Page 1

23.03.2011

TÜRKİYEDE YETİŞEN ÖNEMLİ MEYVE TÜRLERİ

genel meyvecilik yrd doç dr h zafer can dr kamer betül meyvacı

Elma Armut Ayva Muşmula Yenidünya Trabzon Hurması Ahlat Badem Şeftali Kiraz Vişne İdris Kayısı Erik

Malus communis Pyrus communis Cydonia vulgaris Mespilus germanica Eriobotrya japonica Diospyros kaki Pyrus elaeagrifolia Amygdalus communis Prunus persica Prunus avium Prunus cerasus Prunus mahalep Prunus armeniaca Prunus domestica (Avrupa eriği) Prunus salicina (Japon eriği) Prunus cerasifera (Can eriği)

Fındık Corylus avellana Fındık (Türk) Corylus colurna Ceviz Juglans regia Kestane Castanea sativa Antep fıstığı Pistacia vera Beyaz dut Morus alba Kara dut Morus nigra Çilek Fragaria vesca Portakal Citrus sinensis Mandarin Citrus reticulata Satsuma mandarini Citrus unshiu Limon Citrus limon Greyfurt Citrus paradisi Delice zeytin Olea oleaster Zeytin Olea europea İncir Ficus carica Muz Musa cavendishii Nar Punica granatum

dr. h. zafer can

Meyve ağaçlarının iklimsel özelliklere göre gruplandırılması Meyve türlerinin meyve ve çekirdek yapısı yönünden gruplandırılması Yumuşak çekirdekli meyveler elma, armut, ayva, muşmula Sert çekirdekli meyveler badem, kiraz, vişne, kayısı, şeftali, erik Sert kabuklu meyveler ceviz, kestane, fındık, Antep fıstığı Üzümsü meyveler üzüm, çilek, ahududu, böğürtlen, dut, incir Turunçgiller limon, portakal, greyfurt, mandarin, turunç Akdeniz meyveleri muz, zeytin, hurma, incir, Trabzon hurması, yeni dünya Endüstri bitkileri çay, kakao, kahve

Tropik (Düşük sıcaklığa hassas): Hindistan cevizi, muz, kakao, Mango, Kahve, Hurma, Avokado… Subtropik (Hafif donlara toleranslı): Turunçgiller, Zeytin, İncir… Sıcak Ilıman (Şiddetli donlara dayanıksız): Badem, Antep fıstığı, Üzüm, Ayva, Şeftali, Kayısı, Kiraz, Çilek, Ahududu, Fındık… Soğuk Ilıman (Şiddetli donlara dayanıklı): Armut, Erik, Elma…

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

1


23.03.2011

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

2


23.03.2011

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

KÖKLER

KÖKLER

Köklerde boğum ve boğum araları bulunmaz…

Türlere ve toprak yapısına bağlı olmakla beraber kök derinliği genel olarak 40-80 cm arasındadır… örneğin turunçgil bitkilerinde saçak köklerin % 60 ı ilk 60 cm de bulunmaktadır…

Göz (tomurcuk) ve benzeri yapılar yoktur… Klorofil içermezler… Taç kısmındaki dallanmaya çok benzeyen bir yapı gösterirler… Genel olarak taç ile eşit büyüklükte kabul edilmekle birlikte bazı meyve türlerinde kökler çok derine ve uzağa gidebilmektedirler… Meyve ağaçlarında önce bir ana kazık kök gelişir… yaprağını döken meyvelerde fidan sökümü esnasında kazık kök toprakta kalır, dikimden sonra saçak kökler gelişmeye başlar… Yapraklarını dökmeyen bitkilerde de önce kazık kök oluşur ama daha sonra kazık kök gelişimi durur ve saçak kökler hızla gelişir… dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Emici tüylerin ömrü çok kısadır… çoğu meyvede 3-4 gün kadardır… daima yenilenirler ve çoğu meyve ağacında milimetrekarede 200-300 adet emici tüy bulunmaktadır… Köklerin görevi bitkiyi toprağa bağlamak ve su ve besin maddelerini almaktır… köklerin solunum oranı çok yüksektir… özellikle turunçgiller başta olmak üzere çoğu meyve ağacının oksijen ihtiyacı çok yüksektir ve ağır topraklarda kökler bir süre kendi dokularındaki oksijeni kullanırlar ve sonuçta çürürler… Köklerin bir diğer önemli görevi ise asimilat maddeleri depolamaktır… Bazı türlerde yan köklerde sürgün gözleri oluşur… bu gözlerin gelişmesi ile kök sürgünü yada dip sürgünü denen sürgünler oluşur… bazı türlerde bu sürgünler bitkiden ayrılıp başka yere dikilerek yeni bitkiler elde edilebilir… dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

3


23.03.2011

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Kabuk Floem Kambiyum Ksilem

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Kabuk, ağacın türüne göre değişen kalınlıkta koruyucu bir tabakadır. Floem, yaşayan bir dokudur ve ana fonksiyonu şekerler ile diğer besleyici maddelerin (floem özsu) yer değiştirmesini sağlamaktır. Kambiyum, hücrelerden oluşan ince bir tabakadır. Kambiyum her yıl kendi iç yüzeyinde yeni ksilem hücreleri ve dış yüzeyinde floem hücreleri biriktirir. Yeni ksilem dokusu, gövdenin çapını genişletir.

1. Pith 2. Protoxylem 3. Xylem I 4. Phloem I 5. Sclerenchyma (bast fibre) 6. Cortex 7. Epidermis

Alburnum (Diriodun), gerekli oldukça ağacın çeşitli yerlerine dağıtılarak, bitkinin beslenme deposu olarak hizmet eder. Organik maddelerce zengin olduğundan (örneğin nişasta), özellikle mikroorganizmaların (mantarlar gibi) istilasına açıktır. Ksilem, duramenin dış kısmında, yani en son oluşan halkalarda yapraklara, yeşilliklere doğru akar. Duramen (Özodun), tamamen ölü hücrelerden oluşur. Bu hücrelerin eskiden içerdikleri depo maddeleri ya tükenir ya da duramenin oluşumuna hizmet eden bir dizi, genellikle pigmentli farklı maddeler haline gelir. Bu maddeler birçok organizma (mantarlar ve böcekler) için zehirlidir. dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

4


23.03.2011

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

5


23.03.2011

GÖZLER (TOMURCUKLAR) Bulundukları Yere Göre 1. Terminal (tepe tomurcuğu) 2. Lateral (yan tomurcuk)

Oluşturdukları Yapıya Göre 1. Çiçek tomurcuğu (çiçek gözü) 2. Sürgün tomurcuğu (odun gözü) 3. Karışık tomurcuk TURUNÇGĠL SÜRGÜNLERĠ

Saf tomurcuk

Adventif Gözler Çiçek gözleri odun gözlerine oranla daha iri daha yuvarlakçadır… Odun gözleri daha küçüktür ve uçları daha sivridir…

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

YumuĢak Çekirdekli Meyve Ağaçlarında Meyve Dalları

MEYVE AĞAÇLARINDA DALLAR

Yumuşak Çekirdekli Meyveler(Elma, Armut, Ayva vb.) - Topuz

- Lamburt

- Kese

- Kargı

- Dalcık

- Çıtanak

Sert Çekirdekli Meyveler

(Şeftali, Erik, Kayısı, Kiraz, Vişne vb.)

- İyi Meyve Dalı

- Kötü Meyve Dalı

- Karışık Meyve Dalı

- Mayıs Buketi

1-Topuz: Boğum araları birbirine çok yakın olan meyve dalıdır. Boyları 1-2 mm. den 8 cm. e kadar değişebilir.Genellikle odun gözleriyle son bulur. İlk oluştukları yıl içerisinde topuzların üzerinde rozet şeklinde 2-5 adet küçük yaprak vardır. Çeşit özelliğine ve bakım beslemeye bağlı olarak 1-10 yılda meyve gözüne döner.

2-Lamburt: Topuzların uçlarındaki odun gözünün meyve gözüne dönüşmesiyle oluşur. 2-3 ya da daha yaşlı dallar üzerinde bulunur.

3-Kese: Yedek besin maddelerinin depo edildikleri dallardır. Topuzların uç kısımlarında oluşur. Üzerinde topuz, lamburt ve kargılar bulunabilir. Meyveler, keseler büyükse büyük, küçükse küçük olur.

dr. h. zafer can

YumuĢak Çekirdekli Meyve Ağaçlarında Meyve Dalları 4-Kargı: 5-20 cm. uzunluğundaki meyve dallarıdır. Üzerinde meyve gözü bulunanlar taçlı kargıdır. Kargıların ucunda bazen odun gözlerine bazen de bazı armutlarda dikenlere rastlanabilir. Bunların meyve gözüne dönüşmesi 1-10 yılda olur. Kargıların üzerindeki odun gözleri de zamanla topuz ve lamburtlara dönüşebilir.

topuz

Dalcık lamburt

5-Dalcık: Kargı ile odun dalı arasında bir meyve dalıdır, meyve gözü ile sonuçlanır. Budamada zorunluluk olmadıkça dokunulmamalıdır. Meyve ağaçlarının ilk yıllarında taç yapısını oluşturmak için dalcıkların ucundaki meyve gözleri alınmalıdır. 6-Çıtanak: Topuz, lamburt, kese ve kargıların bir arada olmasıyla oluşur. Daha çok yaşlı ağaçlarda görülür. Ağaçta fazla miktarda bulunması ağacın yaşlanmasına işarettir. Gençleştirme budaması sırasında bunların bir kısmı çıkarılmalıdır.

dr. h. zafer can

ELMA

dr. h. zafer can

6


23.03.2011

YUMUġAK ÇEKĠRDEKLĠ MEYVELERDE DAL YAPISI :

TOPUZLARIN OLUġUMU VE EVRELERĠ :

1. Yeni topuz oluşumu 2. Gelişmiş topuz oluşumu 3. Lamburt 4.-5. Kese ve topuzlar 6. Taçsız kargı 7. Taçlı kargı 1. Yaprak tomurcuğu 2. Yeni oluşmuş topuz 3. Üç yıllık gelişmiş topuz 4. Lamburt 5. Topuzlardan keselerin oluşması dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

elma elma

dr. h. zafer can

elma

dr. h. zafer can

elma

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

7


23.03.2011

armut

elma

dr. h. zafer can dr. h. zafer can

Armut (kordon)

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

SERT ÇEKĠRDEKLĠ MEYVELERDE DAL YAPISI :

1. İyi meyve dalı 2. Kötü meyve dalı 3. Karışık meyve dalı

1. Yaprak gözü

2. Meyve gözü

3. Yaprak-meyve gözü

4. İki yaprak gözü

5. İki meyve gözü

6. Meyve, yaprak, meyve gözü

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

8


23.03.2011

Sert Çekirdekli Meyve Ağaçlarında Meyve Dalları

1.-2. Mayıs buketi dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Sert Çekirdekli Meyve Ağaçlarında Meyve Dalları a- Obur dallar: Ağacın yaşlı kısımlarından çıkan, kuvvetli büyüyen, boğum araları uzun, gevşek dokulu çiçek gözü yapmayan dallardır. Budama sırasında çıkarılmalıdır.

Gözler

b- Odun dalları: Ağacın iskeletini kuran dallardır. Boğum araları uzun olmakla birlikte obur dallardaki kadar uzun değildir. Üzerlerinde odun gözleri vardır.

a- Odun Gözleri: Meyve gözlerine göre daha ince ve küçüktür. Üzerleri bol tüylüdür. Açıldıklarında bunlardan sürgün veya yapraklar meydana gelir.

c- İyi Meyve Dalları: Bu dallarda dal boyunca değişik aralıklarla üçer göz vardır. Bu gözlerden ortadaki ince ve sivri olanı odun gözüdür. Diğer iki göz ise çiçek gözüdür. Bu gözler uyandığı zaman her bir göz grubunda hem çiçek hem de sürgün oluşur. Vejetatif ve generatif faaliyet bu dallarda dengeli olduğu için iyi meyve dalı denir. d- Kötü Meyve Dalları: Bu dallarda dal boyunca ve değişik aralıklarla birer çiçek gözü vardır. Yalnız tepedeki göz odun gözüdür. Beslenme şartlarının kötü olması nedeniyle bu dallar az meyve verir, meyvenin kalitesi de iyi olmaz.

b- Meyve Gözleri: İri, uzunca, yuvarlak, dolgun gözlerdir. Üzerleri sık tüylüdür. Genellikle her gözde bir çiçek bulunur. Yaprak yeri bulunmaz. Meyve gözleri tek tek veya bir kaçı bir arada bulunur. Meyve gözleri odun gözlerine göre daha erken sürer.

