Page 1

TAŞ MİMARLIK VE İÇ MEKAN TASARIMI STONE ARCHITECTURE AND INTERIORS

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

STONE IN PUBLIC SPACE KAMUSAL ALANDA TAŞ FABIO VIALE HALİDE EDİP ADIVAR KÜLLİYESİ, İSTANBUL COURTHOUSE EXTENSION, PÉCS MOGAN GÖLÜ CAMİSİ, ANKARA ISRAEL NATIONAL LIBRARY, JERUSALEM


BAŞLARKEN / EDITOR’S NOTE Natura Yayın Kurulu Başkanı Chairman of Editorial Committe İstanbul Maden İhracatçıları Birliği adına Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer Istanbul Mineral Exporters’ Association, Chairman of the Board Mehmet Özer Yayın Kurulu Editorial Commitee Mehmet Özer, Ahmet Keleş, Hasan Can Çoker, Erdoğan Akbulak, Erol Efendioğlu, Coşkun Kırlıoğlu, Fatih Özer, Nergis Büyükkınacı, Okan Ak, Nisa Özdemir Genel Koordinatör General Director Coşkun Kırlıoğlu Yayın Direktörü Editorial Director Gökhan Karakuş Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Editor in Chief Özlem Alkan K. ozlem@emedya.net Art Direktör / Art Director Özgür Çakır Konular Editörü / Features Editor Gözde Kavalcı Editör Yardımcısı / Assistant Editor Fırat Şeker Yönetim / Management Emedya İletişim Sanayi ve Ticaret Ltd. Kireçhane Gediği Sokak 8 Arnavutköy İstanbul 34345 /TURKEY Tel: (212) 359 82 88 info@emedya.net Renk Ayrımı / Color Separation Studio Tel : (0212) 283 90 12 Baskı, Cilt / Printing Stil Matbaacılık İbrahimkaraoğlanoğlu Cad. Yayıncılar Sok. No:5 Seyrantepe / İstanbul Tel: (0212) 281 92 11 www.stil.com.tr Yayın Türü / Publication Type Yerel - Süreli / Local - Periodical Temmuz 2013 - July 2013

GÖKHAN KARAKUŞ

21. YÜZYIL kent yaşamının en önemli unsurlarından biri kamusal alanların yaratılması... Dünya nüfusunun çoğunluğu şehirlere kayarken, kamusal alan değeri de daha fazla anlaşılıyor. Kamu yapılarına değer kazandıran önemli bir unsur da bu alan ve binalarda kullanılan malzemeler. Modern mimaride endüstriyel malzemelerin yoğunlukla kullanıldığı bir dönemin ardından, artık kentsel ortamlarda daha fazla doğal malzeme kullanımı görüyoruz. Daha net, kalıcı çevreler yaratma gayesi ekolojik bilinç ile birleşince, doğal taş son 20 yılda giderek daha da gözde bir yapı malzemesi haline geldi. Natura’nın bu sayısında, bu akım doğrultusunda doğal taşın kamusal alanlara değer kazandırmakta anahtar rol oynadığı yapılara yer veriyoruz. Biri Ankara, Mogan’da Hüseyin Bütüner ve Hilmi Güner tarafndan tasarlanan küçük bir cami, diğeri İstanbul, Şişli’de So? Mimarlık tarafından geliştirilen bir külliye için öneri proje olmak üzere yer verdiğimiz iki dini yapı, doğal taş ekolojik ve çevresel faktörlere ilgi göstererek kullanıldığında çok fonksiyonlu, anlamlı kamusal yapılar ortaya çıkarılabildiğini gösteriyor. Raed Abillama, Beyrut’taki Ulusal Müze Ek Binası da benzer bir yaklaşımla, eski müzenin neoklasik mimari dilinden ilham alarak yalın ancak dikkat çekici bir klasik kurumsal kolonad tasarlıyor. József Koller’in Macaristan’ın Pécs kentindeki adliye binası eklentisi de taşın katı ve kuvvetli niteliklerinden yararlanarak, yapının mimari karakterini oluştururken taş yüzeyindeki doğal desenleri kullanıyor. Sembolik ve fiziksel karakter yaratmakta taşın özelliklerinden yararlanan bir başka isim de mermeri otomobil lastiği ve sebze kasası gibi gündelik nesnelere dönüştüren heykeltraş Fabio Viale. Batıda 20. yüzyılın ilk yarısında, kentlerde kaliteli mimari taş malzemeyle yapılıyordu. Bugün, Alberto de Souza Oliviera’nın Lizbon’daki ‘Stone Block’unda da benzer bir yaklaşımla şehir merkezindeki görünümü geliştirmek üzere yoğun ama dönüşebilen taş kullanımı görüyoruz. Taşın doğal dokusu böylece sadece bina sakinlerine değil, tüm bölgeye değer katıyor.

The creation of public space is an important factor in urban living in the 21st century. As most of the population of the world shifts to cities, the value of public space is becoming increasingly more understood. One of the qualities that give public constructions worth is the material used to create public space and buildings. After a period in modern architecture where industrial materials were extensively used, we are now seeing the increased use of natural materials in city settings. New ecological consciousness mixed with an aesthetic interest in creating more solid, fixed environments has meant that natural stone has become a progressively more popular building material in the past 20 years. It is with this trend in mind that this issue of Natura features a number of buildings where stone is instrumental in providing value to the public sphere. Two religious buildings, a small mosque in Mogan, a suburb of Ankara, Turkey by Hüseyin Bütüner and Hilmi Güner and a design proposal for a Külliye in Şişli, Istanbul by So? Architecture show how stone used with ecological and environmental concerns can create meaningful multifunctional public spaces. Raed Abillama takes a similar approach for a proposed extension of the National Museum in Beirut where the neo-classic architectural language of the older museum inspires a spare yet still recognizable classical institutional colonnade in stone. József Koller’s Pécs Law Court Extension in Pécs, Hungary also uses the qualities of solidity and strength in stone, pushing the natural textures of the stone surface to achieve architectural character. A parallel interest in using stone to add symbolic and material character can be found in the sculptures of Fabio Viale who transforms marble to everyday objects such as tires and kites that have been prominently placed in urban settings as large public sculptures. In the first half of the 20th century in the West, quality residential architecture in cities was marked by stone. Today we see a similar approach in the Lisbon Stone Block by Alberto de Souza Oliveira that brings a bold use of a massive yet transformable stone façade to improve the urban vista in the middle of the city. Importantly the natural texture of the stone provides value not only to the residents of the building but also to the neighborhood. TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 3


MEHMET ÖZER / İstanbul Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Istanbul Mineral Exporters’ Association, Chairman of the Board

DEĞERLI OKURLARIMIZ, Türk doğal taş sektörünün nabzını tutan dergimizin yeni sayısında yine sizlerle birlikte olmaktan dolayı çok mutluyuz. 2013 yılının ilk yarısında Milano Tasarım Haftası’ndaki “Işıkla Yıkanmak” sergimiz, “Taşı Yaşatan Tasarımlar” doğal taş tasarım yarışmamız, Stone Mart, Coverings ve Natural Stone fuarları başta olmak üzere sektörümüz için birçok önemli çalışmaya imza attık. Türk doğal taşları markasını tüm dünyaya duyurmak ve yüksek katma değerli ürünler elde edebilmek için en önemli unsurun tasarım olduğu gerçeğinden hareketle bu yıl ikinci kez doğal taş tasarım yarışmamızı hayata geçirdik. “Taşı Yaşatan Tasarımlar” adlı doğal taş tasarım yarışmamızda bu yıl birbirinden özgün ve çarpıcı 290 proje değerlendirildi. Yarışmamızın sonuçlarını 24 Mayıs’ta Suada Club - Galatasaray Adası’nda gerçekleştirdiğimiz ödül töreni ile açıkladık. Profesyonel kategoride 4 proje, öğrenci kategorisinde ise 5 projeye ödül verdik. Başvuran eserler, ülkemizin tasarım konusunda önümüzdeki yıllarda ne kadar iddialı bir ülke olacağını bizlere gösterdi. İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) olarak böyle bir organizasyona ev sahipliği yapmaktan, genç ve profesyonel tasarımcıları sektörle bir araya getirmekten son derece gurur duyduk. Tasarımın sektöre katkısını anlatmak için yarışmamızı gelenekselleştirmeyi hedefliyoruz. Tasarım ile birlikte sektörün gelişimine ve ihracatına yön veren bir diğer faktör ise hiç şüphesiz yurt içi ve yurt dışı fuarlar. Bu yıl 5 – 8 Haziran 2013 tarihlerinde 10’uncusu düzenlenen Natural Stone Uluslararası Mermer, Doğal Taş Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı’nda biz de yerimizi aldık. Doğal taş sektörünün İstanbul’daki en büyük buluşması olan fuara, İMİB’in desteğiyle Hindistan, Irak, Hong Kong, Libya, Filistin, Rusya, Azerbaycan, Ürdün ve İsrail olmak üzere 9 ülkeden resmi alım heyetleri geldi. Türk firmalarıyla ikili görüşmeler gerçekleştiren heyetler ile iş bağlantıları anlamında önemli adımlar atıldı. 2013 yılının ilk yarısında gerçekleşen doğal taş ihracatımızdaki rekor artış da gerçekleştirdiğimiz tüm bu çalışmaların boşa gitmediğini bizlere gösterdi. Bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 22 oranında artırarak 1 milyar 40 milyon dolara ulaştırdığımız doğal taş ihracatımızın yıl sonuna kadar bu ivmeyi koruması en büyük arzumuz. Bu kapsamda 25 – 28 Eylül 2013 tarihlerinde İtalya’nın Verona şehrinde düzenlenecek olan Marmomacc Fuarı sektörümüz için son derece önemli. İMİB olarak milli katılım organizasyonu düzenleyeceğimiz bu fuarın Türk doğal taş sektörünün zenginliklerini ve kalitesini anlatmanın yanı sıra yeni iş bağlantıları için de önemli bir fırsat olacağına inanıyoruz. Bir sonraki sayıda görüşmek dileğiyle… 4 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

DEAR READERS, We are happy once again to be with you in our magazine Natura where we keep you updated to the latest developments in the Turkish stone sector. In the first half of 2013 we organized a series of important events including the “Bathing in Light” exhibition that took place at Design Week in Milan, “Designs That Bring Stone to Life’ natural stone design competition and the Stone Mart, Coverings, Natural Stone trade fairs. In order to publicize the Turkish natural stone brand to a global audience and to realize the development of high value products through one of the most important factors, design, we have organized for the second year a stone product design competition. We received 290 original and striking project entries to our design competition entitled, “Designs That Bring Stone to Life”. We announced the winners at an award ceremony that took place on May 24th at Suada Club on Galatasaray Island. We gave 4 awards in the professional category and 5 in the student category. Competition entries showed the advanced potential of design in Turkey in the coming years. As the Istanbul Mineral Exporters’ Association (IMIB) we were honored to host and bring together young and professional designers. We aim to continue this competition to continuously explain the value of design to the stone sector in Turkey. Along with design another important factor in the development of the sector that gives direction to stone export is undoubtedly national and international trade fairs. From June 5-8, 2013 we participated in the 10th annual Natural Stone International Marble, Natural Stone Products and Technology Fair in Istanbul. With the support of the Istanbul Stone Exporters’ Association this largest gathering of the natural stone sector in Istanbul was attended by purchasing groups from 9 countries including India, Hong Kong, Libya, Palestine, Russia, Azerbaijan, Jordan and Israel. These national purchasing groups realized important one-on-one meetings with Turkish firms developing important business connections. The record increase in exports of natural stone from Turkey in the first half of 2013 showed us the value of our efforts. Compared to the previous year the 22% increase in exports of natural stone to $1.04 billion is a trend that we hope to maintain until the end of the year. It is in this context that the Marmomacc Fair taking place in Verona, Italy from September 25 to 28 is of critical importance. Istanbul Mineral Exporters’ Association (IMIB) will be organizing Turkey’s national participation at this fair that is an important opportunity to publicize the richness and quality of the Turkish natural stone sector and create important business relationships. See you in the next issue.


TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 5


TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

İÇİNDEKİLER

10

16

46

10 Yarışma: İMİB Taşı Yaşatan Tasarımlar 16 Portre: Fabio Viale 28 Tasarım: Mermer Aydınlatma Elemanları PROJELER: 38 İstanbul: Halide Edip Adıvar Külliyesi 46 Kudüs: İsrail Ulusal Kütüphanesi 60 Luberon: Taş Ev 72 Pécs: Adalet Sarayı ve Mahkeme Salonları 82 Ankara: Mogan Gölü Camisi 90 Lizbon: Stone Block 100 Portfolyo: Raëd Abillama Architects

6 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


CONTENTS 28

60 72

100 10 Competition: Designs that Bring Stone to Life 16 Portrait: Fabio Viale 28 Design: Marble Lighting PROJECTS: 38 İstanbul: Halide Edip Adıvar Mosque Complex 46 Jerusalem: National Library of Israel 60 Luberon: Stone House 72 Pécs: The High Court of Justice and the Law Courts 82 Ankara: Mogan Lake Mosque 90 Lisbon: Stone Block 100 Portfolio: Raëd Abillama Architects

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 7


Haber/News

MADEN İHRACATÇILARI TÜRKİYE’Yİ AĞAÇLANDIRIYOR İSTANBUL MADEN İHRACATÇILARI BIRLIĞI 2023’E KADAR 1,5 MILYON FIDAN DIKECEK.

2023 yılı için ihracat hedefini 15 milyar USD olarak açıklayan İstanbul Maden İhracatçıları Birliği, bu hedefe ulaşmak için emin adımlarla ilerlerken, bir taraftan da sosyal sorumluluk projelerine hız verdi. ‘Hedef 2023, 1,5 milyon fidan’ adlı projeye başlayan maden sektörü, 2023 yılına kadar Türkiye genelinde 1,5 milyon fidan dikmeye hazırlanıyor. Projenin ikinci ayağı için Bilecik’e 20 bin çam fidanı dikildi. Madencilik sektörü bu yılın ilk dört aylık ihracat rakamlarını Bilecik’te açıkladı. Yılın ilk dört ayında toplam 1 milyar 570 milyon USD ihracat yapan madencilik sektörü böylece ihracatını bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 36 artırdı. İhracattaki başarısını çevre alanına da taşıyan madenciler, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) liderliğinde hayata geçirilen “Hedef 2023, 1,5 milyon fidan” projesi kapsamında, bu sefer Bilecik’i ağaçlandırdı. İMİB tarafından “Temiz Çevre Temiz Maden” sloganıyla ilki 2011 yılında Bursa’da hayata geçirilen projenin ikinci ayağında, Bilecik’e 20 bin çam fidanı dikilerek yanmış orman alanı yeniden yeşillendirildi. İMİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Keleş, maden ihracatçıları olarak Türkiye’de çevreye saygılı madencilik anlayışını benimsediklerini ifade ederek şöyle dedi: “Çevreye olan duyarlılığımızın bir göstergesi olarak 2023 için çevreyle ilgili de bir hedef belirledik. ‘Hedef 2023, 1,5 milyon fidan’ diyerek yola çıktığımız projeyle 2023 yılına kadar Türkiye’nin her bölgesinde yükselen bir korumuzun ya da ormanımızın olmasını hedefliyoruz. Bu noktada tüm madencilerimizi bu projeye destek olmaya çağırıyoruz.” 8 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

MINERAL EXPORTERS AIM TO PLANT 1.5 MILLION TREES UNTIL 2023 Istanbul Mineral Exporters’ Association (IMIB), aiming to reach a total of 15 billion USD worth of exports by the year 2023, is also running an environmental project called ‘Target 2023, 1.5 million new trees’. For the second phase of the project which began in 2011, 20,000 trees were planted in Bilecik, Turkey. Reporting the results for the first quarter of 2013 in Bilecik, the mineral industry has declared the amount of exports as 1.570 million USD in the first four months, an increase of 36% compared to last year. The exporters planted 20,000 trees in Bilecik, replanting a burnt forest in the second phase of the project, the first phase of which took place in the city of Bursa. Ahmet Keleş, vice chairman of IMIB stated that their mining facilities are respectful to the environment, adding that they aim to have a forest in all regions of the country by the year 2023. Ahmet Keleş invited all members of the mining industry to support the project.


Yarışma/Competition: Taşı Yaşatan Tasarımlar/Designs That Bring Stone to Life

Profesyonel kategori birincisi: TURKISHBATHroom, Ceyhun Akın Mimar Sinan Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü'nden mezun olduktan sonra 'Ceyhun Akın Design Studio' adlı kendi endüstriyel tasarım firmasında faaliyetlerini sürdüren Ceyhun Akın tarafından tasarlanan 'TURKISH BATHroom' Türk banyo kültürüne ve doğal taşların uygun alanlarda kullanımına gönderme yapan ev ve otel kullanımına yönelik bir duş sistemi. Tepeden akan su ile duş yapmaya alternatif olarak su biriktirilen hazneden (kurna) pirinç bir tasla dökülen suyla banyo yapmak ritüeli ve yalınlık tasarımın temelini oluşturuyor. 3 cm. kalınlıklı mermer levhaların CNC tekniğiyle formlandırılıp üst üste dizilimi ile elde edilen yapının başlıca unsurları; oturma birimi, su biriktirme haznesi (kurna), fonksiyonel su bataryası, tutamak ve askı detayı, ekipman ve dekor rafları ile ayarlanabilir tepe duş başlığı... First prize in professional category: TURKISH BATHroom, Ceyhun Akın After graduating from the Industrial Design Department of Mimar Sinan University, Ceyhun Akın established his own design studio. His design is a shower system designed in reference to Turkish bathing culture. The design features a basin where water is taken with a brass bowl -used in traditional hamams-, as well as a shower. The product consists of a seating unit, a basin (kurna), a shower unit and accesories.

10 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


İSTANBUL MADEN İHRACATÇILARI BIRLIĞI İMİB’IN DÜZENLEDIĞI ‘TAŞI YAŞATAN TASARIMLAR’ YARIŞMASINDA, ÖĞRENCILER VE TASARIMCILAR TARAFINDAN DOĞAL TAŞLA GERÇEKLEŞTIRILEN ÖZGÜN TASARIMLAR DEĞERLENDIRILEREK ÖDÜLLENDIRILDI.

DESIGNS THAT BRING STONE TO LIFE ORIGINAL DESIGNS WITH NATURAL STONE WERE AWARDED AT THE DESIGN COMPETITION ‘DESIGNS THAT BRING STONE TO LIFE’ ORGANIZED BY ISTANBUL MINERAL EXPORTERS ASSOCIATION (IMIB).

T

ürk doğal taşlarını tüm dünyaya duyurmak için tasarımı ve tasarımcıları destekleyen İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) tarafından ikinci kez düzenlenen ‘Taşı Yaşatan Tasarımlar’ doğal taş tasarım yarışmasının galipleri belli oldu. Hayatın olduğu her yerde doğal taş kullanımını artırmaya yönelik özgün projelerin başvurduğu ‘Taşı Yaşatan Tasarımlar’ yarışmasında, 400’ün üzerinde renk ve desen çeşitliliğine sahip Türk doğal taşları, tasarımcılar ve öğrenciler tarafından yeniden yorumlandı. 290 projenin değerlendirildiği yarışmada profesyonel ve öğrenci kategorilerinde toplam 9 proje ödüle değer bulundu. Profesyonel kategoride, geleneksel Türk Hamamı konseptini duşlara taşıyan Ceyhun Akın’ın Turkish BATHroom projesi birinci olurken, öğrenci kategorisinde Mimar Sinan Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü’nden Burak Koçak, Joiner projesi ile birincilik ödülünü kazandı. Yarışma kapsamında tasarımcılar ve öğrencilerden lobi, otel odası, banyo ve mutfak gibi iç mekanlar ile konut, villa, ofis, otel binası için dış cephe kaplamalarında doğal taş ile günlük yaşamda kullanılabilecek, üretilebilir ve özgün projeler değerlendirildi. Yarışmanın seçici kurulunda, çok değerli akademisyenlerin yanı sıra mimarlar, tasarımcılar, sektör temsilcileri ve İMİB üyeleri yer aldı. İMİB’in gelenekselleştirmeyi hedeflediği yarışma ile Türk mimar ve tasarımcıların doğal taşı sahiplenmesi ve sanayicilerin tasarıma yatırım yapmaları amaçlanıyor.

T

he winners of the second ‘Designs that Bring Stone to Life’ competition organized by Istanbul Mineral Exporters Association (IMIB) showcase innovative designs and ideas, all brought to life in natural stone. Turkish natural stones in more than 400 colors and patterns were reinterpreted in 290 projects evaluated by a jury of architects, designers, industry representatives and IMIB members. In the competition where Ceyhun Akın received the professional award with his ‘Turkish BATHroom’ design and Burak Koçak received the student award with his ‘Joiner’, a total of 9 designs were awarded. IMIB Chairman of the Board Mehmet Özer spoke at the award ceremony stating that Turkish stones are currently being exported to more than 170 countries, used in projects ranging from the White House to the Kaaba. He added that designers assume a big role in making Turkish stones a sought after brand in the world. Mr. Özer said: “In the same manner, industry members must support the designers. We organized this competition with this goal in mind and brought the industry and designers together.” The designers who succeeded in depicting the multiple uses of natural stone in their designs have been awarded a total of 77,500 TL. TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 11


Yarışma/Competition: Taşı Yaşatan Tasarımlar/Designs That Bring Stone to Life

İstanbul Suada Club-Galatasaray Adası’nda gerçekleşen ödül töreninin açış konuşmasını yapan İMİB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özer, Türk doğal taş sektörünün 170’in üzerinde ülkeye ihracat yaptığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Bugün Türk doğal taşlarıyla Kabe’den Beyaz Saray’a kadar dünyanın birçok yerinde sayısız önemli projede karşılaşabilirsiniz. “Türk Doğal Taşları” dendiğinde gurur duyulan, bizim dünyanın peşinden koştuğumuz değil, onların bizim peşimizden koştuğu ürünler sunabilmek en büyük arzumuz. Bunun için de en önemli görev Türk tasarımcılarına düşüyor. Tasarımcılarımız ve mimarlarımız doğal taşları ne kadar sahiplenir, yaptıkları eserlerde farklı ve özgün formlarda kullanırlarsa ülkemizin sahip olduğu zengin doğal taş kaynaklarının markalaşması için o kadar önemli bir adım atılmış olacak. Aynı şekilde sektör temsilcilerimizin de tasarımı ve tasarımcıları desteklemesi gerekiyor. İMİB olarak biz de bu amaçtan yola çıkarak ‘Taşı Yaşatan Tasarımlar’ yarışmasını düzenleyerek sanayicilerle tasarımcıları bir araya getirdik” diye konuştu. Tasarımlarıyla doğal taşın farklı kullanım alanlarını ortaya koyan yarışmacılara İMİB tarafından bu yıl 77 bin 500 TL ödül dağıtıldı. Yarışmanın profesyonel kategorisinde, birinci gelen tasarımın sahibi 20 bin TL, ikinci 15 bin TL, üçüncü 10 bin TL, mansiyon kazanan projenin sahibi 5 bin TL ödül kazandı. Öğrenci kategorisinde ise birinci tasarım 10 bin TL, ikinci 7 bin 500 TL, üçüncü 5 bin TL ve mansiyon kazanan iki proje sahibi de 2,500 TL’lik ödülün sahibi oldu.

DOĞAL TAŞLA YAPILAN YENILIKÇI TASARIMLARI TEŞVIK ETMEK IÇIN DÜZENLENEN YARIŞMADA DÖRT PROFESYONEL, BEŞ DE ÖĞRENCI PROJESI ÖDÜLE DEĞER GÖRÜLDÜ. FOUR PROFESSIONAL AND FIVE STUDENT PROJECTS WERE AWARDED AT THE COMPETITION AIMING TO SHOWCASE INNOVATIVE DESIGNS WITH NATURAL STONE.

Profesyonel kategori 2.si: Nature, Ceyhun Okan Sekban Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık Bölümü mezunu ve halen Arketipo Design’da çalışan Ceyhun Okan Sekban, ‘Nature’ projesinde doğadan ilham alıyor. Yaşamın yoğun temposunda bir anlık sakinlik arayanlar için tasarlanan Nature projesinde, mermerden yapılmış lavabo, şelaleden akan su görüntüsü veriyor. Ev ve oteller için tasarlanan ‘Nature’ projesi, hareketli sensör yardımı ile su akışını sağlarken form suya şeklini veriyor.

Second prize in professional category: Nature, Ceyhun Okan Sekban

Ceyhun Okan Sekban, a graduate of the Interior Design Department of Marmara University says that he designed ‘Nature’ for those who seek a moment of serenity in their busy daily lives. ‘Nature’ features a marble sink where the running water resembles a waterfall.

12 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


Profesyonel kategori 3.sü: DotSphere, Şenol Doğan Marmara Üniversitesi Endüstri Ürünleri tasarımı mezunu Şenol Doğan’ın ‘DotSphere’ adlı tasarımı, taşın kütlesine rağmen sahip olduğu hareket yeteneğini gösteriyor. 39 cm. çapında taş küre, dört ayak ve bir de değişebilir oturma ünitesinden oluşan ‘DotSphere’, sırtlıksız bir oturma ile tabureye dönüşürken sırtlıklı bir oturma ile rahat bir koltuğa dönüşebiliyor. Küre şeklindeki taş istenilen yere zahmetsizce yuvarlanarak götürebiliniyor. Küre üzerine belli bir sistematik ile açılan delikler sayesinde taşın yuvarlanarak getirildiği noktada herhangi bir hizalama ve dengelemeye gerek kalmadan, ayakları ve oturma ünitesi takılabiliyor.

Third prize in professional category: DotSphere, Şenol Doğan ‘DotSphere’ is designed by Şenol Doğan, a graduate of the Industrial Design Department of Marmara University. The design aims to show that stone can have extensive mobility contrary to its massive, heavy character. The stone globe with a diameter of 39 cm. has 4 legs and a replacable seating unit. ‘DotSphere’ can become a stool or a couch depending on the seating unit it is combined with. It rolls on the ground for easy transportation.

