Issuu on Google+


ED‹TÖRDEN

De¤erli okuyucular›m›z, Önceki say›lar›m›zda Kafkasya genelinde Müslümanlara karfl› yap›lan sald›r›lardan ve “kitlesel linç” eylemlerinden bahsetmifltik. Gerek Rusya içerisinde gerekse Kafkasya’n›n farkl› bölgelerinde yaflayan Kafkas kökenli Müslümanlar›n maruz kald›¤› bu sald›r› örneklerinden birisi de geçti¤imiz ay Abhazya’da gerçekleflti. Abhazya’n›n Gudauta kentinde bir cami imam›n›n öldürülmesinin ard›ndan, Abhazya Din ‹daresi, bölge Müslümanlar›n›n güvenli¤inin tehlikede oldu¤unu ve bölgede benzer sald›r›lar›n zaman zaman gerçekleflti¤ini aç›klad›. 2005 y›l›nda yaflanan Andican olaylar› ile uzun süre dünya gündeminde yer bulan Özbekistan, bu ay Özbekistan yönetiminin cami imamlar›na gönderdi¤i Ramazan talimat› ile gündeme geldi. Ülke içerisinde ‹slami grup ve cemaatlerin hareketlerini kontrol alt›nda tutma e¤iliminde olan Özbek yönetimi, cami imamlar›na gönderdi¤i Ramazan talimat› ile halk›n dini yaflam›na birebir müdahalede bulunuyor. Bir di¤er geliflme ise, Gürcistan Parlamentosu’nun sürgündeki Ah›ska Türklerinin geri dönüflü ile ilgili ç›kard›¤› kanundu. Bu kanun, ‹kinci Dünya Savafl› esnas›nda 17 bin kiflinin ölümü ile sonlanan bir sürgün sonucu yerlerinden edilen binlerce Ah›skal›y› ilgilendiriyor. Ancak, belirsizliklerin yer ald›¤› kanunun Ah›ska Türklerinin ma¤duriyetini giderip gideremeyece¤i muamma. Kafkasya ve Orta Asya, Müslüman halklar›n soyk›r›m, sürgün, iflkence, kaç›r›lma, düflünce ve ifade özgürlüklerinin k›s›tlanmas› vakalar›na ev sahipli¤i yapm›fl co¤rafyalardan. Bu co¤rafyalardan Do¤u Türkistan’da yaflayan Müslümanlar halen Çin’in etnik ve siyasi temizlik politikalar›na maruz kal›yor. Bu ay Adanm›fl Hayatlar’la, Do¤u Türkistan mücadelesinin sembol isimlerinden birini, ömrünün 31 y›l›n› zindanda geçmifl Berat Hac›’y› hat›rl›yoruz. Ve bu ayki dosya konumuzda yeni dünya düzeninin modern köleli¤i olarak adland›r›lan insan kaçakç›l›¤›na yer veriyoruz. Organize çeteler taraf›ndan kand›r›larak kaç›r›lan insanlar köle gibi çal›flt›r›lma, fuhfla zorlanma, organ mafyas› taraf›ndan kullan›lma gibi muamelelere maruz kal›yor. Dünyada ço¤u Asya ve Do¤u Avrupa’da olmak üzere 127 ülke, insan kaçakç›l›¤›n›n kayna¤› durumunda. De¤erli okuyucular›m›z, sizleri yaz›lar›m›zla bafl bafla b›rak›rken, iyi okumalar diliyoruz.

D Ü fi Ü N C E G Ü N D E M • S A Y I : 3 5 • Y I L : 3 • E K ‹ M 2 0 0 7 ‹HH ‹nsan Hak ve Hürriyetleri ‹nsani Yard›m Vakf› ad›na sahibi: FEHM‹ BÜLENT YILDIRIM Genel Yay›n Yönetmeni: MURAT YILMAZ Editör: H. ZEHRA ÖZTÜRK Yay›n Kurulu: F. ZEHRA BAYRAK, GÜLDEN SÖNMEZ, A. EM‹N DA⁄, OSMAN ATALAY,

Z. TUBA KOR, ENSAR KILIÇO⁄LU Kapak ve ‹ç Tasar›m: grataNONgrata Bas›m: Mavi Ofset • Tel: 0212 549 25 30 Adres: Büyük Karaman Caddesi. Taylasan Sokak. No: 3 Fatih - ‹stanbul Tel: 0212 631 21 21 • Fax: 0212 621 70 51 • dusuncegundem@ihh.org.tr


Modern dünyan›n karanl›k yüzü:

‹nsan ticareti

• ‹nsan kaçakç›l›¤› dünyan›n ç›kmaz› m›? /21 • Göçmen kaçakç›l›¤› ve insan ticareti /24 • Zorunlu emek ve insan tacirli¤i /27

Terör üreten söylem: “Terörizmle savafl”

ADANMIfi HAYATLAR /34

Berat Hac›

RÖPORTAJ /30

Sald›r› ve iflgal tehdidi alt›nda bir ‹slam ülkesi: SUR‹YE ‹SLAM CO⁄RAFYASI /36

KISA KISA /4 • ‹KT‹BAS: Sabra ve fiatilla katliam›n›n 25. y›ldönümü / 3 2

D Ü N Y A 6\ Yeni kanun, Ah›ska Türklerine hangi haklar› tan›yor? 8\ Özbekistan’da Ramazan yasaklar› 10\ Fransa ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nin devlet terörü

G Ü N D E M ‹ H›ristiyanl›¤›n Asyal› yüzü: Güney Koreli misyonerler /11 Türkiye’nin Balkanlar serencam› /12 Uzakl›¤› art›ran yak›nlaflma giriflimi /14 Cumhurbaflkanl›¤› seçimi ve Hizbullah’›n zaferi /16


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

K

I

S

A

K

I

S

A

545 Filistinli ‹srail güçleri taraf›ndan kaç›r›ld› Geçti¤imiz a¤ustos ay›nda içlerinde kad›n, çocuk ve yafll›lar›n da bulundu¤u 545’ten fazla Filistinli, ‹srail güçlerinin düzenledi¤i operasyonlar s›ras›nda kaç›r›ld›. Yap›lan aç›klamalarda, direniflçilerin yan› s›ra 1948’de iflgal edilmifl Filistin topraklar›nda çal›flan iflçilerin de

genifl çapl› kaç›rmalara maruz kald›¤›na dikkat çekildi. Kaç›rma eylemleri özellikle Gazze fieridi’nde görülürken, kaç›r›lanlar aras›nda çocuklar›n da bulundu¤u Uluslararas› ‹nsan Haklar› Dayan›flma Derne¤i taraf›ndan bildirildi.

Budist Rahiplerin demokrasi 盤l›¤› ‹ngiliz sömürgecili¤inden 1948 y›l›nda ba¤›ms›zl›¤›n› elde eden Burma, 1962’de askeri rejim ile yönetilmeye baflland›. Askeri rejimin bask›c› politikalar› ülkede, temel haklar, ifade ve ibadet özgürlü¤ü noktas›nda oldukça s›k›nt›l› bir sürecin yaflanmas›na sebep oldu. Uzun y›llard›r protesto gösterilerine uzak olan Burma, hükümetin geçen ay yak›t fiyatlar› üzerinde yapt›¤› art›fla itiraz eden Budist rahiplerin meydanlar› doldurmas›yla dünya gündeminde yer buldu. Polisin tehdidine ra¤men günlerce protestolar›na devam eden rahiplere ö¤renci ve halk da destek oldu, gösterilerde demokrasi talepleri dile getirildi. Olaylar›n büyümesi üzerine polis, rahiplerin üzerine atefl açt›. Polisin açt›¤› atefl 14 rahibin hayat›na mal olurken birçok rahibin de yaralanmas›na sebep oldu. Askeri yetkililerin iki tap›na¤a bask›n düzenledi¤i ve yüzlerce rahibi kamyonlara bindirip ormana götürdükleri de gelen haberler aras›nda. Gözalt›na al›nan rahiplerin baz›lar›n›n ormanda öldürüldü¤ü de iddia ediliyor. Cunta rejiminin bask›s› üzerine sokaklar orduya teslim oldu ama gerginlik halen devam ediyor.

SAYI 35

SAYFA 4


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

K

I

S

A

K

I

S

A

Abhazya’da Müslümanlar üzerindeki bask›lar devam ediyor

gerçekleflti¤i de aç›kland›. Yüksek say›daki gözalt› ölümlerini önlemek için mücadele eden Forum for Preventing Death in Custody, bu konuyu gündeme getirerek kamuoyu oluflturmaya çal›fl›yor.

Kafkasya’n›n di¤er bölgelerinde oldu¤u gibi Abhazya’da da Müslüman halk üzerindeki bask›lar devam ediyor. Gürcistan’›n kuzeybat›s›nda yer alan Abhazya’n›n Gudauta kentinde bir cami imam›n›n kimli¤i belirsiz kiflilerce aç›lan silahl› sald›r›da hayat›n› kaybetmesinin ard›ndan, ayn› sald›r›ya maruz kalan bir kifli de yaral› olarak hastaneye kald›r›ld›. “Terörizmle mücadele” söylemi ileri sürülerek gerçeklefltirilen uygulamalardan dolay› bölge Müslümanlar›n›n güvenli¤inin tehlikede oldu¤u, cami imam›n›n maruz kald›¤› sald›r›lara benzer sald›r›lar›n bölgede s›kça gerçekleflti¤i belirtiliyor. Abhazya Din ‹daresi, “terörizmle mücadele” kapsam›nda bölgede yaflayan Müslümanlar üzerindeki bask›lar›n artt›¤›n› belirtti. Abhazya Müslümanlar› temsilcileri ise, Gudauta’da gerçekleflen olay›n ard›ndan Devlet Baflkan› Sergey Bagapfl ile görüflüp terörist muamelesi görmekten rahats›z olduklar›n› bildirdiler.

Kuzey Irak’ta kolera salg›n›

‹ngiltere’de gözalt› ölümleri ‹ngiltere’de faaliyet gösteren Forum for Preventing Death in Custody (Polis Gözetiminde Ölümleri Önleme Forumu), ‹ngiltere’de gözalt›nda gerçekleflen ölümler ile ilgili bir rapor yay›mlad›. Rapora göre, ‹ngiltere’de her y›l 500 ila 600 kiflinin polis gözetimi alt›ndayken öldü¤ü bildirildi. Gözalt› ölümlerinin, hapishane, nezarethane ya da hastanelerin güvenlik bölümünde tedavi gören tutuklular aras›nda görüldü¤ü belirtildi. Gözalt› ölümlerinin do¤al ölüm, intihar veya cinayet gibi farkl› gerekçelerden dolay›

Dünya Sa¤l›k Örgütü, temmuz ay›ndan bu yana Irak’›n Süleymaniye, Kerkük ve Erbil bölgelerinde 6000’in üzerinde kolera vakas›n›n tespit edildi¤ini bildirdi. Salg›n›n halk›n yiyeceklerde kulland›¤› kirli sudan veya Kerkük’e su aktaran borunun zarar görmesinden kaynakland›¤› san›l›yor. fiüpheli vakalar›n artmas› üzerine Irak hükümeti salg›nla mücadele için bir komisyon oluflturdu. Al›nan bilgilere göre Irak’›n kuzeyinde 4000 kifli kolera teflhisiyle tedavi görüyor ve flu ana kadar toplam sekiz kifli salg›n nedeniyle hayat›n› kaybetti.

Yerli Halklar› Koruma Bildirgesi kabul edildi Birleflmifl Milletler Genel Kurulu’nda yerlilerin haklar›na sayg› gösterilmesini öngören bildirge, 143 ülkenin oyuyla kabul edildi. Oylamaya kat›lan ve bar›nd›rd›klar› kalabal›k yerli nüfusla dikkat çeken ABD, Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda bildirgeye onay vermedi. Bu ülkeler, gerekçe olarak yerli halklara verilecek baz› haklar›n kendi ulusal yasalar›yla çeliflebilece¤ini öne sürdüler. Yasal bir ba¤lay›c›l›¤› bulunmayan bildirge yerli halklar›n tan›nmas›n›, topraklar›n›n korunmas›n›, devlet taraf›ndan el konulan topraklar› için tazminat ödenmesini, kimliklerinin ve kültürlerinin korunmas›n› öngörüyor. Bu bildirgeyi onaylamayan ülkelerin tavr› ise, büyük güçlerin çifte standartl› yaklafl›m›n› tekrar gün yüzüne ç›kar›yor.

Balkanlar’da 18 bin kay›p 30 A¤ustos Uluslararas› Kay›plar Günü dolay›s›yla yay›mlanan bir raporda, eski Yugoslavya’da yaflanan ihtilaflardan bu yana toplam 17 bin 882 kiflinin kay›p oldu¤u bildirildi. Uluslararas› K›z›l Haç Örgütü, 1990 y›l›ndan beri Balkanlar’da görülen en yüksek kay›p vakas›n›n 1992-1995 y›llar› aras›nda Bosna-Hersek’te yaflanan savafl s›ras›nda gerçekleflti¤ini ve bu savafl sonucunda 13 bin 500 kiflinin kayboldu¤unu aç›klad›. H›rvatistan’da 1991-1995 ihtilaf› s›ras›nda 2 bin 386 kiflinin, Kosova’da 1998-1999 y›llar› aras›ndaki çat›flmalar sonucunda 2 bin 47 kiflinin kayboldu¤u belirtiliyor.

SAYI 35

SAYFA 5


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Yeni kanun, Ah›ska Türklerine hangi haklar› tan›yor? DR. RÜSTEM MÜRSELO⁄LU*

Eli silah tutan 40 bin Ah›skal› Türk gencinin II. Dünya Savafl› için cephede oldu¤u bir dönemde, Ah›ska’da kalanlar so¤uk bir gecede (15 Kas›m 1944), kad›n, çocuk, yafll› demeden hayvan tafl›nan vagonlara dolduruldu ve Orta Asya’da Özbekistan, Kazakistan, K›rg›zistan gibi ülkelere sürgün edildi. Resmi rakamlara göre bu dönemde sürgün edilen 86 bin Ah›skal›, 17 bin can kayb›yla menzile ulaflabildi. Tam 63 y›ll›k bekleyiflin ard›ndan Gürcistan Parlamentosu sürgün edilen Ah›skal›lar›n geri dönüflü ile ilgili bir kanun ç›kard›. 11 Temmuz 2007’de ç›kar›lan kanunu, Gürcistan Cumhurbaflkan› Mihail Saakaflvili imzalad›. Ah›ska Türklerinin vatanlar›na dönmek istediklerine dair talepler Avrupa Konseyi taraf›ndan gündeme al›nm›fl, Gürcistan eski Cumhurbaflkan› fievarnadze taraf›ndan Avrupa Konseyi’ne taahhüt edilmiflti; ancak konuyla ilgili somut bir

ad›m at›lmam›flt›. Umar›z Gürcistan Parlamentosu’nun Temmuz ay›nda ç›kard›¤› yeni kanun da sadece ka¤›t üzerinde kalmaz. Son aylarda kamuoyunda da s›k s›k gündeme gelen bahis konusu kanun Ah›ska Türklerine ne kazand›r›r? Bas›nda yer alan “Kanun ç›kt›, art›k Ah›ska Türkleri vatana dönüyor.” mealindeki yaz›lar gerçe¤i yans›tmamaktad›r. Bu kanun flu anda vatanlar›na dönmek isteyen kiflilere göç edecek statü ve vatandafll›k hakk› tan›yor; ancak kanunda göçün nereye yap›laca¤› belirtilmiyor. Göçün Ah›ska’ya m›, yoksa Gürcistan’›n di¤er bölgelerine mi gerçekleflece¤i belirsiz. Fakat Gürcistan siyasilerinin aç›klamalar› dikkate al›nd›¤›nda Ah›ska’ya göç olmayaca¤› kanaatine var›l›yor. Siyasilerin yorumundan ziyade elimizde var olan kanuna bakacak olursak, geri dönüfllerle ilgili müracaatlar›n 01 * Ah›ska Türkleri E¤itim Kültür ve Sosyal Yard›mlaflma Derne¤i Genel Baflkan›

SAYI 35

K A F K A S Y A

SAYFA 6


‘‘

Gürcistan Parlamentosu, 1944 y›l›nda sürülen ve soyk›r›ma tabi tutulan 86 bin Ah›ska Türkü’nün geri dönüflü ile ilgili bir karar ald›; ancak karar›n tam anlam›yla geri dönüfl hakk› tan›y›p tan›mad›¤› konusu bir muamma.

Ocak 2008’de bafllay›p 01 Ocak 2009’da sona erece¤ini görürüz. Bu süreç içerisinde yurt d›fl›nda bulunan kifliler o ülkede bulunan Gürcistan temsilciliklerine talep edilen evraklar› sunarak müracaat›n› gerçeklefltirmifl olacak. Ard›ndan müracaatlar de¤erlendirilecek ve göç etme hakk› kazanan flah›s alt› ay içinde vatandafl› oldu¤u ülkenin vatandafll›¤›ndan ihraç edildi¤ine dair belgeyi Gürcistan hükümetine sunarak Gürcistan vatandafl› kimli¤ini alma hakk› kazanacak. Ya sonra? Sonras› kanunda yok! Di¤er hususlardan biri ve en önemlisi, müracaatlardan sonra de¤erlendirme komisyonunun verece¤i karard›r. Kime “geriye dönüflçü” statüsü verilecek, kime verilmeyecek tart›flmalar› konunun baflka bir boyutunu oluflturmaktad›r. II. Dünya Savafl› s›ras›nda sürgüne gönderilen kiflilerin geri dönmesiyle ilgili kanunda bu kiflilerin kim oldu¤u aç›kça belirtilmiyor. Gerçi kanunun ikinci maddesinde “Terminoloji ve Aç›klamalar” bölümünün A f›kras›nda, zorla sürülen kifli “31 Temmuz 1944 tarihi ve 6279 no’lu Sovyetler Birli¤i Devlet Savunma Komitesi taraf›ndan al›nan karara istinaden 20. yüzy›l›n 40’l› y›llar›nda Gürcistan Sovyet Cumhu-

SAYI 35

U Z A K

D O ⁄ U

riyeti’nden Sovyetler Birli¤i’nin baflka cumhuriyetlerine zorla yerlefltirilen kifli” olarak tan›mlanm›fl. Söz konusu 6279 no’lu kararda sürgüne gönderilen kiflilerin Gürcüler de¤il, Ah›ska Türkleri oldu¤u aflikard›r. Hatta 6279 no’lu karara göre hukukçular›m›z Ah›ska Türklerine bir soyk›r›m uyguland›¤›n› iddia etmektedir. Ancak, Gürcistan devleti sürgüne gönderilen kiflilerin Ah›ska Türkleri oldu¤unu kanunda belirtmemektedir. Tart›fl›lan konulardan biri de budur. Gürcistan’›n flu andaki siyasi ve sosyo-ekonomik durumunu gayet iyi anlamaktay›z. Görünen flu ki zaten sorunlar yuma¤› olan bölgede bir de Ah›ska Türkleri ile ilgili bir s›k›nt›n›n gündeme gelmesi pek de istenmemektedir. Ama y›llard›r vatan hasretiyle yan›p tutuflan, sürgün hayat› yaflayan halk›n manevi de¤erlerine sayg› duymak en az›ndan bir insanl›k borcu olmal›d›r. Ah›ska Türklerinin Gürcistan’a dönmeleri ve orada varl›klar›n› sürdürmeleri kimin zarar›na olabilir? Gürcü milletinin mi? Asla! Milli ve manevi de¤erleri olmad›ktan sonra Ah›skal›lar neyi kazanm›fl olabilirler ki? Gürcistan Parlamentosu’nun ç›kard›¤› söz konusu yasada, Ah›skal›lar›n geri dönüflü ve vatandafll›k hakk› almalar› ile ilgili pek çok eksiklik ve soru iflareti olsa da bu çabalar›n, sorunlar›n insan haklar› ve hukukun üstünlü¤ü dikkate al›narak çözüme kavuflturulmas› yönünde bir ad›m olmas›n› ümit ediyoruz.

