Page 1


Yıl: 26 Sayı:311 EKİM 2012 GRUP BAŞKANI H. FERRUH IŞIK İLETİŞİM MAGAZİN GAZETECİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. adına İMTİYAZ SAHİBİ MEHMET SÖZTUTAN GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET KIZIL ahmet.kizil@ihlasfuar.com SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ YUSUF OKÇU yusuf.okcu@img.com.tr EDİTÖR HÜSEYİN AKARSU huseyin.akarsu@img.com.tr SANAT YÖNETMENİ İSMAİL GÜRBÜZ ismail.gurbuz@img.com.tr CONSEPT TASARIM RECEP ÜNAL recep.unal@img.com.tr REKLAM KOORDİNATÖRÜ AHMET ERASLAN ahmet.eraslan@img.com.tr KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ EBRU PEKEL ebru.pekel@img.com.tr HABER SERVİSİ AHMET ERASLAN ahmet.eraslan@img.com.tr DIŞ İLİŞKİLER HAKAN KURT hakan.kurt@ihlasfuar.com MUHASEBE MÜDÜRÜ MÜRSEL GÜRLER muhasebe@img.com.tr ABONE MÜZEYYEN YARAN muzeyyen.yaran@img.com.tr CTP • BASKI İHLAS GAZETECİLİK A.Ş. 29 Ekim Cad. No: 23 34530 Yenibosna / İSTANBUL +212 454 30 00 ADRES 29 Ekim Caddesi No:23 34197 Yenibosna / İSTANBUL Tel.:+212 454 25 00 Faks:+212 454 25 98 www.medikalteknik.com.tr e-mail: info@medikalteknik.com.tr Medikal Teknik Dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. Medikal Teknik Dergisi’nin bütün yayın hakları İletişim Magazin San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. aygın süreli bir yayın olan Medikal Teknik Dergisi ayda bir yayınlanır.

Sağlıkta Markalar Oluşturmalıyız Sağlık Bakanlığı'nın himayesinde, Ege Tıbbi Malzemeciler Derneği, Ege Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası ve EGESİAD tarafından düzenlenen, '1'inci Uluslararası 4'üncü Ulusal Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçileri Kongresi' İzmir'in Çeşme İlçesi'nde gerçekleştirildi. Sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini değerlendirmek, geleceğe ilişkin hedef ve yaklaşımlar koymak amacıyla düzenlenen kongrede dört gün boyunca tıbbi cihaz sektörünün dünü, bugünü ve geleceğe ilişkin projeleri masaya yatırıldı. Tüm Tıbbı Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Kemal Yaz, sektörün hak ettiği yere gelmesi amacıyla yeni yol haritaları belirlemek arzusunda olduklarını belirtti. Kongreye gösterilen ilgi tüm kesimleri memnun etti. Sektörün sorunlarının konuşulup paylaşıldığı bu tarz platformlar her zaman olmalıdır. Aynı masa etrafında konuşulmayan hiçbir sorun çözülemez. Yaşanan sorunların aynı platformdan seslendirilmesi mutlaka faydalı olacaktır. Öte yandan aynı tarihlerde Adana’da Çukurova Tıp Fuarı düzenlendi. Çok sayıda firmanın katıldığı fuar, ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaştı. Verimli geçen fuara ilişkin haberimizi dergimiz sayfalarında okuyabilirsiniz. Kasım ayında sağlık sektörü Almanya’da düzenlenecek olan MEDICA Fuarı’nı takip edecek. Medikal Teknik Dergisi olarak bizlerde bu önemli organizasyonu takip edeceğiz. Sektörden çok sayıda firmanın katıldığı fuar, hem ihracat bazında hem de yeni ürün konusunda önemli bir buluşma platformu olacak. Türkiye’de artan sağlık yatırımlarından en iyi pazar payı elde etmek için ihtiyaç duyulan en kaliteli ürünleri sunmaya çalışan sağlık sektörü, bu organizasyona büyük önem vermektedir. Uluslar arası markaların yeni ürünlerini sergilediği bu fuarda sergilenecek teknolojiler, aynı hızla Türkiye pazarına ulaşacaktır. Türkiye, her alanda olduğu gibi sağlık sektöründe de üretime daha fazla yönelmelidir. Üreterek, hem istihdama katkı sağlanmış hem de yurt dışında kendilerine yeni pazarlar oluşturma imkanı elde edilebilir. Gelecek sayıda buluşmak ümidiyle, Sağlıklı günler.


REKLAM INDEKSİ

icindekiler

08

Sektörün Sorunları ve Çözüm Önerileri Paylaşıldı

68

Kalp Damar Cerrahisinde Endovasküler Sistem Seçeneği

12

Çukurova Tıp Fuarı Sağlık Sektörünü Buluşturdu

80

Kastamonu’ya 400 Yataklı Yeni Hastane

22

İstanbul’a Dev Sağlık Yatırımı

84

Organ Naklinde Büyük Başarı Yakaladı

32

İncekaralar, Olympus Mikroskopi Seminerleri Başarıyla Sürüyor

86

Sağlıkta Self Servis Dönemi Başlıyor

36

Türkiye’nin İlk 4 Sedyeli Ambulans Uçağı Görücüye Çıktı

92

Memorial Lara Tıp Merkezi Açıldı

AKTİF DIŞ TİCARET ...................27 AMAZON.....................................15 AND OUTDOOR .........................73 AR MATBAACILIK ......................93 AYDERSAN ...........................63-65 BETA...........................................49 BETAKON .............................85-84 BEYBİ .........................................61 CARDIAID ...................................25 CEYAO...................................17-19 DESOMED EURO .......................29 DİJİTUR ............................110-111 DOPA............................Ö.K.-41-43 EFORSAN .................................2-3

EKİP............................................67 EKOL ..........................................13 EMS ............................................59 FİLMAT.......................................11 GÖZDE.........................A.K.İ-81-83 İDEAL MAKİNA.........................4-5 İHLAS KOLEJİ ............................97 İNCEKARALAR.............................9 İSTANBUL HEALTH EXPO.......109 KEYHAN .....................................75 KOZA ........................................103 KUZULUK...................................99 MEDICA ......................................89 MES MEDİKAL......................45-47

94

İncekaralar’dan Yeni Nesil Amplitude EEG

96

Acem Medical, Yeniliklerini MEDICA Fuarı’nda Sergileyecek

106

“Hemhâl ve halvet Olmak”

108

Büyüme Engelleniyor mu?

MESİTAŞ ....................................51 METİSAFE ..................................55 MULTİKAN............................77-79 NOYA ..........................................23 NOYA ..........................................39 OĞUZ CEVİZLİ ............................91 PLASTİMED ...............................53 SCA ..........................................A.K. TARTI..........................................71 TRİMPEKS ......................31-33-35 TÜRKİYE GAZETESİ .................101 TÜRKİYE HASTANESİ................95 TÜYAP...............................105-107 ÜZÜMCÜ............................Ö.K.İ.-1


AKTÜEL

Sektörün Sorunları ve Çözüm Önerileri Paylaşıldı 1'inci Uluslararası 4'üncü Ulusal Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçileri Kongresi, İzmir'in Çeşme İlçesi'nde gerçekleştirildi.

S

ağlık Bakanlığı'nın himayesinde, Ege Tıbbi Malzemeciler Derneği, Ege Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası ve EGESİAD tarafından düzenlenen, '1'inci Uluslararası 4'üncü Ulusal Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçileri Kongresi' İzmir'in Çeşme İlçesi'nde gerçekleştirildi. 27-30 Eylül 2012 tarihleri arasında Çeşme Altın Yunus Resort & Thermal Hotel'de düzenlenen kongrenin açılışına Sağlık Bakan Yardımcısı Agah Kafkas, AK Parti İzmir Milletvekilleri Rıfat Sait ve Nesrin Ulema, Çeşme Kaymakamı İnci Sezer Becel, Çeşme Sağlık Grup Başkanı Onur Sabancı olmak üzere SGK yetkilileri ile sektör temsilcileri katıldı.

Sektörün Sorunları ve Çözüm Önerileri Paylaşıldı Sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini değerlendirmek, geleceğe ilişkin hedef ve yaklaşımlar koymak amacıyla düzenlenen kongrede dört gün boyunca tıbbi cihaz sektörünün dünü, bugünü ve geleceğe ilişkin projeleri masaya yatırılacak. İlk gün 'EXPO 2020, Sağlık Turizmi ve Sektörümüze Etkileri, Sağlık Bakanlığının yapısal değişikliği, Sektörde Kümelenme ve Uluslararası İşbirlikleri, Dünyada ve Türkiye'de Sağlık Ekonomisinde Yaşanan Geliş, Sektörel Sorunlar ve Çözüm Önerileri' konularında sunumlar yapıldı.

2023 Toplumsal Bir Hedef Kongrenin açılışında bir konuşma yapan Sağlık Bakan Yardımcısı Agah Kafkas, sağlıkta 2023 hedefinin bir siyasi parti hedefi olmaktan çıkıp toplumsal bir hedef haline gel8 > EKİM 2012


AKTÜEL

Sağlık Bakan Yardımcısı Agah Kafkas

Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası Başkanı Metin Demir

yararlanmanın tüm vatandaşlar için en temel insan hakkı olduğunu vurgulayan Kemal Yaz, "2011 yılı toplam kamu sağlık harcaması 41.5 milyar lira. SGK'nın 2012 yılı bütçesi 43.358 milyar olup, global bütçe kapsamında Sağlık Bakanlığı'na ayrılan ödenek miktarı 16.145 milyar lira. Ancak bu rakamlar içerisinde tıbbi cihaz sektörüne düşen pay oldukça az." dedi.

İlintili Sektörlerle Koordineli Çalışma Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası Başkanı Metin Demir de yaptığı konuşmada, 2023 hedefleri doğrultusunda sanayi envanteri ile insan kaynaklarının net bir şekilde ortaya koyulması ve diğer ilintili sektörlerle koordineli çalışmaların sinerjiye dönüştürüp yaygınlaştırılması durumunda başarıya ulaşacağını belirtti. Tüm Tıbbı Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Kemal Yaz

mesinden büyük bir keyif aldığını belirtti. Kafkas, son 10 yılda gelinen noktanın muhteşem olduğunu ama gidilmesi gereken yere bakıldığında yapılacak daha çok işin olduğunu kaydetti. Kafkas, "Atatürk'ün gösterdiği muasır medeniyetler seviyesi olarak Avrupa Birliği standartlarını alırsak, biz o standartları geçtik. Sağlıkta Avrupa standartlarının üzerinde hizmet sunuyoruz. Dünya Sağlık Örgütü sağlıkta bizi model ülke olarak gösteriyor. Dünyayı iyi takip etmek durumundayız. Ayak uyduramayan ayakta kalamaz. Sektöre ciddi anlamda teşvik geldi. Başarılı olanlara iltifat ederiz, başaramayanlarla yolları ayıracağız. Artık dünyada Türk malı itibarlı mal oldu" dedi.

Hedefimiz Yerli Üretimin Artırılması Tüm Tıbbı Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Kemal Yaz, sektörün hak ettiği yere gelmesi amacıyla yeni yol haritaları belirlemek arzusunda olduklarını belirtti. Yaz, yerli üretimin arttırılması ve sektörde uygulamaya konulacak yeni üretim yöntemleriyle istihdam politikalarına katkı sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Kolay ulaşılabilir ve güvenilir sağlık hizmetinden 10 > EKİM 2012

Sağlık Turizmi İçin Cennet AK Parti İzmir milletvekili Nesrin Ulema, Türkiye'nin, Ortadoğu, Asya ve Afrika'da sağlık cazibe merkezi olduğunu belirtti. Yılda 30 milyonun üzerinde turistin geldiğini kaydeden Uluma, "Sağlık turizmi çerçevesinde Avrupa'nın yaşlı nüfusuna ucuz sağlık hizmeti vermek önemli. Ülkemiz sağlık turizmi için cennet. 2008'de 56 bin kişi yurt dışından sağlık için gelmişken bu sayı 2011'de 156 bin'e çıktı. Üç yılda üç kat yabancı sağlık için ülkemize geldi" dedi.

Kamu Hastaneler Birliği AK Parti İzmir Milletvekili Rifat Sait de EXPO 2015 adaylığında yapılan hataların tekrarlanmayarak, EXPO 2020'nin İzmir'e kazandırılması gerektiğine değindi. Kamu Hastaneler Birliği'nin 15 Ekim'de kararların açıklanacağını ve bunun sağlık açısından bir milat olacağını dile getiren Sait, "Devletle özel sektörün birlikte çalışması ve hastanelerin başına işletmecilerin gelmesi sağlanacak. İki yıl süreyle görev yapacaklar, başarılı olurlarsa iki yıl daha devam edecekler. Sağlık serbest bölgesi kurulması için 6 aday kent var. İzmir de bunlardan biri" dedi.


AKTÜEL

'Çukurova Tıp Fuarı' Sağlık Sektörünü Buluşturdu

4 günlük fuar süresince yurt içinden ve yurt dışından 15 binin üzerinde profesyonel ziyaretçinin beklendiği fuarda, bu yıl yurtdışından Irak, İran, Mısır, Tunus, KKTC, Azerbaycan, Makedonya’dan da ziyaretçiler davet edildi.

12 > EKİM 2012

S

ağlık Bakan Yardımcısı Agah Kafkas, Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık alanında Türkiye’yi ‘rol model’ ülke olarak takdim ettiğini söyledi. TÜYAP Adana Fuarcılık A.Ş. tarafından, Tıbbi Malzeme ve Cihaz Üreticileri Derneği, Çukurova Medikalcılar Derneği ve Adana Sağlık Turizmi Derneği işbirliğinde bu yıl 3.'sü organize edilen; ‘Adana Tıbbi Ürünler, Tıbbi Cihazlar, Hastane Donanımları ve Malzemeleri, Laboratuarı Teknolojisi ve Ekipmanları Fuarı (Çukurova Tıp)’ kapılarını ziyaretçilerine açtı.

TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'ndeki düzenlenen fuarın açılış törenine ise; Sağlık Bakan Yardımcısı Agah Kafkas, Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Zihni Aldırmaz ve AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar'ın yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. Fuarda, tıp sektöründe kullanılan cihaz, malzeme, laboratuar ve hastane donanımları tanıtıldı.

Fuar Yoğun İlgi Gördü Açılışın ardından Sağlık Bakan Yardımcısı Agah Kafkas ve beraberindeki heyet, stantları gezerek ürünler ve çalışmalar hakkında bilgi aldı. Çukurova bölgesinden çok sayıda medikal ürün satan şirketin ve hastanenin katıldığı fuarda, hastane ameliyat cihazları, hastalık teşhisine yardımcı olan aletler, ameliyathane donanımları, acil bakım ve yoğun bakım ekipmanları sergilendi. Tıp sektörünün iki yılda bir Adana’da buluşmasını sağlayan 'Çukurova Tıp Fuarı', aynı zamanda 'Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tıbbi Cihaz Yatırım Fırsatları, Kamu Destekleri ve Pazar Payının Geliştirilmesi Çalıştayı’na da ev sahipliği yaptı.


AKTÜEL Çalıştaya; Sağlık Bakan Yardımcısı Agah Kafkas, Adana Valisi Hüseyin Avni Coş, Adana Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Zihni Aldırmaz ve AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar’ın yanı sıra TÜYAP Adana Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü İlhan Ersözlü, ASTD Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Çelik, TÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Daşçı, Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdür Yardımcısı Mustafa Kuruca ve Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Sadi Sürenkök de katıldı.

Türkiye Sağlıkta Rol Model Ülke Burada konuşan Bakan Yardımcısı Kafkas, Dünya Sağlık Örgütü tarafından, Türkiye’nin sağlık alanında ‘rol model’ ülke olarak takdim edindiğine dikkat çekti. Kafkas, “Türkiye’de uyguladığımız 'Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı nasıl düşündünüz, nasıl başardınız diye soruyorlar. Sağlık Bakanımızı kendi ülkelerine sağlık hizmetlerini anlatmak için, sunum yapmak için davet ediyorlar” dedi. Yapılan yeniliklerle Türkiye’nin yurtdışına hasta göndermek yerine yurtdışından hasta almaya başladığını belirten Kafkas, “Türkiye, tarihinin hiçbir döneminde olmadığı kadar dünya insanlığının dikkatini üzerinde toplayacak bir noktayı yakalamayı başardı. Televizyonda izlediğiniz muhteşem zamanlarda bile her bölgede yoktuk. Atımızın, okumuzun gittiği yere kadar gidebiliyorduk. Ama şimdi iletişimin de yararları var. Bütün dünyanın gözü artık Türkiye’nin üzerinde” dedi. Artık sağlık turizminde 5 milyar dolarlık hedeften bahsedildiğini anlatan Kafkas, “Bu bile tek başına yetecek bir

14 > EKİM 2012


AKTÜEL gösterge. Bugün Arap Baharı’nın yaşandığı ülkelerin tamamına sağlıkta dönüşüm projeksiyonlarını biz ortaya koyuyoruz. Eskiden bizler yerli malı haftaları yapıyorduk. Bu trend devam ederse Ortadoğu coğrafyasında Türk malı haftalarını başkaları gerçekleştirecektir” diye konuştu. Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Zihni Aldırmaz ise “Lokman Hekim’in memleketine hoş geldiniz” diyerek başladığı sözlerinde, bölgenin sağlık turizmine uyun coğrafyada yer aldığını hatırlattı. Kentte nitelikli hastane ve otel sayısının arttığına işaret eden Aldırmaz, sağlık serbest bölgesinin Çukurova'da inşa edilmesinin ülke ekonomisine büyük avantaj sağlayacağını bildirdi. Yerli üretim istenilen düzeyde değil. Sektörde 4 milyar 600 milyon dolarlık ithalata karşın, 500 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Türkiye nüfusunun yüzde 5.07'lik kısmını barındıran Çukurova Bölgesi sağlık turizminin gelişmesine müsaittir. Sağlık sektöründe Adana 87 milyon lira ile üçüncü sırada yer alıyor” diye konuştu.

Sağlık Turizminde Hedef 5 Milyar Dolar AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar da yaptığı açılış konuşmasında, sağlık turizminin pazar payı hakkında önemli bilgiler paylaştı. Ünüvar, “Sağlık ve turizm, bundan 10 yıl öncesine kadar birbiri ile yolları kesişmeyen iki sektör konumundaydı. Sağlık insanların olmazsa olmaz ihtiyacı olan bir sektör iken, turizm ise daha çok kar amaçlı bir faaliyet alanıydı. Ancak 10 yıldır sağlık ve turizm sektörleri birbiri ile kesişiyor. Hatta, bunu sağlık turizmi ve medikal turizmi şeklinde ifade ediyoruz. Dünyada sağlık turizmi denildiği zaman 100 Milyar Dolarlık bir bütçeden bahsediliyor. Değerli bakanlarımız, bu pastanın 5 milyar dolarını ülkemize çekmemiz gerektiğini ifade ediyorlar. Dünyada da sağlık potansiyeli giderek büyümektedir. Beklenen yaşam süreleri artıyor. 2002 yılında müsteşarlık görevine başladığım zaman, ortalama yaşam süresi 69 iken, bugün 73 yaş ortalamasından bahsediliyor. Dolayısıyla daha yaşlı bir nüfus ile karşı karşıyayız. Yaş ortalaması ve refah düzeyinin artmasıyla, sağlıktan daha kaliteli hizmet almamız gerekiyor. Yani insanlar, daha kaliteli sağlık hizmeti almak istiyorlar. Refah düzeyinin artmasıyla vatandaşlar, hem turizm hem de sağlık hizmeti almak için çeşitli ülkelere seyahatler gerçekleştiriyorlar. Bu sebeple sağlık turizmi her geçen gün gelişiyor ve büyüyor. Bu büyüyen pastadan Türkiye’nin de payını artırarak aldığını görüyoruz” dedi.

“Sağlık Gelişmişliğin Bir Göstergesidir” Ünüvar şöyle devam etti: “Adana kendisini çok iyi tanıtamayan bir şehrimizdir. Adana’yı tekrar ayaklandırmanın yollarından biri de sağlık turizmi olacaktır. Daha sonra sağlık turizmi alanında bir dernek kurduk. Dernek kuruluşunun birinci yılının sonunda, yaklaşık 1.300 yurt dışı kaynaklı hastanın Adana’ya gelerek hem tarihi ve turistik güzelliklerini gezdiği, hem de sağlık hizmetlerinden istifade ettiğini gördük. Dünyada sağlık gelişmişliğin bir göstergesidir. Bunun birinci göstergesi anne bebek ölüm oranla16 > EKİM 2012

rıdır. İkinci gösterge, vatandaşların sağlık hizmetine kolaylıkla ve uygun maliyetlerle ulaşabilmesidir. Üçüncü gösterge de vatandaşların sağlık hizmetlerinden memnuniyetidir. Bütün bu veriler, sizin sağlık hizmetlerinizin dünya çapında arttığının bir göstergesi olarak kabul edilmektedir. Geçtiğimiz günlerde Çin’lilerin bir atasözünü gördüm ve paylaştım. Çinliler diyor ki, “Bir nesil ağaç dikerse, diğer nesil gölgede oturur”. Yani, sizden sonra gelecek nesillerin gölgede oturması için ağaç dikmeniz gerekiyor. Adana’da 1.500 yataklı dev sağlık kampüsünün yapımında son aşamaya geldik. Yakın zamanda temelini atıp, 3 yıl içinde tamamlamayı planlıyoruz. Yine 606 yataklı bir Numune Hastanesi hizmet veriyor. Yine Adana Devlet Hastanesi’nin yerine daha nitelikli bir hastane yapılacak. Ardından Ceyhan 250 yataklı ve Kozan’a 200 yataklı hastanelerin yapım işi başlamak üzeredir. Yine Karataş’ta 75 yataklı bir hastanemiz hizmet veriyor. Biz, bizden sonra gelecek nesillerin gölgede oturması için ağaçlar dikmeye devam edeceğiz”

Çeşitli Paneller Düzenlendi Çalıştayın ardından, 'Yatırım, Üretim ve Kamu Destekleri' ile 'Yerli Üretimin İç ve Uluslararası Pazar Payının Geliştirilmesi' panalleri düzenlendi. 4 günlük fuar süresince yurt içinden ve yurt dışından 15 binin üzerinde profesyonel ziyaretçinin beklendiği fuarda, bu yıl yurtdışından Irak, İran, Mısır, Tunus, KKTC, Azerbaycan, Makedonya’dan da ziyaretçiler davet edildi.


AKTÜEL

Dünya Türk G Buluşlarını Konuşuyor

loballeşen Dünya; hemen hemen her gün yeni bir buluşa, akıllarda ‘ buda olur mu’ dedirten icatlara şahit olurken ve patent ihlallerinden dolayı açılan milyonlarca dolarlık davalar hızla artarken, Türk bilim adamlarının insan hayatına değer veren buluşları bu süreçte göğsümüzü kabartmaya devam ediyor. Daha önceki yıllarda HIV/AIDS tedavisi üzerine yaptığı başarılı çalışmalardan dolayı dünyayı değiştirecek 35 bilim adamı arasında gösterilen Dr. Utkan Demirci’nin yumurtalık kanserinin erken teşhisi için idrar testinden sonra, Doç. Dr. Tan İnce’nin kanser tümörü ile ilgili buluşu da konuşulmaya devam ediyor.

Türk bilim adamları, insanlık için yaptıkları ABD Patent Ofisi’nden Patent Onayı Patent Ofisi, Doç. Dr. Tan İnce’nin, kanser tümörübuluşlar ile dünya ABD nün laboratuvar ortamında büyümesini sağlayan “ Horgündeminde mon uyumlu doku kültürü sistemi” adlı buluşuna patent Hastadan alınan tümör hücreleri laboratuvar ortakonuşulmaya ve verdi. mında büyütülerek ilaçlarla olan etkileşimleri inceleneülkemizin ismini cek ve binlerce ilaçla olan uyumu test edilebilecek. Bu duyurmaya devam sayede hastanın kendi tümörü üzerinde en etkin olan ilaçlar ile kanser savaşı verilecek. ediyor. Acar Patent Genel Koordinatörü Rüştü Gümüş, Türk insa-

nının kendisine verilen imkânlar sonucunda ne denli başarılı olduğunu gözler önüne seren bu örneğin insanlarımıza daha fazla yenilikçi ve gelişimci fikir alanı açmamız ve şartların iyileştirilerek ülkemizin geleceği açısından çok önemli olan patent ve inovasyon bilincinin ülkemizde yaygınlaştırılmasının teşvik edilmesi açısından çok olumlu olduğunu belirtti.

