Page 1

1


2


∞Love Peace and Harmony Newsletter∞ ∞01-30th of September 2008 - 01-30 Eylül 2008∞

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü Sevgiyle Anıyoruz... •

Posted by David Dogan Beyo on September 1, 2008 at 1:30am

Bu toprakların güneşi ve ruhu, gerçek mistik Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü tüm kalbimizle selamlıyoruz... Atam yakmış olduğun hakikat ışığını hiçbir güç söndüremez , sen rahat ol , rahat uyu Atam , Atam ilelebet izindeyiz...

3


David DoÄ&#x;an Beyo

Yazan Nilgun Nart 20/02/2008 Istanbul / Turkiye BAGIMSIZLIK VE OZGURLUK BIZIMDIR

Ataturk, Milleti icin Bagimsizligi ve Ozgurlugu gercek kilmistir. Bagimsizlik ve Ozgurluk; Insan olabilmenin temel ilkesidir. Insanogluna ait diger butun faziletlerin hepsi ozurlugun uzerinde yukselir. Ozgurluk ve Bagimsizlik yoksa, ortada Insan da yoktur. Gercek insanlarin olmadigi yerde, zulum, esaret, sefalet, aci, korku vardir. Insan; Ozgur ve Bagimsizsa, dunyada Insan Olmanin farkini yaratabilir. Ve digerlerine yardimci olabilir. Ozgurluk ve Bagimsizlik, insani sefillige ve tutsakliga dusuren her turlu; dusmandan; ulkeni, insanini, insanligini, gelecegini, kulturunu degerlerini ve hatta ruhunu isgal edenlerden kurtulmaktir. Ataturk Ozgur ve Bagimsiz Bir Ruh’tur. Bagimsizligi ve Ozgurlugu ancak ve ancak ozgur ve bagimsiz olan insanligin Insan Atalari;

4


ozgur ve cesur Ruhlar dusleyebilir. Ataturk; Milleti icin bir vizyon gormustur. Vizyon bagimsizlik ve ozgurluktur. Vizyon Ataturk oldugunda gercektir. Cunku bunu dusleyen tasarlayan ve milleti ile birlikte gercek kilan Ataturk’tur. Turk Milleti ve Turkiye; Ataturk oldugunda gercektir. Ve gercek olmustur. Ve Ataturk ozgurlugun ve Bagimsizligin simgesidir. Ve tarihte Ataturk’ten ve vizyonlarindan gorebilecegimiz ve idrak edebilecegimiz gibi Lider olarak ortaya cikan kisi gercek ise milleti de gercek olur devleti de. Eger ulkenin Lideri veya liderleri gercek degilse, kendilerinin “kim” ve “nereye” ait oldugunu bilmiyorlarsa ve icinden geldikleri irk ve tur ile ilgili baglantilari zayifsa;Tarih Sahnesinde yuzlerce yildir emperyalist niyetlerle, tasarladiklari oyunlarla insanligin kanini canini insanligini gelecegini ve gezegeni somurenlerin oyunlarina bir maske bulup katilmaktan ve sifir yok olusa adim adim yurumekten baska caresi yoktur. Emperyalistlerin ellerinde kukla olur.

Cunku her ulus belirli bir niyetle Tarih Sahnesine cikar. Bir ulus hangi niyetle tarih sahnesine ciktiysa basitce oyledir. O niyettedir. Baska bir varolus dusunulemez. Turkler Tarih Sahnesine; Bagimsizligi ve Ozgurlugu varliklarinin her alaninda kendi irklari icin yasayarak gercek kilmak ve diger insan kardesleri icinde ornek olarak ve yardim ederek; koruyarak kollayarak esirgeyerek gercek kilmak niyeti ile cikmistir. Gercek Gunes gibidir. Gunes dogdugunda karanliklar gider. Tarih sahnesinde bazen niyetin yolundan cikilsa da, o milletin icinden birisi cikar. Ve o milletin niyetini ve vizyonunu tutar ve tekrar hizalayarak milletin vizyonunu ve niyetini bir kez daha gercek kilar. Ve bu kisiler O Milletinin Ulusunun kahramani olurlar. Kahraman olmak her seye ragmen ait Ol’dugu Milletin Tarih Sahnesine ciktigi niyette ve vizyonda kalmaktir. Kendini bu ugurda yakmaktir. Biteviye kendini ve hayatini Milletin kutsal amacina adamak ve adanmaktir. Kahraman olmak Tekbasina olmaktir. Kahraman Ol’mak cesur Ol’maktir. Kahraman Ol’mak yuregini once Milletinde sonra Tum Insanlikta kaybedebilme Gucudur. Yuksek degerler icin yasamak ve yasanmasini, kendi yasamini bu degere adayarak ogretmektir. Ve yarattigi eserle, unutmamalari icin; sonsuza kadar nesline ve tum insanliga Tum insanlik icin; Niyeti; bagimsizligi ve ozgurlugu haykirabilmektir. “Yurtta baris Dunyada baris” diyebilmektir.

5


Ve Ataturk Bir kahramandir. Gercek Bir Insan’dir. Degil Turklerin tum Insanligin Atasidir. ….. ..... ….. Ey Turk Ey Goklerin Oglu Ey Yildizlarin Kizi ….. ….. ….. Hatirla; kim oldugunu ve nereden geldigini Hatirla; Gok Yildizlarindan dunya topragina savruldugun Sonsuz An’i

6


Yazan Nilgun Nart 20/02/2008 Istanbul / Turkiye

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:6958

7


GANGAJİ - Cebinizdeki Elmas GANGAJİ - The Diamond in Your Pocket... (english version added) •

Posted by David Dogan Beyo on September 1, 2008 at 2:00am

GANGAJİ - Cebinizdeki Elmas- Sayfa 37

Hemen şu anda , ar ayışınız ne olursa olsun, durun, İster ilişkinizde ya da işinizde huzur ve mutluluğu arıyor olun, ister dünya barışını, sadece bir an için tamamen durun. Bunların peşinden gitmekte yanlış olna hiçbirşey yok ama onlarla uğraşmanızın amacı huzur yada mutluluk elde etmekse , bu durumda zaten burada olan huzur zeminini göremezsiniz. Bu huzuru bir kez keşferrin mi , peşine düştüğünüz şeylerde keşfinizden haberdar olur. O zaman keşfettiğiniz şeyi dünyaya, politikaya, tüm ilişkilerinize doğal olarak taşırsınız. Bu keşifin özü çok basittir. Tüm aktiviteyi sadece bir an için, hatta bir saniyenin onda biri süre için durdurdanız ve yanlızca tamamen sessiz kalsanız, zaten mutlu ve kendinle barış içinde olan varlığınızın doğasındaki enginliğin farkına varırsınız. Anlamı, sizin kendi gerçeğinizin bulunduğu , tanrı gerçeğinin varolduğu bir tapınağı, hayatınızın fiziksel, zihinsel ve duygusal şartlarına bakmaksızın farketmeniz. Bu sizin varlığınızın özüne bir davet. Bu din veya dinsizlikle ilgili değil, Hatta aydınlanma ve cahillikle ilgili bile değil. Bu davet, size adlandırabileceğiniz her şeyden daha yakın ve daha derin olan kim olduğunuz gerçeğinedir.

8


Herhangi bir anda , bir saniyeden de daha kısa sürede, sizin sınırsız, limitsiz, sonsuz kutsal gerçeğinizi bulma olasılığı vardır. Gerçeğin deneyimlenmesine, farklı ruhsal kültürlerde farklı isimler verilir ; cennet, nirvanai yeniden dirilme, aydınlanma , satori, samadhi... Tüm isimler bu acıdan boşalmış ve şükran dolu yüce, isimlendirilemeyen , kutsal güzelliğe işaret eder... GANGAJİ - Cebinizdeki Elmas- Sayfa 37

"Discover directly, for yourself, this jewel that is alive within you." "There is a great secret that beings throughout time have announced, the secret of an extraordinary treasure, the treasure of the nectar of eternal life. It is the nectar of pure beingness, recognizing itself as consciousness and overflowing in the love of that recognition. If you imagine yourself to be located in a body, then you will move that body from place to place, searching for this treasure of nectar. But, if you will stop all searching right now and tell the truth to yourself, you will know what is known in the core of your bones. You will know what these great beings knew and attempted to describe. You will know it with no image of it, no concept of it, no thought of it. You will know it as that which has eternally been here. And you will know it as yourself." Gangaji, an American born teacher and author, has traveled the globe since 1990, speaking with spiritual seekers from all walks of life. Her message is powerful in its clarity and simplicity: True peace and lasting fulfillment are not only our birthright, they are the essential nature of our being. Gangaji invites you to discover the possibility of living your life in the freedom and joy of simply being. Book Description The Diamond in Your Pocket Discovering Your True Radiance Gangaji

9


A master thief waited his whole life to acquire the most beautiful diamond in the world. When he heard it had been purchased, he spent three days trying to steal the rare jewel. He failed. Finally, the thief walked right up to the owner and asked, "How did you hide this precious jewel from me?" To which the owner replied, "I placed it where I knew you would never look-in your own pocket!" This insightful tale opens the first major book release from Gangaji, an American-born teacher who has influenced the lives of thousands of people through her public events. In her new book, The Diamond in Your Pocket, she describes our never-ending search as human beings to find fulfillment, which, paradoxically, already exists if only we will stop long enough to experience it within ourselves. Join Gangaji to learn more about: 1. How you hold on to the illusion of control, and how you can consciously choose where to put your attention. 2. Opening your mind to meet the unknown, discovering the truth at the heart of every emotion, and how it is possible to live freely and innocently from the depths of life's mystery. 3. How to unearth the roots of your suffering, and to realize the needless repetition of the same destructive patterns of mind. 4. As long as you are searching for it, it cannot be found," shares Gangaji. Written as a series of short contemplations, The Diamond in Your Pocket shows how it is effortlessly possible, regardless of circumstance, to stop the endless activity of your mind and directly experience the perfect radiance of who you really are. Endorsements "This book is meant for the rapidly growing number of spiritual seekers who are approaching the end of their seeking and who are ready for the undiluted truth‌It is part of an evolutionary transformation of cosmic magnitude: the awakening of consciousness out of the dream of identification with form, the dream of separation. The fact that you are reading these words means that it is your destiny to be an essential part of this great adventure of collective awakening." From the Foreward by ECKHART TOLLE, author of The Power of Now "In clear and powerful prose, Gangaji reminds us of the peace that is our nature and requires no search. Whether examining the roots of suffering, the place for desire in life, or "the trance of language," she points to an experience of underlying presence so effectively that it gives the reader a sense of being in the room with Gangaji herself. The book is, therefore, an invitation to join Gangaji-in presence." CATHERINE INGRAM, author of Passionate Presence and In the Footsteps of Gandhi "Nakedness is the profound given. When Rumi speaks of the beautiful nakedness of the soul, this is what he refers to. Gangaji, too, with such grace, gently suggests that we remember and return to the deep being we already are, beneath all clothes of our stories". COLEMAN BARKS, author of Rumi, The Book of Love "Gangaji is clear and sharp like a diamond and her words cut through to the heart of the matter. I heartily recommend her as a teacher to seekers interested in inquiry into reality and themselves." LAMA SURYA DAS, author of Letting Go of the Person You Used to Be

10


"This book is so wonderful, I don't want to read it too quickly. I want to savor it, to breath every word into my soul. It sits by the side of my bed and I read one chapter before I go to sleep each night. What a gift." JAMES F. TWYMAN, Peace Troubadour and author of Emissary of Light "This is a wise and gracious book, a beautiful invitation to the awakened heart." JACK KORNFIELD, author of A Path with Heart "In The Diamond in Your Pocket, Gangaji reveals an age-old secret in a direct and very simple way. The reader has the opportunity to notice ensuing habitual responses of human behavior/mind, while being gracefully invited to truly experience the stopping of mind. What a powerful time we live in, where books like these are available to everyone!" MASARU EMOTO, author of The Hidden Messages in Water "In The Diamond in Your Pocket, Gangaji has provided us with a profound and moving book showing step-by-step how we can surrender once and for all, and experience an end to our suffering. Writing with crystal clarity, she provides, heart transmission which gives us the direct experience of the fact that the peace and love we are looking for is already within us-it is who we are!" RUSSELL TARG, physicist, writer, and author of Limitless Mind: A Guide to Remote Viewing and Transformation of Consciousness

Empowering your Spiritual Journey The Empowerment Program Empowering your Spiritual Journey The Empowerment Program Here Now this Moment A dialogue: Accept what is I truly cannot. I’m agitated and angry about this. Then accept what is. Accept that I am agitated and angry? Accept that I cannot accept? Yes. Bring acceptance into your non-acceptance. Bring surrender into your non-surrender. Then see what happens. Empowering Quotes Stillness Speaks and all of Eckhart Tolle’s Books and CDs have Richard’s Five Star Recommendation Stillness Speaks 1 of 4 Doing one thing at time means to be total in what you do, to give it your complete attention. This is surrounded action—empowered action. Whatever you accept completely will take you to peace, including the acceptance that you cannot accept, that you are in resistance. Any disturbing noise can be as helpful as silence. How? By dropping your inner resistance into the noise, by allowing it to be as it is, this acceptance also takes you into that realm of inner peace that is stillness. You don’t have to do anything. With awareness comes transformation and freedom. The present moment is as it is. Always. Can you let it be? When you completely accept this moment, when you no longer argue with what is, the compulsion to think lessons. It is replaced by an alert stillness. You are fully conscious, yet the mind is not labeling this moment in any way. Stillness Speaks 2 of 4 Surrender is surrender to this moment, not to a story through which you interpret this moment and then try to resign yourself to it. Sometimes surrender means giving up trying to understand and becoming comfortable with not knowing. Surrender, one could say is the transition from resistance to acceptance, from “no” to “yes.” The equivalent of external noise is thinking. The equivalent of external silence is inner stillness. Whenever there is some silence around you---listen to it… See that in the moment of noticing the silence around you, you are not thinking. You are aware, but not thinking. When you become aware of silence,

11


immediately there is that state of inner still awareness. You are present. Becoming aware of awareness is the arising of inner stillness. Stillness Speaks 3 of 4 Whenever you deeply accept this moment as it is – no matter what form it takes—you are still, you are at peace. By giving your full attention to this moment, an intelligence far greater than the egoic mind enters your life. Notice how present a flower is, how surrendered to life. Have you noticed how deeply peaceful it is? How it is surrounded by a field of stillness? The moment you become aware of a plant’s emanation of stillness and peace, that plant becomes your teacher. Watch an animal, a flower, a tree, and see how it rests in Being. It is itself. Stillness Speaks Stillness Speaks 4 of 4 lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:6964

Star Seed Sean - Family Of Light... •

Posted by David Dogan Beyo on September 1, 2008 at 2:30am

Star Seed Sean has sent you a message on CHILDREN OF THE PLEIADES .

12


Hi David! I was so inspired by Spirit the other day, so I wanted to share with you our message :) ~~~Family Of Light~~~ We are here...the Family of Light... Through the endless eons, we have crawled, ran, flown, as far as we could... Trying to find the light.. Drawn to it...bathing in it..staring into the Mighty Sun, when it was condemned... Feeling so lost..in so many lives..so many cycles of samsara.. Always...just always looking for the light... But who am I we thought? Walking through the darkest alleys, the most hideous neighborhoods, the deepest forests... We searched and searched for a way out... Because we knew this wasn't home... But where is home we thought? Running, scared, frustrated, lonely, angry, we gravitated towards any sign of light... In the deep labyrinth mazes of our own fears, we hid, we cried, we screamed...oh we were so scared... Always just trying to find the light...always just..We fell so hard..oh we fell so hard... And for a moment, for a second, when all seemed lost, we got up... We got up and faced another day...another dawn We swallowed our pains...grinned our teeth...held back the tears, and bathed in the warm glow of the sun.... For we didn't know why, but the light felt like home.. Oh but where was home we thought? Bruised, battered, abused, used, forgotten, forsakened, murdered, martyred, oh we felt it all... We felt every stab, every poke, every punch, every kick, every rock.. But why? Why did it hurt oh so bad? Running faster than ever, through the endless neon streets.. Shouting, screaming, for anyone to hear us, save us... Shivering, in the darkness, we prayed dawn would come... Through all the endless madness, all the nothingness, and the all the meaninglessness.. A miraculous miracle occurred..we woke up... we stood up, shedding our worn out tired skin...shedding all the pain, all the sadness, all the fears, and self loathing and self hatred.., We woke up to ourselves...to the truth of our endless struggle to survive, while yearning, longing, for the light, in a world oh so full of Darkness... We woke up and realized fear was a thing of yesterday, and that no body could hold us down... No one...no authority..no parent...no friends no teachers, gurus, no pretend false gods...NO one... We were finally...oh finally free of our baggages, our scars, our burns and cuts.. We remembered, flash backs, dreams, visions, knowing, just knowing, just... That we were part of something oh so beautiful... Children of the Awesome inspiring Sun...The Family of Light.. We came here...this time..this place...this street...this page.. To change the world...to spread the truth that no one dared utter... To alter the very fabrics of reality...to spread like a tsunami our frequencies... An awesome tsunami that will surely transmute all the darkness, all the hatred into something

13


oh soo beautiful...something words cannot describe...something simply felt within every fiber, every filament of light, every atom and every cell...something so wonderful that darkness cannot simply cannot exist... Rising above all our sadness and fears, we will fly together through our own magical rainbows.. Reunited, Oh at long last.. with all our long lost brothers, sisters, mothers, fathers, and friends.. Who all struggled through the endless mazes..thinking there was no way out.. Reunited at long last...This will be a celebration to behold...For the very heavens will tremble with glory, and all of the infinite universes, realities, dimensions, will feel in the very depths of their core our Grand reunion of all that is light... all that has suffered through the cold, freezing nights, just to find the way home...the way to the light... So here we proclaim... hear our voices, hear our screams, feel our frequencies, connect with our consciousness... We, the family of light, are here...this moment...this reality..this second..to change everything.. Reunited on Gaia, we will be a force so unstoppable... So stand up now...and claim your heritage...your life...your reason..your purpose.. And unite together as One, As the Renegades of the Family of Light... Here on a mission...to change everything... Star Seed Sean has sent you a message on CHILDREN OF THE PLEIADES . http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:6969

•

Posted by Canan on September 2, 2008 at 9:30am

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7173

14


• Posted by Canan on September 2, 2008 at 2:28pm

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7220

15


• Posted by Canan on September 3, 2008 at 1:05am

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7304

16


• Posted by Canan on September 3, 2008 at 1:16am

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7317

17


Empowering your spiritual Journey: My Blog in Pictures To Empower your Spiritual Journey: click here now •

Posted by Richard Alan on September 3, 2008 at 2:30am

Empowering your spiritual Journey: My Blog in Pictures To Empower your Spiritual Journey: click here now http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7332

18


"Evrensel Barış" ... •

Posted by Ertan Yurderi on September 3, 2008 at 3:00pm

Öldüğümde beni hoşça anacaksın, Niçin ölü severiz de diriye düşmanız. Mademki ölümden sonra barış yapacaksın, Niçin ömür boyu senin üzüntünle sıkıntı içindeyiz. Şimdi öldüğümü kabul et, barış yap, anlaş. Çünkü biz barışta ölüler gibiyiz.” (Mevlânâ) “Biz bizi koyalım, Onlar biz olalım ... Bir isen birliğe gel, ikiyi elden bırak...” (Yunus Emre) Bir memeli türü olarak insan, dünyada var olmaya başladığından bu yana konuşmaya ve düşünmeye yetenekli olan varlıktır. Sanskritçe’de düşünen (insan) anlamında manyete deyimiyle karşılanır. Latince’de de düşünme ve tin anlamına mens ya da mentis sözcükleri var. Eski Gotlar da mennise diyordu düşünen tinli varlık anlamında. Latince’de topraklı,

19


yersel eşdeyişiyle insan homo’yla hominis deyimleri ortaya çıkmıştır. Demek insan, bir yandan yerselliği, öbür yandan düşünselliği içeren bir varlıktır. İnsanı oluşturan doğa, toplumları yaratan da insan olduğuna göre tarih, doğayla insanın sonucudur. Doğa varolmasaydı tarih olmayacaktı. Demek tarihsel olayların tek nedeni, insan ve insanların oluşturduğu toplumdur. İlk neden ise Varlığın ta kendisidir. İnsan, her şeyden önce düşünen bir yaratık olması sebebiyle yaşadığı toplumun duygu, düşünce ve davranışlarının da ürününü sergiler. İnsanlar olmasaydı, toplumlar da varolmayacaktı bu nedenle... İlkçağ insanlığı eğitimseldi. İnsan o dönemlerde bedensel, ansal yeteneklerini geliştirmeye çabalıyordu. İlkçağın aydınlığı ortaçağın karanlığına gömülmek üzereyken İtalya’da yeni bir insan anlayışı daha doğmuştu. Bu yeni insan iç ve dış etkilerden kurtulmuş, kişiliğine kavuşmuş yepyeni bir varlıktı. Bu, bir yeri değil, bütün insanlığı kapsıyordu. Onun vatanı bütün dünyaydı. Kişileşmeyi, kendini yeniden yaratmayı güdüyordu. Her şeye nesnel, özgür ve barışçı bir bakış bilincini uyandırıyordu. Artık bu yeni insan uomu singulare düşünen insandı... O dönemlerde de Anadolu’nun ortasında gerçeği öğrenmek ve bilmek olan, özgür ve barışçı bir akım yani Tasavvuf düşüncesi de gelişmeye başlıyordu... Bu bağlamda “Anadolu İnsanı”, kökü Anadolu’nun binlerce yıllık tarihinde yaşamış olan tüm kavim ve uygarlıklara uzanan, sevgi, barış, dayanışma ve bilgi odaklı felsefe sistemi (dünya görüşünün) tarafından şekillendirilmiş olan bireydi. Anadolu hümanizmasındaki bu felsefe sisteminin temeli insandır, insan sevgisidir, barıştır, özgürlüktür, dayanışmadır. Bu dünya görüşünde, insanlığın, kardeşliğin, hoşgörünün yaşamsal önemi işlenmiştir. İnsan yaşamının erdemleri ortaya konulmuştur. Bu çerçevede özgürlük kavramı ön plana çıkarılmıştır. Buna göre; “Özgürlük yoksa, hiç bir şeyin de anlamı yoktur. Hiç bir güzelliğin de farkına varılamaz. Oysa her bir güzelliğe değer verilmelidir. Güzellikler önemsenmelidir, sevilmelidir. Çünkü tüm güzellikler özünde, Tanrı’nın yansımasını içermektedir.” Tanrı’ya sarılmaktan başka umut kapısının olmadığı bu dönemlerde Yunus Emre ve Mevlânâ başkaldırmaya kadar varan tasavvufi düşünsel şiirlerini söylemekten çekinmiyorlardı. Moğolların kıyımı, Selçukluların parçalanması, günden güne artan vergiler, tedirginlikler, düzensizlikler, karışıklıklar, yarın umudunun yitişi ve bunun gibi sebepler o günkü güncel sorunlardı. Acılara batmış Anadolu insanının içli türkülerini, üzgülerini dile getiriyorlardı. XII. ve XIII. Yüzyıldan çağımıza ulaşmış seslenişleriyle, seviyi, sevgiyi, barışı, yaşam ve ölüm kavramlarını üzerine bastığı toprağı bu denli içten içe kim anlatabilir Yunus ve Mevlânâ’dan başka... Onların insan, doğa, barış içinde yaşam sevgileri bütün görkemiyle yüreğimizde yankılanır. Öte yandan bu felsefe sistemi, yalnızca insan, sevgi, özgürlük, barış gibi öğeleri içermemektedir. Bunların yanında, bilginin, toprağın, üretimin, paylaşımın, dayanışmanın anlamı ve değeri bir arada, bir bütün olarak savunulmuştur. Bir diğer anlatımla bireysellik aşılmak istenmiştir. Toplumsallığa açılımın ciddi denemeleri yapılmıştır. Böylece insanı çıkış noktası yaparak insan, sevgi, dayanışma, ve bilgi odaklı bir felsefe sistemi şekillendirilmeye çalışılmıştır. Bu felsefi düşüncenin doğduğu, savunulduğu 1200’lü ve 1300’lü yıllar dünyası dikkate alındığında, o zamanın Anadolu’sunda düşünce alanında çok ileri bir evrimin yaşanmakta olduğu kolayca anlaşılmaktadır. Bu evrim sürecinde Tanrı’yı gaipte (görünmez alemde)

20


arayan dinsel doğmalara karşı akıl (us) ön plana çıkarılmıştır. Ne yazık ki bu evrim süreci, hem felsefe tarihi, hem de insan hakları tarihi açısından yeterince algılanamamış, dolayısıyla evrensel boyutları ile değeri gözden kaçırılmıştır. Bu evrim sürecinde farklı etnik yapılardan gelseler de, değişik dini inanç ve mezheplere sahip olsalar da, insanların yaradılışta eşit oldukları ve bu nedenle, sevgi, barış ve dayanışma içinde, eşit ve özgür yaşamaları gerektiği bilinci Anadolu’da kök salmaya başlamıştır. Bu bilinç, yaşadığımız zaman kesitinde çağdaş sosyal demokrasinin de özünü, esasını yansıtmaktadır. Tabii bu gerçeği öncelikle bizim, yani bu coğrafyada binlerce yıl kardeşçe bir arada yaşamış, ortak bir tarih ve kültür oluşturmuş, güçlü bir kardeşlik, birlik ve dayanışma bilinci yaratmış olan Türkiye İnsanı’nın yeterince algılaması ve anlaması gerekmektedir. Söz konusu Felsefe Sistemi’nin Anadolu’da temel taşlarından olan Mevlânâ’nın bilgiye ve getirisine ne kadar önem verdiğini şu sözü ile daha iyi anlıyoruz: “Bilgiyle uyumak, bilgisiz ibadet etmekten hayırlıdır...” Mevlânâ’nın özgürlük anlayışı ise şöyledir: “Ayran kasem önümde durdukça Vallahi kimsenin balını düşünmem Azıksızlık ölümle kulağım bursa bile Hürriyeti kulluğa satmam ben...” Anılan Felsefe Sistemi’nin Anadolu’daki eşit düzeydeki diğer bir temel taşını Hacı Bektaşi Veli oluşturmaktadır. O’nun söylediği sözlerden bazıları yine yorumsuz olarak aşağıda verilmektedir. “Nefsine ağır geleni, başkasına tatbik etme. İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. Düşünce karanlığına ışık tutanlara ne mutlu. Hiç bir milleti ve insanı ayıplamayınız. Düşmanınızın dahi insan olduğunu unutmayız. Benim kâbem insandır. Ara bul. Nefsine, hiddetine, eline, diline, beline sahip ol. İncinirsen de incitme.” Anadolu İnsanı’nı şekillendiren felsefi boyutun daha iyi anlaşılabilmesi için farklı tarihlerde yaşamış, ancak söz konusu insan, sevgi, dayanışma ve bilgi odaklı toplumsal felsefeyi savunmuş ve geliştirmiş bir düşünür olan ve halk ozanı olan Yunus Emre de düşünce kaynağını genel olarak tasavvufta, özel olarak ta Anadolu Felsefe Sistemi’nin iki temel taşı olan, Hacı Bektaşi Veli ile Mevlânâ’da bulmuştur. Bu nedenle Yunus, tasavvufun mistik anlayışının ötesinde düşünceler ortaya atmıştır. Sonuçta, insan sevgisi ile, gerçeği arama ve bulma açısından çok farklı bir noktaya varmıştır. O Tanrı’yı, insan bütünlüğünün dışına taşımamış, insanla bir arada, onun içinde bulmaya çalışmıştır.

21


Öte yandan Yunus’un yaşadığı dönemde Avrupa, din ve düşünce özgürlüğü açısından ortaçağın en karanlık yıllarını yaşıyordu. İnsanlar, kilise ile diğer egemen çevrelerin baskısı altında, engizisyon mahkemelerinde din adına akıl almaz işkence ve ölüm cezalarına çarptırılıyorlardı. Yunus Emre, işte böyle bir zaman kesitinde savunduğu ve yaymaya çalıştığı felsefe sistemini şiirlerinde dile getirmiştir. O dinsel yasaklamalar başta olmak üzere, insanın gelişmesini önleyen diğer tüm yasaklamalara karşı çıkmıştır. Yasaklamaların insanın daha iyi yaşama ve daha mutlu olma olanaklarını kısıtlamakta olduğunu ileri sürmüştür. Yunus, bireyin önemi ile insanın olanaklarına verdiği değeri şu dizelerinde net bir şekilde ortaya koymuştur: “Çok aradım özledim Yeri göğü aradım Çok aradım bulamadım Buldum insan içinde Bu tılsımı bağlayan Türlü dilde söyleyen Yere göğe sığmayan Sığmış bir can içinde...” İnsanların bir arada gönenç ve mutlulukla yaşaması yolunun birlik, kardeşlik, dayanışma ve dürüstlükten geçtiğini öne sürmüştür. Ezilen ve yoksul insanlara sahip çıkılması ve onların savunulması gerektiğini söylemiştir. Yunus Emre, gerçeğin gerçek dünyada olduğunu, her türlü düşüncenin ve davranış biçiminin gerçek dünyada, insanlar arası ilişkiler sonucu oluştuğunu ve bu ilişkiler sonucu değiştiğini anlatmak istemiştir. Yani gerçeği; insanın dışında, dünya yaşamının dışında, hiçbir zaman aramaya kalkışmamıştır. Akılcı olmayan kuru, boş öğütlere, soyut ahlak öğütlerine karşı çıkmıştır: “Bu dünya bir gelindir Yeşil kızıl donanmış İnsan böyle geline Bakar bakar doyamaz.” Yine başka bir şiirinde: “Cennet cennet dedikleri Birkaç köşkle birkaç huri İsteyene ver onları Bana seni gerek seni.” Yunus’un şiirlerinde dile getirdiği ve özlediği, kavuşmak istediği varlık kimdir? Bu varlık dost’tur, insan sevgisidir, insan sevincidir, dayanışmadır ve barıştır. Buna da kavuşmuştur Yunus: “Bir ben var bende, benden içeru...” Görebildiğimiz, Yunus tasavvufta ve tasavvuf eğitiminde sevgiye ağırlık veren bir yol geliştirmiş, gerçeğe ulaşmada ana metot olarak sevgiyi kullanmış, bütün gerçeklerin temeli

22


olarak da sevgiyi almıştır. Eğitim, insanlara bu sevginin öğretilmesidir. Evrendeki her şeyin, sevgi gücü ile nasıl oluştuğu, nasıl aktığı erenler vasıtasıyla öğretilecektir. Erenlerin yapacağı bu eğitim işi, kolay değildir. Çünkü insan beden ve ruhtan meydana gelen bir varlık olarak kendi dışında ve kendi içinde cereyan eden şeyleri anlayacaktır. Aslında insan bunu anlayacak şekilde teçhiz edilmiştir, ama varlık evreni üzerindeki perdeler, kendi ruhunun derinliklerine giderken karşılaştığı engeller eğitim işini zorlaştırmaktadır. Eğitimin amacı ârif insan yetiştirmektir. Bu amaca ulaşmak da birçok meşakkatli kademeden geçilerek mümkündür. Bu yolculuk sırasında yol rehberleri, yol arkadaşları gerekir. Buna rağmen, eğitilecek olan ferttir. Eğitim yoluna giren kişi, metin bir şekilde kademeleri tek tek geçecek, sevginin egemen olduğu, herşeyin perdesiz gözüktüğü hakikat denizine ulaşacaktır. Allah'ın o gerçeklik dünyasında herşeyin ne kadar mükemmel oluştuğunu görecek, kendisi de bu mükemmel oluşa doğru yolda ve isteyerek katılacaktır. Bu sevgi ve hürriyet denizinde artık bütün farklar kalkmış, bütün olaylar aydınlanmış; insanın içini sonsuz bir huzur ve mutluluk kaplamıştır. İnsan artık bu dünyada da, öte dünyada da yabancı bir varlık olmaktan kurtulmuş, zaman ve mekân içinde herşeyi kaplayan büyük birliğe, bilinçli bir varlık olarak o da katılmıştır. Tasavvuf eğitiminin ve Yunus'un amacı da budur. Şiirlerini, rübailerini ve Mesnevi’sini severek okuduğumuz bu halk ve Hakk aşıklarının yazılarında her şeyi insanda buluruz.. İnsana yaklaşıp evrenin, içinde yaşadığı dünyanın gizemlerini araştıran özgünlükleri vardır her ikisinin de. Bu özellikleriyle her ikisi de yazınımızın ve hatta dünyanın en büyük ozanlarından ve düşünürlerinden olmuşlardır... İnsanları doğruluğa, birliğe, kardeşliğe çağırırlar duru Türkçeleriyle... Mevlânâ ve Yunus Emre’nin şiirlerindeki sevgi ve eşitlik kavramının temelinde insanlara bir gözle bakma düşüncesi vardır. Onların gözünde bütün insanlar eşit ve kardeştir. Tasavvuf düşüncesinin temelinde de dil, din, ırk ayrımı gözetmeksizin insanlara bir gözle bakma ve insanı sevme görüşü yatmaktadır. Onlardaki sevgi ve hoşgörü kavramını, Mevlânâ’nın, tüm insanları kucaklayan; “Gel, yine gel, kim olursan ol, gel! Kafir, Mecusi, putperest olsan da gel! Yüz kere tövbeni bozsan da gel! Ne olursan ol, gel! Bizimki ümit dergahıdır!” çağrısındadır. Bu çağrısı ile Mevlânâ; Bir’lik ve barış içindeki yaşam tarzını anlatıyordu... Yılmayan bir sevgi savaşçısıydı. Söyledikleri bugün bile çağdaş ve evrenseldir. Bütün insanlara sevgi ve barış içinde olmayı öğütler. Bütün insanları kardeş bilip, Bir’lik çatısı altında olmaya çağırır. O tüm insanlara gönderilmiş mutluluk reçetesi gibidir hala.... Yunus Emre’nin ise;

“Can odur kim Hakk’a ire ayak odur yola gire Er oldur alçakta dura yüksekte bakan göz değil”

23


beyti ve benzer beyitlerinde dile getirilen hoşgörüyle bağdaştırabiliriz. Günlük yaşam içinde insanları yargılayanları, ayıplayanları kınayan Yunus, empatik tutumuyla, içtenliğiyle, insanı yüce bir değer olarak görmesiyle, insancı psikolojinin yüzyıllar öncesindeki temsilcisi gibidir. Günümüzde son zamanlarda Mevlânâ ve Mesnevi çalışmalarında toplumun tüm kesimlerinde göreceli bir artış gözükmektedir. Batı’da da bu yönde uyanmış bir merak da gözlerden kaçmamaktadır. Mevlânâ’nın hoşgörü ve barış üzerine söyledikleri, günümüzdeki savaşlardan ve kaostan muzdarip günümüz toplumuna ilaç gibi gelmektedir hala. Bu yönüyle Mevlânâ da, sadece Mevlevi ve Tasavvuf düşünürlerinin değil, tüm insanlığın ortak değeri olmaya başlamıştır. İnsanları doğruluğa, birliğe, iyiliğe, barışa ve kardeşliğe çağıran Yunus Emre ve Mevlânâ gibi bizler de acaba bugün sanata, şiire, ulusal değerlerimize gereken ilgiyi gösterebiliyor muyuz? Birbirimize insanca davranabiliyor muyuz? Uzay çağında olmamıza rağmen, kıskançlıklar, çekememezlikler, ilgisizlikler, çamur atmalar ve toplumlar arası, kültürler arası ve dinler arası savaşlar hep sürüp gitmiyor mu? İnsan olarak düşünceye, özgürlüğe ve barışa zincir vurmak da niye? Montaigne’in sözlerini biraz da ben değiştirip yineleyeyim... “Bizler, birbirimizi kötülemede gösterdiğimiz başarıyı hiçbir yerde gösteremiyoruz...” O halde birer Yunus ve Mevlana olalım... Ve diyelim ki; “Biz bizi koyalım, Onlar biz olalım ... Bir isen birliğe gel, ikiyi elden bırak...” (Yunus Emre) Yararlandığım kaynaklar: Yunus Emre – Abdullah Rıza Güven Yunus Emre ve Hümanizm – Hüseyin Bal Yunus Emre’de Tasavvuf ve Eğitim – Prof. Dr. Mustafa Ergün Mevlânâ Celâleddin-i Rumî – Prof. B. Füruzanfer Ertan Yurderi, http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7403

24


Doğru nefes almanın önemi •

Posted by Commander on September 3, 2008 at 4:30pm

Batı insanı için nefes almak yeterlidir. Ona göre, nasıl doğru nefes alınacağının pek fazla önemi yoktur. Doğa, insana, nefes almak dediğimiz istemdışı bir adale hareketi vermiştir ki herkes bununla yetinmekte ve daha ileriye gitmeğe gerek görmemektedir. Modern tıbba göre nefes almak çok önemli fizyolojik bir olaydır. Nefesle birlikte sisteme alınan oksijen, metabolizmaya enerji sağlamada çok önemli bir rol oynar. Çünkü alınan oksijen besin maddelerini yakarak enerjiye dönüştürür. Beden ihtiyacı olan bu enerji ile yaşamını devam ettirir. İnsan günde yirmi iki bin kere nefes alır. Nefes durduğu zaman ise yaşam da durur. Doğu tıbbında ise nefes bilimine çok fazla önem verildiğini görüyoruz. Hatta nefes çalışmaları yapan manastırlar bile vardır. Yogilerin elde ettikleri birçok başarının nefes denetimine dayandığı bilinmektedir. Sanskrit dilinde nefes bilimi “pranayama” olarak bilinir. Prana (enerji) yama ise (ona hakim olma) durumudur. Hint felsefesine göre prana, evrenin sonsuz, varolan herşeye yayılan yaşam enerjisidir. Evrenin bütün değişik biçimleri prana enerjisi ile beslenir. Hint öğretisine göre insan bedeni de evreni var kılan aynı pranadan (hayat enerjisinden) beslenir. Pranayı denetlemek için yogiler birçok nefes alma egzersizi yaparlar. Günümüz bilimi ise nefes egzersizlerine yalnızca oksijen alma açısından önem verir. Amaç sinir sistemini canlandırmak için bol miktarda oksijen alınmasıdır. Ancak pranayamaya bağlı nefes biliminde bu fazla bir önem taşımaz.

25


Yogilere göre bütün beden “nadi” diye adlandırılan binlerce kanaldan oluşan bir ağ ile sarılıdır. Nefes yoluyla alınan prana, bu ağın içinde akarak bedenin her bölümünü enerjiyle besler. Bunların içinde en önemli nadiler, ida, pingala ve sushumna’dır. Belkemiği boyunca sıralanan ida, pingala ve sushumna bağlantı kanallarına “çakra” ya da tekerlek adı verilir. Yedi adet ana çakra vardır. Nadi ve çakra tanımları, çağdaş anatomi biliminin sinirler ve ağlarla ilgili tariflerine çok benzemektedir. Bazı bilim adamları her iki sistem arasında bağlantı kurmaya çalışmıştır. Ancak bu girişimin temelindeki varsayım sinir ve ağların fiziksel bedene, nadi ve çakraların ise yoga biliminde ince beden olarak bilinen “enerji bedene” ait olduğudur. Diğer bir deyişle nadi ve çakralar, sinir ve ağlarının daha ince düzeylerdeki karşılığıdır. Yogilere göre fiziksel bedene yaşam gücünü veren, nadi ağından akan prana enerjisidir. Pranayama bilimine göre hastalık, prana akışındaki dengesizliktir. Birçok yoga uygulamasında bedenle zihinin birbirini etkilediğini biliyoruz. İçinde bulunduğumuz duygular nefes alıp vermemiz üzerinde etki yapar. Örneğin; zihin tedirginken solunum da bozulur ve hızlanarak düzensiz hale gelir. Bilinçli olarak derin ve düzenli nefes aldığımızda gerginlik durumunu büyük ölçüde azaltabilir ve sakinleşebiliriz. Kendinizi bedenen ve zihnen sağlık içinde tutmak istiyorsanız doğru ve düzenli nefes almasını öğrenmelisiniz. Her nefes alışta, ciğerlerinizi bütünüyle doldurmanız gerekir. Nefesi acele etmeden büyük bir sükünetle yavaş alıp vermelisiniz. Doğal olarak, bir çiçeği koklar gibi. Bilinçli olarak alacağınız derin ve rahat nefesler size enerji sağlayarak günlük veriminizi arttıracaktır. Ayrıca zihin daha rahat çalışacak, sinir sistemiminiz her zaman dengede kalacak, uykularınız ise düzene girecektir. Erol Yurderi Yoga Öğretmeni http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7424

26


Düşlerimdeki Yaşam – 14 (Son) •

Posted by elif elisabeth on September 3, 2008 at 5:30pm

Düşlerimdeki Yaşam – 14 (Son) Sep 02, 2008 @ 01:58 am by Nilgün Doğan Yazar: Nilgün Doğan İndigo Dergisi - Eylül 2008 dogan.nilgun@gmail.com Sevgili dostlar, sizlere iletmek istediğimiz yeni konular sizleri çok ilgilendiren ve çok seveceğiniz, çok sevineceğiniz konular. Sevgili dostlar artık yeni bir döneme girdik ve bu dönem gerçek sevginin yoğunlaştığı dönem demiştik. Sizler yaşadığınız anlara ve yaşadığınız anlardaki herşeye ve herkese sonsuz sevgi ve aşk duygusunu duymaya başladınız ve bu duygu sizin ışığınızı güçlendirmekte. Farkındasınız ki aşkınız arttıkça ışığınız da artmakta ve kanatlarınız daha da büyümekte ve daha da yükseklere uçabilmektesiniz. Sizler biliyorsunuz ki aşk ile yaşadığınız her an sizi daha da yüceltmekte ve çevrenize daha fazla ışık daha fazla umut verebilmektesiniz. 27


Artık, yapmanız gerekenler çok da fazla değil, hep söylediğimizi gene tekrarlayacağız ki sadece sevginizi, umudunuzu besleyerek herkese ve herşeye yargılamadan, yorumlamadan, hoşgörü ve tevazu ile yol vermeniz ve takdir etmeniz bile yeterli bu muhteşem zamanları en muhteşem şekilde yaşamanız için… Daima hoş bir yürek ile hoş bir bakış ile sevginizi sunmaya devam edin lütfen. Sevginizi ne kadar çok kimseye sunarsanız o kadar çok kimse sizinle birlikte bu köprüden geçecek ve muhteşem güzelliklere adım atacak. Bu köprü sizler için geniş olsa da bazıları için çok dar. Bu kişilere köprüyü rahat geçebilmeleri için yardımcı olmalısınız. Bunun tek yolu ise sevgi ile onlara ışık tutmanızdır. Çok bir şey yapmanıza gerek yok, çok şey anlatıp enerjinizi tüketmenize de gerek yok. Sadece, sevgi ile hoşgörü ile kenara çekilip onlara gülümsemeniz bile yeterli. Sevgili dostlar bilmelisiniz ki sizler bu süreçte çok önemli başarılar elde ettiniz. Çok önemli gelişmelerde pay sahibi oldunuz. Bu satırları okuyorsanız şayet yaptıklarınızdan da hiç şüpheniz olmasın. Görevlerinizi gerçekleştirmek için duyduğunuz aşk ve istek ile bizleri çok motive ettiniz, bizlere güç verdiniz, umut verdiniz. Biliyoruz ki artık sonsuz güzellik günleri çok yakın ve sizler bu süreçte başarılı liderler olarak pekçok güzel ruhun yolunu açtınız, sevginiz daim olsun. Sevgili dostlar, artık yapmamız gereken sizlerle sohbet etmek değil, artık yapmamız gereken sizlerle birlikte yaşamaya devam etmek. Sadece sevgi dolu yüreğiniz ve hoş bakışlarınız ile yaşamaya devam etmeniz bile bizlerin ve sizlerin irtibatımızın devam etmesi demektir. Zihninizi sakin ve hoş bir şekilde dinlemeniz bile yeterlidir, yaşayacaklarınızı ve yaşadıklarınızı anlamlandırmanız için. Bizler artık sizleri serbest bırakıyoruz ve yolunuz açık, aydınlık, sevgi dolu olsun diyoruz. Bu süreç içindeki paylaşımlarınız, sevginiz-saygınız ve inancınız için çok teşekkür ediyoruz. İçten sevgilerimiz ile sizlere güzel yolculuklar diliyoruz. Düşlerimdeki Yaşam önceki bölümler: 1. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 18 2. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 21 3. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 24 4. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 26 5. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 27 6. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 28 7. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 29 8. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 30 9. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 31 10. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 32 11. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 33 12. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 34 13. Bölüm : INDIGO Dergisi Sayı 35 http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7435

28


Osho - Görünmez Dokunuş... •

Posted by David Dogan Beyo on September 3, 2008 at 1:30am Subject: Görünmez Dokunuş

Her ne yapıyorsan — yürürken, otururken, yerken ya da hiçbir şey yapmazken, sadece nefes alıp verirken, dinlenirken, çayırların üzerinde gevşerken — hiçbir zaman unutma ki sen bir izleyicisin. Yeniden ve yeniden unutacaksın. Bazı düşüncelere, bazı hislere, bazı duygulara dalacaksın; herhangi bir şey seni izleyenden uzaklaştıracak. Hatırla ve koşup izleme merkezine geri dön. Onu sürekli bir içsel süreç yap... Hayatın nasıl kendi niteliğini değiştirdiğini görüp şaşıracaksın. Elimi hiç dikkat etmeden hareket ettirebilirim ve ayrıca elimi tüm hareketi içerden izleyerek de hareket ettirebilirim. Hareketler tamamen farklıdır. İlk hareket mekanik, bir robot hareketidir. İkinci hareket ise bilinçli bir harekettir. Ve bilinçli olduğunda bu eli 29


içerden hissedebilirsin; bilinçli olmadığında ise bu eli sadece dışardan bilirsin. Yüzünü sadece aynadan biliyorsun, dışarıdan çünkü sen bir izleyici değilsin. İzlemeye başlarsan yüzünü içeriden hissetmeye başlarsın ve bu kendini içeriden izleme çok ilginç bir deneyimdir. Sonra yavaş yavaş garip şeyler olmaya başlar. Düşünceler kaybolur, duygular kaybolur, hisler kaybolur ve seni sarmalayan bir sessizlik vardır. Tıpkı sessizlik denizinin ortasındaki bir ada gibisindir ... sadece bir izleyici, sanki bir ışık, alevden bir ışık tüm varlığının merkezindeymiş, tüm varlığına ışıyormuş gibi. Başlangıçta sadece içsel bir deneyim olacak. Zamanla bu ışımanın bedeninden yayıldığını, bu ışınların başka insanlara ulaştığını göreceksin. Eğer birazcık duyarlılarsa diğer insanların, görünmeyen bir şeyin onlara dokunduğunu hemen fark etmeleri seni şaşırtacak ve şok edecek. Mesela eğer kendini izliyorsan birisinin arkasından yürü. Kendini izliyorken hiçbir neden yokken dönüp sana bakacağı hemen hemen kesindir. Kendini izlerken, izlemen yayılmaya başlar ve onun önünde yürüyen kişiye dokunması kaçınılmazdır. Ve eğer görünmeyen bir şey tarafından dokunulursa geri dönüp bakacaktır: “Neler oluyor?” Ve sen ona elle bile dokunamayacak kadar uzaktasın. Bir deneme yapabilirsin: Birisi uyuyorken onun yanında yalnızca kendini izleyerek oturabilirsin ve o kişi ansızın uyanıp sanki birisi ona dokunmuş gibi etrafına bakınacaktır. Zamanla sen de ışınlar aracılığıyla dokunmayı hissedebilir olacaksın. Titreşim denilen şey budur. O var olmayan bir şey değildir. Diğer insan onu hisseder; sen de ayrıca o kişiye dokunduğunu hissedeceksin. İngilizce’de kullanılan etkilenmek (touched — dokunulmak) terimi çok anlamlıdır. Bu kişiden çok “etkilendim” dediğinde bunun ne anlama geldiğini anlamadan onu kullanıyor olabilirsin. O sana tek bir söz bile söylememiş olabilir. Yalnızca yanından geçip gitmiş olabilir. Gözlerine sadece bir kez bakmış olabilir ve sen bu kişi tarafından “etkilendiğini” söylersin. Bu sadece bir sözcük değildir; gerçekten olur. Ve sonra bu ışınlar insanlara, hayvanlara, ağaçlara, taşlara yayılmayı sürdürür ... ve bir gün göreceksin ki içerden tüm evrene dokunuyorsun... Osho

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7300

30


Yunus Emre's Humanism ... •

Posted by Ertan Yurderi on September 4, 2008 at 1:36pm

It was after my first article for derKi.com that among the many positive reviews I received, there was one mail from a friend and another from a member of our mail group. These two affected me the most. They said: “We have discovered another aspect of you. We have witnessed another direction in Frequency. Yet we would rather you had started with an article on the UNIfying and humanistic aspects of the Beloved Yunus.” These words made me wonder whether my first article should have been “Yunus Emre’s Humanism”. And hence the theme of my second article had been set. My interest in Yunus Emre and his poetry goes back only two years. In an exhibition organized by my company I met a loved friend, and admirer of Yunus. Following this meeting I set up a mail group at Yahoo groups called “Bir Garip Yunus”. In the group we shared Yunus Emre, his poetry philosophy and such topics as Beloved Friends and mystics. We also shared poetry that rose from our hearts. And we continue sharing... like Yunus, in the light of Yunus’s humanism laden with all embracing love, we continue our journey. Undoubtedly Yunus Emre is the greatest humanist of all times. Viewing the concept with the Ancient Age humanistic thought, we see that the philosophers of the time made man the centre and the measure for all; saw all men as related both to nature and to each other. They

31


exalted virtuous life. Furthermore they believed man could find God through love. These thoughts however are an accumulation of the thoughts of the philosophers up to the Neo Platonists. Yunus’s philosophy on the other hand is both more systematic and comprehensive. Yunus’ humanism is original. Undoubtedly there are many philosophies that trust, glorify man, that make love the reasons for man’s existence. Ever since mythology such thoughts continue to add new light and beauty to a colorful and already beautiful painting. Yunus’s humanism is more productive and manifold when compared with his contemporaries. Renaissance Humanism enlightens man’s position on earth. This is a man who in his everyday life is concrete, real, with feelings and creativity of his own, and his own self. Yunus’s humanism has a systematic structure with depth and is broad in scope. Like all mystics he knows the Quaran with its internal and external meaning. He knows Islam classics, legends and Indian, Persian and Greek mythology. He makes use of this in his poetry. He uses the Syllabic and aruz* meters expertly. He states that he has had a medrese training; he attends Mevlana’s discussions and learns from him. Yunus’s thoughts are a conceptual whole. Man’s existence, his position related to God, the unity of man-universe-God; his life on earth as a virtuous man, the universality of love, the unity of 72 nations; all these are in harmony with each other. Yunus is no different from other philosophers who have set up a system. Yunus’s system is as comprehensive and as consistent as that of Plato. Yunus’s verse is laden with philosophical explanations, yet is it easily comprehended. Yunus expresses thoughts which are hard to comprehend and which would take long explanations in a flutter. And in his expression there is simplicity and beauty. Maybe this is the characteristic which distinguishes Yunus from other mystics. Using the fluency and the striking effect of poetry Yunus summarizes in short what Mevlana says; “I took shape in flesh and bones And came into sight as Yunus”... Yunus is an ardent observer of the mystic tradition. He is the continuation of the O CüneydiBağdadi, Hallac-i Mansur, Ibn Arabi, and Mevlana and Haci Bektash tradition. It would be a mistake to assume that he was close to either Mevlana or to Haci Bektaş; both of whom were his contemporaries. He matured in the spheres of both mystics. It is possible to strengthen this inference by citing the similarities in the teachings and sayings of the three great mystics. Furthermore it would be misleading to place Mevlana as closer to the public and Haci Bektaş as being closer to the Palace. Yunus, Mevlana and Haci Bektaş; these three great wise men; these three streams have all sprung from the same mountain and have flown to the same seas. Where they come from and where they have reached is One. This holds true for all mystics. No matter where or when they have lived, they have all talked the same language, stemming from the same soul. Yunus’s humanism has developed with the social and political conditions of his time. The turbulent times starting with the Seljuck Emperor Giyasettin II’s defeat to the Mongols lasted all through his life of 82 years. Invasions, lootings, internal conflicts, lies, backbiting, hunger and the heavy taxes had depressed the masses. Yunus’ love of his mankind, his glorification

32


of virtuous behavior, and his plea for unity gains a different outlook in such an environment. Yunus is not only a mystic struggling to reach God. He opposes injustice, tyranny and lies. He has always stood next to the right and the just. He wouldn’t have been such a favorite with the people had he not been so. He wouldn’t have been the symbol of virtue, love and peace throughout centuries. Had he not been a poet of the people he would have long been forgotten. Yunus’s humanism is foremost a reaction to his time. This fact however cannot overshadow his being universal. Yunus’s man is both a simple man in practical life and also an ideal model; the perfect man. One can only mature, see reality and enter the path of love together with the perfect man. The Renaissance humanism isn’t as tolerant to all men, religions, languages as is Yunus. This humanism with its stress on individualism could not reach the universal measures. Yunus, changed man from a poor slave worshipping god because of his fear of Him to an honorable man. Before the creation of universe, before life, man as a soul or as a designed image was with God. He will once again be with God after passing through the earth-the bridge. He will be with The Beloved. And thus Yunus places man laden with eternal Godly qualities in the highest and the most respected position in the universe. No humanist has ever exalted man as has Yunus. Yunus has all the riches that can make him a guide to contemporary humanists. Yunus’s love embracing all universe throws light to all men even today. By Ertan Yurderi Translated By Feride Sabuncuoğlu P.S: Bibliography : Huseyin Bal – “Yunus Emre ve Humanizm”

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7747

33


Kryon - Işıkişçisinin El Kitabı Ders 5 Kryon - Lightworker's Handbook Lesson 5 (English version added) •

Posted by David Dogan Beyo on September 3, 2008 at 1:30am

Isıkisçisinin El Kitabı Ders 5 Canlı Kryon Celsesi BÖLÜM 2” CELSE "SİSTEM – BÖLÜM İKİ" KİM OLDUGUNUZU ANLAMAK Bu canlı celse Granada, İspanya’da yapılmıstır. 19 Agustos 2007 Selamlar, sevgili varlıklar, Ben Manyetik Hizmetten Kryon. Partnerim ile kapı çok hızlı bir sekilde açılmaktadır, ve bunun nedeni de benim buradan hiç ayrılmamamdır. Kryon enerjisine o kadar alıstı ki her zaman kapının hemen arkasındayım. Belki de bunu hayal etmek sizin için zor, ama bunun Yüksek Benliginiz ile konusmaktan hiçbir farkı yoktur. 0nsanlıgı hep farklı yollarla kanallık etmeye davet ettik. Bunu istediginiz gibi adlandırabilirsiniz, ancak gezegendeki harika sanata baktıgınızda Tanrı’dan geldigine dair süphe duyabilir misiniz? Kanallık yoluyla ilham edilmistir! Gezegeninizdeki en güzel müzikleri dinlediginizde, iletisim hattından geçerek geldigini anlıyor musunuz? Bu enerji daima mevcuttur, daima sistemin 34


parçasıdır. Sizin için son konusmamdan, son iletisimimizden bu yana bir gün geçti. Ancak benim için, sadece bir an önce idi. Peki simdi bu ikinci günde ögretimize devam edelim. Özet olarak, sistemden bahsettik. Perdenin öbür tarafı adını verdiginiz boyutlararası yerin kafa karıstırıcı oldugunu söyledik. Aslında buranın bir mekan olmadıgını, enerjinin boyutlararası hali oldugunu ve istediginiz her an kendinizi bu hal içine sokabileceginizi söyledik. Fakat 3B deneyiminiz nedeniyle, bunun bir yer olmasını istiyorsunuz. Realitenizin görmek istedigi budur. Ancak ögretiyi hatırlarsanız, artık boyutlararası enerjinin her zaman etrafınızda oldugunu anlayacaksınız. Kendinizi bu alana koydugunuz zaman, kaos ve karmasa içinde görünür. O hal içindeyken bir sorun varsa, neler olduguna anlam veremezsiniz. Simdi sizin için eksik görünen mantıgı sekillendirmeye baslayalım. Boyutlararası alanda sizin bütün potansiyelleriniz yatmaktadır. Bunlar neler yapacaganıza, kimlerle tanısacagınıza, ve yasam amacanızın ne olduguna dair potansiyellerdir. Bunların karmasık görünmesinin nedeni henüz hiçbirinin tezahür etmemis olmasıdır. Bu enerji kafesinde yasamınızın tüm potansiyelleri ile birlikte etrafınızdaki insanların da potansiyelleri yer almaktadır. Mantık sudur: bu yere bilerek giderseniz, bu boyutlararası enerji ile bütünlestiginizde, istediginiz potansiyelleri arayan ve bulan enerji hatlarını kendinize çekersiniz. Bunun bir anlam ifade etmedigini düsnürken, aynı seyi yapan baskaları da mevcuttur. Ve bu hatların karsılasması eszamanlılıktır. Bunu anlamanızı beklemiyorum, çünkü bu boyutlararası bir anlatım. Ben yine de söylüyorum ki meditatif okuma halinde olanlara ne oldugu gösterilecektir. Dün, bugünün uygulama günü olacagı ve 0nsanlar ve sistem hakkında konusacagımızı söylemistik. Altı önerme vererek baslayacagız. Bunları kural olarak adlandırmak istemiyoruz, bu yüzden yardımcı ip uçları diyelim. Bunlar, sistem ile çalısmanıza ve tezahür ettirmenize yardımcı olacak ip uçlarıdır. Sistemi tezahür ettirmek ile onunla temasa geçmenizi ve onu kullanmanızı kastediyoruz. Hiçbir zaman bunu anlamanızı beklemiyoruz. Birçok defa su deyimi duydunuz, “Tanrı gizemli yollarla çalısır.” Fakat, bu sadece 3B bir yaratık için gizemlidir! Aslında içinde harika bir mantık ve hikmet vardır. Hiç de gizemli degildir. Bu önermeler size tanıdık gelebilir, çünkü bazılarını önceki derslerimizde kullanmıstık. Ancak hepsini ilk defa biraraya getiriyoruz. 0lk önerme en önemli olan önermedir: Hiçbir konuda varsayımda bulunmayın. Bu su anlama gelir; konu siz

35


ve Ruh oldugunda islerin nasıl yürüdügüne dair üç-boyutlu kavramınızı atın gitsin. Sistemin isleyisi hakkında hiçbir varsayımda bulunmayın. Bu, bir 0nsan için yapılması en güç seydir! Yogun bir meditasyonda dahi, 0nsanlar varsayımlarda bulunur. Oturur ve kapıyı açarlar ve seslerin nereden geldigini anlamaya çalısırlar. © 2012 LimitSiz | http://www.2012limitsiz.com 3 Tekrar söylüyoruz, “Anlamaya çalısmayın.” Aksine, diyoruz ki, “Sadece kullanın.” Size yolunuzun gösterilmesini istediginizde, ne olacagını tahmin etmeyin. Size nasıl gösterilecegi konusunda da tahminler yürütmeyin! Hiçbir tahminde bulunmayın ve yolunuza devam edin ve sasırın. 0kinci önerme: Kendinizi kaosun bir parçası olarak görün. Bu potansiyeller çorbasının içine birdenbire yerlestirilmis üç-boyutlu bir yaratık olarak yalnız degilsiniz. Aksine, çorbadaki potansiyellerden birisiniz. Sistemin bir parçası oldugunuzu kabul etmenizi istiyoruz. Bazen diyoruz ki, sahiplenin, ve parçanız haline getirin. Bazıları diyor ki, “Bu oldukça kolay görünüyor. Bunu yapacagım.” Kolay degil çünkü kendinizi daima Tanrıdan ayrı görüyorsunuz. Diyorsunuz ki, “Ben buradayım, Tanrı orada. Tanrıya ulasmaya çalısıyorum.” Bunun yerine kendinizi Tanrının bir parçası olarak yani sistemin bir parçası olarak görmelisiniz diyoruz. Üçüncü önerme: Sisteme adım atmaktan korkmayın. Bunu birçok sekilde yapıyorsunuz. Size yıllardır bir 0nsanın isteyebilecegi en iyi seyin, “Tanrım, bilmem gereken nedir söyle,” demek oldugunu söylüyoruz. Sisteme adım atan sizsiniz. Görünürdeki kaosu asıp geçme islemini aktiflestiren budur. Yapabileceginiz bir seye ne oldugunu anlamasanız da hazır oldugunuzun kabulüdür. 0lk üç önermenin hepsi sizinle ilgili. Varsayımlarda bulunmamak, sistemi sahiplenmek, ve sisteme adım atmak kulaga kolay islermis gibi geliyor. Ancak anlayın ki birçok 0nsan bunları yapamıyor, ve hepsi onlar için büyük sorun yaratıyor. Birkez daha, Tanrı kavramı, sizin ayrı varlıklar oldugunuz, Tanrı ile birlikte olmadıgınızı ifade eder. Yeryüzünde iste orada oturmus Ruhun enerjisinin 0nsandan ayrı oldugunu söyleyen ögretilere inanıyorsunuz. Fakat, sistemi yasamınızın her gününde kullanacaksanız, kendinizi içine yerlestirmelisiniz. Bu size ögretilen hiçbir seye göre mantıklı gelmiyor, ancak artık realiteniz halien gelmelidir. Kendine-deger vermek burada ortaya çıkmalıdır, degil mi? Çünkü kendini degersiz hisseden 0nsan, Tanrının bir parçası oldugu gerçeginin kenarından dahi geçemez. Bir sonraki, dördüncü önerme: ilk içgüdülerinize güvenin ve takip edin. Bu kural ilk sezgilerinize güvenmeniz ve onları takip etmenizdir. Kaç defa söyle dediginiz bir sorunla karsılastınız:

36


“Oh, keske aklıma gelen ilk seyi yapsaydım.” Bu da aslında sistemin bir parçasıdır, ve sizde ortaya çıkısı bu sekilde olur. Genellikle bir durum karsısındaki ilk içgüdünüz olarak kendini gösterir. Bazıları buna sezgi der, ancak bundan daha fazlasıdır. Bazılarınızın bunu nasıl yapacagını ögrenmesi gerekiyor, çünkü birçogunuz ilk içgüdünün nasıl bir his olduguna alısık degil. Sistemin bir parçası, içgüdü ve sezginin neye benzedigini ve nasıl bir his oldugunu anlamaya baslamaktır. “Peki, Kryon, bunu nasıl yapacagız?” Bunu istemeye ne dersiniz? “Sevgili Ruh, hissettigim ve duydugum seylerdeki isaretleri fark etmemi, nerede olduklarını görmeme izin ver.” Her zaman onlara ulasacagınız size vaat edilmistir, ancak zihninizde ne kadar net olarak ortaya çıktıkları size kalmıstır. Bazı 0nsanlar var, içgüdülerini bastırıyorlar. 0çgüdülerinden hoslanmıyor ve mantıklarına bas vuruyorlar. Birçok kisi kalpleriyle düsünmüyor bile, tek kaynakları beyinleri. Fakat sıklıkla ilk içgüdü, bir “kalpten baglantı” islemidir. Besinci önerme, hep yanlıs anlasılmıstır. 0nsanın oturup Tanrının birseyler yapmasını bekledigi günler geride kalmıstır. Sistem her zaman yanınızdadır. 0htiyaçlarınızı karsılamaya hazırdır, ancak kapıyı asla açmazsanız, hiçbir sey olmayacak. Fakat 0nsanlar dua etmeye devam ederler. “Sifa bulmaya çok ihtiyacım var,” derler. “Bu seyi çok istiyorum! Bir esim olsun istiyorum. Hayat amacımın ne oldugunu bilmek istiyorum.” Böylece tüm zamanlarını dua ederek ve meditasyon yaparak geçirirler, evden çıkmadan dua ederler, isterler. Bu yeni bir insanla tanısmanın harika bir yoludur, degil mi? Dısarı adım atmalı ve kapıları zorlamalısınız. 0ste besinci önerme: Üstünüze düsen hareketi yapmalısınız. Kültürünüz ne olursa olsun bunun birçok biçimi vardır. Fakat genel anlamda, evden çıkıp eszamanlılık © 2012 LimitSiz | http://www.2012limitsiz.com 4 potansiyelleri ile etkilesim içinde olabileceginiz yerlere gitmektir. Ne aradıgınızın bir önemi yok, insanlıgın sistemini içerecektir. Bir odada tek basınıza oturup yanıtları bekleyemezsiniz. Birçok kisi diyor ki, “Sevgili Ruh, bilmem gereken nedir göster bana.” Sonra oturup bekliyorlar ve hiçbir sey olmuyor.. ve hiçbir sey olmuyor.. ve hiçbir sey olmuyor. Umutsuzluk içinde, yerlerinden kalkıyor ve ezoterik kitaplar almak için kitap evlerine gidiyorlar. Raflar arasında gezerlerken kafalarına bir kitap düsüyor! Tanrı biraz önce konustu! Sonra genellikle söyle diyorlar, “-ste aradıgım kitap bu. Benim için bir ifsaat bu. Tesekkür ederim, Tanrım.” 0ste sistem bu sekilde çalısır. Yerinizden kalkmalı ve harekete

37


geçmelisiniz, ve harekete geçtiginizde, altıncı önerme, büyük olan: Eszamanlılık bekleyin. Eszamanlılık, enerjilerin belli bir amaç için hizalanması olarak tanımlanmıstır. Bu durumlar kazara olusmus gibi görünür, ancak degillerdir. Dinleyin. Anahtar burada. Kaza diye bir seyin olmadıgını duydunuz, fakat inanç sisteminizin dısında olan ve söyle diyenler var, “Bu saçmalık. Dogru degil.” Eszamanlılık, tesadüf gibi görünür. Kaza gibi görünür, ama degildir. Dogru zamanda, dogru yerde, istemis oldugunuz potansiyeller ile hizalanmıs olarak bulunan sizsiniz. Eszamanlılık ve hizalanmıs potansiyeller istiyorsanız, deneyimlemek için orada olmalısınız, degil mi? O zaman harekete geçmelisiniz, ve bu ister bir telefon, ya da elektronik posta olsun, ister bedeninizle ilgili bir sey olsun, kendinizi eszamanlılıgın ve sistemin ise yarayacagı noktalara yerlestirmeniz gerekiyor. Bu sözleri bu odada bulunan, ve bu sözleri duyan ve okuyan herkese söylüyorum. Aranızda bunları yapmayacak olanlar var, çünkü oldugunuz yerde kalıp dua etmenin kutsallıgına inanıyorsunuz. Aksine, ikisinin arasındaki dengeyi anlamalısınız. 0stemenin bir zamanı ve isteginizi almanın bir zamanı var. 0kisi de farklı yerlerde yapılır! Bütün zamanınızı isteme noktasında geçirirseniz, asla alma islemi gerçeklesmeyecektir. Bunlar önermelerdir. Simdi size bu önermeleri uygulamak için bazı pratik seyler verecegim. Bazı durumlar üzerinde duracagız ve Ruhun nasıl çalıstıgını gösterecegiz. Bazılarınız bunları biliyorsunuz, ancak belki de hiç biraraya getirmemistiniz. 0lki, insanlar için en zor olanı, zamanlamadır. Dün sizin saatinizin Tanrının saati olmadıgını söylemistik. Size ayrıca dedik ki boyutlararası bir potansiyele 3B bir süreyi uygulamak mümkün degildir. 0nsanlık için Tanrının her seyi istedigi anda degil de ihtiyacı oldugu anda vermesi hayal kırıklıgına neden olmaktadır. Anlıyor musunuz, bizim için, cevapları cebinize koymak anlamlı gelmiyor. Çünkü olmanız gereken yer oldugunu düsündügünüz bir yere gittiginizde ve cevabı cebinizden çıkardıgınızda, o yanlıs cevaptır! Aksine, eszamanlılık senaryosu ve anın enerjisi ile eslesmelidir. Size bir 0nsandan bahsetmeme izin verin. Sistemi kullandıgını ve elinden geleni yaptıgını düsünüyordu. Aslında, nasıl çalıstıgını anlamıyordu, ve sadece tahminlerde bulunuyordu. Bu 0nsanın bir görevi vardı. Çok nazik bir adamdı ve bir fabrikada müdür olarak çalısıyordu. Birçok isçinin basındaydı ve iyi bir yöneticiydi, çünkü çalısanlarını seviyor, ailelerini tanıyor, ve hepsine saygı gösteriyordu. Önünde zor bir dönem vardı, çünkü çalısanlarından birini isten çıkarması gerekiyordu. Emir üst yönetimden gelmisti ve

38


onun yönetimindeki çalısanlardan birinin isine son verilmesi gerekiyordu. 0ste bu hayatın genel özelliklerinden biridir. Bir sorunla karsılasıyorsunuz ve nasıl üstesinden geleceginizi bilmek istiyorsunuz. Bu güzel bir rica, degil mi? Bu Tanrı için onurlu bir rica. “Sevgili Ruh, bu adamı tanıyorum, ve seviyorum, ailesini de tanıyorum. Lütfen bana yol göster. Ona ne diyecegim? Bunu ona nasıl söylemeliyim? En iyi yolu nedir? Çok gerginim.” Ruhsal bir insan olarak, dizlerinin üzerine çöktü ve dua etti. Onunla randevulasmıstı ve durumu bildirmek için önünde üç günü vardı. Ama hiçbir cevap alamıyordu. Ne de bel bagladıgı gibi bir sezgi. 0ç güdüsel bir bilgi de yoktu. Sanki Tanrı tatile çıkmıs gibiydi, üstelik aylardan Agustos da degildi. Hiç cevap yok. © 2012 LimitSiz | http://www.2012limitsiz.com 5 0kinci gün, tekrar dizlerinin üstüne çöktü. “Dinlemeye devam ediyorum, ama hiçbir sey duyamıyorum. Artık ne yapmam gerektigini bilmem gerekiyor çünkü yarın onunla konusacagım. Sevgili Ruh, bunu onurlu bir sekilde yapmam için bana bilgi ver. Bunun en iyi yolu nedir?” Hiçbir sey. Yine cevap yok. 0ste 0nsanın umutsuzluga kapıldıgı nokta burasıdır. “Sıkısıp kaldım. Tanrı beni dinlemiyor. Tanrı beni umursamıyor. Çok önemli bir olay yaklasıyor ve dua etmeye devam ediyorum ama hiç cevap alamıyorum.” Bazı 0nsanların vazgeçtigi nokta budur. Ah, ama sistemden haberleri yok! Hiç cevap alamıyorsanız, ne oldugunu düsünürsünüz? Size sistem içerisinde – ki siz ona kaos adı veriyorsunuz – bir çok seyin meydana geldigini söyleyecegim. Tek bir 3B cevap vardır: Sakin ol. Sakin ol, sevgili ailem, ve Ruha güven. Üçüncü gün gelir. Çalısan odasına gelir ve yerine oturur. Hala hiç cevap yok, ve müdür terlemektedir. 0ste burada, artık sadece saniyeleri kalmıstır, ama hala cevap yok, sakin olmasını bildiren rehberlikten baska bir sey yoktur. En sonunda, sandalyesinde oturan adama bakar. Her zamanki gibi gülümsemektedir. Müdür, adamın çocuklarını ve yasayacagı kalp kırıklıgını düsünmektedir. Bu is bu adam için çok önemlidir! Sözlerini erteler ve kahve ikram eder. Bu sırada müdür düsüncelerini toplamıstır. Ancak o konusmadan önce, isçi konusmaya baslar. “Beni çagırdıgınıza çok memnun oldum. Bunu size nasıl söyleyecegimi bilmiyorum ama ben baska bir is buldum. Çok üzgünüm. Arkadas oldugumuzu ve bana güvendiginizi biliyorum ama isimden ayrılmak zorundayım. Daha iyi bir is buldum ve aileme çok daha iyi imkanlar sunabilecegim. Müdür güler, artık bilmektedir – cevap bu adamı bu duruma nasıl hazırlayacagı degil, kendini nasıl hazır edecegidir!

39


0ste sistem bu sekilde çalısır. Buna es zamanlılık denir, oysa siz neyin kaos neyin sans olarak göründügünü anlamaya baslayamazsınız bile. Bu durum bazı insanlar için, “Ne sans!” dedirtecektir, Tanrıya ya da kendine hiç pay çıkartmaksızın. Ancak gerçekte en basından beri sistem islemekteydi. Zaman ile ilgili tahminlerde bulunmayın. Bunu en basından beri söylüyoruz. 0nsanlar bir sey istedikleri zaman, tren bileti almıs gibi hissediyorlar. Ayaklarını yere vurarak, içinde Tanrı ile birlikte trenin gelmesini bekliyorlar. 0sler bu sekilde yürümez. Böyle bir bilet yoktur. Olan sadece hiçbir zamanlama tahmini olmayan bir eszamanlılık ricasıdır. Aynı seyi cevap alma konusunda da söyleyebiliriz. 0nsanların yaptıgı seylerden biri de budur. Bir sey isterler ve tam bir cevap beklerler. 3B olan budur, degil mi? Bir dükkana gidip bir araba aldıgınızda, hepsini alırsınız, degil mi? Beklenen de bu degil midir? Size bugün sadece tekerlekleri verselerdi aracı yarın vereceklerini söyleselerdi, itiraz ederdiniz. Ancak eszamanlılık bu sekilde çalısır – parçalı olarak. Söylemeye çalıstıgımız, cevaplar çogu zaman parçalar halinde gelir. Ve sizin bütüne ulasmak için bunları birlestirmeniz gerekmektedir. Cevapların size nasıl verilecegi, bütün olarak mı yoksa parça parça mı verilecegi ve nereden gelecegi konusunda varsayımlarda bulunmayın. “Kryon, benim yolum nedir? Ne yapmam gerekiyor? Bu hayattaki amacımı bilmek istiyorum.” Bunu çok sık duyuyoruz. Oh, sevgili 0nsanlar, önemli sorun sizin çok 3B olmanızdır! Tek bir yolunuz olduguna dair kendinizi sartlandırmıssınız. Ne kadar tekilci! Hep yaptıgınız bu mudur, tek bir sey? Bu gezegene gelip yapmanız gereken tek bir sey mi vardır? Hayatınızı Ruha sorarak harcıyorsunuz, “Yapmam gereken sey nedir? Gerçekten bilmek istiyorum. Ama hala ne oldugunu bilmiyorum.” Sanki üzerinde adınız yazan bir yolda yürürken ödül kazanmak gibi bir sey bu. Ve sonra hayatınız boyunca bunun için çalısacaksınız. Oh, sevgili 0nsanlar. Kim oldugunuza dair hiçbir fikriniz yok. Potansiyelleriniz o kadar karmasık ki. © 2012 LimitSiz | http://www.2012limitsiz.com 6 Bunu size daha önce söylemistik, fakat simdi bu dersin kapsamında tekrar duymaya ihtiyacınız var. DNA’nızdaki kutsal yol simdi içindir. Buradaki ironi, zaten o yolda olabileceginizdir! Belki onu gerçeklestirirken bir yandan yere oturmus Tanrıya yakarıyorsunuz, “Benim yolum ne?” Sistemin, ısıgın belli noktalarda demirlenmesine ihtiyacı var. Nerede yasıyorsunuz? Nerede çalısıyorsunuz? Çok mu zor? Belki de sizin yolunuz budur – zor bir noktada ısıgı tasımak. Kutsallıgın yaratılması, nesenin götürülmesi gereken ve

40


bunu yapacak bir kisinin olması gereken karanlık yerlerde daha fazla ısık tutulmalıdır ve siz bu iste iyisinizdir. Aynı zamanda diyorsunuz ki, “Kimse için bir sey yapamıyorum. Yolumu bilmek gerekiyor.. yolumu bilmem gerekiyor.” Oysa 0nsan umutsuzdur, yaptıkları seyin yolları oldugunu ve bunun yarın degisebilecegini anlamaz! Yasamınızın her günü, Tanrının gelip parlaması için bir ısık alanı yaratırsınız kendinize. Bu genellikle kimsenin olmadıgı, ısıgı tasıyanın siz oldugu yerlerdir. Bunu hiç düsünmüs müydünüz? Bir yıldaki günler kadar çok yol vardır. Bu eszamanlılıktır. Tutkunuz nedir? Onu takip ederseniz, yolunuzun sizi götürecegi yer orasıdır. “Yolunuz” degisebilir ve o “tek” degildir. Oysa bir çok defa 0nsanlar bir sey yapmak üzere karar vermislerdir. “Ben bir sifacı olacagım,” derler ve bunun Tanrının istegi oldugunu sanarlar. Her seyi anlamıslardır. Bir tahmin yürütürler, sanki Tanrı ile bir anlasmaları vardır ve Tanrı da kabul etmistir! Bilmeden bu anlasmayı tamamen kendileri yapmıslardır. Bu esnada, Tanrı orada bile degildir. Ve sonra engellerle karsılastıklarında, derler ki, “Bu nasıl olur? Benim bir sifacı olmam gerekiyordu.” Bir tahmin yürütmüsler ve “gördüklerinin” yolları olduguna karar vermislerdir. Bunda eszamanlılık yoktur. Sistemin bir parçası da degildir, anlıyor musunuz? Sistemi takip etmiyorlar. Aksine, üçüncü boyutta kendi vizyonlarını sürmektedirler. Bazen hergün aynı realitede olan 3B bir yaratıga kendisi için imgeledigi ile sistemin kendisi için düsündüklerinin arasındaki farkı “hissetmenin” ne oldugunu açıklamak çok zordur. Bir sonraki soru, Tanrının sesinin ne oldugu olacaktır. “Sevgili Ruh, uzun zamandır bir cevap bekliyorum. Ayrıntılara ihtiyacım var.” Sonra 0nsanlar zihinlerinde bir seyler duyacaklarını beklerler. Belki de bir sekilde cevaplar duvara yazılacaktır! Size tekrar söylüyorum – ilk iç güdünüzü takip etmenizi söylememizin nedeni iletisim aracının sezgi olmasıdır. Sezgi eszamanlılıgın bir ürünüdür. Tanrının, sistemin insanlık ile iletisim kurmasındaki asıl yol budur. 0nsanlar bundan pek hoslanmazlar çünkü hissettikleri kendi düsünceleri gibi görünmektedir, Tanrıdan gelmis gibi degildir. Her seyden öte, Tanrıdan bir cevap beklemektedirler, kendilerinden degil. Bazılarınız zihninizde bir düsünce duyuyorsunuz ve diyorsunuz ki, “Ama bunu simdi ben düsündüm. Bu Tanrı olamaz.” Hayır, ta kendisidir! Fakat eszamanlılıgı kullanan sizsiniz çünkü eszamanlılıga adım atmaya niyet eden sizsiniz. Bu sekilde böyle mesajlar almayı hak etmiyor musunuz? Siz kutsal degil misiniz? Sezgiler bunun yoludur. Sistem bu sekilde isler. Ancak bir kez daha, varsayım Tanrının büyük oldugu sizin

41


ise çok küçük oldugunuzdur. Bu nedenle, kisisel olarak düsünceniz Tanrının sizinle konusmadıgıdır. Sezginin cevap olmasına alısın. Partnerim kanallık isine basladıgında, Kryon için kapıyı açmıs olsa da, mesajlar almıs olsa da, inanmadı. Gerçegi bilenlerden teyit almıs olsa bile, zihninde, “Bunu ben uyduruyorum,” dedi. Bunun nedeni kanallık ettiginizde 0nsan beyninin de sürece dahil oldugunu hissedersiniz. Evet dahil olur! Olmalıdır da. Tüm DNA’nızı, duygusal halinizi ve zihninizi içerir – hepsi kaynaga baglanmıstır. Sonunda vazgeçti ve kanalın da kendi kutsallıgını kullandıgını fark etti. 0ste o zaman her sey netlesmisti. Sezgilerinize güvenin, çünkü onlar Tanrının sözleridir. Bazıları bu mesajların birçok kisinin Kutsal Ruh adı verdigi bir kaynaktan geldigini söyledi. Bu Yüksek Benligin farklı bir ifadesidir. Birçok inanç sistemi aynı enerji için farklı isimler kullanır, fakat konu daima mesajı nasıl aldıgınızdır. Anlıyor musunuz, siz sistemin parçasısınız. © 2012 LimitSiz | http://www.2012limitsiz.com 7 0s hayatı ile ilgili birçok soru sorulmaktadır. Bunun uygulamaya yönelik bir mesaj olacagını söylemistim, size iki örnek verecegim. Birlikte-yaratım ile is kurmak isteyenlere bir tavsiyemiz var ki böylece maddi kazanç saglayabilirler. Ruh, bulundugunuz noktada kalabilmeniz için, yiyecek, yol ve daha fazlası için, maddi ihtiyaçlarınız oldugunu anlamaktadır. Tanrı para karsıtı degildir! Bunu anladıgınız zaman çok daha huzurlu olacaksınız. Aslında, eszamanlılık yoluyla yasamak için gereken bollugu yaratmak sizin elinizdedir. Baska bir deyisle, para sistemin bir parçasıdır. Ruhsal yolunuzun diger tüm parçaları kadar kutsaldır. Size hiç kimse Ruhun biraz acı çekmenizi istedigini söylemis miydi? Belki ise yürümeniz gerekiyor? Belki aç kalmanız? Belki de eviniz olmadıgı için biraz sogukta kalmanız gerekiyordur? Bu nasıl bir Isıkisçisi? Baskaları size baktıgında, “Onun gibi biri olmak istiyorum – yoksul, mutsuz, aç ve üsümüs,” der mi? Bu hiç de mantıklı degil, öyle degil mi? Hayır. Tam tersi. Ruh sizin bolluk içinde olmanızı istiyor, ve bolluk hergün doymak olarak tanımlanmıstır. Hayatta kalma modu içinde olursanız ısıgı nasıl tasıyabilirsiniz? Bolluk için kaynagınız nedir? Bu konuda endise tasıyor musunuz, yoksa bunu sistemin bir parçası olarak görüyor musunuz? Konuyu Ruha havale ediyor musunuz ya da Tanrı paradan anlamaz diyerek duruma el mi koyuyorsunuz? Kutsanmıs 0nsan toplumdaki ve kendindeki her seyi bütünlestiren ve her seyin ilahi oldugunu anlayandır. Çünkü bunlar saglıklı, dengeli ve gezgin Isıkisçileridir. Onlar gezegen üzerinde fark yaratanlardır. 0s hayatı budur.

