1
ÇÖPTEN KALPLER LİMİTED Yusuf Kenan ÜÇER SAHNE
1
JENERİKLE
–
KARIŞIK
KURGU
(MÜZİKLE
SENKRONİZE)__________
• Haliç detay. Vapurlar ve Eminönü kalabalığı.
Yoğun
araçların
arasında
görünmeyen,
trafikteki yüzleri
çöplerden
kağıt
toplayan çocuklar veya adamlar.
• Araya jenerik yazıları müzikle senkronize bir biçimde girer.
• Fehmi,
elinde
süpürge
ve
üzerinde belediye temizlik işçisi kıyafeti ile şehrin bir yerinde caddeleri
süpürür.
Fehmi’yi
uzaktan görürüz.
• Belediye çöp kamyonuyla gelen temizlik
işçileri
konteynır
yanında
kamyondan
atlayarak
2
çöpleri
boşaltırlar
ve
yere
dökülmüş olan çöpleri süpürürler.
• Yere çöp atan, tüküren, denizi kirleten insan görüntüleri.
• Çöpleri çöp kutusuna atan, çöp poşetlerini konteynırlara koyan vatandaşlar.
• Cadde
kenarındaki
arzuhal
tezgahının başında oturan Yusuf, daktilo
tuşlarına
müzikle
senkronize bir biçimde basar. Adeta
Yusuf’un
parmakları
piyano çalmaktadır.
(Not: Flash Forward ve Bağlantılı sahne)
• Çöplerin kağıt
toplandığı yığınları
alandaki arasında
çalışanların yüzünü görmeden yalnızca
el,
ayak
ve
çöp
detayları…
• Kâğıtları karıştıran bir el, bir gazete kupürü görüp onu alır ve okur.
Sadece
gazete
detayı.
3
“Sevgilisi tarafından bıçaklanarak çöplüğe
atılan
genç
kadının
cesedi bulundu”
• Kupürü okuyan el detay, gazeteyi kaldırıp yere atar. Daha sonra çizmeli bir ayak gazeteye basarak çöpleri ayıklamaya devam eder. Bu sahnede yüzleri görmeyiz. (Filmin sonuna doğru kupürü okuyan bu elin Yusuf’a ait olduğu görülür)
FADE OUT SAHNE 2 – MAHALLE MEYDANI (DIŞ–GÜN)
FEHMİ,
YUSUF
ZEYNEL, ÇAYCI FADE İN Mahalle meydanı, işlek cadde, trafik, esnaflar. Bir ağacın altındaki arzuhalci masası. Daktilo tuşlarına basan el detayı. Yusuf, daktiloda dilekçe yazmaktadır. T.C. ….. Kaymakamlığı’na Konu: Yeşilkart Başvurusu hk.
4
Yusuf iskemlede oturur. Başında yaşlı bir adam daktilo ile arzuhal yazdırıyor. Dilekçe bitince yaşlı adama uzatıyor adam cebinden para çıkarıp Yusuf’a verir ve gider. Adam giderken Fehmi’yi elinde süpürge ile gelirken görürüz.
Fehmi otururken… FEHMİ – Selamünaleyküm YUSUF
–
Aleykümselam
Fehmi
gardaş. Giden adamın peşinden bakarak… FEHMİ – Kriz seni vurmadı herhalde. İşler ayna ha… YUSUF – Boş versene oğlum. Yengene kontör bile alamadım. 100’lük de yetmiyor artık. İlle 250’lik istiyor. Kampanya mı varmış neymiş. FEHMİ – Oğlum ne kontörü. Biz kıçımıza don alamıyoruz. YUSUF – Emeklilik iş ne alemde senin? FEHMİ – Kısmetse haftaya… 5
YUSUF
–
Hayırlısı
bee.
Vallahi
hayırlısı.
Fehmi uzaklara dalarak… FEHMİ – Öyle, öyle de, şu evi de bir alabilsem emekli parasıyla. Gecekondu mecekondu. Başımızı sokalım da. O sırada çaycı elinde çaylarla gelir. Yusuf arzuhal tezgahının altından aldığı çay markalarını çaycıya uzatır. ÇAYCI – İki de önceden vardı 657 abi Yusuf, Fehmi’ye dönerek YUSUF – Yenge nasıl oldu? Fehmi hüzünlü FEHMİ – Nasıl olsun ki? Kızı verdik vereli aklı başında değil. Bir boğaza daha bakamayacak mıydık diyor. YUSUF – Çiğdemdi değil mi ? Fehmi başıyla onaylayarak FEHMİ – Yaa..! Akşama kadar onun elbise–lerini
ütülüyor
yengen…
Yakında iyice sıyıracak. 6
YUSUF – Ben ondan önce sıyırırım merak etme. Bende bu kadın olduktan sonra.
Fehmi gitmek için kalkar… FEHMİ – Ne diyeyim Vallahi. Kurban oldu–ğum Allah ne verirse hayırlısını versin. Hadi hayırlı işler... Bu sırada yoldan Fehmi’nin büyük oğlu Zeynel geçmektedir. Fehmi ona bakar. Ancak Zeynel, babasını görmezlikten gelir.
YUSUF – Vay kerata, selam bile vermedi bak. Bir de mühendis çıkacak. FEHMİ – Görmemiştir. Yusuf dudak bükerek… YUSUF – Belki de… FEHMİ – Neyse, hadi 657 gardaş hayırlısı. YUSUF – Tamam Fehmi görüşürüz.
7
SAHNE 3 – YUSUF EV (İÇ–GECE)
FİGEN, YUSUF,
EYLEM
Figen telefonla konuşmaktadır. FİGEN – Ya, öyle mi ha ha hay.. Hadi baka–lım göreceğiz. Kapı dışarıdan anahtarla açılır. Yusuf elindeki poşetlerle içeri girer Figen’in telefonda konuştuğunu görür… Figen panik halinde telefonu kapatır.. Yusuf’la gözgöze gelir. Yusuf kaş göz işaretiyle telefondakinin kim olduğunu sorar. FİGEN – Eee şey canıım yanlış numaray–mış… Salaklar…
Figen, Yusuf’un elindeki poşetleri alıp mutfağa geçer. Yusuf koltuğa oturur. Bu sırada küçük kız Eylem koşarak Yusuf’a sarılır.. Eylem sağır ve dilsiz çocuktur…
Yusuf,
Eylem’le
bir el
işaretiyle konuşur.. YUSUF – Oooy nasılmış babasının güzel kızı bakalım.