SAYFA 7


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Özbekistan’da Ramazan yasaklar›

ABDULLAH AYDO⁄AN KALABALIK cammosk@yahoo.com

Özbekistan yönetimi, özellikle de inanç hürriyeti ve insan haklar› ihlalleri gibi konulardaki farkl› ve ilginç uygulamalar› sebebiyle s›kl›kla ‹slam aleminin gündemini iflgal ediyor. Nüfusu, tarihi ve kültürel zenginlikleri bak›m›ndan Orta Asya’n›n merkezi ülkesi konumundaki Özbekistan, Sovyetler zaman›nda bile ilim irfan yuvas��� olma özelli¤ini muhafaza edebilmifl olmas› bak›m›ndan önem arz etmektedir. Türk Cumhuriyetlerindeki ve halen 20 milyondan fazla Müslüman’›n yaflad›¤› Rusya’daki müftü ve din adamlar›n›n kahir ekseriyeti, Özbekistan’daki Mir Arap Medresesi gibi güzide ‹slami e¤itim müesseselerinden mezun olmufllard›r. Özbekistan yönetimi, ba¤›ms›zl›ktan sonra tarihi ve kültürel mirasa sahip ç›karak, Sovyetler zaman›nda ah›r, depo veya baflka amaçlar için kullan›lan cami, medrese, tekke, külliye, hamam gibi tarihi binalar› restore ettirmifl ve buralar›n eski ifllevini tekrar kazanmalar›n› sa¤lam›flt›r. Bu tür baz› olumlu uygulamalara imza atan Özbekistan yönetimi, ‹slami ak›mlar, cemaatler ve camiler konusunda ayn› duyarl›l›k ve müsamahay› göstermiyor. Özbekistan’da insan hak ve hürriyetlerini k›s›tlay›c› baz› uygulamalar›n oldu¤u, özellikle de son befl y›lda de¤iflik platformlarda gündeme getiriliyordu. May›s 2005 Andican olaylar› sonras›nda ise bu uygulamalar dünya gündemini günlerce meflgul etti ve konu BM’de dahi ele al›nd›. Ülkede, içinde bulundu¤umuz mübarek Ramazan ay›nda, teravih namaz› gibi bu ayda eda edilen ibadetlerle ilgili emsali görülmemifl, ilginç yasak ve k›s›tlamalar bafllat›ld›. 5 Eylül 2007 günü Namangan flehri ve bölgesindeki cami imam hatiplerine ve bütün dini organizasyonlara devletin ilgili organlar› taraf›ndan, Ramazan ay›nda uyulmas› gereken kurallarla ilgili bir talimat gönderildi. Namangan Vilayeti Kad›s› (Müftüsü) Abdulhay Tursunov taraf›ndan duyurulan talimat çok ilginç yasaklar içermekte. Talimata göre, merkezi camilerde hatimle teravih k›ld›rmak yasak. Kenar mahallelerdeki camilerde hatimle namaz k›ld›rmak isteyen imamlar ise sadece Molla K›rg›z Medresesi’nden haf›z ça¤›-

‘‘

Özbek yönetimi, Namengan flehri ve civar›ndaki camilere gönderdi¤i talimatla, Ramazan ay›nda uyulmas› gereken kurallar› bildirdi. Müslümanlar›n camiye girifl-ç›k›fl saatleri, ne flekilde teravih k›ld›r›laca¤› ve benzeri konular talimatla k›s›tland›.

SAYI 35

O R T A

A S Y A

SAYFA 8


rabilecek. Müftülü¤ün kontrolü d›fl›ndaki herhangi bir yerden haf›z ça¤›rarak hatim okutan cami yönetimi ve imamlar› ise cezaland›r›lacak. Saat 22:00’ye kadar teravih namaz›, dua ve bütün dini merasimler tamamen bitirilmifl olacak. ‹mamlar, her gece teravih namaz› sonras› bulunduklar› bölgedeki muhtarl›k, belediye gibi yönetim birimlerine giderek gecenin olays›z geçti¤ine dair tekmil verecek. Müftü Tursunov, ayr›ca ortaö¤retim ö¤rencilerinin teravih namaz›na gelmelerinin yasak oldu¤unu belirterek, “Çocuklar› camiye ça¤›r›rsan›z cehennemde yanars›n›z.” dedi. Delili ise daha ilginç: “Bu talimata uymaz ve çocuklar› camiye al›rsan›z, devlet taraf›ndan camiler kapat›l›r. Böylece halk›n lanetine u¤rar ve cehennemi hak etmifl olursunuz!” Bir y›l öncesine kadar, Namangan vilayetinde ortaö¤retimde okuyan ö¤rencilerin cuma namazlar›na gitmeleri de engelleniyordu. Camiler, vilayet e¤itim müdürlü¤ü ve polis taraf›ndan çok s›k› kontrol ediliyor, ö¤renciler camilere sokulmuyordu. Herhangi bir flekilde girenler ise tespit edildi¤inde cezaland›r›l›yordu. Camilere yürüyerek gitme zorunlulu¤u ise en ilginç olan talimat. Cemaatin camiye otomobil ile de¤il yürüyerek gelmesi isteniyor. Özellikle de cuma namazlar›nda camilerin etraf›nda 100 adetten fazla otomobilin bulundurulmas› yasaklanm›fl durumda. Geçen y›l Sufuzoda Mahallesi Camisi ‹mam›, bölge polis flefi taraf›ndan cami etraf›nda fazla otomobil bulundu¤u sebebiyle karakola ça¤r›larak sorgulanm›flt›. Dini inanç ve ibadetlere bu flekilde yap›lan bask› ve k›s›tlamalar›n inanç özgürlü¤üne müdahale olarak alg›land›¤›, bölge halk›n›n ise bu uygulamalardan oldukça rahats›z oldu¤u, Özbekistan medyas›na yans›yan haberler aras›nda. Yöneticiler ise, Özbekistan’da din ve inanç özgürlü oldu¤unu, isteyenin istedi¤i

SAYI 35

O R T A D O ⁄ U

dine inanabilece¤ini, ülkede misyonerlerin ve Yahudi cemaatlerinin dahi rahatça faaliyet yapabildiklerini iddia ediyorlar. Özbek yetkililerin, camilerin bu flekilde s›k› kontrol edilmesine karfl› gösterdikleri gerekçe ise tarihi tecrübe. 19. yüzy›l›n bafl›nda camilerin kanun d›fl› siyasi organizasyonlar›n genel merkezi olarak kullan›ld›¤›n› iddia ediyorlar. fiimdilerde ise, Ekremiye Hareketi’nin de bu yöntemi kullanmak istedi¤ini, ayn› hataya tekrar düflmemek için devlet olarak bu tür uygulamalara baflvurduklar›n› söylüyorlar. Ekremiye Hareketi’nin ortaya ç›k›fl› 90’l› y›llar›n bafl›na dayan›yor. Andican flehrinde 1992 y›l›nda, Hizbuttahrir’den ayr›lan 28 yafl›ndaki matematik ö¤retmeni Ekrem Yoldaflev “‹mana Giden Yol” ad›nda bir kitap yazd›. Siyasi konulara dokunmayan Yoldaflev, kitab›nda ‹slam esaslar› ve ‹slam ahlak›ndan bahsetti. Zamanla etraf›na toplanan insanlara “Ekremistler” denildi. Üyelerinin ço¤almas› sonucu dikkat çeken hareketin önünü kesmek için Özbekistan istihbarat›n›n, eski müftü Muhammed Sad›k Muhammed Yusuf arac›l›¤› ile bu fikri ak›m›n beflinci bir mezhep oldu¤unu halk aras›nda yaymak istedi¤i söyleniyor. Muhammed Sad›k Muhammed Yusuf, Ekremiye Hareketi ö¤retisine göre befl vakit namaz k›lman›n ve Ramazan ay›nda oruç tutman›n mecburi olmad›¤›n›, bu fikri ak›m›n ortaya beflinci bir mezhep olarak ç›karak halk›n inançlar›na zarar verdi¤ini iddia ediyor. Özbekistan yönetimi bu tarz iddilar› ileri sürmeyi, dini yaflam üzerindeki bask›lar›n art›r›lmas› ve ‹slami oluflumlar›n önünün kesilmesi için bilinçli olarak kullan›yor. Özbekistan yönetimi, Ekremiye Hareketi’ni ve bu hareketle ilgili iddialar› bahane ederek; cami imamlar›n›n Andican olaylar›na benzer bir toplu ayaklanma veya protestoya ön ayak olmalar› ihtimalini ileri sürüyor ve dini yaflam üzerindeki k›s›tlamalara devam ediyor.

SAYFA 9


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Fransa ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nin

devlet terörü MUSTAFA EFE

afrikaliefe@gmail.com

Orta Afrika Cumhuriyeti’nin kuzeyinde Çad s›n›r›na yak›n bölgede artan fliddet, on binlerce kiflinin evlerini terk etmesine neden oldu. 2005’ten bu yana tahmini olarak 291 bin kifli evlerinden ayr›lmak zorunda kald›. 200 bin kifli ülke içinde yer de¤ifltirirken; 79 bin kifli Çad, Kamerun ve Sudan’a, 22 bin kifli de farkl› ülkelere kaçt›. Orta Afrika Cumhuriyeti’nin özellikle kuzey ve kuzeybat› bölgeleri silahl› kiflilerin, isyanc› gruplar›n ve hükümet kuvvetlerinin fliddetine maruz kal›yor, kad›nlar tecavüze u¤ruyorlar. ‹nsan Haklar› ‹zleme Örgütü Afrika Direktörü Peter Takirambudde, Orta Afrika Cumhuriyeti birliklerini yüzlerce sivili öldürüp binlerce kiflinin evlerini y›kmakla suçlad›. Bölgede 10 binin üzerinde evin y›k›ld›¤› belirtiliyor. Çat›flma yaflanan bölgelerden kaçan siviller insani yard›ma muhtaç flekilde yafl›yorlar. Hasat mevsimine yaklafl›ld›¤› flu s›ralarda, flayet evlerine dönemezlerse hasat yapamayacak olan bu insanlar açl›k tehlikesiyle karfl› karfl›ya. Bölgedeki çat›flmalar›n ard›nda; Orta Afrika bölgesinde, özellikle Çad’da petrol bulunmas› yat›yor. Bu geliflmenin ard›ndan Bat›l›lar›n özelde de Fransa’n›n bölge ile ilgili ifltah› kabard› ve bölgenin kar›flt›r›lmas› süreci körüklendi. Fransa, eski sömürgesi Orta Afrika Cumhuriyeti’nin katliamlar›na ve y›k›mlar›na sadece askeri yard›m sa¤layarak de¤il, bölgeye askeri birlikler de yerlefltirerek ortak oluyor. Bat›, Sudan’›n Darfur bölgesinde oluflturulan suni problem hakk›nda büyük gürültüler kopartt› ancak s›n›r›n hemen ötesindeki bir ülkede insanlar öldürülürken hiç kimseden ses ç›km›yor. Dahas› bu bölgedeki çat›flmalar›n Darfur’dan kaynakland›¤› ifadeleri ise tamamen hedef sapt›rma ve abartmadan ibaret. Ülkedeki nüfusun %15’ini oluflturan Müslümanlar da çat›flmalardan etkilenmekte. Çat›flmalarda herhangi bir grup ya da tarafta yer almayan Müslümanlar çat›flmac› taraflar›n aras›nda kal›yor. Dahas› ülke ekonomisinde özellikle de ülkenin kuzey ve bat› bölgelerinde etkin olan, bölgenin ilk Müslüman kabilesi M’bororo y›llard›r ayr›mc›l›¤a tabi tutuluyor. Fransa’n›n etkisiyle ç›kart›lm›fl olan dini funda-

SAYI 35

A

F

R

K

A

‘‘

Orta Afrika Cumhuriyeti’nde yaflanan çat›flmalar nedeniyle 2005’ten bu yana 291 bin kifli yer de¤ifltirdi. Fransa, eski sömürgesi Orta Afrika Cumhuriyeti’nin y›k›mlar›na sadece askeri yard›m sa¤layarak de¤il, bölgeye askeri birlikler yerlefltirerek de ortak oluyor.

mentalizm ile ilgili bir kanun, Müslüman nüfusun üzerinde bask› oluflturuyor. Müslüman nüfus halihaz›rda ülkenin kuzeyinde devam eden çat›flmalardan da olumsuz etkileniyor. Nitekim, Zaraquinas olarak bilinen kuzeybat›daki grup özellikle çocuklar› fidye karfl›l›¤› kaç›r›yor. Kaç›r›lan çocuklar›n ço¤unlu¤u da ekonomik aç›dan ciddi rol oynayan Müslüman M’bororo ve Fulani kabilelerinin çocuklar›. Di¤er yandan 2005 y›l›nda yap›lan seçimlerle baflkan seçilen darbeci François Bozize de Müslümanlara yönelik bask› politikalar›na devam ediyor.

SAYFA 10


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

H›ristiyanl›¤›n Asyal› yüzü: Güney Koreli misyonerler ZEYNEP ÖZBEK

zeynebozbek@gmail.com

Geçti¤imiz temmuz ay›nda 23 Güney Koreli misyonerin Afganistan’da Taliban güçleri taraf›ndan tutsak al›nmas›, dikkatleri ülkenin misyonerlik çal›flmalar›na çekti. Daha 100 y›l öncesine kadar neredeyse hiç H›ristiyan’›n bulunmad›¤› Güney Kore, bugün ABD’den sonra dünyan›n en fazla say›da misyonerine sahip konumda. H›ristiyanl›¤›n do¤du¤u topraklar olmas›na ra¤men halihaz›rda bu dinin en güçsüz oldu¤u Asya k›tas›nda, 13 milyondan fazla H›ristiyan nüfusuyla Güney Kore farkl› bir örnek teflkil ediyor. So¤uk bir pazartesi sabah› saat 04:30’da 9000 kiflilik Seul kilisesinin, ifle bafllamadan önce ibadete koflan Güney Korelilerle doldu¤unu görmek mümkün. H›ristiyanl›¤›n Güney Kore’deki h›zl› yay›l›fl›n› ve gücünün arkas›nda yatan nedenleri anlamak için ülkede H›ristiyanl›¤›n tarihine bakmak gerek. Sömürgeci ülkelerin hizmetinde çal›flan ve gittikleri topraklara dini inançlar›n›n yan› s›ra kültürel ve siyasi tahakkümü de tafl›yan misyonerlerin aksine Güney Kore’yi H›ristiyanlaflt›ranlar, ülkenin ba¤›ms›zl›k savafl›na destek verdi. 18. yüzy›l›n sonunda ilk kez Katoliklerle bafllayan misyonerlik faaliyetleri onlardan 100 y›l sonra gelen Protestanlarla büyük bir ivme kazand›. Fakat ülkedeki H›ristiyan say›s›ndaki muazzam art›fl, demokratikleflme sürecinin de bafllang›c› say›lan 1960’lardan sonra gerçekleflti. Halk›n de¤erlerine yabanc› fiinto inanc›n› dayatan Japon iflgalinin ve Kore Savafl›’n›n ülkede yaratt›¤› travmatik durum, misyonerlik faaliyetleri için çok uygun bir zemin haz›rlam›flt›. Bugün Asya’n›n en büyük H›ristiyan gücü haline gelen ülke, 16 binden fazla misyoneriyle dünyada H›ristiyanl›¤› yaymaya çal›fl›yor. Asyal› bir yüzle, baflta Çin olmak üzere özellikle Do¤u Asya ülkelerinde faaliyet gösteren misyonerler, arkalar›nda devlet deste¤i olmamas›na ra¤men Bat›l› dindafllar›ndan çok daha aktif ve hevesli. Kore Dünya Misyonerlik Cemiyeti Baflkan› Samuel Kang, Koreli misyoner say›s›n›n 2030 itibariyle 100 bine ulaflmas›n› hedeflediklerinden bahsediyor. Üstelik Koreli misyonerlerin hedef ülkeleri aras›nda Müslüman ülke-

SAYI 35

U Z A K D O ⁄ U

‘‘

Koreli H›ristiyanlar›n en büyük hayalini, H›ristiyanlaflt›r›lan Çinlilerle birlikte “Kudüs’e Dönüfl Projesi” kapsam›nda 100 bin kifliyle ‹slam topraklar› üzerinden yürüyerek Kudüs’e girme düflüncesi oluflturuyor.

ler de önemli bir yer teflkil ediyor. Afganistan’daki kaç›rma olay›n›n ard›ndan Güney Kore hükümeti tüm misyoner örgütler hakk›nda s›k› önlemler alsa da Irak, Çeçenistan, Da¤›stan gibi savafl yaflam›fl ülkelerin yan› s›ra Ürdün, Suriye ve Türkiye’de de Koreli misyonerlerin say›s› giderek art›yor. Koreli H›ristiyanlar›n en büyük hayalini ise, H›ristiyanlaflt›r›lan Çinlilerle birlikte “Kudüs’e Dönüfl Projesi” kapsam›nda 100 bin kifliyle ‹slam topraklar› üzerinden yürüyerek Kudüs’e girme düflüncesi oluflturuyor.