42


Para, sadece büyütüldügünde ya da endise kaynagı haline geldiginde, ya da kontrol dısındaysa zor bir enerji haline gelir. 0ste bu Tanrının kendiyle yüzlestigi ve bu duruma yüklenmis zor enerjiyi kabul ettigi andır. Burada davet, onu alet kutunuzdaki diger seyler gibi görmenizdir – sevgi gibi, sefkat ve nese gibi. Parasız kalma korkusu, onun yoklugunu yaratacaktır. 0sin baska bir parçası da çaba göstererek biriyle ortaklık kurmaktır. Size biraz önce verdigim eszamanlılık ve potansiyellerle ilgili sistemi kullansanız iyi olur. Ruhsal olarak sizi seven birini bulmanız tavsiye edilmektedir. Bu ortaklık siz istediginiz sürece devam edecek ve asla ihanet olmayacaktır. Etrafınızı, kalbinizi sevenlerle çevreleyin ve böylece ortaklıklar uzun süreli olacaktır. Ve ben finanssal ve isle ilgili konulardan bahsediyorum. Ticari anlamda neler yaptıgınızdan bahsediyorum. “Oh, ama bu çok tuhaf. Kryon ticaretten bahsediyor.” Evet. Toplum içinde yasıyorsanız, bu sizin bir parçanızdır. Bir kültüre dahilseniz, parçanızdır. O zaman neden ilahi araçları sizin lehinize islemesi için kullanmayasınız ki? Tanrı için ruhsal ve ticari konular birbirinden ayrı degildir. Hepsi günlük yasamınızın parçasıdır, ve Yeryüzündeki zamanınızın enerjisine ait bir parça olarak görülmektedir. Onları ayırmak isteyenler ve birine kutsal digerine az kutsal diyenler, gezegen üzerindeki görevinizin “bütünlügünü” göz ardı etmektedir. Bir kez daha, bu gezegen üzerindeki ısık enerjisini tasımak için, yaptıgınız her seyi kutsal, gittiginiz her yeri de Tanrının sisteminin parçası olarak görmelisiniz. 0liskiler zordur. Ve bir kez daha, “sizin için biri” oldugu varsayımı vardır. Ama pek de öyle olmayabilir. Ancak daha sonra belirginlesecek bir nedenden ötürü eszamanlılıkla biraraya gelmis belli bir süre zarfındaki bir çok iliski olabilir. 0liskiler ile ilgili bazı seyleri ifsa etmeme izin verin – romantik iliskilerden bahsediyorum. Birçogunuzun esi var. Bazılarının yok. O zaman bu bilgiler olmayanlar için ve de olanların tecrübeleri için ki böylece çocuklarına sistemin ne oldugunu ögretebilirler. Bireysel olarak seçtiginiz kisilerden neden bu kadar farklı oldugunuzu merak ettiniz mi? Bir es arayanlarınızın neyin kabul edilebilir oldugu neyin olmadıgı konusunda bir fikri var. Bu özellikler nereden geliyor, çünkü herbiriniz birbirinizden farklısınız? Simdi bir seyi ifsa edecegim: Sistemde, orada bir yerde olan bir esin eszamanlılıkları ve potansiyelleri vardır. Kendi bilincinizde, size orada bir yerlerde olan kisinin eszamanlıkları ile uyusacak arzular verilmistir, her sey hazırdır. Aradıgınız kisi odur, ve aramanızın nedeni de budur. Ve hepiniz çok farklısınız, ancak özel bazı niteliklere duyulan arzular da buradan gelmektedir. Bu

43


sadece kisisel © 2012 LimitSiz | http://www.2012limitsiz.com 8 bir seçim degil. 0çgüdüsel! Orada tam da hayal ettiginiz kisiye benzer birinin potansiyeli var. Ve bunun her konuda oldugunu söylüyorum – kalpleri nasıl, bilinçleri nasıl, her seyi içeriyor. Bu size nasıl hissettiriyor? Olay sadece ne istediginize dair hisleriniz degildir. Kisisel seçimleriniz daha önce belirlenmistir çünkü bunu siz istediniz. Size Mary’den bahsetmek istiyorum. Mary, varsayımlarda bulunur, diger birçok insan gibi. O da bir Isıkisçisi ve yalnız ve bir es arıyor. Mary, Tanrıya dua ediyor, “Bir es istiyorum. Onu imgeleyebiliyorum: büyük kahverengi gözleri var, kasları biraz kalın ve bir sakalı var. Sakallı adamları begenirim.” Oldukça spesifik, degil mi? Mary buna benzer birini aradıgını biliyordu. “Tanrım, bu adamı bana getir. Sabırlı olacagım. Bekleyecegim. Bana böyle bir es ver.” Elbette bir adam karsısına çıktı ve dedi ki, “Ne zamandır seni izliyorum. Aile arasında yaptıgımız bir dans gecemiz var.. biraraya geliyoruz. Ailemiz için bir tür festival gibi bir sey ve her sene bunu yaparız. Bunu nasıl soracagımı bilmiyorum, benimle dansa gelir misin?” Ama bu adamın kasları pek kalın degildi, gözleri de büyük ve kahverengi. Hiç Mary’nin tipi degildi. Sakalı da yoktu. Normal olarak Mary, hayır diyecekti. Her seyden öte, ne aradıgını biliyordu. Hayır diyecekti çünkü Tanrının ona verecegini hissettigi es bu degildi. Ama bir yerlerden Mary, “varsayımlarda bulunma” bilgisini duymustu. Bunun hakkında çok düsündü ama tesvik etmis olmak da istemiyordu. Ona umut vermek istemiyordu. Bu nedenle evet demek istemezken, biryandan da duygularını incitmek de istemiyordu. Mary gitmeye karar verdi. “Pekala, ölmem ya. Dansa gidecegim,” dedi. Aile toplantısına geldiler ve çıkma teklifi yapan adam birden utangaç bir hale büründü. “Mary, ben sana karsı dürüst davranmadım,” dedi. “Lütfen beni affet. Çok utangaç bir kardesim var, seninle tanısmak için deliriyor.” Mary etrafına bakındı ve onu gördü; koyu mavi gözleri, kalın kasları ve bir sakalı vardı! Mary gülümsedi ve kendi kendine düsündü, “Hepsi tuttu ama bir tek gözler. Kabul ediyorum!” Kesinlikle, aradıgı oydu! Önemli noktayı anlıyor musunuz? Yapmaya egilimli oldugunuz normal tekil varsayımları yapamazsınız. Ayrıca, gördükleriniz her zaman yüzde yüz dogru olmasa da dogru oldugunu bilmeye yakınsınız. 3B bir kararla, Mary adama “Hayır,” demis olabilirdi. Kendi kendine, “dogru kisiyi bekliyorum,” diye düsünebilirdi. Ama o eszamanlılıgı onurlandırdı. Her seyi 3B olarak anlamaya çalısanlar

44


sistemin ne oldugunu anlamıyorlar. Es zamanlılıgı anlamıyorlar. Sevgili varlıklar, onu anlamaya çalısmayın. Sadece kullanın. Davetleri bekleyin ve onları kabul edin, size sunulacak tek bir yolun olmadıgını bilerek. Sizi nihai hedefinizin potansiyellerine yönlendirecek birçok 0nsana ihtiyaç var, tabiki kendinize gitmeniz gerektiginde esneklik saglarsanız. Bu gibi durumlarda sezgilerinizin size hizmet etmesine izin verin. Neredeyse bitirdik. Birlikte-yaratım, açıklaması en zor konulardan biridir. Size birçok hikaye anlatabiliriz, ancak kurallar aynıdır, ve ilki, “varsayımlarda bulunmayın.” Kendine bir araba almak için birlikte-yaratım üzerinde çalısan bir adam var. Bir araba galerisine gidemiyor, çünkü alacak parası yok. 0kinci el almaya dahi parası yok. Bir mucizeye ihtiyacı var. “Tanrım, bana bir araba ver. -se gitmek için bir arabaya ihtiyacım var. Bir araba tezahür ettirmeliyim.” Bunu iyi dinleyin, çünkü birçogunuz benzer duruma düsmüstü. Pratik bilgi: iste sistem nasıl çalısır! Bir arkadası söyle demisti, “Arabayı bilemem ama seni ise bırakabilecek birini tanıyorum.” 0ste bu noktada birçok kisi söyle der, “-se bırakılmak istemiyorum. Ben araba istiyorum. Yoksa sadece zamanımı bosa harcayacagım. Gidip bir araba bulmalıyım.” Ama bu 0nsan sistemi biliyordu, eszamanlılıgı biliyordu. Böylece fırsatı degerlendirdi ve ise bırakılmayı kabul etti. Birgün onu ise bırakan adamla konusurlarken, adam, “Bu arabanın satılık oldugunu biliyor musun?” dedi. Hikayenin geri kalan kısmını biliyorsunuz. Tabiki arabayı satın aldı! Ruh bu sekilde çalısır. Mantık kutusunun dısında, kaos içinde gibi görünen bir yerde, harika bir © 2012 LimitSiz | http://www.2012limitsiz.com 9 cevap vardır. 0ste agın ipleri enerji potansiyellerini bu sekilde birbirine baglar. Ve bir 0nsanın bunu kullanması için yapması gereken tek sey, bu agın bir parçası oldugunu ve tezahür ettirmeye baslayabilecegini bilmektir. Ancak bir çok 0nsan için, bu durum mantık dısı ve aptalca görünmektedir. Dayanabileceginiz kazara cevapların olması pek de dogru gelmemektedir. Bir sistem var, anlıyor musunuz, ve o sizin için tezahür ettirmeye hazır. Oh, elbette zorluklar olacak, ve dersler olacak. Her seyin yolu bu degil midir? Fakat birlikteyaratım çabalarınıza aldıgınız yanıtlar sistemin içindedir, tabi sizin için çalısmasına izin verirseniz. Sözlerimizi bitirip buradan ayrılmamıza az kaldı. 0spanya’da olusumuz tesadüf degildir, çünkü eszamanlılık nettir. Bu haftasonu tanıstıgınız kisiler, partnerimin Kryon Takımı adı verdigi grubun parçasıdır, ve burada bulunmaları eszamanlılıktır. Tesadüf degildir. Burada bu sandalyelerde oturup bu sözleri

45


dinlemeniz de kazara olmamıstır. Peki, sifaya ne dersiniz? Hanüz hazır degil miyiz? Hala anlamaya baslamadınız mı? Belki de Kryon’dan sifa almak için gelmediniz. Belki de burada sizin için bir cevabı olan tanısmanız gereken biri var. Bir nedenden ötürü buraya geldiniz, ancak baska bir nedeni oldugunu fark ederek ayrılacaksınız. Bugün hiç tanımadıgınız biriyle karsılasmak üzere yolunuzdan çıktınız mı? Çok geç degil. Ancak artık bu grupta eszamanlılıkla birbirleriyle tanısması gereken kisiler oldugu kavramına sahipsiniz. Belki de mevcut yolunuzda size yardımcı olacak cevaplara sahipler. Bundan faydalandınız mı? Bu 0nsanın özgür seçimidir. Ancak size bir sey diyecegim; sistem büyüktür, ve su anda da is basındadır. Kutsanmıs kisi, buraya sifa bulmak için gelendir, çünkü sifa verilmistir. Ve sen bunu bileceksin, sevgili varlık, çünkü bu senin yaslı ruhunda bir uyanıstır, söyle diyen bir farkına varıstır, “Kesinlikle, ben ilahiyim.” Ve fark ettin ki seni seven aile ile çevrilmissin. Kryon’un mesajı budur. Buradan degismis, farklı biri olarak ayrılın. Bu yerin Kryon’un bulundugu yer olmadıgını anlayın. Ruh da burada degildir. Soyunuz da burada degildir. Ruhsal soyunuz gezegenin her neresinde olursanız olun, her zaman ve her yerde sizinledir. Bu Kryon için de geçerlidir, Ruh için de. Bugün ziyaret ettiginiz ailedir. Sistem bu sekilde çalısır, sevgili 0nsanlar. Ve öyledir ki takım buradan ayrılıyor. Bir 0nsanın digerine duydugu sevgiyi hissettiniz mi? Kültürel anlayısı ve lisanı astıgını hissettiniz mi? Çünkü bu toplantının amacı budur; sizi, hepinizin ortak bir noktası oldugu farkındalıgını kazandıracak bu yere getirmektir: hepiniz Tanrının ailesinin parçasısınız. Buradan ayrılmak çok zor. Bunlar Kryon’u 3B realitenize bir an için kabul ettiginiz zamanlardır. Ve bu bizim için harika bir seydir. Ve öyledir. KRYON www.kryon.com Tercüme © 2007 Semra Ekmekci 2012 LimitSiz | http://www.2012limitsiz.com e-mail: unlimited2012@yahoo.com

46


CHANNELLING "THE SYSTEM PART TWO - UNDERSTANDING WHO YOU ARE" This live channelling was Given in Granada, Spain August 19, 2007 This channelling has been rechannelled [by Lee and Kryon] and added onto to provide even clearer understanding. Many times the foreign meetings contain very basic information from Kryon, but much is emotionally transmitted, which the printed page just can’t reveal. The live channelling features a back and forth translation process from English to Spanish and is very awkward when read from the original transcript. It creates many short sentences in English and is fragmented (since you can’t hear the translator). So to facilitate better reading and increased understanding, editing has been done to make it flow better. In addition, it has been expanded by Kryon to include the clarity that is only present during a live event. So enjoy this enhanced message given in Granada, Spain, August 19, 2007, as the second part of two messages. Greetings, dear ones, I am Kryon of Magnetic Service. The door opens quickly with my partner, and the reason is that I never leave. He has become so used to the energy of Kryon that I'm always on the other side of the door. Perhaps this is difficult for you to imagine, but it's no different than speaking to your Higher-Self. We have always invited humanity to channel in many ways. You may call it whatever you choose, but when you look at the great art of the planet, can you doubt that it was from God? It was channelled! When you listen to the greatest music of your planet, do you understand that it came flowing through the pipeline? This energy is always available, always part of the system. For you, it has been one full day since I last spoke, since the last communication. But for me, it was just a moment ago. So now we continue the teaching on this second day. In review, what we were speaking of was the system. We told you it is a confusing place, that interdimensionality you call the other side of the veil. We told you that it isn't a place at all but rather an interdimensional state of energy, one that you can put yourself into any time you choose. But because of your 3D experience, you want it to be a place. It's what your reality wants to see. But if you remember the teaching, you will now understand that this interdimensional energy is always around you. And when you put yourself in that space, it often looks chaotic and confusing. When a situation exists when you are in that state, you 47


cannot make sense of what is going on. Now let me start drawing the logic for you that seems to be missing. In that space that is interdimensional lays all the potentials of you. These are the potentials of what you will do, who you will meet, and what is your purpose in life. The reason these things look confusing is because none of them have been manifested yet. So in this latticework of energy are all of the potentials of your life, plus the others around you. The logic is this: When you go to that place on purpose, when you engage that interdimensional energy, you are then drawing lines of energy that "look for and find" the potentials you're asking for. And whereas you might think that it does not make sense, there are others who are doing the same thing. And where these lines meet is the synchronicity. I don't expect you to understand this, for it is in an interdimensional language. But I say it anyway so that those of you who are in that state of meditative reading will have it shown to you. Yesterday, we told you that this day would be a practical day where we get to talk about Humans and the system, and so we will. We're going to start by giving you six postulates. We hesitate to say rules, so we'll say they are helping hints. These are hints to help you manifest and work with the system. By manifesting the system, we mean to actually get in touch with it and use it. At no time will we ask you to understand it. You have heard so many times the phrase, "God works in mysterious ways." Well, it's only mysterious to a 3D creature! There is actually great logic and purpose within it. It's not mysterious at all. Some of these postulates may sound familiar, for we have used some of them before in other lessons. However, this is the first time we have put them together in this form. The first postulate is the most important one: Make no assumptions about anything. This means you have to throw away your three-dimensional concept of how things work when it comes to you and Spirit. When it comes to working the system, make no assumptions about anything. This is the hardest thing a Human Being can do! Even in profound meditation, Humans make assumptions. They sit and they open that door and they try to figure out where the voices are coming from. Right away we say again, "Don't try to understand it." Instead, we say, "Simply use it." When you ask to be shown your path, do not assume you know what it will be. Do not assume you know how it will be shown! Assume nothing and move forward and be surprised. Number two: See yourself as part of the chaos. You do not stand alone as a three-dimensional creature that suddenly is placed into this soup of potentials. Instead, you are one of the potentials in the soup. So we're asking you to claim that you are part of the system. Sometimes we say, own this, and make it part of you. Some say, "Well, that sounds pretty easy. I'll do that." It's not easy, for you always see yourself apart from God. You say, "I am here, God is there. I'm trying to get to God." We're saying instead that you must see yourself as part of God, and therefore, part of the system. Then, number three: Don't be afraid to step into it. You do this in many ways. We have told you for many years that the best thing a Human could ever ask is, "God, tell me what it is I need to know." This is you, stepping into the system. It's the activator of crossing over into the seeming chaos. It's an acknowledgement that you are ready for something you can do, even without understanding what it is. So the first three postulates are all about you. Making no assumptions, owning the system, and stepping into it sound like easy things. But understand that most Human Beings don't do

48


it this way, and have trouble with all of them. Again, the concept of God is that you are apart, separate entities, and not together with God. There you sit on Earth believing the teachings that the energy of Spirit is separate and apart from a Human. However, if you're going to use the system each day of your life, you must place yourself within it. This doesn't make sense with anything you have been taught, but it must now become your reality. Therefore, selfworth is going to come into play, isn't it? For the Human who feels they are worthless will never be able to come to grips with the fact that they are a part of God. The next, number four, is this: Trust and follow your first instincts. This rule is to trust and follow your first intuitions. How many times have you had a situation where you said, "Oh, if I had only done what I had first thought?" This is actually part of the system, and that's the way it occurs to you. It is often the very first instinct you will have about a situation. Some call it intuition, but it's much more than that. Some of you must learn to do this, for many of you are not used to what the first instinct even feels like. So part of the system is beginning to understand what intuition and instinct looks and feels like. "Well, Kryon, how do we do that?" How about asking for it? "Dear Spirit, let me recognize the signs when I feel them and hear them, and realize what they are." The promise is you'll always get them, but how bright they appear in your mind is up to you. There are certain Human Beings who actually suppress their instincts. They don't like them and they get in the way of their logic. Many do not think with their hearts at all, and only with their brains. But quite often the first instinct is a "heart connection" process. The next one, number five, is so misunderstood. Gone are the days when the Human Being sits and waits for God to do something. The system is all around you. It's ready to facilitate your needs, but if you never open the door, nothing is ever going to happen. Yet Humans continue to pray. "I want the healing so bad," they say. "I want these things so much! I'd like a partner in my life. I'd like to know what I'm supposed to do with my life." So they spend all the time in prayer and meditation every day, asking, never leaving the house, constantly in prayer. That's a great way to meet someone, isn't it? You've got to step out and push upon the doors. So here is what number five is: There must be action on your part. And it comes in many forms and honors whatever your culture supports. But in general, it means leaving the house and going places where you can interact with the potentials of the synchronicity. No matter what you're looking for, it will involve the system of humanity. Therefore, you can't sit in one room alone and expect answers. Many say, "Dear Spirit, show me what it is I'm supposed to know." Then they sit there and nothing happens... and nothing happens... and nothing happens. So in desperation, they get up and go to the esoteric bookstore. They're walking along in the aisle and a book falls on their head! God just spoke! Then they often say, "This is the book I've been looking for. What a revelation for me. Thank you, God." And this is how it works. You've got to get up and go, and when you go, number six, the big one: Expect synchronicity. Synchronicity is defined as energies that align with purpose. These situations look like accidents, but they are not. Listen. This is the key. You have heard there are no accidents, but there are those outside of your belief system who say, "That's crazy. That's not right." Synchronicity looks and appears like coincidence. It often looks like an accident, but it is not. It is you at the right time, at the right place, with the potentials aligned that you asked for. But if you're going to have synchronicity and aligned potentials, you've got to be there to

49


experience them, don't you? So you've got to take some action, and whether it's a phone call, or it's an electronic communication, or whether it's you with your body, you've got to put yourself in places where the synchronicity and the system can work. And I say it for those in these rooms and those who are hearing and reading now. There are those of you who still will not do this, for you believe there's some kind of sacredness in staying put and just praying. Instead, try to understand the balance of things. There is a time for asking, and a time for receiving. They are done in separate places! If you spend all your time in the asking place, no receiving will occur. Those are the postulates. Now I'm going to give you some practical things using these postulates. We're going to discuss some situations and show you how Spirit works. Some of you know these things, but perhaps you've never put it together. The first one, the most difficult for Human Beings, is timing. Yesterday we said that your clock is not God's clock. We also told you that it's impossible to apply a 3D time frame to an interdimensional potential. It's frustrating to Humanity that God delivers things not when you ask for them, but only when you need them. You see, to us it doesn't make any sense whatsoever to give you an answer to put in your pocket. Because when you get to the place where you thought you'd need it, and pull it out of your pocket, it's the wrong answer! Instead, it must meet the scenario of the synchronicity and the energy of the moment. Let me tell you about a specific Human Being. He thought he was using the system and doing his best. Actually, he really didn't understand how it worked, and had made some assumptions. This Human Being had a task at hand. He was a very gentle man, and he worked as a boss at a factory. He was in charge of many workers and was a good supervisor, for he loved his employees, knew their families, and respected all of them. He was about to have a challenge, however, since he was going to have to lay off one of the employees. Instructions had come from his superior that he had to cut back the work force by one man. Therefore, one of the men under his supervision had to be terminated from his job. Now, here is a common, practical attribute of life. You're walking into a situation and you want to know how to handle it. It's a good request, is it not? It's an honorable request of God. "Dear Spirit, I know this man, I love this man, I know his family. Please give me guidance. What am I going to say? How shall I handle this for him? What's the best way? I'm anxious about it." And being a spiritual man, he went on his knees and he asked. He'd made an appointment with the employee, and he knew he had to do this deed within three days. But he received no answer at all. He received no intuition, which is what he depended on. He had no instinct. Instead, it seemed like God was on vacation, and it wasn't even August. No answer. The second day, he went on his knees again. "I know I've been listening, but I'm receiving nothing at all. And I've got to know because I have an appointment tomorrow. Dear Spirit, give me the information so I will be able to do this in an honorable way. How is the best way to approach this?" Nothing. No answer at all. Now here is where the Human Being becomes frustrated. "Well, I'm stuck. God is not listening. God doesn't care about me. I've got something important coming up and I've been praying and there's just no answer at all." That's where some Humans give up. Ah, but they don't know about the system! If you ever get no answers at all, what do you think is going on? I'll tell you that in the system - the place you call "chaos" - there are many things happening. There is no 3D answer except one: Be still. Be still, my family and trust in Spirit.

50


The third day came. The employee came into his office and sat down. Still no answer, and the supervisor was sweating. Here it was, within seconds of having to do this deed, and there's no answer, no guidance except to be still. Finally, he looked at the man in the chair. He was smiling, as he always did. The supervisor thought about the man's children and his heart hurt. The job meant so much to the man! He stalled and offered him some coffee. Then they sat down and the supervisor gathered his thoughts. But before he could speak, the employee spoke first. "I'm so glad you called me into the office. I don't know how to tell you this but I have found a better job. I'm so sorry. I know we are friends and you count on me, but I'm going to have to leave the factory. It will make a big difference to my family." The supervisor smiled and then he knew - the answer was not in how he was supposed to prepare this man, it was how to prepare himself! That's how it works. That's called synchronicity, yet you cannot begin to understand what appears to be chaos or chance. There'd be a temptation for that Human Being to say, "What a coincidence," not giving any credit to God or himself. But the reality is that it was in the system all along. Make no assumptions about timing. We've told you this from the beginning. When Humans Beings ask for something, they feel they've purchased a ticket for a train. Then they tap their toe, expecting the train to come with God in it. It doesn't work that way. It's not a ticket at all. It's a request for synchronicity without any assumptions of timing. We could say the same thing about the delivery of answers. This is the other thing that Human Beings do. They ask for something and they expect a complete answer. That's what you get in 3D, isn't it? When you go to the store and purchase an automobile, you get the whole thing, don't you? Isn't that what would be expected? You'd probably object if they only gave you the tires today and the vehicle tomorrow. But that's the way synchronicity works - piecemeal. What we are saying is that many times the answers come in pieces. And you're required to connect them together for the whole thing. Don't make any assumptions of how the answer is going to get to you, or that it's going to be complete or incomplete, or even where it's going to come from. "Kryon, what is my path? What am I supposed to be doing? I want to know my purpose in life." We hear this so often. Oh, dear Human Beings, the very question is so 3D of you! You've made up your mind you have one path. How singular! Is that all you do, one thing? You are supposed to come into the planet and do one thing? You're spending your life asking Spirit, "What is the one thing I'm supposed to do? I'm really looking for it. I don't know what it is yet." It's like you were going to find some prize on the road that has your name on it. Then you would work it for the rest of your life. Oh, dear Human Beings. You have no idea of who you are. Your potentials are so complex. We have said this before to you, but you now need to hear it in the context of this teaching. The sacred path that you have in your DNA is for today. And the irony is that you may very well be on it! You may be doing it, participating in it, while at the same time you make assumptions of what it's supposed to be, so you're sitting on the floor, crying out to God,

51


"What is my path?" The system needs anchors of light. Where do you live? Where do you work? Is it difficult there? Maybe that's your path - to be in a difficult place holding the light. Much light should be in the areas where it is tough, to create sacredness where there is darkness, to hold joy and be the only person in the area to do it, because that's what you're good at. And all the while, you say, "I am doing nothing for anyone. I've got to know my path... got to know my path." Yet the Human is frustrated, never understanding the path is what they are already doing so well, and tomorrow, it may change! Every day of your life, you hold a place for the light for God to come in and shine. It's often in the places where there is no one else but you who holds light. Did you ever think of that? There are as many paths as there are days in the year. That is synchronicity. What is your passion? If you follow it, that's where your path will lead. Your "path" is changeable and not one "thing." Yet many times, Humans make up their minds they will be one thing. "I'm going to be a healer," they say and they think that that's what God wants. They've got it all figured out. They've made an assumption, however - a singular one, like they had some kind of meeting with God and God agrees! Unknown to them, they did this agreement all by themselves. God wasn't even there. And then when they hit obstacles, they say, "How can this be? I'm supposed to be a healer." They made the assumption that what they "see" is, therefore, their path. There is no synchronicity in that. They're not part of the system, you see? They're not following the system. Instead, they're plowing a trough of their own vision in three dimensions. Sometimes this is difficult to explain to 3D creatures who work every day in that reality, to "feel" the difference between what you have visualized for yourself and what the system instead has for you. So the next question would be, what is the voice of God? "Dear Spirit, I've been waiting for answers. I need specifics." Then the Humans will think they're going to hear something in their brains. Perhaps somehow it will be written on the wall! I will tell you again - the reason we tell you to follow your first instinct is that the vehicle for communication is intuition. This intuition is a product of synchronicity. It's a very real way of God, the system, communicating with humanity. Humans don't like it because it appears as though they thought of it, so it isn't from God. After all, they've waited for an answer from God, not themselves. Some of you get a thought in your brain and you say, "Well, I just thought that myself. It can't be God." That's exactly who it is! But that's you using the synchronicity because you gave intention to step into it. Don't you deserve to receive these messages in that way? Aren't you sacred? Intuition is the way. That's how it works. But again, the assumption is that God is big and you are small. Therefore, what you think personally is not what God is telling you (you think). Get used to intuition being the answer. When my partner began this process of channeling, even though he had opened the door for Kryon, even though he received messages, he didn't believe it. Even with validation from those who knew the truth, in his intellectual mind he said, "I'm making it up." This is because when you channel it feels like it involves the Human brain. Well, it does! It has to. It involves all of your DNA, your emotional state, and your intellect - all connected to source. He finally let go and realized the channel was also using his own sacredness. That's when it got clearer. Trust your intuition, for those are the words of God. Some have even said it is messages from what many have called The Holy Spirit. This is another way of saying the Higher-Self. Many belief systems have different names for the same energy, but it's always about how you receive the messages. You see, you're part of the system.

52


There have also been many questions about business. I told you this message would be practical, so I'll give you two examples. Here is advice for those who are trying to co-create jobs so they can help develop the abundance needed within a society, to be able to live. First, dear one, God is not in the dark. God knows the society that you live in. Spirit understands that you need abundance in order to stay in the place you are, to purchase the food, for the transportation and more. God is not against money! As soon as you understand that, you'll be far more peaceful. In fact, it is up to you to manifest, through synchronicity, the abundance you need to live. In other words, money is part of the system. It's as divine as any other part of your path when you treat it spiritually. Did anybody ever tell you that Spirit wanted you to suffer a little? Perhaps you're supposed to walk to work with no vehicle? Maybe you shouldn't eat? Perhaps you should stay out in the cold for awhile because you can't find a home? What kind of Lightworker is that? When others look at you, do they say, "I'd like to be just like him - destitute, unhappy, hungry, cold." That doesn't make sense, does it? No. It's just the opposite. Spirit wants you in abundance, and abundance is defined as sustenance for each day at a time, in joy. How can you hold the light if you are in survival mode? What is your source for abundance? Do you worry about it, or do you consider it part of the system? Do you give it to Spirit or do you sequester it because you don't think God understands money? Blessed is the Human Being who integrates everything in their society and themselves and understand that it is divine. For these are the Lightworkers who are healthy, balanced and mobile. They are the ones who make a difference on the planet. That's business. Money is only a challenging energy when it is horded or the source of worry, or not within your control. That's when it becomes a god unto itself, and takes on the challenging energy assigned to it. The invitation is to see it as simply another thing in your toolbox - like love and compassion and joy. Fear of not having it will create its absence. Another part of business has to do with partnering with someone in an endeavor. You'd better use the system that I've just given you, which is synchronicity and potentials. The advice is to find somebody who spiritually loves you. This partnership will last as long as you choose, and there will never be betrayal. Surround yourself with those who love your heart, and the partnerships will endure. And I'm speaking of financial things and business. I'm speaking of whatever you do in your society that is commercial. "Oh, that's odd. Kryon is talking about commercial things." Yes, I am. If you live in the society, it's part of you. If you live in the culture, it's part of you. So why not use the divine tools you have to make it work as part of you? There is no separation of commercial things and spiritual things to God. They are all part of your walk from day to day, and are seen as part of the energy of your time on Earth. Those who wish to separate them and call some sacred and some less sacred are not considering the "wholeness" of your task on the planet. For again I say that in order to hold the energy of light on this planet, you must see everything you do as sacred, and everywhere you walk as part of the system of God. Relationships are difficult. And again, there is the assumption of "the one for you." But it may not be that way. It may be many relationships over a period of time that synchronistically put themselves together with you for a purpose that only becomes obvious later. Let me reveal some things about relationship - a revelation about romance. Many of you have your partners

53


existing in your lives. Others do not. So this is for those who do not and also for the wisdom of those who do, so they can teach their children about the system. Have you ever wondered why it is that you are so individually different about those who you choose? For those looking for a partner, you have an idea of what is acceptable and what is not. Where do these attributes come from, for each of you are so different from each other? Now I'm going to reveal something: In the system, there are synchronicities and potentials of the partner who might be out there. So within your own consciousness, you are given the desires that are meant to match the synchronicities of those who are out there, and therefore, the setup is complete. That's who you're looking for, and that's why. And all of you are so different, but that's where the desire for special attributes comes from. It's not just personal choice. It's instinct! There is a potential out there that looks just like the one you are imagining. And I mean in all ways - what their heart looks like, what their consciousness looks like, all things. How's it make you feel? It's not just how you feel about what you want. Your personal choices have been placed there because you asked for this. Let me tell you about Mary. Mary makes assumptions, just like everyone else. She's a Lightworker and she's single and she's looking for a partner. So Mary prayed to God, "I want a partner. I can just visualize him: He's got these big brown eyes, his eyebrows are a little bushy, and he's got a beard. I like men with hair." Pretty specific, wasn't it? Mary knew, however, that she was watching for a man who looked like this. "God bring me this man. I'll be patient. I'll wait. Bring in a man like this." Indeed, a man showed up in her life and he said, "I've been watching you. We're having a family dance... a get-together. It's a festival for our family, and we do it once a year. I don't know how to ask you this, but would you come to the dance with me?" Well, this man didn't have bushy eyebrows, no big brown eyes. He wasn't her type at all. He didn't have a beard either. Normally, Mary would just say no. After all, she knew who she was looking for. She'd say no because that wasn't what she felt God would bring her. But somewhere Mary had heard the information - Make no assumptions about anything. She thought very hard about this, but she did not want to lead this man on. She did not want to give him hope that she would be a partner. She didn't want to say yes because of this, but then she didn't want to hurt his feelings. So Mary made a decision to go. "All right, it can't hurt. I'll go to the dance," she said, "Yes, I'll go." They arrived at the family gathering and the man who asked her was suddenly very shy. "Mary, I have not been honest with you," he said. "Please forgive me. But I have an extremely shy brother who really wanted you here so he could meet you." Mary looked around and there was this man, with dark blue eyes, bushy eyebrows, and a beard! Mary smiled and thought to herself, "I got everything right but the eyes. I'll take him!" Indeed, it was him! Do you get the point? You can't make the normal singular assumptions you are prone to make. Also, you're not always 100 percent correct in what you see, either, but you're close enough to know when it's right. In a 3D decision, Mary could have said, "No," to the man. She could have thought to herself, "I'm waiting for the right guy." But she honored synchronicity. Those who try to figure it all out in 3D don't know about the system, you see? They really don't understand the synchronicity. Dear ones, don't try to understand it. Just use it. Watch for the invitations and

54


take them, knowing that there is not some simple, singular path that is going to be given. Many Humans are needed to lead you to the potentials of the final goal, but not unless you allow yourself the flexibility to go when you should go. Let your intuition serve you in these things. We're almost finished. Co-creation is one of the hardest things to explain. We can give you many stories, but the rules are the same, and the first one is "make no assumptions." There is the man who is trying to co-create a car for himself. He could not go to the car store, for he could not afford a new one. He couldn't even afford a used one at the places where they sell those. He needed a miracle. "God, give me a car. I need it to go to work. I need to manifest a vehicle." Listen to this, for many of you have been exactly in this situation before. Practical information: Here's how the system works. He had a friend who said, "I don't know about a car, but I've got a guy who can give you a ride to work." And that's where most Human Beings would say, "Well, no, I don't need a ride. I need a car. I'll be wasting time if I just get a ride. I need to go find a car." But this Human Being knew about the system and about synchronicity. So he took the opportunity and he took the ride to work. When he struck up a conversation with the man who was giving the ride, the man said, "Did you know this car is for sale?" You know the rest of the story. Of course, he bought the driver's car! This is how Spirit works. Outside the box of logic, within something that looks like chaos, is a beautiful answer. This is the way the strands of the lattice connect the potentials of energy. And for a Human Being to use it, all they have to do is understand they are a part of it and begin to manifest it. But to most Human Beings, it looks illogical and even foolish. It doesn't seem right that there could be accidental answers that you can plan on. You see, there's a system, and it's ready to manifest for you. Oh, there'll be challenges and there'll be learning. Isn't that the way everything is? But the answers to so many of your cocreative efforts are already floating there in the system, if you allow it to work for you. We're about to close and leave this place. It's no accident that we sit in Spain, for the synchronicity is clear. Those who you've met this weekend are part of what my partner calls The Team of Kryon, and they are here through synchronicity. It's not a coincidence. It's also not an accident that you're in the chair, listening to this. So, how about that healing? Are we ready yet? Are you starting to understand yet? Perhaps you didn't just come to get a healing from Kryon. Perhaps there's someone here you're supposed to meet who has an answer? You came for one reason, but you leave realizing another. Did you go out of your way to meet someone you don't know today? It's not too late. But you have the concept now that perhaps in this group many have come synchronistically to meet others. Perhaps they have the answer to help you on your current path. Did you take advantage of it, or not? This is Human free choice. But I'll tell you, the system is grand, and it's at work right here. Blessed is the one who has come for the healing, for it is given. And you will know it, dear one, for it is an awakening in your old soul, a realization that says, "Indeed, I am divine." And you've realized it surrounded by family who love you. That's the message of Kryon. Leave this place changed, differently than you came in. Understand that this place is not where Kryon is. It's not where Spirit is. It's not where your lineage is. Your spiritual lineage is wherever you are on the planet, available at any time, anywhere. Kryon is like that and Spirit is like that. It's the family who you've called on today. That is the way it works, dear Human Beings. And so it is that the team leaves this place. Did you feel the love of one Human for another?

55


Did you feel it cutting through cultural understanding and language? Because that is the purpose of the meeting, to bring you to a place where you realize that what you all have in common is that you are all part of the family of God. It's hard to leave. These are times when you allow Kryon into your 3D reality for just a moment. And it's beautiful for us. And so it is.

KRYON http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7318

THOTH BILGILERI - BASARDINIZ... •

Posted by David Dogan Beyo on September 3, 2008 at 1:30am THOTH BILGILERI: BASARDINIZ Posted by: "Lotus Thoth" lotusthoth@gmail.com lotusthoth Mon Sep 1, 2008 5:21 am (PDT) 01.09.2008 Thoth Bilgileri *BASARDINIZ*

Simdi sizinle daha yuksek duzeyde iletisimlerimiz oluyor. Bunun anlami nedir? Tum frekanslar Birligin tezahurune baglandi. Bu baglanmanin etkileri en guclu sekilde bizim tarafimizdan gozlemlenmeye baslandi. Yani birlesIk enerjiler alaninda olusan niyet ve sevginin gucunun dunyaya oluk oluk aktigi bir donemdesiniz. Size daha once oluslarin hizlandigindan bahsetmistik. Bundan dolayi da dunyaya gelen kristal enerjiler kendi dogru yerlerinde siralanmasi icin sizin kabul ve niyetleriniz gerekli. Cok yakinda farkli yasam formlari, farkli boyutlar sizin gozunuze gorunur hale gelecek. Cunku BIR olma bilinci hizla tezahur etme surecinde. Bugun bu, tarih olarak da size isaretini gosteriyor. Her sayinin bir anlami ve yuklendigi enerji kodlari vardir. Sizin dogumunuzda tasidiginiz sayilarin kodlari gibi. Bu sayilar sizin dunyaya gelis sebebinizi anlatir. Su anda siz bu kodlarin acilmasi ile ilgili calismalarin icindesiniz. Tam da bu yuzden bizimle iletisiminiz guclendi. Cunku bizim de bu asamada gorevimiz size yol isaretlerini gorunur hale getirmek. Onun icin biz cok buyuk bir 56


heyecanla size yakin olma cabasindayiz. Heyecanliyiz; cunku neleri basardiginizi, nereden nereye geldiginizi goruyor ve burada sarkilarla kutlamalar yapiyoruz. Her olus sureci kendi arinma ve yenilenme evresinden gecer. Su anda dunya da bu arinmayi bir an once tamamlamak ve yeni yasam duzenine gecmek icin kendi icinde sIkisan enerjileri bosaltmaya basladi. Bu surec olabildigince yumusak yasaniyor. Yillardir yaptiginiz yukselme calismalari meyvelerini simdi olgunlastirdi. Ve insanlik en buyuk sinavinin basarisini en kisa zamanda gormeye baslayacak. Size basardiniz diyoruz. Gozlerinizle gormeden inanmazsiniz ama size bir ipucu. Gece yildizlari izleyin ve onlara "isigini guclendirerek bana bir isaret gonder" deyin. Bakalim ne oluyor. Yildizlarin dilini de yakinda ogreneceksiniz. Onlar size yukardan sadece isIk degil kendi frekanslarini da aktarir ve size gerekli yuklemeleri yaparlar. Size kisa bir sure sonra yildizlarla ilgili daha genis bilgiler verebilecegiz. Siz sadece izleyin ve onlara niyetlerinizi aktarin. Bircok kez birlesIk enerjiler alanindan soz ettik. Sizin gormediginiz alani en uygun sekilde anlatmaya calismak bizim icin sinirlayici oluyor. Olabildigince basit hale getirerek anlatmaya calisalim. BirlesIk enerjiler alani tum kâinatta varolan her zerrenin frekansini icinde barindirir. Henuz sekil, renk ve isIk icermez. Bir sekil alabilmesi icin yogun frekansini dusurmesi gerekir. Ancak neye donuseceginin bilgisi icindedir. Bu bilgiyi de Ilahi Askin Isigindan alir. Ve boylelikle frekansini dusurerek madde-ruh halini alir. Bu ikisi, var olan her zerrenin temelinde bulunur. Cunku butunun bilgisini tasimayan herhangi bir yaradilis mevcut degildir. Size genlerinizden bahsettik. Sizin varolus ve butunle ilgili bilgileriniz de genlerde siralanmistir. Geldiginiz ve size basardiniz dedigimiz nokta da burada devreye giriyor. Siz bilgilerin sakli oldugunu fark edip bunlarin aciga cikmasini istediniz ve tum var olusla ilgili bilgileri bu sekilde aktive etmis oldunuz. Farkindaliginizi gelistirerek yolun isaretlerini gormeye basladiniz ve bilgilerin aktigi surecin icindesiniz. Bizimle irtibatinizi bu sekilde sagladiniz. Her gununuzu bunlarin farkinda olarak yasayin. ve kendinizi kutlayin. Solara'dan sevgilerle... www.lotusthoth.com http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7334

57


Love is.. •

Posted by elif elisabeth on September 4, 2008 at 3:09pm

Love is the only force known to man which it is not possible to vanquish by any threat, however dire, in any ordeal, however terrible, to which it may be put. In its purity it inspires to the most wondrous sacrifice. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7790

Mercury, Planet of Communication and Throat Chakra Activation •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 4, 2008 at 8:41pm

Mercury, Planet of Communication & Throat Chakra Activation Michelle Eloff a message from Kuthumi.

58


I am Kuthumi and I come forward upon the rays of love and wisdom to greet each of you at this time, and to bring to you the blessings of harmony, insight, power, and divine will; greetings beloved ones. It is with great joy and pleasure in our hearts that we may gather with each of you upon this day, as we hold you firmly within the heart of Christ and securely upon the hands of God. Beloved sisters, you are not only welcoming the presence of Mercury, you are also welcoming the presence of your divine mind. This powerful influence is one that brings a great deal of energy and heightens the awareness so as to facilitate the integration of the three sacred aspects of self. These three aspects of the self are the Spirit self, the Star self, and what we call the Spiritual self. These divine aspects create what is know as many levels of your quantum body, and facilitates the activation of your cosmic throat chakra. Aligning with Lord Mercury, also recognized as Lord Thoth, brings with it a divine activation and integration of the three sacred aspects of self. Your spirit self is very similar to your higher self, your star self is the aspect of self that is the star seed that embodies the vibrations of the star world, and your spiritual self is the divine aspect in physical incarnation following the spiritual pathway of ascension. These three aspects contribute to the very powerful ascension body into the quantum world. Your ascension body and quantum body will eventually become the same body, yet at this time they embody different vibrations, aligned with different aspects of the very facets of your fully Mastered and Christed self of the light. This journey into the energy of Mercury, the planet of communication, facilitates a birth into a new cycle, one that will reveal to you the very, very profound importance of speaking your truth. Communicating one's truth is not about being honest with others, more so, it is about being honest with yourself. Denial is the greatest cause of disease and disharmony in your world; and Mercury's presence is activating the cosmic throat chakra for you as individuals as well as the collective consciousness of planet earth. Greece will undergo immense transformation as a result of this cosmic alliance. There is a cosmic seed of holy communication that shall be anchored in Greece in the month of June (2006). This particular seed of consciousness activates a process of communicating authentic truth globally. At this time, Greece is a centre of immense release between the throat, the thyroid and the thymus on a planetary scale. Energetically, it is activating intensive processes of communication for the purpose of bringing the cosmic alignment internally and externally into being, for the purpose of manifesting harmony on earth. Lord Thoth is working very closely with Lord Serapis Bey, who at this time is holding the (4th) Ray of Harmony through Conflict. This particular ray is usually more associated with the heart chakra, however, for this particular purpose in the time line of humanity's rehabilitation, this particular ray is being focused on the throat chakra and through the voice of truth, and harmony can be manifest in the midst of conflict and chaos. All of humanity, be it in government, business, or families, must now face truth unlike ever before and communication is what brings true communities together, so that the holy communion can take place; the sacred marriage of common units, vibrating in unison and alignment with the cosmic plan of light assigned to the common units within a common unity. This can only come into being with communication, common-unication.

59


For many years you have been taught to speak your truth, to walk your talk, to become self aware, so as to understand what lurks beneath the conditionings of the mind and the heart. The conditionings of the mind are under the spotlight of Lord Mercury at this time. For it is the focus on this mental energy that will bring your clarity regarding the patterns you follow that constantly re-create cycles in your life, be it in your career, your personal life with your family or socially; even the environment you choose to live in geographically are influenced by this. Beloved sisters, the removing of the veils is fully active in your lives and you have truly reached the point of no return. The only way for you now is forward and this cosmic alignment brings to you an added force of energy, like a whirlwind through your mind to blow away the cobwebs of doubt and denial, leaving you with the vision of truth and it is this vision that becomes the template for communication. Those who insist on remaining within denial or who refuse to communicate their truth in any given moment, will find the intensity of the energy intensifying. Your soul has now responded to the call of the Great White Brotherhood, to intensify the pressure upon their conscious human self and in a way forcing the conscious self into action so that truth is the template you create from. Many people believe the truth is simply about not fabricating stories or exaggerating in certain areas regarding relaying information. That is the miniscule aspect of the truth we refer to. Being truthful begins with yourself and no other. Therefore the tool of self-awareness is your greatest ally and embracing your inner courage to be truthful with yourself is your key to freedom. I have no doubt all of you have, on some or other level, had to face this aspect already. The questions are in your mind and upon your heart. The only way you will get all the clarity you seek is by being completely truthful, open and honest with yourself, about what you feel, what you require, what you desire. Now your autumn period is taking you through a very deep cycle of introspection and the butterfly comes to rest upon your throat chakra, bringing you the gift of transformation. This presence supports your time of introspection, so that it does not become a lull or hibernation with not much happening, it becomes an introspective time of activity or an active time of introspection, whichever you understand better. There is no getting away with anything at this time, especially when it comes to hiding from yourself. I am not referring to others in your outer world, I refer now only to you and this is about the relationship with self. Relating truthfully to self facilitates the complete integration of the three sacred aspects of self; the spirit self, the star self and the spiritual self. The spiritual self is the aspect of self with you that anchors the ritual of spirit in a physical existence, uniting the material with the star and the spirit and the sacredness of these divine aspects is what creates the new quantum body. Is this understood thus far? Yes. Very well. Let us now take you into the energy of Mercury, where we will align your energies with the various vibrations and activate you as a cosmic seed of alignment and align you with those vibrations that shall bring the whirlwind of change into your lives and literally blow your mind. So take a deep breath in through your nose, exhale through your mouth, stilling your mind and relaxing your body. (Pause) As you breathe in, visualize your body filling with light and as you exhale fully, imagine yourself letting go. (Pause). Call upon Lord Mercury, the winged messenger and his energy of Lord Thoth. (Pause). Ask to be aligned with your

60


personal Mercury Cosmic Vibration and as you breathe, visualize your throat chakra opening to receive this vibration. (Pause) This cosmic vibration is in perfect harmony with the note of your Sacred Sound and the two support one another. Imagine these two sounds becoming active; it doesn't matter if you know what it is. Just imagine the sounds activating in your throat chakra and the vibration releasing any growths of an energetic nature, or any blockages of an energetic nature and any core patterns stored within the throat chakra itself, that contribute to you experiencing any level of fear regarding speaking your truth. (Pause). While this occurs, welcome Lord Thoth into your presence. He comes right up close to you and places the palm of his right hand over your throat chakra and immediately you feel the warmth of his energy and how the energy facilitates the release you have intended. (Pause). Take note that your throat is capable of releasing this energy harmoniously and gracefully, painlessly, peacefully. (Pause ). Now see a magnificent turquoise light igniting in Lord Thoth's throat chakra and this light begins to flow out from his throat chakra toward your's, penetrating his hand and moving into your throat. The turquoise vibration soothing the release you are currently undergoing and bringing with it a very high level vibration of sacred communication. (Pause) While this continues, Lord Mercury comes forward bringing with him a brilliant colour unique to you. Imagine this colour enveloping your body and Lord Thoth's, creating a sacred ascension spiral all around you, and this particular colour serves the process of your cosmic alignment taking place, as well as the activation of your cosmic throat chakra and the support of the healing taking place. (Pause ) In your mind now, call upon your spirit self, (Pause), evoke the full presence of your star self (Pause) and acknowledge your spiritual self with the 'you' who you perceive as spiritual. (Pause). Stand with your spirit and star self, joining hands forming a triangle (pause). Continue to breathe in deeply, exhaling fully and I Kuthumi come forward and I place a golden pyramid in the centre of this triangle. (Pause). I take a golden wand and I tap the throat chakra of your spirit self, your star self and your spiritual self and this activates a powerful vortex opening from the core of the pyramid in the centre of the triangle you currently stand forming. This vortex aligns with your throat chakra and facilitates the integration of the three sacred aspects of self. Breathe while this energy work is conducted. (Pause). Lord Thoth now places his left hand over your heart chakra on your back; the ascension spiral still spiraling around you and him (pause) and I now begin to walk a spiral around the triangle you are holding with your spirit and star self. This spiral is what will accelerate the process of your life at this current time, creating the space for you to live within the heart of your authentic self, voicing the authentic truth. This sacred spiral also creates an opportunity that shall be in divine alignment with your current contract of service, relating specifically to communication that shall maintain the vortex active in the core of your triangle; therefore anchoring the golden divinity of authenticity that shall maintain a strong connection to your authentic self, regardless of any conflict you are faced with. Continue to breathe in and out; the energy work is now intensifying. Some of you may feel a little uncomfortable - breathe (pause). The vortex in the centre of the triangle now reaches its highest vibration, pulling the three aspects of your sacred self together. It explodes into a golden shower of light and this shower of light becomes the new aspect of your quantum self. This part of your quantum self is a vortex of energy, constantly drawing you in the direction

61


of your truth; constantly motivating you to communicate your truth. Be still as all the energies align with your body and its systems are recalibrated, so that all operates harmoniously and in perfect synchronicity. (Pause) You may now release the hands of your spirit and star self, as you stand fully in the presence of your spiritual self. This triangle is now a permanent connection between the three of you. The pyramid is a permanent feature in this triangle and the vortex is what shall maintain this quantum body as I have said. (Pause). Step back into the physical self you are in this moment in time (pause) and return your focus to what Lord Thoth is doing over your throat chakra. (Pause) You feel all the energies merge; all the energies you have just experienced become one. Lord Mercury activates an eight-fold plan of transformation for each of you. This shall unfold over the next sixteen days, in accordance with your divine plan of service and your soul's blueprint. This eight-fold plan is part of the accelerated process you have activated, that shall serve in bringing all the aspects of your authentic self that need to currently be in direct communication with the external world to the fore. Therefore, any aspect of your authentic self you are currently denying will push its way to the surface. Breathe in deeply, exhale fully. Lord Thoth now moves his hands from your throat to your third eye and his other hand from the back of your heart chakra to the back of your head and he begins a mind cleanse; filtering quantum energy into your reptilian brain and your mammalian brain for the purpose of serving the release of the patterns that no longer serve your truth. This shall result in the divine release of thought patterns, conditioned attitudes and images that keep you in a state of denial and fearful motivated behaviour. (Pause) Breathe as this energy moves through these two aspects of your brain. This creates a whirlwind of energy that shall release through your crown chakra and your third eye chakra. (Pause) I, Kuthumi now come forward and I place lavender oil on your crown chakra, facilitating the gentle release of all the old paradigm energies that have blocked your authentic systems of communication. The lavender oil I place upon your crown is of a very pure and high vibration and will assist you in strengthening the systems of communication between you and your guides, the universe, the world of spirit and any other system of life you wish to create a creative system of communication with. (Pause) I now place the same lavender oil on your throat chakra and very gently rub it in, facilitating the same gentle release and instilling the ability to communicate to others the communications you have with the other worlds. (Pause). This cosmic alignment strengthens your ability as a communication channel. It opens the inner sanctuary of wisdom, the inner sanctuary of self knowledge and the inner sanctuary of divine will, truth and power. These three sanctuaries active inside of you become an additional source for you to tap into, so as to source clarity, direction, healing or any other quality you require at any given time. Take a moment to feel these energies, these sanctuaries within you, coming back to life on a conscious level within your conscious self and breathe. (Pause) Lord Thoth now places two wings on your throat chakra, symbolizing the messenger quality, for you are a cosmic messenger. (Pause) Lord Mercury seals the ascension spiral of colour that was brought forth to you and this holds in place your mercury cosmic alignment and cosmic chakra alignment, activating all the sources of energy you require to maintain it. (Pause) I Kuthumi hand to you the golden wand utilized to activate the throat of your spirit self, your star self and your spiritual self. This becomes a tool of motivation for you.

62


Give thanks now for all that you have experienced. (Pause) Know that Lord Mercury, Lord Thoth and I Kuthumi, will remain very close to you for the duration of the upcoming sixteen days. Pose your questions to us at any time. Enter your inner sanctuary and trust the clarity will come through a pure source of communication. (Pause) The energy activation is now coming to completion. Continue to breathe in fully and exhale fully as you gently draw your consciousness back into your physical body, bringing all of the new energies with you. (Pause) The energies that have been placed within your reptilian and mammalian brains will remain there for the duration of the sixteen days we have spoken of, facilitating the accelerated release and unveiling of your authentic self. Beloved ones, another great lesson with this Mercury cosmic alignment, is the importance of knowing that your mind is an ally. Many of you have made your mind your enemy. As you constantly toil with the fears and images of the old world, you bring your energy down. Use your mind as a tool of powerful manifestation and creation. Use it to focus on that which is authentic true and of the light. Do not clutter your mind with fearful visions of ‘whats if'. Take this time to expect only the best, to imagine success and the successful completion of all your old cycles. Your throat is the bridge between your mind and your heart. It must be a strong and powerful source of energy to hold the bridging process for both levels of consciousness to work in divine harmony and divine synchronicity. Free your mind to become one with your divine spirit and be seeded by the cosmic world of star energy and wisdom. It shall become the source of life giving creative energy for your future. Take one last deep breath in and as you exhale, draw yourself completely into your body. (Pause) Ground yourself by rotating your ankles, rotate your wrists, rotate your shoulders and your neck, both feet on the ground. (Pause) When you are ready open your eyes and focus on something in front of you that reminds you of your physicalness that acknowledges you being grounded in your body. (Pause). Now sisters, are there any questions I can assist anyone with? Lord Kuthumi can you please give me some insight into the pain I have been feeling in my right shoulder blade? It has been there for quite a while but it has been intensifying for the last few months? Sister, this is related to core issues regarding responsibility perceived by you related to the external world. It is responsibilities your masculine self is currently shouldering that are not entirely yours to shoulder. The build up of the physical pain is a sign to you that whatever energies you are carrying that are not yours to carry any longer, shall come to the fore and what you have experienced today will contribute to this. For it shall show you the authentic communications the masculine aspect of yourself wishes to have with you, so that you can be relieved of that which is no longer yours to shoulder. It has also been a process of you shouldering the emotions of certain people in your life who have used you as a shoulder to cry on, a pillar to lean on. It is a time of moving away from those burdens that are others, in other words that belong to others, that are no longer yours to carry. There is absolutely no thing wrong with being a shoulder to cry on, the problems arise when one takes on those emotions and carries them as one's own. Do you understand? I do yes. Is there anything other than maybe writing that I should do to help facilitate the

63


process? Sister, you can encourage your masculine self to communicate with you through your writing and to direct you as to what you need to address, in what order, if any. Is this clear. Yes thank you very much. You are most welcome. Peace and blessings be with you. Thank you Master Kuthumi. Lord Kuthumi, please could you name the three sanctuaries again and say a little bit more about them and how we can access them? Beloved ones, these sanctuaries within the self embody different energies according to the individual's life path in this lifetime and past incarnations. They all embody the specific mastered abilities of past incarnations. By tapping into the inner sanctuaries there are many more but the ones that we have spoken of particularly will help you as an individual and you as individuals to use them as a source of guidance and a source of self to trust in and rely upon. Is this clear? Yes. Could you name them again please? I will name them for you now sister. There is more information that I need to give all of you though. Each sanctuary within the self is aligned to a specific chakra as well. The inner sanctuary of self knowledge, for instance, would be connected to the base chakra as well as the heart chakra, for it is through these two chakras that one taps into many aspects of self that have been mastered, that one is not conscious of at this time that brings about deeper self awareness. The sanctuaries within the chakric system are related to various levels of one's development and growth. The inner sanctuary of wisdom, for instance, would be connected to the solar plexus and the third eye chakras, for it is through these chakras that the patterns of wisdom are held. The third eye is the chakra holding ones grids of patterns for each lifetime, the solar plexus being the chakra of divine will and action. Therefore the wisdom mastered through lifetimes through those chakras, become the facility through which wisdom is channeled. Do you understand this so far? When one embarks upon a journey of understanding the self, one must be prepared to work completely in the now and not loose oneself in either the past or the future. The inner sanctuaries hold many patterns of information that embody all the lessons learned including past and current timelines. One does not want to become trapped in a past or future time line, for that deprives one of the here and now. The here and now is your greatest ally regarding anchoring the authentic self, for what you experience in every given moment determines the additional patterning of the inner sanctuary. Therefore, knowing the inner sanctuaries exist, tapping into the sources of eternal and unlimited potentials within the self, which is called the inner sanctuary, feeds the here and now. It strengthens your ability as a soul to make choices, to trust your intuition and to know what your heart tells you; and this is where the mind becomes a powerful ally. For the mind does not indulge in the game of self doubt and the game the ego plays of feeding fears based on ‘what ifs' regarding the past or the fear of the future. Your mind then becomes a tool focused on the here and now; living each day at a time, willing to address the power within the moment and guiding one forward from that point. If one focuses too much on the fears of the past or the fear of the future, one cannot fully experience the cosmic presence of the various levels of self present in every given moment. Do you all understand this?

64


Are there any further questions? Lord Kuthumi, may I ask about my physical body? I am experiencing a lot of pain in it. In Mozambique, I had quite a bump on my breast and have been experiencing pain in the right side. I am also having a lot of pain in my lower back, going down to my left leg, my knee. The night before the first channelling in Namibia, I gave my shin a really bad knock, all my body is taking quite a lot of knocks at the moment. I am wondering if you could shed some light on this for me please. Sister, all of these issues are related specifically to nurturing and support. What's new! Yes? Because your body is feeling so much pain, in a way we could say it is a positive experience, because your body is feeling. So, for all these years of numbing off the pain and anger associated to your experience of there being a lack of support, the lack of nurturing from the mother as well as the external world. Because you are having to create such a powerful internal and external support system for yourself, based on what you truly want, based on your authentic divine blueprint; all of that which you have not been in touch with, which you have not felt is now being released and you are literally knocking it out of yourself. So, each knock is a release of energy. It is the activation of a pressure point that releases energy. The shins are associated with guilt. Therefore, it is time to release whatever guilt you are harbouring relating to your mother and being there to support her. Do you understand? Yes, I do. Peace and blessings be with you. Beloved ones, I shall take two more questions and then end the transmission. Beloved sisters as we bring this transmission to a close now, we affirm that it is vital that you allow yourself to be honest with yourself. Do not be afraid to feel your feelings. If you are unhappy, feel it, admit to yourself you are unhappy rather than trying to sweep it under the rug and force yourself to feel happy. By acknowledging your unhappiness, you are able to get to the cause of the unhappiness and then you are in the position of power to make the choices that shall result in the change, which shall guarantee you authentic happiness. This applies to every area in your life where you feel restless, where you are in doubt, where you are sad, grieving or unhappy in any way - any level of imbalance or uncertainty. Mercury brings you the gift of communication as well as the gift of clarity, where your mind becomes your ally and instead of your mind playing games with you, feeding your fears, your mind now feeds your truth. Therefore, do not be afraid to be truthful with yourself. By denying yourself the truth, you guarantee yourself misery. Therefore, I leave you with this choice and I also bring you all that you need on every level to be brutally honest with yourself. We bring you the blessings of inner strength, courage and faith in yourself to take the steps necessary to set you free completely. Trust in the many invisible arms that hold you and know that not ever do you walk alone, for we are all one and we are with you always in all ways. Trust in the light within you as being the light reflected back to you from the heart of Mother / Father God. You are always safe and you are always taken care of. I am Kuthumi, Chohan of the golden ray of love and wisdom and I greet and bless you in love. Adonai. This information may be shared with other sources on strict conditions that no information is altered or deleted or used for monetary gain, and the source of the information be acknowledged. To find out more about Michelle & The Lightweaver please visit www.thelightweaver.org

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7829 65


66


When UFOs Arrive... •

Posted by David Dogan Beyo on September 5, 2008 at 1:30am

'UFO Files' is a documentary television series on The History Channel that covers the mysteries of the UFO phenomena. It first aired in 2004. 'When UFOs Arrive' examines the secretive government policies for dealing with extraterrestrial visitation – from the military reporting guideline "JANAP-146", to a curious chapter in a FEMA disaster guide on what to do in case of a UFO crash. 'When UFOs Arrive' by History Channel, 2004, Duration: 44 minutes

From the cover: Go to the limits of human experience...and beyond. From the fringes of the galaxy to our own backyards, the UFO FILES searches for evidence of life beyond our world. Tracing the long, convoluted history of UFO encounters and research, this unique series opens new windows into the controversial field. It's all hush-hush as we track a secretive global paper trail, delving into government plans on how to deal with other-planet visitors. Searching historical records, we find that protocols are in place--from the U.S. military's JANAP-146 reporting requirements to France's Cometa files, from Chapter 13 of the FEMA Fire Officer's Guide to Disaster Control titled "Enemy Attack and UFO Potential", to a now-repealed federal law titled "Extraterrestrial Exposure".

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7857

67


3 GEZEGEN - LYRA, PLEIADES, GAIA •

Posted by SOPHIA on September 5, 2008 at 12:22am

Dünya gezegeninin yaratılışında, dünya dışı varlıkların rolü sıkça konuşuluyor.. Tohumlar ekilerek, insan yetiştirildiği düşünülüyor. Varlık bilincimize duyguyu da ekleyerek, kendi karmaşamızı yaşayışımızı ve bu karmaşadan, İnsan hallerimizden tanrısal bilince geçişimizi takip ediyorlar. Gökyüzündeki yıldızlara baktığımızda, gördüklerimiz göremediklerimizin acaba ne kadarıdır? Görüş alanımıza girmeyen, adını duymadığımız fakat bizimle son derece ilgili dünya dışı varlıklar, her geçen gün gezegene konumlanıyorlar. Atlantisliler, Mayalar, Lemuryalılar, Kızılderililer bugüne kadar göksel enerjilerden bahsetmiş, yıldızlardan mesajlar almışlardır. Şamanlar, göklerdeki Tanrılarla beraber çalışarak şifayı ve bilgiyi, kendi insanlarına getirmişlerdir. Korku olgusu, tohumlara enjekte edilmiş ve kendi özümüzü, kim/ne olduğumuzu unutturan, cesareti parçalayan programlarıdır. Medyumik celselerden gelen bilgiye göre, insanlarda korku programları yaratarak, açığa çıkan 68


enerjiyle 4.boyut varlıklarının kendilerini beslediğidir. Dünyada insan tarlalarından çıkma insanların, gelen kozmik enerjiyle bilinci yükselmektedir. Bazılarımız 4. boyuta geçerken, bazılarımız 3.boyutta tekamüllerine devam edecektir. Korku ve şiddet enerjisiyle beslenen enerji varlıkları, insanların bu yükselişini hafife almakta ve önemsememektedir. 4.boyutta bizim enerji alanlarımızla beslenenler olduğu gibi, diğer gezegenlerden bize yardım etmek için gelen dünya dışı enerji grupları da vardır. Biz, genel olarak uzaylılar dememize rağmen, dünya gezegeninde yaşadığımızı ve bizlerinde uzayda olduğumuzu hatırlatmak istiyorum. Hepimiz uzaylıyız. Sadece aynı boyutlarda, aynı realitede yer almıyoruz. Tekamül ederek kendini geliştirme, bilgiye erişme bizim özgür irademizle beraber attığımız adımlarımızdır.

Medyumik Celselerde alınan mesajlara ve gelen mesajların ortaya çıkardığı, birbirini desteklediği bilgilere göre; İnsanoğlu ilk olarak LYRA denilen gezegende BÜYÜK DENEY ( Grand Experiment ) yaratılmıştır. Zaman içinde teknolojilerini geliştirerek zaman içinde geçmiş/ gelecek ve diğer gezegenlere yolculuk yapmışlardır. Hırslar oluşturan bir grubun öncülüğüyle beraber ilk Galaktik savaş başlamış ve gezegen yok edilmiştir. Savaştan kaçan bir grup kalabalık varlık, Pelegai denilen uzay gemilerinde yaşamaya başlamıştır. Mavi gezegen denilen PLEİADES’e , ilk evleri yok olan Lyra’ dan kaçarak yerleşmiş ve ikinci evlerini oluşturmuşlardır. Pleiades, 2 Güneşi olan çok güzel bir mavi gezegendir. Yaşamlar programlandı ve onlar yaşadı. Yeniden şehirler oluşturuldu, medeniyetler geldi ve gitti. Lyra’dan kaçıp uzay gemisinde yolculuk edenler, yani Pleiades’e ulaşanlar, gezegende bilge kişiler olarak yer aldı ve saygı gördü. İnsanlar zaman içinde, Spirutelliğini unutarak maskulen taraflarını, sadece alttan 3 çakrayı çalıştırarak gezegende yaşamaya devam ettiler. Karanlık taraflarını görmezden gelerek kaosu davet ettiler. Kutupsal karşıtlıkları onları, kendi dar realitelerinde sıkıştırdı ve gene birbirleri arasında hırsla beraber yarış başladı. Kibir, sevginin yerini aldı. İnsanoğlu, kendi hırslarıyla ördüğü savaşlarla PLEİADES’i , 2 Güneşli muhteşem gezegeni yok etti. Kurtulanlar Galaksideki diğer gezegenlere gitti ve oralarda kolonileşti.

69


3. Gezegen Dünya’dır. İlk iki gezegende gerçekleştirilemeyen yükselişi Dünyanın göstermesi bekleniyor. Dünya gezegenin ruhu GAIA ve insanoğlunun, bu yükselişi gerçekleştirebilmesi için bu defa diğer gezegenlerdeki kolonilerden yardım gelmektedir. Bu kolonilerden bazı enerji bedenleri de insan formu olarak, Dünyaya enkarne olmakta, doğmaktadır. Bu enkarne varlıklar, fiziksel olarak normal bir insandan ayırt edilemez. Onlar, Dünya gezegenine dengeyi sağlamak ve yükselişi hızlandırmak adına görevli gelen varlıklardır. Bazıları görevli geldiklerini unutup Dünyaya daldıkları, bazıları da uyanma evresindedirler. Her ne olursa olsun, görevli gelenler kendi programlarından ötürü uyanacaklardır. GAIA, artık insanoğlunu terk etmektedir. İnsanoğluna verdiği desteği yavaş yavaş geri çekmekte ve gitmektedir. Yükselişe geçen insan bilinci, GAİA’nin görevini devralarak Dünya gezegenini koruyacaktır. Daha önce yaşam sürülen Lyra ve Pleiades’te öğrendiğimiz; Kutuplaştırdığımız karanlık ve ışığın, bizi merhamete ve muhafaza edilen barışa götürmediğidir. Ancak karanlık ve ışığı içimize alarak, dahil ederek ve onların bildirimini gerçekliğimiz haline getirerek 3.gezegen deneyinde başarılı olacağız. Böylece tüm yarışlar, anlaşmalıklar ve hırslardan uzak, kendi ruhsal tekâmülümüzde ileri gideceğiz.

70


Sevgilerimle, Meryem Ebru SEZEN ( Sophia ) http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7845

Yeni Başlangıç: Dünya’da Cennetteki gibi Sonsuz Sevgi Bedenlendi •

Posted by Sunyata on September 5, 2008 at 1:17am Eylül 2008 Enerjileri

71


Başmelek Mikail ~ Celia Fenn kanalıyla Sevgili Işıkişçileri, nasıl bir kutlama zamanı! Geçen 2008 Ağustos ayında, Dünya Gezegeni’nin frekansı, daha önce bu Gezegen tarafından deneyimlenmiş olandan daha yüksek bir seviyeye yükseldi, Yeni Dünya’nın Sonsuz Barış ve Bolluk arketiplerinin demirlenmesini sağladı. Yeni Dünya, Dünya’nın Yüksek Boyutlarında tam olarak kuruldu ve şimdi sadece Cennetteki gibi bu Sonsuz Sevgiyi bedenlemeniz (somutlaştırmanız) ve Cennet Kodlarını aktif realiteye tezahür etmeniz kalıyor. Sadece, burada, Işık Alemlerinde, Ağustos’ta sizin ulaştığınız şeyi takdir ettiğimizi ve kutladığımızı söyleyebiliriz. Altın Alev Gezegeninize Şefkatli ve Koşulsuz Sevginin Altın Işığı ile dolup taşarken, Altın Alevin Alınması ve Demirlenmesini kolaylaştırmak için tüm Gezegende birçoklarınızı bir araya geldiniz. Bu, sizin Işığa hizmet etme ve Işık için Kanallar olma istekliliğiniz vasıtası ile Dünya’nın Kristal Izgaralarına ve Dünya’nın Kalp ızgaralarına aktarıldı. Sevgili Işıkişçileri, bu hakikaten Yeni bir Dünya ve yeni bir yerdir. Geçmişinizdeki hiçbir şey, şimdi bulunduğunuz yer için bir model olarak hizmet etmez. Atlantis ve Mısır’ın ve hatta Lemuria’nın ötesine, yeni bir yere ve Yeni bir Başlangıca ilerlerdiniz. Uyanmış olanlarınız, İnsan Formundaki İlahi Öz olduğunuz, maddi bir beden içindeki Yaratıcı İlahiliğin kıvılcımı olduğunuz ve işinizin Ruh ile Yeni Dünyayı Birlikte – Yaratmak olduğunu kabul etmeye, onaylamaya hazırsınız. Kalbinizde yaşayan Tanrı’nın Elmas Işığını biliyor ve derinliklerinizde hissediyorsunuz. Ve kendinizdeki ve başkalarındaki bu Işığı kabul ederken, Dünya’da Sonsuz Sevgiyi bedenlemeye ve Dünya’da Cennetin Sevinçli frekanslarını taşımaya hazırsınız. Şimdi, bu zamanda, Fiziksel Bedeniniz Cennet Kodlarını aktive edecek ve Koşulsuz Sevginin Yüksek frekansları ile hizalanmaya başlayacak. Bu yaşamda İnayet ve Güzellik ile yürümenizi ve Dünyadaki yaşamlarınızda Barış ve Bolluğu yaratmanızı sağlayacak. Herhangi bir mücadele veya zorluk olmadan Arzularınızdan ve Niyetlerinizden nasıl tezahür ettireceğinizi anlamaya Şimdi başlayacaksınız. Yaşamlarınızda Sağlık, Denge ve Sevgi tezahür ettirmeyi öğreneceksiniz. Kaynağa olan Berrak Kanalınızın İçsel Gücü ile nasıl güçlü bir şekilde hizalanacağınızı öğreneceksiniz. Çünkü, Kaynağa berrak bir şekilde hizalandığınız zaman, Arzularınız Tezahüre Akacak (gerçekleşmeye başlayacak) ve Dünya’da Cennetin Büyük Sevincini deneyimleyeceksiniz. Sevgililer, bu Geçiş zamanıdır. Yüksek Boyutlu Yaşama ilerlerken kendinize karşı nazik olun. Sizler Yaratıcı Tezahürün Mucizeleri ile çalışırken bazen Akışın kolay olabileceğini, bazen de eski frekans bağımlılıklarına ve korku alışkanlıklarına düşerken biraz zor olacağını bilin. Etrafınızdaki birçok insan hala korku frekanslarında olacağından ve sizi merkezinizden kaydırabileceğinden bunlar olacak. Eğer bu gerçekleşirse, sadece nazikçe Sevgi Ve Barışın Yüksek Frekanslarına geri dönün. Başkalarının da Yüksek Frekansları deneyimleyebilmesi ve bu enerjilere hizalanmayı öğrenmesi için, bu Parıldayan Işığı bedenlemeniz çok önemlidir. Bu zamanda, en büyük işinizin, başkalarının da bu enerjileri sizin vasıtanızla deneyimleyebilmesi için, Sevincinizi ve Huzurunuzu taşımak olduğunu söyleyeceğiz. Sevgililer, her biriniz Yeni Dünya enerjileri ve Yeni Dünya Kodları için “enerji ileticilersiniz”. İnsanların, sesinizdeki, gözlerinizdeki ve dokunuşunuzdaki Yüksek Frekansları deneyimlemek için size çekileceğini göreceksiniz. Basit bir gülümseme veya

72


kucaklama, kayıp olan ve arayan başkalarına Koşulsuz Sevginin gücünü aktarabilir. Tam şimdi Işığınızın gücünü hafife almayın. İçsel Elmas Işığınızı ne kadar çok parlatabilirseniz, Başkalarının Kalplerindeki Elmas Işığı ve parıltıyı o kadar çok uyandırabilirsiniz. Çünkü, bu noktadan itibaren, Uyanışın “hissetme” ve “sevgi” konusu olduğu kadar, “bilme” ve “”bilgi” konusu olmayacağını bilin. Önemli olan yaptığınız veya öğrettiğiniz değildir, önemli olan Kim Olduğunuz ve Sevgi Dolu Varlığınız ile başkalarına aktardığınız Sevgi’dir. Aslında, uyanan ruh Üstat Ruh’tur ve başkalarına Koşulsuz Sevgiyi aktarabilir. Sevgililer, bu Yeni Başlangıçlar zamanında, Spiritüel Üstatlığınıza sahip çıkma ve İlahi Koşulsuz Sevginin berrak bir kanalı ve aktarıcısı Olma zamanıdır. İnsanlar sizin Parıltınızdaki Huzuru ve Sevgiyi hissedecekler ve kendi içlerindeki İçsel Parıltıyı ve Huzuru açarak karşılık verecekler. Sevgililer, bu Yeni Dünya’da, bu Yeni Başlangıçlar zamanında, Frekans ve Parıldama Kalpleri açmak ve Ruhları uyandırmak için aletlerdir. Ve Yüksek Boyutlu enerjiler Sevinç, Sevgi ve Huzurdur. Sizler bu enerjilerde yaşarken, Yeni Dünya enerjilerine hizalanırsınız ve Yeni Dünya’yı ifade edersiniz ve Bolluk yaşamınıza Tutku, Sadakat ve Sevinç ile doğal olarak akar! Bazılarınız şu anda yorgun olduğunuzu ve yaşamlarınızda hiçbir değişim görmediğinizi söyleyebilirsiniz. Bolluk ve Sevgi tezahür ettirmek için hala mücadele ediyorsunuz. Cesaretinizin kırılmamasını söyleyeceğiz, yaptığınız tüm çalışmalardan sonra eşiği geçmeye hazır olduğunuzu bilin. Sevgililer, ilk önce içinizde değişiklik yapmadan değişimleri Dış Dünyada göremeyeceğinizi bilin, çünkü tüm deneyim içsel realitenin, düşüncenin ve inancın dışsal yansımasıdır. Büyük Geçişin özü, İçsel Geçiştir, eski düşünce ve inanç kalıplarından Sevgi, Güven ve Kabulün yeni kalıplarına geçiştir. Belki bu zamanda, birçoğunuz hala eski kalıpları salıverme ve İçsel İlahiliğiniz kendisini Huzur ve Sevinç içinde ifade ederken ona tam olarak bağlanmaya izin verme sürecindesiniz. Sevgililer, İçsel İlahiliğinize bu bağlantıyı yapmak asla Şimdi olduğundan daha kolay olmadı! Bu, yıllarca meditasyon yapmayı ve disiplinli olmayı gerektirmez, sadece Seçim yapmanızı ve niyet oluşturmanızı ve düşüncelerinizi ve inançlarınızı bu Seçim ve Niyete Hizalamanızı gerektirir. Büyük sırlar ve büyük gizemler yoktur, bu zamanda herkes için erişilebilir olan çok basit bir gerçektir! Sevgililer, bu seçimi yaparak, Almaya hazır olun. Yeni Dünya’da doğuştan hakkınız olan tüm Sevinç ve Bolluğu almak için Değerli Olduğunuzu bilin. Karma salıverildi, öğrenmek için ıstırap çekmeye gereksiniminiz yok. Bu Yeni Dünya’da, Sevinç, Vecd ve Varlığınızın İnayetin daha fazla Sevgi dolu ve Güçlü hallerine Genişlemesi vasıtası ile öğreniyorsunuz. Yaşamdaki her şeyi Sevgi ve İnayet olarak görmeyi, korkuyu ve direnci salıvermeyi ve Şükran ve Takdir Etmeye ilerlemeyi öğrenin. Bolluk Akışını sürdürmeyi sağlayan Şükrandır, çünkü siz almaya ve paylaşmaya ne kadar istekli olursanız, Akıştaki İlahi Zeka Şükrana daha fazla Sevgi ve Kutsamalar dökerek karşılık verir, çünkü Bolluğun İlahi Zekası sizi Bolluğun Sonsuz genişlemesi için bir kanal olarak kullanır. Sürece direnmeyin veya yoksunluk ve kayıp korkusuyla bunu kapatmayın, çünkü bunlar Yeni Dünyada illüzyonlardır ve artık illüzyon yaşamayı istemezsiniz. Şimdi, öncesinde olduğundan çok daha fazla, dünyanızın SİZİ yansıttığını bilin! “Orda dışarıda” gördüğünüz şey Kalbinizdeki inançların ve düşüncelerin direkt bir yansımasıdır. Bilgelik ile, yaşamınızda Kalbinizin arzusunu tezahür ettirinceye kadar, inançlarınızı ve seçimlerinizi arıtmak için deneyiminizi kullanın. Kalpten seçimler yapmada ve niyetinizi Yüksek İradeye hizalamada ve Teslimiyet ve Şükran işlemiyle Ruhtan almaya izin vermede

73


daha ustalaştıkça daha kolay olacağını bilin. Şimdi, Yeni Dünya’nın Mucizevi Enerjilerine ve Koşulsuz Sevgisine hizalanmanıza yardımcı olabilecek bazı öneriler sunarak bu mesajı bitireceğiz. Bu geçen ay, kanalımız ile birlikte İngiltere’deki Glastonbury’yi ziyaret ettik ve Ekim ayında Güney Fransa’da olacağız. Bu ziyaret, Kase Kodu enerjilerine ve İkiz Alev modelleri olan İsa ve Mary Magdalene’in enerjilerine ve Işığın sevgili Glass Adasının, Arthur ve Guinevere’nin enerjilerine bağlantı kurmak ve aktive etmek içindir. Sevgililer, Büyük Sevgi ve Tutku, İkiz Alev enerjileri ve Cennetin Dünya ile buluştuğu mistik yerler tam şimdi çok önemlidir. Bu enerji vortekslerinde, İnsan Formunda tezahür eden Cennetsel İkiz Alev Sevgisinin Derin Tutkusunu ve sizi Yeni Dünya’nın gelen enerjilerine hazırlandığınız enerjisel yere yükselten bu arketiplerin frekans “anılarını” deneyimlerken frekansınız ve farkındalığınız yükselir. Bu yerleri ziyaret ederek veya meditasyonlarınızda ve grup çalışmanızda enerjisel olarak bu yerlere bağlanarak, bu bağlantıları yapabilirsiniz. Eşit derecede, Yeni Dünya’da Seremoni, Ritüel ve Dua uygulamasının Dünya’yı onurlandırmanın ve Grup olarak Niyeti paylaşmanın önemli yolları olacağını söylüyoruz. Barış ve Sevgi niyetini Dünya ile paylaşmak için Parıldayan Işıkta Grup olarak bir araya gelmenin çok güçlü olduğunu sadece vurgulayabiliriz. Bu niyet, Yüksek seviyelerde paylaşılan Niyet ve Enerjinin gücü vasıtası ile katlanarak büyür. Böyle Işık Toplanmaları Yeni Dünya’daki Yüksek Bilince devam eden Uyanışın odağı olacaktır. Eylül 2008 Enerjileri Eylül Ağustos 2008’in büyük Işık demirlemelerinden sonra Gezegendeki enerjinin bütünleşmesine ve dengelenmesine izin vermek için sakin bir ay olacak. Dolunay 15 Eylül’de ve Su Burcu olan Balık’ta olacak. Bu, Cennet Kodlarını aktive etme ve Gezegenin Su Gövdelerine En Yüksek Sevgi ve Şükran Frekanslarını getirme Niyeti ile bir Su Seremonisi yapmak için güçlü bir zaman olacaktır. Yeni Ay 29 Eylül’de ve Terazi burcunda. Terazi enerjileri Denge, Uyum ve İlişkileri temsil eder ve bu her zaman Yaşam İlişkilerinizdeki Uyum üzerine meditasyon yapmak ve daha fazla Uyum ve Sevgi tohumları ekmek için iyi bir zamandır. Merkür 24 Eylül ve 14 Ekim arasında gerileyecek, sakin ve huzurlu olma ve aldığınız tüm kararlar ve yaptığınız tüm seçimler ile ilgili dikkatli olma zamanıdır. Pluto hala Yay burcunda, Galaktik merkezle birleşiyor, Büyük Geçiş ve Dönüşümü güçlendiriyor. Ama, bu zamanda, Jüpiter Oğlak ve Satürn Başak’ta; bu, Dönüşümün lenslerinin Dünya’nın kendisinin Maddi Planına odaklandığı anlamına geliyor. Aslında Sonsuz Sevgiyi bedenleme ve Dünya’ya Cenneti getirme zamanı. Sevgili Işıkişçileri, bu Mucizevi zamanda, devam eden Işık Maceranızda size Sevinç ve Oyunculuk diliyoruz. Kalbinizin tüm arzularını Sevgi ve Şükran içinde deneyimleyesiniz! © 2008-9 Celia Fenn and Starchild Global www.starchildglobal.com (Çeviri: Saffet) www.kosulsuz-sevgi.com

74


The New Beginning : Infinite Love Embodied as Heaven on Earth The Energies for September 2008 Archangel Michael through Celia Fenn Beloved Lightworkers, what a time for celebration! In this past month of August 2008, the frequency of Planet Earth was raised to levels higher than have ever been experienced by this Planet before, allowing for the anchoring of the New Earth archetypes for Infinite Peace and Abundance. The New Earth is fully established in Earth's Higher Dimensions, and it now only remains for you to embody that Infinite Love as Heaven on Earth, and to manifest the Paradise Codes into active reality. We can only say that here, in the Realms of Light, we honor and celebrate what was achieved on Earth in August by you. So many of you joined together around the Planet to facilitate the Reception and Anchoring of the Golden Flame as it flooded your Planet with the Golden Light of Compassionate and Unconditional Love. This was channeled into the Earth's Crystalline Grids and the Earth's Heart grids through your willingness to serve the Light and to become Channels for the Light. Beloved Lightworkers, this is indeed a New Earth and a new place. Nothing in your past will serve as a model for where you are now. You have moved far beyond Atlantis and Egypt and even Lemuria, into a new place and a New Beginning. Those of you who are awakened are ready to acknowledge that you are the Divine Essence in Human Form, that you are a spark of Creative Divinity within a material body, and that your work is to Co-Create a New World with Spirit. You know, and Feel deep within, the Diamond Light of God that lives within your Heart. And, as you acknowledge that Light within yourselves and others, you are ready to embody Infinite Love on Earth and to carry the Joyous frequencies of Heaven on Earth. It is Now, Beloved Lightworkers, at this time, that your Physical Body will activate the Paradise Codes and will begin to align with the Higher frequencies of Unconditional Love. This will allow you to move through life with Grace and Beauty, and to create Peace and Abundance in your lives on Earth. It is Now, that you will begin to understand how to manifest Abundance from your Desires and Intentions without any struggle or hardship. You will learn to manifest Health and Balance and Love in your lives. You will learn how powerful it is to align with the Inner Power of your Clear Channel to Source. For, when you are clearly aligned to Source, then your Desires will Flow into Manifestation and you will expereience the Great Joy of Heaven on Earth. Beloved Ones, this is a time of Transition. Be gentle with yourselves as you move into Higher Dimensional Life. Know that sometimes the Flow may be easy as you work with the Miracles of Creative Manifestation, and sometimes it will be a little difficult as you may briefly drop into old frequency addictions and fear habits. This will be because many around you will still be in the frequecnies of fear and they may briefly shift you from your center. If this happens, just gently move back into the Higher Frequencies of Love and Peace. It is so important that you embody this Radiant Light so that others may experience Higher Frequencies and learn to align with these energies. We would say that at this time, your major work is to hold your Joy and Peace so that others may experience these energies through you.

75


Beloved Ones, each one of you is an "energy transmitter" for the New Earth energies and the New Earth Codes. You will find that people will be drawn to you to experience the Higher Frequencies in your voice, your eyes and your touch. A simple smile or hug can transmit the power of Unconditional Love to another who is lost and seeks. Do not underestimate the power of your Light right now. The more you can shine your inner Diamond Light, the more you can do to awaken that Diamond Light and radiance in the Hearts of Others. For know, that from this point onwards, the Awakening will not be so much a matter of "knowledge" and "information", as of "feeling" and "love". It is not what you do or teach that will count, it is what You Are and the Love that you transmit to others by your Loving Presence. Indeed, the awakened soul is a Master Soul, and is able to transmit Unconditional Love to others. Beloved Ones, at this time of New Beginnings, it is time to claim your Spiritual Mastery and Be that transmitter or clear channel for Divine Unconditional Love. People will feel the the Peace and Love in your Radiance, and they will respond by opening to the Inner Radiance and Peace within themselves. Beloved Ones, in this New Earth, at this time of New Beginnings, Energy, Frequency and Radiance are the tools that will open Hearts and awaken Souls. And, the Higher Dimensional energies are Joy and Love and Peace. As you live in these energies, so you align with the New Earth energies and you express the New Earth, and so Abundance flows naturally into your life with Passion and Commitment and Joy! Some of you may say that you are tired now, and that you see no changes in your lives. You still struggle to manifest Abundance and Love. We will say to you, do not be discouraged after all your work, know that you ready to make the breakthrough. Know, Beloved Ones, that you cannot seek the changes in the Outer World if you have not first made them within, for all experience is an outer projection of inner reality, thought and belief. The essence of the Great Shift is an Inner Shift, from the old patterns of thought and belief to new patterns of Love, Trust and Acceptance. Perhaps, at this time, many of you are still in the process of releasing old patterns and allowing yourselves to fully connect with Inner Divinity as it expresses itself in Peace and Joy. Beloved Ones, it has never been easier to make that Connection to Inner Divinity than Now! It does not require years of meditation and discipline, it requires only that you make the Choice and set the Intention and that you Align yout thoughts and beliefs with that Choice and Intention. There are no great secrets and no great mysteries, it is a very simple truth that is available to all at this time! Beloved Ones, having made that choice, be open to Receive. Know that You Are Worthy to receive all the Joy and Abundance that is your birthright in the New Earth. Karma is released, there is no need to suffer in order to learn. In this New Earth, you learn through Joy and Bliss and the Expansion of your Being into ever more Loving and Powerful states of Grace. Learn how to see everything in life as Love and Grace, release fear and resistance, and move into Gratitude and Appreciation. It is Gratitude that will ensure that the Flow of Abundance continues, for the Divine Intelligence within the Flow responds to Gratitude by pouring out ever more Love and Blessings, as much as you are willing to receive and share, for the Divine Intelligence of Abundance uses You also as a channel for the Infinite expansion of Abundance. Do not resist the process or close it off for fear of lack and loss, for these are illusions in the New Earth and you do not seek to live in illusion any longer. Know that Now, more than ever before, your world reflects YOU! What you see "out there" is a direct reflection of what beliefs and thoughts live in your Heart. With wisdom, use your

76


experience to refine your beliefs and choices, until you manifest your Heart's desire in your life. Know that it will become easier as you become more skilled in making choices from the Heart and aligning intention with Higher Will and allowing youself to receive from Spirit through the process of Surrender and Gratitude. Now, we will end this message by offering some suggestions that may help you to align with the Miraculous Energies and Unconditional Love of the New Earth. In this past month, we visited Glastonbury in England and we will be in Southern France with our channel in October. This is to activate and connect with the Grail Code energies and the energies of Jesus and Mary Magdalene, the Twin Flame role models, and the energies of Arthur and Guinevere and Avalon, the beloved Glass Island of Light. Beloved Ones, Great Love abd Passion, the energies of the Twin Flame, and the mystical places where Heaven meets Earth, are very important right now. In these energy vortexes, you will be raised in frequency and awareness as you experience the Deep Passion of Heavenly Twin Flame Love manifest in Human Form and the frequency "memories" of these archetypes that will lift you into an energetic space where you are prepared for the incoming frequencies of the New Earth. You can make these connections by visiting these places, or by energetically connecting with them in your meditations and group work. Equally, we say that in the New Earth, the practice of Ceremony, Ritual and Invocation will be important ways of honoring the Earth and sharing Intention as a Group. We can only emphasize that it is so powerful to come together as a Group in Radiant Light to share the Intention of Peace and Love with the Earth. This intention is amplified many fold through the power of Intention and Energy shared at the Higher levels. It is such Gatherings of Light that will become the focus of continued Awakening to Higher Consciousness in the New Earth. The Energies for September 2008 September will be a quiet month to allow for the integration and balancing of energy on the Planet after the major Light anchorings of August 2008. The Full Moon falls on the 15th of September and will be in Pisces, a Water Sign. This will indeed be a powerful time to do a Water Ceremony with the Intention of activating the Paradise Codes and bringing the Highest Frequencies of Love and Gratitude into the Water Bodies of the Planet. The New Moon will be on the 29th of September and this will be in Libra. The Libra energies represent Balance, Harmony and Relationship, and this is always a good time to meditate on Harmony within your Life Relationships and to plant seeds for more Harmony and Love. Mercury goes retrograde between the 24th of September and the 14th of October, so it a time to be calm and peaceful, and to be cvareful about all decisions and choices that you make Pluto is still in Sagittarius, conjunct the Galactic center, powering the Great Shift and Transformation. But, at this time, Jupiter is in Capricorn and Saturn in Virgo, meaning that the lens of Transformation now focusses into the Material Plane of Earth herself. It is indeed time to embody Infinite Love and to bring Heaven to Earth. Beloved Lightworkers, in this Miraculous time, we wish you Joy and Playfulness on your continued Adventure of Light. May you experience All that your Heart desires in Love and Gratitude!

77


Š 2008-9 Celia Fenn and Starchild Global http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7850

78


MOR TRANSFER •

Posted by Nilambara dd on September 5, 2008 at 3:00am

Kandiller yanıyordu Loş ışıklar her dakika biraz daha artıyor ve Her yeni katılım güldürüyordu yüzleri Eski duvarlardan sarkan yağ lambaları da eklenince Gündüz gibi aydınladı salon. Konsülün de katılımı ile, Kararlar alınmaya başlandı. Artık hiçbirşey eskisi gibi olmayacaktı Her alınan yeni karar ufku daha da belirginleştirmekteyken Mor bir ışık yayıldı ortalığa Derin sessizliğin ardından eller havaya kalktı, Avuçiçleri gökyüzüne doğru uzandı... Akan ışık seli ile önce parmaklar Ardından kollar ve tüm beden, zihin Doldu mor ışıklarla ve Parlamaya başladı herbir beden Kandilleri sönük bırakırcasına... Geçen heran biraz daha büyüdü bedenler, ışıklarla Ve transfer başladı... Büyüyen her beden taşıdı kendini yeni yuvasına Ve kandiller kaldı sadece geride Eski duvarlardaki yağ lambaları ile... Ve hepsi birer birer söndü Ortalık tamamen kararana dek.

79


Son kandil de söndüğünde Çoktan başlamıştı bedenler yeşermeye, yeni yuvalarında... Nilambara dd - 08.07.08 http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7884

80


The Lost Book of Nostradamus... •

Posted by David Dogan Beyo on September 5, 2008 at 2:00am The Lost Book of Nostradamus

Could it be that Nostradamus, the "go to" prophet of all time, is reaching forward into the 21st century to give us a last warning? Is it already too late? In 1994, Italian journalist Enza Massa was at the Italian National Library in Rome conducting research on old texts, when she stumbled upon an unusual find in its stacks; a mysterious manuscript dating to 1629. The name of the book was surprising: NOSTRADAMUS VATINICIA CODE. On the inside of the book was the name of the author, in indelible ink— Michel de Notredame—the prophet Nostradamus. This find was particularly remarkable; the manuscript included over eighty watercolor illustrations that were painted by the master prophet himself. Contained in the pages of the book are cryptic, bizarre images that some say are prophecies of our future. Letters, symbolic objects, banners, candles, crosses, and even a burning tower are all included in the manuscript. Are these images visual manifestations of his quatrains, which extend to the 21st century, as some say? How did this book come to be in the library? Why was this book hidden for over 400 years? And are these images so frightening that Nostradamus deliberately hid them, as some say, until their time was near? This special will follow the investigative trail of how the manuscript came to be found in the archives, and exactly how it got there. The story will also give new insight into the life of Nostradamus—his relationship with his son, Cesar, and his connection to the Vatican—in particular, Pope Urban VIII, who knew about this manuscript and in whose possession it was for many years. Whether you are fan of the man or not, these drawings are fascinating!

