Page 1


editörden

Artık ‘Sosyal Medya’ Var

Uğur Dündar Editör

Hayatın her alanının dijitalleşmeye başladığı günümüzde sosyal medya olgusu önemini daha da arttıracak gibi görülüyor. ‘Facebook, twitter ve youtube’ gibi başlıca sosyal medya iletişim kanallarında farklı içerikte birçok bilgi en güncel haliyle yer alıyor. Facebook’un dünya genelinde 1 milyar, twitter’in ise 200 milyon üyesi olduğu düşünüldüğünde kurulan iletişi ağı ve paylaşılan bilginin büyüklüğü daha net göz önüne getirilebilir. Bilgi havuzu olarak nitelenebilecek bu sosyal ağlar aslında dünyanın da en ciddi pazarlarından da biri konumunda. Böyle bir pazarlama fırsatını kaçırmak istemeyen global ölçekte şirketler farklı stratejilerle aynı amaç doğrultusunda çalışmayı sürdürüyor. Türkiye’de en popüler kanal olan facebook’da 25 milyonun üstünde bireysel kullanıcı mevcut durumda. Global olarak bu kullanıcıların % 85’lik bir kısmı sevdikleri ve beğendikleri markaları bu platformlarda görmek istiyor ve gelişmelere abone oluyorlar. Bu veriler ışığında global ölçekteki tüm markalar gerek kendileri gerekse yerel sayfaları ile bu platformda yer alıyorlar ve ciddi miktarlarda takipçiye sahipler. Ayrıca facebook kullanıcıları arasında gerçekleştirilen araştırmalara göre % 82’lik büyük bir kısım bu platformun markalar ile iletişim ve etkileşim kurmak için en ideal olduğu yer görüşüne sahipler. Araştırmaya yanıt veren kesimin yarısı da bir markaya ait facebook sayfasının web sitesinden çok daha kullanışlı olduğunu düşünüyor. Bu rakamların bize gösterdiği en önemli sonuçlar; kişilerin bu kanallardan istediği bilgi ve kaynağa erişim kolaylığı, her türlü eleştirel bakış ve yorumlarını ifade edebilmeleri ve duygusalgörsel bağ oluşturabilmeleridir.

Sosyal medyada ürünleri satabilmek için ise her kanalda ve her yerde olmanız gerekiyor. Bunun için de en önemli konu farkındalık ve güven sağlamak. Ancak bu şekilde insanlar, ilk önce sizi düşünür ve ürünlerinizi satın alma eğilimi gösterebilir. Ancak sosyal medyanın tek başına yeterli olmadığı da açıktır. Konuyu Forbes.com tarafından dünyanın en önemli 10 sosyal medya uzmanından biri olarak gösterilen Scott Stratten çok iyi özetliyor: “Malzemeniz Muhteşem’se satın. Değilse sizde kalsın! Siz harikaysanız, tüketiciler sizin muhteşemliğinizi her yerde yayar. Kötüyseniz bunu da yayar. Şirketler teknikten çok içerik konusunda çaba harcamalı. Dikte etmeyip sohbet ederek, müşterilerinizi dinlemekten korkmayarak başarıyı yakalarsınız. Tutku ve bilgi kârlılığı getirirken, sosyal medyada müşterilere cevap veren kişi sizi rezil de eder, vezir de!” Pazarlama ve reklam sektörüne yön veren Digital Age Konferansı, 18 Ekim’de Four Seasons Otel’de düzenlendi. Bu yıl altıncısı düzenlenen konferansta dijital dünyanın medyaya getirdiği tüm yenilikler, tuzaklar ve avantajlar, Türk ve yabancı konuşmacıların katılımıyla A’dan Z’ye tartışıldı. Konferans konuşmacılarının ortak bir mesajı vardı: Dikte etmeyin, sohbet edin. Bu ve benzeri haberlerin detaylarını Kasım sayımız içindeki “Dijital Pazarlama ve Sosyal Medya” dosyamız içinde kapsamlı şekilde bulacaksınız. Sizler için okumaktan keyif duyacağınız bilgilendirici bir dergi hazırladık. Saygılarımla, Uğur Dündar

ÖZÜR VE DÜZELTME Dergimiz Ekim 2012 sayısı 116 sayfasındaki haberimizin başlığı “Mineral Yağsız Ofset Mürekkepleri” sehven “Yağsız Ofset Mürekkepleri” şeklinde yazılmıştır. Düzeltir, özür dileriz.


künye

GRUP BAŞKANI: H. FERRUH IŞIK İLETİŞİM MAGAZİN GAZETECİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. adına İMTİYAZ SAHİBİ

Mehmet SÖZTUTAN GENEL MÜDÜR YARDIMCISI Ahmet KIZIL

ahmet.kizil@img.com.tr

SORUMLU YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜ YUSUF OKÇU

yusuf.okcu@img.com.tr

EDİTÖR Uğur DÜNDAR

ugur.dundar@img.com.tr

GRAFİK TASARIM İpek ERDOĞAN

ipek.erdogan@img.com.tr

SANAT YÖNETMENİ İsmail GÜRBÜZ

ismail.gurbuz@img.com.tr

REKLAM MÜDÜRÜ M.Akif TATLISU REKLAM DANIŞMANI Ahmet Hamza HAKVERDİ

akif.tatlisu@img.com.tr ahmet.hakverdi@img.com.tr

DIŞ İLİŞKİLER MÜDÜRÜ M.Akif TATLISU

akif.tatlisu@img.com.tr

KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ Ebru PEKEL

ebru.pekel@img.com.tr

MUHASEBE MÜDÜRÜ Mustafa AKTAŞ ABONE/SUBSCRIPTION Hatice ERDÖNMEZ

mustafa.aktas@img.com.tr hatice.erdonmez@img.com.tr

CTP - BASKI İhlas Gazetecilik A.Ş 29 Ekim Cad. No: 23 34197 Yenibosna/İstanbul Tel: 0212 454 30 00 ADRES/HEAD OFFICE

29 Ekim Cad. No: 23 34197 Yenibosna / ‹stanbul / Turkey Tel: +90.212 454 25 00 Faks: +90.212 454 25 98 www.matbaateknik.com.tr

matbaa&teknik® dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. matbaa&teknik® Dergisi’nin bütün yayın hakları İletişim Magazin Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. Yaygın süreli bir yayın olan matbaa&teknik® Dergisi ayda bir yayınlanır. matbaa&teknik® İletişim Magazin Gazetecilik Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin tescilli markasıdır. Articles and news may be reproduced by stating matbaa&teknik® as the source. matbaa&teknik® is published monthly. Advertisements’ responsibilities published in our magazine pertain to advertisers.


içindekiler

Heidelberg Türkiye, Sosyal Medya’da da Lider

6

kordashop’tan Kâğıt Almak Çok Kolay

8

Xerox Sosyal Medyayı Nasıl Kullanıyor?

12

Biz Eskiden Eskiden Kupür Keserdik Gazeteden…

16

reklam indeksi

4

ACAR .................................................... 139

EFEM MATBAA MALZEMELERİ .................81

MİTASAN .................................................59

AKTİF ISI ................................................143

ERAYSAN ..........................................Ö. K. İ.

MİTRA .............................................Ö.K - 15

AKTİF MATBAA MAKİNELERİ ...................57

ESEN GRAPHICS .......................................55

ODAK KİMYA.........................................103

ANTALİS...................................................19

FEZA ......................................................115

ÖZÇELİK .................................................131

AR MATBAA ..........................................133

FUJİFİLM TÜRKİYE.....................85 – 87 - 89

PAKMER...................................................37

ARAS GRUP .....................................63 – 65

GRENSAN..........................................91 - 95

PASİFİK ....................................................79

ARAS MATBAA MALZEMELERİ.................77

HEIDELBERG.....................................67 – 69

PRİNTER OFSET ........................................61

ARGEMAT ..............................................129

İHLAS PAZARLAMA.......................137 - 141

PRINTWATER............................................39

ASTEKS ..................................................117

İLKAY MATBAA........................................97

RENZTÜRK................................................35

BAK-ON .............................105 – 107 – 109

İTOTEST ...................................................33

RONAN ............................................49 - 93

BALKAY KİMYA .....................................119

KORDA.....................................................11

SAYDAM KALIP........................................43

BATI KAUÇUK ........................................111

LEBİB YALKIN ...........................................32

SUNCHEMICAL.........................................75

BAYDAN OFSET .......................................73

LİDYA GURUP ..........................................17

TOLGAHAN ..............................................41

BİLGİTAŞ .........................................47 - 113

M. HUBER TÜRKİYE....................................9

TÜRKİYE GAZETESİ.................................135

CANON ................................................A. K.

MARMARA SELEFON..............................121

ULTRA......................................................45

CENTEREXPO..............................................3

MAS DEHA...............................................23

UPM...........................................................1

DERELİ GRAPHIC........A. K. İ. - 27 – 29 – 71

MSM MÜMESSİLLİK ...................................7

QUADTECH ..............................................51

DURAN MAKİNA .....................................83

MATSET .........................................99 – 101

XEIKON-TR ...............................................53

ECE TEKNİK ..............................................25

MESSE FRANKFURT ..................................31

XEROX .....................................................13


index

Sosyal Medya Pazarlama Kampanyasını Direkt Etkiliyor

Sosyal Medya’yı Doğru Kullanma

18

22

Printtek 2013 Heyecanı Sürüyor

Matbaa Meslek Lisesi Dosyasını Açıyoruz

52

58

BNG Ambalaj’ın İntegre’ye Güveni Tam

Yeni Kodak Trendsetter 1600 CtP

122

152

ayın konusu 46 Hayatın Tüm Yönleri Bilgi Eğitim’de

aktüel 70 Esko, Türkiye’deki Büyümesini Sürdürüyor

İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde ‘Yaşam Boyu Eğitim Merkezi’ olarak faaliyet gösteren BİLGİ Eğitim; Bireysel, kurumsal ve mesleki-profesyonel gelişime yönelik eğitimler veren BİLGİ Eğitim’in Ocak-Eylül döneminde toplam katılımcı sayısı bin 583 kişiye ulaştı.

Mustafa Salur: “Esko; karton, esnek ambalaj (flekso/rotogravür), etiket, grafik- tasarım, açıkhava reklamcılığı ve oluklu mukavva ambalaj sektörlerine yönelik entegre çözümler sunan küresel tedarikçidir.”

print and publishing

print buyer

156 A fruitful solution The label on perishable food pre-packs may be extremely transient but, despite its short life, it is still required to perform the key roles of providing both decoration for retail shelf ‘stand out’, as well as a considerable amount of product data.

124 Sincan Matbaası Presto Yatırımı Yaptı Mustafa Nedim Turgut: “Alanında tecrübeli elemanlarımız ve teknolojisi üretim alanlarımıza uygun makinelerle başarıyı yakalamamız çok zor olmadı.”


ayın konusu

matbaa&teknik

Heidelberg Türkiye, Sosyal Medya’da da Lider Heidelberg Türkiye, sosyal iletişim projelerinin bir parçası olan facebook sayfası kapsamında yaklaşık 2 yıldır gerçekleştirdiği paylaşımlar ile beğeni topluyor İnternette kişi bazında kullanımı her gün çığ gibi büyüyen sosyal medya siteleri, özellikle ülkemizde son birkaç yıldır firmalar tarafından da hedef kitleleri ile daha yakından ve daha verimli iletişim kurmak amacı ile öncelikli olarak tercih edilmeye başlanıldı. Ülkemizdeki matbaacılık sektöründe yeni gelişen iletişim şekli ile ilgili en yoğun çalışan firmalardan birisi olan Heidelberg Türkiye’de Pazarlama İletişimi operasyonlarından sorumlu olan Satış ve Pazarlama Uzmanı Hakan Hondu, konu hakkındaki görüşlerini şu şekilde dile getirdi; “Heidelberg Türkiye olarak müşterilerimiz ve markamız ile ilgilenen herkesle tüm kanallardan buluşma gayreti içerisindeyiz. Bunu zaten yıllardır veri tabanımızda bulunan kontaklarımıza gönderdiğimiz e-posta ile gönderdiğimiz haber bültenleri, sektörel yayınlar ve doğrudan postalama yöntemleri ile olabilecek en verimli şekilde gerçekleştiriyoruz. Son birkaç yıldır, anlık iletişimin en yoğun olarak gerçekleştiği sosyal medya kanallarında da kendimize bir yer edindik ve buralarda giderek büyüyen bir kitleye hitap etmeye başladık.”

Facebook markalarla iletişim için en ideal yer “Bu konuda istatistiklere baktığınızda Türkiye’de en popüler kanal olan facebook’da 25 milyonun üstünde bireysel kullanıcı mevcut durumda. Global olarak bu kullanıcıların % 85’lik bir kısmı sevdikleri ve beğendikleri markaları bu platformlarda görmek istiyor ve gelişmelere abone oluyorlar. Bu veriler ışığında global ölçekteki tüm markalar gerek kendileri gerekse yerel sayfaları ile bu platformda yer alıyorlar ve ciddi miktarlarda takipçiye sahipler. Ayrıca facebook kullanıcıları arasında gerçekleştirilen araştırmalara göre % 82’lik büyük bir kısım bu platformun markalar ile iletişim ve etkileşim kurmak için en ideal olduğu yer görüşüne sahipler. Araştırmaya yanıt veren kesimin yarısı da bir markaya ait facebook sayfasının web sitesinden çok

6

Heidelberg Türkiye’nin Pazarlama İletişimi Operasyonlarından Sorumlu olan Satış ve Pazarlama Uzmanı Hakan Hondu

daha kullanışlı olduğunu düşünüyor. Bu rakamların bize gösterdiği en önemli sonuçlar; kişilerin bu kanallardan istediği bilgi ve kaynağa erişim kolaylığı, her türlü eleştirel bakış ve yorumlarını ifade edebilmeleri ve duygusal-görsel bağ oluşturabilmeleridir.” Heidelberg Türkiye facebook’tan nasıl faydalanıyor? “2011 yılının başlarından bu yana HEI Club Türkiye başlığı altında gerçekleştirdiğimiz sosyal iletişim projelerimiz mevcut. Bunlardan en önemlisi ve en aktif olanı 2011 yılının Mart Ayı’ndan bu yana facebook’da yer alan sayfamız. Biz bu sayfadan nasıl faydalanıyoruz, bunu özetlemek gerekirse; en yoğun olarak gerçekleştirdiğimiz faaliyetler yeni ürün tanıtımları, ürünlerin, özellikle makinelerin görsel sunumları, çok beğeni top-

layan teknik ve advertorial ürün videolarımız ve aylık gerçekleşen kampanyalarımızın sayfamızda yayınlanması şeklindedir. Bu konuda da yapılmış istatistikî çalışmalardan faydalanıp içeriklerimizi ona göre geliştirmekteyiz. Buna göre sosyal medya kanallarında hedef kitlelerin en çok ilgi gösterdikleri içeriklerin başında ürün fotoğrafları ve illüstrasyonları ile videolar gelmekte bunları anketler ve haber bültenleri takip etmektedir. Yayınladığımız hemen hemen her içerikten sayfamızı beğenen ve takip edenlerden yorum, görüş ve beğeni şeklinde geri dönüşlerde alıyoruz ve hepsini değerlendiriyoruz. Yakın tarihte, Heidelberg Türkiye’yi ve çalışanlarını ve müşterilerini tanıtan ve oldukça güzel ve etkileyici olduğunu düşündüğümüz bir film hazırladık. Bunu da ilk olarak facebook sayfamızda yayınlayacağız. Devamında


ayın konusu

sayfamızdan bazı yarışmalar da düzenleyeceğiz ve kazananlara bazı hediyelerimiz de olacak. Bu şekilde bize ilgi gösteren herkese bir şeyler katabilme çabası içerisindeyiz.”

www.facebook.com/heiclub “Sayfamızı beğenenler arasında basılı medya sektöründe bulunan firmaların sahipleri, yöneticileri, teknik ve idari çalışanları ile mesleğe yani başlayacak olan öğrenciler bulunuyor. Bunun haricinde reklam ve tanıtım sektöründe çalışan ve Heidelberg markasını daha yakından tanımak isteyenler de bizi takip ediyorlar. Buradan bize ulaşmak istediklerinde özel mesaj gönderebiliyorlar ve biz sayfadaki gelişmeleri sürekli takip edip istek ve önerilerini bir an önce karşılamaya gayret gösteriyoruz. Sayfamıza ulaşmak isteyenler www.facebook.com/heiclub adresinden sayfayı beğenmek suretiyle her türlü güncellemeyi sürekli olarak takip edebilirler. Sayfada 2011 yılından bu yana yayınladığımız her türlü içeriğe sürekli olarak erişim mümkündür. Özellikle sayfada yayınladığımız teknik ürün videolarına ilgi büyük.”

Ticaret değil iletişim noktası “Ayrıca Heidelberg Almanya Genel Merkezimizin de facebook, twitter ve youtube gibi iletişim kanallarında farklı şekillerde içerikler ile zenginleştirdiği kanalları bulunmaktadır. İngilizce ve Almanca olarak yayınlanan dünya matbaacılık sektöründen haberler ve youtube sayfasında yayınlanan firma ve ürünler ile ilgili videolar gerçekten çok başarılı. Son olarak eklemek istediğim, sayfamızı; ilgi gösteren herkesin kendisi için bir şeyler bulabileceği ve sürekli aktif olan bir adres olabilmesi için edindiğimiz geri dönüşlere göre sürekli olarak güncelliyoruz ve eklemeler yapıyoruz. Burası bizim için doğrudan ticari faaliyet noktası değil, bizimle bağ kurmak isteyenler ile karşılıklı iletişim noktamızdır. Bu nedenle tüm dostlarımızın görmek ve ulaşmak istedikleri her şey hakkında bize ulaşmalarını rica ediyoruz.”


ayın konusu

matbaa&teknik

Korda Kağıt e-ticarette Başarı Sağladı

kordashop’tan Kâğıt Almak Çok Kolay Suzi Matat: “e-ticaret bugün nerede olduğumuzdan çok yarın olmak istediğimiz yerle ilintili. Ama şunu söylemekten de mutluyum ki hedeflerimizi büyük oranda gerçekleştirdik.”

2010 yılında kâğıtta e-ticarete başlayan Korda Kâğıt, iki yıldır sürdürdüğü elektronik ticaret ortamında önemli başarılar elde etmiş. Şirketin genel müdürü Suzi Matat, hedeflerimizi büyük oranda gerçekleştirdik, diyor: matbaa&teknik: Korda Kâğıt Pazarlama ve Ticaret AŞ.’ yi e-ticaret yapmaya iten nedenler nelerdir? Suzi Matat: Dünya değişmeseydi, toplumların satın alma alışkanlıkları değişmeseydi, hayatımıza internet ve cep telefonu girmeseydi, e-ticarete gerek duymazdık. Teknolojinin hatırı sayılır bir biçimde ilerleyişi, Korda’nın yenilikçi ruhuyla birleşince böyle bir site kurmak bizim için kaçınılmazdı. İnternet satış hacminin gelişimine baktığımızda, 2003 yılında 0,26 milyar TL olan satış hacmi 2011 yılında 22,9 milyar TL’ye

8

yükselmiş. Kredi kartları ile yapılan satışların yaklaşık %9’u sanal pos ile yapılmaya başlanmış. Bu değişimleri görüp yol haritamızı yeniledik. Bugün internete sadece bilgisayarla ulaşılmıyor. Nerede olursanız olun cep telefonunuz ile internete ulaşabiliyorsunuz. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki gençler, cep telefonu ve internetsiz kendilerini eksik hissediyor. Bu gençlerin iş yaşamına katılımıyla ticaretin çok daha farklı boyuta kayacağını düşünüyorum. Bu yatırım, aslında bugün nerede olduğumuzdan çok yarın olmak istediğimiz yerle ilintili. matbaa&teknik: Korda A.Ş olarak elektronik kâğıt sipariş ve satış organizasyonuna ne zaman başladınız? Suzi Matat: İlk siparişimizi 2010 Eylül ayında aldık. İki senedir on-line ticaretimiz


ayın konusu

devam ediyor. Başlangıçta ürünlerimizin ve sektörümüzün e-ticarete uygun olmadığı düşünülüyordu. Çünkü ürünlerimiz bobin ve yığma olabiliyordu ayrıca bunların standart ağırlıkları yoktu. Bu nedenle internet satışında paketli ürünleri tercih ettik. Daha sonra standart ağırlığı olan yığma ürünleri de sitemize koyduk. Sitemiz diğer alış veriş sitelerinden sistem olarak biraz farklı. Diğerlerinde fiyat hesaplama mantığı bulunmuyor. Sadece ürünün satış fiyatını belirliyorsunuz ve satışa hazır hale geliyor. Bu durumda her ürünün fiyatını ayrı ayrı sisteme girmeniz gerekiyor. Kordashop’da ise her ürünün fiyatı ebatlarına ve gramajlarına göre ayrı ayrı hesaplanıyor. Bu sistem, mevcut çalışanlarımızla, bize hızlı fiyat güncelleme ve daha fazla ürün satışa sunma imkânı tanıyor. Sistemi bu şekilde tasarladıktan sonra bankalarla anlaşmalar yaptık. World, Axess, Maximum kartlar için Sanal POS’ları sitemize ekledik. İnternetten satış yapmak için uymanız gereken Hukuki alt yapımızı oluşturup müşteri veri güvenliği sağladık. Altı aylık bir sürede siteyi işler hale getirdik. Siteyi tanıtmak ve sektörü e-ticaretle tanıştırmak içinse satış ekibimizden ve çeşitli kampanyalardan yararlandık. Bunların arasında en çok ses getireni I-Pad kampanyası oldu. Zaman zaman uyguladığımız fiyat promosyonlarıyla da sektörümüzü e-ticaret konusunda dinamik tutmaya çalışıyoruz. matbaa&teknik: E-Satış projenizle hedeflediğiniz amaçlar nelerdi? Bu hedeflerinize ne boyutta ulaşabildiniz?

10

matbaa&teknik

Suzi Matat: Daha önce belirttiğim gibi, e ticaret bugün nerede olduğumuzdan çok yarın olmak istediğimiz yerle ilintili. Ama şunu söylemekten de mutluyum ki hedeflerimizi büyük oranda gerçekleştirdik. Böyle bir satış sistemini tasarlarken amacımız sadece satış değildi. Marka bilinirliğimizi arttırmak, Türkiye’nin her tarafından ürünlerimizi erişilebilir kılmak. Piyasanın gidişi konusunda bilgi sahibi olmak diğer amaçlarımızdı. Ulaşamadığımız potansiyel müşteriler için şirketimizi tanıtmak ve bütün bunların sonunda satış yapmaktı. Bugüne kadar satışlarımız hedefimizin biraz altında kaldı ancak saydığım diğer hedeflerimizin çok üzerinde bir geri bildirim aldık. Bir satış temsilcinizin günde 100 müşteriye ulaşması çok zordur. Ancak kordashop bunu yapabiliyor. Ayrıca kordashop’a giriş sayılarından piyasanın gidişi konusunda net bilgiye de sahip olabiliyoruz. Bu bilgileri ilerideki satış ve satın alma politikalarında da kullanabileceğiz.

matbaa&teknik: Elektronik ortamda kâğıt almanın matbaacıya sağladığı avantajlar neler olabilir? Niçin elektronik sipariş verilmeli? Suzi Matat: Öncelikle, internetin bulunduğu her yerden kolayca sipariş vermenizi sağlayan bir sistemdir kordashop. Siparişinizi kendiniz oluşturduğunuz için siparişin yanlış olma riski ortadan kendiliğinden ortadan kalkıyor. İstediğiniz kadar stoğun olup olmadığını hemen görebiliyorsunuz ve istediğiniz ürünleri kolayca araştırabiliyorsunuz. Ayrıca ürünün siparişinden sonra en kısa sürede teslim edileceğinden eminsiniz. Ayrıca uygulanan kampanyalardan da yararlanıyorsunuz. Sanırım herkes için farklı bir avantajı var.

matbaa&teknik: Kimler Korda’ya elektronik ortamda sipariş verebilir? Online sipariş ya da satın alma için ön koşullarınız var mı? Suzi Matat: Bir bilgisayarı ve internet bağlantısı olan herkes kordashop’a üye olduktan sonra sipariş ve satın alma işlemini gerçekleştirebilir. Üyelik için 5 dakikalık bir işlem gerekli. Bundan sonra klavyenizin başından siparişinizi oluşturabilir. Kredi kartınızdan üç taksit seçeneğini kullanarak öde-

matbaa&teknik: kordashop dışında sosyal ağları da kullanıyor musunuz? Suzi Matat: Çağımızda sosyal ağlar çok önemli yer tutuyor. Uluslararası şirketler bunun için özel departmanlar kuruyorlar. Biz hem Facebook ta hem de Twitter’da varız. Buralarda hem Korda ile ilgili hem de Kordashopla ilgili kampanyaları duyuruyoruz. Bizi takip edenler kampanyalarımızdan anında haberdar oluyorlar. Okurlarınızın bizi takip etmelerinde çok fayda var…

menizi yapabilir ve satın almanızı gerçekleştirebilirsiniz. Üyelik bilgileriniz, faturanızı kesebilmemiz için gerekli bilgilerden oluşmaktadır ve bir kere üye olduktan sonra bir daha bu türlü prosedürlerle karşılaşılmamaktadır.


ayın konusu

matbaa&teknik

Xerox Sosyal Medyayı Nasıl Kullanıyor?

Ayşen Şişman Xerox Türkiye Pazarlama Direktörü

Xerox, teknoloji şirketi olmasının bir gereği olarak her türlü teknolojik yeniliği en hızlı biçimde bünyesine uyarlayan, yenilikleri uygulamaya ilk geçiren şirketlerden biridir. Xerox’un kurumsal internet sitesi, dünya üzerinde faaliyete geçen ilk birkaç internet sitesi arasındadır. Sosyal Medya ise Xerox’un son yıllarda müşteri, iş ortakları ve çalışanlarına ulaşmak, onlarla etkileşimde bulunmak üzere kullandığı öncelikli online mecralarından biri haline gelmiştir.

dalı bilgiler sosyal medya üzerinden duyurulmaktadır. Xerox’un global başarıları, aldığı ödüller, katıldığı fuarlar da Xerox’un müşteri, iş ortakları ve çalışanları ile paylaştığı iletiler arasındadır.

Xerox’un dünya genelinde uyguladığı sosyal medya yaklaşımları da diğer uygulama ve çözümlerinde olduğu gibi faaliyette bulunduğu ülkelere zaman içinde yansımaktadır. Şirketin faaliyette bulunduğu ülkelerdeki müşteri, iş ortakları ve çalışanlarla kurduğu doğrudan ve sürekli iletişimde sosyal medya araçlarının rolü her geçen gün artmaktadır.

Xerox’un içeriğini yönettiği, farklı isimlerle faaliyet gösteren birçok blog da bulunmaktadır. Xerox, resmi ve jenerik isimlere sahip bu bloglar üzerinden aydınlatıcı, ilgi çekici bilgiler ve makalelerle, örnek uygulamaların linklerini de paylaşmaktadır. Bu paylaşımlar, içeriğine bağlı olarak çoğunlukla Türkçe kullanılırken bazı konularda zaman kaybetmeden iletileri geliştiği anda duyurabilmek için İngilizce olarak da paylaşımlar yapılmaktadır. Aynı şekilde, hem Türkiye’de hem de uluslararası basında çıkan önemli haberler de sosyal medya hesapları üzerinden duyurulmaktadır. Şirket açıklamaları ve çeşitli konularla ilgili hazırlanan basın bültenleri de sosyal medyadan duyurulmaktadır.

Xerox Türkiye’nin sosyal medya araçlarını kullanma şekline bakıldığında ise henüz çok yeni bu platformlar üzerinden iletişim kurmaya başladığını söyleyebiliriz. 2010 yılında açılan Xerox Türkiye’nin Facebook ve Twitter hesapları, aktif olarak bu yılın başından itibaren işletilmeye başlanmıştır. Xerox Türkiye, sosyal medyaya yönelik uyguladığı iletişim stratejileri ile kısa zamanda takipçi sayılarını, mevcut ve potansiyel müşteri sayılarına yakın bir rakama ulaştırmayı hedeflemektedir. Xerox Türkiye’nin sosyal medya hesaplarından şu an için günde ortalama 2 ileti yapılmaktadır. Xerox Genel Merkezi’nin sosyal medya hesapları düzenli olarak takip edilmekte, uygunluk ve uyarlanabilirlikleri göz önüne alınarak, genel merkezin iletileri ve yaklaşımları da Türkiye’de kullanılmaktadır. Xerox bünyesinde olan farklı türde çalışmalar, projeler, ürün ve çözümlerle ilgili fay-

12

Xerox’un sosyal medyada üzerinde durduğu en önemli konulardan biri de inovasyon ve yeni teknolojik gelişmelerdir. Şirketin üzerinde çalıştığı en son projeler ve dünya üzerinde olup biten diğer teknolojik gelişmeler, takipçilere duyurulmaktadır.

Sosyal medya, Xerox Türkiye için aynı zamanda müşteri memnuniyetini sağlamaya yönelik bir platformdur. Müşterilerden ve iş ortaklarından sosyal medya hesaplarına gelen taleplere, soru ve isteklere çok kısa zamanda yanıt verilerek memnuniyetleri sağlanmaktadır. Ayrıca özel gün, hafta ve dönemlerde de kutlama yapılmaktadır. Xerox Türkiye’nin sosyal medya hesapları, ofis çalışanlarına işlerini kolaylaştıracak bilgiler de sunmaktadır. Xerox’un çevreci kurum kültürüne vurgu yapan bilgiler verilirken, iş ve ofis yaşamına yönelik önemli ve faydalı bilgiler de paylaşılmaktadır.


ayın konusu

matbaa&teknik

Tüge Tanaydın:

“Sosyal Medyanın her geçen gün daha verimli kullanılacağını, başarılı örneklerin artacağını söylemek mümkün.”

PRekare İletişim Dairesi’nden Tüge Tanaydın, sosyal medyanın şirketler tarafından kullanımı konusundaki sorularımızı cevaplandırdı. Çok sayıdaki sosyal medya kullanıcı şirket, acaba bu yeni mecrayı doğru ya da olması gerektiği gibi kullanabiliyor mu ya da verimli bir kullanım nasıl olmalı sorularının cevabını aradığımız söyleşimizde Tanaydın, mecranın yeniliğine dikkat çekiyor. Ancak Tanaydın’a göre sosyal medyanın gelişimine paralel olarak bu konuda hizmet sunan yetişmiş, uzman insangücü de gelişiyor. Özetle, sosyal medya her geçen gün daha da verimli kullanılacak. matbaa&teknik: Sosyal Medya’nın iş dünyası tarafından kullanımı hakkında ne düşünüyorsunuz? Kullanılmalı mı ya da kullanılmasına gerek yok mu? Sosyal medya hayatımızı kolaylaştırıyor mu? Tüge Tanaydın: Sosyal medya, Web 2.0 ile birlikte hayatımıza giren çift yönlü, etkileşimli yeni bir platform. Düne kadar tüketici olan bireyin içerik üreten ve yöneten konumuna geçtiği yeni bir medya kanalı. Sosyal medya, alışkanlıkların değiştiğinin de en önemli göstergelerinden biri. Artık iletişimin, dijital ve kitlesel halini yaşıyoruz. Günümüzde iletişimi besleyen, değer üreten her türlü mecra kullanılmalı. Bugün

14

sosyo-ekonomik ve kültürel her türlü gündem sosyal medya aracılığı ile yayılmakta, tartışılmakta, afet ve acil durumlarda en hızlı operasyonlar online platformlar üzerinden örgütlenmektedir. Sosyal medya demokrasinin, çok sesliliğin, farklı görüşlere açık olmanın kısacası gelişmişliğin en güzel örneklerinden biri. Ancak burada en önemli husus, bireyin gücünü potansiyelini “değer üretmek” üzerine yoğunlaştırmasıdır. Sosyal ağların oluşturduğu en büyük tehlike kişilerin kendi sınırlarını bilmediği bir alana doğru sürüklenmesidir. Andy Warhol’un “Herkes bir gün 15 dakikalığına meşhur olacak” söylemi bugün sosyal medya ile daha da anlam kazanmış ve aslında tehlikeyi işaret eder olmuştur. Henüz sosyal medya ağırlıklı olarak eğlence aracı olarak kullanılıyor. Çok yeni bir kavram olduğundan bu alanda hizmet sunan yetişmiş, uzman insan gücü de sistemle birlikte gelişiyor. Her geçen gün daha verimli kullanılacağını, başarılı örneklerin artacağını söylemek mümkün. matbaa&teknik: Sizce Türkiye’de sosyal medya iş geliştirme, yeni müşteriler bulma ya da tanıtım amacıyla doğru kullanılıyor mu? Tüge Tanaydın: Her alanda olduğu gibi doğru kullanmaya azami özen gösterenlerle, bunu başaramayanların bir arada olduğu bir platform sosyal medya. Sosyal medya da bir mecra; tıpkı gazete, televizyon, dergi gibi. Ancak sosyal medya deyince; zaman ve mekandan bağımsız, etkileşimli bir platformdan söz ediyoruz. Burada önemli olan; diğer mecralardan ayrılan ve farklı olan iç dinamiklerini yönetebilmek. Konuya buradan yaklaşırsanız iletişim stratejisi belirli, yakın orta ve uzun vadeli hedefleri olan tüm kurum ve markaların özenle, ne istediğini bilerek ele alması gereken bir alan. Sosyal medya stratejisini oluştururken; teknik altyapısı güçlü kişileri iletişimi bilen uzman bir kadro ile birleştirmek gerekiyor. Sosyal medya teknik bir konu değil. Genelde hizmet sunanların da hizmet satın alanların da

düştüğü temel hata bu. Hangi saatlerde, günde kaç tweet atacağınız, bunu hangi teknolojik altyapı ile sunacağınız meselesi hiç değil. Sosyal medyayı sosyoloji ile teknolojinin bir harmanı olarak ele almalıyız. Sosyal medyayı, kime ne söylemek istediğinizi iyi bilmeniz, gelecek tüm cevaplara hazırlıklı olmanız gereken yaşayan bir organizma olarak görmek lazım. Günümüzde “Bizde de olsun, bir yerden başlayayım, yönümüze yolda karar veririz” yaklaşımı oldukça yaygın. Konuya buradan yaklaşırsanız, pusulanızın şaşması an meselesi. Bugün, yaşanan sosyal medya krizlerinin tamamı bu yaklaşımdan kaynaklanmaktadır. matbaa&teknik: Sosyal medya facebook ve twitter’dan mı ibaret? Kullanılacak ya da henüz keşfedilmemiş diğer sosyal medyalar için ne söylersiniz? Tüge Tanaydın: En çok kullanılan sosyal ağlardan Facebook ve Twitter’ın yanısıra Friendfeed, Linkedin, Myspace gibi platformlar aracılığıyla sosyal medya iletişiminde başarılı örnekler ortaya konmaktadır. Hepsinin, pazarlama faaliyetlerine destek sağlayan mecralar olmaya başladıklarını düşünürsek gelişme hızları her geçen gün daha da artacaktır. Ancak Interbrand tarafından yapılan ve küresel çaptaki 100 şirketin marka değerleri bakımından incelendiği 2012 raporunda, sosyal medya şirketleri içinde sadece Facebook’un ilk 100′e girebilmiş olması da dikkat çekiyor. 2011 yılında listede yer almayan Facebook, bu yıl listeye 5.42 milyar dolarlık marka değeriyle 69. sıradan girdi. Bugünlerde 1 milyar kullanıcıya ulaştığını açıklayan Facebook bir ülke olsa Çin ve Hindistan’dan sonra en kalabalık ülke olurdu. Bu alan, gelişecek ve her geçen gün yeni platformlar ortaya çıkacak. Önemli olan sizin markanızı iyi tanımanız ve hedef kitlenizi iyi tanımlamanızdır. Mecra, iletişim stratejisi belli olan kurumlar için uygulayacağınız taktiğin sadece bir parçasıdır. Mecranızın online mı offline mı olacağı ya


ayın konusu

da payları, sizin ve bu alanda destek alacağınız yetkin ekibinizin vizyonuyla orantılıdır. matbaa&teknik: Facebook ya da twitter’da takipçi sayınızın ne kadar önemi var? Mesela 5 bin takipçiye ulaşmış bir şirket çok mu başarılıdır ya da 200 takipçi de kalmış bir şirket çok mu başarısız? Sosyal medyada başarılı olmanın ölçütü nedir? Tüge Tanaydın: Pazarlama iletişimi tarihinde hiçbir başarının kantitatif değerlerle sürekliliği sağlanmamıştır. Örneğin plazma/LCD teknolojisinde kontrast, fotoğraf makinalarında piksel değerleri söz konusu lider markalara bir avantaj sunsa da hiçbir zaman tek başına bir değer ifade etmemiştir. Tüketici satın alma aşamasında; marka değerine, o markaya duyduğu güvene kısacası soyut değerlere göre karar vermektedir. Hepimiz birer tüketiciyiz. Facebook üzerinden kaç markayı beğendiğinizi hatırlıyor musunuz? Birçok kişi de sizin gibi hatırlamıyor. Siz o markayı beğenerek müşteri değil potansiyel müşteri oluyorsunuz. Tüm pazarlama kampanyalarının amacı bireyi satın almaya yöneltmek, sizi markasının sadık müşterisi kılmaktır. Sosyal medya üzerinden yapılan pazarlama iletişiminde de amaç; bazen bir ürün bazen bir hizmet olsun “tüketmek ve yenilerini üretmek” olmalıdır. Kaç kişiye seslendiğiniz değil kaç kişinin sizi duyup, size cevap verdiği önemlidir. Sosyal medyanın da temel farkı etkileşimli olmasıdır. Binlerle ifade edilen bir facebook fan sayfasında üretim yoksa bu içi boş bir iletişimdir ve sürekliliği yoktur. Kurduğunuz sosyal çevreyi, yaşatmazsanız sahip olduğunuz üye sayısının hiçbir önemi yoktur. Sosyal medyada açtığınız sayfaları ayrı bir iş olarak ele almalı ve yönetmelisiniz. En tehlikelisi üye olarak görünen ancak erişemediğiniz, sessiz kalan çoğunluktur. Onlarla sağlıklı bir iletişim ortamı geliştirmediğinizde ne zaman aktif olacaklarını bilemez, markanıza vereceği zararı öngöremezsiniz. Günümüz ekonomik düzenine aykırı gelecek ancak; “az olsun benim olsun” yaklaşımını biraz değiştirerek “ne az ne çok; yönetebileceğim kadar olsun” yaklaşımıyla hareket etmenin sosyal medyada uzun soluklu başarı için önemli bir ilk adım olduğunu düşünüyorum. matbaa&teknik: Google ads ve google aramalarında üst sıraya çıkmak için verilen hizmetleri değerlendirir misiniz? Gerçekten google’da üst sıraya çıkmak bu kadar önemli mi? Tüge Tanaydın: Google’da üst sıralarda çıkmak en değerli sermayenin zaman olduğu günümüzde tüketiciye sunulan bir fayda, markalar için de önemli bir avantaj. En doğrusu bunun, sitenizin trafiğinden dolayı doğal bir sonuç olarak ortaya çıkmasıdır ancak bu, her markaya nasip olacak bir durum olmadığından bazı teknik desteklerle üst sıralarda çıkma yolları kullanılıyor. Bunların içinde en verimli sonuç alınanlardan biri tıklama başı maliyet ile reklam satın almayı destekleyen google adwords uygulamasıdır. Burada seçilecek mesajlar ve arama yapılacak anahtar sözcükler başarı için kritik öneme sahiptir. Konvansiyonel bayi yapılanmasında ana caddede de ara sokakta da yer alan mağazalar var. Her ne kadar en uygun fiyatlı ve en ölçülebilir mecra; online platform da olsa, her faaliyet bütçe ile doğru orantılı. Google’da üst sıralarda çıkmak ana yol üzerinde mağaza açıp, müşteriyle bir araya gelme olasılığınızı yükseltmektir. Tabii ki faydası var ama esas olan sunduğunuz hizmettir.


ayın konusu

matbaa&teknik

Biz Eskiden Eskiden Kupür Keserdik Gazeteden… Kupür kesmek, küçük motor gelişimimizi tamamladığımız için mekanik ve basitti. Yıllar karşı konulmaz değişimi getirince o süreç, “daha kolaydı yahu” söylemleri ile anıldı aramızda. Çok değil bundan yaklaşık 10 yıl önce hemen tüm PR şirketlerinin ritüeli aynıydı. Günlük gazeteler, dergiler alınır; canhıraş bir şekilde hangi müşterinin hangi haberi nerede çıkmış bulunur, kesilir, A4 kâğıda yapıştırılır ve müşterinin ilgili kişisine, birimine fakslanırdı. Günlük iş akışına engel olmamak ve medyadaki yansımalara müşteriden önce hâkim olabilmek için mümkün olduğunca hızlı ve dikkatli olunması gereken bu işin gerekliliği kesin olsa da kes-yapıştır işlemi ctrl+x ve ctrl+v kadar kolay olmadığı için bir yandan angarya olarak görülürdü. Sibel Sayın Uçar İlyada İletişim Genel Koordinatörü

Gel zaman git zaman kurumların medya takip ajansları hizmeti almalarının gerekliliğine daha kolay ikna olmaları işi biraz kolaylaştırdı. En azından kesilip yapıştırılacak mecranın direkt adresi el altındaydı artık. Ama yine de haberler göz atarak taranıyordu; ne de olsa medya takip ajansları mükemmel değildi, arada haber atlayabiliyorlardı ve müşterinin “bu haber nerede” şeklindeki çığırtkanlıklarına maruz kalınabiliyordu.

Veee İnternet çıktı, Sistem Bozuldu… İnternet zaten çıkmıştı o yıllarda elbette; haber siteleri de sosyal medya da sisteme ve insanlara bu derece hâkim değildi. Önce haber siteleri de kullanmaya başladı basın bültenlerini. Sayıları az olduğundan takip etmek kolaydı. Blog ya da kişisel web sitesi de pek yaygın olmadığından tarama yapmak daha kolaydı. Sonra uzmanlık alanlarına göre blog’lar yaygınlaşmaya başladı; konulara göre tartışma platformları ve şikâyet siteleri… Artık önüne geçilmez ilerlemeyi öngörebiliyordunuz. Kupür kesmek, küçük motor gelişimimizi tamamladığımız için mekanik ve basitti. Yıllar karşı konulmaz değişimi getirince o süreç, “daha kolaydı yahu” söylemleri ile anıldı aramızda. Tabii o süreç bırakılmadı da bilgisayar başında aynı mantıkla ilerleyen sadece biraz teknoloji kokan devamı geldi.

16

Sonra Zuckerberg adında bir çocuğun kurduğu internet sitesini görmeye başladık. Sonra bu sitedeki gruplardan yararlanmaya başladık işimizde; kimi zaman kendimiz kurduk müşterilerimiz için, kimi zaman sadece takip edip gerekli yerlerde müdahale etmeyi seçtik. Ardından youtube geldi; filmlerimizi yükledik. O en azından bizim için daha kontrollüydü. Ve sonrasında twitter… Tabii bunlar olurken bir yandan da internet medyası aldı başını yürüdü; iletişim kanallarımız arasında en önemli mecralar arasına yerleşti. Tüm bu süreçlere kayıtsız kalamayarak kurumların ve markalarının facebook sayfaları yapılandırılmaya başlandı. Ardından da twitter… Onların içeriğini hazırlamaya başladık. Yayınlanan haberler, gelişmeler, kurumla ya da markayla ilişkili gündem yaratmak bizim de gündemimizi oluşturmaya başladı. Haber gönderilecek basılı ve görsel olduğu mecraların belirli olduğu o günler, şimdi “aman tt’ler bizim müşterilerimizle ya da stratejilerle ilintili mi, nerede müdahale edeceğiz nerede dâhil olacağız”a kadar varmıştı. Ve tt’ler o kadar hızlı değişiyor ve diğer mecraların ulaştığı kişi sayısından o kadar fazlasına ulaşabiliyordu ki, gerçekten hızlı olmak lazımdı. Hızlı balık olmaktan kaç yıl önce bahsetmişti J. Jennings ve L. Haughton. Peki, o hızsa bu neydi? Sürekli bir takip durumundayız artık; yemek yerken, TV izlerken, kitap sayfalarını çevirirken, toplantıda, çocuğumuzla oynarken… “Paranoyak olmam, hakkımda bir şey yazılmadığı, yayınlanmadığı anlamına gelmez” diyoruz. Bir makas ağzında kaç haber, yorum olabilir asıl şimdi görüyoruz.

Yazının sistweet’i: Kontrolsüz güç güç değildir deyip devam edecektim ama 140 karaktere sığdıramıyorum.


ayın konusu

matbaa&teknik

Sosyal Medya Pazarlama Kampanyasını Direkt Etkiliyor Nexum Creative CEO’su Filiz Behrendt: “İnternet, kullanıcıların farklı taleplerine göre şekilleniyor, ortaya yeni iş modelleri çıkıyor.”

Sosyal medyayı internet kullanıcılarının büyük çoğunluğunun buluştuğu, birbirleriyle bu mecralar üzerinden iletişim kurduğu büyük bir platform olarak niteleyen Nexum Creative CEO’su Filiz Behrendt, her firma öncelikle kendi hedef kitlesinin hangi sosyal mecrada daha çok yer aldığına karar vermesi gerektiğini düşünüyor. Behrendt, internet kampanyalarında hedeflenen kitlenin doğru belirlenip, o hedef kitlenin beğenisine ve internette bulunduğu mecralara uygun olarak görüntülenmesi halinde kesinlikle başarıya ulaşılacağına inanıyor. Sosyal medyanın iş dünyasına sağladığı katkılar konusunda görüşlerine başvurduğumuz Filiz Behrendt kendi şirketlerinden de örnek vererek şu bilgileri paylaştı: matbaa&teknik: Web’in pazarlama ve veya tanıtım aracı olarak kullanılmasıyla sizce ne kadar başarı sağlandı? Web güvenilir ve tercih edilebilir bir satış ve pazarlama aracı haline geldi mi?

18

Kesinlikle evet, bugün herhangi bir pazarlama kampanyasının dijital ayağının olmaması düşünülemez. Kullanıcı rakamları ve reklam harcamalarının da her geçen gün artması bu durumu zaten doğruluyor. Güvenilirlik konusunda ise elbette ki kullanıcıların bilinçli tüketiciler olarak okudukları bilgilerin kaynaklarını kontrol etmeleri ve ona göre itibar etmeleri gerektiğini düşünüyoruz. matbaa&teknik: İnternet kullanımı, çok yaygın. Sizce interneti doğru kullanıyor muyuz? İnternet kampanyaları sonuca ne kadar ulaşıyor? Herkes interneti kendi ihtiyacı doğrultusunda kullanıyor, biz hiç kimseye internet bunun içindir deyip yaptırımda bulunamayız, bulunmamalıyız da. Bu şekilde mecra kullanıcıların farklı taleplerine göre şekilleniyor, ortaya yeni yeni iş modelleri çıkıyor. İnternetin çekiciliği de burada zaten. İnternet kampanyaları da hedeflenen kitlenin doğru belirlenip, o hedef kitlenin beğeni-


ayın konusu

matbaa&teknik

sine ve internette bulunduğu mecralara uygun olarak görüntülenmesi halinde kesinlikle başarıya ulaşıyor diyebiliriz. matbaa&teknik: İnternette satışı ölçebilirsiniz. Ürününüz satılıyorsa başarılısınız demektir. Ya pazarlama? Pazarlamayı ve reklamı nasıl ölçmeliyiz? Sadece site giriş sayıları ile mi? İnternette satış da, pazarlama da ölçümleniyor. Kullanıcıların neyi görüp görmediğini, neyi tıklayıp neyi tıklamadığını biliyoruz; bütün hareketlerini takip edip, hangi sayfada ne kadar kaldıklarını raporlayabiliyoruz. matbaa&teknik: Sizce sosyal medyanın iş dünyası tarafından kullanımı ne kadar verimli? Ya da kullanılmalı mı? Sosyal medya internet kullanıcılarının büyük çoğunluğunun buluştuğu, birbirleriyle bu mecralar üzerinden iletişim kurduğu büyük bir platform. Kurumsal firmalar da tüketicilerinin olduğu her yerde yer almak, kendileri hakkında konuşulanları dinlemek ve marka söylemlerine uygun mesajlarını kullanıcılara bu kanallardan iletmek zorundalar. matbaa&teknik: Büyük şirketler pazarlama faaliyetleri içinde sosyal medyayı da bütünün bir parçası olarak kullanıyorlar. Sizce bu parçanın bütüne etkisi nedir? Ölçülme imkanı varsa sosyal medya pazarlamaya yüzde ne kadar etki etmektedir? Her firma ve marka için bu oran değişebilir, bunun herkes için geçerli bir reçetesi yok. Öncelikle her firma kendi hedef kitlesinin hangi sosyal mecrada daha çok yer aldığına karar vermeli çünkü sosyal mecra kanallarının da özellikleri birbirinden oldukça farklı

20

ve bu nedenle her kampanyanın yayınlanması gereken yer aynı değil. Sonra mecranın fonksiyonel özelliklerine göre bir kampanya kurgusu düşünülmeli ve o kurgu içerisinde marka mesajı kullanıcıya ulaştırılmalı. matbaa&teknik: Sizin gerçekleştirdiğiniz ve sosyal medyayı da kullandığınız vaka örneklerinden birini bizimle paylaşır mısınız? Türkiyede birçok alanda öncü ve ilkleri yapan firmalardan biriyiz. Bundan üç sene önce Facebook ilk yükseliş dönemindeyken Lenovo’nun laptop marka algısını yükseltmek amacıyla “Benim Lenovom” adlı bir sosyal mecra kampanyası yaptık. Bu Lenovo’nun globalde de ilk facebook uygulaması deneyimiydi. Hiç medya satın alması yapmadan 120.000 kişiye ulaştık, tüm Lenovo ülkelerine projenin başarısını anlattık, büyük alkış aldık. O günden beri de Lenovo kampanyalarına hız kesmeden devam etti, bugün biz de hala hem onlar için, hem de başka markalar için kampanyalar yapmaya devam ediyoruz. matbaa&teknik: Biraz da ajansınızdan bahsedelim. Nexum Creative’i ve kazandığı başarıları bize anlatır mısınız? Nexum olarak 2000 yılından beri Türkiye’de faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Yerli ve yabancı müşterilerimize web ve mobil mecralar üzerinde her türlü hizmet ve çözümü üretiyoruz. Yurtiçinde ve yurtdışında yaptığımız işlerle birçok ödül aldık. Müşterilerimiz arasında BSH Ev Aletleri Global, Sony Avrupa, Turkcell, Akbank, Garanti Mortgage, Mercedes, Desa, Doğuş Yayın Grubu, Eczacıbaşı, Teknosa, İklimsa, Kariyer.net gibi isimler yer alıyor.


ayın konusu

matbaa&teknik

Sosyal Medya’yı Doğru Kullanma Murat Buluş: “Sosyal medyada başarı için ilk önce dinlemek, daha sonra da iyi içerik paylaşmak gerekiyor. Ancak bundan daha önemlisi kuvvetli bir sosyal medya stratejiniz olmalı.”