SAYFA 11


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Türkiye’nin Balkanlar serencam› MURAT YILMAZ

myilmaz@ihh.org.tr

Halklar mozai¤i Balkanlar, uzun Osmanl› yönetimi sonras› büyük güçlerin bafll›ca oyun alanlar›ndan biri oldu. 20. yüzy›l›n hemen öncesinde bafllayan büyük buhranlar bu yüzy›l boyunca devam etti. 93 Harbi, her iki Balkan Savafl› ve Dünya Savafllar›n›n merkezinin flafl›rt›c› bir biçimde Balkanlar olmas›, co¤rafyan›n ehemmiyeti aç›s›ndan manidard›r. Osmanl›’n›n millet sistemi içerisinde huzurlu günler yaflayan Balkan halklar›, milliyetçilik dalgalar› karfl›s›nda tutunamad›lar. Güç dengelerinin de¤iflmesiyle Balkanlar’›n hassas ritmi bozuldu ve hemen her Balkan ülkesi hami ülkeleri de arkalar›na alarak kendi büyük s›n›rlar›n› oluflturman›n pefline düfltü. Bu durum en çok Müslüman halklar› etkiledi. Osmanl›’n›n ve onun Müslüman bakiyesinin Balkanlar’dan tahliyesi amaçl› hareketler bir as›r boyunca (1823-1923) aral›ks›z sürerken milyonlarca Müslüman

SAYI 35

B A L K A N L A R

sürgünlerle, bunun daha fazlas› ise katliam ve yok etme politikalar›yla co¤rafyadan silindi. Görece daha kans›z ve kutuplar sisteminin etkisinde yar›m asra varan bir süre devam eden So¤uk Savafl döneminde Balkanlar ekseriyetle Sovyet Rusya’n›n ve komünizmin etkisinde kald›. 90’l› y›llar ise bafl›ndan itibaren suyun yeni bir mecraya akt›¤›, halkalar›n yeniden kay›plar›n›n pefline düfltü¤ü bir dönem oldu. Bu dönem kanl› savafllarla geçerken yine kimlikler, s›n›rlar ve hami güçler belirleyici oldu. Türkiye befl as›rdan uzun bir süre Balkanlar’da hakim güç olan Osmanl›’n›n tek mirasç›s›d›r. Boflnak ve Arnavut toplulu¤un yo¤un bir flekilde ‹slamlaflmas› bu süreçte gerçekleflmifltir. Son yüzy›lda savafllar ve etnik/dini fliddet neticesinde tarihi eserlerin %90’›ndan fazlas› yak›l›p y›k›lsa bile bölgenin her metrekaresinde Osmanl› izlerini görmek mümkündür. Filibe, Üsküp, Yeni Pazar, Prizren, Saraybos-

SAYFA 12


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

na, Elbasan, ‹flkodra bizden flehirlerdir ve onca y›k›ma karfl› mukavemetlerini sürdürmektedir. Balkanlar’da adil bir gücün eksikli¤i en çok Müslüman halklar› yaralam›flt›r. Befl as›r boyunca ‹slam›n adalet dairesinde gayrimüslim halklarla birlikte bar›fl içinde yaflayan Türk, Boflnak, Arnavut, Pomak, Çingene halklar yönetimin el de¤ifltirmesiyle çok zor seneler geçirmifl ve maalesef Türkiye’yi yanlar›nda görememifllerdir. Türkiye uluslararas› politikada kendini daha güçlü k›lacak Müslüman Balkan topluluklar›na topraklar›n› açmak d›fl›nda gerekli hassasiyeti göstermemifltir. Bölgede tutulabilecek stratejik bir Müslüman toplulu¤un Türkiye için önemli kazan›m anlam›na gelece¤i düflünülmemifltir. II. Dünya Savafl›’na kat›lmayan ve So¤uk Savafl döneminde Bat› Bloku içerisinde yer alan Türkiye bu dönemin bitifliyle birlikte 80 sene önce kaybetti¤i imkan› yeniden yakalam›flt›r. Balkan dengeleri yeniden flekillenirken Avrupa Birli¤i, Rusya ve ABD bölgede inisiyatif alabilmifl ve fakat Türk d›fl politikas› bu hamlelere ak›lc› cevap verememifl, ço¤u zaman Balkanlardaki Türk unsurlar için bile yap›lmas› gerekenler yerine getirilememifltir. Balkanlar’daki son siyasi yap›lanma 1991 y›l›nda bafllayan Yugoslavya’n›n da¤›lma savafllar›yla bafllam›fl, ard›ndan Kosova, Makedonya ve Preflevo’daki savafl ve iç savafllarla devam etmifltir. Türkiye bu savafllar›n son buldu¤u ve bölgedeki Boflnak ve Arnavut halklar›n kaderlerini belirleyen Dayton ve II. Rambolit görüflmelerinde yer almazken maalesef Türkiye ile iyi iliflkiler içerisinde bulunan Sali Berifla’ya da 1996 y›l›ndaki Banker Krizi esnas›nda destek vermeyerek Arnavutluk’ta yönetimin Ortodoks elitin eline geçmesinde pay alm›flt›r. Türkiye halihaz›rda devam etmekte olan Kosova’n›n nihai statüsünün belirlenmesi ve Sancak’›n parçalanmas› konular›nda da etkisiz kalm›flt›r. Balkanlar’da uluslararas› güçler dini ve kültürel merkezli bir ayr›flma içerisindedir. Macaristan, H›rvatistan ve Slovenya daha çok Alman etkisinde kal›rken; S›rbistan, Karada¤ ve Makedonyal› Ortodoks topluluk Rusya etkisindedir. Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya ise duruma göre Rus ve Alman etkisine girebilmektedir. Bölgenin Müslüman topluluklar› olan Boflnak ve Arnavut halklar ise ABD etkisindedir. Türkiye bölgedeki Müslüman topluluklar› kuflat›c› olmal›, onlar›n siyasi ve ekonomik gelecekleri için ciddi manevralar yapmal›d›r. Türkiye güçlü olabilmek için Balkanlar’da yer alan ve say›s› 12 milyonu aflan Müslüman topluluklar için politikalar üretmek, onlar› kendi avantajlar›n› (BM, NATO, ‹KÖ, D8 üyelikleri, AB aday üyelik) da kullanarak dünyaya tafl›mak zorundad›r. Hepsinden önemlisi, bölgedeki yüzlerSAYI 35

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

‘‘

Türkiye, Müslüman Balkan topluluklar›na topraklar›n› açmak d›fl›nda gerekli hassasiyeti gösterememifltir. Osmanl› bakiyesi Balkanlar, günümüzde çok yönlü sald›r›larla karfl› karfl›yad›r ve bu sald›r›lar karfl›s›nda tek tutama¤› Türkiye’ye ve ‹slam kültürüne sar›lmakt›r.

ce misyoner kurulufl dikkate al›nmal›; Türkiye bu topluluklar›n Müslüman olarak kalabilmeleri için destekte bulunmal›d›r. Türkiye Balkanlar’da Bosna’n›n kuzey ucunda yer alan Bihaç’a kadar uzanan Müslüman bir topluluk (Yeflil Kuflak) teslim alm›flt›r. T›pk› bir zincir gibi birbirine eklemlenen bu toplulu¤un bekas› Balkanlar’da ‹slam’›n gelece¤ini de flekillendirecektir. Bosna Savafl› s›ras›nda Sancak ve Kosova’n›n önemi; Kosova Savafl› s›ras›nda yine Sancak, Makedonya ve Arnavutluk’un önemi yads›namaz. Bosna Savafl› sonras›nda kurulan Bosna S›rp Cumhuriyeti ile Bosna-Sancak zinciri k›r›lm›flt›r. Kosova’n›n kuzeyinde yer alan Mitrovitsa’n›n S›rbistan’a teslim edilme iste¤iyle Kosova-Sancak zinciri de k›r›lmak istenmektedir. Bu, Müslüman topluluklar›n H›ristiyan denizlerinde küçük adac›klar haline getirilme ve ard›ndan AB ve Bat› kültürüyle yok edilme projesidir. Balkanlar’›n Müslüman halklar›n›n çok yönlü bu sald›r›lar karfl›s›nda tek tutama¤›, Türkiye ve ‹slam kültürüne sar›lmakt›r. Türkiye Balkanlara ilgi ve deste¤ini art›rmal›d›r. SAYFA 13


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Uzakl›¤› art›ran yak›nlaflma giriflimi

MUSTAFA ÖZCAN

mustafaozcan@yeniasya.com.tr

‹ran Cumhurbaflkan› Ahmedinejad’›n BM Genel Kurulu toplant›lar›na kat›lmas› genelde olayl› oluyor. Kürsüden acayip ve garaip fleyler konufltu¤u ileri sürülüyor. Nur gördü¤ünü ve Mehdi’nin zuhur iflaretlerinin kendisine yans›d›¤›n› söyledi¤i iddia ediliyor. Ahmedinejad, New York ziyareti esnas›nda Ground Zero dedikleri, 11 Eylül’de y›k›lan ‹kiz Kuleler’in yerini ziyaret etmek istedi. Ama nedense kendisine müsaade etmek istemediler! Nejad da buna bir anlam veremedi. Bununla birlikte Columbia Üniversitesi’ndeki konuflmas›nda, “Amerikan halk›, 11 Eylül’ün s›rlar›n› ö¤rendikçe neden Irak ve Afganistan batakl›¤›na sapland›klar›n› daha iyi fark edeceklerdir.” dedi. Asl›nda Ground Zero’ya ulaflamasa bile oraya yönelik mesaj›n› b›rakm›fl, durgun sular› harekete geçiren bir tafl atm›flt›. Nejad’›n Columbia Üniversitesi’nde konuflmas› da olay oldu ve çok gürültü kopard›. Gerçekten de gönüllerini ve zihinlerini kapatm›fl toplumlara hitap etmenin ne gibi bir faydas›

SAYI 35

O R T A D O ⁄ U

olabilir? Belki, bu konuflmalar görev itibar›yla “ibrau’z-zimme” veya “ikamet’ül-hucce” (Benden günah gitti!) bab›nda izah edilebilir. Ancak, Ahmedinejad’›n hitab›nda do¤ru üslubu seçip seçmedi¤i de ayr› bir tart›flma konusu. Di¤er yandan, Amerikan taraf› hem Ahmedinejad’›n konuflmas›na müsaade etti hem de adeta konuflman›n etkisini s›f›ra indirmek istenircesine konuflmadan önce bir hakaret fasl› yaflanmas›na göz yumdu. Rektör Lee Bollinger, muhatab›na ve mihman›na karfl› neredeyse bir hakaret tirad›nda bulundu. “Say›n baflkan! Dar kafal› ve gaddar bir diktatörün sahip oldu¤u bütün özelliklere sahipsiniz!” diye girdi¤i sözü flöyle noktalad›: “Utanmaz bir k›flk›rt›c›s›n›z ya da flafl›rt›c› derecede e¤itimsizsiniz!” Nejad’a bu görülmemifl hofl amedi, bu hakaret ya¤murundan ibaret de¤ildi elbet. Bunun ötesinde Amerikan bas›n› da koroya efllik etti. Daily News gazetesi “The evil has landed / fieytan buraya ayak bast›.” ifadelerine yer verirken, Newsday ise “Whack! / fiamar!” ifadesini kullanm›flt›. “Cehenneme git fleytan!”, “Küçük Hitler” gibi karfl›lamalar da bas›na yans›yan di¤er bafll›klar aras›ndayd›. Dolay›s›yla Nejad’›n, Amerikan kamuoyunda kalpleri ve beyinleri kazanma çabas› ve plan› suya düflmüfl ve maksad›n aksiyle netice vermifltir. Bu çaban›n bir faydas› varsa o da belki Amerikan azg›nl›¤›n› ve ars›zl›¤›n› gözler önüne sermesidir. Nejad’›n hakaretlerin gölgesinde bir konuflma yapmas›na müsaade edilse de; Ermeni diasporas›, Ermeni Patri¤i Mutafyan’a bu hakk› da fazla gördü ve onu hiç konuflturmayarak bu haktan külliyen mahrum etti. Yahudi diasporas› ve lobisi Nejad’a ABD’yi dar ederken Ermeni diasporas› ve lobisi de Mutafyan’a ayn›s›n› yapm›flt›r. Bu durum ABD’de bilhassa 11 Eylül’den sonra ifade hürriyetinin ne hale geldi¤ini ortaya koymaktad›r. Gerçi bu konularda ABD’nin sicili hayli kötüdür. Sözgelimi ‹talyan as›ll› Katolik Gulliani, New York belediye baflkan› iken Arafat’a istiskalde bulunmufl ve konuklar aras›nda onu tahkir etmeye yeltenmifltir. Geçmiflte Arafat’a yap›lanlar bir flekilde günümüzde Ahmedinejad’a veya benzerlerine de yap›l›yor. Chavez’in D›fliflleri Bakan› da havaalan›nda tacizlere maruz kalm›flt›r. Nejad’›n ABD ziyareti beklenen has›lat› vermezken; aksine yak›nlaflma aray›fllar›, hissi mesafeyi daha da art›rm›flt›r. Nejad’›n söyledikleri ve mesaj› da iki taraf aras›ndaki uçurumu derinlefltirmekten baflka bir ifle yaramam›flt›r. Nejad, nükleer silah

SAYFA 14


‘‘

Ahmedinejad’›n ABD ziyareti, beklenen has›lat› vermezken; aksine yak›nlaflma aray›fllar›, hissi mesafeyi daha da art›rm›flt›r. Nejad’›n söyledikleri ve mesaj› da iki taraf aras›ndaki uçurumu derinlefltirmekten baflka bir ifle yaramam›flt›r.

edinme peflinde olmad›klar›n› ve kimseye sald›rmak gibi bir niyetleri bulunmad›¤›n› söylese de bunu kimseye dinletememifltir. Zira, herkes konuflmaya gard›n› alarak gelmiflti. Oynanan, bir tiyatro eserinden baflka bir fley de¤ildi. Anlama ve diyalog de¤il, temsil yap›l›yordu. Columbia Üniversitesi’nde bir sa¤›rlar diyalogu yafland›. Münasebetsiz sorularla da salon sirk alan›na çevrildi. Nitekim kendisine sorulan sorular belden afla¤›yd›. Olay›n en üzücü taraflar›ndan birisi ise Türk bas›n›n›n olaya yaklafl›m› ve olay› verifl biçimi oldu. Bunlardan birisi, Today’s Zaman’dan Ali Aslan’›n “With an Enemy Like Ahmedinejad” bafll›kl› yaz›s›yd›. Yaz›s›nda Ali Aslan, “‹ran’da homoseksüel meselesi gibi insan haklar› k›s›tlamalar› bugünün dünyas›nda savunulamaz.” diyerek Nejad’a yüklenecekti. Yazar, Nejad’›n ‹ran’da homoseksüellerin varl›¤›n› reddederek ve bir de üstüne üstlük Yahudi soyk›r›m›n› inkar ederek, “Atom bombas› peflinde de¤iliz.” söylemine olan inand›r›c›l›¤›n› k›rd›¤›n› ileri sürüyordu. (28 September 2007) Burada nükleer program ile homoseksüellik ve holokost reddi aras›nda maddi bir ba¤ kuruluyordu. Bu elbette ki üzücü ve talihsiz bir durum. Günün moda deyimiyle bizim çocuklar da Washington’daki mahalle bask›s›ndan bir hayli etkilenmifller. Mahalle bask›s›n›n nelere kadir oldu¤unu; dindar yazarlar› bile homoseksüelli¤i savunma veya en az›ndan hoflgörü noktas›na getirmifl oldu¤unu böylece somut bir örnekle görmüfl olduk. Sonuç olarak ziyaret, istenilen neticeyi vermedi¤i gibi taraflar›n pozisyonlar›n› daha da pekifltirmifltir. Esasen Ba¤dat’taki görüflmelere ra¤men iki ülke aras›nda So¤uk Savafl atmosferi

SAYI 35

son sürat devam ediyor. En son Suud D›fliflleri Bakan› Suud el-Faysal, ‹ran ile Bat›’n›n son sürat bir çarp›flma ortam›na do¤ru kofltuklar›n› ve sürüklendiklerini ifade etti. Bu, “umur bilir” bir adam›n yabana at›lmamas› gereken bir de¤erlendirmesidir. Ayn› günlerde gazetelerde Cheney mahreçli bir senaryoya da yer verildi. Buna göre Cheney, ‹sraillilerden ‹ran’›n Natanz gibi nükleer tesislerine sald›rmalar›n› ister. Sald›r›y› takiben ‹ran’›n ‹srail’e misilleme yapmas› halinde ABD’ye mukabele hakk› do¤aca¤›n› söyler ve bu ihtimalin belirmesiyle birlikte de ‹ran’› bombard›mana tabi tutacaklar›n› anlat›r. ‹srail k›v›lc›m› yakacak, ABD de yang›n› ikmal edecektir. Bilindi¤i gibi Gates ve Rice savafl seçene¤ine karfl› ç›k›yorlar ve diplomatik seçene¤i iflletmek istiyorlar. Buna ra¤men Cheney bir an evvel ‹ran’› vurma taraftar›. Bu kararl›l›kta iki faktör rol oynuyor: Bunlardan biri, diplomatik seçene¤in ve büyük pazarl›¤›n kotar›lmas›n›n bir y›l› bulmas›, yani uzun sürmesi; Bush’un ise vaktinin olmamas› ve görev süresinin dolmas›; diplomatik seçene¤in peflinde vakit zayi edilerek sald›r›n›n Bush yönetimi için post-mortem hale gelmesidir. ‹kincisi de, Bush’un kendisinden sonra gelecek yönetimlere ‹ran konusunda güvenmemesi; ipe un sereceklerini düflünmesi; ister cumhuriyetçi isterse demokrat olsun gelecek idarenin ‹ran’dan uzak duraca¤›n› ve ‹ran’a sald›rmayaca¤›n› düflünmesidir. Bundan dolay› kendilerince misyonlar›n› tamamlamadan çekilmek istemiyorlar. ‹ran’la bilek güreflinde zamanla yar›fl› kaybettiklerini anlad›klar› an sald›r›ya geçecekler. Bütün senaryolar bunu gösteriyor ve fiili süreç bu ihtimale do¤ru ilerliyor.