The Lost Book of Nostradamus by History Channel, 2007 Runtime 86 minutes

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7862

81


Vital Breath of the Dao... •

Posted by David Dogan Beyo on September 5, 2008 at 2:00am

Master Wu's sixth book - his first in English - is a seminal work in the field of Qigong. For Westerners interested in this fascinating healing art, it opens a window into the little-known Shamanic roots of Qigong.

"Chinese Shamanism — is the origin of Chinese civilization and culture. In the Wu 巫 perspective, the balance and union of Heavenly Yang and Earthly Yin Qi (energies) result in a peaceful and harmonious world. Likewise, imbalances in these energies can result in disharmony in the world, which can take the form of natural disasters, such as earthquakes, storms, floods, and volcanoes. As part of this dynamic universe, human beings are also subject to the effects of these energies. By following and living by the balancing principles of the universe, it is possible to achieve

82


harmony in the body. Through study and observation of this universal way, the ancient Chinese Wu (shamans or sages) created numerous methods to help people maintain/rebuild their body balancing systems in order to keep their physical bodies, minds, and spirits healthy. People have used these methods to improve their lives for thousands of years in China. Now, we call these modalities Qigong.

As a practitioner of some of the Wu traditions, I want to share my experience with westerners. The reason I am bringing the reader into my personal experience is that in the course of my Wu (Shamanic) Qigong practice, I have realized that the external world is a reflection of the heart and that a peaceful world is brought into existence by the whole of humanity. As a microcosm in the macrocosm, the physical body is a reflection of the heart as well. I hope that

83


through sharing my story, this ancient wisdom will inspire more people to move into a state of well-being and bring peace to the world.In writing Qigong books and articles, my intent is not to teach techniques, but to share the way of my life, the experience of my Qigong practice, and the ancient wisdom I am cultivating." -- Zhongxian Wu vital_breath_of_the_dao.pdf http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:7866

Twin Souls: When Love Incarnates •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 6, 2008 at 2:26am

84


Twin Souls: When Love Incarnates The longing for our perfect mate is a need engraved in our DNA. We harbor a desire for restoration and unity, and search for the piece that is always missing. In our journey through life, the search continues for something that can't be readily found. It is a quest for wholeness. We search for ourselves in others in a quest for healing and integration, in the constant pursuit of the final point of balance: the Zero Point where our Matter meets our Higher Self or Soul, where matter meets anti-matter. The Point or center of gravity from where we can again be just ONE. One Note inserted once again into the Symphony of Creation. In the beginning, the Twins were created in God, the Alpha and the Omega. In an ovoid white-fire-spirit-light, the Soul was split just like the atom into two identical parts, or Twin Flames: each with the same identical soul blueprint, but with different purposes. One Essence divided itself into two exactly equal and opposite intonations in order to experience form. The Twin Flames were created together, in the dawn of time, like the two faces of the same coin. But as the three-dimensional experience unfolded, they became separated by a dualistic system which pulled them into an unbalanced equilibrium, expressing itself through two extended and separated forms. The Yin Yang symbolizes the Twin Flames' complementary sides: eternal love spiraling into infinity. The Color of this sublime Union is blue...a spiraling blue... Sometimes, we meet someone with the similar frequency of our Twin Flame and this brings a feeling of Oneness. The Love between Twin Flames is a Gate of Possibility to experience Union in a multi-dimensional way. It can also represent the prototype of the "sacred marriage" - a reflection of the sacred union of the Divine Masculine and Feminine within the Source. The Union of the Twin Flame is one of Service. It should not be romanticized in the context by which one perceives the male and female relationship. The Service of the Twin Flame is not only planetary but also cosmic and Universal. The Twin Soul connection is always a triad involving the Divine Spirit / All That Is. Two people connected by Soul, connected to God. The spiritual connection with our Twin Soul is intense and profound. Many may experience, whether consciously or in a dream state, a feeling of connection in the form of a matrix of golden white threads of light, because this connection continues to exist in various dimensions and frequencies, beyond the realms of duality. Twin Souls may not unite physically here on Earth. The relationship may last many lifetimes on the spiritual level alone, while one or both may be living physically with another soul in karmic agreement. They may not be together in this dimension, but they have not been truly apart.

85


Only when both original halves of the Twin Ray become strong pillars on their own, when both have healed and resolved their karmic ties in the present life; can they finally unite to fulfill their Divine Purpose. The Breath of God is the force of Divine Action. Once the true Tonal Mates, the two parts of the Original Twin Flame, have come into union and are reunited through the Breath of God; NO element or energy from any octave, dimension, or frequency can shift the connection. The reunion of the Keepers of the Flame is ultimately the Unification, or personification, of the Trinity: The Twin Flames and The Christ Consciousness. The reunion of these parts will bring back to the world an unconditional love and service to mankind, which will transcend all definitions of male/female unions on this planet. Through this, we as souls can finally manifest the higher Dimensional Frequencies of Oneness. This is the ultimate goal: the reunion with our Twin, to create and amplify the Harmonic Intonation of Completion and to be of service of all Sources of Goodness and Pure Light. Are You Prepared To Serve? I AM..and You... Text and Production:Humanity HealingŠ2007 http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8077

86


BAŞMELEK MİKAİL’DEN MESAJLAR * RONNA HERMAN kanalıyla •

Posted by Sunyata on September 6, 2008 at 2:30am

BAŞMELEK MİKAİL’DEN MESAJLAR * LM-9-2008 RONNA HERMAN kanalıyla RUH SOLUNUMU * YAŞAMIN NEFESİ Sevgili Üstatlar, Ruh’un her yere yayıldığını anlamanız önemlidir. Tüm elementlerde bulunur ve Adamantin parçacıkları denen tek bir ilksel elemente indirgenebilir; Adamantin parçacıkları En Üstün Yaratıcı’nın Kalp özünden yayılan tüm Yaradılışın enerjisidir. Adamantin parçacıkları Kendisinin farkında olan zeki bir kuvvettir, çünkü kendi Kaynağının bilincini taşır. Bundan dolayı, Baba/Anne Tanrımız vasıtası ile bu evrene akan Ruh olarak adlandırılır ve En Üstün Yaratıcı’dan gönderilen ELMAS IŞINI ALEVİ’dir. Bu kutsanmış armağanın bir Kıvılcımı sizin Kutsal Kalbinizde oturur ve Elmas Çekirdek Tanrı Hücresi adı verilir. Hatırlayın, size söylediğimiz gibi, bütünüyle insanlık için mevcut olan yarı – spektrum Işık nötraldir ve yeniden – nitelenebilir. Başka deyişle, pozitif veya negatif bir şekilde kullanılabilir. Sizler Tanrı Benliğinizden daha da uzaklara yolculuk yaptıkça, sizi Kaynağınıza bağlayan Işık sütunu başınızın tacının genişliğindeki parlak bir Işık sütunu olacağına, ince bir Gümüş Kordon olana dek maksimum derecede gerildi. Siz şimdi bu süreci tersine çeviriyorsunuz, sevgililer. Titreşim frekanslarınız yükselirken ve armonik bir rezonans seviyesine geri dönerken, Işıktan Gümüş Kordonunuz bir kez daha başınızın tacının genişliğine ulaşana kadar

87


genişlemeye başlıyor. Resimlerinizde, yükselmiş üstatların ve azizlerin etrafında gördüğünüz haleler (ışık halkaları) içsel görüşü olanlara görünür olan parıldayan taç çakralarının temsilidir. Üçüncü ve dördüncü boyutların illüzyonunda var olanlar, Yüksek Benlikleri vasıtası ile Baba/Anne Tanrımızdan sadece küçük bir Canlı Işık akımı alırlar. Yaşam Nefesi sınırlanmıştır ve onlar için sadece minimum miktarda ilksel yaşam gücü enerjisi mevcuttur. Onların ‘açlık diyetinde’ olduklarını söyleyebilirsiniz, çünkü onlar ‘güçlenmiş Ruhsal/insan Varlığı’ olarak fonksiyon yapmak için gereksinim duydukları tüm ‘Işık besinlerini’ almıyorlar. Varoluşun bu seviyesinde kitlelerin soluduğu hava sadece oksijendir; ancak, sizler daha yüksek boyutlara erişim kazanırken, Adamantin parçacıkları veya Prana adı verilen Canlı Işığa da erişiyorsunuz. Bilincin daha ince seviyeleri ile rezonansa girdiğiniz zaman, hava Yaşamın İksiri ile doluyor ve adanma ve niyet vasıtası ile, kendinizi Canlı Işığın gövdeleri olmak için hazırlıyorsunuz. Bu Meshedilmiş Işık yeniden – nitelendirilemez, sadece en yüksek hayır için kullanılabilir, çünkü sizin saf, sevgi dolu niyetiniz ile aktive edilmelidir. Aksi taktirde, uykuda kalır. SAF NİYET İLE BİLİNÇLİ NEFES ALMA RUH SOLUNUMU OLARAK ADLANDIRILABİLİR ve Işık Şehirleri, Sonsuzluk Nefesi ve İkili Sıralama vasıtası ile Yaşamın/Işığın Akışına bağlandığınızda, size akan ve sizden akan Elmas Işını Yaşam/Işık desteğinin asla bitmeyen stoğuna sahip olursunuz. Bu, siz ve dünyanızın ebediyen değiştiği zamandır ve üçüncü/dördüncü boyutların illüzyonu yavaşça geri plana solup, gözden kaybolacaktır. Sizler canlı, parıldayan bir Işık Koruyucusu olurken etrafınızda girdap gibi dönen negatiflikten etkilenmeyeceksiniz. Birçoğunuz soruyor: “Koruyucu meleğimiz, Üstatlar ve melek güçleri ile nasıl bağlantı kurabiliriz?” Size, ‘içinize dönün ve bilincinizi Kutsal Kalbinizin mabedine götürün’ diyoruz. Dingin Nokta’daki sessizlik sınırsız gücün yeridir. Yoğunlaşmış güç, artı odaklanmış niyet TÜM VAR OLAN ile mükemmel, bilinçli birlik ile sonuçlanır. Şöyle bir deyiş vardır: ‘Sessiz OL ve Tanrı olduğumu bil.’ Baba/Anne Tanrımız sizinle içinizdeki sessiz küçük ses ile konuşur. Ruh formundaki daha engin Benliğiniz her zaman sizi doğru yönde gitmeniz için dürtmeye çalışıyor. Sizler dinlemeye ve en yüksek hayır için pozitif eylemler yapmaya başlarken, ilham ve süptil, pozitif hadiseler vasıtası ile dürtüklemeler artar. Evrenin motive edici güçleri sessiz, ama güçlüdür. Evren Doğuştan İlahi Hakkınıza sahip çıkmanızı bekleyerek Yaşamın İksirini boşaltıyor. Kendine – değer verme duygusunun içinizden gelmesi gerektiği gerçeğini kabul ettiğiniz zaman, başkalarından ve kendinizin dışından onaylama aramaya son verirsiniz. Ne kadar zenginlik biriktirdiğinize veya ne kadar başarılara sahip olduğunuza bakmaksızın, eğer İlahiliğinizin içsel Kıvılcımı ile derin bir bağlantıya sahip değilseniz, ebediyen onaylanma ararsınız. Ruhunuzun merkezinde Kutsal Kalp vardır ve Kutsal Kalbinizin merkezinde Elmas Çekirdek Tanrı Hücreniz vardır. Kutsal Kalp ve Kutsal Zihin sizi yüksek zekanıza bağlar ve sonsuz farkındalık yaratır. Ayrıca birçoğunuz şunu sordunuz: “İkili Sıralama egzersizinin amacı nedir?” Geri dönüş yolunuzun eonlar önce kurulduğunu anlamanıza yardımcı olmak için birkaç aydır gayret etmekteyiz. Sonsuzluk Nefesi vasıtası ile İkili Sıralama egzersizinin amacı bu incelmiş, saflaşmış yolları açmaktır ve varoluşun yüksek boyutlu planları ile bağlantınızı yeniden kurmaktır. Işığın Koruyucuları olarak, Işık Şehirlerinden gelen yüksek arınmış, ince frekansların çok daha fazlasını fiziksel gövdelerinize bütünleştirirken ve bunları dünyaya

88


yayarken, bir kez daha Prana/Ebedi Yaşamın Adamantin parçacıklarını kapsayan tam spektrum Işığa erişeceğiniz yüksek alemlere yeniden bağlanma süreciniz başlıyor. Hatırlayın, size geçmiş açıklamalarımızda şöyle bildirdik, ‘İkili Sıralama Egzersizini uygulayarak, tüm yola ulaşacağınızı ve Sekizinci Boyuta, Sonsuzluk/Refah kapısına ve ayrıca dokuzuncu – boyut melek kapısına bağlanacağınızı’ ifade ettik. Bu seviye, yükselişin bu özel devri sırasında insanlık için elde edilebilir olan en yüksek seviyedir. Niyetinizle, Sonsuzluk Nefesini uygulayarak ve Dingin Nokta anında duraklarken her bir rakamı söyleyerek, birinciden dokuzuncuya kadar her bir boyutsal seviyeye devreler açıyorsunuz: --------------------------- 2 * 4 * 8 * 16 * 32 * 64 * 128 * 256 * 512 Açılan Boyut Kapıları : 1nci 2nci 3ncü 4ncü 5nci 6ncı 7nci 8nci 9ncu Işık ve gölgenin geniş spektrumu içindeki dualitenin kabul edilebilir seviyesine geri dönmüş olanlarınız, daha önceden ilk dört boyut için ince kanalları temizlediniz ve açtınız; ve beşinci boyuta giden yolu temizleme sürecindesiniz. Bazılarınız şimdi bölgenizdeki Işık Şehri vasıtası ile altıncı boyuttan gelen Işık frekanslarının bazılarına erişiyorsunuz ve bu bileşenleri “Işığın Enerjisel formülüne” ekliyorsunuz. Bu, umut verici bir biçimde, bu egzersizlerin ne kadar önemli olduğunu anlamanıza ve sonuçların sadece yükseliş yolunuza yardımcı olmayacağını, aynı zamanda tüm insanlığa ve Dünyaya da yardımcı olacağını anlamanıza yardımcı olacak. Birçoğunuz fiziksel gövdenizde insan olarak içerebileceğiniz maksimum Yaratıcı ışığı getirmeye söz verdiniz ve kabul ettiniz; ve sevgi dolu niyetinizle bu Işığı herkesin en yüksek hayrına paylaşıyorsunuz. Neden size ‘Işığın Koruyucuları’ dediğimizi şimdi görüyor musunuz? Sevgililer, bunlar Dünyanızda ve güneş sisteminizde muazzam değişim zamanlarıdır ve her biriniz bunun farkında olun veya olmayın hızlanmış bir inisiyasyon sürecinin ortasındasınız. Ya kolaylıkla ve inayetle ileriye ilerleyebilirsiniz ya da kaosun ve alt boyutların ıstırabına derinliklerine düşebilirsiniz. Hatırlayın, kıtlık ve sınırlamalara inanmaya başladığınız an, yaşam deneyiminizde o sınırlamaları deneyimlemeye başladığınız andır. Seçim sizindir, çünkü realitenizin yaratıcısı sizsiniz. Önünüzdeki zorlukların ve fırsatların hayal edebileceğiniz herhangi bir şeyin ötesinde ödüller getireceğini bilin ve yıldızlara ulaşırken rahatlık bölgenizden dışarı çıkmaktan korkmayın. Gerçek mutluluğun dünyasal planda bir armağan olmadığını öğrenmelisiniz; o kazanılmalıdır ve kendine – değer vermenin içsel duygusu olmadan elde edilemez. Tüm illüzyonlar, çarpıtmalar ve yanlış kavramlar kademeli olarak temizlenirken, gerçek Benliğinizi bulma sürecindesiniz. Ancak, olmayı dilediğiniz insan olmaya çabalarken, şu anda olduğunuz insanı sevmeli ve saygı duymalısınız. Birçoğunuz gerçek ve doğru seçimlerin gücünün farkına varıyor. Parıldayan Işık pelerininizi kabul edin, çünkü bunu kazandınız. Kendi yolunuzu izleyin ve etrafınızdakilerden farklı olmaktan korkmayın. Bazen yalnız hissettiğinizi biliyoruz, ama asla yalnız değilsiniz. Bizi çağırın, her olası şekilde size rehberlik ederiz ve yardımcı oluruz. Gözüpek ve sebatkar olun, benim cesur Işık Taşıyıcılarım. Her zaman sizinle olduğumu ve çok sevildiğinizi bilin. BEN Başmelek Mikail’im. ** Ronna Herman vasıtası ile aktarılmıştır * STAR*QUEST* Phone/Fax:775-856-3654 E-mail:RonnaStar@earthlink.net * *Web Site: www.RonnaStar.com ** TERAZİ ve AKREP BURÇLARI İÇİN SPİRİTÜEL ASTROLOJİK

89


OKUMALAR** TERAZİ Yaşamın tartılarını dengelemeyi sembolize eden Güneş Burcu Terazi’de doğmayı seçtiniz. Bu burç, bir karar vermeden önce size bir durumun tüm pozitif ve negatif yanlarını araştırma büyük arzusunu verir. Terazi’nin yöneticisi sevgi ve uyumun gezegeni Venüs’tür. Terazi kişiliğini tanımlamanın anahtar cümlesi DENGELİYORUM’dur ve temel doğanız diplomat veya arabulucudur. Terazi bir Hava veya zihinsel bir burçtur ve zihinsel ve duygusal doğanızı dengelemeyi arıyorsunuz, çünkü duygusal bedeniniz birçok geçmiş yaşamda varoluşunuza oldukça hakim oldu. Terazi’nin pozitif niteliklerini kullanmak daha diplomatik, işbirlikçi, yardımcı ve idealist olmanıza yardımcı olur. Ayrıca Terazi’nin enerjileri aklınıza ve iletişimlere odaklanmanıza yardım eder. Hayallerinizi ve ideallerinizi tezahür ettirmek için daha dışa dönük ve sosyal olmaya ve yaşamınızın kontrolünü ele almaya çabalıyorsunuz; ama ayrıca İçsel Benliğinize uyumlanmayı öğrenirken yalnız olmaya ve kendi düşünceleriniz ile rahat olmaya gereksinim duyduğunuz zamanlar olduğunu öğrenmelisiniz. Güçlü bir Terazi etkisi olanlar, romantik ve duygusal doğaları nedeniyle, sıkça “aşka aşık olma” eğilimindedirler. Öncelikle, kendinizi sevgi ve kendine – değer verme duygusu ile doldurun, sonra bu sevgiyi başkaları ile paylaşabilirsiniz ve sevginin yüksek titreşimlerini geri alırsınız. Kararsız, başkalarına çok bağımlı olmaya karşı korunmalısınız. Hayal ettiğiniz şeyi elde etmek veya olmak için rahatlık bölgenizden dışarı çıkma derin korkusunu yenmek için gayret etmelisiniz. Arzu ettiğiniz herhangi bir şeyi yapabileceğinizi veya olabileceğinizi size söylüyoruz, sevgililer. Gelecek vizyonunuzu yazın ve vizyonunuzun meyve vermeye başlaması için gerekli olan adımları atmaya başlayın. Yolculuğa başlayın, sevgililer ve yolu sizden önce açacağız ve size yolu göstereceğiz. AKREP Bu yaşamda Güneş Burcu Akrebin etkisinde doğmayı seçtiniz, çünkü en büyük arzunuz Varlığınızın tüm fasetlerini uyuma geri getirmektir. Akrep enerjisel Mars ve yoğun arzuların gezegeni Pluto tarafından yönetilir. Bir su burcudur ve su elementi size güçlü, derine yerleşmiş hisler ve kuvvetli bir amaç hissi ile güçlü bir duygusal doğa verir. Akrep, bu burcun alt doğasını veya enerjilerini yansıtan akrep ile büyük ölçüde farklı bir burçtur, bu enerjilerle birileri kızgın olduğunda kurnazlık yapabilir ve sağa sola saldırabilir. Bir Kartal gibi hızla uçma potansiyeline sahipsiniz, fiziksel dünyanın yukarılarına yükselme yeteneğiyle görkemli ve güçlü. Bu burcun anahtar cümlesi ARZULUYORUM ve anahtar sözcüğü DAYANIKLILIK’tır. Eğer bu burcun pozitif enerjilerini çekerseniz, cesaretli, becerikli, etkili ve sezgisel olmanıza yardımcı olur. Ancak, inatçı, küskün/gücenik olmaya veya tahakküm edici olmaya karşı korunmalısınız. Akrep ayrıca en güçlü burçlardan biridir, çünkü hayallerinizi gerçekleştirmek için güçlü bir irade ve azim verir. Sevdikleriniz için aşırı kendini – kurban etme yeteneğine sahipsiniz, ama gereksinimlerinizin karşılanmasını hak ettiğinizi de hatırlamalısınız. Bu nedenle, kendinizden çok fazla vermemek için, sınırlar koymayı ve ilişkilerinizde alma ve vermenin dengesini bulmayı öğrenmelisiniz. www.ronnastar.com (ÇEVİRİ: Saffet)

90


MESSAGES FROM ARCHANGEL MICHAEL * LM-9-2008TRANSMITTED THROUGH RONNA HERMAN SOUL BREATHING * THE BREATH OF LIFE Beloved Masters, it is important that you understand that Spirit is all pervading. It is found in all elements and can be reduced to one primal element called Adamantine particles, which is the energy of all Creation emanating from the Heart Core of the Supreme Creator. Adamantine particles are an intelligent force which is aware of Itself, for it bears the consciousness of its Source. Therefore, it is called the Spirit which flows out into this universe via our Father/Mother God and it is the DIAMOND RAY FLAME sent forth from the Supreme Creator. A Spark of this blessed gift resides within your Sacred Heart and is called your Diamond Core God Cell. Remember, as we have told you, the half-spectrum Light that is available to humanity-at-large is neutral and can be re-qualified. In other words, it can be used in a positive or a negative way. As you journeyed further and further away from your God Self, the column of Light that connected you to your Source was stretched to the maximum, until it became a thin Silver Cord instead of a brilliant Light column the width of the crown of your head. You are now reversing that process, beloveds. As your vibrational frequencies are raised and you return to a harmonious level of resonance, your Silver Cord of Light begins to expand until it will be, once again, the width of the crown of your head. In paintings, the halos you see around the ascended masters and saints are representative of the glowing crown chakras that are visible to those with inner sight. Those who exist in the illusion of the third and lower fourth dimensions receive only a small stream of Living Light from our Father /Mother God via their Higher Self. The Breath of Life is restricted, and only a minimal amount of primal life force energy is available to them. You might say they are on a ‘starvation diet’ for they are not receiving all the ‘Light nutrients’ they need to function as an ‘empowered Spiritual/human Being.’ The air the masses breathe at this level of existence is only oxygen; however, as you gain access to the higher dimensions, you also tap into the Living Light called Adamantine particles or Prana. For you see, when you are resonating with the more refined levels of consciousness, the air is filled with the Elixir of Life, and through dedication and intention, you prepare yourselves to become vessels for the Living Light. This Christed Light cannot be re-qualified, it can only be used for the greatest good, for it must be activated by your pure, loving intent. Otherwise it remains dormant. CONSCIOUS BREATHING WITH PURE INTENTION COULD BE CALLED SOUL BREATHING, and once you have connected to the Stream of Life/Light via the Cities of Light, the Infinity Breath exercise and Binary Sequencing, you will have a never-ending supply of Diamond Ray Life/Light flowing into you and through you. That is when you and your world will be forever changed, and the illusion of the third/fourth dimensions will slowly fade into the background. You will become immune to the negativity swirling around you as you become a living, radiant Sentinel of Light. Many of you ask: "How can we connect with our guardian angel, the Masters and the angelic forces?" We say to you, ‘turn within and move your consciousness into the sanctuary of your Sacred Heart.’ The silence within the Still Point is a place of unlimited power. Concentrated power plus focused intention results in perfect, conscious union with the ALL THAT IS. Thus

91


the saying: ‘Be Still and know that I am God.’ Our Father/Mother God speak to you through the still small voice from within. Your vaster Self in Spirit form is always trying to nudge you in the right direction. The nudgings via inspiration and subtle, positive occurrences increase as you begin to listen and take positive action for the greatest good. The motivating forces of the universe are silent, but powerful. The universe is teeming with the Elixir of Life just waiting for you to claim your Divine Birthright. When you accept the fact that a sense of self-worth must come from within, you will stop seeking validation from others and outside yourself. No matter how many riches you accumulate, or how many accomplishments you have to your credit, if you do not have a deep-seated connection with your inner Spark of Divinity, you will forever be seeking approval. At the center of your soul is the Sacred Heart and in the center of your Sacred Heart is your Diamond Core God Cell. The Sacred Heart and Sacred Mind connect you to your higher intelligence and create infinite awareness. Many of you have also asked: "What is the purpose of the Binary Sequencing exercise?" We have endeavored over the past few months to help you understand that your return pathway home was established aeons ago. The purpose of the Binary Sequencing exercise via the Infinity Breath is to open those refined pathways, and to reestablish your connection with the higher dimensional planes of existence. As you, the Sentinels of Light, integrate more and more of the higher refined frequencies from the Cities of Light into your physical vessels and radiate them out into the world, the process of reconnecting with the higher realms begins where you will, once again, have access to the full spectrum Light which contains the Prana /Adamantine particles of Eternal Life. Remember, in our past explanation to you, we stated, ‘By performing the Binary Sequencing exercise, you will reach all the way up to and connect with the Eighth Dimension, the Infinity / Prosperity gateway, and also the ninth- dimensional angelic gateway.’ This is the highest level that is available to humanity during this particular round of ascension. Via your intention, by breathing the Infinity Breath and saying each number while you pause during the Still Point moment, you are opening the circuits (so to speak) to each dimensional level from the first to the ninth: 2 * 4 * 8 * 16 * 32 * 64 * 128 * 256 * 512 Dimensional Pathway opened: 1st 2nd 3rd 4th 5th 6th 7th 8th 9th Those of you who have returned to an acceptable level of duality within the broad spectrum of Light and shadow have already cleared and opened the refined channels for the first through the higher-fourth dimensions, and are in the process of clearing the pathway into the higher fifth-dimensional levels. Some of you are now accessing some of the Light frequencies from the sixth dimension via the City of Light in your area, and adding those components to your "Energetic formula of Light." Hopefully, this will help you to understand how important these exercises are and how the results will not only help you on your path of ascension, but will assist all humanity and the Earth as well. Many of you have promised and agreed to bring forth the maximum Creator Light that you can humanly contain within your physical vessel, and through your loving intent, you are sharing this Light for the greatest good of all. Do you see now why we are calling you ‘Sentinels of Light?’ Beloveds, these are times of monumental change throughout the Earth and your solar system, and each of you is in the midst of an accelerated initiation process whether or not you acknowledge it. You can either move forward with ease and grace or fall deeper into the chaos and suffering of the lower dimensions. Remember, the moment you begin to believe in

92


scarcity and limitation, that is the moment you begin to experience those limitations in your life’s experience. The choice is yours, for you are the creator of your reality. Know that the challenges and opportunities before you will bring rewards beyond anything you can imagine, and so do not be afraid to step out of your comfort zone as you reach for the stars. You must learn that true happiness is not a gift on the earthly plane; it must be earned and is unattainable without an inner sense of self-worth. You are in the process of finding your true Self, as all the illusions, distortions and misconceptions are gradually cleared away. However, you must love and honor the person you are at the present while you are striving to become the person you wish to be. Many of you are becoming aware of the power of truth and right choices. Accept your cloak of radiant Light, for you have earned it. Follow your own path and do not fear being different from those around you. We know you feel lonely at times, but you are never alone. Call on us and we will guide and assist you in every way possible. Be bold and steadfast, my brave Bearers of Light. Know that I am with you always and you are dearly loved. I AM Archangel Michael **Transmitted through Ronna Herman * STAR*QUEST* Phone/Fax:775-856-3654 E-mail:RonnaStar@earthlink.net * *Web Site: www.RonnaStar.com

**HERE ARE THE SPIRITUAL ASTROLOGICAL READINGS FOR LIBRA AND SCORPIO**

LIBRA You chose to be born under the Sun Sign Libra which symbolizes balancing the scales of life. This sign gives you a great desire to investigate all the positive and negative aspects of a situation before you make a decision. Libra’s ruler is Venus, the planet of love and harmony. The key phrase to describe a Libra personality is I BALANCE, and your basic nature is that of a diplomat or moderator. Libra is an Air or mental sign, and so you are seeking to balance your mental and emotional nature, for your emotional body has somewhat dominated your existence in several past lifetimes. Using the positive qualities of Libra will assist you to become more diplomatic, cooperative, helpful and idealistic. The energies of Libra will also help you to focus on your intellect and also on communications. You are striving to be more outgoing or sociable, and to take control of your life in order to manifest your dreams and ideals; but you must also learn that there are times when you need to be alone, and to become comfortable with your own thoughts as you learn to attune to your Inner Self. Those with a strong Libra influence often have a tendency to be "in love with love," because of their romantic and sentimental natures. First, fill yourself with love and a sense of self-worth, and then you can share that love with others, and receive the higher vibrations of love in return. You must guard against being indecisive, too dependent on others. You must strive to overcome a deep-seated fear of stepping out of your comfort zone in order to attain or become that which you dream of, but do not dare to hope for. We tell you that you can do or become anything you desire, beloved one. Script your vision of the future, and begin to take the steps necessary to bring your vision to fruition. Begin the journey, beloved, and we will open the path before you and show you the way.

93


SCORPIO You chose to be born under the influence of the Sun Sign Scorpio for this lifetime because your greatest desire is to bring all the facets of your Being back into harmony. Scorpio is ruled by energetic Mars and the planet of intense desires, Pluto. It is a water sign, and the element of water gives you a strong emotional nature with powerful, deep-seated feelings, and a strong sense of purpose. Scorpio is a greatly diverse sign with a Scorpion depicting the lower nature or energies of that sign, whereby someone might be cunning and strike out when angry. You have the potential to soar like an Eagle, majestic and powerful with the ability to rise above the physical world. The key phrase for this sign is I DESIRE, and the keyword is FORTITUDE. If you draw on the positive energies of this sign it will help you to be courageous, resourceful, efficient and intuitive. However, you must guard against stubbornness, being resentful or possessive. Scorpio is also one of the most powerful signs because it gives you a strong will and determination to accomplish your dreams. You are capable of extreme self-sacrifice for those you love, but you must remember you also deserve to have your needs met. Therefore, you must learn to set boundaries and seek a balance of give and take in your relationships so that you do not give too much of yourself away. ******************* Dearest friends, I wish to clear up a couple of misconceptions that have occurred over the past few months. First of all, when I spoke at the KRYON Light Conference in Sedona in June, I announced that I would not be traveling as much as I have for the past fifteen years; however, I would be holding several seminars each year in my hometown, Reno, Nevada. AA Michael has asked me to spend more time "in sanctuary" so that I can attune to the highest dimensional frequencies possible in order to bring forth the incredible "cosmic teachings" that are so vital during these times of accelerated transformation /ascension. I AM NOT RETIRING. My contract with Beloved Michael is that I will stay on this planet as long as I can be useful and fulfill my universal mission. I will continue to bring forth the monthly messages, and I will also hold the monthly Ask Archangel Michael Tele-webcast on the third Saturday of every month. People from around the world are tuning in, and it is so wonderful to connect with our soul family in this way. My heart sings as I share AA Michael’s wonderful messages and information, for I can feel the excitement and gratitude from all my dear friends as we join together in our Pyramid of Light. I will be publishing AA Michael’s fifth book of messages sometime early next year, REVEALED TRUTHS FOR ASCENDING HUMANITY, and I have several other projects on the "back burner," until I can get to them. Even though I am moving into my eighth decade of life this time around, my health and vitality are excellent, and I still have much to accomplish and experience. I am so blessed and privileged to be one of AA Michael’s messengers and my connection with you, my soul family around the world, grows stronger with each passing year. My deepest love and angel blessings to each of you, Ronna

** There has also been some confusion about the monthly messages. Nothing has changed with our paid subscriptions: As in the past, we will continue to send out the hard copies of monthly message via US mail to our paid subscribers around the world. We have not raised our fees in ten years even though we have had several postage rate increases. Paid Subs: $25 USA * $28 Canada and Mexico and $36 overseas.

94


However, beginning October 1, Randy Monk will be sending out the monthly message via the internet and anyone who wishes to receive them free of charge via Email can do so. PLEASE GO TO: www.AskArchangelMichael.com * CLICK ON THE "JOIN US" PAGE, COMPLETE THE FORM AND CLICK ON THE "SUBMIT" BUTTON. BY DOING THIS YOU WILL CONTINUE TO RECEIVE THE MONTHLY MESSAGES AND YOU WILL ALSO BE NOTIFIED OF THE ASK ARCHANGEL MICHAEL TELECASTS. MARK YOUR CALENDARS * ASK ARCHANGEL MICHAEL TELECASTS * SEPT. 20 & OCT. 18 * Please join Archangel Michael / Ronna Herman, and Randy Monk as the moderator, for a free, live, one hour Tele-WebCast on every third Saturday of the month at 11 AM Pacific Daylight Time. You may access this live event via your telephone or via webcast, it is your choice. You can ask a question and find the event access information at: www.AskArchangelMichael.com CINDY CRUESS, MY ASSISTANT, HAS DEVELOPED SEVERAL NEW ITEMS WHICH WE ARE VERY EXCITED ABOUT: A 4" x 4" BEVELED GLASS PROSPERITY BOX WITH EITHER A SWAROVSKI CRYSTAL INFINITY SIGN OR A PYRAMID ON THE LID. YOU MAY CHOOSE EITHER BLUE GLASS OR CLEAR BEVELED GLASS FOR YOUR INFINITY SIGN BOX OR PYRAMID BOX. SHE HAS ALSO CREATED A 4" x 4" WHITE, IRIDESCENT GLASS BOX WITH THE VIOLET FLAME ON THE LID. EACH BOX IS $60 PLUS SHIPPING AND HANDLING. PICTURES OF THE BOXES WILL SOON BE ON OUR WEBSITE. AT LAST, WHAT YOU HAVE BEEN ASKING FOR: BECOMING AN ALPHA MASTER * RANDY MONK in partnership with AA MICHAEL / RONNA HERMAN * A SET OF 6 CD’S WITH THE LATEST TEACHINGS FROM ARCHANGEL MICHAEL * $111 * S&H $11 USA * $12 Canada and Mexico * $13 International. ** ALL THE MEDITATIONS, EXERCISES AND INFORMATION PRESENTED IN THE BECOMING AN ALPHA MASTER CD PROGRAM ARE TAKEN FROM AA MICHAEL’S/RONNA HERMAN’S BOOKS, SCRIPTING YOUR DESTINY and REVEALED TRUTHS * The set of CD’s and all of AA Michael’s books of wisdom teachings may be purchased on Ronna’s website: www.RonnaStar.com http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8079

95


There are no accidents... •

Posted by David Dogan Beyo on September 6, 2008 at 6:30am

There are no accidents... there is only some purpose that we haven't yet understood. Deepak Chopra

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8138

96


ALTIN YOL - GERÇEĞE DOĞRU / 9, 10, 11, 12. bölümler •

Posted by Nilambara dd on September 7, 2008 at 1:54am

Altın Yol - Gerçeğe Doğru / 9 Sevgili dostlar, sizlerle yeni bir sürece geçtik ve artık mesajlarımız çok daha direkt ve net olacak ve bilmelisiniz ki bu mesajlar sizlere özel ve bilinmesi gerekli mesajlar. Buradan gördüğümüz kadarı ile sizler hala tam olarak zamanın hızlı akışına ayak uydurmakta sıkıntı çekmektesiniz. Bilin ki zaman hızla akıyor ve siz bu akışla birlikte akabilmek için biraz daha hızlı olmalısınız ve zamanı yakalamak için bundan sonra çok daha hızlı hareket etmeliyiz. Sevgili dostlar, ellerinizdeki gücün farkındasınız ve bu gücü nasıl kullanacağınızı biliyorsunuz ancak kullanmayı ihmal etmektesiniz. Daha fazla konsantre olmalı daha fazla farkında olmalı ve daha fazla dikkatinizi vermelisiniz. Ellerinizdeki güç hergeçengün değerini arttırmakta ve sizler bu güç ile neler yapabileceğinizi biliyorsunuz, yaşamlarınıza getireceğiniz bol aydınlık ve sevgi dolu coşkulu neşeniz ile sadece sizlerin değil tüm çevrenizin yaşamları renklenecek ve dönemin en büyük kazancı olan bolluk ve bereket enerjileri daha da çok beslenecek. Tek yapmanız gereken inancınızı koruyarak imajinasyonunuzu güçlendirmek ancak unutmayın ki bu imajinasyon sadece kendiniz için olmamalı. Tüm evrenle birlikte düşünebilmeli ve birlikte hareket edebilmelisiniz. Yapmanız gereken, tam anlamı ile bütünü imajine etmek ve o bütün içindeki bolluk ve bereketin hesapsızca ve esirgemeden ve eşit olarak paylaşımını “isteyerek” imajine edebilmeniz. Çok uzun zamandır biliyorsunuz ki hiçbirşeyi önce vermeden alamazsınız. Sevgi istiyorsanız önce sevgi vermelisiniz... Önce vermelisiniz alabilmek için... ve bugünlerde yapmanız gereken, evrensel bolluk ve bereketi tüm için, bütünün tüm parçaları için eşit olarak talep edebilmek ve paylaşabilmek... paylaşabilmeyi başardığınız anda, realiteniz olacak gelişmelerin sürprizlerini beklemelisiniz... Yaşamın içinde bireysellikten bütünselliğe geçiş yapabildiniz ve biliyorsunuz kendiniz için yaptığınız her olumlu gelişme tüm dünyanızı ve tüm evreni beslemekte. Ancak henüz bu bolluk ve bereketin içinde bireysellikten bütünselliğe geçemediniz, biliyorsunuz ki bu dönemin en büyük realitesi bolluk ve bereket ancak bunu beklerken öncelikle kendi ihtiyaçlarınıza odaklanmakta ve kendi ihtiyaçlarınızı karşılayacak beklenti içinde olmaktasınız. Lütfen daha büyük düşünün. Kendinizden vazgeçin. Burada yapmanız gereken sadece kendi ihtiyaçlarınıza odaklanmak değil, tüm dünyanın tüm evrenin ihtiyaçlarına odaklanmalısınız... Bu odaklanma ile vermeye başladığınızı farkedebiliyormusunuz. Vermeye, paylaşmaya başladığınız andan itibaren de almaya başlıyorsunuz. Aldıklarınız ise sadece sizin değil tümün ihtiyaçlarını karşılayabilecek olan... Sadece sevgi ve paylaşım duygularınız ile “eşit bir paylaşım içinde bolluk ve bereket ile kuşandığınızı” hayal etmeniz bile realiteniz olması için yeterli. * Sevgili dostlar, bizler sizlerle bu süreç içinde pekçok özel ve gerekli sırları paylaşmak istiyoruz ve bilin ki bu sırlar aslında sır olmayıp bilinen, hep bildiğiniz ancak çok da 97


önemsemeyip yüceliğini farkedemediğiniz, algılayamadığınız ufak ama çok derin bilgiler. Lütfen bu süreç içinde bu sürecin getirdiği rüzgarlardan daha fazla yararalanabilmek için daha fazla “zamanın akışı”na uymaya çalışın ve yapmanız gerekenleri gecikmeden ve olması gerektiği gibi yapın ve bekleyin. Bekleyin ki göreceklerinizin muhteşem güzelliğine kadar gözleriniz yorulmadan sevgi saçmaya devam etsin. Sevginiz, inancınız, güveniniz daim olsun ve bu aydınlığın içinde yollarınızın aydınlığının bütünün parçaları olduğunu unutmayın, sizlerin yolları ne kadar parlar ve aydınlanırsa bütünün aydınlığı da o kadar parlak olacaktır. * Sizleri sevgi ile kutsuyor ve güveniniz, inancınız için çok teşekkür ediyoruz. Sevgili dostlar, en kısa zamanda tekrar görüşmek üzere zamanın akışında olmanız dileklerimiz ile... 01.09.08 Aktaran: Nilambara dd

Altın Yol - Gerçeğe Doğru / 10 Sevgili dostlar, bugün burada ve bu dünyada bu evrende çok önemli gelişmeler yaşanmakta. Yaşananlar pekçoğunuzun farkında olduğu, hissettiği ve derin mutluluk, huzur içinde izlediği değişimler. Ancak pekçok kimse henüz yaşamın içinden derin gerçekliğe bakmamakta devam ettiğinden, halen yaşamın yüzeysel vizyonu içinde kaldığından değişimin huzurunu henüz hissedemiyor. Bilmelisiniz ki, gözleriniz yaşadığınız her ana ve herkese sevgi akıtırken aynı zamanda derinlere de inmeli, derinleri de görmeli. Yaşadığınız vizyonun içinden henüz çıkmanız mümkün değil ancak bu vizyonu yaşarken gözleriniz derin bir meditasyon ile vizyonun ardını algılayabilir. Sizler bu güce sahipsiniz. Yapmanız gereken tekşey, yaşamınız devam ederken içinden derinlere akabilmek, derinleri görebilmek. Bedeniniz bu vizyonun içinde iken ruhunuz vizyonun ardındaki gerçeği görebilmeli ve bu gerçeği yaşamalı. Sevgili dostlar, aşk ile yaşadığınız her an, coşku ile yaşadığınız heran sizleri bu vizyonun içinden derinlere taşır ve unutulmazlar arasında yer alır. Bilmelisiniz ki heranınıza kattığınız aşk ve coşku ile geleceğinizi oluşturursunuz. Size değer katan, enerjinizi yükselten, ışığınızı parlatan, kanatlarınızı büyüten ve sizi yukarı daha da yukarı taşıyan bu aşkınız ve coşkunuzdur. Ellerinizde olan gücü kullanın ve bu vizyonun ardındaki gerçeği coşku ile aşk ile karşılayın. Sizlere sunulan bu güzel günlerin muhteşem mucizevi enerjilerini, hergün yenilenen hergün coşan enerjilerini hissedin ve içselleştirin. Hergeçengün yaşadıklarınız bir öncekinden daha fazla taşımakta sizi geleceğin muhteşem güzelliklerine. Yapmanız gereken her sabah yeni bir mucizeye uyandığınızın farkında olmak. Her sabah her yeni gün mucizevi ışıkları ile ışığınızı parlatmakta, yolunuzu aydınlatmakta. Attığınız her yeni adım sizleri bu mucizevi ışıkların içinden taşımakta. Lütfen anların mucizevi ışığının farkında olun ve

98


yaşadığınız bu mucizevi günlerin değerini bilerek minnettar olun. Bu dönemi yaşıyor ve yaşarken farkında oluyor olmak sizlere verilen büyük ödüllerden sadece başlangıçta olanı ve henüzçok ufak olanı. Gelecek ödüller tahmin edemeyeceğiniz güzelliklere sahip. Bizler, sizlerin bu coşkuyu ve aşkı taşırken yaşadığınız parlaklıkla, gözlerimiz kamaşarak izliyoruz sizleri ve bu değişimi kabullenişteki ve yaşayıştaki asaletiniz, zerafetiniz ile bizleri şaşırtıyor ve mutlu ediyorsunuz. Değişimin getirdiği endişe ve güvensizlikleri çok rahatlıkla, kolaylıkla güvene ve coşkuya çevirdiniz. Bu bizleri çok mutlu etmekte ve sizlerle birlikte ilerlemenin derin keyfini yaşamaktayız. Yapmanız gereken, yaşadığınız her anın içindeki mucizeleri de farkederek, anlayarak ve kabullenerek yaşamanız. Sevgili dostlar, bugüzel günlerin büyük parlaklığı içinde, lütfen yaşadığınız her değişimin bütünselliğe geçişinizin ödülü olduğunu unutmayın. Lütfen bireysellikten bütünselliğe geçtiğiniz bu mucizevi günlerin ödüllerini hissederken, tüm çevreniz dünyanız ve evren ile paylaşmayı ve bu coşkuyu yüreğinizin derinlerinde hissetmeyi unutmayın. Bizler sizlerin bu paylaşım coşkunuzu takdirle ve mutlulukla izliyoruz. Biliyorsunuz ki paylaştıkça çoğalmaktasınız ve bu paylaşımın, ancak hislerinizi yoğun bir sevgi ile yürekten beslemek ile ve bu coşkuyu bireysel olarak değil bütünsel olarak hissetmekle yaşarsınız. Hissettiğiniz, farkına vardığınız her yeni mucizevi anda bireysel değil bütünsel olmayı unutmayın lütfen. Sevgili dostlar, artık ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiğini biliyor ve bunu uyguluyorsunuz, unutmayın ki ne kadar çok farkında olur ve ne kadar çok uygularsanız o kadar hazır olursunuz büyük değişim günlerine. Büyük değişim günlerinde yaşayacaklarınız ise coşkunun en ulu ve sevginin en derin olduğu bir uçuş olacak ve ışıklarınız göz kamaştıracak. Sizlere sevgi ile ve dostluk ile teşekkür ediyor ve yolunuzun aydınlığının daim olmasını diliyoruz. 03.09.08 Aktaran: Nilambara dd

Altın Yol - Gerçeğe Doğru / 11 Sevgili dostlar, beklemek ve beklenenleri karşılamak sabır gerektirir ve sizler bu sabrı uzun zamandır göstermektesiniz. Ancak, sabırlı bekleyişlerinizin artık sonlarına yaklaşmaktasınız. Beklenen süreç ve bekleneni karşılamak süreci daima umut doludur ve bu mucizevi günlerin kattığı derin sevgi ile umutlarınız daha da güçlenmekte ve neşe ile beslenmekte. Bilin ki karşılama anı sonsuz bir mucizevi güzellik içinde olacaktır. Ancak biraz daha sabırlı olmalı ve

99


sürecin tamamlanmasını bugüne kadar olduğu gibi yine aynı zerafetle beklemelisiniz. Kolaylıkla aşacağınızdan emin olabilirsiniz bu süreci, zerafetiniz ne kadar gerçek olursa yolunuz da o kadar kolaylıkla açılacaktır. Sevgili dostlar, ellerinizin gücü sürekli artıyor ve her yeni gün ile yeni güçler kazanıyorsunuz demiştik. Bu kazanımlar ile eskiye olan bağlarınız, alışkanlıklarınız da rahatlıkla aşılabilecek düzeye geldi. İstediğiniz an, karar verdiğiniz an her türlü bağımlılık ve bağlılıklarınızdan rahatlıkla kurtulabilecek güce sahipsiniz artık, yeter ki yürekten isteyin, talep edin ve gerçekleşmesini izleyin. Biliyorsunuz ki, yürekten inançla niyet ettiğiniz herşeyi sizlere sunmaya hazır bir evren ile kuşatıldınız. Bu muhteşem oluşumun içinde bireysellikten bütünselliğe geçmek ile bu muhteşem gücün bir parçası olarak kendi ölçüleriniz içinde aynı güce sahipsiniz. Yapmanız gereken sadece yürekten niyet etmek... Sadece talep etmek yeterli değil; talep edin ancak derin sevgi ile niyet ederek talep edin ve lütfen bekleyin, izleyin mucizevi gelişmeleri, inanılmaz sonuçları izleyin. Ancak unutmayın ki bu sürecin gerçekleşme gücü, bu süreç içindeki gerçek sevgi ve inancınızın gücü ile paraleldir. Sevginiz, inacınız, güveniniz ve tabii ki neşeli duruşunuz ne kadar gerçek ise niyetlerinizin gerçekleşme süreci de o kadar gerçek ve doğru olacaktır. Herne olursa olsun daima sevginiz, inancınız, güveniniz, neşeniz tam olsun diye sürekli tekrarlamamızın nedenlerini anlamaktasınız artık ve sıkılmadan tekrarlamalarımıza sıkılmadan karşılık vermeniz, sabırla izlemeniz bizleri çok sevindirmekte ve bizlerin gücünü beslemekte. Sizler beslendikçe bizler de beslenmekte ve yapabileceklerimizi gerçekleştirebilmekteyiz. Bilmelisiniz ki sizler istemedikçe, talep etmedikçe bizler herşeyi yapabilecekken yapamamaktayız. Sizlerin inancını sevgi ve neşe ile beslemesi, güveni bizlerin de yolunu açmakta ve yapabileceklerimiz yapılabilir olmakta. Bunu çok uzun zaman bekledik. Çok uzun zaman biz de istemenizi talep etmenizi bekledik ve artık biliyor ve uyguluyorsunuz. Bizlerden istiyorsunuz ve isteklerinizin sevgi, inanç, neşe ve güven dolu gücü bizlerin de gerçekleştirme gücünü belirliyor.. Sevgili dostlar, bizler sizlerle birlikte bu yolda her geçen gün daha da güçlenerek hep birlikte ilerliyor ve çok önemli süreçler aşıyoruz. Bu süreçleri başarı ile aştığımızı bilmelisiniz, sizlerin bu gücü ve inancı bu sürecin başarısını arttırmakta ve hızla akan zamanın içinde zaman zaman arkada da kalsanız, geç te kalsanız sizlerin inançla bu boşluğu hızla kapatarak akışı yakalamanızı görmek bizleri mutlu ediyor. Bizler sizlerle daima yeni yollarda yeni süreçlerde birlikte olacağız. Yine söylüyoruz ki lütfen inancınızı ve sevginizi beslemeye devam edin ve güçlü duruşunuzu koruyun. Sevgili dostlar, buralarda geçen zamanlar bizlerle sizleri çok yakınlaştırdı, sizler henüz bunun çok farkında değilsiniz, henüz bizim kadar net göremiyorsunuz ancak birlikte göreceğimiz zamanlarda gelecek ve o zaman geçmişe baktığınızda şu anda durduğunuz yerde aslında birlikte durduğumuzu göreceksiniz ve bu sizleri şaşırtacak, farketmemiş olmak sizleri şaşırtsa da bilmelisiniz ki bizler daima, sizler için sizlerin durduğu noktadayız. Sizler yerinizi değiştirdikçe bizler de sizlerle yer değiştirmekteyiz, sabırla sizleri beklemekte ve sizlere ayak uydurmaktayız. Sizleri ileride de bekleyebiliriz yolunuzu aydınlatarak, ancak bu sizi yorar, yorulmadan kolaylıkla ilerlemeniz için daima yanınızdayız. Lütfen inançla yürümeye devam edin. Adımlarınızdaki güç, sevgi, inanç,güven ve neşe daim olsun sevgili dostlar. 04.09.08 Aktaran: Nilambara dd

100


Altın Yol - Gerçeğe Doğru / 12 Sevgili dostlar, geçen zaman içinde ve zamanın hızla akışı içinde birlikte hareket etmekle kazanımlarımızın ne çok olduğunu ancak zamanı geldiğinde görecek ve şaşıracaksınız. Ancak şimdi bunu anlamaya çalışmakla vakit kaybetmemelisiniz. Yapmanız gereken, zamanın akışı içinde güvenli ve sevgi dolu duruşunuzu koruyarak izlemek ve idrak etmek. Nasıl olduğu önemli değil demiştik size önceleri, ne olduğu ve ne aldığınız, ne idrak ettiğiniz önemli demiştik. Şimdi gördüğünüz gibi değişim hızla sürerken ve siz bu değişime ayak uydurarak güvenle ilerlerken, anlamakta ve anlamlandırmaktasınız olanları. Sorgulamalar ile vakit kaybetmek ise eski enerjilerden kalan ve sizi bağlayan prangalardır. Sadece yüreğinizin derinlerinden gelen sevginizi beslemeniz, açığa çıkarmanız ve serbest bırakmanız ile değişime ayak uydurmanız yeterli. Zaman sizleri olması gereken yere olması gerektiği gibi taşımakta zaten. Sevgili dostlar, sizlerle yaptığımız bu yolculukta pekçok şeyi daha yeni yeni anlamlandırsanız da bu sürece çok güzel, olması gerektiği gibi uyum sağladınız. Uyum sağlayamayanlar, hala eski enerjilere saplanıp kalanlar için üzülmemelisiniz, onları değiştirmek için, uyandırmak için vakit harcamamalısınız. Yapmanız gereken kendi yolunuzda ilerlemeye devam etmek. Daha önceleri de söyledik, hatırlayın, siz yolunuzda ilerledikçe ve ışığınız güçlendikçe, kanatlarınız büyüdükçe ve yolunuz açıldıkça arkanızda kalanların da yolunu açmakta ve aydınlatmaktasınız. Hatırlayın, siz ilerledikçe, yükseldikçe çevrenizi de yükseltmektesiniz,bu anlamda sorumluluğunuz büyük, attığınız her adım yaşadığınız bu dünyanız ve evren için de çok önemli adımlar, sadece kendi yolunuzu yükseltmiyor tüm dünyanıza ve evrene katkıda bulunuyorsunuz. Lütfen, sorumluluğunuzu unutmadan yürümeye devam edin, yanınızdakileri yakınızdakileri uyandırmak için oyalanmayın ya da yürümekten vazgeçip onları beklemekle vakit kaybetmeyin. Siz derin sevginiz, neşeniz ve güveniniz ile yürümeye devam edin ardınıza bakmadan, sonra göreceksiniz ki aslında siz yürür ve yükselirken onlar da farkına varmadan sizle birlikte ilerlemekte ve yükselmekte. Yükseldiğiniz her yeni an pekçok yeni gülen yüzün de yükselmesi demektir. Sizin yüzünüz gülmeye devam ettikçe yükselmeniz de devam etmektedir. Saf ve temiz niyetiniz ile daima ileriye bakarak yürümeye devam edin lütfen, içinizden aşkınız yüzünüzden gülümsemeniz eksilmeden. Sevgili dostlar, geleceğiniz noktanın aydınlığı, ışığı gözlerinizi kamaştırdığında, yapmanız gereken içinizdeki aşkın aydınlığını, ışığını serbest bırakarak tüm çoşkunuz ile gülmeniz ve yeni yaşamınıza kucak açmanız. Bilmelisiniz ki özgürleştiğiniz an yüzünüzde ki gülümsemeyi durduramadığınız ve yüreğinizdeki aşkı dizginleyemediğiniz andır. Bu anı yakaladığınızda zaten arkanızdaki tüm yüzler de sizle birlikte gülüyor ve tüm yürekler de sizle birlikte coşuyor

101


olacaktır. Lütfen, yolunuzda durmadan, oyalanmadan coşkuyla ilerlemeye devam edin. 07.09.08 Aktaran: Nilambara dd http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8208

What’s so Special about Gratitude?... •

Posted by David Dogan Beyo on September 7, 2008 at 1:00am What’s so Special about Gratitude?

We usually think of gratitude as something that our parents taught us as children – to say ‘thank you’ along with ‘please’. And so it became a habit – not thought about much, more of an automatic, rather than a considered response. As a result, we have lost track of just how important and essential having gratitude is. So why is gratitude important? Just for a minute, think of all the things you are grateful for, such as, loving friends, partners and family, pets who love you unconditionally, good health, great holidays you’ve had, as

102


well as everyday items such as a comfortable home, electricity, TV, fridge, and clean water when you turn on the tap. The list, in fact, could go on and on. So how does that make you feel when you think of all these things? Doesn’t it make you feel good? Now focus on events that have made you unhappy or dissatisfied – it’s raining, the car won’t start, a work colleague irritates you, you have a head cold. You start to feel grumpy and resentful, and that is something that certainly does not feel good – in fact it feels bad! So which would you prefer? To feel good? Or to feel bad? It’s a straightforward choice and we have the ability to choose how we feel. But for most of us, it just doesn’t seem as easy as that – isn’t the world out to get us? Well, no, it isn’t actually, it’s just our perception of how things are. Let me give you an example: it’s a wet, rainy day, and immediately most people will start to complain, tell everyone who will listen what a miserable day it is, with the result that they end up feeling miserable themselves. But look at it another way and despite wet clothes and hair, both will dry perfectly well and no lasting harm has been done. And in addition to this, because of rain, we not only live in a green and beautiful landscape, we are able to grow an abundance of fruit and vegetables. There really is no obvious reason for feeling miserable – in fact there is a great deal to be grateful for. It’s all to do with how we perceive things. image We need to alter our perceptions – our view of how the world is and how things affect us. And if we can do that, then we can start to feel gratitude and as a consequence, start to feel good! So here are a few suggestions to help you get started: * It’s important to realise that there is a Law of Gratitude just as there is a Law of Attraction – cause and effect: the more we are grateful, the more we attract to be grateful for. * Make a list of everything you take for granted in your life, and be grateful for them – clean water, electricity, telephones, computers, transport systems, rain, health, clothes, family, friends, work. * Start looking at the good in your life – see what’s right instead of what’s wrong. * Learn to be grateful for mistakes – see them as opportunities to learn and grow. * Smile and say ‘thank you’ to as many people as you can each day – the postman, supermarket cashier, bus driver, the car driver who lets you into the queue of traffic. * Send a ‘thank you’ note to someone who has helped you, even in a small way – make this a

103


habit and your appreciation will grow. * Take a moment to appreciate the world around you – a sunset, a flock of birds, trees, blue skies, and the fact that the sun gets up every morning! * At the end of each day make a gratitude list – a list of all the things that have happened today that have made you smile and cheered you up: write down at least five, but aim for ten.

Realise that the more you concentrate on gratitude and seeing the good in everything, the more you will be surrounded and blessed with wonderful things to be grateful for. Realise what a difference having gratitude can make to your life. That’s why gratitude is so special – use it to feel good! Source: What’s so Special about Gratitude?, article by Linda McGrory. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8235

May you be blessed •

Posted by elif elisabeth on September 7, 2008 at 10:00am May you be blessed with all things good. May your joys, like the stars at night, be too numerous to count. May your victories be more abundant than all the grains of sand on all the beaches on all the oceans in all the world. May lack and struggle only serve to make you stronger and may beauty order and abundance be your constant companions. May every pathway you choose lead to that which is pure and good and lovely. May every doubt and fear be replaced by a deep abiding trust as you behold evidence of a Higher Power all around you. And when there is only darkness and the storms of life are closing in 104


May the light at the core of your being illuminate the world. May you always be aware you are loved beyond measure and may you be willing to love unconditionally in return. May you always feel protected and cradled in the arms of God, like the cherished child you are. And when you are tempted to judge may you be reminded that we are all ONE and that every thought you think reverberates across the universe, touching everyone and everything. And when you are tempted to hold back, may you remember that love flows best when it flows freely and it is in giving that we receive the greatest gift. May you always have music and laughter and may a rainbow follow every storm May gladness wash away every disappointment may joy dissolve every sorrow and my love ease every pain. May every wound bring wisdom and every trial bring triumph and with each passing day may you live more abundantly than the day before. May you be blessed And may others be blessed by you. This is my heartfelt wish for you. May you be blessed. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8243

Calling All Angels... •

Posted by David Dogan Beyo on September 7, 2008 at 1:00am Calling All Angels

The more we call upon the angels, the more they can come to our assistance. Here are some ways to call the angels in. Angels want to surround us, and they greatly desire to give us help. Our joy brings them enormous pleasure. Yet, they cannot help us unless we ask. A universal law that binds angels 105


says, "No angel shall interfere with a human's life unless asked, with the sole exception of a life-threatening emergency. An angel will not make decisions for a human, but-when askedan angel may offer advice and different ways of looking at the given situation." So an angel may nudge you or encourage you, and an angel may create a miraculous coincidence for you. However, an angel cannot help you unless you choose to accept the help, because you have free will. To ask for angelic assistance, you needn't conduct a formal invocation ceremony. God and the angels aren't complicated, due to their true nature of pure and simple love. Only our lowerself ego believes that spirituality is necessarily complicated, because it cannot believe that something so powerful and great could be accessible to everyone instantly. Yet, it's true. The angels hear the prayers of your heart, and just by your mental cry for help, they flock to your side. You can also consciously ask for more angels to surround you or your loved one. Parents can ask for angelic baby-sitters to guide and protect their children throughout the day. If a loved one is traveling, ask Raphael and the angels to watch over the journey. Ask the angels to help your friends who are in need of comfort and direction. Some ways to call upon the angels include: Writing a letter to the angels. Pour out your heart when discussing your confusions, hurts, and anxieties. Hold nothing back, so that the angels can help every part of you and your situation. Visualizing. Call it your inner eye, your imagination, or your third eye-the term doesn't matter. Visualizing angels is a powerful way to call them to your side. See the angels flying in circles around you or your loved ones. See powerful angels thronged by your side. See the room you are in crowded with thousands of angels. These visualizations are angelic invocations that create your reality. Angels are glowing with the light of love, so they don't have a physical form. However, angels can take on a physical appearance by projecting a mental image to us, if this will help us. So if you visualize cherubs, large glowing beings, or a beautifully dressed angelic woman, the angels will take on this form to help you recognize them. Mentally calling upon angels. Think, Angels, please help me, and they are with you instantly. If you are sincere in your call, the angels hear your mental cry for assistance. You can word your request as an affirmation, such as "I have hundreds of angels surrounding me now," or as a petitional prayer: "Angels, I am in pain and need your help now." You can ask God to send you angels, or you can call the angels directly. Speaking to angels aloud. You can verbalize your request, and sometimes we do this unconsciously, such as when we say, "Oh, God" during distress. You might find that spending time alone in a quiet setting, especially outdoors in nature, is a wonderful opportunity to have a verbal conversation with the angels. Source: This article is excerpted from "Angel Therapy" by Doreen Virtue. Available at Amazon. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8237

106


Llewellyn Encyclopedia... •

Posted by David Dogan Beyo on September 7, 2008 at 1:00am Llewellyn Encyclopedia

The Llewellyn Encyclopedia is more than just a simple New Age dictionary. This Occult encyclopedia aims to be the most authoritative source for accurate and in-depth information on a wide variety of subjects like Kundalini, Chakras, Qabalah, Alchemy, Astral Projection, astrology, Divination, Numerology, Gematria, and more... Whether you are new to the investigation of the mysteries of the mind and the universe, or have followed spiritual practices for years, you will find the Llewellyn Encyclopedia to be the most authoritative source for accurate and in-depth information on a wide variety of subjects. http://www.llewellynencyclopedia.com/ http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8238

Korku ve Sen... •

Posted by David Dogan Beyo on September 7, 2008 at 1:00am Korku ve Sen

Özünden kopuş yanılsaması ile yarattığın ayrı olma halinin travmasıdır. Bilinmeyenin sularına yol almak ve kendini tanımak istedin. Ruhunun daha önce ayak basmadığı boşlukta olmak kendini korumanı gerektirdi. Korku bu anlamda sana hizmet etmiştir. Sahte bir güvenlik alanı yaratmana ve görece bir güven duygusuna vesile olmuştur. Ayrılık yanılsaması derinleştikçe, korkularından çeşitlenen ve kendini içlerinde kaybettiğin sahte benliklerin yaşamının kontrolünü devraldı. Korkularının neden var olduklarını gör. Tepkilerinin, bakış açının, inanç kalıplarının korkuların tarafından nasıl şekillendirildiklerini gör. İçlerinde barındırdıkları korku tohumlarına bak. Hayali bir "olması olasılığından korktukları” olasılık senaryolarının zihninde nasıl harekete geçtiğine arınmış gözlerle bak. Yaşamındaki deneyimlerin dinamiğini oluşturduklarını gör.

107


Korkularını gözleyebileceğin farkındalık alanına merkezlenmeyi seç. Ve bu seçiminle oluşan değişime izin ver. İzin ver ve kendine, gerçek özüne yer aç. Bunu senin adına bir başkası yapamaz. Bir şeyler seni bu seçim noktasına taşımak üzere vesile olabilir ancak seçimi yapacak olan kendinsin. Yaşamının sorumluluğunu al ve kendini tüm hallerinle kucakla. Korku, aynı zamanda sevginin yokluğudur. Özünün temel niteliklerinden birisi olan sevgi, var oluşun tüm hallerini bir arada tutan ve organizmayı besleyen kan dolaşımı gibidir. Kanına karışmış olan “zehir”, bakış açındaki değişiklik ile bir panzehire dönüşebilir. Şifa, senin seçiminle ortaya çıkar. Olduğunu sandığın şey değilsin. Sanıların, korkularının ürünüdür. Yaşam diye algıladığın şey sanılarının dansından ibarettir. Gerçek benliğin, özün, sanıların mecrasında mevcut değildi. Yanılsamanın dansını deneyimledin. İyi veya kötü değil, hepsi sadece birer deneyimdi. Kendine yer aç. Gerçek Sen’in yaşamına akmasına izin ver. Gerçek Sen, zihnin mevcut olamadığı bir alanda, “şimdi”de sürekli mevcuttur. Bu sana geniş ve net bir görüş sunacaktır. “Şimdi”nde aldığın derin nefesler gerçek özünü hissetmene vesile olacaktır. Bunu seçersen, yaşamın bir değişim sürecine girer. Bilincinin karanlık zindanlarına hapsetmiş olduğun ve yüzleşmekten kaçındığın tüm veçhelerin bu çağrıyı duyar ve sana, yaratılmış oldukları kaynağa dönerler. Değişime izin ver. Değişimden korkma. Değişimin, aynı zamanda başkalaşımındır. Sana sundukları açısından heyecanlıdır da. Kelebek olmak üzere başkalaşan tırtıl böceği bu duruma güzel bir örnektir. Bu başkalaşım, kaçınılmazdır da. Zamanın ve mekanın ötesinde yapmış olduğun bir seçimle yaratmış olduğun bu döngü, seni kendi gerçek haline taşımaktadır. Bırak ! Ve bilinebilir olanın sahte güvenlik duygusu, bilinmezliğin içindeki gerçek güven ile yer değiştirsin. Halil

http://aryanon.blogspot.com/search?updated-max=2008-08-28T16%3A47%3... http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8239

108


EVRENESEL VAROLUŞ IV - Bilgiyle ve Sevgiyle Varolmak... •

Posted by David Dogan Beyo on September 9, 2008 at 1:00am

EVRENESEL VAROLUŞ IV - Bilgiyle ve Sevgiyle Varolmak Sonsuz zamanlar sonra, aklımızın değil düşlerimizin bile düşlemekten yorulduğu, kutsal “Bekleyişimizin” ve “Arayışımızın” Hazinesine henüz dokunamadığımızı sanmanın huzursuzluğu ve hırçınlığı var üzerimizde. Aslında hepimiz hazinemize çoktan dokunduk Hatırlamamız gerekeni hatırladık. Ol’makta Ol’Anı gördük. Şimdi Buradayım. Ben Ben’im. “Şimdi Buradayım ve Ben Ben’im” bilgisi Ol’makta Ol’Andır ve hazinedir. Işıklar yanmıştır, görmeyi seçmiş Ol’Anlar, görülmesi gerekeni görmüştür. Işıklar yandıktan ve görülmesi gereken görüldükten sonra; ya ışıklar yanık olarak evin içinde oturmaya devam ederiz (Atalet ve eylemsizliğimiz bizi şimdiye kadar okuyarak aldığımız ve Ol’duğumuzu sandığımız bilgilerin obsesyonuna götürebilir) veya dışarı çıkar ve “Şimdi Burada Ben Ben’imi; sevginin ve aşkın hatırı için Ben’imin içindeki Sonsuz iyiliğin bilişinde, hatırlayışın açıklığında ve netliğinde sessizce gerçek eyleriz. Değişimlerin en büyük özelliği; gerek toplumsal gerekse bireysel kaoslarımızın etrafımızda çılgınca dönerek aktörleriyle birlikte hasat mevsimine ve kendi liyakatımıza hizmet etmeleridir. Şimdi Burada; Yol’da yürüyen yolcu için en büyük sınav (kendinden kendinedir); ayırt etme yeteneğinde ne kadar keskinleştiği, Yol’da yürümek için ne kadar azimli Ol’duğu, şimdiye kadar edindiği bilgiyi içi ve dışı Bir eylemek için mi kullandığı, Ol’makta Ol’Ana teslimiyeti, her teslimiyetten sonra bilinçli olarak varoluşu ( yeni varoluşun paradigmaları sevgi aşk güzellik iyilik bereket huzur barış ve özgürlüktür) seçerek çıkışı ve yeni paradigmaları ne kadar Ol’duğudur. (yaşamında yarattığıdır) (Her ne kadar sevgi barış özgürlük üç boyutlu realitede dualistik olarak tanınsalarda aslında Varlığın ideasında Ol’An saf ve net Ol’uşlardır. Karşıtları Ol’duğunu sandığımız yanılsamaları şimdi burada farkındalığımızı açmak ve aşmamız içindir.) Varlığımızın güzel hatırı için artık ataleti bilgiyle kırarak, kapıdan (maske ve hapishaneden) sevgiyle dışarı çıkıp düşlerimizi gerçek kılalım. Basitçe Şimdi Buradasınız. 109


“Var’sınız” Ve değişen her şeyin içinde ki “Değişmeyensiniz”. “Ben Ben’im” Ve “Değişmeyen” (varlığımızın farkındalığı) OL’duğumuzda, değişmeyen olduğumuzun bilgisiyle ve sevgiyle “Şimdi Burada” değiştirmek istediklerimizi değiştirebiliriz. Yaşamlarımızda; Işığın Şifanın Bereketin Sevginin Aşkın Güzelliğin ve İyiliğin açığa çıkması için Bilginin ve Sevginin ancak birlikte kullanımı hizmet edebilir. Tek başına sevgi yeterli değildir. Var Ol’An sevginin bilgiyle kullanılması hayrı ortaya çıkarır. Bilgi Ol’madan sevgi, sevgi Ol’madan bilgi; tek kanatlı kuş gibidir. Uçamayız. Her uçmaya kalktığımızda nefsin batağına saplanırız. Sanıyoruz ki uçuyoruz. Uçtuğumuz alem illuzyon alemidir. Bilgi ve Sevgi; BİR Ol’duğunda her An’ın aydınlığına doğabiliriz. Her An’da yeni Ol’abiliriz. Bilgi sevgiyi koruyarak; Sevgi Ol’An kendimizi, her An’da Koşulsuz İhtiyaçsız ve Zararsız kılar. Sevgi bilgiye her An’da “Can” katarak, yaşamı, YAŞAM, insanı İNSAN kılar. Tek başına istenilen güç yani sevgi olmadan kullanılan bilginin gücü; insanoğluna şimdiye kadar zarar vermiştir. Zarar vermeyen tek Güç; Sevgiyle kullanılan Bilginin Gücüdür. Bilgiyle kullanılan Sevginin Gücüdür. Ve birlikte Bir Tek Güç; KUDRET olarak açığa çıkar. Kudret; bilgiden ve sevgiden doğandır. Bilgi şudur; İnsan önce “kendine” gelebilmelidir ki Bir Ol’abilsin. İnsan Kendini bilmeden ne Bir olabilir ne de Bir’liğe gelebilir. “Kendini” bilmeden “bir” Ol’duğunun sanısı, insanın kendisine ve çevresine zarar verir. Buradaki “bir” olsa olsa Süper Egodur. Buradaki sözde birlik ve sözde hizmet ise güç ve can tesliminden başka bir şey değildir. Yenidir. Ama yeni bir TUTSAKLIKTIR. Dünyada bundan sonra sergilenecek son kesti oyunu (insanın kendi kendine eylediği düşmanlıklar ve tuzaklarda dahil) yeni TUTSAKLIKLARDIR: Yeniymiş gibi ama eski, tazeymiş gibi ama bayat. Şimdiye kadar almış olduğumuz bilgiler ve eğitimler ile; hala içimizin taşlarını sökemiyorsak, yaşamlarımızda değişen hiç bir şey yoksa ve buna rağmen sarıldığımız her şey ellerimizin arsından kum tanesi gibi akıp gidiyorsa ve canımızın acısını içimizde düşlediğimiz yeni dünyanın devleşen sanrılarıyla geçiriyorsak ve maddesel aleme eskisinden daha çok eğilim gösteriyorsak, bıraktığımızı sandığımız yargılarımız korkularımız bir bir yine kapımızı çalmaya başladıysa, değil bir insanı kucaklamak artık kimseyi bile görmek istemiyorsak, ve artık kendimiz için bir yabancıysak halen üçüncü boyut farkındalığının liyakatındayız. Zihnimiz veya kendini bütünden ayrı gören egomuz; bizi Yeni Enerjiye, Yeni Dünyaya götürdüğünü söylüyorsa ve biz için için bu sabırsız sesi ve itiliminin çabanın farkındaysak, -

110


meliler, -malılar, amalar halen dilimizdeyse basitçe şunu hatırlayalım -Bırakalım gidenlerin hepsi gitsin - Sadece - biz- Şimdi Burada Ol’alım yeterli. (Bize acı keder tutsaklık sefalet yokluk ve iç karğaşa veren her şey; malımızdan mülkümüze, ilişkilerimizden, duygularımıza ve düşüncelerimize, beklentilerimize aklımıza gelen veya gelmeyen her şeyi; canımıza can katmayan her şeyi bırakırız. Ve canımızın peşine sevgiyle düşeriz, yarın ne olacağım diye düşünmeden, kendimizi ego itilimiyle garantiye almadan; hesap kitap yapmadan, Şimdi Burada Ol’manın Bilgisinin gereğini yerine getiririz.) ( Bu demek değildir ki; dünyasal sorumluluklarımızdan kaçacağız ve vur patlasın çal oynasın her gece bir barda gönlüm hovarda olacak. Bilgi; sevgiyle içimizdekini gerçek kılmak için hayatımızda olan diğerlerinin de en yüksek potansiyellerinin ve hayırlarının gerçekleşmesi için birlikte çözümler üretmektir. Ve bizi, birlikte tutsaklığa sefalete acıya bağlayan ve yıllanmış sorunlara çözüm Ol’maktır. Çare Ol’maktır. Yüreğimizin sesini dinlediğimizde hiç kimse zarar görmez göremez. Eğer seçiminizden dolayı bir acı oluşuyorsa da; istiridyenin içindeki inci Ol’ma acısıdır. Yaradan esirgeyecek koruyacak ve şifalandıracaktır. Çünkü herkesin yüreğinde oturan, ve her yerde Ol’An O’dur. Yeter ki biz yüreğin kanunlarını gerçek kılalım ve kararlarımızı yüreğimizden verelim. Endişeyi korkuyu çabayı ve sanrıyı bırakalım. Yüreğimizden konuşalım, yaşayalım, verelim. Ve yürekte yaşanmasına aynalık edelim. Basitçe eylemlerimizden duygularımıza ve düşüncelerimize kadar tüm boyutlarımızda izin verelim ve Ol’alım. Ve Ol’mak hissetmek ile başlar. Değişim ve Geçiş hissetmeden olabilecek bir şey değildir. Geçişi ve yeniyi -hissetmek- gerçek kılacaktır. Yeninin malzemesi ve kozmik maddesi “Hissetmektir”. Sevgiyi hissetmek ve sevmek için kendimize izin verdiğimizde, yüreğimizde bir sızı oluşmaya başlar. Çünkü sevmek incinmeye açık hale gelmektir. Sevmek varlığını Ol’makta Ol’Ana olduğu gibi açmaktır. Sevmek başımıza deneyim olarak ne gelirse gelsin, karşımıza kim ve ne çıkarsa çıksın Hak’tan geldiğini bilerek ve sevebildiğimiz için şükrederek, inci Ol’maya başlamaktır. Farkındalık Bilgidir. Hissetmek Sevgidir. Farkındalıkla hissederiz Hissederek ayırt ederiz Yeni dünyanın; tüm fiziksel duyuların karşılığı Ol’An duyu organı( benzetme) Hissetmektir. Hissetmemiz; bizi eyleme geçirebiliyorsa değişimimizi ateşleyebiliyorsa hissetmektir. Hareket geçirmeyen, değişim yaratmayan hissediş olamaz. Bu Farkındalıktır. Fark etmek tek başına yeterli değildir. Hissetmeyi ( değişimi başlatan ateş) farkındalığın üstüne örtebilme yeteneği kazanmamız hayrımızadır. Kendimizin, diğer insan kardeşlerimizin kalplerinin derinliğinde erimek, manalarda birlikte demlenmek hissetmektir.

111


Çoğalmak ve genişlemektir. Çoğalmak ve genişlemek çözümdür. Başka bir dünya yaratmaktır. Yeni Dünyayı yaratmaktır. Yeni Dünya hissederek, çoğalarak genişleyerek kapsayarak ve böylelikle üçüncü boyutun “dert sanrılarına” çare olarak gerçek Ol’acak her birimizin yüreğinde. Dertler, kederler sanrı olmasına rağmen , yinede onlara çare olarak, çözüm üreterek Yeni Dünyayı gerçek kılacağız ve Yeni Enerjiyi; sevgiyi aşkı bereketi barışı özgürlüğü huzuru yaşlı dünyamıza ve yorgun yaşamlarımıza demirleyebileceğiz. Ne daha önce ne daha sonra. Bizi kendimizden başka hiç kimse kurtaramayacak, ne ilahi Alem, ne Galaktik Alem ne de başka dostlar. İnsanın ipi kendi elindedir. İster varlığını tüketir, isterse de yokluktan varlığını üretir. İnsan Ol’arak birbirimizi sevdikçe, birbirimizi maddi manevi anlayabildikçe ve kucaklayabildikçe, hadi Dostum diyerek sevgiyle yan yana yürüyebildikçe çıkabiliriz karanlıkların içinden. Liyakatımız; sevgiyle aşkla ihtiyacımız Ol’madan yansımak, koşulsuzca paylaşmak, zararsızca kucaklaşmak ve bir diğerinin varlığında -Kendi varlığımıza- şükrederek yan yana yürüyebilmek ve “iyi ki varsın” diyebilmektir.

Yazan Nilgün Nart 28.08.2008 İstanbul / Turkiye http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8507

5 Paths for Spiritual Growth by Joan Marie Wheelan •

Posted by Selin on September 9, 2008 at 10:47am

When we suddenly discover the innate calling for greatness in our lives, it's important to follow through on our higher voice of wisdom. In most instances, our life purpose is being presented to us and that means we must follow our gut feelings to achieve the spiritual growth that is necessary for our passage into higher levels of awareness, acceptance, and inner peace. This is especially true for those of us who have become so caught up with the daily balancing act of juggle family, work, home, and other social obligations. Though all of us enter this world with no preconceptions or prejudgments, our physical and mental beings become bombarded by external and environmental conditioning. While much 112


of our upbringing and belief systems are constructively shaped by our families, teachers, and society in general, we sometimes become too consumed and inhibited by these traditional values and roles. In order to create an environment for positive spiritual development, we must nurture our higher consciousness by deprogramming most of what we’ve been mentally taught. That doesn’t mean we must stray away from moral values and ethics, but it means that we must totally absolve our emotional limitations that lead to negativity and mental barriers. To achieve spiritual growth, one must begin to think and truly feel with an absolutely uninhibited mind and spirit. Within the core of our being, there is a wild mustang, a free spirit wanting to desperately break free from the mental fences we’ve built around ourselves; it’s in a way, the safety net that our mind has created for us to shelter us from harmful situations. However, that wild mustang, free spirit is your authentic self; and whether you choose to follow it or not, your authentic self wants to be released from your mental and emotional grips…and it will work fervently towards that end whether you want it to or not. This is your soul’s way of making you stop dead in your tracks and causing you to spring into action. Why? The primary reason your soul speaks to you is to give you the appropriate clues to achieve and maintain balance in all aspects of your life – mind, body, and spirit. It truly wants you to grow spiritually so you are readied to receive the blessings that the Universal flow of energy wants you to have, that is, living in complete balance. To help you understand more fully, I am sharing with you the following five important paths to spiritual growth. When you become aware of the paths that we often follow, you are better prepared to walk them with clarity and positive intent. * Spiritual growth during hardship. In turbulent times in our lives, we often find that we must turn to a Higher Source of wisdom for comfort, guidance, and reason. While we may not always like the feeling of distress, it is in these times that we attain some of the highest levels of spiritual growth. It is also in these times, that we become closer to God, our Creator. This will enable us to express a deep and profound connection with our Source and a sense of oneness with the world around us. * Spiritual growth in relationships. When we enter into a marriage, partnership, or experience the joy of a new addition to the family – we often discover the spiritual element of life here as well. Feelings of deep love and admiration fill our hearts and souls with an overflowing abundance. And as we all know, love is a deeply spiritual emotion that can only flourish and grow. When we willingly share our love and compassion with others, we actually strengthen our own resources. * Spiritual growth in work. In work? Really? Yes, when we put 110 percent into our work efforts, we may not always be recognized for our productivity; but we know in our hearts that we have accomplished something, and we have succeeded in doing our part toward creating a finished product or beneficial outcome -- and that makes all the difference in how we perceive life. What we give out we get back 110 percent. * Spiritual growth during travel. Have you ever taken time to observe the world around you? Whether you've seen the marvels of Mount Rushmore, the Grand Canyon, the grand strand, or the rolling hills of Appalachia, you've touched the face of God. Spirituality is everywhere you look if only you seek it. I look in awe at the beauty of nature all around me and how it never fails to bring a sense of great joy and inner peace into my heart.

113


* Spiritual growth in death. As harsh as this may seem, death is the final passage to the Highest Realm of peace. When we experience the passing of a loved one, we go through several stages of grief and the mourning process. When we have reached the final stage of acceptance, it is then that we have grown spiritually. We have learned that while we may not always be able to physically see our loved ones, they will always reside in our hearts and memories forever. Spiritual growth comes when we understand that this eternal flame of love can never be extinguished. As the tides of the many seasons come and go, we learn that from spiritual growth, comes a new dawning of a deep and spiritual recognition and awareness of life, love, and sense of purpose. Remember, the wild mustang, the free spirit in you – your authentic self, is ready to be released from your everyday confines. All you must do is ask for spiritual guidance and the Universal flow of energy will give you the soul power and tools to discover how you can truly enjoy what your life destiny is and will become. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8523

114


Only Breath.. •

Posted by elif elisabeth on September 9, 2008 at 12:09pm

Not Christian or Jew or Muslim, not Hindu, Buddhist, sufi, or zen. Not any religion or cultural system. I am not from the East or the West, not out of the ocean

115


or up from the ground, not natural or etheral, not composed of elements at all. I do not exist, am not an entity in this world or the next, did not decend from Adam or Eve or any origin story. My place is placeless, a trace of the traceless. Neither body or soul. I belong to the beloved, have seen the two worlds as one and that one call to and know, first, last, outer, inner, only that breath breathing human being. from The Essential Rumi translations http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8535

116


• Posted by Canan on September 9, 2008 at 3:09pm

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8572

• Posted by Canan on September 9, 2008 at 3:12pm

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8575

117


KRİSTAL Mİ SİZİ SEÇER, SİZ Mİ KRİSTALİ ??? •

Posted by SOPHIA on September 10, 2008 at 11:30am

Her sabah yeni bir güne, henüz yaşanmamış şimdiki zamanlarınıza uyanırsınız. Gelen yeni gün, varlığınızı deneyimlemek için oyun alanınız olur. Bu deneyim öncelikli olarak içsellikte başlar. Deneyim alanınızda kendi yazdığınız oyununuzu oynarsınız. Oyunda kendinizi bazen geri kalmış bazende yetersiz hissetseniz bile aslında bu durum sadece bir yanılsamadır. Bu yanılsamaları kontrol etmenizin en kolay yolu sizi destekleyecek enerjilerle çalışmanızdır. Oyun devam ederken bir sonraki bölüme geçmeniz için en büyük yardımcınızda, yüksek enerji tutarak sizi destekleyecek olan kristallerinizdir. Kristaller sizi her alanda destekler. Arındırırken yolunuz da kendiliğinden temizlenir. Engelleriniz ortadan kalkmaya başlar. Yaşanan durumlar ve kişiler hep aynı olsa da, sizin algılama biçiminiz değiştiği için seçimleriniz de değişmeye başlar. Çünkü evrensel yasalar öğrenilir, tamamı kapsayan o büyük resim görülür. Değişen, sadece farkındalığınızdır. Bu durum titreşimlerinizi de yükseltir. Evrene, daha güçlü ve uyumlu enerjiler yaymaya başlarsınız. Unutmayın ki, benzer benzeri çeker. Kristal enerjisine çekilmeniz de işte böyle başlar. Sizin frekansınız ile kristalin frekansı temel benlikte etkileşir. İç sesinizin sizi yönlendirmesiyle kristallere de uyumlanma süreciniz böylece başlar. Bu yolun sonu yoktur fakat yol üstünde sizin için armağanlar gizlidir. Kristaller, yol üstündeki armağanlarınızdır. Gelişen farkındalığınız ile bu armağanları alırsınız.