Profesyonel kategori, mansiyon: Suzan, Gürhan Bilget Anadolu Üniversitesi İç Mimarlık Bölümü mezunu olan ve karikatür, iletişim tasarımı, mobilya tasarımı ve iç mimarlık alanında çalışan Gürhan Bilget’in tasarımı Suzan’da, yüzyıllardır tedavi amaçlı kullanılan su ve sıcak taşlar bir arada sunuluyor. Suyun sıcak, soğuk ve akıtma, damla, duşlama, püskürtme gibi farklı biçimlerde uygulanarak sağladığı ferahlamayla doğal taşların ısı tutma/geç soğuma özelliklerinden yararlanan sıcak taş terapisi hamamlarda bulunan göbek taşında olduğu gibi bir arada kullanıldı.

Honorable mention in professional category: Suzan, Gürhan Bilget

Gürhan Bilget is a graduate of the Interior Design Department of Anadolu University and currently draws cartoons as well as working in interior, product and communications design. In ‘Suzan’ he combines the therapeutic properties of water and hot stones. ‘Suzan’s form, inspired by natural stones shaped by water, highlights the flow of water as well as allowing it to flow away, as done in the traditional Turkish hamams. TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 13


Yarışma/Competition: Taşı Yaşatan Tasarımlar/Designs That Bring Stone to Life

Öğrenci kategorisi 1.si: Joiner, Burak Koçak Mimar Sinan Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünden Burak Koçak’ın mermeri ahşapla buluşturduğu ‘Joiner’ projesi, tek bir ana modül ile tabureye, masaya, sehpaya, kitaplığa ve hatta aydınlatma elemanına dönüşebiliyor.

First prize in student category: Joiner, Burak Koçak

Burak Koçak is a student of industrial design at Mimar Sinan University. He combines marble with wood in his ‘Joiner’. ‘Joiner’ consists of a single main module which can be turned into a table, a bookcase and even into a lighting unit.

Öğrenci kategorisi 2.si: Chimera’sTone, Burak Şenkardeşler

Marmara Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümünden Burak Şenkardeşler, doğal taşların ısı iletiminin yüksek olduğundan yola çıktığı ‘Chimera’sTone’ isimli tasarımında, doğal taşların arasından geçen ısı iletimi yüksek boruları radyatöre bağlayarak doğal taşı yaz-kış kullanışlı hale getiriyor.

14 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

Second prize in student category: Chimera’sTone, Burak Şenkardeşler

Burak Şenkardeşler studies Industrial Design at Marmara University. In his design ‘Chimera’sTone’ he utilizes the high heat conductivity of natural stone by placing heat pipes between layers of stone, which are then connected to radiators.


Öğrenci kategorisi 3.sü: Public Stone, Gözde Nalçacı Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nden Gözde Nalçacı’nın ‘Public Stone’ çalışması, kamusal alanda insanların dinlenme, bekleme, oturma, okuma, haberdar olma gibi ihtiyaçlarına aynı anda cevap verebilecek ‘çok amaçlı’ bir proje. Andezit taşından yapılan tasarım, farklı ihtiyaçlara uygun çeşitli boşluklar sayesinde sokak kütüphanesine, oturma alanına, afiş duvarına ve turistler için rehberlerin konulabileceği bir alana dönüşebiliyor.

Third prize in student category: Public Stone, Gözde Nalçacı

Gözde Nalçacı, a student of the Architecture Department of Osmangazi University, received third prize with her ‘Public Stone’, a multi-purpose design for resting, waiting, reading and other activities in public spaces. The design featuring Andezit stone can become a street library, a seating area or even a tourist information desk.

Öğrenci kategorisi mansiyon: Mermer Bahçe, Esra Yağdır Çeliker İTÜ İnşaat Mühendisliği bölümünden Esra Yağdır Çeliker’in minimum kaynak tüketimini hedefleyen ‘Mermer Bahçe’ projesinde, kompozit alüminyum ve doğal taş, cephe kaplamada kullanılıyor. Doğal taşla bitki kasetlerinin birleştirildiği tasarım, farklı karakteriyle dikkat çekiyor.

Öğrenci kategorisi mansiyon: Sto Piksel, Alper Gönül - Reha Can Yılmaz Uludağ Üniversitesi Mimarlık bölümünden Alper Gönül ve Reha Can Yılmaz’ın ‘Sto Piksel’ projesi, binaların cephe reklamları için uygulanan bir sistem. Kare yüzeyli taşlardan oluşan sistemle, dış cephelerde firmaların logosu, sloganları, ürün görselleri oluşturuluyor ve böylece üç boyutlu reklam olanağı sağlanıyor; reklamın gölge ve ışıkla oluşturduğu etki de artırılıyor.

Honorable mention in student category: Mermer Bahçe (Marble Garden), Esra Yağdır Çeliker Esra Yağdır Çeliker, a student of the Civil Engineering department of Istanbul Technical University aims minimum use of resources at her ‘Marble Garden’. Composite aluminum and natural stone are used in cladding façades, combining natural stone with rooms for plants.

Honorable mention in student category: Sto Piksel, Alper Gönül - Reha Can Yılmaz

‘Sto Piksel’ is the joint effort of Alper Gönül and Reha Can Yılmaz, students of Architecture department of Uludağ University. It’s a 3-D billboard system for building façades, made of stone cut in small squares. The squares form the logo, message and visuals of the brand, increase the 3-D effect with changing lights and shadows.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 15


Sanat/Art: Fabio Viale

1975 yılında İtalya’nın Cuneo kentinde doğan Fabio Viale, heykel eğitimini Torino’da tamamladı ve halen aynı kentte yaşıyor. Viale’nin kişisel sergileri arasında Loft Project Etagi, Saint Petersburg’daki ‘Marble’ (2011); Moskova Garage Çağdaş Kültür Merkezi’ndeki ‘Fabio Viale: Marble’ (2011); Milano’daki Museo del Novecento’da ‘Primo piano d’artista: Fabio Viale’ (2012) ve son olarak New York, Sperone Westwater’da bu yılın Şubat ayında gerçekleşen ‘Stargate’ sayılabilir. Viale’nin çalışmaları Pekin’deki Millenium Sanat Müzesi (2006); İtalya’nın Carrara kentindeki XIII Uluslararası Heykel Bienali (2008); İsviçre’nin Sent kentinde Gian Enzo Sperone Gallery (2010) ve New York’taki The Flag Art Foundation’da (2011) düzenlenen karma dergilerde de yer aldı. ‘Thank you and Goodbye’ (Teşekkürler ve Hoşçakal) adlı çalışması Querceta, İtalya’da bulunan Henraux Vakfı’nın 2012 jürisi tarafından birincilik ödülüne layık görüldü.

16 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

Born in Cuneo, Italy in 1975, Fabio Viale lives and works in Torino, Italy, where he studied sculpture. Viale’s recent solo museum exhibitions include Marble at Loft Project Etagi, Saint Petersburg (2011); Fabio Viale: Marble at the Garage Center for Contemporary Culture, Moscow (2011); and Primo piano d’artista: Fabio Viale at the Museo del Novecento, Milan (2012). Viale’s work has been included in recent group exhibitions at the Millenium Art Museum, Beijing (2006); XIII Biennale Internazionale Di Scultura di Carrara, Italy (2008); Gian Enzo Sperone Gallery in Sent, Switzerland (2010); and The Flag Art Foundation, New York (2011). His work, Thank you and Goodbye earned first prize by the jury of the 2012 Henraux Foundation Award in Querceta, Italy.


16 YAŞINDAN BERI MERMERLE ÇALIŞAN GENÇ İTALYAN SANATÇI MÜKEMMEL BIR TEKNIK BECERIYLE KENDI OYDUĞU HEYKELLERDE IZLEYICININ ALGISIYLA OYNAYARAK YERLEŞIK INANÇLARI SORGULUYOR.

S

trafordan bir Mona Lisa, patlak bir otomobil lastiği, bir meyve-sebze kasası, dev bir kağıt uçak... Bu basit, sıradan, kolayca şekil verilebilen malzemelerden objelere dokunduğunuzda, onlarla ilgili algınız tamamen değişiyor. Çünkü bu objeler aslında mermerden. Bu algı yanılgısı, Fabio Viale’nin aylar boyunca şekillendirmekle uğraştığı mermerin gücünden ortaya çıkıyor. Viale, geçmişi çok eskilere dayanan bir malzeme olan mermeri hem duygusal, hem de kavramsal olarak ele alıyor. Mermeri değiştiriyor, yumuşatıyor, ona yeni bir anlam kazandırıyor; böylece mermeri yepyeni, hareketli, değişen sanat ortamındaki akımlara karşılık verebilen bir malzemeye dönüştürüyor. Sanatçı mermeri başka bir malzeme gibi göstermek üzere şekillendiriyor. Mermerin strafor, lastik ya da kağıt kadar kolay form değiştirebilen maddeler gibi davranabilmesi sanatçının teknik mükemmelliğinin ispatı. Fabio Viale mermerin fiziksel doğasını zorlayarak sunacağı imkanları araştırırken, ona saygısını koruyor, geçmişin bilgisinden yararlanarak bugünün dilinde işler ortaya çıkarıyor. Mermere aşina olanlar, fikrin oluşma aşamasından gerçekleşmesine kadar sanatçıyı hem zihinsel, hem de fiziksel olarak ne kadar zorlayan bir malzeme olduğunu bilirler. İşlenmesi kolay olmasa da mermerin yarı-saydam yapısı, onunla yapılan heykellere yüzeyin ötesine geçen bir görsel derinlik ve gerçekçilik kazandırır. Viale’nin ağır mermerden heykellerinin, çok inandırıcı bir şekilde strafor ya da kauçuktan yapılmış gibi görünebilmesini sağlayan da mermerin bu özelliği. Fabio Viale 16 yaşında çalışmaya başladığı mermeri o günden beri hiç elinden bırakmamış. İtalya’nın Torino ve Carrara kentlerinde heykel eğitimi alan sanatçı, mermerin hala kendisini büyülemeyi sürdürdüğünü belirtiyor. Atölyesinde yalnız çalışıyor. büyük blokları makine yardımıyla kestikten sonra, detayları elle

ITALIAN SCULPTOR FABIO VIALE CREATES HYPERREALISTIC SCULPTURES WITH THE ANCIENT MEDIUM OF MARBLE.

F

abio Viale, a young Italian Sculptor based in Turin, could, in a way, be considered a traditional sculptor carving marble to create his sculptures; yet he carves marble to create distinct contemporary pieces that speak the language of today with the know-how of yesterday. Viale adopts marble, an old material, emotionally, but above all conceptually. He manipulates and fluidizes it, giving it a new meaning. He brings out a new, dynamic material from marble, shaping marble as if it was “many different materials,” thus managing to represent different objects: an antique statue, a paper plane, a tire or a boat. Fabio Viale began working with marble when he was 16 years old and he hasn’t stopped ever since. He says that he is still fascinated with it. ‘’The material allows me to create the shapes that I envision. There’s nothing I can’t do with it. That’s what I like about it. Marble is my canvas. A white, neutral material from which I can create anything.’’ Viale’s works are a concrete challenge to technical perfection. What at first may look like a styrofoam Mona Lisa is actually incredibly detailed marble work. Viale uses his technical ability to modernize this old medium, recreating Mona Lisa in marble cut to look like styrofoam. In his own words: ‘’The Mona Lisa painting is in soft focus. I wanted to translate that effect into sculpture. But it’s very difficult. I was able to achieve it using the styrofoam effect. All the edges on the corners are broken by the bubbles and leave a fuzzy impression. Because there are no clear contours it is possible for everyone to see their own version of Mona Lisa in it.’’ He is able to transform this heavy, bulky material into creations that seem light and airy: Paper airplanes, baloons or crumpled paper bags. Viale even created a marble motorboat he called Ahgalla, which he used to navigate the rivers of Italy. In 2002 Viale spent five months carving the boat out of a single block of marble. One of the challenges was that the thinner the exterior walls, the more they were prone to break. Viale says that he is interested in changing people’s minds about things through art. ‘’It’s like opening a new door or heading in a new direction. I think that is the purpose of art.’’ He describes marble as his canvas, a white medium that can be turned into anything. Those who are acquainted with TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 17


Sanat/Art: Fabio Viale

şekillendiriyor. Viale, hayalinde canlandırdığı şekilleri gerçeğe dünüştürmesini sağlayan mermerle yapamayacağı hiçbir şey olmadığını, bu yüzden malzeme olarak ondan vazgeçemediğini söylüyor. Kağıt, plastik gibi basit malzemelerden üretilen tipik eşyaları mermerden üreten Viale’nin heykellerinin malzemesini dokunmadan anlamak imkansız. Fabio Viale sıradan nesneleri mermer heykellere dönüştürerek zihnimizdeki ‘normallik’ fikriyle oynuyor. ‘’İnsanların fikirlerini sanatı kullanarak değiştirmekle ilgileniyorum.’’ diyen Viale, ‘’Bu yeni bir yöne doğru, yeni bir kapı açmaktır. Sanatın amacı da budur.’’ diye ekliyor. Viale ‘’Mermer benim tuvalim.’’ diyor, ‘’İstediğim şekli alabilen bir beyaz malzeme.’’ Souvenir Giaconda heykelinde, Mona Lisa resminin fluluğunu heykele yansıtmak istediğini belirtiyor. Heykelde oluşturması imkansız gibi görünen bu algıyı, tüm dokuyu strafora benzeterek çözmüş. Tüm sert köşeler, baloncuklarla yumuşatılarak belirsizleştiriliyor. Sanatçı, konturlar net olmadığı için bu heykelde herkesin kendi Mona Lisa’sını görebileceğini belirtiyor. İlüzyonu daha da pekiştirmek üzere Viale’nin heykelleri taklit ettikleri malzemelere has kokuları taşıyor. Sonsuzluk sembolüne benzer şekilde birbirine geçen otomobil lastikleri, lastiğin karakteristik kokusuna sahip. Ünlü sanat eserlerinin tarih boyunca karşılaştığı vandalizme gönderme yaptığu ‘Souvenirs’ serisinde strafor Mona Lisa’nın yanı sıra 1972’de Vatikan’da zarar gören Michelangelo’nun İsa ve Meryem heykeli de var. Viale, Michelangelo’nun David ve tanrı Kuros’un bedenini de mermerden oyduktan sonra dövmelerle kaplayor. Bir Rusya gezisinde ilham aldığı dövmeler işçi kampı ve cezaevlerinde görülen dövmeleri anımsatıyor. Son kişisel sergisini bu yıl Şubat ayında New York’ta gerçekleştiren sanatçının çalışmaları, teknik ustalığın günümüz sanatında öneminin koruduğunun da bir ispatı...

Anchor, 2009 beyaz mermer / white marble Fabio Viale ‘Anchor’da bir çapa vidasını 140 cm’lik dev bir toteme dönüştürüyor. Anchor transforms an object used in construction into a monumental sculpture.

18 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

the procedure of working with marble know that it is not easy to handle as it requires both mental and physical efforts by the artist from the moment that the idea is conceived to its realization. Despite its difficulty in handling, there is a translucency in the material that gives any marble sculpture a visual depth beyond its surface and this evokes a certain realism in the works created.  This is the case with Fabio Viale, as his works do not seem to be created from bulky marble but rather seem like they have been created by lightweight styrofoam. To further the illusion, some of Viale’s works carry distinct odors, characteristic of the materials that they mimic; for example his automobile tires have a distinct smell of rubber. Viale cites human memory and history as inspirations within his work. History and memory are explored in many of Viale’s works. He creates sculptures from fragments of historically important and famous statues, such as Michelangelo’s David and the torso of the ancient god, Kuros, which are then covered in ‘tattoos’. These ‘tattoos’, inspired by a trip to Russia, are indicative of labor camp and prison tattoo designs, featuring inscriptions like ‘God is with Us’, ‘I’ll Die Soon’, ‘The Sickle and the Hammer’, as well as winged skulls, the cross and other religious and mythic symbols. Viale works alone, using machinery to roughly carve blocks of marble, and finishing the sculpture by hand. He explores all the possibilities of marble. He exploits and yet respects its physical nature. The themes present in Viale’s work are in constant transformation as the artist continuously seeks new sources from the classically inspired. A subtle irony runs through all his work.


Palloncino Aerospaziale, 2007 beyaz mermer / white marble Mermerden bir balon, kendi içinde barındırdığı çelişkiyle izleyiciyi yerleşik düşüncelerini yeninden gözden geçirmeye davet ediyor. A marble balloon, contradictory even in its name, invites the viewers to rethink their preconceptions.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 19


Sanat/Art: Fabio Viale

Ahgalla III, 2008 beyaz mermer / white marble Viale bu çalışan kayığı 5 ay süren bir çalışma sonucu tek bir mermer bloktan oyarak meydana getirmiş. Sanatçı mermerden kayığı Carrara yakınındaki denizde ve Milano, Venedik, St. Petersburg kıyılarında defalarca kullanarak mermer ve su aşkından doğan çocukluk hayalini gerçekleştirdi. The artist has navigated Ahgalla, a functional boat 55 1/8 inches long, complete with an engine in the sea near Carrara and on the waterways in Milan, Venice, St. Petersburg, and Moscow.

20 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


Ahgalla III, 2008 beyaz mermer / white marble Uzun zamandır su ve deniz dibindeki sedimentasyondan oluşan mermerin ilişkisinden etkilenen Viale, mermer kayıkla taşı özüne, denize döndürdürüyor. Viale has long been fascinated with the relationship between water and marble, which is formed by the sedimentation under the seabed. With Arghella he retraces the stone back to its origin.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 21


Sanat/Art: Fabio Viale

Arrivederci e grazie,2004 beyaz mermer / white marble Fabio Viale mermerden kesekağıtlarını bilgisayar kontrollü bir robot yardımıyla oluşturmuş. In Thank you and Goodbye, Viale employs a computercontrolled robot to render large-scale “paper bags” made of marble.

22 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


Ruota cinese, 2010 siyah mermer / black marble Tamamen lastik görünümlü, hatta lastiğin keskin kokusuna sahip mermerden bir heykel izleyicileri gündelik objelere de, heykellere de farklı bakabilmeye davet ediyor. The sculpture looks exactly like a rubber tire, even bears the characteristic smell of a rubber tire, further extending the illusion.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 23


Sanat/Art: Fabio Viale

Souvenir Gioconda, 2008 beyaz mermer / white marble Viale, Mona Lisa tablosundaki yumuşaklık ve fluluğu heykeline aktarabilmek için mermeri strafora benzetip hatları yumuşatarak çalışmış. Viale recreated the soft focus of the Mona Lisa painting by using the styrofoam effect.

24 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


Aereo, 2007 Viale hafif ve uçuculuğu hatırlatan kağıt uçağı, mermerden dev bir nesneye dönüştürerek algılarla oynuyor. This giant 'paper plane' plays with our perception of materials.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 25


Sanat/Art: Fabio Viale

Stargate, 2010/2011 İnanılmaz bir teknik beceriyle mermerden oyduğu dev meyve kasalarıyla Viale, basit bir objeyi totemsi bir heykele dönüştürüyor. Stargate consists of stacked and attached plastic grocery crates crafted in marble on a large scale (78 3/4 x 63 x 47 1/4 inches). With unusual technical virtuosity, Viale creates a kind of totem-like work, suggestive of a doorway leading to other worlds.

26 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


NEW

SPIDER GALAXY

EXCELLENCE IN MARBLE

Headquarters: Vizyon Park Ofisleri Yenibosna Merkez Mahallesi Ofis 2 Plaza No: 1 Kat:4 Daire: 30 - 31 Bahçelievler/İSTANBUL T: +90 212 603 12 25 F : +90 212 603 23 47

Quarry: Beyşehir Derebucak Çamlık Kasabası Mevkii KONYA bts@btsmarble.com info@btsmarble.com www.btsmarble.com


Tasarım/Design: Mermer Aydınlatma Elemanları/Marble Lighting

SON YILLARDA DOĞAL TAŞ ILE TASARLANAN AYDINLATMA YAZI-TEXT: GÖZDE KAVALCI OBJELERI, EZBER BOZAN NITELIKTE...

28 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


Material Pendant Kopenhag temelli tasarım stüdyosu Noergaard-Kechayas tarafından Nevvvorks için tasarlanan aydınlatmalar siyah ve beyaz mermer seçeneklerine sahip. Malzeme olarak meşe, mantar, terracotta, çam ve beton olmak üzere farklı seçenekler de bulunuyor. El işçiliği ile şekillendirilen aydınlatmalarda mermer, basit kütlesel formlarda oluşan yüzeyiyle güçlü bir algı oluşturuyor. Material Pendant from Nevvvorks designed by Noergaard & Kechayas, is in all its simplicity, a lamp collection that is based on a óne pendant with a simple design. By adding the pendant different materials, new and interesting expressions are obtained, although the idiom is the same.

I

şık, yaşam alanlarımızda en önemli etkiyi yaratan kavramlardan biri. Oysa aydınlatma elemanlarının gündelik mekanlarda hak ettiği değeri gördüğünü söylemek zor. Genellikle benzer form ve malzemeler kullanılarak tasarlanan gündelik kullanıma yönelik aydınlatmalar için doğal taş, diğer alanlardaki tarihe uzanan kullanımının aksine oldukça yenilikçi bir malzeme. Yüzyıllardır mimari tasarımın yanında, heykel, vazo, kase gibi nispeten dekoratif nesnelerde de malzeme olarak tercih edilen doğal taşlar, gelişen üretim yöntemleriyle çağdaş aydınlatma tasarımında da karşımıza çıkmaya başladı. Mermerin aydınlatmada kullanımı, özellikle malzemenin kendi dokusunun dekoratif bir nitelik taşımasıyla anlam kazanıyor. Tasarlanan aydınlatma elemanlarında genel olarak malzemenin renk ve dokusu, basit geometrik formlarla birleşip güçleniyor. Mermer objelerin yapımında eskiden beri kullanılan yöntemlerin başında ise torna ve yüzey bitirme işlemleri geliyor. Benjamin Hubert’in De La Espada koleksiyonuna ait Quarry serisinde ve Noergaard-Kechayas’ın Nevvvorks için tasarladığı Material Pendant ürünlerinde, geleneksel yöntemler bir tasarım tercihi olarak karşımıza çıkıyor. El işçiliği ile üretilen bu aydınlatmalarda, malzemenin dokusu doğal bir desen olarak yumuşak görünümlü yüzeyleri kaplıyor. El işçiliğine ek olarak tasarım dünyasının 21. yüzyıldaki favorisi olan bilgisayar kontrollü üretim yöntemleri, işlenmesi zor olan bu sert malzemelerin aydınlatma ürünlerinde kullanımında yeni olanaklar oluşturuyor. Son zamanlarda her tasarım konusu açıldığında bilgisayar, CNC, vb kelimelerle karşılaşmak sıkıcı olabilir. Ancak bu yöntemler aydınlatma tasarımında dantelvari dokular oluşturmanın ötesinde, malzemenin kusursuz formlarda ve tam olarak istenilen incelikte şekillendirilmesine imkan tanıyor. Yüzyıllardır renk ve doku gibi temel özellikleri baz alınarak tasarımlara dahil edilen doğal taş, ürünlerde içinden ışığı geçirerek onunla etkileşime TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 29


Tasarım/Design: Mermer Aydınlatma Elemanları/Marble Lighting

ILLUMINATED TEXTURES CONTEMPORARY LIGHTING FIXTURES MADE WITH MARBLE UTILIZE THE TRANSLUCENT QUALITIES OF THIS ANCIENT MATERIAL.

L

ight is one of the most important aspects of creating an atmosphere in any environment, yet it doesn’t receive the value it deserves in most public and private spaces. Moreover, natural stone which is being used in other areas for centuries is a fairly new material in lighting design. Natural stones prevalent in sculptures and decorative objects as well as architecture, are recently emerging in lighting design, thanks to today’s improved production methods. The use of marble in lighting design is even more meaningful when its natural patterns and textures are used to bring the design its decorative character. These designs enhance the inherent colors and patterns of the material through simple geometric forms. Throughout history, the most widely used methods for production of marble objects has been turning lathe and surface polishing. These traditional methods of production emerges as design choices in designs like ‘Quarry’ from Benjamin Hubert’s De La Espada collection and Noergaard-Kechayas’s ‘Material Pendant’ products that he created for Nevvvorks. These lighting fixtures feature the texture of marble as a natural pattern to bring out smooth forms. Meanwhile, computer controlled production methods that gained extreme popularity in the 21st century provide new opportunities for hard materials like marble to be used in lighting designs. CNC and computers may be terms nowadays used too frequently in design vocabulary, yet these methods not

Lighthouse Established & Sons ve Venini için Ronan & Erwan Bouroullec’in tasarladığı aydınlatma, üfleme cam, beyaz Carrara ya da siyah Belçika mermeri, aluminyum ve halojen ışık kaynağından oluşuyor. Geleneksel yöntemlerle şekillendirilen Murano camı, mermer taban üzerinde bulunan aluminyum parça sayesinde havada asılıymışcasına duruyor. Ronan and Erwan Bouroullec’s idea was to light up a voluminous round glass structure that would be balanced on a delicate aluminium support. Drawing attention to the precariousness of the equilibrium the Bouroullecs wanted to present the vulnerability of the object. The base and the support are industrially made in opposition to the handblown glass which uses traditional artisan skills.

30 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


QUARRY / BENJAMIN HUBERT

Quarry Benjamin Hubert’in De La Espada için tasarladığı iç mekan koleksiyonunun bir parçası olan Quarry, el işçiliği ile yapılmış ve ince çeperlere sahip. Mermerin yarı-şeffaf özelliğinden faydalanarak damarları vurgulanmış ve objelerin iç yüzeyi pürüzlü şekilde bırakılmış. Geleneksel bir malzeme olan mermer, LED teknolojisi ile birlikte kullanılmış.