8
Figen salona girer ve söylenir. FİGEN – Eh Yusuf ben sana ne diyeyim. Hani istediklerimi almamışsın. Yarın kabul günüm var. Ben misafirlere ne ikram edeceğim şimdi. Daha Semraları da arayamadım. Hani kontör… YUSUF – Oğlum ekmeği zor aldık lan şükret işte. FİGEN – 100’lük alsaydın bari… YUSUF – Figeeen.. beni söyletme FİGEN – Söyle söyle... “Babana söz verdiğim için aldım seni” de... YUSUF – Öyle bir şey demedim. FİGEN
–
“Ben
seni
almasaydım
karnında elin piçiyle sokağa düşerdin” de...
Yusuf, Figen’e döner. YUSUF – Hayatım bak, ben öyle bir şey demedim. Akşama kadar onun bunun ağız kokusunu çekiyorum ben de.
9
Figen ağlamaya başlar FİGEN –
Tabi
çekeceksin
bee…
Milletin kocası it gibi çalışıyor.
YUSUF – Bak Figen biz öyle gün mün yapacak durumda değiliz.. Allah’ını seversen biraz gerçekçi ol.
Figen sinirle yatak odasına doğru gider. Eylem ise elinde bebeğiyle, bir Figen’in ardından bakar bir de Yusuf’a bakar. Yusuf’la Eylem göz göze gelirler...
SAHNE 4 – YUSUF EV (DIŞ–GECE)
YUSUF, KAĞITÇI
ÇOCUKLAR Yusuf, dış kapının önüne oturmuş vaziyette sigara içmektedir. O sırada evin önündeki konteynırdan çocuklar kağıt toplar. Yusuf ise onları izler.
10
SAHNE 5 – FEHMİ EV (DIŞ–GECE)
FEHMİ, HAYRİYE,
ABİDİN Pencerenin
dışından
Fehmi’nin
salonunu görürüz. Salondaki masada yemek yenmektedir. SAHNE 6– FEHMİ EV (İÇ–GECE)
FEHMİ, HAYRİYE, ZEYNEL,
ABİDİN Hayriye ayaktadır ve tabaklara yemek koyar.
Küçük
Abidin
ve
Fehmi
masadadır. Zeynel yoktur. FEHMİ – Çağır şunu da yemeğini yesin HAYRİYE – Zeyneel… Hadi oğlum sofraya
Fehmi, bir yandan yemek yerken diğer yandan Hayriye ile konuşur. FEHMİ – Bugün senin oğlan bizi görmezden geldi.
HAYRİYE – Allah aşkına gene bir şey deme. Ağzımızın tadı tuzu kaçmasın 11
akşam akşam.. Zeyneeeel... hadi annem gel artık. Zeynel sofraya gelir. Önce masaya bakar yemeği beğenmez. Biraz Ayakta bekler. Herkes ona bakar. O ise isteksizce..
ZEYNEL – Tokum yaa. Afiyet olsun size. Ben arkadaşlarla yemiştim. Zeynel odasına döner. Fehmi ile Hayriye gözgöze gelirler.
SAHNE 7 – SOKAKLAR
(DIŞ–GÜN)
(MÜZİKLE SENKRONİZE)
KAĞITÇILAR
• Çeşitli İstanbul görüntüleri • Çöplerden kağıt toplayan çocuklar, kağıt toplayan yaşlılar ve kadınlar.
• Çöp konteynırları. • Fehmi’nin sokakları süpürmesi • Çöp kamyonunda gezen temizlik işçilerinin çöpleri toplaması… SAHNE 8 – TERZİ FİKRET (İÇ–GÜN)
TERZİ FİKRET, MANAV
EMİN
12
Terzi Fikret’in dükkanında bir kaç kişi vardır. Terzi Fikret Manav Emin ile konuşmaktadır. MANAV EMİN – Fikret Abi, şu ruhsat işini ne yapalım. TERZİ FİKRET – Ne ruhsatı ? MANAV EMİN – Abi yine ceza yedik yaa.. LPG ruhsata işlenmemiş sürekli ceza yiyoruz. TERZİ FİKRET – 657’ye git halleder o. MANAV EMİN – Hakikaten yaaa. Halleder değil mi? TERZİ FİKRET – Halleder halleder… MANAV EMİN – Yaa Fikret Abi. Bir şey
soracağım.
Neden
ona
657
diyorsunuz ? TERZİ FİKRET – O hiç bir zaman devlet memuru olamadı da ondan. Aslında
Mülkiye
mezunudur.
Kaymakam olacakken siyasi suçtan dolayı hapse girdi. Bu yüzden devlet memuru olamadı. 13
Manav Emin kafa sallayarak. MANAV EMİN – Vaay bee…
SAHNE 9 – ARZUHALCİ (DIŞ–GÜN)
YUSUF,
MANAV EMİN
Yusuf’un arzuhalcilik yaptığı yerde ağaç üstünde çakılı küçük bir tabela vardır. “DİLEKÇE YAZILIR, TRAFİK, RUHSAT ve PLAKA İŞLEMLERİ YAPILIR.” Yusuf dilekçe yazmaktadır. Yanında ise Manav Emin vardır. YUSUF – Şimdi bu evraklarla doğruca Trafik Tescil Bürosu’na gideceksin.. Onlar seni yönlendirir zaten... MANAV EMİN – Hay Allah senden razı olsun be abi.
14
YUSUF – Haa.. bana bak. Önce seni trafik muayenesine yollarlar.. Arabada eksik bir şey olmasın... MANAV EMİN – Tamam abi, tamam. Manav Emin evrakları alır. Cebinden para çıkarıp daktilonun üzerine bırakır. YUSUF – Lan al şunu, manyak mısın oğlum. MANAV – Olur mu be abi. Hepimiz ekmek derdindeyiz. Yusuf istemese de Emin parayı bırakıp gider.