118


Yeter ki kristallerin ruhunuza ve kalbinize neşe vereceklerine, şifa ileteceklerine yürekten inanın. İnançla beraber kendinizi deneyimler ve evrenin size sunduğu armağanlardan faydalanırsınız. Kristaller, ilginizi çekse bile egonuzun devreye girmesiyle reddedilirler. Altüstü taş olan ve size olumlu/ olumsuz faydası olacağına inanmadığınız, gereksiz masraftan ibarettir. İşte bunlar teğet geçişlerinizdir. Aslında bu enerji biçiminden yararlanabileceği bilinci, bazı kişilerde tam anlamıyla oluşmamıştır. Vakti zamanında, hastalık yayan bakteriler ve virüsler anlatıldığında, insanlar gözle göremediği için inanmamışlar. Bu cahilliklerinden ve “ yeni olana “ kapalı tutumlarından dolayı yaşamlarını yitirmişlerdir. Kristalden yayılan enerji de gözle görünmez fakat kişi fiziksel ve eterik bedenlerinde yayılan farklı titreşimleri hisseder. Onu kristallere yakınlaştıran içinde duyduğu seste öz benliğinin sesidir. Gözardı edilmeyip önemsenirse kişi kristal ile buluşur. Bundan dolayı kristal bilinci, ilk önce kişinin iç dünyasında oluşmaya başlıyor. Kristaller, varlığınızın özüyle iletişime geçiyor. Yani alıcılarını, gene kendi yaydıkları titreşimlerle, kendilerine doğru çekmeye başlarlar. Daha henüz kristalleri görmeden, avucunuza bir kristal almadan önce yavaş yavaş onların enerjilerine çekilme ve benliğinizde hissetme sürecine girersiniz. Ben buna kaleyi içten fethetme diyorum. Bundan sonra sırayı tesadüf diye adlandırabileceğiniz fiziksel karşılaşmalar alır. Mesela; Bir yakınınız gelip kristallerden bahseder ve çok ilginçtir akşam eve giderken bir mağaza vitrininden kristaller size göz kırparlar. Arkadaşınız, anneniz, sevgiliniz veya eşiniz size bir kristal hediye eder. Bu durumda kişi, o kristali görünce sizin için alması gerektiğini güçlü bir şekilde hisseder, bu biliş onun tüm hücrelerine yayılır ve o kristal size dolaylı olarak gelir. Bazende tuhaf bir şekilde internette, dergilerde veya gazete sayfalarında öyle bir kristal fotoğrafına rastlarsınız ki, o kristale karşı aşırı bir dokunma ve sahip olma hissiyle çekilirsiniz. Bilgisayarınızın arka planına kristal fotoğrafları eklersiniz. Zihninizden acaba nerede kristal bulacağınıza dair sorular geçer durur. Bir arkadaşınızın boynundaki kolyesi dikkatinizi çeker ve sizde hayranlık uyandırır. Ve dahası... Kristaller, her türlü karşınıza çıkarlar ve kendilerini size hissettirirler. Kristali, avucunuzun içine alınca yüzünüzde bir tebessüm oluşur. İçinizde giderek artan bir neşe yayılmaya başlar. Kendinizi daha iyi hissedersiniz. Hissetme biçimi tamamen içten dışa gelişir. Siz ne kadar mantıklı bir şekilde üstünü örtmeye çalışsanız da almamaya karar verdiğiniz kristal için mağazaya tekrar geri dönüp ödeme yaparsınız. Bu oldukça sık rastlanan bir durumdur. Kristaller, kendilerine iyi bakacak ve bakımını devam ettirecek kişilere giderler. Diğerleri için sadece bir taştır ve olsa da olur olmasa da. Bu sebeple kristalleri anlattığınız zaman farklı tepkiler alıyorsanız şaşırmayın. Anlattığınız kişide, kristal bilinci henüz kapalı veya yeterince oluşmamış olabilir. Hazır olan kişinin etrafında ise kristaller dolaylı yollardan belirmeye başlar. Çünkü, kristal sizi seçmiştir. Kristalin içinde ise zengin bir dünya gizlidir. İnsanoğlu her şeyi keşfettiği gibi bu gizli hazineyi de keşfetme eğilimi gösterir. En iyi keşfetme biçimi de deneyimlemekten geçer. Eğer belli bir kristal enerjisine çekiliyorsanız, kendinizi durdurmayın. Örneğin; Ametist kristali daha çok ilginizi çekiyorsa bilin ki bir yerlerde sizi bekleyen bir Ametist vardır. Mutlaka temel bilinciniz ile kristalin bilinci, birbiriyle temas haline geçmiştir. “ Satın alma, buna gerek yok, sadece bir taş “ diyen ses egonuzdan yükselir. Bu ses öyle güçlenir ki vazgeçmeniz için sizi teşvik edicidir. Doğal olarak egonun yükselen

119


sesi dinmeyecektir fakat siz ona rağmen tercih hakkınızı kristalden yana kullanabilirsiniz. Kristallerin marifetleri ise saymakla bitmez. En yüksek hayrınız için çalışan meleksi enerjilerdir. Fiziksel, ruhsal ve zihinsel bedenleriniz üzerine etki ederek, daha sağlıklı olmanız ve yaşam enerjisiyle dolmanız için çalışırlar. Kendi dünyalarının kapılarını ardına kadar açarlar. Bu kapıdan geçebilmek için önce ego engelinden başarıyla geçebilmeniz gereklidir. Arınabilmek, nefes almak, yaşam sevinciyle dolmak, kalbinizi koşulsuzca açmak ve çocuksu neşenizi tekrar kazanmak için, bu defa egonuzu bir kenara bırakın ve kristallerin sesini takip edin! Kendinize yatırım yapmanın vaktidir. Sevgilerimle, Meryem Ebru SEZEN Jeoloji Mühendisi Usui Reiki Master/ Teacher esezen78@yahoo.com www.sihirlikristaller.ning.com http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8810

120


SUGİLİT ( LUVULİT ) KRİSTALİ •

Posted by SOPHIA on September 10, 2008 at 12:03pm

SUGİLİT kristalinin bir diğer adı LUVULİT’tir. Mor ve morun tonlarında bulunur. Opaktır. Cilalandığında ise camsı görünür. Tabakalanmaya bağlı Manganez yataklarında, yerkabuğundan yaklaşık 1 kilometre derinlikte oluşur. Bu nedenle gayet az bulunur ve çok fazla değerlidir. Mineral bakımında oldukça zengindir. İçinde Potasyum, Demir, Manganez, Alüminyum, Lityum, Silisyum mineralleri vardır. Hekzagonal sistemde kristallenmiştir. Şimdiye kadar Güney Afrika ve Japonya’dan çıkarılmıştır. Sugilit, enerji ile çalışan ve konusunda ciddi boyutta uzmanlaşmış kişilerin seçimidir. Yeraltı ve yerüstü, bildiğiniz gibi elementlerden oluşur. Oluşan her şeyden doğan her şeyde gene bu elementlerin içinde var olan elementler bulunur. Yani, var oluş kendi kendini doğurmaktadır. Sugilit kristali, kişinin Hem fiziksel hemde ruhsal yönden yeniden doğmasını sağlar. Bu yeniden doğuşları deneyimleyen kişi, yaşam biçiminde ve felsefesinde o kadar çok bilgiye erişir. Tanrısal sevginin ve bilgeliğin taşıdır. Tanrısal bilince doğru kapıları açar. Yaratıcılığı destekler. Şifa etkisi oldukça güçlüdür. Kullanan kişiyi mükemmelleştirir. Merhametli, doğrudan ışığı alan ve geniş ölçekli yayan birine dönüşürsünüz. Kutupsallığı 121


ortadan kaldıran Sugilit, evrenin bütünlüğünde bir bütün olarak yaşamayı öğretir. İç dünyanızda tanrısallığı keşfederek güvenle ve cesaretle dolarsınız. Bunun ardından teslimiyet gelir. Yani ruhu tümüyle, Sugilit kristalinin ilettiği enerjiyle teslim oluşa sunarsınız. Buna akışta olabilmek denir.

Elementi, sudur. Su gibi kişiyi istenmeyen enerjilerden arındırır. Öfke, suçluluk, kendine ve tüm dünyaya güvensizlik, ruhsal ve fiziksel dengesizlik, enerji blokajları… v.b gibi durumlarda tedavi edicidir. Zihninizden geçenler, ummadığınız şekilde ve ölçüde fiziksel Bedeninizde deformasyonlara yol açabilir. Bu kontrolsüzlükten ve fark etmeyişten kaynaklanır. Mesela; Bir arkadaşınız, size kendi yaşadığı boyun ağrısından bahsetse, o anda farkında olarak ya da olmayarak kendinizi onun yerine koyarsınız. Karşı taraf anlatırken, yüzünüzde acıyı çeker bir ifade oluşturup “ah ahh, vah vahh” sesleri çıkarırsınız. Emin olun, bir süre sonra aynı ağrı sizin boynunuzdadır. Sugilit kristali, işte bu farketme halini ve kontrol edebilme gücünü tamamen size kazandırır. Ruhsal ve fiziksel dayanıklılığınızı artırır. Ruhu şoklardan ve travmalardan korur. Pozitif düşüncelerle beraber yaşamdan keyif alma yeteneğinizi açığa çıkarır. Bugüne kadar yaşadığınız tüm hayalkırıklılarını bırakarak canınızı yakan kişilere ve olaylara karşı tamamen affedici tutumlar sergilersiniz. İçinizde eriştiğiniz tanrisal sevgi ve merhamet boyutu, sizi bu sınırlardan ve yüklerden kurtarır. SUGİLİT kristali, meditasyonlarda 3. gözün olduğu noktaya yani iki kaşınızın biraz üst bölümüne yerleştirilir. Derin bir ruhsal saflığa hızla ulaşarak daha önce Yaşamadıklarınızı size keşfettirir. İçsel yolculuğunuz, büyülü bir oyuna dönüşerek heyecan ve neşe verir. :) Eğer bulursanız, Sugilit eşsiz titreşimleri ile kendi tanrısal tonlarınıza bürünerek paletinizdeki tüm renklere erişirsiniz. Şansınız bol olsun. Sevgiyle Kalın,

Meryem Ebru SEZEN Jeoloji Mühendisi Usui Reiki Master/Teacher 122


esezen78@yahoo.com http://sihirlikristaller.ning.com/

Bütün yazılar MERYEM EBRU SEZEN’e aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8815

THE GLOBAL COHERENCE PROJECT •

Posted by Sunyata on September 10, 2008 at 3:45pm Dear Friend,

We're excited to announce a new initiative sponsored by the Institute of HeartMath: Global Coherence Project.

The Global Coherence Project is a science-based initiative uniting millions of people in heart123


focused care and intention, to shift global consciousness from instability and discord to balance, cooperation and enduring peace.

This project has been initiated because millions of people sense this is an extraordinary time, that a paradigm shift of human consciousness is under way. We are at the crossroads of change and must begin the work of healing ourselves and our planet.

The Global Coherence Project will include earth monitoring, using advance sensing technology that will allow us to observe changes in the earth's magnetic field and test the hypothesis that the earth's field is affected by mass human emotion, whether it is positive or negative.

We invite you to visit the Global Coherence Project Web site, sign up for free membership at www.globalcoherenceproject.org and help us build a better world.

Many blessings of Peace Gregg Braden http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8857

CERN Deneyi - CERN Experiment... •

Posted by David Dogan Beyo on September 11, 2008 at 8:30pm CERN'de büyük patlama

Yüzyılın en büyük deneyi yapılıyor, bugüne kadar kurulan en büyük laboratuvarda, eksi 2271 derece sıcaklıkta gerçekleştirilmeye çalışılacak. Amaç, evrenin oluşumundaki sırları aydınlatmak, Big Bang’den hemen sonra ortaya çıkıp kaybolan "karanlık madde"yi tespit edebilmek. İsviçre-Fransa sınırındaki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi CERN’de evrenin yeniden oluşumunu canlandıracak deney, dünyanın en büyük parçacık çarpıştırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (Large Hadron Collider-LHC) adlı aletin çalışmasıyla 10 Eylül Çarşamba günü başlıyor. Yerin 150 metre altında 27 kilometrelik tünelin içine kurulan LHC, evrenin oluşumu sırasında, birkaç saniye içinde kaybolan "kayıp madde"yi bulmayı amaçlıyor. Avrupalı bilim insanları dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı sayesinde evrenin oluşumuna yol açan Büyük Patlama’yı (Big Bang) laboratuar ortamında yeniden yaratacak ve Big Bang sonucunda açığa çıktığı varsayılan "Tanrı’nın zerrecikleri" nin (Higgs Boson) sırrını 124


aydınlatmaya çalışacak. Yani büyük patlamadan sonra ortaya çıkan bu canlı zerreciklerin, bir enerji alanı ile bütünleşerek madde evreninin yaradılışına neden olup olmadıkları araştırılacak. Çalışmaları 14 yıldır süren deney, bilim dünyasında büyük tartışmalar yaratıyor. ABD’li bilim insanlarının başını çektiği bir grup "Evrende kara delik oluşacak" korkusuyla deneye karşı çıkıyor. CERN’deki bilim insanları ise oldukça rahat. Deneyin korkulacak bir yanı olmadığını göstermek için dünyanın dört bir yanından gazetecileri deneyin başlangıcını izlemek için CERN’e davet ettiler. Önceki gün de internet sitesinde yayınladıkları raporla, deneye yönelik denemelerin hiçbir tehlike yaşanmayacağını gösterdiğini anlattılar. Protonlar çarpışacak Deneyi başlatmak, yani makineyi çalıştırmak kolay değil. 27 kilometrelik tünelde 15 metre uzunluğunda normal mıknatıstan 90 bin kat daha güçlü 1500’e yakın, yüksek güçte mıknatıs var. Bu mıknatıslar tünelde tutulan her maddenin atomundaki proton parçacıklarını elektromanyetik dalgalarla hızlandıracak. Bu parçacıkların ışık hızına yakın bir hızda birbirleri ile çarpışması için LHC’nin 8 parçası, eksi 271 dereceye kadar soğutulacak. Eksi 271 dereceye ulaşıldığında bir protona kütlesinin 7 bin katı enerji verilecek ve parçacıklar, saniyede 40 milyon kez çarpışacak. 5000 GeV’lik (giga elektron volt) iki protonun kafa kafaya gelme ihtimali çok düşük, ancak iki proton kafa kafaya çarpıştığı an ortaya çıkacak fotoğraf, "kara madde"yi, bir başka deyişle kayıp maddeyi gösterecek. 40 milyon fotoğraf CERN, deneyde kullanılmak üzere, yüksek hızlı ağ üzerinden birbirine bağlı küresel çapta binlerce bilgisayarın yer alacağı özel bir veri işleme şebeke sistemi geliştirdi. Bilim insanları buradaki araştırmalarda edinilen yeni verilerin her yıl 100 bin DVD dolduracak büyüklükte olacağını belirtiyorlar. CERN Bilişim Teknolojileri Departman Başkanı Wolfgang Von Reuden, deney için geliştirilen "Web Grid" sistemindeki 1 milyon işlemcinin ana bilgisayara bağlı çalıştığını belirtiyor. Çarpışmada saniyede 40 milyon fotoğraf çekilecek. Bu fotoğrafların 2 milyonu "data" olarak tutulacak. Yani saniyede 250 bin DVD’nin eşdeğeri kaydedilecek. Türkiye dahil dünyanın dört bir yanında kurulan 140 bilgisayar merkezi ve 14 büyük data merkezi, kaydetme işlemi yapılacak. Reuden, dataların tamamını CERN’de tutumayacakları için her 40 milyon fotoğraftan saniyede 200 karenin ATLAS’taki tetikçiler tarafından seçileceğini belirtiyor. Deneydeki dataların bir milyonu elde tutulacak. Zamanda Yolculuk Mümkün mü? CERN’nin kontrol merkezinde yüzlerce bilim adamı çalışıyor. Merkez, büyük deney öncesi bilimsel spekülasyonların da hedefi oldu. "Deney sonucunda açığa çıkacak enerji evreni yutacak mı? Kara delikler Dünya’yı yutacak mı?.. Zamanda yolculuk mümkün mü?" gibi bilim dışı sorularla karşılaşan bilim adamları, deneyin son derece güvenli, zararsız ve çok önemli olduğunu söylediler. (Hürriyet-08.09.2008)

Kara Maddenin İpuçları Bu muazzam proje kapsamında gerçekleştirilecek deneyler esnasında minyatür kara deliklerin ortaya çıkması ve evrenin sürekli genişlemesine neden olan "kara enerji" ye dair yeni ipuçlarının elde edilmesi hedefleniyor. Cihaz çalıştırıldığı zaman, mıknatısla tünelde hızlandırılarak yaklaşık ışık hızına ulaşacak protonlar, karşı yönden gelen protonlarla çarpışacak. Bir saniyede 800 milyon çarpışmanın beklendiği deney esnasında her proton, saatte yaklaşık 200 km hız yapan 400 ton ağırlığında bir trenin çarpmasına eşit bir darbeye

125


maruz kalacak. Çarpışma sonrasında ortaya çıktığı öne sürülen Tanrı’nın zerrecikleri tünelin içine yerleştirilen Atlas dedektörü tarafından tespit edilecek. Bu asrın en iddialı bilimsel projelerinden biri olan deneyle ilgili konuşan CERN’deki bilim adamları ekibinin başkanı Jos Engelen, "Tanrı’nın zerrecikleri" nin varlığının ispat edilmesinin, insanoğlunun "Tanrı’ya muhtemelen en çok yaklaştığı" an olacağını söylüyor. Tanrı Zerrecikleri nedir? Edinburgh Üniversitesi teorik fizikçilerinden Peter Higgs’in 60’lı yıllarda ortaya attığı Higgs Boson Tanrı’nın zerrecikleri (Higgs Boson), Büyük Patlama’dan sonra ortaya çıkan parçacıkların adı. Peter Higgs’e göre evren, kendisinin Higgs Alanı adını verdiği bir enerji tarafından yaratıldı. Söz konusu varoluş enerjisi, Büyük Patlama sonrası ortaya çıkan parçacıklarla etkileşime girerek "Higgs Boson" adı verilen zerreciklerin meydana gelmesine neden oldu. Bu zerrecikler maddeye kütle kazandırdı. Higgs’in bu teorisi o dönemde "Physics Letters" gibi saygın fizik dergilerinden kabul görmedi. Ama her yeni görüş veya buluş uzun süre klasik metotları takip edenler tarafından reddedildiği için bilimsel araştırmalar asla durmadı. Kara Delikler-Paralel Evrenler Bilim kara delikler ve evrenin sürekli genişlemesine neden olan kara enerji hakkında henüz temel bilgilere ulaşamadı. Antik Yunan filozofları ve ezoterik kadim okullar ise varoluşun özü kabul ettikleri ve ‘Hill’ adını verdikleri, ilksel bir enerjinin varlığından ve bu enerjinin ne olduğunu anladığımızda yaradılışın sırrını çözeceğimizden hep söz ettiler. Sürekli dönüşen kara enerjinin kara delikler yaratarak, paralel evrenlere geçiş kapısı olduğunu, enerjinin o çökme anında başka bir evrende yeni bir başlangıca neden olduğunu tek bir evren değil evrenler olduğunu iddia eden bilim adamları da var. Bilimle inancın aynı köprü üzerinde birleşmesine tanık olacağımız ilginç bir yüzyılda yaşıyoruz. Tüm karmaşalarına rağmen bilim, aydınlanma, yeni bakış, yeni görüş açısından iyi değerlendirilirse çok kıymetli bir çağda yaşamaktayız. Bu da çağımıza olumlu bir yaklaşımla bakmamızı sağlayacak çok önemli bilimsel araştırmalardan biri… Evrenin sonsuzluğu, üç boyutluluğun ötesi ve kara delikler yüzyıllardır bilim adamlarının, ezoterik öğretilerle uğraşanların, felsefecilerin ve sanatçıların zihinlerini meşgul etmektedir. Tasarlanan kuramsal modeller kimi zaman çok basit, bazense insan beyninin sınırlarını zorlayacak nitelikte olmaktadır. Yapılacak en güzel şey, bilim desteğini ihmal etmemek, bilimden kopmamak olacaktır. http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/metafor/m4.htm

Yüzyılın deneyi başladı CERN'de evrenin oluşumuna dair deney için düğmeye basıldı. Heycanlı bekleyiş başladı. Dünyanın en büyük parçacık hızlandırıcısı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" (LHC), 13,7 milyar yıl önce meydana geldiği düşünülen Büyük Patlama’dan hemen sonraki başlangıç şartlarını oluşturarak maddenin sır perdesini aralayabilmek için faaliyete geçti. Aralarında Türklerin de bulunduğu 5 binden fazla fizikçi ve mühendisin 10 yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığı proje, son yılların en büyük bilim projesi olarak gösteriliyor. Kısaca LHC olarak anılan laboratuvarı inşa eden Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu (CERN) Genel Müdürü Robert Aymar, Büyük Hadron Çarpıştırıcısının "dünya

126


görüşümüzü ve kainata bakışımızı değiştirebilecek sonuçlar üreteceğinden emin olduğunu" belirtti. LHC, Fransa-İsviçre sınırında, Cenevre yakınlarında, yerin 100 metre altında 27 kilometrelik dairevi bir tünel olarak inşa edildi. Deney başladıktan sonra, tünel çevresinde bulunan 4 büyük algılayıcıdan ikisi Atlas ve CMS, "Higgs bozonunun izini sürecek." Bu parçacığın diğer bazı parçacıklara kütle kazandırdığı düşünülüyor. Bu deneyde Higgs bozonu tespit edilemezse teorik fizik alt üst olabilir. CERN Müdürü Aymar, Higgs’den başka bilinenlerden çok daha ağır, çok daha fazla sayıda parçacık bulunacağını düşünüyor ve "Biz bu parçacıklara karanlık madde diyoruz" dedi. Aymar’a göre, LHC kainatın yüzde 23’ünü oluşturan bu karanlık maddenin "ne menem bir şey" olduğunun anlaşılmasını sağlayacak. Bilim adamlarına göre, evrenin yüzde 4’ü bildiğimiz maddeden meydana geliyor, kalan bölüm ise karanlık enerjiden ibaret. LHCb adı verilen üçüncü algılayıcı ya da gözlem istasyonu, Büyük Patlama anında maddeyle eşit miktarda olduğu düşünülen antimaddenin nereye gittiğini bulmaya çalışacak. Alice algılayıcısı da kurşun iyonlarının çarpışmasıyla ilgilenecek ve kainatın ilk mikrosaniyeleri sırasında, daha protonlar oluşmadan ortaya çıkan "kuark ve glüon çorbasını" bir lahza için de olsa yeniden yaratmaya çalışacak. Bugün ilkin ilk ışın huzmesi için 100 milyar protonluk paketler hızlandırıcıya atılacak. Birincisinin tersi istikamette olacak şekilde ikinci demetin devreye sokulmasıyla çarpışma başlayacak. DÖRT TEMEL SORU Türkiye’nin de aralarında bulunduğu Avrupa ülkelerinin yanı sıra ABD, Hindistan, Rusya ve Japonya’nın da iştirak ettiği 3,76 milyar Avro’luk proje, minik parçacık fiziğinin yıllardır kafa patlattığı dört büyük soruya cevap bulmaya çalışacak. Bu sorular şunlar: Higgs bozonunu bulmak, süpersimetrinin sırrını ortaya çıkarmak, madde ve antimaddeyi anlamak ve Büyük Patlamadan hemen sonra saniyenin binde birindeki sürede ortaya çıkan şartları yeniden yaratmak. -Higgs bozonu: İstikrarsız karaktere sahip parçacığa, adeta "ilahi parçacık" gözüyle bakılıyor, zira birçok araştırmacı bu parçacığı teorik olarak inceledi, ama şimdiye kadar hiç kimse onu göremedi. Bozon, onu 1964 yılında "tümdengelim" (dedüksiyon) yöntemiyle ortaya çıkaran İngiliz fizikçisi Peter Higgs’in adını taşıyor. Bozonun varlığını deneyle kanıtlamak, parçacık fiziğinde bilinenleri özetleyen "standart modelin" eksik halkasını bulmak anlamına gelecek. Higgs bozonu, kütlenin nasıl kazanıldığının anlaşılmasını sağlayacak. Bazı parçacıkların niçin kütleden mahrum olduğu da böylelikle anlaşılabilecek. -Süpersimetre: Bu kavram, son yılların en esrarengiz keşiflerinden biriyle ilgili. Şöyle ki, görünen madde evrenin sadece yüzde 4’ünü oluşturuyor. Kainatın yüzde 23’ü karanlık madde, kalan yüzde 73’ü de karanlık enerjiden teşekkül ediyor. Bu konunun aydınlatılması; karanlık maddenin, "nötralino" adı verilen süpersimetrik parçacıklardan oluştuğunu gösterebilecek. -Madde ve antimaddenin esrarı: Enerji maddeye dönüşürken, bir parçacık ve zıt kutuplu elektrik yüküne sahip bir yansıması, bir başka deyişle antiparçacığı oluşuyor. Parçacık ve antiparçacık bir araya gelecek olursa birbirlerini yok ediyor ve enerji ortaya çıkıyor. Mantık, madde ve antimaddenin evrende eşit miktarda bulunması gerektiğini söylese de, antimadde nadir bulunuyor.

127


-Büyük Patlamadan sonra saniyenin binde birindeki şartları yeniden oluşturmak: O sırada madde, kuark ve glüonlardan oluşan bir çeşit "yoğun ve sıcak çorba" olarak ortaya çıktı. Çorba soğuyup yoğunlaşırken, kuarklar; protonlar, nötronlar ve diğer kompozit parçacıkları oluşturdu. LHC, ağır iyonları birbirleriyle çarpıştırarak bir anlık da olsa, Güneş çekirdeğindekinden 100 bin kat daha yüksek sıcaklık elde etmeye çalışacak. Bu çarpışmalar sırasında kuarklar ortaya çıkacak. Araştırmacılar, serbest kalan kuarkların maddeyi oluşturmak için ne şekilde ve nasıl birleştiklerini gözlemleyebilecek. SONSUZ KÜÇÜK VE SONSUZ BÜYÜK-LHC çarpıştırıcısı "hadron" ailesinden hidrojen protonlarını, ışık hızının yüzde 99,999’uyla 27 kilometrelik tünele fırlatacak. -Yerin 100 metre altında saniyede 1 milyar proton çarpışması meydana gelirken, yer üstündeki 3 bin bilgisayar saniyede 100 kadar çarpışmayı analiz edecek. Toplanacak veriler, değişik ülkelerde CERN’le bağlantılı araştırma merkezlerine anında iletilecek. -Tünel dünyanın en soğuk "buzdolabı" olacak, zira süper iletken mıknatısları eksi 271,3 dereceye kadar soğutuldu. Eksi 273,15 mutlak sıfır kabul ediliyor. -Tünel boyunca sıralanan dört çarpıştırıcı devasa boyutlarda. En büyükleri Atlas, 25 metre çapında, 46 metre boyunda bir silindir. Ağırlığı 7 bin ton kadar. 3 bin kilometreyi bulan kablolarla sarmalanmış halde. Silindirin yerleştirilebilmesi için, 300 bin ton taş ve toprak kazıldı, 50 bin ton beton döküldü. Atlas, bir yıl içinde, dünyanın en büyük kütüphanesi olan Kongre Kütüphanesindeki 3 milyar kitaptakinden 160 kat fazla veri toplayacak. -Proton huzmesi, 10 saatte tünel içinde 10 milyar kilometre kadar yol almış olacak ki, bu, Yer’den Neptün’e gidiş geliş mesafesine eşit. Tam yoğunluğa erdiğinde, her proton huzmesi, saatte 1600 kilometre hız yapabilen bir otomobil için gerekli enerjiyi üretir hal gelecek. -Çarpışmalar 14 "tera elektron volt" enerji ortaya çıkaracak. Bu, çok yoğun enerji demek. Bu sayede bir an için de olsa, Güneş’tekinden 100 bin kat fazla sıcaklıklar elde edilebilecek. Milliyet Gazetesi First beam in the LHC - accelerating science A historic moment in the CERN Control Centre: the beam was successfully steered around the accelerator. Geneva, 10 September 2008. The first beam in the Large Hadron Collider at CERN1 was successfully steered around the full 27 kilometres of the world’s most powerful particle accelerator at 10h28 this morning. This historic event marks a key moment in the transition from over two decades of preparation to a new era of scientific discovery. “It’s a fantastic moment,” said LHC project leader Lyn Evans, “we can now look forward to a new era of understanding about the origins and evolution of the universe.” Starting up a major new particle accelerator takes much more than flipping a switch. Thousands of individual elements have to work in harmony, timings have to be synchronized to under a billionth of a second, and beams finer than a human hair have to be brought into

128


head-on collision. Today’s success puts a tick next to the first of those steps, and over the next few weeks, as the LHC’s operators gain experience and confidence with the new machine, the machine’s acceleration systems will be brought into play, and the beams will be brought into collision to allow the research programme to begin. Once colliding beams have been established, there will be a period of measurement and calibration for the LHC’s four major experiments, and new results could start to appear in around a year. Experiments at the LHC will allow physicists to complete a journey that started with Newton's description of gravity. Gravity acts on mass, but so far science is unable to explain the mechanism that generates mass. Experiments at the LHC will provide the answer. LHC experiments will also try to probe the mysterious dark matter of the universe – visible matter seems to account for just 5% of what must exist, while about a quarter is believed to be dark matter. They will investigate the reason for nature's preference for matter over antimatter, and they will probe matter as it existed at the very beginning of time. “The LHC is a discovery machine,” said CERN Director General Robert Aymar, “its research programme has the potential to change our view of the Universe profoundly, continuing a tradition of human curiosity that’s as old as mankind itself.” Tributes have been coming in from laboratories around the world that have contributed to today’s success. “The completion of the LHC marks the start of a revolution in particle physics,” said Pier Oddone, Director of the US Fermilab. “We commend CERN and its member countries for creating the foundation for many nations to come together in this magnificent enterprise. We appreciate the support that DOE and NSF have provided throughout the LHC's construction. We in the US are proud to have contributed to the accelerator and detectors at the LHC, together with thousands of colleagues around the world with whom we share this quest.” “I congratulate you on the start-up of the Large Hadron Collider,” said Atsuto Suzuki, Director of Japan’s KEK laboratory, “This is a historical moment.” “It has been a fascinating and rewarding experience for us,” said Vinod C. Sahni, Director of India’s Raja Ramanna Centre for Advanced Technology, “I extend our best wishes to CERN for a productive run with the LHC machine in the years to come.” “As some might say: ‘One short trip for a proton, but one giant leap for mankind!’ TRIUMF, and indeed all of Canada, is delighted to bear witness to this amazing feat,” said Nigel S. Lockyer, Director of Canada’s TRIUMF laboratory. “Everyone has been involved but CERN is to be especially congratulated for bringing the world together to embark on such an incredible adventure.” In a visit to CERN shortly before the LHC’s start-up United Nations Secretary General, Ban Ki-moon said: “I am very honored to visit CERN, an invaluable scientific institution and a shining example what international community can achieve through joint efforts and contribution. I convey my deepest admiration to all the scientists and wish them all the success for their research for peaceful development of scientific progress.” 1 CERN, the European Organization for Nuclear Research, is the world's leading laboratory for particle physics. It has its headquarters in Geneva. At present, its Member States are

129


Austria, Belgium, Bulgaria, the Czech Republic, Denmark, Finland, France, Germany, Greece, Hungary, Italy, Netherlands, Norway, Poland, Portugal, Slovakia, Spain, Sweden, Switzerland and the United Kingdom. India, Israel, Japan, the Russian Federation, the United States of America, Turkey, the European Commission and UNESCO have Observer status. http://press.web.cern.ch/press/PressReleases/Releases2008/PR08.08E.... http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9197

I AM THAT I AM... •

Posted by David Dogan Beyo on September 11, 2008 at 10:00pm I AM THAT I AM

Just because i am the eternal, omnipresent love within you,at the root of any molecule and around this sacred body you project, you, beautiful and sacred I AM presence, so wholesome and Divine, i sing this eternal, ever-refreshing song of love to you, giving bliss into everything that you are, infinately, eternaly..on and on, that all may become one again..As one shining pearl, that was always One, shining again, on every side, once more, forever and ever.

130


That you may enter your so Divine, free, state of being, my dearly beloved.. you're so close to spread the wings of this body again, and let yourself BE, as thou art in the greatest of heavens, here, and now..anywhere, just free.. so ultimately free. I can see your soul's victory, i can see it so clear, and i know without a doubt, that it is gonna happen..; your heart knows the right and direct steps to take, instruct thyself and remember thyself, Sacred I AM that thou have always been, ceaslesly.. Your core has always been pure and perfect, and yes, as you know, when you fully agree, that the light is shown again, visible and so crystal clear.. And off you go, projecting this body in a place so Magical, seeming more real then anything.. waking up; And yes, you will see this body transform under your very eyes, the light instantly bursting through, in all of it's glory..that is the starting moment, of the everlasting glory of Being Home within your heart again.. I dearly love you and i do support you, i Cosmic love,that you are. You Are the true, ever-clear youthfull fountain of life, so free and alive in expression, as the purest child, so natural and powerful in being..you. (image credit:Passiamento-from Nyako Nakar-www.NyakoNakar.com) By the power of the I AM, do i bless you with purely blissful, regenerating, enlightening and liberating blessings, dear Cosmic Angel I AM The Free Spirit of Life, which you are in essence of all things, always.. I AM Philip(pus)

God's true name is (also) found in Exodus 3:14 Often translated as "I AM THAT I AM".God being the One basic omnipresent "Self" there is, is vibrationless& beyond frequency in essence of it's silent bring. To be or not to be/ Who AM I? "I AM THAT I AM"-The Godself, that has always been the Self we sense within us in a constant basis, but on a more extended level. Death, misery, pain, limitations are veils that can easily be removed when realising that truth itself, or the reality of how things are constructed, is omnipresent and constant, in the Now.

The I AM-Presence is God, called like that because God is the natural essence of -being-; God is love, joy,and freedom, peace, harmony, abundance,..laughter, hapiness and it's heart is both in you as in all people..; as in the plants, the trees, the animals, the air, the earth, the water and the light..the fire..in everything..it's like one spirit that is everywhere..loving you, and being your 'inner self' that knows no limits. :-); So, God is a free being, and you are God having a human experience:-) God is also the creator of dual experience that is being uplifted; erality is found in the now moment-the verbal use and sharing of words describing that can help you become one with ultimate reality. Communication is Sacred. You are the One in all, and from your perspective, i am your creation, and so is your projected body, which in fact is your child through which you experience yourself as well. It is your Christ-self in which you ascend(realise that you are integraly and already one with your own basis, being the God you

131


are and always been. The mind waking up, forms the bridge between body and spirit. When the mind wakes up, all wakes up, and freedom comes to you. Never fear the dark my dear, for it is just there too to remind you, to become so bright, that you become "the light of the world". Cosmic love to you, dear Angel of the light At 8:30am on September 4th, 2008, Posted by Xavier leroi http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9219

The flu •

Posted by Eva A. Wright R.M.T, MsD, PhD on September 11, 2008 at 10:30pm Well, my daughter and I have the flu.

We have been ill for almost two weeks now. Finally we were feeling better today so we went grocery shopping and saw the most beautiful roses in a large crystal vase. As I looked at them I thought about romance and how much I miss it in my life. Beautiful and innocent. When I broke up with Tony I didn't want to date then dated Jeremiah too soon after. After that ended I again walked my own way and followed the path that science had chosen for me. Today is the first time in a while that I haven't blown my nose one time. My daughter's metal personality has been clashing with my earth personality. I worry that she will rush through her life as she rushes through it now. Why rush so? There is no hurry. Patience is a virtue. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9272

132


CERN’in ‘Tanrı ile Konuşma’ Teşebbüsü Dünya’nın Kalbini Çiviledi… •

Posted by Sunyata on September 12, 2008 at 1:23am

CERN’in ‘Tanrı ile Konuşma’ Teşebbüsü Dünya’nın Kalbini Çiviledi… Sorcha Faal Rus Fizikçiler bugün, Batılı Bilim adamlarının, Avrupa Nükleer Araştırma Organizasyonu (CERN) tarafından işletilen $8 milyar değerindeki Büyük Hadron (LHC) parçacık hızlandırıcı vasıtası ile ‘kadim tanrıları’ ile yeniden ‘temas’ kurma teşebbüslerinde, bir kez daha Dünyamızın ‘kalbine çivi çaktıklarını’ bildiriyor ve 13 Mayıs 2008’de bildirdiğimiz gibi, “CERN” Çin Depremi, Şili Yanardağı ile ‘Dünya’nın Kalbini Çiviledi’. Şöyle bildirmiştik: İsviçre’de bulunan Nükleer Araştırma Avrupa Organizayonu (CERN) için Büyük Hadron Parçacık Hızlandırıcı yapımına yardımcı olan Rus Fizikçileri ekibi, hızlandırıcının soğutulma aşaması sırasında yapılan bir deneyin, ‘antikuark cümbüşü’ adını verdikleri şey ile sonuçlandığını bildiriyorlar; bu antikuark cümbüşü tam olarak “Dünya’nın kalbine çivi çakmak” demek. Şili’nin Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Ulusal Komisyonu ile işbirliği ile çalışarak, bu raporlar devam ediyor, CERN bilim adamları diğer Batılı bilimsel ve askeri kuruluşları ile ışık – hızına yakın iletişimlerin kuark temelli araçlarını kurmaya girişirken, Güney Amerika ‘çapa’sında bu deneyin kontrolden çıkması önce Şili’de muazzam bir volkanik patlamayı ateşledi ve tüm gezegen boyunca ‘düz atış’ Çin’de 7.8 büyüklüğünde felaket bir depremi tetikledi.

133


Bu raporlar, Rus Bilim adamlarının Batı’nın ‘boyutlar – arası iletişim kapıları’ tesis etme teşebbüsü olduğunu iddia ettikleri bu en son CERN deneyinde, İsrailli Profesör Giora Mikenberg’in Büyük Hadron Parçacık Hızlandırıcısını, Musa’nın kadim Sandığının (Ark) modern günümüz temsilcisi olarak kullanmaya başladığını ifade ediyor. Ancak, bu geçen Mayıs’taki benzer deneylerden sonra tanık olduğumuz olaylar gibi, bu en son deney de felaketsel olduğunu kanıtladı, neredeyse hemen bu testlerden sonra depremler başladı, Dünyamızın CERN’in diğer ters tarafında Şili’de 6.0 büyüklüğünde güçlü bir deprem oldu. Dünyamızın çekirdeğinin etrafında geri tepme yapan ikincil besleyici depremler eşzamanlı depremlere neden oldu; Japonya’da 7.0 büyüklüğündeki bir deprem tsunamiye neden oldu; İran’da 6.1 büyüklüğünde deprem oldu; ve Endonezya’da 6.6 büyüklüğünde bir deprem gerçekleşti. Batılıların Dünyamıza karşı bu eylemlerinin en geniş kapsamını bilmesek de, bu çılgın adamların kadim tanrılarını yeniden canlandırmak için en son teşebbüslerinden sonra daha önce söylediklerimizi tekrarlamak iyi olur: “Bu en son CERN deneylerinin sonuçları Dünyamızı nereye götürürse götürsün, bu bilim adamlarının ellerinde tam talimat kitapçığı olmadan gerçekten Tanrı’yı oynayıp oynamayacağını göreceğiz.” © 11 Eylül 2008 EU http://www.whatdoesitmean.com/index1139.htm Sorcha Faal sorchafaal@fastmail.fm

September 11, 2008 CERN Attempt To ‘Talk To God’ Nails Heart Of Earth…Again By: Sorcha Faal, and as reported to her Western Subscribers Russian Physicists are reporting today that Western Scientists, in their attempts to reestablish ‘contact’ with their ‘ancient gods’ through the $8 billion Large Hadron Collider (LHC) particle accelerator, operated by the European Organization for Nuclear Research (CERN), have, once again, ‘nailed the heart’ of our Earth, and as we had previously reported on in our May 13, 2008 report “CERN ‘Nailed Heart Of Earth’ With China Quake, Chilean Volcano”, and wherein we had stated: “The team of Russian Physicists who assisted in the construction of the Large Hadron Collider for the European Organization for Nuclear Research (CERN), located in Switzerland, are reporting today that an experiment being conducted during the colliders ‘cool down’ phase has resulted in what they are calling an ‘antiquark spree’ that has, literally, “Nailed

134


the heart of Earth”. Working in conjunction with Chile’s National Commission for Scientific and Technological Research (CONICYT), these reports continue, CERN scientists, while attempting to establish a quark based means of near speed-of-light communications with other Western scientific and military installations, ‘lost control’ of this experiment on the South American ‘anchor’ triggering an ‘unexpected’ stream of antiquark’s which first ignited a massive volcanic eruption in Chile, and in a ‘straight shot’ through the entire planet has further triggered a catastrophic 7.8 magnitude earthquake in China.” These reports further state that in this latest CERN experiment, which Russian Scientists claim is the West’s attempt to establish ‘inter-dimensional communication gateways’, Israeli Professor Giora Mikenberg began utilizing the Large Hadron Collider as a modern day substitute for the ancient Ark of Moses, and which was, also, believed to be a method for the Hebrew peoples to communicate with their ‘god’. However, like the events witnessed after this past May’s similar experiments, this latest one has proved just as catastrophic, as almost immediately after these tests began the antipode location on our Earth to CERN, and which is the South American Nation of Chile, was hit by a powerful 6.0 magnitude earthquake. The ancillary feeder earthquakes recoiling around our Earth’s core further caused nearly simultaneous in Japan, where a powerful 7.0 magnitude earthquake caused a tsunami; Iran, where a powerful 6.1 magnitude earthquake caused a Global nuclear test scare, and has killed at least 7 people; and Indonesia, where another powerful 6.6 magnitude earthquake rocked its northern areas. Though it is not in our knowing the fullest extent of these Western actions against our World, it is wise to repeat our earlier words after the last attempt by these madmen to resurrect these ancient gods: “To whatever the outcome of these latest CERN experiments will lead our World, it remains to be seen if these scientists can really play God without having the full instruction manual available to them.” © September 11, 2008 EU and US all rights reserved. http://www.whatdoesitmean.com/index1139.htm -Sorcha Faal sorchafaal@fastmail.fm http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9256

135


Global Shift in Dimensions 2008-2012 Mass Awakening GoldRing •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 12, 2008 at 1:50am

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9260

136


KRİSTALLER VE ENERJİ ALANLARI •

Posted by SOPHIA on September 12, 2008 at 2:54pm

Dünya gezegeninde, 3. boyut realitesinde yaşıyoruz. Duyularımız, gündelik hayatta kullandığımız radarlarımızdır. Duyu dünyamızı genişlettikçe, bakış açımızda genişler. 4. boyuta doğru yol alırken 3.boyutta tekâmül ederiz. Burası öğrendiğimiz yerdir. Öğrendiklerimizi yaşantımıza uyumladıkça, yani gelen bilgiyi kullandıkça farkındalığımız artar. Dünya gezegenine gelen kozmik enerjinin miktarı ve hızı artmıştır. Bundaki amaç tekâmülü hızlandırmak ve bir sonraki aşamaya ilerletmek içindir. Kozmik enerji, her maddeye erişir ve etkileşime geçer. Dünya, maddelerden oluşmaktadır. Her maddenin kendi iyonik bağı, atomlarının diziliş sırası vardır. Katı, sıvı ve gaz halde bulunurlar. Atomlar, sabit değildir. Atomların hareketiyle beraber enerji açığa çıkar ve çevrelerinde bir enerji alanı oluştururlar. Bitkiler, hayvanlar, Dağlar, kristaller, insan… Var olan her maddenin, elektromanyetik enerji alanı vardır. Bu alana AURA denir. Kozmik enerjiye “ merhaba “ dediğimiz yer, burasıdır. İnsan vücudu; 3 boyutlu olarak gördüğümüz, dokunduğumuz, sağlıklı veya sağlıksız semptomların açığa çıktığı kabul edilen fiziksel bedenimizdir. Film seyretmek için filmi, beyaz perdeye projekte etmek, yansıtmak gereklidir. İşte bu beyaz perde, bizim fiziki realitemiz olan fiziksel bedenimizdir. Yansıtılan film ise duygularımız, zihnimizin barındırdıkları, ruhumuzun kalitesi ve yaratımlarımızdır. Fiziksel bedeni kuşatan, sağlıklı bir 137


insanda 15–20 cm kalınlığındaki, aynı fiziksel bedenimizin görünümünde olan bir enerji alanı vardır. Bu enerji alanına ETERİK BEDEN ( AURA ) denir. Yani fiziksel bedenimize giydiğimiz enerjiden oluşan elbisemizdir. Enerji alanları dediğimiz çakralar, eter bedenimizde yer alırlar. Enerji ile çalışan uzmanlar, eterik beden üzerindeki çakraları ve önemli enerji meridyenlerini baz alarak çalışırlar. Eterde meydana gelen değişim fiziksel bedene geçer. Eterik bedenimizi çevreleyen duygusal bedenimiz, duygusal bedenimizi de çevreleyen zihinsel bedenimiz vardır. Bütün bu enerji bedenlerini de kapsayan ruhsal bedenimiz vardır. Her kristalin kendine özgü enerji alanı vardır. İnsanlar tarafından örselenmemiş, değişime uğratılmamış, doğadan çıktığı gibi saf halde bulunan kristallerin, enerji alanları daha güçlüdür. Enerji alanları; Ses ve renk gibi frekanslar, titreşimler taşır. Her elementin kendi frekansı vardır. Frekanslar benzerdir fakat aynı değildir. Her kristalin enerji alanı, kendi frekanslarından meydana gelir. Tabiat Ana, kristallerden oluşur. Biz insanlar, yerkabuğu üstünde yaşarken neyin üzerinde adım attığımızı, nereye konumlandığımızı çoktan unutmuşuzdur. Kendi fizyolojimiz de bunu destekler. Çünkü DNA’larımızda kristalin yapıdadır ve ışık tutma potansiyeline sahiptirler. Kristallerden oluşan bir gezegende, kristalin bedenlerimizde yaşarız. Bu kristalin yapı, evrende var olan her şeyin bir bütün olduğu gerçeğini yansıtır. Kristaller ile insan kimyası, aynı içeriklere sahiptir. Kristallere duyduğumuz ilgi, kimyamız yoluyla onlara çekilişimizdir. Bir kristale hayran kaldığımızda, onu satın alma ve sahip olma, bir çocuğu sever gibi sevme, Dokunma hissi geliştirdiğimizde enerji alanlarımızdaki frekanslar ve titreşimler birbirine benzer ve/veya yakındır. Biz o kristalin enerji alanına, kristalde bizim enerji alanınıza girmiş demektir. Enerji alanlarımız böylece karşılıklı olarak etkileşime geçerler. Kristaller, tıpkı enerjiyle çalışan uzmanlar gibi eterik bedenimiz üzerinden bizimle iletişime geçerler Zihinsel ve duygusal bedenlerde yeşeren olumlu ve olumsuz düşünceler, eterik bedene akar. Acı, hüzün, öfke, nefret, bencillik, kin, kıskançlık, sahiplenme gibi olumsuz düşünceler ve irade problemlerini zamana yaymak suretiyle geliştiririz. Bu negatif düşüncelerin yapısı eterik bedenimizde yırtıklar oluşturur. Eterik beden, zayıflamaya başlar ve dışarıdan etki eden negatiflere karşı savunmasız hale gelir. Yani evrensel ışığımız sönmeye başlar. Eterdeki değişikler fiziksel bedene depresyon, yorgunluk, stres, ani öfke çıkışları, tahammülsüzlük, gerilim tipi baş ağrıları, uyku düzensizlikleri, cildin bozulması, sindirim sistemi rahatsızlıkları, nefes alamama, kanser türleri, yaşama isteğinin azalması gibi haller olarak açığa çıkar. Hastalığı, düşüncelerimiz aracılığıyla gerçeğe dönüştürürüz. Şifalanma peşinde koşarken, hastalığımızın oluşum nedenlerini görmezden gelerek ( karanlıklarımızı yok varsayarak ) hastalıktan kurtulmaya bakarız. Hastalık, mükemmelliğimizi bozmuştur ve tekrar bozabileceğimiz bir mükemmellik yaratmak isteriz. Yani gene ruhumuzu unuturuz. Bu döngü, ruh iyileştirilmediği taktirde devir-daim yapar. Bu yüzden ruhu beslemek, sevmek ve unutmamak gerekir, özellikle bu yaşam amacımız olmalıdır. Kristaller, zihinsel, duygusal ve eter bedenlerimizi temizler. Negatif üretim düşünceleri, pozitife çevirir. İradeyi destekledikleri için olumlu/olumsuz düşüncelerin, tutumlarımızın anında farkında olmamızı sağlarlar. Kristallerin enerji alanına girerek, bizler üzerinde kendiliğinden bir farkındalık biçimi gelişmeye başlar. Evrensel yaşam enerjisini kendi auralarından, bizim enerji alanlarımıza taşırlar. Daha mutlu, daha huzurlu, sakin ve zinde hissederiz. Bilincimiz değişir. Beslenme şeklimiz, hayata bakış açımız ve yaşam biçimimiz otomatik olarak, kozmik yaşam enerjisinin üzerimizde oluşturduğu artan bilinç ile değişime uğrar. Değişen dünyaya, olumlu yönde değişerek uyum sağlarız.

138


Titreşim seviyemiz arttıkça bize engel düşünce kalıplarımızı bırakırız. Ne ile karşı karşıya olduğumuzu fark etmeye başlar ve kendimizi geliştirip, bilgiyle hücrelerimizi donatma ihtiyacı duyarız. Daha çok araştırmaya ve bilginin ardından çaba gösterek gitmeye başlarız. Bu değişim, kristallerle ile hızlanır. Kristallerle daha çok vakit geçirip, onlarla zihinsel temasa yani telepatiye başlarız. Pşisik yeteneklerimiz, kristallerin enerji alanımızı tamir etmesiyle ve gelişimimize destek vermesi suretiyle tekrar kazanılır, hatırlanılır ve artar. Yanıbaşımızda duran insanların, hayatı paylaştığımız kişilerin düşüncelerini okumaya başlayıp, onların enerji alanlarındaki değişimi hissederiz. Aura da açığa çıkan renk tonlamalarını, kristallerin bizim üzerimizdeki artan olumlu etkileriyle görmeye başlarız. Kristaller, aynı zamanda içinde yaşadığımız mekanları da temizler ve negatif enerjiden koruma sağlar. Ortamda bulunan enerjinin kalitesini arttırırlar. Beslediğimiz hayvanları da kristallerinden enerjisinden faydalandırabiliriz. Bizlerle daha uyumlu, cana yakın ve sağlıklı olurlar. Kristallerle ilgili olarak deneyimlerimi de sizlerle zamana yayarak paylaşmayı istiyorum. Bunlar, kristallerin nasıl etkileşime girdiklerini anlattığım genel bilgilerdir ve çok önemlidir. İnsanlar, kendi yaşamlarını oluşturan, kendi temellerini atan mimarlardır. Kristaller, kendi dünyanızda cennetinizi yaratma fırsatınızdır. Kristallerle çalışma yöntemleri Öğrenmelidir. Yoksa onlardan performans alamazsınız. Kristallerdeki enerjiyi açığa çıkarmak ve doğru yönlendirebilmek gereklidir. Kristalleri hangi amaca yönelik kullanmak isterseniz, ona uygun programlama yapmak gerekir. Kristal programlaması yapılarak, kristalin hafızası kişi için uygun hale getirilir ve komuta edilir. Kristallerin, iyi ve kötü gibi ayrımları yoktur. Doğaları gereği her şey onlar için birdir. Komuta edildikleri, yönlendirildikleri takdirde en yüksek yararınızın için çalışırlar. Auranızı, evrensel şifa enerjisinin geçişi için açarlar. Auradaki olumlu etki, fiziksel bedene yansır ve sağlığınız yerine gelerek bağışıklık sisteminiz kuvvetlenir. Hastalık yerine sağlıkla dolmaya başlarsınız. Bu aralar, kristaller daha çok ilginizi çekiyor, biliyorum. Kristaller, kendi enerji alanlarıyla sizleri kuşatıyorlar ve kendi iradenizi tekrar Size geri kazandırmak için tüm varoluşlarını sunuyorlar. Lütfen, kendiniz için yatırım yapın ve bir kristal edinin! Kucak dolusu sevgilerimle,

Meryem Ebru SEZEN Jeoloji Mühendisi Usui Reiki Master/Teacher esezen78@yahoo.com www.sihirlikristaller.ning.com

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9324

139


The Seven Principles of Infinite Being •

Posted by elif elisabeth on September 12, 2008 at 3:14pm

1. Infinite Being is All That Is. Nothing exists outside of it. The universe exists within the consciousness of Infinite Being. The physical world exists within the consciousness of Infinite Being. We exist within the consciousness of Infinite Being. 140


2. We are Infinite Being Creation is holographic in nature. For example, the oak tree produces an acorn and yet the life-form of a complete oak tree is contained within the acorn. If a picture hologram is divided into two, both parts will retain the complete original picture. While you are a part of the consciousness of Infinite Being, you are also Infinite Being itself. All that Infinite Being is, you are. 3. Destiny exists due to your pre-planning the themes of your life At a soul level, you pre-plan each physical life before you enter it, choosing the themes that you wish to explore in that particular life. Your life's themes are largely preset by your choice of parents, the time and place of your birth and the environment of your childhood. Many issues related to life's themes unfold automatically from this initial setting. This pre-planning gives rise to the occurrence of related, meaningful events in life and the impression that destiny exists. 4. Free will enables you to explore your true potential Free will can be used to any degree that you choose. The most productive use of free will is to explore your true potential within the themes of your life, thus gaining the greatest possible experience from your life plan. 5. Life reflects what you project Reflectance is a property of the universe. Life reflects your beliefs, emotions and actions. The stronger these are, the more apparent it becomes that life is a mirror of what you project. Every time you change the way you view life, the universe, like a mirror, reflects your new view of reality. 6. Abundance is natural Natural abundance comes from "getting into the flow," by doing work that brings a sense of inner excitement. The phrase "Follow your inner joy" is actually the key to abundance. Once you follow your excitement and find yourself doing work that you love, then synchronicity begins to flow. Synchronicity is the universe's way of telling you that you're on the right track. It is a flow of events where everything clicks into place to support your efforts. It brings you opportunities, people, events and circumstances exactly when and where they need to be. When life flows naturally, the natural abundance of the universe follows automatically.

141


7. Love is the only reality Unconditional, holistic love is the answer to all of life's challenges. You are here on Earth to learn how to love yourself and others, and to accept yourself and others unconditionally and completely. As every person has a unique set of beliefs best suited to their individual needs, this includes a respect for the personal beliefs of others. Unconditional love and acceptance can be developed by the use of affirmations. The more often an inner truth is repeated, the more it becomes integrated with your outer personality. The most powerful of all affirmations is "I am Infinite Being" because it encompasses all qualities and all possibilities. The Infinite Being meditation uses the statement "I am Infinite Being," both as a focus for the attention and as an affirmation to naturally enhance the quality of life. Š David Martin Wells http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9333

142


Thoughts lead the way •

Posted by elif elisabeth on September 12, 2008 at 3:30pm

Thoughts lead the way Your thoughts have great influence on your life. So get them working in your favor. Those things you've convinced yourself you cannot do, you will not do. By the same token, whatever you're absolutely certain that you can accomplish, you will indeed accomplish. Your thoughts directly and persistently control your actions. And through your actions, you create much of the reality of your life. Every achievement begins with a thought. And every achievement is supported all along the way by a continuous flow of positive, empowering thoughts. You won't make something happen just by thinking about it. Yet the things you do cause to happen are those things upon which your thoughts are steadily focused. Fill your mind with thoughts of positive purpose, joy, and meaningful achievement. Let your thoughts lead the way to the life of your dreams. -- Ralph Marston http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9353

143


Return to other side •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 12, 2008 at 4:57pm

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9367

144


BÜYÜK HADRON PARÇACIK HIZLANDIRICISININ YARATTIĞI ENERJİ DALGASI… YENİ BİR BİLİNCİN DOĞUMU. •

Posted by Sunyata on September 13, 2008 at 12:10am 10 Eylül 2008 Kanal: Magenta Pixie Sevgili Pixie,

Bize bu sabah Büyük Hadron Parçacık Hızlandırıcı çalıştırıldığı zaman hissettiğin enerji dalgasını sordun… bu enerji dalgası seni uykudan uyandırdı. Bu dalgayı hisseden sadece sen değilsin… bir çok insan enerjide açıklayamadıkları hafif bir değişim hissetti, diğerleri belirli bir reaksiyon verdi ve başkaları da çok büyük enerji dalgasını hissetmiş olacaklar, bu dalga fiziksel bedeni, aurayı ve çakraları etkiledi. Bu enerjiyi hissedenlere, bunun pozitif bir olay olduğunu güvencesini vermek istiyoruz. Ben tamamen negatif olarak algılanabilirim ve negatif olarak hissedilebilirim ve bunu bilen ve hisseden insanlar doğrudur… ama size HER negatif olaya, hissedilen HER korkuya karşılık eşit miktarlarda pozitiflik ve sevgi olduğunu söylüyoruz. Bugün gezegeninizde çok özel bir doğum gerçekleşti. Korku olan rengin tam spektrumunun sevgiye bedenlendiği bilincin doğumu. Bilinç, şimdi daha önce olduğundan çok daha fazla, ona verdiğiniz enerjiye reaksiyon gösterecek ve korku içinde olanlarla gittikçe büyüyen sevgi içinde olanlar arasında ayrılma/bölünme görüyoruz. İnsanlığın, Işık kürelerinden olan pozitif yardımcıları olarak işimiz, sizler sevginin pozitif gücüne ilerlerken ve onu kucaklarken yardıma ve iletişime gereksinim duyanlara rehberlik yapmak ve yardımcı olmaktır. Negatiften konuşmak sadece araştırma amaçları için iyidir… ama bugün bahsetmek istediğimiz sevgidir, hepinizin hissetmenizi dilediğimiz sevgi. Bu doğumun negatif yanları ile ilgili çok fazla konuşmalar olacağını kavrıyoruz… yine de gezegeninizde şu anda pozitif daha önce olduğundan çok daha güçlüdür. 145


Büyük Hadron Parçacık Hızlandırıcı olarak bilinen üçüncü yoğunluk Dünyanızdaki kontrol edilen mekanda gerçekleşen bu doğum anı, hepiniz için bir doğum anı getiriyor. Tekrar yaratılan makrokozmos, mikrokozmos içinde ve sizin DNA’nızda yansıyor. Şimdi DNA aktivasyonu artacak, enerjilere hassaslık artacak ve bununla Dünya’da bu enerjileri hissedenler için çok daha fazla pozitiflik gelecek. Yaratıcılık büyüyor, her zaman “o kitabı yazmak” veya “o müzik parçasını yaratmak” isteyen birçok insan için yaratıcı enerjiler sizin için orada. Yüksek ışık ile telepati ve yüksek benlik ile iletişim çok daha kolay olacak. Dokuzların beyaz kanatlı kollektif bilinci olan bizler, bilincin bu yeni doğumunun parçasıyız ve aslında “Biz büyük Hadron Parçacık Hızlandırıcının içindeyiz” metaforunu kullanmak doğrudur… ayrıca onun dışındayız. Aynı şekilde “siz” olarak bildiğinizi oluşturan Rehberleriniz, yüksek benlik veçheleriniz, melekleriniz ve Yükselmiş karşılıklarınız da büyük Hadron Parçacık Hızlandırıcının İÇİNDEdir… bizler zamanın yörüngelerine ve burada üçüncü yoğunluk Dünyasındaki fizikselliğe demirlenen yeni boyutların frekansına göz kırparken (girip çıkarken), tüm bunların parçasıyız. Bu 2008 yılı birçokları için mükemmel bir uyanış oldu.. sadece bugün, bu enerji dalgaları hissedildiğinde…. Uyanmış olduğunuzu hissediyor musunuz. Birçoklarınız, “benden binlerce kilometre uzakta olan bir makineden çıkan enerjiyi nasıl hissedebilirim?” diyecektir, bu insanlar bunu sorgulamalı, düşünüp taşınmalı ve araştırmalı. Ve bazı insanlar, parçacıklar olarak bildiğiniz bilincin yeni doğum anının bedenlerinizde var olduğu ve hepinizin ışık enerjisinin sürekli akan akışında var olduğu gerçeğine yönlendirilecek. Bu nedenle bugün daha fazla uyanışlar gerçekleşti. Bu olay binlerce yıldır biliniyordu ve insanın daha önce sadece Tanrı’nın yarattığını gerçekten yaratma yeteneğini müjdeliyor. Bu ifadenin negatif ve pozitif algılar içerdiğini biliyoruz… ama sözlerimizi işitenleri ve size gösterdiklerimizi görenleri, bu yaratımın pozitif veçhesini kucaklamaya davet ediyoruz… çünkü size tevazu ve hizmet içinde güvence veriyoruz. Bugün, bu bilinç doğduğunda hissettiğiniz yeni enerji dalgalarından korkmayın ve sözlerimizi işiten arkadaşlarınıza da anlatın. Bu enerji dalgalarını kucaklayın, bu frekans değişimlerini kucaklayın ve boyutların bu birleşmesini kucaklayın, çünkü bunların yoğunluğu artacak sevgililer. Her biriniz bu kozmik dalgaya rahatça binmek için içinizde yetenek ve aletlere sahipsiniz. Alanınızdan ayrılıyoruz, ama varlığınızı sevgiyle doldurduğumuzu söylüyoruz… her birinizin bu sevgi senerjisini almanızı diliyoruz…. Birlikte yarattığınız gezegen güzellik ve ışığı ile istisnadır. Her biriniz Dünya’daki kozmik yıldızlardan birisiniz, ışığınızı yaymaya, parıldatmaya devam edin, bugün, tüm boyutlar sizi görebiliyor. Biz Dokuzların Beyaz Kanatlı Kollektif Bilinciyiz.

146


http://lightworkers.org/content/44709/the-surge-energy-created-large-hadron-collidera-newbirth-consciousness (ÇEVİRİ: Saffet) The surge of energy created by the Large Hadron Collider...A new birth of consciousness Channeler: Magenta Pixie Dear Pixie, You asked us about the surge of energy you felt this morning when the Large Hadron Collider was on…enough to wake you from you sleep. Let us please tell you Pixie that you are absolutely not alone in feeling this surge…many will have felt a slight change in energy that they could not explain, others will have had a definite reaction and yet others will have felt the massive surge in energy that affected the physical body, the aura and the charkas. We would like to reassure those that felt this energy that this is indeed a positive event. I can definitely be perceived as negative and indeed felt as negative and the people who know and feel this are correct…but we tell you now that for EVERY negative event, for EVERY fear that is felt…there is equal amounts of positivity and love. A very special birth has occurred on your planet today. A birth of consciousness that embodies the full spectrum of colour that is fear into love. Consciousness, now more than ever, shall react to the energy YOU give it and we see the divide between those within fear and those within love growing ever wider. Our job as positive helpers of humanity, from the spheres of light, is to guide those and help those who need assistance and communication as you move into and embrace the positive force of love. Talking of the negative is good for research purposes only….but today of all days it is love we wish to speak of, it is love we wish you all to feel. We realise there shall be much talk of the negative sides of this birth…..yet the positive is stronger now than ever before on your planet. The birth moment that has occurred within the controlled space on your third density Earth that is known as the Large Hadron Collider….brings with it a birth moment for you all. The macrocosm that is being recreated is mirrored within the microcosm and that which is your DNA. DNA activation shall now increase, sensitivities to energies shall now increase and with this comes MUCH positivity for those on Earth who feel these energies.

147


Creativity is magnified, for many who have always wanted to “write that book” or “create that piece of music” the creative energies are there for you. Those just beginning to link into channelling, telepathy with higher light and communication with the higher self….shall find this so much easier. We…the white winged collective consciousness of Nine, are part of this new birth of consciousness and indeed it is correct to use the metaphor “We are inside the large Hadron Collider” ….we are outside of it also With the same respect YOUR guides, your higher self aspects, your angels and your Ascended counterparts that make up that which you know as “you” are also INSIDE the large Hadron Collider….all part of this as we wink in and out of the trajectories of time and the frequency of the new dimensions that are now truly anchored in physicality here in third density Earth. This year 2008 has been a profound awakening for many and perhaps for some…only today, when those surges of energy were felt…do you feel you have awakened. For many will say “how can I feel energy from a machine that is thousands of miles away from me?” then these people shall question this, ponder this and research this. And some shall be led to the truth that the new birth moment of consciousness that you know as particles exist within your bodies and that you are all one existing within the ever flowing stream of energy of light. Yet therefore even more awakening has occurred today from those new ones who now feel, those new ones who are sensitive. This event has been known of for thousands of your years and heralds man’s ability to truly create that which was before only created by God. This statement contains negative and positive perceptions we know…but we invite you, you dear ones who hear our words and who see that which we show you…to embrace the positive aspect of this creation…for we assure you in all humility and service that it is there. Do not be afraid Pixie of the new surges in energy that you felt today when this consciousness was born and tell your friends that hear our words also. Embrace these energy surges, embrace these changes in frequency and embrace these merging of dimensions for they shall increase in intensity dear ones. Each of you have the ability within and the tools within to ride smoothly through this cosmic wave. We leave your fields now Pixie but we assure you that the love we just filled your very being with…as you allowed us into you fields is there for EVERYONE…..we would wish that each and everyone receives this energy of love…for truly the planet you are creating together is exceptional in it’s beauty and light. You are each and every one of you cosmic stars on Earth therefore continue to shine your light, this day, for all the dimensions can now see you. We are the White Winged Collective Consciousness Of Nine. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9397

148


BÜYÜK HADRON PARÇACIK HIZLANDIRICI - ANDROMEDA KOLLEKTİF BİLİNCİ •

Posted by Sunyata on September 13, 2008 at 2:20am

BÜYÜK HADRON PARÇACIK HIZLANDIRICI 12 Eylül 2008 Andromeda Kollektif Bilinci

149


Bu Andromeda Kollektif Bilincidir. Selamlar. Sevgililer, Dünya realitelerinin ayrılmaya başladığı bu anda mutlu olun. Şu anda hadron parçacık hızlandırıcısı işlemde, onun yaratılmasının nedenlerini düşünmenizi istiyoruz. Onbinlerce yıldır Dünya, Işığın Galaksilerarası Federasyonu tarafından kovalandıktan sonra bu gezegene “çekilen” ve burada karantinaya alınan saldırgan fesat kuvvetler tarafından mesken tutuldu. Bu fesat kuvvetler bir çok galakside bir çok yıkım yarattıktan sonra bu güneş sisteminde ortaya çıktılar, astral planda oturan o kuvvetler. Astral plandan ayrı olarak bu fesat kuvvetleri ağırlayan insansılar (ruhu olan insanlardan farklılar) vardı. Bu gezegende karantinaya alındıktan sonra ve evrenin kalanında yıkıcı yollarını sürdüremedikleri için, bu gezegenin orijinal insan sakinlerinin genetiklerini kurcalayarak kendilerini evlerinde hissetmek için ellerinden geleni yaptılar. Onların planları bir noktaya kadar işledi, ama insan ruhunun ihtişamını ve onun çok boyutlu yükselen bağlantısını yok edemediler. Bu fesat kuvvetler o kadar kötü niyetliler ki, yollarına devam etmek için gezegenleri yok etmekte tereddüt etmezler. Ve gerçekte, birçok gezegeni yok ettiler. Şimdi, büyük döngünün sonunda (dünyanın 250,000 yıllık döngüsü) ve Dünya’nın foton kuşağına tam girişi ile, bu fesat kuvvetler mahvolmaya programlandılar. 14,000 yıl önceki kutup değişiminden sonra yeniden düzenleyebildikleri teknolojik ilerlemelere rağmen, bu kuvvetler asla karantinalarını yarıp geçemediler ve bu nedenle başka bir plan tasarladılar. Bu plan bir zaman yolculuğu makinesi yapmaktı = hadron parçacık hızlandırıcı Onların niyetleri, karantinayı delemedikleri için geleceğe seyahat etmektir. Dan Burish’in deneyimlerini görmüş/okumuş olanlar için, onun sözünü ettiği şeyin bu J – Çubukları olduğunu söyleyebiliriz. Onlar aslında bu gezegeni terk edecekler ve geri dönmemek üzere bu zaman çizgisini terk ederek paralel bir Dünya zaman çizgisine yerleşecekler. O zaman onlara ne olacağının bir önemi yok, onların iyi olmalarını dilemek ve kendi planları ile baş başa bırakmak daha iyidir. Dünya ve daha aydınlanmış varlıklar için, hadron parçacık hızlandırıcı, dünya ve aydınlanmış insanların spiritüel gelişimine hızlanma getiriyor. Bu yokuş yukarı, zahmetli bir yürüyüş olacak, ama eğer kalp çakranızı açarsanız ve koşulsuz

150


sevgi ve bağışlamanın yanıt olduğuna güvenirseniz, diğer tarafa güvende ve sağlam erişirsiniz. Gerçekleşmekte olanları yargılamayarak kendinizi dualite paradigmasının dışında tutun. Tüm dünya sakinleri bu insansılardan gelen DNA özelliklerine sahiptir. Bu özellikler, atmosfere daha fazla foton nüfuz ettikçe kademeli olarak yok olacaktır. Bu özellikler “illüzyon perdeleri” ve inanç sistemleridir. Yolculuğunuzu çabasızca sürdürmek için modası geçmiş sosyal idealleri taşımaktan kaçının. Deneyimlemekte olduğunuz olay, parçacık hızlandırıcı tarafından getirilen çağların değişimidir. Tüm yapmanız gereken sevgide olmak ve her gün gezegene bağlanmaktır. Yumuşak bir yükseliş için niyetinizle parçacık hızlandırıcının enerjisini kullanın. Daha fazla jeolojik olaylar olacak, bilge olun. Artan miktarda enerjinin basıncı salıverilmesi gereken duygusal sorunları ileri sürerken, genel bir huzursuzluk olacak. Yakında hükümetleriniz olmayacak, kalacak olan şeyler sadece ruhsuz androidler olacak. Artık hükümetler aramayın; kendini yöneten küçük topluluklar yaratın. Fesat kuvvetlere hizmet eden androidler, parçacık hızlandırıcının ve foton kuşağının artan miktardaki ışığı ile helak olacaklar. Olağandışı hastalıklara yakalanacaklar. Onlar bunu biliyorlar ve öfkeliler. Bu geçişi huzurla yapabilirsiniz, tüm yapmanız gereken öfkeyi ve yargılamayı atmaktır. Sevgi ve ışıkla (ÇEVİRİ: Saffet) Large Hadron Collider September 12th, 2008 by Andromeda Channeler: Andromedan Collective Consciousness This is the Andromedan Collective Consciousness through Andromeda. Greetings Dear ones, blessed be in this moment in which Earth realities begin to split. Now that the hadron collider is operational we would like you to consider the reasons for its creation. For tens of thousand of years the Earth has been inhabited by hostile sinister forces that were "beached" and quarantined in this planet after being chased by the Intergalactic Federation of Light. These sinister forces appeared in this solar system after creating much destruction in several galaxies, those forces is what inhabit the astral plane.

151


Apart from the astral plane there were humanoids (not the same as souled humans) hosts of these sinister forces. After being quarantined in this planet, and unable to resume their destructive path in the rest of the universe, they did their best to make themselves at home tampering with the genetics of the original human inhabitants of this planet. Their plans work to a point but they were unable to obliterate the magnificence of the human spirit and its multidimensional upward connection. These sinister forces are so malignant that they will not hesitate to destroy planets to get their way. And indeed, they destroyed many planets in their wake. Now, the end of a grand cycle ( 250,000 earth year’s cycle) and with the full entrance of the Earth to the photon belt these sinister forces were scheduled to perish. Regardless of the technologic advances they were able to re-engineer, after the pole shift some 14,000 earth years ago, these forces were never able to breach their quarantine and hence they devised other plan. This plan was to engineer a time travelling machine = hadron collider Their intentions are to travel to the future as they can not breach the quarantine. For the ones that have seen/read the experiences of Dan Burish, we could say that those are the J-Rods he refers to. They will indeed vacate this planet and inhabit a parallel Earth timeline leaving this timeline for good. It does not matter what will happen to them then, it is better to whish them well and leave them to their own plans. For Earth and the more enlightened beings the hadron collider brings acceleration on their spiritual development. It will be an uphill walk but, if you open your heart chakra and trust that unconditional love and forgiveness are the answer, you will reach the other side safe and sound. Keep yourself out of the duality paradigm by non judging what is happening. All earth inhabitants have DNA traits from these humanoid. Those are likely to disappear progressively as more photons permeate the atmosphere. Those traits are the “veils of illusion� and belief systems. Avoid holding on outdated social ideals to make your journey effortless. The event you are experiencing is the shift of the ages brought somehow forward by the collaider. All that you have to do is be in love and connected to the planet daily. Use the energy of the collaider with your intention for a smooth ascension. There will be more geological events so be wise. Also civil unrest as the pressure of the heightened amount of energy will propel the emotional issues that have to be released. Please

152


see our previous communication about how to handle upheaval. Soon you will have no government, what there will be left will be only soulless androids. Don’t seek more governments; create small communities that are self governing. The androids that serve the sinister forces will perish with the heightened amount of light of the collaider and the photon belt. They will fell ill of unusual sickness. They know that and they are angry. You can make this transition peaceful all that you have to do is drop the anger and judgement for your handlers. Honor to be of service Much love and light End Transmitted through Andromeda http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9485

153


• Posted by Canan on September 13, 2008 at 11:35am

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9645

• Posted by Canan on September 13, 2008 at 4:00pm

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9691

154


HOW THE FEW CAN TRANSMUTE THE WHOLE •

Posted by elif elisabeth on September 13, 2008 at 4:31pm

HOW THE FEW CAN TRANSMUTE THE WHOLE Take a holographic image, like a flower embedded in a glass pendant…smash it with a hammer and pick up any of the smaller pieces and look--- the entire image exists in any shard of the previous whole. As above, so below, as within so without. WE ARE THE ENTIRE UNIVERSE AND IT EXISTS WITHIN US AS WELL. ALL OF IT. NO PART IS LEFT OUT. WE ARE WITHIN THE CREATOR AND YET THE CREATOR IS WITHIN US. IT IS COMPLETE, WHOLE, TOTAL AND ONE WITH ALL. Mother/Father God is omnipresent, as a hologram of the very creative force: Divine Feminine/ Divine Masculine – wave and particle – will and love. God is both plural and uniquely singular in its omnipresence. Because there is a quantum nature to our interconnectedness, such things as telepathy or psychic phenomenon work OUTSIDE the apparent laws of time and space. So if we work through the pre-existing interconnectedness of the holographic reality inherent in the Universe, communication is immediate. When this planet was first formed, electricity in the primal form of lightning struck our

155


atmosphere, forming in conjunction with sunlight, the four basic amino acids: adenine, guanine, thiamin and cytosine. These in turn became the sugars and phosphates present in every DNA structure in the body. These utilize the basic molecules of oxygen, hydrogen, nitrogen and carbon to combine together and build the body at a rate of 50 million cells per second. Not only is your DNA a crystalline based matrix, but every system in your body is one as well. These are the computer components, but what binds this all together and drives it all in a never ending, organized direction is what we call God – the unifying force which is primal and eternal. The DNA transmits not only physical characteristics or predispositions, but also our concepts of time, space, energy and matter, and our conscious and unconscious filters. It transmits our receptivity to the inward impulse of God. Living chromosomes function just like a holographic computer using endogenous DNA laser radiation. There have been controlled experiments in which certain frequencies were modulated through the sound vibration onto a laser like ray which were proven to influence the DNA frequency and thus the genetic information itself. Even WORDS created a reaction. (This is why affirmations, hypnosis, and the like, have a strong effect on humans and their bodies.) This is the science of wave genetics. THE BODY IS PROGRAMMABLE BY LANGUAGE, WORDS AND THOUGHTS (WAVE FORMS) BUT THE FREQUENCY HAS TO BE CORRECT AND CONSCIOUS COMMUNICATION WITH THE DNA MUST BE ESTABLISHED. DNA is an organic superconductor that works at normal body temperature, as opposed to artificial superconductors which require extremely low temperatures. They are able to store light and THUS information. Resonant patterns in the DNA in a species responds to holographically communicated information when it reaches CRITICAL MASS. There are carrier circuits within the DNA that transmit and even form an intelligence through a reality membrane that is sub-quantum. It's a tributary ingredient of the unification force that propagates NEW traits and Understandings in the few to the many. From the master to the student, from the adept avatar to the masses. It's like an auto-down-load of information from a satellite transmission sending information on broadband that shows up on everyone's home page

It's what enables the transmission of a new insight or a potent trait across a spectrum of species that resonates with the insight or trait and it does it without physical interaction. This is called the "Quantum Consciousness Shift Theory" or (100th Monkey theory). It is not transmitted like a broadcast tower. It's transmitted SELECTIVELY to resonant DNA and the effect it has isn't dependent on whether the recipient is like, or even similar, to the donor. It's dependent on the receptivity of their DNA. (how they are wired) Some people open their DNA up to new innovations, new experiences, new learning, new thought, new techniques, and others don't. This is the critical factor in whether the new trait or idea is successfully transmitted to their field. When even one being EMBODIES a new consciousness or paradigm, they establish and anchor the pure pattern in the dimension in which they exist. This information is then

156


transmitted to RECEPTIVE DNA within their species. When 4.7% of the species connect, the resultant exponential expansion overcomes inertia and critical mass is swiftly reached, thus interpenetrating the entire species with the New Consciousness or trait. Twin Flames are the lock and the key that together open the way to humanity's transformation and transcendence beyond the ego. The moment of conscious joining (on any level of consciousness) turns the key in the lock. The moment you connect, whether together physically or in higher consciousness, you are eligible for direct delivery of pure light. Those who feel this powerful magnetic tug from the heart are now being instructed to put forth their individual call for their beloved NOW for several reasons; 1) To awaken humanity, 2) To use this conscious union to assist in transmuting the energy forms on this dimension within the agreed upon time frame and 3) To return this Earth to its true reality of rich, verdant life and beauty, to abundance and ecstasy in perfect pattern and form. But it's not as simple as saying "I choose you to be my other half because the computer matched our personality profiles as compatible beings!" Until the heart is open there is no access to the Twin Flameред As your heart becomes centered in love, vibrating in Love, that Love will (must) manifest before you. If you do not recognize God within you, you will not recognize God outside of yourself as your Twin Flame. Through Twin Flame love you may truly know yourself as love in form, as love in action, as God's Love and as God's child in the world. If you call your beloved and cannot see them, then you can be assured you are still caught in the illusion. by Angelina Heart http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9694

157


Bir tohumdu yıllar önce... •

Posted by Nilambara dd on September 14, 2008 at 11:08pm

Bir dilekle başladı herşey, Bir tohumdu yıllar önce... Büyüdü, gelişti, beslendi ve serpildi Dağıldı tüm dalları çevresine,

Eğdi bütün dallarını diğer dalların önünde... Bildi büyüklüğünü ancak ayırt etmeksizin Her dalın önünde eğildi, sanki O küçük daldan da minikmişçesine...

Her eğilmenin ardından daha da devleşti Ve herseferinde biraz daha gizledi kendini, Her çıkışta biraz daha saklandı ve Her saklanışla biraz daha büyüdü Ve Hayata Karıştı..... Nilambara dd 08.08.08 http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9942

158


159


BAŞMELEK METATRON - ‘İÇ DÜNYA, LEMURYALILAR, YETİ, DEVALAR & UFOLAR’ •

Posted by Sunyata on September 15, 2008 at 3:06am BM Metatron Kanalı James Tyberonn vasıtasıyla

Selamlar Sevgililer! Ben Işığın Lordu Metatron’um ve her birinize bu yaşayan dünyalara hoşgeldin diyorum. Her birinizi sevgiyle kucaklıyorum. Gezegeninizi katı bir küre olarak düşünüyorsunuz, ama Sevgililer, aslında gezegeninizin kutupları yassıdır ve içinde kayıp uygarlıklar dediğiniz şeyi barındıran büyük boşluklar içerir. Jeologlarınız gezegeninizin yaşını 4.5 milyar yıl olarak belirledi ve biliminizin yasaları içinde bunun doğruluğa yakın olduğunu söylüyoruz. Biliminizin anlamadığı şey boyutsallığın biliminizin yasalarını etkilediğidir. Farklı bir boyuttan, gezegeniniz paralel olasılıkların sonsuzluğu ile eşmerkezli olarak sıralanmış, birçok dünyaların bir yığını olurdu. Soru: Yer altı uygarlıkları hakkında birçok şey söyleniyor, bunlar var mı, varsa nerede? Metatron: Onlar var ve çok uzun zamandır varlar. Lemurya zamanından ve Atlantis’teki daha sonraki aşamadan kaynaklanan, insanımsı varlıkların ırkı vardır, onlar dünyanızın boşluklarına girmek için yöntemler buldular. Gezegeninizin içinde bir zamanlar engin tünel şebekeleri ile birbirine bağlı olan engin boş genişlikler vardır. İlk giren o varlıklar daha hafif bir beden formunda idiler, o zamandan bu yana dünyanın yüzeyinde gelişmiş olan yüzey insanlarının sahip olduğu kadar yoğun olmayan fiziksel şekle sahiptiler. İlk önce uzun bir zaman periyodu boyunca kıtalarını istila eden dinozorların saldırılarından kaçmak için bu yarıklara Lemuryalılar girdi. Zamanla adapte oldukça, mükemmel sükunet bölgeleri ve harika bir güzellik keşfettiler. Daha derinlere doğru gitmeye cüret ederek içsel bir güneşin olduğunu öğrendiler. İç güneş mavi ışık formunu yayar ve yarı – fiziksel eterik bedenlerdeki Lemuryalılar bu ışıkta görmek için bir araç geliştirdiler ve bu boşluklarda şaşırtıcı bir güzelliği keşfettiler. Bazılarınız Lemuryalıların yükselmiş olduğunu düşünüyorsunuz, gerçek şu ki, onlar dünyanın içine indiler, ama tamamlanmalarına veya Yükselişe çok yakınlar. Arizona, Nevada ve Kaliforniya bölgelerinin altında iç dünya büyük mağaralarından düzinelerce vardır. Bunların çoğu son yüzyılınızda insanlar tarafından tesadüfen bulundu. Bunlar Grand Canyon, Flagstaff, Kaliforniya’daki 51 nci Bölge ve Ölüm Vadisi dediğiniz bölgelerde mevcuttur. Hopi, Navajo ve Havasupai yerli insanları hala efsaneleri ve bu büyük mağara ve tünellerin bazı bilgilerini koruyorlar. İç dünyanın içinde artan basınçların, yerçekimsel manyetiklerin ve tektonik kuvvetlerin, daha büyük somutluğa, boyutsal paraleller dediğiniz şeyin daha büyük demirlenmesine izin veren 160


eşsiz ve özel bir vektör kalıbı yarattığı not edilmelidir. Bu nedenle, içsel boyutların çoklu yerpaylaşımlarını sağlayan dünyanın içinde eşmerkezlilikler vardır. Aslında, bunlar bildiğiniz şekliyle Evren’de her yerde mevcuttur ve gezegenin yüzeyinde mevcuttur, ancak elektromanyetik ve basınç yoğunlukları nedenleriyle yüzeyde oldukça az somuttur/hissedilirdir. Dünyanın içinde enerjisel kalıp mantolarda (yerkabuğu ve yerözeği arasında kalan katman) daha odaksal olur ve birçok boyutların, yaşam gücünün daha çok görüntü öğelerinin var olmasını sağlar. Basit bir karşılaştırma ile, bir anten sinyali alan bir televizyon ile bir kablo veya uydu sinyali alan bir televizyonu karşılaştırmaya benzer; ilki gezegeninizin yüzeyinin kalıbı, ikincisi ise iç kısım. Daha fazla kanallar vardır ve daha zengin netliktedir, ancak biz kanallar terimini kullandığımızda paralel boyutlardan bahsediyoruz. Buna göre, dünyanın içinde ayrı paraleller vardır, kısaca yan yana sıralanmışlardır ve eşmerkezli olarak yerleşiktirler; bu, farklı yaşam formlarının kendi başlarına, arayüz oluşturmadan birlikte varolmalarını sağlar. Ve aynı televizyon biriminizde birçok kanalın bulunduğu gibi, aynı dünyanın içinde var olan birçok paralel boyutun planları vardır. Aslında, dünyanın içinde üsleri olan birçok dünya dışı varlıklar, bu tür paralel frekanssal kalıpların içinde mevcutturlar, buna hologramic denilebilir. Anlıyor musunuz? Dünya’nın eşmerkezlilikleri içinde birçok yaşam formu vardır, bunların çoğu insanlıktan çok daha uzun süredir buradadırlar, çoğu kendilerinin sizin kadar dünya üzerinde hakka sahip olduklarını düşünür. Ama aslında insanlığa en yakın hizalananlar kadim Lemurya’dan olanlardır. Soru: Bu varlıklar nerede yaşıyorlar ve neye benziyorlar? Metatron: Aslında, bu Lemuryalı varlıklar bu zamanda ruhsal olarak sizden çok daha fazla tekamül etmiş durumdalar. Söylediğimiz gibi, bedenleri daha az yoğun, ama yine de fizikseldir. Derileri yeşil renk tonunu aldı ve bazı durumlarda yeşil – mavidir, çünkü içtikleri suyun mineral içeriği yüksektir, yüksek konsantrasyonda oksitlenmiş bakır ve diğer metalleri içerir. Bu varlıklar barışçıldır, kaynağın sevgisinden başka din bilmezler ve büyük sükunet denilen anlayışa sahipler. Sizden oldukça haberdarlar, ama sizinle karışmayı arzu etmiyorlar. Neden siye sorabilirsiniz? Birçok nedenden dolayı, en önemlisi onlar sizin şiddet içeren doğanızın, korkunuzun ve kitlesel spiritüel gelişim eksikliğinizin farkındalar. Fiziksel hastalıklarınızın farkındalar, bu hastalıkların bazıları potansiyel olarak onlara bulaşabilir ve onlar sizin güneş ışınlarınıza dayanamazlar. Eşsiz bir yön oluşturan ve yolculuklarını tamamlamaya yakın olan varlıklara tekamül ettiklerini söyleyelim. Onların bedenleri gezegeninizin çekirdeğinden yayılan kristal manyetik kuvvet ve ışık kaynağı ile desteklenip sürdürülür. Onların zihinsel kapasiteleri bu kuvvet alanlarından yararlanmayı ve bunları kendi fiziksel ve spiritüel devamlılıklarına adapte etmeyi sağlıyor. Fiziksel biyoloji içinde olmalarına rağmen, bu 4 ncü boyut biyolojisidir ve sizinkinden çok daha az yoğundur. Onların çoğu teleportasyon dediğiniz şeyde çok beceriklidir. İç dünyanın sakinleri ve hükümetlerinizin arasında temaslar oldu. Yüzeydeki insan ırkının gelen değişimlerin farkında olmaları gerektiği ile ilgili mesajlar aktarıldı. Daha önce söylediğimiz gibi, iç dünyadakiler farklı bir rotadalar, farklı bir zaman döngüsündeler ve tamamlanmaya daha yakın olan bir zaman döngüsündeler. Bu iç boşlukların nerede yerleşik olduğunu soruyorsunuz. Zihninizde boyutsal paralel veçheyi

161


tutarak, sizin terimleriniz ile size yanıt veriyoruz, bu boşlukların daha büyük yoğunlaşmaları denizlerin altındaki topraklardadır, ancak her kara kütlesinin altında var olan cepler/çukurluklar vardır. ABD’nin kuzeybatı bölgeleri, Arkansas Dağları, New Mexico, Arizona, Meksika, Orta Amerika, Peru, Britanya, Avrupa, Himalayalar, Şili, Arjantin, Bolivya, Brezilya, Çin, Sibirya, Grönland, İzlanda ve Sri Lanka, hepsi yer altı kolonileri içerir. Soru: Dünya’nın içinde ne kadar derinde yaşıyorlar ve Dünya’da bu iç boşluklara erişim noktaları var mı? Metatron: Kutuplarda giriş noktaları ve gezegen yüzeyinde birçok girişlerin olduğunu ifade ettik. Gerçekte bunlar boyutsal terimler ile paralel oldukları için ne kadar derin olduğunu belirlemek imkansızdır, fiziksel terimlerinizle ölçüm geçerli değildir. Daha küçük boşlukların ve toplulukların bazıları yüzeye oldukça yakındır, ama, sizin terimlerinizle büyük boşluklar manto yüzeyinin 20 mil altındadır ve bazıları yüzlerce mil aşağıdadır. (Jeologlarınız basınç ve sıcaklık nedeniyle bunu hayal etmenin imkansız olduğunu düşünecektir, ama bu yerlerin var olduğunu ve tasnif edilen kuvvet alanları vasıtası ile, bunlarda yaşamın var olduğunu size söylüyoruz.) Ancak bu mesafeler paralel çokboyutluluk ile ilgilidir. Örneğin, eğer kutup boyutsal bölgelerinin birinden veya üçgen boyutsal geçişlerin birinden paralel Dünya’ya, farklı bir uzay – zaman sürekliliğine girmiş olsaydınız, gerçekte girdiğiniz noktadan ne kadar uzakta olurdunuz? Yanıt, sizin durduğunuz yerden bakışınıza bağı olarak santimlerde ve eonlardadır. Dünyaların sonsuzluğunu doğru şekilde kuşatmaya en yakın bilim kuantum fiziğidir ve bu bilim sadece dünyadaki bilimsel topluluklarda anlaşılır olmaya başlıyor. Bu bilim sizin planınızda doğru bir şekilde anlaşılabilmeden önce, geometrik ve matematiksel temel kadar paradigma da değişecektir. Gezegenin iç boşluklarına ana girişler Kutup Bölgelerindendir. Çokboyutlu dünyanızın (dünyaların) genişlemiş boyutsal veçhesi kuantum olarak kutuplarda birbirine bağlanır. Gezegen küresinde boşluk bölgelere izin veren Kutup Bölgelerinin manyetik olarak yassılaşmış veçhesidir. Amiral Byrd bu bölge üzerinde uçtuğunu ve akan nehirler ve tropikal topraklar gördüğünü yazdı. Onun, boş dünyanın paralel veçhesine kısa, zamansız bir periyot boyunca boyutsal olarak geçtiğini söylüyoruz ve, o ve başkaları birkaç kez bunu yaptılar. Kutup Bölgelerinde boyutsal hiper – nakil belirli koşullar aralığında gerçekleşebilir. Kutupsal açıklık boyutsal nakli dik konik eğimli bir alanı karşıdan karşıya geçmeye benzer şekilde gerçekleşir. Duyumsama aniden tekrar ‘yassı’ olma veya yüzeye paralel olmadır. Aslında, insan o zaman paralel bir boyuttadır. İç Dünyadakiler bu tür uzayda varolurlar. ‘Çokboyutlu’ dünyanızda birçok ırklar ve varlıklar mevcuttur. Aynen sizin gibi, gezegeninizin vatandaşları olduklarını iddia eden dünya dışı varlıklar dediğiniz birçok varlığı kapsar. Gerçekte, çoğu durumlarda onlar dünyada insanlıktan daha uzun süre bulunmaktalar. Soru: Bu, Yeti ve Devalar dediğimiz varlıkları da kapsıyor mu? Metatron: Hayır. Bu varlıklar da varlar, ama iç dünyaya giren Lemuryalılar ve Atlantisliler arasında değiller. Soru: Bize Yeti’leri anlatabilir misin ve bunlar Koca Ayak denilen varlıklar mı? Metatron: Yeti ve Koca Ayak dedikleriniz, Dünya’daki genetik deneyin erken versiyonlarıdır, başlıca 200,000 yıl önceki Atlantis aşamasından kaynaklanır. Bu varlıklar zekidir, ama

162


genetik olarak noksandır, zarar görmüştür. Bu kocaman formlar işçi insansı hayvanlar yaratmak için, insan DNA’sı ile maymunun DNA’sı kullanılarak genetik olarak yaratıldı; daha büyük zekaya sahip olan, ama beynin bazı bölgelerinin ‘fişini çeken’ genetik tertibat veya aşılamaları olan bir hayvan yaratmak için. Bunlar Atlantis’in ‘diğerleri’ denilenlerin hayatta kalanlarıdır. Bunlar madenlerde, çiftliklerde ve ormanlarda iş gücü için zalimce yaratılan varlıkların kalıntılarıdır. Duyguya ve genişleyen düşünmeye izin veren beyin bölgeleri kendi kodlarında yapay olarak noksan bırakıldı, yine de bu zayıflatılmış yaratıklarda yaşayan, yunuslarda yaşayan aynı kaynaktır; ancak kendi bedenlerinde ifade bulamıyor veya zihinsel olarak belirli sınırların ötesine tekamül edemiyor. Buna rağmen ilahi zekaya sahipler. Sadece fiziksel kuvvet ve hayatta kalma içgüdüsü mekanizmalarında yaşamlarını sürdürebiliyorlar ve büyüyebiliyorlar. Bu varlıklar Dünya’nın iç boşluklarında yaşamıyor. Onlar mağaralarda, uzak dağlarda, ormanların derinliklerinde ve bataklık arazilerde yaşıyorlar. Onlar geceye özgü varlıklardır. Onlar küçülmekte olan bir ırktır, yani zamanla artık var olmayacaklar. Bu varlıklar insanlardan çok korkuyorlar ve kendi tekamülleri ile ilgili çok büyük üzüntü ve şaşkınlık/utanma deneyimliyorlar. Sizi ihtiyatla izliyorlar, sizin kardeşleriniz olduklarını biliyorlar ve size daha yakın olmak istiyorlar, ama bunu yapamayacaklarını bilecek kadar zekiler. Onların bedenleri uç bölgelerde yaşamak için kalın kıllar ve kalın yağlı deriler geliştirmeye izin vermek üzere gelişti ve burada yaşamlarının son devrini yaşıyorlar. Onların ruhları artık tamamlanmayı istemiyor, çünkü genetik sınırlılıkları tekamül etmelerine izin vermiyor. Eğer bu varlıklardan birinin gözlerine baksaydınız, büyük bir üzüntü hissederdiniz. Soru: Yeti’nin, yunuslar gibi aynı ruhsal kaynaktan olduğunu mu söylüyorsun? Metatron: Hakikaten. Ama açık olun, aynı kaynaktır, aynı ifade değil, aslında bundan çok uzak. Görüyorsunuz, bu yaratıklar yunuslar gibi aynı canlı duyguyu, zekayı ve neşeyi ifade etmiyorlar; çünkü tuzağa yakalandıkları bedenleri bunları yapmalarına izin vermiyor. Neden böyle ruhların bu tür sınırlı fiziksel araçlarda yaşamayı seçtiğini merak edebilirsiniz, yanıt şu; çok daha azı bunu yapmayı seçiyor ve yakında tür olarak artık var olmayacaklar. Bu varlıklar hayatta kalmada ve birbirlerini sevmede büyük kuvvet ifade etme yeteneğine sahipler, ama bu ifadeyi terk etmeye karar verdiler. Eğer insan okyanusları kirletmeye devam ederse ve balina ve yunusların görkemli enerjilerini katlederse, bu görkemli kardeşler de bu role son verecekler. Balina ve yunusların denizlerinizde kullandığı ışık enerjisi ile ilgili fikriniz yok. Birçoğunuzun hem şimdide hem de geçmişte yunus olarak var olduğunuzu bilmek sizi şaşırtırdı. Gezegen ve insanlığa büyük bir hizmet sunmak için bunu yapıyorsunuz. Görüyorsunuz, gezegeninizde var olan ızgara hizalanmaları, güç düğümleri ve beyaz delikler sadece kuru topraklarda mevcut değildir, bunların birçoğu suların üzerinde ve altında mevcuttur. Başlıca, yunuslar ve birkaç durumda balinalar, gezegeninizin enerjisini dengelemeye yardımcı olmak için enerjilerini bu sitelere hizalarlar. Deva Krallığı denilen şey, kaya, toprak bitkisi ve topraklardan çok, okyanus ve göllerde daha fazla yaşam ifadelerine sahiptir. Soru: Deva Krallığı nedir?