e- Karışık Meyve Dalları: İyi meyve dalları ile kötü meyve dalları arasındadır. Böyle dallarda üçlü gözler tek tek odun ve meyve gözleri şeklinde yer almaktadır. f- Buket Dalları: Şeftalide bu tip dallara çok rastlanmaz. Daha çok tacın uygun olmayan yerlerinde teşekkül eder. dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

erik

badem

kayısı

şeftali Şeftali Mayıs Buketi Kiraz vişne

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Erik

9


23.03.2011

kiraz

kiraz

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Kayısı

Vişne dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

şeftali

Kayısı

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

10


23.03.2011

nektarin

Ceviz

dr. h. zafer can

Ceviz

dr. h. zafer can

Çiçekler generatif organlardır ve esas görevleri bitkilerin neslini devam ettirmektir. Çiçekli bitkiler yaşamlarının bir döneminde çiçek tomurcuklarının oluşumu ile üretken (reproductive) döneme geçerler. Bu geçiş dönemi, türlerin kalıtsal yapılarının kontrolü altında olan içsel faktörler ve çevre koşulları tarafından belirlenmektedir. Meyve ağaçlarında ilk çiçeklerin oluşumu veya generatif olgunluğa geçiş 2. ile 7. yıl (Antep fıstığında) arasında değişmektedir. Verimsiz geçen bu süreye "gençlik kısırlığı" denilmektedir. dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Generatif olgunluğa gelen bitkilerde vegetatif tomurcuklardaki meristematik dokular fizyolojik ve biyokimyasal değişimlerin etkisi ile çiçek meristemlerine dönüşürler. Morfolojik olarak gözlenemeyen, fakat kuramsal olarak kabul edilen bu değişim safhasına "fizyolojik ayrım safhası" denilmektedir. Vegetatif tomurcukların çiçek tomurcuğuna (generatif tomurcuk) dönüşmesini ifade eden fizyolojik ayrım safhasından sonra, çiçek tomurcuklarında morfolojik farklılaşma başlar. İlk görülebilir farklılaşma büyüme konisinin daha geniş ve düz bir şekil almasıdır. Morfolojik yapıda görülen bu ilk farklılaşma safhasına "morfolojik ayrım safhası" denilmektedir. Fizyolojik ve morfolojik ayrım zamanı büyük ölçüde tür ve çeşitlerin kalıtsal yapıları tarafından düzenlenmektedir. Bu nedenle, türler arasında belirgin farklılıklar görülmektedir. Örneğin fizyolojik ayrım safhası elmalarda yaz başlarında, şeftalilerde yaz ortasında, erik ve kayısılarda ise yaz sonunda gerçekleşmektedir. Ayrıca fizyolojik ve morfolojik ayrım tarihleri, çevre koşullarının etkisi ile yıldan yıla değişmektedir. Fizyolojik ayrım safhasından önce uygulanacak bazı kültürel işlemler ya da özel uygulamalarla (hormon uygulamaları gibi) çiçek tomurcuğu oluşumunun önlenmesi ya da artırılması olanağı vardır. Morfolojik ayrım safhasından sonra çiçek tablasını (receptacle) oluşturacak olan büyüme konisi üzerinde, dıştan merkeze doğru sırasıyla çanak yaprak, taç yaprak, erkek organ ve dişi organ taslakları oluşmaktadırlar. dr. h. zafer can

Farklılaşmamış odun gözü Morfolojik ayrıma uğramış çiçek gözü

Dört sıra halinde oluşan ve birbirinden farklı şekillerde gelişen bu organlar aslında değişikliğe uğramış yapraklardır. Bu organların gelişme ve son şekillerini alma süreleri türe, çeşide ve ekolojik faktörlere göre değişmektedir. Erkek ve dişi organlarda gametlerin oluşması ile çiçekler açılmaya hazır duruma gelirler. dr. h. zafer can

11


23.03.2011

ÇĠÇEK TOMURCUKLARININ MEYDANA GELDĠĞĠ DALLAR VE YERLERĠ

Çiçek tomurcuklarının yapıları ve oluştukları yerler türlere ve çeşitlere göre değişmektedir. Bazı çiçek tomurcuklarında sadece çiçekler bulunur. Bu tomurcuklara “saf (basit) tomurcuk" denir. Bu tomurcuklarda kayısı, şeftali ve bademde olduğu gibi sadece bir çiçek; erik, kiraz ve vişnede olduğu gibi birden fazla (2-4) çiçek (inflorescence) bulunur. Bazı çiçek tomurcuklarında çiçekli sürgünler oluşmaktadır. Bu tomurcuklara da "karışık tomurcuk" denilmektedir. Çiçek ve yaprakların bir arada olduğu bu tomurcuklarda, ayvada olduğu gibi bir tek çiçek, ya da elma, armut ve kivide olduğu gibi 5-8 çiçek (inflorescence) bulunmaktadır. Çiçek tomurcukları bir yıllık dallarda (Antep fıstığı, fındık, şeftali, badem, incir, zeytin), bir veya iki yaşlı dallarda (kiraz, vişne), bir veya daha yaşlı dallarda (kayısı), iki ve daha yaşlı dallarda (erik, elma, armut) oluşabilmektedirler. Ayvada, kestanede (erkek ve dişi) ve cevizde (dişi çiçekler) çiçek tomurcukları o yılın sürgünleri üzerinde oluşmaktadırlar. Çiçek tomurcukları elma, armut, ayva ve ceviz (dişi çiçekler) türlerinde tepe tomurcuğundan, diğer meyve türlerinde ise yan tomurcuklardan meydana gelmektedirler. dr. h. zafer can

Bahçe bitkilerinin çiçekleri yapı, büyüklük, renk ve koku bakımından birbirinden çok farklıdırlar. Bununla birlikte ortak yönleri de vardır. Genel olarak çiçekler, çiçek organlarının oluştuğu bir eksene sahiptirler. Buna çiçek sapı (pedicel, peduncle) denir.

Tür

Uzun Sürgünlerde

Meyve dalcıklarında (spur)

Lateral

Terminal

Lateral

Terminal

Az

---

Çok

---

Badem Kayısı Kiraz ġeftali Japon eriği Elma Az

Çok az

---

Çok

Ġncir

Tamamen

---

---

---

Erik

Çok az

---

Çok

---

Ayva

Çok

Az

---

---

Armut

dr. h. zafer can

Bir çiçeğin tüm erkek organlarına "androecium" denir. Çeşitli türlere ait çiçeklerin erkek organlan arasında şekil, büyüklük ve sayı bakımından farklılıklar vardır. Örneğin, zeytinlerde yalmz 2 adet, elmalarda 15-50, armutlarda ise 20-30 adet erkek organ vardır. Elmalarda anterler sarı renkli, armutlarda ise kırmızı veya mordur. Rüzgarla tozlanan (anemophyl) fındık, ceviz, kestane, dut ve Antep fıstığı gibi türlerde erkek organların sayısı çok fazladır ve çok sayıda çiçek tozu verirler. Buna karşın böceklerle tozlanan (entomophyl) elma, armut, erik, şeftali gibi türlerde erkek organlar hem küçük hem de sayıları daha azdır ve daha az sayıda çiçek tozu verirler.

Çiçek sapının bir ucunun değişik şekillerde gelişmesi ile oluşan çiçek tablası (receptacle) vardır. Çiçek tablası üzerinde, dıştan içe doğru çanak yapraklar, taç yapraklar, erkek organlar ve dişi organ (organlar) bulunur. dr. h. zafer can

Dişi organ (pistil) Çiçeğin en önemli organıdır. Çünkü ancak dişi organı olan çiçeklerden meyve veya tohum alınabilir. Bu nedenle çiçeğin en iyi korunan merkezinde oluşurlar. Rüzgarlar tozlanan türlerde dişicik tepesi çok parçalı ya da geniştir. Böceklerle tozlanan türlerde ise stigma salgı bezi dokusuna sahiptir. Dişi organ döllenme olgunluğuna geldiğinde yapışkan bir sıvı salgılayarak çiçek tozlarının çimlenmesi için uygun bir ortam hazırlar. Stil, stigma ile ovaryum arasında uzanan ve çiçek tozu çim borusunun geçişini sağlayan içi dolu ya da kanallı bir yapıya sahiptir. Yumurtalık, dişi organın en önemli kısmı olup bir veya birden fazla meyve yapraktan (karpel) oluşmuştur. Yumurtalığın iç yüzünde, "plasenta" denen bazı bölgelere, göbek bağı ile bağlanmış tohum taslakları (ovule) bulunur. Yumurta hücresinin oluştuğu embriyo kesesi tohum taslaklarında meydana gelmektedir.

dr. h. zafer can

Ayrıca böceklerle tozlanan çiçeklerde, genellikle erkek organlarla taç yapraklar arasında balözü (nektar) çıkaran bezler vardır. Bu bezler bazı çiçeklerde daha farklı yerlerde örneğin, erkek organlarla dişi organ arasında bulunur.

dr. h. zafer can

Dişi organ sayısı çok değişiktir. Kayısı, erik, kiraz gibi sert çekirdekli meyve türlerinde yalnız bir tane; çilek, ahududu ve böğürtlende ise çok sayıda dişi organ bulunmaktadır. Örneğin, çilekte 20-40 tane dişi organ vardır. Bir çiçekteki dişi organların hepsine "gynoecium" denir. Bir yumurtalıktaki karpel sayısı ve her karpeldeki tohum taslağı sayısı da farklılık göstermektedir. Örneğin kayısı, erik, kiraz, şeftali, badem türlerinde dişi organ tek karpelden oluşmuştur ve her karpelde 2 tohum taslağı bulunur. Elma, armut ve ayvalar beş karpellidir ve her karpelin birer dişicik borusu vardır. Karpellerdeki tohum taslağı elma ve armutlarda normal olarak 2 adet, ayvada ise 10'dan fazladır.

dr. h. zafer can

12


23.03.2011

Ovaryumun durumu

Dişi Org. Erkek Org.

Dişicik Tepesi

Esans bezleri

Heterostili Hipogin

Perigin

Aynı türün değişik çiçeklerinde dişicik borusunun değişik boyda olması durumu

Epigin

Kiraz

Armut Laym

Çanak Yaprak dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Taç Yaprak

Reseptif dönem

dr. h. zafer can

MEYVE AĞAÇLARINDA EġEYLĠLĠK

dr. h. zafer can

çiçek durumu (inflorescence)

Erselik (Hermafrodit) Her iki eşey organını içeren çiçeklerdir Elma, armut, erik, şeftali, portakal vs…

Bir evcikli (monocie) Erkek ve dişi çiçekler aynı bitkide farklı yerlerde Fındık, ceviz, kestane Ġki evcikli (diocie) Erkek ve dişi çiçekler farklı ağaçlarda Antepfıstığı, hurma

dr. h. zafer can

Çiçekler merkezi bir eksen veya bu eksenden çıkan yan dallara sapsız olarak veya bir çiçek sapı (pedisel) ile bağlanırlar. Çiçeklerin ana dal veya yan dallar üzerindeki diziliş şekillerine çiçek durumu (inflorescence) denilmektedir. Çeşitli çiçek durumları vardır. Bunlar genel olarak salkım (rasemoz) ve talkım (kimoz) durumu olmak üzere ikiye ayrılırlar. Salkım durumunda ana eksen yan dallardan daha uzundur ve çiçekler dıştan merkeze doğru açarlar. Talkım durumunda ise ana eksen yan dallardan kısadır; çilekte ve elmada olduğu gibi, ana eksendeki çiçekler yan daldakilerden önce açarlar. Çiçeklerin açılma sırası merkezden dışa doğrudur. Kiraz, vişne, armut, erik, antep fıstığı, fındık, ceviz, kestane, böğürtlen, ahududu, dut ve kivide çiçek durumu rasemoz, elma ve çilekte ise kimozdur.

dr. h. zafer can

13


23.03.2011

Basit Rasemoz: Çiçekler hep aynı uzunluktaki saplar üzerindedir.

ÇĠÇEK DURUMLARI RASEMOZ (SALKIM) Çiçekten sonra da çiçek ekseninin gelişmeye devam etmesidir. Böylece yeni çiçek tomurcukları oluşarak büyüme devam eder. Bir eksen üzerinde farklı yaşlarda çiçekler bulunur. En uçtaki en genç çiçektir.

Frenk üzümü, bektaşi üzümü, dağ çileği…

Kedicik (amentum): Bir cinsli ve taç yapraksız çiçekler veren başak yada salkımdır. Çiçekler sapsız olarak eksene bağlanırlar.

KİMOZ (TALKIM) Rasemozun aksi durumudur. Çiçek tomurcukları büyüme noktalarında meydana gelir ve daha genç çiçek tomurcukları bu noktanın alt kısımlarında oluşur. Örnek: Trabzon hurması

fındık, ceviz kestanede erkek çiçekler…

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

ġemsiye (basit umbella): Çiçek pediselleri aynı noktadan çıkmışlardır ve çiçekler aynı seviyede bulunurlar Örnek: Kiraz

Korimbus

Şemsiye GAMET OLUġUMU

Korimbus: Ana çiçek ekseni uzamıştır, Çiçek sapları farklı uzunluktadır. Örnek: elma, armut, turunçgiller dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

TOZLANMA & DÖLLENME

Bir çiçeğin dişi organı kendi çiçek tozları ile tozlanabildiği gibi, aynı bitki veya başka bir bitki üzerindeki çiçeklerin çiçek tozları ile de tozlanabilmektedir. Buna göre bitkiler "kendine tozlanan" ve "yabancı tozlanan” lar olarak sınıflandırılırlar. Dişi organların aynı çeşide ait çiçeklerin çiçek tozları ile tozlanmasına "kendiyle tozlanma", aynı veya başka bir türe ait başka bir çeşidin çiçek tozları ile tozlanmasına da "yabancıyla tozlanma" denir.

dr. h. zafer can

Kendiyle tozlanma veya yabancıyla tozlanma, çoğu kez, erkek ve dişi organların (veya gametlerin) olgunlaşma zamanlarına göre değişir. Erkek ve dişi organların aynı zamanda olgunlaşmalarına "homogami” farklı zamanlarda olgunlaşmalarına "dikogami" denir. Dichogamy gösteren bitkilerde erkek organların dişi organlardan önce olgunlaşmasına "protandri", dişi organların erkek organlardan önce olgunlaşmasına da "protogeni" denilmektedir. Protandri veya protogeni özelliği gösteren bitkilerde, kendiyle tozlanma gerçekleşemediğinden, yabancı çiçek tozları ile tozlanırlar. Monoik ve dioik türlerde dichogami çok yaygındır. Örneğin, fındık, ceviz, pikan, Antep fıstığı gibi sert kabuklu meyve türlerinde hem protogeni ve hem de protandri görülmektedir (Heterodichogami). Bu türlerden ürün alınabilmesi için, esas çeşitle aynı zamanda çiçek açan başka çeşitlerin de yetiştirilmesi zorunlu olmaktadır. Bu amaçla yetiştirilen çeşitlere "tozlayıcı çeşit" denilmektedir.

dr. h. zafer can

14


23.03.2011

Rüzgarla tozlanan (anemofil) Böceklerle tozlanan (entomofil)

Kendine döllenen meyve türleri Kayısı Şeftali Nektarin Vişne Ayva Yabancı döllenen meyve türleri Elma Armut Kiraz Erik Badem Ceviz & Pekan Zeytin Muz Fındık İncir Hurma Avokado Böğürtlen Ahududu Çilek

Anemophyl bitkilerin çiçekleri, entomophyl bitkilerde olduğu gibi gösterişli değildir. Çiçeklerin taç yaprakları ya hiç yoktur (pikan, ceviz, Antep fıstığı) ya da çok küçüktür.