18 > EKİM 2012


AKTÜEL

Sağlık Sektörü, 4.500 Personel Arıyor

Sağlık turizmi, yeni yatırımlar ve Anadolu’da büyüme politikaları; sektörü o kadar genişletti ki, önümüzdeki dönemde eleman açığı bekleniyor

20 > EKİM 2012


Y

eni yatırımlarla büyümesini sürdüren sağlık sektöründe iş ilanları da iki katına çıktı. “Yenibiris.com”un hazırladığı verilere göre önümüzdeki dönemde sektörde 4 bin 500 kişi daha istihdam edilecek. Başta hemşireler olmak üzere nitelikli eleman açığının yıllardır devam ettiği sağlık sektörü, TÜİK verilerine göre de işsizliğin en az olduğu sektörler arasında bulunuyor. Kurumun verilerine göre sektörle ilgili eğitim görmüş kişilerin yaklaşık yüzde 4’ü işsiz. Rakip kuruluşlara veya kamuya geçiş yapmak isteyen nitelikli çalışanlar, çalışan devir oranını artıran faktörler arasında. Devlet kurumlarının daha az iş yükü ve iş garantisi sunması ise çalışanlar için cezbedici nitelikte. Sistem değişikliği yaşayan sektörde yaklaşık 700 bin kişi çalışıyor. Sağlık turizmi, yeni yatırımlar, kurumların Anadolu’daki büyüme politikaları istihdamı artırıyor. İş ilanları 2012’nin ilk 6 ayında, geçtiğimiz yılın son 6 aya göre yüzde 117 oranında arttı. İş arayanların da sağlık sektörüne ilgisi büyük oranda yükseldi. Bu yılın ilk 6 ayındaki başvurular, yine bir önceki 6 aylık dönemle kıyaslandığında yüzde 133 oranında arttı. Başvurularda en çok ilgi hasta danışmanı ve muhasebe elemanı pozisyonlarına oldu. En çok aranan pozisyonlar ise hemşire, hasta danışmanı, acil tıp teknisyeni, ameliyathane hemşiresi ve anestezi teknisyeni olarak gerçekleşti. Sektörde parlayan yeni alanlar ise şöyle sıralanıyor, “Sağlık işletmeciliği, uluslararası pazarlama yöneticiliği, satış temsilcisi, yurtdışına yönelik idari pozisyonlar, proje yöneticiliği, medikal muhasebe, tıbbi sekreterlik, destek hizmetleri...” Ayrıca sektörde çalışanları işte tutmak ve kuruma çekebilmek için ücret skalalarında son 2 yılda yüzde 100’lere varan artışlar oldu. Sektör temsilcilerine göre özel hastaneler, sağlık çalışanı bulmakta zorlanıyor. Bunun en büyük sebebi ise kamudaki kadro açığı. Sağlık çalışanları, iş yükü daha az olduğu ve güvencesi daha yüksek olduğu için kamu hastanelerini tercih ediyor.

Yeni Yatırımlar Hareket Getirdi Şirketler arasındaki birleşmeler, yeni yatırımlar ve kurumların organizasyonlarını yenilemesi sağlık sektöründeki hareketliliği artırdı. Sektörde özellikle orta kademe sağlık yöneticisi pozisyonlarında ciddi açık var. Ayrıca satış ve pazarlama temsilcileri ile idari pozisyonlarda eleman ihtiyacı bulunuyor.

meydana getirdi. Tatil turizmi ile karşılaştırıldığında sağlık turizminde kişi başı gelir 12 kat daha fazla. Türkiye’nin hem kaplıcaları hem de ucuz ve kaliteli sağlık hizmetleri bir araya gelince 2023 yılında 10 milyar dolar hedefine ulaşması yakın görünüyor. Sağlık turizmi açısından Türkiye’nin henüz istenilen yerde olmadığını belirten Turistik Otelciler, İşletmeciler ve Yatırımcılar Birliği (TUROB) Başkanı Timur Bayındır, “Eskiye göre çok iyi yerlerdeyiz. Yatak kapasitemiz olsun, özel hastanelerimiz olsun, doktorlar olsun iyi durumda. Ayrıca Türkiye cerrahi müdahalede diğer ülkelere göre daha ucuz. Mesela bir burun ameliyatı yurt dışında 10 bin dolar ise bizde 7 bin TL. Ancak tanıtım ve pazarlamaya ihtiyacımız var. Benim tavsiyem gittiğimiz fuar için gittiğimiz ülkelerde özel hastaneler de katılmalı ve pazarlama artmalı” dedi.

Kronik Hastalıklar Bütçeyi Vuruyor Hacettepe Üniversitesi ve Kronik Hastalıklarla Mücadele Ortaklığı (PFCD) iş birliğiyle hazırlanan “Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm: 21. Yüzyıl Fırsatları” başlıklı araştırma, kronik hastalıkların ülke ekonomisini nasıl sarstığını ortaya koydu. Uluslararası bir uzman ekip tarafından yapılan çalışmaya göre, daha iyi kronik hastalık önleme ve yönetim stratejileri Türkiye’nin ekonomisine yüzde 10 oranında katkı yapabilir. Araştırmadaki analizlere göre, kalp hastalıkları, felçler, tip 2 diyabet ve tedavi edilebilen depresyon gibi ruh sağlığı sorunları sebebiyle Türkiye yıllık gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) yaklaşık yüzde 8 ile 10’una karşılık gelen bir parayı kaybediyor. Araştırmayı yürüten ekipten Prof. Dr. Mehtap Tatar, yüksek tansiyon ve yüksek kolesterol gibi hastalıkların sebeplerini ortadan kaldırmaya yönelik daha etkin tedbirler alınabileceğini söyledi. The UCL School of Pharmacy İlaç ve Halk Sağlığı Politikaları Öğretim Üyesi Prof. Dr. David Taylor da “Türkiye’nin aile hekimliği hizmetleri yoluyla birinci basamak sağlık hizmetlerinin kapsamını genişletmek ve rasyonel ilaç kullanımı ile sağlıklı yaşlanmayı teşvik eden çalışmalarına hız kazandırabilirse gelecekte bu çabalardan milli gelirinin yüzde 10’u kadar bir fayda edebilir” dedi.

Sağlık Turizminde Hedef 10 Yılda 10 Milyar $ Gelir Son bir yılda 400 bin turistin sağlık turizmi için Türkiye’yi tercih etmesi sektörü daha büyük hedeflere sevketti. Sektörde planlar önümüzdeki 10 yıllık dönemde 1 milyar dolar olan geliri 10 milyar doların üstüne çıkarma üzerine yapılırken, tek eksik tanıtım ve pazarlama. Türkiye’nin sağlık turizminde potansiyelini fark etmesiyle yatırımlar artarken, gelen turist sayısı da hızla artıyor. Kaplıcaları ile dünyada ilk 10 ülke içinde, Avrupa’da ise birinci sırada yer alan Türkiye’ye 2012 yılında 400 bin kişi sağlık turizmi için gelirken, 1 milyar dolarlık bir ekonomi EKİM 2012 > 21


AKTÜEL

Dev Sağlık Yatırımı Medipol Üniversitesi Hastaneler Kompleksi, eğitim-araştırma hastanelerinin uzmanlığı ve özel hastanelerin hizmet kalitesini birleştirerek sunacak.

22 > EKİM 2012

T

ürkiye’nin en büyük özel sağlık yatırımı olma özelliği taşıyan Medipol Üniversitesi Hastaneler Kompleksi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı bir törenle açıldı. 470 yatak kapasiteli Medipol Üniversitesi Hastaneler Kompleksi, Türkiye’nin ilk Vakıf - Üniversite hastanesi işbirliği modeliyle hastalarına, eğitim-araştırma hastanelerinin uzmanlığını ve özel hastanelerin hizmet kalitesini birleştirerek sunacak. “Burada Hayat Var” sloganı ile resmi açılışı yapılan hastane, tek çatı altında toplanan 4 ihtisas hastanesi ve hepsi alanlarının uzmanı akademik kadrosuyla, tüm sosyo - ekonomik gelir grubundaki vatandaşlara hizmet verecek.

Törene, 2 Binden Fazla Davetli Katıldı Medipol Mega Hastaneler Kompleksi’nin İstanbul - Bağcılar’daki merkezinde gerçekleştirilen açılış töreninde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanı sıra, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar da katılım gösterdi.Ayrıca, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ile idari - mülki erkan da törende hazır bulundu. Birçok üniversitenin rektörü ve iş dünyasından isimlerin de aralarında bulunduğu 2 binden fazla davetlinin yer aldığı açılış törenine, çevre bölgelerden de çok sayıda vatandaş katıldı.


AKTÜEL

Türkiye’nin Sağlık Reformlarını Anlattı Hastane açılışında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin sağlık alanından yaptığı reformları anlattı. Geçmişte Türkiye’nin sağlık alanında pek çok sıkıntılarının olduğuna dikkat çeken Erdoğan, “Hükümete geldiğimiz 2002 yılında Türkiye’de toplam ambulans sayısı 617 idi. Bunların çoğu da gerekli iç donanımdan yoksundu. Bugün ülkemizde 2 bin 832 ambulansla vatandaşlarımıza hizmet veriyoruz. 17 helikopter ambulans da ülkemizin dört bir yanında vatandaşımıza hizmet veriyor. 3 tane de jet ambulans, 4 deniz ambulansı, 224 kar paletli ambulansla vatandaşımızın yanındayız. Biz sağlıklı bir nefesi devlete değişen bir ecdadın torunlarıyız. Bir sağlıklı nefesin bedeli olamaz. Buna dikkat edeceğiz. Önce devlet değil önce insan diyeceğiz” diye konuştu.

Şehir Hastaneleri Geliyor Sağlıkta köklü bir değişim sürecinin yaşandığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, Türkiye İstatistik Kurumu’nun

24 > EKİM 2012

araştırmalarına göre sağlık hizmetlerinden memnuniyet oranının yüzde 39.5’dan yüzde 76’ya ulaştığını kaydetti. Erdoğan, şehir hastaneleri ile birlikte sağlıkta yeni bir modele geçileceğini vurgulayarak, “Şehir hastanelerinde artık cadde ortasında sedyede taşınan hasta görmeyeceksiniz. Hepsi birbirine bağlı dev şehir hastaneleri olacak. 1 milyon metrekare alan gibi büyük alanlar üzerinde, gayet modern şekilde ileri teknoloji ile donatılmış hastanelerimiz ile birlikte yatak sayımız inşallah 43 bin 200 adet artacak. 2023 yılında sağlık alalındaki hedeflerimize ulaşacağız” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin Özel Sağlıkta En Büyüğü 100 bin metrekare kapalı alanı ve 470 yatak sayısıyla Türkiye'nin en büyük özel sağlık kompleksi olan Medipol Üniversitesi Hastanesi, akıllı bina teknolojisi ve ileri tıbbi donanımı ile hem ulusal, hem de uluslararası sağlık sektörünün yeni referans merkezi olma hedefiyle faaliyete başlıyor. İhtiyaç duyulacak tüm sağlık hizmetlerini baştan


AKTÜEL

sona bir arada sunacak olan hastane, sadece Türkiye’den değil, tüm dünyadan hasta kabul edecek.

Dört Hastane Bir Arada Medipol Üniversitesi Hastaneler Kompleksi, biri genel hastane, diğerleri; Onkoloji, Kalp-Damar Cerrahisi ve Ağız ve Diş Hastalıkları Hastanesi olmak üzere 4 ihtisas hastanesinde; 470 yatak kapasitesi, 25 ameliyathane ve 126 yoğun bakım yatağı ile hizmet verecek. Türkiye’nin en fazla branş sayısına sahip özel sağlık yatırımı olan kompleks, kongre merkezi, araştırma laboratuarı, heliport alanı ve 5 katlı kapalı otoparkı ile ülkemizin en kapsamlı özel sağlık yatırımı olarak hizmet verecek.

Tıbbi Donanımı, Teknolojik Altyapısı Ve İyileştiren Mimariyle Öne Çıkıyor Hastaların kendilerini iyi hissedecekleri “iyileştiren modern mimarisi” ve özgün peyzaj ile de farklılaşan Medipol Üniversitesi Hastaneler Kompleksi, tıbbi donanımı ve teknolojik altyapısıyla öne çıkıyor. Türkiye’nin en iyi tıbbi donanımına ve teknolojik altyapısına sahip özel hastanesi konumundaki kompleks, dünyanın en son teknolojik altyapı üzerine kuruldu. HIFU teknolojisi, robotik cerrahi, hastaların ilaç seçimi, kontrol ve tesliminde kullanılan Pyxis’ın yanı sıra, hastanede ameliyathaneler de yeni nesil standartlara göre, kamera altyapısı üzerinden ve uzaktan erişilir kılındı. Ayrıca, Medipol Üniversitesi Hastaneler Kompleksi’nde yer alan MR, flash kardiyak CT, tomografi, mamografi, röntgen, anjiyo, ultrasonografi, PET ve SPECT gibi tıbbi cihazlar ileri teknolojinin son örneklerinden seçildi. İstanbul Bağcılar’da, TEM Avrupa Otoyolu üzerinde, Göztepe çıkışındaki lokasyonuyla, ulaşımın kolayca sağlandığı 26 > EKİM 2012

komplekste, ambulans uygulamasına ek olarak, Türkiye’de bulunan en ağır helikopteri taşıyabilecek statikte inşa edilen heliport üzerinden, yurtiçi ve yurtdışından acil hasta transferleri gerçekleştirilebilecek.

Dr. Koca: “Medipol, sağlık sektöründe iftihar vesilesi olan bir sağlık yatırımıdır.” Medipol Eğitim ve Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Fahrettin Koca, törende yaptığı konuşmada, sağlık sektöründe iftihar vesilesi olan bir hastane yatırımını ülkemizin hizmetine sunmanın büyük gururu ve heyecanını yaşadığını söyledi. Ülkemizde, son dönemlerde gerçekleştirilen sağlık reformlarını, sektörün kapılarını halka olduğu kadar, uluslararası alana da açan önemli bir hamle olarak değerlendiren Dr. Koca, “Bugün hep birlikte attığımız bu adım, bu büyük hamleyi oluşturan zincirin önemli bir halkasını oluşturmaktadır” dedi. Medipol Üniversitesi Hastaneler Kompleksi’ni özel sektör dinamizmiyle akademik birikim ve güvencenin kucaklaştığı, aynı zamanda ‘modern teknoloji ile insani yaklaşımın buluştuğu’ bir mekân olarak tanımlayan Dr. Fahrettin Koca, sözlerine şöyle devam etti: “Medipol Üniversitesi Hastaneler Kompleksi, İstanbul ve bölgesindeki bütün vatandaşlara hizmet vermeyi hedefleyen yaygın hizmet yelpazesi yanında, alanında zirve yapmış kadroların özelleşmiş hizmetleriyle birlikte ‘mükemmellik merkezi olma’ kararlılığında olan bir müessesedir. Burada vakıf ruhu ile özel sektör dinamizmi birleşmiştir. Buna eğitim idealimizi kattığımızda, üstlendiğimiz sorumluluk, daha yukarılara yükselmektedir.” Toplumun sağlığını önceleyen atılımlarının yanı sıra, orta öğretimden yükseköğretime, eğitim kurumları ile yarının


AKTÜEL önderlerini yetiştirmeye talip olduklarını vurgulayan Dr. Fahrettin Koca “Biz, 15.000 öğrenci kapasiteli kampüsümüzü kısa sürede tamamlamayı umuyoruz. Üniversitemizde bilginin yeni nesillere aktarımı ile yetinmeyip, bilgi üretecek, kapsamlı araştırma laboratuarları kuruyoruz. Bu müesseseleri insan odaklı bir anlayışla hayata geçirmeyi, ülkemizin omuzlarımıza yüklediği bir sorumluluk olarak görüyoruz” diye konuştu.

“Yurt Dışına Giden Beyinlerin Dönüşü İçin De Cazibe Merkezi Olacak” Ülkemizin sağlıkta geldiği düzeyin bugün artık yurt dışında tedavi arayışlarını çoktan unutturduğuna işaret eden Dr. Fahrettin Koca, hastanelerin kapılarının yurt dışına açıldığı ve bir sektör olarak sağlık turizminin tartıştığı bugünlerde, Medipol Üniversite Hastaneler Kompleksi’nin, bu alanda öncü kuruluşlardan biri olmaya aday olduğunu vurguladı. Dr. Koca, konuşmasını şöyle tamamladı: “Medipol Üniversite Hastaneler Kompleksi, sadece Türkiye’ye değil, tüm dünyaya hizmet verebilecek teknik donanıma, kapasiteye, bilimsel bilgi ve deneyime sahip bir sağlık kompleksidir. Yurt dışından gelecek hastaların yanında, yurt dışına yitirdiğimiz beyinlerin dönüşü için de cazibe merkezi olmaya adayız.”

Sayılarla Medipol Üniversite Hastaneleri Kompleksi 4’lü hastane kompleksi (Genel Hastane, Onkoloji Hastanesi, Kalp Damar Cerrahisi Hastanesi, Diş Hastanesi) 470 yatak kapasitesi 126 yataklı yoğun bakım ünitesi (Genel Yoğun Bakım,

28 > EKİM 2012

Koroner Yoğun Bakım, KVC Yoğun Bakım, Yenidoğan Yoğun Bakım) 25 ameliyat salonu 100 bin m²’lik kapalı alanı (yaklaşık) 26 bin m²’lik 5 katlı otoparkı

Tıbbi Donanım 3 Tesla Magnetik Rezonans (MR) 1,5 Tesla Magnetik Rezonans (MR) 256 Kesit Bilgisayarlı Tomografi (BT) 16 Kesit Bilgisayarlı Tomografi (BT) Spect/CT Pet/CT HIFU (Türkiye’de myom tedavisinde ilk) Robotik Cerrahi (Üroloji, Kalp Cerrahisi, Kadın Hastalıkları ve Genel Cerrahi) Bi-Plan Anjiyo Mono-Plan Kardiyak Anjiyo Kardiyak Spect/CT Kardiyak Ultrasonografi Radyoterapi Tedavi Sistemi 3 D Ultrasonografi 4 D Ultrasonografi Renkli Doppler Ultrasonografi Dijital Röntgen C Kollu Röntgen Floroskopi Panoramik Röntgen Dijital Mamografi Kemik Dansitometresi ESWL


AKTÜEL

S

Sağlık Çalışanlarına Ünvan Değişikliği Sınavı Müjdesi

ağlık Bakanı Recep Akdağ, Sağlık-Sen'in "unvan değişikliği sınavının yapılması" talebine ilişkin, sınavın 2013'te yapılacağı müjdesini verdi. Sağlık-Sen Olağanüstü Genel Kurulu’nda yeniden genel başkan seçilen Sağlık-Sen Genel Başkanı Metin Memiş, yeni yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ'ı ziyaret etti. Bakan Akdağ'ın "hayırlı olsun" temennisinde bulunduğu görüşmede, sağlık çalışanlarının sorunları ve talepleri de değerlendirildi.

Sağlık Bakanı Akdağ, Unvan Değişikliği Sınavının 2013 yılında yapılacağı müjdesini verdi.

Sağlıkta dönüşüm programı çerçevesinde bakıldığında yeni teşkilat yasasının çalışanlar açısından pek çok sorunu beraberinde getirdiğini belirten Memiş, sağlık çalışanlarının politika belirleyicilerden bir an önce bu sorunlara çözüm getirmesini beklediklerini kaydetti. Memiş, konuyla ilgili sahadan kendilerine yasa ile ilgili sorunlar ve taleplerin geldiğini ve bu talepleri Bakan Akdağ'a ilettiğini belirtti.

2013 Yılı İçinde Yapılması Planlanıyor Bugüne kadar kamu hastane birliklerinde oluşabilecek sorunları birçok kez dile getirdiklerine dikkat çeken Memiş, emeğin değer olarak görülmediği hiçbir sistemin başarılı olamayacağını vurguladı. Memiş, şu andaki sistemde böyle bir anlayışın hakim olduğunu belirterek, çalışanların motivasyonunu sağlayacak, geçmişten gelen eşitsizlikleri giderecek bir iradenin ortaya konulmasını önemsediklerinin altını çizdi. Kamu çalışanlarının beklediği ikincil mevzuatın bir an önce çıkarılması gerektiğini vurgulayan Memiş, ancak bu mevzuatın çalışanların karşısına sorunlar yumağı şeklinde çıkartılmaması gerektiğini kaydetti. 30 > EKİM 2012


AKTÜEL

İncekaralar, Olympus Mikroskopi Seminerleri Başarıyla Sürüyor İncekaralar, benzersiz görüntülerin yer aldığı Olympus Mikroskopi seminerlerine devam ediyor.

i

ncekaralar A.Ş. tarafından düzenlenen eğitim seminerleri tüm hızıyla sürüyor. Mayıs ve Haziran aylarında çeşitli bölgelerde gerçekleştirilen Olympus Mikroskopi Seminerleri, katılımcılar tarafından yoğun ilgi gördü. 22 Mayıs Gönlüferah Otel Bursa, 29 Mayıs Doubletree by Hilton Ankara, 01 Haziran Masel Hotel Adana, 05 Haziran Taksim Point Hotel İstanbul ve 25 Eylül Divan Hotel Asia İstanbul’da düzenlenen seminerlerde, mikroskop ve kontrast yöntemleri, floresan mikroskopi yöntemleri ve ileri görüntüleme teknikleri katılımcılar ile paylaşıldı. Sağlık ve endüstri alanından çok sayıda kişinin yer aldığı seminerlerde, laboratuvar ve klinik mikroskopisinde çığır açan Olympus BX43/BX46/BX53 serisi mikroskoplar, biyolojik uygulamalarda kullanılan CX2 serisi mikroskop sistemleri ve dijital kameralar ile detaylı uygulamalar gerçekleştirildi.

Mikroskopide Çığır Açan Standart Olympus BX43/BX46/BX53 serisi mikroskopların ergonomik tasarımı, uzun süreli çalışan operatörün sezgisel olarak hızlı bir şekilde yerleşim planı yapmasına, etkili bir incelemede bulunmasına ve görüntü almasına olanak sağlayarak beklentilerin ötesinde rahatlık sunuyor. Kolay ve verimli bir operasyon sağlayan Olympus BX43 sistem mikroskobu, 20.000 saat LED aydınlatma sistemi ile ışık yoğunluğunu en iyi şekilde yöneterek parlaklığı kontrol eder. Ayrıca, kondansatörü değiştirmeden ya da üstteki

32 > EKİM 2012


AKTÜEL Yüksek Kaliteli Floresan Görüntülemeyi Destekleyen Tasarım Olympus DP73

merceği hareket ettirmeden objektif büyütme oranını 2x‘den 100x’e getirmek mümkündür. Olympus BX43 sistem mikroskobunda, ergonomik gözlem tüpleri ve lamları da dahil, modül ünitelerinin çeşitli biçimlerde dizilmesi sayesinde, bireysel uygulamalar için uyumludur. Geliştirilmiş kullanıcı rahatlığı ve verimli operasyon sağlayan Olympus BX46 klinik mikroskop, ergonomik tüp bakış pozisyonunda rahatlık sağlarken, ışık yoğunluğu yöneticisi parlaklık ayarını seçili objektifin özelliklerine uygun ayarlar. Basit parmak dokunuşları ile hızlı bir şekilde tarama yapıldığından operatör yorgunluğu azalır. Gözlem metoduna uygun ileri düzey modülerlik sağlayan Olympus BX53 sistem mikroskobu, aydınlık alan gözlemi için modüler parçalarla yapılan entegrasyonlara ek olarak, floresan, faz kontrastı, polarizasyon ve karanlık alan gibi diğer çeşitli modüler üniteler de, ölçeklenebilirliği artırmak için kullanılabilir. BX53, merkezi olarak yerleştirilen ışık yoğunluğu göstergesi ve her iki elle de çalıştırılabilen floresan shutter ile yerleştirmede maksimum esneklik sağlayacak şekilde tasarlandığı için, isteğe göre uyarlanabilen kontrol yerleşimi sağlıyor. ECO fonksiyonu sayesinde lamba ömründen kazanç sağlanıyor.

DP 26 ile Olağanüstü Detaylarda Aydınlık Alan Görüntüleri Yakalayın 5 megapiksel CCD ile donatılmış DP26 ile 2448 x 1920 piksel çözünürlüğe kadar keskin ve berrak görüntüler elde edilebiliyor. Görüntüler düşük büyütmelerde genişletilmiş olsa bile, ince detaylar kaybolmadan belirgin olarak görüntülenebiliyor. Renk profili doğal renkleri içeren DP26 ile renklerdeki küçük farklılıklar bile ayırt edilebiliyor. Numuneye çıplak gözle baktığınızda gördüğünüz renkler ile DP26’da gördüğünüz renkler arasında fark olmuyor. DP26’da renk kayması olmadan gerçek zamanlı görüntüler almayı kolaylaştıran progresif tarama ve hızlı görüntü yakalama özellikleri bulunuyor.

34 > EKİM 2012

Olympus’un amiral gemisi yeni dijital kamera DP73, aydınlık alan görüntülemeden floresan görüntülemeye kadar 17.28 megapiksel benzersiz çözünürlükte görüntüleme olanağı sağlıyor. Düşük büyütmelerde mikro yapıların gözlemlenmesini engelleyen sahte renk ve dalgalanma gibi bozulmaları azaltmak ve çözünürlüğünü artırmak için algoritmaları kullanan Olympus’un yeni ince detaylı işlemleri sayesinde Adobe RGB’yi destekleyen DP73 ile renklerin aslına sadık kalarak mükemmel kalitede görüntüler elde edilebiliyor. Floresan görüntüleme sırasında, DP73 ISO1600’e eşdeğer yüksek hassasiyeti sayesinde zayıf floresan sinyallerini ayırt ederek “Piksel Kaydırma / Fotoğraf Beyazlatma” fonksiyonu ile renk tonlarını otomatik olarak düzeltiyor. Olympus, tüm floresan ayna üniteleri için yüksek performanslı özel filtreler kullanıyor. Floresan aydınlatıcılar aynı anda sekiz adet filtre taşıyabilmekte ve böylece çoklu boyalı numunelerden kesintisiz görüntü alınabiliyor. Yüksek performanslı filtreler sayesinde verimli, parlak ve düz floresan gözlemler yapılıyor.