Sosyal medyanın doğru kullanımı konusundaki sorularımızı bir kez de sosyalmedyaturkiye.net’ten yazılım mühendisi ve sosyal medya danışmanı Murat Buluş’a sorduk. Buluş, hem sosyal medyanın doğru kullanımı hem de fayda ve zararlarını açıklayan önemli ipuçları verdi: matbaa&teknik: Sosyal Medya’nın iş dünyası tarafından kullanımı hakkında ne düşünüyorsunuz? Kullanılmalı mı kullanılmasına gerek yok mu? Murat Buluş: Türkiye de sosyal medyaya bakış, genel anlamda iş dünyası tarafından sadece birer facebook ve twitter hesaplarının olması mantığında yatıyor. Sosyal medyada var mıyız? Varız. Bu mantıkta hareket eden iş dünyasındaki firma sayısı %80’leri bulabilmekte. Geriye kalan %20’lik iş dünyasının sosyal medyaya verdikleri önem ciddi anlamda yüksektir. Türkiye de sosyal medyayı doğru ve etkin bir şekilde kullanan firmaları ilk 10 olarak yönettikleri hesaplar ve etkinliklerine göre sıralayacak olursak: Dumankaya -36 Sosyal Medya Hesabı Akbank-19 Sosyal Medya Hesabı Boydak -15 Sosyal Medya Hesabı Turkcell-9 Sosyal Medya Hesabı Lc waikiki-8 Sosyal Medya Hesabı Özsüt-6 Sosyal Medya Hesabı Zen Pırlanta-5 Sosyal Medya Hesabı İnci akü-4 Sosyal Medya Hesabı Nokia-4 Sosyal Medya Hesabı

Panasonic-4 Sosyal Medya Hesabı Sosyal Medyayı doğru ve etkin kullanan firmaların amacı, gelirlerini ve kârlılıklarını artırmaya yönelik bir stratejidir. Hizmet ve ürünlerini sosyal medyada duyurmak ve talep toplamak için ciddi bir reklam alanı olarak görmektedirler. matbaa&teknik: Sosyal medya facebook ve twitter’dan mı ibaret? Kullanılacak ya

22

da henüz keşfedilmemiş diğer sosyal medyalar için ne söylersiniz? Murat Buluş: Türkiye’de sosyal medya denilince şuan itibari ile facebook ve twitter ilk başta akla gelmektedir. Fakat dünya da şuan aktif olarak kullanılan toplamda 300 adet sosyal medya mecrası mevcuttur. Bu sosyal mecralar Türkiye’de de yavaş yavaş yerini almakta. Şuan etkileşime girmiş ve yavaş yavaş potansiyel büyüten Foursquare , Digg , Delicious , Pinterest , Linkedin , vimeo , youtube , flickr ve micro blog dediğimiz sosyal blog thumbler gibi yapılar her geçen gün Türkiye de aktif olarak büyümektedir. Biz sosyal medya danışmanlığı kapsamında bu 300 sosyal medyada firmalarımıza profillerin açılması ve hesaplarının yönetilmesi hizmetlerini profesyonelce sürdürmekteyiz. Onların adına tüm sosyal medyada firma tanıtımını ve marka bilinicinin artmasına yardımcı olmaktayız.

matbaa&teknik: Facebook ya da twitter’da takipçi sayınızın ne kadar önemi var? Mesela 5 bin takipçiye ulaşmış bir şirket çok mu başarılıdır ya da 200 takipçi de kalmış bir şirket çok mu başarısız? Sosyal medyada başarılı olmanın ölçütü nedir? Murat Buluş: Facebook ya da twitterde sayfa takipçisinin sayısı ulaştığınız kişi sayısına göre etkileşimin ciddi anlamda değiştiği bir potansiyeldir. Takipçi sayınız ne kadar yüksek ise hizmet ürün ya da tanıtımlarınızı o kadar çok kişiye ulaştırmanıza olanak verir. Ayrıca bir diğer konu ise üye sayınızın çokluğunun genel ulaşabileceğiniz sosyal medya kullanıcısı sayısını etkilemesidir. Bunu şu şekilde örneklendirelim: Sizin sayfanızı bin facebook kullanıcısı beğenmiş. Ortalama olarak her bir facebook kullanıcısının yüz arkadaşı olduğunu varsayarsak -ki bu 100 kişiden fazladır; sizin doğru etkin ve ilgi çekici paylaşımınız ortalama 100 bin facebook kullanıcısına ulaşabilir. Buradan çıkarılabilecek ana fikir ise siz bir kar topunu yüksek bir dağdan aşağı doğru düzgün bir şekilde yuvarlarsanız o kartopu büyüyüp çığ olabileceğidir. Sosyal medyada ne kadar çok üyeniz varsa o kadar çok kişiye ulaşma şansına sahip olacaksınız. matbaa&teknik: Sosyal Medyada şirketler için kazandıran bir formül var mıdır? Murat Buluş: Sosyal medyada başarı için ilk önce dinlemek, daha sonra da iyi içerik paylaşmak gerekiyor. Ancak bundan daha önemlisi kuvvetli bir sosyal medya stratejiniz olmalı. Ne facebook ne twitter bir strateji değil. Bunlar sadece sosyal medya araçları. Dolayısıyla şirketinizin sosyal medyaya ait bir stratejisinin olması çok önemli. Çoğu şirket önce bir facebook ve twitter hesabım olsun sonra nasıl kullanacağıma bakarım mantığıyla olaya yaklaşıyor. Halbuki burada şirketler için en önemli nokta hedef kitle ile doğru stratejiyi belirlemek .


ayın konusu

matbaa&teknik: Şirketler sosyal medyada hedef kitlesi ve müşterileriyle nasıl doğru iletişim kurabilir? Murat Buluş: Sosyal medya, şirketler için müşterilerinin olduğu yerde yani dış dünyada olmak demek. Dış dünyada olunca da müşterilerin ilgilisini çekmek karşılıklı iletişim içinde ve cevap veren konumunda olmak gerekiyor. Sosyal medyada zaten şirketlerin ürün veya hizmetleri hakkında konuşuluyor. İşte şirketler, bu iletişimi izlemeli ve bu iletişime kendileri de katılmalı. matbaa&teknik: Peki kendilerini nasıl farklılaştırabilirler? Murat Buluş: Sosyal medyada farklılaşmak isteyen şirketler, bunu aynı geleneksel medya kanallarında izledikleri strateji ile gerçekleştirebilirler. Fakat sosyal medyada application (uygulamalar) ile sosyal medyadaki hayranları için özel kampanya yarışma ve etkinlikler ile genişletilebilir. Sonuçta, sosyal medya da medyanın bir parçası. Bu yüzden şirketlerin sosyal medyadaki kurumsal imajı, sunduğu mesaj, mevcut kurumsal stratejisin bir uzantısı olmalıdır. Unutmayın her zaman içerik, çok önemli. Güçlü bir içerikle sosyal medyada müşterilerinizle iletişimde olmazsanız, sizi kimse dinlemez. Bu noktada yapılan en büyük yanlışlıklardan birisi de sosyal medyaya RSS bağlantılarının bağlanılması. Siteye girilen her içerik otomatik olarak sosyal medyada paylaşılıyor aynı anda 20-30 adet paylaşım gelen RSS bağlantılarından kullanıcıların duvarı tamamen dolmakta bunu gören kullanıcılar, sayfaları beğenmekten vazgeçiyorlar. Sosyal medya firma ile kullanıcıların karşılıklı iletişime geçtiği bir mecra siz burada kullanıcılara muhatap olarak bir bilgisayar sunarsanız o sizinle ne kadar iletişim kurabilir? Sosyal medyada herhangi bir kanaldan müşterilerinizin ürünlerinizi konuşmasını önermesini sağlayabiliyorsanız kazanırsınız. matbaa&teknik: Sosyal medyada kriz ve itibar yönetimi nasıl yapılmalı ? Bu konuda kimler daha iyi? Murat Buluş: Kriz ve itibar yönetiminde google alerts , tweetdeck , social mention ve raidan6 gibi araçlar son derece hayati önem taşıyor. Bu konularda etkili olmak isteyen şirketlerin mutlaka bu araçları kullanmaları lazım. matbaa&teknik: Çalışanlar konusunda nasıl bir strateji izlenmeli, yasaklamak doğru mu? Murat Buluş: Bana göre yasaklayan şirketler, müşterilerine hedef kitlelerine verdik-

24

matbaa&teknik

leri kurumsal mesajın kontrolünü kaybetmekten korktukları için yasaklama getiriyorlar. Konfiçyüsün de dediği gibi; yasaklama sadece bir yanılsamadan ibarettir. Buna en güzel örnek Intel firmasıdır. Intel personellerine sosyal medya eğitimi vermek yerine sosyal medya kullanımını yasaklama yoluna gitti. 20 bin çalışanının 6 bini sosyal medyayı kullanmaya devam etti. Sonuç itibari ile kızgın 6 bin sinirli Intel’li yerine sosyal medyayı iyi kullanan 20 bin Intel satıcısı bulabilirlerdi. Firma çalışanları, yasaklamak yerine sosyal medya kullanımına doğru yöneltilebilirse çalıştığı firmayı sosyal medyada büyümesi konusunda ciddi anlamda rol alabilirler. matbaa&teknik: Nasıl bir sosyal medya aktivitesi şirketin gelirlerini ve kârlılığını artırabilir? Murat Buluş: Burada en önemli konu farkındalık oluşturmak. İncele, araştır, sat. Facebook’un tüm dünyada 1 milyar , twitter ın ise 200 milyon üyesi var. Sosyal medyada ürünlerinizi satmak için her kanalda her yerde olmanız gerekiyor. Bunun için de en önemli konu farkındalık ve güven sağlamak. Ancak bu şekilde insanlar, ilk önce sizi düşünür ve ürünlerinizi satın alır. matbaa&teknik: Google ads ve gogle aramalarında üst sıraya çıkmak için verilen hizmetleri değerlendirir misiniz? Gerçekten google’da üst sıraya çıkmak bu kadar önemli mi? Murat Buluş: Google adwords ve google seo (search engine optimizations) google’da üst sırada çıkma yöntemlerinden 2 tanesidir. Google adwords, google’a tıklama başı ücret ödeme sistemi ile çalışan bir mekanizmadır. İstediğiniz kelimelerle ilgili görsel ya da metin şeklinde hazırlanan reklam modelleri ile google tarafından birinci sayfada üst sıraya reklamlarınızın konularak ziyaretçilerin arama sonuçlarında sizi daha kolay bulmalarını sağlayan bir araçtır. Tıklama maliyetleri kelime zorluk derecesi gibi faktörlere göre 0,30 kuruş ile 5 TL arasında farklılıklar göstermektedir. Yatırdığınız bakiye kadar birinci sayfada bulunursunuz. Paranız bittikten sonra google’da sıralamada kaçıncı sıradaysanız tekrar aynı sıraya gerilersiniz. Google seo ise daha kapsamlı süreçli bir yapıdır. Sitenizin arama motorlarına uygun halde kodlanmasından başlayarak arama motorlarının sitenizi daha iyi optimize edecebileceği şekilde kurgulanması, yönetilmesi ve 7/24 sürekli tüm doğal aramalarda google adwords reklam maliyetlerine katlanmadan

birinci sayfada sürekli bulundurma hizmetidir. Bu sistemin özelliklerini ise size şu şekilde özetleyebiliriz; Bizim firmalara uyguladığımız yöntem 4 aşamadan oluşmakta ; Birinci aşama: Sitenin Optimizasyonu; Arama motorlarına uygun hale getirilmesi İkinci aşama: Sitenin tavsiye edilmesi; Tüm sosyal medya ve bloglarda tanıtımının yapılması Üçüncü aşama: Siteye referans alınması; Saygın ve kaliteli sektörümüzle ilgili sitelerin sitemize referans olmasının sağlanması Dördüncü aşama: Kalıcılık çalışması; Sitenin birinci sayfaya geldikten sonra tüm aşamaların doğru şekilde yönetilmesine bağlı olarak birinci sayfadaki yerinin sabitlendirilmesi çalışması. matbaa&teknik: Sizin sosyalmedyaturkiye.net olarak bu konuya ilişkin yaptığınız eğitim çalışmaları nelerdir? Bu eğitimlerden nasıl istifade edilebilir? Murat Buluş: Firmamız sosyal medyada yaklaşık 6 yıldır ciddi çalışmalar yürütmekte sosyal medyada, facebook mecrasında aplication (uygulamalar ) kampanyalar ve etkinlikler vasıtası ile kendi bünyesinde organik olarak büyüttüğü sayfalardaki üye sayısı 9 milyonu geçmiş bulunmakta twitterda da firmamız bünyesindeki twitter hesaplarımızda da yaklaşık 4 milyona takipçimiz bulunmakta. Sosyal medyayı aktif olarak kullanmakla birlikte firmalara üye sayısı artışı konusunda hizmetler sunmaktayız. Sosyal medyanın aktif kullanılabilmesi için kurum içi eğitimler ve seminerler vermekteyiz. İşadamları ve firma sahiplerine sosyal medyanın önemini anlatabilmek için sanayi odalarının hazırlamış olduğu seminer ve brifinglerle sosyal medyanın gücünü ve getirilerini anlatmaktayız. Sosyal medyayı doğru şekilde kullanmak isteyen firmalara bu konu da danışmanlık ve özel hizmetler sunmak için bünyemizdeki sosyal medya uzmanları tarafından hazırlanan planlar doğrultusunda sosyal medyalarını yönetebilme hizmetleri sunmaktayız. Yukarıdaki çalışmaların genel boyutu ortalama 1 yıllık çalışmanın sonucudur. Seo hizmeti almak isteyen firmaların genellikle markalaşma bulunduğu sektörde lider olma hedefi olan firmalar tarafından uygulandığını söylemek çok doğru olacaktır. Vizyon ve misyonu olmayan firmaların bu yöntemi kullanmalarını tavsiye etmiyoruz. Çünkü bu süreçli ve sabır emek gerektiren bir yöntemdir. Sonuç olarak bu emek verilen firmalar arama motorları vasıtası ile gelir ve kârlılıklarını çok üst seviyeye çıkarmaktadırlar.


ayın konusu

matbaa&teknik

D’den L’ye “Dijital” Pazarlama ve reklam sektörüne yön veren Digital Age Konferansı, 18 Ekim Perşembe günü Four Seasons Otel’de düzenlendi. Bu yıl altıncısı düzenlenen konferansta dijital dünyanın meydanha getirdiği tüm yenilikler, tuzaklar ve avantajlar, Türk ve yabancı konuşmacıların katılımıyla A’dan Z’ye tartışıldı. Konferans konuşmacılarının ortak bir mesajı vardı: Dikte etmeyin, sohbet edin!

Platin ana sponsorluğunu Vodafone’un, gençlik sponsorluğunu Coca-Cola’nın üstlendiği Digital Age Summit 2012’e dünyanın dört bir yanından gelen büyük teknoloji şirketleri, popüler internet markaları ve dijital/interaktif ajansların yöneticileri, dijital reklam ve pazarlamanın hem dünyada hem de Türkiye’de nereye gittiğini tartıştı, avantaj ve dezavantajları anlamaya çalıştı ve yeni bakış açılarını keşfetme fırsatı buldu. Digital Age dergisi tarafından 2007 yılından bu yana düzenlenen konferansta, sosyal medyadan mobil cihazlara, sosyal televizyondan dijital aktivizme ve ödüllü kampanyalara kadar dijital üreticiliğin uygulanabileceği ve başarı getirebileceği farklı alanlar mercek altına alındı. Konuşmacıların neredeyse tamamı, konferans süresince Halkla İlişkiler teoriği ve pratiğinin kalbi olan “müşteriyle diyalog kurma, etkileşime girme ve uzun süreli bir ilişki oluşturma” ilkesini vurguladı.

M-yaşamda ana dil: “dijital” Digital Age Summit, Digital Age Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan ve Vodafone Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gizem Keçeci'nin konuşmalarıyla başladı. Özkan, hayatımızı değişti-

26

ren üç dönüşümün, pazarlama iletişimi, dijital reklamcılık ve tüketici davranışlarında yaşandığını belirtirken, Keçeci de hemen ardından yaptığı sunumda şunları söyledi: “Hayatımızın büyük bölümünü, bir organ olarak edindiğimiz mobil cihazlarımız nedeniyle ‘mobil’ takısıyla tamamlar, m-yaşamlardan bahseder olduk. Kimliğimizi her geçen gün yeniden tanımladığımız şu günlerde artık yeni sorular sormalı ve kendimizi, çevremizi yeniden keşfetmeliyiz.”

Dijitalde hikâye anlatıcılığı MIT’de Yeni Medya Yazarlığı dalında yardımcı doçentlik yapan Beth Coleman, yaptığı sunumda son kitabı Hello Avatar: From Virtual Worlds to X-Reality'den örnekler sundu. Zenginleştirilmiş gerçeklik, bölgesel medya, yaygın hesaplama, müşterek mevcudiyet, görselleştirme ve veri ağları gibi ağ toplumunun yeni kavramlarını irdelerken sunumun sonunda, “Sürekli kullandığımız cep telefonlarına doğru, başımız öne eğik durarak geleceğe yürüyemeyiz. Elimizde telefonlarımızla ileriye ve birbirimize bakarak adım atabilir ve topluluk hissini yeniden ve daha güçlü bir şekilde yakalayabiliriz” dedi. Coca-Cola Türkiye İnteraktif Pazarlama Müdürü Yüce Zerey ise, aynı konuda gerçek üreticiliğin sahada ve sokakta olduğunu söyledi. Zerey, “Oluşturulacak marka hikayelerinin kolay yayılabilir, birbiriyle bağlantılı ve Türk kültürüyle uyumlu olması gerekiyor. Marka DNA’sıyla entegre olan likit hikayeler başarıyı getiriyor” dedi.

Müşteriniz arkadaşınız olabilir mi? Coca-Cola Avrasya ve Afrika Grup İnteraktif Pazarlama Müdürü Mariano A. Bosaz ise, markanın “Bize katılır mısın?” sloganının, özellikle sosyal ağlarda hem tüketici hem de marka tarafından güçlü bir karşılık bulduğunu belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: “Tüketicilerin içeriği tükettiği bir dönemden aktif olarak ürettiği bir döneme geçiyoruz. Lokal kavramı da artık coğrafyayla değil, müşterilerinizin konuştuğu dille tanımlanıyor. Bu nedenle artık içerik üreten tüketicilerin, markanın ta kendisi olduğu, markaların da bu etkileşim süresince tüketiciyle diyalog kurmak için can attığı bir çağda yaşıyoruz. Hayranlarınızın arkadaşlarınız gibi olmasına izin vermeli, dertlerini dinleyip güzel haberlere birlikte gülmelisiniz.”

“Sosyal medya başarısı” yalan Digital Age Summit 2012’nin en çarpıcı sunumlarından birini, UnMarketing Başkanı ve UnMarketing isimli bestseller kitabın yazarı Scott Stratten yaptı. Forbes.com tarafından dünyanın en önemli 10 sosyal medya uzmanından biri olarak gösterilen Stratten, “sosyal medya başarısı” terimini kabul etmiyor: “Malzemeniz Muhteşem’se satın. Değilse sizde kalsın! Siz harikaysanız, tüketiciler sizin muhteşemliğinizi her yerde yayar. Kötüyseniz bunu da yayar. Şirketler teknikten çok içerik konusunda çaba harcamalı. Dikte etmeyip sohbet ederek, müşterilerinizi dinlemekten korkmayarak başarıyı yakalarsınız. Tutku ve bilgi kârlılığı getirirken, sosyal medyada müşterilere cevap veren kişi sizi rezil de eder, vezir de!”


ayın konusu

Çoklu kanallarda başarı 41?29! Ajans Başkanı Alemşah Öztürk ise, Facebook’taki Denizbank şubesinin başarı öyküsünü katılımcılara aktarırken “bankayı Facebook’a getirerek” başarıyı yakaladıklarını belirtti ve çoklu kanalların önemine şöyle değindi: “Çok kısa sürede Facebook Bankacılığı uygulamamızı sosyal ağlar dışında hem televizyonla hem de yazılı medyayla birleştirdik. Ortaya, kullanıcı verileri ve girdileriyle beslenip şekillenen sosyal medya aracılığıyla interaktif bir bankacılık sistemi kurmuş olduk” dedi. HAVAS Engage Dijital Pazarlama Bölüm Başkanı Melahat Parlak ise, Volvo’nun hem dizel, hem otomatik vites, hem de 1.6 özellikleriyle ön plana çıkan Volvo modelinin tanıtım kampanyasında sosyal medyanın, gazetelerin ve mobil platformların kullanımıyla “En İyi Üçlü” kampanyasını kısa sürede nasıl geniş kitlelere taşıdıklarını anlattı.

Dijital aktivizm: Yemezler! Sosyal sorumluluğun dijital bir örneğini temsilen kürsüye çıkan V for Viral Kreatif Direktörü Burcu Sarar, GDO’lu ürün ithalatına karşı açılan Greenpeace’in “Yemezler!” kampanyasının başarısını etkileyen pazarlama yöntemlerini katılımcılarla paylaştı. Sarar, 326 bin “Hayır”la GDO’ya karşı nihai başarıyı yakalayan ve 42 GDO başvurusunun kaldırılmasını sağlayan kampanyanın başarıya ulaşma nedenini şöyle özetledi: “Katılımcılara sunduğumuz özel rozetler ve unvanlarla onları özel hissettirdik, bizimle aynı duyguları paylaşmalarını, aynı şeye inanmalarını sağladık. Greenpeace site trafiği yaklaşık üç aylık bir sürede 2,5 milyona ulaştı, 100 binden fazla blog’da kampanya yer aldı, 500 bin rozet toplandı. Sonuç, yüzde 100 başarı oldu.”

Müşteri üzerindeki etkinizi ölçün Konferansın bir diğer konuşmacısı ise, dünyanın önde gelen bağımsız araştırma şirketi ComScore’un Başkan Yardımcısı Greg Dale’dı. “Dünyanın Dijital Reklamcılığa Bakışını Değiştirmek” başlıklı konuşmasını yapan Dale, “Kampanyanızın gerçek etkisini ve reklamınızın gerçek potansiyelini görebileceğiniz metodolojileri uygulamak, doğru hedefleri belirlemek açısından en kritik karar” dedi ve sunumunda daha çok dijital kampanyalardaki görüntüleme, izleyici hedefleme ve marka güvenliği gibi konuları ele aldı.

Dijital pazarlamacılıkta (D)evrim Projesi Digital Age Konferansı, Porter Novelli Global Teknoloji Uygulama Lideri Richard Cline’ın sunumuyla son buldu. Cline, “Kurumsal Sosyal Medyanın Evrimi” başlıklı konuşmasında, dijital pazarlama ve reklamcılığın evrim geçirirken, aynı zamanda devrimsel bir sürece girmesi gerektiğine vurgu yaptı ve tüm konferansı özetleyen bir final yaptı: “Dijital dünyada sosyal ve cool olabilmek için sosyal medya stratejistleriniz olmalı, çalışanlarınıza düzenli eğitimler vermeli, yasal destek almalı ve nihayetinde sosyal medya politikası geliştirerek insana dokunan hikâyelerle uzun süreli ilişkiler kurmalısınız.”


ayın konusu

matbaa&teknik

Pelin Özkan

Ana dili “dijital” olan bir nesil Digital Age Summit, Digital Age Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Pelin Özkan ve Vodafone Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gizem Keçeci'nin konuşmalarıyla başladı. Büyük bir hızla değişen dünyada şirketlerin iş yapmaya, marka yaratmaya ve yönetmeye çalıştığını belirten Özkan, hayatımızı değiştiren üç dönüşümün, pazarlama iletişimi, dijital reklamcılık ve tüketici davranışlarında yaşandığını belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: “İnternet dünyasına doğan yeni neslin ana dilinin ‘dijital’ olduğu bir çağda, dijital reklamcılık dijital ekonomiyi yaratıyor; reklamcılık da sosyal medya ve mobil araçlarla kalıcı olarak değişiyor. Dijital reklam yatırımlarının pazar paylarını ikiye üçe katladığı, Facebook ve Apple gibi bu dönüşümü yaratan şirketlerin başarısını her geçen gün daha iyi anladığımız bir dönemde, internet kullanımı açısından dünyanın yüzde 2’sini temsil eden Türkiye olarak çok daha fazla çaba harcamalı ve bu dönüşüme ayak uydurmak için hızlı davranmalıyız.”

M-yaşam: Bir organ olarak akıllı telefonlar Digital Age Summit’in bir sonraki konuşmacısı, Vodafone Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gizem Keçeci kürsüde iki temel soruya cevap aradı: Dijital çağdan neler bekliyoruz? Dijital çağ bizden neler bekliyor? Yaratıcılık sürecinin hayatımıza sorular sorarak girdiğini belirten Keçeci,

28

“İnsanlık tarihinde devrim yaratan bu yeni süreçte yarattığımız teknolojilerle yepyeni insanlar olduk. Yeni gerçeklikler yaratıp birbirimizle, hiç tanımadığımız dünyanın diğer ucundakilerle bağlantılı hayatlar kurduk” dedi. Dünya çapında 5,9 milyar cep telefonu ve 1 milyarı aşkın akıllı telefon olduğunu belirten Keçeci, sözlerine şöyle devam etti: “Hayatımızın büyük bölümünü ‘mobil’ takısıyla tamamlar, m-yaşamlardan bahseder olduk. Kimliğimizi her geçen gün yeniden tanımladığımız şu günlerde artık yeni sorular sormalı ve kendimizi, çevremizi yeniden keşfetmeliyiz.”

“Gelecek mobilde değil, mobil hikâyelerde” Gizem Keçeci, konuşmasının ardından sanal alemde medya dizaynı konusunda araştırmalar ve yaratıcı çalışmalar yürüten Beth Coleman'ı davet etti. MIT’de Yeni Medya Yazarlığı dalında yardımcı doçentlik yapan Coleman, son kitabı Hello Avatar: From Virtual Worlds to X-Reality'de “sanal tasarım” ve “sosyal ağ kimlikleri” konularını incelemişti. Bugün konferansta yaptığı Principles of Transmedia Design başlıklı konuşması ise, daha çok yeni medya teknolojileri oluşturmanın ve analiz etmenin dokuz temel prensibini irdeledi. Ağ Toplumu’nda (networked society) inovasyonun ve yaratıcılığın rolünü sorgulayan temel sorularla ilerleyen Coleman, “yaygın hesaplama” (ubiquitous computing), müşterek mevcudiyet (copresence), görselleştirme (visualization) ve veri ağları


ayın konusu

Beth Coleman

(data networks) gibi güncel kavramları da tartışmaya açtı. Zenginleştirilmiş gerçeklik ve bölgesel medya gibi yeni teknolojileri irdelerken, “alternatif gerçeklik oyunu” yoluyla tasarımcılarla izleyicilerin yaratma sürecine birlikte girmesinin etki yarattığını belirten Coleman, “Örneğin, Dexter ARG oyununu oynayan Dexter dizisi hayranları internet üzerinde oyunun gidişatını kendileri belirliyor, hikayeleri kendileri yaratıyor. Ve Dexter’la bir bütün olduklarını hissediyorlar” diyen Coleman, geleceğin pazarlamasında katılımcılığa, karşılıklı iletişimle sağlanan samimi diyaloğun kritik önem arz edeceğini söyledi. Özellikle de mobil hikâyeleri yaratıp bunu anlamlı bir biçimde hedef kitleye iletmenin başarıyı getireceğini belirten Beth Coleman, “Sürekli kullandığımız cep telefonlarına doğru başımız öne eğik durarak geleceğe yürüyemeyiz. Elimizde telefonlarımızla ileriye ve birbirimize bakarak adım atabilir ve topluluk hissini yeniden ve daha güçlü bir şekilde yakalayabiliriz” diyerek konuşmasını tamamladı.

Bankayı Facebook’a getirmek Beth Coleman’ın ardından 41?29! Ajans Başkanı Alemşah Öztürk, “Denizbank İnternet Bankacılığı” projesini Facebook’taki Denizbank şubesi üzerinden rakamlarla anlattı. Öztürk, 7/24 açık olan Denizbank Facebook Bankası’nda kullanıcıların, para transferinden kredi başvurusuna kadar birçok farklı işlemi gerçekleştirebildiğini, “bankayı Facebook’a getirerek” bunu başardıklarını söyledi ve şöyle devam etti: “Çok kısa sürede Facebook Bankacılığı uygulamamızı sosyal ağlar dışında hem televizyonla hem de yazılı medyayla birleştirdik. Ortaya, kullanıcı verileri ve girdileriyle beslenip şekillenen sosyal medya aracılığıyla interaktif bir bankacılık sistemi kurmuş olduk” dedi. Kahve molası sırasında yeni kitabını imzalayan Beth Coleman'ın ardından konferans diğer konuşmacıların sunumlarıyla kaldığı yerden devam edecek. Sosyal medya ve dijital pazarlama stratejilerinin tüm detaylarıyla konuşulduğu Digital Age Summit 2012’de yer alan konuşmacılar ve içerikle ilgili ayrıntılı bilgiye www.mci.com.tr/konferanslar/ adresinden ulaşabilirsiniz.


ayın konusu

matbaa&teknik

Dijital Zirveye Dijital Aktivizm Damgasını Vurdu Digital Age Summit’te Greenpeace’in Türkiye çapında büyük destek gören “Yemezler!” kampanyası ön plana çıktı. Ağırlıklı olarak dijital pazarlama yönetimi, ölçülebilirliği ve dijital pazarlamanın kitleler üzerindeki etkisinin işlendiği bu bölümde, Coca-Cola’dan ve ComScore’dan örnekler veren diğer konuşmacılar da interaktif pazarlama yaklaşımları ile dünyanın dijital reklamcılığa bakışını irdeledi.

326 bin “Hayır”la GDO’ya karşı nihai başarı! Konferans içeriğinde yer alan tek sosyal sorumluluk vaka incelemesi olarak öne çıkan “Yemezler!” kampanyası, V for Viral Kreatif

site trafiği yaklaşık üç aylık bir sürede 2,5 milyona ulaştı, 100 binden fazla blog’da kampanya yer aldı, 500 bin rozet toplandı. Sonuç, yüzde 100 başarı oldu ve toplamda 326 bin imzayla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın insan sağlığıyla oynayan 42 GDO başvurusunu reddetmesini sağladık.”

Coca-Cola’dan “Hepsi Hikaye!” Coca-Cola Türkiye İnteraktif Pazarlama Müdürü Yüce Zerey ve Coca-Cola Avrasya ve Afrika Grup İnteraktif Pazarlama Müdürü Mariano A. Bosaz, “Yenilikçi Üreticilik Temelli İnteraktif Pazarlama” başlığıyla çarpıcı ve keyifli iki oturum gerçekleştirdi. Dijital pazarlama alanındaki çalışmalarına üniversite yıllarındaki bir girişimcilik proje-

Yüce Zerey Direktörü Burcu Sarar tarafından masaya yatırıldı. Greenpeace’in GDO’lu ürünlerin ithalatına karşı düzenlediği, “Halk GDO’yu yemiyor!” sloganıyla çıkan kampanyanın gelişim ve yayılma sürecini dijital reklamcılık çerçevesinde çarpıcı verilerle anlatan Sarar, “Oyunlaştırma Kurgusu’yla Greenpeace ürünlerini satarak hikayemizi gerçek hayata, mesajımızı da çok daha geniş kitlelere yaydık” dedi. Kampanyanın başarıya ulaşmasının asıl nedeninin “insanlara mesaj taşıyacak özel araçlar sağlamak” olduğunu belirten Sarar sözlerine şöyle devam etti: “İnsanları, sunduğumuz özel rozetler ve unvanlarla özel hissettirdik, bizimle aynı duyguları paylaşmalarını, aynı şeye inanmalarını sağladık. Bireylerin ‘benim imzamla ne olacak ki?’ algısını olumluya dönüştürüp kitlelerdeki özgüven sıkıntısını aştık. Greenpeace

30

siyle başlayan Mariano A. Bosaz, markanın “Bize katılır mısın?” sloganının, özellikle sosyal ağlarda hem tüketici hem de marka tarafından güçlü bir karşılık bulduğunu belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: “Tüketicilerin içeriği tükettiği bir dönemden aktif olarak ürettiği bir döneme geçiyoruz. Lokal kavramı da artık coğrafyayla değil, müşterilerinizin konuştuğu dille tanımlanıyor. Bu nedenle artık içerik üreten tüketicilerin, markanın ta kendisi olduğu, markaların da bu etkileşim süresince tüketiciyle diyalog kurmak için can attığı bir çağda yaşıyoruz. Sosyal ağlarda kaç hayranınız olduğundan çok, onlarla ne kadar yakınlaştığınız ve onları ne kadar iyi tanıdığınız önemli. Hayranlarınızın arkadaşlarınız gibi olmasına izin vermeli, dertlerini dinleyip güzel haberlere birlikte gülmelisiniz.” Mariano A. Bosaz’ın ardından kürsüye


ayın konusu

Greg Dale çıkan Coca-Cola Türkiye İnteraktif Pazarlama Müdürü Yüce Zerey ise, gerçek üreticiliğin sahada ve sokakta olduğunu söyledi. “Sosyal dinleme” kavramının müşteriler ve şirketler arası ilişkilerde gün geçtikçe önem kazandığına dikkat çeken Zerey, başarılı bir sosyal dinlemenin aşamalarını, diyalog analizi, diyaloğu anlamak, diyalog yönetimi stratejisi ve dinamik hikaye anlatımı olarak tanımladı ve sözlerine şöyle devam etti: “Oluşturulacak marka hikayelerinin kolay yayılabilir, birbiriyle bağlantılı ve Türk kültürüyle uyumlu olması gerekiyor. Marka DNA’sıyla entegre olan likit hikayeler başarıyı getiriyor.”

“Görüntüleme sistemiyle görünmeyeni göreceksiniz!” Konferansın bir diğer konuşmacısı ise, dünyanın önde gelen bağımsız araştırma şirketi ComScore’un Başkan Yardımcısı Greg Dale’dı. “Dünyanın Dijital Reklamcılığa Bakışını Değiştirmek” başlıklı konuşmasını yapan Dale, “Kampanyanızın gerçek etkisini ve reklamınızın gerçek potansiyelini görebileceğiniz metodolojileri uygulamak, doğru hedefleri belirlemek açısından en kritik karar” dedi ve sunumunda daha çok dijital kampanyalardaki görüntüleme, izleyici hedefleme ve marka güvenliği gibi konuları ele aldı. ComScore olarak European Charter Study çalışmalarıyla dünya çapında 30’u aşkın ülkede P&G, Ford, Sony, Kellogs’ gibi büyük markalar tarafından uygulanan dijital pazarlama trendlerinin etkisini 260 farklı araştırmayla ölçen Dale, Türkiye’de de Garanti Bankası ve Turkcell’le benzer bir çalışma yaptıklarını belirtti.

Burcu Sarar


ayın konusu

Dijital pazarlamacılığın yeni adı “Proje: (D)evrim”

matbaa&teknik

Richard Cline

Porter Novelli Global Teknoloji Uygulama Lideri Richard Cline, tüketicinin de en az teknoloji kadar hızlı değiştiğini söyleyerek şirketlerin de bu dönüşüme ayak uydurması gerektiğini belirtti. Geleneksel pazarlamacılık ve reklamcılık stratejilerinin yetersiz kalması nedeniyle artık markaların tüketiciyle iletişimlerinde devrim yapacak özgünlüğü yakalaması gerektiğine değinen Cline, “Hepimiz mesaj kaygısı güdüyor, mesajımızın duyulması için büyük bir kavga veriyoruz. Ama her şeyden önce zihniyetimizi değiştirebiliyor muyuz? O mesajı nasıl vereceğimiz üzerine kapsamlı düşünüyor muyuz?” dedi.

Hayatınızın en iyi işi! Marka iletişim kampanyalarının özgünlüğü sürecinde insanları eğlendirmenin gerekliliğine vurgu yapan Richard Cline, Durex’ten örnek verdi. Marka, yeni çıkan ürününü denemek isteyenlere yönelik gazetede “Hayatınızın işi” başlığıyla bir ilan açmış ve sonuçta 7 bin kişi-

nin ilana başvurmasını sağlamıştı. “Markanın düzenlediği, yalnızca kısa süreli, basit bir kampanya değildi. Aylarca konuşulan sürdürülebilir bir etki ve marka algısı oluşturdu” diyen Cline, sözlerine şöyle devam etti: “Geleneksel Halkla İlişkiler teorisi ve pratiği ölmedi, hala yaşıyor. Yalnızca sosyal medyayla birlikte o da evrim geçirdi. Hala önemli olan, herkese hitap edecek, herkesin anlayacağı bir hikâye üretip üretmediğiniz ve bunu onlara nasıl sunduğunuz.”

“Duvarları yıkmalı, bir olmalıyız” Kurumsal bakış açılarından örnek veren Richard Cline, şirketlerde reklam, pazarlama, internet ekiplerinin birbirleriyle yeterli iletişimi kurmadan, birbirinden bağımsız ve habersiz iş yaptığını, ancak bu yöntemin artık işlemediğini belirtti. “Dijital tek başına bir kavram, işleyiş değildir. Daha büyük bir iletişim mecrasını tanımlar. Bu nedenle departmanlar arası duvarları da yıkmalı ve pazarlamayı, tüm bu birimlerin etkileşim halinde olduğu tek bir bedende toplamalıyız” dedi.

Hem sosyal hem “cool” nasıl olunur? Dijital dünyada başarının bir anda yakalanmadığını, zaman, sabır ve strateji gerektirdiğini söyleyen Porter Novelli Global Teknoloji Uygulama Lideri Richard Cline, dijitalde başarılı olmanın özetini, sunum sonunda şöyle toparladı: “Dijital, popüler olanın takip edilmesi ve uygulanması değildir. Net otorite ve profesyonellik çizgilerine ihtiyaç vardır. Örneğin, sosyal medya uygulamalarınızı yalnızca genç diye stajyere teslim etmek, ciddi kurumsal bir hatadır. Dijital dünyada sosyal ve cool olabilmek için sosyal medya stratejistleriniz olmalı, çalışanlarınıza düzenli eğitimler vermeli, yasal destek almalı ve nihayetinde sosyal medya politikası geliştirerek insana dokunan hikâyelerle uzun süreli ilişkiler kurmalısınız.”


ayın konusu

matbaa&teknik

Sosyal medya başarısı diye bir şey yoktur! Digital Age Summit 2012’nin en çarpıcı sunumlarından birini, UnMarketing isimli bestseller kitabın yazarı Scott Stratten yaptı. Forbes.com tarafından dünyanın en önemli 10 sosyal medya uzmanından biri olarak gösterilen Stratten, “sosyal medya başarısı” terimini kabul etmiyor.

Scott Stratten Ayda 7 bin tweet atarak 134 bin takipçisiyle düzenli olarak iletişimini sürdüren, Justin Bieber’dan sonra Twitter’da en çok takipçisi olan ikinci Kanadalı olduğunu söyleyen UnMarketing Başkanı ve UnMarketing isimli bestseller kitabın yazarı Scott Stratten, “Malzemeniz Muhteşem’se satın. Değilse sizde kalsın!” diyor. Sosyal medyada başarı diye bir şey olmadığını, şirketlerin teknikten çok içerik konusunda çaba harcaması gerektiğini vurgulayan Stratten, verdiği örneklerle, markalar için sosyal medya kullanımının artık şart olduğunu ama bunu yaparken dikte eden bir söylemle değil, sohbet eden bir etkileşimle bu iletişimi yürütmeleri gerektiğine dikkat çekti. “Müşterilerine soru soran, zaman zaman sıkıcı ve ciddi iş terminolojisinin dışına çıkıp zekice, espirili cevaplar veren ama müş-

34

terilerini dinlemekten korkmayan ve sosyal medyaya zaman ayırıp sabırlı olan şirketler Muhteşem’e, dolayısıyla başarıya oynuyor işte” dedi ve sunumuna şöyle devam etti: “Eğer tutkulu ve bilgili değilseniz, karlılığı da, başarıyı da yakalayamazsınız. Buradaki asıl sihir, o anlamsız logolara odaklanmak yerine heyecanımıza, samimiyetimize, tutku ve bilgimize odaklanmalıyız. Siz harikaysanız, tüketiciler sizin muhteşemliğinizi her yerde yayar. Kötüyseniz bunu da yayar. Çükü pazarlama sizin tek başınıza karar veremeyeceğiniz kadar organiktir; durağan değil, aksine yaşayan bir organizmadır. İnsan Kaynakları biriminizin şirkete kimi aldığı da önemli tabii. Sosyal medyada müşterilere cevap veren kişi sizi rezil de yapabilir, vezir de!”


ayın konusu

matbaa&teknik

Fikrin Liderleri Türkiye’de Olacak Klaus Hommels is to visit Turkey to Find the Next Facebook Klaus Hommels’de geleceğin Facebook’unu bulmak için Türkiye’ye geliyor. Bilgi Üniversitesi, 13-14 Kasım tarihi arasında dünyanın lider yöneticilerini ağırlayacak.

13-14 Kasım tarihi arasında Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenecek, dünyanın lider yatırımcılarını Türkiye’deki girişimcilerle buluşturacak senenin en önemli platformu “Bootcamp Ventures Innovation Xchange: 4iX” Facebook ve Skype’a erken yatırımları ile tüm dünyanın dikkatini üzerine çeken Klaus Hommels’i de ağırlayacak.

İki Günlük Seminerle Yeni Fikirler Özellikle internet dünyasındaki yeni fikirlere yatırımları ile tanınan Klaus Hommels, iki günlük platform süresince; Türk girişimcilere geri bildirimde bulunarak, dünyaya açılmaları için tüyolar verecek. Daha önceki yatırımları arasında 4,1 milyar dolara Ebay’e satılan Skype; 2006 yılında halka arz edilen Xing, Naspers Group tarafından satın alınan OQL:COM bulunuyor. Kendisi halen Facebook, King.com, Spotify sitelerinin de yatırımcıları arasında. 2006 senesinde Avrupa’nın önde gelen üniversiteleri tarafından Avrupa’nın en önemli girişim yatırımcısı seçilen Hommels’in konuşmasını dinlemek isteyenlerin acele ederek istanbulinnovation.com web sitesine girip, kayıt yaptırması gerekiyor.

20 Farklı Ülkeden Fikrin Liderleri Bu yıl beşincisi düzenlenen etkinliğe Klaus Hommels’in yanı sıra 20 farklı ülkeden Samsung Ventures, Pond Ventures, Vodafone Ventures, Endeavor Vision, RTP Venture, Bertelsmann Digital Media Investments dahil dünyanın lider yatırım fonlarının yöneticileri katılacak.

36

“Bootcamp Ventures Innovation Xchange: 4iX” that will be held on 13-14th of November 2012 at Bilgi University, the most important platform that brings together world’s leading investors and entrepreneurs will also host a world known investor Klaus Hommels who is known for with his early investments in Facebook and Skype. One of the leading European business angels, Klaus Hommels is known for his internet investments including Facebook, Skype-sold for 4.1 billion dollars to Ebay; Xing that went public in 2006; OQL.com sold to Naspers Group. Hommels is one of the keynote speakers of “Bootcamp Ventures Innovation Xchange: 4iX” where he will also be sharing his feedback and provide tips for success to Turkish entrepreneurs during the two days platform. His current investments include Facebook, King.com and Spotify. If you want to listen to Hommels’ speech who was elected as Europe’s most successful Entrepreneurial Private Investor in 2006 by the leading European business schools; enter www.istanbulinnovation.com and apply. Organized for the fifth time “Bootcamp Ventures Innovation Xchange: 4iX” will bring together executives of world’s leading investment funds like Samsung Ventures, Pond Ventures, Vodafone Ventures, Endeavor Vision, RTP Venture and Bertelsmann Digital Media Investments in addition to Klaus Hommels.


ayın konusu

matbaa&teknik

Ödeme Sistemleri Değişiyor ‘Mobil Cüzdan’lar Geliyor Merkez Bankası’nın ödeme sistemlerini değiştirecek kanunla ilgili çalışmaları 200 milyon TL’lik mobil ödeme sistemleri sektörünü heyecanlandırdı. Sürece odaklanan sektör temsilcileri cep telefonu ve cüzdanı birleştirecek ‘Mobil Cüzdan’ uygulaması için gün sayıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ödeme sistemleri alternatiflerinin artmasını sağlayacak kanun taslağının hazırlığını tamamlamak üzere. Üzerinde çalıştığı ‘Ödeme Sistemleri ve Hizmetleri ile Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı’nı 5-6 Ekim tarihleri arasında Abant’ta yapılacak organizasyonda tanıtacak olan TCMB, aynı zamanda ‘Ödeme Sistemleri Kanun Taslağı’ başlıklı bir konferansı gerçekleştirecek. Tasarıyı değerlendiren Mobil Servis Sağlayıcı İş Adamları Derneği (MOBİLSİAD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Mobil Ödeme Komisyonu Başkanı Yılmaz Kurtay, 200 milyon TL’lik mobil ödeme sistemleri pazarının kanunla birlikte 3 yıl içerisinde 1,5 milyar TL’ye çıkacağını belirtti. Mobil ödeme sistemleri sektörü ve GSM operatörlerinin bu süreci yakından takip ettiklerini ifade eden Kurtay, “Hazırlıklar son aşamasında. Çok yakında cep telefonu ve cüzdanı buluşturacak Mobil Cüzdan uygulamaları hayatımıza girecek. Akıllı telefonlarda bulunan Yakın Alan İletişimi (NFC) teknolojisi sayesinde uygulamayı cep telefonuna indiren tüketiciler, kredi kartı bilgilerini entegre ederek, Mobil Cüzdan’a sahip olacaklar. Kredi kartı taşımaktan kurtulacak olan tüketiciler, cep telefonlarını okutarak istedikleri yerden alışveriş yapabilecekler” dedi.

Lisanslar Merkez Bankası’ndan Merkez Bankası’nın 2001 yılından bu yana kanun tasarısı ile ilgili çalışma yürüttüğünü söyleyen Yılmaz Kurtay, “Mobil ödeme sistemlerinin şu anda bir kanuni karşılığı bulunmuyor. Tasarı yasalaştığı andan itibaren bütün pazarın regüle edilmesi söz konusu” dedi. Yasa ile birlikte GSM operatörleri için hayatın tamamen değişeceğini bildiren Kurtay, “Operatörler BTK’dan aldıkları mev-

38

yakından etkileyecek” dedi. Mobil ödeme alanındaki yabancı yatırımcıların da bu kanunun çıkmasını beklediklerini açıklayan Kurtay, “Türkiye’deki yabancı firmalar da Merkez Bankası’ndan lisans almak durumunda kalacak. Türkiye pazarına yeni girecek olan yabancı firmalar da kanunun bir an önce çıkmasını istiyor” dedi. Türkiye’de elektronik ticaretin sadece yüzde 1’lik kısmının mobil ödeme sistemleri ile yapıldığına dikkat çeken Kurtay, kanun ile birlikte 2015’te yüzde 10’lar seviyesine çıkacağını vurguladı. Tüketicilerin mobil ödeme sistemlerinin yaygınlaşması ile birlikte kendilerini çok daha güvende hissedeceklerini belirten Kurtay, “Kanun ile birlikte mobil hizmeti lisansı alan kuruluşlar kim ise, tüketiciler karşılaştıkları herhangi bir sorunda muhatap bulmuş olacaklar. Bu da tüketicilerin bu sistemi daha güvenli bir şekilde kullanmalarını sağlayacak” dedi.

Cep Telefonuyla Alışveriş Dönemi

Yılmaz Kurtay cut iletişim lisansları ile bu işi yapıyorlar. Ancak kanun çıktıktan sonra operatörler Merkez Bankası’ndan ödeme hizmeti ile ilgili lisans almak durumunda kalacaklar. Lisans ile ilgili detaylar da Abant toplantısında belirlenecek” dedi.

Yabancı Yatırımcıların Gözü Bu Kanunda Çalışmaların AB müktesebatı çerçevesinde yürütüldüğünü ve kanunun 2 yıl içerisinde yürürlüğe girmesini beklediklerini ifade eden Kurtay, “Kanun ödeme sistemi, ödeme hizmeti ve elektronik para uygulamalarını

İnsanların evlerinden çıkarken yanlarına 3 şeyi almayı unutmadıklarını söyleyen Kurtay, “Cep telefonu, cüzdan ve anahtar insanların vazgeçilmezi olmuş durumda. Mobil ödeme hizmetleri ve cep telefonu teknolojisi bir araya geldiğinde ortaya muhteşem bir ödeme sistemi çıkmış olacak” dedi. GSM operatörlerinin yıl başına kadar Mobil Cüzdan’ı hayata geçireceklerini açıklayan Kurtay, “Hazırlıklar son aşamasında. Akıllı telefonlarda bulunan Yakın Alan İletişimi (NFC) teknolojisini kullanacak uygulamayı cep telefonuna indiren tüketiciler, kredi kartı bilgilerini entegre ederek, Mobil Cüzdan’a sahip olmuş olacaklar. Kredi kartı taşımaktan kurtulacak olan tüketiciler, cep telefonlarını okutarak alışveriş yapabilecekler. Bu sistem banka sistemleri ile entegre çalışacak” diye konuştu.


ayın konusu

E-Genel Kurul Sistemiyle Dijital Şirket Dönemi

Diğer şirketler için tercihe bağlı olan bu yenilikçi uygulamayla genel kurul üyeleri istedikleri her yerden e-imza ile egenel kurulu izleyip görüş bildirebilecek ve oy verebilecek. Elektronik imza ile dijital ortamda genel kurul toplantılarının yapılmasına imkan veren sistem, 1 Ekim 2012 itibariyle uygulamaya konuluyor. Şirketler MKK- Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun sağladığı EGKS- Elektronik Genel Kurul Sistemi’ne elektronik imza ile girerek genel kurul toplantılarını gerçekleştirecek. İstedikleri her yerden elektronik kurula katılabilen şirket hissedarları ve ortaklar, kurulu izleyip görüş iletebilecek ve oy kullanabilecek. Toplantı sonunda tutulan tutanak da Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcisine elektronik belge olarak iletilebilecek.

Yabancı Ortaklı Şirketlerin Yönetimi Kolaylaşıyor Elektronik imza, zaman damgası ve kayıtlı elektronik posta kullanımını arttıracak bu sistem, kurumsal yönetim ilkelerine uyum ve ortaklık haklarının sınır ötesi kullanımını önemli ölçüde kolaylaştırırken, Türkiye’nin yabancı sermaye ve uluslararası yatırım ortamı açısından cazibesini de artıracak.

