belli bafll› sorumluluklar› ve zorunluluklar› var. En önemlilerinden birisi nöbet. Nöbet konusunda bir sorun yaflanmad›. Ve nöbetler düzenli bir flekilde tutuldu. Bunun da çok büyük bir olumlu bir etkisi oldu. ‹nsanlar›n en az›ndan çad›r yaflam› hakk›ndaki düflünceleri bilgileri biraz daha farkl›, aç›k, daha genifl bir

önceden ö¤retilenlerden askerlerin nöbet tutmas› gibi anlafl›l›rd›. Ama burada bizim nöbet tutmam›z ilk baflta çok garibime gitti. Daha sonradan dedim ki gerekli. Gerekliyse yapmak zorunday›z. ‹fl bölümleri, nöbetlefle ifl yapmalar, yemek piflirmeler, yemek da¤›tmalar, iflte seminerlerin olmas› bunlar beni çok etkiledi. Ki kafamdaki baz› düflünceler bu seminerler sayesinde de¤iflti. Oturdu ço¤u düflünceler. “Örgütlenelim”, “Emperyalizme hay›r”, “Irak halk›n›n yan›nday›z” gibi sloganlar atarak gazeteyi da¤›tt›k..


29 Ağustos-11 Eylül 2003

14

16

“Piflmanl›k Yasas›” toplumu çürütme yasas›d›r! Son dönemde ç›kar›lan ve “Piflmanl›k Yasas›” olarak bilinen “Topluma Kazand›rma Yasas›” ve AB’ye uyum çerçevesinde ç›kart›lan uyum paketleri konusunda Avukat Bahri Bayram Belen ile yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz.

- Topluma Kazand›rma Yasas› olarak adland›r›lan Piflmanl›k Yasas›’n›n uluslararas› hukuk normlar›nda meflru bir zemini var m›d›r? - Topluma Kazand›rma Yasas›’n›n zemini zaten hukuksal bak›fl aç›s›ndan sa¤l›ks›z, yanl›fl bir bak›fl aç›s›d›r. Daha evvel ç›kan 4616 yasa kimine göre fiartl› Sal›verme Yasas›’yd› ama kimine göre Af Yasas›’yd›. Ama sonuçlar› itibariyle af yasas›yd›. Biz bu yasa ç›kt›¤›nda bu yasan›n do¤ru olmad›¤›n› söyledik. Dedik ki “kader kurbanlar›”n› affederek toplumu sa¤l›kl› bir hale getiremezsiniz. Dünyada tüm af mekanizmalar›nda iki temel ölçü vard›r. Birincisi siyasal suçlar nedeniyle olan aflar, di¤eri de de¤iflik ekonomik kriz dönemlerinde ifllenen ekonomik suçlard›r. Bu suçlar konusunda af olabilir ama di¤er suçlarda af olmaz. Bunun belki de de¤iflik bir ad› da flöyledir; devlete karfl› ifllenen suçlarda af olur ama bireye karfl› ifllenen suçlarda af olmaz. Siyasal suçlarda ve belli dönemlerde ekonomik nedenlerle ifllenen suçlarda aff›n anlam›, toplumlardaki düflmanl›klar› ortadan kald›rmak ve toplumda yeni bir bar›fl›n zeminini haz›rlamakt›r. Türkiye’de 4616 say›l› yasa ç›kt›¤›nda, anayasada meclisin görevlerini düzenleyen düzenlemelerde siyasal suçlamalara af ç›kar›lamayaca¤›na iliflkin bir s›n›rlama vard› ve bu kald›r›ld›. Öyleyse kiflinin o zaman anayasa engeli nedeniyle yap›lamayan fleyin yap›lmas› gerekirdi. Türkiye’de uzun süren çat›flma ve savafl olay› vard› ve savafl›n yaralar›n›n onar›lmas›

gerekiyordu. Bunun yolu da genel anlamda flarts›z ve tüm sonuçlar›yla o insanlar›n sab›kal› damgas› olmadan, topluma kazand›r›lmas› gerekirdi. fiu andaki yasal düzenlemeyle bu sonuçlar› elde etmek ne mümkündür ne de hukuksal olarak do¤rudur. Daha evvel ç›kar›lan “konufl- anlat-ihbar et ve cezan azals›n, cezadan kurtul” anlay›fllar›n›n do¤ru olmad›¤› da çok defa anlafl›lm›flt›r. Birçok kifli kendisini kurtarmak için baflka insanlar› çok ciddi suçlamalar alt›nda b›rakarak kendilerini kurtarmak istemifllerdir. Zaten bunun da ceza hukuku aç›s›nda kabul edilir yan› yoktur. Ama ayn› zamanda toplumsal gerçeklikler aç›s›ndan da hiçbir yarar› olmam›flt›r. - Devlet daha önceden bu yasay› yedi defa ç›kard› ve istedi¤i hiçbir sonucu alamad›. Yine bu son yasa yürürlü¤e girdikten sonra da ciddi düzeyde bu yasadan yararlananlar olmad›. Tabi burada eski itirafç›lar› ayr› tutmak gerekir. Neden devlet bu istedi¤i sonucu alamad›¤› Piflmanl›k Yasalar›nda ›srar ediyor? - Diyelim ki bu yasaya uyarak çok say›da insan k›rdan veya flehirden gelip yasadan yararlanmak için gelip bafl vursa bile, bu yasayla var›lacak çözüm topluma kazand›rma de¤ildir. Çünkü gerçekten topluma kazand›rmak için suçlu oldu¤u iddia edilen insanlar›n, hele siyasal amaçl› suç iflleyen insanlar›n gerçekten toplumda olumlu çözümlemelere katk›da bulunabilecek veya toplumun onlar› suçlu görmemesini sa¤lay›c› bir düzenleme yap›lmas› laz›m. Çok say›da kiflinin

bu yasadan yararlanmak için baflvur- tay da “evet yasada bir de¤ifliklik mas› dahi bu insanlar›n topluma ka- yapt›n›z ama flöyle bir engel var. Buzand›r›lmas› ve toplumda istenilen nu yapmadan TRT bu yay›nlar› yapabar›fl›n sa¤lanmas›n› getirecek bir ya- maz” diyor. Yasalar› de¤ifltirirken sal düzenleme de¤ildir. devlet ile barolar›n, barolar birli¤inin, - AB’ye uyum çerçevesinde birçok di¤er hukuk kurumlar›n›n, sivil topyasada de¤ifliklikler yap›ld›. Mesela lum örgütlerinin ve hatta bu ifllevi gö“Terörle Mücadele Yasas›”n›n 8. ren vak›flar›n ve bana göre tüm siyamaddesi tamamen yürürlükten kal- sal partilerin toplumun demokratikd›r›ld›. Yine 169. maddede k›smi de- leflmesi konusunda sa¤l›kl› bir pers¤ifliklikler yap›ld›. Bu de¤ifliklikler pektifinin olmad›¤› ortaya ç›kt›. Bu için Türkiye’nin demokratikleflmesi toplum, belki de Türkiye’de bu de¤iiçin önemli ad›mlar oldu¤u iddia fliklikler olmaz diye hiç haz›rl›kl› deediliyor. Ne var ki Geçti¤imiz günler- ¤ildi. Dolay›s›yla 1,2 ve bugün yedinde KESK’in Diyarbak›r ve ‹zmir’den cisi ç›kan uyum paketleri ile ilgili olabafllatt›¤› ve Ankara’da sonuçland›r- rak birçok de¤ifliklik yeniden ele al›nd›¤› “insanca bir yaflam” yürüyüflü- d›. Bunlar anayasal ve yasal düzenlene devletin kolluk güçleri birçok kez melere bizim toplumumuzda demokgazl› bombal› sald›r›da bulundu. Yi- rasiyi savunan, demokratikleflmeyi isne kifli haklar›na yönelik sald›r›lar teyenler dahil hiç haz›rl›kl› olmad›ksürüyor. Pratikte bunlar yaflan›rken lar›n› ortaya ç›kard›. ‹kincisi ç›kan bu “demokratiklefliyoruz” söylemi ne yasal de¤iflimlerin nas›l uygulanaca¤› kadar do¤ru? konusunda da çok fazla bir düflünce - 2000 y›l›ndan beyoktu. Ve flimdi bunlari anayasada ve r›n ço¤u da uyguyasalarda de¤ifliklanm›yor. Diyelim likler yap›l›yor. Ve ki TCK’n›n 159. bu anayasada yamaddesinde de¤iBugün p›lan de¤ifliklikler fliklik yap›ld›. Bu asl›nda önemli deyedincisi ç›kan uyum de¤ifliklikle ceza ¤iflikliklerdir. Ama miktarlar›n›n azalpaketleri ile ilgili yeterli de¤il. Bu t›lmas› yani 1 y›lyetersizli¤i ve bu dan 5 y›la kadar olarak birçok iflin bafltan do¤ru a¤›r hapis cezas› de¤ifliklik yeniden ele yerine 1 y›ldan 3 perspektifle bak›lmad›¤›n› flöyle any›la kadar a¤›r haal›nd›. Bunlar l›yoruz. Diyelim ki pis cezas› denilmeanayasal ve yasal dernekler yasas›nsi önemli bir de¤ida de¤ifliklikler düzenlemelere bizim fliklik say›labilir. yap›l›yor, sonra Çünkü a¤›r cezatoplumumuzda geri al›n›yor ve dan asliye cezaya tekrar baflka de¤i- demokrasiyi savunan, geçer ve bu verilefliklik yap›l›yor. cek cezan›n tecil demokratikleflmeyi Yine Ceza Muhaedilme imkan› varisteyenler dahil hiç kemeleri Usulü d›r. ‹flte devletin, Kanunu da bir hükümetin, kolluk haz›rl›kl› devletin hukuk kuvvetlerinin maolmad›klar›n› ortaya nevi flahsiyetini tadevleti olmas›n›n temel tafllar›ndan ç›kard›. ‹kincisi ç›kan hkir ve tezyif etbiridir. Burada demek suçu ile ilgili bu yasal de¤iflimlerin olarak. Ama bu de¤ifliklik yap›l›yor. Sonra ayn› madde ¤ifliklikte o kadar nas›l uygulanaca¤› ile ilgili tekrar deacemi ifller yap›ld› konusunda da çok ¤ifliklik yap›l›yor. ki. 159. maddenin Örnek olarak ayn› sonuna bir f›kra ekfazla bir düflünce flekilde Vak›flar lendi. “Bunlar eleflyoktu. Yasas›’nda de¤itiri kayd› ile yap›l›fliklik yap›l›yor. Ya yorsa suç oluflturda dilekçe verme maz.” Yani suç iflhakk› ile ilgili bir leme kast› olmadan de¤ifliklik yap›l›yor. yap›lan hiçbir suç olSonra yine de¤ifliklikmaz. Böyle tuhaf bir ler gündeme geliyor. Kürtçe yay›n ko- düzenleme getirildi. Demek ki bütün nusunda bir de¤ifliklik yap›l›yor. Ama suçlarla ilgili olarak insanlar›n suç iflTRT Dan›fltay’da dava aç›yor. Dan›fl- leme kast› olmas› laz›m.


16 Bu kas›t olmadan insanlar cezaland›r›lamaz. fiimdi 159. maddeye böyle bir düzenlemenin konulmas› ise ne kadar eksik ve yanl›fl bak›ld›¤›n› gösteriyor. Peki bunlara ra¤men önemsiz de¤ifliklikler mi? Önemli de¤ifliklikler bunlar. Peki ne yapmal›y›z? Yap›lacak ifl, yap›lan bu de¤ifliklikler ve yap›lmas› gereken de¤iflikliklerle ilgili barolar›n, barolar birli¤inin, sivil toplum örgütlerinin ve siyasi partilerin toplumu demokratikleflme yolunda projeleri varsa -hem anayasada hem di¤er yasalarda- yap›lacak de¤ifliklerle ilgili kollar› s›vamalar› laz›m. Bu da yetmez. Bunlar›n nas›l uygulanaca¤›n› takip etmek laz›m. Söz gelimi 4709 say›l› kanun ç›kt› ve anayasan›n çok önemli maddelerinde de¤ifliklik yap›ld›. Bu de¤ifliklikler konut dokunulmazl›¤›, özel hayat›n gizlili¤i ve haberleflmenin gizlili¤idir. Bununla ilgili anayasan›n 20, 21, 22. maddelerinde de¤ifliklikler yap›ld›. Arkas›ndan buna paralel olarak Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununda de¤ifliklikler yap›lmas› gerekiyordu. Ama bu de¤ifliklikler yap›lmad›. Polis Vazife ve Selahiyetleri Yasas›nda de¤ifliklikler yap›ld›. Ama bu ülkede sadece polisler görev yapm›yor. Jandarma da görev yap›yor. Jandarma ile ilgili kolluk düzenlemesinde anayasal düzenlemelere iliflkin de¤ifliklik yap›lmad›. Ama daha keskin olan flu; sanki Anayasan›n 20, 21, 22. maddelerinde hakim güvencesi getirilmesine ra¤men ve hatta buna paralel olarak Polis Vazife ve Selahiyetleri Yasas›’nda de¤ifliklikler yap›lmas›na ra¤men sonra bir arama yönetmeli¤i ç›kt›. Ve bu arama yönetmeli¤i anayasan›n ve yasan›n getirdi¤i bütün güvenceleri ortadan kald›rd›. Biraz evvel demifltim. Ne yapmak laz›m? ‹flte tam burada olumlu olan, yararl› olan, toplumu demokratikleflme sürecine götürecek olan devleti, hukuk devleti niteli¤ine dönüfltürecek olan bu düzenlemeler ile ilgili sonuçlar› takip etmek laz›m. KESK yürüyüflü ile ilgili polisin yapt›¤›, ‹stanbul’da Irak’taki sald›r› ile ilgili polisin yapt›¤› uygulamalar ve polisin gözalt› biçimleri, yap›lan de¤iflikliklerin uygulanmad›¤›n› gösteriyor. Bunu takip etmek laz›m. “Siz anayasada flu de¤ifliklikleri yapt›n›z ama uygulamada bunu yapm›yorsunuz” demek laz›m. Hukuk kurumlar›n›n buna seslerini ç›karmas› laz›m. Söz gelimi daha evvel de iflkence ile ilgili ciddi düzenlemeler yap›lm›flt›. Yine 7. pakette de¤ifliklikler var. 243 ve 245. maddelerden yarg›lanan kifliler -bunlar iflkence ve kötü muameleden yarg›lananlar- bunlarla ilgili davalar›n ivedi ifllerden say›ld›¤› ve duruflmalar›n 1 aydan fazla ertelenemeyece¤ine iliflkin düzenlemelerdir. Ama bakal›m bu, ne kadar uygulana-

15 bilecek. Çünkü polisler ile ilgili iflkenceden aç›lan davalar polisin polise yapmad›¤› tebligat nedeni ile zaman afl›m›ndan sona eriyor. Bu uygulamay› ciddi biçimde takip etmek laz›m. - MGK ile ilgili olarak son uyum paketlerinde yap›lan de¤iflikleri nas›l de¤erlendiriyorsunuz? - 7. uyum paketinden sonra MGK iki ayda bir toplanacakt› ama yine ayda bir toplan›yorlar. Yine Irak’a asker gönderme ile ilgili Bakanlar Kurulu toplant›s› sonucunda MGK toplant›s›ndan ç›kan sonuca göre bu konu ile ilgili karar verilece¤i aç›kland›. Tamam oraya ordu gönderilecek. Bu konuda ordunun düflüncesi al›n›r. Hangi ülkede olursa olsun ordunun görüflü al›n›r. Ama nihai karar› verecek olan parlamentodur. MGK de¤ildir. Ama Baflbakan, Bakanlar Kurulu’nda bu konu ile ilgili karar almayacaklar›n›; konuyu MGK’da karara ba¤layacaklar›n› aç›kl›yor. Yani 7. uyum paketinde yap›lan de¤iflikler ka¤›t üzerinde oldu¤u ve daha kolay kolay uygulanabilir olmad›¤› görülüyor. Tabi bu noktada flunu belirtmek istiyorum. Irak’a asker gönderme ile ilgili ne MGK ne hükümetin ne de parlamentonun asker gönderme karar› alma hakk› yoktur. Bu anayasan›n 92. maddesine ayk›r›d›r. Çünkü Irak’a asker göndermek için uluslararas› meflruluk olmas› laz›m. Birleflmifl Milletler Güvenlik Konseyinin bir karar› olmadan Irak’a asker gönderme karar› al›namaz. - Son günlerde tutuklu ve hükümlülere yönelik yeni yeni hak gasplar› gündeme gelmeye bafllad›. Bunlardan ilki tek tip elbise dayatmas› iken di¤eri de F tiplerine göre daha a¤›r tecrit uygulamas›n›n planland›¤› yeralt› zindanlar› olarak adland›r›lan hapishanelerdir. Bu hapishanelerden ilki Diyarbak›r’da tamamland›. Bu konu ile ilgili düflünceleriniz nelerdir? - F Tipi Hapishanelerin amac› siyasal suçlular› özel bir infaz sistemine tabi tutmakt›r. Bunun için birinci amaç siyasal düflüncedeki insanlar›n toplumun muhalif insanlar›n›n sindirilmesi, susturulmas› ve kifliliksizlefltirilmesidir. Yani onlar›n topluma kazand›r›lmalar›ndan daha çok siyasal düflüncelerini terk etmelerini sa¤lamakt›r. Böyle bir infaz sistemi de bunu sa¤layacak cezaevi düzenlemesi de hem insan haklar›na ayk›r›d›r hem de hukuka uygun yan› yoktur. Ama amaç bellidir. Toplumun muhalif seslerini sindirmek ve y›ld›rmakt›r. Özellikle tutuklulara tek tip elbise giydirilmeleri, hükümlülerle ayn› koflullarda tutulmalar›, terörle mücadele yasas› çerçevesinde terör suçlusu gibi F tiplerinde tutulmalar›, flu anki mevcut ceza muhakemeleri usulü yasas› ile insan haklar› ile ba¤daflmaz.

29 Ağustos-11 Eylül 2003

F Tipi Hapishanelerin amac› siyasal suçlular› özel bir infaz sistemine tabi tutmakt›r. Bunun için birinci amaç siyasal düflüncedeki insanlar› toplumun muhalif insanlar›n›n sindirilmesi, susturulmas› ve kifliliksizlefltirilmesidir. Yani onlar›n topluma kazand›r›lmalar›ndan daha çok siyasal düflüncelerini terk etmelerini sa¤lamakt›r. Böyle bir infaz sistemi de bunu sa¤layacak cezaevi düzenlemesi de hem insan haklar›na ayk›r›d›r hem de hukuka uygun yan› yoktur. Ama amaç bellidir. Toplumun muhalif seslerini sindirmek ve y›ld›rmakt›r.


29 Ağustos-11 Eylül 2003

16

16

Yolsuzluklar ve ard›ndaki gerçekler Ekonomi politik bak›fl aç›s›ndan bak›ld›¤› zaman, kapitalist-emperyalist sistemin ayakta durabilmesi için iki fleye ihtiyaç duydu¤unu görürüz. Biri, üretimin toplumsal üretilifli, di¤eri üretimin bireysel bölüflümüdür. Bu ikisi, yolsuzlu¤un (kurals›zl›¤›n) do¤mas›n› koflullar. Gündemde olan ve kamuoyunu yak›ndan ilgilendiren “yolsuzlukla mücadele nedir, ne de¤ildir?” meselesi, üzerinde durmay› gerektiriyor. Zira bu konuda çeflitli spekülasyonlar yap›l›yor ve her zaman oldu¤u gibi do¤ru ile yanl›fl iç içe konularak gerçekler gizleniyor. Burada yolsuzlu¤u, kayna¤›na inerek çeflitli biçimleriyle aç›klamaya çal›flacak ve böylece bir yaklafl›m sunmaya çal›flaca¤›z. Yolsuzluk; rüflvet, kaçakç›l›k, fuhufl, kara para aklama ve benzerlerden öncelikli olan bir husustur. Kapitalist-emperyalist sistemle ilgili bir konudur. Yolsuzlu¤un anlam›n› ve özgül biçimlerini kavrayabilmek için onu önce teorik boyutta ele almak gerekir. Böyle olunca, problem kendisini flu biçimde ortaya koyar; Yolsuzluk kendisinden önce baz› ön flartlar›n varl›¤›n› gerektirir mi? Ve e¤er gerektirirse nedir bu ön flartlar? Bu iki soruya olumlu cevaplar vermek gerekir. Ön flartlar birincisi, üretim tarz›d›r. Yani “genel olarak sosyal, politik ve entellektüel hayat sürecini flartland›ran” (Marks) üretim tarz›d›r. ‹kincisi, üretim iliflkisidir. Yani “toplumun ekonomik yap›s›n›, üzerinde bir hukuki ve politik üst yap›n›n yükseldi¤i somut temeli oluflturur.” (Marks). Bu ikisi bizi do¤ru bir sonuca götürür. S›n›fl› bir toplumda iliflki de s›n›fsal bir temele dayan›r. Ya dayan›flma ve yard›mlaflma temelinde (sosyalist sistemde oldu¤u gibi) ya da egemenlik ve ba¤›ml›l›k temelinde (kapitalist-emperyalist sistemde oldu¤u gibi) olur. Üretim iliflkilerinin karakterini belirleyen, üretim araçlar›n›n mülkiyet biçimidir. E¤er bir sistemde, özel mülkiyet söz konusuysa, o zaman o sistemde üretim iliflkileri de zorunlu olarak eflitsiz iliflkiler ve sömürü iliflkileri olacakt›r. Yok e¤er bir sistemde, sosyal mülkiyet söz konusuysa, o zaman o sistemde eflitlik ve kardefllik iliflkileri söz konusu olacakt›r. Ekonomi politik bak›fl aç›s›ndan bak›ld›¤› zaman, kapitalist-emperyalist sistemin ayakta durabilmesi için iki fleye ihtiyaç duydu¤unu görürüz. Biri, üretimin toplumsal üretilifli, di¤eri üretimin bireysel bölüflümüdür. Bu ikisi, yolsuzlu¤un (kurals›zl›¤›n) do¤mas›n› koflullar. Demek ki; üretimin toplumsal oldu¤u, bölüflümün toplumsal olmad›¤› bir sistemde ne eflitlikten ne de kardefllikten söz edilebilir. Bu durumda görüyoruz ki, eflitli¤in ve kardeflli¤in olmad›¤› bir sistemde ç›kar iliflkileri öne ç›kacak ve çat›flma bu zeminde yükselecektir. O halde kapitalist-emperyalist sistem, bir eflitsizlikler sistemidir. Temel dürtü, daha fazla üretim, daha fazla kârd›r. Bu

dürtü ne hak ne adalet tan›r. Ama yine de aralar›nda bir rekabet kural› belirlenir. Görünürde her fley bu kurala göre ifller. Ama bu bir aldatmacad›r. Gerçekte hiçbir fley bu kurala göre ifllemez. “Rekabet rejimi ya da serbest rekabet rejimi, anlaflma serbestli¤ine ve dolay›s›yla da üretim serbestli¤ine dayan›r. Rakipler aras›nda her türlü koalisyon

sektörü ve mali sistemin kara para aklanmas›nda arac› olarak kullan›lmas›n›n önlenmesi amac›yla gerçeklefltirilmesi gereken iflbirli¤i için ‘Ulusal Yasal Sistemler’, ‘Mali Sistemin Rolü’, ve ‘Uluslararas› ‹flbirli¤i’ ana bafll›klar› alt›nda bir dizi Tavsiye Karar› alm›flt›r.” (Kara paran›n aklanmas›n›n önlenmesine yönelik FAFT tavsiye kararlar›.)

kurmak ve bir taraf›n elde edemedi¤i flekilde ticaret d›fl› avantaj elde etmek, ilke olarak yasakt›r.” (Ekonomi sözlü¤ü) “Liberal ekonomi” politikalar›n›n ya da “serbest piyasa ekonomi” politikalar›n›n uyguland›¤› günümüzde emperyalistler aras› belli anlaflmalar yap›lm›flt›r. Bu anlaflmalar›n en önemlisi, “Viyana Konvansiyonu” ad› ile an›lan ve finansal alanda giderek kabaran kara paraya karfl› al›nan kararlard›r. Buna göre “G-7 ülkeleri (‹ngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, ‹talya, Japonya ve ABD) taraf›ndan 1989 y›l›nda oluflturulan Kara Paran›n Aklanmas›n›n Önlenmesine Yönelik Mali Eylem Görev Grubu (FAFT) bankac›l›k