Çoğu durumda kendine tozlanan ve döllenen meyve türlerinde de verim ve kalite artırma amacıyla tozlayıcı kullanılabileceği unutulmamalıdır

Nektar salgılamazlar. Stigmaları geniş ya da çok parçalı ve pürüzlüdür. Erkek organlar büyük ve polen sayısı çok fazladır. Polenler kuru, küçük (0,03 mm) ve hafiftir. dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Döllenmeye etki eden faktörler

Döllenmeye etki eden faktörler

Döllenmenin olması için tozlanmanın olması ilk koşulsa da, yeterli değildir. Bir başka deyişle, her tozlanma döllenme ile sonuçlanmayabilir. Döllenmenin gerçekleşmesi için dişi organın stigmasının reseptif halde olması, polenin çimlenmesi, polen tüpünün embriyo kesesine girebilecek kadar gelişmesi ve bu süre sonunda yumurta hücresinin canlı kalması gerekir. Polenlerin çimlenmesi, polen tüpünün dişi organ içinde gelişmesi ve tozlanma ile döllenme arasında geçen süre çeşitlerin kalıtsal yapılarının ve çiçeklenme zamanındaki iklim koşullarının, özellikle hava sıcaklığının, etkisi ile düzenlenir. Optimum sıcaklık düzeyinin altında ve üstündeki sıcaklıklar polenlerin çimlenmesi, polen tüpünün embriyo kesesine ulaşması ve dişi gametin canlı kalma süresini olumsuz etkilemektedir.

Düşük sıcaklıklarda polenler ya hiç çimlenemezler ya da çok geç çimlenirler. Polen tüpü çok yavaş gelişir ve tozlanma ile döllenme arasındaki süre çok uzar. Bu süre içinde dişi gamet canlılığını yitirebilir. Yüksek sıcaklıklar polen tüpünün gelişmesini engeller ve dişi gametin canlılık süresini kısaltır. Her iki halde de döllenme oranı düşer ve verim azalır. Sert ve yumuşak çekirdekli meyve türlerinde döllenme, tür ve çeşide göre değişmekle birlikte, tozlanmadan 2-12 gün sonra gerçekleştiği halde, fındıklarda bu süre 3-4 ay kadar uzundur. Bazı tür veya çeşitler kendi çiçek tozları ile döllenebilir, bazıları ise döllenemez. Kendi çiçek tozları ile döllenemeyen bir çeşit, başka bir çeşidin çiçek tozları ile döllenebilir veya döllenmeyebilir. Bir çeşidin kendi çiçek tozları ile döllenmesine "kendine döllenme" (otogami); başka bir çeşidin veya çeşitlerin çiçek tozlan ile döllenmesine de "yabancı döllenme" (allogami) denir. Kendine döllenen bazı meyve türleri ise yabancı döllenme ile daha fazla ürün verirler. Kendi çiçek tozları veya yabancı çiçek tozları ile döllenmenin erkek ve dişi gametlerin aynı (homogam) veya farklı zamanlarda (dikogam) olgunlaşmalarından kaynaklanırsa da, esas nedenler morfolojik, sitolojik ve genetik yapının etkisi ile düzenlenen "kısırlıklar" ve "uyuşmazlıklardır".

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Morfolojik Kısırlık Meyve Ağaçlarında Döllenme Sorunları • Morfolojik kısırlık • Gamet kısırlıkları (sitolojik ve fizyolojik) • Kendine uyuşmazlık ve grup uyuşmazlığı

dr. h. zafer can

Meyve türlerinde bu kısırlık eşey organlarının veya gametlerin normal oluşum göstermemelerinden ileri gelir. Erkek organların iyi oluşmaması yüzünden dişi formlar veya dişi organların iyi oluşmaması yüzünden erkek formlar ortaya çıkar. Meyve yetiştiriciliğinde hangi sebebe dayanırsa dayansın dişi formlar, yabancı çeşitlerle tozlanma tedbirleri alındığı taktirde kullanılabilir. Mesela şeftalilerden J.H. Hale ve June Elberta yetiştiricilikte önemli iki dişi formdur. Erik, üzüm ve çilekte de kültür çeşitleri arasında bu gibi dişi formlar bilinmektedir (Çavuş üzümü ve Osmanlı çileği). Morfolojik kısırlık dişi eşey organının anormal oluşumu şeklinde olursa bu gibi erkek formlar meyve yetiştiriciliği bakımından değerlerini kaybetmiş olur. Bu sebeple bu gibi çeşitler ancak süs formları olarak söz konusudurlar.

dr. h. zafer can

15


23.03.2011

Gamet Kısırlıkları Burada söz konusu olan çiçek tozu veya dişi eşey hücresinin herhangi bir sebeple döllenme veya dölleme yeteneğinde olmamasıdır. Bu kısırlığın sebebi sitolojik veya fizyolojik olabilir. Sitolojik kısırlık Bu kısırlık anormal kromozom sayısına dayanır. Yani çiçek tozları veya yumurta hücreleri çeşidin kendine özgü haploit kromozom sayısını içermezler. Kromozom sayısı esas sayıdan az veya çok olabilir. Bu durum indirgeme bölünmesi sırasında kromozomların eşit sayıda ayrılmamalarından ileri gelir ve esas itibariyle somatik hücrelerinde türün haploit kromozom sayısının üç kat kromozomu olan triploit çeşitlerde görülür. Örneğin elmalarda n=17 dir. Diploit çeşitlerde 2n=34 kromozom vardır. Bunlarda indirgeme bölünmesinde çift kromozomlar 17 şer 17 şer ayrıldığından çiçek tozu çekirdeklerinde de 17 kromozom bulunur. Halbuki triploit adını verdiğimiz elmalar 2n=51 kromozomludur. Kısırlığın esas sebebi gamet hücreleri çekirdeklerinin oluşumu ile ilgili olduğundan buna sitolojik kısırlık denmiştir. Bu eğilim kalıtsaldır ve hiç bir teknik ve kültürel önlemle düzeltilemez.

Fizyolojik kısırlık Bu kısırlık şekli beslenme noksanlığından veya beslenmedeki sorunlardan ileri gelir. Bu durumu aynı çeşidin yaşlı ve bol çiçekli bir ağacından alınan çiçek tozlarıyla orta yaşlı, iyi beslenme şartları altında bulunan bir ağacın çiçek tozlanırının çimlendirme denemeleriyle ispatlamak mümkündür. Hatta bir şeftali çeşidinde bir dal üzerinde beslenme bakımından az da olsa farklı olan çiçeklerinde çiçek tozu çimlenme oranlarının dalın dibinden uca doğru gidildikçe azaldığı ve böylece dip taraftaki çiçeklerde çimlenme oranının % 89 olduğu halde uç tarafta % 38 e düştüğü bulunmuştur. Buket dalları ile uzun dallardaki çiçeklerde de çimlenme oranı oldukça farklıdır. Bu durum, değişik yerdeki çiçeklerden alınan çiçek tozlarının beslenme şartlan ve ihtiva ettikleri depo maddeleriyle ilgilidir. Fizyolojik çiçek tozu kısırlığına yumuşak çekirdekli meyve türlerine oranla sert çekirdekli türlerde daha çok rastlanır. Bu kısırlık şekli beslenme şartları düzeltilerek büyük ölçüde etkisiz bırakılabilir. Kötü beslenme şartları altında yumurtalığın da iyi gelişmemesi söz konusudur. Bu durum çiçek tozu çimlenmesinde olduğu kadar açık ve kolay ispat edilemezse de bu ihtimali de dikkate almak yerinde olur.

dr. h. zafer can

Kendine uyuşmazlık ve grup uyuşmazlığı Birçok meyve türünde çiçek tozları kısır olmadıkları halde bunların kendi yumurta hücrelerini dölleyemedikleri görülür. Bu duruma "kendine uyuşmazlık" denir. Eğer bir çeşidin yumurta hücresi diğer bir çeşidin çiçek tozu ile döllenemezse bu da “grup uyuşmazlığı” olarak tanımlanır. Her iki durumda da uyuşmazlığa sebep olan, çiçek tozu çim borusunun stil dokusu içerisinde ilerleyememesi ve yumurtalığa ulaşamamasıdır. Buna sebep kromozomlarda yerleşmiş bulunan kısırlık genleridir. Eğer tozlanma sırasında ana ve babadan aynı kısırlık genleri bir araya gelirse, çiçek tozunun ilerlemesini sağlayan bir ferment meydana gelememekte veya etkili olacak bir ölçüde birikmemekte ve bunun sonucu olarak da döllenme olmadığından kısırlık meydana gelmektedir. Aynı şekilde benzer genleri taşıyan yabancı çiçek tozları da tıpkı çeşidin çiçek tozları gibi bir durum gösterirler. Grup kısırlığı kalıtsallık bakımından biri birine çok yakınlık gösteren çeşitlerde olacağı gibi bu kısırlık şekli aynı nedenlerle karşılıklı olacaktır. Yani A çeşidinin çiçek tozu B çeşidini dölleyemezse B çeşidinin çiçek tozu da A çeşidini dölleyemeyecektir.

dr. h. zafer can

Döllenme, kiraz yetiştiriciliğinin en önemli konusudur. Dünyada mevcut 1.500 civarındaki kiraz çeşidinde (X) ışınlanması yoluyla elde edilmiş birkaç tanesi dışındaki hepsi, mutlak kendine kısırdır. Dolaysıyla tek çeşitten kurulmuş kiraz bahçelerinden meyve alınamaz veya nadir olarak % 1-2 alınabilir. Halbuki, ekonomik bir kiraz yetiştiriciliği için, 100 çiçeğin en az 25-40 ı meyveye dönüşmelidir. Hatta bu oran 40’tan fazla olursa daha iyi olur. Bunun içinde bahçe planlarında birbirlerini iyi dölleyebilen kirazlar göz önüne alınmalıdır. Bunun yanında çeşitlerin çiçeklenme zamanları da birbirine uymalı, birbirlerini dölleyecek olan çeşitler arasında 2 sıradan fazla uzak mesafe olmamalı ve bahçede döllenmeyi yapacak yeteri sayıda arı olmalıdır. 30-40 dekarlık bahçe için 15.000-20.000 arı yeterlidir. Kirazlarda, birbirilerini döllemeyen çeşitler bir grup meydana getirirler. Buna “uyuşmazlık grubu” denir. Döllenme olabilmesi için ele alınan çeşitlerin aynı uyuşmazlık grubundan olmaması ve ayrı grupta olması gerekir ve bu çeşitler aynı zamanda çiçeklenmelidirler.En az 10 ağaca bir dölleyici çeşit düşmelidir .Dölleyici çeşitlerinde 4-5 çeşit olması döllenme ve verimi oldukça arttırır.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Partenokarpi Kirazların döllenme biyolojisi üzerinde yapılan çalışmalar, kendine ve birbiri ile görülen bu uyuşmazlıkların genlerle ilgili olduğunu ortaya koymuştur. Uyuşmazlık geni S’nin 6 alleli bugün bilinmektedir. Allel gen sayısının daha fazla olduğu sanılmaktadır. Bu allel genler S1, S2, S3, …, Sn şeklinde gösterilmektedir. Kiraz çeşitleri diploid olduğundan her kiraz çeşidinin somatik hücreleri bunlardan farklı iki tanesini (S 1S2, S1S3 veya S2S3 gibi kombinasyonlar şeklinde) taşır. Somatik hücrelerde hiçbir zaman birbirinin aynı olan 2 allel gen bir arada bulunmaz. Çiçek tozları ve yumurta hücrelerinde ise bunlardan sadece birisi bulunur. Örneğin S2S3 allel genlerine sahip Salihli kirazının çiçek tozları ve yumurta hücrelerinin teorik olarak % 50’si S2 diğer % 50’si ise S3 genotipindedir. S2 veya S3 genotipindeki çiçek tozları S2S3 genotipindeki bir dişi organın dişicik borusu dokusunda gelişemez ve uyuşmazlık gösterir.

dr. h. zafer can

Döllenme olmadan tohumsuz meyve oluşumuna "partenokarpi" ve bu şekilde oluşan tohumsuz meyvelere de "partenokarp" meyve denilmektedir. Muz (Cavendish), armut (Williams), portakal (Washington), Trabzon hurması, yenidünya, incir (sofralık) gibi meyve türlerinde partenokarpik meyve oluşumu görülmektedir. Kayısı, erik, şeftali, kiraz ve vişne gibi sert çekirdekli meyve türlerinde partenokarpi görülmez. Bu türlerde tohum oluşmazsa meyve tutumu gerçekleşemez. Ceviz, fındık ve Antep fıstığı gibi tohumları yenen sert kabuklu meyve türlerinde partenokarpi istenmez. Partenokarpik meyve oluşumunda genetik yapı yanında iklim koşulları da etkili olmaktadır. Örneğin sıcak iklimli yerlerde Williams (Bartlet) armudunda partenokarp meyve oluşumu artar. Ayrıca gibberellik asit ve NAA gibi bazı hormon uygulamaları ile partenokarp meyve oluşumu uyarılabilmektedir.

dr. h. zafer can

16


23.03.2011

Apomiksiz Bu terim altında biz döllenme olmadan tohumlu (çekirdekli) meyvelerin teşekkülünü anlıyoruz. Apomiksiz de pratikte üç şekil gösterir. Bunlar partenogensis, apogami ve poliembriyonidir.

Yetiştirici bahçe kurarken döllenme bakımından şu sorunlar üzerinde durmalıdır

Partenogenetik tohum teşekkülünde embriyo haploid veya diploit bir yumurta hücresinden ve döllenme olmadan meydana gelir.

1.Dikeceği çeşitler kendine verimli midir, kendine kısır mıdır, grup kısırlığı var mıdır?