SAHNE 10 – FEHMİ EV (İÇ–GÜN) Fehmi’nin
karısı
Hayriye
HAYRİYE
kızı
Çiğdem’in resmini eline almış onu sevmektedir.
NOT: 10, 11, 12, 13. sahneler müzikle senkronize
kurgu
ile
birbirine
bağlanacaktır.
15
SAHNE 11 – CADDELER (DIŞ–GÜN)
FEHMİ,
ÇÖPÇÜLER
Fehmi
çöp
kamyonu
ile
gezerek
konteynırları kamyona boşaltmaktadır.
SAHNE 12 – YUSUF EV (İÇ–GÜN)
FİGEN
Figen yine telefonda eski sevgilisiyle konuşmaktadır.
Kanepeye
uzanmış,
gülerek ve kendi saçlarıyla oynayarak konuşur. Ağzında sakız vardır. SAHNE 13 – SAHİL (DIŞ–GÜN)
DENİZ
Deniz tek başına sahilde dolaşmakta, martıları seyredip onlara balık atmaktadır. Sonraki cezaevine
sahnelerde
Deniz’in,
Yusuf
önceki
karısı
girmeden
olduğunu anlarız. Bu görüntüler de müzikle senkronize biçimde kurgulanmıştır.
SAHNE 14 – ARZUHALCİ (DIŞ–GÜN)
YUSUF,
FEHMİ
16
Yusuf İle Fehmi çay içiyor. FEHMİ – İnan lükste gözüm yok başımızı sokacak bir yer olsun, kiradan kurtulalım yeter. YUSUF – O zaman hafta sonu emeklilik dilekçeni yazalım. FEHMİ – Vallahi yalan gibi. Ne zaman geldi bu emeklilik anlamadım. YUSUF – Benim hayatım boyunca 700 gün sigortam oldu. Emeklilik hayal bana. FEHMİ – Hep bu siyasi işlerden değil mi? Yusuf, biraz da yaptıklarından pişman bir tavırla dudak bükerek başıyla onaylar. FEHMİ
–
Peki
yengeyle
nasıl
evlendiniz? Yani yanlış anlama biz gardaşız... Yusuf uzaklara dalar ve anlatır. YUSUF – Onun babası rahmetli benim yemek ortağımdı cezaevinde... Çok 17
hastaydı. Mahpustan çıkamayacağını biliyordu... Figen de dışarıda sahipsizdi. Deyyusun
biri
“Evleneceğim”
bunu deyip
kandırmış kızı
hamile
bırakmış. Figen’i ben ilk kez cezaevinde açık görüşte gördüm.. Babası rahmetli ölmeden önce bana yemin verdirdi. “Yusuf,
ben
ölürsem
kızım
sana
emanet” dedi.. Ben de mahpustan çıkınca
kıza
evlendiğimizde
sahip karnı
çıktım.
Ama
burnundaydı.
Zaten Eylem de sağır ve dilsiz olarak doğdu. Hala beni öz babası sanıyor... Fehmi, diyecek söz bulamaz. FEHMİ – Hıı… YUSUF – Neyse hadi yavaş yavaş toparlana–lım.
Biraz
da
alışveriş
yapayım. FEHMİ – İyi o zaman ben de kalkayım artık hadi eyvallah. Fehmi kalkar. Yusuf daktilosunu ve masasını toparlar. YUSUF – Oldu, hadi.
18
SAHNE 15 – KAFETERYA (İÇ–GÜN)
FEHMİ, ZEYNEL,
ÖZGE BİR ERKEK, BİR KIZ
Kafeteryada
üniversiteli
gençler
oturmakta–dır. Özge sıkılarak… ÖZGE – Uff… otur otur sıkıldım. Akşama ne yapıyorsunuz? 1.ERKEK – Ben boşum, takılabiliriz. 1. KIZ – Ben gelemem, babam eve geldi yine. Özge, 1. Kız’a bakıp gülerek… ÖZGE – Benimki Londra’da anam, çıplakları giydiriyor. Ha ha ha… 1.KIZ – Sahi Özge, ne iş yapıyordu baban? ÖZGE – Dedim ya kızım çıplakları giydiyor diye. Anlasana, tekstilci işte. 1. Erkek Zeynel’e bakarak… 1.ERKEK – Ya seninki? 19
O sırada Fehmi sokağı süpürürken, Zeynel’i kafeteryada görür. Fehmi ve Zeynel göz göze gelirler. Bir anlık suskunluk olur. Zeynel heyecanlanır... ZEYNEL –
Yani nasıl denir işte
İthalat ihracat falan… Zeynel çaktırmadan bir iç çeker…
SAHNE 16 – YUSUF EV SALON (İÇ–AKŞAM)
YUSUF,
FİGEN Yusuf evine girerken Figen ise elinde kumanda TV izlemektedir. Yusuf geçer koltuğa oturur. FİGEN – Ya sen ne kadar rahat adamsın yaa..
YUSUF – Figeen.... FİGEN – Ne var bee, Figen Figen. Madem bakamayacaktın niye evlendin. Benim de bir hayatım var canııım. Allah Allah. Gencim güzelim....
Yusuf sinirlenir. 20
YUSUF – Eeeh yeter lan.. Babana söz verme–sem çoktan boşamıştım. FİGEN – Boşa boşa da kurtulayım artık. Bıktım bee… Figen ağlayarak yatak odasına gider. SAHNE 17 – YUSUF YATAK ODASI (İÇ–GECE)
YUSUF,
FİGEN Figen
yatakta
soyunarak
yatmaktadır.
yatağa
girer.
Yusuf Figen’e
sarılmak ister ama Figen arkasını döner.
SAHNE 18 – ARZUHALCİ (DIŞ–GÜN)
YUSUF,
ZABITALAR Zabıtalar
yerinden
ayrılması
için
Yusuf’a işlem yaparlar. ZABITA – Vallahi biz de emir kuluyuz. Eli–mizden gelen bir şey yok. Yusuf itiraz etmez. Tezgahı ve daktiloyu toplar. YUSUF – Tamam gardaş.
