Page 1

“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

Şubat 2014

2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI I. YARIYIL OKUL BÜLTENİ


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

128. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜ

FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi 2013-2014 Eğitim - Öğretim Yılı I. Yarıyıl Okul Bülteni

Sayfa 2

Yayına Hazırlayan Zafer YAZ Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Düzeltmen Leyla TARAKÇI Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

Değerli Işık Ailesi Üyelerine, “İnsanların en hızlı öğrendiği zaman, kendi eylemlerinin sorumluluğunu taşıdıkları zamandır.” demiş Peter SENGE. Düşündüğümüzde Peter SENGE’nin bu sözüne katılmamak mümkün müdür? Gelişen dünyamızda 18 ve 19. yüzyıllarda yaşanan Sanayi Devrimi ile değişim, inanılmaz bir hızla olmuştur. Bilişim teknolojisinin hayatımıza kattıkları ise tartışmasız baş döndürücüdür. İhtiyaç duyduğunuzda, İnternet erişimi olan bir noktadan istenilen bilgiye ulaşmak sadece birkaç saniyedir, üstelik akılda tutulmasına da gerek yok, küçük bir bellekle/telefonla elde ettiğiniz bilgiyi cebinizde/çantanızda taşıyabilirsiniz. Peki, İnternet üzerinden elde ettiğiniz bilginin bilimsel güvenilirliği nedir? Elbette güvenli olan siteler var ama bunların erişimi için çoğu zaman üyelik istenmekte ya da bilgiye ulaşım ücretlendirilmektedir. Bilgi kirliliği ise inanılmaz boyutlarda. Çoğu zaman son derece inandırıcı ve kurumsal görünen sitelerde hatalarla dolu ya da yanlış makaleler ve subjektif bilgiler bulunmakta. Kulaktan kulağa oyunu gibi, bir siteden başka bir siteye aktarılan yanlış bilgiler ve her geçen gün büyüyen bir karadelik. Güvenliği kanıtlanmamış, akıl süzgecinden geçirilmeyen ve özgün olmayan yazılar ya da başka bir deyişle kes, kopyala, yapıştır. Bunun ne anlamda yarar sağladığını düşünmek, yaratıcılığı nasıl yok ettiğini ve üretimi nasıl ortadan kaldırdığını görmek gerekir. Bu anlamda biz mi teknolojiyi kullanıyoruz yoksa teknoloji mi bizi kullanıyor? Çok doğru bir uygulamaymış gibi kendi aralarında reklamları yapılan, öğrenciler için kurulmuş ödev siteleri bile var. Ürkütücü! Bir insanın kendini geliştirmek, öğrenmek ve günümüz moda deyimiyle “ortaya bir proje çıkartmak” için teknolojiyi kullanması. Bunu sağlamak için en kısa yoldan, emek vermeden, ne kendine ne de paylaşımcılarına bir katkı sağlamadan ayrıca hiç de etik olmayan bir şekilde bilgiye ulaşmak ya da ulaştığını sanmak. Kesinlikle ürkütücü hatta korkunç! En kısa zamanda, sorgusuz ve kontrolsüz bize sunulan bu karmaşadan kurtulmalıyız. Teknolojinin olanaklarını gerektiği kadar ve bilimsel düşünce yapısına saygı duyarak doğru kullanmayı öğrenmeliyiz. Bir kitabın sayfalarında bilgiye erişmeyi, sözcüklerin altını çizerek bu anlam bütünlüğünü başka birisi ile paylaşmayı da hayatımızdan çıkartmamalıyız. Ayrıca bize sunulan ya da dayatılanlar arasında tercihlerimiz olduğunu, olması gerektiğini de unutmamalıyız. Sanırım gerçek anlamda öğrenmeyi istemek ve buna ihtiyaç duymakla başlayacak her şey. Bunun için doğru bilgi kaynaklarını araştırmak, doğru referanslar almak, metodolojiyi ( Yöntem bilim ) bilmek ve bilinçli olmak. Yapılması gerekenler çok da karmaşık değil, sadece biraz ilgi ve biraz emek yeterli. İşte o zaman sanal bir mutluluk değil, yaşama bir şeyler katmanın lezzeti, erdemli bir duruş, yaratıcı ve üretken bir kişilik ortaya çıkmış olacak. Tüm olumsuzluklara rağmen öğrenmeyi seven, ahlâklı, meraklı, yaratıcı ve geniş bir vizyona sahip öğrenciler yetiştirmek için çaba göstererek bir yılın ilk yarısını tamamladık. Okul toplumu olarak önümüzdeki II. Dönem’de, Counsel Of International Schools için yeniden değerlendirilme, Uluslararası Bakalorya Diploma Programı için ise denetim sürecini yaşayacağız. Bunun dışında 8. Pentatlon Bilimsel Bilgi Yarışması, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitlerimizi Anma Günü, 9. Chamisso Almanca Okuma Yarışması, Spectrum Of Education III Sempozyumu-Yaratıcılık, MUN ve EYP Konferansları, Almanya gezisi, 12. Yüzyıllık Okullar Spor Şöleni ve 5. Spora Işık Tutanlar Ödül Töreni ile 5. Bilim Kampı gerçekleştireceğimiz etkinliklerden sadece birkaç tanesidir. 2013-2014 Eğitim Öğretim Yılı I Dönemi’ne ait akademik ve sosyal çalışmaları kapsayan bu bülteni sizlerle paylaşırken II. Dönem’in sağlıklı, huzur dolu ve yüksek başarılı geçmesini dilerim.

Şubat 2014 Ömer ORHAN Okul Müdürü

Sayfa 3


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Türk milletinin karakterine en uygun yönetim şekli” olarak ifade ettiği, demokrasiyi temel alan, çağdaş ve akılcı bir yönetim sistemidir Cumhuriyet. Türk milletinin, yediden yetmişe, büyük fedakârlıklarla, her türlü zorluk ve imkânsızlıklara rağmen yeniden dirilişinin; tutsaklığa, köleliğe başkaldırışının, milli egemenliğimizin kutlandığı bayramıdır 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı. Bizler Işık Ailesi olarak, Atatürk’e ve onun devrim arkadaşlarına borçlu olduğumuz bu vatanın, bağımsızlığımızın yılmaz bekçileri ve savunucuları olduk. Böyle olmaya devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, Ulu Önder’in “En Büyük Eserim” dediği Cumhuriyeti’mizin 90. yılını, her yıl olduğu gibi, büyük bir coşkuyla kutlamanın gururunu yaşıyoruz. Leyla TARAKÇI / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

CUMHURİYET’İMİZİN “IŞIK”INDA YÜRÜDÜK

Cumhuriyet’imizin 90. yılı anısına hiç sönmeyecek Cumhuriyet “Işık”ını kalbimizde taşıyarak yürüdük.

Sayfa 4


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

10 KASIM 2013

Atatürk devrimi, bir ideoloji değil, bilime ve akılcılığa dayalı bir çağdaşlaşma, demokratikleşme ve gelişme programıdır.

Mustafa Kemal Atatürk, insanlık tarihinin önde gelen komutan ve devlet kurucularındandır. Onu, ötekilerden ayıran en önemli niteliği devrimciliğidir. Devrime geçiş, hem kararlılık hem de olağanüstü cesaret ister. Bu büyük dâhide bu iki niteliğin birleştiğini görüyoruz. Yaptığı devrimlerin hiçbiri tesadüf veya olaylar onu güçlü bir yönetici kıldığı için yapılmış değişiklikler değildir. Atatürk devrimi, bir ideoloji değil, bilime ve akılcılığa dayalı bir çağdaşlaşma, demokratikleşme ve gelişme programıdır. Atatürk, Cumhuriyet’in 90 ve ölümünün 75. yılında hâlâ halkın gönlünde, çocukların ve gençlerin bilincinde, kurduğu Cumhuriyet’te ve başlattığı devrimde yaşıyor. Ulusal bütünlüğümüzün, çağdaş uygarlığa erişme çabamızın öncüsü Ulu Önder’imizin aramızdan ayrılışının 75. yılında ona ve ilkelerine bağlılığımızı bir kez daha tekrarladık. İçimizde her gün daha da büyüyen sevgisiyle, Atatürk’ün kurduğu bu güzel yurtta, onun ilkelerinin ışığında bütünleştiğimiz törende öğretmen ve öğrencilerimizin hazırladığı söz korosu, drama, şiir, okul korosu, dans gösterisi ve sunuşla Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygıyla andık. Sevda KOÇ / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

SINIFLAR ARASI “CUMHURİYET KUPASI” TENİS TURNUVASI 2013 2013-2014 Eğitim Öğretim Yılında 3.sü düzenlenen Sınıflar Arası Tenis Turnuvası, bu yıl 25.09.2013“Cumhuriyet Kupası” adı altında 25.09.2013 25.10.2013 tarihlerinde 16 öğrencinin katılımıyla gerçekleşti. 2011-2012 ve 2012-2013 Eğitim Öğ2011 retim Yılı turnuva şampiyonu olan öğrencimiz M. Engin SEZERLİ, Özkan GÖK ile yaptığı 2 saat süren şampiyonluk maçı sonunda, şampiyonluk unvanını korudu. Turnuvaya katılan ve destek veren bütün öğrenci, öğretmen, müdür yardımcılarımıza ve Müdürümüz Sayın Ömer ORHAN’a teşekkür ederiz. Hatice BOZKURT / Beden Eğitimi Öğretmeni

Sayfa 5

THe PALA


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

INTERACT KULÜBÜ HAZIM KANTARCI SÖYLEŞİSİ

Okulumuzun İnteract Kulübü olarak 26 Kasım Salı akşamı İstanbul Rotaract Kulübünün ev sahipliğinde gerçekleşen bir yemekteydik. Sene içinde gerçekleştirilmesi planlanan projelerin konuşulduğu ve aynı zamanda bütün Rotaractların bir arada, keyifli zaman geçirmesine ortam hazırlayan yemeğin konuğu, çok değerli iş adamı Hazım KANTARCI’ydı. 34 yıllık iş hayatının 32 yılını Sabancı Holding çatısı altında üst düzey şirketlerde genel müdürlük ve kariyerinin son 2 yılında CEO’luk yaparak emekliye ayrılmıştır. İş hayatını “Kariyerim benim için bir misyonun tamamlanıp diğer misyonun başlaması şeklinde heyecan dolu ve eğlenceli bir serüvendi.” diye tanımlayan KANTARCI, o gün bizimle iyi lider ve yöneticide olması gereken özellikleri ve kendi deneyimlerini oldukça keyifli bir sohbet ortamında paylaştı. Aynı zamanda yeni çıkardığı ve iş hayatını konu alan kitabından bahsetti. Büyük ilgi gören kitabının 4. baskısının yapıldığını ve bu kitabın onun için iyi bir başlangıç olduğunu da belirtti. Hepimizin bildiği gibi son 15 yıldır teknolojide baş döndürücü değişimler oluyor. Her şey giderek daha da interaktif hale geliyor. Aslında yeni nesil, biyolojik ihtiyaçları dışında nerdeyse bütün ihtiyaçlarını ceplerindeki akıllı telefonlar bilgisayarlar veya tabletler yardımıyla karşılıyor. Eminim hepimizin bildiği “Nokia, connecting people” sloganı, gerçekten bize her şekilde teknolojiyle bağlanmış olaylar bütününün içerisinde yaşadığı-

Sayfa 6

mızı bir kere daha hatırlatıyor. İnsanlar ya “online” yaşıyorlar ya da “offline”. Sosyal medya artık çok büyük bir güç. Milyonlarca, milyarlarca bilgi küçücük çiplere sığdırılıyor. Kısacası âdeta bir dijital devrimin içerisindeyiz. Bireyler artık daha seçici ve güçlü çünkü bilgiye anında ulaşabiliyorlar. Bir araya gelmeden bilgi paylaşımında bulunabilen ve sosyalleşebilen bir kitle var karşımızda, fakat sosyal medya kurumları bireyi yükselteceği gibi aynı zamanda itibarsızlaştırabilir de. Şimdi sizinle Hazım KANTARCI için “iyi bir liderde bulunması gereken özellikleri” paylaşmak istiyorum, Hazım KANTARCI için liderliğin bir kişilik değil de unvan olduğundan başlayayım. İyi bir liderde bulunması gereken en önemli özellik vizyondur. Yani hayal gücü, bilgi, akıl, sezgi, yaratıcılık, deneyimi birleştirerek geleceği öngörme ve başında bulunduğu kurumu bu geleceğe götürecek sistem ve yönetimler bütünüdür. İyi bir lider, şansa ve tesadüfe değil neden-sonuç ilişkisine inanan bireydir. İyi bir lider aynı zamanda diğer insanlar için bir rol model olmalıdır, sayılmalı ve sevilmelidir. İyi bir lider problem çözmek konusunda hızlı ve akılcı hareket edebilmelidir. Değişiklik yapmaktan korkmamalı ama temkinli olmayı unutmamalıdır. Donanımlı, nitelikli ve bilgili insan yetiştirme konusunda başarılı olmalıdır iyi bir lider. Peki, iyi bir yönetici? Yöneticilerde aranan en önemli husus, mazeret yerine çözüm üretebilme ve katma değer yaratabilmedir.

İletişim becerileri yüksek, bilgiyi iyi kullanan, sonuç odaklı, hedef belirleyebilen, global düşünen kişi iyi bir yöneticidir. Yani lider, paradigmayı değiştirmekle yükümlüdür. Eğer değiştiremiyorsa lider değil bir yöneticidir. Çünkü yönetici, mevcutta başarıyı yakalamaya çalışan kişidir. KANTARCI, konuşmasının sonunda bizlere küçük tavsiyeler de verdi. Ona göre başarılı bir birey olabilmenin ilk adımı kendimizi tanımaktan geçiyormuş. “Sadece başarıyla yetinmek yerine hayatta değerli olmayı tercih etmeliyiz.” dedi. Kendimize güvenmeli, paylaşmayı bilmeli, alçak gönüllü ve merhametli olmalıymışız. Diyor ki: “Şimdiye kadar ‘merak etmeyin’ lafını çok duymuşsunuzdur.” evet, gerçekten de öyle ama ona göre tam tersine, merak etmeli ve sorgulamalıymışız. Sadece başarılı bir şekilde bir şeyleri tamamlamak iyi kalmamıza neden olur ama biz daha fazlasını yapmalı ve dikkat çekmeliyiz. Hata yapmaktan korkmamalı ve deneyerek doğruyu bulmayı sevmeliyiz. Son olarak değişimle dost olmamız gerektiğini vurguladı. Bu keyifli etkinliğimiz Hazım Kantarcı’nın kitabımızı imzalayıp bizimle resim çektirmesiyle sona erdi. Umarım bizim için geçirmesi çok keyifli bu İnteract akşamını size de yansıtabilmişimdir. Bu arada eğer kulübümüz hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, kime sorsanız okulumuzdaki bir İnteract öğrencisi bulabilirsiniz. Ada YÖNTER İnteract Kulübü Başkan Yardımcısı


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ

Bu yıl “24 Kasım Öğretmenler Günü”nde Okul Aile Birliğimiz, Okul Müdürümüz Sayın Ömer ORHAN’a ve tüm öğretmenlere günün anlamıyla ilgili ziyarette bulunmuşlardır. Feyziye Mektepleri Vakfının tüm personele armağanları, bu yıl göreve başlayan öğretmenlerin bronz, Işık'ta 5 yılını dolduranların gümüş, 10 yılını dolduranların altın ve 20 yılını dolduranların da pırlanta rozetleri Okul Müdürümüz Sayın Ömer ORHAN tarafından kendilerine takdim edilmiştir. Ayazağa Kampüsündeki tüm öğretmenler düzenlenen organizasyonda bir araya gelerek bu özel günü kutlamıştır. Zafer YAZ / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

DÜNYA FELSEFE GÜNÜ

Dünya Felsefe Günü, 21 Kasım’da Koç Üniversitesinin ev sahipliğini üstlendiği İstanbul Liseleri Felsefe Kulüpleri Platformu öğretmenlerinin düzenlediği etkinlikle kutlandı. Okulumuz 12 öğrenciyle bu etkinliğe katıldı. Dünya Felsefe Günü açılış konuşması Türkiye Felsefe Kurumu temsilcisi Nuran Direk; İstanbul Liseleri Felsefe Kulüpleri Platformu adına “Tematik” açılış konuşması Bahçeşehir Koleji Felsefe Öğretmeni Mehmet Salim Şirin tarafından yapıldı. Öğrencilerimize platformun 1 yıl içinde hangi konular üzerinde çalışma yapacakları söylenip hangi öğretmenler eşliğinde çalışacaklarının tanıtımı yapıldıktan sonra, atölye çalışmasına geçildi. Atölye çalışmasında “Kent Hakkı” teması üzerinde görsel materyallerle sunumlar ve bilgilendirmeler yapıldıktan sonra, öğrenciler bu konudaki düşüncelerini birbirleriyle paylaştılar. Öğrencileri; gezegenimiz dünya, doğal kaynakların bilinçsizce tüketimi, yaşadığımız kent ve sorunları üzerinde düşünmeye, sorgulamaya, kendilerini ve çevrelerini sorgulamaya iten bir etkinlik gerçekleştirildi. Birey olarak hepimizin gezegenimiz, tüketimlerimiz ve yaşadığımız doğal çevre ile ilgili farkındalıklarımızın artmasına neden olan başarılı ve keyifli bir çalışma oldu. Çiğdem KORBEK / Felsefe Öğretmeni

Sayfa 7


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

OKULUMUZ TÜBİTAK YAR YARIŞMALARINDA PROJENİN ADI: Çevremizdeki gürültü sınav başarımızı etkiliyor mu? PROJENİN AMACI: Her gün pek çok sınava giriyoruz. Çevremiz, çevremizdeki hareketler, konuşmalar, trafik gürültüsü dikkatimizi dağıtabilir, sınav başarımızı etkileyebilir. Okulumuz İstanbul'daki pek çok okul gibi trafik gürültüsünün yoğun olduğu bir bölgede yer almaktadır. Örneğin SBS gibi merkezi yapılan sınavlarda farklı okullarda sınava giren öğrenciler için sınavın yapıldığı sınıfın ortamı da başarılarını etkileyen bir faktör olabilir mi? Bu sorunun cevabını merak ettik ve gürültünün sınav başarımızı etkileyip etkilemediğini ölçmeyi amaçladık.

YÖNTEM: İnternet’ten genel yetenek testi bulduk. Bu sorulardan, her biri 12 soruluk iki farklı test hazırladık. Soruları kendimiz çözerek soruların zorluk derecelerinin olabildiğince aynı olmasına dikkat ettik. Gönüllü olan 123 arkadaşımızdan iki grup oluşturduk. Testleri çözerlerken arkadaşlardan adlarını yazmamalarını rica ettik. İlk grup 1. testi sessiz, diğer testi 85 desibellik gürültülü ortamda çözdü. İkinci grup ise 2. testi sessiz, 1. testi gürültülü ortamda çözdü. Testleri cevap anahtarına göre değerlendirdik ve doğru cevapların toplam sorulara oranlarını belirledik. Testlerin başarı oranlarını tablolarda karşılaştırdık. SONUÇ: Toplam 123 arkadaşımıza uyguladığımız iki testin sonuçlarını karşılaştırdığımızda, beklemediğimiz bir şekilde, gürültünün öğrencilerin genel yetenek testi başarısına olumsuz bir etkisi olmadığını gözledik. Bunun nedeni belki hepimizin büyük şehir yaşantısına uyum sağlamamız olabilir. Aynı testlerin daha sakin ve gürültüsüz bir şehirde tekrarlarsak sonuçlarımız nasıl olur merak ediyoruz. BİR GIDA KATKI MADDESİ OLAN MONOSODYUM GLUTAMAT'IN SİRKE SİNEKLERİNİN YAŞAM DÖNGÜSÜ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ Projemizde paketlenmiş gıdaların ambalajlarında E621 olarak belirtilmiş ve her gün tükettiğimiz pek çok hazır gıdaya tat artırıcı olarak eklendiğini öğrendiğimiz monosodyum glutamat'ın (E621) canlılar üzerindeki biyolojik etkilerini sirke sineği model organizmasını kullanarak saptamayı amaçladık. Monosodyum glutamat (MSG) glutamik asidin bir tuzudur. MSG tuzunun Japonca "umami" denilen (Türkçede henüz karşılığını bulamadığımız) güzel bir tat hissi uyandırdığı gösterilmiştir. Bu tat; bilinen acı, tatlı, ekşi, tuzlu tatlarının dışında, beyinde farklı bir tat merkezini uyardığı için "6. duyu" olarak adlandırılmıştır.

Bu özelliği nedeniyle MSG gıdaların lezzetini artırıcı katkı maddesi olarak kullanılmaktadır. MSG Avrupa'da gıda katkısı olar olarak sınıflandırılmış ve E621 adını taşıdığı için "zararsız" olarak nitelenmektedir. Ancak İnternet’te MSG ile ilgili olarak yaptı yaptığımız araştırmalarda son yıllarda bu katkı maddesinin başta merkezi sinir sistemi ve obezite olmak üzere insan sağlığı üzerinde pek çok olumsuz etkisi olduğunu gösteren bilimsel çalışmalar olduğunu okuduk. Geçtiğimiz yıl, ülkemizde de MSG'nin içinde et olan ürünlere katılmasının yasaklanmış olduğunu öğrendik. İnsanlar üzerinde deney yapamayacağımıza için, model organizma olarak sirke sineklerini kullandık. MSG'nin biyolojik etkilerini sirke sineklerinin yaşam döngülerini gözlemleyerek araştırmak istedik. Sirke sineklerinin mamalarının içine artan miktarlarda MSG ekledik. MSG verilmemiş kontrol sinekler ile karşılaştırdığımızda, sineklerin MSG miktarı ile doğru orantılı olarak daha hızlı öldüklerini ve daha az pupa oluşturduklarını ve pupadan sinek gelişiminde bozukluklar olduğunu gözlemledik. Kazım ERGENÇ / Biyoloji Öğretmeni (Proje Danışmanı) Sayfa 8


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

İSTANBUL BAROSU BAŞKANI DOÇ. DR. ÜMİT KOCASAKAL OKULUMUZDA

Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi, İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Sayın Ümit KOCASAKAL, 22 Ekim 2013 tarihinde okulumuzda bir konferans verdi. Cumhuriyet Haftası etkinlikleri kapsamında; “Cumhuriyet’imizin kazanımları” üzerine konuşma yapan hocamız, Türk demokrasisinin tarihsel süreçte karşılaştığı sorunları anlattı. Atatürk’ü bir dünya lideri olarak çağdaşı olan diğer liderlerle karşılaştırdı. Cumhuriyet kazanımlarının korunmasının öneminden bahsetti. Milli irade ile milletin egemenliği ilkelerinin farkından, seçimlerde elde edilen oy çokluğunun, iktidarlara her türlü kararı alabilme hakkını veremeyeceğini söyledi. Sayın KOCASAKAL’ın değindiği diğer önemli bir konu ise Türk kültürünün genç kuşaklar tarafından iyi tanınması, bilinmesi ve yaşanmasıydı. Türk sinemasının, musikisinin, gelenek ve göreneklerinin içselleştirilmesinin önemi vurgulandı. Ümit Bey, gençlerimize çok okumaları konusunda da önemli tavsiyelerde bulundu. Ulu Önder Atatürk’ün Türk gençliğine emanetini hatırlattı. Kıymetli hocamıza değerli katkılarından dolayı çok teşekkür ediyoruz. Mehmet Sait EMİR / Tarih Öğretmeni

IB’DE HAZIRLIKLAR SON AŞAMAYA GELDİ 17.09.2013 tarihinde IB Danışmanı Mr. Andrew WATSON okulumuza gelerek yürütülen IB çalışmalarını gözlemledi. IB adayı öğrencileriyle görüşen WATSON, okulumuzu gezerek okul hakkında bilgi aldı. Jenny CHAVUSH / IB Koordinatörü

Sayf


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

FMV IŞIK OKULLARINDA TABLET EĞİTİMİ İsmail Süha HAYAL Eğitim Teknolojileri Koordinatörü

Eğitimde teknolojinin kullanılmasının temel amacını; eğitimin kalitesini artırmak ve farklı öğrenenler için bireyselleştirilmiş öğrenme ortamlarını zenginleştirmek şeklinde özetleyebiliriz.