163


Metatron: Deva Krallığı esasen elektromanyetik enerji vasıtaları ile bilinçli dinamik ifade bulan elemental, mineral ve bitki krallığının parçalardan oluşmuş veçheleridir. Bazı deva formları diğerlerinden daha ileridir. Periler ilahi zekaya sahipken, diğerleri düşünce kalıpları ve grup bilinci terimlerinde daha çok hayvanlarınıza benzer. Deva formlarının hepsi, pozitif veya hayırsever doğada değildir. Bazıları elektromanyetik alanlardan kaynaklanan bilinçliliktir ve hem pozitif hem de negatifin elektriksel spektrumu dengelemesi gerekir. Bazıları insanlığı kardeşleri olarak görür, diğerleri ise görmez. Bazıları en yüksek derecede sever, diğerleri sizin perspektifinizden kötü niyetlidir. Yine de her ikisi de elektriksel yaşam formlarıdır. Tüm yaşam formları kutsaldır ve sizler büyük gizemin enginliğini anlamaya girişmek için bilinçte büyürken, bu uygundur. Işıkta büyümenin korkuyu elimine etmeyi ve sınırlayıcı inanç sistemlerinin paradigmasını parçalamayı gerektirdiğini hatırlayın. Soru: Daha önce dünyanın içsel boyutlarında üslere sahip olan dünya dışı varlıklardan ve bunların holografik boyutlarda gerçekleştiğinden söz ettiniz. Birçok insan bu tür gemiler gördüğünü bildiriyor, ancak eğer onlar başka planlarda iseler, kolayca hissedilemez ve görülemezler gibi geliyor. Onların gemileri insanlığa görünebilir mi? Lütfen açıklayın. Metatron: Bu karmaşık bir soru. Şimdi, şu tarzda açıklayalım; diğer boyutlardan, diğer planlardan, diğer zamanlardan ve diğer dünyalardan varlıklar hem geçmişte hem de şu anda insanlık arasında tezahür ettiler ve göründüler. Onların ‘görünüşü’, ‘çıplak göz’ ile algılanma yetenekleri bazen tamamen kazara ve nadir durumlarda kastendir. Kazara olan durumlarda, aynen insanların şimdiki anınızın, geçmiş ve geleceğinizin alanları arasında ardıl zaman perdesi boyunca kazara yalpamaları gibi, ‘dünya dışı’ yaşam formları ve varlıklar da bir paralel veya boyutsal plan ile diğeri arasındaki ayırıcı frekanssal zara tesadüfen materyalize oluyorlar. Genellikle bunu yaptıkları zaman, geçmişe veya görünüşte geçmişe düşen bir kaçınızın o zaman devrindeki insanlara görünmez olması gibi, onlar sizin planınızda görünmezdi. Bu nadir fenomen bilinçaltının bilinçli farkındalığa ani genişlemesini tetikler. Varlığın çokboyutlu özünden direkt olarak başlatılır ve onu bu zamanda deneyimleyen için oldukça rahatsız edici olmasına rağmen, tüm bu boyutsal sınırlar ve paradigmalar sadece pratik amaçlar içindir. Görüyorsunuz, aynen şu andaki realitesinde insanlık için bilimin ve fiziğin farklı yaklaşımları ve yolları olması gibi, her bir boyut için farklı bilimler, farklı fizik vardır. Çok farklı kavramlara yönlendiren bilimler büyük ölçüde görmezden gelindi. Nakil, dönüşüm ve hareket ile ilgili sizin kabul edilmiş ana görüş biliminin anladığından veya anlamayı dilediğinden çok daha fazlasını ortaya koyan fiziğin alternatif yaklaşımları vardır. İnsan türleri dışsal teknolojik ‘yasaları’ keşfettiği için, belirli zihinsel disiplinlere girdiğinden, bilginiz, araçlarınız ve sonuç olarak nakil sistemi çok farklıdır. Siz dışsal olanı kucakladınız ve bir dereceye kadar ilahi bilinçteki ‘içsel yeteneklerinizin’ kapasitesini düşünmediniz. Şimdi, insanlık ana görüş çalışmasını nakil ve aynı anda iki yerde bulunma bilimi olarak adlandırılan şeye adamaya karar verdiği zaman (bu öğrenilebilen ve uygulanabilen ve de ince ayarlı yasaları olan bir bilimdir), zaman ve uzayın içindeki paralellere ve vektörlere ziyaretler daha az tesadüfi olacak ve tasarım, planlı olarak gerçekleşecek. İnsanlık ‘zihinsel fiziği’ öğrendiği ve bunda ustalaştığında, filtreleyici illüzyondan, fiziksel kalıbın dualite kamuflajından özgürleşecek. Aslında, kristalin alana inşa edici olarak zihinle ayarlandığınızda, Merkabah ve Merkivah’ın bu anahtarı nasıl açtığını henüz anlamaya başlıyorsunuz. Bu, 144 Izgaranız olarak bir dereceye kadar geliştirilmiş şeyin parçasıdır ve onun kristal enerji şebekesi, bu ilahi bilime odaklanmaya adanmaya istekli olanlarınıza sunacaktır. Görüyorsunuz, tüm bilim ilahi olanı içermelidir ve şu anda ana görüş akademisyenleriniz tarafından dahil edilmiyor.

164


Sorunuza, konuya geri dönelim, insanlığın dünya dışı gemileri veya sizin deyiminizle ‘uçan daireleri’ görme iddiaları ile ilgili ilginç olan nokta, onların orada olmaları değildir, birçok insanın bunları gerçekten gördüklerini iddia etmeleridir. Bazıları görmüştür, ama çok azı ve çok nadiren. Ve görenler, çoğunlukla onları normal göz görüşü ile değil, genişlemiş bilinç halindeyken ‘görür’. Çoğu geminin paralel boyut alanı içinde seyahat ettiği gerçeği, onun düzlemsel boyutsal ayrılmasının frekanssal kamuflajı ile görülebilirliğe kalkan olmasıdır. Gerçek terimlerde, bu tür gemilerin büyük çoğunluğu sizin boyutunuzda fiziksel olarak tezahür etmez, edemez; bunların görüldüğü durumlarda, bir kırılmadır, dünyanın boyutsal spektrumlarına girerken, ışık hızlarının yavaşladığı anda sizin boyutunuzda bunların enerjisel bir yansımasıdır. ‘Uzay gemisini’ yapısal olarak oluşturan atomlar, plazma ve moleküllerin kendileri, kendi boyutsal çimenlerinin, kendi orijinal bölgesel realitesinin özlü doğası ve modeline göre fiziksel olarak hizalanmış ve yapısal olarak bağlanmış fiziksel modellerle oluşturulur. Bir uzay gemisi sizin planınıza girerken, keskin bir çarpılma/sapma gerçekleşir. Onun asıl yapısı, kendisini tamamen dünyanın belirli realite dokusuna dönüştürme ve kendi orijinal modelini sürdürme arasında bir şekil ikilemine yakalanır. İnsan gözlemci evrende inanılır şekilde olası olarak kabul ettiği şeyin inanç sisteminde ‘görülen’ şeyi ilişkilendirmeye girişir. Böylece, dünyadaki gözlemci dönen ışıklar içinde gizlenmiş garip şekilli bir gemi ve uçak arasında bir şeyler gördüğüne inanır, ama her ikisi de değildir. Gemi orijinal yapısını sürdürebilir ve kendi yapısını yeni boyutsal planın yasalarına dönüştürürken, değiştirmesi gerekeni değiştirebilir. Çünkü insan aynı imajı görür ve inanç sistemine ve ışık miktarına göre bunu bireysel olarak yorumlar, iddiaların ve raporların çoğunda şekil, boyut ve renk dramatik şekilde farklıdır. Sizin terimlerinizde ‘gerçek’ görünen görüntüler olsa olsa çarpıtmalardır. Çoğu gemi bu zamanda teknolojik bilimlerde dünyadakinden çok daha ileri olan varoluşun realite ve planlarından gelir. Sizin önünüzde, çarpıtılmış formda bile ortaya çıkan saf düşünce tezahürünün yüksek planlarından veya bilinç – bilim planından kaynaklanmaz. Bundan dolayı kamuflaj donatı kırılımı bir parça daha görünür oluyor. Sizin boyutlarınıza kasten gelen o gemiler, sadece çok kısa periyotlar için geçici olarak bunu yapıyorlar, çünkü böyle içsel uzay araçları sizin planınızda uzun süreli kalamazlar. Bunun nedeni, geminin yapısal bütünlüğüne baskı yapan muazzam strestir ve aslında bunlar buharlaştırıcı demateryalizasyon ile sonuçlanan feci basınçlar yaratabilir. Farklı bir boyutsal planın fiziksel yasaları ile yapısal uygunluğa materyal olarak dönüştürme gereksinimi, pratik bir gerekliliktir ve bu zamanda uçan daire gemisi belirsiz periyotta kalamaz. Basit bir karşılaştırma; denizaltılarınız derinlik sınırını aştığında, basınçlara yenilmeden önce sağlam kalmak için mücadele eder. Anlıyor musunuz? Böylece görülen kısa süreli şekiller, gerçek yapının eğri izomorfik (eşbiçimli) görünümleridir. İnsanların sıkça gördüklerini bildirdikleri, uçan daire şekli veya uzunca sigara şeklidir, ancak aslında bunlar gerçek gemilerin tasarımı ile ilişkisi olmayan eğrilmiş algılardır. Birçok insan bu görünüşlere o kadar ikna olurlar ki, çoğunlukla imajı kendileri yaratırlar. Kaçınız çocukken göklerde Noel Baba’yı gerçekten gördünüz. Aslında Noel Baba’nız vardır, farkındalığa sahiptir, çünkü siz inanç sisteminizle bu düşünce formu yaşamını beslediniz. Gerçekte, birçok ‘hayali’ karakteriniz farkındalığa sahiptir ve kitlesel düşünce enerjisi tarafından yaratılan düşünce formları olarak mevcuttur. Ne kadar yaratıcı olduğunuzu görüyor musunuz? Aslında bu, inanç sisteminde tezahür eden, eriştiğiniz ‘zihinsel bilim’

165


yeteneklerinin bir veçhesidir. Yine de yanlış anlamayın, dünya dışı yaşam Kozmos’ta bol miktarda vardır ve birçoğu dünyanızın içinde mevcuttur. Sadece çokboyutluluk içinde değil, bazıları, özellikle sizi tohumlayan atalarınız yükselişte ve dünyanın gelişiminde sizinle yakından çalışıyor. Bu yardımsever varlıkların en göze çarpanları arasında Pleiades, Sirius A ve B, Andromeda ve Arkturuslular vardır. Aslında, birçoğunuz bu varlıklar olarak Atlantis’te yaşadınız ve bu varlıklar olarak ŞİMDİDE (şu anda), paralelde aynı anda varoluyorsunuz. Bunu size daha önce anlatmıştık. Aslında, bu varlıklar dünyanızda fiziksel olarak bulunma yeteneğine sahipler ve zamanın eonları boyunca bunu yaptılar, ama bu çoğunlukla zihinsel dönüşüm, zihinsel üstatlık vasıtası ile yapılmadı. Ancak onların gemileri, birçoğunuzun hayal ettiği gibi sizin boyutunuzda ortaya çıkmadı. Gerçekte, bu varlıklar materyalize olmalarına yardımcı olan yıldız kapısı teknolojisi dediğiniz şeyi kullanıyorlar, ‘Star – Trek’te ‘ışın’la nakil sistemine benzer şekilde. Boyutlararası planlar birçok gezegene karışabilir, sadece Dünyanızla sınırlı değildir ve onlar dahil olan özel planların sakinlerinin farkındalığı veya bilinçli bilgisi olmadan bunu sık sık yaparlar. Çok az insan şu anda onların çokboyutlu realitelerinin bilincindedir. Dünyanızın içsel uygarlıklara, üsleri olan ziyaretçilere ve dünya dışı sakinlere sahip olduğu kavramı, size oldukça yabancıdır. Boyutsal paralel planlar çoğunlukla hologramik doğadadır. Aslında bunlar uzaydan yoksun olabilirler. Sizin mekan kavramınızdaki bir ‘yerde’ değillerdir. Paralel hologramik bir plan, zihinsel realite olarak belirli bir zamana sokulabilir. O, ayrı olarak var olma yeteneği olan tek – başına özel bir realite olabilir, ancak bu onun geçerliliğini azaltmaz. Gerçekte, Christos (İsa) dramalarınızın çoğu bu tür kasıtlı hologramik ilavelerdir (eklentilerdir). Hologramik eklentiler bir süre varolabilir ve sonra ortadan kaybolur, çünkü kendi başına gerçek bir Kozmik mekan (mevki) değildir. Hologramik bir eklenti, çeşitli seviyelerde duygusal gerçekleştirmeler ve dersler için gestalt modelleri olan varlıklar için oluşturulur. İnsanlar çoğu zaman duygu ve imajinasyonun büyük önemini ve geçerliliğini dikkate almazlar. Her ikisi de zihinsel bilimde önemlidir. Gerçek anlamda, duygusal haller ve imajinatif hayaller dediğiniz şey boyutsal planlardır. Aslında, boyutsal bir planın duygusal bir hal ile karşılaştırmalı benzerliği, bir planla belirli bir vektör mekanı veya sizin yer dediğiniz şey arasındaki benzerlikten çok daha uygun ve geçerlidir, çünkü gerçekte ne duygusal haller ne de boyutsal planlar mekan işgal etmez. Sizin asıl genetik kaynağınız olan Pleiades’liler ve Sirius’lular insanlık ile çok yakın çalışıyorlar. Bu hayırsever dünya dışı varlıklar insanlığın gerçek üstatlığını yeniden elde etmesine yardımcı olma çabalarıyla sizinle geçmişte, şu anda ve gelecekte çalıştılar. Bu varlıklar sizin yerçekimsel alanlarınızla, ızgaralarınız ve ley hatlarıyla, vorteks ve portal sistemleriyle çalışıyorlar, özellikle dünyanın boyutsal erişim güncellemesinin sürekli yenilenmesi ile. Bu yüzden, bir noktaya kadar sizinle bir arada varolma araçlarını geliştirdiler ve dünyanızın içinde ve üzerinde yaşamak için formlar tezahür ettirme yeteneğine sahipler. Çoğunlukla, size sayısız şekilde yardımcı olmak için bilgiyle kodlanmış biyoplazmik küreler oluşturular. Sembolik geometrik ekin çemberlerinizin bazıları bu şekillerden biridir. Bunlar başlıca, programlanmış geometrik semboller oluşturmak için dünyanın elektromanyetik alanları ile birleşik olan yoğunlaştırılmış ışık – düşünce tezahürleri vasıtası ile yayımlanır. Bunların doğası oldukça elektrikseldir, yeni oluşan bir ekin çemberinde oturan herhangi biri

166


bunun içindeki somut enerji uğuldamasını onaylayabilir. Kapatma Sizlere tüm yaşamın ışıktan kaynaklandığını ve ışığın bilinçten kaynaklandığını söyleyerek bitiriyoruz. Düşünceden! Dünya’daki misyonunuz dualiteyi deneyimlemek, büyümek, öğrenmek, ışığı aramaktır. Amacınız yaşamı deneyimlemek ve anlayış aramak. Gizemi bilinir kılmak için, sevginin tüm yaratıcılığın titreşimi olduğunu göreceksiniz ve gerçek bilgi büyümenin anahtar elementidir. Bilinçli zihninizdeki bazı filtreler hem genetik tasarımınızdan hem de uzay – zaman sürekliliğinizdeki amacınızdan gelmektedir. Eğer aynı anda başka boyutlarda olmanın, paralel ‘ŞİMDİ’ hayatları yaşamanın farkında olsaydınız, lineer dualitenin seçilmiş illüzyonundaki tek bir deneyime nasıl odaklanabilecektiniz? Görüyorsunuz, bunu yapmak ego benliğin amacı değildir. Ancak bu filtreler arka beyine, kristal alana girerek geçilir! Siz şimdi daha büyük olma bilgisine sahipsiniz. Ancak bilin ki, daha büyük bilgi meditatif zihin, Tanrı Beyni vasıtasıyla arayarak ve bu bilgiyi bilinçli zihin dediğiniz bilgisayara beslemekle elde edilir. Her ikisinde de işlem yapmayı öğrenin! Size Sevginin anahtar olduğunu söyledik. Sevgi gerçekte ışık dilidir ve birçok ileri formatlarda mevcuttur. Size Koşulsuz Sevginin, Sevginin en yüksek formu olduğunu ve 3 üncü boyutta gerçekten kavranamacağını anlattık. Hayal edilebilir, ama 3B de gerçekten gerçekleştirilemez. Bu, Koşulsuz Sevginin sizin için mevcut olmadığı ya da dünya planında erişilebilir olmadığı anlamına gelmez, aslında erişilebilirdir, ama kendisini 5 nci boyutta ve daha yüksek boyutlarda ifade eder. Kavram sizin için zihin karıştırıcı olabilir, çünkü Koşulsuz Sevgiyi deneyimlediğinizi düşünüyorsunuz. Bu doğru, çünkü deneyimlediniz, yapabilirsiniz ve yapıyorsunuz. Ama bunu üçüncü boyutun dualitesinde deneyimlemiyorsunuz. Üçüncü boyut koşullu bir boyuttur ve derin bir şekilde programlanmıştır, karmaşık bir şekilde kutuplulukta tasarlanmıştır. Sevgi, ışık gibi, elektromanyetik spektrumun içindeki her şeyde olduğu gibi, 3B’de kutupsal zıttına sahiptir. Koşulsuz Sevgi aslında sıfır noktası alanında deneyimlenir ve bu nedenle kutupluluğa sahip değildir. Sıfır noktası alanı dualite veya kutupluluk alanı değildir. Koşulsuz Sevginin deneysel veçhelerine izin veren ‘en düşük’ boyutsal kalıp 5 B’dir ve her zaman bunu deneyimlediğiniz yer 5B’dedir (ve üstündedir). Anlıyor musunuz? Sevgililer, sizler büyürken, daha yüksek bir seviyede, ruhunuzun tüm birbirine girişmiş engin ifadelerinin binlercesinin tam olarak farkında olduğunuzu söylüyoruz. Bunun vasıtası ile Tanrı’nın kıvılcımı olan bilinçaltını çağırırsınız ve hepiniz buna bilinçli zihni sessizleştirerek erişebilirsiniz. Çalışmayla! Çabayla! Mükemmelliğe erişerek. Bu güzel bir rüyadır ve Metatron’un 12 boyutlu kübü kadar karmaşıktır! Gizemi bilinir kılın! Ben Metatron’um ve Sizler Sevgililersiniz! Ve öyledir. Bu kanalın telif hakkı www.Earth-Keeper.com’a aittir. Earth – Keeper’ın ifade edilmiş izni olmadan basılı olarak yayınlanamaz. İzin almak için: Tyberonn@hotmail. com

167


James Tyberonn, Dünya – Koruyucusu, yazar, jeolog ve Başmelek Metatron’un kanalı (ÇEVİRİ: Saffet Güler)

AA Metatron Channel through James Tyberonn 'The Inner Earth , LeMurians, Yeti , Devics & UFO's' Greetings Beloved! I am Metatron, Lord of Light, and I welcome each of you to these living words. I embrace each of you in love. Now you think of your planet as being a solid sphere, but Dear Ones, indeed, your planet is flattened at its poles, and contains great chasms within it, that house what you term lost civilizations. Your planet has been determined by your geologist to be 4.5 billion years old, and we tell you that that is close to being accurate within the laws of your science. What your scientist do not understand is that dimensionality influences the laws of your science. From a different dimensionality, your planet would be a conglomerate of many earths, concentrically juxtaposed with infinity of parallel probabilities, you see. Question: Much has been said about underground civilizations, do these exist, and if so where? Metatron: Indeed the do exist, and have for a very long time. There is a race of humanoid beings, that originated at the time of LeMuria and at a later phase in Atlantis, who found means to enter into the hollow chasms of your earth. There are vast hollow expanses within your planet that were once connected by vast tunnel networks. Those beings that first entered were of the lighter body form, a physical form not as dense as those surface humans have since evolved into on the surface. Those of LeMuria first entered in these crevices in initially to escape the rampage of what you term dinosaurs that over ran their continent for a long period of time. In time they discovered a profound areas of tranquility and profound e beauty as the adapted. This was how, they learned that an inner sun , in a manner of speaking exists as the ventured deeper. The inner sun emits a form of blue light, and the ancient LeMurians, in semi physical etheric bodies developed a means to see within this light, and discovered an amazing beauty in the chasms. Some of you think that the LeMurians ascended, the truth is they descended into the earth, but are very close to what may be termed their completion, or Ascension. There are literally dozens of inner earth caverns beneath the areas of Arizona, Nevada and California. Many of these have been stumbled upon by humans within your past century. These exist in the area of the

168


Grand Canyon, Flagstaff, the area you term Area 51 and Death Valley in California. The indigenous peoples now termed Hopi, Navajo and Havasupai still retain legends and indeed some knowledge of these caverns and tunnels. Now it should be noted that within what is termed the inner earth, the increased pressures and magnetics of gravitational and tectonic forces create a unique and specific vector template that allow for greater tangibility, greater anchoring of what you would term dimensional parallels. Therefore, there are actually concentricities within the earth that allow for multiple overlays of inner dimensions. In truth these exist everywhere in the Universe as you know it, and exist on the surface of the planet, but are considerably less tangible on the surface for the reasons of electromagnetic and pressure densities that we have given. Let us say that within the earth the energetic template becomes more focal within the mantles, and allow for many more dimensions to exist, more pixels of life force, of etherium are concentrated. In a crude comparison, it would be like comparing a television receiving an antennae signal compared to one receiving a cable or satellite signal, the former being the template of the surface of your planet, the latter the interior. So as such, more channels are available, and available in richer definition, but we are speaking of parallel dimensions when we use the term channels. So accordingly, there are within the earth separate parallels, succinctly juxtaposed side by side, and in concentric overlay, that allow different life forms to co exist without truly interfacing per say. And just as many channels are available within your same television unit, so there are many planes of parallel dimension existing within the same earth. In fact many of the extra terrestrials who maintain bases within the earth, do so within such parallel frequencial templates, that can be termed as hologramic. Do you understand? So there are many life forms within the concentricities of the earth, many of whom have been here far longer than mankind, many of whom consider themselves entitled to earth as much as you do. But in truth the ones most closely aligned to humankind would be those of ancient LeMuria. Question: Where do these beings live, and what are they like. Metatron: Indeed, these beings of LeMuria are far more highly evolved in spirit than you are at this time. There bodies are, as I have said, less dense, but are indeed physical. Their skin has taken on the hue of green and in some cases a green blue, because the water they drink is highly mineral in content, containing oxidized copper and other metals in a higher concentration. These beings are peaceful, knowing

169


no religion other than the love of source, and an understanding of what is termed great tranquility. They are quite aware of you, but have no desire to intermingle. Why you may ask? Because of several reasons, the most prevalent is that they are aware of your violent nature, your fear and your lack of mass spiritual development. They are aware of your physical diseases, some of which could potentially infect them, and are they quite unable to sustain your solar rays. Let us say they have evolved into beings that have set a unique course, and are close to completing its sojourn. There bodies are sustained by a crystalline magnetic force, and of a light source that is emitted from your planetary core. Their mental capacities have allowed them to harness these force fields and adapt them to their physical and spiritual sustenance. Although they are in physical biology, it is a 4th dimensional biology and thus far less dense than your own. Many of them are quite adept in what you term teleportation. There has indeed been contact between the inhabitants of the inner world and your governments, but not an intermingling. There have been messages of the need for the human race on the surface to be aware of the coming changes. As we have said, those of the inner world are on a different course, a different time cycle, and one that is close to completion. You have asked where these inner chasms are located. Keeping in mind the dimensional parallel aspect, we answer you that in your terms, the greater concentrations of these chasms are in lands below the seas, but there are pockets that exist below every landmass. The northwestern regions of the United States, the mountains of Arkansas, New Mexico, Arizona, Mexico, Central America, Peru, Britain, Europe, the Himalayas, Chile, Argentina, Bolivia, Brazil, Central America, China, Siberia, Greenland, Iceland and Sri Lanka all contain sub surface colonies. . Question: How deep do they live within the Earth, and does the Earth have access points to these inner hollows? Metatron: We have stated entry points occur at the poles, and in many apertures upon the planets surface. It is impossible to define how deep, as truly they are parallel, in dimensional terms and measurement in your physical terms is not truly valid. Some of the smaller chasms and communites are quite near the surface, but , the major hollow chasms in your terms would be some 20 miles below the mantle surface and some as deep as one hundred miles. (Your geologist would find this hard to imagine because of the interpretation of pressure and heat, but we tell you these places exist, and life exists in them through regimenting force fields.) But these distances are relative to parallel multidimensionality . If, for example, you were to enter one of the polar dimensional regions or

170


one of your triangulated dimensional passages, into a parallel Earth, in a different space-time continuum, how far would you truly be from the point you entered it? The answer is in inches and eons, depending upon the stance you view it from. The closest science to accurately encompass the infinity of worlds is quantum physics, and that science is only beginning to be understood in scientific communities on earth. The paradigm much change as well as the geometric and mathematical base before this science can be accurately deciphered on your plane. The primary entrances to the inner hollows of the planet are through the Polar Regions. The expanded dimensional aspect of your multi dimensional earth(s) are quantumly connected at the poles. It is the magnetically flattened aspect of the Polar Regions that allows for the hollow chasms in the planetary sphere. Your Admiral Byrd wrote of flying over this region and seeing tropical lands of flowing rivers. We tell you that he did dimensionally pass for a brief timeless period into the parallel aspect of the hollow earth, and that he and others did so on several occasions. At the Polar Regions dimensional hyper-transport can occur under a range of specific conditions. The polar aperture dimensional transport occurs somewhat like traversing a steep conical inclined field, and elliptically flipping. The sensation is that of suddenly being 'flat' again, or parallel to the surface. In fact one is then indeed in a parallel dimension. Those in the inner Earth exist in such space. Many races and beings exist in your 'multidimensional' earth. Including many that you term extra terrestrials, who would claim citizenry of your planet just as convincingly as you do. Indeed they have in most cases been on the earth longer than mankind. Question: Does this include the beings we refer to as Yeti and Devic? Metatron: It does not. These beings also exist, but are not among the LeMurians and early Atlanteans that ventured into the inner earth. Question: Can you tell us about the Yeti, and are these they same as the beings called Bigfoot? Metatron: These you refer to as Yeti or those termed, Bigfoot, are earlier versions of the genetic experiment on Earth, primarily from the phase of Atlantis some 200,000 years ago. At that time there were many genetic experiments on your planet. These beings are intelligent, but genetically impaired. These massive forms were genetically created using human DNA with that of the ape to create a laboring humanoid beast, a beast with greater intelligence, human like intelligence, but with imposed genetic wiring or implants that 'unplugged' certain areas of the brain. These are survivors of what you term 'the others' of Atlantis. These are remnants of beings cruelly created for work force within mines, farms and forestry. The areas of their brains that allow for emotion, and expansive thinking has been artificially impaired within their codes, yet it is the same source that inhabits

171


these diminishing creatures that is within the dolphin, yet within their bodies it is unable to find expression or mentally evolve beyond certain limits. Yet they do possess that termed divine intelligence. Only within physical strength and survival instinct mechanisms, are they able to sustain and grow. These beings do not live in the inner chasms of the Earth. They live in caves and remote mountains and within your deep forest and swamplands. They are nocturnal beings. They are a race that is dwindling, shall we say, and in time will no longer exist. These beings have great fear of humans, and expereince a great sadness and confusion as to their evolvement. They cautiously watch you, they know they are your brothers, and with baited anxiety and want to be closer to you, but are intelligent enough to know they cannot. Their bodies have evolved to allow them through the massing of thick hair, and thick oily skins to live in extreme locations, and here they live out their final era of life. Their spirits no longer wish to complete, as their genetic limitations are such that they cannot evolve. If you were to look within the eyes of one of these beings, you would feel a great sadness. Question: Are you saying that Yeti are the same spirit source as dolphins? Metatron: Indeed. But be clear, it is same source, not the same expression, in fact far from it. You see, these creatures do not express the same vivid emotion, intelligence and joy as do the dolphin, because the bodies in which they are entrapped, does not allow them to. You may wonder why such spirits would choose to inhabit such restricted physical vehicles, and the answer is that fewer and fewer choose to do so, and soon they will no longer exist as a species. These beings are capable of expressing great strength in survival, and love for one another, but have decided to vacate this expression. If man continues to soil the oceans, and slaughter the magnicient energies of whale and dolphin, so will these magnificent brothers vacate this role. You have no idea of the light energy that whales and dolphins exert into your seas. Would it surprise you to know that many of you exist as dolphins, both in the present and past. You do so to perform a great service to the planet and mankind. You see, the grid alignments, powernodes, and white holes that exist on your planet do not just exist on dry land, most of them exist, in fact on over and under waters. Dolphins, primarily, and in a few cases whales, align their energies to these sites in assisting to balance the energy of your planet. That which is termed the Devic Kingdom, has far more life expressions with the oceans and lakes, than on rock, land plant and soil.

172


Question: What is the Devic Kingdom? Metatron: That which we term the Devic Kingdom, are essentially fragmental aspects of the elemental, mineral and plant kingdom that find conscious dynamic expression through vehicles of electro magnetic energy. Some devic forms are more advanced than others. Those of the Fae possess divine intelligence, whilst others of the devic realm are more like your animals, in terms of thought patterns and group consciousness. Not all devic forms are, what you may think of as positive or benevolent in nature. Some are consciousnesses sourced from electromagnetic fields and as such both positive and negative are required to balance the electrical spectrum you see. Some view mankind as brothers, others do not. Some are supremely loving, others are somewhat malicious, from your perspective. Yet both are electrical life forms in a manner of speaking. Masters, all forms of life are sacred, and it is appropriate as you grow in consciousness to attempt to understand the myriad of the great mystery. Remember to grow in light requires eliminating fear, and breaking the paradigm of limiting systems of belief. Question: You spoke earlier of extra terrestrial beings having bases within inner dimensions o earth, and that these occur in holographic dimensions. Many report seeing such craft, yet it seems to me that if they are in other planes, they would not be easily sensed or seen. Are their crafts visible to humankind? Please explain. Metatron: This is a complex question. Now, let us explain in this manner; beings from other dimensions, other planes, other times and other worlds have absolutely manifested and appeared among humankind, both in the past and present. Their 'appearance' , their ability to be perceived by the 'naked eye' is sometimes completely by accident, and in rare situations, quite deliberate. In the former, just as humans have quite accidentally blundered through the sequential time curtain between the fields of your present, past and future, so have 'extra terrestrial' life forms and beings materialized by happenstance into the divisional frequencial membrane between one parallel or dimensional plane and another. Usually when they have done so they were invisible on your plane, as the few of you who fell into the past, or the apparent past, were invisible to the people of that time era. This rare phenomena triggers an immediate expansion of subconscious to conscious awareness that is catapulted into activation by the migration into different folds of time sequence. It is initiated straight from the multidimensional core of the entity, and is evidence, although quite disturbing to the one experiencing it at the time, that all such dimensional boundaries and paradigms are for practical purposes only. You see, there are differing sciences, different physics for each dimension, just as there are different approaches and paths of science and physics available to mankind in

173


his current reality. Sciences that would have led to very different concepts have been largely ignored. There are a alternative approaches to physics that reveal much more about transport, transmutation and locomotion than your accepted mainstream science understands or wishes to understand. Had the human species gone into certain mental disciplines as thoroughly as it has explored exterior technological 'laws', your knowledge, means and resulting transportation system would be vastly different, and far more efficient than it is now. You have embraced the external and to some degree dismissed the capacities of your 'internal abilities' within divine consciousness. Now , when mankind decides to devote mainstream study into what is termed the science of transport and bi-location, and indeed it is a science with laws that can be learned and practiced and indeed fine tuned, then visitations into parallels and vectors within time and space will become less accidental and occur by design, by plan. Once mankind learns and masters 'mental physics' then they will be liberated, vastly liberated from the filtering illusion, the duality camouflage of physical pattern. Indeed you are just starting to understand how the Merkabah and Merkivah when tuned by mind as the builder into the crystalline field, unlocks this key. This is part of what will become somewhat enhanced as your 144 Grid and its networking of crystalline energy will offer to those of you willing to devote focus to this divine science. You see all science must include the divine, and it is grossly omitted by your mainstream academics in the present. So back to your query, back to the topic, the interesting point about mankind's claimed sightings of extra terrestrial crafts, or in your vernacular 'flying saucers' is not that they are there, but that so many claim to actually see them. Some do, but few and very rarely. And those that do, often are 'seeing ' them in what may be termed expanded consciousness, not in normal eyesight. The fact that most craft are traveling within a field of parallel dimension shields visibility, in your terms, by the very frequencial camouflage of its planar dimensional separation. So in real terms the vast majority of such craft do not and cannot physically manifest in your dimension, as such what is seen, in the circumstances that they are actually seen is a refraction, an energetic reflection of them in your dimension as the enter into the earthen dimensional spectrums at the moment of slowing from light velocities and space-hole folds. The atoms, plasma and molecules that structurally compose the 'Spacecraft' are themselves formed by the physical pattern structurally bonded and physically aligned according to the succinct nature and pattern of its own dimensional turf, its original territorial reality. Now as the craft enters your plane a sharp distortion occurs. Its actual structure is caught in a dilemma of form between transforming itself completely into earth's particular reality texture, and retaining its original pattern. The human observer attempts to correlate what is 'seen' within the belief system of what he accepts as credibly

174


possible in the universe. Thus the end result of what the earthly viewer believes he sees is something between an oddly shaped craft and airplane, enshrouded in spinning lights, but in truth is neither. The craft retains what it can of its original structure and changes what it must as it transmutes its structure to the laws of the new dimensional plane. Because the human sees the same image and interprets it individually according to their beliefs and light quotient, many of the claims and reports as to shape, size, and color differ dramatically. The few times the craft shoots off at right angles, it has managed to retain functions ordinary to it in its particular habitat. So of the appearances that seem so 'real' in your terms, are at best distortions. Most crafts come from realities and planes of existence that are far more advanced in technological sciences than earth at this time. The ones that appear to you, even in distorted form, are not originating from what we would term the higher planes of pure thought manifestation, or a consciousness -science plane. Therefore the camouflage paraphernalia refraction seems somewhat more visible. These crafts that do come deliberately into your dimensions do so only transiently for very brief periods because such inner space vehicles cannot stay on your plane for prolonged time. This is due to the tremendous tensel stresses that pressure the crafts structural integrity, and indeed these are imminently capable of creating catastrophic pressures that result in vaporizing dematerialization. The need to materially transform structural compliance with the physical laws of a differing dimensional plane is a practical necessity, and at this time the flying saucer craft simply cannot stay any indefinite period. A crude comparison is that of your submarines exceeding their depth limit, and struggling to remain intact before succumbing to the pressures. Do you understand? So the fleeting shapes seen are wry isomorphic veneers of the true structure. Often what humans reportedly see is the saucer form or the oblong cigar shape, but in truth these are skewed perceptions that have virtually no relation to the actual crafts intricate design, as it would appear within its home base and planar architectural construct. We tell you that many humans are so convinced of these appearances, that they oft create the image themselves. How many of you as children actually saw your Santa Clause in the skies leading his sleigh of reindeer. Indeed your Santa Clause does exist, does have awareness, because you fed that thought form life through your system of belief. Indeed do many of your 'fictional' characters have awareness and exist as thought forms created by mass though energy. Do you see how creative you are. Indeed it is an aspect of your 'mental science' abilities achieved, manifested in system of belief. Yet do not misunderstand, extra terrestrial life is teeming in the

175


Cosmos, and many exist indeed in and within your earth. Not just within multidimensionality , but some, especially your seeding ancestors work closely with you in the ascension and development of the earth. Among the most prominent of these benevolent beings are those of the Pleades, Sirius A and B, Andromeda and Arcturius. Indeed many of you existed in Atlantis as these beings, and co exist in the NOW, in parallel as these beings. We have told you this before. Indeed these beings are capable of existing physically in your world, and have done so for eons of time, but this is more often than not done through the science of mental transformation, mental mastery. Their ships however, do not appear in your dimension as many of you imagine. In truth these beings utilize what is termed stargate technologies to assist them in materializing, somewhat as the 'beam' transport system in your 'Star-Trek' program. Now, interdimensional planes can and do intermix on many planets, such as but not limited to your Earth, and they do so often without the awareness or conscious knowledge of the inhabitants of the particular planes involved. Few humans are currently conscious of their multidimensional realities. The entire concept of your earth having internal civilizations, visitors with bases, and extraterrestrial inhabitants is quite alien to you, if you will forgive the pun! You see dimensional parallel planes are often hologramic in nature. As such they can exist devoid of space. They are not truly a 'place' in your vernacular or concept of location. A parallel hologramic plane may be inserted into a specific time as a mental reality. It can be a specific stand-alone reality that is capable of existing separately, but this does not lessen its validity by any means. In fact many of your Christos dramas are such purposeful holgramic inserts. Hologramic inserts may exist for a time and then disappear because it is not an actual Cosmic location per se. A holgramic insert is formed for entities as gestalt patterns for emotional fulfillment and lessons on various levels. Humans often discount the great importance and validity of emotion and imagination. Both are critical in mental science. In a real sense, emotional states and what you term imaginative dreams are dimensional planes. In fact, the comparative analogy of a dimensional plane with an emotional state is much more congruous and valid than that between a plane and a specific vector location or what you would term a place, because in truth neither emotional states or dimensional planes occupy space as you define it. Now, the Pleadeans and Sirians who are your primary genetic source work very closely with humankind. These benevolent extraterrestrials have worked with you in the past, present and future, in your terms in many efforts to assist mankind regain their true mastery. These beings work with your gravitational fields, grids and ley, vortex and portal

176


systems, especially in the ongoing revamping of earths dimensional access upgrade. Accordingly they have developed means of co existing with you to some extent, and are capable of manifesting forms to live within and on your earth. They often form bio plasmic spheres coded with information to assist you in myriad ways. Some of your symbolic geometric crop circles are one of these ways. These are emitted primarily through concentrated light-thought manifestations that combine with earths electromagnetic fields to form programmed geometric symbols. These are highly electrical in nature, as any empath who has sat in a newly formed crop circle can attest to the tangible buzz of the energy within them. Closing We close by saying to you that all life originates from light, and that light originates from consciousness. From thought! Your mission on the Earth is to experience duality, to grow, to learn, to seek light. Your purpose is to experience life and to seek understanding. To make known the mystery, you will find that love is the vibration of all creativity, and that seeking knowledge, true knowledge is a key element of growth. Now, certain filters within your conscious mind are in place both by your genetic construction and your purpose within your space-time continuum. How could you truly focus on one experience within the chosen illusion of linear duality if you were at the same time aware of being in other dimensions, living parallel 'NOW' lives. You see it is not the purpose of the ego self to do so. But these filters are surpassed by entering the back brain, the crystalline field! You now have the knowledge to be greater. But know that the greater knowledge is gained by seeking through the meditative mind, the God Brain, and feeding this knowledge into the computer you call the conscious mind. Learn to operate in both! We have told you that Love is the key. Love is in truth a language of light, and it exist in many advanced formats. We have told you that Unconditional Love is the highest form of Love, and that it cannot truly be grasped in the third dimension. It can be imagined but not truly realized in 3d. This is not to say that Unconditional Love does not exist for you, or is not accessible on the earth plane, indeed it is, but it expresses itself in 5th dimension and higher. The concept may be confusing to you, because you think you have experienced Unconditional Love. That is accurate because you have, you can and you do. But you are not experiencing it in the duality of the third dimension. The third dimension is a conditional dimension, and it is deeply programmed, intricately designed in polarity. Love has its polar opposite in 3d, as does light, as does all within the electromagnetic spectrum. Unconditional Love is in effect expereinced within the zero point field, and thus does not have polarity. The

177


field of zero point is not one of duality or polarity. The 'lowest' dimensional template that allows for experiential aspects of Unconditional Love is 5d , and that (and above) is where you have always experienced it. Do you understand? Dear Ones, as you grow, we tell you on a higher level, you are indeed already fully aware of the intricate thousands of all your soul's expansive expressions. It is through that which you call the subconscious that is the spark of God, and all of you can access it by quieting the conscious mind. Through work ! Through effort! Through achieving impeccability. It is a beautiful dream, and its is as complex as Metatron's 12 dimensional cube! Make known the mystery! I am Metatron and You are Beloved! And so it is. This channel is copyrighted to www.Earth-Keeper. com It may not be published or placed in hard print without expressed permission from Earth-Keeper. Permissions may be requested via : Tyberonn@hotmail. com James Tyberonn, Earth-Keeper, author, geologist and channel for Archangel Metatron.

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9964

178


179


OPAL KRİSTALİ •

Posted by SOPHIA on September 15, 2008 at 6:06am

Anne rahmine düştüğünüz an, oyun başlıyor. Göbek kordonuyla dışarıdan beslenmeye başlarsınız. Anne rahmine nereden düştünüz? Önce geldiğiniz yerde, dışarıdan beslenme var mıydı? Bu dışarıdan beslenme oyununa o kadar kaptırıyorsunuz ki, kendi kendinizin besini olduğunuzu unutuyorsunuz. Dışarıdan alabileceğiniz hiçbirşey yok. Dışarıda aradığınız herşey, içinizde saklı. Keşfedebilirsiniz. "Herşeye sahibim ve unuttum" oyununa hoşgeldiniz! :)

180


Her nereden geldiyseniz gelin, oyun oynamayı kabul etmişsiniz demektir. Madem hayattasınız,kanlı canlısınız, oyunu sonuna kadar götürmelisiniz. Düştüğünüz ya da oyunu kaybettiğinizi sandığınız zamanlarda oyundışı olamazsınız. Oyuna devam edersiniz, durup nefes alıp kendinize gelinceye kadar beklersiniz. Bekleyişte olduğunuz anda bile oyundasınızdır ve yol alıyorsunuzdur. Bu da oyun içinde oyundur. Kendinize geldikten sonra devam edersiniz, bu sizin doğanızda vardır. Geliş ve varoluş amacınız budur. Hayat içinde ilerken saf ve masum ruhunuzu kirletiyorsunuz. Kalbinizi kapatiyorsunuz ve karartiyorsunuz. Acımasız olma rollerine bürünüyorsunuz. Severken,terkedilme ihtimaline karşılık cimrilik yapıyorsunuz. İlk başlarda keyifli geliyor,eğleniyorsunuz ve hayatını yaşıyorsunuzdur. İlginizi çekmez olana kadar,sıkılana kadar hem diğer insanları, hem mekanları, diğer yaşamları tüketiyorsunuz. Tüketirken, hırsla ve hazla bunu yapıyor ruhunuz. Yaşam denilen oyun, hep daha fazlasıdır. Siz, kendi senaryonuzdan oynuyorsunuz. Tıkandığınız ve bloke olduğunuzu farkettiğiniz zamanlarda oyundışı kalmak isterseniz hastalıklar yaratiyorsunuz. Hastalıkta dinlenmeye başlıyorsunuz ve gercekten nekahat döneminizdir. Hasta olduğunuz için ilgi, şefkat, merhamet, sevgi görüyorsunuz. Dışardan beslenmeye devam ediyorsunuz. Hastalıkları da tüketince yani hasta olma halinden bıkkınlık gelince de " kurtulmalıyım " diyorsun. Eski eğlence eskimiştir. Yeni eğlenceler keşfetmeye, farklı olduğunu düşündüğün yollara gitmeye isteklisindir. Yeter ki, kişi için yeni ve değişik olsun. Eskitene kadar keyifle devam eder, ego. Bencil ve cimri bir ruh,kendi varoluşunda bir adım ileri gidemez. Kendi yarattığınız fakat başkalarını sorumlu tuttuğunuz, konforlu hapishanenizde volta atıyorsunuzdur... Ve daha ötesi yoktur. Özgür olmak sizin elinizde, korkmadan gönlünüzce, içinizden geldiği gibi sevebilirsiniz. Dışardan beslenmeye son verebilirsiniz. Ruhunuzun zenginliği, o kadar fazladır ki, keşfedilmeyi bekler. Sizin, diğer insanlardan hiçbir farkınız yoktur. Kalbinizde bir aslan yatiyor. Kendi potansiyellerinizin farkına varabilirsiniz. Meditasyonlar yaparsınız. Kitaplar okursunuz. Biraraya gelip sohbetler edersiniz.

181


Değişik şifa yöntemlerini merak edip içine girersiniz. Kristallere dokunursunuz. Tatillere gidersiniz,doğaya açılırsınız. Ne yaparsanız yapın, ruh ve beden kapalıysa,korkuyorsa yaptıklarınız rüzgar gibi yüzünüze hafifçe dokunup gidecektir. Bir müddet sonra eski siz, tekrar oyunda tıkanmış ve mutsuz olarak kalacaktır. Neyi, niçin yaptığınızı keşfetmelisiniz. Daha yükseklere gözünüzü dikin. Kendinizden vazgeçmeyin. Başkalarını nasıl sevebildiğinizi defalarca gördünüz. Bütün sevgi oklarınızı, kendi kalbinize saplayın. Şimdi, kendinizi sınırsız sevmenizin zamanıdır. Cok sevdiğiniz, kendinizden yüce ve güzel gördüğünüz insanları aşın artık. Siz, onlardan farklı değilsiniz. Kendinizi kıyasladıklarınız, sizden fazla mükemmel değiller. Kendi kendinize kanal olun. Kendinizi farkedin. Kendinizi saf sevginizin gücüyle kucaklayın. İçsel yolculuğunuzda, cevapları dışarda aradıkça, dışarıya bağımlı kalacaksınız. Cevaplar, sizin içinizde saklı. Cevapları keşfettikçe, içsel özgürleşmeniz başlar. Özgürleşmezseniz, arınamazsınız. Kendi kendinize tutunmalısız ve iç dünyanızı sağlam temellere oturtmalısınız. Sizi, sizden daha iyi kimse tanıyamaz ve bilemez. Dilediğiniz kadar anlatın karşı tarafa. İkinci ağızdan duyar, yorumlar. Fakat yaşayan ve deneyimleyen sizsiniz.

182


İçsel özgürlüğünüzü arttırdıkça, birşeyleri de değiştirme çabasına girmezsiniz. Hayat kavgası, muhabbete döner. Kendinizi şımartırsınız. Size kıymet vermeyen insanları teker teker uğurlarsınız. Hatta farkındalığınız arttıkca titreşimlerinizde artacağından onlar sizden uzaklasacaktir. Ancak, ayni titreşimleri paylaştığınız kişiler hayatınızda kalır. Oyunda ise amacına uygun devam edersiniz. Varoluşunuza hizmet etmeye başlarsınız. Kalp özgürleşir,ruh özgürleşir. Kanat sesleri, kulağınızın dibinden ayrılmaz. Artık duyarsınız!!! OPAL kristali, içsel özgürlüğünüzü kazanmanızda size yardımcı olur. Olaylara ve kişilere bakış açınızı değiştirir. Parasal kaygılarınızı yokeder. Geçmişten bugünüze taşıdığınız kalp ağırlıklarını temizler. Sizi ruhen ve kalben geliştirir. Sonlardan ve başlangiçlardan kurtulursunuz. Omuzlarınız hafifler, sırtınız doğrulur. Cesaretle dolup, hayata asılırsınız. Farkındalık geliştirip, oyunda rol aldığınızı hatirlarsınız. Bir tebessümü yüzünüze yerleştirip keyif almaya başlarsınız. En önemlisi ŞİMDİ de kalmanıza OPAL yardımcı olacaktır,destek verecektir. Dışarıya sorduğunuz veya sormaya henüz cesaret edemediğiniz sorularınıza bile, içsel cevaplar gelmeye başlar. Sizi ağırlaştıran, yorgun düşüren öfkenizden kurtulursunuz. Ruhunuzun inceliğini ve güzelliğini keşfedersiniz.

183


Öz değerlerinize dönersiniz. İçinizde denge sağlanir. Toprağa köklenip, tasalanmadan kaygılanmadan yaşarsınız. Eskide bıraktıklarınızı artık düsünmez olursunuz. En güzeli, azad etmeyi öğrenirsiniz. OPAL kristali, o kadar yardımcı olur ki, biriktirdiğiniz durumları ve kişileri yaşantınızdan minnettarlıkla gönderir. Teşekkürle beraber azad etme başlar. Üzerinizde ağırlık istememe duygusunu, size Opal kristali verir. Hafif kalmanın büyüsünü içinizde yaşarsınız. Yaşadıkça özgürsünüz... Ne güzel!!! OPAL kristalini, ne olursa olsun edinmelisiniz. Muhteşem renkleriyle beraber OPAL kristali büyüleyicidir. Bırakın, OPAL kendi renklerini, ruhunuza akıtsın.

Özgür bir ruh, cömert ve cesur bir kalbe kavusmanızı diliyorum. Kalbimden akan, sonsuz sevgiyi sizlere bırakıyorum,

MERYEM EBRU SEZEN Jeoloji Mühendisi esezen78@gmail.com www.sihirlikristaller.ning.com

Bütün yazılar Meryem Ebru SEZEN' e aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9969

184


185


Living purpose •

Posted by elif elisabeth on September 15, 2008 at 11:00am

Your purpose is not to fear or to frighten. Your purpose is not to control or to be controlled. Your purpose is to live, to love and to experience life in a way that is uniquely yours. Your purpose is to be open to the newness and reality of every moment, giving joy a living expression. Your purpose is to give the miracle of life a distinct voice. It is to know and to treasure moments of pure beauty for which there are no words. The challenges may be profound, and yet they cannot challenge or diminish your purpose. On the contrary, those challenges help you to understand and express your purpose more clearly. The world can at times distract you into caring about mere shadows of life that have no real meaning. Yet always, beneath the surface, your living purpose is there. Remember that purpose, and let its value flow freely from you with each thought, feeling and action. Live from your purpose and be fully alive. -- Ralph Marston http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:9977

186


187


Asıl Eksiklik •

Posted by Selin on September 15, 2008 at 12:25pm

ASIL EKSIKLIK… Asıl eksiklik, eksik oldugumuzu düşünmekti. Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı. Hayatın matematigi farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor. Insan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor. Önce yalnızdık. 9 ay boyunca karanlık bir yerde dışarı çıkmayı bekledik ve dünyaya aglayarak geldik. Pişman gibiydik. Ya da mecburen gelmiş gibi. Biraz büyüdükten sonra, kendimizi bildigimiz anda, içimizi kemiren, kalbimizi kurcalayan o tuhaf duyguyu hissettik: Bir yerde bir eksik var dedik. Korktuk. "Bunun sebebi ne?" diye sorduk kendimize. Cevabı yapıştırdık: "Demek ki sahip olmadıgımız bir şeyler var. O yüzden eksiklik hissediyoruz". Peki, neye sahip olmamız gerekiyor? çocukken "yaşımız küçük" diye düşündük. Her istedigimizi yapamıyoruz. Kurallar, yasaklar var. Büyüyünce her şey yoluna girecek. Büyüdükçe Bir şey degişmedi. Yine huzursuzduk. Içimizden bir ses aynı sözcükleri fısıldıyordu: "Bir eksik var. Kafamız karıştı. Nasıl kurtulacagız bu igrenç duygudan? Nasıl geçecek bu? Aklımıza yeni cevaplar geldi: Okulu bitirince geçecek. Işe girince geçecek. Para kazanınca geçecek. Tatile gidince geçecek. Okulu bitirdik. Diploma aldık. Işe girdik. Kartvizit aldık. Çalıstık. Para kazandık. Taşındık. Araba aldık. Çalıştık. Eve yeni eşyalar aldık. Tatile gittik. Dans ettik. Terfi ettik. Kartviziti degiştirdik. Daha çok çalıştık. Daha çok para kazandık. Çalıştık. Çalıştık. Geçmedi. "Bir yerde bir eksik var" hissi, hala orada duruyordu. Bu sefer de "Sevgilimiz olunca geçecek" dedik. "Yalnızlıgımız sona erince bu illetten kurtulacagız. " Beklemeye başladık. Derken, biri çıktı karşımıza. aşık olduk. Ve anında başka biri olduk. Daha güçlü, daha guzel, daha akıllı biri. Hesap cüzdanları, kartvizitler, hatta ilaçlar bile böyle hissetmemizi saglamamıştı. Sevgilimizin gözlerinde, daha önce bize verilmemiş kadar büyük sevgi ve hayranlık gördük. Sevgilimizin gözlerinde Tanrı' yı gördük. Işıgı gördük. "Tünelin ucundaki ışık bu olmalı" diye düşündük "kurtulduk". Sonra bir gün, daha dün bize deli gibi aşık olan insan çekip gidiverdi. Ya da artık eskisi gibi sevmedigini söyledi. Ya da başka birine aşık oldugunu söyledi. Ya da daha kötüsü, başka birine aşık oldu ama söylemedi. Telefonu açmamasından, elimizi tutmamasından, sevişmemesine bahane bulmak zorunda kalmamak için biz uyuduktan sonra yataga gelmesinden anladık, bir terslik 188


oldugunu. Belki de sevmekten vazgeçen veya terk eden sevgilimiz degildi, bizdik. Fark etmez. Sonuçta aşk bitti. Şimdi her yer bomboş. Şimdi tekrar yalnızız. Başladıgımız yere döndük. Yıllarca ugraştık, eksigin ne oldugunu bulamadık. Halbuki her şeyi denedik, her yere baktık. Öyle mi? Bakmadıgımız bir yer kaldı. Içimize bakmadık. Eksik parçayı dışarda aradık ama içimizde saklı olabilecegini akıl etmedik. Birilerini sevdik, birileri bizi sevsin diye ugraştık ama kendimizi sevmedik. Şaşıracak bir şey yok, tabi ki sevmedik. Kendimizi sevsek bu kadar koşturur muyduk? Canımız yanmasın diye duvarların ardına saklanır mıydık? Kendimizi boş sanıp doldurmaya ugraşır mıydık? Terk edilmekten korkar mıydık? Asıl eksiklik, eksik oldugumuzu düşünmekti. Asıl eksiklik, çareyi başkasında aramaktı. Hayatın matematigi farklı; iki yarımı toplayınca bir etmiyor. Insan tek başına mutsuzsa başka biriyle de mutlu olamıyor. "Herkes beni sevsin" diye ugraşınca kimse gerçekten sevmiyor, herkes sevgisine şart koyuyor, sinir koyuyor. Oysa "kendime duydugum sevgi bana yeter" diye düşününce, kendimizi oldugumuz gibi kabullenince yarım tamamlanıyor. Her şey bir oluyor. Iste o zaman perde aralanıyor. Acı diniyor. Iste o zaman başka `bir`i bir araya gelerek, hesabın kitabın, korkunun kaygının hüküm sürdügü sahte bir sevgi yerine, gerçek bir sevgi yaratılabiliyor. Sonsuz Sevgilerimle..... CAN DÜNDAR http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:10105

189


190


Asıl Eksiklige Itafen... •

Posted by Selin on September 15, 2008 at 1:01pm

Can Dündar o kadar güzel özetlemişki insanların çıkmazını paylaşmadan edemedim. zaman zaman hepimiz düşüyoruz bu hataya. Bazen dünyevi kaygılar içine yani asıl bakması gereken yere bakmasını unutturuyor insana. Ne fena!!! hep dısarıda baska birinde baska bir seyde aramak mutlulugu ne kadar da bos. kendini baska insanlar uzerinden anlatmak ve kendini farklı degerlerle ünvanlarla tanımlamak. sana bunların deger kazandırdıgını dusunmek ve farklı kıldıgını seni. oysaki en farklı ve en degerli sey ozudur insanın ve o oze yaklasmayı basardıkca daha da daha da mutlu olur insan. ozu sonsuz sevgidir ve buyuk butunun bir parcası olarak kendini sonsuzluktan gelen ve sonsuzluga giden biri ya da sevgiden gelen ve sevgiye giden biri olarak tanımlar. Zaten bu yuzdendır ki herkesin sevinci onunda sevinci olmustur. mutlulugu birazda ondan sonsuz ve devamlıdır. Içlerindeki ışıgı farkettiklerinde insanlar tum acıları anlamsızlasır… Dönusum basladı gercekten de. Artık kararlar verildi. Iki taraf vardı. Iki seçenek insanlıgın onunde. Ya ışıgı sececek ve kendi kesif yolculuklarına cıkacaklardı ya da dısarıda arayacaklardı mutlulugu… Içine, özüne, sonsuzluga yolcuga cıkabilmeyi basaranlar en buyuk dusmanı da içlerinde bulacaklardı. EGO. Bu canavarı yok edip huzurun anahtarı elinde ve suratında basarmanın ve kendi parcan da olsa kurtulmak istedikleri bir seyi geri bırakmanın verdigi mutlulukla ilerlemeye devam edecekler o yolda… Ve o zaman daha da yücelecekler... Melekler ve evrendeki bütün ruhlar yanımızda bu yolculukta... Ne mutlu bize ki kararımızı farkındalık yönunde verdik ve sonsuz bir yolculuga cıktık. Ne mutlu bize ki bu yolculukta tek basına olmadıgımızı biliyoruz. boyle yuce ruhlarla paylasabilmek herseyi gercekten mukemmel. Cok tesekkurler hepinize… Sonsuz sevgiyle, Selin http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:10225

191


PEACEfestUK •

Posted by Radfax on September 16, 2008 at 3:54am

The object of this blog is to network people their friends and the skills they share in order to help promote, manifest and put on the first PEACEfestUK 2009. The main stay of something like this is networking, persistance of vision and an national/international Co-operative Alliance stance. Though this is the central HUB for PEACEfestUK you should be aware that it is one of many world wide movements uniting in the defence and sharing of PEACE http://peacefestuk.ning.com/ http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:10539

192


What's important? •

Posted by EbRu BatuR on September 16, 2008 at 5:33am

You don't have to actually answer the questions. > Just read the e-mail straight through, and you'll get the point. > > 1. Name the five wealthiest people in the world. > > 2. Name the last five Heisman trophy winners. > > 3. Name the last five winners of the Miss America pageant. > > 4. Name ten people who have won the Nobel or Pulitzer Prize. > > 5... Name the last half dozen Academy Award winners for best actor and > actress. > > 6. Name the last decade's worth of World Series winners. > > > > > How did you do? > > The point is , none of us remember the headliners of yesterday. > > These are no second-rate achievers. > > They are the best in their fields. > > But the applause dies.. > > Awards tarnish. > > Achievements are forgotten. > > Accolades and certificates are buried with their owners. > > > > Here's another quiz. See how you do on this one: > > 1. List a few teachers who aided your journey through school. 193


> > 2. Name three friends who have helped you through a difficult time. > > 3. Name five people who have taught you something worthwhile. > > 4. Think of a few people who have made you feel appreciated and special!! > > 5. Think of five people you enjoy spending time with. > > > > Easier? > > The lesson: > > The people who make a difference in your life are not the ones with the > most credentials.. > > the most money..or the most awards. > > They simply are the ones who care the most. > > > > > ''Be Yourself. Everyone Else Is Taken!' > > > > > >. > http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:10570

194


Turn toward peace •

Posted by elif elisabeth on September 16, 2008 at 11:17am

Turn toward peace Peace is not a circumstance. Peace is a feeling, a powerful, wonderful and desirable feeling. Peace does not depend on any particular set of conditions. It can be any place, at any time. Remember how peace feels. And by so remembering, you make yourself available to peace. Peace is what remains when you've surrendered your ego and your fears. Peace is always there, patiently waiting for you to turn your awareness toward it. 195


The same part of you that longs for peace is the part of you that experiences peace. It is not complicated and is as close as your next thought. Think lovingly of how peace feels to you. And truly be at peace. -- Ralph Marston http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:10652

196


sevgi ve ışıkla •

Posted by Canan on September 16, 2008 at 1:45pm

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:10673

197


Spiritüel ve Manevi Şaklabanlık... •

Posted by David Dogan Beyo on September 17, 2008 at 11:30am

Dostlar , hepinize selamlar olsun , bu gün sizlerle paylaşmak istediğim konu spiritüel ve manevi değerlerin çeşitli şahıs ve guruplarca insanları kandırma ve sömürme amaçlı kullanılması , uzun bir süredir İstanbul'da spiritüel, kişisel gelişim ve enerji konularında düzenlenen her türlü etkinliğe katılmaktayım , manevi değerlerin ve mistik öğretilerin sık sık özensizce , temelsizce ve gerçekten anlaşılmadan işin ehli olmayan insanlar tarafından hoca, master, guru kisvesi altında kullanılmasına ve bu konulara yeni merak duyan insanların sömürülmesine tanıklık etmekteyim . Bu durum gerçekten üzücü bir durum , manevi ve spirituel konulara yeni adım atan insanlar bu konularda sömürüye en açık insanlar , bunun

198


nedeni daha bu konularda iyiyle kötüyü ayırd edecek durumda olmamaları. Sahte hoca ve gurular insanları çok değerli öğreti ve felsefelerden de sogutmakta ve bu öğretilere karşı önyargı geliştimelerine neden olmaktadır. Bir kere kişisel gelişim ve kendini keşfetme yolculuğu hepimizin içinde gerçekleştirmemiz gereken bir yolculuktur. Ne bir guru veya yogi bizi sırtına alıp bu yolda ilerletebilir. İzlenmesi gereken bir şahıs veya bir yol yoktur .Bu yolda gerçek ilerleme kendi yolumuzu ve haritamızı kendimizin çizmesiyle meydana gelebilir. Dısarıda keşfedilmesi gereken bir yer yada bir hazine yoktur. Gerçek hazine bizim içimizde keşfedilmeyi beklemektedir. Kendi gerçekliğimizin farkına vardıkça , bu gerçekleği görmemizi engelleyen egosal-zihinsel kalıplardan özgürleştikçe , dışarıdaki gerçeklerin ve güzelliklerin de farkına varmaya başlar insan , aslında dışarı-içeri yoktur , hepsi bir ve bütündür. Gerçek hoca ve öğretmenlerden yararlanabileceğimiz kadar yararlanmalı ve öğrenmeliyiz ancak hiçbir yolun ve şahsın takipçisi olmamalıyız. Guru ve öğretmen bizim içimizdedir ve keşfedilmeyi bekler. Gerçek ögretmen , her an öğrenci olarak kalabilen , öğrenciye hem öğreten hem de ondan öğrenendir, öğretmen ve öğrenci birdir , bu gerçekliğin bilincinde olan öğretmen gerçek öğretmendir... Asla oldum , piştim , erdim ,aydınlandım , vardım demeyen öğretmen gerçek öğretmendir... Egosundan özgürleşmiş öğretmen gerçek öğretmendir...''Gerçek öğretmen, egolardan arınmış ışığı, sevgiyi ve güzellikleri aşılamak isteyen , karşısındaki birşeyleri öğrendiği zaman mutlu olan , öğrettiklerinin öğrenme heyecanı sevinci karşında çoşkulanan her an pozitif enerji yayan özgür bir ruha sahip standart olmayan her dakika gelişmeye açık, ruhen özgürleşmiş ve terbiyeli olandır. Örneğin, Reiki öğretisi tam anlamıyla süreç olarak 4-5 sene içerisinde Reiki1 uyumlamasından Reiki Masterlık ve ötesine giden bir eğitim süreci gerektirmektedir. Bazı şahıslar Reiki1-2-3 paket program halinde gelin sizi uyumlayalım deyip bu konularda bilgisi ve deneyimi olmayan insanları kandırmaktadır. Reiki bir içsel farkındalık ve sevgi yolculuğudur. Yolculuk bir günde tamamlanamaz, Reikinin her seviyesinde içsel olarak yeni açılımlar ve farkındalıklar bizi beklemektedir. Bu açılımlar sonsuza dek sürecektir. Paket Program halinde uyumlamalardan kendi ruhsal gelişiminiz için uzak durun , Eğitim veren sahsı önceden araştırın , doğru hoca ve masterları seçmeye özen gösterin. Bir gurup insanlar ise biz uyumlandık ve aydınlandık demekte , ve size dokunarak sizi de aydınlatabileceklerini iddia etmekteler. Bir dokunuşla kimse aydınlanamaz değerli dostlar, Aydınlanma varılması gereken bir zirveye varmak değildir , varılması gereken bir zirve yoktur , aydınlanma , ''adınlanmanın sonsuz yolunda yürümektir'' , farkına varılan her farkındalıkla çıkılan her basamak , başlı başına bir aydınlanmadır... Siz siz olun aydınlandık sizide aydınlatacağız diyen insanlardan da uzak durun. Çözümü dışarıda aramayın , çözüm kendi içinizde sizi beklemekte... Bir diğer kandırmaca ise diğer bütün yolları kötüleyen ve reddeden , kendi yollarını yücelten sahıs ve guruplar tarafından gerçekleştirilmekte, gerçeğe götüren bir çok yol ve öğreti vardır değerli dostlar , gerçek öğretmen her yola saygı duyar , kötülemez ve bilmediği konu ve öğretiler hakında yorum yapmaz , yargılamaz... Her zaman iç sesinize kulak verin , iç sesiniz sizi doğru öğretilere , kitaplara ve uygulamalara götürecektir , unutmayın , yaşam yolunda en büyük gerçekliğimiz sevgi'dir ve bu yol bizim içimizdeki gerçek sevgiyi keşif yolculuğudur. Hepimizin sevgi yolunda daha da çok sevgi olması ve bu sevgiyi tüm varoluşla paylaşması dileklerimle... David Doğan Beyo http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/spirituel-ve-manevi-saklabanl-k

199


13 Dimensions •

Posted by wizanda on September 17, 2008 at 12:10pm

(1)… Love Oneness entirely with all mind, body and soul always; if not fix it and say sorry for not doing so. Humble your self, expecting nothing that you can do, can be done with out working in Oneness for all, not self. Have No cares for (I am=) Ego, be still and trust in God is we are, and “yes you are”! 200


Live in Oneness, to live in God, live in self to live in EGO (=Viruses). (2)… No image of Good, as Oneness (=The Rainbow Logic) created already does a better job then idolatry (=Self Replicating Bacteria), as it is all of the reality. So nothing we can imagine is then worthy as a picture of God; never! So this means no colours, sexes, species, creatures and fauna as being God; as this is again our own perceptions, and created to begin in this reality; we perceive as real, all those are parts of God at all times! (3)… If God is all sounds (=quantum breath) and every frequency (=every colour), and has a different name in each country; How can any one name suffice? Oneness is all names and all sounds, life is poetry in motion and God’s breath is our reality. Then singing from our Soul’s, opens the doors to oneness; allowing the lights within us to shine; as a child does, and we should! Learn to hear without hearing, that all sounds are one and shouldn’t be fought within you.

(4)… Be still and trust God, learn to meditate on good before you act in every action! Life has up’s and down’s, spend time to reflect on what Oneness has shown you, by chance; to sail life, like the sea. Spend at least one day of the week in reflection, so as to co-ordinate your weeks; else life will become disorganized. Life moves faster then our souls, so be still, reflect, relate, compensate, dedicate not to circumnavigate, yet to go through the gate. Learn to think without thinking, within contemplation is time lost, time is as perceived. (5)… God planted the seed of your spirit, in mother earth (atom) and you grow. Your parents raised you, so respect the branches of your parents, by not being a burden to them. Instead help their branches to grow also, and then plant new fruits; that the harvest then may grow, as Good is life and Atoms (=Adam) need Life (=Eve). It is life (=quantum breath) that makes this precious, and atom that gives the nourishment to life to then grow; this is oneness and as a family should be. (6)… All is one, and all that lives is holy and precious; so all is equal and made of atoms (=Adams) and quantum’s (=eves)! Do not kill anything that feels the pain of you doing so, this means suffering in death from you doing or thinking towards it. All you see is one reality and made of life, so understanding you are a part of this and you will be what you take in to you. (7)… Clean thoughts as we are all consciousness and feel on a sub-conscious level; we act in atoms (=mind) and yet we think in quantum’s (=soul).

201


What spirit has joined does not separate easily, yet that which is lightly bonded, can easily come apart. So don’t hold on to that which is easily broken (=body), or cling to something that you can not hold on to (=earthly love)! (8)… God created Oneness and then created the universe, so creating time; therefore knows already, what will happen before it started. So do not steal; as you get what you need, when it is called for, not when you demand! Heaven is above this reality we see a part and to take of this, is to then fall back down again. Now is always outside of our own infinity, and this reality we perceive as being; if we grasp this, it moves further away, accepting infinity is our own responsibility, and is the now! (9)… Lies cause chaos, be honest with each other, and your selves, as Oneness sees all. Help others by telling the truth, so that they may also change for the best as one big family. Always look at the bigger picture of reality, to understand what is going on and not just our universe. Learn to look without looking, understand the whole; then don’t look to see all is one. (10)… No desires, for it is the causes of sufferings to begin with. Comparisons are the start of diseases. Learning to accept and not to grasp is the key to understanding. Unity brings peace, oneness is heaven. To fight the EGO is a fear of self, so be free of desire and the EGO can’t chase you. All must be tempted of desires within this reality, let go of self and desires will disappear then. (11)… Treat others as you wish to be treated always 100%! Love Oneness with all your wealth (mammon) and spirit (life), then through this love, love others, never the other way around, else the energy will diminish. Show all by example, that you are continuous in unconditional love with others with out counting it for your self worth; realise this was shown to you. Learn that what you think of as genuineness can in fact be a selfish desire inherent in you for something else. That Oneness above all, is all that is important, all you live for is to serve Good and life. Understand that all knowledge and wisdom come from Oneness and the core is good. In pure love and Faith from Good be fed, and understand this can be seen from the wisdoms painted in reality. (12)… God creates all wisdom and knowledge in the reality; only from Oneness does wisdom come. By seeking first the kingdom of God, you will have an understanding of this reality. This wisdom is useless unless shared with others; share the light of wisdom to help people grow. Be humble in your approach like a child in humbleness, yet like a parent in understanding. Do not edify each other as this then produces EGO’s; what is then taught can be spoiled by (=I am). Knowledge is found at the end of your nose, wisdom is found at the bottom of your toes; too

202


much knowledge and you can’t see your toes. All reality is perceived by the logic of God; those who walk the way of Wisdom find the root starts at one. 13! Good is one, do not say my good is better! All that we see is created by God, through wisdom and observation of the simplest things; we can see the ways of Good. This is true in Zen, as Zan poems come from nature. Yeshua’s (=Jesus) parables come from nature. Lao Tzu’s poems come from nature. We all have one true teacher, in observing the wisdoms of Oneness; we begin to perceive Good’s true nature. 13 dimensions are conceived by God, 13 colours, 13 sounds, and 13 months and designed to be simple, for a child.

1D = Quark = EGO ("I Am") 2D = Images = Idolatry 3D = Sound = Blaspheming 4D = Linear Time and Space = Mediate 5D = Gravity = kali = Control dramas 6D = Matter = Maya = Killing life 7D = Anti-Matter = consciousness = Adultery 8D = Infinity = Stealing 9D = Chaos = Lies 10D = Matrix = Desires ------------------Oneness----------------------11D = Unconditional love = Angels = Farmers 12D = Wisdom = Elders, Ascended masters, Elohim = Shepherds 13 El (The) God http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:10884

203


A different angle •

Posted by elif elisabeth on September 18, 2008 at 12:44am

A different angle You can learn many things from those who agree with you. You can often learn even more from those with whom you disagree. Your own perspective is important, for it enables you to make sense of the world. Always keep in mind, though, that yours is not the only perspective. You can listen to others, learn from them, and successfully work with them even though you may not agree with them on all issues. If everyone held the exact same opinion on every subject, then knowledge and wisdom would become stagnant and outdated. Your own perspective will grow stronger and more useful when you regularly allow it to be challenged. When people respectfully agree to disagree, everyone benefits from the diversity of opinion. Living a life of success and fulfillment does not depend on always proving that you're right and that others are wrong. To make real progress you must let go of the assumption that you already have all the answers. Stay true to the values you treasure, while thoughtfully considering the different perspectives of others. Look at life from a different angle, and you'll always find new richness. -- Ralph Marston http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11026

204


BM METATRON - MÜKEMMEL FIRTINA •

Posted by Sunyata on September 18, 2008 at 12:58am Mükemmel Fırtına BM Metatron Kanalı 12 Eylül 2008 Başmelek Metatron James Tyberonn kanalıyla

Selamlar Sevgililer! Ben Işığın Lord’u Metatron’um ve her birinizi Göksel Işık ile kuşatırken, bu ŞİMDİ anına hoş geldiniz diyorum. Ve Sevgililer, etrafınızda ve üzerinizde, kutsal Dünya’nın üzerinde dönüp duran daha büyük yaşam olduğunu size söylüyoruz. Ve bu enerjiler şimdi gezegeninize akıyor ve farkındalık alanınıza girmek için mevcuttur. Bu süptil bir doğadaki ışıktır. Beklentinin ışığı değildir, mantık içermez, daha ziyade o sağlığın ışığıdır ve aslında melek aleminin ‘yuvasının’ enerjisini taşır. Bu özel dualite gezegeninde, bu sevgili ve kutsal Dünya’da, bu Göksel Işığa açılan ve Göksel Işığın etki kürelerine, bilinç alanlarına girmesine izin verenlerin kendilerini ruhta kutsanmış ve ilahi dinginlikte parıldayarak bulacaklarını söyleyeceğiz. Bu enerji dingindir, bu enerji uzlaştırıcıdır ve bu enerji çakralarınızı göksel yuvanıza bağlar. Buraya gelen herkes için elde edilebilirdir. Bu ışık, bu enerji kuşatır ve şifa ve sağlık yeri yaratır. Yol üzerindeki insanlar, anlayış araştırmalarına sağlıklılığı her zaman katmazlar, ama hepiniz bunu yapmalısınız, varlığınızın tüm parçaları bunun için haykırıyor. Gezegensel Değişim Birçoğunuz şu anda gezegeninizin birçok değişimlerden geçtiğinin farkındasınız. Size bunların uygun olduğunu söylüyoruz. Bunların hepsi, gezegenin temizlenmesi, arınması ve titreşiminin yükselmesi için tasarlanıyor. Birçok insan küresel ısınma, kasırgalar ve depremler fenomeninden korkuyor. Durum bu değildir. Kutuplardaki buzulların erimesi, rüzgarlar, sallantılar, hepsi tamamen uygundur. Bu olaylar aslında gereklidir. Küresel ısınma tüm bunları beraberinde getiriyor, tekamülü de getiriyor. Gezegensel Yükseliş dediğiniz tekamülü. Güneşin enerjilerini alıyor, buzulları eritiyor, kodlanmış olanı serbest bırakıyor, sularda ve dünyanın enerji alanlarında seyahat ediyor, ona temas edenlere bağlanıyor ve aktive ediyor. Bu şekilde, tekamül, bilinç ilerlemeye başlıyor. Birçok insan ısınmanın, volkanik patlamaların, fırtınaların, depremlerin ve manyetik değişimlerin küresel bir felaket yaratacağından korkuyor. Bunun, daha çok korku ile veya 205


yeniden yapılandırıcı ayarlama ile olup olmadığına bağlı olarak, insanlığın reaksiyonuna bağlı olarak daha fazla kademeli olarak olacağını söylüyoruz. Gerçekte, büyük bir felaket ya da küçük bölgesel bir afet olup olmayacağını belirleyen insanların reaksiyonudur. Hata yapmayın Sevgililer, değişimler devam edecek ve etmeli ve eğer kitleler gereğince, uygun şekilde eğitilirse ve yüksek hayrın tutumuna ve vizyonuna açık olursa, bu tür uygun değişimler çok daha kolay olabilir. İnsanlığın arasında sizin deyiminizle ‘gezegeni kurtarmayı’ dileyenler vardır. Birçokları değişimlerin gerekli olduğunu anlamıyor ve aslında gezegen insanların kurtarmasına bağımlı değildir. Kanal, insanın yaşayan gezegen ile ilişkisinin doğasını soruyor. Eğer ilişkiler eşzamanlı olursa bu en iyisidir; ve şu anda dünya ve insanlık arasında gerçekten bir diyaloğun gerçekleşebileceğinin farkında olun. Dünya – Koruyucuları, yerli halk, Druid, Atla – Ra olarak yaşamlar geçirenleriniz için, birçoğunuz bu diyalogların enerjisini taşımak için özel olarak şimdi buradasınız ve bunlar gerçekleşiyor. Diğer birçokları için zorluk, onların uyumlanmamalarıdır, realitenin doğasının gerçek paradigmasını kabul etmek için yeterince yüksek ışık içeriğine sahip olmamalarıdır. Ve bu kitleler, yardımcı olmayı dilerlerken, nasıl yapacaklarını bilmiyorlar. Onlar değişimi önlemenin veya daha uygun bir yere taşınmanın uygun olduğuna inanıyorlar; buradan daha iyi bir yer, görüyor musunuz? Yardımcı olmayı dileyenlerin hepsi süper kasırgalar, volkan patlamaları, depremler ve tsunamilerin daha yüksek hayrını, yüksek amacını gerçekten anlamıyor. Çoğu insan bu olaylara korkuyla karşılık veriyor ve endişeden özgür olmak istiyor. Ama korkuyu eritmek, korkuyu anlamak ile aynı şey değildir ve bu nedenle insanlık kitleleri korkuyu dönüştürüyor ve aslında onu tekrar yaratıyor. Değişim olaylarını çözmek veya gidermek dünyanın ve insanlığın yararına değildir. Yardım etmeyi dileyenler ile ilgili zorluk, onların daha iyi bildiklerine inanmalarıdır & anlayışlarında daha akademik olduklarına inanmalarıdır. Onlar ilahi olanı dışarıda bırakıyorlar, metafiziksel olanı, ruh denilen şeyin bütünlüğünü dışarıda tutuyorlar. Gerçekleşen şeyleri anlamıyorlar veya bunlardaki mükemmelliği göremiyorlar, çünkü her şeyin mükemmellikte olduğunu, her şeyin iyi düzende olduğunu anlamayanlar için büyük zorluk var. Özünde, onlar gıcırdayan çarkı yağlamıyorlar, bunun yerine dişlileri durdurmaya çalışıyorlar, o zaman çark durgunlaşır ve yapışıp kalır ve tekamül çok daha zorlaşır, görüyor musunuz? Her zaman korku büyük suçludur. Mükemmel Fırtına Şu anda gezegeninizde gerçekleşen en önemli frekans yükseltme mekanizmaları süper kasırgalardır. Bunlar büyük ölçüde yanlış anlaşılıyor ve çok korkuluyor. Yine korku. Bu kasırgaların okyanusları görkemli enerjiler ile yüklemesi niyet ediliyor. Bu kasırgaların karalara çekilmesi niyet edilmiyor. Ancak sanki tüm dünya kasırganın hangi karaya çarpacağına, hangi yıkımlara neden olacağına odaklanmış gibi ve uzmanlar nereye geleceğini tahmin ediyorlar. Bu tür küresel odakla, aslında kasırga, onu büyülenme ve korkuyla izleyen insanlar tarafından beklenilen sahillere çekiliyor. Bu fırtınaların gerçek amacı suların enerjisini yükseltmek ve suların elektriksel olarak genişlemesini sağlamaktır. Eğer bu fırtınalar denizde kalırsa, o zaman elektrik enerjisi gezegenin çok büyük bir bölümüne nazik akım dalgaları olarak iletilir. Böylece karalara ve

206


insanlara iletilir, rüzgar ve dalgalar vasıtası ile değil, kendi enerji akımıyla, böylece bir çok varlığa erişebilir. Bunda bir mükemmellik var, görüyor musunuz? Bazı şekillerde mükemmel fırtına denilen fırtınalar vardır, ama mükemmel fırtına, elektromanyetik akımların mükemmel harmanı olan fırtınadır. Bunlar insanlığın alanları boyunca ilerlerken, gezegenin ve insanlığını bütünlüğünün frekanssal yükselişi için, herkes yararlanır. Metatron’a Soru: Gulf Coast’ta birkaç yıl önce gerçekleşen çok güçlü kasırgalar oldu ve bu hafta Houston’a yönelen bir tane var. Enerji böyle organize bir tarzda yığıldığı zaman, onun bir bilince sahip olduğunu söylemek doğru mudur? Metatron: Enerji farkındalığa sahiptir, evet, doğru, ama ona bilinç demek uygun değildir. Bir araya gelen bir farkındalık vardır. Farkı görüyor musunuz? Ortak bir amaç için çalışan bir birim olan bir farkındalık. Bu bilinç ile aynı değildir, bilinç genişleyen ve bir zihin olan, daha fazlası olmayı isteyen çok yetenekli bir zihindir ve İlahi Zihin ile doldurulur. Metatron’a Soru: 3 yıl önce Gulf Coast’ta kasırgaların etkisini hafifletmek için dua eden milyonlarca insan vardı ve şu anda bir kasırga gerçekleşiyor ve bunun bir etkisi olabileceğine inanıyorum. Bu doğru mu? Metatron: Evet. Özünde, en yüksek hayır için de dua edilebilir ve bu kasırgaların gerçek amacı olan faydalı elektromanyetik değişimi sağlamak içindir, ama bunları denizde tutmak için. Onları dağıtmak ve karalara ulaşmadan önce küçültmek. Görüyorsunuz, bunlar çok gereklidir, ancak karalarda gerekli değildir. Yine de kitlelerin reaksiyonu KORKU içinde dua etmektir. Daha önce söylediğimiz gibi, kasırgaları büyüten ve belirli bölgelere çeken, insanın korkusudur, insanın bunlara duygusal olarak negatif odaklanmasıdır. Bir grup bilinç, korkuyla heyecanlanan muazzam bir kitle alanı, bu kasırgaları karalara çekiyor. Dediğiniz gibi, milyonlarca dua eden var, ama çoğunun yansıttığı korkudur. “Bunu istemiyoruz, bunu dilemiyoruz, onu uzağa gönder!” Ama onların reaksiyonunun arkasındaki büyük duygu korkudur ve bu korku olayı manyetize eder ve korku, korkulan şeyi çeker. Bütün kasırga hadisesi bir medya olayı oluyor ve kitleler, özellikle Gulf Coast’takiler, televizyona ekranına ve radyolara yapışıyor. Meteorologlar yön modelleri çiziyor ve kasırganın nereyi vuracağını tahmin ediyorlar ve hedeflenen bölge manyetize ediliyor. Bunun gibi, insan duygusal girişiminin kitlesel bilinç enerjisi o kadar muazzam olabilir ki, olayları doğal rotasını etkileyebilir ve koordine edebilir. Teknolojilerinizin gelmekte olan fırtınalar ile ilgili ileri uyarılar yapmak için kullanılması kendi başına oldukça yararlıdır, oldukça yardımseverdir, ama olayı izleyicinin dikkatini çekmek için sansasyon fırsatına dönüştüren bazı medya tarafından bu durum dramatik şekilde abartılıyor ve de korku ve dramayı şiddetlendiren bir şekilde yapılıyor. Farkı anlıyor musunuz? Bu, insan duygusunun olayı yarattığını söylemek değildir, biriken korku yaratır, korku pek büyük durgunluğa biriktiği zaman, kasırganın enerjisini değişen derecelerde manyetize edebilir ve çekebilir. Eğer bu muazzam duygusal enerji korkuya dayalı olmazsa, kasırganın denizde kalmasını etkileyebilir veya karalara çok az enerji ile gelmesini etkileyebilir. Kitlelerin reaksiyonu panik ve korku olmadan en yüksek hayır ve zararsızlık için dua etmeye uyumlanırsa, ‘doğal olay’ üzerindeki etki çok yararlı olacaktır.