KAP‹TAL‹ZM‹N GERÇEK YÜZÜ: ENRON Taraflar›n haklar›n› belirleyen ve aralar›nda rekabetin ne flekilde yap›laca¤›n› ortaya koyan bu kurallar, görünürde her fleyin demokratik bir ortamda (burjuva demokrasisi ortam›nda) cereyan edece¤ini ortaya koymaktad›r. Ama “rekabet rejiminin en objektif tahlilcileri, iflin asl›nda, söz konusu rejimin ilkelerine hiç kimsenin, hiçbir vakit tam olarak uymad›¤›n› belirtmektedirler.” (Ekonomi Sözlü¤ü) Buna iyi bir örnek olarak ABD’deki Enron tekelinin yolsuzlu¤u gösterilebilir. “Amerika yüce divan›n›n son kararla-

r›na bak›ld›¤› zaman bu kararlar›n ço¤unun kartellerin lehine çevrildi¤i ve daha çok bu kartellerin ç›karlar›n›n gözetildi¤i anlafl›l›r. ‹flte bu zafiyeti bilen kartellerde yolsuzluklar devam etti. 90’l› y›llarda Amerikan flirketlerinde psikolojik bir ortam meydana geldi. Yani ç›lg›nca servet toplama hastal›¤›.... Üstelik bu da kartellerin gerçek de¤erlerinden de¤il borsada yükselen hisse de¤erlerinden kaynaklan›yordu. Bu hastal›k ister karteller düzeyinde ister bireyde h›zla geliflti. Bilindi¤i üzere yat›r›m yapmak ve kâr elde etmek uzun süren bir meseledir. Oysa karteller bu f›rsattan yararlan›p yasalar› çi¤nemeye, hesaplar› kurcalamaya, gelirleri gider gibi göstermeye ve bir tak›m sahte evraklar düzenlemeye bafllad› ve böylece kendilerinin oluflturdu¤u ortamda mali fesatlara yönelmeye bafllad›lar. Bu karteller bu fesad› muhasebe kurumlar›na kadar yayd› ve kartellerin hesaplar›n› incelemesi gereken bu kurumlar›n kendi içinde yolsuzluklar yap›ld›. Bunlar›n Enron’un yolsuzluklar›nda büyük pay› oldu¤u kesin bir gerçektir. Bu kurumlar Enron’daki yolsuzluklar› örtbas etti ve böylece Enron yetkilileri Beyaz Saray yetkililerine yaklaflt› ve onlardan yasalarda baz› de¤ifliklikler yap›p kendilerini kurtarmas›n› istedi”(Radikal, “Amerika’da mali skandallar›n temeli”) Günümüzde kapitalist-emperyalist tekeller, üretimden giderek uzaklaflan ve finansal alanda aylakça dolaflan büyük bir para kütlesine sahiptir. “Kupon keserek yaflayan, üretimde hiçbir flekilde rol almayan, mesle¤i tembellik olan insanlardan meydana gelmifl bir s›n›f›n, bir irat sahipleri (rantiyeler) tabakas›n›n ola¤anüstü büyümesinin nedeni budur. Emperyalizmin bafll›ca ekonomik temellerinden biri olan sermaye ihrac›, rantiyeyi üretimden daha da kesin olarak ay›r›p uzaklaflt›r›r ve baz› deniz afl›r› ülkelerin ve sömürgelerin eme¤ini sömürerek yaflayan ülkenin tümüne asalakl›k damgas›n› vurur” (Lenin, Kapitalizmin En Yüksek Aflamas› Emperyalizm sf.129) Üretimde yer almayan sermaye, yolsuzlu¤un geliflmesinde önemli rol oynar. Özellikle borç sarmal›na sard›¤› sömürge, yar›-sömürge ülkelerde yolsuzluk ayyuka ç›kar. Zira ekonomik ve dolay›s›yla siyasi olarak kriz içinde olan bu ülkelerde yolsuzluk için her zaman uygun bir ortam var demektir. Yolsuzluk, ikili bir sonucun elde edilmesini mümkün k›lar: Kurals›zl›k (böylece emperyalist sistemin kendi kendini yemesi); ve emekçi s›n›flar üzerinde (vergi, iflsizlik, hapis, katliam, örgütsüzlük vb.) artan bask›.


YARI-SÖMÜRGELERDE YOLSUZLUK Bu durumda sömürge, yar›-sömürge ülkelerde yolsuzlu¤un genifl bir tabana yay›lmas›na hizmet eden bafll›ca nedenleri flöyle s›ralayabiliriz; 1) Ekonomik olarak d›fla ba¤›ml› olan sömürge ve yar›-sömürge ülkeler emperyalist ülkelerin a¤›r bask›s› alt›ndad›rlar. Borçland›rma yoluyla ülkenin kaynaklar› ucuza kapat›lm›flt›r. Yeralt›, yerüstü kaynaklar› emperyalistlerin elinde ya da denetimindedir. Bu, ülke kaynaklar›n›n ulusun ç›karlar› temelinde kullan›lmayaca¤›, emperyalistlerin ç›karlar› temelinde kullan›laca¤› anlam›na gelir. Bu durumda ülke ulusu aç›s›ndan ortaya bir kaynak kullan›m sorunu ç›kar. Kaynak kullan›m sorunu, toplumun çeflitli s›n›f ve tabakalar›na çeflitli biçimlerde yans›r. Komprador burjuvaziye aslan pay› düflerken di¤er burjuva s›n›flara daha az miktarlarda pay düfler. Emekçi halk s›n›flar›na ise yoksulluk, iflsizlik pay› düfler. Do¤ald›r ki, bu gibi ülkelerde kendi durumuna ve kendi dinamiklerine dayal› bir yat›r›m ve bir üretim yap›lmad›¤› için istihdam sorunu ortaya ç›kar. 2) Nüfus art›fl› kaynak kullan›m sorununa yeni bir boyut katar. Halk vergisini verdi¤i, primini ödedi¤i e¤itim, sa¤l›k alanlar›ndan yararlanamaz. Yararlanmak için kuyruk s›ralar›nda beklemek zorunda kal›r. Ayn› flekilde konut alan›ndan da yararlanamaz. S›k s›k gecekondusunun bafl›na y›k›lmas›yla karfl› karfl›ya kal›r. 3) Ekonomik ve sosyal alandaki bu durum burjuva siyaset alan›nda yozlaflma olarak karfl›m›za ç›kar. Yolsuzlu¤un en belirgin özelli¤i, burjuva partilerinin kamu alanlar›nda (K‹T’lerde) yapt›klar› kadrolaflma yar›fl›d›r. Hükümet olan her parti bu alanlar›n bafl›na kendi adamlar›n› geçirir ve buralar› denetimi alt›na al›r. Buralar› birer üretim alan› olarak kullanmaz, birer oy deposu olarak kullan›r. 4) Burjuva demokrasisinin olmad›¤›, faflizmin hüküm sürdü¤ü ülkemizde kamuoyunu bilgilendirmek ve kamuoyunu dikkate almak diye bir fley söz konusu olmaz. Siyasetçiden ve bürokrattan hesap sorulamaz. Halk, tamamen bask› alt›nda tutulur, hiçbir demokratik hak tan›nmaz. Hak arama durumunda iflkence görmekle, hapse at›lmakla, katledilmekle karfl› karfl›ya kal›r. Özellikle devletin bekas›n› savunan ordu, daha ayr›cal›kl› bir yere sahiptir. Harcamas›, icraat› kendi hükümeti taraf›ndan bile sorulamaz, soruflturma konusu yap›lamaz. (R.T. Erdo¤an’›n “biz hükümet olduk ama daha iktidar olamad›k” demesi bu yüzdendir.) Kamusal alandan yararlanmak isteyen, iflini rüflvetle halletmek zorunda kal›r. Öteden beri göstermelik olan adalethukuk bu dönemde ayyuka ç›kar ve daha da ifllemez hale gelir. ‹fller, mafya, çete örgütlenmeleri vas›tas›yla görülür. Çözülemeyen davalar, al›namayan ihaleler, dönmeyen çekler bunlar vas›tas›yla döndürülür. Tüm bunlar, taraflar› bir birine ba¤layan ve yolsuzluk için elveriflli bir ortam haz›rlayan yanlard›r. Böylece, siyasetçibürokrat-iflveren-mafya ba¤lafl›klar› ara-

s›nda süren yolsuzluk afla¤›ya do¤ru yay›l›r ve toplumu erozyona u¤rat›r. ‹flçi s›n›f›n›n önderleri bask› alt›na al›n›r, üst tabakas› (sendika a¤alar›) sat›n al›n›r. Böylece mücadele sapt›r›l›r ve erozyona u¤rat›l›r. Ülkemizde yaflanan yolsuzluklar›n en çarp›c› ve en koordineli olan› Susurluk’ta “kamyona çarpan” yolsuzluktur. Bu gibi dönemlerde hayali ihracat artar, yerden mantar biter gibi bankalar kurulur, çek-senet tahsilatlar› yap›l›r, kanl› hesaplaflmalar olur. (Civan-Edes-Çak›c› olay› buna örnektir.) “Yolsuzluk kurals›zl›¤› körüklemekte, toplumun ve devletin temelini sarsmaktad›r. Yolsuzluklar sayesinde zay›flayan devlet otoritesi iki sonuç do¤urur. Birincisi devlet kurumunun inand›r›c›l›¤› kalmaz. ‹kincisi ise art›k her önüne gelen yolsuzluk yapabilece¤ini san›r.” (Mazhar Atacanl›, Yolsuzluklar, kara para, kay›t d›fl› ekonomi ve uluslararas› rüflvet.) Halk kitleleri üzerinde amans›z bir bask› uygulan›r. Baflta sosyal ve ulusal kurtulufl mücadeleleri olmak üzere, gözalt›nda kay›plar, iflkenceler, tecavüzler ve katliamlar en ac›mas›z flekilde yap›l›r. Ama tüm bask›lara ra¤men önü al›namayan kitle hareketleri yükselir, giderek düzeni tehdit eder hale gelir. Emperyalistler ve yerli uflaklar› olan komprador patronlar, giderek devletin etkinli¤ini yitirmesinden tedirgin olur. Yitirilen itibar›n kazan›lmas› için devletin yeniden yap›land›r›lmas› çal›flmalar› bafllat›l›r. ‹flte, “demokratikleflme”, “fleffaflaflma” reformlar› bu çal›flmalar›n bir sonucudur. “Karmafl›k, birbirini tutmayan ve s›k s›k de¤ifltirilen, ayn› zamanda fleffaf olmayan kanunlar nedeniyle, ülkeye yabanc› yat›r›mc›lar gelmemektedir. Bir araflt›rmaya göre, d›fl yat›r›mc›lar›n % 63’ü, Türkiye’deki yolsuzluklar nedeniyle ülkemize gelmediklerini ifade etmifllerdir. Yine, dünyada dolaflan yabanc› sermaye 1990’l› y›llarda 12 kat artmas›na ra¤men, ülkemizde hala 1980’li y›llar seviyesinde kalm›flt›r. Sonuçta ekonomin kötülü¤ü ve yozlaflman›n fazlal›¤› nedeniyle kendi halk›m›z›n bile önemli bir k›sm› yaflad›klar› ülkeden so¤umufltur. Yabanc› ülkelere yerleflmek isteyen vatandafllar›n oran› % 46, gelece¤inden umudunu kesenlerin oran› % 29.6’ya ulaflm›flt›r. Yolsuzluklar hakk›nda araflt›rmalar yap›p, raporlar haz›rlayan bir kurum olan Transpearency International’›n yapt›¤› araflt›rmalara göre halk›n verdi¤i 27 katrilyonluk verginin %40’a yak›n› ülkemizdeki yolsuzluklar›n oluflturdu¤u kamu aç›klar›n› kapatmak için kullan›lmaktad›r.” (agy.) Emperyalist sistem bunal›m içindedir. Yolsuzluk ve kaos bu ortamda ayyuka ç›kmaktad›r. Var›lan anlaflmalar, yap›lan düzenlemeler sonuç vermemektedir. Bu bak›mdan pazar dalafl› k›ran k›rana sürmektedir. (Balkanlar, Ortado¤u, Kafkaslar’da oldu¤u gibi.) Uluslararas› planda uygulanan yeniden yap›lanma (özellefltirme, iflsizlefltir-

me, örgütsüzlefltirme vb.) programlar› halk kitleleri taraf›ndan engellenmektedir. Do¤al olarak bu, emperyalistlerin iflini zorlaflt›rmaktad›r. Emperyalistler, bu engeli aflmak için yeni sald›r› hamleleri yapmaktad›r. Yap›lan bu hamleler, demokratik haklar›n rafa kald›r›lmas›, faflist yasalar›n ve yapt›r›mlar›n uygulamaya konmas› biçimindeki hamlelerdir. Kendi içlerinde de çeflitli engellerle karfl›laflmaktad›rlar. Bu engeller özellikle finans alan›nda olmaktad›r. “MECL‹S ARAfiTIRMA KOM‹SYONU”NUN AMACI VE SONUÇ Yolsuzlulu¤un bir biçimi olan kay›t d›fl› para hareketlerini denetlenebilir ve kay›t alt›na al›nabilir hale getirmek istemektedirler. Zira bu alanda dolaflan paran›n miktar› ve unsurlar› oldukça genifltir. Bu unsurlar› azaltmak ve belli ellerde yo¤unlaflmas›n› sa¤lamak istemektedirler. O zaman engelleri daha azaltabilir ve daha denetleyebilirler. Yolsuzluk ve kay›t d›fl› para dünya piyasalar›n› önemli oranda etkilemektedir. Bir ülkenin çökmesine bile neden olmaktad›r. Bugün dünyada 1 trilyon dolar civar›nda kara paran›n dolaflt›¤› söylenmektedir. Bunu tersine çevirmek yani idare edilebilir hale getirebilmek için önce denetim d›fl› olan “parazit”lerden ifle bafllamak istemektedirler. “Ülke ekonomilerine yabanc› kaynak gibi giren kara para yerli para biriminin afl›r› de¤erlenmesine neden olmakta, bu da uluslararas› piyasalarda yerli mallar›n fiyatlar›n›n artmas›na ve rekabet gücünün azalmas›na neden olmaktad›r. Ayr›ca kara para, yerli üretimde bir art›fl olmadan sadece ülkedeki para miktar›n›n artmas›na ve bu art›fla paralel olarak da enflasyonun artmas›na neden olmaktad›r” (agy.) Kara para bafll› bafl›na ele al›nmas› gereken bir konu oldu¤u için burada buna girmiyor sadece bir örnek olarak veriyoruz. Bu durumda AKP nin “yolsuzlukla mücadele”yi neye dayanarak ele ald›¤›n› ve bunu neden yapt›¤›n› sorabilir ve bu soruya cevap arayabiliriz? Bu soruya en baflta ithalat ve ihracat yapan flirketleri sayarak cevap verebiliriz. Zira bunlar bugüne kadar ifllerini daha çabuk ve kârl› yapmak için gümrük kap›lar›nda ödedikleri rüflvetleri a¤›r iflleyen bürokrasi nedeniyle iyi yürütememektedirler. De¤iflen dünya koflullar›nda bu yöntem onlara kârl› gelmemektedir. ‹letiflim ve haberleflmenin elektronikleflti¤i bir dünyada eski flekilde ifl görmek ve kârl› olmak mümkün de¤ildir. O halde bunun de¤iflmesi ve bu hantal yap›n›n yeniden düzenlenmesi gerekir. Yolsuzlukla mücadelenin bir yan›, bu alanda devletin hantal yap›dan kurtar›lmas›na dayanmaktad›r. Di¤er yandan ülkemizde, “Kay›t d›fl› ekonominin büyüklü¤ünün 90-101 milyar dolar civar›nda oldu¤u, buna göre de vergi kayb›n›n 17-21 milyar dolar› buldu¤u tahmin edilmekte, yani neredeyse milli gelirin üçte birinin kay›t d›fl› kald›¤› bas›nda yer almaktad›r. Yine, bu nedenlerle

uluslararas› bankalarca ülkemize aç›lan ticari kredilerde sadece 2001 y›l›n›n ilk çeyre¤inde 3,7 milyar dolar azalma olmufl, ayr›ca kredilerin vadeleri de k›salm›flt›r. Yurtd›fl›ndaki bankalara kaçan paran›n miktar› neredeyse 40-50 milyar dolar› bulmufltur. Yabanc› ülkelerdeki iflçilerin gönderdi¤i dövizlerde çok önemli düflüfller görülmüfl, sadece Almanya’da son 5-6 y›l içinde Türk iflçileri 125 bin gayrimenkula 9 milyar mark yat›rm›flt›r. Türk iflçileri ve genç nesiller Türkiye’ye tatil için dahi gelmek istememekte, dolay›s›yla her y›l gelmesi gereken en az 3.5-4 milyar dolar birikim, s›rf güvensizlik nedeniyle gelmemektedir. Nitekim 2000 y›l›nda 4.5 milyar dolar gönderen iflçiler, bu y›l›n ilk alt› ay›nda sadece 1.5 milyar dolar göndermifllerdir.” (agy) Demek ki, “yolsuzlukla mücadele” ad› alt›nda oluflturulan “Meclis Araflt›rma Komisyonu” devlet ifllemez ve borç alamaz durumda oldu¤u için oluflturulmufltur. “Transparency International (Uluslararas› fieffafl›k) isimli örgütün her sene aç›klad›¤› Dünya Yolsuzluk Alg›lamalar› Endeksi’nde, yolsuzlu¤un en azdan en ço¤a do¤ru s›raland›¤› ülkeler aras›nda Türkiye, 1995’ te 28., 1996’ da 33., 1997’ de 38. ve 1998’ de ise 84 ülke aras›nda 10 puan üzerinden 3,4 puanla 54. s›radad›r. Bu olumsuzluk giderek artmaktad›r.” Ve bu olumsuzlu¤u gidermek için “Meclis Araflt›rma Komisyonu” oluflturulmufltur. Amac› devlete yeniden ifllerlik kazand›rmak ve uluslararas› itibara kavuflturmakt›r. Bu nedenle yap›lan düzenlemeleri büyük bir gürültüyle “demokratiklefliyoruz”, “art›k fleffaflafl›yoruz” diyerek meydanlarda ba¤›r›yorlar. Ve bunu halk kitlelerine yutturmaya çal›fl›yorlar. Ama halk kitleleri bunu yutmuyor. Çünkü yaflamlar›n› bütün bunlar de¤ifltirmiyor. Sonuç olarak; yolsuzluk, bir sistem sorunudur. Sistem de¤iflmeden yolsuzluk de¤iflmez bir kurald›r. Sistemin de¤iflmesi, halk›n dipten gelen de¤iflim ve yenilenme istemiyle mümkündür. Çünkü halk bu sistemin tüm pisliklerini yaflam›fl, yaflamak zorunda kalm›flt›r. Yolsuzluk (Kurals›zl›k), halk›n disiplinini, de¤erlerini bozmufl, erozyona u¤ratm›flt›r. Ac› vermifl, yaflam› çekilmez hale getirmifltir. Nitekim; burjuva anlamda dahi demokrasinin ifllemedi¤i ülkemizde, halk›n azg›n bir sömürü ve bask› alt›nda tutuldu¤u saklanmayan bir gerçektir. S›rt›na vergi ad› alt›nda yeni yüklerin bindirildi¤i bir dönemde, ülkenin pervas›z bir flekilde soyuldu¤u ve emperyalistlere peflkefl çekildi¤i bir dönemde hakim s›n›flar›n karfl›s›na dikilmek, onlardan hesap sormak kadar hakl› ve meflru baflka bir fley yoktur. Bu kadar hakl› ve meflru bir hesap sorma, iktidar hedefli olmad›¤› zaman baflar›ya ulaflmak mümkün de¤ildir. Baflar›, MLM bayrak alt›nda toplanmakla, onun güzergah›nda yürüyen halk ordusunda savaflmakla mümkündür. O halde silahl› mücadeleye sar›lmak ve proletarya önderli¤inde örgütlenmek gerekmektedir.


29 Ağustos-11 Eylül 2003

18

16

S›n›f sendikac›l›¤› hatt›na karfl›

TRUVA ATLARI Y‹NE SAHNEDE! Bilindi i gibi, Dericilerin Kazl e me yi bo altarak Tuzla ya ta nmaya ba lamalar yla birlikte Tuzla da bir m cadele hatt olu turulmu ve adeta s f rdan bir sendikal rg tl l k yarat lm sa, bunda ona nderlik eden sendikal anlay n pay t m yok saymalara, inkardan gelmelere, t m karartma abalar na ve g rmezden gelmelere ra men dosta da d mana da kan tlanm t r. Kimi evre ve anlay lar, bunlar n ba nda da Evrensel Gazetesi evresi bir t rl bu durumu hazmedememektedir.

Evrensel Gazetesi’nde 2 A¤ustos tarihinden bafllayarak 4 gün devam eden “Deri ‹flçileri Tart›fl›yor” bafll›kl› bir yaz› dizisi yay›nland›. Bu yaz› dizisinde, sendika ve sendika yöneticileri ile ne kadar bireysel sorunlar yaflam›fl ve önceki kongrelerde mevcut yönetim karfl›s›nda listeler ç›kararak yönetime aday olmufl, fakat seçimi kaybetmifl unsur varsa bilinçli bir flekilde öne ç›kar›larak, içlerindeki bireysel kinlerini ve nefretlerini kusmalar›na çanak tutulmufl ve önümüzdeki kongre sürecine yönelik bu unsurlar›n a¤z›ndan “birlik” mesajlar› verilerek bir kampanyan›n da start›n› vermifllerdir.

Genel olarak iflçi s›n›f›, özelde ise onun örgütleri olan sendikalar çok yönlü sald›r›larla karfl› karfl›yad›r. Sermaye ve onun siyasal iktidarlar› son on y›ld›r sendikal örgütlülükleri tasfiye etmek için çok yo¤un bir sald›r› harekat›n› sürdürmektedir. Özellefltirme, tafleronlaflt›rma, esnek çal›flma düzeni ile sendikalar› etkisizlefltirme çabalar›na h›z vermifltir. Bunun yan›s›ra Deri-‹fl Tuzla fiubesi ise uzun zamand›r özel bir sald›r›n›n hedefi olmakta ve yo¤un bir kuflatma alt›ndad›r. Sürekli olarak sermayenin aç›k ve gizli sald›r›lar›na maruz kalmaktad›r. Sermaye, d›flar›dan sald›r›larla y›kamad›¤› kaleyi Truva atlar› sayesinde içten y›k›p, fethetme çabas›ndad›r. Özellikle 1998’de sektörde yaflanan krizle birlikte, deri sanayicileri bu krizi öncü iflçilerin tasfiyesi için kullanm›fl ve krizin faturas› çal›flanlar›n s›rt›na y›k›lmak suretiyle yo¤un bir iflçi ç›karma furyas› yaflanm›flt›r. Patronlar örgütlü bir flekilde hareket ederek, öncü devrimci iflçilerden kurtulmak amac›yla bölgeyi yeniden yap›land›rmaya dönük politikalar›na en uygun zemini yakalad›klar›n› düflünmüfller, yine bu vesileyle ‘sendika belas›ndan’ kurtulmaya çal›flm›fllard›r. Ancak sendikal önderlik patronlar›n bu sinsi planlar›n›n fark›na varm›fl ve bu plan› bofla ç›karmak için direnifl hatt› örmek ve tüm kamuoyunun dik-

katini buraya çekmek için yo¤un bir çal›flma içine girmifltir. Deri Sanayi Bölgesinde 30’a yak›n iflyerinde ayn› anda uzun süreli direnifller yaflanm›fl, Deri Sanayi Bölgesi adeta bir ‘çad›rkent’ görünümü kazanm›flt›r. Bu durum özel görevle Ankara’dan gelen komando taburunun bölgeyi kuflatma alt›na alarak çad›rlar› y›kmas› ve bölgede ola¤anüstü hali aratmayan uygulamalar›n devreye sokulmas›, sendikac›lar›n keyfi gerekçelerle gözalt›na al›narak tutuklanmas›, direniflçi iflçilerin zorla bölge d›fl›na at›lmas› biçiminde sürmüfl ve sonras›nda iflçi s›n›f›n›n bu ileri hatt›n›n sindirilerek geriye çekilmesi giriflimleri h›z kazanm›flt›r. Tüm bu olumsuz koflullara ra¤men örgütlülük korunmufl ve Toplu ‹fl Sözleflmesi o dönemin koflullar› içinde esas olarak kazan›mla sonuçlanm›flt›r. Herkesin “öldük, bittik” dedi¤i koflullarda ciddi kan kaybedilmesine ra¤men örgütlülü¤ü ileriye tafl›ma becerisi gösterilebilmifltir. Türkiye iflçi s›n›f› hareketiyle flu yada bu flekilde ilgisi olan herkes, deri iflçilerinin mücadelesini bilir ve yaflanan flu son on y›l›n her toplumsal olay›nda Deri-‹fl Sendikas› Tuzla fiubesi’nin bir s›n›f tavr› gösterdi¤ine tan›kl›k etmifltir. Deri iflçileri tüm hak gasplar› ve sald›r›lar karfl›s›nda -salt kendisi ile ilgili de¤il, d›fl›ndaki sorunlara da koydu¤u eylemliliklerle kamuoyunda hakl› bir sayg›nl›¤›n sahibi olmufltur. Bilindi¤i gibi, Dericilerin Kazl›çeflme’yi boflaltarak Tuzla’ya tafl›nmaya bafllamalar›yla birlikte Tuzla’da bir mücadele hatt› oluflturulmufl ve adeta s›f›rdan bir sendikal örgütlülük yarat›lm›flsa, bunda ona önderlik eden sendikal anlay›fl›n pay› tüm yok saymalara, inkardan gelmelere, tüm karartma çabalar›na ve görmezden gelmelere ra¤men dosta da düflmana da kan›tlanm›flt›r. Kimi çevre ve anlay›fllar, bunlar›n bafl›nda da Evrensel Gazetesi çevresi bir türlü bu durumu hazmedememektedir. Kazl›çeflme’den kalma kuyruk ac›lar› her defas›nda depreflmektedir.