Eğitime Tablet Desteği Eğitimde teknolojinin kullanılmasının temel amacını; eğitimin kalitesini artırmak ve farklı öğrenenler için bireyselleştirilmiş öğrenme ortamlarını zenginleştirmek şeklinde özetleyebiliriz. Teknoloji, yıllardır farklı araçlarla ama aynı amaçla, vizyon sahibi pek çok okulun sınıflarında kendine yer bulmaktadır. Şimdiye kadar; tepegözler, bilgisayarlar, projeksiyon cihazları, akıllı tahtalar, ses ve görüntü sistemleri birçok teknolojik araç, gerek teknoloji odalarında gerekse sınıflarda kullanıldı ve bir kısmı halen kullanılmaya devam ediyor.

Eğitim, önceden planlanırken mutlaka yanına bir de “B planı” ister.

Btnet.com.tr - http://bit.ly/QcV1WC Sayfa 10

Teknolojinin eğitim ortamlarında verimli kullanımı pek çok hassas denge üzerine kuruludur. Planlama aşaması oldukça önemlidir. Teknoloji, yerinde ve zamanında kullanılırsa amacına ulaşır. Yetkin bir kullanım bilgisi, sorunsuz bir altyapı ister. Tabii konu teknoloji olunca maalesef hiçbir zaman yüzde yüz sorunsuz bir akış garantisi yoktur. Eğitim, önceden planlanırken mutlaka yanına bir de “B planı” ister. Teknoloji yerinde durmaz, sürekli gelişir, karşılığında da gelişim ve düzenli eğitim ister. Özetle; özellikle yeni bir teknolojik aracın eğitim ortamına uyum sağlama süreci, özverili bir çalışma ve sabır ister. Bütün bu isteklerin karşılığını ise öğrenme motivasyonu yüksek, aktif öğrenciler ile alırsınız. Vurgulamak istediğiniz bir konuyu değişik metotlarla, daha eğlenceli, daha az zamanda ve daha kalıcı bir şekilde aktararak alırsınız. Klasik sınavlara nazaran çoklu duyuya hitap eden, interaktif sınav yapabilme imkânını ve bu sınavların hızlı ve güçlü analizlerini yapabilme gibi eğitim ortamını zenginleştirecek pek çok ayrıcalığa sahip olursunuz. Her sene emek verilen materyallere yeni etkileşimler ekleyerek veya düzenleyerek dinamik bir içerik arşivine sahip olursunuz. Ülkemizde teknoloji kullanımına karşı yatkınlık ve pozitif yaklaşım, bütün bu özverili çalışmaları kolaylaştıran önemli bir etmendir. Eğitim ortamının hedef kitlesi olan öğrenciler ise, teknoloji uyumu ve kullanımı konusunda, toplumun en aktif grubu olarak karşımıza çıkmaktadır.


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

Intel firmasının Türkiye genelinde 26 ilde 13-29 yaş grubu 3 bin gençle yaptığı “Genç Türkiye Araştırması”na göre dijital cihazlar, İnternet ve sosyal ağlar, gençler için günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda. Türkiye’de her 3 gençten 2’si dijital cihazların insanların sosyal statülerinin bir parçası olduğunu düşünüyor. Gençlerin yarıdan fazlası teknolojik cihazları kullanmayan kişilerin çağın gerisinde kaldığını düşünüyor. Bu noktada tek sorun, öğrencilerin tablet cihazlarını eğitim ortamında oyun ya da eğlence aracı değil, eğitim aracı olarak kabullenmesi gerektiğidir. Öğrenci, yasaklama ya da engellemelerle değil, okul içerisindeki hak ve sorumluluklarının farkında bir teknolojik tavır takınmalıdır.

Aylarca süren araştırma ve testlerden sonra; dünya elektronik devi Samsung ile eğitim çözümü ve tablet donanımı konusunda anlaşmaya vardık.

Sayfa 11

Son birkaç yıldır; devletin pilot olarak başlattığı ve medyada da çeşitli yönleriyle sürekli gündemde kalan “Fatih Projesi” ile birlikte tablet ve dokunmatik interaktif TV’lerin devlet okullarında kullanılmaya başlanmasından sonra bu teknolojiler pek çok özel okulun gündemine de girmiş oldu. En son katıldığım ve pek çok seçkin özel okulun teknoloji temsilcilerinin bulunduğu Microsoft Eğitim Çözümleri Zirvesi 2013’teki bir oturumda, salondaki katılımcılara sorulan “Şu anda bir tablet projesi yöneten okul var mı?” sorusuna kalkan birkaç elden biri bizdik. Geriye kalan neredeyse tüm okulların yetkililerinin ise “Önümüzdeki dönem için tablet projesi planlayan okul var mı?” sorusuna el kaldırması, bu okulların (en azından bir kısmının) da kısa vadede harekete geçeceğinin habercisiydi. Böyle bir projede öncü okul olmanın gerçekten her ortamda oldukça gurur verici olduğunu özellikle belirtmek isterim.

Tablet destekli eğitim projesine başlamak için ne gerekiyor? Neden isteyen her okul böyle bir projeyi hemen başlatamıyor? Bunun pek çok sebebi olabilir. Örneğin; tablet, yazılım ve altyapı maliyetleri, içerik kaygısı, tablet teknolojisi ve bu teknolojinin eğitim ortamında henüz çok yeni olması ile ilgili kaygılar olabilir. Bu liste teknoloji ile aranızdaki mesafeye bağlı olarak istenildiği kadar uzatılabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, teknoloji her alanda olduğu gibi eğitim alanında da sürekli kendini yenileyen ve gelişen bir yapıya sahiptir. Nereden başlarsanız başlayın sürekli kendinizi yenilemek ve hep bir sonraki teknolojik adıma ortamınızı hazırlamak durumundasınızdır. FMV Işık Okulları bu projeye nasıl hazırlandı? Öncelikle okul bünyesinde çalışan uzmanlardan oluşan bir Eğitim Teknolojileri Birimi kuruldu. Aylarca süren araştırma ve testlerden sonra; dünya elektronik devi Samsung ile eğitim çözümü ve tablet donanımı konusunda anlaşmaya vardık. Projemizin adını “Tablet Destekli Eğitim” olarak belirledik ve projenin başlangıç aşamasında önce öğretmenlerimize daha sonra veli ve öğrencilerimize çeşitli toplantılarla projemizi anlattık. Bu projenin dünyada öncü bir pilot proje olduğunu, projede tabletin, teknolojik bir eğitim aracı olarak düşünüldüğünü ve planlamaların bu yönde yapılacağını anlattık. Tablet seçimini nasıl yaptığımızı, hangi testlere tabi tuttuğumuzu, olmazsa olmaz özelliklerimizi anlattık. Örneğin; Tablet boyutu, merkezi olarak yönetilebilirlik, gerçek defter deneyimi sağlayabilecek bir kalem ve yazılımı, donanım performansı gibi özelliklerin bizim için önemini


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

vurguladık. Ayrıca bu projede, tablet ile birlikte, alınan tabletlerin sınıf içinde ve dışında (ekran-dosya paylaşımı, sınav, yoklama, grup çalışmaları, mesajlaşma, sanal kütüphane vb. uygulamalar ile) etkileşime sokulabilecek bir sınıf kontrol yazılımı gereksinimi olduğunu belirttik. Samsung, iddialı bir yazılım ile dünya genelinde 26 ülkede pilot bir projeye başlamış, Türkiye’de ise sadece FMV Işık Okulları ile bu deneyimi paylaşma konusunda karşılıklı olarak anlaşmıştır. Kore’den gelen yazılım ekipleri ile toplantılar yapılmış, öğretmenlerimizden gelen geri dönütler belirli aralıklarla bu ekiplerle paylaşılmış ve sonuç olarak bu yıl 1.5 versiyonu ile kullanımına devam ettiğimiz Samsung School yazılımı bugünkü halini almış ve sürekli olarak yeni özelliklerle geliştirilmeye devam edilmektedir.

Tablete geçiş aşamasında içeriklerin dijital hâle getirilmesi konusu da oldukça önemlidir. Bu yıldan itibaren öğretmenlerimiz, özellikle tabletli seviyelerde kitap listelerini belirlerken önceliği, z-kitap ve e-kitap versiyonu bulunan içeriklere vermeye başladı. Ayrıca önceden derslerinde kullandıkları çeşitli formatlardaki animasyonları ve sunumları da öğrenciler ile paylaşma imkânına sahipler. Tablette de Eğitim Şart Eğitim Teknolojileri Birimi olarak; tablet kullanımı ve sınıf kontrol yazılımımız olan Samsung School eğitimlerini tüm kampüslerimizdeki öğretmenlerimize bu dönem başından itibaren vermeye başladık. Çok kampüslü yapımız ve yüksek sayıdaki öğretmen kadromuzdan dolayı önce büyük gruplara, daha sonra ise daha küçük gruplara uygulamalı eğitimler organize ederek eğitim sürecine devam ediyoruz. Öğrencilerimizle de tüm kampüslerde seviye seviye toplantılar yaparak sistemi anlatıyor, hangi yazılımları nasıl kullanmaları gerektiğinden bilişim etiğine kadar pek çok konuya değiniyor, akıllarındaki soruları birinci ağızdan cevaplıyoruz. Özetle, tablet destekli eğitim projesi de; içinde eğitim ve teknolojinin aynı anda geçtiği tüm projelerde olduğu gibi, öğretmen ve öğrencinin kullanımını artırdığı ve sahiplendiği oranda yükselecek, eğitim ortamındaki herkesin hedeflerine daha hızlı ve keyifli bir şekilde ulaşmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca şunu özellikle vurgulamak gerekir; teknoloji, asla tek başına bir eğitimcinin yerini alamaz. Bunun yerine teknolojiyi etkin kullanabilen eğitimcilerin sayısı artacak, eğitim kalitesi de aynı oranda artacaktır.

Tablete geçiş aşamasında içeriklerin dijital hâle getirilmesi konusu da oldukça önemlidir.

Btnet.com.tr - http://bit.ly/QcV1WC Sayfa 12


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

2013-2014 EĞİTİM-ÖĞRETİM YILI KULÜP SEÇİMLERİ

“Tecrübe bütün öğretmenlerin en iyisidir.” Publilus Syrus Yetenek, bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği; bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite demektir. (TDK) İnsan yetenekleri dikkate alınarak yönlendirilebilen, şekil kazanabilen bir varlıktır. Okulumuzda “Önce iyi insan yetiştirir.” felsefesi doğrultusunda, eğitim ve öğretime; insanın yalnızca bilgi sahibi olduğu, davranışlarını değil, bütün yeteneklerini geliştirdiği, sosyalleşmeyi sağlayan bir süreç olarak bakılmaktadır. Nietzsche’ye göre eğitim, ruhun etkinliğini gerektirir ve bir kişide en iyiyi ortaya çıkarmayı amaçlar. Bu nedenle eğitimi tanımlayan şey, olguların, becerilerin ve tekniğin kazanılması değil ama öğreticiden öğrenciye tutku ve iradenin iletilmesidir. Okul, aynı zamanda sosyal bir örgütlenmedir ve yaşamın içinde, yaşamla bütünleşerek uygulamalar yapmak durumundadır. FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi öğrencileri sosyal kulüpler aracılığıyla aşağıdaki tutum, davranış ve becerileri kazanırlar:  Sosyal etkinliklerle kendini tanıyabilme,  Bireysel hedeflerini belirleyebilme,  Yeteneklerini geliştirebilme,  Yeteneklerini kendisinin ve toplumun yararına kullanabilme,  Sorumluluk alabilme,  Planlı çalışma alışkanlığı edinebilme,  Serbest zamanlarını etkin ve verimli değerlendirebilme,  Girişimci olabilme,  Bireysel olarak veya başkalarıyla iş birliği içinde çevresindeki toplumsal sorunlarla ilgilenebilme ve bunların çözümüne katkı sağlayacak nitelikte projeler geliştirebilme ve uygulayabilme. Bu bağlamda okulumuz bütün öğrencilerimizin bir sosyal kulübe üye olmasını ister.

Filiz ÇENE / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 13


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

DAMİMARKALI ÖĞRENCİLERİN YOLU BİR KEZ DAHA “IŞIK”TAN GEÇTİ Kopenhag’ın merkezinden, tam kalbinden gelen 32 kişilik Danimarkalı öğrenci grubu, öğretmenleri ile beraber 25 Eylül 2013 Çarşamba günü okulumuza konuk oldu. Rhysensteen Gymnasium, başkent Kopenhag’ın merkezinde, 1881 yılından beri eğitim veren bir lisedir. Öncelikle kız öğrenciler için eğitim vermeye başlamış, fakat 1958 yılından beri karma eğitim yapılıyor. Öğretmenleriyle bir haftalık İstanbul gezisine gelen ve dünya vatandaşı olmanın önemine inanan öğrenciler, Özel Ayazağa Işık Lisesini tanımak ve öğrencilerimizle tanışmak için okulumuza geldiler. Büyük bir heyecan ve ilgiyle kampüsümüzü gezerken hayranlıklarını gizleyemeyen misafirlerimiz, tüm merak ettiklerini kendilerine eşlik eden 11 ve 12. sınıf öğrencilerimize sordular.

Uluslararası projeler içerisinde yer almaya alışkın olan öğrencilerimiz de farklı kültürleri tanıma fırsatını bir kez daha elde etmiş oldular. Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen karşılama programı ve Yönetim Katı Toplantı Salonu’nda düzenlenen kokteylde keyifli vakit geçirerek kısa sürede kaynaşan gençler arasında bir kez daha dostluk temelleri atıldı. Ziyaret sonrasında hem öğrencilerimizin hem de Danimarkalı öğrencilerin yüzlerindeki mutluluk görülmeye değerdi. Misafirperverliğimiz karşısında hayrete düştükleri gözlerinden okunan konuklarımız bizi Danimarka’ya davet ederek dostluk mesajları ile okulumuzdan ayrıldılar. Kim bilir, belki bir gün bizim de yolumuz Danimarka’ya düşer, yollarımız tekrar kesişir. Nihal ÖKTEM 12. Sınıflar Müdür Yardımcısı

9. SINIFLAR VE REHBER ÖĞRETMENLERİ TANIŞMA VE PAYLAŞIM GEZİSİNDE 07.10.2013 tarihinde 9. sınıflarının tamamının katılımıyla sınıf içi kaynaşma ve paylaşım amacıyla bir gezi düzenlendi. Gezi sırasında yapılan kahvaltıda öğrencilerimiz birbirlerini tanıma ve birbiriyle kaynaşma imkânı buldular. Zafer YAZ / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 14


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

“EDUCATION FOR PEACE” ETKİNLİĞİ 20.09.2013 tarihinde saat 12.00’de tüm dünyada ortak olarak gerçekleştirilen Environment Online (ENO) Programı’nın ‘’Education for Peace’’ etkinliği için FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi olarak fidan dikimi gerçekleştirdik. Matematik-Fen Bölümünün gerçekleştirdiği bu Matematik etkinliğe Okul Müdürümüz Sayın Ömer ORHAN ve farklı yaş gruplarından öğrencilerimiz de destek verdiler. Katıldığımız bu programın amacı 2017 yılına kadar bütün dünyada 100 milyon ağaç yetişmesini sağlamaktır. Çevre konusunda duyarlı olan okulumuz bu projenin ileriki aşamalarına da katılacaktır. Dilara AHSEN / Fizik Öğretmeni Gültuğ ŞAHİNOĞLU / Biyoloji Öğretmeni

EYP KULÜBÜ “ENKA GENÇLİK FORUMU”NDA 4-7 Ekim 2013 tarihlerinde Enka Lisesinde Avrupa Gençlik Parlamentosu (EYP) kapsamında yapılan ENKA Gençlik Forumu’na 11 öğrencimizle katıldık. Türkiye’nin değişik illerinden gelen 120 öğrenciyle birlikte, öğrencilerimiz 3 gün boyunca komite çalışması yaptılar. Öğrencilerimizden bazıları ilk kez EYP heyecanını yaşarken mezunlarımızdan Deniz Eren ÖĞRETİR hem forumun başkan yardımcılığı hem de komite başkanlığı; öğrencilerimizden Arda ACAR ve Ali Emre AK komite başkanlığı; Yağmur TAŞDEMİROĞLU forumun editörlüğünü yaparak okulumuzu başarılı bir şekilde temsil ettiler. Konferansın ilk günü öğrenciler kaynaşma ve tanışma amaçlı takım oyunları oynadılar. İkinci ve üçüncü günde açılış töreninin ardından seçtikleri komitelerde diğer arkadaşlarıyla konularını tartışmaya başladılar. Konularını tartışırken buldukları sorunlara çözüm önerileri geliştirmek için hummalı bir çalışmaya giriştiler. Son gün genel kurulda her komite çözüm taslaklarını diğer komitelerin oylarına sundu. Öğrencilerimiz sözcülük, komitelerinin açılış ve kapanış konuşmalarını yapma gibi görevlerde bulunurken, diğer komitelere soru sorarak genel kurulda aktif olarak çalıştılar. Forumun dilinin İngilizce olması sebebiyle öğrendiklerini sosyal ortamda kullanma imkânını buldular. Oldukça hararetli geçen tartışmalar, uzun süren bir genel kurul sonrasında öğrenciler bu yorgunluklarını konferans yemeğinde eğlenerek attılar. ENKA gençlik forumundan öğrencilerimiz yeni arkadaşlıklarla, yeni bilgiler ve daha farklı çalışmalara da katılma motivasyonuyla donanmış bir şekilde ayrıldılar. Gerek öğrencilerimiz gerek danışman öğretmenlerimiz için kendilerini geliştirme konusunda büyük katkılarının olduğunu düşündüğümüz bu konferanslara katılmamızda maddi ve manevi destek veren FMV yöneticilerine, Okul Müdürümüz Sayın Ömer ORHAN’a ve öğrencilerimizin derslerini telafi ederken sürekli yanlarında olan ders öğretmenlerine teşekkür ederiz. Didem DÜRÜS / İngilizce Öğretmeni

Sayfa 15


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

“DOĞADA NESLİ TÜKENEN TÜR İNSAN”DAN “DOĞADAKİ İNSANA” Coğrafya kulüpleri, FMV Işık Okulları bünyesinde kurulmasının üzerinden çok kısa bir süre geçmesine rağmen, kulüpler birçok projeye imza attı. Tamamlanması iki yıl sürecek yeni projenin temellerini bu eğitim-öğretim yılında atan FMV Işık Okulları Coğrafya Kulüpleri, yeni projelerinin adını “Doğadaki İnsan” olarak belirledi. Projenin adı “Doğadaki İnsan” olunca “Doğada nesli tükenen tür: İnsan.” sloganıyla yola çıkan, tam tabiriyle 7’den 70’e herkese doğayı sevdiren, tam bir doğa aşığı, doğada yaşam uzmanı Serdar KILIÇ, akla ilk gelen isim oldu. Serdar KILIÇ’ın rehberliğinde FMV Işık Okullarıyla birlikte toplamda 8 okulun katılımıyla bir proje başlatılmış oldu. Planlama ve iş bölümü bir projenin olmazsa olmazlarıdır. Bu bağlamda öncelikle projenin içeriği ve kapsamı belirlendi: Doğada yaşamayan, şehir hayatının kendine sunduklarıyla yetinen, doğanın güzelliklerini beyaz cam ardından görebilen, domatesin ağaç-

Sayfa 16

ta yetiştiğini zanneden bir nesile doğayı tanıtmak, sevdirmek ve onu gerçek doğada, gerçek doğa koşullarıyla yaşatmak. Bu amaç doğrultusunda öncelikle bir köyün belirlenmesi gerekiyordu. Burada amaç Serdar KILIÇ’ın tabiriyle “gidilen köyde sadece bir verici olmak değil oradaki doğal yaşamı da aynı zamanda soluklamak” olmalıydı. Yani öğrencilerimiz orada misafir değil, yaşayan olmalıydı. Bu bağlamda Bolu’nun Seben ilçesinin Alpağut köyü proje köyü olarak seçildi. Peki, neden bu köy? Proje mimarlarından Pelin GÜZEL’in dedesinin Seben’de Askerlik Şubesi’nde komutan olarak görev yaptığını, Felsefe Öğretmenimiz Çiğdem KORBEK’in de burada öğretmenlik yaptığını öğreniyoruz. Ancak bu köyün seçilme sebebi bunlar değil, sadece hoş bir tesadüf. Bu köyün seçilme sebebi doğasının bozulmamış olması, tarihi çok eski taş evlerinin burada bulunması ve öğrencilerimize arzuladıkları doğal bir köy yaşamını sunabilecek olması gibi sebeplerdir. Köy belirlendikten sonra projeyi gerçekleştirecek öğretmenlerin proje basamaklarını şekillendirmeleri için köyü

görmeleri gerekiyordu, bunun için de bir keşif gezisi. Bu arada ben, eşim ve oğlum yine hoş bir tesadüfle devreye giriyoruz. Pelin Hanım’ım davetiyle bu projede yoldaş oluyoruz proje ekibine. Saat 07.30’da Ayazağa Kampüsünden Mudurnu’ya hareket ediyoruz. Neden mi Mudurnu? Serdar KILIÇ’ın doğada yaşam kampının (Wolftrack) olduğu yere gidip semaver çayını içmek için. Böylelikle hem dinlenmek hem de Serdar KILIÇ’ın şimdilerde dillere destan kampını görmek amaçlanmıştı. İyi de oldu. Gayet doğal bir ortam. Bu kampın amacı kampa katılanlara doğada yaşamanın hem inceliklerini göstermek hem de karşılaşacakları zorluklara karşı onları eğitmek. Serdar KILIÇ bize kampını gezdirirken atlarını ve yeni yavrulamış köpeğini gösterdi. Bir ayrıntıyı paylaşmadan geçemeyeceğim, biz atlara şöyle bir bakıp hatta biraz cesaretlilerimiz atları okşayıp geçerken – onlar arasında ben de varım- Serdar KILIÇ’ın atları belki yüzlerce defa görmesine rağmen onların yanlarından zar zor ayrılması dikkatimi çekti. Fazla söze gerek yok, sözde değil özde âşık.


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

Mükemmel bir çayın ardından Serdar KILIÇ önde biz arkada düştük yollara. İstikamet Alpağut... Yolda Serdar KILIÇ bizi durdurup geçtiğimiz yerin coğrafi özelliklerinden bahsedince yoğun istek üzerine arabamıza alıp rehberliğimizi yaptırıyoruz kibarca ve seçimimizden de oldukça memnunuz. Lafın arasında yaptığı işlerden, başka projelerinden bahsediyoruz. Film teklifi alıp almadığını soruyorum. İyi bir film teklifi aldığını, büyük bir ihtimalle de kabul edeceğini söylüyor. Ama filmin selameti için ismini açıklamayacağım. Seben’e geliyoruz. Bizi belediyeden yazı işleri müdürü karşılıyor, çaylar ikram ediliyor. Ardından projeyi uygulayacağımız Alpağut köyüne çıkıyoruz. Köy hakikaten çok ama çok eski taş evlerle dolu. Evlerin çatılarındaki kiremitlerin Osmanlının kuruluş yıllarına kadar vardığı söyleniyor. Köyün en önemli ve öncelikli sorununun sulama olduğunu öğreniyoruz. Köy fazla büyük değil. Göç nedeniyle birçok evin kapısına kilit vurulmuş. Ancak doğal hayatın tüm imkânlarını sunabilecek güzellikte. Ekip köyü geziyor, köy sakilerinden, köyün muhtarı ve imamından bilgi alıyor. Sonrasında Seben’in misafirperver esnafı tarafından yeni açılmış bir tesise Seben’in meşhur bulgurundan yapılmış bulgur pilavı yemeye davet ediliyoruz. Yemekler yendikten sonra uzunca bir süre projenin planı üzerinde tartışılıyor, iş bölümü yapılıyor, bütçe vs. ayarlamaları görüşülüyor. İşin bu kısmında ben, ailemle nefis çayımı yudumluyorum. Dönüş yolunda Serdar KILIÇ’tan ayrılıyoruz. O kampına dönüyor, biz de kampüsümüze dönüyoruz. Bu projeye birçok okul katılıyor ve onlarca öğrencimiz gönül veriyor. Ben şahsım adına çok yararlı bulduğum bu projenin mimarlarını gönülden tebrik ediyorum. Bu vesileyle proje verdiği destekten ötürü Okul Müdürümüz Sayın Ömer ORHAN’a teşekkür ediyorum .