21
FADE OUT SAHNE 19 – TERZİ (İÇ–GÜN)
YUSUF, FEHMİ, FİKRET, EMİN,
ÇAYCI FADE İN Terzi Fikret, Manav Emin ve Yusuf sohbet etmektedir. TERZİ FİKRET – Neyse artık olan olmuş sıkma canını. Aha dükkan, çıkar daktilonu koy masaya. Ortalık biraz sakinleşince yine açarsın tezgahı. MANAV EMİN – Bozma moralini be abi. Allah büyüktür. Biz de yanındayız bundan sonra. YUSUF – Arkadaşlar, Allah razı olsun. Zaten
hep
yanımdaydınız.
Ne
diyeceğimi bilemiyorum. TERZİ FİKRET – O nasıl söz 657. Tabi ki beraberiz. Fehmi kapıdan girer. FEHMİ – Selamünaleyküm.
22
HERKES – Aleykümselam. TERZİ FİKRET – Gel Fehmi. Fehmi elini Yusuf’un omzuna atar. FEHMİ – Geçmiş olsun gardaş. Vallahi üzül–düm de nasıl yapalım şimdi, bir çare bulmak lazım. TERZİ FİKRET – Bundan sonra bu dükkanda devam edecek.
O sırada çaycı girer. Fehmi, tepsideki bardak–lardan
birini
alıp
çayı
karıştırarak konuşmaya devam eder. FEHMİ – Aman iyi bari ya. Allah razı olsun senden Fikret Abi. Hadi o zaman, ilk iş benim emeklilik dilekçemi yaz da bir siftah atalım. Bir çay da Yusuf alır. YUSUF – Demek zaman geldi haa? FEHMİ – Allah nasip ederse yarın dilekçeyi vereceğim.
23
Yusuf Daktilosunu çıkarıp masanın üzerine koyar. O sırada herkes çay içmektedir.
SAHNE 20 – FEHMİ EV (İÇ–GÜN)
FEHMİ, HAYRİYE,
ABİDİN Fehmi’nin elindeki dilekçeden yakın çekimle sahne başlar. Daha sonra ikiliye keseriz. FEHMİ – Vay be. Ne çabuk geçmiş seneler. HAYRİYE
–
Çok
şükür,
kurban
olduğum Ya Rabbim. İlk iş evimizi alalım... ABİDİN – Bana da cep sözün vardı baba. Fehmi şaşkınlıkla… Kesik kesik konuşarak. FEHMİ – Cep mi? Haa! Telefon, tamam, olur. HAYRİYE – Zeynel’ime de bir telefon al ge–cikince çok merak ediyorum. FEHMİ – Alırız alırız. 24
Hayriye çekingen bir tavırla… HAYRİYE – Fehmiii..! FEHMİ – Haa? HAYRİYE – Diyorum ki memlekete gitsek de bir kızımı görsem. Burnumda tütüyor Çiğdem’im. FEHMİ – Hayriye bak eğer çok istiyorsan gidip gardaşından alalım kızımızı. Hayriye ağlamaklı… HAYRİYE – Yok onu demek istemedim de yani, bir görsem dedim kızımı.
SAHNE 21 – YUSUF EV (İÇ–GECE)
YUSUF, FİGEN,
EYLEM
Yusuf, Bir elinde piyango bileti bir elinde ikramiye listesi TV karşısındadır. FİGEN – Yarın alışverişe çıkıyorum. YUSUF – İyi… Çık...
25
Bilete 200 bin TL ikramiye çıkmıştır. Yakın plan bilet ve listedeki numaraların aynı
olduğunu
görürüz.
Yusuf
heyecanlanır. Figen’e döner ama bir şey söyleyemez. Figen ise uzanmış vaziyette sakız
çiğneyerek
elindeki
dergiye
bakmaktadır… FİGEN – Ne kadar var sende? YUSUF – 100 bin Lira FİGEN – Dalgayı bırak, ne kadar var. Yusuf elindeki bileti ve listeyi Figen’e gösterir. Figen inanmayarak umursamaz biçimde kalkıp Yusuf’un yanına oturur. Çıkan ikramiyeyi gördüğünde gözleri fal taşı gibi açılır. FİGEN – Ne 100 bini şaşkıııın… 200 bin lira çıkmış. Aşkım, canım sevgilim, tatlı kocacı–ğım benim. Dünyanın en şirin erkeği… YUSUF – İki yüz değil, 100 bin FİGEN – İki yüz be iki yüz işte.
26
YUSUF – Paranın yarısı Fehmi’nin… Ortak almıştık. FİGEN – Ya sen manyak mısın? Söylemek zorunda mısın Fehmi’ye. Yusuf sinirlenir… YUSUF – Uzatma Figen. Sadece yarısı bizim. FİGEN – Olsun aşkım, kızma. Tamam, 100 bin. Zengin olduk işte.
Figen, Yusuf’a sarılıp zıplamaya başlar. Bu sırada Küçük kız Eylem gelir. Yine üzerinde uzun bir elbise ve elinde de bir bebek vardır. Sonra tekrar geri döner gider. Durup annesine bakar. Sonra dönüp tekrar odasına gider...
SAHNE 22 – YUSUF YATAK ODASI (İÇ–GECE)
YUSUF,
FİGEN Yusuf yatağa uzanmış yüzünde hafif bir tebessümle parayla neler yapacağını düşünmektedir.
Kapı
açılır.
Figen
27
gecelikle kapıdan bakar. Daha sonra yatağa girer… FADE OUT SAHNE 23 – FEHMİ EV (DIŞ–GÜN)
FEHMİ,
HAYRİYE, ZEYNEL, ABİDİN, TAKSİCİ FADE İN Fehmi’nin evinin önünde bir taksi durur ve Fehmi arabadan kucak dolusu hediye paketleriyle iner. Hayriye, Abidin ve Zeynel Fehmi’yi kapıda karşılar. Fehmi piyango parasını ve emekli tazminatını almıştır.
Zeynel’in
aşırı
sevinçli
tepkisini yoğun biçimde görürüz.
