İşçi-Köylü Sayı 3

Page 1

YENİ DEMOKRASİ YOLUNDA

işçi-köylü

www.iscikoylu.org

126345 Say›: 2003-03

3 *Y›l:1 *28 fiubat-13 Mart 2003 *Fiyat›: 500 000 TL ISSN:1303-9350

1 Mart’ta alanlarda buluflal›m Türkiye ABD’nin üssü Oysa yap›lan askeri sevkiyatlar, üslerde yap›lan incelemeler Türkiye için yeni de¤ildir. Daha önceki y›llarda da Türkiye topraklar› s›n›rs›zca ABD emperyalizminin kullan›m›na sunulmufl ve buralardan kalkan uçaklar Ortado¤u halklar›n›n üzerine ölüm kusmufltu.

Emperyalist sald›rganl›¤a karfl› dünya halklar›n›n 15 fiubat’ta gerçeklefltirdikleri yürüyüfllere milyonlarca insan kat›ld›. Birçok ülkede yap›lan eylemlerde ilk kez bu kadar kitlesel kat›l›m gözlenirken dünyan›n her yerinde diller farkl› olsa da öfke ayn›yd›. Sayfa 23

ÇIKTI

Emperyalist sald›rganl›¤a karfl›

Sald›rganl›k art›yor Geliflmelerle birlikte devlet birçok bölgede denetimlerini art›r›rken bir yandan da emperyalist sald›rganl›¤›n protesto edildi¤i eylemleri yasad›fl› göstermeye çal›fl›yor. Dünya ile eflzamanl› yap›lan 15 fiubat protestolar›na yönelik sald›r›lar bunun göstergesidir.

Yan›t› Ankara’da verelim Gaye Y›lmaz

Bu anlamda 1 Mart’ta Ankara’da yap›lacak olan miting iki aç›dan çok önemlidir. Hem devletin sald›r› karfl›t› eylemleri yasad›fl› gösterme çabas›na yan›t olmak hem de tüm yalanlar›na ra¤men ABD sald›rganl›¤›n› protesto etmek için 1 Mart’ta Ankara’da alanlarda olal›m.

ILPS Tür kiye bürosun u açt› Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) Türkiye aya¤›n› güçlendirmek amac›yla bir ad›m daha att›. ILPS 21 fiubat günü ‹stanbul Fatih’te Türkiye Seksiyonu’nun bürosunun aç›l›fl›n› yapt›. Ülkemizde anti-emperyalist ve faflizme karfl› olan herkese birlikte mücalede etme ve yeni bir dünya yaratma ça¤r›s› yap›ld›. Sayfa 10

SÖYLEfi‹

Emperyalist sald›rganl›k “pazarl›¤›nda” gözden kaç›r›lan bir nokta

Nitelikli Sanayi Bölgeleri NSB anlaflmas›n› incelerken bir kilit soruyu daha yöneltmek ve cevaplamak gerekiyor. Anlaflman›n en az›ndan flimdilik yap›ld›¤›/yap›lmas› düflünüldü¤ü ülkeler ‹srail, Ürdün ve Türkiye. ‹srail ekonomik anlamda ABD’den 170 milyar dolara yaklaflan ekonomik ve askeri yard›m alan tek ülke. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda ABD’nin ‹srail ile ayr› bir anlaflma yapmas›na zaten gerek yok. Çünkü zaten ABD’nin kendi eliyle kurdu¤u ‹srail ABD’nin politikalar›n› uygulatmak için her zaman elinin alt›nda olan jokeri durumundad›r. Sayfa 16-17-18

Eylem birliklerinin önemi üzerine Politikalar örgütlenmelerle, eylemlerle somutlafl›r. Belirlenmifl bir politikan›n uygulanmas›na ne kadar genifl bir kesimi kat›yorsak o oranda baflar›l› olunur. Eylem birli¤inin politikalar›n baflar›ya

ulaflmas›nda en önemli taktik ilkelerden oldu¤unu bugün daha fazla önemsemeli ve öne ç›kartmal›y›z. Ama örgüt olmadan örgütte esneklik ve inisiyatif olmadan eylem birliklerinden iyi yararlan›lamaya-

ca¤› unutulmamal›d›r. Bu vurgu eylem birlikleri önünde engel olsun diye de¤il, aksine güçlü eylem birlikleri için as›l olmas› ve a¤›rl›k verilmesi gerekenin kesinlikle unutulmamas› içindir.’’ Sayfa 14-15

Ödünç ifl iliflkisi, iflçi kiralama gibi kurumlar çal›flma yaflam›na girdikten sonra iflçilerin birli¤i, dayan›flmas› giderek zorlaflacak, sendikalar›n durumu da son derece zorlaflacak. Sayfa 21-22

Y‹NE B‹LD‹K SALDIRI “TERÖR UYARISI” ‹çiflleri Bakanl›¤› taraf›ndan yay›nlanan ve bas›nda “‹çifllerinden terör uyar›s›” bafll›¤›yla yer alan genelge, devletin Irak’a sald›r›y› da bahane ederek tüm muhalif kesimlere sald›raca¤›n›n göstergesi. Sayfa 5

TURHAL ÇALIfiANIMIZIN TUTUKLULU⁄U DEVAM ED‹YOR Gazetemizin Turhal ‹rtibat Bürosu 14 Aral›k tarihinde bas›larak çal›flanlar›m›z Derya Gökmen ve Sefagül Kesgin gözalt›na al›nm›fllard›. Sayfa 10

‹flçi-köylü’den

AT PAZARLI⁄I MI KAN PAZARLI⁄I MI? Sayfa 30


28 Şubat-13 Mart 2003

3

2

8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü ‹çin

fienlikte Buluflal›m

8 Mart Emekçi Kad›nlar Günü

Panel: 13:00 Uhr Kat›l›mc›lar -Hülya: Yeni Kad›n -Tülay: Günefl Tiyatrosu

Kültür Program› 15:00 Uhr -Grup Candan -Alev-Mansur ‹kilisi -Grup Hayk›r›fl -Grup fiengüller -Tiyatro Gösterisi -Saz Ekibi -Çocuk Folklor Ekibi -‹nternationale Tanzgruppe

Emperyalist savafllara karfl› yaflas›n

Düzenleyen -Wiesbaden ve Çevresi Türkiyeli ‹flçiler Birli¤i -‹MECE Halk ve Kültür Evi

Destekleyenler -Dostluk ve Dayan›flma Derne¤i -AT‹F HESSEN

-Tahsin ve Özcan -Özgür Kardefller -Yoldafl Grubu -Folklor -Nuran Baci -Halk Tiyatro -Konuflmalar -Mesajlar -fiiirler -Davul-Zurna Tarih: 01-03-03 Cumartesi Saat: 16:00 Yer: Kandlheim Edlbacherstr 1 4020 Linz Umut Kültür Merkezi

Yer: Anny-Lang Haus unter den Eichen, 1 Platterstrasse-Nordfriedhof Wiesbaden Tarih: 09-03-03 Saat: 13:00-22:00 Girifl: 5

ÇIKTI

Avrupa Merkez Büromuzdan temin edebilirsiniz.

Kaypakkaya’ya yine sansür aç›ld›. 1972 y›l›nda Proletarya Partisi’ni kuran ‹brahim Kaypakkaya’n›n düflünceleri devleti hep korkutmufltur. Ve O’nu 18 May›s 1973 y›l›nda iflkencede katletmifltir. Ancak O’nu katletmekle yetinmeyen devlet düflüncelerinin yay›lmas›n›, halk taraf›ndan ö¤renilmesini de sürekli engellemeye çal›flm›flt›r. Öyle ki ‹brahim Kaypakkaya’n›n ad›n›n geçti¤i yay›nlara davalar

işçi-köylü senin sesin!

aç›lm›fl ve de toplat›lm›flt›r. Daha önce yine yay›nevimiz taraf›ndan ç›kar›lan Nihat Behram’›n yazd›¤› “Ser verip s›r vermeyen Komünist önder” ve Ozan Yay›nc›l›k’tan ç›kan Turan Feyizo¤lu’nun yazd›¤› “‹bo” isimli kitap buna bir örnektir. Son örnek ise yay›nevimizin ç›kard›¤› “Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale ‹brahim Kaypakkaya” adl› kitab›m›zd›r.

ABONEL‹K fiARTLARI 6 AYLIK: 10.200.000 1 YILLIK: 20.400.000

OKU-OKUT! ABONE OL! ABONE BUL!

NOT: ‹stedi¤iniz süreye denk gelen oranda paray› hesap numaralar›m›za yat›rarak banka dekontunu yay›nevimize fakslay›n›z ya da postalay›n›z. Abonelik ücretine posta masraflar› dahildir.

ÇIKTI Umut Yay›mc›l›k bürolar›ndan temin edebilirsiniz.

TOPLATILDI

Yay›nevimiz Umut Yay›mc›l›k taraf›ndan ç›kart›lan ve Nihat Behram, Rag›p Zarakolu, Ali Taflyapan, Hasan K›yafet, Temel Demirer, Mihri Belli, Muzaffer Oruço¤lu, fiükran Soner, Oral Çal›fllar ve Nurgüzel Oral’›n ‹brahim Kaypakkaya’y› anlatt›klar› “Saklanmaya Çal›fl›lan Bir Meflale ‹brahim Kaypakkaya” isimli kitap hakk›nda ‹stanbul DGM taraf›ndan dava

Yurtd›fl› Hesap Numaralar› Sema Gül Euro Hesab› Ziraat Bankas› ‹stanbul Aksaray fiubesi: 0 751 00 38 65 97 00 00 009 Emlak-Halk Bankas› Atatürt Bulvar› fiubesi: 00 238 041 Vak›f Bank Valide Sultan fiubesi: 401 20 35


3

3

28 Şubat-13 Mart 2003

Yalan ve manipülasyonun sonu Irak halk›n›n kan›d›r

Kan tüccar› ve ceset avc›lar›n›n iflgalci savafl cephesini çökertelim Irak’tan sonraki hedefin di¤er Ortado¤u ülkeleri oldu¤unu defalarca aç›klayan ABD emperyalizmi Türkiye’yi büyük bir askeri üsse çevirmek istemektedir. Bu aç›dan Türkiye halk›n› çok daha karanl›k günler beklemektedir.

Yaflar Yak›fl ve Ali Babacan’›n, Washington’daki görüflmeleri s›ras›nda yap›lan anlaflmalar uyar›nca, Irak’a gönderilecek Türkiye askerleri ABD’nin komutas›nda hareket edecek. 31 Ocak’ta yap›lan MGK toplant›s›ndan Türkiye’nin askeri üslerinin, limanlar› ve ordusunun ABD emperyalizminin Irak’a sald›r›s›nda kullan›lmas› karar› ç›km›flt›. Bu kararlar›n ard›ndan hemen kollar›n› s›vayan AKP hükümeti, 6 fiubat’a meclisten askeri üs ve limanlar›n sald›r›ya uygun hale getirilmesi için ABD’li uzmanlara yetki ç›kartt›. ABD askerlerinin Irak sald›r›s›nda Türkiye topraklar›n› kullanmas› ve Türkiye askerlerinin Irak’a girmesini içeren ikinci tezkerenin de 18 fiubat’ta mecliste görüflülmesi planlan›yordu. Ancak AKP hükümeti tezkereyi bu tarihte meclis gündemine getirmedi. Türk egemen s›n›flar›n›n tezkereyi meclise sunmayarak, kamuoyunda oluflan tepkileri malipülasyon kampanyas›yla k›sa süreli de olsa dindirmek istemektedir. Kamuoyuna ABD emperyalizmi için Türkiye’nin kolay lokma olmad›¤›, “ba¤›ms›z” bir devlet oldu¤u ve bu yüzden “ABD Türkiye topraklar›n› kullanmak istiyorsa karfl›l›¤›n› (ücretini) vermesi gerekti¤i” imaj› çizilmeye çal›fl›l›yor olsa da iflin asl› böyle de¤ildir. Evet ABD Türk egemen s›n›flar›na Türk ordusunun fiyat›n› aç›klam›fl ve bu paray› vermeye söz vermifltir. Ancak Türk egemen s›n›flar› Irak halk›n›n kan› ak›t›larak gelecek bu paray› garanti alt›na almak istiyor. Çünkü ABD sürekli verdi¤i sözleri tutmamaktad›r. Bunu Körfez sald›r›s›nda da gördük. Yap›lan birkaç milyar dolarl›k pazarl›k ise kamuoyunu aldatmaya yöneliktir. Washington’da efendisinden emirler ald›ktan sonra dönüflte bu konuda aç›klama yapan Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakan› Ali Babacan, paketin yap›s›nda anlaflt›klar›n›, miktar›n ise birkaç güne kadar

netleflece¤ine dikkat çekerek “önemli olan görüflmelerin yaz›l› hale getirilmesi, sözlü beyan olarak kalmamal›” dedi. ‹kinci tezkerenin 18 fiubat’ta meclis gündemine gelmemesinin önündeki as›l engellerin bafl›nda ise burjuva bas›nda çok az yer bulan; hükümetin milletvekillerini ikna edememesidir. 16 fiubat’ta Babacan’la birlikte Türkiye’ye dönüflünde Esenbo¤a Havaalan›’nda aç›klama yapan D›fliflleri Bakan› Yaflar Yak›fl’›n tezkereyi “TBMM’ye getirme konusunda s›k›nt›m›z yok, bu kadar k›sa süre içerisinde Meclis’ten geçirme konusunda s›k›nt› yaflayaca¤›z” fleklinde aç›klamas› as›l sorunu ortaya koyuyor. Burada ortaya ç›kan durum ise aylard›r ikiyüzlü bir flekilde, “bar›fl için her yolu deniyoruz”, “Türkiye Irak’ta savafla girmeyecek” aç›klamalar› yapan AKP hükümeti ABD ile anlafl›rsa ve milyar dolarlar Türkiye’ye gelirse “mehmetçik” seve seve Irak halk›n›n kan›n› dökmek için görevlendirilecek. Türkiye topraklar› ABD emperyalizminin vurucu üssü haline gelecek. Tüm bu yalan ve manipülasyon sonunda AKP hükümeti yapt›¤› Bakanlar Kurulu toplant›s›yla, ABD askerinin Irak sald›r›s›nda Türkiye topraklar›n› kullanmas› ve Türkiye askerinin Irak’a sald›r›s›n› içeren tezkereyi meclise gönderme karar› ald›. ‹kiyüzlülü¤ün bu kadar›na pes dedirten AKP hükümeti için Irak halk›n›n müslüman olup-olmamas›, ABD’nin hakl› olup-olmamas›, Türkiye halklar›n›n savafl isteyip-istememeleri hiç önemli de¤ildir. Önemli olan kendisinin 3 Kas›m’da iktidara tafl›nmas›nda büyük yard›mlar› olan ABD emperyalizminin ç›karlar›d›r.

SALDIRI HAZIRLIKLARI B‹TME NOKTASINDA Irak’a sald›r› için meclisten onay ç›kmamas›na ra¤men Türk hakim s›n›flar› ile ABD aras›nda, Irak’a sald›r› konusunda anlaflmalar›n aylar öncesinden yap›ld›¤› biliniyor. Son MGK toplant›s›ndan da Irak’a yönelik sald›r›da Türkiye’nin, ABD’nin yan›nda yer alaca¤› aç›klanm›flt›. AKP hükümeti oynad›¤› ikiyüzlü oyununa devam ededursun Türkiye’den Kuzey Irak’a girecek askerlerin say›s› dahi belirlenmifl durumda. NTV muhabirinin haberine göre; Irak’a, Türkiye üzerinden

50-55 bin ABD askeri sald›racak. Bunlara efllik edecek Türkiye askerinin say›s›n›n da, 40 bin ile 55 bin aras›nda olmas› bekleniyor. Ayn› kaynaklara göre, D›fliflleri Bakan› Yaflar Yak›fl ve Devlet Bakan› Ali Babacan’›n, Washington’daki görüflmeleri s›ras›nda yap›lan anlaflmalar uyar›nca, Irak’a gönderilecek Türkiye askerleri ABD’nin komutas›nda hareket edecek. Bunun d›fl›nda Türkiye Kürdistan›’na binlerce ABD askeri yerleflmifl durumda. ‹skenderun Liman›’na ABD gemileri askeri teçhizatlar›n› boflaltmaya bafllad›. Burjuva bas›nda da görüntülenen limanla ilgili yaz›l› aç›klama yapan Genelkurmay Baflkan›, “baz› bas›n yay›n organlar›nda yer ald›¤› fleklinde, Meclis karar› olmadan, yabanc› ülke muharip unsurlar›n, yani; birlik, tank, top ve savafl uçaklar›n›n, Türk topraklar›na kabulü söz konusu de¤ildir” dese de askeri y›¤›nak herkesin gözleri önünde yap›lmaktad›r. Bu da bize Türk hakim s›n›flar›n›n halk›n gözünün içine baka baka nas›l yalan söyledi¤ini aç›k flekilde göstermektedir. TÜRK‹YE YILLARDIR ABD’N‹N ÜSSÜ Yap›lan tüm tart›flmalarda sanki Türkiye’de hiç ABD üssü yokmufl gibi bir izlenim ç›kar›lmaktad›r. Ancak ülkede ABD’nin baflta ‹ncirlik

olmak üzere birçok askeri üssü bulunmaktad›r. ‹ncirlik’ten kalkan ABD savafl uçaklar› sürekli olarak Kuzey Irak’a bomba ya¤d›rmaktad›r. Amerikan PBS Televizyonu’nda bir programa kat›lan ve 18 fiubat’ta meclis gündemine getirilmeyen tezkere ile ilgili aç›klama yapan Donald Rumsfeld, “Sorun, bizim Türk hava sahas›n› veya Türkiye topraklar›ndaki askeri üsleri kullanmam›zla ilgili de¤il. Zaten Afganistan’daki kal›c› özgürlük operasyonu çercevesinde bu üsleri kullan›yoruz” dedi. Yani var olan üsler zaten kullan›lmaktad›r. Ve bu üsler meclisten tezkere geçmese bile kullan›lmaya devam edilecektir. Ancak ABD’nin yeni konsepti için bu üsler yetmemektedir. Irak’tan sonraki hedefin di¤er Ortado¤u ülkeleri oldu¤unu defalarca aç›klayan ABD emperyalizmi Türkiye’yi büyük bir askeri üsse çevirmek istemektedir. Bu aç›dan Türkiye halk›n› çok daha karanl›k günler beklemektedir. 15 fiubat günü tüm dünyada yap›lan savafl karfl›t› eylemler sonras›nda baflta ABD’nin en yak›n müttefiki olan ‹ngiltere olmak üzere baz› ülkelerin geri ad›m atmas› dikkate al›nmal›d›r. Bu da bize dünya halklar›n›n bu haks›z savafl› durdurabilece¤ini göstermifltir. fiimdi alanlar› doldurarak bu haks›z savafl› durdurma zaman›d›r.

Cumhuriyet Gazetesi 25 fiubat 2003

Kamuoyuna “pazarl›k yap›l›yor” ad› alt›nda çad›r tiyatrosu sergileniyor. Uflakla efendinin pazarl›¤› olmaz ancak bu flekilde emir-f›rça diyalogu olur”


28 Şubat-13 Mart 2003

S›n›fsal Bak›fl DÜNYA HALKLARI AYNI D‹L‹ KONUfiMAYI Ö⁄REN‹YOR! 15 fiUBAT: SINIF SAVAfiINDA S‹NERJ‹ (GÖREVDEfiL‹K) A¤›rl›¤›n› burjuva stratejistlerinin çekti¤i çok say›da siyaset uzman›n›n 11 Eylül’e iliflkin yapt›klar› tespitler, tarihsel bir dönemece iflaret ederken, 21. yüzy›l›n yeni bafllad›¤›ndan bahsediliyor, hiçbir fleyin eskisi gibi olmayaca¤›na vurgu yap›l›yordu. Eylemlerin çap› ve Amerikan topraklar›nda gerçeklefltirilmifl olmas›n›n flokuyla, ABD’nin yaral› bir vahfli hayvan refleksiyle hareket edece¤i öngörülmekte, emperyal emelleri do¤rultusundaki yürüyüflünü kofluya çevirece¤inden söz edilmekteydi. ABD emperyalizmine karfl› kompleksif ve/veya ba¤›ml› duruflun ifadesi olarak gündeme getirilen bu görüfller, sürek av›na çanak tutar bir içerikte sunulmakta, anti-terör savafl ilan› meflru k›l›nmaktayd›. 11 Eylül’ün, ABD’nin “imparatorluk” sevdas›yla gerek dünya halklar›na gerekse de di¤er emperyalistlere meydan okuma sürecindeki ilerleyiflini h›zland›rmas›nda ve müdahale/sald›r›/savafl eksenli prati¤ini süreklilefltirmesinde önemli bir bahane oluflturaca¤› gerçe¤inin ötesine geçen ve bizzat ABD taraf›ndan pompalanan bu ideolojik-siyasal kampanyaya güçlü bir karfl›l›k, daha 1.5 y›l dolmadan 15 fiubat 2003’de verilmifl bulunuyor. 11 Eylül’ün ard›ndan solu¤u Afganistan’da alan, bütün dünyada müttefikleri, uflaklar› ve iflbirlikçileri ile birlikte terör estiren ABD emperyalizmine yan›t, henüz ikinci büyük/kapsaml› sald›r›s›n› gerçeklefltiremeden dünya halklar›ndan geldi. Afganistan’› yak›p, y›k›p bölgeye yerlefltikten sonra sahneyi fiaron’a b›rakarak Filistin’de nafile flekilde intifaday› bast›rma katliam› gerçeklefltirten ABD, bu kez vizyona 2002’nin Haziran’›nda Saddam’l› Irak’› soktu. Çok önceden haz›rlanan plan, BM denetçileri/ajanlar› sürecinin yeniden iflletilmesi manevras›yla bafllat›ld›. Bu ifl-

3

4

gal ve katliam plan›na karfl› önceleri parça parça gelifltirilen protesto eylemleri, ABD’nin ad›m ad›m askeri kuflatmay› art›rmas› ve takvimi iflletmesine paralel süreklilik arz etmeye ve kitlesellik kazanmaya bafllad›. Nihayet denetçilerin 2. raporu sunmas›n›n ertesi günü için yap›lan koordinasyon; bütün dost ve düflman güçleri flafl›rtan bir biçimde, dünyan›n hemen her köflesinde (100’ün üstünde ülke, 600’den fazla kentte) soka¤a dökülen milyonlarca (15 milyonu aflk›n) kifliyi 15 fiubat’ta bir araya getirdi. Dünyan›n çeflitli milliyetlerden halklar›, yürüyüfller, mitingler, konserler ve çeflitli gösterilerle sokaklara, meydanlara indiler. Yeryüzünün as›l sahipleri, yeryüzüne sahip ç›k›yordu. Ezilen, sömürülen y›¤›nlar, eflzamanl› bir biçimde ve görülmemifl bir kitlesellikle, emperyalist terörizme ve sald›rganl›¤a/haydutlu¤a karfl› “tarihi” olarak tan›mlanabilecek bir eylem gerçeklefltirmifllerdir. 15 fiubat, baflta kraldan çok kralc› ‹ngiliz emperyalistleri1 olmak üzere bütün egemenlere so¤uk terler döktürmüfltür. 15 fiubat eylemi, dünya ölçe¤inde s›n›fsal çeliflkilerin keskinleflti¤i bir sürecin ürünüdür. ABD emperyalizminin Irak’a sald›r›s›na karfl› ç›kma temas› alt›nda bütün egemenlere yönelik bir tepkinin d›flavurumudur. Duyarl›l›k, soyut bir ifade olmay›p, harekete geçme iradesi çerçevesinde, biriken bir tepkinin ürünü olarak gösterilmektedir. 15 fiubat, “protesto”nun ötesine geçen bir özellik tafl›makta, direnifl kavram›yla buluflan bir zemine oturmaktad›r. 15 fiubat; çeflitli ülkelerdeki (Nepal, Kolombiya, Peru, Filipinler, Hindistan vd.) silahl› mücadelelerden; Latin Amerika’daki (Brezilya, Arjantin, Bolivya, Ekvator, Paraguay, Venezüella, Meksika vd.) gerek direnifller gerekse de seçimlerle d›fla vuran kitle-

lerin öfkesinden2; iflçi s›n›f›n›n, kamu emekçilerinin, köylülerin ve gençli¤in dünyan›n dört bir yan›nda artarak süren grev, iflgal, boykot, direnifl ve protesto eylemlerinden; Seattle’dan günümüze uzanan ve ileriye do¤ru mesafe alan küreselleflme karfl›t› gösteri ile etkinliklerden3 ve tabi ki Filistin halk›n›n intifadas›ndan ba¤›ms›z de¤ildir. 15 fiubat, bütün bunlarla göbek ba¤› içinde dünyaya gelmifltir. Ezilen, sömürülen milyonlar ayn› dili konuflmay› ö¤renmenin coflkusuyla sokaklara döküldüler. ABD emperyalizminin Irak’a yönelik sald›r›/iflgal/katliam haz›rl›klar›na karfl› ç›k›fl, bunun durdurulabilece¤ine olan inanc› büyütmüfltür4. Düflman›n ortak oldu¤unun anlafl›lmas›, bunun esasen bir bütün olarak emperyalist-kapitalist sistem oldu¤u gerçe¤inin görülmesine giden yolu k›saltacakt›r5. Bu yolun devam›nda insanl›¤›n kurtulufluna giden rotay› yakalamak hiç de zor de¤ildir. “Tarihin sonu”nu getirenler, Marksist-Leninist-Maoist/Komünist ideolojiyi topra¤a gömmeye çal›flanlar, devrimlerin bitti¤i fetvas›n› verenler, emperyalizmin “mutlak zaferi”ni ilan edenler; dünyan›n dört bir yan›ndaki savafl ve direnifllerin, protesto ve eylemlerin, k›sacas› s›n›f mücadelesinin her türlü tezahürünün görkemli bir halkas› olarak gerçekleflen 15 fiubat eylemiyle a¤›r bir tokat yemifllerdir. ‹deolojik bombard›manlar›n›n yaratmaya çal›flt›¤› sis ve bulan›kl›¤›n giderilmesinde, teslimiyet ve reformizm mikrobunun k›r›lmas›nda, ihanet ve tasfiyecilik rüzgar›n›n da¤›t›lmas›nda, 15 fiubat’›n kilometre tafl› olabilmesi için bu eylemin kazan›mlar›n› ve yaratt›¤› sinerjiyi iyi de¤erlendirmek zorunday›z. Gözleri bozulanlar, 15 fiubat’›n gözlü¤üyle bakmay› baflarabilirlerse, tünelin ucundaki ›fl›¤› görecekler; afla¤›l›k kompleksiyle k›vrananlar, 15 fiubat’› anlayabilirlerse, kimliklerini hat›rlayacaklar; güce tapman›n kiflilik mutasyonuna u¤rayanlar, 15 fiubat’›n ruhuyla sars›labilecekler; halka, devrime ve komünizme inanc›n› yitirenler, 15 fiubat’› hissederlerse, insanl›¤›n s›n›fs›z topluma yürüyüfl kervan›na kat›labileceklerdir. Kitlelerin

düzene öfkeyi içeren hareketleri her zaman için muhteflemdir, heyecan verici, sars›c› ve tazeleyicidir. Ortaya ç›kan enerjinin gerçekle ve do¤ruyla buluflmas› kolaylaflm›flt›r. Beliren potansiyelin de¤ifltirici ve dönüfltürücü bir mecraya ak›t›lmas›n›n flartlar› olgunlafl›yor demektir. Ortada bir ayd›nlanma, bir bilinçlenmenin nüveleri olufluyor demektir. Ortada bir karfl› koyufl, devinim, bir yönelim var demektir. Ortada bir dayan›flma, bir ruhi flekillenme, bir seferberlik gelifliyor demektir. 15 fiubat, “küresel intifada” fleklinde tan›mlanabilecek bir eylem olmad›¤› gibi, iktidar› hedefleyen bir nitelik de tafl›mamaktad›r. Kald› ki bu eyleme a¤›rl›kl› olarak önderlik edenlerin de zaten böyle bir perspektifleri yoktur. Ancak bütün bunlar ortaya ç›kan nesnel durumun önemini ve de¤erini azaltmamaktad›r. Kitleler güçlerini birlefltirmek suretiyle dosta düflmana önemli mesajlar vermifllerdir. Her fleyden önce “as›l sahip” olgusuna somut bir vurgu yapm›fllar, “güç/gövde gösterisi”nde6 bulunmufllar, kaderlerine hükmedebilecek yegane kuvvet olduklar›n›n alt›n› çizmifller, enternasyonal dayan›flman›n önemi ve rolüne dikkat çekmifllerdir. Direnme ve baflkald›r›dan, isyan ve devrime uzanan bir ufukta, karfl› koyma iradesinin yarat›lmas› basama¤›ndan seslenmifllerdir. Bu seslenifl düflman›m›za oldu¤u kadar bizedir de. Rahats›zl›k; yaln›z emperyalistler, faflistler ve gericiler aç›s›ndan de¤il, önderlik rolümüzü henüz oynayamad›¤›m›zdan ötürü ayn› zamanda bizim için de geçerlidir. Komünistler tarihi rolünü oynamaya ça¤r›l›yor. Bu ertelenemez görev kendini çok yak›c› biçimde dayat›yor. Hele ki bu komünistler, tarihin gördü¤ü en afla¤›l›k uflaklardan7 birinin hüküm sürdü¤ü, halk› “Irak’ta savafla hay›r” potansiyeline sahiplerin en önde gelenlerinden, bunu prati¤e yans›tmada ise en gerilerde kalanlardan birisi olan Türkiye’de mücadele yürütüyorlarsa, bu durum daha çarp›c› ve k›flk›rt›c› bir hal almaktad›r. 1 STRAW Jack, ‹ngiltere D›fliflleri Bakan›, BBC, 17.02.03, “Yürüyüfl çok, çok büyük bir gösteriydi. Muhtemelen Londra’daki yak›n demokrasi tarihimizde gördüklerimizin en büyü¤üydü. Kamuoyunun görüfllerini dikkate almal›y›z. Bu koflullarda askeri

harekat gerçekten çok zor olacakt›r.” BLAIR Tony, ‹ngiltere Baflbakan›, 18.02.03, “Savaflmak için acelemiz yok. Zaten 12 y›ld›r S.Hüseyin’in silahs›zlanmas› için bekliyoruz. ‹kinci BM karar›n› herkes gibi ben de istiyorum.” (Blair, önceleri, 2. bir BM karar›n›n gereksizli¤ini Bush’dan daha fazla vurgulamaktayd›.) 2 PETRAS James, Küreselleflme ve Direnifl, Cosmopolitik Kitapl›¤›, sf.137, “Brezilya’da latifundialar› iflgal eden MST, 250 bin aileyi kooperatifler halinde iskan etmifltir. Arjantin’de Piqueterolar anayollara barikatlar kurarak devletle kendilerine ifl bulunmas› yolunda müzakereler yürütmektedir. Bolivya’da Cocalerolar, küçük çiftçileri Washington’un koka ekiminin kökünü kaz›ma programlar›na karfl› savunarak, anayollar›n kesilmesini ve genel grevleri örgütlemektedir. Ekvator’da yerli-köylü örgütü CONAIE, baflkent Quito’yu iflgal etmifl, iki devlet baflkan›n› devirmifl, belediye baflkanlar› ve milletvekilleri seçtirmifltir. Meksika’da EZLN, hem bir gerilla hem de bir siyasal hareketle, yerli haklar› için mücadele yürütüyor. Kolombiya’da köylü taban›na dayanan FARC, latifundia sahipleri, devlet, Pentagon ve paramiliter güçlerle uzun süreli bir savafl halindedir.” 3 PETRAS, age, sf.140, “Baz› eylemcilerin ‘küreselleflme’ dedi¤i emperyalizme muhalefet, ABD, Kanada ve Avrupa’ya yay›lm›fl durumdad›r. ‹flçi kitlesi, çokuluslu sermayenin kararlar›na giderek daha fazla güvensizlik duyuyor ve tehdit alt›nda oldu¤unu hissediyor. ‹flçiler, çevreciler ve gençler, Seattle, Quebec, Prag, Porto Allegre, Washington ve Melbourne’de emperyalist iktidar›n simgelerine önemli sald›r›lar düzenleyerek güçlerini birlefltirmifllerdir.” 4 SCOTT James C., Tahakküm ve Direnifl Sanatlar›, Ayr›nt› Yay., sf.300, “Önemsiz gibi görünen; ama politik alan›n geniflledi¤ini ortaya koyan simgesel bir meydan okuma edimi, cesur bir iddialar ve talepler sa¤ana¤›n› bafllat›r. ‹syanc›lar›n›n son liderinin (Ladurie, Carnival in Romans,99) yazd›¤› gibi, ‘Köylüler öyle büyük bir cesaret kazand›lar ki bafllang›çta düflünmeye bile cesaret edemeyecekleri fleyler yapt›lar.’” 5 FOSTER John Bellamy, Monthly Review, Kas›m 2002, “(E)mperyalizmin yeni aflamas›na karfl› isyan, çok aç›kça yeni bafllam›flt›r. Dünya nüfusunun büyük bir k›sm›, Birleflik Devletler üstatlar›n›n uygun flekilde unuttu¤u fleyi bilmektedir, ki Birleflik Devletler emperyalizmi, geçmiflin sömürücü imparatorluklar›na benzemektedir ve imparatorluk içi isyanlar ve kap›daki ‘barbar’ sald›r›lar›yla, ayn› kaderi paylaflmas› olas›d›r.” 6 TYLER Patrick E., New York Times, 16.02.03, “... belki de dünyada hala iki süper güç var: ABD ve dünya kamuoyu,” 7 ERDO⁄AN Recep T., 18.02.03 “Tarihin flekillenmesinde, metnin yaz›lmas›nda aktif rol oynayaca¤›z. Duygusal davranmayaca¤›z. Böyle bir dönemde popülizm en tehlikelisidir.” Faflist diktatörlü¤ün 58. hükümeti; bir süre kan ve ceset pazarl›¤› yap›yormufl görüntüsü verme alçakl›¤›na düflme pahas›na, de¤il BM Güvenlik Konseyi, ABD ve ‹ngiltere dahi “yasal” bir ad›m atmam›flken, kendi Anayasa’s›n› (md.92) aç›ktan çi¤neyerek haz›rlad›¤›, “yabanc› asker kabul etme ve yurt d›fl›na asker gönderme” tezkeresini meclise sevk etmekle, mevcut fiili duruma resmiyet kazand›rma ad›m›n› att›.(24.02.03)


3

5

28 Şubat-3 Mart 2003

Yine bildik sald›r›; “Terör uyar›s›” ‹çiflleri Bakanl›¤› taraf›ndan yay›nlanan ve bas›nda “‹çifllerinden terör uyar›s›” bafll›¤›yla yer alan genelge, devletin savafl› da bahane ederek tüm muhalif kesimlere sald›raca¤›n›n göstergesi. Terör örgütlerinin savafl aleyhtar› gösterilere s›zarak provokasyon yapmaya çal›flt›klar›n›, halk› güvenlik güçleriyle karfl› karfl›ya getirmeyi amaçlad›klar›n› ifade eden genelgede, buna karfl› uyan›k olunmas› ve önlemlerin art›r›lmas› isteniyor.

ABD emperyalizminin Irak’a sald›r›s›nda aktif rol oynayacak olan Türkiye, bir yandan binlerce askerini Irak s›n›r›na y›¤arken, bir yandan da ülke genelinde geliflen halk muhalefetinin kendi iktidar›n› sarsaca¤› korkusuyla “önlemler” al›yor. Halk›n Irak sald›r›s›na hay›r demesi ve bunun için yap›lan eylemlere binlerce insan›n kat›lmas› nedeniyle, zor günler yaflayan Türk egemen s›n›flar›, yapt›klar› manipülasyon kampanyalar› ile “mehmetçi¤in” Irak halk›n›n kan›n› ak›tmas›na destek ar›yor. Ancak yap›lan tüm bu kampanyalara ra¤men halk›n ›srarla Irak halk›na yönelik emperyalist sald›rganl›¤a hay›r demesi üzerine, Türk egemen s›n›flar› faflist yüzlerini göstererek halk› y›ld›rmaya çal›fl›yor. ‹çiflleri Bakanl›¤› taraf›ndan yay›nlanan ve bas›nda “‹çifllerinden terör uyar›s›” bafll›¤›yla yer alan genelge, devletin sald›r›y› da bahane ederek

tüm muhalif kesimlere sald›raca¤›n›n göstergesi. “Terör örgütlerinin savafl aleyhtar› gösterilere s›zarak provokasyon yapmaya çal›flt›klar›n›, halk› güvenlik güçleriyle karfl› karfl›ya getirmeyi amaçlad›klar›n›” ifade eden genelgede, buna karfl› uyan›k olunmas› ve önlemlerin art›r›lmas› isteniyor. Yay›nlad›¤› bu uyar›dan sonra harekete geçen devlet, Türkiye’nin birçok yerinde düzenlenen demokratik eylemlere müdahale ederek yine as›l teröristin kendisi oldu¤unu gösterdi. Düzenlenen demokratik eylemleri “terör eylemi” olarak göstermeye çal›flan devlet, bu sayede halk›n eylemlere kat›lmas›n› engellemeye çal›fl›yor. Düzenlenmesi planlanan birçok demokratik eylem sald›r› bahane edilerek yasakland›. Diyarbak›r’da KESK taraf›ndan yap›lmak istenen “Savafla Hay›r” mitingi hiçbir gerekçe gösterilmeden valilik tara-

“KARA DA YAZILSA; SLOGAN YASAKTIR” Hakkari’de yaflanan olay devletin Kürtlere uygulad›¤› tüm inkarc› politikalar› gözler önüne serdi. Biçer mahallesindeki eski Medrese önünde kar›n üstüne “Tecride hay›r” ve “Biji Serok Apo” fleklinde slogan yaz›ld›¤›n› iddia eden Hakkari Emniyet Müdürlü¤ü Siyasi fiubesine ba¤l› polisler çevrede bulunan evlere bask›n düzenleyerek AA (14), ‹A (15), MA (16), SA (17) isimli çocuklar› “ayaklar› ile kar› ezerek tecride hay›r yaz›lar› yazd›klar›” gerekçesiyle gözalt›na ald›. Gözalt›na al›nan çocuklar Savc›l›¤a ç›kar›lmadan önce gözalt›nda elektrik verilerek yumruk ve tekmelerle dövüldü. 12 fiubat günü savc›l›¤a ç›kar›ld›ktan sonra serbest b›rak›lan çocuklardan 15 yafl›ndaki ‹A, devlet hastanesine götürüldüklerini, polislerin doktorlarla muayene s›ras›nda sohbet etti¤ini ve doktorun hiçbir fley yapmad›¤›n› söyledi. 17 fiubat’ta Van’a psikiyatri doktorundan rapor almak için giden çocuklar›n ayakkab›lar› ise ifllenen “suç”u tespit etmek için incelenmek üzere Van’a gönderildi. Gözalt›na al›nan ve iflkence gören çocuklar ‹HD Hakkari fiubesi’ne baflvurarak suç duyurusunda bulundu. (H. Merkezi)

f›ndan ertelendi. Yine birçok ilde düzenlenen savafl ve tecrit karfl›t› eylemlere panzerlerle ve gaz bombalar›yla azg›nca sald›ran polis, yüzlerce eylemciyi döverek gözalt›na al›rken onlarcas›n› da tutuklad›. Bu sald›rgan tutumuyla halka “eylemlere kat›l›rsan›z sizin de sonunuz böyle olur” mesaj›n› vermeye çal›flan devlet, birçok demokratik kurum ve kurulufllara bu genelgeden sonra sald›r›lar›n› daha da art›rd›. Özellikle T. Kürdistan›’nda yo¤unlaflan bu sald›r›lardan gazetemiz de nasibini ald›. Önce Mersin çal›flanlar›m›z gözalt›na al›nd›. Ard›ndan da gazetemizin Mersin irtibat bürosuna polisler taraf›ndan bask›n düzenlenerek arama yap›ld›, birçok dergi ve kitaba el konuldu. 15 fiubat’ta yap›lan yap›lan eylemlerin birço¤una “yasad›fl› terör örgütü lehine slogan atmak” bahane gösterilerek sald›r›ld›. Sivas’ta ö¤renciler emperyalist sald›rganl›¤a karfl› eylem yapt›klar› gerekçesiyle tutuklanarak hapishaneye konuldular. Yine ‹stanbul Valisi 15 fiubat’›n ard›ndan yapt›¤› aç›klamada bu tarz eylemlere kat›lman›n “yasad›fl› örgütlere yard›m etmek” anlam›na geldi¤ini ilan ederek halk› sindirmenin araç ve yöntemlerini kullanmaya bafllad›. Mersin-Adana’da yap›lan eylemlere panzerlerle sald›ran devlet, çocuk-kad›n demeden herkesi gözalt›na ald›. Ve bunlar›n içinde 2’si çocuk dört kifliyi tutuklad›. Türkiye Kürdistan›’nda yap›lan fiili uygulamalarla halk üzerindeki bask›lar art›r›ld›. Diyarbak›r, Silopi gibi sald›r›da kilit öneme sahip illerde bu bask›lar daha da art›r›lmakta. Bu bölgeye gelen

ABD askeri y›¤›na¤›n›n kanunlar› flimdiden ifllemeye ve yaflam› belirlemeye bafllam›fl durumda. Daha sald›r› bafllamadan yaflanmaya bafllanan bu durum sald›r› bafllad›¤› koflullarda acaba neler yaflanacak sorusunu sorduruyor. ABD askerlerinin bölgeye gelmesinden bu yana Türk ordusunun yapt›¤› y›¤›nak da Kürt halk›n› tedirgin ediyor. OHAL Y‹NE GÜNDEMDE 12 yafl›ndaki çocuklara eylemlere kat›ld›klar› gerekçe gösterilerek kalas ve coplarla sald›r›l›rken, ev bask›nlar›, keyfi gözalt›lar, kimlik kontrolleri, sokak ortas›nda insanlar›n keyfi flekilde dövülmesi yafla-

y›l AB’ye uyum yasalar› çerçevesinde tamamen kald›r›ld›¤› iddia edilmiflti. Ancak fiili olarak birçok ilde devam eden OHAL, Diyarbak›r, fi›rnak, Batman, Mardin, Siirt ve Hakkari’de yeniden uygulamaya sokulmak isteniyor. Genelkurmay Baflkanl›¤›, Baflbakanl›¤a görderdi¤i yaz›da, sald›r›yla birlikte söz konusu illerde Ola¤anüstü Hal uygulamas›n›n “kaç›n›lmaz” oldu¤unu ileri sürerek, konuyla ilgili gerekenlerin yap›lmas›n› istedi. Yaflananlar ve yap›lan aç›klamalar›n da gösterdi¤i gerçek, devletin tüm bunlar› bahane ederek bask›lar›n› art›rd›¤›. ‹HD Mardin fiube Baflkan› Hüseyin Cangir’in D‹HA

getirilmesinin bölge gerçekli¤inin inkar›” oldu¤unu söylerken, Diyarbak›r Barosu Baflkan› Sezgin Tanr›kulu ise Irak savafl›n› bahane edilerek OHAL’in geri getirilmek istendi¤ini savundu. D‹HA muhabirine görüfllerini aç›klayan ‹HD Diyarbak›r fiube Baflkan› Selahattin Demirtafl, “OHAL tekrar halka ve kamuoyuna dayat›l›yor” diye konufltu. OHAL’in kalkmas›yla birlikte fiili olarak birfleyin de¤iflmedi¤ini vurgulayan Diyarbak›r Baro Baflkan› Sezgin Tanr›kulu da ‹ller ‹daresi Yasas›’nda yap›lan son de¤ifliklikle bütün valilere OHAL yetkileri verildi¤ini savundu. ‹HD’nin raporuna göre

m›n s›radan bir parças› haline getiriliyor. OHAL dönemini aratmayan bu uygulamalarla savafl bahane edilerek halk üzerindeki bask›lar art›r›l›yor. Daha bir kaç ay önce Diyarbak›r’da OHAL’in kald›r›ld›¤›n› ilan eden devlet OHAL valilikleri yerine “Koordinatör Vali” atamas› yaparak OHAL’i devam ettirmektedir. Gerekçe olarak sunulan ise yine ABD’nin Irak’a sald›r›s›. Devletin halka yönelik sald›r›lar›ndan en önemlilerinden birisi de bu asl›nda. Yani emperyalist sald›r› bahane edilerek OHAL’i yeniden gündeme getirmek. Türkiye’nin belli bölgelerinde 15 y›l boyunca uygulanan ve halka gün yüzü göstermeyen OHAL uygulamas›n›n, geçti¤imiz

muhabirine yapt›¤› aç›klama da bunlar› do¤ruluyor. Aç›klamaya göre Ömerli’nin Xirbikatla köyünde geçti¤imiz günlerde bütün köylüler hiçbir gerekçe gösterilmeden gözalt›na al›nd›. Yine Nusaybin’de ise halk toplu dayaktan geçirildi. Böyle bir durumun 90’l› y›llarda bile yaflanmad›¤›n› belirten Cangir “Bu uygulamalar ile K›z›ltepe’de bir OHAL durumu yafland›” diye konufltu. Genelkurmay Baflkanl›¤›’n›n Baflbakan Abdullah Gül’e yaz› göndererek, “OHAL’in 6 ilde tekrar uygulamaya konulmas›n›” önermesinin ard›ndan en gergin günler Diyarbak›r’da yafland›. ‹HD Diyarbak›r fiube Baflkan› Selahattin Demirtafl “OHAL’in yeniden

Aral›k ay›nda 89 gözalt› olurken, Ocak ay›nda bu say› 4 kat artarak 425’e ç›kt›. ‹ki ayda sald›r› veya çat›flmalarda 21 kifli yaflam›n› yitirirken, 9 kifli ise yaraland›. ‹HD’ye bu süre zarf›nda 6 kiflinin kayboldu¤una yönelik baflvuru yap›l›rken, may›n patlamas› sonucu ise 4 kiflinin öldü¤ü ve 1 kiflinin yaraland›¤› bildirildi. ‹flkence ve kötü muamele baflvurusu Aral›k ay›nda 14 iken Ocak ay›nda bu say› 44’e ç›kt›. Aral›k ay›nda 20 kifli, Ocak ay›nda 74 kifli tutuklan›rken, yasaklanan oyun ve toplat›lan kitap say›s› ise 5 olarak aç›kland›. ‹ki ayl›k süreç içerisinde ‹HD bölge flubelerine de 334 kifli hak ihlali iddias›yla baflvuru yapt›.


