Issuu on Google+


MÜZAYEDEY‹ HAZIRLAYANLAR: Ahmet Utku Ayfle Utku TASARIM: Erkal Yavi FOTO⁄RALAR: Hüseyin Atifl Metin Karg›n MUHASEBE: Gamze Balc› Murat Bafler HUKUK İŞLERİ: Mahmut Öztürkler BASKI: Mas Matbaacılık San. ve Tic. A.Ş. Hamidiye Mahallesi, Soğuksu Caddesi, No: 3 Kağıthane-İstanbul Tel: 0212 294 10 00 info@masmat.com.tr Sertifika No: 12055 MÜZAYEDE GÜNÜ VE MÜZAYEDE ÖNCES‹ ‹RT‹BAT ‹Ç‹N: MAÇKA MEZAT: 0212 259 45 13 0533 667 58 82 0549 737 40 70 0533 395 71 09 contact@mackamezat.com www.mackamezat.com THE SOFA HOTEL: 0212 248 03 89 0212 248 03 94 0212 248 03 96 0212 296 53 52 0212 296 52 45 0212 296 52 28


22/02/2014, 17.00 THE SOFA HOTEL Teflvikiye Caddesi No. 41-41A 34367 Niflantafl›, ‹stanbul

MAÇKA MEZAT 0212 259 45 13, 0212 327 19 79


FÜREYA KORAL (1910-1997) İstanbul’da doğan sanatçı, Notre Dame de Sion Kız Lisesi’nden mezun oldu. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne devam etti. 1940-1944 yılları arasında müzik eleştirileri yazdı, çeviriler yaptı. İsviçrede tedavide iken teyzesi Fahrelnissa Zeid, vaktini verimli geçirmesi amacıyla ona sanatla uğaşma materyelleri gönderdi. Burada ilk defa seramikçiliğe ciddi bir uğraş olarak başladı. 1947’de Lozan’da seramik çalışmalarına başladı. Ardından tanınmış Fransız seramikçi Serré’nin desteği ile, Paris’te özel bir seramik atölyesinde çalışmalarını sürdürdü. İlk seramik ve taşbaşkı sergisini 1951’de Paris’te açtı. Aynı yıl yurda döndü, Maya galerisinde yapıtlarını sergiledi. Yurt içi ve yurt dışındaki çeşitli sergilere katıldı, ödüller aldı. Füreya Koral, soyuttan gerçeküstüne uzanan ve zaman zaman yerelliğe ağırlık veren bir anlatım çeşitliliği içinde seramik panolar, üç boyutlu yapıtlar, vazo, tabak vb. gibi günlük yaşamda kullanılacak ürünler gerçekleştirmiştir. Özellikle çinicilik konusundaki bilgisi ve yetkin işçiliği yapıtlarında Doğu ve Batı sanatını başarılı bir biçimde birleştirilmesine olanak vermiştir. Özellikle duvar dekorasyonu, pano ve şömine üstüne çalışmalar yaptı, 1960 yılında da Ankara’daki bir otel için büyük bir pano yaptı. Sanatçının diğer eserleri arasında, 1963 yılında Ankara’da Ulus Çarşısı’na, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’na, 1966 yılında İstanbul’da Ziraat Bankası’na, 1969 yılında İstanbul Divan Oteli’ne yaptığı panolar sayılabilir. Füreya Koral, 26 Ağustos 1997’de 87 yaşında İstanbul’da öldü.


005

1

FÜREYA KORAL ŞİİR ‹mzal› 22x14x4 cm. Kitap şeklinde yapılmış lacivert sırlı seramik eserin iç kısmında Charles Baudelaire’in “Les Fleurs du Mal” şiir kitabında bulunan ‘Obsession’ isimli şiirinden üç satırlık bir alıntı, sanatçının elyazısıyla yazılıdır.

“Comme tu me plairais o nuit! Sans ces etoiles Dont la lumiere parle un langage connu! Car je cherche le vide, et le noir, et le nu! Baudelaire (1821-1867)’in 1857’de ilk baskısı yapılan Les Fleurs du Mal şiir kitabı içeriği nedeniyle sansürlenmiş, 1861’de ikinci baskısı yapılırken sansürlenen şiirlerinin yanısıra yeni şiirler de eklenmiştir.

1.500 - 2.000


2

FÜREYA KORAL SERAMİK TABLET ‹mzal› Ø 22 cm.

500 - 1.000

3

FÜREYA KORAL SERAMİK TABLET ‹mzal› 23x21.5 cm.

500 - 1.000


007

4

FÜREYA KORAL BİR ÇİFT SERAMİK KUŞ ‹mzal› 23x7x9 cm.

2.000 - 3.000


6

FERİT İŞCAN PEYZAJ KAWANA (JAPONYA) GOLF SAHASI İmzalı, 80’li yıllar T.ü.yb. 50x65 cm.

1.500 - 2.000

FERİT İŞCAN (1931-1986) 1931’de Trieste İtalya’da doğan sanatçı, 1942’de Paris’e yerleşti. 1950-1955 arasında, değişik atölyelerde ve Paris Güzel

Sanatlar Okulu’nda çalıştı. Paul Klee ile karşılaşıp onun resminden etkilendi. 1956’da Dôme Ödülü’nü kazandı. 1961’de “İcare’nin Düşüşü” tablosuyla Genç Ressamlar ödülünü aldı. 1967’de “Solgun Gölge” adlı yapıtıyla “Onze”lar Ödülü’nü elde etti. 1970’te ölü doğa resimlerine döndü. 1975’ten sonra soyut peyzajlar yaptı. Resimlerinde barok görsel bir dil oluşturdu. Yeni-figürasyon yönünde çalışmalarını yoğunlaştırdı. Klasik ile soyut arasında bir teknik geliştirdi. Paris’te prestijli galeriler ve salonlarda kişisel sergiler açtı. 1986 yılında Fransa’da yaşamını yitirmiştir.


009

5

FERİT İŞCAN PEYZAJ İmzalı, 70’li yıllar T.ü.yb. 38x46 cm.

1.000 - 1.500


7

HAKKI ANLI PEYZAJ İmzalı K.ü.yb. 38x46 cm.

3.000 - 5.000

HAKKI ANLI (1906-1991) Lisedeyken hocası Avni Lifij’in tesiriyle resme yönelen Hakkı Anlı, 1925’de girdiği Sanayii Nefise (GSA) de Namık İsmail atölyesinde çalışmış 1932 yılında mezun

olmuştur. Önceleri figüratif ve peyzaj eserler yapan sanatçı, uzun yıllar ortaokul ve liselerde hocalık yapmıştır. 1941’de D Grubu’nun 9 sergisine resim vererek grup üyesi olmuş ve grubun resmen dağılışına değin sürekli sergilerine katılmıştır. 1947’de Paris’e bursla giderek iki yıl kalan sanatçı, 1949’da Frochet Akademisinde hayranı olduğu Jean Metzinger ile çalışmıştır. 1950’lere değin yine eski grup üyelerinin birlikte düzenledikleri karma sergilere kübist tarzda figüratif yapıtlar vermiştir. Anlı 1954’te Fransa’ya yerleştikten sonra soyuta yönelmiş, 60’larda soyuttan uzaklaşarak lirik soyut bir resim anlayışını seçmiştir. Bu yıllardaki işlerin konusu helezoni, yuvarlak hatlıi şekiller olmuştur. Bunu izleyen devirde figüratif ağırlıklı

erotik eserlerinde genelde kadın süjeleri, sevişen çiftleri resimlemiş, bu figürleri büyük lekeler halinde kendi deyimiyle “yere basmayan, havada uzay boşluğunda duran” şekilde yansıtmıştır. Anlı’nın çok renk kullanmadığı ve yine kendi deyimiyle “çevre çizgilerinin hafif ışıklı olduğu” bu tabloları kendisinin tanımıyla Lumiere / ışığa karşı tekniğiyle yaptığı işleridir. Sanatçı son yıllarında İstanbul’a dönerek burada vefat etmiştir. Eserleri G.Guggenheim N.York, Grenoble, Tel Aviv, İstanbul Resim Heykel ve Auckland Art Müzelerinin koleksiyonlarında ve yerli, yabancı özel ve kurumsal koleksiyonlarda bulunan sanatçı İstanbul, Ankara, Paris, St.Gallen, Zürih, Münih şehirlerinde bir çok kişisel ve grup sergilerine katılmıştır.


011

8

HAKKI ANLI PEYZAJ İmzalı, 1979 tarihli K.ü.yb. 38x46 cm.

3.000 - 5.000


9

LEYLA GAMSIZ PEYZAJ İmzalı Panel ü.yb. 28x36 cm.

500 - 800

LEYLA GAMSIZ (1921-2010) 1921 yılında İstanbul’da doğdu. Ortaöğretim yıllarında, hocası Eşref Üren’den ilk sanat bilgilerini aldı.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde okudu. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Resim Bölümü’nü Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi’nde öğrenim görerek bitirdi. Fransız Hükümeti’nden aldığı burs ile Paris’e gitti ve Andre Lhote Atölyesi’nde çalıştı. 1964-1967 yıllarında Akademi ödüllerini, 1987’de 11. Simavi Vakfı Görsel Sanatlar Ödülü’nü kazandı. 1950 kuşağının önde gelen sanatçılarından olan Leyla Gamsız’ın, görsel olgunluk ve doğayı bilinç düzeyinde kavrama yeteneği, sanatını belirleyen başlıca ölçütlerdir.


013

10

LEYLA GAMSIZ PEYZAJ İmzalı T.ü.yb. 44.5x55 cm.

1.000 - 1.500


GÜL ILGAZ (1962) 1962 yılında İstanbul’da doğdu. Halen İstanbul’da yaşıyor. Bursa’daki çalışmalarıyla ters göç örneği oluşturdu. Mimar Sinan Üniversitesi Resim Bölümü’nden mezun olan ve 1990 yıllardan bu yana çalışmalarını sürdüren sanatçı, çalışmalarında fotoğraf, video ve yerleştirmeler kullanır. Çalışmalarının çıkış noktasını kişisel hayat deneyimlerinin toplumsal olanla çakıştığı alanlar oluşturur. Fransa, İngiltere, Almanya, Çin, Kanada gibi pek çok ülkede grup sergilerine katılmış olan sanatçı, 50. Venedik Bienali’nde de yer aldı. Son kişisel sergisi “Hava kararmadan …” Daire Sanat Galerisi’nde 2011’in başında sergilendi.

11

GÜL ILGAZ SEA-GATE İmzalı, 2007 tarihli Fotoğraf, C print, 4/5 120x80 cm.

1.500 - 2.500


015

UTKU VARLIK (1942) 1942 yılında Bolu’da doğdu. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Resim Bölümü’nü bitiren sanatçı Paris Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğrenimine devam etmiştir. İlk kişisel sergisini 1965’te Cenevre’de açmıştır. 1975’ten bu yana yaşamını ve çalışmalarını Paris’te sürdürmektedir. Işık-gölge etkileri içinde dağılan, simgesel ve romantik çağrışımlar yaratan figür, nesne ve mekan bağlantılarından hareket ettiği resimlerinde, gerçeklik ve düş, imge ve yansıma gibi birbirini tamamlayıcı plastik öğeleri, kurgusal bir dünya içinde yorumlamakta, fantastik-gerçekçi bir anlayışı benimsemektedir. Yurtiçi ve yurtdışında müzelerde ve önemli koleksiyonlarda resimleri bulunmaktadır.

12

UTKU VARLIK İRİS İmzalı, 1976 tarihli K.ü.k.t. 60x45 cm.

3.000 - 5.000


13

ZEKİ ARSLAN (1949) Arslan 1949 ‘ da Bartın’ de doğdu. 1975 ‘ te Almanya’ ya göç etti. 1977’den 1982’ye kadar

Münster Sanat Akademisi Disayn Bölümünde klasik bir sanat eğitimi gördü. Bunun çercevesinde figüratif resimleri ve peyzajlar, fotoğraf, serigrafi, gravür ve grafik disayn üzerine eğildi ve öncelikle yüzey sorunları üzerinde durmuştur. Bu bütün sanatsal hayatında devam ediyordur. 1982-85 yıllarının arasında bir tür bozma-yapma deneylere girerek küçük ebatlı çalışmalar, resim yüzeyinin daha derinden tanınması için tuvalin yırtılması, yakılması, kazınması gibi eylemler sahne oluyordu. Tuval yüzeyi üzerinde yapı araştırmalarının ağır bastığı bu dönemde renkler alabildiğince

soluk ve belirli bir ifade taşımaktan uzaktır. Gri, kahverengi, sarı, açık yeşil ve toprak rengi tonlarının hüküm süren renk skalasına paralel olarak görülen kompozisyon anlayışı, formlardan çok renklerin hiyerarşik olmadan yanyana gelmesinden kaynaklanan uçsuz bucaksızlığa sahiptir. Resim yüzeyi yapısal olarak her türlü derinlikten uzak, renksiz renklerle kaplanmış. Böylece bir kompozisyon, sonu başı belli olmayan bir yüzeyselliği çağrıştırabiliyor. All-Over-Prinzip olarak yorumlanan bir teknik. Sanatçı 1985 yılında kesin olarak soyut tarzda çalışmaya karar veriyor.

ZEKİ ARSLAN RENK KÜMELERİ İmzalı, 2007 tarihli T.ü.yb. 176x158 cm.

3.000 - 5.000


017

14

ZEKİ ARSLAN RENK KÜMELERİ İmzalı, 2007 tarihli T.ü.yb. 176x158 cm.

3.000 - 5.000


15

ZEKİ ARSLAN RENK KÜMELERİ İmzalı, 2007 tarihli T.ü.yb. 176x158 cm.

3.000 - 5.000


019

EKREM KAHRAMAN (1948) 1948 yılında Tarsus’da doğdu. 1971’de İstanbul Eğitim Enstitüsü Resim-İş Bölümü’nü bitirdi. 1980’li yılların ortalarına kadar yaptığı resimlerde, Çukurova peyzajını renkli bir şiirsellik içinde yansıttı. Geniş gökler altında pamuk tarlalarının yer aldığı bu dönem çalışmalarını, aynı kompozisyon şeması saklı tutularak, doğa görüntüsünün soyut plastik elemanlarla derinliğe doğru çekildiği, imgesel bir espas dokusunun ön plana çıktığı daha fantastik resimler izledi. İstanbul’da yaşamakta ve çalışmaktadır.

16

EKREM KAHRAMAN SOYUT KOMPOZİSYON İmzalı, 2009 tarihli T.ü.yb. 176x158 cm.

3.000 - 5.000


17 MEHMET GÜN (1956) Müzisyen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Mehmet Gün notaları ezberlemeye çalışırken, bir yandan da kağıt üzerine desenler çiziyordu. Viyana Güzel Sanatlar Akademisi’ nde Prof. Anton Lehmden ile tanıştı ve ona desenlerini gösterdi. Lehmden’in isteği üzerine de okula başladı, bu şekilde önünde yeni bir devir açılmıştı. Yapıtlarında kavramsal anlayışı temel alan Gün, beyaz zemin üzerinde leke ve kaligrafi kullanarak eserlerini yorumluyor. Beyaz boşluklar ortasında, iç dünyasını renkli kırık, birbiri ile kesişen çizgilere indirgiyor ve duygu titreşimlerinin grafiğini çiziyor. Bir dönem; Sigmound

Freud, bio-kimya, astronomi ve astrofizik üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda, eserlerinde gerçeküstücülükten soyutdışavurumculuğa uzanan bir yol izlemiştir. Evrensel nitelikteki soyut resimlerinin yanı sıra video ile tini enstelasyonu alanında çalışmalar yapmıştır. Sanatçının son çalışmalarında çizgisel anlamda geçmişten izler görülse de, resmin oluşumunda, değerlerinde, bakışında ve biçiminde farklılıklar belirmiştir. Gün bu farklılıkları “Daha serbest, resmi oluşturacak olan hiçbir kavramsal artıya sahip olmadan, tüm geçmişi sanki kökünden unutarak, yeniden başlamak; bambaşka duruma ve serbestliğe ulaşmak.” diye değerlendirmektedir.

GÜN FİGÜRLÜ KOMPOZİSYON İmzalı, 90’lı yıllar S.Deri ü.kolaj, k.t. 127x139 cm.

5.000 - 7.000


021

18

GÜN FİGÜRLÜ KOMPOZİSYON İmzalı, 83 tarihli Panel ü.k.t. 100x100 cm.

4.000 - 6.000


19 ÇAĞATAY ODABAŞ (1980) 1980 yılında İstanbul’da doğdu. 1995-1998 arasında Yıldız Teknik Üniversitesi Serigrafi Bölümü’nde, Serigrafi, Gravür, Linol Baskı, Fotoğraf, Grafik ve boya kimyası eğitimialdı. 19982002 yılları arasında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde eğitim gördü. Avusturya ve Viyana’da sanatsal araştırmalarda bulundu. Sanatçı renklerin ön planda yer aldığı deforme olmuş figürler ve bu figürlerin bulundukları bilinmeyen mekanlardan oluşan özgün figür kompozisyonları ile tanınmaktadır. Çarpıcı renk ve kalın güçlü kontürler ile deforme ettiği figürlerde kimizaman sinematografik anlatımlar ve göndermeler kullanmaktadır. Yaşamını ve çalışmalarını İstanbul’da sürdürmektedir.

ÇAĞATAY ODABAŞI PROMETHEUS İmzalı T.ü.akr. 180x220 cm.