SAHNE 24 – YUSUF EV (İÇ–GÜN)
YUSUF, FİGEN,
EYLEM
Yusuf ve Figen paraları masanın üstüne yığarlar. Figen çok sevinçlidir, arada bir 28
sarılarak Yusuf’u öper. Yusuf, paraları deste yapar ve Figen’e teslim eder. Eylem ise şaşkın gözlerle olup biteni izlemektedir. SAHNE 25 – EMLAKÇI (İÇ–GÜN)
FEHMİ,
EMLAKÇI Fehmi, emlakçıyla sohbet etmektedir. EMLAKÇI – Vallahi abiciğim, evi gördün. Bu fiyata hayatta böylesini bulamazsın. FEHMİ – He, he, güzel. Sahibi yakınlarda mı? EMLAKÇI – Kendisi Almanya’da. Ama ben–de vekaletnamesi var. FEHMİ – İyi o zaman sorun yok. Sen sök
sa–tılık
levhasını.
Anahtarları
alayım da. Belki temizlik yaparız.
Emlakçı duvarda asılı anahtarları alırken Fehmi de paraları masanın üzerine koyar.
29
FEHMİ – Şimdiii… Bu da tamam. Yarın da tapu işi var zaten. Öyle mi? Emlakçı paraları kasaya koyar… EMLAKÇI – Evet Fehmi Bey. Hayırlı uğurlu olsun. FEHMİ – Allah razı olsun.
Allah
olmayanlara da versin. İyi o zaman ben gidip müjdeyi vereyim.
EMLAKÇI – Tabi tabi. FEHMİ – Eyvallah gardaş. Hayırlı işler. Emlakçı, Fehmi’nin arkasından bakarak… EMLAKÇI – Güle güleee. Yarın tapuda görü–şürüz.
SAHNE 26 – ÇARŞI (DIŞ–GÜN) (MÜZİKLE SENKRONİZE)FEHMİ, YUSUF, ESNAF
• Fehmi mutlu bir biçimde eve doğru gitmektedir.
Elindeki
anahtarları
sallayarak yürür.
• Yusuf, şehrin kalabalık caddelerinde vitrinlere bakarak gezer.
30
• Vitrinlerde mankenler, iç çamaşırı, gecelik..
• Yusuf, kuyumcu dükkanının vitrinine bakar ve içeri girer. Figen’e altın alır.
• Deniz, amaçsızca tek başına sahilde gezmektedir.
• Yusuf,
İstanbul’un
kalabalık
caddelerinde gezer.
• Yusuf, sahilde amaçsızca yürür. • Martı görüntüleri
SAHNE 27 – SAHİL (DIŞ–GÜN)
YUSUF,
BALIKÇI Yusuf sahil kenarında oturup denizi seyreden bir balıkçının yanında öce ayakta durup denizi seyreder. Daha sonra olduğu yere çöker ve oturur. Balıkçı Yusuf’a bakmadan konuşmaya başlar. BALIKÇI – Sen kargalarla martıların kavga–sını bilir misin dostum? Bundan yıllar önce Marmara’da bol balık olurdu...
31
İnsanoğlu denizi de mahvetti kendisini de. Denizlerde balık bulamayınca, aç kaldı martılar. Aç kalan martılar şehrin çöplüklerine saldırdılar. Yiyecek bulmak için. Ama o çöplüklerin de sahipleri vardı. Kargalardı sahibi çöplüklerin. Derken bir kavga başladı, martılarla kargalar arasında. Bu kavga çöplük kavgası. Bu kavga ekmek kavgası. Bu kavga ekmek kavgası… Balıkçı söylenerek gider.
SAHNE 28 – SATILIK EV (DIŞ–GÜN)
FEHMİ, HAYRİYE,
KADIN
Fehmi ve Hayriye, ellerinde kova ve süpürgelerle
satın
aldıkları
evin
bulunduğu apartmanın kapısına doğru yaklaşırlar. Bu sırada giriş kattaki dairenin
balkonundan
penceresinden)
bakan
(ya bir
da kadın
Fehmilere seslenir. KADIN – Hoş geldiniz komşu. Hayırlı uğurlu olsun. FEHMİ – Sağol bacım. Allah razı olsun. 32
KADIN – Şanslısınız Vallahi, sizden önceki kiracılar ev alıp da çıktılar. Darısı da size inşallah. FEHMİ – Allah Allaaah… Darısı mı kaldı,
aldık
işte.
Yıllardır
kirada
sürünüyorduk. Bize de nasip oldu. Allah olmayanlara da versin. KADIN – Ne alması ne evi. Bu boş ev benim kardeşimin evi. Kiralaması için emlakçıya verdi. Fehmi’nin
yüzü
değişir.
Hayriye
şaşkınlıkla sorar. HAYRİYE – Ne, kira mı? Fehmilerin kadın,
dolandırıldığını
dudak
Hayriye’yi.
bükerek
Fehmi
ise
anlayan onaylar birdenbire
kaybolur.
SAHNE 29 – YUSUF EV (İÇ–GÜN)
YUSUF,
EYLEM FADE İN Yusuf sevinçle eve girer ve Figen’e seslenir. Elinde hediye paketleri vardır.. 33
YUSUF – Figen... Figeeen. aşkım ben gel–diiim... Figen evde yoktur. O sırada TV ekranına yapıştırılmış olan NOT gözüne ilişir. Paketleri yere atıp okumaya başlar. “Yusuf
seninle
mutsuz
giden
bir
ilişkimiz vardı. Bense bu duruma daha fazla katlanamazdım.. Paraları da alıp sevdiğim adama gidiyorum Yusuf. Eylem’in
babasına,
gerçek
aşkıma
gidiyorum. Sakın peşime düşme. Sen onurlu bir adamsın. Lütfen beni affet. Figen…” Yusuf, başını ellerinin arasına alır. Ellerini yüzünden çekerken birden kan çanağına dönen gözleri faltaşı gibi açılır. Çünkü karşısında elinde oyuncağıyla beraber
kendisine
bakan
Eylem
durmaktadır. Eylem sıkıca Yusuf’a sarılır. Yusuf da onu bağrına basar.
SAHNE 30 – TERZİ (İÇ–GÜN)
YUSUF, FEHMİ, FİKRET,
EMİN
34
Terzi
Fikret,
Manav
Emin,
Yusuf
oturmakta, Fehmi ise ayaktadır. Sessizliği Manav Emin bozar. MANAV EMİN – Ne kansızlar var yaa. Allah
kimseyi
sütü
bozuk
birine
düşürmesin. TERZİ FİKRET – Neyse artık olan olmuş. Gittin mi karakola Yusuf? YUSUF – Gittim Fikret Abi. Savcılığa da dilekçe verdim. FEHMİ – Beraber gittik. Ben de emlakçıdan
davacı
oldum.