Designed by Benjamin Hubert, the hand-turned shades are produced with a roughly finished interior which adds texture and describes the story of stone production. The lamps utilize the natural stone's translucent properties to diffuse the lights and reveal its veining. The traditional material is offset by the use of LEDs which allow the large hand-turned internal cavity to remain open and uncluttered.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 31


Tasarım/Design: Mermer Aydınlatma Elemanları/Marble Lighting

geçiyor ve eşsiz dokusunu daha da belirginleştiriyor. İleri teknoloji üretim yöntemleriyle işlenen doğal taş aydınlatmaları, Raffaello Galiotto tarafından tasarlanan ‘Serafini’ ürünlerinde görmek mümkün. Işığın doğal taşın arkasındayken, mermerin damarlarıyla belirginleşen estetik dokusunun kontrastını arttırması ‘Flamma 16’da net bir şekilde farkediliyor. Hatta farklı kalınlıklar oluşturacak şekilde, eğri kesitlere sahip yüzeylerle ışık oyunları meydana geliyor. Bir başka ‘Serafini’ ürünü olan ‘Strato’da ise ışık travertenin gözeneklerinden süzülüp benzersiz görüntüler oluşturuyor. Mimari tasarım söz konusu olduğunda bu tarz örneklere yıllardan beri rastlanıyor. Özellikle oniks kullanılarak özgün aydınlatmaların yaratıldığı bu mekanlar her zaman etkileyici nitelikteydi. Ancak ışık ve doğal taş ilişkisinin ölçeği, son yıllara kadar bu kadar küçülmemiş ve gündelik yaşamlarımıza girmemişti. Joel Berg’in Marsotto Edizioni için tasarladığı ‘Luma’ ailesi, 15 cm’e kadar inen çapı ve incecik çeperiyle mermer aydınlatmalardaki küçük ölçeğin bir göstergesi. Ağırlığı sebebiyle birçok objede taban olarak kullanılmış olan mermer, aydınlatmada da bu geleneği zaman zaman sürdürüyor. Thinkk Studio’nun tasarladığı ‘Const’ta ve Studio Vit’in aydınlatmalarında malzemenin ağırlığından nasıl faydalanıldığını görmek mümkün. Mermer, cam gibi kendisinden daha kırılgan malzemelerin tabanında kullanıldığında taşıyıcı görevini üstleniyor. Ronan & Erwan Bouroullec tarafından tasarlanan ‘Lighthouse’da mermer aluminyum bir parça aracılığıyla kendisinden çok daha kırılgan olan üfleme camı yükseltiyor. Taşıma görevine ek olarak, koruma ve birleştirme gibi fonksiyonların yerine getirilmesi için gerekli işlemler de artık kolaylıkla doğal taş kütlelerinde gerçekleştirilebiliyor. Dolayısıyla aydınlatma ürünlerinin gerektirdiği elektrik aksamın gizlenmesi ve içinden geçirilmesi, 32 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

The Duchess Leva Kaleja’nın mammalampa için tasarladığı aydınlatmada kırık mermer parçaları ve Swarovski kristallerinin birlikte kullanılmış. Kırık mermerin oluşturduğu sert yüzeyler, kristallerle birlikte özgün bir doku oluşturuyor. The Duchess possesses her own discrete charm with its refined decoration, which is entirely handmade from Swarovski crystals. The Duchess is characterized by an eternally classical semi-spherical form. However, the material from which it is formed is surprising- various manifestations of stone. In this lamp, the rougher face of stone - marble chips meets the elegant refinement of Swarovski crystal. Both materials on the lamp’s outer shell are masterfully combined, creating a unique texture. No two Duchesses on earth are the same.


Luma Mat cilalanmış beyaz Carrara mermerinden yapılmış aydınlatmalar Marsotto Edizioni için Joel Berg tarafından tasarlanmış. Üç farklı boyda bulunan Luma, ince silindirik çeperlerden oluşuyor. Designed for Marsotto Edizioni by Joel Berg, the Luma series benefit from the translucent qualities of marble.

only enable the use of intricate and delicate patterns in lighting design, but also allow the material to be cut as thin and in the exact shape it was designed. Marble, a material traditionally chosen for its inherent qualities like color and texture, now interacts with light and uses light to bring out its own beauty. ‘Serafini’ lighting products designed by Raffaello Galiotto bear these properties brought about with the use of high technology production methods. How light brings out the contrast in the patterns of marble as it flows through it can be observed in ‘Flamma 16’. Furthermore, the surfaces cut in irregular shapes and different thicknesses provide a unique play of light and shadow. These qualities of natural stone have always been used in the context of architectural design. Impressive spaces have been created especially with onyx. Yet the relationship of stone with light had never been reduced to its current scale, entering our daily lives. Joel Berg’s ‘Luna’ colection for Marsotto Edizioni is a perfect example of this smaller scale with its 15 cm diameter

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 33


Tasarım/Design: Mermer Aydınlatma Elemanları/Marble Lighting

diğer malzemelerle kombine edilmesi artık bu sert malzemeler için bir sorun oluşturmuyor. Mermerin diğer malzemelerle birlikte kullanımına değinmişken, Mammalampa’nın bir ürünü olan the ‘Duchess’te mermer parçaları ve Swarovski taşların sıradışı bir şekilde birlikte kullanılmasıyla ham ve aynı zamanda görkemli bir stil elde edildiğini de eklemek lazım. Kısaca, yapı marketlerindeki tekdüze ürünleri ve birbirinin replikası avizeleri bir an olsun aklımızdan çıkartarak, doğası itibarıyla asıl bu malzemelerle aydınlatmada neler yapılabileceğine göz atmakta fayda var. Zira son yıllarda ortaya çıkan örneklerdeki özgünlük, doğal taş ve aydınlatma tasarımına olan bakış açımızı değiştirmeye yeter.

Strato Out Chiaro traverteninden yapılmış olan Strato Out, dış mekanlar için ideal. ‘Serafini’ için Raffaello Galiotto tarafından tasarlanan aydınlatma, katmanlı şekilde üstüste gelen traverten tabakalarından oluşuyor.

34 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

and thin surface. Marble, commonly used as a base for decorative objects for its weight, is also used for this purpose in lighting design. ‘Const’ desiged by Thinkk Studio and the lamps of Studio Vit utilize this property of marble. Marble forms a perfect base for more fragile materials like glass. ‘Lighthouse’ designed by Ronan & Erwan Bouroullec, the hand-blown glass is raised on the marble base with the help of an aluminum connector. In Mammalampa’s ‘Duchess’, marble is used with Swarovski crystals in an unexpected manner, yielding a distinctive look, both raw and sublime. Thanks to the newly developed production methods it is no longer a problem to hide or protect the electrical equipment and cords in stone lighting fixtures. The freedom of design choices are now making marble a unique and valuable material for contemporary lighting fixtures.

A range of exterior LED lights shaped by the fascinating lapidary layering of Travertine ‘Chiaro’ marble, Strato Out fits effortlessly into any outdoor setting. Travertine's distinguishing feature is that the marble is not uniform in colour and the way it has been worked creates an evocative light play that emanates naturally from the lampshade.


Totem, Fiamma, Doge İleri teknoloji üretim yöntemleriyle işlenen mermer aydınlatmalarda, Calacatta ve Calacatta Bianco mermerleri ışık oyunları yaratacak şekilde kullanılmış. ‘Serafini’ ürünü olan objeler, Raffaello Galiotto tarafından tasarlanmış. Totem is an indoor lamp surprisingly light and sheer. The lamp's powerful impression comes from the highly individual decoration which creates optical illusions obtained from a cutting edge method of processing. Fiamma's unusual design and the natural veining of the marble produce extraordinary decorative effects and unique light play. Although made of marble, Doge appears both voluptuous and ethereal, the light plays with the masterfully created pleats, made possible by a cutting edge production process and highlights the material's transparent quality. All the lamps in the collection are authentic unique items, created with a material which tells of colors, history, the land and the vibration of life.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 35


Tasarım/Design: Mermer Aydınlatma Elemanları/Marble Lighting

Const Bangkok’lu tasarım stüdyosu Thinkk, mermer, meşe ağacı, aluminyum ve LED’i Const’ta bir araya getiriyor. Tabanda kullanılan mermer, aydınlatmayı dengede tutuyor ve aynı zamanda küçük basamaklarıyla kalem koymak için ideal bir alan oluşturuyor. Bangkok designers THINKK studio have created a lamp that slots together like a children's toy. The designers simplified the product into three basic components; a base, a body and a shade.

36 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


Marble Lights Mermer ve cam en basit haliyle Studio Vit’in koleksiyonunda buluşuyor. Ampul ve soket arketipinden yola çıkılan tasarımda cam küreler ve silindirik mermer parçalar farklı boyutlarda bir araya getirilmiş. Masa, yer ve tavanda kullanmak üzere varyasyonları bulunan seride mermer hacimler asılı aydınlatmaları yerde tutan ağırlıklar olarak da kullanılabiliyor. Referencing the look of incandescent light bulbs, the Marble Lights combine blown glass spheres with marble cylinders to create table, floor and pendant lights, plus floor weights that can be looped over a flex to secure the pendants.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 37


Projeler/Projects: İstanbul

38 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


SO MIMARLIK VE FIKRIYAT’IN TASARLADIĞI HALIDE EDIP ADIVAR KÜLLIYESI, GEREK FORMU GEREK MALZEME SEÇIMI ILE ERKEN 20. YÜZYILDAN BU YANA UNUTULAN KÜLLIYE MIMARISINE DAIR YENI BIR IFADE ORTAYA KOYUYOR.

K

ülliyeler; cami, medrese, imarethane (aşevi), türbe, kütüphane, hamam, kervansaray, darüşşifa (hastane), tabhane (konukevi) gibi çok çeşitli işlev alanlarını içeren yapılar topluluğu olarak Osmanlı dahil olmak üzere birçok İslam medeniyetinde şehir sakinlerinin yüz yüze geldiği en önemli kamusal alanlardı. İbadetin ötesinde bilim, tören ve müzakere alanları olarak da kullanılan külliyeler gündelik hayatı barındıran işlev alanlarıyla Osmanlı şehirciliğinde çok önemli bir yere sahipti. İstanbul, Bursa ve Edirne başta olmak üzere yeni fethedilen kentlerde, ticaret ve hac yolları üzerinde ard arda inşa edilen külliyeler, yakın çevrelerine topladıkları nüfus ile bir süre sonra yeni yerleşimlerin gelişmesini sağlıyordu. 15. yüzyıl ortalarına kadar mimari program, yapı teknolojisi ve yerleşim şeması olarak aynı çizgide tekrarlanan Osmanlı külliyeleri, II. Mehmed’in kendi adına inşa ettirdiği II. Mehmed Külliyesi (Fatih Külliyesi, Fatih, İstanbul, 1463-70) ile yeni bir boyut kazandı. Kendinden önce gelen örneklerdeki gibi topografyaya dağılan, mütevazi ölçekli yapılar topluluğu yerine şehrin tepe noktaları ve kıyı bölgelerinde var olan, silüete katılan, cami merkezli olmak üzere yeşil bir avlu etrafında konumlanan medrese, imarethane, darüşşifa gibi diğer yapıların da eklenmesiyle gelişti. 1538’de Mimar Sinan’ın Hassa Mimarlar Ocağı’nın başına geçmesiyle de, en zengin yüzyılını yaşayan imparatorluk topraklarında başta başkent İstanbul olmak üzere bu şemaya sadık kalan çok sayıda külliye inşa edildi. Şehzade Mehmed Külliyesi, Saraçhane, İstanbul (1543-48), Süleymaniye Külliyesi, Süleymaniye, İstanbul (1551-58) ve Selimiye Külliyesi, Edirne (1568-74) klasik üslupta inşa edilmiş külliyelerin en bilinen örnekleri... Mimar Sinan’ın ölümünden sonra mimari yaratının durakladığı dönemde inşa edilen -Saraçhane’de 16. yüzyıl sonlarında inşa edilen Gazanfer Mehmed Ağa Külliyesi gibi- cami içermeyen, küçük yapılar topluluğu olarak tasarlandı.

OPEN SPACES, NATURAL MATERIALS SO? ARCHITECTURE AND IDEAS OF ISTANBUL BREATHES NEW LIFE INTO RELIGIOUS ARCHITECTURE IN TURKEY.

T

he külliye or historic Ottoman mosque architectural complexes are a group of buildings around a mosque that include a madrasa/school, imarethane/public kitchen, türbe/mausoleum, library, hammam, caravanserai, darüşşifa/hospital, tabhane/hostel and other public services. They were constructed throughout the Ottoman Empire as well as in other Islamic cultures as major public spaces that generated urban life. Beyond daily prayer, these mosque complexes were important areas in terms of everyday life in Ottoman cities as spaces for knowledge, burial and ritual ceremonies. The külliye mosque complexes were mostly constructed in the Ottoman capitals such as Istanbul, Edirne and Bursa and in the newly conquered lands in the Balkans, Arabia and on the Haj pilgrim routes. Historically the külliye architecture typology was largely repeated in the same format from the mid-15th century on in terms of architectural program, building technology and organizational scheme. Its architecture underwent a major transformation after the realization of the Mehmet II Mosque Complex, Fatih, Istanbul, known as the Fatih Mosque Complex that was constructed on behalf of Sultan Mehmet the Conqueror in 1463-70. While the earlier Ottoman mosque complexes were designed as small-scale buildings set organically onto the topography without a geometric order starting in the Classical age with examples like Fatih planning strategies changed. In Istanbul these complexes started to be designed as mosque centered buildings integrated into the urban fabric and silhouette on hilltops in the Historical Peninsula or the shorelines of the Golden Horn and the Bosphorus. The urban plan was generated by a geometric order centered on the mosque building that was bordered by the secondary units (madrasa, public kitchen, hospital etc) with a green space in between for circulation and access to the surrounding city. The famous Ottoman architect Sinan (d. 1588), the Imperial Architect responsible for the corps of court architects during the apex of the Ottoman Empire in the 16th century completed numerous mosque centered complexes primarily in Istanbul and in other major Ottoman cities including the Şehzade Mehmed Külliyesi, İstanbul, 1543-48, Süleymaniye Külliyesi, İstanbul, 1551-58 and Selimiye Külliyesi, Edirne, 1568-74. After his death, large-scale architectural production in the Ottoman territory slowed. Later examples including the late 16th TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 39


Projeler/Projects: İstanbul

KÜLLIYELERIN 21. YÜZYIL BAKIYELERI So Mimarlık ve Fikriyat’ın Halide Edip Adıvar Külliyesi projesi, Şişli Belediyesi tarafından Mayıs 2012’de duyurulan ‘Şişli Halide Edip Adıvar Külliyesi Ulusal Mimari Proje Yarışması’ için tasarlandı. 2007 yılında Oral Göktaş ve Sevince Bayrak tarafından İstanbul’da kurulan ve kent kültürü, kent-insan ilişkileri ve mimari tasarım üzerine yoğunlaşan So Mimarlık ve Fikriyat’ın güncel projeleri arasında ‘İTÜ Ayazağa Yerleşkesi Sınırlı Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması’nda üçüncülük alan projeleri ve İstanbul Modern’in, The Museum of Modern Art (MoMA), New York, ABD işbirliği ile gerçekleştirdiği, YAP İstanbul Modern: Yeni Mimarlık Programı’nın ilk geçici yapısı olacak Göğe Bakma Durağı bulunuyor. 19. yüzyıla kadar İstanbul’un bağ-bahçelik bölgelerinden olan Şişli kentin en yoğun konut bölgelerinden biri. Çevredeki mezarlıklar sayesinde nefes alabilen Şişli’nin, son yıllarda uygulanan çok katlı projeler sayesinde alt ve üstyapı olanakları daha da zor bir hale geldi. Şehrin en gürültülü noktalarından biri olan bölge, metro ve metrobüs gibi ulaşım olanaklarına yakınlığı sebebiyle İstanbul’da okuyan ve yaşayan kesimin konut ihtiyacını da ciddi oranda karşılıyor. Halaskargazi Caddesi’nin topografyanın sırtlarında ilerlediğini düşünürsek, Halide Edip Adıvar Külliyesi için seçilen yer de bu topografyanın yamaçlarında, yani Dolapdere-Okmeydanı-Çağlayan aksını birleştiren Piyalepaşa Bulvarı’na dönük konumda bulunuyor. Civarı yer yer çarpık, yoğun konut yerleşimi olarak yapılaşan alanın yakın çevresinde PERPA (Elektronikçiler Çarşısı), Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile

KÜLLIYEDEKI CAMI, EĞITIM BIRIMLERI, DERNEK VE LOJMAN BIRIMLERININ FORMUNDA, MEVCUT KONUT DOKUSU VE YOL ŞEMASININ BELIRLEDIĞI AKSLAR TAKIP EDILDI. THE EDGES OF THE EXISTING HOUSING BLOCKS AND THE STREET PATTERN DETERMINED THE FORMS OF DIFFERENT ELEMENTS OF THE KÜLLİYE INCLUDING THE MOSQUE, RESIDENTIAL AND EDUCATIONAL AREAS.

40 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

Vaziyet planı / Site plan


KÜLLIYE YAPILARI ÇEVREDEKI AĞAÇLARIN BOYUNU GEÇMEYECEK ŞEKILDE TASARLANDI. THE KÜLLIYE COMPLEX’S SCALE DOES NOT COMPETE WITH THE EXISTING URBAN SETTING AND TREES.

Bomonti Bira Fabrikası gibi günlük yaşamda bellek kazanmış yapılar bulunuyor. Parselde bulunan Çiftecevizler Cami’nin depreme dayanıksızlığı gerekçesiyle yıkılacak olması ve külliyenin mimari programı (cami, mutfak-depo, eğitim alanları, sosyal mekanlar, lojman ve otopark) yarışma şartnamesinde net olarak belirtilirken, külliyeye ait yapıların m2 alan gereksinimleri katılımcılar trafından önerildi. Tasarım ekibi cami merkezli yerleşim düzenini kurgularken Halide Edip Adıvar Caddesi ile Bahçecik Sokak akslarının sınırladığı alanı aşmayan, mahalle dokusunun devamı niteliğinde olması istenen bir düzeni tercih etmiş ve külliyeye ait yapıları bu çerçevede konumlandırmış. Bu tutum sonucu irrasyonel formlara sahip yapılar silsilesi, birbirleri ve sınır komşuları ile aralarında birtakım avlular oluşturuyor. Arazideki mevcut ağaçların korunduğu proje, yarattığı açık alanları bitişiğindeki Halide Edip Adıvar Parkı ve bulvar yönündeki tampon bölgeye bağlıyor. Yerleşim programını belirleyen akslardan minare de nasibini almış olmalı ki, geleneksel camilerden farklı olarak bağımsız bir eleman olarak tasarlanmış. Tasarım ekibi, taşın cami tipolojisinde doku belleği yaratmış bir malzeme olması sebebiyle bu malzemeyi günümüz teknolojisinin imkanlarıyla yorumlayıp bir doku oluşturma yolunu seçtiklerini ifade ediyor. İç ve dış mekanda birincil malzeme olarak öne çıkan taş, farklı kalınlık ve renk tonlarında olmak üzere 30x120 cm ebatta uygulanmış. Yönlenme kurgusundan dolayı farklı formlarda var olan avluların farklı dokulara sahip taş malzeme ile kaplanmasıyla, külliyenin her noktasında farklı deneyimlerin ve ışık-gölge oyunlarının oluşmasına olanak sağlanıyor. Külliye yapılarının giriş cephelerinde ahşap

century complex, Gazanfer Mehmed Ağa Külliyesi designed next to the Valens (Bozdoğan) Aqueduct that is an example of a small, non-mosque centered complex completed after the Sinan age. The külliye typology was largely abandoned in the modern age as an urban undertaking. So much so that it was surprising to see how it could be reinvented so effectively in a recent proposal for the Halide Edip Adıvar Külliyesi by the Istanbul practice of So? architecture and ideas that was designed in the context of the ‘Şişli Halide Edip Adıvar Külliyesi National Architectural Design Competition’ organized by the Istanbul Şişli Municipality in May 2012. SO? established by Oral Göktaş and Sevince Bayrak has since 2007 focused on urban culture, urban life and human-urban relationships in addition to their focus on architectural design. Two of their most noteworthy recent projects include the Istanbul Technical University Ayazağa Campus Design Competition, 3rd Prize, 2012 and their winning scheme Sky Spotting Spot, 2013, outdoor installation for the Istanbul Modern art museum. A temporary site-specific installation, Sky Spotting Spot, for the YAP-Young Architects Program collaboration between Istanbul Modern, Istanbul and the Museum of Modern Art, New York was realized in a courtyard of the Istanbul Modern as a temporary summer pavilion for events and activities.

A 21ST CENTURY KÜLLIYE So?’s proposal for the Halide Edip Adıvar Külliyesi was set in one of the older modern urban neighborhoods of Istanbul in Şişli. This district up until the 19th century was a mix of forest and farmland used for hunting, agriculture and leisure. The area rapidly urbanized in the 20th century such that today Şişli is a dense residential district of apartment buildings. Due to ill-conceived urban projects including a number of towers and shopping malls the urban texture of Şişli was significantly over built in the last 10 years with a number of cemeteries being the last non-developed open spaces in the area. The location of the new Külliye is set amongst the disorganized urban sprawl of Şişli facing the residential Halide Edip Adıvar Avenue on one side and set above the Piyalepaşa Boulevard, a highway that connects the E-5 ring road to downtown Beyoğlu, on the other. The existing urban setting is a jumble TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 41


Projeler/Projects: İstanbul

PROJENIN ANA MALZEMELERI FARKLI KALINLIK VE TONLARDAKI TAŞ VE AHŞAP. THE MAIN BUILDING MATERIALS ARE NATURAL STONE IN VARIOUS THICKNESSES AND SHAPES AND TIMBER.

42 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


Giriş kat planı / Ground floor plan 1- İbadet alanı / Prayer hall 2- Yarı açık ibadet alanı / Semi-open prayer hall 3- Avlu / Courtyard 4- Musalla taşı / Musalla stone 5- Kütüphane-kitap satış / Librarybookshop 6- Dernek / Foundation 7- WC 8- Abdesthane / Ablution space 9- Mutfak / Kitchen 10- Gasilhane 11- Servis girişi / Service entrance 12- Yapılaşma sınırı / Lot edge 13- Otopark yangın kaçışı / Underground parking fire exit 14- Otopark yaya giriş çıkışı / Underground parking entrance-exit for pedestrians 15- Otopark araç giriş çıkışı / Underground parking entrance-exit 16- Minare / Minaret

kullanılırken, cami harim kısmını örten çatı da ahşap ve cam malzeme kullanılarak tasarlanmış. Ahşap kirişlerin geçtiği harim kısmının üzeri cam panellerle örtülü; öyle ki bu paneller kışın kapandığında iç mekanı yağmur ve soğuk havadan koruyacak. Yazları ise açık kalan panellerden içeri giren havayla doğal havalandırma sağlanmış olacak. Halide Edip Adıvar Caddesi yönündeki eğimin merdivenler ve rampa ile geçilerek engelli-yaşlı-çocuklu kullanımının da dikkate alındığı, insan ölçeğini aşmayan, mevcut ağaçların arasında kaybolan yapılarıyla külliye projesi son yıllarda moda olan cami ve açık alan tasarımının birlikte ele alındığı uygulamalara gerçekçi bir yaklaşım sunuyor. Strüktürel görevi olmayan, ışığı bir odak etrafında toplama özelliğinden bile yoksun bir kubbe inşası yerine, harime derinlik katan örtü çözümlemesi de aynı akılcılıkla düşünülmüş. Yaşadığımız çağda kamusal mekan yaratma bağlamında erken modern dönem İslam coğrafyasında uygulanan ‘külliye’ modeline geri dönülmeli mi dönülmemeli mi konusu tartışılabilir; ancak So Mimarlık ve Fikriyat, Halide Edip Adıvar Küllliyesi ile insan ölçeğinde gezinen, taş ve ahşap gibi doğal malzemelerin yoğun kullanıldığı ve açık alan bakımından zengin bir kurguya sahip önerileriyle geride bıraktığımız 80 yıl boyunca modern söylemlere küsülen mimarlık ortamında özgün bir üretim ortaya koyuyor.

of non-planned residential areas that also includes the PERPA Trade Center megablock wholesale market and the Okmeydanı Training and Research Hospital. The residential area around Halide Edip Adıvar Avenue is an island in this KÜLLIYE, ÜNITELERIN tangle of roads that lacks any meaningful outdoor public YÖNLENDIRILMELERI space in it’s thickly packed gird of apartment buildings. SAYESINDE FARKLI PERSPEKTIFLERIN It was in this urban perspective that the SO? proposal DENEYIMLENDIĞI emerged. The existing Çiftecevizler Mosque will be AÇIK ALANLARA IMKAN SAĞLIYOR. replaced from the plans produced as part of the design competition that outlined a new architectural program THE KÜLLİYE COMPLEX HAS A including a mosque, kitchen-storage, education units, VARIETY OF OPEN ablution facilities, social spaces, residential units and PUBLIC AND SEMIPUBLIC SPACES underground parking space. THAT PROVIDE In their basic orientation plan, SO? followed the edges A NUMBER OF EXPERIENCES dictated by the two major avenues, Halide Edip Adıvar BECAUSE OF Avenue and Bahçecik Street. Each of the major elements THE VISUAL PERSPECTIVES was placed as if the scheme would be the extension of AFFORDED BY THE the existing urban pattern stitching these streets together ORIENTATION OF THE DIFFERENT into a courtyard and scattered buildings. This skewed UNITS. orientation between the angles of the two streets then determined the shape and placement of the buildings TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 43


Projeler/Projects: İstanbul

AHŞAP KIRIŞLERLE GEÇILEN, ÜZERI AÇILIR-KAPANIR CAM PANELLERLE ÖRTÜLÜ HARIM, DOĞAL IŞIK VE HAVALANDIRMA SAĞLIYOR. THE PRAYER HALL COVERED WITH WOODEN BEAMS AND FLEXIBLE WINDOW FRAMES FACILITATES NATURAL LIGHTING AND VENTILATION FEATURES.