Sonsuza Düzeltmeli Optik Sistemler ile Daha Yüksek Performans Olympus CX2 serisi mikroskoplar, yeni UIS2 sonsuza düzeltmeli optik sistemi ile tıp ve eğitim alanında dünya çapında bir başarıya sahip. Üstün görüntüleme ve güvenli işlem yaparak her ortamda kullanılabilen, sınıfının en iyi görüntü netliğini sağlayan CX21 biyolojik mikroskoplar, UIS2 optik sistemi ile donatılmıştır. CX21’in yüksek yoğunluklu halojen lambası, net ve sabit aydınlatma sağlıyor. Ayrıca, abbe kondansatör üzerinde, her objektif için açık bir şekilde belirtilen en uygun apertür durma konumu, yüksek çözünürlüklü ve yüksek kontrastlı görüntü sağlıyor. CX21 biyolojik mikroskoplarda netleştirme konumu, numunenin değişmesi halinde yeniden odaklanmayı sağlayacak şekilde kilitlenebiliyor. CX31 biyolojik mikroskoplar, optik performansın yanında uygun maliyet etkinliği sunarak gözlemlerde çok sık kullanılan 10x ve 40x objektifler, düzeltilmiş alan karşılaştırılması ile sınıfındaki mikroskoplar içerisinde en iyilerin arasında yer alıyor.


AKTÜEL

Türkiye’nin İlk 4 Sedyeli Ambulans Uçağı Görücüye Çıktı

36 > EKİM 2012

S

ağlık Bakanlığı, ambulans uçak filosuna 4 sedyeli uçak ambulansını da dahil etti. Türkiye’nin ilk 4 sedyeli ambulans uçağı konforuyla dikkat çekti. Ambulans uçağın tanıtımını yapan Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Ali Coşkun, Türk ambulanslarının jandarma ve güvenlik güçlerinin talepleri üzerine Suriye sınırından yaralı getirdiklerini belirterek, bir üst merkezde tedavisine devam edilecek hastaların getirildiğini, bunun da insani bir yardım olduğunu söyledi. Türkiye’nin ilk 4 sedyeli ambulans uçağını Ankara Esenboğa Havalimanı’nda tanıtan Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Ali Coşkun, Türkiye’nin 2001 yılı itibariyle komuta kontrol merkezlerine acil vaka talebinde bulunan 82 milyon 600 bin üzerinde çağrı geldiğini ve bu çağrıların yaklaşık yüzde 10’unu olan 8 milyon 260 bininin acil hizmetlere


yönelik olduğunu kaydetti. 2011 yılı için 2 milyon 680 bininin karşılandığını belirten Coşkun, her sene önemli gelişme kaydettiklerini ve gelecek yıl 3 milyon 300 binin üzerinde vakayı taşımayı beklediklerini ifade etti. Ambulans filosunu çok hızlı bir şekilde artırdıkları ve bunlara sürekli yenilerini eklediklerinin altını çizen Coşkun, bin 800 üzerinde istasyonda 2 bin 800 ambulansla bu hizmeti sunduklarını belirtti.

“Obezlere Yeni Ambulanslar Geliyor” Yeni araç filosuna 224 kar paletli ambulans, 20 tane karı küreyerek açan ambulans, 52 adet motosiklet ambulans ve 35 adette aynı anda birden fazla yaralıyı taşıyabilen ambulansı eklediklerini ifade eden Coşkun, “Bu sene için bu alımları arttırdık ve 454 civarında bir sağlık aracı da guruba dahil edilecek. Bunlar yaklaşık 300 civarında ambulans, 75 paletli, 20 adet çok yaralı taşıyabilen ambulansla birlikte çok daha güncel olan, günümüzde çok sık yaşadığımız ve yurt dışında da ülkemize getirdiğimiz, sağlık turizmi anlamında da giderek önem kazanan, yoğun bakımdan hariç obez ambulans tanımında giderek yaygınlaştırıyoruz. Ülkemizde Sayın Bakanımızın da (Sağlık Bakanı Recep Akdağ) sık sık bahsettiği gibi ayaktan gıda tüketimiyle hızla kilo alan obeziteye giden hareketsiz bir toplum olmaya başladık. Aslında bunun tedbiri bunu önlemek. Bakanlığımızın ilgili birimleri bununla ilgili çalışıyor. Bizim de vazifemiz bütün bunlara rağmen obez olanları taşıyacak ambulans ve donanım kapasitesi oluşturmak. Bu amaçla da yeni obez ambulansları oluşturmaya çalışıyoruz. Yut dışından ülkemize obez vakası getireceğimiz zaman bu obez vakaları bir yerden bir yere taşıyacak o yükü ve ağırlı yaklaşık 400-300 kilo civarında bu insanlar, onu kaldıracak sedye yapısı bile henüz mümkün olmuyor. Bu yüzden ülke olarak keşke olmasa dediğimiz obez vatandaşlarımız ve obezliği önleme adına acil sağlık hizmetlerinde tedbir alıyoruz. Bütün acil sağlık ambulanslarını da giderek yaygın bir şekilde ülke hizmetine sokacağız” diye konuştu.

“Helikopter Ambulanslarla 13 Bin 114 Vaka Taşındı” Hava ambulanslar hakkında da bilgi veren Coşkun, hava ambulans sistemine ilk olarak helikopterlerle başladıklarını kaydetti. 28 Ekim 2008’de başlanan helikopter ambulans uygulamasında 13 bin 114 vaka taşındığını belirten Coşkun, konuşmasına şöyle devam etti: “Helikopterler 84 vakada organ nakli için görev almıştır. Bu vakada birinci sırada kalp ve damar sistemini ilgilendiren hastalıklar, ikinci sırada travma ve üçüncü sırada yüzde 11’le yeni doğan yer almıştır. Uçaklara baktığımızda bu oran bir miktar değişmektedir. Birinci ve ikinci sıra değişmemekle birlikte yine birinci sırada yüzde 42’yle uçaklarda kalp ve damar sistemi hastalıkları, ikinci sırada travmalar ve üçüncü sırada yüzde 11’le yanık almaktadır. Yani uçaklarımız açıkçası yanık vaka taşımada biraz daha ön plana çıkmış durumda. Uçak ambulanslarımız ilk kez 16 Nisan 2010’da göreve başlamıştır. İlk göreve başlamada bir adet pervaneli, ikincisi ise jet motoru ile çalışan olmuştur. Toplam iki uçakla göreve başlanmıştır. Bu süreç içerisinde 4 yaralı taşıyan ambulans uçağımız hizmete girdi. 27 Ağustos 2012’de göreve başlamıştır. Bu ambulansımız 122 vaka, 9 organ nakli gerçekleştirdik bu kısa süre içerisinde. Patlama sonucunda sol bacağından yaralanmış olan bir güvenlik görevlimiz tedavisine devam edilmek üzere Ankara’ya getirildi. Bununla birlikte 123 seferimizi bu vaka ile tamamlamış olduk.”

“Yurt Dışından 146 Vaka Ambulans Uçakla Türkiye’ye Getirildi” Türkiye’nin dünyanın birçok ülkesinde çalışan vatandaşı olan bir ülke olduğunu ve geçmişte buradaki hastalanan vatandaşlarını almakta zorlandığını belirten Coşkun, “Türkiye geçmiş yıllarda birçok ülkede çalışan insanı olan bir ülkedir. Girişimci insanımız hakikaten Afrika kıtasından tutun Amerika kıtasına kadar gitmiştir. Burada yaşayan hastalarımızı almakta çok zorlanıyorduk. Şuan biz ülke vatandaşımız dünyanın neresinde olursa olsun gidiyoruz ve alıp tedavisini ülkemizde yaptırıyoruz. Hatta gelişmiş ülkelerde dahi olsa bu onuru ve gururu o vatandaşımız ile birlikte yaşıyoruz.

EKİM 2012 > 37


AKTÜEL

Yurt dışından bu anlamda 146 adet vaka getirdik bugüne kadar. Birinci sırada Suudi Arabistan, Kıbrıs, Irak, Azerbaycan ve diğerleri diye gidiyor. Bunun dışında Amerika kıtası da dahil olmak üzere Afrika kıtasından bile hasta getirdik. En azından şu güvenceyi veriyoruz. Yurt dışındaki ülkelere de insani yardımda bulunan bir ülkeyiz. Sağlıkçılarımızı gönderiyoruz. Ticaret yapan personelimiz ve vatandaşlarımız gidiyor. Oralara gitseniz dahi orada başınıza bir iş gelse bile bu ülke size oradan alır getirir. Oranın tıbbi tedavisi yetersizse, tedavinizin devamı ülkenizde gerekiyorsa bu devlet buna hazırdır diyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin İlk 4 Sedyeli Uçağında 4 Personel Görev Yapıyor Yeni hizmete giren 4 sedyeli ambulans uçağın 6 bin 600 metre bir menzile sahip olduğunu kaydeden Coşkun, uçaklarda menzil ne kadar uzarsa maliyetlerin o kadar çok arttığını, ancak güçlü ülke olmanın bununla mümkün olduğunu ifade etti. Yeni uçağın uzun mesafelerde yakıt almadan vakayı alıp gelebilme özelliğine sahip olduğunu belirten Coşkun, uçağın 6 bin 600 metre içerisinde tek seferde 4 yaralıyı aynı anda yoğun bakım hizmeti alacak şekilde getirebileceğini söyledi. Uçakta bulunan her bir yatağın üzerinde hastanın gerektiğinde suni solunum yapabilecek ventilatör, gerektiğinde bu hastaya ilaç vermesini sağlayacak enjektörler ve monitörler bulunduğunun altını çizen Coşkun, bu tip uçakların transfer ve transfer sırasında tedavi sağlamak amaçlı dizayn edildiğini belirtti. Bu uçaklarda ameliyat yapma donanımının olmadığını kaydeden Coşkun, bu uçakların 4 sedyenin yanında 6 koltuğun da bulunduğunu ve bu uçaklara hastalara müdahale edilebilmek üzere 4 sağlık görevlisi çalıştığını ifade etti. 38 > EKİM 2012

“Yıl Sonunda İki Ambulans Uçak Daha Göreve Başlayacak” 16 Nisan 2010’da başlayan hava ambulans uygulamasında 2 uçakla başladıklarını ve sonradan bir uçağın daha göreve başladığını belirten Coşkun, üç uçaktan bir uçağın hizmet süresinin dolduğunu kaydetti. Şuan iki uçakla hizmet sunduklarının söyleyen Coşkun, konuşmasına şöyle devam etti: “Uçaklar çok yoğun bir görev alıyor. Uçaklar Türkiye’nin çok önemli açığını ve ihtiyacını kapattı. Coğrafyamız geniş ve ülke insanımız birçok yerde yurt dışında kalıyor. Bu yüzden sık sık onarıma ve bakıma kontrole girmesi gerekiyor. Elimizde kalan iki tane dedik. Genellikle bir tanesi bakım veya onarımda oluyor. Kasım ayı itibariyle iki uçağın daha göreve başlamasını bekliyoruz ve sözleşmesini imzaladık. İlerleyen dönemde iki uçağımız daha göreve başlayacak. Toplam 5 uçağımız elimizde olacak. Ortalama olarak 5 ambulans uçak, yaklaşık olarak yüzde 40 bakım ve onarım ile geçeceği için havada her an 3 uçağımız olacak. Diğer uçaklar tadilat ve onarımda olacak.” Suriye’den doğrudan vaka almadıklarını ve daha önce de basında bazı konuların yer aldığını belirten Coşkun, Türkiye’nin ambulanslarının, jandarma ve güvenlik güçlerinin sınırı geçerek yaralıları aldığını söyledi. Yaralılardan orada tedavileri yapılan, daha sonrasında bir üst merkezde tedavi ihtiyacı gören vakaları insani olarak alıp getirdiklerini ve ama bunların rutin bir hizmette kullanmadıklarının altını çizen Coşkun, “Onların içerisinden binde bir ve yüzde bir vaka olursa, adam bacağından yaralanmış, bacağı kesilecek seviyeye geliyor. Bulunduğu yerde de bu tedavisi yapılamıyor ve bir üst merkezde damar cerrahisi gerekecek. Bunları da taşıyoruz.” diye konuştu.


AKTÜEL

"İç Pazarda Ciddi Tahsilat Sıkıntısı Var"

ÇUMED Başkanı Dr. M. Hilmi Akşamoğlu, sektörün sorunlarını, Çukurova Tıp, Sağlık Kurumları Ve Turizmi Fuarı Kapsamında Düzenlenen "Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tıbbi Cihaz Yatırım Fırsatları, Kamu Destekleri Ve Pazar Payının Geliştirilmesi’ Çalıştayı’nda dile getirdi.

Ç

ukurova Tıp, Sağlık Kurumları ve Turizmi Fuarı kapsamında düzenlenen ‘Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Tıbbi Cihaz Yatırım Fırsatları, Kamu Destekleri ve Pazar Payının Geliştirilmesi’ çalıştayı gerçekleştirildi. Yatırım, üretim, kamu destekleri ve yerli üretimin iç ve uluslararası Pazar payının geliştirilmesinin konuşulduğu Çalıştaya panelist olarak katılan Çukurova Medikalciler Derneği (ÇUMED) Başkanı Dr. M. Hilmi Akşamoğlu, sektörün yaşadığı ‘tahsilat’ sıkıntısının yanı sıra hangi durumlarda üretimin gerçekleştirilebileceği konusunda görüşlerini dile getirdi.

Pazar büyüyor, üretici mal yetiştiremiyorsa, üretim prosedürü biliniyorsa, üretim maliyeti düşük ise, gereli sermaye varsa ve ortada bir icat veya patent varsa üretimin gerçekleştirilebileceğini ifade eden Akşamoğlu, sektörün zayıf yönlerinin de bulunduğuna dikkat çekti. İç pazarda ciddi tahsilat sorununun bulunduğunun altını çizen Başkan Dr. Akşamoğlu, “Öz sermaye yetersiz. Üst segment ürünler için gereken teknoloji çok az. AR-GE yatırımı komik düzeyde. Bilgi birikimi çok az, kalifiye personel bulmak da çok zor” dedi. Mevzuatın sürekli ve kökten değiştiğini de söyleyen Akşamoğlu, “Çoğu malın kaça satılabileceği belli değil, belli olanların da garantisi yok. Devletin toplu alım stratejisini firmaları yok etmek için kullanması ise an meselesi. Dış pazarda Çin ve Hindistan ile maliyette rekabet etmek çok zor” diye uyarılarda da bulundu.

"Medikalciyi Muhatap Kabul Etmiyorlar" Akdeniz Medikalciler Derneği Başkanı M. Erman Emiroğlu da, meslektaşlarının kimliksiz olduğunu vurguladı. Bir berberin, bir kasabın bile odalaştığına dikkat çeken Emi40 > EKİM 2012


AKTÜEL

roğlu, “Bizi kimse muhatap kabul etmiyor. Bu mesleği kimlerin yapabileceğine dair bir mevzuat bile yok” diye konuştu. Teşvik ve desteklerin tek merkezde toplanmasını da isteyen Başkan Dr. Akşamoğlu, “Teşvik ve destekler tek merkezden yürütülmeli. İstisnalar azaltılıp kapsam genişletilmeli. Bunun yanında yerli ürün kullanımı ‘gerçekten’ teşvik edilmeli. Tahsilat sorunu biran evvel ortadan kaldırılarak AR-GE desteklerinin içi doldurulmalıdır. Ayrıca, hammadde ve ara madde üretimine destek verilmelidir” şeklinde konuştu. KOSGEB Hizmet Merkezleri Koordinasyon Başkanı Tayfun Öner de, 68 ilde, 75 merkezde hizmet verdiklerini söyleyerek, KOBİ’lerde proje kültürünün çok zayıf olduğunu belirtti. Sağlık sektörünün KOSGEB desteklerinden yeterince faydalanamadığını da kaydeden Öner, girişimcilere iş kurma aşamasında da destek sağladıklarını söyledi. Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanı Fatih Yülek de, tıbbi cihazlarda ürün çeşitliliğinin bolluğundan bahsederek inovasyona açık olduğunu söyledi. Ekonomi Bakanlığı Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü Dış Ticaret Uzmanı Türker Kocamış da, bakanlığın uyguladığı destekler hakkında bilgiler verdi.

"E-Reçete Kullanma Oranı Yüzde 50" Panelin ikinci oturumuna panelist olarak katılan SGK Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Namık Kaya ise Genel Sağlık Sigortası hakkında sunum yaptı. E-reçete kullanma oranının yüzde 50 oranında olduğunu belirtirken, kimlik doğrulama sisteminde avuç içi okuma sistemi ve efatura çalışmalarını başlattıklarını söyledi.

42 > EKİM 2012

Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Merkez Satınalma Daire Başkanı Adem Macit de, toplu alımlarda sektörün kapanma ve iş yapamaz duruma geldiğinin farkında olduklarını söyledi. 2001 yılındaki toplu alımlarda 50 milyon TL’lik kar sağlandığını da belirten Macit, “Medikalciler olaya kendi tarafından bakıyor. Sizin karınız size, bizimkisi devlete. Yerli üreticiye destek olup, yüzde 15 avantajını uyguluyoruz” dedi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Mustafa Zuhurat Çaycı da, Türkiye’de 5 büyük kümelenme çalışması var derken, Adana’da da böyle bir çalışmanın yapılmasını umut ettiğini belirtti. Makine, Otomotiv, Elektrik ve Elektronik Ürünler Daire Başkanı Ali Rıza Oktay ise dış ticaret ve ihracat destekleri hakkında sunum yaptı.

Güvenli Ürünler Üretilmeli Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurum Başkan Yardımcısı Dr. Ercan Şimşek de Ulusal Bilgi Bankası’nda (UBB) 2 milyon 300 bin ürün çeşidinin bulunduğunu kaydetti. Para kazanmaktan çok güvenli ürünlerin üretilmesi gerektiğinin altını çizen Dr. Şimşek, şunları söyledi: “Tıbbi cihaz sektöründe kendi kendimize yeter hale gelmeliyiz. Hedefleri belirlememiz gerekir. Sektörün sorunları ve çözümleri konusunda mevzuatlar yapmalıyız. Sektörün önünü açıp kaliteli ürün üretilmesini sağlamalıyız. Her tıbbi cihazı herkes satamamalı. Bunun da çalışmasını yapıyoruz. Bakanlık olarak yerli üreticinin fabrikasını ziyaret edip sorunları yerinde dinliyoruz. 10 yıl sonra, 20 yıl sonra tıbbı cihaz sektöründe söz sahibi olmak istiyorsak dükkan mantığından kurtulup kapsamlı tesisler kurmalıyız.”


AKTÜEL

Avea ve Sanovel İşbirliğine Gitti Toksöz Holding bünyesindeki Sanovel, Avea ile işbirliği yaparak Türkiye’de ilaç sektöründe bir operatörle birlikte uygulanan ilk büyük çaplı tablet projesini hayata geçirdi.

44 > EKİM 2012

A

vea, Toksöz Holding bünyesindeki Sanovel ile gerçekleştirdiği işbirliğinin detaylarını ve ilaç sektöründe bugüne kadar yapılmış en geniş çaplı tablet projesinin detaylarını bir basın buluşması ile paylaştı. Avea Kurumsal İş Birimi Direktörü Tunç Taşman, Toksöz Holding ve Sanovel İlaç Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Toksöz ile Zafer Toksöz’ün ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda işbirliğine ilişkin detayların yanı sıra iki şirketin hedefleri hakkında da karşılıklı bilgi verildi. Avea’nın kurumsal müşteri portföyüne katılan Sanovel İlaç ile yapılan işbirliğini değerlendiren Avea Kurumsal İş Birimi Kıdemli Direktörü Tunç Taşman, dünyadaki M-sağlık uygulamalarının giderek arttığını ve bu oranın, önümüzdeki 5-10 yıllık süreçte daha da artarak ciddi boyutlara ulaşacağını belirtti. SanPAD uygulamasının Türk ilaç sektöründe bir ilk olduğunu ve iki kurumun da Ar-Ge çalışmaları ile ilaç sektörünü teknolojiyle bütünleştirerek sağlıkta mobil devrimi başlattıklarını açıkladı. Avea’nın Sanovel’e özel olarak geliştirdiği uygulama ile tıbbi satış temsilcileri, tüm işlerini iPad üzerinden yanlarında taşıyacak. Proje kapsamında doktorlara yönelik sunumlar iPad’lerle yapılırken, Sanovel’in aktif pazarlamasını yaptığı 60’a yakın ilaç için, her ay düzenli olarak gerçekleştirilen basılı malzeme üretimine de son verildi. Zamandan ve mekândan bağımsız çalışmayı sağlayan proje, Sanovel’in basılı malzemeye harcadığı masrafların % 75 oranında azaltmasını sağlayacak. Elde edilen tasarruf ise, Sanovel’in Ar-Ge ve yeni yatırımlarında değerlendirilecek.


AKTÜEL Proje İle 8 Binden Fazla Çam Ağacı Artık Kesilmeyecek Avea ile gerçekleşen SanPAD Projesi hakkında bilgi veren Toksöz Holding ve Sanovel İlaç Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Toksöz SanPAD uygulamasını 8 aydır aktif bir şekilde kullandıklarını ve bu sürede aldıkları geri dönüşlerin çok olumlu olduğunu kaydetti. Toksöz, Sanovel’in çevre konusuna oldukça duyarlı bir şirket olduğunun altını çizerek, SanPAD uygulamasının hayata geçirilmesinde bu unsurun da oldukça etkili olduğunu söyledi. Proje kapsamında sadece 2012 yılında 15 bin tondan fazla temiz su, 540 bin kilowatsaat elektrik enerjisi tasarruf edeceklerini anlatan Toksöz, 8 binden fazla çam ağacının da kesilmekten kurtarılacağını sözlerine ekledi. Ahmet Toksöz, proje uygulamaya başlandıktan sonra toplam basılı materyallerin satın alınması, depolanması, saha ekibine ulaştırılması gibi lojistik parametrelerde ilk 3 ayda %20 oranında tasarruf sağlandığını, projenin ikinci döneminde ise bu oranın 3 kat artarak %60’a ulaştığını belirterek ekledi: “İlaç pazarındaki rekabet her geçen gün daha zorlu bir hal alıyor. Hekimle yüz yüze buluşmanın maliyeti geçmişe göre katbekat artarken, verimlilikte ise ciddi düşüşler yaşanıyor. Dolayısıyla bu alanda yaşanan sıkıntıları aşmak için SanPAD Projesi’ni hayata geçirdik. Sanovel markasına ait 60 jenerik ilaç için basılı tanıtım malzemelerinin tamamının dijital ortama geçirildiği proje ile sadece kağıttan değil, lojistik, ihale, ulaşım, işgücü, matbaa giderleri gibi birçok maliyet kaleminden de tasarruf sağladık. 3 yıl içinde sadece bu kalemlerden elde edeceğimiz tasarrufun basılı malzeme oranının % 75 oluşturacağını öngörüyoruz. Tamamen çevreci bir yaklaşımla basılı malzeme maliyetlerini düşüren ve teknoloji ile birlikte etkili sunumlar yapılmasını sağlayan SanPAD uygulaması; Avea ile gerçekleştirilen işbirliği çerçevesinde kullanılan tabletlerin kolay taşınabilmesi, bilgiye anında ve hızlı ulaşımın sağlaması ile birlikte yenilikçi özelliklerin bulunması, merkez ile iletişim hızlarının artması tıbbi tanıtım temsilcilerinin de motivasyonunu artırarak onların, performanslarına katkı sağlıyor.”

Sağlanan Kaynak Ar-Ge’ye Aktarılacak İlklerin öncüsü Sanovel’in yenilikçi yapısıyla teknolojik yatırımlara ve Ar-Ge çalışmalarına büyük önem verdiğini vurgulayan Ahmet Toksöz; “Yakın zamanda 6 yıllık Ar-Ge çalışmasının sonucunda, Türk patentiyle üretilen sınıfının ilk cihazı olan Sanohaler'ı Avrupa'da da patent korumasına aldırarak Astım ve KOAH hastalarıyla buluşturduk. Yine gururla paylaşabileceğimiz bir diğer önemli yatırımımızın sonucu olarak 4 yıl içinde, Türkiye de üretilmiş ilk biyoteknoloji ilaçlarımızı tedaviye sunmuş olmayı hedefliyoruz. Elde edilen bu kaynağın farklı kullanım alanları olmakla birlikte Sanovel olarak geleceğe uzanan yolumuzda yaptığımız yeni araştırma ve geliştirme projelerine aktarmayı planlıyoruz.”diye sözlerini sürdürdü. Uygulamanın ikinci ve üçüncü versiyonlarında CRM, kurumiçi eğitimler, çalışanların ofise uğramadan, zamandan ve 46 > EKİM 2012

mekandan bağımsız iş süreçlerini yönetebileceği uygulamaların bulunmasını hedeflediklerini ifade eden Toksöz,“Tıbbi mümessillerimiz doktorlara zengin içerikli tanıtım dokümanları ile giderek en doğru bilgilendirmeyi kısa sürede yapabiliyorlar. Uygulama ile bilgiler kısa bir zamanda düzenli olarak güncelleniyor. SanPAD tamamen yaşayan bir uygulama ve bilimsel tanıtım ihtiyacımıza göre şekilleniyor. Bu uygulamayı eczane ve bünyemizde bulunan Sanset Gıdanın en güçlü markalarından Sagra’nın satış tarafında da kullanmaya başladık.Tüm bunlara ek olarak pek çok konuda daha fazla tasarruf sağlayabiliyoruz. Bu kaynağı Türk ilaç sektörüne yön veren ilklerimizi gerçekleştirmek için harcayacağız” dedi.