Meğer
emniyet tanıyormuş adamı. Zaten eski dolandırıcılardanmış. Niye verdim ki parayı hemen. Yusuf kara kara düşünürken, Fehmi Yusuf’a bakar ve sırtına bir tokat atar. FEHMİ – Üzülme be gardaş. YUSUF – Nasıl üzülmem Fehmi? Hani senin paralarda gitmemiş olsaydı.. Yine bir iş kurardık. Şimdi ne yapacağız?
35
FEHMİ – Yine iş tutarız bee. Ölmedik ya.. Sen okumuş adamsın. Bende çöpçüyüm. En iyi bildiğimiz işi yaparız ? YUSUF – Ne işi? Fehmi, Yusuf’un kolundan tutup götürür. FEHMİ – Kalk gidiyoruz… FADE OUT
SAHNE 31 – ÇÖPTEN KALPLER LTD (İÇ–GÜN)
YUSUF, FEHMİ,
HAYRİYE, FİKRET, EMİN, FGR FADE İN Burası çöplerden kağıt, poşet ve benzeri atıkların
toplanıp
getirildiği
ve
ayıklandığı bir mekandır. Yusuf duvarına
elindeki
tabelayı
çakmaktadır.
barakanın Tabelada
“Çöpten Kalpler Limited” diye yazar. Terzi Fikret, Manav Emin, Hayriye, Abidin ve birkaç komşuları da ‘Hayırlı 36
Olsun’a gelmişlerdir. Hepsi birbirini öperek
tebrik
eder.
Terzi
Fikret,
Abidin’le şakalaşır. Abidin Boks’a gittiği için ondan yumruk atmasını ister. Fehmi üstünü değiştirip el arabasıyla beraber oradan kağıt toplamaya çıkar. SAHNE 32 – DENİZ EV (İÇ–GÜN)
YUSUF,
DENİZ Yusuf, eski karısı Deniz’in evine gelmiştir. Yusuf, kendisini hala seven Deniz’de teselli aramaktadır. Suskunluk vardır. Yusuf’un başı öndedir. DENİZ – Ah Yusuf ah. Sen hiç akıllanmaya–caksın. Yusuf cevap veremez. DENİZ –
Bana ettiklerinin cezası
bunlar. Allah’ın sopası yok ki. Suskunluk devam eder.
SAHNE 33 – CADDELER (DIŞ–GÜN) (MÜZİKLE SENKRONİZE) FEHMİ Fehmi sokaklarda çöp arabasıyla gezer. Konteynırlara kafasını sokup çöpleri karıştırır. 37
SAHNE 34 – SAHİL PARK (DIŞ–GÜN) (MÜZİKLE SENKRONİZE) DENİZ Deniz, parkta tek başına oturmuş denizi seyretmektedir. O sırada arkasında bankın yanındaki çöp kutusuna gelip geçenler çöp atmaktadır. SAHNE 35 – ÇÖPTEN KALPLER LTD (DIŞ–GÜN)(MÜZİK SENK)YUSUF, İŞÇİLER
Yusuf, yaptığı işe alışmış ve kamyona hurdalar
yüklenirken
elinde
kalem
kağıtla hesabı tutmaktadır. İşlerinin de yoğun olduğunu görürüz. SAHNE
36
–
FEHMİ
EV
(İÇ–GÜN)
(MÜZİKLE
SENKRONİZE)
HAYRİYE Hayriye evde tek başınadır ve Kızı Çiğdemin elbisesine yemek yedirmeye çalışmaktadır. Daha sonra aynanın karşısına geçen Hayriye eline aldığı rujla yüzünün her yerini kırmızıya boyar. Burada Hayriye’nin sinir krizi geçirdiğine şahit oluruz.
38
SAHNE 37 – ÇÖPTEN KALPLER LTD (DIŞ–GÜN)
YUSUF, FEHMİ,
ÇAYCI Fehmi ve Yusuf merdivende oturmuş sohbet
etmektedir.
Yusuf
elindeki
notlara bakarak… YUSUF – Ortak, maşallah işlerimiz açıldı, müşteri devamlı mal istiyor. Bu gidişle yetiştiremeyeceğiz. Diyorum ki olmazsa bende çöpe çıkayım. FEHMİ – Gardaş sen yapamazsın yaa.. sen buradaki işi daha iyi götürüyorsun.. YUSUF – Bir hafta falan çıkayım da işleri hızlandıralım. Bir kaç parti daha mal
yollarsak sıkıntı biter. Sonra
olmazsa bir de eleman tutarız… O sırada çaycı çay uzatır. Bardağı eline alan Fehmi dudak bükerek… FEHMİ – Peki gardaş... Yaparım diyorsan yarın bir dene. YUSUF– Yaparım evelallah…
SAHNE 38 – AKIL HASTANESİ (DIŞ–GÜN)
FEHMİ,
HAYRİYE
39
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin
bahçesinde
açılırız.
Hayriye bankta pijamayla oturmuş. Fehmi ise elinde gülle onu ziyarete gelmiştir. Ancak Hayriye tepki vermez.
SAHNE
39
–
CADDELER
(DIŞ–GÜN)
YUSUF
Yusuf el arabasıyla çöplerden kağıt ve poşet toplamaktadır.
SAHNE 40 – ISSIZ SOKAK (DIŞ–GÜN)
FEHMİ,
YAKUP 1. ÇÖPÇÜ, 2. ÇÖPÇÜ Fehmi,
konteynırın
içine
kafasını
sokmuş vaziyette kağıt toplamaktadır. Konteynırların yan tarafında ise saçı ve sakalı birbirine karışmış olan bir meczup çöpten
aldığı
ekmekle
karnını
doyurmaktadır. Bu kişi Yakup’tur.