28 Şubat-3 Mart 2003

3

6

Gökçesu’da hak ihlalleri sürüyor

Dev Maden-Sen Bas›n Yay›n Dairesi taraf›ndan 22 fiubat 2003 tarihinde yap›lan yaz›l› bir aç›klama Gökçesu’da hak ihlallerinin halen devam etti¤inin bir göster-

gesi. 7 Aral›k 2001 tarihinde üretime ara verilen Gökçesu’da yeniden üretime geçilmifl ancak sendika üyesi iflçiler de¤il, d›flardan iflçiler çal›flt›r›lmaya bafllanm›flt›. fiu an-

da 37 iflçinin çal›flt›¤› oca¤a patron, sendikadan istifa etmedikleri takdirde ücretsiz izinde bulunan iflçilerin hiçbirisinin ifle bafllat›lmayaca¤›n› her f›rsatta dile getirmeye devam ediyor. Patron Nurullah Ercan’›n bu ve benzeri uygulamalar› karfl›s›nda kamu makamlar›n›n bu hukuksuzlu¤una da de¤inilen aç›klamada konu ile ilgili “Yasalar›n uygulanmamas›ndan dolay› iflsizlik ve sefaletle cezaland›r›lan maden iflçilerinin hak aray›fl›na yeterli duyarl›l›¤› göstermeyen yetkililer, onlar›n 20 ayd›r ailece yaflad›klar› dram karfl›s›nda sessizliklerini korumakla yetiniyorlar” deniliyor.

Emekçinin Gündemi

KAZANMAK ‹Ç‹N, ÖRGÜTLENEL‹M, ÖRGÜTLEYEL‹M! Bugün ülkemizin gündemi, dünyan›n da gündemidir. Gündem, ABD emperyalizminin Irak’› iflgal haz›rl›klar›d›r. Yafll› yerkürenin neredeyse tüm devletlerinde yüzbinler, milyonlar ABD’nin emperyalist haydutlu¤una ve onun özgülünde emperyalist sald›rganl›¤›na karfl› aya¤a dikilmifltir. Co¤rafyam›zda her an gerçeklefltirilebilecek emperyalist sald›r› olgusunun bafl aktörü ABD’de ve onun müttefiki ‹ngiltere’de bile milyonlarca insan “Petrol için savafla hay›r” slogan› ile yollara döküldü. Oysa emperyalist sald›rganl›¤›n yavrusu haks›z, ve meflru olmayan sald›rganl›¤›n hemen hemen her manada yükünü s›rtlamaya mahkum edilecek olan emekçi halk›m›z›n potansiyel karfl›tl›¤› ise henüz flan›na yak›fl›r flekilde hareketlenemedi. Burnumuzun dibinde ha koptu ha kopacak, nükleer, kimyasal ve bir olas›l›k biyolojik silahlar›n da kullan›labilece¤i aç›kça telaffuz edilen emperyalist sald›rganl›k ürünü bir savafl›n arifesindeyiz. Ve hadi gazete okumas›n ama evinde bir TV olan ›ss›z bir da¤ bafl›ndaki köylünün bile bu gerçekli¤in ay›rd›nda oldu¤u aflikard›r. Olas› sald›r›n›n, en az›ndan can›na kast edebilecek bir ortam› yaratt›¤›n›n bilincinde ülkemizin ezilen insanlar›. Do¤ald›r ki kendili¤inden bir anti-emperyalist bir tepki de geliflecektir/geliflmektedir. ‹flte, komünistlerin, devrimcilerin ve bil cümle kendini anti-emper-

yalist ifade eden kesimlerin örgütleyip harekete geçirebilece¤i kitleleri içeren olgunlaflm›fl koflullar›n yans›yan halidir bu tepkiler. Yak›nmak ve s›zlanmak s›n›flar mücadelesinin tezahürü olan insanl›k tarihinin özneli¤ine, yaflam›n özneli¤ine soyunanlar›n tutumu de¤ildir/olamaz da. O halde s›n›f bilinci ile kuflanman›n a¤›rl›¤› prati¤in kantar›nda ölçülecektir. Kald› ki, yoksullu¤un açl›k s›n›r›na dayand›¤› milyonlarca emekçi insan›n yaflad›¤› bu ülkede, salt emperyalist sald›rganl›¤›n haz›rlad›¤› savafl heyulas› yoktur emekçi halk›m›z›n bafl›na çöreklenen. Komprador patronlar›n, savafl gürültüsünde sessiz sedas›z sürdürdü¤ü yo¤un sömürü ve talan sald›r›s› sinsice iflleme koyulmufltur. Çal›flan milyonlarca iflçiyi yak›ndan ilgilendiren, 1475 say›l› ifl kanununda çal›flanlar›n haklar›n› gaspa yönelik bir tak›m k›rpmalar gündemde. Ve en geç önümüzdeki Mart ay›nda bu yasa yeni haliyle meclisten geçecek. ABD emperyalist haydudunun bafl›n› çekti¤i haks›z ve meflru olmayan sald›r›ya karfl› üç maymunlar› oynayan iflçi sendikalar› ve konfederasyonu yöneticileri iflbirlikçi, sat›lm›fl sendika a¤alar›, kuflkusuz, kompradorlar›n ve ba¤lafl›klar›n›n ah›r› mecliste 1475 say›l› ifl kanununda yap›lacak ‘düzenlemelere’ karfl› da ç›tlar›n› ç›karmayacaklard›r. Elbette ki 1475 say›l› ifl kanunu 12 Eylül 1980 AFC’nin ürünü faflist Anayasan›n anti-demokratik bir yasas›d›r. Ancak unutulmamal›d›r ki,

Patronun sendika istifa çabalar›na iflçilerin sürekli olarak sendikay› sahiplenerek cevap verdi¤inin de belirtildi¤i aç›klama sendika ve iflçiler olarak sorunun çözümü için yap›lan eylemliliklerin yaz›lmas› ile devam ediyor. Ayr›ca yine aç›klamada çeflitli kurumlar›n ilgisizli¤i üzerine birkaç örnek veriliyor. “Nurullah Ercan’a ait flirket ya da tafleronlar›n iflletti¤i ocaklarda iflçiler 365 günü tamamlamadan bir süre ç›k›fl gösterilmekte ve daha sonra farkl› bir flirkete girifli yap›lmaktad›r. Bu vesileyle iflveren iflçinin y›ll›k ücretli izin hakk›n› ve k›dem

88-89 Bahar Eylemleri diye adland›r›lan çetin bir mücadele sürecinin 93’lere dek elde etti¤i baz› kazan›mlar neticesinde kimi lehte düzenlemeleri de bar›nd›r›yor. E¤er bu gün korunmas› gereken bir fley varsa, o da kazan›lm›fl haklard›r. Tabi ki ayn› yasan›n bir y›¤›n aleyhte mevzuatlar› da mevcuttur. Fakat önemli olan kazan›lm›fl olana sahip ç›kmakt›r. Sessiz sedas›z iflletilen sald›r› mekanizmas›nda kamu emekçilerini yak›ndan ilgilendiren ‘norm kadro’ meselesi de tam h›z yürürlü¤e sokuldu. Daha henüz özellefltirilemeyen K‹T’lerde, 93-94’lerde iflletilen ‘tensikat’ yani ‘düzenleme, tanzim etme’ adl› uygulama ile, iflçi k›y›m›na gidilmiflti. Özünde iflçi k›y›m› olan, ama egemenlerce “ihtiyaç fazlas› çal›flanlar›n, iflletme s›rt›nda kambur olanlar›n ay›klanmas›” olarak ifade edilen norm kadro politikas›, bugün kamu emekçilerinin bafl›nda demoklesin k›l›c› misali salland›r›lmaya baflland›. Bu durumda, s›n›f bilinçli iflçilerin, kamu emekçilerinin, kendi sahalar›nda sürdürdükleri faaliyetlerinde öne ç›kartacaklar›, iflleyecekleri politikalar yal›n ve net bir flekilde ortaya ç›k›yor. Genel anlamda görevimiz, çeflitli milliyetlerden yoksul emekçi halk›m›z›, güncel anti-emperyalist hareketlilik do¤rultusunda gündemde olan tüm eylemliliklere sevk etmek, örgütlemek iken, buna paralel ve efl güdüm içerisinde kilitlenmesi gereken lokal anlamdaki hedef ise iflçileri 1475 say›l› yasan›n budanmas›na engellemeye dönük örgütlemek ve kamu çal›flanlar›n› ise ‘norm kadro’ sald›r›s›na karfl› koyufla sevk etmek olmal›d›r. D›fl›m›zda haz›rlanm›fl tüm antiemperyalist eylemliliklere örgütlü flekilde kat›lmal›y›z. Daha da önemlisi, bu nitelikteki eylemleri örgütlemeli ya da örgütlenmesine kat›lma-

tazminat›n› ortadan kald›rmay› hedeflemektedir. Kurban bayram› öncesi Kayaalt› linyit oca¤›nda tam da bu noktada bir uygulama yap›lm›fl iflçilerin bir k›sm›na izin ad› alt›nda ç›k›fl verilirken di¤erleri Çorak oca¤›na geçirilmifltir. Olay›n fark›nda olan iflçilerin iflten at›lma korkusuyla ses ç›karmad›¤› bir ortamda yetkili merciler yasal olmayan bu duruma müdahale etmemifltir. fiu anda ocaklarda çal›flanlar›n hangi flirket ya da tafleronlarda gösterildi¤i net olarak bilinmemekte, SSK ‹l Müdürlü¤ü nezdindeki araflt›rmalar›m›z ise yan›ts›z b›rak›lmaktad›r. Nurullah Ercan’›n

l›y›z. Sürecin öznesi olmal›y›z. Birçok sendikan›n genel kurulu kap›da. Seçimler süreci bafllad›. Tepkilerin örgütlenmesi, örgütlü kurumlarda mevziler elde etmek ile daha da kolaylaflacakt›r. Bu bak›fl aç›s› ile sendika kongrelerine haz›rlanmal› ve çevremizi haz›rlamal›y›z. Vurgulanmas› gereken bir di¤er nokta ise milyonlarca iflsizin ve sendikas›z çal›flan iflçilerin sendikalarda ve DKÖ’lerde örgütlenmesi sorunudur. Bu meseleye de ciddiyetle yaklafl›lmal›d›r. Ülkemizde, esasta kitlelerin ezici ço¤unlu¤u, ne meslek örgütlenmeleri, ne sendikalar ne de DKÖ’lerde örgütlü de¤iller. Bu tablo bizim bu mesele üzerinde kafa yormam›z› ve gerçekçi politikalar üretmemizi flart k›l›yor. Ki mevcut yoz ve çürümüfl sistemle çeliflkileri en derin ve en yoksul kesimler de ayn› zamanda bu kesimlerdir. Dolay›s›yla devrimci-demokratik muhalefetin dolays›z potansiyeli de bu güçlerdir. Fakat yine de öncelik belirlemek gerekirse, ivedilik ile toparlanman›n manivelas› durumundaki iflçi sendikalar›, kamu çal›flanlar›n›n sendikalar› ve DKÖ’lere yüzümüzü çevirmeliyiz. Bulundu¤umuz tüm alanlarda, sendikalarda, Demokratik Kitle Örgütlerinde daima yönetimlere girmeyi hedeflemeliyiz. Yan›s›ra, di¤er iflkollar›ndaki sendikalar›n genel kurullar›na karfl› da sorumluk tafl›mal›, bu mevzilerde de yoldafllar›m›z›n ve devrimci güçlerin ifl bafl›na gelmesi için tüm imkanlar›m›z› ve gücümüzü seferber etmeliyiz. Bu kurumlarda dar grupçulu¤a düflmeden ilericiler ile, devrimciler ile ilkeli zeminde güç birliklerini sa¤lamal›y›z. S›n›f mücadelesinin basitten karmafl›¤a diyalektik espri-

ocaklar›nda çal›flan iflçiler ifllerine olumsuz koflullarda nakledilmektedir. 24 kiflilik servislere 40 kifli bindirilerek adeta istif edilmektedir. Can güvenli¤ini tehlikeye atan bu durum ne yaz›k ki jandarma trafik ekiplerinin dikkatini çekmemektedir.” fieklinde özetlenen bu ilgisizli¤in anlat›ld›¤› aç›klama “Sendikam›z bugüne kadar oldu¤u gibi bundan sonra da haks›zl›k ve hukuksuzluklar›n karfl›s›nda tüm gücüyle mücadele edecek, ücretsiz izinde iflçiler bekletilirken d›flar›dan tafl›nan iflçilerle üretim yap›lmas›na r›za göstermeyecektir” denilerek sona eriyor. (Haber Merkezi)

sinin ›fl›¤›nda kitlelere nüfuz etmemiz, onlar› do¤ru politikalar çizgisinde örgütleyip harekete geçirebilmenin en kuvvetli ayg›tlar›na yönelmemiz muazzam önem içermektedir Ancak, kitleleri devrimci-demokratik muhalefet çerçevesinde örgütlerken kendimizi de örgütlemeyi göz ard› etmemeliyiz. Bizler, yani s›n›f bilinçli iflçiler ve kamu emekçileri mutlaka bir çat› alt›nda, DDSB saflar›nda yerimizi almal›y›z. Aksi takdirde, s›rf kendi iyi niyetlerimiz, çabam›z ve öngörümüzle yola koyulursak, ilk sert dalgada ya da rüzgarda demirleyece¤imiz liman›n sistemin batakl›¤› olaca¤›n› sak›n gözden kaç›rmayal›m ve unutmayal›m. Kendili¤indencilik, komprador patronlar›n ve ba¤lafl›klar›n›n sömürü sisteminin batakl›¤›na, devrimci örgütlü mücadele ise daima ileriye, zirvelere götürür! Ekonomik demokratik mücadeleyi küçümsemeden ve ayn› zamanda siyasal iktidar perspektifini de asla bir tarafa b›rakmadan bulundu¤umuz alanlarda, sendikalarda, iflyerlerinde, semtlerde, derneklerde, kahvehanelerde, evlerimizde yani halk›n oldu¤u her yerde sab›rla, kararl›l›kla ve azimle çal›flmal›y›z, ilerlemeliyiz. Do¤ru güzergahta, do¤ru biçimde, do¤ru politikalar› dile getirmemiz ile daima bir ad›m öne ç›kaca¤›m›zdan, bir mevzi daha kazanaca¤›m›zdan yana kuflkumuz olmas›n! Ajitasyon ve propagandada ihtiyaç duyaca¤›m›z gerekli siyasal perspektif ve donan›m DEVR‹MC‹ DEMOKRAT‹K SEND‹KAL B‹RL‹K çizgisidir. Küçük burjuva zaaflar›m›zdan, tereddütlerimizden, kayg›lar›m›zdan ve korkular›m›zdan ar›n›lal›m/s›yr›lal›m. BU Ç‹ZG‹DE


3

7

Fiskobirlik özellefltiriliyor mu? Üreticinin ürününü yok pahas›na alan tefeci ve tüccarlar Fiskobirlik’in özellefltirilmesinde hemfikirler. Dünya Bankas›’n›n talimat›yla 300 iflçinin ifline son verilmesi de bunun bir göstergesi. Birçok kuruluflun özellefltirme çal›flmalar› h›zla yaflama geçirilirken Fiskobirlik’in de peflkefli için tefeci ve tüccarlar yo¤un u¤rafl veriyor. Üreticinin ürününü yok pahas›na alan tefeci ve tüccarlar Fiskobirlik’in özellefltirilmesinde hemfikirler. Dünya Bankas›’n›n talimat›yla 300 iflçinin ifline son verilmesi de bunun bir göstergesi. Konuyla ilgili aç›klama yapan baz› fabrika sahipleri de Fiskobirlik’in ortadan kalkmas›n› istiyor. Fatsa’da kurulu bulunan Derya F›nd›k A.fi. sahibi Hicabi Bulut Fiskobirlik’in politikas›n› yanl›fl buldu¤unu belirtti. “Fiskobirlik bünyesinde yaklafl›k 2500 kifli çal›fl›yor. Ve her birinin maliyeti 1.500 milyon lira. Bu kurum tasfiye edilerek ya da özellefltirilerek devletin s›rt›ndaki kambur da kalkm›fl olacak” derken bir baflka fabrika sahibi olan Hayati Çakmak da “Fiskobirlik

kesinlikle f›nd›k almamal› gerekirse tasfiye edilmeli” diyerek bir anlamda f›nd›k üreticisinin ve çal›flanlar›n›n gelece¤ini karartmaya çal›fl›yor. Çarflamba’da bulunan Y›lmaz Kar-

Kölelik yasas›na karfl› iflçiler sokakta

1475 say›l› ifl kanununa tepki gösteren iflçiler eylem yapt›. 19 fiubat günü D‹SK ve Türk-‹fl taraf›ndan Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Müdürlü¤ü önünde 1475 say›l› ifl kanunu ile ilgili olarak bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. Yo¤un kar ya¤›fl› alt›nda Saraçhane park›nda toplanan Türk-‹fl ve D‹SK’e ba¤l› sendikalardan oluflan yaklafl›k 500 kiflilik kitle; “Kölelik yasas› geri çekilsin”, “Yaflas›n iflçilerin birli¤i”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” sloganlar›n› atarak Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Müdürlü¤ü’ne kadar yürüdü. ILPS, Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu, S›n›f Sendikac›l›¤› Hareketi ve KESK’in de destek verdi¤i eylemde Belediye-‹fl taraf›ndan aç›lan “F tiplerini kapat›n, ölüm oruçlar›n› durdurun” pankart› alana sokulmad›. Eylemde bas›n aç›klamas›n› Belediye-‹fl Sendikas› 3 No’lu fiube Baflkan› Hüseyin Ayr›lmaz yapt›. 1475 say›l› ‹fl Yasas› Ön Tasar›s›’n›n iflçileri, emekçileri modern köleler olarak sömürü difllilerinin aras›nda ezmeyi hedefledi¤ini belirten Ayr›lmaz; yeni ifl kanunu ile esnek ve kurals›z çal›flma, kaçak ve korsan iflçi çal›flt›rma, sigortas›zl›k ve sendikalar›n tasfiyesine yönelik uygulamalar›n yasal güvence alt›na al›nmak istendi¤ini belirterek 8 saatlik ifl günü vb. kazan›lm›fl haklar› yok sayd›¤›n› bütün bunlara ra¤men Türk-‹fl ve di¤er konfederasyon yöneticilerinin patronlarla pazarl›k yapt›¤›n›, tasar›n›n tümden geri çekilmesinin gerekti¤ini söyledi. (‹stanbul)

defller fabrikas› sahibi Mithat Y›lmaz da ayn› fleyleri dillendiriyor. Tüm bu aç›klamalar özellefltirme yanl›s› olan patronlar›n›n ç›karlar›n› gözeterek yap›lan aç›klamalard›r. (Samsun)

D‹TAfi’da grev 200’lü günlerde Ni¤de’de kurulu D‹TAfi Do¤an Yedek Parça ‹malat› ve Teknik Afi’de çal›flan 410 iflçinin bafllatt›¤› grev 200’lü günleri aflt›. Sendikan›n toplusözleflme görüflmelerine geçen y›l Mart ay›nda bafllad›¤›n› ancak hiçbir sonuç alamad›¤›n› belirten Birleflik Metal-ifl Sendikas› Anadolu fiube Baflkan› Süleyman Türker görüflmelerin t›kanmas›ndan dolay› 25 Temmuz 2002 tarihinde greve bafllad›klar›n› aç›klad›. Süleyman Türker yapt›¤› aç›klamada; patronun direnifli k›rmak için çeflitli oyunlara baflvurdu¤unu belirterek, ayr›ca patronun 410 iflçiden 250’sinin çal›flmas›, di¤erlerinin de ifl akidlerinin feshedilmesini teklif etti¤ini aç›klad›. Ancak bunu kabul etmelerinin mümkün olmad›¤›n› da belirtti. ‹flçilerin fleker bayram›n› grevle geçirdiklerini vurgulayan Türker; dönem dönem kendilerine para ve g›da yard›m›nda bulunuldu¤unu söyledi. (Ankara)

Köy-Tür Tesisleri çürüyor Egemenler taraf›ndan uygulanan özellefltirme politikalar›yla birçok kurulufl çürümenin efli¤inde. Üretimin çeflitli gerekçelerle durdurulmas›, çal›flanlar›n ifline son verilmesiyle bu kurulufllar ya¤malanmakta ve talan edilmekte, fabrikalar›n kap›s›na aylar öncesinden kilit vurulmakta. Bu kurulufllardan biri de Samsun’un Kavak ilçesinde bulunan Köy-Tür Tesisleri. ‹lçeye y›ll›k 300 milyar gelir sa¤layan ve 400 iflçiyi bar›nd›ran fabrika kaderine terkedilmifl, çürümeyle yüz yüze. ‹lçede bulunan Tavuk ‹flletmesi ile ilgili bir aç›klama yapan Ahmet Kabaday› fabrikan›n durmas›yla ilçenin iflsizlik nedeniyle isyan noktas›na geldi¤ini belirterek “seçimler öncesi bu tesisleri yeniden faaliyete sokaca¤›z diyenler bugün sessiz kalmaktalar. Koca bir tesis s›rf siyasi oyunlarla kapat›lm›fl ve insanlar›n ekme¤iyle oynanm›flt›r” dedi ve sözlerini “gün gelir halk hesap sorar. ‹nsanlar›n ekme¤iyle oynanmamal›d›r” fleklinde noktalad›. (Samsun)

28 Şubat-3 Mart 2003 “SATILIK UCUZ KELEP‹R MEMLEKET” Petrol-‹fl Sendikas›’na üye iflçiler özellefltirmeye karfl› protesto eylemi yapt›. Petkim ve Tüprafl’ta çal›flan iflçiler 19 fiubat sabah› gece vardiyas›ndan ç›karak Alia¤a giriflinde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Yaklafl›k 1000 iflçinin kat›ld›¤› aç›klamay› okuyan Petrol-‹fl Alia¤a fiube Baflkan› ‹brahim Do¤angül, hükümetin IMF ve ABD’ye teslim oldu¤unu; Petkim, Tüprafl, THY, Telekom, Gübre Fabrikalar›n›, TEKEL, Sümerbank ve limanlar› satarak 4 milyar dolar kazanmak istedi¤ini söyleyerek; sadece yani bir Petkim yapabilmek için bile 5 milyar dolar›n gerekti¤ini belirtti. Aç›klama s›ras›nda iflçiler “K‹T’leri satan vatan hainidir”, “Suskun toplum istemiyoruz” sloganlar› atarak Petkim siteler kavfla¤›ndaki yol kenar›na “Sat›l›k, ucuz, kelepir memleket: Alia¤a: Müracaat TC hükümeti Ankara” yaz›l› tabelay› ast›. (‹zmir) MADEN ‹fiÇ‹LER‹ OCA⁄I TERK ETMED‹ Zonguldak’ta çal›flma saatlerinin uzat›laca¤›n› duyan iflçiler 1,5 saat boyunca madenden ç›kmayarak eylem yapt›. 22 fiubat’ta Zonguldak’a ba¤l› Üzülmez Müessese Müdürlü¤ü Asma ‹flletmesi kömür ocaklar›nda 08:00-16:00 mesaisinde eksi 170 kodunda çal›flan yaklafl›k 150 iflçi yeralt›ndan ç›kmayarak eylem yapt›. Di¤er vardiyada çal›flan iflçilerin de oca¤a giremedi¤i protesto eyleminde Genel Maden ‹flçileri Sendikas› Üzülmez fiube Müdürü Ramiz Muslu oca¤a inerek iflçilerle konufltu. ‹flçiler çal›flma saatlerinin uzat›lmas›n›n söz konusu olmad›¤›n› ö¤renince eylemi sona erdirdi. (H. Merkezi) ‹fiÇ‹LERE “SEND‹KADAN ‹ST‹FA ED‹N” BASKISI Akdeniz Belediyesi’nin temizlik iflleri ihalesini kazanan “Selay” Firmas› iflçileri sendikadan istifa etmeye zorluyor. Genel-‹fl Sendikas›’nda örgütlü bulunan iflçilere bask› yapan Selay Firmas›’n›n bünyesindeki 434 iflçiden 56’s›, sendikas›zlaflt›rma giriflimlerine karfl› mücadele ettiklerini, tüm iflçilerin istifa etmeleri durumunda bile yetkilerinin devam edece¤ini söyledi. “Karacailyas Belediyesi ile yüzde 30, Aslanköy Belediyesi ile ilk alt› ayl›k yüzde 25-30, ikinci alt› ayl›k yüzde 10, Yefliltepe Belediyesi ile devlet memurlar›na yap›lan zam oran›nda” anlaflt›k diyen Cömert, ‹hbar tazminat› için 70 hafta, k›dem tazminat› için de taban rakam olan 1 milyor 332 lira istediklerini ifade etti. (Mersin) YETK‹ TEKRAR KR‹STAL-‹fi’TE Cam ‹flverenleri Sendikas›’n›n açt›¤› dava ile temsil yetkisi elinden al›nan Kristal-‹fl Sendikas› davay› kazanarak yetkisini geri ald›. “Kristal-‹fl’in örgütlü oldu¤u iflyerlerinde yüzde 10 baraj›n› aflt›¤›n› gösteren istatisti¤in yanl›fl oldu¤u gerekçesiyle” hakk›nda dava aç›lan Çimento Cam Toprak ve Seramik Sanayi ‹flçileri Sendikas› (Kristal-‹fl), üye say›s›n›n 15 bin 554 oldu¤unu ve iflkolu baraj› olan % 10 baraj›n› % 12.29 ile aflt›¤›n› ispatlayarak iflyerinde temsil yetkisini tekrar kazand›. Kristal-‹fl Sendikas› Mersin fiube Baflkan› Fehmi Sandall› patron sendikas›n›n karar›n temyizi için Yarg›tay’a baflvurdu¤unu ve davan›n 1 Ocak 2003’te bafllamas› gereken Toplu ‹fl Sözleflmesi görüflmelerini etkiledi¤ini ve görüflmelerin beklemede oldu¤unu söyledi. (Mersin)


28 Şubat-3 Mart 2003

3

8

Tar›mda iflas›n yeni ad›: Kurullar IMF ve DB’nin ülkedeki tüm sektörlere hiçbir engelle karfl›laflmadan müdahale etmesini hedefleyen üst kurullar arac›l›¤›yla kritik bir tak›m kararlar devletin d›fl›na tafl›nmaktad›r. Bu kurullar tar›m sektöründe de Tütün Kurulu, fieker Kurulu ve de Tar›m Sat›fl Kooperatifleri Birlikleri (TSKB)’ni Yeniden Yap›land›rma Kurulu ile uygulamaya al›nd›¤›ndan bu yana Türkiye kendi tar›m›na yön veremez durumda. Di¤er bir ifadeyle yönetimlerin kamudan al›narak emperyalist tekellere verilmesinin ad›d›r üst kurullar. IMF ve DB’nin iste¤i ile 57. hükümet taraf›ndan kanunlar› ç›kar›lan ve 58. AKP hükümetinin de uygulamada düzeltme yapmadan devam edece¤ini aç›klad›¤› Üst Kurullar, ilk icraatlar›yla Türkiye tar›m›na çok büyük darbeler vuraca¤›n›n sinyallerini verdi. IMF ve DB’nin ülkedeki tüm sektörlere hiçbir engelle karfl›laflmadan müdahale etmesini hedefleyen üst kurullar arac›l›¤›yla kritik bir tak›m kararlar devletin d›fl›na tafl›nmaktad›r. Bu kurullar tar›m sektöründe de Tütün Kurulu, fieker Kurulu ve de Tar›m Sat›fl Kooperatifleri Birlikleri (TSKB)’ni Yeniden Yap›land›rma Kurulu ile uygulamaya al›nd›¤›ndan bu yana Türkiye kendi tar›m›na yön veremez durumda. Di¤er bir ifadeyle yönetimlerin kamudan al›narak emperyalist tekellere verilmesinin ad›d›r üst kurullar. Üst kurullar›n bu y›lki ilk darbesi pamuk üreticisine oldu. Ege ve Çukurova’da oldukça zor bir y›l geçiren pamuk üreticilerinin üretim maliyetleri 1 milyonu aflmas›na ra¤men TAR‹fi’in aç›klad›¤› fiyat 800 bin lira oldu. TSKB Yeniden Yap›land›rma Kurulu, TAR‹fi’in aç›klad›¤› bu komik rakam› bile

yüksek bularak indirilmesini istedi. Hükümetler taraf›ndan verilen yasal yetkilerini aflan kurul, taban fiyatlar›n›n indirilmemesi halinde TAR‹fi’i iflten ayr›lan iflçileri k›dem tazminatlar›n› ödememekle tehdit etti. Ancak kurul, iflten ç›kan ya da emekli olan iflçilere ödemesi gereken tazminatlar›, 4572 say›l› yasa gere¤ince TAR‹fi’e vermek zorunda. Kurul’un tehdit unsuru olarak kulland›¤› k›dem tazminatlar›n›n tutar› 3 trilyonu buluyor ve bu para iflçilerin y›llard›r harcad›klar› emeklerinin karfl›l›¤›d›r. KURUL fi‹MD‹L‹K GER‹ ADIM ATTI Kurul üretici köylüyü tar›msal üretimden tamamen vazgeçirmeyi hedefleyen iste¤i ve bu istek için iflçilerin y›llard›r döktüleri al›nterlerini tehdit unsuru olarak kullanmas›na ra¤men TAR‹fi indirime gitmeyece¤ini aç›klad›. TAR‹fi Genel Müdürü Ayhan Özer, kurulun dünya fiyatlar›n› bahane ederek, böyle bir bask› yapt›¤›n› aç›klad›. Verdikleri fiyatlar›n üreticilerin maliyetini bile karfl›lamad›¤›n› belirten Özer, kurul taraf›ndan kendilerine gönderilen yaz›da aç›kça tehdit edildiklerini söyledi. Kurul ile flimdilik bir mutabakat sa¤lad›klar›n›

Tar›mda gübre soygunu

Gübrenin tarlaya at›lmaya baflland›¤› bugünlerde köylü, gübresini eski fiyattan alamayacak. ‹stanbul Gübre Afi (‹GSAfi)’ta üretimin durmas›yla Rusya ve Ukrayna’da gübre fiyatlar›n›n 13-15 dolar olmas›na neden oldu. Ülkemizde de artmaya bafllayan fiyatlar›n, stoklar›n azalmas› ile birlikte daha da yükselmesi beklenirken köylünün durumu gittikçe zorlafl›yor. fiu anda gübrenin tonu KDV dahil 167 dolar iken, ileriki günlerde bu fiyat 206-207 dolara ç›kacak. Köylüyü üretim yapamaz hale getirecek olan bu fiyat art›fl›n›n nedeni ise ‹GSAfi’›n do¤algaz al›m›n› durdurmas›. Hammaddesi %85’i do¤algaz olan ‹GSAfi, do¤algaza %76’ya varan oranda zam yap›lmas›yla maliyetin 170 dolara yükseldi¤ini, bu durumda piyasada rekabet etmesine olanak kalmad›¤›n› söyleyerek BOTAfi’tan do¤algaz al›m›n›n yap›lmayaca¤›n› belirtti. 2000 y›l›nda da özellefltirilmesi gündemde iken do¤algaza zam yap›lm›fl ve üretimin durmas› sa¤lanm›flt›. Ard›ndan Toros Gübre sat›lm›fl ancak Rekabet Kurulu’nca sat›fl ifllemi iptal edilmiflti. Sadece bu mevsimde ortalama 300 ton gübre üretiminin yap›ld›¤› ülkemizde, ‹GSAfi gibi kurulufllar›n zarar ettirilerek özellefltirildi¤ine daha önce de tan›k olmufltuk. (H.Merkezi)

aktaran Özer flöyle konufltu; “Kurul bu yetkiyi kendinde, imzalanan protokol gere¤i görüyor. Dünya fiyatlar›n› izleyerek, bizim verdi¤imiz fiyatlar› zaman zaman de¤erlendirme hakk›na sahip.

Yapt›klar› de¤erlendirmede de bu sonuca varm›fllar. Ancak, bizim üreticimiz dünyadaki üreticilerle ayn› koflulda üretim yapm›yor. Bunlar› aktard›k tazminat›n verilmesi noktas›nda anlaflt›k.”

Ege ve Çukurova’da oldukça zor bir y›l geçiren pamuk üreticilerinin üretim maliyetleri 1 milyonu aflmas›na ra¤men TAR‹fi’in aç›klad›¤› fiyat 800 bin lira oldu.

Yasak hacize neden oldu Yaylara ç›k›p borçlar›n› ödeyeceklerine güvenerek Tar›m Kredi Kooperatifi, Ziraat Bankas› ve Dünya Bankas›’ndan “Besi Kredisi” çeken Elaz›¤’a ba¤l› Alatarla köyü sakinleri, faizleriyle birlikte toplam 300 milyar borçlar›n› ödeyemeyinde hacizlik duruma düfltüler. Devletin 1994 y›l›nda Tunceli’nin Munzur yaylalar›na ç›kmay› yasaklanmas›yla, temel geçim kayna¤› olan hayvanc›l›¤› yapamaz duruma gelen köylüler, son çare olarak büyükflehirlere göç etmek zorunda kalm›flt›. Yasak öncesi köyde bulunan hayvan say›s› yüze kadar düflmüfl. 75 olan hane say›s› da 17’ye

düflmüfl. Ödeyemedikleri borçlar ise faizleriyle birikerek bugün 300 milyar liray› buluyor. fiu anda Tar›m Kredi Kooperatifi’nin alacak borcunun %40’›n› bu köyün sakinleri oluflturuyor. D‹HA muhabirine aç›klama yapan Alatarla Köy Muhtar› Ramazan Dilsiz, Tar›m Kredi Kooperatifi’nin her y›l köylülere tebligat yapt›¤›n›, köyden ayr›lan insanlar› art›k bulamad›¤›n› söyledi. Köylülerin en az 4, en fazla 8 milyar borcu oldu¤unu söyleyen Dilsiz, “köydeki arazilerin hepsini satsak bile bu kadar para etmez. Sat›lsa bile bu k›raç topraklar› kimse almaz” diyor. (H. Merkezi)

Pancarda serbest kota sözü tutulsun! Pancarda uygulanan kotalar çitfçiyi zora sokmaya devam ediyor. Pancarda serbest kota için söz verilmesine karfl›n 250 bin tonluk bir k›s›tlamaya gidilirken Konya’n›n Akflehir, Ilg›n, Yunak, Kad›nhan›, Çeltik, Do¤anhisar ve Tuzlukçu ilçelerinin en önemli gelir kayna¤›n› pancar oluflturuyor. Konuyla ilgili bir aç›klama yapan Akflehir-Ilg›n Pancar Ekicileri Kooperatifi Baflkan› Süleyman Türkmen alternatif bir ürün bulunmadan k›s›tlamaya gidilmesinin bölge köylüsünü zora sokaca¤›n› söyleyerek borçlar› yüzünden hacizlik olan köylünün durumunun daha kötüleflece¤ini ve yetkililerin verdikleri serbest kota sözünü tutmalar› gerekti¤ini belirtti. (H. Merkezi)


9

3

28 Şubat-13 Mart 2003

Üretici köylü de, tar›m iflçisi de zor durumda Ald›¤›m›z ücret yetmiyor, hiçbir sa¤l›k güvencemiz yok, param›z› günlük vermiyorlar, on befl günde bir al›yoruz bazen bir sene geçiyor. ‹flas ettik deyip vermiyorlar alacaklar›m›z›. Yine de çal›fl›yoruz baflka flans›m›z yok. Akdeniz bölgesinde tar›mda önemli bir yere sahip olan narenciye 1960’l› y›llarda Berdan 1 ve Berdan 2 sulama kanallar›n›n faaliyete geçirilmesiyle ve iklim koflullar›n›n elveriflli olmas› nedeniyle bölge halk› taraf›ndan benimsenmifl ve üretimini ve tar›m iflçi-

li¤ini yaparak yaflam›n› idame ettirmifltir. Böylelikle narenciye üretiminde büyük bir art›fl sa¤lanm›fl, narenciye üretimi bölge ve ülke aç›s›ndan önemli döviz girdisi sa¤lam›flt›r. Bu durum Körfez krizine kadar a¤›rl›¤›n› sürdürmüfltür. Körfez krizi sonucu Ortado¤u pa-

zar›n›n kapanmas› ile AB ülkeleri pazar›na standartlara uygun olmad›¤› için giremeyen narenciye girdi fiyatlar›n›n da sürekli yükselmesi nedeniyle üretiminde düflüfl göstermifltir. Mersin Tarsus ‹lçesinde narenciye üretimiyle u¤raflan fiefik Aslan narenciye üretimiyle ilgili olarak flunlar› dile getiriyor. “Narenciye üretimi art›k para kazand›rm›yor. Zaten fidanlar› ektikten sonra 12 y›l bahçe yat›yor sen sürekli bak›m›n› yap›yorsun ondan sonra bahçeden rand›man sa¤l›yorsun. Biz bahçeyi haz›rl›yor tüccara sat›yoruz. Direkt kendimiz pazara giremiyoruz. Narenciyenin girdisi di¤er tar›m girdilerinden daha fazla, y›lda bir iki kez a¤açlar› zehirliyoruz. Bir zehirleme 6-7 milyar. A¤açlar›n budanmas› için 25 iflçi tutuyoruz. Günlük 10 milyon veri-

yoruz. 20-25 gün sürüyor. Mazotu, gübresi, suyu vs… derken bahçenin sat›fl› anca giderleri karfl›l›yor. Bu y›l bafl›m›za bir de savafl belas› ç›k›nca iflimiz daha da zorlaflt›. ‹nsanlar yat›r›m yapmaya korkar oldu. Sizin anlayaca¤›n›z bizim üretimdeki gelirimiz de giderimiz de bafla bafl.” Üreticilerin yan›s›ra narenciye bahçelerinde çal›flan iflçilerin de görüfllerini ald›k. Refik Çelik : Ben alt› çocuk babas›y›m, buraya yirmi sene önce Siirt’ten geldik. Belki daha iyi olur diye, ama hep süründük desem yeridir. ‹fl yok olursa gelip böyle bahçelerde çal›fl›yoruz. ‹fli çavufltan al›yoruz günde yedi milyon yevmiye karfl›l›¤› sabah yediden akflam dörde kadar çal›fl›yoruz. Yemek bize ait elektrik paras›, su paras› çocuklar›n okul masraflar› derken bir tor-

ba un 27 milyon oldu. Ald›¤›m›z ücret yetmiyor, hiçbir sa¤l›k güvencemiz yok, param›z› günlük vermiyorlar, on befl günde bir al›yoruz bazen bir sene geçiyor. ‹flas ettik deyip vermiyorlar alacaklar›m›z›. Yine de çal›fl›yoruz baflka flans›m›z yok. Portakal ifli bitince ekmek bulamad›¤›m›z günler oluyor önceleri tablac›l›k yap›yorduk geçen y›l Newroz’dan sonra Vali yasaklad›. Cafer Ad›yaman: Biz de on iki sene önce Siirt’ten buraya göç ettik. Abim flehit olunca çok bask› gördük o yüzden buraya geldik. Biz befl kifliyiz hepimiz bahçede çal›fl›yoruz. Kalabal›k çal›flt›¤›m›z için di¤erlerinden daha iyi durumday›z ama portakal bitti mi ayn› s›k›nt›lar› biz de çekiyoruz. Ben on dokuz yafl›nday›m okumay› çok istedim ama nasip olmad› çal›flmak zorunday›z. (Mersin)

F›nd›kta ç›kmak bilmeyen kararname!