SAYFA 15


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Cumhurbaflkanl›¤› seçimi ve Hizbullah’›n zaferi ALPTEK‹N DURSUNO⁄LU

alptekindursunsoglu@gmail.com

Lübnan cumhurbaflkanl›¤› seçimi ile yaflanan geliflmeler, sadece ülke içindeki siyasi partilerin güç ve iktidar mücadelesiyle s›n›rlanarak aç›klanamayacak kadar bölgesel ve uluslararas› boyutlar tafl›yor. Dolay›s›yla seçim sonuçlar›n›n en az yerel beklentiler kadar Lübnan’la ilgili bölgesel ve uluslararas› beklentiler üzerinde de belirleyici rol oynayaca¤› söylenebilir. Lübnan’da son üç y›l boyunca yaflanan geliflmelerde ülkeye yönelen bölgesel ve uluslararas› müdahaleler ile bu müdahalelere karfl› gelifltirilen yerel direnç belirleyici oldu. Binaenaleyh; 1559 say›l› Güvenlik Konseyi karar›, Temmuz Savafl› ve 1701 say›l› BM Güvenlik Konseyi karar› gibi son üç y›l içinde Lübnan’› derinden etkileyen d›fl müdahalelerin yaratt›¤› geliflmeler, bu müdahaleleri destekleyen yerel aktörlerle buna direnen aktörlerin mücadelesi fleklinde tezahür etti. Refik Hariri cinayetinden Suriye’nin sorumlu tutulmas› ve Suriye ordusunun Lübnan’dan ç›kar›lmas›yla Hizbullah’›n silahs›zland›r›lmas›n› öngören 1559 say›l› Güvenlik Konseyi karar›, ABD D›fliflleri Bakan› Condoleezza Rice’›n Temmuz Savafl› s›ras›nda aç›kça dile getirece¤i tasarlanan “Yeni Ortado¤u”nun Lübnan’a yönelik ilk ad›mlar›yd›. Lübnan’daki taifecili¤e dayal› siyasi sistem sayesinde ve 1559 say›l› karar›n yaratt›¤› Suriye karfl›t› siyasal ve psikolojik zeminde parlamento ço¤unlu¤unu ele geçiren 14 Martç› grup, Yeni Ortado¤u’yu tasarlayanlar›n Beyrut’taki flövalyeleri haline geldi. Suriye karfl›tl›¤› konusunda ulusalc› bir siyasi dil kullanan 14 Martç›lar; Suriye ordusunun Lübnan’dan ç›kar›lmas›, Refik Hariri cinayeti konusunda uluslararas› mahkeme kurulmas›, Cumhurbaflkan› Emil Lahud’un görevden al›nmas›, Ülkenin güneyini ‹srail iflgalinden kurtaran Hizbullah’›n silahs›zland›r›lmas›, Ülkenin güneyine ve kuzeyine (Suriye s›n›r›na) çok uluslu güç yerlefltirilmesi gibi konularda adeta ABD ve ‹srail’in Beyrut’taki sözcüleri gibi davranmaya bafllad›lar. ABD’nin 1559 deste¤ine ve 14 Martç›lar›n sahip oldu¤u parlamento ve iktidar gücüne ra¤men Suriye ordusunun

SAYI 35

O R T A D O ⁄ U

Lübnan’dan ç›kar›lmas› d›fl›nda yukar›da geçen befl hedeften hiçbiri gerçeklefltirilememiflti. ‹srail, ABD’nin ve 14 Martç›lar›n 1559 say›l› karar konusunda yaflad›¤› t›kan›kl›¤›, 2006 y›l›nda giriflti¤i Temmuz Savafl›’yla açmaya çal›flt›. Bu savafl, ‹srail’in Hizbullah’›n iki askerini esir almas› karfl›l›¤›nda sergiledi¤i bir savunma refleksi de¤ildi. Binaenaleyh; Hizbullah’›n “Do¤ru Vaat” adl› askeri operasyonunun, ‹srail yönetiminin 2006 Ekim’i için planlad›¤› savafl› 12 Temmuz’a çekmesine sebep oldu¤u, ‹srailli yetkililer taraf›ndan itiraf edildi.

Temmuz Savafl›’n›n 1559’un uygulanmas›n›n önündeki engelleri ortadan kald›rmak üzere yap›ld›¤› ve 1559 say›l› karar›n Lübnan’da do¤uraca¤› sonuçlar›n hangi büyük proje için önemli oldu¤u, ABD D›fliflleri Bakan› Condoleezza Rice’›n savafl s›ras›nda “Yeni Ortado¤u”dan söz etmesi sayesinde anlafl›ld›. Hizbullah’›n askeri kapasitesinin yok edilmesi, Hizbullah güçlerinin Litani Nehri’nin kuzeyine sürülmesi, Kuzey’de Suriye, güneyde de ‹srail s›n›r›na yerlefltirilecek çok uluslu güçle Hizbullah’›n silahs›zland›r›lmas› ve ‹srail güvenli¤inin sa¤lanmas› Temmuz Savafl›’n›n stratejik hedefleri olarak ortaya kondu.

SAYFA 16


Bunlar, 1559 say›l› Güvenlik Konseyi karar› ile siyasi yollarla gerçeklefltirilmeye çal›fl›lan hedeflerdi ve ‹srail’in bu savafltan zaferle ç›kmas› durumunda Cumhurbaflkan› Emil Lahud’un devrilmesi ve özellikle buna payanda k›l›nan Refik Hariri cinayeti konusundaki uluslararas› mahkeme de kendili¤inden elde edilecek kazan›mlar olacakt›. 1559 say›l› kararla ortaya konan hedefler Temmuz Savafl› ile de gerçeklefltirilmedi ve 1701 say›l› BM Güvenlik Konseyi Karar› “Yeni Ortado¤u” projesini oldukça gerileten bir durum yaratt���. Çünkü ne Hizbullah’›n askeri kapasitesine zarar verilebildi ne Hizbullah’› silahs›zland›rma misyonuyla birçok uluslu güç yerlefltirilebildi ne de Hizbullah’a silah sevk›yat›n›n yap›ld›¤› iddia edilen Suriye s›n›r› kontrol alt›na al›nabildi. Bu sebeplerle Hizbullah, 33 günlük savafl sonunda bu hedeflerin hiçbirinin gerçeklefltirilmesine izin vermemifl olmas›ndan hareketle zaferi kendisinin kazand›¤›n›; Winograd Komisyonu da öngördü¤ü hiçbir hedefi gerçeklefltirememesinden, Hizbullah füzelerinden halk›n› koruyamamas›ndan ve 1559’la öngörülen hedeflerin 1701’le gerçeklefltirilememifl olmas›ndan dolay› ‹srail’in savaflta yenildi¤ini ifade etti. Bununla birlikte gerek Hizbullah ve gerekse “Yeni Ortado¤u” projesinin mimarlar›, 1701’in soruna iliflkin bir nokta de¤il, noktal› virgül oldu¤unun bilinciyle yeni sürece haz›rland›. 1701’in yürürlü¤e girmesinden ve UNIFIL ile Lüb-

SAYI 35

‘‘

Filistin’deki Gazze ve Ramallah yönetimleri gibi iki hükümetli bir siyasi krize, daha da kötüsü iç savafl ihtimaline kap› aralayan siyasi bunal›m, cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinin muhaliflerin boykotu sebebiyle asla gerçeklefltirilemeyece¤ini kesinlefltirdi.

nan ordusunun güneye yerlefltirilmesinden hemen sonra dikkatini askeri savunmadan iç politika alan›na yönelten Hizbullah, ulusal birlik hükümeti konusunu söz konusu ederek bölge d›fl› güçlerin noktal› virgülden sonra ataca¤› ad›mlar› önlemeye yönelik haz›rl›klara bafllad›¤›n› gösterdi. Çünkü ABD taraf›ndan desteklenen hükümetin görev süresi dolmadan önce, direnifli destekleyen Cumhurbaflkan› Emil Lahud’un görev süresi sona erecek ve yeni cumhurbaflkan› parlamentoda ve hükümette ço¤unlukta bulunan 14 Martç›lar taraf›ndan seçilecekti. Lübnan ordusunun ba¤l› bulundu¤u cumhurbaflkan›n›n ABD taraf›ndan desteklenen 14 Martç›lar taraf›ndan seçilmesi, 1559’la, Temmuz Savafl›’yla ve 1701’le gerçeklefltirilemeyen Hizbullah’›n silahs›zland›r›lmas› hedefinin iç politikadaki manevralarla gerçeklefltirilmesi gündeme gelecekti. Hizbullah, yeni cumhurbaflkan›n›n bu parlamento ve bu hükümetle seçilmesini önlemek için ulusal birlik hükümeti kurulmas›n›, seçim yasas›ndaki demokratik temsili önleyen maddelerin de¤ifltirilmesini ve erken seçimlere gidilmesini isteyerek siyasi bir direnifl bafllatt›. Buna karfl›n; ABD, Fransa ve Arap ülkeleri ise Beyrut’taki müttefikleri olan 14 Martç›lara verdikleri destekle en az›ndan cumhurbaflkanl›¤› seçimlerine kadar hükümeti ayakta

SAYFA 17


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

tutmaya ve Hizbullah’›n hedeflerinin gerçekleflmesini önlemeye çal›flt›. Hizbullah, Emel ve Miflel Aun liderli¤indeki Ulusal Özgürlük Hareketi’nin hükümete karfl› bafllatt›¤› sivil gösterileri iç savafl zeminine çekebileceklerinin iflaretini vererek sokak çat›flmalar› yaratan 14 Martç›lar, “uluslararas› güçlerin Beyrut’taki flövalyeleri” nitelemesini hakl› ç›kard›lar ve muhaliflerin kitlesel gösterilerini Riyad es-Sulh Meydan›’ndaki protesto çad›rlar›na hapsetmeyi baflard›lar. Yaflanan Irak tecrübesiyle sorunun bir mezhep savafl› düzlemine çekilebilece¤inden endifle eden Hizbullah liderli¤indeki muhaliflerin, gösterilerin düzeyini Riyad es-Sulh Meydan›’ndaki grev çad›rlar›nda sembolik düzeye düflürmeleri; ABD’ye, Arap müttefiklere ve 14 Martç›lara, cumhurbaflkanl›¤› seçimlerine kadar zaman kazand›rm›fl oldu. Cumhurbaflkanl›¤› seçim sürecine yukar›da özetlenen siyasal zeminde giren Lübnan’da bu makam her iki taraf aç›s›ndan da stratejik bir kale olarak görülüyor. Muhaliflerin elinde flu silahlar bulunuyor: Halk deste¤i, mevcut cumhurbaflkan›, ordu, meclis baflkan›. Hükümet yanl›lar› ise; hükümet, parlamento ço¤unlu¤u ve uluslararas› destekten oluflan silahlara sahip.

D

Ü

N

Y

A

G

‘‘

O R T A D O ⁄ U

N

D

E

M

Miflel Süleyman’›n cumhurbaflkanl›¤› konusunda uzlaflmaya var›lmas› durumunda, bu, Hizbullah’›n 1701 say›l› karardaki zaferine benzer bir zafer kazanmas› anlam›na gelecek.

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah SAYI 35

Ü

SAYFA 18


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Seçimi parlamentonun yapacak olmas› hükümet yanl›lar›n›n güçlü yan›n› olufltururken; cumhurbaflkan›n›n parlamentonun üçte ikisinin oyuyla seçilece¤ini belirten anayasan›n 49. maddesi, güçleri eflitliyor. Zira 128 sandalyeli Lübnan parlamentosu, 14 Martç› milletvekillerinden Antuan Ganim’in geçti¤imiz haftalarda bombal› bir sald›r› sonucu öldürülmesi üzerine 127’ye düflerken; hükümet yanl›lar› 68, 14 sandalyeye sahip Hizbullah liderli¤indeki muhalifler ise 58 milletvekiline sahip bulunuyor. Mevcut parlamento aritmeti¤i ile anayasan›n 49. maddesine uygun bir cumhurbaflkan›n›n seçilemeyecek olmas›, hükümet yanl›lar›n› anayasay› tevil yoluna götürdü ve üçte iki oran›n›n sadece ilk turda geçerli oldu¤unu, di¤er turlarda %51 oyun yeterli olaca¤›n› iddia etmelerine sebep olduysa da 24 Eylül’de parlamento oturumuna kat›lmayan muhalifler birinci turun gerçekleflmesine bile izin vermeyerek seçim sürecini kilitleyebileceklerini göstermifl oldular. Asl›nda seçimler öncesinde baflta usul tart›flmalar› olmak üzere kartlar›n› açarak güç gösterisinde bulunan taraflar, seçimin bu noktada kilitlenece¤inin iflaretlerini vermifl, rest aflamas›nda atacaklar› ad›mlar› dahi sergilemekten geri durmam›fllard›. Meclis Baflkan› Nebih Berri’nin parlamentoyu açmayaca¤› varsay›m›n› bile hesaba katan hükümet yanl›lar›, seçimi meclis d›fl›nda bir mekanda ve %51 oyla yapacaklar›n› söylerken; Cumhurbaflkan› Emil Lahud, tüm kesimlerin temsilini öngören Taif Anlaflmas› gere¤i mevcut hükümetin yasad›fl› oldu¤unu belirterek yetkilerini bu hükümete devretmeyece¤ini ve Ordu Komutan› Miflel Süleyman baflkanl›¤›nda ikinci bir hükümet atayaca¤›n› söyleyerek 14 Martç›lar› uzlaflmaya zorlam›flt›. Ulusal birlik hükümeti kurmakta ve erken seçimlere gitmekte baflar›l› olamayan muhalifler, taraflar aras› güç dengesinden kaynaklanan çözümsüzlü¤ü aflmak için bu kez uzlaflma ça¤r›s› yapt›lar. Meclis Baflkan› Nebih Berri, hükümet yanl›lar›n›n cumhurbaflkanl›¤› konusunda uzlaflmaya yanaflmas› durumunda muhaliflerin ulusal birlik hükümeti talebini geri alaca¤›n› ve protesto gösterilerine son verece¤ini aç›klayarak çözüm yönünde bir zemin yaratt›. Filistin’deki Gazze ve Ramallah yönetimleri gibi iki hükümetli bir siyasi krize, daha da kötüsü iç savafl ihtimaline kap› aralayan siyasi bunal›m, cumhurbaflkanl›¤› seçimlerinin muhaliflerin boykotu sebebiyle asla gerçeklefltirilemeyece¤ini kesinlefltirdi. 23 Ekim’e ertelenen seçimler konusunda art›k uzlaflma me-

SAYI 35

D

Ü

N

Y

A

G

Ü

N

D

E

M

Cumhurbaflkan› Emil Lahud

sajlar› veriliyor. Meclis Baflkan› Nebih Berri, en büyük 14 Martç› grup olan el-Mustakbel’in lideri Sa’d Hariri ve Marunilerin ruhani lideri Nasrullah Sufeyr, seçim konusunda uzlaflma mesaj› veriyor ve yeni cumhurbaflkan›n›n 24 Kas›m’da sona erecek olan yasal seçim sürecinden önce seçilece¤ini ifade ediyorlar. Cumhurbaflkanl›¤› seçimi konusunda uzlaflma kavram›n›n devreye girmesi ile, 14 Martç›lar›n adaylar› olan Butros Harb, Nesib Lahud ve Robert Ganim’in oldu¤u kadar muhaliflerin aday› olan Miflel Aun’un da seçilme flans› kalmam›fl oluyor. Bu durumda Maruni bir H›ristiyan’›n cumhurbaflkan› seçilmesini öngören Lübnan’daki yasalar gere¤i, üzerinde uzlafl›labilecek en güçlü aday, Ordu Komutan› Miflel Süleyman olarak gözüküyor. 24 Kas›m’dan önce Miflel Süleyman’›n cumhurbaflkanl›¤› konusunda uzlaflmaya var›lmas› durumunda, bu, Hizbullah’›n 1701 say›l› karardaki zaferine benzer bir zafer kazanmas› anlam›na gelecek. Yani sahip olduklar›n› kaybetmemifl olman›n ve bir sonraki savafla en güçlü aktör olarak girecek olman›n zaferi.

SAYFA 19


DOSYA

Modern dünyan›n karanl›k yüzü:

‹nsan ticareti

Organize çeteler taraf›ndan kand›r›larak kaç›r›lan insanlar, insan ticareti kapsam›nda köle gibi çal›flt›r›lma, fuhfla zorlanma, organ mafyas› taraf›ndan kullan›lma gibi muamelelere maruz kal›yor. Dünyada ço¤u Asya ve Do¤u Avrupa’da olmak üzere 127 ülke, insan kaçakç›l›¤›n›n kayna¤› durumunda.

SAYI 35

SAYFA 20


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

DOSYA: MODERN DÜNYANIN KARANLIK YÜZÜ: ‹NSAN T‹CARET‹

G Ü N D E M

‹nsan kaçakç›l›¤› dünyan›n ç›kmaz› m›? ZEL‹HA SA⁄LAM

zelihasaglam@ihh.org.tr

Binlerce y›l boyunca güçlü olan›n güçsüz olan üzerinde hak iddia etmesi ve yapt›r›m uygulamak istemesiyle sürdürüle gelmifltir insan ticareti. ‹nsan ticaretinin insan onuruna ayk›r› oldu¤u ve yasaklanmas› gerekti¤i genel kabul görünce insan ticareti el alt›ndan kaçakç›l›kla devam etmifltir. Günümüzde insan kaçakç›l›¤› büyük bir ticaret arac› olarak kullan›lan, dünyan›n demografik de¤ifliminde rol oynayan, uluslararas› arenada problemler oluflturan bir olgu olarak varl›k gösteriyor. ‹nsan kaçakç›l›¤› insan›n haks›z yere kullan›m›n› hedefledi¤i için kaç›r›lan kurbanlar “modern köleler” olarak da adland›r›-

l›yor. Kanun d›fl› ve ticari amaçla insanlar›n pazarlanmas› anlam›na gelen insan kaçakç›l›¤›; insanlar›n dilencilik, cinsel istismar, fuhufl, zorla evlilik, organ mafyas› taraf›ndan kaç›r›lma, uygun olmayan sa¤l›ks›z koflullarda az ücretle zorla çal›flt›r›lma gibi muamelelere tabi tutulmalar› fleklinde gerçeklefliyor. Fiziksel bask›, hile, doland›r›c›l›k, sahtekarl›k ve di¤er zorlama tekniklerle ele geçirilen insanlar önce toplan›yor, sonras›nda ise gizli bir flekilde baflka bölgelere tafl›n›p sat›l›yor. ‹nsan ticareti 19. yüzy›lda Bat› taraf›ndan oldukça yayg›n ve büyük bir ticaret kayna¤› olarak görüldü. Emperyalist güçlerin sermayesi haline gelen bu uygulaman›n uluslararas› hukukta yasaklanmas›n›n ard›ndan de¤iflen tek fley, insan› bir mal gibi al›p satman›n yasal olarak engellenmesi; de¤iflmeyen gerçek ise bu ticaretin gözlerden uzak devam ediyor olmas›. Yeralt› çeteleri ve organize olmufl flebekeler taraf›ndan devam ettirilen insan kaçakç›l›¤›, iflin içine askerin, ifl adamlar›n›n ve yetkililerin de girmesiyle, çözüme ulaflt›r›lamayan ve kaosa dönüflen büyük bir sorun haline geldi. Modern dünya, gizli kapakl› yap›lan ve dünyada ifllenen en büyük kanun d›fl› suçlar aras›nda yer alan insan kaçakç›l›¤›n›n k›skac› alt›nda. Modern dünyan›n modern ay›plar›ndan biri olan insan ticaretinin art›fl göstermesinin sebepleri aras›nda dünya nüfusunun

DOSYA

‘‘

Kanun d›fl› ve ticari amaçla insanlar›n pazarlanmas› anlam›na gelen insan kaçakç›l›¤›; insanlar›n dilencilik, cinsel istismar, fuhufl, zorla evlilik, sa¤l›ks›z koflullarda az ücretle zorla çal›flt›r›lma gibi muamelelere tabi tutulmalar› fleklinde gerçeklefliyor.