9.000 - 12.000


023

20 HALUK ÖZDEN (1956) 1956 yılında İstanbul’da doğan sanatçı Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra Fransa’nın Grenoble kentinde bir yıl ekonomi okudu. Ardından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nden 1983 yılında yüksek lisans diplomasını alarak üstün başarıyla mezun oldu. Resimlerinde foto realist öğelere ağırlık vererek fantastik ve gerçeküstücü kurgulamaları, fizik-üstü gerçeklikleri ön plana çıkarmaktadır. Son dönem yapıtlarında net bir sadeleşmeye doğru gitmekte olan Özden, yalın ve belirgin geometrik formlarla soyut resme yönelmiştir. Sanat yaşamını İstanbul’da sürdürmektedir.

HALUK ÖZDEN SOYUT KOMPOZİSYON İmzalı T.ü.akr. 105x150 cm.

7.000 - 10.000


ADNAN VARINCA (1918) 1918 istanbul doğumlu ressam. hemen tüm bedri rahmi eyüboğlu öğrencileri gibi resimde, kendilerine klasik ile soyut arasında bir çizgi tutturmuş neslin yaşayan son temsilcilerindendir. 1948 yılında, ‘istanbul devlet güzel sanatlar akademisi’nde ‘leopold levy’ ve ‘bedri rahmi atölyeleri’nde çalışarak mezun oldu. 19491956 yıllarında çeşitli enstitü ve ortaokullarda resim öğretmenliği yaptı. 1957-1973 yıllarında Paris’te resim araştırma ve çalışmalarını sürdürdü. çok sayıda kişisel sergi açan ve karma sergiye katılan sanatçı, 1980 yılında ‘sedat simavi vakfı’ görsel sanatlar birincilik ödülünü ‘turan erol’ ile paylaştı. Ustası Bedri Rahmi’nin de dediği gibi; “resim, onun zihninde ve yüreğinde ışığa kavuşan her şeyi büyük bir aşk ile incelemek ve bu aşkı salt renkler ve çizgiler aracılığıyla insanlara aşılamak sanatı olmuştur” her zaman.

21

ADNAN VARINCA NATÜRMORT - FRANCALA İmzalı Panel ü.yb. 29x44 cm.

3.000 - 5.000


025

22

ADNAN VARINCA NATÜRMORT İmzalı Panel ü.yb. 38x29 cm.

3.000 - 5.000


ALİ AVNİ ÇELEBİ (1904-1993) Kü­bizm, yapımcılık ve dışa vurumculuğu ken­dine özgü bir yorumla birleştiren ressamdır. Türkiye’de modern resmin ilk temsilcile­rinden sayılır. Başlangıçtan beri akademik anlayışa karşı çıkan Çelebi, 1923’te Hofmann’ın atölyesin­de kübıst anlayış üstünde yoğunlaştı. Bu dönem yapıtlarında kübizmin geometrik ve yapımcı (inşacı) yanı ile Alman dışavurum­

culuğunun coşkulu renk kullanımı ve duy­gusallığını birleştirdi. 1960’lardan sonra yapıtlarında ağırlık kazanmaya başlayan dışavurumcu anlayış, doruk noktasına ulaştı. Çelebi belirli zamanlarda belirli konulara ağırlık vermiştir. 1926-37 arasında büyük kent yaşamını 1938-42 arasında yurtiçi gezile­rinde gittiği yörelerden doğa görünümlerini, 1950’lerde günlük yaşamdan sahneleri ,1960’larda hayvan ve av sahnelerini işlemiş, 1970’lerde özellikle Büyükada, Çınarcık ve Düzce’den figürlü manzaralar yapmıştır. Yapıtlarında merkezî bir kompozisyon ku­ruluşu egemendir. Ton anlayışı yönünde yer yer klasik sanata özgü nitelikler görülür. Çelebi genellikle manzaralarında kırmızı- yeşil karşıtlığını, sarı, mavi, mor ve turun­cuyu, figürlü kompozisyonlarındaysa turuncumavi karşıtlığını, yeşil ve sarıyı dengeli bir biçimde kullanmıştır.

23

ALİ AVNİ ÇELEBİ PEYZAJ KAŞIK ADASI İmzalı T.ü.yb. 32x45 cm.

9.000 - 12.000


027

24

ALİ AVNİ ÇELEBİ PEYZAJ İmzalı T.ü.yb. 32x45 cm.

5.000 - 7.000


BURHAN UYGUR (1940-1992) “İnsanın kafasının içindekileri çizmeye çabalıyorum. İnsanın içinden çıkamadığı sorunların resmini çiziyorum. Benim resimlerime bakanlar, isterlerse, insanların sorunlarını görebilirler.” sözleriyle özetliyor Uygur sanat gayesini. Lekeci bir yaklaşımla oluşturduğu figürleri, özgün bir duyum ve renk anlayışı ile şekilleniyor. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Resim Bölümü, Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi’nden mezun oldu. 1968 yılında Beyoğlu Sanat Galerisi’ne ilk sergisini açtı. 1970’te Avusturya Hükümeti’nin bursuyla gittiği Salzburg Yaz Akademisi’nde Ressam Corneille ile çalıştı. 1. Uluslararası İstanbul Bienali (1987, İstanbul), Asya-Avrupa Sanat Bienali (1988, Ankara), 2. Uluslararası İstanbul Bienali’ne (1989, İstanbul) katıldı. Çeşitli müze ve özel koleksiyonlarda eserleri bulunmaktadır.

25

BURHAN UYGUR FİGÜRLÜ KOMPOZİSYON İmzalı Panel ü.yb. 22,5x16 cm.

2.000 - 3.000


029

26

BURHAN UYGUR DANSÖZ İmzalı T.ü.yb. 30x40 cm.

5.000 - 7.000

Tablonun arka yüzü


27

BURHAN UYGUR FİGÜRLÜ KOMPOZİSYON İmzalı, 77 tarihli Panel ü.yb. 31x22.5 cm.

4.000 - 6.000


031

28

BURHAN UYGUR AİLE İmzalı Panel ü.yb. 40x30 cm.

7.000 - 9.000


FİKRET MUALLA (1903-1967) Şehir manzarası içerisinde insan gruplarını, barları, müzisyenleri resmetti. Nature-morte’lar, manzaralar, portreler yaptı. Resimlerini genellikle renkli fon kağıtları üzerine guaj boya çizimleriyle oluşturdu. Özellikle Paris’in eğlence hayatı, kafeleri, barları, sokakları ve insanları Fikret Mualla’nın tuvallerinde, canlı renklerle yeniden var olmuşlardır. İsviçre’de aldığı mühendislik eğitiminin ardından, Berlin Güzel Sanatlar Okulu’na giderek Arthur Kampf’ın öğrencisi oldu. Nazım Hikmet’in “Benerci Kendini Neden Öldürdü” isimli oyununun kitabını resimlendirdi, İstanbul Şehir Tiyatroları’da çalıştı, Lüküs Hayat, Deli Dolu, Saz ve Caz operetlerinin kostümlerini tasarladı. İstanbul’da ilk kişisel sergisini 1934’te açtı. New York World Fair’deki Abidin Dino’nun tasarladığı Türk pavyonunda (1939) çok sayıda eser sergileme fırsatı oldu. Aynı sene Paris’e gitti, Academie de la Grande Chaumière’e yazılarak Othon Friesz atölyesinde çalıştı. 1954’te Bernheim Galerisi’nde iki büyük kişisel sergi açtı. Ölümünün ardından, eserlerinin bir kısmı devlet tarafından satın alındı ve Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde Fikret Mualla Salonu oluştruldu.

29

FİKRET MUALLA PORTRE İmzalı, 54 tarihli K.ü.guaj 26.5x20 cm.

7.000 - 10.000


033

30

FİKRET MUALLA PORTRE İmzalı, 54 tarihli K.ü.guaj 26.5x20.5 cm.

7.000 - 10.000


ABDURRAHMAN ÖZTOPRAK (1927-2011) Çağdaş Türk Sanatının en önemli soyut ustalarındandır. Abdurrahman Öztoprak İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Resim Bölümü Nurullah Berk Atölyesi’nden mezun oldu. 1952-75 yılları arasında Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nde fresk bölümünde çalıştı. İstanbul’un hareketli sanat ortamından uzakta yaşayan, kendini ve sanatını besleyen doğa ve klasik müziğe merakı ile bilinen yakın zamanda kaybettiğimiz Abdurrahman Öztoprak öğrencilik yıllarından itibaren seçtiği soyutlama tekniğini sürekli olarak geliştirmiş ve yeni bir soluk getirmiştir. Kompozisyonlarındaki titiz ve ölçülü tarzı, renk uyumundan ödün vermeden, klasik soyut diyebileceğimiz geometrik form anlayışıyla kurguladığı tablolarında, müzik notalarında görülen düzen ve kuralları andıran gizemli dünyalar yaratmıştır. Gençliğinde yaptığı dış ve iç mekan işlerinde kullandığı yüzey/mekan ilişkisini tuvallerine de aktaran sanatçının en önem verdiği konu, tutkuyla bağlı olduğu müziğin soyutluluğunu tablolarına aktarabilmek bu devinimi yakalamaktı. Tüm işlerinde görülen rafine denge, formların bir döngü içinde ahenkli tekrarları eserlere lirik bir boyut, anıtsal bir özellik katmıştır. Öztoprak’ın genelde kullandığı mat renkteki renk paletine kattığı altın, bakır ve gümüş boyaların ışıltısı da ölçülü, uyumlu nüanslarla işlere ayrı bir görsellik kazandırır. Kompozisyonun içinde kimi zaman rastlanan resimsel ögeler, geçen bir bulut, bir düşünce gibi kurguyu yumuşatan, akıl ve his dünyalarının çarpışmasını anımsatan dışavurumlardır. Küçük veya büyük olsun tüm tablolarında, sanatçının formlarına kattığı enerji farkedilmekte, yüzeyde yakalanan bu kinetik enerji eserlere farklı bir boyut yüklemektedir. Kişisel sergilerinin yanı sıra Ca’Pesaro Uluslararası Modern Sanatlar Müzesi Venedik (2008), Elgiz Cağdaş Sanat Müzesi (2007), Milli Reasurans Galerisi (1998), Vanhagen (Paris, 2008), Turquoise 2000 (Paris), II. İstanbul Bienali Ramko Sanat Glerisi, Çağdaş Türk Resim Sanatı Sergisi (Barcelona, 1985) ve Akdeniz Ülkeleri Sergisi (Tunus, 1955) gibi yurtiçi ve yurtdışında birçok karma sergiye katıldı. oluştruldu.

31

ABDURRAHMAN ÖZTOPRAK SOYUT KOMPOZİSYON İmzalı, 90’lar Panel ü.akr. 50x50 cm.

13.000 - 15.000


035

32

ABDURRAHMAN ÖZTOPRAK SOYUT KOMPOZİSYON İmzalı, 90’lar Panel ü.akr. 50x50 cm.

13.000 - 15.000


33

ABDURRAHMAN ÖZTOPRAK SOYUT KOMPOZİSYON İmzalı, 90’lar Panel ü.akr. 50x50 cm.

13.000 - 15.000


037

34

ABDURRAHMAN ÖZTOPRAK SOYUT KOMPOZİSYON İmzalı, 90’lar Panel ü.akr. 50x50 cm.

13.000 - 15.000


ÖMER ULUÇ (1931-2010) Sanat yaflam› boyunca, dönemin Türk ça€dafl sanat›n›n öncülerinden oldu. John Ash, resim yapmak Uluç için bir keflfetme sürecidir, demifltir. Tuval üzerinde f›rça hareketleriyle formlar›n› yaratm›fl, konular›n› d›fla vurmufltur. Resimlerinde f›rça tekni€i ile oluflturdu€u soyut figürleri, heykellerinde de yaratm›flt›r. Amerika’da önce mühendislik, sonra resim e€itimi gördü. Nuri ‹yem’in atölyesinde (Tavanaras› Ressamlar›) çal›flt›. ‹lk kiflisel sergisini 1955 y›l›nda Boston’da Earl Pilgrim Galeri’de açt›. Daha sonra da ‹stanbul, Ankara, La Haye, Paris, Venedik, New York, Berlin’de sergileri oldu. Birçok sanat fuar›n›n yan› s›ra, 1969 Sao Paolo Bienali, 1987, 1989 ve 1999 ‹stanbul Bienalleri’ne kat›ld›. Eserleri Paris’teki Kültür Bakanl›€› Müzeleri, Berlin’deki Canl› Müze ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde yer almaktad›r. Bu eser Galeri Nev taraf›ndan haz›rlanan Ömer Uluç kitab›n›n (1989) 57. Sayfas›nda yer al›r.

35

ÖMER ULUÇ Duralit ü.yb. 80x60cm.

6.000 - 8.000


039

36

HAKKI ANLI FİGÜRLÜ KOMPOZİSYON İmzalı, 1979 K.ü.yb. 44x62 cm.

4.000 – 6.000


SEYHUN TOPUZ (1942) Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Heykel Bölümü’nü 1971 yılında bitirdi. 1974-1978 yılları arasında aynı kurumda asistan olarak görev yaptı. 1977 yılında yeterlik araştırmasını tamamladı. 1978-1980 ve 1983-1984 yılları arasında çalışmalarını New York’ta sürdürdü. 1978-1980 yılları arasında Art Students League’de heykelci Jose de Creeft ile çalıştı. 1970’li yılların başından itibaren, heykel çalışmalarında “kare”, “daire”, üçgen” gibi doğal referanslardan arınmış, soyut formlarla uğraşan sanatçı, her çalışma için tek bir biçim seçiyor ve o biçimin heykel dilindeki olanaklarını araştırıyor. Yıllar içinde aynı formu tekrar tekrar ele aldığındna nasıl çeşitlenip farklılaşabildiğine yeniden bakıyor. Bu kavramsal biçimler boşluk, denge gibi önemli ögelerle birlikte var oluyorlar. Uygulamaya karar verdiğinde işlerin aktarılacağı malzemenin ve rengin o yapıta ne getireceği çalışmalarının diğer yönünü oluşturuyor. Topuz halen serbest olarak çalışmaktadır.

Topuz, başlangıcı 1973’de kare bir demir levhayı keserek üçgenlere ayırdığı ilk işine zaman çalışmalarından itibaren Seyhun’un kare, üçgen ve daire gibi geometrik yalın formları içten dışa yada dıştan içe doğru gelişen hareketlerle kırarak, keserek, bükerek biçimlendirdiği ve bu salt, yalın, kendinden başka bir nesneye gönderme yapmayan biçimlere dinamizim kazandırdığı görülmektedir. Onun yapıtlarının çok önemli bir özelliğide dengedir. Dengenin denetiminde bir dinamizm duvar heykellerinden düğümlerine ve yer heykellerine kadar her işinde egemendir. Onun yapıtlarında biçimin bu dinamizmi yapıtın yer aldığı mekana yansıyarak mekanla bütünleşir, boşluğu içine alarak mekanı yeniden tanımlar. Bu etkileşim soyut heykelin varmaya amaçladığı önemli hedeflerden biridir. Seyhun heykellerinde önce biçimi tasarlar, sonra biçimin gerektirdiği malzemeyi araştırır. Biçim araştırmaları için oluşturduğu maketler karton, ince aliminyum, kağıt olabilir. Önceden yaptığı eskiz anlamındaki bu maketlerle sayısız kompozisyon olasılığını araştıran sanatçı tasarladığı tatmin edici biçimi ulaşmak için çalışır. Bir metal yada pleksiglas atölyesinde bir usta ile çalışacağı için verilecek maketin açık seçik anlaşılır olması gerekmektedir. Aslında imkanlarının sınırlı olduğu düşünülen kare, daire, üçgen gibi yalın geometrik biçimlerle çalışan Seyhun Topuz’un ön çalışma olarak yaptığı maketlerle çok sayıda alternatif yarattığı bunlar arasından yaptığı seçimle zengin bir biçim çeşitlemesine ulaştığı ve yeni bir dil oluşturduğu görülür. Uzun süren strüktür ve form araştırmalarının sonucu hayat bulmaları Seyhun’un heykellerindeki zihinsel potansiyelin kaynağını ortaya koymaktadır.


041

37

SEYHUN TOPUZ İSİMSİZ Unique, 70’li yıllar Demir 60x57x10 cm.

30.000 - 40.000


Seyhun Topuz’un işleri, en sade tanımıyla, üç geometrik biçim (üçgen, kare ve daire) ve dört renk (siyah, beyaz, sarı, kırmızı) kullanılarak yapılan 3 boyutlu obje çeşitlemeleri olarak açıklanabilir. Üretim, 1973’te, boyutları 50 - 80 cm. kalınlıkları bir aç milimetre olan demir levhaların kullanıldığı bir dizi kare obje ile başlar. 5-10 cm.’lik demir ve taştan kaidelerin üzerine diyagonal biçiminde dikilmişlerdir, derinliksiz ve hacimsizdirler. Enine veya dikine birer yarıkla 2 üçgen parçaya ayrılırlar; yarıklar genelde ortada genişler ve heykelin arkasında uzayıp giden mekanı görünür kılar. İşi oluşturan tüm fikirler, estetik seçimler olarak izleyenin açıkça görebileceği şekilde yüzeye taşınmıştır; derinliği yok edilmiş ve yanlızca cephede görünüşe davet eden, mükemmel oranlarda bir geometrik şekil; şekli belirgin şekilde ortadan ikiye ayıran bir yarık. Yarığın çevresine iç bükey ve dış bükey bombeler verilerek yüzeyde bir ışık - gölge oyunu ortaya çıkarılır. Estetik açıdan, heykel ile resim yüzeyi arasında gidip gelen bu estetik düzenleme, heykelin konvansiyonel kurallarıyla oyun oynarken resim yüzeyine göz kırpar.


043

38

SEYHUN TOPUZ İSİMSİZ Unique, 70’li yıllar Demir 76x33x15 cm..