Orada yaflad›klar› yenilgi ve arkas›ndan Deri-‹fl Kazl›çeflme’nin devam› olan Tuzla fiubesi’nde bir türlü etkin olamamalar›, onlar› sürekli olarak Tuzla fiubesi’ne karfl› sald›rgan tutum tak›nmaya, “baflar›s›z” olmas›n› sa¤lamaya ve bu “baflar›s›zl›¤›” kullanarak burada etkinlik sa¤lamaya itmifltir. Tuzla’da yakalayabildi¤i en küçük olumsuzlu¤u büyütme, olumluluklar› görmezden gelme anlay›fl›n› devam ettirmifltir. Evrensel Gazetesi’nde 2 A¤ustos tarihinden bafllayarak 4 gün devam eden “Deri ‹flçileri Tart›fl›yor” bafll›kl› bir yaz› dizisi yay›nland›. Bu yaz› dizisinde, sendika ve sendika yöneticileri ile ne kadar bireysel sorunlar yaflam›fl ve önceki kongrelerde mevcut yönetim karfl›s›nda listeler ç›kararak yönetime aday olmufl, fakat seçimi kaybetmifl unsur varsa bilinçli bir flekilde öne ç›kar›larak, içlerindeki bireysel kinlerini ve nefretlerini kusmalar›na çanak tutulmufl ve önümüzdeki kongre sürecine yönelik bu unsurlar›n a¤z›ndan “birlik” mesajlar› verilerek bir kampanyan›n da start›n› vermifllerdir. Evrensel Gazetesi yaz› dizisinde bu dönem Toplu ‹fl Sözleflmesini bahane ederek, yaflanan geliflmeleri ters yüz eden bir tutum tak›narak mevcut yönetime “muhalif” unsurlar› özel olarak bir araya getirmifl, konuflturmufl ve onlar›n ipe sapa gelmez iddialar›n› ve iftiralar›n› yay›nlayarak “birlik tellall›¤›na” soyunmufltur. Yaz› dizisinde T‹S sürecinin de¤erlendirilmesinin ötesinde, problemli unsurlar›n kendi problemlerinin faturas›n› sendikaya ç›karmaya, kendilerine olan güvensizliklerini iflçilere mal etmeye çal›flm›fllard›r. Sendika ablukaya al›nm›fl, komplolar sonucu yöneticiler tutuklanm›fl, entrikalarla 324 iflçinin ifline son verilmesi gibi fiili bir durum oluflmufl, bunlar önemli fleyler de¤il, önemli olan “geçmiflte flu olmufl, flu flunu yapm›fl, bu bunu yapm›fl” gibi dedikodular ve bundan hareketle sözde sendikal politikalar oluflturacaklar›n› sanmalar›.


16

19

29 Ağustos-11 Eylül 2003

Bunal›ml› ve problemli Deri-‹fl Tuzla fiubesi’nde anunsurlar, iflsiz kalmalar›n›, s›cak s›n›f düflmanlar› sendikac›n›f taraf›ndan d›fllanm›fll›kladan ve sendikas›ndan korkar. r›n› sendikal önderli¤e ve ör(Sendikas›ndan korkanlardan biri gütlülü¤e mal etmeye çal›flasendika yetki isteyip yetki ald›¤› rak, kitleler karfl›s›nda sendive T‹S görüflmesi ça¤r›s› yapt›¤› kan›n otoritesini zay›flatmay› için sendikac›lara “Neden yetki kendilerine görev addetmiflistediniz, iflveren fabrikay› kapalerdir. Sendika düflmanl›¤› tacak” diye hesap sormaya kalnoktas›nda iflveren sendikakan bir unsurdur.) Sendika yetki s› ile ayn› paralelde yol alistemeyip de ne yapacakt›? Bu maktad›rlar. unsura göre sendika T‹S ça¤r›s› Bu unsurlar sorunlar› senyapmayacak ve yetkisini kaybedikal platformlarda tart›flmak decek, iflyeri bu flekilde “kapanyerine, arka mahalle dedikomaktan” kurtulacak, elbette ki bu duculu¤u üslubunu kullaniflyerinde sendikan›n ruhuna fatim›fllard›r. ha okunacak. Sendikadan korkan Evrensel Gazetesi de : “Az bu bay, patronla kol kola olmakçok iflçi hareketiyle ilgilenen tan ve iflçi haklar›n› ve sendikahemen herkesin, Deri-‹fl n›n yetkisini patrona teslim etTuzla fiubesi denince akl›na mekten geri kalmamaktad›r. Sendaha mücadeleci bir iflçi ördikay› temsil etmekle görevli bu onlar›n s›n›f ç›karlar› etraf›nda bir- Evrensel Gazetesi’ne yak›nl›¤›yla bigütü gelir” diyerek bir gerçe¤i kabul li¤ini sa¤lamay› ve mücadeleye sevk linen TÜMT‹S’den topluca istifa ede- bay, iflvereni savunuyor, iflverenden etmekte, ancak buna ra¤men bu mü- etmeyi kendi önüne en yüksek gö- rek NAKL‹YAT-‹fi’e geçen iflçilerin neden korksun ki? cadeleci hatta önderlik eden Devrimci rev olarak koyar. Herkes bilir ki sendikan›n kap›s› iradesine karfl› Zeytinburnu-AmbarDemokratik Sendikal Birlik anlay›fl› sonuna kadar iflçilere ve emekçilere Tuzla’da “‹flçilerin iflverenden çok lar’da uygulanan vahflet sonucu 3 iflçibugüne kadar hiçbir flekilde zikredil- sendikadan korkar hale geldi¤i” gibi nin katledilmesinin hesab› henüz ve- aç›kt›r. Deri-‹fl Tuzla’da Yönetici ile memekte, yok say›lmaktad›r. Bu ger- saçma sapan iddialara ise hiç de¤in- rilmeden, bu defa ‹zmit’te, Konya’da iflçiler aras›nda afl›lmayacak barikatlar çe¤i onlar zikretmiyor diye ortadan meye gerek yok. Devrimci Demok- iflçilere sald›ran bu çevrenin imal› mevcut de¤ildir. ‹flçiler, sendika kald›rmak mümkün müdür? Elbette ratik Sendikal güçlerin iflçi s›n›f› ve sözlerle Devrimci Demokratik Sendi- yöneticilerini günün istedi¤i saatinde de¤ildir. Türkiye ‹flçi s›n›f› ve özellik- emekçi halk aras›ndaki çeliflkilerin kal Güçlere karfl› flüphe yaymaya kal- görür ve istedi¤i gibi elefltirebilir. Bule Tuzla Deri ‹flçileri bugüne kadar çözümünde kullanacaklar› biricik k›flmas› abesle ifltigaldir. Ellerindeki nu da herkes bilir. Buna ra¤men senDevrimci Demokratik s›n›f sendikal metot, “birlik-elefltiri-birlik” meto- iflçi kan› kurumadan, hesap vermeden, dikal platformlarda konuflmak yerine çizgisini de, dostunu da düflman›n› dudur. Halk aras›ndaki çeliflkilerin hiçbir fley olmam›fl gibi davranmalar› dedikoduculuk yap›l›yorsa bu, bunu da iyi tan›maktad›r. yapanlar›n ne kadar samimi(!) çözümünde fliddeti asla yöntem ola- ve en iflçici geçinmeye çal›flma‹flçiler aras›nda Evrensel’in öne ç›- rak seçmez. Elefltiri ve ikna yöntemi lar›, yenilir ve dürüst(!) olduklar›n› göstekarmak istedi¤i tarzda bir bölünmüfl- yoluyla kazanmay› hedefler. rir. lük söz konusu de¤ildir. Ancak böl- B u g ü n e Bir bak›yorsun daha önce mek için çeflitli çevrelerin çabayöneticilik yapm›fl biri “geçici lar› mevcuttur. Buna iflçi olarak çal›fl›yorum” diyor. ra¤men Deri iflçileri Bir baflkas› “Mirasyedi gibitemel sorunlar›nda yiz” diyor. Bu sözlerin sahipbirleflik gücünü hareleri niyetlerini de ortaya kete geçirmektedir. 1 koymufl oluyorlar. S›n›f ç›May›s’ta, Toplu ‹fl Sözkar› yerine bireysel ve grup leflmesi sürecinde bu tuç›kar›n› öne ç›karanlar, getumunu net olarak ortaya çici çal›flarak sendikalaflkoymufltur. Sendikal önman›n alt›n› oyanlar, miras derli¤i zaafiyete u¤ratyiyerek geçmifli tüketenmak için kenarda elleriler flu atasözünü akla getini ovuflturarak, kendileriyor: ‘Secaat arzederken rine gün do¤mas›n› bekmend-i k›pti sirkatin leyenlerin heveslerini söyler.’ (Çingene kahrakursaklar›nda b›rakm›flmanl›¤›n› anlatmaya çazda r a t i ¤ t›r. l›fl›rken asl›nda h›rs›zl›i d iste k a m r n i a ‹flçilerin birli¤ini bölmek ¤›n› da anlat›rm›fl.) Bu ç k ek i e ç› n m l ö ö n i b ’ l k e a s için gerek sermaye ve gerekunsurlar Devrimci Dea Evren ldir. Anc a¤men Deri i d ¤ n › e s d a r se s›n›f düflmanlar› yo¤un bir mokratik Sendikal u a s na r konu u ‹flçiler z B ö . s r u k e t çaba harcamaktad›r. ‹flçileri Güçlere karfl› ithamt ü t l üfl vcu reke m e a n h m ü l › ü r ö n a b l ü r a c ›rk›na, dinine, mezhebine, lar dizerken asl›nda bi leflik gü erin çab r l i e b r v a e d rengine ve siyasal görüfllerikendi ruh hallerini ç n i › l nlar çeflit u r o . s r i l d e ne göre bölmek ve parçalasergiliyorlar. e m kt iflçileri te geçirme mak sermayenin ve uflaklar›fiu çok iyi bilinmelidir ki; n›n politikas›d›r. Devrimci yutulur cinsten Devrimci Demokratik Sendikal güçDemokratik Sendikal güçlerin fleyler de¤ildir. Bu konuda en son ko- ler, iflçi s›n›f›n›n ç›karlar›n› her fleyin iflçi s›n›f›n›n birli¤ini ve bütünkadar Türkiye dev- nuflacak olanlar bu çevredir. Devrimci üstünde tutar. Bireysel ç›karlar› için lü¤ünü bölmek gibi bir politirimci hareketi içerisinde aln› aç›k yü- Demokratik Sendikal Güçlerin bu ko- hareket eden ve s›n›f›n ç›karlar›n› hiçe kas› olamaz. Devrimci Demokratik zü ak bir siyasal geçmifle sahiptir. An- nuya iliflkin kamuoyuna söyleyece¤i sayan tüm kifli ve çevrelerle aras›na Sendikal güçler iflçi s›n›f› içinde ya- cak bu konuda sendikas›ndan korkan daha pek çok sözü mevcuttur ve yeri kal›n bir çizgi çeker ve onlarla yolunu rat›lmaya çal›fl›lan yapay çeliflkile- iflçiler, elbette vard›r. Bunu en iyi Ev- zaman› geldi¤inde gerekli aç›klamala- ay›r›r. Bu dün böyle olmufltur, bugün rin çözümü için mücadele eder ve rensel Gazetesi bilir. Yak›n zamanda r›n› yapacakt›r. de böyledir.


29 Ağustos-11 Eylül 2003

20

16

‹flkencehanelerde PART‹L‹ DURUfi VE GÖREVLER‹M‹Z! Düflman›n elinde direnmemek, ideolojik olarak çürümenin, kendini halk›n davas›na adamaman›n, kendine güvensizli¤in ve zay›fl›¤›n bir göstergesidir. Bu durumda olanlar kendilerini belli bir süre gizleseler de düflman›n elinde bu durum ortaya ç›kar. Çözülme; içeri¤i ne olursa olsun yapt›¤› iflleri, yoldafllar›n›, deste¤ini gördü¤ü halk kitlelerini, örgütünü aç›klay›p ele vermesidir.

Halil Çak›ro¤lu “Düflman karfl›s›nda boyun e¤memeyi ilke edineceksin” ‹smail Oral S›n›f savafl›m›n›n k›zg›n prati¤i içerisinde yer alan her devrimci ve partili militan›n karfl› karfl›ya gelebilece¤i yerlerden birisi de iflkencehanelerdir. Özellikle faflizmin süreklilik arz etti¤i, emekçi halk kitlelerinin en küçük ekonomik ve demokratik hak alma mücadelesinin azg›n bir terörle bast›r›lmak istendi¤i ülkemiz koflullar›nda devrim mücadelesi veren bizlerin iflkencehanelerle karfl› karfl›ya gelmesinin koflullar› oldukça yüksektir. Bu aç›dan partili her militan ve kadronun; düflman›n kendisini en güçlü hissetti¤i, s›n›f mücadelesinin en çetin alanlar›ndan biri olan iflkencehanelerde gösterdi¤i durufl; o militan›n ve kadronun halka, devrime ve partiye karfl› duruflunun da bir göstergesidir. S›n›f mücadelesinin tüm boyutlar› ile en yal›n flekilde sürdü¤ü alanlardan biri olan iflkencehaneler, ayn› zamanda devrim ile karfl› devrimin, akla karan›n en belirgin biçimde ayr›flt›¤› alanlard›r. Düflman›n kendisini güçlü hissetti¤i bu alanlarda gerçekten düflman güçlü müdür? Bu soruya “kesinlikle hay›r” yan›t›n› verebiliriz. Çünkü düflman›n zafer veya yenilgi yaflama-

s›n›n temel kriteri bizlerin gösterece¤i tav›r ve durufl ile ilgilidir. Düflman›n bizlerden istedi¤i fley, bunu gerçeklefltirmek için her türlü psikolojik ve fiziksel iflkence yöntemlerini kullanarak devrim kavgam›z› zarara u¤ratacak bilgilere ulaflmakt›r. Bu bilgileri verecek veya hiçbir flekilde her türlü bedeli göze alarak vermeyecek olan bizleriz. Tam da bu noktada flu soruyu sorup yan›tlayarak devam edelim. Devrim mücadelesine zarar verecek bilgileri düflmana verip vermemenin temel kriteri nedir? Bu kriter devrimci ve partili militan›n ideolojik duruflu, yani devrim davas›na ba¤l›l›k, bilinç ve inanc›n zay›fl›k-sa¤laml›k derecesidir. Devrimi savunup savunmama, devrim için mücadele edip etmeme, devrime zarar verip vermeme noktas›nda tav›r ve davran›fllara yön veren esas unsur budur. Proleter devrimciler aç›s›ndan ideolojik sa¤laml›¤›n asgari ölçütünü Marksist-Leninist-Maoist ilkelere yaflam›n her alan›nda s›k› s›k›ya ba¤l›l›k, devrimci inanç ve karal›l›k oluflturur. Bu ise devrim davas›n› teoride savunmakla kalmay›p pratikte onun gereklerini yerine getirmek, her türlü zorlu¤a gö¤üs gerebilecek güce sahip olmak demektir. Peki bu güç nereden gelir, kifli bu gücü nereden al›r? Bu güç s›n›f savafl›m› içine aktif olarak kat›lmak su-

reti ile basitten karmafl›¤a do¤ru ad›m ad›m elde edilir. Öncelikli olarak flunu net olarak kavramal›y›z. Devrimci savafl her yerde, her zaman süreklidir. Egemen s›n›flara bakt›¤›m›zda egemenliklerini yaln›zca fliddet ile sürdürmediklerini görürüz. Kültürü ile, felsefesi, ahlak› ile yaflam tarz› ile kitleleri etkileri alt›na alma u¤rafl› vermektedirler. Dolay›s›yla esas mücadele ideolojiktir. Düflman›n iflkencehanelerde temel u¤rafl› kiflinin ideolojisini k›rmak ve teslim almakt›r. Onun için mücadele içerisinde yer alan militan, soruna bu eksende bakmal› ve öncelikle y›k›ma kendi içinde bafllamal›d›r. Zira; devrim kavgas› eskiyi y›kma ve yeniyi infla etme kavgas›d›r. Öyleyse bu mücadele içinde y›k›ma önce kendimizden bafllayaca¤›z. S›n›f savafl›na at›lan her birey do¤al olarak ba¤r›ndan kopup geldi¤i s›n›f›n, toplumsal tabakan›n zaaflar› ile, hastal›klar›, al›flkanl›klar› ile gelecektir. Yani örgütlü oldu¤u ilk anla birlikte fiziki bir bütünleflme söz konusu olsa da, henüz ideolojik, siyasal, kültürel bir bütünleflme söz konusu de¤ildir. Bu nedenle sa¤l›kl› bir flekilde kendimize yönelmezsek, düflmana, onun içimizdeki parçalar›na, hastal›klar›na sa¤l›kl› bir yönelim ve sald›r› da söz konusu olmaz. Bu aç›dan önce

kendimizden bafllayaca¤›z. Kopup geldi¤imiz s›n›f›n al›flkanl›klar›na, ahlaki kültürel hastal›klar›na, yaflam tarz›na enine boyuna masaya yat›raca¤›z. Yani y›k›ma her alanda bünyemizde tafl›d›¤›m›z burjuvazi ile bafllayaca¤›z. E¤er bu y›k›m ve infla etme savafl›nda yetkinleflip proletaryan›n ilkeleri do¤rultusunda flekillenirsek düflman› kendisini en güçlü hissetti¤i iflkencehanelerde yenilgiye u¤ratmak hiç de zor olmayacakt›r. Önder yoldafl Kaypakkaya’n›n “kifli esas olarak d›flar›da çözülür” sözleri bu kapsamda söylenmifltir. Dolay›s› ile iflkencehanelerdeki çözülme ve direnifli sonuç olarak ele almal›y›z. Çözülme ve direniflin bafllang›ç noktas› ise s›n›f savafl›m›n›n k›zg›n prati¤i içerisinde partili militan ve kadronun durufluyla ilintilidir. Bu aç›dan bakt›¤›m›zda iflkencede kiflinin çözülmesi ya da direnmesi ne kadar önemliyse, iflkencedeki kiflinin kendi bafl›na bir kifli olmay›p bir davan›n, bir inanc›n ve ideolojinin, bir s›n›f›n ve bütün bunlar›n kavgas›n› veren bir kifli olma gerçekli¤i, bu kiflinin militan› ve üyesi oldu¤u komünist ve devrimci partinin, bu gibi her durumu her ayr› kiflinin gerçekli¤inde ele al›p incelemesi, bunlardan devrimci savafl gerçekli¤ine aktaracak dersler ç›karmas› da o aç›dan önemli, yararl› ve zorunludur.

Her partili militan ve kadro d man n eline d nce, kar s ndakinin emperyalistlerin ve onlar n yerli u aklar n n temsilcileri oldu unu, halk n ve insanl n d man olduklar n asla unutmamal d r.


21

16 ‹fiKENCEDE D‹RENMEK YÜCELT‹LECEK B‹R DURUM DE⁄‹L HER DEVR‹MC‹N‹N EN TEMEL GÖREV‹D‹R Emperyalist haydutlar ve uflaklar› insana ait ne kadar de¤er varsa hepsine azg›nca sald›r›yorlar. Bu sald›r›lar› esas olarak ideolojik boyutuyla sürdürüyorlar. Dünyadaki tüm güzelliklerin yarat›c›s› olan emekçi halklara azg›nca sald›rarak yaflamlar›n› zindana çeviriyorlar. Egemenliklerini korumak ve biraz daha uzatmak için bunu kendileri aç›s›ndan bir görev kabul ediyorlar. Bu anlafl›l›r bir durumdur. Bu sald›r›lara karfl› s›n›f savafl›m›n› sürdüren ve onlar›n iktidarlar›n› y›kacak tek güç olan komünist ve devrimcileri ele geçirdiklerinde her türlü iflkence yöntemini uygulamalar› da bu yüzdendir. Bu aç›dan iflkencede direnmek ve iflkencecileri yenilgiye u¤ratmak her partili militan›n en temel görev ve sorumlulu¤udur. Bu çat›flma, özünde burjuvazi ve proletarya aras›ndaki amans›z savafl›m› o alandaki daha boyutlu sürdürülüflüdür. Burada sömürüyü, haks›zl›¤›, çürüyeni temsil edenler ile do¤ruyu, hakl›y›, güzeli temsil edenler çat›flmaktad›r. ‹flçi s›n›f›n›, emekçi halk› temsil eden komünistler, gücünü Marksizm-Leninizm-Maoizm’den,

gelece¤e ve partiye olan ba¤l›l›klar›ndan almaktad›r. ‹flkencecileri yenilgiye u¤ratman›n temel kriterleri bunlard›r. Düflman›n elinde direnmemek, ideolojik olarak çürümenin, kendini halk›n davas›na adamaman›n, kendine güvensizli¤in ve zay›fl›¤›n bir göstergesidir. Bu durumda olanlar kendilerini belli bir süre gizleseler de düflman›n elinde bu durum ortaya ç›kar. Çözülme; içeri¤i ne olursa olsun yapt›¤› iflleri, yoldafllar›n›, deste¤ini gördü¤ü halk kitlelerini, örgütünü aç›klay›p ele vermesidir. Düflman›n psikolojik ve fiziki fliddeti karfl›s›nda bencilce, kendi can›n› ve rahat›n› korumak için, faaliyetinden piflmanl›k duyarcas›na s›rlar›n› aç›klamak yoldafllar›na, halka ve partiye zarar vermektir. Bu flekilde zay›fl›k gösterenler, düflman karfl›s›ndaki durufllar›n› ömürleri boyunca kara bir leke olarak tafl›y›p sürekli rahats›zl›¤›n› duyacaklard›r. Hem s›n›f tavr› olarak hem de böyle bir rahats›zl›¤› ömür boyu tafl›mamak için her partili kadro, militan ya da taraftar yaflam›n her alan›nda düflmana karfl› direnmeyi ilke edinmelidir. Bu durum çok yüceltilecek bir durum olmay›p her devrimci ve komünistin temel görevidir. Yeri