Kesit / Section 1- İbadet alanı / Prayer hall 2- Yarı açık ibadet alanı / Semi-open prayer hall 3- Kadınlar mahvili / Women’s section 4- Courtyard 5- Sığınak / Shelter 6- Otopark / Underground parking 7- Tesisat odası / Technical space 8- Minare / Minaret

MİMAR / ARCHITECT: So Mimarlık ve Fikriyat YER / LOCATION: Şişli, İstanbul, Türkiye / Turkey YIL / YEAR: Tasarım / Design, 2012 PROGRAM / PROGRAMME: Cami, dernek-lojmanlar, eğitim birimleri, sosyal mekanlar, kapalı otopark / Mosque, association-residential units, education units, social spaces and underground parking MALZEMELER / MATERIALS: Taş, beton, cam ve ahşap / Stone, concrete, glass and wood ALAN / AREA: 3500 m2 TASARIM EKİBİ / DESIGN TEAM: Sevince Bayrak, Oral Göktaş, Kenan Sabırlı, Elif Karaköse, E. Derya Ertan 44 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

and open spaces in a unified whole integrated into its surroundings with the Mosque building placed roughly in the center and aligned towards Mecca. It was in this integration of the Külliye with its urban setting that contrasted this modern design with the Ottoman typology. Instead of the planning geometry of the complex being dictated by the mosque building it was determined by the urban pattern and the need for open public space. To achieve this the design also preserves the existing natural landscape elements merging the small Halide Edip Adıvar Park in a buffer zone toward Piyalepaşa Boulevard. The location of the freestanding minaret was also decided by following this strategy of defining meaningful public space in the courtyard as a distinctive landmark in contrast to traditional mosque typology where the minaret is subsumed within the mosque building. The extensive use of stone cladding and pavement was also importantly part of the desire by the architects to create meaningful and valuable public space in the city. As a construction material stone has in the latter half of the 20th century not been used widely in mosque architecture. SO? architects stated that they aimed to design a contemporary pattern in stone created by using recent technological production methods. The design proposes stone clad surfaces cut in 30 x 120 cm in a variety of thicknesses and colors to be used for both the interior and the exteriors. The courtyards with masonry in diverse forms and stone clad surfaces with different textures will let visitors experience variations in light and shade. Complementing this stone, timber was used for the main façades with the mosque’s prayer hall roof structure being a combination of wood and glass. The prayer hall has wood beams covering the glass panels that will be closed in the winter and will stay open during the hot summer days so that fresh air can be circulated through the interior. The design studies of the topographic differences that exist on the Halide Edip Adıvar Avenue was the rationale for the design of ramps for disabled-elderly people and children that also provides a human scale to SO?’s Külliye. Overall the architecture is smoothly aligned to natural elements and the street fabric generating this scale. The design proposal is logical and rationale generating a viable urban square from a basis in religious architecture for the benefit of all residents during prayer time and beyond. This logic extends from the architectonic design strategies in stone and timber to produce space, light and texture out to the urban level master plan that provides the same benefits to the district.


TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 45


Projeler/Projects: Kudüs/Jerusalem

Bilgi ve topografi

RAFI SEGAL ARCHITECTURE-URBANISM, İSRAIL ULUSAL KÜTÜPHANESI IÇIN DÜZENLENEN YARIŞMADA BIRINCILIK ALAN TASARIMLARINI TARIHI KUDÜS TAŞI, YAPAY TOPOGRAFYA VE EKOLOJI ÜZERINDEN KURGULUYOR. YAZI-TEXT: FIRAT ŞEKER

46 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 47


Projeler/Projects: Kudüs/Jerusalem

Vaziyet planı / Site plan

BASAMAKLAR HALINDE YÜKSELEN ÇATI ÖRTÜSÜYLE KÜTÜPHANE BINASI, DÖRT AVLU ETRAFINDA KURGULANDI. THE BASIC DESIGN OF THE LIBRARY BUILDING IS A STEPPED ROOF COMPOSED OF FOUR COURTYARDS.

48 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


A

ntik çağlardan günümüze kentlerin vazgeçilmez yapılarından kütüphaneler, 20. yüzyıl başlarından bu yana değişen bilgi ve haberleşme teknolojileri sayesinde gerek mimarisini gerek ise işleyişini sürekli güncelledi. Bu gelişmeler devam ederken kent yönetimleri de modern kentlerin simge yapısı halini alan kütüphane binaları için atağa kalktı. Bu bağlamda gerek formu, gerek kullandığı çağdaş malzemelerle son yıllarda çokça konuşulan, 2004 yılında OMA+LMN tarafından Seattle, Washington, A.B.D.’de uygulanan Seattle Central Library (Seattle Merkez Kütüphanesi) projesi örnek olarak gösterilebilir. İsrail Ulusal Kütüphanesi projesi için başkent Kudüs’deki Giv’at Ram bölgesinde İsrail Parlementosu ‘Knesset’, İsrail Müzesi, çeşitli bakanlık binaları ve Kudüs İbrani Üniversitesi yapıları ile çevrili bir alan tahsis edilmiş. Hareketli topografyası ile bilinen Kudüs’ün tarihi çekirdeğinin batısında yer alan arsa. İsrail Devletinin ulus kimliği ve yönetim organlarını elinde tutan bu binalar grubu şehirdeki yüksek bölgelerden birine konumlanırken, inşa edilecek olan İsrail Ulusal Kütüphanesi’nin

YENI KÜTÜPHANE BINASI IÇIN YAKIN ÇEVRESINDE İSRAIL PARLAMENTOSU ‘KNESSET’, İSRAIL MÜZESI, MALIYE BAKANLIĞI, İÇ İŞLERI BAKANLIĞI VE KUDÜS İBRANI ÜNIVERSITESI YAPILARI ILE ÇEVRILI BIR ALAN TAHSIS EDILDI. THE NEW LIBRARY BUILDING WILL BE CONSTRUCTED IN AN IMPORTANT PARCEL ADJACENT TO THE ISRAELI PARLIAMENT ‘KNESSET’, ISRAEL MUSEUM, MINISTRY OF FINANCE, MINISTRY OF INTERIOR AND THE JERUSALEM HEBREW UNIVERSITY.

TOPOGRAPHIC KNOWLEDGE RAFI SEGAL’S COMPETITION WINNING PROPOSAL FOR THE NATIONAL LIBRARY OF ISRAEL MERGES THE TOPOGRAPHY, ECOLOGY AND HISTORIC STONE LANDSCAPES OF JERUSALEM.

L

ibraries have been an integral part of civilization since the days of the ancient library of Alexandria. The emergence of public libraries in the 19th century in Europe and North America were instrumental in the development of modern, democratic societies based on knowledge. In the 21st century information and communication technologies have transformed the public library further to become electronic hubs as well as a source for physical printed books. In fact many local authorities are now creating media center – library hybrids as symbolic structures in the center of cities to define a vision for 21st century urban life. In this perspective, the Seattle Central Library, Seattle, Washington, 2004 by OMA has been cited as an example of architecture for the library of today emphasizing transparency, light and technology. A similar approach can be seen in a competition-winning proposal for the National Library of Israel by Princeton, U.S.A. and Tel Aviv, Israel based practice Rafi Segal Architecture Urbanism who were the surprising winners of a two-stage competition organized by the Board of Directors of the National Library of Israel in early 2012. Although Segal’s winning proposal was later supplanted in a controversial way by the organization committee his design was clearly an advancement of the library typology in a building ideally suited to the historic setting. The design brief for the original competition was meant to address two crucial needs. First there was the goal to move the existing National Library (1960) from its current location within the Hebrew University Campus to a new larger site that could account for the Library’s future expansion. The second goal were specific efforts to revitalize the existing mission of the Library in an effort to expand collections, update services and work procedures through the integration TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 49


Projeler/Projects: Kudüs/Jerusalem

ANITSAL DÖRT BETONARME KOLON ILE GEÇILEN AVLULARA AIT DUVARLAR IKI SIRA OLACAK ŞEKILDE CAM ILE KAPLANDI. THE COURTYARDS ARE SURROUNDED BY FOUR CONCRETE COLUMNS AND LINED WITH LARGE GLASS WALLS.

50 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


ÖRTÜDEKI BASAMAKLI FORMUN AÇIKÇA IZLENEBILDIĞI IÇ MEKANLARDA DA TAŞ MALZEMEYE YER VERILDI. STONE IS ALSO USED FOR THE INTERIORS WHERE THE STEPPED ROOF’S INVERTED FORM IS VISIBLE.

de bu yapılar grubu arasında kendine yer seçmesi aslında tesadüf değil... Ekonomileri, bilgi teknolojileri ile birlikte anılan ülkede, bilginin üretilmesi sürecinde önemli bir role sahip kitap, koleksiyonlar, öğrenme, araştırma, yayınlama gibi nesne ve eylemleri ihtiva eden kütüphane binası da diğer yönetim yapıları arasında yer alacak. Bu yer seçimi, bilgi depolama ve üretiminin devlet politikası dahilinde ciddi ölçüde desteklenmesinin bir sonucu. İsrail Ulusal Kütüphanesi için A.B.D. Princeton ve İsrail Tel Aviv’de ofisleri bulunan Rafi Segal Architecture-Urbanism tarafından önerilen proje, 2012 başlarında Ulusal Kütüphane Yönetimi tarafından açılan iki aşamalı yarışmada birincilik elde etti. Rafi Segal’in bilinen projeleri arasında Zvi Hecker ile birlikte tasarladığı Palmach Tarih Müzesi, Tel-Aviv, İsrail (2000) ve Kohn Pedersen Fox Associates bünyesinde görev aldığı Boston Liman Bölgesi Masterplanı, Boston, A.B.D. projeleri yer alıyor. Yarışmaya katılan projelerden ilk etapta Kudüs İbrani Üniversitesi kampüsünde bulunan Ulusal Kütüphane (1960)’nin gelecek ihtiyaçlarına cevap vermesi bekleniyordu. Ayrıca kütüphanenin uzun vadede sürdürülebilir çözümler sunarken, depo alanlarında saklanacak nesneler için iklim, güvenlik gibi açılardan yüksek kontrol sağlamasının gerekliliği de belirtiliyordu. Ekim 2012’de sonuçlar açıklandı; Rafi Segal ve ekibi tarafından tasarlanan proje, bina örtüsünün basamaklar halinde kamusal alana dönüşmesi

of advanced technologies and broaden the Library’s role as a national center of education and culture. In October 2012, Rafi Segal was announced as winner from a field of Israeli and international architects with his design of a modern archaic stepped roof structure clad in stone that generated ample public space and provided climactic efficiency in a way the competition committee declared was “modest yet original and unique.” Rafi Segal’s background in Israel and in the architectural establishment of northeastern U.S. teaching at schools such as Harvard and the Cooper Union were ideally suited to this competition. He received his professional degree and M.Sc in Architecture from Technion – Israel Institute of Technology, and his PhD from Princeton University. Segal’s professional experience crucially includes a mix of cultural buildings and urban projects including the Palmach History Museum designed with Zvi Hecker and built in Tel-Aviv and the Boston Seaport Master plan that he led as senior designer on behalf of American corporate architectural firm Kohn Pedersen Fox Associates. The location for the new National Library of Israel is the TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 51


Projeler/Projects: Kudüs/Jerusalem

AVLULARI ÇEVRELEYEN ANITSAL DÖRT BETONARME SÜTUN SAYESİNDE, YAPIDAKİ TÜM MEKANLAR DOĞAL IŞIK İLE AYDINLANMIŞ OLUYOR. LARGE REINFORCED CONCRETE COLUMNS SURROUNDING THE COURTYARDS FACILITATES THE ENTRANCE OF NATURAL LIGHT INTO THE INTERIOR SPACES.

52 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 53


Projeler/Projects: Kudüs/Jerusalem

ve sağladığı enerji tasarrufu ile öne çıkarak birincilik elde etti. Yapıya ait çatı örtüsünde bir çeşit kireçtaşı olan tarihi Kudüs taşı kullanılırken; cepheler, zeminler, avlu zeminleri, yapının kuzey ve güney ucunda bulunan meydanlar ile bina içinde konumlu, insan yoğunluğu bakımından hareketli lobi, kültür/eğitim alanları ve yönetim birimleri gibi binaya ait diğer kısımlarda diğer taş türlerine yer verilmiş. Tasarım ekibi, binaya kimliğini veren Kudüs taşının tercih edilmesini “Çağlar boyu şehrin yapı faaliyetlerinde kullanılan tarihi Kudüs taşının çatıdaki kare formlu, merkezden çepere doğru basamaklar halinde yükselen bir düzende kullanılmasıyla oluşacak ışık gölge oyunları, derinlik algısı ve oluşacak renk tonları gibi deneyimleri üretmek; aynı zamanda tarihten gelen eski ve yeni taş türlerini bir arada kullanmak” şeklinde açıklıyor. Yerel bir taş olan Kudüs taşı, İsrail’in Heron bölgesindeki ocaklardan çıkartılıyor. Doğada açık sarı-kırmızı tonlarda bulunan malzeme, güneş ışınlarına karşı dayanıklılığıyla kurak iklime sahip bölgede yüzyıllar boyunca kullanıldı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen şehir surları da Kudüs taşının kullanıldığı tarihi örnekler arasında... Ulusal Kütüphane’ye ayrılan alanın hemen bitişiğinde bulunan ve kolonadlı yapısıyla Anıtkabir, Ankara (1953)’e benzetilen, Josep Klarwein’in İsrail Parlementosu ‘Knesset’ (1966) projesinde de aynı taş tercih edilmiş. Knesset Givat Ram district of Jerusalem. The topography of the site, made up of three ridges has been used since the 1950s in a three part way with a government precinct, a university campus and a museum. One of the most important points in Jerusalem the hilltops of Givat Ram are the site of the Israeli Parliament ‘Knesset’, the Israel Museum, Ministry of Finance, Ministry of Interior and the Hebrew University of Jerusalem and many other important cultural and educational institutions. According to the architects this urban setting on the western part of the historic citadel of Jerusalem was intended to “enhance the Library’s public presence, accessibility and symbolic role within Israeli culture, while rethinking the design of the library in the digital age.” The placement of the National Library in the center of government indicates the importance ascribed to knowledge and information in the digital age for Israel. Segal’s competition design for the National Library of Israel is characterized by large stone clad surfaces on a series of monolithic modular volumes flowing over the triangular lot as artificial landscape topography. This design strategy of the stone clad hybrid building/landscape model has been popular in the last few years and featured in projects recently published by Natura such as the Ordos Museum, 2011 by MAD (Natura, January-February 2012) and the Quinta Do Vallado Winery and Hotel, 2011 by Francisco Vieira de Campos (Natura May-June 2012). In Segal’s design this stone topography is organized around four courtyards at the entrance, southern, western and northern sides each with their own individual functions, Public Areas, Education/ 54 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

Bodrum kat planı / Basement floor plan

Giriş kat planı / Ground floor plan Birinci kat planı / First floor plan

Kesit / Longitudinal section


BASAMAKLI ÇATI ÖRTÜSÜ, KUDÜS’DEKI TERASLI TEPELERDEN VE KUDÜS’TE BULUNAN, YAHUDILIKTE ARINMAK IÇIN KULLANILAN YAPILARDAN ‘MIKVEK’ ESINLENEREK TASARLANDI. THE STEPPED ROOF CONSTRUCTION WAS INSPIRED BY THE NATURAL TERRACED HILLS OF JERUSALEM AND THE RITUAL PURIFICATION BATHS ‘MIKVEK’ THAT ARE PART OF JEWISH TRADITION.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 55


Projeler/Projects: Kudüs/Jerusalem

Kesit / Cross section

Kesit / Cross section

binası yapıldığı dönem itibarıyla gerek rasyonel formu, gerekse beton kolonadlarıyla modernizme göz kırparken; günümüz mimarlık anlayışı çerçevesinde tasarlanan Ulusal Kütüphane binası şehrin yerelden gelen değerlerini malzeme kullanımı ve önerdiği geometrik form dünyasıyla bilinçli olarak sürdürüyor. Üçgen bir alan üzerine tasarlanan İsrail Ulusal Kütüphanesi geniş taş yüzeyleri ve dışa dönük, monolitik-parçalı kütlesiyle dikkat çekiyor. Parselin güneydeki ucundan ana girişin sağlandığı yapı dört avlu etrafında (sırasıyla Giriş avlusu, Güney avlu, Batı avlu ve Kuzey avlu) şekillenirken; birbirine geçmiş, akışkan mekanların yataydaki dizilimiyle karakter kazanıyor. Projede kütüphanenin ihtiyaç duyduğu mekanların yanı sıra sergi alanları, seminer odaları ve oditoryum gibi alanlar da düşünülmüş. Dışa dönük bina doğal ışıkla aydınlanma ve pasif iklimlendirme gibi meseleleri önerdiği avlular ile çözüyor. Betonarme anıtsal sütunların desteklediği avlulardaki içe dönük duvarlar cam yüzeylerle düşeyde geçildikten sonra yukarıya ve yapı çeperine doğru açılarak beden duvarları ile birleşiyor. Kalınlığı geniş tutulan bina örtüsü, üst kotta basamaklı bir form alarak bir başka kamusal alana dönüşüyor. Çift katmanlı tasarlanan bina örtüsü sayesinde, kullanılan taş malzemenin de yardımıyla dış ortam koşullarına bağlı olarak ısıyı soğurma ya da dışarıya iletme ile iç mekanlardaki sıcaklık değişimi 56 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

MİMAR / ARCHITECT: Rafi Segal Architecture-Urbanism YER / LOCATION: Kudüs, İsrail / Jeruselam, Israel YIL / YEAR: Tasarım / Design, 2012 PROGRAM / PROGRAMME: Kütüphane ve kapalı otopark / Library and underground parking MALZEMELER / MATERIALS: Kudüs taşı, beton, cam / Jeruselam stone, concrete, glass ALAN / AREA: 40.000 m2 TASARIM EKİBİ / DESIGN TEAM: Rafi Segal, Yonatan Cohen, Matan Mayer, Will Choi, Nicholas Pajerski, Marie- Lou Teeling , Bing Wang, Xing Xiong

Culture, Research/Study, and Library Operations, with the main entrance placed on the southern portion of the lot. The design proposes a large stone canopy roof supported by the large columns of these courtyards creating a series of connected fluid spaces that have a linear order as if designed as one unified space. At the center of the plan are the large reading rooms of the Research/ Study courtyard flanked by the Education/Culture courtyard’s exhibition areas, seminar rooms and auditorium. The northern Operations courtyard is also the location of a secondary entrance. The design proposes efficient solutions in terms of natural lighting and passive climate control using the combination of the thick stone roof and courtyards. One of these features is the double glazed façade of the courtyards that allows air circulation through its integration with the roof structure. The temperature between indoor or outdoor spaces and absorbing or radiating heat are


Batı görünüş / West elevation

Güney görünüş / South elevation

Holy Sepulchre Kilisesi’nin önünde bulunan meydan, Kudüs. The entrance square to the Church of the Holy Sepulchre, Jerusalem.

controlled by latches that allow air to flow in and out of the gap of the roof construction in summer when open or allow heated air into the interior when closed. In this way the stone’s thermal mass is aligned with the structure of the building. In Segal’s design the National Library of Israel’s roof entirely clad in Jerusalem stoned with its stepped terraces echoes the natural peaks of Jerusalem and their terraced hillsides creating a topographic landscape of stone terraces. These stone terraces also act as public space allowing visitors to enjoy the surrounding urban panorama and use the steps as an outdoor reading area. The exterior stepped roof layer is expanded from the center (courtyard) towards the edge giving the opportunity to create deep, vertical galleries in the interior. The proposed design gives a clear message that knowledge is to be kept securely in this closed stone volume but light is allowed to penetrate these spaces of knowledge. Jerusalem stone, a local limestone, is entirely used for the roof structure and for large parts of the elevations, on the floors (including the courtyard floors and the exterior north-south public plazas) and in the interior, active public areas such as the entrance lobby, cultural/education center and administration wing. The design team stated that the Jerusalem stone was chosen to combine and embed new and old stone from Jerusalem’s seven hills on the building’s roof, which is de-facto, its main façade. The effect will produce a pallet of mixed shades, hues and depths set within the overarching square geometry of the steps, enhancing the differences in the surface while highlighting its unifying geometric form. Jerusalem stone exists in the hills surrounding Jerusalem and mostly quarried around the Hebron district has been used historically in the buildings of the city for centuries. The stone comes in a variety of cream/yellowish and red colors when set against the strong Jerusalem light. The old city walls built during the Ottoman Empire in the mid-16th century by Süleyman the Magnificent (r. 1520-1566) are examples of the historic use of Jerusalem stone in the area. Importantly in the modern period the same stone was used for the architect Josep Klarwein’s (d. 1970) initial design for Israeli Parliament ‘Knesset’, 1966, with a stone colonnade reminiscent of the Anıtkabir in Ankara, Turkey, 1953. Later the neighboring Knesset design was changed into primarily a reinforced concrete structure and aesthetic that is in contrast’s to Segal’s re-appropriation of the material and topographic characteristics of Jerusalem for the National Library. TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 57


Projeler/Projects: Kudüs/Jerusalem

Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen şehir surları. The old city walls built during the Ottoman Empire in the mid16th century by Süleyman the Magnificent.

Duvar-çatı kesiti üzerine varyasyonları Variations on wall-roof section

58 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


kontrol altında tutulmuş olacak. Tasarım ekibi bu uygulamayı “Taştan basamakların peyzajı” olarak ifade ediyor. Yapının üst örtüsü bu sayede kent sakinlerine dört mevsim açık havada vakit geçirme ve şehrin manzarasını izleme olanağı sunuyor. Çift katman cam halinde tasarlanan avlu duvarları, üst kısımlarına yerleştirilen açılır–kapanır kapaklar sayesinde, güneş ışığının kışın yansıyan ışığın iç mekana sirküle olmasına, yazları ise tam tersi, tekrar avluya, oradan da dışarı iletilmesine yardımcı olacak. İsrail Ulusal Kütüphanesi’nin bir platforma dönüşen bina örtüsü tamamen Kudüs taşı kullanılarak beton iskelet üzerine inşa edilirken, sahip olduğu basamaklar sayesinde Kudüs’ün doğal peyzajına özgü teraslı tepelerini anımsatıyor. Bina üst örtüsünün merkezden çepere doğru basamaklar halinde yükselmesi sonucu iç mekanlar düşeyde yükselen, derin galeriler şeklinde var oluyor. Korunaklı formuyla içinde bilginin saklandığı mesajını açıkça veren, ışık-gölge oyunları yardımıyla kullanıcısına zevklideğişken deneyimler sunan proje, tarihi Kudüs taşının sahip olduğu renkten ötürü de ezelden beri ‘Altın Kudüs’ ismiyle anılan üç kitaplı şehrin geçmişine de yerinde bir referans veriyor.

AVLUYU ÇEVRELEYEN ÇIFT SIRA CAM DUVARLARDA BULUNAN AÇILIR-KAPANIR KAPAKLAR SAYESINDE, YAZLARI OLUŞAN ISI DIŞ ORTAMA SIRKÜLE OLURKEN; KIŞLARI ISE IÇ ORTAMA AKMASI SAĞLANACAK.

