İşçi-Köylü Sayı 13

Page 1

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü

www.iscikoylu.org

Say›: 2003-13

13 *Y›l:1 *18-31 Temmuz 2003 *Fiyat›: 500 000 TL ISSN:1303-9350

Irak’ta son sözü halk söylüyor

“‹fiGALC‹LERE KARfiI SAVAfiACA⁄IZ” IRAK HALKININ ONURLU D‹REN‹fi‹NDEN Ö⁄RENEL‹M ABD emperyalizminin olanca vahfletiyle sald›rd›¤› ve iflgal etti¤i Irak, Irak halk›n›n iflgalcilere olan öfkesinin boyutlanmas› ve yaflanan direnifl ile tekrar gündeme oturdu. ‹flgalcileri kendi topraklar›nda kabullenmeyen Irak halk›, ellerindeki kalan ve teslim etmedikleri silahlar› ile iflgalcilere kök söktürüyor.

ABD KORKUYOR Silahl› bir direniflin bafllang›c› olmas› aç›s›ndan önemli olan bu direnifl, Irak’ta kendisine çok rahatm›fl gibi bir izlenim veren ABD emperyalizmini de flaflk›nl›¤a sokmufl durumda. Baflta Irak’ta çiçekler yerine silahlarla karfl›lanan ABD, flimdi de Irak halk›n›n atefl topuna dönen öfkesinden nasibini al›yor.

EMPERYAL‹ZM KA⁄ITTAN KAPLANDIR Tüm bunlar gösteriyor ki ABD emperyalizmi ve di¤er emperyalistler kendilerini ne kadar yenilmez ve güçlü göstermeye çal›flsalar da tepeden t›rna¤a öfkeye kesilmifl ezilen halklar karfl›s›nda çaresizlik içinde kalacaklard›r.

11 askerin gözalt›na al›nmas› ve bir kez daha

“STRATEJ‹K ORTAKLIK” DE⁄‹L “STRATEJ‹K UfiAKLIK” ÜZER‹NE Herfleyden önce söylemek gerekir ki Türkiye ABD emperyalizminin stratejik orta¤› de¤il, stratejik ufla¤›d›r. Tüm bu olup bitenlere Türkiyenin uflak bir ülke oldu¤unu gözden ç›karmadan bakmak gerekir. “Onuru incinen” onursuz TC, efendisine “bari özür dile” fleklinde yalvararak, bu yolla uflakl›¤›n› gizlemeye çal›flmaktad›r. Ama efendisi bunu dahi yapmamaktad›r. Onursuz diyoruz, çünkü TC kuruldu¤u ilk günden itibaren emperyalistlerin uflakl›¤›n› yap-

TSK’n›n gururu olarak ifade edilen kontrgerilla grubu: “Bordro Bereliler”

maktad›r. Ülkenin tüm zenginlikleri emperyalistlerin hizmetine sunulmufltur. Halk açl›k s›n›r›n›n alt›nda yaflamaktad›r. Haklar›n› savunan insanlar vatan haini ilan edilerek gözalt›na al›nmakta, iflkence görmekte ve hatta katledilmektedir. “Kahrolsun ABD emperyalizmi” fleklinde slogan atan insanlara coplarla, gaz bombalar›yla sald›r›lmaktad›r. Böyle bir devletin onuru olur mu?

YKP/ML Genel Sekreteri Dimitris Savalas ile SÖYLEfi‹ Bizler temel konunun Yunan ve Türk halklar›n›n, emperyalistlerin ya da Yunan-Türk burjuvazilerinin müdahalesi olmaks›z›n kendileri ile ilgili karar› kendilerinin vermesi ve ne yapmak istiyorsa onu yapmas› oldu¤una inan›yoruz. Sayfa 14-15

‹flçi-köylü’den “NE NOTASI VER‹YORSUN MÜZ‹K NOTASI MI ?” TÜRK HAK‹M SINIFLARININ ONURU YOKTUR ONURSUZLAR ONURLU B‹R DURUfi GÖSTEREMEZLER! Sayfa 30


2

18-31 Temmuz 2003

13

Bülent Ertürk mezar› bafl›nda an›ld› Son süreçte devletin Karadeniz’de yo¤unlaflt›rd›¤› operasyonlarda 22 May›s 2003 tarihinde Giresun’un Bulancak ilçesi E¤ricalan mevkiinde TKP/ML T‹KKO gerillalar› ile devlet güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada Bülent Ertürk ve Murat Ar›cak yaflamlar›n› yitirmifllerdi. 18 Haziran’da Ümraniye Dudullu Mezarl›¤›nda topra¤a verilen Bülent Ertürk için, 12 Temmuz’da mezar› bafl›nda ailesi, yoldafllar› ve dostlar› taraf›ndan bir anma gerçeklefltirildi. Saat 13.00’de sayg› duruflu ile bafllayan anmada Partizan ad›na yap›lan konuflmada, iki ay› aflk›n süredir Karadeniz k›rsal›nda devam eden operasyonlara de¤inilerek bugün bu operasyonlar›n devletin Karadeniz Bölgesine yapt›¤› askeri y›¤›nakla daha da kapsaml› halde sürdürülmek istendi¤i söylendi. Devletin gerilla cesetlerine yönelik sald›r›lar›na ve son süreçte

Türkiye Kürdistan› bölgesindeki ayn› tür insanl›k d›fl› sald›r›lara da yer verilen konuflma; “S›n›f mücadelesinin zorunlu yasalar› gere¤i kaç›n›lmaz olarak flehitler verilebilmektedir. Bilinmesi gereken en temel nokta ise her flehit düflen yoldafl›m›z›n, omuzlar›m›za önemli sorumluluklar ve görevler yükledi¤idir... Bu görevlere lay›k olal›m. fiehitlerimizin ideallerini yaflatarak onlara lay›k olal›m” sözleriyle sona erdi. Bu konuflman›n ard›ndan anmaya okunan fliirler ve marfllarla devam edildi. “Bülent Ertürk ölümsüzdür-Partizan” imzal› pankart›n aç›ld›¤› anma, s›k s›k “Gerillalar ölmez, Yaflas›n halk savafl›”, “Bülent Ertürk, Murat Ar›cak, Emel K›l›ç yafl›yor”, “Dersim, Tokat, Erzincan savafl›yor Partizan”, “Karadeniz flehitleri ölümsüzdür” vb. sloganlar› ve “May›s” marfl›n›n okunmas›yla sona erdi. (Kartal)

Hükümetten emekçiye s›f›r zam dayatmas›

Hükümet, IMF ile yapt›¤› anlaflmalar› gerekçe göstererek kamu ifl yerlerindeki T‹S görüflmelerini s›f›ra yak›n bitirmek istiyor. Görüflme taraf› olan Türk-‹fl, geleneksel politikas› gere¤i “memleketin yüksek menfaatleri” icab›, b›rakal›m iflçilerin demokratik haklar›n› savunmay›, alt düzeydeki ücret taleplerini dahi karfl›layacak iradeyi göstermiyor. Tele bas›n flovlarla caka at›larak bolca lak›rd› yap›l›yor, pratik ise s›f›r. Hükümet ilk 6 ay için yapt›¤› %4’lük zam teklifini % 5’e ç›kard›. ‹kinci 6 ay içinse önce % 8, sonra % 9 önerdi. Baflbakan Erdo¤an, ikinci 6 ay için bir puan daha isteyen Türk-‹fl yöneticilerine “al›n niyet mektubunu IMF’ ye siz imzalat›n” diye ç›k›flt›. Türk-‹fl ile hükümet aras›nda 454 bin kamu iflçisi ad›na süren T‹S görüflmelerinde, henüz anlaflma sa¤lanamad›. Pazarl›klar, Türk-‹fl’in, “gerçekleflen enflasyon ve iyilefltirme” rakamlar› üzerinden de¤il, hükümetin % 4 zam teklifi üzerinden yürüyor. Türk-‹fl yönetimi ile Baflbakan Erdo¤an ve Baflbakan Yard›mc›s› Mehmet Ali fiahin aras›nda 4’üncü görüflme önceki gün akflam saatlerde bafllay›p, gece geç saatlere kadar sürdü. fiahin’in Türk-‹fl ile görüflmeden önce, Türkiye’de incelemelerde bulunan IMF heyetiyle görüflmesi dikkat çekti. Hükümet üçüncü ve dördüncü 6 ayl›k dönemler için ise % 5 oran›nda kald›. Bu rakamlar üzerinden protokol bile haz›rland›. Ancak Türk-‹fl yönetimi ve Koordinasyon Kurulu % 9’un % 10’a ç›kar›lmas›n› isteyince protokol imzalanamad›. Yeni görüflmeler Erdo¤an’›n yurtd›fl› dönüflüne b›rak›ld›.

Türk-‹fl protokole resen emeklili¤in olmamas›, özellefltirme ma¤durlar›n›n baflka kurumlara yerlefltirilmesi, hedeflenen enflasyonun uzlafl›lan rakamlar› geçmesi halinde fark›n yüzde 80’inin ödenmesi hükümlerini de koydurdu. Ancak bu hükümlerin lafta kalaca¤› flimdiden belli. Zira Baflbakan Yard›mc›s› Mehmet Ali fiahin, Temmuz ay› sonunda 2.500 iflçinin emekli edilece¤ini IMF heyetine taahhüt etti bile. BOLU’DA TOPLANTI Türk-‹fl Genel Teflkilatland›rma Sekreteri Çetin Altun ise, sözleflme görüflmelerinde hükümetten, iflçi ücretlerine birinci 6 ay % 8, ikinci 6 ay % 12, üçüncü ve dördüncü aylar için ise gerçekleflen enflasyon oran›nda zam yap›lmas›n› talep ettiklerini bildirdi. Altun, hükümetin kendilerine sundu¤u yeni zam önerisini, Türk-‹fl Baflkanlar Kurulu’nun Bolu’da Cumartesi ve Pazar günü yapaca¤› toplant›da de¤erlendireceklerini ve bir karara varacaklar›n› söyledi. Toplu ‹fl Sözleflmesi görüflmelerini de¤erlendiren Petrol-‹fl Genel Baflkan› Mustafa Öztaflk›n ve Tez Koop-‹fl Genel Baflkan› Sad›k Özden, hükümetin % 5’lik zam oran›n› reddettiklerini, Türk‹fl’in nihai karar› vermesi gerekti¤ini söyledi. Sorunlar›n afl›lmas› için genel grevin gerekli oldu¤unu söyleyen sendika baflkanlar›, AKP’nin direncinin genel grevle k›r›laca¤›n› belirtti. KESK Genel Baflkan› Sami Evren de, “Baflkalar›n›n önünde diz çöken baflbakan, emekçilerin önünde diz çökene kadar mücadele edece¤iz” dedi. Konuyla ilgili aç›klama yapan sendika baflkanlar› Türk-‹fl’in geç kalmas›na ra¤men Baflkanlar Kurulu’nun acil olarak toplanarak genel grev karar› almas› gerekti¤ini belirttiler; aksi halde birçok kazan›mlar›n kaybedilece¤ine dikkat çektiler. (Kartal)

işçi-köylü senin sesin!

Deri-‹fl yöneticileri tahliye edildi

Hasan Sonkaya Tuzla’da T‹S görüflmeleri s›ras›nda Deri-‹fl Tuzla fiube Baflkan› Hasan Sonkaya ve fiube Sekreteri Musa Avyüzen gözalt›na al›narak tutuklanm›flt›. 2 Temmuz tarihinde Tuzla Adliyesi’nde mahkemeye ç›kart›lan Avyüzen ve Sonkaya mahkeme taraf›ndan serbest b›rak›ld›. Mahkemeye Deri- ‹fl Genel Merkez ve Tuzla fiube yöneticileri, Türk-‹fl 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, Tuzla deri iflçileri, Limter-‹fl, Genel-‹fl, Birleflik Metal-‹fl, Belediye-‹fl 2 no’lu flube, DDSB, ‹flçi-köylü gazetesi, Yeni Demokrat Gençlik, DEHAP, EMEP, Haber-Sen, ‹HD, ESP ve ILPS de kat›larak destek verdi. Sendikac›lar mahkemeye geldiklerinde alk›fllar ve z›lg›tlar eflli¤inde karfl›land›lar. Akflam saatlerinde ifllemleri yap›larak tahliye edilen Avyüzen ve Sonkaya’y› karfl›lamaya giden Hasan Sonkaya’n›n efli Gülsen Sonkaya ve Al›nterimiz gazetesi muhabiri Hülya Türünç sald›r›ya u¤rayarak gözalt›na al›nd›lar. Gözalt›na al›nanlar akflam geç saatlerde serbest b›rak›ld›lar. Tahliye olan Avyüzen ve Sonkaya ile süreç üzerine bir söylefli yapt›k. - Tutuklanman›z o süreçte devam eden T‹S görüflmelerini nas›l etkiledi ve sonuç olarak T‹S sürecini nas›l de¤erlendiriyorsunuz? Hasan Sonkaya: Sendikam›z›n alm›fl oldu¤u kararlar, ifl yerlerinde ufak tefek s›k›nt›lar hariç hayata geçmekte idi. Bu geliflmelerden rahats›zl›k duyan devlet, hiçbir gerekçe yokken ifl b›rakma eyle-

Musa Avyüzen minin oldu¤u saatlerde bize sald›rarak, döverek gözalt›na ald›. Ve tutuklad›. Bunun üzerine iflçiler çeflitli eylemlere bafllad›lar. Ve 325 arkadafl iflten at›ld›. Patronlar sald›r›ya geçmifl ancak sendikan›n ve iflçilerin kararl› tutumu ile karfl›laflm›fllard›. ‹flçiler ve sendika bu sald›r›lar›n üstesinde gelmeyi bilmifllerdir. Biz bu tür oyunlar› çok yaflam›flt›k. Tutuklanmam›z üzerine patronlar, hangi yolu denemifllerse de bunlar tutmam›flt›r. Çünkü 2 yöneticinin tutuklanmas›, belli sorunlar yaratsa da; iflçiler bu sald›r›lar› canl› canl› yaflam›fllard›r ve pratikte bir kez daha görmüfllerdir. Bizce her fleye ra¤men iyi bir T‹S süreci oldu. Çünkü ülkede s›f›r zam tekliflerinin oldu¤u bir durumda, sendikam›z günlük yevmiyelere en az %36; sosyal haklara ise %55 zam alm›flt›r. Ekip çal›flmas› yap›ld›¤› için bu iflin üstesinden gelinmifltir. Musa Avyüzen: Patronlar bu süreçte kararl›l›¤›m›z› görünce bir komplo ile bizi tutuklatt›lar. T‹S sürecini sekteye u¤ratmak ve buradaki sendikal örgütlülü¤ümüzü bitirmekti bu komplonun amac›. Deri iflçisi bu sald›r›lar›n yabanc›s› de¤il. Bu sald›r›lar›n önü ancak örgütlülükle kesilebilirdi. Bizim tutuklanmam›z bu süreci hem maddi hem manevi anlamda etkiledi tabi ki. Sonuçta iflçiler ve kurumumuz bize sahip ç›k›nca 325 iflçi iflten at›ld›. Ancak tüm bunlara ra¤men T‹S olumlu bir flekilde imzaland› ve iflçi arkadafllar ifl bafl› yapt›. (Kartal)

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Halk Bankas› Laleli fiubesi: 63487 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


3

13

18-31 Temmuz 2003

11 askerin gözalt›na al›nmas› ve bir kez daha

“Stratejik Ortakl›k” de¤il “Stratejik Uflakl›k” üzerine 11 TSK Özel Tim mensubunun Irak’›n Süleymaniye kentinde Amerikal› askerler taraf›ndan kafalar›na çuval geçirilerek, elleri kelepçelenerek, tekme tokat gözalt›na al›nmas› bir anda ülke gündemine oturdu. Olay›n duyulmas›n›n ard›ndan “Nankör Coni”, “Müttefik Hançeri!”, “Dünyan›n en büyük ordusuna böyle yap›lmaz” vb. manfletlerle ç›kt› bizim “onurlu” Amerikanc› bas›n›m›z. Yani ülkenin “onurlu” Amerikanc›lar›, her fleyi kabulleniyordu ama “kahraman” mehmetçi¤e Amerikal›lar taraf›ndan esir muamelesi yap›lmas›n› “onurlar›na” yediremiyordu. “Teröre” karfl› verdi¤i “mücadelede” köyleri yakan, köylülere yapmad›¤› iflkence kalmayan, binlerce insan› katleden “kahraman” mehmetçi¤in, nas›l olur da Irak Kürdistan›’nda “terörist faaliyet” içinde oldu¤u iddia edilir!? Bu “kahraman” mehmetçik Amerika’n›n ç›karlar› için az m› çal›flm›flt›!? Ta Kore’de bile ABD ç›karlar› için ölmemifl miydi!? Dünyan›n bu yan›nda ABD ç›karlar› için jandarmal›¤› üstlenmemifl miydi!? fiimdi ne oluyor da “kahraman” mehmetçik “terörist” muamelesi görüyor!? “Kahraman” mehmetçik kendini tutuklayanlara karfl› silah kullansayd› ne olurdu!? Türkiye ile “stratejik orta¤›” oldu¤u ABD emperyalizmi aras›nda savafl ç›kar m›yd›!? Olay›n patlak vermesinin ard›ndan bu ve buna benzer yaklafl›mlar, TC’nin “ayd›nlar›n›n”, TV spikerlerinin, köfle yazarlar›n›n, üst düzey askerlerin, hükümetin dilinden düflmedi. Birden herkes sorar oldu “Bu nas›l stratejik ortakl›k?” diye. Herfleyden önce söylemek gerekir ki Türkiye ABD emperyalizminin stratejik orta¤› de¤il, stratejik ufla¤›d›r. Tüm bu olup bitenlere Türkiyenin uflak bir ülke oldu¤unu gözden kaç›rmadan bakmak gerekir. “Onuru incinen” onursuz TC, efendisine “bari özür dile” fleklinde yalvararak, bu yolla uflakl›¤›n› gizlemeye çal›flmaktad›r. Ama efendisi bunu dahi yapmamaktad›r. Onursuz diyoruz, çünkü TC kuruldu¤u ilk günden itibaren emperyalistlerin uflakl›¤›n› yapmaktad›r. Ülkenin tüm zenginlikleri emperyalistlerin hizmetine sunulmufltur. Halk açl›k s›n›r›n›n alt›nda yaflamaktad›r. Haklar›n› savunan insanlar vatan haini ilan edilerek gözalt›na al›nmakta, iflkence görmekte ve hatta katledilmektedir. “Kahrolsun ABD emperyalizmi” fleklinde slogan atan insanlara coplarla, gaz bombalar›yla sald›r›lmaktad›r. Böyle bir devletin onuru olur mu? Olay›n ard›ndan yap›lan tüm bu safsatalar ise demagojiden baflka hiçbirfley de¤ildir. Bu durumu Uflak R. Tayyip Erdo¤an en bariz flekilde ortaya koyuyor. Bir gazetecinin “ABD’ye nota verecek misiniz?” fleklindeki sorusu karfl›s›nda, Baflbakan Tayyip Erdo¤an tam anlam›yla uflakl›k örne¤i göstererek “Bu müzik notas› de¤il. Öyle akl›n›z esti¤inde verilmez. A¤›rl›¤› ve ciddiyeti vard›r.” yan›t›n› veriyor. Yani Uflak Tayyip, askerlerin Amerikal› askerler taraf›ndan gözalt›na al›nmas› karfl›s›nda TC’nin ciddi bir tav›r alamayaca¤›n› söylüyor. Durum bu kadar aç›k ve nettir. Gerisi Türkiye kamuoyunu aldatmaktan ve flovenist dalgay› güçlendirmekten baflka bir fley de¤ildir.

SAKLANAN B‹R GERÇEK: 11 TSK MENSUBU KONTRGER‹LLADIR ABD ufla¤› onursuz insanlar, 11 kontrgerillan›n Irak Kürdistan›’nda ne ifli var sorusunu ak›llara bile getirmemektedir. O tim, kaç katliam›n içinde yer ald› veya örgütledi? Yaflanan tüm bu geliflmeleri dahi iyi kavramak için emperyalistlerin ve TC devletinin Irak Kürdistan›’ndaki faaliyetini k›saca aktarmakta yarar var. 1. Körfez Savafl› ile son Irak sald›r›s› gündeme ilk geldi¤i döneme kadar ABD emperyalizmi bir taraftan Kürt Ulusal Hareketlerini etkisiz hale getirmek için Kürt Ulusuna savafl açan bölgedeki gerici devletlere -ki buna Irak da dahildir-gereken yard›m› sunarken, di¤er yandan “ileride kullan›r›m” düflüncesiyle bölgedeki gerici devletlerin bu sald›r›lar›n›n imhaya yönelmesini engelledi ve Kürt gruplar›yla sürekli dialog halinde oldu. Ve böylece bölgedeki Kürt gruplar›na ABD emperyalizmi net bir mesaj verdi; “bizsiz hiç bir fley yapamazs›n›z. Yapmaya kalk›flt›¤›n›zda ise bafl›n›zda bela bulursunuz.” Böylelikle bölgedeki Kürt gruplar› zaman içersinde ABD emperyalizminin birer uflaklar› haline geldi. TC ise Irak Kürdistan›’ndaki bu geliflmelerden hep kayg› duydu. Çünkü emperyalistler taraf›ndan dayat›lan model yar›n kendisine dayat›lacakt›. TC’nin Irak Kürdistan›’nda ikinci büyük kayg›s› ise, Kürt gruplar›n›n denetiminde olan bu bölgeye PKK’nin yerleflece¤i ve güçlü bir cephe gerisi yarataca¤› endiflesiydi. TC’nin bu korkuyu yaflamas› gayet do¤ald›. Nitekim PKK 1. Körfez Savafl›ndan sonra hiç vakit kaybetmeden bölgeye yerleflmeye bafllad›. Bu durum karfl›s›nda TC’nin s›n›r ötesine yönelik sald›r›lar› gündeme geldi. Bir bütün olarak Kürt co¤rafyas›nda katliamlar›na tüm h›z›yla devam eden TC, ayn› zamanda bölgedeki gerici Kürt gruplar› olan KDP ve KYP’yi tan›maya ve onlara temsilcilik statüleri vermeye bafllad›. TC’nin bölgedeki gerici Kürt gruplar›na yapt›¤› bu “jest” karfl›s›nda onlardan istedi¤i ise; “Ba¤›ms›z Kürt devleti olgusunu akl›n›zdan geçirmeyin ve PKK’yi de topraklar›n›zda bar›nd›rmay›n” fleklindeydi. Ve TC’nin, özellikle KDP ile birlikte PKK’ye karfl› birçok s›n›r ötesi operasyonu oldu. KDP ve KYB’nin kontrol alt›nda tuttu¤u bölgelere bürolar açarak M‹T, J‹TEM elamanlar›yla birlikte say›s›z katliamlar gerçeklefltiren Özel Tim mensuplar›n› da yerlefltirerek, bölgedeki gruplarla iliflkilerini sürekli gelifltirmeye çal›flt›. Irak Kürdistan›’na yap›lan bu y›¤›nakla TC, bölgede iflgalci bir güç haline geldi. Zaten TC her f›rsatta Musul ve Kerkük’te gözü oldu¤unu ta kuruldu¤u günden beri aç›kça ortaya koymaktad›r. Tabi tüm bu yaflananlar emperyalizmden ba¤›ms›z geliflmedi. TC’nin binlerce asker ile s›n›r ötesine yapt›¤› harekatlar, ABD emperyalizminin onay› al›narak yap›ld›. Ancak yukarda belirtti¤imiz ABD emperyalizminin bölge politikalar›, TC’nin bu kapsaml› operasyonlar›n›n uzamas›n› ve bölgede fazla asker bulundurmas›n› engelledi.

TC UfiAKLIKTA KÜRT GRUPLARIYLA AYNI KEFEDED‹R ABD emperyalizmi taraf›ndan yap›lan ilk aç›klamalarda; 11 kontrgerilla mensubunun Kerkük’ün Kürt Valisine suikast haz›rl›¤›nda oldu¤u ve bölgede bulunan KADEK’e yönelik askeri operasyonlarda kullan›lmak üzere silahlar depoland›¤› için terörist faaliyet içinde oldu¤u iddia edilmekte. TC’nin böyle planlar› var m›yd› bilmiyoruz ama Türk kontrgerilla biriminden ABD’nin rahats›z oldu¤unu söylesek yanl›fl olmaz. Süleymaniye’de yaflanan olay›n neden yafland›¤› konusunda da çeflitli görüfller ortada dolaflmakta. Kimi “onurlu” yazarlar, “1 Mart’ta tezkere geçseydi, böyle olmazd›” diyerek iflgale karfl› olan Türkiye halk›n› suçluyor. Do¤rudur. Türkiye halk› emperyalizme karfl› mücadeleyi gelifltirdikleri için sizin gözünüzde en büyük düflmand›r. Zaten bu tür yazarlar, kalemlerinden kan damlatarak emperyalistlerin ve uflaklar›n›n halklara yönelik her katliam›n› ayakta alk›fllad›lar. Yine daha önceki birçok yaz›lar›m›zda, ordusuyla ve hükümetiyle yani bir bütün olarak TC devletinin, Irak’a sald›r› ve iflgal sürecinde ABD’li efendilerinin taleplerine karfl› uflakl›¤›n› beceremedi¤ini ve bu nedenle efendisi taraf›ndan cezaland›r›ld›¤›n› belirtmifltik. TC, bu beceriksizli¤ini telafi etmek için elinden geleni yapmaktad›r. Örne¤in AKP hükümetinin ç›kard›¤› kanun hükmünde kararname ile ABD baflta olmak üzere isteyen baflka devletler de Irak’›n yeniden yap›land›r›lmas› için Türkiye’nin hava alanlar›ndan, limanlar›ndan ve bütün s›n›r kap›lar›ndan yararlanabilecek. Üstelik hiçbir s›n›r› olmadan. Yine bu olay›n neden yafland›¤›na dair görüfllerden biri de ABD emperyalizminin Kürt politikas› diyebiliriz. Irak’ta ABD’li askerlere yönelik halk›n geliflen bir öfkesi vard›r. Gün geçmiyor ki Irak’ta ABD askerlerine yönelik yeni bir sald›r› haberi gelmesin. Bölgede fiiilerden sünnilere kadar birçok mezhepten ve ›rktan insanlar ABD askerlerine adeta dünyay› dar etmektedir. ABD emperyalizminin bölgede en rahat etti¤i yer ise Irak Kürdistan›’d›r. Çünkü oradaki gerici Kürt gruplar›, ABD’nin uflakl›¤›n› yapmaktad›r. ‹flte böylece iflgalle birlikte TC, Irak Kürdistan›’ndaki konumunu yitirdi. Emperyalistlerin gözünde alta düfltü. Ve TC’n›n y›llard›r tan›mad›¤›, sürekli bask› alt›nda tuttu¤u, asimile etmeye çal›flt›¤› Kürt gruplar›yla birlikte efendisi ABD emperyalizminin gözünde ayn› konuma geldi. ONURLU ‹NSAN EMPERYAL‹ZME VE UfiAKLARINA KARfiI SAVAfiANDIR Ancak Süleymaniye’de yaflananlar› sadece bununla aç›klamak eksik olacakt›r. Zaten bu anlatt›klar›m›z iflin taktiksel boyutudur. Var olan en büyük gerçek ABD emperyalizminin hegemonyas›n› korumaya çal›flmas›d›r. Bu stratejinin temelinde sermayenin ve mallar›n serbest dolafl›m›, enerji kaynaklar›n›n do¤ru-

dan denetlenmesi, ABD kültürünün yayg›nlaflmas› vb. vard›r. Ve ABD emperyalizmi 11 Eylül sald›r›lar›yla stratejisini çok kal›n çizgilerle çizdi; “ya benim yan›mdas›n›z ya da teröristlerin!” 11 Eylül sald›r›s›yla yaflam bulan bu hegemonyay› koruma mücadelesinde, ABD emperyalizmi ile uflaklar› aras›ndaki iliflkiler de yeniden kal›ba dökülmeye bafllad›. Bu uflak ülkelere; “Hiç itiraz etmeden, kendi ç›karlar›n›z zedelense de, benim ç›karlar›m› üstte tutacaks›n›z. Üstelik bunu hiç bir fley istemeden yapacaks›n›z.” Süleymaniye’de yaflananlar ve daha öncesinde ABD Savunma Bakan Yard›mc›s› Paul Wolfowitz’in TC ile ilgili aç›klamalar›nda uflaklar›n› azarlamas› ve kulaklar›n› çekmesi, bu hegemonyay› koruma mücadelesinde ABD emperyalizminin uflaklar›na biçti¤i yeni roller gere¤idir. Hat›rlanaca¤› gibi Wolfowitz, TC’nin iliflkileri düzeltmesi için ABD’nin izleyece¤i politikalara sesini ç›karmadan uymas›n› istemifltir. Süleymaniye’de yaflananlar, ABD emperyalizminin uflaklar›na ve özellikle de TC’ye verdi¤i aç›k bir mesaj olmufltur. Art›k ABD emperyalizmi için ayr›cal›kl›, vazgeçilmez uflak belirlemesi yoktur. Türk hakim s›n›flar›n›n y›llard›r övündü¤ü bu “ayr›cal›klar” art›k son bulmufltur. Türkiye de di¤er uflaklar gibi-örne¤in gerici Kürt gruplar›yla- ayn› kefeyi ve ayn› kaderi paylaflmaktad›r. Bu durum karfl›s›nda TC “istemeyerek de” olsa ABD emperyalizminin dediklerini yapmaya devam etmek zorundad›r. Çünkü yar›-sömürge yap›s› bunu gerektirmektedir. Ve bu durum emperyalistler ve uflaklar› ülkeden kovulmad›¤› müddetçe sürecektir. Bu ülkede emperyalizme ve uflaklar›na karfl› ülkenin onurlu, yi¤it insanlar› mücadelelerini bedeller ödeyerek sürdürmektedir. Son olarak Karadeniz da¤lar›nda Demokratik Halk ‹ktidar› ve Sosyalizm için savaflan üç yi¤it insan savaflarak flehit düflmüfllerdir. Onlar›n bu onurlu savafl›n› güçlendirelim. Tarih bize bu görevi yüklemifltir. Gelece¤imiz için, onurumuz için Halk Savafl›’na yüklenelim. Ve biz flunu biliyoruz ki emperyalizm ne kadar güçlü olsa da yenilmeye mahkumdur. Mao yoldafl›n tarihe geçen flu önemli sözlerini bir kez daha hat›rlatmakta yarar var; “ABD emperyalizmi flimdi oldukça güçlüdür, fakat asl›nda güçlü de¤ildir. Halk kitlelerinden kopuk oldu¤u ve Amerikan halk› da dahil olmak üzere herkesin nefretini kazand›¤› için siyasi bak›mdan çok zay›ft›r. Çok güçlü görünmesine ra¤men asl›nda hiç de korkulacak bir fley de¤ildir, sadece ka¤›ttan bir kapland›r. D›fltan bak›ld›¤›nda kaplan gibi görünür, fakat ka¤›ttan yap›lm›flt›r ve ne ya¤mura ne de rüzgara dayanabilir. Ben, Birleflik Amerika’n›n ka¤›ttan bir kaplandan baflka bir fley olmad›¤›na inan›yorum. Güçlü olan, yerini zay›f olana b›rakmak zorundad›r; bir bütün olarak tarih, s›n›fl› toplumun binlerce y›ll›k tarihi bunu kan›tlam›flt›r. Bu, Amerika k›tas› için de geçerlidir. Ancak, emperyalizm ortadan kalkt›ktan sonra bar›fl olabilir. Ka¤›ttan kaplanlar›n yok edilece¤i gün gelecektir. Fakat onlar kendi istekleriyle yok olup gitmeyeceklerdir; rüzgar ve ya¤mur taraf›ndan parçalanmalar› gerekecektir.”


13

4

18-31Temmuz 2003

S›n›fsal Bak›fl IRAK’TA SERP‹L‹P BÜYÜYEN D‹REN‹fi B‹R KEZ DAHA Ö⁄RET‹YOR K‹; D‹RENMEK ‹Ç‹N ‹RADEL‹, ‹RADEL‹ OLMAK ‹Ç‹N YÜREKL‹L‹K GEREKL‹! “Zafer” ilan ettikleri 1 May›s’›n üzerinden daha 2 ay bile geçmeden 180 bin kiflilik asker gücüne karfl›n takviye birlik talebinde bulunacak denli s›k›nt›ya giren iflgal kuvvetleri; birer, ikifler keklik misali avlanmalar›yla büyük bir panik yaflamaya bafllad›lar. Pentagon’un eski planlama uzman› General Dan Christman, bu durumu geçti¤imiz günlerde, “Savafl rahats›z edici yeni bir safhaya girdi. Düflük düzeydeki bir gerilla savafl› safhas›na.” (01.07.03) sözleriyle tan›mlad›. Irak halk›n›n iflgalin ilk haftalar›nda ve en umulmad›k noktalarda gösterdi¤i toplu direnifllerin, Ba¤dat’a girilmesinin ard›ndan da yer yer sürmesi karfl›s›nda, silahs›z gösterilere dahi ateflle yan›t veren Amerikan ve ‹ngiliz birliklerinin yaflad›¤› flaflk›nl›¤›n, organize silahl› eylemlerin süreklilik arz eden bir hal almas› (son iki ayda 100’e yak›n ölü ve yüzlerce yaral›) üzerine pani¤e dönüflmesi, flimdiden 2500’ü bulan firari say›s›ndan da anlafl›lmaktad›r (Ba¤dat’ta yay›nlanan haftal›k Ez Zevra gazetesinin haberi, 06.07.03). Gelinen noktada direniflin bütün Irak topraklar›na yay›lma trendi yakalamas› söz konusudur. Savunma ‹stihbarat Örgütü (DIA) eski görevlisi Jeffery White, “Direnifl co¤rafi olarak yayg›nlafl›yor, direnifl guruplar›n›n çeflitlendi¤i, taktik konularda daha uyumlu davranmaya bafllad›¤›, Sünni toplumunun çeflitli bölümlerinden destek ald›¤› anlafl›l›yor” sözleriyle bu gerçekli¤i ifade etmektedir. ‹lk aflamalardaki güney bölgesi a¤›rl›kl› direniflin mevzi niteli¤ini yitirip de Baas rejiminin ihanetiyle iflgali kolaylaflt›ran bir sürece geçit vermesi; ya¤mac›l›¤a sevk edilen bir avuç çapulcunun eylemleri ve heykel devirme seremonileri eflli¤inde “bu ne biçim halk” alaylar›na dahi konu olmufl, umutsuzluk, y›lg›nl›k ve teslimiyet yayma mekanizmalar› h›zla çal›flt›r›lmaya bafllanm›flt›. Bunun eksenine ABD emperyalizminin muzaffer olmaya muktedir ve mahkum bir arz› endam eyleyifli oturtuluyor, “kurtulufl yolu”, itaat ve boyun e¤me olarak empoze ediliyordu. Bu balonun Irak topraklar›ndaki ömrü de beklediklerinden daha az olunca, güler yüzlü demeçler, özgürlük ve demokrasi teraneleri rafa ça-

buk kald›r›ld›. Yasaklamalar›n ard› s›ra gelmesi, en s›radan taleplerle yap›lan küçüklü büyüklü gösterilerin toplu k›y›m raddesinde fliddetle bast›r›lmas› ve Irak’›n bir dizi flehrinde nüfusu h›zla artan toplama/esir kamplar›n›n kurulmas›, gidiflat›n yönünü göstermektedir. Nitekim “bar›fl gücü” ad› alt›nda iflbirlikçi ve uflak devletlerin askerlerinin devreye sokulmas›n›n planlanmas›na geçilmesi ve takviye birliklerin gönderilmesi haz›rl›klar›na bafllan›lmas›, bu durumu teyit edici di¤er geliflmeler olarak kaydedilmektedir. ‹kinci y›l›n› doldurmakta olan Afganistan iflgali nas›l Kabil’e s›k›flan bir boyut alm›fl ve “denetim” s›n›rl› bir noktaya gerilemiflse, Irak’ta bu durumun bile hayal olaca¤› flimdiden anlafl›lmaya bafllanm›flt›r. Emperyalist zorbalar, dünya halklar› üzerindeki do¤rudan veya dolayl› tahakkümlerini sürdürmekte her geçen gün daha zorlu bir noktaya sürüklenmektedirler. Sald›r› ve katliam merkezi olarak bafl› çeken ABD emperyalizmi; Suriye, ‹ran ve Filistin üzerinde tehdit, bask› ve çeflitli planlarla yol almay› sürdürür, Latin Amerika’da ad›mlar atar ve Afrika’yla daha yak›ndan “ilgilenmeye” çal›fl›rken, tüm dünyaya gafil bir flaflk›n›n nafile çabalar›n› izlettirmektedir. Zira; “ucuz” yalanlar› ayyuka ç›kan, “zafer” söylemleri çabuk iflas eden, direnifller karfl›s›ndaki aczi perçinlenen haliyle, yan›lsamal› bir “kof güç” figürü yeryüzünü kaplamakta, “ka¤›ttan kaplan” esprisinin günümüzdeki resmi böyle flekillenmektedir. S›n›f mücadelesinin yasalar›; can çekiflme nöbetleri s›klaflan emperyalist-kapitalist sistemin efendilerinin asla tersine çeviremeyecekleri bir y›k›c›l›k ve dinamizmle ifllemeye devam ediyor. Direnifl, mücadele, savafl kombinasyonu, birbirini tetikleyerek ve birleflik bir hat örerek afl›nd›r›c› ve y›k›c› dalgalar oluflturuyor. Önderlik ve örgütlülük sorununu da bu dalgalar›n çözece¤ini, insanl›k tarihinin say›s›z deneyimlerinden biliyoruz. Öfke ve tepki dalgalar›n›n sabun köpü¤ü gibi da¤›lmamas›, yeniyi yaratma misyonunu yerine getirecek bir rol oynamas› için tarihsel f›rsatlar sunuyor olmas›, bizi daha derinden etkileyecek bir süreci yaflad›¤›m›z›

gösteriyor. fiu son bir ay içinde; ‹talya Hükümeti ortaklar›ndan Kuzey Birli¤i Lideri Umberto Bossi’nin, “göçmenleri bombalayal›m” (16.06.03) demesi; Af tart›flmalar› üzerine, ‹srail Hükümeti’nin Ulusal Altyap› Bakan› Avigdor Lieberman’›n, “en iyisi Filistinli mahkumlar› bo¤al›m” (08.07.03) diye öneri getirmesi; 2. Bush’un, Guantanamo’daki iflkence merkezinde bulunan tutsaklar›n “yarg›l›” infaz sürecini bafllatmas› (04.07.03); ‹zmir Emniyet Güvenlik fiube Müdürü Celil Taflk›n’›n, AKP ‹zmir binas› önünde ölüm orucu flehitleri için tabutlarla protesto eylemi yapan TAYAD’l› ailelere, “sizi getirdi¤iniz tabutlara gömerim” (29.06.03) tehditleri savurmas›; emperyalist ve faflist katillerin mevcut fliddetin dozunu art›rmaktan yarar umma heveslisi olduklar›n› sergilemekle kalmay›p, sorunlar, direnifl ve mücadele karfl›s›nda düfltükleri aczi de bütün aç›kl›¤›yla ortaya koymaktad›r. Bugün hiçbir direnifl oda¤›, hiçbir mücadele mevzisi ve hiçbir savafl cephesi düflman›n sald›r›lar› sonucu yok edilememektedir. Aksine, ancak çeflitlenme ve boyutlanmadan söz edebilece¤imiz bir süreci yaflamaktay›z. Geçici yenilgi ve kimi bozgunlar, sadece ve sadece önderlik ve örgütlülük sorunundaki açmazlardan ötürü yaflanabiliyor. Bu durum, ancak hakl› ve meflru olandan yana iflleyen bir yasan›n kitlelere mal edilen irade gücü fleklinde kendini göstermesi olarak aç›klanabilir. Kitleler; yani ezilen, sömürülen, zulmedilen y›¤›nlar; yani iflçiler, köylüler, emekçiler ve bütün yoksullar; yani dünya nüfusunun ezici ço¤unlu¤unu oluflturan halklar ve ezilen uluslar; boyunduruklara, kelepçelere ve zincirlere karfl› her durufllar›nda muazzam bir enerji ortaya koyuyorlar. Bu enerjinin da¤›lmayan, savrulmayan bir kütlesel güç halini alabilmesi, proletaryan›n s›n›fsal iradesi do¤rultusunda ifllev görebilmesiyle do¤rudan ilintilidir. ‹radelerin çat›flmas›ndan zaferle ç›kabilmenin, tarihi ileriye do¤ru tafl›yabilmenin yegane yolu budur. ‹radelilik, kararl› olma halidir. Kararl›l›k, inatç›, azimli, yürekli ve tutarl› bir çizgiyi gerektirir. Bunun gösterilebilmesi, direngen bir tutuma, net bir karfl› koyufla ve etkili vurufllara ba¤l›d›r. Do¤ru yöntem ve biçimlerin seçilmesine, esas olan›n isabetli belirlenmesine ba¤l› olarak ilerletilecek bu süreç, bask›n bir konum elde edecek, iradenin karfl› tarafa kabul ettirilebilmesi söz konusu olacakt›r. ABD emperyalizminin iflgal valisi Bremer’in “irademizi eninde sonunda bu ülkeye dayataca¤›z” derken

iflaret etti¤i can al›c› nokta tam da buras›d›r. Onlar, tonlarca bomba ve katliama, iflgal ve istilaya ra¤men bunun hala baflar›lamam›fl oldu¤unu itiraf etmek zorunda kal›yorlar. Çok iyi biliyorlar ki, iradeyi karfl› tarafa kabul ettirmek, ancak tam teslimiyetin sa¤land›¤› koflullarda mümkündür. Ancak flunu tarih boyunca hep unutageldiler ki, iradenin tesisi için hakl› konumda olmak flartt›r. ‹radesizlerin, irade ortaya koymaya çal›flmas› kadar traji-komik bir durum yoktur. Hakl›l›¤› olmayan, bu nedenle de hareketinin meflruiyeti bulunmayan koflullarda irade dayat›m›nda bulunanlar, hüsrana u¤ramaya mahkumdur. Tarihte lanetle an›lmay› hak edenler, karfl›lar›nda art›k do¤al refleksin ötesinde, dünya halklar›n›n deneyimlerinden ö¤rendiklerini uygulayan, en geri biçimde olsa da örgütlenme ihtiyac›n› gidermeye çal›flan bir kuvveti her zaman için bulmaktad›rlar. Bu durum, tayin edici esas güç olan kitlelerin, kaç›n›lmaz biçimde do¤rudan hedef al›nmas›na kadar götüren bir zemine kayd›r›ld›¤›nda ise, zalimlerin hiçbir flans› kalmamaktad›r. ‹flgalci çapulcular›n bata¤a sapland›klar› dünya çap›nda burjuva medyas›n›n dahi manfletlerine tafl›n›r oldu. Rüzgar ABD kamuoyunda bile tersine esmeye bafllad›. ABD emperyalizmi için “çöküfle gidiflin tafllar›n› h›zla döflemektedir” derken bize kulak asmayanlar; Afganistan ve Irak “sonun bafllang›c› olarak de¤erlendirilmelidir” derken, emperyalist cilan›n büyüsünden s›yr›lamayarak bizleri gerçekçi bulmayanlar; reformizmin kuca¤›nda kulaç atmaya soyunanlar; silahl› mücadeleye yan çizmek için bahane arayanlar; takat› kalmad›¤› için teslimiyet teorisyenli¤ine öykünenler; “yeni koflullar/flartlar” edebiyat› yapanlar; örgüt sözcü¤ünü a¤z›ndan düflürmeyip örgütsüzlü¤ün konu mankenli¤ine soyunanlar; mücadele, savafl, direnifl gibi kavramlara nostaljik bir tarzda yaklaflarak, anlam derinli¤ine vak›f olma ad›na evliyal›k taslayanlar; küçümsedikçe küçülenler; alçaltmaya çal›flt›kça alçalanlar; karalamaya çal›flt›kça dibe vuranlar; umutsuzlu¤un, karamsarl›¤›n, y›lg›nl›¤›n canl› cenaze gibi gönüllü pazarlamac›¤›n› yürütenler; tükenmiflli¤in ve kendine güvensizli¤in tedavisi imkans›z girdab›nda, halka, devrime ve partiye güvensizlik yayman›n misyonerli¤ini üstlenenler; Irak’taki ABD ve ‹ngiliz askerlerine A-47 ile yönelen 13 yafl›ndaki k›z çocu¤undan ders alma flans›n› kaç›rm›fllarsa da, utanmay› ö¤renmelidirler.