Şirketler Dijitalleşiyor Elektronik Genel Kurul Sistemi’ni kullanacak şirketlerin sisteme giriş yapabilmeleri için elektronik imza edinmesi gerekiyor. Türkiye’nin ilk Elektronik Sertifika ve Mobil İmza Hizmet sağlayıcısı E-GÜVEN kurumlara ve bireylere bilgi güvenliği çözümleri ve elektronik imza hizmetleri sunuyor. Elektronik imza sahibi olmak için www.e-guven.com adresindeki online başvuru formunu doldurarak başvuruda bulunulabilir. EGÜVEN’in sunmakta olduğu yerinde kimlik kontrolü ve yerinde kurulum hizmetleri de elektronik imza sahibi olmak isteyen kurumlara büyük kolaylık sağlıyor. Elektronik Genel Kurul Sistemi’nde kullanacağınız e-imzanızı kurum içerisinde izin belgesi, sipariş formları, banka talimatları, tüm yazışmalar ve diğer kurumsal işlemlerde kullanabileceğiniz gibi, e-devlet uygulamaları, KAP bildirimleri, garanti belgesi başvuruları, patent ve marka başvuruları, otomobil alım satımı, gümrük işlemleri gibi işlemlerde de kullanabilirsiniz. Elektronik genel kurul uygulamasının ticaret hayatına getirileri konusunda E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun şunları söyledi: “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın da yaptığı yazılı açıklamada belirttiği gibi Türkiye’nin dijital şirket hayali gerçek oluyor. E-imza ile entegre bu sistem sayesinde Türk ticaret hayatında, hızlı, güvenli ve sınırları aşan bir dönemin başladığına tanıklık etmekten mutluluk duyuyoruz.”


ayın konusu

matbaa&teknik

Banka Kartıyla İnternetten Alışveriş Devri Başlıyor

Webrazzi Summit 2012 Yapıldı Bankalararası Kart Merkezi (BKM) Genel Müdürü Soner Canko, 8 Ekimden itibaren online alışverişte kredi kartının yanı sıra banka kartlarının da kullanılabileceği açıkladı.

Türkiye’nin en etkili internet konferansı Webrazzi Summit 2012, önümüzdeki dönemde internet dünyasına hareket getirecek önemli açıklamalara sahne oldu. Dünyaca ünlü girişimcileri, yatırımcıları ve şirket yöneticilerini bir araya getiren etkinlikte konuşma yapan Bankalararası Kart Merkezi

(BKM) Genel Müdürü Soner Canko, 8 Ekim’den itibaren online alışverişte kredi kartının yanı sıra banka kartlarının da kullanılabileceği müjdesini verdi.

Online Oyun, Dijital Pazarlama, Sosyal Medya ve Melek Yatırım Konuları Türkiye ve dünyadaki internet gelişmelerini inceleyerek analiz eden alanının önemli adreslerinden biri olan Webrazzi’nin, Nokta ve Turkcell ana sponsorluğunda düzenlediği Webrazzi Summit 2012 yoğun bir katılımla gerçekleşti. Facebook, LinkedIn, Zynga, Gilt, Socialbakers gibi farklı alanlarda büyük başarılar elde etmiş girişimleri kapsayan etkinlik, toplam 66 konuşmacıyla online oyun, dijital pazarlama, sosyal medya ve melek yatırım gibi dijital dünyanın önemli konularını gündeme taşıdı. Webrazzi Summit 2012, Webrazzi.com’un Kurucusu Arda Kutsal ve Nokta CEO’su Tümay Asena’nın konuşmasıyla başladı. Kullanıcıların internette geçirdiği zamanın ve internette yapılan harcamaların ciddi ölçüde arttığına ve bu doğrultuda da internet ekosisteminin de her geçen gün büyüdüğüne dikkat çeken Asena “Reklamverene anında ölçümleme imkanı

40


ayın konusu

veren internet reklamcılığı çift haneli artış gösterdi. Ancak Türkiye’nin ilk 500 şirketinin sadece yüzde 25’i internette reklam vermeyi tercih ediyor. İnternet reklamcılığı önümüzdeki dönemde daha da yaygınlaşacak” dedi.

90 Milyon Banka Kartı Online Alışverişe Dahil Oluyor Etkinlikte konuşma yapan BKM Genel Müdürü Soner Canko, her geçen kart kullanımının arttığını; şu an Türkiye’de 55 milyon civarında kredi kartı ve 90 milyon civarında da banka kartı olduğunu ifade etti. Dual geçiş uygulamasının başlamasıyla banka kartlarının da artık online alışverişte kullanılabileceğini söyleyen Canko, “Bu gelişmenin online alışveriş dünyasına hareketlilik getireceğini ve Türkiye e-ticaret pazarının hızlı

42

matbaa&teknik

büyümesine katkı sağlayacağını tahmin ediyoruz” diye sözlerine devam etti.

Perakende Sektörünü E-Ticaretle Büyütmek Doğan Online ve Doğan Gazetecilik Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan Boyner “E-ticaret sitelerinin sadece internetteki satışları değil, perakendedeki satışları dikkate alarak büyüme planları yapmaları gerekiyor. Perakende sektörüne canlılık getirecek olan da yine e-ticaret siteleridir.”dedi. Hanzade Doğan Boyner sözlerine “Doğan Online olarak ciromuzun 2012 yılı sonuna kadar 1 milyar TL civarında olacağını tahmin ediyoruz. 2013 yılı hedefimiz ise yüzde 40 büyüme” diyerek devam etti.

Türkiye’de E-Ticaret Sektörü 5 Katına Çıkabilir Felicis Ventures Kurucusu, melek yatırımcı Aydın Şenkut, Amerika’yla kıyaslandığında, Türkiye’de e-ticaret sektörünün gelişime açık olduğunu ve sektörün şu anki hacminin 5 katına çıkana kadar büyümesini sürdüreceğini ifade etti. Şenkut, geleceğin okuryazarlığının bilgisayar kullanımı olduğunu söyleyerek, internet alanında çalışacak yetenekler yetiştirmenin ve eğitimin büyük önem taşıdığına da dikkat çekti.

Türkiye Modeli Diğer Ülkelere Örnek Olacak Mubi.com’un Kurucusu Efe Çakarel Türkiye’deki internet pazarının, Brezilya, Çin, Rusya ve Hindistan’dan sonra Güney Kore ve Meksika gibi ülkelerle birlikte dikkat çeken bir ülke olduğunu belirtti. İnternetin daha çok eğlence amaçlı kullanıldığını ifade eden Çakarel, beş ay önce Türkiye’de başlattığı Mubi üyelik sisteminin çok başarılı olduğunu ve Türkiye modelinin önümüzdeki dönemde diğer ülkeler için de örnek teşkil edeceğini söyledi. Zengin içeriğiyle internet dünyasına yön veren Webrazzi Summit, katılımcılara uluslararası düzeyde yeni iş bağlantıları kurma ve sektör profesyonelleriyle diyalog kurma şansı da tanıyor. Etkinlik boyunca internet üzerinden Türkçe ve İngilizce olarak canlı yayınlanan Webrazzi Summit 2012’de yer alan konuşmacılar ve konuşmalarla ilgili ayrıntılı bilgi ve video kayıtlarına www.webrazzi.com adresinden ulaşabilirsiniz.


ayın konusu

matbaa&teknik

Hayatın Tüm Yönleri Bilgi Eğitim’de İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde ‘Yaşam Boyu Eğitim Merkezi’ olarak faaliyet gösteren BİLGİ Eğitim; Bireysel, kurumsal ve mesleki-profesyonel gelişime yönelik eğitimler veren BİLGİ Eğitim’in Ocak-Eylül döneminde toplam katılımcı sayısı bin 583 kişiye ulaştı. BİLGİ Eğitim, 2012-2013 eğitim yılında düzenlenecek 15 kültür-sanat, 20’yi aşkın mesleki gelişim programı ile profesyonellerin kariyer gelişimine katkı sağlamayı sürdürecek.

Çiçek Öztaş Sertifika Programları Pazarlama Uzmanı Bilgi Eğitim

44

Bilgi Eğitim 6 kişilik kadrosu ile Türkiye’de birçok ilki gerçekleştirmenin gururunu taşımakta; 2012-2013 eğitim yılında düzenlenecek 15 adet Kültür Sanat içerikli program Yaşam Boyu Eğitim merkezlerinin tümü arasında istisnai bir örnek oluşturmakta. 20’yi aşkın mesleki gelişim programında ise profesyonellerin kariyer gelişimine İstanbul Bilgi Üniversitesinin birikimlerini aktarmanın mutluluğunu taşımaktadır. Değişim, gelişim ve ilerlemenin vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğu günümüzde, farklı iş ve ilgi alanlarından farklı yaş gruplarına, bireysel, kurumsal ve profesyonel gelişime yönelik gereksinimler doğrultusunda en uygun programları hazırlayıp uzman kadrosuyla eğitimler geliştiren Bilgi Eğitim’in prog-

ramları, benzeri tüm programlardan ayrılıyor. Oluşturulan sektörel iş birlikleri ile eğitimi güncel ve nitelikli kılınan ve interaktif eğitim anlayışı ile de fark yaratılan Bilgi Eğitim’de verilen mesleki eğitimlerinde; iş hayatının çeşitli alanlarında profesyonel olarak çalışan veya kendini o yönde geliştirmek isteyen tüm katılımcıların bireysel yeteneklerini ve bilgi portföylerini geliştirmeyi, yetkinliklerini arttırmayı ve günümüz dünyasının tüm değişimlerinden haberdar etmeyi kendine amaç ediniyor. Eğitim programlarına katılan tüm katılımcılara güncel ve standartları yüksek bir eğitim, piyasa deneyimine sahip tecrübeli akademisyen kadrolarıyla sunuluyor. Hayatın tüm yönlerine hitap eden eğitimler arasında Edebiyat’dan, Sanata,


ayın konusu

Türkiye’de Siyasal Düşünce, Finansal&Hukuk&Medikal İngilizce, Digital Çağın getirdiklerinden “Digital Marketing&Communications for Executives” gibi programlar mevcut. Eğitim kadrosunda Murat Belge, Mete Tunçay gibi önemli akademisyenlerin bulunduğu ‘Türkiye’de Siyasal Düşünce’ programında ise ‘Milliyetçilik’, ‘Sol’ gibi ana akımlar işlenecektir. “Digital Marketing Communication for Executives” programı dünyaca ünlü sosyal medya stratejisti Richard Stacy, MIT Writing and New Media bölümünden Beth Coleman’ın ve tanınmış eğitmenlerin katılımıyla dijital pazarlama ve iletişim ile ilgili bilinmesi gereken her şeyi katılımcılarla paylaşıyor.

Digital Marketing Communication Program for Executives Dijital pazarlama iletişimi alanındaki güncel gelişmelerin ve trendlerin nabzını tutan, teori ve pratiği birleştiren bir eğitim programı sunuyoruz. Üst düzey akademik kadro ve sektörün tecrübeli isimlerinin katılımıyla gerçekleştirilecek olan sertifika programında amaç, katılımcıları içerik yaratmaktan, dijital

matbaa&teknik

Beth Coleman iletişim stratejileri oluşturup, dijital mecraları yönetmeye ve ölçüm kriterlerini doğru yorumlamaya kadar dijital pazarlama dünyasına tam donanımlı olarak hazırlamaktır. Mediacat Communication Institute, İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Bilgi Eğitim işbirliği ile 17 Ekim-15 Aralık 2012 tarihleri arasında “Dijital Pazarlama ve İletişim” sertifika programı başlıyor. “Dijital Pazarlama ve İletişim” sertifika programı İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü’nde 8 hafta boyunca alanında uzman isimlerin katılımı ile gerçekleştirilecek. 16 başlık altında düzenlenecek sertifika programına pazarlama, marka, kurumsal iletişim profesyonelleri, dijital reklam ve pazarlamacılar katılabilecek.

Derslerin eğitmenleri Beth Coleman, Howard Goldkrand, İdil Kesten, Reha Başoğlu, Mustafa İçil, Yüce Zerey, Kaan Varnalı, Yenal Gökyıldırım, Lawrence Du Pre ve Richard Stacy gibi akademik kadroların üst kademelerinden ve sektörün önde gelen isimlerinden oluşuyor. Ağırlıklı olarak reklam veren firmaların katılımcı olarak yer alacağı sertifika programında, tecrübe sahibi kişilere yönelik hazırlanmış bir eğitim programı tasarlandı. Bu eğitim programında eğitmenler, vaka ve özel tecrübelerinden yola çıkarak istatistik, jenerik anlatım ve sektördeki vakalar ekseninde gelişen sunumlar yapacaklar. İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Kaan Varnalı koordinatörlüğünde ve dünyaca ünlü sosyal medya stratejisi Richard Stacy’nin danışmanlığında hazırlanan programın amacı, katılımcıları içerik yaratmaktan dijital strateji oluşturmaya kadar tam donanımlı olarak hazırlamak ve sorumlu oldukları markaların rekabet edebilirliklerini arttırmak. Katılımcılar Brand Sessions adlı uygulamalı eğitim çerçevesinde, Digital Age Konferansı 2011ve Digital Age Semineri 2011 ana konuşmacısı olan Richard Stacy ile beraber çalışma imkanına sahip olacak. Program Süresi: 8 Hafta Yer: İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüsü Saat: Çarşamba 19.00-21.00 Cumartesi 10.00-13.00 Ücret: 4.500 TL (KDV dahil) 5 Taksit 4.600 TL (KDV dahil)

46


ayın konusu

matbaa&teknik

Çağrı merkezlerinin 2013 Hedefi: Doğu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz IMI Conferences tarafından Teleperformance sponsorluğunda bu yıl 8.si düzenlenen Türkiye Çağrı Merkezi Konferansı’nda Türkiye Çağrı Merkezi Araştırması’nın da sonuçları açıklandı.

Türkiye’deki çağrı merkezi sektörünün uluslararası standartlarda gelişimine katkı sağlayan ve her yıl yüzlerce sektör temsilcisini ağırlayan Türkiye Çağrı Merkezi Konferansı’nın en sıcak gündemini evden çalışma olgusu, e-ticaret ve müşteri hizmetlerinde sosyal medya kullanımı oluşturdu. IMI Fuarcılık tarafından Turkcell Global Bilgi sponsorluğunda Net Araştırma Şirketi’ne yaptırılan Türkiye Çağrı Merkezi Araştırması sonuçlarının da paylaşıldığı toplantıdan sektöre ilişkin dikkat çeken bazı başlıklar şöyle:

Pazar büyüklüğü 1 milyar 350 bin Dolar’a yükseldi: 2011 yılında 640 milyon dolar seviyesinde olan dış kaynak pazarının ekonomik büyüklüğü 2012 yılında 800 milyon dolar seviyesine, iç kaynak da dahil edildiğinde toplam pazar büyüklüğünün 1.350.000.000 Dolar seviyesine yükseldiği tahmin edilmektedir

Anadolu’da 3.000-3.500 kişilik bir ek istihdam yaratacağı anlamına gelmektedir. Söz konusu koltuk yatırımının Doğu Anadolu, Güney Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde yoğunlaşacağı öngörülmektedir.

Kamu çağrı merkezleri %31 büyüdü: Kamu sektöründe artan çağrı merkezi talebi, genel olarak pazarın büyümesini tetiklemektedir. 2012 yılında kamu sektöründeki çağrı merkezi sayısının toplam çağrı merkezlerine göre oranı %31’lik bir artış göstererek, 2011 yılında %3,2 mertebesindeyken, 2012 yılında %4,1 seviyesine çıktığı tahmin edilmektedir.

10’dan fazla firma önümüzdeki günlerde Anadolu’da yeni çağrı merkezi yatırımları planlamaktadır. Bu firmaların yaklaşık yarısı dış kaynak firmasıdır. Firmalar planladıkları koltuk yatırımlarını gerçekleştirirlerse önümüzdeki yıl Anadolu’daki koltuk sayısında yaklaşık 4.000 adetlik bir artış öngörülmektedir. Bu da kısa vadede sektörünün

48

Finans ve perakende çağrılarını kurum içinden yönetiyor: İç kaynak çağrı merkezlerinin sektörel dağılımına bakıldığında en fazla çağrı merkezi olan firmaların toptan/ perakende, bankacılık/ sigortacılık olduğu görülmektedir.

Koltuk sayısında %19’luk artış yaşandı: Toplam koltuk sayısı 2011 yılına göre yaklaşık %19 büyüme göstererek 48.900 adet seviyesinden 58.200 adet seviyesine yükselmiştir.

Toplam çalışan sayısı 67 bin: Anadolu’ya 3.500 kişilik ek istihdam:

edilmektedir. 2010 ve 2011 yıllarında olduğu gibi en önemli artış, dış kaynak servis sağlayıcılarının sayısında görülmektedir(%23’luk artış). 2011 ve 2012 yıllarında dış kaynak çağrı merkezi sektöründe şirket birleşmeleri görülse de artış yeni kurulan ve yatırım yaparak koltuk sayısını önemli ölçüde artırarak büyüyen dış kaynak çağrı merkezlerinden kaynaklı olmuştur.

2011 yılında 55.700 kişi olduğu öngörülen agent sayısının 2012 yılı sonunda 67 bin adede yaklaşacağı tahmin edilmektedir.

Pazarı büyüten dış kaynak servis sağlayıcılar: 2012 yılında Türkiye’deki çağrı merkezi sayısında bir önceki yıla göre yaklaşık %4 büyümeyle 1100 civarında olduğu tahmin

Kurumlar müşteri hizmetlerine, dış kaynak gelir yaratan projelere odaklanıyor: Geçmiş yıllarda olduğu gibi hem iç hem dış kaynak çağrı merkezlerinin en fazla müşteri hizmetleri amacıyla kullanıldığı görülmektedir. Ancak müşteri hizmetleri kullanım yoğunluğu iç kaynakta, dış kaynağa göre daha fazladır. Tele satış ve tele pazarlama gibi gelir yaratan hizmetler ise daha çok dış kaynak çağrı merkezlerinde görülmektedir.

Pfeiffer: “E-ticaret fırsat ve sorunun bir harmanı” Açılış konuşmasını Teleperformance Group Başkan Yardımcısı Mark Pfeiffer’in


ayın konusu

yaptığı konferansta Pfeiffer, çağrı merkezleri için hem fırsat hem daha fazla sorun anlamına gelen e-ticaret olgusunu dünyadaki örnekleriyle anlattı. Pfeiffer’in konuşmasından bazı başlılar şöyle:

“Türkiye, online platforma adaptasyon oranı yüksek bir ülke” Türkiye’nin birçok ülkeden daha hızlı online platforma adapte olduğunun altını çizen Pfeiffer, internet kullanımının %25 olduğu Türkiye’nin büyük potansiyel taşıdığına değindi ve Türkiye’de pazarın 2006-2010 yılı arasında %325 büyüdüğüne dikkat çekti. Pfeiffer’in konuşmasından bazı başlıklar şöyle: Internet sektörü, gelişmiş ekonomilerde son 5 yılda %21 büyümüş, bugün 2 milyar insan internete bağlanıyor. İnternetin ekonomiye katkısı Kanada ve İspanya GSYİH’dan büyük. Bugün Brezilya en hızlı büyüyen ekonomiye sahip. Internet Brezilya’dan daha hızlı büyüyor. Türkiye’de bugün 35 milyon internet kul-

matbaa&teknik

lanıcısı var. Bu kullanıcıların 6-9 milyonu internette para harcıyor. İnternet penetrasyonu %25 olan Türkiye büyük bir potansiyel barındırıyor. Almanya ve Birleşik Krallık’ta bu oran %60. E-ticaret ve online perakende satışları, 2011 yılına oranla %12 büyüdü ve pazar büyüklüğünün 2012 sonunda 226 milyar Dolar’a ulaşması bekleniyor. BKM verilerine göre 2010 pazar büyüklüğü 16.3 milyar TL idi. 2006-2010 yılı arasında pazar %325 büyümüş 2012 yılı ilk 7 aylık performansına bakıldığında e-ticaret hacminin geçen yılın aynı dönemine oranla %40 artığı 17.5 milyat TL’ye ulaştığı öngörülüyor. Son 2 yılda Türkiye e-ticaret sektörü, Amazon, e-Bay, Naspers gibi yabancı yatırımcılardan 750 milyon Dolar’lık yatırım çekti.

İnternet Kullanım Alışkanlıkları Günde ortalama 5 saat internet kullanılıyor.

Laptop ve mobil telefonlarla internete girme oranında büyük artış yaşanıyor. Mobil telefonlardan internete girme sıklığı aryıyor ( 2010da her gün internete bağlanma oranı: %56; 2012’de hergün internete bağlanma oranı:%71) Internet genellikle araştırma ve sosyal medya için kullanılıyor. Facebook en çok kullanılan sosyal medya (99%) . Mobil telefonlar araılığıyla online alışveriş yapma oranı %12

Alışveriş Alışkanlıkları: Kredi kartı kullanma oranı haftada 2 kez Kredi kartıyla ayda 800 TL alışveriş yapılıyor. Aylık online alışveriş oranı 300TL’nin altında (%70) İnternet alışveriş öncesinde başvurulan ilk araştırma kaynağı. Amaç fiyat karşılaştırması yapmak, en düşük fiyatı bulmak ve müşteri deneyimlerine ulaşmak Internetten alışveriş yapmanın temel nedeni “fiyat avantajı”


ayın konusu

matbaa&teknik

Türkiye’nin En İyi Çağrı Merkezi:

VODAFONE ve SPEAK

Özel Ödül: EMO Görme Engelliler Projesi Türkiye Çağrı Merkezi Ödülleri 2012 sahiplerini buldu. Toplam 11 ana kategoride11 firmanın ödül kazandığı törende; 500 ve üzeri koltuk kapasitesinde Vodafone, 100-499 arası koltuk kapasitesinde Speak, “Türkiye’nin En İyi Çağrı Merkezi Ödülü’ne hak kazandı. Birincinin çıkmadığı 100’den az koltuk kapasitesinde Bursagaz, En Övgüye Değer Çağrı Merkezi seçildi. En fazla başvurunun yapıldığı Sosyal Medyada En İyi Müşteri Yönetimi kategorisinde Akbank ödül aldı. Engelli Malzemeleri Ofisi (EMO)’nin görme engellilere istihdam yaratan projesi ise Özel Ödül’e layık görüldü. Vatandaş odaklı hizmeti ön plana çıkaran Sedaş, En İyi Yeni Çağrı Merkezi seçilirken, aynı kategoride İETT, En Övgüye Değer Çağrı Merkezi oldu. IMI Conferences tarafından Turkcell Global Bilgi ana sponsorluğunda bu yıl 7.si gerçekleştirilen Türkiye Çağrı Merkezi Ödülleri, sahiplerini buldu. Çağrı merkezi sektörünün en iyilerinin belirlendiği Türkiye Çağrı Merkezi Ödülleri’ne bu yıl 11 ayrı kategoride 56 ödül başvurusu yapıldı. En fazla başvuru “Sosyal Medyada En İyi Müşteri Yönetimi” kategorisine yapılırken, özel şirketlerin yanı sıra kamu kurumlarından Ankara Büyükşehir Belediyesi, IETT, ISKI de ödüle aday oldu. Çağrı Merkezi Günleri’nin son günü olan 19 Ekim 2012 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleşen ödül organizasyonunda, en yoğun rekabet; telekomünikasyon ve finans sektörü arasında gerçekleşti.

Sosyal medyada en başarılı: Akbank Tüketici memnuniyetinin markanın geleceğinde büyük önem taşıdığı günümüzde en hızlı gelişen ve etkileşimli iletişim aracı hiç kuşku yok ki sosyal medya. Türkiye Çağrı Merkezi Ödülleri de bu gelişimin paralelinde 19 Ekim’de 7.si düzenlenen ödül töreninde bu

50

yıl ilk kez Sosyal Medyada En İyi Müşteri Yönetimi gerçekleştiren firmayı da ödüllendirdi. Akbank’ın ödül aldığı sosyal medya kategorisinde Turkcell Global Bilgi de En Övgüye Değer Çağrı Merkezi oldu. Bu kategoride adaylar; Strateji ve Süreç Yönetimi, Kriz Yönetimi, Operasyonel Personel / Ajans Planlama – Yönetimi, Teknoloji Kullanımı (Monitoring&Reporting), Sosyal Medya Cevaplama Yönetimi, Social CRM, Yenilikçi / Fark Yaratan Uygulamalar olmak üzere 7 farklı kriterde değerlendirmeye alındı. Bu yıl birçok yeniliği bir arada gerçekleştiren IMI Conferences, uzun yıllardır hiç ara verilmeksizin düzenlenen İstanbul Çağrı Merkezi Konferans ve Fuarı ile İstanbul Çağrı Merkezi Ödülleri’ne Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından verilen onayla “Türkiye” ünvanını almıştı.

“Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Doğu’nun gözbebeği” Sektör adına son derece önemli olan bu gelişmeyi değerlendiren IMI Group Başkanı Meltem Karateke, “Konferansı ilk kez düzenlediğimiz 2005 yılında, İstanbul’un Doğu Avrupa ve Orta Doğu’da geleceğin çağrı merkezi hizmet üssü olacağını öngörerek tüm sektörel faaliyetlere İstanbul ön adını vermeyi uygun görmüştük. Ancak çağrı merkezi sektöründe artan Anadolu yatırımları, verilen devlet teşvikleri büyümeyi İstanbul’la sınırlı bırakmamış ve ülke geneline yaymıştır. Bugün sektör adına elde edilecek her başarı Türkiye’yi dünyada farklı bir konuma taşımakta ve bizi hizmet ihracat eden bir boyuta getirmektedir. Türkiye bugün çağrı merkezi sektöründe Doğu Avrupa ve Orta Doğu’nun göz bebeği olmuştur” dedi. Türkiye’de derece almak, Avrupa ve Amerika’da ödül yolunu açıyor… Sektörün en iyileri, biri Onursal Başkan olmak üzere sektörün önde gelenlerinden olu-

şan 25 kişilik değerlendirme kurulunun titiz çalışmaları sonucunda ortaya çıkıyor. Dünyada benzeri olmayan ve çoklu değerlendirme kriterlerinin uygulandığı Türkiye Çağrı Merkezi Ödülleri’nden, başarıyla çıkan firmalar Avrupa ve Amerika’da gerçekleşen ödüllerde de yüksek başarı elde ediyor. Geçmişte Turkcell Global Bilgi, Bank Asya, CCC ve DHL gibi birçok başarılı çağrı merkezi, başvurdukları kategorilerde Türkiye’nin en iyisi olduktan sonra, Amerika ve Avrupa’da da ödül alıp Türkiye’nin sektördeki başarısını global platformlarda da tescillediler. 7. Türkiye Çağri Merkezi Ödülleri 2012 KAZANANLAR 1. En İyi Çağrı Merkezi 500 ‘den fazla Koltuklu: VODAFONE 499-100 Koltuklu: SPEAK 100 ‘den az Koltuklu: En Övgüye Değer: BURSAGAZ 2. En İyi Çağrı Merkezi Eğitim Programı: SPEAK 3. En İyi Çağrı Merkezi Performans Gelişimi: TÜRK EKONOMİ BANKASI 4. En İyi Müşteri Deneyimi: AVEA En Övgüye Değer: MARKAFONİ 5. En İyi Yeni Çağrı Merkezi: SEDAS En Övgüye Değer: İETT 6. Teknolojinin En İyi Kullanımı: AVEA 7. Sosyal Medya’da En İyi Müşteri Yönetimi: AKBANK En Övgüye Değer: TURKCELL GLOBAL BİLGİ 8. En İyi Çağrı Merkezi Takım Lideri: ATOSSevil Korkmaz 9. En İyi Çağrı Merkezi Müşteri Temsilcisi: AKBANK-Gülcan Ünal En Övgüye Değer: DIYALOGO-Nihan Burgaz En Övgüye Değer: ATOS-Hilal Yıldırım 10. En Yaratıcı Çağrı Merkezi Uygulaması: VODAFONE 11. En İyi Telemarketing ve Satış Kampanyası: En Övgüye Değer: HALK BANKASI


aktüel

matbaa&teknik

Matbaa Meslek Lisesi Dosyasını Açıyoruz Soner Yalçınöz: “Makine bulmamızı sağlamaları destek, merdane dökmeleri destek, torna yapmaları destek, 300 defter vermeleri destek, 5 kişi bir araya gelip ayda 500 tl vermeleri 5 muhtaç öğrenciye destek, 5 kg boya yollamaları destek, okulunuzda eğitim semineri vermek istiyoruz bu bir destek, gelin öğrencilerimize matbaanızı gezdirelim bir destek. Bu liste böyle uzar gider. Bize bir mail atsalar, biz desteğe hazırız deseler işte o gün gözüm arkada kalmadan göçebilirim. (soneryalcinoz@immdd.com)”

Basım endüstrimize binlerce usta ve eğitici yetiştiren Türkiye’nin hatta bölgenin ilk matbaacılık okulu olan İstanbul Matbaa Meslek Lisesi, son üç yıldır süregelen bir sürgün yaşıyor. Türk basım endüstrisini ve endüstrimizin başkenti olan İstanbul’daki binlerce mezunumuzu ve endüstri liderlerini bilgilendirmek üzere benim de mezunu olmaktan gurur duyduğum İstanbul Matbaa Meslek Lisesi ile ilgili gelişmeleri ve okulumuzun geleceğine dair bilgileri paylaşacağımız Matbaa Meslek Lisesi dosyasını açıyoruz. Dosyamızın bu ilk yazısında okulumuzun kapatılması süreci ile başlayıp bugüne değin yaşanan gelişmeleri, paylaşacağız. Bu gelişmeleri yakinen takip eden ve neredeyse her adımında dahli olan İMMDD Başkanı ve tabii

52

ki İstanbul Matbaa Meslek Lisesi mezunu Soner Yalçınöz’e bu süreci ve derneğin bu konudaki faaliyetlerini sorduk. (Yalçınöz’ün söylediklerinin dibinde göreceğiniz parantez içindekiler ise benim ilavelerim.) M. Akif Tatlısu: İsmi ile ilgili o kadar çok değişiklik yapıldı ki, maalesef yeni ve son adının ne olduğunu bilmiyorum, bizim İstanbul Matbaa Meslek Lisemizin Sultanahmet’teki binasının yıkımından başlayarak bugüne kadar süreci özetleyebilir misiniz? Soner Yalçınöz: Okulumuzun yeni adı Zeytinburnu İbrahim Müteferrika Endüstri ve Meslek Lisesi oldu. (Yaklaşık 1 ay önce Fatih yazıyordu ve şimdi Zeytinburnu’na devredil-


aktüel

di) 2 ay önce İl Milli Eğitim Müdürü Muammer Yıldız’a okulun adının İTO İstanbul Matbaa Meslek Lisesi olması konusunda dilekçe verdik ama yanıt olarak bakanlığın hiçbirmeslek lisesinde alan/meslek lisesi adı olmayacağını belirttiler ve biz de onlara “örnekler var nasıl olamıyor?” dedik ve Turizm Otelcilik, Ticaret Meslek Lisesi, Lojistik Meslek Lisesi’ni örnek gösterdik. İsim konusunu okulun binasının bitimine kadar tekrar konuşmak üzere bu isim konusu yarım kaldı. Okulumuzun son üç yıllık sürecini ise şöyle özetleyebiliriz. Okula İlköğretim Müfettişlerinin hazırladığı rapor ile Askeri bölgede olması, bölgenin tarihi ve turistik olması, okula giriş çıkışın zor olduğu yönünde 09.06.2009 tarihli bir rapor sunuşuyla başlayan süreci Okula gelen 18.06.2009 tarihli dilekçede 2009-2010 öğretim yılından itibaren öğrenci alınmaması yazısı takip etti. 09.09.2009 tarihinde gelen bir yazı ile öğrencilerimizin 86’sı Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi’ne ve 307 öğrencimiz de Oktay Duran Matbaa Meslek Lisesi’ne misafir öğrenci olarak gönderildi. 19.11.2009 tarihinde İTO ve Milli Eğitim arasında ile okulun yeniden yapımı için bağışçı protokolu imzalandı. 29.06.2010 tarihine kadar yönetim yerimiz eski binada sefil vaziyette iş yapmaya çalıştılar ve bu tarih itibariyle Zeytinburnu Özel Eğitim Uygulama okulunda bir müdürlük tahsis edildi. 2011-2012 öğretim yılında öğrencilerimi-

54

matbaa&teknik

zin Sultanahmet Endüstri Meslek Lisesi’nden Zeytinburnu Endüstri Meslek Lisesi’ne nakilleri yapıldı 2012-2013 öğretim yılında da yönetim binamız Zeytinburnu Endüstri Meslek Lisesi’ne taşındı. 2012-2013 öğretim yılındaki yetersiz olan 5 derslik sebebi ile çift tedrisatta öğretime geçildi. 11.05.2011 İl özel idaresi ihalesi yapılarak kazanan müteahhit firmaya işin yeni okul yapım işi verildi 06.07.2012 tarihinde temel atıldı ve inşaat 2013 Temmuz teslimi olarak devam etmektedir. M. Akif Tatlısu: İMMDD olarak bu süreçteki faaliyetleriniz neler oldu? Soner Yalçınöz: 09.06.2009 tarihinde Okul Aile Birliği’ni organize edip veliler ile birlikte hep beraber yürütmeyi durdurma kararı için İstanbul İdari Mahkemesi’ne dilekçeler ile başvuruldu. Dernek olarak kapatılma ile ilgili iki mitingi düzenledik ve 4 bin 800 ıslak imzalı dilekçeler ile Cumhurbaşkanlığı’na, Başbakanlık’a, Milli Eğitim Bakanlığı’na, İstanbul Valiliğine, İl Milli Eğitim Müdürlüğüne resmi müracaatları yaptık. Yazılı ve görsel medyaya kapatma ile ilgili basın açıklamaları yağdırdık. Yıkım kesinleşince makinelerin ve okul eşyalarının taşınması için taşıyıcı firma ayarladık ve ücretini yıkım için gelen müteahhide ödettirilmesi sağlandı. Taşınma sürecinde dernek olarak maddi ve manevi hatta beden-

sel çalışarak yöneticilerimizin yanında olduk; ta ki taşınılan yere makineler indirilip yerleştirilene kadar. İTO ile imzalanan bağışcı protokolundan itibaren İl Özel idaresine yeni okulun atölyeleri ve derslikleri ile ilgili bir rapor sunduk. İTO - İl Özel İdaresi - Milli Eğitim Müdürlüğü - Zeytinburnu Belediyesi – Karayolları Vakıflar Müdürlüğü aralarındaki yazışmaları hızlanması için hep devrede olduk ve takip ettik. İhaleyi yerinde takip ettik ve kazanan belli olduğu andan bu güne kadar müteahhit firmayla denetlemelerimizi yapıyoruz. Okulumuzun yeni yerine taşınması süreci ile ilgili bu çalışmalarımızın yanı sıra öğrenci ve mezunlarımıza yönelik başka çalışmalar da yürüttük. Bunları da başlıklar halinde sıralamam gerekirse: Mezunlarımıza yönelik organizasyonlar yaptık. Çeşitli meslek okullarında seminerler verdik. 1 sayıda olsa okulun hatırlanması ve tanıtılması için özel sayı Harf gazetesini bastık. (Harf Gazetesi, okulumuzun iç yayını idi ve öğrenciliğimizde düzenli olarak okulumuzda basılan bir gazeteydi.) 3 öğrencimize burs verdik. 25 yeni mezunumuza iş bulduk. 12 stajyer yerleştirmesi yaptık. Sektör-Okul-Dernek el ele projemiz ile 20 işletme ziyareti yapıldı ve okulumuz anlatıldı, talepleri topladık. Bir meslek lisesinin fuar organizasyonunu ve üretimini yaptık.


aktüel

matbaa&teknik

İki meslek lisesinin Meslek liseleri fuarının teşrifatını yaptık. İzmir’deki meslek lisesi için sekiz stajyer yeri bulup yerleştirme yaptık. Okulumuzun adının unutulmaması için fuarlara katıldık. Mezunlarımızı web sitemizden ve facebook sayfamızdan an ve an bilgilendiriyoruz. Okula ücretli teknik öğretmen bulduk. Bu yılın başı itibariyle de İstanbul’da Meslek Liselerini kapsayan Demir Anadol (Matbaa Meslek Lisesi ilk mezunlarından, Reprodüksiyon bölümü efsane bölüm şefi, fotoğraf sanatçısı ve Türkiye’deki ilk ve tek Reprodüksiyon Teknolojisi kitabı yazarı) Fotoğraf yarışmasını başlatacağız. İl Milli Eğitim ile protokolumuzu imzaladık ve seneye de Bige Çetintürk (Matbaa Meslek Lisesi Grafik öğretmeni, okulumuza emek veren ve uzun süre görev yapan hocamız) Resim yarışmasıyla devam edecek olan ve geleneksel hale döndüreceğimiz bir çalışma var. Müze kurma çalışmaları yapmaktayız. Okula yeni makine kazandırılması çalışması yapmaktayız.

leri ile hizmette olacak mıdır? Soner Yalçınöz: Okulun yeni bina teslimatı 2013 Temmuz ayında yapılacaktır. Gerçi şu anda inşaat firması programın çok önünde gidiyor ama protokoller gereği önce yapacaklarını düşünmüyoruz. Tüm bölümleri ile hizmete girecek hatta fazlası da olacağı inancındayız ve çalışmalarını yapıyoruz.

M. Akif Tatlısu: Matbaa Meslek Lisemiz şu anda hangi şartlarda hangi bölümlerde kaç öğrenciye hangi şartlarda hizmet veriyor? Soner Yalçınöz: Matbaa Meslek Lisesi’nin şu andaki fiziki şartları vahim durumda, öğrenciler dersliklerde gökyüzünü bile göremeyecekleri ve ses titreşiminin çok yüksek olduğu inanılmaz eski bir binada ders yapıyorlar. Kantinleri yok, spor zaten yapmaları mümkün değil ve teneffüslerde ufak bir koridorda yaşamak zorundalar, girişi bile çok kötü bir binadalar maalesef. Toplam öğrenci sayımız 156 sı erkek ve 36 sı kız olmak üzere 192. 9. Sınıflarda toplam 66 öğrencimiz var. Bunların 22’si matbaa, 22’si bilişim ve kalan 22’si ise grafik ve fotoğraf alanında. 10. sınıflarda toplam 88 öğrenci var. 41’i matbaa alanında, 21’i bilişimde ve kalan 26’sı ise grafik ve fotoğraf alanında. 11. sınıflarda toplam 38 öğrenci var. Matbaa alanında 12 öğrenci, Bilişim alanında 14 öğrenci, grafik ve fotoğrafta ise 12 öğrencimiz bulunuyor. 12. Sınıflarda ise kapatılma sürecinde öğrenci kaydı yapılamadığı için öğrencimiz yok. Başka bir deyişle bu sene mezun veremeyeceğiz.

M. Akif Tatlısu: Sektörden beklenti nedir? Dernek olarak okulumuz için yürüttüğünüz çalışmalarınıza destek bulabiliyor musunuz? Ne tip destekler arıyorsunuz? Soner Yalçınöz: Buradan mezun olacak öğrenciler yarınlarda sektörün milyarlık makinelerini kullanmaya başlayacaklar. Bu okul ne kadar güçlenirse geri dönüşü o kadar kuvvetli olacaktır. Üniversite dediniz mi sektör kolları yarım da olsa sıvıyor ama iş meslek lisesine gelince herkesin kolları ağrıyor. Piyasada beyaz yakalıya ne kadar ihtiyaç varsa mavi yakalıya da o kadar çok; hatta daha fazla ihtiyaç var. Bu yardımlar maddi de olabilir, manevi de olabilir yeter ki biraz ilgi göstersinler gerisi kendiliğinden gelecektir. Derneğe destek bulmak mümkün değil, bulmak için aramak ve peşinde koşmak zorundasınız. 12 saatlik şahsi işlerinizin kazançları için koştururken yarısını derneğe yardım aramakla zaman harcamak zorundasınız. Bunlar tabii ki gönül işi yapılan şeyler ama sektörün de biraz elini uzatması ve ilgilenmesi gerekiyor. Makine bulmamızı sağlamaları destek, merdane dökmeleri destek, torna yapmaları destek, 300 defter vermeleri destek, 5 kişi bir araya gelip ayda 500 tl vermeleri 5 muhtaç öğrenciye destek, 5 kg boya yollamaları destek, okulunuzda eğitim semineri vermek istiyoruz bu bir destek, gelin öğrencilerimize matbaanızı gezdirelim bir destek. Bu liste böyle uzar gider. Bize bir mail atsalar, biz desteğe hazırız deseler işte o gün gözüm

M. Akif Tatlısu: Yeni okul binası yapımı sürecini anlatır mısınız? Binanın bitmesi ve öğrencilerin yeni binada öğretim görmesi sizce ne zaman gerçekleşir? Gerçekleştiğinde okulumuz tüm bölüm-

56

M. Akif Tatlısu: Yeni binaya geçiş sürecinde eski binamızdan gelen makinelerin saklanması, bakımı yeni okula kurulumu için yaptığınız hizmetler var, bunları anlatır mısınız? Soner Yalçınöz: Okuldan taşıdığımız makinelerin tamamına yakınını dernek söktü ve kendi elleriyle saklanacağı alana yerleştirdi. Zeytinburnu Kaymakamı Mustafa Dündar’dan yer tahsisatı istedik. Sağ olsun 24 saat içinde çözdü. Şu anda makinelerimizin tamamını bakıma ve revizyona sokuyoruz. Mezunlarımızdan ve sektörden yardımlar, destekler alarak bu işleme başlayacağız. Şu anda ön hazırlıklarını yürütmekteyiz. (Tedarikçilerimize duyurulur)

arkada kalmadan göçebilirim. (soneryalcinoz@immdd.com) M. Akif Tatlısu: Tüm bu soruların hülasasında ortaya çıkan Matbaa Meslek Lisemizin yeniden yapılandırılması, en iyi biçimde eğitim öğretime geçmesi hususunda okulumuzun bir devlet okulu olması ve tüm faaliyetlerin devlet sorumluluğunda olması düşünülürse Dernek bu konuda nasıl konumlanmaktadır? Sorumluluk çerçeveniz nedir? Bu konuda önümüzdeki dönemde neler yapma gayretinde olacaksınız? Soner Yalçınöz: Devlet sorumluluğundaki her türlü sınırda bürokrasi çok ağır ilerliyor ve bizler çok sıkıntı çekiyoruz. Bu süreçlerde devlet ile bağlarımızı olabildiğince sıkı tuttuk, çok fazla görüşmeler yaptık, çok fazla ziyaretlerde bulunduk ve artık her noktada insanları tanıyoruz. Yapılanma sürecinde olabildiğince projelerimizi erkenden devlet ile paylaştık içeriden cevaplar geç de çıksa zamanı tutturabileceğiz, atacağımız her adımın başlangıçları yapıldı sadece şu anda takibini yapıyoruz. Sorumluluklarımıza çerçeve koyamıyoruz. Zira her şeye ihtiyaç var. Zamanı geliyor Okul Aile Birliği’nin yapması gereken şeyleri bile üstleniyoruz ki bir an önce bitsin diye. Önümüzdeki dönemde üye sayımızı yükseltme çalışmaları yapacağız, Yukarıda da bahsettiğim yarışmaları geleneksel hale getirmeye çalışacağız, mesleğimiz ile ilgili bir belgesel hazırlayacağız, matbaa müzesi kuracağız, okulun yeni bölümlerine kavuşmasını sağlayacağız. Sadece okulumuzun değil, matbaa eğitimi veren tüm meslek liselerinin derneği olmaya çalışacağız, çok fazla seminer hazırlıklarındayız, öğrencilere süreli mesleki yayınlar sağlamaya çalışıyoruz, öğretmenlerin motivasyonları için çalışmalarımız var, yeni okulun teknik öğretmen kadrosu için Milli Eğitim ile görüşmelerimiz devam ediyor, gelenekselleşen pilav günümüze ilaveten geleneksel hale getirmeye çalıştığımız ve bu sene ilkini gerçekleştireceğimiz “Öğretmenim, biz BURADAYIZ” başlığı ile her yıl mezunlar ile emekli olmuş veya olmamış tüm hocalarımızı bir araya toplamaya başlayacağız. Tabi önümüzdeki yıl genel kurulumuz var umarız yönetim kurulumuz çok daha kuvvetli olur çok daha fazla iş yapar. Biz İMMDD olarak inançlı ve gayretliyiz. Tüm istediğimiz bu inanç ve gayretimize destek olacak bugüne kadar fiziken ve manen destek olmuş az sayıdaki dostumuza yenilerini ilave etmek. Bunun da gönül ile istek ile olacağını biliyor ve gönüllüler bekliyoruz.


aktüel

BASEV’e Çağrı Bugün itibariyle Türk Basım Endüstrisinin en etkili sivil toplum örgütlerinden biri olarak Basım Sanayii Eğitim Vakfı Mütevelli Heyetine açık çağrı yapıyoruz. 1993 yılında İsa Temel başkanlığında kurulan BASEV’in ilk faaliyetlerinden biri de İstanbul Matbaa Meslek Lisesi’ni ziyaret ve okulla ilgili yapılabileceklerin konuşulması olmuştu. O dönem Teknik Müdür Muavini olarak bizzat bulunduğum bu toplantıdan sonra Vakıf hem okulun tadilatı hem de burslar konusunda önemli hizmetler vermişti. Aradan geçen 15 yılın sonunda asli görevi matbaa eğitimini desteklemek olan ve bunu önemli ölçüde gerçekleştiren Vakfımızın, İstanbul Matbaa Meslek Lisesi (Zeytinburnu İbrahim Müteferrika Endüstri ve Meslek Lisesi)’nin bugünkü durumu için tekrar harekete geçmesini bekliyoruz. Hem mevcut şartların iyileştirilmesi, hem yeni okul binasının yapımı ve tefrişatı, hem eski makinelerimizin tamir ve bakımları ve aklımıza gelen gelmeyen her tür konuda BASEV’e görevler düşmektedir. İMMDD ile birlikte yapılan çalışmaları destekleyecek her tür yardıma ihtiyaç olduğunu belirten Yalçınöz’e ilave olarak ben de hem mezunu olduğum okulum hem de bütün faaliyetlerini gururla takip ettiğimiz ve desteklediğimiz Vakfımızın el ele vererek önemli destekleri olabileceğini biliyor, Vakfımızı göreve davet ediyorum. Ayrıca okulumuzun elde kalan tek tabaka ofset baskı makinesi Roland Favorit’in bakım, çalışır hale getirilmesi ve yeniden kurulumları konularında manroland Türkiye Temsilcisi ve BASEV Mütevelli Heyeti üyesi Pasifik Mümessillik’ten de yardım beklediğimizi, belirtmek isterim.

Aç Liseyi, Al Parayı Patronlar, hem kalifiye eleman yetiştirecek hem de öğrenci başına yılda 5 bin TL alacak. Gökhan KAYA – OZEL (*) Kalifiyeli eleman sıkıntısına çare olması beklenen özel meslek liselerine destek uygulaması hayata geçiyor. Devlet, kendi elemanını yetiştiren patrona öğrenci başına destek verecek. Böylece patronlar, kendi okullarını kurarak sanayiye elaman yetiştirecek. Uygulama, bu yılı da kapsayacak şekilde yürürlüğe girdi. Önceki gün Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren yönetmeliğe göre Organize Sanayi Bölgelerindeki (OSB) meslek ve teknik liselere öğrenci başına, öğrencinin devlete maliyetinin 1.5 katına kadar ödeme yapılacak. Uygulama OSB'lerdeki meslek ve teknik okullarla sınırlı da kalmayacak. Bakanlar Kurulu'nun belirleyeceği organize sanayi bölgesi dışındaki özel meslek liseleri ile teknik okullara da devlet öğrenci başına destek verecek. Bu kapsamda meslek liselerindeki bir öğrencinin devlete maliyetinin 3 bin 300 TL civarında olduğunu belirten MEB yetkilileri, devletin öğrenci başına 5 bin TL'ye kadar özel meslek liselerine destek verilmesinin beklendiğini kaydetti. Böylece 100 öğrencisi olan bir okula 500 bin TL, 300 öğrencisi olan bir okula ise 1.5 milyon TL ödenek verilecek ve bu para özel okullara üç taksit halinde ödenecek. Eğitim desteğinin yüzde 50'si kasım, yüzde 25'i Şubat ve yüzde 25'i de Haziran aylarında okula ödenecek. 2012-2013 eğitim ve öğretim yılında eğitim ve öğretim desteğini alacak okul türü, alan ve dallarına ilişkin ödenecek tutarların da yer aldığı tebliğ, Maliye Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanarak 2012 yılı içinde yayımlanacak. 2012-2013 eğitim ve öğretim yılı için ödenecek eğitim ve öğretim desteği ücretinin yüzde 75'i 2013, Şubat ayında yüzde 25'i ise Haziran ayında ödenecek. Ayrıca eğitim ve öğretim desteği verilecek okul türü, alan ve dalların belirlenmesinde Kalkınma Planı hedefleri ve iş gücü ihtiyaç analizleri de dikkate alınacak. (*)TÜRKİYE GAZETESİ 25 Ekim 2012 tarihli sayısından alınmıştır.


aktüel

matbaa&teknik

Printtek 2013 Heyecanı Sürüyor Oya Akgün: Printtek 2013 fuarında ziyaretçilerimiz sektörün ihtiyaçları çerçevesinde genişlemiş olan sergilenecek ürünler kapsamında birçok yeniliği izleyebilecekler; Dijital Baskı Teknolojileri, Outdoor Baskı Teknolojileri, Kart Teknolojileri, Kırtasiye ve Ofis Teknolojileri farklı salonlarda profesyonellerin dikkatine sunulacak. Böylece toplam 8 Salonda Baskı Teknolojilerinin tüm ilgili ürün ve segmentleriyle Printtek 2013 kapılarını ziyaretçilere açacaktır.