İklim kontrolü şeması / Climate control diagram 1- Ana okuma salonu döşemesi / Main reading room floor 2- Kontrol delikleri / Control vent 3- Çift cam duvardan yükselen hava / Air released from double-glazed wall 4- Döşemeden yükselen serin hava / Cool air from under-floor air distribution system (UFAD) 5- Jeotermal döndü, Kudüs zemini / Geothermal coil, Jerusalem bedrock 6- Hapsolan sıcak hava / Forced warm air 7- İç mekana nüfuz eden sıcak hava / Air heated and released to interior 8- Döşeme altında sirküle olarak dağıtılan sıcak hava / Warm air circulated through under-floor air distribution system (UFAD)

THE GLASS WALLS OF THE INNER COURTYARDS INCLUDE MOVABLE INTERNAL AIR CIRCULATION COVERS THAT CAN BE ADJUSTED SEASONALLY; CLOSED THEY ALLOW HEATED AIR TO CIRCULATE INTO THE BUILDING IN WINTER AND OPEN MOVE HOT AIR OUT IN THE SUMMER.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 59


Projeler/Projects: Luberon

60 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


Vadideki ev CARL FREDRIK SVENSTEDT’IN FRANSA’NIN LUBERON BÖLGESINDE UYGULADIĞI TAŞ EVDE, VERS TAŞI ILE TARIHI DUVAR KALINTILARI ÜZERINE ÇAĞDAŞ BIR KONUT INŞA EDILDI. FOTOĞRAF-PHOTO: HERVE ABBADIE, ERIC LAIGNEL TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 61


Projeler/Projects: Luberon

Vaziyet planı / Site plan

VERNACULAR AVANT-GARDE PARIS BASED ARCHITECT AND DESIGNER CARL FREDRIK SVENSTEDT’S STONE HOUSE PROPOSES ARCHAIC ARCHITECTURE FOR MODERN LIVING

S

S

tockholm doğumlu mimar Carl Fredrik Svenstedt 1990’lardan itibaren New York ve Paris tabanlı birçok tasarım ofisinde çalıştıktan sonra 2000 yılında Paris’de kendi ofisini kurdu. Yoğunlukla İsveç ve Fransa’da çalışan mimar, konut tasarımlarında Stone House projesinde olduğu gibi sık sık doğal malzemelere yer veriyor. Svenstedt’in konut projelerinin ortak özelliği, doğal taş ve ahşabın kullanıldığı, parçalı kütleye sahip, rasyonel mekan çözümleri... 2011 yılında uygulanan Stone House, Fransa’nın Provence vilayetine bağlı Luberon bölgesinde bulunuyor. Marsilya, Cannes ve Nice gibi popüler Akdeniz kentlerinin bulunduğu Provence bölgesi bitki örtüsü, iklimi, dağları ile olduğu kadar yemekleri ve şarapları ile de oldukça ünlü. Vilayetin batısında konumlu Luberon, bu özellikleriyle her yıl sıcak aylarda ziyaretçi patlaması yaşıyor. Çok sayıda vadinin bulunduğu Luberon bölgesi her ölçekten yerleşimin sıralanmasıyla pitoresk görünümleri ağırlıyor. Fransa’da yetişen bitki ve hayvan türlerinin üçte birini barındıran Luberon’da çok sayıda doğal koruma alanı bulunuyor. Luberon vadisine tepeden bakan eğimli arazide, terk edilmiş bir çiftliğin kalıntıları üzerine inşa edilen Stone House, doğa koruma bölgesi sınırları içinde kaldığı için projede doğal taş malzeme kullanımı mecburiydi. Vers bölgesinden çıkartılan, ‘pierre du gard’ ve ‘pierre du vers’ isimleriyle anılan bir çeşit kumtaşı olan Vers taşı, projede büyük bloklar halinde kesilerek uygulandı. Vers taşı Güney Fransa’da antik dönemlerden bu yana tercih edilen, Vers yakınlarındaki Roma dönemi su kemeri ‘Pont du Gard’ın inşaatında da kullanılan bir malzeme. Kırmızıya kaçan sarı renkli taş günümüzden 15 milyon yıl önce oluşumunu tamamlamış olduğundan bol miktarda deniz kabuğu ve fosil içeriyor. İri taneli ve hava keseleri içeren gözenekli yapısıyla hafif ve kırılgan olan Vers taşı, bu özellikleriyle işleme kolaylığı sağlıyor. Tarih boyu genellikle büyük bloklar halinde uygulanan Vers taşı, çok uzunca bir süre Güney Fransa’da ‘ucuz’ bir malzeme olarak görülerek, otoparklarda bölme işlevli, tarım ve sanayide de dolgu malzemesi olarak kullanıldı. II. Dünya Savaşı sonrası ülkedeki kamu ve konut yapılarında sıkça kullanılan taş, 1948-53 tarihleri arasında Fernard Poillon tarafından uygulanan Marsilya’daki 62 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

TAŞ EV, VADILERI, PEYZAJI VE ŞARAP ÜRETIMI ILE ÜNLÜ FRANSA’NIN LUBERON BÖLGESINDE INŞA EDILDI. STONE HOUSE WAS CONSTRUCTED IN LUBERON, FRANCE IN PROVENCE, FAMOUS FOR ITS LUSH VALLEYS, SCENIC LANDSCAPES AND UBIQUITOUS VINEYARDS.

tones in architecture from ancient times are still with us today in old and new forms. For cultures living with monuments from historical periods these stone in type and source tend to be forgotten in the architectural power of these monuments while others are transformed beyond recognition in modernization efforts. One case in point of the former is the Pont du Gard, a ancient Roman aqueduct dating from the 1st century AD located in Vers in Provence southern France that is one of the most important examples of Roman engineering in the history of Western art. While the aqueduct continues to be a major historic site what has been largely forgotten is the stone that was used to construct the Pont du Gard. The large blocks of the aqueduct are composed of an ochre yellow limestone with shells, or fossils dating about 15 million years ago from the quarries near the town of Vers that are still active today. The Vers limestone has a large grain and high porosity with a crackled surfaced when inspected closely consisting of a granular composition with air pockets. This porosity makes the limestone relatively brittle when thin, easy to cut and light, with a density around 1,95 that made it a favorite of ancient and modern builders. In France the stone in recent history has been used in large blocks, as a rather inexpensive weight mass used for dividers in parking lots and in agricultural and industrial environments in the Mediterranean region. So much so that the stone has become common throughout France’s southern coast as it was used in post-WWII reconstruction for public buildings and housing giving the stone an ordinariness that has reduced its impact as a valued construction material. It has gained some notice when used in restoration projects such as architect Fernand Pouillon’s application of the stone in solid form to reconstruct the waterfront of the old port of Marseille in 1948-53. After many years of decline, today some contemporary architects have revived the material in typologies such as agricultural buildings and warehouses. One of the most significant is the architecture of Lyon based Gilles Perraudin, a previous International Stone Architecture Award winner, who designed the Museum of Wine, Patrimonia, Corsica, 2012, and a social housing unit in Cornebarrieu, near Toulouse France, 2011, using large blocks of limestone. We can also note the use of large limestone blocks in a remarkable new building, the Stone House, 2011 in Luberon, France, by the American trained Swedish


HARABE HALINDEKI ESKI BIR ÇIFTLIK YAPISI ÜZERINE INŞA EDILEN TAŞ EV PROJESINDE KONUK EVI VE YÜZME HAVUZU HARABE HALINDEKI DUVARLAR KULLANILARAK TASARLANDI. THE NEW HOUSE WAS CONSTRUCTED AROUND THE REMAINS OF AN ABANDONED TRADITIONAL FARMHOUSE WHOSE OLDER WALLS WERE INCLUDED INTO THE GUESTHOUSE AND SWIMMING POOL

Giriş kat planı / Ground floor plan 1- Giriş / Entrance 2- Yaşama alanı / Living area 3- Mutfak / Kitchen 4- Yatak odası / Bedroom 5- Banyo / Bathroom 6- Bahçe / Garden 7- Teras / Terrace 8- Misafir evi / Guest house 9- Yüzme havuzu / Swimming pool 10- Garaj / Garage

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 63


Projeler/Projects: Luberon

ANA KONUTUN GÜNEYINDE VADIYE BAKAN BIR TERAS, GÜNEYINDE ISE YEŞIL BIR AVLU TASARLANDI. A TERRACE ON THE SOUTH SIDE OF THE MAIN HOUSE IS ORIENTED TO THE VIEW OF THE LUBERON VALLEY AND A GREEN COURTYARD.

Eski Liman’ın (Vieux-Port) da ana malzemesiydi. Ardından uzun bir süre gözden düşen Vers taşı, bölgede tarımsal amaçlı antrepo-ambar yapılarında kullanıldıktan sonra, 2011’de Gilles Perraudin tarafından uygulanan Musée des Vins (Şarap Müzesi), Haute-Corse, Korsika ve Logements Sociaux Collectifs (Toplu Konut), Cornebarieu projeleriyle çağdaş mimaride yeniden tercih edilmeye başlandı. Stone House, harabe halindeki duvar kalıntıları üzerine beton, cam, ahşap ve yoğun Vers taşı kullanımıyla tasarlandı. Proje, mevcut duvar parçalarına yaklaşan, onunla doku, renk ve his bağlamlarında aynı dili konuşan, benzer çizgileri devam ettirerek, bütünüyle insan ölçeğine yaklaşan bir tutum sergiliyor. Ana tasarım prensibinin yayılımcı mekan düzenine sahip, taş blokların kaydırılmasıyla doku ve boşluklarının oluşmasına imkan verecek şekilde olduğunu söyleyen Carl Fredrik Svenstedt, büyük oranda ayakta duran harabe duvarlardan ötürü kullanılacak malzemenin kalıntılara uyum sağlaması gerektiği ve bu sayade Vers taşına karar verdiğini ekliyor. Proje teras ve garajı içeren, kare planlı ana konut; mevcut duvar kalıntıları kullanılarak tasarlanan konuk evi ve yüzme havuzundan oluşuyor. Kare planlı ana konutun, beton temeller 64 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


üzerinde yükselen beden duvarlarında 50x50x200 cm ebatlarda kesilen Vers taşı kullanıldı. Kalın duvarları sayesinde yazları sıcak, kışları karlı olan Luberon bölgesinde, izolasyon gerektirmeyen yeterli bir termal konfor da bu sayede sağlanıyor. Bitirme elemanlarının kullanılmadığı iç mekanda kullanılan diğer malzemeler, beton ve ahşap, çıplak halleriyle bırakıldı. Tavanda kullanılan ahşap kontraplakların da etkisiyle, iç mekan bütünüyle sarı ve gri tonlarda bir görünüme kavuştu. 200 m2 oturum alanlı ana konuttaki yaşama alanı, kuzeydeki vadinin panaromasına bakan terasla birlikte düşünülürken, konutun rasyonel plan şemasını kareye tamamlayan garaj alanı ahşap strüktür olarak tasarlandı. Lineer oturumlu yüzme havuzu ve 35 m2 alanlı konuk evi duvar kalıntıları üzerine inşa edildiğinden, gerek plan düzleminde, gerekse üçüncü boyutta plan-malzeme-ölçek farkından dolayı ana konuttan kolayca ayırt ediliyor. Ana konut için kullanılan 50x50x200 cm Vers taşı bloklar, buzlanma ile oluşacak muhtemel dökülmeye karşı ocaktan çıkarıldıkları halleriyle, sıraya dizilerek uygulandı. Taş blokların bilinçli kaydırılmasıyla kapı ve pencere gibi yapı elemanlarına boşluklar ayrıldı. Kırma çatı ile architect Carl Fredrik Svenstedt. His Paris based practice uses a similar approach to Perraudin in line with building regulations and the availability of limestone in the scenic hilly landscape of Provence near the site of the Stone House. For the renovation of the abandoned farm house into a new contemporary living space the local building code required using “stonecolored” materials, and so it became plainly evident to Svenstedt that using real stone would be a much more significant architectural strategy. Located to the west of Luberon, Vers limestone became that natural choice, as it is easy to extract and under-appreciated locally, so using large blocks also turned out to be financially viable. In bringing old and new together, the ruined walls of the farmhouses were preserved so as to frame the new house, while the guesthouse and pool where inserted within the existing stonewalls. The main house is built with solid sandstone blocks 50 x 50 x 200 centimeters, quarried next to the Pont du Gard in an area mined for stone since Roman times. The Stone House’s location in this government protected nature preserve with exacting construction guidelines mandated this application of traditional building materials. The primary design strategy was a building principle of stacking the stones to produce massive masonry walls in a style similar to the “vernacular avantgarde” employed by Perraudin. This technique was clear-cut and simple while flexible enough to give freedom to stagger or skew the blocks to make openings or to give texture when needed. Traditional houses in the area are made of thick, rather porous stonewalls, whose mass helps keep the houses cool during the hot summers. This idea confirmed by the architects’ studies in the area suggested that the Stone House could be built without insulation. Thus in terms of the environmental performance of the building, the thick walls of the house also create thermal mass, can breathe and do not require insulation, even in this area of hot summers and snowy winters. The rest of the house is either in concrete or larch wood, with large bays in triple-glazed timber frames. The interiors are left untreated, with naked concrete floors and birch plywood ceilings. The 200m2 main house is built as a large, shading roof straddling a dense bedroom wing. The glazed living room and open terraces under this roof

Kesit / Section 1- Ana konut, mutfak / Main house, kitchen 2- Garaj / Garage 3- Ana konut, özel alanlar-ıslak hacimler / Main house, private-wet spaces 4- Ana konut, yaşama alanı / Main house, living area

Kesit / Section 1- Ana konut, özel alanlar-ıslak hacimler Main house, private-wet spaces 2- Ana konut, yaşama alanı / Main house, living area 3- Beton temeller / Concrete mass foundation

PROJEDE ANA KONUT İÇİN, EĞIMLI ARSA ZEMINININ KILLI OLMASI SEBEBIYLE YAĞMUR VE NEM KARŞISINDA OLUŞMASI MUHTEMEL KAYMALARA KARŞI 3 METRE DERINLIKTE DÖKÜLEN BETON KAZIKLAR ILE ÖNLEM ALINDI. THE NEW HOUSE SITS ON 3-METER DEEP CONCRETE FOUNDATIONS, A FLOATED CONCRETE PLATE FOR THE FLOORING PROTECTS AGAINST WATER, HUMIDITY AND SOIL MOVEMENT ON THE INCLINED SITE.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 65


Projeler/Projects: Luberon

ANA KONUTTAKI YATAK ODALARI VE ISLAK HACIMLERIN BULUNDUĞU MEKANLARA AIT DUVARLAR, KUMTAŞININ BLOKLAR HALINDE KULLANILMASIYLA INŞA EDILDI. THE WALLS SURROUNDING THE BEDROOMS AND WET SPACES PLACED IN THE MAIN ROOM ARE CONSTRUCTED BY USING LARGE BLOCKS OF THE LOCAL SANDSTONE QUARRIED IN THE AREA SINCE ROMAN TIMES.

Konuk evi, kesit / Guest house, section 1- Konuk evi / Guest house 2- Yüzme havuzu / Swimming pool 3- Yıkılan çiftliğe ait duvar kalıntıları / Wall remains from the prior farm house

66 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


maintain the transparency between the courtyard to the south, and the broad views down the Luberon valley to the north. Three distinct plywood volumes, like large crates integrating storage and wet spaces, structure the open plan of the bedroom wing. Hidden sliding doors divide the space into bedrooms and bathrooms depending on occupancy. Overall Svenstedt has been able to in the architecture and interior design scheme here project an air of the contemporary within the old. Although each has its own distinct layer the commonality of the old and new stone surfaces is deftly unified in the overall design strategy the key element of which is the massive limestone blocks. His transformation of archaic building methods in large monolith stone blocks to present day purpose is executed with a level of environmental and building practicality that makes his architecture powerful but completely appropriate to present day use. The term “vernacular avant-garde” used to describe Perraudin’s techniques in stone blocks is equally pertinent to the architecture of Svenstedt’s Stone House with the added element of the architect’s sophisticated manipulation of space. Taking into account the scale of the natural beauty of the Luberon valley to the special qualities of the building site, the architect’s skill has been to provide access to all these qualities in the spatial organization and experience of the House. The architectonic rationale in stone and timber merged with an idea for modern living gives the Stone House a strong architecture completely at peace with its surroundings. TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 67


Projeler/Projects: Luberon

HARABELER ARASINDA YÜZÜYORMUŞ HISSI UYANDIRAN LINEER YÜZME HAVUSU, ESKI ÇIFTLIĞE AIT DUVAR KALINTILARI ARASINA BETON KULLANILARAK INŞA EDILDI. THE CONCRETE SWIMMING POOL WAS DESIGNED INTO THE EXISTING REMAINS OF THE FARMHOUSE BRINGING TOGETHER THE OLD AND NEW.

geçilen ana konutun beden duvarlarının en tepesinde bulunan taş blokların 30x30x200cm kesilmesiyle düz, beton tavanın uygulanmasına olanak sağlandı. Tavanda kullanılan kirişler ise 20x20 cm olarak ahşaptan kesildi. Harabe halindeki duvarların kullanıldığı konuk evinin sadece bir cephesindeki beden duvarı sıfırdan tasarlandı. 100x100x50 cm ebatlarında Vers taşının kullanıldığı duvar elemanı soyut balık sırtı dokusunda uygulandı. Luberon’un deprem bölgesi olmasından dolayı duvarların içinde tasarlanan beton kolonlar duvar elemanlarını temelle birleştirdi. Projede, eğimli arsa zemininin killi olması sebebiyle yağmur ve nem karşısında oluşması muhtemel kaymalara karşı da 3 metrelik beton kazıklar üzerine dökülen beton zeminle önlem alındı. Bölgedeki geleneksel evlere baktığımızda yazları izolasyon sağlaması için kalın duvarlı, gözenekli malzeme kullanılarak inşa edildiğini görüyoruz. Stone House projesinde de aynı yöntem geçerli. Yakın çevrede bolca bulunan ve çıkartılması kolay Vers taşı, Stone House’da da doğal özellikleriyle enerji tasarrufu sağlarken yapıya farklı deneyimler kazandırıyor. 68 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


GÜNEY FRANSA’NIN PROVENCE BÖLGESINDEN ÇIKAN KUMTAŞI, ANA KONUTTA 50x50x200 CM; MISAFIR EVINDE ISE 100x100x50 CM EBATLARDA, DEV BLOKLAR HALINDE KESILEREK UYGULANDI. SANDSTONE, LOCALLY SOURCED, WAS USED AS 50x50x200 CM BLOCKS FOR THE MAIN HOUSE, AND 100x100x50 CM BLOCKS FOR THE GUESTHOUSE.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 69


Projeler/Projects: Luberon

KUMTAŞININ YANI SIRA YOĞUN AHŞAP KULLANIMININ IZLENDIĞI PROJEDE, ANA KONUT ILE BAHÇE ARASINDA, MEKANLAR ARASI MIKROKLIMA YARATAN, AHŞAP, GEÇIRGEN NITELIKTE BİR BÖLME DUVARI TASARLANDI. A SEMITRANSPARENT WALL OF TIMBER COLUMNS SEPARATES THE GARDEN AND THE MAIN HOUSE CREATING A DISTINCT MICROCLIMATE.

70 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


Ana konut, sistem kesiti/Main house, system section 1- Güneş korunumu için sürgülü parmaklık Sliding rail for sun screen 2- Sürgülü pencere / Sliding window frame 3- Betonarme kolon Concrete column (beyond) 4- Ahşap panjur / Slatted wood sun screen 5- Çakıl / Gravel 6- Çinko kaplama (Çatı bileşimi: Su yalıtımı, yalıtım, beton plaka, ahşap kontrplak tavan döşeme) Zinc covering (Roof composition: Rain-proofing, insulation, concrete slab, birch plywood suspended ceiling) 7- 50x30 cm taş blok, değişken uzunlukta (genellikle 210 cm) / Solid stone 50 x 30 cm, variable length  (usually 210 cm) 8- 50x50 cm taş blok, değişken uzunlukta (genellikle 210 cm) Solid stone 50x50 variable length (usually 210 cm) 9- Pencere kasası / Window in pine frame 10- Bitirmesiz beton döşeme Finished floor polished concrete 11- Isı sirkülasyonu için çıta / Screen for floor heating circuit 12- Döşeme yalıtımı Insulation for floor heating 13- Beton plaka / Concrete slab 14- Boşluk / Vent space 15- Su drenaj boşluğu / Draining infill 16- Akaç (bu kesite girmiyor) Drain (not visible in this section) 17- Beton temel Concrete mass foundation

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 71


Projeler/Projects: Pécs

Tas MACAR MIMARLIK ŞIRKETI KOLLER STUDIO’NUN TASARLADIĞI PÉCS ADALET SARAYI, KANFANAR TAŞI KAPLI YÜZEYLERI SAYESINDE DIŞA KAPALI, KORUNAKLI BIR HAL KAZANIYOR. FOTOĞRAF-PHOTO: ANDREA HÄIDER

LIGHT COURTS JOZEF KOLLER’S KOLLER STUDIO FROM PÉCS, HUNGARY, ENVISIONS A NEW JUDICIAL BUILDING IN SANDSTONE AND LIGHT.

72 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


TEMMUZ HAZİRAN - AĞUSTOS - TEMMUZ 2013 2013 / JULY / JUNE - AUGUST - JULY 2013 • NATURA 73


Projeler/Projects: Pécs

P

écs, Macaristan’ın güneybatısında Hırvatistan sınırına yakın konumda bulunan, ülkenin beşinci büyük kenti. Dokuzuncu yüzyıla tarihlenen belgelerde ‘Beş Katedral’ anlamına gelen ‘Quinque Basilicae’ olarak anılan kent 16. yüzyılın ilk çeyreğinde I. Süleyman tarafından fethedildi. 150 yıldan fazla Osmanlı hakimiyeti altında kalan Pécs bu süreçte İslam şehirlerinde görülen cami, hamam, çarşı, türbe gibi anıtlarla donatıldı. 2008 yılında, LivCom (International Awards for Liveable Communities) tarafından 75.000-200.000 nüfus kategorisinde dünyanın en yaşanabilir ikinci kenti seçilen Pécs; 2010 yılında da Essen (Almanya) ve İstanbul ile birlikte Avrupa Kültür Başkenti oldu. Başkent ilan edilmesinin hemen akabinde, tarih boyu sahip olduğu etnik çeşitliliğe istinaden ‘Borderless City / Sınırsız Şehir’ sloganıyla kentte meydanlar, sokaklar ve önemli kamusal alanlarda bakımonarım çalışmaları başlatılırken; şehre yeni kültür merkezi, konser salonu ve kütüphane gibi yapılar da kazandırıldı. Macaristan’ın Osmanlı mimarisi izlerini en fazla taşıyan (halihazırda 17 Osmanlı camisine sahip) kentinin şehir mimarisi ise insan ölçeğine yaklaşan, 18-19. yüzyılla tarihlenen bakımlı yapıları ile tanımlanıyor.

Vaziyet planı / Site plan 1- Ofis binası / Office building 2- Klinik / Clinic 3- Banka binası / Bank office 4- Mahkeme binası / Courthouse 5- Otopark / Parking space 6- Savcılık binası / Prosecutor’s office 7- Gençlik merkezi / Youth center 8- Konut binası / Residential building 9- Postane / Post office BINA, MEVCUTTA KULLANILAN 10 KATLI MAHKEME BINASINA EK OLARAK TASARLANDI. THE BUILDING WAS DESIGNED AS AN EXTENSION TO THE EXISTING 10 STOREY 20TH CENTURY MODERNIST COURTHOUSE.

74 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


A

rchitecture in Hungary is, like many other countries in Eastern Europe, executed by architects primarily from the country. After the breakdown of the Eastern Bloc a new local architecture community emerged in Hungary that has been responsible for a number of public and private buildings that showed new directions in modern design. One of these practices is Koller Studio from Pécs, Hungary whose history is closely tied to these political developments. The firm led by Jozef Koller was created from the architectural staff of PÉCSITERV, the government planning and design agency for the South Transdanubia region where the firm has been active. The practice has for the past 20 years focused on work in this southwestern corner of Hungary centered on the cities of Pécs, Kaposvár and Szekszárd in addition to projects in the capital Budapest. The focus in local architecture can be seen in the firm’s use of regional techniques in stone, brick and timber adapted into a resolutely modern architecture emphasizing space and light. A project that reflects the firm’s approach is the Law Court Extension to the 1970s communist era courthouse in Pécs. Koller’s design began as a limited commission to modernize the crumbling and dated façades of the court office tower but was transformed into a project that saw the realization of two new court rooms on what was a leaky outdoor terrace. With a population of 156,000, Pécs is the fifth largest city in Hungary in an area that was originally settled by the Romans from the 2nd century with the medieval city dating from the 9th century. The city was conquered by the Ottoman Sultan Süleyman in the 16th centry during which numerous Ottoman building types such as

BINANIN DOĞU UCUNDAKI SAĞIR DUVAR, KANFANAR KIREÇTAŞI PÜRÜZLÜ YÜZEYLER OLUŞTURACAK ŞEKILDE TASARLANDI. THE EASTERN BLIND WALL IS CLAD IN ROUGH UNFINISHED KANFANAR LIMESTONE FROM CROATIA.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 75


Projeler/Projects: Pécs

YAPININ MEVCUT BINAYA BAKAN BATI CEPHESI ŞEFFAF OLARAK TASARLANDI. THE WESTERN WALL ORIENTED TOWARD THE EXISTING COURTHOUSE HAS A TRANSPARENT GLAZED EXTERIOR.