Sanovel’i Tablet Bilgisayara Sığdırdı Avea Kurumsal İş Birimi Kıdemli Direktörü Tunç Taşman, Tunç Taşman ise yaptığı konuşmada Avea’nın teknoloji gücünü sağlık sektörüne harcadığını kayderek; “Geleceğin sağlık ve ilaç şirketleri, her an her yerden mobil olarak izlenebilir, yönetilebilir olacak. Avea olarak sağlık sektörü için yapmak istediğimiz tam olarak bu. Akıllı cep telefonları ve tabletler sayesinde artık neredeyse kendi kendimizin doktoru olduk. Mobil teknolojilerle hastanemizi, sağlık kayıtlarımızı, doktorumuzu da cebimizde taşır hale geldik. Atalarımız “Kendi kendinin doktoru ol” derlerdi. Artık akıllı telefonlarımızla bu gerçekten mümkün” şeklinde konuştu. Sağlık ve ilaç sektörünün teknolojiden, bilimden, inovasyondan en fazla yararlanan sektörlerin başında geldiğinin altını çizen Taşman, sözlerine şöyle devam etti: “Avea olarak bu sahanın en iyi şekilde değerlendirilmesi için her şirket ve alana yönelik özel ürün ve çözümler geliştiriyoruz. Avea ile finansla başlayan ve lojistik ile devam eden mobil devrim artık hayat kurtaran sağlıkta yaşanıyor… Gerçekleştirdiğimiz bu işbirliği bu alana en güzel örneklerden birini teşkil ediyor. Sanovel ile birlikte Avea, teknolojisini sağlıklı kullanıyor! Çünkü tıpkı telekomünikasyon sektörü gibi odağında insan olan sağlık sektörü, doğal olarak tüm teknolojik gelişmenin de merkezinde durmak zorunda... Sanovel, geleceği gören vizyonerliği ile sektörde bu sisteme geçen ilk şirket oldu. Biz de bu vizyonerliği ArGe gücümüzle destekliyoruz.”

Mobil Sağlıkla Doktora Zaman, Hastaya Sıhhat Kalacak Mobil teknolojilerin sağlık konusunda en büyük getirisinin kişiye özel sağlık hizmeti olduğunu vurgulayan Taşman, hastaların doktorlarıyla, değerleri, verileri, tedavi ve kontrol zamanlaması gibi konuları birebir ve özel bir biçimde akıllı telefonlar üzerinden görüşmeden yönetebildiklerini söyledi. Avea Kurumsal İş Birimi Kıdemli Direktörü; “Yapılan araştırmalar sektörün ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Sağlık sektörünün mobil sağlık uygulamalarındaki pazarı 2011 yılında 2010'a oranla 7 kat büyüyerek 718 milyon dolara ulaşmış. Global mobil sağlık uygulamaları pazarının 2014 yılı itibariyle 4.1 milyar USD büyüklüğe ulaşmasını bekleniyor.”dedi.


AKTÜEL

Kalp Sağlığımıza Ne Kadar Önem Veriyoruz? “Sağlık ve İyi Yaşam sektörü”nün lider şirketi Philips, kalp sağlığı üzerine Türkiye genelinde yaptığı yeni araştırma ile “Türkiye’nin kalp haritası”nı çiziyor.

48 > EKİM 2012

7

coğrafi bölgede İstanbul, İzmir, Adana, Ankara, Bursa, Gaziantep, Kayseri, Samsun, Malatya, Balıkesir, Trabzon ve Erzurum olmak üzere 12 şehirde yapılan yeni araştırma; Türk halkının kalp ve damar hastalıkları hakkında bilinç düzeyi ile sağlıklı yaşam ve doğru beslenme konusunda sergilediği tutumu ortaya koyuyor. Türkiye’de kalp ve damar hastalıkları konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla gerçekleştirilen Türkiye’nin kalp sağlığı profili konulu araştırmanın adeta mevcut kalp sağlığı haritasını ortaya koyduğunu ifade eden Philips Sağlık Türkiye Ticaret Direktörü Esen Tümer, şu değerlendirmede bulundu: “Sağlık ve İyi Yaşam sektörü”nde faaliyet gösteren lider bir firma olarak yaptığımız her şeyde hem kişi hem de toplum seviyesinde yaşam kalitesini iyileştirmeyi hedefliyoruz. Philips Healthcare olarak 100 yılı aşkın bir süredir sağlık sektörüne kazandırdığımız yenilikler ve fark oluşturan çalışmalarımızla birçok alandaki öncülüğümüzü koruyoruz. Gerçekleştirdiğimiz araştırma çalışmaları aracılığıyla toplumsal bilinci artırarak yaşam kalitesini iyileştirmeye yönelik çalışmalara imza atıyor, klinik mükemmeliyeti konusunda çıtayı yükseltmeye devam ediyoruz.” Tümer, tüm dünyada sağlık hizmetinin bütün aşamalarını hedef alan yenilikler ortaya koyduklarını vurgulayarak, “Bu doğrultuda kalp hastalığın yaygınlaşmasını engellemeyi görev edinen, öncelikle “insan” odaklı sağlık hizmeti sunan ve kardiyoloji çözümlerinde küresel lider olan bir marka olarak, kalp hastalığı tedavisinde önleyici tedaviden sürekli


AKTÜEL

izlemeye kadar tüm evrelerini anlamada, elde edilen sonuçları iyileştirmede, maliyetleri optimize etmede ve anlamlı yenilikler sunma konusunda paydaşlarımızla işbirliği içerisinde çözümler üretiyoruz.” dedi. Yapılan toplantıda konuşan İstanbul İl Sağlık Müdür Yardımcısı Dr. Fetin Rüştü Yıldız son yıllarda özellikle tütünle ve obeziteyle mücadelede ciddi bir farkındalık oluştuğunu belirterek, “Günümüzde sigara, stres ve obezite kalp hastalıklarında çok yaygın bir altyapı teşkil ediyor. Son yıllarda ülkemizde özellikle tütünle ve obeziteyle mücadelede ciddi farkındalık oluşturuldu. Fakat bu bilinçlenmenin yanı sıra yangın çıkmadan önlem almanın yollarını da bilmemiz lazım. Türkiye geneline baktığımızda yaşanan tüm hastalıkların yüzde 20’sinin kalp hastalıklarıyla ilgili olduğunu görüyoruz. Araştırmalara göre Sağlık Bakanlığı kadrolarında kardiyolog sayısında 2007 yılından bugüne yüzde 27’lik bir artış var. Polikliniklerde ise kardiyoloji ve kalp cerrahisi alanında hasta sayısında 4 yıllık bir sürede neredeyse iki katı artış görüyoruz. Kalp hastalıkları ile ilgili farkındalığımız yüksek fakat bu hastalıklara sebep olan alt unsurlarla ilgili farkındalığımız az. Özellikle son yıllarda bakanlığımızın geliştirdiği kalp hastalıklarına zemin oluşturan unsurlarla yapılan mücadelenin bir devlet politikası haline gelirse başarılı olacağına inanıyorum. Bunun yanı sıra her şeye ilk başta kendimizle başlamamız gerekiyor. Önce kendimizi değiştirmeliyiz.” diye konuştu.

“Kalp Krizinde İlk 1-2 Saat Çok Önemli” Türk Kardiyoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Mustafa Kemal Erol ise, “Kalp ve damar hastalıkları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de en büyük sorunlardan birini teş-

50 > EKİM 2012

kil ediyor. Toplumdaki kalp-damar hastalıkları riskini azaltmak için alt faktörlerle ilgili yapılan mücadele çok önemli. Sigara kullanımı konusunda araştırma sonuçlarında da görüldüğü gibi azalma var. Bu anlamda, Bakanlığın yürüttüğü “dumansız hava sahası” kampanyasını çok önemli görüyorum ve oldukça başarılı buluyorum. 15-20 yıl sonra bu kampanyanın sonuçlarını daha iyi göreceğiz.” dedi. Kalp krizi yaşandığı anda yapılması gerekenlerle ilgili bilgi veren Erol, “Hasta kalp krizi geçirdiği an süratle bir hastaneye ulaştırılmalıdır. Kalp krizinde ilk 1-2 saat çok önemlidir. Hasta göğsünün ağrıdığını hissettiği ilk 5 dakika içerisinde ambulansı aramalıdır. Özel araç değil özellikle ambulansa ulaşmalıdır ve hızla hastaneye transfer edilmelidir.” diye konuştu. Kalp damar hastalıklarını önlemede etkili olabilecek önerilerden bahseden Erol, “Spor açısından bizim önerimiz günde 30-45 dakika tempolu yürüyüştür. Halkımıza merdiven kullanmayı, kısa mesafelerde arabaya binmemeyi öneriyoruz. Halı sahalardai ısınmadan yapılan sporu önermiyoruz. Sigarayı içmemeyi aynı zamanda yanınızda da içirmemeyi öneriyoruz.” dedi.

“Altın Değerinde Bir Sağlık, Sizin Elinizde” Yapılan toplantıda konuşan Uzman Diyetisyen Dr. Evren Altınel ise “Altın değerinde bir sağlık sizin elinizde diye konuya başlamak gerekiyor. İyi sağlık; dengeli beslenme, düzenli aktivite ve sıkı bir sosyal hayatla oluşuyor. Hekimlerin birinci görevi sağlığı korumak, hasta olanı iyileştirmek değil... En büyük görev bu anlamda biz, hekimlere düşüyor. Kalp sağlığı konusunda beslenme burada çok önemli bir etken. Beslenme anlamında yolun hayli başın-


AKTÜEL dayız. Halkı bilinçlendirmek için yapmamız gereken çok şey var.” dedi. Deneyimlerinden bahseden ve sağlıklı yaşam hakkında önerilerde bulunan Nasuh Mahruki ise, “Sağlıklı toplumdan bahsetmek istiyorsak bunun başlangıç yeri sağlıklı birey. Erken yaşta sağlıklı yaşam bilincini aşılayabilmek çok önemli. Beslenme, dinlenme ve egzersiz sağlıklı yaşamın altın kuralları... Epikür’ün söylediği gibi, ‘Bize zevk veren yemeklerin bolluğu değil lezzeti, yaşamın uzunluğu değil kalitelisidir.’ Kaliteli yaşamın da en önemli bileşeni sağlıklı bir bedendir. Sağlıklı birey ve sağlıklı toplum ilişkisini özellikle vurgulamak lazım. Bu konu aynı zamanda bir milli mesele. Sağlıksız bireylerin ekonomiye ve sağlık sistemine maliyeti herkesi etkiliyor. İnsanın eşsiz bir çarpan etkisi var o yüzden insanın sağlığını korumak sadece kişinin değil devletin de gündeminde olmalıdır.” diye konuştu.

Yüzde 35’imiz Potansiyel Kalp Hastası Yapılan araştırmaya göre toplumun yaklaşık yüzde 35’i potansiyel kalp hastası. Nüfusun yaklaşık yüzde 5’lik bir kesimi, kalp krizi deneyimi geçirmiş insanlardan oluşuyor. Görüşülen kişilerin yüzde 22’si ise kalp krizi nedeniyle birinci dereceden bir akrabasını yitirmiş bulunuyor. Görüşülen zayıf ve normal kilolu kişilerin yüzde 2’si daha önce kalp krizi geçirdiğini belirtirken bu oran fazla kilolu ve

52 > EKİM 2012

obez kişilerde yüzde 6’ya çıkıyor.

Kadınlarda Duyarlılık Daha Yüksek Toplumun yüzde 43’ü bugüne kadar kalp ve damar sağlığı için kontrol amacıyla bir kalp doktoruna ya da sağlık kurumuna gitmemiş kişilerden oluşuyor. Kadınlar kalp hastalıkları konusunda erkeklerden daha duyarlı davranıyor. Kadınların yüzde 47’si kalp ve damar sağlığı için kontrol amaçlı olarak kontrole giderken bu rakam erkeklerde yüzde 38’e kadar düşüyor. Bugüne kadar kalp ve damar sağlığını kontrol amacıyla bir kalp doktoruna ya da sağlık kurumuna gitme sıklığı zayıf ve normal kilolularda yüzde 33 iken, fazla kilolu ve obezlerde yüzde 50’yi gösteriyor. Bel çevresi kalın olan kişiler yüzde 52 ile bugüne kadar kalp ve damar sağlığını kontrol amacıyla bir kalp doktoruna ya da sağlık kurumuna gitme oranı kalın olmayan kişilerden (yüzde 36) açık ara önde gidiyor.

Sporda “Kadının Fendi Erkeği Yendi” Toplumun 44’ü hiç spor yapmıyor. Bu oran kadınlarda yüzde 50’ye çıkarken, erkeklerde yüzde 39’a düşüyor. Spor yapanların yaklaşık yüzde 9’u yeterli egzersiz yaptığını düşünüyor. Görüşülen kişilerin yüzde 6.4’ü haftada birden daha az, yüzde 13’ü haftada 1- 2 kez, yüzde 23.1’i ise her gün spor yaptığını söylüyor.


AKTÜEL

İstanbul’un Onkoloji Camiası Biraraya Geldi

U

niversal Hastaneler Grubu’na bağlı Universal İtalyan Hastanesi, İstanbul Onkoloji Buluşması’na ev sahipliği yaptı. İstanbul’da farklı sağlık kurumlarında görev yapan tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, genel cerrahi, kadın doğum ve üroloji uzmanlarını bir araya getiren gecede, hekimler hem Universal İtalyan Hastanesi’nin eşsiz bahçesinde keyifli vakit geçirdi hem de onkoloji gündem konuları konuştu. Universal Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Esat Erkuş’un ev sahipliğinde, 20 Eylül Perşembe akşamı Universal İtalyan Hastanesi’nde gerçekleşen İstanbul Onkoloji Buluşması, İstanbul’un onkoloji camiasını bir araya getirdi. Universal Hastaneler Grubu üst yönetiminin tam kadro yer aldığı buluşmaya, İtalyan İstanbul Başkonsolosu Gianluca Alberini başta olmak üzere Prof. Dr. Fulya Ağaoğlu, Prof. Dr. Bülent Berkarda, Op. Dr. Sevil Öz, Prof. Dr. Pınar Saip ve Prof. Dr. Barış Nuhoğlu da katıldı. Universal İtalyan Hastanesi’nin 200 yıllık tarihi binasını seyreden 2.000 metrekarelik bahçesinde bir nevi yaza veda tadında gerçekleşen buluşma, Başhekimi ve Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Vecdi Ertekin ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Taflan Salepçi’nin konuşmalarıyla başladı.

Ertekin’in Konuşmasında Tomoterapi Cihazı Öne Çıktı

İstanbul’da farklı sağlık kurumlarında görev yapan tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi, genel cerrahi, kadın doğum ve üroloji uzmanlarını bir araya getiren gecede, onkoloji gündem konuları konuştu.

Kanser hastalarının radyasyon tedavisi sırasında, tümörlü dokunun etraftaki sağlam dokuya en az zararı verecek şekilde çalışan gelişmiş ve ileri teknoloji ürünü bir radyoterapi cihazı tomoterapinin öne çıktığı konuşmasında Doç. Dr. Mustafa Vecdi Ertekin “İtalyan Hastanesi kanser alanında gelişmiş teknolojiye sahip Türkiye'nin en önemli hastanesi haline gelmiştir. Kanıta dayalı teşhis ve tedavi hizmeti sunmakta olan hastanemiz aynı zamanda sosyal sorumluluk projeleri ile halkımızı bilinçlendirme eğitimlerini sivil toplum kuruluşlarıyla el ele yürütmektedir” dedi. Gecede Ertekin’den sonra söz alan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Taflan Salepçi “Bu yıl içinde 3000'den fazla hasta müracaat etti. Türkiye'de kansere karşı verilen mücadelede İtalyan Hastanesi de yerini almıştır” diye konuştu.

Universal Hastaneler Grubu 1974 yılında kurulan Universal Hastaneler Grubu; Alman, Vatan ve İtalyan Hastaneleri gibi köklü kurumları bünyesinde barındırmaktadır. İstanbul'da Alman (Taksim), Çamlıca, İtalyan, Aksaray (Vatan) ve Kadıköy hastaneleri olmak üzere beş, ülke genelinde Diyarbakır, İzmir, Konya Ereğli, Kuşadası, Manisa ve Malatya olmak üzere toplam 11 hastaneyle faaliyet göstermektedir. 134.000 metrekare kapalı alanda, 1.200 yatak kapasitesi ile 400’e yakın hekim kadrosuyla faaliyet gösteren Grup onkoloji, organ nakli, tüp bebek ve kısırlık tedavisi, kardiyoloji, kalp ve damar kalp cerrahisi, metabolik cerrahi, beyin cerrahisi, ortopedi ve travmatoloji ve genetik başta olmak üzere tüm sağlık branşlarında tıbbi ve cerrahi sağlık hizmet sunmaktadır.

54 > EKİM 2012


AKTÜEL

Alzheimer

Dünyayı Tehdit Ediyor

Bunama ya da Demans olarak bilinen hastalık Alzheimer, nüfusun yaşlanmasına paralel, istatistiklerde sanayileşmiş toplumlarda en sık görülen hastalık.

21

Eylül Dünya Alzheimer Günü gerek ülkemizde gerekse dünyada çeşitli etkinliklerle kutlanırken küresel anlamda Alzheimer’ın dünyayı tehdit eden bir hastalık olduğu da istatistiklerde kendini gösteriyor. İstatistikler 2025 yılında 25 milyon Alzheimer hastası olacağını söylüyor.

Her Demans Alzhimer Değil Alzheimer hastalığına ilişkin bilgi veren Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ, Alzheimer hastalığının bir bunama yani Demans hastalığı olduğuna dikkat çekiyor. Demansın genel olarak beynin zihinsel ve davranışsal işlevlerinin bozulmasıyla ortaya çıkan sonuç olduğunu ifade eden Tanrıdağ, Alzheimer’ın eşittir Demans olmadığını vurguluyor. Her Alzheimer hastası Demans hastasıdır ancak her Demans hastası Alzheimer hastası değildir. Beyni etkileyen hastalık ya da durumun ne olduğuna ve beyni nasıl etkilediğine bağlı olarak Demans çeşitlenir. Bu çeşitlenmeyi anlayabilmekte beyin bölgeleri ve işlevleri arasındaki ilişkiye dair temel bilgiler önemlidir.

56 > EKİM 2012


Alzheimer Tedavisi Zor Bir Hastalık Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ tedavi açısından Alzheimer’ın zor bir hastalık olduğunu belirtiyor. Alzheimer hastalığı tedavi açısından zorluk derecesi yüksek bir hastalıktır. Bunun nedeni, gerçek nedeninin tam olarak ortaya konamamış ve spesifik tedavisinin bulunamamış olmasıdır. Diğer nedenler arasında hastalığın ilerleyici olması ve genetik etkilerin bulunması sayılabilir. Yapılan çalışmalar gelecek adına umut verse de hastalık şu anda önemli bir tedavi zorluğu arz etmektedir. Tedavi amacı beyinde eksildiği düşünülen maddelerin geri kazandırılmasına yöneliktir. Ancak hastalığa neden olan ana faktör bilinmediğinden geri verilen maddelerin yeterince verilip verilmediği de belli değildir. Son yıllarda farklı bir tedavi mantığı olan aşı çalışmaları yapılmaktadır. Hastalığın belirtileri ve evrelerine ilişkin ise Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ şunları kaydediyor: Hastalığın herkes tarafından kabul edilen bir evrelendirmesi yoktur. Beyindeki değişimlere dayanan evrelendirmeler olduğu gibi klinik bazda evrelendirmeler de vardır. Ancak genel olarak hafif, orta ve ileri evreler olduğu söylenebilir. Hafif evrede sadece bellek bozukluğu vardır. Bu evre bellek bozukluğu yapan diğer nedenlerle karıştırılabilir. (depresyon, vitamin azlığı gibi) Orta evrede bellek bozukluğuna dil, beceri, oryantasyon gibi işlevlerin bozukluğu eklenir. Gündelik işlevlerin yapılması zorlaşır. İleri evrede tüm bilişsel işlevler bozulur, davranış anormallikleri çıkar ve hasta çevresine bağımlı hale gelir.

Alzheimer Hastalarına Anlayışlı Davranılmalı Hastalık sadece kişinin yaşamını zorlaştırmıyor. Hastanın çevresindekiler özellikle de yakınlarının da yaşamı en az hasta kadar zora girebiliyor. Prof. Dr. Tanrıdağ, hasta yakınının da bilmesi gereken gerçeklerin olduğunu belirtiyor. Tanrıdağ hasta yakınlarına ilişkin önemli önerilerde bulunuyor. Bir hasta yakınının hastasının bakım sürecine ilişkin bilmesi gereken ilk gerçek hastasının yeni bilgileri akılda tutmakta zorlanacağı ve yapılacak işler konusunda ona çok sayıda açıklama yapılmasının gerekeceğidir. Bunun yanı sıra hastasının eskiye oranla kişilik ve davranışlarının değişebileceğini ve ona göre davranması gerektiğini bilmelidir. Alzheimer hastalarına son derece özverili ve anlayışlı davranılmalıdır. Hastalarla hiçbir konuda tartışılmamalı, söyledikleri yanlış da olsa anlayış gösterilmelidir. Onlara gündelik ihtiyaçları için yardımda bulunulmalıdır. Kızgınlık görmek Alzheimer hastalarının durumunu daha da bozar ve içinde bulundukları depresyonu arttırır. Alzheimer hastaları gündelik hayatta insan içinde ve insanlarla birlikte olmalıdır. Yalnız kalan ve az ilgi gören hastalarda hastalığın daha hızlı ilerlediği bilinmektedir. Hastalar insan içindeyken çoğu kez bilmeden hata yapabilirler. Bu gibi durumlarda insanların içinde onların hatalarını yüzlerine vurmak ve onlara kızmak hastalar üzerinde normal insanlardan daha yıkıcı etkilerde bulunur.

Hastalık Konusunda Bilgisi Olan Hastayı Kolay Anlıyor Hastalık konusunda bilgili olan hasta yakınları hastalarının davranışlarını ve ihtiyaçlarını daha kolay anlarlar. Bu bilgiler eşliğinde doktorları hastaları konusunda daha fazla aydınlatarak hastalarıyla ilgili daha gerçekçi ve doğru yardımlar alırlar. Hastalık konusunda bilgi sahibi olan bir çok hasta

EKİM 2012 > 57


AKTÜEL

yakınının hastalarını şüphe üzerine doktora götürerek erken tanıya yardımcı oldukları bilinmektedir. Bunun aksi davranışlarda da hastalık ihmal edilerek doktora başvurmadan ileri evrelere gelebilir.

En Yorucu ve Yıpratıcı Dönem En İleri Dönem Hasta yakınları için en yorucu dönem doğal olarak hastalığın ileri evresidir. Bu evrede hasta eski kimliğinden farklı davranışlar içindedir. Hemen hiçbir şeyi kendi başına yapamaz. Bazı hastalar bu evrede yatağa bağlanır. Yatağa bağlanan hastanın bakımı ayaktaki hastadan çok daha zordur. Yatak içinde hareket, yemek yedirme, temizlik ve hijyenini yapmak hasta yakın ının üzerine kalır. İleri evre hastalarda yakınlarını algılama ve tanıma problemleri önemli sorunlar çıkarır. Algılama problemleriyle bazı hastalar örneğin oğullarını babaları, kızlarını anneleri sanırlar. Onların öldüklerini bildikleri halde bu yanlış tanımalar onları uygunsuz davranışlara iter ve bazen de paniğe kapılırlar. Kıskançlık ve şüphecilik önemli problemlerin arasında yer alır. Bazı hastalar yakınlarından her şeylerini saklarlar. Telefonu açıp yakınlarını hırsız diye ihbar ederler.

Hasta Yakınları Depresyona Girebilir Hasta yakınları en çok hastalarının kişilik ve davranış değişikliklerinden etkilenir. Hastalarını eskisi gibi kabul ederler ancak hastaları farklı bir insan gibi davrandığında 58 > EKİM 2012

kabullenmek istemezler. Bu mücadele hasta yakınları için çeşitli sağlık problemleri getirebilir. Bunların başında depresyon gelmektedir. Bunun dışında daha önceden sağlık problemleri olan hastaların bu problemleri artabilir (örneğin hipertansiyon, şeker, kalp hastalıkları).