Buna karşılık apogamide embriyo teşekkülü indirgemeye uğramamış bir sinerjit veya antipot hücresinden meydana gelir. Poliembriyoni de ise tohum içerisinde, değişik sayıda ve diploit nusellus hücrelerinden meydana gelen embriyolar vardır. Burada meydana gelen tohumlar döllenme olmadan ana bitkiye ait bir hücrenin gelişmesiyle meydana geldiklerinden tamamen ana bitkinin özelliklerini gösterir. Bu durum, tohumdan standart anaç materyalinin yetiştirilmesi, virüsüz nüseller embriyonlarla bir çeşidin çoğaltılması veya cevizlerde olduğu gibi aşıya lüzum kalmadan çeşidin arı olarak tohumla üretilmesini sağlar ve pratikte büyük önem taşır. dr. h. zafer can

Elma ve armutlar: Bu iki meyve türü içerisine giren meyve çeşitleri genel olarak kendine kısırdırlar. Gerçi bazı çeşitler kendi kendini dölleyerek bir miktar meyve bağlarlarsa da bu hiç bir zaman pratikte yeterli olmaz. Bu yüzden, bu türlerden tek çeşitli bahçeler kurulamaz. Bu duruma göre döllenmenin sağlanması için çeşit karışımı yapılması gerekir. Bu zaman da grup kısırlığı sorusu ortaya çıkar. Genel olarak, elma ve armutlarda, grup kısırlığı yaygın değildir ve hele bizim standart olarak kabul ettiğimiz çeşitler arasında böyle bir problem yoktur. Ayvalar: Kendi kendilerini döllediklerinden burada döllenme şartları kolaylıkla sağlanmaktadır. dr. h. zafer can

Bademler: Kendine kısırdırlar. Grup kısırlığı da vardır. Çeşit karışımı zorunludur. Grup kısırlığına dikkat edilmesi gerekir. Kirazlar: Kendine kısırdırlar. Çeşit karışımı yapılması şarttır. Grup kısırlığı yaygındır. Yabancı çeşitlerde şimdiye kadar 17 grup kısırlığı bulunmuştur. Vişneler: Vişnelerde kendine verimli ve kendine kısır çeşitler var-dır. Dikilecek çeşidin özel durumu bilinmediği taktirde çeşit karışımı yapılmalıdır. Bu türde grup kısırlığı şimdiye kadar görülmemiştir. Çilekler: Çoğu çeşitler kendine kısırdır. Ayrıca erkek çiçeklerle dişi çiçeklerin olgunlaşmalarının da farklı olduğu durumlarda kısırlık görülür. Bu yüzden çeşit karışımın yapılmalıdır.

dr. h. zafer can

2.Karşılıklı döllenme söz konusu olduğu taktirde a) Çeşitlerin çiçek açma zamanlan birbirine denk gelmekte midir? b) Tozlayıcı çeşit meyve tutumu üzerine ne oranda olumlu bir etki yapacaktır? c) Tozlayıcı ve tozlanacak çeşitlerde çiçek tozu kısırlığı var mıdır? d) Tozlayıcı çeşidin elde edilecek meyvenin kalitesi üzerine bir etkisi var mıdır? e) Çeşitlerin periyodisite bakımından durumları nedir? f) Çeşitlerin tozlanması rüzgarla mı yoksa böceklerle mi olmaktadır ve buna göre ne gibi tedbirler alınmalıdır?

dr. h. zafer can

Şeftaliler: Bu türe giren kültür çeşitleri kendi kendilerini döllerler. Ancak, standart çeşitlerimiz arasına giren J.H. Hale ile June Elberta morfolojik çiçek tozu kısırlığı gösterdiklerinden bu çeşitlerle bahçe kurarken tozlayıcı çeşitlere ihtiyaç vardır. Kaysılar: Coğu çeşitleri kendine verimlidir. Grup kısırlığı söz konusu değildir. Erik: Prunus domestica grubuna giren (2 n=48) bütün erik çeşitleri kendine verimli olmakla beraber aralarında kendine kısır olanlar da vardır. Buna karşılık Prunus cerasifera grubuna giren (2 n= 16) erik çeşitleri kendine kısırdırlar. İyi bir verim için çeşit karışımı yapılmalıdır. Grup kısırlığı bazı çeşitler arasında bulunmuşsa da yaygın değildir.

dr. h. zafer can

Fındık: Çoğu çeşitler kendine kısırdır. Ayrıca erkek çiçeklerle dişi çiçeklerin olgunlaşmalarının da farklı olduğu durumlarda kısırlık görülür. Bu yüzden çeşit karışımı yapılmalıdır. Ceviz: Cevizler kendine verimlidirler. Ancak burada da erkek ve dişi çiçeklerin ayrı ayrı zamanlarda olgunlaşma durumu problem yaratır. Erkek ve dişi çiçeklerin aynı zamanda çiçek açan çeşitlerin karı-şık olarak dikimi ürün emniyetini sağlar. Apomiksize eğilim de meyve tutumunda olumlu bir etki yapar. Kestane: Kültür çeşitlerinin çoğu hiç değilse kısmen kendine kısırdırlar. Tohumdan yetişen bitkilerde de durum yukarıdakilere benzer. Antepfıstığı: Erkek ve dişi ağaçları ayrı ayrı olduğundan meyve tutumu için erkek ağaçların bulunması gereklidir. Erkek ağaçların toz verme zamanlan ve tozlama kabiliyetleri farklı olduğundan en uygun olanları seçilmelidir.

dr. h. zafer can

17


23.03.2011

Turunçgiller: Kendi kendine verimlidirler. Bir çoğu da daha önce belirtildiği gibi partenokarp olarak meyve tutar. Zeytin: Birçok çeşitleri hiç değilse kısmen kendine verimlidir. Kendine verimlilik hava şartlarına göre değişmektedir. Bu sebeple en iyisi hiç değilse iki çeşidi bir arada dikmektir.

Meyve: Botanik anlamda ovaryum ve bununla ilgili çiçek kısımlarının gelişip olgunlaşmasından meydana gelen bir organdır. Sert kabuklu meyveler hariç yenilen kısım vejetatif kısımdır, generatif kısım sadece tohumlardır Hakiki meyve: Gelişen karpellerin oluşturduğu meyveler (Kayısı, Şeftali) Yalancı meyve: Çiçeğin diğer kısımlarının da katıldığı meyvelerdir (Elma, Armut)

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

ÖNEMLĠ MEYVE TĠPLERĠ

ÖNEMLĠ MEYVE TĠPLERĠ

1-) Basit Meyve: Bir ovaryumdan oluşan meyvelerdir. - Drupa: Endokarp kısmı sertleşmiş olan basit meyvelere denir (Sert Çekirdekliler) Bu meyvelerde ekzokarp kabuğu, mezokarp etli yenen kısmı, endokarp ise sert çekirdek kabuğunu oluşturur. Bunlarda normal olarak bir karpel vardır. Her karpelde 2 tohum taslağı bulunur ancak bunlardan genelde 1 tanesi gelişir. - Üzümsü Meyve: Ekzokarp, mezokarp ve endokarp kısımları tamamen etli olan meyvelerdir. Domates, Üzüm. Turunçgiller de aslında üzümsü meyveler grubunda yer alırlar ancak, turunçgillerde ekzokarp ve mezokarp birleşerek kabuğu oluşturur. Yenen kısım ise endokarptır. Bu tip meyvelere hesperidium denir. - Pome: Elmamsı meyvelerdir. 2 yada daha fazla karpel içerirler. Etli kısım taç ve çanak yapraklar ile erkek organların oluşturduğu çiçek tüpünün birleşmesiyle oluşur. 5 karpelli yumurtalık meyve eti ile kaynaşmış durumdadır. Elma, Armut, Ayva

2-) Bileşik Meyve:

Agregat: Bir çiçek tablası üzerinde çok sayıda pistili olan çiçeklerden oluşan meyvelerdir. 1 çiçekteki yumurtalıkların her birinin basit birer meyve oluşturması söz konusudur. Bir başka deyişle, 1 çiçek tablası üzerinde çok sayıda basit meyve vardır. Multiple: Bir çok çiçeğin gelişmiş yumurtalıklarının bir meyve görünümü verecek şekilde oluşmuş halidir. İncir ve Dut.

- Sert Kabuklu: Etsiz olup olgunlaşınca tohumu saçılmayan basit meyvelerdir. Kuru meyve olarak değerlendirilen kısım tohumdur. Antep fıstığı, Ceviz, Fındık dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Drupa

dr. h. zafer can

Pome

dr. h. zafer can

18


23.03.2011

Hesperidium

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Agregat

Bile칙ik Meyve dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

ELMA dr. h. zafer can

Bile칙ik Meyve

dr. h. zafer can

19


23.03.2011

ARMUT

KAYISI

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

AVRUPA ERİĞİ ŞEFTALİ dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Elma (ÇeĢit: Red Delicious)

KİRAZ dr. h. zafer can

Uyur tomurcuk (Dormant)

Kabarma belirgin değil

Tomurcuk kabarması (Silver Tip)

Kabaran gözler görülür hale gelir ve grimsi tüylü yaprak dokuları tomurcuk ucundan çıkmaya başlar.

Yaprakların görünmesi (Green Tip)

Tomurcuklarda yeşil renkli yaprakların görüldüğü dönemdir.

dr. h. zafer can

20


23.03.2011

Yeşil yaprakların görünmeye başladığı dönem (Quarter Inch Green)

Yeşil yaprakların yarısının görüldüğü dönem (Half Inch Green)

Açılmamış çiçek demeti (Tight Cluster)

Yeşil dokunun az bir kısmı tomurcuğun ucunda belirir.

Yeşil dokunun yarısı tomurcuğun ucunda belirir ve yapraklar tomurcuktan dışarı doğru açılmaya başlar. Fare kulağı dönemi de denir

Tomurcuktaki yaprakların tomurcuğun içindeki çiçek demetini ortaya çıkaracak şekilde dışarı doğru kıvrılır.

Çiçeklerin belirginleştiği dönemi (Pink)

Çiçeklerin taç yaprakları görülür.

Çiçek hüzmesi (çiçek demetinin) tamamen açıldığı dönem (Open Cluster)

Hüzmede tek tek çiçekler belirginleşir.

Ana eksenin merkezindeki çiçek açılır. Bu çiçek en büyük meyveyi oluşturmak için aynı hüzmedeki diğer çiçeklerden daha fazla potansiyele sahiptir.

Çiçeklenme başlangıcı (çiçek hüzmesinde) (King Bloom)

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Elmanın büyüme dönemleri

Tam çiçeklenme (Full Bloom)

Taç yaprak dökümü (Petal Fall)

8 mm meyve (8 mm Fruit)

Ağaçtaki veya bahçedeki çiçeklerin %80’i açmıştır.

Çiçeklerin taç yaprakları dökülür. Döllenme tamamlanmıştır. Döllenmeyen çiçeklerde dökülmeye başlar.

Meyvenin çapı 6-8 mm olur. Bu dönem elma seyreltmesinin başlangıcıdır. dr. h. zafer can

Armut (ÇeĢit: Barlett) Kabarma gözlenmez

Uyur tomurcuk Dormant

Tomurcuk kabarması (Bud Swell)

dr. h. zafer can

Çiçek hüzmesindeki çiçeklerin göründüğü dönem (Green Cluster)

Gözler kabardığında, tomurcuğun açık renkli pulları görünür hale gelir.

Pembe tomurcuk (White Bud)

Tomurcuk patlaması (Bud Burst)

Tomurcuk açılır ve çiçek hüzmesi belirir.

dr. h. zafer can

İlk çiçeklenme (First Bloom)

Yeşil çiçek hüzmesi rahatça görülebilir.

Çiçek hüzmesinde beyaz taç yaprakları açacak kadar büyümüşlerdir.

İlk çiçekler açılır.

dr. h. zafer can

21


23.03.2011

Armutun geliĢme dönemleri Bahçenin çiçeklenir.

Tam çiçeklenme (Full Bloom)

Taç yaprak dökülüşü Petal Fall

veya

ağacın

%80’i

Çiçek taç yaprakları dökülür.

8 mm meyve 8 mm Fruit

Meyve çapı mm ile belirtilir ve geç çiçeklenme döneminde oluşan çiçeklerden meyve oluşumu azdır.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

ġeftali (ÇeĢit: Red Haven) Kabarmanın başlangıcıdır. Bu resimde 2 çiçek gözü ve ortada sürgün gözü görülmektedir. Bu dönem şeftalide yaprak kıvırcıklığının kontrolü için bakırlı ilaçlarla ilaçlama dönemidir.

Tomurcuk patlaması (Bud Burst)

Yeşil çanak yaprak dönemi olarak ta adlandırılır. Tomurcuğun uç kısmı açılır. Tomurcuğun uç kısım ve yan kısımlarında yeşil doku görülür

Uyur tomurcuk (Dormant) 0.25" Green Yaprak tomurcuğundan yaprağın ¼’ü çıktığı görülür.

Kabaran gözler görülür hale gelir fakat yeşil doku görülmez. Resimdeki tek çiçek tomurcuğudur.

Tomurcuk kabarması (Bud Swell)

Taç yaprakların ucunun görüldüğü dönem (pembe tomurcuk döneminin başlangıcı) (Pink)

Tomurcuk açılmaya devam eder ve kırmızı taç yaprakları gözle görülür hale gelir.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

ġeftalinin geliĢim dönemleri İlk çiçeklenme (First Bloom)

Tam çiçeklenme (Full Bloom)

Taç yaprak dökümü (Petal Fall)

First Bloom İlk çiçekler açar.

Ağaçtaki veya bahçedeki çiçeklerin %70’ten çoğu açar.

Taç yaprakları dökülür. Döllenme tamamlanmıştır.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

22


23.03.2011

Kayısı (ÇeĢit: Goldcot)

Tomurcuklar açılmaya başlar ve beyaz taç yaprakları gözle görülür hele gelir.

Pembe tomurcuk (White bud)

Kabaran Tomurcuklar (Bud swell)

Kabaran tomurcuklar gözle görülür hale gelir fakat yeşil doku görülmez.

İlk çiçekler açılmaya başlar.

İlk çiçeklenme (First Bloom)

Tam çiçeklenme (Full Bloom) Kırmızı tomurcuk dönemi veya tomurcuk patlaması (Red Tip or Bud burst )

Tomurcuğun ucu açılır ve çanak yaprakların kırmızı rengi görülür. Ağaçtaki çiçeklerin hepsi veya çoğu çiçek açmıştır. dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Kayısının geliĢimi Taç yaprak dökümü (Petal Fall)

Taç yaprakları dökülür.