30.000 - 40.000


HÜSEYİN ARDA (1969) 1969 doğumlu Hüseyin Arda, Berlin’deki atölyesinde heykel ve kavramsal sanat çalışmalarını sürdürmektedir. Sanat anlayışında Japon performans sanatı olan Butoh tiyatrosundan ve Akira Kurasawa’dan ve Christo’dan etkilendiğini söylemektedir. Butoh sanatının öğretisi olan minimal hareketle dinamizm yaratma tarzını heykellerine taşıyan Arda’nın büyük boy heykellerinde bir güç gösterisi gizlidir. Demirle çalışan ve demirin paslı halini seven Arda, Berlin de bulunan atölyesinde ‘Anima Ferrea- Demirin Ruhu’ başlıklı interaktif kentsel sanat sergisini devam ettirmektedir. Heykeltıraş Arda başta Almanya olmak üzere pek çok Avrupa kentinde sergilere katılmış ve birçok uluslararası sanat projesi organize etmiştir. ‘Almanya için Kelimeler’ projesini (Wörter für Deutschland) 2003-2007 yılları arasında hayata geçirerek 21 adet dev boyutlu sözcük heykeli Berlin’in çeşitli kent meydanlarına dikmiştir. ‘Hayat küpü’ (Cubus of Life) projesi için kısa filmler yapan sanatçı bu filmlerin senaryolarını kendi yazmaktadır. İstanbul Avrupa Başkenti 2010 yılı içinde başlayan ‘Kelime Kelime İstanbul’ interaktif kentsel sanat projesi ile adından söz ettiren sanatçı, Orhan Veli’nin ‘Anlatamıyorum’ başlıklı şiirinin giriş bölümünü labirent şeklinde uygulayarak dev bir enstalasyon yaratmış ve bunu Haliç’te sergilemiştir. İstanbul’un 50 farklı noktasında farklı sosyal, kültürel ve coğrafi grupların seçtikleri kelimeleri heykelleştirmeyi hedefleyen proje çeşitli sivil toplum kuruluşları yanı sıra yerel yönetimlerle işbirliğinde yürütülmektedir. Hüseyin Arda’nın eserleri Yeni Zelanda, Fransa, İngiltere, Portekiz, Yunanistan, Monoko, İsviçre, Avusturya, Avusturalya ve Almanya’da çeşitli koleksiyonlarda bulunmaktadır. Fransa’nın batı kıyısındaki bir adada (Gavrinis) özel bir koleksiyona girmiş olan büyük boy eserleri 2009’dan beri açık havada sergilenmektedir.

39

HÜSEYİN ARDA DEMİR KADIN FİGÜRÜ İmzalı, 2013 tarihli Unique Demir Metal kaynak kolaj tekniği 155 cm.

25.000 - 30.00


045

40

HÜSEYİN ARDA HEYKEL KAİDESİ ÜZERİNDE GERGEDAN İmzalı, 2013 tarihli Unique Demir Metal kaynak kolaj tekniği 130x140x50 cm.

40.000 - 50.000


41

ARDAN ÖZMENOĞLU (1979) Lisans (BA) ve lisansüstü eğitimini (MFA) Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nde tamamladı. Çalıştığı atölyeler arasında Künstlerhaus

Bethanien, Berlin; Lower East Side Printshop, New York; Frans Maserel Sanat Merkezi, Belçika ve Kulturkontakt, Vienna bulunmaktadır. “1 kuş, 2 kuş, 3 kuş…” AC Institute, New York 2010, “Aklıma Takılan Şeyler”, Ekav Art Galeri, 2010 İstanbul, “Play Revisited”, Galeri IAC Berlin (2008 Berlin), kişisel sergilerinden bazılarıdır. Borusan Sanat Koleksiyonu, eserlerinin yer aldığı koleksiyonlardandır. Bu eser daha önce ALANistanbul’daki “Popartistanbul” sergisinde (2010) yer aldı. Son olarakta 2012 Kasım ayında New York Bertrand Delacroix Gallery’de E PLURIBUS UNUM sergisini açmıştır.

ARDAN ÖZMENOĞLU GRİPİN İmzalı © Post-it ü.k.t. 74x74 cm.

5.000 - 7.000


047

42

ARDAN ÖZMENOĞLU MÜ-SEN-NA İmzalı, 2013 tarihli Kaligrafi Serisi, Aynalı hat © Post-it ü.k.t. 108x140 cm.

12.000 - 15.000


YASEMİN ASLAN BAKİRİ (1967) Sanatçı kaftanlarında, camın şeffaf ve kırılgan doğası ile metalin soğuk, örtücü ve sert yapısı arasındaki zıtlığı zarif bir uyumla yorumlamıştır. İşlerinde imparatorluğun ihtişamıyla, günümüzün formlarını buluşturan Aslan Bakiri; cam›n akışkanlığı ve duruluğuyla müthiş bir sadeliğe ulaş›r. Geçmişin izlerine dokunurken “Cam Kaftanlar”, zaman ve mekan oyunu içinde, çağdaş figürler olarak yerini al›r. 1988 y›l›nda, Mimar Sinan Üniversitesi,Güzel Sanatlar Fakültesi, Seramik -Cam Ana Sanat Dal›‘n› bitirdi. Ard›ndan İngiltere’de, Surrey Institute

of Art & Design University College,Üç Boyutlu Tasar›m BA (Hons) eğitimi alan sanatç›, Annette Meech, Christopher Williams, David Taylor, Fleur Tookey gibi birçok uluslararası tanınmış sanatçı ile çalıştı. Beylerbeyi Sarayı’nda (Creative Euphoria, 2009), Finlandiya Cam Müzesi’nde (Glass From Turkey, 2009), Londra’daki Cat Hill Gallery’de (Glass, 2006), II.Bienal Internacional Del Mosaico Contemporaneo’da (Arjantin, 2005), New York’taki Marcus Garvey Park’ta (Park Sergisi, 2000) eserleri sergilendi. Sanatç›n›n birçok özel koleksiyonda eserleri bulunmaktad›r. Maçka Modern 2010 Chicago SOFA Turkish Cultural Foundation, 2011 Luxembourg Glass Symposium Bienale’”Contemporary Art in Glass, 2012 Londra Grosvenor Gallery’de ‘Turkish Modern Art’ sergisi, 2012 İstanbul Tasarım Bienali paralel katılımcısı olarak ‘Guardian Angel’ sergisi. Sanatçının uluslararası üne sahip Farjam gibi bir çok özel ve kurumsal koleksiyonlarda ve Eskişehir Cam Müzesi eserleri bulunmaktadır.

43

YASEMİN ASLAN BAKİRİ FERMAN Modern Kaligrafi Serisi İmzalı, 2013 tarihli Sanatçının Kaligrafi serisinden olan bu ferman, klasik erken devir Osmanlı formuna sadık kalınarak tasarlanmış unique bir eserdir. Paslanmaz çelik ve gümüş kaplama tel ile elde örülen yüzey üzerine aplike edilen pseudo yazılar, bakır ekli sıcak döküm renklendirilmiş camdan yapılmıştır.Tezhibinde metal alaşımlı duraklar ve paslanmaz çelik yapağı kullanılmıştır. 142x50 cm.

25.000 - 35.000


049

44

YASEMİN ASLAN BAKİRİ HİLYE Modern Kaligrafi Serisi İmzalı, 2013 tarihli Sanatçının Kaligrafi serisinden olan bu hilye, klasik Osmanlı formuna sadık kalınarak tasarlanmış unique bir eserdir. Paslanmaz çelik ve gümüş kaplama tel ile elde örülen yüzey üzerine aplike edilen pseudo yazılar, altın ve gümüş lüstreli sıcak döküm camdan yapılmıştır. 112x64 cm.

18.000 - 25.000


BENGİSU BAYRAK (1978) Bengisu Bayrak 1978’de Herford, Batı Almanya’da doğdu. 2001’de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim

Bölümü’nden mezun oldu. 2005’te Bilgi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden Sinema-TV Yüksek Lisans, 2008’de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nden Resim Ana Sanat Dalı Sanatta Yeterlik dereceleri aldı. Aralarında “Identitäten” (2001, Löwenpalais, Berlin), “Kimliğin 1000 Yalanı” (2005, Siemens Sanat, İstanbul), “Rejection Episodes” (2006, Kunstencentrum Vooruit, Gent), “Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi” (2001, AKM; 2004, 2006, Akbank Sanat, İstanbul), “10. İstanbul Bienali, Gece Gezenler Gösterimleri (2007, İstanbul), “Bir Cinayet Bir Öpücükle Geçmez” (2008, Galerist,

İstanbul) “İstanbul’da Yaşıyor ve Çalışıyor” (2010, Antrepo 5, İstanbul) sergilerinin de bulunduğu pek çok ulusal ve uluslararası sergiye katıldı, çeşitli ödüller aldı. Art Beat İstanbul (2011) ve ci12 Contemporary İstanbul (2012) sanat fuarlarında yapıtları sergilendi. Belgesel ve kurmacayı iç içe geçirerek yeni bir gerçeklik/ sahtelik yaratarak hakikat ve temsil kavramlarıyla uğraşan sanatçının üç kişisel sergisi; Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Hong Kong ve Almanya’da özel koleksiyonlarda yapıtları bulunuyor.

45

46

BENGİSU BAYRAK

BENGİSU BAYRAK

GLEITFLEIGER AUSWEIS (PLANÖR BRÖVESİ)

ZEKİ MÜREN

İmzalı, 2013 tarihli T.ü.yb. 25x32 cm. Gleitflieger Ausweis (Planör Brövesi) / Ilsa / Victor: Kült bir film hâline gelen Casablanca (1942) hakkında pek bilinmeyen şaşırtıcı bir gerçek, bu serinin ilham kaynağını oluşturdu: Filmin senaryosunun çekimler sırasında gelişmesi, senarist ve yönetmen de dahil olmak üzere kimsenin filmin sonunu dahi önceden bilmemesi... Buradan çıkışla, bir sorunun peşinden gittim: Ilsa, kocası Victor ve sevgilisi Richard arasında kalmış duygu yüklü, bazen de sulu gözlü bir kadın figürü olmayıp, aslında Fransa’nın karşı cephesindeki casuslardan biri olsaydı filmin nasıl bir alternatif hikâyesi olurdu?

500 - 800

İmzalı, 2013 tarihli T.ü.yb. 20x25 cm. Zeki Müren, bu notu Sema Özcan ve Piraye Uzun’la birlikte Kalbimin Sahibi filminin setinden çekilmiş bir fotoğrafın görünen yüzü üzerine 30 Eylül 1969’da Safa Önal’a yazmış. El yazısını fotoğraftan koparıp, fotoğrafın arkasındaymış gibi resmederek o fotoğrafı kendi imgesine ve anına hapsolmaktan kurtardım. Şimdi o, yarısı gizlenmiş diğer yarısı belgesel bir nesne olarak izleyenin yeniden yazımına çok daha açık.

500 - 800


051

47

BENGİSU BAYRAK YILMAZ GÜNEY DÖRTLEMESİ İmzalı, 2013 tarihli T.ü.yb. 63x49 cm.

Yılmaz Güney’in 25 Ocak 1973’te cezaevindeyken Yavuz Pağda’ya yazdığı bu mektup, “gerçek” kavramını merkeze alarak maddenin, insanın ve doğanın gerçeğinin ne olduğunu sorar. Hem üzerinde bin yıllardır düşünülen bu kavram üzerine, hem de sinema ben de çalıştığım için bu mektubu seçtim ve her açıdan bir kez daha bakmak gerektiğini düşündüm. Mektubu Yılmaz Güney’in el yazısını taklit ederek tekrar kağıda geçirdim ve dört tarafını resmettim.

800 - 1200


48

BENGİSU BAYRAK ŞİMDİ UZAKLARDASIN İmzalı, 2013 tarihli T.ü.yb. 45x47 cm. Notalarla çalışırken, önce bulduğum notaları çalarak doğruluğunu kontrol ediyorum, sonra heceleri yerleştiriyorum, en son da kompozisyonu oluşturuyorum. Monokrom renklerle resmederek gereksiz renklerden kurtuluyorum. Böylece sadece notalar ve heceler konuşuyor... Bu parça, Farsça’da ‘yakan’ anlamına gelen ‘Suzinak’ makamındaki; belki de, çok uzaklara duygulu, hüzünlü, yakıcı bir seslenişin, ‘Şimdi Uzaklardasın’ şarkısının notaları.

800 - 1200

49

BENGİSU BAYRAK SARI ZEYBEK İmzalı, 2013 tarihli T.ü.yb. 60x60 cm. Hasta yatağındaki Atatürk’ün serin bir Bursa gecesinde, orkestradan istediği ve ölüme meydan okurcasına, hastalığına inat, dizlerini vura vura oynadığı, çocukluğu ve gençliğinin geçtiği topraklardan, Rumeli’den bir türkü: ‘Sarı Zeybek’… Sarı Zeybek aman şu dağlara yaslanır aman Yağmur yağar silahları efem ıslanır Bir gün olur aman deli gönül uslanır aman Eyvah olsun telli de doru şanına Eğil bir bak mor cepkenine kanına Karşı dağı aman duman duman bürüdü aman Üç yüz atlı beş yüz yaya efem yürüdü Sarı Zeybek aman şu cihanda bir idi aman Eyvah olsun telli de doru şanına Eğil bir bak mor cepkenine kanına

800 - 1200


053

50

BENGİSU BAYRAK VICTOR İmzalı, 2012 tarihli T.ü.yb. 120x120 cm. Casablanca Filminden Victor, Ilsa’ya gemiyle Casablanca’ya gelişini haber veren bir mektup yazar ve şifreli biçimde Ilsa’ya daha önce sözü edilen planın hâlen geçerli olduğunun bilgisini verir.

1000 - 1500

51

BENGİSU BAYRAK ILSA İmzalı, 2011 tarihli T.ü.yb. 120x120 cm. Casablanca Filminden Casablanca’da Ilsa’nın Richard’a (Humphrey Bogart) yazdığı ayrılık mektubu. Filmde gerçekten var.

1000 - 1500


52 BRONZ HEYKEL GERGEDAN 1930’lar Bronz döküm tekniğiyle yapılmış 50x21x18 cm.

12.000 - 15.000


055

53 BİR ÇİFT ART DECO BRONZ HEYKEL CEYLANLAR Fransız, 1930’lar Bronz döküm tekniğiyle yapılmış 88x75x28 cm.

20.000 - 30.000


EGGON - EMILIE GOTTMAN (1986) Paris’te doğdu, Paris L’ecole BOULLE’de tasarım ve metal sanatlar eğitimi aldı. 2009 yılında Berlin’e giden sanatçı Art Pro Tacheles’in kurulmasına ön ayak oldu. Heykelleri Berlin’de Metallwerkstt Tacheles de sergilenmektedir. Yaşamını ve çalışmalarını İstanbul ve Berlin’de sürdürmektedir.

54

EGGON - EMILIE GOTTMAN REVANCHE SERIE “SIRA BİZDE” İmzalı, 2013 tarihli Demir, kaynak, kolaj, unique 65x80x50 cm.

5.000 - 7.000


057

55

EGGON - EMILIE GOTTMAN DEVEKUŞU AİLESİ “BİZ YOKUZ” İmzalı, 2013 tarihli Demir, kaynak, kolaj, unique 135x80x50 cm. 125x65x60 cm. 52x40x28 cm.

15.000 - 25.000


KUZGUN ACAR (1928-1976) ‹stanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Heykel Bölümü’nde ö€renim gördü. ‹lk kiflisel sergisini 1952 y›l›nda Maya Galeri’de açt›. 1956’da Venedik Bienali ve New York Carnegie Endownment International Center, Ortado€u’dan Genç Sanatç›lar Sergisi’ne, 1961’de 6. Sao Paolo ve Uluslararas› Genç Sanatç›lar Bienalleri’ne (1.lik ödülü) kat›ld›. 1962’de Paris Modern Sanatlar Müzesi’nde kiflisel sergi açt›. Paris Kenti Modern Sanatlar Müzesi, Vakko, MSÜ Resim Heykel Müzesi Koleksiyonlar›’nda, Ankara ve ‹zmir Devlet Resim ve Heykel Müzeleri, Ziraat Bankas› Genel Müdürlü€ü, Türk Silahl› Kuvvetleri Güçlendirme Vakf›’nda ve birçok özel koleksiyonda eserleri bulunmaktad›r.

Türk ça€dafl heykel sanat›n›n öncülerindendir. “Heykellerimde hareketi yakal›yorum.” demifltir Kuzgun Acar. Demir, çivi, ahflap, tel gibi y›rt›c›, bat›c› malzemelerle esnek formlar oluflturan sanatç›, her zaman farkl› malzeme aray›fl› içinde olmufltur.

56

KUZGUN ACAR KUŞLAR Unique Metal kaynak tekniği Mantar kaidesi üzerinde 28x16x28 cm.

15.000 - 25.000


059


SARKİS (1938) 1957-1960 yılları arasında, İDGSA Resim Bölümü’nde öğrenim gördü. 1964’te gittiği Paris’i, sürekli yaşama ve çalışma alanı olarak seçti. 1988’de Paris’te Pontus Hulten’in yönettiği, Uluslararası Yüksek Plastik Sanatlar Enstitüsünde, profesör olarak görev yapan sanatçı, ilk kişisel sergisini 1960’ta, İstanbul’da Alman Kültür Merkezi’nde açmış, daha sonra çalışmalarını Paris’te yoğunlaştırmıştır. 1967’deki Paris Bienali’nde Resim Dalı Birincilik Ödülünü kazandı. 1985’te Fransa Kültür Bakanlığının, heykel dalında verdiği Devlet Büyük Ödülü’nü kazandı. Çevresel sanat ve enstalasyon türündeki yapıtlarının yanı sıra, kavramsal resimleriyle de, çağdaş sanat oluşumları içinde yer alan Sarkis, Türkiye’de ‘Çaylak Sokağı’ adıyla ses bantları ve nesne enstalasyonuna dayalı olarak 1980’li yılların sonunda sergilediği işlerinde, geriye dönüşümlü bir çağrışım estetiği geliştirmiş olmasıyla tanınıyor.