Köylünün Seçimler öncesi Tayyip Erdo¤an’›n f›nd›k üreticisine “f›nd›k fiyatlar› en az 2 milyon olmal›” fleklin- DGD çilesi deki sözü söylemden öteye gitmedi. ‹ktidarlar›n› sömürü üzerine kuranlar›n halka verecek hiçbir fleyi olamaz. AKP iktidar› tüm sorunlar›n çözüldü¤ünü durmadan yineleyip dursa da köylünün durumunda de¤iflen tek fley koflullar›n›n daha da zorlaflmas›. Seçimler öncesi Tayyip Erdo¤an’›n f›nd›k üreticisine “f›nd›k fiyatlar› en az 2 milyon olmal›” fleklindeki sözü de söylemden öteye gitmedi. f›nd›k üreticisi köylüler ise “ne zaman hükümet verdi¤i sözü tuttu ki bundan sonra tutsun” diyerek tepkilerini dile getirdiler. Dünya f›nd›k üretimi ve ihracat›n›n 24. haftas›nda 406 milyon 917 bin 634 dolar döviz sa¤lad›. Karadeniz F›nd›k ve Mamullerin ‹hracatç›lar› Birli¤i’nden edindi¤imiz bilgiye göre d›fl piyasada geçen sezon ortalama olarak kentali (100 kg) 233 dolar seviyesinde ifllem gören standart natural iç f›nd›k bu sezon ortalama 228 dolardan al›c› buldu. ÜRET‹C‹ ALDATILIYOR Birçok rakam›n döndü¤ü f›nd›kta köylünün yüzü hiç gülmüyor. Tüccara yok pahas›na f›nd›¤›n› satan köylü her sezon gittikçe daha çok ç›kmaza

giriyor. “Yetkili”lerin aç›klamalar› ise onlara hiçbir fley ifade etmiyor. Ç›kacak olan kararnameyle ilgili bir aç›klama da CHP Ordu ve Giresun milletvekilleri yapt›. Ordu milletvekili Kaz›m Türkmen ve Giresun milletvekili Mehmet Ifl›k aç›klamalar›nda kararnamenin yetersiz oldu¤unu belirterek ‘karar gere¤ince f›nd›k üreticilerine 500 dekara kadar olan araziler için dekar bafl›na 25 milyon ödeme yap›lmas› kararlaflt›r›lm›flt›r. Ordu ve Giresun illerinde dönüm bafl›na 100-120 kilo aras›nda f›nd›k üretildi¤i varsay›l›rsa, bir kilo bafl›na verilen destek 200 bin lirad›r, daha önce aç›klanan taban fiyat›na bu miktar eklenince f›nd›k fiyat› brüt 2 milyon 815 bin lira olmaktad›r. Hükümetin verdi¤i sözü tutmad›¤›, yalan vaatlerde bulundu¤u aç›kt›r, tam manas›yla 8 milyon üretici bir kez daha aldat›lm›flt›r” dediler. Bir taraftan bu aç›klamalar sürerken Fiskobirlik’ten alacakl› olan köylüler ise çeflitli eylemliliklerle alacaklar›n› istiyolar, Düzce’nin Akçakoca ilçesinde köylüler Fiskobirlik binas›n›n önüne toplanarak alacaklar›n›n ödenmesini istediler. Kas›m ay›nda teslim et-

tikleri ürünün karfl›l›¤›n›n ödenmesi ise devletin bir kez daha köylüyü aldatt›¤›n›n göstergesidir. (Samsun)

Tar›mda üretimi art›rmak amac›yla verilece¤i söylenen Do¤rudan Gelir Deste¤i (DGD) köylülere zor günler yaflat›yor. 2002 y›l›n›n Aral›k ay›nda haz›rlanan ek bütçede DGD 2002 ödemeleri için 800 trilyon lira ay›ran AKP hükümeti 2 ayd›r bu paray› ödemiyor. 2 ay önce 18 milyar olan traktörün fiyat› 20 milyar liray› bulurken, mazotun litre fiyat› 1 milyon 600 bin liradan 1 milyon 800 bine yükseldi. 2002 DGD ödemelerinden 34 ildeki köylüler hiç yararlanamazken, 12 il ise ancak paralar›n›n yar›s›n› alabildi. AKP hükümetinin DGD politikas›n› de¤erlendiren Tür Köy-Sen Çorum fiube Baflkan› Muharrem Özünel tar›mda girdi fiyatlar›n›n sürekli yükseldi¤ini belirterek, AKP hükümetinin mazotu düflürece¤i sözünün tam tersini yapt›¤›n›, AKP’ye oy veren üreticinin bile çok tepkili oldu¤unu, so¤an ekiminin bafllayaca¤›n›, ancak üreticinin elinde para olmad›¤›n› söyledi. Edirne Ziraat Odas› Baflkan› Cengiz Yorulmaz ise bu¤dayda nitratl› gübre at›m zaman›n›n geldi¤ini ancak üreticinin elinde gübre alacak paran›n olmad›¤›n› söyleyerek “bizden üretim yapmam›z› beklemesinler” dedi. DGD ödemelerini bekleyen iller ise flöyle; Gaziantep, Eskiflehir, Adana, Edirne, Samsun, Bursa, Ankara, Urfa, I¤d›r, Ardahan, Malatya, Manisa. (H. Merkezi)


28 Şubat-13 Mart 2003

3

10

LPS Türkiye Seksiyonu Bürosu Aç›ld› Aç›l›fl konuflmas›n› yapan Suzan Zengin, ILPS’nin dünyadaki önemine ve Türkiye’de ILPS çal›flmas›n›n gereklili¤ine de¤inerek, açt›klar› büro ile çal›flmalar›na daha sistemli devam edeceklerini belirtti. Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS), Türkiye aya¤›n› güçlendirmek amac›yla bir ad›m daha att›. 40’a yak›n ülkeden, 219 kitle örgütünden 339 delegenin kat›l›m› ile 2527 May›s tarihleri aras›nda Hollanda’da yap›lan 1. Uluslararas› Kongresi ile kuruluflunu ilan eden ILPS’nin kurulufl amaç ve hedefleri “Emperyalizm ve gericili¤in ideolojik siyasal askeri ekonomik sosyal ve kültürel egemenlik ve sald›r›lar›na karfl› dünya halklar›n›n anti-emperyalist ve demokratik

mücadelesini destekler, ilerletir ve gelifltirir” fleklinde ifade ediliyor. Asya, Afrika, Latin Amerika, Kuzey Amerika ve Avrupa’n›n de¤iflik ülkelerinde çal›flmalar›na devam eden ILPS, 21 fiubat günü ‹stanbul Fatih’te Türkiye Seksiyonu bürosunun aç›l›fl›n› yaparak ülkemizde anti-emperyalist ve faflizme karfl› olan herkese ILPS çat›s› alt›nda mücadele ederek yeni bir dünya yaratma ça¤r›s› yapt›. Aç›l›fla Deri-‹fl Genel Baflkan Vekili Musa Servi, Belediye ‹fl 2 No’lu fiube Baflkan› Hasan Gülüm, Genel ‹fl’ten

Zeynel Demirçivi, Grup Yorum, ‹dil Kültür Merkezi, Devrimci Demokrasi, Yüz Çiçek Açs›n Kültür Merkezi, Munzur Çevre Derne¤i, Aç›l›m Hukuk Bürosu, Tohum Kültür Merkezi, Umut Yay›mc›l›k, Yeni Dünya ‹çin Ça¤r›, Tutuklu Yak›nlar›, Tuzla deri iflçileri ve belediye iflçileri kat›ld›. Aç›l›fl konuflmas›n› yapan Suzan Zengin, ILPS’nin dünyadaki önemine ve Türkiye’de ILPS çal›flmas›n›n gereklili¤ine de¤inerek, açt›klar› büro ile çal›flmalar›na daha sistemli devam edeceklerini

belirtti. Ard›ndan ILPS’nin kuruluflundan bugüne çal›flmalar› hakk›nda bilgi veren ILPS Uluslararas› Koordinasyon Komitesi üyesi Musa Servi, ABD’nin terörizm ad› alt›nda tüm dünya halklar›na sald›rd›¤›n› ifade ederek bütün anti emperyalist güçleri bu sald›r-

ganl›¤a karfl› ortak mücadele etmeye ça¤›rd›. Aç›l›fl nedeniyle mesaj gönderen ILPS Filipinler Seksiyonu ve ILPS Genel Sekreterli¤i; Emperyalizmin sald›r›lar›na ve bunlara karfl› geliflen küreselleflme ile emperyalist sald›rganl›k karfl›t› gösteriler üzerinde dura-

rak, Ortado¤u’nun stratejik konumundan dolay› devrimci-komünist mücadeledeki önemini vurgulad›lar. 78’liler Vakf› ve Pir Sultan Abdal Kültür Derne¤i Kad›köy fiubesi de gönderdikleri mesajlarla dayan›flma duygular›n› ifade ettiler. (‹stanbul)

Türkiye’de insan haklar› ihlalleri sürüyor

2002 insan haklar› ihlalleri raporu aç›kland›

Devlet ihlal enkaz› alt›nda 21 fiubat 2003 tarihinde saat 12:30’da Ankara ‹HD Genel Merkezi’nde 2002 y›l› insan haklar› ihlalleleri raporu aç›kland›. Hüsnü Öndül taraf›ndan yap›lan bas›n aç›klamas›nda yap›lan araflt›rman›n Türkiye’de yaflananlar›n s›n›rl› bir k›sm›na ›fl›k tuttu¤u belirtilerek “sunulan bilanço ve raporda yer alan konular Türkiye’deki rejimin niteli¤ine iliflkin bir çerçeve sunabilmektedir” denildi. Yap›lan bas›n aç›klamas›nda ilk olarak RTÜK yasas› üzerinde duruldu. Bunun yan›s›ra iflkence ve ifade özgürlü¤ü gibi konulara da de¤inilerek “19 Aral›k cezaevleri operasyonunu ‘katliam’ olarak nitelendirdi¤i için ‹HD ‹stanbul fiubesi Baflkan› Kiraz Biçici 3 y›l 9 ay a¤›r hapis cezas›yla cezaland›r›lm›flt›r” denildi. Bunlar›n ard›ndan 30 Kas›m 2002 tarihinden itibaren OHAL’in son iki ilde kald›r›ld›¤› aç›kland›ktan sonra OHAL’in bölgede yaratt›¤› sonuçlar üzerinde

duruldu. Yap›lan çal›flmalara göre OHAL’den kaynakl› resmi verilere göre 500 bin kiflinin zorunlu göçe tabi tutuldu¤u, yine resmi aç›klamalara göre 3428 köyün boflalt›ld›¤› vurguland›. Bu verilerin ‹HD kay›tlar›na göre 3688 köy ve mezran›n boflalt›ld›¤› ve 3 milyondan fazla insan›n zorla göç ettirildi¤i aç›kland›. Bölgede ayr›ca 60 bin korucunun bulundu¤u da vurgulanarak koruculuk sisteminin bugüne kadar iflledi¤i suçlardan ve zararlardan söz edildi. Yine 19 Aral›k 2000 hapishaneler operasyonuna de¤inilerek ölüm oruçlar›ndan ve F tipi tecrit hapishanelerinden söz edildi. Devletin bu politikay› hala devam ettirdi¤i söylenerek Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrite vurgu yap›ld›. Bas›n aç›klamas›n›n sonunda Öndül, ABD’nin sald›r› haz›rl›klar›na de¤inerek buna karfl› durufllar›n› devam ettireceklerini söyledi. Hüsnü Öndül’ün aç›klamas›n›n ard›ndan ‹HD Genel Sekreteri Feray Sal-

Turhal çal›flan›m›z›n tutuklulu¤u devam ediyor!

man haz›rlanan araflt›rma raporunu okuyarak, hak ihlallerini tek tek rakamlarla ve verilerle sundu. (Ankara) ‹HD ‹STANBUL fiUBES‹ OCAK 2003 RAPORUNU AÇIKLADI ‹nsan Haklar› Derne¤i ‹stanbul fiubesi de kendilerine ulaflan bilgiler ve baflvurular sonucu Ocak 2003 ‹nsan Haklar› ‹hlalleri Raporu’nu bas›na aç›klad›. Rapora göre bir ayda 494’ü adli, 291’i siyasi nedenlerle olmak üzere Ocak ay›nda toplam 785 kifli gözalt›na al›nd›. Bu say›n›n 36’s›n› çocuklar olufltururken 167’sini de kad›nlar oluflturmaktad›r. Ayr›ca yine bu ay içinde 15 kifli iflkence ve kötü muamele gördü¤ü için derne¤e baflvuruda bulundu. Bas›na getirilen cezalar›n da yer ald›¤› rapora göre Ocak ay›nda 3 kitap, 11 gazete ve dergi toplat›l›rken 2 gazete ve derginin yay›n› da 60 gün süreyle durduruldu. Yine bir gazeteci tutuklanarak 2 y›l 8 ay ceza ald›.

Gazetemizin Turhal ‹rtibat Bürosu 14 Aral›k tarihinde bas›larak çal›flanlar›m›z Derya Gökmen ve Sefagül Kesgin gözalt›na al›nm›fllard›. Gökmen ayn› akflam serbest b›rak›l›rken Kesgin sorgulanmak üzere Sivas’a götürülmüfl, burada 15 Aral›k günü Savc›l›k taraf›ndan serbest b›rak›lm›fl ancak 16 Aral›k tarihinde tutuklanarak Zile Hapishanesi’ne götürülmüfltü. 20 fiubat 2003 tarihinde ilk duruflmas› gerçekleflen çal›flan›m›z Sefagül Kesgin avukatlar›n davan›n Ankara’da aç›lmas›ndan kaynakl› Ulucanlar Hapishanesi’ne getirilmesi için gönderdikleri dilekçe dikkate al›nmayarak mahkeme öncesi ayn› dosyada ad› geçen Selma Korkut’un tutuldu¤u Sivas Hapishanesi’ne götürülmüfltür. “Hava muhalefeti” gerekçe gösterilerek ilk duruflmas›na getirilmeyen ve Sivas’tan da Ulucanlar Hapishanesi’ne sevk edilen Sefagül Kesgin “yasad›fl› örgüte üye olmak” suç-

lamas›yla yarg›lanmakta ve hakk›nda 15 y›l hapis istenmektedir. Gözalt›na al›narak serbest b›rak›lan Derya Gökmen için de daha sonra “yasad›fl› örgüte yard›m ve yatakl›k” suçlamas›yla ayr› bir dava aç›lm›flt›r. Ayn› gün duruflmas› yap›lan bu dosya Kesgin’in dosyas›yla birlefltirilmifltir. Her iki çal›flan›m›z›n da ifadelerini almak için mahkeme 20 Mart tarihine ertelenmifltir. 19 fiubat günü Ankara Devrimci Sosyalist Bas›n Platformu, duruflmayla ilgili kamuoyuna yaz›l› bir aç›klama yapt›. Devletin devrimci ve sosyalist bas›na yönelik sald›r›lar›na dikkat çeken ADSBP, Kesgin’in 20 fiubat’taki duruflmas›na ça¤r› yapt›. (Ankara) FESK’TEN BOMBALAMA

✔ Fakirlerin ve Ezilenlerin Silahl› Kuvvetleri (FESK), 22 fiubat günü ‹ngiltere’nin Harbiye’deki havayollar› binas›n› bombalad›. E-mail yoluyla aç›klama yapan FESK, aç›klamas›nda; “ABD emperyalizminin savafl arabas›na binen emperyalist güçler, onlara yedeklenen ba¤lafl›klar› ve ‹srail siyonizmi Fakirlerin ve Ezilenlerin Silahl› Kuvvetlerinin hedefidir. Direnece¤iz. Amerikan emperyalizmini yenece¤iz” sözlerine yer verdi. (H. Merkezi)


11

3

28 Şubat-13 Mart 2003

Her akflam ›fl›klar Irak halk› için sönüyor

PETR OL ‹Ç‹N DÖKECEK KANIMIZ YOK ABD’nin Irak’a sald›r› haz›rl›klar›n› sürdürdü¤ü flu günlerde emperyalist sald›rganl›¤› protesto gösterileri de tüm dünyada artarak sürüyor. Dünyada ve Türkiye’de 15 fiubat günü birçok noktada kitlesel eylemler gerçeklefltirildi. ABD’nin sald›r› haz›rl›klar› her alanda h›zlanarak sürerken dünya halklar› neredeyse hergün yap›lan protestolar ile bu sald›rganl›¤› lanetliyor. Bunlardan en etkili olan› 15 fiubat günü dünyada ve Türkiye’de birçok noktada kitlesel olarak gerçeklefltirildi. Ve bir kez daha egemenlerin tüm yalanlar›na ra¤men ezilenlerin Irak halklar›n›n yan›nda oldu¤unu gösterdi. * Halkevleri AKP milletvekillerine mektup göndererek ABD sald›rganl›¤›n› protesto etti. 18 fiubat 2003 tarihinde Galatasaray Postanesi önünde toplanan kitle “Yoksullu¤a son”, “Savafla hay›r” dövizleri tafl›yarak ve “AKP tüccar› kaça satt›n halk›” vb. sloganlar atarak AKP milletvekillerine mektup gönderdi. * Tüm-Bel Sen Kad›n Komisyonu 20 fiubat 2003 tarihinde ‹stanbul Büyükflehir Belediye Baflkanl›¤› önünde yapt›¤› eylem ile olas› Irak sald›r›s›n› protesto etti. Eylemde “Susma hayk›r halklar kardefltir”, “Kad›nlar hayk›r, savafla hay›r” sloganlar› at›l›rken, bas›n aç›klamas›n› okuyan TümBel Sen Genel Baflkan› Vicdan Baykara; “Ç›¤l›klar›m›z birbirimizin yüre¤ini bulana dek hayk›rmal›y›z ki savafllar son bulsun, zafer bar›fl›n olsun” dedi. (‹stanbul) * 21 fiubat 2003 tarihinde Sultanahmet Adliyesi önünde toplanan ‹stanbul Barosu’na kay›tl› 70’e yak›n avukat milletvekillerinin hukuk önünde de sorumlu olaca¤›n› ifade etti. Avukatlar ad›na konuflan Ercan Kanar, “bizim yerimiz dünya halklar›n›n yan›d›r” dedi. Aç›klaman›n yap›ld›¤› s›rada eyleme kat›lmak için gelen Kürt kad›nlardan oluflan bir grup polisin engellemesi sonucu da¤›lmak zorunda kald›. * ‹çerisinde gazetemiz ‹flçiKöylü okurlar› ve YDG’lilerin de bulundu¤u Okmeydan› Emperyalist Savafl Karfl›t› Birlik, her cumartesi saat 20:00’de semtin çeflitli bölgelerinde yürüyüfl ve bas›n aç›klamas› düzenleyerek emperyalist sald›rganl›¤› protesto ediyor. * Dünyan›n çeflitli ülkelerinden ‹stanbul’a gelen kat›l›mc›lar, savafla karfl› bar›fl ça¤r›s› yapt›lar. 22-23 fiubat tarihleri aras›n-

da Lütfi K›rdar Kongre ve Sergi Saray›’nda “Uluslararas› Bar›fl Konferans›” düzenlendi. Türkiye’den Yücel Sayman, fiükran Kurdakul, Ayd›n Çubukçu, Levent Tüzel, ‹zzettin Önder, Mehmet Bekaro¤lu, Mehmet Uzun, Gaye Y›lmaz vb. isimlerin kat›ld›¤› konferansa; Romanya, Lübnan, Almanya, KKTC, ‹ngiltere, Fransa, ‹sveç ve Yunanistan’dan gelen “savafl karfl›tlar›” kat›ld›. Yücel Sayman ve fiükran Kurdakul’un konuflmalar ›

fli “Esenyurt Savafl Karfl›t› Platform” pankart› asarak meflaleler yakt›. “Irak halk› yaln›z de¤ildir” sloganlar›n› atan eylemciler, türkü söyleyerek halay çektiler. * Aç›l›m Hukuk Bürosu yapt›¤› yaz›l› aç›klama ile ABD’nin Irak’a yönelik sald›r›s›n› protesto etti ve hangi soru sorulursa sorulsun hiçbir cevab›n bu sald›r›y› hakl› gösteremeyece¤ini belirterek “Irak savafl› her yönüyle haks›z bir savafl

olacakile bafllayan Konferans’›n ilk gününde konuflan Prof. ‹zzettin Önder’in, “Savafla karfl› de¤ilim. Evet kapitalizme karfl› savafla karfl› de¤ilim. Bunun d›fl›ndaki bütün savafllar kapitalizmin savafllar›d›r” vurgusu dikkat çekti. Konferans›n ikinci günü fiair Mehmet Özer ve Vedat Ülger’in verdi¤i fliir dinletisi ile bafllad›. Dia gösteriminin ard›ndan ilk konuflmay› yapan Prof. Dr. Mehmet Bekaro¤lu’nun ard›ndan sözü Sabri Topçu ald›. Topçu; iflçi s›n›f›n›n üretimden gelen gücünü kullanarak, havalimanlar›n›, üsleri ve ulafl›m› durdurmas› gerekti¤ini söyledi. * 14 kurumun kat›l›m› ile oluflturulan Esenyurt Savafl Karfl›t› Platform her cumartesi günü eylem yaparak halka soka¤a ç›kma ça¤r›s› yap›yor. 22 fiubat 2003 tarihinde saat 20:00’de Esenyurt Yenikent Depo Mahallesinde toplanan yaklafl›k 150 ki-

t›r” dedi. KARTAL * 15 fiubat 2003 tarihinde Kad›köy ‹skele Meydan›’nda bir araya gelen Demokratik kitle örgütleri, siyasi partiler ve DKÖ’ler ABD’nin Irak’a yönelik haks›z sald›r›s›n› protosto etti. Haklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi (ILPS) mitinge “Irak’ta Emperyalist Sald›rganl›¤a Karfl› Diren ve Birlefl” pankart›yla kat›ld›. Irak’ta Savafla Hay›r Koordinasyonu ad›na ortak aç›klamay› flair Sunay Ak›n ve Bennu Y›ld›r›mlar yapt›. Daha sonra söz alan KESK Genel Baflkan› Sami Evren; Irak’ta savafla hay›r demenin açl›¤a ve yoksullu¤a hay›r demekle ayn› anlama geldi¤ini belirtti. Mitinge birçok sanatç› da destek verdi. Tüm sanatç›lar›n yapt›¤› ortak aç›klamada “bizler ABD’nin bu savafl›na tüm gücümüzle karfl› koyarsak durdurabiliriz” dediler. Polisin y›¤›nak yapt›¤› Kad›köy’de 7 ayr›

arama noktas› oluflturuldu. Sabah›n erken saatlerinde gelen birçok kifli gözalt›na al›nd›. Aralar›nda ‹flçi-köylü çal›flan› Kadir Karabak’›n da oldu¤u grup bir gün sonra b›rak›ld›. Eylemin ard›ndan sald›rgan tutumunu sürdüren polis, E¤itim-Sen 1 No’lu fiube Baflkan› Musa Biçer, oyuncu Tamer Karada¤l›, Özgür Ozan ve Evrensel muhabiri Gökhan Dur-

mufl’un da aralar›nda oldu¤u bine yak›n kifliyi gözalt›na ald›. Ayr›ca eylem sonras› Abdullah Öcalan’a uygulanan tecriti protesto eden 2 bine yak›n kitle ile polis aras›nda çat›flma ç›kt›. Gözalt›na al›nan gruptan 20 kifli için, g›yabisi oldu¤u gerekçesiyle 4 gün ek süre daha al›nd›. * 19 fiubat 2003 tarihinde Tuzla ‹çmeler’de bulunan Limter-‹fl Sendikas› önünde sabah 7:30’da mesai saati öncesi “Irak’ta Emperyalist Savafla Hay›r” pankart› as›ld›. Eylemde bir konuflma yapan Limter-‹fl Sendikas› Genel Baflkan› Kaz›m Bak›fl; iflçileri eylemlerle haks›z savafla karfl› ç›kmaya ça¤›rd›. * 21 fiubat 2003 tarihinde Gazetemiz ‹flçi-Köylü’nün de aralar›nda bulundu¤u Kartal Demokrasi Platformu ABD’nin Irak’ta gerçeklefltirece¤i sald›r›y› protesto etmek için Anadolu yakas›n›n U¤ur Mumcu, Kurfal›, Topselvi, Karl›ktepe’de ›fl›k söndürme eylemine destek verdi. Son olarak da Kartal meydan›n-

da yaklafl›k 400 kiflinin kat›ld›¤› bas›n aç›klamas› yap›ld›. Kartal Demokrasi Platformu’nun Dönem Sözcüsü EMEP’in yapt›¤› aç›klama kitlenin saat 20:00’de maytaplar› yakmas›yla ve “Emperyalist savafla hay›r”, “Irak halk› yaln›z de¤ildir”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” sloganlar›yla bitirildi. ANKARA * Savafl Karfl›t› Platform’un yapt›¤› ça¤r›yla yo¤un bir kat›l›mla savafla karfl› bir dakika karanl›k eylemi 15 fiubat 2003 tarihinde bafllad›. Alk›fl, ›sl›k ve sloganlarla bafllayan eylemde meflaleler ve mumlar yak›larak “Savafla hay›r yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” denildi. Meflaleler ve mumlar söndürülerek Irak’a yap›lacak sald›r›n›n protesto edildi¤i eylemde ‹HD Ankara fiubesi Baflkan› Ender Büyükçulha bir konuflma yapt›. * 15 fiubat 2003 tarihinde “Savafla hay›r yaflas›n halklar›n kardeflli¤i” sloganlar›yla bafllayan eylemde konuflan ‹HD Ankara fiube Baflkan› Ender Büyükçulha AKP hükümetinin de ezilen yoksul halk›n yan›nda yer almad›¤›n›, sermayenin yan›nda oldu¤unu belirtti. * 18 fiubat 2003 tarihinde Savafl Karfl›t› Platform üyeleri meclis önüne giderek bar›fl istediler. Yo¤un bir polis ablukas›yla karfl› karfl›ya kalan platform temsilcileri ziyaretçi olarak meclise girmek isteyince engellendiler. Ziyaretin serbest oldu¤unun hat›rlat›lmas›na ra¤men temsilciler içeri al›nmay›nca, baz› milletvekillerinin müdahalesiyle yaklafl›k 40 kadar temsilci meclise al›nd›. Ç›k›flta bir bas›n aç›klamas› yap›ld›. * Ankara’da bulunan Özgür Tiyatro ad›na 15 fiubat 2003 tarihinde yaz›l› bir aç›klama yapan Özgür Baflkaya “Haysiyetimiz karanl›klar alt›ndad›r... Onurumuz da... ‹nsan olma bilincimiz bilinçli olarak zahirilefltirilmifltir. Utanma duygumuz kaybolmufltur. Kifliliksiz ve kimliksiz zavall›lar ordusu oldu¤umuzun göstergesidir bu kahrolas› savafla ‘hay›r’ diyemememiz” diyerek herkesi gerçek teröristlere dur demeye ça¤›rd›. * Savafl Karfl›t› Platformun her cumartesi günü saat 12:30’daki Yüksel Caddesindeki eylemine 22 fiubat Cumartesi


28 Şubat-13 Mart 2003 günü SES Ankara fiubesi de destek verdi. Bas›n aç›klamas›n› SES Ankara fiubesi Bas›n Sekreteri Erdem Ulusal yapt›. * 22 fiubat Cumartesi akflam› saat 18:00’de Sakarya Caddesinde bir araya gelen Savafl Karfl›t› Platform bileflenleri meflaleler yakarak “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “Katil ABD iflbirlikçi AKP”, “1 Mart’ta alanlarday›z”, “‹çerde d›flarda hücreleri parçala” sloganlar› at›ld›. MALATYA *Malatya Savafl Karfl›t› Platform 15 Ocak saat 14:00’de postane önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n aç›klamas›na “Emperyalizm ka¤›ttan kapland›r”, “Yaflas›n Türkiye ve Irak Halklar›n›n Kardeflli¤i” dövizleriyle kat›lan ILPS “Petrol ‹çin dökece¤imiz kan›m›z yok”, “Amerikan askeri olmayaca¤›z” vb. dövizler açan YDG’liler de kat›ld›. ILPS, YDG ve Malatya Gençlik Derne¤i dernek önünden yolu kapatarak dövizlerle alk›fllarla ve “Kahrolsun ABD Emperyalizmi”, “Yaflas›n Halklar›n Kardeflli¤i” vb. sloganlarla postane önüne kadar yürüdü. Kitle aç›klama esnas›nda s›k s›k “Ortado¤u halklar› s›klaflt›r›n saflar›”, “Açl›¤a Savafla Hücrelere Hay›r” sloganlar›n› hayk›rd›. Ayn› akflam platform üyeleri saat 20:00’de E¤itim-Sen’in önünde 1 dakikal›k ›fl›k söndürme eylemi düzenledi. Çevrede toplanan halk›n da deste¤iyle meflaleler yak›ld› alk›fllarla bafllayan eylem “Irak halk› yanl›z de¤ildir”,

3

12 “Kahrolsun ABD emperyalizminin ufla¤› AKP” vb. sloganlarla bitirildi. * Malatya Temel Hak ve Özgürlükler Derne¤i Giriflimi ile ‹flçi-köylü, Yeni Demokrat Gençlik okurlar› 19 fiubat 2003 tarihinde 20:00’de Irak’a sald›r›s›n› ve hapishanelerde devam eden tecrit politikas›n› k›nad›lar. Eylem öncesi TMfi ekipleri-

Paflaköflkü camisi önünde ›fl›k söndürme eylemi ve 23 fiubat Pazar günü de Kernek park›nda eylem yapt›. SAMSUN Ifl›k söndürme eylemi Samsun’da da sürüyor. Samsun Savafl Karfl›t› Platform taraf›ndan sürdürülen eylem 16 fiubat 2003 tarihinde bafllad›. Eylem her akflam saat 20:00’de Çiftlik Ziraat

›fl›klar›n› yak›p söndürerek eylemi destekliyorlar. Platform içinde yer almayan TKP ise eylemlerini yaln›z gerçeklefltiriyor. 16 fiubat 2003’de AKP önüne gelen bir grup TKP’li savafl› protesto etti. Eylemde konuflan Samsun ‹l Baflkan› Gamze Özdemir; “ABD’nin ç›karaca¤› kirli savafl› k›n›yoruz” dedi. Eylem s›k s›k at›lan “ABD askeri

nin ve resmi polislerin çevrede yo¤un y›¤›nak yapt›klar› görülürken, Paflaköflkü halk›n›n eylemi pencereden, balkondan izlemesi de dikkat çekti. * Ayr›ca yine Malatya Savafl Karfl›t› Platform, 22 fiubat’ta

Bankas› önünde gerçeklefliyor. Eylemde “Askere gitme, kardefl kan› dökme”, “ABD defolsun üslere el konsun” vb. sloganlar at›l›yor. Eyleme yoldan geçen arabalar korna çalarak destek verirken çevrede bulunan evler de

olmayaca¤›z”, “Onurlu bar›fl sosyalizmde” vb. sloganlarla sonland›. ‹ZM‹R * ‹zmir Savafl Karfl›t› Platform Cumhuriyet Meydan›’nda ›fl›k söndürme eylemlerinin star-

Bak›rköy Hapishanesi’nde iflkenceli sevk 19 Aral›k katliam›nda kimyasal gazlarla yak›lan, sakat b›rak›lan devrimci kad›n tutsaklar›n getirildi¤i Bak›rköy Kad›n ve Çocuk Tutukevi D Blok, askerler taraf›ndan iflgal edilerek kad›n tutsaklar Uflak ve Gebze Hapishanelerine iflkencelerle götürüldüler. 20 fiubat’ta gerçekleflen iflkenceli sevk öncesi kad›n tutsaklar›n temsilcileri idareye ça¤r›ld›. Dört temsilci askerler taraf›ndan dövülerek al›kondu. Ard›ndan da ko¤ufllara jandarma taraf›ndan bask›n yap›ld›. Zorla sevk edilmeye çal›fl›lan kad›n tutsaklar hapishane idaresine karfl› direnirken jandarman›n sald›r›s› sevk arac›na kadar devam etti. Sald›r› sonucu tutsaklar›n ço¤u yaralan›rken, Elif Yafl adl› tutsak bayg›nl›k geçirdi. Jandarma terörü ile

sevk edilen tutsaklar›n isimleri ve götürüldükleri hapishaneler flöyle; Nursel Demirdövücü: Gebze Hapishanesi Ebru Gümüflo¤lu: Gebze Hapishanesi Aysel Güldo¤un: Gebze Hapishanesi Ayfle Tuncer: Gebze Hapishanesi Neriman fiaflmaz: Gebze Hapishanesi Filiz Gencer: Uflak Hapishanesi Aysu Baykal: Uflak Hapishanesi Aysel Uzel: Uflak Hapishanesi Fatma Y›ld›r›m: Uflak Hapishanesi (‹stanbul)

t›n› verdiler. Platform ad›na aç›klama yapan Enerji, Sanayi ve Maden Emekçileri Sendikas› ‹zmir fiube Baflkan› her akflam Bornova Küçükpark, Karfl›yaka ‹skele, Konak Üçyol ve Buca Forbes caddesinde eylemlerinin devam edece¤ini söyledi. * Ö¤retim üyeleri ve sa¤l›kç›lar da milletvekillerini “Savafla hay›r” demeye ça¤›rd›lar. Belediye önünde yap›lan bas›n aç›klamas›na birçok kurum destek verdi. Aç›klamay› okuyan SES ‹zmir fiube Baflkan› Ergün Demir Türkiye toplumunun % 34’ünün yabanc› askerlerin Türkiye’de konuflland›r›lmas›na karfl› oldu¤unu belirtti. * Savafl Karfl›t› Platformun ça¤r›s› ile biraraya gelen kitle emperyalist sald›rganl›kta ABD’nin yan›nda olan AKP hükümetini protesto etti. Yaklafl›k 500 kifli AKP il binas› önünde bir bas›n aç›klamas› yapt›. Bas›n metnini Platform Dönem Sözcüsü Alim Murathan okudu. BURSA Bursa Savafl Karfl›t› Platform semtlerdeki ilk eylemini Teleferik semtinde 21 fiubat 2003 tarihinde “Irak’ta savafla hay›r” imza kampanyas› ile bafllatt›. Eylemde imza toplamakla birlikte akflam yap›lan ›fl›k söndürme eylemine de ça¤r› yap›ld›. Akflam Teleferik meydan›nda toplanan 200’ü aflk›n kitle alk›fl ve z›lg›tlarla anti-emperyalist sloganlar hayk›rd›lar. Platform bileflenleri kitleye ça¤r› yaparak emekçi semtlerde eylemliliklerinin devam edece¤ini duyurdular.

Can ve Kaya mezar› bafl›nda an›ld›› Dönemin ‹HD Elaz›¤ fiube Baflkan› Av. Metin Can ile ‹HD Elaz›¤ fiubesi üyesi Dr. Hasan Kaya 21 fiubat 1993’te Kontrgerilla taraf›ndan katledilerek Dersim’de Dinar Köprüsü alt›na at›lm›fllard›. Daha önce ERNK taraf›ndan yakalanan kontra eleman› Ayhan Öztürk, yapt›¤› itiraf›nda Can ile Kaya’n›n kendisinin de içinde yer ald›¤› Yeflil (Mahmut Y›ld›r›m) liderli¤indeki kontrgerilla timi taraf›ndan öldürüldüklerini belirtmiflti. 10 y›l önce katledilen

insan haklar› savunucular› Av. Metin Can ve Dr. Hasan Kaya, ‹HD Elaz›¤ fiubesi taraf›ndan 21 fiubat 2003 tarihinde düzenlenen anma töreniyle an›ld›lar. Anmaya genel toplant›lar›n› Elaz›¤’da yapan ‹HD Genel Merkez Yönetimi, ‹HD Elaz›¤ fiube Yönetimi ve üyeleri, çeflitli siyasi parti yöneticileri, devrimci ve sosyalist bas›n okurlar›ndan oluflan yaklafl›k 200 kifli kat›ld›. Saat 12:00’de Asri Mezarl›¤›’nda kortejler oluflturulurken önde Can ve Kaya’n›n resimleri tafl›nd›.

Yürüyüfl boyunca “Kahrolsun M‹T CIA Kontrgerilla”, “‹nsanl›k onuru iflkenceyi yenecek” vb. sloganlar at›ld›. Mezarlar gül ve karanfillerle süslendikten sonra insan haklar›n› savunurken flehit düflenler için sayg› duruflunda bulunuldu. Ard›ndan s›ras›yla ‹HD Elaz›¤ flube baflkan› Av. Cafer Demir, DEHAP ad›na Mehmet Artan, ile ‹HD Genel Baflkan› Hüsnü Öndül günün anlam ve önemini anlatan birer konuflma yapt›lar. (Malatya)


13

3

28 Şubat-13 Mart 2003

15 fi u b a t ’ t a S e r h › l d a n ç a ¤ r › s › KADEK, Abdullah Öcalan’›n yakaland›¤› tarih olan 15 fiubat’ta bütün Kürt halk›na serhildan ça¤r›s› yapt›. 15 fiubat’›n y›ldönümünde tecrite karfl› yap›lan eylemler daha da artt›.

KADEK’in serh›ldan ça¤r›s› yapt›¤› ve Abdullah Öcalan’›n yakaland›¤› 15 fiubat’›n y›ldönümünde yap›lan eylemler daha da yo¤unluk kazand›. * ‹stanbul Esenler, Üçyüzlü’de toplanan ve “Baflkan Apo’yla buluflma zaman›” yaz›l› pankart açan bir grup molotof kokteyl atarak yolu trafi¤e kapatt›. Grup “Biji Serok Apo” slogan› atarak Türk Telekom’a ait bir tahsilat giflesine molotof att›. * Gaziosmanpafla Karayollar› mahallesinde toplanan yaklafl›k 200 kiflilik bir grup

lastikler yakarak, yola molotof kokteyl att›. * Sar›gazi Merkez mahallesinde eylem yapan bir grup Öcalan lehine slogan atarak, trafoya molotof kokteyl att›. * Zeytinburnu Telsiz mahallesinde yürüyüfl düzenleyen bir grup ‹fl Bankas›’na molotof kokteyl att›. Zeytinburnu Dikilitafl’ta ‹fl Bankas› ile yola molotof kokteyl at›ld›. * Öcalan lehine slogan atan yaklafl›k 40 kifli Okmeydan› Anadolu Kahvesi önünde toplanarak anayolu lastikler yakarak trafi¤e kapatt›. Grup ard›n-

dan Hal›c›o¤lu’na do¤ru yürüyüfle geçti. Bu s›rada gruba müdahale eden polis 4 kifliyi gözalt›na ald›. * Beyo¤lu Hac›ahmet mahallesinde toplanan bir grup genç, Bostanc› soka¤›na barikat kurup lastikler yakarak yolu trafi¤e kapatt› ve KADEK bayra¤› açt›. * Befliktafl Ihlamur Dere’de “Biji Serok Apo” slogan› atan bir grup yürüyüfl yaparak ‹fl Bankas› fiubesi’ne molotof kokteyl att›. * Van’›n Hac›bekir mahallesine ba¤l› Bay›rl› ve Sürmeli sokaklar›nda yap›lan ve 100’er kiflilik gruplar›n kat›ld›¤› eylemde, atefller yak›larak sloganlar at›ld›. 3 saat süren eyleme polis sald›rd›. * Buca ilçesine ba¤l› Çamkule semtinde toplanan yaklafl›k 40 kifli ‹zmir-Ayd›n yolunu trafi¤e kapatt›. Konak ilçesine ba¤l› Yeniflehir semtinde kendilerine “Kemal Pir Demokratik Birli¤i” ad›n› veren bir

SAMSUN ESNAFI PER‹fiAN

grup, tüp yüklü bir kamyonete molotof kokteyl att›. * Urfa’n›n Eyyübiye mahallesinde eylem yapan bir grup genç, fianl›urfa belediyesine ait 2 belediye otobüsünü atefle verdi. ‹mam Keskin ve Eyyüp Nabi mahallelerinde gösteri yapan ve kendilerine “Baflkan Apo’nun fiahinleri” ad›n› veren bir grup tecridi protesto etti. * Adana Seyhan’a ba¤l› Ova mahallesinde toplanan 700 kifliye sald›ran polis, göstericilere tazyikli su s›kt›. * Diyarbak›r’da KADEK’in “sokaklara ç›kmay›n, siyahlara bürünün, kepenkleri açmay›n” ça¤r›s›na yan›t veren Kürtler Ba¤lar, Yan›kköflk, Muradiye, Yeniflehir, Kofluyolu, Suriçi, Seyrantepe, Kaynartepe, Huzurevleri ve Fatih mahallelerinde soka¤a ç›kmad›. * Mersin’in Yenipazar mahallesinde barikat kurarak eylem yapan yüzlerce kifliye sal-

d›ran polis gaz bombas› att›. Eylemcilerin taflla karfl›l›k verdi¤i olaylar uzun süre devam etti. Öte yandan Yenipazar, Günefl, Gündo¤du, fievket Sümer, Hal ve Kurdali mahallelerinde de kepenkler indirildi. Güneflli mahallesinde yap›lan eyleme polis gaz bombalar› ile sald›rd›. Adana’da Kürtlerin yaflad›¤› birçok mahallede korsan gösteriler yap›ld›. * ‹zmir’in Agora Semtinde toplanan yaklafl›k 500 kifli uluslararas› komployu k›n›yoruz pankart› açarak Ball›kuyu caddesi boyunca yürüdü. * Van’da büyük Rus Pazar› baflta olmak üzere çok say›da yerde esnaf kepenklerini açmad›. Van merkezde ve ilçelerinde çok say›da sokak gösterisi düzenlendi. Ayr›ca ayn› gün Mufl, Batman, Siirt, Urfa ve fi›rnak’ta eylemler yap›l›rken kepenkler aç›lmad›. Bunlar›n d›fl›nda yurtd›fl›nda birçok yerde de ayn› protestolar yap›ld›.