Alzheimer ile Tek Başına Savaşmak Mümkün Değil Alzheimer hastalığı tek başına hasta yakınının bakacağı bir hastalık değildir. Bu konuda hasta yakınları mutlaka profesyonel yardım almalıdırlar. Bu yardım evde hasta bakan profesyoneller tarafından verilebileceği gibi özel sağlık kuruluşları tarafından da verilebilir. Hasta bakımındaki en önemli tavsiye hastalardaki bellek zayıflaması nedeniyle bilgilerin hastalara bir kere değil birçok aktarılmasıdır. Ayrıca hastalara negatif ve eleştirel davranılmamalıdır.


AKTÜEL

Medikal Sektörün TURQUALITY Sertifikalı İlk Markası

Beş kıtada medikal teknoloji ve medikal tıbbı cihaz ürünleriyle Türkiye’nin bu alandaki lider markası Alvimedica, TURQUALITY sertifikasını ürünlerinde kullanmaya hak kazandı.

60 > EKİM 2012

D

ış pazarlarda 40’ı aşkın ülkeye gerçekleştirdiği ve 30 milyon doları aşan ihracat hacmiyle girişimsel kardiyoloji alanında Türkiye’nin haklı gururu Alvimedica, TURQUALITY programına kabul edilen ilk medikal marka oldu. İhracata odaklı şirketleri desteklemeyi görev edinen Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın gözetiminde yürüyen; dünyanın devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olarak tanınan TURQUALITY sertifikasının bir dünya markası olma yolunda hızla ilerleyen Alvimedica için dış pazarlarda önemli bir manevi destek olduğunun altını çizen Alvimedica CEO’su Dr. Cem Bozkurt konuyla ilgili şunları söyledi: “TURQUALITY kapsamında yer almak, bize küresel ölçekte

kendi teknolojilerimizin başarısının yanında devletimizin gücünü yanımızda hissetmek açısından da önemli bir kurumsal destek sağlamış olacaktır. Dünya standartlarında yaptığımız yatırımlarla küresel bir markaya ulaşmak istedik ve bugüne kadar çıtayı daima yüksek bir noktaya koyduk. Şu anda Alvimedica’nın başarısı ve markamıza olan inancımızın doğruluğunu bir kez daha teyit etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. TURQUALITY akreditasyonu sayesinde artık tüm dünyada daha güçlü ve emin adımlarla yol alabileceğiz. Arjantin’den Çin’e kadar dünyanın tüm önemli medikal pazarlarında TURQUALITY sertifikasını taşıyan ürünlerimizle Türkiye’yi temsil etmekten gurur duyacağız”. Alanında bir ilke daha imza atmış olan Alvimedica’nın da katılması ile bugüne kadar farklı sektörlerde faaliyet gösteren ve Türkiye’nin ihracatında önemli ağırlıklara sahip TURQUALITY markası 82’ye ulaştı.


AKTÜEL

Alvimedica Stent ve stent uygulama sistemlerinde, bugün, Türkiye’nin Ar-Ge lideri olan Alvimedica, 2007 yılında Danimarka ve İsveç’te yaşayan Türk iş ve bilim adamlarının yenilikçi ürünler geliştirmek amacıyla biraraya gelerek kurduğu bir girişimdir. Alvimedica, aynı yıl, kendi Ar-Ge’sinde geliştirdiği Ephesos STS ile Türkiye’nin ilk ve tek stent ve balon üreticisi Nemed Tıbbi Ürünler’i satın aldı. İstanbul, Çatalca’da, 5.500 metrekarelik tesislerinde dünya standartlarında Ar-Ge’si ve Avrupa’nın en büyük 10.000 Class clean room (temiz oda) ortamı, 100’ü aşkın üründen oluşan zengin portföyü (çıplak (bare metal) stent ve ilaç salımlı (drug-eluting) stentleriyle, kateterleriyle…) doğrudan veya temsilcilikler aracılığıyla faaliyet gösterdiği 40’ın üzerinde ülkede dünya devleriyle rekabet etmektedir. Teknoloji yatırımlarıyla medikal endüstride ülkemizin yüz akı olan Alvimedica, İstanbul’da 12, Hollanda’da 24 ve ABD’de ise 19 uzman ve profesyoneli araştırma ve geliştirme çalışmaları için istihdam etmektedir. Ayrıca, Alvimedica global markasının pazarlama faaliyetleri Hollanda Amsterdam ofisinden yönetilmektedir. Türkiye’nin bu alanda en rekabetçi markası olan Alvimedica her yıl kazandığı her 10 Euro’nun 2’sini Ar-Ge çalışmalarına harcarken bu yatırımları sayesinde bugün doktorların çok farklı ihtiyaçlarına cevap veren ileri teknolojili çok çeşitli stent ve stent uygulama ürünü üretebilmektedir. 62 > EKİM 2012

Birleşmiş Milletler tarafından benimsenen 10 temel ilkeyi iş dünyanın ortak paydası haline getirmeyi hedefleyen BM Küresel İlkeler Sözleşmesi’nde Türkiye’nin yenilikçi medikal teknoloji şirketi Alvimedica’nın da imzası da bulunmaktadır. Ayrıca, Global Compact “UN WOMEN”da da (Kadınları Güçlendirme Konseyi) Alvimedica Yönetim Kurulu Üyesi Leyla Alaton’un temsilciliği ile yer alan Alvimedica, sadece çalışma sürecinde değil, ayrıca yürütücü komiteden, idare ve üretime kadar her katmanda yer alan yüzde 50 oranındaki kadın çalışanları ile, kadınlara fırsat eşitliği, dahil etme ve eşit muamele sağlama konusunda da ilk ve örnek olmanın haklı gururunu yaşamaktadır. Alvimedica, Sağlık Bakanlığı, Avrupa ve Türk Kardiyoloji Dernekleri’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği; ambulanslarda ve kalp krizi vakalarına müdahaleler sırasında, acil servislerde sürekli çalışan anjiyo cihazının bulundurulması; bu vakalara acil müdahale için uzman doktor, hemşire ve teknisyenlerin dönüşümlü ama 24 saat sistemiyle çalışmasının sağlanması; konuyla ilgili sağlık ekibinin girişimsel kardiyoloji simülasyon eğitimleri gibi çalışmaları içeren “Yaşam için stent” (Stent For Life) projesine de önemli destekler sunmaktadır.


AKTÜEL

Sağlık Bakanlığı ve Grip Platformu, Griple Mücadele İçin El Ele İstanbul’da düzenlenen Grip Platformu toplantısında, gribin hastalara verdiği zararların yanı sıra hastalığın ekonomik külfeti de masaya yatırıldı.

T

ürkiye’de ilk defa Sağlık Bakanlığı ve birçok uzmanlık derneği, 2011’de griple mücadele için “Grip Platformu” adıyla tek çatı altında toplandı. Amaçları “Grip Aşısı Yaptırması Gereken Risk Grupları”nda aşılanma oranlarının Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği düzeye yükseltilmesi ve toplum genelinde grip hastalığına ait bilinç oluşturulması. Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan ve çalışmaları desteklenen Grip Platformu, Bakanlık ile ortak bir dizi proje gerçekleştirmek amacıyla İstanbul’da bir araya geldi. İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, Fransa Grip Sürveyansı (GROG) Başkanı Dr. Jean Marie Cohen ve Avrupa Grip Uzmanları Çalışma Grubu (ESWI) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Meral Akçay Çiblak önderliğinde bir araya gelen Platform üyeleri, griple ilgili son gelişmeleri, grip ile mücadelede aşıların yeri ve bu konudaki yenilikleri ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) grip ile mücadele konusundaki yeni önerilerini tartıştılar.

Diyabet, Astım Ve Kalp Hastalarında Ölüm Vakaları Artıyor Uzmanlara göre grip, özellikle risk gruplarında önemsenmesi gereken, kronik hastalıkları olan kişilerde mevcut sorunların ağırlaşmasına neden olan, buna karşın Türkiye’de önemi yeterince bilinmeyen bir enfeksiyon hastalığı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre mevsimsel grip salgınlarında tüm dünyada her yıl 3-5 milyon kişi gribe bağlı ciddi sağlık sorunları yaşıyor, 300 bin ila 500 bin kişi ise grip sebebiyle hayatını kaybediyor. Hastaneye yatış ve

64 > EKİM 2012


AKTÜEL

ölümler sıklıkla yüksek risk gruplarında görülüyor. Gebeler, çocuklar, yaşlılar ve özellikle astım, diyabet ve kalp gibi kronik hastalıkları olanlar, yüksek risk grupları arasında yer alıyor ve gribin yol açtığı komplikasyonlar, bu hastalarda ölümle sonuçlanabiliyor. Grip sezonunda diyabet hastalarında ölüm oranı yüzde 5 -15, astım hastalarında yüzde 19 – 46, kalp hastalarında ise yüzde 1,8 oranında artmaktadır.

Gribin Ekonomik Külfeti Büyüyor Son 60 yıldır kullanımda olan grip aşısının etkinliği, bu hastalığın ağır yükünü azaltmakla birlikte aynı zamanda grip tedavisi giderlerini de azaltmaktadır. Gribin hastalara verdiği zararın yanı sıra ekonomik maliyetinin de yılda yıla arttığını vurgulayan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Badur, hastalığın ekonomik külfeti ile ilgili şu bilgileri verdi: “Grip sebebiyle her yıl milyonlarca insan hastaneye başvuruyor. Bunun yanı sıra ciddi oranda bir iş kaybı söz konusu. Bunlar, buzdağının görünen yüzü. Buzdağının görünmeyen yüzünde ise maliyetler ciddi bir külfete dönüşüyor. Tedavi sürecinde reçete başına ortalama 3 ilaç yazılıyor. Hastalanan çalışanların yüzde 75’i ortalama 5 günlük, çocuğu hastalanan çalışanların da yüzde 15’i ortalama 3 günlük rapor alıyorlar. Buna ek olarak gribin tanı ve tedavi masrafları ile yaşa ve komplikasyonlara bağlı olarak değişen gider oranları ekonomiye

66 > EKİM 2012

ciddi bir külfet oluşturarak toplamda büyük rakamlara tekabül etmektedir.”

“Grip Kaynaklı Ölümlerin Önüne Geçebiliriz” Gribin hastalık yükünü azaltmak amacıyla önlemlerin artırılması gerektiğinin altını çizen Dünya Sağlık Örgütü bu yıl özellikle gebeler ve sağlık çalışanlarının aşılanması için bir dizi çalışma başlatıyor. Dünyada bu hedefler doğrultusunda yeni projeler geliştirildiğini vurgulayan Fransa Grip Sürveyansı (GROG) Başkanı Dr. Jean Marie Cohen, Türkiye’de geliştirilecek projeler için de Grip Platformu’nu desteklediklerini belirtti. Hedef kitlelere ulaşmak için yeni stratejiler ve yeni aşılama önerilerinin geliştirilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Dr. Jean Marie Cohen, özellikle aile hekimlerine yönelik bilgilendirmelerin bu süreçte kilit önem taşıdığına dikkat çekti: “Gelecek nesilleri güvence altına almanın ve gribin ekonomik maliyetini azaltmanın en etkin yollarından biri sağlık personelinde farkındalık yaratarak gerekli önlemlerin alınmasıdır. Böylece grip mevsiminin yaklaştığı bugünlerde ve önümüzdeki yıllarda, özellikle risk gruplarında ve yaşlılarda grip kaynaklı hastaneye yatışların ve ölümlerin önüne geçebiliriz.”


AKTÜEL

Kalp Damar Cerrahisinde Endovasküler Sistem Seçeneği

Prof. Dr. Ahmet Turan Yılmaz, endovasküler yöntemi, TDV 29 Mayıs Hastanesi’nde yoğun olarak kullanmaya başladıklarını söyledi. Cerrahisi Bölüm Başkanı olarak göreve başladı. Prof. Dr. Yılmaz, “Hasta tedavisi açısından konfor seçeneği sunan, cerrahi müdahaleye göre daha az riski bulunan hasta güvenliği açısından öneme sahip endovasküler sistemin gelişmiş ülkelerde yoğun olarak kullanılırken ülkemizde daha az kullanılmasının bir çok nedeni vardır” dedi. Prof. Dr. Ahmet Turan Yılmaz, endovasküler yöntemi, TDV 29 Mayıs Hastanesinde yoğun olarak kullanmaya başladıklarını söyledi. Prof. Dr. Yılmaz şöyle devam etti: “Özellikle anevrizma tedavilerinde altın seçenek olan endovasküler sistemin cerrahi müdahaleye nazaran birçok önemli fayda sağlamaktadır. Endovasküler tedavi seçeneğinde; Hasta kısa sürede taburcu olmakta ve normal aktivitelerine dönebilmekte, işlem esnasında hastaya kan verme ihtiyacı olmamakta, lokal anestezi ile işlem yapılabilmektedir ve işlem süresi de daha kısa olmaktadır”

Türkiye Diyanet Vakfı 29 Mayıs İstanbul Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Turan Yılmaz

T

ürkiye Diyanet Vakfı 29 Mayıs İstanbul Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Turan Yılmaz kalp damar hastalıklarının tedavisinde uygulanan endovasküler ve hibrid uygulamaları hakkında bilgi verdi. Kardiyovasküler angiografi ve girişim alanında söz sahibi, erişkin ve konjenital kalp cerrahisi ile damar cerrahisi ve endovasküler girişimler konusunda ve mini invaziv kalp cerrahisi girişimleri özel ilgi alanı olan ve Erişkin kalp damar cerrahisi uzmanlığı ile Çocuk Kalp Damar Cerrahisi Uzmanlık belgesine sahip Prof . Dr. Ahmet Turan YILMAZ, GATA Haydarpaşa Kalp ve Damar Cerrahisi Klinik Direktörlüğü görevinden sonra Türkiye Diyanet vakfı 29 Mayıs İstanbul hastanesi Kalp ve Damar

68 > EKİM 2012

Endovasküler Uygulama Nedir Nasıl Uygulanır? Endovasküler sistem anevrizma tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Anevrizma; damarların balonlaşması veya genişleme yapması demektir. Anevrizma en sık olarak vücudun en büyük atardamarı olan aortada gelişir. Aortanın normalde çapı 2-3 cm dir. Bu çap 4 cm yi aştıktan sonra anevrizma olarak tanımlanır. 5cm’yi geçen anevrizmalar tedavi edilmelidir. Anevrizma tedavi edilmez ise zamanla daha da genişler ve patlar. Bu durum ise genellikle ölüme neden olur. Karın anevrizması 65 yaş üzerindeki nüfusun %8 inde bulunur. Erkeklerde kadınlara göre 4 kat daha sık rastlanır. Anevrizması tedavi edilmeyen hastaların % 80’i anevrizmanın patlaması sonucu ölür. Kapalı tedavi yöntemi olan endovasküler uygulamada, anjiografi yöntemi kullanılarak damar içerisinden kateter


denilen uzun ve ince tüplerle anevrizmanın içine veya boynuna kadar ulaşılarak, anevrizma içerisine kan girişi engellenir.

Anevrizmada Tedavi Seçenekleri Nelerdir? Anevrizma tedavilerinde uygulana yöntemler; Ameliyat yapmadan izlenir, açık ameliyat yapılır veya Endovasküler yöntemle ameliyat edilir. Damar içinden müdahale anlamına gelen "endovasküler tedavi” yönteminde büyük cerrahi kesiler ve derin anesteziye gerek yoktur. İşlem çoğu kez lokal anestezi ile sadece kasık atardamarı bölgesinde 2-3 santimetre uzunluğunda bir cerrahi kesi yoluyla yapılabilmektedir.

Ameliyata Göre Endovasküler Yolla Anevrizmanın Tedavisinin Avantajları Nelerdir? Hasta endovasküler yöntem ile tedavi edildiğinde, çoğu kez hiç kan ya da kan ürünü kullanımına gerek kalmaz, hasta yoğun bakımda kalmadan 2 gün sonra da taburcu edilebilir, hastaların nekahat dönemi de son derece kısadır ve ortalama olarak 1 hafta içinde normal yaşamlarına dönebilmektedirler. Tıp literatüründe Endovasküler tedavide hasta kaybedilme oranı yüzde yarımın altında iken aort anevrizmalarının cerrahi tedavisinde hastanın ameliyata bağlı kaybedilme oranı yüzde 5-10 civarındadır. Bu oran bile endovasküler yöntemin daha iyi seçim olduğunu göstermektedir. 29 Mayıs Hastanesi olarak zorunlu vak’alar dışında endovasküler ve hibrid tedavi yöntemini kullanmaktayız. Bu yöntemin faydaları genel olarak; Ameliyata göre işlem süresi çok daha kısadır, Ameliyata göre hastanede yatış süresi daha kısadır, kasıklar dışına ameliyat kesisi yapılmaz, Ameliyata göre kan kaybı çok daha azdır, Lokal anestezi (sadece kasıklar uyuşturularak) yapılabilir,Ameliyata göre girişim sonrası ağrı ve rahatsızlık daha azdır ve a meliyata göre işlem sırasında ve sonrasında ölüm riski daha azdır.

Endovasküler Yöntemin Uygulama Sıklığı Nedir? Endovasküler tedavi aslında gelişmiş batı ülkelerinde yoğun olarak uygulanmaktadır. Ülkemizde daha az uygulanmasının nedeni hastalar ve kısmen de hekimler tarafından yeterli ölçüde tanınmamasının yanı sıra hastane ünitesi, cihaz ve ekipman yetersizliğidir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkelerinde yaklaşık 10 yıllık bir geçmişe sahip endovasküler tedavi yöntemleri önceleri açık cerrahi tedavi yöntemlerinin mümkün olmadığı yüksek riskli hastalarda deneme aşamasında kullanılırken, son

beş yılda teknolojik olarak ileri bir noktaya gelmiş ve aort anevrizmalarında ilk tedavi seçeneği olarak yerini almıştır. Endovasküler yöntemin tercih edilmemesinin en önemli nedeni ise hibrid ameliyathanelerinin bulunmaması ve kalp damar cerrahlarının endovasküler yöntemlerde yeterli deneyime sahip olmamasıdır. Kalp damar cerrahisi klinikleri bünyesinde kurulacak hibrid ameliyathaneler yüksek riskli vasküler lezyonlarda cerrahların alternatif yaklaşımlar geliştirmesine olanak tanıyacaktır. 29 Mayıs Hastanesi kalp damar cerrahisinin bu yöntemi uygulaması ile hastalara önemli bir seçenek sunmaktadır.

Hibrid Uygulama Nedir ? TDV 29 Mayıs Hastanesinde başarı ile uyguladığımız Hibrid yönetimi; Cerrah ve kardiyoloğun birlikte gerçekleştirdiği, hastaya daha az zarar veren, ölüm riski daha az olan bir girişimsel işlemdir. Hibrid endovasküler girişimlerin erken ve orta dönem sonuçları bu hasta grubu için oldukça tatminkardır. Bir çok ağır kalp hastalığında, örneğin yoğun kalp damar hastalığı, ciddi kapak hastalığı, kalp delikleri veya doğuştan damar darlıklarında veya ileri yaşlı hastalar veya açık kalp ameliyatlarına dayanamayacak akciğerböbrek-karaciğer hastalığı v.s bulunanlarda hibrid girişim uyguluyoruz. Kardiyologlarla beraber ameliyata girerek; hastalığın bir kısmını anjio ile, bir kısmını da küçük kesilerden ameliyat yaparak gideriyoruz. Bu şekilde ölüm riskini çok azalttığımız gibi, hastanın daha çabuk sağlığını kazanmasını da sağlamış oluyor. Hibrid girişim açık cerrahinin karşıt alternatifi değil, yeni bir opsiyonu olarak kabul görmektedir.

Bu Konu İle İlgili Olarak Önerileriniz Nelerdir ? TDV 29 Mayıs Hastanesinde endovasküler yöntemi yoğun olarak uygulamaya başlamış bulunmaktayız. Bu alanda hizmet sunmamızın amacı ise kalp damar cerrahisinde de gelişmiş teknolojinin ve uygulamaların insanımıza kolay ulaşılabilirliğini sağlamaktır. Kardiyovasküler cerrahi kliniklerinde hibrid işlemlerin yapılmasına olanak veren girişim şartlarının oluşturulması ve kalp cerrahlarının endovasküler yöntemler konusunda artan deneyimleri, özellikle yüksek riskli vasküler patolojilerin erken tanı ve etkin tedavisine olanak tanıyacaktır. Bu tip girişim üniteleri kardiyovasküler cerrahi kliniklerinde entegre bir sistem olarak organize edilebilir. Bu tip bir yapılanma kompleks vasküler patolojilerin daha hızlı ve daha etkin karar verme ve uygulama mekanizmaları ile tedavisini mümkün kılmada yardımcı olabilir. Bu nedenle kardiyovasküler cerrahi kliniklerinin bu şekilde bir yapılanmaya gitmelerinin faydalı olacağını düşünüyoruz.


AKTÜEL

Romatoid Artrit Hastaları ve Doktorlar Randevu Projesi’nde Buluştu ”Randevu: RA’da Sanatla Buluşma” adlı sosyal sorumluluk projesi, İstanbul’da Sirkeci Garı’ndaki sergi açılışı ile tamamlandı.

RA

hastaları ve hekimlerinin farklı bir ortamda iletişim kurarak birbirlerini daha iyi anlamalarını sağlamak amacıyla Pfizer sponsorluğunda gerçekleşen RAndevu projesi kapsamında, sırasıyla Adana, Ankara, Gaziantep, İstanbul ve İzmir’de hasta ve hekimlerin birlikte katıldıkları atölye çalışmaları düzenlendi. Atölye çalışmalarında, hastalar, Romatoid Artrit ile yaşamanın kendileri için ne ifade ettiğini; hekimler de konu ile ilgili tecrübelerini, resimler ve karikatürler ile ifade ettiler. Etkinlikler sonunda katılımcıların RA’ya dair önemli gördükleri noktaları yansıtan ortak bildirgeler hazırlandı. Proje, RA hastaları ve bu hastaları tedavi eden hekimlerin duygularını paylaşmalarına fırsat sağlaması açısından önem taşıyor. Pfizer sponsorluğunda düzenlenen projenin bir diğer amacı da, ülkemizde RA’ya ilişkin farkındalığın artması. Proje kapsamında üretilen eserler, İstanbul Sirkeci Garı’nda 11.10.2012 – 21.10.2012 arasında 10 gün boyunca ziyaretçilere sergilenecek. Serginin açılışı, projeye destek veren hekimler Prof. Dr. Nurullah Akkoç, Dr. Ayhan Dinç, Dr. Vedat Hamuryudan, Dr. Bünyamin Kısacık ve Dr. Süleyman Özbek ile karikatürist Erdil Yaşaroğlu ve ressam Sevinç Çiftçi’nin katıldıkları bir basın toplantısıyla yapıldı.

“Teşhis Konulmamış Çok Sayıda RA Hastası Var” Proje yürütme kurulu üyelerinden biri olan ve atölye çalışmalarına katılan Prof. Dr. Nurullah Akkoç, basın toplantısında şunları söyledi: “Romatoid artrit iltihaplı romatizmal hastalıklar arasında en önemlilerinden biri. Toplumda yeterli farkındalığın olmaması nedeniyle, bu hastaların sadece üçte birine teşhis konulmuş durumda. Hastalığının farkında olmayan hastaların da tedavi sürecine katılmalarını sağlamamız önem taşıyor. Çünkü RA, hastaların yaşam kalitelerini düşüyor, tedavi edilmezse hastayı kalıcı sorunlarla yüz yüze bırakabiliyor. Randevu: RA’da Sanatla 70 > EKİM 2012


AKTÜEL

Buluşma projesinin bu açıdan büyük önem taşıdığına, toplumda hastalıkla ilgili bilincin güçlenmesine önemli katkılarda bulunduğuna inanıyorum.”

“Projede Hastaların İletişime Açık Ve İstekli Olduklarını Gördük” Projeye katılan Karikatürist Erdil Yaşaroğlu da atölyelerin hastaların iletişime ne kadar açık olduklarını göstermesi ve hasta beklentilerini ortaya koyması açısından çok değerli olduğunu belirtti ve şunları söyledi: “Projeye hasta ve hekimler arasında yeni bir iletişim aracı kullanma hedefi ile yola çıktık. Her atölyede hastaların resimlerinde iç dünyalarına, hasta olarak yaşadıkları zorluklara ve umutlarına dair izler görmek çok etkileyiciydi. Buluşmalarda doktor ve hastalar eğlenceli bir gün geçirdi, hastalar moral buldu.” Pfizer Terapötik Alan Müdürü Dr. Dilara Tezer ise şunları söyledi: “RA hastalığı ile ilgili toplumda bilincin güçlenmesine, hastalığın daha fazla konuşulur hale gelmesine destek olmayı amaçlıyoruz. Pfizer sponsorluğunda hayata geçirilen projede sanat, RA hastalarının kendi dünyalarını anlatmaları için bir araç olarak değerlendirildi. Projede gerçekleşen hekim hasta buluşmaları, ortaya çıkan çalışmalar ve etkinlik sonunda oluşturulan ortak bildirge; hekim ve hastaların romatoid artrit ile yaşamları konusunda çok güzel mesajlar içeriyor.