5

13

18-31 Temmuz 2003

Dönmez Deri’de direnifl

Patronlar›n, iflçi s›n›f›n›n örgütlülü¤ünün yetersiz oluflundan da faydalanarak emperyalist politikalar› bir bir hayata geçirdi¤i-geçirmeye çal›flt›¤› flu günlerde iflçi s›n›f›n›n örgütlenme çal›flmalar› da devam ediyor. Bunlardan biri de ‹zmir’de bulunan yaklafl›k 150-160 kiflinin çal›flt›¤› Dönmez De-

ri Fabrikas›. Dönmez Deri’de yaklafl›k 4 ayd›r Deri-‹fl Sendikas›’n›n örgütlenme faaliyeti sürüyor. Bundan rahats›zl›k duyan patron, iflçileri sendikas›zlaflt›rarak daha rahat sömürece¤inin bilinciyle sendikaya üye olan iflçileri iflten ç›karmaya bafllad›. Ayn› zamanda ‹zmirspor’un Baflkan› olan

Emekçinin Gündemi

Genç ‹flçi ve Emekçilerin Örgütlenmesine A¤›rl›k Verelim... Bu köflede yay›nlanan yaz›lar›n büyük bir ço¤unlu¤unda sürekli olarak iflçi s›n›f› içinde örgütlenmek gere¤i üzerinde durulmakta, s›n›f›n örgütlenmesi için tüm gücümüzle çal›flmam›z›n önemine de¤inilmektedir. fiunu iyi bilmeliyiz ki, iflçi s›n›f› içinde çal›flma yürütmemize ve bu çal›flmay› önemsememize ra¤men, hala olmam›z gereken seviyenin çok gerilerinde bulunmaktay›z. Bu alanda sürekli cepten yemekteyiz. Yeni kuflak emekçiler aras›nda hemen hemen yok denecek durumday›z. Bugün saflar›m›zdaki ve etki alan›m›zdaki iflçi ve emekçi iliflkileri ’70’li, 80’li y›llarda yürütülen çal›flmalar›n etkisi ile saflara kat›lm›fl iflçi ve emekçiler oluflturmaktad›r. Oysa çok say›da genç iflçi ve emekçi üretim alanlar›nda çal›flmaya bafllam›fl bulunmaktad›r. Hem de her türlü sosyal güvenceden yoksun, düflük ücretle, a¤›r çal›flma koflullar›, uzun çal›flma saatleri, örgütsüz ve sendikas›z ve hatta sigortas›z bir durumda çal›flmaktad›rlar. Zaten geçti¤imiz y›llarda yaflanan krizlerle birlikte yafll› iflçilerin büyük bölümü çeflitli nedenlerden dolay› fabrikalardan d›flar› at›lm›fl, yerlerine genç iflçiler doldurulmufltur. Tüm iflkollar›nda çal›flanlar›n önemli bir bölümü genç iflçilerden oluflmaktad›r. Yafll› iflçiler daha çok kamu iflyerlerinde çal›flmaktad›r. Özel sektör ise sürekli bir gençlefltirme operasyonlar› yürütmekte, k›dem süreleri çok k›sa tutulmaktad›r. Özel sektörün a¤›rl›kl› oldu¤u iflkollar›nda sendikal örgütlülükte zaafa u¤rat›lm›fl, sendikalar ya tasfiye edilmifl ya da etkisiz hale getirilerek bu alanlarda tam bir örgüt-

süzlük hakim hale getirilmifltir. Bunun içindir ki bizlere çok büyük ifller düflmektedir. Hem siyasal hem sendikal örgütlenme aç›s›ndan bu alanlar, bakir topraklar durumundad›r. En az›ndan bizim için böyledir. Birço¤umuz, iflkollar› diye saymaya bafllad›¤›m›zda, üçü- befli geçmeyen iflkolu s›ralayabiliyoruz. Oysa devlet iflkollar›n› 28’e ay›rm›fl ve bir de buna ek olarak kamu emekçileri ve onlar›n çal›flt›¤› iflkollar› mevcut. Bu duruma bak›ld›¤›nda ne kadar dar bir alanda s›k›fl›p kald›¤›m›z› aç›k bir flekilde görürüz. Çal›flmalar›m›z› bu s›k›fl›k dar alandan kurtarmal›y›z. G›da da, tekstilde, petrol kimya ve lastikde, maden ve metalurjide, tafl›mac›l›k, konaklama ve e¤lence iflkollar›nda milyonlarca iflçi ve emekçi istihdam edilmektedir. Bunlar›n büyük bir bölümü çok a¤›r koflullarda, düflük ücretlerle, uzun sürelerle çal›flmaktad›rlar. Sömürü bu iflkollar›nda daha katmerlidir. Birçoklar› ya asgari ücretle ya da asgari ücretin biraz üzerinde bir maaflla çal›flmaktad›r. Kimi bölgelerde asgari ücret bile uygulanmamakta ve bunun çok daha alt›nda bir ücretle insanlar 10-12 saat boyunca çal›flt›r›lmaktad›r. Bu iflkollar›nda ücretlerin düflüklü¤ünün yan›s›ra sosyal haklar da bulunmamaktad›r. Devrimci mücadeleye yatk›n bir potansiyel mevcuttur. Bu potansiyel yozlaflt›r›lmakta ve lümpen kültürün etkisi alt›na al›nmaktad›r. Daha da vahimi milliyetçi, kafatasç› faflistlerin ve Kemalist faflistlerin etki alan›na çekilmekte, faflizmin kitle temeli haline getirilmektedir. Bu güçleri, özellikle tekstil alan›ndaki genç emekçi

Celal Dönmez, iflçilerin sigorta ücretlerini asgari ücret üzerinden imzalamalar›n› istiyor, bunu reddedenleri de iflten ç›kar›yor. ‹flyerinde örgütlü iflçiler olarak bunu reddeden iflçiler de 20 Haziran 2003’ten itibaren iflten ç›kar›lmaya bafllanm›fl, ilk olarak 9 kifli ard›ndan 1 Temmuz itibariyle de 90 iflçi iflten ç›kart›lm›fl. Konuyla ilgili direniflçi iflçilerin görüflünü ald›k. -Sizi tan›yabilir miyiz? -Tufan Curo¤lu: Makinac›y›m. ‹flten ç›kar›lan ilk 9 kifliden biriyim. -Direnifl ne zamand›r devam ediyor, ne için direnifltesiniz? -Bugün (8 Temmuz 2003) direniflin 19. günü, yani ilk 9 kiflinin ç›kar›ld›¤› günden beri direnifl var. Biz sendikal› çal›flmak istiyoruz. -Patron sizi ne gerekçeyle iflten ç›kard›? -Sigortalar› asgari ücret üzerinden imzalad›¤›m›z için iflten ç›kart›ld›k. Patron ifl akdini tek tarafl› fesh edebi-

liyor. ‹fl olmad›¤›n›, kazançs›z oldu¤unu söylüyor. Halbuki biz burjuva bas›ndan 30 milyon dolarl›k ifl ald›¤›n› okuduk. -‹flten ç›kar›lmalar bafllad›ktan sonra sendika ile ilgili düflüncelerinizde ne gibi de¤ifliklikler oldu? -Biz sendikal› çal›flmak istiyoruz. Gerçek ücretimiz bordromuza ve sigortam›za yans›t›lm›yor. Patronun amac› sendikay› feshetmek ama biz ›srarc›y›z. -fiu anda direnifl ne aflamada? -Süleyman Bozkurt (Makinac›): Bugün (8 Temmuz 2003) patronla görüflüldü. fiimdi sendikac›lar iflçilere bilgilendirme yap›yor, görüfl al›flverifli yap›yor. -Bu iflyerinde daha önce sendikal faaliyet olmufl muydu? -Hay›r, ama y›lbafl›nda ilk ç›kart›lan 9 arkadafltan 7’si benzer gerekçelerle iflten ç›kart›lm›flt›. Bizim ›srarc›l›¤›m›z sonucu patron geri ad›m atm›fl, iflçiler ifline dönmüfltü. (‹zmir)

kufla¤› örgütlemek için daha yo¤un bir çaba içine girmeliyiz. ‹flyerlerinden ulaflamasak bile, di¤er iflkollar›nda çal›flanlar arac›l›¤›yla ve/veya mahallelerden bu iflkolu çal›flanlar› ile ba¤lar kurulmal›d›r. (Ayr›ca iflsizlerle ilgili bir çal›flmam›z da olmal›d›r. Düzene en fazla kafa tutan bu kesimdir, çünkü düzenin en k›y›s›nda yaflamakta ve düzenden en az pay› bu kesim almaktad›r. Konuya iliflkin perspektifi önümüzdeki say›larda ortaya koymaya çal›flaca¤›z.) Faaliyetlerimize, gençlik dahil edilmeli. Bu gençlere sorumluluk vermeli ve geliflmelerine yard›mc› olmal›y›z. Di¤er iflkollar›nda da önce tabandan bafllayarak iflyeri örgütlülükleri yaratmal› ve oradan da sendikalarda etki sa¤lamal›y›z. Cepten yemeye, mevcudu tüketmeye son vermeliyiz. Yeni yeni iliflkiler yaratmal›y›z. En çok da genç iflçiler aras›ndaki çal›flmalara a¤›rl›k vermeliyiz. Genç iflçiler üzerinde oluflturaca¤›m›z örgütlülükler daha hareketli ve militan bir çal›flmay› da beraberinde getirecektir Bugünkü hantall›¤›m›z çevremizde örgütlü olarak tuttu¤umuz gücün al›flkanl›klar›ndan, yaflama biçimlerinden ve mücadeleye olan hesapl› yaklafl›mlar›ndan kaynaklanmaktad›r. Kimi alanlarda kimi kifliliklerin kendilerini koflullu bir flekilde sunmalar› söz konusudur. Bu durum ise statükoculu¤u, korumac›l›¤›, hantall›¤›, uyufluklu¤u, zaman öldürme bab›nda bir çal›flma tarz›n› beraberinde getirmektedir. fiunu çok iyi bilmeliyiz; “Zaman› öldürmeye çal›flmak ahmakl›kt›r, çünkü zaman eninde sonunda seni öldürecektir” o halde bize düflen zaman› öldürmek de¤il, zaman› en iyi flekilde kullanmakt›r. Zamandan en iyi flekilde yararlanmakt›r. Verimli ve yararl› ifller yapmakt›r. S›n›f mücadelesinin geliflmesi ve güçlenmesi için en k›sa anlardan bile yararlanmas›n› bilmek gerekir. Çünkü s›n›f mücadelesi-

nin amac› toplumsal dönüflüm süresini k›saltmakt›r. Yoksa tarihin tekerle¤inin ileriye do¤ru gidiflini bugüne kadar kimse durduramad›¤› gibi, bundan sonra da durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Biz biliyoruz ki, herhangi bir ifle sar›ld›¤›m›zda, ifli s›k›ya ald›¤›m›zda, adam gibi çal›flt›¤›m›zda ciddi baflar›lar sa¤l›yoruz. Demek ki sorunun özü de, öznesi de biziz. Öncelikle kendimiz inanmal›y›z, ondan sonras› kolayd›r. Kitleler güven duyacaklar› bir önderlik istiyor. Bunu hissetti¤inde saflarda saf tutmaktan kaç›nm›yor. Geçti¤imiz kampanya dönemi bunun somut örnekleriyle doludur. S›n›f mücadelesinin kesintiye u¤ramaks›z›n sürdürülmesi ve bulunulan her alanda örgütlenmeye a¤›rl›k verilmesi görevi ile karfl› karfl›yay›z. Cepteki sermaye de, e¤er üstüne konulmazsa bir gün eninde sonunda tükenecektir. Buna kimsenin hakk› yoktur. Bu yaz döneminin kavurucu s›caklar› bile sonbaharda gelecek olan egemen s›n›f sald›r›lar›ndan daha hafif kalacakt›r. Çünkü egemenler ve onlar›n sad›k ufla¤› AKP Hükümeti bütün haz›rl›klar›n› sonbaharda gerçeklefltirece¤i özellefltirme sald›r›lar›na göre yapmaktad›r. Sald›r›lara karfl› durman›n ve onu püskürtmenin yegane yolu, karfl›s›nda güçlü bir direnifl cephesi oluflturmaktan geçer. Öyleyse hiç durmadan ajitasyonumuzu ve propagandam›z› genç iflçiler aras›nda yayg›nlaflt›rmal› ve onlar›n örgütlenmesine özel bir önem vermeliyiz. Devrimci Demokratik Sendikal Birlik aktivistleri ve gönüllüleri önlerinde duran bu önemli görevin bilinciyle hareket etmeli ve üzerine düflen sorumlulu¤u tüm gücüyle ve s›n›f sendikac›l›¤› perspektifi ile yerine getirmek için yaz s›cakl›¤›n›n rehavetine kap›lmadan, hem de bir an önce harekete geçmelidir. Tatil Yok .....Görev bafl›na!


13

6

18-31 Temmuz 2003

F›nd›k üreticisi yine periflan Tar›m›n tasfiye edilmeye çal›fl›lmas› Karadeniz’de geçimini f›nd›kla sa¤layan f›nd›k üreticilerini periflan etti. Üretim maliyetinin yüksek olmas› mevsimlik iflçiye verilen ücretleri de art›rd›. Gübre, ilaç, mazot giderlerinin de hergeçen gün artt›¤› bugünlerde üretici f›nd›¤› yine maliyetinin alt›nda satmaya mecbur ediliyor.

Ordu Ziraat Odas› Baflkan› Onur fiahin yapt›¤› aç›klamada “üretici f›nd›¤›n› yine maliyetin alt›nda satacak” dedi. Fiskobirlik’in hazine ad›na 2002 y›l› f›nd›¤›n› ucuza satarak, yeni mahsul f›nd›¤›n sat›fl de¤erini düflürece¤ini belirten fiahin, “Bu y›l f›nd›k re-

koltesi az oldu¤u halde Fiskobirlik elinde bulunan 488 bin ton f›nd›¤› sat›fla ç›kard›. Uyar›lar›m›za ra¤men sat›fl devam ediyor. Fiskobirlik’in bu davran›fl› f›nd›¤›n önünü kesiyor. Üretici, f›nd›¤›n› yine maliyetin alt›nda satacak. Hem ülke ihracattan az döviz girdisi sa¤layacak hem de üretici periflan olacak. 2002 y›l› f›nd›¤›n›n sat›fl› durdurulmal›d›r” diyerek üreticilerden de bu duruma tepki göstermelerini istedi. FINDIK ‹fiÇ‹LER‹N‹N ÜCRET‹ BEL‹RLEND‹ Devlet taraf›ndan uygulanan IMF politikalar›yla tar›m›n tasfiye edilmeye devam edildi¤i süreçte Karadeniz Bölgesinde üreticinin geçim kayna¤› olan f›nd›kta üretim maliyetinin yük-

sek olmas›, mevsimlik iflçiye verilen ücrete de yans›yor. Her geçen gün gübre, ilaç, mazot gibi üretim girdilerine yap›lan zamlarla belini do¤rultamayan üretici, f›nd›k hasat›nda çal›flt›raca¤› mevsimlik iflçiye verece¤i ücretten keserek yapt›¤› masraf› ç›karmaya çal›fl›yor. Ordu Vali Yard›mc›s› Salih B›çak baflkanl›¤›nda ilçe Ziraat Odalar›n›n kat›l›m›yla yap›lan toplant›da, 2003 y›l› f›nd›k hasat›nda çal›flacak mevsimlik iflçiye günlük ödenecek asgari ücretler belirlendi. Toplant› sonucunda yap›lan aç›klamada, “f›nd›k toplama iflinde çal›flacak iflçilere yafl ve cinsiyet ayr›m› yap›lmaks›z›n yemek, bahçe sahibine ait olursa günlük net 8 milyon; yemek,

iflçiye ait olunca günlük net 10 milyon 200 bin lira ödenecek” belirlemesi yap›ld›. ‹flçi lideri olan ve yörede “day›bafl›” olarak bilinen kifliler ise günlük ücretlere ilaveten 500 bin lira alacaklar. Toplanan f›nd›klar›n tafl›nmas› iflinde çal›flacak çuvalc›lara, yemek tarla sahibine ait olursa günlük 15 milyon; yemek, iflçiye ait olursa günlük net 17 milyon lira ödenecek. KÜRT ‹fiÇ‹LER BEKLEN‹YOR Önceki y›llarda oldu¤u gibi bu y›l da Diyarbak›r, Ad›yaman, Batman, Mersin gibi illerden Kürt iflçilerin gelmesi bekleniyor. Ordu Ziraat Odas› Baflkan› Onur fiahin, iflçi ihtiyac› olan f›nd›k üreticilerinin Odaya müracaat ederek taleplerini bildirmesini istedi. (Samsun)

FINDIKTA OYNANAN OYUNLARA SON! Yerel kaynaklardan edindi¤imiz bilgilere göre, Türkiye Komünist Partisi/ Marksist Leninist Karadeniz Bölge Komutanl›¤› taraf›ndan Karadeniz bölgesinde eme¤inin karfl›l›¤›n› alamayan emekçi f›nd›k üreticilerine yönelik bildiri da¤›t›m› yap›ld›. Bildiriye; “F›nd›k üzerinde oyun üstüne oyun oynanmaktad›r. IMF ve Dünya Bankas› ile yerli uflaklar elinizde, avucunuzda ne var ne yok almak için her türlü k›l›¤a giriyorlar. Babadan o¤ula kalan, tek tek ellerinizle dikti¤iniz geçim kayna¤›n›z f›nd›¤›n›z› sökmenizi istiyorlar. Sizler f›nd›¤›n›z› kolay yetifltirmediniz. Ocak ocak dikti¤iniz f›nd›k bahçelerinizde ilaçlamas›ndan, t›rpan›na, kirtisine kadar çok emekler verdiniz. Bugün ise binbir emekle yapt›¤›n›z f›nd›k bahçelerinden f›nd›¤›n›z› söktürerek baflka ürünler yetifltirmenizi ‘öneriyorlar.’ Sizlere al›nterinizin karfl›l›¤›n› vermeyen devletin baflka ürünler ekin demesi ak›l kâr› m›d›r? Baflka ürünler de ekilse dahi eme¤inizin karfl›l›¤›n› verirler mi? Kesinlikle hay›r!” Denilerek bafllan›rken; devamla “Önemli bir sanayi bitkisi olarak da dünyada birinci s›rada olan f›nd›¤›m›zdan neden vazgeçelim? Türkiye ekonomisine büyük bir katk›s› olan ve dünya f›nd›k üretiminin %72’sini karfl›layan siz f›nd›k üreticilerinin aç b›rak›lmas› insafa s›¤ar m›? Yaklafl›k 100 tane yabanc› devlete ihraç edilen f›nd›¤›m›z›n kayma¤›n› emperyalistler ve yerli uflaklar› yemektedir. Sizlerin, al›nteri ile üretilen f›nd›k yok paha-

s›na, haks›zca yabanc› devletlerin eline geçmektedir. Oralarda ifllenen f›nd›k, tekrar ülkemize gönderilerek yüksek fiyatlarla sat›lmaktad›r. Dünyan›n en kaliteli f›nd›¤›n› sizler üretirken, ‹talya, Almanya gibi sömürücü devletler f›nd›k ihracat›nda ikinci ve üçüncü s›radad›rlar. S›ralamadaki yerleri siz yoksullar›n al›nterinin gasp› sonucudur. Bugün f›nd›k fiyatlar› dahi Almanya’daki Hamburg Ürün Borsas›’nda belirlenmektedir. Her fleyimizi emperyalistler belirliyor. Sizleri üretti¤iniz ürün hakk›nda söz sahibi yapt›rm›yorlar. F›nd›k fiyat› ne olsun diye size sormuyorlar” denildi. Bildiri tok aç›n halinden anlar m›? Sorusuyla devam ederken; “Emperyalistler ve yerli uflaklar› ‘köylüler ne yer ne içer?’ diye hiç düflünmezler. Kendileri zevk-û sefa içinde yaflarlarken, sizlere afla¤›lay›c› gözle bak›yorlar. Sizlerin eme¤iyle kurulan F‹SKOB‹RL‹K’in haline bak›n. F‹SKOB‹RL‹K tamamen sizlerin aleyhine çal›flan bir birlik haline getirilmifltir. fiu anda Dünya Bankas›’n›n talimat›yla F‹SKOB‹RL‹K’te çal›flan 300 iflçinin ifline son verilme karar› al›nd›. Özellefltirilmesi ile de art›k emperyalist flirketlerin eline tamamen geçecektir. Bununla beraber f›nd›¤›n›z› satarken lefl kargalar› tefeci-tüccarlar iyice etraf›n›z› saracakt›r. Sizler çal›fl›rken sizlerin s›rt›ndan, oturduklar› yerden bu lefl kargalar› hak-

s›zca kazanç sa¤l›yorlar. Olta G›da, Poyraz-Karl›bel F›nd›k Entegre Sanayi ve Ticaret Afi, Gürsoy Afi, Özenginyurt F›nd›k LTD, Atikler LTD, Durak Afi. ve benzeri f›nd›k flirketleri, sizlerin ürünlerinizi yok pahas›na alarak emperyalist flirketlere, iflyeri temsilcili¤i yapan iflbirlikçileridir. Bunlar sizlerin dostu de¤il, düflman›d›r. Direkt emperyalistlere hizmet eden büyük tüccarlar ve sömürücülerdir” tespitleri yap›ld›. Bildiride; “bugün ülkemizde f›nd›k üretimi yapan ve ondan etkilenen 8 milyon insan›m›z vard›r. F›nd›k’ta oynanan oyunlardan bu kadar insan›m›z etkilenmektedir. ‹laca, gübreye, mazota zam üzerine zam yap›l›rken, f›nd›k fiyat›n›n maliyetin alt›nda tutulmas›, üreticinin f›nd›¤›n› satamaz hale getirilmesi 8 milyon kiflinin daha aç kalmas› demektir. AKP, f›nd›k taban fiyat› 2 milyon olacak dedi. Ancak di¤er hükümetler gibi sözünde durmad›. fiimdi sizlerin geliflecek öfkenizi dindirmenin bir yolu olarak hükümet ‘F›nd›k Kararnamesi’ ç›kartt›. Karar gere¤ince f›nd›k üreticilerine 500 dekara kadar olan araziler için dekar bafl›na 25 milyon lira ödeme yap›lmas› kararlarlaflt›r›lm›flt›r. Ordu ve Giresun illerinde dekar bafl›na ortalama 100-120 kilo f›nd›k üretildi¤i varsay›ld›¤›nda bir kiloya verilen destek 200 bin lirad›r. Aç›klanan ta-

ban fiyat›na bu eklenildi¤inde f›nd›k fiyat› 1.815.000 olmaktad›r. Bu sonuçla dahi hükümetin bir yalan vaadi daha ortaya ç›km›fl durumdad›r” denilerek, f›nd›ktaki taban fiyat oyununa dikkat çekilirken; emekçi f›nd›k üreticilerine ça¤r› yap›ld›. Ça¤r›da “Bu seneki f›nd›k sezonunda da sizler için de¤iflen pek bir fley olmayacakt›r. Yine f›nd›¤›n›z bedavaya al›nacakt›r. Sizler sustukça kan emiciler, lefl kargalar› bafl›n›zdan hiç eksik olmayacakt›r. Bunun için susmayal›m. Fatsa’da, Ordu’da yap›lan f›nd›k mitinglerini yayg›nlaflt›ral›m. Hakk›m›z› arayal›m, alanlara inelim. Bunun için susmayal›m. Unutmay›n haklar›m›z› kendi öz örgütlülüklerimizi kurarak ve mücadele ederek beraber alaca¤›z. Bu devlet size hiçbir zaman haklar›n›z› vermez. Haklar›m›z hep mücadele ede ede al›nm›flt›r. Pancar üreticileri, çay, tütün üreticilerine yap›lanlar sizlere yap›lanlarla ayn›d›r” denilerek; “tar›mda oynanan oyunlara sessiz kalmayal›m. Örgütlenelim, mücadele edelim. Kurtulufl Demokratik Halk Devrimi’ndedir” yaklafl›m›na yer verildi. Bildiri “F›nd›kta Oynanan Oyunlara Son! Tar›m›n Emperyalistlere Peflkefl Çekilmesinin Karfl›s›nda Dur! Yaflas›n Partimiz TKP/ML!” sloganlar›yla sona erdirildi.


7

13

18-31 Temmuz 2003

Mevsimlik ›rgatlar›n bitmeyen çilesi

Ürüne konulan kotalar, gübreye, mazota vs. hergün getirilen zam köylünün üretim yapmas›n›n önüne örülen kal›n duvarlar›n ç›tas›n› her geçen y›l daha bir yükseltiyor. Üreticinin yaflad›¤› sorunlar bununla da bitmiyor. Tek geçim kayna¤› binbir çileyle ekti¤i topra¤›ndan kald›rd›¤› ürünü olan köylünün karfl›s›na bir de pazar sorunu ç›k›nca köylü art›k üretemez hale geliyor/getiriliyor. Bir de üretim yapacak topra¤› olmayan köylüler var, daha katmerli sorunlar yaflayan. Bunlar yaflamak zorunda b›rak›ld›klar› yoksulluk nedeniyle, gazetemizde s›kça yer verdi¤imiz mevsimlik ›rgatlar. Tokat ve ilçelerinde yaflayanlar yak›ndan tan›rlar, kavurucu s›ca¤›n alt›nda ter içinde yaflamlar›n› unuturcas›na çile dolduran, her sabah›n alt›s›nda ve akflam›n yedi-

sinde evlerini geçindirmek için t›ka basa dolu römorklarla o tarladan bu tarlaya koflturan, ço¤u kad›nlardan oluflan tar›m emekçilerini. Çilekefl ›rgatlar›n tek sevinçleridir, bölgenin verimlili¤iyle çapalanacak ürünlerin çeflitlili¤i. Yaz›n ilk olarak çal›flt›klar› çapa ifli, pancar tarlalar› sonraysa nohut yolumu, derken domates ba¤lama vs. Yaflam› çapaya örülenlerden birisi de Filiz Özveren. Ailesi, çocuklar›n› okutmak için y›llar önce göçetmifl Turhal’a. Yoksul olduklar›ndan kaynakl› liseyi zor bitirmifl Filiz. fiimdilerde y›l›n alt› ay› çapaya giderek yaflam›n› sürdürmeye çal›flanlardan sadece birisi. -Bize kendinizi k›saca tan›t›r m›s›n›z? -Filiz Özveren: Ya¤l›alan köyünden okumak için dört y›l önce Turhal’a göçettik. Geçinemeyince okulu da b›rakt›k. Ben

Hazine ve Orman arazilerinin talan› yasalaflt› S‹T alanlar›n› “Hazineye ait tafl›nmazlar›n k›sa sürede ekonomiye kazand›r›lmas›” ad› alt›nda ya¤maya açmaya çal›flan hükümet, “Serbest bölge, teknoloji gelifltirme bölgeleri” ile uluslararas› sermayeye ayr›cal›kl› alanlar yaratmay› hedefliyor. IMF politikalar›n› eksiksiz uygulayan hükümetin bu uygulamalar› ile gecekonAKP hükümeti, hazine ve tar›m arazileri du halk›n›n sempatisini kazanamayaca¤› ile ormanlar›n ya¤mas›n› sa¤layacak olan ise bir gerçek. tasar›y› yasalaflt›rd›. Tar›m arazilerinin sat›fl›n›n önündeki 2 Temmuz’da mecliste görüflülmeye engelleri de kald›ran yasa, devlete ait babafllanan ancak yo¤un tepkiler üzerine raj, dalyan, göl, havuz, nehir, deniz gibi S‹T alanlar›n›n da yerleri kiraya verebiiçinde bulundu¤u 5. lecek. Yasa ayn› zamaddeyi geri çeken manda hazine arazile✔ Yasa, tar›m AKP hükümeti, bu ri üzerine kurulan iflarazilerinin sat›fl›n›n tasar›lar› da yasalaflletmelerin süren davat›rmada gecikmeyelar›n› da “turizm yaönündeki engelleri cektir. S‹T alanlar›n› t›r›m›” ad› alt›nda haortadan kald›r›yor. “Hazineye ait tafl›ns›ralt› edecek. Tasar›Yani devlete ait bu mazlar›n k›sa sürede n›n yasalaflmas› ile ilekonomiye kazand›araziler istenildi¤i gibi gili olarak bir aç›klar›lmas›” ad› alt›nda ma yapan TMMOB kiraya verilebilcek. ya¤maya açmaya Baflkan› Kaya Güçal›flan hükümet, venç, af ile iflgalciler, “Serbest bölge, tekya¤mac›lar ve kay›td›noloji gelifltirme bölgeleri” ile uluslara- fl› sektörün ödüllendirildi¤ini ve kentsel ras› sermayeye ayr›cal›kl› alanlar yarat- dokunun tahrip edilece¤ini, bunun sonumay› hedefliyor. Gecekondu evlerini y›- cunda deprem ve afetlerde can kayb›n›n karak arazilerini tekellere satacak olan çok olaca¤›n› söyledi. (Ankara)

liseyi bitirdim. Kardefllerim benim kadar da okuyamad›. fiu an 4 k›z kardefl y›l›n alt› ay› çapaya gidiyoruz. ‹ki de abim var, onlar da flehir d›fl›nda çal›fl›yor. Ancak ayakta durabiliyoruz. -‹flinizi ve çal›flma koflullar›n›z› anlat›r m›s›n›z? -Çapa ifli bafllamadan önce burada belediyelerde çavufllar ve ifl sahipleri toplan›yor. Ziraat Odas› Baflkan› yevmiye belirliyor. Bu y›l 6 milyon belirlendi. Sonra her çavufl 40-50 kadar iflçi topluyor sürekli çal›flabilecek. Her sabah mahalle mahalle motorla ya da kamyonla dolan›p iflçileri topluyor. Biz genelde Tokat’›n kaza ve köylerine gidiyoruz. Sabah saat 07:30’da tarlada oluyoruz. Akflam saat 18:00’e kadar sadece iki mola veriyoruz. Sabah kahvalt› yar›m saat, ö¤len yeme¤i ise 1 saat. Bu molalar›n d›fl›nda oturam›yoruz. Mesela bugün akflama kadar nohut yolduk. Çapada en zor ifl nohut diyebilirim. Nohut tuzlu oldu¤u için daha ö¤len olmadan ellerimizin içi su topluyor. Ondan sonra yolmak daha da zorlafl›yor. Bir de sürekli e¤ik durdu¤umuz için akflam oldu¤unda hiç halimiz kalm›yor. Eve gitti¤imizde kimi zaman yemek bile yemeden yat›yoruz. Y›l›n 6 ay› çapa yap›yoruz. Önce pancar çapas›, sonra nohut yolumu, domates, fasulye s›r›klar› vs. en son Ekim ay›nda pancar sökümü oluyor. -Kazand›¤›n›z geçinmenize yetiyor mu? -Ben eme¤imizin karfl›l›¤›n› ald›¤›m›z› düflünmüyorum. Tarla sahibine “verdi¤iniz para yetmiyor” dedi¤imde o da kazanamad›¤›n› söylüyor. Do¤ru da olabilir. fiimdi düflünüyorum da aralar›nda mutlaka kazanamayan da var. Bu durumda en üstteki-

ler sömürücüler kazan›yor. Ama bir yandan da düflünüyorum kazanamazsa yapmaz bu ifli. Dönüp bakt›¤›mda bütün tarla sahiplerinin arabas›, motoru, evi, tarlas› var. Bir de kazanam›yor. Bizim ald›¤›m›z 6 milyon paray› çok görürken, kendileri zevk için altlar›ndaki arabalara milyarlarca benzin dolduruyor. Biz 4 kardefl iki ayd›r çal›fl›yoruz. Hesaplarda bize ç›kar›lan 1 milyar ama ortada hiçbir fley yok. Paralar›m›z› tarla sahipleri, çavufla veriyor. Biriktirdin mi toplu alam›yorsun. Çavufl parça parça veriyor. Çavufllar tarla sahibinden paray› toplu al›yorlar asl›nda. Ama götürüp bankaya yat›r›yorlar. Faizini al›p iflçiye ödüyorlar. Benim tan›d›¤›m bütün çavufllar›n durumu çok iyi. Çavufl bizim ald›¤›m›z yevmiyenin iki kat›n› al›yor. Bir de iflçi bafl›ndan ald›¤› bir milyonlar› hesaplad›n m› günlü¤ü 70 milyonun alt›na düflmüyor. Böylece kim kazan›yor ortada zaten. Tabi ki bizim ald›¤›m›z 6 milyon yetmiyor. Biz dört kifli çal›fl›yoruz da zor geçiniyoruz ya bir evden bir çal›flan ne yaps›n, yine halimize flükrediyoruz. -Çapa ifli bittikten sonra ne yap›yorsunuz? -Çapa’da kazand›¤›m›z› evde yiyerek geçiniyoruz. K›fl›n yapabilece¤imiz bir ifl yok. Biliyorsunuzdur Turhal ufak bir yer. Buralarda dedikodu çok olur. K›zlar her yerde çal›flam›yor. Neden dedin mi ad›n kötüye ç›k›yor. Ben kendimi örnek vereyim. TEKEL’de ifle girecektim. Beni korkuttular bafl›na bir ifl gelir, sen gidemezsin, genç k›zs›n. Yan›nda büyük biri olmadan birfley yapam›yorsun. Biz böyle yetifliyoruz. (Tokat/Turhal)

Ziraat Odas›’ndan üreticilere kolayl›k dremit Ziraat Odas›, vadeli tar›m ilac› sat›fllar›na bafllad›. Oda Baflkan› Cevdet Ercan, Odaya kay›tl› olan köylülere, 50 milyon liradan yüksek fiyatl› ilaçlarda 3-6 ay aras›nda vade uygulad›klar›n› belirterek “Kendi inisiyatifimiz ve imkanlar›-

E

m›z do¤rultusunda vade yap›yoruz. Amac›m›z, ekonomik s›k›nt› içindeki çiftçilerimize devletten görmedikleri ilgi ve deste¤i sa¤lamak” dedi. Ercan, vadeli sat›fl uygulamas›n›n y›l›n belli aylar›nda gerçeklefltirilece¤ini belirtti. (H. Merkezi)

Bu¤day üreticisinin yüzü gülmüyor lke tar›m› IMF ve DB’nin dayatt›¤› imha politikalar›yla yok olma aflamas›na getirilirken, bu durumdan en çok etkilenenler yoksul köylüler oluyor. Tar›m› destekleme sübvansiyonlar›n›n kald›r›lmas›, mazota, gübreye periyodik zamlar›n uygulanmas› köylüyü üretemez hale getirirken, bu zor flartlarda üretim yapabilen köylülerin ürünleri ise ya verilen düflük taban fiyatlar› nedeni ile ço¤u zaman tarlada bekliyor ya da Tokat’›n Turhal ilçesinde oldu¤u gibi kötü iklim koflullar›n›n h›flm›na u¤ruyor. Tokat’›n co¤rafi yap›s›ndan kaynakl› tek geçim kayna¤› tar›m ve hayvanc›l›k olan bölge halk› genel olarak pancar ve bu¤day ekimiyle geçiniyor. Bunlardan biri de Bektafl Çoban.

Ü

Bektafl Çoban Turhal’da tarlas›na ekti¤i bu¤dayla alt› çocu¤una bakmaya çal›fl›yor. “Ço¤u zaman k›fl› zor geçiriyoruz bac›m. Üç çocuk okula gidiyor. Bir sürü masraf, geçim zor. Biz ekti¤imizi satm›yoruz. Bulgurumuzu, unumuzu ç›karmaya çal›fl›yoruz. Bazen pazar yerinde takas yap›p pirinç, nohut al›yoruz. Zaten satacak kadar da ç›km›yor. Ben bir de mezbahanede çal›fl›yorum. Ama yine de ço¤u kez flu tarlay› borç ile ekiyorum. Genelde ekti¤im ekinden tohumunu ç›kart›yordum ama bu sene bahar kurak geçti, tarladan birfley alamad›k. Tohumluk bile ç›kmad›. Yüzümüzü güldüren tek fley saman oldu” diyerek Turhal’da bu¤day ekimi yapan yüzlerce üreticinin sesi oluyor. (Tokat/Turhal)


13

8

18-31Temmuz 2003

Kürt sorununun “çözümü” tart›fl›ld› ✔Kürt Sorununun Çözümü Konferans›’nda ulusal hareketin yaratt›¤› de¤erlere ve ödenen bedellere hiç yer verilmedi. 6-7 Temmuz tarihlerinde Ankara Dedeman Otel’de düzenlenen “Türkiye’de Demokratikleflme ve Kürt Sorununun Çözümü Konferans›”na siyasi parti ve DKÖ temsilcileri ile çok say›da ayd›n ve akademisyen kat›ld›. 2 oturum fleklinde gerçekleflen Konferans, KESK Genel Baflkan› Sami Evren’in aç›l›fl konuflmas› ile bafllad›. Evren; Türkiye’nin art›k demokratikleflmesi gerekti¤ini vurgulaya-

rak, Kürt sorununun demokratik yollardan çözülebilece¤ini söyledi. Birinci oturumda “Türkiye Çok Kültürlülü¤ün Sorunlar›” bafll›¤› alt›nda Kürt kültürü üzerinde duruldu. “Ortado¤u’da Yeni Süreç ve Kürt Sorunu” bafll›kl› ikinci oturumda sunumu Tar›k Ziya Ekinci yaparken, Mehmet Bekaro¤lu ve Bar›fl Anneleri ‹nisiyatifi ad›na Asiye Turhalc› söz ald›.

HAM‹LE KADINA DAYAK Hakkari’nin fiemdinli ilçesine ba¤l› Bo¤azköy’de 7 ayl›k hamile olan Misrihan Aras adl› kad›n, Astsubay Baki Karada¤ taraf›ndan dövüldü. Ald›¤› darbeler sonucu kanama geçiren Aras, 7 ayl›k çocu¤unu düflürdü. fiemdinli Cumhuriyet Baflsavc›l›¤›’na suç duyurusunda bulunan Aras, Astsubay›n cezaland›r›lmas›n› istedi. 30 May›s 2003 tarihinde Irak s›n›r›nda bulunan Bo¤azköy’e bask›n düzenleyen askerler, köyde “kaçak” inek bulundu¤u gerekçesiyle köyde bulunan baz› inekleri almak istediler. Köyün kad›nlar› duruma karfl› ç›k›p, hayvanlar›n kendilerine ait olduklar›n› söyleyince kad›nlarla askerler aras›nda arbede yafland›. Askerlerin kad›nlara sald›rd›¤› s›rada Astsubay Baki Karada¤, Misrihan Aras’› tekmeleyerek dövmeye bafllad›. Ald›¤› darbeler sonras› kanama geçiren Aras, Yüksekova Devlet Hastanesi’ne kald›r›ld›. Aras yaflad›klar›n› flöyle anlatt›; “önce çocu¤umu kaybetti¤imi kimseye söylemedim. Bunun için de ailem ‘önemli de¤il flikayetçi olmayal›m’ dediler. Ancak daha sonra bu konuyu açmak zorunda kald›m. Çünkü büyük ac›lar çekmifltim. Bana ve çocu¤uma haks›zl›k yap›ld›¤› için susmak istemedim. Savc›l›¤a bir dilekçe ile baflvurdum. Bana tekme atan Astsubay Baki Karada¤ hakk›nda davac› oldu¤umu söyledim” dedi. (Mersin)

3. oturumda ise “Kürt Sorununun Ekonomik, Sosyal ve S›n›fsal Dinamikleri” tart›fl›ld›. Konferans’›n ikinci gününde ise “Kürt Sorununun Demokratik Çözümü” bafll›¤› alt›nda DEHAP, SDP, EMEP, SHP ve Özgür Parti birer sunum yapt›lar. DEHAP Genel Baflkan› Tuncer Bak›rhan, Kürt sorununu PKK/KADEK’le s›n›rl› gören anlay›fllar›n çözüme kat-

k› sunmayaca¤›n› belirterek, Topluma Yeniden Kazand›rma Yasa Tasar›s›’n›n geri çekilmesini istedi. Konferans’a ça¤r›lan ‹flçi Partisi, AKP ve CHP temsilcilerinin bulunmad›¤› Konferans sonunda, KADEK’in silahlar› b›rakarak siyasallaflmas› düflüncesi hakim olurken, 2 gün boyunca ulusal hareketin yaratt›¤› de¤erlere ve ödedi¤i bedellere yer verilmemesi dikkat çekti. (Ankara)

Kaypakkaya korkusu sürüyor ✔Yay›nc›s› ve bas›ld›¤› yer belli olan ve hakk›nda hiç bir devlet kurumunun yasaklama karar› olmayan afiflleri asanlara TKP/ML T‹KKO isimli örgüte yard›m ettikleri iddias›yla dava aç›lmas› devletin Kaypakkaya’ya olan korkusunu gözler önüne sermektedir. Yay›nevimiz taraf›ndan komünist önder ‹brahim Kaypakkaya’n›n katlediliflinin 30. y›l›nda O’nu anmak amac›yla ç›kar›lan “‹brahim Kaypakkaya Ölümsüzdür” ve “Katlediliflinin 30. y›l›nda Onu An›yoruz” yazan PART‹ZAN imzal› ve toplatmas› olmayan afiflleri, 15 May›s 2003 tarihinde ast›klar› s›rada keyfi bir flekilde gözalt›na al›nan çal›flan ve okurlar›m›z hakk›nda ‹stanbul 1 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi taraf›ndan TKP/ML T‹KKO isimli örgüte yard›m ettikleri iddias›yla TCK’n›n 169. maddesinden dava aç›ld›. Yay›nc›s› ve bas›ld›¤› yer belli olan ve hakk›nda hiç bir devlet kurumunun yasaklama karar› olmayan afifl-

leri asanlara TKP/ML T‹KKO isimli örgüte yard›m ettikleri iddias›yla dava aç›lmas›, devletin Kaypakkaya’ya olan korkusunu gözler önüne sermektedir. Öyle ki DGM Savc›s› taraf›ndan haz›rlanan iddianamede “suçun”, “DGM’lik ifllerden say›lmayan bir kabahat fiili olarak düflünülebilir ise de, pankart içeri¤inin yasad›fl› örgütü ve liderini övücü sözlerle dolduruldu¤undan” denilerek asl›nda “suçun” DGM kapsam› d›fl›nda oldu¤u dile getirilmektedir. Ancak konu ‹brahim Kaypakkaya olunca devlet, tüm gücüyle O’nun düflüncelerini savunan kifli ve kurumlara sald›rmaktad›r. (H. Merkezi)

TOKAT-YÖRE FM’‹N MALZEMES‹ Y‹NE ‹T‹RAFÇILAR Tokat ve çevre illerinde yay›n yapan ve bizzat jandarma taraf›ndan kurulan Yöre FM adl› radyonun icraatlar› bölge taraf›ndan biliniyor ve tepkiyle karfl›lan›yor. Bugüne kadar halk› psikolojik olarak etkileme amac›n› güden Yöre FM, bölgeden gerillaya kat›lan gençlerin ailelerine bask›lar yaparak, yay›nlar›nda konuflturarak gerillay› halktan koparman›n malzemesi yapmaya çal›fl›yor. Ancak baflar› sa¤layam›yor. Yöre FM’in son malzemesi 26 Haziran 2003 tarihinde Tokat-Almus aras›nda MKP HKO gerillalar›n›n jandarman›n att›¤› pusuya düflmesi sonucu ç›kan çat›flmada yaral› olarak teslim olan Kamil Turanl›o¤lu. Turanl›o¤lu çürümüfllü¤ün s›n›r tan›maz gerçekli¤ini bir kez daha gün yüzüne ç›kar›yor. 1972 do¤umlu Turanl›o¤lu sabah, ö¤len, akflam saatlerinde Yöre FM’de “Devletin büyüklü¤ünden, flefkatli kollar›ndan da¤lar›n, silah›n çözüm olmad›¤›ndan, piflmanl›¤›ndan” vs. dem vururken aileleri çocuklar›na sahip olmaya ça¤›r›yor. Yöre FM bundan sonra daha neleri malzeme yapacak görece¤iz. Ancak çaresizli¤in ürünü olan bu ç›rp›n›fllar›n, gönlü gerilladan, devrimden yana olanlar› etkileyemeyece¤i muhakkakt›r. Kap›s›n› gerillaya açan, onlar› sohbetlerine ortak eden Tokat halk›, bugüne kadar gerilla taraf›ndan saç›n›n bir teline zarar gelmedi¤ini, tüm vahflete, bask›ya devletin askeri-polisi taraf›ndan maruz kald›¤›n› ay›rtedecek durumdad›r. (Tokat/Turhal)

‹flkence Irak’a göç ettirdi 2 Temmuz günü fi›rnak’›n Uludere ilçesine ba¤l› Aflore (Ortaköy) sakinlerinden Kervan Berk adl› köylünün askerler taraf›ndan gözalt›na al›narak iflkence görmesi ve 5 Temmuz günü baflka 3 köylünün gözalt›na al›nmas› köylüleri isyan ettirdi. “Bu ülkede yaflamak istemiyoruz. Irak’ta ABD’nin boyunduru¤u alt›nda yaflar›z daha iyi” diyen köylüler Irak s›n›rlar› içine geçti. S›n›r› yaklafl›k 500 metre geçen köylüler, Uludere’den gelen 4. Taktik Alay Komutanl›¤›’na ba¤l› jandarmalar ve s›n›r güvenli¤ini

fi›rnak’ta askerler taraf›nda gözalt›na al›narak iflkence gören köylüler “Bu ülkede yaflamak istemiyoruz” diyerek Irak’a gitmeyi tercih ediyorlar.

sa¤layan askerlerin engellemesiyle karfl›laflt›. Askerler taraf›ndan daha fazla ilerlemeleri engellenen köylülerin, Serexanokey Deresi kenar›nda oturduklar› ve dönmek istemedikleri bildirildi. Köyde sürekli iflkenceye maruz

kald›¤›n› söyleyen Kervan Berk flunlar› anlatt›; “Askerler bana baz› kiflileri sordular. Bahsettikleri kiflileri görmedi¤imi ve kim olduklar›n› bilmedi¤imi söyledim. Bunun üzerine bana hakaret ederek dövmeye bafllad›lar. Beni soyup dipçikler ve tafllarla döv-

düler. Beni dövenlerden biri Ortaköy Karakol Komutan› Üste¤men Mutlu Zorlu ile soyad›n› bilmedi¤im Adnan Astsubay’d›. Mutlu Üste¤men, silah›n›n namlusuyla kafama vurdu ve kafam› k›rd›. Adnan Astsubay ise boynumu ve s›rt›m› tekmeliyordu. Dayak fasl› yaklafl›k 20 dakika sürdü. Bafl›ma tabanca dayay›p, isim vermezsem beni öldürece¤ini söylediler. Ba¤›rmalar›m sonucu köylüler de bulundu¤umuz yere geldi. Köylüler geldikten sonra beni dövmekten vazgeçtiler. (Mersin)


13

9

18-31 Temmuz 2003

Bingöl’de hak ihlalleri sürüyor

KADEK gerillalar›n›n flehit düfltü¤ü çat›flmalar›n yafland›¤› Bingöl’de devlet T. Kürdistan›’nda haks›z savafl›n yöntemlerini yeniden uygulamaya koymufl durumda. Bir dönem yayg›n olarak kullan›lan korucu, itirafç› ve Jitem üyelerinin gerilla k›l›¤›nda köylere girerek, ailelerden zorla yiyecek ve erzak almas›, köy bask›nlar›nda tehdit, gözalt›, iflkencelerden geçirme yöntemi bugünlerde Bingöl’de yeniden uygulan›yor.