Taç yaprakları dökülen çiçeklerin yumurtalıkları gelişir, çanak ve erkek organlar kurur.

Döllenme sonrası (In the Shuck)

Döllenen yumurtalık gelişimi kuruyan erkek ve çanak yaprak kümesini parçalar.

(Shuck Split)

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Erik (Avrupa eriği) (ÇeĢit: Stanley)

Kabaran tomurcuklar görünür hale gelir fakat yeşil dokular görünmez.

Kabaran tomurcuklar (Bud Swell)

Tomurcuk patlaması (Bud Burst)

Gözler açılmaya başlar ve açık renkli iç pulların görüldüğü dönem

dr. h. zafer can

Yeşil uç veya açılmamış çiçek grubu olarak ta adlandırılır. Tomurcuğun uç kısmı açılır ve tek tek çiçekler görülür. Eriklerde her bir tomurcukta 1-3 çiçek vardır.

Çiçeklerin birbirinden ayrıldığı dönem (Green Cluster)

Pembe tomurcuk dönemi (White Bud)

Çiçek tomurcukları açmaya devam eder ve beyaz taç yapraklar görülür.

dr. h. zafer can

23


23.03.2011

İlk çiçeklenme (First Bloom)

İlk çiçekler açar.

Tam çiçeklenme (Full Bloom)

Ağaç üzerindeki çiçeklerin çoğu açar.

10 mm meyve (10 mm Fruit)

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Kiraz (ÇeĢit: Hedelfingen)

Eriğin geliĢim dönemleri

Kabaran tomurcuk (Bud swell)

dr. h. zafer can

Erken beyaz tomurcuk (Early White Bud)

Kabaran gözler belirgin hale gelir fakat yeşil doku görünmez.

Kabaran tomurcuk (Side Green)

Gözler kabarmaya devam eder ve gözlerin ucunda içteki açık renkli pullar görülür hale gelir.

Tomurcuk patlaması (Bud Burst)

Yeşil uç veya açılmamış çiçek demeti olarak ta adlandırılır. Gözün ucu açılır ve tek tek olan çiçekler görülür. Kirazlarda her bir tomurcukta birçok çiçek bulunur.

dr. h. zafer can

İlk çiçeklenme (First bloom)

İlk çiçekler açmaya başlar.

Çiçek tomurcukları açılmaya devam eder ve beyaz taç yaprakları görünür.

Tam çiçeklenme (Full bloom)

Beyaz tomurcuk (White Bud)

Taç yaprakları dökülür. Döllenme sonlanır.

Taç yaprak dökümü (Petal Fall)

Popcorn olarak ta adlandırılır. Çiçeklenmeden hemen önceki dönemdir.

dr. h. zafer can

Döllenme sonrası (In the Shuck)

Ağaçtaki çiçeklerin hepsi veya çoğu çiçek açar.

Çiçeklerin bütün taç yaprakları dökülür. Döllenme tamamlanmıştır ve yumurtalık belirgin hale gelir.

dr. h. zafer can

24


23.03.2011

Döllenen yumurtalık kuruyan erkek organ ve çanak yaprak kümesini parçalar.

(Shuck Split)

ViĢne (ÇeĢit: Montmorency) Kabaran tomurcuk

Yeşil pulcuklar (Side green)

Meyve renklenmesi (Coloring Fruit)

Tomurcuk patlaması (Bud burst)

Kabaran gözler görülür hale gelir fakat yeşil gözler görülmez.

Tomurcukların yüzeylerindeki yeşil doku görülür hale gelir

Tomurcuğun üst kısmı açılır ve tek tek olan çiçekler görünür hale gelir. Vişnenin çiçek tomurcukları multiple çiçek yapısındadır. Cherry fruit buds have multiple flowers.

dr. h. zafer can

Erken beyaz tomurcuk (Early white bud)

Beyaz tomurcuk (White bud)

dr. h. zafer can

Çiçek tomurcukları açılmaya devam eder ve beyaz taç yaprakları görünür hale gelir.

İlk çiçeklenme (First bloom)

Bu dönem popcorn diye de adlandırılır. Çiçeklenmeden hemen önceki dönemdir.

Tam çiçeklenme (Full bloom)

dr. h. zafer can

Taç yaprak dökülüşü (Petal fall)

Ağaçtaki ilk çiçekler açar.

Ağaçtaki bütün çiçekler veya çoğu açar.

dr. h. zafer can

Döllenen yumurtalık kuruyan erkek organ ve çanak yaprak kümesini parçalar

Taç yaprakları dökülür.

Shuck Split

12 mm meyve (In the Shuck)

Bütün taç yapraklar dökülür ve çanak yapraklar meyveyi saklar.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

25


23.03.2011

Meyve rengi sarıdan kırmızıya dönmeye başlar.

Meyvede renklenme (Fruit colouring)

Hasat dönemi (Harvest)

Turunçgiller dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

ZEYTĠN

somak geliĢimi

Vejetasyon ve somak baĢlangıcı

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

26


23.03.2011

Çiçek açımı

dr. h. zafer can

Meyve tutumu

dr. h. zafer can

Meyve olumu

YEDĠVEREN ÖZELLĠĞĠ çoğu durumda özellikle su dengesi sorununun göstergesidir

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

MEYVE AĞAÇLARINDA DİNLENME VE ÇİÇEKLERİN AÇILMASI

SÜRGÜN UCU HAKĠMĠYETĠ APĠKAL DOMĠNANSĠ budama ile mutlaka temizlenmesi gerekir yabancı otlardan çok daha fazla su ve besin maddesi kaybına sebep olmaktadırlar dik ve hızlı geliştikleri için meyve de alınamaz

dr. h. zafer can

Çiçek veya odun gözlerinin açılmaları bazı engellerle önlenmektedir. İşte bu engellenmelerin olduğu periyoda "dinlenme" periyodu adını verilmektedir. Bu dinlenme periyodu aşıldıktan, yani gelişmeyi engelleyen faktörler ortadan kalktıktan sonradır ki, sürgün ve yaprak tomurcukları açılabilir. Dinlenmeye yalnız ılıman iklim meyve türlerinde değil, bir kaç tropik bitki haricinde, diğer bütün türlerde rastlanmaktadır. Ancak, çeşitli iklimlerde yetişen bu türlerde dinlenmenin zamanı ye süresi değişmektedir. Dinlenme, meyve ağaçlarımızda çiçek açma zamanını, çiçeklenme sırasını tayin eder ve bazı şartlarda tür veya çeşitlerin herhangi bir bölgede yetiştirilmesini sınırlandırır. Dinlenme, ağaçların sonbaharın erken donlarına ve kış soğuklarına karşı dayanmalarında etkilidir

dr. h. zafer can

27


23.03.2011

Meyve Ağaçlarında Dinlenme Şekilleri

Yaz dinlenmesi

• Yaz dinlenmesi • Kış dinlenmesi • İlkbahar dinlenmesi olmak üzere üç periyotta incelenebilir

Bu dinlenme ilkbaharda yeni meydana gelen tomurcukların bir kış dinlenmesi geçirmeden, yazın sürmemeleri şeklinde olur. Dinlenmeye engel olan tepe tomurcuğu ve yapraklardır. Tepe tomurcuğu kırılacak olursa veya diğer fizyolojik etkenlerle tomurcuklar yaz dinlenmesinden çıkarak sürebilir. Daha çok odun gözlerinde görülen bu dinlenme, fizyolojik ve ekolojik şartlara bağlı olarak, çiçek tomurcuklarında da sürmemeye sebep olabilir. Yaz dinlenmesi sürgünlerin iyice pişkinleşerek kışa girmelerine yarar.

Bununla beraber, bu üç dinlenme periyodu başlama ve bitme zamanları bakımından kesin sınırlarla ayrılmış olmayıp iç içe girerek birbirini kovalamaktadır.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Kış dinlenmesi

Kış dinlenmesi Ilıman iklim bölgelerinde ağaçlar sonbaharda yapraklarını döktükten sonra uygun çevre şartlarına konulsalar bile bunlarda tomurcukların sürmediği görülür. Bu durum, tomurcukların kış dinlenmesine girmiş olmalarından ileri gelir. Bu dinlenmeye kış dinlenmesi adı verilir. Kışın yaprağını döken meyve türlerinde tomurcukların kış dinlenmesinden çıkabilmeleri için belli bir süre soğuğa maruz kalmaları zorunludur. Soğuklama süresi +7 C derecenin altında geçen saat olarak hesaplanır ve bu süre tür ve çeşitler için farklıdır. örneğin mutedil iklim bölgelerinde yetiştirilen meyve türleri arasında ayva ve bademin soğuklama süresi en kısa, elma, vişne ve cevizlerinki ise uzun veya çok uzundur. Tabii şartlar altında ayva ve badem genellikle bin saatten az, elma, vişne ve ceviz ise 2000-3000 saat dolaylarında bir soğuklama ister.

dr. h. zafer can

Bilinmesi pratik yönden önemli olan diğer bir husus da yaprak tomurcuklarının çiçek tomurcuklarına göre daha uzun bir soğuklamaya ihtiyaç duyduklarıdır. Meyve ağaçlarının soğuklama isteklerinin karşılanamadığı durumlarda ortaya bir takım aksaklıklar çıkar. Kış dinlenmesi üzerinde meyvecilik pratiğinde fazla durulmasının en önemli sebebi de bu arızalardır. Bu arızaların başında sert çekirdekli meyve türlerinde, özellikle kaysı, şeftali ve bir kısım erik çeşitlerinde görülen tomurcuk silkmeleridir. Yumuşak çekirdekli meyve türlerinde ise yetersiz soğuklama sonucu olarak çiçeklerin bir kısmı ölür, geriye kalan çiçeklerin açılması normale göre hem daha geç ve hem de düzensiz olur. Böylece geç açan; çiçekler, döllenme noksanlığı yüzünden, genellikle dökülürler. Yetersiz soğuklama sonucu olarak yaprak gözleri sürmez, ağaç çıplak kalır, süren gözler de tam bir gelişme göstermezler.

dr. h. zafer can

Kış dinlenmesinin oluş sebepleri Gerek yaprak ve gerek çiçek tomurcuklarında "dormin" veya "abscisin" adı,yerilen büyümeyi durdurucu bir madde.(inhibitörengelleyici) vardır. Bu madde, tomurcuklarda yaz başından itibaren toplanmakta, kış başlarında maksimuma yükselmekte ve soğuklama süresinin artmasıyla ters orantılı olarak azalmaktadır. Dinlenmenin kesilmesi sırasında tomurcuklarda yine bir miktar abscisin bulunmuşsa da bu periyotta büyümeyi teşvik eden Gibberellin maddesinin hızla arttığı bulunmuştur. Buna göre, engelleyici olan Abscisinin etkisi uyartıcı olan Gibberellin tarafından örtülmüş olmaktadır. Abscisin yalnız tomurcuklarda değil bazı tohumlarda da bulunmuş ve bunların dinlenmelerinde de Gibberellin ile birlikte esas rolü oynadığı tespit edilmiştir.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

28


23.03.2011

İlkbahar dinlenmesi

Dinlenme Üzerinde Verilen Bilgilerden Pratik Meyvecilikte Faydalanma İmkanları

Soğuk ihtiyacı karşılanmış olan tomurcuklar açılmaları için havaların ısınmasını bekler. Çünkü, bu periyotta ağaçlardan kesilerek seraya götürülen dalların veya dışarıda soğuklatılmış saksı ağaçlarının kısa bir zamanda sürdükleri görülür. O halde ilkbahar dinlenme periyodunda tomurcukların açmamasına sebep, doğrudan doğruya çevre sıcaklığının bitkinin gelişmesi için yetersiz oluşudur. Buna göre, ilkbahar dinlenmesi doğrudan doğruya dış şartlarla ilgilidir. Böylece meyve tür ve çeşitlerimizde çiçeklerin açılma sırası ve zamanı bir yandan kış dinlenmesinin süresine öte yandan da ilkbaharda çiçeklerin açılabilmesi için gereken sıcaklık toplamına göre belli olmaktadır. Bu sıranın oluşunda çiçeklerin ve çiçek durumlarının yapısı ve oluşum şekli de önemli bir rol oynar.

Herhangi bir bölgede yetiştirilecek meyve türleri seçilirken bunların dinlenme yönünden olan isteklerinin göz önünde tutulması zorunluluğu ortaya çıkar. Kışları ılık geçen bölgelerde kış dinlenme isteği (soğuklama süresi) az, ilkbahar geç donlarının sık sık zarar yaptığı yerlerde ise dinlenme süresi uzun ve ilkbaharda çiçeklenme için fazla sıcaklık toplamı isteyen çeşitlerin seçilmesi gerekecektir. Meyve ıslahçıları halen, elde mevcut çeşitler içerisinden, ıslah yolu ile soğuklama süresi uzun ve kısa olan çeşitleri elde etmeye çalışmakta ve birçok türlerde bunda başarı göstermiş bulunmaktadır. Örneğin, soğuklama süresi çok kısa olan şeftali ve uzun olan elma çeşitleri elde edilmiştir. Meyvecilik pratiğinde halen yetiştirilmekte olan çeşitlerin dinlenme sürelerini kısaltmak veya uzatmak için de teknik ve kültürel tedbirlere baş vurulmuştur. Meyve ağaçlarında kışın daha çok ısınmaya sebep olan her türlü tedbir kış dinlenmesini uzatır aksi tedbirler ise bunu kısaltır. Bir kısım kimyasal maddelerle (dinitro bileşikleri), yeteri kadar soğuklanmamış ağaçlarda tomurcukların düzenli olarak uyanmaları sağlanmıştır. Diğer bir kısım maddelerle de (Alar) kış ve ilkbahar dinlenmesinin uzatılmasına çalışılmaktadır.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

İklimin Çiçek Tomurcuğu Teşekkülüne Başlama Zamanı Üzerine Etkisi

Çiçek Tomurcuğu Teşekkülü Üzerinde Teoriler

Diğer bitkilerde olduğu gibi, meyve ağaçlarında da bütün gelişme olayları iklimle ve dolayısıyla bu iklimin meydana gelmesini sağlayan çeşitli iklim faktörleriyle sıkı sıkıya ilgilidir. Bu yüzdendir ki, değişik iklim bölgeleri de yetiştirilen meyve ağaçlarının sıcaklık, güneşlenme ve nemin faktörünün etkisi altında değişik zamanlarda çiçek, tomurcuğu teşkiline başlamaları ve türlü safhaları aşarak yine değişik zamanlarda çiçek açmaları ekolojik şartların tabii sonucu olarak dikkate alınmalıdır. Genel olarak söylemek gerekirse, meyve ağaçları sıcak ve kurak bölgelerde serin ve nemli bölgelere göre çiçek tomurcuğu teşekkülüne daha erken başlamaktadır. Bu durumu, gerek memleketimizin iklim şartları bakımından birbirinden oldukça farklı olan yerlerini dikkate alarak ve gerek, yine iklim bakımından çok değişik bir durum gösteren dünyanın diğer bölgelerini gözden geçirerek tespit etmek mümkündür.