PUSULA KORKUYU YENEREK, CESARET‹ KUfiANARAK YÜRÜYÜfiÜ HIZLANDIRALIM! Parti komiteleri, proletaryan›n ideolojisini-politikas›n›-yönelimini kitlelere tafl›yan bilinç müfrezeleridir. Bilinç müfrezelerinin s›n›f donan›m› ve s›n›f terbiyesi güçlü olmak zorundad›r. Tafl›nacak s›n›f bilincindeki gerilik, çal›flma tarz›ndaki plans›z-programs›zl›k, ilkesizlik; görev ve sorumluluklar›n lay›k›yla yerine getirilmesini engeller. Meydan muharebelerine, savafl alanlar›na her yönüyle donan›ml› ve haz›rl›kl› ç›kan savafl müfrezelerinin savafl› kazanma flans› vard›r. Ayn› flekilde bilinç müfrezeleri olan parti komitelerinin de çok yönlü haz›rl›¤› ve kuflanm›fll›¤› olmadan kitlelere s›n›f bilincini tafl›yamaz, onlar› parti etraf›nda örgütleyip, s›n›f düflmanlar›na karfl› lay›k›yla savaflamaz, örgütlemeyi hedefledi¤i kitleleri s›n›f düflmanlar›na karfl› savaflt›ramaz. ‹yi bir komuta ve kumanda merkezi olmadan f›rt›nal› denizlere okyanuslara aç›lmak mümkün de¤ildir. Tecrübeli ve donan›ml› bir pilot ekibi olmadan saatlerce gökyüzünün

sonsuzlu¤unda yolculuk yapmak mümkün de¤ildir. Denizden, okyanuslardan, gökyüzünden korkarak yolculuk yap›lmaz. Yolcu tafl›nmaz. Ölümden korkarak, savafl meydanlar›nda zafer kazan›lamaz. Bu benzetmeler Proletarya Partisi ve onun komuta kademesi için de geçerlidir. Ancak korkuyu yenen, cesareti kuflanan militanlar, Partiyi örgütleyebilir. Bu cesareti kuflanmay› sa¤layan da davaya ba¤l›l›k, davan›n hakl›l›¤›na inançt›r. Bu hakl›l›¤› ve ba¤l›l›¤› kazand›ran, MLM ideolojisidir, onun bilimsel dünya görüflüdür. Önderlik meselesi, proletaryan›n devrim mücadelesinde kilit meseledir. Bu sorunun çözümünün kavranmas›, devrim sorunlar›n›n kavranmas› demektir. Önderlik sorununu ne kadar çözüyorsak, devrim sorunlar›n› da o denli kavramaya bafllam›fl›z demektir. “Baflar›l› bir önderlik, mutlaka proleter kitlelerle en yak›n birli¤i gerektirir’’ Lenin. Onu baflar›l› k›lan, al›nan kararlar›n komiteler taraf›ndan ele al›n›p, tart›fl›l›p, incelenip

gelmiflken önemli bir gerçekli¤in alt›n› çizmek istiyoruz. Kuflkusuz düflman›n elinde herkes direnmelidir. Yoldafllar›m›z› bu temelde e¤itmeli ve ideolojik olarak gelifltirmeliyiz. ‹deolojik ve politik temelde e¤itti¤imiz yoldafllara güveniriz. Yoldafll›k duygusu bu çerçevede anlam bulur. Ancak buna ra¤men bu güven s›n›rs›z olmamal›d›r. Yaz›m›zda da belirtti¤imiz gibi toplumun farkl› kesimlerinden geldi¤imizi ve bu kesimlerin çeflitli olumsuzluklar›n› üzerimizde tafl›d›¤›m›z› unutmamal›y›z. Bu nedenle iflkence alt›nda farkl› zaaf gösterenlerin de ç›kabilece¤ini gözard› etmemeliyiz. Bu aç›dan yoldafllar›m›za ne kadar güvensek de düflman eline geçince zaafa düflebileceklerini ve çözülebileceklerini hesaba katmak zorunday›z. Bunun için ilkeli çal›flmal› ve tedbirlerimizi almal›y›z. Yani en kötü bir flekilde çözülme yaflansa da nerelere ulafl›labilece¤ini hesap ederek önlem almal›y›z. Bu bir tedbirdir. Güven ya da güvensizlik olarak de¤erlendirmemeliyiz. ‹nsanlar›m›za ne kadar güvensek de ihtiyatl› davranmak durumunday›z. Son olarak iflkencehanelerde her partili kadro ve militan›n tak›naca¤› tutum, devrim kavgas›n›n gidifla-

hayata geçirilmesidir. Ayn› flekilde, Proletarya Partisi yo¤un bir parti faaliyeti sayesinde büyük devrimci kitlelerin örgütlü ve gerçek önderi olabilir. Yo¤un bir parti faaliyetinin amac›; kitlelerle yak›n bir birlik sa¤layarak, güçlü ba¤lar kurarak, onlar› parti etraf›nda örgütlemeye çal›flmakt›r. Bu amaç için yo¤un bir propaganda ve canl› bir ajitasyon faaliyeti gerekir. Devrimci bir hareket gelifltirmek kitlelerle güçlü ba¤lar kurarak sa¤lan›r. Kitleler kendili¤inden örgütlenmez, onlara önderlik edilmeden savaflmaz. Tarih boyunca, egemen s›n›flar taraf›ndan kitlelere empoze edilen, gerici düflüncelerin, gerici önyarg›lar›n k›r›l›p, parçalanmas› uzun erimli bir mücadele sonucunda baflar›l›r. Bilinç müfrezelerinin önünde duran bu görevin zor ama baflar›lmaz olmad›¤›n› belirtmek gerekir. Gerici düflünce ve gerici önyarg›lar›n parçalanmas›, süreklili¤i sa¤lanan canl› propaganda ve ajitasyon faaliyetiyle, canl› politik faaliyetle mümkündür. Devrimin ustas›, kitleleri örgütlemenin ö¤retmeni Lenin yoldafl, parti faaliyetinde izlememiz gereken yolu gösteriyor. “Parti ne kadar zay›f olursa olsun yine sistemli ve verimli örgütlenmifl köklü propaganda ile heyecanl› siyasi olaylardan veya tüm ekonomik sistemi etkileyen büyük çapta

29 Ağustos-11 Eylül 2003 t› üzerinde önemli etkilerde bulunacakt›r. Her partili militan ve kadro, düflman›n eline düflünce, karfl›s›ndakinin emperyalistlerin ve onlar›n yerli uflaklar›n›n temsilcileri oldu¤unu, halk›n ve insanl›¤›n düflman› olduklar›n› asla unutmamal›d›r. Onlara verilecek en ufak bir bilginin halk›n ve insanl›¤›n kurtulufl davas›n› sekteye u¤rataca¤›n›n bilinci içerisinde olunarak hareket edilmelidir. Düflmana, b›rak›n en ufak bilgi vermeyi, onlardan hesap sorma bilinciyle tav›r tak›n›lmal›d›r. Düflman karfl›s›nda boyun e¤memeyi ilke edinerek onu yenilgiye u¤ratmal›y›z. Sözlerimizi direnifliyle Türkiye Devrimci Hareketine büyük bir miras b›rakan ve biz ard›llar›n›n elinde büyük bir de¤er olarak tafl›nan önder yoldafl›m›z ‹brahim Kaypakkaya’n›n iflkencehanelerde hayk›rd›¤› cümlelerle noktalamak istiyoruz. “Biz komünistler, esasen devrimci düflüncelerimizi prensip olarak gizlemeyiz ve fikirlerimizi aç›k olarak söyleriz. Ancak örgütsel faaliyetlerimizin örgüt içerisinde bize inanan arkadafllar›m›z›n ve örgüt içerisinde olmay›p da bize yard›mc› olan flah›s ve gruplar› a盤a vurmaktan katiyen kaç›n›r›z ve söylemeyiz.”

grevlerden yararlanabilir’’ Lenin Çok yönlü politik ajitasyonun ve gerçekleri aç›klayan propaganda faaliyetinin sürdürülmesi siyasal hareketlenme dönemlerinde acil bir nitelik kazan›r. Bu görev üstlenilmek zorundad›r. Kitlelerin, politik canl›l›k içinde geçen bir sürede, sessizlik içinde geçen onlarca y›ldan daha fazla fley ö¤renece¤ini unutmamak gerekir. Mevcut sisteme ve kurulu düzene karfl› her devrimci hareketi, her toplumsal k›p›rdan›fl ve protesto hareketlerini destekleyip, bu hareketler içinde yer al›p, politik ajitasyon ve propaganda çal›flmam›zla bilinç tafl›mal›y›z. Kitlelerin her hareketlili¤i s›n›f bilinçli proletaryan›n teleskobu ve mikroskobu alt›na al›nmal›d›r. D›fl›nda-uza¤›nda kalmak, kitle mücadelesinin önemini, kitlelerin devrimdeki rolünü kavramamak demek olur, ki bu hakk› s›n›f bilinçli proletarya kullanamaz. Kitlelerin bizleri anlamama hakk› vard›r. Ancak bizlerin kitleleri anlamama hakk› yoktur, böyle bir hakka sahip olamay›z. Devrim yapma hakk›n› kullanma iddias›nda olanlar›n, kitleleri anlamama hakk›n›n olmad›¤› unutulmamal›d›r. Emperyalist haydutlar›n Irak’› iflgal ve istila sürecinde ve devam›nda yürüyüflümüzü cesaretle h›zland›ral›m.


22

29 Ağustos-11 Eylül 2003

16

Filistin’de “Yol Haritas›” kesildi! Bir yandan sözde bar›fl›n yolu olarak nitelendirilen “Yol Haritas›”n› görüflürken, di¤er yandan Filistin halk›na yönelik sald›r›lar›n› sürdüren, Gazze fieridi’nde infla etmekte oldu¤u duvarla halk›n öfke ve nefretini bir kez daha kazanan ‹srail, 20 A¤ustos günü Hamas militan›, 29 yafl›ndaki ö¤retmen Raed Abdulhamid Mesk’in gerçeklefltirdi¤i intihar eylemiyle sars›ld›. Genellikle afl›r› dinci Yahudilerin kulland›¤› bir hatta, Eski Kent’teki A¤lama Duvar›’ndaki ibadetlerinden dönen Yahudilerin bulundu¤u otobüste düzenlenen intihar sald›r›s›nda 20 kifli öldü, 100’ü aflk›n› yaraland›. Mesk, eylemden önce da¤›tt›¤› video kasetinde ‹srail askerlerinin öldürdü¤ü bir arkadafl›n›n intikam›n› almak için sald›r› düzenleyece¤ini söylüyordu. Ve ‹srail Baflbakan› kasap Ariel fiaron, derhal kabinesini toplayarak, intihar sald›r›s›na verilecek yan›t› tart›flt›. Yan›t k›sa sürede bulundu ve ‹srail Filistinlilere yönelik sald›r›lar›n› hemen bafllatt›. ‹SRA‹L’‹N YANITI ‹ntihar eyleminin ard›ndan Filistin yönetimiyle tüm görüflmeleri donduran ‹srail, tüm Filistin topraklar›n› ablukaya ald›. ‹lk olarak sald›r›y› düzenleyen Mesk’in evi hedef al›nd› ve ev füzelerle imha edildi. Tulkarim kentindeki bir mülteci kamp›nda ise 16 yafl›ndaki ‹slam Ganem, ‹srail askerlerinin açt›¤› ateflle yaflam›n› yitirdi. ‹srail, tanklar ve z›rhl› araçlar deste¤inde Bat› fieria’daki Cenin ve Nablus kentlerini iflgal etti. 21 A¤ustos günü de ‹srail’in, Gazze kentinde bir araca roket sald›r›s› düzenlemesi ise barda¤› tafl›ran, ve ‹slami Cihad ve

Hamas örgütlerinin üç ay önce bafllatt›klar› ateflkesi bozan olay oldu. Zira bu sald›r›da araçta bulunan Hamas liderlerinden ‹smail Ebu fienab ve iki korumas› öldürüldü. M›s›r ve Amerika’da mühendislik e¤itimi alm›fl olan fienab, Hamas’›n ›l›ml› liderlerinden olarak tan›n›yordu. “‹SRA‹L KIRMIZI Ç‹ZG‹Y‹ AfiTI” Ebu fienab’›n öldürülmesi üzerine Hamas’›n kurucusu fieyh Ahmed Yasin, “Tüm k›rm›-

z› çizgilerin geçildi¤ini” belirterek, ‹sraillilere “suçlar›n› ödeyecekleri” mesaj›n› verdi. Hamas yapt›¤› aç›klamada “Ebu fienab’a yap›lan suikast, ateflkese de yap›lm›fl bir suikastt›r (…) ‹srail piflman olacak. Tüm dünyaya ‹srail’in sadece direnifl ve gücün dilinden anlad›¤›n› ispat edece¤iz” denilerek 3 ayd›r süren ateflkesi sonland›rd›klar› belirtildi. Hamas’›n ‹srail’in son sald›r›s›na “sözle de¤il eylemle” yan›t verilece¤i aç›klamas›n›n ard›ndan ‹slami Cihad da ateflkesin sona er-

di¤ini aç›klad›. Filistinli iki örgüt, 29 Haziran’da “Ortado¤u bar›fl süreci” için haz›rlanan Yol Haritas› çerçevesinde ateflkes ilan etmifllerdi. Bu aç›klamalar›n hemen ard›ndan ‹srail’e roket ve havan toplar› sald›r›s› düzenlendi. ‹srail ordusu, Gazze fieridi’ndeki Yahudi yerleflkeleri ve karakollar›na 15 havan topu at›ld›¤›n› aç›klad›. Bu arada, Gazze sokaklar›nda yaklafl›k on bin Filistinli gösteri yaparak

Ebu fienab’›n intikam›n›n al›naca¤›n› söylediler. F‹L‹ST‹N YÖNET‹M‹ ‹K‹ ATEfi ARASINDA Kudüs’teki intihar sald›r›s› s›ras›nda Gazze fieridi’nde ‹slami Cihad yetkilileriyle ateflkesin uzat›lmas›n› ele alan Filistin Baflbakan› Mahmud Abbas, sald›r› haberleriyle telaflla toplant›y› yar›da kesti. ‹srail ve ABD taraf›ndan Filistinli örgütlerle iliflkilerin kesilmesi konusunda sürekli s›k›flt›r›lan Filistin yönetimi, Hamas ve ‹slami Cihad’a medya yasa¤› getirdi. Yasa-

“Savafl Irakl› kad›n› vurdu”

Irak’ta Kad›n Özgürlü¤ü Örgütü adl› kuruluflun baflkan› Yanar Muhammed, Ba¤dat’›n merkezinde bir gösteride gazetecilere yapt›¤› aç›klamada, “Koalisyon güçlerinin Irak’a giriflinden bu yana, ülkede kad›nlara karfl› görülmemifl bir fliddet dalgas› yaflanmaktad›r. Bu dönem içinde en az 400

kad›n kaç›r›lm›fl, tecavüze u¤ram›fl veya sat›lm›flt›r” dedi. “Ba¤dat’›n, katiller ve cinsel sap›klar›n özgürce doland›¤› bir yer haline geldi¤ini” vurgulayan Yanar Muhammed, “Sokakta bulunan her kad›n, afla¤›lanma ve cinsel tacizin hedefi olmakta ve kaç›r›lma tehditi alt›nda bulunmaktad›r” diye konufltu. Kad›nlar›n ço¤unun soka¤a ç›kmaya korktu¤u belirtilen Irak’ta, Sa¤l›k Bakanl›¤›’nda memur olan Saihan Ali adl› kad›n da aç›klamas›nda, “Daha önce ifl ç›k›fl› gezebiliyordum, ancak flimdi bir an önce eve dönmek için acele ediyorum. Dönerken daima tetikteyim, çünkü her an her fley olabilir” dedi. Örgüt, yetkililerden, ülkede cinsel tacizle ilgili suçlar›n a¤›rlaflt›r›lmas› ve güvenlik önlemlerinin artt›r›lmas› talebinde bulundu.

¤›n ihlali halinde, örgüt üyelerinin cezaland›r›laca¤› kaydedildi. Mahmud Abbas, ayr›ca Filistinli örgütlere yönelik k›s›tlamalar› kabul etmesi konusunda Yaser Arafat’a ültimatom verece¤i; aksi halde, kabinesinin bütünüyle istifa edece¤i tehdidinde bulundu. Mahmud Abbas, Hamas taraf›ndan da istenmeyen adam ilan edildi. Hamas liderlerinden Usame Hamdan da, Filistin yönetiminin Direnifl’e yönelik tehditlerini sona erdirmesi ve Filistin halk›n› korumak üzere ulusal bir diyalog çat›s› alt›nda halk›na dönmesi gerekti¤ini düflündüklerini aç›klad›. Abbas flimdi ya istifa etme ya da militan örgütlere karfl› harekete geçme seçenekleriyle karfl› karfl›ya. Yaln›z kendisine karfl› olanlar›n bu örgütler olmad›¤›, özellikle son sald›r›lar›n ard›ndan Filistin halk›n›n da; eli kolu ba¤l› oturup, ‹srail ve ABD’nin direktiflerini uygulamaya çal›flan Abbas’a yönelik tepkisinin artmas› Filistin yönetimini endiflelendiriyor. YÜZB‹N F‹L‹ST‹NL‹ fiENAB’IN CENAZES‹NDE ‹NT‹KAM YEM‹N‹ ETT‹ Hamas liderlerinden fienab’›n cenazesi, 2. ‹ntifada’n›n bafllad›¤› Eylül 2000’den beri yap›lan en genifl kat›l›ml› cenaze töreni oldu. Say›lar› yüzbini aflan öfkeli Filistinliler, fiaron ve Savunma Bakan› Mofaz’› suçlad›lar. “fiaron, Mofaz çok iyi dinle, misillememiz sizi cehenneme yollayacak” slogan› atan kitle, intikam yemini ettiler. Hamas’›n askeri kanad› ‹zzeddin El Kassam Tugay›, “Filistin’deki savaflç› tüm üyelere ‹srail’deki her köfleyi vurmalar›” ça¤r›s›nda bulundu. El Aksa fiehitleri Tugaylar› da ‹srail ile ateflkese son verdi.

✘ ABD’L‹ ASKER A‹LELER‹NDEN ‘IRAK KAMPANYASI’ ABD’li asker aileleri, çocuklar›n›n Irak’ta, kötü koflullar alt›nda yaflamalar›ndan flikayetçi. Aileler, Amerikan Kongresi ve Baflkan Bush’a tepkilerini, “Bu savafl›n çabuk bitece¤i söylenmiflti, oysa evlatlar›m›z hala Irak’ta, ölümle burun buruna yafl›yor” sözleriyle dile getirdi. Irak’ta ABD askerlerine yönelik sald›r›lar›n sürmesi, ABD’li askerlerin ailelerinin tepkilerine yol aç›yor. Savafl›n sona erdi¤i may›s bafl›ndan bu yana, 58 ABD askerinin öldü¤ünü hat›rlatan aileler, Irak’taki çocuklar›n›n geri dönmesi için bafllatt›klar› kampanyayla seslerini duyurmaya çal›fl›yor. Asker aileleri, kendileri için en kötüsünün ise çocuklar›n›n eve dönüfl tarihinin belirsizli¤i oldu¤unu söylüyor. Kampanyaya önümüzdeki günlerde baflka savafl karfl›t› protestolar›n da eklenmesi bekleniyor.


23

16

29 Ağustos-11 Eylül 2003

Arjantin halk› diktatörlerini affetmeyecek! Arjantin’de 1976-1983 y›llar› aras›nda ülkeyi yöneten askeri cunta üyelerine yönelik ç›kar›lan iki af yasas›n›n iptali, meclisin üst kanad› senato taraf›ndan 21 A¤ustos’ta onayland›. Bir yandan aff› iptal eden yasan›n, daha önce affedilen üst düzey liderleri kapsam d›fl› b›rakmas›yla tart›flma yarat›rken; di¤er yandan hukuk uzmanlar› da oylaman›n simgesel oldu¤unu, yasan›n anayasaya uygunlu¤una Yüksek Mahkemenin karar verece¤ini belirtiyorlar. Yasayla ilgili, sosyal demokrat senatör Carlos Mestres “Yasan›n hukuki ba¤lay›c›l›¤› yok, siyasi mesajdan baflka bir fley de¤il” fleklinde yorum yap›yor. ‹nsan haklar› savunucular›n›n ve özellikle de o dönemde yak›nlar›n› kaybetmifl, kendileri de iflkencelerden, hapislerden

Dünyadan Notlar D‹REN‹fi, UMUDU MAYALAMAYA DEVAM ED‹YOR ABD’nin aylard›r Irak’ta sürdürdü¤ü iflgal ve bu iflgale karfl› halk›n direnifli devam ediyor. Filistin direnifliyle paralel birbirini büyüten bu iki direnifl, sadece Ortado¤u halklar›n›n de¤il tüm dünya halklar›n›n köreltilmeye ve bitirilmeye çal›fl›lan umuduna umut olmaya devam ediyor. Y›k›lmaz denilen ve ezilen halk kitlelerine böyle empoze edilen emperyalizmin gerçekte hiçbir anlam ifade etmedi¤i, aslolan›n halk›n direnifli ve örgütlü gücü oldu¤u bu iki direniflte kendisini bir kez daha gösterdi. Irak’ta ABD askerlerine yönelik artan sald›r›lar›n ard›ndan yaflanan korku ve panik, birçok Amerikan askerinin Irak’tan ayr›lma ve ülkelerine gitme taleplerini gündeme getirdi. Ve yine Amerika’da çeflitli çevrelerin yapt›klar› araflt›rma sonucu halk›n yüzde yetmifli ordular›n›n Irak’ta bata¤a sürüklenece¤i düflüncesinde. Yine benzer bir kamuoyu araflt›rmas›n›n yap›ld›¤› ‹ngiltere’de ise halk›n yüzde 67’si, Irak’›n kitle imha silahlar› konusunda Blair taraf›ndan kand›r›ld›¤›na inanmakta. Halk›n nezdinde hiçbir inand›r›c›l›¤› kalmayan emperyalistlerin sald›r›lar›n› meflrulaflt›rmak amaçl› ortaya att›klar› demagojik söylemlerin de hiçbir inand›r›c›l›¤› kalmam›flt›r. Bu sonuç-

lar›n yaflanmas›nda elbette ki Irak’taki direniflin pay›n› gözard› etmemek gerekir. Emperyalist iflgalcilere karfl› yürütülen bu hakl› direnifl hergün biraz daha büyüyerek devam etmekte. Geçti¤imiz günlerde Irak’taki BM üssüne yönelik yap›lan sald›r› emperyalist iflgalciler baflta olmak üzere tüm emperyalist haydutlar› flaflk›nl›¤a itti. Burjuva bas›n›n “bar›fl gücüne yönelik yap›lan hain sald›r›” olarak yans›tt›¤› eylemin, BM’nin Irak’ta kurulan iflgal hükümetini onaylamas›n›n ard›ndan yap›lmas› dikkat çekici bir nokta. Bugüne kadar dünya kamuoyuna bar›fl gücü olarak lanse edilen BM’nin gerçek yüzünü bugüne kadar yaflanan birçok pratikten biliyoruz. 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl›’ndan galip ç›kan emperyalistlerin etraf›nda, elde ettikleri galibiyeti kal›c› k›lmak için oluflturulan Birleflmifl Milletler’in 25 Nisan 1945’te imzalanan BM Sözleflmesi’nin esaslar› “bar›fla karfl› tehditleri savuflturmak; uluslar aras›nda dostça iliflkiler gelifltirmek; ekonomik, sosyal, kültürel alanlarda iflbirli¤i sa¤lamak...” olarak ifade ediliyordu. Emperyalizmin niteli¤ini ve kurumlar›n›n gerçek ifllevlerini bilmek bir yana, sadece o gün bugündür yaflanan gerçeklere

geçmifl binlerce Arjantinlinin iptal edilmesini istedi¤i af yasalar›yla, 30 bin kiflinin öldürüldü¤ü cunta dönemindeki cinayetlerden sorumlu binlerce faflist cunta üyesi için yarg› ba¤›fl›kl›¤› ilan etmiflti. Cuntan›n ard›ndan özellikle ilk y›llarda çok say›da askeri yetkili, adam kaç›rma, iflkence ve solcu muhalifleri öldürmek suçundan yarg›lanm›flt›. Askerlerin tepkisi üzerine ise, hükümete gelen Alfonsin, af ç›karm›flt›. Henüz cunta döneminde ifllenen suçlarla ilgili davalara yeniden bafllan›p bafllanmamas› karar›n› Yüksek Mahkeme verecekse de, meclisin karar›n›n ard›ndan insan haklar› eylemcileri sevinç gösterisi yapt›. Hükümetteki Peronist parti üyelerinin ço¤u karar lehine oy kullan›rken, af yasalar›n› ç›karan sosyal de-

bakmak dahi BM’nin nas›l “bar›fl gücü” oluflturdu¤unu görmeye yetecektir. ‹craatlar›na Kore Savafl› ile bafllayan ve % 31’lik finansörünün ABD oldu¤u BM, 1988’den bugüne olmak üzere 50 operasyona kat›lm›fl; BM “bar›fl gücünün” ABD’nin yedek gücü olarak bu operasyonlarda milyonlarca insan›n katledilmesiyle y›kamakla temizlenmeyecek kana bulanm›fl ellerini Irak’a uzatt›klar›ndan beri yaflananlar geçmifl örneklerden farkl› olmam›flt›r. Irak halk›na getirilen “bar›fl”, “özgürlük” halk›n kurflunlanmas›, çocuklardan kad›nlara birçok masum insan›n katledilmesi biçiminde olmufltur. Bu gerçekli¤i Irak halk› yaflayarak görmekte ve anlamakta. Direnen Irak halk› BM’yi ve onun getirece¤i “demokrasiyi” istemiyor. Yap›lan sald›r› bir anlamda halk›n bu tepki ve öfkesinin de bir yans›mas›. BM sald›r›s›n›n ard›ndan gündemde olan Irak’a asker gönderme sorununda ise sad›k uflak Türkiye d›fl›nda Polonya askerlerini riskli bölgelerden çekerken Tayland, bu sorunu yeniden düflüneceklerinin karar›n› ald›lar. TC yetkilileri ise yapt›klar› aç›klamalarda bu tarz sald›r›lar›n kendileri aç›s›ndan bir cayd›r›c›l›k etkisi yaratmad›¤›n› söyleyerek Irak’a gönderilmek üzere bir tabur askerin haz›r hale getirilece¤inin aç›klamas›n› yapt›. Ve milletvekillerini de uyararak bir tezkere krizi daha yaflamak istemedi¤inin ültimatomunu verdikten sonra ABD’li yetkililerle görüflme trafi¤ini art›rd›.

mokratlar aleyhte oy kulland›lar. Meclis 1986 ve 1987’de, yeni darbe endiflesiyle, cuntac›lara iki af yasas›n› ç›karm›flt›. Sosyal demokrat devlet baflkanlar› Raul Alfonsin ve Carlos Menem iki af yasas›na onay vermiflti. Bu yasalar›n iptal edilmesi durumunda insan haklar›n› ihlal eden askerlere karfl› binlerce dava aç›labilecek. Yasa, geriye dönük olarak iflletilebilecek ve kuramsal olarak flüphelilerin yeniden mahkemeye ç›kar›lmalar› sa¤lanabilecek. Yasalar, Arjantinli cunta lider ve üyelerini sonuçta affetse bile Arjantin ve dünya halklar›, diktatörleri hiçbir zaman unutmazlar ve affetmezler. Sonuç olarak onlar› yarg›layacak olan halklard›r.

