Issuu on Google+

Sen; Gülleri açmış ruhumun huzur bahçesi… Sen; Yeşil dağlarımsın. Yere düşen bir çocuk Savaşta yaralanmış bir kadın Başımdaki kavak yelleri Deliliğim Kollarımdaki morluklar. Sen; Boynumda ıslak bir dudak, Dudaklarımda korsun. Sen; Bir tanemsin, Kadınımsın… Ve ben sevgine tutkun, Her şeyine muhtaç… Seni seviyorum

Kadınım; Bir gün olurda ayrılırsa yollarımız Bir gün olurda anıları yükleyip omzuma Çekip gitmek düşerse İncecik parmaklarını öpememekse Saramamaksa bacaklarını Koklayamamaksa saçının her telini Dokunamamaksa ateşli tenine kaderim… Kadınım; Bir duvar devrilir ellerime Kor alevlere düşer kalbim Gözlerim kurur susuzluğumdan Siyah bir perde iner güneşime… Ve özüne dönmekse her insanın kaderi Özüm bekler beni Sensizliğin ilk gecesinde


Küçücük bir umudum var Kocaman dünyamdaki tek pencerem Ve bu pencereden ne kadar da yeşil Gözüküyor dağlarım Ve alabildiğine mavi gökyüzüm Pırıl pırıl güneşim Ama sadece pencereden giren Güneş ışığının aydınlığı kadar ışıklı içim Gri sulardan arınmış masmavi bir Nehir çağlıyor içimde Büklüm büklüm dolu dolu akıyor geleceğime Ve küçük bir umudum var minicik bir bedenin minicik sarı parmakların upuzun siyah saçların umudum canım kadınım her şeyim seni seviyorum… 08.02.2005

12–13.02.2003

Taş oynadı yerinden altından akan sular fışkırarak sıçradı Metale, tahtaya, cama, taşa Ve ne yaptıklarını bilemeyen et Yığınlarına Taş oynadı yerinden Sökülerek topraktan, sürükleyip götürdü Ardı sıra ayaklanan kaya Parçalarını… Taş oynadı yerinden Yatağından taşan nehirler misali Akıp gidecek aklın okyanusuna Ne bir duvar örebilir önüne Nede kocaman dağları Çekebilir senin dizlerini


Taş oynadı bir kere 29.05.2005

Ben seninim; tüm bedenimle ruhumla saçlarımın her teliyle, Damarlarımdaki akan kanla… ben seninim; geleceğimle, gelecek mutluluklarım, üzüntülerimle Umutsuzluğum ve tüm ümitlerimle… Ben seninim küçük kadın; Tut ellerimi avuçlarının içinde aksın geleceğe hayatım, tut ellerimi yitik bir mektup gibi Kalmasın belleğimizde Anılarımız… ne olur tut ellerimi Bırakma bir başıma beni yapayalnız…


Bir rüzgar gibi uçup git mutlu insanların  ışıklı diyarlarına biliyorum çocuklar kadar sevimlisin  savaştaki acılar kadar yıkıcı  su gibi ferah, toprak kadar karanlık  gelme okunu indir göğsümün üzerinden  bir rüzgar gibi uçup git mutlu insanların ışıklı diyarlarına  beni yalnız bırak hayallerim ve mutsuzluğumla  değil mi ki en kara duygular senin eserin  değil mi ki kalbimdeki kaos senin nedenin  değil mi ki en çok çektiğim acı senin nedenin  bir rüzgar gibi uçup git mutlu insanların ışıklı diyarlarına

Gökyüzüm'e Gökyüzümsün  Altındayım


İsteme Benden Bendeki Seni ellerimi al dokunamayayım ellerine  gözlerimi al göremeyeyim o güzel gözlerini  bacaklarımı al çağırdığında gelemeyeyim yanına  aklımı al hiç düşlemeyeyim seni  fakat;  isteme benden bendeki seni

İstiyorum kara bir tabuta koyup hepsini  gömdüler yerin yedi kat altına  geri istiyorum sizden duygularımı  ağlamak istiyorum  gülmek  adam gibi üzülmek  paylaşmak istiyorum mutluluklarımı  özlemek istiyorum  ………  sevmek istiyorum


2004 / (İZMİR)

Masal Yüzlerce peri bir gecede tutup  Çaldılar gökyüzünün maviliğini.  Yerine gri bir atlas çekip aldattılar bizleri.  Duydum ki  Peri şahının kızının düğünü varmış.  Bu kıza gökyüzü maviliğinden  Bir gelinlik yapacaklarmış.  Duyun beni periler;  Dün gece  Maviyi çaldığınızı sadece ben gördüm,  Bende istiyorum sizden  Gökyüzü mavisinden bir gömlek.  Duyun beni;  Eğer getirmezseniz hediyemi  Sizi polis amcalara söylerim.  Hediyemi getirseniz düğününüze  Bir demet sarı papatya gönderirim.

Masal II


otursam yıldızlara  oltamı sallasam dünyaya  otursam yıldızlara  kalbimi taksam yem diye oltaya  beklesem  saatler geçse  günler geçse  haftalar  aylar  yıllar  beş yıl  on yıl  yirmi yıl  y­i­r­m­i­b­i­r­y­ı­l  geçse  sonra asılsan sen oltama  çeksem seni yıldızlara

Özgürlük bana göre değil —ben artık özgür olmak istemiyorum  kazıklar çakın yerlere  her yerimi zincirleyip  bir bir bağlayın yerdeki kazıklara  “özgürlük bana göre değil.”

Özgürlük Üstüne özgür olmak için güvercin olmakta yetmiyor  güvercin oldun muydu çıktın mı yuvadan  dümdüz uçacaksın mavi semalarda  acıkmayacaksın, susamayacaksın  çelik gibi güçlü olacak kanatların  colomb’un tayfalarına selam durup  ilerleyip batıya gelip konacaksın yuvaya…  dolaşın başımın üzerinde  özgürüz diye beni kıskandırmak için  kaderimiz aynı be güvercinlerim  ha siz yüz metre karelik alanda dönüp durmuşsunuz  ha ben yüz bin metrekarede mekik dokumuşum…  güldürmeyin beni…


Rüyacı RÜYACI  I  kiralıyorum rüyalarımı  yüz bin liraya  ya haberin yok bundan  ya da paran  göremiyorum seni hiç rüyamda  II  kiralıyorum rüyalarımı  yüz bin liraya  yalvarırım gel gir rüyama  para pul istemem  bu seferki benden olsun  yeter ki bir gece göreyim seni  rüyamda

Sars Sarsmış Çin’i  Tayvan’ı Kanada’yı  Avrupa’yı  Sarsmış canları  SARS­mış



ACILARIM