Zafer YAZ Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 17


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

“DOĞADAKİ İNSAN” PROJESİ

Proje hakkında coğrafya öğretmenim Pelin Hanım bana ilk bilgilendirmeyi yaptığı zaman yüzündeki ifadeden bu projenin ne kadar önemli olduğunu anladım ve bana bu değerli projede yer vermesinin haklı gururunu ve heyecanını yaşadım. Sahip olduğum bu duygular, Serdar KILIÇ’ın ve 8 lisenin de katıldığı ve okulumuzun ev sahipliği yaptığı konferansta bir kat daha arttı. Bu kadar büyük bir projede bu kadar çok sayıda yeni arkadaşla çalışmak çok heyecan verici olacak. Biz, şehir ortamında büyüyüp özümüzdeki yaşantıyı hiç görmedik, bu yüzden bu geri dönüş benim için çok önemli olacak ve şimdiye kadar hiç yaşamadığım büyüklüğü tartışılmaz bir tecrübe olacak. Şimdiden köye gidiş tarihlerini iple çekiyorum ve bu projede üstüme düşen görevleri layıkıyla yerine getireceğime sizi temin ediyor, sağladığı bu olanaklar için okulumuza teşekkür ediyorum. Galip Metehan CENGİZ / 11G Serdar KILIÇ’la yapacağımız “Doğadaki İnsan” projesi için projenin içinde yer alacak 8 okul olacak 11 Ekim 2013 Cuma günü bir araya geldik. Serdar KILIÇ bu köy projesi hakkında bilgi verdiğinde bir an önce projeye başlamak istedim. Köyde neler yapacağımız, köyün nasıl bir yaşam tarzı olduğunu, köyde hangi işlerle uğraşıldığını merak edip heves duydum. Projenin hayatıma büyük bir katkı sağlayacağını düşünüyorum. Serdar KILIÇ’tan ve öğretmenlerimizden doğa hakkında Seben-Bolu hakkında değişik bilgiler edineceğiz. Bu projede çalışacağım için çok heyecanlıyım umarım her şey dilediğimiz gibi olur. Julia KAYAER / 11E

11. SINIFLAR TANIŞMA VE PAYLAŞIM GÜNÜ 4 Ekim 2013 tarihinde, okulumuz 11-B, 11-C ve 11-G sınıflarının katılımıyla, rehberlik dersinin amaçları, kazanımları ve yıllık planı doğrultusunda Sarıyer’de bir kahvaltı ve paylaşım etkinliği düzenlenmiştir. Öğrencilerimize bu etkinlikte, sınıf rehber öğretmenleri Filiz ÇENE, Şenay ÖNAL ve Leyla TARAKÇI; Rehberlik ve Psikolojik Danışman Gülin ŞEKERCİ ile Müdür Yardımcısı Hakan KULABER eşlik etmiştir. Leyla TARAKÇI / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 18


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

BİENAL ŞEHRE GELDİ!..

“Anne ben barbar mıyım?'' sloganıyla açılan ve İstanbul'da düzenlenen “13. İstanbul Bienali”ye gittik. İlk olarak gittiğimiz yer, serginin bir kısmının yer aldığı Beyoğlu Salt oldu. Sergiyi gezmeden önce “Anne ben barbar mıyım?” sözünün bize ne ifade ettiğini Bienal’in amacı olan “Kamusal Alan” kavramını tartıştık. Aynı zamanda ''barbar'' terimi üzerinden Türkiye’yi konuştuk. Türk vatandaşı olmayan veya Türk vatandaşı olup farklı inançlara sahip topluluğa “barbar” gözüyle yani diğer anlamı ile “öteki” olarak bakıldığından böyle bir bienal yapılmasının doğru olup olmadığı tartıştık. Sergiden bahsedersek karşımıza çıkan ilk eser bir güvenlik heykeli oldu fakat heykel minyatürdü. Minyatür olmasının nedenini rehberimiz açıkladı: “Güvenliklere karşı korkulu bakışlarımızı yorumlamış ve yoruma göre güvenlik görevlileri sadece ‘görevli’ bir insan. Eserin sahibi ise Halil Altındere'dir.” Ardından karmaşıklığı gösteren bir “yol”. Günlük hayatımızda kullandığımız içecekler, sigara kutuları, kâğıtlar, gazeteler vb. maddeler,

Sayfa 19

karışık bir şekilde yerlere serpilmiş. Bence bu çalışma kirliliği ve gerekenden fazla tüketimi temsil etmektedir. Duvarlara yazılan yazıların sanatçının kendi özgün cümleleri olduğunu anladık. En sevdiğim de ''Bence herkes kedi olsun.'' cümlesiydi. Serginin bir kısmını bitirerek diğer çalışmaları görmek için İstanbul Modern'deki Antrepo 3’e gittik. Antrepo'daki çalışmalar daha fazlaydı. Karşımıza bir duvar çıktı ve rehberimiz bu duvarın bizim için ne anlam ifade ettiğini sordu. Bazılarımız engel, ağlayan duvar, özgürlüğün kısıtlanması vb. yanıtlar verdi. Rehberimiz hepimizin düşüncesini onaylayarak bu duvarı çabuk bir şekilde aşabileceğimizi söyledi çünkü arada çimento gibi bir malzeme kullanılmadığından dolayı engelleri bir efor harcamadan yıkabileceğimizi söyledi. Çalışmanın sahibinin Jorge Méndez Blake olduğunu da ekledi. Bu Bienal’in diğerlerinden farkı sokaklar, mahalle diye ayrılmasıymış. Demek istediği bir yerde bir arada çalışmalar olmasıydı. Bir alanda bilim adamların

ve sanatçıların yaptığı bir çalışma vardı, bu çalışma bitkilerin seslerini duymamız için yapılan bir maketti. Onu incelemişler, alana gittiğimizde ince bir ses çıktığını ve bu sesin bitkilerden geldiğini öğrendik. Ölülerin resimlerinin üzerlerinde huni şeklinde yapıştırılmış “Ölüleri duyabilir miyiz?” sorusunu gördük. Bazı videolar gösterildi. Hoşuma giden çalışmalardan biri de üç boyutla kâğıtların kesilmesiyle kurulan şehirdi. Şehri duvarda fener yardımıyla daha net görme şansımız oldu. Diğeri ise kumaş üzerinde desenlerden ve fotoğraflardan oluşmuş çalışmaydı ve bu çalışmanın da hoş bir görüntüsü vardı. Kısacası herkesin gitmesi gereken bir sergi olduğunu söylemek isterim çünkü ''kamusal alan'' kavramını anlamak ve öteki yani “barbar” olmadığımızı hepimizin bir insan olduğunu unutmadan sanat ile bilginin bir arada gösterilmesinin bize sunulan bir fırsat olduğunu söyleyebilirim. Julia Mary KAYAER


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

MALTA VE YILDIZ ŞALE KÖŞKÜ GEZİMİZ Almanca zümresi olarak eğitim öğretim yılının başında 11. sınıf öğrencilerimiz ile beraber tarihe zevkli bir yolculuk yapmayı planladık. Bu gezinin daha yararlı olabilmesi için öğrencilerimizi iki gruba ayırdık. Önce 1 Ekim 2013 Salı günü fen grubu öğrencilerimizle, sonra 9 Ekim 2013 Çarşamba günü matematik grubu öğrencilerimizle yola koyulduk. İlk önce nezih ve tarihi bir mekânda, Malta Köşkü’nde kahvaltımızı yaptık. Birinci grubumuz yağmurdan dolayı Malta Köşkü’nün ikinci katında İstanbul Boğaz’ı manzarası eşliğinde kahvaltısını yaparken, ikinci grubumuz güneşli bir sonbahar sabahında Malta Köşkü’nün bahçesinde kahvaltısını yaptı. Kahvaltının ardından gezimizin asıl gayesi olan Yıldız Şale Köşkü’ne kısa bir yürüyüşle vardık. Yaklaşık 20’şer kişilik gruplara ayrılarak köşkü rehber eşliğinde gezdik. İçeri girmeden önce öğrencilerin kulaklarına “Almanca öğretmenleri neden bu köşke sizi getirir ki? ” sorusunu fısıldadığımızdan “çoğu” merakla rehberin dediklerini hafıza ve hatıralarına nakşetmeye başlamıştı. Kimi çok bilinçli bir şekilde bilgileri alırken kimisinin yalnızca bilinçaltına birçok bilgi sızdığını düşünmekteyiz. Yıldız Şale Sarayı’nın bir kerede tamamlanmadığı, 1880’de ilk bölümün yapıldığı akıllarda kalmasa da 19. yüzyılda yapılan köşkün isminin Fransızca “chalet” kelimesinden yani “dağevi”nden geldiği akıllarda kalmıştır. Ayrıca yapıya dışarıdan bakıldığında da ilk bölüm ile – sağdan sola doğru – diğer bölümlerin tarzlarının değişiklik gösterdiği görülmektedir. Bu, önce İsviçre dağ evi tarzında yapılan köşke sonra neden eklentiler yapıldığının cevabı; bizim de buraya girerken sorduğumuz sorunun cevabı idi. Yaklaşık 9 yıl sonra, 1889’da ilk ek bina Mimar Sarkis Balyan’a diğer ek bina da 1898’de İtalyan Mimar D’Aranco’ya yaptırılmıştır. Neden? Çünkü Alman İmparatorluğu’nun kurucusunun oğlu olan II.Wilhelm ve eşi Augusta Victoria’nin İstanbul’u ziyaret edeceği haberi alınır alınmaz acilen Yıldız Şale Köşk’üne ek yapılmış, daha sonraki ikinci ziyaretlerinde ise bu yapıyı daha da genişletme ihtiyacı duyulmuştur. Sultan II. Abdülhamit’in ve II. Wilhelm’in dostlukları 20 yıl sürmüş ve II.Wilhelm İstanbul’u üç kez ziyaret etmiştir. Siyasilerin dostluklarının ardında tabiidir ki ülkelerinin çıkarları da bulunmakta idi; henüz sömürgeleri olmayan Almanya, Osmanlı aracılığı ile bu eksiğini gidermeye çalışırken, Osmanlı da Alman teknolojisi ve askeri gücü ile Ortadoğu’daki zayıflamaya başlayan hâkimiyetini perçinlemeye çalışmakta idi. Almanca Zümresi Adına Mehmet KÜÇÜKYILDIZ

Yararlanılan kaynaklar: http://www.istanbul.diplo.de/Vertretung/istanbul/tr/02/KanzleiResidenzTarabya/Kaiserzeit.html http://www.millisaraylar.gov.tr/portalmain/Palaces.aspx?SarayId=12 Sayfa 20


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

ELEKTRONİK VERİTABANI: EBSCOHOST Kütüphane etkinlikleri kapsamında EBSCOHost Veritabanı Tanıtım-Kullanım Eğitim Semineri, 25 Eylül 2013 tarihinde Ayazağa Kampüsü öğretmenlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. EBSCO Bilgi Servisleri Eğitim Uzmanı Uğurcan ÖZKAN tarafından gerçekleştirilen etkinlikte öğretmenlerimizle, EBSCOHost’un internet üzerinden erişilen güçlü bir online veri tabanı sistemi olduğu paylaşılmıştır. Buna göre EBSCOHost okullar için hazırlanmış içeriği sayesinde öğretmenler ve öğrenciler için seçilmiş birçok veri tabanını kullanıma sunan büyük bir elektronik kaynaktır. Günümüzde bilgi kaynaklarının sayısındaki ve ortamındaki hızlı artış ve değişime paralel olarak farklılaşan kullanıcı gereksinimleri sonucunda, teknolojinin olanaklarından yararlanmak, kütüphaneler için adeta bir zorunluluk halini almıştır. Özellikle, teknolojik gelişmelere paralel olarak son yıllarda elektronik bilgi kaynakları giderek artan bir biçimde kütüphane hizmetlerinde yerini almaya başlamıştır. Elektronik bilgi servisleri kapsamında EBSOHost Veritabanı gerçek bir hazine durumundadır. EBSCOHost Veritabanı içerisindeki ERIC (eğitim konusunda 317.000 tam metin doküman vb.), MAS Ultra - School Edition (500’den fazla tam metin dergi, 360 tam metin referans kitabı, 85.670 biyografi ve daha birçok kaynak) Funk & Wagnalls New World Encyclopedia (çeşitli alanlarda 25.000’den fazla ansiklopedi makalesi) TOPICsearch (tam metin 60.000 makale, uluslararası 399 gazeteden makaleler) Professional Development Collection (eğitimciler için tam metin 520 eğitim dergisine erişim) ve daha birçok kaynağa internet üzerinden erişim olanağı sunmaktadır. EBSCOHost’un bilgi servisleri sayesinde: Dünyanın en kapsamlı bilimsel tam metin veri tabanlarına, Pek çok disiplinde sıralamanın en üstündeki dergilere yönelik tam metin veri tabanlarına, Çoğu derginin ilk sayılarından itibaren PDF arşivlerine erişim gerçekleştirilebilmektedir. Teknolojiyi bilgiyle bütünleştiren ve yenilikçi yaklaşımlarla bilgi hizmetlerini destekleyen EBSCOHost sunmuş olduğu bilgi servislerinin yanı sıra, bizlere Türkiye’nin tek elektronik kitap veri tabanı olan Hiperkitap’a da 2 ay süre ile deneme erişimi açmıştır. Hem öğretmenlerimiz hem de öğrencilerimiz için deneme erişime açılan bu veri tabanından istenilen kitabın -izin verilen boyutta- indirilme olanağı bulunmaktadır. Yalçın YALÇINKAYA / Kütüphane Sorumlusu

ENCYCLOPAEDIA BRITANNICA Kütüphane etkinlikleri kapsamında Encyclopaedia Britannica Tanıtım-Kullanım Eğitim Semineri, 07 Ekim 2013 tarihinde Ayazağa Kampüsü öğretmenlerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Encyclopaedia Britannica Türkiye Ülke Müdürü Ersen Erdem’in sunumu ve açıklamalarıyla “Britannica School Edition” portalı içerisinde öğrencilerin - öğretmenlerin nasıl arama yapabileceği, konu ile ilgili etkileşimli derslere, zenginleştirilmiş kitaplara ve görsel kaynaklara ne şekilde ulaşabilecekleri başarıyla anlatılmıştır. “Britannica School Edition” (BOLSE) okul öğrencilerinin ve öğretmenlerin öğrenme gereksinimlerini karşılamak üzere tasarlanmış çok özel bir çevrimiçi kaynaktır. Yaşlara özel dört farklı öğrenim alanı olan, kendine güven yaratan ve devamlı buluşu teşvik eden ilgi çekici birçok öğretme ve öğrenme malzemesi içermektedir. Britannica School Edition, 1768’de dünyanın ilk ansiklopedisini piyasa süren Britannica’nın, içerisinde 140.000’den fazla makale, 2 milyonun üzerinde öğrenim objesi, binlerce animasyon, video-ses-resim içerikleri, William-Webster Sözlük ve EBSCO makalelerinin de dâhil olduğu bir eğitim portalı niteliğindedir. Özellikle içeriğinde bulunan Image Quest, dünyanın önde gelen yaklaşık 50 kadar görsel sağlayıcı kuruluşu tarafından sağlanmış, telif haklarından arındırılmış 2,5 milyondan fazla görsel kaynağı içermektedir. Ayrıca “World Data Analyst” ise, tüm dünya ülkelerinin bulunduğu bir istatistik portalıdır. Ülkelerin profil ve genel bilgilerinin bulunduğu karneleri pdf olarak çıktı alma fırsatı sunmaktadır. Britannica tüm yaş düzeylerindeki öğrencilere proje araştırmaları yapabilmeleri için güvenilir bir bilgi kaynağı sağlamaktadır. Malzemelerin çeşitliliği öğrencilerin farklı yöntemler kullanarak kendi öğrenim hızlarında öğrenmelerini sağlamaktadır. Ayrıca, içerik konusunda öğretmenler tüm yaşlardaki öğrencilerinin güven içinde çevrimiçi araştırma yapabileceğinden emin olabilirler. Ansiklopedi Britannica’da bulunan tüm içerik 4.500’den fazla küresel katılımcının uzman bilgisine dayanmaktadır. Britannica’nın kendine özel içerik geliştirme süreci, tüm içeriğini tarafsız, politik olmayan ve gerçekler açısından doğru kılmaktadır. Britannica Online, içeriğini günlük olarak gözden geçirmekte ve içeriğinin her zaman güncel kalmasına çalışmaktadır. Ayrıca, belirtmek gerekir ki öğretmenler, Britannica kaynaklarını kendi ders malzemelerini yaratmak için çabuk ve hızlı bir şekilde kullanabilecekleri gibi, müfredata ve kaynaklara da öğrencilerinin öğrenmelerine yardımcı olmak üzere doğrudan bağlanmasına da olanak tanıyabilirler. “My content” bölümü altında öğretmenler tüm içerik ve eğitsel objeleri saklayabilir; yardımcı kaynaklara ve ders planlarına da yine bu bölümden ulaşabilirler. Etkileşimli dersler ve etkinlikler ders süresince öğrencilere ilham veren görsel olarak ilgi çekici kaynaklar sağlar. Geniş çalışma sayfası ve sınav yelpazesi de öğrenmeyi sınıfın dışına taşır. Yalçın YALÇINKAYA / Kütüphane Sorumlusu

Sayfa 21


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

AKADEMİK DÜRÜSTLÜK GÜNÜ

30 Eylül 2013 Pazartesi günü gerçekleştirilen “Akademik Dürüstlük” isimli etkinlikte, müzik öğrencileri “Yalan” konulu şarkılar söylerken, resim öğrencileri ise maskeler ve T-shirt üzerine dürüstlük konulu resimler yaptılar. Merve SAVRAN / Resim Öğretmeni

Çiğdem KUTLUĞ / Müzik Öğretmeni

RAUF MUTLUAY HİKÂYE VE ŞİİR YARIŞMASI Edebiyatın deneme, eleştiri, öykü gibi birçok alanında eser vermiş, aynı zamanda Türkiye’nin çeşitli okullarında ve Işık Lisesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapmış Rauf MUTLUAY’ın anısını yaşatarak, gençlerimizin duygu, düşünce ve gözlemlerini yazarak ifade etmesini sağlamak, Türkçenin etkili ve doğru kullanımının yerleşmesine katkıda bulunmak, gençlerin öğrenim yaşamını yaratıcılık yoluyla zenginleştirmek ve geleceğin yazarlarının yetişmesine öncülük etmek amacıyla bu yıl ikincisi düzenlenen “Rauf Mutluay Edebiyat Ödülü Öykü ve Şiir Yarışması” üç okulumuzun öğrencilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Yarışmaya katılan öğrencilerin öykü ve şiirleri, Türk edebiyatının usta kalemlerinden Adnan BİNYAZAR, Mine SOYSAL ve Mario LEVİ’nin katılımlarıyla oluşturulan kurul tarafından 12.11.2013 tarihinde FMV Özel Ayazağa Işık Lisesinde değerlendirildi. Öykü kategorisinde birinci olan öğrencimiz Nişantaşı Işık Lisesi 11. sınıf öğrencisi Merve Selin ERTÜRK; şiir kategorisinde birinci olan öğrencimiz ise Erenköy Işık Fen Lisesi 10. Sınıf öğrencimiz Yalkın KIZILKAN’dır. Rauf MUTLUAY’ın öğrencisi ve Işık Lisesi mezunu, bu yarışmanın düzenlenmesine öncü olan Sayın İlkant SÜMERMAN, kazanan öğrencilere ödüllerini, 15.12.2013 tarihinde FMV Kuruluş Günü töreninde takdim edecektir. Öğrencilerimizi kutlar, başarılarının devamını dileriz. Şenay ÖNAL / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 22


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

OKULUMUZDA FUTBOL TURNUVASI HEYECANI

Bu yılki 10-11-12. sınıflar arası “Futbol Turnuvası” 24 Eylül 2013 Salı günü 12. sınıfların maçıyla başladı. Son seneleri olması nedeniyle turnuvanın ilk maçını onlara bıraktık. Çekişmeli bir mücadelenin ardından 2-2 biten bu maç, turnuva için güzel bir başlangıç oldu. Bu sene futbol turnuvasında bir değişiklik yapmaya karar verdik. Yoğun istek üzerine takım adları artık sınıf adlarıyla değil, ünlü futbol takımlarının isimleriyle adlandırıldı. Bu şekilde fikstürdeki karışıklıklar engellendi ve daha ciddi bir turnuva ortamı oluşturuldu. Bu şekilde isimlendirme takım oyuncularını daha çok motive etti. Turnuva sonunda gol krallığı, en centilmen oyuncu ve en centilmen takım gibi kategorilerde seçimler yapılacak. Böylece takımların fair play kapsamında oynamalarını sağlamak amaçlandı. Futbol maçlarında çekilen resimlerin ise belli bir fiyat karşılığında satılmasına karar verildi. Elde edilen paralar devlet okullarına erzak alımı için toplanıyor. Bazı maçlarda tatsız kazalar yaşandı. Liverpool-Bayern Münih maçında Burak ve Ozan topa çıkmak amacıyla yükseldiklerinde kafa kafaya çarpıştılar. Maçı 3-1 kendi lehine bitiren Burak ve Ozan takımını her şeye rağmen mutlu etti. Fulya ATALAY 11A Zeynep DİNÇER 11B

MÜNAZARA KULÜBÜNDEN AKADEMİK DÜRÜSTLÜK KONULU MÜNAZARA Akademik Dürüstlük Haftası etkinlikleri kapsamında, gençlerin kendilerini en iyi biçimde ve rahat ifade edebilecekleri platformlar hazırlanıp onlara fırsatlar verildi. Bu etkinliklerden biri de gençlerin kendilerini ifade edebileceği, düşüncelerini paylaşabileceği, bağımsız bir birey olmanın ilk ve en önemli adımı olan münazara etkinlikleriydi. Gerçekleştirilen münazara maçı ile öğrenciler konu hakkındaki görüşlerini belirttiler. Münazara maçı, münazara kulüp öğrencileri tarafından 25.09.2013 Çarşamba günü 14.00 – 15.25 saatlerinde yapıldı. Maçı, hazırlık sınıfı ve 9. sınıf öğrencileri izlediler.

Tez grubu, “Akademisyenlerin alanları ile ilgili ya da alanları dışında intihal yapmaları durumunda unvanları ellerinden alınmalıdır.” konusunu savunurken anti tez grubu, “Akademisyenlerin alanları ile ilgili ya da alanları dışında intihal yapmaları durumunda unvanları ellerinden alınmamalıdır.” konusunu savundular. Etik değerler doğrultusunda düşünüldüğünde oldukça hassas olan bu konuyu öğrenciler vurgulayıcı bir şekilde savundular. Çekişmeli bir şekilde geçen maç, jüri üyeleri tarafından değerlendirildi ve sonuca göre tez grubu birinci oldu. Öğrencilerimize özverili çalışmaları ve etik değerler konusunda gösterdikleri hassasiyetleri için teşekkür ederiz. Şenay ÖNAL / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 23


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

TİMSAL KARABEKİR’LE ATATÜRK VE KURTULUŞ SAVAŞI SÖYLEŞİSİ Atatürk’ü Anma Haftası etkinlikleri çerçevesinde, 6 Kasım 2013 tarihinde konuğumuz olan Timsal KARABEKİR 19. yy.ın sonlarından itibaren Cumhuriyet’in kuruluşuna kadar geçen dönemdeki önemli gelişmeler

anlattı.