Ortado¤u planlar›na ‹ran’› da dahil etmifl olan ABD, k›sa zamanda bu sald›r›y› ertelemifl gözüküyor. Irak’ta yaflad›¤› handikap›n benzerini burada yaflamak istemeyen ABD yetkilileri Irak’ta oluflan ç›kmaz› aflma çabalar› içerisinde. fiimdilik umut, TC ordusuna ba¤lanm›fl durumda. Gerilla mücadelesine karfl› bölgedeki en uzmanlaflm›fl ve e¤itilmifl ordu durumunda olan TC ordusunun Irak’ta yaflanan ç›kmaza ne kadar çözüm olaca¤› kendini önümüzdeki günlerde gösterecek. Irak halk›n›n hakl› ve meflru mücadelesini kanla bast›rma arzusu içinde olan emperyalist güçler ve uflaklar›n›n bu hakl› direnifl karfl›s›nda yenilgiye u¤ramaya mahkum oldu¤unu tarih bir kez daha gösterecek. Halk›n birleflik örgütlü mücadelesinden korkan emperyalistler ve onlar›n gerici kurum ve kurulufllar› ve uflaklar› bu tarihsel süreçten yenilgiyle ç›kt›klar›n› bir gün dünya kamuoyuna aç›klamak durumunda kald›klar› zaman bugünden halk›n umudunu mayalayan bu direnifl, dünyan›n birçok yerinde sesine ses ve gücüne güç katm›fl olacak. ‹flte bu yüzden bugünden Irak halk›n›n hakl› direniflini sahiplenmek ve büyütmek için Irak’a asker göndermeye karfl› tüm alanlarda sesimizi yükselterek bu süreçte yap›lan tüm hak alma eylemlerinin içinde bu hakl› talebi dillendirerek büyütelim. Unutmayal›m ki yenilmeye mahkum olan emperyalizme karfl›, gerçek güç halklar›n örgütlü birleflik mücadelesidir.


24

29 Ağustos-11 Eylül 2003

16

O, iyi bir örgütçü, iyi bir eylem adam›yd›! AL‹ GEÇGEL’‹N ANISINA Kimi flehit yoldafllar› k›sa bir yaz›yla anlatmak zordur. Kocaman bir ömürlerini, özellikle siyasal mücadele ömürlerini bütün boyutlar›yla anlatmak mümkün de¤ildir. Ali Geçgel yoldafl ile 1974 sonlar›nda ‹zmit’te tan›flt›m. ‹ki y›la yak›n sorumlulu¤unda birlikte çal›flt›m. Arada bazen ‹. Hano¤lu yoldaflla iliflki sürdürdü. O zamanlar teorik olarak pek fazla birikime sahip de¤ildi. Ama kavrad›¤› kadar›yla iyi bir propagandac›yd›. Toplumlar›, s›n›f ve s›n›f savafl›m›n›, Marksizmin, partinin yaklafl›m›n›, devrimin niteli¤i, yolu ve gelecek toplumu yal›n bir dille anlat›rd›... Siyasal propaganda ve ajitasyonlar paralelinde onlar›n rotas› ›fl›¤›nda düflmana yönelik sabotaj ve askeri eylemler yapmaya önem verirdi. Böylece siyasal ve pratik faaliyetler içinde geliflece¤i, tecrübe kazanaca¤›, birbirini tan›ma ve birbirine güvenin böyle pratik faaliyetler içinde olaca¤›n›, geliflece¤ini insanlar›n da böyle canl› pratik içinde tan›naca¤›n› ve ne derece güvenilip güvenilmeyece¤inin ancak böyle ortaya ç›kaca¤›n› bilince ç›karm›flt›... Ali Geçgel yoldafl, sadece iyi bir örgütleyici de¤il ayn› zamanda iyi bir eylemci, iyi bir askerdi. O dönemler partimizin resmi bir üyelik statüsü yoktu. Ama O s›radan bir üye de¤il bir kadro statüsündeydi. Örgütümüzün yükünü faaliyet yürüttü¤ü bölgede omuzlayan kadrolar›m›zdand›.... O dönem 7.65, Barabellum ve kötü bir Tomson marka silah›m›z vard›. O bu

silahlar› iyi kulland›¤› gibi elinin alt›ndaki silahlar› di¤er yoldafllara tan›tma ve kullan›m›n› ö¤retme, onlar› at›fla götürme, henüz pimli elektrikli bomba çeflitlerini bilmese de fitilli bomba yap›m›n› ö¤retmeye ve kullanmaya önem veriyordu. Ali yoldafl, çok so¤ukkanl› biriydi. O dönemler yaz›lama vb. türü eylemler s›k s›k yap›l›rd›. Derince, Tütünçiftli¤i, Yar›mca’n›n içi ve ‹zmit’in kenar semtlerinde gece bekçilerini yakalar, silahlar›n› al›rd›k. Sabaha do¤ru yaz›lama eylemimizi bitirdikten sonra silahlar›na el koyarak gece bekçilerini serbest b›rak›rd›k. Tabi tutuklad›¤›m›z bekçiyi eylem süresince yan›m›zda dolaflt›r›rd›k ve Ali onlara propaganda yapar, ad›n›, nereli oldu¤unu ve ailesinin durumunu sorar, s›radan ve yoksul biriyse yaz›lama sonras› bir soka¤›n köflesine getirir ve ona flöyle derdi: “Bak ac›d›k, seni vur-

GECEKONDU fiEH‹TLER‹ ÖLÜMSÜZDÜR!

“Önümüzdeki iki adam› panzer ezdi. Polisler bunun üzerine halka sürekli atefl etmeye bafllad›. Halktan yaralananlar, ölenler oluyordu. Ondan sonra polislere uzun namlulu silahlar geldi. Silahlarla taramaya bafllad›lar. Bunlar vatandafl de¤il. Bunlar Mao’nun çocuklar› diyorlard›” (Bir

görgü tan›¤›) 2 Eylül 1977’de Ümraniye 1 May›s mahallesinde yapt›klar› gecekondular›n y›k›lmas›na direnen halka panzerlerle adeta savafl açan faflist devlet, sald›r›da Proletarya Partisi üyelerinden Hüseyin Aslan, Hüseyin Çaparo¤lu, Cuma Gül, Hasan

mad›k. Sen yoksulsun. Senin de ç›kar›n devrimdedir. fiimdi düflmanlar›m›za hizmet etsen de yoksul oldu¤un için senin ç›kar›n devrimdedir. Asl›nda sen de devrimcisin. Bize dost olmal›s›n” ve bunlar› anlatt›ktan sonra ona silah›n› geri verip arkas›na bakmadan uzaklaflmas›n› söylerdi. O dönem silah›n› devrimcilere kapt›ranlar› ya görevden al›r, ya silah paras›n› al›r ya da sürgün ederlerdi. Bu yüzden yoksul ve demokrat olanlar›n, mecburiyetten ötürü bekçilik yapanlar›n silahlar›n› geri verirdik. Amac›m›z onlar› tarafs›zlaflt›rmak ve devlete olan güvenlerini sarsmakt›... Ali yoldafl›n bu eylemlerde polis ve sivil faflistlerle çat›flt›¤› çok zamanlar da olmufltur. Hiç unutmam bir gün, Tütünçiftli¤i’nde E-5 Karayoluna bakan duvarlara yaz›lama yapt›ktan sonra bir ara soka¤a girdik. Köflede henüz kapanmam›fl bir kahvehanenin duvar›na yaz› yaz›yoruz. Ben silah çekerek kahvehanedekileri kontrol alt›na ald›m. Ali yoldafl d›flar›y› kolluyor, bir yoldafl da yaz›lama yap›yordu. Saat geç oldu¤u ve kahvehanenin kapat›lmas› için uyarmaya gelen bir bekçi, yaz›lama yapan yoldafl›m›z› görüyor. Yaz›lama yapan yoldafl gayet kendinden emin bir flekilde yaz›lamas›n› yap›yor ve yaz›lamaya dald›¤› için bekçiyi fark etmiyor. Bekçi de yoldafl› yaln›z san›p silah›n› çekerek yaz›lama yapan yoldafl›n kolundan yakal›yor. Bu arada kahvehanedeki yoldafl› da kollamak için bir köfleye sinen Ali yoldafl, durumu fark ediyor ve bekçiye “etraf›n sar›l› haberin var m›? E¤er k›-

p›rdarsan vururum” diyor ve bekçi bunun üzerine yoldafl›m›z› b›rak›p ellerini kald›r›yor.... Ali yoldafl, 1976-77 y›llar› aras›nda Adapazar›’›nda faaliyet yürütürken de tank bak›m fabrikas›, fleker fabrikas› gibi flehirlerde iflçi s›n›f› içindeki örgülenmeye önem veriyordu... Adapazar›’nda da yaz›lama, bombalama gibi militan eylemleri vard›r. 1977 sonu 78’de ‹zmir’de faaliyete atan›nca orada da ayn› nitelikte faaliyetler yürüttü. Ve son olarak polisle girdi¤i çat›flmada yaral› olarak yakalan›p a¤›r iflkenceler alt›nda katledildi. Parti gelene¤ini sürdürerek iflkenceci cellatlara onlar›n inlerinde onlara meydan okudu ve önder yoldafl› ‹. Kaypakkaya gibi ser serip s›r vermeden flehit düfltü. (Bir yoldafl›) SER VER‹P SIR VERMED‹LER Ali Geçgel, yoldafl› ‹brahim Kara ile birlikte 2 Eylül 1980 tarihinde iflkenceci polislerden Fikret Çetin’in cezaland›r›lmas› eylemini baflar›yla yerine getirirler. Olaydan yaklafl›k 1-1.5 saat sonra ‹zmir’in Hatay semtinin Arapderesi mevkiinde arama yapan polis ekipleriyle çat›flmaya girerler. “Teslim ol” ça¤r›lar›na silahla karfl›l›k verirler. Uzun süren çat›flmada, önce ‹brahim Kara, ald›¤› yaralarla flehit düflerken Ali Geçgel sa¤ ele geçirilerek iflkencede katledilir. Olaydan sonra ölüm haberini alan Ali Geçgel’in kardefli Munzur Geçgel, cenazeyi almak için ‹zmir’e gider. Burada gözalt›na al›nan Munzur Geçgel de 9-10 Eylül tarihlerinde iflkencede katledilir.

Y›ld›r›m ve ‹smail Poyraz’› katletti. Yine devrimci Hasan K›z›lkaya, ev kad›n› Müzeyyen Keskin ve H›d›r Ulman adl› bir yurtsever ile 8 yafl›ndaki bir çocuk ve henüz kundakta olan iki bebek de katledildi.

görev ald›. Daha sonra Parti taraf›ndan Amed’de görevlendirildi. Bölgede çeflitli askeri eylemlere imzas›n› att›. Osmaniye Polis Karakolu bask›n› s›ras›nda yaral› ele geçirilerek 8 Eylül 1989’da iflkencede katledildi.

P‹R HASAN KULAÇ Dersim Ovac›k Yaz›ören Köyünde dünyaya geldi. Ekonomik nedenlerden dolay› okuluna devam edemeyince ailesiyle birlikte ‹stanbul’a göç ettiler. ‹flçilik yapt›¤› s›rada Proletarya Partisi’nin düflünceleriyle tan›flt›. Pir Hasan Kulaç, 5 Eylül 1981 tarihinde Ovac›k Mercanlar’da yoldafllar›yla birlikte pusuya düflürülerek ç›kan çat›flmada flehit düfltü.

S‹NAN GÜNEL 1979 y›l›nda Tokat Almus’a ba¤l› Dadukta köyünde dünyaya geldi. Yoksul bir çevrede büyüyen Sinan Günel daha çok küçük yafllarda devrimci düflüncelerle tan›flt›. 96 y›l›nda gerilla saflar›nda yer almak istemesine ra¤men öncelikle bölgede kurye olarak görevlendirildi. Belli bir süre örgütten kopmufl, ailesinin ekonomik durumunun kötü olmas› nedeniyle ‹stanbul’a göçetmifllerdir. ‹stanbul’da tekrar Partiyle iliflkiye geçti. Burada 8 ayl›k bir tutsakl›k yaflam›ndan sonra 1999 ilkbahar›nda gerillaya kat›ld›. ‹ki y›ll›k gerilla yaflam›ndan sonra 2001 y›l›n›n 6 Eylül’ünde Tokat’ta girilen çat›flmada flehit düfltü.

AHMET fiAH‹N 1965’te Elbistan’da do¤du. Ankara’da T›p ö¤renimi gördü¤ü dönemde tan›flt› Proletarya Partisinin düflünceleriyle. Gençlik içinde TMLGB’nin infla görevini üstlendi. Ankara’da kurulan ilk il komitesinde


16

25

“Kitleleri örgütlemeli ve onlarla birleflmeliyiz” Mao

Mao Zedung 26 Aral›k 1893’te Hunan eyaletinde fiaofla Çung’da do¤du. 1911 y›l›nda yeni Cumhuriyetçi Ordu’da 6 ay askerlik yapt›. 1911-18 y›llar› aras›nda ise Hunan bölgesinin baflkenti olan Changsa’da ö¤retmen okuluna gitti. 1918 y›llar›nda Marksizm Leninizm düflünceleriyle tan›flan Mao Zedung, 1921 y›l›nda 12 delege ile Çin Komünist Partisi’nin kuruluflunu ilan etti. 1949 Çin devrimi ve yaflam›n›n sonuna kadar mücadelesini sürdürdü. Marksizm Leninizme felsefe, ekonomi politika ve bilimsel sosyalizm konular›ndaki katk›lar›ndan dolay› Marksizmin 5. ustas› olmufltur. Mao Zedung, 9 Eylül 1976’da yaflama veda etti. “...Modern savaflta zafer ya da yenilgi yaln›z ordulara ba¤l› de¤ildir. Özellikle gerilla savafl›nda halk kitlelerinin gücüne dayanmal›y›z, çünkü baflar›y› yaln›z bu yoldan garantiye alabiliriz. Kitlelerin deste¤i ulaflt›rma, yaral›lar›n bak›lmas›, istihbarat, düflman›n yerinin bulunmas› gibi konularda bize büyük avantajlar sa¤lar. Ayn› zamanda düflman yaln›z bafl›na kal›r ve avantajlar›m›z böylece daha da artar. E¤er ifller ters gider de yenilgiye u¤rarsak, kaçmam›z, saklanacak bir yer bulmam›z mümkün olur. Bunun için, kitlelerin örgütlenip bizimle iflbirli¤i yapmad›¤› yerlerde çarp›flmamal›y›z.... Halk kitlelerinin içinde her zaman küçük

ç›karlar› için büyük davay› unutan birçok kifli vard›r. Düflmandan büyük faydalar sa¤layan bu kifliler bilinç d›fl› davran›rlar ve kötünün gücüne destek olurlar. Bu nedenle düflman belli bir yere varmadan önce halk kitlelerinin ruhlar›n› yüceltmek, direnme isteklerini canland›rmak ve sonuna kadar ç›kar peflinde koflmadan, uzlaflmadan ya da kendini satmadan sars›lmaz bir azimle savaflmalar›n› sa¤lamak için elimizden geleni yapmal›y›z. Kitleleri emirlerimizi içtenlikle yerine getirmeleri ve düflmana karfl› direnmek için ordumuzla iflbirli¤i yapmalar› yoluna çekmeliyiz. Ayn› zamanda emirlerin ulaflt›r›lmas›n› kolaylaflt›rmak, köylerin gerekli oldu¤u zaman boflalt›labilmesini sa¤lamak, hainleri temizlemek ve düflman›n onlar› kullanmas›n› önlemek için “düflmana direnme dernekleri”, “ulusal kurtulufl dernekleri” ve di¤er profesyonel örgütler kurmal›y›z.... Gerilla savafl›n›n kesin amac› düflman› silahs›z b›rakmak, savaflma gücünü yoketmek, iflgal etti¤i bölgeleri geri almak ve aya¤›n›n alt›nda ezdi¤i kardefllerimizi kurtarmakt›r. Fakat objektif koflullar ve di¤er çeflitli unsurlar yüzünden bu hedefe eriflilmesinin imkans›zlaflt›¤› zamanlarda kavgadan etkilenmeyen baz› bölgelerin düflman taraf›ndan sessizce kontrol edildi¤i görülmektedir. Bu olmamal›d›r. Bu yüzden bu gibi bölgeleri ekonomik ve politik zarara sokmak ve haberleflme yollar›n› yoketmek için öyle metodlar düflünmeliyiz ki düflman bizim topra¤›m›za girmifl olsa da bundan hiçbir fayda sa¤layamamal› ve geri çekilmeye kendili¤inden karar vermelidir. Gerilla savafl›nda “Ne toprak kazanmak sevinmek için, ne de toprak kaybetmek üzülmek için bir sebeptir” prensibini ak›lda tutmal›y›z. Kent ya da toprak kaybetmenin hiç önemi yoktur. Önemli olan düflman› y›kacak metodlar› bulabilmektir. Düflman›n etken gücünü azaltamazsak, kentleri ele geçirsek bile elde tutamay›z. Bunun yan›s›ra, gücümüz yetersiz oldu¤u zaman kaybetti¤imiz kentleri geri alma umudumuz her zaman için vard›r. Kentleri sonuna kadar savunmak, do¤ru de¤ildir. Çünkü bu kendi etken gücümüzü bofl yere harcamaya yol açar.” (Mao Zedung-Halk Savafl›nda Temel Taktikler)

29 Ağustos-11 Eylül 2003

Vietnam Devrimi’nin Önderi: HO CH‹ M‹NH Vietnam’da ba¤›ms›z ve demokratik Vietnam devletinin, Vietnam demokratik cumhuriyetinin kurucusu olan Ho Chi Minh, 19 May›s 1890’da dünyaya geldi. Bu y›llarda Vietnam, Frans›z sömürgecili¤ine karfl› mücadele yürütüyordu. Çocuklu¤u ve ailesi hakk›nda yeterli bir bilgi yoktur. Ho Chi Minh kiflileri putlaflt›rma e¤iliminin her türlüsüne karfl› ç›kt›¤› için kendisi üzerine kitap yaz›lmas›na karfl› ç›km›flt›r. Fransa’da ö¤renim gören Ho Chi Minh, bir süre Frans›z Komünist Partisi saflar›nda mücadele yürüttü. Daha sonra ülkesine dönerek Vietnam Komünist Partisini kurdu. Kuzey Vietnam devletinin kurulufluna kadar yürütülen gerilla mücadelesine önderlik etti. 1954’te cumhurbaflkan› seçilen Ho Chi Minh, 3 Eylül 1969 tarihinde yaflama veda etti. HO CH‹ M‹NH’‹NVAS‹YET‹... “Amerikan sald›r›s›na karfl› yurtseverce mücadelemizde kuflkusuz daha pekçok güçlüklerle karfl›laflaca¤›z, ama eninde sonunda zafer mutlaka bizim olacakt›r.... Amerikan sald›r›s›na karfl› direnifl savafl› daha uzayabilir. Yurttafllar›m›z can ve mal kay›plar› gerektiren daha birçok özveriliklere katlanmak zorunda kalabilirler. Ama her ne pahas›na olursa olsun, Amerikan sald›rganlar›na karfl› sonuna dek, kesin ve tam zafere dek çarp›flmaya kararl› olmal›y›z... Yenmek zorunda oldu¤umuz güçlükler ve yoksunluklar ne olursa olsun, halk›m›z mutlaka muzaffer olacakt›r. Amerikan emperyalistleri mutlaka defolup gidecektir. Yurdumuz mutlaka yeniden birleflecektir. Kuzeydeki ve Güneydeki yurttafllar›m›z mutlaka ayn› çat› alt›nda toplanacaklard›r. Ülkemiz kahramanca bir savafl sayesinde iki büyük emperyalizmi -Frans›z ve Amerikan

“Tüm yaflam›m boyunca, tüm yüre¤imle, tüm gücümle, yurda, devrime ve halka hizmet ettim. fiimdi, bu dünyadan ayr›lmam gerekirse vicdan›m rahat ayr›laca¤›m. Yaln›z daha uzun süre ve daha çok hizmet edemedi¤ime üzülece¤im.” emperyalizmlerini- yenmifl ve ulusal kurtulufl hareketine flerefli bir katk›da bulunmufl küçük bir ulus olman›n büyük onuruna hak kazanacakt›r.... Ömrüm boyunca tüm yüre¤imle, tüm gücümle yurduma, devrime ve halk›ma hizmet ettim. fiimdi bu dünyadan ayr›lmak zorunda kal›rsam, vicdan›m rahat gidece¤im, yaln›zca daha uzun süre ve daha çok hizmet edemedi¤ime üzülece¤im. Ölümümden sonra, halk›n vaktini ve paras›n› israf etmemek için büyük cenaze törenleri düzenlemekten kaç›nmak gerekir... Son dile¤im, tüm partimizin, tüm halk›m›z›n, kavga içinde kenetlenmifl bir halde, bar›flç›, birleflik, ba¤›ms›z, demokratik ve mutlu bir Vietnam yaratmalar› ve dünya devrimine onurlar›na yarafl›r bir katk›da bulunmalar›d›r.”

Tarihten Notlar...Tarihten Notlar...Tarihten Notlar...Tarihten Notlar...Tarihten Notlar... 30 A¤ustos 1995: Erdal Y›ld›r›m, Ankara Ovac›k’ta Turgut Alt›nok çetesince öldürüldü. 1 Eylül 1987: 12 Eylül sonras› hapishanelerdeki bask›lar› protesto etmek için tutsak yak›nlar› ve aileleri ‹stanbul’dan Ankara’ya gitmifll e r d i . TBMM’ye diDidar fiensoy lekçe vermek için toplanan ailelerin aras›nda devrimci bir tutsa¤›n ablas› olan Didar fiensoy da bulunuyordu. Bütün direnifllerde en önde yer

alan Didar fiensoy, Meclis önünde yap›lan eylemde “Dünya Bar›fl Günü”nde polisin sald›r›s› sonucu yaflam›n› yitirdi. 1 Eylül 1939: II. Emperyalist Paylafl›m Savafl› bafllad›. Savafl›n bafllad›¤› gün Birleflmifl Milletlerce 1984 y›l›nda Dünya Bar›fl Günü ilan edildi. 9 Eylül 1944: Bulgaristan Nazi iflgalinden kurtuldu. 10 Eylül 1920: Mustafa Suphi ve Ethem Nejat önderli¤inde Bakü’de biraraya gelen Türkiyeli komünistler, 10 Eylül 1920’de ilk kongrelerini yaparak Türkiye Komünist Partisi’ni kurdular. Genel Baflkanl›¤a Mustafa Suphi getirildi. 4 Eylül 1993: DEP milletvekili Mehmet Sincar, Batman’a heyetle birlikte giderken öldürüldü.

11 Eylül 1973: fiili’de CIA’n›n deste¤inde gerçeklefltirilen faflist darbe sonucu yaklafl›k 40 bin kifli öldürüldü. 2 Eylül 1945: Vietnam halk› Frans›z sömürgecili¤ine karfl› savafl›rken ikinci emperyalist paylafl›m savafl› bafllar›nda Japonya’n›n iflgaline maruz

kald›. Ho Chi Minh önderli¤inde Japonlara ve sömürgecilere karfl› savaflan Vietnam halk› 2 Eylül 1945’te Güneydo¤u Asya’daki ilk Demokratik Halk Devletini Vietnam Demokratik Halk Cumhuriyetini kurdular.