57

SARKİS KOMPOZİSYON İmzalı, 1962 tarihli K.ü.k.t. 60x48 cm.

7.000 - 10.000


061

ERGİN İNAN (1943)

58

ERGİN İNAN “MEVLANA 99 ŞİİR 99 RESİM” SERİSİ 27 NOLU RESİM “Renkler ardında iki figür” İmzalı, 2007 tarihli K.ü.akr. 30x22 cm. Resim + Kitap (Mevlana 99 Şiir 99 Resim)

8.000 - 12.000 Ergin İnan Mevlana Celaleddin Rumi 99 Şiir 99 Resim adlı kitabında yer almaktadır.

İlk ve orta öğrenimini Malatya’da tamamladıktan sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne 1963 yılında kaydını yaptırdıysa da bir yıl sonra 1964 yılında şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olan İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu Resim Bölümü’nün yetenek sınavlarını kazanarak resim öğrenimine başladı. Kral Schlamminger ve Helmut Hungerberg’in öğrencisi oldu. 1968 yılında mezun olduğu okula açılan asistanlık sınavını kazanarak ve Helmut Hungerberg’ in asistanı olarak göreve başladı. 1969 ylında burslu olarak gittiği Salzburg Yaz Akademisi’nde Prof. Emilio Vedova ile resim çalıştı. Federal Almanya Hükümeti’nin “Alman Akademik Öğrenci Değişimi” bursunu 1970 yılında kazanan sanatçı, üç yıl boyunca Münih Güzel Sanatlar Akademisi’nde Prof. Rudi Tröger ve Prof. Max Zimmerman ile resim, özgünbaskı alanında çalışmalar yaptı. Bu arada Paris, Venedik, Verona, Mantova ve Floransa’da bulunan Müzelerde incelemelerde bulunan Ergin İnan, “Baskıresim Teknikleri” adlı teziyle, mezun olduğu okula 1975 yılında öğretim görevlisi olarak atandı. 1982 ylında öğretim üyesi olarak görev aldığı Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’ne 1985 yılında profesör olarak atandı. On beş yıl boyunca aksatmadan katıldığı Küstausstellung - Wasserburg am inn Germany sergilerine süresiz katılım şansını 1972 yılında jüri seçimiyle yakalayan sanatçı, 1985 - 86 yıllarında Berlin Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda konuk profesör olarak desen dersleri verdi. Çalışmaları insan figürleri, böcekler, kelebekler, sürüngenler, gözyaşı damlaları, yapraklar, gibi nesneler ve yazıyla bütünleştirdiği kompozisyonları, felsefe oluşturacak bir temel üzerinde betimlenerek, ikonografik ve kültürel imgeler arasında kurulan görsel, simgesel ve mistik ilişkileri yansıtıyor.


CİHAT BURAK (1915-1994) İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Mimarlık Bölümü’nde okudu. 1953–1955 ve 1961-1965 yılları arasında, Paris’te resim çalışmaları yaptı. Tarihsel olaylara ve yaşanan güncel gelişmelere, kendine özgü esprili bir yöntemle eğildiği resimlerinde, uysal ama derinlikli bir anlam, katışıksız ve saf bir gözlem gücü sezilir. Resim sanatı adına öğrendiklerini ve bildiklerini tümüyle unutarak, spontane ve içtenlikli bir üslubu eleştirmekten yana çaba gösterir. Cihat Burak çizgi ile düşünen, çizginin olasılıklarını tuval, kağıt, seramik, metal plaka gibi farklı yüzeylerde deneyen ve araştıran bir sanatçıdır. Sanatının özgünlüğü, bir anlatım dili bularak duygularını karşısındakine anlatan her türlü ifade biçimini bir özgüvenle kabullenmesinden ve onu kendi diline dönüştürmesinden kaynaklanır. Kendi zamanını neredeyse günü gününe kayda geçiren şaşmaz bir gözlemcidir. Kentsel düzenin yitip giden değerlerini, değişimin yuttuğu tarihsel belleği, yozlaşan insan ilişkilerini, popüler kültürün yarattığı tek tip erozyonu keskin bir mizah gücüyle eleştirir. Modern olmaya çalışan bir toplumun yitirdiği ve ardında bıraktığı kültürel birikime sahip çıkmak ister. Sokak aralarını, kahve ve meyhaneleri turlar, gündüzden geceye karşısına çıkan her türlü anti-kahramanı resmine konu edinir: Bıçkın mahalle kabadayıları, Telli Baba ziyaretine giden yeni evli çiftler, batakhanelerde birer tanrıça gibi karşılanan genelev kadınları, duvar diplerinde çerez satan fıstıkçılar, birbirlerine elense çeken pehlivanlar, toplumsal ve ekonomik dinamiğe tutunamayan çaresizler onun kahramanlarıdır. Mimari yozlaşmaya, kültürel değerlerin yok oluşuna, politikanın yapaylığına yönelik öfkesini yansıtırken, toplumsal eleştiriyi, inceden inceye iğneleyerek yapar. 1994 yılında İstanbul’da vefat etmiştir.

59

CİHAT BURAK OSMANLI BAHRİYELİ VE KALYON İmzalı, 1975 tarihli K.ü.k.t. 33x24 cm.

8.000 - 10.000


063

60

ALİ AVNİ ÇELEBİ BÜYÜKADA İmzalı, T.ü.yb. 46x55 cm.

10.000 - 12.000 Eski H.Bezmen koleksiyonu


FAHRELNİSSA ZEİD (1901-1991) Sadrazam Cevat Paşa’nın kardeşi diplomat, asker, fotoğrafçı ve tarihçi Şakir Paşa’nın kızıdır. Değişik dallarda sanatçılar yetiştirmiş olan Şakir Paşa ailesinden olup, yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) ile ressam Aliye Berger’in kardeşi, ressam Nejad Melih Devrim ile tiyatro sanatçısı ve yazar Şirin Devrim’in annesi, seramik sanatçısı Füreya Koral’ın teyzesidir. Sanayi-i Nefise’de Resim Bölümü’nde öğrenim gördü. 1928’de Paris’e giderek Ranson Akademisi’nde Bissiere ve Stahlbach Atölyeleri’nde çalıştı. 1934’de, Irak Büyükelçisi Prens Zeid ile evlenen sanatçı, İngiltere, Fransa, Ürdün, Almanya’da, önemli sanat merkezlerinde kişisel sergiler açtı. Dış ülkelerde pek çok sergi açmış ilk Türk kadın sanatçısıdır. 1991 yılında Amman’da vefat etti. Paris, New York, Ürdün ve Türkiye müzelerinde eserleri olan sanatçı, soyut resimleriyle tanınmaktadır. Portreden, soyut-nakışsı kompozisyonlara, spontane izlenimlere varıncaya kadar, değişik yönlerde biçimlenen sanatı, özgün ve kişisel yaratma gücünün canlılığından kaynaklanan bir temel anlayışa dayanır. Büyük tuval üzerine küçük kareler, üçgenler, dörtgenlerden oluşan geometrik formları sarı, kırmızı, yeşil, beyaz ve mor renklerin en parlak, çarpıcı değerleriyle coşkuyla boyamıştır. Kontrast renkler cesaretle uyum endişesi taşımadan kullanılmış olmakla birlikte, bu zıt renkler sabırla bir araya getirilerek çok farklı, özgün ve çarpıcı bütünler oluşturmuş, ışıldayan, dağılan küçük renkli geometrik parçaların yarattığı bir ağa dönüşmüştür.

61

FAHRELNİSSA ZEİD PEYZAJ - BÜYÜKDERE (Bir dönem ailesinin yaşadığı mahalle) K.ü.k.t. 25x18 cm.

8.000 - 10.000


065

İHSAN CEMAL KARABURÇAK (1897 - 1970) ‹lk bafllarda resimlerinde kulland›€› canl› renkler yerini koyu tonlara b›rakt›. Perspektif kurallar›na ba€l› kalmadan, iki boyutlu kent ve do€a tasvirleri yaratt›. Güneflin renkleri öldürdü€üne, alacakaranl›€›n ise ortaya ç›kard›€›na inanan sanatç›, bu yüzden de a€›rl›kl› olarak mat turuncu, yeflil ve maviler, ve özellikle de mor kulland›. Resim yapmaya 32 yafl›nda bafllad›. 1930 y›l›nda Paris’e giderek, Ecole Universelle’de resim derslerine kat›ld›. 1962’de Venedik Bienali’ne kat›ld›. Bunun yan›s›ra yurt içi ve yurt d›fl›nda çeflitli kiflisel sergiler açt›, karma sergilerde yer ald›. 1968 y›l›nda 29. Devlet Resim Heykel Sergisi’nde ikincilik ödülü ald›.

62

İHSAN CEMAL KARABURÇAK SARI-MOR KOMPOZİSYON İmzalı T.ü.yb. 66x43 cm.

25.000 - 35.000 Eski aile koleksiyonu


KOMET (1941) Düşsel mekanları, figürleri ve konuları resmeder Komet. Düşlerini resimlerinde kendisi şekillendirir, izleyiciye sunar. Gerçek dışı figürler yaratır. Resimlerinde, gerçekle hayal ürünü iç içe geçmiştir. Boyama tekniğiyle yaşanmışı, fanteziyi, geçmişi, düşleri kaynaştırır. Komet, 1960-67 yılları aras›nda İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde (şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Halil Dikmen ve Zeki Faik İzer Atölyeleri’nde çalıştı. 1971’de devlet bursuyla Paris’e gitti ve Vincence Üniversitesi Arts Plastique Bölümü’ne devam etti. Daha sonra Panik Grubu’na katıldı. Fransa’nın çeşitli kentlerinde, Lozan ve Viyana’da kişisel sergiler açtı, karma sergilere katıldı. Eserleri Lozan Kanton Müzesi, Viyana Modern Sanatlar Müzesi, Kopenhag Grafik Sanatlar Müzesi, Paris Modern Sanatlar Müzesi, Foundation Nationale de I`art Comtemporain (Paris), İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ve İstanbul Modern’de yer almaktadır.

63

KOMET FİGÜRLÜ KOMPOZİSYON İmzalı, 78 tarihli T.ü.yb. 60x50 cm.

15.000 - 25.000


067


NEWYORK GUGGENHEIM MÜZESİ EFSANE MÜDÜRÜ THOMAS M. MESSER KOLEKSİYONUNDAN BURHAN DOĞANÇAY TABLOLARI

THOMAS M. MESSER (1920-2013)

BURHAN DOĞANÇAY (1929-2013)

27 sene süresince (19611988) New York’taki Solomon R.Guggenheim Müzesi müdürü olarak görev yapan Thomas Messer, aynı zamanda Venedik’te bulunan Peggy Guggenheim Müzesinin de müdürü ve S.R.Guggenheim Vakfı’nın üyesi idi. 1988 yılında müzeden kendi isteği ile ayrıldığında Guggenheim müzesinde eserleri sergilenen hemen tüm yabancı sanatçılar New York’a gelerek, efsanevi Müdüre veda töreninde hazır bulunmuşlardır. 1989 tarihinde Guggenheim Müzesi tarafından Emeritus Müdür seçilen Messer bu tarihten sonra sanat danışmanı, küratör, öğretmen olarak çalışmış, yazarlık yapmıştır. Müzede çalıştığı yıllarda Peggy Guggenheim’in koleksiyonunun kendi müzesine alınması için rakibi Tate Müzesine karşı yıllarca çalışan Messer sonunda bunu başarmış ve şahsi gayretleriyle diğer büyük koleksiyonları Guggenheim müzesine kazandırmıştır. Düzenlediği sıradışı sergilerle Guggenheim Müzesini modern ve çağdaş sanatın ana merkezlerinden biri haline getiren Messer, 1964 yılında tanıştığı Burhan Doğançay’ın sanatını takdir etmiş ve aynı yıl bir eserini Guggenheim Müzesi kalıcı koleksiyonuna satın almıştır. Doğançay’ın anekdotlarında, sanat hayatının bir nevi dönüm noktası olarak anlattığı bu olay, sanatçının New York’ta kalarak calışmalarına devam etmesinde büyük etken olmuştur.

Burhan Doğançay ilk sanatsal eğitimini babası Adil Doğançay ve ünlü ressam Arif Kaptan’dan aldı. 1950’lerin başlarında Paris Üniversitesi’nde hukuk ve iktisat okurken öğrencilik yıllarının önemli bir bölümünü Academie de la Grande Chaumiere’deki sanat eğitimine hasretti. Bu dönemde düzenli olarak resim yaptı ve Ankara, Sanatseverler Kulübü’nde babasıyla ortak sergiler açtı, çeşitli grup sergilerine katıldı. Onu 1962’de New York’a götüren kısa bir diplomatik hizmetten sonra, 1964’te kendini tamamen sanata hasretmeye ve bu kente yerleşmeye karar verdi. Doğançay Müzesi’nin açılmasıyla zamanını New York, İstanbul ve atölyesinin bulunduğu Turgutreis arasında paylaştırarak yaşamaya başladı. Burhan Doğançay esas olarak kent duvarlarına duyduğu hayranlıktan türeyen bir grup işiyle tanınır. Hemen hemen elli yıla uzanan bir dönemde yüzden fazla ülkeye yaptığı seyahatlerden ilham alan bu zihin meşguliyeti, sürekli olarak resimlere, grafik sanatlara, Aubusson duvar halılarına, heykellere ve fotoğraflara dönüştü. Kent duvarları tekrarlanan bir tema olmasına rağmen, bunların yorumlandıkları üsluplar çok çeşitlidir. Ağırlıklı olarak ‘kolaj’ ve

“Yıllar sonra babam New York’a geldiğinde kendisiyle Guggenheim Müzesi’ne gittik. Müze Müdürü Thomas Messer’i ziyaret ettik. Konuşmalar arasında Thomas Messer, benim hakkımda epey güzel güzel sözler söyledi. Resimlerimi müzeye aldıklarını söyledi ve ‘oğlunuzla övünmelisiniz,’ dedi. Müzeden çıktıktan sonra, Beşinci Cadde’de yürümeye başladık. Bana döndü, ‘Bravo büyük başarı, eminim bu bir başlangıç’ dedi ve ekledi, ‘beni mahçup etmedin.’ Nur içinde yatsın.” Burhan Doğançay

biraz da ‘fümaj’ çalışan Doğançay çeşitli dizilerinde kapılara, renklere, graffiti çeşitlerine veya eserlerine dahil ettiği objelere göre duvarları yeniden üretir. Duvarlardan topladığı afiş ve objeler eserlerinin esas bileşenleridir. 70’ler ve 80’lerde kent duvarlarını yorumladığı, kendine has kurdele dizileriyle ün kazandı. Bunlar, kolajlı panolarının aksine, düzgün kağıt şeritlerden ve bunların hat benzeri gölgelerinden oluşan dizilerdir. Üç boyutlu maketlerden oluşan bu diziler daha sonra, alüminyum dış cephe malzemeleri üzerindeki alüminyum kurdeleleriyle gölgeli heykellere dönüştü. Doğançay’ın kolaj ve fümajlardan oluşan koni dizisi kolayca tanımlanabilen bir başka tarzıdır. Kent duvarlarının Doğançay için özel bir anlamı vardır: Bunlar zamanın akışının belgeleridirler, sosyal, siyasal ve ekonomik değişimi yansıtırlar, aynı zamanda doğa güçlerinin saldırılarına ve insanların bıraktıkları izlere tanıklık ederler. Doğançay’a göre, kent duvarlarını insan deneyiminin anıtları yapan ve kendi eserlerini zamanımızın bir arşivi haline getiren şey de budur. İlk retrospektif sergisini 2001 yılında Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleştirdi. Doğançay ve yapıtları hakkında Almanya, Amerika, Fransa ve Türkiye’de kitaplar yayınlandı. Eserleri 22 farklı ülkede müze ve kurumsal koleksiyonlarda yer almaktadır. Louisiana Modern Sanat Müzesi (Danimarka), Brüksel Avrupa Parlamentosu (Belçika), Benaki Müzesi (Atina, Yunanistan), Kenddy Sanat Müzesi (Kanada), Brooklyn Müzesi, Modern Sanat Müzesi, New York Metropolitan Sanat Müzesi (ABD), Newark Müzesi (ABD), Houston Güzel Sanatlar Müzesi (ABD) eserlerinin bulunduğu müzelerden bazılarıdır.


069

64

BURHAN DOĞANÇAY KALİGRAFİ İmzalı, Thomas M. Messer’e ithaflı K.ü.k.t. 28.5x38.5 cm.

20.000 - 30.000


65

BURHAN DOĞANÇAY DUVAR SERİSİ İmzalı T.ü.akr. kolaj ve k.t. 76.5x56.5 cm.

40.000 - 60.000


071


66

BURHAN DOĞANÇAY DUVAR SERİSİ ‘FREE MUMIA’ İBARELİ İmzalı, 2002 tarihli T.ü. kolaj akr. 34x56 cm.