Pécs merkezli Koller Studio, kurulduğu 1991 yılından bu yana mimari tasarım ve kent planlamann yanı sıra, video-animasyon ve ürün tasarımı alanlarında da hizmet veren bir şirket. Çoğunlukla Budapeşte ve Tuna Nehri’nin batısındaki Transdanubia bölgesinde projeler gerçekleştiren ofis, bilgisayar destekli tasarım olanaklarını ileri düzeyde kullanabilen, mimar ve şehircilerden oluşan küçük bir ekipten oluşuyor. Koller Studio’nun neredeyse tüm uygulamalarında doğal taş, ahşap gibi doğal malzemeler ile tuğlanın birlikte denendiği, lineer ve parçalı kütleli formlar ön plana çıkıyor. Koller Studio’nun tasarladığı Pécs Adalet Sarayı, yakın çevresinde hastane, banka şubeleri, postane, gençlik merkezi ve savcılık binası gibi önemli kamu binalarının bulunduğu kent merkezinde, 10 katlı mahkeme binasına bitişik olacak şekilde tasarlandı. Gerek malzeme kullanımı gerekse form bakımından mevcut bina ile ilişki kurmaktan kaçınan tasarım; birbirine paralel, eğik çatılı dört adet dikdörtgenler prizmasından oluşuyor. Yapının engelli, yaşlı ve çocuklu kullanımına tam erişim imkanı veren rampalı girişi, kuzeydeki Rákóczi Caddesi yönünden sağlanıyor. Giriş katında kayıt ofisi, garaj ve teknik hacimlerin bulunduğu yapının birinci katında duruşma salonları bulunuyor. Güven, aidiyet ve hukukun temsili niteliğindeki, dışa dönük, katı görünümlü adalet sarayı mimarisi bu yapıda da tercih edilmiş. Bina, şeffaf tasarlanan batı cephesinde bulunan cam köprü ile mevcut mahkeme binasına, giriş ve birinci katlardan eklemleniyor. Yapının kuzey ve güney cephelerinde bulunan pencereleri düzensiz bir dizilim gösterirken, yapının beşinci cephesi niteliğinde tasarlanan çatısında 76 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

Doğu görünüş / East elevation


Güney görünüş / South elevation

mosques, hamam, markets and tombs were built. From the 18th century on the city was an important economic and cultural center of the Austro-Hungarian Empire displaying today many of neo-classic buildings from the Hapsburg period. In the post-Socialist era Pécs has thrived to become in 2008 one of the most liveable cities in the world (LivCom, International Awards for Liveable Communities) and in 2010 the city was designated as one of the European Capitals of Culture. Preparations for its activities as Capital of Culture under the heading “Borderless City” saw the refurbishment of many plazas, streets and public spaces and the construction of a new cultural center, concert hall and library. The wellpreserved combination of Ottoman, Austria-Hungarian neo-classic and Socialist architecture has made Pécs today a good example of low-density urbanism at a human scale in a pleasant topography of rolling hills and farmland. For the Law Court Extension, Koller’s design strategy revolved around the extensive use of Kanfanar sandstone from Istria in neighboring Croatia. The stone blocks of the Courthouse Extension are entirely faced with the same yellowish beige sandstone with the longer elevations using smooth slabs while the short ends are clad with roughly split stone slabs in which the still visible drill holes TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 77


Projeler/Projects: Pécs

BIRBIRINE PARALEL DÖRT HACIMDEN OLUŞAN BINANIN ÇATI DAHIL TÜM YÜZEYLERI KANFANAR TAŞI ILE KAPLANDI. ALL THE EXTERIOR SURFACES INCLUDING THE ROOF CLAD IN KANFANAR LIMESTONE IN THE DESIGN CONSISTS OF FOUR PARALLEL VOLUMES.

da düzensiz dizilimli çatı pencereleri bulunuyor. Bu çatı pencereleri sayesinde başta sirkülasyon ve bekleme alanları olmak üzere duruşma salonları da doğal ışıkla aydınlanıyor. Pécs Adalet Sarayı’nın cephe, çatı ve iç mekan tasarımında birincil malzeme olarak tercih edilen Kanfanar taşı sayesinde yapı ağır ve korunaklı bir görünüm kazanıyor. Dış cephedeki monotonluk, kısa kenarı düşeyde olacak şekilde yerleştirilen, farklı boyutlarda kesilmiş taş levhaların dizilimiyle kırılırken; iç mekanda aynı malzeme ahşap ile birlikte kullanılarak sarı ve kahve tonlarının ağır bastığı bir atmosfer ortaya çıkartılmış. Yapının doğu cephesinde tam işlenmemiş, pütürlü yüzeye sahip Kanfanar taşı yatayda ve dikey olarak uygulanırken; binanın çatısında aynı malzeme düzensiz bir dizilim gösterecek şekilde kullanılmış. Pécs Adalet Sarayı’nın iç mekan ve cephe kaplamasında yoğun bir şekilde kullanılan, bir çeşit kiraçtaşı olan Kanfanar taşı (Yellow Istrian-Sarı Istrian), Hırvatistan’ın Istria Yarımadası ile Dalmaçya kıyılarındaki ocaklardan çıkartılıyor. Orta Avrupa 78 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


Birinci kat planı / First floor plan 1- Yapı giriş köprüsü / Entrance footbridge 2- Giriş kontrol noktası / Entrance checkpoint 3- Giriş holü / Entrance hall 4- Mahkeme salonları / Courtrooms 5- Toplantı odası / Meeting room 6- Koridor / Judicial corridor 7- WC 8- Mevcut binaya açılan köprü / Bridge to the administrative wing

Giriş kat planı / Ground floor plan

from the quarry are used as an aesthetic device. The use of Kanfanar sandstone was continued on the stairs and entrance ramp entering the interior of the building as flooring. This extensive application by Koller is seemingly intended to emphasize the weight and importance of the court building giving it a level of character that was not realized in the generic modernism prevalent in the existing Socialist era building. In fact Koller replaced the common ceramic tiles found in other public buildings of the civic center of Pécs with this deliberate use of stone that also has the added function of matching the façade of the older building where ceramic tiles were replaced with a new cladding of large slabs of beige stone (Méskö) in Koller’s earlier restoration project. Entrance to the whole court complex is now realized through a “stone bridge” at the entrance of the Extension building, giving it further symbolic and functional importance in the newly created complex. Composed of four angled blocks, the Extension consists of courtrooms on the upper entrance floor and offices, garage and technical facilities below. These blocks are conceived and designed on 5 sides to include the view of the roof from the 10-story older court tower building. This emphasis on light and views is the other dominant characteristic of Koller’s architecture indicating the building’s modernist pedigree. On the terminal end of the building facing the tower a glass façade is matched with a glass covered bridge between the Extension and the tower building. There is also the distinct lighting strategy provided by the skylights integrated into the roof of the Extension that importantly are visible from the upper floors of the tower. It is here, in this roof, that Koller integrates the past history of the site as stone tiles from the original terrace were laid vertically in an open structure, resulting in a lively geometry of stone, glass and concrete. The interior of the courthouse contains many design details emphasizing light a sense of solidity. Slat windows visible on the façade and a skylight puncture the spacious corridors leading to the courtrooms. Once in the courtrooms there are no direct visual sight lines to the exterior instead ingenious skylights flood the room with indirect sunlight from above complemented by a cascading group of vertical round lighting fixtures. Matched with the wood paneling the interior design of the Courthouse Extension has a modern yet established design identity in line with a contemporary idea of a courthouse for the newly advancing civic society of Hungary.

Giriş kat planı / Ground floor plan 1- Teknik hacim / Technical facilities 2- Garaj / Garage 3- Arşiv odaları / Archives 4- Depo / Storage 5- Koridor / Corridor 6- Mevcut binaya açılan koridor Corridor to the administrative wing

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 79


Projeler/Projects: Pécs

ÇATIDA TASARLANAN PENCERELER SAYESINDE, IÇ MEKANLAR FARKLI NOKTALARDAN DOĞAL IŞIK ILE AYDINLANIYOR. A MULTITUDE OF SMALL ROOF WINDOWS PROVIDES NATURAL LIGHTING FOR THE INTERIOR.

80 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


ülkeleri başta olmak üzere, İtalya, Fransa, ABD ve Çin’e ihraç edilen Kanfanar; dış cephe, döşeme ve merdivenin yanı sıra pencere eşikleri ve silmelerde de uygulanabiliyor. Duruşmalar Antik dönemlerde stoa (bir tarafı duvara yaslı, sütunlarla geçilen yarı açık mekanlar), odeon (kent meclisi) ve tiyatro yapılarında gerçekleştirilirken, ilerleyen çağlarda kilise meydanları da zaman zaman aynı amaç için kullanıldı. Kilise’nin ‘adalet’ olgusunun şekillenmesinde araç olarak kullanıldığı çağlardan sonra mahkeme binaları, erken modern dönemden bu yana tekil yapılar olarak tasarlanıp inşa edilmeye başlandı. Pécs Adalet Sarayı’nda doğu-batı yönünde paralel sıralanan dört prizmadan kuzeyde olanı sirkülasyon ve bekleme alanlarına ayrılırken; diğer üç prizma duruşma salonları başta olmak üzere diğer mekanları tanımlıyor. İşte tam bu bağlamda, iç mekanda bu üç prizmanın tanımladığı ‘hukukun temsili’ duruşma salonları, betonarme kirişlerin de yardımıyla üç nefli bir kiliseyi andırıyor. İç mekan duvarlarını çepeçevre kaplayan ahşap yüzeyin, ‘orta nef’ hizasında konumlu kürsünün olduğu noktada düşeyde yükselmesi ve kürsünün olduğu hizada çatı pencerelerinden süzülen ışıkla, mütevazi iç mekanın anıtsallığı vurgulanmış oluyor. Vitrayla bezeli, iç mekanı aydınlatan kilise apsisleri gibi, Pécs Adalet Sarayı’ndaki duruşma salonu da binanın sağır, doğu ucunda bulunan çatı pencereleri ile aydınlanıyor. Son yıllarda Macaristan’da inşa edilmiş olan Patartics Zorán’ın Győr Temyiz Mahkemesi (2007), Krüll-Ung Office’in Macaristan Ağır Ceza Mahkemesi, Budapeşte (2007) ve Koller Studio’nun bir diğer uygulaması olan Debrecen Adalet Sarayı (2006) projelerinde tasarlanan taş yüzeyler, yerelden gelen biçimlerle resmi yapılara güven ve ciddiyet duygusu kazandırırken, ortaya çıkan estetik değerin yanı sıra, oluşturdukları farklı dokularla ışık-gölge oyunları ve özgün mekan deneyimleri yaratıyor.

Kuzey-güney kesiti / North-south section

Doğu-batı kesiti / East-west section

MİMAR / ARCHITECT: Koller Studio YER / LOCATION: Pécs, Macaristan / Hungary YIL / YEAR: 2005 PROGRAM / PROGRAMME: Adalet Sarayı / The High Court of Justice MALZEMELER / MATERIALS: Kireçtaşı, beton, ahşap ve cam / Limestone, concrete, wood and glass OTURMA ALANI / FLOOR AREA: 950 m2 TASARIM EKİBİ / DESIGN TEAM: József Koller, László Csatai, Zoltán Bánfalvi, Zsófia Fehér

The use of stone by Koller throughout the building in a combination of smooth processed slabs and rough quarry aesthetic carved blocks undoubtedly can be ascribed to the building’s function. In recent years in Hungary a number of other judicial buildings using stone cladding have been realized by Hungarian architectural practices including Patartics Zorán’s Gyor Appellate Court, Gyor, 2007, Németh Tamás’s Fonyód City Court, Fonyód, 2010 and Kalo Emese, Pásztor József and Halmos Tamás’s Hungarian Judicial Academy, Budapest, 2011. Koller Studio’s earlier brick clad Debrecen Law Courts, Debrecen, 2006, can be added to this distinguished set of projects that seek to advance the identity of architecture for judicial buildings through the expressive power of materials. The Court House Extension at Pécs can be seen as the most successful of this group in the way the architects manage to weave history and place in an architectural language that expresses the function of the building on the exterior and provides clean, well lit organized spaces in the interior. TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 81


Projeler/Projects: Ankara

GÖLBAŞI, ANKARA’DA BÜTÜNER MIMARLIK TARAFINDAN UYGULANAN MOGAN GÖLÜ CAMISI ÖLÇEK, FORM VE MALZEME BAĞLAMINDA KLIŞELERDEN UZAK ÇEVRESIYLE MÜKEMMEL UYUM SAĞLAYAN BIR YAPI.

i

slam kültürü ve medeniyeti 14 asırdır İspanya’dan Endonezya’ya uzanan coğrafyada var olmaya devam ediyor. Dört kıtaya yayılan bu yerleşik kültürün simge yapısı olan camiler de asırlar boyu farklı uygarlıklar tarafından coğrafyanın her noktasında farklı biçimlerde yorumlandı. Günümüz İslam coğrafyasında cami tipolojisi için ortak bir kaygı ve uygulama yok. Türkiye ve Körfez ülkeleri gibi inşaat patlamasının yaşandığı yerlerde bile çağdaş malzemenin kullanıldığı, mekan-strüktür bağlamında geçmişi taklit eden uygulamalar tekrar ediliyor. Son on yılda 7 bini aşkın caminin inşa edildiği Türkiye’de de modern anlamda yenilikçi yapıların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. İnşa edilecek her yeni caminin başta belediye başkanları olmak üzere, yerel yöneticilerin estetik zevklerini yansıtacak şekilde uygulandığını iddia etmek yanlış olmaz. Her seferinde Mimar Sinan’a öykünürcesine inşa edilen camilerde mimari bağlamda da pek çok hata gözlemlemek mümkün: Mekana zenginlik katmayan, strüktürel olmayan devasa kubbeler, sadece kendisini taşıyan ağırlık kuleleri, legoya dönüşen kubbe organizasyonları, tarihselci çini panolar, harim ölçeğinin üzerine çıkan şadırvanlar, sadece menekşelerin kullanıldığı peyzaj düzenlemeleri... Yapılan eleştirileri dikkate almayan yerel yönetimler, uyguladıkları projelerde yer seçimi, kent ile olan ilişki, ölçek ve form odaklı sert eleştirilere maruz kalıyor. Yıkım-yapım faaliyetlerinin seri bir şekilde devam ettiği İstanbul’da, Yüksek Mimar Hilmi Şenalp ve Hilmi Güner tarafından tasarlanan Mimar Sinan Cami, Ataşehir (2012) gerek geçmişi tekrar eden mimarisi, gerekse kent ile kurduğu ilişki bağlamında çok ağır eleştiriler aldı. Uygulanan her bir çağdaş cami projesi sonrası ‘modern cami tasarımı’ konusu da tekrar gündeme geliyor.

82 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

A MODERN MOSQUE, A MODERN PARK THE ENVIRONMENTALLY CONSCIOUS MOGAN LAKE MOSQUE DESIGNED BY HİLMİ GÜNER AND HÜSEYİN BÜTÜNER IN GÖLBAŞI, ANKARA CREATES PUBLIC SPACE IN A NATURAL SETTING.

I

slamic culture and its traditions have been a continuing presence in a geography stretching from Spain to Indonesia for 14 centuries. Mosques as monuments of these cultures are their visible icons on a landscape spanning 4 continents. It is therefore interesting to note the variety of idioms in this religious architecture that has been built in different ways by numerous civilizations in every corner of this vast region. Today, intriguingly there is still no common concern and design consideration for the mosque typology existing in the Islamic world. Even in Turkey and the Gulf countries, where there have been recent construction booms, mosques designed using modern construction materials and techniques repeat historic types with the same plans and schemes but with contemporary structural systems. For example in Turkey, there are only a few innovative mosque designs among over 7 thousand mosques constructed in the last decade. Of these many new mosque projects, it would not be wrong to say that their aesthetics reflect the limited architectural understanding of local mayors and administrators with little input by the public or experts. These newly constructed “nostalgia” mosques, many of which are copies of examples from the Ottoman classical period and the master architect Sinan, share many characteristics: oversized domes in reinforced concrete, lego-like aggregations of levels of small domes, historicist painted copies of ceramic wall tiles etc. In addition to these architectural issues, these mosques have been criticized for their urbanism, including faulty location and lack of integration with the existing urban setting and environment in scale and form. One major example of this “nostalgia” trend in Istanbul is the Architect Sinan Mosque located in the satellite city of Ataşehir (2012) designed by


TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 83


Projeler/Projects: Ankara

Her yeni tartışmada adı tekrar tekrar anılan modern-akılcı uygulamalar arasında Cengiz Bektaş tarafından tasarlanan Etimesgut Cami, Etimesgut, Ankara (1967), Behruz Çinici ve Can Çinici’nin ortaklaşa tasarladığı TBMM Cami, Ankara (1986-89) ve Vedat Dalokay’ın Kocatepe Cami, Ankara proje yarışmasını kazanan ancak İslamabad, Pakistan’da inşa edilen Faysal Cami (1986) sayılabilir. Mogan Gölü Camisi’ni tasarlayan Ankara tabanlı Bütüner Mimarlık, Hüseyi Bütüner’in kurucularından biri olduğu, 1992 yılından bu yana faaliyette bulunan Artı Tasarım’ı takiben 2008 yılında kuruldu. Bütüner Mimarlık, mimarlık, iç mimarlık, şehir planlama ve peyzaj tasarımı gibi farklı disiplinlerde üretim yapıyor. Ofis, birincil amaçlarının geleneksel ve yerel değerleri yorumlayarak çağdaş bir mimari dil üretmek olduğunu ifade ediyor.

ÇEVREYE MÜKEMMEL UYUM SAĞLAYAN MODERN SÖYLEM... Mogan Gölü, Ankara’nın 25 km güneyinde bulunan 110.000 nüfuslu Gölbaşı İlçesi’nde bulunuyor. 20 hektarı doğa parkı olmak üzere çevresi 60 hektara varan rekreasyon alanıyla Mogan Gölü, ekolojik açıdan üstün evrensel değerlere sahip. Şimdiye kadar 226 tür kuşun gözlemlendiği Mogan Gölü havzası, birtakım kuş türlerine dünya üzerindeki birkaç önemli üreme noktasından biri olarak sahip çıkıyor. Bütüner Mimarlık’ın ilk cami tasarımı olan Mogan Gölü Camisi, Mogan Parkı’nın yanında yer alıyor. Cami projesinde yapı tipinin tarihsel bağlamını, yerel koşullar içinde yeniden yorumlayarak özgün bir tasarım geliştirmeyi hedefleyen Bütüner Mimarlık bunu üç aşamada Vaziyet planı / Site plan

DÜŞEY CAM PANELLERLE GEÇILEN MIHRAP DUVARI, BIR ‘IŞIKLI DUVAR’ HALINE DÖNÜŞÜYOR. THE CONTEMPORARY DESIGN OF THE ‘MIHRAP’ WALL CLAD IN GLASS BECOMES A ‘WALL OF LIGHT’.

84 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


TASARIMDA ERKEN DÖNEM CAMILERDE GÖRÜLEN MIHRAP DUVARINA PARALEL GELIŞEN BIR HARIM TASARLANDI. THE PRAYER HALL IS PARALLEL TO THE ‘MIHRAP’ WALL AS SEEN IN EARLY ISLAMIC ERA MOSQUE PLANS.

Bodrum kat planı / Basement floor plan 1- Teknik hacim / Technical space 2- WC-duş / shower 3- Koridor / Corridor 4- Depo / Storage 5- Abdest alma, bayan / Ablution, women 6- Abdest alma, erkek / Ablution, men 7- Hol / Hall 8- Temizlik odası / Cleaning room 9- WC, bayan / women 10- WC, bay / men 11- İmam odası / Room for the imam

architect Hilmi Şenalp. This mosque was heavily criticized for its lack of integration with the already meager public space of the existing urban setting and its historicist plan-façade scheme that baldly repeated the design of one of the architect Sinan’s master works, the Selimiye Mosque, Edirne of 1574. With the upswing in religious construction in Turkey, the history of modern mosque design has also become a topic of discussion in advanced professional and academic circles in the country. Successful examples by Turkish architects such as Cengiz Bektaş’s Etimesgut Mosque, Etimesgut, Ankara, 1967, Behruz Çinici and Can Çinici’s Grand National Assembly of Turkey Mosque, Ankara, 1986-89 and Vedat Dalokay’s Kocatepe Mosque, Ankara, 1957, competition winning first prize proposal (not constructed yet inspired Dalokay’s design of the King Faisal Mosque in Islamabad, Pakistan in 1970) are cited as the leading examples of modern Islamic religious architecture in Turkey.

NEW DIRECTIONS IN MOSQUE DESIGN IN TURKEY

Zemin kat planı / Ground floor plan 1- Avlu / Courtyard 2- Çim alan / Grass area 3- Havuz / Pool 4- Musalla taşı / Musalla stone 5- Ayakkabılık / Shoe cupboard 6- Harim / Pray hall 7- Minber / Minbar 8- Mihrap / Mihrab

A mosque completed in 2006 in a suburb of Turkey’s capital Ankara can be added to the list of successful examples of religious Islamic architecture in the region in the last 50 years. Hüseyin Bütüner and Hilmi Üner designed the modern Mogan Lake Mosque, Ankara, 2006 during their partnership of Artı Design, which disbanded in 2007. The mosque located on the Mogan Lake, 25 kilometers south of the Ankara city center within the district of Gölbaşı with a population of 110,000, shows the possibilities of modern architecture aligned to environmental and public space needs in contemporary religious architecture. The architects, eschewing nostalgia, instead designed the mosque from a foundation in modern architecture, yet with respect for the traditional mosque typology and local values in line with an advanced view of public space and ecology. This was especially significant in the environmentally important Mogan Lake area that has globally recognized ecological features with its 60-hectare recreation area including a 20-hectare natural park that is home to 226 species of birds that draw birdwatchers to this natural breeding-ground. The Mogan Lake Mosque was constructed in 2006 next to the Mogan Park outside of Ankara in one of the new suburbs of the city. The architects’ goal was to design a modern mosque as a re-evaluation of the historic development of the mosque typology in the context of TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 85


Projeler/Projects: Ankara

BEDEN DUVARLARINDA IŞLENMIŞ, SET YÜZEYLERINDE ISE IŞLENMEMIŞ ANDEZIT TAŞI KULLANILIYOR. EXTERIOR AND INTERIOR WALLS ARE CLAD WITH PROCESSED ANDEZIT BASALT STONE ALSO USED IN A NATURAL ROUGH STATE ON THE TERRACES.

86 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

gerçekleştiriyor: Mihraba yakın namaz kılma isteğinden ötürü, mihrap duvarına paralel olacak şekilde tasarlanan harim kısmı (namaz kılınan kapalı hacim), klasik dönem camilerde gözlenen, vitraylarla süslü, harimi aydınlatan mihrap duvarı ve kent dışı ya da menzillerde inşa edilen camilerde görülen, açık alanda namaz kılma olanağı vermek üzere tasarlanan, yerden yükseltilmiş namazgahlara referans veren üzeri açık avlu. Tasarım bu çerçevede, camilerin geleneksel iç mekan teşekkülüne de sadık kalıyor: Giriş aksında konumlanan mihrap, minber ve –her ne kadar zorunluluk değil alışkanlık olsa da– minare. Mogan Gölü Camisi, temelde doğu-batı aksını belirleyen Andezit taşı kaplı duvarları ile caminin giriş cephesini tanımlayan, beyaza boyalı brüt betondan oluşan duvarlar silsilesi tarafından tanımlanıyor. Cami civarındaki diğer yapılarda da kullanımı yaygın olan Andezit taşı, Gölbaşı bölgesinden çıkartılıyor (Cami, taş ocaklarının ve taş işleme atölyelerinin çok yakınında yer alıyor.). Harimi oluşturan duvarlarda işlenmiş, avluyu çevreleyen duvarlarda ise işlenmemiş Andezitin oluşturduğu farklı dokular, bir arada bulunan bu duvar elemanlarını farklı kılmak amacıyla kullanılıyor. Grimsi, pembe tondaki işlenmiş Andezit harimden algılanırken; seleksiyona uğramamış, çeşitli renklerdeki taş elemanlardan oluşan kaba taş duvar örgüsü yalnız dış mekanda tercih edilmiş. Mihrap yönüne doğru artan eğim sayesinde yerden yükseltilen, ve taş duvar setlerle


AA kesiti / Section AA

BB kesiti / Section BB

MİMAR / ARCHITECT: Bütüner Mimarlık YER / LOCATION: Gölbaşı, Ankara, Türkiye / Turkey YIL / YEAR: 2006 PROGRAM / PROGRAMME: Cami / Mosque MALZEMELER / MATERIALS: Taş, beton, cam / Stone, concrete, glass ALAN / AREA: 300 m2 TASARIM EKİBİ / DESIGN TEAM: Hüseyin Bütüner, Hilmi Güner, Deniz Esen

vernacular architecture. The mosque consists of three major sections that reflect the main elements of the historic typology: a prayer hall stretched alongside the mihrab wall, a mihrab wall decorated with stained glass illuminating the prayer hall in parallel to classical Ottoman examples and an open space courtyard elevated from the ground level which refers to exterior prayer areas (namazgahs) that are widely seen in mosques constructed in rural areas. In this context, the design respects the traditional interior organization of mosque types in Turkey: a mihrab placed on the entrance axis, a minbar and a minaret designed to reflect present expectations of mosque features. The basic building elements of the Mogan Lake Mosque are the Andezit basalt clad walls on its east and west sides, a succession of concrete walls painted in white that define the entrance façade and the full glazing on the mihrab wall. The project is characterized by the extensive presence of Andezit basalt, so widely used in construction in the Ankara region that it is known as “Ankara stone”. It is locally sourced in the Gölbaşı district as the mosque is very close to the stone quarries and factories of the area. Processed, cut Andezit blocks were used for cladding the prayer hall’s walls while non-processed natural textured stones were used for the walls surrounding the courtyard. This difference in usage helped distinguish these perimeter walls with the walls of the mosque. These variations in stone treatment can also be seen in the greyish, pink-colored Andezit stone in the interior in the prayer hall. This masonry treatment was repeated on the exterior but with a more varied, multi-tone design of stone blocks. The main sparely designed prayer hall has no decorative elements and is instead characterized by its material treatment in the grey basalt and opaque glass wall in an airy rectangular space covered by 5 segmented vaults. This hall is placed on elevated ground surrounded by stone clad walls due to the natural slope inclined towards the lake. The mihrab wall becomes a ‘light wall’ illuminating the central prayer space. In the design, the mihrab wall was constructed by using vertical-structural glass panels with the only break being the mihrab niche in its concrete frame. The traditional elements of the mosque typology can be seen with this mihrab wall placed on the entrance axis, a functional wood minbar in the corner and a sculptural minaret in reinforced concrete that is in stark contrast to the minarets of historicist mosques. The ablution spaces, technical spaces and the imam’s quarters on the basement floor are illuminated by natural light due to the elevated ground floor. TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 87


Projeler/Projects: Ankara

GIRIŞ CEPHESINI TANIMLAYAN DUVARLAR SILSILESI ILE MINARE BEYAZA BOYANMIŞ BRÜT BETONDAN OLUŞUYOR. THE ENTRANCE FAÇADE AND THE MINARET ARE CONSTRUCTED OF REINFORCED CONCRETE PAINTED IN WHITE.

88 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


çevrelenen caminin harim kısmı tek mekandan oluşuyor ve 5 basık tonoz ile geçiliyor. Tonozların sadece iç mekandan algılandığı tasarımda mihrap duvarı tasarımda ‘ışık duvarı’ olarak var oluyor. Mihrap duvarının, mihrap nişinin bulunduğu betonarme duvar hariç, yarı geçirgen, dikey strüktürel cam elemanlarla geçilmesiyle Mogan Gölü tarafından gelen ışığın içeri süzülmesi sağlanmış. Mihrabın cami giriş aksında konumlandığı yapı, işlevsel minberi ve heykelimsi minaresi ile çağdaşı olan cami tasarımlarının tercih ettiği tarihselci yaklaşımlardan da uzak duruyor. Mevcut eğimden de faydalanılarak harim kısmının, oluşturulan teras üzerine inşa edilmesiyle, bodrum katta bulunan abdest alma mekanları, teknik hacimler ile imam odası gibi diğer işlev alanlarının da gün ışığı ile aydınlanması sağlanmış. Mütevazi ölçeğine rağmen, İslam kültürü için önemli olan ağaç ve suyun unutulmadığı caminin yapı giriş cephesindeki avludaki küçük havuza, bir çınar ve beş ıhlamur ağacı eşlik edecek. Uzaktan setler üzerinde yükselen harimi, namazgah gibi algılanan avlusu, mihrap duvarı-son cemaat yeri arasını tanımlayan taş kaplı duvarları, yakın çevresindeki ağaçların boyunu geçmeyen beden duvarları ve cami giriş cephesini tanımlayan, rasyonel formların belirlediği örüntüsü ile Mogan Gölü Camisi projesi, geçtiğimiz 80 yıl boyunca kent ve mimarlık ortamını meşgul eden ‘modern cami tasarımı’ tartışmalarına örnek olurcasına akılcı-işlevsel bir uygulama kazandırıyor.

BEŞ BASIK TONOZ ILE GEÇILEN HARIMDEN ANDEZIT KAPLI DUVARLAR GÖRÜLEBILIYOR. THE ANDEZIT BASALT CLAD SURFACES CAN BE SEEN FROM THE PRAYER HALL THAT IS COVERED BY FIVE VAULTS.