SAYI 35

SAYFA 21


E K ‹ M ’ 0 7

DOSYA

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

19. yüzy›la oranla üç kat artmas› ve bu art›fl›n ço¤unlukla geliflmekte olan üçüncü dünya ülkeleri aras›nda yaflanmas› yer al›yor. ‹stihdam f›rsat›n›n bulunmad›¤›, ekonomik eflitsizli¤in, sosyal ayr›mc›l›¤›n, politik istikrars›zl›¤›n, hak ihlallerinin görüldü¤ü üçüncü dünya ülkelerinde yaflayan fakir insanlar›n durumlar›n› f›rsat bilen insan tacirleri daha iyi bir hayat ve umut vaat ederek kurbanlar› a¤lar›na düflürüyor. Bat› ülkelerinde daha iyi bir yaflam f›rsat› oldu¤una inand›r›lan kurbanlar ço¤unlukla onlara süslü gösterilen ülkelere hukuki olmayan sahte pasaportlarla ya da tafl›t içinde saklanarak kaç›r›l›yor. Genellikle ABD’ye ve Bat› Avrupa ülkelerine götürülen kurbanlar yakaland›klar›nda ço¤unlukla hangi ülkede olduklar›n› bile bilmediklerini söylüyorlar. Kaç›r›lan kurbanlar›n götürüldükleri yerlerde köle gibi çal›flt›r›lmalar›, al›konulmalar› ve kullan›lmalar› kaç›n›lmaz bir durum. Kurbanlar kendi ülkelerinde bulunduklar›ndan çok daha kötü durumlarda hayat mücadelesi veriyorlar. Cinsel istismar, zorla çal›flt›r›lma, kölelik, organ mafyas› gibi alanlarda kendisini gösteren insan kaçakç›l›¤›, BM, Af Örgütü ve di¤er birçok insan haklar› örgütlerinin gözlem alt›nda tuttu¤u önemli bir konu olsa da yasad›fl› örgütlerin olaya müdahil olmas›yla çözümsüz bir hal al›yor ve neredeyse dünyan›n her bölgesini etkisi alt›na alm›fl durumda. BM Uyuflturucu ve Suç Ofisi’nin (UNODC) raporuna göre, ço¤u Asya ve Do¤u Avrupa’da olmak üzere 127 ülke insan kaçakç›l›¤›n›n kayna¤› durumunda. Dünyada 27 milyon insan bugün köle olarak çal›flt›r›l›yor ve bu, insanl›k tarihi boyunca görülen en yüksek rakam. Kay›tlara geçmeyen insanlar›n say›s› ise oldukça fazla. ‹nsan tacirli¤inde kaç›r›lan ve sat›lan kurbanlar›n ço¤u k›z çocuklar›ndan ve kad›nlardan olufluyor. Kad›nlar ya zorla fuhfla zorlan›yor ya da cinsel istismara maruz kal›yor. Fuhfla zorlanan birçok kad›n ve küçük yafltaki k›z çocu¤u ise zorland›klar› fuhufl pazar›nda HIV ve AIDS virüsü kaparak ölümle omuz omuza yafl›yor. Erkekler ise maden ocaklar›nda, tarlalarda ve tehlikeli ifllerde, sa¤l›ks›z koflullar alt›nda hiçbir sosyal güvenceleri olmadan a¤›r iflçi olarak çal›flt›r›l›yor. Yafl oran›na bak›lmaks›z›n insan›n kullan›lmas›n› ve ondan haks›z verim al›nmas›n› hedefleyen istismarc›lar ellerindeki iflçilerin kaçmas›n› ve haklar›n› aramas›n› önlemek için ço¤unlukla fliddete baflvuruyor. Fiziki ve psikolojik yönden fliddete maruz kalan kurbanlar zorla al›konuyor. Kendi bafllar›na hareket edecek özgürlükleri de bulunmayan bu insanlar›n ne gidecek bir yerleri ne paralar› ne de kimlikleri var. Polisin kendilerini yakalamas›ndan korkanlar ise s›¤›nd›klar› ev veya barakalardan bazen aylarca ç›kmadan yaflamlar›n› sürdürüyor.

SAYI 35

DOSYA: MODERN DÜNYANIN KARANLIK YÜZÜ: ‹NSAN T‹CARET‹

‘‘

Ço¤u Asya ve Do¤u Avrupa’da olmak üzere 127 ülke insan kaçakç›l›¤›n›n kayna¤› durumunda. Dünyada 27 milyon insan bugün köle olarak çal›flt›r›l›yor ve bu, insanl›k tarihi boyunca görülen en yüksek rakam. Global ekonomi sarmal›nda üretilen her bir ürünün yap›m aflamas›nda, insan tacirlerince kaç›r›lan ya da zorla çal›flt›r›lan kurbanlar›n eme¤i var. Çikolatan›n ham maddesini oluflturan kakaonun yetiflti¤i Güney Afrika tarlalar›nda iflçiler zorla ve vahflice dövülerek çal›flt›r›l›yor. Hindistan’da ailelerinden izinsiz al›konulan çocuklar hal› tezgahlar›nda bo¤az toklu¤una çal›flt›r›l›yor. Fildifli Sahilleri’nde, Avrupa’da futbolcu olacaklar› vaadiyle aileleri kand›r›larak kaç›r›lan çocuklar farkl› bir ülkeye götürülüyor ve ço¤unlukla ak›betleri bilinmiyor. Çin’in Yunnan eyaletinde k›z çocuklar› ya zorla evlendirilmek ya da Tayland’da fuhufl sektöründe kullan›lmak üzere kaçakç›lar taraf›ndan para karfl›l›¤›nda sat›l›yor. Çin’deki tu¤lahaneler ya da madenlerde korkunç koflullarda çal›flan çocuklar ve yetiflkin iflçiler var. Brezilya’da fleker kam›fl› çiftliklerinde de durum de¤iflmiyor.

SAYFA 22


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: MODERN DÜNYANIN KARANLIK YÜZÜ: ‹NSAN T‹CARET‹

C‹NSEL ‹ST‹SMAR ÇOCUKLARI VURUYOR ‹nsan tacirli¤inin en s›k görüldü¤ü alanlardan birisi de cinsel istismar. Küçük yaflta kaç›r›lan k›z çocuklar›, fuhufl sektöründe ac›mas›zca kullan›l›yor. Uzakdo¤u, Asya ve Afrika ülkelerinde bu tür istismarlar yayg›n olarak görülüyor. Örne¤in; Çin’in Yunnan köyünde yaflayan genç k›zlar Burma veya Tayland’da kendilerine ifl bulunaca¤› yönündeki vaatler karfl›l›¤›nda, fuhufl sektörünün pençesine düfltükten sonra; Yunnan’a geri dönüp baflka genç k›zlar›n da fuhufl sektörüne dahil olmas›na ön ayak oluyorlar. K›s›r döngü fleklinde devam eden bu durum, çocuk yafltaki k›zlar› insan tacirlerinin insaf›na terk ediyor.

UNODC’un raporuna göre insan kaçakç›l›¤›n›n vuku buldu¤u en büyük kaynak ülkeleri Tayland, Çin, Nijerya, Arnavutluk, Bulgaristan, Beyaz Rusya, Moldova ve Ukrayna olarak belirtiliyor. Hem geçifl hem de var›fl bölgesi olma özelli¤ini tafl›yan ülkelerin bafl›nda ise Tayland, Japonya, ‹srail, Belçika, Hollanda, Almanya, ‹talya, Türkiye ve ABD bulunuyor. BM’nin 2003’te insan kaçakç›l›¤›n› suç ilan etmesiyle 110 ülke BM protokolünü imzalayarak insan kaçakç›l›¤›n›n suç oldu¤unu kabul etse de ne yaz›k ki kat›l›mc› ülkeler pratikte ceza kanunlar›n› tesirli bir flekilde kullanmad›klar› için suçun önüne geçilememektedir. fiimdiye kadar yakalanan suçlulardan çok az›n›n mahkum edildi¤i, kurbanlara ise ulafl›lamad›¤› biliniyor. Kendisine ulafl›labilen kurbanlar ise ülkeye kanun d›fl› girifl yapmaktan suçlu bulunduklar› için ikinci kez ma¤dur oluyor. ‹nsanlar›n kaç›r›ld›klar› var›fl ülkelerinde bilgili ve duyarl› hükümet personelinin bulunmay›fl›, kurbanlar›n içinde bulunduklar› ç›kmaz›n anlafl›lmas›n› zorlaflt›r›yor. Ma¤duriyetin büyümesindeki en önemli sebeplerden biri ise ülkelerin insan kaçakç›l›¤›n› önlemeye yönelik iflbirli¤i konusunda isteksiz davranmalar› ve do¤ru istatistiki bilgileri sa¤lamamalar›.

SAYI 35

Tehlikenin önlenmesi ve çözüm için devletleraras› koordinasyonu sa¤lamak gerekiyor. ‹nsan haklar› örgütleri, ulusal ve uluslararas› hukuk mekanizmalar›, hükümetler, ticaret organizasyonlar›, STK’lar ve ülke vatandafllar›n›n bu konuda sorumlu davran›p birlikte hareket ederek “modern ça¤›n köleli¤i”ne karfl› durufl sergilemelerinin önemli bir çözüm yolu oldu¤unu vurguluyor. Önlem al›nmazsa birçok insan kendi ülkesinden çok uzakta sefil olarak yaflam mücadelesi vermeye devam edecek. Faillerin serbest gezmesi, insan haklar› ihlallerinin cezas›z kalmas›, Bosna ve Kosova’da oldu¤u gibi savafl sonras›nda kad›nlar›n, genç k›zlar›n ve çocuklar›n fuhufl için kaç›r›lmalar›na ve organ mafyas›na davetiye ç›kar›yor. ‹nsan kaç›rman›n insan haklar›na yap›lan bir tecavüz oldu¤unu; insan onuru, flerefi ve kiflili¤i üzerine yap›lan bir sald›r› oldu¤unu ve yasal olmad›¤›n› kabul eden bir dünyada durumun gelece¤imizi tehdit edecek kadar büyümesi oldukça ürkütücü. Günümüz geçmiflten çok uzak de¤il. Globalleflme ve modernleflme senaryolar›yla daha iyi bir hayat› hedef gösterenler, baflkalar›n›n yaflam hakk›n› ellerinden alarak kendi hayatlar›n› yaflama telafl›ndalar. Ne yaz›k ki h›zla yay›lan insan ticareti, uluslararas› arenada her zaman al›c› bulan ticari bir olgu ve organize bir suç olmaya devam ediyor.

SAYFA 23

DOSYA


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: MODERN DÜNYANIN KARANLIK YÜZÜ: ‹NSAN T‹CARET‹

Göçmen kaçakç›l›¤› ve insan ticareti ELVAN GEVREK

elvan2001@hotmail.com

DOSYA

21. yüzy›l›n önemli sorunlar›ndan biri olarak karfl›m›za ç›kan, insan haklar›n›n ihlal edilmesine neden olan yasad›fl› göç veya göçmen kaçakç›l›¤›, dünyada giderek daha büyük bir sorun haline gelmektedir. Organize suç örgütleri, di¤er suç türlerine göre göçmen ticaretinden daha kolay kazanç elde ettikleri için bu alandaki suç oran› giderek artmaktad›r. Bu yaz›da, küreselleflmenin beraberinde getirdi¤i olumsuz sonuçlar›ndan biri olan göçmen kaçakç›l›¤› ve insan ticareti kavramlar› üzerinde durulacak ve konu uluslararas› düzeyde, özellikle de Türkiye’nin bu soruna yaklafl›m› aç›s›ndan ele al›nacakt›r. Göçmen kaçakç›l›¤›, kimi zaman, kimi ülkelerde insan ticaretine kaynakl›k eden bir olgu olmakla birlikte, gerek kaynak gerek hedef ülke aç›s›ndan, toplumsal ve kültürel olarak baz› olumsuzluklara yol açmas› nedeniyle büyük bir sorundur. Düzenli ya da düzensiz olsun, ekonomik, sosyal veya siyasal nedenlerle, ifl bulma ya da iltica gibi amaçlarla yap›lan göç hareketlerinin alt›nda gerçeklefltirilen göçmen kaçakç›l›¤› faaliyetleri, günümüzde hem kaynak hem de hedef ülke olarak kullan›lan Türkiye’yi çok yönden etkilemektedir. Söz konusu faaliyetler, genellikle uluslararas› düzeyde örgütlenmifl organize suç flebekeleri taraf›ndan yap›lmakta; hem ülke içi hem de ülkeler aras›nda menfaat karfl›l›¤› ifllenen suç, fliddet ile iç içe geçmektedir. Sömürü ve istismar amaçl› gerçeklefltirilen insan ticareti, bu suça maruz kalan kurbanlar›n›n güvenli¤ini ve refah›n› hiçe sayan ve insan haklar›na iliflkin olarak a¤›r suçlar do¤uran organize bir suç türüdür. ‹nsanlar›n çaresizliklerinden faydalan›larak gerçeklefltirilen bu suç türünün tan›m› ulusal ve uluslararas› kanunlarda belirlenmifltir. Türk Ceza Kanunu’nun 79. maddesine göre göçmen kaçakç›l›¤› flöyle tan›mlanmaktad›r: “Do¤rudan veya dolayl› olarak maddi menfaat elde etmek maksad›yla, yabanc› bir devlet tabiiyetinde bulunan veya vatans›z olan veya Türkiye’de sürekli olarak oturmas›na yetkili mercilerce izin verilmemifl bulunan kimselerin Türkiye’ye yasal olmayan yollardan girmelerini veya ül-

SAYI 35

‘‘

Göçmen kaçakç›l›¤› genellikle uluslararas› düzeyde örgütlenmifl organize suç flebekeleri taraf›ndan yap›lmakta; hem ülke içinde hem de ülkeler aras›nda menfaat karfl›l›¤› ifllenen suç, fliddet ile iç içe geçmektedir.

kede kalmalar›n›, bu kiflilerin veya Türk vatandafllar›n›n yasal olmayan yollardan ülke d›fl›na ç›kmas›n› sa¤lamaya ‘göçmen kaçakç›l›¤›’ denir.” TCK tan›m›ndan da anlafl›laca¤› üzere Türkiye, Asya ve Avrupa aras›ndaki konumunun da etkisiyle, hem “hedef” hem “ transit” hem de “kaynak” ülke konumundad›r. Her ne kadar günlük yaflamda varl›klar› ço¤umuzca hissedilmese de, Türkiye’de flu an bir milyon kaçak göçmen iflçinin varl›¤› ve her y›l 100 bin kaçak göçmenin yakaland›¤› emniyet güçleri taraf›ndan bildirilmektedir. Ayr›ca 100 bin kiflinin de yakalanmadan Türkiye’ye girifl-ç›k›fl yapt›¤› düflünülüyor. Yap›lan incelemeler sonucunda 1995-2004 y›llar› aras›nda toplam 477 bin kaçak göçmen yakalanm›flt›r. Suç örgütlerinin Türkiye’yi hedef, transit ve kaynak olarak kullanmalar›, AB bask›s›yla Türkiye’nin bu suça karfl› sert tedbirler almas›n› kaç›n›lmaz k›lm›flt›r. TCK’da, göçmen kaçakç›l›¤› ve insan ticareti de yasaklanmakta olup; TCK’n›n 79. maddesinde “Do¤rudan do¤ruya veya dolayl› olarak maddi menfaat elde etmek maksad›yla, yasal olmayan yollardan; bir yabanc›y› ülkeye sokan veya ülkede kalmas›na ya da Türk vatandafl›n›n veya yabanc›n›n yurt d›fl›na ç›kmas›na imkan sa¤layan kifli, üç y›ldan sekiz y›la kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezas› ile cezaland›r›l›r. Bu suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde ifllenmesi halinde, ve-

SAYFA 24


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

rilecek cezalar yar› oranda art›r›l›r. Bu suçun bir tüzel kiflinin faaliyeti çerçevesinde ifllenmesi halinde, tüzel kifli hakk›nda bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.” fleklinde; TCK’n›n 80. maddesinde ise insan ticaretinin çeflitli boyutlar› aç›kland›ktan sonra bu suçu iflleyenlere “Sekiz y›ldan 12 y›la kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezas› verilir.” fleklinde hükme ba¤lanm›flt›r. Ayn› maddenin devam›nda “Bu amaçlarla giriflilen ve suçu oluflturan eylemler var oldu¤u takdirde, ma¤durun r›zas› geçersizdir. 18 yafl›n› doldurmam›fl olanlar›n ayn› maksatlarla tedarik edilmeleri, kaç›r›lmalar›, bir yerden di¤er bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya bar›nd›r›lmalar› hallerinde suça ait araç fiillerinden hiçbirine baflvurulmufl olmasa da faile sekiz y›ldan on iki y›la kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezas› verilir. Bu suçlardan dolay› tüzel kifliler hakk›nda da güvenlik tedbirine hükmolunur.” fleklinde karara ba¤lanm›flt›r. Göçmen kaçakç›l›¤›n›n da kaynakl›k yapt›¤›, s›n›r afl›r› örgütlü insan ticaretine karfl› Birleflmifl Milletler Sözleflmesi’ne ek insan ticaretinin, özellikle kad›n ve çocuk ticaretinin önlenmesine, durdurulmas›na ve cezaland›r›lmas›na yönelik protokolün 3. maddesinde “insan ticareti”nin tan›m› verilmektedir. Protokolün tan›m›na göre; a) ‹nsan ticareti: Kuvvet kullanarak veya kuvvet kullanma tehdidi ile veya di¤er bir biçimde zorlama, kaç›rma, hile, aldatma, nüfuzu kötüye kullanma, kiflinin çaresizli¤inden faydalanma veya baflkas› üzerinde denetim yetkisi olan kiflilerin r›zas›n› kazanmak için o kifliye veya baflkalar›na ç›kar sa¤lama yoluyla kiflilerin istismar amaçl› temini, bir yerden bir yere tafl›nmas›, devredilmesi, bar›nd›r›lmas› veya teslim al›nmas› anlam›na gelir, b)‹nsan ticaretinin (a) bendinde belirtilmifl yöntemlerden herhangi biriyle yap›lm›fl olmas› halinde, ma¤durun bu istismara raz› olup olmamas› durumu de¤ifltirmeyecektir, c) Bu maddenin (a) bendinde öngörülen yöntemlerden herhangi birini içermese bile, çocu¤un istismar amaçl› temini, bir yerden bir yere tafl›nmas›, devredilmesi, bar›nd›r›lmas› veya teslim edilmesi veya teslim al›nmas› “insan ticareti” olarak kabul edilecektir, d) 18 yafl›n alt›ndaki herkes çocuk kabul edilecektir. S›n›r› aflan örgütlü suçlara karfl› BM sözleflmesi 29 Eylül 2003 tarihinde (4800 say›l› kanun, RG.04.02.2003/ 25014); insan ticaretinin, özellikle kad›n ve çocuk ticaretinin önlenmesine ve yasaklanmas›na iliflkin protokol 25 Aral›k 2003 tarihinde (4804 say›l› kanun, RG.04.02.2003/25014); kara, deniz ve hava yoluyla göçmen kaçakç›l›¤›na iliflkin protokol ise 28 Ocak 2004 tarihinde (04.02.2003/25014) ülkemizde yürürlü¤e konmufltur. ‹nsan ticaretine en çok maruz kalan kitle maalesef kad›nlar ve çocuklard›r. Göçmen kaçakç›l›¤›nda bireyin kendi r›zas› mevcutken, insan ticaretinde bu söz konusu de¤ildir. Birey