30.000 - 40.000

Mumia Abu Jamal Amerika’da 1982’de bir polis öldürdüğü iddiası ile ölüm cezasına çarpıtırılan ve cezası müebbet hapse çevrilen siyahi bir Amerikalı. Hapsedildiğinden bu yana serbest bırakılması için Uluslararası Af Örgütü, İnsan hakları Organizasyonları işçi sendikaları, politikacılar, akademisyenler tarafından yürütülen dayanışma, günümüzde hala sürmektedir. Dünyada kendisine fahri vatandaşlık verilen şehirler arasında Paris, Kopenhag, Montreal, Palermo sayılabilir. Eserin üzerine ‘Free Mumia’ yazarak B.Doğançay da Mumia’nın serbest bırakılmasına destek verdiğini, bir duvar yazısı şeklinde ilan etmektedir.


073

67

BURHAN DOĞANÇAY DUVAR SERİSİ (BLEEKER ST. / SUBWAY) İmzalı, 1998 tarihli T.ü. kolaj k.t. 45x75 cm.

30.000 - 40.000


YÜKSEL ARSLAN (1933) “(...) Yüksel Arslan’ın kurduğu dünya, yazın’ın, felsefenin, resmin, arkeolojinin, halk sanatlarının sınırlarında kurulmuş bir dünyadır. Dolayısıyla birçok benzeri olan, ama bir tek benzeri olmayan bir dünyadır.” 1953 yılında İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi öğrenimi görmeye başladı, ama yarım bıraktı. 1955’te ilk sergisini Maya Galerisi’nde açtı. Daha sonra İstanbul Alman Kültür Merkezi’nde “Phallisme” isimli bir sergi açtı (1959). Eserlerinin önemli bir kısmını kendine özgü bir teknikle, doğal malzemeler kullanarak oluşturdu. 1961’de ilk arture’lerini yaptı. Paris’teki ilk sergisi “Homonculus-cucus-palus, planus-

phallus-micrococcus”u Raymond Cordier Galerisi’nde düzenlendi. 1964’te artürleri, Paris’teki Galeri Charpentier tarafından düzenlenen ve Gerçeküstücülük tarihinin en önemli sergilerinden biri sayılan “Gerçeküstücülüğün Kökenleri, Tarihi ve İlişkileri” sergisinde izlendi. 1968-1969 arasında Aliénations dizisini, 1969-1975 arasında otuz arture’den oluşan ve Maloine yayınevi tarafından kitaplaştırılan (1975) Le Capital dizisini gerçekleştirdi. 1975-1979 arasında Essai d’Actualisation du “Capital” serisini gerçekleştirdi. 1980’de Influences dizisine başladı (1980). Sedat Simavi Görsel Sanatlar (1981) ve Grandville Kara Mizah Ödülleri’ni (1982) kazandı. 1984’ten 1986’ya kadar Autoarture dizisinin üzerinde çalıştı. 1986’da L’Homme dizisine başladı. 2008 yılında New York Drawing Center’da Brett Littman küratörlüğünde 27 arture’dan oluşan bir sergi açtı. 2009 yılında santralistanbul’da oldukça kapsamlı bir Yüksel Arslan Retrospektif Sergisi düzenlendi. Bunların yanı sıra Fransa’nn çeşitli yerlerinde, Viyana Modern Sanatlar Müzesi ve Prag Milli Galerisi’nde eserleri sergilendi.


075

68

YÜKSEL ARSLAN ARTURE 140 Alienations (8) İmzalı, 1969 tarihli K.ü.k.t 18x12 cm.

20.000 - 30.000


ORHAN PEKER (1927-1978) Güzel Sanatlar Akademisi’nde Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencisi oldu (1946-1951). 1951’de ilk kez Devlet Resim ve Heykel Sergisi’ne katıldı. 1953’te ilk kişisel sergisini açtı. 1956’da Salzburg’da Oskar Kokoschka’nın düzenlediği “Yaz Akademisi”ne katıldı. Almanya’ da taşbaskısı resimlerini sergiledi. 1957’de İstanbul’a döndü ve iki yıl sonra Ankara’ya yerleşti. 1965’te Devlet Resim ve Heykel Sergisi’nde birincilik ödülünü kazandı, ertesi yıl “Yılın Ressamı” seçildi. Türkiye’de açtığı sergilerden başka Viyana, Budapeşte, Bükreş, Tunus ve Cezayir’de karma sergilere katıldı. Kitap resimlemeleri de yaptı. (Ağaca Takılan Uçurtma, 1974; Rüzgâr Ekmek, 1978, Gülibik). Ölümünden bir süre önce yerleştiği İstanbul’da düzenlediği son sergisinde “güvercinler” konulu resimler yer aldı. Çalışmalarında yağlıboyadan başka baskı, yazı gibi tekniklerden de yararlanan Peker, soyutlamaya yönelik lekeci bir anlayışı yoğun anlatım içerikleriyle kaynaştırarak özgün bir üslup oluşturdu.

69 “Resim sanatında herşeyden önce içtenliğe inanırım. Sanatçı topluma bu yoldan varabilir. Sanatçı her şeyden önce içinden geldiği gibi çalışmalıdır. Sürekli ve içtenlikli bir çalışma sanatçının dilini yapar. Gerçi üslup bir tutsaklıktır gerçekte. Değişmeyi (ana görüşlerden sapmadan) doğal buluyorum”. Orhan Peker

ORHAN PEKER NATÜRMORT İmzalı Ahşap panel ü.yb. 67x54 cm.

120.000 - 150.000 Provanence: Tablo eski, (sanatçının avukatı) Eyüp Kasapoğlu koleksiyonundan


077


NEJAD “Nejad’›n, günümüz soyut resim ak›m›na uygun ancak günün sanatç›lar›na benzemeyen bir stili vard›r. Hiç bir çağdaş ustan›n etkisini taş›mayan eserlerinde içsel zenginliğinin d›şavurumunu ve sanatç›n›n yoğun hisleri ile vicdan›n›n tuvale yans›mas›n› izliyoruz. Soğuk ve metodik basit bir estetik anlay›ş› ile değil, göze çarpan bir renk cümbüşü, k›r›k ritmleri ve ilişkisiz kompozisyonlar› ile kendini farkl›laşt›ran Nejad, diğer akademik ve s›radan ritm ve uyum peşindeki çağdaşlar›ndan farkl› bir yol izlemektedir. Kompozisyonundaki grafik anlay›ş›n› içten, spontan ve el yaz›s›n› and›ran bir ak›c›l›kta tutmakta, formlar› bir çok parçaya ay›r›rken tuvalin yüzeyinde renkli bir uyumu yakalamaktad›r. Nejad’›n tablolar›n› zengin bir malzeme olarak görmek gerek, adeta bir tülden bakarcas›na bazen belirgin ve bazen hafifçe yap›lm›ş elemanlar gözlemlenir. Renkler, aynadan yans›yan bir dialog gibidir. Tuvale işlenen renklerin görevi ›ş›k saçmakt›r, karş›t renkler kullan›l›r ve bazen ‹stanbul’un tüm camilerinin ›ş›klar› yanm›şcas›na bir bayram havas› gözlemlenir. Malzemeler bazen gecenin saydaml›ğ›n› bazen de içinden hayat ve kan›n geçtiği damar yollar›n›n işlendiği aç›k renkli bir teni an›msat›r. Derin bir ›ş›k banyosunu yans›tan kompozisyonlar› sedef gibi kadifemsi veya abanoz ve gece gibi derin ve karanl›kt›r. ‹şlerinde iki benzer tema işler, biri ak›c›, hafif, havai bir ›ş›ğ›n geçtiği - diğeri ise ayd›nl›k/karanl›k karş›tl›ğ›n› mistik, fanatik, tutkulu bir şekilde yans›tan ›ş›k - bunlar iki kardeş ancak düşman medeniyetleri yans›t›r. Iş›kl› tuvaller ‹talya’n›n tüm nostaljisini, iklimini, kolay hayat›n› ve mavi gök tutkusunu yans›t›r. Burada yapt›ğ› işler ‹talya’n›n harabeleridir, örneğin iki Dorik kolon aras›ndaki mavi gökyüzünü düşler. ‘Tenebreuses Symphonies’ ise sanatç›n›n ‹spanyol geleneklerine olan merak›n›,.. şiddet zevkini ortaya koyar. Kan, at›n ölümü..,k›l›c›n p›r›lt›s›, rengarenk k›yafetlerin karmaşas› ve görkemi,

boğan›n veya matadorun ölümüne daha çok renk katar. Boğa güreşinin, engizisyonun, anti-Napoleon gerillalar›n konular› işlenir Nejad’›n bu işlerinde. Küçüklüğünden beri resim yapan Nejad’›n kozmopolit ortamlarda geçen gençliğinde ailesiyle yapt›ğ› yolculuklar onu Paris’den Berlin’e Avrupa’n›n çeşitli müzelerine götürmüştür. 16 yaş›nda ressam olmaya karar verip ‹stanbul Güzel Sanatlar Akademisine girmiş, Léopold Lévy atölyesinde çal›şm›şt›r. Okuldayken Ayasofya’n›n Bizans mozaiklerine, Arap kaligrafisine ve soyut ‹slam sanat›na merak› olmuş ve bütün bunlar Nejad’› soyut resme yöneltmiştir. Frans›zca eğitim/Bizans tesiri/‹slam gelenekleri ile Nejad’›n estetik görüşü özetlenebilir. Fransa’n›n sanat eğitimi ve tekniğini kullanarak Paris Yeni Ekolü grubuna dahil olan Nejad, işleriyle günümüz ak›m›n›n içine girmiştir. Bu olgu, Orta Avrupa’dan gelen bir çok sanat��› içinde ender Türklerden biri olmas›ndan m› kaynaklan›yor? ‹slam ve Hristiyan sanat görüşleri aras›ndaki rekabet ve çelişkiye yüzy›llard›r bir tiyatro sahnesi vazifesi gören ‹stanbul’da yetişen Nejad, bu iki z›tl›ktaki ortak ve ayk›r› noktalar› iyi bilen biridir. Belki ‹spanya’n›n vahşi ve mistik halini sevmesi de bundan dolay›, Toledo gecelerini resmetmesi de bu yüzdendir.. Constantinople gibi ‹spanya’da ‹slam ve Hristiyanl›k karş› karş›ya gelmemiş midir? 1943-44 k›ş›nda Nejad Kariye Camiine kapan›p Bizans mozaiklerini incelerken bir gün Bizans mozaiklerinin araşt›rmac›s› Prof Thomas Withmore ile karş›laş›r.. Nitekim 1945-48 y›llar› aras›ndaki tablolar›nda Ecole de Paris estetiği ile Bizans mozaiklerini harmanlad›ğ› görülür. Bu arada Profesor Withmore’un referans›yla Paris’te tan›şt›ğ› Alice Toklas ile çok yak›n arkadaş olup, Gertrude Stein’›n çevresine girerek onun koleksiyonunu inceler ve orada tan›d›ğ› Juan Gris’den etkilenir. 1944-45 y›llar›nda Paris’e yerleşen Nejad k›sa bir süre peyzaj ve natürmortlar yap›p hemen sonra sert renkli ve geniş grafik çizgilerin esere bask›n olduğu işler yapm›şt›r. 1946dan 1950’lere kadar

süren bu tarz çal›şmalar› s›ras›nda ‹talya ve Ravenna’y› görüp tarz›n› değiştirmeye başlad›. Tuvalin yüzeyini dekompoze etmeye, bir puzzle görüntüsü vermeye başlad›- adeta mozaik yap›yordu. Bu resimlerine bir bütünlük hakimdi, bu eserlerinde yads›namaz bir üstünlük, detaylar› işlerken bile bütünü bozmadan büyük bir armoni, bir uyum yakalam›şt›. ‹şte 1950’den 1953’e kadar Lydia Conti’de sergilenen işlerinde bu yeni oluşumdan örnekler vard›r. Gitgide tekniğinden emin olan Nejad daha hür ve güçlü tablolar yapm›ş ve bugün onda takdir ettiğimiz sanat anlay›ş›n› yakalam›şt›r. Nejad’›n sanat›n›n ve Ecole de Paris’deki yerinin görülebilmesi için onun oryantalizm olgusuna yatk›nl›ğ›n› da bir tarafa ay›rmak gerekir. Arap dini süslemelerde görülen soyut motifler ile birlikte al›ş›lmam›ş yumuşak bir renk paleti, yeşil,eflatun ve grilerin hakim olduğu ahenkli eserler üreten sanatç› bu bağlamda Türk ve ‹slam sanat›ndan yararlanm›şt›r. Bu devrin işlerinin çoğu birer başyap›t değerindedir. Türkiye ve doğu dünyas› için Nejad, Kemal Atatürk’ün yapt›ğ› reformlar›n devam›nda Bat› sanat› ile ‹slam miras›n› bir noktada buluşturmaya çal›şan kişi olmuştur. Denilebilir ki Nejad ilk defa Orta Doğu sanat›n› Ecole de Paris düzeyine getiren kişidir. Böylece folklorik bağlamda ‹slam’›n Garcia Lorca’s›na benzetilebilir. Ancak Nejad’da kulland›ğ›m›z ‘oryantalizm’ terimini çökmüş Bizantizmle kar›şt›rmamak gerekir. Nejad, rafine bir tarz ile güçlü, şaş›rt›c›, taşk›n bir dinamizmin yarat›c›s› olmuştur; kulland›ğ› form ve renkleri, kompozisyonun izin verdiği ölçüde minimuma indirmiştir. Otantik, k›zg›n mizaçl› ve iç dünyas› kar›ş›k bir adam›n art› ve eksilerinin de aksettiği türbülanslar› işlerinde iyi okumak gerekmektedir. Nejad’› soyut resme iten şeyleri sadece öğrenimine, ailesinden ald›ğ› değerlere ve geleneklere bağlamamak, onun karakter ve huyunu, mizac›n› da hesaba katmak gerekir. ‹şine odakl›, tutkulu bir kişiliği olan bu adam› başka hangi estetik anlay›ş ifade edebilir ki?


079


- Nejad Devrim’in Türk Modern Sanat› aç›s›ndan önemli bir başar›s› da Paris’teki Ecole de Paris’nin önde gelen sanatç›lar›ndan olmas› ve devrininin sanat ak›m›n› en iyi uygulayan sanatç›lardan biri olarak Fransa’y› çeşitli tarihlerde yurtd›ş›nda temsil ediyor olmas›d›r. - Nejad’›n Paris’teki ilk y›llar›nda 1947’de henüz 24 yaş›ndayken Frans›z Devletinin onun bir eserini sat›n alm›ş olmas› NEJAT MEL‹H DEVR‹M (1923-1995) 1923 y›l›nda ‹stanbul’da doğdu. Yazar ‹zzet Melih Devrim ile ressam Fahrelnissa Zeid’in oğludur. ‹stanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (şimdiki ad›yla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Resim Bölümü’nde Leopold Levy Atölyesi’nde çal›şt›. 1947’de Paris’e yerleşti ve ayn› y›l Paris’te Allard Galerisi’nde ilk kişisel sergisini açt›. Prof. Witmore’un yan›nda öğrendiği Türk hat ve Bizans mozaik sanat› ilk dönem yap›tlar›n› biçimlendirdi. Doğu sanat› ve Frans›z şiirsel soyutlamas› etkilendiği başl›ca kaynaklar oldu. J. Lassaigne, Nejad’›n “boşluk ve ritim sorunlar›na yepyeni ve köklü çözümler” getirdiğini vurgulam›şt›r. G. Boudaille, 1960’l› y›llarda Nejad’›n resmini “hareketli, coşkulu, huzursuz ve zarif, karmaş›k, çok yönlü ve değişken olan yarat›c›s›n›n bir aynas›“ olarak tan›mlam›şt›r. Nejad’›n sanat› soyut resmin bir uzant›s›d›r ve deneyim ve birikimlerle kazan›lm›ş bir görüşün ve duyarl›ğ›n ürünüdür. Resimlerinde renkler, kal›n boya ve k›sa f›rça vuruşlar›ndan oluşan lekelerin kompozisyonu göze çarpar. Nejad Türk Çağdaş Soyutu’nun yan› s›ra uluslararas› soyutun da özgün bir temsilcisidir. 1995 y›l›nda Polonya’da vefat etmiştir. Eserleri Türkiye’de ve yurtd›ş›nda çeşitli müzeler ve önemli koleksiyonlarda bulunmaktad›r.

- 1950’de Fransa’y› temsil eden sanatç›lardan biri olarak New York’taki en önemli galerilerden Sydney Janis Galerisinde karma sergiye kat›lmas› - 1951’de Paris Musée d’Art Modern’de eserlerini sergilemiş olmas› - 1953’de Torino Frans›z-‹talyan Bienalinde yine Fransa’y› temsilen kat›lm›ş olmas› - 1949’daki Londra’daki sergisinin katalog önsözünü Jacques Lassaigne gibi tan›nm›ş bir sanat eleştirmeninin yazm›ş olmas› - 1949 ve 1953’de Londra’daki Hanover Gallery’de kişisel sergi açm›ş olmas›. Ayn› galeride 1949’da Francis Bacon ilk sergisini açm›ş, daha sonra Hanover Avrupa’n›n en önemli galerilerinden biri olmuş, Giacometti,Miro, H. Moore, Matisse, M. Duchamp, M. Ernst, Man Ray ve Magritte gibi sanatç›lar›n eserlerini sergilemiştir. - Devrinin en önemli edebiyat ustalar›n›n ve sanatç›lar› ile sanat koleksiyonerlerinin onun eserlerinden sat›n alm›ş olmalar›. Bunlar›n aralar›nda A.B.Toklas, Gertrude Stein, Sonia Delaunay, Lydia Conti, Tristan Tzara, R.Melville gibi isimler var. Eserlerinin bulunduğu müzeler aras›nda ise Paris Güzel Sanatlar Müzesi, Belçika Kraliyet Müzesi, Varşova Ulusal Müzesi, ‹stanbul DRHM, Saint-Etienne Müzesi, Grenoble Müzesi, Aalborg Müzesi, Aarhus Müzesi, Havana Müzesi, Pekin Müzesi, Kopenhag Tuborg Vakf› bulunmaktad›r.