Balkan

Savaşı’nı,

Edirne’nin

kurtuluşunu,

31 Mart 1909’da gerçekleşen ayaklanmanın nasıl bastırıldığını ve bu ayaklanmanın bastırılmasında Kazım KARABEKİR’in rolü üzerinde durdu. Çanakkale Savaşları sırasında kaybedilen kahraman askerlerden, Doğu Cephesi’nde Rus- Ermeni ittifakının Türk toplumuna yaptığı baskının önlenmesinden, tehcir sonrasında Ermeni çocuklarının bakımı ve yetiştirilmesi üzerine yapılan çalışmalardan, Mondros Mütarekesi’nden sonra doğu illerinde yürütülen mücadeleden, Cumhuriyet’in ilanından ve daha sonraki gelişmelerden söz etti. Türkiye Cumhuriyeti’nin gençlere emanet edildiği ve korunması gerektiğini bizlere anlattı. Konferansı Kazım KARABEKİR tarafından yazılan “Türk yılmaz” marşını öğrencilerle birlikte coşkuyla söyleyerek kapattı. Timsal KARABEKİR’in anlatımıyla bir kez daha Cumhuriyeti’mizin kurulduğu yıllarda verilen mücadelenin zorluğunu kavradık ve Kazım KARABEKİR’in anılarıyla Atatürk ve silah arkadaşlarını bir kez daha minnet ve saygıyla andık. Bizleri kırmayıp konuğumuz olan Sayın Timsal KARABEKİR’e en içten duygularımızla teşekkür ederiz. Çiğdem KORBEK / Felsefe Öğretmeni

GOETHE – ZERTIFIKAT B1 SINAVINDA BİR “IŞ “IŞIK”LI 8 Kasım 2013 tarihinde, Taksim Goethe Enstitüsünde yapılan Goethe – Zertifikat B1 sınavına giren 11. sınıf öğrencimiz Esin İrem YALÇIN yazma, konuşma ve dinleme becerilerinden başarılı olup sertifika almaya hak kazanmıştır. Sertifikasını FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi Okul Müdürü Sayın Ömer ORHAN’dan alan öğrencimizi tebrik eder, başarılarının devamını dileriz. Almanca Zümresi Adına Nilhan KARATAŞ ATAY

Sayfa 24


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

MARİO LEVİ İLE SÖYLEŞİ Öğrencilerde yazma bilinci uyandırmak, okuduğu, gördüğü, yaşadığı veya hissettiği şeyi en iyi şekilde ifade edebilmesi için sayısız kitaba sahip olan ve yazı çalışmalarıyla adını duyuran Mario LEVİ ile söyleşi yapıldı. 9, 10 ve 11. sınıfların katılımıyla 14.11.2013 Perşembe günü 13.05 – 14.00 saatlerinde gerçekleştirilen söyleşi, yazarın yazı yazma konusuna ne denli önem verdiğini belirtmesiyle başlamıştır. “Benim şöyle iki anahtar kelimem var, onlar olmazsa yazarlık olmaz derim. Hep tutku ve sabır, yani tutkuyla yazmak tutkuyla yazıya bağlanmak ve sabretmeyi bilmek. Çünkü şöhret, o da neyse artık, çabuk gelmez. Kitabın yayımlanması içinde beklemeyi bilmek gerekir. Beklemeyi bilirseniz er ya da geç bir yere geliyorsunuz, bu yüzden çok isteyerek yazmak her şeyin başında yer alıyor.” diyen Mario LEVİ, öğrencilerimizle yaptığı söyleşide yazı yazmanın insanın kişisel gelişimindeki etkisini vurgulayarak yazma eyleminin bir disiplin doğrultusunda gerçekleşmesi gerektiğini belirtmiştir.'' İlham kendiliğinden gelmez çağırmak gerekir.'' diyen Mario LEVİ, ''Hayatı hayat yapan her şey benim için esin kaynağıdır.'' sözleriyle yazı yazarken ilham aldığı unsurları belirtmiş, bunları nasıl yazıya geçirdiğini anlatmıştır. Yeditepe Üniversitesinde ders veren ve yazı atölyelerinde, bu yola gönül vermiş insanlara “Yazı Yaratımı” dersleri veren yazar, okulumuzdaki yazar adaylarının sorularını yanıtlayarak aynı zamanda onlara yazı yazma konusunda ipuçları da verdi. Konuğumuza katılımından ve paylaşımından dolayı, öğrencilerimize de yazı yazma konusunda gösterdikleri hassasiyetleri için teşekkür ederiz. Şenay ÖNAL / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

BASKETBOL TURNUVASI Okulumuzda 23-31.10.2013 tarihleri arasında Hazırlık ve 9. sınıf düzeyleri için basketbol turnuvası düzenlenmiştir. Eleme usulü oynanan turnuvada 9-A ve 9-D sınıfları finalde karşılaştı. Oldukça çekişmeli geçen finalde 9-D sınıfı maçı 17-16 kazanarak şampiyonluğu elde etti. Turnuvaya katılan tüm öğrencilerimizi sergiledikleri emek, özverili mücadele ve fair play ruhuna uygun davranışları için kutlarız. Özer DÜDÜKCÜ / Beden Eğitimi Öğretmeni

Sayfa 25


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

THE PALA VE IŞIK VISION OKUL MÜDÜRÜMÜZLE

30.10.2013 tarihinde okul gazetesi “The PALA” ve İngilizce yayımlanan “Işık Vision” yayın ekibi, Okul Müdürümüz Sayın Ömer ORHAN’la bir araya geldi. Müdürümüz yaptığı görüşmede şunları kaydetti: “ Yaptığınız çalışma hayatta bir iz bırakma demektir. Hayatı kayda geçirmek demektir. Ben bu çalışmayı önemsiyorum ve destekliyorum. Yazılarınızda insanlara dokunacak şeyler yazın. Bir mesajınız olsun. İnsanlara her konuda mesaj verin. Karikatür okur musunuz? Rahmetli Oğuz ARAL’ın çıkardığı ‘Gırgır’ adlı mizah dergisi vardı. Oraya gönderilen 50-60 karikatürden ancak bir iki tanesi yayımlanmaya değer görülürdü. Bu karikatürler akıl doluydu, mesajı olan karikatürlerdi. Yayın işlerinde entelektüel bir birikim olmalı. Ben FYZ’nin son sayısına bir yazı yazdım ‘Bir Şehrin Sokaklarında Kaybolmak’ diye o yazıyı yazarken her aşamasından ayrı bir zevk aldım. Haz duydum. İşte bunun gibi sizi hayatta ve ayakta tutan, sizi besleyen şeylere ihtiyacınız var. Yazılarınızda kullandığınız kaynak varsa mutlaka bunları belirtin. İnternet zannedildiği gibi doğru bir bilgi ağı değil. Seçici olmak lazım. Doğru bilgiye ulaşmak da İnternet’te emek istiyor. Yazım konusunda sayfa düzeni, tasarım konusunda sizlerin eğitim almasını sağlayalım. Zafer Bey bununla ilgili planlama yapalım. Hayat seçimlerle dolu ve öz olan seçilmeli. Yayında da yazıda da böyledir. Çok etkili argümanlar seçilmelidir. Bu dergiyi öğrencilerimizin 6 yıldır kesintisiz olarak 43 sayıdır çıkarmasından oldukça memnunum. Çalışmalarınızda başarılar diliyorum.” Zafer YAZ / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

5. TÜRKİYE MÜNAZARA LİGİ İstekli öğrencilerimizin katılımıyla yürütülen Münazara Kulübü, özgüveni yüksek, çağdaş, kendini toplum önünde doğru ifade edebilen geleceğin liderlerini yaratma hedefiyle çalışmalarını sürdürmektedir. Bu çalışmalar sırasında öğrencilerimiz, kişisel birikim, deneyim ve tecrübelerini doğru ifadeler, düzgün sözcük ve cümle kullanımları ile pekiştirerek kurumumuz açısından hedeflenen öğrenci profilini oluşturmaktadır. Özel Okullar Birliği tarafından gerçekleştirilen 5. Türkiye Münazara Ligi’nde öğrencilerimiz, özgün fikirlerini ve düşüncelerini serbestçe savunup paylaşabilmişlerdir.

Düzeyli bir organizasyonda sorgulama, analiz etme, bağlantı kurma, kendini ifade edebilme, duygu ve düşüncelerini aktarabilme yetisini kazanmışlardır. Öğrenciler yarıştıkları konularla ilgili edindikleri bilgileri hayatla ilişkilendirip gündelik yaşamda uygulayabilmişlerdir. 16-17.11.2013 tarihinde Amerikan Robert Kolejinde düzenlenen münazara yarışmasına Edebiyat Sosyal Dersler Bölümü Münazara takımı katılmış, toplam 5 maçta kendilerini en iyi şekilde ifade etmişlerdir. Ayrıca kulübün yeni üyeleri de gölge takımda yarışabilme şansını elde etmiştir. Okulumuz münazara takımını (Deniz SEFEROĞLU, Oğuz ÖĞRENCİ, Yeler TOLA, Ercehan YAKAR, Uzay ÇALIŞKAN) kutluyoruz. Öğrencilerimize katılacakları diğer yarışmalarda başarılar diliyoruz. Şenay ÖNAL / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 26


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

ULUSLARARASI BAKALORYA DİPLOMA PROGRAMI EĞİTİMİ

Bloom Taksonomisi’ne göre bilişsel alan insanların bilgiyi tanıması, anlaması, kullanması ve değerlendirip yaratmasını içeren; düşünsel etkinlik ve becerilerin ağırlıklı olduğu bir alandır. Bu anlayışa göre öğrenme 6 basamakta gerçekleşir: Bilgi, kavrama, uygulama, çözümleme, değerlendirme, yaratma. Günümüz dünyasında öğretimde yaşanan gelişim ve değişimlerden uzak durmak imkânsız ve yanlıştır. Bloom Taksonomisi’ni esas alan IB felsefesi de araştıran, sorgulayan, iletişim kuran, ilkeli, öz-dönüşümlü düşünen öğrenci yetiştirmeyi esas almaktadır. Bu doğrultuda biz de okulumuzda IB felsefesini uygulamaya geçme aşamalarını geçirmekteyiz ve bu konudaki eğitimler devam etmektedir. Bu eğitimlerin 3.sü de İstanbul Beykent Okullarında gerçekleştirildi. 16-17 Kasım 2013 tarihlerinde Indıana Üniversitesi Yakın Doğu Dilleri ve Kültürleri Bölüm Başkanı Sayın Dr. Çiğdem Balım HARDİNG tarafından verilen eğitimde; Türkçe A dersi içeriği, sınavları, uygulamaları üzerinde çalışmalar yapıldı. Çalıştayda farklı okullardan 18 öğretmen yer aldı ve 8 oturum gerçekleştirildi. Bu eğitimde daha öncekilerden farklı olarak, uygulamalar ve öğrenci çalışmaları üzerinde de duruldu. Yapılan uygulamalar IBO felsefesinin Türk Edebiyatı dersinin asıl felsefesiyle de uyuştuğunu göstermiştir. Oldukça verimli bir çalıştay olmuştur. Filiz ÇENE / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

OKULUMUZUN MÜZİK ODASI YENİLENDİ Müzik dersliğimizin içine ses yalıtımlı, okul orkestramızın çalışabileceği çok özel bir oda yapıldı. Bateri gibi yüksek sesli enstrümanları çalan öğrenciler, ses yalıtımlı oda sayesinde yüksek sesten rahatsız olmadan çalışabilecekler ve okul orkestramız odanın dışına ses çıkarmadan stüdyoda prova yapabilecek. Ayrıca çok yoğun bir şekilde müzik çalışmaları yapılan okulumuzda bu sayede aynı anda iki prova yapılabilecek. Enstrüman çalmak ve daha sonra orkestranın bir üyesi olmak isteyen yeni öğrenciler için bu sene açılan Sempre Arte Müzik ve Orkestra Kulübü yeni gelen enstrümanlarımızla stüdyoda konforlu bir şekilde çalışmalarına başladı. Çiğdem KUTLUĞ / Müzik Öğretmeni

Sayfa 27


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

SEMPRE ARTE-Aralık “Noel & Yılbaşı” Büyük ilgi gören “Noel & Yılbaşı” temalı Aralık ayı Sempre Arte etkinliğinde resim bölümü öğrencileri stand-up pano hazırlarken, müzik bölümü öğrencileri onlara şarkılarıyla eşlik ettiler. Okulumuz yılbaşı temasına uygun süslendi. “Noel & Yılbaşı” konserinde Sempre ArteMüzik Kulübü öğrencilerimizden Melike Selin BALIKÇI, Nil BERKE, İpeksu Yağmur ÇAĞAN, Ege Kaan BOYSAN, M. Zeynep DİNÇER, Fulya ATALAY, Ceren YÜKRÜK, Akın KADIOĞLU, Sude Zeynep KARATAŞ, Eylül YASASEVER, Eda TÜRKMEN, Yağmur KAYGISIZ, Ş.Yağmur İYİANLAR, Aynil AYBABA ve Deniz YÜMLÜ “Jingle Bells”, “Extraordinary Merry Christmas”, “Silent Night”, “Last Christmas” ve “All I Want For Christmas Is You” şarkılarını seslendirdiler. Resim öğrencilerinden Elifnas YALÇINKAYA, Aylin MUTAL, Bircem ÖZEKİCİ, Sena Hazal ÖKMEN, Damla ÜNAL, Nil BERKE, Ayla Merve KARADUMAN, Gözde MAZLUM, Selin TUHUYAN, Başak Nisan DURAN, Julia Mary KAYAER, Nilsu CÜMBÜŞ, İrem ERDURAN ve Alper ÖZ dekoratif amaçlı kar taneleri, çam ağaçları, çan ve “Happy New Year” yazısını hazırlayıp okulu süslediler. Ayla Merve KARADUMAN’ın Noel temalı hazırlamış olduğu stand-up panoyu renklendirdiler. Aralık ayı kültür sanat etkinliklerinden (tiyatro, konser, müzikal, opera, sergi) oluşan panolar hazırlanarak A Blok girişine konuldu. Sanat dolu günler geçirmek dileğiyle… Çiğdem KUTLUĞ Merve SAVRAN

Sayfa 28

THe PALA


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

ANISH KAPOOR

Sakıp Sabancı Müzesine düzenlenen gezide en çok ilgimi çeken eserlerle ilgili ne hissettiğimi anlatacağım. İlk olarak Sakıp Sabancı’nın evini müzeye dönüştürmesi ve her yıl farklı bir sergiyle ortaya çıkması muhteşem bir şey. Bu sefer “Anish Kapoor” sergisine gittik. Sanat eserlerine baktıkça o delikler sanki sonsuza kadar gidiyormuş hissini uyandırıyordu. Baktığımda tüm vücudumu sokabilecekmişim gibi geliyordu. Sanatçının özellikle seçtiği mat tonlarındaki çarpıcı renkler, eserleri bir bütün olarak tamamlamıştı. Şu ana kadar annemin zoruyla birçok sergiye gitmişimdir ama bu sergi gerçekten istediğim için fotoğrafını çektiğim tek sergidir. Sıkılmadan incelemek istediğim için gezdim ve inceledim. Dikkatimi çeken diğer bir sanat eseri ise sarı renkli ince uzun sünger havasında olan eserdi. Oraya yapıştırılmış yumuşak sarı süngerler gibiydi. Görünümü o kadar güzeldi ki 10 dakika boyunca durup onu incelemiştim. Bizi bu sergiye götüren, benim sanat eserlerine karşı ön yargımın yok olmasını sağlayan Merve Hoca’mıza çok teşekkür ederim. Laranaz ÜNVER 11F

Sayfa 29

Bu eser de anlamlar katabildiğim, üzerine düşündüğüm, yorumlar yapabildiğim diğer bir eser. Uzun süre bakınca hipnotize edebilecek bir tasarıma sahip. Sadelik; insanı etkileyen, derinlere götüren, düşünmeyi sağlayan diğer bir unsur. Merkezdeki karanlık deliğe baktıkça derinlere inmek sadeliğin içindeki anlamı bulmak istiyor insan. Hangi açıdan bakarsam bakayım dipsiz bir kuyu gibi olan bu resim beni çok etkiledi. Uzun uzun seyretmek, incelemek ve her açıdan bakma isteği uyandırdı. Baktığım süre boyunca ise derinliğin verdiği sonsuzluk ve hiçlik duygusu bana evreni çağrıştırdı. Ece AKSEN 11C Anish Kapoor’un “Gök Ayna” isimli eseri, gittiğimiz sergide beni en çok etkileyen yapıttı. Bu eserde beni etkileyen şey ise ne yalnızca şekli ve güzelliği ne de sadece ayna işlevli olması. Eser, yansıtma özelliği sayesinde gökyüzünün üzerinizde olduğunu hissettirmekte ve görüş açınızı genişletmektedir. Bu eserin müze girişine konulması ise iyi bir başlangıç olması açısından gayet akıllıca bir hareket olmuş. Kerem GÜLTEKİN 11C

Anish Kapoor’un sergisinde karşılaştığım bu eser beni sergi boyunca etkileyen ve düşündüren bir eser olmuştur. Büyük bir mermerin ortasının incecik oyulup içine büyük çakıl taşlarının karmaşık gözükse de aslında bir düzen içinde yerleştirildiği bu eserde, hayatın tam da kendisiyle karşı karşıya geldim. Beni öyle düşüncelere alıp götürdü ki sanki oradaki yarık bir mermerin üzerinde değil de bir insan vücudunun üzerindeki bir yarıktı. Her zorlukta içini daha da güçlendirmiş taşlarla doldurmuş ve taş olan yerlere geçecek, herhangi bir darbede canı acımayacak, güçlü bir göğsü anlatıyordu bana. Ama aslında her taşın arasındaki boşluklarda onun birçok yerden acı çekebileceğini, içini ne kadar taşla doldurursa doldursun insan olmanın o boşluklardan bir şeyler kaçırmak olduğunu anlatıyordu. Dışardan güçlü duran her insanın da o taşlarının arasında zayıf noktalarının olabileceğini öğretiyordu. Ama yine de bunları belli etmeyip kocaman bir mermer olduğumuzu ve dimdik durmamız gerektiğini gösteren Anish Kapoor’un bu güzel eseri ne zamandır arayıp da bulamadığım soruların cevapları oldu. Eser ayrıca insanı, insan hayatının anlamını en güzel şekilde kendi başıma bulmamı sağladı. Bahar Sude ÇANKAYA 11C


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

18 – 24 Ocak 2014 tarihlerinde 10, 11 ve 12. sınıf öğrencilerimizden 33 öğrenci, 3 öğretmen ile yapılan Amerika gezisinden, öğrencilerimiz hem kültürel hem de bilimsel olarak farklı deneyimler kazanarak dönmüşlerdir. Bu gezinin amacı, öğrencilerimizin Orlando, Florida'da bulunan Kennedy Uzay Eğitim Merkezinde uzay ve uzaya gönderilen mekikler ile ilgili bilgiler alıp farklı deneyler yapmasıdır. Öğrenciler kamp süresince Kennedy Uzay Merkezindeki eğitmenler tarafından gruplara ayrılarak, iş birliği içinde robot yapma ve programlama eğitimi almışlardır. Bu çalışmada ilk olarak, küçük parçaları verilen yönergeler doğrultusunda birleştiren öğrenciler, daha sonra robotlara bilgisayar programı aracılığıyla uygun komutlar yükleyerek, eğitmenlerin verdikleri görevleri yerine getirmiş ve kendi içlerinde yarışma yapmışlardır. Öğrencilerden başarması beklenen görevler arasında, robotun belli bir mesafe gidip 90 0 sağa veya sola dönmesi, verilen bir labirentin içinden uygun dönüşler yaparak ve doğru mesafeler kat ederek hedef noktaya ulaşması için gerekli komutları tespit etmesi ve yüklemesi bulunmaktadır. Öğrencilerimiz bu programlamaları yaparken de ultrasonik, dokunma ve renk sensörü gibi farklı sensörlerin kullanımını öğrenmişlerdir. Bu robotların yapılma amacı olan farklı gezegenlerin keşifleri sırasında robotların gittikleri gezegenlerin yüzeyinde sensörler yardımıyla çukurlara düşmeden veri toplamanın da önemini anlamışlardır. Çalışmalardan kalan zamanlarda ise Roket Bahçesi, Hall of Fame, Apollo, Atlantis, Satürn V merkezleri gezilip uzay ve roket çalışmalarını geçmişi ile ilgili uzman rehberler tarafından detaylı bilgilendirme yapılmış ve simülasyon merkezinde roket kalkış deneyimi yaşatılmıştır. Öğrencilerimiz kampın ikinci gününde öğle yemeği yedikleri sırada J.O. Creighton isimli astronotun deneyimlerini dinleyip hep birlikte fotoğraf çektirme fırsatı yakalayabilmişlerdir. Gezimiz sırasında öğrencilerimiz eğitimin yanı sıra kültürel olarak da Amerika'yı ve Amerikan toplumunu tanıyacak etkinliklere katılmışlardır. Öğrencilerimiz; New York, Miami ve Orlando'da yapılan panoramik şehir turları sırasında uzman rehberimiz tarafından aktarılan tarihsel gelişmelerle birlikte, gezdiğimiz bölgelerin özelliklerini detaylı bir biçimde öğrenme fırsatı yakalamışlardır. Ayrıca dünyaca ünlü Universal Film Stüdyolarını ziyaret ederek film simülasyonlarının içinde birebir bulunup, bazı filmlerin can alıcı sahnelerini yaşama şansı yakalamışlardır. Gezimiz sırasında Amerika kültürünün önemli bir parçası haline gelen NBA Basketbol Ligi’nin Orlando Magic – Atlanta Hawks maçını da izleyebilmişlerdir. Gezimiz kültürel ve eğitsel olarak başarıyla tamamlanmıştır. Gültuğ ŞAHİNOĞLU / Biyoloji Öğretmeni

Sayfa 30


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

Bu gezi ile ilgili bazı öğrencilerimizin duygu ve düşünceleri de aşağıda paylaşılmıştır: Yağmur TAŞDEMİROĞLU: NASA gezisi hayatım boyunca katıldığım en anlamlı, en keyifli geziydi. Özellikle NASA kompleksi içinde bulunan, eskiden uzay mekiklerinin ve ay roketlerinin saklandığı ve hazırlandığı hangar beni en çok etkileyen yerdi. Bir tarihin yaşandığı yeri canlı görmek muhteşem bir duyguydu. Hamdi Kerem KÜÇÜKENGİN: Lise hayatımda pek çok geziye katıldım. NASA gezimiz bu gezilerin kesinlikle en güzeli oldu. Özellikle bir astronotla tanışabilmek her insanın elde edebileceği bir şans değildir. Bu sebeple kendimi çok şanslı hissettim. Sıtkı Emir KAYRAK: Bu gezi okul hayatımdaki en eğlenceli geziydi. New York turundan Miami'de voleybol oynamaya kadar birçok etkinlik yaptık. Herkese teşekkürler. M. Yiğit BÜĞÜ: Amer ika her zaman için değişik bir ülke olmuştur. Daha önce Amerika'ya gitmiş olmama rağmen beni bu sefer de değişik ve güzel bir yönüyle büyüledi. Alp PALALI: Amer ika gezisi keyifli, eğlenceli ve aksiyonlu geçti. NASA'da güzel vakit geçirdik. Robot yaptık. NBA maçı, Miami'de arkadaşlarımla voleybol oynamak benim için en güzel anılar oldu. Defne ÇAKIM: Amer ika'ya gitmek için başından beri çok hevesliydim. Beklediğim gibi çok güzel geçti. Bu geziden sonra Amerika'ya taşınmaya karar verdim. En beğendiğim yer Miami'ydi.

Sayfa 31

Derin ATALKIN: Amer ika'ya gitmeyi bu kadar heyecanla beklerken şu an bitmesi hepimize çok garip geliyor. Ama iyi ki gitmişiz çünkü her şeyi ile çok güzeldi. Gittiğimiz tüm şehirler bizi büyüledi. NASA'daki kamp hepimiz için değişik ve güzel bir deneyim oldu ve orada olmaktan son derece keyif aldık. Sanırım hepimizin en çok hoşuna giden New York'taki şehir hayatı, Orlando'daki film stüdyoları, Miami'deki sahil oldu. Selin BALIKÇI: Gezi genel olar ak çok keyif ver iciydi. NASA'da yapılan etkinliklerden yapılan gezilere kadar her şey çok eğlenceliydi. Bu kadar az bir zamanda Amerika'nın en güzel şehirlerini gezmek zor ama güzel bir tecrübe oldu. Volkan ŞAİR: Şu ana kadar katıldığım en etkileyici geziydi. Oldukça eğlenceli ve öğretici olan bu gezide çok eğlendim. Çok büyük bir tarihe de tanıklık etmiş olmam ve buraları belki de bir daha göremeyecek olmam, “İyi ki gelmişim.” dememi sağlayan pek çok nedenden biri. NASA dışında gezdiğimiz Universal Studios, New York ve Miami de çok güzel yerlerdi. Umarım fırsatım olur da buralara bir daha gidebilirim. Zeynep DİNÇER: Bu gezi oldukça iyi planlanmıştı. NASA hepimizin çok merak ettiği bir yerdi. Benim gibi eminim herkes de çok beğenmiştir. Otobüs yolculukları, gezdiğimiz yerler belki bir daha hiç bir arada olamayacağımız ve gidemeyeceğimiz yerlerdi. Bu gezi tekrar yapılsa yine giderim.