SAYI 35

DOSYA: MODERN DÜNYANIN KARANLIK YÜZÜ: ‹NSAN T‹CARET‹

bu suçu zorla, kand›r›larak, kaç›r›larak ya da kaba kuvvet zoruyla ifllemektedir. Göçmen kaçakç›l›¤› devlete karfl› ifllenen bir suç olmas›na karfl›n, insan ticareti kiflilere karfl› ifllenen, insan haklar›n› ilgilendiren bir suçtur. Ancak göçmen kaçakl›¤› da insan tüccarlar› için birincil kaynak durumundad›r. Göçmenlerin ulaflt›klar› ülkede karfl›laflt›klar› sorunlardan dolay› insan tüccarlar›n›n eline düflmesi büyük bir ihtimaldir. Bu tür s›n›r afl›r› suçlar birbiriyle ba¤lant›l› flekilde yürümektedir. Göçmenleri belli fiyata istedi¤i ülkeye götüreceklerini vadeden kifliler, onlar› de¤iflik metotlarla istedikleri ülkeye götürüp b›rakt›ktan sonra, insan tüccarlar›n› devreye sokmaktad›rlar. Geliflmifl ülkeler taraf›ndan, genel olarak yasad›fl› göçü önlemek maksad›yla al›nan önlemler, insan hareketlili¤ini azaltmaktan çok, geliflen ulafl›m ve iletiflim teknolojisiyle birlikte insan kaçakç›l›¤›n›n daha kompleks bir flekilde yap›lmas›na neden olmaktad›r. Bu durum “bireysel” olarak gerçeklefltirilen “yasad›fl› göç” olgusunun örgütlü bir flekle dönüflmesine yol açmaktad›r. Bu durum, ülkelerin yasad›fl› göçle ve onun ortaya ç›kard›¤› yeni suç türleriyle mücadelesini güçlefltirmektedir. Bunun yan›nda uygulamaya konan yeni önlemler, göçmen kaçakç›l›¤›n› çevre ülkelere yönlendirmekte ve suç

DOSYA

SAYFA 25


E K ‹ M ’ 0 7

DOSYA

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

‘‘

DOSYA: MODERN DÜNYANIN KARANLIK YÜZÜ: ‹NSAN T‹CARET‹

Kamyonlar›n içinde yakalanan ve Ege k›y›lar›nda batan teknelerde ölüp giden kaçak göçmenlere iliflkin bir-iki haber d›fl›nda Türk medyas›nda bahsi geçmese de, Türkiye, jeopolitik konumu sebebiyle, küresel bir olgu olan göçmen kaçakç›l›¤›ndan pay›na düfleni fazlas›yla almaktad›r. örgütleri yard›m›yla yasad›fl› yollardan girifle imkan tan›maktad›r. Özellikle Avrupa devletlerinin yasal yollarla gelmek isteyen yabanc›lara veya mültecilere yönelik y›ld›rma ve bu kiflileri istememe politikas›, umut aray›fl›nda olan bu tür insanlar› göçmen kaçakç›l›¤› ile ilgilenen suç flebekelerine yönlendirmektedir. Sonuç olarak; üçüncü dünya ülkelerinde yaflanan siyasi ve etnik çat›flmalar, çevre felaketleri ve küreselleflmeyle gelen yaflam standartlar›, eflitsizli¤in önemli yan ürünlerinden biri olan kaçak iflçi göçü, göçmen kaçakç›l›¤› ve insan ticareti bugünün dünyas›n› çok ciddi tehdit etmektedir. Ancak kaçak iflçi göçü, insan kaçakç›l›¤› ve ticareti her zaman için uluslararas› göç olgusunun bir parças› olmas›na ra¤men, önlenemedi¤i için son y›llarda bu tür suç eylemlerinde önceden tahmin edilemeyen bir art›fl olmufltur. Türkiye aç›s›ndan ise bu sorun, AB’nin iste¤i do¤rultusunda yap›lan birtak›m hukuki düzenlemelerin d›fl›nda, içsel bir sorun olarak yeterince de¤erlendirilmemektedir. Kamyonlar›n içinde yakalanan ve Ege k›y›lar›nda batan teknelerde ölüp giden kaçak göç-

SAYI 35

menlere iliflkin bir-iki haber d›fl›nda Türk medyas›nda bahsi geçmese de, Türkiye, jeopolitik konumu sebebiyle bu küresel olgudan pay›na düfleni fazlas›yla almaktad›r.

HEDEF, TRANS‹T VE KAYNAK ÜLKE: TÜRK‹YE Türkiye, Asya ve Avrupa aras›ndaki konumunun da etkisiyle, göçmen kaçakç›l›¤›nda hem hedef hem transit hem de kaynak ülke konumundad›r. Türkiye’de her y›l 100 bin kaçak göçmen yakalanmakta, halihaz›rda ise bir milyon göçmen iflçi bulunmaktad›r. AFR‹KA’DAN AVRUPA’YA ‹NSAN SEL‹ Yoksul Afrika ülkelerinde yaflayan gençlerin, e¤itim, kariyer ve daha iyi yaflam flartlar›na kavuflma hayaliyle Avrupa ülkelerine yapt›klar› yolculuklar hüsranla son buluyor. Örne¤in; Fildifli Sahili’nde bir futbol kulübüne üye olan 34 genç, Avrupa futbol tak›mlar›nda kariyer vaadiyle kand›r›ld›. Ortalama 400 dolar ödeyerek ç›kt›klar› yolculuk sonunda, kendilerini Mali’de terk edilmifl bir evde buldular. SAYFA 26


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: MODERN DÜNYANIN KARANLIK YÜZÜ: ‹NSAN T‹CARET‹

ruz kald›¤› insan haklar› ihlalleri aras›nda tecavüz, iflkence ve hatta cinayet yer almakta. Fiziksel yollar›n d›fl›nda, psikolojik fliddetle de karfl›laflan iflçiler korkutma, tehdit ve y›ld›rma gibi yöntemlerle günde 12 saati aflan vardiyalarla çok a¤›r koflullarda çal›flmaya zorlanmakta.

Zorunlu emek ve insan tacirli¤i SERTAÇ fiEHL‹KO⁄LU ssertac@gmail.com

Foucault, modern ça¤da iflkencenin flekil de¤ifltirdi¤ini anlat›rken, alg›m›z› geri dönülmez flekilde altüst etmiflti. Modernizmin p›r›lt›l› ve umut vadeden söylemleri, istesek bile bafl›m›z› döndüremiyordu. Art›k geride, ilkel zamanlarda kald›¤›na inanmam›z beklenen köleli¤in, onca p›r›lt›n›n aras›nda kuytu karanl›klarda, ama hayat›n çok da içinde oldu¤unu görmeyi bir flekilde baflar›yorduk iflte. “Zorunlu emek” ile milyonlarca insan, günümüz modern kölelik sisteminin aktörleri. Zorunlu emek iflçilerinin ma-

‘‘

SEBEPLER Yoksulluk: Yoksulluk, dünyada zorunlu iflçili¤in alt›nda yatan en temel sebep. Çal›flmaya zorlanan iflçilerin ço¤u, açl›k s›n›r›nda yaflayan ve daha iyi koflullara sahip olma vaadiyle kand›r›lan çocuk veya yetiflkinlerden olufluyor. ‹flsizlik: ‹flsizlik oran›n›n yüksek oldu¤u ülkeler, ayn› zamanda insan tacirlerinin de en kolay zorunlu iflçi buldu¤u bölgeler durumunda. Ayr›mc›l›k: Ayr›mc›l›k sonucu ifl bulmakta zorlanan etnik kökenler (bölge bölge de¤iflmekle beraber örne¤in Hintli Müslümanlar), hayatlar›n› devam ettirebilmek için çareyi zorunlu iflçilik flartlar›na boyun e¤mekte bulabilmektedirler.

“Zorunlu emek” ile milyonlarca insan, günümüz modern kölelik sisteminin aktörleri. Zorunlu emek iflçilerinin maruz kald›¤› insan haklar› ihlalleri aras›nda tecavüz, iflkence ve hatta cinayet yer almakta.

DOSYA

SAYI 35

SAYFA 27


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: MODERN DÜNYANIN KARANLIK YÜZÜ: ‹NSAN T‹CARET‹

Suistimal: Özel flirketlerin iflverenleri genellikle ucuz iflçi çal›flt›rarak çal›flanlar›n› suistimal ediyor. Siyasi çat›flmalar: ‹nsan tacirleri, ucuz iflçi bulabilmek için siyasi çat›flma ve belirsizliklerin oluflturdu¤u boflluktan faydalanabilmektedir. ‹NSAN T‹CARET‹ fiu anda yeryüzünde 2,4 milyon kiflinin yasal veya yasad›fl› yollarla ülkesinden kopart›l›p baflka ülkelerde çal›flmaya zorland›¤› tahmin ediliyor. Uluslararas› yer de¤ifltiren zorunlu iflçilerin y›ll›k say›s› ise 600.000 ila 800.000 aras›nda de¤iflmekte. Avrupa ve Amerika gibi geliflmifl bölgelerde göçmen ve s›¤›nmac›lar zorunlu iflçili¤e tabi tutulurken; Ortado¤u, Asya ve Afrika’da sahte vaatlerle kand›r›lan kifliler farkl› sektörlerde kullan›lmaktad›rlar. ‹nsan tacirleri, iyi koflullarda yüksek maafll› ifl sunma vaadiyle kand›rd›klar› iflçileri, dillerini bilmedikleri ülkelere götürüyor ve ifl sonras› kilit alt›nda tutarak iflçilerin yard›m istemelerini veya kaçmalar›n› da önlemifl oluyorlar.

DOSYA

ÇOCUK ‹fiÇ‹LER Ulusal ve uluslararas› kanunlar›n hemen hepsi, çocuk iflçi çal›flt›r›lmas› ile ilgili benzer düzenlemeler getirmektedir. Uluslararas› Emek Kuruluflu Konvansiyonu 138. maddesi, 12 yafl alt›ndaki çocuklar›n çal›flt›r›lmas›n› yasaklarken, 13-15 yafl aras› çocuklar›n yaln›zca hafif ifllerde çal›flt›r›lmalar›na izin vermektedir. Çocuklar›n ço¤u ailelerinden iyi flartlarda yaflayacaklar›, hatta e¤itim alacaklar› vaadiyle uzun süreli kontratlar karfl›l›¤›nda kiralan›rken, önemli bir k›sm› da kaç›r›larak dillerini bilmedikleri ülkelerde çal›flt›r›lmaktad›rlar. Kimi aileler ise açl›k s›n›r›nda yaflamakta ve bu yüzden çocuklar›n›n zorunlu iflçi olarak çal›flt›r›lmas›n›, yaflayabilmeleri için bir ç›k›fl yolu olarak görmektedirler. Çocuklar›n çal›flt›r›ld›klar› sektörler genellikle dokumac›l›k, tar›m, ormanc›l›k, avc›l›k, imalat gibi çeviklik isteyen ifllerdir. Dünyada zorunlu emek gücünün yar›s›n› 15 yafl alt› çocuklar›n oluflturdu¤u tahmin ediliyor. HA‹T‹L‹ RESTAVEK ÇOCUKLAR Haitili pek çok çocuk, aileleri taraf›ndan hizmetçi olarak veriliyor veya sat›l›yorlar. “Resvatek” olarak an›lan

SAYI 35

‹STAT‹ST‹KLER Küresel tahminler – Zorunlu iflçilerin s›rt›ndan kazan›lan para, y›ll›k 31 milyar dolard›r. Bu kazanc›n yar›s›, yani yaklafl›k 15,5 milyar dolar› Amerika ve Avrupa ülkelerinin cebine giriyor. BÖLGELERE GÖRE ZORUNLU EMEK DA⁄ILIMI – Asya ve Pasifik: 9.490.000 – Latin Amerika ve Karayipler: 1.320.000 – Avrupa ve ABD: 360.000 – Ortado¤u ve Kuzey Afrika: 260.000 – Geliflmekte olan ülkeler: 210.000 – Güney Afrika ülkeleri: 660.000 C‹NS‹YETE GÖRE ZORUNLU ‹fiÇ‹ DA⁄ILIMI Ekonomik Sömürüye Zorlananlar: – Kad›nlar ve k›z çocuklar›: %56 – Erkekler ve erkek çocuklar›: %44 Ticari Cinsel ‹stismara Maruz Kalanlar: – Kad›nlar ve k›z çocuklar›: %98 – Erkekler ve erkek çocuklar›: %2

SAYFA 28


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

DOSYA: MODERN DÜNYANIN KARANLIK YÜZÜ: ‹NSAN T‹CARET‹

DOSYA

bu çocuklar›n ço¤u k›z. ‹flveren ile aileler aras›nda arac›l›k yapan kiflilerce bulunup ailelerinden kopart›lan bu çocuklar, iflverenlerine göre, bir insandan ziyade ifle yarar bir eflyadan çok farkl› de¤il. ‹flveren aile, çocuktan memnun kalmad›¤›nda kimseye aç›klama yapmadan çocu¤u d›flar› atabilir; bu durumda restaveklerin rahats›z olma, flikayet etme veya geri dönme hakk› yok. BORÇLANDIRILMIfi EMEK Zorunlu iflçileri elde tutmak için en s›k kullan›lan yöntemlerden biri de iflçiye senet veya sözleflme imzalatarak borçland›rma. 1999 Birleflmifl Milletler Ça¤dafl Kölelik fiekilleri Çal›flma Grubu verilerine göre, sekiz y›l önce dünyada 20 milyon insan bu flekilde çal›flmaya zorlan›yordu. Bugün bu say›n›n yar›ya indi¤i tahmin edilmekte. Ülkeler, bu flekilde iflçi çal›flt›rmay› yasaklamakta, fakat yürütmedeki boflluklar yüzünden özellikle Nepal, Hindistan ve Pakistan gibi Güney Asya ülkelerinde yeterli derecede ilerleme kaydedememektedirler.

SAYI 35

KARIN TOKLU⁄UNA TU⁄LA ‹fiÇ‹L‹⁄‹ ‹nsan tacirli¤inin s›kl›kla görüldü¤ü co¤rafyalardan biri olan Hindistan’da, okul ça¤›ndaki çocuklar haftan›n yedi günü k›zg›n güneflin alt›nda, kar›n toklu¤una tu¤la yap›m›nda çal›flt›r›l›yorlar. ‹nsan tacirleri taraf›ndan Hindistan’a getirilen aileler, tu¤la yap›m fabrikas› sahiplerine sat›l›rken, okul ça¤›ndaki çocuklar› da kar›n toklu¤una çal›flt›r›l›yor. Geri dönme veya kaçma flanslar› olmayan ailelerin yerel dillerini kullanmalar›na dahi izin verilmiyor. SAYFA 29


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

RÖPORTAJ:

DR.

HEYTAM

MENNA

Terör üreten söylem:

“Terörizmle savafl” Dr. Heytam Menna, 1970’lerde Suriye’de ö¤renci oldu¤u y›llarda arkadafllar›n›n ço¤unun siyasi gerekçelerle tutuklanmas›na flahit oldu, kendisi de benzer gerekçelerle 1978’de Suriye’den sürüldü ve Fransa’ya yerleflti. Fransa’ya yerleflti¤i günden bu yana insan haklar› ve insani yard›m alan›nda çal›flmalar yürüten Menna, insani yard›m alan›nda 40’tan fazla bölgede çal›flma takip etti; insan haklar› alan›nda makaleler yay›mlad›, iki ciltlik “K›sa Evrensel ‹nsan Haklar› Ansiklopedisi”ni literatüre kazand›rd›. Halen Arap ‹nsan Haklar› Komisyonu sözcüsü olan Menna, merkezi Paris’te olan International Bureau Humanitarian (Uluslararas› ‹nsani Yard›m Dernekleri Bürosu)’›n da baflkanl›¤›n› yapmaktad›r. International Bureau Humanitarian taraf›ndan 8-9 Eylül tarihlerinde gerçeklefltirilen III. Uluslararas› ‹nsani Yard›m Kurulufllar› Konferans› için ‹stanbul’da bulunan Dr. Heytam Menna ile konferans›n alt bafll›¤› olan “terörizmle savafl” söylemi ve insani yard›m kurulufllar› üzerindeki etkisi hakk›nda bir söylefli gerçeklefltirdik.

Say›n Menna, sizi böyle bir konferans düzenlemeye iten sebep neydi?

t›l›mc›lar›n ço¤unlu¤unun alm›fl oldu¤u karar› kabul etmek zorundalar.

‹nsani yard›m kurulufllar›n› ve çal›flanlar›n› keyfi olarak yorumlanan “terörle mücadele” söylemine karfl› korumak ve desteklemek için sürdürdü¤ümüz çal›flmalar boyunca, geçmiflte neler yapt›¤›m›z› ve dolay›s›yla neleri de¤ifltirmeye gücümüz oldu¤unu biliyoruz. Terörizmle mücadele söylemi alt›nda yap›lan hukuksuzluklara karfl› da yapabilece¤imiz önemli fleyler oldu¤unun fark›nday›z. Bu nedenle, 11 Eylül sonras›nda bütçelerine el konan, kapat›lan, çal›flmalar› engellenen kurulufllar›n “Biz terörist de¤iliz.” savunmas›ndan s›yr›l›p art›k kendilerine üretilen bu terörizme karfl› harekete geçmeleri için bir zemin oluflturulmas› ihtiyac›ndan hareketle bu konferans› gerçeklefltirdik.

Bizzat terörizmle savaflt›¤›n› söyleyen ABD taraf›ndan üretilen “terörizm” karfl›s›nda, birçok insani yard›m kuruluflu zarar gördü. Somutlaflt›racak olursak, bu kurulufllar ne tarz problemlerle karfl›laflt›?