29 Ağustos-11 Eylül 2003

26

16

Emperyalist sald›rganl›k k›skac›nda

KADINLAR Sadece Irak’a asker göndermek için de¤il, o¤ullar›m›z›n, k›zlar›m›z›n, evlatlar›m›z›n emperyalist sistemin devam› için kullan›lmas›na izin vermeyelim. Bu Irak’ta asker istemi olsun, uyuflturucu, fuhufl bata¤›na itilmek olsun, kahve bilardo köflelerinde beyinlerin y›kanmas› olsun her türlü emperyalist sistemin sald›r›s›na izin vermeyelim. Devlet bir kez daha emperyalizme uflakl›kta görevlerini yerine getirmenin bir sonucu olarak Irak’a asker göndermeye haz›rlan›yor. Türk hakim s›n›flar› Irak’a asker göndermenin propagandas›n› çeflitli bahaneler alt›nda yürütürken, bir yandan da halk›m›z gün geçtikçe yaflam koflullar›n›n a¤›rl›¤› alt›nda ezilmeye devam ediyor. Yan›bafl›m›zda bir halk›n katledilmesine ise gözlerimizi kapat›p, “bahane” diyemeyece¤imiz ise ortadad›r. Emperyalistlerin Irak’ta bafllatt›klar› askeri ve siyasi sald›rganl›¤›n ilk gününden beri dile getirdi¤imiz gibi bu sald›rganl›¤a flu anda ise dönüflen iflgale onay vermek, yard›m etmek, destek vermek katliama da ortak olmak demektir. Emperyalist ç›karlar için kullan›lmak demektir. Özellikle bu noktadan hareketle yaz›m›zda kad›nlar›m›za bu yönde seslenmek istedik. Art›k Irak’a yap›lan sald›r›n›n gerçek sebebini hepimiz biliyoruz. Hergün bu sald›r›dan masum çocuk, kad›n, yafll›-genç insanlar›n ölüm haberlerini al›yoruz. Çok yak›ndan izledi¤imiz bu iflgal görüntülerine hepimiz tan›kl›k ediyoruz. Bunun için ABD ve ‹ngiliz emperyalizmi öncülü¤ünde 90 ülkeden iflgale ortakl›k için asker istendi bile. Özellikle burada kad›nlara seslen-

memizin nedenini san›r›z anlatabilmiflizdir. Bugün evlatlar›m›z›n, çocuklar›m›z›n babalar›n›n kan› pazarlan›yor. Ve biz buna izin verecek miyiz? Ne yapabiliriz demeyelim. Milliyetçi duygularla kafalar›m›z›n buland›r›lmas›na izin vermeyelim. Emperyalist sistemin devam›n› sa¤lamak için bizim kan›m›za göz dikilmifl, kan›m›z›n dökülmesine, kardefl bir halk›n katledilmesi için sat›lmam›za izin vermeyelim. Lenin’den bir al›nt› yaparsak, kad›nlar o¤ullar›m›za, efllerimize, kardefllerimize flöyle seslenelim; “Yak›nda büyüyeceksin. Sana bir tüfek verecekler. Onu al ve savafl sanat›n› iyi ö¤ren. Bugünkü savaflta yap›ld›¤› gibi ve sosyalizme ihanet edenlerin sana önerdikleri gibi kardefllerine, di¤er ülkelerin iflçilerine atefl etmek için de¤il ama sömürüye, sefalete, savafllara zarars›z dileklerle de¤il, burjuvaziyi yenerek ve onu silahs›zland›rarak bir son vermek amac›yla kendi öz memleketinin burjuvazisine karfl› savaflmak üzere proleterler için gerekli bir bilimdir savafl sanat›.” Bugün Irak iflgali ile somutlanan emperyalizme hizmet etme olgusunu genellefltirelim. Sadece Irak’a asker göndermek için de¤il, o¤ullar›m›z›n, k›zlar›m›z›n, evlatlar›m›z›n emperya-

list sistemin devam› için kullan›lmas›na izin vermeyelim. Bu Irak’ta asker istemi olsun, uyuflturucu, fuhufl bata¤›na itilmek olsun, kahve bilardo köflelerinde beyinlerin y›kanmas› olsun her türlü emperyalist sistemin sald›r›s›na izin vermeyelim. O¤ullar›m›z›, evlatlar›m›z› bu ülkenin, halklar›n kurtuluflu için mücadele vermesi için yetifltirelim. Lenin’in söyledi¤i gibi elimizde varolan silah›m›z› iyi kullanal›m. Bu silah örgütlenmedir, bu silah emperyalist sistemi y›kmak için yegane yo-

lumuz ideolojimizdir. Bilimdir silah›m›z. Evlatlar›m›z›n ellerine tutuflturulmaya çal›fl›lan ve kardefl bir halk›n katledilmesi anlam›na gelen bu silah› bilimle tan›malar›n› sa¤layal›m. Emperyalizme asker yetifltirmeyelim. Emperyalizme, burjuvazi s›n›f›na karfl› savaflmak için onlar› proletaryan›n ideolojisi ile silahland›ral›m. Emperyalist sald›rganl›kta rol almak onay vermek yerine, haks›z savafllar›n ortas›nda durmak yerine hakl› savafllar›n öznesi olal›m

Irakl› kad›nlar artan tecavüz olaylar›n› protesto etti Tecavüz tüm haks›z savafllarda kad›nlar›n üzerinde ve as›l olarak toplum üzerinde kullan›lan bir iflkence arac› iken, sonuçlar› anlam›nda da en çok tahribat yaratan sald›r›lardan biridir. Birincisi sadece kad›n› de¤il tüm toplumu hedef almakta ve net say›lara gerici toplumsal yarg›lar yüzünden asla ulafl›lamamakta ve sorumlular cezaland›r›lmamaktad›r.

ABD emperyalizminin Irak’a sald›r›s› ve ard›ndan da iflgali ile birlikte bir yandan Irak halk›n›n örgütledi¤i hakl› direnifl devam ederken bir yanda da halk›n çeflitli kesimlerinin hoflnutsuzlu¤u sürüyor. Bu hoflnutsuzluk ayn› zamanda dünya kamuoyunda Irak’a düzen, demokrasi vb. getirece¤ini iddia eden ABD emperyalizminin gerçek yüzünün teflhir olmas› anlam›nda önemlidir. Irak’ta halk›n en temel ihtiyaçlar› dahi karfl›lanmazken ayn› zamanda ülkedeki kaos ortam› ise her gün biraz daha art›yor. Su ve elektrik ihtiyaçlar›n› dahi do¤ru dürüst karfl›layamayan Irak halk›n›n yaflad›klar› emperyalizmin hiçbir yere düzen, hizmet vb. getirmeyece¤inin canl› flahidi duru-

munda. Zaten y›llard›r ABD emperyalizminin ambargosu alt›nda ezilen, en temel hizmetlerden yoksun kalan Irak halk›, bir yandan ABD’nin bu ihtiyaçlar› karfl›lamayaca¤›n› görürken ayn› günlerde ABD’de yaflanan elektrik kesintisi ise iki ülke halk› aras›ndaki derin uçurumu görmek istemeyenlerin dahi gözlerine soktu. Y›llard›r bu s›k›nt›lar içinde yaflamaya çal›flan Irak halk›n›n yan›nda ABD’de yaflanan bir günlük elektrik kesintisi tüm halk›n s›k›nt› içerisinde sokaklara dökülmesi ile sonuçland›. Bizim bu yaz›m›zda ifllemek istedi¤imiz as›l konu ise esas olarak Irak’ta artan olaylar›n yan›nda bir de kad›nlar üzerinde artan ve bir türlü kontrol alt›na al›namayan tecavüz olaylar›. Yap›lan araflt›rmalar ABD’nin Irak’› iflgal ederek düzen ve nizam getirdi¤ini iddia etti¤i

günden bugüne Irak’ta 400 kad›n›n, sokak ortas›nda kaç›r›larak tecavüze u¤rad›¤›n› gösteriyor. Sokakta yürürken ya da her hangi bir ihtiyac›n› karfl›lamak için d›flar› ç›kan kad›nlar› art›k yeni bir tehlike bekliyor. O da her an her yerde kaç›r›larak tecavüze u¤ramak tehlikesi. 25 A¤ustos günü Ba¤dat’ta Firdevs Meydan›’nda toplanarak bu konuda bir aç›klama yapan kad›nlar, art›k bu olaylara karfl› bir önlem al›nmas›n› ve tecavüze karfl› yasal önlemlerin artt›r›lmas›n› istedi. Asl›nda tespit edilen 400 rakam›n›n daha fazla oldu¤unu ancak birçok kad›n›n yaflad›klar›n› aç›klayamad›¤›n› belirten Irakl› kad›nlar, iflgalin sonuçlar›n› flimdi de bu flekilde yafl›yor. Tecavüz tüm haks›z savafllarda kad›nlar›n üzerinde ve as›l olarak toplum üzerinde kullan›lan bir iflkence arac› iken, sonuçlar› anlam›nda da en çok tahribat yaratan

sald›r›lardan biridir. Birincisi sadece kad›n› de¤il tüm toplumu hedef almakta ve net say›lara gerici toplumsal yarg›lar yüzünden asla ulafl›lamamakta ve sorumlular cezaland›r›lmamaktad›r. Sald›r›lar an›nda iflgalci ve sald›rgan askerlerin tecavüzlerine hatta zevk arac› olarak kullan›m›na maruz kalan kad›nlar, iflgal s›ras›nda ise oluflan toplumal kaosta sadece askerlerin de¤il duygular› bast›r›lm›fl insanlar›n da tecavüz ve sald›r›lar›na maruz kalabilmektedir. Ama as›l sorun tecavüzü kimin yapt›¤› de¤il kad›nlar›n bu sorunlarla baflbafla kalmalar› ve buna ortam yaratan koflullard›r. Aç›kt›r ki Irak’ta iflgalden önce de bu tür vakalar yaflanm›flt›r. Ancak bugün ulafl›lan bu rakam, iflgalin yaratt›¤› sosyal, toplumsal boyutu herkese göstermektedir. Say›n›n bu aflamaya ç›kmas› sadece ve sadece iflgalin yaratt›¤› y›k›md›r.


27

16

29 Ağustos-11 Eylül 2003

Devrim yürüyüflünde ölümsüzleflen;

YILMAZ GÜNEY Yüzlerce, binlerce y›l yaflayaca¤›z. Yar›n bizim çünkü. Biz ölece¤iz. Ama çocuklar›m›z b›rakaca¤›m›z miras› tafl›yacaklar yüreklerinde. Ve onlar›n yürekleri bizim alt›nda ezildi¤imiz korkular› tan›mayacak…” “Bundan sonra neler yapaca¤›m? Arkadafllar sanat, özellikle sinema sanat› kitleleri etkilemede, kitlelere bilinç tafl›mada, kitleleri belli konular karfl›s›nda uyan›k tutmada çok güçlü bir araçt›r. E¤er bu arac› bir kenara b›rak›rsak, Türkiye devrimine zarar vermifl oluruz. Biz devrimci sinema sanat›n› devrimin ilerletici bir unsuru olarak buradan sonra da kullanaca¤›z. Bu bir. ‹kincisi görüfllerim do¤rultusunda, inançlar›m do¤rultusunda Türkiye devrimci hareketinin birli¤ini sa¤lamak için tüm gücümle çal›flaca¤›m. Türkiye’de çeflitli milliyetlerden halk› örgütlemeden, bölünmüfllü¤ü birli¤e çevirmeden devrimin yap›laca¤›na inanm›yorum. Bu nedenle önümüzdeki dönemde kendi ad›ma konufluyorum, her fleyi yeniden düflünmek, her fleyi yeniden tartmak ihtiyac›n› duyuyorum. Bu Marksizmin yeniden gözden geçirilmesi, Marksizmin yeniden düflünülmesi de¤il Marksist temelde her

fleyin gözden geçirilmesi biçiminde anlafl›lmal›d›r…” Marksist temelde müdahale edebilmek, yaflam›n›n en önemli araçlar›ndan biri olan bir sanatç›yd› Y›lmaz Güney. Devrim inanc› devrim yürüyüflünde kitleleri bilinçlendirmek için sanat› özellikle de sinema sanat›n› seçmiflti. Halk›n sorunlar›, ülke gerçekli¤ini perdeye tüm ç›plakl›¤› içinde yans›tt›¤› için sürgünlerle, bask›larla geçti neredeyse tüm yaflam›. “Ülkenin en kötü cezaevinin en kötü hücresi, baflka bir ülkenin en rahat yerlerinden daha iyidir” diyordu kendi döneminde sürgünlerle, bask›larla yüz yüze kalan ve mültecili¤i seçen insanlara. Buna ra¤men 1981 y›l›nda o çok sevdi¤i ülkesini terk etmek zorunda kald›. Ama gitti¤i yerlerde bofl durmad›. Sorunlar› kilometrelerce uzakta oldu¤u gibi yans›tmaya devam etti. “Duvar” bu dönemlerin en güzel örne¤idir. Y›lmaz Güney, 9 Eylül 1984’te

ANDLAR’DAN TOROSLARA UZANAN

MÜZ‹K fiÖLEN‹

16 A¤ustos’ta Harbiye Aç›khava Tiyatrosu’nda Anadolu ve fiili ezgileri birbiriyle birleflti. Mo¤ollar, Grup Yorum ve ‹nti-Illimani’nin ortak konserinde halklar›n kültüründen oluflan ezgiler Andlardan, Toroslara uzanan bir köprü oluflturdu. Konserde ilk olarak sahne alan Mo¤ollar, be¤eniyle dinlendi. Mo¤ollar, 6-7 Eylül’de Coca-Cola taraf›ndan düzenlenen Rock’n Coke festivaline alternatif olarak yapacaklar› Bar›fla Rock konserinin duyurusunu da yapt›. Mo¤ollar›n ard›ndan Grup Yorum, konuk sanatç› olarak sahne ald›. Türkü ve marfllar›yla kitleyi coflturan Yorum’un ezgilerine kitlenin “Zindanlar boflals›n, tutsaklara özgürlük”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala”, “Yaflas›n Ölüm Orucu direniflimiz”, “Katil ABD Ortado¤u’dan defol” sloganlar› efllik etti. Yorum’un ard›ndan sahne alan Inti-Illimani, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” ve “El pueblo unido, james sera vencido” (Örgütlü halk asla yenilmez) sloganlar›yla karfl›land›. Inti-Illimani, yaklafl›k iki saat boyunca sahnede kalarak And da¤lar›ndan, ‹nka ve Maya ritmlerinden, Küba ve Afrika’ya uzanan bir müzikal flölen sundu. Konserin sonunda, Yorum ve Mo¤ollar elemanlar›yla birlikte “El Pueblo Unido” flark›s›n› söyleyen Inti-Illimani’ye tüm kitle ayakta ve yumruklar› havada efllik etti. Konser Inti-Illimani’nin ‹spanyolca Venseremos’uyla dinleyicilerin Türkçe Venseremos’u (Kazanaca¤›z) gökyüzünde birbirine kar›flt›. (‹stanbul)

Paris’te yaflama veda etti. Ama mücadeleye de¤il. 74 Nisan’›nda Selimiye k›fllas›ndan yazd›¤› mektup mücadeleye gönül verenler için bir miras niteli¤indedir. “Nüfus ka¤›d›na göre bugün 38 yafl›na girdim. Önümüzde denenmemifl ac›larla dolu kim bilir kaç y›l kald›. Hayat› kendim için yaflam›yorum. Ac›lara kendim için katlanm›yorum. Ve korkmuyorum hiçbir fleyden. Bafl›ma gelecekleri de biliyorum. Yüzlerce, binlerce y›l yaflayaca¤›z. Yar›n bizim çünkü. Biz ölece¤iz. Ama çocuklar›m›z b›rakaca¤›m›z miras› tafl›yacaklar yüreklerinde. Ve onlar›n yürekleri bizim alt›nda ezildi¤imiz korkular› tan›mayacak…”

CAN YÜCEL MEZARI BAfiINDA ANILDI 8. Datça Knidos Kültür ve Sanat Topluluk da¤›lmak üzereyken YüEtkinlikleri kapsam›nda ünlü flair cel’in efli Güler Yücel yar›m saatlik Can Yücel, ölümünün 4. y›l›nda me- gecikme ile mezarl›¤a geldi. zar› bafl›nda sevdikleri taraf›ndan Can Yücel’in sa¤l›¤›nda devaml› an›ld›. Can Yücel’in mezar› bafl›nda gitti¤i Eski Datça’daki Muhtar›n gerçekleflen anma töreniKahvesi’nde halk fliiri ne; Yücel’in efli Güzel üzerine yap›lan söylefliYücel, çocuklar› Güler ye ise çok say›da sanatç› Sevenleri Yücel ve Su Yücel, Datça kat›ld›. Yine ayn› yerde Belediye Baflkan› Erol ölümünün 4. daha sonra da “Bilim ve Karakullukcu, flairlerden üzerine Vecdi Say›l›nda Can sanat” Orhan Alkaya, Sezai Sayar, Gündüz Vassaf ve r›o¤lu ile birlikte çok sa- Yücel’i mezar Hasan Yücel birer koy›da sanatç› ve Can Yünuflma yapt›. Ayr›ca Su bafl›nda cel’in sevenleri kat›ld›. Yücel’in, babas›n› ve fliand›lar. Yücel’in mezar› bafl›nda irlerini tual üzerinde birbir konuflma yapan Vecdi lefltirerek anlatt›¤› resim Sayar, Can Yücel’in sergisinin aç›l›fl› yap›ld›. ölümsüzleflti¤ini belirterek “Can BaCan fienli¤i etkinlikleri ayn› geba’y› ne kadar anlatsak azd›r. En iyi ce ba¤lama virtüözü Arif Sa¤ ile anlat›m› ise fliiri ile olur” dedi. fiair Lübnanl› Marcel Khalife’›n birlikte Sezai Sar›o¤lu ise, Can Yücel’e ait sahne alaca¤› ‘Kültürler Buluflmas›’ ‘Buluflmak Üzere’ isimli fliiri okudu. konseri ile devam etti. (D‹HA)


29 Ağustos-11 Eylül 2003

28

16

Tekstil iflkolunda sömürüye karfl› örgütlenelim! Tekstil iflkolunda uyuyan bir dev vard›r. Hiçbir örgütlülük olmad›¤› için iflçiler patronlar karfl›s›nda güçsüzdür. Ve bugün tekstil iflçileri “bu ifl böyle gitmez” diyerek alternatif birfleyler ar›yorlar. ‹stanbul Yenibosna’da geçti¤imiz aylara kadar üretimin devam etti¤i Fultex’den at›lan iflçilerle yapt›¤›m›z söylefli de bu gerçe¤i gösteriyor.

Tekstil ortam›nda müthifl bir sömürü var. Genelde do¤rudan köyden gelenler direkt tekstil ortam›na giriyor. Burada çal›flanlar›n ço¤u e¤itimsiz insanlard›r ve tekstilde afl›r› derecede pop-arabesk müzik dinletilerek bu insanlar kendi sorunlar›na duyars›z hale getirilmeye çal›fl›l›yor. ‹flçiler birbirleriyle yar›flt›r›l›yor. Gelen flefler olsun, patronlar olsun “bak di¤er arkadafl›n nas›l h›zl› çal›fl›yor. Sen de h›zl› h›zl› çal›flsana.” O insan› biraz daha överek, bak o 100 tane ç›kard› da sen ç›karamad›n” diyerek yar›fla sokuyor. O iflçi de kendini daha fazla tüketti¤inin fark›nda de¤il. Bunlarla çok karfl›laflt›k.

Sömürünün en yo¤un oldu¤u iflkollar›ndan biri olan Tekstil sektörü, örgütlenmenin de en çok ihtiyaç duyuldu¤u alanlardan biridir. Özellikle devletin bask›s› ve ekonomik nedenlerden dolay› büyük flehirlere göçmek zorunda kalan insanlar›n büyük bir k›sm› eme¤inin karfl›l›¤›n› almadan tekstilde çal›flmaktad›r. Ve burada çal›flanlar›n büyük bir k›sm›n›n hiçbir sosyal haklar› yoktur. Maafllar çok düflüktür ve patron istedi¤i zaman iflçiler çal›flmak zorundad›r. Sendikal örgütlülük ise yok denilecek kadar azd›r. Varolan sendikalar da iflçilerin kendi deyimiyle sar› sendikad›r. Hal böyle olunca patronlar çok rahat olarak iflçileri sömürebilmektedir. Bu azg›n sömürüyle birlikte iflçiler, patronun hakaret ve küfürleriyle de karfl› karfl›yad›r. Hiçbir alternatif göremeyen ve bu nedenle çal›flmaktan baflka “çaresi” olmayan milyonlarca iflçi, birer ücretli köle haline getirilmektedir. Tekstil iflkolunda uyuyan bir dev vard›r. Hiçbir örgütlülük olmad›¤› için iflçiler patronlar karfl›s›nda güçsüzdür. Ve bugün tekstil iflçileri “bu ifl böyle gitmez” diyerek alternatif birfleyler ar›yorlar. Yenibosna’da geçti¤imiz aylara kadar üretimin devam etti¤i Fultex’den at›lan iflçilerle yapt›¤›m›z söylefli de bu gerçe¤i gösteriyor. Hiçbir mücadele deneyimi olmadan kendili¤inden verdikleri mücadelede iflyerinin feshedilmesini engelleyememifller. fiimdi herbiri baflka yerlerde çal›flmakta olan iflçilerin anlatt›klar›n›

sizlerle paylafl›yoruz. -‹flkolunda yaflad›¤›n›z sorunlar nelerdir? -Gülbahar Dikme: Maafllar çok düflük veriliyor. ‹flverenle iflçilerin aras›nda kald›m. Çok bask› yap›yorlard›. “Farkl› davrand›n senden istedi¤imiz gibi davranmad›n” diyorlar. Bir tak›m sözler veriyorlard› patronlar, ben de çal›flanlara veriyordum. Yerine getirmeyince güvensizlik oldu. ‹flyerinde zaten güven kalmam›fl. Parasal problemler çok yafland›. Çal›flanlar iflten ç›kan 3 ay maafl› alamad›. ‹nsan emek verdi, en az›ndan haketti¤i kadar›n› alsalard›. ‹nsanlar 1 ay boyunca gece gündüz çal›flt›lar. 400 milyon maafl mesai 100 milyon para ald›lar. Ayn› flekilde ben de onlarla beraber 11’lere, 12’lere kadar çal›flt›m. Günde 14-15 saat çal›fl›yoruz. 750 milyon maafl al›yorum, mesai paras› yok. -Patronlar›n sizden bekledi¤i neydi? -Onlar› olduklar›ndan daha farkl› göstermem gerekiyordu ki elemanlar onlar›n güvenini kazanmak zorundalar. Ama benim düflünceme ters birfleydi. 15’i diyorlard› verilmiyordu. Ben de elemanlara tamam verilecek, bankadan al›nmam›fl filan demek zorunda kal›yordum. O gün de geliyordu yine verilmiyordu. En sonunda “ben kar›flm›yorum, siz bir aç›klama yap›n” dedim. ‹nanmad›¤›m fleyi temsil edemiyorum art›k. Son günlerde ifl b›rakma olaylar› oldu. Ç›karma olaylar› oldu. Patronlar verece¤im ama para yok dedi. Biz de ne olursa olsun param›z› alana kadar iflyerini b›rakmama karar› ald›k. 30 kifliydik. 10 kifli kald›k. Zaten onlar da örgütlü insanlard›. Di¤erleri duyarl› olmad›klar› için gittiler zaten. Buna ra¤men 10 kifli de kalsak devam edecektik. Bir avukat›m›z yoktu yasal olarak. Birfley yapamazd›k. 7’den sonra bir k›s›m para da¤›t›ld›. Saat akflam dokuz olmufl biz hala orday›z. Polis ça¤›rsa haks›z duruma düflerdik, onlar›n yasalar›na göre. Bu tür olaylar sürekli yafland› orada, hala da yaflan›yor. Tabi flu anda flirket orada sadece imalat yap›yor, muhasebe, patronlar hepsi orada. -Siz ücretlerinizi alamad›¤›n›z için mi eylem yapt›n›z? -Evet söz verdikleri paray› vermediler. Bu paran›n %20’sini verdiler. Onu da biz kabul etmedik. Yap›lacak birfley yok flu anda. Arkadafl-

lar aras›nda çok kopukluk oldu¤u için eylem tam olarak baflar›l› olamad›. Polisi duyanlar, (kimi evliydi, kimisi düflünceyle çok fazla tan›flmam›fl insanlar) bir anda korktular bunu göze alamad›lar. -Kaç ayd›r alam›yorsunuz ücretlerinizi? -4 ay oluyor. En son may›sta alm›flt›k. Bunun %20’sini alm›flt›k. fiu anda Fultex’te üretim yok bütün mallar› hacizli. Daha önce k›fl›n bir eylem yapt›k. Kurban bayram›nda. O zaman güzeldi. fialterler kapat›ld›. Müdür lakayt davran›fllarda bulunarak iflçilere hakaret etmeye bafllad›. Çekin gidin vs. tehdit etmeye bafllad›. Burada birkaç arkadafl tav›r koydu¤unda, tamam arkadafllar biz de böyle olmas›n› istemiyoruz. Yumuflak bir hava tabi. Orada elebafllar› tespit edildi. Biz orada sendikal faaliyetler yürütmeyi düflündük ama olmad›, tabi ki iflyeri kapand›. Böyle olmasayd› bizim çal›flmalar›m›z devam edecekti. fiu anda baflka bir yerde çal›fl›yorum. Eski iflyerinden alacaklar›m ve tazminat›m var. Bu iflyerini mahkemeye vermeyi düflündük ama iflyerinin üzerinden ihracat bedeli gelmiyor, baflka bir firma üzerinden geliyor. fiu anda bütün mallar› hacizli oldu¤u için alacak birfley kalmad›. ‹mkans›zl›klar devam ediyor. Biz 6 ay kadar mücadele verdik. Paray› geri ald›k ama yine de herfleye ra¤men vazgeçmedik. -‹flyerinde çal›flmay› kim bafllatt›? Kendili¤inden mi oldu, yoksa herhangi bir sendikan›n müdahalesi oldu mu? Bu sürede sendikalarda ya da deneyimli iflçilerle görüfltünüz mü? -Hay›r biz bafllatt›k. Çok fazla tecrübeli yoktu. Bizim aram›zda birkaç kifli vard›. Onlar da daha önceki deneyimlerinden yararland›k. 3-4 ay önce bir sendikac›yla görüfltük. Biz yapacakt›k o ifli asl›nda. Bir flekilde bafllam›flt›k faaliyete. Ama dedi¤im gibi iflyeri kendini fesh edince herfley bitti. Birfley kalmad›. H›d›r Aksakal: Zaten öyle bir durumda hemen sendika ile içine giremezsin. Çünkü bugün sar› sendika denilen bir olay vard›r. Siz direkt sendikaya gitti¤iniz zaman kendinizi ele verdi¤iniz zaman ifle yaramayacakt›. Önce fabrika içerisinde örgütlenme yap›l›rsa daha do¤ru ve sa¤l›kl› olur.