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

Bir hafta sürecek Kennedy Uzay Merkezi gezimize Atatürk Havaalanı’ndan başladık. 33 öğrenci, 3 öğretmen ve bir rehber saat sabah 5’te havaalanında toplandık. Hepimiz uykulu ama aynı zamanda da heyecanlıydık. Bir hafta boyunca dünyanın öbür ucunda, Amerika’da olacaktık. Kennedy Uzay Merkezinde 3 gün geçirecektik. Uçuşumuz 11 saat sürdü, bazılarımız uyumayı başarabildi, geri kalanların gözüne ise uyku girmedi. 11 saatin sonunda New York JFK Havaalanı’na indik. Yerel saatle daha saat sabah 11’di. Aynı günü baştan yaşamak epey yorucu olacaktı. İlk olarak Uzay ve Havacılık Müzesine gittik. Başta buranın sadece havacılık ve uçaklarla ilgili bir müze olduğunu düşünmüştüm ancak karşımıza devasa bir uzay mekiği çıktı. Bu uzay mekiği “Enterprise” yapımına başlanan ilk uzay mekiği olmasına rağmen tamamlanmamış ve asla kullanılmamış. Çünkü bu mekik yapılırken, NASA uzay mekiği yapmanın daha ucuz ve hızlı bir yolunu bulmuş. Bu nedenle Enterprise yarım bırakılmış ve Uzay ve Havacılık Müzesinde sergilenmek için kullanılmış. Müzeden sonra New York şehrinde panoramik bir tur attık ve bir saatliğine Times Meydanı’nda serbest zamanımız oldu. Hızlıca yemek yedikten sonra ünlü Times Meydanı’nı dolaştık. Daha sonra otobüsümüze binip otelimize gittik. Yerleştikten sonra çoğumuz hemen uykuya

Sayfa 32

daldı. Ertesi sabah saat 4’te kalkıp Newark Havaalanı’na gidip Orlando’ya uçtuk. Orlando’ya indiğimizde bizi 6 gün boyunca gezdirecek olan otobüs şoförümüz David ile tanıştık. İlk durağımız Universal Film Studios oldu. Bütün günümüzü burada sevdiğimiz ve hayranı olduğumuz filmleri yaşayarak geçirdik. Universal Studios’un özel efektlerine, filmlerine bir kez daha hayran kaldık. Parkta bulunan Roller Coaster’a da binmeyi ihmal etmedik. Çıkışta Orlando’nun en büyük outletlerinden biri olan Premium Outlete gidip yorgunluktan bayılıncaya kadar alışveriş yaptık. Daha sonra otelimize yerleşip ertesi sabahın gelmesini bekledik. Sabah kahvaltısından sonra NASA Uzay Üssü’ne gittik. Bizi karşılayansa devasa bir yakıt tankı ve roket modeliydi. İçeri girdiğimizde bizi birçok uzay roketi ve bir ay roketi karşıladı. Daha sonra saatlerce robot yapıp, programlayıp, yarıştıracağımız odaya geçtik. Bize 3 gün boyunca orada bulunan Megan, Emily ve Ryan eşlik etti. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadan saat 2 oldu ve Hubble Teleskopu ve uzay ile ilgili bir belgesel izlemek üzere, uzay üssünde bulunan IMAX sinemasına gittik. Leonardo DiCaprio’nun seslendirdiği belgesel gerçekten büyüleyiciydi. Hubble Teleskopu tarafından çekilen fotoğrafların ve teleskopu tamir etmeye giden astronotların röportajlarının yer aldığı 45 dakikalık belgesel hepimizi etkile-

di. Daha sonra robotlarımızı yapmaya odamıza geri döndük. İlk başta robot yapmanın, programlamanın sıkıcı olduğunu düşünmüş olabiliriz ama daha sonra bütün gruplar hoş bir rekabete girdi ve hepimiz birbirimizi geçebilmek için daha fazla çalışmaya ve düşünmeye başladık. Saat 4 olunca programımız bitti ve NASA’dan ayrıldık. Tekrar alışveriş yapacağımız ve yemek yiyeceğimiz bir outlete gittik. Ancak orada çok uzun kalmadık. Daha sonra Disneyland’ın dışında bulunan alana gittik, çoğumuz yemeği burada yedi ve Disney Shop’a uğramayı da ihmal etmedik. Ertesi gün ise yine erkenden kalkıp NASA’ya doğru yola koyulduk. O gün bir astronotla birlikte yemek yiyeceğimiz gündü. Bizimle birlikte birçok grup da aynı amaçla gelmişti. Hep birlikte yemek yedikten sonra astronot John O. Creighton geldi ve bizimle uzay anılarını paylaştı. Kendisi NASA adına birçok göreve katılmış, uzay mekiği Atlantis ile birkaç kez uzaya çıkmış olan bir astronot. Yemeğimizden sonra uzay mekiği Atlantis’i görmeye gittik. Mükemmel bir sunumla bize tanıtılan Atlantis gerçekten nefes kesici görünüyordu. Sonra uzay mekiği kalkış simülatörüne gittik. Burada hepimiz simülatöre girdik, oturduk ve sanki bir uzay mekiğindeymişiz gibi hissettik. Kalkışı,


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

atmosferden çıkışı hissettik. Hatta bir ara gerçekten yerçekimsiz ortamdaymışız gibi oldu. Sanki hepimiz ağırlığımızı kaybetmiştik. Simülatörden sonra Atlantis’in bulunduğu müzeyi gezmeye devam ettik. Akşam olmaya başlayınca otelimize geri döndük. Ertesi gün NASA’da bir rehber eşliğinde otobüsle tur attık. Fırlatma rampalarını, eskiden uzay mekiklerinin koyulduğu ve uçuş için hazırlandığı binayı gördük. Aslında bu bina yakın bir zaman içerisinde Orion projesi nedeniyle ziyaretçilere kapanacak. Daha öncede 32 yıl boyunca kapalı kalmış. Biz içeri girebilen en son gruplardan biri olduk. Aynı anda

5 ay roketinin sığabildiği bu bina, uzay tarihinin en önemli parçalarından biri. İçerisinde roketleri ve uzay mekiklerini kaldırıp yeniden konumlandırmaya yarayan devasa bir vinç bunulan bina, 4 ana bölümden oluşuyor. Bu sene içerisinde Orion projesi için içi tekrardan değiştirilecek olan bu devasa yapı fırlatma rampalarının tam ortasında yer alıyor. Turumuzdan sonra en son kalan 3 ay roketinden birini görmeye gittik. Bütün ay roketleri ve Apollo programının anlatıldığı müze nefes kesiciydi. Apollo 11’in (Neil Armstrong ve ekibini aya taşıyan roket) tanıtıldığı yerde Hürriyet gazetesinin aya ayak basıldığı güne ait kapağı bile vardı. Daha sonra sertifikalarımızı almak üzere robotları yaptığımız odaya geri döndük. Bize üç gün boyunca eşlik eden herkese teşekkür edip veda ettik ve NASA Uzay Merkezinden ayrıldık. Akşam Orlando Magic-Atlanta Hawks basketbol maçına gittik. Amerika’ya gidip de bir NBA maçı izlemeden geri dönmek olmazdı. Ertesi sabah otobüsle Miami’ye gitmek üzere yola koyulduk. 4 saat sonra Miami sokaklarında otobüsle tur atıyorduk. Önce 1 saatlik bir serbest zamanımız oldu ve Miami’nin bir kısmında dolaşıp öğle yemeği yedik. Otobüsle Little Havana’yı ve Coconut Groove’u gezdikten sonra şoförü-

müz David bizi South Beach’e bıraktı. Ünlü Miami Beach ve çevresini saatlerce gezdik, dolaştık, yemek yedik. Hava sıcak, sokaklar rengârenkti. Gece olunca otelimize yerleştik. Hepimiz yorgunduk ancak uyumaya niyetimiz yoktu. Bu, Amerika’da geçireceğimiz en son geceydi ve biz bu gecenin bitmesini istemiyorduk. Mükemmel bir hafta geçirmiştik ancak yetmemişti. Bir hafta daha olsa seve seve kalırdık. Sonunda sabah oldu ve biz havaalanına doğru yola koyulduk. Hepimiz ailelerimizi ve Türkiye’yi göreceğimiz için heyecanlı ancak Amerika’yı bıraktığımız, gezi bittiği için üzgündük. New York’a giden uçağımıza yerleştik. JFK Havaalanı’na varınca birkaç saat boş zamanımız vardı. Yemek yiyip free shopları dolaştık. Daha sonra 9 buçuk saat sürecek olan uçak yolculuğumuz için uçağımıza yerleştik. İstanbul’a vardığımızda ise hepimiz ailelerimizin yanına koştuk. Çok yorgun ancak mutluyduk. Bu gezinin bu kadar güzel ve eğlenceli olacağını hiçbirimiz tahmin etmiyorduk. Bu kadar eğlenceli, bilgilendirici, mükemmel bir gezi hazırladıkları için başta Okul Müdürümüz Ömer ORHAN’a ve öğretmenlerimize teşekkür etmek istiyorum. Bana kalırsa yapılan en müthiş gezilerden biriydi.

Yağmur TAŞDEMİROĞLU Sayfa 33


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

DOĞA SPORLARI KULÜBÜ ABANT’TA

Merhaba doğa ve macera sever gençler, aralık ayının ikinci hafta sonu kulüp faaliyeti olarak hep beraber Abant’a gitmeye karar verdik. Sabahın erken saatlerinde, 19 öğrenci, iki öğretmenimiz ve tabii bir de rehberimiz okulumuzda buluştuk. Ufak tefek gecikmelerle de olsa saat 08.30 civarında okulumuzdan yola çıktık. Bu sefer yolumuz ilk gezimize göre daha uzundu. Bir süre yolculuk yaptıktan sonra yolda güzel bir dinlenme tesisinde kahvaltı molamızı verdik, ihtiyaç alışverişimizi yaptık. Öğlen sularında Abant Gölü etrafında oluşturulmuş Abant Milli Parkı’na ulaştık. Abant Gölü, Bolu'nun 34 kilometre güneybatısında bulunan, çam ve köknar ağaçlarının baskın olduğu bir doğa parkı içinde, yaklaşık 1350 metre yükseklikte bulunan ve alanı 125 hektarı bulan bir heyelan set gölü. Göl, birkaç kaynak suyu, iki üç kısmen devamlı olan akarsuyla, yağmur suyu ve kar ile beslenmektedir. Gölün etrafında oteller ve restoranlar mevcut. Otobüste kalın kıyafetlerimizi giydikten sonra kara ilk adımımızı attık. Tabii kar kalınlığının oldukça fazla olması, havanın da çok soğuk olması ilk başta hevesimizi biraz kaçırır gibi oldu ancak her zaman olduğu gibi yürüdükçe açıldığımızı fark ettik. Donmuş gölün etrafında kısa bir müddet yürüyüş yaptıktan sonra, buzlanan yolda risk almamak için daha yumuşak karlardan oluşan patikalara doğru yürümeye başladık. Ancak kar seviyesinin yer yer bir metreyi aştığı patikalarda yürümek hiç de zannedildiği kadar kolay değildi. Biz de bata çıka, rehberimizin önde açtığı izin üzerinden giderek yürüyüşümüze başladık. Doğa sporları ile uğraşırken maksimum derecede keyif almak biraz da faaliyet esnasında seçtiğimiz malzemelerle ilgilidir. Bunun tecrübesini bazı arkadaşlarımız maalesef yürüyüş esnasında sızlayan ayaklar ve eller sayesinde öğrendiler. Verdiğimiz kısa molalar ve karda yuvarlanmalar sonucunda yürüyüşümüzü 3 saat ile sınırlayıp tekrar başladığımız noktaya, otobüsümüzün başına döndük. İlk işimiz ıslak ayakkabılarımızı ve elbiselerimizi değiştirmek oldu, biz bu işlerle uğraşırken mangal yakılmıştı tabii ki… Kar üzerinde mangalda yaptığımız sucukları yemek, yanında da sıcak çaylarımızı içmek ayrı bir keyifti. Karnımız iyice doyduktan sonra saat 16.00 sularında dönüş hazırlıklarımıza başladık. Otobüsümüz İstanbul’a doğru yol alırken herkes kendine gelmişti. Dönüş yolculuğumuz söylenen şarkılar eşliğinde keyifli bir şekilde saat 21.00 gibi okula varışımız ile sonlandı. Hayatta yaşanan her zorluk insana yeni bir deneyim kazandırır. Biraz zorlansalar ve ufak tefek aksilikler yaşasalar da bu gezi bence herkes için insanoğlunun sınırlarını ve doğal yaşamın aslında nasıl da acımasız olacağını görmeleri açısından güzel bir deneyim oldu.

Sibel ÇAĞLAR Matematik Öğretmeni

Sayfa 34


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

DOĞA SPORLARI KULÜBÜ AYTEPE’DE

“FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi Doğa Sporları Kulübü” olarak ilk etkinliğimizi kasım ayı içinde gerçekleştirdik. İlk gezimiz Kocaeli-Aytepe Aytepe güzergâhınaydı. 22 öğrenci, 2 öğretmen bir de rehberimizle sabahın erken saatlerinde okulumuzda buluştuk. Erzaklarımızı otobüsümüze yükledikten sonra yolda güzel bir kahvaltı molası verdik, ardından ver elini Aytepe. Ancak otobüsten indiğimiz anda bizi kötü bir sürpriz bekliyordu: Durmak bilmeden yağan bir yağmur. Şaşkın ve kararsız bakışlara rağmen kararlılığımızdan ödün vermedik, çantalarımıza poşetleri geçirdik, şapkalarımızı taktık ve yürümeye başladık. Başlangıç herkes için oldukça zordu ancak yavaş yavaş vücutlar ısınınca keyifler artmaya başladı. İlk molamızı yaktığımız şömine başında, sıcak çaylarımızı içerek aslında bir su deposu olan ama doğasever gruplara da çatısını açan, Veysel Dayı’nın yerinde verdik. Yarım saatlik dinlenme molasından sonra başladık tekrar yürümeye, neyse ki yağmur yavaş yavaş şiddetini yitirmişti. Yuvacık Barajı’nı besleyen Soğukdere ve Kirazlıdere yanından, ayağımızın altından akan suya eşlik eden yeşilin, sarının çeşitli renkleri ile süslenmiş yolumuzda yaklaşık 12 km kadar sürecek olan yürüyüşümüzün ikinci kısmına başladık. Her ne kadar her yer ıslak olduğu için çok fazla mola veremesek de ufak kaçamaklarla ve gördüğümüz doğa harikaları eşliğinde yürüyüşümüzü keyifle tamamladık ve bizi aracımızın beklediği Servetiye köyüne ulaştık. Tabii ki ıslanmış ve bolca da çamurlanmıştık. Okulumuza geri dönmek için otobüse bindiğimizde yüzlerden hafif bir yorgunluk okunuyordu. Ancak dönüş yolumuzun da çok keyifsiz geçtiği söylenemez. İlk defa doğa yürüyüşü yapan bir ekip olmasına rağmen sevgili öğrencilerimizle, sorunsuz, keyifli ve tam 16 km’lik parkurumuzu tamamladık. Bir sonrakinde görüşmek üzere… Bir Moğol özdeyişine göre “Babanız hayatta iken olabildiği kadar çok arkadaş edinin. Atınız hayatta iken, olabildiği kadar çok yer gezin.” Her zaman doğa ile beraber olun…

Sayfa 35

Sibel ÇAĞLAR Matematik Öğretmeni


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

DOĞADA DA “IŞIK” VAR!..

Coğrafya Kulübü olarak bu sene önemli bir projeye imza atacağız. Çalışmamızın adı Serdar KILIÇ ''Doğadaki İnsan' Sosyal Sorumluluk Projesi”dir. Bu çalışmayı Serdar Kılıç, öğretmenlerimiz ve bizim dışımızda 8 okul ile beraber gerçekleştireceğiz. Amacımız insanın özünün olduğu yere doğaya, köye dönmek, gerçek ve doğal yaşamın olduğu köy hayatını tanımak, birebir deneyimlemektir. Bize katacaklarının yanı sıra amacımız, oradaki insanlara, köyün gelişimine ve köyün turizme açılmasına yardımcı olmak, bir nevi köyü, köyleri, şehir yaşamına kapılıp giden insanlara anlatmaktır. Bu amaçlarımızı uygulamak için ilk gezimizi 2 Kasım 2013 tarihinde, Bolu'ya bağlı Seben ilçesinin Alpağut köyüne düzenledik. Bu geziyi FMV'ye bağlı Ayazağa, Erenköy ve Nişantaşı Işık Liseleri olarak hep beraber gerçekleştirdik.

elmanın deneme bahçelerinde yetiştirilip, en verimlisinin üretilmeye başlanması hedefleniyor. Abant Gölü'nün 7 katı olan yapay Seben Gölü ile tüm arazinin yarısının sulanması hedeflenmektedir. Üretilen hammaddeler genellikle Bolu'da satışa sunulmaktadır. Hayvancılığın yapılması sebebiyle açılan süt ürünleri fabrikası yaklaşık 1 yıldır ekonomik sebeplerden dolayı işi durdurmak zorunda kalmıştır.

Öncelikle Seben ilçesinde bizi Seben Belediye Başkanı, Alpağut köyü Muhtarı ve birkaç görevli karşıladı. Yüksekçe bir ağacın altındaki banklara oturup çaylarımızı yudumlarken Belediye Başkanı Seben hakkında bilgiler vermeye başladı: Seben'e bağlı 29 köy bulunmaktadır. Karasal iklim ile Karadeniz iklimi arasında geçit bölgesi olan Seben'de çok çeşitli ürünler yetişmektedir. Bunlara örnek olarak Antep fıstığı, kiraz, yöreye özel dağ fındığı, elma ve domatesi gösterilebilir. Seben'deki toplam tarım alanı 86000 dönümdür. Çok fazla elma üretimi olması nedeniyle bir kısım elmalar çevre şehirlerdeki meyve suyu fabrikalarına gönderilmektedir. Bunun dışında en güzel elmayı üretmek amacıyla, 12 çeşit

İlçede ciddi bir göç söz konusudur. Göç çevre illere özellikle Bolu'ya verilmiştir. Yaklaşık 30.000 Sebenli şu an Bolu'da yaşamaktadır. Bu göçün ana sebebi eğitim imkânlarıdır. Bunun dışında, yıllardan beri süregelen ''Bolu'da evi olmayana kız verilmez.'' cümlesi de Bolu'ya olan göçü anlatabilecek niteliktedir. İlçede okuma-yazma oranı oldukça yüksektir. Kadınlar genellikle evin direği konumundadır. Tarım ve hayvancılıkla uğraşırlar. Yıllar önce Seben ilçesine bir tekstil fabrikası açılmış ve bu sayede kadınlara yeni iş imkânı sağlanmış ancak fabrika sahibi bir süre sonra fabrikayı kapatınca kadınlar yine tarım ve hayvancılık yapmaya devam etmişlerdir.

Sayfa 36

Seben ilçesinin bulunduğu bölgede pek çok değer barınmaktadır. Öncelikle Buzderesi ve Kınıkçı Kanyonu bu yörede yer almaktadır. Bolu'daki tek kilise Çeltikdere köyünde yer almaktadır. Hocaş köyünde Fosil Ormanı bulunmaktadır. Tarih açısından bakıldığında, Çelebi Mehmet Ankara Savaşı'ndan sonra, Muslar Kaya Evlerinde Timurlenk'ten saklanmıştır.

İlçede birçok şenlik yapılmaktadır. Bunların en önemlisi Nevruz Bayramı'dır. Dünyada tek olan Nevruz Tepesi'nde ateş yakılır ve çeşitli eğlenceler düzenlenir. Bu ateş Ankara, Eskişehir, Bolu ve Sakarya'dan görülebilmektedir. Bu sene bu şenliği uluslararası düzenlemek amacıyla belli çalışmalar yürütülmektedir. Mayıs ayında düzenlenen Hacet Bayramı'nda, pilavlar yapılır, kuzular ve danalar kesilerek Allah'a adaklar adanır. Bu adakların amacı gündönümünde yaşanan afetler, yağan dolular, yağmurlar ve şiddetli seller nedeniyle ürünlere zarar gelmesini engellemektir. Bu bayramı her köy yapar, bu şekilde insanlar birbiriyle kaynaşır, ilişki-

ler gelişir. Ekimin ilk haftası Elma Festivali ve Panayır düzenlenir. Modernleşmenin ve paranın daha çok değer kazanmasının etkisiyle eski gelenek ve görenekler kalmamıştır. Örneğin eskiden


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

hepsi o kadar ''insan'' ki. En çok insanlarıyla, insanlarının hayata bakış açılarıyla yer edecek aklımda Alpağut.

düğünler 3-4 gün sürmekteymiş. İlk gün oğlan kınası denilen bir eğlence düzenlenir, ikinci gün yemekler ikramlar hazırlanır, komşular davet edilirmiş. Bir gün sonrasında ise diğer köylerden insanlar gelir, onlarla birlikte eğlenilirmiş. Komşuların ayrı davet edilmesinin nedeni, diğer köylerden gelecek insanlara birlikte hizmet edebilmek içinmiş. Ardından kına gecesi ve gelin alma, son olarak da duvak gerçekleşirmiş. Duvak, kadınların kendi aralarında eğlenmesine denirmiş. Ancak şimdi baktığımızda düğün sadece bir gün sürmektedir. Bunun nedeni, insanların artık kendileri için değil para kazanmak için üretmesi, yetiştirmesidir. Seben Belediye Başkanı'ndan bu bilgileri aldıktan sonra, Alpağut Köyü'ne gittik. Eski ahşap evleri olan küçük ama çok sempatik bir köy Alpağut. Bir tarafında Nevruz Tepesi diğer tarafında boş araziler. Köyde, boşaltılmış, 12 odalı bir ahşap konağı, İhtiyarlar Meclisi'ni gezdik. Karşılaştığımız nadir birkaç insanla, bizi gezdiren görevlilerle sohbet ettik. Sokaklarda yürüdük, ahıra girip kuzuları sevdik, neredeyse hepimiz ilk kez inek sağdık. Bizim için hazırlanan çayları ayranları içtik, elmaları, poğaçaları yedik. Lahana ve Domates tarlalarını gördük. Alpağut, bir tane camiye, şu an işlevini yitirmiş bir okula sahip. Nüfusu 110 civarında lakin sokaklarda insanlara rastlamak, insan sesi duymak mümkün değil. Köy ha-

yatı ve eğitim eksikliği genç nüfusa yetmemiş, illere göç başlamış. Bu nedenle nüfusun çoğunluğu yaşlı. Alpağut okulunda gördüğümüz 60'lı yıllara ait fotoğraflarda durum, şu anki durumla alakasız. Kalabalık aile fotoğraflarından tutun, köyün ilk camisinin inşaatını yapan insanların fotoğraflarına kadar birçok fotoğraf vardı. Bu fotoğraflardan anladığım kadarıyla, nüfusu kalabalıkça, her yaştan insanı barındıran, gelenek göreneklerin aile-komşu değerlerinin hala bulunduğu bir köymüş burası o zamanlar. Şimdi ise aşırı göçten dolayı koskocaman, cumbalı, alımlı, insanın içini ısıtan eski ahşap evler boşaltılmış, çürümeye bırakılmış. Bunlardan en dikkat çekici olanı İhtiyarlar Meclisi. Daha doğrusu eskiden İhtiyarlar Meclisi'ni barındıran, aynı zamanda ahşap bir minareye sahip şu an çürümekte hatta her an çökme ihtimali olan yapıdan bahsediyorum. Zamanla terk edilmiş, bırakılmış birçok şeyin yanında insanları hâlâ çok güzel ve çok gerçek. İnsanın içine mutluluk veriyor her biri. Öyle doğallar ki... Yolda karşılaştığımız yaşlı teyze inanılmaz içten, olduğu gibi, gücü kuvveti yerinde tam bir Anadolu kadını. İnek sağarken yanımızda duran teyze yine onun gibi, pek dobra, pek şeker. Bir inek sağıyor ki ağzımız açık onu izliyoruz. Hem geçim kaynağı hem de yavrusu gibi inek, ailenin bir parçası olmuş adeta. Muhtar ve yardımcısı niteliğinde her işe koşan, bizi çok güzel ağırlayan amca mesela,

Ne yazık diyorum bakınca, ne yazık ki; böyle güzel köyler, evler, insanlar terk ediliyor. Ne torunlar kalmış, ne çocuklar, ne komşular. Oysa ne çok sevgi var insanların o insanları barındıran köylerin içlerinde. İnsanların, neler neler başarabilecek bilek gücü var ellerinde. Köyleri bitirmek, şehirleri büyütmek en çok da bu konuda can sıkıcı. Çünkü bu, köylü insanları, gerçek insanları bitirmek demek. Özüyle sözüyle bir olan insanı bitirmek, köyü bitirmek, gelenekleri değerleri tarihi bitirmek, doğayı ve doğalı bitirmek, bir süre sonra ülkeyi bitirmek demek. Şehirlere nasıl sahip çıkılıyorsa insanlar nasıl gözü gibi bakıyorsa, köylere de sahip çıkılmalı. Asıl geldiğimiz, sayesinde geliştiğimiz, atamız olan köy yaşantısı unutulmamalı. Köyler, ne şehir yapılmalı ne de böylesine fütursuzca terk edilmeli. Şu dönemde en önemli gelir turizm ise buyurun size birçok turistik yer. Tarıma gelince, çok çeşit ham madde yetişiyor ülkemizde. Seben ilçesinde de öyle. Şehir hayatından başka hayat bilmeyen bizlerin, artık diğer hayatları da öğrenme, öğretme, deneyimleme vaktimiz geldi. O kadar yer var ki Anadolu'da böylesine kaderine bırakılmış, gelenekleri, değerleri kaybettirilmiş, insanları yozlaştırılmış. Öyle çok hayat, öyle çok değer var ki; bunları görmemek, bilmemek, korumamak çok büyük bir ayıp. Bu anlattığım şeylerden dolayı bu projede olmak bana mutluluk veriyor. Bir fikir üretmek, az da olsa işe yarayabilmek ve böylelikle benliğimizi, geçmişimizi, geleceğimizi korumak insana huzur veriyor. Köylerin, terk edilmiş yerleşimlerin kalkınmasını sağlayarak, doğal olanı koruyarak; hayatı yeniden köylere, bizleri yeniden hayata kazandırabilmek büyük bir adım. Bu adımı daha da geç olmadan gerçekleştirebilmek adına bir yerden başlamamız gerek. Öyle değil mi?