70

NEJAD MELİH DEVRİM NEW YORK İmzalı T.ü.yb. 92x60 cm.

90.000 - 120.000


081


MÜBİN ORHON Çağdaş Türk Resminin gelişim çizgisi içinde ‘öncesiz-sonrasız’ bir konuma sahip olan Mübin Orhon, 19491981 tarihleri arasında çağcıl, içinde yaşadığı duygu-düşünce fırtınalarını anlatan, aktaran değil, sadece ‘duyumsatan’ çalışmalar gerçekleştirdi. 1948’de yerleştiği ve yaşamının yarısından fazlasını geçirdiği Paris’te, II.Dünya Savaşı’nın ardından hemen hemen her sanat alanında yaşanan ‘özgürleştirici havanın’ etkisinde resim yapmaya başlayan Mübin Orhon çalışmalarını başından beri kendi bildiği doğrultuda ve çağdaşlarıyla kurduğu ilişkilere göre sürdürmüştür. Sanatçının değişik dönemlerinde gerçeklştirdiği resimlerden şiirsel dışavurumcu soyutlama dönemi, 1960’ların başından itibaren Mübin Orhon’un özellikle guaj ve akrilik teknikleri ile gerçekleştirdiği kompozisyonlarında boyayı inceleştirerek resim yüzeyine sürdükten sonra, malzemenin yukarıdan aşağıya doğru akması ile gündeme gelen özellikleri kurgularına eklemlediği gözleniyor. Boyanın tuval yüzeyine sürüldüğü ilk bölgede açık tonlarda, aşağıya doğru akarken ise giderek koyulaşması resimlere bir dinamizm, akışkanlık kazandırıyor. Böylece ‘Şiirsel / Dışavurumcu Soyutlama’ çerçevesinde değerlendirilebilecek olan farklı görsel resim tadlarının peşine düşen sanatçının bu eğilimi de çağdaşlarıyla kurduğu yakın ilişkilerden kaynaklanmaktadır. 1957’ye kadar Paris’te yaşayan ve Mübin Orhon’un da yakından tanıdığı Amerikalı ressam Sam Francis’in çalışmalarında sıkça gözlemlenen akıtma tekniği, resim kurgusuna canlılık, akışkanlık taşıması bakımından o dönemde Bryen, Messagier, Degottex başta olmak üzere birçok sanatçı tarafından kullanıyordu. Boyanın yukarıdan aşağıya doğru sızmasıyla oluşan görsel değerler, Mübin Orhon’un resimlerinde rastlantısal değil, kurgusal olarak varlıklarını gösterir. Francis’in ve Fransa’da yaşayan diğer

ressamların belli oranda Uzakdoğu kaligrafi geleneğinden çalışmalarına taşıdıkları etkilerden biri olan kıvrak ritmli el hareketleriyle gerçekleştirilmiş olan ‘akışkan çizgisellik’ Mübin Orhon’da rengin ‘imgeye’ dönüşmesinde kullanılmış bir yöntem olarak karşımıza çıkar. Sanatçının 1959’dan itibaren gerçekleştirdiği desenlerinde anlık el hareketleri kontrol almaya çalışarak, fırçayı eline aldığında arzu ettiği etkiyi ‘bir çırpıda’ ortaya çıkardığı gözlemlenir. Önce uzun sayılabilecek bir süre tuvallerinde akıtmaların etkisini araştıran sanatçının edindiği tecrübeleri özgünleştirerek kendi kurgu dünyasına eklemesi, resminde yeni bir dönemin kapılarının aralanmasına neden olmuştur. Sainsbury koleksiyonunda topluca görülebilen olan bu döneme ait çalışmalar arasında ‘Delacroix’ya Saygı’ dikkat çekici bir bütünlüğe sahiptir. Bu kompozisyonda öncelikle canlı renklerin hareketli yapısı, izleyeni bir akıntıya sürüklercesine kendine doğru çekiyor. Özellikle kompozisyonun sol tarafında yoğunlaşmış olan akıtma ve sızmalar, resmin taşıdığı ‘tüm’ karşıtlıklara rağmen, toparlanma çabasının ürünü olarak görülebilir. Bilinen anlamıyla kompozisyon dengesini aşan bu önemli çalışma, Mübin Orhon’un Fransic ve Soulages başta olmak üzere farklı noktalara yelken açmış sanatçılarla aynı rotayı izlediğini, ‘aykırı’ arayışlarını bir ‘dizge’ mantığı ile sürdürdüğünü gösteriyor. Öyle sanıyorum ki bu resimle sanatçı her an değişen, durmaksızın yeniden baştan alarak kurduğu imge dünyasında ışık dolgusunu bir ‘karşıtlık’ ilk kez ele alıyordu. Nasıl Mübin Orhon’da ‘lekesel’ soyutlamadan ‘şiirsel-dışavurumcu’ soyutlamaya geçerken ötekine sıçrayan eşsürekli bir yaklaşım açısından söz edebiliyorsak ‘Delacroix’ya Saygı’ da ‘kaos’un resim yüzeyindeki farklı kesitlerle araştırıldığını görüyoruz. Dolayısıyla Mübin Orhon’un resimlerinde daha önce görülen bütünsel yapı (‘allover’ karakteri) parçalanıyor. Her çizgi her renk sanki kopan, yitirilen görsel ilişkinin

notlaması gibi. 1963-70 arasında gerçekleştirdiği bir çok çalışmada doğaçlama olarak kırmızı, beyaz, mavi renklerin birbiri içinde eritmeden çakıştıran Mübin Orhon 1963 tarihli başka bir çalışmasında ortaya koyduğu gibi ‘sıkı’ renk ilişkilerini ele alan ‘şiirseldışavurumcu’ araştırma evresinde oldukça farklı arayışlara girerek hem boyama stilini hemde kullandığı kurgu anlayışını alışkanlık yaratmaması içi sürekli olarak farklılaştırıyor. Askerliğini yapmak için geldiği İstanbul’da 1965-67 arasında gerçekleştirdiği çalışmalarla birlikte düşünüldüğünde, Mübin Orhon’un bu döneminde ‘boşluk’ hemde ‘doluluk’ temalarıyla yakından ilgilenerek araştırmalarını farklı alanlarda yoğunlaştırdığı ortaya çıkar. Necmi Sönmez MİLLİ REASÜRANS SANAT GALERİSİ MÜBİN ORHON SERGİ KATALOĞU


083


MÜBİN ORHON (1924-1981)

ORHAN VELİ, MÜCAP OFLUOĞLU VE AYRILIŞ ŞIIRI

Lirik ekspresyonizm (dışavurumculuk) ile doğu düşüncesini birleştirdiği soyut resimleriyle 1950’lerde Paris Okulu Sanatçıları arasında yer almıştır. Öğrenimini Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yapan sanatçı 1947’de doktora yapmak için gittiği Paris’te resme yönelmiştir. 1949’da Académie de la Grande Chaumiere’de desen çalışmalarına başlamış, 52-53 yıllarında orada Modigliani’nin öğrencisi olmuştur. İlhan Koman, Şadi Çalık ve Sadi Öziş’le birlikte kurdukları Soyut Sanat Atölyesi’ne devam ederek resim çalışmıştır. Bu dönemde sanatın merkezi olan Paris’te özellikle Kandinsky ve Mondrian gibi soyut sanatçıların yapıtlarını incelemiş ve onlardan etkilenmiştir. Geometrikden lirik dışavurumculuğa geçen tarzı benimseyerek, spontan ve duygusal yaklaşımla, tablolarında renklerin dansını, hareketini yansıtmıştır. Fırça darbeleriyle, boya akıtmalarıyla, sıcak renklerle veya soğuk tonlarda yaptığı eserlerinde ince, kırılgan bir dünya ve mistik bir derinlik yakalamıştır. Monokrom resimlerinde yansıttığı dingin/durgun duygular izleyiciyi meditasyona davet eder gibidir. 50’li yıllardan itibaren Paris’in ileri gelen galerilerinde açtığı sergilerle tanınan ve Fransa’daki Ecole de Paris sanatcıları arasına giren sanatçının en büyük koleksiyoneri İngiliz Sainsbury ailesi olmuştur. (East Anglia Üniversitesinde özel Sainsbury koleksiyonunda 62 eseri halen sergilenmektedir). Brüksel (1958), İngiltere (1964) ve Amerika’da (1959) açtığı kişisel sergileri dışında sayısız grup sergilerine katılan sanatçının Türkiye’de ilk sergisi 1962’de açılmıştır. Mubin, 1964’te Türkiye’ye askerlik için dönmüş, bir süre serbest çalıştıktan sonra 1966’da yeniden Paris’e giderek ölümüne kadar bu kentte yaşamıştır. 1960’larda doğu sanatına yönelerek Doğu felsefesi, düşünce yapısı ve tasavvuf sistemiyle ilgilenen Mübin Orhon giderek üslubunu bu doğrultuda geliştirmiştir. 1970’lerden başlayarak Mevleviler üzerinde çalışmıştır.

* “1948 yılının yaz başlangıcında, hazirandı sanıyorum, bu

uğurlamada ben de vardım. Mübin uzun boyuyla, geminin güvertesinde toplanmış yolcuların tepesinden, bize iki elini birden sallayarak hoşçakalın derken, Orhan Veli dolu gözlerle gemiye bakıp, bana da gülümsemeye çalışıyordu. Gemi Sarayburnu’na doğru açılırken, sigara paketinin arkasına bir şeyler yazdığını gördüm. Gemi akıp gitti Marmara’ya; hiç konuşmadan yürüdük, gene hiç konuşmadan Karaköy’deki küçük meyhanelerden birine girdik. İkinci kadehten sonra, ‘Bak sana bir şiir okuyayım’ dedi. Okuduğu, biraz önce yazdığı şiirdi. AYRILIŞ “Bakakalırım giden geminin ardından Atamam kendimi denize, dünya güzel; Serde erkeklik var, ağlayamam.” Şiiri okudu, sustuk ve öyle suskun içtik.” *Mucap Ofluoğlu’nun ‘Silinmiş Alkışlar İçinde’ isimli kitabından.

Tanzimat Sadrazamı Büyük Reşit Paşanın torunu olan Mübin Orhon Orhan Veli’nin de akrabasıdır.

71

MÜBİN ORHON KIRMIZI SOYUT İmzalı, 1962 tarihli T.ü.yb. 100x65 cm.

90.000 -120.000


085


72

MÜBİN ORHON KIZIL SOYUT İmzalı Tm.k.ü.yb. 50x65 cm.

30.000 - 40.000


087

73

MÜBİN ORHON SOYUT KOMPOZİSYON İmzalı K.ü.k.t. 40x30 cm.

3.000 - 5.000


SELMA GÜRBÜZ (1960) Sanat öğrenimine 1978’de İngiltere’de Exeter College’da resim, fotoğraf ve tiyatro dallarında başlayan sanatçı, Exeter College of Art Design’da iki yıl resim ve heykel öğrenimi gördü. Ardından Marmara Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nü bitirdi. Siyahbeyaz ağırlıklı resimlerinde ve hayvan formlarına yer verdiği heykellerinde, formun gerisindeki psikolojik çağrışımları, vurgulayıcı ve ekspresif bir teknikle sergilemektedir. Yaşamını ve çalışmalarını İstanbul’da sürdüren Gürbüz’ün eserleri Londra’da British Museum, Paris’te Galerie Maeght koleksiyonu, İstanbul Modern, Proje 4L, İstanbul, Ankara Resim Heykel Müzesi ile kurumsal ve özel koleksiyonlarda bulunmaktadır.

74

SELMA GÜRBÜZ KAFES İmzalı, 2004 tarihli K.ü.k.t. 140x70 cm.

30.000 - 40.000


089

75

SELMA GÜRBÜZ KUŞLU FİGÜR İmzalı, 2004 tarihli K.ü.akr. 142x70 cm.

30.000 - 40.000


NEPAL KAĞIDI 1000 yıldır Himalayalarda Nepal’li halk tarafından yapılan uzun ömürlü bir kağıt türü. Özelliği dokusu, dayanıklılığı, liflerinin sağlamlığı, asit içermemesi, böceklere karşı naturel koruması, herhangi bir kırışıklığa uğramadan kıvrılabilmesi. Tibet ve Nepalde dini ve resmi yazılar için kullanılan Nepal kağıdı, Everest yakınlarında 2000 ila 3000 metre yükseklikte yetişen Daphne papyracea bitkisinin iç gövdesindeki liflerden yapılmaktadır. Kağıt ağacı da denen lokta bitkisinin kesilmesi aslında ekolojiye yardım etmekte, uzayarak bitkinin kuruması önlenmektedir. Kesildikten 5-6 sene sonra olgunlaşarak tekrar kullanılabilen Lokta türünün lifleri alınırken bitkinin köküne zarar verilmemektedir. Nesilden nesile geçen bir beceri ile köylüler tarafından kesilerek toplanan gövdeler köye taşınır ve kağıt yapımcıları tarafından önce akarsuda yıkanıp sonra büyük yağ varillerinde kaynatılır. Yumuşayınca tekrar yıkanıp küçük parçalara bölünerek kaynatılan lifler düz bir tasa yatırılıp ahşap sopalarla dövülerek inceltilir. Su eklenerek homojen bir karışım elde edilir. Bu köylerde elektrik olmadığından tüm işlemler elle yapılmaktadır. Hamur haline gelen lif özü Katmandu yakınlarında bir köye getirilerek burada suyla daha da inceltilerek pamuktan dikdörtgen panel tarzı bir süzgecin üzerine düzgün bir şekilde yayılır ve güneşte kurutulan bu yaygı çerçevesinden çıkartıldığında Nepal kağıdı elde edilir.

76

SELMA GÜRBÜZ Marco Del Re KUŞLU NATÜRMORT İmzalı, 2004 tarihli Nepal Kağıdı ü.akr. 120x300 cm.

70.000 - 100.000


092


77

SELMA GÜRBÜZ Marco Del Re KEDİLİ KOMPOZİSYON İmzalı, 2004 tarihli Nepal Kağıdı ü.akr. 120x300 cm.

70.000 - 100.000


095


KEMAL ÖNSOY (1954) Kemal Önsoy, uzun süre, katmanlarla ilgilendi. Toplumların, kümelerin, yaşam koşulları sonucunda bıraktıkları izlere yöneldi. Yerleşmelerdeki döküntüler, sürekli yapılanmalar ve yıkımlarla birbiri üzerine yığınlaşan kültürel kodların peşine düştü. Bu takip bir bakıma sanat tarihinin izini sürmek biçiminde de anlaşılabilir. Böylelikle biz, katmanların üst üsteliğini kavrıyor, zaman içinde dolanabiliyorduk. Zaman olgusunun içerdiği ‘ardışıklık’, ‘süre’ ve ‘zamandaşlık’ kavramları ana sorunsalları gibi görünüyordu. Resimlerinde, katmanları birbirinden ayırt edebilecek işaretler bırakıyordu. Sonuç olarak, yaşanmış ve bitmişin anılarını, el izlerini hâlâ yaşamlı kılan, duvarlara yönelik bir ilgiydi onunki.” Zeynep Yasa Yaman 1980 yılında İstanbul Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu (şimdiki adıyla Marmara Üniversitesi) Resim Bölümü Ergin İnan Atölyesi’nden mezun oldu. İlk sergisini 1979 yılında İstanbul’da yaptı. Venedik Bienali (1990), 4. İstanbul Bienali (1995) ve 7. İstanbul Bienali (2001) ve São Paolo Bienali’nde (2002), İstanbul Modern Müzesi (2005-2006), Santral İstanbul (2007-2008) eserleri yer aldı.

78

KEMAL ÖNSOY SOYUT Soyut kompozisyon Panel ü.akr. 100x70 cm.

15.000 – 25.000


097

79

KEMAL ÖNSOY SOYUT KOMPOZİSYON İmzalı, 1995 tarihli, ikili T.ü.akr. 210x140 cm.

70.000 – 100.000


ADNAN ÇOKER (1927) Türk Resminde soyutçu anlayışın en önemli temsilcilerindendir. İstanbul Devler Güzel Sanatlar Akademisi Zeki Kocamemi Atölyesi’nden mezun oldu. 1955 yılında Avrupa Konkuru’nu kazanarak devlet bursuyla Paris’e gitti ve André Lhote Atölyesi’nde çalıştı. Daha sonra Hayter Atölyesi’nde gravür, Goetz Atölyesi’nde resim çalıştı. 1963 yılında arkadaşlarıyla beraber Mavi Grubu’nu kurdu. 1965 yılında gittiği Salzburg Yaz Akademisi’nde Emilio Vedova Atölyesi’nde soyut çalışmalar yaptı. Soyut arayışlı minimalist erken devir işlerinin akabinde simetriye dayalı, geometrik mimari ögelerle bezeli eserlere yönelen Çoker’in olmazsa olmazı siyah fonlu tuvalleridir. Tablodaki iki boyutlu öğeler bu karanlık yüzeyi bölerek farklı boşluklar oluşturmakta, siyah rengin derinliği vurgulanmaktadır. Genelde Selçuk ve Osmanlı mimarisinin evrensel bir dille tuvale aktarılmasını içeren eserlerinde simetrinin getirdiği dingin, anıtsal bir duruş yakalamıştır. Eserlerin kurgusuna kozmik bir görüntü veren geometrik şekillerin pastel ve gümüş renkleri tuvale ışıklarını yansıtırken, derin siyah fon daima baskındır. Kişisel sergilerinin yanı sıra, Modern Türk Grafik Sergisi (Viyana, 1960), 2. Paris Bienali (1961), 31. Venedik Bienali (1962), Çağdaş Türk Sanatı Sergisi (Roma/ Berlin/ Paris/ Brüksel, 1964), 5. Tahran Bölgesel Bienali (1966), 10. Sao Paolo Bienali (1969), Çağdaş Türk Sanatı (ABD, 1971), 11. İskenderiye Bienali (1976), Uluslararası Plastik Sanatlar Sergisi, Modern Sanatlar Müzesi (Belgrad, 1980), 3. Uluslararası Asya-Avrupa Sanat Bienali (Ankara, 1990) katıldığı karma etkinliklerden bazılarıdır.