Printtek Uluslararası Baskı Teknolojileri ve Kağıt Fuarı, 2010’dan sonraki ilk edisyonu ile 12. kez 2013 Mayıs’ında gerçekleştirilecek. Printtek 2013 fuarı, 8 salonda IPT İstanbul 2013 fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek. Sektörün heyecanla beklediği fuarla ilgili gelişmeleri Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş Genel Müdür Yardımcısı ve İcra Kurulu Üyesi Oya Akgün’e sorduk. Akgün, “Bugün itibarıyla netleşmiş olan katılım dikkate alındığında, 2013 Fuarının son derece geniş ve çok uluslu bir katılımcı profiline sahip olacağını ifade edebiliriz,” diyor. matbaa&teknik: Printtek 2013 fuarı hangi tarihlerde gerçekleştirilecek? Bu

58

tarihlerin sektör adına nasıl belirlendiği ve sağlayacağı faydaları anlatır mısınız? Oya Akgün: Printtek 2013, 12. Uluslararası Baskı Teknolojileri ve Kağıt Fuarı, 17 – 22 Mayıs 2013 tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi Büyükçekmece – İstanbul’da gerçekleşecektir. Bildiğiniz gibi 1986 yılından beri kuruluşumuz Tüyap Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. matbaacılık sektörü kapsamlı bu projenin organizatörüdür. Ülkemizde düzenlenmekte olan baskı teknolojileri kapsamlı ve UFİ / Dünya Küresel Fuarlar Birliğince akredite edilmiş tek uluslar arası fuar olma özelliğine sahip olan projemizin organizasyon dönemi belirlenirken, sektörün gerek katılımcı gerek ise ziyaretçi kap-


aktüel

samlı tercihleri ve ideal sezon olarak ifade edilen Mayıs ayı öncelikle dikkate alınmaktadır. Tabi fuar tarihleri belirlenirken sadece ziyarete açık olduğu zamanlar değil; fuar hazırlık – fuar – fuar boşaltım olmak üzere üç dönem ele alınmaktadır. Printtek 2013 Fuarı 5 gün fuar hazırlık dönemi – 6 gün fuar dönemi - 2 gün fuar boşaltım dönemi olmak üzere toplam 13 günlük bir süreci kapsamaktadır. matbaa&teknik: Printtek 2013 fuarının ertelenme gibi bir ihtimali var mıdır? Fuarın geniş katılımlı olması için yürüttüğünüz çalışmalar nelerdir? Oya Akgün: Printtek 2013 Fuarına yönelik herhangi bir aksama söz konusu değildir, açıkçası gerek Proje Grubu gerek ise tüm katılımcılarımız büyük bir heyecan ile fuara yönelik hazırlıklarını sürdürmektedirler. Bugün itibarıyla netleşmiş olan katılım dikkate alındığında, 2013 Fuarının son derece geniş ve çok uluslu bir katılımcı profiline sahip olacağını ifade edebiliriz. matbaa&teknik: Bugüne kadar teyid edilmiş katılımcılar kimlerdir? Oya Akgün: Hem katılımcılarımızın yurtdışı merkez ofisleriyle fuara yönelik hazırlıkları, hem kendi kurum içlerindeki hazırlıkları hem de Proje Grubu olarak bizlerin katılımcı görüşmelerimiz açısından en yoğun dönemimizin içinde olduğumuzu belirtmek isteriz. Takdir edersiniz ki bugüne kadar katılımı teyid edilmiş tüm katılımcılarımızın isimlerini bu mülakat kapsamında vermemiz bir hayli zor ve uzun olur, Kasım ayı itibarıyla www.printtekfuari.com sitemizden güncel katılımcı listesini tüm ilgililer takip edebilirler. Dereli Grafik / Mitra A.Ş. / Duran Makina / Aras Grup / Heidelberg Türkiye / Mat Grup / Pasifik A.Ş. / Zenith International / Medya Makina / Sanem Matbaacılık /Fuji Film Türkiye / Xerox Türkiye / Ultra Mümessillik / Konica Minolta Türkiye / Asteks / Güney Lastik Feza Ciltbezi / Alpkim Kimya / Odak Kimya / Doğan Zarf / Levent Makina / Orhan Çakıl / Teknova Makina / Teknova Kimya / Dev Bilişim / Batı Kauçuk / Aras Matbaa Malzemeleri / Sekamsan Kağıt / Karakuş Makina / Imex Grup / Nova / Aktif Makina / Penta / Rodoslu / Kaynaklar Makina / Repromak öncelikle katılım teyidlerini vermiş olan firmalarımızın ilk bölümü olarak sayılabilir. matbaa&teknik: Fuarımızın etkinliğinin artırılması için üzerinde çalıştığınız özel etkinlikler olacak mı? Yurt dışı ziyaretçileri (Balkan, Rusya, Türk Cumhuriyetleri

60

matbaa&teknik

ve Orta Doğu ülkeleri) için nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz? Oya Akgün: Printtek 2013 Fuarının ziyaretçi çalışmaları bildiğiniz gibi Mayıs ayı itibarıyla satış ve pazarlama süreciyle paralel olarak başlamıştır. Yurtiçindeki tüm ilgili eğitim kurumları ve STK’lar ile iletişimimiz geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi artarak devam etmektedir. Bu süreç sonunda da ziyaretçilerimizi tatmin edecek hayli kapsamlı bir etkinlik programı ve katılımcılarımızın da desteğiyle geniş yelpazede sektörel etkinlikler ile fuarımızı zenginleştireceğiz. Avrasya Bölgesindeki uluslar arası Ziyaretçiye yönelik çalışmalarımızda hızla devam etmekte, bu bölgedeki tüm fuarlarda ve sektörel etkinliklerde Proje Grubumuz yer alarak ilgilileri Printtek 2013 kapsamında bilgilendirmektedir. Bölgemizde bilinilirliği hayli yüksek bir proje olması ve Makedonya, Bulgaristan, Sırbistan, Hırvatistan, Mısır, Fas, Tunus, Irak, İran, Rusya ve tüm Türki Cumhuriyetlerdeki yoğun pazarlama faaliyetlerimiz sonucunda alım heyetleri ve ziyaretçi programlarımızın şekillenmeye başladığını memnuniyetle ifade etmek isteriz. matbaa&teknik: TÜYAP’ın yeni salonları ve fuarın fiziksel yerleşimi, fuarın konuları üzerinde bir geliştirme olup olmadığı ve gelişen teknolojilere paralel olarak kapsamını genişletmeye dair çalışmalarınız varsa anlatır mısınız? Oya Akgün: Printtek 2013 fuarında ziyaretçilerimiz sektörün ihtiyaçları çerçevesinde genişlemiş olan sergilenecek ürünler kapsamında birçok yeniliği izleyebilecekler; Dijital Baskı Teknolojileri, Outdoor Baskı Teknolojileri, Kart Teknolojileri, Kırtasiye ve Ofis Teknolojileri farklı salonlarda profesyonellerin dikkatine sunulacak. Böylece toplam 8 Salonda Baskı Teknolojilerinin tüm ilgili ürün ve segmentleriyle Printtek 2013 kapılarını ziyaretçilere açacaktır. Salon 2-3-4 Baskı Teknolojileri Salon 6 Dijital Baskı Teknolojileri, Outdoor Baskı Teknolojileri Salon 5 Kart Teknolojileri, Kırtasiye, Ofis Teknolojileri Salon 10 İkinci El Baskı Teknolojileri Salon 12-11B Kağıt, Baskı Malzemeleri, Mürekkep, Kimyasallar, Sarf Malzemeleri, Yazılımlar.

matbaa&teknik: Eşzamanlı gerçekleşecek IPT Fuarı hakkında da bilgi verir misiniz? IPT Printtek içinde nasıl konumlanacak? Ziyaretçiler ve katılımcılar için nasıl bir sinerji sağlayacaktır? Oya Akgün: Kuruluşumuz tarafından OMÜD Oluklu Mukavva Sanayicileri Derneği, KASAD Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği ve SKSV Selüloz ve Kağıt Sanayi Vakfı işbirliği çerçevesinde Printtek 2013 ile eşzamanlı olarak 17-22 Mayıs 2013 tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde Salon 11 A ‘da düzenlenecek olan “IPT İSTANBUL 2013, 3. Kağıt - Karton – Oluklu Mukavva Üretim ve İşleme Makineleri, Kağıt Bazlı Ambalaj Teknolojileri Fuarı” sektördeki en son gelişmeleri, yenilikleri yurtiçinden ve yurtdışından ilgililere ve profesyonellere sunmayı hedeflemektedir. Fuarda sergilenecek olan ana ürün grupları: Kağıt, karton ve selüloz üretim teknolojileri Kağıt ve karton işleme makineleri Oluklu mukavva üretim hat ve teknolojileri Üretim teknolojilerine yönelik yedek parçalar Kağıt torba üretim makineleri Kutu üretim makineleri Yardımcı maddeler:boya-tutkal-nişastakatkı maddeleri Kağıt ve karton converting makineleri Depolama, lojistik, geri dönüşüm ve kazanım Dünyada, özellikle Avrupa’da, kağıt, karton ve oluklu mukavva sektörlerindeki yavaşlayan gelişim hızına karşılık, ekonomik ve kültürel alanda sürekli büyüme içinde olan Türkiye; gerek kağıt ve karton tüketimindeki gerekse kentleşme ile birlikte yaşam şekillerinin değişimine bağlı olarak paketlenmiş ürün tüketimindeki artış ve gün geçtikçe genişleyen pazar hacmi ile uluslararası alanda bir çekim ve güç merkezi haline gelmiştir. Diğer taraftan Doğu Asya, Balkanlar, Kafkasya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın kesişme noktasındaki önemli konumunun doğal sonucu olarak bu coğrafya ile güçlü kültürel, sosyal ve ekonomik bağları Türkiye’nin yaklaşık 600 milyon nüfuslu dinamik bir pazarı ifade eden bu bölge ile ekonomik ilişkiler kurmak ve geliştirmek için ne kadar stratejik ve avantajlı bir noktada olduğunu doğrulamaktadır. İki fuarın yakın ilişkili hatta bir anlamda birbirini tamamlayan nitelikteki kapsamları gereği meydana getirecekleri yüksek sinerji ile 17- 22 Mayıs 2013 tarihleri arasında ; baskı teknolojilerinin ve kağıt-karton-oluklu mukavva üretim – işlem – ambalaj teknolojilerinin tüm profesyonelleri açısından verimli bir pazarlama platformu oluşturacaklarına inanıyoruz.


aktüel

matbaa&teknik

Türkiye Heyecan Verici Bir Pazar Dieter Adam: Türkiye’deki matbaa sektörü ciddi bir aşama kaydetti. Önümüzdeki dönem içinde diğer pazarlara göre daha hızlı aşama kaydedeceğini düşünüyorum.

Türkiye Temsilciliğini Aras Gurup’un yaptığı MBO ve bünyesindeki MBO Digital, Herzog+Heymann ve Palamides’in altı ay önce bölge müdürlüğüne atanan Dieter Adams, Ekim ayı içinde Türkiye’deki matbaaları ve pazarı incelemek için Türkiye’deydi. Adam ile Aras Gurup merkez binasında bir araya geldik. Adam, baskı sonrasında bir hayli deneyimli. Geçmiş iş deneyimleri içinde pazarın diğer bazı büyük şirketleri ile de tanışmış ve Türkiye’yi yakından tanıyan bir isim. Üç günlük programının sonunda matbaa&teknik’in sorularını cevaplandıran Adam, Türkiye pazarını heyecan verici bulduğunu anlatıyor: matbaa&teknik: Türkiye programınızı tamamladınız. Yaptığınız ziyaretler sonrası izlenimlerinizi öğrenebilir miyiz? Dieter Adam: Ziyaretler öncesinde Türkiye pazarının oldukça yavaş bir seyir izlediği düşüncesini taşıyorduk. Bu yıl aldığımız talep miktarı beklentilerimizin altında gerçekleşmişti. Fakat iki gün içinde gerçekleştirdiğimiz dokuz matbaa ziyareti görüşlerimizin

62

daha pozitif hal almasını sağladı. Talepler almaya başladık. Üzerinde çalıştığımız ve hemen sonuçlanabilecek sıcak projelerimiz var. Gerçekleştirdiğimiz ziyaret sonrası Türkiye pazarına bakışımızın olumlu anlamda değiştiğini söyleyebilirim. Pazarın genelde daha çok standart makinelere talep gösteren yapısının ziyaretlerimiz sonrası değişmeye başladığını da gözlemledik. Özellikle bazı matbaalarımız çok farklı özelliklere sahip otomasyonları yüksek makinelerle ilgileniyor ve yöneliyor. Yaptığımız proje görüşmelerinde standart makineler dışında özel istek, talep ve fikirlere cevap verebilecek teknolojilere sahip olanlara yönelik talepler de aldık. matbaa&teknik: Anladığımız kadarıyla iki günlük ziyaret Türkiye konusunda sizi heyecanlandırmış. Peki yakın dönemle ilgili beklentilerinizi değiştirdi mi? Dieter Adam: Talepler açısından çok heyecan verici bulduğum doğru. Özellikle ürün gamımızda standart broşür, katalog, kitap, dergi gibi işlerde yararlanılabilecek


aktüel

matbaa&teknik

Dieter Adam

makinelerimizin yanında spesifik alanlara yönelik çözümlerimizde bulunuyor. Herzog Heymann gelen farklı isteklere çözüm sunmak amacıyla müşteriye özel makineler geliştiriyor. Dijital teknolojilerin sektörde kendini hissettirmeye başlamasıyla birlikte bu teknolojilerin tamamlayıcısı niteliğinde çözümlere de ağırlık vermeye başladık. MBO’nun dijital sonladırma hattı sadece bu hizmetlere yönelik çalışıyor. Önümüzdeki dönem içinde özellikle bu üç alana yönelik Türkiye pazarından ciddi talepler alacağımızı düşünüyorum. matbaa&teknik: Matbaacıların Aras Grup’tan makine almak için birçok sebebi olduğunu düşünüyoruz. Siz MBO’yu tercih etmek için sebep olarak neler söylebilirsiniz? Dieter Adam: MBO 50 yıldan daha uzun süredir basım sektöründe faaliyet gösteriyor. Dünya pazarlarında binlerce makinemiz faal olarak çalışıyor. Farklı fikirleri olan yeniliklere açık ve müşterilerine bunları sunan bir firmayız. Müşterilerinin yüzde 99,9’unun çalışmaktan ve makinelerini tercih etmekten mutluluk duyduğu bir markayız. Uzun yıllar 7/24 hizmet verebilen makineler üretiyoruz. Sürekliliği, dayanıklılığı ve sunduğu hizmet kalitesi memnun edebilecek seviyelerde. Ayrıca yenilikçi fikirleri destekleyen bir yapımız var. Özel projelerimizde baskı makinesinden çıktıktan sonraki tüm hizmetlere yönelik müşteri taleplerine cevap veren çözümler sunabiliyoruz. Yani sadece katlama makinesi satmak dışında özellikli ürünleri de pazara sunan bir şirketiz.

64

Hamdi Kaymak

matbaa&teknik: Matbaalar için sunduğunuz, farklılaşmalarını sağlayacak yeni bir ürününüz var mı? Dieter Adam: Sürekli yeni ürünler ve alanımızla ilgili yeni teknolojileri sunmaya çalışıyoruz. Her yıl piyasaya sunduğumuz makinelerimize yeni özellikler katmaya çalışıyoruz. Baskı makinelerindeki üretkenliklerin artması nedeniyle pazarın talepleri var. Artan hızlara baskı sonu makineler yetişmekte güçlük çekiyor. Müşteri talepleri neticesinde en azından basılan kadarına cevap verebilecek hızlarda zaman kaybı yaşatmayan teknolojiler üzerinde çalışmalar yoğunlaştı. Önümüzdeki günlerde lansmanını gerçekleştireceğimiz makinemiz şuan ki teknolojiler arasında en hızlı çalışabilecek ve yüksek verimlilikte hizmet verebilecek nitelikte. Otomasyonu çok daha yüksek olacak. Tüm ayarların otomatik yapılabildiği, işten işe geçişin son derece hızlandığı, baskı makinesindeki hızları baskı sonunda yakalayabileceğimiz bu tanıtımı yapılacak makine piyasanın en hızlısı olmaya aday. matbaa&teknik: Türk baskı sektöründeki matbaacılara yönelik mesajınızı alabilir miyiz? Dieter Adam: Türkiye’deki matbaa sektörü ciddi bir aşama kaydetti. Önümüzdeki dönem içinde diğer pazarlara göre daha hızlı aşama kaydedeceğini düşünüyorum. Özel pazarlara yönelik taleplerinin de artış gösterdiğini gözlemlemek güzel. İlerisi için daha yoğun çalışmalar içine gireceğimizi ve desteğimizin süreceğini paylaşmak isterim.


aktüel

matbaa&teknik

Ultra’dan Yeni Haberler Mustafa Yazıcı: Markalarımız güçlendikçe Türk malı ürünlere olan talep de artmaktadır. Bundan çok kısa bir dönem önce Alman malı ile kıyaslanamayan makinelerimizi artık Almanya’ya satar duruma geldik ki fuardan önce Almanya’ya dijital baskı üniteleri ve makineleri ihraç ederek bunu ispatlamış olduk.

Ultra AŞ. Dış Ticaret Müdürü Mustafa Yazıcı ile katılımcısı oldukları drupa 2012’nin beş ay sonrasında Ultra A.Ş’de ne gibi gelişmeler yaşandığını konuştuk. Yazıcı, drupa sonrası yaptıkları ihracat bağlantıları ve satışları ile önlerindeki yeni yurtdışı katılımlarını anlattı. Yazıcı Markaların güçlenmesi ile Türk malı ürünlere olan güvenin de arttığını ve Ultra olarak bunu bizzat ispat ettiklerini, söyledi: matbaa&teknik: drupa 2012 de fuar katılımcısıydınız. Bundan biraz bahseder misiniz? Mustafa Yazıcı: 2004’den sonra ikinci defa drupa 2012’de 31 Türk katılımcısından biri olarak fuarda yerimizi aldık. Bu drupa’nın tamamen dijital ağırlıklı geçeceğini düşünerek ve biz de şirket olarak son yıllardaki rota-

66

mızı bu yöne çevirmemizden dolayı fuarda ağırlıklı dijital baskı ürünlerimizi sergiledik. matbaa&teknik: Fuardaki ilgiden memnun kaldınız mı? Neler sergilediniz? Mustafa Yazıcı: Fuar bizim açımızdan çok yoğun geçti. Az önce de söylediğim gibi tamamen dijital ağırlık ürünlerimizi sergiledik. Dijital baskı üniteleri portföyümüzü sürekli geliştiriyoruz. Bunlardan en öne çıkanı HP TIJ 2,5 ink jet baskı ünitemizdir. HP 2,5 TIJ Ink Jet dijital baskı ünitemiz için, sürekli form, kâğıt kırım makinelerine, bobinden çalışan makinelere, etiket kontrol makinelerine ve konveyörler gibi geniş bir yelpazede montaj seçeneği bulunmaktadır. drupa’daki standımız ise bu çözümlerin sergilendiği bir vitrin oldu. Ink jet baskı üniteleri; sürekli form makinesi üzerinde, kâğıt


aktüel

besleme makinesi ile birlikte sergilenen konveyör ünitesi üzerinde, etiket sektörü için özel üretilmiş olan etiket sarım makinesi üzerinde baskı yapar halde ziyaretçilerin beğenisine sunduk. Bunların yanında yine kendi üretimimiz olan sürekli form makineler için baskı kasetleri ile birlikte dijital mürekkepler, perfore bıçakları, crimplocklar, punch-die, mekanik numaratörler ve form makineleri için birçok parça sergiledik. matbaa&teknik: Fuarda ve fuar sonrasında neler yaşandı? Mustafa Yazıcı: Genel olarak diğer drupa fuarları ile kıyaslandığında ziyaretçi sayısının azalmasına rağmen biz fuardan memnun ayrıldık. Beklentimizin ötesinde bir ziyaretçi

68

matbaa&teknik

sayısına ulaştık. Bunun için fuar öncesinde etkin bir tanıtım çalışması yapmış olmamızın, tüm dünyadaki müşterilerimize ve dostlarımıza özel olarak davetiye göndermemizin de etkisi olduğunu düşünüyorum. Bütün dünyadan, özellikle orta doğu’dan, doğu avrupa’dan, kuzey afrika’dan ve güney amerika’dan çok fazla ziyaretçimiz oldu. Gelişmekte olan ülke ekonomilerini bizzat fuar ziyaretçi profilinden takip etme imkânı bulduk ve Avrupa pazarındaki uygulamalara yönelik çözümlerinin artık Ortadoğu’da bile ihtiyaç haline geldiğini gördük. Fuar sonrasında ise yoğun ve titiz bir biçimde bizi ziyaret eden müşterilerimize geri dönüşlere başladık. Fiyatlar, teknik

detaylar ve siparişler ile ilgili yoğun bir çalışma dönemine girdik. Bunun meyvesini de fuardan hemen sonra alarak, ilk makine satışımızı Fransa’ya gerçekleştirdik. matbaa&teknik: Peki bundan sonrası için ne düşünüyorsunuz? Fuar takviminiz nedir? Mustafa Yazıcı: Biz fuarda yakaladığımız bu ivmeyi bundan sonra da sürdürmek için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız. Markalarımız güçlendikçe Türk malı ürünlere olan talep de artmaktadır. Bundan çok kısa bir dönem önce Alman malı ile kıyaslanamayan makinelerimizi artık Almanya’ya satar duruma geldik ki fuardan önce Almanya’ya dijital baskı üniteleri ve makineleri ihraç ederek bunu ispatlamış olduk. Özellikle fuardan sonra yaz sonu itibariyle artan bir ilgiyle İran ve Irak’dan dijital baskı ünitelerimize yoğun talepler almaya başladık. Bunu bir adım daha ileriye götürerek Aralık 2012 de yapılacak olan Tahran Ambalaj Fuar’ında katılımcı olarak yer almaya karar verdik. drupa’da sergilediğimiz ürünlerimizi bir kez de İran’da tanıtarak Türk, Azeri ve İran’lı dostlarımızla buluşacağız. Son olarak drupa 2012’de de ürünlerimizi elimizden gelen en iyi biçimde sunmaya çalıştık ve son derece olumlu sonuçlarla Ankara’ya döndük. Bizim için drupa hâlâ devam ediyor; fuardaki görüşmelerimizi yoğun biçimde sürdürüyoruz. Bundan sonrası için de hem drupa 2012’in hem de Tahran fuarının ihracatımıza çok büyük katkısı olacağını tahmin ediyoruz.


aktüel

matbaa&teknik

Esko, Türkiye’deki Büyümesini Sürdürüyor Mustafa Salur: “Esko; karton, esnek ambalaj (flekso/rotogravür), etiket, grafik- tasarım, açıkhava reklamcılığı ve oluklu mukavva ambalaj sektörlerine yönelik entegre çözümler sunan küresel tedarikçidir. Esko 1 Eylül 2010 tarihinde Türkiye irtibat ofisini açarak, Türkiye’deki faaliyetlerine ve başarılı satışlarına hız kesmeden devam etmektedir. “

Karton, esnek ambalaj (flekso/rotogravür), etiket, grafik- tasarım, açıkhava reklamcılığı ve oluklu mukavva ambalaj sektörlerine yönelik entegre çözümler sunan Esko, 17 Ekim günü KASAD üyelerine yönelik bir seminer gerçekleştirdi. Esko tarafından gerçekleştirilen bu seminerde şirketin baskıya hazırlık ve renk ayrımı, 3D modelleme ve efekt verme, strüktürel tasarım, baskı öncesi otomatik iş akışı ve paralelinde JDF/XML entegrasyonu, renk yönetimi ve ayrıca ambalaj özelliklerini yöneterek ve tüm tasarım ve üretim sürecini denetleyebileceğiniz yazılım çözümleri ve Kongsberg kesim sistemleri ön plana çıktı. Toplantıya Esko Pazarlama Direktörü Jan De Roeck, MEA Bölge Müdürü Jacques

70

Staelens, Esko Türkiye Satış Müdürü Mustafa Salur ve Uygulama Mühendisi Celal Çilingiroğlu katıldılar. Esko Türkiye Satış Müdürü Mustafa Salur, toplantı sonrası sorularımızı cevaplandırdı: matbaa&teknik: Esko Türkiye ofisinin kurulmasından bu yana geçen sürede şirketinizin Türkiye pazarındaki etkinliği konusunda ortaya çıkan gelişmeleri özetler misiniz? Mustafa Salur: Esko; karton, esnek ambalaj (flekso/rotogravür), etiket, grafiktasarım, açıkhava reklamcılığı ve oluklu mukavva ambalaj sektörlerine yönelik entegre çözümler sunan küresel tedarikçi-


aktüel

matbaa&teknik

dir. Esko 1 Eylül 2010 tarihinde Türkiye irtibat ofisini açarak, Türkiye’deki faaliyetlerine ve başarılı satışlarına hız kesmeden devam etmektedir. Türkiye’nin bölgedeki en önemli pazarlardan bir tanesi olması sebebiyle kurulduğu tarihten itibaren 6 ay gibi kısa bir sürede şirket Türkiye’ye ikinci bir kişiyi istihdam etme kararı alarak bölgeye ve müşterilerine verdiği önemi göstermiştir. Uygulama mühendisinin istihdamı ile yazılım gruplarının kurulum, eğitim ve desteği doğrudan verilmeye başlanmıştır. Tüm ürünlerimizle ve en iyi servis hizmetini vererek müşterilerimizin yanında yer almak, pazar liderliğini sürdürebilir kılmak temel amacımızdır. Global ölçekli Esko-Dupont işbirliği Türkiye’de de flekso CtP sistemlerimizin DuPont tarafından satışıyla devam etmektedir. Kongsberg kesim sistemlerinin satış ve servisi ise gerek HP Distribütörü Yatay Bilgisayar ve gerekse EFI-Vutek distribütörü Digiteknik tarafından gerçekleştirilmektedir. matbaa&teknik: Esko çok yönlü bir şirket. Başlıklar altında toplayarak Esko’nun basım endüstrisine teklif ettiği çözümleri özetler misiniz? Mustafa Salur: Esko firması grafik çalışması ve baskıya hazırlık, strüktürel tasarım, renk yünetimi, iş akışı otomasyonu, 3D modelleme, kalite güvence ve online süreç yönetimi alanlarındaki yazılımlarıyla dünya çapında pazar lideridir. Esko çözümleri marka sahipleri, perakendeciler, tasarımcılar ve ambalaj üreticileri ve açıkhava reklamcılarının ambalaj ve baskı süreçlerini desteklemekte ve yönetmektedir. CDi flekso bilgisayardan dijital klişe pozlandırma ve Kongsberg dijital kesim sistemleri ambalaj, etiket, açık hava reklamcılığı sektörleri için portföyü tamamlamaktadırlar. Grafik tasarımcılar ve baskı üretim profesyonelleri için çeşitli PDF araçları sunan Enfocus, Esko şirketinin bir parçasıdır.

Dijital kesim sistemleri-Kongsberg Esko, başarılı Kongsberg dijital kesim makinaları ve piyasada çığır açan i-cut Suite yazılımıyla dijital kesim pazarının çok iyi bilinen lider tedarikçisidir. Kongsberg dijital kesim makinaları, konvansiyonel kesimli kalıp ve ekipmanlarının maliyeti olmadan daima uygun maliyetli dijital kesim hizmetleri sunmaktadır. Çok geniş yelpazede malzeme kullanılabilen bu makinalar, ambalajdan açık hava reklamcılığına

72

kadar tüm sektörlere hitap etmektedir. Yeni geliştirilen aparatlar arasında Vkesim özellikli kalın karton, V-kesim özellikli core board (çok sert özellikli oluklu mukavva benzeri malzeme) ve Braille (görme engelliler alfabesi) aparatı bulunmaktadır. Yeni Kongsberg HP-High Power adı verilen çok daha güçlü bir freze (router) özelliği sayesinde, Kongsberg kesim sistemleri 3 kat daha fazla frezeleme üretkenliği sağlamaktadır. En zorlu malzemelerle çalışırken bile, üretken ve tutarlı hız muhafaza edilmektedir. Modern görünümlü Kongsberg XE, XN ve XP modelleri modüler olup, farklı ölçülere sahiptir. Esko Türkiye’nin kurulduğu yaklaşık 2 yıllık süre içerisinde ambalaj ve açıkhava reklamcılığı sektörlerine 12 adet yeni Kongsberg satışı gerçekleştirilmiş ve bu sayının yılsonunda 15’i geçmesi beklenmektedir. Sektörün en hızlı ve en sağlam makineleri üreten Kongsberg, her türlü malzemeyi (cam ve metal hariç) karton, PVC, polipropilen, oluklu mukavva, branda, folyo, tekstil, MDF, akrilik, alüminyum, deri ve forex vb. şekilli kesebilmektedir.

Yazılım Çözümleri Ambalaj grafik hazırlık ve baskı öncesi (Artpro, PackEdge ve Deskpack), tasarım (ArtiosCAD), renk yönetimi (ColorEngine), iş akış otomasyonu (Automation Engine) 3D modelleme (Studio) ve online onay ve süreç entegrasyonu (webcenter) vb. gibi birçok yazılım çözümlerine sahip olan Esko, üretkenlik ve verimliliğe yönelik çözümler sunmakta, modern ambalajda üretim öncesi iş akışının zorluklarına eksiksiz yanıt vermektedir. Başlangıçta online işbirliği ve onay aracı olarak tasarlanan WebCenter, gerçek bir ambalaj yönetimi çözümüne dönüşmüştür. Ambalaj gereksinimlerini belirtebilir, ambalaj özelliklerini yönetebilir ve tüm tasarım ve üretim sürecini denetleyebilirsiniz: Automation Engine ve ArtiosCAD ile tamamen entegre olan WebCenter, internetten üretime portalı (web-to-production) olarak çalışır ve ambalaj alıcılarının ambalaj tasarımı ve üretimine daha fazla katılmalarına imkan verir. Tasarım talepleri otomatik olarak oluşturulur ve hiçbir operatör müdahalesi olmaksızın görev dizileri iş akışı sunucusunda gerçekleştirilir. Üç eski iş akışı uygulamasının BackStage, Nexus ve Odystar - tek bir platformda birleştirilmesinden oluşan Automation Engine 12, ambalaj iş akışla-


aktüel

rında güvenilirlik ve yüksek performans için tasarlanmıştır. Tamamen ölçeklendirilebilir ve modülerdir. Ambalajlarda ve etiketlerde marka renklerinin tutarlı ve doğru üretimi, marka sahiplerinin en önemli beş şartından biridir. Color Engine yazılımını PantoneLIVE ile entegre eden Esko, piyasaya tüm ambalaj tedarik zincirini kapsayan bir renk yönetim çözümü sunan ilk şirkettir. Bu çözüm, ilk baskıda ve tekrar baskılarda renk doğruluğunu garanti etmekte ve tasarımdan mürekkep mutfağına kadar gerçekçi spot renk üretimi sağlamaktadır. Studio yazılımı karton, esnek ambalaj, etiket ve reklam/tasarım ajansları gibi 3D uygulama ve çalışma imkanı arayan firmalar için mükemmel bir çalışma alanı ve uygulama kolaylığı sağlamaktadır. 2D de yapılan bütün işlerin sonucunu 3D görsellemek gerek sunum ve gerekse hatasız çalışma ve verimlilik açısından çok önemlidir. Visualizer ve Store Visualizer programlarımız ile bir dış ortamda, mağazada, rafta ürünü rakipleri ile karşılaştırabilir, tasarımla oynayabilir, çok geniş yelpazede efektler verilip renk değişiklikleri yapabilmektedir.

Flekso CtP Sistemleri-CDI Dünyada ilk flekso CtP sistemini üreten Esko, hali hazırda %70 in üzerinde pazar payına sahiptir. CDI dijital flekso klişe pozlandırma sistemini HD Flexo teknolojisiyle birleştiren Esko, flekso baskıyı gravür ve ofsetle karşılaştırılabilecek yeni bir kalite seviyesine taşıyarak müşterilerine talep ettikleri yüksek kaliteli baskı sonuçlarını sağlamaktadır. Dünya çapında HD Flexo sertifikalı yüzlerce müşteri, dijital flekso partnerleri ve tedarikçiler, daha fazla uyumlu ve bütün tonal aralığı birleştiren hassas ve keskin pozlama kalitesinden faydalanmaktadır. HD Flexo Sertifikası yalnızca bir yeterlilik süreci olmayıp, aynı zamanda Esko'nun flekso klişe hazırlama alanındaki engin uzmanlığıyla desteklenen bir gelişim sürecidir. Yenilikte öncü rolüne bağlı kalan Esko, dijital UV ana pozlama (Inline UV2) sayesinde, tek bir klişede farklı nokta yapılarının şeklini kontrol edebilmekte, böylece açık ve koyu veya zeminli bölgeler içeren baskı işine uygun, mükemmel kalitede bir flekso klişe elde edilmektedir. matbaa&teknik: 17 Ekim günü KASAD üyeleri ile bir araya geldiniz. Bu toplantı ve KASAD hakkında kısaca görüşlerinizi bildirir misiniz? Toplantıya şirketinizden kimler katıldı? Mustafa Salur: 17 Ekim tarihinde KASAD organizasyonunda gercekleştirilen toplantıya karton ambalaj sektörünün önemli mensupları katılarak, Esko’nun ürün ve çözümleri hakkında bilgi almışlardır. KASAD sektöre yön veren çok sayıda karton ambalaj firmalarını bünyesinde barındıran sektörümüz için çok önemli bir dernektir. KASAD üyesi bir çok firma aynı zamanda Esko ürün ve çözümlerini kullanmakta, yıllardır bu kalite ve hizmet ile ürünlerine değer katmaktadırlar. Esko merkezimizden bu toplantıya Pazarlama Direktörümüz Jan De Roeck, MEA Bölge Müdürü Jacques Staelens, Esko Türkiye Satış Müdürü olarak ben ve Uygulama Mühendisimiz Celal Çilingiroğlu katılmışlardır. matbaa&teknik: KASAD ile gerçekleştirdiğiniz toplantıda dinleyicilerinizin Karton Ambalaj üreticileri olduğu göz önünde bulundurarak bu sektöre sunduğunuz ve toplantınızda öne çıkan ürün ya da çözümleriniz hakkında bilgi verir misiniz? Mustafa Salur: Esko ürünleri ve hizmetleri müşterilerin verimlilik-

matbaa&teknik

lerini artırmalarına, ürünlerinin piyasaya çıkış sürelerini hızlandırmalarına, maliyetlerini düşürmelerine, işlerini büyütmelerine ve kârlılıklarını artırmalarına yardımcı olmaktadır. Esko olarak karton ambalaj firmalarına çok sayıda yazılım ve Kongsberg kesim sistemlerini çözüm olarak sunabilmekteyiz. Baskıya hazırlık ve renk ayrımı, 3D modelleme ve efekt verme, strüktürel tasarım, baskı öncesi otomatik iş akışı ve paralelinde JDF/XML entegrasyonu, renk yönetimi ve ayrıca ambalaj özelliklerini yöneterek ve tüm tasarım ve üretim sürecini denetleyebiliceğiniz yazılım çözümleri bunlardan bazılarıdır. Donanım olarak ise gerek dijital baskı makinalarının düşük tirajlı baskılarına kalıp ihtiyacı duymadan hizmet verebilen ve gerekse maket/numune yapıp, lak kalıbı hazırlayabileceginiz dünyanın en sağlam ve hızlı kesim sistemleri olan geniş yelpazedeki Kongsberg makinalar sunduğumuz çözümlerdir. matbaa&teknik: Basım ve ambalaj endüstrilerinin bir yıllık perspektiften geleceği konusunda neler söylersiniz? Ticari ve ambalaj baskı işlerinin mukayesesinde ortaya nasıl bir ekonomik ya da ticari tablo çıkıyor? 2013 beklentileriniz nelerdir? Mustafa Salur: 2011 yılını beklentimizin çok üzerinde bir büyüme ile kapattık. 2012 yılında ilk 10 aylık göstergeler bize yılı çok iyi kapatacağımızı göstermektedir. 2013 yılında gerek Esko Türkiye ve gerekse Türkiye ambalaj sektörünün büyümeye devam edeceği aşikardır. Ticari baskıların pazar payındaki düşüş devam ederken 2013 yılında da ambalaj yükselen bir trend olmaya devam edecektir.


aktüel

matbaa&teknik

Ümit Matbaa Malzemeleri, Ankara’da Birinci Yılını Tamamladı Nebiye Karaata: “Ankara, önemli bir pazar. Özellikle önemli markaların ana bayiliklerine sahipseniz işiniz daha kolay oluyor. Ankara şubemiz SunChemical ana bayiliği dışında FujiFilm ana bayiliğini de üstlenmiş durumda. İstanbul’da satışı olan Bak-On ve Matkim gibi firmaların satışları da aynı şekilde Ankara şubemiz de devam etmekte.” Özgür Sevim

Endüstrimizin köklü tedarikçilerinden biri olan Ümit Matbaa Malzemeleri, Ankara’da kurduğu bölge müdürlüğünde birinci yılını tamamladı. Ümit Matbaa Malzemeleri yöneticisi Nebiye Karaata, Ankara Bölge Müdürlüğü’nün oluşturulması ile ilgili teklifin SunChemical’dan geldiğini, söylüyor: “Ankara da şube açmamız SunChemical tarafından gelen teklif sonucu oldu. İstanbul’da SunChemical ana bayiliğini uzun bir süreden beri yürütmekteyiz. Hem İstanbul’da hem de Türkiye’deki en yüksek satış anlamında en önemli bayisiyiz. Bu başarımızdan dolayı Ankara’ ya şube açmamızı teklif ettiler. Biz de araştırmalarımız sonucunda orada güçlü bir pazarın olduğunu tespit ettik. Ve 2011 Ekim ayında şubemiz faaliyete geçti. Sadece Ankara olarak bakmamak lazım. Şubemiz, Ankara’dan Eskişehir’e, Karadeniz bölgesine ve yakın olan birçok bölgeye de hizmet vermekte.”

74

Ankara Bölge Müdürlüğünden Özgür Sevim ise çalışmaları ile ilgili olarak şunları söylüyor:

SunChemical dışında, FujiFilm, Bak-On ve Matkim ürünleri de sunuluyor “2011 yılı Ekim ayı içerisinde Ankara’da faaliyete başladık. SunChemical mürekkepleri yanında Fuji’nin CtP kalıplarına yönelik bayilik hizmeti veriyoruz. Ankara’yı Anadolu’ya açılan bir kapı olarak görüyoruz. Gerek mürekkep gerekse yardımcı malzemeler ve kalıp konusunda çevre bölgelerdeki müşterilerimize hizmet veriyoruz. İstanbul dışındaki tüm bölgelere burası aracılığıyla hizmet vermek zor olsa da Trabzon’daki gibi alt bayiliklerimizin de katkısıyla yetişmeye çalışıyoruz. Oturmuş bir müşteri portföyüne sahibiz. Bazen tele satış bazen de müşteri ziyaretleriyle çalışmalarımızı kesintisiz sürdürüyoruz.”


aktüel

matbaa&teknik

Nebiye Karaata, sorumuz üzerine Ankara ve bölge pazarını değerlendirirken SunChemical dışında sundukları diğer ürünleri de şöyle sıralıyor: “Ankara, İstanbul kadar büyük bir pazar değil. Ama önemli bir pazar. Müşteriye ulaşım açısından daha kolay bir pazar. Özellikle önemli markaların ana bayiliklerine sahipseniz işiniz daha kolay oluyor. Ankara şubemiz SunChemical ana bayiliği dışında FujiFilm ana bayiliğini de üstlenmiş durumda. İstanbul’da satışı olan BakOn ve Matkim gibi firmaların satışları da aynı şekilde Ankara şubemiz de devam etmekte.”

Özel Renk Üretim Merkezi Hizmette Ümit Matbaa Malzemeleri Ankara Şubesi bir ay önce bünyesinde SunChemical özel renk üretim merkezi’ni kurdu. Nebiye Karaata, özel renklerde de SunChemical’ı kolaylıkla sunabilmek için bu merkezi oluşturduklarını, söylüyor: “Bir ay önce SunChemical Renk Üretim Merkezimiz faaliyete geçti. Bu merkezi açma sebebimiz mürekkep olarak SunChemical kullanan müşterilerimiz için özel renk taleplerinde bazen diğer firmaların özel renklerini kullanmak zorunda kalmamızdı. Bu da bizi son derece rahatsız ediyordu. İstanbul şubemiz gibi mürekkep olarak SunChemical hizmeti veriyorsak özel renkde de SunChemical verebilmek için bu merkezimizi açtık. Bizim için en büyük avantajı 2 günlük bekleme süresini ortadan kaldırmış olmamız. Şimdi sipariş veriliyor ve gün içinde siparişimizi matbaaya teslim ediyoruz. SunChemical, her zaman bizi destekliyor. Teknik konularda, makine tedariğinde, satışta olsun, güçlerini her zaman arkamızda hissediyoruz.

76

Özgür Sevim ise Ankara’da uzun zaman matbaa malzemeleri ve mürekkep tedariğinde çalışmış bir uzman olarak Ankara’yı ve Renk Üretim Merkezi’ni değerlendirirken beklentilerinin üzerinde bir taleple karşılaştıklarını, anlatıyor:

Ankara’da En İyiyi Sunmak İçin Çalışıyoruz “SunChemical’da bölgede son derece iyi potansiyele sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Dünyaca ünlü marka olması sebebiyle bilinirlik düzeyi zaten üst seviyede.

Müşterilerimizin memnuniyet düzeyi de oldukça yüksek. İstanbul kadar geniş bir pazardan bahsedemesek de Ankara’nın iyi bir potansiyeli var. SunChemical’da bu pazarda iyi bir konumda. Web mürekkeplerini fabrika direkt sattığı ve bayiliği olmadığı için sadece tabaka mürekkeplerini müşterilerimize sunuyoruz. Beklentilerimizin üzerinde talepler alıyor ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 1 ay kadar önce SunChemical için özel renk üretim laboratuarı kurduk. 1-100 kilo arası özel üretimler gerçekleştirebiliyoruz. Özel renk üretmek aynı zamanda markanın tüm formülasyonlarına sahip olmak anlamı taşıyor. Çünkü onların izniyle bu marka altında pazara sunuyorsunuz. Üretimde SunChemical’ın gönderdiği formüllere tam uygunluk şartı aranıyor. Malzemelerimizin tamamı fabrikadan tedarik ediliyor. Ve uygun formüllerle buradaki tesisimizde istenilen rengi oluşturmak için karıştırılıyor. Hammadde bittikçe tekrar fabrikadan talepte bulunuyoruz. Zaten Ankara’da benzer üretimleri diğer mürekkep üreticileri de hemen hemen aynı makine ve teknolojilerle gerçekleştirmektedir. Pazar hedeflerimiz büyük, bu yolda emin adımlarla ilerlediğimizi söyleyebilirim. Rekabetin yoğun yaşandığı ve güçlü rakiplerle mücadele edildiği bir ortamda en iyiyi sunmak adına elimizden geleni yapıyoruz. 1 yıldır Ankara piyasasında olmamıza rağmen beklentilerimizin üzerinde bir noktadayız. Bu zaman zarfında destek olan tüm müşterilerimize teşekkür etmek istiyorum.”


aktüel

matbaa&teknik

Polonyalı Etiket ve Ambalaj Matbaacıları Türkiye’deydi Gutenberg Kardeşliği Birliği adı altında faaliyet gösteren Polonyalı sivil toplum örgütüne mensup 80’e yakın etiket ve ambalaj matbaacısı Türkiye’yi ziyaret etti.

Jacek Kusmierczyk Birlikte farklı ülkeleri ziyaret ederek matbaa gezileri, çeşitli seminer ve etkinliklerle biraraya gelen Polonyalı matbaacıların bu yıl ki adresi İstanbul’du. Polonyalılar bu seyahatleri çeşitli ülkelerin kültürel ve sosyal farklılıklarını incelemek ayrıca kendi topluluklarını dünyaya tanıtma fırsatı bulmak olarak görüyor. İstanbul’un tarihi ve turistlik yerlerini gezme fırsatı bulan grup çeşitli konferans ve seminerler de düzenledi. Türkiye’deki matbaaları ziyaret edip hem çalışmaları hem de teknolojik yatırımlarıyla da ilgili bilgi alan grup Türkiye ziyaretinden oldukça memnun ayrıldı.

Türkiye Tercihinde Aras Grup Etkili Oldu Organizasyonun Türkiye’de düzenlenmesinde de katkısı olan ve Polonyalı grubun İstanbul’daki etkinliklerine eşlik eden Aras Grup Yönetim Kurulu Üyesi Serkan Araz

78

ziyaretle ilgili şunları aktardı: “Polonya 'dan Gutenberg Kardeşliği Birliği adı altında seksen kişilik etiket ve ambalaj matbaacısının oluşturduğu grubun İstanbul'da gerçekleştirdiği konferansa başkanlık eden sevgili dostum Jacek Kusmierczyk ile yaptığımız görüşmeler neticesinde 2012 organizasyonu İstanbul 'da düzenlendi. Gutenberg Kardeşliği Birliği her yıl farklı ülkelerde kendi topluluğuna düzenledikleri konferanslardaki bilgi aktarımı kadar gezinin sosyal yönünün önemsiyor. Organizasyonun her yıl farklı ülkelerde olmasının başlıca katkısını çeşitli ülkelerin kültürel ve sosyal farklılıklarını incelemek ve kendi toplulukları içinde tanıtma fırsatı bulmak olarak görüyorlar. Grubun konferanslar sonrası yaptığı bir diğer etkinlik ise Bilnet Matbaası ziyareti oldu. Bilnet Matbaasının yapmış olduğu son etiket makinesi yatırımlarını inceleme fırsatı buldular. Katılımcı grup ile yapılan son görüşmelerde seyahatlerinin oldukça verimli geçtiğini, benzer organizasyonları İstanbul da yinelemek

Serkan Araz istediklerini belirttiler. Kısa ve orta vadede Türkiye’de kendi kulvarlarındaki etiket ve ambalaj üreticileri ile ortak yatırımlara girebileceklerinin altını çizdiler.” Gutenberg Kardeşliği Birliği Etkinlik Başkanı Jacek Kusmierczyk ise Türkiye’ye düzenledikleri ziyaretle ilgili sorularımıza şu yanıtları verdi: Türkiye’ye böyle bir gezi düzenlemenizdeki amacı öğrenebilir miyiz? Gelenekselleşen etkinliğinizi neden bu yıl İstanbul’da düzenlediniz? Türkiye ekonomisi her geçen gün büyüyen ve ivme kazanan bir süreçte. Avrupa ülkeleri arasında pazar yapısı açısından parlayan bir yıldız konumunda. Bu nedenle bu yıl etkinliğimizi İstanbul’da yapmaya karar verdik. Özellikle Polonya ve Türkiye arasındaki tarihsel bağlarında etkisiyle iki ülke arasında bu tip köprülerin kurulması gerektiğine inanıyoruz.


aktüel

Etkinlik çerçevesinde ne tür faaliyetlerde bulundunuz? Düzenlediğimiz eğitim ve seminerler dışında bizimle beraber gelen matbaacılarımıza Türkiye’nin doğal ve tarihsel güzelliklerini sergileme fırsatı bulduk. Ayrıca matbaalara yapılan ziyaretlerle iki ülke matbaacılarının kaynaşmasına katkıda bulunmaya çalıştık. Her yıl farklı bir ülkede düzenlediğimiz gelenekselleşen bu etkinliklerimize daha önce birçok Polonyalı matbaacı katıldı. Bu yıl İstanbul’a gelenlerin ise şimdiye kadar bu tip etkinliklere katılan flekso baskı teknolojilerinde üretim yapan en üst seviyede işletmelerin sahipleri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

matbaa&teknik

İstanbul katılımcılarının çoğunluğunun Polonya’da ciddi yatırımları var. Bu organizasyon büyüyen bir pazardaki rakipleri gözlemlemek için miydi? Türkiye ile ilgili izlenimlerinizi öğrenebilir miyiz? İki ülke matbaacılarını coğrafi uzaklık nedeniyle birbirlerine rakip olarak görmüyorum. Bu tip etkinliklerin rekabetten çok birbirleriyle görüşmeleri ve iş ilişkileri kurmaları açısından önemli olacağını düşünüyorum. Kurulacak iletişim ve bilgi alışverişinin iki taraf içinde faydalı olacağı kanaatindeyim. Hatta işbirlikleri kurabileceklerine inanıyo-

rum. Aslında Polonya ve Türkiye benzer yapıya sahip iki ülke. Polonya olarak öncelikli rakiplerimiz AB’nin eski üyeleri. Piyasa koşulları nedeniyle şuan tam rekabet edebileceğimiz bir zamandayız. Ülke içi potansiyelimiz dahi çok iyi durumda. Bu nedenle yatırımlarımız teşvik ediliyor. Son dönem içinde ciddi makine yatırımları yaptık. Türkiye’de pazarın çok rekabetçi olduğunu düşünüyorum. Türk girişimciler çok profesyonel. Bu rekabetçi yapı içinde bile matbaacılar çok insancıl ve yardımsever. Sadece para ve kar odaklı çalışmıyorlar. Özellikle sektörümüz açısından izlenimlerim çok pozitif. Türk matbaacıların herhangi bir eksikliğini görmüyorum. Bazı noktalarda hatalı adımlar atılsa da genel olarak yatırım tercihlerini ve izledikleri yolu doğru buluyorum. Türkiye’de çok düzgün ve iyi firmalarla tanıştım. Baskı sektöründeki genel durumu nasıl görüyorsunuz? Zaman hem Türk hem de Polonyalı matbaacılar için neler getirecek? Pazar şartlarının her geçen gün biraz daha zorlaştığını düşünüyorum. Pazarın değişen bu yapısı üzerinde ne Polonyalı ne de Türklerin herhangi bir etkisi ve suçu yok. AB içinde olmamız nedeniyle Yunanistan, İspanya, Portekiz, ve Fransa gibi ülkelerde yaşanan ekonomik sorunlar bizi direkt olarak etkiliyor. Bu nedenle mevcut durumun geleceğinden endişeliyiz. Her geçen gün ekonomisi daha çok ihracata odaklanan bu iki ülke AB’nin durumuna paralel değişimler yaşıyor. Üretim düştüğünde daha büyük problemlerle karşılaşacağız.

80


aktüel

MGI Ürünleri SIGN İstanbul 2012 Fuarı’nda MGI Digital Graphic Technology çözümleri SIGN İstanbul 2012 Fuarı’ndaki Bilgitaş standında ziyaretçilerle buluşacak.

Fransız MGI Digital Graphic Technology’nin renkli dijital baskı makinesi ve sonlandırıcı çözümleri 6-9 Aralık tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek SIGN İstanbul 2012 Fuarı’nda Türkiye temsilcisi Bilgitaş’ın Salon 6 / A11 nolu standında yer alacak.

MGI’dan Meteor DP8700 XL Fuarda sergilenecek MGI renkli dijital baskı makinesi Meteor DP8700 XL kağıt, plastik, zarf ve banner gibi medya çeşitliliği, DF360 sonlandırma ünitesi laminasyon, kesme, kırım, perforaj ve kartvizit kesme gibi bir çok işlemi bir arada yapma özelliği, UVarnish ise dijital veya ofset basılmış kağıtlara ve plastik medyalara UV kaplama yetenekleri ile baskı sektöründe uygulama alanlarını genişletip, değişken baskılı kısa trajlı işler yaparak kar marjlarını arttırmak isteyen ziyaretçilerin mutlaka görmesi gereken ürünlerdir.


aktüel

matbaa&teknik

Renztürk, İstanbul’da Cem Uslu: “İstanbul'da bir şube açmamızdaki en önemli sebeplerden biri müşterilerimizin taleplerine daha hızlı cevap vermekti. Yani lojistik anlamında müşterilerimize çok büyük kolaylık sağladık ve bu anlamda müşterilerimizden çok olumlu geri dönüşler alıyoruz.”