Başak Nisan DURAN 11 G Sayfa 37


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

ALPAĞUT KÖYÜ İZLENİMLERİ Geziye başlamadan önce okula vardığımda içimde bu uzun günün bana ne getireceği hakkında hiçbir fikrim yoktu. Bunun vermiş olduğu heyecanla okula girdim. Önce yenecek kumanyaları ve suları yemekhaneden otobüse taşıdık. Ardından herkesin gelmesini beklemeye başladık. Son arkadaşımız da gelince gezinin başlangıcını verdik. İstanbul’dan çıkana kadar bu gezinin havasına giremedim çünkü upuzun yollar, fabrikalar ve birbiri ardına geçen arabalar bir köy ortamından çok uzaktı lakin o dar, kenarlarında yeşilliklerin ve kayaçların bulunduğu, küçük kıraathanelerin dışında, dedelerin muhabbet ettiği ortamı görünce gezinin başladığını anladım. Kıvrımlı yollar, yeşilin hakim olduğu dağ yamaçları ve bu yamaçlardaki tek tük kulübeler, âdeta bir yaşanmışlığın bir simgesiydi. Bu görüntüler sonucunda oluşan aidiyet duygusuyla köye gittim. Köyde ilk olarak muhtarlığın önündeki parka gittik. Otobüsten iner inmez köyün el değmemiş havasının tazeliği, uzun süren yolculuğun yorgunluğunu üstümüzden aldı. Parkta Muhtar ve Seben Belediye Başkanıyla çok verimli geçen yarım saatlik bir konuşmada bulunduk. Bu

konuşmada yöre hakkında bilgilendirildik ve projemiz için gerekli olan soruları sorduk. Sohbet bittiği zaman köyü gezmeye çıktık. Köydeki evler ahşaptan yapılmış. Köye yaptığımız gezide, restore edeceğimiz İhtiyarlar Meclisi’ne uğradık. Bu Meclis ahşap, taştan ve bir camiye bitişik inşa edilmiş. İhtiyarlar Meclisi’ni ziyaretten sonra 10 sene öncesinde terk edilmiş bir köy evine girdik. Ev 2 katlı ve her yer ahşaptandı. Buna ek olarak gayet büyük ve ferahtı. Bu geziden sonra hep beraber köyün müzesine gidip köy tarihine dair fotoğrafları inceledik. Köyde eskiden tertip edilmiş nakış kursu öğrencilerinin resimleri, nevruz kutlamaları ve buna benzer birçok tarihi etkinlik hakkında bilgi sahibi olduk. Biz bu incelemelerde bulunurken bize köy ayranı, poğaça ve çay ikram edildi. Herkes ikramları yiyip içtikten ve soluklandıktan sonra inek sağmaya gittik. Bizim okulun kızlarının üstüne gerçekten yok. Her biri sanki her gün inek sağıyormuşçasına bir tecrübeye sahipmiş gibi ineği sağdılar ve ineğin sahibi olan nineden tam not aldılar. İneği sağdıktan ve nineyle hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra

domates tarlasına gittik. Ne yazık ki bu sene tarlayı soğuk vurmuş olduğundan domatesler telef olmuşlardı fakat lahanalar yetişmişti. Herkes fotoğraflarını çektikten sonra İstanbul’a dönmeden önceki son durağımız olan restorana gittik. Restoran bir tepenin üstüne, silindir şeklinde oluşturulmuş ahşaplardan inşa edilmiş olup Seben yoluna nazırdı. Yemeklerin tüm malzemeleri organik olup gayet iyi şekilde hazırlanmıştı ve yemekler gayet lezzetliydi. Yemek yendikten sonra günün vermiş olduğu tatlı yorgunluğun üstüne, bir sonraki ziyaretimizin günün çabuk gelmesi için dua ederek otobüsümüze bindik ve İstanbul’a dönüş yoluna çıktık. Galip Metehan CENGİZ

AKADEMİK DÜRÜSTLÜK HAFTASI Akademik Dürüstlük Haftası etkinlikleri kapsamında, Bülent ŞENVER ile söyleşi yapıldı. 11. sınıfların katılımıyla 27.09.2013 Cuma günü 11.20 – 12.10 saatleri arasında gerçekleştirilen söyleşi, Bülent ŞENVER’in akademik dürüstlük ve etik değerler konularında yaptığı araştırmalar ve gözlemlerini öğrencilerimize aktarmasıyla başladı. Bülent Bey, öğrencilere bu konuda almaları gereken önlemleri ve önlem yollarını aktardı. İyi ve doğru bir insan olabilmenin kurallarını aktardı. Söyleşi, öğrencilerin soruları ve katılımlarıyla sona erdi. Konuğumuza katılımından ve paylaşımından dolayı öğrencilerimize de etik değerler konusunda gösterdikleri hassasiyetleri için teşekkür ederiz. Şenay ÖNAL / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 38


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

CENOVA ULUSLARARASI MODEL BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (GEMUN 2014) KONFERANSI’NDA KOMİTE BAŞKANI KERİM SERTTÜRK

12 sınıfı öğrencimiz Kerim SERTTÜRK, 19-24 Şubat 2014 tarih12-B lerinde İtalya’nın en büyük altıncı şehri ve Rönesans’ın yükselişine ön ayak olan Cenova’da gerçekleştirilecek Cenova Uluslararası Model Birleşmiş Milletler (GeMUN 2014) Konferansı’nın Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik Komitesine İtalya’nın önde gelen uluslararası liseler komitesi tarafından Komite Başkanı olarak seçilmiştir. 2012 senesinde yapılan ölçüte göre dünyada 400’den fazla Model United Nations (MUN) konferansı bulunmaktadır. Yeterli deneyime sahip her konferans The Hague International Model United Nations (THIMUN) tarafından onaylanır ve üyeliğe alınır. 2002 senesinde kurulan GeMUN bir THIMUN üyesidir ve kuralları THIMUN uluslararası üyelik çerçevesinde belirlenir. Her komite, ülkeleri temsil eden delegelerden, iki tane “Komite Başkanı Yardımcısı” ve bir tane “Komite Başkanı”ndan oluşmak zorundadır. Görevleri birbirinden farklı olan komite başkanları ve yardımcıları başvuruları aynı formla yapar fakat GeMUN 2014 yönetimi her komiteye bir başkan düşeceğinden başvurular arasından sadece dokuz kişiyi Komite Başkanı seçer.

Kendi İnternet sitesine göre İtalya’nın en saygın ve Avrupa’nın en bilinen konferanslarından biri olan GeMUN’a, 2011 senesinde yapılan tespite göre 600’den fazla delege, yüzlerce görevli ve düzinelerce öğretmen katılmıştır. 2014 senesinde ise yüzlerce okul arasından seçilen 30 okulun katılacağı ve konferansta hem lise hem de üniversite düzeylerinden öğrencilerin olacağı bilinmektedir. GeMUN 2014’ün komiteleri Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik (Disarmament and International Security, DISEC), Ekonomik ve Finansal (Economic and Financial, ECOFIN), Sosyal, İnsani ve Kültürel (Social, Humanitarian and Cultural, SOCHUM), Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (United Nations Economic and Social Council, ECOSOC), Uluslararası Adalet Divanı (The International Court of Justice, ICJ), Yasal Komite (Legal Committee), Çevre Komitesi (Environment Committee, EnvCom), Akdeniz Komitesi (Mediterranean Committee, MedCon) ve Güvenlik Konseyi (Security Council, SC) dir. Ayrıca GeMUN 2014 sıralanan komitlerin sadece iki tanesinin katılacağı Birleşmiş Milletler Genel Meclisi (United Nations General Assembly, GA) düzenleyecek ve öğrencilere yazdıkları çözüm önerilerini New York’ta yer alan Birleşmiş Milletler Genel Merkezine (United Nations Headquarters) ulaştırma şansı yakalayacaklardır. 2010 senesinden bu yana yurt içi ve yurt dışında 10’dan fazla konferansa katılan, 2013 senesinin Mayıs ayında İstanbul Technical University International MUN (IIMUN) Konferansı’nın Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik Komitesi’ne (DISEC) komite başkanlığı yapan ve aynı zamanda okulumuzun MUN Kulübü’nün başkanı olan öğrencimiz Kerim SERTTÜRK’ü, konferanstaki her okuldan ve dünyanın konferansa kabul edilmeyen veya başvurmayan her okulundan yapılabilen, yüzlerce komite görevlisi başvurusunun arasından, konferansın en rekabetçi ve aynı zamanda iki GA üyesinden biri olan DISEC komitesine Komite Başkanı olarak seçilmesinden dolayı kutluyoruz. Okulumuzu ve ülkemizi uluslararası düzeyde temsil edecek olan Kerim SERTTÜRK’ün başarılarının devamını temenni ediyoruz. Hande ACARMAN YEŞİLKAYA / İngilizce Öğretmeni

Sayfa 39


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

OKULLAR ARASI İSTANBUL BASKETBOL ŞAMPİYONASI Geçen yıl yaptığı dereceye istinaden son 16 takım arasında maçlarını oynamaya başlayan basketbol takımımız üst seviyede mücadele sergilemiştir. Basketbol takımımız son maçında Darüşşafaka Lisesini yenerek Genç Erkek Basketbol İstanbul İl Birinciliği müsabakalarını İstanbul 5.si olarak tamamlamıştır. Özer DÜDÜKCÜ / Beden Eğitimi Öğretmeni

OKULLAR ARASI TENİS İL BİRİNCİLİĞİ MÜSABAKALARI 2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı, 20-24 Ocak 2014 tarihleri arasında yapılan, Okullar arası Tenis (Erkek- Kız) İl Birinciliği Müsabakalarına okul sporcularımız; Ali Erkin ORAL, Özkan GÖK, Oktay Barış BAKİ ve Artun BAKIRCI ile katıldık. Müsabakaya 15 okul katıldı ve dört grup oluşturuldu. Okulumuz 1. grupta yer aldı. Grubumuzdaki takımlar: ENKA, Sainte Joseph Fransız Lisesi, Marmara Koleji idi. Müsabaka kurallarına göre, grup birincisi olan takım yarı final oynamaya hak kazanacak. Takımımız ENKA ve Sainte Joseph Fransız Lisesine yenildi, Marmara Koleji ile olan maçı kazandı. Grup 3.sü olarak turnuvaya veda ettik. Müsabaka süresince sporcularımız okulumuzu en iyi şekilde temsil etmiştir. Hatice BOZKURT / Beden Eğitimi Öğretmeni

DELF SINAVI DİPLOMA TÖRENİ 2012-2013 Eğitim-Öğretim Yılı’nda Fransızca yeterliği ölçmek için Fransız Kültür Merkezi tarafından uygulanan DELF (Diplôme d'études en langue française) sınavına katılan 9. sınıf öğrencilerimizden Tolga AYDIN, Elifnaz BORA, Neslihan AŞICIOĞLU, Ecem KANAN, Ecem MUTLUDOĞAN, Deniz KURAN ve T. İlayda AYSAL diplomalarını FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi Okul Müdürü Sayın Ömer ORHAN’dan aldılar. Öğrencilerimizi tebrik eder, başarılarının devamını dileriz. Nurdan TEKCAN / Fransızca Öğretmeni

Sayfa 40


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

MUTLU ÖĞRETMENLER, MUTLU GELECEK Kurumsal üyesi olduğumuz English Speaking Union Turkiye'nin Corporate Well-Being Center ile birlikte düzenlediği Pozitif Eğitim ( Positive Education) Sertifika programı okulumuzun ev sahipliğinde gerçekleştirilmiştir. Türkçeye “mutlu öğretmenler, mutlu gelecek” olarak uyarlanan eğitime okulumuzun yanı sıra Erenköy ve Nişantaşı kampüslerinden toplamda 12 öğretmen katılmıştır. Program sonunda başarı sertifikaları ESU Türkiye ve CWBC Başkanı Sayın Rıza KADILAR, Eğitmen Sayın Berrin BAS ve FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi Müdürü Sayın Ömer ORHAN tarafından katılımcı öğretmenlere verilmiştir.

Hande ACARMAN / YEŞİLKAYA / İngilizce Öğretmeni

ESU TURKEY PUBLIC SPEAKING SQUAD 2 Ekim 2013 tarihinde ESU Turkey Public Speaking Squad, okulumuzu ziyaret ederek 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerimize 3 saatlik “Public Speaking ve Debating” dersi vermiştir. 6 Ekim 2013 tarihinde Açı Okulları Bahçeköy Kampüsünde World Schools Debating Championship İngilizce Münazara Ligi Ulusal Takımı’nı seçmek için düzenlenen eğitim ve elemelere katılmışlardır.

Hande ACARMAN YEŞİLKAYA / İngilizce Öğretmeni

Sayfa 41


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

9. SINIFLAR MÜNAZARA YARIŞMASI

26.12.2013 tarihinde Edebiyat- Sosyal Dersler Bölümünün düzenlediği 9. Sınıf Düzeyler Arası Münazara Yarışması’nda hükümet kanadında Tolga AYDIN, Göktuğ ÜLKAR, Ecem KANAN; muhalefet kanadında Türkan İlayda AYSAL, Can DİKİCİOĞLU, Bilgehan KORUCUOĞLU yarıştılar. Münazarayı “AVM’ler şehir dışında taşınmalıdır.” tezini savunan hükümet kanadı kazanmıştır. Münazarada yarışan öğrencilerimizi kutluyoruz. Zafer YAZ / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

OKULUMUZ “MÜNAZARA LİGİ”NDE

İstek Vakfı Kemal Atatürk Lisesinin düzenlediği münazara yarışması için 21 Aralık 2013 tarihinde Yeditepe Üniversitesinde eğitim düzenlenmiştir. Münazara eğitimlerini tamamlayan kulüp öğrencilerimiz, 27-29 Aralık 2013 tarihlerinde düzenlenen münazara yarışmalarında okulumuzu başarı ile temsil etmişlerdir. Mizan COŞKUN ÖZGÜR / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 42


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

THE COLLEGE BOARD SAT SINAVI Matematik bölümü olarak yurt dışında eğitimine devam için, ABD’de üniversiteetmeyi düşünen öğrencilerimiz için lerin lisans programlarına başvuru yapmak için gerekli olan ve The College Board tarafından düzenlenen SAT sınavı ile ilgili

öğrencilerimizi bilgilendirmek üzere

toplantı yaptık. Sınavın başvuru tarihleri, kaç bölümden oluştuğu, soruların hangi matematik konularını içerdiğini aktardık. Sinem ÖZDEMİR / Mat. Fen Bölümü Bşk.

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI SEMPRE ARTE ETKİNLİKLERİMİZ BAŞLADI! Açılış etkinliğinde resim bölümü öğrencileri tasarladıkları kitap ayraçlarını bir devlet okuluna malzeme yardımı için satışa sunarken Ekin GÖKAY piyano çalarak arkadaşlarına eşlik etti. Ecem KANAN, Yağmur AKYÜZ, Emel TURGAY, Damla ÜNAL, Elifnaz BORA, Elifnas YALÇINKAYA, Nilüfer ERDEN, Ece ABDİK, Yiğit DAİ, Ömer ŞAHİN, Cemre YÜKSEL, Atakan ORHAN, Ege DİKİLİTAŞ, Emir Kaan HOŞSES, Daniella BOVELAND ve Esra DİBLAN’ın “Atatürk” konulu kitap ayracı tasarımları büyük beğeni topladı. Kasım ayı kültür sanat etkinliklerinden (tiyatro, konser, müzikal, opera, sergi) oluşan panolar hazırlanarak A Blok girişine konuldu. Senaryosunu öğrencilerimizden Sena TARIM, Fulya ATALAY ve M. Zeynep DİNÇER’in yazdığı, provalar sırasında şekillendirdiğimiz “Sempre Arte” adlı “Yıl Sonu Müzikli Oyunu”muz 27 Aralık 2013 Cuma günü saat 13.00’te, Dr. Özge Sezerman Spor Salonu’nda sahnelenecektir, güzel vakit geçirerek yanımızda olmanızı diliyoruz. Sanat dolu bir yıl daha geçirmek dileğiyle… Merve SAVRAN / Resim Öğretmeni Çiğdem KUTLUĞ / Müzik Öğretmeni

Sayfa 43


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ Hepinizin de bildiği gibi 10 Aralık, “Dünya İnsan Hakları Günü” olarak kutlanır. İnsan Hakları Günü’nün 10 Aralık’ta kutlanmasının sebebi, Eleanor Roosevelt’in yayımladığı ve bütün dünyanın Magna Carta’sı olarak tanımladığı “İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi”nin, 10 Aralık 1948’de kabul edilmiş olmasıdır. Şu anda hâlâ yürürlükte olan bu bildirge oldukça geniş kapsamlıdır ve insanların haklarını gözetmektedir. En başta yaşam ve özgürlük, daha sonra sağlık, eğitim, yiyecek, barınma ve toplumsal hizmetleri içerir. Yasaların koruyuculuğundan eşit şekilde yararlanma, barışçıl amaçlar için toplanma ve dernek kurma, evlenme, mal mülk edinme, din, vicdan, düşünce ve anlatma özgürlüğü insan haklarının temel başlıkları olarak kabul edilebilir. Günümüzde ne yazık ki birçok ülkede uygulanamayan ya da savunulamayan, birçok ülkede ise yarım yamalak bağlı kalınan bu haklarımızı hatırlamak, bilincine varmak için her sene 10 Aralık günü insan hakları gününü kutluyoruz. FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi olarak, bu sene 6 Aralık’ta Darüşafaka Eğitim Kurumları tarafından düzenlenen “Demokrasi ve İnsan Hakları” günündeydik. Bu yıl 4.sü düzenlenen etkinliğe İstanbul ve çevresinden 300’ün üzerinde öğrenci ve rehber öğretmen katıldı. İstanbul Liseler Arası Felsefe Platformu ile birlikte yürütülen çalışmanın bu seneki ana teması “Medya ve İnsan Hakları” idi. Türkiye Felsefe Kurumu temsilcilerinden Nuran DİREK’in, Alber CAMUS’un “Özgür basın, kuşkusuz iyi veya kötü olabilir. Ancak özgürlük olmadan basın kesinlikle kötülükten başka bir şey olmayacaktır.” sözleriyle başlayan seminer, öğrencilerin alanlarında önemli isimlerin yöneticiliğindeki atölyelere katılımıyla devam etti. Bu yıl etkinliğin atölye isimleri ve yöneticileri şöyleydi: 1- Medyada Kadın Hakları (Doç. Dr. Aslı Makaracı / Bahçeşehir Ünv.) 2- Yaşam Hakkı İhlalleri Konusunda Medyanın Tavrı (Dr. Aslıhan Öztezel / Bahçeşehir Ünv.) 3- Azınlık Medyası (Hayko Bağdat / Gazeteci) 4- Medyada Azınlık Algısı (Garo Paylan / Eğitim Yöneticisi) 5- Medya ve İnsan (Yrd. Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin / Evrensel Gazetesi ve Bianet Yazarı) 6- Basın Özgürlüğü ve Güncel Davalar (Yrd. Doç. Dr. Murat Önok / Koç Üni. Öğretim Görevlisi ve Basın Konseyi İkinci Başkanı) 7- Sermaye ve Medya (Mustafa Kemal Erdemol / Cumhuriyet Gazetesi) 8- Haber Hakkı ve Basının Tarafsızlığı Problemi (Gülçin Gülan/Felsefeci-Cumhuriyet Gazetesi) Biz, ilgimizi en çok çeken konuyu belirleyip atölyelerimize dağıldıktan sonra, sınıflarda gerçekten de çok samimi bir ortamla karşılaştık. Etkinlikler interaktif bir ortamda gerçekleşti. Şimdi sizinle çalışmasından büyük bir keyif almış bir arkadaşımızın yazısını paylaşmak istiyorum: 11. sınıf öğrencilerimizden Julia Mary KAYAER. “Ben azınlık medyası hakkındaki atölyeye girdim. Konuşmacımız Taraf gazetesinin yazarı Hayko BAĞDAT’tı. Sınıfa girdiğimizde bize önce azınlık medyası ve azınlıkların medyadaki haklarından kısaca bahsetti. Hemen arkasından bir oyun oynadık. Oyunumuz kimlik hakkındaydı, Hayko Bey hepimize yeni bir kimlik dağıttı, 5 dakikalığına kendimiz olmayı bırakıp bu adamın ya da kadının bedenine girmemizi istedi ve sordu “Sizce bu kimliğinizle rahat bir şekilde çevrenizde dolaşabilir misiz? En basitinden taksicinin müşterisine sorduğu sorulardan biri olan ‘Nerelisin?’ sorusunu rahatça cevap verebilir misiniz? İş yerinde kimliğinizi açıkça gösterebilir misiniz?” Daha sonra atölyemizde bunlar tartışıldı. Örneğin bir çocuğun elindeki kimlikte “Doğu’da yaşayan bir Ermeni’yim.” yazıyordu. Bu, sizce nasıl bir histir? Bu tip kimlikli kişilerin rahatlıkla yaşayabilmeleri için neler yapılaması gerektiğini, onların da hakları olduğunu ve herkesin kendi hakları doğrultusunda başkalarının haklarını ihlal etmediği sürece yaşamaları gerektiğini tartıştık. Bize verilen özgürlük hakkı neden onlarda da olamasın ki? Konu oldukça ilgimi çektiğinden tartışmada aktif bir rol oynadığımı ve bundan çok keyif aldığımı belirtmek isterim. Atölyelerdeki çalışmalar bittiğinde iki kişi yanıma geldi. Benimle arkadaş olmak istediklerini, fikirlerimi desteklediklerini söylediler. Kısacası çok güzel vakit geçirdim, birçok konuda daha fazla bilgi sahibi oldum, fikirlerimi paylaşma fırsatı buldum, tartışabilecek insanlarla tanıştım ve en önemlisi kendi haklarımı savundum. Umarım böyle etkinlikler devamlı olur.” Hepimizin oldukça keyif aldığı ve kendini ifade etme şansı bulduğu bu etkinliğe katılımımızı sağladığı için başta değerli felsefe öğretmenimiz Çiğdem KORBEK’e, Okul Müdürümüz Sayın Ömer ORHAN’a ve etkinliğe ev sahipliği yapan Darüşafaka Eğitim Kurumuna çok teşekkür ediyoruz. Ada YÖNTER 11E