Devletin son dönem gerek Karade- baflvuruda bulunan bir köylü yaflad›kVAL‹ COfi’DAN niz’de gerekse de T. Kürdistan›’nda lar›n› flöyle anlat›yor; “Bir gece 4 kiYEN‹ ‹CRAATLAR yo¤unlaflt›rd›¤› hak ihlalleri artarak fli evimin kap›s›n› çald›. Kap›y› açt›Bingöl depreminin s›cak günlerindevam ediyor. Ad›n› 1 May›s depremi ¤›m›zda bana ‘biz gerillay›z bize er- de KESK Bingöl fiubeler Platformu sonras› yaflananlarla s›k s›k duymaya zak vereceksin’ dediler. Konuflmas› Dönem Sözcüsü Özgür Bektaflo¤bafllad›¤›m›z Bingöl’de, devletin özel s›ras›nda ›fl›¤› yakmaya çal›flt›m; lu’na “a¤z›na kurflun doldururum” uygulamalar›yla birlikte yo¤unlaflt›r- ama hemen at›ld›lar, küfür savur- tehdidini savuran Bingöl Valisi Hüsed›¤› hak ihlallerine hergün bir yenisi dular, ›fl›¤› açma dediler. Evimde yin Avni Cofl, bugünlerde yeni icraatekleniyor. Gerillaya yönelik sürdürü- bulunmayan eflyalardan istiyorlar- lar›yla yine gündemde. KESK taraf›nlen askeri operasyonlar›n yan›s›ra hal- d›. Ben karfl›l›k verince, omzuma sidan haz›rlanan depka yönelik uygulanan bask› ve devlet lah dayad›lar.” rem raporuna tepki n a c terörü de yo¤unlaflarak devam ediyor. gösteren Vali Cofl, n a d ard›n n › n › s a m “Buras› Bingöl gerek KESK’e get a kolu’n ar›n ar a l › r k a s K a b a e m d Cumar m n rekse de Bektaflo¤son döne siyle Jand u gibi jandarman› e ç k e r huriyelu’na raporun Mede g Köylüler oldu¤ lmad›¤› a o d r i r a l e l u k r tidir” ya TV ve Özgür i u l güven . er baflv r ¤ a i l d › t fl k a a l c › anlay›fl Politika gazetesinfl n le kar ular. A y i d ¤ r i u l z v i fl s a i b g il ve prati¤ide yay›mlanmas›ndan ve Vali Cofl’a nin uyguland›¤› ilde devlet, geçmifl dönemden süregelen politikalar›n› uygulamaya devam ediyor. KADEK gerillalar›n›n flehit düfltü¤ü çat›flmalar›n yafland›¤› Bingöl’de devlet T. Kürdistan›’nda haks›z savafl›n yöntemlerini yeniden uygulamaya koymufl durumda. Bir dönem yayg›n olarak kullan›lan korucu, itirafç› ve Jitem üyelerinin gerilla k›l›¤›nda köylere girerek, ailelerden zorla yiyecek ve erBu yaflananlar›n yan›s›ra ‹HD Bin- yönelik elefltirilerden dolay› 657 say›zak almas›, köy bask›nlar›nda tehdit, göl fiubesi taraf›ndan yap›lan araflt›r- l› Devlet Memurlar› Kanunu kapsagözalt›, iflkencelerden geçirme yönte- ma ve aç›klamalara göre son alt› ay m›nda soruflturma açt›. Aç›lan soruflmi bugünlerde Bingöl’de yeniden uy- içerisinde Bingöl’de 637 hak ihlali turman›n ard›ndan aç›klama yapan gulan›yor. yaflanm›fl. ‹HD Bingöl fiube Baflkan› Bektaflo¤lu “Raporda soruflturmaya Daha önce de Bingöl Merkez’e R›dvan K›zg›n konuya iliflkin yapt›¤› konu beyanlar bulunmamas›na ra¤ba¤l› Yamaç köyü ve oraya ba¤l› aç›klamada “Bingöl’de bir süredir men, sendika temsilcilerinin sendikamezralar›na KADEK gerillalar› k›l›- halk üzerinde çeflitli bask›lar›n yap›l- n›n yetkili kiflileri olarak sendikal ça¤›na girerek köylüleri tehdit ederek, d›¤›n› biliyoruz. Daha önce bir muh- l›flmalardan ötürü bas›na demeç verköyden ayr›lm›fllard›r. Köylülerden tar evinden kaç›r›larak öldürüldü. melerini engelleyen bir yasa bulunzorla yiyecek ve erzak al›nd›¤› da Ayr›ca yine bir çoban kimli¤i belir- mad›¤› gibi, bu kapsamdaki demeç köylülerin anlat›mlar› aras›nda. Bu siz kifliler taraf›ndan kaç›r›ld› ve verme sendikal faaliyet say›lmal›d›r” tarzda bask›lar›n artmas› ile birlikte k›rsal bir alanda ölü olarak bulun- dedi. köylüler, ‹HD Bingöl fiubesi’ne bafl- du” dedi. Ayr›ca yine ‹HD taraf›ndan Paketler halinde “demokrasi” yavuruda bulundu. Köylüler yapt›klar› yap›lan aç›klamada 2001 y›l›n›n ayn› salar›n›n uyguland›¤› ülkemiz co¤rafaç›klamada can güvenlikleri olmad›¤› dönemlerinde 280, 2002 y›l›nda 491 yas›nda son dönem artan bask›, iflkengerekçesiyle Jandarma Karakolu’na ve 2003 y›l›n›n ise 6 ayl›k döneminde ce ve hak ihlalleri bu paket paket debaflvurduklar›n›, ancak baflvurunun 637 hak ihlalinin yafland›¤›na ve ora- mokrasinin bir yans›mas› olsa gerek. yan›t›n›n di¤erlerinde oldu¤u gibi il- n›n gittikçe artt›¤›na dikkat çekildi. En küçük sosyal hak talebine dahi tagisizlik oldu¤unu belirttiler. ‹HD’ye hammül gösteremeyen egemen sis-

tem, mevcut düzenini koruman›n yolunu bask› ve terörünü yo¤unlaflt›rmakta ar›yor. Bingöl’de son dönem artan bask›lar bar›fl, demokrasi gibi çeflitli talepleri mevcut sistemden bekleyenlere devlet taraf›ndan yan›t olmufltur. (Mersin)

“SABIKASI” OLANLAR YAYLAYA ÇIKAMIYOR Hayvanc›l›¤›n en büyük geçim kayna¤› oldu¤u I¤d›r’da yaylaya ç›kmak isteyenlerin sab›kas›z olduklar›n› ispatlamas› isteniyor. Aksi halde devlet yaylaya ç›k›fllara izin vermiyor. Akla ve mant›¤a s›¤mayan bu uygulama, bir çok prosedürü yerine getirmek zorunda b›rak›lan yöre halk›n›n tepkisini topluyor. Yaylaya ç›kmak isteyenler ilk önce valili¤e ailesiyle birlikte kimlik bilgileri ve ikametgah adresinin de yer ald›¤›, yaylaya ç›kmak istedi¤ini belirten bir dilekçe veriyor. Valilik dilekçe sahibinin sab›kas›z oldu¤unu tespit ettikten sonra dilekçe, ‹l Jandarma Komutanl›¤›’na havale ediliyor. Burada verilen “olur” belgesi ile yaylaya gidifl izni verilmifl oluyor. Sab›kas› bulunanlara ise “olur” verilmedi¤i için yaylaya ç›kam›yor. Yurtd›fl›na ç›kanlar›n bile bu kadar bir araflt›rmayla karfl›laflmad›¤›n› düflündü¤ümüzde, olay›n tam anlam›yla faflist sisteme yak›flt›¤›n› söyleyebiliriz. Devlet sürekli olarak gerilla mücadelesinin sürdürüldü¤ü bölgelerde getirdi¤i yayla yasaklar›n› aratmayan bu tür uygulamalarla, OHAL uygulamalar›n› fiili olarak sürdürdü¤ünü de göstermektedir. Zaten geçen y›l ka¤›t üzerinde kald›r›lan OHAL’den sonra ülke genelinde anti demokratik uygulamalarda hiçbir de¤ifliklik olmad›. Özellikle son dönemde iflkencenin daha da yo¤unlaflmas›, yine demokratik haklar›n gasp edilmesi vb. devletin faflist yüzünü daha da a盤a ç›kar›yor. (H. Merkezi)


13

10

18-31 Temmuz 2003

Hapishanelerde Tek Tip Elbise uygulamas› tekrar getiriliyor

Devlet, hapishanelerde devrimci ve komünist tutsaklar› tecrit ederek, kimliksizlefltirerek teslim alma politikalar›n› Adalet Bakanl›¤› arac›l›¤›yla çeflitli boyutlarda sürdürüyor. Büyük bir katliamla geçilen ve sonras›nda da onlarca tutsa¤›n ölümüne neden olan “F Tipleri”, “L Tipleri”, sonras›nda “Yüksek Güvenlikli Hapishaneler” fleklinde ifade edilen mezarl›k tipi “D Tipi” hapishaneler... fiimdi de haz›rlanan Yeni Ceza ‹nfaz Yasas› tasla¤›yla, 12 Eylül darbesinin ard›ndan uygulamaya konulan ve büyük direnifller ve ödenen a¤›r bedeller sonunda 1988 y›l›nda kald›r›lan “Tek Tip Elbise” uygulamas› getirilmek isteniyor. Tutsaklara “zorunlu çal›flma”y› da dayatacak olan uygulama, “Amerikan Modeli” olarak sunuluyor. 22 kiflilik komisyon taraf›ndan haz›rlanan taslak, Bakanlar Kurulu’nda de¤erlendirildikten sonra Meclis’e sunulacak.

YASA NELER‹ GET‹R‹YOR? *Hapishane idaresi uygun gördü¤ü taktirde hükümlülere tek tip elbise da¤›tacak ve bu elbiselerin giyilmesi zorunlu olacak. Gerekçe ise; “Herkesin kendi zevkine göre elbise giymesi, hükümlüler aras›nda disiplinin bozulmas›na yol açabilir ve firarlar› kolaylaflt›rabilir” fleklinde aç›klan›yor. *Hükümlüler kurumda, ifl yurtlar›nda veya atölyelerde; ayr›ca inflaat ve maden gibi kurum d›fl›ndaki yerlerde çal›flmaya mecbur tutulabilecek. Bu kiflilere, elde edilen gelirden ücret ödenip sigortas› yat›r›lacak. *Tasar›, ayr›ca ölüm orucu eylemi yapan tutsaklara zorla müdahale edilmesinin de önünü aç›yor. Ayr›ca açl›k grevi yapanlara ‘etkinliklere kat›lmama cezas›’ verilecek. *Halen yap›m› süren L Tipi Hapishanelerin yap›m› tamamlan›nca, hükümlülerin büyük bir ço¤unlu¤u çal›flmak zo-

ÇHD F Tipleri ile ilgili rapor haz›rlad› F Tipi hapishanelerde süren tecrit ve izolasyona iliflkin Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i (ÇHD) Genel Merkezi ve flubelerine ba¤l› avukatlar, F Tipi hapishanelerde yapt›klar› incelemelerden sonra bir rapor haz›rlad›. 6 Temmuz 2003 tarihinde dernek binas›nda bir aç›klama yap›larak haz›rlanan rapor, bas›na sunuldu. Raporun ÇHD Genel Merkezi ile ‹stanbul, Ankara, ‹zmir fiubeleri üyesi 16 avukat taraf›ndan Edirne, Tekirda¤, ‹zmir K›r›klar, Ankara Sincan, Kocaeli Kand›ra F Tipi hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlüler ile yap›lan görüflmeler sonucunda haz›rland›¤›n› söyleyen Ça¤dafl Hukukçular Derne¤i (ÇHD) Genel Baflkan› Hüseyin Yüksel Biçen, raporla ilgili flu bilgileri verdi: “F Tipi cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin birbirlerinin yüzlerini dahi göremeyecekleri bir sistem yerlefltirilmifltir. Adliye, hastane, sevk gibi nedenlerle cezaevi d›fl›na ç›k›fllarda kapal› sevk araçlar› kullan›larak tutuklu ve hükümlülerin iletiflimleri engelleniyor. Tutuklu ve hükümlüler sözkonusu araçlarda s›cak ve

so¤uk hava koflullar›nda iflkenceye maruz b›rak›lmaktad›r. Hükümlü ve tutuklularla görüflmede birinci derece aile d›fl›nda ziyaretçiler kabul edilmemekte, hüküm giymifl kiflilerin ise avukatlar› ile görüflmeleri bile engellenmektedir. Bas›n yay›n organlar› toplatma karar› olmamas›na ra¤men içeriye verilmemektedir... Ölüm orucu, açl›k grevi ve di¤er nedenlerle kronik sa¤l›k sorunlar› yaflayan tutuklu ve hükümlülerin tedavileri keyfi biçimde geciktirilmektedir. ‹afle, elektrik ve su paralar› tutuklu ve hükümlülerden fahifl fiyatla tahsil edilmektedir. Mahkumlar›n ço¤u bu giderleri karfl›layamad›¤› için artezyen suyu kullanmak zorunda kal›yor. Temizlik maddeleri alamad›klar› için de hastalan›yorlar.” Adalet Bakanl›¤›’n›n F Tiplerinde uygulanan tecriti yeterli görmeyerek yüksek güvenlikli hapishanelerin haz›rl›klar›na bafllad›¤›n› da hat›rlatan Biçen, bu hapishaneler üzerinde inceleme yapmak için Adalet Bakan›’na baflvuru yapt›klar›n› ifade etti. (Haber Merkezi)

runda kalacak. *Çocuk ve kad›n hapishanelerinin yan›s›ra 18-21 yafl aras›ndaki hükümlüler için “Gençlik Hapishaneleri” kurulacak. Bu hapishanelerin bulunmad›¤› yerlerdeki hapishanelerde bu yafl grubundaki gençler için özel bölümler haz›rlanacak. Görüldü¤ü gibi her getirilen yeni yasayla tecrit katmerlefltirilerek uygulan›yor. Tutsaklar, hücrelerle birbirlerinden ayr›ld›¤› gibi neredeyse her yafl keflimi için ayr› hapishaneler yap›larak hapishanelerle de birbirlerinden yal›t›lmak isteniyor. 1980 döneminde tutsaklar kendilerinin siyasi tutsak oldu¤unu kabul ettirebilmek için çok a¤›r bedeller ödedi. Oysa uygulanan sistem, tutsaklar› t›pk› bir askeri personel gibi görüyor ve onlara giyiminden konuflmas›na kadar bir asker gibi davranmas›n› dayat›yordu. Devrimci ve komünist tutsaklar Tek Tip Elbisenin 12 Eylül’ün tek tiplefltirme politikas›n›n bir parças› oldu¤unu söyleyerek bu uygulamaya can bedeli direndi ve bu sald›r› püskürtüldü. fiu anda çok daha sinsi ve çok daha kapsaml› uygulanan bu sald›r›, özünde tüm toplumu teslim almaya yönelik. Devlet, katliamlarla teslim alamad›¤› tutsaklar› birbirinden yal›tarak, kimli¤inden soyutlayarak, “topluma kazand›rma yasas›” ad› alt›nda itirafç›laflt›rarak, k›sacas› insanl›ktan ç›kartarak teslim almaya çal›fl›yor. (H. Merkezi)

‹fiKENCE SANIKLARINA CEZA ‹ND‹R‹M‹ Limter-‹fl Sendikas› E¤itim Uzman› Süleyman Yeter’in gözalt›nda iflkenceyle öldürülmesiyle ilgili davada “gerekçeli karar” aç›kland›. Mahkeme heyeti “iflkence insanl›k suçudur” demesine ra¤men iflkencecilerden sadece biri ceza ald›. Ve 10 y›l olarak verilen hapis cezas› da 4 y›l 2 aya indirildi. Gerekçeli kararda Yeter’in ölüm nedeni; “Gözalt›nda genel beyin travmas›na maruz kalm›fl oldu¤u ve bu durumun Dünya T›p Birli¤i Tokyo Bildirgesinde belirtilen iflkence tan›m› ile uyumlu oldu¤u, maruz kald›¤› travma, bafll› bafl›na ölüme yol açacak nitelikte olup ölümünde baflkaca ortak neden varl›¤›n›n t›bbi delillerinin bulunmad›¤› tespit edilmifltir” fleklinde belirtildi. (H. Merkezi)

PART‹ZAN DERG‹S‹NE KAPATMA Yay›nevimiz taraf›ndan iki ayda bir yay›nlanan PART‹ZAN dergisi ‹stanbul 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi karar› ve Yarg›tay 9 Ceza Dairesi’nin onay›yla 15 gün süreyle kapat›ld›. Derginin Eylül 2001 tarihli 40. say›s›n›n 46. sayfas›ndan bafllay›p 57. sayfas›nda sona eren “Sönmeyen Bilinç, Bükülmeyen ‹rade, Mevsimler Boyu Partili Direnifl Muharremce” bafll›¤› alt›nda yer alan yaz›da silahl› örgütlerin bas›n yoluyla propagandas› yap›ld›¤› gerekçesi ile ‹stanbul 2 Nolu DGM taraf›ndan dava aç›lm›flt›. Dava sonunda dönemin Yaz› ‹flleri Müdürü Bar›fl Aç›kel’e 7.782.652.800 TL a¤›r para cezas› ve Partizan dergisine de 15 gün yay›n durdurma karar› verilmiflti. DGM’nin bu karar›n›n Yarg›tay taraf›ndan onaylanmas›yla dergi 15 gün süreyle kapat›ld›. (H. Merkezi)

ESP’den Tek Tip Elbise uygulamas›na protesto

Ezilenlerin Sosyalist Platformu Adalet Bakan› Cemil Çiçek’e mektup göndererek, haz›rlanan ‘Ceza ve Tedbirlerin ‹nfaz› Hakk›ndaki Kanun Tasar›s›”n›n geri çekilmesini istedi.

“Piflmanl›k Yasas›’na hay›r, tutsaklara özgürlük”, “Tek tip elbise iflkencesine hay›r” yaz›l› dövizlerle Galatasaray Postanesi önünde biraraya gelen ESP’liler, burada Adalet Bakan›’na; ye-

ni piflmanl›k yasas›n›n itirafç›l›¤› dayatt›¤›n›, haz›rlanan tasar›yla hapishanelere Amerikan modeli getirildi¤ini, ölüm oruçlar›na zorla müdahalenin, zorla çal›flt›rman›n, tek tip elbisenin yasalaflt›r›ld›¤›n› ve bu yasalar›n geri çekilmesini talep ettiklerini içeren mektuplar› postalad›lar. Ç›k›flta bas›n aç›klamas› yapmalar›na polis taraf›ndan izin verilmedi. Bu durum “Zindanlar boflals›n tutsaklara özgürlük” slogan›yla protesto edilerek eylem sona erdi. (H. Merkezi)


11

13

18-31 Temmuz 2003

Tekirda¤ F Tipinde Tutsaklara sald›r› “Yüksek güvenlikli hapishaneler”in yap›m› sürerken, di¤er taraftan ç›kar›lan yasalarla tutsaklara çal›flma zorunlulu¤u, tek tip elbise dayatmas› vb. tutsaklar› teslim almaya yönelik giriflimler tüm h›z›yla sürerken Tekirda¤ Hapishanesinde tutsaklar, hücrelerinde deri mont ç›kt›¤› gerekçesiyle sald›r›ya u¤rad›lar. Konuyla ilgili 12 Temmuz günü ‹HD ‹stanbul flubesinde bir bas›n aç›klamas› yapan Demokratik Mücadele Platformu (DMP), Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde bulunan Hasan Ergin, Ali Haydar Sayg›l› ve Habib Akkaya’n›n hücrelerinde bulunan deri mont nedeniyle sald›r›ya u¤rad›klar›n› ve dayak yediklerini aç›klad›. 4 Temmuz’da yap›lan aç›klamada konuflan Semiray Y›lmaz, Tekirda¤ F Tipi Hapishanesi’nde ayn› hücrede

kalan Hasan Ergin, Ali Haydar Sayg›l› ve Habib Akkaya’n›n hücrelerinde bulunan deri mont nedeniyle sald›r›ya u¤rad›klar›n› söyledi. “Cezaevi revirine kald›r›lan tutuklulara haz›rlanan tutanak okutulmadan imzalatt›r›lmak istenmifl, tutuklular›n bunu reddetmesi üzerine yeniden sald›r›larak dövülmüfllerdir. Dayak sonucu vücutlar›n›n çeflitli yerlerinde darp izi, gözlerde flifllik ve morarma olmufltur. Habib Akkaya’n›n sald›r› sonucunda burnu k›r›lm›flt›r. Üstelik olaylar›n ard›ndan tutuklulara birer ay mektup cezas› verilmifltir” denilen aç›klamada ayr›ca devletin mezar tipi hapishaneleri açmaya haz›rland›¤›, tek tip elbise uygulamas›n›n tekrar getirilmeye çal›fl›ld›¤› hat›rlat›larak bütün bunlar protesto edildi. (‹stanbul)

ATILIM ÇALIfiANI SERBEST BIRAKILDI Bir komplo sonucu tutuklanan At›l›m Gazetesi çal›flan› Kamber Sayg›l›, 4 Temmuz günü ‹stanbul 3 Nolu DGM’de görülen ilk duruflmas›nda serbest b›rak›ld›. Duruflma öncesi DGM önünde At›l›m gazetesi taraf›ndan bas›n aç›klamas› yap›ld›. Yazar Rag›p Zarakolu, baz› sendika ve devrimci ve sosyalist bas›n temsilcilerinin de destek verdi¤i eylemde konuflan At›l›m Gazetesi Yaz›iflleri Müdürü Özgür Çubuk, gerçekleri yazan devrimci ve sosyalist bas›n emekçilerinin komplolarla susturulmak istendi¤ine dikkat çekti. Çeflitli dövizlerin aç›ld›¤› eylemde, “Bask›lar bizi y›ld›ramaz” vb sloganlar at›ld›. (‹stanbul)

12 TEMMUZ KATL‹AMINA SUÇ DUYURUSU 12 Temmuz 1991 tarihinde ‹stanbul’un Befliktafl, Niflantafl›, Balmumcu ve Etiler semtlerinde yap›lan operasyonlarda ‹brahim Erdo¤an, Yücel fiimflek, Niyazi Ayd›n, Zeynep Eda Berk, Cavit Özkaya, Nazmi Türkcan, Hasan Eliuygun, Ömer Çoflkun›rmak, ‹brahim ‹lçi ve Bilal Karakaya isimli on kifli katledilmiflti. 12 Temmuz katliam› olarak bilinen bu olay›n y›ldönümünde TAYAD’l› aileler 11 Temmuz 2003 tarihinde ‹stanbul Adliyesi’nde, katliam› gerçeklefltiren polisler hakk›nda gerçek bir yarg›lama yap›lmad›¤›n› söyleyerek yeniden suç duyurusunda bulundular. Adliye Önünde bir aç›klama yapan TAYAD’l› ailelerden Mehmet Güven, katliam› gerçeklefltiren polisler hakk›nda aç›lan davan›n 1995 y›l›nda sonuçlad›¤›n› ve san›k 9 polise hiçbir ceza verilmedi¤ini hat›rlatarak tekrardan suç duyurusunda bulunduklar›n› aç›klad›. (‹stanbul)

‹HD’den Baflbakana mektup

‹nsan Haklar› Derne¤i ‹zmir fiubesi, son günlerde artan iflkence ve hak gasplar›na dikkat çekmek amac›yla, Baflbakan Recep Tayyip Erdo¤an ile ‹çiflleri Bakan› Abdulkadir Aksu’ya mektup gönderdi. 5 Temmuz tarihinde Cumhuriyet Postanesi önünde toplanan insan haklar› savunucular›, gönderdikleri mektubun içeri¤ini bas›na okudular. Mektubu okuyan ‹HD ‹zmir fiube Sekreteri Mihriban Karakaya son günlerde en ufak bir hak isteme eyleminde bile çok fliddetli polis sald›r›s›na maruz kal›nd›¤›n›, birçok ilde adeta sivil s›k›yönetim uyguland›¤›n›, iflkence, bask›, fliddet ve gözalt› vb. ile düflüncenin yok edilmeye çal›fl›ld›¤›n› belirtti. Tek tip toplum ve kültür yaratmak politikas›ndan vazgeçilmesini, demokratik taleplerin bask› ve iflkence

ile karfl›lanmamas›n› isteyerek Baflbakan ve ‹çiflleri Bakan›n› demokratik de¤erlere, insan hak ve özgürlüklerine duyarl› olmaya ça¤›rd›klar›n› söyledi. Son günlerdeki bask› ve fliddete en çok Kürt kad›nlar›n›n maruz kald›¤›n› belirten Karakaya, “Demokratik taleplerle soka¤a ç›kan hemen herkesin polis copu ile yan›tland›¤›n›” ifade etti. Karakaya, “Demokrasi güçlerine ‘tahammülsüzlük’ olarak gördü¤ümüz ve ifade etti¤imiz bu fliddet ve bask› uygulamalar› ile toplum sindirilmeye ve susturulmaya çal›fl›lmaktad›r” dedi. ‹ZM‹R’DE ALTI AYDA 492 HAK ‹HLAL‹ YAfiANDI ‹nsan Haklar› Derne¤i (‹HD) ‹zmir fiubesi, Ocak-Haziran 2003 aras›nda ‹zmir’de yaflanan hak ihlalleri raporunu aç›klad›. Rapora

göre alt› ayda ‹zmir’de toplam bin 492 hak ihlali yafland›. Rapor, Kemeralt› giriflinde 25 kiflinin kat›ld›¤› bir bas›n aç›klamas›yla bas›na duyuruldu. ‹HD ‹zmir fiube Baflkan› Av. Mustafa Rollas, ihlallerin özellikle düflünce ve ifade özgürlü¤ü, kifli dokunulmazl›¤›, iflkence ve kötü muameleye maruz b›rak›lma, özel hayat›n gizlili¤i, toplant› ve gösteri yürüyüfl hakk› ile bas›n ve örgütlenme özgürlü¤ü, dil ve kültürel yaflama sayg› alanlar›nda yafland›¤›n› söyledi. Rollas, ‹HD ‹zmir fiubesi yönetici ve çal›flanlar›na da alt› ay içerisinde 16 dava aç›ld›¤›n› ifade etti. ‹nsan haklar›na dayal› uygulamalar›n daha da gelifltirilmesi yönünde devleti duyarl› olmaya ça¤›ran Rollas, raporda yer alan hak ihlallerini ise flöyle s›ralad›: Faili meçhul cinayet: 1 Gözalt›: 173 Tutuklama: 47 Gözalt›na al›nan bas›n mensubu:3 Tutuklanan bas›n çal›flan›: 1 Tutuklanan yazar: 1 Gözalt›na al›nan mülteci: 95 Gözalt›nda kötü muamele: 58 Karakolda iflkence: 2 Bas›n aç›klamas›na müdahale: 3 Gözalt›nda tehdit, cinsel taciz: 27 Toplat›lan yay›n: 152 ‹flten ç›karma: 167 Di¤er: 762 (‹zmir)


13

12

18-31 Temmuz 2003

Sivas katliam› unutulmad›

Sivas katliam›n›n 10. y›ldönümünde birçok ilde alanlara ç›kan binlerce insan, Sivas katliam›n›n unutulmad›¤›n› göstererek katilleri protesto etti.

2 Temmuz 1993’te Sivas Mad›mak Oteli’nde devlet destekli fleriatç›lar taraf›ndan yak›larak katledilenler, katliam›n 10. y›ldönümünde düzenlenen anmalar ve eylemlerle an›ld›lar. 2 Temmuz günü Afl›k Nesimi Çimen, Karacaahmet Mezarl›¤›’ndaki mezar› bafl›nda an›ld›. Sivas’ta katledilenler için bir dakikal›k sayg› duruflunda bulunulmas›n›n ard›ndan, Grup Yorum ad›na k›sa bir konuflma yapan Cihan Keflkil, “Bu katliam› planlay›p, örgütleyen Susurluk devleti olmas›na ra¤men, atefli tutan eller gerici, yobaz sivil faflistler olmufltur. Sivil faflistler Marafl’ta, Çorum’da yapt›klar›n› bir kez de Sivas’ta yapm›flt›r” dedi. TAYAD ad›na konuflan Mehmet Güvel ise flunlar› söyledi: “Egemenlerle ezilenlerin, zalimle mazlumun, hakl›yla haks›z›n kavgas›d›r bu. Tarihler de¤iflir, isimler de¤iflir, özü de¤iflmez. Dünün H›z›r Paflas›, bugünün Ecevitleri, Tayyipleridir.” Anma, Grup Yorum’un seslendirdi¤i türküyle sona erdi. Yine ayn› gün ÖDP ile Halkevleri, Sivas Katliam›’nda yaflam›n› yitiren Yazar As›m Bezirci’nin Zincirlikuyu Mezarl›¤›’ndaki kabri bafl›nda anma düzenledi. As›m Bezirci’nin Zincirlikuyu Mezarl›¤›’ndaki kabri bafl›na ilk olarak Halkevleri üyesi bir grup geldi. Mezarl›k giriflinden Bezirci’nin kabrine kadar yürüyen grup “Sivas’› Unutmad›k” pankart› ve “2 Temmuz 93 Sivas katliam› bizi y›ld›ramaz” vb. dövizleri ile katliamda yaflamlar›n› yitirenlerin foto¤raflar›n› tafl›d›. Halkevleri’nin anmas›n›n ard›ndan ÖDP’li bir grup da Bezirci’nin kabri bafl›nda topland›. “Dün yakanlar bugün iktidar”, “Sivas’›n ›fl›¤› sönmeyecek”, “Ama Türküler susmaz”, dövizlerini tafl›yan grup ad›na aç›klamay› ÖDP ‹stanbul ‹l Baflkan› Sinan Tutal yapt›. Tutal, Sivas katliam›n› unutturmayacaklar›n› ve katliam› gerçeklefltirenlerin halka hesap verece¤ini belirtti. TÜRK‹YE YAZARLAR SEND‹KASINDAN ANMA

Teflvikiye’deki Hadi Çaman Tiyatrosu’nda TYS taraf›ndan Sivas’ta yaflam›n› yitirenler için 3 Temmuz günü bir anma etkinli¤i düzenledi. Anma, yaflam›n› yitirenler an›s›na sayg› duruflu ile bafllad›. Sayg› duruflunun ar-

d›ndan Truva Folklor Araflt›rmalar› Derne¤i taraf›ndan haz›rlanan meflalelerle yap›lan gösteri be¤eni toplad›. Tiyatrocu Macide Tan›r, As›m Bezirci’nin Sivas’ta kat›ld›¤› son paneldeki yaz›s›n› ve otelde olaylar ç›kt›¤› s›rada kaleme ald›¤› bas›n aç›klamas›n› okudu. Bezirci’nin son notlar›, ard›ndan katliam tan›klar›ndan Öner Ya¤c›, Metin Alt›nok’un k›z› Zeynep Alt›nok birer konuflma yapt›. Anma, sahnenin ortas›na konulan sepet içerisine yaflam›n› yitirenler için güllerin b›rak›lmas› ile sona erdi. Ayn› gün Pir Sultan Abdal Derne¤i Sar›yer fiubesi’nde de bir anma gerçeklefltirildi. Bo¤aziçi Cemevi’nde yap›lan anmada, Cemevinin önüne “Sivas flehitleri ölümsüzdür” yaz›l›

fiiflli ‹lçe Baflkan› Lezgin Örnek, EMEP fiiflli ‹lçe Yöneticileri ve Tohum Kültür Merkezi temsilcilerinin de aralar›nda bulundu¤u bir grup kat›ld›. Etkinlik gazeteci-yazar Can Dündar’›n haz›rlad›¤› “2 Temmuz Belgeseli’ ile bafllad›. Konuflmalar›n ard›ndan, Ali Naki Gündo¤du’nun Pir Sultan Abdal türküleriyle sona erdi. 2 TEMMUZ fiEH‹TLER‹ KADIKÖY’DEK‹ EYLEMDE ANILDI Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i ‹stanbul fiubeleri, 2 Temmuz 1993’te Sivas Mad›mak Oteli’ndeki katliam› protesto etmek için 5 Temmuz günü bas›n aç›klamas› yapt›. “Dördüncü

yaz›l› dövizleri açarak, Bezirci’nin mezar›na do¤ru yürüyüfle geçti. Grup ad›na Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Genel Merkez Yöneticisi Atilla Özdo¤an k›sa bir konuflma yapt›. Anma Vardiya Grubu’nun verdi¤i k›sa bir dinletinin ard›ndan son buldu. ESENYURT’TA ANMA Esenyurt ‹flçi-köylü ve Yeni Demokrat Gençlik okurlar› taraf›ndan ‹z Kültür Sanat Merkezinde bir anma düzenlendi. Bir dakikal›k sayg› durufluyla bafllayan anmada konuflmalar ve fliirler okundu. Konuflmalarda Sivas’ta yaflananlar›n bir devlet katliam› oldu¤unun alt› çizildi. Ümraniye Pir Sultan Abdal Derne¤i temsilcilerinin kat›ld›¤› panelin ard›ndan, TKM bünyesinde çal›flmalar›n› sürdüren Grup Nisan Günefli bir dinleti verdi. (‹stanbul) ANKARA

pankart as›l›rken, katledilen ayd›nlar›n foto¤raflar›n›n yan›na mumlar b›rak›ld›. Sivas belgeselinin izlenmesiyle bafllayan anma, katledilenlerin an›s›na yap›lan bir dakikal›k sayg› durufluyla devam etti. Cemevi fiube Sekreteri Salih Öztürk bir konuflma yapt›. Anma, Grup Yorum üyelerinin türküleri ve semah gösterileriyle son buldu. 5 Temmuz günü ise Divri¤i Kültür Merkezi ve Gürün Yard›mlaflma Derne¤i taraf›ndan düzenlenen panelde Sivas’ta katledilenler bir kez daha an›lm›fl oldu. Mecidiyeköy Kültür Merkezi’nde yap›lan etkinli¤e yazarlar Lütfi Kaleli, Erdo¤an Ayd›n, Türkiye Yazarlar Sendikas› (TYS) Genel Sekreteri Gülsüm Cengiz, HADEP

ölmem bu hain, Pir Sultan ölür dirilir” pankart› açarak Kad›köy ‹skelesi önünde bir araya gelen kitle, “Faflizmi döktü¤ü kanda bo¤aca¤›z”, “Katliamlar halklar› susturamaz” yaz›l› dövizler açarak, bir dakikal›k sayg› duruflunda bulundu. Z‹NC‹RL‹KUYU’DA ANMA 6 Temmuz günü Zincirlikuyu Mezarl›¤› önünde bir araya gelen Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i, ESP, EMEP, Direnifl Gazetesi ve Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi, Sivas’ta katledilen ayd›nlar›n foto¤raflar› ile “Zindanlara atsan›z, atefllerde yaksan›z direndik/direnece¤iz”, “Marafl, Çorum, Sivas, Gazi, 19 Aral›k katliamlar›n› unutmad›k unutmayaca¤›z”, “Sivas’›n ›fl›¤› sönmeyecek”

Sivas katliam›n›n 10. y›l›nda Ankara’da Abdi ‹pekçi Park›’›nda düzenlenen mitingde binlerce kifli tek bir yürek oldu. Toros Sokak’ta toplanan kitle, sloganlar eflli¤inde Abdi ‹pekçi Park›’na yürüdü. Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i, Hac› Bektafl Veli Kültür Derne¤i, sendikalar, yöre dernekleri, kitle örgütleri, devrimci ve sosyalist bas›n pankartlar›n›n aç›ld›¤› yürüyüfl k›sa sürerken, kat›l›m önceki y›llara oranla oldukça düflüktü. fiehitler an›s›na yap›lan sayg› duruflundan sonra flehit aileleri ad›na Hikmet Özkan söz alarak; Sivas’ta kardeflli¤in, bar›fl›n yak›ld›¤›n› söyledi. PSAKD Baflkan› Kaz›m Genç ise Sivas’ta fleriat provas›n›n yap›ld›¤›n› dile getirdi. Ankara Devrimci ve Sosyalist Bas›n Platformu pankart›n›n da aç›ld›¤› mitingde; “Sivas’›n katili patrona¤a devleti” yaz›l› Partizan pankart› da aç›ld›. “Kölelik Yasas› geri çekilsin”, “Tekel’e uzanan eller k›r›ls›n” dövizlerinin de aç›ld›¤› kortejde Karadeniz flehitleri de an›ld›. Kitlenin yürüyüfl s›ras›nda Komünist Önder ‹brahim Kaypakkaya ile ilgili att›¤› sloganlar halk taraf›ndan alk›fllan›rken s›k s›k “Gençler da¤lara Partizan iktidara”, “Gerillalar ölmez yaflas›n halk Savafl›” vb. sloganlar at›ld›. Suavi’in söyledi¤i türkülerle coflan kitle, Partizan bayraklar›n› dalgaland›rd›.


13

13 ‹ZM‹R

MERS‹N

Sivas katliam›n›n 10. y›l› vesilesiyle ‹zmir’de kitlesel bir miting düzenlendi. Saat 16:00’da Cumhuriyet Meydan›’nda toplanan yaklafl›k 1000 kiflilik kitle burada kortejler oluflturdu. En önde “Sivas’›n ›fl›¤› sönmeyecek” pankart›, ard›ndan partiler, dernekler ve devrimci ve sosyalist bas›n pankart›n› açarak kortejlerini oluflturdu. Gazetemiz okurlar› ve YDG’liler de “2 Temmuz Sivas katliam›n› unutmad›k/unutturmayaca¤›z” PartizanYDG imzal› ortak pankart açt›. Ayr›ca sendikal› olduklar› için iflten at›lan A¤art›o¤lu iflçileri de pankart açarak mitingde yerlerini ald›lar. Kitle buradan sloganlarla Konak Meydan›’na do¤ru yürüyüfle geçti. Polisin yürüyüfle izin vermeyece¤ini söylemesi, k›sa bir gerginli¤e yol açsa da kitle yürüyüfle devam etti. Konak Sümerbank önüne gelindi¤inde burada Tertip Komitesi ad›na Hac› Bektafl Veli ‹zmir Merkez fiube Baflkan› Elif Bak›r bir konuflma yapt›. Bak›r konuflmas›nda “Sivas’›n katilleri halen yakalan›p cezaland›r›lmad›” diyerek Sivas’›n hesab›n›n sorulaca¤›n› söyledi. Burada kitle “Sivas’›n ›fl›¤› sönmeyecek”, “Kahrolsun faflist diktatörlük”, “2 Temmuz’u unutmad›k unutturmayaca¤›z” vb. sloganlar atarak da¤›ld›.