Şeref Yağcı, Cem Uslu Ankara Ostim’deki merkez binasından idare edilen Renztürk, Marmara Bölgesinde daha kaliteli ve hızlı hizmet verebilmek için İstanbul şubesini hizmete soktu. Giyimkent’teki ofiste önemli bir stok bulunduran Renztürk’ün satış müdürü Cem Uslu, dergimize verdiği röportajda günlük sipariş tedariği ile hizmet kalitesini artırdıklarını, söyledi: matbaa&teknik: İstanbul Şubeniz hayırlı olsun. İstanbul şube vasıtasıyla sadece İstanbul’a mı hizmet vereceksiniz yoksa bölgesel olarak bir dağıtım kanalı mı planladınız? Cem Uslu: Teşekkür ederiz. Firmamız adına çok hayırlı olacağı kanısındayım. Yeni şubemizle İstanbul'a ve Sakarya'dan Tekirdağ'a kadar çevre illere hizmet vereceğiz. matbaa&teknik: Üretim konunuz düşünüldüğünde İstanbul sizce ne büyüklükte bir pazar? Sizin bu pazarda-

82

ki etkinliğiniz ve direkt hizmet verme imkanı ile İstanbul için hedefleriniz neler? Cem Uslu: Haziran ayında açıldığımızdan bu yana İstanbul'un Türkiye pazarının 50%'sini oluşturduğunu gördük. Yeni şubemizde 2 bin bobinlik stoğumuz ve tecrübeli satış ekibimizle müşterilerimizin taleplerini sipariş verdikleri gün içinde temin edebileceğiz. Hali hazırda çok güzel bağlantılar kurduk ve şu an için satış grafiklerimiz beklentilerimizi karşılıyor. İstanbul gerçekten çok büyük bir pazar ve yaptığım görüşmeler sonucunda İstanbul'daki üreticilerin de bizim gibi kalitesiyle ve hizmetiyle ön plana çıkan bir firmaya ihtiyaç duyduğunu gördüm. matbaa&teknik: İstanbul şubenizde tüm ürün guruplarınızı bulmak mümkün mü? Makine ve sarf olarak ayrı ayrı düşünürsek lojistik olarak daha hızlı hizmet imkanı sağlayacak mısınız? Cem Uslu: Tabii ki mümkün. Ankara fabrikamızda mevcut olan tüm sarf malzemeleri


aktüel

ve makineleri İstanbul şubemizde de mevcuttur. Ayrıca tüm ziyaretçilerimiz ofis makinelerinden profesyonel makinelere kadar olan makine çeşitlerimizi çalışır halde görebilmek için showroom'umuzu ziyaret edebilirler. İstanbul'da bir şube açmamızdaki en önemli sebeplerden biri müşterilerimizin taleplerine daha hızlı cevap vermekti. Yani lojistik anlamında müşterilerimize çok büyük kolaylık sağladık ve bu anlamda müşterilerimizden çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. matbaa&teknik: RenzTürk’ün matbaa pazarındaki yeri ve hedeflerini anlatır mısınız? Hangi sarf malzeme ve makinelerle matbaa sektörüne hizmet veriyorsunuz? Cem Uslu: Renztürk olarak yukarıda da

matbaa&teknik

belirttiğim gibi verdiğimiz hizmet ve kalitemizle ön plana çıkan bir firmayız ve ileride de bunu korumak niyetindeyiz. 2006'da kurulduğumuzda bu yana çok büyük yol kat ettik ve piyasada çok iyi bir yere sahibiz ancak bu bizim için asla yeterli değil. Bizim en büyük hedefimiz; RENZ markasını alanında ülkemizin lider markası haline getirdik ve mevcut konumumuzu korumak ve güçlendirmek. Matbaa sektöründe bizim hizmet verdiğimiz sektör ciltleme sistemleri. Müşteri pörtföyümüzü matbaalar, defter üreticileri, ajanda ve takvim üreticileri; kırtasiye toptancıları oluşturmaktadır. Firma olarak ana üretimimiz çift halkalı tel spiral'dir. Bunun yanı sıra Ankara fabrikamızda PVC filament, plastik helezon spiral, takvim askısı, takvim askı göstergesi üretimi yapmaktayız. Bunun dışın-

da tüm makinelerimiz Alman menşei'li olup tasarım, üretim, montaj her aşaması Almanya'daki merkez fabrikada üretilmektedir. Ofis makinesinden profesyonel makinelere kadar her türlü delme ve ciltleme makinelerimizle satış hizmeti vermekteyiz. matbaa&teknik: Biraz da Renz’den bahseder misiniz? Renz 100 yılı aşan tarihi sonrasında ne büyüklükte bir şirket? Dünya pazarındaki yeri nedir ve mesela RenzTürk İstanbul ile birlikte tüm dünyada mesela kaç ofiste hizmet vermektedir? Cem Uslu: RENZ bir asırlık tecrübesiyle ciltleme sistemlerinde kendini kalitesiyle kanıtlamış ve hala tüm teknolojik yeniliklere öncülük eden alanında dünyanın lider markasıdır. Amerika, İngiltere, Fransa, Çek Cumhuriyeti, Arjantin, Brezilya, Avustralya, Türkiye ve İtalya'daki birçok kardeş firmasıyla dünya çapında temsil edilmektedir. Tüm dünya da İstanbul ofisiyle beraber 13 tane ofiste hizmet vermektedir. matbaa&teknik: Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Cem Uslu: Sektördeki mevcut konumumuzu farklı alanlara yönelmektense yaptığımız işi en iyi şekilde yapmaya borçluyuz. Bu konumumuzu daha da güçlendirmek adına İstanbul Şube bizim çok önemli bir adım. Tecrübeli yönetim kadromuz, genç, dinamik ekibimizle tüm Türkiye pazarında çok daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum. Umarım yeni şubemiz herkes adına hayırlı olur.

84


aktüel

matbaa&teknik

Sappi Kâğıt & Selüloz Uluslararası Ödüllerine Aday Gösterildi Sappi garners prestigious Pulp & Paper International nominations Alfeld fabrikasının ürünleri olan Algro Nature ve Fusion sektörün takdirini topluyor

Alfeld Mill (Almanya)’da üretilen Algro® Nature ve Fusion®, Brüksel’de 12 Kasım’da gerçekleşecek ödüller için aday gösterildi. Çok özel, home çözünebilir tek tarafı kaplı bir ürün olan Algro Nature, Sürdürülebilir Ambalaj kategorisinde Yenilikçilikte Gelişmeler alanında aday gösterildi. Son kullanıcılar, çevre dostu kâğıtların varlığını öğrendikçe, fabrikaların ürünlerinin çevre dostu konumlarını devam ettirmeleri daha önemli hale geldi ve Sappi de bu konuda ciddi bir kaynak tahsisatı yaptı. Sappi ve Algro Nature, Innovia Films ve NatureFlex™ ile bir araya gelerek gıda, şekerleme ve içecek alanlarında son kullanıcılar için uygun laminat yapı potansiyelini gösterdi. Bu çabanın sonucunda kompost yapılabilirliği arttıran yenilebilir kaynakları kullanan ve teknik olarak fonksiyonel olan bir ürün elde edildi. Virjin liflerden oluşan ve oluklu mukavva üzerine laminasyon için tasarlanan birinci kalite beyaz üst kat, bu senenin yeni bir kategorisinde aday gösterildi: Özelleşmiş Kâğıtlarda Yenilikçilikte İlerlemeler. Bu yeni kategori özel kâğıtlardaki gelişmeyi ortaya koyma amacını taşıyor. Fusion, ürünlerinin rafta daha fazla dikkat çekmesini isteyen

86

marka sahipleri için son derece çekici bir seçenek. ISO 9001 ve 14001 sertifikalı ve Eko Yönetim Kontrolü Programı (EMAS) tescilli Alfeld fabrikasında kâğıt üretimi 1706’da başladı. Sahada hem selüloz hem kâğıt üreten entegre bir fabrika. Temel enerjisinin %48’i, yenilenebilir kaynaklardan geliyor. Sappi’nin Yeni Özelleşmiş Kâğıtlar Pazarlama Müdürü Kerstin Dietze, “Sappi’nin tasarım kabiliyeti ve ambalaj ve grafik sanatları piyasasının sürdürülebilirlik taleplerini ve performans ihtiyaçlarını karşılayan düzeyde üretme konusundaki kararlılığının, bu kadar önemli ödül adaylıklarıyla tescil edilmesi bizi çok mutlu etti. Müşterilerimiz bu ürünlerin yüksek kaliteli baskı ve ambalaj sağladıklarını zaten görüyor ama bu yeni adaylıklar sayesinde daha geniş bir kitleye ulaşabileceğiz.” Sappi’nin adaylık başarısında Sappi Fine Paper Avrupa’nın Jaz Silk ürünü de var. Bu ürün Yılın Yenilikçi Ürünü alanında seçildi. Yılın Promosyonel Kampanyası kategorisinde Sappi Fine Paper Avrupa ve Sappi Fine Paper Kuzey Amerika aday gösterildi.

The creative, high quality and sustainable paper production capabilities of Sappi’s Alfeld Mill have received leading industry recognition with a number of nominations for the PPI Awards 2012. Both Algro® Nature and Fusion®, manufactured at Alfeld Mill (Germany), were named as finalists for the awards event scheduled for November 12 in Brussels. Algro Nature, a unique home compostable one-side-coated grade, was nominated in the Advances in Innovation in Sustainable Packaging category. As end users become more aware of the availability of environmentally sustainable paper, it has become increasingly important for mills to continue to improve the sustainability position of their products, and Sappi has dedicated significant resources to this effort. Sappi and its Algro Nature has teamed up with Innovia Films and its NatureFlex™ range to demonstrate the potential of laminate structures suitable for end users in the food, confectionery and beverage industries. The results of this effort is a product that is technically functional and utilizing renewable resources that enhance compostability. Fusion, the premium white topliner made from virgin fibres and designed for lamination onto corrugated board, was nominated in a new category this year - Advances in Innovation in Specialty Papers. This new category recognizes the growth in speciality papers as pulp and paper companies seek to set themselves apart and add value. Fusion is especially attractive for brand owners requiring high shelf impact for applications from displays to packaging for consumer electronics, bag in box and pet food... Papermaking at Alfeld Mill, ISO 9001 and 14001 certified and Eco Management Audit Scheme (EMAS) registered, dates back to 1706. It is an integrated mill that produces both pulp and paper on site. Up to 48% of the primary energy it uses comes from renewable sources. “We are delighted that Sappi’s creativity and commitment to developing grades that meet the performance and sustainable demands of the packaging and graphics arts markets are being recognised by such highly respected nominations,” comments Kerstin Dietze Sappi’s Marketing Manager New Business Speciality Papers. “Our customers have already found out for themselves how these products deliver high quality print and packaging, but this recognition will help us spread the word to an even broader audience.” Sappi’s nomination success also includes Sappi Fine Paper Europe’s Jaz Silk, digital paper chosen as an Innovative Product of the Year (Graphic Paper). In the Promotional Campaign of the Year, Sappi Fine Paper Europe and Sappi Fine Paper North America were respectively highlighted for Houston, the digital universe of paper and printing knowledge and USA- eQ Journal 004: Taking the Guilt out of Paper?


aktüel

matbaa&teknik

Ambalaj Sektöründe Dijital Baskı Digital Printing Enters Packaging Sector Yeni bir çağın başlangıcı – Dijital Baskı – Yükselen Katma Değerli Ambalaj Fırsatı

PrintCity Alliance üyeleri, 25-28 Eylül’de Poing, Almanya’da gerçekleşen Oce Production Printing drupa sonrası etkinlikte dijital baskının ambalaj sektörü için yeni ‘katma değerli’ fırsat olduğunu gösterdiler. Océ, Bobst, Eltosch, Esko, Kurz, manroland web sistemleri, Merck, Metsä Board ve WEILBURGER Graphics ile birlikte dijital baskının yeni ve yükselen bir katma değerli ambalaj (VAP) tekniği ve fırsatı olduğunu gösterdi: Sektörel dijital baskı şu anda ambalaj sektöründe de kullanılabiliyor- katma değerli baskı için yeni bir boyut Birçok kanıtlanmış katma değerli baskı tekniği dijital olacak Dijital, kreatif baskıda en son ‘katma değerli’ fırsat powered by PrintCity Value Added Packaging (VAPack) alanında 25 kreatif numune (5 yenilikçi tasarım + 5 farklı tekniği ve malzemeler) ‘nasıl yapılır’ anlatımıyla birlikte marka sahipleri, tasarımcılar ve matbaacılara sunulacak.

Dijital baskı, neden katma değerli bir fırsat? Dijital baskının avantajları arasında sadece görünenler yok (kısa ve orta baskı tirajları, daha kısa lead süreleri, micro-zoning, bireyselleştirilmiş ve kişiselleştirilmiş paketler vs), aynı zamanda tüm değer zinciri için olumlu bir etki var. Bu faydalar arasında daha etkili üretim akışları ve değiştirilmiş ya da yeni iş modelleri

88

var. Bu sayede daha fazla üretim esnekliği ve daha az stok sağlanabiliyor. VAP teknolojileri dijital hale geldikçe ‘klasik’ dekorasyon teknikleriyle kombine halde kullanılıyorlar v e yepyeni çözümleri mümkün hale getiriyorlar.

Canon Open 2012 – Kreatif Paket Örneği Eylül’de Poing’de Value Added Packaging Days powered by PrintCity alanında sergilenecek birçok kreatif örnekten bir tanesi Canon ve Oce’nin, Ekim 2012’de Asya’da gerçekleşen Canon Açık Golf Turnuvası oyuncularına ürettiği hediye. CMD’den Alexander Dort tarafından dizayn edilen pakette bu sınırlı sayıdaki hediyeler için seri numaları kullanılmış.

PrintCity Alliance faaliyetlerinin faydaları PrintCity üyeleri ve ortaklarının katma değerli paket üzerinde son 2 senedir yaptıkları çalışma sonucunda girişim şu anda, marka, tasarım ve ambalaj profesyonelleri için yepyeni fırsatlar doğuruyor. PrintCity faaliyetleri bir birlik içinde birlikte çalışmanın birçok faydasını ortaya koyuyor: Bilgi paylaşımı herkes için bir avantajdır Kombine teknik bilgi sayesinde: Yeni fikirler, katma değer, yeni iş modelleri ve çözümler ortaya çıkıyor Mevcut (ofset) ve yükselen (dijital) tekniklerin kombinasyonu

PrintCity Alliance members provided inspiration and proved that digital printing is the new ‘added value’ opportunity for the packaging sector at the Océ Production Printing drupa Follow-up Event, Poing, Germany, September 25-28. Océ together with Bobst, Eltosch, Esko, Kurz, manroland web systems, Merck, Metsä Board and WEILBURGER Graphics demonstrated that digital printing is an emerging and powerful new Value Added Packaging (VAP) technique and opportunity: Industrial digital printing now available to the packaging industry – it is a new dimension for value added printing, additional to classical print technologies Many proven Value Added Printing techniques will become digital Digital is the latest ‘added value’ opportunity in creative packaging In the powered by PrintCity Value Added Packaging (VAPack) area, the complete range of 25 creative samples (5 innovative designs + 5 variations of techniques & materials on each), complete with ‘how do they do that’ tutorials was available for brand owners, designers and printers to see what is now possible. Why digital printing is an added value opportunity The advantages of digital printing not only include the obvious benefits (short & medium print runs, reduced lead times, micro-zoning, individualized and personalized packages etc), but also the positive impact for the whole value chain. These benefits include allowing more efficient production workflows and changed or new business models, giving additional advantages in production flexibility and reduced stock. As VAP technologies become digital, in smart combination with “classical” decoration techniques such as varnishes, foils and embossing, new business solutions are now possible. Canon Open 2012 – Creative Package Example One of the many creative samples on display in the Value Added Packaging Days powered by PrintCity area in Poing in September was one created by Canon and Océ as a gift to players at the Canon Open golf tournament in Asia in October 2012. Designed by Alexander Dort of CMD, the package with individualised serial numbers for these limited gifts includes these materials/techniques: GD2 substrate (without any primer), printed with the Océ InfiniStream Technology with serialization, coated with WEILBURGER Graphics waterbased coating, Hot-Foil stamped with KURZ foils and embossed (also with 3D-Relief Blind Embossing) with Hinderer & Mühlich tools for hot-foil and blind embossing. Benefits of PrintCity Alliance activities Over two years of work by PrintCity members & partners on their Value Added Packaging initiative now moves to a whole new level of opportunity for brand, design and packaging professionals in 2013. PrintCity activities show the many benefits of working together in an alliance: Knowledge sharing is an advantage to all Combined knowhow results in: Inspiration, added value, new business models & solutions Combination of existing (offset) and emerging (digital) techniques


aktüel

matbaa&teknik

Sappi’nin Ağaç Evi kreatif sürdürülebilirlik fikirlerine kapılarını açıyor

Kuşbakışı görünüm sunmak 28 Eylül Cuma günü Belçika Başbakanı Kris Peeters tarafından açılışı yapılan Treehouse, Sappi Fine Paper Europe, ANB, Hechtel-Eksel Belediyesi ve iletişim ajansı BBDO arasındaki ortaklığın bir sonucu.

Basitçe anlatmak gerekirse Treehouse, benzer görüşe sahip kişi ve şirketlerin bir araya gelerek günlük faaliyetlerinde sürdürülebilirliği yakalayabilecekleri hem fiziksel hem sanal bir platform. Sürdürülebilirlik, Sappi’nin yaptığı herşeyin özünde ve şimdi de ağaç üstlerindeki bu yeni alan çevreye faydalı fikirler, çevre dostu düşüncelerin şekil alacağı boş bir tuval sunuyor. Belçika’daki en büyük orman olan Bosland’da yer alan treehouse, Alman mimar Andreas Wenning tarafından dizayn edildi. Ahşap ve metalden yapıldı ve temel amacı ağaçta bir toplantı yeri sunmak. Ağaç ev fikri doğduğunda Sappi projeyi gerçekleştirmek için ortak arayışına çıktı. Lansman sırasında Sappi’nin Ürün Gelişim ve Pazarlama Müdürü Eric Van den Bruel şöyle konuştu: “Selüloz ve kağıt üreticisi olarak Sappi için ormanlarımızı korumak çok önemli. Çevre korumaya çok fazla önem veriyoruz dolayısıyla treehouse’u yeni ve ilham verici

90

bir platform olarak görmek ve bu alandaki deneyimlerimizi diğerleriyle paylaşabilmek bizi çok memnun ediyor”. Farklı sektörlerden açık fikirli şirketler treehouse’da beyin fırtınası yapmak, fikir üretmek ve bunları devreye sokmak için bir araya geliyor. Katılımcılar bunun için öncelikle konsepte uygun dizayn edilen bazı temel ilkelere uygun hareket etmeli. Örneğin treehouse, bir yenilikçilik merkezi olarak kullanılmalı; ortam doğal bir ilham kaynağı olmalı ve en önemlisi de deneyimin sonuçları treehouse toplumunun üyeleriyle paylaşılmalı. Treehouse’dan kaynaklanan tüm fikirleri bir araya getirmek için dizayn edilen bir online platforma ek olarak treehouse şebekesinin tabanını oluşturan bir elçi programı da uygulamaya koyuldu. Başbakan Kris Peeters bu çevre dostu grubun ilk üyesi olarak kartını aldı. Treehouse hakkında daha fazla bilgi için lütfen www.thetreehouse.be adresini ziyaret ediniz.


aktüel

matbaa&teknik

Xerox Atıksız Üretim Hedefliyor Xerox, 2012 yılı küresel vatandaşlık raporunu yayınladı.

Kendisine koyduğu hedeflerle karbon ayak izini azaltmaya devam eden Xerox; 2002 yılından bugüne su tüketimini yüzde 37, enerji tüketimini yüzde 25 azalttı. 2011 yılında dünya genelinde 3,43 milyon adet sarf malzemeleri atığını geri toplandı.

2006’dan Bu Yana Düzenli Yayımlanıyor Xerox, iş hedefleri ile çevre ve toplumsal sorumluluklarını birarada nasıl yürüttüğünü açıklayan, 2012 yılı Küresel Vatandaşlık Raporu’nu yayınladı. Xerox’un 2006 yılından itibaren her yıl düzenli olarak duyurmaya başladığı Küresel Vatandaşlık Raporu, kurumun iş hedeflerini, sosyal sorumluluklarını, çevre politikalarını ve sürdürülebilirlik yaklaşımlarını ortaya koyuyor. Xerox 2012 yılı küresel vatandaşlık raporunda, müşterilerine, Xerox’un kendisine ve dünyaya yarar sağlayan çalışmalarını örneklerle anlatıldı. 2012 yılı raporu, müşterilere destek, çalışma yerinin iyileştirilmesi, gezegenin korunması ve toplumun gelişimine katkı olmak üzere 4 ana başlıkta sunuldu.

Doğal Kaynaklar Korunur, İsraf Önlenir Raporun içinde bulunan hissedarlara yönelik yazılan mektupta Xerox Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Ursula Burns; dünya genelinde küçük ve orta ölçekli işletmelerden büyük işletmelere uzanan müşterilerinin işlerini sadeleştirmeye yardımcı olmak amacının yanı sıra, sürdürülebilirlik ve inovasyon prensipleri konusunda yorumlarda bulundu. Ursula Burns; “Sadeleştirmek bir şeyin seviyesini düşürmek ya da daha azını yapmak değildir. Süreçlerdeki aşırılığı, fazlalığı ortadan kaldırmaktır. Teknoloji ve yeniliklerle, değer sağlamayan adımları yok etmektir. Bunu yaptığınızda, sadece para ve maliyet tasarrufu sağlamazsınız, değerli kaynaklarınızı da korur ve israfı önlersiniz” dedi. Xerox’un 2012 Küresel Vatandaşlık Raporunda öne çıkan çalışmalar şöyle sıralanıyor: • Xerox, dünya genelinde su tüketimini 2010 yılına göre yüzde 15, 2007 yılın-

92

dan bugüne yüzde 37 azalttı. • Sera gazı emisyonu 2010 yılına oranla yüzde 9, 2002 yılından bugüne yüzde 36 oranında azaltıldı. • Xerox 2011 yılında toprağa atılan zararlı atık oranını 2010 yılına oranla yüzde 94,6 azalttı. 2011 yılında dünya genelinde 3,43 milyon kartuş, toner kutusu ve diğer sarf malzemeleri atığı yeniden kullanılabilmesi için Xerox müşterileri tarafından geri getirildi. • Üretim sürecinde doğan uçucu organiklerin emisyonu 2010 yılına oranla yüzde 15 azaltıldı. • Enerji tüketimi oranı 2002 yılından bugüne yüzde 25 düşürüldü. 2011 yılı içerisinde piyasaya sürülen tüm Xerox ürünleri ENERGY STAR sertifikasına uygun olarak üretildi. • Xerox, 2009 yılında oranla 2015 yılında yüzde 50, 2020 yılında ise yüzde 85 daha az atık oluşturmayı hedefliyor. • 2011 yılında, kar amacı gütmeyen 1.672 STK, kolej ve üniversite Xerox’tan doğrudan finansal destek aldı. • Dünyanın en büyük ofis kağıdı tedarikçisi Xerox, 2010 yılında The Nature Conservancy (Doğayı Koruma Kuruluşu) ile sürdürülebilir kağıt döngüsünün gelişimine yönelik 4 yıllık bir anlaşma imzaladı. Sürdürülebilir bir kağıt döngüsünün gelişimini desteklemek için Xerox ayrıca tedarikçilerine de, sürdürülebilir orman yönetimi için bağlayıcı olan koşullara sadık kalmasını şart koşuyor. • Xerox, 2011 yılında atık önleme ve yönetimi konusunda yaptığı çalışmalarla, yüzde 92’lik bir geri dönüşüm oranına ulaştı. • NewYork Webster’deki Emülsiyon Toner üretim operasyonuna katılan Oregon Wilsonville ve Netherland Venray’da bulunan tesisler de sıfır çöple üretim hedefine dahil oldu. Raporun tamamı http://www.xerox.com/citizenship bağlantısından görülebilir. Xerox’un çevresel sürdürülebilirlik faaliyetleri hakkında daha fazla bilgi almak için ise, http://www.xerox.com/environment bağlantısı ziyaret edilebilir.


aktüel

Newsweek Kağıda Veda Etti Kağıda veda kararı alan 80 yıllık Newsweek Dergisi artık dijital versiyonuyla yayında olacak.

ABD'li haftalık haber dergisi Newsweek son baskısını 31 Aralık'ta yapacak ve bundan sonra dijital versiyonu ile okuyucularının karşısına çıkacak. Derginin iki üst düzey yöneticisinin yaptığı açıklamaya göre dergi internette ise Newsweek Global olarak yoluna devam edecek.

Dergi Yoluna Dönüşerek Devam Ediyor 2013 yılından itibaren sadece tablet ve internetten ulaşılabilicek olan Newsweek'in Editörü Tina Brown, dergiye veda etmediklerini, dönüştürdüklerini belirtti. 80 yıllık dergiyle ilgili bu kararın verilmesinde haftalık derginin yayıncılık maliyetleri etkili oldu. Bu dönüşüm beraberinde çalışan sayısını azaltmayı da getirecek ancak yetkililer bununla ilgili henüz bir rakam açıklamadı.

Türkiye’deki Macerası 3 Yıl Sürmedi Türkiye'de Ciner Medya Grubu'nun ilk sayısını 2 Kasım 2008 tarihinde çıkaran haftalık haber dergisi 5 Ocak 2011 tarihinde yayın hayatına son vermişti.


aktüel

matbaa&teknik

Sharp®’ın Yeni Yüksek Hızlı Siyah Beyaz ve Renkli Baskı Sistemleri Yeni Polaris Ofis modelleri MX-6240N ve MX-7040N Renkli Serisi eşsiz çok yönlülüğü ile sunduğu olağanüstü performansla doküman iş akışınızı daha önce hiç olmadığı kadar hızlandırıyor. Ayrıca yenilenen Hercules II serisi Siyah-Beyaz üretim makineleri dakikada 120 baskıya ulaşan hızı ile ürün gamında yerini almaktadır.

Sharp Elektronik Şirketinin bir bölümü olan Sharp Görüntüleme ve Bilgi Teknolojileri Şirketi Amerika (SIICA), bugün iki yüksek hacimli, yüksek hızlı renkli doküman sistemlerinin tanıtımı ile kendi sektöründeki liderliğini genişletti. Sharp Polaris Ofis MX-6240N ve MX-7040N yüksek hızlı renkli döküman sistemleri şirketin çığır açan kullanıcı arayüzü ile görüntü kalitesi, renk tutarlılığı ve verimliliği ile çıtayı yükseltirken, yüksek hızlı baskı üretimi sunuyor. Yeni Sharp Polaris Ofis modelleri eşsiz çoklu görevli iş akışı özellikleri ile dokunmatik ekranlı menü yönetiminin sadeliğini – MX6240N ve MX-7040N için hızları sırasıyla 62 ve 70 kopya/dakika renkli ve siyah beyazda aynı - birleştirdi. Sharp Görüntüleme ve Bilgi Teknolojileri Şirketi Amerika, başkanı, bay Doug Albregts diyor ki ; “Devamlı yenilemeler sonucunda Sharp’ın 100 yıllık mirası üzerine inşa edilmiş olan ürün portföyüne yapılan bu en son eklemeler, diğerlerinin yanı sıra gelişmiş güvenlik ve sanayi liderliği kapasitesini de içerir.”

seviyeye taşıyor – yeni fırsatlar, gelir ve karlar ortaya çıkartıyor. Verimlilik Sharp MX-6240N/7040N yüksek hızlı renkli serisi doküman sistemlerinde kağıt kapasitenizi 8500 sayfaya kadar yükseltebilmenizi ve 110 lb. (300 gr/m2) kapağa kadar baskı yapabilmenizi sağlayan bir kağıt besleme sistemi sunmaktadır. Sharp’ın yeni kağıt besleme opsiyonu hava besleme teknolojisini kullanmaktadır, bu sayede verimliliği arttırırken bekleme sürenizi kısaltmakta ve kullanıcıların geniş ölçekteki birçok kağıt tipini güvenle hızla ve kolayca beslemelerini sağlamaktadır.

Renk Tutarlılığı Sharp’ın üçüncü jenerasyonunu geliştirdiği mikro-ince toner teknolojisi ile birleştirilen 1.200 X 1.200 dpi baskı çözünürlüğü ve gerçek Adobe® PostScript® ile işletmenizde fazla efor sarf etmeden nefes kesen görüntü kalitesi ile profesyonel görünümlü dökümanlar üretmeniz mümkündür.

Gelişmiş Sonlandırma Avantajları Yüksek hacimli ofis ortamları, küçük kopya üretim merkezleri (CRD) ve kopyalama odaları inşasında Sharp MX6240N/7040N görüntü kalitesi, renk tutarlılığı ve bayilerin müşterileri için geliştirecekleri yeni çözümlerle kişiselleştirmeyi yeni bir

94

Sharp MX-6240N/7040N tüm dökümanların profesyonel görünümlü olmasına yardımcı olmak için geniş ölçekte yüksek performanslı sonlandırma opsiyonları sunmaktadır. Zımbalama, katlama, kenar düzeltme ve araya ekleme bunlardan sadece bazılarıdır.


aktüel

matbaa&teknik

Wim Maes İdari Müdür Oluyor

Frank Deschuytere, Xeikon’un CEO’su oluyor Wim Maes Becomes Supervisory Director

Frank Deschuytere Becomes CEO of Xeikon Xeikon NV (‘Xeikon’), Frank Deschuytere’in 1 Ocak 2013’den itibaren CEO olarak Wim Maes’in görevini devralacağını duyurdu.

Wim Maes, Xeikon’un İdari Kuruluna katılacak; Wim Deblauwe ise idari müdür görevinden ayrılıyor. Frank Deschuytere’in görevlendirilmesi Xeikon’un teknoloji platformunu genişletme ve kuvvetlendirme stratejisine son derece uygun olarak nitelendiriliyor. Frank Deschuytere (1964 yılında Belçika’da doğdu)’nin grafik sanatları sektöründe 20 yıldan uzun bir deneyimi var. 1989 yılında Agfa-Gevaert’in AR-GE departmanında kariyerine başladı, ve dijital baskı teknolojileri üzerinde çalıştı. 1999 yılında idari ekip üyesi olarak Xeikon’a katıldı ve AR-GE, üretim, lojsitik, IK ve satış gibi çeşitli alanlardan sorumlu yönetici olarak çalıştı. 2010 yılında bir telekomünikasyon ekipmanları üreticisi olarak OTN Systems’e geçti. OTN Systems’de kıdemli AR-GE ve servis yetkilisi olarak yeni bir şebeke teknolojisine geçiş sürecini yönetti. Frank Deschuytere’in Belçika’daki Ghent Üniversitesi’nden mühendislik biliminde master’s derecesi var (sivil telekomünikasyon mühendisliğinde uzman) ve Belçika, Leuven Üniversitesi’nden de MBA derecesini aldı. Wim Maes, Xeikon’a CEO olarak Ekim 2009’da katıldı. Başkan Herman olde Bolhaar İdari Kurul adına şu beyanda bulundu: ‘Son üç senedeki başarılarından dolayı

96

Wim’e teşekkür ediyoruz. Xeikon için sağlam bir finansal platform meydana getirdi ve sağlam bir ürün serisi ile net bir stratejik yol haritası çizdi. Wim ayrıca servis ve satış organizasyonlarımızın gelişiminde de önemli bir rol oynadı. İdari Kurulun bir üyesi olarak grubun bir parçası olarak kalması bizi çok sevindiriyor.” Wim Deblauwe, uzun seneler sonra gruptan ayrılıyor. Eylül ayında Betafence’de Kuzey Avrupa Başkan Yardımcılığı rolünü üstlendi ve bu alana odaklanmak istiyor. İdari Kurul kararına saygı duyuyor ve Wim’e grup için oynadığı önemli rolden dolayı teşekkür ediyor. İdari Kurul kendisine kariyerinde başarılar diliyor. Xeikon önümüzdeki yıllarda genel stratejisini geliştirmek, iç süreçleri optimize etmek ve müşterilerine daha verimli bir hizmet sunmaya odaklanacak. Ayrıca yeni teknoloji gündemi kapsamında çeşitli yenilikler gerçekleştirecek ve Trillium teknolojisini piyasaya hazırlayacak. Herman olde Bolhaar sözlerini şöyle tamamladı: “Şirketin bu döneminde Frank’i Xeikon’un başına geçecek en doğru isim olarak düşündük. Şirketimizin geçmişini tanıyor ve onu tekrar aramızda görmekten dolayı çok mutluyuz.” Yukarıdaki değişiklikler onay için hissedarlar genel kurul toplantısına sunulacak.

Xeikon NV (‘Xeikon’) has announced that Frank Deschuytere is to succeed Wim Maes as CEO with effect from January 1, 2013. Wim Maes will join Xeikon’s Supervisory Board; Wim Deblauwe is retiring as a supervisory director with effect from today. Frank Deschuytere’s appointment fits with Xeikon’s strategy of extending and reinforcing its technology platform. Frank Deschuytere (born in 1964 in Belgium) has more than 20 years of experience in the graphic arts industry. He started his career in 1989 at AgfaGevaert’s R&D department, where he worked on the development of technologies for digital printing. In 1999, he joined Xeikon, taking on various roles as a member of the executive team, including responsibility for R&D, production, logistics, HR and sales. In 2010, he moved to OTN Systems, a producer of telecommunication equipment. As VP R&D and Service at OTN Systems, he oversaw the transition to a new network technology. Frank Deschuytere has a master’s degree in engineering science (specializing in civil telecommunication engineering) from the University of Ghent, Belgium, and obtained an MBA from the University of Leuven, Belgium. Wim Maes joined Xeikon as CEO in October 2009. Chairman Herman olde Bolhaar made the following statement on behalf of the Supervisory Board: “We are very grateful to Wim for his achievements over the past three years. He has laid a sound financial platform for Xeikon and established a clear strategic focus with a solid product range. Wim has also made an important contribution to the development and streamlining of our sales and service organizations. We are delighted that he will remain involved in the group’s development as a member of the Supervisory Board.” Wim Deblauwe is departing from the group after a long period of time. In early September, he accepted the role of Vice President North Europe at Betafence, and wishes to concentrate fully on it. The Supervisory Board respects this decision and would like to thank Wim for the guiding role that he has played for the group. The Supervisory Board wishes him success with his career. In the years ahead, Xeikon’s focus will be on further implementing its overall strategy, optimizing internal processes in order to offer more efficient delivery and service to its customers, and carrying out its technology agenda, which includes making the Trillium technology ready for market launch. Herman olde Bolhaar added: “In light of his background, Frank is the perfect candidate to lead Xeikon in this phase of the company. He is well-versed with the history of our company and we are pleased to welcome him back.” The above changes will be presented to the general meeting of shareholders for approval.


aktüel

matbaa&teknik

Bizi Sadece Sevmeyin, Bizim Gibi Önem Verin

Don’t just like us, CARE like us Sappi Fine Paper Avrupa bilgilendirmek ve ilham vermek için yeni bir sürdürülebilirlik web sitesi açtı

Sürdürülebilirlik, Sappi Fine Paper Avrupa’nın yaptığı her şeyin tam merkezinde yer alıyor. Tüm kâğıt zinciri boyunca Sappi, çevresine, şirketin iş yaptığı toplumlara, ve iş sürecindeki ortaklarına ve ilgili kişilere sürekli yatırım yapmaya devam ediyor. Asıl yapmak istedikleri ise herkesin faydalanabileceği zengin bir gelecek kurmak. www.sappipositivity.com adresindeki web siteleri ile bu alandaki deneyimlerini ve bilgilerini paylaşmak, sürdürülebilirliği herkes için günlük bir konu haline getirmek ve başkalarını da konuda geliştirmek için çalışıyorlar. Sappi’nin çok başarılı olan Pozitiflik Kampanyası kapsamında açılan bu web sitesi kullanıcılara güncel bilgiler, merak edilen detaylar ve diğer konuları kolay kullanılabilir ve etkileşimli bir ortamda sağlarken, sürekli artan bilgi ihtiyaçlarına da cevap veriyor.

98

Kısaca web sitesini ziyaret edenler pozitif kâğıt hikayelerine, Sappi’nin çevre dostu kâğıt sürecine, ve aynı zamanda kesin rakamlara ve faydalı, indirilebilir içeriğe ulaşabiliyorlar Sappi Fine Paper Avrupa’nın Çevre Müdürü olan Jens Kriete, “Sürdürülebilirlik Raporu (2011) bu web sitesinde benim en faydalandığım bilgi kaynağı oldu” dedi ve sözlerine şöyle devam etti: “İlham vermek ve bilgilendirmek Sappi’nin özünde var. Kâğıt sektöründeki sürdürülebilirlik deneyimimizin bir sonucu olarak, müşterilerimizin artan bilgi ihtiyaçlarına cevap verirken, aynı zamanda kim olduğumuz ve ne iş yaptığımız ile ilgili de onları daha kapsamlı bilgilendirebiliyoruz. Web sitemiz paydaşlarımızla bağlantı halinde olmamızı sağlayan çok heyecan verici bir platform ve bu da Sappi için çok önemli”.

Sappi Fine Paper Europe launches new sustainability website designed to inform and inspire

Sustainability is at the heart of everything Sappi Fine Paper Europe does. Throughout the entire paper chain, Sappi continually invests in its surrounding environment, the communities that the company works in, and the people and partners that they do business with. What they really care about is building a prosperous future for everyone involved. Their new website, www.sappipositivity.com is focused on sharing their experience and know-how in this realm, making sustainability an everyday reality for all, and inspiring others to join and build momentum. Building on Sappi’s very successful Positivity Campaign, the website brings new and relevant information to stakeholders in an accessible and interactive format, responding to their everincreasing information needs. In a nutshell, visitors to the website will be able to discover positive paper stories, Sappi’s green paper trail, as well as facts and figures and useful downloadable content. Sappi Fine Paper Europe’s recently published first regional Sustainability Report (2011), is one of the many sources of information for the website. Jens Kriete, Environmental Manager at Sappi Fine Paper Europe said, “Informing and inspiring is part of Sappi’s essence. As a result of our experience with sustainability in the paper sector, we’re able to respond to the increasing information needs of our customers, while at the same time, inviting them to discover even more about who we are and what we do. Our new website is an exciting platform allowing us to connect with our stakeholders, something which is very important to Sappi.”


aktüel

matbaa&teknik

Golfün En İyilerine Konica Minolta Desteği Dünyada ofis ve baskı sistemlerindeki başarısıyla tanınan Konica Minolta, 8 Ekim’de sona eren olan “World Amateur Team Championships” ile aralarında Tiger Woods’un da bulunduğu dünya klasmanında ilk 12’de yer alan 8 golf oyuncusunun katıldığı ve 9–12 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen "Turkish Airlines World Golf Final"de teknoloji sponsoru olarak yer aldı. Konica Minolta’nın teknoloji sponsoru olduğu, 1958 yılından bu yana iki yılda bir farklı kıtalarda düzenlenen “World Amateur Team Championships” ve Dünyaca ünlü golf oyuncularının katıldığı “Turkish Airlines World Golf Final” bu yıl Antalya Golf Kulübü Sahası PGA Sultan’da gerçekleştirildi. 50’den fazla ülkede canlı yayınlanan karşılaşmaları dünyanın dört bir yanından 100'e yakın basın mensubu takip etti. Konica Minolta Türkiye, çeşitli ülkelerden gelen medya mensuplarının faydalanabilmesi amacıyla 3 medya çadırına sağladığı çeşitli renkli yazıcı ve çok fonksiyonlu sistemlerle turnuvanın teknolojik alt yapısını sağladı. Türkiye’ye gelen basın mensupları için kurulan medya çadırlarında gazeteciler, Konica Minolta’nın üstün teknolojiye sahip baskı makinelerini kullanarak istedikleri her işlemi kolaylıkla ve hızlı bir şekilde yapabilme fırsatı buldu. 9–12 Ekim arasındaki "Turkish Airlines World Golf Final" ayağında dünyanın en başarılı ve popüler oyuncularından Tiger Woods, Rory Mcllroy, Charl Schwartzel, Lee Westwood, Hunter Mahan, Matt Kuchar, Justin Rose, Webb Simpson 5 milyon 200 bin dolarlık büyük ödül için yarıştı. Turnuvanın galibi Justin Rose olurken, Lee Westwood da ikinci oldu.

100


aktüel

matbaa&teknik

Ipex 2014, yeni katılımcılarla hız kazanıyor

Ipex 2014 gains momentum with new exhibitor sign-ups Konica Minolta, stand boyutunu %95 arttırarak baskı üretim piyasasına ne kadar önem verdiğini gösteriyor

Ipex 2014 bir kez daha 2014’ün uluslararası baskı medyası ve iletişim etkinliği olmaya hazırlanıyor. Öyle ki fuar alanının %63’ü şimdiden kiralanmış durumda. 2012 Haziran’ından bu yana 46 tedarikçi daha Ipex 2014’e katılacaklarını teyid ettiler ve toplam katılımcı sayısını 200’ün üzerine çıkardılar. Son katılımlar ek fuar alanının yaklaşık 2500 m2’sine denk geliyor ve Konica Minolta’da Ipex 2010’a göre stand boyutunu %95 arttırmaya kararlı. Son üç ayda anlaşmalarını imzalayan endüstri liderleri arasında şunlar var: Atlantic Zeiser, Autobond, Bindery Machinery Services, Edale, Impika (which increased its footprint), KOMFI, Konica Minolta Sensing, Lamina System, Meccanotecnica, Red Tie, Rilecart, Rima System, GAB, Gammerler, SBL Group, Roland DG, Advanced Dynamic, Jenton International, Tecnau ve Sefas. Fuar İletişim Direktörü Trevor Crawford, “Fuara 18 ay kala, global baskı ve iletişim sektörü bir kez daha Ipex 2014’e ne kadar güvendiğini gösteriyor. Hareketlenme giderek artarken 100’den fazla katılımcı ilk defa bu kadar erkenden Ipex 2014’e katılımlarını teyit ettiler. Tedarikçilerden aldığımız pozitif geri dönüşler devam ediyor. Dünyanın dört

102

bir yanından en azından 1000 katılımcıya ev sahipliği yapacağız” diye konuştu. Konica Minolta Business Solutions (Avrupa) Uluslararası Pazarlama Bölümü Genel Müdürü Olaf Lorenz, ise şu açıklamayı yaptı: “Ipex 2010, Konica Minolta için çok başarılı geçti ve çözümlerine yönelik talebi ortaya koydu. Stand alanımızın %95 artırılması, üretim basksı piyasasındaki etkinliğimizi arttırma yönündeki kararlılığımızı ortaya koyuyor. Ipex 2014 London Excel’deki yeni yeriyle tüm sektör için muhteşem fırsatlar sunacak ve sadece katılım alanı esnekliği ile değil aynı zamanda etkili konaklama ve ulaşım altyapısıyla da büyük kolaylık sağlayacak.” “Ipex baskının en iyi örneklerini ve pazarlama miksinin neresinde olduğunu gösterecek. Londra dünyanın en geniş pazarlama ve kreatif toplumlarından birine sahip olmasıyla övünür. Ipex 2014 de Londra’nın daha önce hiç görmediği bir kalabalığı buraya çekecek” diyen Trevor Crawford ve sözlerine şöyle devam etti: “Ipex’in baskı fuarı olarak zengin bir mirası var ama baskının geçmişini kutlayan, bugününü yansıtan ve geleceğini ortaya koyan bir etkinlik sağlamak bizim vizyonumuz.”

Ipex 2014 is set to deliver once again as the key international print media and communications event in 2014, with more than 63% of the available floorspace already contracted. Since June 2012, a further 46 suppliers have confirmed their attendance at Ipex 2014, pushing the total number of primary exhibitors to over 200. The latest sign-ups equate to 2,500m2 of additional floorspace, with Konica Minolta committing to a 95% increase in its stand size compared to Ipex 2010. Leading industry suppliers that have contracted over the past three months, include: Atlantic Zeiser, Autobond, Bindery Machinery Services, Edale, Impika (which increased its footprint), KOMFI, Konica Minolta Sensing, Lamina System, Meccanotecnica, Red Tie, Rilecart, Rima System, GAB, Gammerler, SBL Group, Roland DG, Advanced Dynamic, Jenton International, Tecnau and Sefas. “With 18 months to go until the show opens its doors at the London ExCeL International Exhibition and Conference Centre, the global print and communications industry is once again demonstrating its commitment to Ipex 2014,” comments Trevor Crawford, Event Director. “Momentum is continuing to build towards Ipex 2014, with more of the top 100 exhibitors reconfirmed for Ipex 2014 than ever before at this stage in the booking cycle. The positive feedback we continue to receive from suppliers highlights that Ipex 2014 is well on course to host at least 1,000 exhibitors from around the globe.” Olaf Lorenz, General Manager – International Marketing Division, Konica Minolta Business Solutions (Europe), says: “Ipex 2010 proved a very successful event for Konica Minolta, and highlighted the demand for our solutions. The 95% increase to our stand space at Ipex 2014 demonstrates our confidence in strengthening our position in the production printing market.” He continues: “I have no doubt that Ipex 2014 in its new location at the London ExCeL will provide great opportunities for the entire industry, not only with the flexibility of the exhibition space, but also the efficient hotel and transport infrastructure.” “Ipex will showcase the very best in print and where it sits in the contemporary marketing mix. With London boasting one of the largest marketing and creative communities in the world, Ipex 2014 will attract a wider audience than ever before,” concludes Trevor Crawford. “Ipex has a rich heritage as a print exhibition, but our vision is to deliver an event that celebrates print’s past, reflects its present and – most importantly – signposts its future.”


aktüel

matbaa&teknik

Fespa’nın Ünlü Düşünce Liderliği Etkinliği Londra’da FESPA’S Flagship Thought Leadership Event Comes to London Önde gelen matbaacılar 22-23 Ocak 2013 arasında FESPA’nın ev sahibi şehrine davetliler

FESPA, üçüncü FESPA etkinliğini 22-23 Ocak 2013 tarihlerinde Brewery and Montcalm Hotel, Londra’ya taşıyarak önceki etkinliklerin başarısını arttırmayı planlıyor. Etkinlik dijital geniş format toplumunun liderlerini bir araya getirecek ve temel sorunlar, problemler, fırsatlar ve imkanları ele alacak. FESPA Global Zirvesi iki günlük bir etkinlik ve konferans oturumları, sunumlar, interaktif workshoplar ve şebekeleşme fırsatları da dahil olmak katılımcı ve etkileşimli bir formatta düzenlenecek. Amaç ekonomi ve sektörün yeniden yapılanmasında bir ortak yol haritası çıkarmak. Şu an itibariyle teyit edilen konuşmacılar arasında baskı sektörü ve vakıflardan önemli isimler var. Kapsamlı program kapsamında baskı ve pazarlama alanlarında gündemdeki konulara, ayrıca baskı ve alımda sürdürülebilirliğin önemine, piyasadaki fırsatlara ve etkileşimli iş inşası işliklerine odaklanılacak. Oturumlar, önde gelen baskı şirketleri ve dünyanın dört bir yanından baskı alıcılarının sunacağı örnek

104

vakalara odaklanacak. Ayrıca entegre bir kampanyada baskının gücüne de eğilecek. Bu sunumlarda henüz gelişmemiş piyasalar hakkında bilgi verilecek ve bu kapsamda havacılık sektörü grafikleri, ve Londra Olimpiyatlarında dijital baskının gücü ele alınacak. Ayrıca başarılıı matbaacılar ve pazarlamacılardan, baskının yeni medya kanallarıyla entegre edilmesi hakkında bilgi alınacak. FESPA Yönetim Müdürü Neil Felton şu şekilde yorum yaptı: “FESPA Küresel Zirvesinin amacı delegeleri bilgilendirmek, PSP’ler, baskı alıcıları ve sahipleri ve endüstri liderleri arasında verimli görüşmelerin gerçekleşmesini sağlamak ve sektörü etkileyen mevcut ve gelecek sorunları ele almak. Beş yıldızlı etkinliğimizi ilk defa bu heyecan verici şehre taşıdığımız için son derece mutluyuz. Amaca yönelik kar felsefemize uygun olarak Global Zirvenin amacı delegelere ve geniş format toplumuna daha güçlü ve daha yenilikçi işler kurmalarında yardımcı olmak.

FESPA is building on the success of previous events by bringing the third FESPA Global Summit to London, taking place on 22-23 January 2013 at The Brewery and Montcalm Hotel, London. The event invites industry leaders of the digital wide format community to address key issues, challenges, opportunities and threats that are confronting the modern print service provider (PSP). The FESPA Global Summit is a two day event with a participative and interactive format including; conference sessions, presentations, interactive workshops and networking opportunities, with the objective of agreeing a route to success as the economy and sector re-builds. Confirmed speakers so far include leading print industry and association figures alongside leading names in the marketing sector TBWA Singapore and TBWA London, Unilever, Jacky Morgan, Director of Marketing, Shire Business Group and Tim Greene, Director Wideformat, Infotrends. The comprehensive programme will focus on hot market topics in the print and marketing arenas such as the importance of sustainability in print and purchasing, digital textile printing; market opportunities; and interactive business building workshops. The sessions will also include case studies from leading print companies and print buyers from across the globe, as well as sessions from agencies and brands discussing the power of print in a integrated campaign. Delegates can expect to be involved in a whole host of high calibre discussions. Niche market insights will be part of these presentations including, aviation graphics and the power of digital print in the London Olympics. There will also be valuable information from successful printers and marketers about the integration of print with new media channels, such as mobile engagement and QR Codes, and how these can impact print collateral, drawn from the speakers’ previous experience. FESPA Managing Director Exhibitions & Events, Neil Felton, comments: “The FESPA Global Summit aims to inspire delegates and stimulate fruitful discussions with PSPs, print buyers and owners, and industry leaders about the current and future issues affecting the industry. With the exciting and vibrant city as our backdrop, we look forward to bringing our five star event to London for the first time. Consistent with our Profit for Purpose philosophy, the mission of the Global Summit will be to help delegates - and the wide format community at large – to build stronger, more innovative businesses which can thrive against the constantly evolving economic backdrop.” The 2013 Global Summit is open to PSPs, advertising agency representatives and brand owners. To register to attend the event, please visit www.regonline.co.uk/Register/Checkin.aspx?EventI D=1134380. The delegate package includes access to all conference sessions as well as on demand access to all sessions post event. FESPA research will be provided to delegates on an exclusive basis as part of the VIP package and a networking drinks reception and Gala Dinner on 22nd January.


aktüel

matbaa&teknik

FESPA 2013: Kalkış için Hazır FESPA 2013: Ready For Take-Off 2013’ün tek global sektor etkinliğinde baskıda yeni tercihler sergilenecek

FESPA 2013 tanıtım kampanyası kalkış için hazır. Kampanya sloganı “Baskıda tercihiniz”. Yeni havacılık teması ise FESPA’nın amacını son derece iyi vurguluyor: FESPA 2013’ü, matbaacıları farklı iş alanlarına yönlendiren global bir etkinlik haline getirmek. Geniş format baskıda dünyanın önde gelen fuarlarından olan FESPA 2013 (25-29 Haziran 2013, ExCeL Londra), dijital ve serigrafiden, kesim ve finisaja kadar her türlü alanda, tanıtım, dekoratif ve ticari baskı i süreçlerini ve materyallerini görücüye çıkaracak.