Dersim’de siyanürle alt›n aranacak Dersim’de 50 dönümlük arazi 49 y›ll›¤›na siyanürle alt›n aramas› için bir Alman flirketine kiraya verildi.

Samsun’da Modern Pazar yerinin park yap›lmas› için bütün sokaklar› söktüren Belediye Baflkan› esnafa ne bir aç›klama yapma gere¤i duyuyor ne de bir çözüm yolu sunuyor. Aylard›r ifl yapamad›klar›n›, dükkanlar›nda siftah yapamad›klar›n› söyleyen esnaflar “bu duruma flaflt›k kald›k” diyerek tepkilerini dile getiriyorlar. 1. Esnaf: Ben burada 15 y›ll›k esnaf›m. Belediye Baflkan› bize “sizi ma¤dur etmeyece¤im” dedi. Ancak pazar yeri y›k›lmaya baflland›¤›nda kendisi ile görüflmeye gitti¤imizde görüflmemek için yalan söylüyordu. Yok Almanya’daym›fl, yok ifli varm›fl. Daha sonra hiç bir aç›klama yapmad›. Bizi oyalamak için her türlü yalana baflvurdu. Biz de gittik mahkemeye baflvurduk. Ve mahkemeyi biz kazand›k. Ona ra¤men iflyerlerimiz y›k›lmaya de-

vam etti. Ve bugün sizin de gördü¤ünüz gibi y›k›m yasad›fl› bir flekilde devam ediyor. Bu nas›l bir kanun anlayamad›k. Burada 500 esnaf vard›, periflan oldu. Sokaklarda bir fleyler satmaya çal›fl›yoruz orada da zab›tadan rahat yok. 2. Esnaf: Ben de burada 30 y›ll›k esnaf›m. ‹yi kötü buradan ekmek param›z› ç›kar›yorduk. Ama flimdi periflan durumday›z. Belediye baflkan› bize yer verece¤ini söyledi ama bizi aldatt›. Mahkeme karar›na ra¤men y›kmaya devam ediyorlar. Kanun var diyorlar ama o karara ra¤men y›k›yorlar. Kanunu manunu kimsenin dinledi¤i yok. Baflka nas›l hakk›m›z› arayaca¤›z? Devletle u¤rafl›lm›yor ki. Sesini ç›karan› yaka paça içeri t›k›yorlar. Ne yapaca¤›z flaflt›k kald›k. (Samsun)

Tunceli’nin Naz›miye ilçesine ba¤l› Büyükyurt (Hakis) köyünde elli dönümlük arazi 49 y›ll›¤›na bir Alman flirketine kiraya verildi. Befl ay önce 50 dönümlük arazinin Orman ‹flletme Müdürlü¤ü taraf›ndan “a¤açland›rma” projesi ad› alt›nda al›nd›¤› ve 49 y›ll›¤›na bir Alman flirketine kiraland›¤› ö¤renilirken, konuyla ilgili Kad›köy Tunceli Kültür ve Dayan›flma Derne¤i Yönetim Kurulu Üyesi Murat Sar›çiçek bir aç›klama yapt›. Büyükyurt köyünün ka-

yal›k olmas› nedeniyle a¤açland›rma projesine uygun olmad›¤›n› vurgulayan Sar›çiçek “eski Ermeni yerleflim yeri olan köyde ald›¤›m›z bilgilere göre Bergama’da uygulanan siyanürle alt›n arama yöntemi uygulanacak” dedi. fianl›urfa Orman Bölge Müdürlü¤ü’nün incelemeler için köye bir heyet gönderece¤ini ekleyen Sar›çiçek, konu hakk›nda gerekli araflt›rmalar› yapt›ktan sonra dava açabileceklerini de belirtti. (Malatya)

A‹HM’den TC’ye uyar› A‹HM TC’ye yaz› göndererek 31 Mart’a kadar dostane çözüm için görüfl bildirmelerini istedi. 1994/1995’te OHAL döneminde Dersim’de birçok köy yak›lm›fl, y›k›lm›fl, köylüler iflkencelerden geçirilerek, yerlerinden-yurtlar›ndan zorla göç ettirilmifllerdi. Köyleri zorla boflalt›lanlar›n birço¤u 1999-2000 y›llar›nda A‹HM’e baflvurarak zararlar›n›n karfl›lanmas›n› istemifllerdi. Karao¤lan, Aktafl, Halitp›nar, Çayüstü, fiahverdi köylerinin de aralar›nda

bulundu¤u yüzlerce/binlerce baflvuru A‹HM’de incelenirken, 31 baflvuruya avukatlar›n›n arac›l›¤›yla yaz› geldi. A‹HM, TC devletine de yaz› gönderirken, gönderilen yaz›da; taraflar›n 31 Mart 2003’e kadar dostane çözüm noktas›nda A‹HM’e görüfl bildirmeleri istendi. A‹HM’in yaz› göndererek taraflardan görüfl istemesi, TC’nin olaylardan sorumlu tutuldu¤unu, bu davalar›n köylüler lehine sonuçlanaca¤›n› TC’nin olay›, köylülerle anlaflarak örtbas etmesi, aksi takdirde A‹HM’de TC’nin suçlu bulunaca¤›n› gösteriyor. (Malatya)


28 Şubat-13 Mart 2003

3

14

Eylem birliklerinin önemi üzerine Dünya ve ülkemizdeki bu zemin bizi bir araya getirmek için güçlü nedenlerdir. Temel sorun iktidar sorunudur. Bu gerçek hiçbir yap› için de¤iflmez. Bu temel bak›fl aç›s›ndan hareketle günceli yakalamak ve bunun üzerinden kitlelerle buluflmak reddedilemez. Eylem birlikleri zeminini bir yerden bafllatmak ve bunu de¤iflik kampanyalarla zenginlefltirip devam ettirmek günün görevleri aras›ndad›r. Son dönemlerde Türkiye devrimci hareketi içinde tart›fl›lan konulardan biri de eylem birlikleri sorunudur. Bu sorun sadece teorik düzeyde tart›fl›lmakla kalmay›p birçok partinin gerçeklefltirdi¤i oturumlarda sorun birçok yönüyle ele al›narak bütünlüklü bir irade ortaya konmufl bulunuyor. Keza ayn› flekilde baflka yap›lar da bu yönlü görüfl ve düflüncelerini dergi sayfalar›nda dile getirerek sorunun önemini kendi bak›fl aç›lar›na göre kamuoyuna aç›klam›fl bulun u yorl a r. Proletarya Partisi de gerçeklefltirdi¤i 7. oturumda bu sorun u tart›flarak ald›¤› karar› flöyle gerekçelendirmifltir. “Emperyalist sald›r›lar›n her yönden yo¤unlaflmas›, faflizmin halk üzerinde oluflturdu¤u bask›lar, gelecek umudunun kitleler nezdinde de¤er yitirmesi ve devrimci hareketin bu sald›r› ve sorunlar karfl›s›nda yetersiz kalmakla birlikte, birlikler yakalamada/oluflturmada önemli eksiklikler tafl›mas›, özellikle bugün, eylem birli¤inin komünistlerin önündeki önemli görevlerden biri oldu¤unu göstermektedir. Özellikle partimize yak›n olan, birlikte ifl yapmada önemli güven veren, eylem birli¤inin zemini olacak politikalar oluflturmada süreci benzer

flekilde tahlil eden ve politikalar›n› ortaklaflt›rabilen devrimci partilerle eylem birli¤i konusunda tümüyle aç›k ve hatta teflvik edici olmal›y›z. Halk›n bu yönlü ortakl›klara de¤er verdi¤inin/verece¤inin bilincinde davranarak emperyalizmin, yerli uflaklar›n›n da her türlü katk›s›yla gerçeklefltirdi¤i sald›r›lara karfl› genifl bir hedef birli¤inin ve bu hedef birli¤ini içeren bir eylem birli¤i örgütlenmesinin halk deste¤ine aç›k olaca¤›n› bilmeliyiz.

sinlikle unutulmamas› içindir.’’ Bu gerçekli¤in ancak birlikte ifl yapaca¤›m›z yap›larla oluflturulacak eylem birliklerinde ifadesini bulaca¤› aç›kt›r. Türkiye devrimci hareketinin eylem birliklerinde önemli tecrübelerinin oldu¤unu biliyoruz. Yeni at›lacak bir ad›m›n somut gerçekler üzerinde flekillenmesi oldukça önemlidir. Bu konuda örnek eylem birliklerinin yafland›¤›n› söylemekle birlikte, olumsuz ve sonuç getir-

Politikalar örgütlenmelerle, eylemlerle somutlafl›r. Belirlenmifl bir politikan›n uygulanmas›na ne kadar genifl bir kesimi kat›yorsak o oranda baflar›l› olunur. Eylem birli¤inin politikalar›n baflar›ya ulaflmas›nda en önemli taktik ilkelerden oldu¤unu bugün daha fazla önemsemeli ve öne ç›kartmal›y›z. Ama örgüt olmadan örgütte esneklik ve inisiyatif olmadan eylem birliklerinden iyi yararlan›lamayaca¤› unutulmamal›d›r. Bu vurgu eylem birlikleri önünde engel olsun diye de¤il, aksine güçlü eylem birlikleri için as›l olmas› ve a¤›rl›k verilmesi gerekenin ke-

meyen sadece ka¤›t üzerinde kalan eylem birliklerinin de oldu¤unu hiçbir yap› red edemez. Sorun her iki örnekten dersler ç›kararak somut gerçeklik üzerinde eylem birliklerini oluflturmakt›r. Eylem birliklerinin ideolojik bir birlik olmad›¤› aç›kt›r. Asgari ve somut geliflmeler üzerinde oluflturulan eylem birlikleri geçici birliklerdir. Somuttur, güncel ve herkesi ilgilendiren ortak paydalarda birleflenlerin oluflturdu¤u eylem birlikleri hedefine ulaflt›¤›nda biten birliklerdir. Hoflgörü, demokrasi, esneklik ve her yap›n›n hassasiyetlerinin gözönünde

bulundurulmas› eylem birliklerinin harc›d›r. Bu konuda da oldukça olumsuz örneklerin oldu¤u ve yafland›¤› biliniyor. Birçok konuda anlafl›lmas›na ve karar al›nmas›na ra¤men, ifl prati¤e geldi¤inde al›nan kararlara uymayan yap›lar›n ne gibi sorunlara yol açt›¤›n› biliyoruz. Eylem birlikleri kimin kimi kullanaca¤› sorunu de¤ildir. Sorun belirlenen hedefe birlikte varmad›r. Bunu gerçeklefltirmek için araçlar›n zenginlefltirilmesi ve hedefe ulafl›lmas›d›r. Bugün eylem birliklerinin zemini her zamankiden daha güçlüdür. 1) Emperyalizm dünyan›n her yerinde ezilen mazlum halklara sald›r›yor. Bölgesel savafllar ç›kart›yor. ‹stedi¤i ülkeye sald›r›yor, ya¤mal›yor ve talan ediyor. Bafl›n› ABD emperyalizminin çekti¤i bu savafl k›flk›rt›c›l›¤›na karfl› di¤er emperyalist bloklar›n ‘bar›fl’ yanl›s› görünmesi onlar›n ya¤ma savafllar›nda kendilerine düflen Pazar pay›na olan itirazlar›ndan ileri geliyor. Emperyalist sistem bütünlüklü bir kriz içindedir. Bu kriz sistemin üretim fazlal›¤›ndan kaynaklan›yor. Yeni Pazar bulmakta zorlanan emperyalist tekeller, ABD’de de oldu¤u gibi ifl bafl›na getirdi¤i savafl hükümetleri vas›tas›yla zay›f halka gördü¤ü ülkelere sald›rarak, yeni alanlara aç›lmaktad›rlar. Emperyalistler aras› bloklaflma daha da netleflmektedir. ABD ve ‹ngiltere, Avrupa Birli¤i (aralar›nda çeliflkiler olsa da) Rusya ve Çin blok bafllar› olarak orta yerde durmaktad›rlar. ABD’nin Irak’a sald›rma

karar› almas›yla emperyalistler aras›ndaki saflaflma iyice belirginleflti. Rusya’n›n Avrupa Birli¤i yan›nda yer almas› emperyalistler aras› çeliflkiyi iyice k›z›flt›rm›fl bulunuyor. Pazarlar›n yeniden paylafl›lmas›nda bu çeliflki kendisini daha da sert bir biçimde ortaya koyacakt›r. Emperyalistler aras›ndaki çeliflki kendisini esas olarak yar›-sömürge ülke pazarlar›n›n paylafl›m›nda göstermektedir. Bu da anti-emperyalist mücadelenin daha güçlü bir flekilde do¤mas›n› birlikte getirmektedir. Emperyalizmin dünya çap›ndaki küreselleflme politikas› iflas etti. Devletlerin zay›flamas›, ulus üstü tekeller, vb tespitler iflas etmekle kalmad›, tam aksine devlet ve ulus söylemine daha çok sar›lan emperyalist güçler alabildi¤ine milliyetçili¤i körüklemektedirler. 2) Emperyalist-kapitalist ülkelerde iflsizlik, açl›k ve yoksulluk giderek art›yor. Bu zemin kitlelerin kendilerini yönetenlere karfl› ç›kmalar›n›n da koflullar›n› yarat›yor. Emperyalist kapitalist ülkelerde iç tepkiler, d›fl emperyalist sald›rganl›kla bütünleflerek anti emperyalist hareketlerin daha güçlü tepkiler ortaya koymas›n› birlikte getirmektedir. 3) Hareketin en güçlü ve diri oldu¤u yerler yar›sömürge ülkelerdir. Bu ülkelerdeki Marksist-Leninist-Maoist hareketler emperyalistleri en çok korkutan hareketlerdir. Emperyalistlerin yar›-sömürge ülkelere dayatt›¤› ekonomik reçetelerin yan›s›ra, özellefltirme vb programlarla ekonomileri tüm yönleriyle denetim alt›na al›nan bu ülkelerin emperyalizmin zay›f kar›nlar› oldu¤u da aç›kt›r.

4) Ülkemiz aç›s›ndan durum çok daha farkl›d›r. Açl›k, yoksulluk, iflsizlik emperyalizmin ülkemiz ekonomisini denetimine almas›n›n sonuçlar›d›r. Yerli uflaklar› Komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar› vas›tas›yla uygulanan ekonomik program sadece iflçi s›n›f›n› yoksullu¤a itmiyor. Köylülü¤ü, memurlar› da çark›n içinde ezerek yoksullu¤a itiyor. IMF’nin direktifleriyle memurlar›n iflten ç›kart›lmalar›, köylülü¤e verilen sübvansiyonlar›n kald›r›lmas›, yeni y›k›mlar getirmifltir. ‹çteki devrimci mücadelenin ezilmesi için her yolun denendi¤i bir süreçte hapishanelerde katledilmeye devam edilen devrimci tutsaklar›n yan›s›ra, iflkence, bask› ve çat›flmalarda katledilen devrimcilerin say›s› bilinmezken, Kürt ulusu üzerindeki bask›lar›n de¤iflik biçimler alarak devam etmesi ülkemiz gerçekli¤ini oluflturuyor. Dünya ve ülkemizdeki bu zemin bizi bir araya getirmek için güçlü nedenlerdir. Temel sorun iktidar sorunudur. Bu gerçek hiçbir yap› için de¤iflmez. Bu temel bak›fl aç›s›ndan hareketle günceli yakalamak ve bunun üzerinden kitlelerle buluflmak reddedilemez. Eylem birlikleri zeminini bir yerden bafllatmak ve bunu de¤iflik kampanyalarla zenginlefltirip devam ettirmek günün görevleri aras›ndad›r.


15

3 Nedir bu görevler? Ülkede; 1)Hapishanelerde devrimci tutsaklar üzerinde estirilen ve hala devam eden karfl› devrim terörüne karfl› ortak hedefleri belirlenmifl eylem birlikleri, 2) IMF ve Dünya Bankas›’n›n tar›m› öldüren program›na karfl› köylülerin tepkilerini destekleyen kampanyalar örgütlemek, 3) Memur ve iflçilerin iflten at›lmas›na karfl› eylemlilikler örgütlemek, bunu açl›k ve pahal›l›¤a karfl› örgütlenen eylemlerle gelifltirmek, 4) Kürt ulusu üzerindeki hak gasplar›na karfl› ç›kmak, dil ve kültürel haklar›n tan›nmas› için eylemler örgütlemek, 5) Dünyada geliflen anti emperyalist eylemlerin ülkemizde ortak örgütlenmesi vb Yurtd›fl›nda; 1) Geliflen anti-emperyalist mücadele için ortak eylemler örgütlemek, 2)Göçmenler üzerindeki bask› ve ayr›mc›l›¤a karfl› legal örgütlenmeler üzerinden ortak hareket etmek,

3) Sosyal haklar›n k›s›tlanmas›, iflsizlik vb.leri için ortak eylem birlikleri örgütlemek vb. Bunlar› yaparken yerli anti faflist güçleri dikkate alan ve onlar› da ortak paydalarda bizlerle buluflturmak gözden kaçmamal›d›r. Bunlar ortak hareket noktalar›m›z olabilir ve bunlar daha da zenginlefltirilebilir. Bizim için flunlar önemlidir 1) Bu kampanyalar›n iktidar mücadelesine hizmet etmesi, devrimi gelifltirip güçlendirmesi, 2) Halk›n Birleflik Cephesinin inflas› meselesi ile eylem birli¤i taktiklerini birbirinden kal›n çizgilerle ay›r›yoruz. Halk›n Birleflik Cephesi halk s›n›flar›n›n ittifak meselesidir ve bugün somut olarak gündemde de¤ildir. S›n›fsal ittifak, kal›c› programa ba¤l› bir iflbirli¤idir. Eylem birlikleri ise, somut siyasi kampanyalar›n yürütülmesinde izleyece¤imiz bir taktiktir. 3) Bu temelde bir eylem birli¤inin gerçekleflebilmesi için, halk saflar›ndaki siya-

setlerin kendi aralar›nda halk demokrasisini uygulamalar›, “propaganda ve ajitasyonda serbestlik, eylemde birlik” ilkesini kay›ts›z flarts›z kabul etmeleri gereklidir. 4) Eylem birli¤inde en baflta gelen temel ilke budur. Bu ilkenin iki yönünden anlafl›lmas› gereken nedir? Herfleyden önce eylem birli¤inin olufltu¤u platforma sad›k kalmak, bu platformda belirlenen ve verilmek istenen mesajlar›n y›¤›nlara ulafl›p, malolmas›n› sa¤lamak ve kitleleri bu hedefler için harekete geçirmek. Bu eylemin birlik yönünü oluflturur. Eylemin serbestlik yönünü ise, eylemin haz›rlanmas› çal›flmalar›nda yürütülecek ajitasyon, propaganda, siyasetler aras› ideolojik mücadele, her siyasetin kendi çizgisini kitlelere kavratmaya yönelik çal›flmas› elefltiri-özelefltiri, k›sacas› eylem öncesi, esnas› ve sonras› yap›lacak bu tür faaliyetler oluflturur. Biz eylem birli¤inin yar›flma haline dönüfltürülme-

PUSULA Sürecin sorgulanmas› Proletarya Partisi ikinci ola¤anüstü sürecini, kapsaml› ve çok yönlü bir de¤erlendirmeye tabii tuttu. Sürecin kapsaml› çözümleme ve de¤erlendirilmesi Proletarya Partisi için olmazsa olmaz yaflamsal ilkedir. Bunun ad›; ‹ç muhasebedir. D›fltan içe, içten d›fla, üstten alta, alttan üste do¤ru, sürecin sorgulanmas›d›r. ‹deolojik-politik-örgütsel ve pratik sorgulama sonras› olumluluklar›n benimsenmesi, olumsuzluklar›n mahkum edilmesidir. Devrim denilen özgürlük yürüyüflünde uygun ad›mlarla yürümek için saflar›n düzenli tutulmas› silahlar›n iyi silahlardan oluflturulmas› gerekir. Bu flartlar yerine getirilmeden s›n›f düflmanlar›m›z› yenilgiye u¤ratamay›z. Devrimin kumanda merkezini örgütlemek, devrimci savafl› örgütlemek, iflçi s›n›f›n› ve köylülü¤ü örgütlemek

halk gençli¤ini örgütlemek için, her fleyden önce komünist bir partiye ihtiyaç vard›r. Partiyi örgütlemeden, devrimci savafl örgütlenemez. Esas olan belirleyici ve tayin edici olan Proletarya Partisidir. Bundand›r ki partiyi örgütlemek demek devrimi örgütlemek demektir. Partiyi örgütleyemeyen devrimi örgütleyemez, keza devrimi örgütlemeyi baflaramayan partiyi de örgütlemeyi baflaramaz. Yeni yönelim, önüne süreklili¤i sa¤lanm›fl gerilla savafl›na önderlik edecek partinin güçlenmesi ve yetkin hale getirilmesi görevi koymufltur. Bu ne demektir? Bu flu demektir. Düflünme tarz›nda, çal›flma tarz›nda, önderlik tarz›nda, kitle ve savafl çizgisinde Marksizm-LeninizmMaoizm bilimini hakim k›larak mevcut gerili¤i aflmak demektir. Düflünme ve çal›flma tarz›ndaki gerili¤in, kitle

28 Şubat-13 Mart 2003

si taraftar› de¤iliz. Bu bak›mdan eylemin serbestlik yönünden çizgi, slogan vs yar›flt›rma fleklinde bir sonuca var›lmas›na da kesinlikle karfl›y›z. Ajitasyon ve propagandada serbestlik ilkesi, her türlü ajitasyon ve propagandan›n yap›lmas› anlam›na gelmez. Bütün siyasetler bu ilkenin kabulü temelinde hareket etmeli ama somut durumda eylem birli¤inin oluflmas›na sebep olan meselelerde birlik yönüne a¤›rl›k vermeli, ajitasyon propaganda yap›yorum gerekçesiyle eylemin muhtevas›n› karartacak tarzda davran›fl ve anlay›fllara karfl› olmal›d›rlar. Yap›lan eylem birli¤i belli siyasetlerin s›n›rl› say›daki insan›n› de¤il, kitleleri kucaklamaya yönelmelidir. Aç›kt›r ki, serbestlik ilkesinden pratikte herkes istedi¤ini yapar sonucunu ç›kararak kitleleri kucaklamaya yönelinemez. Biz bu bak›mdan ajitasyon-propagandada serbestlik ilkesinin çeflitli eylemlerde pratik olarak kitle gösterilerinde o eylemin muhtevas› çerçevesine s›n›rlana-

ve savafl çizgisindeki gerili¤in, önderlik tarz›ndaki gerili¤in afl›lmas› ve MarksizmLeninizm-Maoizm biliminin kuflan›lmas›yla mümkün olur. Yetersizli¤in, gerilin kayna¤› bilincimizdedir. Gerçe¤i kavramayan ve gerçe¤e hükmetmeyen bilincimizin, önderli¤imizin sorgulanmas› esast›r. Olumsuzluklar›n kökeninde bu yatmaktad›r. Partinin bütünü bu sorunu çözmeye yönelmelidir. Bu yönelim, gerili¤i aflman›n, sürecin geliflimini bir üst aflamaya s›çratman›n dinamizmini yaratacakt›r. Yedinci sürecin kavran›p bilince ç›kar›lmas›, geçmifl sürecin bilimsel ve do¤ru tarzda de¤erlendirilmesiyle baflar›l›r. Gerçe¤i olgularda arama yöntemi, Marksist-Leninist-Maoist bak›fl aç›s›yla baflar›l›r. Olgular› oldu¤u gibi ç›plak sorgulamak, niyet ve istemler, subjektif düflünceler kat›lmadan sorgulamak, baflar›lmas› gereken budur. Bunu baflarmak zorunday›z. Baflar›n›n anahtar› Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimindedir, s›n›f savafl›m›ndad›r. Gerili¤i aflmak s›n›f savafl›m›n› yükseltmekle mümkündür. Hareketin ya-

bilece¤i, bunun gerekli ve ayn› zamanda mümkün oldu¤u görüflündeyiz. fiimdiye kadar edinilen pratik tecrübeler bu tür tutumlar›n; eylemin muhtevas› çerçevesinde ortak fliarlar tespit edip ona a¤›rl›k vermenin olumlu ve halk›n yarar›na oldu¤unu göstermifltir. Sonuç olarak, eylem esnas›nda platform öncelik tafl›r; eylem esnas›nda serbestlik yönünü birlik yönünün s›n›rlar› çevreler. Bu konuda bir di¤er mesele eylem birli¤i içindeki siyasetler aras› eflitliktir. Siyasetler eylem birli¤i içinde propaganda imkanlar›n›n kullan›lmas›nda söz almada eflit haklara sahip olmal›d›r. Eflitli¤in öbür yönünü de elbette yap›lacak çal›flmalara ortak olmak ve sorumluluk almak oluflturur. Aç›kt›r ki bu çal›flmalara kat›lmayan, eylem birli¤ine yanaflmayan siyasetlerin söz almada vs eflit haklara sahip olmas› diye bir mesele yoktur. 5) Bu eylem birliklerinde halk demokrasisi, bu siyasi hareketler aras›nda elefltiri-özelefltiri mekaniz-

salar›n›, devrimci savafl›n yasalar›n›, partinin, örgütlenmenin yasalar›n› bilimsel tarzda çözümleyip, yönlendirirsek, yedinci süreç anlafl›l›r, gerilik afl›l›r. Partinin yasalar›n› kavrayarak, s›çramalar yarat›l›r. Demokratik merkeziyetçilik ilkesi, elefltiri-özelefltiri silah›, ideolojik mücadelenin süreklileflmesi irade ve eylem birli¤inin sa¤lanmas›n› güçlendirecektir. “‹deolojik e¤itim, büyük siyasi mücadeleler için bütün partiyi birlefltirmenin esas halkas› olarak kavranmal›d›r. ‹deolojik e¤itim yap›lmad›¤› sürece parti siyasi görevlerinden hiçbirini yerine getiremez.” Mao ‹rade ve eylem birli¤inin güçlendirilmesi uyum ve ahengin sa¤lanmas›, s›n›f devrim- parti bilincinin güçlendirilmesiyle olur. K›r›lan sars›lan zedelenen devrim ve parti bilincinin güçlü kuflanmas›yla mevcut gerilik aç›lacakt›r. yedinci süreç, s›n›f›n devrimin partinin en temel sorunlar›n›n kapsaml› sorgulanmas›yla güçlendi. Demokratik inisiyatifin parti iradesine yans›mas›yla merkezileflen irade,

mas› iflletilerek pekifltirilmelidir. Halk saflar›ndaki siyasetlerin birbirine karfl› elefltiri-özelefltiride devrimci dürüstlü¤ü elden b›rakmamalar›; halk›n ç›karlar›n›n önüne geçmifl olan grupçu zihniyetlerin y›k›lmas›nda önemli bir meseledir. Biz, ne özelefltirinin bir küçüklük, ne de elefltirinin eylem birli¤ini ortadan kald›rmaya yönelik bir hareket oldu¤u görüflündeyiz. Bütün siyasi hareketler yapt›klar› özelefltirinin sadece birbirine karfl› de¤il, esas olarak halka karfl› oldu¤u bilincinde hareket etmelidirler. Zorlu bir süreçten geçti¤imiz aç›kt›r. Bu zorlu sürecin birlikte karfl› konmas› gereken yönleri elbette yukar›da s›ralad›¤›m›z alt bafll›klar›yla s›n›rl› de¤ildir. Bunun baflka platformlarda tart›fl›lmas› da ayr› bir konudur. Sorun bir yerlerden bafllamak ve halka güven vermektir. Biz bu temel program ve bak›fl aç›s›na ba¤l› olarak eylem birliklerine haz›r oldu¤umuzu belirtiyoruz.

yedinci sürecin gücünü sa¤lad›. O, gücünü iradeden, bilimselli¤inden, hakl›l›¤›ndan ve meflrulu¤undan al›r. Yedinci sürecin gücü burada yatmaktad›r. Yedinci sürecin baflar›s› gerçe¤i kavrayarak, gerilikleri aflmada gösterece¤i iradi çaba ve bitmeyen ›srard›r. Emperyalizmin ideolojik sald›r›lar›n›n, hakim s›n›flar›n bask›lar›n›n artmas› sonucu, umutsuzluk ve karamsarl›klar›n önemli oranda artt›¤›, s›n›f ve devrim bilincinin önemli oranda k›r›ld›¤› a¤›r ve zorlu koflullarda Proletarya Partisi’nin yedinci süreçte izleyece¤i yönelimini belirlemesi, önemli bir ad›md›r. Ancak “ilk ad›md›r”. Herfley “yeni bafll›yor”. Hiçbir fley bitmifl de¤ildir. Emperyalist kuflatman›n, hakim s›n›f bask›lar›n›n artt›¤› süreçte, yeniyi karfl›laman›n yolu her yönüyle güçlü olmaktan geçer. Güç Marksizm-Leninizm-Maoizm bilimidir, güç s›n›f, devrim ve parti bilincidir. Güç kitlelerin kahredici yarat›c›l›¤›d›r. Görev, bunlar› do¤ru ve bilimsel tarzda sentezlemektedir. Biz bunu baflarmal›y›z. Biz bunu baflaraca¤›z.


28 Şubat-13 Mart 2003

3

16

Emperyalist sald›rganl›k “pazarl›¤›nda” gözden kaç›r›lan bir nokta

N‹TEL‹KL‹ SANAY‹ BÖLGELER‹ Ancak bunlar›n Türkiye’de kurulacak olanlardan önemli bir fark› Ürdün’de bulunan ve önemli oranda kâr›n büyük bir bölümünü sa¤layan tekstil sektörünün Türkiye’de olmayacak olmas›d›r. ‹flte bu konu bugün Türk hakim s›n›flar›n›n Irak sald›r›s›n›n da gündeme getirilmifl, NSB’lerde tekstil sektörünün de olmas› gerekti¤i komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n talepleri aras›nda yer alm›flt›r. N‹TEL‹KL‹ SANAY‹ BÖLGELER‹: QIZ ABD ile Türk hakim s›n›flar›n›n Irak sald›r›s› “pazarl›¤›nda” gündeme gelen ama ne hikmetse pek ifllenmeyen ve gözden kaç›r›lan bir konu var. Bu konu Nitelikli Sanayi Bölgeleri konusu. Bu bölgeler aç›s›ndan önemli say›labilecek bir olgu görüflmelerde gündeme geldi. Bu da Nitelikli Sanayi Bölgelerinde tekstil sektörünün yer al›p almamas›yd›. Nitelikli Sanayi Bölgeleri çal›flmalar› ülke burjuva bas›n›nda pek ifllenmeyen bir konu. Bunun pek çok nedeni olabilir ancak bizce en önemlisi böyle bir anlaflman›n “ba¤›ms›z” oldu¤u her f›rsatta ifade edilen Türkiye’nin nas›l bir ba¤›ms›zl›k içinde oldu¤unu oldukça çarp›c› bir biçimde gözler önüne sermesidir. ‹flin bir de di¤er taraf› var. Bu konu ilerici devrimci bas›nda da pek ifllenmedi. Oysa oldukça önemli ve bir o kadar da karfl› durulmas› gereken bu olgu, Türkiye’nin Ortado¤u bölgesinde ‹srail’le birlikte oluflturdu¤u ABD’nin “fler eksenli” siyasetinin ekonomik ayaklar›ndan birini oluflturmaktad›r. ABD Temsilciler Meclisi’nin befl üyesi Türkiye’nin “terörizmle savaflta” gösterdi¤i “performans”; Afganistan’da ISAF komutas›n› üstlenmesi; ABD’nin sald›rgan Irak politikalar›na tam destek vermesi vb.

nedenlerden dolay› TürkiyeABD aras›ndaki ekonomik ortakl›k anlaflmalar›na bir yenisini daha eklemek için kollar› s›vad›. Daha önce imzalanan anlaflmalara göre daha dizginsiz ve “nitelikli” bir sömürünün dayat›laca¤› bu yeni anlaflman›n ad› Nitelikli Sanayi Bölgeleri. Yani orjinal ad› ile Qualifying Indurtrial

Zones, k›saca QIZ. QIZ’›n tan›m› da; Ürdün ve ‹srail veya ‹srail ve M›s›r topraklar› üzerinde bulunan, yerel otoritelerce ticarete konu mallar›n gümrük vergisi ve di¤er iç vergilerden muaf olarak girmesine imkan tan›yan ve

ABD baflkan› taraf›ndan QIZ olarak tayin edilmifl alanlar olarak yap›l›yor. Uzun bir zamand›r kamuoyundan gizli tart›fl›lan ancak görüflmeleri seri bir flekilde devam eden anlaflma daha yeni yeni gün ›fl›¤›na ç›k›yor. Öyle ki bu konu ile ilgili taslak ilk olarak

2002 A¤ustos ay›nda ABD Kongresi’ne sunulmufl ve 7 Ekim 2002 tarihinde Temsilciler Meclisi’nde kabul edilerek Senato’ya gönderilmifltir. ‹srail ve Ürdün ile ABD aras›nda zaten varolan bu anlaflman›n flimdi de Türkiye ile ABD aras›nda yap›lmak istenmesi ve bu yönlü çabalar›n alttan altta ol-

dukça yo¤unlaflt›r›lmas› içinden geçti¤imiz süreçle birlikte ele al›nd›¤›nda incelenmeye de¤erdir. Özellikle Ortado¤u ile ilgili ABD’nin sald›rgan tutumlar›n› artt›rd›¤› ve Türkiye ve ‹srail ile birlikte as›l

“fler ekseni”ni oluflturdu¤u bugün, bu anlaflman›n gündemlefltirilmesi tesadüf ya da tek bafl›na kâr elde etmek amaçl› de¤ildir. ABD’DEN SADIK UfiA⁄INA “JEST” ABD ve ‹srail aras›nda 22 Nisan 1985 y›l›nda geçerlilik kazanan NSB (Nitelikli Sanayi Bölgeleri) anlaflmas› ABD’nin

yeni planlar› çerçevesinde geniflletilmeye çal›fl›lmakta ve askeri ad›mlara bu yönlü ekonomik ad›mlar da eklenmek istenmektedir. Türkiye için ilk kez Bülent Ecevit’in baflbakanl›¤› s›ras›nda gündeme gelen anlaflma adeta bir lütuf gibi sunulmaya çal›fl›l›yor. Tasar›y› ABD Temsilciler Meclisi’ne sunanlardan biri olan Senatör Breaux’un söyledikleri bu anlamda bir örnek. Türkiye’nin uflakl›¤›na de¤inerek stratejik önemine vurgu yapan Breaux; “Türkiye Ortado¤u’da bölgesel istikrar için vazgeçilmez bir ülke. Ve Afganistan’daki çabalar›m›za katk›da bulundu. fiimdi Türkiye’yi NSB’ne katman›n tam zaman›.” ABD haydutunun Türkiye’ye dizdi¤i bu övgüler sadece bunlar da de¤il. Ayn› gruptan Senatör Grasley de bu konudaki görüfllerini flöyle dile getiriyor; “Türkiye ABD’nin kilit müttefikidir. Terörizme karfl› ortak mücadelemiz için Türkiye’nin verdi¤i sürekli destek güçlü dostlu¤umuzun ifadesidir. Bölgede daha fazla istikrar için birlikte çal›flmaya ihtiyac›m›z var. Türkiye’nin bu anlaflmaya kat›l›m›n› sa¤lamak bu ülkeye yabanc› yat›r›m› çekmeye yard›mc› olacak ve bölge istikrar›na katk›da bulunacakt›r. Bu program ayn› zamanda Türkiye ile ‹srail aras›nda ticareti de ge-


17

3 lifltirecek ve iki ülkenin zaten güçlü, eflsiz güvenlik iliflkilerine ekonomik bir boyut katacakt›r.” Bahsi geçen iliflkilerin tam anlam› ile kan ve ç›kar üzerine kurulu oldu¤unu düflündü¤ümüzde “eflsiz” ve “güçlü” deyimleri ile neyin anlat›lmak istendi¤ini daha aç›k anlayabiliriz. Yine bu utanç verici övgülere devam edersek; Senatör John McCain de flöyle temellendiriyor iddialar›n›; “Türkiye’nin ‹srail ile derinleflen eflsiz(!) stratejik iliflkileri var. Afganistan’da ISAF komutas›n› üstlendi. NATO’daki rolü ve ABD’nin Irak politikalar›na deste¤i bulunuyor. Türk askerleri Amerikan güçleri ile birlikte Kore’den Kabil’e kadar her yerde savaflt›. Müslüman bir millet ve laik bir demokrasi olarak Türkiye ve ABD’nin savafl›n›n islama karfl› de¤il teröre karfl› oldu¤unu ortaya koyan bir örnek. Türkiye bizim deste¤imizi hak ediyor. Umar›m ABD kongresi bu tasar›y› yasalaflt›racakt›r. Böylece ‹srail-Türkiye iflbirli¤i ve ABD ç›karlar› bu durumdan faydalanacakt›r.” Tüm bu al›nt›lar›n gösterdi¤i çok aç›k gerçekler var. Birincisi bugün bir çok kiflinin kafas›nda netleflen Türkiye-ABD iliflkileri ve bunun tam anlam› ile bir uflakl›k statüsüne dayand›¤›. ‹kincisi ABD’nin bu anlaflmaya gerçekten önem verdi¤i ve bunun salt ekonomik bir anlaflmadan çok Ortado¤u planlar› çerçevesinde at›lan ad›mlar›n bir par-

Türkiye’nin de bu kervana kat›lmak istenmesi bile bafll› bafl›na bir de¤erlendirme konusudur. N‹TEL‹KL‹ SANAY‹ BÖLGELER‹ SÖMÜRÜ CENNETLER‹ ‹lk olarak flunu belirtmeliyiz ki Organize Sanayi Bölgesi, Serbest Bölge ve Endrüstri Bölgesi kavramlar›ndan daha a¤›r bir sömürüyü dayatan NSB anlaflmas›n› bu anlaflmalarla kar›flt›rma-

r›n k›s›tlanmas›. Firman›n sosyal güvenlik primlerinden muaf tutulmas› veya bu primlerin devletçe ödenmesi, * ‹flçi haklar›n› k›s›tlayan ve ortadan kald›ran düzenlemeler. Örne¤in ülke çap›nda geçerli olan haklar›n bölgelerdeki çal›flanlara verilmemesi, asgari ücret uygulamas›n›n geçersiz olmas›, * Firma için elektrik, su, haberleflme ödemelerinde indirimli

28 Şubat-13 Mart 2003 Yani ülke s›n›rlar› içinde olmakla birlikte o ülkenin kanunlar›n›n uygulanmad›¤› “özel sömürü alanlar›.” Ancak NSB’nin fark› flu noktada ortaya ç›kmaktad›r. Serbest Bölgelerin kurulmas›, yönetilmesi, ifllenmesi, politika ve prensiplerinin tespit edilmesi ‘Serbest Bölgeler Genel Müdürlü¤ü’ taraf›ndan yap›l›r. Ve iflletilece¤i yerlere Bakanlar Kurulu taraf›ndan izin verilir. Ancak emperyalizm art›k

Kurulacak bu nitelikli sömürü bölgelerinin nerelerde infla edilece¤ine ve hangi alanlarda olaca¤›na ABD karar verecek.

mak gerekiyor. Çünkü bugüne kadar yap›lan bu anlaflmalarda esas ipler ABD’nin ya da genel anlam› ile emperyalizmin elinde

tarife, * Yine firma için ulafl›m hizmetlerinde özel tarife......vb. Patronlar için tam bir sömü-

buna bile tahammül edemiyor olacak ki gözünü farkl› anlaflmalara dikmifl durumda. ‹lk olarak kurulacak bu nite-

¤ünü görüyoruz. Örne¤in ‹srail ve Ürdün nitelikli sanayi bölgelerinde söz konusu bu komitenin ‹srail ve Ürdün hükümetlerinin atad›¤› bir eflbakan ve ABD’li bir gözlemciden olufltu¤u biliniyor. Ancak her ne kadar ABD gözlemci s›fat› ile komitede yer alsa da gözlemci de¤il komutan oldu¤u ortadad›r. ABD’nin Nitelikli Sanayi Bölgeleri’nin kurulmas› için öneri olarak sundu¤u yerlere bakt›¤›m›zda bu bölgelerin de tabi ki ç›karlar üzerinden tespit edildi¤ini görüyoruz. Örne¤in ABD taraf›ndan önerilen bölgelerden birisi Türkiye Kürdistan›. ABD bu önerisinin alt›n› her ne kadar bölgenin geliflmesi iste¤ine ba¤lasa da bunun do¤ru olmad›¤› gün gibi ortadad›r. As›l olan ABD’nin üretilecek ürünlerini Ürdün ve ‹srail üzerinden geçirerek getirece¤i durumundan dolay› Ortado¤u’ya yak›n bölgelerin seçilmesi iste¤idir. ‹kinci olarak bu bölgeler özgülünde inceledi¤imizde PKK/KADEK’in geldi¤i aflama ile birlikte devletin Türkiye Kürdistan›’na özellikle yabanc› sermayeyi sokma anlam›nda daha rahat ve giriflimci oldu¤unu görüyoruz. Çünkü bu egemenler için ayr›ca bölgedeki varl›klar›n› garanti alt›na almak anlam›na da gelmektedir. Konu ile ilgili aç›klama yapan Güneydo¤u Sanayici ve ‹fladamlar› Derne¤i (GÜNS‹AD) baflkan› Bedrettin Karabo¤a’n›n söyledikleri de önemlidir. Karabo¤a da egemen-

‹srail ve Ürdün ile ABD aras›nda zaten varolan bu anlaflman›n flimdi de Türkiye ile ABD aras›nda yap›lmak istenmesi ve bu yönlü çabalar›n alttan altta oldukça yo¤unlaflt›r›lmas› içinden geçti¤imiz süreçle birlikte ele al›nd›¤›nda incelenmeye de¤erdir. Özellikle Ortado¤u ile ilgili ABD’nin sald›rgan tutumlar›n› artt›rd›¤› ve Türkiye ve ‹srail ile birlikte as›l “fler ekseni”ni oluflturdu¤u bugün, bu anlaflman›n gündemlefltirilmesi tesadüf ya da tek bafl›na kâr elde etmek amaçl› de¤ildir.