40
Fehmi, kafasını konteynırdan çıkarınca karşısında el arabalarıyla iki kişi görür. Onlar da aynı işi yapmaktadır. 1.ÇÖPÇÜ – Sen de nereden çıktın lan? FEHMİ – Kolay gelsiin. Kağıtları aldım da. Bayağı atmışlar haaa. Size de yeter. ÇÖPÇÜ – Dalga mı geçiyorsun dingil. Burası kime ait sen biliyor musun? FEHMİ – Neresi kime ait? 1.ÇÖPÇÜ – Sen şimdi bu işi yapıyorsun da Azrail Kemal’i tanımıyor musun? Bas git. Bir daha da buralarda dolaşma. Fehmi sinirlenir… FEHMİ – Nerede dolaşayım o zaman be. Allah Allah. Size mi soracağım. El arabasının içinden aldıkları sopalarla Fehmi’ye vururlar. Fehmi yere düşer. Adamlar vurmaya devam eder. Yakup olup biteni izlerken elindeki ekmeği yemeye devam etmektedir. Adamlar Fehmi’ye
vurmaya
devam ederler.
Yakup daha fazla dayanamaz. Elindeki ekmeği bırakıp yerinden kalkar ve adamları
yumruklayarak
gönderir. 41
Zorbalar kaçarken Yakup ekmeğini bıraktığı yerden alıp yemeye devam eder. Fehmi zorlanarak yerinden kalkar ve Yakup’un yanına gider.
FEHMİ – Sağol gardaş. Yakup cevap vermez. Ekmeğini yemeye devam eder. FEHMİ – “Her horoz kendi çöplüğünde öter” derlerdi de inanmazdım. Yakup yine cevap vermez. FEHMİ – Hadi kalk yemek yiyelim. Ben de acıktım.
SAHNE 41 – ÇÖPTEN KALPLER LTD (İÇ–GECE)
YUSUF, FEHMİ,
YAKUP
Yakup ve Yusuf, Fehmi’yi tedavi eder.
YUSUF – Azrail Kemal haa. Vay vicdansız-lar. Yusuf,
Fehmi’nin
yaralarını
siler.
Yakup’a dönerek…
42
YUSUF – Abi sen de sağol be. Adamları iyi benzetmişsin. Yakup’ta gizemli bir hal vardır. Yine cevap vermez ve başını sallayarak karşılık verir. FEHMİ – Arkadaş yetişmese daha kötü olur-du. YUSUF – Allah bize bir boğaz daha yolladı desene… İsim neydi abi? ADAM – Yakup… YUSUF – Yakup Abi hiç yabancı gelmiyor-sun bana. Sanki bir yerden çıkaracağım. Ev, bark yok mu? Yakup saklanırcasına yere bakarak kaşlarını kaldırır ve olumsuz yanıt verir. YUSUF – O zaman sokaklarda yatma. Kıvrıl şuraya. Hem de bekçilik yaparsın. Fehmi kalkar, Yusuf’la beraber çıkmak üzeredir. Fehmi gülümseyerek… FEHMİ – Yatmaya yatsın da. Oğlum ne bek-çisi, çöpleri mi çalacaklar? Hadi eyvallah Abi.
43
Yusuf ve Fehmi çıkarlar. Yakup arkasını kameraya döner ve paltosunu çıkarır. SAHNE 42 – ÇÖPTEN KALPLER LTD (DIŞ–GÜN)
YUSUF,
YAKUP DENİZ, FİKRET Çöp yığınları arasında yüzleri görmeden sadece el
ve ayak detayları. Çöpleri
karıştıran Yusuf’un elini yakın görürüz. Bir
gazete
fotoğrafını
görür.
Figen’in eline
Onu
“Sevgilisi
Kupürde, bıçaklanarak kadının
kupüründe
çöplüğe
cesedi
yazmaktadır.
tarafından atılan
bulundu”
Bu
alır.
sahne
genç diye Filmin
girişindeki Sahne 1’de Flash Forward olarak verilen bulunan gazete kupürü ile aynıdır.
Gazeteyi
okuduktan
sonra
fırlatıp yere atar. Ayağında çizme olan Yakup ise gazeteye basarak çöpleri ayıklamaya devam eder. Çizme ve gazeteyi
yakın
görürüz.
O
sırada
arabayla gelen Deniz’in yanında Terzi Fikret vardır. Mekanı göstermesi için Deniz, Fikret’i zorlamıştır. Yusuf’u çöplerin içinde gören Deniz birden bağırıp çağırmaya başlar. 44
DENİZ – Yeter artık Yusuf, Allah aşkına… Bu kadarı da fazla. Sen koskoca Mülkiye mezunusun. Akıllı olsaydın biraz bugün vali olacaktın. Ne bu rezillik. Yeter artık. Yeteeer. Deniz’i
zor
sakinleştirirler.
Deniz
arabaya binip gider.
SAHNE 43 – CADDE (DIŞ–AKŞAM ÜZERİ)
FEHMİ,
HAYDAR
Fehmi,
el
arabasını
yol
kenarına
bırakmış bir çöp konteynırının içini karıştırmaktadır. Türkücü Haydar Ulaş Mercedes
arabasıyla
arabasına
çarpar.
Fehmi’nin
Fehmi
el
korkudan
kafasını konteynırın kapağına vurur. Haydar hemen durur ve araçtan inerek Fehmi’nin yanına gelir. Fehmi kendi derdini unutup Haydar’a telaşla sorar. FEHMİ – Abi bir şey oldu mu arabana. Aman abi gözünü seveyim benim bir suçum yoktu. HAYDAR – Yaaa bırak şimdi arabayı. Sende bir şey var mı?
45
FEHMİ – Bende yok da. Senin arabaya bir şey olmasın abi. Durumum yok ödeyemem. HAYDAR – Kalk gardaş kalk.. Boşver. Fehmi el arabasını düzeltmeye çalışır Haydar ona yardım eder ve arabasına bindirir.
Haydar
arabasının
kırılan
tamponunu düzeltir. O da arabaya biner. Fehmi dışarı bakarak… FEHMİ – Abi el arabası… HAYDAR – Tamam artık sıkma canını. Aldı-rırız onu da. Haydar, cüzdanından çıkardığı parayı Fehmi’ye uzatarak… HAYDAR – Koy cebine..
Fehmi, Haydar’ın verdiği parayı eliyle ittirir.. FEHMİ – Ben dilenci değilim abi. Fehmi, hala el arabasına bakmaktadır. HAYDAR–
Estağfurullah,
dilenci
demedim. Neyse, karnın aç mı? Gel bir 46
yemek yiyelim. Sonra da arabanı oradan aldırırız.