2 Temmuz, Mersin’de de yap›lan etkinlik ve anmalarla protesto edildi. Adana’da ‹HD binas› önünde biraraya gelen sendikalar, meslek örgütleri dernekler gibi birçok demokratik kurulufl ve kurum temsilcileri 2 Temmuz anma etkinli¤i çerçevesinde bir yürüyüfl yaparak Sanatç›lar Park›’na gelindi. Polisle yaflanan k›sa bir gerginli¤in ard›ndan, Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i taraf›ndan haz›rlanan bas›n aç›kla-

m as › sloganlarla okundu. Kalabal›k daha sonra otobüslerle Küçük Dikili’ye hareket etti. Burada 2

Benzin istasyonu patlad›: Devlet yand› ‹nsan hayat›n› hiçe sayan devlet, daha fazla kâr hesaplar› yaparken, gerçeklefllen deprem, patlama vb. durumlarda yanan veya y›k›lan yine kendisi oluyor. Gecekondu semtlerinde yaflayan halk› evinden d›flar› atan, evini y›kan, onu d›flar›da b›rakan devlet, söz konusu büyük iflletme sahipleri olunca yasa, hukuk tan›m›yor. 6 Temmuz günü Ankara’n›n ‹ncesu semtinde üzerinde Dü¤ün Salonu bulunan bir benzin istasyonunun patlamas› sonucu 25 kiflinin a¤›r toplam 150 kifli yaralanmas› olay› buna bir örnek. LPG tankerlerinden gaz s›zmas› sonucu gerçekleflen patlama s›ras›nda salondakiler kendilerini d›flar› atarak kurtuldular. ‹stasyonun üzerinde dü¤ün salonunun nas›l yap›ld›¤› sorular› kafalar› kar›flt›r›rken, yanan veya yaralanan asl›nda halk de¤il, böyle bir olay›n yaflanmas›n› sa¤layan devlet oldu. (Ankara)

18-31 Temmuz 2003

Temmuz Park›’n›n aç›l›fl› gerçekleflti. Aç›l›flta Küçük Dikili Belediye Baflkan› Mehmet Yap›k bir konuflma yapt›. Müzik dinletisi ve fliirlerin ard›ndan etkinlik sona erdi. SAMSUN Sivas’ta 10 y›l önce 2 Temmuz günü Mad›mak Oteli’nde 33 can›n devlet destekli gericilik atefli ile yak›lmas›n› pro-

testo etmek ve yaflam›n› yitirenleri anmak için Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Samsun fiubesi etkinlik düzenledi. Atatürk Kültür Merkezi’nde yap›lan etkinlikte, fiube Baflkan› Cem Sultan Ermifl

TUNCEL‹ VAL‹S‹’NE SALDIRI 8 Temmuz tarihinde Tunceli’nin Pülümür ‹lçesi’nden dönen Tunceli Valisi Ali Cafer Akyüz ile Belediye Baflkan› Hasan Korkmaz, askeri personel ve daire amirlerinden oluflan 13 araçl›k konvoya, Tunceli’ye 30 kilometre kala Za¤ge mevkiinde silahl› sald›r›da bulunuldu. Valinin yara almad›¤› sald›r›da, 2 asker ölürken bir asker de yaraland›. Sald›r›y› sonraki günlerde KADEK üstlendi.

B‹NGÖL’DE 5 KÖYLÜ ÖLDÜRÜLDÜ Bingöl Merkez’e ba¤l› Yumakl› Köyü’ne ba¤l› Karakoç mezras›na yap›lan silahl› bask›nda, kimli¤i belirsiz 6 kifli, 5 köylüyü öldürdü. Sald›r› sonras›nda olay yerine giden Bingöl Valisi Hüseyin Avni Cofl, sald›r›n›n KADEK’liler taraf›ndan gerçeklefltirildi¤ini iddia etti. Tan›k köylülerin anlat›mlar›na göre; 6 kifli 2 KADEK gerillas›n›n ölümüyle ilgili araflt›rma yapt›klar›n› söyleyerek G›yasettin Özmen, Ahmet Acar, Erdal Acar ve Hac› Kaya’y› kafalar›na kurflun s›karak Mahmut Kaya’n›n ise kafas›n› taflla ezerek öldürdüklerini söylediler. Köylüler ayr›ca sald›r›y› yapanlar›n düzgün flive ile Türkçe konufltuklar›n›, tek tip elbise giymifl, temiz elbiseli, kaliteli spor ayakkab›s› giymifl kifliler olduklar›n›n dikkat çekti¤ini belirttiler. Ayr›ca olay›n operasyonlar›n yo¤unlaflt›¤› bir yerde gerçekleflmesi, öldürülen kiflilerin gerillayla iyi iliflkiler içinde olmalar›, sald›r›y› gerçeklefltirenlerden birinin kolunda ay y›ld›zl› arma olmas›, habercilerin bölgeye gitmelerinin engellenmesi de sald›r›n›n provakasyon amaçl› kontgerilla sald›r›s› olabilece¤i kuflkusunu güçlendiriyor.

bir konuflma yapt›. Ermifl konuflmas›nda; “Herfley daha dün gibi belleklerimizde. Ünlü ozan halk önderi Pir Sultan Abdal’›n inanc›n›, bilincini yaflatmak için ve onu anmak için Sivas’a giden yazar, sanatç›, semahç› ve ba¤lamac›lardan oluflan bu ülkenin ayd›nl›k yüzü 33 can› katlettiler. Bugünkü hükümet Mad›mak Oteli’nde 33 can› yakan gericileri affetmek talebiyle mecliste yasalar ç›karmak için çal›fl›yor. Hükümet gerçek yüzünü göstererek 33 can› katleden san›klar›n serbestçe dolaflmas› için çaba harc›yor” dedi. Katliamda hayat›n› kaybedenlerin demokrasiyi, bar›fl›, özgürlü¤ü ve emek mücadelesini temsil etti¤ini söyleyen Cem Sultan Ermifl “Temmuz, emekçilerin grevli-toplu sözleflmeli sendikal haklar› için mücadele günüdür. 2 Temmuz emperyalist savafllara karfl› demokrasi güçlerinin bar›fl›n› örme günüdür. Katliam›n 10. y›l›nda mücadelemizi daha da yükselterek katliam› unutturmak isteyenlere gereken yan›t› hep birlikte verelim” diyerek sözlerini noktalad›. Etkinlikte Pir Sultan Abdal’›n yaflam›nda çekti¤i çileyi, bask›lara ve zulme karfl› direncini konu alan tiyatronun ard›ndan 33 can›n isimleriyle, yaflant›lar›, umutlar› tek tek okunarak resimlerini ayd›nlatan ampullerle süslediler. Ard›ndan yerel sanatç›lar›n Pir Sultan Abdal türkülerini söylemesiyle etkinlik sona erdi.

TOKAT’TA GER‹LLALAR HESAP SORUYOR Bir süredir Karadeniz’de yo¤unlaflan operasyonlar s›ras›nda gerillalarla devlet güçleri aras›nda dönem dönem çat›flmalar yaflanm›fl, bu çat›flmalar s›ras›nda TKP/ML gerillalar›ndan üç, DHKP/C gerillalar›ndan iki, MKP gerillalar›ndan iki kifli flehit düflmüfltü. Bu çat›flmalar s›ras›nda devlet her zaman oldu¤u gibi kendi kay›plar› hakk›nda herhangi bir bilgi vermekten kaç›nm›flt›. Yerel kaynaklardan en son gelen haberlere göre 4 Temmuz’da TKP/ML gerillalar›n›n devriye görevi yapan devlet güçlerine sald›r› düzenledi¤i ö¤renildi. Bas›nda ç›kan haberlere göre ç›kan çat›flmada iki TC askeri öldü, iki asker de yaraland›.


18-31 Temmuz 2003

14

13

Gerçek düflman›m›z burjuvazi ve emperyalizmdir ✔ fiovenizm bombard›man›yla Yunan halk›, Türkiye halk›na düflman tan›t›lmakta, daha ilkokul ça¤lar›nda okutulan kitaplardaki ifadelerle iki halk birbirine karfl› k›flk›rt›lmaktad›r. Böylece kendi aralar›ndaki çeliflkiyi, halklar üzerine y›kmak isteyen Türk ve Yunan egemen s›n›flar› baflta K›br›s sorunu olmak üzere birçok konuda aralar›ndaki ç›kar dalafl›na Türkiye ve Yunanistan halklar›n› da ortak etme çabas›ndad›r. Ancak bunlara karfl›n tüm halklar›n kardeflli¤i ve ortak düflmana karfl› ortak mücadeleyi savunan komünist partilerden Yunanistan Komünist Partisi/Marksist-Leninist Genel Sekreteri Dimitris Savalas ile K›br›s ve Avrupa Birli¤i üzerine yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz. - Öncelikle sizi tan›yabilir miyiz? Ad›m Dimitris Savalas. Yunanistan Komünist Partisi/Marksist-Leninist’in Genel Sekreteriyim. -Son süreçte K›br›s konusu, emperyalist güçlerin “çözüm” önerileriyle birlikte yeniden gündeme geldi. Sizin Partinizin bu konudaki düflüncelerini alabilir miyiz? Biz K›br›s’›n sözde do¤u sorununun miras› oldu¤una inan›yoruz. Bu sorun emperyalist güçler aras›ndaki çeliflkiden ortaya ç›km›flt›r. Osmanl› ‹mparatorlu¤u’nun on y›l› içindeki bask›lar ve ard›ndan Yunan ‹mparatorlu¤u’nun iflgali ile sonuçland›. 2. Dünya Savafl› ve halklar›n ulusal ve sosyal kurtulufl mücadelelerinin yükselmesiyle, K›br›s halk› da kendi ba¤›ms›zl›¤›n› istedi. Ama temel sorunlar› ve talepleri K›br›s halk›n›n Yunanistan’la birleflmesiydi. Çünkü K›br›s’taki birçok insan Yunanistan kökenliydi. Ard›ndan sorun daha da karmafl›k hale geldi. Zira K›br›s halk›n›n di¤er k›sm› da Türkiye’den gelmiflti. Bununla birlikte K›br›s, ‹ngiliz, Rus ve Amerikan emperyalistleri gibi Yunan ve Türk burjuvazilerinin çat›flma sahas› haline geldi. Emperyalistler Yunan-Türk burjuvazileri aras›ndaki çeliflkileri avantaj olarak kulland› ve böylece ‹ngilizler, Ada üzerindeki sömürülerini sürdürmek için bu çeliflkiden yararland›lar. Ve di¤er emperyalistler de bu adaya ad›m atm›fl oldular. Bu konuda birlik slogan›n› kullanan K›br›s Rumlar› bugün hala bu slogan› kullanmaktad›rlar. Bu slogan düzmece bir slogand›r ve Yunan burjuvazisi taraf›ndan ortaya at›lm›flt›r. Ayn› flekilde Türkiye ile birleflmeyi hedefleyen hareketin slogan› da ayn›d›r ve bu da Türk burjuvazisinin slogan›d›r. Bunlar K›br›s’› iki topluma, Yunan ve Türk toplumlar›na bölmeye çal›flmaktad›rlar. Yu-

nan burjuvazisi taraf›ndan desteklenen K›br›s Yunan kesimi Türk toplumuna sald›rmakta. Bunun yan›nda K›br›sl› Türkler de Türkiye burjuvazisinin deste¤iyle K›br›sl› Yunanlara

sunun büyük k›sm›n›n Yunan oldu¤u gerçe¤ini temel alarak Ada üzerinde, ileride kendilerine kontrol imkan› verecek bir uzlaflmayd›. ABD, Rus ve ‹ngiliz emperyalistle-

provokatif davran›fllarda bulunmaktad›rlar. Zaman›nda K›br›s’ta Türk hava gücü Yunan köylerini bombalad›. 1963-64-65 y›llar›ndan bahsediyorum. O zamanlar Yunan diktatörlü¤ü bu noktay› temel nokta olarak ald›. Temmuz 1974’te Türk burjuvazisi K›br›s’›n kuzeyini ele geçirdi. O dönemde bu sald›r›, ABD taraf›ndan yaln›zca desteklenmekle kalmad›, ayn› zamanda liderli¤ini de ABD yapt›. ABD iki taraf›n da hakim s›n›flar›n› kullanarak kendi ç›karlar›n› elde etme takti¤ini kullan›yordu. Bu program içinde Türk burjuvazisi, tüm Ada üzerinde direkt veya dolayl› kontrole sahip olmak istiyordu. Yunan burjuvazisi ise daha güçsüz bir konumdayd›. Bu yüzden o zamanlar istedi¤i tek fley K›br›s nüfu-

rinin uzun y›llard›r var olan bu durumda kesin rolleri vard›. Bu rol 1991’de Rusya’n›n y›k›lmas›na kadar sürdü. fiimdi bu sorun daha da karmafl›k hale gelmiflti. Çünkü emperyalist güçler aras›nda çeliflki söz konusuydu. Bir yandan ABD emperyalistleri problemin sürüp gitmesinden yanayken, di¤er yandan Avrupal› emperyalistler oyunun, ‹ngilizler lehine çözümü için çaba sarf ediyorlard›. Bu istek, K›br›s’›n Avrupa Birli¤i’ne kat›l›m›yla ifade edildi. Tabi bir de hiçbir flekilde bu oyunun d›fl›nda kalmayan Rusya vard›. Zira K›br›s’ta birçok Rus flirketi mevcuttur. Biz gelecekte bu konunun nereye varaca¤›n› bilemeyiz, zira bu emperyalistler aras›ndaki çeliflkilerin geliflimine ba¤l›d›r. Bu konuda iki sorun vard›r; ilk

olarak Avrupa Birli¤i zaten bu oyunun içindedir, ikincisi Türk burjuvazisi taraf›ndan bir bask› oldu¤una inan›yoruz. Çünkü onlar›n Ada üzerinde tam kontrol arzusundan vazgeçip geçmedikleri sorusu hala orta yerde durmaktad›r. Bizler temel konunun Yunan ve Türk halklar›n›n, emperyalistlerin ya da Yunan-Türk burjuvazilerinin müdahalesi olmaks›z›n kendileri ile ilgili karar› kendilerinin vermesi ve ne yapmak istiyorsa onu yapmas› oldu¤una inan›yoruz.

✔ Bizler Avrupa Birli¤i’nin emperyalist ülkelerin bir koalisyonu oldu¤unu düflünüyoruz. Emperyalist ülkeler aras›ndaki bu birlik öncelikle sosyalist kampa karfl› bir savunma olarak oluflturuldu.


13 Ve bizim mücadelemiz de onlar›n bu kararlar›na ba¤l› olacakt›r. Biz ayr›ca Kofi Annan’›n plan›na da de¤inmek istiyoruz, zira bu önemli bir nokta. Bu plan gerçekte emperyalistler ve tabi ki iki di¤er burjuvazinin Ada üzerindeki anlaflmalar›n›n ifadesidir. Annan Plan› gerçekte daha önce de söyledi¤imiz gibi, Ada üzerinde tam kontrolün sa¤lanmas› hedefi ile ilgilidir. -Bugün Selanik’te Avrupa Birli¤i Zirvesi yap›l›yor. Bu Zirve ile ilgili ne düflünüyorsunuz? Ayr›ca AB hakk›ndaki genel düflünceniz nedir? Bizler Avrupa Birli¤i’nin emperyalist ülkelerin bir koalisyonu oldu¤unu düflünüyoruz. Emperyalist ülkeler aras›ndaki bu birlik, öncelikle sosyalist kampa karfl› bir savunma olarak oluflturuldu. Politik parça biçimsel ve politik temelde ulusal plandayd›. Avrupal› emperyalistler Avrupa Birli¤i’ni ayn› zamanda askeri ordu olarak da kullan›yorlar. 2. Dünya Savafl› s›ras›nda bizler çok ac›lar çektik. Bugün hala proletaryaya karfl› kullan›lan üsler mevcuttur. Ayn› zamanda bugün Avrupa Birli¤i, emperyalist-kapitalist ülkeler için sermaye elde etmek için kullan›l›yor. Bafllang›çta Avrupa Birli¤i, komünistlere ve sosyalist kampa karfl›

✔ Bizler temel konunun Yunan ve Türk halklar›n›n, emperyalistlerin ya da Yunan-Türk burjuvazilerinin müdahalesi olmaks›z›n kendileri ile ilgili karar› kendilerinin vermesi ve ne yapmak istiyorsa onu yapmas› oldu¤una inan›yoruz.

15 Amerika’n›n tam deste¤ine sahipti. Aç›klayaca¤›m unsurlar 199091’deki çöküflten önce de sonra da geçerliydi. Avrupa Birli¤i birçok politik sorun ve çeliflki oluflturdu. Bizim düflüncemize göre AB, merkezi olarak bu ülkelere dayal› bir çeflit stratejik çizgi izlemektedir. NATO ile birlikte onlar› birlefltiren ve ç›karlar›na hizmet eden birçok fley var. ‹lk problem, emperyalist ülkelerin kendi aras›ndaki çeliflkidir. Bizler unutmamal›y›z ki 2. Dünya Savafl›’n›n bir nedeni de Avrupa’ya egemen olmak için Fransa ve Almanya aras›ndaki çeliflkiydi. Bu iliflki ve çeliflkiler bugün hala çeflitli flekillerde sürmektedir. Yaln›zca bu ülkeler aras›nda de¤il ayn› zamanda Avrupa Birli¤i içinde yer alan di¤er

gibi baz› ülkeler üzerinde daha fazla egemenlik için bask› konusunda aralar›nda anlaflm›fl durumdad›rlar. Bu ba¤lamda güçlü politik üsler biçimi küresel çapta dahi onlara geniflleme/büyüme imkan› tan›maktad›r. Ekonomik alanda gerçekte ekonomik temelleri desteklemeyi baflard›lar. Bunu korumak istiyorlar, bunu her halükarda mümkün k›lmak istiyorlar. Buna ra¤men yaflamda ve politikada her fley ileri gitmek zorundad›r. Bunu yaparak onlar, bunun politik ve askeri temellerini de oluflturmak zorundalar. Bunu ilerletecek olan yol, emperyalist çeliflkiler içinde al›nan büyük Avrupal› emperyalist güçlerin kararlar›na ba¤l› olacakt›r. Bu yüzden, bu

18-31 Temmuz 2003

✔ Biz kendi halk›m›z›n ve Türkiye halk›n›n kardefl oldu¤una inan›yoruz. Sahip oldu¤umuz gerçek düflman›m›z, burjuvazi ve emperyalizmdir. Yapaca¤›m›z tek mücadele, ortak düflmana karfl› ortak mücadeledir.

emperyalist ülkeler aras›nda da çeliflki vard›r. ‹kinci problem Avrupa Birli¤i’nin ABD ile olan iliflkisidir. Bu iki problem birbirine girmifltir ve bizler bunu bugün daha aç›k bir flekilde görebilmekteyiz. fiimdi Avrupa sermayesi ve burjuvazi için politik sorun, ne çeflit bir birlik kurulaca¤› ve bunun prosedürünün ne olaca¤›d›r. Birlik Rusya ile iliflkiye girecek midir? Fransa ve Almanya aras›ndaki birli¤e mi dayanacakt›r? Daha önce de aç›klad›¤›m›z gibi bu Avrupa Birli¤i’ne bizim bak›fl aç›m›zd›r. Yani Avrupa Birli¤i Avrupal› emperyalist ülkelerin koalisyonudur. Bu birli¤in ilk hedefi proletarya üzerinde hegemonya kurmakt›r. Bu herkesin hemfikir oldu¤u bir noktad›r. Emperyalist ülkeler için Avrupa Birli¤i’nin daha zay›f ülkelerine karfl› çeflitli biçimlerde genifl hareket alan› vard›r. Do¤u Avrupa ülkeleri

kampta da birçok kez üzerinde konufltu¤umuz, en çok analiz etti¤imiz spesifik noktaya dönüyoruz. ABD emperyalizmi dünya hegemonyas› için daha da sald›rganlaflmaya devam ediyor. Ve ikincisi; Avrupa Birli¤i’nin bu konuda nas›l hareket edece¤idir. Bu konuda kesin s›n›rs›z gerçekler mevcuttur. Örne¤in Avrupal›lar birçok konuda Amerika Birleflik Devletleri ile birlikte çal›fl›yorlar, bunu görmezden gelemeyiz. ‹kinci Dünya savafl›ndan zengin tarihsel deneyimlere sahibiz. Bu dönemde 1930’larda ortaya ç›kan ittifaklar sorunu, iflçi s›n›f› hareketinin de zaten bafllam›fl oldu¤u 1942’de çözümlenmifltir. Tarih hiçbir zaman aynen tekerrür etmez; fakat bu tarihi deneyimi gözden geçirerek dikkate almal›y›z. Bu konu çok önemlidir ve sürdürülmelidir. Bizim bak›fl›m›z tart›fl›lmal› ve fikir al›flverifli yap›lmal›d›r.

-Sonuç olarak, Türkiye halk›na iletmek istedi¤iniz mesaj›n›z var m›? Ben kendim ve hepimiz de, devletin gerçeklefltirdi¤i flovenist bask›lar› veya resmi sald›r›lar› duydu¤umuzda çok öfkeleniyoruz. Türk halk›, yabanc› burjuvaziye ba¤l› olmas›ndan kaynakl› devlet taraf›ndan sat›lm›flt›r. Bizler Türkiyeli yoldafllar›n flunu bilmelerini istiyoruz: Biz öfkelendi¤imizi veya sizinle beraber oldu¤umuzu söyledi¤imizde bunlar bofl sözler de¤ildir. Bizim gerçekten neyi aç›klamak ya da ne hissetti¤imiz ifade etmek için bunlar› söylüyoruz. Çünkü biz kendi halk›m›z›n ve Türkiye halk›n›n kardefl oldu¤una inan›yoruz. Sahip oldu¤umuz gerçek düflman›m›z, burjuvazi ve emperyalizmdir. Yapaca¤›m›z tek mücadele, ortak düflmana karfl› ortak mücadeledir. Bizler yoldafllar olarak bu mücadele içinde beraberiz. -Söylefli için size çok teflekkür etmek istiyoruz ve mücadelenizde baflar›lar diliyoruz. Bana teflekkür etmemelisiniz. Bu bizim için görev ve mutluluktur. Ayn› flekilde biz de size mücadelenizde baflar›lar diliyoruz.


16

18-31 Temmuz 2003

13

“Kitleler adeta bir ayna gibi kendi gerçekli¤imizi bizim yüzümüze çarpt›”

Do¤ru yolda sebatla ilerleyelim...

“…bu faaliyetlerin önemli bir yan› da kiflilerde ve alanlarda, kendine güveni afl›lamas›d›r. Özellikle böyle bir süreçte çeflitli olumsuzluklara ra¤men eksikleri de olsa bu faaliyetin yürütülmesi baz› kavga kaçk›nlar›na ve mücadelenin kifliler üzerinden devam etti¤ini sananlara da iyi bir cevap olmufltur. Kiflileri öne ç›kararak karalayan, kullananlar mücadelenin kiflilere endeksli olmad›¤›n› görmüfltür. Bu da “Mümkünün son s›n›r›na, yan›t vermemek demek, kolektif ira- baflar›rsak, bütünsellikli bir düflünüfl ve rince kavrayamad›¤› bir faaliyetin di¤er içinden geçti¤imiz süreçnaaç›s›ndan önemlidir….”

imkans›z› elde etmek için çabalayanlar ulaflabilir ancak. Gerçekleflmifl imkanlar, zorlanm›fl imkans›zl›klar›n sonucudur.” (KARL L‹EBKNECHT)

deyi sürecin d›fl›nda tutmak ya da sürecin gerisinde kör topal yürütmektir. Koflullar›m›z› bu denli zorlaflt›ran bafll›ca nedenlere gelince; birincisi; dünyada emperyalist sald›rganl›¤›n gi-

buna uygun bir pratik hatta sahip olmamam›z için hiçbir neden yoktur.

Evet, gerçekleflmifl imkanlar, zorlanm›fl imkans›zl›klar›n sonucudur. Somutu incelemek, bu inceleme sonucu ortaya ç›kan sonuçlar› prati¤e uygulamak yo¤un bir çaba ve emek gerektirir. Bu çaba ve emek yo¤unlu¤unu ortaya koymadan bir sonuç almak oldukça zordur. Yani zorluklar› aflmak, zorlu ve zorunlu bir çabay› gerektirir. Yüzeysel yaklafl›mlarla, istikrars›z çabalarla, kazan›c›/sonuç al›c› hiçbir baflar› elde edilemez. Elde edilen tek fley, karamsarl›k ve umutsuzluk olur. ‹çinden geçti¤imiz sürecin zorluklar› bize, sürecin do¤ru bir tarzda çözümlenmesini ve ortaya ç›kan devrimci sonuçlar›, ›srarl› bir tarzda uygulamam›z› dayat›yor. Evet koflullar zordur. Ama bu zorluklar, devrimci iyimserli¤imizi asla karartmamal›d›r. Her koflulda devrimci iyimserli¤imizi, kazanma azmimizi korumal›y›z. Yak›nma, s›zlanma bizim iflimiz de¤ildir. Zaman›n› yak›nmayla, s›zlanmayla geçirenlerin bu yürüyüfle uygun kiflilikler olmad›¤› ve yanl›fl “meslek” seçtikleri kesindir. Bu kifliliklerin önlerinde iki yol vard›r. Ya acil de¤iflim ya da ayak ba¤› olmaktan ç›kmak. Bu-

derek artmas›, faflist sald›rganl›¤›n ve gericili¤in fliddetlenen sald›r›lar›.... Di¤er bir ifadeyle dünya çap›nda yaflanan ekonomik ve siyasi kriz, emperyalist tekelleri ve yerli uflaklar›n› militarizme kilitliyor. ‹kincisi, sosyalist maskeli bürokratik burjuva diktatörlüklerin sosyalizm ad›na yaratt›klar› y›k›m›n ürünü olan, kitlelerdeki devrim ve sosyalizme güvensizli¤in devam etmesidir. Kitlelerin kendili¤inden devrime, sosyalizme yönelmesini beklememeliyiz. Nihayetinde kitlelerin ihtiyac› bu yöndedir, ama bunun için Marksizm-LeninizmMaoizm bilimine, bu bilimin önderli¤ine kesin ihtiyaç vard›r. Ve iflte bizim zorluklar›m›z tam da bu noktada ortaya ç›k›yor. Bugün bu zorluklar› aflman›n çabas›n› yürütüyoruz. Deyim yerindeyse “i¤neyle kuyu kazmaya” çal›fl›yoruz. Son süreçte yürütülen kampanya da bu “i¤neyle kuyu kazma” çabas›n›n; örgütlülü¤ü daha üst bir aflamaya s›çratma bilincinin ürünüdür. Dolay›s›yla bu sürecin faaliyetçilerinin ortaya ç›kartt›klar› sonuçlar› do¤ru okumal›y›z. Tüm çabam›z bu kampanyadan ç›kartt›¤›m›z do¤rularda derinleflmek ve ortaya ç›kan eksiklikleri gidermek olmal›d›r. Bunu

Burada genel anlamda yürütülen kampanyalar›n önemi ve bu kampanyalar›n nas›l yürütülmesi gerekti¤i üzerinde durmayaca¤›z. Burada, geride b›rakt›¤›m›z bir kampanyadan faaliyetçilerimizin ortaya ç›kartt›¤› ve ifade etti¤i somut sonuçlar üzerinde duraca¤›z. “S›n›f, parti, önderlik bilinci ›fl›¤›nda kitle faaliyetinde yo¤unlafl, parti inflas›nda derinlefl!” fliar› do¤rultusunda; önemli bir alan›m›z merkez olmak üzere 24 Nisan, 1 May›s ve 18 May›s günleri etraf›nda ele al›nan kampanya raporunun hemen girifl bölümünde ortaya konulan flu yaklafl›m›n önemini do¤ru anlamal›y›z: “….Öncelikle flunu belirtmek istiyoruz ki, gerek kampanya gerekse de kampanya biçiminde ele al›nmadan sürdürülen faaliyetler biçiminde olsun, tüm faaliyetlerin baflar›l› bir flekilde sonuçlanmas›n›n temel kriteri çal›flmalar›n bütün yönleriyle kavran›p kavranmamas›d›r. ‹deolojik, politik ve örgütsel olarak içeri¤i kavranamayan bir çal›flman›n kitlelerin beyninde ve yüre¤inde derin izler b›rakmas› beklenemez. Bu noktada üzerinde durmak istedi¤imiz olgu faaliyete nas›l önderlik yap›laca¤›d›r. Çal›flman›n yürütülmesi için seçilen önderli¤in yete-

DE⁄ERLEND‹RMELER‹M‹Z GÜCÜNÜ GERÇEKLERDEN ALMALIDIR

yoldafllar ve faaliyetçilerce kavranmas›n› düflünmek do¤ru olmaz san›r›z…...” Kavrama sorununda problem varsa, uygulamada da problemlerin ortaya ç›kmas› kaç›n›lmaz hale gelir. Bu demektir

ki, herhangi bir kampanyaya bafllamadan önce; öncelikli olarak kampanyan›n sürece denk düflüp düflmedi¤ini do¤ru olarak saptamal›y›z. Bu, bir kampanya için at›lan ilk ad›md›r. ‹kinci ad›m; kampanyan›n ideolojik-siyasal-örgütsel hedeflerinin net olarak ortaya konmas›d›r. Yani kampanyan›n temel fliar›ndan tutal›m da, alanlarda izlenecek yolun, kullanaca¤›m›z tüm propaganda araçlar›n›n asgari düzeyde belirlenmesi gerekir. Üçüncü ad›m; örgütsel mekanizman›n geliflimi için do¤ru bir çizginin tespit edilmesidir. Son üç ayl›k kampanya sürecimizdeki baflar› ve baflar›s›zl›klar›n nedenlerini de tam bu noktalarda aramal›y›z. Bilincimizde, kavray›fl›m›zdaki yetersizlikler; güçlerimizi motive etmede, rasyonel bir tarzda harekete geçirmede, kitlelere hitap etmede, vb. olumsuz pratiklere neden olur. Bu kampanyalar sürecinde de birçok faaliyetçimiz bu gerçeklerle yüzleflmifltir. Burada yap›lmas› gereken ilk fley; bu tablodaki sorumluluk pay›m›z›n ne oldu¤unu a盤a ç›karmak olmal›d›r. Yani öncelikle soruyu kendimize sormal›y›z. Kitleleri suçlamaya kalkmak ya da baflar›s›zl›klar›


17

13 d›fl›m›zda aramak eksikliklerimize ve olumsuzluklar›m›za karfl› kendi kendimizi silahs›zland›rmakt›r. Ve önümüzdeki yeni bir kampanya sürecine de ayn› nitelikteki zaaflarla bafllamak demektir. Bu hatal› duruma düflmemek için bu düflünüfl tarz›n› terk etmemiz gerekir. Yeniden bafla dönersek, bir kampanyada asgari düzeyde bir baflar›n›n elde edilmesi için, asgari düzeyde bir ön haz›rl›¤›n olmas› zorunludur. Bu haz›rl›k her fleyden önce kampanya faaliyetçilerinin ne yapmak istediklerini, sürece hangi siyasal ve örgütsel hedeflerle yüklendiklerini kavramalar›n› sa¤lar. fiu gayet aç›k: E¤er uygulama kavramayla ilintiliyse -ki öyledir- herkes kavrad›¤› kadar uygular. Sürecimizi ve hedeflerimizi yeteri kadar bilince ç›karmayan/kavramayan faaliyetçi, faaliyete sorunlu bir tarzda bafllam›fl demektir. Yani kampanyan›n siyasal mesaj›n› kitlelere ulaflt›rmaya çal›flan, kavratmaya çal›flan öznenin kavray›fl›nda problem vard›r. fiu unutulmamal›d›r ki yeteri kadar inanmayanlar, inand›r›c› ve ikna edici olamazlar. Kavratmak ve ö¤retmek için bilmek ve inanmak gerekir. Israrc›l›k da gücünü bu inan›fltan ve kavray›fltan al›r. Ancak, flu da bilinmelidir ki: Hiçbir kavray›fl prati¤in tüm yanlar›na hakim olamaz. Esas olan budur. Bu nedenle “her fley, önceden saptanm›fl olmal›”, “kavramad›¤›m için prati¤e girmek benim için erken”, “bu ifli kavray›fl› daha iyi olanlar yapmal›”, “önce kavrayal›m, sonra yapal›m”. “ben bu alan› bilmiyorum, yapamam” vb. yaklafl›mlar do¤ru de¤ildir. Bu yaklafl›mlar, MarksistLeninist-Maoist tezlere ayk›r›d›r ve geliflimin önündeki en büyük engeldir: “Aslolan pratiktir”, “pratik önce gelir”. Kavray›fl›n niteli¤i ve geliflimi pratik içinde saptan›r. Bu bizlere, prati¤e girmekten çekinmemek gerekti¤ini, aksine tüm gücümüzle, geliflmek için, prati¤i de¤ifltirmek için, kavray›fl›m›z› pratik süreci de¤ifltirecek düzeye getirmek için, geriliklerimize ra¤men prati¤e girmek gerekti¤ini gösterir. Amac›m›z, faaliyetçilerimizi kampanyaya esas olarak haz›rlamakt›r. Bununla birlikte, her uygulaman›n ayn› zamanda kavray›fl› gelifltirece¤i de unutulmamal›d›r. Kampanyaya baflland›¤›ndaki kavray›flla, kampanya sonundaki kavray›fl ayn› de¤ildir. Kampanya faaliyetçilerimizin kavray›fl›nda ilerlemeye neden olur. Bafllarken kavranmas› gereken: kampanyan›n gereklili¤i ve nas›l uygulanaca¤›d›r. Bunun devam›nda, kampanya sonunda, yapt›¤›m›z iflle, örgütlülükle, kitlelerle ve düflmanla ilgili kavray›fl ileri noktalara ulafl›r. Bu geliflim, bir sonraki kampanyan›n bafllang›c›ndaki kavray›fl olarak da ele al›nabilir. Bu de¤erlendirmelerden hareketle flu net belirlemelerde bulunabiliriz. a) Her kampanyan›n asgari düzeyde bir ön haz›rl›¤› olmal›d›r. b) Kampanyaya yön veren önderli¤in, kampanyan›n içeri¤ini

asgari düzeyde kavramas› gerekir. c) Kampanyan›n hedefleri do¤rultusunda örgüt e¤itilmeli ve pratikte yo¤unlaflma sa¤lanmal›d›r. d) Kavray›fls›zl›¤› tersine çevirmenin as›l yolu olarak pratik çal›flma, sürekli incelenmelidir. “K‹TLE FAAL‹YET‹NDE YO⁄UNLAfi, PART‹ ‹NfiASINDA DER‹NLEfi” Son y›llarda Parti-kitle iliflkisi, Partinin kitlelerle olan iliflki düzeyi konusunda yürütülen tart›flmalar, yeterli düzeyde olmasa da belli bir doygunlu¤a ulaflt›. fiimdiki esas görev, söylemleri prati¤e uygulamak, devrim denilen o muazzam eserin yarat›c›s› olan kitlelerle ba¤ kurmak, kurulan ba¤lar› sürekli

tarmaya devam edelim: “….Her fleyden önce flunu ortaya koymal›y›z ki, devrim, ezilen halk kitlelerinin ihtiyac› ve istemidir. Kitlelerin taleplerini, istem ve sorunlar›n› temel alarak hareket etmeyen, çal›flmalar›n› bu çizgide yürütmeyen hiçbir politik hareketin, devrim denilen o büyük alt üst oluflu gerçeklefltirmesi mümkün de¤ildir. ‹stisnas›z yürüttü¤ümüz çal›flmalar›n her an›nda kitleler taraf›ndan bu gerçeklik yüzlerce kez yüzümüze vurulmufltur. Eylemden eyleme, etkinlikten etkinli¤e gidilmekle s›n›rl› kalan kitle çal›flmalar›n›n, kitleler üzerinde ciddi bir güven k›r›lmas› yaratt›¤›n› gördük….” Burada kitlelerin istem ve taleplerinden somut olarak anlamam›z gereken

18-31 Temmuz 2003 sizi harekete geçirmek, hareket içinde öne ç›kan militanlar› tespit etmek ve bunlarla kal›c› örgütler yaratacak pratik ad›mlara yönelmek gerekir. Bunlar› baflaramam›flsak, kal›c›, somut bir baflar› ve kazan›mdan da söz edemeyiz. Yine raporlarda ortaya konulan flu tecrübelerden de devrimci sonuçlar ç›karabilmeliyiz. “….. 3 ayl›k faaliyet içerisinde gerek geçmiflte yap›lan faaliyetlerin bir yans›mas›, sonucu olarak gerekse de ç›kar›lan dersler ›fl›¤›nda var olan eksikliklerimizi giderme ve yeni alanlara aç›lma noktas›nda önemli sayabilece¤imiz baflar›lar elde etti¤imizi söyleyebiliriz. Özellikle pilot bölge olarak ele ald›¤›m›z alanlarda ilerisi için P. Örgütlülü¤üne zemin oluflturabilecek

Bilinmelidir ki, devrimci ve komünist faaliyet, uyguland›¤› süreçteki karfl›t ak›mlara, burjuva sald›r›lara da yan›t olmakla yükümlüdür. ‹çinden geçti¤imiz süreçte tasfiyeci anlay›fllar neredeyse her türlü devrimci faaliyetin gereksizli¤i, yanl›fll›¤› üzerinden demagoji yaparken her devrimci hamleye karfl› da sald›rmakta ya da ayak diremektedir. Bu nedenle ›srarla ataca¤›m›z her ad›m küçük de olsa büyük önemde ve de¤erdedir. hale getirecek örgütlülükler yaratmakt›r. Bunu yaratamazsak, kampanyalar sürecinde yakalad›¤›m›z her iliflki ve yaratt›¤›m›z olumlu havan›n gelip geçici olaca¤› aç›kt›r. Yine enerjimizi kitle faaliyetinden çok, birebir iliflkiler üzerinde tüketirsek ve kitlelere de belli takvimsel süreçlerde gidersek, biz devrim denilen o muazzam eserin yarat›c›lar›n› örgütleyemeyiz. Kitleleri örgütlememek demek devrimi örgütlememek demektir. Çünkü “devrim kitlelerin eseridir” tezinin karfl›l›¤›, parti önderli¤inde örgütlenen ve harekete geçirilen kitlelerdir. Di¤er tüm söylemler, hofl bir sedadan öteye gitmez. Parti ile kitle iliflkisi ve bugünkü durumumuz üzerinde kampanyan›n raporlar›nda ortaya konulan düflünceleri ak-

fley; mevcut olan çeliflkileri, kitlelerin düzene karfl› öfke ve tepkilerinin esas olarak yo¤unlaflt›¤› noktalar› do¤ru olarak tespit etmektir. Ve politikay› da bu somutluk üzerinden yapmakt›r. Mesela iflçinin, köylünün, gençli¤in taleplerindeki özgünlükleri hesaba katmadan, tek düze bir propaganda ve ajitasyona yönelirsek, onlarla istenilen düzeyde iliflki kurmay› zorlaflt›rm›fl oluruz. Evet, biz s›n›f›n partisiyiz. Ama s›n›f partisi olmak demek, özgünlükleri görmezlikten gelmek demek de¤ildir. Bu gerçe¤in görülmesi gerekir. Görülmesi gereken bir di¤er gerçek de, faaliyette süreklili¤in sa¤lanmas› ve kal›c› örgütlülüklerin yarat›lmas›d›r. fiu aç›k ki, kampanyalar, faaliyetlerimizin yo¤unlaflm›fl biçimidir. Hareket-

iliflkiler yakalad›¤›m›z› söyleyebiliriz. Sorun bu bölgelerde illegal-legal olarak örgütlülükler yaratmak ve bu örgütlülükleri sürekli hale getirmektir. Bunun zemini bahsetti¤imiz bölgeler aç›s›ndan mevcuttur. Ancak bu bölgelerde geçmiflte flu veya bu biçimde faaliyetimize kat›lm›fl fakat süreç içerisinde dejenere olmufl insanlarla bu tip iliflkileri kesinlikle tan›flt›rmamal›, hiçbir flekilde bu dejenere olmufl insanlara herhangi bir etkinli¤imizde görev ve sorumluluk vermemeliyiz…..” Burada önemle görülmesi gereken nokta, geçmifl olumlu ve olumsuz pratiklerimizden ö¤renme, kitlelerin bu yönlü de¤erlendirmelerini can kula¤›yla dinleme, yap›c›-ilerletici elefltirileri sa-


18-31 Temmuz 2003 hiplenme, yanl›fl yaklafl›mlar› ise düzeltme çabas› içine girilmesi gerekti¤idir. Yine çal›flmalar›m›zda ataca¤›m›z her ad›m, tespit edilen merkezi yönelimimize uygun olmal›d›r. Her birimizin bütüne karfl› sorumlu oldu¤u asla unutulmamal›d›r. Yine örgütlenmede dört bir yana yumruk sallamaktansa, tespit edilen alanlar üzerinde yo¤unlaflmak, buralarda yeni güçler a盤a ç›karmak sürecin hedeflerinden biridir. Yeni kadrolar, militanlar ancak böyle, do¤ru bir politikan›n ürünü olabilirler. Prat‹k De⁄‹fit‹r‹r, Sarsar Ve AyrIfitIrIr Prati¤in ö¤reticili¤ini, de¤ifltirici ve dönüfltürücülü¤ünü kampanya özgülünde yap›lan flu belirlemelerde görmek mümkündür: “….Bu süreç ayn› zamanda faaliyetçiler aç›s›ndan bir ö¤renme, deneyim kazanma ve aktarma süreci olmufltur. Kitle faaliyeti, faaliyetçilerin kendilerini sorgulamalar›n›, ister istemez yeniden de¤erlendirmeye tabi tutmalar›n› beraberinde getirmifltir. Faaliyete yaklafl›m noktas›nda kafalarda oluflmufl statükolar, dar pratikçi anlay›fllar, s›n›rlar bu süreçte zorlanm›flt›r. Örgütlenme anlay›fl›, iliflkilere anl›k bakmama, kurulan her diyalo¤u uzun vadede parti ve devrim ç›karlar›n› hesaba katarak ele alma anlay›fl› asgari düzeyde de olsa bu süreçte yarat›lan olumluluklard›r…..” Bu söylemlerin içsellefltirilmesi, tam da her f›rsatta alt›n› çizdi¤imiz kitlelerle olan ba¤lar›n zay›fl›¤›n›n giderilmesi demektir. Çok basit bir tarzda ifade edecek olursak, sorunlar›n çözümü onlarla yüzleflmekten geçer. Sorunlarla yüzleflmeden, genel geçer reçetelerle ortaya bir çözüm gücü koyamay›z. Di¤er bir ifadeyle her yeni insanla yüzleflmek, yeni sorunlar ve yeni fleyler ö¤renmek demektir. Çünkü her sorunun çözümü bize soru sormay› dayat›yor. Yan›tlanacak her yeni soru, araflt›rmay›-incelemeyi, tecrübelerden ö¤renmeyi zorunlu hale getirir. ‹flte de¤iflim ve geliflme de burada bafllar. Yine sorulara yan›t bulma iradesini kendisinde bulamayanlar ilerlemenin coflkusunu de¤il, gerilemenin karamsarl›¤›n› yaflarlar. Her kampanya sürecinde di-

18 yalekti¤in bu hükmü ifller. Ki, bu gayet do¤al bir sonuçtur. Prati¤in sars›c›, ayr›flt›r›c› gücünü de bu noktada aramam›z gerekir. Örnek mi? ‹flte size somut bir örnek: “….Bu anlamda ben, alan›m›z aç›s›ndan de¤erlendirdi¤imde somut baz› kazan›mlar›n elde edildi¤ini söyleyebilirim. Bunlar› s›ralarsam; Birincisi, esas olarak insanlar kendilerini tan›d›lar. Kitlelere giderken yaflad›klar› zorluklar› gördüler. Kitlelerin yaflad›klar› s›k›nt›lar› daha yak›ndan gördük. Ve yine en önemlisi bizler de kimin bu davada ›srarl› ve samimi oldu¤unu gördük. Kitlelere gitmede ›srarc› olanlar ile olmayanlar aras›ndaki ayr›m› gördük. Kitlelerle ba¤ kurmaktan s›k›lan ama yine bunu aflmada ›srarl› olan ile olmayan aras›ndaki fark› gördük. Çünkü bence bir insan›n samimi olup olmad›¤› kitlelere gitmedeki ›srar› ile anlafl›l›r. Biz de bu fark› bu çal›flma içerisinde gördük. Kitleler adeta bir ayna gibi kendi gerçekli¤imizi bizim yüzümüze çarpt› diyebiliriz. Faaliyetçilerimizde yaratt›¤› coflkuyu ise burada açmaya çok gerek duymuyorum. Yine önemli bir nokta da bu faaliyet içinde örgütlü olan alanlar›n kendini daha çok örgütlemesi, bu noktada yeni ad›m atan alanlar›n ise kendini faaliyet içinde örgütlemesi perspektifi kafalar›m›za daha da oturdu…..” Bugün buna daha çok ihtiyac›m›z vard›r. Yani kiminle koflaca¤›m›z›, kiminle a¤›r bir tempoyla yürüyece¤imizi ve kiminle arada bir görüflece¤imizi bilmek zorunday›z. Do¤ru bir görevlendirme s›n›f savafl›m› için kimden ne ölçüde yararlanaca¤›m›z› do¤ru bir tarzda tespit etmekle bafllar. Bu konuda prati¤in adaletine güvenmeliyiz. Ve kampanyalar›n her kademesinde görev alan tüm faaliyetçilerimiz bu yönlü de¤erlendirme ve hesaplar yapmak zorundad›r. Tabi bunu yaparken, sürecin getirdi¤i ideolojik k›r›lmalar› gözden kaç›rmamal›d›rlar. Çünkü böyle bir sürecin yaflanmas›nda kolektif önderli¤in önemli derecede sorumluluk pay› oldu¤u asla unutulmamal›d›r. Do¤ru bir tarzda yap›lacak müdahalelerin de¤ifltirici ve dönüfltürücü gücünü hesaba katmal›d›rlar. Katmak zorundad›rlar.