Sayfa 44


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

OKULUMUZDA İLK YARDIM EĞİTİMİ

FMV Özel Ayazağa Işık Okulları yönetici ve öğretmenlerinden oluşturulan grup, 22-23 Aralık 2013 tarihlerinde tüm gün ilk yardım eğitimi almıştır. Daha önce bu eğitimi almış ancak 3 yıllık süre geçtiği için eğitimi tekrarlamak zorunda olanlar ayrı bir grup, ilk kez bu eğitimi alanlar ayrı bir grup oluşturmuştur. Eğitim MED Akademi İlk Yardım Eğitimi Merkezi tarafından verilmiştir. Zafer YAZ / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

HAZIRLIK SINIFLARI VE 9. SINIFLAR IB BİLGİLENDİRME TOPLANTISI

20.12.2013 tarihinde IB çalışmaları kapsamında hazırlık sınıfları ve 9. sınıflara, IB Koordinatörü Jenny CHAVUSH tarafından bilgilendirme toplantısı yapılmıştır. Zafer YAZ / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 45


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

MUNOM’DA OKULUMUZU BAŞARIYLA TEMSİL ETTİK

12-15 15 Kasım 2013 tarihlerinde Almanya’nın Münih şehrinde 10’uncusu düzenlenen Münih Model United Nations’a (MUNOM) öğrencilerimiz Ece GÖKÇEK, Kayra GÜLER, Melisa IŞIK, Sinan BİRKAN, Lara YILMAZ, Ayla ALTUNLU ve Ceren CAN katılmışlardır. Hindistan’ı temsilen orada bulunan öğrencilerimiz konferanstaki bütün komitelerle çalışma imkânı bulmuştur. Konferansın ilk ve son gün çalışmaları Münih’in merkezindeki European Union Patent (Avrupa Birliği Patenti) Ofisinde gerçekleştirilmiştir. Temsilcimiz Melisa IŞIK genel kurulda açılış konuşması yapmış ve bu konuşmayı başta öğrenciler olmak üzere konferansın önemli yetkilileri, Münih Uluslararası Okullarını ve Avrupa Birliği Patentini temsilen katılan konuklar dinlemiştir. Açılış töreninden sonra komiteler lobicilik faaliyetleri için toplanmıştır. İkinci gün bütün komiteler için önemli bir gün olmuş, her bir grup çeşitli çözümler hakkında tartışmaya başlamış ve öğrenciler çözümlerine destek bulmak için her bir grubu ikna etmeye çalışmıştır. Lara YILMAZ, sanal terörizmi engellemek ve fikrî mülkiyeti korumak üzerine ürettiği çözümlerle büyük bir başarı sağlamıştır. Konferansın ikinci günü, dünyanın her bir tarafından gelen öğrencilerin oluşturduğu ve çok sayıda farklı dil konuşulan Münih Avrupa Okulunda gerçekleştiğinden, öğrencilerimiz gerçek anlamda uluslararası bir kampüs hayatı görme imkânına sahip olmuştur. Üçüncü gün ise her bir konu hakkında tartışma yapılarak geçirilmiştir. Komitelerin genel kurula sadece iki tane çözüm getirmesi istenmiş ve bu durum komitelerin pozisyon için birbiriyle sıkı bir şekilde yarışmasına neden olmuştur. Bütün aktiviteler yine Münih Avrupa Okulunda yapılmıştır. Son gün, Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik temsilcimiz Lara YILMAZ, genel kurula çözümünü sunmuştur. YILMAZ, çözümünü okumuş ve çözümünü destekleyici bir konuşma yapmıştır. Bu çözüme büyük bir çoğunluk tarafından oy verilmiştir. Öğrencilerimiz konferans boyunca çok ciddi bir şekilde çalışmış ve her bir temsil heyeti başarılı bir şekilde tartışma yapıp ikna edici çalışmalarda bulunmuştur. Hande ACARMAN / YEŞİLKAYA / İngilizce Öğretmeni

MUNOM’DA BİR “IŞIK”LI OLMAK Çok soğuk bir hava ama çok sıcak bir ortamla karşılaştık. Ilık İstanbul havasından sonra benim için buz gibi diyebileceğimiz Münih'in havasına alışmam biraz zaman aldı. Otele yerleştikten sonra hepimiz montlarımızı giymiş, atkılarımızı, berelerimizi takmış bir şekilde Sinan ve Kayra'nın yoğun isteği üzerine Allianz Arena'ya gitmeye karar verdik. İyi ki gitmişiz. Stat turuna katıldık ve gerçekten ilginç sayılabilecek şeyler öğrendik, stattaki çimlere gerçek güneş ışığıyla aynı etkide ışıklar veriliyor ve yapay çim kullanımından kaçınıp oyuncular için daha rahat bir oyun alanı sağlamaya çalışıyorlamış. Arena'dan sonra otele geri döndük, Münih'te ulaşım için hep metroyu kullandık. Çok karışık bir metro haritaları olmasına rağmen Kayra bize rehberlik edip gitmemiz gereken her yere o bizi götürdü. Selin 10 sene Almanya'da yaşadığı için insanlarla rahatlıkla anlaşabiliyordu. Onu grup sözcümüz olarak kullandık.

Sayfa 46


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

Ertesi gün konferansın ilk günüydü, bu benim dördüncü konferansımdı ama hâlâ heyecanlı hissediyordum. Oradaki ciddi ortamdan mı yoksa farklı milletlerden bir sürü insan olmasından mı kaynaklıydı, tartışılır. Açılış töreni için “European Patent Office”e gittik, ortam çok güzeldi, aynı zamanda bir o kadar ciddi. Törenden sonra komitelerimizle buluştuk ve hemen çalışmaya başladık. Herkes birbirine çözüm önerilerini sunuyor ve birbirinden destek almaya çalışıyordu. İlk günü böyle bitirdik. Akşamları otele döndükten sonra çıkıp dışarıda geziyorduk. Otel merkezî bir yerdeydi. Bakabileceğimiz birçok yer vardı. İkinci gün ise konferansın olduğu okula gittik komitelerimizde ilk önce çözüm yazılarımızı Approval Pannel'den geçirmekle uğraştık. Oradan geçen çözüm yazıları komitede tartışılabilecekti. Komitemde Deputy Chair Ece'ydi. Belki de bu yüzden çok eğlendim. Ne yapması gerektiğini biliyordu ve işini eğlenceli kılacak şekilde yapıyordu. Çözüm yazıları hakkında tartışılmaya başlandı, ilk konferansı olanlar, tecrübeli olanlar, herkes konuştu. Ülkelerinin bakış açısından en iyilerini yapmaya çalıştılar. Konularımız “İnsan Kaçakçılığı ve Mülteciler”di. Ben Hindistan olarak elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Üçüncü gün de tartışmalarla geçti ve bütün çözüm yazıları tartışılıp bittikten sonra Ece, geç geldiği için ''twerking'' yapmak zorunda kaldı. Son gün yine “Patent Office”e gittik. Lara'nın çözüm yazısı geçmişti ve General Assembly'de tartışılıp oradan da geçti. Yine bütün çözüm yazıları tartışıldıktan sonra kapanış töreni yapıldı. Konferans çok çabuk bitmişti. Herkes sarılıp vedalaştı, güzel olan her şeyin bir sonu olması insanı hep üzüyor. Bu da öyle bir şey, ne kadar heyecanlı olsam da bitince üzülüyorum. Son günü gezmeye ve alışverişe ayırdık. BMW Müzesine ve birçok kiliseye gittik. Müzede arabaları kronolojik bir şekilde sıralamışlardı ve eski arabaların daha güzel göründüğü düşüncesi çoğu insan için ortak bir karardı. Kiliselerin mimarisi çok güzeldi ve içinde olan çizimler, heykeller değişik bir görünüm katıyordu. Alışverişimizi tamamlamış, toparlanmaya başlamıştık. Gitmek beni üzüyordu, çok soğuk olmasına rağmen alışmıştım oraya. Çok güzel anılarım olmuştu: Apple Store'dan yaşı tutmadığı için eli boş çıkan Melisa, Abercrombie mağazasının kokusundan bunalan Ece, akşamları bizim odamıza misafir olan Ceren, Hard Rock Cafe'de yediğimiz akşam yemeği... Saymaya devam etsem sayfalar dolduracak olan bir sürü güzel anı… Bir hafta boyunca yanımızda olup bize sabreden, yardım eden, bizi yönlendiren Jill Trued'a özellikle teşekkür ediyoruz. MUNOM'un şu ana kadar gittiğim en güzel konferans olduğunu çekinmeden söyleyebilirim. Her şey çok güzeldi, orada bir delege olmak, yeni arkadaşlar edinmek, cesaret toplayıp konuşmak... Münih çok soğuk olabilirdi ama ortam çok samimi ve sıcaktı.

Başak Nisan DURAN

Sayfa 47


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

OKULUMUZ TIMUN’DA

FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi MUN Kulübü öğrencileri, 5-8 Aralık 2013 tarihlerinde Üsküdar Amerikan Lisesinde gerçekleşen TİMUN (Turkish International Model United Nations) Konferansı’na katılmıştır. Dünyanın farklı ülkelerinden yaklaşık 400 öğrencinin katıldığı ve bu yıl 20’ncisi düzenlenen TIMUN Konferansı’nda FMV Özel Ayazağa Işık Lisesini 6 öğrencimiz başarıyla temsil etmiştir. Öğrencilerimiz Slovenya’nın sembolik temsilcisi olmuşlardır. Hukuk, insan hakları, silahsızlanma başlıklı komitelerde global sorunlar tartışılmış ve sorunlara çözüm bulunmaya çalışılmıştır. Öğrencilerimiz kendilerini tartışma ve eleştirel düşünme becerileri alanlarında geliştirmişlerdir. Melisa IŞIK ve Artun BAKIRCI kendi komitelerinde "Main Submitter" olmuşlardır. Öğrencilerimizi başarılı çalışmalarından dolayı kutlarız. Hande ACARMAN YEŞİLKAYA / İngilizce Öğretmeni

SEMİH GÜMÜŞ İLE SÖYLEŞİ 10 Ocak 2014 Perşembe günü 13.05 - 14.30 saatlerinde 10 ve 11. sınıf öğrencilerinin katılımıyla Semih GÜMÜŞ ile bir söyleşi düzenlenmiş, yazar öğrencilerimizle yazma konusundaki deneyimlerini ve çalışmalarını paylaşmıştır. Öğrencilerin okuduklarını anlama, anladıklarını eleştirel bir gözle yorumlama yetilerini güçlendirmek amacıyla onlara tecrübelerini aktarmış, öğrencilerimiz bu doyumsuz sohbetten son derece keyif almışlardır.

Özellikle, yazı yazma çalışmalarının çok önemsendiği 10 ve 11. sınıf öğrencileri için bu söyleşi çok büyük bir kazanım olmuş, öğrenciler arasında merak uyandırmış, kendilerini yazı çalışmaları anlamında geliştirmişlerdir. Sayın Semih GÜMÜŞ’e öğrencilerimize katkılarından ve katılımlarından dolayı teşekkür ederiz. Şenay ÖNAL / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 48


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

HİNDİSTANLI EĞİTİMCİ VIPIN THEK OKULUMUZDA Hindistanlı eğitimci Vipin Thek, Washington yönetici-eğitmen olarak Ashoka Global’da yönetici görev almaktadır. National Youth dergisi tarafından 2020 yılına kadar Hindistan’ı girişimcilik alanında geliştirebilecek 20 genç liderden biri olarak gösterilmiştir. Vipin Thek, Washington Ashoka Global’da genç girişimcileri destekleyici ve onların dünya üzerinde “fark yaratan” bireyler olarak yetiştirilmelerini sağlayan çalışmalar yapmıştır.

Bunun nasıl gerçekleşebileceğini öğrencilerimize anlatmak üzere, 23 Aralık 2013 tarihinde okulumuza gelerek 2 saat süreyle 30 kişilik öğrenci grubumuza (MUN, EYP, INTERACT Kulüpleri) dünyadan genç girişimcileri örnek göstermiş, fark yaratmanın insanların tutkularıyla paralel ve her insanın bu kapasitede olduğunu dile getirmiştir. Eğitim sırasında öğrencilere bu konuda motive edici birkaç grup çalışması yaptırmış ve öğrencilerin dünyada ne gibi farklar yaratmak istediklerini konu alan çalışmalarını paylaşmalarını istemiştir. Bu eğitim sonrasında öğrencilerimiz hedeflerine yaratıcılık ve girişimcilik açısından bakmaya başlamışlardır. Hande ACARMAN YEŞİLKAYA / İngilizce Öğretmeni

10. SINIFLAR “GALATA MEVLEVİHANESİ”NDE

10. sınıf Türk edebiyatı dersi bünyesinde 02.01.2013 tarihinde, 10C, 10D ve 10E sınıfları ile birlikte “İslamiyet Çevresinde Gelişen Türk Edebiyatı” konusu kapsamında Galata Mevlevihanesi Müzesi ve Galata Kulesi’ne gezi düzenlenmiştir. Öğrencilerimiz tasavvufi Türk şiirinin oluşumunda etkili olan felsefeleri, Mevlevilik çerçevesinde görerek anlamaya çalışmışlar, Galata Kulesi’nden İstanbul’un tarihine bakarak dönemi hayal etmişler ve dönemin özelliklerinin edebiyata yansımasını yaşayarak öğrenmişlerdir. Mizan COŞKUN ÖZGÜR / Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 49


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

GELENEKSEL ULUDAĞ KAMPI

25-28 Aralık 2013 tarihlerinde 9 ve 10. sınıflar olarak Uludağ’a kayak kampına gittik. Çok eğlenceli bir kamptı ve gittiğim için mutluyum. Sabah 06.00’da okulda toplandık 12.00’de Uludağ’a ulaştık. Uludağ’a ulaştığımızda heyecanlanmıştım çünkü bu ilk deneyimim olacaktı. Otelimiz Alkoçlardı ve 1. Bölge’de kaldık. Odalara yerleştikten sonra heyecanla kayak kiralamaya gittik. Sonra öğle yemeğimizi yedik fakat Alkoçların mutfağından bahsetmeden geçemeyeceğim. Herkese göre her çeşit, çok lezzetli yemekleri vardı. Her gün farklı çeşitlerde tatlılar, tuzlular, ana yemekler, çaylar, meyveler… Ne düşünürseniz her şey vardı. Yemekten sonra kayak dersinin saatini beklerken çay keyfi yapmak bir başka oluyordu. Biz şanslıydık çünkü yılbaşına kadar kar yağmayacağından bazı grupların rezervasyonlarını iptal ettiğini duymuştuk. Böylelikle pistler bize kalmıştı. Açıkçası yeni başlayanlar için kaymak biraz daha tehlikeli olmuştu, taşlar ve otlar vardı. Kar arabalarıyla piste kar taşınıyordu, hava güneşliydi, karlar eriyordu. Fakat bu olumsuzluklar bizi yıldırmadı ve kayak yapmaya başladık.

Sayfa 50

Kayak gruplarından bahsedecek olursak üç grup vardı: Başlangıç grubu, orta grup ve en iyiler. Ben başlangıç grubundaydım ve çevremdekilerin bana sürekli “Dikkat et kırma bir yerini, tehlikeli, kaybolma!” gibi sözlerine karşın açıkçası biraz korkmuştum çünkü kayağı ilk kez ayağıma takıyordum. Başlangıç grubu olmamıza rağmen 2. gün telesiej ile dağa çıkmıştık, öğretmenimiz Kürşat Hoca bizden memnundu ve çok çabuk ilerlediğimizi söylüyordu. Biz de gittikçe kendimizi geliştiriyorduk. Hatta son gün Cennet Tepesi’ne ve Kartal Yuvası’na telesiej ile çıktık. Kartal Yuvası’nda meşhur salepten içtik ve aşağıya kayıp bu kamptaki son kar sapanımızı yaptık. Fakat hiç düşmedik mi? Düştük. Bir de bana sorun kontrolü kaybedip dağdan aşağı kaydığımı hatırlıyorum. Büyük bir kaza atlatmadığımız için kendimizi şanslı hissediyorduk ailelerimiz de bu durumdan memnundu. Kayak yaparken ben şunu fark ettim: Ne yaparsam kendime; ister doğru, ister yanlış. Çünkü eğer kar sapanı yapmazsam duramam, fazla sağa veya sola yaslanırsam dağdan uçarım yani her şeyin kontrolü bendeydi. Biz hep öğretmenimizle kayıyorduk ve bir tek son gün skipass almıştık fakat orta grup arada ders yapıyor, genelde serbest kayıyorlardı biz de onlara çok özeniyorduk. Biz ders yaparken aradan geçip hava atıyorlardı. Biz de onlar gibi olup kendi skipassımızı kendimiz taşımak istiyorduk. En iyiler, onlar olimpiyatlara gidecek gibiydiler. Paralel kayıyorlardı, zıplıyorlardı, dönüyorlardı, hele snowboardcılar, onlar en havalılarımızdı. Çok güzel kayıyorlar, zıplayıp yön değiştiriyorlar, arada biz ders yaparken aradan geçip öğretmenimizi sinirlendiriyorlardı fakat hepimiz gülüyorduk.

Akşamları, yemekten sonra arkadaşlarımızla sohbet ediyor, dışarıda dolaşıyorduk. Hatta bir gün öğretmenimizle buz patenine gittik. Çok eğlendik, anılarımıza güzel kareler kattık. Güzel bir tecrübe oldu hepimiz için, arkadaşlarımız çok eğlenceliydiler, hem otobüste giderken hem otelde hem kayarken ailemizle gitseydik bu kadar eğlenemezdik kesinlikle. Serhat ve Yalçın Hoca’mıza çok teşekkür ediyoruz bize güvenip, bir kayak kampı düzenleyip, götürdükleri için. Onlar bize güvenip bizi götürmeseydi böyle bir deneyim yaşayamayacaktık ve başlangıç grubu olarak ilk kez kayak şansını yakalayamayacaktık. Ayrıca belki haziran ayında Avusturya’ya bir kayak kampı düzenlenecekmiş. Bence Uludağ’ı kaçıranlar Avusturya’yı kaçırmasınlar çünkü oradaki eğlenceyi, adrenalini hiçbir gezide bulamazsınız.

Eylül YASASEVER 9D


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

Sayfa 51


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

“AYAZAĞA IŞIK”TA BİR İLK: MÜZİKLİ OYUN

Merhaba Arkadaşlar, Şu ana kadar okulumuzda yapılan ilk ve tek olan müzikal gösterimizin sonuna geldik. Geldik ama nasıl geldik? Gülerek, eğlenerek, sinirlenerek ve hatta ağlayarak. Okulumuzdaki çoğu insanın bu müzikal için emeği çok. Onlara tekrar çok teşekkür ediyorum. İyi ki bizim yanımızda oldular. İki yıl içinde yaşadığımız o kadar çok şey var ki... Okuldan sonra her gün müzik ve dans provasına kalma, tiyatroya çalışmak için dersten alınma, şarkıları temellendirmek için yapılan onca çalışma ve hocalarımızın çileden çıkması... Düşünüyorum da ne kadar iyi dayanmışlar bizlere. Provaların herkesin derslerine ve durumlarına göre hazırlanmaya çalışılması, sınav haftasına gelmemesi için uğraşılması ve her kafadan çıkan değişik sesler... Geçen sene ben kulüp başkanı değildim, başkan Sena TARIM’dı. Aslında bu müzikalin temelini atan kişi de o oldu. İyi ki bu işe başlamış, iyi ki öğretmenlerimiz bunun için bize güvenmiş ve yapabilmemiz için bize bir şans vermiş. Sena TARIM, Fulya ATALAY ve M. Zeynep DİNÇER bu müzikali yazmaya başladılar, sonrasında ise diğer öğrenciler ve öğretmenler ile üzerinde düzenlemeler yapıldı. Her şey geçen seneye göre ayarlanmıştı ve tabii ki çoğu sahne bizi yansıtıyordu. Artık sahneler belli olduktan sonra Çiğdem Hoca ile yıl içinde söylediğimiz uygun şarkıları da senaryoya uyacak şekilde geliştirerek ekledik. Bahar Hoca ve Elif Hoca ile beraber hızlıca çalışmalara başlandı. ProSayfa 52

valara başlandı başlanmasına ama çoğu insan önce bu işin ciddiyetine varamadı. Devamlı okul çıkışında ve öğle teneffüslerinde provaya kalındı. Zaman zaman da derslerden alınma mevzusu çok sorun yarattı ve ortam iyice gerildi. Senaryoyu beğenmeyenden tutun, dans etmek istemeyen birçok insan oldu. Aslında onların da gerçekte öyle hissetmediklerini, aksine “Ya yapamazsak!” korkusu yaşadıklarını bu gösteriden sonra görmüş olduk. Peki, nasıl üstesinden geldik? Grup olarak kendimize güvenerek, birbirimize kenetlenerek... Yaşanılan bir sürü aksilik bize yardım etti, içimizden bazıları bu aksilikler yüzünden moral bozukluğu yaşadı. Diğerlerimiz onlara yardım etti, yürek verdi. Kısacası bir kardeşlik ortamı oluştu aramızda. Yaşadığımız aksilikler de pek küçük aksilikler değildi. Okulumuzdaki genel etkinlikler çeşitli nedenlerle bu seneye bırakılmak durumunda kalmıştı. Müzikalimizden kulüp başkanı olan Sena ayrılmak zorunda kalacaktı çünkü değişim programıyla Belçika’ya gidiyordu. Koca bir sahneye sahip olan Gwen de değişim ile gelmiş bir arkadaşımızdı ve onun da sahnesini çıkarmak durumunda kalmıştık. Bunun yanında o kadar hazırlık boşa mı gidecekti? “Her şeyi unuturuz hocam, niye ertelendi?”, “Ben seneye 12. sınıfta olacağım, çıkmak zorundayım hocam.”, “Bütün işlerimi ona göre ayarlamıştım, ne yapacağız şimdi?” sorularına maruz kaldı hocalarımız. Kendimize olan özgüvenimiz kırılmıştı. Çün-