Important in the Mogan Cami located in a park area is also the sensitive use of landscaping elements highlighted by the use of stonewalls. A spare yet elegant ensemble of a small pool, a plane tree and 5 linden trees are placed in the entrance courtyard and namazgah exterior prayer space. Even though this is a neighborhood mosque, the water and vegetation elements, important for Islamic culture, have not been forgotten in the design process. In this synthesis of environmental and public space concerns, the Mogan Lake Mosque leads the way for a direction for ‘modern mosque’ design that has been extensively discussed for the last 80 years in urban and architectural contexts in Turkey and the Islamic world. With its modern elevated composition in glass, its courtyard perceived as a namazgah, the rational forms of the Ankara Andezit basalt clad walls and its integration of the park landscape the Mogan Lake Mosque features many insights into how a mosque can function in the 21st century providing practical and religious value. TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 89


Projeler/Projects: Lizbon/Lisbon

ALBERTO DE SOUZA OLIVEIRA’NIN LISBON STONE BLOCK PROJESI ÖNERDIĞI ÇIFT KATMAN CEPHESIYLE FARKLI IŞIK VE GÖLGE OYUNLARINA YOL AÇIYOR. FOTOĞRAF-PHOTO: NELSON GARRIDO

90 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


PUBLIC MOVES THE SCULPTURAL LISBON STONE BLOCK DESIGNED BY ALBERTO DE SOUZA OLIVEIRA IS AN ARCHITECTURAL INTERVENTION AT URBAN SCALE DUE TO ITS ADJUSTABLE DOUBLE LAYER FAÇADE IN MARBLE. TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 91


Projeler/Projects: Lizbon/Lisbon

L

izbon, Avrupa kıtasının en doğu ucunda konumlu Portekiz’e 13. yüzyıldan beri başkentlik yapıyor. 2.8 milyon nüfuslu kent, günümüzde halen Portekiz’in en zengin şehri statüsünde. Portekiz İmparatorluğu’nun yaklaşık altı asır boyunca yönetim merkezi olan Lizbon, imparatorluklar başkenti İstanbul ile olan benzerliği ile de sık sık anılıyor: Her iki şehir de yedi tepe üzerine konumlu olup depremlerden ötürü defalarca yıkılıp yeniden inşa edildi. Lizbon’da tıpkı İstanbul gibi doğu-batı ekseninde bir su elemanı ile (Tejo Nehri’nin Atlas Okyanusu’na döküldüğü havza) bölünerek köprülerle birbirine bağlandı. İki bölgeye ayrılan kentin, yine tıpkı İstanbul gibi güneydeki sonradan gelişen bölgeleri, yoğun konut alanları şeklinde yapılaştı. Topografya ve bölgeleme dışındaki benzerliklerin dışında her iki kent de içerdiği yapı stoğu bakımından benzer özellikler gösteriyor: Kiremit çatılı, birçoğunun bakım-onarım zamanı gelmiş, benzer cephe düzenine sahip gösteren yüzlerce neo-klasisist bina...

DOĞAL MALZEME BERABERINDEKI EKOLOJIK VE ESTETIK KAZANIMLAR Lisbon Stone Block (Lizbon Taş Blok), Alberto de Souza Oliveira ve ekibi tarafından tasarlanıp 2011 yılında uygulandı. Baş mimar Alberto de Souza Oliveira 1973 yılından bu yana kentsel ve mimari ölçekli birçok projeye imza atmanın yanı sıra 1985’den bu yana

LIZBON STONE BLOCK, ŞEHRIN KUZEYINDE 20. YÜZYILDA GELIŞEN, GENIŞ BULVARLARIN BULUNDUĞU BÖLGEDE BIR KÖŞE PARSEL ÜZERINDE INŞA EDILDI. LISBON STONE BLOCK RESIDENTIAL PROJECT WAS CONSTRUCTED ON A CORNER LOT IN THE NORTHERN PART OF THE CITY CONSISTING LARGELY OF WIDE BOULEVARDS AND CONTINUOUS MODERN APARTMENT BUILDINGS. Vaziyet planı / Site plan

92 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

L

isbon, the capital city of Portugal is located at the western most point of continental Europe. Once the administrative center of the Portugese Colonial Empire, the city is often compared to a city on the eastern side of Continental Europe, Istanbul, because of many common features and historical parallels. Both cities are located in an earthquake zone on seven hills and composed of two main east-west districts separated by a water element, the Tagus River in Lisbon and the Bosphorus in Istanbul. İstanbul and Lisbon also have a similar historical aging building stock consisting of hundreds of brick roofed, neoclassic buildings, many of which share similar façade schemes. In both cities these neo-classic buildings while providing urban character have yet to be replaced by newer contemporary buildings with an equal interest in architectural detail.

MATERIAL URBANISM IN MARBLE A new perspective on the architecture of residential buildings in Lisbon has been brought by the completion


Lizbon Teknik Üniversitesi’nde ders veriyor. Alberto de Souza Oliveira’nın Lizbon tabanlı ofisinde tasarladığı yapılar genellikle beyaz renkte olup lineer, yatayda yükselen formlarıyla diğer pratiklerden ayrılıyorlar. Lisbon Stone Block, şehrin kuzeyinde, tarihi merkezin hemen dışında, 20. yüzyılda gelişen konut bölgesinde bulunuyor. Geniş yollarla bölünen bölgede, köşe bir parsel üzerine inşa edilen binanın giriş katı ofis, üst katları konut alanı olacak şekilde tasarlanmış. 20 daireli binada yeraltı otoparkı da mevcut. Yaşama alanlarının daire merkezinde konumlandığı Lisbon Stone Block alışılagelen, rasyonel kat planları öneren bir mekan kurgusuna sahip. Yapıyı asıl farklı kılan yönü ise tasarlanan çift katmanlı cephede, beyaz mermerden dış katmanın yapıya kazandırdığı heykelsi görünüm. Tasarım ekibi ana malzeme olan beyaz mermerin kullanmaktaki amaçlarının hareket ederek dönüşen bir cephe tasarlamak olduğunu ifade ediyor. Bu haliyle ‘mutant cephe’ olarak adlandırdıkları bina cephesi, yakın çevresi ve kent için bir nevi heykel görünümünde. Bu haliyle Lisbon Stone Block, mimara verilen imkan sonucu var olan cephesiyle yapı içinde yaşayanlar kadar kent sakinleri tarafından da benimseniyor. Taşıyıcı sistemi betonarme olan yapı giriş kat cephesinin cam yüzeylerle geçilmesinden dolayı ayaklar üzerinde yükselen bir ‘nesne’ olarak algılanıyor. Döşemeye saplanan çelik profiller ve bu profillere tutturulan çelik çubuklar-levhalar üzerinde taşınan, aynı boyut ve ardışık eş dizilime sahip mermer paneller yapıyı

MAĞAZALARA AYRILAN GIRIŞ KATIN GENIŞ CAM YÜZEYLERLE GEÇILMESIYLE BINA YERDEN YÜKSELTILMIŞ HISSI UYANDIRIYOR. THE TRANSPARENT GLASS STOREFRONT AT STREET LEVEL VISUALLY ELEVATES THE BUILDING UPWARD.

in 2011 of the Lisbon Stone Block designed by the Lisbon practice of Alberto de Souza Oliveira. The architect Alberto de Souza Oliveira has been working on projects at the urban and architectural scales since 1969 while teaching architecture at the University of Lisbon since 1985. Once a student and assistant to the American architect Louis Khan, Alberto de Souza Oliveira’s architecture is noteworthy for its strict, structurally expressive modern approach characterized by linearity and material surfaces. His extensive body of work primarily in Portugal includes the remodeling and extension of the Campo de Ourique Market, Lisbon 1980; University Residence of the UNL University Campus in Campolide, Lisbon 1996; Multipurpose Building (Law Faculty) Campolide Campus of the UNL, Lisbon 1998; Lisbon’s Central Library and Municipal Archives (coauthorship with Manuel Aires Mateus), Lisbon, 2004; IPCA’s Tertiary School of Management, Barcelos, 2007 and 2 Houses in the Vila Utopia Estate – Real Estate Venture by WISE, Carnaxide, 2011. His latest project Lisbon Stone Block was built on a corner lot located in the north of Lisbon in area of wide urban avenues developed in the 20th century far from the historic core of the city. The design for this speculative residential real estate venture consists of TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 93


Projeler/Projects: Lizbon/Lisbon

Giriş kat planı / Ground floor plan

94 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

Tekrar eden katların planı / Typical floor plan


dıştan çepeçevre sarıyor. İç mekanda döşeme ve düşey sirkülasyon elemanlarında yoğun ahşabın kullanıldığı Lisbon Stone Block’un çatı daireleri dubleksli olarak tasarlanmış. Bu sayede birbiri üzerinde yükselen, parçalı kütleler olarak algılanan binanın korunaklı yapısı dışardan bakıldığında fonksiyonunun anlaşılmasını zorlaştırıyor. Binanın iç mekanına da dış cephedeki renk ve malzeme kullanımı hakim: Pencere kasaları, duvar içlerine açılan nişler ve ıslak hacimlerde de beyaz mermer kullanılıp, duvarlar da beyaza boyanarak dış cepheye hakim olan karakterin iç mekana akması sağlanmış. Açılır-kapanır mermer paneller sayesinde bina geceleri içerideki ışığı dışarıya yansıtarak ışıldayan bir kütleye dönüşüyor, gündüzleri ise kullanıcı ihtiyacına göre cephedeki açık-kapalı oranının sürekli değişimi ile etrafına farklı deneyimler sunuyor. Ses izolasyonu üzerinde önemle durulan projede, binadaki çift katmanlı cephenin arasına hapsedilen hava tabakası mikroklimaya katkıda bulunurken ses yalıtımını da yüksek performansla gerçekleştiriyor.

Yedinci kat planı / Seventh floor plan

offices on the ground floor and residential units on the upper floors. The design with 20 apartments also contains an underground parking facility. The layout of the apartments in the Lisbon Stone Block is a fairly standard collection of primarily 2 and 3 bedroom apartments with duplexes on the upper floors. The original design feature of the building feature is the double layer façade clad in white marble with movable marble louvers that gives the building a sculptural image. The design team’s strategy to use white marble as a major architectural material was based on the idea of creating a ‘mutant façade’: a skin in stone that can metamorphose and move. This stone skin of the building also provides a distinct element in the urban setting, perceived as a sculpture in the urban space. The Lisbon Stone Block with a structural system in reinforced concrete creates an urban perspective as an ‘object’ elevated off the ground due to its glass clad ground floor façade. Above the ground level, the white marble panels cut in equal size form a module that is repeated around the building in a steel frame with some of the panels being window louvers that can open and close. The only break to this prevalent use of the white marble is the complementary use of wood panels in the interior for flooring, the vertical circulation elements and the outdoor terraces on the upper floors. The building’s complete exterior skin in marble in fact hides its residential function as the impact of the large plane of stone on the facade takes over the architecture. The interior features follow the exterior in terms of color and material choices directed by the use of marble: marble clad window frames

Sekizinci kat planı / Eighth floor plan

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 95


Projeler/Projects: Lizbon/Lisbon

96 NATURA • TEMMUZ - AĞU

Akışkan, aydınlık mekanlarıyla projede kullanılan doğal malzeme binanın uzun vadedeki kullanımını esneklik ve ekolojik bağlamlarda destekliyor. Mermer, diğer çağdaş yapılarda da sıkça kullanılan Fiber Beton’a (Glass Fiber Reinforced Concrete, GFRC) nazaran gerek işlenme kolaylığı sayesinde mimara verdiği tasarım olanakları, gerek ise ankraj sistemler ile kolay detay çözme olanakları ile daha cazip bir malzeme olarak bir kez daha öne çıkıyor. Mermer, esneklik ve dayanım gibi özellikleriyle de doğal izolasyon sağlıyor. Diğer birçok tarihi Akdeniz kentinde yoğun bir biçimde kullanılan beyaz renk ve mermerin çağdaş malzemeler ile birlikte bir kez daha denendiği Stone Block, 1970’lerden bu yana mimari tasarımın bir ayağı olan ‘enerji tasarruflu bina’ bağlamında önerdiği çözüm ile kent sakinlerinin zevk alabileceği, estetik değerler barındıran heykelimsi bir nesne olarak, şehre uzun vadede katkı sağlayacak.

and niches placed into the walls and wet spaces which are all painted in white. We can see a coordinated choice of materials that leads the dominant character in marble on the exterior form into the spaces of the interior. The design team sought to create a building as an urban sculpture that can change constantly accordingly to its use: by night the light radiates from the apartments and by day the building is perforated by it in a different way – the natural light passes through the openings in the movable louver panels, allowing the control of light in the interior of each apartment. In this way the Lisbon Stone Block’s marble skin provides robust soundproofing while the air between the marble when closed and glass layers creates a microclimate that assists in heat insulation.


Kesit / Section

Güney görünüş / South elevation

BEYAZ VE KAHVERENGININ HAKIM OLDUĞU IÇ MEKANLARDA YOĞUN AHŞAP KULLANIMI MEVCUT. WOOD PANELS ARE EXTENSIVELY USED IN A INTERIOR DOMINATED BY WHITE AND BROWN COLORS.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 97


Projeler/Projects: Lizbon/Lisbon

The use of marble in the Lisbon Stone Block’s is supported by using natural materials in the ecological and flexible manners. In this sense, this ingenious use of marble generates a more efficient facade with subjstantively more value than the GFRC (Glass Fiber Reinforced Concrete) façade systems that are widely used in many contemporary buildings presently. Compared to GFRC, the marble is an easier material to integrate with other building materials and systems as it gives opportunities for architects to imbed other construction details. The Lisbon Stone Block is a recent project where marble is used at the urban scale to achieve value for the building, its residents and environs. The importance of long term thinking merged with efficiency gained from a technical solution such as the movable facade shows the advantages of a natural material such as marble can have on daily life and public space.

MİMAR / ARCHITECT: Alberto de Souza Oliveira YER / LOCATION: Lizbon, Portekiz / Lisbon, Portugal YIL / YEAR: 2011 PROGRAM / PROGRAMME: Konut, ofis ve kapalı otopark / Residential, office and underground parking MALZEMELER / MATERIALS: Mermer, beton, ahşap ve çelik / Marble, concrete, wood and steel ALAN / AREA: 5.672 m2 TASARIM EKİBİ / DESIGN TEAM: Alberto de Souza Oliveira, Inês Cordovil, Sílvia Fernandes, Sérgio Godinho, Ana Cravinho, Sofia Pinto Basto

98 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

Cephe detayı / Façade detail 1- Çelik trabzan / Steel handrail 2- Carrara Mermer parça Carrara Marble capping 3- Carrara Mermer kaplama Carrara Marble coating 4- Tuğla duvar / Brick wall 5- Su yalıtım membranı Waterproof membrane 6- Beton döşeme / Concrete paving 7- Isı yalıtımı / Thermal insulation 8- Düzeltme katmanı / Leveling layer 9- Alt levha / Subslab 10- Betonarme levha Reinforced concrete slab 11- Çelik iskeleti destekleyen cephe kaplaması Façade coating supporting steel structure 12- Taş lento / Stone lintel 13- Alüminyum pencere doğraması Aluminium window frame 14- Açılır kapanır Carrara Mermeri panel Pivoting panels in Carrara Marble, interior cladding with painted metal plate 15- Cam trabzan / Glass handrail 16- Carrara Mermeri eşik Carrara Marble threshold 17- Çam kerestesi döşeme Pinewood floor


TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 99


Portfolyo/Portfolio: Raëd Abillama Architects

Detay ve malzemedeki eşsizlik MIMARI UYGULAMALARI; MODERN MIMARLIK DILI, PEYZAJ VE KENTSEL BAĞLAMDA TITIZ BIR IŞLEYIŞ VE BÖLGEYE ÖZGÜ GELENEKLERIN BIRLEŞIMI OLARAK DIKKAT ÇEKEN, BERLIN NPS TCHOBAN VOSS’UN YÖNETICISI VE MOSKOVA SPEECH TCHOBAN & KUZNETSOV MIMARLIK OFISININ YÖNETICI ORTAĞI SERGEI TCHOBAN, TÜM ÜRETIMLERINDE MIMARIDE VAZGEÇILEMEZ BIR DINAMIK OLAN DETAYIN ÖNEMINI VURGULUYOR.

100 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


Modern coğrafyalar BEYRUT’LU MIMAR RAËD ABILLAMA YENI BIR LÜBNAN IÇIN TASARIMLAR YAPIYOR. YAZI-TEXT: GÖKHAN KARAKUŞ

L

übnan’da çağdaş mimari 1990’daki iç savaş sonrasında ortaya çıkan büyük ölçekli yeniden inşa çalışmalarının bir sonucu olarak ortaya çıktı. Bu faaliyetlerin merkezinde önce Beyrut Merkez Bölgesi’nin kısmen devlete ait Solidere şirketi tarafından geliştirilmesi vardı. Bu yeniden inşa çalışmaları 2000’lerden günümüze kadar ülkenin diğer bölgelerine de yayılarak devam etti. Amaç ülkeyi yeniden inşa etmekti ama sınırlı kaynaklara sahip, zayıf merkezi yönetim bu işle başa çıkacak donanımdan yoksun olunca, iş Solidere gibi ticari odaklara düştü. Bu yatırım odaklı inşaat nedeniyle, öncelik konut, alışveriş, ofis ve turizm projelerine verildi. Yollar gibi altyapı inşaatları gerektikçe inşa edilse de, daha büyük çaplı altyapı inşaatları ülkenin kar odaklı ticari yapısında ikinci planda kaldı. Sonuç olarak bu yeniden yapılaşma çalışmalarında ortaya çıkan mimari, ‘uluslararası ticari mimari’ olarak adlandırılabilecek bir sistemin dili ve işleyişine dayanan ticari bir karaktere sahipti. Bu yeniden yapılaşma üçüncü onyılına girdiğinde Lübnan’da mimarinin değişmeye başladığını görüyoruz. Alternatif imkanların olmadığı ortamda emlak odaklı mimaride tepeden inme stratejilerle modern bir şehircilik ve toplum yaratma yöntemlerinde gelişme kaydedildi. Mimarlara belli bir şehir vizyonu empoze eden müteahhitler ve hükümetler Lübnan mimarlık mesleğine belli mimari fikirleri araştırmak üzere bir pencere açtılar. Bu araştırmaların en önemli özelliklerinden biri, doğrudan Ortadoğu geleneksel kültürü ve dinine bağlı olmak yerine malzemesel ve coğrafi gerçekliğe dayanan bir mimari üretmesidir. Bu bağlamda bir çok Lübnanlı mimarın işlerinde toplumsal bilince ve yerel hassasiyete sahip bir ticari mimarinin özelliklerini görmek mümkün... Yeni bir yaşam ve toplum için inşa edilen bu yeni yapılar son 20 yılda ülkenin her tarafında yükseldi. Bu mimari, büyük holdinglerin çoğu ticari amaçlı projeleri olduğu kadar, bu elit kesimin desteğiyle inşa edilen kamusal yapıları da içeriyor. Müze, marina, üniversite binası ve spor kompleksleri gibi farklı işlevleri barındıran yeni projeler, Lübnanlı mimarların hassas, ancak hızla büyüyen Lübnan toplumu için yeni mekanlar üretmekteki aktif rolünü de ortaya

MODERN GEOGRAPHIES BEIRUT BASED ARCHITECT RAËD ABILLAMA DESIGNS FOR A NEW LEBANON.

A

rchitecture in Lebanon has emerged as result of the large-scale reconstruction efforts starting after the end of the civil war in 1990. Initially at the center of these activities was the development of the Beirut Central District by the semi-public company Solidere in the 1990s that then expanded to the rest of the country through the 2000s to the present. While rebuilding the country was the goal, a weak central government with little resources was not equipped to deal with this task that fell primarily to commercial interests such as Solidere. Because of this, investment oriented development priority was given to a mix of residential, retail, office and tourism projects. Infrastructure such as roads was built when needed, but larger civic construction efforts were secondary in the profit oriented commercial build up of the country. As a result, most of the architecture of this reconstruction effort was equally commercial in character relying on processes and language of what could be labeled “international commercial architecture.” As this reconstruction enters into its third decade, the nature of architecture in Lebanon has changed. Progress has been made on ways to generate a modern urbanism and society through top to down strategies of real estate driven architecture when no other alternative opportunities were available. Developers and governments having imposed an urban vision which architects were asked to design, have given the Lebanese architectural profession a window in which to explore certain architectural ideas. One of the important aspects of this exploration has been to generate a civic architecture that is not tied directly to traditional culture and religion in the Middle East but rather geographic and material reality. We have seen in the work of a number of Lebanese architects the qualities of locally sensitive commercial architecture with a civic sensibility. These new buildings for a new life and civic community have been executed throughout the country in the past 20 years. This architecture has largely consisted of the activities of leading business groups for primarily commercial projects but also for public buildings guided by the patronage of these elites. Recent projects such as museums, marinas, university buildings and sports facilities show Lebanese architects’ active involvement in building up the new spaces for the fragile but growing modern civic society of Lebanon. Indeed this process has been guided by private capital for the elites of the country. But it is seemingly the first stage of what will be largeTEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 101


Portfolyo/Portfolio: Raëd Abillama Architects

JBEIL, LÜBNAN’DA INŞA EDILEN KONUT PROJESININ BULUNDUĞU ARSADA DENIZDEN 10 METRE GERI ÇEKILME ŞARTI ARANIYOR. THE HOUSE WAS CONSTRUCTED ON A SITE RESTRICTED BY A MANDATORY 10 METER SHORELINE SETBACK ON THE MEDITERRANEAN COAST IN JBEIL, LEBANON.

koyuyor. Ülkenin elit kesimi için bu prosesi özel sermaye yönlendiriyor ancak bu aşama bile önümüzdeki dönemlerde büyük ölçüde gelişecek kitle toplumu için bir ilk adım olarak görülebilir. Bu binalardaki standardize edilmiş, düzenli alanlar Lübnan’ın çoğulcu toplumuna ve ticaret ekonomisine dikkatle uyarlanmış, toplum bilinci taşıyan, ütopik bir mimari sentezi ortaya koyuyor. Bir başka önemli nokta da, bu mimarinin farklı ilgi alanlarına sahip bir ülkede, özellikle Akdeniz bölgesi olmak üzere yerel coğrafya ile bunun sosyal yaşama etkisini uyumlu bir bütün olacak şekilde sentezliyor olması. Son on yıldaki yeni Lübnan mimarisinin bir parçası olan genç mimarlardan biri de mimar ve tasarımcı Raëd Abillama. Abillama 1992’de Güzel Sanatlar eğitimini tamamladıktan sonra ertesi yıl da A.B.D.’deki ünlü Rhode Island School of Design’ın Mimarlık bölümünden mezun oldu. 1994’de ise Columbia University’de Mimari Tasarım yüksek lisans derecesini aldı. 1994-1996 yılları arasında çalıştığı Raphael Viñoly Architects PC, New York’da büyük ölçekli proje deneyimi kazandıktan sonra, 1997’de Beyrut’ta Raëd Abillama Architects’i kurdu. Abillama, hem mimari, hem de tasarımla ilgilendiği için ofisinde hem tasarım, hem de üretim alanlarından profesyonellerin bir arada, uyum içinde çalıştığı bir yapı oluşturmayı hedeflediğini belirtiyor. Yine bu amaçla mimari detay üretimi ve ürün tasarımında uzmanlaşan Abillama, Chaya Industrial Design adlı bir tasarım stüdyosu da kurmuş. Abillama, mimari aşamadan önce de iç mekan ve ürün tasarımı detaylarını bir arada geliştirdiği metodolojisiyle, işinin gerektirdiği malzeme ve teknikleri daha iyi koordine edebiliyor. Bu sayede, coğrafyann fiziksel gerçekliğine dayanan bir mimari ortaya koyuyor.

102 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

scale development of a more significant mass society to come in the following decades. The standardized and organized spaces of these buildings show a synthesis of utopic civic-minded architecture carefully adjusted to Lebanon’s pluralistic society and commercial economy. Also, it importantly combines an awareness of the local geography, specifically the Mediterranean environment and its impact on social life, in a synthesis of the two into a coherent whole in a land of divergent interests. One of the young architects that has been a part of the new Lebanese architecture of the past decade is the architect and designer Raëd Abillama. Abillama received his Bachelor of Fine Arts degree in 1992 and Bachelor of Architecture from Rhode Island School of Design in 1993. He later received his Master of Architectural Design Degree from Columbia University, New York in 1994. He gained exposure to large scale projected during his time at Raphael Viñoly Architects PC, New York, from 1994 to 1996. He established Raëd Abillama Architects in Beirut, Lebanon in 1997. Interested in both architecture and design, his vision for his architectural office was to create a platform that would include a diverse group of professionals in both the design and production fields, working in unison. With this goal in mind he also founded a design studio, Abillama Chaya Industrial Design, specializing in the production of architectural detailing and product design. In Abillama’s methodology combining interior and product design detail up to architecture he is better able to coordinate the material and techniques of his work. In this way his architecture is grounded in the material reality of the geography. The resulting architecture is clearly modern in its intent but always retains important aspects of the Lebanese geography. For example in the three projects we review here, there are different yet interesting architectural


Ortaya çıkan mimarlığın niyeti modern, ama Lübnan coğrafyasının önemli yönlerini de içinde bulundurmayı başarıyor. Mesela burada yer verdiğimiz üç projede yerel taşın programa ve lokasyona bağlı olarak farklı ve ilginç kullanımları sözkonusu. Fidar Sahil Evi’nde yerel kireçtaşının pürüzsüz yüzeyi ile ifade bulan dış duvarlar evin programına ve barındırdığı yaşam tarzına uygun bir modernist yaklaşımı ortaya koyarken, kıyı şeridinin kayalık oluşumlarıyla da görsel bir bütünlük oluşturuyor. Evin monolitik taş duvarları bu dramatik peyzajda güçlü bir kimlik meydana getiriyor. İksir Şaraphanesi’nde de yerel kireçtaşı kullanılıyor ama bu defa 140 yıllık bir binanın yerel mimarisiyle ilişki kurarak... Buradaki renovasyon çalışmasında büyük kaldırım taşlarının eski binanın kaba dokularını tamamlayacak şekilde kullanılması Abillama’nın iç mimari detaylarına olan ilgisinin bir göstergesi.

treatments of local stone based on location and program. In the Fidar Beach House, exterior walls are cleanly and clearly articulated in the smooth surfaces of the local limestone in a modernist approach to fit the lifestyle and program of the beach house but that also integrates visually into the rocky surfaces of the coastline. The large monolithic stonewalls of the house provide a strong identity in the dramatic landscape. The Iksir Winery also uses the local limestone but in a relation to the vernacular architecture of an existing 140 year old building. Here we can see, Abillama’s interest in interior design detail where renovation has seen in the introduction of large stone paving stones to complement the rough textures of the older building. And lastly, the National Museum Extension design scheme uses the neo-classic stone colonnade of the older National Museum for a new pared down neoclassically inspired design.