‹simlerinin “terörizmle savafl” ile birlikte an›lmas›n› istemedikleri için baz› kurulufllar›n konferansa kat›lmad›¤› do¤ru mu? Üyemiz olan baz› H›ristiyan kurulufllar konferans için baflka bir konu bafll›¤› önermemizi istediler. Oysaki biz konferans konusunu demokratik olarak tart›flt›k ve ço¤unluk “terörizmle savafl” konusunda ittifak etti. Sonuçta bu kurulufllar gelmek istemediklerini söylediler, ancak demokratik olarak ka-

SAYI 35

Maalesef insani yard›m alan›nda çal›flan birçok ‹slami kurulufl, terörizme karfl› savafl bafll›¤› alt›nda keyfi olarak yürütülen bu hukuksuzlu¤un kurban›d›r. Geçti¤imiz alt› y›l içerisinde söz konusu ‹slami kurulufllara karfl› herhangi bir yasal suçlama yap›lmad›. Suçlamalar keyfi olarak yap›ld›; bu kurulufllar›n terörizmle iliflkili oldu¤una dair herhangi bir kan›t gösterilmedi. Geçerli delil olmaks›z›n bu kurulufllar kapat›lma, bütçelerine el konulma gibi muamelelerle karfl›laflt›. Ancak ben çok iyi tan›nan, Nobel Ödülü’ne lay›k görülen S›n›r Tan›mayan Doktorlar örne¤inden bahsedece¤im. S›n›r Tan›mayan Doktorlar, kurumlar›n›n befl üyesinin suikaste kurban gitmesinden sonra Afganistan’dan çekildiler. Daha sonra Irak’ta sorun yaflamaya bafllad›lar ve Irak’taki adamlar›n› da çektiler. Somali’de, Sudan’da sorun yaflad›lar; oralardan da çekildiler. fiu an sadece Çad’da mültecilerle ilgileniyorlar. Yani art›k onlara s›n›r tan›mayan doktorlar demek mümkün gö-

SAYFA 3 0


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

TERÖR ÜRETEN SÖYLEM: “TERÖR‹ZMLE SAVAfi”

rünmüyor. Onlar da ma¤durlar. Kendilerine bu toplant›ya gelmeleri gerekti¤ini, kendilerinin de bu savafl nedeniyle ma¤dur edildi¤ini söyledim; zira onlar da konferansa kat›ld›lar. Sizin de belirtti¤iniz gibi, dünyan›n farkl› bölgelerinde insani yard›m kurulufllar›n›n çal›flmalar›na ihtiyaç duyan binlerce insan var. ‹nsani yard›m kurulufllar›na karfl› sürdürülen bu tutumdan ihtiyaç sahipleri nas›l etkileniyor? Örne¤in, Suudi Arabistan kökenli el-Harameyn Yard›m Kuruluflu, Somali’de çok önemli faaliyetlerde bulunuyordu. El-Harameyn’in oradaki amac›, savafl ma¤duru olan çocuklar› e¤itim imkanlar›na kavuflturmakt›. Bu ba¤lamda el-Harameyn, kabilevi veya politik bir ayr›m gözetmeksizin her çocu¤a ulaflmaya çal›flt›. Onlarca merkezden e¤itim faaliyetlerine destek verdi. Ancak el-Harameyn’in terörizm listesine dahil edilmesinin ve faaliyetlerinin durdurulmas›n›n ard›ndan bu kurumlarda e¤itim alan onlarca çocuk g›da ihtiyaçlar›n› gidermek için milis hareketlerine dahil oldular. Peki, uluslararas› hukuk mekanizmalar› neden “terörizmle savafl”›n geldi¤i bu nokta karfl›s›nda sessizler?

Bildi¤iniz gibi uluslararas› mekanizmalar So¤uk Savafl’›n, ABD ve SSCB aras›nda çat›flmalar›n yo¤un oldu¤u bir dönemin, gayri meflru çocuklar›d›r. fiu anda, Güvenlik Konseyi’ndeki durumu de¤ifltirebilecek tek güç ABD’dir. Biz STK’lar olarak lobi faaliyetlerinde bulunuyoruz. Bu duruma karfl› mücadelemizi sürdürüyoruz; BM’de ve Güvenlik Konseyi’nde baz› fleyleri de¤ifltirmek için çal›fl›yoruz. ‹ki ay önce dünya çap›nda 32 STK olarak, Irak iflgali hakk›nda 3000’den fazla referans›n kullan›ld›¤› bir kitap yay›mlad›k. Guantanamo’nun aç›l›fl›n›n alt›nc› y›l›nda New York’da olaca¤›z ve kapat›lmas› yönündeki taleplerimizi yineleyece¤iz. Bildi¤iniz gibi Guantanamo’da üç arkadafl›m›z var. Pentagon üç y›l önce üçünün de suçsuz oldu¤una ve evlerine dönebileceklerine karar verdi ancak kendileri halen Guantanamo’da tutuluyor. Bu kiflilerden biri Afganistan’da 20 sa¤l›k oca¤› açm›fl, di¤eri yine Afganistan’da 12 okul açm›flt›. Ödülleri ise hayatlar›ndan alt› y›l›n çal›nmas› oldu.

SAYI 35

Birçok insan haklar› ve insani yard›m kuruluflu bu kifliler hakk›nda konuflmamay› tercih ediyor, çünkü korkuyorlar. Bu alanda sürdürülen mücadeleler uzun soluklu olmal› ve s›n›r tan›mamal›. ‹flte bu noktada Brezilya’dan Güney Afrika’ya dünyan›n farkl› bölgelerine ulaflan iletiflim a¤›m›z önem kazan›yor. Bugün uluslararas› hukuka, insan haklar› hukukuna karfl› sürdürülen bu savafla karfl› en iyi silah, uluslararas› sivil toplumdur. Ancak sivil toplum, devletler üzerinde bask› oluflturabilir. Peki, konferansa geri dönecek olursak, Internatio nal Buraeu Humanitarian üyeleri “terörizmle savafl” karfl›s›nda nas›l bir yol takip edecek? Biz IBH olarak, BM Güvenlik Konseyi ile ve ‹nsan Haklar› Yüksek Komiserli¤i özel raportörü ile düzenli olarak temas halinde olaca¤›z. Her ay kendilerini düzenli olarak ziyaret ederek konuyu gündemlerine tafl›yaca¤›z. Masum ve mazlum meslektafllar›m›z›n durumunu iyilefltirmek, sorunlar›na çözüm bulmak için kendilerini zorlayaca¤›z. Buna ek olarak, terörizm listesinde olan birçok kurulufl var. Biz bu kurulufllar›n terörizmle iliflkilendirilmesine itiraz olarak davalar açt›k; bu davalar› takip edecek, devlet yetkilileri ile görüflece¤iz. Say›n Menna, verdi¤iniz bilgiler için teflekkür ediyoruz.

SAYFA 3 1


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

‹ K T ‹ B A S : S A B R A V E fi A T ‹ L L A K A T L ‹ A M I N I N 2 5 . Y I L D Ö N Ü M Ü

Sabra ve fiatilla katliam›n›n 25. y›ldönümü ABDÜSSETTAR GAZAL‹*

16 Eylül 2007 tarihi yak›n geçmiflin en kanl› ve vahfli katliam›n›n 25. y›ldönümüne iflaret ediyor. 1982’de Lübnan’daki Sabra ve fiatilla toplama kamplar›nda vahflice bir k›y›m gerçekleflti. Bundan tam 25 y›l önce bugün, ülkenin sa¤ kanat Falanjist üyelerinden oluflan milis kuvvetler, ‹srailli askeri birliklerin gözetimi alt›ndaki iki toplama kamp›nda yaflayan 3000’den fazla Filistinliyi katletti. Öldürülenlerin büyük ço¤unlu¤unu kad›nlar, çocuklar ve yafll›lar oluflturuyordu. 15 Eylül’de “Irak’ta savafl›n acilen sona ermesi” talebiyle Washington DC’ye yürüyen binlerce insan Sabra ve fiatilla katliam› kurbanlar› için de sayg› duruflunda bulundu. Amerika’n›n birçok eyaletinde harekete geçen protestocular bu vahfli katliam›n kurbanlar›n› anarken, Filistin’de halen mücadele eden insanlara da birlik ve dayan›flma mesaj› gönderdi. 16 Eylül 1982’de, ‹srail ordusunun Bat› Beyrut’taki hakimiyetini geniflletmesini müteakip sa¤ kanat Falanjist milis güçler, ‹srailli güçlerin komutas› alt›nda Lübnan’›n baflkentinin varofllar›nda konufllanm›flt›; ve daha sonra bu

SAYI 35

milisler Sabra ve fiatilla mülteci kamplar›na do¤ru yola ç›kt›. Milis kuvvetler, Sabra ve fiatilla’da yüzlerce savunmas›z erkek, kad›n ve çocu¤u katletti. Bölgenin kontrolünü elinde bulunduran ‹srail ordusu, Falanjistlerin kamplara girmesine ses ç›karmazken, iki gün boyunca hayatlar›n› kurtarmak için kaçmaya çal›flan göçmenlere aral›ks›z olarak ateflledi¤i öldürücü iflaret fiflekleri ile engel oldu. Toplama kamplar›ndaki mültecilere korunma garantisi vermifl olan Amerikan güçleri ise katliamdan sadece birkaç gün önce birliklerini bölgeden çekmiflti. Bugüne kadar kimse kendini bu cinayetlerin sorumlusu olarak hissetmedi. ‹srailli vatandafllar›n da dahil oldu¤u uluslararas› camian›n bu toplu zulme tepkisi karfl›s›nda ‹srail hükümeti Kahan Soruflturma Komisyonu’nu kurdu. Komisyon ‹srail’i katliama ifltirak etmekten sorumlu tutarken ordu komutan› Rafual Eitan’›n a盤a al›nmas›n› talep etti. Ayn› komisyon Savunma Bakan› Ariel fiaron’u da katliamdan kiflisel olarak sorumlu oldu¤u iddias› ile istifaya zorlarken, fiaron’un bir daha hiçbir kamusal göreve getirilmemesini istedi. Bütün bunlara ra¤men fiaron 2001’de

SAYFA 32


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

‹ K T ‹ B A S : S A B R A V E fi A T ‹ L L A K A T L ‹ A M I N I N 2 5 . Y I L D Ö N Ü M Ü

‹srail’in baflbakan› seçildi. Geçirdi¤i fliddetli felce kadar görevinin bafl›ndayd› fakat hastal›¤› onu baflbakan olarak görevini ifa etmekten al›koydu. Katliam› komuta eden Falanjist kumandan Elia Hobeika ise, sonraki y›llarda Lübnan hükümetinde bakanl›k görevine getirildi. Katliam›n 25. y›ldönümü, Filistinli mültecilerin yar›m yüzy›ldan fazlad›r süregelen trajedilerini ve devletsiz insanlar toplulu¤u olarak savunmas›zl›klar›n› hat›rlamak için bir vesile. 1948’de ‹srail’in Filistin’i iflgalinden sonra anayurtlar›ndan sürülen çok say›da Filistinli Lübnan’daki göçmen kamplar›nda hayat›n› sürdürdü. Bugün yüz binlerce Filistinlinin evlerine dönüflleri engelleniyor; Filistinliler Lübnan’da tüm insani haklardan muaf tutularak mülteci statüsünde yafl›yor. Yurtlar›na dönemiyorlar; çünkü onlar Filistinli. Çünkü ‹srail Filistin’in kimli¤ini, varl›¤›n› ve Filistinlilerin kendi kaderleri üzerindeki tayin hakk›n› yok etmek için 1948’de Filistin’i iflgal etti. Sabra ve fiatilla’daki katliamlar Filistinlilere karfl› yürütülen soyk›r›m ba¤lam›nda de¤erlendirilmelidir. ‹srail’in Lübnan’› iflgali s›ras›nda rapor edilmifl Uluslararas› Hukuk ‹hlalleri’nde soruflturma yapmak için haz›rlanan “1983 Uluslararas› Komisyon Raporu” daha çok bilinen ismiyle “MacBride raporu” bu katliamlar›n “‹srail’in, Filistin’in siyasi iradesini ve kültürel kimli¤ini yok etmeye yönelik daha genifl niyetleriyle ilgisiz olmad›¤›na” hükmetmiflti. Gerek Deir Yasin ve gerekse 1948’de gerçeklefltirilen di¤er katliamlardan kurtulanlar, daha sonra 1953, 1967 ve 1982 Lübnan iflgali s›ras›nda gerçekleflen katliamlarla yüzlefltiler. Lübnan’daki Filistinli mültecilere yap›lan sald›r›lar Sabra ve fiatilla katliamlar› ile son bulmam›flt›r. Son zamanlarda Lübnan askerleri, görünüflte Filistinli olmayan, küçük silahl› bir ordunun peflinden gitme bahanesi ile Nehr-ül Barid Mülteci Kamp›’na sald›rd›. Kamptaki Filistinliler her fleylerini yitirerek ortada b›rak›ld›lar; öyle ki evleri ve kamplar›n›n büyük bir ço¤unlu¤u benzerine az rastlan›r bir flekilde tamamen yok edildi. 1982 katliam›n›n amac›, Filistin halk›n›n ruhunu çökertmek, gücünü k›rmak ve son derece büyük bir terörist eylemle Filistin direniflini yok etmekti. Fakat amac›na ulaflamad›. Bugün, Filistin halk›n›n kendi kaderlerini belirleme ve en önemli haklar› olan sürgün hayat›ndan memleketlerine dönme mücadeleleri devam ediyor. * Abdüssettar Gazali, “25th commemoration of Sabra and Shatila massacre”, 16/09/2007, www.amperspective.com. Zeynep Kot taraf›ndan k›salt›larak tercüme edilmifltir. SAYI 35

SAYFA 33


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

A D A N M I fi

H A Y A T L A R

Çin istilas› karfl›s›nda direnen bir hayat›n hikayesi:

Berat Hac›

Hürriyet, özgürlük ve vatan u¤runda geçmifl bir asr›n flahidi, kahraman›, zulüm da¤lar›n›n yenilmez kartal›d›r Berat Hac›. Berat Hac›, 16 Ekim 1910’da, ‹pek Yolu’nun en ifllek geçitlerinden biri olan Kaflgar’›n ‹pekçiler Soka¤›’nda tüccar bir ailenin çocu¤u olarak hayata gözlerini açt›. Henüz sekiz yafl›ndayken babas› onu okumas› için flehir d›fl›ndaki Kas›m Hoca’ya gönderdi. Bir süre medresede e¤itim gördükten sonra babas›n›n dükkan›nda çal›flmaya bafllayan Berat Hac›’n›n mücadele saflar›nda yer almas› ise, 1931’de Do¤u Türkistan’›n Kumul flehrinde Mançu-Çin istilas›na karfl› bafllat›lan mücadele ile filizlendi. ‹flte Berat Hac›, sömürgeye, zulme, adaletsizli¤e ve cehalete karfl› ilk ad›m›n› bu direnifle kat›lmakla atm›fl oldu. Berat Hac›’n›n bir asker olarak kat›ld›¤› ilk savafl, Aral›k 1931’deki Kaflgar Yeniflehir muharebesi olmufltu. “Ölürsek flehit, kal›rsak gazi” fliar› ile meydanlara düflen Berat Hac›’y› ne ölüm korkusu bu yoldan y›ld›rd› ne de savafl›n zorlu flartlar›. Aral›ks›z devam eden kanl› milli mücadele sonucunda 12 Kas›m 1933 y›l›nda Do¤u Türkistan ‹slam Cumhuriyeti kuruldu. Mücahid Berat, bu s›ralarda özel kuvvetlerde devlet erkan›n›n korumal›¤›n› yapmaktayd›. Berat Hac›, 1937’de Çin Valisi fiing fiisey’in Do¤u Türkistan ‹slam Cumhuriyeti’ni hezimete u¤ratmas›n›n ard›ndan evine döndü. Baflta babas› olmak üzere ailesinden dokuz kiflinin Çin hükümeti taraf›ndan tutukland›¤›n› duydu¤unda, aile üyelerinin durumunu ö¤renmek için hükümet dairesine giden Berat Hac›, kendisinin de aranmakta oldu¤undan habersizdi. Berat Hac› tutukland› ve 1942 y›l›na kadar hapiste kald›. Day›s›n›n kefaleti ödemesiyle hapisten ç›kan Berat Hac›, 20 May›s 1943 itibariyle Çin istilac›lar›na karfl› yine savafl meydanlar›nda buldu kendini. Kendisinin de içinde bulundu¤u bu mücadele, Kas›m 1944’te Do¤u Türkistan Hükümeti’nin kurulmas›yla neticelendi. Süreç içerisinde Do¤u Türkistan topraklar›nda kendi kuvvetlerini iyice pekifltiren Çin, Do¤u Türkistan Hükümeti’nin kurulmas›ndan itibaren görevde bulunan üst düzey yöneticileri, teker teker idam etmeye bafllad›. Daha alt görevlerde olanlar ise hapse at›ld›. Tersine esen bu rüzgardan Binbafl› Berat da nasibini ald›.

SAYI 35

13 Kas›m 1960 günü Çin güçleri taraf›ndan tutuklanan Berat Hac›’ya mücadele ile geçen 30 y›l›n hesab› soruluyordu. Ekipler onu 1933 y›l›nda kurulan Do¤u Türkistan ‹slam Cumhuriyeti, 1944 y›l›nda kurulan Do¤u Türkistan Hükümeti ve Do¤u Türkistan’› Çinliler tekrar ele geçirdikten sonra Çin yönetimine karfl› oluflmaya bafllayan yeni gruplar hakk›nda bilgi vermeye zorlad›. Konuflmas› karfl›s›nda ona büyük servet ve devlet idaresinde yüksek makamlar vaat edildi. Bu vaatler karfl›s›nda sonuç alamayan Çinli yetkililer, y›llarca süren hapis hayat› esnas›nda Berat Hac›’y› tür-

SAYFA 3 4


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

lü iflkencelere maruz b›rakt›. Gece iflkenceye maruz kalan, sorgu-suale çekilen Hac›, gündüzleri de a¤›r ifllerde çal›flt›r›ld›. Berat Hac› ayr›ca 110 gün boyunca karanl›k bir odada tutuldu. 1971 y›l›n›n ocak ay›nda idama mahkum edilen Hac›, 1981 y›l›nda kald›¤› hücreden ç›kar›ld› ve kalabal›k bir heyet taraf›ndan yine sorgulanmaya bafllad›. Bu esnada idam karar› iptal edildi. K›sa bir müddet sonra, 1 May›s 1981’de gardiyan eflli¤inde ailesi ile görüfltürüldü. Kendisini görmeye gelen annesini, kardeflini, sevgili eflini, anne olmufl k›z›n› tan›yamad›. Berat Hac›, 1981 y›l›n›n Kas›m ay›nda tahliye edildi. Tahliyesinden sonra bir gün, zindan hayat› boyuncu çok özledi¤i ‹dgah Mescidi’nde k›ld›¤› sabah namaz›n›n ard›ndan evine döndü. Aniden eve gelen güvenlik görevlileri, kendisine “irticac›, pantürkist, vatan haini ve rejim karfl›t›” gibi sözlerle hakaretler ya¤d›r›yorlard›. Berat Hac›’ya her gün dört saat sokaklar› süpürmesi gerekti¤i, haftada üç defa siyasi terbiye almak üzere emniyete gitmesi gerekti¤i ve iki saat mesafede bir yere gidece¤i zaman emniyetten izin almas› gerekti¤i bildirildi. Berat Hac›’n›n nezaret alt›nda bafllayan zorunlu iflçili¤i 1983 y›l›n›n Mart ay›na kadar böylece devam etti. 1985-1993 y›llar› aras›nda kömürcülük yaparak geçimini sa¤lamaya çal›flan Berat Hac›, 1993 y›l›nda Türkiye’ye geldi. Hayat›n›n 31 y›l›n› hapishanelerde iflkence alt›nda geçiren Berat Hac›, ilk gençlik günlerinden hayata gözlerini

SAYI 35

B

E

R

A

T

H

A

C

I

Hayat›n›n 31 y›l›n› hapishanelerde iflkence alt›nda geçiren Berat Hac›, ilk gençlik günlerinden hayata gözlerini kapad›¤› güne kadar Do¤u Türkistan’›n ba¤›ms›zl›¤› için mücadele etti.

kapad›¤› güne kadar Do¤u Türkistan’›n ba¤›ms›zl›¤› için mücadele etti. Berat Hac›, Do¤u Türkistan’da halen devam eden Çin zulmünü tüm dünyaya hayk›rmak için Türkiye’de, Suudi Arabistan ve Amerika gibi devletlerde düzenlenen eylemlerin ilk s›ralar›nda yer ald›. 93 y›ll›k ömrünün 73 y›l›n› Do¤u Türkistan’›n özgürlü¤ü için mücadele ile sürdüren Berat Hac›, hac için gitti¤i kutsal topraklarda, Mekke’de, fiubat 2003’te vefat etti.