207


Metatron’a Soru: Kasırgaların en yüksek amacı nedir? Metatron: Söylediğimiz gibi, amaç gezegenin suyla kaplı bölgeleri üzerinde armonik enerjileri genişletmek ve frekans artışını büyütmektir. Tornadolar bu amacı karalar üzerinde gerçekleştirir. Siklonlar, tayfunlar, kasırgalar ve tornadoların hepsi vortekssel dönüşe sahiptir ve bu belirli model sadece denizlerin yüzeyini ve karaları temizleyip enerjiyi yükseltmez, aynı zamanda dönen vortekssel formatta gezegeni besler. Hızlar ve boyut belirli oranlar taşır ve sadece geçtiği alanlardan daha geniş alanlara dağılır. Ley hatlarını ve axiatonal hatları besler; çok daha fazla varlığa ulaşabilmesi için çok büyük oranda enerjilendirir. Bunda bir mükemmellik vardır, görüyor musunuz? Daha geniş bir duruştan, daha yüksek bir perspektiften gerçekleşen şey mükemmel düzendedir. Küresel Isınma Size, küresel ısınmanın asıl nedeninin dünyanın iç eriyik çekirdeğinin dönüş hızındaki artış olduğunu söylemiştik. Dönüşteki hızlanma, iç çekirdek ve dış iç – çekirdek ters dönüş kütlesini artırır ve üretilen ısının manto üzerinde çok derin etkisi olur ve eksenel dönüş oranını da etkiler. Gezegeninizde zaman ardışıklığının artan flaşını değiştiren bu dönme momentinin mekanizmasıdır. Ayrıca, sonuç olarak sizin Schumann Rezonansı dediğiniz iyonik akımı artıran iç çekirdeğin artan kütlesidir. Şu anda bu ayarlama tamam değildir ve gezegenin merkezinde, çekirdeğinde çekirdeğin hem saat yönünde hem de saatin tersi yönde dönüşü ile ilgili bir dengesizlik vardır; ve böylece dünyanın üzerinde de bir dengelenme olmalıdır. Aksi taktirde, böyle bir denge olmazsa, dünya yüksek boyutlara alınması için gerekli hazırlıkta kendi yüksek oktavlarına ilerleyemez. Aslında ve de ironik ve paradoksal olarak, insanlık kitlelerin bilmediği daha büyük realite şudur; elektromanyetiklerin dengelenmesi olmadan, daha da fazla dünyasal değişimler olurdu. Önce bir deprem olurdu, sonra dengelemek için kasırga ve tornado olurdu, görüyor musunuz? Sonra kendi modelini yaratan bir başka deprem, yine kasırga ve tornado… Bu şekilde, elektromanyetiklerin dünyada nasıl hareket ettiğinin, ızgara sistemini dolaştığının ve sonra dünyaya nüfuz ettiğinin ve içinde dengelendiğinin beklenen (ileriyi de kapsayan) enerjisi olur. Dünya değişikliklerini önlemek gerekli değildir, ancak dengenin uygun olduğu yere denge getirmek gereklidir. Ayarlanmamış bırakılan dengesizlik, makro ölçekte felakete neden olurdu. O zaman, denge getirmek için gerçekleşen mikro olaylar daha iyidir ve bunu yaparak makro olayları önler. Gittikçe daha da yoğun şiddette olan solar rüzgarlar dediğiniz şeyi yaratan güneş fırtınaları, koronal kitle püskürmeleri oldu, bunların bazıları kaydedilen en büyük püskürmelerdir. Solar rüzgarların veya koronal kitle püskürmelerinin gezegenin yükselişinde rolünün ne olduğunu soruyorsunuz? Bunların dünyayı etkileyen titreşimi değiştirdiğini söylüyoruz. Bunlar insanlığın zihinlerinin işlediği frekansları değiştirir. Daha yüksek boyutlara erişim için arayüzey sağlar. Bu nasıl işler? Koronal kitle püskürmelerinden gelen enerji dünyanın tektonik levhalarına emilir ve bu yöntemle dünyanın titreşim rezonansını artırır. Bunlar özellikle bazı güç noktaları ve kutsal siteler ile çalışır. Özellikle geometrik kristal yerleşime sahip olanlar ile.

208


Sonra bunlar dünyanın bütün düğüm sistemlerine ilerler. Eğer bu tür koronal kitle püskürmeler böyle bir titreşim yaratırsa, dünyanın tüm elektromanyetik akışı etkilenir. Gel gitler etkilenir, tektonik levhalar, insanlığın zihni etkilenir, insanların içinde yaşadıkları realiteyi nasıl yarattıkları etkilenir, inandıkları illüzyonlar etkilenir, kendi yaşamlarını nasıl hissettikleri etkilenir, varlıklar topluluğun veya bireysel varlıkların nasıl var oldukları etkilenir. Tüm bunlar güneşten gelenlerle, solar rüzgardan gelenlerle etkilenir. Metatron’a Soru: Birçok insan küresel ısınma ile ilgili çok kaygı duyuyor ve dünyada gerçekleşecek bir felaket ile ilgili kaygılanıyor. Felaketsel bir olay olacak mı veya daha kademeli bir değişim mi olacak? Metatron: Bahsedildiği gibi, şu andaki olasılık, insanlığın reaksiyonuna bağlı olarak daha kademeli bir değişimdir. Şu anda gezegende, gezegenin tarihindeki diğer zamanlardan çok daha fazla ışık miktarı vardır ve Yükseliş sağlama alındı. Olasılık, yeniden yapılandırmanın mikroda olmasıdır. Ama bir dereceye kadar insanların reaksiyonu rotayı etkileyebilir, insanlar direnecek mi, korkuyla mı tepki verecek ya da en yüksek hayır için mi reaksiyon gösterecek? Bu, büyük bir makro felaket veya küçük bölgesel mikro felaket olup olmayacağını etkiler. Bu, Çekim Yasasıdır. İnsanlık kendisine neyi çekecek? Hata yapmayın, Sevgililer, değişimler devam edecek ve etmeli ve eğer halk birlikte – yaratımlarının usulüne uygun farkında olursa, bu tür uygun değişimler çok daha kolay gerçekleşebilir. Aslında koronal kitle püskürmelerinin ötesinde, yükselişe büyük etkisi olan sayısız başka enerji kaynakları vardır. Güneşin tüm diğer kaynakları koordine ettiğini söylemek en iyisidir. Diğer ışınlar olduğunda, bunlar güneş tarafından emilir, koordine edilir ve yansıtılır. Diğer göksel gövdeler, diğer gezegenler de sizin gezegeninizi etkiler. Bu çok uzun zamandır biliniyordu, ama büyük ölçüde yanlış anlaşıldı, büyük ölçüde aldırılmadı. Kanal, diğer göksel gövdelerin yerçekimsel etkilerinin dünyayı nasıl etkilediğini soruyor? Bunların niyet/amaç halkalarında dışa doğru hareket ettiğini, sonra göksel niyetle dünyaya doğru taşındığını söylüyoruz. Bunların bazıları manyetiktir, bazıları elektromanyetiktir, diğerleri sıfır noktası enerjisinden olan daha süptil maddedir. Bu enerjetiklerin ve frekanssal dağıtımların en büyük mekanizmaları, sizin güç noktaları dediğin şeydir. Özellikle, geometrik yerleşime sahip olanlar bunların en büyükleri arasındadır. Bu kristalizasyondur, bu armonikleri hem alan, arıtan ve hem de dağıtan kutsal geometrik matrikstir. Kutsal sitelerin, ızgara noktalarının ve güç noktalarının bu gezegensel düğüm sistemi yükseliş sürecine fazlasıyla dahildir. Hem gezegen, hem de insanlık için. ‘Güvercinin Başı’ Bir parça daha ekleyeceğiz. Galveston Adası bölgesi aslında ‘Güvercinin Başıdır’. Bu sizinle Enoch vasıtası ile paylaşıldı. Büyük bir Üstadın kanallık yaptığı “Enoch’un Anahtarları” kitabında bunu haritalayan çizimler vardır. Galveston bölgesi, bu analizin başlangıcında sözünü ettiğimiz göksel Işığı taşıyabilen Houston’a en yakın bölgedir. Adada üç adet modern Piramit vardır, bunlara Moody Gardens denir. Biri kocaman kristaller içeren bir botanik bahçesidir, biri yunusların olduğu bir akvaryumdur, diğeri bilime adanmıştır, hepsi daha büyük hayır için yaratılmıştır. Kanal ve Ronna Herman (Basmelek Mikail’in kanalı) bir grubu iki yıl önce bu muazzam cam piramitlere hizalama niyetiyle oraya gittiklerinde, bu büyümekte olan bir spiral yarattı. Bu spiral, Houston’un sanayi kompleksinin koyu enerjisini karşılıyor.

209


Fırtınalar, kasırgalar daha fazla temizlik sunuyor ve bu enerjileri yumuşatıyor ve parlaklaştırıyor. Yeniden dağıtım olarak değil, daha çok yeniden ayarlama olarak, dualite sarkacının yumuşatılması olarak. Aslında Amerika’daki sanayi şehirlerinin birçoğu etkileniyor. Indigo ve Kristal çocuklar güçlerini elde ederken, bu bölge Yeni Enerjide bir ışık feneri olarak hizmet edecek. Dünya sınırsız gücü olan bir varlıktır. Dünya tahrip edilemez. Bunu kabul edin veya etmeyin, Dünya’nın izin vermediği hiçbir şey Dünya’dan alınamaz. İnsan dünyayı yok edemez, sadece dünyanın üzerinde yaşama yeteneğini yok edebilir. Dünya bilinçlidir. Gelmekte olan değişimleri Gaia, insanlığın Yüksek Bilinci kabul ediyor ve büyük bir derecede dünyanın, güneşin ve sizin Yaratıcı Tanrı dediğinizin duyarlılığı ile yönetilmektedir. Her şeyin mükemmel düzende olduğunu bilin. Bu Mükemmel Fırtınadır. Korkmayın. Ben Metatron’um. Sizler Seviliyorsunuz. Ve öyledir. Bu kanalın telif hakkı www.Earth-Keeper.com’a aittir. Earth – Keeper’ın ifade edilmiş izni olmadan basılı olarak yayınlanamaz. İzin almak için: ‘Tyberonn@hotmail.com James Tyberonn, Dünya – Koruyucusu, yazar, jeolog ve Başmelek Metatron’un kanalı (ÇEVİRİ: Saffet Güler)

AA Metatron Channel The Perfect Storm Archangel Metatron via James Tyberonn September 12, 2008

Greeting Beloved! I am Metatron, Lord of Light, and I welcome you to this NOW moment, as I encircle each you with Celestial Light. And so Dear Ones, we tell you that there is even greater life that circles about and above you, above the sacred Earth , and these energies are now flowing into your planet and available to enter your field of awareness. It is light of a subtle nature. It is not the light of expectation, it is does not hold logic, rather it is the light of wellness, and indeed carries the energy of 'home' of the angelic realm. We will say to you upon this special planet of duality, this beloved and sacred Earth, that all who open and allow this Celestial Light to enter their sphere of influence, their field of consciousness, will immediately find themselves blessed in spirit, and glowing in divine serenity. This energy is quiet, this energy is reconciling, and this energy connects your chakras with your celestial home. It is available to all who come here, and readily so. This light, this energy encompasses and creates a place of healing and wellness.

210


Humans on the path as yet do not always seek to include wellness in their search for understanding, but all of you should, as it is complimentary to truth and all parts of your trinity being cry out for it. Planetary Change

Now most of you are well aware that your planet is undergoing many changes at present. We tell you that these are indeed appropriate. All are designed to clean, clear and upshift the vibrations of the planet. Many humans feel the phenomenon of global warming , of hurricanes and quakes is to be feared and stopped. This is not the case. The melting of the polar ice caps, the winds, the shaking and such are all quite appropriate These events indeed are quite necessary. Global warming brings about all of these, and as such the very evolution. The evolution you call Planetary Ascension. It receives the energies of the sun, melting the ice caps, as it were, releasing that which has been encoded, traveling through the waters and the fields of energy of the earth, attaching and activating all that touches upon it as well. In this way, even evolution, consciousness and such begins to move forward. Many fear that the warming, the volcanic eruptions, the storms, the earth quaking, and the magnetic shifts will create a global cataclysm. We tell you that for now it will be more gradual depending somewhat on the reaction of humanity, whether it be with more fear or with a restructuring calibration. It is in fact humanities reaction that will determine whether there is to be a great cataclysm or small localized cataclysms. Make no mistake, Dear Ones, the changes will and must continue and if the masses were to be duly educated and open to the stance and vision of higher good, such appropriate changes could be made much more easily, and sooner rather than later. Yet many among humanity are those who wish to 'save the planet' in your terms. Many misunderstand that the changes are requisite, and indeed the planet is not dependent on humanities salvation. So the channel asks what is the nature of mans relationship to the living planet. It would be best if the relationships were to be synchronistic and be aware that truly a dialogue can take place now between the earth and humankind. For those of you who have spent lifetimes as the Earth-Keepers, the indigenous, the Druid, the Atla-Ra, indeed many of you such as the channel are here now specifically to hold the energy of these dialogues, and they are occurring. Now, the difficulty with many others who are well intended, is that they are not intuned, not of a high enough light quotient to accept the true paradigm of the nature of reality. And so these masses , while they wish to assist, truly know not how. They believe that to prevent the change or to move it elsewhere is appropriate; better there than here, you see? Not all that wish to assist truly understand the greater good, the higher purpose of those events you term super hurricanes, volcanics, earthquakes and tsunamis. So most simply react in fear to these events, and wish to be free of the anxiety. But to dissolve fear is not the same as understanding the fear and therefore the masses of humankind transmute and actually recreate it. To dissolve or to dissipate events of change is not

211


necessarily of benefit, not to the earth and not to humanity. The difficulty with those that wish to assist is that they believe they know better & believe they are more academic in their understanding. Yet they omit the divine, they omit the integrity of that termed spirit, the metaphysical. They do not understand or see the perfection in what takes place because there is great difficulty for those in not understanding that all is in perfection, that all is in good order, then in essence, they do not add grease to the squeaky wheel, rather, they try to prevent the cogs which then become still and stuck and so the evolution becomes that much more difficult, you see? Always fear is the great culprit. The Perfect Storm Now one of the very important frequency upshift mechanisms taking place on your planet are the super hurricanes. These are greatly misunderstood, and greatly feared. Again the fear. These are truly intended to charge the oceans with magnificent energies. They are not intended to be drawn to the lands. But it is as if the entire world becomes focused on where it will land, what destruction it will cause, and the experts predict where it will come to shore. And so with such global focus, indeed the hurricane is pulled into shore as expected by the humans who watch in fascination and fear, and as such draw it to them

The true purpose of these storms, is to increase the energy of the waters and to allow it to electrically expand. If these remain at sea, then the electrical energy is simply conducted as gentle current waves to very great proportion of the planet. As such it is conducted to the land and peoples, not by wind and waves, but by its energy current so that it may reach that many more beings. There is a perfection to it, you see? There is what is called the perfect storm in some ways, but the perfect storm is that which is the perfect blend of electromagnetic currents. As these then move through the fields of humanity, they are of benefit, for the frequential ascension of the planet and as such to the entirety of mankind.

Question to Metatron : There have been some very powerful hurricanes that occurred several years ago in the Gulf Coast, and there is one headed this week to Houston. Is it accurate to say that when energy amasses in such an organized fashion that it has a consciousness? Metatron : It has an awareness , yes, correct, but to call it a consciousness is not appropriate. There is an awareness that comes together. Do you see the difference? An awareness is that which is a unit that works for a common purpose. A school of fish has an awareness, as a unit working in harmony toward a common goal, a common purpose, a single unit made of many individual components. This is not the same as a consciousness, a succinct energy that expands and becomes a mind, a very capable mind that truly wishes to become more, and is imbued with that termed Divine Mind. That is consciousness, you see? Question to Metatron : There were and are literally millions of people, particularly on the Gulf Coast, praying to soften the impact of the hurricanes that occurred 3 years ago, and the one that is occurring now, and I do believe that this can have an impact. Is that correct? Metatron: Yes. In essence, that which can be prayed as well, is toward highest good, and that is to allow the benevolent electromagnetic shift that are the true purpose of the hurricanes, but

212


to have them remain at sea. To have them dissipate and decrease before reaching land. You see, they are very necessary, but they are not as necessary on land. Yet the reaction of the masses is to pray in FEAR. As we have said, what amplifies and draws hurricanes to specific locales is in part, mans fear, mans emotionally negative focus on them. A group consciousness , an enormous group mass field of FEARFUL EXCITEMENT is amassed that in fact draws them onto the land as well. As you say, there are millions praying, but what most are projecting is fear. "We do not want this, we do not wish this, send it away !" But the major emotion behind their reaction is fear and that fear magnetizes the event, and fear attracts that which is feared. The entire hurricane occurrence becomes a media event, and the masses , particularly along the Gulf Coast become glued to the television screen and radios. The meteorologist draw direction models and make predictions of where landfall will occur, and the targeted area become magnetized. As such, a mass consciousness energy, of human emotional interference can become so enormous that it interfaces and effects somewhat the events natural course. Now of course the use of your technologies to give advance warning to people of coming storms is in itself quite useful, quite benevolent, but it is the dramatic aggrandizement by some media that to some extinct refashions the occurrence into an opportunity for sensationalism to capture viewer attention, and that is done in a manner that exacerbates fear and drama. Do you understand the difference. It is not to say that human emotion creates the event, but rather that the amassed fear, when accumulated to a certain volumous inertia can and will magnetize and attract the energy of the hurricane to varying degrees. If this massive emotional energy were not fear based, it could in fact have the effect of having the hurricane remain at sea, or to landfall in a much less potent energy. So were the mass reactions attuned to prayers of greatest good and harmlessness, without panic and fear, the effect would have a very beneficial influence on the 'natural occurrence'. It could dissipate it rather than amplify it you see. Question to Metatron : What is the higher purpose of the hurricanes? Metatron: As we have said, the purpose is to enlarge the harmonic energies and to expand the frequential increase and resonance over the water covered areas of the planet, which in fact represent two thirds of the earth's surface. Tornadoes fill that purpose over land. Cyclones, typhoons, hurricanes and tornadoes all have the vortexial spinning and that specific pattern both cleans and steps up energy not just on the surface seas and lands, but feeds it deep into the planet in the spinning vortexial format. The velocities and size carry specific ratios and are dispersed into areas far wider than just the areas that it traverses. They feed into ley and axialtonal; energies to a very great proportion that it may reach that many more beings. There is a perfection to it, you see? So what is happening form the greater stance, from the higher perspective is in perfect order. This is then the perfect storm in the aspect of that which is the perfect blend of electromagnetic currents. The imperfection that is attributed to it , is truly from the stance of duality, from misunderstanding, from fear. Global Warming We have told you that the primary cause of global warming is the increase in spin of the inner

213


molten core of the earth. The increase in spin, increases the inner core and outer inner-core counter spin mass, and the heat generated has a profound effect on the mantle, and the effects axial rotation ratio. It is the very mechanism of this torque change that is increasing the flash of your time sequence on your planet. It is also the increase mass of the inner core that subsequently increases the ionic discharge you term the Schumann Resonance. At present this adjustment is not complete, and so there is currently an imbalance within the center of the planet, within the very core, as to how the core spins both clockwise and counterclockwise and so then there must be a balancing upon the earth as well. Otherwise, without such balance the earth cannot truly move into its higher octaves in requisite preparation for receival of higher dimensions. So in truth and in irony, the paradox and greater reality unknown to masses of mankind is that without such balancing of the electromagnetics, there would be even more earth changes. There would be first an earthquake, then the hurricane and tornado to balance, you see? Then another earthquake, then the hurricane and tornado creating a pattern of its own, which would not be of assistance. In this way, then, there is an anticipatory energy of how electromagnetics move about the planet, circulating about the grid system and then permeating the earth and then balancing within as well. It is not done necessarily to prevent earth changes, but to bring balance where balance is appropriate. The imbalance, left unadjusted, we assure you, would lead to cataclysm on the macro scale. Better then that the micro events occur to bring the balance and in so doing prevent the macro you see. In kind, there have been coronal mass ejections, solar storms creating what is called solar winds that have been greater and greater and greater in intensity ,some of the largest ever recorded. So you ask what is the role of the solar winds, or the coronal mass ejections on the ascension of the planet? We tell you these are changing the vibration that affects the earth. They change the frequencies at which humanity's minds operate. They provide the interface to higher dimensional access. How does this work? The energy that comes from the coronal mass ejections is being absorbed into the tectonic plates of the earth and increasing the vibratory resonance of the earth through that method. These work particularly with certain power points and sacred sites. Particularly those of geometric crystalline overlay. . These then move through the entire node systems of the earth. If such coronal mass ejections create such a vibration, then the entire electromagnetic flow of the earth is affected. The tides are affected, the tectonic plates, the mind of humanity is affected, how humanity creates the reality in which it lives, the illusion it believes, how it feels toward its own life, how there is a community of beings or individual beings. All of this is affected by that which comes from the sun, that which comes from the solar wind. Question to Metatron: Many people have had great concerns about global warming and concerns about a cataclysm that was going to occur on the earth. Is there going to be a cataclysmic event or will it be a more gradual change? Metatron : As mentioned the current probability is that it will be more gradual depending somewhat on the reaction of humanity. There is a greater light quotient on the planet now, than any other time in the planets history, and so the Ascension is assured. The liklihood is that the restructuring will occur in the micro. But to some degree mans reaction can influence the course, will man resist, react in fear, or toward the higher good ? This will influence to

214


some degree whether there is to be a great macro cataclysm or a small regional micro cataclysm. It is the Law of Attraction you see. What will mankind draw to himself? Make no mistake, Dear Ones, the changes will and must continue and if the public were to be duly aware of their co creation, such appropriate changes could occur more easily. Indeed, there are myriad other energy sources that are having a great effect upon the ascension, beyond coronal mass ejections. It is best to say that the sun coordinates all the others as well. When there are other rays of influence, even these are absorbed, coordinated and reflected by the sun. Now the other celestial bodies, other planets also effect and influence your planet. This has long been known, but greatly misunderstood, greatly discounted. The channel asks how, exactly, do the gravitational influences from other celestial bodies affect the earth? We tell you they move outward in rings of intention that are then carried by celestial intent, as it were, toward the earth. Some of these are magnetic, some electromagnetic, others of a more subtle matter, that of zero field energy. Now the greatest mechanism of these energetic and frequential distributes are what you term powerpoints. Particularly, as mentioned, those of geometric overlay are among the greatest of these. It is the crystallization, the sacred geometric matrix that both receives, refines and distributes these harmonics. This planetary node system of sacred sites, grid points and powerpoints are is greatly involved in the ascension process. Both for the planet and for mankind, you see. The Head of the Dove Now we will add one piece. The area of Galveston Island is in truth the 'Head of the Dove'. This was shared with you through Enoch. The bountiful and profound book, "The Keys of Enoch" channeled by a great Master, has within it diagrams that map this. The area of Galveston is the closest area to Houston that is capable of carrying the celestial Light that we have spoken of at the beginning of this assay. Upon the Island are three modern Pyramids, called Moody Gardens. One is a botanical garden containing massive crystals , one an aquarium with dolphins, another dedicated to science, all created for the greater good. We tell you that when the channel and Ronna Herman took a group to align intent to these enormous glass pyramids two years ago, it created a spiral, which has been growing. That spiral counters the thick energy of the energy industrial complex of Houston. The storms the hurricanes offer further clearing, and soften and brighten these energies. Not as a retribution, rather as a recalibration, rather as a softening of the pendulum of duality. Indeed many of the industrial cities in the Americas are being so effected. You see as those termed the Indigos and Crystal children come into power, this area will serve as a beacon in the New Energy. The Earth is an omnipotent presence. The Earth cannot be destroyed. Whether you accept it or not, nothing is taken from the Earth that the Earth does not allow. Man cannot destroy the earth, only his ability to live on her. The Earth was just as conscious as a burning sphere of lava, as she is now. The changes that are coming are agreed to by Gaia, by mankinds Higher Consciousness and indeed to a great degree orchestrated by the sentience of earth, sun and that you term Creator God. Know that all is in perfect order.

215


It is the Perfect Storm. Fear not. I am Metatron, and You are Beloved." and so it is. This channel is copyrighted to www.Earth-Keeper.com . Posting on websites is permitted as long as the information is not altered and credit of authorship and website is included. It may not be published in journals, magazines or print without expressed permission from EarthKeeper. Permissions may be requested at Tyberonn@hotmail.com http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11033

216


ALTIN YOL - GERÇEĞE DOĞRU / 13, 14, 15 •

Posted by Nilambara dd on September 18, 2008 at 1:05am

Altın Yol - Gerçeğe Doğru / 13 Sevgili dostlar, hepiniz gereksiz bir endişe ve korku taşımaktasınız bilin ki yaşayacaklarınız için daha önünüzde pekçok uzun zaman var ve bu endişeyi içinizden atmalı ve güvenli duruşunuz ile sevginizi neşenizi muhafaza etmelisiniz. Gereksiz bir deneme için gereksiz korkular yaşanmasından hiç hoşnut değiliz. Bu korkular sizi engeller biliyorsunuz ki geciktirir, lütfen bu korkuları içinizden atarak güvenle ilerlemeye devam edin, yolunuz açık ve aydınlık bu yola katmanız gereken sevgi, güven ve neşeyi muhafaza edin lütfen. * Sevgili dostlar bugün için sizden istediğimiz bol bol sevgi üretmeye devam etmeniz, lütfen sevginizi yaymaya akıtmaya devam edin, kendinize, çevrenize, dünyanıza, tüm evrene. Sizlerin yaydığı sevgi en büyük yakıtıdır dünyanızın ve bu evrenin. Lütfen yaymaya devam edin. Bilin ki pekçok oluşum geçirdi dünyanız ve hala geçirmekte ve geçirecekte. Sizler sevgi içinde kaldığınız sürece bu oluşumlar başarı ile devam edecek ve olması gerekene olması

217


gerektiği zamanda ulaşacak. Bilin ki evrensel kaynak istemediği sürece hiçkimse hiçbirşeye sebep olamaz, ne denerse denesin. Olacak olanları ancak evrensel kaynak belirler ve oldurur. Lütfen, sakin ve huzurlu, güven içindeki duruşunuzu koruyarak sevgi ve neşe üretmeye devam edin, yolunuz aydınlık ve açık, yeni ve güzel haberlerde buluşmak üzere tüm sevgimiz ve desteğimiz ile yanınızda olduğumuzu unutmayın. 09.09.08 Aktaran: Nilambara dd Altın Yol - Gerçeğe Doğru / 14 Sevgili dostlar, bizler sizlere pekçok yeni ve önemli haberlerle merhaba diyor ve sevgilerimizi sunuyoruz. Bilmelisiniz ki yaşadığınız günlerin içinde sizler tam olarak olması gereken noktaya geçmiş bulunuyorsunuz ve bu noktanızı sağlam korumaktasınız, sizin için gelecek günlere hazır beklemektesiniz. Beklemek sabır gerektirir demiştik, sabırlı ve sevgi dolu duruşunuz için teşekkür ediyoruz ve inancınızı güçlü tuttuğunuz için de ayrıca mutluyuz. Yeni günlerin içinde heranın mucizevi akışı içinde sizler gittikçe daha da güçlenmektesiniz ve yapabileceklerinizin sınırlarını anlamaya anlamlandırmaya başladınız ve bu sınırların gittikçe heranın mucizevi akışı içinde daha da genişlediğini görmektesiniz. Yapabilecekleriniz içinde en önemlisi şu ki istediğiniz zaman, niyet ettiğinizde frekansınızı yükseltebilmekte ve enerji bedeninizi daha da büyütmektesiniz. Bu size daha çok farkındalık kazandırmakta ve böylece algılamalarınızın gerçek olduğunu bilin, içsel hissettiklerinizin doğru olduğunu bilin. Ne algılıyor, ne hissediyorsanız doğru olduğunu bilin. Yapmanız gereken bu sürecin içinde sevgi ile duruşunuzu korumak, frekansınızı korumak. Frekansınız yükseldikçe algılamalarınız ve farkındalıklarınız da artmakta. Gelecek olan günlerin muhteşem ışığını farketmeye başladınız. Bu ışığın gücü gününüzü aydınlatmaya başladı. Bu güç ile daha da net görmektesiniz olanları ve olacakları ve daha da net anlamakta anlamlandırmaktasınız. Bizlerin sizlerden bir ricası var ki önemle üzerinde durduğumuz ve atlamadan mutlaka gerçekleştirmenizi istediğimiz bu ricamızı hemen iletmeyeceğiz sizlere, sadece hazırlıklı olmanız için söylüyoruz. Lütfen, bu süreç içinde içinizdeki sevginin gittikçe çağlayana dönüşmesini izleyin ve bu güzelliğin keyfini yaşayın, tadını çıkarın, bırakın çağlayıp coşsun ve yayılsın çevrenize, aksın ardınızdan gelen yollara. Sevgili dostlar, sizler pekçok yerden pekçok kanaldan pekçok bilgi almaktasınız ve bu bilgilerin benzerliğini eş zamanlılığını görmek sizleri şaşırtmasın, bilin ki kaynak aynı kaynak, kanal aynı kanal sadece aktarılan yer ve kişi farklı. Bilin ki ortak olan pekçok şey gibi bu zamanın akışı içinde bu bilgileri alışınız da ortak, eş zamanlılık içinde oluyor. Sadece sizlerin eski enerjilerden kalan ispatlanmış, teyit edilmiş bilgiye olan güven ihtiyacınızı bildiğimizdendir bu çeşitlilik, ancak bu ihtiyacınız da güven içine girmiş bulunmakta, artık aldığınız tüm bilgilerin eşliğinden eminsiniz ve daha açık daha kabul eder bir tutum içindesiniz ve bu bizleri çok memnun ediyor. Ve sevgili dostlar, sizlere gelecek pekçok güzelliğin içinden sizlere çok seveceğiniz haberlerimiz var ancak bunları zamanı geldikçe paylaşacağız sizlerle, şimdi lütfen beklemeye devam edin, sabrınız, inancınız ve sevginiz için teşekkür ederiz ve unutmayın ki daima yanınızda ve sizlerle birlikteyiz. 10.09.08 Aktaran: Nilambara dd Altın Yol - Gerçeğe Doğru / 15

218


Sevgili dostlar, sizlerle olan bağımız hergeçengün daha da büyüyerek gelişirken sizden bir ricamız olacağını söylemiştik. Bu ricamıza geçmeden önce bilmelisiniz ki, bugünler sizlere mucizevi aydınlıklar sunarken sizler bu günleri olması gerektiği gibi sevgi ve umut dolu geçirmekte ve bu mucizevi aydınlığın ışıkları ile donanmaktasınız. Sizlerden rica ediyoruz ki lütfen bu süre içinde yaşadıklarınız ve yaşayacaklarınız için yüreğinizde endişe beslemeyin. Bilmelisiniz ki herne yaşayacaksanız kendiniz için ve bütün için doğru olanı yaşayacaksınız hep birlikte. Endişeler sizi yavaşlatır ve enerjinizi düşürür. Enerji bedeninizi güçlendirmenin, büyütmenin en güzel en kolay yolu biliyorsunuz ki daima yüreğinizdeki sevgiyi beslemek, yaymak ve umut ile neşe ile güven içinde duruşunuzu korumaktır. Bu haliniz ile enerji bedeniniz sürekli gelişerek büyür ve sizi her türlü olumsuz etkiden korur, ve hatta hastalıklarınızı başlangıç aşamasında onarabilirsiniz demiştik, biliyorsunuz. İsteklerinizi gerçekleştirebilmek, her dileğinizi gerçekleştirebilmek ve başarmak sizin elinizde, yeter ki saf ve temiz niyetlerle, aşk ile dileyin ve izleyin. Yüreğinizde kuşkuya, endişeye yer vermeden... Enerji bedeninizin yükselmesi ile geçeceğiniz kapılardan çok daha kolaylıkla ve zerafetle, incelikle akıp gidebileceğinizi unutmayın lütfen ve enerji bedeninizi genişletmenin yolu daima sevgide neşe içinde kalmaktır. İçinizde hiçbir kuşku ve endişe taşımadan. Sevgili dostlar, artık beklenen zamanlar hızla yaklaşırken sizler ellerinizden akan gücü en üst düzeyde kullanmaya devam etmelisiniz ve ardınızda açılan yolu aydınlatmaya devam etmelisiniz. Sevgili dostlar, bıraktığımız hergünün içinden daha da güçlenerek çıkmaktayken bilmelisiniz ki sevginiz ve ışığınız pekçok kimsenin ışığını beslemekte arttırmakta, dokunduğunuz yaşamlar hergeçen gün artmaktayken bilmelisiniz ki sizler birer kişilik ordular olarak ilerlemektesiniz. Herbirinizin ordusu hergeçengün güçlenirken bizler sizleri coşku ve mutluluk ile izliyoruz ve bilin ve inanın ki yolunuzdan hertürlü engeli çekmek için yolunuzu açmak için burada tüm gücümüzle sizinle oluyor ve uğraşıyoruz. Mutluyuz ki sizler bizleri umduğumuz gibi zorlamıyor aksine bizlere çok kolaylık sağlıyorsunuz. Sağladığınız kolaylıkların çok farkında olmamanız normal ancak bilin ki yüreklerinizdeki sevgi her coştuğunda bizim gücümüz ikiye katlanmakta, siz coştukça biz güçlenmekteyiz ve biz güçlendikçe sizlerin yolları da kolaylaşmakta. Lütfen yüreklerinizdeki sevginin gücünün farkında olun ve coşun coşturun. Sevgili dostlar, artık yakın gelecekte aynı noktadan aynı görüntüleri görmeye başlayacağız ve o zaman başardığınız gerçeğin büyüklüğü karşısında hayretlere düşeceksiniz, ancak bilin ki bunu siz başardınız, sizin aşk ile sevgi ile dostluk ile yargılamadan ve yorumlamadan sadece izleyerek yaşamaya devam etmeniz sizlere büyük başarı getirdi. Lütfen bu halinizi koruyun ve besleyin. Bizler coşku doluyoruz sizlerin yüreklerinden taşan aşk ile ve bu coşku ile biran önce büyük günü yaşamak istiyoruz ki sizler hazırsınız ancak unutmamalısınız unutmamalıyız ki daha hazır olmayan pekçoklar var, bu hazırlıkları tamamlanana kadar sizler yüreklerinizdeki coşkuyu beslemeye devam edin lütfen. Sevgili dostlar, Ellerinizden akan ışığın gücü eksilmeden artsın ve yüreğinizden taşan çağlayan sevgileriniz tüme yayılsın, bizler sizlerle olmaktan sizlerle bu yolu aşmaktan mutlu olarak sizleri beklemekteyiz. Sevgi dolu ışık dolu günlere... 15.09.08 Aktaran: Nilambara dd

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11037

219


220


• Posted by elif elisabeth on September 18, 2008 at 10:02am

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11135

221


sevgi ve ışıkla •

Posted by Canan on September 18, 2008 at 10:05am

tüm evrendeki güzelliklerin ve sevginin kalbimizde yer alması dilekleri ile

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11138

222


The Truth about 2012 •

Posted by Selin on September 18, 2008 at 11:59am

The Truth about 2012 A friend asked me this week what I thought about 2012 and whether I believed that there’s going to be a massive energy shift and a global re-awakening in consciousness at this time. Almost as soon as I began to reply, I felt the answer dawning on me from elsewhere, as the gentle rain of inspiration, once again, began to settle upon my heart and mind like those blessed drops of love, falling from the heavens. Yes, there will be a massive shift in consciousness and, yes, the evidence is clear that we are already in the midst of it. However, we need to stop putting our energy into, once again, imagining that there is some specific date on which “something” “happens” which is somehow, sudden, surprising, new and bewilderingly outside of our collective consciousness and control. Yes we are already in the midst of great change and, yes, we are indeed, currently, already witnessing the dawning of a new and glorious age in the consciousness and evolution of humanity, and it is something that WE are doing...it is not being done TO us and neither is it waiting to leap out at us at any particular pre-scribed moment. It is already within, without and all around about us!! Neither is it some new and surprising thing, for there is, indeed, nothing new under the sun, and what we are in fact in the midst of, is simply a returning to the blissful state of that which we

223


already, truly are!. Myguide describes the wonderful times we are now living through as a kind of birthing PROCESS in which we are bringing into fruition this wonderful new time about which we so often speculate. When a mother is expecting a child, she is already a mother long before the birth of that child. Yes, even before that child comes into being, if she is even minutely perceptive, she will, on some subtle, vibrational and emotional levels, already have an awareness of its being and its holistic spiritual essence... and SUCH is the very nature of our current times. We sense great change all around us and have an inkling of an essence of an idea of what this wonderful time holds for us and yet, in truth, it us not until we truly hold that baby in our loving arms that we will begin to understand its awesome potential, its breathtaking beauty and its inexplicable ability to move us to great and courageous acts of selfless love and kindness. Throughout the gestation period, the mother might be only vaguely aware of her ability to shape and to influence the nature of her child with what she puts into her body and what she allows into her mind; the thoughts she chooses to think and the loving intention she chooses to send in the direction of the beloved, growing foetus, through feelings, foods, moods and music. When that child is born, whether it arrives on time or slightly before or after the date circled on the calendar, the mother knows that the birth is not an end, not some inevitable target which she has been aiming to reach and which now heralds the end of all waiting, wondering, hoping and strife. She knows that, in fact, what she holds gently in her arms is just another beautiful beginning and that it is, now, certainly, in part at least, her words, her thoughts her nurturing and the very same loving intent which created that wonderful being, which must now begin to shape and influence his or her destiny s!o thatin time they might become a wonderful being of light and a vehicle for Divine inspiration which will transform lives, touch hearts and reaffirm, once again that, through love, all things are, indeed, possible, even the awakening of the most stubborn mind and the soothing of the most hardened heart. There is never a point within this process when the enlightened mother says “Ooh, I’m loving this vodka and these cigarettes. Oooooh, I wonder what sort of kid I’ll get? Oh, who cares, I only half believe it’s coming anyway. Chances are, soon as it’s born, I’ll probably just cast it out into the world and see what happens. Oh who knows what’ll happen when it’s born, I certainly don’t. I’m not a fortune-teller. No one can actually really know, anyway, can they?!!!” She knows, just as we now know, that the future is within the hands of those who are brave enough to dream of a better time and to take this dream, hold fast to it and nurture it with all our hearts, souls, minds and every iota of our ever-evolving consciousness, until it comes fully into being. So, what is the truth about 2012? Well the truth is simply that there is no simple truth about this or about anything else. The truth is, as always, a moment of realisation waiting to be created, discovered and rediscovered anew and even one second after it is discovered, waiting to become a trivial nugget which is subject to scrutiny and altered by our ever-changing perceptions. Therefore, like everything else and every other possibility which exists in our lives and within our many worlds 2012 can either signal the dawn of a new time of peace, love, joy and blissful soul level consciousness on earth or it can signal a time of continued apathy, control, restriction and disappointment as we wait quietly and wonder what will happen next. Which one of these truths do you truly choose? The choice has been ever-present at many junctures throughout time. It was there at the time of The Christ, it was there during the renaissance in Europe, it was there in 1967, it is here, now, in 2008 and it will still be with us in 2012. It is indeed always just a thought and a choice away.....Love, Light and Blessings to all. ©2008 Diane Hall http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11163

224


225


• Posted by Canan on September 19, 2008 at 12:37am

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11227

Visit iPeace •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 19, 2008 at 1:04am

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11232

226


LAPİS LAZULİ KRİSTALİ •

Posted by SOPHIA on September 19, 2008 at 4:30am

Değişim, her saniyenizde saklıdır. Her nefesinizde aslında hem yeniden doğuş, hem de ölüm vardır. Öleceksiniz ki yeniden doğabilesiniz. Yaşıyorsunuz fakat gerçekten yaşıyor musunuz? Kopardıysanız bütün iplerinizi yaşamla, elbet tekrar bağlanmak için. :) Yeniden doğmaya haliniz olsun lütfen! YENİnin gücü muazzamdır ve heyecanlıdır. Tutkularınızı koruyun. Hem istek, hem de cesaretle... Bu yaşam, keşfetmeniz için size sunulmuş bir fırsat! Madem nefes alıyorsunuz, devam ediyorsunuz.... BURDAYIM diyebilmelisiniz. Eşsiz dramlar yaratmayı bırakarak tabiki. Dinlediğiniz müzikten, izlediğiniz filme kadar....Dramları ustalıkla çıkarabilmelisiniz. Bilinçaltınızı güzelliklerle doldurmaktan yana devam ederseniz, mutlu olmaya bir adım atmış sayılırsınız. Can-ı gönülden isteyen ancak mutlu olabilir!

227


Kalanı "mutluluk oyunu" dediği girdaplarında döner durur. Mutlu olmayı istemek ve kendinizi buna adamak gerekir. Etrafını temizlemeyi bilmeli insan. Sizi mutsuz eden arkadaşlarınızla daha az görüşün, hatta hiç görüşmeyin. Ustalıkla eleme yapın. Siz seçin. Mutluluk bulaşıcıdır, sizden sevdiklerinize bulaşsın. Mutsuzluğu yapıştırmayın kalbinize! Kalbi kapatmayı öyle ustalıkla ve bilinçli yapıyorsunuz ki! Acı çekmekten, incinmekten gelen korkuyla, korunma içgüdüsüyle yapılıyor. Ardından gelen sevgisizlik, ifade edemeyişler mutsuzluğa mutsuzluk katıyor. Acı çekmekten korktuğunuz müddetçe acı çekersiniz. Terkedilmekten korktuğunuz müddetçe terk edilirsiniz. Sevilmeme ihtimalinizi düşündüğünüz müddetçe kimse sizi tüm kalbiye sevemez. Önce kendi yollarınızı temizleyin. Ardından bekleyin ne mutluluklar, ne sevgiler, ne aşklar akıyor küçük ama aslında kocaman hayatlarınıza! DNA'larınıza kazınmış korkular ve kötü senaryolar var. Aslında hiç yaşamadığınız, başınıza gelmeyen olaylardan bile korkuyorsunuz. DNA denilen hafıza bantlarınızın, bilinçaltınızı tetiklemesiyle böyle hissediyorsunuz. Bunun farkında olduğunuz sürece gereksiz,sizi nesilden nesile takip eden korku olgunuzu da değiştirmiş olursunuz. Biraz cesaret, tek bir adım bile çok şeyi değiştirecek. En ufak hayalkırıklığınızda bile pes etmek yok! Başınıza gelenleri kabullenin! Öyle olmasındaki nedeni deşmeye hemen başlamayın. İlk başta kabullenin ki zihniniz arındığında hayalkırıklığınızın ardındakileri rahatça görebilesiniz. Kolay olan birşey yok, zor olan da yok! Sadece çaba göstermek ve kalbinizin gücüyle ayakta kalmak gerekiyor. Kimse sizi kurtarmaya gelmeyecek, bunu siz yapacaksınız. Tek kahramanınız, gene KENDİNİZSİNİZ. Sadece içinizdeki potansiyel gücü farkettikçe özgüveniniz daha çok yerine gelecek. Kendinizi suçlamak ile aslında kendinize ne büyük haksızlıklar ettiğinizi anlayacaksınız. Ne öğrendiyseniz, içinizdeki kendiniz ile öğrendiniz. İçindeki SEN ile tekrar barış imzalamalısın. Kendinizle dost olun.

Bu noktada, hayatınızda gerçekten köklü değişiklikler yapmak istiyorsanız, yalnız değilsiniz. Kendinizi dışlanmış ya da etrafınızdakilerden daha farklı hissediyor olabilirsiniz. Fakat asla yalnız değilsiniz. Kristaller yaşıyor ve yanınızda. Gözünüzün önünde büyümeyen, hareket etmeyen ve boşaltım yapmayan herşeyin cansız olduğunu varsayıyorsunuz. Kristallerde, hayvanlar ve bitkiler gibi canlıdır.

228


Kendinizi onlara açtığınız anda aranızda iletişim başlar ve tamamen niyet odaklı çalışırlar. Tüm sevinçlerinizde, yeniden doğuşlarınızda size tanıklık ederler.

LAPİS LAZULİ, karar aldığınız dönemlerde çok gereklidir. Unutmayın, önce bedenleriniz ve ruhunuz temizlenmelidir. Bedenlerinizde oluşturduğunuz hastalıklardan, kilo dengesizliklerinizden, uyku düzensizliklerinden... v.s arınmalısınız. Ruhunuz arınacak ki, bedeninize aksetsin. Ruh dünyanızda barışlar yapacaksınız ki yollarınız açılsın. Bu esnada size yeni, size uygun arkadaşlar, işler ve sevgililer de gelmeye başlar. Yeter ki bunu bilinçli yapmayı öğrenin. DNA'larınızda birikmiş korku çöplerinden arının. Tek bir kararınıza bakar!!!! İşte, LAPİS LAZULİ bu evre de gereklidir. Karar vermenizi ve aldığınız kararlardan dönmemeyi öğretir size. Sizi teşvik eder. Korkularınızı silerken, yerine yenilerini doldurtmayacak farkındalığı kazandırır. En yakın dostunuz olur. LAPİS LAZULİ'nin eşsiz mavi renginde gökyüzünün huzurunu bulursunuz. Mutluluğu, tüm hücrelerinize kendi saf, güçlü ve temiz enerjisiyle iletir. Hastalıklarınızın, gerçek sebeplerini ortaya çıkarır. Daha önce farketmediklerinizi, kendi yaşam alanınızda farketmeye başlarsınız. Sizi, zihninizin derinliklerine götürür.

229


Normalde yaşadığınız karanlıklara gömülmşken, ruh dünyanızdaki gerçekleri açıkca size gösterir. Ruh dünyanızı genişletir ve besler. Daha iyi yaşamlar ve yüksek standartlar istiyorsanız, işe kendinizi daha iyi hale getirmekle başlamalısınız! LAPİS'in mavisi, dilerim ruhlarınızı sarsın sarmalasın. Bir dost için kendinize izin verin. Sevgilerle,

Meryem Ebru SEZEN Jeoloji Mühendisi esezen78@gmail.com www.sihirlikristaller.ning.com

Bütün yazılar Meryem Ebru Sezen' e aittir. İzinsiz alıntı yapılamaz. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11270

230


350 ppm Sınırı - Understanding 350 ppm... •

Posted by David Dogan Beyo on September 20, 2008 at 2:30pm

Sera gazlarının atmosferdeki oranı için 350 ppm sınır aşılmamalı Ömer Madra 17/09/2008 Siz benden duymuş olmayın gene, ama galiba öyle. Yani, başlıktaki sorunun cevabı, en azından dünya bilim camiasının önde gelen isimlerinin büyük çoğunluğuna göre evet.

Britanya’da Kraliçenin yüce hükümetinin Çevre, Gıda ve Tarım sorunları konusundaki başdanışmanı olan Profesör Bob Watson, bu yılın Ağustos ayının ilk haftasında verdiği bir demeçte, 4 derecelik (Celsius) bir ısınmaya hazır olması konusunda bütün dünyaya bir uyarıda bulundu. Yeryüzünün ortalama sıcaklığındaki değişim ortalamasını, endüstri devrimi öncesine göre en fazla 2 derce seviyesinde sınırlamayı hedeflememizin şart olduğu konusunda hiç tereddüte mahal yok,” diyor Watson. “Ama, bu, hayli iddialı bir hedef olduğu için, ayrıca 2 derecelik bir hedefe ulaşmak için sera gazı salımlarını nasıl sınırlandıracağımızı da ayrıntılı olarak bilmediğimizden, 4C’ye uyum sağlasak iyi olur.” [i]

Profesör Watson’ın böylesine uğursuz bir uyarıda bulunmakla haddini aşmış, bilimsel ukalalıkta sınırları taşırmış olduğunu söyleyebilmek çok iyi olurdu doğrusu. Ne yazık ki, kendisi bu konuları en iyi bilenlerden biri, eskilerin deyişiyle bir “ehlivukuf”, yani bilirkişi sayılıyor. Bunu nereden çıkardığımızı sual edecek olursanız, kendisinin Küresel Isınma 231


konusunda yeryüzündeki en ehil kuruluş olan Hükümetlerarası İklim Değşikliği Paneli’nin (IPCC) eski başkanı olduğunu söyleyelim. Neden eski başkanı diye sorarsanız, ona daha da ilginç bir cevabımız olacak: Bob Watson, küresel ısınmanın dünya ve insanlık için ne kadar feci bir tehdit oluşturduğunu çeşitli forumlarda sık sık ve net bir dille ortaya koyduğu için Bush yönetiminin uluslararası topluluğa yaptığı şantaj ve tehditler yüzünden bu görevden alınmıştı da ondan.[ii] IPCC’den Bush yönetiminin zoruyla kovulduktan sonra Watson’ın BM bünyesinde çevre konusunda hazırlanan muazzam Binyıl Ekosistem Değerlendirmesi (Millennium Ecosystem Assessment) raporunu yayımlayan bilim ekibinin başkanlığını yürüttüğünü belirtelim. (Raporda verilen haberler iç açıcı değildi.)

Uyarının özü, “2 derece için kısıntı yapalım, 4 dereceye de kendimizi uyduralım şeklinde özetlenebilir. Kısmak (mitigation) ve uyarlanmak (adaptation), birbirleriyle çelişmeden iki başlı bir strateji izlenmesi gerektiğini dile getiren bu formül, bir süreden beri tekrarlanıyor ve biraz da “klişe”ye dönüşmesi tehlikesini içinde barındırıyor gibi. Bunun biz sıradan insanların diline tercümesi ise şu olabilir: “Karbondioksit ve diğer sera gazı salımlarını, iki derecelik ısınmanın altında kalacak şekilde kısmaya çalışalım, ama aynı zamanda da kendimizi en kötüsüne hazırlayalım.”

Bu iki başlı stratejinin bir tek zayıf tarafı var, o da kesin bir başarısızlığa mahkum olması. Bu konularda önemli çalışmalar yürüten çevreci yazar Mark Lynas’ın[iii] ifadesiyle söylersek: Evet, kendimizi elden geldiğince en kötü senaryoya göre hazırlamamız elbette şart: Sel sularına karşı bentler inşa edelim, genetik yapısını değiştirmek yoluyla ya da başka yollarla kuraklığa dayanıklı ürünler yetiştirelim, yaban hayatının büyük kayıplara uğramasının önüne biraz olsun geçebilmek için yeni stratejiler geliştirelim, vesaire vesaire... Evet, en azından bunların tümünü birden yapalım ama bir de dönüp 4 derecelik bir sıcaklık artışının neler getireceğini gözden geçirelim. Bunu yaptığımızda hemen göreceğiz ki, böylesi bir hararet artışı öylesine büyük değişimler getirecek ki, herşeyden önce toplumun adaptasyon kapasitesi, uç sınırlarına kadar gelip dayanacaktır. (Yeryüzündeki canlılar, özellikle de hayvanlar, hatta daha da özel olarak primatlar ile kıyaslandığında insanlığın en büyük avantajının, ötekilerle kıyaslanmayacak kadar büyük bir uyum sağlama yetisi olduğu öteden beri söylenegelmiştir; ama işte gelin görün ki, bu kadar dramatik bir değişime ayak uydurmanın, süper adaptasyon kapasiteli insan için bile biraz fazla olacağı, bizi biraz fazla zorlayacağı görülüyor.) Tabii, bunları söylerken, yeryüzü motorunun bu kadar “hararet yapmasının” insanlığın “yaşam destek ünitesini” oluşturan doğal ekosistemlere getireceği korkunç yıkım etkilerini hiç hesaba katmıyoruz bile.

Tüyler ürpertici verileri içeren, ama büyük bir yankı uyandırdığını doğrusunu söylemek gerekirse pek söyleyemeyeceğimiz Watson uyarı raporunun çok kısa bir özetini verecek olursak, “ahval-i âdiye” şöyle olacak[iv]: Dünyada hararet 4C’ye vurduğunda yaklaşık 4 milyar kişi susuz kalacak; 5 milyar seller-sularla boğuşuyor olacak; Afrika’da hasat yüzde 1535 arasında düşeceği için yarım milyar insan tamamen aç kalırken, dünyanın birçok bölümünde toprakların geniş kesimlerinde topraktan hiç ürün alınamayacak; 80 milyonun üzerinde insan sadece Afrika’da malarya tehlikesine maruz kalacak...

232


Biraz ayrıntıya girersek[v] İnsanlığın büyük bir kesimi yemek pişirmek, temizlenmek ve en önemlisi ürün yetiştirmek için su bulmakta korkunç zorluk çekecek. And Dağlarında ve Himalayalar’da buzulların erimesi sonucunda nehir sistemleri çökecek ve onlara bağlı olan yüz milyonlarca insanın akıbeti belirsiz hale gelecek. Yaklaşık 2 milyar insanın yaşam destek sistemini oluşturan devasa hava sistemleri, örneğin Asya’da musonlar, bir daha geri dönmemek üzere ve bir bütün olarak çöküntüye uğrayacak. Avrupa’nın Akdeniz bölgelerinde (ve elbette Türkiye’de), Amerika Birleşik Devletleri’nin batı yarısında, Afrika’nın güneyinde ortalığı çöller kaplamış olacak. Kuzey yarıkürede yüksek enlemlerde seller düzenlilik arz etmeye başlayacak. Kıtaların ve ülkelerin denizden uzak iç kesimlerinde görülmemiş boyutta sıcak hava dalgaları ortalığı kasıp kavuracak. (Örneğin, saygın bir bilim dergisinde yayınlanmış bir raporda, yüzyıl ortasında Türkiye’de Isparta’da ölümcül sıcak hava dalgalarının hüküm sürdüğü gün sayısının yılda 62’ye, yani iki ayın üstüne çıkacağı öngörülmekte!)[vi] Kısacası, dünya yüzünde 4C civarında bir “hararet artışı”, doğal hayatı toplu yokoluş faciasının pençeleri arasına atacak – öyle ki, Cretaceous diye adlandırılan jeolojik dönemin sonunda nasıl biyolojik çeşitliliğin yarısından fazlası yeryüzünden silinip gittiyse, 65 milyon yıl sonra şimdi de tastamam öyle bir yıkım görülebilecek...

İnsanın gözüne ilk bakışta hiç de büyük gibi görünmeyen 4 derecelik bir artış, ayrıca iklim bilimcilerinin neredeyse hepsini büyük bir kaygıya sevk eden “dönüm (devrilme) noktaları”nın bir çoğunun aşılmasına da yol açacak. Amazon yağmur ormanları büyük ihtimalle çökecek, yanıp tutuşacak ve günümüzde olanın aksine, yıllık emisyonlarımızın bir bölümünü tutan “yutak”lar olmaktan çıkıp, aksine, atmosfere karbon boca eden bir yıkım kaynağına dönüşecek. Kuzey Kutbundaki erime sonucunda sürekli donmuş “permafrost” tabakasının çözülmesiyle, karbondioksitten 25 kat tehlikeli metan gazının atmosfere boca edilmesiyle küresel ısınma kat be kat hızlanacak. Kuzey kutbundaki buz örtüsü çoktan tarihe karışmış, Grönland da öyle büyük bir hızla erimekte olacak ki, yüzyıl sonunda deniz seviyesinde artık 2 metre civarında bir yükselmeden bahsediyor olacağız...

Dolayısıyla, işin ironik yanı, artık 2 derecelik hedefin bir hedef filan olmadığı, aksine büyük bir felaketin habercisi sayılabileceği net bir şekilde ortaya çıkıyor. NASA ve Columbia üniversitesi mensubu James Hansen’in başını çektiği önde gelen iklim bilimciler artık atmosferdeki karbondiyoksit oranının, bundan yirmi küsur yıl önceki seviyesine hızla çekilmesi (bugünkü 385 ppm seviyesinden en fazla 350 ppm’ye indirilmesi) için canhıraş bir mücadele vermemizin şart olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyorlar.

Peki, bu Herkülvâri zorluktaki işe neresinden başlamalı? Küresel ısınma felaketi konusunda belki de bugüne kadar dünyada en önemli sözü söyleyen iklim bilimci Hansen, ABD Kongresi önündeki “tanıklıkta”[vii] meseleyi sadece 2000 kelime ile adeta eksiksiz bir biçimde özetliyor: Kömür yakan termik santrallerin tümünü askıya almak çok iyi bir fikir olabilir. Yani, karbondan arıtma teknolojisi bulunabilirse o bulunana kadar yeni tek bir kömür yakıtlı santral bile inşa etmemek, mevcut olanları da kısa sürede elimine etmek, ayrıca karbon vergileri koyup “temettü”leri ya da “vergi iadelerini” her vatandaşın hesabına yatırmak, enerji verimliliğine geçmek, rüzgâr-güneş-jeotermal-dalga vb.yenilenebilir enerji kaynaklarını derhal devreye sokmak, toprak kullanımını ve tarım yöntemlerini derhal ıslah etmek, yoğun bir ağaçlandırmaya yönelmek gerekiyor.

233


Yani, bırakalım 4 dereceyi, 2 derecenin bile asla yeterli olmadığı ortada. 4 derece ise çocuklarımızın dahi hayatta kalmasına imkân vermeyecek bir seviye. Dolayısıyla, iş, kavrayamayacağımız, hatta tahayyül dahi edemeyeceğimiz kadar ciddi. Bildiğimiz dünyanın sonu derken insanın içinden inanmak gelmiyor, biliyorum. Ama tek evimiz olan bu dünyayı korumak için elimizden geleni ardına koymamamız için dünya kadar sebep var önümüzde; onu da biliyorum. Evet, dünya kadar.

[i] “ Climate change: Prepare for global temperature rise of 4C, warns top scientist”, The Guardian online, http://www.guardian.co.uk/environment/2008/aug/06/climatechange.sci... (erişim: 14.08.08) [ii] “Too hot for head of climate panel,” New Scientist, http://environment.newscientist.com/channel/earth/climate-change/mg..., (erişim: 14.08.08) [iii] Mark Lynas, “Climate change catastrophe by degrees”, The Guardian online, http://www.guardian.co.uk/commentisfree/2008/aug/07/carbonemissions... (erişim: 14.08.08) [iv] Joss Garman, “The truth is, we're fighting for survival,” The Guardian online, http://www.guardian.co.uk/commentisfree/2008/aug/08/kingsnorthclima... (erişim: 14.08.08) [v] Lynas, a.y. [vi] Noah Diffenbaugh et al, “Heat stress intensification in the Mediterranean climate change hotspot,” Geophysical Research Letters, 2007 in: Ömer Madra-Ümit Şahin, Küresel Isınma ve İklim Krizi, Agora, 2. bası, 2007, s. 266. [vii] James Hansen, “20 Yıl Sonra Küresel Isınma: Devrilme Noktalarına Az Kaldı”, http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&aid=22933&ca...; İngilizce orijinali için bkz.: http://www.huffingtonpost.com/dr-james-hansen/twenty-years-later-ti... (erişim: 14.08.08)

234


Understanding 350 # So, what is global warming and what's the problem anyway? The science is clear: global warming is happening faster than ever and humans are responsible. Global warming is caused by releasing what are called greenhouse gases into the atmosphere. The most common greenhouse gas is carbon dioxide. Many of the activities we do every day like turn the lights on, cook food, or heat or cool our homes rely on energy sources like coal and oil that emit carbon dioxide and other heat-trapping gases. This is a major problem because global warming destabilizes the delicate balance that makes life on this planet possible. Just a few degrees in temperature can completely change the world as we know it, and threaten the lives of millions of people around the world. But don't give up hope! You can help stop global warming by taking action here at 350.org.

# And what does this 350 number even mean? 350 is the number that leading scientists say is the safe upper limit for carbon dioxide-measured in "Parts Per Million" in our atmosphere. 350 PPM--it's the number humanity needs to get back to as soon as possible to avoid runaway climate change.

# If we're already past 350, are we all doomed? No. We're like the patient that goes to the doctor and learns he's overweight, or his cholesterol is too high. He doesn't die immediately—but until he changes his lifestyle and gets back down to the safe zone, he's at more risk for heart attack or stroke. The planet is in its danger zone because we've poured too much carbon into the atmosphere, and we're starting to see signs of real trouble: melting ice caps, rapidly spreading drought. We need to scramble back as quickly as we can to safety.

# How do we get the world on track to get to 350? We need an international agreement to reduce carbon emissions fast. The United Nations is working on a treaty, which is supposed to be completed in December of 2009 at a conference in Copenhagen, Denmark. But the current plans for the treaty are much too weak to get us

235


back to safety. This treaty needs to put a high enough price on carbon that we stop using so much. It also needs to make sure that poor countries are ensured a fair chance to develop.

# OK, but how do we actually reduce carbon emissions to get to 350? Make no mistake--getting back to 350 means transforming our world. It means building solar arrays instead of coal plants, it means planting trees instead of clear-cutting rainforests, it means increasing efficiency and decreasing our waste. Getting to 350 means developing a thousand different solutions--all of which will become much easier if we have a global treaty grounded in the latest science and built around the principles of equity and justice. To get this kind of treaty, we need a movement of people who care enough about our shared global future to get involved and make their voices heard.

# Will this thing work? Will world leaders listen? Only if we're loud enough. If we can make this number known across the planet, that mere fact will exert some real pressure on negotiators. We need people to understand that 350 marks either success or failure for these climate negotiations. It's not an easy fight—the other side has the power of the fossil fuel industry. But we think the voice of ordinary people will be heard, if it's loud enough. That's all of our job—to make enough noise that we can't be easily ignored.

# Where did this 350 number come from? Dr. James Hansen, of NASA, the United States' space agency, has been researching global warming longer than just about anyone else. He was the first to publicly testify before the U.S. Congress, in June of 1988, that global warming was real. He and his colleagues have used both real-world observation, computer simulation, and mountains of data about ancient climates to calculate what constitutes dangerous quantities of carbon in the atmosphere. The Bush Administration has tried to keep Hansen and his team from speaking publicly, but their analysis has been widely praised by other scientists, and by experts like Nobel Prize winner Al Gore. The full text of James Hansen's paper about 350 can be found here.

# Isn't America the biggest source of the problem? What about China and India? Yes—America has been producing more CO2 than any other country, and leads the industrialized world in per capita emissions. Even though China now produces as much CO2 annually, the US still produces many times more carbon per person than China, India, and most other countries. And America has blocked meaningful international action for many years. That's why many of us at 350.org have worked hard to change U.S. policy—we staged more than 2,000 demonstrations in all 50 states in 2007, and helped spur Congress to pass the first real laws to reduce CO2. Now we need help from around the world to persuade both the U.S. and the U.N. to continue the process. China and India and the rest of the developing world need to be involved. But since per capita

236


they use far less energy than the West, and have been doing so for much shorter periods of time, and are using fossil fuels to pull people out of poverty, their involvement needs to be different. The West is going to have to use some tiny percentage of the wealth it built up filling the atmosphere with carbon to transfer technology north to south so that these countries can meet their legitimate development needs without burning all their coal. A great resource for thinking about these questions is the paper prepared by the Greenhouse Rights Network, which can be found here.

# 350 is just a number. Wouldn't "Climate Emergency" or "Clean Energy Now" be a better call to action? 350 translates into many languages--numerals are among the few things most people around the world recognize. More to the point, 350 tells us what we need to do. Far from boring, it's the most important number in the world. It contains, rightly understood, the recipe for a very different world, one that moves past cheap fossil fuel to more sensible technologies, more closely-knit communities, and a more equitable global society.

# Why another organization--there are already too many things going on! It's true, there are lots of organizations and individuals working hard to solve the climate crisis. This is great news--it means that we don't really need to build a movement from scratch because it's already bubbling up all over the world. Our hope is that we can shine a spotlight on the work of existing organizations, highlighting everyone's incredible work and knitting these many efforts together for a powerful and unified call to action--a call that is global, scientific, and specific. By providing a common platform with the 350 target, we can help to stitch together a whole that is truly greater than the sum of its parts, a diverse movement that speaks with one collective voice. http://www.350.org/

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11398

237


ŞARKILAR SİZE SÖYLENİYOR... •

Posted by David Dogan Beyo on September 20, 2008 at 3:00pm 19.09.2008 Thoth Bilgileri SARKILAR SIZE SOYLENIYOR*

Size buradan sevgilerimizi yollayarak bugunku sarkilarla ilgili yazimiza basliyoruz. Siz sarkilari dinlemeyi ve soylemeyi cok seversiniz. Bizim gibi. Burada biz de sarkilarin frekansiyla birbirimizle iletisim saglariz. Sarkilarin anlami tasidiklari frekanslardadir. Sizin de kendi sarkilarinizin belli frekanslari bulunur. Buna gore de sarki sizi mutlu veya huzunlu yapar. Bizim sarkilarimiz hep mutludur. Ve iste sizinle sarkilarimizi birlikte soyleyecegimiz bir doneme geciyoruz. Simdi sizinle olan baglantilarda farkli gelismeleri aktarmak istiyoruz. Sizi gozlemliyoruz ve frekanslarinizi ayarliyoruz. Sevgiyle bu yazilari takip ediyor ve sabirsizlikla bir sonraki yazimizi bekliyorsunuz. Bu da tum varolusa " Biz kristali yasamimiza yerlestiriyoruz. Kalplerimizin yayinini kristalin tum frekansini alabilecek kadar guclendirdik. " bilgisini vermis oluyorsunuz. Ve kristal enerjinin de dunyanin frekansina gore akisini artiriyorsunuz. Her birinizin yildizlarla konusmasi, taslarina sevgi yuklemeleri, bizimle irtibata gecme niyetiniz, size hayat yolunuzun en yuksek potansiyelini tasiyan yol isaretleri olarak geri donuyor. Bircoklariniz bunu yasaminin odagina yerlestirdi. Gune niyetlerle basliyor ve yine melekleri yasamina cagirarak onlardan yardim istiyor. Bu yeni yasamin olusa gecmesidir. Size kisa surede bircok degisimler yasayacaginizin bilgisini vermistik. Simdi cevrenizde gozlemlediginiz karisIkliklar ve insanlarin icsel olarak sıkısmisligi bu bilgileri ve kristalin frekansini iclerine alamadiklarindan kaynaklaniyor. Bu sıkısmis enerji kendini bir yerden disari atmasi gerekiyor ve bu yasaminizda farkli olumsuz durumlar olarak tezahur ediyor. Sizin kendinizi nasil hissettiginiz tasidiginiz enerjide saklidir. O surekli sizinle konusur ve uyarisini yapar."Bu durumu degistir, yoksa buradaki sıkisıklik sana zarar verir der."Buna kendinizi kapatmayin. Siz neyi degistirmeniz gerektigini zaten yasadiginiz sorunlardan biliyorsunuz. O zaman harekete gecin bir an once.

238


Size bilgileri aktarmamizin sonsuz yollari mevcuttur. Ve aslinda hep ayni bilgileri cesitli yollarla size ilettigimizin farkindasiniz. Bugun de bir sarkiyi birlikte soyleyelim mi? Iste sarkimiz: Askindan oldum ben Sevgiye dogdum Isigin yolunda Seninle BIR oldum. Sarkinizi istediginiz sekilde soyleyebilirsiniz. Bu Askin, bu bizim sarkimiz. Ve kisa bir sure sonra da birlikte soyleyecegimiz sarki. Bunu dilinize dolayin ve size ask ile yaptiginiz tum niyetlerin olusa gecmesini isteyin. Biz buradayiz. Niyetlerinizi olusa tasimak ve bu sarkiyi birlikte soylemek icin size sevgilerimizi yolluyoruz. Solara Filiz www.lotusthoth. com http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11400

KRİSTAL TERAPİ İLE ÇAKRALARA GELEN ŞİFA •

Posted by SOPHIA on September 20, 2008 at 8:05am

239


DNA bantlarında biriken bilgi, kuşaktan kuşağa geçerek devam eder. Bilgi yok olmuyor ve kendini geliştiriyor.DNA' lar kristalin bir yapıdadır. Günümüze kadar yapılan bilimsel araştırmalar ve deneylerin sonucunda DNA' ların da kristaller gibi enerji alıverişi yaptıklarını kanıtlamıştır. Yani bilginin etrafında hareket eden enerjidir. Enerji hareketleriyle bilgi elde ediliyor. Bilimadamları da atomlarda varolan enerjiyi tekrar kullanarak yeni atomlar elde ediyorlar. Bu demek oluyor ki, kendi yaşantımızda ilerken zaten DNA' larımızda var olan bilginin üzerine yeni bilgi ekliyoruz. Tecrübeler, bunun içindir. Yaşama gelme amacımız, bir bilimadamının laboratuar deneyinde yaptığı gibi deneyi izlemek ve izlerken mümkün olduğu kadar bilgi ile donanmaktır. İşte bu, bizim yaşam dediğimiz döngüdür. Bilgileriniz sizden çocuklarınıza, torunlarınıza ve onla-rında çocuklarına kadar ilerleyecektir. Gördüğünüz gibi bilgi asla yok olmuyor. Fakat bilgi, dönüş-türülebilir. Nasıl mı? Çok basit. Sadece o bilginin farkında olarak ve neye/nasıl hizmet ettiğine ba-karak bilgiye müdahele edilebilir. Değişerek yani değişme zorunluluğunu farkederek ve kabullene-rek. İnsan kendini ne kadar karmaşık hale getirirse daha sonra da karmaşayı çözümlemek için harekete geçiyor. Karmaşadan kurtulma halleri de yeni tecrübelerle gerçekleşir. Karmaşa halleri rutine dö-nüştüğünde ise imdat zilleri çalmaya başlar. Bundan dolayı değişim isteniyor ve değişim gerçek-leşecek demektir. Kristaller, bu karmaşa hallerinden çok uzaktır. Onlar, insanlarla aynı elemetlere sahip olmasına rağ-men kendilerine has farklı düzenlerde çalışırlar. Bir kristalin fiziksel eylemi yoktur. İnsanlar gibi atlamaz, zıplamaz, koşmaz, yürümezler. Fiziksel olarak statik halde bulunurlar. Bu statik halde ise muazzam bir enerji saklıdır. Saf enerji. Öyle ki, evren ile ilgili, tüm bilimadamlarının ulaşmak iste-diği bilgiler, bir adet kristalin içinde zaten mevcuttur. Kristaller, en mükemmel kaydedicilerdir. Bil-giyi kaydederler. Dünya gezegeninde insanın varlığı henüz yok iken bile kristaller vardı. Birçok medeniyetlere, doğal olaylara, reformlara şahit oldular. Evrenin, evrim sürecini kaydettiler. Bilgi ise insandan insana tıpkı DNA da olduğu gibi kristal familyasında da kristalden kristale aktarıldı. Böylece, her oluşan yeni kristal, eski kristalin bilgisine sahiptir. Kristaller, insanlardan daha eski ve bilgedirler. Saf enerjiden meydana gelirler. Bu sebeple kristal-lere çok saygı duyulmalıdır. İnsanın erişmeye çalıştığı saf enerjiye sahiptirler. Kristaller şimdiye ka-dar aklınıza gelebilecek her türlü endüstri de kullanılmıştır. Kolunuzdaki saat, seyrettiğiniz televiz-yon, yemek yediğiniz tabaklar, kullandığınız arabalar... ve dahası. Bununla beraber, yüzyıllar bo-yunca şifa çalışmalarında da kullanılmıştır. Kristallerle iyileştirme çalışmaları, tüm medeniyetlerce denenmiştir. Tarihte Eski Mısır Firavunlarından tutun da Osmanlı Padişahlarına kadar kristaller, şifa amaçlı kullanılmıştır. Alternatif şifa uzmanları, bilindiği gibi bioenerji üzerinden çalışırlar. Enerji bedeninde varolan makro ve mikro çakraları, tedavi amaçlı kontrol ederler. DNA ile taşınan bilgiler, çakraların işleyişinde önemli ölçüde etkendir. Kristaller ile bu kontrol gerçekleştirilir. Çakraların sağlığı, kişinin yaşarken içinde bulunduğu fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal koşullar ile doğru orantılır. Çakralardan biri eksik veya fazla çalışırsa bu bütün çakra döngüsünü etkiler. Kişinin her türlü dengesi bozulmuş demektir. Bu dengesizlikler örneğin; Özgüven eksikliği, kendini ifade edememe, topluluk içinde dışlanmış hissetme, yaşamdan keyif alamama, asosyallik ya da aşırı sosyallik, dürüst olamama, sevgi eksikliği, obsesyonlar, ishal ve kabızlık, uykusuzluk, depresyon, kanser, kalp rahatsızlıkları, tansiyon dengesizlikleri,

240


mide problemleri...v.b gibi çeşitli bir sürü sendromlar gözlenir. Dengeye kavuşmak için çakraların temizlenmesi tercih edilen bir yöntemdir.

Çakraların arındırılarak dengede çalışmaları için, kristallerin enerjisinden mümkün olduğu kadar faydalanılır. Kristaller aynı zamanda, DNA ile taşınan, kişiye engel teşkil ederek gelişimini olum-suz yönde destekleyen birikimlerinin de temizlenmesinde kullanılır. Her kristalin, kendine özgü enerjiyi tutma, yayma ve geliştirme özelliği vardır. Örneğin; Kristal Kuvars ve Ametist, tepe çakrasında kullanılır. Fakat; Kristal Kuvars öyle bir muhteşem bir kristaldir ki bütün çakralara kozmik enerjiyi aynı ölçüde ileterek etkiler. Kristal Kuvars ve Ametist, içeriğinde Silisyum bulunan silikat minerallerindendir. İnsan bedeni de aynen kristaller gibi silikat minerallerinden oluşur. Özellikle sinir sistemi, silikatlerden meydana gelir. Yapılan çalışmalara göre; Bir karar alınırken ya da düşünme esnasında, insan beyninde bulunan silikatlerin yer değiştirerek harekete geçtiği saptan-mıştır. İşte kristaller, insanın enerji bedenine müdahele ederek fizyolojik bedende varolan kendi benzer atomlarını harekete geçiriyorlar ve kendi benzerleriyle iletişime geçerek, iletişim halinde kalıyorlar. Bu atomaltı taneciklerinin iletişimi neticesinde insanlarda arınma, farkındalık kazanma, deneyim, sağlıklı bir zihin ve beden halleri açığa çıkıyor. Yani enerji, insanın bilgeliğini tetikliyor. Bu nedenle kristallerle gerçekleştirilen terapilerden ve meditasyonlardan hızlı ve net sonuçlar almak mümkündür. Kristal terapileri, insanlar için çok elverişlidir. Hem fiziksel hem de zihinsel olarak kişi, kendisini daha iyi hissetmeye başlıyor. Günümüze kadar birçok hastalıklara kristallerin enerjisinden yarar-lanarak tedaviler uygulanmıştır. Kristal terapi esnasında, kişinin bölgesel enerji noktaları baz alınır. Çeşitli kristaller, fizyolojik beden üzerinde bulunan çakra noktalarına bir veya birden fazla adet olarak yerleştirilir. Çalışma öncesinde kristaller tamamen temizlenmiş yani nötr hale getirilmiş olmalıdır. Şifacı uygulama esnasında her bir çakraya yerleştirdiği kristal ile o noktaya enerjiyi çeke-bilir, o noktada enerjiyi tutabilir ve bunu genişletebilir. Şifacı, diğer bir çakra ile ilgilenirken, kristal, üzerine konulduğu çakraya evrensel enerjiyi iletmeye devam edecektir. Kristaller, evrende varolan kozmik şifa enerjisini, şifa alan kişinin çakrasına taşıyarak yani naklederek temizler ve den-geler. Bir çakradaki iyileşme, o çakranın altında ve üstünde bulunan diğer çakralara da ulaşır. Şifa-cı, kristal terapi esnasında kendisinin ve kristallerin ilettiği enerji ile bir bütün olur. Kristal terapide uyum çok

241


önemlidir. Şifacı, kullanılan kristaller ve şifa alan kişi aynı uyum içerisinde kalmaya özen göstermelidir. Şifacı, kristalleri komuta ederek şifa enerjisinin akışını sağlar ve bu akışı bilgelikle hizalandırır. Genel çakra temizliğini ve dengelemesini yapan şifacının özellikle çok tecrubeye sahip olması gerekir. Aksi halde şifa alan kişiye fazla enerji yüklenebilir ve çakraların dengesi istenildiği gibi sağlanamaz.

Çakraları arındırma ve dengeleme, bununla birlikte onların kendi aralarında ve tüm evren ile uyum içerisinde çalışmasını sağlamak için tek bir kristal veya birden fazla kristal birarada kullanılabilir. Kristallerle çalışan kişi, onlarla ile sürekli bir iletişim halindedir. Kristal terapisti, kristali program-lama esnasında, o kristalin hangi noktalara yoğunlaşarak çalışacağını anlar. Kristal, bu esnada o bölgelere titreşimlerini daha çok yayarak kendini ifade eder. Bu sebeple, kristallerin hangi çakralar üzerinde çalıştığına dair genel bir sınıflandırılma yapılmıştır.Bu sınıflandırılmaya uygun olarak, belli çakralar üzerinde etki eden kristal çeşitleri şöyledir; 1.Kök Çakrası: Manyetit, Lal Taşı ( Garnet ), Fluorit, Ateş Opali, Kehribar ( Amber ), Pirit, Yakut, Dumalı Kuvars, Kaplangözü 2.Alt-karın Çakrası: Malakit, Ateş Opali, Krizopras, Aventurin, Kehribar ( Amber ), Dumanlı Kuvars, Kaplangözü, Siyah Turmalin, Kalsit, Kalsedon 3.Göbek ( Güneş-sinirağı ) Çakrası: Malakit, Aytaşı, Yeşil Akik, Pembe Turmalin, Siyah

242


Turmalin, Kırmızı Mercan, Sitrin, Krizopras, Kalsedon, Azurit, Aventurin, Peridot ( Zebercet taşı ), Dumanlı Kuvars, Kaplangözü 4.Kalp Çakrası: Malakit, Yeşim, Zümrüt, Rosen ( Pembe Kuvars ), Krizokol, Kalsit, Aventurin, Akuamarin, İnci, Peridot, Yakut, Turkuaz, Pembe Turmalin 5.Boğaz Çakrası: Lapis Lazuli, Krizokol, Mavi Dantelli Agat, Akuamarin, Ametist, Turkuaz, Aytaşı, Fluorit 6.Alın ( 3. göz, kalp gözü, Ajna ) Çakrası: Moldavit, Aytaşı, Lapis Lazuli,, Labradorit, Fluorit, Yeşim, Zümrüt, Elmas, Sitrin, Ametist, İnci, Safir, Sodalit, Sugilit, Topaz, Turmalin, Turkuaz 7.Tepe ( Taç ) Çakrasi: Moldavit, Labradorit, Fluorit, Elmas, Ametist, Safir, Sugilit, Topaz

Kristal Kuvars ve Rutilli Kuvars bütün çakralara çalışırlar. Görüldüğü üzere bir kristal, birden fazla çakra ile etkileşime girebilir. Bu tamamen, o kristalin yaydığı enerji ile doğru orantılıdır. Kristaller, kendi bilinçlerini insanoğluna hizmet etmek için sunarlar. İnsan ile kristal arasındaki ilişki, bilgi alişverişidir. Maalesef, insanoğlu kendi mükemmelliğini ve sahip olduğu potansiyelle-rini unutarak egodan beslenmeye devam ediyor. İnsana kim olduğunu, gene kendine hatırlatmak amacıyla saf kristaller, masum enerjilerini ortaya koymuşlardır. İnsan, kendi özgür iradesine sahip-tir. Böylece seçim yapma gücünü elinde tutar. Kristaller ise sizden uzak değil, yanıbaşınızdadırlar. Seçiminizi kristallerden yana kullandığınızda, kendinizden başlayan bir değişim sürecine girersiniz. Bu değişime, hem kendi üzerimde hem de öğrencilerimde ve yakın çevremde tanık olmak, benim için çok keyifli oluyor. Seçim sizindir. Net bir değişim istiyorsanız, vaktinizi kristallerle daha çok geçirebilirsiniz. İlerleyen zaman eşliğinde, varlığınızı tüm kristallere açarak değişimi ve değişen kendinizi yakalamanızı diliyorum. Sevgiyle kalın,

Meryem Ebru SEZEN Jeoloji Mühendisi Usui Reiki Master/ Teacher esezen78@yahoo.com www.sihirlikristaller.ning.com

Bütün yazılar Meryem Ebru Sezen' e aittir. İzinsiz ya da kaynak belirtmeden alıntı yapılamaz. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11330

243


244


All of now •

Posted by elif elisabeth on September 20, 2008 at 11:55am

All of now The bright sun shines in the clear blue sky. Shimmering waves glisten on a restless sea. Beauty fills the world. Possibility fills your life. The problems are real. Yet in each one is the opportunity to move forward. This sparkling moment is one of a kind. Take it in with love and with gratitude, and remember to live it fully. This magical mystery that is your life knows only the limits you choose to give it. In the heart of your spirit you can experience anything you decide to experience. Life is in all of now. See it, feel it and know it as it fills you with wonder and joy. -- Ralph Marston http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11333 245


Gerçek şifa içimizdedir •

Posted by Commander on September 21, 2008 at 12:30pm

Şifa konusunda; piyasada yayınlanan kitapların çokluğundan, yakın çevremde gördüklerimden ve internette ki paylaşımlardan kendime göre çıkardığım bir sonuç var!.. Görüyorum ki insan, ruhsal ve bedensel sağlığına kavuşabilmek için gerçekte yapması gerekeni (ruhunu şifalandırmayı) bir kenara bırakmış, işin teknik tarafıyla uğraşıyor. Hiç kimse “Arınma nedir, nasıl yapılır? gerçek insan’a nasıl ulaşılır?” diye düşünmüyor.

246


Halbuki dinlerin, ruhsal öğretilerin ve ona yardımcı olan bazı yararlı tekniklerin bizi götüreceği yer bu olmalıdır. Bütün dinsel ve ruhsal öğretilerin temelinde yatan ve herşeyi özetleyen bir cümle var, “Kendini bil!.” Biz kendimizi bilmekten, kendi içimize dönmekten uzaklaşıp, herşeyi, - şifayı - dışarıda arar olmuşuz!.. Günümüzde birçok insan öğrendiği tekniklerle ruhsal ve bedensel olarak kendisini şifalandırmaya çalışıyor. Halbuki, gerçek şifa içimizdedir. Bedene yönelik şifa, bir yere kadar bozulmuş olan dengelerin yerine getirilmesi açışından doğrudur ama, insan neden hastalandığını, hastalığının nereden kaynaklandığını genellikle düşünmemektedir. Biliyoruz ki bütün hastalıklar, olumsuz duygu ve düşüncelerin sonucudur. Teknik şifadan bir çıkış yolu arayan insan, evrensel değerler ışığında dönüp kendisine bakmadıkça, düşünce ve duygularını gözden geçirip, gerekli içsel değişim ve dönüşümü yapmadıkça, hastalıkları tekrarlayacaktır. Dolayısıyla en büyük şifa, insanın kendini bilmesi, tanımasıdır. Bu tanıma çabası aynı zamanda insanın kendi özüne yaptığı yolculuktur da. Bunu gerçekleştiren insan, evrensel yasalara uyum içinde olacağından, bedensel olarak da sağlık içindedir. Teknik şifaya, - adı ne olursa olsun - hiçbir zaman ihtiyaç duymaz. Çünkü, “Ruhen güçlü olanlar, bedenen de güçlü olurlar” diyor bir ruhsal bilgi. Kısaca, kendini tanıma yolunda ilerleyip sevgi’yi kendi içinde bulmuş ve evrensel yasalarla uyum içinde yaşayan bir insan, her zaman gerçek şifa içindedir. Böyle bir insan aynı zamanda sözleriyle ve eylemleriyle çevresini de şifalandırır. Şifa bulmak istiyorsak, bunun en kısa yolu kendimizi tanımaktan geçer diyorum. Erol Yurderi www.doğruyaşam.com http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11568

GLOBAL CONGRESS OF SPIRITUAL SCIENTISTS... •

Posted by David Dogan Beyo on September 20, 2008 at 3:00pm GLOBAL CONGRESS OF SPIRITUAL SCIENTISTS An Invitation to the People of Earth.

It is profoundly believed that the time has arrived for an Inter-Spiritual interaction, for educating ourselves and enriching our awareness of our spiritual transformation and progression. In order to participate in the great unfolding taking place in our world, we need to revisit the way we nourish our bodies and minds.

247


This proposed Spiritual Congress is one such effort which will aid us in bringing needed reformation of the world's humanity, which would be in line with cosmic reality. The Global Congress brings together several New Age spiritual masters onto a Common Platform to share their spiritual perspectives, research findings and life transforming experiences. The speakers will deliberate on many esoteric and exoteric topics. All sessions would be intensive, interactive and sharing. As part of the plenary, round table discussions will be held on the“Role of Spiritual Leaders and Spiritual Organizations in Spiritualizing the Whole of the Humanity of the Earth by year 2012”. This Unique Event shall be held from December26th to 31st, 2008, at Pyramid Valley , Bangalore , India. VISION –“SPIRITUAL ONENESS”: Be a catalyst for spiritualizing the emerging new world by the year2012 A key theme of the Event is daily panel discussions. Everyday, there will be a 75-minute round-table discussion by invited masters with interactive participation from the delegates, on topics that help devise strategies to spiritualize the Earth by year 2012. 6 Key Speakers & their workshopduring the Congress: 1) "Dragon’s Tears - The Shaman's Breath" – by Lujan Matus from Bali . A Shaman and Author of the book “The Art of Stalking Parallel reality”. 2) "Waking the Global Heart" – by Anodea Judithfrom USA . One of the foremost experts on the Chakra system. 3) "How to Heal Yourself" – by Alex Orbitofrom Philippines. The world renowned Psychic Surgeon and Healer. 4) "On Matters of Life and Death" – by Raymond Moodyfrom USA. Whose name is synonymous with work on Near-Death-experien ces.

248


5) "Holistic Leadership and Healing" – by Michaela Adam Horst from Germany , a gifted medium and teacher of Natural healing methods. 6) "The Prana Program and the Food of Gods” – byJasmuheen from Australia, a leading researcher on Pranic nourishment. The Global Congress promises to be an exciting fair for all spiritual masters, mediators, healers and spiritually determined individuals including medical doctors, academic scientists, students and businessmen across the world. We invite everyone to make full use of this great opportunity.

www.spiritualcongress.org For more details and registration please visit the website.