16 Ama iflverenin flöyle bir tutumu var. Herhangi bir harekette bütün iflverenler biraraya toplan›yor. Gerekirse o fabrika kapat›l›yor. Ne olursa olsun o fabrika kalkacak. Yenibosna taraf›nda her ay ya da her hafta iflverenler biraraya geliyor. Kendi ç›karlar› için varolan örgütlü gücü yok etmeye çal›fl›yor. Yoksa kendi varl›¤› tehlikeye giriyor. Bizim böyle bir mücadele içinde oldu¤umuzu iflveren gördü. Kurban Bayram›’nda flalterleri kapatt›¤›m›zda adam direkt gidip jipini satt›, getirip bizim param›z› verdi. Örgütlü gücü gördü, bu gücün ne yapabilece¤ini gördü. Ben geçmiflte baflka bir yerde daha çal›flm›flt›m. Sendika a¤alar› bizi satt›. Bu nedenle biraz temkinli yaklafl›yorum. Yap›lmas› gereken orada iflçiler nas›l örgütlenir, nas›l güç oluru anlatmakken bunu yapmad›lar. Mehmet Ali: ‹flyerinden (Fultex) ilk baflta ben at›ld›m. Elebafl› oldu¤um için. Tekstil ortam›nda müthifl bir sömürü var. Genelde do¤rudan köyden gelenler direkt tekstil ortam›na giriyor. Burada çal›flanlar›n ço¤u e¤itimsiz insanlard›r ve tekstilde afl›r› derecede pop-arabesk müzik dinletilerek bu insanlar kendi sorunlar›na duyars›z hale getirilmeye çal›fl›l›yor. ‹flçiler birbirleriyle yar›flt›r›l›yor. Gelen flefler olsun, patronlar olsun “bak di¤er arkadafl›n nas›l h›zl› çal›fl›yor. Sen de h›zl› h›zl› çal›flsana.” O, insan› biraz daha överek, bak o 100 tane ç›kard› da sen ç›karamad›n” diyerek yar›fla sokuyor. O iflçi de kendini daha fazla tüketti¤inin fark›nda de¤il. Bunlarla çok karfl›laflt›k. Ufak atölyeler de böyle büyük fabrikalar da. Büyük flirketlerde mesela ço¤u patronlar say› sayar. Örne¤in; “sen 500 tane ifl ç›kard›n, bak di¤eri 700 tane ç›kard›, nas›l oluyor? Senin neyin var, sorunun nedir” Bunlar› sormaz, direkt orada sana bask› yap›yor. Sen de kendini zorlay›p 505 tane ç›kar›nca, ertesi gün 510 tane istiyor. Bu say›n›n alt›na düfltün mü, sana bask› yapmaya bafll›yor. Niye çal›flm›yorsun, senin sorunun onu ilgilendirmiyor, senden ifl istiyor. ‹flçiler bu bask›y›, sömürüyü göremiyor. Ufak yerlerde çal›flanlar geçim derdi için, büyük yerlerde çal›flanlar ise sigortas›n› tamamlamak için çal›fl›yor. Ama büyük iflletmelerde çok büyük sömürü var. Bu iki eylemde de ben öncülük edenlerden biriydim. ‹flçilerle oturup konufltuk, herkes bize tamam dedi. Biz dilekçeleri almaya gittik. Patron oturmufl dert anlat›yor, bakt›k iflçilerin hepsi geri ad›m atm›fl, arkadafllar imza toplayal›m dedik, yok. H›d›r Aksakal: Yeni ‹fl Kanunu 1475 iflvereni her zaman hakl› duruma

29 düflürüyor. ‹flveren istedi¤i zaman at koflturabiliyor. ‹stedi¤i zaman her fleyi yapt›rabiliyor. ‹flçinin hakl› durumu kalm›yor. Sabah 8’den akflam 7’ye kadar çal›flt›r›yor, art› mesai yapt›r›yor. Ona ra¤men iflçi s›n›f›nda bu yasaya hiçbir tepki yükselmiyor. Türkiye iflçi s›n›f›n›n bir tak›m fleylere tepkisini göstermesi laz›m, sesini duyurmas› gerekir. Bizim yaflad›klar›m›z di¤er iflçilerin yaflad›klar›ndan farkl› de¤ildir. Bir yasa

ç›kar›yorlar, o yasa çerçevesinde istedi¤i fleyi yapt›r›yorlar iflçilere. ‹stedi¤i zaman iflçiyi iflten atabiliyorlar. Çünkü iflçilerin yeni düzenlemelere göre haklar› yok. Biz arkadafllar›m›za burada sendikalaflmam›z gerekti¤ini, yoksa 1475 say›l› yasa ç›karsa hiçbir hakk›m›z›n olmayaca¤›n› anlatmaya çal›flt›k. Bugün patronlar birleflerek çal›fl›r durumdaki fabrikalar› feshedebiliyorlar. Niye, çünkü iflçilerin tazminat›n› vermemek için. ‹flçiler aras›ndaki örgütlülü¤ü da¤›tmak için. -Seni tan›yabilir miyiz? Murat Çak›c›: Tunceli’den 3 ay önce geldim. Sar›yer’de bir atölyede çal›fl›yordum. ‹flten at›ld›m. Yenibosna’da Fultex’te ifle bafllad›m. Oras› da iflas etti. Tunceli’den maddi s›k›nt›lar nedeniyle geldim. fiu anda baflka bir yerde çal›fl›yorum. Eski iflyerimde ortac›yd›m. Bütün a¤›r iflleri bana yapt›r›yorlard›. Bunun karfl›l›¤›nda da istedi¤im maafl› alam›yordum. -‹stanbul, tekstil iflletmelerinin yo¤unlukta oldu¤u bir bölge. Tekstil iflçilerini örgütlemek için neler yapmak gerekir? H›d›r Aksakal: Fabrikalar›n yo¤un oldu¤u yerlerde sendikal faaliyet yürütmek gerekiyor. ‹flçi s›n›f›n›n oldu¤u her yerde sendikan›n da olmas› gereki-

yor. Günümüzde sar› sendikalar›n yo¤unlukta olmas›ndan kaynakl› insanlar art›k sendikalara güvenmiyor. Bu noktada alternatif olarak devrimci sendikalar oluflturmak gerekiyor. Patronlar›n kaleleri olan fabrikalarda iflçilerin aras›nda onlar›n yan›nda olmak gerekiyor. Devrimciler de örgütlenme çal›flmalar›nda eksik davranmakta, sadece bildiri da¤›tarak ya da gazete da¤›tarak insanlar› örgütleyemeyiz. Gülbahar Dikme: ‹flçiler zaten bizim okudu¤umuz gazeteleri okumuyorlar. Onlar›n hayata bak›fl aç›lar› farkl›, genelde ilgilendikleri magazin haberleri okudu¤u zaman zaten bu adam bir fley anlayamayacak. Çünkü o bilinç yok. Öncelikle onlar› bilinçlendirmek gerekiyor. Onun için pratik olarak onlarla hareket etmek laz›m. ‹nsanlar› önce kendi sorunlar›na duyarl› hale getirmek laz›m. Mesela bizi istemedi¤imiz zaman mesaiye b›rakam›yorlar vs. böyle ufak direnifller zamanla sendikay› örgütler. Bu süreç uzun da sürebilir. 1 y›l da 5 y›l da. Ama iflyerini var edersek, biz bunu kabul ettirebiliriz. Bu tür eylemler basit eylemler de¤il. Devrimci örgütlülükler, sendikalar tekstil sektörünün sorunlar›na çok duyarl› davranmam›fllard›r. Hatta yaflananlardan bihaberdirler. Tekstil iflçilerinin yeterince bilinçlenmemesinde bunun etkisi büyük. Bu kesim daha çok yaln›z bir fleyler yapmak durumunda kald›. Tekstilden çok uzak kal›nd›. Sistem burada istedi¤i yaflam tiplerini yaratt›. Bencil, kendi ç›karlar›n› düflünen, daha çok cinsel iliflkilerden oluflan bir insan toplulu¤u yaratt› adeta. Ancak geç say›lmaz. Sömürü devam etti¤i sürece tekstil iflçilerini örgütlemek bizim için flart.

29 Ağustos-11 Eylül 2003

‹flveren istedi¤i zaman at koflturabiliyor. ‹stedi¤i zaman her fleyi yapt›rabiliyor. ‹flçinin hakl› durumu kalm›yor. Sabah 8’den akflam 7’ye kadar çal›flt›r›yor, art› mesai yapt›r›yor. Ona ra¤men iflçi s›n›f›nda bu yasaya hiçbir tepki yükselmiyor. Türkiye iflçi s›n›f›n›n bir tak›m fleylere tepkisini göstermesi laz›m, sesini duyurmas› gerekir. Bizim yaflad›klar›m›z di¤er iflçilerin yaflad›klar›ndan farkl› de¤ildir. Bir yasa ç›kar›yorlar, o yasa çerçevesinde istedi¤i fleyi yapt›r›yorlar iflçilere. ‹stedi¤i zaman iflçiyi iflten atabiliyorlar. Çünkü iflçilerin yeni düzenlemelere göre haklar› yok. Biz arkadafllar›m›za burada sendikalaflmam›z gerekti¤ini, yoksa 1475 say›l› yasa ç›karsa hiçbir hakk›m›z›n olmayaca¤›n› anlatmaya çal›flt›k.


30

29 Ağustos-11 Eylül 2003

‹flçi-köylü’den EMEKÇ‹LERE TEHD‹TLER SAVURAN “ASLAN” ERDO⁄AN, EFEND‹S‹N‹N KARfiISINDA YALNIZCA B‹R UfiAKTIR! Emperyalist-kapitalist sistemin derinleflen ekonomik ve siyasal krizinin yank›s›, ülkemizin de dahil oldu¤u Ortado¤u baflta olmak üzere birçok yar›-sömürge ülkede kendini her gün biraz daha a¤›rlaflt›rarak gösteriyor. Ç›kar›lan uyum paketlerinin aksine krize paralel yo¤unlaflan sald›r›lar, emekçi halk kitlelerinin mayalanan öfkesinin artmas›na ve patlamas›na neden oluyor. KESK’in eylemlerine yap›lan müdahaleler devletin k›sa vadede toplumsal muhalefete nas›l yaklaflaca¤›n›n da bir göstergesi. KESK üyesi kamu emekçilerinin “‹nsanca bir yaflam için” Diyarbak›r ve ‹zmir’den bafllatt›klar› yürüyüfl, Ankara’da gerçeklefltirilen mitingle son buldu. Yürüyüfle tahammül edemeyen devlet, birçok bölgede kamu emekçilerine sald›rd›. Ancak yürüyüflü esas olarak engelleyemedi. Kamu emekçilerinin gerçeklefltirece¤i eyleme sald›raca¤›n› günler öncesinden aç›klamaya bafllayan egemenlerin bu tehditlerine ra¤men emekçiler istikrarl› bir flekilde yürüyüfllerine devam ederek Ankara’ya ulaflt›. Kamu emekçilerinin bu eylemine tahammül edemeyen halk düflman› R. Tayyip Erdo¤an “sert lider” pozlar› ile “KESK maalesef halk›n huzurunu kaç›rmak için elinden geleni yap›yor” demekten de geri kalmad›. R. Tayyip Erdo¤an KESK’in barikatlar› aflarak yapm›fl oldu¤u eylemden korkmufl olacak ki gün boyu mitingle ilgili aç›klamalar›na devam etti. Ve sözlerinin devam›nda iyice haddini aflarak flunlar› söyledi: “Bugün bu memur sendikas› milletin yolunu kesiyor. Hukuk ve yasalar çerçevesinde güya hak ar›yor.” Ayn› baflbakan 10 A¤ustos günü Lütfi K›rdar Kongre ve Sergi Saray›’nda o¤lunun dü¤ününü gerçeklefltirdi. O gün Lütfi K›rdar Sergi Saray›’na aç›lan tüm yollar polis taraf›ndan kapat›ld›. fiaflaal› bir flekilde gerçeklefltirilen dü¤ünde harcanan paran›n haddi hesab› olmad›. Öyle ki sadece Erdo¤an’›n o¤lunun üstündeki elbise bir kamu çal›flan›n›n iki ayl›k maafl› ile al›nabilecek kadar pahal›yd›. Ayn› gün iflsiz bir vatandafl›n soyunarak cebindeki bir milyonla Taksim’de Atatürk heykelinin karfl›s›ndaki yoksulluk yakar›fl›, yaflanan çarp›kl›¤›n en basit örne¤iydi.

Hal böyle iken yoksulluk s›n›r›n›n alt›nda yaflayan kamu emekçilerinin gerçeklefltirdi¤i eylemi Erdo¤an, yasad›fl› ilan etmekte ve emekçilere sald›r›n›n emrini verebilmektedir. Ancak bu Erdo¤an’›n emekçilere ve halk›m›za yönelik ilk hakareti ve sald›r›s› de¤ildir. Maafllar›n›n artt›r›lmas› için sokaklara dökülen iflçilere “soka¤a dökülürseniz, dökülün” diyen Erdo¤an, komprador patronlara paras›n› kapt›ran insanlara da “bize mi sordunuz paran›z› verirken. Kapt›rmasayd›n›z” demekten geri kalmad›. Yine Erzurum’da ifl isteyen iflsizlere ba¤›r›p ça¤›ran Erdo¤an f›nd›k taban fiyat›n› az bulan köylüleri ise “haz›rlopçu” olmakla suçlam›flt›. Oturduklar› bölgede su bulamayan vatandafl› “siz de herfleyi bedava istiyorsunuz” diye azarlamaktan geri durmam›flt›r. Bu örnekleri daha da ço¤altabiliriz. Haklar›n› isteyen insanlara verilen bu yan›tlar devletin halka nas›l bakt›¤›n› da göstermektedir. Erdo¤an ve devleti için, hakk›n› arayan herkes düflmand›r. Ve mutlaka bast›r›lmas› gerekmektedir. Hele hele egemen s›n›flar karfl›s›nda bafl› dimdik olarak haklar›n› savunan insanlar egemen s›n›flar ve tabi ki Erdo¤an gibileri için en büyük düflmand›r. Çünkü Erdo¤an ve onun gibileri flunu çok iyi biliyorlar. Ezilen milyonlarca insan bir gün mutlaka onlar›n saltanatlar›na son verecektir. Bu nedenle KESK Ankara’da eylem gerçeklefltirdi¤i saatlerde Türk egemen s›n›flar› taraf›ndan yap›lan aç›klamalarda kamu emekçilerini “terörist” ilan edilmifl ve gün boyu TV kanallar›nda düflman olarak verilmifltir. Halka düflmanl›¤›n› hemen her sözü ile kan›tlayan Erdo¤an ve tayfas› efendileri emperyalistlere ise yalakal›klar›n› tüm h›z› ile sürdürmektedir. Türkiyeli emekçilere her gün hakaret eden, tehditler savuran Erdo¤an, efendisi emperyalistler karfl›s›nda yalaka bir uflakt›r. Bu köflemizde defalarca belirtti¤imiz gibi TC devleti ve onun hükümeti emperyalistlerin ufla¤›d›r. Her fley en basit ifade ile efendi uflak iliflkisinin gerektirdi¤i gibidir. Bugün ABD emperyalizmi Irak’taki direnifl karfl›s›nda çaresizleflmektedir. Son günlerde Irak’taki direnifl sadece ABD askeri güçlerini

hedef almamaktad›r. ABD askerlerine yap›lan silahl› sald›r›lar›n yan›nda iflgalcilere destek veren askerlere de yap›lan silahl› sald›r›lar hem ABD emperyalistlerini hem de uflaklar›n› korkutmaktad›r. Irak’taki bu direnifl karfl›s›nda iflgalciler için tek ç›k›fl yolu emperyalizme uflak ülkelerin askerlerinin bölgede konumland›r›lmas›d›r. ABD’nin TC’den istedi¤i asker elbette ki salt uflaklar›n›n bölgede konumland›r›lmas›yla s›n›rland›r›lamaz. Y›llard›r gerilla mücadelesine karfl› belli bir uzmanlaflma sa¤layan TC ordusunun bu birikiminden yararlan›lmak istenmektedir. ‹flgalden bir süre sonra gerilla sald›r›lar›na bafllayan Irak’taki direniflçilere karfl› ABD ordusu tecrübesizli¤inin de etkisiyle yetersiz kalarak sald›r›lardan a¤›r kay›plar alm›fl durumda. Devletin savafl uzmanlar›n›n bugünlerde tart›flt›¤› nokta Türk askerinin “düflük yo¤unluklu bir savafl” içine gönderildi¤i yönündeyken di¤er vurgulanan nokta ise TC ordusunun gerilla savafl›na karfl› bir deneyimi olmakla birlikte flehir gerilla mücadelesi konusunda bir tecrübesizli¤inin söz konusu oldu¤u ve bu konuda dikkatli olmak gerekti¤i vurgulanmakta. Yani bugün Amerikan askerlerinin yaflad›¤› sendromun TC askerlerinin de yaflama ihtimalinin üzerinde durulmakta. Ve hükümetin tüm çal›flmas›, Irak iflgalinde zor durumda kalan ABD ve ‹ngiltere emperyalizminin ç›karlar› için Irak’a asker göndermeye endekslenmifl durumdad›r. Bu haz›rl›klar devam ederken bir yandan da devlet emekçi halk›n asker gönderilmesini istememesinden dolay› çeflitli manipülasyon kampanyalar› yürütmektedir. Türk egemen s›n›flar›n›n sar›ld›¤› en büyük yalanlar “ulusal ç›karlar›m›z bunu gerektiriyor”, “bar›fl ve huzurun oluflmas›” fleklindedir. “Ulusal ç›kar” dedikleri Türk egemen s›n›flar›n›n efendisi ABD emperyalizminin Irak iflgalinden birkaç k›r›nt› kapma derdidir. Bunun için Türkiyeli askerlerin Irak çöllerinde öldürülmesinin onlar için hiçbir önemi yoktur. Bu durum “ulusal ç›kar” diye emekçi halka empoze edilmeye çal›fl›lmaktad›r. “Bar›fl ve huzur” dedikleri ise emperyalistlerin ve onlar›n uflaklar›n›n sömürülerini “huzur” içerisinde sürdürmeleridir. Irak’taki halk›n iflgalcilere karfl› direnifli emperyalistlerin “huzurunu” bozmaktad›r ve bu nedenlerle binlerce insan ölse de emperyalistler için mutlaka bast›r›lmak zorundad›r. Dünyada ve ülkemizde egemen sistemin sömürü politikalar›na karfl› yükselen tepki ve

16

öfke bugün emperyalistleri ve uflaklar›n› en çok rahats›z eden yand›r. Bunlar›n yan›s›ra dünya halklar›n›n bilincinde yarat›lmaya çal›fl›lan bilinç bulan›kl›¤›na yönelik politikalar ise güven vermemektedir. Son dönem yap›lan anketlerin ço¤unlu¤unda ortaya ç›kan tablo, halklar›n emperyalistlere özellikle de ABD’ye duyduklar› tepki ve öfkenin yan›s›ra kendi halk›n›n da artan güvensizli¤idir. Bunlar üzerinde durulmal› ve anti-emperyalist mücadelemizin içinde kullan›lacak birer parça olarak de¤erlendirilmelidir. Emperyalistleri ve uflaklar›n› en çok korkutan ise komünist hareketlerin sa¤lad›¤› geliflimdir. Filipinler’de, Hindistan’da, Nepal’de, Peru’da verilen halk savafllar› her gün yeni boyutlar kazanmaktad›r. fiiarlar›m›z› kavrayarak sebatla ve inançla yürüyelim Ülkemizde y›llard›r emperyalizme ve onlar›n uflaklar›na karfl› halk savafl›n› y›lmadan sürdüren Proletarya Partisi’nin MK’s› gerçeklefltirdi¤i ikinci toplant›da, yedinci konferans sonras› süreci de¤erlendirerek “partiyi örgütle cesaretle ilerle” fliar›yla önümüzdeki sürecin ana hatt›n› çizdi. Emperyalizme ve onlar›n her türden sald›r›lar›na karfl› emekçi halka ve kendi taban›na ›srarla örgütlenme ça¤r›s›n› sürdüren Proletarya Partisi, yönelim olarak tüm faaliyetçilerinin önüne, kitle faaliyetine yo¤unlafl›lmas› ve bu çal›flmalar içinde parti örgütlülüklerinin oluflturulmas›n› koymufltur. 7. yönelimle birlikte ortaya konulan bu yönelimde kimi ad›mlar at›larak k›smi baflar›lar elde edildi. fiimdi bu baflar›lar› büyütmek ve somutlamak durumunday›z. Bu çal›flmalar faaliyetimizde kampanyalar›n önemini bize bir kez daha gösterirken ç›kar›lan sonuçlarla süreci devam ettirmek durumunday›z. Politik süreci analiz ederek do¤ru müdahalelerle kitlelerin örgütlenmesi ve örgütlülüklerin yarat›lmas›, yakalanacak baflar›lar›n ana temas› olacakt›r. Ve tüm bu çal›flmalar süreklili¤i sa¤lanacak gerilla savafl›n›n kendisine hizmet edece¤i bilinciyle ele al›narak faaliyetçilerimize kavrat›lmak ve içselleflmek durumundad›r. Proletarya Partisi’ne güven, ideolojiye ba¤l›l›k, sab›r ve inançla bu yolu yürüyelim. Umutsuzluk, karamsarl›k ve inançs›zl›k yaymaya çal›flanlara karfl› ideolojik mücadelemizi sürdürürken, sahip oldu¤umuz ideolojimizden ald›¤›m›z güçle biz, bu yolu yürümeye ve bu yolu zaferle sonuçland›racak güce sahibiz. Bu inanç ve cesaretle yürüyelim.