ças› oldu¤u. Üçüncüsü ise Türkiye’nin uflakl›k statüsünün her geçen gün al›nan yeni krediler ve at›lan imzalar ile daha da kesinleflti¤idir. Anlatmaya çal›flt›¤›m›z gibi bu anlaflmay› tek bafl›na bir ekonomik politika olarak de¤erlendiremeyiz. Nas›l ki herfley kendi koflullar› içinde de¤erlendiriliyorsa bu anlaflmay› da emperyalizmin özellikle ABD emperyalizminin bugün duydu¤u ihtiyaçlar› ve att›¤› ad›mlar› gözönüne alarak de¤erlendirmeliyiz. Tek bafl›na anlaflman›n ‹srail, Ürdün ile yap›lm›fl olmas› ve

olsa da bölgelerin yönetiminde devlet de söz sahibi olabilmekteydi. Örne¤in Serbest Sanayi Bölgeleri’ne bakt›¤›m›zda buralar›n adeta “devlet içinde ayr› bir devlet” oldu¤unu, ayr› yasalar› ve yabanc› flirketlere gösterdikleri imtiyazlar ile tam bir sömürü a¤› oldu¤unu görüyoruz. Özetle bu tür bölgelerin hepsi ifl gücünün daha rahat sömürülmesi için patronlara her türlü imkan›n tan›nd›¤› alanlard›r. Bunlardan en çarp›c› olanlar›ndan baz›lar›n› s›ralarsak; * Sendikalar›n bölgelere sokulmamas› veya sendikal hakla-

rü cenneti yani. NSB ile arada var olan farkl›l›klar› göstermesi aç›s›ndan Serbest Bölge Kanunu’ndan bir al›nt› yapal›m; “Serbest Bölgeler gümrük hatt› d›fl›nda say›l›r. Bu bölgelerde vergi, resim, harç, gümrük ve kambiyo mükelleflerine dair mevzuat hükümleri uygulanmaz. ‹flleticiler ve kullan›c›lar yat›r›m ve üretim safhalar›nda Bakanlar Kurulunca belirlenen teflviklerden yararland›r›l›r.” Özce yabanc› sermayeye tan›nan ayr›cal›klar›n d›fl›nda bir de sömürü için teflvik edilmelerinin yasalardaki anlat›m›.

likli sömürü bölgelerinin nerelerde infla edilece¤ine ve hangi alanlarda olaca¤›na ABD karar verecek. Al›nan tüm kararlar önce ABD Ticaret Bakanl›¤›’n›n onay›ndan geçtikten sonra resmileflebilecek. Bu noktada her ne kadar NSB’nin nerelerde kurulaca¤› karar›n›n Türkiye’ye b›rak›ld›¤› söylense de ABD zaten hangi sektörlerde yo¤unlafl›laca¤›n›n ve nerelerde olmas› gerekti¤inin alt›n› zaten çizmifl durumda. Nitelikli Sanayi Bölgeleri’nin iflleyifline bakt›¤›m›zda “ortak komite” diye isimlendirilen bir kurumun iflleri yürüttü-

lerin bu düflüncesine uygun olarak “Kocaeli’de serbest bölgeler kurulurken neden Diyarbak›r, Mardin ve fianl›urfa’da kurulmas›n. Güneydo¤u ekonomisine nefes ald›racak Nitelikli Sanayi Bölgeleri burada kurulmazsa terörün yeniden canlanmas› ve sosyal patlama kaç›n›lmazd›r” demektedir. Bu sözler Nitelikli Sanayi Bölgeleri’nin kimin ç›karlar›na hizmet etti¤ini de aç›kça ortaya koymaktad›r. BÜTÜN ‹PLER ABD’N‹N EL‹NDE


28 Şubat-13 Mart 2003 Ayr›ca tüm bu söylemlerde ABD’nin Ortado¤u politikas›n›n da belirleyici etkisi vard›r. Zaten her ne kadar “yetki Türkiye’ye verildi” dense de yap›lan resmi aç›klamalardan ç›kan sonuç göstermektedir ki gerçek böyle de¤ildir. Çünkü konu ile ilgili yap›lan birçok aç›klamada yer ald›¤›na göre Nitelikli Sanayi Bölgeleri’nde hangi sektörlerin yer alaca¤›na, hangilerinin ilerde gerek görüldü¤ünde ç›kart›laca¤›na dair yetki tamamen ABD Baflkan›na verilmifl durumdad›r. Yani ABD istedi¤i zaman bu bölgelerdeki herhangi bir ürünün ABD’ye girifline engel olabilir, kota koyabilir, vergi artt›r›m› yoluna gidebilir. Öyle ki “ Nitelikli Sanayi Bölgeleri’nde son durum” ismiyle düzenlenen raporda bu bölgelerde üretilmeyecek ürünler tekstil ve konfeksiyon ürünleri, ayakkab›, el çantalar›, deri giyim eflyas› olarak belirtilirken bunlar›n yan›na bir de üçüncü fl›k olarak “ABD baflkan›n›n ithalata duyarl› olarak belirleyece¤i di¤er ürünler” ibaresi eklenmifltir. Bu ibare tüm söylenenlere

18 olmad›¤›n›, ancak sonuçlar itibar› ile benzerlik gösterdiklerini görüyoruz. Marmara Bölgesi yüksek oranda göç al›rken di¤er bölge ise ayn› oranda göç veriyor. Ancak her ikisinde de iflsizlik 盤 gibi art›yor ve ucuz ifl gücü bulmak oldukça kolay. Bu kolayl›k emperyalizmin gözünden kaçmam›fl olacak ki özellikle ›srar edilen bölgeler buralar. Türkiye’de devletin bu anlaflmay› sunarken buldu¤u iddialar›n da gerçeklerle alakas› yoktur. Devlet kotalar›n kalkaca¤›n›, vergi oranlar›n›n düflece¤ini vb. hayal etmektedir. Ancak daha yukar›da tüm bu bahsi geçenlerin telif hakk›n›n ABD Baflkan›nda oldu¤unu zaten söylemifltik. ABD aç›s›ndan bak›ld›¤›nda ise ABD Ortado¤u’da Türkiye’yi bir yandan tam jandarmas› haline getirmenin ad›mlar›n› atarken bir yandan da bu politikas›na hizmet ederek dizginsiz sömürü yapabilmenin hesaplar›n› gütmektedir. Bu noktada sürekli örnek olarak gösterilen ülkelerden biri de Ürdün. Ürdün’de kurulu olan NSB’nin 1999 y›l›ndan bu yana 31 mil-

nu bugün Türk hakim s›n›flar taraf›ndan Irak sald›r›s› sürecinde gündeme getirilmifl, NSB’lerde tekstil sektörünün de olmas› gerekti¤i komprador burjuvazi ve büyük toprak a¤alar›n›n talepleri aras›nda yer alm›flt›r. Ayr›ca ele geçirilen bu kâr›n kimlerin omuzlar›ndan ele geçirildi¤i ve aslan pay›n›n kime gidece¤i düflünüldü¤ünde de gerçekler daha rahat anlafl›labilir. Bu anlaflmay› incelerken bir kilit soruyu daha yöneltmek ve cevaplamak gerekiyor. Anlaflman›n en az›ndan flimdilik yap›ld›¤›/yap›lmas› düflünüldü¤ü ülkeler ‹srail, Ürdün ve Türkiye. ‹srail ekonomik anlamda ABD’den 170 milyar dolara yaklaflan ekonomik ve askeri yard›m alan tek ülke. Bu aç›dan bak›ld›¤›nda ABD’nin ‹srail ile ayr› bir anlaflma yapmas›na zaten gerek yok. Çünkü zaten ABD’nin kendi eliyle kurdu¤u ‹srail ABD’nin politikalar›n› uygulatmak için her zaman elinin alt›nda olan jokeri durumundad›r. Ancak Ortado¤u’ya yeni bir flekillenifl çizmek iste-

3 bölgede ekonomik seviyeyi yükseltmek ve bar›fla katk› sa¤lamak oldu¤unu söylüyor. Ancak gerçekler bunun tam tersi oldu¤unu kan›tlamaktad›r. Bu ABD’nin söyledi¤i binlerce yalandan sadece bir tanesidir. ‹srail ve Ürdün 2001 rakamlar› ile 221 milyon dolarl›k ihracat gerçeklefltirmifl ve bu ihracat ‹srail’in silahlanmas›n›n en büyük kayna¤› olmufltur. Bu silahlanma sonras›nda ise her gün onlarca Filistinli bu gelirden elde edilen ve ABD taraf›ndan “bar›fl”a adanan kurflunlarla katledilmifltir/katledilmektedir. Bu anlamda bar›fla hizmet etmek ad› alt›nda ‹srail’in yüzlerce Filistinliyi katletmesinin alt›na ABD bu yolla da imzas›n› atm›flt›r. HERfiEY ORTADO⁄U’NUN YEN‹DEN fiEK‹LLEND‹R‹LMES‹ ‹Ç‹N Anlafl›lan o ki esas olan ABD’nin bölgedeki ç›karlar›n›n ve hegemonyas›n›n daha da artt›r›larak tesis edilmesi ve gelece¤e dönük planlarda

Nitelikli Sanayi Bölgeleri anlaflmas› Organize Sanayi Bölgesi ve Serbest Bölge kavramlar›ndan daha a¤›r bir sömürüyü dayatmaktad›r. ra¤men bu bölgeler ile ilgili tüm iradenin ABD’de hatta hatta ABD baflkan›nda olaca¤›n›n bir kan›t›d›r. Tekrar ABD taraf›ndan önerilen bölgelerin özelliklerine dönersek; Yukar›da da belirtti¤imiz gibi önerilen bölgelerden birisi T. Kürdistan› olurken di¤eri ise Marmara Bölgesi. Bu iki bölge aç›s›ndan bak›ld›¤›nda yaflad›klar› problemlerin ayn›

yon dolarl›k ihracat› 250 milyon dolara ç›kard›¤› biliniyor. Bugün ABD’nin ‹srail ve Ürdün’de ticaret yapt›¤› 11 adet NSB var. Ancak bunlar›n Türkiye’de kurulacak olanlardan önemli bir fark› Ürdün’de bulunan ve önemli oranda kâr›n büyük bir bölümünü sa¤layan tekstil sektörünün Türkiye’de olmayacak olmas›d›r. ‹flte bu ko-

yen ABD aç›s›ndan bu planlar›n içinde olmazsa olmaz olan ülkelerden birisi de ‹srail. Öyle ki ABD Türkiye’de kurulacak Nitelikli Sanayi Bölgeleri’nde ‹srail sermayesinin kullan›lmas›n› flart koflmaktad›r. Gerekçe ise “Ortado¤u bar›fl sürecine katk›da bulunmakt›r”. Yani ABD, NSB anlaflmas›n›n bir amac›n›n da

bir pürüz ç›kmas›n›n engellenmesidir. ABD’nin yapmak istedi¤i tam anlam› ile ve sadece budur. Yap›lacak ekonomik bir anlaflman›n binlerce askeri sebeple gerekçelendirilmesi, üzerinde bu denli ›srar edilmesi, anlaflma yap›lm›fl ve yap›lacak olan ülkelerin niteli¤i ve ABD’nin söz konusu bu ülkelerle bir anlaflma yapmas›na gerek

olmad›¤› halde bu yönteme baflvurmufl olmas› bu gerçe¤i ispat etmektedir. Özellikle ‹srail ABD aç›s›ndan Ortado¤u’da çok büyük bir vurucu güç niteli¤indedir. Ve gelece¤e dönük planlar› için vazgeçilmez önemdedir. Ürdün ve Türkiye ile olan iliflkiler de gözönüne al›nd›¤›nda ayn› ç›kar hesaplar›n›n devreye girdi¤i görülür. Özellikle uzun bir süredir gündemde olan Irak sald›r›s› da gözönüne al›n›rsa ABD’nin Ortado¤u’yu yeniden flekillendirme düflüncesinde ne denli ›srarc› oldu¤u ve ekonomik, askeri tüm yat›r›mlar›n bu amaca hizmet etti¤i görülebilir. Yine bu sald›r› s›ras›nda da ABD’nin en sad›k uflaklar› Türkiye ve ‹srail’dir. Özellikle Türkiye sald›r› s›ras›nda kullan›lacak kilit ülkelerden biridir. Ve bu noktada Nitelikli Sanayi Bölgeleri de bir rüflvet olarak ABD taraf›ndan ortaya sunulmaktad›r. Büyükelçi R›fat Hisarc›kl›o¤lu ile görüflmesi s›ras›nda Pearson’un söyledikleri buna kan›tt›r. Körfez Savafl› s›ras›nda Türkiye’nin u¤rad›¤› zararlar› dile getiren Hisarc›kl›o¤lu’na Pearson’un cevab› tüyler ürperten cinstendir. Pearson tar›mdan mücevharata kadar bir dizi alanda hem teknoloji hem de sat›m kolayl›¤›na haz›r olduklar›n›, hatta Nitelikli Sanayi Bölgeleri anlaflmas›na tekstil sektörünü bile dahil edebileceklerini söylemifltir. Tüm bunlar Türkiye’deki komprador patronlar›n ifltah›n› iyice kabartarak sald›r›da daha azg›n rol almalar›n› sa¤lamak içindir. Bu ülkelerin hem ABD ile olan uflakl›k rollerinin pekiflmesi hem de birbirleri ile olan iliflkilerinin tesisi gerçek fler ekseninin inflas›nda ABD için oldukça önemlidir. Ekonomik görünen bu anlaflmalar asl›nda tek bafl›na bu amaçl› de¤ildir ve emperyalizm bu gibi anlaflmalarla bir taflla birçok kufl vurman›n hesab›n› yapmaktad›r. Yani bir yandan nitelikli bir sömürü a¤› oluflturularak sömürünün en dizginsizi sa¤lanacak bir taraftan da askeri dengeler de baz al›narak çizilmek istenen yeni haritaya dair düzenlemeler bu yönden de garanti alt›na al›nm›fl olacak.


3

28 Şubat-13 Mart 2003

19

Bunlar› iyi tan›yal›m! Bush yönetimi, esas olarak petrol ve silah sanayi tekellerinin, uluslararas› hukukun tüm geleneksel e¤ilimleriyle Birleflmifl Milletler ve NATO sözleflmelerini silip atan yeni bir savafl doktrinini yürürlü¤e soktu. Bush yönetimi, ve do¤al olarak emperyalist tekeller daha önceden istikrar›n güvencesi say›lan ve ‹ngiliz hükümetlerinin de nükleer silahlanma için gerekçe olarak kulland›¤› cayd›r›c›l›k kavram›n› terk etti. 11 Eylül sald›r›lar›ndan sonra emin olduklar›, “sald›rgan Amerikan bar›fl›” anlay›fllar›n› dünyaya dayatmak için herhangi bir ehliyete ihtiyaç duymam›fllard›. (al›nt›lar. Richard Norton-Taylor/The Guardian) ***** Peki seçimlerde baflkan “seçtirilen” George W. Bush ve ekibi kimlerdir? Hangi ticari iliflkilere sahiptirler? Bu sorulara verece¤imiz yan›tlar bugün ABD emperyalizminin izledi¤i sald›rgan politikan›n kime hizmet etti¤ini ya da kimlerin ç›kar›n› gözetti¤ini daha iyi anlamam›z› sa¤layacakt›r. Bush, Exploration/Arbusto Petrol fiirketi’nin kurucular›ndan. 1984 y›l›nda Spectrum-7 flirketiyle birleflen Arbusto, bu evlilik öncesinde iflas›n efli¤in7 Kas›m 2000’de Amerikal› seçmen ülkenin 43’üncü Baflkan›n› seçmek için sand›k bafl›na gitti. Seçimden 36 gün sonra George Walker Bush, çekiflmeli, tart›flmal› ve kimilerine göre ayak oyunlar›yla dolu sürecin ard›ndan ABD Baflkan› oldu. ABD baflkan› olur olmaz da yeni bir “savunma doktirini” devreye soktu. Bu “savunma doktrini”nin kimlere hizmet etti¤i ise hepimizin malumu… Dünya halklar›n›n bafl düflmanlar›ndan ABD’de seçimle iflbafl›na getirilen Bush, onu hükümete getiren tekellerin sald›rgan politikas›n› hiç gecikmeksizin hayata geçirmeye bafllad›. 11 Eylül sald›r›lar› da bunun için paha biçilmez bir f›rsat oldu. Bush yönetimi, esas olarak petrol ve silah sanayi tekellerinin, uluslararas› hukukun tüm geleneksel e¤ilimleriyle Birleflmifl Milletler ve NATO sözleflmelerini silip atan yeni bir savafl doktrinini yürürlü¤e soktu. Bush yönetimi, ve do¤al olarak emperyalist tekeller daha önceden istik-

rar›n güvencesi say›lan ve ‹ngiliz hükümetlerinin de nükleer silahlanma için gerekçe olarak kulland›¤› cayd›r›c›l›k kavram›n› terk etti. Bu doktrin, 11 Eylül’den bu yana, özellikle Amerika Birleflik Devletleri Savunma Bakan› Donald Rumsfeld, yard›mc›s› Paul Wolfowitz ve Bush’un Ulusal Güvenlik Dan›flman› Condoleeza Rice’›nkiler olmak üzere pek çok konuflmada yer ald›. Haziran ay›nda da Bush, bizzat kendisi aç›kça ifade etti. “Amerika Birleflik Devletleri” dedi Bush, “art›k ‘cayd›r›c›l›k’ ve ‘tecrit’ yöntemini kullanmayacak. Amerika Birleflik Devletleri art›k ‘önleyici eylemler’ için haz›r olmal›...” Bush ekledi: “Amerika askeri gücünü meydan okuman›n da ötesinde bir noktaya getirdi ve bu durumu da sürdürecek. Bu da, önceki dönemlerin istikrar bozucu silahlanma yar›fl›n› anlams›z hale getiriyor zaten.” Bu yeni doktrin emperyalist tekellerin ve Bush yönetiminin 2002 Kas›m

ay›nda yay›nlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi doküman›nda da kutsallaflt›r›ld›. Amerikan Nation dergisinde, Jonathan Schell’in de yazd›¤› gibi: “K›sacas›, Amerika Birleflik Devletleri, yeryüzündeki bütün di¤er uluslar üzerinde mutlak askeri hakimiyet kurmakta özgür olacak art›k..” Yani emperyalist tekeller bütün dünya üzerinde tart›flmas›z bir tahakküm kurmak istiyorlar ve bunu yapmak için de askeri yollara baflvurmaktan çekinmiyorlar. Yeni doktrin Amerika Birleflik Devletleri’ne, zaten üstün olan ve geçilmesi de mümkün görünmeyen askeri gücünü, Washington’un deyifliyle, “kitle imha silah› edinmeye teflebbüs eden ya da teröristlere yatakl›k yapan” hükümetleri devirmek için kullanma hakk› tan›yor. Baflkan Yard›mc›s› Dick Cheney bu tür ülkelerin say›s›n›n 60’tan az olmad›¤›n› söylemiflti. Bush ve dan›flmanlar› en bafl›ndan beri istedikleri, ama yeterli kamuoyu deste¤ini bulabileceklerine de ancak

George Bush deydi. Bu birleflmeden sonra flirket, Harken Enerji taraf›ndan sat›n al›nd›. Bu iflten yüzbinlerce dolar kazanan Bush, petrol iflinde önemli dostlar edindi. ABD’nin 11 Eylül sald›r›lar›ndan sorumlu tuttu¤u Usame bin Ladin’in kardefllerinden Salem bin Ladin, Arbusto Petrol fiirketi’nin ilk yat›r›mc›lar›ndan biri. Kardefl Bin Ladin 1998’de öldükten sonra, onun pay›n› Suudi Arabistanl› bir banker olan Halid bin Mahfuz ald›. Bush’un bir dönem yöneticili¤ini yapt›¤› Harken Enerji fiirketine ise,

Mahfuz’un ortak oldu¤u baflka bir Suudi flirket ortak oldu. Mahfuz’un k›zkardefli Usame bin Ladin’in efliydi. ***** Ve ABD yönetiminin 2 numaral› ismi, Baflkan yard›mc›s› Dick Cheney 1991 Körfez Savafl› s›ras›nda Baba Bush’un Savunma Bakan› olan

Dick Cheney Cheney de, enerji ve petrol konular›nda uzman bir isim. Cheney, Halliburton Enerji fiirketi’nin eski CEO’su. 1919 y›l›nda kurulmufl olan Halliburton Enerji fiirketi’nin, 100 ülkede 85 bin çal›flan› var. Dünyan›n en büyük petrol hizmetleri yüklenicisi olan bu flirketin kollar›, Balkanlar’dan Hazar Denizi’ne, Uzakdo¤u’ya kadar uzan›yor. Halliburton ile Brown and Root... ‹ki ana flirket... Bir dünya devi... Esas ilgi alan› enerji ve alt yap› inflaatlar›. ‘Küçük’ flirketi Brown and Root arac›l›¤›yla da ABD askerinin ayak bast›¤› her yerde bulunuyor. Guetamala, Kosta Rika, Panama, Meksika, Cezayir, Angola, Kamerun, Kongo Cumhuriyeti, M›s›r, Nijerya, Azerbaycan, Bangladefl, Hindistan, Çin Halk Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Singapur, Türkiye, Türkmenistan, Kanada, Avustralya, Brunei, Endonezya, Japonya, Malezya, Yeni Zelanda, Filipinler, Vietnam, Tayland, Avusturya, Belçika,


28 Şubat-13 Mart 2003 Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Fransa, Almanya, Yunanistan, ‹talya, Norveç, Hollanda, Romanya, ‹spanya, ‹ngiltere, Bahreyn, Kuveyt, Umman, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Suriye, Birleflik Arap Emirlikleri, Yemen, Bolivya, Brezilya, Kolombiya, Ekvador, Peru, Surinam ve Venezuella... Petrol ve do¤algaz yataklar›n›n, enerji nakil yollar›n›n bulundu¤u ve konumu itibar›yla stratejik olan her ülkede Halliburton’un bürosu var... Baba Bush, flirketin Yönetim Kurulu üyelerinden. ABD Baflkan› o¤ul Bush’un Baflkan Yard›mc›s› Dick Cheney ise düne kadar Halliburton’un Yönetim Kurulu Baflkan› idi... Ve Halliburton alt›n ça¤›n› Cheney yönetiminde yaflad›. ABD 1992’de Somali’ye müdahale etti, Halliburton’un alt flirketi Kellog Brown and Root 62 milyon dolarl›k ifl ald›. 1994’de küçük bir Afrika ülkesi olan Ruanda’da yapt›¤› ifllerin karfl›l›¤› 6.2 milyon dolard›. Karayipler’in sorunlu ülkesi Haiti’ye 1995 senesinde ayak basan Amerikan askerlerinin ihtiyaçlar›n› karfl›laman›n ödülü 133 milyon dolard›. fiirket as›l paray› ise Balkan Operasyonu’nda kazand›. Bosna ve Kosova’ya asker gönderen ABD’ye bu iflin maliyeti 6.8 milyar dolar oldu. Bunun 2.2 milyar dolar› yapt›¤› hizmetlerin karfl›l›¤›nda Brown and Root’a verildi. Cheney’in flirketi, 1991 y›l›ndaki Körfez Savafl›’ndan sonra Saddam yönetimiyle 15 milyon dolarl›k ifl yapt›. Halliburton flirketi, savaflta zarar gören altyap›n›n onar›lmas› için ekipmanlar satt› Irak’a. Halliburton, Irak’a yönelik operasyonun

3

20 ard›ndan yeniden yap›lanma aflamas›nda pastadan en fazla pay› alacak firmalardan biri olarak gösteriliyor. Ama eski CEO’lar› Dick Cheney’in Baflkan Yard›mc›s› olmas›, Baba Bush’un Yönetim Kurulu’nda bulunmas› Halliburton’un önünü daha da açt›. 11 Eylül’de New York’un ikiz kulelerine yap›lan sald›r›n›n ard›ndan Pentagon ile Brown and Root aras›ndaki sözleflme 10 y›ll›¤›na uzat›ld›. Bu flirket flimdi de Türkiye’deki askeri üslerin modernizasyonunu yap›yor.....

du¤u ve Bush Teksas Valisi iken, Enron’a çeflitli konularda kolayl›klar sa¤lad›¤› ifade ediliyor. Enron’un 2001 y›l› Aral›k ay›ndaki iflas›yla ilgili sorular

Donald Rumsfeld

Condoleeza Rice ***** ABD Ulusal Güvenlik Dan›flman› Condeleeza Rice da petrolcü. Bush’un ad›m atarken bile dan›flt›¤› Bayan Rice, Chevron Petrol fiirketi’nin eski yöneticisi. Dünyan›n en büyük petrol flirketlerinden biri olan Chevron’da yönetim kurulu üyeli¤i yapan Rice’›n ad›, “verdi¤i üstün hizmetler”den ötürü bir petrol tankerine verildi. ***** ABD Savunma Bakan› Donald Rumsfeld de, batan Enerji devi Enron’un eski hissedarlar›ndan. Enron flirketi’nin CEO’su Kenneth Lay’in Baflkan Bush’un eski arkadafl› ol-

well, bir dönem Carlyle Group’un sözcülü¤ünü yapt›. fiirkette çal›flanlar aras›nda hem Reagan döneminde hem de Baba Bush döneminde bakanl›k yapan James Baker da bulunuyor. Carlyle Group’ta baflkanl›k yapan önemli bir baflka isim ise, Cumhuriyetçi Baflkan Ronald Reagan’›n Savunma Bakan› Frank Carlucci. Carlucci, s›k s›k Princeton Üniversitesi’ndeki oda arkadafl›yla biraraya gelerek flirket ifllerini konuflur ve askeri konular› ele al›rd›. Carlucci’nin üniversite y›llar›ndan arkadafl› olan kifli ise, ABD Savunma Bakan› Do-

nistan’a yönelik operasyon ve ard›ndan Taliban’›n yerine ABD’ye sad›k bir yönetim kuruldu. Rus kaynaklar›na göre, yüzy›llarca petrol üretebilecek kapasitede petrol ve gaz kaynaklar›na sahip olan Afganistan’› Hamid Karzai’ye emanet ettiler. Hamid Karzai de asl›nda eski bir petrolcü, UNOCAL Petrol fiirketi’nin eski dan›flmanlar›ndan. Karzai Orta Asya’daki petrol ve do¤algaz zenginli¤inden Amerika’n›n daha fazla pay alabilmesi için çal›flacak en do¤ru kifliydi. Karzai’nin dirsek temas›nda bulundu¤u kifli ise,

nald Rumsfeld’ten baflkas› de¤ildi. Liste böyle uzay›p gidiyor. Filipinler eski Devlet Baflkan› Ramos’tan tutun da, ‹ngiltere’nin eski Baflbakan› Major’a kadar onlarca kifli ekmek yemifl Carlyle Group’tan. Unutmadan, Carlyle Group’a yat›r›m yapan Suudiler aras›nda bin Ladin ailesi de var. Bin Ladin ailesinin Carlyle Group’ta 2 milyon dolarl›k yat›r›m› oldu¤u belirtiliyor. ***** Bir petrolcü ABD Baflkan› olunca, petrol lobisi de, ellerini s›vazlay›p, 8 y›l›n intikam›n› almak için harekete geçti! 11 Eylül sald›r›lar›, onlar›n ekme¤ine ya¤ sürdü bir anlamda. Dünyay› hizaya sokmak için iyi bir f›rsatt› 11 Eylül. Afga-

Zalmay Halilzad idi. Halilzad o dönemde, ABD Baflkan›’n›n Afganistan Temsilcisi’ydi. Zalmay Halilzad geçti¤imiz günlerde Ankara’y›, ABD Baflkan›’n›n Irak Temsicisi s›fat›yla ziyaret etti. ‹flte O Halilzad da, UNOCAL Petrol fiirketi’nin eski dan›flmanlar›ndan biriydi. UNOCAL, 2001 rakamlar›na göre, 14 ülkede faaliyet gösteren ve günde 170 bin varil petrol üreten bir flirket. ***** ‹flte k›saca ABD yönetimi ve petrol-enerji vb. devlerinin yak›n akrabal›k iliflkileri böylesi listelerle uzay›p gidiyor. Bunlar aras›ndaki yak›nl›k da dünya halklar›n›n yaflam›n› karartmaya yönelik politikala-

hala karanl›kta. ***** Petrolün ve enerjinin yan› s›ra milyar dolarl›k savunma sanayini de unutmamak gerekiyor. Bir Carlyle Group var ki ak›llara zarar. Geçen y›llar içinde flirketin üst düzey yönetiminde görev yapanlar oldukça tan›d›k. 1987 y›l›nda kurulan Carlyle Group çok özel bir yat›r›m flirketi. Ve bu grubun en çok yat›r›m yapt›¤› alan ise, savunma sanayi. Carlyle Group, 11 Eylül’den sonra, uluslararas› teröre karfl› bafllat›lan savaflta resmi olmayan rakamlara göre, 13.5 milyar dolarl›k anlaflma imzalad›. Carlyle Group ABD yönetimiyle s›cak ve s›k› iliflkileri olan bir flirket. fiimdi kimin eli, kimin cebinde misali, bir listeye geliyor s›ra.. Bir numaraya Baba Bush’u koymal›. ABD’nin 41. Baflkan› olan George Herbert Walker Bush, bu grubun eski yönetim kurulu üyesi. 1991’deki Körfez Savafl›’n›n ABD Genelkurmay Baflkan› ve flimdinin D›fliflleri Bakan› Colin Po-


3

21

28 Şubat-13 Mart 2003

1475 “Kölelik Yasas›d›r” Emperyalist sald›rganl›¤›n toz bulutu ülkeyi sarm›flken, devlet iflçi s›n›f›n›n haklar›na, örgütlülüklerine ve mücadelelerine yönelik 1475 Say›l› ‹fl Yasa Tasar›s› ile sald›r›s›na h›z verdi. ‹flçiler taraf›ndan “Kölelik Yasas›” olarak adland›r›lan bu yasan›n içeri¤i ve iflçi s›n›f›na yönelik sald›r› boyutu konusunda ekonomist Gaye Y›lmaz ile yapt›¤›m›z söylefliyi yay›nl›yoruz. Dünya sermayesi stok tutman›n maliyetli oldu¤unu gördü. Art›k stoksuz çal›flmak istiyor. ‹flte bu yüzden Just In Time dedi¤i, tam zaman›nda üretim yani siparifle göre üretim yapmak istiyorlar. Çünkü kapitalizmin krizleri s›klaflmaya bafllad›. iflçinin böyle birfleye “flimdilik” ihtiyac› yok. Buradaki k›dem tazminat›, gerçekten komik bir rakam oldu¤u halde iflverenler onu bile vermek istemiyor. Peki Avrupa’da iflverenler nas›l olup da bu kadar yüksek ücret verebiliyorlar? Bu tamamen verimlilik oranlar› ve dolay›s›yla teknolojik geliflme düzeyi ile ilgili bir mesele. Asl›nda Avrupa’daki art› de¤er sömürü düzeyi, yine geliflmifl teknoloji dolay›s›yla Türkiye’dekine oranla çok daha yüksek, bu yüzden ücretlerin sat›n alma gücü de görece daha yüksek. Burada ilginç olan husus, Türkiye AB’ye aday bir ülkedir ama AB’deki kurumlardan Türkiye’deki bu tart›flmalara yan›t olarak flöyle bir uyar› gelmiyor örne¤in; “dur kardeflim ne yap›yorsun sen? AB’ye üye olmaya çal›flm›yor musun? AB ayn› zamanda sosyal bir devlettir. Biz sana liberalizasyon yapacaks›n dedik ama bütün kazan›lm›fl haklar› yok et demedik. Bunu zaten yapamazs›n AB’nin normlar›na göre”. Çünkü AB’nin normlar› böyle birfley demiyor. Avrupa’daki yüksek standartlar›n sa¤lay›c›s› AB de¤ildir. O kazan›mlar tek tek üye devletlerde zaman›nda verilmifl iflçi mücadeleleri ile elde edilmifltir. AB oluflumundan beri ama özellikle 1975’ten sonra bu kazan›mlar› birlik düzeyindeki politikalarla geriletmeye çal›flan bir yap›d›r ve bunu baflar›yorlar da. - Bu yasa de¤ifliklikleri iflçilerin maddi yönde haklar›n› gaspederken iflçi s›n›f›n›n mücadelesini nas›l etkileyecek? - Ödünç ifl iliflkisi, iflçi kiralama gibi kurumlar çal›flma yaflam›na girdikten sonra iflçilerin birli¤i, dayan›flmas› giderek zorlaflacak,

sendikalar›n durumu da son derece zorlaflacak. Çünkü sendika, elinde bir tak›m araçlar oldu¤u zaman iflçi örgütü olarak vard›r. O araçlar› ald›¤›n›z zaman iflçiler belki de hakl› olarak sendikal› olmak istemeyecektir. Zaten bu kadar esnek koflullarda gerçekten sorulmal› neden sendikal› olsunlar. Sendikalar›n da bunu öngörecek bir flekilde karfl› ç›k›yor olmas› gerekir. Çünkü art›k s›ra sendikalara geldi. Sendikas›zlaflt›rmaya do¤ru giden bir süreç. Sendikal› iflçi say›s›n›n daha da düflece¤ini öngörmek pek de yanl›fl olmayacak gibi görünüyor. Ama bu yak›nlarda birfley okudum. Dünya Bankas› (DB) bir araflt›rma yapt›rm›fl, sendikalizmin ve sendikalar›n kapitalizmin mevcut sürecinde çok gerekli araçlar olduklar›n› tespit etmifl, onun için tek tek ülkelerde sendikalar› güçlendirmek için de belli projeler haz›rl›yormufl flu anda. Çok flafl›rt›c› ama gerçekten de DB’nin böyle bir çal›flmas› var. Ama bu da flunun bir sonucu. Biliyorsunuz dünyada son birkaç y›ld›r artan IMF, DB, Dünya Ticaret Örgütü karfl›tl›¤› var. Buna giderek sendikalar da ekleniyor. Bu kurumlar da bu karfl›tl›¤a bir yan›t olarak diyorlar ki “gelin bizimle müzakereye kat›l›n, sizinle belirleyelim politikalar›”. Baflka bir deyiflle, DB’nin as›l amac› kapitalist politikalar› sendikalar üzerinden meflrulaflt›rmak. Bunun için gerçekten çok çaba sarf ediyorlar, çünkü iki y›ld›r sendikalara ça¤r› yap›yorlar. Bize de geliyor bu ça¤r›lar. Bunun için ülke ofisleri kuruyorlar. IMF, DB, sendikalar› bir sosyal ortak gibi ça¤›r›yor “görüflmeler yapmaya gelin, politikalar› birlikte belirleyelim” diyor. Bunlara kat›l›n ki ülkenizde, iflçileri olumsuz etkileyen politikalara bu yolla engel olun” gibi ça¤r›lar. Fakat sendikalar buna bütün dünyada itibar etmedi. fiimdi ikinci bir ad›m at›l›yor, deniyor ki; “biz anlad›k ki sendikalar bu sistemde olmazsa olmaz çok gerekli kurumlard›r. fiimdi onlar› güçlendirici projeler haz›rl›yoruz”. Gelin de kat›lmay›n(!) - Bu yasa de¤iflikliklerinin karfl›s›nda sendikalar›n durumu nedir? Tav›rlar› ne olmal›? ‹flçilere yeterli e¤itim verilebiliyor mu? - Art›k örgütlenmede nitelik kavram› ortadan kalkm›flt›r. Sadece niceli¤e, kafa say›s›na bak›l›yor. Ve bir sendikan›n güçlü olup olmad›¤›na da kaç iflçiyi örgütledi¤ine bak›larak karar veriliyor. Örne¤in IG Metal için dünyadaki en örgütlü sendika deniliyor ve çok güçlü

bir sendika olarak gösteriliyor. Kuzey ülkelerinin sendikalar› da ayn› flekilde güçlü sendikal harekete örnek olarak veriliyor. Ama bir araflt›rma yap›yorsunuz, görüyorsunuz ki, gerek IG Metal gerek Hollanda, ‹sveç, Norveç, Danimarka sendikalar› üye say›s›n› art›rmak için üyelere transistörlü radyo da¤›t›yorlar ya da üyelerinin borsalardaki finansal ifllemlerinin takibini üstleniyorlar veya Finans hizmeti veriyorlar bazen de üyelerinin sigortac›l›k ifllemlerinin takibini üstleniyorlar, ücretsiz olarak. Ve böylece üye tutmaya çal›fl›yorlar. Bu flekilde kazan›lan üye kal›c› bir üye de¤ildir. Bu hizmet aksad›¤›nda kesin gidecektir. Bu hizmeti daha iyi veren bir baflka yap› -sendika olmas› da flart de¤il- ortaya ç›kt›¤›nda buraya do¤ru kayacakt›r. Dolay›s›yla e¤itimde ve örgütlenmede nitelik, yani s›n›f perspektifinin olmas› asl›nda çok yak›c› bir sorundur. Bütün dünya için de yak›c› bir sorundur. Bu dikkate al›nmad›¤›, bu yap›lmad›¤› için asl›nda bugün küreselleflme karfl›tl›¤› da kapitalizm karfl›t› olmadan hedefe ulaflamayacak bir muhalefettir. Ama maalesef içinde kapitalizm karfl›t› gruplar oldukça zay›ft›r, t›pk› bunun gibi iflçi hareketinin de siyasallaflmamas› halinde, bir s›n›f perspektifinde ortaklaflmamas›, yani niteli¤in yükseltilmemesi halinde iflçi s›n›f› mücadelesinden söz etmek mümkün olmayacakt›r. Çünkü art›k mücadele yok diyalog var. Sosyal diyalog süreçleri var. O diyalogda kaybeden taraf çok aç›kt›r ki s›n›f hareketidir. Çünkü sosyal diyalog egemen gücün bir arac›d›r, s›n›f›n arac› de¤il. Bu anlamda, Avrupa’da örne¤in ‹fl Konseyleri kuruyorlar iflçi örgütlerini de içine dahil ediyorlar ama baflkan›,

flirket yönetim kurulu baflkan› oluyor tabi karar mekanizmas› da ayn› yer yani flirket yönetimleri oluyor. Ama sonuçta, bir diyalog süreci yaflanm›fl oluyor. Information, Consultation ve Participation dedikleri flu meflhur üçlü mekanizma, Participation dedikleri iflçi temsilcilerinin o ifl konseyine kat›l›m›. Information dedikleri flirket yönetim kurulu baflkan› flirketin son bir y›ll›k geliflmesiyle ilgili art›k gazetede bile bulabilece¤iniz son derece s›n›rl› bilgiyi aktar›yor. Consultation k›sm› da iflçi, iflverenin verdi¤i bu bilgiler ›fl›¤›nda kendi görüfllerini söyleme hakk›na sahip. Söylüyorsunuz, deflarj oluyorsunuz ve gidiyorsunuz. ‹fl konseylerinde yaflanan bundan ibaret. Dolay›s›yla iflçi s›n›f› kendi araçlar›n› tekrar ortaya ç›karmak, ya¤lamak, cilalamak, kullan›l›r hale getirmek zorunda. Yani en son Porto Allegre’deki Sosyal Forum’da bir ç›k›fl yap›lm›fl ve denmifl ki “Eski araçlar› art›k tarihe gömelim, bunlar bir ifle yaramad›, yaram›yor. Yeni araçlar, sosyal diyalog gibi ve çokluk yani s›n›f hareketi de¤il de çokluk içinde s›n›f perspektifine sahip olmayan eflcinseller de olsun, çevreciler de olsun”. Bunlar olsun ama bunun bir iflçi s›n›f› mücadelesi oldu¤unu kabul eden gruplar olsun. Çevreci olmalar›na karfl› de¤ilim. Ama kapitalizmin içinde çevreyi iyilefltirebiliriz deyip illa sistem de¤iflikli¤i gerekmez diyenlere karfl›y›m. Yoksa ben her bir grubun özgün bir sorunu oldu¤unu kabul ediyorum. Ama bunlar›n tamam› sistemden kaynakl›. Bu sistemi y›kman›n tek arac› s›n›f mücadelesi. Tabi bunlar› söyledi¤imde ben çevre düflman› oluyorum, kad›n düflman› ya da cinsel tercihlerin özgürce kullan›l-

mas›na karfl› biri oluyorum. - Son olarak söylemek istedi¤iniz birfleyler var m›? - Tüm zorluklar›na ra¤men asl›nda dünyada proletarya gerçekten tam anlam›yla geniflliyor. Bu genifllemede kendini proletarya veya iflçi s›n›f›ndan saymayan çok genifl katmanlar var. Bugün iflsizlerin iflçi s›n›f›na dahil olmad›klar›n› söylemek mümkün mü? Bugün iki gün sonra mezun olup iflçileflecek veya iflsiz kalacak ö¤rencilerin s›n›f›n d›fl›nda olduklar›n› söylemek mümkün mü? Bugün topra¤›n› ekip biçemedi¤i için metropollere göç eden küçük çiftçinin iflçi s›n›f›n›n bir parças› olmad›¤›n› söylemek mümkün mü? Dolay›s›yla gerçekten bir geniflleme var. Ama bu genifllemeyle birlikte bilinçte de ciddi bir gerileme söz konusu. ‘Kesinlikle bu böyle devam edecek, art›k biz bu s›n›f hareketini bir araya getiremeyiz’ fleklinde bir umutsuzlu¤a kap›lmamak gerekir. Kapitalist geliflmeyi çok yak›ndan izlemek son derece önemli. Mesela Çin gibi kapal› ama muazzam bir iflgücüne sahip bir yap›n›n dünya ticaret sistemine entegre olmas› önemli bir aflama. Dolay›s›yla iflçileflme h›z› artt›kça iflçi s›n›f›n›n bilincinde de buna ba¤l› bir yükselme kendili¤inden de¤il, öncü gruplar›n önderli¤inde mutlaka yaflanacakt›r. Yeter ki öncü gruplar aras›nda parçalanma olmas›n. Maalesef flu anda gördü¤üm en negatif tablolar›n bafl›nda öncü gruplar aras›nda muazzam bir kafa kar›fl›kl›¤› ve buna ba¤l› yaflanan bir parçalanma var. Yeni olan herfleyin pefline tak›lmak gerekmiyor. Tekrar dönüp okuma ve tart›flmalar yapmam›z gerekiyor.