Sorunun daha iyi anlafl›lmas› aç›s›ndan kampanya raporlar›ndan aktarmalar yapmaya devam edelim: “…..Genel anlamda de¤erlendirirsek çal›flmalar› ve ortaya ç›kan tabloyu eksik ve yetersiz kald›¤›m›z yönler olmas›na karfl›n esasta olumlu de¤erlendirmek gerekiyor. Bu sürecin ard›ndan önemli olan ve yap›lmas› zorunlu olan bu diyaloglar›n sürdürülmesi ve örgütlenmesidir. Bölgede bu sürecin ürünü olan bir çeper oluflmufl durumdad›r. ‹çerisinde örgütlenmeye yak›n, flu anda kitle çal›flmas› ve yay›n da¤›t›m›nda düzenli olarak yer alan arkadafllar bulunmaktad›r…..Önümüzdeki dönem bölge halk›n›n bir dizi sorunla birlikte en çok tepkisini çeken yozlaflmaya, çeteleflme ve ahlaki çürümeye karfl› belli somut ad›mlar at›lmas› önem kazanmaktad›r. …..Gerek çal›flma tarz›m›z gerek halk›n zoraki de¤il gönüllü kat›l›m›n› sa¤lamaya çal›flmam›z bir güven ortam›n›n oluflmas›na katk› sundu. Önümüzdeki dönem bu sorunlar çerçevesinde ç›karabilece¤imiz bildiri ve

13

Kiminle koflaca¤›m›z›, kiminle a¤›r bir tempoyla yürüyece¤imizi ve kiminle arada bir görüflece¤imizi bilmek zorunday›z. Do¤ru bir görevlendirme s›n›f savafl›m› için kimden ne ölçüde yararlanaca¤›m›z› do¤ru bir tarzda tespit etmekle bafllar. Bu konuda prati¤in adaletine güvenmeliyiz. Ve kampanyalar›n her kademesinde görev alan tüm faaliyetçilerimiz bu yönlü de¤erlendirme ve hesaplar yapmak zorundad›r. Tabi bunu yaparken, sürecin getirdi¤i ideolojik k›r›lmalar› gözden kaç›rmamal›d›rlar.


13 afifl çal›flmalar›, kitle çal›flmalar› daha da olumlu tepkiler almam›z›n önünü açacakt›r. ........ bölgesi” Yine bir baflka yoldafl›n flu belirlemelerine kulak vermeliyiz: “….Öncelikle flunu belirtmek gerekiyor ki bu kampanya sürecinde yapt›¤›m›z genifl

Bizim ç›karaca¤›m›z ve bilincimize kaz›yaca¤›m›z fley fludur: Mücadelede belirleyici olan hareketin kendisidir. Bizim sahiplenece¤imiz ve sonuna kadar savunaca¤›m›z fley hareketin kendisidir. Kiflilere indirgenen tart›flmalar›n tek bir sonucu olur: Hareketi zaafa u¤ratmak ve yenilgiye tafl›mak.

kat›l›ml› etkinlikler daha önceki etkinliklerin kazan›mlar›, onlardan edindi¤imiz deneyimler, dersler ›fl›¤›nda yürüdü. Baz› noktalarda gerekli dersleri ç›karamad›¤›m›z ortada iken baz› noktalarda da oldukça olumlu dersler ç›kart›ld›. Örne¤in ç›kartt›¤›m›z dersler ›fl›¤›nda, çok fazla alanda yo¤unlafl›p hiç bir fley yapamamaktansa, önemli ve öncelikli bölgelerde yo¤unlafl›p buralardan insan ç›karmak, komiteler oluflturmak, örgütlenmeler yaratmak amac›n› önümüze koymufltuk…..”

19

18-31 Temmuz 2003

Bilinmelidir ki, devrimci ve komünist faaliyet, uyguland›¤› süreçteki karfl›t ak›mlara, burjuva sald›r›lara da yan›t olmakla yükümlüdür. ‹çinden geçti¤imiz süreçte tasfiyeci anlay›fllar neredeyse her türlü devrimci faaliyetin gereksizli¤i, yanl›fll›¤› üzerinden de-

ni sananlara da iyi bir cevap olmufltur. Kiflileri öne ç›kararak karalayan, kullananlar mücadelenin kiflilere endeksli olmad›¤›n› görmüfltür. Bu da içinden geçti¤imiz süreç aç›s›ndan önemlidir….” Kampanya de¤erlendirmesinden

dar savunaca¤›m›z fley, hareketin kendisidir. Kiflilere indirgenen tart›flmalar›n tek bir sonucu olur: Hareketi zaafa u¤ratmak ve yenilgiye tafl›mak.

magoji yaparken her devrimci hamleye karfl› da sald›rmakta ya da ayak diremektedir. Bu nedenle ›srarla ataca¤›m›z her ad›m küçük de olsa büyük önemde ve de¤erdedir. Tasfiyecili¤in beklentilerini hüsrana u¤ratmak, yaratt›klar› karamsarl›¤a, umutsuzlu¤a, y›lg›nl›¤a, kaosa, güvensizli¤e pratikle yan›t olmak zorunday›z. ‹çinde bulundu¤umuz eksikler, yetersizlikler bizim için esas sorunlar de¤ildir. Esas sorun bunlar› yenmekte ortaya koyaca¤›m›z iradi durufltur. O nedenle, etraf›m›zda kimi zaman geliflen ve geliflecek olan aymaz sald›r›lara karfl› kararl› olmak durumunday›z. D›fl›m›zdaki tasfiyeci anlay›fllarla kol kola giren yaklafl›mlar, onlar kadar ve hatta daha da tehlikelidir. Reformizme, Troçkizme, s›n›f uzlaflmac› tüm ak›mlara ve bunlar›n etkilerini devrimci harekete tafl›yan çizgilere kampanyalar›m›z y›k›c› bir karfl›l›k olmal›d›r. “…bu faaliyetlerin önemli bir yan› da kiflilerde ve alanlarda kendine güveni afl›lamas›d›r. Özellikle böyle bir süreçte çeflitli olumsuzluklara ra¤men eksikleri de olsa bu faaliyetin yürütülmesi baz› kavga kaçk›nlar›na ve mücadelenin kifliler üzerinden devam etti¤i-

ç›kart›lan bu sonuç yerinde ve do¤rudur. Önemle vurgulanmal›d›r. Çünkü, bugün mücadelemizin önündeki engellerinden biri de bunlard›r. Yeni ve tecrübesiz faaliyetçilerin bu konuda bilinçlenmesi, devrimi infla etmede baflkalar›na de¤il kendilerine güvenmesi, devrime önderlik edecek gücün kendilerindeki iradi çabada bulundu¤unun fark›na varmas› günümüzün bafll›ca görevidir. Bu göreve kalkacak her yumruk proleter bilincin kararl› duruflu ile karfl›lanmal›, etkisizlefltirilmeli ve yok edilmelidir. Kavga kaçk›nlar›n›n, kendi misyonlar›n› kolektifin yerine koyarak kolektifi karalayanlar›n, mücadeleyi halk›n kendi hareketinden soyutlayanlar›n her söylemi, her duruflu devrimimize, hareketimize yönelmifl bir sald›r›d›r. Faaliyetimiz do¤ru bir çizgide yürüdü¤ü sürece bunlar›n gerçekli¤i a盤a ç›kacakt›r. Kampanya sürecinde bunun gerçekleflti¤ini yukar›daki al›nt› göstermektedir. O halde, diyebilir ki, kampanyam›z bunu belli oranda baflarm›flt›r. Bunu sürdürmeliyiz. Bizim ç›karaca¤›m›z ve bilincimize kaz›yaca¤›m›z fley fludur: Mücadelede belirleyici olan, hareketin kendisidir. Bizim sahiplenece¤imiz ve sonuna ka-

lendirdi¤imizde, olmayanlar› olur k›ld›¤›m›z›, ayaklar›m›z üzerine dikilebildi¤imizi, zaaflar›m›z›, yetersizliklerimizi engel olmaktan ç›karabilece¤imizi gördük. Görmekle kalmay›p, t›kan›kl›klar› aflma noktas›nda pratik ad›mlar att›k. Bilgi, tecrübe ve güvenin pratikle kazan›labilece¤ini kan›tlad›k. Zorlu görevlerimiz önümüzde durmaktad›r. Baflard›¤›m›z fley; bu görevleri yapabilece¤imizi görmektir. Baflaraca¤›m›z ise; bu görevleri yerine getirmektir. Devrim yolunun düz, rahat bir yol olmad›¤›n› biliyoruz. “Gerçekleflmifl imkanlar, zorlanm›fl imkans›zl›klar›n sonucu” ise e¤er, “imkanlar›m›z› son s›n›r›na kadar zorlayarak” bu yolu katedece¤iz. Bunu baflaracak bilinç ad›m ad›m geliflecektir.. Yolumuz do¤rudur. Bu yolda sebatla ilerlerken, ç›kacak engelleri süpürmeyi ö¤renece¤iz. Her engelin eskiyenin, çürüyenin kendisi oldu¤unu kavrayarak bunlardan çekinmemeyi ve imkanlar›m›z› zorlayarak bu engelleri yolumuzun üzerinden kald›rmay› ö¤renece¤iz. Bundan kimsenin flüphesi olmas›n.

SONUÇ YER‹NE ‹mkanlar›m›z›, gücümüzü ortaya koydu¤umuzda, bunlar› do¤ru de¤er-


18-31 Temmuz 2003

20

13

Tarih bir kez daha MLM bir hatta yürüyenlerle, tasfiyeci hatta yürüyenlerin fark›n› ortaya koymaktad›r

Tarihi çarp›tanlarla gücünü tarihten alanlar›n yolu birleflmez! Tüm bunlar yaflanan gerçeklerdir. Gerçek olan di¤er bir olgu ise MKP tasfiyecili¤inin bu olumlu çabalar›m›z› engeller nitelikte olmas›d›r. Çünkü tasfiyeciler tasfiyeciliklerini “yeni büyük bir muhasebe” olarak yorumlamakla kalmayarak, bizi de bu batakl›¤a davet ediyorlar. Bugüne kadar kamuoyuna fazla tafl›mad›¤›m›z ancak son birkaç ayd›r de¤inmeye bafllad›¤›m›z MKP tasfiyecili¤inin gerçek yüzünün görülmesi, ‹BO’nun Partisine gönül vermifl, emek harcam›fl pek çok Proletarya Partisi taraftar›n›n ve özellikle de bugüne kadar darbecili¤in-tasfiyecili¤in etkisi alt›nda kalm›fl, gerçekte ise Proletarya Partisi’nin taban›n› oluflturan militanlar›n; devrimci demokrat kamuoyunun “asl›nda yok birbirinden fark›n›z” yan›lg›l› yaklafl›m›na yan›t olacak bir özellik arz etmektedir. Geliflmeler özellikle de darbeci tasfiyecili¤in yapm›fl oldu¤u ve kamuoyuna sundu¤u kongre kararlar›, bu yan›lg›l› yaklafl›m› ortadan kald›racak mahiyettedir. Tarih bir kez daha Marksist-Leninist-Maoist bir hatta yürüyenlerle, tasfiyeci hatta yürüyenlerin fark›n› ortaya koymaktad›r. MKP tasfiyecili¤inin, süreçten ç›k›fl olarak ortaya koydu¤u ve stratejik bir yaklafl›m olarak de¤erlendirdi¤i “birlik” politikas›n›n, asl›nda “komünistlerin birli¤i”nden ziyade, komünistlerin tasfiyeci bir hatta çekilmeye çal›fl›lmas›n›n stratejisi oldu¤u görülmelidir. Proletarya Partisi’nin geçmiflte çok net bir biçimde görmüfl oldu¤u ve her f›rsatta ifade etti¤i tasfiyecilik olgusu, bugün Proletarya Partisi’nin sahip oldu¤u, bilincinde oldu¤u bir gerçek olmaktan ç›km›fl, genifl kitleler nezdinde ve özellikle de Proletarya Partisi’nin do¤al taban›nda yank›s›n› bulmufltur. Bu durum tarihin bir ö¤retmen olarak ö¤reticili¤inin ne kadar baflar›l› oldu¤unu göstermektedir. Bu süreç ayn› zamanda MKP tasfiyecili¤inin kamuoyu önünde yapm›fl oldu¤u, (her ne kadar bugün bu tart›flmalar› kamuoyu önünde yapmayaca¤›z deseler de) her iki parti aras›nda ilkesel düzeyde bir farkl›l›k yok propagandas›na da yan›t olmaktad›r. Proletarya Partisi birkaç ay öncesine kadar bu propagandalara yan›t verme ihtiyac› duymuyordu. Bu gerçeklik, geçmiflte özellikle Proletarya Partisi’nin kamuoyu önünde tart›flmaya gerek duymad›¤› biçiminde yorumlanmamal›d›r. Bu gerek duymama; kamuoyu d›fl›nda tart›flma yapma, “özel görüflmeler” yoluyla halletme iste¤i olarak, alg›lanmamal›d›r. Proletarya Partisi taraf›ndan darbeci tasfiyecili¤in gerçek yüzü çok iyi bilindi¤inden buna gerek duyulmam›flt›r. Ça¤r›lar›n komünistlerin birli¤ini sa¤lamaktan ziyade, bir meflruluk sorunu yaflayan darbeci tasfiyecili¤in, kendi meflrulu¤unu sa¤lama, darbeci tasfiyeci emellerini hakl› gösterme amac› tafl›d›¤› bilindi¤i içindir ki; bu “birlik” ça¤r›lar› kamuoyu önünde tart›fl›lmad›. Buna gerek duyulmad› ve bu yüzden de özel bir önem de verilmedi. Bu yaklafl›m, bu bilinç aç›kl›¤› ve var olan netlik ayn› zamanda kendisini Proletarya Partisi’nin 7. Oturumunda da gösterdi. Darbeci tasfiyecili¤in birlik ça¤r›s› ayr› bir gündem maddesi olarak de¤erlendirilmeye de¤er bir yaklafl›m olarak dahi görülmedi. Çünkü böylesi bir tart›flman›n devrimcilerin ve komünistlerin mücadelesini güçlendirmeyece¤i; aksine meflgul edece¤i, bir kazan›m sa¤lamayaca¤› çok aç›kt›. Ancak gelinen aflamada darbeci tasfiyecili¤in gerçek yüzünü daha net bir flekilde “tarihi muhasebe”si ile ilan etmesi baz› konulara de¤inmeyi gerekli ve zorunlu k›lmaktad›r. Bugün de yap›lan budur. Bu yan›t olma ya da polemik, darbeci tas-

fiyecili¤in birlik ça¤r›s›n› de¤erlendirmekten ziyade esas olarak darbeci tasfiyecili¤in ve bugün somutland›¤› isim itibariyle MKP tasfiyecili¤inin gerçek yüzünün, genifl kitleler nezdinde daha iyi bir biçimde görülmesini sa¤lama çabas› olarak alg›lanmal›d›r. ‹flte bu çaba komünistlerin mücadelesini gelifltirir. Çünkü tasfiyecili¤e karfl› gösterilen her kararl› durufl ve yaklafl›m, proletaryan›n mücadelesini bir ad›m öne tafl›makla efl anlaml›d›r. ‹çinden geçilen bu süreçte; bu pratik durufl bugün tasfiyecili¤in, reformizmin ve mültecili¤in kut-

›srarla yapmaya çal›flt›¤› da budur. Tasfiyeciler kendileri gibi tasfiyeci olan her renkten anlay›fl› Maoist olarak de¤erlendirebilir. Bu kendi tasfiyeci dünya görüflleri içerisinde tutarl›d›r. Çünkü karfl›s›na bakt›¤›nda kendisini görür. Ancak Proletarya Partisi’ne bakt›¤›nda ise bu tasfiyeci anlay›fl› göremedi¤i gibi; zorlama teorilerle, bazen de gülünç duruma düflerek “ayn›l›k” teorisi yapar. “‹lkesel farkl›l›klar›m›z yok” der. Onlar›n “illa da Maoizm” vurgusundan anlad›klar›, Maoist bireyler(!!!), Maoist Merkez(!), Kaçk›nlar Güruhu(!) ile birlik yapmak-

Sonuç olarak “takke düfltü kel göründü.” Bugün gerçek Marksist Leninist Maoistler ile darbeci tasfiyeciler aras›nda, ‹brahim’in gözbebe¤i partisinin savunucular› ile onu tasfiyeci pratiklerine alet edenler aras›ndaki fark daha net bir biçimde görülmektedir. Bu netli¤in hiç kuflku yok ki Kaypakkaya’c› güzergahta yürümek isteyenlere tarihsel görevler yükledi¤i aç›kt›r. Ve bugün bu tarihsel görev, Proletarya Partisi’ne emek vermifl, gönül ba¤lam›fl Kaypakkaya’n›n yoldafllar›n›n; hiçbir kiflisel kayg›ya düflmeden olmas› gereken yere yönelmesinde kendisini somutlamaktad›r. Gün kavgay› büyütmek için tüm enerjimizi ve gücümüzü bu k›z›l güzergahta birlefltirmenin günüdür. sand›¤›, düzen içili¤in önerildi¤i koflullarda daha da önemlidir. Öyle ya bugün Maoist olup da örgütsüz olanlara (nas›l Maoist olunuyorsa!...) ya da bugün ülkemizin her hangi bir köflesinde bilinmeyen, ad› duyulmayan, ama Maoist olarak de¤erlendirilerek birlik ça¤r›lar› yap›lan Maoist Merkez (merkez olmak mülteci olma koflulunu getiriyor herhalde!...) ya da kavgadan kaçt›klar›n› sa¤›r sultan›n bile duydu¤u Konferans Kaçk›n› Suçlular Güruhu’nu Maoist olarak de¤erlendirmek ve herkese mavi boncuk da¤›t›p, bütün “Maoist güçlerin” birli¤inin savunuldu¤u böylesi bir dönemde daha bir önem arz etmektedir! Proletarya Partisi’nin kuflkusuz ki herhangi bir partinin kimleri nas›l de¤erlendirdi¤ine diyece¤i bir fley yok… Böylesi bir de¤erlendirme, de¤erlendirme yapan›n niteli¤i konusunda Proletarya Partisi’ne bir fikir verir o kadar. Ama ayn› zamanda bu de¤erlendirmede, de¤erlendirilenler aras›nda kendisi de bulunuyor ise, böylesi bir de¤erlendirmeye yönelik bir fleyler söyleyebilir. Ki bugün bu sayfalarda Proletarya Partisi’nin

sa ne diyelim hay›rl› olsun! Ancak bu “ilkeli birli¤e”(!) Proletarya Partisi’ni katmak ve bunu anlay›fl düzeyinde savunmak bir hayli abes ve komik oluyor!... fiöyle ki; “Bafll›ca çeliflkiler konusunda Maoist Komünist Partisi TKP/ML’den farkl› olarak ‘ezen ulus burjuvazisi ile ezilen ulus burjuvazisi aras›ndaki çeliflki’ tespitini yapmaktad›r.”….. “TKP/ML MLM’yi teorik olarak savunurken “illa da Maoizm” vurgusunu yapma noktas›nda Maoist Komünist Partisi gibi bilinç s›çramas› yaratmal›d›r.”…… “TKP/ML, Türkiye Kürdistan› söylemi yerine Maoist Komünist Partisi gibi Türkiye-Kuzey Kürdistan söylemini kullanmal›d›r.”….. “Maoist Komünist Partisi ile TKP/ML aras›nda daha de¤iflik konularda (örne¤in parti ismi gibi) fikir ayr›l›klar› söz konusudur”…. (D. Demokrasi. Say› 14. Perspektif) vb. gibi farkl›l›klar ileriye sürerek, (Bu al›nt›lar› al›p teker teker de¤erlendirme gere¤i duymuyoruz, çünkü okuyucu okurken bile bu farkl›l›klar›n ne menem(!) farkl›l›klar oldu¤unu ve bu farkl›l›klar›n as›l kayna¤›n›n ve nedeninin ne oldu¤unu çok iyi bil-

mektedir.) komik duruma düflüyorlar. Proletarya Partisi ile kendileri aras›nda ilkesel düzeyde bir farkl›l›¤›n olmad›¤›n› söylemek, Marksizm Leninizm Maoizm ile tasfiyecilik aras›nda bir fark olmad›¤› anlam›na gelmektedir ki, bunu da en çok anti-MLM düflünce ve anlay›fllar savunur ve savunmaktad›r. Evet Proletarya Partisi ile MKP tasfiyecileri aras›nda ilkesel düzeyde farkl›l›klar vard›r. Bu farkl›l›k Marksizm Leninizm Maoizm ile tasfiyecilik aras›ndaki farkt›r. Bu farkl›l›k proletarya ile küçük burjuvazi aras›ndaki farkt›r. ‹flte bu farkl›l›k nedeniyledir ki her iki farkl› anlay›fl, olaylar› ve olgular› yorumlarken kendi penceresinden bakar, kendi s›n›f ç›kar›ndan bakar. Bu, kimi zaman kendisini parti içerisinde darbecilik olarak gösterece¤i gibi, bazen ise genifl bileflimli “ne olursan ol gel” mant›¤›nda kendisini göstermektedir. Bu söylediklerimizin daha iyi anlafl›lmas› aç›s›ndan, “görünürde ayn› fleyleri savunmak”la (ilkesel, programatik bir farkl›l›k yok ya!..), tasfiyeci, idealist, burjuva düflünüfl tarz›n›n do¤al bir yans›mas› olarak; pratikte farkl› davranman›n, olgular› ve olaylar› farkl› de¤erlendirmenin çok güzel bir örne¤i olmas› aç›s›ndan afla¤›daki al›nt›ya bakal›m: “TKP/ML’nin 7. Konferans sonuçlar› diye aktar›l›p yorumlanan bir yaz›da demokratik devrimin yerine “tar›m devrimi” söyleminin kullan›lmas› yanl›fl ve hatal› bir belirlemedir. Bu söylem ve belirleme e¤er politik gerilikten kaynakl› bir flekilde kullan›lm›flsa, bu durum her iki yap› aras›nda ciddi bir problem yaratmaz. Tersi durumda ise, yani demokratik devrimin yerine “tar›m devrimi” tezi TKP/ML taraf›ndan savunulup sistemli bir çizgi haline getirilirse o zaman bu görüfl ayr›l›¤› her iki yap› aras›nda çok ciddi boyutta görüfl ayr›l›klar›na yol açm›fl olacakt›r……” (D. Demokrasi. Say› 14 Perspektif) Bahsi edilen yaz›n›n hangi yaz› oldu¤unu bilmiyoruz; al›nt›yla verilseydi daha iyi olurdu ancak tahminimizce burada ukala bir biçimde “politik gerilikten” dem vurularak de¤erlendirilmeye çal›fl›lan Proletarya Partisi’nin 7. Oturumunun 15. Karar›’d›r. Bu karar “….devrimimiz kendine has özgünlükler tafl›yacakt›r. Türkiye’de Halk Savafl›, gerilla savafl› önceki örneklerinin ayn›s› olmayacakt›r. Türkiye’nin kendine has özellikleri, bulundu¤u bölge itibariyle farkl›l›klar› vard›r. Devletin merkezi otoritesi, militarist geliflkinli¤i önemli seviyededir. Kitlelerin talepleri biçim olarak farkl›d›r. Köylülerin sosyal yaflamlar› de¤iflim göstermifltir. Meseleye salt toprak sorunu olarak bak›lamaz. Tar›ma dayanan çeliflkiler gücünü korumaktad›r. Savaflla birlikte de¤iflimler olmufltur. Bu de¤iflimlerin incelenmesi gerekir…..” diye formüle edilen karard›r. Tutup bu karardan “tar›m devrimi”nin savunuldu¤unu ancak ve ancak ideolojik g›das›n› burjuvaziden alan siyasal “cahiller” söyleyebilir. Kararda ifade edilen oldukça aç›kt›r. Bu kararda demokratik devrimin ortadan kald›r›larak yerine tar›m devriminin geçirildi¤ini söylemek, her halde “politik gerilikten” kaynakl› de¤ildir! Bu yaklafl›m› böyle de¤erlendirmek, ancak ve ancak tasfiyeci ve öznel bir düflünüflün ürünü olabilir. Çünkü ifade edilmeye çal›fl›lan Marksizm-Leninizm-Maoizm’in en bariz ve önemli anlay›fl›d›r. Bu anlay›fl “somut koflullar›n somut tahlilidir.”


21

13 Ama bu düflünüflten bihaber olan ve kendi tasfiyeci dünya görüflleri do¤rultusunda dünyay› yorumlayanlar, görmek istediklerini göstermek, olmas›n› istediklerini olmufl gibi ifade ederek, olmayan fleyler üzerinden ahkam kesmekten usanmazlar. “Hiçbir Komünistin akl›ndan ç›karmamas› gereken temel çal›flma yöntemi, çal›flma siyasetlerimizi somut duruma göre belirlemektir. Yapt›¤›m›z hatalar›n nedenlerini araflt›rd›¤›m›zda, bunlar›n hepsinin, belirli bir zaman ve yerdeki gerçek durumdan uzaklaflt›¤›m›z ve çal›flma siyasetlerimizde öznelci davrand›¤›m›z için ortaya ç›kt›¤›n› görüyoruz.” (Cilt: 4, Sf,221) Baflkan Mao’nun bu yaklafl›m›n› anlayabileceklerini sanm›yoruz. Çünkü tasfiyecilerin son yönelimlerinde ortaya koyduklar› pek çok yaklafl›m, MKP tasfiyecili¤inin pek çok fleyi olmas›n› istedikleri fleyler üzerinden kurduklar›n› göstermektedir. T›pk› Proletarya Partisi’nin kendileri gibi tasfiyeci olmas›n› istemeleri; t›pk› bir k›s›m tasfiyeci, mülteci, kaçk›n, grup ve bireylerle genifl bileflimli bir tasfiyeci blok kurmak istemeleri; t›pk›, Proletarya Partisi’nin tar›m devrimini savundu¤unu söylemeleri gibi….. Örnekler ço¤alt›labilir. MKP, de¤erlendirmelerini yazd›klar›m›z üzerine de¤il duyumlar, üretti¤i hayaller, olmas›n› istedi¤i olgular ve senaryolar üzerine yap›yor. Durum böyle olunca dinleme, anlama ve ona uygun davranma çabas› ortadan kalk›yor. Geriye “sol sekter” oldu¤umuz, her vesileyle “MKP ve önceline sald›rd›¤›m›z”, “devrim sorunlar›na oldukça s›¤ bir flekilde yaklaflt›¤›m›z”, “demokratik devrimin yerine tar›m devrimini geçirdi¤imiz” “kibirli ve ben-merkezci” oldu¤umuz kal›yor. fiu aç›k ki belgelerimizi okuyan herkes hatala-

r›m›za, eksikliklerimize ve bu hata ve eksikliklere yol açan kadro ve militanlar›m›z›n flekillenifline dair yapt›¤›m›z somut de¤erlendirmeleri görecektir. Ve dolay›s›yla bu konuda MKP’nin önyarg›l› ve subjektif “de¤erlendirmelerine”, “politik yetkinlikten kaynakl› önerilerine(!)” pek ihtiyac›m›z yok. Elbette ki kötü pratiklerden de ö¤reniyoruz. Ama bizim için bugün önemli olan, hata ve eksikliklerimizi bize gösterecek yap›c› ve dostça elefltirilerdir. MKP’nin prati¤inde bunu göremiyoruz. MKP tasfiyecili¤i, tasfiyecilikte kendisine s›n›rs›z bir özgürlük tan›rken, tasfiyecili¤e karfl› duruflumuzu, parti de¤erlerimizi savunmam›z› kendisine karfl› yap›lm›fl bir “sald›r›” olarak görüyor. Oysa tasfiyecili¤e, tarih çarp›t›c›lar›na karfl› kendimizi savunmam›z, en do¤al hakk›m›zd›r. Bundan dolay› kimsenin bizi suçlamaya hakk› yoktur. Her f›rsatta söyledik, yine söylüyoruz. Proletarya Partisi’nin MKP’ye karfl› bir düflmanl›¤› yoktur. Bilakis Proletarya Partisi’nin, MKP saflar›nda darbeyle, hileyle çal›nan emekleri ve de¤erleri vard›r. Dolay›s›yla Proletarya Partisi’nin bu de¤erlerini kazanma görevi dün de vard›, bugün de vard›r. Bu görev, elefltiride kendine uygun bir dil, bir üslup ve di¤er sorunlarda buna uygun bir tutum sergilemek zorunlulu¤unu ortaya ç›kartmaktad›r. Bu durufl niyetlerden, önyarg›lardan ba¤›ms›z olmas› gereken bir durumdur. Bunun yolu da seviyeli bir ideolojik mücadeleden geçer. Bunun yolu, her türlü uzlaflmac› ve liberal tutumu yads›maktan ve ayn› zamanda devrimci bir zemin üzerinde, ortak pratikler sergilemekten geçer. Proletarya Partisi 7. Oturumunda tam da bu duruma uygun olarak di¤er parti ve örgütlerle oldu¤u

PUSULA ADIMLARI GÜÇLEND‹R! S›n›f bilinçli proletarya, devrim yürüyüflünün uzun ve meflakkatli oldu¤unun bilinciyle, görev ve sorumluluklar›n a¤›rl›¤›yla hareket etmelidir. At›lan her ad›m, gelifltirilen her politik faaliyet, kitleler içinde parti örgütlenmesini hedeflemelidir. Bu amaca hizmet etmeyen ad›mlar zay›f ve güçsüz ad›mlard›r. Devrim denilen zorlu yürüyüfl, güçsüz ve zay›f ad›mlarla gerçekleflemez. Öyleyse politik ad›mlar› güçlendirmek, hedefleri büyütmek, devrim ve parti sorumluluklar›n› bilinçle donatmak zorunludur. Belli ad›mlar›n at›ld›¤›na iflaret ettik, ancak bunlar›n güçlendirilmesi konusunda önümüzde duran görevlerin ciddiyetini görmek, a¤›rl›¤›n›n bilinciyle davranmak zorunday›z. Sovyet devrimi öncesinde, s›n›rl› say›daki bileflimle s›n›f bilinçli proleterlerden oluflan parti komitelerinin, binlerle ifade edilen iflçileri örgütleyerek harekete geçirdiklerini görebiliyoruz. Yüz milyonlara varan tüm Rusya’daki nüfus bileflimi içinde çeyrek milyonla ifade edilen s›n›f bilinçli proletaryan›n örgütlülü¤üne sahip olan Bolfleviklerin, burjuva demokratik ve sosyalist devrimleri gerçeklefltirdiklerine devrim tarihi tan›kt›r. Bütün bunlardan ç›kar›lmas› gereken en önemli ders, az say›da örgütlenmifl s›n›f bilinçli proleterlerin binlerle onbinlerle ifade edilen

iflçileri, yoksul köylüleri harekete geçirme gücü, becerisi ve hareketidir. Proletaryan›n profesyonel öncü ve önder örgütünün say›sal bileflimi devrim öncesi süreçte her zaman az›nl›kta olacakt›r. Proletarya Partisi, saflar›nda en s›n›f bilinçli, en fedakar, en ileri görüfllü iflçileri bulundurur. Bundan dolay›d›r ki az ama özdür. Parti olman›n, önder ve öncü olman›n iddias›n› tafl›yan s›n›f bilinçli proletarya, devrimci teoriyle, hareketin yasalar›n›n bilgisiyle ve devrimin yasalar›n›n bilgisiyle donanmak zorundad›r. Yoksa proletaryaya önderlik edemez ve onun mücadelesini yönetemez. Ulafl›lan kitleler içinde illegal parti örgütlenmesini yaratarak, örgütlenmeyi sa¤lamlaflt›rmak, s›n›f bilinçli proletaryan›n önünde duran ertelenemez bir görevdir. Proletarya Partisi’nin gücü milyonlarca partisiz iflçi, köylü ve emekçilerle çevrelenmesinde yatar. Proletarya Partisi’nin koruyucu z›rh› kitlelerdir. Partisiz kitlelerle çevrelenmeyen parti, kitleler içinde kök salmayan parti, güçlü politik ba¤larla beslenmeyen parti, düflman darbesine aç›k ve hastal›klara karfl› korumas›zd›r. Örgütsüz kitleler, proletarya biliminin afl›s›yla afl›lanmak zorundad›r. Bu afl›y› yapacak olan proletaryan›n kendisidir. Kitlelerin devrim ve parti afl›s›yla neden afl›lanmas› gerekti¤ini Lenin yoldafltan bir

18-31 Temmuz 2003

gibi MKP ile de devrimci eylem birli¤i üzerinde durmufltu. Ve ayn› zamanda Proletarya Partisi ile MKP kitlesi aras›ndaki objektif iliflkiye de dikkat çekmiflti. Oluflturulacak eylem birliklerinde bu özgünlü¤ün hesaba kat›lmamas›n›n, mevcut durumu yeteri kadar anlamamak anlam›na gelece¤ine bir kez daha vurgu yap›lm›flt›. Buradan hareketle, 3 Kas›m genel seçimlerine karfl› gelifltirilen boykot takti¤inde yerel anlamda küçük de olsa bu yönlü, 7 Konferans›m›z›n emretti¤i tarzda bir ad›m at›lm›flt›r. Düflünsel anlamda Parti içinde bu eksenli bir flekillenme yarat›lmaya çal›fl›lm›flt›r. Tüm bunlar yaflanan gerçeklerdir. Gerçek olan di¤er bir olgu ise MKP tasfiyecili¤inin bu olumlu çabalar›m›z› engeller nitelikte olmas›d›r. Çünkü tasfiyeciler tasfiyeciliklerini “yeni büyük bir muhasebe” olarak yorumlamakla kalmayarak, bizi de bu batakl›¤a davet ediyorlar; “Hay›r!..” seslerimizi duyunca da, bizi “sol sekterlikle” suçluyorlar. Görünen o ki tasfiyeci mant›k bizi anlamamak için direniyor. Do¤rusu bu direnifllerinin nedenini anlay›flla karfl›lam›yoruz, ama anl›yoruz! Anlay›flla karfl›layamad›¤›m›z di¤er bir nokta ise; aram›zdaki farkl›l›klar› flulaflt›rarak, hakl› elefltirilerimizi, Proletarya Partisi’ne gönül vermifl kitleler nezdinde “sol sekter” bir tutum olarak yorumlayarak, demagojik bir biçimde “olgunlu¤a” davet eden çabalar›d›r. Proletarya Partisi’ne gönül vermifl, katk› sunmufl her yoldafl ve MKP tasfiyecili¤inin etkisi alt›nda bulunan militanlar bu gerçe¤i görmelidir. De¤erlendirme yaparken her türlü duygusal ve tepkisel yaklafl›mdan uzak durmal›d›r. Aksi taktirde do¤ru ile yanl›fl›, Marksist-Leninist-Maoist tutum ile tasfiyeci tutumu birbirinden ay›rmak zorlafl›r. Nesnel olgular

üzerinde tart›flma yürütmek yerine, soyut duygusal yaklafl›mlar devreye girer. Ki bunun da s›n›f mücadelesine, proletaryan›n ve emekçi halk›n kurtulufluna kazand›raca¤› hiçbir fley yoktur. Sonuç olarak “takke düfltü kel göründü.” Bugün gerçek Marksist Leninist Maoistler ile darbeci tasfiyeciler aras›nda, ‹brahim’in gözbebe¤i partisinin savunucular› ile onu tasfiyeci pratiklerine alet edenler aras›ndaki fark daha net bir biçimde görülmektedir. Bu netli¤in hiç kuflku yok ki Kaypakkaya’c› güzergahta yürümek isteyenlere tarihsel görevler yükledi¤i aç›kt›r. Ve bugün bu tarihsel görev, Proletarya Partisi’ne emek vermifl, gönül ba¤lam›fl Kaypakkaya’n›n yoldafllar›n›n; hiçbir kiflisel kayg›ya düflmeden olmas› gereken yere yönelmesinde kendisini somutlamaktad›r. Gün kavgay› büyütmek için tüm enerjimizi ve gücümüzü bu k›z›l güzergahta birlefltirmenin günüdür. Ve unutulmamal›d›r ki gerçek birliktelik ancak Marksist Leninist Maoist saflarda gerçeklefltirilebilir. Bu da ›srarc› bir pratikle flekillenen sosyal yaflamda hayat bulur. Bunu yaratmak için Proletarya Partisi’ne umut ba¤lam›fl her taraftar›m›z›n mutlaka yapaca¤› bir ifl vard›r. Her taraftar›m›z bu özveride bulunmal›d›r. Umut olman›n, umudu büyütmenin yolunun, bu düflünüfl ve bu düflünüfle uygun bir biçimde izlenen pratik bir durufltan geçece¤i gerçe¤i asla unutulmamal›d›r. Bizim tasfiyecilerle ayn› blokta, kol kola yürümeye niyetimiz yok. Bu bilinmelidir! fiu da unutulmamal›d›r ki: Tarihi kendileriyle bafllatanlar›n tarihi hiç kuflkusuz ki k›sa olur!

al›nt›yla yan›tlayal›m: “Kapitalizm, e¤er bir yandan kitleleri ayaklar alt›nda çi¤nenmifl, ezilmifl, korkutulmufl varl›k olmaya, anlaflmazl›¤a ve bofl vermiflli¤e tutsak etmeseydi ve di¤er yandan burjuvazinin eline y›¤›nlar›n ve emekçi halk›n gözünü boyamak ve ak›llar›n›n etkinli¤ini azaltmak vb amaçlar için dev gibi yalan dolan arac› vermeseydi zaten kapitalizm, kapitalizm olmazd›.” Lenin. Sömürü ve zulüm sisteminde kitleler ayaklar alt›na al›narak çi¤nenmekte, ezilip, korkutulmaktad›r. Korkak, ezilmifl, silik ve yaflama bofl vermifl, gözü yalanla boyanm›fl ve manipülasyonla yolundan flafl›rt›lm›fl, en koyu gerici ön yarg›larla serseme çevrilmifl bir kitle gerçekli¤iyle karfl› karfl›yay›z. Bu gerçekli¤in bilinciyle, görev ve sorumlulu¤un ciddiyet ve önemiyle hareket edilmelidir. Dolay›s›yla, mücadele etmek için sa¤lam bir bilince güçlü bir örgütlenmeye ihtiyaç vard›r. Görev zor ancak imkans›z de¤ildir. Parti etraf›nda örgütsüz ve da¤›n›k flekilde duran kitlelerin, devrim yürüyüflünde örgütlenmeden hareket etmesi kendili¤indencili¤i güçlendirir. Kendili¤indencilik oportünizmdir. S›n›f bilinçli proleterler parti sürecini do¤ru ve bilimsel tarzda de¤erlendirerek, sürece kolektif ve bilinçli tarzda müdahale ederek, rolünü oynayarak, Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimini güçlendirmek göreviyle karfl› karfl›yad›r. Aksi her tutum ve davran›fl, her hareket ve eylem kendili¤indencili¤e yol açar, kendili¤indencilik oportünizme hizmet ederek, burjuvaziyi besler. Kendili¤indencilik subjektivizm zemininde güçlenir. Ya Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimi

güçlendirilecek, proletaryaya hizmet edilecektir ya da kendili¤indencili¤e düflerek oportünizm güçlendirilecektir. 7. Konferans ›fl›¤›nda belirlenen yönelim do¤rultusunda daha bilinçli, daha dikkatli ve daha uyan›k olarak örgütü sa¤lamlaflt›rmak, hareketi güçlendirmek, proletaryan›n politik önderi olman›n vazgeçilmez flart›d›r. ‹leri do¤ru at›lacak bilinçli her politik ad›m›n, düflman taraf›ndan izlenece¤i, takibe al›naca¤› bilinci ve tecrübesiyle hareket edilmelidir. En s›k› demir disipline uymak, bugün daha fazla önemlidir. Görece olarak gevflek ve görece zay›f örgütlenmeden daha sa¤lam örgütlenmeye, legal örgütlenemeden illegal örgütlenmeye do¤ru at›lacak ad›mlar, parti örgütlenmesiyle kitle örgütlenmesini karfl› karfl›ya koymadan yürütülmelidir. Salt illegal faaliyeti, salt yeralt› faaliyetini parti faaliyeti olarak kabul eden anlay›fl, örgüt bilimini d›fltalayan anlay›flt›r. Bugün halen örgüt bilimini yads›yan yanl›fl anlay›fllar vard›r. Bunlar›n bafl›nda DKÖ, sendikal, gençlik, bas›n ve semt faaliyetlerini birer parti faaliyeti olarak görmeyen yanl›fl anlay›fllar gelmektedir. Proletarya Partisi’nin güçlenmesi yaflamsald›r. Bunun için daha yüksek düzeyde Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimini kuflanmak daha yüksek düzeyde devrime ba¤l›l›k, daha yüksek düzeyde özveri, daha yüksek düzeyde zorluklar karfl›s›nda y›lmamak, dayan›kl›l›k. ‹kincisi en genifl kitlelerle politik ba¤lar› güçlendirmek, yönelimin ertelenemez görevleri olarak kavranmal›d›r. Proletarya Partisi’nin yönelimini kendi yönelimin olarak kavra ve yarat›c› tarzda uygula!