Dünyanın tüm deneyimleri bir arada FESPA Pazarlama Müdürü Neil Fenton, “FESPA 2013, 2013 yılının tek baskı etkinliği olması nedeniyle baskı işi sahipleri ve yöneticileri için tek tercih ” dedi ve şunları ekledi, “Özelleştirilmiş yapısı ile FESPA, serigrafi ve geniş format matbaacıların bilgilerini güncellemeleri ve kâr artışı sağlayacak yeni yollar bulmaları için mükemmel bir fırsat. Ayrıca alternatif gelir akışları arayan ticari ofset veya dijital baskıcılar için de geniş format fırsatına yoğunlaşmak ve dünyanın tüm deneyimlerine tek çatı altında ulaşmak için de harika bir imkan.” FESPA 2013 ziyaretçileri özelleştirilmiş baskının her çeşidi, tüm grafik ve perakende baskıyı, açık hava reklamcılığı ve iç mekan reklamcılığı, tabela, iç ve mimari dekor, ticari baskı, reklam giydirme ve reklam baskısı, paketleme ve etiketleme, moda kıyafetleri, tekstilleri ve giysi dekorasyonu hakkında bilgi sahibi olabilecekler.

106

İş bağlantılarınızı kuracağınız bir yolculuk Felton şöyle devam ediyor: “FESPA global matbaa topluluğuna işlerini ilerletmelerinde yardımcı olacak etkinlikler üzerinde yoğunlaşıyor. FESPA’nın ziyaretçileri taşıyan ve yönlendiren “uçak gemisi” imajı da bu felsefeye vurgu yapıyor. Ziyaretçilerin Londra 2013 etkinliğini heyecan verici iş bağlantıları kurabilecekleri bir yolculuk olarak görmelerini istiyoruz. Bu, büyük yatırımlar şeklinde, farklı uygulamalara yönelmek ya da stratejik bir değişiklik yapmak, veya yeni iş modelinin tanıtılması şeklinde olabilir. FESPA’nın rolü, şirketlerin nereye gitmek istediklerine karar verebilecekleri ve onlara bu konuda ilham veren bir yol haritası oluşturmak.

Londra – Fespa için mükemmel bir yer Londra’nınExCeL fuar merkezi – London 2012 Olimpiyatları için birinci sınıf etkinlik merkezlerinden birisi – FESPA 2013 ziyaretçileri için rahat ve gidiş gelişe elverişli bir ortam sunuyor. Tesisleri doğal olarak çok yönlü bir etkinliğin düzenlenmesi için elverişli büyük bir fuar alanı, zengin eğitim içeriği, farklı özellikler ve uydu programları ile ortak etkinlikler içeriyor. Felton şöyle devam etti, ”Londra dünyanın en ulaşılabilir şehirlerinden birisi ve şehrin Olimpik mirası olan ziyaretçi altyapısı bu şehri FESPA için mükemmel bir yer yapıyor. Dünyanın neresinde olursanız olun, ilgi uyandıran içeriğimiz –bu harika şehir ve etkinlik merkezi ile birleştiğinde- FESPA Londra 2013’ü gelecek yılın kaçırılmaması gereken iş yolculuklarından biri haline getiriyor.”

The FESPA 2013 promotional campaign is ready for take-off. The campaign strapline ‘Your Destination for Print’ and the fresh aviation theme underlines FESPA’s aim: To make FESPA 2013 a global hub event which will propel visiting printers to any number of business ‘destinations’. Widely acknowledged as the world’s market-leading exhibition for wide format print, FESPA 2013 (25-29 June 2013, ExCeL London) will showcase all the major processes and materials involved in the creation of promotional, decorative and industrial print, from digital and screen printing to cutting and finishing. “FESPA 2013 is the only global print event in 2013, so it is the destination for print business owners and managers”, says FESPA Managing Director Neil Felton. “With its specialist focus, FESPA is the perfect opportunity for established screen and wide format digital printers to update their knowledge and identify new paths for profitable growth. And for commercial offset or digital printers looking for complementary revenue streams, it’s the obvious environment in which to focus on the wide format opportunity and access a world of expertise under one roof.” Visitors to FESPA 2013 will see the whole gamut of specialist print, encompassing graphics and retail print, outdoor and indoor advertising, signage, interior and architectural decor, industrial print, promowear and promotional print, packaging and labelling, fashion garments, textiles and garment decoration. Felton continues: “FESPA is focused on creating events that help our global community of printers to take their businesses forward. The image of FESPA as the ‘airline carrier’ which transports and guides the visitor emphasises this philosophy. We want visitors to experience the London 2013 event as a point of connection where they can continue to a variety of exciting business destinations. That may involve major investment, a move into fresh applications, a change of strategic direction, or the introduction of new business models. FESPA’s role is to create an inspiring route map; it’s for each business to choose where they want to go.” London’s ExCeL exhibition centre - one of the world-class venues for the recent London 2012 Olympics – offers a comfortable and navigable environment for visitors to FESPA 2013. Its facilities lend themselves naturally to staging a multi-faceted event comprising a major exhibition, rich educational content, inspirational features and a programme of satellite and partner events. ”London is one of the most accessible cities in the world, and the visitor infrastructure that is the city’s Olympic legacy makes it perfect for FESPA”, concludes Felton. “Wherever you are in the world, our compelling content - combined with this amazing city and venue - makes FESPA London 2013 next year’s unmissable business trip.” Visit www.fespa.com/london now to preregister as a visitor to the FESPA 2013 event and receive all advanced visitor information.


aktüel

matbaa&teknik

Sürdürülebilir baskıda liderlik, ve yeni bir toplumun doğumu

EcoPrint 2012, Berlin’de Gerçekleştirildi Leadership, insight and the birth of a new community in sustainable print

EcoPrint 2012 Held in Berlin

Dünyanın sürdürülebilir baskıya odaklanmış ilk fuarı olan EcoPrint 2012, ilk defa olarak 26-27 Eylül tarihlerinde Berlin’de gerçekleştirildi ve organizatörler, ziyaretçiler ve katılımcılar tarafından son derece başarılı bulundu. Tedarik zinciri boyunca sürdürülebilir baskıya ciddi bir ihtiyaç olduğu son derece aşikâr. Başarılı ilk edisyonun ardından EcoPrint, kreatif toplum içindeki kişiler açısından baskının cazibesini arttırırken baskıyı sürdürülebilir bir alan haline getirmek için yürüttüğü çabalara devam ediyor. Bu durum, iki gün içinde gelip seminer ve konferans odalarını dolduran 2bin kişi tarafından bir kez daha kanıtlandı. Katılımcılar görüşmelerin son derece olumlu ve kaliteli olduğunu, kurumlarında değişiklik yapma yetkisine sahip kıdemli kişilerle önemli görüşmeler gerçekleştirildiğini kaydettiler.

36 farklı ülkeden lider şirketler geldi EcoPrint 2012, marka sahipleri, ajanslar, matbaacılar ve üreticiler gibi tedarik zincirinin tüm liderlerini Avustralya, Avrupa, Ortadoğu, ABD, İngiltere, ve Asya’dan olmak üzere çekerek sürdürülebilik konusunda ciddi olarak motive olmuş kişileri bir araya getirmeyi başardı.

108

Ziyaretçilerin %15’i marka ve ajanslar, %55’i baskı hizmeti sunucuları, geri kalanları ise baskı, pazarlama ve iş dünyası medyası, üreticiler, danışmanlar ve uzmanlardan oluşuyordu. Bunlar 36 farklı ülkeden ve dünyanın en önde gelen şirketlerinden ve markalarından geldi. Bu şirket ve markalar arasında şunlar sayılabilir: Volkswagen, Deutsche Post, DHL, Lego, Estee Lauder, Toyota, Coca Cola, IKEA, Bertelsmann, Thyssen Krupp, Scandic, Dusseldorf Airport, Imperial Tobacco, TBWA, DDB Realisation, BBDO Proximity, Dan Pearlman, Create Berlin, Triad ve Art Directors Club.

Sürdürülebilirlik önemli bir ihtiyaç EcoPrint Eş Müdürü, Frazer Chesterman şu şekilde konuştu: “drupa senesinde yeni bir etkinlik konseptini ortaya koymak ne piyasa ne de biz organizatörler için kolay olmayacaktı. Ama EcoPrint öyle başarılı oldu ki, baskı ve kreatif toplumların yüksek kaliteli bilgiye son derece ihtiyaç duyduğu net bir şekilde ortaya çıkmış oldu. Konferans oturumlarının popülerliği beklentileri aşarken EcoPrint 2012’ye katılan uluslararası marka ve ziyaretçiler seminer, oturum ve görüşmelerde önemli bilgiler verdiler. 37 ülkeden gelen ziyaretçiler ise sürdürülebilirliğe ihtiya-

The launch event of EcoPrint 2012, the world’s first exhibition dedicated to sustainable print, held in Berlin 26-27 September, has been declared a success by the organisers, visitors, exhibitors and EcoPrint Ambassadors. There can be no doubt that there exists a strong appetite for knowledge and insight relating to sustainable print throughout the supply chain. Following the successful launch, EcoPrint is now well positioned to continue its concerted effort to raise the profile of print for those in the creative community while working to help make print a sustainable business to be in. The evidence for this was illustrated by the packed-out seminar theatres and conference spaces and the diversity of the nearly 2,000 people that came through the doors over the two days. Feedback from exhibitors is that the quality of conversations was excellent, with many highlighting a number of serious, strategic business discussions with senior representatives who have the power to implement change at their organisations. EcoPrint 2012 attracted leaders from throughout the supply chain - such as brand owners, agencies, printers and manufacturers - and from all over the world, including Australia, Europe, Middle East, US, UK and Asia, truly capturing the imaginations of those with a strategic interest in sustainability. The breakdown of visitors was 15% brands and agencies, 55% Print Service Providers with the remaining visitors from Print Press, Marketing & Business Media, Manufacturers, Consultants and Specialists. These were drawn from 37 different countries and from the world’s top print businesses, brands and agencies including: Volkswagen, Deutsche Post, DHL, Lego, Estee Lauder, Toyota, Coca Cola, IKEA, Bertelsmann, Thyssen Krupp, Scandic, Dusseldorf Airport, Imperial Tobacco, TBWA, DDB Realisation, BBDO Proximity, Dan Pearlman, Create Berlin, Triad and Art Directors Club among others. Frazer Chesterman, Co-Director, EcoPrint: “During a Drupa year, it was clear that launching a new event concept would be challenging for the market as well as for us as exhibition organisers. However, the successful launch of EcoPrint proved there is a need for


aktüel

cın güçlü olduğunu gösterdiler. Bu sayede katılımcılar ve matbaacılar sektörün biraz daha dışına bakıp işlerini global çerçevede görebilme fırsatını elde ettiler.” EcoPrint Eş-müdür, Marcus Timson ise, “EcoPrint yeni bir konsept ortaya koydu- sürdürülebilirliğe odaklı bir etkinlik düzenledi ve sürdürülebilirliğin sektörümüzde çok önemli bir ihtiyaç olduğunu kanıtlamış oldu.”

Fiyat-sürdürülebilirlik karşılaştırması Fuar sırasında öne çıkan iki tema ekostandartlar/etiketler ve fiyat ve sürdürülebilirlik oldu. Bununla birlikte çeşitli fiyat-sürdürülebilirlik karşılaştırması tartışmalar sonucunda şu anlaşıldı: fiyat konusuna odaklanmak matbaacıların sürdürülebilir baskıdan vazgeçmesine yol açabilirken, fiyat paritesini en azından kısmen başarabilen matbaacıları büyük bir pazar payı bekliyor.

2013 EcoPrint Ifra ile birlikte yapılacak EcoPrint ekibi baskı tartışmasında sürdürülebilirlik konusuna taze bir soluk getirdi ve

110

matbaa&teknik

EcoPrint 2013’le bu taze havayı daha da ileri taşımayı planlıyor. Önümüzdeki sene fuar Berlin’de 8-9 Ekim tarihlerinde Berlin Messe’de gerçekleştirilecek olan WAN IFRA ‘Dünya Yayıncılık Fuarı’ ile aynı tarihlerde düzenlenecek. Daha fazla şebekeleşme fırsatı, daha yüksek profilli bir mekan ve daha gelişmiş bir ziyaretçi deneyimi garanti edilecek. Chesterman sözlerini şöyle bitiriyor: “Sürdürülebilirlik bir yolculuk ve EcoPrint 2012, sektörümüzdeki sürdürülebilirlik tartışmalarını bir kez daha canlandırdı, taze bir nefes üfledi ve şu anda liderler toplumumuza ve ajanslar ve markalara baskının son derece çekici sürdürülebilir performansını gösterebiliyoruz. Bizler, aynı Michael Braungart’ın söylediği gibi ‘oluşan bir toplumuz’ ve EcoPrint 2013’de daha fazlasını görmek için can atıyorum.’ EcoPrint 2012’in yüksek başarısını ele alan bir EcoPrint raporu ise Kasım ayında yayınlanacak.

high quality information and insight in sustainability for the print and creative communities. The popularity of the conference sessions absolutely exceeded expectations and the international brands and visitors who made the effort to attend EcoPrint 2012 provided genuine input in seminars, sessions and discussions. Visitors attended from 37 different countries, demonstrating that the appetite for sustainability is strong, globally, and this also gave exhibitors and printers present an opportunity to look outside of the industry and consider their businesses in a global context.” Co-Director, Marcus Timson continues: “EcoPrint broadly established a new concept – an event dedicated to sustainability - and validated the fact that a focus on sustainability is needed in our industry. This was particularly clear from the standing-room-only conferences and seminars where the emphasis on sharing knowledge couldn’t have been clearer.” Two themes prevalent throughout the show were eco-standards/labels and price versus sustainability. Despite their proliferation being a headache for printers, many felt well researched and fully-consulted upon labels might still have a place in our industry; helping to establish criteria for printers to follow in order to align with buyer’s requirements and helping buyers establish fact from fiction. Meanwhile, it was clear from the various priceversus-sustainability debates that although pre-occupation with price can turn buyers away from sustainable print at present, huge market share awaits the printer/manufacturer that can achieve price parity or near parity, with the potential rewards justifying the research. Having injected fresh impetus into the sustainability in print debate, the EcoPrint team is keen to maintain the momentum and last week also revealed details of EcoPrint 2013. Next year, the show will return to Berlin, co-locating with the WAN IFRA ‘World Publishing Expo’ at the Berlin Messe, 8-9 October. It will feature even more opportunities for networking with a new, higher-profile venue and improved visitor experience. Concludes Chesterman: “Sustainability is a journey and EcoPrint 2012 has re-invigorated the sustainability debate in our industry – given it fresh focus and renewed momentum, and we now have a rare opportunity to promote print’s enviable sustainable performance to our own community of leaders as well as specifiers, agencies and brands. We are, as Michael Braungart said, “ a forming community” and I’m looking ahead now to EcoPrint 2013 with a great deal of positivity and excitement as we begin to evolve the event in line with feedback gathered from our experience last week.” Drawing upon the considerable high quality insight from EcoPrint 2012 – an EcoPrint Report will be published in November to out on record for the sustainable print community the themes, discussions and visions emanating from EcoPrint 2012.


aktüel

matbaa&teknik

Manuel Mataré operasyonel yönetimdeki rolünü aşamalı olarak Sabine Geldermann’a devrediyor

drupa ve digi: media’nın dümeninde değişiklik Manuel Mataré gradually hands over operational management to Sabine Geldermann

Change at the helm of drupa and digi:media: drupa ve digi:media’nın direktörü Manuel Mataré kişisel nedenlerden dolayı önümüzdeki senenin başı itibariyle operasyonel yönetimden ayrılıyor. Aynı zamanda, projelerini kademeli olarak halefi Sabine Geldermann’a bırakacak. Bu geçiş aşaması 2013’ün son çeyreğinin sonuna kadar devam edecek ve bundan sonra Mataré drupa ve digi:media ekiplerinin danışman olarak destekleyecek: “Bu adım benim için çok zor olsa da, sağlık nedenleri dolayısıyla yavaşlamam gerekiyor” diyen Mataré, önümüzdeki sene 60. yaşını kutlayacak. “Bu adım benim için zor da olsa herkes için en iyi çözüm olduğuna ve drupa ve digi:media’nın başarısının devamı açısından en iyi yol olduğuna inanıyorum. Manuel Mataré, 25 sene boyunca Messe Düsseldorf’da Proje Müdürü ve Bölüm Müdürü olarak çalıştı ve bu dönem içinde hogatec (Oteller, Yemek ve Catering Uluslararası Ticaret Fuareı) ve Wire/Tube (Uluslararası Kablo, Tel, Üretim ve İşlem Fuarı)’in sorumluluğunu üstlendi. 1994 yılından beri drupa’dan sorumlu olmuştur ve o dönemde ticari fuarın uluslararası hale getirmeyi başarmıştır. Görev süresi boyunca drupa, baskı medyasının önde gelen uluslarası ticaret fuarı haline gelmiştir. Messe Düsseldorf, Sabine Geldermann’ın atanması kararında temel fuar ve sektörel yetkinliği dikkate aldı. 46 yaşındaki Sabine, PSI isimli önde gelen Avrupa reklam fuarının Proje Müdürü, ve Blenheim International’ın Uluslarası Franchise Fuarının müdürü olarak görev yaptı. 1996’da Blenheim International’ın Miller Freeman ile birleşmesine ve dünyanın en

112

For personal reasons Manuel Mataré, Director of drupa and digi:media, will gradually be withdrawing from operational management as of the start of next year. At the same time, he will progressively hand over the projects to his successor Sabine Geldermann, thereby ensuring continuity. This transition phase will run until the end of the second quarter of 2013, after which time Mataré will support the drupa and digi:media teams in a consulting capacity. “As hard as this step is for me, I have to slow down for health reasons,” said Mataré, who will be celebrating his 60th birthday next year, explaining this decision and going on to say: “I am convinced that this solution is in the best interest of all parties involved and will ensure continued successful development of drupa and digi:media.” Manuel Mataré has been working with Messe Düsseldorf as Project Director and Division Director for 25 years now and over this period he has been in charge of hogatec (International Trade Fair for Hotels, Gastronomy and Catering) and Wire/Tube (International Trade Fair for Wire, Cable, Production and Processing), to name but two events. Since 1994 he has been in charge of drupa and further developed the internationalisation of the trade fair in that period. During his time here drupa was also re-pitched as the leading international trade fair for print media, publishing and converting with a new corporate design featuring the pixel logo that replaced the old printing tampon. Messe Düsseldorf has decided in favour of key exhibition and sectoral competence in appointing Sabine Geldermann. The 46-year old served as a Project Director in charge of the leading European trade fair for advertising materials (PSI) as well as the International Franchise Fair at Blenheim International (Germany), a globally operating British exhibition organiser. She experienced both the merger of Blenheim International


aktüel

Sabine Geldermann

matbaa&teknik

büyük özel fuar organizatörü Reed Exhibitions tarafından satın alınmasına şahit oldu. Müdür olarak 2000 yılından bu yana Reed Exhibitions Almanya’nın uzatmalı kurul üyesi oldu ve birçok yeni fuar temasının geliştirilmesine katkıda bulundu. 2000 yılında viscom (Görsel İletişim, Teknoloji ve Tasarım Uluslararası Fuarı) ve PRO SiGN ,(Reklam Teknolojisi ve Dijital Baskı Uluslararası Fuarı)’ndan sorumlu hale geldi. 2009 yılından bu yana Alman Mühendislik Birliğinin yönetim kurulunun bir üyesi ve dağıtım ve pazarlama yanında stratejik ortakların tespit edilmesinden sorumlu üye olarak görev yaptı. Yeni görevi ile ilgili bir açıklama yapan Geldermann, “Bu durumu mesleğimde aşmam gereken yeni bir tepe olarak görüyorum ve bir an önce başlamasını istiyorum. Teknik-bilimsel dünyadaki muhteşem bağlantılarımla uluslarastı ticari fuarlardaki deneyimimin bu iş için en iyi taban olduğunu düşünüyorum” diyor.

with Miller Freeman in 1996 as well as the take-over by Reed Exhibitions, the world’s biggest privately owned exhibition organiser. As Director (PSI) she has been a member of the extended board of Reed Exhibitions Germany since 2000 and has contributed to the positive development of new exhibition themes. In 2000 she was in charge of viscom (International Trade Fair for Visual Communication, Technology and Design) and PRO SiGN (International Trade Fair for Advertising Technology and Digital Printing). Since 2009 she has been a member of Division Management at the German Engineering Association VDI (with nearly 150,000 members) where she is responsible for distribution and marketing as well as the recruitment of strategic partners. “I very much look forward to this new professional challenge and am confident that my excellent network in the technical-scientific world in conjunction with my international trade fair experience are the ideal basis for this,” concludes Sabine Geldermann.

Are You The Avery Dennison Supreme Wrapper? Enter the competition to find out!

Simple to enter

Avery Dennison Graphics and Reflective Solutions has launched a competition to find the Avery Dennison Supreme Wrapper – the designer, converter, or applicator of a vehicle ‘wrap’ – achieved with Avery Supreme Wrapping Film -- adjudged the most creative by a panel of knowledgeable experts.

Entries for the competition must be uploaded to the picture gallery on the special Avery Supreme Wrapping Film website, www.perfectwrap.eu. All entries received to date are available to view on the site – and what is more, visitors to the gallery are invited to vote for their favourite entry. Entries with the highest number of votes when the competition closes will be shortlisted for consideration by the judges.

Great prizes Open until December 31st, the competition offers a very desirable prize – a top-of-theline new Apple iPad® WiFi 64gb complete with its partner ‘kit’ – an Apple TV kit, a Bose Soundlink wireless portable speaker, an Apple wireless keyboard, an iPad Smartcase, and an Apple camera connection kit. Most importantly, however, the competition confers the title of ‘Avery Dennison Supreme Wrapper’ on the winner, along with an eyecatching trophy (see picture).

114

Your chance to win With 33 standard colours and 14 new ‘limited edition’ colours and finishes, Avery Supreme Wrapping Film offers plenty of choice – so you are encouraged to submit your entries as soon as possible for the chance to win the first-ever Avery Dennison Supreme Wrapper title, trophy, and a great prize!


aktüel

matbaa&teknik

digi:media 2013 Piyasadan Olumlu Geri Dönüş digi:media 2013 Positive Feedback from the Market digi:media, kreatif ajanslar ve reklam ajanslarını, baskı hizmeti sunucuları, kopya ve gönderi merkezleri, pazarlama karar verme mekanizmalarını ve yayıncılık sektörlerini hedefliyor digi:media 2013, 10 – 12 Nisan 2013’te gerçekleştirilecek ikinci edisyonunda ticari yayıncılık ve dijital baskıya yönelik bir ticari fuar olarak sektörden son derece olumlu bir geri dönüş aldı. digi:media’nın direktörü Manuel Mataré, “Kongrenin çözüm odaklı yaklaşımı ve farklı ziyaretçi gruplarının ihtiyaçlarına odaklanılması son derece olumlu olacak’ diye konuştu. ‘içerik teknolojiyle teknoloji kârla buluşuyor’ sloganına uygun olarak digi:media, tüm medya kanallarını kapsayan medyalar arası iletişime yönelik bir çözüm-odaklı kongre ticari fuarı olarak tasarlandı. Diğer bir deyişle: “tüm araçlarla ve tüm kanallarda iletişim’. İster dergilere, ister gazeteler, kitaplar, kurumsal yayıncılık, pazarlama veya reklam kampanyalarına odaklanılsın, içerik, teknoloji ve işin başarılı birleşimi her zaman sihirli bir formül görevi görüyor. Bu anlamda digi:media, kreatif ajanslar ve reklam ajanslarını, baskı hizmeti sunucuları, kopya ve gönderi merkezleri, pazarlama karar verme mekanizmalarını ve yayıncılık sektörlerini hedefliyor. Sektörden gelen olumlu geri dönüş kayıtların seviyesinden de anlaşılabilir: kayıt şimdiden dört haneli rakamlara ulaştı. Şu ana kadar kaydını yaptıran katılımcılar arasında: apps4print, Esko, FKS, HP, Horizon, Hunkeler, Kinetik, Kolbus, Kollin Mediengesellschaft, Neo7even, Printdata, Ricoh, Scodix, trivet.net ve Werk II var. Çeşitli alanlardan birçok diğer firmada kayıt için hazırlıklara başladı. Tahminlere göre

116

Congress trade fair returns with a comprehensive supporting programme / Media Mundo features for the fifth time / Broad network of partnerships reflects the market

In its second edition digi:media 2013, trade fair for commercial publishing & digital printing, is meeting with positive feedback in the sector – and this goes for both the trade fair and the varied specialist programme. The solutions-oriented approach of the congress and the consistent focus on the interests of the different visitor groups are particularly welcomed,” says Manuel Mataré, digi:media Director in his interim assessment with just under 6 months to go until digi:media 2013. In line with the motto “content meets technology meets business” digi:media is designed as a solutions-oriented congress trade fair for cross-media communication covering all media channels – or in other words: it is about “communication with all tools and on all channels.” Regardless of whether the focus is on newspapers, magazine, books, corporate publishing, marketing, mailing or advertising campaigns the successful triad of content, technology and business are always centrestage when relevant workflows are required for successful business models. Correspondingly, digi:media is aimed at creative and advertising agencies, print


aktüel

matbaa&teknik

service providers, copy and letter shops, marketing decision-makers and the publishing sector.

katılımcı sayısı 160 olacak. Trivet.net’in yönetim müdürü Wolfgang Boretius’u ve diğer birçok kişiyi katılmaya ikna eden en önemli faktör çözüm odaklı iş akışı yaklaşımı oldu: “Amacımız süreç odaklı bir şekilde düşünen müşterilere yönelerek şirketlerindeki pazarlama yönetimini organize ve optimize etmek. Bu nedenle digi:media 2013’de yer almak bizi çok memnun ediyor. Burada trivet.net’in kapsamlı ‘hazır’ çözmlerini özel müşteri gruplarına sunabileceğiz. İşlem sektörü de digi:media’nın hedeflerine önem veriyor.’ FKS, Yönetim Müdürü Jörg Stutz ise bu konuda şöyle konuştu: “Fuarın sadece klasik baskı sunucularını değil aynı zamanda baskı alıcıları ve içerik üreticilerini de sürece dahil etme yaklaşımı oldukça ilginç’. Aynı görüşü Kolbus MD’den Kai Büntmeyer de paylaşıyor.

118

Güçlü işbirliği ve medya ortakları ağı Potansiyel işbirliği ve medya ortaklarıyla yapılan görüşmeler de son derece başarılı geçiyor. Premier’de olduğu gibi bir kez daha 10-12 Nisan arasında farklı konulara odaklanan geniş tabanlı bir destek programı olacak. Baskı hizmeti sunucuları, reklam ve kreatif ajanslar, yayın evleri ve pazarlamacılar Düsseldorf’da aradıklarını bulacaklar. Bu kapsamlı etkinlik programı tüm akışı yansıtıyor ve Messe Düsseldorf’un çeşitliği sektörel birlikler, yayın evleri ve sektörel girişimlerle yaptığı stratejik ortaklıklar sayesinde mümkün hale geliyor: ‘digi:media’daki ziyaretçi hedef gruplarının kavramsal katılımı bizim için çok önemli diyen Manuel Mataré sözlerine şöyle devam etti: ‘Bu sayede katılımcılarımıza, müşterilerin fuara geleceğini garantiliyebiliyoruz. Bu da digi:media’nın güvenilirliğini ve kabul seviyelerini arttırıyor.’

The positive feedback from the industry is reflected in the current level of registrations: exhibition space has already been sold in the four-digit range. Exhibitors registering so far include: apps4print, Esko, FKS, HP, Horizon, Hunkeler, Kinetik, Kolbus, Kollin Mediengesellschaft, Neo7even, Printdata, Ricoh, Scodix, trivet.net and Werk II. Many other firms from the most varied of segments are also just about to sign up. A forecast 160 exhibitors or so will feature at digi:media. It is primarily the solutionsoriented workflow approach at digi:media that convinces people in the industry – such as Wolfgang Boretius, Managing Director at trivet.net: “Our aim is to address customers who think in a process-oriented manner and who seek solutions to organise and optimise the marketing management in their companies. Which is why we are delighted to be able to feature at digi:media 2013 so we can present trivet.net’s comprehensive “out-of-the-box” solutions to the specific target groups. The processing industry also values digi:media’s objectives. Commenting on this Jörg Stutz, Managing Director at FKS, said: “The trade fair’s approach of including not only classic print service providers but also print buyers and content creators in canvassing is particularly interesting.” This view is shared by Kai Büntemeyer (Kolbus MD) who “as an exhibitor of the first hour” aimed to “develop an event where content, technology and business models are given equal weighting.”

Strong Network of Cooperations and Media Partners Talks with potential cooperation and media partners are also going well. Already like at the premiere, once again awaiting the different visitor groups at the forthcoming fair from 10 to 12 April will be a broad-based supporting programme on the different lecture stages. Whether print service providers, advertising or creative agencies, publishing houses or marketeers – every one of the addressed visitor target groups will find their event in Düsseldorf. This comprehensive programme of events reflecting the entire


aktüel

matbaa&teknik

workflow is made possible by the network of strategic partnerships that Messe Düsseldorf has concluded with relevant sectoral associations, publishing houses and sectoral initiatives. “The conceptual and early involvement of visitor target groups in digi:media is particularly important to us,” says Manuel Mataré underlining this strategic approach. “This also means we can guarantee to our exhibitors that their customers will come to the fair. In turn this has reinforced digi:media’s credibility and acceptance levels.”

Media Mundo: Congress for Sustainable Media Production On 10 and 11 April the media producers’ association Fachverband Medienproduktioner will be organising the 5th Media Mundo Congress for Sustainable Media Production in cooperation with Messe Düsseldorf and numerous partners and NGOs from the industry. “For us at the media producers’ association and for our members digi:media is a key component in today’s knowledge transfer. The lecture forums on site and the innovative technology presentations from exhibitors make the trade fair virtually a must,” says Rüdiger Maass, fmp Managing Director, stressing the importance of digi:media. “Add to this the fact that the fair is vital as an annual event in order to cater to the rapid changes, innovations and novelties in the sector.”

Media Mundo: Sürdürülebilir Medya Üretimi Kongresi 10 ve 11 Nisan tarihleri arasında medya üreticileri birliği Fachverband Medienproduktioner, Messe Düsseldorf ve diğer birçok ortak ve sivil toplum kuruluşuyla birlikte 5. Media Mundo Kongresini düzenleyecek. ‘Medya üreticileri derneğindeki bizler ve üyelerimiz için digi:media, günümüzün bilgi aktarımında önemli bir yer sahibi. Seminerler ve sunumlarda gösterilecek yenilikçi teknoloji fuarı mutlaka görülmesi gereken bir etkinlik haline getiriyor diyen’ Rüdiger Maass sözlerine şöyle devam etti: ‘Fuar, aynı zamanda sektörde gerçekleşen sürekli değişimler, yenilikler ve gelişmeleri de yakından takip etmek için son derece önemli bir fırsat’.

120

Aşağıdaki işbirliği ve medya ortakları her zaman ‘katılanlar’ arasında ve özelleşmiş etkinlikler organize ediyor ya da kendi şebekelerini dahil ediyorlar; işbirliği aşamasındaki diğer ortaklar ise şunlar: Akademie des Deutschen Buchhandels / www.buchakademie.de Bundesverband Druck und Medien e.V. / www.bvdm-online.de Deutscher Drucker / www.print.de digicom Interessengemeinschaft Digitaldruck e.V. / www.digi-com.org Fachverband Medienproduktioner / www.f-mp.de horizont / www.horizont.net kress / www.kress.de Verband Druck und Medien NRW / www.vdmnrw.de Verband Deutscher Maschinen- und Anlagenbau (VDMA) / www.vdma.org

The following cooperation and media partners are already “on board” and are organising specialist events or inputting their own networks; other partners are in the coordination phase: Akademie des Deutschen Buchhandels / www.buchakademie.de Bundesverband Druck und Medien e.V. / www.bvdm-online.de Deutscher Drucker / www.print.de digicom Interessengemeinschaft Digitaldruck e.V. / www.digi-com.org Fachverband Medienproduktioner / www.f-mp.de horizont / www.horizont.net kress / www.kress.de Verband Druck und Medien NRW / www.vdmnrw.de Verband Deutscher Maschinen- und Anlagenbau (VDMA) / www.vdma.org


print buyer

matbaa&teknik

BNG Ambalaj’ın İntegre’ye Güveni Tam Bayram Şen: “Yaklaşık bir aydır makineyi kullanıyoruz. Hiçbir sorunla karşılaşmadan işlerimizi sürdürdük. Şuan için mevcutlarından sonra yapılan makinenin teknolojisinden son derece memnunuz. Benzer makinelerde opsiyonel olarak sunulan birçok özellik makinede standart olarak yer alıyor.”

Yaklaşık 1 yıl önce kurulan BNG Ambalaj bünyesinde matbaacılık hizmeti vermenin yanında iyi ilişkileri olan matbaalara da baskı öncesi hizmeti sunuyor. Müşteri portföyü ve hizmet yelpazesini yakın zamanda geliştirmeyi planlayan şirket İntegre’nin Türkiye temsilciliğini üstlendiği GPS konvansiyonel CtP teknolojisine yatırım yaptı. Müşterilerine kalıp pozlama hizmeti de sağlayacak olan işletmenin yakın dönem planları ve son gerçekleştirdikleri yatırımla ilgili izlenimlerini Şirket Genel Müdürü Bayram Şen şu şekilde aktardı: matbaa&teknik: Firmanızın çalışma yapısı ve gerçekleştirdiğiniz CtP yatırımıyla ilgili neler aktarmak istersiniz? Bayram Şen: 1 yıl önce kurulan bir şirketiz. Yıllardır piyasaya reprohouse hizmeti veren şirketlerde çalıştım. BNG Ambalaj ile birlikte ise matbaacılığa da yöneldik. Bildiğimiz bir iş olması nedeniyle hem firma bünyesindeki işlerin gerçekleştirilmesi hem de bulunduğumuz sitedeki matbaalara kalıp hizmeti vermek amacıyla baskı öncesi yatırımı gerçekleştirmeye öncelik verdik. Karar verme ve araştırma sürecinden yaklaşık 2-2,5 ay sonra makinemizin kurulumu yapıldı. Yaklaşık bir aydır makineyi kullanıyoruz. Hiçbir sorunla karşılaşmadan işlerimizi sürdürdük. Şuan için mevcutlarından sonra yapılan makinenin teknolojisinden son derece memnunuz. Benzer makinelerde opsiyonel olarak sunulan birçok özellik makinede

122

standart olarak yer alıyor. Yatırımı ağırlıklı olarak piyasa işlerine yönelik olarak gerçekleştirdik. Başlangıçta aylık 5 ila 10 bin kalıp çekmeyi hedefliyoruz. Test aşamamızda olmamıza rağmen bile 4 bin kalıp almış durumdayız. matbaa&teknik: Tercihinizin konvansiyonel CtP olmasındaki etkenler nelerdi? Bayram Şen: Kalıbı matbaamızda kullanmamın dışında çevremizdeki matbaalara da kalıp hizmeti vermeyi planlıyoruz. Termal ve violet kalıpların hem teminin de yaşanan sıkıntılar hem de maliyetleri nedeniyle konvansiyonel teknolojili bir makine rekabet açısından elimizi güçlendirecekti. Ne yazık ki piyasanın önceliğini kaliteden çok maliyeti almış durumda. Ayrıca son yıllarda konvansiyonel makinelerdeki gelişmelerle baskı kalitesi noktasında da önemli yol kat edildi. Firma olarak yatırımda aynı hizmeti sunan daha hesaplı bir teknolojiye yönelme yolunu seç-

tik. Kısa sürede beklentilerimize cevap bulduk. Piyasaya daha fazla açılmamızla birlikte daha net geri dönüşler alacağız. Sunduğumuz hizmetin müşterilerimizi de memnun edeceği kanaatindeyim. Sistemin oturması için biraz zamana ihtiyacımız var. Her şey istediğimiz yapıya büründükten sonra agresif bir stratejiyle piyasaya açılacağız. Ortalama 3 dakikada bir tane 70x100 kalıp pozlayan makinemiz ihtiyacımıza rahatlıkla cevap verecektir. matbaa&teknik: Yatırımda Türkiye pazarına ilk kez giren bir makineyi seçmenizde İntegre’nin etkisi hangi düzeydeydi? Teknik anlamda beklediğiniz desteği bulabildiniz mi? Bayram Şen: Piyasaya yeni giren bir makineye yatırım yapmak bazen büyük avantaj bazen ise büyük bir risktir. Hazır pazarı olan bizim gibi firmalar için beklentiler bellidir. Önemli olan yatırım yaptığınız tekno-


print buyer

matbaa&teknik

Murat Sevinç / Bayram Şen

lojilerin bu beklentilere yanıt verip vermeyeceğidir. Makinenin fiyat performans dengesini gözlemledikten sonra başka bir teknolojiyi araştırma gereği dahi duymadık. İntegre geçmişten bu yana tanıdığımız ve piyasanın güvenini kazanmış bir işletmeydi. Makine araştırmalarımız esnasında temasa geçtik. Pazar sundukları bu makine konusunda yaptığımız görüşmeler neticesinde bilgisine güvendiğimiz bir firmanın teknik anlamda markanın arkasında durması kararımızı etkiledi. Makineden çok İntegre’nin teknik desteğini satın aldığımız için de çok memnunum. Makinenin kurulumundan bu güne kadar da desteklerini hep hissettik. Her an yanımızda oldular. Sonuçta da kararımızın doğruluğu ortaya çıktı. Daha fazlasını ödemeden karlı bir alışveriş yapmış olduk. Makineyle ilgili belki de en büyük sorunumuz ise makine operatörümüzün sistemi bilmemesiydi. Bu sorunun aşılması noktasında da İntegre’nin ciddi desteğini aldık. Herhangi bir sorunda ya da çözemediğimiz bir uygulamada her türlü teknik desteği zaman kaybetmeden bizlere verdiler. Makineden diğerlerinde olan opsiyonel özellikleri standart yapısında sunması nedeniyle çok memnunuz. matbaa&teknik: İntegre’nin pazara sunduğu GPS konvansiyonel CtP hem matbaaların hem de matbaalara kalıp

hizmeti sağlamayı düşünen işletmelerin tercihi oldu. Bu durumu neye bağlıyorsunuz? Bayram Şen: Matbaaların sadece kendi taleplerini karşılamak için böyle bir makineye yatırım yapmasını normal karşılamakla birlikte iki tane dört baskı makinesi olan bir işletme için bu yatırımın lüks olacağını düşünüyorum. Sadece matbaa olarak hizmet verseydik bu makinenin kapasitesi fazla gelecekti. Fakat 24 saat matbaalara kalıp hizmeti vermeyi amaçladığımızdan mutlaka makineyi yedeklemesi gerekiyor. Kalıp hizmeti veren işletmelerin en büyük sıkıntısı kalifiye eleman eksikliğidir. Teknik olarak ihtiyaca cevap veren makinelere sahip olunsa da onları kullanacak yeterlilikte operatörler gerekmektedir. Zaman içinde kalıp maliyetleri artmasına rağmen kalıp çekme fiyatları sürekli bir düşüş yaşadı. Eskiden son derece karlı olan bu alan yavaş yavaş cazibesini kaybetti. Eğer hazır bir pazar potansiyelimiz ve bir taraftan da matbaacılık hizmeti veriyor olmasak böyle bir yatırımı düşünmezdim. Matbaalara kalıp işi yapan işletmelerin geleceğini aydınlık görmüyorum. Gelişen teknolojilere paralel olarak zamanla kalıp işinin ortadan kalkacağını düşünüyorum. Bu süreye kadar da zaten baskı öncesini matbaalar kendi bünyeleri içine aldıklarından her gün azalan bir iş potansiyeli ile karşı karşıyayız.

matbaa&teknik: Yeni CtP’nizin teknik özellikleri konusunda neler aktarmak istersiniz? Bayram Şen: Öncelikle kullanım açısından çok basit bir makine olduğunu düşünüyorum. Diğer makinelerde kalıbı verdikten sonra makinenin ebatlayıp belli bir noktaya gelmesi için zaman geçmesi gerekiyor. Bizim makinemizde ise kalıp atıldığı gibi makine çalışacağı yeri buluyor ve hemen üretime alıyor. Ayrıca gelişmiş pozalama sistemi nedeniyle otomatik olarak kenar tesbiti yapıyor ve buna bağlı olarak çok hızlı pozlamaya başlıyor. İşi ortama 3 dakikada tamamlıyor. Piyasadaki rakiplerine göre otomasyonunun daha yüksek olduğunu söyleyebilirim. Makinede iş temel olarak operatörün tekelinden çıkarılmış. Başka makinelerde operatörün ufak bir hatası işe direk yansırken bu makine de otomatik pozisyon almayla sorun yaşanmadan hatayla ilgili bilgi veriliyor. Makine ayrıca elektrik tüketimi konusunda son derece tasarruflu. Drum’ının seramik olması da makinenin diğer artı değerleri arasında. Bu tip bir makine yatırımı yapacakları etkilemek istemesem de bu makinenin benim ihtiyaçlarıma çok rahat cevap verdiğini ve bizim gibi işletmeler için akılcı bir yatırım olduğunu aktarmadan geçemeyeceğim. Makinenin pazarda hızla yer bulacağını ve çok satacağını düşünüyorum.

123


print buyer

matbaa&teknik

Sincan Matbaası Presto Yatırımı Yaptı Mustafa Nedim Turgut: “Alanında tecrübeli elemanlarımız ve teknolojisi üretim alanlarımıza uygun makinelerle başarıyı yakalamamız çok zor olmadı.”

Ankara’nın önde gelen matbaalarından biri olan Sincan Matbaası, iki roland700 ile güçlü bir baskı kapasitesine sahip. 1970 yılında Ankara’nın en önemli ilçelerinden biri olan Sincan’ın ilk matbaası olarak kurulan Sincan Matbaası son olarak Müller Martini Presto yatırımı ile baskı sonrasını da güçlendirdi. Sincan Matbaası’ndan Mustafa Nedim Turgut, “Teknolojisi üretim alanlarına uygun makinelerle başarıyı yakalamamız çok zor olmadı”, diyor.

Sincan’ın İlk Matbaası “Sincan’ın ilk matbaası olarak 1970 yılında şuan da firma sahibi olan Ali Bey’in kuzenleri ile birlikte kurulan işletmemiz, 1985 ve 2004 yıllarında hem mekân hem de ortaklık yapısında değişikliğe gitti. Yıllar içinde dönemin koşullarına uygun yatırımlarla büyüyen tesise ilk dört renkli baskı teknolojisi 2007 yılında girdi. Baskı yanında baskı sonrası kırım, robot, tel dikiş gibi uygulamaları da gerçekleştirmeye yönelik makineler de alan Sincan Matbaası, o dönem eski fakat bakımlı makinelerle önemli işlere imza attı.”

Şimdi Yeni Yerinde “Mevcut başarıların yakalanmasında işin mutfağından yetişen elemanların önemli etkisi olduğunu düşünüyorum. Artan iş

124

potansiyeli nedeniyle hem üretim alanını hem de makine parkurunu genişletmeyi düşünen matbaamız, 2009 yılının Ağustos ayı içerinde sanayi bölgesindeki yeni yerine taşındı. Yeni yerimizle birlikte gerek baskı öncesi gerekse de baskı sonrası yatırımlara hız verdik. Son olarak drupa 2012 Fuarı’nda inceleme fırsatı bulduğumuz Müller Martini marka Presto A90 model robot tel dikiş yatırımı gerçekleştirdik. Genelde fantezi olarak nitelenen butik işler yapıyoruz. Genelde piyasanın basmak istemediği işlere yöneldik. Üretim ekipmanlarımızı ve personelimizi de buna uygun seçtik. Farklılaşmanın önemini kavramış olan firmamız sunacağı işlerde öncelikle en kaliteli malzeme ile çalışır. Alanında tecrübeli elemanlarımız ve teknolojisi üretim alanlarımıza uygun makinelerle başarıyı yakalamamız çok zor olmadı.” Sincan Matbaası’nın yatırım portföyüne bakıldığında ikinci el makineler görülüyor. Mustafa Bey’e baskı makinelerinde niçin ikinci el tercih ettiklerini ve baskı sonrasında niçin sıfıra yöneldiklerini sorduk. Turgut, makinenin birinci ya da ikinci el olmasından ziyade makineden aldıkları hizmet ve verimin beklentilerini karşılayıp karşılamayacağını, ön planda tuttuklarını, söylüyor. Müller Martini


print buyer

matbaa&teknik

Presto yatırımını yaparken ise kendi üretim şekillerine uygun özel bir konfigürasyon yaptıklarının altını çiziyor:

Müller Martini Tercih Ettik Şuana kadar ikinci el makinelere yatırım yapmamıza karşın üretim parkurumuza kazandırdığımız teknolojilerin tamamı az kullanılmış bakımlı ve sorunsuz makinelerdi. Temel kriterimiz makineden aldığımız hizmet ve verimin bizim beklentilerimize cevap verip vermediğiydi. Robot tel dikiş makine yatırımında ise butik işler yapan bir tesis olmamız nedeniyle bir takım özellikleri bünyesinde bulundurmasını istedik. İş yapısı gereği farklı ebatlarda birbirinden çok ayrı işler yapmamız talep ediliyor. Bu taleplere cevap verme noktasında kurulacak makinemize; omega tel dikiş, ara kesim aparatı ile işi ikiye bölme, altı forma besleme ünitesi artı kapak ünitesi, elle sallama bölümü gibi isteklerimizi ilave ettirdik. Ayrıca hız, üretim yapımız için önemli bir unsur. Yatırımını gerçekleştirdiğimiz makinenin hızı saatte 9 bin. Şuan diğer makinelerle koordineli çalıştığı düşünüldüğünde bizim için yeterli bir noktada. Bunun dışında makinedeki erken uyarı sistemi üretim süreci içerisinde çok önemli bir işlevi yerine getiriyor. Yatırım genel hatlarıyla taleplerimize cevap verdiği için gerçekleştirildi. Makinenin sıfır olması önemli bir avantajı olsa da önceliğimizi belirleyen ana kriter değildi. Kendini dünya ölçeğinde ispatlamış olan Müller Martini, daha önceden tanıdığımız, kullandığımız ve makinelerinin çalışmalarından memnun olduğumuz bir markaydı. Fakat Müller Martini’den önce onun temsilciliğini yapan Pasifik Mümessillik A.Ş’ nin ve Süleyman Dinçel’in yatırımda etkisinin büyük olduğunu söylemek isterim. Daha önce pek çok kez temsilcisi olduğu başka markalarla ilgili servis desteği de sağlayan Pasifik Mümessillik A.Ş. ile hem iş ilişkilerimiz hem de dostluğumuz farklı boyutlardadır.

125


print buyer

matbaa&teknik

Rumi Matbaacılık CtP Yatırımını İntegre Aracılığıyla Gerçekleştirdi “Bünyemizdeki kalıp işlerimizi çözmeye yönelik bir baskı öncesi yatırımında tercihimizi İntegre aracılığıyla GPS konvansiyonel CtP yönünde kullandık.”

Murat Sevinç / Mikail Şenoğlu

Matbaacılığa Almanya’da adım atan ve çeşitli nedenlerle Türkiye’ye gelen Mikail Şenoğlu kendi tesisini satın almasıyla birlikte eğitim ve tecrübesini piyasaya yansıtmaya başladı. Zaman içinde kurduğu ortaklıkla Rumi Matbaacılık adı altında yoluna devam eden işletme, mevcut sıkıntılar nedeniyle kalıp işlerini kendi bünyesinde gerçekleştirebilmek amacıyla CtP yatırımına karar verdi. Bu yönde araştırmalarını sürdüren Rumi Matbaacılık İntegre güvencesiyle pazara sunulan GPS konvansiyonel CtP’ye yatırım yapmayı tercih etti. Firmanın mevcut yapısı ve CtP yatırımıyla ilgili bilgi aldığımız Şirket Ortağı Mikail Şenoğlu sorularımızı içtenlikle yanıtladı. matbaa&teknik: Matbaacılık serüveniniz, firmanızın yapısı, ve çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz? Mikail Şenoğlu: 45 yılımızı Almanya’da geçirdik. Matbaacılık baba mesleğimdir.