Çiçek tomurcuklarının meydana gelişinde, karbonhidrat teşekkülü esas olmakla beraber bitki tarafından alınabilecek anorganik maddeler ve özellikle bunlardan azot önemli bir rol oynamaktadır. Burada her bir besin maddesinin miktarları değil, bunların birbirlerine olan oranları önemlidir. Eğer bitki tarafından hazırlanan karbonhidrat miktarının topraktan alınan besin tuzlarına (özellikle azot) oranı birden büyük olursa ağaçlar çiçek tomurcuğu teşkil etmekte, aksi durumda ise vejetatif kalmaktadırlar

dr. h. zafer can

Sulama ile Çiçek Tomurcuğu Teşekkülü Üzerinde Etki Yapılması

dr. h. zafer can

Gübreleme İle Çiçek Tomurcuğu Teşekkülünün Etkilenmesi

Genel olarak, kurak bölgelerde çiçek tomurcukları nemli bölgelere göre daha erken teşekküle başlar. Bu durum aynı yerdeki sulanan ve sulanmayan ağaçlarda da tespit edilebilir. Sulanan ağaçlarda çiçek tomurcuğu teşekkülünün sulanmayanlara göre biraz daha geç olması bol su ve suda erir madensel maddelerin vejetatif gelişme üzerine yaptıkları olumlu etki ile açıklanabilir. Genel olarak, sulanmayan ağaçlarda çiçek tomurcuklarının erken teşekküle başlamalarına karşılık, sonradan kuraklığın ve sıcağın etkisiyle bunlarda organ yerlerinin gelişmelerinde bir duraklama veya yavaşlama olduğu ve ancak şartların uygunlaşması ve sonradan gelişmenin hızlanmasıyla organ teşekkülünün tamamlandığı görülmektedir.

Azotlu gübrelerle çiçek tomurcuğu. oluşumu üzerine olumlu veya olumsuz etki yapılmak isteniyorsa bu gübreler tam fizyolojik ayrım periyodunda etkisini gösterecek zamanda kullanılmalıdırlar. Yapılan denemeler, mart, nisan ve mayıs aylarında kullanılan azotlu gübrelerin meyve dallarını kuvvetlendirmek suretiyle olumlu bir etkinin elde edilebileceğini göstermiştir.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

29


23.03.2011

Karbon Asimilasyonunu Artırmak veya Buna Engel Olmak Suretiyle Çiçek Tomurcuğu Teşekkülünün Etkilenmesi Meyve ağaçlarında çiçek tomurcuklarının oluşumu için yeteri kadar karbonhidratların yığılmış olması gerekir. Karbonhidratların teşekkülü ise karbon asimilasyonunun iyi ve düzenli bir şekilde olmasıyla sağlanabilir. Karbonhidratların çiçek tomurcuklarının teşekkülü, üzerine olan etkilerini gölgeleme ve yaprak koparma denemeleriyle karbon asimilasyonunu önleyerek veya bilezik alma ve boğma suretiyle karbonhidratların bilezik alınan yerin veya boğumları kısmın üzerinde yığılmalarını sağlayarak olumsuz ve olumlu yönlerden görmek mümkündür.

dr. h. zafer can

N

C/

C/N

Su + N

C

C C

Bilezik alma & Boğma

Dal eğme

dr. h. zafer can

Dökümlerin başlıca iki nedeni vardır. 1 - Döllenme noksanlığı 2 - beslenme noksanlığı

Meyve Dökümleri Meyve ağaçlarında açılan çiçeklerin hepsi meyve bağlamaz. iyi döllenme ve bakım şartlarında bile çiçeklerin ve küçük meyvelerin büyük bir kısmı dökülmektedir. elmalarda açılan çiçeklerin % 15-20 sinin, armutlarda ise % 8-15 inin olgunluğa kadar ağaçta kalan meyveleri teşkil ettiğini göstermiştir. Bazı erik çeşitlerinde açılan çiçeklerin % 3,5-4,5 i ağaç üzerinde meyve olarak kaldığı zaman iyi bir meyve tutumu olarak kabul edilir. Aslında açılan çiçeklerden az bir kısmının meyve teşkil etmesine karşılık, birçok hallerde, üstün kalitede meyve elde edebilmek için bunlar da seyreltilmektedir. üç döküm periyodu; 1- çiçek dökümü 2- küçük meyve dökümü 3- haziran dökümü

dr. h. zafer can

Meyve Ağaçlarında Periyodise

Bu iki nedenden döllenme noksanlığı özellikle çiçek ve küçük meyve dökümlerinde etkilidir. Genel olarak, döllenmemiş olan çiçekler döküldükleri gibi ,döllenmenin yeterli olmadığı küçük meyvelerde dökülürler. çiçek ve küçük meyve dökümlerinde döllenme noksanlığının etkisi başta gelir. Bununla beraber, küçük meyve dökümünde beslenme şartları da önemlidir Haziran dökümünde de döllenme kısmen etkili ise de burada ağacın beslenme durumu ve özellikle su düzeni daha önemli bir rol oynar. Yaz başında meyvelerin et kısmı hızla geliştiğinden bu zamanda ağaçlar çok miktarda karbonhidratlara ve suya ihtiyaç gösterir. Karbonhidratla iyi beslenme meyvelerin dalda daha iyi tutunmalarını sağlar. Su şartları da, özellikle kurak bölgelerde, dökümler üzerinde büyük etki yapar. Haziran dökümünden sonra ağaçlarda, genellikle hastalık ve zararlılardan olan dökümler dışını da, bir meyve dökümü olmaz. Ancak olgunluk başlayınca toplanmayan meyveler dökülürler.

dr. h. zafer can

MEYVE YETİŞTİRİCİLİĞİ VE ÇEVRE

Meyve ağaçlarımızdan bir kısmı bir yıl meyve verir ertesi yıl ya hiç meyve vermez veya pek az meyve verirler. İşte meyve ağaçlarının böyle dinlenerek meyve vermesine periyodisite diyoruz. Meyve türlerimizden elma, armut, fındık, Antepfıstığı, zeytin ve mandarinler dinlenmeye en çok eğilim gösterirler. Öteki meyvelerden, bazıları da örneğin erikler periyodisite gösterirlerse de bu hiç bir zaman başta bildirilenler kadar önemli değildir. Periyodisiteye çok eğilimli olan türler içerisinde de çeşitlere göre farklar vardır.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

30


23.03.2011

Optimum sıcaklık Bitkilerin temel fizyolojik yaşam olayları üzerine en etkili iklim faktörü sıcaklıktır. Daha düşük ve daha yüksek sıcaklıklarda gelişmelerini sürdürebilen bitkiler bulunmasına rağmen, genellikle bu sınır 5-36°C arasında değişmektedir. Ancak, tüm bitkisel üretim dallarında olduğu gibi, meyve yetiştiriciliğinde de amaç, en yüksek verim ve kaliteyi sağlayacak bir optimum sıcaklık rejiminin sağlanmasıdır. Doğal olarak, sözkonusu edilen bu optimum sıcaklık sınırı ya da eşiği, bitki tür ve çeşitlerine göre büyük ölçüde farklı olabileceği gibi, bitkilerin içinde bulundukları gelişme devrelerine de (çimlenme, sürme, çiçeklenme, döllenme ve olgunlaşma gibi) büyük ölçüde bağlıdır. Bu yüzden, meyve ağaçlarının değişik gelişme devrelerinde, mümkün olduğu kadar en yüksek fotosentez oranı sağlayacak, buna karşılık solunum yoluyla enerji kaybını en aza indirecek sıcaklık rejimlerinin belirlenmesi, her ekolojide en iyi sonuç veren meyve türlerinin yetiştirilmesini mümkün kılacaktır.

Sıcaklık toplamı Herhangi bir bitkinin belirli bir gelişme evresini tamamlaması için belli bir sıcaklık enerjisi toplamına ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı hesaplamak için, belirli bir temel minimum gelişme (eşik) sıcaklığının üzerindeki günlük sıcaklık derecelerinin toplamı alınmaktadır ve birimi "gün-derece"dir. Örnek olarak asma + 10°C'nin üzerindeki sıcaklıklarda gelişme gösterdiğinden, herhangi bir ekolojide bir üzüm çeşidinin sürme ve olgunlaşma dönemleri arasındaki "Etkili Sıcaklık Toplamı İsteği", bu periyod içinde 10°C ve üzerindeki günlük ortalama sıcaklıkların toplanması ile hesaplanmaktadır. Meyve türleri için "Etkili Sıcaklık Toplamı“nın hesaplanmasında sert çekirdekli meyveler için + 5°C, yumuşak çekirdekli, meyveler için + 7°C, Antep fıstığı için + 12°C esas alınır.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Ilıman iklim kuşağında yetiştirilen çok yıllık bahçe bitkilerinin, ilkbaharda normal gelişmelerine başlayabilmeleri için belirli bir derecenin altında belirli bir süre soğuklatılmaları gerekir. Meyve türlerinin +7°C'nin altında geçen süre olarak ifade edilen soğuklama istekleri 100-2700 saat arasında değişmektedir.

Düşük sıcaklığın zararlı etkileri Dokularda sıcaklığın donma derecesine düştüğü durumlarda, özellikle hücreler arası boşluklardaki suyun donması sonucu oluşan buz kristalleri, hücre duvarlarını parçalayarak hücrelerin mekanik olarak zararlanmalarma yol açmaktadır. Bunun sonucu olarak, hücre öz suyunun ortamdan çekilmesi, aynı zamanda yapısında bulunan proteinlerin koagüle olmasından dolayı protoplazmanın pıhtılaşmasına, enzimlerin etkisiz kalmasına neden olmaktadır.

Düşük sıcaklığın yararlı etkileri

Düşük sıcaklığın zararlı etkileri Bitkilerde hücreleri ve hücreler arası boşlukları dolduran suyun sıcaklığı donma noktasına, hatta buna yakın derecelere düştüğünde, ölümle sonuçlanan zararlanmalar meydana gelmektedir. Aslında bitkilerde soğuk zararı, sıcaklığın minimum gelişme derecesinin altına düşmesi ile başlamaktadır. Bu devrede fotosentetik aktivitenin sona ermesi ile bitki zorunlu dinlenmeye girmektedir.

dr. h. zafer can

Düşük sıcaklığın zararlı etkileri Meyvenin olgunlaşması sırasındaki düşük sıcaklıklar, rengin yeterince oluşamamasında ve kabuk veya yapraktaki kütiküla tabakasının kalınlaşmasına neden olarak da kalitenin düşmesinde etkili olur. Kış düşük sıcaklıkları köklerde de mekanik zararlar meydana getirmektedir. Bu zararlanmaya, toprağın donma ve çözülmeler ile kabarması neden olmaktadır. Toprağın vaktinden önce çözülmesini önleyen malç uygulamaları oldukça yarar sağlamaktadır. Kış soğuklarından korunmak için, kritik yörelerde, soğuklara dayanımı yüksek tür ve çeşitlerin kullanılması, fosforlu ve potaslı gübrelemeye önem verilerek, aşırı ve geç dönemde azotlu gübrelemeden ve sulamadan kaçınılması önerilebilir.

dr. h. zafer can

Kışın, soğuk nedeni ile kökler tarafından suyun emiliminin azalması, herdemyeşil bitkilerde transpirasyonla kaybedilen suyun karşılanamamasma neden olarak doku kurumalarına yol açmaktadır. Özellikle çiçeklenme dönemindeki düşük sıcaklıklar (10°C'nin altında) meyve tutumu sorunlarının ortaya çıkmasına neden olur. Bu sıcaklıklarda tozlanma ve döllenme için gerekli olan çiçek tozlarının gelişememesi veya gelişse bile çimlenme yeteneğinde olmaması, dişicik tepesinin çiçek tozlarım kabul etmemesi gibi nedenlerle döllenme sorunları ortaya çıkar. Bunun yanında, döllenme meydana gelse bile, meyve irileşemez, küçük kalır. Bu da verim ve kalitenin düşmesine neden olur. dr. h. zafer can

İlkbahar geç donları Herhangi bir ekolojide, erken ilkbahar döneminde meyvelerde çiçeklenmenin başlamasından sonra, hava sıcaklığı sık sık 0°C'ye ya da altına düşüyorsa, o ekolojide ekonomik anlamda meyvecilik yapılması sözkonusu olmamaktadır. Meyve türleri arasında özellikle erken çiçek açan badem, kayısı, erik ve şeftali gibi türler, ülkemizin iç bölgeleri ile geçit yörelerinde sık sık ilkbahar geç donlarından zarar görmektedirler. Bu türlerde bütün çiçeklerin birden açması, zararlanma oranını daha da artırmaktadır. Buna karşılık elma ve armut, hem yukarıda belirtilen türlere göre daha geç, hem de periyodik olarak daha uzun sürede çiçek açtıklarından ilkbahar geç donlarından daha az zarar görürler. Tüm meyve türlerinde, su kapsamı daha yüksek olan küçük meyveler, çiçeklere göre düşük sıcaklıklara karşı daha duyarlıdır. Geç don tehlikesi olan yörelerde ocak ve özellikle şubat aylarında havaların normalin üzerinde sıcak geçtiği yıllarda, tomurcuklar zamanından önce aktif hale geçtiklerinden, çiçeklenme döneminde zararlanma olasılığı artmaktadır. Sonbahar erken donları Sonbahar erken donları zaman zaman meyve bahçelerinde henüz tam olarak olgunlaşmamış ürüne ve sürgünlere zarar vermektedir. dr. h. zafer can