DÜŞEY SIRKÜLASYON ELEMANI ILE YÜZME HAVUZU, TAŞ KAPLI KAPALI HACIMLER ŞEKLINDE TASARLANDI. THE VERTICAL CIRCULATION ELEMENTS AND THE SWIMMING POOL WERE DESIGNED WITHIN THE STONE CLAD VOLUMES.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 103


Portfolyo/Portfolio: Raëd Abillama Architects

FIDAR SAHIL EVI, FIDAR, LÜBNAN, 2011 FIDAR BEACH HOUSE, FIDAR, LEBANON, 2011

SADE CEPHE DÜZENI, KONUTUN INŞA EDILDIĞI DOĞAL, KAYALIK ZEMINE YAPILABILECEK MINIMAL BIR YAKLAŞIM OLARAK DÜŞÜNÜLDÜ. THE SIMPLE DESIGN OF THE FAÇADE DESIGN PROVIDES A MINIMAL ARCHITECTURAL TOUCH IN THE NATURAL ROCKY SETTING

Beş kişilik bir aile ve olası misafirlerini barındırmak üzere tasarlanan bu yazlık ev Beyrut’un kuzeyindeki Akdeniz kıyılarına bakan Fidar, Jbeil’de bulunuyor. Doğal yapıyı korumak üzere inşaatın kıyıdan en az 10 metre mesafede yapılmasına izin verilmesi sebebiyle ev, Akdeniz kıyısı ile küçük, özel bir kıyı yolu arasındaki nispeten düz bir alana konumlanıyor. Mimari strateji, bu kıyı konumunun doğal karakterini koruyacak şekilde evin mevcut peyzaja tamamen uyum sağlaması üzerine kurulu. Projede kullanılan modernist mimari dil, programatik ve tektonik kavramları bu çağdaş Lübnan sahil evinde bir araya getiriyor. Genel kullanım alanları giriş hizasında yer alırken özel alanlar daha alt katlara yerleştiriliyor. En üst kat, doğal kayalık peyzaja fazla dokunmadan kıyı manzarasından yararlanmayı sağlamak üzere, kısa kolonlar üzerinde yükseltilen bir platform şeklinde inşa edilmiş. Manzarayı bölmemek için terasın köşesi alçaltılmış. Terasların yükseltilip alçaltılmasıyla hareketli bir dış oturma düzeni oluşturulmuş. Merdiven boşluğu ve giriş holü, aydınlatma ve havalandırma şaftları ile düzenlenerek farklı kotlardaki genel kullanım alanları ayrıştırılırken, açıkhava duşu ve pergola bu tanımlamayı dışarı taşıyor. Platform kıyıya mümkün olduğunca yakın konumlandırılan yatak odalarının üzerinde yer alıyor. Farklı program ihtiyaçlarına cevap vermek üzere dikkatle düşünülmüş açıklıklar bu kişiselleştirilmiş bağlantıları pekiştirirken, çevredeki farklı manzaraları gözler önüne seriyor. Öte yandan misafir alanı, hem evle bağlantılı olmanın, hem de müstakil bir evin avantajlarına sahip. 104 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


This summer beach house for a family of five and guests is located in Fidar, Jbeil, north of Beirut on the Lebanese Mediterranean coast. Due to the natural setting, the site is restricted by a mandatory 10 meter setback from the shoreline. This limits the house’s position to a relatively flat area between a small private shore road and the Mediterranean Sea. The architectural strategy is driven by the desire to preserve the natural character of the seaside setting by seamlessly integrating into the existing landscape. The modernist architecture language employed in this project combines programmatic and tectonic concepts merged into a distinctly contemporary Lebanese beach house. Public zones are placed at site entry level and private spaces are positioned at the lower levels. The top level is constructed as a platform elevated on short columns, with the intent to minimally touch the natural rocky landscape yet enhancing the view of the shoreline. The edge of the deck is lowered, along with the strip adjacent to it in order to remove any element blocking the view. Elevating and lowering the terraces creates a sequence of exterior public seating conditions that further animates the outdoor deck. The stairwell and entrance hall are grouped with lighting and ventilation shafts to create distinctions between the different levels of public spaces. The outdoor pergola and shower cabin further extend this delineation. The platform rests on the bedrooms which are placed as close as possible to the shore. This personalized connectivity is further explored through tailored openings catering to different programmatic requirements, as well as highlighting specific events in the surrounding environment. By their plug-in qualities the guest area enjoys the independence of a guest-house while connecting to the main house.

Giriş kat planı / Ground floor plan 1- Misafir yatak odası / Guest bedroom 2- Yatak odası / Bedroom 3- Ebeveyn yatak odası / Master bedroom 4- Oturma odası / Living room 5- Giysi odası / Closet space 6- Su tankı / Water tank 7- Yedek su tankı / Secondary water tank 8- Banyo / Bathroom 9- Tesisat odası / Mechanical room 10- Teras / Terrace

Birinci kat planı / First floor plan 1- Giriş / Entrance 2- WC 3- Oturma odası / Living room 4- Yemek odası / Dining room 5- Mutfak / Kitchen 6- Çamaşırhane / Laundry room 7- Hizmetli yatak odası / Service bedroom 8- Banyo / Bathroom 9- WC-duş / Outdoor WC-shower 10- Teras / Terrace

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 105


Portfolyo/Portfolio: Raëd Abillama Architects

İKSIR ŞARAPHANESI, BASBINA, JBEIL, 2011 IXIR WINERY, BASBINA, JBEIL, 2011

PROJEDE MEVCUT TAŞ EV RESTORAN OLARAK YENIDEN IŞLEVLENDIRILIRKEN, ŞARAP ÜRETIMI VE DEPOLAMA FONKSIYONLARI IÇIN RESTORANLA BAĞLANTILI ÇAĞDAŞ BIR BINA TASARLANDI. AN EXISTING TRADITIONAL STONE HOUSE WAS RENOVATED AS A RESTAURANT AND FOR OTHER FUNCTIONS INCLUDING WINE PRODUCTION AND STORAGE WITH THE ADDITION OF A CONTEMPORARY BUILDING.

Restore edilen 140 yıllık evin barındırdığı, şarap kültürüne dayalı yerel deneyimler ve işlevler ortaya çıkarılır ve korunurken, yeni alanlar şarap üretim tesisinin katmanlı işlevsel bölgeleri arasında akıcı bir biçimde ilerliyor. Lübnan’da, Beyrut’un doğusunda bulunan Basbina’nın dışındaki yemyeşil, doğal peyzajın arasında, kuzeybatı köşelerinden kuzey kıyılarına, güneydoğu köşesinden ise sedir ağaçlarına bakan şaraphane, eski, ilginç bir feodal evi fabrikanın modern yapısıyla sentezliyor. İlk yaklaşım yapılı olanla doğalın tamamen sentezlenmesi üzerine odaklanmış. Betonarme şarap üretim tesisi geleneksel taş evin ardına saklandığından, ziyaretçiler peyzaja minimum müdahale ile oluşturulan yapıyı yavaş yavaş keşfediyorlar. Eski ev şaraphane çatısının üzerine uzanarak, taş yüzeyler arasındaki farklılıklarla altı çizilen, değişik malzemeler ve alanlardan oluşan mimari yapıyı bütünlüyor. Bütün program: Mahzen, fıçılar, depolama alanları, operasyon ve yönetim alanları evin altına saklanmış. Ev böylece aşağıdaki, kuyu benzeri bir merdiven boşluğundan geçilebilen şarap üretim birimlerinin bulunduğu katlara bir ana resepsiyon bölgesi görevini görüyor. Yer altında keşfedilen alanlar şarapçılık kültürü ve eğitimine yönelik farklılaştırılmış bir programa adapte edilmiş. Eğimli alanlar fabrika kotlarına uzanarak şarap yapım prosesini teşhir ediyor, bu rampalardan ilerledikçe olup bitenler mimari deneyimi yönlendirip

106 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

Aspects of the vital processes and local experiences tied to viticulture originate from within the existing and restored 140 year old house. These new spaces flow within the layered functional zone of the wine production facility, exhibiting its qualities. Integrated within the green thick natural landscape of the outskirts of Basbina, Lebanon to the east of Beirut, in a site that overlooks the northern coastal lines from its north-western edges, and the cedar lines from its south eastern stretch, the winery synthesizes an old existing restored feudal house with the factory’s modern built structure. The initial approach focused on the complete synthesis of the built with the natural. Visitors slowly discover the setting as a minimal intervention on the landscape. In return the sitting of the old house stretches above the winery roof to unify the architectural shape in distinct materials and spaces highlighted by the difference surfaces of stone. The whole program, the cellar, the vats, the storage stacks, operation and management spaces are inserted under the old house, that is the main reception. The functional spaces cascade underground, accessed through a ‘’welled’’ staircase.


Vaziyet planı / Site plan 1- Mevcut konut (restaurant) / Existing house (restaurant) 2- Asma ekili çatı / Roof tunnel planted with vines 3- Çatısı asma ekili fabrika binası / Roof factory planted with vines 4- Çakıl döşeli teras / Gravel terrace 5- Kiler konutu / Cellar master house 6- Yükleme bölgesi / Loading docks 7- Personel otoparkı / Staff parking 8- Müşteri otoparkı / Guest parking 9- Asma bahçesi / Vineyards 10- Yaya erişimi / Pedestrian access 11- Fabrika girişi / Factory access 12- Mutfak girişi / Kitchen access 13- Restaurant özel girişi / Private access to restaurant 14- Ana yol / Main road 15- Misafir araç güzergahı / Guests vehicular access 16- Kamyon-personel aracı güzergahı / Trucks-staff vehicular access

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 107


Portfolyo/Portfolio: Raëd Abillama Architects

Giril kat planı / Ground floor plan

tanımlıyor. Özetle tasarım, üretim prosesini açıkça sergilemek üzerine kurgulanmış. Yapı, yük taşıyıcı prekast elemanlarla, şantiyede dökülmüş elemanların birleşmesinin tamamen işlevsel bir ifadesi olarak ortaya çıkıyor. Prefabrik tasarım tercihi, mahzen alanları için kavisli kabuklar, fıçı ve operasyon alanları içinse kiriş ve beton plakalar öngören inşaatın daha hızlı tamamlanmasını sağlanmış. Mahzenlerin termal bir sünger gibi tamamen toprağın altına gömülmesiyle gereken ısı ve nem dengesi oluşturulmuş. Şarap fıçıları kuzeybatı yönüne açılarak karbondiyoksit emisyonları için gerekli olan havalandırma, gelen rüzgarla doğal olarak sağlanmış. Mekanik ve yönetim alanları ise fabrika alanlarının üstünde yer alıyor. Kesit / Section 1- Fabrika / Factory 2- Tünel / Tunnel 3- Mevcut konut / Existing house 4- Asma ağacı / Vine tree 5- Doğal ışık / Natural light 6- Doğal hava akımı / Natural air flow

108 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


The discovered underground spaces adapts itself to a differentiated program of vineyard culture and education. Once the sloped spaces flow into the factory sandwiched levels, the discovery of the wine making process is exhibited, and experienced through a sloped ramp to lead and define the architectural experiences. The manufacturing process is clearly exhibited in the design. The structure is a purely functional expression of an amalgamation of load bearing precast elements and those cast in situ. The choice of the prefab design, guided the speed of construction with arched shells for the cellar spaces and beams and slabs for the vat and operation spaces. The cellar spaces are completely buried within the ground as a thermal sponge, creating the needed equilibrium of temperature and humidity. The wine vat spaces open up to the northwest to access in the wind and natural ventilation, critical to the verification process (CO2 emissions). The mechanical and management spaces top the factory spaces and control all exchange of elements in this fusion of machines and architecture.

PROJEDE, 140 YILLIK YIĞMA KONUT BİNASI ONARILARAK RESTAURANT OLARAK YENİDEN DÜZENLENDİ.

Mevcut konut (restaurant)’a ait duvar detayı Wall detail of the existing house (restaurant) 1- İç ortam / Indoor 2- Dış ortam / Outdoor 3- Taş duvar / Stone wall 4- Çift cam / Double glazing 5- Çelik parmaklık / Steel fence 6- Ahşap eleman / Wooden frame

AN EXISTING 140 YEAR OLD TRADITIONAL STONE HOUSE WAS RESTORED AS A RESTAURANT IN THE ARCHITECTURAL PROJECT.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 109


Portfolyo/Portfolio: Raëd Abillama Architects

MILLI MÜZE EK BİNASI, MAZRAA BÖLGESI, BEYRUT, LÜBNAN, 2012

NATIONAL MUSEUM EXTENSION, MAZRAA DISTRICT, BEIRUT, LEBANON, 2012 Çok amaçlı salonun ön cephesi, taş kolon kullanımını, mevcut Milli Müze’nin ana neo-klasik kolonad girişinin görünümünü yansıtacak şekilde çağdaş bir tasarım söyleminde yineliyor. Mimarinin müze tipolojisine uygun biçimde katı ve sert özellikler taşırken şeffaf ve davetkar olması da bekleniyor. Abillama’nın cephe çalışmaları doğal taşın sertliği kadar gözenekli dokusundan da ilham alıyor. Abillama bunun sert ve dolu olanla boşluk arasındaki doğru dengeyi bulmak üzere süregelen bir araştırma olduğunu belirtiyor. Elemanlarının kütle düzenlemesi anlamında Milli Müze Eklentisi çok amaçlı bir oda, bir kafe, bar/mutfak bölümü ve güvenlik alanı gibi çok farklı alanlara sahip. Mevcut merdivenlerden ulaşılan çok amaçlı salondan Abdallah Yafi Sokağı hizasında geniş bir platforma varılıyor. Çok amaçlı salonun yan cepheleri sanat eserleri için kör duvarlar oluşturmak üzere kesintisiz devam ediyor. Öte yandan arka cephe hipodrom manzaralarıyla karşılaşılabilen şeffaf yüzeylerle bölünüyor. Ana cephe ise iç ve dış mekanları birbirine bağlamak üzere tamamen camdan meydana geliyor. Kafenin içinde de çok amaçlı salonun kesintisiz yan duvarları ile kontrast oluştururken, mekanın azami ışık almasını sağlamak ve bitişikteki Beyrut Hipodromu’nun manzarasından faydalandırmak üzere genellikle cam tercih ediliyor. Ana giriş Damascus Sokağı’ndan gerçekleşirken Abdallah Yafi Sokağı servis girişleri için kullanılıyor. 110 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

Bodrum kat planı Basement floor plan 1- Sirkülasyon alanı Circulation 2- Multipurpose room Çok amaçlı salon 3- Eşya odası Stock room 4- WC 5- Mutfak / Kitchen 6- Depo-sergileme Storage-exhibit 8- Mevcut binasının sınırları / Existing museum’s edge 9- Arsa sınırı / Plot limit


The front façade of the multi-purpose room reflects the image of the main neoclassic colonnade entrance of the existing National Museum by repeating the use of stone columns in a contemporary design idiom. In line with the museum typology the architecture should be solid and rigid while being welcoming and transparent. The architect’s façade studies are inspired by the rigidity of stone, but also by the porosity that its texture offers. Abillama states that it is an ongoing research aiming at finding the right balance between solid and void. As a massing, the National Museum Extension has different areas which include a multipurpose room and a café along with a bar/ kitchen and security zone. The multipurpose room is accessed through existing stairs, which lead to a spacious platform and aligned with AbdallahYafi Street. The lateral facades of the multipurpose room are solid to offer blind walls for artwork. Whereas the back facade offers glimpses of transparency with views towards the Hippodrome, the main façade is fully glazed to offer the opportunity to connect interior and exterior spaces. The interior of the café is predominantly composed of glass to increase light circulation and transparency to offer generous views to the adjacent Beirut Hippodrome while contrasting with the lateral solid facades of the multipurpose room. Damascus Street is used as main public entrance, while AbdallahYafi Street is used a service entrance.

ÇOK AMAÇLI SALONA AIT GIRIŞ CEPHESI, SÜTUNLU FORMUYLA MEVCUT ULUSAL MÜZE’NIN GIRIŞINI YENIDEN YORUMLUYOR. THE FRONT FAÇADE OF THE MULTIPURPOSE ROOM IS INSPIRED BY THE FAÇADE OF THE MAIN ENTRANCE OF THE EXISTING NATIONAL MUSEUM REPEATING ITS USE OF COLUMNS BUT IN A MORE SPARE CONTEMPORARY APPROACH.

Giriş kat planı / Ground floor plan 1- Sirkülasyon alanı / Circulation 2- Café 3- Mutfak-bar / Kitchen-bar 4- Mevcut yapı tarafındaki güvenlik bölgesi / Security zone from existing museum 5- Çok amaçlı salon / Multipurpose room 6- Depo / Storage room 7- Ek bina girişindeki güvenlik bölgesi / Security zone from new extension 8- Asansör / Elevator 9- Mevcut müze binası / Existing museum 10- Mevcut müze binasından giriş / Entrance from museum 11- Ek yapı girişi / Entrance from new extension 12- Arsa sınırı / Plot limit

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 111


Portfolyo/Portfolio: Raëd Abillama Architects

TASARLANAN EK YAPIDA, ÇOK AMAÇLI SALONA AIT TÜM DIŞ YÜZEYLER DOĞAL TAŞ, ZEMIN DÖŞEMELERI ISE MERMER KULLANILARAK KAPLANDI. ALL THE EXTERNAL WALLS OF THE EXTENSION ARE CLAD IN LEBANESE LIMESTONE FAVORED IN PUBLIC BUILDINGS IN BEIRUT; THE FLOORS ARE CLAD IN MARBLE.

Güneybatı görünüş Southwest elevation 1- Mevcut müze binası Existing museum 2- Café 3- Çok amaçlı salon Multipurpose room

112 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013


Çok amaçlı salon, duvar detayı / Multipurpose room, façade detail 1- Bağlayıcı / Tie anchor 2- Taş kaplama / Stone cladding 3- Metal bağlayıcı / Metal tie 4- Su yalıtımı / Waterproofing 5- Betonarme duvar gövde / Concrere masonry unit 6- Yalıtım boşluğu / Insulation gap

ÇOK AMAÇLI SALONA AIT DUVAR GÖVDESINDEKI IKI SIRA BETON DUVARLAR VE TAŞ PANELLER ARASINDA YALITIM BOŞLUĞU BIRAKILDI. THE STONE CLAD WALLS OF THE MULTIPURPOSE ROOM INCLUDE INSULATION GAPS IN BETWEEN THE LAYERS OF CONCRETE WALLS AND THE STONE PANELS.

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 113


2013 Etkinlik Takvimi / 2013 Event Calendar

GREENBUILDING BRASIL, 27-29 AĞUSTOS, 2729 AUGUST 2013, SAO PAULO, BREZİLYA / BRAZIL

BUILD & RENOVATING EXPO, 12-14 TEMMUZ, 1214 JULY, AVUSTURALYA, AUSTRALIA

Yılda bir kez Melbourne Konferans ve Sergi Merkezi’nde düzenlenen Yapı ve Yenileme Fuarı evlerinin ve ticari mülkiyetlerinin görünüşünü, performansını ve enerji verimliliğini değiştirmek isteyen ev sahipleri ve müteahhitler tarafından ilgi görüyor. The trade show takes place at Melbourne Convention and Exhibition Centre. The Building & Home Improvement Expo is the destination of choice for renovators, builders and homeowners interested in improving the appearance, performance and energy efficiency of their home or commercial properties.

TEHRAN INTERNATIONAL CONSTRUCTION FAIR, 3-6 TEMMUZ / 3-6 JULY, IRAN

Tahran’da gerçekleştirilen İran Confair-İran Uluslararası Yapı ve İnşaat Sanayi Fuarı’nı ziyaret edenler arasında müteahhitler, esnaflar, mimarlar, alıcılar ve distribütörler yer alıyor. Confair, İran’ın ticari olarak en başarılı fuarı. The trade show Iran Confair Iran International Building and Construction Industries Fair is held in Tehran. Visitors include contractors, tradesmen, installers, clients, architects, specifiers, buyers and distributors. Iran Confair is the most commercially successful trade fair in Iran.

DECORATION + DESIGN MELBOURNE, 1821 TEMMUZ, 18-21 JULY, AVUSTURALYA, AUSTRALIA

Avustralya’nın önde gelen şirketlerinin iç ürün ve mobilya ürünlerinin sergilendiği fuar, yüzlerce yeni ürünü görme, en son gelişmelerden haberdar olma ve tek bir çatı altında bütün bağlantılarla karşılaşma fırsatı sunuyor. Decoration + Design is Australia’s premier interiors event showcasing the latest interior products & furnishings from leading companies. The fair provides the opportunity to see and buy hundreds of new products, learn the latest industry developments and network with peers all under one roof.

CHINA INTERNATIONAL BUILDING DECORATION FAIR, 8-11 TEMMUZ / 8-11 JULY, ÇİN / CHINA

2400’den fazla yurt dışı ve yerel Çin yapı dekorasyon tedarikçileri en son ürünlerini 15. Çin (Guangzhou) Uluslararası Yapı Dekorasyon Fuarı’nda sergileyecekler. Fuar, Çin’in Guangzhou şehrindeki Çin İthalat & İhracat Fuar (Pazhou) kompleksinde gerçekleşecek. More than 2,400 overseas and local suppliers of building decorations will showcase their latest products at the 15th China (Guangzhou) International Building Decoration Fair (CBD) 2013. The Fair will be staged at the China Import & Export Fair (Pazhou) Complex in Guangzhou. 114 NATURA • TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013

STONE OD-CHINA QINGDAO, 18-21 TEMMUZ, 18-21 JULY, ÇİN / CHINA

7. Çin (Qingdao) Uluslararası Taş Ürünleri ve Makineleri Fuarı, Kuzey Çin’deki en büyük taş fuarı. Son altı yıl içinde çok gelişen fuar, “maksimum kar için üstün gayret sarf etmek” prensibiyle ilerliyor. The 7th China (Qingdao) International Stone Products & Machinery Exhibition is the biggest stone fair in northern China. In the past six years, Qingdao International Stone Fair has made great efforts to learn and improve. The fair is based on the principle “Make Great Efforts to Maximize your Profits”.

SHANGHAI INTERNATIONAL CONSTRUCTION MATERIAL AND INDOOR DECORATION EXHIBITION, 15-17 AĞUSTOS, 15-17 AUGUST, ÇİN / CHINA İlk olarak 1989 yılında düzenlenen fuar her yıl Shanghai Yeni Uluslararası Fuar Merkezi’nde yapı ve inşaat sektörlerine odaklı düzenleniyor. The annual trade show is organized at the SNIEC - Shanghai New International Expo Centre since 1989. The emphasis of the fair is building and construction sectors.

CACHOEIRO STONE FAIR, 20-23 AĞUSTOS, 20-23 AUGUST, BREZİLYA / BRAZIL

Cachoeiro Taş Fuarı-Uluslararası Mermer ve Granit Fuarı, Cachoeiro de Itapemirim, Brezilya’da düzenleniyor. Yılda iki kere gerçekleştirilen fuar, Parque de Exposição Carlos Caiado Barbosa adlı sergi parkında yer alıyor. The trade show Cachoeiro Stone Fair - International Marble and Granite Fair takes place in Cachoeiro de Itapemirim, Brazil. The trade show is organized twice a year, at the venue Parque de Exposição Carlos Caiado Barbosa.

4. Greenbuilding BrezilyaUluslararası Konferans ve Fuarı, 8000 m2 sergi alanı, 120 ulusal ve uluslarası sponsor, 7.400 kalifiye ziyaretçi ve 1.600 katılımcı ile Brezilya’daki en önemli sürdürülebilir inşaat etkinliği olmayı sürdürecek. 4th Greenbuilding BrasilInternational Conference and Expo, is the main sustainable construction event in Brazil with 8.000 sqm of exposition area, 120 national and international sponsors, 7,400 buyers and 1,600 participants.

MIAMI HOME DESIGN AND REMODELING SHOW, 30 AĞUSTOS-3 EYLÜL, AUGUST 30–SEPTEMBER 3, ABD / USA Yılda iki kez düzenlenen etkinlik mobilya, bahçe bitkileri, peyzaj, ev ve iç dekorasyon sektörlerine odaklanıyor. Fuar ev geliştirme ve tasarım planları için tavsiye almak, ürünleri ve servisleri ilk elden görüp uzmanlarla konuşmak isteyen ev sahipleri için eşsiz bir pazar yeri. The trade show is organized twice a year and focuses on Furniture, Horticulture, Landscaping, Ideal Home and Interior Decoration. It is a unique marketplace that enables homeowners to experience products and services first hand, talk one-onone with industry experts and get personalized advice to plan home improvement or design projects.

C

M

Y

CM

MY

CY

CMY

K


Y

ITALY- Verona

25-28 SEPTEMBER Turkish Pavilion, Hall

9

TEMMUZ - AĞUSTOS 2013 / JULY - AUGUST 2013 • NATURA 115


Natura 010  

Stone Architecture and Interior Magazine, Istanbul Turkey

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you