22

18-31 Temmuz 2003

13

Ad› “Özgürlük” olan köleler ülkesi: L‹BERYA

Liberya’da bir duvar yaz›s›: “Savafllar›n bile s›n›r› vard›r” ABD emperyalizmi, Ortado¤u’daki “iflini” bitirmeden Afrika’ya da el atarak Liberya’ya ABD askeri uzmanlar›ndan oluflan “insani yard›m ekibi” gönderdi. Dünya halklar› nezdinde ciddi anlamda teflhir olan “terörizmle savafl” kapsam›nda, Bush’un sözleriyle “Afrika’n›n dünyan›n geri kalan bölümünü tehdit edecek bir terör üssü olarak kullan›lmas›na izin vermeyece¤iz” denilerek gönderilen “askeri uzmanlar›n! Ne tür “insani yard›m› inceleyecekleri” ise flüpheli(!) Bunun yan›nda Liberya’da 1997’den beri hüküm süren Charles Taylor diktatörlü¤ü ile isyanc› ordu LURD (Birleflik Liberya Bar›fl ve Demokrasi Örgütü) aras›ndaki çat›flmalar›n artmas› ve yüzlerce kiflinin ölümüyle birlikte, ABD’nin ve di¤er emperyalist güçlerin müdahalesi de gündeme geldi. Pentagon yetkililerinin, Amerikan ordusunun halihaz›rda Balkanlar, Afganistan ve Irak’ta güçlerini konumland›rd›¤›n› ve Liberya harekat›n›n bütçeyi zorlayaca¤›n› savunmalar›na, Rumsfeld’in “bizi daha fazla meflgul edecek ‘fley’lere ihtiyac›m›z yok” demesine ve hatta 1993’te Somali’de afliret lideri Aidid’e karfl› giriflilen ve 18 ABD askerinin ölümüyle sonuçlanan baflar›s›z askeri sald›r›y› hat›rlatmalar›na ra¤men bu askeri uzmanlar Liberya’ya gönderildi. Bu sürece gelinceye kadar öncelikle Liberya’daki çat›flmalar›n kökenlerine k›saca bakarsak; Afrika’da liberal ekonominin deney laboratuar› olarak sosyalist kampa karfl› ABD’nin en önemli müttefiklerinden olan Liberya, Amerikan Sömürge Cemiyeti taraf›ndan köleli¤in kalkmas›ndan sonra ülkedeki siyahlara yurt bulmak için kurulmufltu. 1822’den ülkenin resmi olarak kuruldu¤u 1847 y›l›na dek 20 bin eski Amerikan kölesi Liberya’ya yerleflti. Ve bu tarihten itibaren Amerikan kökenliler ile bölgenin yerel halk› aras›nda etnik ve s›n›fsal çat›flma hep var oldu. 1980 y›l›ndaki darbeye kadar ülkeyi “True Whig Party” (Gerçek Özgürlükler Partisi) yönetti. Bu süreç ülkenin bir sömürge

olarak emperyalizmin ihtiyaç ve ç›karlar›na göre düzenlendi¤i bir süreç olmufltur. Afrika’n›n en liberal ekonomisi olarak Liberya’n›n tüm do¤al kaynaklar› emperyalist tekellerin kontrolünde geliflti. Ülke Amerikan Firestone firmas› taraf›ndan kauçuk fabrikas›na dönüfltürüldü. Ülke tamam› yabanc› armatörlere ait dünyan›n en büyük ticaret filolar›na sahip. 2. Emperyalist Paylafl›m Savafl› sonras›ndaki y›llarda ‹sveç ve Amerikan tekelleri ülkenin kuzeyindeki genifl demir yataklar›na giririk, buradaki yerel kabile flefleri ile iflbirli¤i yapm›fl ve bunun sonucunda yerel kabile flefleri ve toprak a¤alar›n›n bu “ifl”ten büyük servetler kazanarak ülkenin politik yaflam›nda da söz sahibi olmak istemelerine neden olmufltur. 1980’de yerlilerin ve toprak a¤alar›n›n destekledi¤i Ulusal Milliyetçi Cephe darbe yaparak yönetimi ele geçirdi. Ayn› yöntemi deneyen Libya ve yeni zengin kabile fleflerinin deste¤ini alan Taylor ise baflar›s›z olmufl, 1997’de ise flaibeli bir seçimle ifl bafl›na gelmifltir. ‹flte böyle yaklafl›k 2 yüzy›ll›k bir geçmifle sahip ülkenin yak›n gelece¤i bir kez daha ABD’nin baflkan› W. Bush’un Senegal, Nijerya, Güney Afrika, Boksvana ve Uganda’y› kapsayan seyahatinde belirlendi. 16 Bat› Afrika ülkesinin (ve Liberya’dan hükümet güçlerine karfl› isyan eden LURD’un) kat›l›m›yla gerçeklefltirilen görüflmelerde Taylor ülkesinden ayr›lmaya “ikna edilmeye” çal›fl›ld›. Afganistan’da hala “ifllerin” bir düzene girmeyifli, Irak’ta da her gün iflgal askerlerine yönelik sald›r›larla rahats›zl›klar› artan ve sald›rganl›klar›n›n kendi ülkesinin ve di¤er ülke halklar›n›n öfke ve nefretiyle karfl›land›¤› bu süreçte Afrika’ya asker göndermesi ek bir külfet olacakt›. Anacak gelecek y›l yap›lacak seçimlerin yaklaflmas›yla ABD’de yaflayan siyahlar›n Bush’a yönelik bask›s› önemli bir noktayd›. Zira Bush’u yönetime getiren seçimlerde siyah seçmenlerden sadece % 10 civar›nda oy kazanm›flt›. Ve 1847 y›l›nda eski

köleler için kurulan bu ülkeye müdahale, bu kesim içinde oy oran›n›n artmas›na neden olacakt›. Ayr›ca çat›flmalardan sokak ortalar›nda kalan yüzlerce cesedin oldu¤u bir ülkeye müdahale etmek, di¤er yandan y›pranan “bar›fl›n koruyucusu” imaj›n› tazeleyecek bir f›rsat olacak ABD emperyalizmi için. Taylor’un ülkeyi terk etme karar›yla maliyetinin de s›f›rland›¤› bir “operasyon”la bu iflin de üstesinden gelme f›rsat›n› da kaç›ramayacak kadar dünyaya egemen olma hedefine kilitlenmifl ABD emperyalistleri Afrika’y› da bu sürecin içine çekme ad›m› atm›flt›r. Ancak bir bütün olarak Afrika’y› yeniden düzenleme konusu Ortado¤u’daki hedeflerin gerçeklefltirilmesine ba¤l›d›r. Zira bunun bu kadar kolay olmayaca¤› bugün kendileri taraf›ndan da daha net görülüyor. Liberya’ya asker gönderilmesi konusunda bir di¤er ayr›nt› da Fransa’n›n “Taylor’un ayr›lmas› durumunda bar›fl gücüne destek verebileceklerini” aç›klamas› Irak konusunda gerilen ABD-Fransa iliflkilerinin “en az›ndan” Afrika özgülünde “düzelme” ihtimali. Özellikle Irak’taki ç›karlar›na uygun bir düzenlemeyi tek bafl›na gö¤üsleyemeyen ABD için bu “düzelme” önemli bir nokta. Peki ya ister yerli olsun ister eski ABD köleleri olsun Liberya halk›. Bunun yan›t›n› ABD eski Adalet Bakan› –ve ayn› zamanda eski Baflsavc›Ramsey Clark’›n 2001 y›l›nda The Sun Dergisi’nin yapt›¤› röportajda bir soruya verdi¤i yan›ttan alal›m: “ABD’nin tüm dünyaya nas›l demokrasi ihraç etti¤ine dair laflar› hep duyar›z, ama ABD’nin di¤er halklar üzerindeki etkisini gerçekten anlamak istiyorsan›z, herhalde en iyi bafllang›ç Liberya ve Filipinler, yani Asya ve Afrika’daki en seçkin iki sömürgemiz olacakt›r. Liberya’ya 1843 öncesinde girdik, plana göre özgürlefltirilmifl köleler buraya gönderilerek kölelik problemimiz ‘çözülecekti’. Ülke, her anlamda bir ABD sömürgesi oldu. Ad›n›n anlam› ‘Özgürlük’ demek. Baflkent Monrovia ve büyük liman flehri Buchanan, isimlerini ABD baflkanlar›ndan al›yor. Devlet, ABD taraf›ndan örgütlenip tesis edildi. Ulusal para birimi ABD Dolar›. Bu yak›n iliflkilere bak›p, Liberya’n›n görece iyi durumda oldu¤u düflünülebilir. Ama Afrika’da bile, Liberya halk› kadar ac› çeken, yoksul bir halk bulmak güçtür. Sonuçta, Liberya ve Filipinler, ABD’nin fiili sömürgesi olmaktan yoksulluk, çat›flma, bölünme ve diktatörlükler elde ettiler. Ferdinand Marcos, Manila’daki adam›m›zd›. Liberya’da birbiri ard›na diktatörleri koltu¤a oturttuk.”

✔ PERU’DA GER‹LLA EYLEMLER‹ Peru’da Peru komünist Partisi’ne ba¤l› gerillalar son süreçte eylemlerine h›z verdi. ‹ki gün içinde meydana gelen çat›flmalarda faflist Peru devletinin 7 askerinin öldürülmesinin ard›ndan ordunun genifl çapl› operasyonlara bafllad›¤› bildiriliyor. Peru Savunma Bakanl›¤› taraf›ndan yap›lan aç›klamada, 2 gün içinde ç›kan çat›flmalarda, 1 subay, 3 özel tim, 1 asker ve 2 sivilin öldü¤ü bildirilirken, 10 askerin de yaraland›¤› duyuruldu. Ayacucho Bölgesinde meydana gelen çat›flmada Peru Komünist Partisi’ne ba¤l› gerillalar›n›n kay›p vermedi¤i kaydedildi. Ayr›ca 1980 y›l›ndan beri Peru devletine karfl› mücadele veren PKP ile ordu güçleri aras›nda yaflanan çat›flmalarda toplam 30 bin kiflinin öldü¤ü, iki güç aras›nda en son büyük çat›flman›n da Ekim 1999’da 3 askerin ölümü ile sonuçland›¤› belirtildi. ✔BOL‹VYA KÖYLÜLER‹NE SALDIRI Güney Amerika ülkelerinden Bolivya’da topraks›z köylülerin direniflini k›rmak üzere polis ve askeri birlikler, operasyon bafllatt›. Y›llard›r direnifllerinin k›r›lamad›¤› Bolivyal› topraks›z köylüler, ülkenin en verimli topraklar›n›n zengin kesimin elinde bulunmas›na karfl› ç›k›yorlar. Köylüler, çok genifl topraklara yay›lan bu çiftliklerin, atalar›n›n topraklar› oldu¤unu ve bu nedenle kendilerine iade edilmesi gerekti¤ini söylüyorlar. Bir süre önce de ülkenin do¤usundaki Terebinto’da bir çiftli¤i iflgal eden yaklafl›k 100 köylüye sald›ran polis ve askerler, gözyaflart›c› bombalar ve plastik mermi kullanm›flt›. Yetkililer bunun, ülke çap›nda dalga dalga büyüyen köylü ayaklanmalar›n› bast›rmaya yönelik “operasyonlar›n” bafllang›c› oldu¤unu aç›klad›lar. ✔ Ç‹N’DE ‹fiÇ‹N‹N YAfiAMI UCUZ Çin’in kuzeyinde 6 Temmuz günü, devlete ait bir madende meydana gelen patlamada 22 kifli öldü, 6 kifli de yaraland›. Patlaman›n Çin’in kuzeyindeki ‹ç Mo¤olistan bölgesinde, Yakeshi adl› madende meydana geldi¤ini duyuran devlete ait medya kurulufllar›, patlama sonucu 43 madencinin de madende mahsur kald›¤›n› belirttiler. Madencilerin, kurtarma görevlilerinin 3 saat süren çal›flmalar› sonucu kurtar›ld›¤› kaydedilirken, 15 madencinin de patlaman›n oldu¤u s›rada madenden kaçarak kurtulmay› baflard›klar› ifade edildi. Çin bas›n›nda yer alan haberlerde geçen y›l ülkede meydana gelen maden kazalar›nda yaklafl›k 7 bin kiflinin yaflam›n›n kaybetti¤i belirtildi. ✔ GUANTANAMO ES‹RLER‹NE YARGILAMA ABD’nin, Küba’daki askeri üssü Guantanamo’da tutuklu bulunan esirleri, askeri mahkemelerde yarg›lamaya karar vermesi tepkilere yol açt›. Uluslararas› Af Örgütü, 5 Temmuz’da ABD’nin planlar›n› “adaletsiz” olarak de¤erlendirirken, Avrupa Komisyonu ise san›klar›n idam edilmemesi uyar›s›nda bulundu. ‹kinci Emperyalist Paylafl›m Savafl›n›n ard›ndan “savafl esirlerinin yarg›land›¤›” askeri mahkemeleri yeniden oluflturan ABD, Guantanamo’daki 6 esiri yarg›lamay› planl›yor. ‹kisi ‹ngiliz, biri Avustralya vatandafl› 6 yabanc›n›n Guantanamo Amerikan üssünde yarg›lanmas› bekleniyor. Guantanamo’da halen El Kaide ve Taliban üyesi oldu¤u iddia edilen 680 tutuklu bulunuyor. Hiçbir uluslararas› sözleflmeyi uygulamamakta kararl› olan ABD, bu kiflilere Cenevre Sözleflmesini de uygulamamak için “savafl esiri” yerine yine kendi icad› olan “düflman savaflç›lar” ifadesini kullan›yor.


23

13

18-31 Temmuz 2003

‹ran’da açl›k grevleri sürüyor

‹ran’da ‹slam Rejimine karfl› gösterilere kat›ld›klar› için gözalt›na al›nan yüzlerce ö¤renciden haber al›nam›yor. Arkadafllar›n›n ak›betinden kayg› duyan de¤iflik üniversitelerde okuyan ö¤rencilerin bafllatt›klar› açl›k grevi ise sürüyor. Tahran’da yay›nlanan bir ‹ran gazetesinin haberine göre Tahran, ‹sfahan ve Meflhed kentlerindeki baz› üniversitelerde ö¤rencilerin,

arkadafllar›n›n serbest b›rak›lmas› için Pazartesi günü bafllatt›klar› açl›k grevi sürüyor. Haberde, açl›k grevine kat›lan ö¤rencilerin, ayr›ca gösterilerde fliddet kullananlar›n yarg›lanmas›n› da talep ettikleri belirtiliyor. 10-20 Haziran tarihleri aras›nda gerçekleflen gösterilerde 4 bin ö¤renci gözalt›na al›nm›flt›. Devlet yetkilileri bu ö¤rencilerden 800’ünün tutukland›¤›n›, di¤erlerinin ise serbest b›rak›ld›¤›n› aç›klam›flt›. 9 TEMMUZ GERG‹NL‹⁄‹ Ö¤renci eylemleriyle sars›lan ‹ran’da hükümet, 1999’daki rejim karfl›t› gösterilerin y›ldönümü öncesinde ola¤anüstü “güvenlik” önlemleri ald›. ‹ran hükümeti, ö¤rencilerin 9 Temmuz olaylar›n› anmak için gösteri yapma olas›l›¤›na karfl›, s›nav dönemi olmas›na ra¤men, baflkentteki baz› üniversiteleri tatil etti, ö¤renci yurtlar›n› da kapatt›. ‹ran ‹çiflleri Bakanl›¤›’n›n, gösteri

izni için yap›lan tüm baflvurular› reddetti¤i, ‹stihbarat Bakanl›¤› görevlilerinin de, muhtemel eylemleri engellemek için ö¤renci liderlerini tutuklad›¤› öne sürüldü. UYDU ANTENLER‹ TOPLANIYOR Üç hafta önce ö¤renci eylemleriyle kar›flan Tahran, 9 Temmuz 1999’da, hükümetin zor kullanarak bast›rd›¤› rejim karfl›t› gösterilerin y›ldönümünde, gergin saatler geçirdi. ABD’nin yeni hedef ülke olarak dillendirdi¤i ‹ran’da fiah rejimini canland›rmak isteyen rejim muhalifi monarflistlerin, ABD’nin Los Angeles kentinden yapt›klar› k›flk›rt›c› uydu yay›nlar› da, frekans bozularak engellendi. ‹ran’da son aylarda yaflanan olaylar›n ABD’nin ‹ran’a yönelik sald›r› planlar›n› oluflturma çabas›yla ayn› sürece denk gelmesi ise tüm dikkatlerin bir kez daha bölge üzerine toplanmas›na neden oluyor.

deniyle halk kitleleri halen büyük yoksulluk yafl›yorsa ve Irak halk› iflgalci güçlere “defolun” diyorsa gericili¤in y›k›ld›¤›ndan bahsedilemez. Sadece gericili¤in el de¤ifltirmesinden bahsedilebilir. Üstelik bu el de¤ifltirme, halk iradesinin sözde onay›n› (seçim) dahi almam›flt›r. ZAFER ‹Ç‹N HALKIN B‹RLEfiMES‹ ZORUNLUDUR

EMPERYAL‹ZME KARfiI D‹REN‹fi‹N BAfiARISI

Irak halk›, parçalanm›fl oldu¤u için BASS rejiminin bask›s›na karfl› duramam›flt›. Bu parçalanm›fll›k, emperyalist sald›r›n›n da bugün için baflar›ya ulaflmas›na ve iflgale dönüflmesine neden oldu. Bu, devrimci iradeden yoksunlu¤un kaç›n›lmaz sonucudur. ABD emperyalizmi Irak halk›n›n parçal› birli¤ini kendine dayanak yapmak istiyor. Bu politika ba¤›ml›l›k siyasetinin ürünüdür. Bu politikan›n parças› olacak olanlar, Irak’›n feodal art›klar›d›r. Afliret yap›s›na dayanan Kürt gruplar› da ABD’nin bu politikas›ndan faydalanma politikas› izlemekte, anlaflmalarla ülke yönetiminde avantaj sahibi olmak istemektedirler. BASS devletinin sald›rgan politikalar›n›n ceremesini defalarca yaflam›fl Irak’taki ezilen Kürt ulusu, yönetimi alt›nda olduklar› feodal art›klar arac›l›¤›yla ABD emperyalizminin politikalar›na endekslenmektedir. Bu tahammül edilemez bir aldatmaca ve ihanetin sonucudur. Kürt direniflinin tarihi göstermifltir ki; ihanet, hiçbir zaman kazanmam›flt›r, kazanamayacakt›r. ABD’nin Irak’a yönelik politikalar› Ortado¤u’daki “yeni” düzenlemeye göre flekillenmektedir. Oysa, ABD Filistin hal-

Irak halk› savafl› tan›yan bir halkt›r. Irak halk› sadece savafl› de¤il ülkesini iflgal etmifl olan ABD ve ‹ngiliz devletlerini de tan›maktad›r. Savafllar›n en büyük y›k›mlara neden oldu¤u bir bölgenin halk› olmas› ve öteden beri emperyalizmin sömürü ve talan politikalar› ile yaflamalar›ndan kaynakl› Irak halk›n›n daha yo¤un tepkiler gelifltirmesi kaç›n›lmazd›r. Bu salt Irak’a özgü de¤il, tüm Ortado¤u halklar›n›n bir özelli¤idir. Uflak Arap devletlerinin bile ABD ile karfl› karfl›ya gelmelerinin alt›nda yatan nedenlerden en önemlisi de budur. Irak’taki direniflin henüz geri düzeyde oldu¤u bir gerçektir. Ancak, iflgalin hemen sonras›nda anti-iflgalci bir ö¤renci eyleminde, bir direniflçinin flu sözleri anlaml›d›r ve sürecin nas›l geliflece¤inin berrak anlat›m›d›r: “‹flgalin sona ermesini istiyoruz. E¤er iflgal sona ermezse önce ellerimizle, sonra sopalar›m›zla ve daha sonra da silahlar›m›zla savaflaca¤›z.” Irak halk› için direnifl kaç›n›lmazd›r. ABD’nin direniflçi bir halk muhalefeti ile karfl› karfl›ya gelmesi pek tabidir. Geçen iki ayl›k süre bu direniflin bafllam›fl oldu¤unu, henüz planl›, yeterince örgütlü olmasa da direniflin silahl› mücadele karakterini daha

IRAK’TA SAVAfi DEVAM ED‹YOR!

‹flgal edilmifl topraklarda yoksulluk, açl›k ve zulüm katlan›lamaz bir esaretle birleflir. Sabah uykular›ndan uyan›p evlerinden d›flar› ç›kanlar›n sokaklarda, caddelerde, meydanlarda iflgal güçleri ile karfl›laflmalar›, onlar›n emir ve bask›c› uygulamalar›na maruz kalmalar›, kendilerine ait olan zenginliklerin memleketlerinin çok uza¤›nda sefahat içinde yaflayanlar›n kasalar›na akmas› basit bir Irakl›n›n dahi uykular›n› bozar, tutundu¤u dallar› k›rar, zincirlerinden kurtulma çabas›na yöneltir. Bu çaban›n kudretini görmezden gelenler, lay›k olduklar› dehflet günlerini yaflamaktan kurtulamazlar. Irak ile ilgili tart›flmalar, Irak’taki ABD ve ‹ngiliz iflgal güçlerine, petrol boru hatlar›na sald›r›larla yine gündemimizde. Irak’ta emperyalist sald›r› öncesinde ve esnas›nda s›kça tekrarlad›¤›m›z direnifl hemen her gün haberlere yans›yan eylemlerle devam etmekte ve buna burun k›v›ranlar›n gözlerine, kulaklar›na derin ac›lar vererek darbeler indirmektedir. Irak’›n iflgalinden bu yana iki aydan fazla bir zaman geçti. Irak halk› halen savafl ile iç içe yafl›yor. Bu durumda, Saddam gericili¤ini y›karak onun yerine geçen emperyalist güçlerin Saddam’›n kurdu¤u diktatörlü¤ü gerçekten y›kt›¤› söylenebilir mi? E¤er bugün; içinde bulundu¤umuz iflgal günlerinde halk iradesi gerçekleflmemifl ise, zenginliklerin ya¤malanmas› ne-

Dünyan›n 8. büyük petrol üretici ülkesi Nijerya’da 30 Haziran 2003’te hükümetin petrol fiyatlar›na yapt›¤› zamm› protesto etmek için gerçeklefltirilen genel grev ve protesto gösterileri, hükümetin geri ad›m atmas›yla 8. gününde sona erdi. 8 günlük genel grev sürecinde toplam 10 kifli polisin sald›r›lar› sonucunda yaflam›n› yitirdi. Abuja’da zamm› protesto etmek için düzenlenen gösteride polis kurflunuyla 4 kifli öldü. Polisin gözyaflart›c› bomba kullanarak, protestoculara müdahale etti¤i gösteride 80 kiflinin de gözalt›na al›nd›¤› bildirildi. Bir arac›n h›zla göstericilerin aras›na dalmas› sonucu da 4 kifli yaflam›n› kaybetti. Abuja’da polis, ana caddeye kurulan barikatlar› y›kt› ve sendikac›lara sald›rd›. Baflkent Lagos’ta ise z›rhl› birlikler, havaya atefl açt›. Nijerya gazeteleri de Mararaba Mahallesinde güvenlik güçlerinin atefl açmas› sonucu ölenlerin oldu¤unu yazd›. Bu olaylar›n ard›ndan 8 Temmuz günü, iflçi sendikalar›n›n oluflturdu¤u Nijerya ‹flçi Kongresi Baflkan› Adams Oflyomhol, hükümetin benzin fiyatlar›n› indirme teklifini kabul ettiklerini ve grevi durdurduklar›n› aç›klad›. Oflyomhol, bir gün önce Devlet Baflkan› Olusegun Obasanjo’nun sendikac›lara yeni bir benzin fiyat› önerdi¤ini belirtmifl, Nijerya ‹flçi Kongresi Ulusal Yürütme Konseyi’nin öneriyi ele almak üzere toplanaca¤›n› söylemiflti. Gece boyunca süren toplant›lardan sonra yap›lan aç›klamada, Nijerya halk›n›n çekti¤i güçlükleri hafifletmek amac›yla da greve son verildi¤i belirtildi.

k›n›n ‹srail gericili¤ine boyun e¤mesini sa¤layacak anlaflman›n daha ilk aflamas›n› dahi yaflama geçirememektedir. Ortado¤u’da sa¤lanamayan gerici istikrar kaç›n›lmaz olarak Irak topraklar›nda ve hakeza, Irak topraklar›nda istikrar sa¤layamayacak olan iflgal de kaç›n›lmaz olarak Filistin topraklar›nda direnifl olarak yans›mas›n› bulacakt›r. Gerek Irak’ta, gerekse Filistin’de gericiler, feodal art›klar iflgal üzerinden ortakl›k sa¤lam›fl durumdalar. Ancak lefl kargalar›n›n ortaklaflmas› geçicidir. Beslenmek için kana ihtiyaç duyanlar birbirlerinin kan›n› ak›tmakta da tereddüt göstermeyeceklerdir.

Dünyadan Notlar ‹fiGALC‹LER, HALK ‹RADES‹N‹ BASKI ALTINDA TUTMAK POL‹T‹KASINI MEVCUT OLANDAN DAHA ‹LER‹YE TAfiIYAMAZ!

Nijerya’da genel grev sona erdi

bafl›ndan itibaren tafl›d›¤›n› göstermifltir. Bu, gelecekte Irak’ta iflgalci emperyalistlerin rahat yüzü görmeyece¤inin net ifadesidir. Irak direniflçileri, ABD ve ‹ngiliz emperyalist iflgal güçlerine rahat yüzü göstermeyeceklerini ilan etmifl durumdalar. Irakl› direniflçinin sözleri, direniflin kaç›n›lmazl›¤›n› ve basitten karmafl›¤a do¤ru ilerleyece¤ini belirtiyor. Bu gerçektir. Bunun ne kadar zaman alaca¤›, örgütlü direniflin önderli¤inin ne kadar devrimci olaca¤›, Irak halk›n›n birleflmesinin önündeki zorluklar›n ne kadar kald›r›labilece¤i zamanla anlafl›lacakt›r. Bunlar› etkileyen birçok etmen var ve ileride daha güçlü etmenler de ortaya ç›kacakt›r. Ancak, sonuçta tüm bunlara son biçimi halk verecektir. Bütün mesele direniflte ›srard›r. Ortado¤u halklar›n›n deste¤i ile Irak halk›, kendi ülkelerini iflgalciler için cehenneme çevirerek çürümüfl karakterdeki iflgalci güçlerin varl›¤›na son verebilecek güçtedir. Emperyalizm çürümüfl ve asalak karakteriyle ezilen uluslara sald›rd›¤› durumda, iflgallerle yaflam› katlan›lmaz hale getirdi¤i durumda ve kendilerinin kazanmak zorunda kald›klar›n› hissettikleri durumda kitleler, fliddetten baflka yollar›n›n kalmad›¤›n› görecekler. Kitlelerin mücadeleleri da¤›n›k, sistemsiz ve dard›r. Buna karfl›l›k emperyalizm güçlüdür. Ezilen uluslar›n emperyalizme karfl› mücadelesinin geliflmekte oldu¤u ve geliflece¤i aç›kt›r. Devrim dalgalar›n›n yükselmesi ve emperyalizmin “ayaklanmalar yüzy›l›” adland›rmas›n›n gerçekleflece¤i dönemin yaklaflmakta oldu¤unu, bunu emperyalizmin engelleyemeyece¤ini bilmek ve halk savafl›n›n yenilmez kudretine sar›lmak gerekiyor. Emperyalizmin y›k›labilir oldu¤unu, onun çürümüfl oldu¤unu, Irak’ta, Afganistan’da, K. Kore’de, ‹ran’da, Suriye’de, Filistin’de, Filipinler’de ve daha bir dizi ülkeye girmek zorunda kalacak olan emperyalizmin her geçen zaman içinde yenilece¤ini bilmeliyiz. Bu kaç›n›lmazd›r.


18-31 Temmuz 2003

24

13

Gülümsememi yok etmek için surat›m› parçalaman›z gerekir Düfltü¤üm yerden kafam› kald›r›p bakt›¤›mda, beni iten de¤il, kald›rmak ve daha emin ad›mlarla yürüyebilmemi sa¤lamak için uzanm›fl ellerle karfl›laflt›m. Tüm yoldafllar›mdan sevgi gördüm ve bu bana parti ruhunun ne oldu¤unu, nas›l olmas› gerekti¤ini ö¤retti.

20 Temmuz 1992’de ‹stanbul Esenyal›’da polisle girdi¤i çat›flmada, kan›yla duvara umudun ad›n› nakflederek flehit düflen Emre Bilgin’in, yoldafllar›na yazd›¤› mektuplardan derlenmifltir. (...) Biliyorsundur, ben ‘82-86 y›llar› aras›nda ‹stanbul cezaevlerinde 3 y›l kald›m ve tahliye oldum. Bu cezaevi yaflant›s› bana yarad› diyebilirim. Çünkü cezaevinde kendimde -bilincimde- nitelik s›çramas› oldu¤unu söyleyebilirim. Geçmiflte, o dönemin hareketlili¤i ve insanlar› saran politikan›n içinde kendimizi bir anda bulduysak da, ciddi bir yönlendirme, sa¤l›kl› bir geliflim yerine daha çok kiflisel çabalar, ö¤renme merak›, yeni yeni dünyalar fethetme “gençlik” heyecan› da bir araya gelince; nerede hareket, oraya koflturan bir süreç yaflad›k. Bu dönemi gayet iyi bilirsin ve peflinden bir 12 Eylül süreci; hayal k›r›kl›klar›, çekingenlikler, y›lg›nl›klar vs. vs. San›r›m, cezaevine düflmeseydim, bu oturmam›fl politik yap›mla politika sahnesinden silinir giderdim ve bence do¤ald› da. ‹flte cezaevinde ilk önce bu kavray›fl gerçekleflti. Peflis›ra da iç hesaplaflma. Ç›kt›ktan sonra da, bir baflka s›çrama yaflad›¤›ma inan›yorum. Pratik mücadele ve sorunlar, geçmiflin devam› olsa da geçmiflten bir hayli farkl›yd›. Bu mücadele ve y›llar›n biriken sorunlar›n›n karfl›s›nda hareketli, canl› bir siyasi ortam› yaflad›k. ‘86 Konferans öncesi, ‘87 Konferans› ve ‘88 hareketlili¤i. Tabi bu arada, özellikle ‘86 ile beraber toplumsal muhalefetin yükselmeye bafllamas›, insanlar›n soka¤a ç›kmaya bafllamas›, örgütlenme çabalar›... H›zl›, karmafl›k bir süreci çok h›zl› yaflad›k. Sevinçler, ac›lar, üzüntüler, kayg›lar, seviler, coflkular; ama inan hep z›mz›t içinde. Yan›bafl›m›zda dün birlikte oldu¤umuz,

yedi¤imiz, içti¤imiz, güldü¤ümüz, a¤lad›¤›m›z kardefllerimiz fiziki olarak bizi b›rak›yorlard›. Hem ne b›rak›fl, içim burkuluyor, tüylerim diken diken oldu. Hayk›rarak yere bir bir düflerken gözyafllar›n› insan›n saklay›p içine ak›tmas› kadar kötü bir durumu yeni yaflad›¤›m› biliyordum ve ne kadar da zormufl. ‹nanam›yordum, ama art›k yan›m›zda yoklard› ve onlar› sahiplenmenin, mücadelelerine sar›lmakla olaca¤› inanc›yla kinimi anlatamam. Ö¤renciydim, okulda birçok ö¤renci arkadafl›mla konufluyor, tart›fl›yorduk. Dernek temsilcisiydim, sürekli akademik sorunlarla bo¤ufluyorduk. Tecrübelerimizi buralara aktar›yorduk. ‹lk ö¤renci eylemlerinin önderli¤inde rol oynuyorduk. Çelenk eyleminde 87’de 1 ay flubede kald›m. Toplumda k›smi de olsa hareketlilik bafllam›flt›. Bu arada ailenin sorunlar› 盤 gibi büyümüfl olmas›na karfl›n bir bir çözümlüyorduk. Bu yolda h›zla yol al›yorduk. Bir tak›m fleyler yerine oturmaya bafllam›flt›. Ama bekledi¤imiz birfley gerçekleflti. DABK olay›. Aileyi terketmeleri bizi çok üzdü. Peflinden kazanma faaliyeti sekteye bizzat kendileri taraf›ndan u¤rat›ld›. Ama iyi niyetimizi hiç kaybetmedik, karalama, y›pratma yapmad›k, tam tersi ile karfl›laflt›k.(...) Yeni aç›lan dönem, geçmiflin devam› olsa da geçmiflten bir hayli farkl› demifltim. Evet, kesinlikle öyle. Geçmifl bir anlamda bizlere haz›r sunulmufltu. Ama 12 Eylül sonras› bugün hemen herfleyi yeniden infla etmek zorundas›n. Ve geçmiflin infla edenleri, bugün sahnede yok, veya infla etmekten çok y›kma çabas› içinde. Legalcilik, bar›flç›l›k, özgünlük, bireysellik çok yo¤un. Bunun nedeni de, TDH’nin durumu. Güçsüz oldu¤u için, 12 Eylül’ün ideolojik sald›r›lar›n›n etkilerini,

bugün tam olarak k›rabilmifl de¤il, insanlara yo¤un olarak ulaflabilmifl de¤il. Y›lg›nlar tayfas›, devrimcilerin cephesinde tam anlam›yla karfl› bir rol oynuyorlar. Ve düflmandan daha etkili olabiliyorlar diyebilirim- bir yan›yla-! Ayr›ca, kurtuluflu su yüzüne ç›kmakta bulanlar, ortal›¤› kar›flt›r›yorlar. Kitlelerin en geri yanlar›na hitap ederek, bugün ses bulabiliyorlar. Fakat, özellikle gençli¤in bu noktada çok çabuk politizasyon yaflay›p (geçmifle nazaran cüzi olsa da) belli bir kitleyi- ileri- bunlardan koparmas› ve peflinden de etkilerinin genel kitlede k›r›lmas› bugün son aflamalar›na vard›. Sonuçta, Saçak, Yar›n gibi kaflarlanm›fllar, bugün gençlikten ses bulamaz olmufllard›r. Bizim gibi ülkelerde gençli¤in böylesi dönemlerde aktif pozisyonlar sergilemesi do¤ald›r. Önemli olan bunu iyi kanalize etmek ve bu potansiyeli heba etmemektir. Sevgilerle... 1.7.89 *** (...) Paylaflmak istedi¤im, az önce de belirtti¤im gibi, flu an yaflad›¤›m an. Biliyor musun, son bir kaç gündür d›flar›da olmay› müthifl özledi¤imi farkettim. ‹lk defa bunu çok yo¤un bir biçimde arzulad›m. Yanl›fl anlama, bu bir b›kk›nl›k ya da yatmaya karfl› bir tahammülsüzlük de¤il. Ve san›r›m pek çok kiflinin de defalarca hissetti¤i bir duygudur. Ama ben ilk defa bu denli yo¤un olarak duyumsad›¤›mdan olsa gerek, baya¤› etkilendim diyebilirim. As›l söylemek istedi¤im ne biliyor musun, malum nedenlerden dolay› hala kendi kendimle bar›fl›k de¤ilim ve ne zaman ki d›flar› ç›k›p bütün benli¤imle herfleyin orta yerinde, en s›cak yerinde yer al›rsam ve kendimden katabilece¤im herfleyi katt›¤›m anda, kendi kendimle bar›flabilmem de o oranda gerçekleflecek. Sak›n, flimdi de katabilece¤in herfleyi kat›yorsun ya deme, çünkü elimde olmayan nedenlerle katam›yorum. Duvarlar engelliyor, parmakl›klar, tel örgüler engelliyor... K›s›tlanm›fl bir ortamda yap›labilen veya verilebilenler de k›s›tl› olmak durumunda kal›yor. Tüm bunlardan sonra, itiraz›nda hala ›srarl›ysan e¤er, flöyle bir soru sormak durumunday›m: kendini hiç elleri kollar› ba¤l›, çaresiz hissetti¤in, ve bu yüzden de tutsakl›¤›na lanet etti¤in olmad› m›? Benimki de buna benzer bir fley iflte... fiu an hep bafla al›p-al›p ayn› flark›y› dinliyorum: “Gece leylak ve tomurcuk kokuyor/ Yaral› bir flahin olmufl yüre¤im...” Gecenin leylak ve tomurcuk de¤il de, toprak kokuyor olmas› d›fl›nda herfley durumuma uygun düflüyor sanki. fiu an benim de yüre¤im uçmalar› engellenmifl, yaral› bir flahin olmufl ç›rp›n›p duruyor. Kendi kendimle bar›fl›k olamama durumuna gelince, sen hala oralarda m›s›n diye sorma, hala oralarday›m ve oralarda da olmam gerekiyor. Bu sayede kendi kendimle olan kavgay› ara vermeksizin sürdürmeye çabal›yorum ve sen de çok iyi biliyorsun ki çeliflki, geliflmenin bafll›ca kofluludur. Bilmem okudun mu, Da¤dan Kopan Atefl diye bir romanda kendi yaflad›klar›n› aktaran yazar, o an yan›nda olmayan birisine flöyle sesleniyor. “Bir gün öldürülürsem e¤er gözlerime iyi bak, gülümsedi¤imi göreceksin. Çünkü düflmana öyle fazla zarar verdim ki bugüne kadar, beni öldürmeleri bile bu zararlar›n› telafi

edemez.” Akl›mda kald›¤› biçiminde yazd›m, söylem de¤iflik olabilir ama özde söylenen bunlard›. Ve bu sözler benim çok hofluma gitti. Evet, bizler için mutluluk kavga demekse e¤er, bu kavgada düflmana ne denli fazla zarar verebilirsek, mutlulu¤umuz da o denli yo¤unlaflacakt›r. Yan›l›yor muyum? *** (...) Bugünkü durumuma iliflkin övgülerin, gelece¤e iliflkin umudumu ve cesaretimi daha da art›r›yor, azmimi daha da kamç›l›yor. Ama dikkat et, bunca günden sonra fl›marabilirim de bakars›n! fiaka bir yana, daha katetmem/ katetmemiz gereken yol çok ve sen de çok iyi biliyorsun ki bu yol hiç de öyle dümdüz ve pürüzsüz bir yol de¤il. Bu anlamda, mevcut durumla yetinmek ve onu yeterli görmek, ileride önümüze ç›kmas› kuvvetle muhtemel olan pek çok engeli aflmam›z› güçlefltirecektir. Ve senin de belirtti¤in gibi, bu engelleri aflabilmenin yolu kararl›, özverili ve alçakgönüllü olabilmekten, üstün bir çabayla ve hiç mi hiç b›k›p usanmaks›z›n çal›fl›p kendini gelifltirebilmekten geçiyor. Bir keresinde insan akflam olup da yata¤›na uzand›¤›nda geçirdi¤i günün muhasebesini yapmal› diye yazm›flt›n. ‹flte her gün böyle bir muhasebe yap›p da, gönül rahatl›¤›yla uykuya dalabildi¤imiz, yani her günümüzü amac›m›za uygun u¤rafllarla, dolu dolu geçirebildi¤imiz oranda, geliflmemiz kaç›n›lmaz olur. Ben böylesi bir muhasebeyi hergün olmasa bile s›k s›k yap›yorum ama, ne yalan söylemeli, her seferinde gönül rahatl›¤›yla uyuyam›yorum. Baz› kereler rahats›zl›k duydu¤um da oluyor... *** (...) ‹flte böyle can, bizlere hep bir arada olmay› bile çok görüyorlar. Elbette bu ›fl›kl› yoldan ayr›lmad›¤›m›z ya da hain bir pusuya tak›l›p ayr›lmak zorunda kalmad›¤›m›z sürece, bugün olmazsa yar›n bir baflka kavflakta karfl›laflma ihtimalimiz var. O olmasa bile ayn› yolda emin ad›mlarla yürüdü¤ümüzü bilmek, yüreklerimizdeki sevgiyi her zaman capcanl› tutacakt›r. Bu da özlemle yo¤rulu yüre¤imizin avuntusu olacakt›r kuflkusuz. Bugüne kadar bu yolda yürümeye çal›flt›m ve zaman zaman aksad›¤›m, hatta tökezleyip düfltü¤üm oldu. Düfltü¤üm yerden kafam› kald›r›p bakt›¤›mda, beni iten de¤il, kald›rmak ve daha emin ad›mlarla yürüyebilmemi sa¤lamak için uzanm›fl ellerle karfl›laflt›m. Tüm yoldafllar›mdan sevgi gördüm ve bu bana parti ruhunun ne oldu¤unu, nas›l olmas› gerekti¤ini ö¤retti. Onun için istisnas›z tüm yoldafllar›ma her fleyin üzerinde bir sevgiyle ba¤land›m. fiu an söylenecek daha fazla bir fley yok. Bu bir “veda mektubu” ve böylesi mektuplar genellikle k›sa ve hüzünlü olur. Hem daha sonra da yaz›flabiliriz nas›lsa de¤il mi? Son olarak belirtmek istedi¤im birfley daha var. Bundan sonraki yaflam›mda mücadelenin d›fl›nda bir alternatif olmayaca¤›na ve tüm yoldafllar›ma, onlar›n yüreklerine s›¤mayan sevgilerine mutlaka lay›k olaca¤›ma inan›yorum. Belirleyici olan laf de¤il, bizzat yaflam›n kendi prati¤idir ve bu söylediklerimde ne denli samimi oldu¤umu ve o prati¤in kendisi gösterecektir.


13

25

18-31Temmuz 2003

Nikaragua Devrimi: “Zafer günü geldi çatt›”

Baflkent Managua Devrim flehitlerinin posterleri

19 Temmuz 1979’da gerçekleflen Nikaragua Devrimi ile ilgili Pravda’n›n özel muhabirlerinin anlat›mlar›... “19 Temmuz’u 20 Temmuz’a ba¤layan gece, Ulusal Dirilifl Hükümeti Managua’ya vard›. Az önce, köhne iki motorlu bir uçak, bir taksi gibi, bütün hava çukurlar›nda hoplayarak, Kosta Rika’dan ilk yabanc› gazeteciler grubunu Nikaragua baflkentine ulaflt›rd›. Baflken-

tin Las Mercedes havaalan›nda iniyoruz. Az zaman sonra havaalan› bir zafer meydan›na dönüfltü. Ardarda Sandino Ulusal Kurtulufl Cephesi savafl uçaklar› iniyor. Bunlar savafl birlikleri kumandanlar›n› getiriyorlar. Kucaklaflmalar, öpüflmeler, gözyafllar›, gülmeler... Tan›nm›fl Rus flark›s›nda denildi¤i gibi “gözleri dolu dolu ç›lg›nca sevinç”. ‹lk görüflmeler yap›l›yor.

Dionisio Marenko haki renkli üniformal›, Sandino Ulusal Cephesinin k›rm›z›-siyah iflaretini omzunda tafl›yor. Marenko Ulusal Dirilifl Hükümeti’nin yar›nki Ulaflt›rma ve Bay›nd›rl›k ‹flleri Bakan›, flimdilik savaflç› bir kumandand›r. “Düflman›m›z yenildi ve tarih bak›m›ndan mahkum edildi, diyor kumandan. Ancak sözlü¤ümüzde ‘öç alma’ laf› yoktur. Bizi ilgilendiren yeni hayat›m›z›n kurulufludur ve biz bu hayat› kuraca¤›z.” Henri Ruis Ernandes, “Komandante Modeste” olarak ün salm›fl sevimli sanatç› anlat›yor: “Hücuma geçtik, neredeyse Managua’y› ele geçirecektik. Benim birli¤im kuzeyden hücum ediyordu. Sabah saat 10 sular›nda birden radyo ile bir haber iletiliyor: ‘Milli muhaf›z alay› baflkumandan› teslim olduklar›n› ilan etti.’ Daha iyi ya, daha az insan ölecek. Savafl boyunca bu bizim en kolay günümüzdü. Yeni bir hayata bafllayabilece¤imize bir türlü inanam›yordum.” Ksaviyer Çomorro Kardenal, Somoza’n›n bir yardakç›s› taraf›ndan öldürülen (geçen y›l›n Ocak ay›nda) Pedro Hoakin Çomorro’nun küçük kardefli,

96 ÖLÜM ORUCU D‹REN‹fi‹

1996 Ölüm Orucu zaferinin 7. y›ldönümündeyiz. Bu onur Ölüm Orucu ve SAG flehitlerine aittir. “Bugün, insan›n karfl›s›nda biçare k›l›nd›¤› ölüm, bir zaferin kutlanmas›ysa e¤er, bunu gerçeklefltiren flehitlerimizdir.” 6-8-10 May›s Genelgeleriyle topyekün sald›r›n›n hapishaneler aya¤› devlet taraf›ndan yaflama geçirildi¤inde, bu sald›r›n›n durdurulmas›n›n, geri püskürtülmesinin kaç›n›lmaz bir görev oldu¤u, baflta komünistler olmak üzere devrimci tutsaklar için oldukça aç›kt›. Bu görev, start›n› 20 May›s’ta Süresiz Açl›k Grevi ile ald›. Ancak daha ilk günden kazanmak için bir üst nitelikte eyleme ihtiyaç oldu¤u biliniyordu. Aç›k, net ve kesin bir vurufl gerekiyordu, zafere kaç›n›lmaz bir yürüyüfl gerekiyordu ve direnifl ölüm orucuna evrilirken yaflamlar ölüme, direnifl zafere yürüyordu. Aygün U¤ur, Altan Berdan Kerimgiller, ‹lginç Özkeskin; derken Ali Ayata, Hüseyin Demircio¤lu, Müjdat Yanat ve Ayçe ‹dil Erkmen, Tahsih Y›lmaz, Hicabi Küçük, Yemliha Kaya, Osman Akgün, Hayati Can-12 K›z›l Karanfil zafere yürüyüflün birer yap›tafl› oldular. 27 Temmuz gecesi temel taleplerin kabul edilmesiyle direnifl sona erdi. Ama tutsaklar›n bedenlerindeki y›pranma Ölüm Orucu sonras› Erkut Direkçi (MLKP) ve Polat ‹yit (TKP/ML)’i de ald›, flehitler kervan›na katt›.