80

81

ADNAN ÇOKER

ADNAN ÇOKER

MOR KÜRE

EKVATOR

İmzalı, 1983 tarihli K.ü.k.t. 20x20 cm.

İmzalı, 1989 - 1990 tarihli T.ü.akr. 130x130 cm.

3.000 - 5.000

60.000 - 80.000


099


ABİDİN DİNO (1913-1993) Kafas›ndan geçenleri, düfllerini, düflüncelerini çizgileriyle anlatt›. Figüratif, non-figüratif, lirik soyut ve informel eserler verdi. ‹çinde yaflad›€› çevre ve koflullarla etkileflim içinde yaflam›fl ve üretmifl, de€iflimden kaçmam›fl, kendini sürekli yenilemifl “Bir Dünya”d›r Abidin Dino. 1933’te dört ressam arkadafl›yla D Grubu’nu kurdu. 1940’l› y›llarda Liman Ressamlar› (Yeniler) Grubu’na kat›ld›. ‹lk kiflisel sergilerini 1955 y›l›nda, Paris’te Galerie Kleber ve Galerie Camille Renaud’da açt›. ‹lerleyen y›llarda eserleri, Antibes’teki Picasso Müzesi (1958), ‹talya’da Musée de la Céramique (1990), 16th Venice Bienali (1952), Paris’teki Salon de Mai (1954 ve 1962), 1.‹stanbul Bienali (1987), Londra Barbican Centre’da (1989) sergilendi. 2007-2008 y›l›nda Sabanc› Müzesi taraf›ndan “Bir Dünya” bafll›kl› retrospektif sergisi yap›ld›. Vallauris’te Madoura Seramik Atölyesi’nde Picasso ve Chagall ile çal›flt›. Paris Musée de l’Art Moderne de la Ville koleksiyonunda eserleri bulunmaktad›r.

82

ABİDİN DİNO NATÜRMORT İmzalı K.ü.k.t. 70x50 cm.

15.000 - 20.000


101

SELİM TURAN (1915-1994) Soyut alanında Çağdaş Türk Sanatı’nın öncülerinden sayılır. 1947’de Paris’e taşınmadan önce yaptığı manzara ve toplumsal içerikli resimleri, ağırlıklı olarak yerini soyut çalışmalara bıraktı. Mermer ve hareketli heykeller de yaptı. Farklı dönemlerde figüratif ve non-figüratif eserler verdi. Çizgi ve lekelerle, uyum içinde, dengeli, soyut kompozisyonlar oluşturdu. 1938 yılında İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi (şimdiki adıyla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Resim Bölümü’nden mezun oldu. Zeki Kocamemi ve Leopold Levy’nin öğrencisi oldu. 1941’de atölyeden bir grup arkadaşıyla birlikte Liman Sergisi’ni açtı. Sanatçı Yeniler Grubu’nun kurucularındandır. Non-figüratif resimleri ile Salon de Realites Nouvelles’e katıldı ve 1950’de ilk non-figüratif kişisel sergisini Galeri Bretau’da açtı. Daha sonra Salon de Mai ve Salon de Comparison’da eserlerini sergiledi. Fransa’nın birçok kentinde fresk, seramik, mozaik ve heykelleri bulunmaktadır.

83

SELİM TURAN SOYUT KOMPOZİSYON Panel ü.yb. 61x50 cm.

6.000 – 8.000


84

SELİM TURAN SOYUT KOMPOZİSYON T.ü.yb. 60x70 cm.

7.000 - 9.000


103

85

SELİM TURAN FİGÜRLÜ KOMPOZİSYON İmzalı T.ü.yb. 65x100 cm.

18.000 - 25.000


86

ÖMER ULUÇ ÇOCUK VE YARATIK İmzalı, 1991 tarihli T.ü.yb. 70x100 cm.

30.000 – 40.000


105

87

ÖMER ULUÇ FİGÜRLÜ KOMPOZİSYON İmzalı, 2000 tarihli T.ü.k.t. 80x80 cm.

30.000 – 40.000


AFRİKA SANATI Afrika sanatı, Afrika”da özellikle siyahların ortaya koyduğu sim, dokuma, giysi, takı, mimarlık, müzik, dans, tiyatro ve şiir dallarındaki sanat yapılarının tümü I. Dünya Savaşından sonraki yıllarda yapılan araştırmalar Afrika’da zengin ve etkileyici bir sanatın varlığını ortaya koymuştur. Batı dünyasından çok değişik olan bu ortamın ürünleri tüm sanatseverlerin ve bilim adamlarının ilgisini uyandırmıştır. İÖ 6 binden günümüze değin uzanan Afrikadaki yoğun sanat üretimi hem çok yönlüdür, hem de inanılmaz bir çeşitlilik sergiler Afrika sanatı denince akla ilk gelen heykeldir Oysa, Afrika sanatı heykelle birlikte resim, mimarlık, edebiyat, tiyatro, müzik, dans, giysi gibi dalları ve takı, saç düzenlemesi, dokuma, çanak çömlek, sepet yapımı, maden işçiliği gibi küçük el sanatlarını da kapsar. Çeşitlilik, bu sanat biçimlerinin her birinin öteki biçimlerden bağımsız, kendi çevresinde, tarihsel ve toplumsal ortamında gelişmiş olmasından kaynaklanır. Afrika sanatını kavrayabilmek için Afrika dışında gelişmiş düşünce sistemlerinden sıyrılmak gerekir Afrika sanatı ancak o zaman gerçek boyutlarıyla anlaşılıp, değerlendirilebilir. Örneğin Afrika sanatçısının toplumdaki işlevi Batı’dan farklıdır. Batı, sanatçısını günlük yaşamdan ayırır. Batı’da gösteri sanatları için özel yapılar yapılır görsel sanatlar için sergiler düzenlenir. Orada sanatçı yaşamını tümüyle sanatıyla kazanabilir. Oysa birkaç örnek dışında, Afrika sanatçısı diye adlandırılan kişi toplumun herhangi bir üyesinden farksız, tarlasını sürüp ekmek durumundadır. Ancak, bir ya da birkaç sanat dalında yetenekli olmak, toplum içinde saygınlık elde etmenin ön koşuludur. Şefin ya da dinsel önderin yetenekli bir dansçı olması gerekir. Davulcudan gelen mesajları yorumlayabilmesi için aynı zamanda bu sanatta da uzmanlaşmış olmalıdır. Tüm Afrika sanatı bir ölçüde, içinden çıktığı toplumun yapısını ve düşünce sistemini açıklar. Sanata ulaşmak, aynı zamanda toplum yapısını ve düşünce sistemini kavramaktan geçer. Örneğin davulcunun vurduğu ritimleri değerlendirebilmek için davulcunun konuştuğu dilin yapısındaki ritim ve tonun niteliğini bilmek gerekir. Hiyerarşik örgütlenmesi olan topluluklarda bu nitelik daha kolay kavranır. Asanti ve Yorubalar arasında krala, şefe ya da dinsel öndere ayrılmış danslar vardır. Benzer biçimde, belirli türde heykeller üst sınıfa özgüdür. Yorubalarda boncuk işleme, yalnız kral ve ailesinin eşyasında, Benin’de fildişi, kral ve saray altarlarında kullanılır. Kimi topluluklarda yaş grubuna göre sanatta değişiklikler yapılmakta, kiminde de meslek gruplarının dansları ayrı olmaktadır. Afrika sanatı, dinsel inançların bir anlatım aracıdır. Sanatla en çok ilişkisi ola ata kültürüdür. Toplum henüz doğmamışların, yaşayanların ve ölmüşlerin (ataların) tümünü birden kapsar. İnanca göre, kişi bu üç dönemin her birinden geçer. Atalar maske ve heykellerle yaşayanların dünyasına katılırlar, onları korur, yardımcı olurlar. Dünyaya çocukları gönderen onlardır. Dogon”da maske ve heykeller dışında tabure ve kapılar da ataların figürleriyle bezenerek onların yardımları istenir. Afrika sanatı çevre koşullarının ve yaşam biçiminin bir göstergesidir. Ahşap heykel, işlenebilecek ağacın bulunduğu çevrelerde var olabilmiştir.

AFRİKA MASKELERI Afrika’nin farklı kültürlerine göre türlere ayrılan maskeler, dünya ile ruhların arasındaki bağı tanımlayan ve geçmişten günümüze hala kullanılan törensel parcalardır. Afrika rituelleri gereği bu maskeleri yapan ve kullananların özel güçler taşıdığı varsayılmakta, her maskenin önemi ve simgesi farklı olduğundan bunları kimin takacağı, saklayacağı ve hatta görebileceği her kabilenin töresine göre belirlenmektedir. Her yörenin değişik öğeler kullanarak yaptığı maskeler genelde naif, soyut hatlı olup 20.ci yuzyılın Avrupa modern sanat akımlarına ilham kaynağı olmuştur. Picasso gibi avant-garde sanatçılar başta olmak üzere Kübist ve Fauvist akım temsilcileri Afrika sanatının estetiğinden etkilenmiş, Avrupa’da 20.yy.ın başlarından itibaren Afrika sanatı koleksiyonerleri oluşmaya başlamıştır.

88

ANONİM AFRİKA ‘LEGA’ MASKE Eski Zaire, (şimdiki Kongo Demokratik Cumhuriyeti) yapımı olan polikrom maske ahşap oyma tekniğiyle yapılmıştır. Üzerinde üç yüz bulunması nedeniyle ender bir forma sahip olan bu maske, bölgenin doğusunda yasayan Lega kabilesinin gizli ve hiyerarşik grubu olan Bwami’ler tarafından kullanılmakta idi. Maskede görülen üç yüz, üç tanrısal gücün birleşimini sembolize etmektedir. 30x17 cm.

7.000 -10.000


107


89

ANONİM AFRİKA AHŞAP RELİEF Masif ahşap üzerine boşaltma ve oyma tekniğiyle insan figürü işlenmiş tahmini 20.yy. başları Nijerya. 78x45x7 cm

5.000 - 7.000


109

SEVİNÇ ALTAN (1954) “Tuvalin veya bulduğu her türlü kağıdın uzamını yalın çizgilerle ‘yer’leştiriyor Sevinç Altan. Yer olmayan, insana sınırsızlık, özgürlük, çoğu kez de belirsizlik duygusu veren uzamı yalın bir dil, bir tür hiyeroglif sayesinde güvenli bir yer haline getiriyor; yeryazımına (geography) girişiyor.” (Rahmi Öğdül) 1983’te İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü Neşet Günal Atölyesi’nden mezun oldu. İstanbul, Ankara, İzmir’deki çeşitli sanat galerilerinin yanı sıra, Apartman Projesi (2002), DSM Diyarbakır’da (2003) kişisel sergiler yaptı, karma sergilere katıldı.

90

SEVİNÇ ALTAN CEYLAN ‘BÖLGE SERİSİNDEN’ İmzalı, 2013 tarihli Kompozit panel ü.yb. 125x157 cm.

5.000 - 7.000


91

FİKRET MUALLA CAZCILAR İmzalı K.ü. guaj 20x26 cm.

12.000 - 15.000


111

92

FİKRET MUALLA BORDEL İmzalı, 1955 tarihli K.ü. guaj 19x24 cm.

12.000 - 15.000


93

FİKRET MUALLA BALERİNLER İmzalı, K.ü. guaj 20x26 cm.

12.000 - 15.000


113

94

FİKRET MUALLA BOĞALI KOMPOZİYON İmzalı, 1962 tarihli K.ü. guaj 19x24 cm.

10.000 - 12.000


AVN‹ ARBAfi (1919-2003) ‹stanbul Güzel Sanatlar Akdemisi (flimdiki ad›yla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Resim Bölümü’nde, Leopold Levy Atölyesi’nde çal›flt›. ‹lk kiflisel sergisini 1951 y›l›nda Maya Galeri’de açt›. 1958’de Abidin Dino’yla birlikte Antibes’te Musée Grimaldi’de sergi açt›. ‹stanbul ve

Ankara’daki çeflitli sanat galerilerinin yan› s›ra Gallery Herbert Benevy (New York, 1972), The Vernon Manor (Ohio, 1970), Gallery Nicole (New York, 1961) ve Paris’teki galerilerde kiflisel sergiler açt›. 1992’de Garanti Sanat Galerisi’nde Küçük Retrospektif, 1998’de Milli Reasürans Galerisi’nde ise Retrospektif sergileri yap›ld›. ‹stanbul ve Ankara Resim Heykel Müzeleri, Antibes’teki Picasso Müzesi, Amman Güzel Sanatlar Galerisi’nde ve Türkiye, Fransa, ‹talya, ‹sviçre, Amerika’da özel koleksiyonlarda eserleri bulunmaktad›r. Sanat yaflam› boyunca dönemsel ak›mlardan etkilenmeden, tutarl› bir çigide ilerlemifltir. Sa€lam bir desen anlay›fl›yla, do€aya tuvalinde yeniden can verir. Resimlerinde rastlant›lara yer yoktur; ama bir fliirsellik ve özgürlük duyugusu vard›r.

95

AVNİ ARBAŞ

96

ANTİBES PAZAR YERİ

BALIKÇI TEZGAHI

İmzalı, triptik Ahşap panel ü.yb. 45x25 cm.

Triptik Ahşap panel ü.yb. 41x27cm.

3.000 - 5.000

3.000 - 5.000

AVNİ ARBAŞ


115

97

AVNİ ARBAŞ HOROZ DÖVÜŞÜ İmzalı, 1981 tarihli T.ü.yb. 64x52 cm.

15.000 - 20.000


DEVRİM ERBİL (1937) Ço€ul bak›fl› benimseyen Devrim Erbil’in sanat›, “uyum” ve “düzenleme” ana kavramlar› do€rultusunda biçimlenir. ‹nce ayr›nt›lar› titizlikle, bir nakkafl gibi, her çizginin ve lekenin hakk›n› vererek uygulayan bir çal›flma yöntemini benimsemifltir. Tuvalin yan› s›ra hal› resimleri, bask› ve gravür çal›flmalar›yla da tan›n›r. ‹stanbul Devlet Güzel Sanatlar

Akademisi (flimdiki ad›yla Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Resim Bölümü’nü bitirdi. Galeride Halil Dikmen, atölyede Bedri Rahmi Eyübo€lu ile çal›flt›. 1959 y›l›nda Soyutçu 7’ler grubunu kurdu. 1963’te Tülay Tura, Altan Gurman, Adnan Çoker ve Sarkis ile Mavi Grup’u kurdu. 31. Venedik Bienali (‹talya, 1962), 3. Paris Genç Sanatç›lar Bienali (Fransa, 1963), 5. Tahran Bölgesel Bienali (‹ran, 1966), 9. Sao Paolo Bienali (Brezilya, 1967), 2. Triennial Yeni Delhi (Hindistan, 1971), 9. ‹skenderiye Bienali (M›s›r, 1972) kat›ld›€› uluslaras› etkinliklerden baz›lar›d›r. Eserleri ‹stanbul, Ankara ve ‹zmir Resim Heykel Müzeleri, Bükrefl Modern Sanatlar Müzesi, ‹skenderiye Güzel Sanatlar Müzesi, Banja Luka Umnetnicka Galerija, Ankara Milli Kütuphane Koleksiyonu gibi yurt içi ve yurt d›fl›nda resmi kurulufllarda ve özel koleksiyonlarda bulunmaktad›r.

98

DEVRİM ERBİL PERA’DAN İSTANBUL İmzalı, 2013 tarihli T.ü.akr. 125x180 cm.

32.000 - 35.000


117

MUSTAFA HORASAN (1965) 1965 yılında Aydın’da doğan sanatçı 1986’da Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldu. Almanya, Fransa, Hollanda, İspanya, Amerika ve İtalya’da sanatsal çalışmalar yaptı. Sanatçının katıldığı önemli sergiler arasında Paris Grand Palais’de yapılan Parİstanbul (1990), New

York’ta düzenlenen Turkish Artists Exhibition (1995), Arap Emirliklerinde yapılan Sharjah Bienali, U.A.E. (1999) sayılabilir. Yurtiçi ve yurtdışı özel koleksiyon ve müzelerde eserleri bulunmaktadır. Zamandaş olmayan oluşumların birbiri içinde karşıt söylemler yarattığı ve çelişkilerden yeni anlamlar ürettiği resimlerinde, görsel bir dönüşümün kanavası örülmektedir. Horasan, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde ders verip, İstanbul’da çalışmalarını sürdürmektedir.

99

MUSTAFA HORASAN DENİZE DOĞRU İmzalı, 1996 tarihli T.ü.akr. 100x150 cm.