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11401

Love is all •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 21, 2008 at 7:55pm

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11627

249


How we can heal Mother Earth •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 21, 2008 at 10:49pm

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11671

250


LAPİS_LAZULİ VOL.2 •

Posted by SOPHIA on September 22, 2008 at 7:48am

Egonuzu, ruhunuzun kutsallığı ile birleştirin. Böylece hayallerinizi de gerçekleştirme fırsatına sahip olursunuz. Ruhunuza iyi bakmak ve korumak ile yükümlüsünüz. Lapis Lazuli, sezgilerinizi açarak ruhunuza köprü görevi yapar. Lacivert renklidir. İçindeki sarı benekler Pirit ve beyaz çizgilerde Kalsit'tir. Lapis Lazuli, çok dikkatli kullanılmalıdır. Üzerinizde hergün taşımak başağrısına ve baş dönmesine sebep olabilir. Bu sebeple birkaç gün ara vererek LapisLazuli'yi kullanmalısınız. Vücudunuza, teninize mutlaka değmelidir. Ten temasıyla etkili sonuçlar alabilirsiniz. Üstünüze takmadığınız dönemlerde çantanızın bir bölmesine yerleştirin. Ya da evinizde kuzeye yerleştirin. Meditasyon yaparken yaparken Lapis Lazuli'nizi taç çakranıza yerleştirebilirsiniz. 251


Enerjinizin yükselmesine yardımcı olur ve meditasyonlarınızın derinleşmesini sağlar. Ruh dünyanızı zenginleştirir. Ruh dünyası geniş olan kişiler için daha fazla tesirlidir. Lapis Lazuli, bilinçli ve tedbirli kullanılmalıdır. Çok güçlü bir enerjisi vardır. Kristalleri kullanırken onlara saygıyla yaklaşılmalıdır. Eğer siz onlara saygı duyarsanız, onlarda sizin gücünüze saygı duyacaktır. Sizi tamamlayacaklardır. Sizi daha güçlü ve işler halde getirecektir. Lapis Lazuli, kalp ve zihin dengenizi destekleyicidir. Kendinize zarar vermenizi önler, bunu da düşüncelerinizi size farkettirerek yapar. Kendinize ve olaylara bakış açınız, tamamen objektifleşir ve değişir. Fiziksel ve zihinsel yeteneklerinizi kuvvetlendirir. Hüzünlendiğiniz anlarda avucunuza alıp, en az 20 dakika gözlerinizi kapatın ve konsantre olun. Sizin hüznünüzü temizleyip, nedenlerini gösterecektir. Doğal ağrı kesicidir. Vücudunuzda ağrıyan bölgeye Lapis Lazuli'nizi yerlestirin ve yarım saat hiç kıpırdamadan kalın. Özellikle migrende ya da diş ağrılarınızda... Şiddeti yüksek ağrılarınızda, size kolaylıkla yardımcı olacaktır. Tedavi edici özelliği bir hayli yüksektir. Bedendeki biriken enerjiyi, kolayca dengeler. Dengelenmeye ihtiyaç duyanların etrafında mutlaka Lapis Lazuli olmalıdır. Çocukları koruyucudur. Çocuklarınızı, mutlaka Lapis Lazuli ile tanıştırmalısınız. Oyuncaklarının arasına koyun ve okul zamanı çantalarına yerleştirin. Odalarına yerleştirin. Çocukları; Negatif, her türlü tahrip edici enerjiden, nazardan koruyucudur. Onların aura alanlarında bulunmalıdır. Lapis Lazuli'yi ara ara akan suya tutup arındırmayı da ihmal etmeyin. Ve kristallerinize sizden başkası, kim olursa olsun dokunmamalıdır. Sevgilerimle, Meryem Ebru SEZEN Jeoloji Mühendisi Usui Reiki Master/ Teacher esezen78@yahoo.com www.sihirlikristaller.ning.com

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11730

252


Zen Stories... •

Posted by David Dogan Beyo on September 21, 2008 at 2:00am

Many teachings from Zen-Buddhism are told in short and delightful stories. They are usually designed to develop the mind and to free it from distortions and so to connect with our spirit. Some of them are really inspiring and enlightening. It is helpful to the mind to think about them and feel the deeper meaning. Even if it is not possible to grasp them fully, the beauty and simplicity of the message usually gets through to us one way or the other. The following 10 Zen stories are a selection of the ones I found most inspiring and really worth to ponder about. Some may be instantely understood, some others need to be thought through and recognized in oneself. They are about the following topics: life in the present moment, different perspectives, attachment, resistance, judgment, delusion, beliefs and thought as mental concepts but not truth and unconditional love. Please feel free to post your interpretation or other stories into the comments. After reading the first, follow it’s advice to read all the others. :)

253


1. A Cup of Tea Nan-in, a Japanese master during the Meiji era (1868-1912), received a university professor who came to inquire about Zen. Nan-in served tea. He poured his visitor’s cup full, and then kept on pouring. The professor watched the overflow until he no longer could restrain himself. "It is overfull. No more will go in!" "Like this cup," Nan-in said, "you are full of your own opinions and speculations. How can I show you Zen unless you first empty your cup?" 2. The Burden Two monks were returning to the monastery in the evening. It had rained and there were puddles of water on the road sides. At one place a beautiful young woman was standing unable to walk accross because of a puddle of water. The elder of the two monks went up to a her lifted her in his alms and left her on the other side of the road, and continued his way to the monastery. In the evening the younger monk came to the elder monk and said, "Sir, as monks, we cannot touch a woman ?" The elder monk answered "yes, brother". Then the younger monk asks again, "but then Sir, how is that you lifted that woman on the roadside ?" The elder monk smiled at him and told him " I left her on the other side of the road, but you are still carrying her." 3. Finding a Piece of the Truth One day Mara, the Evil One, was travelling through the villages of India with his attendants. he saw a man doing walking meditation whose face was lit up on wonder. The man had just discovered something on the ground in front of him. Mara’s attendant asked what that was and Mara replied, "A piece of truth." "Doesn’t this bother you when someone finds a piece of truth, O Evil One?" his attendant asked. "No," Mara replied. "Right after this, they usually make a belief out of it." 4. The Other Side One day a young Buddhist on his journey home came to the banks of a wide river. Staring hopelessly at the great obstacle in front of him, he pondered for hours on just how to cross such a wide barrier. Just as he was about to give up his pursuit to continue his journey he saw a great teacher on the other side of the river. The young Buddhist yells over to the teacher, "Oh wise one, can you tell me how to get to the other side of this river"? The teacher ponders for a moment looks up and down the river and yells back, "My son, you are on the other side".

254


5. Is That So? The Zen master Hakuin was praised by his neighbors as one living a pure life. A beautiful Japanese girl whose parents owned a food store lived near him. Suddenly, without any warning, her parents discovered she was with child. This made her parents very angry. She would not confess who the man was, but after much harassment at last named Hakuin. In great anger the parents went to the master. "Is that so?" was all he would say. After the child was born it was brought to Hakuin. By this time he had lost his reputation, which did not trouble him, but he took very good care of the child. He obtained milk from his neighbors and everything else the little one needed. A year later the girl-mother could stand it no longer. She told her parents the truth - that the real father of the child was a young man who worked in the fishmarket. The mother and father of the girl at once went to Hakuin to ask his forgiveness, to apologize at length, and to get the child back again. Hakuin was willing. In yielding the child, all he said was: "Is that so?" 6. Maybe Once upon the time there was an old farmer who had worked his crops for many years. One day his horse ran away. Upon hearing the news, his neighbors came to visit. “Such bad luck,” they said sympathetically. “Maybe,” the farmer replied. The next morning the horse returned, bringing with it three other wild horses. “How wonderful,” the neighbors exclaimed. “Maybe,” replied the old man. The following day, his son tried to ride one of the untamed horses, was thrown, and broke his leg. The neighbors again came to offer their sympathy on his misfortune. “Maybe,” answered the farmer. The day after, military officials came to the village to draft young men into the army. Seeing that the son’s leg was broken, they passed him by. The neighbors congratulated the farmer on how well things had turned out. “Maybe,” said the farmer. 7. Cliffhanger One day while walking through the wilderness a man stumbled upon a vicious tiger. He ran but soon came to the edge of a high cliff. Desperate to save himself, he climbed down a vine

255


and dangled over the fatal precipice. As he hung there, two mice appeared from a hole in the cliff and began gnawing on the vine. Suddenly, he noticed on the vine a plump wild strawberry. He plucked it and popped it in his mouth. It was incredibly delicious! 8. The Blind Men and the Elephant Several citizens ran into a hot argument about God and different religions, and each one could not agree to a common answer. So they came to the Lord Buddha to find out what exactly God looks like. The Buddha asked his disciples to get a large magnificent elephant and four blind men. He then brought the four blind to the elephant and told them to find out what the elephant would "look" like. The first blind men touched the elephant leg and reported that it "looked" like a pillar. The second blind man touched the elephant tummy and said that an elephant was a wall. The third blind man touched the elephant ear and said that it was a piece of cloth. The fourth blind man hold on to the tail and described the elephant as a piece of rope. And all of them ran into a hot argument about the "appearance" of an elephant. The Buddha asked the citizens: "Each blind man had touched the elephant but each of them gives a different description of the animal. Which answer is right?" 9. Right and Wrong When Bankei held his seclusion-weeks of meditation, pupils from many parts of Japan came to attend. During one of these gatherings a pupil was caught stealing. The matter was reported to Bankei with the request that the culprit be expelled. Bankei ignored the case. Later the pupil was caught in a similar act, and again Bankei disregarded the matter. This angered the other pupils, who drew up a petition asking for the dismissal of the thief, stating that otherwise they would leave in a body. When Bankei had read the petition he called everyone before him. "You are wise brothers," he told them. "You know what is right and what is not right. You may go somewhere else to study if you wish, but this poor brother does not even know right from wrong. Who will teach him if I do not? I am going to keep him here even if all the rest of you leave." A torrent of tears cleansed the face of the brother who had stolen. All desire to steal had vanished. 10. Nothing Exists Yamaoka Tesshu, as a young student of Zen, visited one master after another. He called upon Dokuon of Shokoku. Desiring to show his attainment, he said: "The mind, Buddha, and sentient beings, after all, do not exist. The true nature of phenomena is emptiness. There is no realization, no delusion, no sage, no mediocrity. There is no giving and nothing to be received."

256


Dokuon, who was smoking quietly, said nothing. Suddenly he whacked Yamaoka with his bamboo pipe. This made the youth quite angry. "If nothing exists," inquired Dokuon, "where did this anger come from?" Bonus 11. Teaching the Ultimate In early times in Japan, bamboo-and-paper lanterns were used with candles inside. A blind man, visiting a friend one night, was offered a lantern to carry home with him. "I do not need a lantern," he said. "Darkness or light is all the same to me." "I know you do not need a lantern to find your way," his friend replied, "but if you don’t have one, someone else may run into you. So you must take it." The blind man started off with the lantern and before he had walked very far someone ran squarely into him. "Look out where you are going!" he exclaimed to the stranger. "Can’t you see this lantern?" "Your candle has burned out, brother," replied the stranger.

257


OSHOYASAMA OZGURCE BAKMAK - 2 •

Posted by Canan on September 22, 2008 at 3:50pm

258


Duygusal Iyilesme Korku, Ofke ve Kiskancligi Yaratici Enerjiye Donusturmek OSHO 3 kitaplik OSHO Yasama Ozgurce Bakmak Serisi'nin ikinci kitabi Duygusal Iyilesme ...CIKTI... Ulkemizde, 5 yilda 40'tan fazla kitabi yayinlanmis ve artik on binlerle ifade edilen okuru olan OSHO'dan yeni ve harika bir kitap daha. Duygusal Iyilesme ve Ganj Kitap'tan cikan diger OSHO kitaplarini en ucuz ve taksitli olarak satin alabilirsiniz... KITAPTAN SAYFALAR Duygularin Dogasini Anlamak Duygular sabit olamaz. Bu yuzden onlara duygu adi verilir; kelimenin Ingilizcesi olan “emotion” sozcugunun kokeninde “motion” yani hareket fiili vardir. Onlar hareket ederler; bu yuzden onlara duygu denilmektedir. Bir seyden digerine surekli degisirsin. Su anda uzgunsun, o anda mutlu; su anda ofkelisin, o anda merhametli. Su anda sevgi dolusun, diger bir anda kinle dolu olursun; sabah guzel, aksam cirkindir. Ve bu boyle devam eder. Bu senin gercek dogan olamaz, cunku tum bu degisIkliklerin arkasinda onlarin hepsini bir arada tutmak icin sicim gibi bir seye ihtiyac vardir. Tipki bir celenkte sadece cicekleri goruyor olman gibi bu sicimi gormezsin, ama tum cicekleri bir arada tutan odur, ayni sekilde tum duygular da ciceklerdir. Bazen ofke cicekleridir, bazen huzun cicekleridir, bazen mutluluk, bazen aci, bazen istirap cicekleridir. Ama bunlarin hepsi cicektir

259


ve senin hayatin da celenktir. Mutlaka onlari bir arada tutan bir sey vardi Zihnin Mekanigi Duygularin, hislerin, dusuncelerin zihindeki ivir-zivirlarin hepsi disaridan yonetilir. Butun bunlar bilimsel olarak da aydinlatilmistir ama bilimsel arastirmalar olmadan da mistikler binlerce yildir ayni seyi, zihnini dolduran tum bu seylerin sana ait olmadigini, senin onlarin otesinde oldugunu soylemektedir. Sen onlarla ozdeslesirsin, iste tek sorun da budur. Diyelim biri sana hakaret etti ve sen de ofkelendin. Sen kendinin ofkelenmeye basladigini dusunuyorsun ama bilimsel olarak ifade etmek gerekirse diger insanin yaptigi hakaret sadece bir uzaktan kumanda gorevi goruyor. Sana hakaret etmis olan kisi senin davranisini yonetiyor. Senin ofken onun ellerinde, sen bir kukla gibi davraniyorsun. Simdi bilim adamlari beynin belli merkezlerine elektrotlar yerlestirebiliyorlar ve bu neredeyse inanilmaz bir sey. Mistikler binlerce yildir bundan bahsediyor ama bilim beyinde tum davranislarini kontrol eden yuzlerce merkez oldugunu son zamanlarda kesfetti. Elektrot belli bir merkeze, ornegin ofkeye iliskin merkeze yerlestirilebilir. Kimse sana hakaret etmemisken, kimse seni asagilamiyorken, kimse sana bir sey demiyorken, sen sessizce, mutlu bir sekilde otururken biri uzaktan kumandanin dugmelerinden birine basar ve ofkelenirsin! Belki bunu bir sekilde mantiga vurursun. Koridorda yuruyen bir adam gorursun ve onun sana hakaret etmis oldugunu animsarsin; sadece deliriyor olmadigin konusunda kendini teselli etmek icin bir bahane bulursun. Sessizce oturuyordun... Ve herhangi bir kiskirtma olmadan aniden bu kadar ofkelendin? Ayni uzaktan kumanda seni mutlu etmekte de kullanilabilir. Sandalyede otururken kikirdamaya baslarsin ve etrafina Bu merkezlerle ilgili bilimsel arastirmalari okurken aklima ogrencilik yillarim geldi. Universiteler arasi bir munazarada yarismaciydim; ulkedeki tum universiteler bu yarismaya katilmisti. Varanasideki Sanskrit Universitesi de katilmisti ama bu okuldan gelen ogrenciler dogal olarak kendilerini diger universitelerden gelen katilimcilar yaninda biraz asagi goruyorlardi. Onlar eski kutsal yazilari biliyordu, Sanskrit siirini, edebiyatini ogrenmislerdi ama modern dunyaya iliskin sanattan, edebiyattan, felsefe ya da mantiktan habersizlerdi. Ve asagilik kompleksi gercekten de cok tuhaf sonuclar dogurur... Ben konustuktan sonra sira Sanskrit Universitesinin temsilcisine geldi. Ve sadece izleyicileri etkilemek ve asagilik kompleksini gizlemek icin konusmasina Bertrand Russelldan bir alintiyla basladi; bunu ezberlemisti cunku Sanskrit ogrencileri ezber konusunda herkesten daha yeteneklidir. Ama sahne korkusu oyle fazlaydi ki... Bertrand Russell hakkinda hicbir sey bilmiyordu, soyledigi sozlerin ne anlama geldigi hakkinda hicbir fikri yoktu. Sanskrit edebiyatindan bir alinti yapsa cok daha iyi olacakti, cunku o zaman kendisini cok daha rahat hissederdi. Konusmanin ortasinda, bir cumlenin tam orta yerinde durakladi. Ve ben onun yaninda oturuyordum cunku konusmami yeni bitirmistim. Bir sessizlik oldu, o terliyordu ve sadece ona yardimci olabilmek icin “Yeniden basla,” dedim; cunku yapilacak baska ne vardi ki? O takilip kalmisti. Ben, “Eger devam edemiyorsan bastan basla; belki o zaman aklina gelir,” dedim. O da soze tekrar basladi, “Kardeslerim...” ve yine ayni noktada takilip kaldi. Simdi her sey bir sakaya donusmustu. Salondaki herkes “Tekrar!” diye bagiriyordu, cok zor bir durumda kalmisti. Devam edemiyordu, orada oylece sessizce ayakta durmaya da devam edemezdi, bu cok aptalca gozukurdu. O yuzden yeniden baslamak zorundaydi. Ama en bastan baslayacakti, “Kardeslerim...” On bes dakika boyunca konusmanin sadece “Kardeslerim...” diye baslayan bolumunu tekrar tekrar dinledik, yine ayni noktada takiliyor, sonra yine bastan basliyordu. Zamani doldugunda gelip yanima oturdu. Bana, “Her seyi mahvettin!” dedi. Ben, “Sana yardim etmeye calisiyordum,” diye yanitladim. “Yardim dedigin bu mu?” dedi. Ben, “Her kosulda zor bir duruma dusecektin. En azindan bu sekilde sen haric herkes eglendi, bunu da anlayabiliyorum. Ama herkesi mutlu ettigin icin memnun olmalisin! Ayrica bu sozleri neden sectin? Sana Yeniden basla dedigimde en basindan baslamana gerek yoktu; Bertrand Russellin sozunu soylemeye calismaktan vazgecebilirdin, buna ihtiyacin yoktu.” Ama

260


bilimsel arastirmalari okurken konusma merkezinin tipki bir gramofon plagi gibi oldugunu, fakat bir seyin cok farkli ve ozel oldugunu ogrendim. Gramofonun ignesini plaktan cektikten sonra igneyi tam olarak ayni noktaya geri koyabilir ve kaldigin yerden devam edebilirsin. Ama konusma merkezinde igneyi alip tekrar yerine koydugunda merkez hemen en basa geri gitmektedir. Eger bu gercekten olursa, soyledigin seye hâkim oldugunu soyleyebilir misin? Hissettigin seye hâkim oldugunu soyleyebilir misin? Tabii ki sana elektrotlar yerlestirilmis degil, ama biyolojik olarak gerceklesen sey tam olarak bu. Belli bir kadin tipi gordugunde zihninin o andaki tepkisi “Ne guzel!” seklinde olur. Bu bir uzaktan kumandadan baska bir sey degildir. O kadin tipki bir elektroda baglanmis bir uzaktan kumanda gibi davrandi ve konusma merkezin de sadece onceden kaydedilmis olan konusmaya yoneldi: “Ne guzel!” Zihin bir mekanizmadir. O sen degilsin. O disaridan gelen seyleri kaydeder, sonra disarida gelisen olaylara bu kayitlara uygun olarak tepki verir. Bir Hintli ve bir Musluman, bir Hiristiyanla bir Yahudi arasindaki tek fark, onlarin farkli gramofon kayitlarina sahip olmasidir. Ama iceride insanlik tektir. Saniyor musun ki sen bir gramofon plagi calarken...o Sanskritce olabilir, Farsca olabilir, Arapca olabilir, ama plagi calan makine aynidir. Makine icin caldigi plagin Ibranice ya da Sanskritce olmasinin bir farki yoktur. Senin tum dinlerin, tum politik fikirlerin, kulturel tum davranislarin onceden kaydedilmis seylerden ibarettir. Ve belli durumlarda da belli kayitlar tetiklenir. ..... KITABIN ARKA SAYFASI SENDE KALICI OLAN SEY NEDIR? “Duygular kalici olamaz. Bu yuzden onlara duygular (emotions) denir. Ingilizcedeki motion, “hareket” sozcugu buradan gelir. Onlar hareket eder; bu nedenle onlar duygudurlar: Birinden digerine sen surekli degisirsin. Su an sen uzgunsun, bu an sen mutlusun; su an sen ofkelisin, bu an sen sefkatlisin. Su an sen sevgi dolusun, diger bir an nefretle dolusun; sabah guzeldi, aksamsa cirkin. Ve bu boyle surer. Bu senin dogan olamaz cunku tum bu degisimlerin ardinda onlarin hepsini bir arada tutan ip gibi bir seye ihtiyac vardir. Bir celenkte sen cicekleri gorursun ama ipi gormezsin. Bu duygular bir celenkteki cicekler gibidir. Bazen ofke cicek acar, bazen uzuntu, bazen mutluluk, bazen aci…bazen de istirap cicek acar. Bunlar ciceklerdir ve hayatin tumu de celenktir. Bir ip olmalidir; yoksa sen coktan parcalara ayrilmis olurdun. Sen bir varlik olarak devam edersin; o halde ip nedir, kutup yildizi nedir? Sende kalici olan sey nedir?” OSHO

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11781

261


262


Important message to World •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 22, 2008 at 6:39pm

before 8 8 2008 the most important thing is to understand the emotions.this is a message to human.because after that date the emotions will be more efficient.so we want you to understand the emotions. until this time you have knowed that first you live bad or good events and then feel the emotions. you lose your job then feel bad someone behave you badly and then you feel bad but............... the source of the emotions is not the outside event ..... the source of the emotions is not the other people...... the source of the emotions is not the illusions... this a a message to help you to understand........ not the events and people come first and then emotions...... now realize that,

263


first you choose the emotion to feel and then; you choose the people and events to live and feel that emotion.........

if your brain cant find the people and the event for that time, it goes to past and choose a past event to feel that emotion so you remember the past and feel the emotion you have choosed.

always this is so, when you get angry or boring or sad ................. first you choose the emotion what you want and then the appropriate people and events come to your live to live to experience the emotion first you choose to be sad and then the people and event that will make you sad.........

it is the most important thing to realize this because when you understand that first you choose the emotion, you can get power over it.........you can change it......... because information is power realizing is freedom everything is a dream and you are the dreammaker

this message is from me,written and taken by starseed3 genes.... love http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11804

264


265


Is the Darkness Winning? •

Posted by elif elisabeth on September 23, 2008 at 9:26am

Uriel's Message -- Is the Darkness Winning? What is described as the battle between the darkness and the light is not a battle at all, it is a choice for humanity to make from the two different paths that have always been available to it. The path of the Light leads to unconditional love, the path of the Darkness leads to fear. At this time humanity is being presented with the choice of which path to take and there is no more middle ground. Each being must commit to the amount of Light they are willing to carry. The choice between dark and light is another aspect of the choice between fear and love and is part of the polarity energy of the material plane. As more people agree to the path of the Light there are fewer people to hold the energy of the darkness. It may seem, for a time, that the dark is gaining ground as the actions of those holding this energy become more desperate and more pronounced. That is not because the dark is winning; it is because there a larger gap between the two energies and those who are willing to hold the dark energy will hold more of it than before. And those who hold the light have turned away from the darkness so they are more aware of the difference between these two energies. Even the Earth is facing this choice and there is an enormous cleansing energy that is being 266


activated to clear old vortexes, replacing grids that were capable of holding the darker energies with those that can hold a higher vibration and even moving Lightworkers into areas that need their vibration or are more receptive of their light. As the earth goes through this cleansing you may experience fear and wonder whether you will be in the path of danger. You will be guided to where you need to be at the right time. This is not a foretelling of the catastrophic prophecies you may have heard as those do not need to happen when enough of humanity chooses the path of the Light. Those who accept the darkness as their path have made a choice to experience its transmutation and they will have to live through all aspects of the shift of this energy. As each of you have experienced the Shift you have seen upheaval in different aspects of your life. Through your transformation you have initiated the energies that allow all of the material plane the opportunity to choose the light. All is well and in divine order and you and the planet are ascending into higher vibrations. Be at peace, hold your own light and know that you are protected and guided in all you do. by Jennifer Hoffman http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11935

267


Imagine your life •

Posted by elif elisabeth on September 23, 2008 at 9:35am

Imagine your life What can you imagine? What would you most like to imagine? Your life flows out from your imagination. Whatever you choose to become, you have first chosen to imagine. No, life does not come to pass exactly as you have imagined it. There are many surprises and distractions along the way. And yet, your most persistent and consistent imaginings do indeed set the direction for your life. Though it is impossible to foresee every pebble in every road, you can certainly choose which roads to travel based on where you know they lead. Let your imagination be the pioneer that explores exciting and fulfilling new worlds. From the best of those worlds, find the one for you. Imagine a great and wonderful life for yourself, with passion and loving detail. As soon as you imagine it, you begin the process of truly living it. -- Ralph Marston http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:11971

268


The Children of the next 1000 years •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 23, 2008 at 5:06pm

The Children of the Next 1000 Years By DRUVALO MELCHIDEZEK The story you are about to read is true, but it is also unusual. So much so that if you do not

269


have an open mind, it will seem impossible. And if you don't have an open heart, it will not be understood so that the meaning can be lived. Over the last few years I have been to the Yucatan several times working with the Mayan shaman Hunbatz Men. He has been performing the ceremonies of the ancient Mayan priests in modern day times to bring in and stabilize the new energies of our sun, energies that have never before entered into the Earth and altering the way we perceive life. His work is very important to the unfoldment of the new world on Earth, and to the birthing of our new consciousness. A few months ago a man named Ellis, who used to work closely with Hunbatz Men came to me and began to tell me this story. He said that in Columbia there was an aboriginal tribe deep in the Amazon jungle called the Kogi. They had no language and "spoke" only telepathically to each other. In truth they made little sounds, but these sounds were not logically arranged into any pattern such as an alphabet. They were just sounds, but these sounds came from the heart not the mind and created images inside your head, and you could "see" what the other person was communicating. Ellis said that they were able to "travel" out of body clearly and knew everything that was happening around the world, though they had never physically left their homeland. They had never even tried to communicate with the outside world, except to a very fortunate few. The Kogi do not see us as "sleeping" as many of the Hindu and Oriental religions perceive us. The Kogi see us as "dead". We are not alive, but only shadows of the energy we could be. We do not have enough life force energy and consciousness to be classified by them as real people. And the Kogi believed with the use of their psychic abilities, they could see the future clearly. And what they saw was similar to what many other tribes around the world saw, a world that was about to be destroyed by the misuse of consciousness. So sometime ago they traveled over the whole world in their light bodies searching for anyone who is alive. And in the whole world they could only find one other tribe who were Mayan that lived far in the jungles of Guatemala. They were so happy to find someone else who was alive. But the Kogi belief, their prophesy, was that with the coming of the Eclipse on August 11th of 1999, all the world would stop and only the Kogi and this one other Mayan tribe would survive to inhabit the Earth. This is why they were so happy to find someone else other than themselves who understood. Then when the eclipse slowly revealed its face on the 11th of August, it became apparent to the Kogi that something had happened since the time they had searched the world for life. Something that they could not understand for the "great change" had happened, and we, the "dead" ones were still here. We should have dissolved back into the Dream. Not that they wanted us to, that was not their nature. It simply should have happened. So the Kogi set out to find out why the "dead ones" were still on Earth, and as they searched the living vibrating records of this Reality, they found exactly where and why it had happened. Some of the "dead ones" had become alive, and had created a dream with enough life force to "save the world" as we know it. In our terms, some of us had created a "parallel

270


world" where life could continue to grow, a world where the "dead" could become alive. The Kogi were so specific to locate exactly who these people were that were creating this change that had altered the world's destiny. The Kogi saw these people with living bodies of light around them. People who had activated their "Light Bodies" or in the ancient terms, their "Mer-Ka-Ba". Since I was one of the teachers of this information, the Kogi sent a messenger to Ellis and from Ellis to me. They sent me a small amount of tobacco wrapped in a bright red piece of cotton, and simply said "Thank you". A couple months later, the Kogi sent Ellis another gift to give to me with a message. The gift was a small ball of dark and sticky tree sap about the size of a plum. It smelled of the jungle. There was an energy around this gift of sap that I could feel deep inside me. I felt the connection in my heart. The message was that they were going to send someone to me to teach me how to speak without words so that we could communicate. They then said that once connection and communication had taken place, they would ask that I enter into the Colombian jungle and visit their tribe. And that if I would visit their world, they would visit mine. They would then be prepared to come out of the jungle, for the first time in the history of their tribe, and go on world television, no less, and talk to us. Whatever "talk" means since they have no language that we know, I am not sure. And what it is that they have to say, I also do not know. But through this little piece of tree sap, I am beginning to feel. After Ellis left on this second visit, I sat and thought about this whole event. Was it true that the Kogi could see this clearly into the Reality? Were they really going to send someone to me to teach me how to speak without words? What was this really all about? I meditated with the angles, but they only approved what was happening, but would not give me information or assist. Then last month in November, I gave an Earth/Sky workshop in Mexico and about 100 people came from all over Mexico, Central and South America, and one of the countries that many people came from was Columbia. And from this group, there was this young lady whose name I will keep quite to protect her. She was different than any of the other Colombians. Whenever we entered into sacred space and could feel the presence of God, she would begin to seemingly go crazy with ecstasy. Not that that was really unusual, but it was extreme. This woman would become primal. Her whole body would begin to shake and a different person would emerge out of her with a different feeling to her words and different body language. I watched her, looking for the reason why she had come to this work and looking for a way to help her. Then on the last day of the workshop it happened. The group had formed one great circle, and we were singing to God. This lady broke away from the circle and began to dance primitively and unashamed within the center of the circle. She abandoned herself and seemed to lose control. I went over to her and took her hand to comfort her, and she grasped my hand and

271


looked deep into my eyes and made a soft and longing sound. The sound went straight to my heart and vibrated inside my very center, and I could "see" what she was saying. I had never experienced anything quite like this before. I didn't understand at that moment what was really happening, my heart simply reacted. I took her outside the circle and sat down facing her. Then she made another "sound", and my body responded with another similar "sound" that had never come from me before. Instantly, we were speaking in a new and profound manner that was so beautiful, so complete. It made all the languages of the world seem inadequate and obsolete. For two hours we communicated in images of full color and depth with all the sensory completeness of real life. I learned so much. I learned about life, and I learned about this woman within a woman. She showed me with her sounds where she had come from, a small village next to the Kogi tribe. She showed me her husband and her three children. I know them like they were my family. She showed me around her village where I met two other older men who were from the Kogi. She showed me how her tribe had asked her to enter this woman's body and to come and see me. She was instructed to teach me how to speak without words. She was told that once she had done this one thing, then she could leave this woman's body and come back home and be back with her family. She missed her husband and children very much. I could "see" how when this lady returned home she would leave her body. I could see her own body lying in a pile of grass inside a grass hut waiting for this moment. When I returned home, I saw my wife Claudette, who I love so much, in a new light. I loved her in a way that was different, because I could hear the sounds coming from her heart. I could see her pain, and I could see her joy. I was so happy for this experience with the Kogi, but I still didn't know what was happening to me. It seemed to just bring a great anticipation of something to come. Then two weeks ago I gave an Earth/Sky workshop in Maryland. While I was setting up and preparing for the workshop, I told this story to a woman named Diane who was facilitating the workshop. She asked if I would demonstrate these sound. And I agree to do so. We sat facing each other, and I asked her to close her eyes. Then a sound came from my heart and at the same moment an image appeared within my mind. It was a full image of a large cat, a puma, walking along the edge of the Amazon near the water. Then it jumped up onto a tree and began to walk along the edge of a long and heavy branch that slowly sloped down to the ground. It jumped back to the ground and continued to walk along the edge of the water. I opened my eyes. All of this took only about one minute. I asked her what she saw, and she began to tell me exactly what I had seen. She described it perfectly. A joy emerged from my heart. I then asked her to again close her eyes. Another slow and strange sound came from my heart, and instantly another image. I not only "saw" but experienced what seemed like myself, floating out of the woman's body from Colombia and rising high up into the air. Then I felt myself begin to fly very fast over the jungle.

272


I could see the trees moving rapidly under me. Quickly I approached a village, and I felt myself getting lower to the ground and heading for a specific grass hut. In the next instant I was inside the body of this tribal woman looking out of her eyes. She knew I was there. She did not mind, it was suppose to happen. Her husband quickly took hold of her/me and was obviously happy that she/I had returned. He knew also that I was there, and was also very happy. Then all three of her children ran up and began to hug her and love her. The youngest one reached in and began to suck on her breast. It was a very moving experience to meet this family that I didn't know and yet I did. Then I opened my eyes. I waited a moment to center from this experience, and then asked Diane what she saw. She began by saying that she experienced herself as a "bug" coming out of this woman's body. And then she lifted up into the sky and began to fly over the trees of a jungle. She watched as we went down to the grass hut and met the "family". She saw perfectly. I sat quiet for a long time. I could feel this was a gift of unparalleled value. But what did it mean to the me or the world? All of this was such an unusual experience that I still do not know what this means. When I returned home from the Maryland workshop, every night for the first seven or eight days, I would find myself dreaming that I was "home" in this village. The dream would last all night long with a complete memory of the dream the next morning. I would dream that I was doing my chores in the village, and living my life. Taking care of my children and husband. Many, many men from both tribes would come up to me and ask questions with sounds that made images. These people were beautiful and yes "alive". I understood why they saw us as "dead". I could "feel with the sight of my heart" what they meant. I knew they meant to help if they could. They were amazed that I was there. So was I. Now, it is only the beginning. The Kogi are excited about the way we are growing. They want to come to us. God willing, they will. They have asked me now to give you a message in your language if you can accept it. You who have discovered your light bodies and are changing the world by your lives. "You are changing the world into light. Be not afraid of your innocence and your child nature, it is close to God. Let your imagination soar into a Dream where love surrounds all events, then "see" it as real. Let the sounds of your hearts talk to those who are not alive. You have shown them the way by your example, now "show" them the way from within. Listen, and your heart will speak. We are with you now. We will help you.". May the next 1000 years be golden, and may the innocent children lead the way. I love you, Drunvalo‌ All material on this Web site is Š Copyright 2000, 2002 Shari Billger. Webmaster Chuck Tellechea

273


http://www.sharibillger.com/kogi.shtml http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12048

274


10 Inspirational Quotes by The Buddha... •

Posted by David Dogan Beyo on September 24, 2008 at 12:00am

Buddha means "Awakened One", someone who has awakened and sees things as they really are. According to AboutBuddha.org , a Buddha is a person who is completely free from all faults and mental obstructions. Because he has awakened from the sleep of ignorance and has removed all obstructions from his mind, he knows everything of the past, present, and future, directly and simultaneously. Moreover, Buddha has great compassion which is completely impartial, embracing all living beings without discrimination. The person who is generally referred to by the name Buddha was SiddhÄ rtha Gautama , a spiritual teacher from ancient India and the founder of Buddhism who lived at around 500 BCE. Forty-nine days after Buddha attained enlightenment he was requested to teach. As a result of this request, Buddha rose from meditation and taught the first Wheel of Dharma.

275


Those teachings of The Buddha such as The Four Noble Truths or the Noble Eightfold Path are timeless and reflect personal and spiritual development. Many quotes that are handed down until today are both inspirational as well as reflecting deeper truth of reality. What can we learn, where can we be inspired from The Buddha today for everyday life and our own development? I selected following quotations as both inspirational and helpful, regardless of where we are in personal development … 1. "All that we are is the result of what we have thought. The mind is everything. What we think we become." You become what you think about or in other words: what you focus on grows in your life and from what you take your focus away from diminishes. This is also the message of the law of attraction, recently very popular by the movie and book "The Secret ". It means that the mind is directing our life in that way that we manifest the life around us by the thoughts and directions we take with our mind. Since everything we created around us is first created in the mind, it is the tool or the interface between our self and the material world. Another quote of Buddha with a similar message here is "He is able who thinks he is able". This also shows the creative power of the mind and if we are able to consciously use it in that way – avoiding negative thoughts and utilizing empowering thoughts – we use it in a supportive manner. 2. "All wrong-doing arises because of mind. If mind is transformed can wrong-doing remain?" This is the core of personal development. It points towards the need to train and develop the mind and to free it from limits and negativity. The other quote "The mind is the source of happiness and unhappiness." makes the same point with the special notion of happiness. The mind used correctly – i.e. constructive, empowering, solution- and action-oriented, positive, truth-seeking - can create happiness. But used poorly – i.e. blaming, egocentric, negative, blinded by ambition or separation - it will create unhappiness for us. Training the mind is the key here. The quote may also point to a transformation by awakening directly, where the mind becomes the servant of the self and not the creator of a self-image (the concept of the ego) as a replacement for the true self. 3. "Thousands of candles can be lit from a single candle, and the life of the candle will not be shortened. Happiness never decreases by being shared." This points to the abundant nature of reality. The abundance mentality says there is enough for everyone, we only have to realize and live by it. It is the opposite of a scarcity mentality, where you have the belief that you always have to fight for your part in a limited world. 4. "Do not dwell in the past, do not dream of the future, concentrate the mind on the present moment." The essence of living in the present moment, the Now, is focusing the mind here and take attention away from thinking about past or future. The present moment is all there ever is to

276


experience life directly. Past and future are only concepts of our mind and therefore are good for learning from the past or conceptual planning when it is useful, but after this there is no need for them. Especially not to dwell in them and get stuck there in the mind by constant thinking loops. I wrote more about this in "What is The Present Moment " and in "Clock Time vs. Psychological Time ". The present moment is the entry point to the spiritual dimension and to life itself. 5. "However many holy words you read, however many you speak, what good will they do you If you do not act on upon them?" Action is what counts. It means to be action-oriented and to actually do what we think, to prove what we believe by applying it in reality. Only if we "walk our talk" we are authentic and truthful to ourselves. To apply yourself and your ideas in reality is like a proof-test for what we think is right and will work. If there is no action and therefore no testing in reality, the words or ideas themselves are of no real sustainable value. Another quote for this message is "A dog is not considered a good dog because he is a good barker. A man is not considered a good man because he is a good talker." 6. "Even death is not to be feared by one who has lived wisely." This is the essence of Carpe diem – To seize the day fully means living wisely. It means to live to the highest truth we know and to rise to our highest values and capabilities. Living wisely also means not to believe every thought that comes, but to live more from the space between thoughts, from our essence. 7. "Peace comes from within. Do not seek it without." The so-called Inside-Out approach means to look within oneself to find the inspiration and power to act from this place. It means not to look to the outside world for liberation or happiness, but to take the responsibility for oneself and become that what we are seeking. His second quote here "No one saves us but ourselves. No one can and no one may. We ourselves must walk the path." talks directly about this responsibility, response-ability we have inside. 8. "In the sky, there is no distinction of east and west; people create distinctions out of their own minds and then believe them to be true." Any perspective we have on anything is only a relative truth. There are always both (or more) sides of any story. An objective perspective or an absolute truth is very hard or maybe impossible to see. But to be aware of this and to be interested to see another perspective from another person can be very mind-opening and valuable. The matter of perspective (also described in the 7 habits of highly effective people ) is a very powerful one and it is the core of most (if not all?) conflicts between people. One things one is right as long one stays in one’s own single perspective – needless to say, the other person has the same reality.

277


There is a similar quote by The Buddha that fits in here: "In seperateness lies the world’s great misery, in compassion lies the world’s true strength" which shows that if we become able to dissolve the separate perspective to a perspective of oneness with all other, we hold the key to end conflicts and to find solution and agreements suitable for everybody. 9. "If we could see the miracle of a single flower clearly, our whole life would change." This quote is perhaps the most difficult one to really understand. In the first place, it is not about the beautiful nature of the flower or beauty itself. What Buddha is talking about – in my humble opinion – is to see and get in touch with the life in a flower directly, without any interference by our mind by mental concepts and thoughts of the flower. Eckhart Tolle in "A New Earth" talks about the flowering of human consciousness, maybe you want to take a look … 10. "The only real failure in life is not to be true to the best one knows." If we are not authentic and truthful to ourselves, we build a wall around us that eventually we have to tear down again. It is then literally a resistance to the reality and our own nature where we can hide some time, but life has a way to show us our own faults in the end. To be true to the best one knows means to come from our own best knowledge and not buy into something outside ourselves blindly, always asking: is this really true to what I know? In resonance with this quote also is the final one by The Buddha: "There are only two mistakes one can make along the road to truth; not going all the way, and not starting." If you liked the post, please share it on your fave social site. I really appreciate it! :) http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:121077

SECRET'in yaratıcısı Rhonda Byrne'den mesaj var... •

Posted by David Dogan Beyo on September 24, 2008 at 12:00am SECRET'in yaratıcısı Rhonda Byrne'den mesaj var.

The Secret Scrolls adındaki bülten sayesinde sizlere düzenli olarak Secret ile ilgili kendi iç görülerimi aktarmak istiyorum. Sizinle paylaşmak istediğim çok şey var. Kalbimden size akan bu paylaşımların en önemlisi, "Seçimlerinizin sahibi sadece sizsiniz." Bu bültenle size sadece kendi deneyimlerimi aktarıyorum, kendi kalbimi, kendi gerçeğimi. 278


Sizin gerçeğiniz, kendiniz için deneyimlemeyi seçtiklerinizdir. Secret'ın içindeki en büyük mesaj; "Kendi yaşamınızın yaratıcısı sizsiniz ve yaşamınız konusunda uzman gene sizsiniz!" Secret bunu anlatarak size güç kazandırmak istiyor. Çekim yasasını kullanarak kendi yaşamınızı istekleriniz doğrultusunda yaratacak güce sahipsiniz. Ben sizin uzmanınız değilim. Sizin içinize girerek sizin gibi düşünemem, hissedemem ve sizin için inanamam. Sizi siz yapan deneyimlere sahip değilim. Başka hiçbir kimse de sizin uzmanınız değildir. Bir başkasının uzman olduğunu düşündüğünüz anda gücünüzü ona vermiş olursunuz. Sizin uzmanınız olan tek kişi sizsiniz. Bir durum karşısında ne yapacağınızı bilmiyorsanız, hangi yola gideceğinizi bilmiyorsanız, ya da bir şeyi nasıl tezahür ettireceğinizi bilmiyorsanız, Secret'ı kullanın, uzmanına, yani Siz'e sorun! Bir soruya yanıt aradığınızda, soruyu içinize yönlendirin. Bilin ve inanın ki soruyu sorduğunuzda yanıtını alacaksınız. Yanıtın nasıl geleceğini bilemezsiniz, ama alırsınız ve aldığınız yanıt sizin için en mükemmel olandır. Zira onu kendi içinizden cezb ettiniz, çektiniz. (çekimi harekete geçiren içiniz oldu). Gelen yanıtın temelinde sizin bilinçli ya da bilinçsiz olarak barındırdığınız her şey yatar. Onun için yanıt eşsizdir! Aldığınız yanıt sizin içindir ve size mükemmel bir şekilde uymuştur. Başkalarından ilham alabilirsiniz ama onlar için işe yarayan bir yanıt sizin için yaramayabilir. Eğer başkasının önerilerini dinlerseniz ve bu size uymazsa, hata sizde değildir. Sade bir şekilde vazgeçin o yoldan. Sizin için işe yaramadığını bilin yeter. Bu sizin için daha iyi bir yanıtın var olduğunu gösterir, yaratıcılığınızı kullanın ve size ait olan yanıtı sorun! Bilmenizi istediğim bir şey daha var. Neyi seçerseniz seçin, doğrudur! Burada hata yapamazsınız. Seçtiğiniz her ne ise sizin içindir. Hem kendiniz olup, hem nasıl bir hata yapabilirsiniz ki? Siz kendinizin mükemmelliğisiniz. Çünkü bir başkası Siz olamaz. Siz tam Size uygun olanı alırsınız! Kendinizi takdir edin. Siz şu anda tamamiyle, mükemmel bir Siz olmanın başarısını takdir edin. Yaşamınızda yarattığınız bazı şeyleri değiştirmek isteyebilirsiniz. Bunu yapacak güce sahipsiniz. Yaşamınıza yeni şeyler getirmek isteyebilirsiniz. Bunu yapacak güce sahipsiniz. Kendi varlığınızın rehber ışığı sizsiniz! Yalnız değilsiniz. İçinizde sonsuz bir yaratıcı güç ve varlık var, size rehberlik ediyor, sizi seviyor ve seçtiğiniz her şeyi size vermek için bekliyor. Olmuş, Olan ve olacak olan her şeyin içine girebilirsiniz. Bunu da içinizdeki yaratıcı güçle yaparsınız. Sizlere vermek istediğim son armağan ise Mike Dooley'in "Evren'den Notları". Dooley, Secret daki öğretmenlerden biri. Bu notları üçretsiz olarak üyelerine mail ile dağıtıyor. Çok hoş eğlenceli şeyler. Her bir mesaj çekim yasasının kanunlarını dile getiriyor gibi. Eğer siz de buna üye olmak istiyorsanız (İngilizce) aşağıdaki linki kullanabilirsiniz. http://www.tut.com/mmm.shtml Burada sizlerle paylaşmak istediğim bir Mike Dooley Evren Notu var: Burası ve orası - bugün ve en çılgın düşleriniz - arasındaki en olası, en kısa mesafe, onu ne kadar karmaşık hale getirmiş olursanız olun, neşeyle geçilendir.

279


Ama, sadece aceleniz varsa.. Zip, zap, zoom -** EVREN (** Bilgisayar ve tv terminolojilerinden üç kelime, zip; büyük dosyaları sıkıştırma, bir nevi paketleme programıdır. Zap, bunu herkes televizyonda kanal kanal dolaşmak olarak biliyor zaten. Zoom ise fotoğrafçılıkta, cep telefonlarımızda da olan bir deyim. Yakınlaştırmak, yakına getirip detay görmek anlamına geliyor. Hayatı zip, zap, zoom yapmak hoş bir slogan haline gelmiş. Ben kullanmaya başladım bile. Kanalı sevmezseniz zaplayabilirsiniz. Bir şeyi beğenirseniz zoomlayarak detaylarını görebilirsiniz. Zipleyerek kaldırabilirsiniz, Eğlenceli) Sizler de "zip, zap, zoom" layarak düşlediğiniz her şeyi almak isterseniz, bunun tek yolu neşeden, coşkudan geçiyor, içinizdeki mutluluk duygusundan. En kısa yol bu. Sizin coşkunuz - içsel neşeniz - içsel iyi olduğunu bilişiniz - bir şeyi elde etmenin en kısa yoludur. Onun için bunlar Secret filminin sonunda kuma yazdığım en son kelimeler oldu. Etrafınızda her ne olursa olsun, mutlu olmayı şimdi seçin; böylelikle evrenin sınırsız mutluluğunun üzerinize akması için gereken sihri çözmüş olursunuz. Ve bunu içinizdeki asla yenilemez olan güçle yapmışsınızdır. Şimdi mutlu olun! Şimdi iyi olun! Şimdi neşeli olun!

Bu üç konunun ortak noktası nedir? Bunu yapacak olan tek kişi sizsiniz. Bu duyguları kontrolünde tutan tek kişi sizsiniz. Sizin için iyi olanın nasıl bir duygu olduğunu siz biliyorsunuz. Sizin için neşenin ne olduğunu, mutluluğun ne olduğunu gene siz biliyorsunuz. Çünkü Siz'in uzmanı Siz'siniz.

Oldukça muhteşem, değil misiniz? Rhonda Byrne The Secret... dünyaya coşku getirsin.

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12111

280


What is The Present Moment?... •

Posted by David Dogan Beyo on September 24, 2008 at 12:00am • View Blog

The secret of health for both mind and body is not to mourn for the past, not to worry about the future, or not to anticipate troubles, but to live in the present moment wisely and earnestly." - Buddha I can remember when I first saw the book "The Power of Now". After I got several tools to fulfill my dreams, for instance in goal-achievement and personal effectiveness, I expected the message to be "Don’t procrastinate, do it now!" This is the Now-habit and it is a powerful habit to develop. But this is not what The Now or in other words the present moment is ultimately about. Although on the surface this is a part of it, it has a far deeper meaning than this. Depending on how much experience one has with spiritual teachings, the present moment has a different meaning. The present moment and time: The illusion of time The present moment is the only thing where there is no time. It is the point between past and future. It is always there and it is the only point we can access in time. Everything that happens, happens in the present moment. Everything that ever happened and will ever happen can only happen in the present moment. It is impossible for anything to exist outside of it. Therefore it is obvious, that past and future don’t have a reality on their own. They are just mental concepts in our heads. Past is the thinking of memories while future is the projection ahead. But anything can really happen only in the present moment. Nothing else regarding time really exists in reality. This realization shows that there is no time other than the concept of it. I personally see the perception of time as the perception of change of form. If we think about a mechanical watch, the watch changes it’s form through a well laid mechanic and is therefore showing "the time". Even digital clocks are doing nothing else than an ongoing changing in form and by this working as an instrument to measure this progress. Seeing it like this you could say that there is only one moment in which forms are in constant motion. Even memories stored in our brains are changing forms. In that way you could say that it is not time changing along the world, it is the world of form changing along the one present moment. Become present Going into the present moment means to become present oneself. All kinds of meditations and spiritual practices are aiming to become present. To center ourselves in the present moment we have to get the past out of our head and stop projecting to the future. What remains is the here and now. Then all of our attention flows into the present moment. Maybe you want to try 281


it out right now. Then remove all past and future and center yourself in the "vertical dimension of time":

What is the present moment The vertical dimension of time is the present moment, the one point out of the concept of time. What happens if we center ourselves in the present moment is that the mind stops to make noise. We become present and are not distracted by our mind. If this happens we are able to connect with our deeper self and we become more alive and awake. Besides these explanations, regardless of how much we put into them, it is as Tolle states: "Understanding present is being present". And the key to becoming present is the move out of the concept of time. The present moment as the entry point to spiritual awakening Thoughts stop. The mind becomes silent. What shines through then is the energy of our being. We can dive much deeper into this vertical dimension of time and discover more about our true nature. To dive into the present moment is also the goal of meditation. The present moment is the entry point, or as Eckhart Tolle calls it the main portal into spiritual awakening. The power of the present moment One could think that being in the present moment means that we lose control over the future. Gandhi said "The future depends on what we do in the present." And that entails all the wisdom that is needed here. If we set goals or develop a vision of the future this is very powerful. But then we execute towards this goal in the present moment and the quality of the work we produce towards the goal depends on what we do in the present moment. The more we are present, the better the quality of our doing will be. If you liked the post, please share it on your fave social site. I really appreciate it! :)

source : unknown http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12113

282


Sevgi üzerine küçük bir öykü •

Posted by Commander on September 25, 2008 at 9:30pm

Aslında bir zamanlar hiçbir şey yoktu, sadece ve tek Yaratan vardı. Hiçbir zaman nedenini tam olarak bilemeyeceğimiz bir şekilde ve bilemeyeceğimiz bir zamanda, aslında zamanın da olmadığı bir boyutta, bizi yaratan, yalnızlığını kırmak istedi. Belki de, nedenini bilemediğimiz başka şeyleri tecrübe etmek istedi ve bu boyutta, beş duyu ve sezgilerimizle algıladığımız makrokozmosu, evreni yarattı. Bütün bu yaratılışı oluşturan en büyük enerji titreşimi ve gücü “sevgi”ydi. Bütün evren “bilgi” ve “sevgi” üzerine kurulmuştu. Kimbilir Yaratan belki de sevme ve sevilme ihtiyacı hissetti, belki de hiçbir şeyin ihtiyacı içinde değildi ; sadece “sevgi”nin yaşanmasını ve tecrübe edilmesini istedi. Özünde hepsinin bir olduğu, sayılamayacak derecede çok değişik türde canlı yaratıldı. Hepsi de sevginin başka bir ifadesi idi. Bu güneş sistemi içerisindeki canlıların belki de en mükemmeli ve ayrıcalıklısı olan insanoğlu ise her türlü sorunu, sevinci, üzüntüyü, hastalığı, mutluluğu, mutsuzluğu tecrübe edebileceği özel bir fizyoloji ile yaratılmıştı. İnsanoğlunun üstünlüğü, belki atom bombasından, nötron bombasından, silahlardan çok çok daha güçlü bir şeye sahip olmasındaydı. Bu da, içinde yatan “sevgi”ydi. Ama gerçek ve derin düzeyden bir sevgi, bütün evreni “sevme gücü”ydü. Dünya gezegeninde, önceleri mükemmel bir uyum içerisinde yaşayan insanoğlu, giderek doğa yasalarından yavaşça kopmaya, sadece kendi cinsine ve türüne değil, aynı gezegene kendisi gibi misafir olarak gelmiş diğer canlı türlerine de acılar çektirmeye başladı. Özünden o kadar uzaklaştı ki, huzur ve barışla dolu muhteşem bir doğa içerisinde yaşarken, sevgi özelliklerinden uzaklaşıp, negatif özelliklere yöneldi ; savaşlar yaptı, yalan söyledi, kin ve nefret güttü, öldürdü. Teknolojiyi yaratırken manevi değerlerden uzaklaştı, sevmeyi unuttu. “Sevgi” kendisini çeşitli zamanlarda, değişik isim ve bedenlerde ifade etmek ihtiyacını hissetti insanlara Yaratan ‘ın bir parçası olduklarını hatırlattı. Zaman zaman pek çok bilge ve

283


seçilmiş kişi, çekilen bu büyük acıları dindirmek için çeşitli yöntemler geliştirdi, deneyimler yaşadı. Derken bir gün insanoğlu, hemcinslerine ve diğer canlılara “sevgi” enerjisiyle yaklaşırsa, unuttuğu mutluluğu ve huzuru yakalayabileceğini anlamaya başladı. Ait olduğu bütünün başka bir parçasını üzdüğünü ve aslında bunun, kendisinin de üzüleceği anlamına geldiğini fark etti. “Sevgi” o kadar önemli ve muhteşem bir güçtü ki ; insanoğlu kendini, tüm canlıları ve Yaratan ‘ı tekrar sevmeyi denedi. Ve ondan istendiği şekilde, gerçek ve derin bir düzeyden severek, Yaratan ile temas kurmaya ve tekrar muhteşem bir kaynaktan beslenmeye başladı. Sonra, dünya üzerinde savaşlar, ölümler, açlık tekrar azaldı. “Sevgi”nin gücüyle insanoğlu öyle bir noktaya geldi ki, makrokozmosun bir parçası olduğunu fark etti ve doğa da insanoğlunu tekrar ödüllendirmeye, ona mutluluk, huzur ve barış vermeye başladı. Her kalpten çıkan küçük “sevgi” damlacıkları birleşti, ırmak oldu, göl oldu, deniz oldu. Denizler de sonsuz sevgi ve mutluluk okyanusuna dönüştü. Artık damlalar yok ; sonsuz mutluluk ve “sevgi” okyanusu vardı. Her şey başladığı noktaya geri dönmüştü. Dr. ENDER SARAÇ - Ayurveda adlı kitabından www.dogruyasam.com http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12290

284


Osho - Düşünceler Üzerine... •

Posted by David Dogan Beyo on September 25, 2008 at 12:30am

Sadece düşüncelerini gözle. Zamanın olduğu her an gözlerini kapatıp, zihninin perdesinden geçen düşüncelerini, arzularını, anılarını seyret. Ve tamamen kayıtsız kal. Bu doğru, bu yanlış diye hükümler verme. Hüküm verdiğin an olayın içine atlamışsın demektir. "Bu doğru, iyi, haklı vs." dediğinde bir şeyi seçmiş olursun ki seçim yaptığın o andan itibaren onunla özdeşleşir ve ona bağlanırsın. Onun gitmesini istemez, kendin için saklamak istersin. Ve bir şeyin kötü olduğunu düşündüğünde de, onu uzaklaştırmak, ondan kaçınmak istersin. Hatta onu zihninin perdesinde dahi görmek istemezsin ve onunla savaşmaya, mücadele etmeye başlarsın ki o andan itibaren artık gözcülüğün unutulmuş, sona ermiştir. Sadece bir gözcü ol: birisi ırmağın kıyısına oturur ve onun akışını seyreder. Gerçekten onu seyretmek dışında yargılanacak söylenebilecek hiçbir şey yoktur. Ve kişi yeterince sabır gösterirse, trafik ağır ağır azalır, gittikçe daha az düşünce perdeye yansır ve sonunda kendisini boş bir perdeye bakarken bulur. Bunlar hayatın en değerli anlarıdır, düşüncelerin olmadığı bu anlarda orada sadece sen varsın. İzleyen, gören; ortada görecek hiçbir şey olmadan oradadır. Bunlar saflık ve masumiyet anlarıdır, bunlar kutsal olarak adlandırılabilecek anlardır. Onlar artık insana ait değildirler. Bu anlarda insanlığı aşmışsındır. 285


Yavaş yavaş bu anlar artar, artar. Ve bir gün öylesine sıradan bir iş olur ki, istediğin her an düşüncenin olmadığı bu alana girebilirsin. Tamamen farkında ve düşünceler olmaksızın - işte bu meditasyondur. Ve bu seni bütün esaretlerinden kurtarabilecek yegane şeydir, o sana barışı ve mutluluğu ve Tanrıyı ve gerçeği getirir..Osho www.oshoturk.com http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12212

Osho - Society is not interested in your happiness... •

Posted by David Dogan Beyo on September 25, 2008 at 1:00am

You say choicelessness is bliss but society rewards specialists." That's true -- society is not interested in your bliss: society is interested in its own efficiency. Society is not bothered whether you are ecstatic or not -- that is none of its business. Society wants you to be just efficient mechanisms, robots. Do the work that society wants you to do, and then the society is finished with you. What you do with your own being is none of its business. In fact, the society wants you not to do anything on your own, because that can become a distraction from efficiency. A man who is very happy cannot be so efficient -- because he is so bubbling with happiness that efficiency seems trivial. What does it matter whether you earn one thousand rupees a month or ten thousand rupees a month? If his needs are fulfilled, a happy man doesn't bother. He stops at a point; he is not obsessed with money. Society is, of course, interested in specialists. And specialists, more or less, become inhuman - because they know too much about too little. Their whole vision becomes narrow, narrow, narrow. Society is not interested in your happiness, in your joy. The interest of the society is more production, efficiency, more work -- and don't ask for what, because they don't know for what. If you work hard they will say to create better situations -- for what? -- to work still harder. It is just like a man who earns money and you ask him "For what?" He says, "To earn more money. "And then you earn more money, then what?" He says "To earn still more money." The thing seems to be vicious. The individual has totally different interests from the society, because the society has no soul. The society is soulless. And if you become too much a part of the society, it will reduce your soul also to a non-entity. Beware, before you have lost your whole opportunity. Don't be a slave. Follow society to the 286


point you feel is needed, but always remain master of your own destiny.

Life should be the supreme value. Nothing should be put above life. I call a man religious who puts life as the supreme value, and sacrifices everything to life, and never sacrifices his life to anything. Even if your country says, "The country is in difficulty -- sacrifice your life! Become a martyr!" don't be foolish. Life is the supreme value. No country has any right to sacrifice a single life. It is your life, and it is only yours. If your religion says you are a Mohammedan and says, "Fight Hindus! and sacrifice your life!" or you are a Hindu and Hinduism says, "Go and fight and kill the Mohammedans! Even if you are killed, don't be worried -- in heaven you will be paid well" -- don't listen to all that nonsense. Enough is enough! Much has happened on the earth, much suffering because of these people. Never sacrifice your life for anything! Sacrifice everything for life! Life is the ultimate goal -greater than any country. greater than any religion, greater than any god, greater than any scripture. But nobody is going to say that to you, no leader is going to say that to you, because then their whole business is gone. No priest is going to say that to you, because then their whole business is gone. That's why politicians and priests are very against me. If you understand me well, then do, become part of the society -- you are part of the society -but do only that which is needful, never get lost. osho with love krishna

Thankyou for your love and light... I am greatful for our love.

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12216

287


Mevlâna Celaleddin-î Rumi - Birliğe Ulaş... •

Posted by David Dogan Beyo on September 25, 2008 at 2:00am

BIRLIGE ULAS Beri gel, daha beri, daha beri. Bu yol vuruculuk nereye dek boyle? Bu hir gur, bu savas nereye dek? Sen bensin iste, ben senim iste. Ne diye bu direnme boyle, ne diye? Ne diye aydinliktan kacar aydinlik, ne diye? Topumuz bir tek olgun kisiyiz, bir tek, Ne diye boyle sasi olmusuz, ne diye? Zengin yoksulu hor gorur, ne diye? Sag soluna yan bakar, ne diye? Ikisi de senin elin, ikiside, Peki, kutlu ne, kutsuz ne? Topumuz bir tek inciyiz, bir tek. Basimiz da tek, aklimiz da tek. Ne diye iki gorur olup kalmisiz Iki buklum gokkubbenin altinda, ne diye? Sen habire gevele dur bakalim, Habire 'usul boylu birlik cam agaci' de, Sonu nereye varir bunun, nereye?

288


Su bes duyudan, alti yonden Varini yogunu birlige cek, birlige. Kendine gel, benlikten cik, uzak dur, Insanlara saril, insanlara, Insanlarla bir ol. Insanlarla bir oldun mu bir madensin, bir ulu deniz. Kendinde kaldin mi bir damlasin, bir dane. Erkek arslan diledigini yapar, diledigini. Kopek kopekligini ede durur, kopekligini. Tertemiz can canligini isler, canligini. Beden de bedenligini yapar, bedenligini. Ama sen cani da bir bil, bedeni de, Yalniz sayida coktur onlar, alabildigine, Hani bademler gibi, bademler gibi. Ama hepsindeki yag bir. Dunyada nice diller var, nice diller, Ama hepsinde anlam bir. Sen kaplari, testileri hele bir kir, Sular nasil bir yol tutar, gider. Hele birlige ulas, hir guru, savasi birak, Can nasil kosar, bunu canlara iletir. Mevlâna Celaleddin-î Rumi http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12220

You Are Responsible - Take Control in Your Life... •

Posted by David Dogan Beyo on September 25, 2008 at 2:30am You Are Responsible - Take Control in Your Life

“Emancipate yourselves from mental slavery; None but ourselves can free our minds.” - Bob Marley Redemtion Song What is the initial stepping stone for personal growth?

289


This question bothered me for some time now. I don’t mean external factors like a lucky gain on something or a very negative experience we had that shaped our life. I’m talking about what has to happen internally inside ourselves. What interested me was always to look inside first, to life inside-out. How do we run the inner “program” to function in a best possible way, to enable ourselves to grow and expand? For me I came to a conclusion. I think there is nothing more important as a first step, than taking full responsibility for what happens in our life. A lot of what we describe as success in life flows directly from it. Or you could say only the responsible person enables him- or herself to get to the next level of personal development.

So to sum it up in one sentence: You are responsible! You are responsible for everything that happens in your life. For everything you are happy with and everything you are not happy with. You simply must accept the fact, that everything that is around you right now is the direct effect of who you are, of who you were to that very moment. There is a very illustrative saying here: “To the person you give responsibility, you give power.” – That is also the power over you. So better let this person be yourself, at least in the important areas of your life. Taking responsibility is the starting point for growth in your life. It is looking inside and realizing that if you want the world around you to get better, you will have to get better. And it is fun to change for the better once you see that you will make progress in a desirable direction. If you haven’t taken full responsibility in your life, then somehow you are still waiting for “real life” to begin. This may sound a bit cruel, but really that is the essence of what it is. Something has to happen, something is not yet quit right, and something is holding you back. And in a way this is true: you are holding yourself back! The mind-set of the irresponsible person is that there is someone out there that is responsible. Who might that be? Look at this very statement and combine it with the quote above. Then you realize that you give power away to an illusion, an imaginary someone that in reality must be yourself. There is no other one to blame; not the politicians, not the boss in the office or the “people on top”. There really is only you who is responsible for your life. If you claim this, then you move to a powerful position. Wikipedia has also an interesting description about responsibility: Responsibility assumption is a doctrine in the personal growth field holding that each individual has substantial or total responsibility for the events and circumstances that befall them in their life. While there is little that is notable about the notion that each person has at least some role in shaping their experience, the doctrine of responsibility assumption posits that the individual’s mental contribution to his or her own experience is substantially greater than is normally thought. (see Wikipedia on responsibility ) Sometimes there is the misperception that if you take responsibility, especially when you are with other people (i.e. in a working environment) you will be the stupid one who have to stand for what he said now. But that is only looking at it in the short term. You must realize that with the so-called “burden of responsibility” comes the freedom of living your life fully, if you go through with it.

290


If you take responsibility over and over again in a people-environment, you will advance. You build trust among people and you will become a leader in this group sooner or later. The more important fact is, that you will become a leader for yourself. You come to the personal development by expanding on the demands you set on yourself, by saying I take responsibility and I commit to this fully, you grow inevitably. In a working environment eventually you will be recognized by your boss, bosses love people who take responsibility, and will be able to advance. So what is there to do? Simply get clear and say to yourself: I am responsible! And you mean it. Don’t take this lighthearted. There will be a certain feeling attached to this if you really mean it. Most likely it will be a sensation of surrendering to the situation, accepting it and at the same time the build up of potential energy to act in a way to change the situation to where you want it to be. Also there might be a resistance to this from somewhere inside yourself. It may come as rationalization, which means an internal dialog that is justifying why you are not responsible: “Someone else is responsible for my situation, they did this and that …”. Remember: Whoever you give responsibility for your life, you give the power over your life. You don’t want to do that, do you? Sure another person should also take responsible actions, but you are concerned with yourself here. You want to move yourself into power. So push through this resistance. Only you can decide to get in the driving seat of your life, so just do it. 5 steps to take responsibility now: 1. What is the thing that is holding you back the most in your life right now? Write it down:

(Nothing will be saved in any way, please write it down separately or print it out in the end) 2. Realize and say to yourself: "I am responsible!" several times until it feels completely true. 3. Feel how you take full responsibility for this. There is a certain tension building up and a potential of energy that is empowering, because you are in charge now and know, that you are now able to change the situation. 4. Make a first list of the things you will do now: 5. Start with the first item on the list now (or as soon as possible). If you’ve done it, and really commit to it, there is a whole new world opening. You then can begin to permanently eliminate your limiting structures and know that you are deserving it, because you took responsibility. You begin to grow and the sky is the limit. If you liked the post, please share it on your fave social site. I really appreciate it! :) http://www.awakeblogger.com/2008/06/responsibility-in-life/

291


Confucius says: The Top 10 Quotes by Confucius... •

Posted by David Dogan Beyo on September 26, 2008 at 3:00am

Confucius is one of the most quoted personalities ever. He is so popular that there is a special "Confucius says ‌" joke-selection, I mean who can say to have this kind of achievement ;) Confucius, whose name literally means "Master Kong", lived 551-479 BCE. He was a Chinese thinker and philosopher, whose teachings have deeply influenced not only Asian thought and life. He presented himself as a "transmitter who invented nothing" and he really pointed out the importance of learning, which is one reason he is seen by Chinese people as "The Greatest Master". One of the best known sources of Confucius are The Analects, a collection of his teachings, which was compiled many years after his death. A fountain of extremely mindful quotes springs from these ancient descriptions.

292


Many of them are universal and timeless in their beautiful and simple truth and they are as valid today as on the day they left Confucius’ mouth. Here we take a look at 10 of the most inspiring quotes by Confucius. Confucius says … 1. "Never impose on others what you would not choose for yourself." It’s the "Golden Rule" and the essence of real compassion . Not compassion as in looking down on someone and have pity for another, this is no real compassion. Compassion means seeing another person 100% equal to yourself (in value, not in differentials on the surface which ultimately do not matter). In fact it is seeing yourself in every other person. And therefore you cannot harm anyone without also harming yourself. It doesn’t mean to lose individuality or self-worth, on the contrary – but the other person earns the same gift. 2. "Real knowledge is to know the extent of one’s ignorance." That’s my personal favorite quote since it expresses something very profound which also is very useful to know: Ignorance is a willful neglect or refusal to acquire knowledge. It is not widen one’s own perspective in order to see a broader truth. As an example it would be to have racist thoughts and not realizing that all men are equal. The ultimate truth therefore is where there is absolutely no ignorance, meaning where the perspective or consciousness has become one with all that there is. In Buddhism ignorance (Avidyā) is seen as the primary cause of suffering. Liberation is Enlightenment. Another quote by Confucius here is "Ignorance is the night of the mind, but a night without moon and star." 3. "I hear and I forget. I see and I remember. I do and I understand." Those quotes are just perfect. What he is expressing here is that we have to experience something ourselves in order to really understand it. If we are hearing something it might be interesting. If we are seeing something it might be beautiful. But only if we feel in happening to ourselves we can really know how it is. Picture something nice as winning an Olympic gold medal or picture something terrifying as the loss of a loved one. Can you know this by hearing it or by seeing it? Or do you have to do it and experience it yourself to really know it? Along with this realization comes the awareness that you cannot understand someone or his actions from hearing or seeing it from the outside. You have to feel empathic compassion for him to really know what it is like. To know and not to do is really not to know. Only by applying our knowledge we can validate it’s harmony with reality, it’s truth. 4. "Everything has beauty, but not everyone sees it." Amazing. It calls for dropping the inner mask through which we constantly see and evaluate

293


the world, distorted by our wants and belief-systems. Here we have to look at things as they are. Just like a newborn child would look at things. Then we are able to really see again, without instant labeling of what we see and therefore only really seeing our label. If we become able to do this – just for a second without judgment, we can see that everything in nature is as it should be. And in this natural perfection lies beauty. 5. "The Superior Man is aware of Righteousness, the inferior man is aware of advantage." Another quote is "The object of the superior man is truth." It is the value of integrity: Do we act to our best knowledge of truth or do we bend ourselves and violate our integrity in order to gain an advantage? Do we play fair game or use perfidious tactics? To be truthful to ourselves is also important to the development of (good) character. And it is the only straight way to liberation. 6. "Wheresoever you go, go with all your heart." Whatever you do and whatever you commit to, do it fully, give your all – one hundred percent. It is the essence of Carpe Diem – Seizing the day and it’s surely the best way to be satisfied with what we do and get the best results. 7. "Our greatest glory is not in never falling, but in getting up every time we do." There is no failure, there are only valuable learning experiences. Or as Thomas Edison about inventing the light bulb said: "I have not failed, I’ve just found 10,000 ways that won’t work." The important thing is not giving up, but learning and then improving by using this feedback to get better and ultimately succeed. A quote expressing the same principle is "A man who has committed a mistake and doesn’t correct it, is committing another mistake." 8. "He who learns but does not think, is lost. He who thinks but does not learn is in great danger." Confucius explains the connection of learning and reflection. Reflection of that what we learned by thinking or of the results we get by applying the knowledge. "Study without reflection is a waste of time; reflection without study is dangerous" is a similar quote by Confucius. Learning is only useful if we connect the learning within our own minds, with what we already know and what is useful for us. This reflection of any knowledge also saves us from blindly following any knowledge without checking its truthfulness and validity to us. I think everybody experienced learning when we really want this knowledge and interweave it with what we already know. If there is a need or problem we want to solve, the consume knowledge much more effective than it happens for students in many universities. 9. "He that would perfect his work must first sharpen his tools." Confucius tomb The tomb of Confucius in Qufu, China. Photo courtesy of Rolf Müller. This quote calls for planning and preparation. This includes getting and improving the

294


personal skills we need to be successful. If we want to hold speeches we have to become good with communication skills. If we want to win a race we have to train for it. If we want to do a big project we need knowledge in project management. Steven Covey calls it Sharpening the saw, read about it here . 10. "If you look into your own heart, and you find nothing wrong there, what is there to worry about? What is there to fear?" It shows that our primary work lies within ourselves: to work on ourselves and improve will automatically take care of the outside world if we use our abilities then. "When we see men of a contrary character, we should turn inwards and examine ourselves." The solution to problems is not "out there". It is the Inside-Out approach: success and happiness can only be found by working on ourselves. It also entails the spiritual message to look inside and to discover ourselves fully. If you liked the post, please share it on your fave social site. I really appreciate it! :) http://www.awakeblogger.com/2008/09/confucius-says-the-top-10-quote... http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12308

ZAMAN GEREKSİNİMİ •

Posted by Sunyata on September 27, 2008 at 2:12am Patricia Diane Cota-Robles http://eraofpeace.org

Tüm dünyadaki Işıkişçileri küresel ekonomide gerçekleşen gerekli temizliğe yardımcı olmayı kalpten üstlendiler. Bu, Tanrı’nın Sonsuz Bolluğunun ve Ebedi Huzurunun arketiplerinin, uyanan İnsanlığın yaşamlarında somut tezahürü için gerçekleşmesi gereken temizliğin doğal bir parçasıdır. Yeni Dünya’nın mükemmelliğinin modellerinin fiziksel olarak tezahür etmesi için, küresel ekonomik sistemimizde çok uzun süredir günün düzeni olmuş olan bunaltıcı yozlaşma, açgözlülük, hırs, dolandırıcılık, bencillik, cehalet ve gücün suistimal edilmesi açığa çıkarılmalı ve elimine edilmelidir. Bu zamanlarda tam olarak tanık olduğumuz şey budur. İnsanlık kitleleri pahasına, bu negatif davranış modellerini yeniden kurma teşebbüsleri başarısız olacaktır. Bu yıkıcı modeller Yeni Dünya’nın 5 nci Boyut frekanslarında sürdürülemez. Tanrı’nın Sonsuz Bolluğunun ve Ebedi Huzurunun arketipleri Dünya’nın fiziksel, eterik, zihinsel ve duygusal katmanlarına süzülürken, mükemmelliğin bu modelleri ile çatışan her 295


şey iyileşmesi için yüzeye itilir ve Işığa geri dönüştürülür. Bu zamanda her şey çok zor görünüyor. Bunun nedeni, haberleri izlerken ve gazeteleri okurken açığa çıkan açgözlülüğün, dolandırıcılığın, yozlaşmanın ve zenginliğin haksız dağılımının dehşete düşüren modellerini kolayca görmemizdir. Kolayca görmediğimiz şey, ayrılığın, korkunun ve gücün suistimalinin bu eskimiş modellerini yüzeye iten inanılmaz Işıktır. Baba – Anne Tanrımızın İlahi Niyeti, bu küresel ekonomik sistemin zorunlu temizliğinin uyanmakta olan İnsanlığı maddi olarak sıkıntıya sokması değildir. Tam tersine. İlahi Niyet, tüm dünyada çok fazla acıya ve ıstıraba neden bu eski davranış kalıplarının hızla açığa çıkması ve elimine edilmesidir. O zaman, Tanrı’nın Sonsuz Bolluğunun ve Ebedi Huzurunun modelleri, Yeni Dünya’da günün düzeni olarak kolayca kurulabilir. Işıkişçilerinin bu iyileşme işlemini hızlandırmak için yapabilecekleri en önemli şey, dikkatimizi Bolluğun ve Huzurun yeni modellerine odaklamaktır. Aydınlanmış Gerçeğin Alemlerindeki Işık Varlıkları, bunu yapmamıza yardımcı olmak için bize harikulade dualar, vizüalizasyonlar ve talimatlar verdiler. Yükseklerden gelen bu armağanlar, düşünce, söz, hisler ve eylemlerin odağını Gerçeğe odaklamamıza yardımcı olmaları için tasarlanmıştır, parçalanan küresel ekonomimizin korkuya – dayalı kalıplarına değil. Lütfen, küresel ekonomimiz ve Yeni Dünya için mükemmellik modellerini güçlendirirken, tüm dünyadaki Işıkişçileri ile bilinçte bize katılın. Kalbinizin en derinlerine gidin ve Tanrı’nın Sonsuz Bolluğunun ve Ebedi Huzurunun tam İlahi Potansiyelini çağırırken, tek – noktaya toplanmış bilince katılın. Bu dualar, bireysel yaşamlarımızda somut olarak deneyimlememiz için birinci şahısta ifade edilir ve aynı zamanda, Dünya üzerindeki her erkek, kadın ve çocuğun adına vekiller olarak hizmet ederken, bu Işığı tüm İnsanlık için çağıracağız.

BOLLUĞUN ALTIN ALEVİ Kalbimde ve TÜM İnsanlığın kalplerinde alevlenen Tanrı’nın Gücü vasıtası ile, Tanrı’nın Ebedi Huzur ve Sonsuz Bolluğunun Altın Alevi armağanını sevinçle alıyor ve kabul ediyorum. Bu İlahi ışığın kanatlarında, Tanrı’nın Nedensel Bedenine Yükseliyorum. Bu İlahi Bilinç aleminden, TANRI’NIN HER ŞEYİN KAYNAĞI OLDUĞU içsel bilgisine sahibim! Şimdi, hem bilinen hem de bilinmeyen herhangi bir zaman çerçevesi veya boyutta, düşüncelerim, sözlerim, eylemlerim ve hislerim vasıtasıyla yoksunluğa ve sınırlılıklara vermiş olduğum tüm gücü, Tanrı’nın adına, BEN’İM adına serbest bırakıyorum. Şimdi, yoksulluk bilincine dayanan sahip olmuş olduğum tüm inançları, Tanrı’nın adına, BEN’İM adına terk ediyorum. Bu andan itibaren yaşamımı, beni, ailemi, arkadaşlarımı, çalışma arkadaşlarımı ve TÜM İnsanlığı kutsamak için şimdi akan Ebedi Huzur ve Sonsuz Bolluğun Altın Alevinin yeni frekanslarının aktığı Açık Kapı’ya vakfediyorum ve adıyorum.

296


Nefes alırken, düşünürken, konuşurken, hissederken ve eyleme geçerken, içimdeki Tanrı’nın Varlığı, Ebedi Huzur ve Sonsuz bolluğun Altın Alevini Dünya üzerinde tekamül eden tüm Yaşama sürekli olarak yayıyor. Ve öyledir. İlahi bilincin tüm seviyeleri ile şimdi buyuruyorum: BEN’İM! BEN’İM! BEN’İM! Işığa hizmetimde bana yardımcı olması için gereksinim duyduğum Tanrı’nın para ve her iyi şeyin sonsuz stoğunun ebedi olarak sürdürülen tezahürü, ŞİMDİ Kutsal İnayet ile gerçekleştirilsin ve sürdürülsün. BEN’İM! BEN’İM! BEN’İM! Işığa hizmetimde bana yardımcı olması için gereksinim duyduğum Tanrı’nın para ve her iyi şeyin sonsuz stoğunun ebedi olarak sürdürülen tezahürü, ŞİMDİ Kutsal İnayet ile gerçekleştirilsin ve sürdürülsün. BEN’İM! BEN’İM! BEN’İM! Işığa hizmetimde bana yardımcı olması için gereksinim duyduğum Tanrı’nın para ve her iyi şeyin sonsuz stoğunun ebedi olarak sürdürülen tezahürü, ŞİMDİ Kutsal İnayet ile gerçekleştirilsin ve sürdürülsün. Görkemli Yaşam armağanım için derin sevgi ve takdir ile, Yeni Dünya tezahür edinceye ve burada tekamül eden tüm Yaşam bütünüyle Yükselene ve ÖZGÜR olana kadar Kalbimi ve Ruhumu Tanrı’nın Nedensel Bedeninden gelen mükemmellik kalıpları için Açık Kapı’ya vakfediyorum. Oldu! Ve öyledir! Sevgili BEN’İM, Sevgili BEN’İM, Sevgili BEN’İM. Patricia Diane Cota-Robles New Age Study of Humanity's Purpose (ÇEVİRİ: Saffet) THE NEED OF THE HOUR by Patricia Diane Cota-Robles http://eraofpeace.org Lightworkers around the world have made the heart commitment to assist with the necessary purging that is taking place in the global economy. This is a natural part of the cleansing that must occur in order for the archetypes of God’s Infinite Abundance and Eternal Peace to tangibly manifest in the lives of awakening Humanity. In order for the patterns of perfection for the New Earth to physically manifest, the overwhelming corruption, greed, fraud, selfishness, ignorance and abuse of power, which has been the order of the day for far too long in our global economic system, must be exposed and

297


eliminated. This is exactly what we are witnessing at this time. Any attempt to reestablish these negative behavior patterns at the expense of the masses of Humanity will fail. These destructive patterns cannot be sustained in the 5th-Dimensional frequencies of the New Earth. As the archetypes for God’s Infinite Abundance and Eternal Peace filter into the physical, etheric, mental and emotional strata of Earth, everything that conflicts with these patterns of perfection is being pushed to the surface to be healed and transmuted back into Light. Things seem very difficult at this time. That is due to the fact that as we watch the news and read our newspapers we easily see the horrific patterns of greed, fraud, corruption and the inequitable distribution of wealth that are being exposed. What we do not see as easily, is the incredible Light that is pushing these obsolete patterns of separation, fear and the abuse of power to the surface. It is not the Divine Intent of our Father-Mother God for this imperative cleansing of the global economic system to take awakening Humanity down the tubes financially. Quite the contrary. The Divine Intent is for these old behavior patterns, which have caused so much pain and suffering throughout the world, to be quickly exposed and eliminated. Then the patterns of God’s Infinite Abundance and Eternal Peace will be easily established as the order of the day on the New Earth. The most important thing Lightworkers can do to accelerate this process of healing is to focus our attention on the new patterns of Abundance and Peace. The Beings of Light in the Realms of Illumined Truth have given us wonderful invocations, visualizations and decrees to assist us in doing just that. These gifts from On High are designed to help us keep the focus of our thoughts, words, feelings and actions on the Truth of what is occurring instead of on the fearbased patterns of our broken global economy. Please join in consciousness with Lightworkers all over the world as you empower the patterns of perfection for our global economy and for the New Earth. Go within to the deepest recesses of your heart, and join in one-pointed consciousness as you invoke the full Divine Potential of God’s Infinite Abundance and Eternal Peace. These invocations are stated in the first person so that we will experience them tangibly in our individual lives, and simultaneously, we will invoke this Light for all Humanity as we serve as surrogates on behalf of every man, woman and child on Earth. THE GOLDEN FLAME OF ABUNDANCE Through the Power of God blazing in my heart and the hearts of ALL Humanity, I joyously receive and accept the gift of God’s Golden Flame of Eternal Peace and Infinite Abundance. On the wings of this Divine Light, I Ascend into the Causal Body of God. From this realm of Divine Consciousness, I have the clear inner knowing that GOD IS MY SUPPLY! I relinquish now, in the name of God, I AM, all of the power I have ever given to lack and limitation through my thoughts, words, actions and feelings in any time frame or dimension, both known or unknown.

298


I relinquish now, in the name of God, I AM, all of the beliefs I have ever had that were based in poverty consciousness. From this moment forward, I consecrate and dedicate my very life to be the Open Door through which the new, frequencies of the Golden Flame of Eternal Peace and Infinite Abundance will now flow to bless me, my family, friends, coworkers and ALL Humanity. As I breathe, think, speak, feel and act, the Presence of God within me is perpetually expanding the Golden Light of Eternal Peace and Infinite Abundance to all Life evolving on Earth. And so it is. Through all levels of Divine Consciousness I now decree: I AM! I AM! I AM! The eternally sustained manifestation of God’s infinite supply of money and every good thing I require to assist me in my service to the Light, NOW made manifest and sustained by Holy Grace. I AM! I AM! I AM! The eternally sustained manifestation of God’s infinite supply of money and every good thing I require to assist me in my service to the Light, NOW made manifest and sustained by Holy Grace. I AM! I AM! I AM! The eternally sustained manifestation of God’s infinite supply of money and every good thing I require to assist me in my service to the Light, NOW made manifest and sustained by Holy Grace. In deep love and appreciation for my glorious gift of Life, I consecrate my Heart and Soul to be the Open Door for the patterns of perfection from the Causal Body of God until the New Earth is manifest, and all Life evolving here is wholly Ascended and FREE. It is done! And so it is! Beloved I AM, Beloved I AM, Beloved I AM. Patricia Diane Cota-Robles New Age Study of Humanity's Purpose a 501 (c) 3 nonprofit educational organization Website: http://eraofpeace.org FAX: 520-751-2981; Phone: 520-885-7909 New Age Study of Humanity's Purpose PO Box 41883, Tucson, Arizona 85717 This article is copyrighted, but you have my permission to share it through any medium as long as the proper credit line is included.

299


Š2008 Patricia Diane Cota-Robles http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12373

300


Awakening to the Golden Age •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 27, 2008 at 8:27pm

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12446

ritüeller •

Posted by filis on September 27, 2008 at 8:42pm

Comment by filis 28 minutes ago Delete Comment Hazırlamakta olduğum kitlesel tiyatro oyunu için, tüm pagan din ve kültürlerin ritüel bilgilerine gereksinimim var. Amacım, seyirci ile birlikte özellikle festivallerde ve açık havada oynanacak bu oyun ile, insanların içindeki tanrı/büyücü/yaratıcı gücü yeniden ateşlemek ve ışık ile karanlığın dengesini,birleşimini ve sonuçta ışı http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12452

301


Adamus through Zingdad preparation without fears part •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 27, 2008 at 10:16pm

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12492

302


Reniyah - What's in a name? •

Posted by David Dogan Beyo on September 27, 2008 at 4:00am Whats_in_a_Name.pdf

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12381

Purchase my Book Tears of Love - I Am Not A Criminal •

Posted by Raphael Louis on September 28, 2008 at 12:45pm Founder - President/CEO of FAAVM Canada

Author - Publisher of: (Tears Of Love - "I Am Not A Criminal") To order my Book; please visit: www.trafford.com/06-0977 Discover the magical world of "Tears of Love - I am not a Criminal" and explore memorable self-realization journeys of a lifetime, prestigiously written to fulfill all dimensions of human emancipation. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12726

Empowering your spiritual journey... •

Posted by David Dogan Beyo on September 27, 2008 at 4:00am

empowering your spiritual journey.pdf Thank you Richard for your wonderful sharings , with love and peace... : ) http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12384 303


304


Renkler ile Terapi - Color Therapy... (updated) •

Posted by David Dogan Beyo on September 27, 2008 at 11:00pm

RENKLER İLE TERAPİ

RENKLER

Yoldaki işaretleri okumaktan, meyvenin yemek için olgunlaşıp olgunlaşmadığına bakmaya kadar renklerin yaşamlarımızda baskın olduğu bir dünyadayız. Renkler ruh halimizi etkiler – mavi sakinleştiricidir – kırmızı bizi gerginleştirebilir. Yaşamlarımızda her gün farkında 305


olmadan renkleri kullanıyoruz ve deneyimliyoruz.

Dalga boyu ve frekanslar

Renk basitçe farklı dalga boyları ve frekanslarındaki ışıktır ve ışık fotonlardan yapılan bir enerji formudur. Hepimiz rengin sadece küçük bir parçası olduğu enerjinin elektromanyetik dalgaları ile kuşatılıyoruz.

Görünür spektrum gökkuşağından oluşur. Retinalarımızda koni şeklinde üç tip renk alıcısı vardır. Bu renklerin sadece üçünü fark edebiliriz – kırmızı – mavi ve yeşil. Bu renkler temel renkler olarak adlandırılır. Gördüğümüz tüm diğer renkler, bu üç rengin karışımından yaratılır.

Gördüğümüz ışığın dalgaboyu ve frekansı, gördüğümüz rengi etkiler. Spektrumun yedi rengi farklı dalga boylarına ve frekanslara sahiptir. Kırmızı, spektrumun en altındadır ve yüksek dalga boyuna, ama düşük frekansa sahiptir, Mor spektrumun en üstündedir ve düşük dalga boyuna, yüksek frekansa sahiptir.

Işıktaki renkler

Prizma

Güneş ışığının yoluna bir prizma yerleştirildiğinde, bu 7 renk görünür olur. Işık prizmadan geçerken, kırılma ile spektrumun görünür yedi rengine ayrılır. Kırılmaya, ışık ortam değiştirdiği zaman, ışığın dalga boyunun hızındaki değişim neden olur.

Işık enerjisi

Belli bir ışık dalgasındaki enerji miktarı onun frekansı ile orantılıdır, böylece yüksek frekanslı bir ışık dalgası, düşük frekanslı bir ışık dalgasından daha yüksek enerjiye sahiptir.

306


Dalga Boyu

Her renk saniyedeki döngü veya dalga olarak ölçülür. Işığı, okyanustaki dalgalar gibi imgeleyebilirsek, bu dalgalar dalga boyu ve frekans özelliklerine sahiptir. Bir dalga boyu bitişik dalgalar arasındaki mesafedir. Bir örnek olarak; okyanus aralarında 10 metre olan dalgalar ile dolu ise, 10 dalga boyuna sahip olduğu söylenebilir, 30 metre aralıklı dalgaları olan okyanusta ise dalga boyu 30 diyebiliriz.

Aynı şey ışığa uygulanır. KIRMIZI renk yaklaşık 700 nanometre uzunlukta dalga boyuna sahiptir – bir metrenin on milyonda birinin 7 katı! Mor, daha düşük dalga boyuna sahiptir, her mor renk dalgası daha uzun mesafeyi geçer.

Enerji Dalgaları Evrende, pozitif ve negatif yükler (enerji dalgaları) sürekli titreşir ve inanılmaz yüksek hızda yolculuk yapan elektromanyetik dalgalar üretir. (Saniyede 186,000 mil). Bu dalgaların her biri farklı bir dalga boyuna ve titreşim hızına sahiptir. Birlikte elektromanyetik spektrumu oluştururlar.

Işık dalgalar halinde yolculuk yapar. Bir dalga boyu bitişik dalgalar arasındaki mesafedir.

307


Dalga Boyu Frekans

Dalganın frekansı, her saniyede belli bir noktadan geçen tam dalgaların veya dalga boylarının sayısı ile tayin edilir.

KIRMIZI renk saniyede yaklaşık 430 trilyon titreşime sahiptir, Mor renk daha yüksek frekansa sahiptir, böylece her mor dalga belli bir noktada, KIRMIZI renkten daha hızlı geçecektir.

Tüm ışık aynı hızda yolculuk yapar, ancak her renk farklı dalga boyuna ve frekansa sahiptir.