SAYFA 3 5


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

S

L

A M

C

O ⁄

R

A

F Y

A

S

I

Sald›r› ve iflgal tehdidi alt›nda bir ‹slam ülkesi:

SUR‹YE AHMET EM‹N DA⁄

ahmedemin@ihh.org.tr

Tarih boyunca Anadolu, Mezopotamya ve M›s›r aras›ndaki ticaret ve askeri hareket yollar›n›n kesiflme noktas›ndaki kritik bölgede yer alan Suriye, bu stratejik konumu nedeniyle hep sald›r›ya aç›k bir pozisyonda kalm›flt›. Suriye’deki siyasi kültürün ve yaflam biçiminin bugüne kadar oluflumunda olumlu/olumsuz çok çeflitli etkiler yapan bu özellik, eski imparatorluklar›n hareket sahas›nda köprü rolü oynad›¤› için bölgenin “Suriye merkezli” bir hükümete kavuflmas›n› yüzy›llar boyunca önledi. Bat›s›n›n tamamen deniz olmas› ve k›y›dan itibaren 100 mil uzunlu¤undaki düzlük araziden sonra bafllayan do¤u bölgelerinin de çöl olmas›, arada kalan dar bölgeyi tarih boyunca Ortado¤u’nun di¤er bölgelerinden farkl› k›lm›flt›r. 634 y›l›nda ‹slam’la tan›flmas›, Suriye’ye iki ayr› yenilik birden getirmiflti. Bunlardan ilki, yeni bir dini/sosyal anlay›fl; ikincisi ise siyasal bir merkez olma özelli¤i kazand›rmas› idi. 661 y›l›nda Emevi Devleti’nin kurulmas›yla bir devlete ev sahipli¤i yapan Suriye bölgesi, Emeviler döneminde daha ön-

SAYI 35

cesinden miras olarak ald›¤› Yunan ve Roma kültürü ile sahip oldu¤u Arap gelene¤ini mükemmel bir flekilde birlefltirmifl ve dönemin en güçlü kültürel ve siyasi merkezi olmufltu. Yavuz Sultan Selim’in 1516 y›l›ndaki M›s›r seferi ile birlikte, Osmanl› idaresine giren bölge, 20. yüzy›l›n bafl›na kadar Osmanl› yönetiminde kald›. Osmanl› dönemi boyunca (15161918), Suriye topraklar›, buralardan sa¤lanan vergi gelirleri, Halep’in uluslararas› ticaret sistemi içindeki yeri, fiam’›n seferlerde geçifl yollar› üzerinde bulunmas› gibi ekonomik faktörlerle do¤rudan denetim alt›nda tutulmak istenmiflti. Bunlara ilaveten, Bilad-i fiam olarak adland›r›lan ve içine Kudüs’ün de dahil oldu¤u bu bölgenin kutsal kabul edilmesi ve Müslümanlar nezdinde peygamberler diyar› olarak görülmesi, denetimin gereklili¤ine manevi bir boyut ekliyordu. Osmanl›’n›n bölgeye hükmetti¤i 400 y›l boyunca, belli ölçüde bar›fl içinde ve istikrarl› bir dönem yaflayan Suriye, 1920 y›l›ndan sonra Frans›zlar›n iflgaline girdi. 1945 y›l›na kadar süren manda yönetimi; ülkede gücünün artmas› için tek yo-

SAYFA 36


lu, Sünni ‹slami düflünceyi benimsemifl Arap milliyetçi hareketine karfl›, karfl›t dini az›nl›klar› güçlendirmekte buldu. Bu nedenle Frans›z iflgali boyunca Katolik ve Protestan az›nl›klara ilave olarak Dürzi, Maruni ve Nusayri gibi heteredoks az›nl›klar sürekli güçlendirilerek adeta gelecekteki iktidara haz›rland›lar. II. Dünya Savafl›’n›n bafllamas›n›n ard›ndan Suriye’nin ba¤›ms›zl›k süreci de h›zland›. Daha önce Suriye ile birlikte olan Lübnan’›n ayr› bir devlet haline getirilmesi, fakir Alevilerin ço¤unlukta oldu¤u Lazkiye’nin ba¤›ms›z bir idari bölge olmas› ve 1939 y›l›nda Hatay bölgesinin Türkiye’ye geçmesi gibi aflamalarla bugünkü Suriye’nin s›n›rlar› çizildi. Suriyeli yerli elit, parlamenter bir yap› oluflturarak ülkenin yönetimini Frans›zlardan geri almaya çal›fl›rken, ço¤unlu¤unu az›nl›k mensuplar›n›n oluflturdu¤u askeri elitler ise Baas Partisi çevresinde odaklanmaya bafll›yordu. Frans›zlar›n geri çekilmesi ile Suriye tarihinde yeni bir dönem bafllad›. Ancak ba¤›ms›zl›k dönemi, Frans›z iflgali s›ras›nda ertelenen tüm ayr›l›klar› gün yüzüne ç›karmakla kalmam›fl, ülkeyi bu ç›kar gruplar› aras›ndaki savafl›n içine sürüklemiflti. 1948 May›s’›nda kurulmufl olan ‹srail karfl›s›nda büyük bir yenilgi yaflayan Arap cephesi, bunun bedelini ülke içi siyasetlerindeki çalkant›larla fazlas›yla öderken, genç Suriye yönetimi de bundan nasibini ald›. Yenilgiden hükümetin yanl›fl politikalar›n› sorumlu tutan ordu, sivilleri suçlarken, siviller de askerlere yüklenince, Mart 1949 tarihinden sonra ülkede askeri darbeler dönemi de bafllam›fl oldu. Ordu, siyaseti belirleyen en önemli aktör durumundayd›. Nitekim, Genelkurmay Baflkan› Haf›z Esad, ülkenin ikinci adam› haline gelirken, 1966 darbesiyle konumunu güçlendirmifl, 1970 y›l›ndan itibaren de kontrolü tamamen kendi eline alm›flt›. O tarihten bu yana Suriye’de bir Esad hanedanl›¤› dönemi bafllam›fl oldu. ‹srail’i ortadan kald›rmak ve iflgal alt›ndaki Arap topraklar›n› kurtarmak amac›yla giriflilen 1967 y›l›ndaki savafl, Arap blo¤unun yenilgisiyle sonuçlan›nca Suriye iç politikas› da bundan nasibini ald›. Suriye’nin en stratejik bölgelerinden biri olan Golan Tepeleri’nin bu savaflta kaybedilmesi, Suriye ve M›s›r’daki radikal sosyalist rejimlere duyulan güveni tamamen yok etti. ‹srail’in 1948 y›l›nda kuruluflundan iki y›l önce, 1946’da ba¤›ms›zl›¤›n› kazanm›fl olan Suriye devletinde siyasi gelenek hep ‹srail’le ve onun Bat›l› destekçileriyle rekabet üzerine flekillenmifltir. Bu siyasi anlay›fl, Suriye’deki hükümetlerin “ül-

SAYI 35

‘‘

Suriye, Osmanl›’n›n bölgeye hükmetti¤i 400 y›l boyunca, belli ölçüde bar›fl içerisinde ve istikrarl› bir dönem yaflad›; 1920 y›l›ndan sonra Frans›zlar›n iflgaline girdi.

ke varl›¤›na yönelmifl d›fl düflman” söylemini güçlendirdi¤i gibi onlar›n halk nezdindeki popülerli¤ini, ‹srail’e karfl› tutumlar›na endekslemifltir. Co¤rafi olarak ‹srail’e yak›nl›k da Arap ülkeleri içinde Suriye’nin politik tercihlerini ister istemez farkl› k›lmaktad›r. Yak›nl›k, bir yandan Suriye’deki idarecileri düflmana karfl› uyan›k k›lma gibi bir ifllev görürken, di¤er taraftan bunun yol açt›¤› uyan›kl›k ülke politikas›n› sürekli “seferberlik” havas›na büründürmüfltür. Golan ve Güney Lübnan gibi Suriye için oldukça stratejik önemi olan bölgelerin ‹srail iflgali/nüfuzu alt›nda bulunmas›, bu seferberlik politikas›n›n hakl›l›¤›n› gösteren en güçlü gerçek olarak halen varl›¤›n› sürdürmektedir.

SAYFA 37


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

‘‘

‹srail’in 1948 y›l›nda kuruluflundan iki y›l önce 1946’da ba¤›ms›zl›¤›n› kazanm›fl olan Suriye devletinde siyasi gelenek hep ‹srail’le ve onun Bat›l› destekçileriyle rekabet üzerine flekillenmifltir.

‹ S L A M

C O ⁄ R A F Y A S I :

S U R ‹ Y E

Ülke nüfusunun %5’ini bile oluflturmayan bir az›nl›k grubun ülkenin en kritik köfle tafllar›n› elinde bulundurmas›, bu az›nl›¤› Sünni ço¤unlu¤un nezdinde kendisini meflrulaflt›r›c› çabalara itmifltir. Daha önceki devrimci hükümetlerin aksine, 1970 y›l›ndan bu yana Suriye yönetimi pragmatist çizgide politikalar uygulamaktad›r. fiam’daki az›nl›k iktidar›, gerek ülke içindeki ‹slami muhalefetten gerekse de Arap ülkelerinden yöneltilen suçlamalar› ‹srail karfl›s›nda tavizsiz tutum tak›narak deste¤e çevirmeye çal›flmaktad›r. Ekonomi

D›fl borcu, y›ll›k üretiminin iki-üç kat› kadar olan Suriye’nin, di¤er Arap ülkelerinin aksine, borcunun tamam›na yak›n›n› Eski Do¤u Bloku ülkelerine olan borçlar› oluflturuyor. Bu ülkeler içinde 12,5 milyar dolarla Rusya ilk s›rada geliyor. 1992 y›l›ndan bu yana uygulanan yeni ekonomi politikalar›, Suriye ile Bat›l› ülkeler aras›ndaki ekonomik iliflkilerde önemli de¤ifliklikler getirdi. Do¤u Avrupa’n›n çöküflü, Suriye ihraç mallar› pazar›n›n da Bat› Avrupa’ya kaymas›na yol açt›. ‹flsizlik oran›n›n %5 gibi bir düzeyde oldu¤u ülkede, her y›l 200 bin insan gücü ekonomik yap› içine dahil oluyor.

SAYI 35

SAYFA 38


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

Mevcut ekonomik yap›, bu kitlenin sadece 90 binine, yani %40’›na ifl imkan› oluflturabiliyor. Bunun yan› s›ra ülkede kaynaklar›n verimsiz kullan›lmas› sonucu son y›llarda büyük bir enerji s›k›nt›s› çekilmeye bafllamas›, ülkede s›k s›k elektrik kesintilerine neden olmaktad›r. Ekonomik gidiflat›n kötü seyretmesi, ülkeyi son 10 y›ld›r liberal uygulamalar› ve aç›l›m siyasetini benimsemeye itti. Öncelikli amaç, yabanc› sermayeyi ülke içine çekmek ve yerli özel sektörü teflvik etmekti. Ancak yaflanan son 10 y›ll›k tecrübeler, Suriye’de köfle dönmeci zenginli¤in yükselen de¤er olmas›na neden oldu. Marksist politikalar›n kat› biçimde uyguland›¤› 1963-70 aras› dönemden, 1970 y›l›nda Esad darbesiyle ›l›ml› sosyalizme geçen ve 1990’l› y›llar›n bafl›ndan sonra da Bat›l› anlamda liberal anlay›fla yönelen Suriye ekonomisi, mevcut yönetim döneminde atabilece¤i tüm ad›mlar› tüketmifl görünüyor. Ekonomik yap› ve kurumlar›n halen tümüyle devlet kontrolünde oldu¤u ülkede, liberal politika aray›fl› halihaz›rda görevde bulunan kadrolarla ulaflabilece¤i son noktaya ulaflm›flt›r. Bu nedenle as›l ekonomik dönüflümün Beflflar Esad’la bafllayan yeni dönemde at›lacak ad›mlara ba¤l› oldu¤u söylenebilir. Son Irak iflgali, Suriye’nin Arap dünyas›ndaki önemini artt›rm›flt›r. Zira, ‹srail’le bar›fl anlaflmas› imzalamam›fl güçlü bir komflu ülke olarak Tel Aviv’e yönelik en önemli tehdidi oluflturan Suriye, gerek Amerika’dan gerekse ‹srail’den gelecek bask›lara karfl› en dayan›kl› olmas› gerekti¤i dönemde, Haf›z Esad’›n ölümüyle ciddi bir güvenlik zaaf›na sürüklenme tehlikesi ile karfl› karfl›ya kalm›flt›r. 2000 y›l›ndan sonra iktidara gelen Beflflar Esad, babas›n›n stratejik yolunu izlese de, yaflad›¤› dönem, kendisini birtak›m ad›mlar atmaya mecbur b›rakm›flt›r. Ülke içinde bask›lar› az da olsa hafifleten Beflflar Esad yönetimi, henüz tam özgürlükçü bir ortam oluflturmam›flt›r. D›fl politikada ise, babas›n›n pragmatik siyaset gelene¤ini biraz daha gelifltirmesi gerekmektedir. Zira, Irak’› iflgal ederek Suriye’ye karfl› do¤u cephesinde büyük bir tehdit haline gelen Amerika, önümüzdeki dönemde fiam yönetimi üzerindeki bask›lar›n› art›rmakla kalmayacak, Irak’›, Suriye muhalefeti için verimli bir bölge haline getirecektir. ‹nsan Haklar›

Tüm Ortado¤u rejimleri gibi bask›c› bir siyasi anlay›fl›n hakim oldu¤u ülkede, 1970’li y›llardan bu yana yaflanan insan haklar› ihlalleri en ciddi meflruiyet sorununu olufl-

SAYI 35

S

L

A

M

C

O

R

A

F

Y

A

S

I

Suriye Devlet Baflkan› Beflflar Esad

turmaktad›r. Bu ihlallerde temel çat›flma noktas› siyasal iktidar›n paylafl›m› üzerine odaklanmaktad›r. ‹hvan-› Müslimin (Müslüman Kardefller) hareketinin siyasi ve silahl› muhalefetine fliddetli biçimde tepki veren Suriye yönetimi, ç›kard›¤› yasalarla bu gruba üyeli¤i idam cezas› ile cezaland›rm›flt›r. Bunun yan› s›ra, hareketin taban›n› a¤›r biçimde ezerek, yüz binlerce kiflinin ma¤duriyetine imza atm›flt›r. Bugün halen binlerce siyasi mahkumun bulundu¤u Suriye, a¤›r hak ihlalleri sebebiyle her y›l insan haklar› örgütlerinin raporlar›nda konu edilmektedir. Suriye-Türkiye ‹liflkileri

Suriye-Türkiye iliflkilerinde dört konu her zaman önemini muhafaza etti. ‹çiçe geçmifl olan ve neden-sonuç iliflkisi aç›s›ndan birbirini etkileyen bu sorunlar, “Hatay’›n kime ait oldu¤u meselesi”, “iki ülke aras›nda geçen nehirlerin kullan›m›”, “güvenlik ve terör” ve son y›llardan itibaren “‹srail-Türkiye iliflkileri” çerçevesinde flekillenmifltir. 1950’li y›llarda, gerek Suriye ve gerekse Türkiye, F›rat üzerinde büyük çapl› projeler gelifltirmeye bafllad›klar›n-

SAYFA 39


E K ‹ M ’ 0 7

D Ü fi Ü N C E

G Ü N D E M

da nehrin kullan›m› konusu, iki ülke aras›nda sorun teflkil etti. Uzun y›llar ortak komisyonlarla çözülmeye çal›fl›lan problem, giderek büyüyünce iyi komfluluk iliflkilerini zedeleyecek duruma geldi. 1986 y›l›nda Suriye Baflbakan›’n›n Ankara’ya ve daha sonra 1987 y›l›nda Türkiye Baflbakan› Turgut Özal’›n Suriye’ye yapt›¤› karfl›l›kl› ziyaretler, su sorununun ele al›nd›¤› en üst düzey görüflmeler oldu. Bu ziyaretler s›ras›nda imzalanan ve Türkiye’nin s›n›rdan en az 500 m3/saniye su b›rakaca¤›n› taahhüt eden “Ekonomik ‹flbirli¤i Protokolü” F›rat’a iliflkin yap›lan ilk yasal düzenleme olma özelli¤ini tafl›maktad›r. Bu düzenleme bugüne kadar geçerlili¤ini korumufl ve Türkiye, verdi¤i su miktar›n› ayn› düzeyde tutmufltur. Türkiye-Suriye iliflkilerinin ikinci önemli yönünü oluflturan güvenlik konusu da 1980’lere dayanmaktad›r. 1984 y›l›ndan itibaren Türkiye’de eylemlere giriflen

‹ S L A M

‘‘

C O ⁄ R A F Y A S I :

S U R ‹ Y E

Co¤rafi olarak ‹srail’e yak›nl›k da Arap ülkeleri içinde Suriye’nin politik tercihlerini ister istemez farkl› k›lmaktad›r.

Resmi ad› : Suriye Arap Cumhuriyeti Nüfusu : 16 milyon (Arap %90,3; Kürt, Ermeni ve di¤er %9,7) Yüzölçümü : 185.180 km2 Baflkenti : fiam Dil : Arapça Din : ‹slam (%75 Sünni, %16 Alevi, %9 H›ristiyan) Kifli bafl›na milli gelir : 990 dolar GSMH : 16,8 milyar dolar SAYI 35

PKK kadrolar›n›n Suriye’yi üs olarak kullanmalar›, iki ülke aras›nda güvensizli¤e neden olmufltu. Savafl aflamas›na dahi gelen iki ülke, 1998 y›l›nda Adana’da yap›lan gizli güvenlik görüflmeleri sayesinde çat›flman›n k›y›s›ndan döndü. Görüflmelerde Öcalan’›n Suriye’den s›n›r d›fl› edilmesi ve iki ülkenin güvenlik konular›nda periyodik aral›klarla toplant›lar yapmas› konusunda anlaflma sa¤land›. Ard›ndan, Türkiye-Suriye aras›nda, PKK’dan kaynaklanan gerilim, neredeyse son bulma noktas›na geldi. Böylece iki ülke aras›ndaki PKK problemi kalkarken, ‹srail-Türkiye iliflkisi faktörü daha da önem kazand›. Türkiye’nin ‹srail ile gelifltirdi¤i stratejik iflbirli¤inden rahats›z olan Suriye, uzun vadede bu denge de¤iflimini kendi lehine de¤ifltirmeyi baflararak, özellikle Irak iflgalinden sonra Türkiye ile iliflkilerini gelifltirmek için ‹srail faktörünü ikinci plana atmay› baflard›. Zira Irak iflgalinin ard›ndan, ‹srail ile Amerika k›skac›nda kalan Suriye’nin bölgede Türkiye’nin dostlu¤una her zamankinden daha fazla ihtiyac› oldu¤u ortaya ç›kt›.

SAYFA 40



Düşünce Gündem 35