18.000 - 25.000


BARBARA (1956) & ZAFER BARAN (1955) Birlikte çalışan Barbara ve Zafer Baran fotoğraf tekniklerini sürekli geliştirerek uluslararası alanda ses getirmektedirler. Barbara’nın daha anlatıya dayalı tarzı ile Zafer’in kavramsal tekniği birleştiğinde ortaya deneysel işler, ilginç seriler çıkmaktadır. Son çalışmaları olan astrofotograf tekniği içeren Ay Çizimleri sadece yıldızlar ve ayışığı ile çekilmis, 2012’de İngiltere’de Oriel Davies Open icin seçilmiştir. 1999 ve 2004 yıllarında İngiltere’de Royal Mail tarafından sipariş edilen ve kendi adlarıyla basılan resmi pulları bulunmaktadır. Bu müzayedede görülen diptik çiçek fotoğraflari Ephemera serisine ait olup hayatin kırılganlığını ifade etmektedir. Aynı zamanda polenlerin yakın çekim görüntüleri hayatın devinimini, çoğalma ve cinsellik ögelerini çağrıştırmaktadır. İlk kullanılan fotoğraf tekniği olan fotogramı andıran ancak dijital teknikle çekilmis bu fotoğraflar ikon tarzında çalışılmış büyük boy portre tadında, masalsı bir estetik yakalamaktadır. Kesilmis çiçeklerin siyah bir fon üzerinde ince nüanslarla değişen renklerine bakarken yaratan/yaratılan ve güzelliğin geçiciliğii nosyonları aynı karede hapsedilmiştir. Aralarında David Hockney, Antony Gormley, Bridget Riley gibi 48 sanatçıyla birlikte İngiltere’de Millenium sanatçısı seçilmis olan Baran’larin eserleri Royal Mail tarafindan basılmıştır. Londra ve İstanbul’da çeşitli kişisel sergiler haricinde karma sergileri arasında Victoria and Albert Museum’da 2005-2008, ‘Cameraless photography’ 2010-2011 ve ‘Picturing Plants ‘2011, Tel Aviv Museum of Art,2004 ‘Rose c’est la Vie:On Flowers in Contemporary Art’ (M.Quinn,J.Koons,W. Tillmans, R.Mapplethorpe,A. Warhol, T. Struth ve K. Ataman ile), Saatchi Gallery 1994 ‘A Positive View (N.Parkinson, D.Hockney, C.Sherman, İ.Penn, D.Bailey, C.Beaton, A.Liebovitz, Christo, H.Newton, vs. )’,Borusan Art Centre 2000, The British Library 1999, Royal Festival Hall, 1985. Sanatçılar Paris Photo, London Art Fair, photo-London, Art Chicago, Miami ve Artbeat İstanbul fuarlarına katılmışlardır. Koleksiyonerleri arasında Victoria and Albert Museum, Rothschild Koleksiyonu,Tel Aviv Museum of Art, Tate Britain, Royal Horticultural Society, London Metropolitan University ve National Media Museum bulunmaktadır.

Barbara & Zafer Baran Retrospektif - Rasathane Fotoğraf Sergisi İstanbul Modern Müzesi’nde 27 Nisan 2014 tarihine kadar devam etmektedir.


119

100

BARBARA & ZAFER BARAN EPHEMERA 147 RODODENDRON Diptik 2002 tarihli Kal覺c覺 pigment bask覺 115x137 cm. Edition No: 3/5

20.000 - 30.000


101

BARBARA & ZAFER BARAN EPHEMERA #179 GLADIOLUS 2002 tarihli Kalıcı pigment baskı, 4/5

20.000 – 25.000 Aynı eserin bir kopyası Victoria and Albert Müzesi ve Rothschild koleksiyonundadır. Ayrıca Victoria and Albert Müzesi ile Tel Aviv Sanat Müzesinde (Rose c’est la vie: On Flowers in Contemporary Art sergisi) sergilenmiştir.


121

102

103

BARBARA & ZAFER BARAN

BARBARA & ZAFER BARAN

EPHEMERA #81/8

EPHEMERA #84/8

Manolya çiçeği 2002 tarihli Kalıcı pigment baskı, 2/5

Manolya çiçeği 2002 tarihli Kalıcı pigment baskı, 2/5

10.000 - 12.000

10.000 - 12.000


LITHIAN RICCI (1958) Mimar olan Ricci, Londra’da aldığı sanat eğitimi ile daha sonra resme yönelmiş ve 1988 tarihinden itibaren sayısız uluslararası karma ve kişisel sergilere katılmış, fuar ve müzelerde resimleri sergilenmiştir. 2011 yılında 54. Venedik Bienalinde İtalya’nın Lazio bölgesini temsil eden sanatçının eserleri Charles Forte, Duchess of Norfolk, Bulgari, St Regis, Starwood gibi önemli kişisel ve kurumsal koleksiyonlarda yer almaktadır. ‘80li yıllarda İtalya’da kurulan Pittura Colta akımının üyelerinden olan sanatçı, bu akımın karakteristiklerinden olan anakronik yaklaşımla yaptığı figüratif eserlerinde, Rönesans renkleri kullanmaktadır. Surrealist yorumları, bilinçaltı ögelerle birleştiren Ricci, İstanbul’da yaşadığı dönemde Bizans ve Osmanlı sanatından etkilenmiştir.

104

LITHIAN RICCI KARACABEY - TOPKAPI SARAYI 2013 Ahşap ü.yb. 66x44x7 cm.

8.000 - 10.000


123


105

LITHIAN RICCI İSTRİDYELİ KADIN 2013 Ahşap ü.yb. ve altın varak 130x90 cm.

25.000 - 35.000


125

İSTRİDYELİ KADIN SOLDAN GÖRÜNÜŞ

İSTRİDYELİ KADIN SAĞDAN GÖRÜNÜŞ


BALKAN NACİ İSLİMYELİ (1947) 1972 y›l›nda ‹stanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksekokulu (flimdiki ad›yla Marmara Üniversitesi) Resim Bölümü’nden birincilikle mezun oldu. 1975’te Avusturya Hükümeti bursu ile gitti€i Salzburg Yaz Akademisi’nde tafl bask› çal›flt›. 1980-1982 y›llar› aras›nda da

‹talyan Hükümeti bursunu alarak, Floransa Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde çal›flmalar yapt›. Ard›ndan Fulbright Bursu ile New York Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde ve konuk sanatç› olarak ABD Hatford Trinity College’da çal›flmalar›n› sürdürdü. ‹lk sergisini 1970 y›l›nda açt›. 2009 y›l›nda ‹fl Bankas› Kibele Sanat Galerisi’nde “Hava-Su-ToprakAtefl ve ‹stanbul” retrospektif sergisi ile 40. sanat y›l›n› kutlad›. Yap›tlar›n› karfl› koyan, tart›flmac›, elefltirel, sars›c› ama fliirsel bir yaklafl›mla yorumlar. Dönem dönem grafiksel ö€elerin a€›rl›kl› oldu€u resimler, akrilik resimler, farkl› malzemelerle kolajlar, foto€raf çal›flmalar› (Pansiyon Serisi gibi), üç boyutlu kavramsal çal›flmalar, enstalasyonlar, deneysel çal›flmalar yapm›flt›r.

106

BALKAN NACİ İSLİMYELİ FİGÜRLÜ KOMPOZİSYON İmzalı, 2009 tarihli T.ü.k.t. 150x220 cm.

45.000 - 50.000


127

NURİ ABAÇ (1926-2008) Güzel Sanatlar Akademisi’nde bir yandan mimari eğitimi görürken öte yandan Leopold Levy Atölyesi’nde resim sanatına duyduğu yakınlığı pekiştirdi. Yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda sergi açtı. 42. ve 47. Devlet Resim ve Heykel Sergisi ödüllerini, İskenderiye Bienali 3.’lük ödülünü kazandı. 2002 yılı Ankara Sanat Fuarı Çağsav Onur Ödülü sahibi.İlk kişisel sergisini 1949’da Mersin’de açtı. 1960’ta Ankara’ya yerleşen sanatçı 1969 yılında BRHD’nin kurulmasında kurucu üye olarak

yer aldı. Yurtiçinde ellinin üzerinde kişisel sergi açan Abaç, bir çoğu yurtdışında olmak üzere yüz yirmi kadar karma sergiye ve bienallere katıldı. Çeşitli yarışmalarda onun üzerinde ödülü olan sanatçıya 1988’de “Ellinci Sanat Yılı” ödülü verildi. Abaç, çalışmalarında yerel ve geleneksel motifler ve konular üzerine kurulu bir fantastik düzeni oluşturma ve bu gerçeküstü masalını gerçekleştirme çabalarını, ölümüne kadar sürdürdü. Nuri Abaç’ın resimleri, 1970 öncesi ve sonrası olmak üzere iki dönem altında incelenebilir. İlk dönem resimlerinde, Anadolu mitolojisinden kaynaklanan iri yapılı figürler, insanüstü yaratıklar, gerçeküstü varlıklar görülür. Fantastik dönem olarak da adlandırılabilecek bu resimlerin arkasından, geleneksel Karagöz tasvirlerindeki biçim anlayışının güncel yaşama uygulandığı daha yöresel bir beğeni, ağır basmaya başlar. İki dönemi birleştiren ortak özellik, fantastik yorumun temel aks olarak benimsenmesidir.

107

NURİ ABAÇ VAPUR İmzalı, 1982 tarihli T.ü.yb. 60x110 cm.

60.000 -70.000


ŞEFİK BURSALI (1903 -1990) 1903 yılında Bursa’da doğdu. O zamanki adı Sanayi-i Nefise Mektebi olan İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde İbrahim Çallı Atölyesinde öğrenim gördü. Okulu, birincilikle bitirdi. 1923’ten itibaren Galatasaray ve Akademi sergilerine Bursa manzaraları ile

katıldı. Bir süre Avrupa’daki sanat merkezlerinde resim çalıştı. Yurda döndükten sonra İzmir, Konya ve İstanbul’da resim öğretmenliği yaptı; 1936’dan itibaren Ankara Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde öğretim üyesi oldu. 1987’de Mimar Sinan Üniversitesi tarafından kendisine profesörlük ünvanı verildi. 20 Nisan 1990’da hayatını kaybetti. Tablolarında genellikle Konya, Bursa ve İstanbul’un tarihi ve turistik görünümlerini ele alan ressam, doğduğu kent Bursa’yı ölümsüzleştirmeyi başarmıştır. Konya’da öğretmenlik yaptığı dönemin etkisi ile yaptığı Selçuk, Mevleana temalı resimleriyle ün kazanmıştır. Eserleri Atatürk’ün isteği üzerine 1937-1938 yıllarında Sovyetler Birliği ve Avrupa’nın çeşitli kentlerinde sergilenmiştir. Ankara’da yaşamış oldugu ev

ressamın vasiyeti üzerine Kultür Bakanlığı tarafindan Şefik Bursalı Müzesi olarak duzenlenmiştir. Bu müze-ev, resim alanında ilk özel müzedir. Bursa’da yaşadığı sokağa ve bir sanat galerisine adı verilmiştir. Bursa’daki Kültürpark’ta büstü bulunur. 2000 yılından bu yana her yıl Kültür Bakanlığı tarafından ressamın adına resim yarışması düzenlenmektedir.

108

ŞEFİK BURSALI BURSA İmzalı Panel ü.yb. 33x41 cm.

8.000 - 10.000


129

VECİH BEREKETOĞLU (1895 - 1971) İstanbul Darülfünun’unda hukuk öğrenimi gördü. 1915’te mezun olarak Halil Paşa ve Hikmet Onat gözetiminde resim çalışmalarına başladı. 1923 yılında Paris’e

giderek Julian Akademisi’nde çalıştı. 1914 Kuşağı sanatçıları içinde, İzlenimci anlayış doğrultusunda çalışmalar yapan Hasan Vecih Bereketoğlu, genelde İstanbul’un Anadolu yakasına yönelik peyzajları ile tanınır. Açık havada çalışmayı tercih ederek, ışığın nesne/figürler üzerindeki etkilerini tespit etmeye yönelik çok sayıda resim üretmiştir. Yakaladığı görsel düzen anlayışını çoğu kez kendine özgü gri değerlerle ve beyazla nötrleştirilmiş renklerle ifade ederek farklı bir yorum boyutu yakalamıştır. Bu bakımdan İzlenimci parıltı ve saf renkleri kontrollü biçimde kullanan biçimleme anlayışıyla akademik tavır arasında gidip gelen ilginç ve özgün bir tarza sahip olmuştur.

109

VECİH BEREKETOĞLU FENERBAHÇE İmzalı T.ü.yb. 46x61 cm.

15.000 - 25.000


MÜZAYEDE KOŞULLARI 1. Maçka Mezat aracıdır. Maçka Mezat satıcı için aracıdır. Aynı zamanda kendi finanse ettiği eserlerde de satıcı durumundadır. 2. Satışa sunulan tüm eşyalar 2863 sayılı Kültür Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na göre Topkapı Sarayı Müzesi, Türk İslam Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi ,Askeri Müze, Yıldız Sarayı Müzesi ve Ayasofya Müzesi uzmanlarınca kontrol edilmekte, kanun kapsamına giren ve gerek görülenlerine belge verilmektedir. 3. Müzayedede arttırmalar sarih şekilde bayrak kaldırmak sureti ile yapılır. Alıcı, bayrak kaldırmak sureti ile yapmış olduğu teklif ile bağlıdır. Satışı, münadinin son çekiç darbesiyle münakit olur. Alıcı, müzayedenin her ne sebeple olursa olsun butlanını dermeyan edemez. 4. Restorasyon, tamir veya bazı bölümlerin yenilenmesinde genelde açıklamalar yapılır. Tamir veya bazı bölümlerinin yenilenmesinden dolayı şirket sorumlu tutulamaz. Eserlerimiz müzayede öncesinde incelenmeye sunulmuştur. Bu nedenle, müzayedeye katılanların, eserleri önceden görmüş ve incelemiş oldukları kabul edilir. Müzayede kataloğun da yer alan ve eserlerin tanıtımı için verilen tüm bilgiler sadece eksperlerin kanaatleridir. Tüm malların haliyle satışa sunulduğunu, alıcının satılan malı pey sürmeden evvel yeterince muayene ettiğini ve B.K.198 hükmünün uygulanmasından peşinen feragat ettiğini kabul ve taahhüt eder. Her malın yanında haliyle yazma zorunluluğu yoktur. Satın alan bu durumu peşinen kabul eder. Maçka Mezat, satılan malın tekeffülü ile mükellef değildir. 5. Bu müzayede kapsamında satışa sunulan eserlerin beyan edilen vasıfları haiz olmaması, orijin itibariyle beyana uygun olmaması ya da hak sahibinin rızası hilafına elinden çıkmış olması durumlarında, hukuki sorumluluk, eserin satışa arzını talep edene aittir. 6. Alıcı, müzayede öncesi her malın kondisyonunu incelemeli, tarife uyup uymadığını kontrol etmeli ve bunda kendi görüsüne dayanmalıdır. Müzayedeye sunulan eserlerle ilgili olarak Maçka Mezat tarafından katalogda veya diğer herhangi bir baskıda veya bir kondisyon raporunda o eserin yapımcısı, geldiği yeri, menşei, tarihi, yaşı, ebatları, imal edildiği yer ve yapımcısı satış fiyatı gibi verilen bilgiler sadece Maçka Mezat’ın fikri olarak belirtilmiştir.  7. Satılan eserlerin fiyatları çekiç fiyatı üzerinden % 7 Komisyon + KDV, ödenmesi gereken diğer vergi ve resimler bedeli ilave edilerek bulunur. Satın alınan malın bedeli tam olarak ödenmediği takdirde Maçka Mezat dilerse satış akdini her hangi bir ihtara lüzum kalmaksızın feshe ve uğradığı bilcümle zararlarını ticari faiz ile birlikte tahsile, dilerse satış sonrası düzenlenen fatura bedelini ihtara lüzum kalmaksızın, fatura tarihinden itibaren işletilecek ticari faiz ile birlikte tahsile yetkilidir. Maçka Mezat’ın sair dava ve talep hakları saklıdır. Fatura bedeli tahsil edilinceye kadar geçecek süre içinde malın muhafazası için Maçka Mezat’ın yapacağı bilcümle masraflar alıcı tarafından ödenmedikçe satılan mal alıcıya teslim edilmez. 8. Alıcı olacak kimselerin müzayedede bulunmaları tavsiye edilir. Ancak müzayede öncesi yazılı olarak veya telefonla bildirilen peyleri Maçka Mezat bu talimatlar muvacehesinde yürütür. Ancak ne Maçka Mezat, ne memur ve çalışanları zuhur edebilecek ihmal veya hatadan ötürü sorumluluk kabul etmez. Maçka Mezat’ın bir eser için iki eşit rezerv alması ve bu peyin müzayedede o mal için verilen en yüksek meblağ olması halinde ilgili eser, bu eş peyleri ilk veren kimseye satılır. 9. Şirketimiz hiçbir mazeret göstermeksizin dilediği şahısları müzayedeye kabul etmeme, müzayedeye koyduğu malı geri çekme, başka mallarla birlikte satma, birbirinden ayırma veya satışını reddetme ve gerekirse müzayedeyi katalog sıra ve numarasını izlemeden yapma yetkisine sahiptir. 10. Müzayedeye katılarak 8.000 (sekizbin) TL. ve daha yüksek bir bedelle eser satın alan gerçek ve tüzel kişilere 4208 sayılı kanun gereğince kimlik tespit yapılacaktır. 11. Müzayedede fiyat artırımı, bayrak kaldırmak suretiyle yapılır. Bayrağın her kaldırılışının ne kadar değer artışını ifade ettiğini belirlemeye ve bu belirlenen değerleri gerektiğinde değiştirmeye kurumumuz yetkilidir. 12. Kimlik tesbiti yaptırarak bayrak kartını imzalayan ve bu suretle müzayedeye katılmış olan her kişi, yukarıdaki koşulları peşinen kabul etmiş sayılır.


Maçka Mezat Müzayede 02/2014