28 Şubat-13 Mart 2003

22

- 1475 say›l› ifl yasa tasar›s›n›n iflçi s›n›f› aç›s›ndan ne getirip ne götürece¤ini k›saca özetleyebilir misiniz? - ‹flçi s›n›f›n›n görevi her zaman bir yandan kazan›mlar›n› ileriye tafl›mak olurken, bir yandan da mevcut kazan›mlar›ndan ve haklar›ndan taviz vermemektir. E¤er taviz verilecek bir durum yaflan›rsa ona karfl› mücadele edilmek zorundad›r. Bu mücadele kesinlikle statükocu bir anlay›fl da de¤ildir. Sadece mevcudu korumak ve onunla yetinmek anlam›na da gelmez. Ama s›n›f hareketinin güçlenmesi bu kazan›mlar›n da korunmas› yönündeki mücadelelerle güçlenecektir. Dolay›s›yla birfley ancak karfl›s›nda bir tehdit oldu¤u zaman kazan›m olarak tan›mlanabilir. Çünkü elinizden o da al›nacaksa onu bir kazan›m olarak görebilirsiniz. Bu ba¤lamda ben “1475’in savunulacak bir taraf› yok ki, buna niye karfl› ç›k›yoruz” gibi bir anlay›flta olanlardan de¤ilim. Hay›r daha kötüsü geliyorsa bu da savunulabilir. Elbette savunulacakt›r. Ama bununla yetinilecek anlam›na gelmez. Mevcut ifl yasalar›n›n gelifltirilmesi için verilecek mücadele zaten olmal›d›r ve devam etmelidir. fiimdi tamamen kapitalizmin dönemsel ihtiyac›na uygun bir de¤ifliklik öngörülüyor tasar›da. Esnek çal›flma

rikim sürecini güçlendirecek olan öyle bir sistemdi. Bugün de tam tersi gerekiyor. Çünkü dünya sermayesi stok tutman›n maliyetli oldu¤unu gördü. Art›k stoksuz çal›flmak istiyor. ‹flte bu yüzden Just In Time dedi¤i, tam zaman›nda üretim yani siparifle göre üretim yapmak istiyorlar. Çünkü kapitalizmin krizleri s›klaflmaya bafllad›. Stok ellerinde patlamaya bafllad›. Bundan 15-20 y›l öncesine kadar olan dönemde ise üretim düzeyi daha düflük, hatta tüketim düzeyi ile neredeyse baflabafl noktadayd›. Sermaye, s›n›rl› teknolojiyle düzenli çal›flma süreleriyle. Üretim yap›yordu ama sat›flta çok fazla problemi olmuyordu. Sto¤u düflük bir miktarda tutarak gidiyordu. Bu da bir maliyeti olmakla beraber o dönemde ifline geliyordu. Kapitalizmin krizlerinin s›klaflmas›, kriz dönemlerinin uzamas›, teknolojinin h›zla geliflmesi stoklar›n çok daha fazla birikmesine ve ciddi bir maliyet unsuru olmas›na yol açt›. Bunu aflman›n bir yolu stok tafl›mamak, bir baflka yolu ise iflgücüne sürekli çal›flma dönemlerinde ödenen -sermayeye göre hiç gerekli olmad›¤› halde ödenen- ücretleri ve kazan›mlar› önce afla¤›ya çekmek, sonra tümden ortadan kald›rmak. Örne¤in flirketler fazla mesai yaparlard›. Ama diyelim ki y›l›n birkaç

afl›l›rsa, afl›lan süre kadar fazla mesai ücreti söz konusu oluyor. Asl›nda bu birebir telafi çal›flmas›n›n da kendisi oluyor. Bunu flöyle yap›yorlar. Bugün on saat mi çal›flt›rd›lar ertesi gün alt› saat çal›flt›r›yorlar ve böylece günde sekiz saati aflmam›fl say›l›yorlar. Ve diyorlar ki biz asl›nda hakk›n›z› yemiyoruz. Ama burda flöyle bir durum var. ‹nsan sa¤l›¤› aç›s›ndan günlük çal›flma sürelerinin uzamas›, k›salmas› ve yo¤unlaflmas›n›n ciddi sak›ncalar› var. Öncelikle sosyal yaflam›n önceden planlanamayan bir hale gelmesi sonucuna yol açt›¤› için ciddi bir sak›nca var. Çünkü iki ay içinde sizin çal›flma süreniz iflveren taraf›ndan tek tarafl› olarak istendi¤i gibi ayarlanabilecek. Ve bu iki ay boyunca günbegün bildirilecek. Yani önceden bilmeyeceksiniz. Üretimin gerekleri mazeret gösterilerek fazla veya eksik çal›flma yap›lmas› gerekecek. Bir di¤eri kiral›k iflçilik. Bir iflveren kendi iflçisini ifl kurumlar› üzerinden bir baflka iflverene kiralayabilecek. Ama daha tehlikelisi ödünç ifl iliflkisi. ‹fl kurumlar› da devrede yok. Bir iflveren kendi iflçisini bir baflka iflverene belli bir süreyle ödünç olarak verecek. Ücret ve di¤er bütün haklar› eski iflverende olacak ama yap›lan üretim yeni iflveren için yap›lacak. - Bu iflçinin yaflam›n› nas›l et-

gibi. Nas›l ulus devlet, zaman›nda sermaye birikim sürecinin arac› olan bir mekanizma idiyse ve bugün art›k sermaye birikiminin önünde bir engel teflkil ediyorsa t›pk› bunun gibi düzenli çal›flma sistemi de yani sekiz saatlik iflgünü, fazla mesai ücreti ödenmesi, vardiyal› çal›flma ve buna ba¤l› pek çok düzenli çal›flma unsuru da yine sermayenin geliflimi önünde engel teflkil etmektedir. Geçmiflte, sürekli çal›flma yani belki görünürde yoktu ama bir yandan da görünmez bir ifl güvencesi var gibiydi. ‹nsanlar genellikle girdikleri iflten hiç kafalar›nda acaba at›l›r m›y›m kayg›s› olmadan emekli oluyorlard›. Çünkü sermayenin ifline gelen sermaye bi-

ay› fazla mesai yapmak zorunda kalsalar kalan alt› yedi ay›nda gün içinde bazen bir iki saat yavafl çal›fl›ld›¤› bile olurdu. Ama o yavafl çal›fl›lan dönemlerde iflçiler iflin bafl›nda bulunur, normal ücretini alabilirdi. Fazla mesai yap›lan günlerde ise normal ücrete ilaveten fazla mesai paras› ödeniyordu. Halbuki flimdi getirilecek yeni sistemle fazla mesai ücreti bedeli, karfl›l›¤› ödenen bir emek olmaktan ç›kar›l›yor. Çünkü çal›flma süreleri iki ayl›k bir periyot içinde tan›mlan›yor. Evet günde sekiz saat gene var. Ama bir günde on saat çal›flabilirsiniz. O iki saat için size fazla mesai ödenmiyor. ‹ki ayl›k süre için belirlenen bir limit var. ‹ki ay için belirlenen süre

kiliyor? Bu iflçi mücadelesi aç›s›ndan ciddi bir sorun teflkil ediyor. ‘Ödünç verilen iflçi yeni gitti¤i yeni iflyerinde bir grev oldu¤unda kat›l›p kat›lmama özgürlü¤üne sahiptir’ deniliyor. Ama bunu yapmas› sizce kolay m›? Çünkü as›l sorumlulu¤u eski iflverene karfl›. Burada da greve kat›lsa bile grev sonras›nda elde edilecek haklardan yararlanam›yor. Ama greve kat›lmamas› durumunda grev k›r›c›s› oluyor. Ödünç oldu¤u için iflverenin grev süresince onu çal›flt›rma hakk› var. Bunun d›fl›nda yasa olabildi¤ine esnek, olabildi¤ine kurals›z bir yasa. Genelde flu tip tezler var. AB çal›flma yasalar›ndan al›nd›¤› fleklinde.

3 Gerçekten birlik düzeyindeki AB çal›flma yasalar› oldukça esnek. Ama her üye devletin kendi içinde AB yasalar›n› delmeyecek ama koruyucu önlemler alabilecek biçimde özgün yasalar› var. Bu sürdürülebilir mi? Yani bu bir güvence mi? Kesinlikle hay›r. Çünkü ad›m ad›m koruyucu önlemler de kalk›yor. ‹flte Berlusconi hükümeti, iflte ‹spanya Aznar, iflte Portekiz hükümeti, hatta Almanya’da Schröder yeni aç›klama yapt›; “esnek çal›flma var ama çok fazla koruma var. Bu korumalar›n kald›r›lmas› laz›m” diye. Kendi partisi SPD taban› bile itiraz etti ve “bu insanlar bizim oy taban›m›z yapamazs›n›z” dedi ama Schröder kararl› oldu¤unu belirtti. ‹flveren örgütleri, Shröder üzerinde bask› kurdular. Yani bu korumalar sürdürülebilir de¤il. Bugün korumas› olan eski sosyal devlet özelliklerini hala tafl›yan ülkeler var ama onlar da ad›m ad›m bunlar› kald›r›yor. Vurgulanmas› gereken flu. Bu sadece Türkiye’de iflçi s›n›f›n›n görece geri olmas›ndan dolay› yaflanan bir olgu de¤il. Bu bütün dünyada çok benzer bir flekilde yaflanmakta olan bir olgu. Bu sald›r› ancak iflçi s›n›f›n›n mücadelesiyle durdurulup afl›labilir. Kendili¤inden politik de¤iflmelerle, yani o hükümet gitti, bu hükümet geldi ile olmaz. ‹flte Almanya’da Sosyal Demokratlar, ‹ngiltere’de ‹flçi Partisi hükümeti var. Dolay›s›yla gerçekten s›n›f mücadelesiyle afl›labilecek veya durdurulabilecek sald›r›lar bunlar. Ama o s›n›f mücadelesi de sadece bu sald›r›y› durdurup b›rakt›¤› zaman eninde sonunda bu tekrarlanacakt›r. Bu bir sistem sorunudur. - Esnek çal›flman›n iflçi s›n›f›na yönelik nas›l bir sald›r› oldu¤unu daha iyi kavramak için dünyadaki örneklerini somut olarak açabilir misiniz? - Evet esnek çal›flmayla ilgili örnekler çok fazla gerçekten. ‹talya’da Dok iflçileriyle yani Liman iflçileriyle karfl›laflt›m. ‹flgününde, ifl saatleri içinde, iflçi çemberleri ortam›nda birlikte olduk. Sonunda merak ettim. ‘Arkadafllar siz iflçiyiz diyorsunuz ama iflgünü ve ifl saatinde burda ifliniz ne’ dedim. Cep telefonlar›n› ç›kart›p gösterdiler. “Bunu bize iflveren verdi, ihtiyac› oldu¤unda gece dahil telefon aç›yor, biz o zaman gidiyoruz. 3-5 gün yo¤un çal›flma arkas›ndan böyle belirsiz bir süre evimizde oluyoruz. fiehirden ayr›lmam›z yasak. Çünkü her an ça¤r›labiliriz. Bizim için çok zor çünkü aile hayat›m›z›, sosyal yaflam›m›z› planlayam›yoruz. Ne zaman ça¤›raca¤› belli de¤il. Ben sinemadayken bile ça¤›rabilir. Hiçbir program yapam›yoruz” dediler. Gelirlerini sordu¤umda yani nas›l ücret al›yorsunuz dedi¤imde, çal›flt›¤›m›z süreler karfl›l›¤›nda yani kaç gün, kaç saat çal›fl›yorsak sadece onlar için ücret al›yoruz dediler. Ayn› bizde öngörülen yasada oldu¤u gibi. - 6 ay çal›flmasa ne olacak? - 6 ay ücret yok. Ama onlar da ‹talya, Fransa, Almanya, Belçika

IMF, DB, sendikalar› bir sosyal ortak gibi ça¤›r›yor “görüflmeler yapmaya gelin, politikalar› birlikte belirleyelim” diyor. Bunlara kat›l›n ki ülkenizde, iflçileri olumsuz etkileyen politikalara bu yolla engel olun” gibi ça¤r›lar. gibi ülkelerde flimdilik normal ücret düzeyinin alt›nda ücret ald›ysa y›l toplam›nda bu devlet taraf›ndan kompanse ediliyor. Eksik k›sm›n tamam› de¤il ama belli bir düzeyini devletler finanse ediyor. Diyelim ki full time çal›fl›rken bir anda bu tip bir çal›flmaya dönmüfl, dolayl› olarak geliri azalan bir iflçi % 50 gelir kayb›na u¤ram›fl. Bu %50’nin bir bölümü yani % 3035’e varan bölümü devlet taraf›ndan finanse ediliyor, kayb› azalt›l›yor. Ama bu geçici bir sistem. Söyledi¤im gibi bu Almanya’da, ‹talya’da ve daha birçok ülkede, bunlar da kald›r›lmaya çal›fl›l›yor. - Son dönemde k›dem tazminatlar›n›n da kald›r›laca¤› yönünde aç›klamalar var. - ‹ddia flöyle, iflsizlik sigortas›n›n oldu¤u ülkelerde k›dem tazminat› uygulamas› yok. K›smen do¤ru, özellikle AB ülkelerinde bu böyle, ama bu yanl›fl bir yorumlama. Çünkü AB ülkelerindeki ücret düzeyleri ile, emeklilik ücreti düzeyi ile Türkiye mukayese dahi edilemez. Ayr›ca iflsizlik sigortas›n›n kapsam› Avrupa’ya göre Türkiye’de son derece s›n›rl›d›r. Yararlanan kifli Türkiye’de son derece azd›r. Dolay›s›yla art›k iflsizlik sigortas› var, o zaman k›dem tazminat›n› kald›ral›m demek iflverenlerin art›k tamamen kurals›z ve sorunsuz, neredeyse çal›fl›lan süreler d›fl›nda hiçbir ödeme yapmak istemedikleri bir dünyada üretim yapmaya çal›flt›klar›n› gösteren bir olay. Bu konuda Avrupa incelenmeye de¤er. Ne yaz›k ki iflverenler Avrupa’da bir k›dem tazminat› olmad›¤› konusunda hakl›lar. Ama ücretin sat›n alma gücüne bakt›¤›m›z zaman öyle muazzam bir fark var ki, oradaki


3

23

28 Şubat-13 Mart 2003

Emper yalist sald›rganl›¤a karfl› halklar ayakta Irak’a yönelik emperyalist sald›rganl›¤a karfl› dünya halklar›n›n 15 fiubat’ta gerçeklefltirdikleri yürüyüfllere milyonlarca insan kat›ld›. Birçok ülkede yap›lan eylemlerde ilk kez bu kadar büyük kitlelerin kat›l›m› gözlenirken dünyan›n her yerinde diller farkl› olsa da öfke heryerde ayn›yd›. LONDRA 15 fiubat günü ‹ngiltere’nin dört bir yan›ndan gelen kitle sabah›n erken saatlerinden itibaren Londra’n›n merkezinde toplanmaya bafllad›. Bu yürüyüfle daha önceden yo¤un bir kat›l›m›n olaca¤›n›n haberi gazetelerde ve televizyonlarda yay›nlanmas›ndan dolay›, ‹ngiliz güvenlik kuvvetlerinin genifl güvenlik önlemleri vard›. Her kesimden insanlar›n ortak düflünceleri 15 fiubat günü savafl karfl›tlar›n›n iflgaline u¤rad›, yaflam durdu. Savafl Karfl›t› Koalisyon taraf›ndan organize edilen bu yürüyüflte devrimcilerden komünistlere, demokratik kurumlardan kad›n ve gençlik kurumlar›na, kiliselerden, insan haklar› kurulufllar›na gazetecilere, k›sacas› her renkten 2 milyon insan›n bulufltu¤u nokta emperyalist sald›rganl›¤› lanetlemekti. Londra ILPS yürüyüflten bir hafta önce “Olas› Irak sald›r›s›, bölgemiz ve Ortado¤u üzerindeki etkileri” bafll›kl› bir panel düzenledi. Yaklafl›k 100 kiflinin kat›ld›¤› panele konuflmac› olarak Gik-Der, YÇKM, TKM ve ILPS’den kat›l›m sa¤land›. Yine yürüyüfl öncesinde, Londra’da bulunan Gik-Der, YÇKM, Gençlikevi, Halkevi, TKM ve ILPS’nin de içlerinde yer ald›¤› ortak bir ça¤r› metni haz›rlan›p da¤›t›ld›. Yürüyüfl boyunca yo¤un flekilde emperyalist sald›rganl›¤a karfl› ILPS ve AT‹K imzal› bildiriler da¤›t›ld›, AT‹K ve ILPS imzal› pankart ve dövizler tafl›nd›. Ayr›ca eylemin bitifl yeri olan Hyde Park’ta ILPS stand› aç›larak yo¤un bir flekilde bildiriler da¤›t›l›p, imza kampanyalar›na destek istendi. PAR‹S Saat 14:00’de bafllamas› gereken yürüyüfl afl›r› kalabal›k nedeniyle ancak saat 17:30’da bafllayabildi. Uzun y›llardan beri -geçen y›l 1 May›s hariç- ilk kez böylesine kalabal›k bir kitle tepkisini dile getiriyordu. Fransa-Almanya... vb emperyalist güçlerin kendi ç›karlar› için karfl› ç›kt›klar› bu sald›r›, Fransa Komünist Partisi, Lutte-Ouvrier (Troçkistler), CGT, CFDT… gibi sosyal floven örgüt ve sendikalar›n güçlerini daha canl› bir flekilde seferber etmesine neden oldu. Partizanlar yürüyüflte yerlerini al›rken, dövizlerinden pankartlar›na, sloganlar›ndan konuflma ve bildirilerine kadar hem ya¤mac› sald›r›ya karfl› hem de alanda kendilerini ifa-

delendirmede bu ayr›m› ortaya koyup “bar›fl için” alanlar› dolduran kitlelere do¤ru bilinç tafl›maya çal›flt›.. Bu bilinçle yürüyüflte, “ABD emperyalizmi kanl› ellerini Ortado¤u’dan çek” TKP/ML ve “Yankee Go Home, Dün Afganistan Bugün Irak Yar›n Neresi?” ILPS yaz›l› pankartlar› tafl›narak, TKP/ML-MK ve ILPS-Genel Sekreterlik taraf›ndan yay›nlanan bildirilerden binlerce da¤›t›ld›. Yürüyüfl boyunca s›k s›k “Kahrolsun emperyalist sald›rganl›k”, “Yaflas›n halklar›n kardeflli¤i”, “ K a t i l Londra BushBlair”… vb sloganlar at›ld›. Fransa genelinde 1.5 milyon, Paris’te ise 250 bin kiflinin kat›ld›¤› yürüyüfl, saat 20:00’ye do¤ru Bastille Meydan›nda sona erdi. BERL‹N Almanya’n›n baz› flehirlerinde ayn› gün küçük çapl› miting ve yürüyüfllerin yap›lmas›na ra¤men Berlin’deki merkezi miting ve yürüyüfle ise 500 binin üzerinde kitle kat›l›m› sa¤land›. Ayr› ayr› iki yerde saat 12:00 sular›nda toplanan kitle, kalabal›k kat›l›m dolay›s›yla hemen yürüyüfle geçmek zorunda kald›. Saat 15:30 civar›nda miting alan› olarak belirlenen SiLondra egesaute’ye ancak var›labildi.

Çeflitli Türkiyeli örgütlerin de kat›ld›¤› yürüyüfle TKP/ML, AT‹F (Almanya Türkiyeli ‹flçiler Federasyonu) ve ILPS (Halklar›n Uluslararas› Mücadele Ligi) de kalabal›k bir kitle kat›l›m›yla kortejde yerini ald›lar. Emperyalist sald›rganl›¤› lanetleyen pankart ve dövizleri kararl›l›kla tafl›d›lar. Partizan okurlar› eylemden birkaç hafta öncesinden bafllayarak ve eylem esnas›nda binlerce bildiri da¤›tarak emperyalist emellerin ve sald›rganl›¤›n›n arka cephesini, bu savafltan

emekçi halklar›n zarar görece¤ini belirterek, kendine insan›m diyen herkesin buna karfl› ç›kmas› gerekti¤ine dikkat çektiler. Ayr›ca bir gün sonras›nda Partizan okurlar› taraf›ndan “Emperyalist savafllar›n arka cephesi, emperyalizme karfl› mücadele ve görevlerimiz” ad› alt›nda seminer düzenlendi. Seminer s›n›rs›z söz hakk› eflli¤inde tart›flmaya kat›lan kat›l›mc›lar›n soru ve konuflmalar›yla olumlu bir ha-

vada geçti. Son olarak seminerci arkadafl›n konuflma ve sorulara cevab›yla sonuçland›r›ld›. BERN ‹sviçre’nin baflkenti Bern’de düzenlenen saat 14:00’de Banhofun’da bafllayan ve 17:00’de parlamento binas› önünde sona eren yürüyüfle 40 bini aflk›n bir kat›l›m sa¤land›. ‹sviçre genelinde 120 kitle örgütünün düzenledi¤i yürüyüfle sendikalar gerekli önemi vermemelerine karfl›n kitle oldukça kalabal›k ve coflkulu idi. Yürüyüfle ‹ s v i ç r e TKP/ML taraftarlar› 100 kifliyi aflk›n bir kitle ile k a t › l d › l a r. Yürüyüfl boyunca 1500 tane Alm a n c a “Emperyalist savafla hay › r AT ‹ K ” imzal› bildiri da¤›t›ld›. Yürüyüfl boyunca “Emperyalist sald›rganl›¤a hay›r”, “Yanke go home”, “Vive le revilitioner, Marks, Engels, Lenin, Stalin, Mao viva viva viva” ve “Yaflas›n Partimiz TKP/ML” sloganlar› at›ld›. Yürüyüfle ayr›ca MLKP, DHKC, TK‹P, MKP, KADEK ve EMEP çevresi kat›ld›. TKP/ML taraftarlar›n›n Amerikan bayra¤›n› yakmas› oldukça yo¤un ilgi gördü. Bu yürüyüflte önemli olan bir di¤er yan da Bat› Avrupa’da yaflayan yerli emek-

Paris

çilerin ilk kez emperyalist savafla hay›r slogan› ve pankartlar›n› tafl›malar› idi. Bu yürüyüfl son on y›lda yap›lan en kitlesel kat›l›m›n oldu¤u bir yürüyüfl olarak tarihe geçti. STUTTGART Onbefl bin insan›n kat›ld›¤› yürüyüflte birçok DKÖ ve sendika yer ald›. Türkiyeli halklar›n ve devrimci güçlerin kat›l›m›n›n düflük oldu¤u bu yürüyüflte Partizan kitlesi de “Emperyalist ABD Ortado¤u’dan elini çek!” slogan›n›n Almanca ve ‹ngilizce yaz›l› oldu¤u AT‹K, AT‹F, Tohum” imzal› pankartlar›yla kat›ld›. Kitleler taraf›ndan yo¤un ilgi gören pankarttaki imzalar›n aç›l›m› birçok insan›n sorular›yla karfl›laflt›. Ayr›ca yo¤un bir flekilde da¤›t›lan AT‹K bildirileri de ilgi ile karfl›land›. Miting alan›na gelindi¤inde yap›lan savafl karfl›t› konuflmalar ve müziklerle eylem sona erdi. DU‹SBURG Almanya’n›n Duisburg kentinde, Almanya ve Türkiyeli Sivil toplum örgütleri ABD’nin Irak politikas›n› protesto etmek amac›yla “Savafla hay›r e¤itime bütçe” yürüyüflü düzenledi. Her ulustan çok say›da savafl karfl›t›n›n kat›ld›¤› yürüyüflte, “Petrol için savafla hay›r”, “Bomba yerine e¤itim” yaz›l› pankartlar tafl›nd›. SPD, DGB, AG‹F, AT‹K, D‹DF gibi sivil toplum örgütlerinin gençlik kollar› taraf›ndan uzun süredir sürdürülen sald›rganl›k karfl›t› kampanya çerçevesinde Duisburg Dellplatz’da yap›lan yürüyüflte, savafla de¤il e¤itime yat›r›m yap›lmas› istendi. L‹NZ Linz’de her hafta yap›lan savafl karfl›t› platform toplant›lar›n›n ard›ndan 31 Ocak’ta 2000 kiflinin kat›l›m›yla bir gösteri düzenlendi. Bu eylemde de binlerce AT‹K bildirisi da¤›t›ld›. Gösteride Linz AT‹GF, Umut Kültür Merkezi ve ILPS pankartlar› aç›ld›. Avusturyal› ö¤renci gençlik de bu pankartlar›n alt›nda yürüyüfle kat›ld›. Yürüyüflün ön çal›flmas›n›n büyük bölümü Umut Kültür Merkezi taraf›ndan gerçeklefltirildi. HESSEN Frankfurt Hava Liman› yan›ndaki ABD Hava Üssünden Ortado¤u’ya teçhizat nakliyat›n›n yap›lmas›n› protesto etmek, SPD hükümetinin Amerika’ya lojistik destek sunma politikalar›n› k›namak için hava üssü önünde 3000 kiflinin kat›ld›¤› bir miting yap›ld›. 22 fiubat 2003 tarihinde yap›lan bu etkinli¤e “Emperyalist savafl terörünü durdur” pankart› ile kat›lan AT‹F, AT‹K, ILPS kitlesi ayr›ca AT‹K imzal› bildirileri de genifl bir biçimde da¤›tt›. Ayr›ca Koblenz flehrinde yine binden fazla insan›n kat›ld›¤› ve AT‹F, Koblenz Derne¤i’nin de yerini ald›¤› bir yürüyüfl düzenlendi.


28 Şubat-13 Mart 2003

“‹ntikam günü yak›nd›r”

Filipinler devletinin “Bar›fl görüflmeleri” oyunu Geçti¤imiz hafta Filipin devleti Filipinli Maoistlerle bar›fl görüflmelerini bafllatacaklar›n› duyurarak Silvestre Bello liderli¤inde bir grubu görüflmeler için görevlendirerek Hollanda’ya gönderdi. Ve ard›ndan Filipin Ulusal Demokratik Cephe (FUDC)’nin görüflmeleri yeniden bafllatmay› redetti¤i aç›klamas›n› yapt›. Ancak Filipinler Komünist Partisi bir aç›klama yaparak süreci ve Manila hükümetinin gerçek amac›n› kamuoyuna duyurdu. FKPEnformasyon Büro’dan yap›lan aç›klaman›n k›salt›lm›fl hali flu flekilde: “Ms. Gloria Macapagal Arroyo, Silvestre Afable ve Silvestre Bello’nun 20-21 fiubat’taki iddialar›n›n aksine, Filipin Ulusal Demokratik Cephe Filipin hükümeti (GRP) ile bar›fl görüflmelerini yeniden bafllatmak istemektedir. Ancak 19 fiubat’ta iki Silvestre Hollanda’ya gelerek FUDC’un GRP taraf›ndan tek tarafl› haz›rlanan ve 6 ay içinde teslim olmalar›n› aksi takdirde

3

24

ABD ve GRP’nin ortak operasyonuyla karfl›laflacaklar›n› içeren sözde “son bar›fl anlaflmas›”na boyun e¤melerini istedi. En düzenbaz tav›rlar içinde, Afable-Bello grubu ancak FUDC, Yeni Halk Ordusu (YHO) ve di¤er devrimci güçlerin teslim olmas›na garanti verdi¤i durumda FKP, YHO ve politik dan›flman üzerindeki terörist etiketinin belki kald›r›labilece¤ini söyledi. FUDC, GRP grubuna FUDC’ye gözda¤› veremeyeceklerini söyledi. Devrimci güçler ve halk Marcos faflist diktatörlü¤üne savaflabildi; daha büyük sosyo-ekonomik kriz ve küresel düzensizlik sürecinde ABD ve kuklalar›na karfl› daha etkili savaflabilirler. ABD ve kuklalar›n›n plan› FUDC’yi teslim alma iste¤iyle provoke etmek ve afla¤›lamakt›r; ayr›ca savafl› hakl› ç›karmak ve devrimci güçlere ve halka karfl› ABD-GRP ortak askeri kampanyan›n yolunu açmak için FUDC’nin bar›fl görüflmelerini reddetti¤i

fleklinde bir anti propaganda yapmakt›r.” F‹L‹P‹NLER’E YEN‹ ABD ASKERLER‹ YOLDA FKP’nin devletin “bar›fl oyununa” karfl› yapt›¤› aç›klamalar›n hakl›l›¤› New York Times gazetesinin bir haberiyle de do¤ruland›. Habere göre ABD önümüzdeki haftalarda sözde “Ebu Seyyaf örgütüne ba¤l› müslüman gerillalarla savaflmak üzere” Filipinler’e 1700 asker yollama karar› ald›. ABD bu karar›yla sözde “terörle” mücadelesinde esasta dünya halklar›na karfl› sald›rganl›¤›nda yeni bir cephe açm›fl olacak. 2002 y›l›nda ülkeye gönderilen ABD askerlerinin yaln›zca e¤itim amaçl› gönderildikleri söylense de operasyonlara kat›ld›¤› da belirtiliyordu. Bu kez Pentagon “aç›k” davranarak ABD birliklerinin geçen y›ldan “farkl›” olarak bu kez sadece Filipin ordusuna dan›flmanl›k yapmakla yetinmeyerek bilfiil çat›flmalara kat›laca¤›n› aç›klad›.

Dünyadan Notlar Yeni Sezarlar›n hakk›ndan yeni Spartaküsler gelecek

YAfiASIN HALKLARIN ENTERNASYONAL DAYANIfiMASI 15 fiubat’ta baflta ABD olmak üzere müttefiklerinin Irak’a yönelik emperyalist sald›rganl›¤›na karfl›, bu sald›rganl›¤› protesto etmek, engellemek amac›yla dünya çap›nda 5 k›tada 600 kentte gösteri yapan yaklafl›k 10 milyon kifli, Irak’a yönelik olas› bir askeri harekat› protesto etti. Londra’da 1 milyon ve Sevilla’da en az 500 bin kiflinin protesto gösterilerine kat›ld›¤›, Fransa ve Almanya’da bar›fl yanl›lar›n›n, son yirmi y›l›n en büyük eylemlerini gerçeklefltirdi¤i ifade edildi. Gösterilerin yap›ld›¤› flehirlerin aras›nda; Berlin, Paris, Roma, Cape Town, Atina, Tokyo, Dublin, San Fransisco, Amsterdam ve Toronto gibi flehirler bulunuyor. ABD emperyalizminin dünyan›n yeni “Roma imparatorlu¤u” olma yolunda gerçeklefltirdi¤i sald›rganl›k, dünya

çap›nda halklar›n bugüne kadar gerçeklefltirdi¤i büyük eylemliliklerinden birine vesile oldu. Bu eylemlilik kitleselli¤i ile birlikte, emperyalizmin bugün içine girdi¤i sald›rgan politikalar dünya halklar› taraf›ndan red edildi¤inin de somut bir göstergesiydi. Dünya halklar› emperyalizmin “terörle mücadele” yalan› ad› alt›nda kendi hegemonyas›n› güçlendirme, baflta petrol olmak üzere dünya üzerindeki stratejik noktalardaki enerji kaynaklar›n› tahakküm alt›na alma sald›rganl›¤›n› onaylamad›¤›n› böylelikle bir kez daha göstermifl oldu. ABD emperyalizmi ve ba¤lafl›klar›n›n bu sald›rganl›¤› sadece Irak ile s›n›rl› de¤ildir. ABD emperyalizmi 11 Eylül sald›r›lar›ndan önce aç›klad›¤› ve bu sald›r›lar›n gerçeklefltirilmesiyle beraber hayata geçirmede önemli avantajlar

‹srail geçti¤imiz hafta da Filistin’i kan gölüne çevirdi. 15 fiubat’ta Gazze fieridi’nde bir tank›n yak›n›nda düzenlenen ve Hamas taraf›ndan üstlenilen bombalaman›n ard›ndan helikopterler, buldozerler ve tanklarla Bat› fieria ve Gazze’ye giren ‹srail askerleri 15 fiubat’ta 9, 17 fiubat’ta da 14 Filistinli’yi katletti. Bu sald›r›larda Hamas örgütünün askeri kanad› ‹zzeddin El Kassam’›n iki numaral› adam› Riyad Ebu Zeyd’in de a¤›r yaral› olarak yakaland›ktan sonra “öldü¤ü” aç›kland›. 18 fiubat’ta sald›r›larda katledilen Filistinlilerle birlikte son bir hafta içinde ‹srail 50’ye yak›n Filistinli’yi katlederek vahfletini t›rmand›rmaya devam ediyor. Filistin halk› ise yapt›klar› cenaze törenlerinde intikam yemini ediyor ve Sharon’u uyar›yor: “Tabutlar›n›z› haz›rlay›n.”

Nepal

NKP(M) PART‹ L‹DERLER‹YLE GÖRÜfiÜYOR

Nepal Komünist Partisi (Maoist)’li liderler Dina Nath Sharma ve Krishna Bahadur Mahara’n›n devletle gerçeklefltirilecek “Bar›fl görüflmeleri” öncesinde politik parti liderleriyle görüflme yapmaya bafllad›¤› bildirildi. Sharma ve Mahara 19 fiubat’ta Nepal Kongre baflkan› Girija Prasad Koirala ve Nepal Komünist Partisi (Birleflik Marksist Leninist) genel sekreteri Madhav Kumar ile ayr› ayr› görüflme yapt›. Ayr›ca Nepal Köylü ve ‹flçi Partisi ile de bir görüflme gerçeklefltirildi. Parti liderlerinin AFP’ye yapt›klar› aç›klamaya göre Maoist liderler görüflmeler için daha önce koyduklar› 4 koflulu ve aç›klanan konularda devletle genifl bir tart›flma yapacaklar›n› vurgulayarak ayr›ca tüm partilerden, ayd›nlardan ve di¤er demokratik güçlerden baflar›ya ulaflmalar› için yard›m etmelerini istedi.

elde etti¤i “önleyici savafl doktrinini” ad›m ad›m hayata geçiriyor. Bu yeni “savunma (sald›r›) konsepti” ile birlikte ABD emperyalizmi yeni bir sürece girmifl bulunuyor. Kimi makalelerde “ABD emperyalizmi Roma ‹mparatorlu¤u olma yolunda” diye ifade edilen bu süreçte, imparatorluk mu de¤il mi tart›flmas›n› bir kenara b›rak›rsak flu rahatl›kla söylenebilir. ABD emperyalizmi, emperyalizm ve proleter devrimler ça¤›nda an’›n Sezar’lar›ndan biri olmaya adayd›r. Ve flu kesin olarak ileriye sürülebilir ki yeni Sezar’lar›n bafllatt›¤› bu süreç özel olarak ABD ve genel olarak da emperyalizm aç›s›ndan ayn› zamanda sonun bafllang›c›d›r. ABD ve di¤er emperyalist güçlerin sözcüsü rolüne soyunan ça¤›m›z›n yeni Sezar’› W. Bush, ça¤›m›z›n yeni Spartaküslerinin hedef tahtas›na oturmufltur. Bu süreç ayn› zamanda ça¤›m›z›n yeni Spartaküsleri olan enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklar›n›n direnifl, baflkald›r›, isyan sürecidir ayn› zamanda. Ça¤›m›z›n yeni Sezarlar›, att›klar› ad›mlarda bunu hesap etmek zorundad›rlar. Dünya halklar› 15 fiubat’ta,

ABD baflkan› ve emperyalist tekellerin sözcüsü yeni sezar W. Bush’un “ya bizdensiniz ya da karfl›m›zdas›n›z, ya bizim de¤erlerimizi paylafl›rs›n›z ya da karfl› taraf›n” anlam›ndaki yaklafl›m›na “biz emperyalizmden, ‘terörle mücadele’ yalan› ile gerçeklefltirmeye çal›flt›¤›n›z emperyalist sald›rganl›ktan, sizin de¤erlerinizden yana de¤iliz, biz dünya halklar›n›n kardeflçe birarada yaflamas›ndan yanay›z” anlam›na gelen pratik bir duruflla cevap verdiler. Dünya emekçi halklar›n›n 15 fiubat’ta gösterdi¤i bu durufl anlaml›d›r. Bu anlaml› durufl kendi içerisinde ciddi bir anti-emperyalist bilinç mayalanmas›n› tafl›maktad›r. Emperyalist haydutlar›n tüm yalan, demagoji ve manipülasyon çabalar› dünya halklar› nezdinde art›k bir anlam tafl›mamaktad›r. Zira; onlar anlat›lanlarla somut yaflad›klar› aras›ndaki ba¤lant›y› daha net görmeye bafllad›lar. Ac›y›, gözyafl›n›, yoksulluk ve sefaleti iliklerine kadar yaflayanlar› hiçbir bask› ve yalanlar silsilesi uzun süre etkisiz halde b›rakamaz. ‹flte 15 fiubat kitlesel direnifli bunun en somut, en canl› göstergesi ol-

mufltur. 15 fiubat direnifli ayn› zamanda emperyalist-kapitalist sistemin çöküflünü h›zland›racak ve onu tarihin çöplü¤üne atacak gücün emekçi halk kitlelerinden ve onlar›n örgütlü gücünden baflkas› olmad›¤› gerçekli¤ini dost ve düflmana bir kez daha göstermesi aç›s›ndan da anlaml›d›r. Bu anlaml› durufltan ders ç›karmas› gerekenlerin bafl›nda devrimci ve komünistler gelmektedir. Dünyan›n emekçi halklar› emperyalizme ve faflizme karfl› savaflmaya, onlar›n saltanatlar›n› y›kmaya düne nazaran objektif olarak daha haz›r durumdad›rlar. Onlar›n tek eksi¤i önderliksiz olmalar›d›r. Bu görev ve sorumluluk ise Marksizm-LeninizmMaoizm ideolojisini rehber edinmifl Komünist Partilerin omuzlar›ndad›r. Bu baflar›ld›¤› oranda emperyalist-kapitalist sistemin ömrü de uzun olmayacakt›r. Bugün Nepal’de, Peru’da, Filipin, Hindistan ve Türkiye’de bu çizgide yürüyen KP’lerin dalgaland›rd›¤› k›z›l bayra¤› tüm dünyan›n bayra¤› haline getirmek için daha fazla özveri, daha fazla cesaret, daha fazla dayan›flma ve görev bilinciyle ad›mlar›m›z› h›zland›ral›m.


3

25

28 Şubat-3 Mart 2003

Yokluk, yoksulluk ve sefaletle örülü yaflamlar...

Mersin’in yoksul mahallelerinden biri Günefl Mahallesi. T. Kürdistan›’ndan yo¤un göç alan bu mahallede Siirt’ten, Mardin’den gelenler yo¤unlukta. Mahalle küçük Kürdistan gibi. Halk ordaki yaflam›n›, ac›lar›n›, umutlar›n› burada toplam›fl. Her bir ev yaflanan yoksullu¤un bir film karesi. Ço¤u evler eskiden dükkan olarak kullan›l›yormufl. Kira ödeyecek durumu olmayanlar bu dükkanlar› eve dönüfltürerek yaflamlar›n› devam ettirmeye çal›fl›yorlar.