31

16 Bafltaraf› Sayfa 32”de Çünkü konferansta daha önce kafam›zda olmayan bir dizi belirleme yap›ld›. Bu aflamada yazm›fl olsayd›k daha iyi bir yaz› ortaya ç›kard›. Konferanstan çok fley ö¤rendik”. Düflüncelerini ifade etme noktas›nda pek s›k›nt› yaflamayan yoldafllardan biridir. Yaklafl›k bir y›l öncesine kadar yoldafll›k iliflkilerindeki zay›fl›¤›, onlara sekter ve uzak yaklafl›mlar›yla elefltirilip tan›n›rken, bugün bu durumu büyük oranda tersine çevirmeyi baflarm›flt›. ‹liflkileri daha s›cak ve giderek daha siyasal bir nitelik kazan›yordu. Kuflkusuz iliflkilerin iyileflmesi kendisinin ve kendiyle beraber di¤er yoldafllar›n siyasallaflmas›yla direkt ilgili bir durumdu. Onun da bu yönlü çabalar›n›n artmas› yoldafll›k iliflkilerinin düzelmesine, sorunlar› çözüm yönteminde olumlulu¤a vs. götürüyordu. Ne var ki tüm eksikliklerin hemen bir ç›rp›da afl›lmas› mümkün de¤ildi. Zaman zaman eksikli¤e düfltü¤ü oluyordu ve böylesi zamanlarda oldukça s›k›nt›l› anlar yafl›yordu. Ajitasyon propaganda tarz›na iliflkin yaz› okundu, bu konu daha önce gerilla bilefleni taraf›ndan e¤itim çal›flmas› fleklinde incelenmiflti ve konunun e¤itmeni olan ayn› yoldaflt›. A/P’nin sürecimizdeki politikalar›m›zda, yeni yönelimimizde önemli temel tafllardan oldu¤unu biliyoruz. A/P’de de düfltü¤ümüz eksikler, aflmam›z gereken yanlar vs. vs. tart›fl›ld›. Süre yetmedi¤inden henüz söz almak isteyenler olmas›na ra¤men çal›flma bitirildi. Biter bitmez kimi h›zla yata¤a f›rlad›, kimi yar›m kalan sohbetlerine devam etti, kimi tüm yorgunlu¤una ra¤men kitap okumaya devam ediyordu. Çal›flman›n bitmesinden yat saatine kadar kalan bir saatlik zaman› herkes kendi ihtiyac›na göre de¤erlendiriyordu. &&&&&& 25.03.2003/Sal› Konferans oturumunun bafllamas›na 1-2 dakika var. Yoldafllardan biri hasta. Bileflenin sa¤l›kç›s› yönetici yoldafltan izin alarak geç kalaca¤›n› söyledi. Sa¤l›k iflleri en çok önemsenen fleylerden biridir gerillada, en basiti bir savaflç›n›n savaflabilmesi için sa¤l›kl› olmas› gerekir. H›zl› h›zl› ifllemler yap›ld›ktan sonra sa¤l›kç› ve hasta çal›flmaya 5 dakika gecikmeyle girdiler. Bu arada bileflen çal›flmaya bafllamam›flt›. Ajitasyon propaganda tarz›m›za iliflkin herkes görüfllerini ifade ettikten, sonuçlar ve yaz›ya nas›l biçim verilece¤ine dair fleyler ortaya konup somutlaflt›r›ld›ktan sonra konuya son verildi ve bununla birlikte sigara molas› hak edildi. Birkaç gündür verilen aralarda birli¤in radyocusu radyoyu açarak müzik dinletiyor. Konferans çal›flmas› içinde pek söz al›p konuflmuyor. Sadece konferansta de¤il, normal yaflam›nda da çok az konuflan ama konufltu¤unda da ya insanlar› düflündürür ya da birikmifl baz› rahats›zl›klar›n› ifade ederek insanlar› flafl›rt›r. “Böyle düflünüyormufl demek” dedirtiyor insana. Davran›fllar›nda oldukça do¤al ama bunlar› yans›tmada oldukça içe

kapan›k bir yoldafl. Yönetici yoldafllar›n onu biraz daha açma yönündeki çabalar› biraz baflar›l› olmufltu. ‹lk geldi¤i süreçlere oranla daha iyi olmas›na ra¤men olmas› gerekenin oldukça alt›nda… Aralarda müzikle beraber darac›k alanda elleri cebinde volta at›yor ço¤u vakit eksiklikleri çarp›c› bir dille ifade eden bir özellik tafl›yor. Yetiflmifl oldu¤u çevrenin ve ailesinin yap›s›n›n bu özellikleri kazanmas›nda önemli bir yeri var. Bu yap›ya sahip yoldafllar›n de¤iflmesi (bu noktada) oldukça güç. Çal›flma tarz›na iliflkin yaz› okundu. Ayn› yöntemlerle tart›fl›ld›. “Nas›l bir düflünme tarz›n›n nas›l bir çal›flma tarz›na itti¤i” görüflü tart›flmalar›n esas›n› oluflturuyordu… Bu konuda da somut fleyler belirlendikten sonra bir sonraki gündeme geçildi. Bu gündem iki yoldafl taraf›ndan haz›rlanm›fl “Savafl›n insan kayna¤›” konusu

idi. Konu yoldafl taraf›ndan okundu. Daha yaz› okunmadan gelecek elefltirilere karfl› sert bir tutumu var. Okumaya bafllamadan bir dizi aç›klama yapt›. Okurken ellerini hareket ettiriyor, sall›yor, elindeki kalemi oynat›yor, dizlerini titretiyor (tabi bunlar›n hepsini bir anda yapm›yor) ve oldukça vurgulu okuyordu. Bu hareketleri okul döneminden edinmifl oldu¤u al›flkanl›klar›ndan kaynakl› olsa gerek. Yaz› okunduktan sonra kalan sürede yaz›ya iliflkin sorular soruluyordu. Sorulan sorulardan baz›lar› yoldafllar›n deyimiyle “kaz›k”t›. Yaz›n›n hassas noktalar›na iflaret ediyorlard›. Çal›flmadan sorumlu yoldafl kendisi de netleflmedi¤i yerleri bildi¤inden henüz soru sorulmadan “fluray› m› soracakt›n yoldafl” deyip “evet” cevab›n› al›nca “peki yoldafl bir daha okuyal›m” deyip sorulan bölümü tekrar okuyordu. Sorular bittikten sonra bunlar›n cevapland›r›lmas› ve konunun tart›fl›lmas› yar›na b›rak›larak çal›flma bitirildi. Savafl›n insan kayna¤› konusu tart›fl›ld›. Bu konunun partinin temel sorunlar›ndan oldu¤u vurgusu yap›larak savaflacak insanlar›n nerelerden ç›kar›labilece¤i tart›fl›larak bu çal›flma da bitirildi. Akflam yemek için verilen arada son konular› tart›flmak üzere bileflenler yeniden ayr›lacakt›. Düzenlemeler yap›ld›ktan sonra bir sonraki gündeme geçmek üzere gruplar ayr›ld›. &&&&&&

26.03.2003/Çarflamba “Seni da¤lara sürece¤im yüre¤im/omzumda çapraz dursun mavzerim/namluya sürülü mermim” fleklinde bir melodi yandaki küçük odadan duyuluyordu. Türkünün içeri¤i üzerine “Biz burada silahla nas›l daha iyisini yapaca¤›m›z› düflünürken söylenen türküye bak!” diyerek espri yapt›. Zaman zaman konferans ortam› sessizleflince arada tart›flma sesleri, türkü söylemeler, gülüflmeler ortama efllik ediyordu. Bugün mali politikam›z konusu tart›fl›lacakt›. Savafl›n insan kayna¤› di¤er birimle sonuca ba¤land›ktan sonra gruplar, verilen akflam yeme¤i aras›nda yeniden ve son kez ayr›lm›fllard›. Mali politikam›z konusu gerilla yaflam›nda çok uzun süre kalm›fl ve özellikle bu noktada tecrübeli olan bir yoldafl taraf›ndan haz›rlanm›flt›. fiehit düflen birçok yoldafl› tan›yor, bu noktada bi-

rikimli, savafl koflullar›na oldukça aflina olmufl bir yoldafl. Yapt›¤› ifli (bu hemen her noktada öyle) önemseyerek yapmaya çal›fl›yor, aksilikler veya eksiklikler ç›k›nca durumdan duydu¤u hoflnutsuzluk hemen davran›fllar›na yans›yor. Mali politikam›z çal›flmas› okunup tart›fl›ld› ve asl›nda partinin (ya da bölgenin demek daha do¤ru olur) bu noktada daha önce pratikten edinilmifl yeni tarzlar›n›n do¤rulu¤u, gelifltirilmesi gerekti¤i bir kez daha vurguland›. Bu konuyla ba¤lant›l› olarak da lojistik politikam›z ayn› yoldafl taraf›ndan haz›rland›¤›ndan mali politikam›zla ba¤lant›l› olarak ifllendi. Geriye son bir konu kalm›flt›. Art›k konferans sonuçlanmak üzereydi. Bölgesel politikalar belirlenmifl ama her fley burada bitmiyordu. Araflt›rmalar ve incelemeler, üretilen politikalar bir daha elden geçirilecek ve onaylanmak veya onaylanmamak üzere baflka mekanizmalara gönderilecekler. Son günlere gelmifl olman›n bir acelecili¤i vard› insanlar›n üzerinde. Yaklafl›k bir ayd›r her gün 5-6 saat tart›fl›l›yordu. Sürecin uzun sürmesinin bir yo¤unlu¤u yaflan›yordu. &&&&&& 27.03.2003/Perflembe Sürecin son günü bugün. Son konu olarak “Aç›l›m politikam›z” ifllendikten sonra konferans›n de¤erlendirilmesi ve elefltiri özelefltiri gündeme al›nacakt›.

29 Ağustos-11 Eylül 2003 Aç›l›m politikas› yaz›s› okundu. Konunun en önemli eksikli¤i aç›l›m yap›lacak yerde ilk önce parti örgütlülü¤ünün oturtulmas› noktas›na hiç de¤inmemifl olmas›yd›. Bu günümüzde yaflad›¤›m›z bir dizi soruna temel olan önemli bir sorundu. ‹lk önce ifllenmesi gerekirken arazi vs. gibi konular daha esas hale getirilmiflti. Ayr›ca araflt›rma ve incelemelerin aç›l›m yap›lmadan önce mutlaka titiz bir flekilde yap›lmas› gerekiyordu. Bu nokta üzerine de neler yap›lmas›, nas›l araflt›r›lmas› gerekti¤ine dair tart›fl›ld›. Tart›flmalar sürerken arka taraftan soban›n yak›nlar›ndan dikkatleri da¤›tan bir ses geldi. Herkes do¤al olarak sesin geldi¤i yöne bakt› ve hemen bir yoldafl›n fare av›nda oldu¤u anlafl›ld›. Bu yoldafl gerilla bilefleni içine bu y›l kat›lm›fl ama sempatikli¤iyle k›sa sürede insanlar›n s›cakl›¤›n› kazanabilmiflti. ‹yi koflullar alt›nda yaflamas›na ra¤men onlar› çok kolay bir kenara b›rak›p aram›za kat›lanlardan. Duygular›n› ifade ederken oldukça samimi ve aç›k davran›yor. ‹çinde yaflad›¤› koflullar›n bozamad›¤› bozmay› baflaramad›¤› içten bir köylü kültürü var. Konuflma tarz› ve esprileri özellikle bu kültürün etkisinde oldu¤undan bu noktalarda oldukça be¤eni kazan›yor. Fareler, bar›na¤›m›z›n nefle kayna¤› misafirlerinden bir yandan bir dizi espriye konu oluyor (bunlar f›nd›klar›m›z› bitirdi, iafleci bize verece¤ine onlara veriyor, bu ufakl›klar taskilikler –taski gerilla birli¤inde fliflman tombul anlam›na geliyor- hareket edemeyecekler vs. vs.) bir yandan da bu hayvan durumuna getiriliyorlar. Nitekim pusuda bekleyen gerilla say›s› az de¤il. Aç›l›m politikas›na iliflkin tart›flmalar sonland›r›ld›ktan sonra bunda da genelin hakim oldu¤u sonuçlar ortaya konup bitirildi. Espriler gülüflmeler eflli¤inde konferans sona erdi. S›rada konferansa iliflkin görüfller, öneriler, elefltiriler, özelefltiriler gündemine geçildi. Herkes tek tek düflüncelerini, konferanstan beklentilerini, bu beklentilerin ne derece yan›t buldu¤unu, kendine neler katt›¤›n›, neler de¤ifltirdi¤ini, önümüzdeki süreçte neleri etkileyebilece¤ini, ç›kartt›klar› dersleri, elefltirileri, özelefltirileri, yeni süreçteki hedeflerini, beklentilerini vs. vs. ortaya koyuyordu. Tüm bunlar genel sonuçlar olarak bir karar fleklinde yaz›l› hale getirilmek üzere bir yoldafla görev olarak verildi. Tart›flma saat 22:30’da bitirildi. &&&&&& 28.03.2003/Cuma Bugün konferans ön haz›rl›k sürecinde aktif olarak tart›flma sürecinde k›smen kat›lan ikinci grupla elefltiri-özelefltiri görüfl ve öneri toplant›s› yap›ld›. Onlar da bu noktalardaki düflüncelerini ortaya koydular. S›ra bunlar›n bilgisayarc› yoldafllar taraf›ndan disketlere kaydedilmesine geldi. ‹ki bilgisayarc› yoldafl bu günden sonra tüm yaz›l› çal›flmalar› kaydedecekti. Hemen hemen gün boyunca çal›fl›p oldukça yorulacaklard›. Çünkü bu ifllerin bir an önce yap›lmas› gerekliydi. (B‹TT‹)


YEN‹ DEMOKRAS‹ YOLUNDA

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM

BÜROLAR

SANAY‹ LTD. fiT‹

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30

Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah.

➧ ANKARA: MEfiRUT‹YET MAH. KONUR SOK. NO: 14/24 KIZILAY/ANKARA TEL: (0312) 418 25 26 Cep: 0 535 562 33 72

‹mam Murat Sok. No:14/1

➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84

Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 558 45 04 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 427 71 48 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54

Bask›: Gün Matbaac›l›k

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

KARADEN‹Z BÖLGES‹ BÖLGE KONFERANSI GERÇEKLEfiT‹R‹LD‹-III Elimize posta kanal›yla ulaflan bir bildiriye göre; Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist önderli¤inde gerilla savafl›n› sürdüren, Türkiye ‹flçi Köylü Kurtulufl Ordusu’nun Karadeniz Bölge Komutanl›¤›, Karadeniz Bölgesi Bölge Konferans›’n› gerçeklefltirdi. Emel K›l›nç’›n Konferans boyunca gözlemlerini gün gün kaleme ald›¤› afla¤›daki yaz›y›, hem gerçeklefltirilen Bölge Konferans›’n›n daha iyi anlafl›lmas› hem de yaflam›n› proletaryan›n ve emekçi halk›n kurtuluflu için feda eden, Emel K›l›nç (Süheyla) yoldafl›n an›s›na yay›nl›yoruz. 22.03.2003/Cumartesi Örgütlenme politikas›na iliflkin haz›rlanan taslaklar, 20 Mart’ta okunmufltu. 21 Mart’ta Mart ay› etkinli¤i için ara verildi¤inden dolay› bu politikaya iliflkin tart›flmalar›n yap›lmas› bugüne kalm›flt›. Örgütlenme politikas›nda nerelerde örgütlenilmesi gerekti¤i konufluldu. Örgütlenme biçimleri, belirlenen politikalar do¤rultusunda flekillenece¤inden, önceden belirlenen politikalar ekseninde tart›fl›l›yordu. Tart›flman›n tansiyonu bir ara oldukça fazla yükselmiflti. Yüksek sesle yap›lan tart›flmalar d›flar›ya kadar taflm›flt›. Tart›flma s›ras›nda küçük odada bulunan di¤er yoldafllar yükselen sesleri duymufllar ve esprilere bafllam›fllard› bile. Biri “yoldafl güvenli¤i zaafa u¤ratt›n›z, ya bizim yoldafllarda da amma ses var”. Di¤eri “Ba¤r›flmalar art›nca gidip silahlar› alal›m dedik” fleklinde esprilerle geçmifle ve yoldafllar›n›n gerçekliklerine dair göndermeler yap›yorlard›. Düflünceli düflünceli yemek yiyenleri seyrediyordu. Az önce yaflanan tart›flman›n etkisi alt›nda olsa gerek, sert tart›flan yoldafl›n yan›nda oturuyordu. Yoldafl›n› sakinlefltirmek için son derece iyi niyetli olarak onu dürttü, sonras›nda ise flöyle bir diyalog geliflti: -Dur yoldafl dürtme beni. -Yok yoldafl tarz anlam›nda diyorum biraz tepkiselsin. -Tarz polisi misin kardeflim, ben düflüncelerimi ifadede tepkisel de¤ilim, gayet aç›k ifade ediyorum. -Tamam sakin ol. -Zorla k›zd›r›yorsunuz insan›. Kimi vakit ona gözlük diyoruz. Yaflanan olaydan kaynakl› “Ne o tarz polisli¤ine mi bafllad›n gözlük?” fleklinde giydirmelere konu oluyordu. Arada, birçok at›fa maruz kalan yoldafl, tart›flmada en sert tart›flan yoldaflt›. Ara verilir verilmez yan›na giden, sakinlefltirmeye çal›flanlara neler dedi bilmiyorum ama kendini volta yerine att›. Bir yandan sigara yakarken, h›zl› h›zl› volta at›yordu. Havan›n so¤uk olmas› onu fazla etkilemiyordu. Uzun süre volta att›ktan sonra

gelip yanan soban›n bafl›na oturdu, sessizce durdu, düflündü… Bu yoldafl daha önce k›saca de¤indi¤imiz Çerkezler ile ilgili öyküyü anlatan yoldaflt›. Böyle bir davran›fl›n onun genel yap›s› içinde yeri olmad›¤› fleklinde bir düflünüfl olsa da kendi içinde bir anlama sahiptir. Saat 18:30’da delegeler yeniden bir aradayd›. Yönetici yoldafl örgütlenme politikas› üzerine sonuçlar› belirtirken, az önceki tart›flmaya ve olmas› gerekenlere dair belirlemeler yapt›ktan sonra gündeme son verdi. Bundan sonra tart›flmaya dair söz almak isteyen ve elefltirmek isteyenlere gündemimiz olmad›¤›n›; elefltiri özelefltiri gündeminin konferans sonunda ele al›naca¤›n› not al›p o zaman getirmelerini söyleyerek, yeni bir gündeme geçmek üzere ara verdi. Aradan sonra geriye sadece iki saat kald›. Yeni gündem kadro politikam›z. Bu konunun tart›fl›lma sürecine öteki bileflen de kat›lacak. Onlar›n da bar›nak içine gelmesi için küçük düzenlemeler yap›ld›. Soba getirildi vs. Onlar›n da içeri girmesiyle üst ranzalar da doluyordu. “Yoldafllar son bir dakika” duyurusuyla birlikte herkes konumland›. Yeni gündem kadro politikam›zd›. Ayn› çal›flma grubu bu konu için de iki farkl› yaz› haz›rlam›fl ve yine ayn› noktada elefltiri al›yorlar. Kadro politikas›na iliflkin her iki yaz› da okundu. 40 sayfaya yak›n yaz› okunurken, özellikle ikinci grup olan yoldafllar›n aç›kça uyumalar›na yönetici yoldafl taraf›ndan müdahale edildi. &&&&&& 23.03.2003/Pazar Kadro politikas›na iliflkin yaz› okunduktan sonra tüm bileflenlerin görüfl ve önerileri al›nd›. Parti tarihi aç›s›ndan kuruluflundan bugüne kadar ve bir türlü bu sorunu aflamayan yaklafl›mlar›n neler oldu¤u üzerinde duruldu. Kadrolar›n parti için ne kadar önemli ve partiyi ayakta tutan temel direkler oldu¤unun hemen hemen tüm bileflen taraf›ndan bilindi¤i gibi bir gerçeklik var. Kadrolar bir sürecin ba-

flar› veya baflar›s›zl›¤›n›, ilerlemesinigerilemesini tayin edici bir öneme sahiptir. Tüm bu yönleriyle kadro yetifltirilmesinin mekanizmalar›n›n ve programlar›n›n oluflturulmas›n›n vazgeçilmez oldu¤u vurguland›. Kadrolar›n nas›l ve nereden ç›kar›laca¤›, nerelerde nas›l yetifltirilece¤i üzerine konuflmalar yap›ld›. Sürecimize hangi tip kadrolar yan›t olabilir, kadrolar› seçenlerin nitelikleri neler olmal› sorular›na yan›tlar arand›. Bu noktada haz›rlanan yaz›lar›n eksik yanlar›na özellikle kimi yerleri fazlaca detayland›rmas›na ve bölgeye yönelik tespitlerin hatal› oldu¤una vurgu yap›larak yaz›lmas› gerekenlerin neler oldu¤u üzerine vurgular yap›ld›. Bölge flimdiye kadar kadro siyaseti izlemifltir ve bu büyük ölçüde önemsenmifltir. Yaz› bu durumun tesirini iddia ediyor. Hatta tüm savaflç›lardan ›srarla kadro olmas› istenmesi ve bu noktada zorlay›c› davran›lmas› eksik veya yanl›fl olmufltur. Böyle bir ele al›fl hem kadro olamayacak nitelikteki yoldafllar›, hem de kadro yaratmaya çal›flan önder yoldafllar› zora, s›k›nt›ya sokmufltur. Nitekim tafltan civciv ç›kmaz. Ancak bu yanl›fl ele al›fla ra¤men tüm bileflen nitelik anlam›nda ileriye tafl›nm›flt›r. Yine de kadro yaratmada seçicili¤in mutlaka yap›lmas› gerekti¤i ve bu kriterlerin neler oldu¤u üzerinde duruldu. Sonuçlar ortaya konup görüfl ve öneriler sona erdikten sonra T‹KKO’culara hay›rl› u¤urlu olsun esprileriyle bir program daha bitirilmifl oldu. Bu çal›flma grubunun son konusu, e¤itim politikam›z. Sekiz sayfal›k yaz›, çal›flma grubunun sorumlusu taraf›ndan okundu. Yaz› bitince yönetici yoldafl›n “de¤erlendirmeleriniz neler, haydi o zaman görüfl ve önerilere bafllayal›m” fleklinde söylemiyle ortam birden sessizleflti, kimsede ç›k yok. “Parlamentoda da böyle yap›yorlar, gece yar›s› tüm oy verenler uykulu uykulu on befl yasa geçiriyorlar meclisten. Sizin uykunuz gelmifl, bugünlük bu kadar o zaman” dedi ve bugün saat henüz 20:30 iken oturum sona erdi.

Gerçekten de özellikle ikinci gruptan baz› yoldafllar›n aç›k aç›k uyuklamas› rahats›z edici bir durumdu. &&&&&& 24.03.2003/Pazartesi E¤itim politikam›za iliflkin okunan yaz› de¤erlendirildi. Yaz›n›n eksiklikleri ve olmas› gereken yanlar›n›n ortaya konmas›yla beraber bölgede e¤itimi ele al›fl tarz›m›z konufluldu. Yapt›¤›m›z örgütlenmelerin, görevlendirmelerin, faaliyetlerimizin, cezaland›rmalar›n k›saca yaflam›m›z›n her alan›n›n e¤itim alan›na çevrilmesi noktas›nda asgari düzey tutturuldu¤u sonucuna var›ld›. E¤itimde kategorileflmenin mutlaka olmas› gerekiyor gibi e¤itimde yap›lmas› gerekenlere dair birçok fley konufluldu. Ortak sonuçlar ç›kar›ld›. Bölgede bu anlamda mekanik davran›ld›¤›, indirgemeci bir tarz kullan›ld›¤› ve genel olarak kiflilerin sadece olumsuzluklar›n›n söylenmesinin en belirgin eksikliklerden oldu¤u söylendi. Bir yoldafl bu durumu “‹nsanlara inisiyatifli ol demekle inisiyatifli olunmuyor, onu inisiyatifli hale getirecek örgütlenmelere girmek laz›m, biz inisiyatifli ol diyor ancak bunu örgütlemeye giriflmiyorsak inisiyatifsizli¤i k›ramay›z”. Sadece bu örnek bile e¤itim politikalar›n›n ne denli önemli oldu¤unu gösteriyor. E¤itimli olmayan bir parti, kitleleri nas›l e¤itebilir ki? Nitekim parti gücünü, ideolojik sa¤laml›¤›n›, nitelikli kadrolar›n› vs. vs. e¤itimle kazan›r. E¤itim politikam›zda tart›fl›larak var›lan sonuçlardan sonra yeni çal›flma grubuyla yeni iki konu ç›k›yor karfl›m›za; ajitasyon-propaganda tarz›m›z ve çal›flma tarz›m›z. Yeni çal›flma grubunun tüm bilefleni kad›n yoldafllardan olufluyor. Üçü de haz›rlan›rken s›k s›k bir araya geliyor ortak düflünüp üretmeye gayret ediyorlard›. Grup sorumlusu yoldafl bu noktada en çok s›k›nt› yaflayanlar› olsa gerek “Biz bu çal›flmay› konferans öncesinde haz›rlad›¤›m›z için flimdiki durumda epeyce eksik kal›yoruz. Devam› Sayfa 31’de