“Prensa” gazetesi yaz›iflleri müdürüdür. Gazetemiz binas›n› tanklarla, mermilerle y›kt›lar. Bir daha onar›lmas›na olanak b›rakmaks›z›n y›k›nt›lar da ayr›ca yak›ld›. Ama biz gazetemizi yar›n gene ç›karaca¤›z. Matbaa yok edildi ama insanlar çok flükür sa¤. En önemli olan da bu. Gazete düzenli olarak ç›kar›lacakt›r. Gene muhalif mi asla! Elefltiri için nedenimiz olmayacak ki, çünkü hükümetimizin üzerine ald›¤› görevler gerçekten asildir.” Ve böylece kurtulmufl kente giriyoruz. Ulafl›m yok, haberleflme kopuk. Ama bir kumandan bizlerin yani Sovyet muhabirlerinin merkez posta binas›na götürülmesi emrini veriyor, oradan d›fl dünya ile ba¤lant› kurulabiliyor, Tropikal zifiri karanl›¤›ndan araba ile ilerliyoruz. fiurada burada hala silah sesleri duyuluyor. Muhaf›zlar sinmifl ama flurada burada tek tük izbandutlar marifetlerini göstermeye devam ediyor. Her sokak a¤z›nda Sandinista devriyeleri. Parola Özgür Vatan. Bize efllik eden cevab›n› veriyor. “Ya da ölüm” Bundan sonraki kontrollerde biz bu cevab› kendimiz söylüyoruz.”

Temmuz flehitleri ölümsüzdür Erol Do¤an: Kars Göle do¤umlu. 24 Temmuz 1977’de Zeytinburnu’nda Veli Can Oduncu adl› bir sivil faflist taraf›ndan öldürüldü. Pafla Soylu: 18 Temmuz 1980’de Almanya’da geçirdi¤i bir trafik kazas›nda yaflam›n› yitirdi. Nurgüzel Yaflar: 1969 Kars do¤umlu. Gençlik y›llar›nda tan›flt›¤› devrimci düflüncelere 1991 y›l›nda profesyonel olarak kat›ld›. 19 Temmuz 1992’de ‹stanbul Maltepe’de Hasan Demir ve Ramazan Ceviz ile birlikte katledildi. Hasan Demir: Bursa Yeniflehir do¤umlu. Ünal kod adl› Hasan Demir ilk olarak TMLGB içinde örgütlendi. 19 Temmuz 1992’de iki yoldafl›yla birlikte ‹stanbul Maltepe’de katledildi. Ramazan Ceviz: 1977’de tan›flt› devrimci düflüncelerle. Önce T‹KB içinde örgütlendi. 1982-83’lerde Proletarya Partisi saflar›nda mücadele etmeye bafllad›. 19 Temmuz 1992’de ‹stanbul Maltepe’de yoldafllar›yla birlikte katledildi. Hasan Gülünay: 1965 y›l›nda Erzincan’da do¤du. 1978 y›l›nda Proletarya Partisinin düflünceleri ile tan›flt›. 1987 y›l›nda Halk Ordusu flehir gerillas› olarak faaliyetini sürdürdü. 20 Temmuz 1992’de Tarabya’daki evinden Sirkeci’ye giderken gözalt›na al›nd›. Gözalt›nda oldu¤una dair görgü tan›klar› olmas›na karfl›n gözalt›nda oldu¤u kabul edilmedi. Özlem Sürgeç, Fethi Özdemir: 31 Temmuz 1994’te özel bir görev için gittikleri Erzincan ili K›l›çkaya yak›nlar›nda devlet güçleriyle halk ordusu gerillalar› aras›nda ç›kan çat›flmada Özlem Sürgeç ve Fethi Özdemir flehit düfltüler. M. Tahsin Budak: 1957 y›l›nda ‹skenderun’da dünyaya geldi. Lise y›llar›nda tan›flt› devrimci düflüncelerle. 21 Temmuz 1995 y›l›nda geçirdi¤i bir trafik kazas›nda yaflam›n› yitirdi. Ak›ner Ça¤lar: 1961 y›l›nda dünyaya geldi. 1980 öncesi devrimci faaliyete kat›ld›. 6 y›l Metris ve Sa¤malc›lar hapishanesinde TKP/ML tutsaklar›yla birlikte kald›. Özgür Gelecek Malatya Temsilcisi olan Ak›ner Ça¤lar, 24 Temmuz 1998’de görev için gitti¤i bir köyden dönerken geçirdi¤i kalp krizi sonucu yaflam›n› yitirdi.


18-31 Temmuz 2003

26

13

Mevcut sistem tecavüzcüleri yarg›layamaz!

Neredeyse her gün yeni bir tecavüz, namus cinayeti olay› duyar olduk. fiemse Allak’›n ailesi taraf›ndan tafllanarak öldürülmesinin ard›ndan NÇ. adl› genç k›z›n y›llar boyunca aralar›nda devlet memurlar›ndan askerlere kadar uzanan onlarca kiflinin tecavüzüne u¤ramas› ve mahkemenin san›klar› serbest b›rakmas›, ve ard›ndan Sivas Zara’da yaflanan benzer bir olay kolay unutulacak gibi görünmüyor. Kad›n› erke¤in mal› olarak alg›layan ve onun bafl›na her hangi bir olay geldi¤inde kiflinin yaflad›klar›n› de¤il de kendi “namusunu” düflünen ve ölüme varan cezalar veren aile meclisleri toplumumuzdaki feodal bak›fl aç›s›n›n ne kadar etkili oldu¤unu göstermektedir. Bas›na malzeme olmayan di¤er örnekleri de göz önüne ald›¤›m›zda bu say› oldukça yüksek rakamlara ulafl›yor. fiemse Allak ve NÇ. bas›na yans›d›klar› için biraz daha gündeme oturup bu sorunlar› unutmak isteyenlere hat›rlatsa da bunlar›n d›fl›nda daha nice örne¤in oldu¤unu düflünmek için elimizde oldukça fazla neden var. Son günlerde özellikle NÇ. ile ilgili baz› burjuva bas›nda ç›kan haberler ahlaks›z gazetecilik anlay›fl›n›n örnekleri olmaya aday. NÇ. olay›n› ayd›nlatmak ad›na yaflanan olay›n en ince ayr›nt›lar›n› dahi irdeleyen ve gazetelerinin sayfalar›na yerlefltirerek bu iflten rant sa¤lamaya çal›flanlar, kendi sap›k ve para düflkünü hallerini aç›k etmifl ve burjuva bas›n›n

tek ahlak›n›n para oldu¤unu da göstermifltir. Tüm yaflananlar› sayfalar›nda yay›nlayarak ilk baflta NÇ’ye ve onunla beraber bu gazeteyi alanlara ve herkese büyük bir sayg›s›zl›k örne¤i sergileyen bu sözde gazeteler, birçok kesimden tepki almalar›na ra¤men herhangi bir geri ad›m da atm›fl de¤ildir. Bu konu bir yandan toplumumuzda kad›na olan bak›fl aç›s›n› oldu¤u gibi yans›t›rken bir yandan da devletin T. Kürdistan›’nda yapm›fl oldu¤u kurumlaflman›n ne gibi ifller yapt›¤›n› da ortaya koymaktad›r. Bu

bölgelerde görev yapan yüksek rütbeli askerlerin vb. vukuatlar›n›n yan›nda hakimlere kadar uzanan ahlaks›zl›¤› gözler önüne sermektedir. Henüz çocuk yaflta onlarca kez bahsini etti¤imiz kifliler de dahil bir çok kiflinin tecavüzüne maruz kalan NÇ.’nin olay› devletin tüm kademelerindeki çirkefli¤in de aç›k aç›k ilan› gibi. Habire kad›na gereken önemi verdiklerini kan›tlamak için yasa üstüne yasa ç›karan devlet, asl›nda gerçek zihniyetini bu pratikler ile ortaya koymaktad›r. Yasalar›nda dahi yerlefltirdikleri maddeler ile neredeyse tecavüzü yasalaflt›ran devlet, di¤er yandan da tecavüz san›klar›n› tek tek serbest b›rakarak tam da kendisine yak›flan› yapmaktad›r. Bu tür olaylar›n daha yo¤un olarak Kürt illerinde yaflan›yor olmas› da de¤erlendirilmesi gereken bir di¤er noktad›r. Bunun bir nedeni az önce yukar›da da söyledi¤imiz gibi devletin buralarda özel örgütlülükler yaratmas› ve zamanla bu örgütlenmelerin daha da çürüyerek çirkefleflmesidir. Yaflanan bu durum asl›nda daha önceki y›llarda da s›k s›k duydu¤umuz örnekler gibidir. Askerlerin, korucular›n tecavüzüne u¤rayan birçok Kürt kad›n›n›n yaflam›m›za yans›mayan ac›lar›, asl›nda bize çok uzakta de¤il. Bundan önce de yine beyinlerimizde yer edinen bu tür olaylar vard›. Yine önemli bir di¤er yan da neden özellikle tecavüz iflkencesinin uygu-

land›¤›na dairdir. Tecavüz, hem toplumumuzun yap›s› gere¤i hem de oluflturdu¤u fiziksel ve psikolojik tahribatlar gere¤i özellikle tercih edilmektedir. Kendilerini devletin verdi¤i silahlar ile var etmeye çal›flan, bir avuç para veya baflka bir fley için kendini satan ve kad›n› da sadece erke¤in cinsel aç›dan tatmin arac› olarak gören anlay›fl sahiplerinin, zaten baflka bir flekilde davranmas› da beklenilemez. Ama bu yöntem elbette ki sadece T. Kürdistan›’nda uygulanm›yor. Bunun d›fl›ndaki flehirlerde de yaflanan bu tür örnekler var. Birincisi devletin kendi organize etti¤i sald›r›lar olurken di¤eri ise yarat›lan ve körüklenen erkek egemen sistemden kaynaklanan olaylard›r. Bunun son örne¤i de DEHAP ‹stanbul Kad›n Kollar› Baflkan› Gülbahar Gündüz’ün sokak ortas›nda kaç›r›larak tecavüze u¤ramas›. Sonuç olarak bak›ld›¤›nda anlatmaya çal›flt›¤›m›z gibi bu olaylar›n hiç birisi sistemden ba¤›ms›z de¤ildir. Ve devletin yarat›c›s› olmas› bak›m›ndan asla çözemeyece¤i, çözmeyece¤i olaylard›r. Bunun kan›t› bugüne kadar yaflanan bu tür olaylar›n hiç birinin sorumlular›n›n yarg›lanmamas›d›r. Buna örnek de en son NÇ. olay›nda san›klar›n tümünün serbest b›rak›lmas›d›r. Gülbahar Gündüz’e tecavüz edenlere de¤il bunu k›namak için sokaklara dökülenlere sald›r›lmas›d›r.

Gebze’de kad›n tutsaklara cinsel taciz AKP hükümetinin hapishanelerde bask› ve fliddeti daha da art›rd›¤› bu günlerde bir taraftan sözde topluma kazand›rma ad› alt›nda yeni yasalar ç›kar›l›rken, bir taraftan da bu yasalarla siyasi tutsaklara ihanet, itirafç›l›k, kimliksizlik dayat›l›yor. Bu bask› ve fliddet politikas›nda kad›n tutsaklar hem devrimci komünist kimliklerinden dolay› hem de kad›n kimliklerinden dolay› iki kat daha fazla bask›ya maruz kal›yorlar. En son Gebze Hapishanesinde bulunan kad›n tutsaklara üst aramas› bahanesiyle cinsel tacizde bulunuldu. Kad›n tutsaklar “arama yapaca¤›z” denilerek zorla ç›r›lç›plak soyulup cinsel fliddete maruz kald›lar. ‹stanbul Kad›n Platformu üyeleri, kad›n tutsaklar›n maruz kald›¤› sald›r›y› protesto etmek amac›yla biraraya gelerek Gebze Hapishanesindeki kad›nlara dayan›flma kartlar› gönderdiler. Galatasaray Postanesi önünde biraraya gelen kad›nlar, “Yaflas›n kad›n dayan›flmas›”, “Kad›n tutsaklar yaln›z de-

¤ildir” dövizlerini açarak bir bas›n aç›klamas› yapt›lar. Nilay Y›lmaz’›n okudu¤u ve ayn› zamanda Kürtçe de yap›lan aç›klamada flunlar söylendi: “Tek tip elbise ve L Tipi (mezar tipi) hapishane projeleri siyasi tutsaklar› insanca yaflam koflullar›ndan uzaklaflt›rmak için s›rada bekliyor. Di¤er yandan topluma kazand›rma yasas› ad› alt›nda piflmanl›k, ihanet ve kimliksizlefltirme meflrulaflt›r›lmaya çal›fl›l›yor. Kad›nlar toplumun birçok kesiminde oldu¤u gibi Gebze Cezaevi’nde de kimi zaman üst aramas› bahanesi ile ç›r›lç›plak soyulup taciz edilip, cinsel fliddetle y›ld›r›larak kimliksizlefltirilmeye çal›fl›l›yorlar. Erkek egemen sistem, tüm bask› ve fliddet kurumlar›yla, biz kad›nlar› cinsiyetçi fliddete maruz b›rak›yor. Biz kad›nlar tüm cezaevlerinde ve son dönemde Gebze Cezaevi’nde kad›n mahkumlara uygulanan taciz ve cinsel fliddetin biran önce sona erdirilmesini ve bunu yapanlar›n cezaland›r›lmas›n› istiyoruz.” (H. Merkezi)


27

13

18-31 Temmuz 2003

“1. Arguvan türkü festivali” gerçeklefltirildi

1. Arguvan Türkü Festivali 5-6 Temmuz tarihlerinde Malatya’n›n Arguvan ilçesinde yap›lan çeflitli etkinliklerle gerçeklefltirildi. Arguvan ilçesi Malatya’ya 60 kilometre uzakl›¤›nda türküleriyle ünlü küçük bir ilçedir. Uzun hava ve a¤›t fleklindeki Arguvan a¤z› türküleri gurbetin, hüznün, ac›n›n,

aflk›n ve sevdan›n dile getirildi¤i, insan s›cakl›¤›n›n türkülerle sarmafl dolafl oldu¤u ezgilerdir. ‹lk kez bu y›l düzenlenen Arguvan türkü festivali, Arguvan ve çevre köylerin yöre dernekleri taraf›ndan beraber düzenlendi. Büyük bir organizasyonla düzenlenen festivalde sadece türküler de¤il de¤iflik pa-

nel ve flenlikler de yap›ld›. Arif Sa¤, Belk›s Akkale, Musa Ero¤lu ve çok say›da mahalli sanatç›n›n kat›ld›¤› konserlerle birlikte “Demokratikleflme ve Çok Kültürlülük” konulu Ahmet Hakan, Hrant Dink, Oral Çal›fllar, Zeynep Oral gibi kat›l›mc›lar›n da bulundu¤u bir panel düzenlendi. Ayr›ca “Türkü” konulu bir panel düzenlenerek, Arguvan türkülerinin kendine has özelliklerine vurgu yap›larak günümüzde halk›n kendi ba¤r›dan ç›karm›fl oldu¤u türkülerinin de¤erini kaybetti¤inin ve halk›n yaflay›fl tarz›na, kültürüne uygun olmayan müzik tarz›n›n dayat›larak bu halk tükülerinin yavafl yavafl yok edildi¤inin alt› çizildi. Festivalden önce baz› yöre derneklerinin Kürtçe Arguvan ezgilerinin de etkinlikte yer almas› yönündeki do¤al ve hakl› ta-

Gebze’de yaflayan Dersimliler piknikte bulufltu Gebze Tuncelililer Kültür ve Dayan›flma Derne¤i 13 Temmuz tarihinde “5. Buluflma Y›l›nda Özgürlü¤e Merhaba” ad› alt›nda Denizliköy’de piknik yapt›. Gebze’nin birçok mahallesinden ve Kartal’dan kald›r›lan otobüslerle pikni¤e gelenler, saat 9:00’da piknik alan›nda buluflmaya bafllad›. Program özgürlük, demokrasi ve devrim mücadelesinde flehit düflenler an›s›na yap›lan sayg› durufluyla bafllad›. Ard›ndan sahneye ç›kan Gebze Tuncelililer Kültür ve Dayan›flma Derne¤i Baflkan› Hasan Gündo¤du, bir konuflma yapt›. Konuflmas›nda devletin

yozlaflt›rma, asimile sald›r›s›na de¤inen Gündo¤du, herkesi duyarl› olmaya ça¤›rd›. Senem Tu¤rul’un fliirleriyle kat›ld›¤› piknikte, sahneye ça¤r›lan Gül Kardefller, Enver Çelik, Nisan Günefli, Nurettin Güleç türküleriyle kitleyi coflturdular. Piknikte Gazetemiz ‹flçi Köylü’yle birlikte, Umut Yay›mc›l›k, Tohum Kültür Merkezi ve Dernek standlar› aç›ld›. Bir ara jandarma standlar› engellemeye çal›flsa da, standlar› kald›ramad›. Piknikte coflku gün boyu sürerken gazetemizle birlikte birlikte birçok kurum pikni¤i selamlayan mesajlar gönderdiler. (Kartal)

FERHAT TUNÇ TUTUKLANDI Sanatç› Ferhat Tunç, 7 Temmuz’da Milas’ta verdi¤i konser sonras›nda gözalt›na al›nd› ve bir gün gözalt›nda tutulduktan sonra 8 Temmuz günü ç›kar›ld›¤› mahkeme taraf›ndan hakk›nda g›yabi tutuklama karar› oldu¤u gerekçesiyle, tutuklanarak Mu¤la E Tipi Hapishanesi’ne konuldu. Sanatç›n›n tutuklanma gerekçesi olarak 22 Haziran 2003 tarihinde A¤r› Do¤ubeyaz›t Festivali kapsam›nda verdi¤i konserde yapt›¤› konuflma gösterildi. Sanatç›n›n bu festivalde konserin bafl›nda “Merhaba PKK’li arkadafllar” fleklinde konufltu¤u iddia edildi. Sanatç› ve avukatlar taraf›ndan yap›lan tüm itirazlar, sanatç›n›n böyle bir söz söyledi¤inin somut delillerle ispatlanmamas›na ra¤men kabul edilmedi. Konuyla ilgili 10 Temmuz 2003 tarihinde ‹HD ‹stanbul fiubesi’nde birçok ayd›n, sanatç› ve yazarlarla birlikte baz› sendika ve yöre dernekleri baflkanlar›n›n kat›ld›¤› bas›n toplant›s› yap›ld›. Aç›klamay› sanatç› Orhan Akkaya yapt›. Ferhat Tunç’un derhal serbest b›rak›lmas›n› isteyen Akkaya flöyle konufltu; “Bu olumsuz uygulama dolay›m›nda, düflüncenin özgürce ifade edilmesinin önündeki yasal engellerin bir an önce ortadan kald›r›lmas›n›, Türkiye Cumhuriyeti yurttafllar›n›n, hak etti¤i demokratik yaflama kavuflmas›n› geciktiren zihniyetten kurtar›lmas›n› talep ediyoruz.” Toplant›da ayr›ca Suavi, Ferhat Tunç’un tutukland›ktan sonra yazd›¤› bir mektubu okudu. (‹stanbul)

4. MUNZUR KÜLTÜR VE DO⁄A FEST‹VAL‹ PROGRAMI AÇIKLANDI 31 Temmuz-4 A¤ustos tarihleri aras›nda “Topra¤›na geri dön, Munzur’una sahip ç›k” fliar› ile düzenlenecek olan 4. Munzur Do¤a ve Kültür Festivali program› aç›kland›. Festival 31 Temmuz’da saat 10:00’da Tunceli il s›n›r› Seyitli Köprüsü’nde yap›lacak olan karfl›lama ile bafllayacak. 4 gün sürecek festival boyunca konserden, panellere; yar›flmalardan tiyatrolara kadar çeflitli etkinlikler sunulacak. Festival bünyesinde ayr›ca Pülümür’de bulunan Munzur Gözeleri’ne de bir gezi düzenlenecek. Bunun d›fl›nda panellerde tart›fl›lacak konulardan baz›lar› ise flunlar: “Munzur Vadisi ve Barajlar Sorunu”, “Gençlik Sorunlar›, Çözüm Önerileri ve E¤itim”, “Köye Geri Dönüfllerin Sorunlar›”, “Bas›n Ahlak› ve Gazetecilik”, “Tunceli’de Edebiyat ve Folklor” ve “Yaflam, Do¤a ve Çevre ‹le Bar›fl” Bunun d›fl›nda festivalde sahne alacak sanatç›lardan baz›lar› da flunlar: Haluk Levent, Nurettin Güleç, Mo¤ollar, Burhan Berken, Grup Yorum, Kaz›m Koyuncu, Grup Munzur. (H. Merkezi)

lepleri Tertip Komitesi taraf›ndan kabul edilmesine ra¤men, Festival esnas›nda polisin bask›s› ile Kürtçe ezgilere izin verilmemesi kitle taraf›ndan tepki ile karfl›land›. Ve baz› yöre dernekleri, festivali protesto ederek etkinlikten ayr›ld›lar. Tüm bunlar yaflan›rken Malatya Valisi Osman Derya Kad›o¤lu’nun “festival demek kaynaflman›n e¤lenmenin yan›nda milli birli¤imiz, bütünlü¤ümüz, dirli¤imizi sa¤layan unsurlar olarak görmek demektir. Bu yüzden milli birlik ve beraberlik aç›s›ndan kaynaflmay› sa¤layaca¤›n›z bu türkü festivalini selaml›yorum” fleklindeki sözleri, devletin Kürt ulusuna yönelik inkarc› yaklafl›mlar›n›n çok net bir ifadesi oldu. Festival çeflitli resim sergileri ve halk oyunlar› gösterileri ile sona erdi. (Malatya)

RIFAT ILGAZ ANILDI fiair R›fat Ilgaz, ölümünün 10. y›ldönümünde sevenleri taraf›ndan Zincirlikuyu Mezarl›¤›’nda bulunan mezar› bafl›nda an›ld›. Türk sinemas›n›n ölümsüz filmlerinden biri olan “Hababam S›n›f›”n›n yazar› olan flair R›fat Ilgaz, 10. ölüm y›ldönümünde Zincirlikuyu’daki mezar› bafl›nda an›ld›. Anmaya o¤lu Ayd›n R›fat Ilgaz, k›z› Y›ld›z Ilgaz, Uluslararas› PEN Yazarlar Derne¤i Baflkan› Üstün Akmen, yazar Leyla Erbil, Panoyat Abac›, flair Sunay Ak›n, Ç›nar Yay›nc›l›k ve aile yak›nlar›n›n yan›s›ra sevenleri de kat›ld›. Leyla Erbil, mezar› bafl›nda çiçek b›rakarak, Ilgaz’›n edebiyata ilk bafllad›¤› y›llarda kendisine yak›nl›k gösterdi¤ini ve onun flahs›nda bugünlere kadar geldi¤ini söyledi. Anmada konuflan o¤lu Ayd›n Ilgaz, babas›n›n halktan yana bir insan oldu¤unu kaydederek, Sivas olaylar›ndan çok etkilendi¤ini ve buna dayanamad›¤›n› ifade etti. R›fat Ilgaz’› k›skand›¤›n› dile getiren Sunay Ak›n ise, “Türkiye’de kitaplar›n hala yak›ld›¤› ve yazarlar›n cezaevlerinde oldu¤u bugünlerde O hala suçlu say›lacakt›r” dedi. (D‹HA)

“Savafia KarfiI fiarkIlar” geces‹ yapIldI Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu taraf›ndan ABD’nin ba¤›ms›zl›k günü olan 4 Temmuz’da ABD mallar›n› protesto etmek amac›yla “Savafla Karfl› fiark›lar” ad› alt›nda bir gece düzenlendi. Saat 20:00’de bafllayan geceye önce bir dakikal›k sayg› durufluyla baflland›. Daha sonra bir konuflma yapan ‹nsan Haklar› Derne¤i Yönetim Kurulu Üyesi ‹brahim Kayhan “ABD emperyalizmi gitti¤i her yere kan, açl›k, yoksulluk, gözyafl› götürmekten baflka hiçbirfley yapm›yor. Bunun son örne¤i Irak’t›r. fiimdi Vietnamlar› yeniden canland›rma zaman›d›r” dedi. Ard›ndan Metin Ye¤in’in haz›rlam›fl oldu¤u “Savafla Karfl› Dünya Sokaklar›” adl› sinevizyon gösterimi sunuldu. Daha sonra Türkiye Yazarlar Sendikas› Yönetim Kurulu Üyesi flair Ayd›n Hatipo¤lu k›sa bir konuflma yap›p, fliirler okudu. Gece s›rayla MKM bünyesinde çal›flmalar›n› devam ettiren Koma Asmin, Ekrem Ataer, Özgür Çocuk Kulübü-Özgür Der, Kutup Y›ld›z›, Grup Yorum ve U¤ur Karatafl’›n söyledi¤i Kürtçe, Türkçe, Arapça parçalar eflli¤inde çekilen halaylar ve z›lg›tlarla devam etti. Gece boyunca s›k s›k; “Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i”, “Biji Bratiya Gelan”, “Savaflan Halklar Kazanacak” sloganlar› at›ld›. Gece Koordinasyonun devam›n›n sa¤lanmas›, emperyalizme karfl› örgütlü bir duruflla karfl› koyulmas› ça¤r›s›yla son buldu. (‹stanbul)


18-31 Temmuz 2003

13

28

D‹VÊ KARKER ÇI B‹K‹N? Wek ku té zanin bi hezaran karkérén bé sendika, bé sîgorte ü be tevger hene. Sedema vé yeké gelek pirsgirîkén aborî, sosîal û politikîne. D› nav van p›rsgirîkan da pirsgirîka sereke anjî herî mezin bé tevgerbûne. Çima em pirsgirîka sereke bé tevgerbun d›bînin. Lewra pirsgirîkin abori û siyasi é florefleke dorf›reh›n. Heta bu guhert›neke b›ngehin çénebe ev pirsgirîkin l› péflya me çareser nab›n. J› bo ku em b›ghijme guhert›neke b›ngehin d›vé em b› tevgerb›n. Bé tevgeri nahéle karker (b› taybet é ku awahiya çéd›k›n) ji xwe ra tu avé zelal b›k›n. J› ber vé yeké ji karkerén awahiya d› sergé ji yeke megon dan›n. H›m p›rsgériken wan çaraser nab›n hemji roj b› roj p›rsg›riken wan l› hev zéde d›b›n. Karker l› hember van p›rsgérikan n›kar›n b› zaneti hewl b›d›n. Lewra bé tevger›nâ bu tevger nebe zaneti ji çénabe. Lewra karker b› tevgeré zaned›be û h›zawi, j› tevgerbûna wîte. D›vé karker evé yeké b›bin›n û b›zan›kan ç›kas hewreye tewgeréne. Ev yeka hané neyé zanin karker n›kar›n tu t›flti b›k›n. Kedxwar evé yeké bofl d›zan›n. D›xwaz›n ku karker bé tevgerb›n, k› ewji xwina wana b› r›heti b› m›jin. Kedxwar j› vé derfeté p›r bafl berjewendiye xwe d›paréz›n. Her ku roj d›çe me dix›ne d› bin mercén zéde g›ran. D›vé em derfeteke awha nedin desté kedxwaran.

P›flti vé kurte fliravé, em heneki j› l› jiyana xweye rojaze b›nhér›n, ka ev p›rsg›rikén han xwe b› ç› awayi d›d›ne niflan. Gelek karker l› cihé kuj› malén wan dur›n d›xeb›t›n. Yani d›ç›n bajarekî diné. Karkeren Kurd, j› xwe mejbûre vé yekéne. Cihé d›ç›n l› kar d›ger›n bé b›rdozi néziké karmendan d›b›n. Karmend j›wan teklife kar d›xwaze. Dewa ku ew ji bîhayé kar d›béj›n,

té k›liya pûhayé kar û énflasyoné û rewfla abariye bu hevra g›ré nad›n. B› vi awayi zi karker ku dema pûha d›d›ne kar, naghezne encame ke bafl. Ew peré tu d›stinin z› kéré t›flteki nayé. D›vé karker evé yeké bafl b›zan›b›n ku m›rovtené d›flerda ser nakeve, morvén zana o b› tevger, berya flerdezi d›kar›n b› serkev›n. Yani berya teklifa bû haye karda d›vé karker p›flya teklifé da bafl b›f›k›r›n. Ku bûha erzanbû tu ç›gos ji zéde b› xeb›ti valaye. D› vé hélé de hewceye ku em p›r h›flyarb›n. A duyemin; Dema ku teklifa bûhayé karhate danin d›vé m›rov l› ser hevalén xwe bûha neflkéne. M›tehit evê yeké l› hember karkera d›xeb›tin›n. D›béj›n “ku tu neki hevalé teyé j› te erzant›r çéke” Anji d›béj›n “flankes b› evqasi çéd›ke, tu j› wi erzant›r b› ki were b›xeb›te” É ku b› vi awayi got›na m›tehita d›k›n, g›rareke naz›n d›d›n hevalén çéd›be û karker j› hev dur d›kev›n. Hé henek j› mez›de p›flta d›ç›n j› bovan p›rsg›rikén p›çûk l› hemberé karkerén d›n d›kev›n nav k›masiyen p›r mez›n. Hewceye eva t›flta were zanin, b› vé pratiké em tené z›raré naghine hevalén xwe em z›rare d›ghine xwe ji. A séyemin; roja karkerane... D›vé heta j› desté me were em b› roja erzan nexeb›t›n. D› roj k›vflek›r›né da ji em l› hevalén xwe b›rhér›n. Disa em bé pivan nézik neb›n. D›vé pivan evbe, bûhaye. Ku em rojeki d›stinin, gelo,

we térame b›ke an neke. Lewra em keda xwe d›d›n û d›b›n meroén p›r g›randae d›flxul›n. Hewceye bûhaye kü em rojane d›stinin d›v› minimum h›nek hewceyé me derbasb›ke. Hé ku desfet heb›n m›rof bûhayé rojane b› hevre k›vfleke çet›r d›be. A. Çaremin; stand›na mafén sosial û ewlebûna kare. Gelek karker bé sigorte tén fl›xuland›n. Berya hert›flti karén wan bé ewleye. D›ve karker ha-

j› ve yeké heb›n. T›flt›n awha g›ring nevéz›n p›fl gühé xwe. Her dem iht›mala çébûna geza heye. l› hember vé yeké j› h›flyar bûnek laz›me. Karmend peré karkera d› dema wi da nad›n. Peré ku l› cem m›tehita dikeve l› serhev aliyé wan ve té n›rxand›n. Karker l› hember vé yeké ji neçar d›min›n. Lewra ku d› nav wan o karmenda da peymaneke fermi tüneye, n›kar›n bé t›rs dewa mafé xwe b›k›n. Kenehü nav karker û karmenda da h›nek peyman téne çék›r›né. D›van peymana da avantaj g›flk l› aliyé karmendan›n. L› jor j› bu kurteniviseki me ani z›man. B› taybet karkerén awahiye p›r zéde p›rsg›rika jind›b›n. P›rsg›rik gelekin. Hé me behsa p›rsg›rikén wan raket›né, paqiziyé û xwar›na wan ji nek›rin. Evan ji gelek gringin. D›vé m›rov l›ser van mijaran bafl b›f›k›re. Û evé p›rsé ji j› xwe b›lce. Gelo, j› bona carek d›n ev p›rsg›rikan qet çéneb›n anji p›rkém çéb›n ez d›kor›m ç›b›k›m? Ev p›rsa gelek g›ringe Bersiva vé p›rsé b› du awa t› dayin. Yek: D› jiyana kar de, d›v› ç› j› m›n té xwest›né ez b›k›m. J› bo yekitiya karkera û tevgereke péflverû ç›were k›r›m. Ev neçariya hané ku b›be çare, ç›laz›me. O pévajoyé da l› hember kedxwaran, d› vi wari da, tékoflineke b› encam é çawa were dayin? Ev çareseri li heviya karkerane. Brasti jiyan l› benda karkerane. D›vé karker l› benda çareseriyé nasek›n›n Lewra çareseri ew›n. Pifleroj j› karker›n.

Ew peré tu d›stinin z› kéré t›flteki nayé. D›vé karker evé yeké bafl b›zan›b›n ku m›rovtené d›flerda ser nakeve, morvén zana o b› tevger, berya flerdezi d›kar›n b› serkev›n. Yani berya teklifa bû haye karda d›vé karker p›flya teklifé da bafl b›f›k›r›n. Ku bûha erzanbû tu ç›gos ji zéde b› xeb›ti valaye. D› vé hélé de hewceye ku em p›r h›flyarb›n. Du: ev p›rsg›rikén ku karkeri zindeb›n g›flk p›rsg›rikén florefléne. D›vé hemû karker b› zanetike b›rdozi û b› nihért›neke çini l› jiyana xwe b›nher›n. J› bo florefleke ciwaki û çini, d›vé karker xwe tekne perçeyek tékofliné. S›lav l› art›fla kede Karkere Avahiya, l› Engeré


29

13

18-31Temmuz 2003

‹fiÇ‹LER NE YAPMALI?

Köklü bir de¤iflim olmadan önümüzdeki sorunlar›n çözülmesi mümkün olmaz. Böyle bir de¤iflimi yakalamak için örgütlenmek gerekir. Örgütsüzlük, iflçilerin (özellikle inflaat iflçilerinin) kendi sorunlar›na çözüm bulmalar›n›n önünde çok önemli bir engel teflkil etmektedir. Bundan dolay›d›r ki inflaat iflçileri büyük bir kafa kar›fl›kl›¤› içindedirler. Böyle olunca da hem sorunlar çözülmüyor hem de gün geçtikçe daha da art›yor. Bilindi¤i gibi sendikas›z, sigortas›z ve örgütsüz binlerce iflçi vard›r. Bunun sebebi ekonomik, sosyal ve siyasal sorunlard›r. Bu sorunlar›n en bafll›cas› ve en önemlisi örgütsüzlüktür. Neden örgütsüzlü¤ü bafll›ca sorun olarak ortaya koyduk? Çünkü ekonomik ve sosyal sorunlar köklü bir devrimle çözülecek sorunlard›r. Köklü bir de¤iflim olmadan önümüzdeki sorunlar›n çözülmesi mümkün olmaz. Böyle bir de¤iflimi yakalamak için örgütlenmek gerekir. Örgütsüzlük, iflçilerin (özellikle inflaat iflçilerinin) kendi sorunlar›na çözüm bulmalar›n›n önünde çok önemli bir engel teflkil etmektedir. Bundan dolay›d›r ki inflaat iflçileri büyük bir kafa kar›fl›kl›¤› içindedirler. Böyle olunca da hem sorunlar çözülmüyor hem de gün geçtikçe daha da art›yor. ‹flçiler bu sorunlar›na bilinçli bir

müdahale edemiyorlar. Çünkü örgütsüzdürler. Örgüt olmad› m› bilinç de olmuyor. Zira, iflçiler örgütlülük içinde bilinç edinirler. Güçleri de örgütlülüklerinden ileri gelir. ‹flçilerin bunu görmeleri laz›m, ki örgütlenme çok önemli bir ihtiyaç olarak kendini dayatmaktad›r. Bu gerçekli¤in bilincine var›lmadan hiçbir fleyin yap›lamayaca¤› bilinmelidir. Sömürgeciler bu durumu iyi biliyorlar. ‹flçilerin örgütsüz yaflamas›n› istiyorlar ki onlar da iyi kan emsinler. Sömürgeciler bu f›rsattan istifade ederek ç›karlar›n› çok iyi koruyorlar. Gün geçtikçe bizleri de çok a¤›r flartlar›n alt›nda b›rak›yorlar. Böyle bir f›rsat› onlar›n eline b›rakmamak gerekir. Bu k›sa aç›klamadan sonra biraz da kendi yaflam›m›za bakal›m. Bu sorunlar gündelik yaflam›n içinde kendini nas›l gösteriyor? Birçok iflçi evinden uzak yerlerde çal›fl›yor. Yani baflka bir flehre gidiyor. Zaten Kürt iflçiler mecburen göç ediyorlar. Gidip ifl arad›klar› yerlerde patrona karfl› ideolojik bir yaklafl›m sergilenmiyor. Patron iflçiden ifl teklifi istiyor. ‹flçiler ifl için fiyat teklifi verdikleri zaman verdikleri fiyatla enflasyon ve ekonomik durumla bir paralellik oluflturmuyorlar. Bu nedenle ifl teklifi veren iflçiler, sa¤l›kl› bir sonuca ulaflam›yorlar. Ucuza ifl al›nd›¤› için ald›klar› para da ifle yaram›yor. Bunun iyi bilinmesi laz›m ki “savafl savafltan önce kazan›l›r.” Bilinçli ve örgütlü bir yaklafl›m baflar›ya önceden de götürebilir. Dolay›s›yla teklif vermeden önce iyi hesap yapmak flartt›r. Ne kadar fazla çal›fl›l›rsa çal›fl›ls›n, ucuz ifl hiçbir zaman ihtiyaçlar› karfl›lamaya yetmez. Bu alanda çok dikkatli olmam›z gerekiyor. ‹kincisi; ifl teklifi verilince baflka bir arkadafl›m›z›n vermifl oldu¤u fiyat› k›rmaya yönelik olmamal›d›r. Müteahhitler bu durumu iflçilere karfl› kullan›yorlar. Diyorlar ki “Sen yapmasan arkadafl›n senden daha ucuza

yapar” ya da “arkadafl›n bu fiyata yapmak istiyor, sen ondan ucuz yapacaksan gel yap”. Bu flekilde müteahhitlere uyanlar, kendi arkadafllar›na büyük zarar veriyorlar. Böyle olunca da iflçiler aras›nda güven bunal›m› yafland›¤› gibi iflçilerin birbirlerinden uzaklaflmas›na neden oluyor. Baz›lar›m›z bu tür ufak sorunlardan dolay› daha da ileriye giderek arkadafllar›na karfl› büyük hatalar›n içine giriyorlar. Bunun bilinmesi gerekli ki, biz bu pratikle yaln›zca arkadafllar›m›za zarar verdi¤imizi düflünsek de özünde kendimize zarar vermekteyiz. Üçüncüsü; iflçilerin günlü¤üdür. Elimizden geldi¤i kadar ucuz yevmiye ile çal›flmamam›z laz›m. Yevmiyemizi belirlerken di¤er arkadafllar›m›z› da dikkate almak gerekir. Buna ölçüsüz yaklafl›lmamal›. Ölçü flu olmal›d›r. Alaca¤›m›z yevmiye birgün içerisindeki ihtiyaçlar›m›z› karfl›layabilecek durumda m›d›r, de¤il midir? Çünkü biz çok a¤›r flartlar alt›nda emek veriyoruz. Günlü¤ün fiyat› da minimum olarak temel ihtiyaçlar›m›z› karfl›layacak flekilde olmal›d›r. ‹mkanlar dahilinde yevmiyeleri kendi aram›zda toplu bir flekilde belirlemek daha iyi olur. Dördüncüsü; alaca¤›m›z ücret sosyal haklar ve ifl güvenli¤idir. Birçok iflçi sigortas›z çal›flt›r›l›yor. Herfleyden önce iflgüvenli¤i de yok. ‹flçi-

iflçilerle patron aras›nda bir tak›m sözleflmeler yap›l›yor. Bu sözleflmelerde de bütün avantajlar patrondan yanad›r. Yukar›da k›sa bir yaz›yla de¤indik. Özellikle inflaat iflçileri fazlas›yla sorun yafl›yorlar. Biz daha yatacak, temizlik, beslenme gibi sorunlardan da bahsetmedik. Bunlar da çok önemlidir. Bu konular üzerinde iyi yo¤unlaflmak gerekir. Herkes kendisine flu soruyu sormal›d›r. Acaba bir daha bu tür sorunlar›n yaflanmamas› ya da asgari düzeye inebilmesi için neler yapabilirim? Bu çok önemli bir sorudur. Cevab›n› da iki flekilde vermek mümkündür. Bir; iflçilik yaflam›nda benden ne isteniyorsa onlar› yapmal›y›m. ‹flçilerin birli¤i ve ilerici bir örgütlülük için neler yap›labilir noktas›na yo¤unlaflmal›y›m. Bu çözümsüzlü¤ün çözüme dönüflmesi için ne laz›m? Bu süreçte kan emicilere karfl› kendi alan›mda nas›l sonuç al›c› bir mücadele verebilirim? Bu çözüm iflçileri bekliyor. Daha do¤rusu hayat›n kendisi bizi bekliyor. ‹flçilerin çözümü beklememeleri laz›m. Çünkü çözüm kendileridir. Gelecekte kendileridir. ‹ki; iflçilerin yaflad›¤› bu sorunlar komple devrimin sorunlar›d›r. Bütün iflçiler ideolojik bir bilinçle ve s›n›fsal bir bak›flla kendi yaflamlar›na bakmal›d›rlar. S›n›fsal ve toplumsal bir devrim için iflçilerin kendilerini mücade-

lerin bu durumdan haberdar olmas› laz›m. Böyle önemli fleyler kulak ard› edilmemeli. Kaza yapma ihtimali her zaman vard›r. Patronlar ücreti zaman›nda ödemiyorlar. Yanlar›nda biriken iflçilerin paras›n› baflka yerlerde de¤erlendiriyorlar. ‹flçiler bu durum karfl›s›nda çaresizlik içindeler. Çünkü onlarla patron aras›nda resmi bir ifl sözleflmesi yoktur. Dolay›s›yla haklar›n› korkusuzca arayam›yorlar. Güya

lenin bir parças› haline getirmeleri gerekir. Nihai çözüm de ancak böyle gelir. Tüm emek ordusuna selamlar. Ankara’dan inflaat iflçileri Not: ‹nflaat iflçilerinin Ankara’dan gazetemize Kürtçe ve Türkçe olarak gönderdikleri yaz› için teflekkür ediyoruz.