Hastalar Ortak Bildirgede Sesini Duyuruyor Randevu: RA’da Sanatla Buluşma projesi süresince, her ilde düzenlenen atölyelere katılan hastaların görüşlerinden oluşturulan “Romatoid Artrit ile Yaşam Bildirgesi”, hastaların sesini duyuruyor: RA konusunda bilinçlendirme yapılması, gerek toplumun, gerekse yakın çevrenin hastalara daha anlayışlı davranmalarını sağlayacaktır. RA hastalarının morallerini yüksek tutmaları tedavinin en önemli unsurudur. Herkesin bu konuda destek olmasını teşvik etmeliyiz.

72 > EKİM 2012

RA hastalarının tedavilerine uyumu ve tedaviyi yarıda kesmemeleri konusunda bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi gereklidir. RA hastalarının hayatlarını kolaylaştırmak adına, devletin hekime ve tedaviye erişimde, yerel yönetimlerin de yaşam kalitesini artırmada desteklerini bekliyoruz. RA tedavisinde hekim, hasta ve hasta yakını işbirliği çok önemlidir. Bu işbirliğinin geliştirilmesi için planlar yapmalıyız.

Romatoid Artrit Nedir? Romatizmal hastalıklar, 7’den 70’e her yaştan insanın hayatında görülebilen ve sebep olduğu belirtiler (ağrı, şişlik, vs) nedeniyle hastaların sağlıklarını olduğu kadar sosyal hayatlarını önemli ölçüde etkileyen ve hatta yaşam sürelerini kısaltabilen durumlardır. Bu grup içinde en sık rastlanan hastalıklardan biri de, başta eklemler olmak üzere vücuttaki çeşitli dokularda inflamasyona (iltihaba) ve bunun sonucu olarak hasara neden olan, tedavi edilmediği takdirde kalıcı sakatlık/kısıtlılığa sebep olabilen kronik bir hastalık olan Romatoid Artrittir (RA).1,2,3 Vücuttaki birçok doku ve organı etkileyebilen RA, eklemlerden ise tipik olarak elleri, el bileklerini, ayak bileklerini etkiler.1 RA kontrol altına alınmazsa hastaların önemli bir kısmında geri döndürülemez eklem hasarına yol açabilmektedir.1,3 Eklem hasarının şiddetine bağlı olarak; yemek pişirmek, temizlik yapmak, kişisel bakım gibi günlük işleri yapabilme becerisini olumsuz etkileyebilen hastalığın ileri evrelerinde ağır sakatlık ve hareket yetisinin kaybı söz konusu olabilir.1 Romatoid artritin ülkemizdeki görülme sıklığı %0.4 civarındadır. Bu da, ülkemizde 150 ila 160 bin kişinin hastalıktan etkileniyor olabileceğini göstermektedir.1,3 Kaynaklar 1. Lee DM, Weinblatt ME. Rheumatoid arthritis. Lancet 2001; 358: 903-911. 2. Dhillon S et al. Etanercept; a review of its use in the management of rheumatoid arthritis. Drugs 2007; 67(8): 1211-1241 3. Caporali R et al. Treatment of rheumatoid arthritis with anti-TNF-alpha agents: A reappraisal. Autoimmunity Reviews 2009; 8: 274-280


AKTÜEL

Bilgi’den Sağlık Üzerine İki Sertifika Programı

M

edikal İngilizce Sertifika Programı katılımcıların sağlık alanında çalışırken ihtiyaçları olan İngilizce becerilerini geliştirmeyi amaçlıyor. 10 hafta ve 60 saatlik program katılımcıların, sağlık sektöründe hastalarla iletişim kurmaları, İngilizce tıp terminolojisine hakim olmaları, İngilizce tıp yazılarını anlamaları ve yazmaları, İngilizce hasta dosyalarını anlamaları ve hazırlamaları, yabancı meslektaşlarıyla alanlarında etkili iletişim kurmaları için gerekli olan dil becerilerini geliştirmesini hedefliyor.

Medikal İstatistik (Biyoistatistik) Sertifika Programı 19 Kasım 2012 – 18 Ocak 2013 tarihlerinde düzenlenecek olan program Salı ve Perşembe günleri İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde gerçekleştirilecek. Kursa katılmak için Avrupa Dil Kriterlerine göre B1 seviye olan orta seviye İngilizce bilgisi gerekiyor. Bunun için kurs öncesi adaylara seviye tespit sınavı yapılarak dil seviyeleri tespit edilecek. Medikal İstatistik (Biyoistatistik) Sertifika Programı ise akademik ve endüstriyel araştırmalarında istatistiksel araçları kullanmak isteyen sağlık sektörü profesyonellerini hedef alıyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi sağlık alanında çalışanlara özel Medikal İngilizce ve Medikal İstatistik Sertifika Programı düzenliyor.

74 > EKİM 2012

Ciddi araştırmalar için gerekli olan bütün temel istatistiksel araçlar SPSS uygulaması kullanılarak anlatılacak. İhtiyaç olan düzeyde teorik alt yapı oluşturulacak, ancak asıl vurgu uygulamalar üzerinde olacak. Dersler ilerledikçe, farklı sahaların önemli akademik dergilerinden seçilen yayınlanmış makaleler uygulama pratiği açısından kullanılacak. 10 Kasım-15 Aralık 2012 tarihlerinde düzenlenecek program İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü’nde gerçekleştirilecek.

İstanbul Bilgi Üniversitesi 1996 yılında Türkiye’de üniversite yaşamına yeni bir soluk getirmek amacıyla yola çıkan ve kurulduğu günden bu yana öğrencilerine uluslararası gelişim fırsatları sunmaya devam eden İstanbul Bilgi Üniversitesi, Laureate International Universities ağının Türkiye’deki tek üyesidir. Yaklaşık 800 kişilik bir öğretim kadrosuna sahip olan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin 11.000’in üzerinde öğrencisi ve 15 bine yakın mezunu bulunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Fen-Edebiyat, Hukuk, İktisadi ve İdari Bilimler, İletişim, Mimarlık ve Mühendislik fakültelerinin yanı sıra yüksekokulları, meslek yüksekokulları ve enstitüleri çatısı altında 85 ön lisans, lisans ve doktora programı sunmaktadır. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin İstanbul’un merkezinde, Santral, Dolapdere ve Kuştepe olmak üzere üç kampüsü bulunmaktadır.


AKTÜEL

Teknoloji İlerliyor İzler Küçülüyor Medipol Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Türkoğlu

K

alp cerrahisinde teknoloji ilerledikçe ameliyat izleri giderek küçülüyor. Türkiye’de ilk defa Medipol Üniversitesi Hastaneler Kompleksi’nde uygulanan bir yöntem ile çocuk kalp ameliyatları, açık kalp ameliyatına gerek kalmadan, sadece 4 cm’lik küçük bir kesi yardımıyla, kalp durdurulmadan gerçekleştiriliyor. Böylece, hasta, ameliyat sonrası dönemi daha rahat ve konforlu geçirebiliyor, daha kısa sürede sosyal yaşamına dönebiliyor. Medipol Üniversitesi Hastaneler Kompleksi’nde gerçekleştirilen çocuk kalp ameliyatlarında, özellikle, çocuklarda minimal ölçülerde çalışmanın zorlukları değerlendirildiğinde, alanında bilgi ve deneyim sahibi uzmanların varlığı büyük önem kazanıyor.

Sağlıkta Bir İlk Medipol Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Türkoğlu, kesi boyutlarında yaşanan bu olumlu gelişmenin, hastaların yaş ilerledikçe büyüyen ve belirginleşen kesi izlerini yok etmek için tekrar ameliyat masasına yatmasını engellemek adına çok önemli olduğunu belirtti. Depresyona varan problemlerin ileri yaşlarda yaşanmaması için mini kesi yöntemlerinin yaygınlaşmasının önemini vurgulayan Türkoğlu, septal defekt (kısaca kalp deliği) ve olgularında kesi boyutlarının 12 cm’den 4 cm’ye kadar indiğini ve göğüs kafesinin de tam değil, kısmen açıldığını ifade etti.

Medipol Üniversitesi Hastaneler Kompleksi’nde gerçekleştirilen çocuk kalp ameliyatlarında, özellikle, çocuklarda minimal ölçülerde çalışmanın zorlukları değerlendirildiğinde, alanında bilgi ve deneyim sahibi uzmanların varlığı büyük önem kazanıyor.

76 > EKİM 2012

Ameliyatta Kalp Durdurulmuyor Ve Göğüs Kafesi Açılmıyor Laparoskopiden farklı olarak bu ameliyat yönteminin en büyük özelliğinin küçük cerrahi aletlerle ve minimal invaziv cerrahiyle içeriyi görerek hareket edilmesi olduğunu dile getiren Medipol Üniversitesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Halil Türkoğlu, konu ile ilgili şunları söyledi: “Yaş ilerledikçe daha da belirginleşen ve büyüyen kesi izleri pek çok hastanın bu izleri yok etmek için ileri yaşlarda ameliyat masasına tekrar yatmasını gerektirebiliyor. Bu sebeple, özellikle çocuk kalp ameliyatlarında ameliyat kesesinin küçük olması büyük önem taşıyor. Böylece ameliyat izi ileride bir sorun teşkil etmiyor.” Prof. Dr. Halil Türkoğlu sözlerine şöyle devam etti: “Günümüzde klasik tedavi yöntemleri uygulanmaya devam ediyor. Bu tedavi yöntemleri bazen göğüs kafesinde yapışıklıklara, kanama ihtimaline ve enfeksiyon gibi komplikasyonlara sebep olabiliyor. Medipol Üniversitesi Hastanesi olarak 4 cm’lik kesiğin bile küçültülmesi alanında çalışmalarımız hızla devam ediyor.’’ Prof. Dr. Halil Türkoğlu mini kesiye ilave olarak, Türkiye’de ilk defa Eylül ayı içerisinde ameliyat ettikleri 4,5 yaşında bir erkek çocuğu vakasını örnek göstererek, ameliyatı kalp durdurulmadan yaptıklarını ve çocuğu sağlığına kavuşmuş bir biçimde taburcu ettiklerini ifade etti.


AKTÜEL

Türkiye’nin Yeni Hastane Markası

tanesi’nin Genel Müdür Yardımcılığı’nı yaptı. İstiroti, kariyeri boyunca 10’dan fazla sağlık kuruluşunun açılış sürecine liderlik yaptı.

Türkiye’nin sağlık vizyonuna katkı sağlayacak grubun ilk halkası Liv Hospital Ulus’un kurucu kadrosu belli oldu.

Dr. Asoğlu, 1990 yılında Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olmuş, 1996 yılında İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi’nden Genel Cerrahi uzmanlığını ve yine aynı yıl “Gastrointestinal Endoskopi” ve “Cerrahi Laparoskopi” sertifikalarını almıştır. 2003 yılında, Mayo Clinic (Rochester/Minnesota, ABD) Genel Cerrahi Bölümü’nde sindirim sistemi kanserleri ve laparoskopik cerrahi üzerine eğitim alan Dr. Asoğlu 2004 yılında, uluslararası burs kazanarak eğitimine Memorial Sloan Kettering Cancer Center (New York, ABD), Genel Cerrahi Bölümü’nde, özofagus, mide, kolorektal ve pankreas cerrahisi birimlerinde devam etmiştir. Dr. Asoğlu İstanbul Tıp Fakültesi’nden 2005 yılında doçentlik, 2010 yılında da profesörlük unvanını almıştır. Dr. Asoğlu’nun Türk Cerrahi Derneği, Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği, The Society of European Coloproctology, Ulusal Endoskopik-Laparoskopik Cerrahi Derneği, WeBSURG faculty member, The International Association of Surgeons, Gastroenterologists and Oncologists gibi bilimsel kuruluşlara üyeliği bulunmaktadır.

Lıv Hospital Ulus Medikal Direktörü, Prof. Dr. Oktar Asoğlu

Lıv Hospıtal Ulus’a Deneyimli Genel Müdür Yardımcısı, Dr. Uğur Keskin Liv Hospital Ulus Genel Müdürü Meri İstiroti.

T

ıp dünyasında Türkiye markasını en üst noktaya taşımayı hedefleyen Liv Hospital Group, ilk hastanesini 2012 yılının sonunda İstanbul Ulus’ta açıyor. Türkiye’nin sağlık vizyonuna katkı sağlayacak grubun ilk halkası Liv Hospital Ulus’un kurucu kadrosu belli oldu.

Lıv Hospıtal Ulus’un Genel Müdürü Meri İstiroti Oldu Sağlık sektörünün deneyimli isimlerinden, bugüne kadar pek çok başarılı projeye imza atan Meri İstiroti, Liv Hospital Ulus’a kurucu Genel Müdür olarak atandı. Liv Hospital Ulus Genel Müdürü Meri İstiroti, kariyerine 1990 yılında International Hospital’da başladı. Türkiye’de profesyonel hastane yönetimini ilk uygulayan yöneticiler arasında yer alan İstiroti, kariyerine 1999-2010 yılları arasında Acıbadem Sağlık Grubu’nda Genel Müdür Yardımcısı olarak devam etti. İstiroti, Acıbadem’de birçok yeni hastane açılışında görev alarak grubun bir sağlık ağı modeli oluşturmasına katkıda bulundu. 2010-2011 yıllarında Bozlu Holding’in Sağlık İşletmeleri ve Pazarlama Koordinatörlüğü görevlerini üstlenen Meri İstiroti, ardından Dünyagöz Has78 > EKİM 2012

Liv Hospital Ulus Genel Müdür Yardımcılığına ise yine sağlık sektörünün deneyimli isimlerinden Dr. Uğur Keskin atandı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden 1999 yılında mezun olan Dr. Keskin, 2002-2004 yılları arasında Marmara Üniversitesi Sağlık Kurumları Yöneticiliği Yüksek Lisans Programını tamamladı. 1999-2004 yılları arasında Kunart Medical Assistance’da sağlık sigortacılığı operasyonu (TPA) hizmetlerinin kurulması ve geliştirilmesi süreçlerinde görev alan Dr. Keskin, aynı dönemde provizyon, anlaşmalı kurumlar, hasar yönetimi, yirmi beşten fazla hekimin görev aldığı medikal çağrı merkezinin kurulması ve yönetilmesi görevlerini de üstlendi. 2004-2005 yılları arasında Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Başhekim Yardımcısı olarak görev alan Dr. Keskin, 2005 yılının sonuna kadar Kunart Medical Assistance’ da Operasyon Direktörü olarak görevini sürdürdü.

Liv Hospital Ulus Hasta Bakım Hizmetleri Grup Müdürü: Marziye İlhan Liv Hospital Ulus’un Hasta Bakım Hizmetleri Grup Müdürü ise Marziye İlhan oldu. Ankara Cebeci Sağlık Koleji’nden mezun olan Marziye İlhan İşletme Fakültesini bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Hastane ve Sağlık Kuruluşlarında Yönetim Bölümünde Yüksek Lisans öğrenimini tamamladı.


HASTANE DONANIM

Kastamonu’da 400 Yataklı Yeni Hastane, 2015’te Hizmete Girecek

Kastamonu’da uzun yıllardır gündemde olan 400 yataklı yeni hastane yapımı projesinin tamamlandığı bildirildi.

K

astamonu’da uzun yıllardır gündemde olan 400 yataklı yeni hastane yapımı projesinin tamamlandığı açıklandı. İl Sağlık Müdürlüğü toplantı salonunda 2012 yılının ilk 6 ayını değerlendiren İl Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Yılmaz, Kastamonu’nun Kuzeykent Mahallesine yapımı öngörülen 400 yataklı yeni hastanenin projesinin tamamlandığını belirtti. Hastanenin ihalesine ise Kasım ayı içersinde çıkacaklarını ifade eden Dr. Yılmaz, “Ekim ayında son kez proje üzerinde inceleme yapacağız ve Kasım ayında bir aksilik olmadığı müddetçe ihale sürecini başlatacağız. Hastanenin yapımının 2015 yılında balar ayında tamamlanmasını hedefliyoruz” dedi.

Nisan 2013’te Temel Atılacak Kastamonu’nun iklim şartları nedeniyle bu aydan sonra inşaat sezonunun bittiğini hatırlatan Yılmaz, yeni yılda inşaat sezonu başlayana kadar ihale sürecini bitirmek istediklerini ve 2013’ün Nisan ayında yeni hastanenin temelinin atılacağını kaydetti. Ödenek konusunda da hiçbir sorunlarının olmadığını vurgulayan Yılmaz, diğer yandan Kastamonu’da yapımı devam eden Hacettepe Tıp Fakültesi'nin de yeni hastanenin birlikte çalışacağını belirterek, “Kastamonu’da hem Devlet Hastanesi hem de Üniversite Hastanesi yan yana olmaz. Kastamonu’nun nüfusu bu iki hastaneyi ayrı ayrı taşıyacak kapasitede değil. Bu yüzden biz bu hastanelerin birlikte

80 > EKİM 2012

çalışmasını öngörüyoruz. Bu yüzden bütün çalışmalarımızı bu hedef doğrultusunda yapıyoruz” diye konuştu. Yılmaz, şöyle devam etti: “Kastamonu’ya 3-4 yıl önce Hacettepe Tıp Fakültesi adı altında bir bina yapımına başlanılmış. Kastamonu gibi bir nüfusta iki tıp fakültesi ve devlet hastanesinin olması doğru değil. Bu yüzden birlikte çalışmak için bize de mecburen bu hastaneyi bu alana yapma zorunluluğu doğdu” Ayrıca Yılmaz, 400 yataklı yeni hastanenin yanına 40 üniteli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinin de kurulacağını sözlerine ekledi.


HASTANE DONANIM

Bitlis Devlet Hastanesi Bölge Hastanesi Gibi Hizmet Veriyor

Her Ay 60 Bin Hastaya Hizmet Veren Hastanede 60 Uzman Doktor Görev Yapıyor

B

itlis Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Tolga Kafadar her ay aklaşık 60 bin hastaya sağlık hizmeti verdiklerini ifade etti. Son yıllarda büyük gelişme göstererek önemli ameliyatlara imza atan Bitlis Devlet Hastanesi'nde 60 uzman doktor görev yaparken, günlük ortalama 2 bin hastaya hizmet veriyor. Başarılı operasyonların da gerçekleştirildiği hastanede beyin ameliyatları, bel fıtığı ve omurilik kırılmalarına kadar birçok alanda başarılı ameliyatların yapıldığını kaydeden Başhekimi Dr. Tolga Kafadar, beyin tümörü konusunda bugüne kadar 6 ameliyat gerçekleştirdiklerini, operasyon yapılan hastaların sağlık durumlarının iyi olduğunu söyledi. Hastanenin hizmet kalitesinin artması ile birlikte hasta sayısında da önemli derecede artış yaşandığına dikkati çeken, bölgenin birçok ilinden hasta aldıklarını, bu nedenle hasta sayısında her geçen gün artış yaşandığını belirten Dr. Kafadar, “Bitlis Devlet Hastanesi bölge hastanesi gibi çalışıyor. 60 uzman hekimimizle uyum içerisinde hizmet vermeye devam ediyoruz. Hastanemizde beyin tümörü gibi büyük ameliyatları da gerçekleştirmeye başladık. Doktorlarımız ve sağlık personellerimiz büyük uyum içinde gece gündüz demeden başarılı çalışmalara imza atıyorlar. Gelen hastalarımızı çevre illere sevk etmeden en iyi şekilde tedavi ediyoruz. Çok güzel bir ekip ruhu oluşturuldu. Elbette eksikliklerimiz var. Ancak biz devlet hastanesi adı altında bölge hastanesi hizmeti veriyoruz. Hastanemizde ayda ortalama 350 ameliyat gerçekleştiriyoruz. Bunlar komplikasyonu yüksek ameliyatlardır. Günlük bin 400 hastaya poliklinik yapılan hastanemizde acil de dahil olmak üzere aylık 52 bin hastaya bakıyoruz” ifadelerini kullandı. Başhekim Dr. Tolga Kafadar, yapılan başarılı operasyonların hastaneye olan güveni artırdığını bu nedenle artık vatandaşların çevre illerde mağduriyetinin de önüne geçildiğini söylerken “Özellikle son yapılan başarılı operasyonların ardından hastaların bize olan güveni arttı. Bu güven hasta sayımıza da yansıdı. Çevre illerden hastanemize çok sayıda hasta geliyor. Bu konuda hastanemizde kendini her geçen gün yeniliyor. Patoloji laboratuvarımız, tomografi ve MR cihazımızla kısa sürede sonuca gidiyoruz” şeklinde konuştu.

“Beyin Tümörü Ameliyatımız Başarılı Geçti” Beyin Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İsmail Güneş ise, kendisi ile birlikte Dr. Hakan Akın tarafından gerçekleştirilen beyin tümörü ameliyatının başarılı geçtiğini belirterek, “44 yaşındaki hastamız baş ağrısı şikayeti ile 2,5 ay önce hastanemize başvurdu. Yapılan tetkiklerden sonra ameliyat olması gerektiği kendisine iletildi. Bu ameliyatın Bitlis’te gerçekleştirilebileceğini kendisine ilettik. Daha önce Ankara’da görüp bir profesöre sormak istediğini söyledi. Ankara’daki profesörde bu ameliyatın yapılması gerektiğini belirtmesi üzerine Bitlis’e gelerek hastanemizde ameliyat olmak istediğini söyledi. Geçtiğimiz hafta 3 saatlik bir operasyonla tümörü temizledik. Hastamızın sağlık durumu gayet iyi. Bu tür hastalarımızı 1 hafta 10 gün içinde sağlıklı bir şekilde taburcu ediyoruz” diye konuştu. 82 > EKİM 2012


HASTANE DONANIM

Organ Naklinde Büyük Başarı Yakaladı

O

rgan nakli konusunda kısa süre içinde Türkiye’de referans merkezi haline gelen Memorial Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Merkezi, 100. naklini gerçekleştirdi. Prof. Dr. Yalçın Polat başkanlığındaki ekip tarafından 10 ay içinde 61 karaciğer, 39 böbrek nakli yapıldı. Böbrek naklinde başarı oranı %100, karaciğer naklinde ise % 95 olan merkez, Anadolu yakasının ilk canlı vericili karaciğer naklini gerçekleştirerek de bir ilke imza atmıştı. Memorial Ataşehir Hastanesi Organ Nakli ve Genel Cerrahi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yalçın Polat, merkezin özellikleri ve Türkiye’de organ naklinin durumu hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Yalçın Polat başkanlığındaki ekip tarafından 10 ay içinde 61 karaciğer, 39 böbrek nakli yapıldı.

Memorial Ataşehir Hastanesi’nde Prof. Dr. Yalçın Polat başkanlığındaki ekip tarafından 10 ay içinde 61 karaciğer, 39 böbrek nakli yapıldı.

“100 Hasta Yeni Yaşamına Merhaba Dedi” Memorial Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Merkezi, hem böbrek hem de karaciğer nakilleri gerçekleştiren önemli bir merkezdir. Hastanemizin alt yapısının iyi olması, destek birimlerinin de kaliteli olması sayesinde hızlı bir başlangıç yaptığımızı söyleyebilirim. 10 aylık bir süreçte 100. naklimizi gerçekleştirdik. Bu sayının 61’ini karaciğer, 39’unu da böbrek nakli oluşturuyor. 100 naklin 10’unu kadavrandan, 90 tanesi ise canlı vericili olarak gerçekleştirdik. Başarı oranlarımız böbrekte yüzde 100, karaciğerde ise yüzde 95’ler seviyesinde olduğunu belirtmeliyiz. Bu süreçte karaciğer naklinde %95’lik başarı ile 60’lı rakamları yakalamamızın önemli bir başarı olduğunu düşünüyorum.

“Organ Naklinde Ekip Çalışması Önemli” Bir hastanede organ nakli yapılabilmesi için o merkezin üst düzeyde hizmet veriyor olması gerekmektedir. Çünkü 84 > EKİM 2012


organ nakli sadece ameliyatla ilgili bir işlem değildir. Organ naklinin öncesi ve sonrası süreci için o merkezin poliklinikleri, laboratuvarları, görüntüleme üniteleri, yatan hasta katları ve birçok kliniğinin ortak çalışması çok önemlidir. Bunun için teknik ve teknolojik alt yapımızı oluşturup, yoğun bakımlar ve yatan hasta servis kliniklerimizi hazırlandıktan sonra Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat alındı ve daha sonra nakillerimize başladık.

“Önemli Bir Açığı Kapatıyoruz” Hedefimiz her geçen gün kalitemizden ödün vermeden operasyon sayımızı artırmak ve organ naklini rutin ameliyatlar listesine almaktır. Anadolu yakasında organ nakli yapan merkez sayısı az olduğu için merkezi ve kolay ulaşılabilir konumu İle Memorial Ataşehir Hastanesi’nin bu konuda önemli bir açığı kapatacağını düşünüyoruz.