31


23.03.2011

Yüksek sıcaklığın etkileri Bahçe bitkileri yetiştiriciliğinde düşük sıcaklıklar kadar optimumun üzerindeki yüksek sıcaklıklar da, sıcaklığın derecesine, süresine, bitkinin gelişme dönemine bağlı olarak zararlı etkide bulunur. Yüksek sıcaklıklar bitkide fotosentez ve solunum arasındaki dengenin bozulmasına yol açar. Bunun sonucu olarak, bitkilerde büyümenin yavaşladığı, toprakta hızla artan su kaybını karşılayacak düzeyde su bulunmadığı durumda ise bitkilerin sararma, solma, kıvrılma ve sonuçta kuruyarak öldüğü gözlenmektedir.

dr. h. zafer can

Yüksek sıcaklıkların etkisi daha önce de belirtildiği gibi bitkinin gelişme dönemine göre farklılık gösterir. Fidanlarda zararlanmalar daha şiddetli olur. Çiçeklenme ve döllenme zamanında meyve tutumu, meyve tutumundan sonraki dönemde meyvenin irileşerek olgunlaşmasını olumsuz yönde etkiler. Olgunlaşma dönemindeki yüksek sıcaklıklar ise düşük sıcaklıklarda olduğu gibi meyvenin renginin açılmasına, tadının azalmasına, yaprağı tüketilen türlerde yaprakların sararmasına ve pörsümesine neden olur. Bu nedenle verim ve kaliteyi olumsuz yönde etkiler. Bununla birlikte, özellikle olgunlaşma sırasındaki optimumun biraz üzerindeki sıcaklıklar (25-30°C) rengin, tadın ve kokunun oluşmasını olumlu yönde etkiler. dr. h. zafer can

Güneş yanıklığı

Işık Fotosentez, solunum ve transpirasyon gibi temel fizyolojik olayları yönlendiren enzim ve hormonlar ile başta klorofil olmak üzere antosiyanin ve benzeri gibi renk pigmentlerinin oluşumu için de ışığa gereksinim vardır. Işık yoğunluğunun bitkinin isteğinden fazla olması, sıcaklıkla bağlantılı olarak sürgün boylarının kısalmasına, bodurlaşmaya, çiçek tomurcuğu oluşumunun engellenmesine, yapraklarda sertleşme ve tüylenmeye neden olabildiği gibi rengin açılmasına ve kalitenin düşmesine neden olur. Işık yoğunluğunun azalması durumunda sürgün boylarında uzama, cılızlaşma ve gevrekleşmeye; fotosentezin azalması nedeniyle de yaprak alanında azalmaya, yeni sürgün oluşumunun gerilemesine, yapraklarda sararma, solma ile yaprak dökümüne rastlanır.

dr. h. zafer can

Hava oransal nemi

dr. h. zafer can

Rüzgar

Bilindiği gibi "Hava oransal nemi", belirli bir sıcaklık derecesinde havada bulunan su buharı miktarının, aynı sıcaklık derecesinde 1 m3 havanın doygun hale geçmesini sağlayan su buharı miktarına oranıdır. Dokularında % 40-95 oranında su bulunduğu için yetiştiricilik yapılan yerin hava oransal neminin % 60-70 arasında olması istenir. Hava oransal neminin normal sınırlarda olması durumunda, terlemenin düzenli olması nedeniyle bitki sıkıntıya girmeden topraktan besin maddelerini alabilir ve fotosentezde kullanır. Hava nemi sadece gelişme üzerinde değil, meyve ve yaprak kalitesi üzerinde de etkilidir. Hava oransal neminin yüksek olduğu durumlarda meyve kabukları daha incedir, meyve sulu ve gevrek bir yapıya sahiptir. Nemin azalması durumunda sıcaklığın artışına paralel olarak terleme ile kaybolan su kaybı artacağından büyüme ve gelişmede azalmanın yanında, topraktan suyun karşılanamaması durumunda bitkide pörsüme ve solma görülür. Meyvelerde büzüşme, koflaşma, rengin tam olarak oluşamaması, çiçeklenme döneminde dişicik tepesinin kuruması nedeniyle meyve tutumunun azalması söz konusudur. Buna karşılık yüksek hava nemi, stomalarm kapanmasına, böylece terlemenin azalmasına, sonuç olarak da büyüme ve gelişmenin yavaşlamasına neden olur. Ayrıca aşırı nem durumunda fungal hastalıkların yoğunluğu artar. dr. h. zafer can

2-5 m/s hızla esen rüzgarlar, solunum ve terlemeyi artırarak fotosentezin de artmasını sağlarlar. Bu nedenle, büyüme ve gelişmeyi hızlandırdıkları için yararlıdırlar. Ayrıca hafif esen rüzgarlar, büyük çoğunluğu yabancı tozlanma gösteren bahçe bitkilerinde tozlanmayı, dolayısı ile meyve tutumunu artırıcı yönde etkide bulunur. Diğer taraftan Ege bölgesinde denizden esen "İmbat" ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde batıdan esen "Garbi" adı veriler rüzgarlar havanın oransal nemini yükselttiklerinden, özellikle meyve kalitesini olumlu yönde etkilerler. Hızı 10 m/s'den fazla olan kuru ve soğuk rüzgarlar mekanik ve fizyolojik zararlanmalara neden olurlar. Şiddetli rüzgarlar dallarda kırılmalara, çiçek ve meyve dökümlerine neden olur. Hızlı esen özellikle sıcak rüzgarlar terlemeyi aşırı derecede artırarak, bitki-su dengesinin bozulmasına, sonuçta da fotosentezin azalarak gelişmenin gerilemesine, dallarda ve yapraklarda kavrulmalara neden olur. Diğer taraftan ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde yüksek kesimlerden esen soğuk rüzgarlar meyve ağaçlarında çiçek, küçük meyve, taze sürgün ve henüz olgunlaşmamış meyvelerin donmasına yol açar. Güneyden esen sıcak ve kuru rüzgarlar çiçeklenme dönemindeki meyvelerde döllenmeyi olumsuz yönde etkilemektedir. Bunların yanısıra, gelişme döneminde esen nemli rüzgarlar mantari hastalıkların gelişmesini uyarıcı etkide bulunurlar.

dr. h. zafer can

32


23.03.2011

Toprak reaksiyonu & besin maddesi alınımı

Toprak Reaksiyonu Toprak pH’sı, toprak reaksiyonudur. Başka bir deyişle toprağın asit, nötr ya da alkali olduğunun göstergesidir. Kimyasal olarak ise pH ifadesi Hidrojen iyonları (H+) ve Hidroksit iyonlarının (OH-) toprak solüsyonundaki nispi konsantrasyonunu gösterir. Asit topraklarda H + iyonları, OH - iyonlarına göre daha yüksek bir konsantrasyondadır. Alkali topraklarda ise OH iyonları, H + iyonlarından daha fazladır. pH değeri 0-14 arasında değişir. pH = 7 nötr özelliktir, 7’nin altındaki pH değerleri asit, 7’nin üstünde pH değerleri ise alkalidir. pH ile ifade edilen toprak reaksiyonu bitki gelişimi için şu açılardan önemlidir: (1) Bitki Besin Maddesi alınımı (2) Toksik iyonların suda çözünürlüğü (3) Mikroorganizma aktivitesi dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Kök boğulması

Toprak yorgunluğu

Bitki köklerinin gelişiminde genetik yapının yanında toprağın havalanma düzeyi ve sıcaklığı da etkilidir. Köklerin normal fonksiyonu için su kadar O2'in sağlanması da gereklidir. İyi havalanan bir toprakta, gözenek hacminin yaklaşık % 50'si hava ile doludur. Hava boşluklarında bulunan O2 su ve besin maddelerinin kökler tarafından daha kolay alınmasını sağlar. Bu boşlukların aşırı su ile dolması durumunda, boşluklardaki O2'in azalıp CO2 oranının artması, kök gelişmesini ve bitki gelişmesini azaltır. Bu nedenle su basmış topraklarda, taban suyu yüksekliği durumunda ya da aşırı yağış alan ve sulanan topraklarda köklerin, buna bağlı olarak da bitkinin gelişebilmesi, oksijensizliğe dayanım düzeyine bağlıdır. Örneğin erik, şeftali ve kayısıya göre daha dayanıklıdır. Çünkü bu tür topraklarda şeftali ve kayısı köklerinde oksijenin azalması ile hidrojen siyanid (HCN) oluşmakta, bu da köklerin zararlanmasma neden olmaktadır. Kök boğulması olarak tanımlanan bu duruma en hassas olan türler turunçgil türleridir.

Toprak yorgunluğu aynı toprakta arka arkaya yetiştirilen bazı kültür bitkilerinin gelişmelerindeki yavaşlama veya değişik nedenler ile toprak verimliliğinin azalması olarak tanımlanmaktadır. Toprak yorgunluğu, daha çok uzun yıllar aynı toprak üzerinde yetişen çok yıllık bahçe bitkilerinde görülmekte ve gelişmenin azalması yanında hastalık ve zararlı yoğunluğunun artması nedeniyle verim düşüklüğü olarak kendini göstermektedir.

dr. h. zafer can

Toprak yorgunluğu durumunda, ağaçların toprak üstü organlarında çok değişik belirtiler görülebilmektedir. Vegetatif gelişmenin azalması ve boğum aralarının kısalması ile bodurluğun oluşması, gövde kalınlığının azalması, yapraklarda rozetleşme ve kök büyümesinin zayıf olması gibi belirtiler buna örnek olarak verilebilir. Toprak yorgunluğunun bir diğer özelliği de gerekli kültürel uygulamalar (sulama, gübreleme, mücadele vb.) gereği gibi uygulandığı halde, bu belirtilerin ortadan kalkmamasıdır. Toprak yorgunluğu toprak yapısı, toprak işleme hataları ve sulamanın getirdiği sorunlar, bitki besin maddesi noksanlıkları, paraziter orijinli nedenler (nematodlar, bakteriler, toprak mantarları) ve bu parazitlerin birikimi gibi değişik nedenlerden kaynaklanabilmektedir. Toprak yorgunluğuna neden olabilecek bu etmenlerin yanında,meyve tür ve çeşitlerinin toprak yorgunluğuna karşı gösterdikleri duyarlılık da farklılık göstermektedir. Elma, kiraz, şeftali ve turunçgiller toprak yorgunluğuna karşı çok duyarlı meyve türleri olup buna karşın erik, armut ve çilek daha az duyarlılık göstermektedirler. dr. h. zafer can

Toprak yorgunluğunun nedenleri Fakirleşme teorisi Bu teoriye göre uzun yıllar aynı toprakta aynı bitkilerin yetiştirilmesi ile bu bitkiler topraktan hep aynı tip besin maddelerini almaktadır. Bu durumda, toprak tek yönlü sömürüldüğü için, topraktaki diğer besin maddeleri ile özellikle mikro iz elementleri arasındaki denge bozulmakta ve verim düşmektedir. Toksin teorisi Toksin teorisine göre; toprakta yaşayan bitkiler tarafından verilen veya toprakta kalan bitki artıklarının mikroorganizmalar aracılığı ile parçalanması sonucu oluşan toksik maddeler toprakta birikmekte, bu da yorgunluğa neden olmaktadır. Mikroorganizma teorisi Aynı yerde uzun yıllar aynı bitkinin yetiştirilmesi ile bir kısım mikroorganizmaların gelişmesi uyarılmakta bir kısmının ise engellenmektedir. Bunun sonucunda toprağın biyolojik dengesi bozulmakta, bu da toprak yorgunluğuna neden olmaktadır.

Fidan Yetiştiriciliği yrd.doç.dr. h zafer can

Toprak yorgunluğuna neden olduğu ileri sürülen teorilerin her birininin ayrı ayrı gerçek ve haklı yönleri bulunmaktadır. Ancak araştırıcıların daha çok toksin ve mikroorganizma teorileri üzerinde durdukları görülmektedir. dr. h. zafer can

33


23.03.2011

ÇeĢit

Damızlık

Sertifikalı fidan kullanmanın önemi

Çelik ve diğer

Meyvecilik, tarımın uzun zaman alan bir dalıdır. Meyveciliğin temelini oluşturan fidan yetiştiricilikte önemli bir yer tutar. Bu yüzden, iyi bir meyve yetiştiriciliği için iyi fidan gereklidir. İsmine doğru, virüsten ari, kaliteli fidanlarla tesis edilecek olan meyve bahçeleri karlı yetiştiricilik için ilk adımdır. Bunun için sertifikalı fidan üretimine öncelik vermek gerekmektedir.

Bakım ĠĢlemleri AĢılama

Fidan

Fidan Dikimi

Hasat

Modern ve karlı bir meyveciliğin temeli fidancılıktır.