Her sokak, y›k›k bir kent görüntüsünde adeta. Gecekondu bile diyemeyece¤imiz baraka evlerde açl›kla savafl›n ma¤lubiyeti var çocuklar›n gözbebeklerinde. Çöp kutusunun kenar›ndaki portakal kabuklar›, kuru demetle, oyuncaklar› olmufl ve yüzlerine yans›yan utangaç gülümseme y›llard›r süren ac›lara inat ben hala gülmeyi baflar›yorum der gibi. Ya¤an ya¤mura, so¤uk havaya inat üzerinde yazl›k flortu ve terlikle kofluyorlar sokakta… Mersin’in yoksul mahallelerinden biri Günefl Mahallesi. T. Kürdistan›’ndan yo¤un göç alan bu mahallede Siirt’ten, Mardin’den gelenler yo¤unlukta. Mahalle küçük Kürdistan gibi. Halk ordaki yaflam›n›, ac›lar›n›, umutlar›n› burada toplam›fl. Her bir ev yaflanan yoksullu¤un bir film karesi. Ço¤u evler eskiden dükkan olarak kullan›l›yormufl. Kira ödeyecek durumu olmayanlar bu dükkanlar› eve dönüfltürerek yaflamlar›n› devam ettirmeye çal›fl›yorlar. Mutfa¤› olmayan “evin” önünde ya¤an ya¤murun alt›nda bulafl›klar›n› y›kamaya çal›flan kad›nlar›n, bir yaflam›n a¤›r yükünü omuzlad›klar› belli yüzlerinden. Evinin önünde karfl›laflt›¤›m›z bir kad›nla sohbet etmeye bafll›yoruz. Tek odal› yerde 6 çocu¤unu büyütmeye çal›fl›yor. Efli çiçekçi, ald›¤› para mutfak harcamalar›na bile yetmiyor. “Ço¤u zaman ö¤ünümüz s›cak bir çorba yerine kahvalt›l›k oluyor” diyor. Kap›s›n› çald›¤›m›z bir sonraki ev de dükkandan eve dönüfltürülen evlerden. fieref ailesi Siirt’in Eruh ilçesi Sabursan köyünden; 90’l› y›llarda göç ederek gelmifller Mersin’e. Küçük bir odada 8 çocu¤u ile birlikte yaflam mücadelesi veriyor. 9 y›l iflsiz dolaflan baba Hasan, 2 y›ld›r çayc›l›k yap›yor. Ald›¤› asgari ücretle 8 çocu¤uyla birlikte 10 kiflilik ailenin karn›n› doyurmaya ve geçimini sa¤lamaya çal›fl›yor. Kardeflinin olan dükkan “eve” dönüfltürülmüfl. Odan›n içinde mutfak ve banyo var. Mutfak ve banyo iç içe ikisini birbirinden ay›ran tek fley yere çak›l› çürümeye yüz tutmufl tahta. Burda hem banyo yap›p çamafl›r y›k›yorlar, hem de yemek piflirip bulafl›k y›k›yorlar. “Ruh sa¤l›¤›m›z bozuldu bu odada yaflamaktan. Kar›mla

kavga ediyoruz, çocuklar›ma ba¤›r›p duruyorum. Çocuk okuldan geldi¤inde ders çal›flm›yor diye ba¤›r›yorum, bana dönüp nerde çal›flay›m deyince bir fley diyemiyorum” diyor baba Hasan. 8 çocuklu fieref ailesinin 4 ö¤rencisi var. “Hepsini yard›mlarla okutabiliyoruz. Yoksa bu halimle nas›l okutay›m ki” diye devam ediyor. Çocuklar›n yazl›k, k›fll›k elbiseleri yok. K›fl›n da yaz›n da giyindikleri elbise ayn›. Üstündeki y›rt›lm›fl kazak ve pantolon k›fl›n

düfltü, ço¤u da hastal›ktan öldü. Askerler gelip ah›r› kontrol ettiler ‘Hayvanlar azalm›fl ne yapt›n›z’ dediler. Hastal›k düfltü¤ünü ve öldüklerini söyledik inanmad›lar. Bizi hayvanlar›m›z› gerillaya vermekle suçlad›lar. Bütün ailenin erkeklerini toplay›p köy meydan›nda dayaktan geçirdiler. Sonra hepsini karakola götürüp iflkence ettiler, mal›m›z› gerillaya vermifliz diye, sonra da zorla göç ettirdiler. Hepsi köydeki mallar›n› b›rak›p Siirt merkeze geldiler.”

t›yoruz, çocuklar› nas›l doktora götürelim?” Kap›s›n› çald›¤›m›z baflka bir evde de görülenler ve iflitilenler bir birinin ayn›s› nerdeyse. Beritan, Rojan, Berivan isimli üç çocuklu aile de yoksulluk içinde olduklar›n› anlat›yorlar. Evin tek çal›flan› Ferhat ailesinin tüm geçimini de sa¤lamak zorunda. Çal›flt›¤› eski iflinde ifl kazas› sonucu tek gözünü kaybetmifl. Hiçbir tazminat ödenmeden iflten at›lan baba, flimdi günlü¤ü 5 milyona özel

“s›cak” tutmaya yar›yor, yaz›n “serin”. Köyden göç etme nedenleri ise devletin zorla koruculaflt›rma politikas›. Anne Xezal bafll›yor devletin zulmünü anlatmaya; “Bütün köyü koruculaflt›r›p, ellerine silah verdiler. Bizimle birlikte birkaç aile daha bu onursuzlu¤u kabul etmedi. Sonunda bir gün asker ve korucular köyümüzü bast›lar. Evlerimizi, ah›rlar›m›z› atefle verdiler. Can›m›z› zor kurtard›k. Köyün ç›k›fl› 5 saatlik yol. Biz çocuklar›m›z› kucaklay›p yal›nayak koflmaya bafllad›k. Arkam›zdan sürekli atefl ettiler. O cehennemden nas›l kurtulduk hala bilmiyorum. “Köyde durumumuz çok iyiydi. Mal›m›z, davarlar›m›z vard›. Bir gün sürüye hastal›k

Anne Xezal, devletin geri dönüfl projesinden söz aç›l›nca, “Yine koruculuk dayat›l›yor, koruculuk sistemi tamamen kalkmad›ktan sonra geri dönmenin ne anlam› var. Serbestçe tarlaya gidemeyince köye gitmek çözüm de¤il. Koruculuk kald›r›ls›n ondan sonra köyüme giderim” diyor. Mersin’i soruyoruz, burda yaflad›klar› zorluklar› ve bask›lar›. “Biz Siirt’te ço¤u zaman bask›dan kafam›z› camlardan uzatam›yorduk. Baz› zamanlar burada da yafl›yoruz ayn›s›n›. Orda yaflad›¤›m›z bask›y› burada da yafl›yoruz” diyor ve ekliyor; “Evin rutubetinden çocuklar›n hepsi hasta, sigorta yok. Doktora gitmek dünyan›n paras›, ço¤u zaman karn›m›z aç ya-

bir flirkette temizlikçi olarak çal›fl›yor. O da bafll›yor anlatmaya; “Ev kira, bir y›ll›k kira borcumuz var ama ödeyemiyoruz. Kocam›n ald›¤› parayla anca karn›m›z› doyuruyor, zar zor faturalar›m›z› ödüyoruz. Onlar da Siirt’ten göç ettirilmifller. 10 y›ld›r Mersin’deyiz. Köyde mal varl›¤›m›z vard›. Ama korucular ve askerler hiçbirini b›rakmad›lar. Ya yakt›lar ya da el koydular. fiimdi burada da bask› yap›yorlar ki köylerimize dönelim. Köye girebilmek için korucu olmam›z› istiyorlar. Biz bu onursuzlu¤u kabul edemeyiz.” Sonra çocuklar›na Kürtçe isim koymalar›ndan dolay› herhangi bir zorlukla karfl›lafl›p karfl›laflmad›klar›n› soruyoruz. “Biz çocuklar›n kimli¤ini ç›kartt›¤›m›z zaman böyle sorun-

lar yoktu. Kimliklerini rahat ç›kard›k, ama flimdi dava açt›lar, çocuklar›m›za Kürtçe isim verdi¤imizden dolay›. Biz çocuklar›m›za baflka bir isim veremeyiz, çünkü baflka isim bilmiyoruz” diye cevap veriyor. Baflka bir kap›ya yöneliyoruz. Oras› da dükkan, kiremitle örülü birkaç s›rayla odalar birbirinden ayr›lm›fl. Yakacaklar› olmad›¤› için içerisi çok so¤uk. Üzerinde oturacak ne bir divan ne de koltuk hiçbir fley yok. Yüzleri y›rt›lm›fl ve eskimifl minderler geliyor, birileri gelince 6 çocuk annesi Rena, hasta oldu¤unu söylüyor. “O yüzden bu kadar zay›f ve bitkinim.” Onlar Hakkari’den göç edip 4-5 y›ld›r Mersin’e yerleflmifller. Efli ya¤mur ya¤mad›¤›, havan›n iyi oldu¤u zamanda portakal bahçelerine gidip iflçilik yap›yor. Ya¤mur ki Mersin’de bu aylarda s›k rastlan›r, ya¤d›¤›nda ekmek kap›s› olmuyor. 6 çocuktan 3’ünün okul zaman› gelmifl de geçiyor. Ancak onlar paras›zl›ktan sadece birini okutabiliyorlar. Onlar›n da göç nedenleri koruculuk. “Bizi zorla koruculaflt›rmak istediler biz de kabul etmedik. Bu yüzden de buraya göç etmek zorunda kald›k” diyor. Sokak boyu uzanan evlerde insanlar›n yaflad›¤› bu sefil yaflama dair çok fley görmek mümkün. Ço¤u birbirinin benzeri görüntüler, yaflananlar ortak... ‹nsan›n yüre¤ini burkan insanl›¤›n› bir kez daha sorgulatan görüntüler. Ya¤an ya¤murun alt›nda çocu¤una banyo yapt›ran banyoyu oluflturan ve çocu¤u koruyan tek fleyin kap›n›n önüne yerlefltirilmifl eski sac oldu¤unu gören gözlerin yüre¤i nas›l burkulmas›n ki. Tek oda yaflamda küçük bir banyo bile çok görülmüfl onlara. Halk yaflad›¤› yoksulluk dolu bu yaflama ra¤men umutlar›n› hiç tüketmemifller. “Bu hep böyle gitmez ya, elbet biz de bir gün rahat edece¤iz” diyorlar. Umuda do¤ru gülümseyen bu küçük yüreklerin yaflam dolu atan kalplerinin ritimleri flimdi kulaklar›m›zda. O ritme ayak uydurmaya çal›fl›yor ezgilerimiz ve yürüyüflümüz. Çünkü onlar yoksulluk duvarlar›n›n s›ral› o sokaklar›nda her fleye ra¤men alabildi¤ine özgür kofluyorlar. Evet bu hep böyle gitmeyecek elbet bizim de günümüz gelecek...


3

26

28 Şubat-3 Mart 2003

Gazi Halk› barikatlarda omuz omuzayd› arkadafl vard›, bafl›ndan kurflun s›y›rd›. Eve gittim, daha sonra tekrar olaya girdim. Panzerler üzerimize yürüdü. Dörtyolda ara soka¤a geçtim. Helikopterlerden atefl etmeye bafllad›lar.... Saat 14:30 gibi Cemevi’nin oraya barikat kurduk. Molotof at›ld›. Halk›n üzerine bir daha yürüdü panzerler, bir daha yürüdü. Mezarl›¤a gelirken bir k›z›n üzerinden panzer geçti. Ayn› panzer ikinci kez yine geçti. (Mahalle halk›ndan 14 yafl›ndaki bir konfeksiyon iflçisi) “Ben taranan kahvehanelerin aras›nda kalan bir birahanede oturuyordum. Hemen yak›n›m›zda silah sesleri gelince hepimiz kendimizi yere att›k. Silah sesleri kesilince tekrar kalk›p d›flar›ya ç›k›nca bu kez de

‹lerici demokrat insanlar›n gitti¤i bu kahveleri sivil faflistlerine taratarak, olay› mezhep çat›flmas› gibi göstermeye çal›flan devletin amac› emekçi halka gözda¤› vererek örgütlenmelerin önüne geçmekti. Gazi katliam›, ilk olarak 12 Mart 1995 akflam› saat 20:30 s›ralar›nda Gazi Mahallesi ‹smet Pafla Caddesi üzerinde bulunan Yavuz Kardefller, Dostlar, Cihan, ve Do¤u K›raathaneleri’nin otomatik silahlarla taranmas›yla bafllad›. Kurflunlara ilk hedef olan 67 yafl›ndaki Halil Kaya’yd›. Ard›ndan gaspettikleri taksinin floförü Mesut Efe de vahflice katledildi. Bu katliam›n ard›ndan Gazi Halk› sokaklara döküldü. ‹lerici demokrat insanlar›n gitti¤i bu kahveleri sivil faflistlerine taratarak, olay› mezhep çat›flmas› gibi göstermeye çal›flan devletin amac› emekçi halka gözda¤› vererek örgütlenmelerin önüne geçmekti. Ancak Gazi halk› katliama karfl› barikatlardayd›. Devrimci eylem birlikleri kuruldu. Direnifl di¤er mahallelere yay›ld›. Okmeydan›, Nurtepe, Güzeltepe, Alibeyköy, Ümraniye 1 May›s halk› yakt›klar› direnifl meflaleleriyle Gazi’yle omuz omuzayd›. Gazi ve Ümraniye’de Halil Kaya, Reis Kopal, Fadime Bingöl, Sezgin Engin, Ali Y›ld›r›m, Zeynep Poyraz, Mümtaz Kaya, Dilek Sevinç, Fevzi Tunç, Hakan Sel, Mesut Efe, Hüseyin Bilal, Hasan Gürgen, Dinçer Y›lmaz, Hasan Ersürer, fiefika Sevi, Güllü Altunba¤, Mehmet Gündüz, Genco Demir, ‹smihan Yüksel, Hasan Puyan, ‹smail Baltac›, Hakan Çabuk flehit

düfltü. Hakan Çabuk’u hastaneye yetifltirmeye çal›flan Yaflar Ayd›n ise dönüflte trafik kazas›nda yaflam›n› yitirdi. Gazi davas› y›llarca çeflitli illerde sürdürüldü. Ve 5 y›l sonra 2000 y›l› Mart ay›nda karar ç›kt›. 18 polis beraat etti. Adem Albayrak ve Mehmet Gündo¤du isimli san›klar cinayat suçundan 7 y›l, 8 ay hapis cezas› ald›lar. Ancak tek tutuklu san›k Adem Albayrak da tutukluluk süresi gözönüne al›narak d›flar›ya yeni cinayetler için sal›verildi. Tan›k Anlat›mlar›..... “Tepede helikopter, önde panzerler, arkada ise polis. Helikopter tepeden yönlendiriyor, panzerler yürüyor, polisler atefl ediyorlard›. Ara sokaklar›n birinde biraz yüksekçe bir yerden sey rediyordum. O s›rada yürüyen polislerin arka s›ras›ndan 3 polis ayr›ld›. Bir soka¤a girdiler ve tabanca sesleri duydum. ‘Eyvah öldürüyorlar’ diye ba¤›rd›lar. Polisler ara sokaktan ç›k›p tekrar s›raya girdiler. O soka¤a kofltuk. Gerçekten 25 yafllar›nda bir kifli yerde yat›yordu... Gencin kalbi durmufltu....” (U¤ur Cankocak SDP ‹stanbul ‹l Baflkan›) “Özellikle PTT binas›n›n önündeki k›rm›z› araban›n yan›nda bir polis oturmufl 16-17 yafllar›nda bir çocu¤u hedef alarak atefl ediyordu. Benim bildi¤im havaya atefl edildi¤i zaman

mart›lar vurulur.” (Turan Engin Zübeyde Han›m Mahallesi Muhtar› Vekili) “Olay› Alevi Sünni çat›flmas› olarak göstermeye çal›fl›yorlar. Kesinlikle Alevi Sünni çat›flmas› diye birfley yok. E¤er Alevi Sünni çat›flmas› ise Bak›rköy, Ataköy, Levent gibi sermaye sahiplerinin oldu¤u yerlerde niye olmuyor? Ya da bir emniyet amirinin kendisi Tuncelili ve Alevidir, kendisi emniyet teflkilat›na emir veren bir teflkilat›n içindedir. Bu sald›r› neden ona yönelmiyor? Gazi Mahallesi’nde sadece Aleviler oturmuyor. Bu olay yafland›¤›nda Alevisi Sünnisi soka¤a döküldü. fiehit olanlar aras›nda Sünniler de var. Bu insanlar›n mezhepleri farkl› olabilir ama çok büyük ortak özellikleri var. Bu da hepsinin emekçi olmas›d›r. Ben Alevi de¤ilim ama ezilen kesimin yan›nday›m. Çünkü ben de emekçiyim. (Mahalle halk›ndan bir iflçi) “13 Mart Pazartesi ifle gitmifltim. Saat 10:00 civar› sesler duydum, yürüyenlerin yan›na gittim, onlara kat›ld›m. Karakola yürümeye bafllad›k. Polisler barikat kurmufllard›. Halk tafl atmaya bafllad›. Binalardan gizlice resim çekiyorlard›. O atefl s›ras›nda Fadime ablay› vurdular. PTT bahçesinin taraf›ndayd›. Hastaneye gidemeden yanyolda ölmüfl. Bize de atefl etmeye devam ettiler. Benim yan›mda bir

Do¤u K›raathanesi’nin taranmas› sesleri geldi. Orada Halil Dede’yi vurmufllar. Ayr›ca yaral› da varm›fl. Bizim yak›n›m›zdaki kahvelerde de yaral›lar vard›. Bir taraftan da polis ortada görünmüyordu. Her zaman kahveleri basan, bafl›m›zdan eksik olmayan polis bu sefer 25 dakika geçti¤i halde gelmemiflti. Araçlar›n da karakola do¤ru kaçt›¤›n› söylediler. Belli ki bu tarama polisin ifli, ya da bu sald›r›y› kesin bildi¤i belli. Ben sald›r›y› MHP’lilerin de bildi¤ini düflünüyorum. Çünkü onlar›n Köfle dura¤›na tak›ld›¤› birkaç yer gündüz kapal› oldu¤u için dikkatimi çekmiflti.” (Mahalle halk›ndan bir konfeksiyon iflçisi)

Marksizm Leninizm Maoizm’in büyük ustalar›ndan

J.V. Stalin ölümsüzdür! 21 Aral›k 1879 tarihinde Gürcistan’da dünyaya gelen J. V. Stalin, 1898’de ‹lahiyat Fakültesi’nden Sosyal Demokrat bir örgütlenme içine girdi¤i için at›ld›. Batum’da Rus Sosyal Demokrat ‹flçi Partisi (RSD‹P)’nin Kafkasya örgütünün Yönetim Kurulu’na seçildi. 1912’de RSD‹P Merkez Komite üyeli¤ine seçildi. Bir süre Pravda’n›n yay›n yönetmenli¤ini yapan Stalin, 1913-1917 y›llar›n› sürgünde geçirdi. 1917’de Petrograd’a dönerek yeniden Pravda’n›n yay›n yönetmenli¤i görevine bafllad›. Parti içi mücadelede Lenin’in yan›nda yer ald›. Ekim Devrimi’nin gerçekleflmesinde önemli katk›lar› olan Stalin 1922’de RSD‹P’in 11. Kongresinde MK sekreterli¤ine seçildi. Lenin’in ölümünden sonra da May›s 1924’te toplanan Parti kongresinde genel sekreterli¤e getirildi. Stalin’in mücadele dolu yaflam› 5 Mart 1953’te sona erdi. “DEVR‹M‹N GER‹S‹NDE KALMAK Devrim yürüyor. Derinlemesine ve genifllemesine büyüyerek, gittikçe yepyeni alanlara yay›l›yor ve ülkemiz toplumsal ve ekonomik yaflant›s›n› bafltan afla¤› devrimcilefltiriyor. Devrim sanayiye nüfuz ederek, üretimin iflçiler taraf›ndan denetlenmesi ve düzenlenmesi sorununu ortaya at›yor. Tar›ma yay›larak, kullan›lmayan topraklar›n kolektif ifllenmesine ve köylülü¤e alet ve hayvan sa¤lanmas›na h›z veriyor. Savafl›n ve savafl›n yaratt›¤› ekonomik y›k›m›n yaralar›n› teflhir ederek, da¤›t›m alan›na s›çr›yor ve bir yandan flehirlere yiyecek sa¤lanmas› (yiyecek bunal›m›) ve di¤er yandan k›rsal bölgelere mamul mal sa¤lanmas› (mal bunal›m›) sorununu gündeme getiriyor. Bütün bunlar›n ve benzeri acil sorunlar›n çözümü, devrimci kitlelerin maksimum inisiyatif göstermesini, yeni yaflam› kurma çal›flmas›nda ‹flçi ve Asker Temsilcileri Sovyetlerinin aktif müdahalesini ve son olarak, tüm iktidar›n, devrimin genifl yolunda ülkeyi yönetebilecek olan yeni s›n›fa devredilmesini gerektirmektedir. Mahalli yerlerdeki devrimci kitleler daha flimdiden bu yolu tutmaktad›r. Baz› yerlerde devrimci örgütler sözümona “Toplumu Kurtarma Komiteleri”ne ald›rmadan, daha flimdiden iktidar› kendi ellerine alm›fllard›r.” (4 May›s 1917/Stalin Cilt 3)


3

27

28 Şubat-3 Mart 2003

Onlar› anmak, onlar›n ideallerini savunmaktan geçer “fiehitlerimizi bu bilinçle yaflatal›m. Birbirimize bu bilinçle yaklaflal›m. ‹çerde ve d›flar›da hücreleri bu bilinçle parçalayal›m. Gelece¤imizi bu bilinçle ellerimize alal›m.” S›n›rs›z bir dünya u¤runa verilen mücadelede flehit düflenlerin analar›, babalar›, eflleri, dost ve yak›nlar›n› bir araya getiren, onlar›n duygular›n› paylaflan ve onlar› anman›n onlar›n ideallerine sahip ç›kmaktan geçti¤inin mesaj›n› veren bir anma etkinli¤i düzenlendi Tohum Kültür Merkezi’nde. 22 fiubat günü gerçekleflen anmaya hava flartlar›n›n kötü olmas› nedeniyle beklenen flehit yak›nlar›n›n bir k›sm› gelemedi. Saat 16.00’da Parti ve devrim flehitleri an›s›na yap›lan sayg› duruflunun ard›ndan aç›l›fl konuflmas›n› ‹flçi köylü gazetesi çal›flan› Sema Gül yapt›. Gül, konuflmas›nda s›n›f mücadelesinin halka ra¤men halk›n d›fl›nda bir mücadele olmad›¤›n›; halk›n kendi onuru, kendi gelece¤i için bu mücadelenin içinde yer almas› gerekti¤ini belirterek “fiehitlerimiz s›n›fs›z ve s›n›rs›z bir dünya u¤runa canlar›n›, kanlar›n› ve yaflamlar›n› ortaya koydular. Bildiler ki bu sömürü çark› parçalanmad›kça, bu zulüm düzeni y›k›lmad›kça emperyalist vahflete karfl› cepheden savafl›lmad›kça özgürlük hayaldir. Onlar, gerçek kurtuluflun Demokratik Halk Devriminde, Sosyalizmde ve giderek s›n›fs›z bir toplum yaratmada oldu¤unu gördüler” dedi. Kendi onurumuza, kendi eme¤imize, kendi örgütlülüklerimize, kendi gelece¤imize sahip ç›kman›n aya¤a kalk›p omuz omuza verip yürüme kararl›l›¤›ndan geçti¤ini vurgulayarak sözlerini “fiehitlerimizi bu bilinçle yaflatal›m. Birbirimize bu bilinçle yaklaflal›m. ‹çerde ve d›flar›da hücreleri bu bilinçle parçalayal›m. Gelece¤imizi bu bilinçle ellerimize alal›m. fian olsun Parti ve devrim flehitlerine, fian olsun özgürlük yolunda mücadele edenlere, Kahrolsun emperyalizm, Yaflas›n proletarya enter-

nasyonalizmi” fleklinde bitirdi. Ard›ndan gerilla mücadelesini ve içerde d›flar›da hücrelefltirme sald›r›s›na karfl› yap›lan Ölüm Orucu direniflini konu alan oyunlar›yla Yeni Demokrat Gençlik’in kurdu¤u Tiyatro Gulan izleyicilere duygulu ve coflkulu anlar yaflatt›. Kolektif bir eme¤in ürünü olan flehit resimlerinin yer ald›¤› plaketler alk›fllar ve z›lg›tlar eflli¤inde flehit yak›nlar›na da¤›t›ld›. Plaketlerini alan flehit yak›nlar›n›n kimisi sözlerle kimisi gözyafllar›yla kimisi de zafer iflaretleriyle, s›k›l› yumruklar›yla duygular›n› dile getirdi. “‹brahim bir, Süleyman iki, Kaz›m üç, Mehmet dört. Bunlar dört can, dört kocaman beyin, dört kocaman yürek. Kitap olmufllar ders almak için. Bunlar binan›n temel tafllar› olmufllar” sözleriyle Mehmet Demirda¤ ve Ali Demirda¤’›n plaketini annesi ald›. Ard›ndan Polat ‹yit’in annesi Zazaca konuflarak devrim flehitlerini selamlad›. Partinin Ölüm Orucu ilk flehidi Nergiz Gülmez’in plaketini alan Gülmez Ana k›z›n›n direncine, inanc›na sayg›s›n› dile getirirken gözyafllar›n› tutamad›. “Onlar› anmak onlar›n ideallerini pratikte yaflama geçirmektir. Bu bilinçle hareket edelim” diyen Birsen Gülünay gözalt›nda kaybedilen efli Hasan Gülünay’›n plaketini al›rken büyük bir onur duydu¤unu söyledi. Efendi Diril’in ablas› zafer iflaretiyle plaketini al›rken, Ergin Alt›n’›n kardefli de “Onlar› anlaman›n tek yolu onlar›n dikti¤i bayra¤› daha yükseklere tafl›makt›r” dedi. Ahmet Karg›n’›n annesi“Her zaman bir yürek, bir yumruk bir ses olal›m” sözleriyle orada oluflan ortak ruhu d›flar›ya da tafl›mak gerekti¤ini belirtti. Zeki Peker’in annesinin ard›ndan “Onlar› anmak onlar› zafere

tafl›makt›r/Onlar ha geldi ha gelecek/Dolu dizgin geçecekler/Daha çok dövüflece¤iz/Onlar yaflamd›r/Yaflam kavgad›r/Kavga da¤dad›r/ Da¤ yürektedir/Yürek her yerdedir/Yaflas›n halk savafl›” fliiriyle Ali Ekber Batasul’un kardefli duygular›n› paylaflt›. Zeynel Erdo¤an’›n plaketini alan Halil Ceylan “Bu onurlu bir fleydir. Onlar toprakta filizlenip, yaflayacak” dedi. Ard›ndan Münire ve Yaflar Sa¤d›ç’›n babas›, Ümit Dinler’in annesi, Erol Özel’in kardefli de ayn› duygu seli içerisinde duygular›n› dile getirerek plaketlerini ald›lar. Plaket da¤›t›m› s›ras›nda

bütün yüreklerde ayn› coflku, ayn› öfke, ayn› gurur yafland›. Daha sonra Parti ve devrim flehitlerini anlatan dia gösterimi alk›fllar ve fliirler eflli¤inde izlendi. Son olarak Günefle Türkü de marfllar›yla etkinli¤in coflkusunu daha da yükselttiler. Kolektif bir emek ve çabayla haz›rlanan anma etkinli¤i hava muhalefetinden kaynakl› beklenen kat›l›m› sa¤lamasa da yüreklerde oluflturdu¤u duygu seli, flehitleri anman›n, onlar›n b›rakt›¤› de¤erlerin sahiplenilece¤i ve daha da yükseltilece¤inin mesaj›n› veriyordu.

Umudun çocuklar› günefle yürüyor Ba¤deresi fiehitleri (8 Mart 1999) Ayfer Celep: 1971 y›l›nda Amasya Taflova’da dünyaya geldi. 1990’da Proletarya Partisiyle Amasya E¤itim Fakültesi’nde tan›flt›. 1993 Haziran’›nda Halk Ordusu gerilla birliklerine kat›lan Ayfer Celep, komutanl›¤›n› yapt›¤› gerilla birli¤inin Tokat Ba¤deresi’nde devlet güçleriyle girdikleri çat›flmada iki yoldafl›yla birlikte flehit düfltü. Münire Sa¤d›ç: 1973 Erzincan Çay›rl›’da dünyaya geldi. 91-92 y›llar›nda Proletarya Partisinin gençlik örgütlenmesinde yer ald›. 95 y›l›nda tutuklanarak Bayrampafla Hapishanesi’nde 2 y›l kald›. 1998 y›l›nda kat›ld›¤› Halk Ordusu saflar›nda 1999 8 Mart’›nda Tokat Ba¤deresi’nde ölümsüzleflti. Kemal Tutufl: 1980 y›l›nda Tokat Almus’a ba¤l› Gevrek köyünde dünyaya geldi. 1996’da lise y›llar›nda tan›flt› Proletarya Partisi’nin düflünceleriyle. Bölgedeki yerel örgütlülük içerisinde yürüttü¤ü faaliyetten sonra 97’de gerilla faaliyetine kat›ld›. 1999 8 Mart’›nda Ba¤deresi’nde flehit düfltü. Kenan Demir: 1970’de Erzincan’da dünyaya gelen Kenan Demir, 1984’te ailesiyle birlikte ‹sviçre’ye yerleflti. 1989 y›l›nda Proletarya Partisi’yle örgütsel iliflkiye geçerek bu saflarda faaliyet yürütmeye bafllad›. Kenan Demir, 5 Mart 1998’de ‹sviçre’de görev için gitti¤i bir alanda hain bir pusuda öldürüldü. Kader Özgül K›l›ç: 4 Mart 1994’te Dersim Çemiflgezek’te Halk Ordusu gerillalar› ile devlet güçleri aras›nda ç›kan çat›flmada flehit düfltü. Binali Yi¤it: 12 Mart 1979’da Almanya’da geçirdi¤i bir trafik kazas› sonucu yaflam›n› yitirdi. Süleyman Yeter: 5 Mart 1999’da Sömürüsüz Bir Dünya ‹çin Dayan›flma gazetesinden gözalt›na al›nan Limter-‹fl Merkez E¤itim Uzman› Süleyman Yeter, iflkencede katledildi. Daha önce de 1997 y›l›nda gözalt›na al›nan Süleyman Yeter, gördü¤ü iflkenceler sonucu iflkenceciler hakk›nda suç duyurusunda bulunmufltu. 23 Nisan 1999 tarihinde yap›lacak duruflmas›nda iflkencecileri teflhis etmesinden korkan devlet, onu bilinçli olarak katletti.


28 Şubat-3 Mart 2003

3

28

8 Mart’ta alanlarday›z 8 Mart cinsel, ulusal, s›n›fsal sömürüye karfl› ç›k›fl›n ad›d›r. Bu temelde 8 Mart’›n flan›na yarafl›r bir kutlamayla alanlarda olal›m. Emperyalist sald›rganl›¤a, hücrelefltirilmeye çal›fl›lan yaflam›m›za, cinsel meta haline getirilen kad›n kimli¤imize karfl› sesimizi yükseltmek, bu kavgada ben de var›m diyebilmek için kad›n erkek omuz omuza alanlarda olal›m. 8 Mart, kad›n›n özgürleflmesi, s›n›f mücadelesinde yerini almas›, ve gö¤ün yar›s›n› kucaklamas›n›n günüdür. 8 Mart, köylü kad›n›n, iflçi kad›n›n, ev kad›n›n›n, ö¤renci kad›n›n eme¤ine sahip ç›kt›¤›, sömürüye, zulme karfl› baflkald›rd›¤› günün ad›d›r. K›sacas› 8 Mart cinsel, ulusal, s›n›fsal sömürüye karfl› ç›k›fl›n ad›d›r. Bu temelde 8 Mart’›n flan›na yarafl›r bir kutlamayla alanlarda olal›m. Emperyalist sald›rganl›¤a, hücrelefltirilmeye çal›fl›lan yaflam›m›za, cinsel meta haline getirilen kad›n kimli¤imize karfl› sesimizi yükseltmek, bu kavgada ben de var›m diyebilmek için kad›n erkek omuz omuza alanlarda olal›m. Çeflitli kesimlerden kad›nlar›n 8 Mart hakk›ndaki görüfllerini ald›k. ‹flçi kad›n, köylü kad›n, Kürt kad›n›, ev kad›n› her biri farkl› boyutlarda sorunlar yaflasa da sorunlar›n›n temeli hep ayn›. Öyleyse çözüm de ayn› olmal›. Cinsel sömürüye, ulusal sömürüye, s›n›fsal sömürüye karfl› baflkald›rmak, mücadele etmek... “KADIN ERKEK OMUZ OMUZA ALANLARDA HAKSIZ SAVAfiA DUR D‹YEL‹M”

Sevgül O¤uz (Deri ‹flçisi): Her y›l 8 Mart kutlamas›nda egemen güçler taraf›ndan 8 Mart’›n içi boflalt›lmaya çal›fl›l›yor. S›radan bir kutlama günü olarak lanse ediliyor. Bizler 8 Mart’› gerçek özüyle bilince ç›karmal› ve mücadele günü olarak kutlamal›y›z. Kad›nlar; ailede sokakta, çal›flma yaflam›nda, k›sacas› toplumun her alan›nda cinsel, s›n›fsal ve ulusal sömürüye maruz kal›yorlar. Yani sistem taraf›ndan, erkeklerle beraber sömürülürken, ayr›ca kad›n olmaktan kaynakl› ikinci bir sömürüye maruz kal›-

yorlar. Aile içi fliddet, gözalt›nda taciz ve tecavüz sald›r›lar›yla yüz yüze kal›yorlar. Ailede ve toplumda kendini ifade edemeyerek edilgen kalan kad›n kendi s›n›rlar›n› aflmaya çal›flt›¤›nda ise toplumsal bask›larla karfl› karfl›ya b›rak›l›yor. Ülkemizin, yar›-feodal, yar›sömürge olmas›ndan kaynakl› bu bask›lar› ve s›n›rlamalar› daha çok yafl›yoruz. Sanayinin geliflmesiyle birlikte üretimde yer almaya bafllayan kad›n, yine kad›n olmas›nda kaynakl› sömürü yaflarken, ayr›ca çal›flt›¤› ifl yerinde ikinci bir sömürüye maruz kalmaktad›r. Sermaye taraf›ndan ucuz ifl gücü olarak tercih edilir ve ayn› ifli yapt›¤› erkekle ayn› ücreti alamaz. Birçok iflyerine girerken, evli olup olmad›¤›, hatta baz›lar›nda hamile olup olmad›¤› araflt›r›l›r. Çocu¤u varsa tercih edilmez. Çal›fl›rken çocu¤undan kaynakl› iflini aksatabilece¤i düflünülür. Çünkü çocuk bak›m›, çal›flt›¤› halde kad›n›n sorumlulu¤undad›r. Baz› ifl yerlerinde hamile oldu¤u için iflten at›lan kad›nlara flahit olmufluzdur. Bunun yan›nda her yerde oldu¤u gibi ifl yerlerinde de cinsel tacizle karfl› karfl›ya kalmaktad›rlar. Çal›flma yaflam›nda yer alan kad›n, evdeki kad›na göre ekonomik ba¤›ms›zl›¤›n› k›smen olarak aflm›fl gibi olsa da bu yönüyle tamam›yla ba¤›ms›zlaflamaz. Fakat evin dar alan›ndan s›yr›lmas›yla ve sömürüyü daha aç›k görmesiyle bilinçlenme olana¤› daha kolay olur. Tüm bunlar› aflman›n yolu da kad›n›n mücadele içinde yer almas›ndan geçer. Kad›n›n sömürüsünün ortadan kalkmas› direkt s›n›f mücadelesiyle ilintilidir. Bu yüzden biz kad›nlar kurtuluflumuzu tek bafl›na feminist bir yaklafl›mla ele alamay›z. Yaflam›n her alan›nda sömürüye karfl› ç›kmal›, kendimizi ifade etmeli, bizi hapseden dar dünyadan kurtulma mücadelesi vermeliyiz. Yaflad›¤› sömürüyü fark eden, bilinçlenen kad›n, erkek s›n›f dostlar›yla birlikte örgütlendi¤inde mücadelede daha aktif yerini al›r. Kad›nlar›n gerçek kurtuluflu eflit iliflkilere kavuflmas› sistemin de¤iflmesiyle mümkündür. Alanlarda 8 Mart’› feministlere b›rakmamal›y›z. Kad›n erkek omuz omuza

hayk›r›rken, ayn› zamanda haks›z savafla dur diyebilmeli, emperyalist sald›rganl›k karfl›s›nda sesimizi güçlü olarak hayk›rmal›y›z. (Kartal) “8 MART NASIL KAZANILDIYSA ÖYLE KUTLANMALI” Aylin Mutlu: Ben Samsunluyum. Ziraat Mühendisiyim. Bir g›da imalathanesinde üretim sorumlusu olarak çal›fl›yorum. Çal›flt›¤›m g›da imalathanesinde kad›nlar seçme, paketleme, tafl›ma, orta iflçili¤i gibi alanlarda çal›fl›yorlar. Genelde 12 saat çal›fl›yoruz. Hepimiz ö¤len yeme¤ini sorumlusu oldu¤umuz makinelerin bafl›nda yiyoruz. Çal›flma standartlar›n›n çok gerisinde koflullarda çal›fl›yoruz. Hiçbirimiz de sendikal› de¤iliz. Çal›flma koflullar›m›z›n iyileflmesi için birebir patronla görüflüyoruz. Bu da ne kadar yeterli olur siz tahmin edin. Zaten kad›n olarak hep ucuz iflgücü olarak görülüyoruz. Cinsiyet ayr›m› yap›larak erkeklerin belirledi¤i alanlarda çal›fl›yoruz. Kad›n›n bir cinsel meta olarak da kullan›ld›¤›n› görüyoruz. Anne oluyoruz eflimize ve çocuklar›m›za hayat›m›z› ad›yoruz. Hak etmedi¤imiz hakaretlere maruz kal›yoruz. Birçok zorluklara gö¤üs geren bizler yine de hep ikinci s›rada yafl›yoruz. 8 Mart tüm bu aç›lardan çok önemlidir. Bildi¤im kadar›yla 8 Mart a¤›r çal›flma koflullar› alt›nda düflük ücretle çal›flt›r›lan kad›nlar›n ilk örgütlü mücadelesidir. Tüm emekçi kad›nlar›n zaferinin tarihidir. Sizin de bildi¤iniz gibi günümüzde erke¤i düflman ilan eden anlay›fllar var. Ama ben böyle düflünmüyorum. Çünkü herfleyi flekillendiren bir sistem var. Sorunun özünü sistemde aramal›y›z. Ve 8 Mart nas›l kazan›ld›ysa öyle kutlanmas› gerekir diyorum. Sizin arac›l›¤›n›zla tüm dünya emekçi kad›nlar›n›n 8 Mart’›n› kutluyorum. Ve 8 Mart’ta tüm emekçi kad›nlar alanlarda olmal› diyorum. (Samsun) “GÜNDE 15 SAAT ÇALIfiIYORUZ” Serpil Kaplanc›: 21 yafl›nday›m. 13 yafl›ndan beri Tekstil fab-

rikalar›nda çal›fl›yorum. Biz burada günde 11 saat çal›fl›yoruz. Ayr›ca günde 4-5 saat mesai yap›yoruz. Param›z› al›yoruz. Ama maafl›m›z 180 milyon lira. Bu da bu pahal›l›kta tabi ki yetmiyor. Ben 8 Mart’› televizyonlardan kad›nlar günü olarak izledim. Asl›nda içeri¤ini tam olarak bilmiyorum. fiimdiye kadar hiç 8 Mart’a kat›lmad›m. (Bizim 8 Mart’› anlatmam›z›n ard›ndan devam ediyor) Sizin söylediklerinizi ben daha önceden bilmiyordum. Bizler çal›flmaktan zaman bulup okumuyor ve bu gibi konular› araflt›rm›yoruz. Dedi¤im gibi günde onbefl saat kadar çal›fl›yoruz. Zaten geriye de pek zaman kalm›yor. Etraf›m›zda bu gibi ifllerle u¤raflan çok da insan yok ama bundan sonraki 8 Mart’lara kat›l›p ö¤renmeye çal›flaca¤›m. (‹zmir) “8 MART KADININ SÖMÜRÜYE BAfiKALDIRIfiININ SEMBOLÜDÜR.” Züleyha Turhan: Siirt’in Eruh Kafl›kyayla köyündenim. Biz kendi köyümüzden zorla göç ettirildik. Zorla koruyucu olacaks›n›z denildi. Bizler de hayvan tafl›nan arabalarda göç ettik. Biz Kürt oldu¤umuzu söylemekten korkuyorduk. Kad›nlar›m›z 3 yönden sindiriliyor: Birincisi erkek egemen toplumda yaflad›¤›m›zdan kaynakl› erkekler taraf›ndan eziliyor. ‹ster efli olsun, ister babas› olsun veya abisi olsun farketmiyor. Hem ifle gidiyor, hem çocuk bak›yor, hem ev ifli yap›yor evde her flekilde eziliyor. ‹kincisi ise sistem taraf›ndan eziliyor. Kad›n bir ifle gitti¤inde erkek ile ayn› ifli yapt›¤› halde ondan daha az ücret al›yor. Bunun yan›s›ra kad›n sistem taraf›ndan bir meta olarak kullan›l›yor. Bir reklamda, bir magazin program›nda kad›n›n sadece cinselli¤i ortaya konuluyor. Kad›n buradan da bir darbe yiyor. Bir üçüncüsü ise Kürt kad›n› ulusal olarak da eziliyor. Kad›nlara yönelik yap›lan bu bask›lar-

dan kurtuluflunun tek yolu örgütlülüktür. Türk, Kürt, Arap fark etmez sonunda her halktan kad›nlar ezilmeye sömürülmeye maruz kal›yorlar. Ben de bir Kürt kad›n› olarak 8 Mart’› Özgür Kad›n›n Sesinden ö¤rendim. Saçlar›m›z›n gözlerimizin rengi farkl› olsa da yak›larak katledilen onlarca kad›n›n ac›s›n› yüre¤imde hissedebiliyorum. Ve 8 Mart bir Kürt kad›n› olarak benim için çok önemli. 8 Mart kad›n›n sömürüye baflkald›r›fl›n›n sembolüdür. (Mersin) “KADINLAR BUGÜNÜNÜ 8 MART’I YARATANLARA BORÇLU”

Gülüzar Gürz: Bence 8 Mart Dünya Emekçi Kad›nlar Günü’nü bir güne s›¤d›ramay›z. Eskiden beri kad›nlar sürekli ezilmektedir. Evden, iflten tutun da hayat›n her alan›nda erkek egemenli¤inden henüz kurtulamad›k. Bugün özellikle Do¤u, Güneydo¤u’da kad›nlar›m›z hor görülmekte, cinsel bir eflya gibi kullan›lmakta. Kad›nlar›m›z gün geçtikçe bilinçlenmektedir. Kad›n-erkek eflitli¤i henüz sa¤lanmad›ysa da kad›nlar birçok özgürlüklerini elde etti. Art›k kad›nlar iflte olsun, sosyal yaflamda olsun, k›saca yaflam›n her alan›nda var. Bunu 8 Mart’› yaratan emekçi kad›nlar›m›za borçluyuz. Sesimizi her geçen gün daha da yükseltiyoruz ve yükseltmeye devam edece¤iz. Bütün emekçi kad›nlar›m›z›n günü flan olsun. (Malatya)


3

29

28 Şubat-13 Mart 2003

Mersin Kristal-‹ş’te emek ve insan figürleri resim sergisii Kristal-‹fl üyesi Fazl› Sevgili yapt›¤› resim çal›flmalar›n› sergileyerek gelirini Mardin’de 1,5 y›ld›r grevde olan sendikal› arkadafllar›na gönderecek. “Grevin ne demek oldu¤unu bizler de bir emekçi olarak biliyoruz” diyen Fazl› Sevgili bu duyarl›l›¤› di¤er insanlar›n da göstermesi gerekti¤ini belirtiyor.