126

Babam emekli olana kadar aynı matbaada çalıştı. Çocukluğumdan itibaren matbaa makineleriyle içli dışlıydım. Daha sonra okulda da matbaacılıkla ilgili bölümü seçmemle birlikte profesyonel olarak matbaacılığa girdim. Almanya’daki çalışma hayatımı babamın da görev aldığı matbaa da yıllarca sürdürdüm. Çalıştığımız matbaa Almanya’da yaşanan ekonomik krize paralel olarak saat ücretlerinin de yüksekliği nedeniyle iş gücünün daha ucuz olduğu başka ülkelere üretimi taşımayı planladı. Bu yeni yapılanma içinde yer almak istemediğimden oradaki işimden ayrılmak durumunda kaldım. Matbaacılığın özellikle gelişmiş Orta Avrupa ülkelerinde geleceğinin olmadığını düşünüyorum. Yeni cazibe merkezleri oluşmaya başladı. Özellikle son dönemde Türkiye’den yapılan yatırımlar ilgimi çekti ve Türkiye’de matbaacılık alanında bir gelişme olduğu düşüncesi yerleşti. Her ne kadar yurtdışında doğmuş ve büyümüş biri olsam, ülkemin


print buyer

şartlarına alışmak zor olsa da Türkiye’de matbaacılık yapmak istedim. İlk olarak reklam ajansı kurdum ve ciddi işlere imza attım. Daha sonra şuan sahibi olduğum matbaa da yönetici olarak görev aldım. Matbaanın satışa çıkarılmasıyla birikmişimi de kullanarak matbaayı satın aldım ve faaliyete başladım. Sonra yaşadığım kriz sonrası ortak alarak faaliyetlerimizi kesintiye uğratmadan yolumuza devam ettik. Ortaklıkla birlikte matbaamızın ismini de Rumi olarak değiştirdik. 7 aydır Rumi Matbaacılık olarak pazarda faaliyet gösteriyoruz. Hayatımın her noktasında matbaacılık var. Şuan 40 yakın çalışanımızla bin 250 metrekarelik kapalı kendimize ait alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Ağırlıklı olarak katalog ve dergi işi yapıyoruz. Ortalama kapasite olarak bir makineyle ayda 3500’e yakın kalıp çekiyoruz. matbaa&teknik: Yatırım tercihlerinizi belirleyen etkenler nelerdi? Mikail Şenoğlu: Hazır bir tesis aldığım için makinede marka tercihlerimi kendim belirlemedim. Bundan sonraki makine tercihlerimi ise hem üretim parkuruma hem de iş yapıma göre şekillendirdim. Baskı, baskı öncesi ve baskı sonrası yatırımlarında ana iş kalemlerindeki ihtiyacımızı karşılayacak marka ve çözümlere yöneldik. Türkiye’de ise genelde yatırım tercihleri çok yanlış yapılıyor. Hesapsız yatırımlar sonunda sektör büyük zarar görüyor. Bu eğitimi almamış bir insanın bu mesleği yapma lüksü olmadığını düşünüyorum. Tüm unsurlarında ithalat ağırlıklı bir sektörde iş yapıyorsanız parayı doğru kullanmaya mecbursunuz. Parayı doğru kullanmak içinde eğitimli olmak, işi bilmek ve farklılaşabilmek zorundasınız. Üretim altyapımızı kurarken uzmanlık alanımız doğrultusunda yatırımlara yönelmek bizim içinde sektör içinde doğru olandı. Baskı konusunda iddialı bir firmayız ve bu iddiamızı daha ileri noktalara taşıyacak yatırımları da gerçekleştirmeyi sürdürüyoruz. matbaa&teknik: Gerçekleşen son CtP yatırımı konusunda neler aktarmak istersiniz? Hangi ihtiyaçtan ortaya çıktı, yatırım sürecinde neler yaşandı? Mikail Şenoğlu: Matbaa olarak daha önce kalıp hizmetini dışardan almayı seçiyorduk. Fakat Türkiye’de özellikle bu hizmeti alış sürecinde çeşitli sıkıntılar yaşanıyor. Gerek temin edilmesi gerekse de baskı sırasında yaşanan sıkıntılara çözüm bulmak ise son derece zor oluyordu. Bu nedenle bünye-

matbaa&teknik

mize kalıp işlerimizi çözmeye yönelik bir CtP makinesi katma düşüncesi kafamızda şekillenmeye başladı. Tam bu sırada İntegre’den Murat Sevinç ziyaret etti ve yeni bir makineden bahsetti. Özellikleri itibariyle beklentilerimize cevap verebilecek nitelikteydi. Aynı zamanda kalıp hizmeti aldığımız diğer yerlerde yaşadığımız sıkıntıları ortadan kaldıran iyi bir teknolojiye sahipti. Daha önce Türkiye’de kimse de bulunmamasına rağmen İntegre’ye ve yetkililerine de duyduğumuz güven neticesinde yatırıma ikna olduk. Temmuz ayındaki kurulum sonrası makinenin teknik eğitimlerini de aldık. İlk taktığımız kalıptan bu yana her şey istediğimiz gibi sorunsuz ilerledi. Kendi ekibimizdeki arkadaşların tecrübesi de sorun yaşamamızda önemli etkenlerden biriydi. Şuana kadar makineyle ilgili teknik hiçbir sıkıntı yaşamadık. Makinenin kurulumu sonrası tüm ihtiyacımızı bu makine karşılıyor. Yeni dönemde işlerimizle alakalı yatırımları sürdürmeyi planlıyoruz. Fakat sektörümüzde işlerin biraz daha olumlu yönde ivme kazanması gerekiyor. Murat Sevinç: Tesise kurulumu gerçekleştirilen makine saatte 70 X 100 ebatlarında 22 kalıp kapasitesine sahip. Konvansiyonel kalıp pozlayan bir CtP. Üzerinde 48 lazeri bulunuyor. Piyasada şuan da bu markanın kurulan makineden bir hızlı bir de yavaş modeli bulunuyor. Mevcut tesisin kapasitesi hesaplandığında ise bu orta hızdaki model ihtiyaca rahatlıkla cevap verebiliyordu. Kalite anlamında da beklentilerini karşılıyor. Kaliteye ulaşma noktasında makine dışında kurulan RIP de son derece önemli. Biz bu tesise son drupa’da da lansmanı yapılan son derece kaliteli bir İngiliz RIP’inin (StudioRIP) kurulumunu yaptık. CtP gerek kurulum gerek kullanım gerekse de kalibrasyon açısından son derece rahat bir makine. Mikail Şenoğlu: Fiyat politikasından taviz vermememize karşın bazı noktalarda esnek davranmanız gerekebiliyor. Bu nedenle hem rahat ulaşılabilirliği hem de diğer teknolojilere göre kalıp maliyetinin daha düşük olması nedeniyle konvansiyonel teknolojiye sahip bir CtP’yi tercih ettik. Şuan bizde kalıp çekmemizi isteyen ve kıramadığımız çeşitli matbaalar var. Bu da daha önce dışarıdan mevcut hizmeti alan fakat memnun olmaması nedeniyle bize yönelenlerin de beklentilerine makinenin cevap verebildiğini gösteriyor. Fiyat hizmet dengesinde piyasadaki en iyi makinelerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Performansından çok memnunuz. Yeni yatırıma karar verirsek ilk tercihimiz olacaktır.

127


print buyer

matbaa&teknik

Mesan Matbaacılık’tan Topkapı’da Bir ilk

Heidelberg Türkiye Bölge Satış Müdürü Oğuz Karcı, Mesan Matbaacılık Matbaa Müdürü Emre Eser ve Heidelberg Türkiye İkinci El Makine Bölüm Müdürü Talat Köksal

Topkapı, İkinci Matbaacılar Sitesi’nde faaliyet gösteren Mesan Matbaacılık’ın, Heidelberg Türkiye’den gerçekleştirdiği yatırımı Speedmaster CD 102-5, siteye kurulan kendi sınıfındaki ilk ikinci el makine özelliğini taşıyor. Mesan Matbaacılık Matbaa Müdürü Emre Eser, konu ile ilgili sorularımızı yanıtladı. matbaa&teknik: Mesan Matbaacılık olarak ne zaman kuruldunuz? O günden bugüne nasıl bir gelişim gösterdiniz? Emre Eser: Firma olarak 2012 yılı Mart ayında kurulduk. Ancak şahsım olarak matbaacılık sektöründe 1996 yılından bu yana yani 15 yıla dayanan bir geçmişe sahibim. 21 Şubat 1989 tarihinden itibaren sektörde matbaacılık ve kâğıtçılık alanlarında çalışmaları olan firma sahibimiz Mehmet Öner ile birlikte de 10 yıllık çalışma geçmişimiz bulunuyor. Bu birlikteliğe dayanarak yaklaşık 8 ay önce kendi oluşumumuzu kurmaya karar verdik ve Mesan Matbaacılık adı altında faaliyetlerimize devam ediyoruz. Mehmet Bey, halen kurucusu olduğu kardeş firmamız Öner CtP’nin de işletmesini sürdürmektedir.

128

matbaa&teknik: Faaliyetinize nasıl başladınız? Bu zaman sürecinde hangi yatırımları gerçekleştirdiniz? Emre Eser: Firmamızın kuruluşu ile birlikte ilk olarak 5 renkli ve lak üniteli 50x70 cm ebadındaki Speedmaster SM 74 ile üretime başladık. Fakat elimizdeki iş hacminin gitgide genişlemesi ve yeni işlere yönelik talepleri de karşılamak üzere o makineyi verip yerine Heidelberg Türkiye’den 70x100 cm ebadındaki 2001 model ikinci el Speedmaster CD 102-5 yatırımını gerçekleştirdik. Sonrasında üretimimizi tamamlayıcı unsurlar olarak mücellit ve baskı öncesi makinelerimizi aldık. matbaa&teknik: Şu anki makine parkınız nedir? Emre Eser: Şu anda makine parkımızda masa kumandalı ve 70x100 cm ebadında beş renkli Speedmaster CD 102 ‘ye ilave olarak ; baskı sonrası mücellit sistemimiz de müşterilerimizin ihtiyaçlarına cevap verebilecek kapasiteye sahiptir, ayrıca baskı öncesi konvansiyonel CtP sistemimiz bulunmaktadır.


print buyer

matbaa&teknik

Mesan Matbaacılık, uzaktan kumanda masalı Speedmaster CD 102-5 yatırımları ile birlikte 30 mikrondan 1 mm’ye kadar her tür malzemeye baskı yapabilme olanağı sağladı.

130

matbaa&teknik: Müşteri profiliniz nedir? Hangi sektörlere hizmet vermektesiniz? Emre Eser: İçinde bulunduğumuz İkinci Matbaacılar Sitesi içerisinde fason olarak diğer matbaalara ve site dışarısında da doğrudan bizimle çalışan firmalar hizmet veriyoruz. Şu anda ağırlıklı olarak katalog ve kitap baskıları gerçekleştiriyoruz. Ancak orta vadede makinemizin özellikleri sayesinde doğrudan müşterilere hizmet vermek kaydıyla karton ambalaj sektörüne de girmek için planlarımız bulunmaktadır.

gücü ve makinenin anahtar teslim olarak bize sunulması da ne kadar doğru bir karar verdiğimizin ispatı oldu. Makinemizin kuruluşu sorunsuz olarak gerçekleşti ve teslim edildi. Sonradan oluşan birkaç ufak problem de Heidelberg Türkiye tarafından çok kısa bir süre içerisinde çözüme kavuşturularak memnuniyetimiz sağlandı. Ayrıca ikinci el olarak alınan bir makineye standart olarak verilen 1 yıl servis ve işçilik garantisi de Heidelberg Türkiye’ye olan güvenimizi bir kat daha artırdı.

matbaa&teknik: En son yaptığınız ikinci el makine yatırımında, Heidelberg Türkiye’yi seçmiş olmanızdaki nedenler, kriterler nedir? Emre Eser: Bilindiği üzere ikinci el olarak sektörümüzde bu iş dalı ile uğraşan birçok firma bulunuyor. Biz öncelikli yapmak istediğimiz işlere uygun makine modellerini belirledik ve bu işlere uygun performansı gösterebilecek en iyi makine olan Speedmaster CD 102 modeline karar kıldık. Daha sonra bu makineyi bize satış öncesi ve satış sonrası anlamında en iyi şartlarda sunabilecek olan Heidelberg Türkiye ile görüşmelere başladık. Heidelberg Türkiye’nin İkinci El Makine Bölüm Müdürü Talat Bey ve Satış Temsilcisi Oğuz Bey’in yerinde yönlendirmeleri de bize doğru kararı vermemizde oldukça yardımcı oldu. Ayrıca tüm ekibin profesyonelliği, firmanın her aşamada makinesinin arkasında durması, teknik servis ve yedek parça temin

matbaa&teknik: Bu son yatırımınızla birlikte matbaanızın kapasitesi ne kadar artacak ve bu doğrultuda hedefleri ne olacak ? Emre Eser: Faaliyete başladığımız 50x70 ebadındaki makinemize göre kapasitemiz 3 kat artmış durumda. Speedmaster CD 102 ile birlikte 30 mikrondan 1 mm’ye kadar her tür malzemeye baskı yapabilme olanağı da bulduk. Bu özellikleri, üretim anlamında ufkumuzun genişlemesine ve matbaacılığın değişik alanlarına da girme olanağına sahip olmamıza vesile oldu. Şu anki işlerimizin tamamlayıcı unsuru olarak yakın gelecekte kitap kapaklarını daha hızlı üretebilmemiz için 35x50 cm ebadında baskı makinesi ve yardımcı makinelerin yatırımlarını gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Bu yatırımlardan sonra da kurulup geliştiğimiz yer olan Topkapı’da büyümeyi hedefliyoruz.


print buyer

matbaa&teknik

Sektörün Yeni Oyuncusu Hasnet, Yatırımda Labelmen’i Seçti Ahmet Can Hasoğlu: “Zaman içinde işlerin yapısına bağlı olarak yeni yatırımlara yöneleceğiz. Kurumsal müşterilerimize en iyi hizmeti sunabilmek için her noktada yeniliklerimiz sürecektir.”

İki yıllık bir karar verme sürecinde sonra 6 ay önce kurulan Hasnet, ağırlıklı olarak kozmetik, deterjan ve motoryağları gibi spesifik sektörlerdeki müşterilerine hizmet veriyor. 30 çalışanıyla bin 500 metrekarelik üretim alanında kaliteli işler yapan Hasnet, pazarlama gücüyle pazardaki açıktan faydalanarak büyümeyi hedefliyor. Şirketin kuruluş süreci, gerçekleştirdiği makine yatırımları ve hedefleriyle ilgili bilgi aldığımız Hasnet kurucu ortaklarından Ahmet Can Hasoğlu şunları söyledi: matbaa&teknik: Firmanın yapısı ve çalışmalarıyla ilgili bilgi alabilir miyiz? Ahmet Hasoğlu: 20 yıldır tekstil sektörüne yönelik çalışmaları olan Has Etiket özellikle iki yıldır farklı bir alana yatırım yapma noktasında karar süreci geçirdi. Bu aşamada farklı bir alana faklı bir şirket ve ortaklık yapısı içinde girmeyi daha uygun bulduk. Flekso alanına da yeni kurduğumuz şirketimiz Hasnet ile 6 ay önce girdik. Ağırlıklı olarak

132

kozmetik, deterjan ve motoryağları gibi spesifik sektörlerdeki müşterilerine hizmet etmeyi planlayan şirketimiz bu alandaki ünlü markaların etiket baskılarını üstleniyor. 30 çalışanımız ile 1500 metrekarelik kapalı alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Makine parkurumuzdaki yatırımları mevcut ihtiyaçlarımız doğrultusunda gerçekleştirmeyi uygun bulduk. Zaman içinde işlerin yapısına bağlı olarak yeni yatırımlara yöneleceğiz. Kurumsal müşterilerimize en iyi hizmeti sunabilmek için her noktada yeniliklerimiz sürecektir. matbaa&teknik: Yeni bir alana yatırım yaparak şirketleştiniz. Bu alanı seçme nedenleriniz nelerdi, potansiyelini nasıl görüyorsunuz? Ahmet Hasoğlu: Baskının bu mevcut alanıyla ilgili uluslararası birçok seminer ve toplantıyı yakından takip ettik. Dünya üzerinde gelişmekte olan ülkelerdeki ambalaj ve kendinden yapışkanlı etiket sektörüyle ilgili


print buyer

matbaa&teknik

Ahmet Hasoğlu: Aras Grup ile farklı noktalarda yıllardır süren bir tanışıklığımız ve ortak çalışmalarımız vardı. Yeni hizmet alanımıza yönelik çözümleriyle de ilgili bilgi almak için karşılıklı görüşmelerde bulunduk. Gelip çeşitli sunumlar gerçekleştirdiler. Gerek referansları gerekse şirket yapıları karar verme sürecimizi olumlu etkileyen unsurlar arasındaydı. Makine yatırımı sonrasında da destekleri sürdü. Makineyle ilgili teknik eğitimleri yabancı uzmanlardan aldık. 4-5 günlük eğitimlerde kalibrasyon ayarları yapılan makinenin tüm özellikleri konusunda bilgilendirildik. Burhan Kuturman: 2 yıllık yatırıma karar verme sürecinde sürekli temasımızı koruduk. Letterpress konusunda Labelmen’de karar kılınınca gelip sunumlarımızı yaptık. Teknolojisi konusunda beklentilere cevap veren makineyle ilgili yatırım süreci kurulumda dahil 3 ay da tamamlandı.

pazar verilerini detaylı olarak inceledik. Gelişmekte olan ülkelerde çok ciddi bir pazar açığı olduğunu tespit ettik. Özellikle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde pazarın genişleyen yapısından ve artan taleplerden bahsedebiliriz. Sonuç olarak yatırım yapılabilecek akıllıca bir alan olduğu düşüncesindeyiz. Çalışmalarımıza hız vererek giriş yaptığımız bu alanda hedeflerimizi yakalayacağımızı düşünüyorum. matbaa&teknik: Makine yatırımlarını gerçekleştirirken marka tercihlerini hangi kriterler doğrultusunda yaptınız? Ahmet Hasoğlu: Alanda faaliyet gösteren firmaların kullandığı ve bu alana yönelik makine sunan başlıca 3-4 marka vardı. Detaylı olarak bu makineler, üretim süreçleri, fiyat-maliyet dengesi, artıları ve eksileri doğrultusunda araştırmalar yaptık. Tercihimiz olan markaların Türkiye temsilcileri ile bağlantıya geçtik ve karşılıklı görüşmelerde bulunduk. Gerek yaklaşımları gerekse de makine konusundaki bilgilendirmelerini yeterli gördüğümüz temsilcilerle ikinci görüşmeleri yaptık. Daha sonra makine üreticisi firmaların üretim yaptıkları ülkeleri ziyaret edip makinelerde çeşitli denemeler gerçekleştirdik. matbaa&teknik: Aras Grup ile ilişkiler nasıl başladı? Makine yatırım süreci nasıl tamamlandı?

134

matbaa&teknik: Yeni girdiğiniz bir alanda kurumsal firmalarla çalışmanızın sırrı nedir? Ahmet Hasoğlu: Karar verme süreci sonrasında yatırımın gerçekleşmesi çok fazla zamanımızı almıyor. Yatırım ve pazarlama gücü olan bir firmayız. Özellikle ortağımız 20 yıldır pazarlama konusunda önemli tecrübelere sahip olan bir kişi. Farklı noktalardaki güçlerimizin birleşiminden önemli bir sinerji ortaya çıktı. matbaa&teknik: Hizmet alanınızla ilgili hedeflerinizden bahseder misiniz? Yeni yatırımlar gerçekleştirmeyi düşünüyor musunuz? Ahmet Hasoğlu: Kapasite artırımına gitmek yakın dönemli hedeflerimiz arasında. Fakat öncelikle pazarlama departmanımıza yeni arkadaşları alarak öncelikle müşteri, mevcut iş ve talep potansiyelimizi arttıracağız. Üretim açısından ise şuan için görünen bir flekso makinesine daha yatırım yapmamız gerekeceğidir. Alanımız genel olarak değerlendirildiğinde oldukça kapsamlı. Farklı uygulamaları gördükçe heyecanlanıyor ve üretim yapımız içine dahil etmek istiyoruz. Zaman içinde farklı uygulamalarda gerçekleştiren bir yapıyı kuracağımıza inanıyorum. Şuan çalıştığımız firmaların yurtdışına yüksek oranda ihracatları var. Bu nedenle sunduğumuz hizmetin kalitesine özellikle dikkat etmemiz gerekiyor. Türkiye’deki ambalaj ve etiket kullanım oranlarındaki artışa paralel olarak pazarın da gelişeceğini düşünüyorum. Zamanla çok ciddi iş potansiyelleri ortaya çıkacaktır. Gerekli yasal düzenlemelerinin bir an önce yapılması, sektörün gelişmesi açısından son derece önemli.


print buyer

matbaa&teknik

Zafer Ofset Bölgesinin Yatırım Devleri Arasında Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın da katıldığı törende Zafer Medya Ofset ve Matbaacılık yaptığı yatırımlarla ödül alan 21 firma arasında yer almayı başardı.

Erzurum Organize Sanayi Bölgesi Yönetimi tarafından 2011 ve 2012 yıllarında yeni yatırım yapan veya kapasite artırımına giden işletmeler düzenlenen törenle ödüllendirildi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’ın da katıldığı törende Zafer Medya Ofset ve Matbaacılık yaptığı yatırımlarla ödül alan 21 firma arasında yer almayı başardı. Zafer Medya Ofset ve Matbaacılık adına ödülünü Yönetim Kurulu Üyesi Selahattin Barlak, Organize Sanayi Yönetim kurulu Başkanı Zülküf Bakaç’ın elinden aldı.

kat çeken Zafer Medya Ofset ve Matbaacılık Yönetim Kurulu Başkanı Metin Barlak, bugünkü gelişimin 30 yıllık matbaacılık tecrübesinin ürünü olduğunu söyledi. Batı'nın kullandığı tüm teknolojiyle hizmet verdiklerini ifade eden Barlak, "Yıllar öncesinde en küçük bir kitap, broşür ve dergi büyükşehirlere gidip oradan yapılıp geliyordu. Vatandaş baskısının bazen de tasarımını göremiyordu. Bu eksiği tamamlamak için öncelikle bir fizibilite raporu hazırladık. Eksiklikleri ortayı çıkardık. Ardından gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında bağlantılar kurup, son teknolojiyi şehrimize getirdik. Kendi öz sermayemizle 2 milyon TL'lik yatırımı yaparak, şehir ekonomisine 40 kişilik ekiple önemli bir istihdam sağladık. Bundan sonra da yine teknolojiyi takip edip, en güzelini şehrimize ve bölgemize getireceğiz" dedi.

Öz Sermaye ile 2 Milyon TL'lik Yatırım

Yatırımlar Yeni Teknolojiye

Zafer Medya Ofset ve Matbaacılık adına ödülü Yönetim Kurulu Üyesi Selahattin Barlak, Organize Sanayi Yönetim Kurulu Başkanı Zülküf Bakaç’ın elinden aldı.

21 Firma Ödüllendirildi

Öz sermayenin Erzurum'da kaldığına dik-

136

Bölgede yapmış olduğu yatırımlarla göz

dolduran Zafer Medya Ofset ve Matbaacılık, mevcut tesislere yeni teknolojiler ekliyor. Makine parkını teknolojiyle genişleten Zafer Ofset, yeni aldığı makineyle Erzurum'a ve bölgeye hizmet veriyor. Batı standartlarıyla Erzurum'da hizmet veren Zafer Medya Ofset, 70 x 100 Heidelberg 5+Lak ofset baskı makinesini tesislerine kazandırdı. Doğu Anadolu Bölgesi'nde bir ilki gerçekleştiren Zafer Medya Ofset Matbaacılık, matbaa sektöründe yatırımların da öncülüğünü yapıyor. Organize Sanayi Bölgesi'nde 6 bin metrekarelik modern tesislerde ofset, baskı ve mücellit makineleriyle Doğu Anadolu Bölgesine hizmet veren Zafer Medya Ofset Matbaacılık, kitap, dergi, broşör gibi birçok kalem ürünü hızlı, pratik ve kaliteli bir şekilde baskısını yapıyor. Tesislerde baskıya başlayan yeni makine, şehrin matbaacılık sektörü ile ilgili her türlü işleri, başka bir şehre gitmeden çıkarabiliyor.


print buyer

matbaa&teknik

Yıldız Matbaası Xerox ile yükseliyor Ofset baskı parkurunu Xerox Color 1000 ile destekleyen Yıldız Matbaa ve Dijital Baskı; baskı miktarı farketmeksizin müşterilerine daha hızlı ve daha kaliteli çözümler sunuyor.

Xerox’un yüksek kapasiteli renkli dijital baskı sistemleri, Türkiye’nin her yerindeki baskı ve kopyalama sektörünün lider firmaları tarafından tercih ediliyor. 25 yıldır İstanbul’da faaliyet gösteren Yıldız Matbaa ve Dijital Baskı da Xerox kalitesinden vazgeçemeyenlerden. Kurulduğu günden bugüne Xerox ürünlerini tercih eden Yıldız Matbaa ve Dijital Baskı Merkezi, son olarak Xerox Color 1000’i makine parkına ekledi.

Xerox Color 1000 ile hedef yıllık üretim kapasitesini iki katına çıkarmak Xerox Color 1000 ile yıllık üretim kapasitesini iki katına çıkarmayı hedeflediklerini söyleyen Yıldız Matbaa ve Dijital Baskı Merkezi sahibi Necati Yıldız; “Müşterilerimize en iyiyi sunmak için bu yatırımı yaptık. Ofset baskı parkurumuzu destekleyecek Xerox Color 1000 ile daha hızlı ve daha kaliteli hizmetler sunacağız. Düşük tirajlı, dijital teknoloji ile basılabilir türdeki her iş için Xerox Color 1000’i kullanacağız. Bölgemizdeki konumumuzu korumamız, müşterilerimize en iyiyi sunabilmemiz için Xerox Color 1000 hızı, kalitesi ve üretim verimliliği ile bize destek olacak. Hedefimiz yıllık üretim kapasitemizde iki katı bir artış sağlamak” diye konuştu. Xerox Color 1000’i tercih ederken, Xerox iş ortaklığındaki kalitesini, güvenini ve prestijini de göz önüne aldıklarını söyleyen Necati Yıldız, “Xerox ile iş ortaklığımız 2003 yılında başladı. İlk Xerox dijital baskı sistemimiz Xerox DocuColor 12 oldu. Kendi zama-

138

nının en iyi teknolojisi olan bu ürün ile ofset baskı parkurumuzu dijital baskı ile bütünleştirdik. O dönemde de gelecekte ofset baskı sektörünün ve taleplerin bu yönde olacağını ön görmemiz sebebi ile bu yatırımı yaptık. Zaman bizi haklı çıkardı. Xerox, tecrübe ve bilgi birikimi ile bu süreçte hep yanımızda oldu; bize prestij, kalite ve güven kattı, katmaya devam ediyor” dedi. Xerox Türkiye Grafik Sanatlar Satış Müdürü Bülent Tunca da yatırım ile ilgili; “Xerox ile başlayıp Xerox ile büyüyen Yıldız Matbaa ve Dijital Baskı için Xerox Color 1000 çok verimli bir yatırım oldu; getirilerini önümüzdeki günlerde daha net göreceğiz. Yıldız Matbaa ve Dijital Baskı ile neredeyse kurulduğu günden başlayan bir iş ortaklığımız var. Hızla büyümeye devam eden bu kurumun başarılarının artmasını ve iş hacmini büyütmesini bekliyoruz. Vizyoner yaklaşımı bizi de motive ediyor ve biz de Xerox ekibi olarak elimizden gelen her türlü desteği sunmaya devam edeceğiz” dedi.

“Ofset ve dijital baskı birlikteliği bizim için avantaj” Ofset ve dijital teknoloji bir arada kullan-

malarının kendileri için avantaj olduğunu söyleyen Necati Yıldız; “Ofset ve dijital baskı teknolojilerini bir arada sunmamız, müşterilerimize ''adet'' sınırlaması olmadan hizmet vermemizi sağlıyor. Bizce bu iki teknoloji ayrılmaz bir bütünü oluşturuyor” ifadelerini kullandı. Dijital baskı pazarının yükselme dönemini yaşadığını söyleyen Necati Yıldız, önümüzdeki yıllarda da dijital baskının pazar payının artacağını düşünüyor. İstanbul’da dijital baskı potansiyelinin oldukça yüksek olduğunu belirten Necati Yıldız, sektörün bu potansiyeli karşılayacak düzeyde olduğunun altını çizdi.

25 yıllık tecrübe Temeli serigrafi ile atılan Yıldız Matbaa ve Dijital Baskı, 1991 yılından bugüne İstanbul Anadolu yakasında bir çok matbaa, ajans ve kurumsal firmalara hizmet vermektedir. Bugün, bir çok ajans ve matbaanın çözüm ortağı olan Yıldız Matbaa ve Dijital Baskı, müşterilerinin birinci elden tedarikçisi konumundadır. Üst düzey teknolojiye sahip makine parkuru ile Yıldız Matbaa ve Dijital baskı, müşterilerine en iyiyi sunmaktadır.


print buyer

matbaa&teknik

Sınır ötesi satış fırsatlarından daha iyi faydalanabilmek için

eBay Scodix SENSE™ ‘i seçti eBay chooses Scodix SENSE™ Sınır ötesi satış fırsatlarından daha iyi faydalanabilmek için eBay Scodix SENSE™ ‘i seçti

eBay sitesini kullanarak 104 milyon aktif kullanıcıya satış yapan İsrailli satıcılar için yerel bir ekip kurdu. eBay, İsrailli şirketlerin müşterilerine sundukları fırsatları daha iyi tanıtabilmeleri ve kampanya imajlarına prestij katabilmeleri için, Scodix SENSE™’i tercih etti. eBay bir dizi farklı baskı hediyesi tasarladı,üretti, ve her birini Scodix deneyimi ile geliştirdi. Seçilen ürünlerin daha da göze çarpmasını sağlamasıyla bilinen Scodix basılı malzemeler üzerindeki eBay logosunun renkleri üzerine uygulandı. parlak gofrajlı polimer kullanımı ile, Scodix SENSE uygulaması hediyeleri alan herkes unutulmaz bir deneyim yaşadı. eBay İsrail İş Geliştirme Yöneticisi Elad Goldenberg, "Bu kampanya için Scodix teknolojisinden faydalanmaya karar verdik çünkü ürünlerimizin uzun süre hafızalardan silinmeyecek şekilde hatırlanmasını istiyoruz. Scodix SENSE iyileştirmesinin sağladığı yüksek kalite logomuzun tüm renkleri ile müşterilerimizin dikkatini çekmesini sağlıyor ve farklı bir bakış ve hissiyat katıyor” dedi. Elad sözlerine şöyle devam etti “Scodix’in izleyici-

140

lerin ilgisini hemen çeken bir uygulama olması Scodix’i tercih etmemizde önemli bir faktör oldu.” Bu farklı hediyeler arasında defterler, takvimler, kartvizitler, dosyalar vb. bulunuyor. Her ürün öncelikli olarak İsrail’deki Eichut Matbaası’ndaki HP Indigo dijital baskı makinesinde basıldı ve, daha sonra Scodix SENSE uygulamasının meydana getirildiği Scodix S74 Digital ile sonlandırması yapıldı. Tüm Scodix baskılarının içine yerleştirilmiş olan CCD kamera pin-point kayıt sistemi , ve patentli Scodix clear polimer sayesinde yüksek parlaklık seviyesi (99 Gloss birimi), ve 250 mikrona kadar parçalar üzerine basma yeteneği sağlanıyor. Scodix Pazarlama Başkan Yardımcısı olan Ziki Kuly, tüm zamanların en büyük eticaret şirketi olan eBay’in Scodix teknolojisini seçtikleri için çok memnun olduklarını belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: “Giderek daha fazla şirketin, ürünlerine değer katmak,marka ve ürün farklılaştırması sağlamak ve rafta daha fazla dikkat çekmek için, Scodix’in hizmetlerine yöneldiğini görüyoruz.”

eBay has recently established a local team to support Israel-based merchants that sell via eBay’s marketplace to reach a global customer base of over 104 million active users. To help build greater understanding of the opportunities Israeli businesses have, eBay chose Scodix SENSE™ to add an exclusive prestige feel to their campaign look. eBay designed and produced a variety of printed gifts, and enhanced each one of them with the Scodix experience. Chosen for its proven success in making select items stand out; Scodix was applied to the colors of the eBay logo on the printed items. Utilizing the glossy raised selective clear polymer, the Scodix SENSE enhancement provided an unforgettable tangible experience to all those who received the gifts. "We decided to use Scodix technology for this campaign because we wanted to differentiate our products so they would be remembered. The high quality provided by the Scodix SENSE enhancement allowed our logo to jump out at the receiver in all its colors , while at the same time providing it with an exclusive premium look and feel", stated Elad Goldenberg, eBay Israel Business Development Manager. In order to infiltrate the target Israeli market (companies and organizations in the business community), first impressions not only last, but need to make an immediate impact. Elad continued that "with Scodix's ability to instantly capture the eye and then interest of its audience it was only natural that we chose Scodix to enhance these gifts for us."The variety of gifts included notebooks, calendars, business cards, folders and more. Each item was originally printed on the HP Indigo presses at Eichut Printing in Israel, followed by the enhancement printing on the Scodix S74 Digital Press, where the Scodix SENSE was created. As a result of the CCD camera's pin-point registration system embedded in all Scodix presses that apply the enhancement precisely to the eBay logo, the high level of glossiness (99 Gloss units) due to the proprietary Scodix clear polymer, and the ability to print elevated elements as high as 250 microns, an unparalleled effect was achieved. Ziki Kuly, VP of Scodix Marketing, reported that Scodix was pleased to learn that eBay, the world's leading ecommerce company of all times, chose to support their brand's image with Scodix technology. "More and more we see companies requesting print enhancements to add value to their products and to create brand or product differentiation for enhanced shelf impact, which Scodix has proven to deliver time and time again."


teknoloji

matbaa&teknik

Farklılaşan Dijital Baskı Makinesi MGI METEOR DP8700 XL MGI Digital Graphic Technology, Meteor DP8700 XL modelini Türkiye temsilcisi Bilgitaş aracılığıyla müşterilerine sunuyor.

Dijital baskı makinesi ve sonlandırıcı çözümleri konusunda dünyanın önde gelen üreticilerinden Fransız MGI Digital Graphic Technology kağıt, zarf, sentetik, plastik ve banner gibi çok farklı medyalara baskı yapabilen yeni renkli dijital baskı makinası Meteor DP8700 XL modelini Türkiye temsilcisi Bilgitaş ile Türkiye pazarına sundu.

Kişiye Özel Farklılaşan Çözümler MGI Meteor DP8700 XL ticari baskı merkezleri, şirket içi üretim merkezleri, plastik kart üreticileri, basımevleri, resmi daireler ve daha birçok kuruma düşük işletim maliyeti ile ihtiyaçları doğrultusunda istenilen adetlerde broşürler, bannerlar, takvimler, görsel pazarlama uygulamaları, kartvizitler, albümler, zarflar, değişken veri ile kişiye özel uygulamalar, vb. çözümler sunuyor.

ötesi lamba sistemi ile üretkenlik ve kalite maksimize edilir.

Bozulmayan Kalite Saatte 4.260 A4/2.280 A3 sayfa renkli ve siyah/beyaz baskı hızı ile iş akışını hızlandıran Meteor DP8700 XL modelinde kullanıcılar bir yazdırma işi içinde metin ve fotoğraflar için ayrı satır desenleme özelliğini seçerek en iyi kalitede çıktı alabilirler. Ayrıca otomatik ayarlanabilen ofset besleme tablasından bugün piyasada bulunan en hassas (±0.2 mm) hata payı ile hizalama sağlanır. MGI'ın kuru, yağsız ve silikonsuz toner özelliği sayesinde tam renkli basılmış antetli kağıtlar, zarflar vb. dokümanlar daha sonrasında renk kalitesi bozulmadan standart lazer yazıcılarda kullanılabilir.

Kısa Tirajda Maksimum Verimlilik Tabaka Besleme Özelliği Meteor DP8700 XL 3600 dpi/270lpi çözünürlüğü ile ofset kalitesinde yüksek kaliteli baskılar sunarken, 330x1.020mm’ye varan formatlarda tabaka besleme özelliği ile benzerleri arasında tek dijital baskı makinesidir. Cihazın en doğru ve canlı renkleri basmayı sağlayan güçlü RIP özelliği, standart 4.750 sayfalık medya besleme kapasitesi ve medyaların baskı öncesi yüzeylerinin en uygun hale getirilmesi için geliştirilmiş kızıl-

142

Bilgitaş Pazarlama ve İş Geliştirme Koordinatörü Türkay Terzigil yaptığı açıklamada “ Dijital renkli baskı talebi, renk kalitesi, baskıda kullanılan medya ve uygulama çeşitliğine verilen önem tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de her geçen gün artmaktadır. Bilgitaş olarak piyasaya sunduğumuz MGI Meteor DP8700 XL modeli ile pazardaki bu ihtiyaçları karşılayarak kısa tirajlı baskı işlerinde maksimum verimliliği sağlayacağız” şeklinde görüşlerini bildirdi.


teknoloji

matbaa&teknik

MiniSert: Giriş Seviyesinde Otomatik İnsert Atma World premiere in Hinwil for a new inserting line

MiniSert: automatic inserting at the entry level On the threshold of automatic inserting At Drupa 2012, Ferag presented MiniSert, a concept for easy and cost-effective entry into the mechanized inserting process. Only four months later, international customers and a cross-section of the trade press were able to witness its world premiere. At the Ferag AG headquarters in Hinwil, MiniSert was showcased for the first time as a marketable solution operating under real production conditions. MiniSert is aimed at newspaper markets that have until now inserted manually, although their volume of inserts would justify a change to the automatic process.

MiniSert şimdiye kadar manüel insert atma uygulaması kullanan gazete piyasalarını hedefliyor. MiniSert is aimed at newspaper markets that have until now inserted manually, although their volume of inserts would justify a change to the automatic process.

Ferag yeni bir insert atma hattı için Hinwil’de dünya prömiyerini yaptı drupa 2012’deki konsept çalışmasının lansmanından sadece dört ay sonra, yeni MiniSert insert atma hattı Hinwil’deki Ferag AG’s Pressday 2012’de görücüye çıktı.

MiniSert modüler bir tasarıma sahip . MiniSert’in temel parçaları, besleme grubu, insert atma modülü ve istiflemeden oluşuyor. Kurulum sürecinden sonra sadece bir haftalık eğitim süreci ile MiniSert kullanıma hazır hale geliyor.

Otomatik insert atmanin eşiğinde

Kompakt formda yüksek performans

Ferag, drupa 2012’de mekanize edilmiş insert atma süreci için kolay ve uygun maliyetli bir konsept olan MiniSert’i tanıtmıştı. Sadece dört ay sonra uluslararası müşteriler ve ticari medyanın temsilcileri bu dünya prömiyerine tanıklık edebildiler. Hinwil’de bulunan Ferag AG merkezinde, MiniSert ilk kez gerçek üretim şartlarında çalışan pazarlanabilir bir çözüm olarak görücüye çıktı. MiniSert şimdiye kadar manüel insert atma uygulaması kullanan gazete piyasalarını hedefliyor.

MiniSert bir saatte 20 bin adet ürünü hazır hale getirebiliyor. İnsert atma dizilimi, yüksek süreç stabilitesi ile yüksek hız aralıklarında yumuşak bir işleyişi garanti etmek için denenmiş ve test edilmiş rotary prensibini kullanıyor . Ana ürünler bir kat açıcı ile açıldıktan sonra, rotary hareketi ile senkronize ediliyor. Entegre edilmiş kayıp kopya kontrolü ile sadece tam anlamıyla bitmiş olan ürünlerin üretimden geçmesi sağlanmış oluyor. Tamamlanan balyalar istiften kaldırıldıktan sonra manüel olarak bitişik hatta bantlanıyor. Besleme sektörü, çift modüller kullanılarak ikili, dörtlü, altılı inserte kadar genişletilebiliyor . InterHopper ile besleyicileri çalıştırmak kolay ve rahat ve insert atma hattında olduğu gibi mükemmel bir ergonomi ve performansı ile muadillerinden ayrılıyor.

Bir hafta sonra üretim için hazır MiniSert sayesinde, gazete üreticilerinin artık otomatik insert atma için uygun maliyetli bir seçenekleri var. Çok uygun bir fiyatta ve çok yüksek seviyede bir üretim güvenliği ile insert atma süreci yepyeni bir performansa ulaşabilir.

144

Ready for production after one week Thanks to MiniSert, newspaper printers now have the option to make an inexpensive change to automatic inserting. At a comparatively low operating cost and a disproportionately high degree of production security, the inserting process can be brought to a new performance level. The design of MiniSert is modular. The main components are the hopper group, the inserting module and the stacker. After an assembly and training phase lasting one week only, MiniSert is ready to go. A lot of performance in a compact format MiniSert produces up to 20,000 finished products every hour. The inserting sequence uses the tried-and-tested rotary principle to guarantee high process stability combined with smooth running up into the peak speed ranges. The main products are opened by a lap-opener, synchronized with the rotary motion. Integrated missing-copy control ensures that only complete finished products get through to distribution. The finished bundles are removed from the stacker and strapped manually in a nearline process. The hopper sector can be expanded in steps from two to four to six inserts using double modules. The InterHopper hoppers are easy and comfortable to operate, and like the inserting line as a whole are distinguished by excellent ergonomics and a performance that is totally non-critical as far as a wide spectrum of formats and products is concerned.


teknoloji

matbaa&teknik

Avery® Supreme Giydirme Filmi 14 Yeni Renk ve Yüzeyle Karşınızda Avery® Supreme Wrapping Film available

now in 14 new colours and finishes Avery Dennison'un Avery Supreme Giydirme Film serisine sınırlı süre sunulacak renk ve yüzey seçenekleriyle birlikte yeni bir 'tarz' daha eklendi. Rachel Oakley

pembe, kiraz pembesi, bakır, yeşil, gümüş, parlak kömür rengi ve gri arasından seçim yapabilecekler. Ayrıca, taşlanmış krom yüzeyin yanı sıra gerçekten dikkat çekmek isteyenler için ambulans sarısı da mevcut.’

Yeni Bir Boyut Ekleniyor

Sınırlı süre boyunca sunulacak bu renkler, araç giydirmenin, özellikle de 'kişiselleştirilmiş' araç giydirme projeleri söz konusu olduğunda artık daha çok bir moda pazarı haline gelmesi gerçeğine dayalı olarak tasarlandı. Sınırlı sürüm 14 yeni renk en son moda renk paletinin gerçek bir yansıması.

Mat Her Zaman ‘Havalı’dır Mat yüzeyler günümüzde araçlar için popüler bir tercih haline geldi ve buna paralel olarak Avery Supreme Giydirme Filmi’nin şık mat turuncu ve bej renkleri üretilmeye başlandı. Avery Dennison Graphics and Reflective Solutions Ürün Müdürü Rachel Oakley konuyla ilgili şu açıklamada bulundu; ‘Ve skalanın diğer ucunda, renkli metalik yüzeyler günümüzün modasının önemli bir bileşeni haline geldi. Daha şık bir görüntü için mat yüzeyler de içeren çok sayıda renk seçeneği ekledik. Müşterilerimiz artık mat

Yeni Avery Supreme Giydirme Filmi’nin sınırlı süre ulaşılabilecek renkleri hızlı ve kabarcıksız bir uygulama için Avery Easy Apply RS™ yapışkan teknolojisini içeren ultra konforlu kast vinil filmlerdeki standart 33 renk kartelasına katıldı. Rachel Oakley sözlerini şu şekilde sürdürdü; “Uzun süre kullanıldıktan sonra kolayca sökülebilmesi ürünün bir diğer önemli özelliğidir. Bu özellik moda araç giydirme pazarı için önemli bir faktör olabilir. Ayrıca, düşük minimum sipariş miktarları için bu premium ürünlerle uyumlu özel renkler sunmaya devam ediyoruz, bu nedenle ister tek bir araç, ister tüm bir kurumsal araç filosu için kişiselleştirilmiş giydirmeler yapılması da mümkündür.” Yeni Avery Supreme Giydirme Filmi’nin sınırlı süreli renkleriyle ilgili ayrıntılı bilgileri ve numuneleri veya www.perfectwrap.eu adresinden veya Avrupa genelindeki Avery Dennison Graphics and Reflective Products dağıtıcılarından temin edebilirsiniz.

A new element of ‘cool’ for vehicle wraps has been added to the Avery Supreme Wrapping Film range from Avery Dennison: limited edition colours and finishes. The time-limited colours reflect the fact that vehicle wrapping – particularly where ‘personalised’ car wraps are concerned – is very much a fashion market. The 14 new limited edition colours are a real reflection of the current colour palette.

Matt is cool A matt finish is a popular choice for cars today, and Avery Supreme Wrapping Film now comes in chic matt orange and beige. ‘And at the other end of the scale,’ says Avery Dennison Graphics and Reflective Solutions Product Manager Rachel Oakley, ‘coloured metallics are very much a current fashion feature. We’ve added a number of choices here – again featuring a matt finish for added sophistication. There’s matt pink, cherry pink, copper, green, silver, anthracite, and grey to choose from. There’s also a brushed chrome finish and, finally, ambulance yellow for real conspicuity!’

Adding a new dimension The new Avery Supreme Wrapping Film limited editions colours join the standard range of 33 colourways in ultra-conformable cast vinyl films featuring Avery Easy Apply RS™ adhesive technology for fast, bubblefree application. Long-term removability is also a feature of the products – which, says Rachel Oakley, ‘can be an important factor in the fashion car wrap market. Additionally’, says Rachel, ‘we continue to offer custom colour matching on these premium products for low minimum order quantities, so unique wrap personalisation is also possible, for single cars or for corporate vehicle fleets.’ Full details and special sample swatches of the new Avery Supreme Wrapping Film limited editions colours are available via the website, www.perfectwrap.eu, or from Avery Dennison Graphics and Reflective Solutions distributors throughout Europe.

145


aktüel

matbaa&teknik

Esko Automation Engine 12’yi Piyasaya Sürüyor Dinamik baskı öncesi iş akışı olan Automation Engine, Odystar/Nexus/BackStage entegrasyonunu tamamlıyor; hibrit baskı işlerini ise tam otomatikleştiriyor.

Baskı tekniğine uygun olarak otomatik bindirme (trapping)

Hibrit baskı iş akışı kurulumu

Bir seperasyonun metalik mürekkeple basıldığı iş akışı Hibrit baskı iş kurulumu

drupa 2012’de tanıtılan ve ambalaj, etiket, açık hava reklamcılığı sektörlerine hitap eden Suite 12 yazılım grubunun önemli bir parçası olan Automation Engine 12’nin tüm detaylarını duyurdu. Automation Engine 12, iş akışı otomasyonunu bir sonraki seviyeye taşıyor. Esko, üç iş akışı – BackStage, Nexus ve Odystar – uygulamasının tek bir platformda entegrasyonuyla ilgili sözünü tuttu. Bu sunucuları kullanan müşteriler, Automation Engine 12'ye geçiş yaparak mevcut iş akışlarını muhafaza ederken, güçlü ve istenildiğinde yeni özellikler ilave edilebilir, tümüyle veri tabanı odaklı çalısan bu sistemden faydalanabilecekler. Ayrıca, Automation Engine 12 farklı baskı tekniklerini bir arada bulunduran işler için tam iş akışı otomasyonu sağlayan ilk program olarak, piyasadaki diğer tüm ürünlere kıyasla olağanüstü bir performans sunuyor. Bu durum, karmaşık ambalaj baskı işleri için ilk kez eksiksiz otomasyon getiriyor. Bindirme (trapping), ön kontrol ve distorsiyon gibi parametreler, baskı tekniğine bağlı olarak farklılık gösterebiliyorlar. Automation Engine 12 kullanılarak, gerektiğinde dosyadaki her bir seperasyona bir baskı tekniği tanımlanabiliyor. Esko Automation Engine 12 – baskı öncesi iş akışı otomasyonunda yeni bir standart Baskı uzmanları her gün kalitenin artırılması, hataların azaltılması, şirket ve üretim süreçlerinin maliyetlerinin yönlendirilmesi gibi zorluklarla karşılaşıyorlar. Automation

146

Engine 12, siparişten baskıya kadar sorunsuz otomasyon sağlamak için şirket sistemlerine ulaşarak her aşamada müşterilere yardımcı olurken, kurulumu ve işletmesi kolay dinamik üretim akışları sağlıyor. Automation Engine 12’nin diğer yeni özellikleri arasında şunlar var: • Adobe uygulamaları (örneğin Illustrator, Photoshop, InDesign) ve Alwan gibi diğer firma araçları için kapsamlı komut desteği yoluyla yerel dosyalardan otomatik çizim oluşturma. • Automation Engine ve WebCenter ambalaj yönetim çözümü arasında önemli ölçüde geliştirilmiş entegrasyon yoluyla iş süreçleri ve üretim arasında sorunsuz senkronizasyon. Ayrıca, Esko’nun CDI flekso CTP- dijital klişe pozlandırma sistemiyle entegrasyonu da iyileştirilmiştir. • Klişe yapma sürecinde tümüyle takip edebilirlik – özel klişe ID’si baskıya giden klişeler üzerinde tam kontrol sağlar ve gerektiğinde doğru klişenin yeniden pozlanmasını garanti eder. • Eksiksiz bir kalite kontrol sağlayan geliştirilmiş Viewer özelliği. Ekstra Viewer filtreleri kopuk noktalar, flekso klişe, flekso baskı, baskı kayma hatası simülasyonu ve Toplam Mürekkep Kapsama alanının görselleştirilmesini sağlıyorlar. • Tamamen yenilenmiş web tabanlı yönetim bölümü, uzak noktalardan takibe ve müdahaleye imkân veriyor. Automation Engine, Suite 12’nin belkemiğini oluşturuyor ve RIP’ler, web araçları

gibi interaktif uygulamaları, tek ve güçlü bir çözümde entegre ediyor. Müşteriler, Automation Engine 12’yi bağımsız bir ürün olarak satın alabiliyorlar. Bu ürün daha fazla etkinlik ve verimlilik getirerek, ambalaj ve etiket firmaları ve onların müşterileri için zamandan ve paradan tasarruf sağlıyor. Sunucu Platformları Ürün Müdürü Dries Vandenbussche; “Automation Engine 12, etiket üretim otomasyonunu tamamen yeni bir seviyeye taşıyor. Piyasada farklı baskı tekniklerini birleştiren işler için tam otomasyon sağlayan ilk sunucu sistemi. Çizimlerin otomatik oluşturulması için kullanılan esnek komut yapısı ve WebCenter ile otomatik senkronizasyonu, Automation Engine 12’yi iş sisteminden klişe veya dijital baskıya kadar eksiksiz otomasyon için ideal platform haline getiriyor.”


teknoloji

matbaa&teknik

Sun Chemical, SunVetro® ile cama direkt baskı uygulamasını Glasstec 2012 fuarında tanıttı Sun Chemical demonstrated the possibilities of direct glass printing with

SunVetro at Glasstec 2012 ®

Sun Chemical, en son geliştirdiği organik UV kürlenen mürekkep ile cama direkt baskı teknolojisini Glasstec 2012 fuarında görücüye çıkardı. Cam bardak üzerine yapılan baskı ile UV organik mürekkepleri ile geliştirilebilecek yüksek kalitede baskı efektleri tanıtılırken, markaların ambalaj tasarımı konusunda artık daha yenilikçi olabilecekleri de kanıtlanmış oldu. Söz konusu cam bardak SunChemical’ın SunVetro® serisindeki, inorganic mürekkeplerle yapılamayacak şekilde parlak ve güçlü renkler basılmasını sağlayan, Vitrocure UV curing mürekkebini kullanıyor.

Cam tek tasarımda üç etki sağlayacak şekilde basıldı; üstün parlaklık sağlayan altı spot renk kullanan tam renk; bardak tanıtımı ve paketlemesinde kullanılan termokromik etki, ve bardakta gravür etkisi oluşturmak için kullanılan frost etkisi. Sun Chemical Industrial Inks Avrupa Pazarlama Müdürü olan Robin McMillian, “Bu baskılı cam örneği ile markaların UV curing mürekkeplerinin kullanarak ulaşabilecekleri paketleme kalitesi ve çeşitliliğini görebiliyoruz. Sun Chemical’in dekorasyon çözümleri markaların kullandıkları cam paketlerin rafta göze çarpmasına yardımcı olacak” dedi.

Sun Chemical, showcased its latest in direct glass printing with organic UV inks at Glasstec 2012. Sun Chemical has produced a drinking glass to demonstrate the various printing possibilities of direct glass printing with organic UV curing inks. The glass showcases the high quality print effects that can be achieved with UV organic inks, opening up the opportunity for brands to be even more creative in package design. The glass uses Sun Chemical’s Vitrocure UV curing ink from the SunVetro® range, which prints bright and strong colours, and would be difficult to achieve with inorganic inks. The glass was printed with one design for three effects; full colour which used six spot colours demonstrating the brightness that can be achieved; a thermochromic effect, popular with promotional and launch drinkware and packaging, and a frost effect, which represents a printable way of featuring an etch-effect on glass. Robin McMillan, European Marketing Manager Industrial Inks, Sun Chemical comments: “This example of printed glass demonstrates the packaging quality and possibilities that brands can achieve through using UV organic inks. Sun Chemical’s decoration solutions can help brands glass packaging stand-out on the shelf.”