Pazarlama

Anaç

Çöğür

Yetiştiricinin bahçesinde kullanılacak fidanı, anacını ve kaleminin orijinini bilmesi, bu bahçeye uygulayacağı bakımla da yakından ilgilidir. Bu bakımdan sertifikalı fidan kullanımı büyük bir önem arz etmektedir

Tohum

FĠDANCILIK

Fidan seçiminden dikim tekniğine kadar gösterilecek titizlik iyi bir yetiştiricilik için şarttır.

dr. h. zafer can

YETĠġTĠRĠCĠLĠK

dr. h. zafer can

ANAÇ KULLANMAYI GEREKTİREN SEBEPLER • Hastalık & zararlılar • Toprak koşulları • İklim koşulları • Homojen bahçe kurma • Verimin artırılması • Kalitenin artırılması • Kuvvetli ağaç elde etme • Erkencilik sağlama • Meyve dökümünü azaltma • Bahçelerin yenilenmesi dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Aşı çeşitleri Aşılamanın amaçları nelerdir? • İsmine doğru fidan üretimi • Diğer yollarla çoğaltılamayan çeşitlerin ortadan kalkmasına engel olmak • Erken meyveye yatmayı sağlamak • Bazı anaçların özelliklerinden yararlanmak (Örneğin bodur anaçlar, farklı toprak tiplerine uygun anaçlar) • Çeşit değiştirmek • Ağacın zarar gören kısımlarının tamiri • Virüs testi

dr. h. zafer can

I. Göz aşısı Küçük bir kabuk parçası ile bunun üzerinde tek bir göz ile yapılan aşılara göz aşısı denir. Yongalı göz aşısında, kabuk parçasının altında odun dokusu bulunur. Göz aşısı ne zaman yapılır? Sonbahar göz aşısı (Durgun göz aşısı) İlkbahar göz aşısı (Erken sürgün aşısı) Haziran göz aşısı (Geç sürgün aşısı) II. Kalem aşıları Yarma aşı Kakma aşı Çoban aşısı Dilcikli aşı

dr. h. zafer can

34


23.03.2011

ÇÖĞÜR (ANAÇ) ÜRETĠMĠ

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

35


23.03.2011

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

36


23.03.2011

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

37


23.03.2011

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

38


23.03.2011

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

Aşı macunları: Kalem aşılarının yapılmasından sonra aşı bölgesi aşı bağı ile bağlandıktan sonra aşı macunu ile kapatılmalıdır. En fazla kullanımı olan aşı macunları iki çeşittir. Bunun yanında ticari olarak üretilip satılan kaliteli macunlar bulunmaktadır. Aşı Macunları: • Aşı bölgesini kapatarak su kaybını önler • Aşı bölgesinin dış etkenlerden zarar görmesini engeller. Sıcak macunlar: Kullanılan materyal: • Zift 500 gr • Balmumu 500 gr • İçyağı (eritilip süzülmüş) 300 gr • Elenmiş ince odun külü 125 gr • Balık tutkalı 42 gr dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

39


23.03.2011

Hazırlanışı: Zift ile balmumu ufak parçalara ayrılıp bir kap içersinde ve alevsiz ateş üzerinde ısıtılarak eritilir. Diğer bir kapta içyağı yine ateş üzerinde eritilir ve sonra zift ile balmumu eriğine katılır. Bunların üzerine ince elenmiş odun külü dökülüp iyice karıştırılarak ısıtılmaya devam edilir. Kaplara dökülür. Macun soğuyunca katılaşır. Kullanılacağı zaman yumuşaması için ısıtılması gerekir. Ancak, macunu çok sıcak olarak kullanılmamasına dikkat edilmelidir. Soğuk macunlar: Soğuk macunlar, hazırlandıktan sonra ısıtılmaya gerek kalmadan yumuşaklığının koruyan macun çeşididir. Kullanılan materyal: • Ham reçine (çam sakızı) 2 kg • Bezir yağı 20 gr • Balmumu 100 gr • Mavi ispirto 300 gr Hazırlanışı: Çam sakızı ateşte eritilir, buna bezir yağı ve balmumu katılır. İyice karıştırılıp eritildikten sonra ateşten indirilerek soğuması beklenir. Sonra yavaş yavaş karıştırılarak ispirto ilave edilir. dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

AŞILAMADA BAŞARISIZLIĞIN SEBEPLERİ • Anaçla Kalem Birbirine Uyuşmazdır. • Kambiyumlar Birbiri ile karşı karşıya gelmemiştir. • Aşılama yanlış zamanda yapılmıştır. • Anaç veya kalem sağlıklı değildir. • Kalemler çok su kaybetmiş veya soğuktan zarar görmüştür. • Kalem uyur halde değildir. • Aşı yeri göz hariç tamamem örtülmemiştir. • Kalem rüzgar veya kuş tarafından oynatılmışıtır. • Aşı böcekler veya hastalık nedeniyle zararlanmıştır. • Aşı bağı çözülmediğinden aşı noktası normal gelişmesini sürdürememiştir. • Aşılanan bitkinin diğer tarafından olan gelişme,aşının sağlıklı gelişmesine fırsat vermemiştir. dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

40


23.03.2011

dr. h. zafer can

TÜPLÜ FİDAN YETİŞTİRMENİN AVANTAJLARI: • Toprak yorgunluğu yok • Birim alandan daha fazla fidan elde edilir • Söküm işi yok • Nematod kontrolü kolay • Fire oranı çok daha düşük...

dr. h. zafer can

b

c

b

a

dr. h. zafer can

a f

e

c

d

g

d

e

i

h

f

j

k

h g

n m

i

j

k

l dr. h. zafer can

l

dr. h. zafer can

m

41


23.03.2011

ÇELİKLE ÜRETİM Çelikle çoğaltmada bir dal parçası, bir gövde veya bir yaprak-dal, ana bitkiden kesilir. Kesilen bu dal parçası (3-4 göz içeren) kök ve sürgün yapımına zorlanmak amacıyla köklendirme ortamına konur. Yapılan bu işlemler, çelik alma ve köklendirme faaliyetlerini içerir. Çelikle üretimde yeni bitki, ana bitkinin tüm özelliklerini taşır. Çelikle üretimin avantajları • Birim alandan çok sayıda bitki, elde etme imkanı mevcuttur. • Bu çoğaltma metodu ucuz, kolay, çabuk ve basit olup, özel teknik istemez. • Uyuşmazlık, aşı noktasında kaynamama sorunu gibi sorunlar çelikle üretimde söz konusu değildir. • Bir örnek bitkiler elde etmek mümkündür. • Elde edilen bitkiler ana bitkiyle aynı özelliklere sahiptir. dr. h. zafer can

Çelik tipleri a. Alındıkları organlara göre çelikler, dal çelikleri, yaprak çelikleri, yaprak-göz çelikleri ve kök çelikleri olarak adlandırılırlar. Meyve türleri ve asmalar farklı tipteki çeliklerle başarılı olarak çoğaltılabilirler. Ancak kullanılacak çelik tipinin seçiminde amaca en uygun olan tercih edilir. b. Alındıkları döneme göre ise çeliklere, odun, yarı odun ve yeşil çelikler adı verilmektedir. Odun çelikleri, kışın yaprağım döken meyve türlerinde ve bağlarda, yaprak dökümünden ilkbaharda gelişmenin başlamasına kadar olan dinlenme döneminde alınırlar. Yeşil çelikler ise, yukarıda belirtilen türlerde, o yılın taze sürgünlerinden, genellikle yaz başlangıcında yapraklı olarak hazırlanırlar. Yarı odun çelikler ise yaz sürgünlerinin kısmen odunlaştığı yaz ortası veya sonunda alınırlar. c. Hazırlanış şekillerine göre dal çelikleri, adi (basit), ökçeli, dipçikli ve sırık çelikler olmak üzere dört tiptir. Adi çelikler, türlere bağlı olarak 10-90 cm uzunluğunda bir dal parçasıdır. Dipçikli çeliklerin alt uçlarında, daha yaşlı daim kısa bir parçası, ökçeli çelikte ise yaşlı daim küçük bir kısmı bulunmaktadır (Şekil 6.13). Bu tür çeliklerin köklenmeleri daha kolay ise de hazırlanmaları adi çeliklere göre daha zordur. Boylan 1-2 m olan ve genellikle 2-4 yaşlı dallardan hazırlanan çeliklere ise sırık çelikler adı verilmektedir. dr. h. zafer can

Çeliklerde köklenmeyi uyarıcı özellikler ve uygulamalar 1. Çelik üzerinde tomurcuk ve yaprakların varlığı: Çelik üzerinde tomurcuk ve yaprakların bulunması köklenmeyi uyarıcı etki yapmaktadır. Bu olumlu etki, yapraklarda karbonhidratların sentezlenmesine, tomurcukların ise oksin kaynağı olmasına bağlanmaktadır. Çelik üzerinde bulunan tomurcuk ve yapraklar, karbonhidratlar ve oksinlerle birlikte, taşınabilen ve köklenme üzerinde olumlu etkisi bulunan faktörlerin de kaynağıdır. 2. Polarite: Dal çelikleri, sürgünün ucuna yakın olan kısımda sürgün, dibe yakm kısmında ise kök oluştururlar. Bu duruma polarite denilmektedir. Çeliğin durumunun değiştirilmesi, yani ters çevrilerek dikilmesi, kök ve sürgün oluşan yerleri değiştirmez. Kök çeliklerinde ise tersi durum söz konusudur.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

3. Yaralama: Çeliklerde yaralama sonucunda, yara kenarları boyunca oluşan yara dokusu (kallus) nedeniyle kök oluşumu daha fazla olmaktadır. Yaralama ile yaralanan kısımdaki hücreler, bölünmeye ve yeni kök taslakları oluşturmaya teşvik edilmektedir. Bu durum, yaralanan bölgede hormon ve karbonhidratların doğal olarak birikmesine bağlanmaktadır. 4. Büyümeyi düzenleyici maddeler: Oksinlerin çeliklerde köklenmeyi uyardığının anlaşılmasından sonra günümüze kadar bu maddeler saf ve karışım halinde birçok bitki türüne ait çeliklerin köklendirilmesinde başarı ile kullanılmaktadır. Bu amaçla kullanılan oksin yapısındaki maddeler, tek doğal oksin olan Indol-3- Asetik asit (IAA) ile sentetik oksinler olan îndol-3-Bütirik asit (IBA), 1-Naftalenasetik asit (NAA), 2-4 Diklorofenoksiasetik asit (2,4-D) dir. Bunlar arasında en başarılı sonuçlar IBA uygulamalarından elde edilmiştir. Son yıllarda özellikle IBA ve NAA'in karışım halinde kullanılması giderek yaygınlaşmaktadır. Ancak bitki türü ve çelik tipine göre, en uygun uygulama şekli ve dozu, denemelerle tespit edilmelidir. Günümüzde köklenmeyi uyarıcı hormon yapısındaki maddeler, çeliklerin 1-1,5 cm'lik dip kısımlarının seyreltik (500 ppm'e kadar) çözeltilere 12 saat, yoğun (50010.000 ppm) çözeltilere 5 saniye süreyle daldırılması şeklinde yapılmaktadır. dr. h. zafer can

Sağlıklı ve çeşit özelliği taşıyan damızlıklardan seçilen 1 yıllık sürgünlerden çelikler itina ile kesilerek 25-35 cm. olarak boylanır.

Üzerindeki 2-4 yaprak kalacak şekilde hazırlanan çelikler artık hormonlama işlemine hazırdırlar

dr. h. zafer can

42


23.03.2011

Çelikler 4000 ppm olarak Hormanlanan çelikler m2 de hazırlanan IBA (indol butrik 1500-1700 adet olmak üzere asitte) 5 saniye kadar perlit veya kum yetiştirme bekletilir. Daha sonra alkolün ortamına dikilir uçması için bir süre kurumaya bırakılır dr. h. zafer can

Yerine dikilen çelikler 60-90 Köklenmesi tamamlanan çelikler yerlerinden sökülerek torba veya gün süreyle 20-25 ºC küçük saksılara dikilir. sıcaklıkta ve % 80 nem olacak şekilde tutularak köklenmesi sağlanır dr. h. zafer can

Fidan yerlerinin işaretlenmesi ve dikim

Küçük saksılarda kışlatılan çelikler ilkbaharda torbalara alınır

Torbalara alınan köklü çelikler sulama, zirai mücadele ve diğer bakım işleri itina ile yapıldıktan sonra ortalanma 16-24 ay içersinde satışa gelir.

dr. h. zafer can

Dikimden önce fidanların geleceği yerler dikim kazıklarıyla işaretlenir. Bu amaçla ilk olarak bir ip alınır. Bu ipin üzeri ağaçlara verilecek aralığa göre işaretlenir. Bundan sonra ip bahçenin üst kenarına düzgün bir şekilde gerilir. Bu hat çekilirken, sıra arası uzaklığın yarısı kadar olmak üzere bahçe sınırından içeriye girilir. İpteki işaret yerlerinin toprak üzerine düştükleri yerlere birer kazık çakılır. Bundan sonra ip kaldırılır ve daha önce çekilen ipe tam dikey gelecek şekilde tarlanın yan tarafına çekilir. Bu kısım da aynı şekilde işaretlenir. Fidanlar dikilmeden evvel budanırlar. Buna dikim budaması denir. Bu budama ile fidanların söküm sırasında ezilen, kopan, yaralanan kökleri kesilir. Birbirinin üzerine gelen kökler çıkarılır. Fidanda eğer dallanma varsa mutedil iklimlerde dikimde, karasal iklimlerde (yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve kar yağışlı iklimler) gözler şişmeden yere bakan ikinci göz üzerinden budanırlar. Bu, fidana ileriki devrelerde istenilen şekli vermeye yardımcı olur. Fidanı yerine dikerken, dikim tahtası daha önce çakılmış olan yan kazıklara oturtulur. Böylece tahtanın ortasındaki oyuk fidanın yeri olur. Fidanın aşı yerinden 10 cm kadar yukarıya gelen kısmı oyuğa çakıştırarak toprak doldurmaya başlanır. Önce üst toprak, sonra da alt toprak çukura doldurulur. Doldurma sırasında ve sonunda, tavsiye edilen dozda gerekli gübre atılır, iyice sıkıştırılır ve hemen sulama yapılır dr. h. zafer can

Genel olarak fidanlar Aralık'tan Mart ayı sonuna kadar dikilebilirler. Kışları çok sert geçmeyen veya toprağın karla örtülü bulunması sebebiyle toprağın derinlerine kadar donmadığı yerlerde sonbahar dikimi yapılır. İlkbaharda yapılacak dikimler bilhassa geç kalınırsa çok tehlikelidir, fidanların tutma oranı düşer.

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

43


23.03.2011

SIRTA DİKİM

dr. h. zafer can

dikimden sonra fidan gövdelerinin sarılarak korunması çok büyük önem taşımaktadır

dr. h. zafer can

dr. h. zafer can

44

Meyve Yetiştirme İlkeleri  

Genel Meyvecilik

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you