Mersin Trakya cam fabrikas›nda çal›flan ve Kristal-‹fl Sendikas›’n›n üyesi olan Fazl› Sevgili bunlar›n d›fl›nda bir de resim çal›flmalar› yap›yor. Fazl› Sevgili’nin gelirini Mardin’de 1.5 y›ld›r grevde olan sendikal› arkadafllar›na destek amaçl› gönderece¤i resim sergisi ve çal›flmalar›yla ilgili söylefli yapt›k. Kendinizi tan›t›r m›s›n›z? - 1968 Mersin do¤umluyum, yedi y›ld›r Trakya cam sanayi fabrikas›nda çal›fl›yorum. Yaklafl›k üç y›ld›r resim çal›flmalar› yap›yorum. Resim yapmaya olan ilgim çocuklu¤uma dayan›yor. Ama daha profesyonel çal›flabilmek için iki ayr› resim hocas›ndan kurs ald›m, flu anda da Bilal Günefl resim atölyesinde çal›flmalar›ma devam ediyorum. - Resimlerinizde içerik olarak neler iflliyorsunuz? - ‹lk baflta kendime bir tarz oluflturmak hedefim. Hala ç›rakl›k yap›yoruz. Resim konusunda, farkl› bir tez olufltururken her türlü resim yapmaya çal›flt›m. Soyutundan, meyve figürüne, çiçek figürüne, insan figüründen manzara resimlerine hepsinden çal›flt›¤›m› söyleyebilirim. Bundan sonra a¤›rl›kl› olarak konular›m emek ve insan figürleri olacak. Bundaki etkende emekçi olmam›zd›r. - Resimleriniz kaç y›ll›k bir çal›flman›n ürünü? Bundan sonra da sergi türü çal›flmalar›n›z olacak m›?

- Tabi düflünüyorum, çal›flmalar›m devam edecek. Çal›flmalar› çok k›sa bir süreye s›¤d›ram›yoruz. fiu andaki serginin geçmifli üç seneye dayan›yor. Hemen hemen ç›rakl›¤›n bafllad›¤› dönemden bugüne kadar biriktirmifl oldu¤umuz resimler. Günlük bir iki saat mesai ç›k›fllar›nda yapm›fl oldu¤um ürünler. Zamanla hem kalitesini art›raca¤›z hem içeri¤in daha genifl kapsaml› bir sergi düflünüyoruz. Böylelikle daha genifl bir kitleye hitap edecek re-

simlerim. Hem kendi ifl arkadafllar›ma sevdirmek hem de sanata bir nebze de olsa bir fleyler katabilmek amac›m. ‹nsanlara sürekli sanatsal faaliyetlerin illaki tek ressaml›k de¤il sanat›n bir çok dal› var bu dallarda faaliyet göstermek için katk›da bulunuyorum. “Nas›l yap›yorsun, nas›l gidiyorsun, nas›l zaman buluyorsun, biz zaman bulam›yoruz” diyen arkadafllara ben de k›saca hem i¤neleyici hem de ders verici bir flekilde flöyle söylüyorum. “Evden kahveye ç›kar gibi ç›k›yorum. Yar›m saatli¤ine, gidip arkadafllarla okey oynamak gibi bir vakitteyim art›k. Sonuçta zaman olufluyor”. “Kitap okumaya zaman›m yok” diyor insanlar. Asl›nda kitap okumaya da resim yapmaya da hatta insanlar istedikten sonra heykel yapmaya bile zaman yaratabilir, biraz özverili davran›lsa her fley olacak. - Toplumumuzun kültür sanata olan ilgisini nas›l de¤erlendiriyorsunuz?

- Toplumumuz maalesef uyuflturulmufl bir vaziyette. Bizler de bunlara dahiliz. Belki de etkeniz. Evlerimizde televizyonun karfl›s›na geçiyoruz. Belki ailemizle bile konuflmuyoruz. ‹flimize gidiyoruz, iflimizden geliyoruz, toplum olarak monoton bir hayat yafl›yoruz. Televizyonlar magazin programlar› vs… ‹nsanlar›n hem bedeni hem de beyinleri uyuflturulmufl durumda. Asl›nda yaflamda çok daha güzel fleyler var. Böyle fleyler olabilmesi için imkanlar var. fiu anda bizim yapt›¤›m›z fleylerden birisi. A m a gençler özellikle ünivers i t e gençli¤i tam verim al›nacak d ö nem. Maalesef kafelerde, flehrin muhtelif kalabal›k köflelerinde zaman öldürüyorlar. Bu zamanlar›n› faydal› fleylere ay›rabilirler. En az›ndan parttime çal›flabilirler. Ama maalesef kafelerde, diskolarda, barlarda öldürülen zaman geri gelmeyecektir. Türkiye’de çok fazla yaflamak mümkün de¤il. Onun için zaman› de¤erli, önemli fleylere ay›rmak laz›m. - Sergiden kazanaca¤›n›z geliri nas›l de¤erlendirmeyi düflünüyorsunuz? - Resimlerimi özellikle sendikada sergiledim. Amac›m sendikay› daha faydal›, aktif hale getirmek. Buradaki üye arkadafllar›n buraya sadece e¤lenmek gezinmek yerine sanatsal bir faaliyete de gelinebilece¤ini anlatmak için. fiu anda Mardin’de sendika üyesi arkadafllar›m›z var. Yaklafl›k 11.5 y›ld›r grevde olan arkadafllar›m›za asgari ücret bile çok görülüyor. Onlara zaman zaman yard›mlarda bulunuyoruz. Ben de bu vesile ile o arkadafllara yard›mc› olmak amac› ile bu sergiden ge-

len masraflar› ay›rd›ktan sonra grevdeki arkadafllar›m›za maddimanevi destekte bulunmak amaçl› gönderece¤iz. Sonuçta grevin ne demek oldu¤unu bizler de birer emekçi olarak biliyoruz. Yaklafl›k 1.5 y›l önce onbefl gün de olsa o duyguyu yaflad›k. Onlar 1.5 y›ld›r grevde onlara destek olabilmek bizleri mutlu eder bu duyar-

l›l›¤› di¤er insanlar›n da göstermesini isteriz. - Son olarak eklemek istedi¤iniz bir fley var m›? - Sanat›n her dal›nda insanlar az buçuk bilgi edinerek bir fleyler yapabilirler. Bu da toplum olarak bizi daha ileri tafl›yabilir. (Mersin)

Hasankeyf sular alt›nda kalmas›n Batman Belediyesi, ‹stanbul Kültür, Sanat ve Turizm Festivali’ne kat›larak, sular alt›nda kalacak Hasankeyf’e dikkatleri çekmeyi amaçl›yor. Batman Belediyesi, 27 fiubat-2 Mart tarihleri aras›nda düzenlenecek 3. Uluslararas› ‹stanbul Kültür, Sanat ve Turizm Festivali’ne kat›lmak için haz›rl›klara bafllad›. D‹HA’ya bilgi veren Batman Belediyesi Kültür Müdürü Abdurrahman Ça¤›l, “Bizim fuara kat›l›m amac›m›z Batman’› kendi gerçek kimli¤iyle tan›tmakt›r” dedi. Batman’›n gün yüzüne ç›kmam›fl birçok güzellikleri oldu¤unu kaydeden Ça¤›l, “Fuarda

Batman’› ve Hasankeyf’i turizme tan›taca¤›z. Fuarda ayn› zamanda Hasankeyf’e ait foto¤raflar ve broflürlerle sular alt›nda b›rak›lmas› düflünülen tarihi kentimize dikkatleri çekmeye çal›flaca¤›z” diye konufltu. Batman’a ait kaçak tütünü de fuarda sergileyeceklerini belirten Ça¤›l, flunlar› kaydetti: “Amac›m›z bölge halk›n›n tek geçim kayna¤› olan tütünün yasaklanmas› ve kota sistemiyle s›n›rland›r›lmas› sonucu zor duruma düflen insanlar›m›z›n durumuna dikkat çekmek olacak.” Ça¤›l, ayr›ca fuarda Batman’›n el ürünleri olan, kilim, yazma ve benzeri ürünlerini de sergileyeceklerini ekledi.(D‹HA)

Diyarbak›r’da öykü günü

Bir grup öykü yazar›, “14 fiubat Dünya Öykü Okuma Günü” nedeniyle Diyarbak›r’da düzenlenen etkinlikle okuyucular› ile bulufltu. Diyarbak›r Büyükflehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda düzenlenen Dünya Öykü Okuma Günü etkinli¤ine yazar Sedat Yurttafl, Roflan Lezgin, Edip Polat, Muharrem Erbey, Fevzi Bilge, Dilaver Zeraq kat›ld›. 100’ü aflk›n kiflinin kat›ld›¤› etkinlikte k›sa bir aç›l›fl konuflmas› yapan Muharrem Erbey, “fiu ana kadar fliir dal›nda düzenlenen organizasyonlar d›fl›nda ilk defa öykü okuma organizasyonu düzenleniyor” dedi. Yazar Edip Polat da, böyle bir organizasyonun yazar ile okuyucu aras›nda bir ba¤ oluflturdu¤unu vurgulayarak, “Diyarbak›r’da ilk defa öykü okuma günü düzenleniyor. ‹lk defa bu kürsüden Kürtçe öykü okunuyor. Bu bende çok güzel bir duygu yaratt›” diye konufltu. Kürtçe ve Türkçe mesajlar›n okunmas›n›n ard›ndan, yazarlar öykülerini okuyucularla paylaflt›. Edip Polat, “Kar Üflüdü”; Sedat Yurttafl “Ax tu”; Dilaver Zeraq “D›l tengi”; Fevzi Bilge “D›zdonek” ve Roflan Lezgin ise Dimilki lehçesi ile “Diyarbekir seraser eflq” adl› öykülerini okudu. (D‹HA)


28 Şubat-13 Mart 2003

‹flçi-köylü’den AT PAZARLI⁄I MI

KAN PAZARLI⁄I MI? ABD emperyalizminin Irak'a yönelik sald›rganl›¤›n›n artt›¤› bu günlerde, Türk hakim s›n›flar›n›n bu sald›r›da oynayaca¤› rol iyiden iyiye a盤a ç›km›fl bulunuyor. ABD emperyalizminin sald›rganl›¤›nda en bafl›ndan beri yer alan Türk hakim s›n›flar›, hükümet arac›l›¤›yla gerçeklefltirmeye çal›flt›klar› "bar›fl" komedisine bir son vererek gerçek yüzlerini bir kez daha gösterdiler. Olmalar› gereken yerin emperyalizmin paral› uflakl›¤› oldu¤u, bunun bir tercih de¤il zorunluluk oldu¤unu görmek gerekmektedir. Yap›lan "pazarl›klar" bas›nlar›na da yans›d›¤› gibi sadece bu sald›r›dan alacaklar› pay› biraz daha art›rmak ve ileride daha fazla hakimiyet alan› sa¤lamak amac›n› tafl›maktad›r. Bunu da ancak emperyalist efendilerinin oluruyla yapmak zorundalar. Bunun baflka bir yolu bulunmamaktad›r. Çünkü Türk hakim s›n›flar› çokça kullan›ld›¤› gibi ABD ile "müttefik" de¤il, ya da ilerici devrimci bas›nda da kullan›ld›¤› gibi "iflbirlikçi" de¤il uflakt›rlar. Ve uflaklar›n efendilerinin masalar›nda söz söyleme hakk› yoktur. Türk hakim s›n›flar› emperyalizmle emir-komuta iliflkisi içindedir. Bugün yaflanan geliflmeler bunu bir kez daha oldukça iyi özetlemektedir. Türk hakim s›n›flar› emperyalizmin Irak sald›rganl›¤›nda büyük bir flevkle yer almakta ve bunu milli ç›karlar›n, “ulusal ç›karlar›n” bir gere¤i olarak emekçi halka anlatmak istemektedirler. Tayyip bofluna demiyor “ben kasam›n dolup dolmad›¤›na bakar›m” diye. Bunlar›n Irak halk›n›n ya da Türkiye halk›n›n katledilmeleri, k›y›mdan geçirilmeleri, açl›k ve yoksullukla giderek daha fazla yüzyüze gelmeleri umurlar›nda de¤il. Onlar›n hesaplar›nda

3

30

olan ceplerinin dolmas›. Irak ve Türkiye halk›n›n kanlar›n›n ellerine bulaflmas› onlar› ilgilendirmiyor. Onlar› ilgilendiren sadece para. Bu yüzden efendilerinin kap›lar›nda onlarla at pazarl›¤›nda ki at h›rs›zlar› gibi davran›yorlar. Yapt›klar› pazarl›k at h›rs›zlar› gibi olsada asl›nda kan pazarl›¤› yap›yorlar! TÜRK‹YE ‹fiGAL ED‹L‹YOR SAÇMALI⁄I! Bugün ülkemizde yaflanan bu geliflmelerden sonra, ülkemizin topraklar›na indirilen askeri araç ve gereç karfl›s›nda büyük bir yaygara kopart›l›yor. “Ülkemiz iflgal ediliyor”, “ba¤›ms›zl›¤›m›z elden gidiyor” diye. Bunlar› kendisine ilericiyim, ayd›n›n diyen pekçok yazar›n yaz›s›nda yada ileriye sürülen tepkilerde görebilmek mümkün. Sanki baflta ABD olmak üzere emperyalizmin çeflitli kurumlar›n›n ülkemizde çeflitli biçimlerde etkinlik gösterdi¤ini, bu anlam›yla ülkemizin zaten emperyalizimin yar› sömürgesi oldu¤unu görmüyorlar ya da görmemezlikten geliyorlar. Çünkü bunu görmek demek emperyalizme ve onlar›n uflaklar›na karfl› tutarl› bir mücadeleyi gündeme getirmektedir. Bunun yoluda mücadele etmekten ve do¤al olarak bedel ödemekten geçmektedir. Bunu göze alamayanlar bugün ülkenin ABD iflgali tehdidi alt›nda oldu¤unu ileriye sürüyorlar. Oysa bilmezler mi ki baflta ABD olmak üzere emperyalizm sadece askeri de¤il pek çok kurumu ile birlikte ülkemizi sömürmektedir. Ülkemizin kaynaklar› emperyalist flirketlere peflkefl çekilmektedir. Örne¤in ABD askerlerinin ‹skenderun liman›na askeri araç indirmesi burjuva bas›nda yaygara kopar›lmas›na yol açt›. “Bu ne demek

oluyor. Daha tezkere meclise verilmedi. Türkiyeyi dinlemiyorlar” diye. Tam bir ikiyüzlülük örne¤i olan bu yaygara emekçi halk›n bilincini buland›rmaktan öte bir amaç tafl›m›yordu. Sormak gerekiyor. Ülkemizde birçok ABD üssü bulunmakta. Türkiye “müttefikleri”yle yapt›¤› anlaflmalar nedeniyle bir çok yabanc› askeri topraklar›nda bar›nd›rmaktad›r. Bunlar iflgal olmuyorda bu mu iflgal oluyor. Gerçi Türk Genelkurmay› hemen gereken aç›klamay› yapt›. “‹skenderun Liman›”ndaki sevkiyat indirimi bilgimiz dahilindedir”. Böylelikle ülkemizde emperyalizmin en has ufla¤› olan Türk ordusunun kurmay heyeti bu konuya aç›kl›k getirmifl oldu. Ancak bu aç›klamayla birlikte kopart›lan di¤er yaygaralar, Türkiye’nin kuruldu¤u günden itibaren yar› feodal yar› sömürge bir ülke oldu¤u gerçe¤ini gizleyemez. SAFLAR NETLEfiT‹R‹LMEL‹, EMPERYAL‹ZME VE FAfi‹ZME KARfiI NET TAVIR TAKINILMALIDIR! ABD emperyalizmi ile Türk hakim s›n›flar› aras›nda tüm bu “pazarl›klar” sürerken, bu kan pazarl›¤› ile eflgüdüm içerisinde “mehmetçik” medya da sald›r› propagandas›n› art›rd›. Irak sald›r›s›nda yer alman›n faydalar›ndan tutal›m da, Türk ordusunun Irak Kürdistan›’na “çat›flmalar› önlemek” gibi bir görevle girmesi gerekti¤ine dair söylemlerin ard› arkas› kesilmiyor. Bu koronun en önemli argüman› Türkiye’nin “milli menfatlerinin” bunu gerektirdi¤i. Bunun yolununda genelde Kürtleri denetimde tutmak özelde ise KADEK gerillalar›n› imha etmekten geçti¤i, “terörün kökünün kaz›nmas›ndan geçti¤i” ifade ediliyor. Buna karfl› gelifltirilmesi gereken aç›kt›r ki bu sald›rganl›¤a karfl› net ve ilkeli bir tav›rd›r. Bu sald›rganl›k “savunma savafl›” ile yan›tlanamayacak kadar aç›k ve nettir. Bu yüzden Türkiyeli devrimcilerin, s›n›f bilinçli proletaryan›n bu

sald›rganl›¤a karfl› tavr› aç›k ve nettir. Net olmak zorundad›r. Emperyalizme ve faflizme karfl› net bir tav›r tak›nmak, onun haks›z ve meflru olmayan sald›rganl›¤›na karfl› hakl› ve meflru olan halk›n savafl›n› büyütmek. Bu sald›rganl›k hiç kuflkusuz ki baflta Ortado¤u halklar› olmak üzere Türk, Kürt, Arap vb. halklar›n kardeflçe yaflamas›n›n yolunu döfleyecektir. LAF DE⁄‹L ‹fi YAPALIM EMEKÇ‹ HALKI EMPERYAL‹ST SALDIRGANLI⁄A KARfiI ÖRGÜTLEYEL‹M Son süreçte ve özellikle 15 fiubat Kad›köy emperyalist sald›rganl›¤a hay›r eyleminden sonra medya da Türkiye’deki “savafl karfl›t›” gösterilere kat›lanlar›n azl›¤› vurgulan›r oldu. Bunun çeflitli nedenleri bulunmaktad›r. Ancak ileriye sürüldü¤ü gibi Türkiye halk› emperyalist sald›rganl›¤a karfl› duyars›z de¤ildir. Ancak kendilerini her f›rsatta ilerici devrimci olarak yans›tmay› “iyi” bilenler ise nesnel gerçekli¤in yaratt›¤› koflullar nedeniyle (ki bu koflullar›n sorumlusu halk de¤ildir) her çevrede farkl› yorumlar ve tav›rlar a盤a ç›k›yor. Örne¤in, eski tüfek “sosyalistlere/devrimcilere” ya da beylik tan›m›yla yorgun demokratlara sorarsan›z; “bu halk ruhunu yitirmifl... herkes hayat›ndan memnun... oysa biz bunlar için kelle koltukta, yüce bir davaya bafl koymufl, bedel ödemifl idik.. bak›n anketlere %95 in karfl› oldu¤u savafl› boykot için meydanlara ç›kan ne on binler ne de yüz binler yok ortada... vs. vs. ...”. Yar›-feodal, yar›-sömürge ülkemizin güdük entellektüellerinin ve yar›-ayd›nlar›n›n ciddi bir kesimine göre ise, “bu halk için saç›m›z›n teline helak gelmesi anlams›z bir trajedidir... bu halktan ne köy ne kasaba olur... bilinçlenip silkinmesi için daha çok can›n›n yanmas›, yani piflmesi gerekmektedir... ne zaman ki kendili¤inden aya¤a kalkar, egemenleri al afla¤› ederler

iflte o zaman biz de bafllar›na geçip onlar› ayd›nl›k yar›nlara do¤ru kumanda ederiz... vs. vs. ...”. Bilinmeli ki, s›n›f mücadelesinin engin deryas›na küçük burjuva ideolojinin rüzgar› ile yelken açanlar, sert bir dalga ile karfl›laflt›klar›nda, solu¤u kokuflmufl düzenin dingin limanlar›nda demirlemekte al›rlar. S›n›f savafl›ndan çark etmenin teorileri, belki de dünyan›n hiçbir yerinde bizdeki kadar çok üretilmemifltir. Ve yine bilinmelidir ki bu halk›n ba¤r›ndan ç›km›flt›r emperyalizme faflizme ve her türden gericili¤e karfl› dövüflenler. Ve yine bilmelidir ki bu gün “savafla hay›r” nidalar›yla ortada dolaflan ve devrimcilere pankart aç›p açmama tart›flt›rmas›n› yapt›rmak zorunda b›rakanlar; bu ülkede soldan, ba¤›ms›zl›ktan, özgürlükten, emperyalizme karfl›tl›ktan bahsedilecekse, bu de¤erlerin yarat›lmas›nda ve savunulmas›nda binlerce devrimcinin kan›, eme¤i ve çabas› vard›r. Bugün bunu görmeyenler, görmek istemeyenler ya da ifllerine gelmeyenler iflah olmaz reformistlerdir. Çünkü zordur, zor ile korunan sistemi sarsacak kitleleri zorun karfl›s›na dikmek. Keza kolay olsa idi bu ifl, bu gün bu durumda olunmaz idi. Fakat imkans›z da de¤ildir. Yeter ki onlar›n dünyalar›na girilsin. Dilleri çözülsün. Emekçi halk›n yaflam›na temas edilmeden, onun gerçekli¤ini kavrayamadan, bilimsel analizini yapamamak, kaç›n›lmaz flekilde, bizleri yanl›fl adreslere sürükleyecektir. D›flar›dan üretilecek her fikir, soyutlama olacakt›r. Laf ve düflünce kalabal›¤›na, kirlili¤ine yol açacakt›r. Sistemin bulan›klaflt›rd›¤› emekçilerin bilinçlerini hepten dumura u¤ratacakt›r. Onlar› umutsuzlu¤a sevk etmekten baflkaca bir ifle yaramayacakt›r. Nitekim yak›n ve uzak tarihimiz bu pratiklerin bolca örnekleri ve tecrübeleri ile doludur. Bu tecrülerden ö¤renmesini bilelim ve laf de¤il ifl yapal›m.


2

31

Büyük bir katliam›n ertesinde tecrit ettikleri tutsaklar, tek bafl›na-birbirlerini dahi göremez haldeyken, yüzlerce gün hep beraber coflkulu-güçlü-kararl› bir direnifl gerçeklefltirdiler Bafl taraf› 32’de Bilinci kapan›p müdahale edilenler, çocuklaflm›flças›na uyand›klar›nda dahi, haf›zalar›ndan silinmeyen direniflle eylemlerine devam ettiler. Ölümleri durdurarak direnifli bofla ç›karmaya çal›flan sald›rganlar, bütün iflkencelerine ra¤men direnen tutsaklar›, bu kez de tahliye sald›r›lar›na girifltiler. Ard›ndan en ön saflarda mevzilenen yeni ekiplerden de ölüm s›n›r›na gelenleri tahliye etmeye bafllad›lar. Nihayetinde; esasta direnifl sonland›r›ld›¤›nda, flehitlerlegazilerle geride kalan bu tarih, taleplerimizin gerçekleflmesiyle sonlanmasa da, tüm sald›r›lar karfl›s›nda b›kmadan-usanmadan direnebilece¤imizi, püskürtülemeyecek ortak bir iradeye, kararl› bir durufla sahip oldu¤umuzu gösterdi. Genifl kesimlere, faflist TC devletinin gerçek yüzü çok yönlü olarak teflhir edildi. Ne kadar a¤›r bedeli olursa olsun, devrimci ve komünistlerin kendileri için de¤il, insanl›¤›n özgür gelece¤i için savaflmaktan vazgeçmeyece¤i, bir kez daha ispatland›. Bir dizi kurum, bir bas›n aç›klamas›ndan dahi yarg›lanmaya bafllad›klar›nda, 19 Aral›k ve ertesinde gerçeklefltirilen insanl›k d›fl› muameleler karfl›s›nda susmay› reddetti. Konuflmaya, sald›r›lar› teflhir etmeye ve tutsaklar›n iradelerinin iflkencelerle engellenemeyece¤ini hayk›rmaya devam etti. Tutsak aileleri, çocuklar›n›n hücre hücre ölümlerinin tan›kl›¤›n› yapt›. Eylem s›ras›nda refakatç› olarak çocuklar›n›n bafl›nda bekleyen

aileler, bir tutsakm›flças›na muamele görüp, direniflçilerle birlikte direnmeye bafllad›lar. Çocuklar›n›n ölümlerini istememelerine ra¤men, ölüm s›n›r›na gelen tutsaklara yap›lan insanl›k d›fl› muamelelere sessiz kalmad›lar. Bir dizi kurum, hapishanelerdeki koflullar›n, direniflin ve insanl›k d›fl› muamelenin tan›kl›¤›n› yapma imkan› olan birçok doktor, tahliye olan tutsaklar›, böylesi a¤›r ve t›bbi deneyimi az bulunan hasarlarla bafl bafla b›rakmay› insanl›k d›fl› buldu. Deneyimlerini, gazilerin sa¤l›klar›na kavuflabilmeleri için, yo¤un bir çabaya dönüfltürdü..... Daha bir dizi kazan›m› ve dersleriyle tarihe yaz›lan bir direnifl, “ne kazan›ld›?” diyenlere, yeni yasalarla, yeni planlarla, egemenlerin yeni sald›r›lar›yla apaç›k bir yan›t veriyor; “Onlar› y›ld›ramad›k. Bedenlerini yaln›zlaflt›rd›k ama beyinlerini teslim alamad›k. Seslerini kestik ama, bedenleriyle tüm dünyaya seslerini duyurmalar›n› engelleyemedik. Öldüler ama yenilmediler. ‹çerde ve d›flar›da, ne kadar sald›rsak da yok edemiyoruz. Ad›m ad›m tüm silahlar›n› ellerinden almaya devam etmeliyiz”. Yasallaflt›r›lan zorla müdahale iflkencesini, öncesinde bir dizi doktor, doktorluk eti¤ine dahi ayk›r› oldu¤u için reddetmiflti. Bir dizi aile, çocuklar›n›n ölümlerini istememelerine ra¤men, böyle bir iflkenceye karfl› koymufltu. Bir dizi kurum, yine bunu bir insanl›k suçu olarak görüp, bu iflkenceyi k›nam›flt›. Bu yasa karfl›s›nda da, s›n›rl› da olsa tepkisini gösteren kurumlar oldu. Bütün bunlar› toplu bir fle-

kilde, bu iflkenceyi, bu yasan›n direkt ba¤lad›¤› kesimlerle (doktorlarla, tutsaklarla, ailelerle, bir dizi kurumla) ortak hareket ederek püskürtemesek dahi, yaflanabilecek bu iflkenceyi kamuoyuna flimdiden teflhir etmemiz zorunluluktur. Yine kad›n tutsaklar›n F tipi hapishanelere, bas›nda yer alan reklamlarla geçirilme plan›n›n karfl›s›nda durulmal›d›r. Tutsak kad›nlar›n flu anda bulunduklar› hapishaneler F tiplerinden s›n›rl› farklar tafl›maktad›r. Sorun flu anda bulunduklar› hapishane koflullar›n›n iyi oluflu de¤ildir. Sorun Sincan’da infla edilen hapishanenin yans›t›ld›¤› gibi bir alternatif olmay›fl›d›r. Yeni yap›lan hapishanede tek, dört ve alt› kiflilik hücreler haz›rlanmaktad›r. Bu hapishanelere yerlefltirilen tutsaklar, idare taraf›ndan ihlal görülen en ufak bir tav›rda tek hücreye mahkum edilecektir. Mektup, görüfl vs. yasaklar›na maruz kalacakt›r. Yan›s›ra; Sincan F tipi hapishanesine görüfle gitmek, aileler aç›s›ndan resmen iflkencedir. Sincan F tipi hapishanesi, ulafl›m araçlar›n›n dahi gitmedi¤i bir alanda infla edilmifltir. Görüfle giden kad›nlardan biri, bu ›ss›z yerde tecavüze u¤ram›flt›r. Yafll› analar-babalar k›fl›n so¤u¤unda dahi upuzun bir yolu yürüyerek gitmeye mahkum edilmifltir. Nihayetinde bu hapishane alternatif de¤ildir. Hapishane ifllevlendirilmeden, ulafl›m›ndan, koflullar›na dek bir dizi talep gündemlefltirilmelidir. ‹çinden geçti¤imiz süreçte genifl kesimler, do¤ru bir ad›m olarak emperyalist sald›rganl›k karfl›s›nda sessiz kalmayacakla-

28 Şubat-13 Mart 2003 r›n› hayk›r›yorlar. Faflist TC devleti de bu sald›rganl›¤› hakl› bir zeminde sunman›n nafile çabalar› içerisinde. Ancak bunu yaparken, ülkemizde bir s›n›f mücadelesi oldu¤unu, bu mücadeleye müdahale ve önderlik edenlerin oldu¤unu tali plana atmas› mümkün de¤il. Çok yönlü bir savafl içerisinde ve uygun an›n› bulur-bulmaz pervas›z sald›r›lar›n› sürdürmekte. ‹nsanlar› gözalt›na al›p iflkenceler yapmakta, sessiz sedas›z katletmekte, demokratik kitle örgütlerine yo¤un bir flekilde sald›rmakta, k›sacas›; halk›n örgütlü güce dönüflmesini ve örgütlü güçlerin de sa¤lam ad›mlarla ilerlemesini tüm sald›rganl›¤›yla engellemeye çal›flmakta. Böylesi bir süreçte; bu sald›r›lar›, önceliklerimizi göz ard› etmeden püskürtmenin mücadelesini vermeliyiz. Kazan›mlar›yla-dersleriyle tarihi bir direnifl gerçekleflti. Bu cephede sald›r›lar hala devam etmekte. Bu sald›r›lar› sessiz karfl›lamam›z, kazan›mlar›m›z›n ›fl›¤›yla yürüyemeyiflimiz olacakt›r. Bu kazan›mlar›, geçmifl bir sürecin yan›p sönen bir ›fl›¤› olmaya mahkum ediflimiz olacakt›r. Ad›mlar›m›z›n önüne çekilen setleri fark etmeyiflimiz, onca bedelleemekle kazan›lan de¤erlerimizle bu setleri yerle bir edemeyiflimizi beraberinde getirecektir.

Karanl›k-belirsiz bir yolda tökezlememek mümkün de¤ildir. S›n›f mücadelesinin tehdidini bir an dahi unutmayanunutamayacak olanlar›n sald›r›lar›na yan›t olmak için, ad›mlar›m›zda net-›srarl› olmam›z son derece önemlidir. Net-›srarl› ad›mlar önümüzdeki setleri; uzun mücadeleler, a¤›r bedeller sonucunda da olsa mutlaka yerle bir edecektir. Tarihimizdeki nice direnifl bunun en yal›n ifadesidir. Yeter ki, bunlar›n kazan›mlar›yla-dersleriyle yolumuzu ayd›nlatal›m.

Sincan F tipi hapishanesi, ulafl›m araçlar›n›n dahi gitmedi¤i bir alanda infla edilmifltir. Görüfle giden kad›nlardan biri, bu ›ss›z yerde tecavüze u¤ram›flt›r. Yafll› analar-babalar k›fl›n so¤u¤unda dahi upuzun bir yolu yürüyerek gitmeye mahkum edilmifltir.


UMUT YAYIMCILIK VE BASIM SANAY‹ LTD. fiT‹ YEN‹ DEMOKRAS‹ YOLUNDA

Yönetim yeri: Gureba Hüseyin A¤a Mah. ‹mam Murat Sok. No:14/1

➧ KARTAL: HAMAM SOK. DEM‹RL‹ ‹fiHANI NO: 57/14 KARTAL, TELEFAKS: (0216) 306 16 02 Cep: 0 544 521 34 30 ➧ ANKARA: MEfiRUT‹YET MAH. KONUR SOK. NO: 14/24 KIZILAY/ANKARA TEL: (0312) 418 25 26 Cep: 0 535 562 33 72 ➧ ‹ZM‹R: GAZ‹OSMANPAfiA BULVARI, KOÇAfi ‹fiHANI NO: 87, DA‹RE:318 KONAK, TELEFAKS: (0232) 441 93 09 Cep: 0535 310 31 84

Aksaray-Fatih/‹STANBUL. Tel: (0212) 521 34 30, 531 48 53 FAKS: (0212)621 61 33 Sahibi ve Yaz›iflleri Müdürü: Bar›fl AÇIKEL Bask›: Gün Matbaac›l›k

B‹Z HALKIZ GELECEK ELLER‹M‹ZDED‹R

BÜROLAR

Genel Da¤›t›m: YAY-SAT

➧ MALATYA: DABAKHANE MAHALLES‹, BOZTEPE CAD., BABACAN ‹fiHANI NO:9 KAT:1/16 MALATYA TEL: (0422) 325 78 13 Cep: 0 536 558 45 04 ➧ BURSA: GÜMÜfiÇEKEN CAD. ERKMEN ‹fiHANI, NO:7/21, HEYKEL, TEL: (0224) 224 09 98 Cep: 0 536 612 81 98 ➧ SAMSUN: KALE MAH., YUSUF KEFEL‹ ‹fiHANI, KAT: 6 NO: 9 , TEL: (0362) 435 64 57 Cep: 0535 454 22 50 ➧ TURHAL: YAVUZ SULTAN SEL‹M MAH. TANRI-VERD‹ SOK. 19/15 2. NOTER YANI TURHAL/TOKAT TEL: 0356 276 37 20 Cep: 0533 414 65 54

ISSN: 1303-0299

➧ MERS‹N: ÇANKAYA MAH. S‹L‹FKE CAD. ÜZÜM ‹fiHANI KAT :1 NO: 47 MERS‹N CEP: 0543 434 12 53

@mail: haber@iscikoylu.org

➧ AVRUPA MERKEZ BÜRO: WESELER STR 93 47169 DUISBURG-DEUTSCHLAND TEL: 0049 203 40 60 958 FAKS: 0049 203 40 60 959

Zorla Müdahale ‹flkencesi Yasallaflt›! Tutsak Kad›nlar Sincan’da ‹nfla Edilen Hapishaneye Yerlefltirilecek!

D‹REN‹fi TAR‹HLER‹N‹N KAZANIMLARI-DERSLER‹YLE YÜRÜYEL‹M! Bas›na; “Avrupa, Balkanlar ve Ortado¤u’nun en modern Kad›n Cezaevi çal›flmalar› son noktaya geldi” biçiminde yans›yan hapishane Sincan’da, yak›n bir zamanda devreye sokulacak. T›pk› F tipi hapishanelere geçme öncesi yap›lan F tipi tan›t›m›, yüzsüz bir flekilde bu dönemde de yap›lmaya baflland›. Aylard›r haz›rl›¤› yap›lan, özelde Irak’a sald›r›da somutlaflt›r›lan emperyalist sald›r› plan›n›n uygulan›fl›n›n sesini, daha yak›ndan duymaya bafllad›k. Dünyan›n dört bir yan›ndan “Savafla Hay›r” hayk›r›fllar› duyulurken; Türkiye’de de halk›m›z, kendisini de çok yönlü etkileyecek olan bu sald›r›ya tepkilerini dillendirmekte. Bu yo¤un gündeme odaklanm›fl faflist TC devleti; halk›m›z›n örgütlenmesini engelleme ve devrimci ve komünistlerin kazand›¤› mevzileri yerle bir edip, sessizlefltirme harekat›na devam ederek, gelece¤ini garantilemenin nafile çabalar›n› sürdürmekte. Dünyadaki geliflmelere paralel, ülkemizde de bir dizi geliflme yaflan›yor. Yar›-sömürge yar›-

feodal sosyo-ekonomik yap›ya sahip olan Türkiye’de; dünyadaki ufac›k de¤iflimler dahi, halk›m›za a¤›r faturalar yüklenmesini beraberinde getiriyor. Ba¤›ml›l›¤›n boyutu, her de¤iflimde egemenlerin sars›nt›lar›n› önlenemez hale getiriyor. Bu geliflmeler içerisinde faflist TC devleti; sürekli derinleflen ekonomik-siyasi krizinin halk üzerindeki yank›lan›fl›n› da törpüleme ad›mlar›n› sürdürüyor. Yo¤un gündemler içerisinde; halletti¤ini-sorun olmaktan ç›kard›¤›n› hayk›rd›¤› meselelerde, sessiz-sedas›z kanunlar ç›karmaya devam ediyor. Böylesi bir dönemde, gelece¤ini garantilemek üzere, cephaneli¤ini doldurmaya devam ediyor. 5 fiubat’ta Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilen “Türk Ceza Ka-

nunu ‹le Hapishane Ve Tevkifhanelerin ‹daresi Kanununda De¤ifliklik Yap›lmas›na Dair Kanun”, Cumhurbaflkan› taraf›ndan da onayland›. Yasan›n 5. maddesiyle birlikte; Açl›k Grevi veya Ölüm Orucu eyleminde olan tutsaklara zorla müdahale iflkencesi yap›lmas› resmileflti. Bu yasayla birlikte; eylemde olan tutsa¤›n bulundu¤u hapishanede görevli olan doktor, o an görev bafl›nda de¤ilse, belirlenen görevliler bu iflkenceyi yapma özgürlü¤ünü elde etti. Yan›s›ra; 19 Aral›k katliam› sonras›, erkek tutsaklar F tipi hapishanelere, kad›n tutsaklarsa ayr› ayr› bir dizi hapishaneye yerlefltirilmiflti. Kad›n tutsaklar›n, nas›l bir hapishanede tutulaca¤› sorunu, Ölüm Orucu direniflinin egemenlerin üzerinde yaratt›¤› sars›n-

Tüm hapishanelerde gerçeklefltirilen katliam›n ertesinde, hapishanelerde yükseltilen Ölüm Orucu gibi bir direnifl, egemenlere a¤›r bir darbe oldu. t›larla bir türlü çözülememiflti. Ölüm Orucu direniflini bofla ç›karmak üzere girifltikleri yo¤un sald›r›lar döneminde, bir de böylesi bir hamleyi gerçeklefltirmeyi göze alamam›fllard›. fiimdi, bunca a¤›r gündem alt›nda bunu da netlefltirdiler. Bas›na; “Avrupa, Balkanlar ve Ortado¤u’nun en modern Kad›n Cezaevi çal›flmalar› son noktaya geldi” biçiminde yans›yan hapishane Sincan’da, yak›n bir zamanda devreye sokulacak. T›pk› F tipi hapishanelere geçme öncesi yap›lan F tipi tan›t›m›, yüzsüz bir flekilde bu dönemde de yap›lmaya baflland›. “Bu hapishanelerde; kad›n›n ruhsal ve bedensel ihtiyaçlar› ön planda tutulacak. Çocu¤u olan tutsaklar›n odalar›nda bebek yataklar› da bulunacak. Kad›n tutsaklar geceleri odalar›nda, gündüzleri ortak yaflam alanlar›nda birlikte televizyon izleyerek geçirecek. Tutsaklar yemeklerini de birlikte yiyebilecekler. Aç›k ve kapal›

spor alanlar›, e¤itim ve kültürel faaliyet alanlar› yan›nda ifl atölyeleri ve sa¤l›k üniteleri de bulunacak... Çocuklar›n yan›nda psikolog ve ö¤retmen olacak, krefller de olacak...” yönlü modern hapishane tan›t›m›, t›pk› 19 Aral›k öncesi gibi, bunca katliam sonras› da devam ediyor. Tüm hapishanelerde gerçeklefltirilen katliam›n ertesinde, hapishanelerde yükseltilen Ölüm Orucu gibi bir direnifl, egemenlere a¤›r bir darbe oldu. Büyük bir katliam›n ertesinde tecrit ettikleri tutsaklar, tek bafl›na-birbirlerini dahi göremez haldeyken, mektuplar›, aileavukat görüflleri yasaklan›rken, zaruri ihtiyaçlar› dahi güç-bela karfl›lan›rken; yüzlerce gün hep beraber coflkulu-güçlü-kararl› bir direnifl gerçeklefltirdiler. Bu gücün gerçekli¤ini kabul etmeyen, bu güç karfl›s›nda gün geçtikçe sars›lan sald›rganlar, yeni sald›r›lar›n planlar›na girifltiler. Ölüme yaklaflan tutsaklara, elleri-ayaklar›

zincirlenerek müdahale edilmeye baflland›. Kollar›ndaki serumu çekme enerjisi dahi olmayan tutsaklar, bütün güçlerini toplay›p bu müdahaleleri engellediler. Devam› 31’de

Açl›k Grevi veya Ölüm Orucu eyleminde olan tutsaklara zorla müdahale iflkencesi yap›lmas› resmileflti. Bu yasayla birlikte; eylemde olan tutsa¤›n bulundu¤u hapishanede görevli olan doktor, o an görev bafl›nda de¤ilse, belirlenen görevliler bu iflkenceyi yapma özgürlü¤ünü elde etti.