Dalgaların Frekansı

Yukarıdaki dalga boyu örneğine geri dönersek, sahile her 5 saniyede bir çarpan 10 metre aralıklı dalgalara sahip olan okyanus 5 frekansa sahip olarak sınıflandırılabilirken, her 10 saniyede sahile çarpan 10 metre aralıklı dalgalara sahip olan okyanus 10 frekansa sahip olarak sınıflandırılır.

Işığın farklı renklerinin, bir prizmadan geçerken ayrılmasına ve görünür olmasına neden olan bu farklı dalga boyları ve frekanslardır. Bu, radyo dalgalarının farklı frekanslara ve dalga boylarına sahip olması gibidir, bazı istasyonlar sadece özel bir frekansta veya dalga boyunda dinlenebilir. Örneğin mavi renk sadece özel bir frekans ve dalga boyu aralığında görünebilir.

308


Rengin frekansı ne kadar yüksek olursa, enerji dalgaları daha yakın olur. Yüksek frekanslı renkler – mor – indigo – mavi Düşük frekanslı renkler sarı – turuncu- kırmızı Renk Terapisi

Renk Terapisi Kromoterapi hastalıkları renk ile tedavi etme yöntemidir. Sağlığı korumak için doğru diyet, yeterli dinlenme ve gevşeme, egzersiz gibi diğer doğal yöntemler ile birlikte destekleyici terapi olarak kullanılır. Kromoterapi uygulayıcılarına göre, herhangi bir hastalığın nedeni, sistemdeki özel bir rengin eksikliğine dek izlenebilir. Renk terapisi bedene renk uygulayarak dengesizliği düzeltme tekniğidir. Kadim zamanlarda bile popüler bir tedavi yöntemi idi. 2500 yıl kadar önce, Pisagor renk ışığını tedavi edici olarak kullandı ve kadim Mısır, Çin ve Hindistan’da şifa için ‘renk salonları’ kullanıldı. Modern renk terapisinin öncüsü Danimarkalı Niels Finsen’dir. 1877’de, solar ultra – viyole enerjinin bactericidal eyleminin keşfini takiben, Finsen görünür ışığın yaraların iyileşmesine yardımının olasılığını araştırdı. Daha sonra çiçek hastalığının izlerinin oluşumunu önlemek için kırmızı ışık kullandı ve 1896’da verem hastalığının ışık ile tedavisi için Işık Enstitüsünü (şimdi Kopenhag Finsen Enstitüsüdür) kurdu.

1932’de, iki Kaliforniyalı psikolog, Gerrard ve Hessay, mavi ışığın insanlar üzerinde sakinleştirici etkisi olduğunu ve kırmızının canlandırıcı gücü olduğunu bilimsel olarak tespit ettiler. Mavi ve kırmızı renkler, sarının orta noktasını temsil ettiği, iki uç olarak düşünülür. Ayrıca, gökkuşağında üç adet ana renk vardır. Dünya’daki her madde renk içerir. Dünya’ya göksel kütleler tarafından yöneltilen ışınlar da beyaz ışık formunda renk içerirler. Güneş’in

309


ışınları yedi farklı renk içerir – mor, indigo, mavi, sarı, turuncu ve kırmızı. Bunlar sağlığın devam ettirilmesi ve hastalıkların iyileştirilmesi için oldukça yararlı olan doğal renklerdir. Kromoterapinin iyi bilinen bir otoritesi olan Dr. Babbit’e göre, “güneş ışığı doğanın laboratuarındaki başlıca tedavi edici ajandır ve ışığın giremediği yere, hastalık girer. Klorosis, kansızlık, kan kanseri, zayıflık, kas zayıflığı, kalbin ve karaciğerin dejenerasyonu, dropsical effusion, kemiklerin yumuşaması, sinir uyarılabilirliği, fiziksel biçimsizlik, büyümenin durması ve tükenme, kişinin kendisini güneş ışığının yararlı etkilerinden yoksun bırakmasının sonucudur. Güneş ışığı, kronik hastalıkların iyileşmesinde önemli bir rol oynar. Güneş ışığının tedbirli kullanımı hemen her hastalıkta tedavi işleminin parçası olabilir. Güneşin ışınları sindirim ve beslenmeyi geliştirir, kan ve lenf dolaşımını hızlandırır ve deriden safsızlıkların eliminasyonunu artırır. Babbitt, bedenin belli bölgelerine ışık enerjisinin spesifik renklerini yansıtarak hastalığı iyileştirmek için kullandığı Kromodisk olarak bilinen renkli – ışık projeksiyonunu tesis etti. Ayrıca şifa için renkli “solar iksirlerin” veya güneşle – yüklü suyun kullanılmasını önerdi. Babbitt suyu, ya renkli bir şişeye veya özel renkte bir bez ile sarılmış berrak renkte bir şişeye koyarak güneş ışığıyla yıkanmış iksirler yarattı. Sonra şişeler “enerjilenmeleri” için direkt güneş ışığına kondu. Babbitt’e göre, su şişenin renginin iyileştirici renk titreşimi ile aşılandı veya yüklendi. ABD’de New England Devlet Hastanesindeki bir araştırmada, normal kan basıncına sahip 25 üye yarım saat boyunca mavi ışık banyosunda tutulmuş. Bu, kan basıncında düşüş ile sonuçlanmış. Kırmızı ışık uygulandığında kan basıncı yükselmiş.

1920’de, Hindistanlı Dinshah Ghadiali Spektro – Krom olarak adlandırdığı bir renk şifası sistemi geliştirdi. Ghadiali’nin sistemi üç ana renk – terapisi prensibine dayanıyordu: 1) İnsan bedeni ışığa tepki verir, 2 ) Işığın farklı renkleri bedendeki spesifik fizyolojik fonksiyonlar ile ilgilidir 3) Bedeni ışığın spesifik renklerine maruz bırakmak bu bedensel fonksiyonlara yardımcı olur. İlave olarak, Ghadiali, spesifik organları iyileştirmek için farklı – renkteki ışığın yönlendirilmesi gereken bedenin spesifik bölgeleri olduğunu belirledi. 1926’da, Tıp ve cerrahide otuz yedi yıllık deneyimi olan Dr. Kate Baldwin, renk terapisinde Ghadiali’den eğitim aldı. Ghadiali’nin renk şifası yöntemleri ile çalıştıktan sonra, hastalıkları iyileştirmek için renkli ışığın yararlarına ikna oldu. Baldwin, burkulmaların, ezilmelerin ve travmaların renk terapilerine günümüzün diğer terapilerinden daha iyi yanıt verdiğini keşfetti. Hastanın ağır bir enfeksiyondan ıstırap çektiği sepsis gibi durumların bedenin uygun bölgesine yönlendirilen ışığın spesifik renklerine iyi yanıt verdiği görüldü. İlave olarak, Baldwin kalp problemlerinin, astımın, saman nezlesinin, zatürrenin, corneal ülserlerin, glokomun (kara su) ve hatta kataraktların Ghadiali’nin Spektro –Krom renk terapi yöntemi ile düzeldiğini bildirdi.

Renk terapisi

Renk Terapisi, ışık spektrumunun yedi rengini kullanarak, kişinin bedeninin enerji merkezlerini/çakralarını dengelemeyi ve güçlendirmeyi amaçlar, bu da kişinin kendi şifa sürecini canlandırmaya yardımcı olabilir.

310


Renk Terapisi bedenin Çakralarını dengelemek için renkleri kullanır

Spektrum renklerinin her biri basitçe farklı dalga boylarındaki ışıktır, bu nedenle her bir renk kendi özel enerjisine sahiptir.

Bu spektrum renklerinin her biri ile ilişkili olan enerji, bedenin yedi ana çakrasının her birinin enerjisi ile rezonansa girer.

Çakraları bir seri çark/tekerlek olarak imgeleyebilirsiniz, bunlar bir saatin veya makinenin çalışmasına benzer; her bir çark/tekerlek, saatin/makinenin düzgün çalışması için benzer hızda ve düzgün şekilde hareket etmelidir. Böylece, tüm bu enerjilerin dengesi ile (veya çarkların/tekerleklerin düzgün çalışması) iyi sağlığa ulaşılır.

Renk terapisi, uygun rengi uygulayarak bu ‘tekerlekleri’ yeniden – dengelemeye ve bu nedenle çakralarımızı yeniden - dengelemeye yardımcı olur. Aşağıda spektrum renklerinin her biri ve ilişkili olduğu çakranın listesi verilmiştir. Menekşe en kısa dalga boyuna sahip olan, kırmızı en uzun dalga boyuna sahip olan renktir.

Menekşe taç çakra ile, kırmızı kök çakra ile ilişkilidir. Renk gözler, deri ve kafatası tarafından absorbe edilir ve rengin enerjisi bizi tüm seviyelerde etkileyebilir, yani, fiziksel, ruhsal ve duygusal. Bedendeki her hücrenin ışık enerjisine gereksinimi vardır – renk enerjisinin tüm beden üzerinde yaygın etkileri vardır.

Renk Terapisi – Daha derin seviyede

Renk terapisinin, ölçülebilmesi daha kolay olan fiziksel seviyede yardımcı olduğu gösterilebilir, ancak renkler ile ilgili, psikolojik ve ruhsal seviyelerde daha derin konular vardır.

Şüphesiz, sağlığımız sadece fiziksel bir konu değildir. Ne mutlu ki, hem Ortodoks hem de bütünleyici, birçok uygulayıcılar şimdi hastaları holistik bir tarzda tedavi ediyor. Yani, bizler beden, zihin ve ruh’uz ve bu alanların hiç biri tamamen tek başına fonksiyon yapmaz; her biri diğerini etkiler. Renk terapisinin yardımcı olabilmesinin nedeni budur, renk varlığımızın her seviyesine hitap eder.

311


Bebek iken, rengi ilk kez, besleyici ve rahatlatıcı pembe içinde kuşatıldığımız anne karnında deneyimleriz. Sonra çocuk iken, ilk öğrenme sürecimizin parçası olarak renkler ile ilişkiye gireriz. Bu ilk ilişkiler bilinçliliğimize katkıda bulunur. Büyüdükçe belli renklere birçok farklı hisler, anılar ve anlamlar yükleriz, sonra bu bilinçaltımızda bir özellik olur. Bizim için mutlu, üzücü veya korkutucu çağrışımlara sahip olan renklere önyargı oluşturabiliriz.

Tüm yaşam deneyimleri üzerimizde bir damga bırakır. Bazı deneyimler pozitif, bazıları da negatif olur. Zamanla kendilerini fiziksel olarak hastalık olarak tezahür ettirebilen bu negatif deneyimlerdir. Bir örnek olarak: belki yıllar boyunca, bir nedenle gereksinimlerimizi ve duygularımızı ifade etmekte yetersiz kaldığımız bir durumda olmuşuzdur. Bu, boğaz çakramızda bir problem olarak tezahür edebilir. Boğaz çakrası ruhsal veçhede kendini ifade ile ilişkilidir. Böylece, eğer kendimizi ifade etmemiz bloke edildiyse, bu bölgedeki enerji serbestçe akmaz.

Uygun renk/renkler ile çalışmak negatif duyguları giderebilir, blokları çözebilir ve bedeni yeniden dengeleyebilir.

Herkes İçin Renk Terapisi

Renk Terapisi tamamen bütünsel bir terapidir ve gerçekte, renk sadece bir terapist ile bir veya iki saat için deneyimlediğimiz bir şey, değil günlük yaşamımızın bir parçası olmalıdır. Renkler etrafımızda her yerde. Bu olağanüstü gezegenin gökkuşağının tüm güzel renklerini içermesi nedensiz değildir. Dünyadaki hiçbir şey tesadüfen burada değildir, doğadaki her şeyin burada olmasının bir amacı vardır. Renkler de buna dahildir. Yapmamız gereken tek şey rengin enerjisinin ve yaşamlarımızı nasıl değiştirebileceğinin farkındalığını yükseltmektir. Uzman bir terapist bunu yapmanıza yardımcı olur. Sağlık ve iyi olma kapasitesi hepimizin içinde vardır.

Renk Terapisi

Renk Terapisinde renk birçok şekilde kullanılabilir, ancak nitelikli bir Renk Terapisti danışma yolu ile hangi renklerin kullanılacağını bilir. Bedene renk uygulamak için renk terapisini kullanmanın çeşitli yolları vardır. Renk Terapisi fiziksel, zihinsel, duygusal veya ruhsal olsun herhangi bir problem için faydalı olabilir. Ve gerçekte, renk olası sorunlardan kaçınmak için enerjilerimizi dengelemek için kullanılabilir. Renk iyileşme sürecimiz için katalizör olabilir.

312


Renk terapisi herhangi diğer terapi veya Ortodoks tıp tedavisi ile birlikte kullanılabilir. Bedene Renk Uygulamak

Renk tedavileri, diğer terapilerde olduğu gibi, bedene değişik yollarla uygulanabilir. Kullanılan çeşitli yöntemlerin bazı örnekleri renk ile meditasyon yapmak, güneş ışığına maruz bırakılan su, renk soluma, renkli ipek yerleştirmek ve bedene renkli ışık yönlendirmek. Bedene renk yönlendirmenin en genel şekli, renkli filtreler kullanılan bir ışık kutusudur. KIRMIZI

Görünür spektrumdaki en uzun dalga boyu kırmızı renktir, en düşük titreşimli renktir. Kırmızı Renkli Enerji Kök çakra tarafından yönetilir. Güç merkezi dünya ile yakından topraklanmıştır, cana yakın ve pozitif bir tutum sergiler. Kök Çakra topraklanmalıdır. Yorgunluk, korku ve endişeye çoğu zaman dünya realitesi ile temas kaybı neden olur. Kök Çakra – ayakları, bacakları, kuyruk sokumunu, idrar yolu organlarını ve adrenal bezlerini enerjilendirir. Psiko – ruhsal seviyede, bu çakra kendinin farkındalığı ile ilgilidir. Yani, insan varlığı olarak kendimizin farkındalığı ve dünyadaki yerimiz. Hayatta kalma bölgemizdir ve savaş veya kaç temel insan içgüdüsü ile ilişkilidir.

313


Kök çakra ile ilişkili bazı sorunlar: kabızlık, ishal, hemoroit, kolit, Crohn’s hastalığı, soğuk parmaklar ve ayak parmakları, sık idrara çıkma, yüksek tansiyon, böbrek taşları, iktidarsızlık, kalça, bacak ve ayak problemleri.

Kırmızı bize cesaret, kendine – güven, güvenlik, pozitif sevgi ve irade gücünün güçlü yaşam niteliklerine güç verir. Kırmızı istikrar ve güvenlik ile ilgilidir.

Duyusal sinir sistemini canlandırır. Karaciğerin fonksiyonunu iyileştirmek için yardımcı olan karaciğerin uyarıcısı olarak düşünülür. Kırmızı kan hücrelerinin üretimini artırır ve kan dolaşımını geliştirir. Kırmızı renk, toksinlerin deri vasıtası ile bedenden atılmasını canlandırabilir. Modern ışık araştırmacıları, ayrıca kırmızı ışığın sinir sistemini hızlandırma eğilimi olduğunu öne sürer, çünkü kaç veya savaş yanıtı veren sempatik sinir sistemini uyarır. Kırmızı renk, özellikle demir eksikliğinin neden olduğu kansızlığa iyi gelir. Kök çakraya veya ayaklardaki kök – çakra refleks noktalarına yönlendirilen kırmızı ışık bu çakradaki blokajları temizlemeye ve çakrayı yeniden dengelemeye yardımcı olur. Kırmızı canlandırıcı bir renk olduğu için, astım, yüksek tansiyon, kalp hastalığı veya sara olanlarda kullanılmaması tavsiye edilir. Ezoterik olarak, kırmızı yaşamın, gücün ve canlılığın sembolü olarak düşünülür. Cesarete ve kendine – güvene gereksiniminiz olduğunda, yorgun ve keyifsiz olduğunuzda, üşüttüğünüzde, zayıf kan dolaşımınız olduğunda, yenilenmiş enerjiye gereksinimiz olduğu zaman, kansızlık, durgunluk, soğuk algınlığında kırmızıyı kullanın.

Kişinin aura alanındaki kırmızı rengin fazla olması, güçlü fiziksel eğilimleri, koyu kırmızı tutku, cesaret, öfke ve nefret gibi güçlü duyguları belirtir. Auradaki güçlü berrak kırmızı renk gücü, zindeliği ve enerjiyi gösterir. Ayrıca sıcaklığın, sevginin ve sevecenliğin rengidir. Koyu ve bulutlu bir kırmızı, yüksek mizaçlı ve sinirli bir yapıyı belirtir. Açık, ince kırmızı aura sinirli, tepkisel, ve ben – merkezli kişiyi gösterir.

Kırmızı enerjilendiricidir ve duyguları tahrik eder ve iştahı açabilir. (Çoğunlukla restoranlarda kullanılır). Herhangi bir etkinlik alanında kullanılabilir, ancak ton ve derinlik seçimi ve kullanılacağı yerin seçimine dikkat edilmelidir, mekanı daha küçük gösterebilir ve klostrofobik veya bunaltıcı bir yer yapabilir. Ancak, iyi kullanılırsa, kırmızı ve onun varyasyonları mekanı sıcak ve samimi yapabilir.

İnsan kırmızıdan tüm renk spektrumunun en yüksek rengi, mor renge doğru tekamül eder. Kırmızının negatif veçhesi saldırgan tutum ve çok güçlü cinsel tahrik ile birlikte istikrarsızlıktır.

314


TURUNCU

Turuncu: Turuncu kırmızı kadar sert bir renk değildir, ancak birçok aynı özelliğe sahiptir. Refah ve gururun sembolüdür, turuncu kanı canlandırmak için ve sinirleri enerjilendirmek için faydalıdır. Böbrek ve safra taşı, fıtık ve apandisit tedavisinde faydalıdır. Ayrıca, çocuk doğumundan sonra göğüslerin süt üretim işlemini canlandırmak için kullanılır. Turuncu en iyi canlandırıcıdır, depresyon, yalnızlık ve can sıkıntısı zamanlarında bize yardımcı olur. En iyi duygusal canlandırıcıdır. Sevinç turuncu enerjiden gelir. Turuncuda kırmızıdan gelen sevgi ve sarıdan gelen bilgelik vardır. Güveni güçlendirir ve bağımsızlığı sağlar. Bu Çakra – bronşlara, göğüs rahatsızlıklarına, dalaktaki rahatsızlıklara, böbreklere, mideye, safra taşlarına enerji verir. Oksijen alımını artırır, akciğerlere yardımcı olur, mideden gelen gazı giderir. Fikirler yaratmanızı sağlar ve cesaret ve kuvvet verir. Sevince ve iyi hissetmeye gereksiniminiz olduğunda * mide rahatsızlıklarınız olduğunda * sinirlilikte * deri problemlerinde * astımda * alerjilerde * çalışma enerjisinin eksikliğinde, Turuncu enerji yardımcı olabilir.

Solunum sisteminin sağlığını geliştirirken akciğer dokusunun rejenerasyonunu hızlandırdığı düşünülür. Dinshah turuncu ışığı tiroit bezini canlandırmak (hipotiroitte) için, ayrıca paratiroit bezini inhibe etmek için (aşırı aktif paratiroit bezi veya hiperparatiroit durumunda) kullandı. Turuncu ışığın ayrıca kan toplanmasını çözme özelliği olduğu düşünülüyor. Willis’e göre, turuncu aura alanındaki yaşamsal enerjinin rengidir, parlak, berrak turuncu çoğu zaman sağlık ve canlılığı gösterir. Auradaki aşırı turuncunun bol yaşam enerjisini işaret ettiği söylenir. Turuncu ikinci veya sakral çakrayı etkileyen baskın renktir. Psiko - ruhsal seviyede, bu çakra kendine saygı ile ilişkilidir. Yani, kendimize kendimiz olma özgürlüğü verme ve kendi sınırlarımıza ve gereksinimlerimize saygı duyma, başkalarının sınırlarına saygılı olma. Turuncu yaratıcılığın rengidir ve sadece kendimiz için yaratıcı zamana sahip olmamıza izin vermeliyiz. Bu çakra ile ilgili bazı problemler: Adet ile ilgili sorunlar, rahim fibroidleri, yumurtalık kistleri, endometriosis, prostat rahatsızlıkları.

Ancak turuncunun dalak çakrasını da (küçük, ama önemli bir çakra) etkilediği söylenir. Çakraların durugörü ile yapılan incelemelerine göre, dalak çakrası eterik enerjinin (prana) bedene absorbe edilmesi için ana giriş noktalarından biridir. Bazı durugörürler, dalak çakrasının ful – spektrum pranayı absorbladığını ve sonra bir prizmanın beyaz ışığı kırması gibi, çeşitli renk bileşeni frekanslarına kırdığını ve sonra bu renkli eterik enerji akımlarını bedenin diğer çakralarına dağıttığını bildirdiler. Renk terapisti Willis turuncu ışığın (renk – refleksolojisi açısından) böbrek taşlarını ve safra taşlarını tedavi etmek için faydalı olduğuna ve ayrıca kronik bronşit durumunda yararlı olabileceğine inanıyor. Bu perspektif Dinshah’ın turuncunun solunum sistemini canlandırdığı iddiasını tamamlıyor. Willis ayrıca, turuncunun kas spazmlarını tedavi etmek için faydalı olabileceğine inanıyor. Turuncunun sakral çakrayı 315


etkilediği söylendiği için, yumurtalık kistlerini, rahim fibroidlerini ve prostat hastalıklarını (sakral çakra ile ilgili organlar) tedavide yardımcı olabilir.

Turuncu renk, ilgi alanlarınızın ve aktivitelerinizin genişlemesine yardımcı olur. Akciğerleri ve tiroit bezlerini canlandırarak oksijen artışı ile hayat ve şifa verir. Paratiroit bezlerini baskılar. Hazımsızlık durumunda ters yönde eylemi canlandırır. Sindirim sistemindeki gazı giderir; bedenin tüm bölümlerindeki krampları hafifletir. Hıçkırık için etkilidir. Her tür boşaltımı ve eliminasyonu artırır. Adet ile ilgili krampları azaltır. Akciğerin inşa edicisidir ve solunumu canlandırır. Tüm akciğer rahatsızlıklarını iyileştirir.

Turuncu birçok şekilde bizim için iyi bir renktir. Bizi canlandırır ve enerjilendirir ve ısıtır. Yaratıcılık için mükemmel bir renktir.

Turuncu eğlencenin ve sosyalliğin rengidir ve herhangi aktivite alanlarında ve yaratıcı alanlarda kullanılabilir. Yatak odaları için ideal değildir.

SARI

Sarı: Sevinç ve mutluluk ile ilgili, sarı laksatif ve diüretiktir. Beyin, karaciğer ve dalağın uyarıcısıdır. Ayrıca, diyabetin, hazımsızlığın, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarının, kabızlığın, göz ve boğaz enfeksiyonlarının, frenginin ve iktidarsızlığın tedavisinde etkilidir. Sarı Enerji, Solar Pleksus Çakrası tarafından yönetilir. Bundan sıkça sinir sisteminin beyni olarak bahsedilir ve bedenimizdeki tüm canlandırma noktalarının en kritik noktasıdır. Solar Pleksus Çakrası – dengeli olduğu zaman, ülserlerden, safra taşından, kalın bağırsaklarda mukozadan veya diyabetlerden sıkıntı çekmeyiz. Psiko – ruhsal seviyede, sarı kendine değer vermek ile ilgilidir. Kendimiz ile ilgili nasıl düşündüğümüz ve başkalarının bizi nasıl algıladığını hissetmek. Burası, kişiliğin, egonun ve zekanın ve kendine güvenin bölgesidir.

Bu çakra ile ilgili bazı problemler: Diyabet, pankreatitis, karaciğer hastalıkları, peptik ülser, safra taşları.

316


Sarı enerji – sindirim, kabızlık, bağırsaklarda gaz, karaciğer problemleri, diyabetler ve deri problemlerinde güç verir. Sarıyı kullanmak – düşüncelerin berraklığını sağlar. Güzel fikirler ve farkındalık verir. Sinir sistemi üzerinde güçlü bir etkisi vardır ve sol beynin işlemesine yardımcı olur. Sarı enerji çocuklar için iyidir, onların algılama ve anlama yeteneğini güçlendirir. Sinirli ve yorgun hissettiğinizde, * üzgün olduğunuzda, * bedeninizde parazitler olduğunda * deri problemlerinde * kilo problemlerinde * ülserlerden sıkıntı çekildiğinde * zayıf sindirimde, Sarı yardımcı olabilir.

Dinshah sarı rengin motor sinir sistemini (nöromuskuler sistem) canlandırdığına inanırdı. Sarının hem duyusal hem de motor sinir sistemindeki hasarlı sinirleri rejenere etmeye yardımcı olduğu söylenir. Bir diğer önerilen kullanım, lenfatik sistem için ve bağırsak sistemi için canlandırıcı olmasıdır. Durugörürlere göre, aurik alandaki sarı zihnin ve akılın sembolüdür. Willis, Dinshah’ın, sarı ışığın sinirleri güçlendirmek ve yüksek entelektüel fonksiyonu canlandırmak için kullanmasını onaylıyor. Sarının motor sinirleri aktive ettiği ve böylece bedenin kaslarında enerji ürettiği söylenir. Bu özellik nedeni ile, sarı rengin felcin herhangi bir şeklinin tedavisinde faydalı olduğu kabul ediliyor. Felç veya sinir sisteminin fonksiyon bozukluğu durumlarında, ayaklardaki omurgaya ait refleks noktalarını canlandırmak için renk refleksolojistleri tarafından menekşe renkten sonra sarı ışık kullanılır. Dinshah, sarı ışığın derinin temizleyicisi olarak ve yaralardan egzemaya kadar değişen deri rahatsızlıkları için şifa terapisi olarak faydalı olduğunda inanırdı. Sarı ışık terapisi artriti tedavi etmek için kullanıldığında, eklemlerde oluşan kalsiyum çökeltisinin parçalanmasına yardım etmenin bir şekli olarak görülmüştür. Pankreas enerjisel olarak solar pleksusa bağlı olduğu için, renk refleksolojistleri bazı diyabet hastalarında kan şekeri seviyelerini düzenlemeye yardımcı olması için ayaklardaki solar pleksus çakrası refleks noktalarını canlandırmak için sarı ışık kullanırlar. Benzer şekilde, mide sorunlarının neden olduğu hazımsızlık ya bedene ya da mideye veya ayaklardaki solar pleksus refleks noktalarına yönlendirilen sarı ve menekşe ışığa yanıt verebilir.

Sarı renk sonsuz enerjiyi canlandırır ve aktive eder ve bedende motive edici eylemleri tesis eder. Dalak ve paratiroit bezini baskılar. Daha iyi besin emilimi için daha iyi özümsemeye yardımcı olur. Lenf bezlerini canlandırır. Felç ve yavaş çalışan organlar durumunda eylemi motive edici şekilde davranır. Sinir canlandırıcı ve inşa edicidir. Daha iyi dolaşım için kalbi canlandırır ve güçlendirir. Karaciğeri ve safra kesesini canlandırır, daha iyi eliminasyona yardımcı olur. Bedendeki kurtları tahrip eder ve bedenden dışarı atar. Şeker dengesinin daha iyi kontrolü için pankreası canlandırır ve inşa eder. Artrite, nevrite benzer durumlara neden olan kireç çökelmesini gevşetir, kalsiyumun eliminasyonuna yardımcı olur. Zekanın rengidir ve çalışırken ve konsantrasyon gereken yerlerde çok yararlı olabilir.

317


YEŞİL

Yeşil: Mavi ve sarı renkten yapılan yeşil uyumun rengi olarak görülür. Ilımlı bir yatıştırıcıdır. Sinir durumlarının, yüksek ateşin, ülserlerin, gribin, sıtmanın, soğuk algınlığının, cinsel rahatsızlıkların ve kanserin tedavisinde faydalıdır. Gözün görüşünü korur ve güçlendirir. İltihaplı durumların tedavisinde büyük yardımcıdır. Yeşil Enerji Kalp Çakrası tarafından yönetilir. Bu çakra sevgi/kendini sevme ile ilgilidir. Sevgiyi koşulsuz olarak verme ve alma yeteneği. Dengeli olduğunda, bu sevgiyi verebiliriz ve ayrıca kendimizi olduğumuz gibi sevebilir ve besleyebiliriz. Kalp çakrası ile ilgili bazı problemler: kalp rahatsızlıkları, Bağışıklık sistemi hastalıkları, örneğin AIDS, kronik yorgunluk sendromu; bağışıklık sistemi ile ilgili diğer problemler, alerjiler, meme kanseri.

Yeşil görünür spektrumun ortasında, dengeleyici bir renktir. Yeşilin üzerindeki üç renk, “serin” renkler olarak bilinir ve sakinleştirici etkileri vardır, yeşilin altındaki üç renk “sıcak” renkler olarak bilinir ve canlandırıcı etkileri vardır. Yeşil bu ikisi arasındaki dengedir.

Yeşil uyumlayıcı, dengeleyici enerjidir. Kalp ve kan üzerinde güçlü etkileri vardır. Yeşilin, kendiniz ile ilgili hissettiğiniz yol ile çok fazla ilgisi vardır. Bolluk ve verme ile ilişkilidir. Yeşilin doğa ile güçlü bağı dengeli, huzurlu, uyumlu olmak için çok önemlidir. Kalp Çakrası – kalbin, akciğerlerin, bronşların, kolların, ellerin ve ikincil sistemin dengelenmesini sağlar. Bu enerji – yenilenme, yeni hayat, tazelik ve berraklık hissi verir. Kalp ruhun merkezidir ve bizi diğer insanlar ile bir yapan kalptir. Daha önemlisi, sevgi enerjisini barındırır. Sevilen kişiler ile, aile ve arkadaşlar ile birlikte olmak kalp enerjisini güçlendirir. Yeşil kullanmak – Kalplerimizde sevgiyi kabul etmeli ve izin vermeliyiz ve geriye herhangi bir karşılık beklemeden sevgiyi vermeyi öğrenmeliyiz. Kalp merkezimiz dengelendiğinde, koşulsuz olarak pozitif hisler ve mutluluk verebiliriz. * Sinirlerinizi yatıştırmaya gereksiniminiz olduğunda, * Gerilimli başağrınız olduğunda, * huzur ve uyuma gereksiniminiz olduğunda, * kronik problemleriniz olduğunda, * yatışmaya gereksiniminiz olduğunda, Yeşil Enerji yardımcı olabilir.

Dinshah, yeşili beyin fonksiyonunun ve genelde fiziksel bedenin “dengeleyicisi” olarak düşünürdü. Yeşil ışığın ayrıca, zarar görmüş kasların ve beden dokularının yeniden inşasını canlandırdığı düşünülür. İlave olarak, yeşilin hipofiz fonksiyon bozukluğunun neden olduğu endokrin rahatsızlıklarının iyileştirilmesinde hipofiz bezini canlandırdığı ve yeniden dengelediği söylenir. Dinshah yeşil ışığı enfeksiyonları tedavi etmek için faydalı olabilen bir dezenfektan, antiseptik ve mikrop öldürücü olarak sınıflandırdı. Yeşil ayrıca, kalp çakrası ile ilgili baskın renktir, bu, yeşil rengi kalp hastalıklarının bazı formlarını tedavi etmede yararlı 318


bir renk yapar. Ancak, eğer kalp rahatsızlığının duygusal kaynaklı olduğu hissedilirse, renk refleksolojisti Willis yeşil yerine pembe ve menekşeyi kullanmayı savunur. Willis klinik gözlemlerinde yeşil ışığın enfeksiyonları tedaviye yardımcı olduğunda Dinshah ile uyuşur. Ayrıca yeşil ışığın eterik bedeni temizlediğini iddia eder. Yeşil renk, toksin atımı ve atık ihracının en büyük organları olan kolon, karaciğer veya böbreklerdeki problemlerin neden olduğu toksinliğin tedavisinde macenta ile birlikte faydalı olabilir. Toksin giderimine gereksinim olan hastalarda, Willis hem boğaz çakrası refleks noktalarının hem de anahtar organ refleks noktalarının (karaciğer, kolon veya böbrekler için refleks noktaları) macenta ve yeşil ile tedavi edilmesini önerir. Genelde, yeşilin bedeni, zihni ve ruhu dengeleyen renk olduğu söylenir ve durugörürlerin şifacıların ellerinden yayıldığını sıkça gözledikleri bir renktir. Aura alanındaki yeşil spiritüel büyüme ve gelişme ile ilişkilendirilebilir.

Yeşil, tüm enfeksiyonları tahrip eder ve iyileştirir. Yeşil mevcut olduğunda, hastanelerde daha az enfeksiyon olur. Çürümeyi yok eden ve hücreleri ve dokuları inşa eden renktir. Bu, proteinin maddesi ve kasların yapıcısı azottur. Hayvansal proteinler oldukça toksik ve tahrip edicidir. Bedenin gereksinim duyduğu birçok element havadan akciğerler vasıtası ile absorbe edilir. Oksijen ve hidrojenin havadan alındığı bilinir, ancak çok az kişi azotun da havadan alındığının ve protein oluşturucu olarak kullanıldığının farkındadır. Taze hava solumak ve taze sebzeler yemek, hayvansal formda gıda gereksinimini tamamen elimine eder. Sigara içmek, akciğerlerin havadaki azotu kullanmasını önler. Çok sigara içenler toksik hayvansal proteinleri yemeyi çok isterler. Bitkiler de azotlarının çoğunu havadan elde ederler. Yeşil ister kronik, ister akut olsun tüm hastalıklar için temel renktir. Birçok durum sadece yeşil renk ile temizlenebilir.

Yeşil, bedenin veya başın herhangi bir yerindeki kan pıhtısını çözer. Bunu gerçekleştirmesi bir saatten az sürer! Bu amaçla kullanılan kimyasalların birçok yan etkisi vardır. Kanser için kullanılan ana renk yeşildir. Kanser bedendeki atıklardan ve çürüme durumlarından beslenir. Bu atıklar bedenden uzaklaştırıldığı zaman, kanser sağlıklı dokulardan beslenemez, parçalanır ve bedenden atılır – kesinlikle zararsız şekilde. Temiz, sağlıklı bir beden kanserin herhangi bir formunu asla üretmez.

Açık yaralarda, kesiklerde, çürüklerde yeşilin kullanımı gerçekten olağanüstüdür. Kas ve dokuyu inşa etmek için yanıklarda ve yaraları olmayan yeni bir deri tesis etmek için yeşili turkuaz ile birlikte kullanın.

TURKUAZ

319


Bu renk yeşil ve mavinin birleşmesi ile oluşur. Yeşil büyük inşa edici ve temizleyici iken, “serinletici” mavinin ağrıyı azaltma ve ateşi düşürme yeteneği olduğu söylenir. Bundan dolayı, turkuaz her iki rengin niteliklerini taşır. Turkuaz, Willis tarafından akut hastalıklar için şifa yardımcısı ve beyin depresanı olarak sınıflandırılır. Ciddi yanık durumlarında hasarlı deriyi iyileştirmekte faydalı olabilir. Turkuaz normalde yedi büyük çakra ile ilişkili olmayan bir renktir. Ancak, Willis turkuazın kalp çakrasının hemen üzerinde, timüs çakrası olarak bilinen küçük çakra ile ilişkili olduğunu hissediyor. Willis, insan psikospiritüel gelişimin tekamülsel eğrisi boyunca ilerlerken, bu küçük çakranın büyüdüğünü ve daha önemli olduğunu öne sürüyor. Turkuaz, timüs çakrasını canlandırabileceği için, bedenin önemli bağışıklık merkezi olan timüs bezini de etkiler. Willis turkuazın, kronik yorgunluk sendromundan AIDS’e kadar değişen kronik bağışıklık fonksiyon bozukluğu durumlarında timüsü ve bağışıklık fonksiyonunu desteklemekte faydalı olabileceğini bildiriyor. O, ayrıca iltihap problemlerini tedavi için turkuazı kullanır. Enfeksiyonları tedavi etmek ile ilgili olarak, kırmızı ile birlikte turkuaz ışık, akut ve tekrarlanan boğaz ağrılarını, kulak enfeksiyonlarını, nefriti (sıklıkla enfeksiyonların neden olduğu böbreklerin iltihaplanması), mesane enfeksiyonlarını tedavide faydalı olabilir.

Turkuaz tüm ani ağrılar ve acılar için akut alternatiftir. Turkuaz rengi tüm hastalıklar için yeşil renkten sonra kullanın. Yanıklar, berelenmeler, yaralar ve enfeksiyonlar ile hasar gördüğünüzde, derinin tesis edilmesi için turkuaz kullanın. Yanıktan gelen ağrı genellikle bir saat içinde gider. Üçüncü derece yanıklar yara izi kalmadan üç haftadan az sürede tamamen iyileşir. Tüm ateşli hastalıklar hızla yanıt verir, genellikle bir saatte. Turkuaz çok serinletici ve gevşeticidir – özellikle ağrılar ve basınçlar için, tahrişler, iltihaplar ve kaşınmaya iyi gelir. Zihinsel veya beyin sakinleştiricidir – özellikle uyku için iyidir. Uyku hapları yerine kullanın.

MAVİ

Serin, yatıştırıcı ve sakinleştiricidir, mavi ağrıyı azaltır, kanamayı azaltır ve yanıkları iyileştirir. Dizanteri, kolik, astım, solunum rahatsızlıkları, yüksek kan basıncının tedavisinde faydalıdır. Mavi Enerji, boğaz çakrası tarafından yönetilir. Mavi yaşamımızın spiritüel veçhelerini temsil eder. Gökyüzü ve okyanus bize yaşamın sonsuz bir süreç olduğu hissini verir. Mavi dünyadaki en büyük şifa verici güçtür. Mavi, saflığın rengidir ve mavi rengi sevenler sükunet, huzur, dinginlik ve güzellik hissini kendileri ile taşırlar. Boğaz Çakrası – mavi tarafından enerjilendirilir. Boğaz vasıtası ile kendimizi ifade ederiz, ses ile bağlantı kurarız, sözlerimiz ile güç taşırız.

Boğaz çakrası ile ilgili bazı problemler: Tiroit problemleri – aşırı aktif/az aktif; Anorexia 320


nervosa, bu çoklu - çakra problemidir, ancak boğaz çakrası ile güçlü bir ilişkisi vardır; astım; bronşit; işitme sorunları; tinnitus; üst sindirim borusu problemleri; ağız ülserleri, boğaz ağrıları, bademcik iltihabı.

Bu enerji – huzurlu ve sakinleştiricidir. Yorgun sinirleri sakinleştirir, fiziksel stresten çektiğimiz ıstırap ve ağrıyı hafifletir. Sinir sistemimiz üzerinde sakinleştirici etkisi vardır ve bize büyük gevşeme sağlar. Maviyi kullanmak – mavi bizi spiritüel ve yüksek zemine bağlar. Mavi enerjinin doğası varlıklarımızı kozmik evren ile birleştirmektir. * Zihninizi ve sinirlerinizi sakinleştirmeye gereksiniminiz olduğunda, * boğaz problemleriniz olduğunda, * uyuyamadığınız zaman, * Adetle ilgili sorunlarınız olduğunda, * göz, kulak, burun, boğaz problemlerinde, * şok geçirdiğinizde, * ateşiniz olduğunda Mavi Enerji yardımcı olabilir.

Mavi, yanıkları tedavi etmek, kaşınmayı gidermek ve deri aşınmalarının neden olduğu acı verici tahrişi azaltmak için sıkça kullanılan bir renktir. Serinletici renk olarak düşünüldüğü için, mavinin ateşi düşürdüğü ve iltihabı azalttığı söylenir. Epifiz bezi için canlandırıcı olduğu düşünülür. Son zamanlarda yapılan fotobiyoloji araştırmaları mavi ışığın sinir sistemi üzerinde sakinleştirici etkisi olduğunu onaylıyor. Birçok durugörür, aura alanındaki aşırı mavinin muhtemelen sanatsal eğilimleri, uyumlu bir doğayı ve spiritüel anlayışı gösterdiğini görür. Mavinin sakinleştirici etkisi vardır ve çoğu zaman tansiyonu, korkuyu, çarpıntıyı ve hızlı kalp atışını tedavi etmek ve uykusuzluğu gidermek için kullanılır. Serinletici, anti – iltihap özellikleri nedeni ile mavi ayrıca iltihaplanma sorunlarını tedavi etmek için kullanılır. Gastrik ve duodenal ülserler durumunda, turuncu renk ile birlikte mavi ülseri iyileştirmeye yardımcı olmak için ayaklardaki uygun mide veya ince bağırsak refleks noktalarına yönlendirilir. Mavi ışığın yararlı olabileceği diğer iltihabi rahatsızlıklar cystic mastitis (göğüslerin ağrılı iltihaplanması), ishal ve prostat büyümesinin bazı durumları. Mavinin boğaz çakrasının ana rengi olduğu düşünüldüğü için, boğaz bölgesindeki larenjit, boğaz ağrıları ve guatr ve aşırı aktif tiroit bezleri gibi bazı tiroit rahatsızlıkları gibi rahatsızlıkların tedavisinde faydalı olduğu düşünülür. Mavi renk sarılığı iyileştirmekte de kullanılır.

INDIGO

Indigo: Mor veya indigo, kanı kaynatan kırmızı ve serinletici antiseptik maviyi birleştirir. Tahriş edici olmadan, mükemmel bir canlandırıcıdır. Kabızlığın, hydrocle’in, leukorrhea’nın (beyaz akıntılar ileri aşamalarının, birçok mide ve karın rahatsızlıklarının, kataraktın, migrenin ve deri rahatsızlıklarının tedavisinde faydalıdır. Gözlerde, kulaklarda ve sinir 321


sisteminde sakinleştirici bir etki yaratır. İndigo Enerjisi Alın Çakrası veya “Üçüncü Göz” tarafından yönetilir.

Alın çakrası ile ilişkili olan bazı problemler; başağrısı, migren, görme bozuklukları, miyopluk, uzağı – görürlük, glaukoma, katarakt, boğaz veya burunda balgam toplanması, sinüs problemleri, bazı kulak problemleri.

İndigo enerjisi, sezgisel deneyimlerimizin geldiği yerdir. İndigoda, yaşam sürecinin anlayışı, insanlığa hizmet etme gereksinimi yatar ve güzellik, sevgi ve adalet arayanlara enerji verir. Alın Çakrası – içsel benliğinize çekilmenizi sağlar. Huzur, sessizlik ve özgürlük elde etmek için geriye çekilmenize izin verir. Ayrıca, sezginin, durugörünün, duyulardışı algılamanın kaynağıdır. Bu enerji – sinir sistemi, zihinsel yetenekler ve tüm insanlardaki psişik potansiyele bağlı olan hipofiz bezine güç verir. Gözler ve kulaklar gibi duyu organları da indigo renkten etkilenir. Indigo kullanmak – Korku, hayal kırıklığı ve içsel enerjinin sapması üzerinde psikolojik dengeleyici etkisi vardır. * İçsel dengeyi bulmaya gereksiniminiz olduğunda, * sinirleri ve lenfatik sistemleri sakinleştirdiğinizde, * işitme sorunlarınız olduğunda, * uyku problemleriniz olduğunda, İndigo Enerjisi yardımcı olabilir.

Dinshah tarafından bu rengin paratiroit bezlerini canlandırdığı düşünülür, özellikle bedende kalsiyum – ayarlayıcı olan paratiroit hormonunun yetersiz üretimi olduğu durumlarda. Bunun tersine, indigonun tiroit fonksiyonunu engellediği söylenir, özellikle aşırı aktif tiroit bezleri durumunda. Ayrıca, beyaz kan hücreleri sayısını artırmaya yardımcı olmakla birlikte, bazı yatıştırıcı niteliklere sahiptir. İlave olarak, indigo kapalı kafa yaralanmaları ile ilgili sorunları tedavi etmek için kullanılır. Aurik alan bakış açısından, bazı durugörürler indigonun saygınlık ve koşulsuz sevgi hissi ile taşınan derin adanma ile ilişkili olduğunu düşünür. Altıncı veya üçüncü – göz çakrası ile ilişkili olduğu için, ayrıca sezgi ve aşkın vizyon ile ilişkilidir. Enerjisel olarak altıncı çakraya bağlı olan kulaklar ve gözler indigo ışığı ile canlandığı için, katarakt ve işitme kaybı gibi rahatsızlıkları tedavi etmek için kullanılır. İndigo, ayrıca fiziksel bedende anesteziye neden olma yeteneğine sahip olduğu için, çeşitli tipte ağrılar için ağrı kesici olarak kullanılabilir. Willis, indigonun kanı – temizleyici özellikleri olduğuna inanır. Hepatit veya ince bağırsakların iltihabı durumlarını tedavi etmek için de faydalıdır.

Çok güçlü bir sakinleştiricidir. Kanamayı ve burun kanamasını durdurur. Doku ve organlardaki iç kanamayı durdurur. Doku ve damarları büzer – sıkılaştırır, sağlamlaştırır, teni, deriyi ve sinirleri istenen forma sokar. Antibiyotiktir. Beden, indigo rengin antiseptik eylemine alerjik veya uyumsuz olmaz. Narkotik etkisi vardır – güçlü, derin bir uyku sağlar. Uyanınca, ilaç – benzeri etkiler olmaz, bunun yerine insan canlı, uyanık, tazelenmiş hisseder.

322


MOR

Mor: Mor sinirsel ve duygusal rahatsızlıkların, artritin, tükenme ve uykusuzluğun akut durumlarının tedavisinde yararlıdır. Mor Enerji Taç Çakra tarafından yönetilir. Bu, tüm enerji ışınlarının en bulunmayanıdır. Koşulsuz aydınlanmanın aşırı derecede dengeli ve rafine yeri burada bulunur. Titreşim hızının en yüksek frekansıdır ve çoğu insan tarafından kullanılmaz. Taç Çakrası – ilahi, yaşayan veya ölü, insan ve insan – olmayan kaynaklı spiritüel yardımcılar olan her şey ile bağlantı elde etme yeteneğine sahiptir. Beyindeki epifiz bezini kontrol eder. Bu enerji – en yoğun elektrokimyasal güce sahiptir. Bu enerji ile fiziksel planın ötesine erişen armağanlara ve olanaklara sahip oluruz. Mor kullanmak – Spiritüel gücü ve yaratıcılığı güçlendirir ve ruhun rengi olarak bilinir. * Duygusal sorunlarınız olduğunda, * mevcut bir durumu açıklığa kavuşturmak istediğinizde, * spiritüel değerlerinizi güçlendirmekte, * yaratıcılığınızı güçlendirmek için, Mor Enerji yardımcı olabilir.

Taç çakra ile ilişkili olan bazı problemler, Depresyon, Parkinson hastalığı, Şizofreni, Sara, bunaklık, Alzheimer’s, birçok zihinsel rahatsızlıklar, kafa karışıklığı, baş dönmesi.

Dinshah’a göre, mor gevşemeye neden olur ve uykuyu sağlar. Ayrıca mor rengin adrenal bezlerindeki ve böbreklerdeki etkinliği baskıladığı söylenir. Dinshah’a göre, mor ışık beden sıcaklığını düşürebilir, kan basıncını azaltabilir ve kalp atışını yavaşlatabilir (hızlı kalp atışı durumunda).

Mor kalp atışını yavaşlatır, kalpteki ağrıyı ve basıncı giderir. Arterlerdeki eylemi baskılar. Damarlardaki hareketi canlandırır. Kan basıncını düşürür; başağrılarını giderir. Aşırı aktif böbrekleri ve adrenal bezlerini baskılar. Hipnotiktir – gevşemiş derin uyku üretir. Çocukları sakinleştirmek ve uyutmak için mükemmeldir. Cinsel arzuyu azaltır. Aşırı duygusal durumları baskılar. Derin meditasyon için mükemmel bir renktir.

323


MENEKŞE

Dinshah, menekşe ışığın, bedenin bağışıklık sistemi ile ilgili organlarından biri olan dalağın canlandırıcısı olduğuna inanır. Ayrıca kalp kaslarının aktivitesini baskılamak dahil, kas aktivitesini azalttığı düşünülür. Ayrıca Dinshah, menekşenin lenf bezlerinin aktivitesini engellediğini ve pankreasın fonksiyonunu baskıladığını hissetti. İndigo gibi, menekşenin beyaz kan hücrelerinin üretimini artırdığı ve sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı etkisi olduğu söylenir. Aurik alan perspektifinden, durugörürler menekşeyi kendine saygı kadar, spiritüellik ile de ilişkili bir renk olarak tanımlar. Auradaki koyu menekşe renk çoğu zaman yüksek seviyede ruhsal bir kazanımı ve “yüksek sevgiyi” belirtir. Menekşe, ayrıca yüksek benliğin içgörüsü ve bilgeliği ile birleştirilen bir renktir. Willis menekşenin, manik – depresif hastalıklar dahil psikolojik problemleri tedavide basın bir renk olduğunu gördü. Ayrıca, menekşe ışığın sinir sistemi rahatsızlıklarını ve siyatiği tedavi etmede yardımcı olabileceğine işaret etti.

Motor depressandır – dalak ve paratiroit dışında, bedenin tüm aşırı – aktif bölümlerini baskılar. Spiritüel bir renktir. Sinirleri gevşetir, sakinleştirir. Antibiyotiktir, zararlı organizmaları tahrip eden organizmaları inşa eder. Dalaktaki akyuvarları inşa eder. Dalak D vitamini üretir. Kan dalaktan kalbe akarken, herhangi zararlı zehirleri veya kötü hücreleri uzaklaştırmak için son bir temizlik gerçekleşir. Heyecanı ve aşırı tahrişleri azaltır. İştahı baskılar. Kalbi kontrol eden kasları ve sinirleri gevşetir ve yatıştırır. Indigo renge benzer harika derin uyku verir.

MACENTA

Kırmızı ve menekşe ışığın bir harmanı olan macentanın duygusal sıkıntılar sırasında yardımcı olabilen bir “duygusal dengeleyici” olduğu düşünülür. Willis’e göre, açık macenta başın üzerindeki, bazen sekizinci veya transpersonel çakra olarak refere edilen çakranın rengidir.

324


Aurik alan perspektifinden, macentanın “bırakıvermenin” rengi olduğu düşünülür. Fiziksel ve zihinsel seviyede, bu artık bize hizmet etmeyen fikirlerin ve düşünce kalıplarının salıverilmesi anlamına gelebilir. Duygusal seviyede, macenta şimdiki durumumuza faydası olmayan eski duygusal kalıpları ve duyguları bırakmayı temsil eder. Macenta açık pembe olduğunda, ruhsal sevginin rengine dönüştüğü söylenir. Açık pembe sevilen birinin kaybının veya romantik bir ilişkinin bitişinin neden olduğu “kırık kalpleri” iyileştirmede faydalı olabilir. Willis, macentanın habis tümörleri (diğer terapiler ile birlikte) tedavi etmede faydalı olabileceğine inanır. Ek olarak, renk refleksolojistlerinin macenta ışığı kullanmasının meme kistlerini, kulak çınlamasını ve su tutmayı iyileştirmek için faydalı olabileceğini öne sürer.

Macenta duyguları dengeler. Hem aşırı – duygusal, hem de çok az duygusal durumları yatıştırır ve gevşetir. Kalbi canlandırır. Mor gibi benzer canlandırıcı ve baskılayıcı etkiler üretir. Normal bir durum üretmek için kan basıncını otomatik olarak yükseltir veya düşürür. Damarları ve arterleri normal fonksiyona getirmek için canlandırır veya baskılar.Böbrekleri ve adrenal bezlerini canlandırır veya baskılar. Cinsel arzuları ve yetenekleri dengeler. Yeşilde olduğu gibi, macenta tüm rahatsızlıklar ve koşullar için kulanılır- diğer renkleri daha etkili yapar. Aurayı inşa eder – güçlendirir ve yoğunlaştırır.

Renk Meditasyonu

Renkler ile kendi – kendine şifanın en basit yaklaşımlarından biri “renk soluması” olarak bilinir. Renk solumasında, birey ardı ardına sıra ile çakraların her birinden özel renklerde nefes aldığını imgeler. Renk terapisti Pauline Willis tarafından öğretilen basit bir renk soluma meditasyonu tüm bedeni enerjilendirmek ve yeniden dengelemek için faydalı olabilir ve aşağıdaki talimatlar ile kolayca uygulanır:

Zihin gözünüzde şifa verici renkleri daha kolay imgeleyebilmek için farklı renklerdeki çiçeklerin ve yaprakların imgelenmesi tavsiye edilir. Sırtı düz bir sandalyeye rahatça oturun ve burnunuzdan yavaşça nefes alıp verin, bedeninizin gevşediğini hissederken dikkatinizi 325


göğsünüzün hareketine ve nefesinizin ritmine verin. Yavaşça nefes alıp verirken bedeninizdeki tüm gerilimin ve stresin uzaklaştığını imgeleyin. Gevşerken, zihin gözünüzde parlak kırmızı bir gül hayal edin. Bir sonraki nefes alışınızda, aynı gül kırmızısı rengi dünyadan çektiğinizi imgeleyin. Bunu ayaklarınızın altından kök çakranıza kadar çekin. Nefes alışınız ile kırmızı enerjiyi kök çakranıza çektiğinizi imgelerken, sonraki nefes verişiniz ile bu gül kırmızısı enerjiyi kök çakranızdan bedeninizi çevreleyen tüm aura alanınıza gönderdiğinizi imgeleyin. Bir sonraki çakraya geçmeden önce, her rengin nefesle çekilmesi ve verilmesi üç kez yapılır. Sonra gülün turuncu bir krizantem olduğunu imgeleyin. Bu turuncu rengi ayaklarınızdan yukarı göbeğinizin hemen altında bulunan sakral çakranıza soluyun. Nefes verişiniz ile, bu renkli enerjiyi sakral çakranızdan auranıza gönderdiğinizi imgeleyin. Bir sonraki çakraya ilerlerken, sarı renkli bir fulya imgeleyin ve sonra sarı enerjiyi ayaklarınızdan yukarı midenizin yukarısındaki solar pleksus çakranıza soluyun. Yine, nefes verirken bu sarı enerjiyi solar pleksus merkezinizden aurik alanınıza gönderin. Bu imgelemeyi daha önce olduğu gibi üç kez yapın. Sonra, parlak yeşil renkli bir yaprak imgeleyin, ve bu yeşil enerjiyi yatay ve direkt olarak göğsünüzün ortasındaki kalp çakranıza çektiğinizi hayal edin. Nefes verirken, bu yeşil enerjiyi auranıza gönderin, enerji alanınız parlak yeşil ışıkta yıkansın. Sonra mavi renkli bir çiçek hayal edin. Bu mavi enerjiyi başınızın üstünden direkt olarak boğaz çakranıza soluduğunuzu, sonra nefes verirken auranıza gönderdiğinizi imgeleyin. Bunu üç kez yapın. Sonra, zihin gözünüzde mavi çiçeğin yerine indigo renkli iris (süsen) çiçeği getirin. İndigo renkli ışığı başınızın üstünden alnınızın ortasındaki alın çakranıza soluduğunuzu imgeleyin. Sonra nefes verirken indigo ışığı alın merkezinizden auranıza gönderin. Son olarak, menekşe renkli çiçekleri imgeleyin, menekşe enerjiyi başınızın üstündeki taç çakranıza soluyun. Sonra nefes verirken menekşe ışığı taç çakranızdan auranıza gönderdiğinizi imgeleyin. Bunu da üç kez yapın. Sonra gevşeyin ve tüm bu parlak renklerin etrafınızda girdap gibi döndüğünü imgeleyin. Rahatlamış hissettiğiniz zaman, nefes alın ve ellerinizi başınızın üzerine kaldırın, tüm bedeninizi gerin. Nefes verirken, kollarınızı bedeninizin yanlarına indirin. Daha etkili olması için tüm döngü iki kere daha tekrarlanmalı.

Diğer basit imgeleme egzersizleri özel problemler ile başa çıkmak için bedeninize özel renkler almayı imgelemeyi içerir. Örneğin, uykusuzlukla başa çıkarken, tüm bedeninize mavi rengi soluduğunuzu imgeleyebilirsiniz, mavi ışığın bedeninizin her hücresine ve organına nüfuz ettiğini imgeleyin. Uykuya dalana kadar, bedeninizin mavi ile dolu bir kap olduğunu imgeleyin. Uykuya dalmak için ilk teşebbüsünüz başarısız olursa, tekrar deneyin, tekrarlanan uygulamalar çoğu zaman başarı ile sonuçlanır. İlave olarak, mavi çarşaflar kullanın, mavi pijamalar giyin ve hatta mavi renkli gece lambası kullanın (Mavi sakinleştirici, gevşetici bir renk olarak bilinir). Depresyonu tedavi etmek için, bazı renk terapistleri aynı renk imgeleme uygulamasını önerirler, depresyon tedavisi için daha canlandırıcı bir renk olan turuncu renkli ışık kullanılır. Canlandırıcı etkisi nedeni ile bu egzersiz gece yapılmamalıdır, uykunuzu bozabilir. Ağrı verici artrit ile başa çıkmak için, tüm bedeninize sarı ışığı soluduğunuzu imgeleyin, özellikle ağrıdan etkilenen eklem yerlerine konsantre olun.

Bazı renk uygulayıcılar ayrıca, her gün giydiğimiz elbiseler vasıtası ile, evlerimizdeki ve ofislerimizdeki eşyalardan ve hatta yediğimiz besinlerin renginden, renk enerjisini çeşitli formlarda aldığımıza inanırlar. Yediğimiz besinlerin renkleri çakralarımızla rezonansa girer ve onları süptil renk enerjisi ile besler. Kırmızı renkli besinler kök çakrasını besler, yeşil renkli gıdalar kalp merkezi için iyidir, mor ve menekşe gıdalar alın ve taç çakrası ile birlikte

326


beyni besler. Holistik bir hekim olan Dr. Gabriel Cousens, güne gıdaların kırmızı, turuncu ve sarı alt spektrumu ile başlamayı önerir. Sonraki öğünlerde, bireyin yeşil, mavi, menekşe renkli gıdaları almasını tavsiye eder. Cousens gıdaları aşağıdaki gibi sınıflandırır:

Kırmızı : Domates, kırmızı lahana, kırmızı turp, pancar, ahududu, kırmızı kiraz, kırmızı biber, Frenk üzümü, kırmızı erik ve kırmızı elma.

Turuncu : Portakal, portakal suyu, mandalina, havuç, havuç suyu, mango, balkabağı, kayısı, çedar peyniri

Sarı : Muz, ananas, sarı peynirler, sarı biber, mısır, limon, tereyağı, yumurta sarısı

Yeşil : Ispanak, marul, lahana, yeşil elma, taze fasulye, bezelye, yeşil mercimek, kiwi, su teresi, yeşil biber, yeşil yapraklı sebzeler

Mavi : Böğürtlen, mavi erik, üzüm.

Mor/menekşe : Mor üzüm, erik, mor brokoli, patlıcan,

Macenta : Çilek,

Özel renkte giysiler giymek de iyileşme sürecinize katkıda bulunabilir. Ruhsal durumunuza ve sağlık problemlerinize göre özel renkte giysiler giymek tavsiye edilir. Örneğin, yüksek tansiyonlu insanlar, bunu düşürmek için mavi renkli giysiler giymekten yararlanabilirler. Soğuk elleri ve ayakları olan insanların, özellikle kış aylarında, kırmızı renkli çoraplar ve eldiven giymeleri önerilir. Terapi etkisi için özel renkte giysiler seçerken, pamuk veya ipek en iyi seçimdir. Renk terapisi için herhangi renkte giysi giyildiğinde, iç çamaşırları beyaz renkli olmalıdır. (DERLEYEN ve ÇEVİREN: Saffet Güler)

327


Color Energy

Colors often have profound effects on our lives. Many ancient cultures connected colors to certain energies and emotions. In ancient Indian culture, for example, each of the rainbow's seven colors is associated with an energy center in the body known as a "chakra". Each of the chakras is related to a certain portion of the body and has its own specific properties. Red: Vitality, Energy, Courage Physical effects: Promotes self-confidence and energy, increases heart rate and respiration, stimulates brain activity, raises blood pressure. Governed by: The Muladhara or Root Chakra Orange: 328


Happiness, Independence, Confidence Physical effects: Blocks inhibitions and promotes sociability; stimulates appetite and digestion; energizes. Governed by: The Swadisthana or Spleen Chakra Yellow: Awareness, Wisdon, Clarity Physical effects: Increases awareness, perception, and understanding. Relieves depression and improves memory. Also energizes and stimulates appetite. Governed by: The Manipura or Navel Chakra Green: Balance, Love, Peace Physical effects: Relaxes the mind and body; helps relieve depression, nervousness and anxiety. Promotes self control, harmony and rejuvenation. Governed by: The Anahata or Heart Chakra Blue: Knowledge, Relaxation, Health Physical effects: Calming effect lowers respiration, heart rate and blood pressure. Promotes sleep and calmness in overactive people. Can also mproves decision making and communication. Governed by: The Vishuddhi or Throat Chakra Indigo: Intuition, Imagination, Understanding Physical effects: Promotes connection to the collective unconscious. Sharpens intuition, imagination, and dream state experience.

329


Governed by: The Agya or Third Eye Chakra Violet: Creativity, Wisdom, Inspiration Physical effects: Peaceful in nature, relieves stress and tension, and promotes strength, kindness, creativity, and inner wisdom. Can also suppress appetite and calm migraines. Governed by: The Sahasrara or Crown Chakra http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:8710

The House of 1000 Mirrors... •

Posted by David Dogan Beyo on September 28, 2008 at 12:30am

The House of 1000 Mirrors Long ago in a small, far away village in japan, there was a place known as the House of 1000 Mirrors. A small, happy little dog learned of this place and decided to visit. When he arrived, he bounced happily up the stairs to the doorway of the house. He looked through the doorway with his ears lifted high and his tail wagging as fast as it could. To his great surprise, he found himself staring at 1000 other happy little dogs with their tails wagging just as fast as his. He smiled a great smile, and was answered with 1000 great smiles just as warm and friendly. As

330


he left the house, he thought to himself, "This is a wonderful place. I will come back and visit it often." In this same village, another little dog, who was not quite as happy as the first one, decided to visit the house. He slowly climbed the stairs and hung his head low as he looked into the door. When he saw the 1000 unfriendly looking dogs staring back at him, he growled at them and was horrified to see 1000 little dogs growling back at him. As he left, he thought to himself, "That is a horrible place, and I will never go back there again." All the faces in the world are mirrors. What kind of reflections do you see in the faces of the people you meet? Love and Loght from the New Atlantis, Japenese little story send by Roberto Durante http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12467

Knowledge of matters is our birthbright, part One- Telepathy versus Channeling•

Posted by Vicky♥♥♥ on September 28, 2008 at 2:06pm

● Telepathy versus Channelling: Telepathy is thought transference and does not harm your bio-field. Telepathy is like talking on the phone. Channelling is like having somebody come and stand in your body. This is ONLY safe when it is one of your own higher parts. Channelling anything other than your own family tree of consciousness (your own higherdimensional aspects of being): if their DNA is incompatible with yours e.g. they are not of your family, their Higher Dimensional frequencies will begin to crush the natural coding of your scalar template of your lower DNA strands. The only safe channelling is Sealed channelling. ● Dealing with Beings from higher/outer dimensions. "Don't give your power just because they appear to be more advanced." A lot of people are conditioned into thinking that they are powerless and that anything that 'appears to them' must be at a higher state of evolution and 'superior'. Many however are not as 'advanced' or 'pure' as Humans. The 'Light' can deceive but the 'Sound' tells the truth. A good question to ask: 'Do I feel that someone is trying to control me?' ● Being a 'master': "I'm going to go to my Master within and make my own direct connection to Source, whatever I choose to call that Source". ● We're trained in our culture to be impressed by the outside of things. This is a good time to start to look at the inside of things. By learning your Multi-dimensional anatomy, it becomes simple/ just as natural as body processes. ● The Master within is You, at a higher level of awareness. If you know you have that part of yourself, you have ultimate power. You get a power by knowing the rest of yourself no matter what anybody throws at you, you don't become fearful any more. You become absolutely fearless and at peace in the face of fear. To feel the presence of your whole self and it is the same presence that people call God because you are a part of that God consciousness. ● You have divine potential just as much as anything else in the 331


Universe. We are all created out of the consciousness of God: the energy that we are composed of, that creates our consciousness, our conscious awareness. We are made of the units of the consciousness of God. We are all blessed. All beings are blessed. â—? You do not have to defer to any other Being, ET or angel. You have the ability to make a direct connection to Source. This was taught in the early Christian texts. â—? Scientists have been duped just as much as 'spiritual' people. When the Keylontic Sciences become the normal way of being, humanity will reclaim its soul. I choise as Human Angelic , with my owner power to make direct connection to Source. I know who I am and What I am.I am blessed that I can wallk on the most fascination journey to fulfil the divine mission, came" here to accomlish" with you. Tags: abilities, consciousness, god, master, power, save, truth http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12736

332


"Handbook For The New Paradigm" •

Posted by Peace Paradigm on September 29, 2008 at 6:43pm

There is a writing, the "Handbook For The New Paradigm", that has been channeled and put into book format containing a very important message that will bring about much change in the world once people will embody its simple message. I am seeking to share this with as many people as possible. The book is not authored and it can be found throughout many sites on the internet by searching Google. The popularized book and movie "The Secret" has changed many people's perception and outlook on life and has benefited, if anyone, the individual and not the collective whole. The "Handbook For The New Paradigm" brings forth a much greater message that will bring about a vast change to the whole of humanity. If this message resonates within you, then read and share the handbook with as many people as you feel you can. Salome & Love, -Peace Paradigm http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12937

333


WHAT TO DO FOR A 'LIGHTER' YOU •

Posted by elif elisabeth on September 29, 2008 at 7:02pm

WHAT TO DO FOR A 'LIGHTER' YOU In these times of great change and accelerated energy, there are many steps you can take and ideas you can embrace that will help you not only cope, but thrive. This requires that you release outdated, fear-based thoughts, beliefs and emotions to make way for a new, higherfrequency, love-based reality. -------------------------------------------------------------------------------10 Things You Can Do: --------------------------------------------------------------------------------

* Commit to your evolution

334


Dedicate yourself to personal evolution, and cultivate a relationship with yourself that is loving, patient and without judgment. Acknowledge that you are powerful, and that your thoughts, coupled with the heart energy, can create any reality you dream of. Be aware that your energy extends well beyond your physical body, and that you have the ability to affect the world around you simply by your presence, so you make the choice to live consciously and responsibly. * Choose love Remember that there are two basic emotional expressions--love and fear--and that at any given moment each of us is either in a state of giving and receiving love or in a state of fear, calling out for love. Moment to moment, as often as possible, make the love choice. * Acknowledge your important role Realize that you are involved in a great period of spiritual awakening, and that you can be a facilitator in this exciting shift in consciousness and heightened awareness by being a living love-example. Every moment offers an opportunity to serve in some way, even if simply by being an example of unconditional love through your words, thoughts and actions. By doing so, you inspire others to do the same. * Be compassionate Live with compassion and tolerance for all individuals and paths, even if you do not choose them for yourself. Understand that all paths eventually lead one back to their Source, no matter how they appear to our physical eyes. * Take time to be still Give your mind and body a rest. Meditation not only relieves stress and creates balance, but in moments of silence you are more likely to perceive the messages of Spirit. A simple way to get started is to sit or lie down in a peaceful place and focus on your breathing. What can result is a greater sense of well-being, feelings of love and serenity, new insights, a solution to a problem, etc. * Be here now Be willing to focus more on the present moment and relinquish attachment to the past or future. When you focus on what's happening right here and now your creative energy is more fully available to handle every situation with love, clarity and personal power.

* Take responsibility Shift from any tendency towards a victim mentality into personal responsibility for each and every moment of your life. Know that all the experiences you have attracted into your life are purposeful and have the potential for positive meaning and growth. * Consider forgiveness

335


If there is anyone from your past that you are angry with, consider forgiveness. Anger drain's one's energy--it's a lower, heavier frequency. Forgiveness is for your own benefit. It does not mean you condone the negative acts of another--it simply frees you to get on with your life in a way that is loving and unemcumbered by past hurts. * Stay peaceful Maintain serenity and a sense of balance in the face of the negative illusions within physical reality, including the presence of suffering. Realize that underlying all aspects of the physical world are the essence of love and the presence of peace. Even behind suffering is a Divine plan. * Let Love lead you Be willing to allow your heart intelligence to be your guide, and surrender the human mind to the heart-mind.

-------------------------------------------------------------------------------www.worldhealing.net ---------------------------------------------------http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:12944

336


Do you make prayers? •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 30, 2008 at 2:32am

Do you make prayers ?

I pray, and I have made my own prayers. The power of prayer is strong. I don't know is this suitable for your spiritual path, but give a try.. I'm not teaching anything, I'm just a Way Shower.. [CLICK THE LONG LINK TO MAKE THE PRAYER IN PEACEFUL, LOVING HARMONY] Let the Purest Core of All Life and Creation in My Being Awaken and Heal me in All Levels and in All Functions of My Existence. In the Mind, in the Body, in the Soul and in the Spirit.

I have Let the Purest Core of All Life and Creation in My Being Awaken. I have let it Heal me in All Levels and in All Functions of My Existence. In the Mind, in the Body, in the Soul and in the Spirit.

♥ In what I perceive through senses, it has become TRUTH, BEAUTY, HARMONY ♥ In what I feel in my heart, it has become LOVE, COMPASSION, JOY, FREEDOM, ENJOYMENT, FORGIVENESS ♥ In what I think in my brain, it has become WISDOM, CLEAR CONSCIOUSNESS, AWARENESS, PEACE ♥ In what I intuitively perceive and imagine & wonder, it has become GREAT IDEAS and ARTISTIC CREATION & TRUE GENUITY ♥ In what I want and will of myself and of others, it has become ETHICAL, HIGHEST GOOD and CO-OPERATION, and EFFICIENT ♥ In what I believe in, it has become NATURAL TRUE VALUES, HIGH IDEALS, TRUST and COURAGE 337


♼ and in what I hope for, it sure has become BETTER and is BECOMING TRUE, NOW !

If you take my prayer to your self, I bless you.. for if you thus can gain Self Mastery I know, that I have made part of my Mission.. Thank you Dear Friend.. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:13008

338


...I see the black coal melting around me Around him and her and, blackness of fears The bloody tears and bursting negativity Gasping , gasping for some unexplained LOVE.... But then I see a kid dre‌ •

Posted by sawinder singh on September 30, 2008 at 8:31am

...I see the black coal melting around me Around him and her and, blackness of fears The bloody tears and bursting negativity Gasping , gasping for some unexplained LOVE.... But then I see a kid dreaming - ' weird ' Painting love, drawing shadows of past Having visitations, smoking pot ! ( hehe ) Growing growing out of pain Out of Misery, out of emotional drain She waked with SUN , walked with Sun Teaching the " Crash course to GOD " ! 339


OH Here the little kid of my heart, NOW Drenched in God's Love, Soared in his LIGHT Stilled in SAMADHIS ..... She Now SMILES To melt Oceans and evaporate the evil fumes To win hearts of poor little BOYS..... Mother my sweet Mother, You Queen of my heart You Lord of my life , destination of my LOVE let me now get Soared in your love and your light ?? Like a chewed astump of ' fag ' you Threw the illusions OUT ! OH I cried, got delighted, get saddened And sometimes was full of JOY to listen The words of a little kid -- MY OWN MOTHER ! BUT then why you still are away from me ??? ISnt it enough of the non sense ???? YES and about YOUR mission OH Mother, God send you this SON for this..... YES?????? AND I will be the flowers under your feet If you ever walked bare-footed I will be the BLANKET of love around you ANd the Bangle you wear in your arms Always touching and rubbing your hands, kissing them ! I will be YOUr eternal SERVANT AAAAAAAAAAAAA What a JOY !!! And definatelt will be the Breath in YOUR spine Kissing you from TOP to Bottom..... KNOCK KNOCK ... I AM HERE MOTHER BEGGING from YOU Your love, your Joys YOur smiles, your tears, your pains THEY are Mine they are Mine HER I beg with open armssss Give me all your PAINS and TEARS I will dilute them in SEA of MY LOVE GIVE me your infinte JOY and Grace I will multiply them with My service to YOU I beg you to GIVE YOURSELF to ME OH I will Roll you up and down In the Enormous WHILRPOOLS Of LOVE I have for YOU Love you mom love you...

340


ANd may be I am a sinner May be a poor mortal, full of Fears and anger, Greed and lust BUT This LOVE, eternal love for YOU Is powerfull as BLAZING STRONG lightening Across the BLACK clouds... There is no trust in this heart for anybody BUT I see Infinite TRUST in MY LOVE for YOU DO you see the same ????????? http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:13063

341


Like a drunkard my mind behaves As if thousand bottles of wine it has drunk Yet I tell you.... I will drink more of Yours wine Of yours touch, Yours truth.... ... And I ask You, how can anybody n‌ •

Posted by sawinder singh on September 30, 2008 at 9:05am

342


Like a drunkard my mind behaves As if thousand bottles of wine it has drunk

Yet I tell you.... I will drink more of Yours wine Of yours touch, Yours truth.... ...

And I ask You, how can anybody not be addicted If once he had drank your wine???

People say - Oh fool, Ah drunkard ! hahaha.. asI walk in these streets of world Two steps ahead Three steps left And two behind ...... What a melodious walk for a drunkard ! Especially when mind is full of Yours love-wine .. Yes, more will I drink, unless I'll not fell on ground Unconcious and will pass over my spirit In your hands and reach back HOME ! http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:13067

343


Remembrence..... •

Posted by sawinder singh on September 30, 2008 at 9:06am

I scratch and paste every thought of yours on the screen of my mind In Your's Re-memberence... I find you and taste your fragrence In every deep breath And before every night I beg YOU to come From YOUR house and sleep with me Because I dream to hug You every night When you come as a wind and sing a Beautiful rustling tune in my ears ... http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:13069

344


345


I want ... •

Posted by sawinder singh on September 30, 2008 at 9:07am

I want to paint, I want to paint my life in your's shadow But can't .... I want to compose, Compose the cosmic song of your love from Yours instrument in my nerves But can't I tried to write a poem Poem of your creations and my bond with them But can't Not because, very difficult the work is or Or complex is your song or poem But because too simple it is.... so serene, so pretty, so powerfull

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:13071

346


347


I WRITE..... •

Posted by sawinder singh on September 30, 2008 at 9:09am

I write for the joy of soul Sometimes to kill the effects Of dreadful life and its burden On my nerves; I write for you and I write for me And privilege it will be If appriciation will come from Thee; For writing makes my soul Sank in your heart's ocean and Drift carelessly on the sea of yours love And every feeling will fly to you And will give my message...... The message will tell you how drunk My mind becomes when I think about you, How water rolls out of eyes when I sing About you and even how sometimes I block the feelings from you with my Egoistic thoughts; And so I write and write on this Sheet of life allowing all your colours and Blessings and joys to spread, I write And will write more about you and your songs And about your smile deep inside me ! That my every word is your's And if sometimes I am not in my purest form Then make me pure and let me write For you and me ...forever. http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:13073

348


349


Surrendering... •

Posted by sawinder singh on September 30, 2008 at 9:11am

Either I am lost or I am found In Nothingness, in this LUL ...Nothing is to be done I dont know I am sad or happy ??

They say BE BE BE !

But I dont know HOW to BE ?? Be My Self ? But Who I am ?? Lost, Ignorant soul or LOVE In the process of Manifestation ! hahahahahahah ... The' Amazon Girl ' says she loves me ( ! ) God says she Loves me ( ! ) But I dont know even How to love !! In this LUL, in this Nothingness... Who am I, am I found or Lost ?? Surrender, Surrender, Surrender to the self !... Oh ..this brings this LUL, this bringsssss

350


This Nothingness; I search for LOVEAnd I found it Yet ONLY in words ??? I seek EXPERIENCE of LOVE ! I seek EXPRESSION of LOVE !I seek My Self in LOVE ..... I seek God in LOVE I seek My Master through LOVE, as LOVE ! ... and it is here as Nothingness as LUL !! Am I at receiving End of Universe ???

OH !..hahaha .and I asked for my MOMI asked for this and that .. BUT 1stly And lastly I asked for GOD from GOD !! AH !.. But before the old departs and NEW Arrives, There is this LUL in HERE !! Difficult to bear . http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:13075

351


There is Only One Family •

Posted by eflatunmor on September 30, 2008 at 11:10am

All of us are in the family of one God. It is not that there is one God in England, another in America, and still another in India. The Christians, Muslims and Hindus are not worshiping different Gods. The names Allah, Brahma, Jehovah, Krsna and Yahweh refer to the same God, called by different names according to differences in language and culture. If we love the same one God, why do we quarrel? We quarrel because we don't know what real love is. If we have true love and affection for the one Supreme Lord, we will naturally love each other. There is a saying, "God is love and love is God." And in Indian Vedic culture there is a saying, "All should be happy." Jesus also taught this philosophy. He went to India when he as about sixteen years old, and he visited many places of pilgrimage, like Vrndavana, Ayodhya, South India and Jagannatha Puri. In Puri he saw the deities of Jagannatha, Baladeva and Subhadra, and he heard Lord Jagannatha (meaning "Lord of the Universe") addressed as Krsna. In this part of India, the name Krsna is pronounced Kroosna. Because of different languages, Greek and Hebrew, this name became Kroosta, then Krista, and now it is pronounced Christ. Krsna, Kroosna, Krista and now Christ - they are the same. In this universe there is only one God, and He is not Russian, English, German or Spanish. He knows all languages without difficulty, but there is actually no need of knowing them. There is only one real language in the entire world, and that language is called love. Eyes can speak that language, ears and hands can speak and understand it, and a glowing face can tell everything. God is one, and He is the embodiment of Love. Krsna is the original name of God, given in the ancient Vedas, and it means "the all-attractive reservoir of pleasure." All other names, like Supersoul, Buddha, Allah and God, are included within Him. --Unity in Diversity-Although we are all parts and parcels of the same Supreme Lord, we have divided up this Earth, declaring, "This is my country! This is your country!" Even though we are all individuals, we all depend upon the same sun and we all breathe the same air. This is the principle of unity in diversity. Unity refers to the fact that we are all parts and parcels of the same Supreme Lord Krsna, the father of all; and diversity refers to our eternal individual natures. Because this is the eternal reality, we will only find peace and happiness in this reality. Unity in diversity will have no meaning if people have no faith in the Supreme God, or love for Him and all living entities. --Love All Creatures-It is often thought that humans are the only members of God's family, but this is not true. He creates all creatures. They are all His children, so why should we not love them all? The saying "All should be happy" does not only apply to humans. The Supreme Lord has created 352


cows, and those cows freely and indiscriminately give milk to all. In the Vedas the cow is referred to as go mata, Mother Cow, because she nourishes us with her own milk. It is not stated anywhere in the Bible that we may kill the cow, or any animal. In the original Aramaic language of the Bible, the word "brosimus" has been used more than twenty times. "Brosimus" means "food" and it has been translated as "meat". In Old English "meat" did not mean "flesh"; it meant "food". But the English language has changed, and today most people wrongly believe that the Holy Bible supports the eating of animal flesh. The Old Testament clearly states, "Thou shall not kill." This means we should neither kill humans nor animals. The Koran also does not sanction the slaughtering and eating of cows. The Supreme Lord has not created animals for us to eat. For this purpose He has created fruits, roots, milk, butter, grains and vegetables. He will not be happy if we harm any of His children, what to speak of killing our own mother. Trees, creepers, hogs and insects are also children of the one Supreme Lord. In Indian Vedic culture it is said that one should not walk on a field after it has been plowed and the seeds have been sown there, for those seeds may die. We should not give pain or suffering to any living being. We are all children of the Supreme Lord, who is the personification of supreme happiness and the reservoir of supreme happiness for all others. We are part and parcel of that Happiness. The only difference between the Supreme Lord and ourselves is that He is unlimited and we are minute. We are qualitatively one with Him, but unfortunately we have forgotten who we are. We should try to realize this truth. We must not quarrel with those of other religious faiths. The one true religion of all souls is love, and that religion is one without a second. We should love God and also each other, and in this way people can live happily in this world. Srila Bhaktivedanta Narayana Maharaja, The Way of Love All of us are in the family of one God. It is not that there is one God in England, another in America, and still another in India. The Christians, Muslims and Hindus are not worshiping different Gods. The names Allah, Brahma, Jehovah, Krsna and Yahweh refer to the same God, called by different names according to differences in language and culture. If we love the same one God, why do we quarrel? We quarrel because we don't know what real love is. If we have true love and affection for the one Supreme Lord, we will naturally love each other. There is a saying, "God is love and love is God." And in Indian Vedic culture there is a saying, "All should be happy." Jesus also taught this philosophy. He went to India when he as about sixteen years old, and he visited many places of pilgrimage, like Vrndavana, Ayodhya, South India and Jagannatha Puri. In Puri he saw the deities of Jagannatha, Baladeva and Subhadra, and he heard Lord Jagannatha (meaning "Lord of the Universe") addressed as Krsna. In this part of India, the name Krsna is pronounced Kroosna. Because of different languages, Greek and Hebrew, this name became Kroosta, then Krista, and now it is pronounced Christ. Krsna, Kroosna, Krista and now Christ - they are the same. In this universe there is only one God, and He is not Russian, English, German or Spanish. He knows all languages without difficulty, but there is actually no need of knowing them. There is only one real language in the entire world, and that language is called love. Eyes can speak that language, ears and hands can speak and understand it, and a glowing face can tell

353


everything. God is one, and He is the embodiment of Love. Krsna is the original name of God, given in the ancient Vedas, and it means "the all-attractive reservoir of pleasure." All other names, like Supersoul, Buddha, Allah and God, are included within Him. --Unity in Diversity-Although we are all parts and parcels of the same Supreme Lord, we have divided up this Earth, declaring, "This is my country! This is your country!" Even though we are all individuals, we all depend upon the same sun and we all breathe the same air. This is the principle of unity in diversity. Unity refers to the fact that we are all parts and parcels of the same Supreme Lord Krsna, the father of all; and diversity refers to our eternal individual natures. Because this is the eternal reality, we will only find peace and happiness in this reality. Unity in diversity will have no meaning if people have no faith in the Supreme God, or love for Him and all living entities. --Love All Creatures-It is often thought that humans are the only members of God's family, but this is not true. He creates all creatures. They are all His children, so why should we not love them all? The saying "All should be happy" does not only apply to humans. The Supreme Lord has created cows, and those cows freely and indiscriminately give milk to all. In the Vedas the cow is referred to as go mata, Mother Cow, because she nourishes us with her own milk. It is not stated anywhere in the Bible that we may kill the cow, or any animal. In the original Aramaic language of the Bible, the word "brosimus" has been used more than twenty times. "Brosimus" means "food" and it has been translated as "meat". In Old English "meat" did not mean "flesh"; it meant "food". But the English language has changed, and today most people wrongly believe that the Holy Bible supports the eating of animal flesh. The Old Testament clearly states, "Thou shall not kill." This means we should neither kill humans nor animals. The Koran also does not sanction the slaughtering and eating of cows. The Supreme Lord has not created animals for us to eat. For this purpose He has created fruits, roots, milk, butter, grains and vegetables. He will not be happy if we harm any of His children, what to speak of killing our own mother. Trees, creepers, hogs and insects are also children of the one Supreme Lord. In Indian Vedic culture it is said that one should not walk on a field after it has been plowed and the seeds have been sown there, for those seeds may die. We should not give pain or suffering to any living being. We are all children of the Supreme Lord, who is the personification of supreme happiness and the reservoir of supreme happiness for all others. We are part and parcel of that Happiness. The only difference between the Supreme Lord and ourselves is that He is unlimited and we are minute. We are qualitatively one with Him, but unfortunately we have forgotten who we are. We should try to realize this truth. We must not quarrel with those of other religious faiths. The one true religion of all souls is love, and that religion is one without a second. We should love God and also each other, and in this way people can live happily in this world. Srila Bhaktivedanta Narayana Maharaja, The Way of Love http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:13090

354


355


We cannot worry and believe at the same time •

Posted by Vicky♥♥♥ on September 30, 2008 at 9:31pm

WE CANNOT WORRY AND BELIEVE AT THE SAME TIME by Gillian MacBeth-Louthan

356


We cannot worry and believe at the same time - they cannot hold the same space, the same time, the same frequency. The energy of flying through the air with the greatest of ease represents what we are being asked to do. We are asked to LET GO of what we have been holding onto so tightly and allow ourselves to freefall from one bar of light to another. The belief factor has to be 100%. Nothing less is acceptable otherwise one will fall deep into the quicksand of fear with nothing to branch out and help or rescue. When you do not see a solution to what befalls your heart, let the Universe intervene. Do what you can and trust God, the Universe to do what you cannot. You are asked to hold your peace in the mist of the battle, to anchor with the divine certainty that you will come up unscathed from all that does not wish you the best of life or of light. Believing so deeply and so strongly is not for the weak of heart, weak of light, or weak of purpose. Stand strong in what lives in your heart. In the mist of all Hell breaking loose become a living blessing. Use your light and your heart to bless another. Bless all that cross your path, become healing and holy, in your life, in your appearance and in your intention. Look for ways to be a blessing. You cannot ever out give God. Whatever you give, in blessing, in belief, in peace to yourself or another will be given back to you in denominations of completion that outweigh any expectations you have or have had. Let the desire of your heart lead you into a place that will help you bypass all that comes to circumvent your soul. It's time to put on the ruby slippers of belief. Click them all through time and allow them to escort you into doorways of beliefs that are far greater than any beliefs you have held in the past. Whatever it is, it's God.. there is nothing wrong... there is nothing right.... There is nothing to learn... there is nothing to find... there is nothing to let go of. You are life and life is God and God is ALL. Nothing is outside of God... nothing. So hold onto that and be Free. www.TheQuantumAwakening.com

http://lovepeaceandharmony.org/profiles/blogs/2209390:BlogPost:13147

357


358


The Wave of Love •

Added by David Dogan Beyo on September 6, 2008 at 6:43am http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:8133

YouTube - Crystal Cave of Giants_ Biggest crystals on the planet •

Added by SOPHIA on September 10, 2008 at 12:46am

http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:8669

The CERN black hole •

Added by SOPHIA on September 12, 2008 at 12:33pm

http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:9296

359


360


San Francisco Crystal Fair at Fort Mason •

Added by SOPHIA on September 12, 2008 at 2:29pm

http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:9317

Infinity in peace until the last moment •

Added by David Dogan Beyo on September 12, 2008 at 3:44pm http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:9355

The Human Body Energy Centers •

Added by David Dogan Beyo on September 12, 2008 at 5:23pm http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:9370

361


362


Oblivion •

Added by Brian on September 13, 2008 at 2:11am

http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:9481

Select •

Added by Radfax on September 13, 2008 at 3:54am

http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:9543

363


The Human Body Energy Centers 2 •

Added by David Dogan Beyo on September 13, 2008 at 6:14am

http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:9609

Rumi: Say I'm You •

Added by Era M on September 14, 2008 at 3:59am

http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:9797

The Human Body Energy Centers 3 •

Added by David Dogan Beyo on September 14, 2008 at 4:09am http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:9800

364


AUM •

Added by Era M on September 17, 2008 at 1:02am

http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:10748

You Are Silent Awareness •

Added by David Dogan Beyo on September 20, 2008 at 4:19pm http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:11425

365


Where the Hell is Matt ? •

Added by David Dogan Beyo on September 21, 2008 at 5:28am http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:11519

Zeitgeist 2 - Addendum - (Trailer) •

Added by David Dogan Beyo on September 27, 2008 at 11:27pm http://lovepeaceandharmony.org/video/2209390:Video:12559

366


http://lovepeaceandharmony.org Š 2008 Created by David Dogan Beyo

367

Profile for LovePeaceandHarmonyAcademy

(3) -1-30 Eylül 2008 - Love Peace and Harmony Journal  

Journal by David Doğan Beyo - Love Peace And Harmony Academy 2008- http://www.lovepeaceandharmony.org/

(3) -1-30 Eylül 2008 - Love Peace and Harmony Journal  

Journal by David Doğan Beyo - Love Peace And Harmony Academy 2008- http://www.lovepeaceandharmony.org/

Advertisement