147


teknoloji

matbaa&teknik

Fotoğraf, Video Oluşturmak, Düzenlemek ve Paylaşmak Artık Daha Kolay Fotoğraf, Video Oluşturmak, Düzenlemek ve Paylaşmak Artık Daha Kolay

Adobe Systems Incorporated, ev kullanıcılarına yönelik fotoğraf ve video düzenleme yazılımlarının yeni sürümleri olan Adobe® Photoshop® Elements 11 ve Adobe® Premiere® Elements 11'i duyurdu. Photoshop Elements 11, fotoğrafların düzenlenmesi, organize edilmesi ve paylaşılması için eksiksiz bir çözüm sunarken; Premiere Elements 11 ise, etkileyici videoların kolayca oluşturulup paylaşılmasını sağlıyor. Ayrı ürünler olarak satın alınabilen Photoshop Elements 11 ve Premiere Elements 11 ayrıca, düzenlemeyi kolaylaştırıp, günlük fotoğraf çekimlerini ve videoları heyecan verici fotoğraf ve evde kolayca yapılabilen filmlere dönüştürüyor. Üstelik bunları anında arkadaşlarınız ve ailenizle paylaşabilmeniz için kullanımı kolay araçlar sunuyor. Her iki çözüm de Windows® ve Mac ile uyumlu.

148

Adobe Akdeniz Bölge Müdürü Tolunay Tomrukyeni sürümlerle ilgili şunları söyledi: “Fotoğraflar ve videolar, anları yakalamamıza ve paylaşmamıza olanak tanıyor. Kullanıcı dostu Photoshop Elements 11 ve Premiere Elements 11, yenilikçiliği teşvik ediyor ve tüketicilerin bu kişisel anıları en iyi şekilde hatırlamasına ve paylaşmasına yardımcı oluyor.”

Photoshop Elements 11 ile Harika Fotoğraflar Oluşturmak Adobe Photoshop Elements 11’in yeni sürümünde fotoğrafların en iyi şekilde görünmesini sağlayan çok sayıda düzenleme seçenek mevcut Photoshop Elements 11’in yeni özellikleri şu şekilde; • Tamamen yenilenmiş kullanıcı dostu arabirimler, dijital görüntülemede sek-

tör standardı olan Adobe Photoshop ile aynı motora sahip. Kolayca gezinilebilen hızlı, kılavuzlu ve uzman düzenleme modları; tek tıklatma seçenekleri; kullanışlı bir işlem çubuğu ve kullanıcılara çekimlerini en iyi şekilde düzenlemelerinde yardımcı olan büyük koyu renkli simgeler içeriyor. • Fotoğrafları insanlar, mekanlar (Google haritalarda coğrafi etiketlemeyle) veya olaylara göre sezgisel olarak kolayca organize edebiliyorsunuz. • Yeni Kılavuzlu Düzenleme özelliğiyle; perspektif düzeltme, süslemeler ve gösterişli ve sade efektler gibi profesyonel düzeydeki efektleri kolayca oluşturabiliyorsunuz. • Karikatür, Çizgi Roman ve Kalem ve Mürekkep gibi yeni filtreler, fotoğrafları çarpıcı resimlere dönüştürerek gelişimciliği teşvik ediyor.


teknoloji

matbaa&teknik

• Akıllı Photoshop teknolojisi, farklı fotoğraflardaki nesneleri çıkarmayı kolaylaştırıyor. • Fotoğrafları e-posta, Facebook, YouTube™, Vimeo® ve daha fazlası üzerinden kolaylıkla paylaşabiliyorsunuz. Premiere Elements 11 ile Profesyonel Kalitedeki Videolar Yeni Premiere Elements 11 sürümünün, otomatik film oluşturma seçenekleri ile işi düzenlemenin ötesine götürerek, profesyonel düzeyde yaratıcı videolar oluşturabiliyorsunuz. Premiere Elements 11’in başlıca özellikleri şöyle; • Photoshop Elements 11'de bulunan güncellemelerin aynılarını içeren tamamen yeni ve gelişmiş kullanıcı arabirimi. • Harika görünen efektler, geçişler, temalar, başlıklar, disk menüleri ve profesyonel düzeyde efektler ve seslerden oluşan geniş bir seri. • FilmLooks ile videoları Hollywood filmlerine benzetebilir; yavaş ve hızlı hareket efektlerini kolayca uygulayabilir; kaydırma kontrolleri ile renk arayabilir; sorunsuz geçiş için karışımları kolayca birleştirebilir, hızlı ön ayarlar ile ayarlamalar

yapabilirsiniz. • Hazırladıklarınızı Vimeo'da entegre video paylaşımı ile gösterebilirsiniz.

Photoshop Elements 11 ve Premiere Elements 11 paketi, 149,99 $ tavsiye edilen perakende satış fiyatı ve 119,99 $ yükseltme fiyatı ile piyasada bulunabiliyor. Adobe Photoshop Elements 11 ve Adobe Premiere Elements 11 ayrı ayrı, 99,99 $ tavsiye edilen perakende satış fiyatı ve 79,99 $ yükseltme fiyatı ile piyasada bulunabiliyor. (Listelenen fiyatlar, ABD'deki Adobe doğrudan mağaza fiyatlarıdır; perakende fiyatları farklılık gösterebilir. Fiyatlara vergi veya nakliye ve teslimat ücretleri dahil değildir.) Diğer dillerdeki sürümler, fiyatlar, yükseltme ve destek ilkeleri hakkında bilgiler Adobe.com adresinde bulunabiliyor. Ücretsiz eğitim videoları için ise Adobe TV'yi ziyaret edebilirsiniz. Öğrenciler, fakülteler ve K12 ve üzeri eğitim personeli için eğitim fiyatları, Adobe Yetkili Eğitim Satıcıları ve Adobe Eğitim Mağazası'nda bulunabilir. K-12 ve üzeri eğitim enstitüleri için eğitim toplu lisansı hakkında daha fazla bilgiyi, www.adobe.com/aboutadobe/volumelicensing/education adresinde bulabilirsiniz.

Baskı Kalitesinde HD Onaylı Teknoloji 3M Fleksografik Klişe Montaj Bantları artık Esko Artwork tarafından HD Flexo onaylı. 3M Fleksografik Klişe Montaj Bantları serisi, Esko Artwork tarafından HD Flexo onayı aldı. Bu sertifikasyon, 3M’nin ürün performans standartlarında gösterdiği özenin ve istikrarlı olarak devam eden kalite anlayışının bir sonucu oldu. Sertifikasyon çerçevesinde baskı şirketlerinin HD Flexo teknolojisini kullanarak beş farklı işten 10 ayrı baskı örneği üretmesi gerekiyor.

Esko Tarafından Onaylanmak Önemli 3M Endüstriyel Yapıştırıcılar ve Bantlar Bölümü İş Geliştirme Müdürü Gerald Vogler, “Kalitesi ve olağanüstü performans sergileyen yenilikçi ürünleri nedeniyle 3M’yi dene-

yimleyen müşteriler, markayı tercih etmeye devam ediyor. Yüksek kaliteli sonuçlar için bizimle aynı tutkuyu paylaşan bir firma olan Esko tarafından onaylanmak bizim için çok önemli” diyerek onayın önemini dile getirdi.

Yüksek Hızda Mükemmel Sonuçlar 3M, Esko sertifikasyonunu 3M Fleksografik Klişe Montaj Bantları yelpazesi için aldı. Benzersiz baskı kalitesine sahip bantlar, kolay montaj ve demontaj özelliğiyle baskı öncesi hazırlık ve baskı sonrası temizlik süresini azaltırken yüksek hızda baskılarda bile mükemmel sonuç elde edilmesini sağlıyor.

149


teknoloji

matbaa&teknik

Self-adhesive Labels Enter a New Arena in the Food Market A small, hand-held disposable device for detecting protein on surfaces in food preparation and packaging areas is the latest innovation achieved with the help of self-adhesive labels. Orion Clean Card® PRO, the patent-pending device from Orion Diagnostica, leading Finnish specialists in diagnostic testing systems and hygiene monitoring, was the result of teamwork with the company’s expert label printers, Auraprint Oy, and VTT, the Technical Research Centre of Finland.

by Jules Lejeune, Managing Director FINAT It has taken more than five years to bring to perfection – and it has already received two accolades for innovation: the Finnish Chemical Industry Innovation Award in 2010 and, just recently, an Innovation Award in the FINAT 2012 Self-adhesive Label Awards – the self-adhesive label industry’s international annual competition recognising and rewarding high achievers in the creative use of the self-adhesive laminate. Self-adhesives labels have contributed much to food and beverage packaging over the years, thanks to their combination of functional and aesthetic characteristics. The laminate of label face stock (paper or film), adhesive, and release-coated liner delivers high-quality print, an exceptional choice of possible label shapes and sizes, and fast, easy, accurate automatic dispensing. Additionally, multiple labels may be applied in one machine pass; security devices may be encapsulated in or under the label face; and over-the-cap seals on such items as baby foods provide tamper-evidence. Permanent, removable, and even wash-off adhesive choices meet every requirement. These are all qualities which food and beverage manufacturers value highly.

150

Innovative hygiene testing Now, however, the self-adhesive laminate is contributing a different but complementary innovation for the food processing and food service market. The Orion Clean Card PRO test, wiped over a moistened working surface, responds to any protein residue by changing colour within just 30 seconds. The presence of protein indicates inadequate cleaning – thus helping to prevent the spread of food poisoning pathogens between food, surfaces, and equipment. The Orion Clean Card PRO combines complex chemistry, materials science, and print technology to deliver this outstandingly practical device.

Technical team co-operation The project was initiated in 2006, when planning and practical testing began in Auraprint’s Vantaa premises, with some of their older label presses being substantially modified to accommodate specific converting needs – but there has been much achieved since those early days.

The production process Today, Auraprint can produce the Orion Clean Card PRO test in just a single press pass on an adapted ten-colour rotary letterpress machine, using four materials rolls, four printing units, and three diecutting units.

Says Auraprint’s Managing Director TeroMatti Kinanen: ‘This is a challenging and complex process, because we must maintain equal tensioning of the four different material rolls accurately throughout the process, and at the same time keep the printing and diecutting units in register.’ The device’s speed and efficiency were quickly accepted in the market as valuable additions to food hygiene practice in food manufacture, packaging, retailing, and catering. Mr Kinanen continues: ‘Without the self-adhesive label laminate, the Orion Clean Card PRO test would have been extremely difficult, if not impossible, to manufacture cost-effectively and efficiently in large quantities. Our familiarity with the self-adhesive label printing process was certainly a key factor in our success in delivering a first-class product to Orion Diagnostica.’ Food manufacturers and caterers around the world can now benefit from this addition to their professional batterie de cuisine – which is now, unsurprisingly, also finding use in the medical arena, checking the cleanliness of hospital wards.

Self-adhesive innovation Orion Clean Card PRO is a good example of the contribution which self-adhesive labelstocks continue to make in many ways within the food and beverage arena.


teknoloji

matbaa&teknik

Yeni Endüstri Devrimi Kapıda Xerox’un geçtiğimiz yıllarda ön duyurusunu yaptığı, üç boyutlu yüzeylerin üzerine nano elektronik devrelerin basılmasını sağlayacak, Gümüş Mürekkep Projesi’nde sona yaklaşılıyor.

Plastik, cam, film gibi farklı üç boyutlu yüzeyler üzerine elektronik devre baskısı yapılabilmesi ile katlanabilir ekranlar, elektronik camlar, PV güneş pilleri üretilebilecek. Tekstil eşyaları, ambalaj kutuları ve hızlı tüketim malzemelerinin üzerine yerleştilecek elektronik devreler ile daha işlevsel ve akıllı ürünler üretilecek. Xerox; geçmişte olduğu gibi şimdi de buluşları ile global endüstrinin gidişatına yön verecek teknolojilerin üzerinde çalışıyor. Xerox, 2009 yılında Gümüş Mürekkep (Silver Ink) adını verdiği, düşük maliyetlere plastik, film, cam, tekstil gibi farklı yüzeylerin üzerine elektronik devreler basmayı veya yerleştirmeyi sağlayacak bir teknoloji üzerinde çalıştığını ve gerekli patent başvurusunda bulunduğunu duyurmuştu. Yurt dışından gelen en son haberler ise bu proje üzerinde oldukça ilerlendiğini ve projenin ticarileşmeye yakın olduğunu vurguluyor. Xerox’un geliştirdiği özel Gümüş Mürekkep ile plastik, cam ve dokuma gibi üç boyutlu farklı yüzeyler üzerine nano elektronik devreler basılarak veya yerleştirilerek sıradışı elektronik uygulamalar yapılabilecek. Yıllardır birçok şirket arasında rekabet konusu olan ama bir türlü uygun maliyetlere üretilemeyen plastik elektronik devreler, Xerox’un geliştirdiği ve “Gümüş Mürekkep” (Silver Ink) adını verdiği özel bir mürekkep sayesinde düşük maliyetlere üretilebildi. Şu an kullanılan silikon bazlı çip üretiminin yüksek üretim maliyetleri, farklı endüstrilerin kullanımına bu tür teknolojilerin sunulmasını engelliyordu. Xerox’un başarısı 150 derece gibi düşük bir ısıda eriyebilen plastik ham maddesinin üzerine, plastiğin formunu bozmadan 140 derece gibi daha düşük bir ısıda iletken elektronik devrelerin basılmasını sağlamak oldu. Üç boyutlu bir yüzeye veya maddeye, o maddeyi eritmeden üzerine iletken elektronik devrelerin basılması sağlandı. Düşük sıcaklıkta eriyen gümüş mürekkep ile iletken elektronik devrelerin basılabilmesi,

yapılması düşünülen uygulamaların ticarileştirilmesinin önündeki fiyat engelinin de aşılmasını sağladı. Xerox’un bu buluşu; değiştirilebilir mesajlar veren elektronik giysiler, içinde kaç adet hap kaldığını söyleyen akıllı ilaç kutuları, çantalarda taşınabilecek katlanabilir ekranlar, PV güneş pilleri, düşük maliyetli RFID etiketleri gibi uygulama alanları sektörden sektöre değişebilecek sayısız sıra dışı uygulamanın geliştirilmesine imkân sağlayacak. Elektronik uygulamaların yapıldığı tümleşik devreler bir yarı iletken, bir iletken ve bir yalıtkan elementin olduğu üç ayrı bileşenden oluşuyor. Xerox gümüş mürekkeple elektrik iletken devreler geliştirilmesini, tümleşik devrelerin plastik yüzeylere ister çok küçük ister çok büyük ebatlarda basılmasını mümkün hale getirdi. Xerox’un yeni teknolojisi ile silikon çip üretiminde gerekli olan özel steril ortam donanımlarına ihtiyaç olmadan, sürekli form baskısı yapan bir yazıcıda doküman basıyormuş gibi elektronik devreler basılabilecek. Elektronik devrelere güç vererek çalışmasını sağlayacak, enerji depolama özellikli güneş enerjisi hücreleri de plastik yüzeyler üzerine

basılabilecek. “Gümüş Mürekkep (Silver Ink)”, Xerox’un A.B.D Kaliforniyadaki Palo Alto ARGE Merkezi ile Kanada’daki Araştırma Merkezi’ndeki bilim insanları tarafından geliştiriliyor. Xerox 2001 yılında bu teknolojiyi geliştirmek için laboratuvar çalışmalarına başladı. Xerox, geçen bu zaman içinde yapılan sayısız deneme yanılma sonucunda Ekim 2009 itibarı ile gerekli patent başvurusunu yapan ilk şirket oldu. Xerox geçmişte de, ilk kişisel bilgisayar, ilk fotokopi cihazı, ilk faks, ilk yazıcı, “Ethernet”, “Mouse”, grafik arayüzü gibi birçok çığır açan teknolojiyi geliştirerek, bugün büyüklükleri yüzlerce milyar dolarla ölçülen büyük endüstrilerin kurulmasına öncülük etmişti. Xerox, Uzak Doğu yapılanması Fuji Xerox'la beraber her yıl ortalama 1,5 milyar dolarlık bir kaynağı AR-GE çalışmalarına ayırıyor. Xerox'un bünyesinde 5 bin bilim adamı bulunuyor ve A.B.D, Kanada ve Avrupa'da yer alan AR-GE laboratuvarlarında, iş uygulamaları, elektromekanik sistemler, dijital görüntüleme, bilgisayar, renk bilimi ve baskı teknolojileri alanlarında araştırmalar yapılıyor.

151


teknoloji

matbaa&teknik

Yeni CtP Geniş Format Matbaacılara Güvenilir ve Maliyet-Etkin bir çözüm sunuyor

Yeni Kodak Trendsetter 1600 CtP New Platesetter Offers Large-Format Printers a Reliable and Cost-Effective CTP Solution

New KODAK TRENDSETTER 1600 Platesetter Ticari matbaacılar ve ambalaj matbaacılarının şu anda geniş format baskı için yeni bir ofset CtP seçeneği var. Bu seçenek tutarlı ve hatasız görüntüleme sunan Kodak Trendsetter 1600. Dünyanın her yerinde piyasaya sürülen yeni Kodak Trendsetter 1600 CtP, Kodak’ın gelişmiş görüntüleme teknolojisini düşük bir bütçeye uygun hale getirme amacını taşıyor.

Kodak’ın Dünya Grafik Pazarları Genel Müdürü Rich Rindo, “Müşterilerimizin sürekli değişen ihtiyaçlarının farkında ve şirketlerinin daha kârlı olmasına yardımcı olacak çözüm ve teknolojileri geliştirmek için çalışıyoruz” diyor: ‘Bu en yeni CtP’miz Kodak Trendsetter ailesinin alameti farikası olan yüksek kaliteli görüntülemeyi sunarken, geniş formatlı kalıp pozlaması için uygun bir fiyatta sunuluyor. Bu sayede daha fazla matbaacı geniş format baskı maki-

152

Commercial and packaging printers now have a new offset CtP option for large-format printing that delivers stable and accurate imaging—the Kodak Trendsetter 1600 Platesetter. Available worldwide, the new Kodak Trendsetter 1600 Platesetter is designed to bring printers Kodak’s advanced imaging technology for an affordable overall capital investment. “Kodak is constantly aware of the changing needs of our customers and we strive to develop both the solutions and technologies that are needed to help them become more profitable,” said Rich Rindo, Kodak’s General Manager of Worldwide Graphics Marketing and Vice President Graphics, Entertainment & Commercial Films. “This newest platesetter provides the same quality imaging that the Kodak Trendsetter family is known for, at a cost-effective price for large-format platemaking, enabling more printers using large-format presses—especially those in emerging markets—to utilize Kodak’s proven technology to take their printing to a higher level.” With nearly 2,000 Very Large Format (VLF) devices installed, Kodak is an industry leader for this segment. Understanding not all printers require the same high levels of automation that the popular, fully automated Kodak Magnus VLF quantum platesetter provides, Kodak specifically developed the new semi-automatic Kodak Trendsetter 1600 Platesetter to offer robust capabilities at a more affordable price. Since the Trendsetter 1600 Platesetter is optimized for use with Kodak Plates, printers can also consider incorporating Kodak Sonora XP Process Free Plates into their prepress operation to enjoy the added financial and environmental benefits of process free technology. Completely eliminating plate processing, Sonora XP Plates can help to increase productivity, simplify operations, and reduce the number of steps required for platemaking. These plates remove the costs associated with processing equipment and che-


teknoloji

nesi kullanabiliyor. Özellikle de yükselen piyasalarda daha fazla şirket baskı kalitelerini arttırmak için Kodak’ın etkisi kanıtlanmış teknolojisini kullanabilecekler.”

Daha Uygun Fiyata ve İşlemsiz Kalıplarla Pozlama Yapılabilir Yaklaşık 2 bin Çok Geniş Format (VLF) cihaz kurulumu ile Kodak, bu segmentte bir endüstri lideri. Tüm matbaacıların aynı seviyede otomasyona ihtiyaç duymadığını anlayan tam Kodak yeni yarı otomatik Kodak Trendsetter 1600 CtP ile daha uygun fiyatlara daha fazla yetenek sunuyor. Trendsetter 1600, Kodak kalıplarıyla kullanım için optimize edildi. Matbaacılar isterlerse Kodak Sonora XP işlemsiz kalıpları baskı öncesi işlemlerine entegre ederek süreçsiz teknolojinin finansal ve çevresel faydalarından yararlanabilirler. Sonora XP kalıplar kalıp işleme süreci işlemini tamamen elimine ederek verimliliği arttırıyor, işlemleri basitleştiriyor ve kalıp çekimi için gereken adım sayısını düşürüyor. Bu kalıplar, süreç ekipmanı ve kimyasallarının getirdiği maliyetleri ortadan kaldırırken, daha az alan gerektiriyor ve enerji tüketimini düşürüyor.

Yüksek Kalitede Basılabilir Görüntüler İçin Kodak’ın Squarespot Teknolojisi

matbaa&teknik

Yüksek kaliteli çıkış üreten Kodak Trendsetter 1600’da Kodak Squarespot görüntüleme teknolojisi var. Her bir işte muhteşem termal görüntüleme sunan Kodak’ın Squarespot teknolojisi matbaacıların yüksek kalite ve tutarlılık sağlamalarına yardımcı olurken muhteşem çözünürlük ile doğruluk ve tekrar edilebilirliği de garanti ediyor. Ayrıca termal kompense, dinamik oto-odaklama ve geometrik kompense gibi eşsiz özelliklere de sahip. Dünyanın dört bir yanındaki matbaacılar, tutarlı, yüksek kalitede basılabilir görüntüler için Kodak’ın Squarespot teknolojili CtP’lerine güveniyor ve kalıp atıkları ve geri dönüştürme için biriktirme maliyetlerini düşürebiliyorlar. Optimal baskı öncesi performans ve baskı üretimi için Kodak Trendsetter 1600, Kodak iş akışı sistemleriyle tam entegrasyon sağlıyor ve üçüncü şahıs iş akışı bağlantısını destekliyor. Operasyonel etkinliği de arttıracak şekilde yeni platesetter çok az yer kaplıyor ve enerji tasarrufu sağlıyor. Baskı makinesinin kullanım zamanını maksimuma çıkaran Kodak Trendsetter 1600, kullanıcı dostu bir arayüze sahip ve 13 lisan içeriyor. Servis sürecini daha da basit hale getirmek için matbaacılar isterse uzaktan da destek alabilirler.

mistry, while requiring less floor space and reducing energy consumption. Producing high-quality output, the Trendsetter 1600 Platesetter features awardwinning Kodak Squarespot Imaging Technology. Delivering exceptional thermal imaging job after job, Kodak’s Squarespot Technology allows printers to achieve high levels of quality and stability with both accuracy and repeatability through exceptional resolution and unique features such as thermal compensation, dynamic autofocus, and geometric compensation. Printers worldwide rely on Kodak’s platesetters with Squarespot Technology to deliver consistent, high-quality printable images and stability of their plates throughout the press run to reduce plate waste and remakes. For optimal prepress performance and print production, the Kodak Trendsetter 1600 Platesetter offers full integration with Kodak Workflow Systems and supports third-party workflow connectivity. Further adding to operational efficiency, the new platesetter has a small footprint and was designed with energy conservation in mind. To maximize press uptime, the Kodak Trendsetter 1600 Platesetter offers a user-friendly interface and supports up to 13 languages. Making the service process even simpler, printers can also take advantage of remote support, as needed.

PAK Topluluğu Karton ve Esnek Ambalaj Faaliyetlerini Bir Çatı Altında Topladı Pak Topluluğu kendi bünyesinde yeni bir yapılanmaya gitti. Karton ve esnek ambalaj dalındaki faaliyetlerini uluslararası alana yaymaya karar veren Topluluk bu amaçla “Ambalaj Grubu”nu oluşturdu. Yeni Grup, Topluluk İcra Kurulu’na bağlı olarak çalışacak. Pak Topluluğu bu sene Mart ayında satın aldığı, Yunanistan’daki karton firması Mel Macedonian Paper Mills S.A ile birlikte 280 bin ton düzeyinde üretim kapasitesine sahip olarak Avrupa'nın 4. büyük karton üreticisi konumuna yükselmiş ve Intermat Ambalaj ve Matbaacılık San ve Tic. A.Ş.’yi de bünyesine dâhil etmişti. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Pak Topluluğu İcra Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ünal

Bozkurt şunları söyledi: “Karton ve esnek ambalaj alanındaki faaliyetlerimizi tek bir çatı altında ve uluslararası düzeyde yürütmek üzere karton grubundaki ana şirketimiz Kartonsan ve Tic. A.Ş. ile, iştirakleri Selka İç ve Dış Ticaret A.Ş., Dönkasan Dönüşen Kağıt Hammaddeleri San. ve Tic. A.Ş. ve Mel Macedonian Paper Mills S.A’yi “Ambalaj Grubu” bünyesinde topladık. Ayrıca, esnek ambalaj üretimi yapan şirketimiz İntermat Ambalaj ve Matbaacılık San ve Tic. A.Ş.’yi de gruba dâhil ettik. Bu adımla birlikte karton ve ambalaj sektöründe Avrupa’daki iddiamızı artıracağız ve bu alandaki faaliyetlerimizi uluslararası düzeyde sürdüreceğiz.”

Ambalaj Grubu ile birlikte Pak Topluluğu’nda yeni atamalar yapıldı Ambalaj Grubu’nun oluşturulması ve Grup Başkanlığı’na, Pak Topluluğu’nun Yunanistan ülke yöneticisi olarak görev yapan Süleyman Kaya’nın atanmasından sonra, topluluk şirketlerinin üst düzey yönetimine yeni atamalar gerçekleştirildi. Yeniden yapılanma çalışmaları doğrultusunda, Kartonsan. ve Tic. A.Ş. Genel Müdürlüğü’ne, Yönetim Kurulu Üyesi ve daha önce Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Haluk İber, Intermat Ambalaj ve Matbaacılık San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdürlüğü’ne ise Muzaffer İncekara atandı.

153


teknoloji

matbaa&teknik

HP Tabela ve Afiş Müşterilerinin Yeni İş Fırsatlarından Faydalanmalarına Yardımcı Oluyor HP Scitex FB7600, TJ8600 Endüstriyel Baskı Makinesi iyileştirmeleri, yeni mürekkep garantisi ve belgeleri 2012 SGIA Fuarında tanıtıldı.

HP, baskı hizmeti sağlayıcılarının (PSP’ler) daha yüksek değerli uygulama ve hizmet teklifleriyle yeni iş fırsatlarından faydalanmalarına yardımcı olan geniş formatlı tabela ve afiş portföyüne yaptığı eklemeleri tanıttı. Yeni çözümler müşterilere şunları sunuyor: Metalik efektler ve HP Scitex FB7600 Endüstriyel Baskı Makinesi’yle daha hızlı üretim için geliştirilmiş iş akışı gibi esnekliğin artırılmasına yardımcı olan yeni özellikler, HP Scitex TJ8600 Endüstriyel Baskı Makinesi’yle yüksek kaliteli metinlerin ve ince detayların yazdırılması için yeni satış noktası (POP) baskı modları, HP FB225 Scitex Beyaz Mürekkepler ve HP TJ210 Scitex Mürekkepler için yeni GREENGUARD Çocuk ve Okul Belgesi’yle onaylı çevre performansı, 3M™ MCS™ garantili bileşenler olan HP LX610 Scitex Lateks Mürekkepler ve HP 792 Designjet Lateks Mürekkepler için 3M™ MCS™ Garantisi’yle yapılan grafiklerin yanı sıra araç için sektör lideri garanti. HP Scitex Endüstriyel Baskı Makineleri Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Xavier Garcia “Tabela ve afiş PSP’leri, daha kısa teslim süreleri ve daha yüksek baskı kalitesi sağlamaya çalışırken hizmetlerini genişletmele-

154

riyle ilgili artan bir taleple karşı karşıyalar. Yüksek değerli geliştirmeler uygulayarak, kapsamlı mürekkep garantileri ve belgelendirmeler sunarak, müşterilerimizin ticari büyümelerini desteklerken yatırımlarını koruyoruz” dedi.

HP Scitex FB7600 ile verimliliği ve esnekliği artırın HP Scitex FB7600 Endüstriyel Baskı Makinesinin yeni özellikleri arasında küçük metinler, barkodlar, ince detayları yazdırırken daha yüksek hızlara imkan veren ve verimliliği yüzde 20’ye kadar artıran yeni baskı modları bulunuyor. Ayrıca, iş akışı iyileştirmeleri, kurulum sürelerinin azaltılmasına ve müşterilerin kesintisiz baskı yapmalarına imkan veriyor. Yeni baskı özellikleri için beta müşterisi KDM P.O.P Solutions Group Grafik Direktörü Dan Kimmerly “HP Scitex FB7600 Endüstriyel Baskı Makinesinde yapılan iyileştirmeler, çeşitli işlerde daha hızlı baskı modlarından faydalanmamıza imkan vererek teslim sürelerini önemli ölçüde kısaltmamıza yardımcı oluyor. Geliştirilen baskı makinesi henüz iki haftadır çalışmasına rağmen, diğer HP Scitex FB7600 Endüstriyel Baskı Makinelerimizde de yeni özellikleri kullanmayı düşünüyoruz.” şeklinde konuştu.

HP yazılım partneri ColorLogic tarafından desteklenen ve esnekliği artırılan baskı makinesinin yeni metalik renk efekti uygulaması, özel uygulamalar ve POP afişleri için HP tarafından test edilmiş, yüksek değerli metalik baskı çözümü sunuyor. Yeni ürün ColorLogic eklentisi, HP FB225 Scitex Beyaz Mürekkep ve metalik malzemeler için HP onaylı ortam seçeneği olan Hazen ortamını gerektiriyor.

HP Scitex TJ8600 POP uygulamaları ile en ince detayları yazdırın HP Scitex TJ8600 Endüstriyel Baskı Makinesi POP afiş uygulamaları hızlı yanıt (QR) kodları, barkodlar ve ince detayların yazdırılması için tasarlanmış yüksek görüntü kalitesine sahip yeni bir POP baskı modu sunuyor. Ayrıca, baskı makinesi ışık kutulu POP afişleri için yaygın bir şekilde kullanılan stiren gibi 20pt kalınlığındaki malzemelere de uyum gösteriyor.

Yeni mürekkep belgelendirmesi ve garantisi PSP’nin değerini artırıyor PSP’lerin çevre açısından bilinçli müşteri kazanmalarına yardımcı olan HP FB225 Scitex Beyaz Mürekkepler ve HP TJ210 Scitex Mürekkepler, artık mürekkeplerin kapalı mekan grafiklerinin basılması için


teknoloji

matbaa&teknik

uygun olduğunu gösteren GREENGUARD Çocuk ve Okul BelgelendirmesineSM (HP FB225 ve TJ210 Scitex Mürekkepler, tabelalar için GREENGUARD ürün rehberinde listelenmektedir (bkz. www.greenguard.org). GREENGUARD onaylı mürekkep sisteminin kullanılması, mamul ürünün onaylı olduğunu veya kriterleri karşıladığını göstermez)sahip. HP TJ210 Scitex Mürekkepler, HP FB225 Scitex Mürekkeplerin ardından GREENGUARD belgelendirmesini alabilen ikinci UV kurutmalı mürekkepler. HP ayrıca, onaylı 3M filmleri kullanıldığında belirli HP Scitex ve HP DesignJet Lateks Yazıcılar için sektörün en kapsamlı grafik garantisi olarak bilinen 3M™ MCS™ Garantisi’ni de duyurdu. HP Lateks Mürekkeplerin kalitesini ve esnekliğini solma, çatlama ve soyulmayı teminat altına alan 3M™ MCS™ Garantisi’yle birleştiren yeni teklif, PSP’lere özel mürekkepler için ekstra ücret ödemeden işleri artırmaya yardımcı oluyor.

Ürün ve Garanti Kullanılabilirliği HP Scitex FB7600 Endüstriyel Baskı Makinesi sahipleri, mevcut sistemlerini HP Scitex FB7600 Endüstriyel Baskı Makinesi Yükseltme Kitiyle geliştirebiliyorlar. Yeni tekliflerin 1 Kasım tarihinde dünya çapında kullanıma açılması bekleniyor. (Piyasaya sunum tarihi bölge ve ülkeye göre farklılık gösterebilir ve değiştirilebilir.)

HP Scitex TJ8600 Endüstriyel Baskı Makinesi sahipleri, mevcut sistemlerini HP Scitex TJ8600 Endüstriyel Baskı Makinesi Yükseltme Kitiyle geliştirebiliyorlar. Yeni POP baskı modu şu anda piyasaya sürüldü ve ortam yükseltmesinin 15 Aralık tarihinde dünya çapında kullanıma açılması bekleniyor. (Piyasaya sunum tarihi bölge ve ülkeye göre farklılık gösterebilir ve değiştirilebilir.)

UPM, Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi’nde

İki Farklı Alanda Sektör Lideri UPM’nin “Biofore” vizyonu ve kurumsal sorumluluk alanındaki tutarlı çalışmaları sonuç verdi. UPM, Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi’nde (DJSI) tek orman ve kâğıt endüstrisi şirketi olarak listedeki yerini aldı. Şirket, ‘Temel Kaynaklar’ alanında süper sektör lideri olarak açıklanırken, aynı zamanda 2012-2013 ‘Orman ve Kâğıt’ sektör lideri seçildi. UPM, hem Avrupa hem de Dünya Sürdürülebilirlik Endeksi’nin 2012-2013 endeks bileşeni olarak belirlendi.

Sınıfının En İyisi DJSI, dünyanın lider şirketlerinin hisse performanslarını ekonomik, çevresel ve sosyal kriterler çerçevesinde değerlendiriyor. Tüm sektörleri kapsayacak şekilde değerlendirmeler yapan DJSI, “sınıfının en iyisi” yaklaşımından yola çıkarak başarılarıy-

la benzerlerinden ayrılan şirketleri, çeşitli sürdürülebilirlik ölçümleri çerçevesinde belirliyor. UPM CEO’su Jussi Pesonen, DJSI sonuçlarıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Kurumsal sosyal sorumluluk projelerimizin Dow Jones Sürdürülebilirlik Endeksi’nde ‘Süper Sektör Lideri’ ve ‘Orman ve Kâğıt Sektör Lideri’ sıfatlarıyla kabul görmesi bizi çok mutlu etti. UPM’nin Biofore stratejisinin en önemli kısmı, çevresel, sosyal ve finansal performansımızda her geçen gün ilerleme kaydetme hedefidir. Geçtiğimiz yıl özellikle materyal ve kaynak verimliliğine odaklanırken temel motivasyonumuzu da ‘daha azla daha çok üretmek’ üzerine kurmuştuk. Aynı zamanda şirket genelinde uyguladığımız güvenlik çözümlerinin en önemli liderlik önceliklerimizden biri olduğunu da özellikle belirtmek isterim.”

Orman ve Kâğıt Sektörünün En İyisi UPM, çevresel değerlendirmelerde aldığı yüksek puanlarla Orman ve Kâğıt sektöründeki en iyi şirket olarak tayin edildi. DJSI araştırma sonuçlarını duyuran Sam Sustainable Asset Management AG, hazırladığı raporda, ”UPM, orman ve kâğıt sektörünün öncü şirketi olarak karşımıza çıktı. ‘Biofore’ iş stratejisi, şirketin tüm ticari faaliyetlerinde ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirliği teşvik ediyor” diyor. Her yıl yapılan DJSI araştırması, kurumların ekonomik, çevresel ve sosyal performanslarının detaylı bir analizini temel alırken, iklim değişikliği stratejileri, tedarik zinciri standartları, iş gücü uygulamaları, kurumsal yönetişim ve risk yönetimi gibi konu başlıklarını ele alıyor. UPM’nin sosyal sorumluluk çalışmaları hakkında daha fazla bilgi almak için: www.upmresponsibility.com & www.upm.com/EN/responsibility adreslerini ziyaret edebilirsiniz. 155


teknoloji

matbaa&teknik

Tek servislik taze yemek paketleri için kitapçık şeklinde etiketler:

Meyveli bir çözüm Booklet labels for single-service fresh food prepacks:

A fruitful solution by Jules Lejeune Managing Director FINAT The label on perishable food pre-packs may be extremely transient but, despite its short life, it is still required to perform the key roles of providing both decoration for retail shelf ‘stand out’, as well as a considerable amount of product data. Achieving these twin goals can be challenging on small containers – but Harmony Fruit and Yoghurt Desserts, developed by leading quality Swiss bakery and foods manufacturers Jowa AG for major Swiss retail chain Migros, certainly prove that it can be done.

The challenge

Jules Lejeune FINAT Genel Müdürü

Kolay bozulabilen yiyeceklerde kullanılan paket etiketleri son derece kısa süreli olabilir, ancak bu kısa ömrüne rağmen yine de rafta göze çarpmasını sağlayacak dekoratif özelliklere ve aynı zamanda kapsamlı bir ürün bilgilendirmesine sahip olması gerekir. Bu iki hedefi tutturmak özellikle küçük konteynırlarda zor olabilir- ancak büyük süpermarketler zinciri Migros için İsveçli pastane ve gıda üreticisi olan Jowa AG tarafından geliştirilen Harmony Meyveli ve Yoğurlu Tatlıları bunun yapılabileceğini kanıtladı.

Harmony Fruit and Yoghurt Desserts are premium-quality, single-service fresh products, with a shelf life of just four days, packed in clear lidded PET pyramidical containers. They are offered in combinations featuring four fresh fruits – apricot, pineapple, strawberry and raspberry – and provide a delicious and healthy end to a meal. On the retail shelf, for such products, the consumer needs to be able to view the contents; to verify – via the label – the flavour offered; and read all the associated data – nutritional information, ingredients, weight, and sell-by date, etc. Space, however, is limited on the small, unusually-shaped Harmony containers.

Sorun

A creative answer

Harmony Meyveli ve Yoğurtlu Tatlıları birinci kalitede tek servislik ve raf ömrü sadece dört gün olan ve kapaklı PET piramitik konteynırlarda paketlenmiş taze ürünlerden oluşuyor. Dört adet taze meyve –kayısı, ananas, çilek ve böğürtlen- içeren kombinasyonlar şeklinde sunulan paketler yemek sonrasında lezzetli ve sağlıklı bir aperitif görevi görüyor. Perakende rafında duran bu tip ürünlerde ürünün içeriklerini göstermek gibi birçok işlem

156

Jowa’s Head of Packaging Development, Christian Pfeiffer, knew he needed a special labelling solution, and challenged specialist label printer Pago AG to deliver the answer. Pago is a regular label print partner of Jowa, and has a particular expertise in the production of selfadhesive leaflet/booklet labels. Says Fredy Schöb, Pago sales manager: ‘Our long


teknoloji

experience with complex label shapes combined with booklet content really helped us to develop a label for the Harmony desserts that delivered all the content elements our client required and, at the same time, looked attractive and clearly identified the flavour in the pot. As a bonus, because the label also seals the pack lid – it additionally performs a valuable overt tamper-evident function.’ Using a 60 micron gloss white selfadhesive PP film as the base carrier for the FSC paper booklet, Pago prints the labels – incorporating three double-sided pages - by rotary letterpress in six colours using low-migration inks, providing a doubleperforated tear-off section as part of the construction. Label content is printed in three languages – French, German, and Italian. With the needs of plastics recycling in mind, the self-adhesive label laminate also features a removable adhesive. Printed in typical runs of 50,000 labels per flavour, the Harmony labels are hand-applied by Jowa staff as an integral part of their production and packaging process.

‘Real food appeal’ Christian Pfeiffer of Jowa is delighted with the end result. ‘The labels have real food appeal’, he says, ‘and for the consumer it’s easy to choose the preferred flavour, thanks to the colourful picture of the different fruits. We chose Pago to print them because it has a very good development department, and first-class printing equipment.’

Award-winning labels The sets of labels for Harmony Fruit and Yoghurt Desserts were also recently recognised by FINAT, the European selfadhesive label industry association, in their annual Label Awards competition, where Pago was this year awarded the top prize in the marketing and end-use category for booklet labels. Kurt Walker, President of FINAT, comments: ‘Accommodating the increasing raft of textual content required by law on a food label has meant that label printers today need to be ever more creative. Pago has ably demonstrated that self-adhesive booklet labels can represent an attractive and practical solution.’ www.jowa.ch, www.pago.com, www.finat.com.

matbaa&teknik

yapılması gerekiyor. Ancak oldukça küçük olan harmony konteynırları üzerinde bu bilgileri sığdırmak çok güç.

Yenilikçi bir cevap Jowa’nın Paket Geliştirme Müdürü Christian Pfeiffer özel bir etiketleme çözümüne ihtiyaçları olduğunu biliyordu, ve uzman etiket basımcısı Pago AG’ye bir çözüm geliştirmeleri için başvurdu. Pago, Jowa’nın düzenli olarak çalıştığı bir etiket basım ortağı, ve kendinden yapışkanlı kitapçık etiketleri konusunda uzmanlaşmış durumdalar. Pago’nun satış müdürü Fredy Schöb ‘kitapçık çözümümüz Harmony tatlıları için müşterimizin bizden talep ettiği tüm içerikleri barındıran bir etiket geliştirmemize yardımcı oldu. Aynı zamanda geliştirdiğimiz bu etiket müşterimizin sunduğu lezzetleri en iyi şekilde tarif ediyor. Ek olarak etiket paket kapağını da mühürlüyor’ dedi. FSC kağıt kitapçık için ana taşıyıcı olarak 60 mikron boyutlarında parlak beyaz bir kendinden yapışkanlı PP film kullanan Pago etiketleri –üç adet çift taraflı sayfayı birleştirerek— rotary letterpress ile altı renkli ve düşük migrasyonlu mürekkepler kullanıyor ve konstrüksiyon için çift delikli yırtmalı bölümden faydalanıyor. Etiket içeriği üç dilde hazırlanmışFransızca, Almanca ve İtalyanca. Plastiğin geri dönüşümünü sağlamak için kendinden yapışkanlı etiket laminate aynı zamanda sökülebilir yapışkan özelliği de taşıyor. Lezzet başına 50 bin etiket basılan Harmony etiketleri üretim ve paketleme süreçlerinin bir gereği olarak Jowa çalışanları tarafından manuel olarak uygulanıyor.

‘Yemekler kadar çekici’ Jowa’dan Christian Pfeiffer nihai sonuçtan oldukça memnun. ‘Etiketler yemeklerin kendisi kadar çekici ve tercih edilen tadı seçmek farklı meyvelerin resimleri sayesinde oldukça kolay. Bunları basmak için Pago’yu tercih ettik çünkü çok iyi bir geliştirme departmanları var, ve aynı zamanda birinci sınıf bir baskı ekipmanına sahipler” dedi.

Ödüllü etiketler Harmony Fruit ve Yoghurt Desserts için hazırlanan etiketler yakın zamanda FINAT tarafından, kitap etiketler alanında birincilikle ödüllendirilmişti. FINAT’ın Başkanı olan Kurt Waler şöyle ekledi: “Yeni kanunlara göre yiyecek etiketlerinde giderek daha fazla bilgi bulunması gerekiyor ve bu da etiket basımcılarını daha da yenilikçi hale getiriyor. Pago kendinden yapışkanlı kitapçık etiketlerinin bu alanında çok etkili ve pratik bir çözüm olduğunu gösterdi.”

157


teknoloji

matbaa&teknik

Yeni Nesil Cretaprint ve Fiery Teknolojisi ile

EFI Dijital Seramik Baskı Pazarını Yeniden Tanımlıyor Next-Generation Cretaprint and Fiery Technology

EFI Redefines Digital Ceramic Printing Market EFI™ Electronics For Imaging, Inc. unveiled the EFI Cretaprint® C3 printer with the Fiery® proServer for Cretaprint, the world’s first digital front end for the growing ceramic imaging market. Representing a new generation of inkjet presses for ceramics, the Cretaprint C3 multipurpose digital ceramic decoration printer leverages five years of research and development work and combines the knowledge and customer feedback of 15 years in the market space. The EFI Cretaprint C3 is on display this week at Tecnargilla at the EFI Cretaprint stand (Hall C1, stand 166).

EFI™ Electronics For Imaging Inc., gelişen seramik baskı pazarında dünyanın ilk dijital uçtan uca çözümü Cretaprint Fiery® proServer teknolojisine sahip EFI Cretaprint® C3 baskı makinesini tanıttı. Seramiklere yönelik inkjet baskı makinelerinin yeni neslini temsil eden Cretaprint C3 çok amaçlı dijital seramik dekorasyon baskı makinesi beş yıllık Arge çalışmalarının ve pazardaki 15 yıllık bilgisinin ve müşteri geri bildiriminin bir sonucu. İlk EFI Cretaprint C3 baskı makinesi El Barco İspanya’da kuruldu. El Barco’nun Bilgi İşlem Müdürü Jose Carlos Fernandez “EFI Cretaprint’in yeni jenerasyon C3 inkjet baskı makinesi bize mümkün olan en kaliteli bir seramik baskılama deneyimini yaşatıyor”

158

dedi. “Daha güçlü renkler, esneklik, daha yüksek verim, ve harika bir kullanıcı arayüzü ile bu son teknoloji inkjet teknolojisi işimizin daha verimli, daha kârlı olmasını sağlıyor ve müşterilerimizin beklentilerinin üzerinde bir hizmet sunmamıza yardımcı oluyor.” EFI’nin Bilgi İşlem Müdürü olan Ghilad Dziesietnik ise şunları söyledi, “Bu Cretaprint’in dijital seramik baskı makinelerinin üçüncü nesli ve tüm sektörü tamamen değiştirecek. Karo baskı pazarı giderek daha fazla dijitale doğru kayıyor ve EFI Cretaprint bu değişimi dünya çapında yönlendiriyor. Cretaprint C3, yazıcının her alanındaki yenilikler sayesinde, müşterilerinin üretim hatlarını hızlandırmalarını ve ürünlerine değer katmalarını sağlıyor. Bu seramik pazarı için

The first EFI Cretaprint C3 press was installed at El Barco Spain. “EFI Cretaprint’s next-generation C3 inkjet press gives us the highest quality ceramic printing experience available,” said Jose Carlos Fernandez, chief technology officer at El Barco. “With more intense colors, more flexibilities, higher yield, and a great user interface, this latest inkjet technology helps our business be more productive, more profitable, and helps us grow by exceeding the expectations of our customers.” “This is the third generation of digital ceramic printers from Cretaprint, and it will completely change the entire industry,” said Ghilad Dziesietnik, EFI’s chief technology officer. “The tile imaging market is rapidly shifting towards digital, and EFI Cretaprint is leading this transformation worldwide. The Cretaprint C3 enables customers to speed up production lines and create products with added value due to innovations in every area of the printer. This is the most flexible, reliable, and productive printer ever built for the ceramics market.”


teknoloji

The Cretaprint C3 features a single chassis able to accommodate up to eight print bars, which are easy to access due to a new slide-bar design, and can be independently configured for printing and special decoration effects. The flexible and innovative multipurpose system offers over 1,000 customizable settings, from print width and speed to printer direction and ink discharge, and allows working with different print heads in the same machine – some for printing and others with stronger ink discharge to apply special decoration effects. Its compact design and footprint allows it to be easily incorporated into an existing ceramic tile production line. EFI’s Cretaprint C3 comes with an optional Fiery proServer, the first dedicated color management solution for the ceramic market, redefining the design and production process for color in the ceramic imaging space by enabling predictable, controllable and automated results. The Fiery ceramic workflow serves as the bridge between a ceramic print environment’s production and business management solutions. The workflow reduces waste, increases productivity, and boosts profitability through measurement-based processes that eliminate the trial-and-error approach to color management.

matbaa&teknik

geliştirilmiş olan en esnek, en güvenilir ve en verimli baskı makinesi” dedi. Cretaprint C3’ün, yeni slide-bar tasarımı sayesinde ulaşımı kolay sekiz baskı bar kapasiteli, ve baskı ve özel dekoratif efektler için bağımsız olarak konfigüre edilebilir tek bir şase üzerinde bulunuyor. Esnek ve yenilikçi bu çok amaçlı sistemin, baskı genişliği ve hızından baskı makine yöneltilmesi ve mürekkep boşaltımına kadar bin adet uyarlanabilir ayarı bulunuyor ve aynı makine üzerinde farklı baskı kafaları ile çalışma imkanı sağlıyor – bazıları baskı için ve daha kuvvetli mürekkep boşaltımı olanlar özel dekoratif efektleri uygulamak için kullanılıyor. Derli toplu tasarımı ve kaplama alanı ile kolaylıkla mevcut seramik tile üretim hattı ile birleştirilebilir. EFI’nin Cretaprint C3 ürünü aynı zamanda, seramik pazarı için en etkin renk yönetimi çözümü olan ve seramik görüntülüme alanında renkler için tasarım ve üretim süreçlerini yeniden tanımlayan ve tahmin edilebilir, kontrollü ve otomatik sonuçlar doğuran Fiery proServer seçeneği ile birlikte geliyor. Fiery seramik iş akışı seramik baskı çevresinin üretim ve iş yönetim çözümleri arasında bir köprü görevi görüyor. Bu iş akışı, renk yönetimindeki deneme yanılma yöntemlerini sona erdiren ölçüm temelli süreçleri sayesinde israfı düşürüyor, verimliliği artırıyor, ve kârlılığı yükseltiyor.

World Publishing Expo Closes, But Innovation Continues More than 7,000 visitors from more than 83 countries attended the World Publishing Expo, the world’s largest exhibition for the news publishing and media industries, which closed in Frankfurt, Germany, on Wednesday. “By all accounts, the Expo was productive for both exhibitors and visitors alike,” said Vincent Peyrègne, CEO of the World Association of Newspapers and News Publishers (WAN-IFRA), which organised the events. “I received much positive feedback from exhibitors who got more value than they had expected. It is clear to me that the unique value of the World Publishing Expo comes from WAN-IFRA’s global approach of integrating it into a strong mix of events, workshops and rese-

arch programs, held over the course of the year around the world. The Expo is just the tip of the iceberg.” “Given the economic climate and the technological transformation of news publishing, these exchanges between publishers and their partners in the supplier community come at a crucial time,” he said. “It is clear that many of the innovations that power the news publishing business originate with these suppliers. The Expo this year offered much that holds great promise for the future of publishing. Berlin, with the vibrant ecosystem of innovators located in the area, will bring a unique opportunity to strengthen the new personality of the World Publishing Expo in 2013.” The 42nd annual exhibition included

261 exhibitors from 30 countries, including printing press manufacturers, editorial and advertising system providers, new media providers and other suppliers to the newspaper industry. Fifty-five per cent of visitors came from outside of Germany, underlining the international scope of the event. The publishing Expo also offered a series of conferences and seminars on print production, tablets and apps, social media, paid content and other subjects crucial to the future of news publishing. Full coverage can be found on the World Publishing Expo blog at http://blog.wanifra.org/blogs/world-publishing-expo-2012blog or on Twitter with #wpe12 159


Matbaa Teknik Kasım'12  

matbaa-11-12

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you