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

kü gerçekten de çok güzel çalışmıştık ve her şey yerli yerine oturuyordu. Bu bizim yaşadığımız ilk büyük aksilikti. Sonraki gösterimizin de tarihi belli değildi. Başroldeki Sena’nın, Gwen’in; dansta, soloda, koroda olan pek çok öğrencinin zorunlu sebeplerden ayrılması sonucu senaryo tekrar uyarlandı. Sena’nın rolünü direkt üstelenemeyeceğimden senaryonun neredeyse tamamına yakını değişti. Danslardan çıkan onca insan yerine yeni kişiler bulmak durumunda kaldık ve bunun için herkes seferber oldu. Açıkçası onlar olmasa çok zor durumda kalırdık çünkü danslar müzikli oyunumuzun çok büyük bir kısmını oluşturuyordu. Onlara da çok teşekkür ediyorum fazladan çalışıp, dansı sadece kendi başlarına öğrenip bize çok büyük bir yardımda bulundukları için. Bu sene provalar açısından daha da zorlu bir seneydi çünkü geçen sene 10. sınıf olan çoğunluk hâliyle bu sene 11. sınıf olmuştu ve çoğu kişinin dershanesi vardı. 12. sınıflardan hiç bahsetmiyorum bile çünkü onların her gün dershaneleri vardı. Nedendir bilinmez, belki de olgunlaştığımız için bu sene yapılan provalar daha ciddiye alındı ve tabii ki daha çok eğlenildi. Çoğu zaman durumu çok önemsemeyen grup artık olgunlaşıyordu, bu onun göstergesiydi, şimdi düşününce bunu anlıyor insan. Provalarda yaşanan o stres arasında gülüşülen dakikalar ve komiklik yapan insanlar ile çok güzel anılar kaldı elimizde. Çok önce değil daha son genel provalarımızın olduğu günlerde herkesi toplayıp delicesine şarkı söylemiş insanlarız biz, repliklerimizi hatta diğer insanların komik repliklerini tekrarlayıp duran bir grup hayal edin. Aynen öyleyiz biz. Gelelim asıl konumuza yani yaşananlara. Sene başında belirlenen tarih ertelenmek zorunda kalındı. Tarih bizim için çok önemliydi çünkü oyunumuzda olan 12. sınıflar için

buradaki provalara katılmak çok ağır bir yüktü ve onlar da kendilerini daha geç tarihlere ayarlamamışlardı. Herkesin içini bir karamsarlık, korku, mutsuzluk ve üzüntü kapladı. Ama bununla ilgilenen başta müdürümüz Ömer Bey, sonrasında ilgili olan müdür yardımcılarımız, Zeynep Hoca’mız ve Çiğdem Hoca’mız sayesinde bu durumdan da çok etkilenmeden kurtulduk. Üstelik bu sahneye çıkmadan iki hafta önce falan başımıza geliyordu. Ancak biz ayakta durmayı ve beraber bir grup olmayı öğrendiğimiz için hemen motive olduk ve provalara aynı şekilde devam ettik. Ufak teknik aksaklıklar oldu ancak en kötüsü Nil’in başına geldi. Gösteriden iki gün önce sahnede dekor olarak kullandığımız masa düştü. Tam da o sırada ikinci akışımızı alıyorduk ve danslardan birinin yapıldığı bir sahnedeydik. O anda yaşadığımız üzüntü ve korku oldukça büyüktü. Grupça moraller sıfırlandı sıfırlanmasına ama biz yine de Nil için yapılması gerekenleri yaptıktan sonra provamıza devam ettik. Aklımız hep Nil’deydi normal olarak. Provaya devam etmemiz bile bizim müzikli oyunumuzu ne kadar ciddiye aldığımızı gösteriyordu. Nil bir profesyonel gibi davranıp o hâliyle ertesi günkü provaya geldi. Genel provalarda yeri geldi ağladık, sinirlendik ama provaların sonu hep eğlenceydi. Gösteri öncesinde herkes hiç olmadığı kadar heyecanlıydı. Kazım Hoca bile o kadar mutlu ve heyecanlı görünüyordu ki... İlk sahneyi herkes hazır bir şekilde arkada bekliyordu. Umut sunucu olarak ilk çıktığında herkesin kalbi gümbür gümbürdü. O sahneye ilk çıkanların tek düşündüğü “Acaba mikrofonum çalışır mı?” olmuştu. Ancak sorun çıksa bile çok güzel toparlandığı için sahne tamamlanınca herkesin kendine güveni geldi. Hocaların bizim için bu kadar seferber olması, insanların o kadar iyi bir iş çıkar-

ması bizi hem şaşırtıyor hem gururlandırıyor hem de mutlu ediyordu. Kısacası tam bir duygu seli içindeydik müzikli oyun zamanında. Mikrofonu çalışmayan Murat en önemli sahnede bağırmaya başladı ve o koca salona sesini duyurdu. Michael Jackson panosunu sahneye çıkarmak için kapının arkasında hazırlık yapılması gerektiği sahnede, kapı ayarlandığı gibi kendi kendine kapanmayınca arkadan nasıl geçeceklerini düşünürken Umut tam bir kurtarıcı olarak "Neden kapıyı kapatmadınız, kapısız köyden mi geldiniz siz?" dedi. Üstelik buna hiçbir şekilde provalarda çalışmamıştık! O an bizdeki rahatlama kelimelerle anlatılamazdı. Kurtarıcımız oldun Umut! Bardak şovunda ise yanlış gelen ışık yüzünden dikkatimiz dağılıp yanlış yapınca toparlayıp devam ettik. O anda sahnede aklımızdan geçen şeyler o kadar yoğundu ki ne yaptığımı bile hatırlamıyorum aslında sadece şovumuzu güzelce bitirdiğimizi biliyorum. Sahne arkasında yaşanan ve üst üste değiştirilmesi gereken kıyafetleri söylemiyorum bile. Sadece yirmi saniye içinde üstünü değiştirip tekrar sahneye çıkan arkadaşımız Sude imkânsızı başardı. Başta Julia olmak üzere kıyafet değiştirmek için bize kuliste yardım edenler ile arkada savaşta olduğumuz kesindi. Ben kıyafetimi bulamadığımda o telaş içindeyken Julia’nın üstündeki kıyafeti çıkarıp bana vermesini unutamayacağım. Uzun lafın kısası müzikalle beraber biz yardımlaşmayı, bir grup olmayı, birbirimize bağırsak kızsak bile sonrasında tekrar barışabilmeyi, alçakgönüllü olmayı öğrendik. Kim bilir bunların yanında neler neler öğrendik de şu anda fark edemiyoruz. İyi ki bu müzikali sizin gibi bir grupla yaptık, iyi ki sizin gibi öğretmenlerle iş birliğine girdik ve iyi ki böyle bir okulda okuyoruz. Yaşadığımız ve yaşattığınız her şey için teşekkürler. Melike Selin BALIKÇI 11D

Sayfa 53


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

MİMAR ADAYLARINDAN

YÜKSEK YAPILAR

Salt Galata’nın düzenlemiş olduğu “Mimarlık ve Tasarım” konulu workshop etkinliğinde görsel sanatlar dersi öğrencilerimiz; gökdelenlerin tarihsel sürecini ve kullanım amaçlarını Mimar Ali Bey’in sunumu aracılığı ile kavradılar. Kat planlamalarını yapmış oldukları gökdelen tasarımlarını, farklı materyaller kullanarak maket hâline ulaştırdılar. Gün sonunda her biri mesleğe dair bir adım daha bilgi sahibi olmanın vermiş olduğu mutlulukla hedeflerine olan tutkularını güçlendirdiler… Merve SAVRAN / Resim Öğretmeni

BARIŞ MÜSTECAPLIOĞLU İLE SÖYLEŞİ Öğrencilerde yazma bilinci oluşturmak ve onların bu konudaki becerilerini geliştirmek amacıyla, okulumuz Edebiyat-Sosyal Dersler Bölümü “Fantastik Roman Yazma ve Fantastik Edebiyat” üzerine 19.12.2013 tarihinde Yazar Barış MÜSTECAPLIOĞLU ile bir söyleşi gerçekleştirmiştir. Söyleşide MÜSTECAPLIOĞLU, “Fantazya nedir, nasıl kurgulanır?” sorusundan yola çıkarak fantastik roman planının nasıl yapılması gerektiğinden, karakterlerin ve mitolojinin roman kurgusundaki öneminden bahsetmiş ve kendi kitaplarından örnekler vermiştir. Yazar, ayrıca hayal ve gerçek bağlantısının nasıl kurulabileceğini çizimler üzerinden anlatarak öğrencilerimiz için fantastik dünyanın kapılarını aralamıştır. Barış MÜSTECAPLIOĞLU’na bu keyifli söyleşi için teşekkür ederiz. Leyla TARAKÇI Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni

Sayfa 54


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

EDEBİYAT ŞÖYLEŞİLERİ: DERMAN BAYLADI Kütüphane etkinlikleri kapsamında “Atatürk Haftası” kutlamalarına yönelik hazırlanan, Hazırlık ve 9. sınıf öğrencilerimizin katılımıyla 11 Kasım 2013 tarihinde Ayazağa Kampüsü Çok Amaçlı Salon’da yazar Derman BAYLADI ile “Yüzyılın Dâhisi: Atatürk” kitabı üzerine söyleşi gerçekleştirilmiştir. Anadolu kültür ve uygarlığı üzerinde yaptığı çalışma ve araştırmalardan edindiği bilgi birikimini bir yurt tanıtım hizmeti olarak insanlara sunma amacı taşıyan yazar Derman BAYLADI, üretim yönünü bu çalışmasıyla ilk gençlik çağı edebiyatına çevirmiştir. 2012 yılında Bulut Yayınevi tarafından yayımlanan “Yüzyılın Dâhisi: Atatürk” adlı kitap, gençlerin Atatürk’ü daha yakından tanımlarına olanak sağlayacak bir eser olarak hazırlanmıştır. Belgesel, arşivsel bir metin çalışmasının çok ötesinde içten, sıcak bir anlatımla yazılan “Yüzyılın Dâhisi: Atatürk” adlı bu eser, okurunu samimi duygular içerisinde kucaklayan özel bir çalışmanın ürünü olmayı başarmaktadır.

EDEBİYAT SÖYLEŞİLERİ: AFŞAR TİMUÇİN Kütüphane etkinlikleri kapsamında “Entelektüel Söyleşiler” başlığı altında, 10. sınıf öğrencilerimizin katılımıyla 12 Kasım 2013 tarihinde Ayazağa Kampüsü Çok Amaçlı Salon’da Yazar ve Akademisyen Prof. Dr. Afşar TİMUÇİN “Gençler için Felsefe ve Demokrasi” konusunda bir söyleşi gerçekleştirmiştir. Kısa bir süre öncesine kadar Kocaeli Üniversitesi Felsefe Bölümü Başkanlığı görevini yürüten ve daha sonra emekliye ayrılan Prof. Dr. Afşar TİMUÇİN, ilk sayısı 1972 yılının Ekim ayında çıkan Felsefe dergisinin sorumlu yönetmenidir. Gençler İçin Felsefe Tarihi, Felsefenin Önceliği Bilgi Sorunu, Estetikte Anlam ve Yorum, Leibniz’in Felsefesi - Metafizik Üzerine Konuşma, Demokrasi Bilinci, Felsefeden Estetiğe, Kendimle Konuşmalar: Ahlaksızlık Üzerine, Eğitim Üzerine - Kendimle Konuşmalar-II ve Felsefeye Giriş adlı yayımlanmış çok sayıda kitabı bulunan Prof. Dr. Afşar TİMUÇİN’in öğrencilerimizle olan buluşması önemli bir kazanımdır. “Gençler için Felsefe ve Demokrasi” konusunu açan, genişleten ve geliştiren söyleşisinde Afşar Timuçin, “Gençler için” sözüne çok takılmamak gerektiğini, yaşça genç olanlar kadar kafaca genç olanlar için konunun önemli olduğunu vurgulamıştır. Felsefenin ve demokrasinin temel kavramlarına düşüncenin gelişim serüveni içinde ulaştıktan sonra gerisini elde etmenin kolay olduğuna dikkat çeken Timuçin, etkinliğini kendi çıkarlarını insanlığın çıkarlarından üstün tutmayan gençlere sunmaktan mutlu kalmıştır.

EDEBİYAT SÖYLEŞİLERİ: SİNAN MEYDAN Kütüphane etkinlikleri kapsamında, 26 Aralık 2013 Perşembe günü yazar Sinan MEYDAN ile “Edebiyat Söyleşileri” etkinliği gerçekleştirilmiştir. Tarih Araştırmacısı ve Yazar Sinan MEYDAN, bilginin doğru yorumlanmasıyla Atatürk’ü doğru anlama ve anlamlandırma olanağını sağlamıştır. Eşsiz ve benzersiz nitelikleriyle Atatürk’ün toplumdaki kazanımını ve farkındalığını değerlendiren MEYDAN, giderek bu bilincin güçlendiğini dile getirmiştir.

Atatürk’ü en yalın ifadeyle “tam bağımsızlık” ilkesiyle açıklayan MEYDAN, bir milletin Atatürk’ün düşünceleri, ilkeleri ve çağdaşlık anlayışı etrafında bütünleşmesinin her yerde konuşulması gerektiğini savunuyor. Eserlerini, Atatürk’ün daha iyi anlamlandırılması için birer tarihsel dipnot araçları olarak gören MEYDAN, geçmişi bugüne taşırken bugünün de geleceğe not düşülmesini önemsiyor. Öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz adına Sinan MEYDAN’a bu güzel söyleşi için teşekkür ediyoruz. Yalçın YALÇINKAYA / Kütüphane Sorumlusu Sayfa 55


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

VADEDİLMİŞ BİR GEZİ: HAFIZA PALAS

Bu dönem, Resim Kulübü olarak gerçekleştirdiğimiz dördüncü gezimiz için 24 Aralık 2013 Salı günü SALT Beyoğlu’ndaydık. Gezimiz iki aşamalıydı; önce binadaki sergiyi dolaşacaktık sonra serginin çizgisinde devam eden atölye çalışmasına katılacaktık. Türk Avangart sanatının önde gelen isimlerinden biri olan Gülsün KARAMUSTAFA’nın bugüne kadarki en kapsamlı sergisi olan “Vadedilmiş Bir Sergi”nin adı bile bu büyüklükte bir projenin zamanının geldiğine işaret ederek iddiasını ortaya koyuyor. 10 Eylül’de SALT Beyoğlu ile SALT Galata’da başlayan ve 5 Ocak’a kadar sürecek olan sergi, sanatçının 70’lerin sonundan günümüze kadar yaptığı resimleri, heykelleri, halıları, kolajları, videoları ve enstalasyonları ziyaretçileriyle buluştururken sanatçının resim sanatıyla, yenilikçi ve deneysel eğilimlerinin yansıdığı çağdaş sanatının sentezlenmesi ile oluşan sanatsal var oluş biçimini gözler önüne seriyor. Sergiye hâkim tema, hareketlilik olgusu çevresinde oluşturulmuştu. Bu hareketlilik fikri eserlere zaman zaman kırdan kente göç ve yer değiştirme, zaman zaman zorunlu göç, yerinden edilme, kaçma ya da sınır geçme olarak yansımıştı. Köyden şehre göçün etki-

Sayfa 56

siyle 80’li yılların başlarında ortaya çıkan Türkiye’ye âdeta yeni bir kimlik kazandıran “Arabesk Kültürü”nün toplum üzerinde oluşturduğu ikilemler sergide yerini bulmuştu. KARAMUSTAFA’nın bu dönemlerde Yeşilçam’da sanat yönetmeni olarak mekân gezmelerinde topladığı duvar halıları, plastik bitkiler, boncuklar, parlak yorgan ve çiçekli pazen elbise kumaşları, rakı bardakları gibi eşyaları bazen olduğu gibi kullanarak, bazen de ikonlar, Amerikan filmlerinden resimler, leopar desenli kumaşlar ya da son akşam yemeği tablosu gibi çoğunlukla Batı kültürüne ait görünen ögelerle birleştirerek bu ikiliği bariz bir şekilde gözler önüne sermeyi başarmıştı. Resimlerde Yeşilçam’ın arabesk dönemlerinden Ahu TUĞBA gibi yıldızları ve onların yine bu kültüre ait hayranları, genç kızların bu sanatçılara özenerek evden kaçmaları, kır hayatlarını bırakıp şehre gelerek küçük, sıkışık kapıcı dairelerinde, bodrum katlarında ya da gecekondularda yaşayan fakat önceki hayatlarındaki alışkanlıkları ve kent yaşamının gerektirdikleri arasında kalmış insan manzaraları işlenmişti. Genelde sanatçıların eserlerinin adları arabesk şarkı sözleri gibi acıklı ve içli idi. Serginin giriş katındaki tekerlekli metal sepetlerden ve içlerindeki renkli parlak yorganlardan oluşturulmuş

mistik nakliye enstalasyonu; ziyaretçilerin bunların yerlerini değiştirebilmeleriyle hareket ve göç olgusunu mükemmel bir şekilde anlatmaktaydı ve sergide bizleri nelerin beklediğine dair bir önsöz niteliğindeydi. Bunların yanında zorunlu yer değiştirme, yerinden edilme, sınır geçme, toplumsal cinsiyet ve kültürel farklılıklara yaklaşım gibi trajik Türkiye gerçeklerini de Çifte Hakikat (1987), Kuryeler (1991), Vatan Doğduğun Değil, Doyduğun Yerdir (1994) ve Muhacir (2003) eserlerinde işlemiştir. Örneğin Kuryeler işinde; sınır geçerken ailelerin el koyulacağı düşüncesi ile kişisel resimlerini, paralarını, mektuplarını, yasak siyasi dokümanlarını çocuklarının yeleklerinin içlerine saklaması anlatılmakta, yurt değiştirmeye zorlanmış insanların geçmişlerini de yanlarında taşımaları ve mekânsal belleklerini koruma girişimleri hakkında ziyaretçiler düşünmeye çağrılmaktadır. KARAMUSTAFA’nın kariyeri boyunca hareketlilik, mekânsal bellek, kimlik sorunları, kültürel farklılık gibi konuları pek çok kere işlemesi ama bunu yaparken farklı açıları ve bağlamları kullanması ile meydana getirdiği döngüsel sanat pratiğinin bu özelliği serginin sunumunu da etkilemiş; eserler yapıldıkları dönemlere göre sıralanmaktansa daha kapsamlı şekilde temalarına ve bağlamlarına göre bu döngüsel pratiğe uygun olarak sunulmaktadır. Sergi turumuz, alışkın olduğumuz şekilde, herkesin bireysel olarak dolaşması fikrine sahip değildi. Tur boyunca SALT Yorumlama ekibinden rehberlerimiz bizleri sanatçı, serginin tarihsel süreci, eserlerin altyapısı ve yapıldıkları dönemin siyasi, ekonomik ve sosyokültürel koşulları hakkında paylaştıkları detaylı bilgilerle aydınlatırken, yönelttikleri sorularla hem serginin anlaşılmasında önem teşkil eden kavramlara ve


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

tarihsel olaylara dikkat çekmiş hem de eserlerin bizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri sesli olarak dile getirmemizi sağlayarak bir beyin fırtınası yaratmış oldular. Bunun sonucunda sergide sadece bir izleyici değil katılımcı da olduk. Uygulamış oldukları bu interaktif metot sergide verilen mesajları daha iyi benimsememize ve bizlerin gezimizin ikinci aşamasındaki atölye çalışması için hazır hissetmemize yardımcı oldu. “Hafıza Palas” adlı atölye çalışması sergideki hareketlilik fikrinin bir diğer ögesi olan mekânsal bellek teması üzerine kuruluydu. Sanatçının oturduğu apartmanın eski Rum sahiplerinin 6-7 Eylül olayları yüzünden yer değiştirmek zorunda bırakılan insanlar olduğunu öğrenmesi ve onların izini sürüp onlarla tanışması üzerine onların anısına yaptığı Apartman (2012) adlı eserindeki gibi bizler de gezimizin yapıldığı Salt Beyoğlu binasının geçmişi hakkında bir çalışma yaptık. Öncelikle Gülsün Karamustafa gibi çoğunlukla ötekilik, aidiyet, toplumsal kimlik ve bellek kavramları üzerine işler üretmekte olan eğitmenimiz, sanatçı Hera BÜYÜKTAŞÇIYAN bize binanın en başta bir Rum aileye ait olan girişi ticarethane olarak kullanılan Siniossoglou Apartmanı olduğunu daha sonra Osmanlı Bankası için kullanıldığını, 1950’lerden sonra ticari, siyasi veya sanatsal amaçlarla yararlanıldığını ve 2011’den itibaren günümüzdeki SALT Beyoğlu olduğunu anlattı. Daha sonra ikişerli gruplar hâlinde hem binanın mekânsal değişimini anlatan hem de İstanbul’un kentsel dönüşümüne değinen bir kolaj çalışması yapacağımızı öğrendik ve eğitmenimiz eşliğinde bizlere verilen SALT Araştırma ve Osmanlı Bankası Arşivi’nden seçilmiş resimlerden ve dergi, kumaş parçaları, asetat kâğıtları gibi çeşitli objelerden yararlanarak kendi defterlerimizi ürettik. Bu çalışmalarımız 4 Ocak Cumartesi günü diğer okulların da katılımıyla SALT Beyoğlu’nda bir kompozisyon oluşturularak sergilendi. Sena Hazal ÖKMEN 12D

Sayfa 57


FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi

OKULUMUZDA REHBERLİK

24-27 Eylül 2013 tarihleri arasında, 10. sınıf öğrencilerine, “Ortaöğretim Yönetmeliği - Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınav Sistemi Süreci” konulu seminer düzenlenmiştir.

23-27 Eylül 2013 tarihleri arasında, 11. sınıf öğrencilerine, “Ortaöğretim Yönetmeliği - Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınav Sistemi Süreci” konulu seminer düzenlenmiştir.

20 Eylül 2013 tarihinde, 12. sınıf öğrencilerine, “Ortaöğretim Yönetmeliği - Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınav Sistemi Süreci” konulu seminer düzenlenmiştir.

11 Eylül 2013 tarihinde, Hz. ve yeni kayıtla okulumuza gelen 9. sınıf öğrencilerine, “Ayazağa Işık Lisesi’ne Merhaba” konulu seminer düzenlenmiştir.

“Bobson College ve Amerika’da Eğitim” Seminer i 27 Eylül 2013 Cuma günü gerçekleştirilmiştir. Semineri 10.-11. ve 12. sınıflardan istekli öğrenciler dinlemişlerdir.

02 Ekim 2013 Çarşamba günü 10. sınıf velilerine, “Ortaöğretim Yönetmeliği – Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınav Sistemi Süreci” konulu seminer düzenlenmiştir.

01 Ekim 2013 Salı günü 11. sınıf velilerine, “Ortaöğretim Yönetmeliği - Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınav Sistemi Süreci” konulu seminer düzenlenmiştir.

03 Ekim 2013 Perşembe günü 12. sınıf velilerine, “Ortaöğretim Yönetmeliği - Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınav Sistemi Süreci” konulu seminer düzenlenmiştir.

07-11 Ekim 2013 tarihleri arasında 9. sınıf öğrencilerine “Beyin, Öğrenme ve Verimli Çalışma İlişkileri” konulu seminer düzenlenmiştir.

Sayfa 58


“Önce İyi İnsan Yetiştirir.”

OKULUMUZDA REHBERLİK

Yıldız Teknik Üniversitesi tanıtım sınıflarının öğgezisi 11 A-B-C-D A rencileriyle 07 Ekim 2013 Pazartesi günü düzenlenmiştir.

10 Ekim 2013 Perşembe günü Türk Kültür Vakfı gönüllülerinin katılımıyla “AFS ve YES Tanıtım” semineri düzenlenmiş, seminere hazırlık sınıfı öğrencileri ile diğer düzeylerden programla ilgilenen öğrencilerimizin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.

07-11 Ekim 2013 tarihleri arasında 9. sınıf öğrencilerine “Beyin, Öğrenme ve Verimli Çalışma İlişkileri” konulu seminer düzenlenmiştir.

26-29 Kasım 2013 tarihleri arasında 9. sınıf öğrencilerimize “ 9. Sınıfın Önemi (Ortaöğretim Yönetmeliği, Sınıf Geçme, Sınav, DevamDevamsızlık)” seminer i düzenlenmiştir.

İstanbul Üniversitesi tanıtım gezisi 11. sınıf öğrencileriyle 13 Kasım 2013 Çarşamba günü gerçekleştirilmiştir.

2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı 2013 "Ana-Baba Okulu"nun “Etkin Öğ"Ana renmede Ailenin Rolü” konulu ikinci oturumu 26 Kasım 2013 Salı günü gerçekleştirilmiştir.

“Edebiyat Söyleşileri” kapsamında 24 Aralık 2013 tarihinde Yazar ve TV Programcısı Enver AYSEVER konuğumuz olarak öğrencilerimizle hayata ve okumaya dair paylaşımlarda bulunmuş, kitaplarını imzalamıştır.

2013-2014 Eğitim-Öğretim Yılı "Ana2013 Baba Okulu"nun “Ergenle Yaşamak” konulu üçüncü oturumu 24 Aralık 2013 Salı günü gerçekleştirilmiştir.

18 Aralık 2013 Çarşamba günü, öğrencilerimize İstanbul Emniyeti Çocuk Şube Müdürlüğünün katılımıyla “Güvenli İnternet Kullanımı” semineri düzenlenmiştir.

Gülin ŞEKERCİ / Psikolojik Danışman

Sayfa 59


İş Adı

2013-2014 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI 1. YARIYIL OKUL BÜLTENİ  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you