“Kadavradan Nakiller Oldukça Az” Kadavradan gerçekleştirilebilecek nakiller ile ilgili halkımızı bilinçlendirmemiz gerekiyor. Organ bağışı konusunda yeterli ve doğru bilginin aktarılması çok önemlidir. Sağlık Bakanlığı son yıllarda bu konu üzerinde başarılı çalışmalara imza attı ancak daha çok gidilecek yolumuz olduğu da bir gerçek. Toplum bilinçlendikçe organ bağışına yaklaşımın da daha pozitif hale gelebilecektir. Türkiye’de bir yılda bağışlanması gereken organ sayısının milyon nüfus başına göre düşünüldüğünde 2000 3000 arasında olması gerekmektedir. Bu rakam maalesef 300 - 400 ile sınırlıdır. Yani günümüz şartlarında 10 kat daha fazla bağışa ihtiyaç olduğu görülmektedir.

“Kaliteli Hizmet Güveni Artıracak” Sağlık sisteminin her kademesinde çok iyi hizmet vermemiz gerekiyor. Kaliteli hizmet ile güven de kazanılacaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da bu konuya açıklık getirmesi ile “organ nakli dinen caiz midir” sorusu da artık sorulmuyor. Kimi zaman da aileler bazen sosyal baskı hissedebiliyor. Bağışlar ile birçok insanın hayatının kurtulabileceğinin unutulmaması gerekir. İnsanların nakil konusunda bilinçlenmesi ve bağışların artması ile yapılan karaciğer ya da böbrek nakilleri ile sağlıklarına kavuşan insanların sayılarının da aratacağına inanıyoruz.

Karaciğer Yetmezliğinin En Etkin Tedavisi Nakildir Karaciğer tümörü ve yetmezliğinde Hepatit B, Hepatit C ve bunlara bağlı gelişebilen siroz önemli nedenler arasında sıralanır. Hepatit B’li hastaların %15’inde ileri evrelerde tümör ya da yetmezlik olabilir. Karaciğer yetmezliği ülkemizde de en çok Hepatit B’ye bağlı olarak gelişir. Batı toplumlarında ise alkole bağlı gelişen karaciğer yetmezlikleri daha çok görülmektedir. Karaciğer yetmezliğinin son evresinde olan hastalar için nakil sayesinde uzun ve kaliteli bir yaşam sağlanır.


HASTANE DONANIM

Sağlıkta Self Servis Bir Dönem Başlıyor

H

astaneye gitmeye gerek kalmadan, bir çok sağlık hizmetini bulunduğunuz yerden alabildiğiniz yeni bir sağlık hizmet şekli olan ‘Mobil Sağlık’ kavramı hayatımızın içindeki yerini büyütüyor. Türkiye’de Acıbadem Mobil Sağlık’ın öncülüğünü yaptığı Mobil Sağlık hizmetleri sayesinde Check-up’tan, EKG’ye, Psikolojik Danışmanlık’tan, Fizik Tedavi’ye kadar bir çok sağlık hizmetini evinizden ve işyerinizden alabiliyorsunuz. Şimdi ise artık evinize bırakılan mobil cihazlarla kendi ölçümlerinizi kendiniz yapacağınız veya cep telefonunuza düzenli olarak gelecek mesajlarla doktorunuzla irtibat halinde olacağınız ‘Self Servis’ bir sağlık hizmeti dönemi başlıyor.

Türkiye’de Acıbadem Mobil Sağlık’ın öncülüğünü yaptığı Mobil Sağlık hizmetleri sayesinde Check-up’tan, EKG’ye, Psikolojik Danışmanlık’tan, Fizik Tedavi’ye kadar bir çok sağlık Self Servis Dönemi Nedir? Acıbadem Mobil Sağlık Genel Müdürü Dr. Özgür Turgay; hizmetini evinizden ve işyerinizden bu yıl kapılarını “İnteraktif Ekonomi ile Büyüyen Türkiye” alabiliyorsunuz. temasıyla açan İPZ’ye (İnterkaktif Pazarlama Zirvesi) katı-

larak sağlık sektöründe yaşanan bu dönüşümü, giderek interaktif hale gelen Mobil Sağlık hizmetlerini ve tüm bunların sağlık ekonomisine olan etkilerini anlattı. Türkiye’nin en büyük ve en köklü interaktif pazarlama zirvesi IPZ bu yıl kapılarını “İnteraktif Ekonomi ile Büyüyen Türkiye” temasıyla açtı. 19-20 Eylül tarihlerinde İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleşen ve yüzlerce pazarlama profesyonelini buluşturan platformda, sağlık servisinde ve sağlık ekonomisinde yaratmaya başladığı önemli dönüşümleri anlatmak üzere Acıbadem Mobil Sağlık da yer aldı. Mobil Sağlık kavramının Türkiye’deki öncüsü olan ve bu alanda bir çok ilki hayata geçirmeyi başaran Acıbadem Mobil Sağlık’ın Genel Müdürü Dr. Özgür Turgay, oturumda gerçekleştirdiği ‘Sağlıkta Self Servis Dönemi’ adlı konuşmasıyla Mobil Sağlık ve geleceği hakkında da önemli noktalara parmak bastı.

Hayat Kalitesini Artıracak

Acıbadem Mobil Sağlık Genel Müdürü Dr. Özgür Turgay.

86 > EKİM 2012

Acıbadem Mobil Sağlık’ın sunduğu sağlık paketleri ile, kişilerin bulunduğu yerde, check-up’tan, EKG’ye, Psikolojik Danışmanlık’tan, Fizik Tedavi’ye kadar birçok sağlık hizmetini alabilmesinin mümkün olduğunun anlatıldığı oturumda; Mobil Sağlık alanında daha interaktif bir döneme girildiğinin altı çizildi. Evinize bırakılan teletıp cihazlarıyla kendi başınıza yapabildiğiniz ölçümler sayesinde, şeker, tansiyon vb. kronik hastalıkların veya riskli gebeliklerin takibini doktorunuzla internet ya da cep telefonu üzerinden yapabildiğiniz veya cep telefonunuza gelen mesajlar ile doktorunuzla irtibat halinde kaldığınız ‘Self Servis’ bir döneme girdiğimizin anlatıldığı oturumda, bu hizmetlerin kişilerin hayat kalitesini yükseltmede ve sağlık ekonomisine katkıda önemli rol oynayacağı belirtildi. . Oturumda, “Bu interaktif hayatın cazibesi ve sağlık sektöründe yaşanan dönüşüm, yakın gelecekte 1 gün içinde 1 milyon kişinin self servis sağlık hizmeti almasını mümkün kılabilecek” şeklinde konuşan Acıbadem Mobil Sağlık Genel Müdürü Dr. Özgür Turgay, Mobil Sağlığın potansiyelinin böylesine katma değeri olduğunu gören şirketler ve markaların da, artık pazarlama faaliyetlerine mobil sağlığı da entegre etmeye başladıklarını dile getirdi.


HASTANE DONANIM

Her Yerde Doktorla İletişim Kurulabilecek Acıbadem Mobil Sağlık Genel Müdürü Dr. Özgür Turgay. “Mobil Sağlık’ın hayatımıza girmesi ile vazgeçilmez ihtiyaçlar arasında olan sağlık hizmetlerinin hemen hemen hepsi hastane dışına taşınabilir oldu. Kişilerin eskiden hastanede bile günler süren işlemler sonucu alabildiği check-up’tan laboratuvar tetkiklerine, psikolojik danışmanlıktan fizik tedavi hizmetlerine kadar birçok sağlık hizmeti artık evde, işyerinde veya herhangi bir yerde alınabilir hale geldi. Günümüzde oturduğumuz yerden hiç kalkmadan bilgisayar ekranından sadece bir kaç tuşa basarak doktorumuzla kendi evimizde uyguladığımız testlerin sonuçlarını paylaşabiliyor ve doktorlarımız ile hastalığın her evresinde iletişim halinde olabiliyoruz. Kısacası sağlıkta da bankacılık gibi self servis hizmetler dönemi başladı. Kişiler bu hizmetleri keşfederek bunlardan faydalanmaya başladıkça hayat kalitelerinin ne kadar yükseldiğini görecekler. Bu hizmetler, ihmaller yüzünden kontrol altında tutulamayan ve daha kötü sonuçlar doğuran birçok kronik hastalığın da kolayca kontrolde tutulmasını sağlayacak. Bu da kişilerin hem daha büyük hastalıklar geçirmesine engel olacak hem de böylece sağlık harcamalarının büyük bir bölümünü kronik hastalıklara ayıran sağlık ekonomisini rahatlatacak” şeklinde konuştu.

Mobil Sağlık, Marka ve Şirketler İçin de Yeni Bir Pazarlama Fırsatı Oluşturdu Mobil sağlığın hayatımıza girmesi ile, markalar ve şirketler için müşterilerine yepyeni ve farklı hizmetler sunma fırsatı doğduğunu ifade eden Acıbadem Mobil Sağlık Genel Müdürü Dr. Özgür Turgay, farklı kurumlarla gerçekleştirdikleri projeleri ise şöyle anlattı: “Acıbadem Mobil Sağlık olarak, kurumların pazarlama faaliyetleri ile entegre olarak geliştirdiğimiz projeler ile büyük kitlelere ulaşıyor ve kurumların müşteri sadakatini artırmalarına yardımcı oluyoruz. Böylece şirketler, alışılagelmiş promosyonlar yerine, müşterilerine ve çalışanlarına çok özel sağlık paketleri hediye ediyor ve tüm paydaşlarına ‘Sağlığınızı düşünüyoruz, çünkü sağlık her şeyden daha önemlidir.’ mesajını verebiliyorlar. Düşünsenize, müşterilerinin ve çalışanlarının sağlığını düşünen markayı kim sevmez? Bu bakış açısıyla özellikle bankalar, telekomünikasyon şirketleri ve perakende şirketleri ile birlikte pek çok özel proje gerçekleştiriyoruz ve bu kurumlara müşterileri ve çalışanları ile olan ilişkilerini geliştirmelerinde ciddi katma değer sağlıyoruz. Sadece telekomünikasyon sektöründen bir müşterimiz ile yaptığımız proje kapsamında 100.000 bin kişiye telefonla Medikal Koçluk hizmeti verdik. Hedefimiz 2012 yılı sonunda 200 bin kişiye ulaşmak”

Acıbadem Mobil Sağlık Hizmetleri Acıbadem Mobil Sağlık, evde ve işyerinde sunduğu mobil sağlık hizmetleri ile geleceğin sağlık sistemini şekillendirmeyi, sağlık sektörüne yeni ve yenilikçi bir bakış açısı getirmeyi kendine amaç edinmiştir.


HASTANE DONANIM

Eşrefpaşa Hastanesi Büyümeye Devam Ediyor Yılda çeyrek milyon hastaya poliklinik hizmeti sunan İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi, Uyku Bozuklukları Merkezi Ve Böbrek Taşı Kırma Birimi’ni hizmete açarken Fizik Tedavi Ünitesi’ni de Yeniledi.

88 > EKİM 2012

i

zmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Eşrefpaşa Hastanesi’ni ziyaret ederek yeni hizmete giren Uyku Bozuklukları Merkezi ve Böbrek Taşı Kırma Birimi ile yenilenen Fizik Tedavi Ünitesi’nde incelemelerde bulundu. Başkan Kocaoğlu, servislerde yatan hastalarla da sohbet edip “geçmiş olsun” dileklerinde bulundu.

İki Yeni Bölüm Eşrefpaşa Hastanesi’nin hizmet kalitesi nedeniyle Başkan Aziz Kocaoğlu’na teşekkür eden hastalar, gerek temizlik ve teknik kapasite gerekse de güleryüzlü doktor ve personelden çok memnun kaldıklarını söyledi. Kentin en modern sağlık kuruluşlarının başında gelen Eşrefpaşa Hastanesi’nin yeni bölümlerini Başhekim Uzman Doktor Bora İrer ile birlikte gezen Başkan Aziz Kocaoğlu’na, Uyku Bozukluları Merkezi’nde Uzman Dr. Aylin Çelikhisar tarafından kameralı sistemle tespit ve tedavi çalışmaları da aktarıldı. İzmirlilere yüksek kalitede sağlık hizmeti sunmayı ilke edinen Eşrefpaşa Hastanesi’nin kentin en köklü sağlık kuruluşlarından bir olduğunu söyleyen Başhekim Uzm. Dr. Bora İrer, 2005 yılından bu yana Başkan Aziz Kocaoğlu’nun desteği ile hastanenin önemli hamleler yaptığını söyledi. Hastanede son teknolojilerin kullanıldığına dikkat çeken İrer, bunun son örneklerinin de yeni açılan bölümler olduğunu vurguladı.


Böbrek Taşı Kırma Ücretsiz Yeni hizmete açılan Böbrek Taşı Kırma Merkezi’nin kentteki kamu hastaneleri içinde tek olduğunun altını çizen İrer, hastaların fark ödemediğini ve bu hizmetin tamamen “ücretsiz bir tedavi” olduğunu dile getirdi. İrer yeni bölümlerle ilgili şunları söyledi: “Uyku bozuklukları merkezimizin yataklı ve poliklinik hizmetleri kısa sürede büyük ilgi gördü. 120 hastayı burada yatarak tedavi ettik. 350 hasta da poliklinikte fayda gördü. Burası randevulu çalışan bir merkezimiz. Taş kırma merkezimizde de yaklaşık 50 hastaya 70 seans taş kırma uyguladık. Kamuda tek olan bir taş kırma ünitesi bu. Özel hastanelerden tek farkı, hastadan fark ücreti almamamız. Fizik tedavi merkezimizi de yenileyerek 18 yataklı bir servis haline getirdik. Ayrıca yeni yoğun bakım servisimizin de ruhsatlandırma işlemleri sürüyor. Kısa süre sonra bu servisi de İzmirlilerin hizmetine sunacağız.” İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’nin Sağlık Bakanlığı Hizmet Kalitesi standartları doğrultusunda denetlendiğini de vurgulayan İrer, son denetimde 92 puan aldıklarını hatırlatarak, “Bu iyi bir puan ve hastalarımıza kaliteli hizmet sunduğumuzun da göstergesi. Hastanemiz 200 yataklı ikinci basamak bir hastane. Kardiyo vasküler cerrahi ve beyin cerrahisi hariç tüm branşlarda hekimlerimiz var. Günde bin - bin 200 hasta geliyor. Yıllık ameliyat sayısı 7 bine yakın. Yıllık 250 bine yakın hasta poliklinikte ayakta tedavi ediliyor. Yeni servislerimizle bu rakamları artırmayı hedefliyoruz”diye konuştu.


HASTANE DONANIM

Selçuklu’ya Yeni Poliklinik

Selçuklu Belediyesi Tarafından Yaptırılan Özalkent Numune Hastanesi Polikliniği İçin Resmi Temel Atma Töreni Düzenlendi.

90 > EKİM 2012

K

onya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi tarafından yaptırılan Özalkent Numune Hastanesi Polikliniği için resmi temel atma töreni düzenlendi. Törende konuşan Selçuklu Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, ilçe halkının ihtiyaçları doğrultusunda hizmet üretmeye devam ettiklerini söyledi. Başkan Altay, Konya’nın en büyük ilçesi olmanın yanı sıra şehrin yarısına hizmet verdiklerini hatırlatarak, "517 bin kişilik bir ilçede büyük hizmetler ve yatırımlar yapıyoruz. Selçuklu Kongre Merkezi, Kelebekler Vadisi ve Sille Barajı projeleri gibi önemli eserlerin yanı sıra mahallelere de hizmet götürüyoruz. İlçede imarı park olan bütün alanlar hizmet dönemimizin sonunda park olarak düzenlenmiş olacak" dedi.

Başkan Altay, Türkiye’nin sağlıkta önemli bir gelişim ve dönüşüm yaşadığını, bununla birlikte Selçuklu’nun ağlık alanında büyük yatırımlar kazandığını ifade etti. Özalkent Polikliniği'nin mevcut Numune Hastanesi binasının yenileneceği için yıkılmasıyla meydana gelen bina eksikliğini gidereceğini dile getiren Başkan Altay, “Selçuklu o kadar büyük ki, insanları merkeze ya da Beyhekim Sağlık Kompleksine götürmek yerine mahallelerimizde bölgeye hizmet edecek semt polikliniklerine ihtiyaç vardı. Bir mutabakata varılarak yapımı süren poliklinik binasına karar verildi. Bin 700 metrekare alanda 2 milyon liraya mal olacak inşaatımız 4 ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak vatandaşlarımızın hizmetine açılacak. Böylece halkımız Numune Hastanesi'ndeki tüm poliklinik hizmetlerini burada almaya başlayacak. İlçemizde ciddi sağlık yatırımları yapıyoruz, şuan birinin temelini atıyoruz. Yapımı tamamlanan inşaatı devam eden projelerimiz var.


Türkiye’ye örnek olacak İl Halk Sağlığı Laboratuvarını bir sağlık olacağımızla birlikte Sakarya Mahallemize yapıyoruz. Seyh Şamil Mahallesinde bir hayırseverimizin desteğiyle yaptığımız sağlık ocağımız tamamlanmak üzere. Hocacihan 100. Yıl Mahallesinde bir şehidimizin adını vermeyi planladığımız sağlık ocağımız hizmet verecek. Sağlık ocakları ve polikliniklerinin yanı sıra 3 tane 112 merkezi için planlama yapıyoruz. Finansmanı Selçuklu Belediyesi tarafından ama yapım işleri İl Özel İdaresi tarafından yapılması için bir protokol üzerinde çalışıyoruz. Selçuklu’da halkımızın neye ihtiyacı varsa hizmet üretmeye devam ediyoruz” dedi.

“Semt Poliklinikleri Büyük Hizmet Veriyor” Konya İl Sağlık Müdürü Hasan Küçükkendirci de, Konya belediyelerinin olumlu bakışları sayesinde Konya’nın sağlıkta dönüşüme hız kattığını söyledi. 2011 yılı içinde Konyalıların 19 milyon kez hastanelere ve sağlık kuruluşlarına müracaat ederek neredeyse yılda 9 kez hizmetten faydalandığını anlatan Küçükkendirci, “Belki bu rakam sağlıkta

dönüşümün tasvip edilen bir noktası ama vatandaşlarımızın ayağına da hizmet sunma noktasında yerel yönetimlerle sağlık teşkilatımızın yapmış olduğu çalışmaların büyük bir ifadesinin de kaynağı. Semt polikliniklerimiz ayağa hizmet sunma adına Konyalı vatandaşlarımıza oldukça büyük hizmetler vermekte” diye konuştu.

“Açılışa Yakın Temel Atıyoruz” AK Parti Konya Milletvekili Ayşe Türkmenoğlu, Selçuklu Belediyesi tarafından yaptırılan poliklinik binasının yüzde 50’sinin tamamlanmış durumda olduğunu ifade ederek, “Bizim temel atma törenlerine gittiğimiz programlarda açılışa yakın temel atıyoruz. Önceden temel atılırdı ve yıllarca öyle kalır, çivi bile kaçılmazdı. Ama şimdi AK Parti hükümetleri döneminde gerek belediyelerimiz, gerek merkezi hükümetlerimizin yaptığı hizmetlerde temel atılıyor hemen 5-6 ay sonra o tesis hizmete açılıyor, biz de şaşırıyoruz” şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından İl Müftüsü Şükrü Özbuğday’ın yaptığı dua ile davetliler butona basarak Özalkent Numune Hastanesi Poliklinik inşaatına harç döktü.


HASTANE DONANIM

Memorial Lara Tıp Merkezi Açıldı 2010 yılında Memorial Antalya Hastanesi’ni hayata geçirerek sağlıkta uluslararası standartları ve kaliteli hizmet anlayışını bölgeye taşıyan Memorial, şimdi de Lara Tıp Merkezi ile ikinci adresinde hizmet veriyor.

Lara Bölgesi’nde merkezi konumda bulunan 1.150 m2 alana kurulu 5 katlı binada, hasta konforu ve güvenliğini ön planda tutan modern mimari mekanları ile hizmet veren Memorial Lara Tıp Merkezi; kadın hastalıkları ve doğum, çocuk sağlığı ve hastalıkları, dahiliye, dermatoloji, ortopedi ve travmatoloji, kulak burun boğaz, genel cerrahi ve nöroloji gibi bölümleri ile kapsamlı sağlık hizmetleri sunuyor.

En Kaliteli ve En İyi Sağlık Hizmeti Sunulacak

T

ürkiye’de ilklerin öncüsü Memorial Sağlık Grubu’nun Antalya yatırımları sürüyor. 2010 yılında Memorial Antalya Hastanesi’ni hayata geçirerek sağlıkta uluslararası standartları ve kaliteli hizmet anlayışını bölgeye taşıyan Memorial, şimdi de Lara Tıp Merkezi ile ikinci adresinde hizmet veriyor. 10 Ekim 2012 tarihinde gerçekleştirilen açılış töreni ile hizmete giren Memorial Lara Tıp Merkezi’nin açılışı, Antalya Valisi Dr. Ahmet Altıparmak, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın, Muratpaşa Kaymakamı Fatih Kocabaş Muratpaşa Belediye Başkanı Süleyman Evcilmen, Antalya İl Sağlık Müdürü Dr. Adem Bilgin tarafından gerçekleştirildi.

Uydu Kliniği Memorial Antalya Hastanesi’nin uydu kliniği olan merkez; Memorial’ın uluslararası saygın ve güçlü akademik kadrosu, uzman doktorları, bilgi ve birikimlerini yakın ilgi ile birleştiren sağlık personeliyle daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için; sağlık sorunlarına hızlı, etkili ve kalıcı çözümler üretecek şekilde düzenlendi.

92 > EKİM 2012

Memorial Sağlık Grubu Genel Müdürü Uğur Genç, Memorial Lara Tıp Merkezi hakkında bilgi verdi. Memorial Antalya Hastanemizin uydu kliniği olan Lara Tıp Merkezi, hastanemiz ile entegre bir şekilde hizmet verecek. Alanında uzman isimlerden oluşan kadrosu, güler yüzlü hizmet anlayışı ve ferah mekanlarıyla Memorial Lara Tıp Merkezi, konumu itibariyle hastalarımızın gün içinde rahatça gelip hizmet alabileceği bir lokasyonda bulunuyor. Memorial, ‘en kaliteli’ ve ‘en iyi’ sağlık hizmetini, ‘etik’ ve ‘dürüst’ bir çizgi ile her yıl ‘daha çok hastanın’ hizmetine sunma ve hasta memnuniyeti ilkesi ile Antalya ve Akdeniz Bölgesi’nde fark yaratmaktadır. Memorial Antalya Hastanesi olarak bölgeye A sınıfı sağlık hizmeti anlayışını getirerek, burada da pek çok ilke imza attık. Açılışımızdan kısa bir süre sonra JCI tarafından akredite edilerek uluslararası kalitede sağlık hizmeti verdiğimizi belgeledik ve hastanemiz bünyesinde, dünya çapında bir tüp bebek merkezi kurduk. Memorial Antalya Hastanesi Tüp Bebek Merkezi, Amerikan Embriyoloji Derneği tarafından kalite standartları tescil edilen, Türkiye’nin ilk ve tek merkezi oldu. Bu tescil Memorial Antalya Tüp Bebek Merkezi’nin, Amerika Birleşik Devletleri’nde faaliyet gösteren en yüksek kalitedeki tüp bebek merkezleri arasında yer aldığını gösteriyor. Akdeniz Bölgesi’nde ilk olarak Memorial Antalya Hastanemiz ile sağlık turizmine büyük katkı sağladık. Şimdi Lara Tıp Merkezi ile hizmetlerimize devam edeceğiz. Afrika'dan Amerika'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada, dünyanın pek çok ülkesinden Antalya’ya hasta kabul ediyoruz. Memorial Antalya Hastanesi’nden sonra Lara Tıp Merkezi’ni de hizmete açmanın mutluluğunu yaşıyoruz.”


TIBBİ EKİPMAN

İncekaralar’dan Yeni Nesil Amplitude EEG İncekaralar, yeni nesil Amplitude Eeg Ile Yüksek Kalitede Yenilik Sunuyor

N

ormal ve anormal beyin aktivitesi arasında, görece basit model patern tanıma yöntemi ile sinyalin genliğine odaklanan filtrelenmiş ve zaman sıkıştırmalı EEG’yi temel alan Amplitude EEG, son yıllarda yeni doğan yoğun bakım birimlerinde daha fazla kullanılmaya başlandı. İncekaralar farkı ile sunulan yeni nesil Amplitude EEG ile elektrokortikal arka plan aktivitesindeki uzun dönemli değişimler ve trendler daha kolay değerlendirilebiliyor.