30

18-31Temmuz 2003

‹flçi-köylü’den “NE NOTASI VER‹YORSUN MÜZ‹K NOTASI MI?” TÜRK HAK‹M SINIFLARININ ONURU YOKTUR ONURSUZLAR ONURLU B‹R DURUfi GÖSTEREMEZLER! Bir süreden beri Türkiye kamuoyu Türk Özel Kuvvetlerine mensup 11 Özel Tim mensubunun Irak Kürdistan›’nda, Süleymaniye kentinde ABD askeri kuvvetlerince gözalt›na al›n›p Ba¤dat’a götürülerek sorgulanmas›n› konufluyor. TC devletinin en seçme ve az›l› faflist güçlerinden oluflturulan bu birli¤in kafas›na çuval geçirmekten tutal›m da, e¤er so¤ukkanl› davranmasayd›lar çat›flma ç›kard› eflli¤inde kopart›lan yaygaralar›n oda¤›na, ABD ile TC’nin “stratejik müttefikli¤i” meselesi gelip oturdu. Her kesimden ve renkten anlay›fl konu ile ilgili aç›klama yapt›. Hatta kimileri ifli daha da ileriye götürerek ABD konsolosluklar› önünde eylem bile yapt›. Nöbet tutanlar oldu. Daha çok milliyetçi cepheden gelen bu pratik tutumlar iflin popülist taraf›n› oluflturup, bir bilinç bulan›kl›¤› yaratmay› amaçlasa da, esasen yaflanan bu geliflme, ABD ve TC aras›nda ki iliflkinin ne menem bir iliflki oldu¤unu da bir kez daha gözler önüne serdi. Bu anlam›yla bu süreç yararl› bir süreçtir ve üzerinde önemle durulmas› gereken yanlar› içerisinde bar›nd›rmaktad›r. Daha önceden bu köflede “faflist Türk hakim s›n›flar›n›n bugüne kadar savuna geldikleri ve savafl sebebi sayd›klar› iki mesele vard›. Bunlardan birincisi K›br›s sorunu. Di¤eri Irak Kürdistan›’nda oluflacak herhangi bir Kürt oluflumu. fiimdi TC’nin bu iki politikas› da iflas etmifl görünüyor. Daha aç›kças› Faflist TC’nin savafl sebebi sayd›¤› geliflmeler, emperyalizmin bölgesel ç›karlar›yla çak›flmaktad›r. Hiç kuskusuz ki TC’nin ç›karlar› emperyalizmin ç›karlar›yla karfl› karfl›ya gelemez” (23 May›s5 Haziran 2003 tarihli ‹flçi Köylü’den) diyerek yaflanabilecekleri ifade etmifltik. Bugün yaflananlar tam da bu tespitin do¤rulu¤unu ve isabetlili¤ini ortaya koymaktad›r. Haftalard›r tart›fl›lan, üzerinde sayfalarca makale yaz›lan ABD-Türkiye “stratejik ortak”l›¤›n›n nas›l bir ortakl›k oldu¤unu, Türk hakim s›n›flar›yla emperyalist efendilerinin ç›karlar› ve hesaplar› karfl› karfl›ya geldi¤inde, mutlaka geri çekilmek

zorunda oldu¤unu, bu anlam›yla TC’nin emperyalistlerden ba¤›ms›z bir durufl sergileyemeyece¤ini, özellikle TC ile ABD emperyalizmi aras›nda var oldu¤u söylenen “stratejik ortak”l›¤›n, stratejik uflakl›k oldu¤unu ifade eden bu yaklafl›m›m›z yaflanan bu gözalt› olay›yla pratikte bir kez daha do¤rulanm›fl oldu. Irak’a sald›r› öncesinde yaflanan ikinci tezkere krizinin yaratt›¤› s›k›nt›lar; sald›r› ve iflgalle birlikte ABD’nin Irak Kürtlerine yükledi¤i rol Türk hakim s›n›flar›n› daha da rahats›z etmiflti. ABD’nin kendisine biçti¤i stratejik uflakl›k görevlerini Kürtlere de biçmesi, bunu yavafl yavafl hayata geçirmesi kayg›lar›n› artt›rm›fl; Türk hakim s›n›flar›n›n bölge üzerinde ve ezelden beridir dil ucuyla dillendirdikleri Musul Kerkük petrolleri üzerinde ki tatl› rüyalar›n›n bölünmesi ve adeta Kürt devleti korkusuyla bir karabasana dönüflmesi, bölgede ‹srail ile birlikte ABD’nin en etkin ve en güvenilir stratejik ufla¤› olmay› arzularken, varl›¤›n› hiçbir zaman tan›mad›¤› ve inkar etti¤i Kürtlere, -ki Irak Kürtleri olsa bile-, emperyalist efendilerince böylesi bir rolün uygun görülmesi, Türk hakim s›n›flar› ve ABD emperyalizmi aras›nda yeni s›k›nt›lar ve sorunlar do¤urmufltu. TC’nin politikalar›n›n bölgedeki emperyalist politikalara uygun olmas› gerekiyordu. Nitekim yeni ç›kar›lan bir Kanun Hükmünde Kararname ile üsler ve havalimanlar› “Irak’›n yeniden yap›land›r›lmas›”nda kullan›lacakt›. Irak’ta halen savafl›n devam etti¤i düflünülürse bu karar›n ne anlama geldi¤i gayet aç›k bir hal al›yordu. Ancak hiç kuflkusuz ki TC’nin bu ad›mlar› ABD emperyalizmi aç›s›ndan yeterli de¤ildi. ABD emperyalizmi bölgede ve özellikle de Irak’ta kendi politik yaklafl›m›ndan baflka hiçbir yaklafl›m istemiyor. Çünkü flu anda bile askeri güçlerine yap›lan sald›r›lar vesilesiyle kay›plar almaya devam ediyor ve kendisi d›fl›ndaki bütün güç odaklar›n› kontrol alt›na almak istiyor. Bu ABD emperyalizminin Irak’ta ki “güvenli¤i” ve iflgali aç›s›ndan yaflamsal bir önem tafl›yor. Bu nedenledir ki Irak’ta “istikrara” önem ve-

riyor. Ve TC’nin hangi gerekçeyle olursa olsun bölgeye müdahalesini istemiyor. Dikkat edilirse flu an, ABD emperyalistleri için Irak’ta en güvenilir yer Irak Kürdistan’›. Burada kendilerine yönelik herhangi bir sald›r› yaflanmad›. Buda ABD’li emperyalistler için Irak özgülünde bu bölgenin ve iflbirli¤i içerisinde bulunduklar› Kürt gruplar›n ne kadar önemli oldu¤unu gösteriyor. Bugün gelinen aflamada bu gerçeklikler nedeniyle, TC’nin 3 bin 800 askerinin halen Irak Kürdistan›’nda bulunmas›, Türkmenleri e¤itmesi, korumas› ve bölgede bir kart olarak kullanmaya çal›flmas› ve en önemlisi de PKK/KADEK konusunda efendisinin çözümüyle kendisinin çözümü aras›nda bir fark olmas›, TC ile efendisi ABD emperyalizmini karfl› karfl›ya getiren olgular olarak göze çarpmaktad›r. Ve hiç kuflkusuz ki TC bu s›k›nt›lar› ABD’li efendisine yaflatmamak zorundad›r. Geriye kalan ise TC’nin “tribünlere oynamas›”d›r. TC tam da bugün bunu yap›yor. Onur, gurur teraneleriyle, stratejik müttefiklik, dostluk, NATO üyeli¤i meseleleriyle “bu da bize yap›l›r m›yd›” diyor. Türk burjuva feodal medyas›nca bir onur/gurur sorunu olarak gösterilen ve üzerinde f›rt›nalar kopart›lan bu gözalt› olay›, bir kez daha Türk hakim s›n›flar›n›n onursuzlu¤unu gözler önüne sermifltir. Bu gözalt› meselesi üzerinden onur yaygaras› yapanlar, Türk Özel Timlerinin baflka bir ülkenin topraklar›nda ne arad›¤›n› da aç›klamak zorundad›rlar. Hem bir ülkenin, üstelikte iflgal alt›nda bir ülkenin içinde bulundu¤u durumdan, çeflitli bahaneler ileriye sürerek yararlanmaya çal›flacaks›n, hem de bu faydac›l›¤›na, provokasyonlar›na birileri çomak sokunca ikiyüzlüce onurdan bahsedeceksin. Türk hakim s›n›flar›n›n onurdan ve gururdan anlad›klar› fley kendi s›n›f ç›karlar› do¤rultusunda davranmakt›r. Bu anlam›yla Türk hakim s›n›flar›n›n onur diye bahsini ettikleri olgu, s›n›f ç›karlar›n›n yerine getirilip getirilmemesidir. Onlar›n onurdan anlad›klar›, bizler için onursuzluktur. TC askerinin kafas›na çuval geçirilip, ellerinin kelepçelenmesi ve dayak at›lmas›n› gurur meselesi yapanlar, Türkiye’nin her hangi bir köflesinde insanlar›n en demokratik haklar›n› kullan›rken bile karga tulumba gözalt›na al›nmas›n›, coplanarak dövülmesini de aç›klamak zorundad›rlar. Bu ülkenin nezarethanelerinde, hapishanelerinde, sokaklar›nda katledilen insanlar varken, bunu onur ve gurur meselesi yapmayanlar,

13 “Türkiye’nin bafl›na çuval geçirilmifltir” demeyip tam aksine, daha fazla kan, katliam ve gözyafl› diyenler; ikiyüzlü ve sahtekard›rlar. Alçak ve namussuzdurlar. Üstüne üstlük “ne notas› müzik notas› m›” diyecek kadar da (T. Erdo¤an) piflkindirler. Onlar›n onurlar› emperyalizme daha fazla ba¤›ml›l›kla ölçülmektedir. Ülkemizin her yan› emperyalizmin üsleriyle dolmuflken, IMF heyetleri Ankara’dan ayr›lmazken, daha fazla yabanc› sermaye diye diye ülkenin yer alt› ve yer üstü kaynaklar›n› emperyalizme peflkefl çekilip, “Küçük Amerika olaca¤›z” naralar› at›l›rken, küreselleflme, globalizm söylemleri eflli¤inde emperyalizme daha fazla ba¤›ml›l›¤› savunup, AB üyeli¤i diye diye demokrasi pazarlarken, ABD askerleri geliyor diye genelevleri boyatt›r›rken, hiçbir s›k›nt› duymayan ve flimdi efendisi taraf›ndan derdest edilince onurdan bahsedenler; bu ülkenin gerçek sahipleri ve onurlu, namuslu insanlar›na en olmad›k fleyleri reva görmektedirler. Hiç kuflkusuz ki bu onlar›n onursuzlu¤udur. Bugün onurlu olmak; bu sat›lm›fllar›n, emperyalizmin ufla¤› Komprador Burjuvazi ve Büyük Toprak A¤alar›’n›n düzenine isyan etmektir! Onursuz olan ve emperyalizm karfl›s›nda diz çöken, yaltaklanan bunlard›r. Bunlara yönelik gelifltirilecek her hareket onurlu bir davran›fl olarak tarih sahnesinde yerini alacakt›r. Ve hiç kuflkusuz ki Türk Kürt ve çeflitli milliyetlerden emekçi halk›m›z bu afla¤›l›k sat›lm›fllar›n, para babalar›n›n kendi s›n›f ç›karlar› do¤rultusunda yapt›klar› gerçek onursuzluklar›n hesab›n› tutmaktad›r. Bugün onurlu olmak; Türkiye’nin da¤lar›nda ve flehirlerinde; iflçi s›n›f› ve emekçi halk›n onurunun bir yans›mas› olarak silah çatan bu ülkenin yi¤it o¤ullar› ve k›zlar› gibi emperyalizme ve onlar›n uflaklar›na karfl› savaflmaktad›r. Bugün en onurlu durufl nerede olursak olal›m, emperyalizme ve onun ufla¤› komprador patron a¤a devletine karfl› örgütlenmektir. Bugün en onurlu görev; demokratik halk devrimi mücadelesini her türlü reformizme teslimiyetçili¤e, düzen içili¤e karfl› yükseltmek, halk›n isyan etmek hakk›n› prati¤e dökmektir. fian ve fleref olsun emperyalizm ve onun ufla¤› komprador patron a¤a devleti karfl›s›nda bu ülkenin her kar›fl topra¤›nda onurlu bir durufl sergileyerek, flehit düflen, direnen ve halen tüm zorluklara karfl› savaflanlara!


31

13 Bafltaraf› Sayfa 32”de Bu gündemdeki konular tart›fl›l›rken ortaya ç›kan önemli sonuçlardan biri genel olarak bileflenin ekonomik yap› tahlili yap›lmas› noktas›nda teorik olarak yetersiz olufluydu. Biraz daha yeni olan yoldafllar daha deneyimli olan yoldafllar›ndan yöntem ediniyordu. En az›ndan bundan böyle kitleyi tan›maya yönelik çal›flmalarda nas›l davranacaklar› noktas›nda bir fleyler daha net beliriyordu düflüncelerinde. Kimi kitleye gitti¤inde neler soraca¤›n› düflünürken, kimi ne okuyabilirim noktas›nda kafa yormaya bafllam›flt› bile… yani anlayaca¤›n›z partizanlar Konferans›n bu ilk gününde birbirlerine ö¤rettiler, ö¤rendiler, ayn› düflünceler etraf›nda kenetlenmek için biraz daha yoldafllaflt›lar. Gündem tart›flma süreci devam ederken yar›m saat gecikmeli olarak bitirildi. &&&&&& 04.03.2003/Sal› Konferans bilefleni biraz daha düflünmüfl ve netleflmifl olarak tam zaman›nda yani saat 14:00’te yine bir aradayd›. Geçen süre boyunca birbiri aralar›nda konuflup, tart›flmaya bile vakit bulunmufl, kitaplardan yararlan›lm›flt›. Görüfller ortaya konup tart›fl›lmaya devam ederken yoldafllar, bir yandan bugüne kadar bölgede sorunlara sloganvari ve dar kal›pç› yaklaflt›¤›m›z› düflünüyor, asl›nda somuta inmek gerekir, kitlelere gitmek gerekir deyip bunlar›n ne kadar az yap›ld›¤›n› görüyordu. fiimdiye kadar yap›lan yanl›fllar› araflt›rma içinde derinlefltikçe daha aç›k görüyor ve bu anlam›yla Partinin yeni süreçteki ad›m›n›n yans›mas› olarak ABK’n› olumluyorlard›. Tart›flma süreçlerinde baz› deneyimli yoldafllar söz al›p k›rkbefl dakika bir saat konuflabilirken daha deneyimsiz, yeni olanlar, geliflme aflamas›nda olanlar ise k›saca görüfllerini ifade edip daha çok dinliyorlard› (bu gündemde, konuflma için zaman s›n›r› yok). Tart›flmalar baz› yanlardan doygunlu¤a ulaflm›fl ancak baz› yanlar› incelemeye-araflt›r›lmaya ihtiyaç duyuldu¤undan b›rak›lmak zorunda kal›nm›flt›. Fakat, genel olarak ortaya ç›kan sonuçlar önemli ve hem fikir olunan fleylerdi. Partimizin flimdiye kadar yapm›fl oldu¤u tespitlerin veya baz› görüfllerin ortaya ç›kmas› gibi bir gerçe¤i herkes görüyor ve ifade ediyordu. Bunlara k›saca de¤inecek olursak; bölgemizde, toprak sorunundan çok tar›m sorunu var. Bölgede sürekli emek var ve bu yayg›nd›r. Bölgede pazara ba¤l› olmayan yer yoktur, köyden flehre göçte art›fl vard›r vb. tespitler yap›l›yordu. Bunlar d›fl›nda incelenmesi ve araflt›r›lmas› gereken baz› noktalarla ilgili tam ve net fleyler söylenmedi¤i için bu konular›n önümüzdeki süreç için nas›l ve hangi yöntemle araflt›r›laca¤› üzerine getirilen görüfllerde ortaklafl›ld›. Ayr›ca genel olarak örgütlenmede öncelik verilecek yerler kafalarda biraz daha yerli yerine oturuyordu. Sol, sloganvari ayaklar› havada söylemler yerine bu tür derin incelemelerle yerli yerinde, sakin, sab›rl›, kararl› mücadele kendi vazgeçilmezli¤ini ortaya koyuyordu. &&&&&& 05.03.2003/Çarflamba Zorunlu ihtiyaçlardan dolay› konferans çal›flmas›na bir gün ara verildi. Bir günlük süre esas olarak konferans çal›flmalar› temelinde ve bireysel çal›flmalarla de¤erlendirilmeye çal›fl›ld›. &&&&&& 06.03.2003/Perflembe Zaman›nda yetifltirebilmek için nöbetçi-

ler h›zl› h›zl› çal›fl›yor, gece yak›lmak üzere yak›lacak odunlar 13:00-14:00 aras›nda haz›rlan›yordu. Bu haz›rl›k ifli her gün için örgütlenmifl üç-dört kiflilik günlük iafle nöbetçileri taraf›ndan yap›l›yordu. Saat 14:00’e kadar bu ifl bitirilmezse yemek ve dinlenme aras›nda yap›lmak üzere b›rak›l›yordu. Konferansta bugün tart›fl›lacak yeni konu kitlelerin politik durumuydu. Politik durum neden tespit edilir? Kitlelerin ruh hallerini, yaflay›fllar›n› psikolojilerini tespit etmek ve buna uygun örgütlenmeler yapmak için. ‹lk önce bu durumun kafalarda net olmas› gerekiyordu. Bu nedenle özellikle deneyimli yoldafllar buna de¤ini yapmaya çal›flt›lar. Taslak okunduktan sonra gerek çal›flma grubunun verileri do¤rultusunda, gerek kitle faaliyetinden edinilen izlenimler do¤rultusunda de¤erlendirmeler yap›larak tek tek görüfller ortaya konmaya çal›fl›ld›. Bu çal›flmada haz›rlanan yaz›n›n birçok yandan eksik oldu¤una, çal›flman›n yüzeysel olarak ele al›nd›¤›na vurgu yap›larak yoldafllar elefltirildi. Elimizdeki kaynak yetersizli¤i nedeniyle zaten kimi çal›flmalar eksik haz›rlanabiliyor; ancak yine de olanaklar›m›z dahilinde daha kapsaml› içerikli bir çal›flma haz›rlanabilirdi. Bu nitelikte olan çal›flmalar konferans›n çal›flma sürecini uzatacak ve ifli biraz daha zorlaflt›racakt›. Bu tip durumlara çok daha fazla dikkat edilmeliydi. &&&&&& 07.03.2003/Cuma Hastal›¤› biraz daha düzelmiflti bugün. Ciddi anlamda nefes darl›¤› ve bundan dolay› konuflma zorlu¤u mevcut olan yoldafl biraz daha iyi olmas›na ra¤men bir hayli zorlanarak bafllad› sözlerine. Bir iki gün öncesine kadar konuflmayaca¤›ndan dolay› duydu¤u rahats›zl›ktan dem vururken hafif bir düzelmeyle konuflmalar› yeniden coflkulanm›fl, detaylanm›fl ve bu sayede ortam biraz daha canlanm›flt›. Kavray›fl›n›n zenginli¤inden ve bilgilerinin derinli¤inden dolay› kar›fl›klaflan ya da anlamland›r›lmada s›k›nt› yaflanan durumlarda konuflmalar›yla kafalar› aç›yor, kiflileri yeni ya da farkl› düflüncelere sevk edebiliyordu. Bu ve daha bir dizi yönüyle gerilla birli¤inin do¤al sayg›nl›¤›n› kazanm›fl mücadele içinde oldukça deneyimli bir yoldaflt›. Her zamanki adapte olmufl, yo¤unlaflmas›yla girdi söze. “Yoldafllar, politik durum neden tespit edilir? ‹nsanlar ne düflünüyor, ruh halleri ne, nas›l yafl›yorlar, psikolojileri ne? Biz bunlar› ö¤renmek zorunday›z. Bunu ö¤renip örgütsel düzenlemeleri buna göre yapmal›y›z. Bizim subjektif kald›¤›m›z yerlerden biri buras›d›r. Bunlar› tespit edemedi¤imiz sürece ‘devrim kitlelerin eseridir’ esprisi yap›lam›yor. Kitleye bilinç nas›l tafl›n›r. Öncünün rolü ne… biz belirleme yaparken bunlar›, planlar taktikler yapmak için yapar›z…” Uzun konuflma (en az yar›m saat süren) sona erdikten sonra bileflen konu ile ilgili görüfllerini bildirmeye devam etti. Genel olarak birçok noktada ortaklafl›ld›. Karfl›t düflünceler oldu¤u zaman bile genel olarak k›sa tart›flmalar sonucu olgu a盤a ç›k›yordu. Çünkü bölgede politik durumun ne oldu¤unu on iki y›ll›k bir çal›flmayla (tüm eksikliklerine ra¤men) aç›kça ortaya koyabilen yoldafllar vard›. Çünkü örnekler yaflam›n içinden edinilmifl, kitlenin içinden ç›kan örneklerdi. Tart›flmalar gecikmeli olarak 21:30’da bitirildi. &&&&&& 08.03.2003/Cumartesi Dünya Emekçi Kad›nlar Günü Konferansa bugün için düzenlenen etkin-

lik nedeniyle ara verildi. ‹kisi kad›n olan üçlü bir komite oluflturularak kad›n sorunu seminer fleklinde gerilla bileflenine sunuldu. Kad›n sorunu öylesine genifl bir sorun ki önceki y›llarda çok daha uzun tart›fl›l›rken bu y›l konferans›n varl›¤› nedeniyle sadece bir gün bunun için ayr›lm›flt›. Sorun kad›n savaflç›lar aç›s›ndan gerillada nas›l yaflan›yor, nelere engel, hangi ele al›fllar›m›z de¤ifltirilmeli, kad›nlar nas›l gelifltirilmeli vs. vs. sorunlar›na yan›tlar aranarak aç›lmaya çal›fl›ld›. Zaman k›s›tl›l›¤› nedeniyle kad›n sorununun esasta nerelerden kaynakland›¤›, geçmifl toplumlarda nas›l yafland›¤›, günümüzdeki durumu özlüce anlat›lmaya çal›fl›ld›. Aralarda Naz›m’›n 1940’larda yazm›fl oldu¤u fliirlerinden okundu, duygular biraz daha kabard›. TANYA Moskova’dand› Genç komünistti, partizand› Sevdi, anlad›, inand› Ve geçti harekete ‹pin ucunda ince uzun boynundan sallanan çocuk bütün azametiyle insand› … ve art›k durup dinlenmeden kendi sesi geliyor akl›na düflman›n karfl›s›nda dimdik duran hay›r diyen söylemem diyen ve düflmana hiçbir fleyi do¤ru söylememek için kendi ad›n› bile gizleyen Zoe’ydi ad› ‹smim TANYA dedi onlara … Bu fliir tüm herkesi pür dikkat kesmifl, bak›fllar sabitleflmifl ve kinleri biraz daha bileylenmiflti. &&&&&& 09.03.2003/Pazar Saat 14:00’ten sonra güvenlik ifllerinden sorumlu olan yoldafllar, say›ca daha az olduklar›ndan bar›na¤›n küçük odas›na gidiyorlard›. Yani esasta kullan›lan bölümü Konferans için ayr›lm›flt›. Zaten oda da gerilla bilefleni d›fl›nda yap›lmas› gereken toplant›, kiflisel konuflma, komite toplant›lar› vs. için yap›lm›flt›. Konferans saatinde odaya geçen birlik içinde, yeni Konferansa kat›lamayan yoldafllardan baz›lar›nda hissettirmemeye çal›flsalar da k›rg›nl›k, biraz tepkisellik vard›. Konferans tart›flmalar›na ileri sempatizanlar da al›nm›flt›. Bu flekilde konumland›r›lmam›fl yoldafllar konferansa al›nm›yor ve bunlar esas olarak güvenlik iflleriyle u¤rafl›yorlard›. Taslaklar›n haz›rlanmas›nda herkes gibi yo¤un emek harcam›fllard›, ancak tart›flma süreçlerine kat›lamamak, morallerini bozuyordu. Bu durum baz›lar›n›n davran›fllar›na daha aç›k bir flekilde yans›yordu. Kat›l›mc›l›k insanlarda sahiplenifli art›ran önemli bir etmendir ve onlar da sahiplendikleri fleye -u¤runa yaflamlar›n› koyduklar› fleydir- bu yönüyle de kat›lmak istiyorlard›. Onlar›n bu davran›fl› do¤al ve böyle olmakla birlikte kavray›fltaki gerilikten de kaynakl›yd›. Çünkü sorun; nerede oldu¤umuz de¤il, bulundu¤umuz yerde Partiye nas›l katt›¤›m›z, o yerde nas›l durdu¤umuzdad›r. 14:00’e kadar ifllerini bitirir bitirmez Konferans saati boyunca kullanacaklar› malzemeleri al›p küçük odaya gittiler. Bugünkü konumuz bölgede sosyolojik durumdu. Ancak ilk önce bölgede politik durumun doygunlu¤a ulaflm›fl tart›flmalar›ndan ç›kar›lan sonuçlar, yönetici yoldafl taraf›ndan ortaya kondu. Tart›flma sonuçlar›, taslaktaki yetersizlikler, araflt›r›lmas› gereken

18-31 Temmuz 2003 yerler vb. hep birlikte konarak çal›flma grubunun ileriki süreçte bunlar› tamamlamas› sa¤land›. Çünkü flimdiki durumda veri toplamak için kaynaklar oldukça s›n›rl›yd›. Sosyolojik durumu birçok alt bafll›k alt›nda incelemiflti görevli yoldafl. Az›nl›klar, kad›nlar, gençler fleklinde. Bölgede az›nl›klar konuflulurken “Ben Çerkezlerle ilgili bir fley anlatabilirim” deyip pat diye girdi söze, tüm birli¤in sevgisini kazanm›fl sempatik yoldafl›m›z. Divan üyesinden “sonra yoldafl” cevab›n› al›nca sustu. Tart›flmalar sürerken aradaki duraksamalarda “Ya flu Çerkezleri bir anlatsayd›m” diyordu. Bunu yaparken sayg›l› ve gerillay› neflelendiren bir tarz kullan›yordu. Parti içinde uzun y›llar yer alm›fl deneyimli, bilgili, birikimli ve yetkin bir yoldaflt›. Henüz alanda dört ayl›k olmas›na ra¤men hemen herkesin sevgisini kazanabilmiflti. En gerisinden en ilerisine her gerillayla paylaflabilecek bir nitelikte alçakgönüllü, ufku genifl bir kiflilik. Do¤rularda ›srarl› olmas›, ancak bu ›srar›nda bile bilimsel olan karfl›t görüflü anlamaya çal›flmas›, sayg›s› ile yak›nl›k kazan›yordu. En önemli belirgin özellikleri bilimsel ve ö¤retici olmas›yd›. Her ne kadar gerilla ortam›na uymayan davran›fllar›, askeri kurallarla uyuflmayan baz› al›flkanl›klar› olsa da bu yanl›fllar›na yaklafl›m› genel olarak olumluydu. Ancak da¤›n›kl›¤›, çal›flma tarz›ndaki da¤›n›kl›k çok aç›k sergilendi¤inden ço¤u zaman esprilere konu oluyordu. Kimi vakit çakma¤›n›, bazen defterini, silgisini hatta parkas›n› bile kaybetti¤i oluyordu. Yönetici yoldafl›n 10 dakika ara verdi¤ini söyledi¤ini duydu¤u an “Ya ben flu Çerkezleri bir anlatsayd›m” dedi. Herkes güldü, gülüflmeler eflli¤inde yönetici yoldafl kabul etti. Verilecek ara da rafa kalkt›, bizimki bafllad› anlatmaya; “fiimdi bu Çerkezlerin Tiley denen bir gelenekleri var, ben onu anlatacakt›m. Çerkezler özgürlü¤üne düflkün bir halk olarak bilinirler, bu nedenle tarihte pek çok defa Rus Çarl›¤› taraf›ndan kölelefltirilme, esaret alt›na al›nma sald›r›lar›na maruz kalm›fllard›r. Tiley de Çerkezlerin özgürlükleri u¤runa direnifl ve mücadeleleri içinde do¤an bir gelenektir. Çerkez ordular›n›n bozguna u¤rat›ld›¤›, hiçbir savafl ayg›tlar›n›n kalmad›¤› anda ortaya ç›kar. Çerkez geleneklerine göre Tiley olmaya karar veren genç, bunu aile meclisine sunar. Kad›n ya da erkek olmas› durumu de¤ifltirmez, yani Tiley genç bir erkek ya da genç bir kad›n da olabilir. Aile meclisi durumu de¤erlendirir ve ekseriyetle o¤ullar›n›n ya da k›zlar›n›n bu kararlar›ndan ötürü büyük bir k›vanç duyar ve sayg›yla karfl›lar. Bunu içinde bulunduklar› toplulu¤un ileri gelenlerine aç›klarlar. Tiley aday›n›n uygun olup olmad›¤› ileri gelenler taraf›ndan de¤erlendirilir. Bu da Tiley gelene¤inin Çerkezler içerisindeki özel önemini gösterir. Onayland›¤› taktirde bu durum toplulu¤a aç›klan›r. Ve kutlama törenlerine bafllan›r. Tiley tepeden t›rna¤a k›rm›z› giysilere bürünüp beline bir kuflak ba¤lar ve tamam›yla sald›r› silahlar› kuflan›r. Çünkü Tileylik bir feda eylemidir. Savunma silah› Tileylik gelene¤ine ayk›r›d›r. Özgürlük tutkusu Tileyde simgeleflti¤i için, Tileylik karar› bir flenlik havas› içinde kutlan›r ve Tiley flenli¤in bir aflamas›nda son konuflmas›n› yapmak ve Tiley and›n› içmek için ortaya ç›kar. Ve Tiley bir daha geri dönmemek üzere gider.” Sözlerini bitirir bitirmez, herkes bu anlat›m›n etkisiyle verilen arayla birlikte da¤›ld›. O gün sosyolojik durum bitirildi. Herkes çal›flmadan yorgun ç›kmas›na ra¤men yat saatine kadar ifllerine devam etti. Devam edecek


BÜROLAR

YEN‹ DEMOKRAS‹ YOLUNDA

işçi-köylü B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1 Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Beflir KASAP Bask›: Gün Matbaac›l›k Genel Da¤›t›m: YAY-SAT @mail: umutyayimcilik@superonline.com

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: MEfiRUT‹YET MAH. KONUR SOK. NO: 14/24 KIZILAY/ANKARA TEL: (0312) 418 25 26 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84 ➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 558 45 04 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0 537 427 71 48 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54 ➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N CEP: 0 533 768 36 98 ➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Karadeniz Bölgesi Bölge Konferans› gerçeklefltirildi Ön aç›klama: Elimize posta kanal›yla ulaflan bir bildiriye göre; Türkiye Komünist Partisi/Marksist Leninist önderli¤inde gerilla savafl›n› sürdüren, Türkiye ‹flçi Köylü Kurtulufl Ordusu’nun Karadeniz Bölge Komutanl›¤›, Karadeniz Bölgesi Bölge Konferans›’n› gerçeklefltirdi. 2002-2003 Mehmet Demirda¤ Geçici K›fl Üssü sürecinde gerçeklefltirilen Bölge Konferans›, Bölge Komutanl›¤›n›n, bölgede sürdürdü¤ü gerilla savafl›n›n sorunlar›na yan›t olmak ve savafl›n boyutland›r›larak, kitlesel bir karaktere bürünmesini amaçlamaktad›r. Proletarya Partisi’nin 7. Konferans›yla girmifl oldu¤u yönelimin somut olarak bölgede sürdürülen faaliyete indirgenmesini amaçlayan bu bölge Konferans›; 15 May›s’ta Almus Tokat’ta girilen çat›flmada flehit düflen Emel K›l›nç (Süheyla) taraf›ndan günbe gün izlenerek yaz›ya döküldü. Afla¤›daki yaz›y›, hem gerçeklefltirilen Bölge Konferans›’n›n daha iyi anlafl›lmas› hem de yaflam›n› proletaryan›n ve emekçi halk›n kurtuluflu için feda eden, Emel K›l›nç (Süheyla)’›n an›s›na yay›nl›yoruz.

BÖLGE KONFERANSI ‹ZLEN‹MLER‹… Gerilla birli¤i yeni bir çal›flma temposu içine giriyor. Bölgenin genel durumuna iliflkin araflt›rma ve inceleme çal›flmas› yap›lacak. Tüm gerilla bilefleni bu çal›flma içerisine belli boyutlar›yla kat›lacak. Partimizin 7. Konferans›yla girmifl oldu¤u yönelimin gerilla alan›na bir yans›mas›yd› bu çal›flma. Somuta inilecek, bölgedeki tüm sorunlar kitabi bilgilerle de¤il, somut inceleme ve araflt›rmalarla analiz edilecekti. Ve bu analiz ›fl›¤›nda yeni örgütlenme biçimleri yarat›lmas›, yeni politikalar tespit edilmesi hedefleniyordu. Böylece esas olarak flimdiye kadarki çal›flmalardaki sloganvari söylemlerin ötesinde daha gerçekçi, bilimsel ve kararl› ad›mlar at›lacakt›. Konferans gündemleri esas olarak bölge önderli¤i taraf›ndan oluflturulup gerilla bileflenlerinin tamam›na sunuldu, görüfl ve öneriler al›nd›. Belirlenen gündemler etraf›nda yedi tane çal›flma grubu oluflturuldu. Gruplar oluflturulurken çeflitli say›larda, kimin hangi konularda daha kat›c› olaca¤› vs. vs. dikkate al›narak birbirini tamamlayabilecek nitelikte olmas› sa¤land›. Her çal›flma grubuna, yine grubun özelliklerine en uygun konular verildi. Yirmi befl gün süre ile herkes Bölge Konferans›’nda tart›fl›lmak üzere konulara iliflkin detayl› araflt›rma ve incelemeler yapacak, taslak haz›rlayacakt›. Taslaklar konferans›n iflini kolaylaflt›racakt›, yani konferansa kat›lan bileflen taslaklar› tart›flacak, eksiklikleri koyacak ve karar alt›na al›nabilecek konulara iliflkin kararlar al›nacakt›. Konulara iliflkin baz› ayr›nt›lar konuflularak kafalar biraz daha aç›lmaya çal›fl›ld›. Yirmi befl gün süre ile gerilla bilefleni yo-

¤un ve sistemli çal›flma temposuna girdi. Her yerde tart›flmalar yap›l›yor, sorular soruluyor; hemen hemen hiç kimse vakit kaybetmeden okuyor yaz›yordu. Gerilla içinde oldukça canl› bir çal›flma ortam› yakalanm›flt›. Siyasete ilgi artm›fl, bir canl›l›k yakalanm›flt›. Kuflkusuz bu durum Partinin içine girmifl oldu¤u bilimsel yönelimin alandaki yans›mas›yd›. Yeni süreçte Partinin yapm›fl oldu¤u tespitler ve içine girmifl oldu¤u çaba insanlarda bir yandan do¤al olarak heyecan uyand›rsa da di¤er yandan çaban›n içine girmenin kat›c›l›¤›yla coflkuland›r›yordu. Bu coflku ve çabayla her grup (baz›lar› birkaç gün gecikmeyle) konu taslaklar›n› haz›rlay›p sundu. Bölge Konferans› için hemen hemen tüm haz›rl›klar tamamland›. S›rada günlük yaflam›n Konferans için örgütlenmesine gelinmiflti. Güvenlik önemli bir bölümü iflgal etti, ayr›ca uyku, dinlenme, beslenme ve günlük ihtiyaçlar dikkate al›narak yeni bir örgütlenme yap›ld›. Sabah kalk komutundan ö¤leden sonra 14:00’e kadarki zaman, kahvalt›, ö¤le yeme¤i, güvenlik, bireysel çal›flmalar, günlük ihtiyaçlar›n giderilmesi gibi fleylere ayr›ld›. 14:00’te bafllayan Konferans gündemi 16:45’e kadar sürdü. 16:50-18:30 aras› akflam yeme¤i, dinlenme ve bireysel ihtiyaçlara ayr›ld›. 18:30-21:30 aras› ise Konferansa devam ediliyordu. 22:00’deki yat›fl saatinden 14:15’e kadarki süre uykuya ayr›lan vakitti. Bunun d›fl›nda yaflam içindeki di¤er örgütlenmeler Konferansa göre düzenledi. Gerilla bilefleninin esas gündemine böylelikle baflland›. &&&&&& 03.03.2003/Pazartesi Baz› ifllerin tam zaman›nda yap›lamamas›ndan kaynakl› olarak saat 14:00’te toplanmas› gereken gerilla bilefleni, saat 14:30’da topland›. Yönetici yoldafl Konferansa ve planlanan saate iliflkin gerekli aç›klamalar› yapt›ktan sonra, aç›l›fl konuflmas›n› haz›rlayan T‹KKO’nun en genç üyesi gür sesiyle konuflmas›n› yapt›. “…Parti önderli¤inin önümüze koydu¤u görevlerden biri de BK’s›d›r. fiu anda bu görevi baflar›yla yerine getirmek ve genelde partimizde, özelde bölgemizde yaflanan sorunlara çözüm üretmek için burada bulunmaktay›z… Bir maddeyi de¤ifltirmek istiyorsak önce o maddeyi tan›mam›z gerekir. Onlar› anlamak yerine duygu ve istemlerimizden hareketle bilimsel yaklafl›m›n önünü t›kamamal›y›z, Lenin’in söyledi¤i gibi ‘Devrimcilerin en çok yan›ld›klar› nokta kendilerinin savaflmas›yla devrim yapacaklar›n› sanmalar›’d›r. Biz de tarihimizde yer yer objektif olarak bu hatalara düfltük … Bugün bölgemizde yaflad›¤›m›z sorunlar›n hepimiz taraf›ndan ne

oldu¤u bilinmektedir. Bu sorunlar› ayr›nt›l› bir biçimde ortaya koymak ve bu paralelde çözüm sunmak için böylesi bir çal›flmay› yapmakta bulunuyoruz. Bu çal›flma bölgemizdeki somut durumu tahlil etmenin bir ad›m› olacakt›r. Bu ele al›fl ayn› zamanda bilimi ö¤renmenin, somuta uygulaman›n bir arac› olacakt›r. Yeni yönelimimizle beraber ataca¤›m›z ad›mlar› abartmak ya da hiçe saymak do¤ru bir yaklafl›m olmaz. Bu çal›flma sonras›ndaki yönelimimizde, yaflam bulmayan kavray›fl›m›z›n yetersiz geldi¤i durumlar›n ortaya ç›kmas› mümkündür. Bu gerçekli¤imizi göz önünde bulundurarak, yeni ç›kacak sorunlara kendimizi haz›rlamal›y›z… 30 y›ll›k Parti tarihini inceledi¤imizde bir dizi yaratm›fl oldu¤umuz olumlu de¤erle birlikte, politika tespit etme, taktik belirleme noktas›nda dogmatik, basmakal›pç›, somutluktan, bilimsellikten uzak pratik tutumlar sergiledi¤imiz zamanlar da olmufltur. Bu pratik durufllar›n Partiye, s›n›f savafl›m›na bir fley kazand›rmad›¤› aç›kt›r. Bu düflünüfl ve pratik duruflun alt edilmesi konusunda ataca¤›m›z her ad›m, hem bölgemizde hem de Partinin bütününde büyük kazan›mlar›n elde edilmesine hizmet edecektir….” fleklinde de¤iniler yap›lan konuflma bitince ayn› coflkuyla herkes tüm Parti ve devrim flehitleri için bir dakikal›k sayg› durufluna davet edildi. Sayg› duruflu bir yoldafl›n; “Ayd›nlatan, donatan, Kahreden saflardas›n militan Üç büyük dev ateflten ö¤ren Yenilgiden Kitlelerden Düflmandan…” diyen sesiyle daha da coflkuland›. Konferans›n bafllamas› için ilk önce bir divan oluflturuldu. Divan seçiminde gönüllü adaylar olmad›¤›ndan dolay› üçlü kombinasyon fleklinde öneriler getirildi. Önerilerin içinde genellikle bir kad›n yoldafl›n olmas› da önemsenen yanlardan biriydi. Öneriler de¤erlendirilerek içinde bir kad›n yoldafl›n da bulundu¤u bir divan seçildi. BK divan›n›n görevleri merkezi konferanslar›n divan› gibi olmasa da genel baz› düzenlemelerden sorumlu yoldafllardan olufluyordu. Bu üyelerin görevleri tutanak tutmak, bu ifllemi yoldafllar aras›nda düzenlemek (tutanak tutmak dikkatleri biraz da¤›tt›¤›ndan), verilen aralar için zaman›, konuflma sürelerini ayarlamak gibi fleylerden olufluyordu. Divan üyeleri mevcut görevlerin da¤›l›m›n› kendi aralar›nda yapt›lar, ayr›ca süreç içerisinde ç›kacak sorunlardan da esas olarak divan sorumlu olacakt›... Daha sonra bir gözlemci ihtiyac› belirtildi. Bu görevi de bir kad›n yoldafl istedi ve o

görevlendirildi. Gözlemci, konferans boyunca edindi¤i tüm izlenimleri yaz›l› hale getirecekti. Gözlemci, konferans boyunca olan biten her fleyi tüm konulanlar› de¤il (bu zaten tutanak yoluyla yap›l›yor) ortaya ç›kan anlay›fllar›, ç›kan olumlu ve olumsuz yanlar›yla izlenimlerini aktaracakt›. S›rada illegalitenin gereklerinden biri olan numara alma ifline gelindi. Konferansa dair tutulan tutanak, yaz›lar vs. için herkes kendi ad›n› temsil edecek bir rakam al›yordu. Tek tek tüm bileflen kendi istedi¤i say›y› ald›ktan sonra kimin neden hangi numaray› ald›¤›na iliflkin esprilerle ortal›k biraz daha neflelendi. Tüm bu ifllemler yap›l›rken bile hemen herkes k›p›r k›p›rd›. Konferans›n ciddiyeti, ç›kacak kararlar›n önemi ortam› biraz daha heyecanl› hale getiriyordu. Yap›lacak tespitlerin, al›nacak kararlar›n önemi bilefleni daha temkinli hareket etmeye, titiz ve sab›rl› bir çal›flmaya itiyordu. Konferans›n amac› genel belirlemeden çok, somut duruma yönelik somut politikalar üretmekti. Bu çal›flmadan birçok kifli y›llard›r yaflanan kendili¤indencili¤in karfl›s›nda daha kararl› bir flekilde durulaca¤›na inan›yor. ‹fllemler sona erdikten sonra yönetici yoldafl konular›n nas›l ele al›naca¤› noktas›nda baz› aç›klamalar yapt›. Ard›ndan konuya geçildi. ‹lk önce konular için haz›rlanm›fl olan taslaklar okunacak ve bunlara iliflkin görüflleri al›nacak, tart›fl›lmas› gereken noktalar tart›fl›lacak ço¤unlu¤un hemfikir oldu¤u noktalar karar alt›na al›nacakt›. Ancak kararlar burada genel olarak ortaya ç›ksa da esas olarak bölge OPO’su taraf›ndan yeniden ele al›narak resmileflecekti. Yani tüm bileflenin karar al›nmas› noktas›nda oy hakk› yoktu. Bu yönüyle herkes tart›flma süreçlerine kendi görüfllerini katabildi¤i kadar katacak ve ortam› farkl› düflüncelerle zenginlefltirmeye çal›flacakt›. ‹lk konu bölgede ekonomik durumdu. ‹lgili çal›flma grubundan bu konuyu araflt›rmak için görevlendirilmifl yoldafl haz›rlanan tasla¤› (taslaklar konferans öncesinde tüm çal›flma grubunun onay›n› al›yor ya da almasa da tart›fl›l›yor, gerekli görüfller belirtiliyordu) okudu. Taslak befl ilin (Tokat, Amasya, Ordu, Giresun, Sivas) ekonomik durumunu anlatacak flekilde ele al›nm›flt›. Koflullardan dolay› istenen istatistiki veriler yetersiz düzeydeydi. Ancak genel olarak yap›lan araflt›rmadan ço¤unluk ortak bir sonuç ç›karabiliyordu. Taslak okunduktan sonra herkes bölgenin genel ekonomik durumuna iliflkin düflündüklerini söyledi.

Devam› sayfa 31’de