Amplitude EEG Ile Bir Bakışta Beyin Aktivitesi Trendini Yakalayın Amplitude EEG; yenidoğan bebeklerde ve özellikle asfiksi bebeklerde (mavi bebekler) kullanılıyor. Amacı beyin ölümlerini önlemek olan amplitude EEG’nin 72 saatlik sürekli kayıt imkânı sayesinde, bebeğin beyin aktiviteleri uzun süreli takip edilebiliyor. Ayrıca, uzun süreli tedavi sırasında verilen ilaçların etkileri izlenip dozları ayarlanabiliyor. Amplitude EEG ile birlikte video da kullanılabiliyor; bu sayede beyin dalgalarındaki değişim sırasında bebeğin hareketleri izlenebiliyor. Hem Yoğun Bakım -EEG, hem de NK-BSM 6000 serisi hastabaşı monitör ile beraber kullanılabilen amplitude EEG, bir bakışta beyin aktivitesi trendi ve değerli bilgiler veriyor. Son teknoloji ürünü, amplitude EEG, dokunmatik ekranlı panel PC ve dahili SpO2 ve CO2 ile 38 kanal yükseltici, tam EEG kapasitesi sunuyor. Yoğun bakım ortamı için tasarlanmış hafif tekerlekli sehpaya sahip amplitude EEG, portatif olarak hasta başına taşınabiliyor. Ayrıca, yenidoğan nöbet ataklarının değerlendirilmesinde ve buna yönelik ilaçların kullanılması açısından son derece faydalıdır.

Amplitude EEG Trend Programı QP-160AK aEEG, DSA, FFT ve burst suppression oranı trendleri 64 kanala kadar EEG SpO2 ve EtCO2 eğilimleri Online yapay etki ekranı (elektrot durumu) Aktarım, arşivleme ve kopyalama için merkezi veritabanı Ağ üzerinden online veriyi uzaktan inceleme EEG-9100 ve EEG-1200 serisi cihazlar için isteğe bağlı opsiyonel eklenebilir.

94 > EKİM 2012


TIBBİ EKİPMAN

ACEM Medical, Yeniliklerini MEDICA Fuarı’nda Sergileyecek ACEM Medical, 14 - 17 Kasım 2012 tarihlerinde Düsseldorf’ta gerçekleşecek MEDICA Fuarına katılarak siyalitik ve ameliyat ışıkları tıbbi ürünlerini tanıtacak.

M

edikal malzemeler üretiminde İtalyan’nın önde gelen şirketlerinden olan ACEM Medical, 14 - 17 Kasım 2012 tarihlerinde Düsseldorf’ta gerçekleşecek MEDICA Fuarı’na katılarak siyalitik ve ameliyat ışıkları tıbbi ürünlerini tanıtacak. ACEM İlaç Şirketi, bu medikal cihazlar ticareti fuarı esnasında geliştirdiği LED ışıklandırma ürün çeşitleri ile ilgili bilgiler sunacaktır, medikal teknoloji sektörü alanında çok iyi bilinen bir fuardır. Starled 1 EVO (muayene lambası) performans açısından ve teknolojik bakımından iyileştirilmiştir. Konfigürasyonu büyütülerek tavana monte edilebilecek şekilde yeniden tasarlanmış olup, işlevsel I-SENSE kontrol paneli sayesinde farklı gereksinimlere uygun olacak şekilde ışık huzmesi doğru bir şekilde ayarlanabilmektedir. Starled 3 EVO PLUS (daha küçük bir muayene lambasıdır) bu lamba ileri teknoloji ürünüdür. ENDO olarak anılan bir cihaz eklenmiştir, (aydınlatma amaçlıdır) lambanın üst kısmından gelen ışık huzmeleri sayesinde doğal bir ışık havası verir. Ayrıca, bir el mandala ile saat yönünde ve saatin aksi yönünde döndürme özelliği sayesinde ışık huzmeleri odaklanabilmektedir, I-SENSE kontrol paneli de bulunmaktadır. 96 > EKİM 2012

SOLED, bu ürün ACEM tarafından geliştirilen en yeni üründür, lansmanı yapılmıştır. Bu tıbbi teşhis için, önemsiz ameliyatlar için, üniversal uygulamalar için, ufak ameliyatlar için, yoğun bakım ünitesi için ve diş hekimi muayenehanesi için kullanıma uygun bir LED lambadır. Soled yuvarlaktır, bu nitelik lambayı kullanışlı kılmaktadır, tavana, duvara ve troleye monte edilebilmektedir. ACEM’de üretilen komple ürün yelpazesi yanı sıra, Soled mükemmel ışık yoğunluğu sağlayan, uzun ömürlü ve az enerji tüketen bir LED teknolojisidir. CIRCLED (yuvarlak) LED büyütücü ışıklı lamba olup, birçok alanda uygulanabilmektedir. Optik camdan imal edilen bikonveks büyütücü ile donatılmıştır, 3 diopter (isteğe bağlı olarak 5 diopter) büyütebilmektedir. Detayları kesin bir şekilde saptayabilmek için mükemmel bir gereçtir. Sadece tıp sektöründe değil birçok sektörde kullanılabilir, duvara, masaya ve troleye monte edilebilmektedir. OT- SYSTEM bu system ürün yelpazesini tamamlamaktadır, ameliyat odası için en son teknoloji harikası bir ışıklandırma sistemidir. STARLED 5 ve OT- STARLED 7 ‘den teşkil eder, (konfigürasyonlar farklı gereksinimlere uygun olarak adapte edilebilir). Her iki lamba da ergonomik, hassas, güvenilir ve I –SENSE kontrolleri ile donatılmıştır (eş zamanlama seçeneği istek üzerine sağlanabilir). Bu OP-sistemi 4 kola kadar konfigure edilebilir ve AVSM sistemi sayesinde diğer ACEM video kamera ve monitör çeşitleriyle ile uyumludur. Tüm ACEM ürünleri kesinlikle İtalya’da üretilmekte olup, en iyi aksamlar kullanılmaktadır, her biri ayrı ayrı monte edilir ve uzmanlaşmış teknik personel tarafından test edilmektedir, ayrıca MDD yönetmeliği 93/42/EEC gereği CE.


PANORAMA Hayırsever İşadamından Örnek Bağış

Hastanedeki Yoğunluk Kısa Zamanda Bitecek AK Parti Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal, Suriyeli mültecilerden dolayı, devlet hastanesinde yaşanan yoğunlukla ilgili Sağlık Bakanı Recep Akdağ'la görüştüğünü ve yoğunluğun kısa sürede biteceğini söyledi. AK Parti Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dal, Suriyeli mültecilerden dolayı, devlet hastanesinde yaşanan yoğunlukla ilgili olarak Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile bir görüşme gerçekleştirdi. Milletvekili Dal, Bakan Akdağ'a, hastanedeki hemşire ve doktorlar ilgili sıkıntıları dile getirdiğini belirterek, “Sağlık Bakanımız Devlet Hastanesi Başhekimi Muhammed Ali Bekir’i arayarak bilgi aldı. Yapılan görüşmeler neticesinde doktor sayısı az olan branşlarda geçici görevlendirme ile ilgili gerekli talimatları veren Sayın Bakanımız, bu şekilde geçici olarak yoğunluğun önüne geçilebileceğini söyledi.

98 > EKİM 2012

Çorum’un Sungurlu ilçesinde, hayırsever işadamı Devlet Hastanesi’ne yoğun bakım ambulansı bağışı yaptı. Sungurlu Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada, İstanbul’da yaşayan Sungurlulu hayırsever işadamı Habib Bekmezci tarafından bağışlanan yoğun bakım tipi ambulansın Çorum’un ilk yoğun bakım ambulansı olduğu belirtildi. Daha öncede işadamı Halil Bekmezci’nin hastaneye yine ambulansın yanı bilgisayarlı tomografi cihazı ve çok miktarda tıbbi cihaz alarak hibe ettiğini dile getiren yetkililer, işadamı Bek-

mezci’ye hayat kurtarıcı bağışları için teşekkür ettiler.

Fatsa’nın Yeni Hastane İnşaatı 2013’te

Yeni proje ile ilgili Fatsa Belediye Başkanı Hüseyin Anlayan, Fatsa Devlet Hastanesi’ne giderek Başhekim Opr. Dr. Davut

Erişmiş ile birlikte bir açıklama yaptı. Başkanı Hüseyin Anlayan, projenin tamamlandığını belirterek, “Yapılan proje Sağlık Bakanlığı’na gönderilecek. Sağlık Bakanlığı da bu projeyi onayladıktan sonra TOKİ’ye göndererek ve yeni hastane inşaatımıza başlanılacak. Tahmin ediyorum ki 2012 yılı sonu 2013 yılının başlarında inşaatımızın fiilen başlayacağını hep birlikte göreceğiz. Hastanemizin yeri konusunda ise daha önce kamuoyu ile paylaşmıştık, mevcut hastanemizin hem en üst tarafına yeni bina yapılacak” dedi.

Yeni Hastane, Yeni Yılda Hizmete Girecek AK Parti Ünye İlçe Başkanı Av. Ahmet Çamyar, 18 ay önce yapımına başlanan yeni hastane inşaatının, yıl sonuna kadar tamamlanacağı müjdesini verdi. Sağlık alanında yaşanan sıkıntıların büyük bir bölümünü sona erdirecek, kapasite, kalite ve mimarisi ile bölgede örnek oluşturacak Ünye Devlet Hastanesi’nin yeni binasının yüzde 85’lik bölümü tamamlandı. Çamyar konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Ünye Devlet Hastanesi’nin yapımının yeni yıla kadar tamamlanacağını söyledi.


PANORAMA BSK Metropark, "Medline Adana Hastanesi" Oldu Adana’da 3 yılı aşkın süredir hizmet veren BSK Metropark Hastanesi, ismini Medline Adana Hastanesi olarak değiştirdi. Esas Holding bünyesinde faaliyet gösteren BSK Metropark Hastanesi, sağlık alanındaki çalışmalarını ve yeniliklerini artık Medline Hastanesi ismiyle sürdürecek. İsim değişikliğinin kamuoyuna duyurulması amacıyla düzenlenen toplantıda konuşan Esas Holding Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Kamışlı, “Adana Medline Hastanesini İzlemeye devam edin çünkü buraya daha iyi şeyler yapılacağına inanıyoruz. Aile olarak da Adana’ya önem veri-

ADÜ Hastanesi’nde Koordinatörlük Sistemi Kuruldu Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Uygulama ve Araştırma Hastanesi bünyesinde ‘Koordinatörlük Sistemi’ kuruldu. Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Uygulama ve Araştırma Hastanesi bünyesinde kurulan ‘Koordinatörlük Sistemi’, ADÜ personeli ve yakınlarına hizmet vermeye başladı. ADÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesi Koordinatörlük Sistemi’nde Koordinatör Özlem Dinç ve Başsekreter Necati Uysal idaresindeki birim çalışanları koordinasyon hizmeti veriyor.

100 > EKİM 2012

yoruz. Adana ailemizin doğduğu büyüdüğü şehir ana toprağımızdır” dedi.

Medicana Konya Hastanesi Açılışa Hazır

Konya’da yapılan İç Anadolu Bölgesi’nin en büyük sağlık yatırımlarından Özel

Medicana Konya Hastanesi 35 bin metrekare kapalı alanda hizmet verecek. Medicana Konya Hastanesinde düzenlenen basın toplantısında konuşan Medicana Sağlık Grubu Genel Koordinatörü Reha Özkaya, İstanbul, Ankara ve Samsun’un ardından Konya’da da hizmet vereceklerini söyledi. 10 hastanelerinde 5 bin personelin görev yaptığını belirten Özkaya, 700 personelin çalışacağı Konya hastanesinin 60 milyon dolara mal olduğunu kaydetti.

Düzce Üniversitesi Hastanesi Ek Bina Yatırımı Onaylandı Düzce Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nin hizmet kapasitesinin geliştirilmesi için yaklaşık 22 milyon liralık harcamayla ek bina yatırımı yapılacak. DÜ Rektörlüğü’nden alınan bilgiye göre, rektörlük yöneticilerinin çabaları sonucu söz konusu ek bina yatırımı Kalkınma Bakanlığı tarafından onaylandı. Yaklaşık 22 milyon liraya mal olması beklenen Üniversite Hastanesi ek bina projesi 2 yılda tamamlanacak. Ek binada acil servis, yoğun bakın üniteleri, hemodiyaliz ünitesi, eczane, poliklinikler, depo alanları ve öğretim üyesi odaları yer alacak.


PANORAMA Devlet Hastanesi 2 Kasım’ da Teslim Edilecek

Sanko, Ulusal Sinir Sistemi Cerrahisi Kongresi'ne Sponsor Oldu SANKO Holding, Gaziantep Tuğcan Otel’de düzenlenen ‘8. Ulusal Sinir Sistemi Cerrahisi Kongresi’nin ana sponsoru oldu. Türkiye genelinden çok sayıda uzmanın katılımcı ve izleyici olarak iştirak ettiği kongrenin Bayazhan’da düzenlenen gala yemeğinde, SANKO Holding’e Sinir Sistemi Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Savaş Ceylan ve Sinir Sistemi Cerrahisi Derneği 8. Bilimsel Kongresi Başkanı Prof. Dr. Serdar Özgen tarafından teşekkür plaketi verildi. SANKO Holding adına plaketi alan Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Genel Müdürü Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, SANKO Holding’in sosyal sorumluluk projelerine destek vermesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

102 > EKİM 2012

Afyonkarahisar'ın Şuhut ilçesi Belediye Başkanı Recep Bozkurt, ilçede yapımı devam eden 75 yataklı devlet hastanesini ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Yüklenici firma yetkilileri ile görüşüp bilgi alan Şuhut Belediye Başkanı Recep Bozkurt, bina içersinde incelemelerde bulundu. Firma yetkililerince yapılan açıklamada 75 yataklı devlet hastanesinin çok modern bir hastane olduğu belirtilerek, Sağlık Bakanlığının yayınlamış olduğu son yönetmeliğe uygun inşa edildiği bildirildi. Vatandaşların mağdur olamadan modern ve hijyenik bir ortamda hizmet almaları için

hemen her şeyin düşünüldüğünü söyleyen firma yetkilileri, teslim tarihininı 2 Kasım 2012 olacağını söylediler.

BTSO’dan 33 Yataklı Yoğun Bakım Ünitesi

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ve İl Sağlık Müdürlüğü arasında ‘Çekirge

Devlet Hastanesi bünyesinde yapılacak Yoğun Bakım Ünitesi inşaatı için protokol imzalandı. Bursa Valiliği’nde yapılan protokol töreninde Vali Şahabettin Harput, İl Sağlık Müdürü Dr. Özcan Akan, BTSO Meclis Başkanı İlhan Parseker ve oda üyeleri hazır bulundu. BTSO yoğun bakım ünitesi için 700 bin TL bütçe ayırdı. 17 tanesi yeni, 16 tanesi revizyon edilerek 33 yatakla vatandaşların hizmetine sunulacak.

Kozan’da Yeni Devlet Hastanesi İçin Çalışmalar Başladı Adana’nın Kozan ilçesinde yeni yapılacak 200 yataklı devlet hastane için çalışmalara başlandı. Edinilen bilgiye göre, Kozan Devlet Hastanesi 1975 yılında 50 yataklı kapasiteli, A ve B Blok olarak yapılmıştı. O tarihlerde henüz ağaçlandırma olmadığından bugünkü hali ile benzerlik ortaya çıktı. Öte yandan yeni yapılacak hastanenin inşaatının bitmesinin ardından yeniden ağaçlandırma yapılacağı öğrenildi.


PANORAMA Kadın Doğum Hastanesi’nde Sona Gelindi Batman Sağlık İl Müdürlüğü, 200 yataklı Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi yapımında son merhaleye gelindiğini açıkladı. Sağlık İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, Sağlık Bakanlığı nezdinde yapılan girişimler sonucu 200 yatak olarak planlanan hastanenin bölge ihtiyaçları göz önüne alınarak yatak sayısının 300’e çıkarıldığı belirtildi. Açıklamada, “Yeni hastanenin yapılabilmesi için Batman Bölge Devlet Hastanesi’ne bitişik vatandaş arsalarının kamulaştırma işlemi için 23 Kasım 2011 tarihinde Batman Valiliği İl İdare Kurulu’nca kamu yararı kararı alınmış, kamulaştırma işlemlerine esas tüm resmi prosedürler Valiliğimiz ve İl Müdürlüğümüzce tamamlanmıştır. Söz konusu kamulaştırma işlemi için gerekli olan ödenek Maliye Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığımız, Valiliğimiz ve İl Müdürlüğümüzün katkılarıyla 20 Eylül 2012 tarihinde temin edilmiştir” denildi.

Trabzon Fatih Devlet Hastanesi'nin Yatak Kapasitesi 700'e Çıkartılıyor Trabzon Fatih Devlet Hastanesi'nin yatak kapasitesi 700 yatak kapasitesine çıkartılıyor. Trabzon Belediye Meclisi, Fatih Devlet Hastanesi’nin 250 yatak kapasitesi’nde 700 yatak kapasitesini çıkarılması için yapılan plan değişikliğini kabul etti. Trabzon Belediye Başkanı Dr. Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu mevcut 250 yataklı Fatih Devlet Hastanesi’nin yıkılarak yerine modern ve donanımlı 700 yatak kapasiteli yeni bir hastanenin yapılmasının düşünüldüğünü söyledi.

Bepanthen Efsanesi Artık 'Bepanthol' Markasıyla Devam Edecek Efsane marka Bepanthen, Bepanthol ismi ile yeniden doğuyor. Yenilenen efsane Bepanthol, pişik merhemi ve cilt bakım kremi olmak üzere iki ayrı formülüyle cildin farklı dönemlerindeki farklı ihtiyaçlarına cevap veriyor. Cilt sağlığına ve cildinin bakımına özen gösteren, cildinin kurumasına ve nemsizliğine karşı çözüm arayanlara ihtiyaçları olan nem ve ferahlığı sağlayan Bepanthol Cilt Bakım Kremi; içeriğindeki Pro-Vitamin B5 ile; kurumaya bağlı, pul pul dökülen, kızaran, çatlayan ve gerginleşen cilt bölgelerine kaybettiği nemi geri kazandırırken, cildin ihtiyacı olan ekstra bakımı sağlıyor ve cildin doğal yenilenme sürecine yardımcı oluyor.

İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi Açılışa Hazırlanıyor Bolu’nun Karacasu Beldesi’nde 2009 yılında temeli atılan 108 yataklı İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi'nin iç tefrişatı bütün hızıyla sürüyor. Hastanenin 2013 yılı başında hizmete girmesi planlanıyor. Karacasu beldesinde, İzzet Baysal Vakfı tarafından yaptırılan 108 yataklı İzzet Baysal Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi'nin temeli 2009 yılında dönemin valisi Halil İbrahim Akpınar ve İzzet Baysal Vakfı Başkanı Ahmet Baysal tarafından atılmıştı. 12 bin 500 metrekarelik kapalı alana sahip 4 katlı hastane binası, 108 yatak kapasitesiyle

104 > EKİM 2012

hizmet verecek. Hastanenin sözleşme bedeli 9,5 milyon TL. Binanın şu anda fiziki yapısının tamamlandığı ve iç tefrişatının bütün hızıyla sürdüğü açıklandı.


PAZAROLA

[

Hemhâl ve halvet olmak

P

azarlama, müşteriyi sıkıştırıp suyunu çıkarmak değil. Onunla birlikte yaşanan bir hayat ve bunu anlamlı kılma sürecidir. İnsanların günlük ihtiyaç, istek, korku ve tutkularını anlayabilen, ona ayak uydurabilen firma ve markalar daha başarılı oluyorlar.

Prof. Dr. İsmail KAYA

Gündelik hayatlar ve altında yatan gerçekler, geleneksel araştırma yöntemleri ve sıradan anketlerle pek öğrenilemiyor. Anketler maskelerin arkasını gösteremiyor. İnsanı doğal halleri ve ortamlarında inceleyebilmek gerekiyor.

Her müşterinin hayatı özel. Müşterinin tercih, davranış ve alışkanlıklarının belli birer duygu ve mantık çerçevesinde oluştuğu biliniyor. Pazarlama yöneticileri, işte bunları anlamak ve bunları kuşatan halkayı kırmak için yeni yollar bulmak durumundalar.

Pazarlamacılar, yazar ve senaristlerle de yakından ilgileniyorlar. Zira bu kesim, yazdıklarıyla, dizi ve filmleriyle, bir yandan gündelik hayatları yansıtıyor, bir yandan da kitlelerin hayat tarzını etkiliyorlar.

Hayatın sıradan ayrıntılarına farklı bir gözle bakabilmeyi başaran pazarlama yöneticileri, ürün ve markalarını müşterileri için vazgeçilmez kılacak çözümleri daha kolay bulabiliyor, yeniliklerini gündelik hayatın mutfağında pişirenler daha başarılı oluyorlar.

Dijital dünya ayrı bir alem. Meselâ, Time dergisi, okurlarının dünyanın her köşesinden resimler çekip göndermelerini istiyor. Bu sayede, evleri, yiyip içtikleri, giyim kuşamları ve yaşadıkları çevreleriyle dünya insanının günlük hayatlarını ayrıntılarıyla öğreniyor, yayınını ona göre düzenliyor.

Hayatı yaşarken her gün tekrarlanan rutinler, kullanılan kelimeler, atasözleri, fıkralar, sevinçler, hüzünler, özlemler, hepsi bir bakıma pazarlamanın laboratuvarı. İnsanların geçmişi de önemli. Tarih bilgisi, savaşlar ve zaferler kadar, insanların geçmişteki gündelik hayatları, görgü kuralları, giyim-kuşamları, ilişkileri, oyunları, eğlenceleri, ev eşyaları, yeme-içme biçimleriyle de pazarlamacılara yeni fikirler verebiliyor.

Pazarlama stratejileri ve çözümleri, toplantı odalarında laflayarak, oyuna seyirci kalarak geliştirilemiyor. En başından sonuna, müşterinin hayatının bütün ayrıntılarına hâkim ve onun oyunun bir parçası olabilmek, sohbete katılmak, onlarla hemhâl ve halvet olmak da gerekiyor.

Prof. Dr. İsmail Kaya, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Pazarlama Anabilim Dalı Başkanıdır. Kendisine ismailkaya@gmail.com adresinden ulaşılabilir. Başka yazıları için, http://pazarola.blogspot.com, http://pazarlamabitanedir.blogspot.com ve http://pazarlamazekasi.blogspot.com blogları ziyaret edilebilir.

106 > EKİM 2012

]


DENGE

[

Büyüme engelleniyor mu?

B

izde hava bitmez. Biri biter, biri başlar. Şimdilerde şöyle bir hava estiriliyor:

-Şartlar uygun, dış finansmanda sıkıntı yok, ekonomi büyüyecek, fakat Merkez Bankası (MB) engelliyor. Acaba öyle mi? Eğri oturalım, doğru konuşalım. Mehmet Ali Özbudun mehmetali.ozbudun@ tg.com.tr

Türkiye ekonomisi, tasarruf açığı veren ve dış âlemin tasarruflarıyla büyüyebilen bir ekonomi. Son tahlilde: Bu değirmenin suyu, dışarıdan geliyor. Ekonominin çarkı, dış kaynakla dönüyor. Büyümenin hızlandığı yıllarda, büyük ölçüde, iç taleple (yaklaşık yüzde 70 oranında!) büyüyoruz. “İç pazara yönelik üretimin ve ihracatın önemli bir bölümünün ithalata olan bağımlılığını” bugünden yarına sıfırlamak mümkün değil. Dolayısıyla.. Zaman zaman, aralarında “doku uyuşmazlığı” oluşsa da, “hızlı büyüme-yüksek cari açık” ikilisi, fevkalade “köklü ve kronik” bir ilişkiyi simgeliyor. *** Ancak... Büyüme, “potansiyel büyüme hızının” (enflasyonist baskı oluşturmayan ve finansal risk biriktirmeyen büyüme hızı) üzerine çıktığında, yani “belli bir eşikten sonra” işler karışıyor. Bir dizi problem çıkıyor: -Fiyat istikrarı zedeleniyor. Enflasyon, kuyruğu dikiyor. -Cari açık, sürdürülebilir düzeyin üzerine tırmanıyor. -Açığımızı finanse edenlerin portföy ve vade tercihlerine paralel olarak, bankacılık

108 > EKİM 2012

]

sisteminin aldığı riskler, finansal istikrarı tehdit etmeye başlıyor. *** İşte tam da bu ortamda, MB, devreye girerek, gerek fiyat istikrarına ve gerekse finansal istikrara yönelik tehditleri ortadan kaldırmaya çalışıyor. Ekonominin, “potansiyel büyüme hızının” üzerine çıkmasına izin vermiyor. Fena mı yapıyor? -Bize göre, çok da iyi yapıyor, ama büyümeyi engellemekle itham ediliyor. Aslında, para otoritesinin temkinli duruşunu ve reflekslerini son derece normal karşılamak gerekiyor. Şurası kesin. İçinde bulunduğumuz konjonktürde bizim için kritik olan, ne pahasına olursa olsun büyümek ve krize toslamak değil, istikrarı delmeden büyümektir. *** İsterseniz, bir kere daha vurgulayalım. Para politikası, elbette eleştirilebilir. Ne var ki, MB’nin özerkliğinin korunması ve zedelenmemesi çok önemlidir. Özerklik, bir “yetki ve sorumluluk” paylaşımıdır. Banka’nın itibarı, ülkenin itibarıdır. Faizi düşürebilmenin ön şartı, MB’nin “yasal özerkliği” ile “fiili özerkliği” arasında?fark?olmamasıdır. Aman ha!


Medikal Teknik Ekim'12  

medikal-10-12

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you