SAHNE 44 – GAZİNO (DIŞ–AKŞAM)
FEHMİ, HAYDAR, ALİ,
PERSONEL Haydar Fehmi’yi alıp çalıştığı gazinoya götürür. Gazinonun girişinde Haydar’ın afişleri vardır. Haydar’ı ve Fehmi’yi gazino sahibi Ali karşılar ALİ – Oooo Haydar’cığım hoş geldin gözüm.
HAYDAR – Merhaba Ali Bey… Fehmi’ye
elini
uzatıp
tokalaşır.
Haydar’a sorar… ALİ – Arkadaş..? HAYDAR – Ben de yeni tanıştım arkadaşla. Bu akşam benim misafirim. ALİ – Senin arkadaşın bizim de arkadaşımız–dır. Hoş geldin kardeşim. FEHMİ – Hoş bulduk Abi…
47
Gazinoya girerler.
SAHNE 45 – A.ZR. KEMAL’İN YERİ (DIŞ–GÜN)
KEMAL, 1. MAFYA, 2.
MAFYA HURDACILAR Azrail Kemal’in hurdacı deposu. Arka plandaki adamlar çöpleri ayrıştırır. İki adam da onların başındadır. O sırada Kemal gelir.
KEMAL – Ulan çakallar. Ben de diyorum bu mal neden azalıyor. Siz uyuyun daha. Ulan anam avradım olsun, ayağınızı kırar memlekete geri yollarım hepinizi. Utanmadan bir de dayak yiyorlar şunlara bak.
1. MAFYA – Tamam da Kemal Abi? KEMAL
–
Kes
lan.
Başlatma
ağabeynden. Kıracaksınız ayaklarını o kadar. Ders olsun şerefsizlere. 2. MAFYA – Kırarız abi ?
48
Kemal belinden tabanca çıkarıp 2. çöpçüye uzatır. O da alıp beline sokar. KEMAL
–
Yanınızda
bulunsun.
Kullanacak olursanız sakın öldürmeyin ha. Bel altı çalışın. İki adam da başıyla onaylar… KEMAL – Nerde bu şerefsizlerin yeri. 1. MAFYA – Aşağıdaki yolda abi. Kemal, o tarafa bakarak başını sallar.
SAHNE 46 – ÇÖPTEN KALPLER LTD (DIŞ–GÜN)
YUSUF,
FEHMİ YAKUP, HAYDAR Yusuf, Fehmi ve Yakup çalışmaktadır. Mercedes’le
Haydar
gelir.
Hemen
arkasında bir de kamyonet vardır. Kamyonette Fehmi’nin el arabası vardır. FEHMİ – Abooo Haydar Ulaş geldi laan. Abi hoş geldin. HAYDAR – Selamünaleyküm.
49
YUSUF – Aleykümselam Haydar Abi ? Haydar ağırlanır çay ikram edilir. Teneke içinde ateş yakılır ve Haydar bir uzun hava okur.
SAHNE 47 – CADDE (DIŞ–GÜN)
YUSUF, ZEYNEL, 1. MAFYA,
2. MAFYA ZEYNEL’İN ARKADAŞLARI
Yusuf’un başı konteynırın içindedir. Kemal’in adamları arkadan sopayla Yusuf’a vururlar. Yusuf yere düşer. Ama Yusuf, adamın elindeki sopayı kaparak bu sefer ona vurmaya başlar. Geriye
çekilirler.
İçlerinden
biri
tabancayı belinden çıkarıp Yusuf’u vurur. Adamlar kaçarken Yusuf olduğu yere yığılır. Yusuf gökyüzüne bakar ve onun gözünden uçan martıları görürüz. Her şey yavaş yavaş kararır. O sırada Fehmi’nin
büyük
oğlu
Zeynel
arkadaşlarıyla oradan geçerken yerdeki Yusuf’u görür. Yusuf’un yanına koşarak kendi cebindeki telefonuna davranır ve telefon eder. 50
SAHNE 48 – ANA CADDE (DIŞ–GÜN)
FEHMİ
Olayı öğrenen Fehmi, büyük bir caddede çılgınca koşmaktadır.
SAHNE 49 – CADDE (DIŞ–GÜN)
FEHMİ, YUSUF,
ZEYNEL SAĞLIKÇILAR, GAZETECİLER, FGR Fehmi
sokağa
girdiğinde
uzaktan
ambulansı görür..Yusuf’u ambulansa koyup götürürler. Gazeteciler de vardır. SAHNE 50 – HASTANE ODASI (İÇ–GÜN)
YUSUF,
FEHMİ, DENİZ,
EYLEM
ve
TÜM KADRO Yusuf hasta yatağında yatmaktadır. Tüm yakınları ve mahalle arkadaşları onu ziyarete gelmiştir. Biraz sonra da Deniz elinde çiçekle gelir ve sevgileri yeniden
51
alevlenir. Deniz, Eylem’i kucağına alıp sever.
FADE OUT
SAHNE 51 – ÇÖPTEN KALPLER LTD (DIŞ–GÜN)
YUSUF, FEHMİ,
YAKUP DENİZ,
ZEYNEL,
ABİDİN,
EYLEM,
HAYRİYE, EYLEM FADE İN Yusuf, Fehmi ve Yakup işyerlerine geldiklerinde her şeyin talan edildiğini görürler. Yusuf yerden tabelayı alır ve geri yerine çakar. Etrafa saçılmış olan her
şeyi
toparlarlar.
Arkalarından
mahalle arkadaşları da oraya gelir. Onlar da şaşırırlar. Fehmi’nin küçük oğlu Abidin, ayaklar altında kalmış olan kırmızı bir yapma gülü çamurdan alır ve su dolu teneke kutuda yıkayıp suyunu çırpar. Temizlediği gülü Eylem’e verir. Herkes el birliği ile orayı toparlamaya
başlar.
Bu
sahnede
Fehmi’nin büyük oğlu Zeynel gelir. Hiç kimseye bir şey demeden yavaşça 52
ceketini çıkarır ve babasının paltosunu giyerek el arabasıyla kağıt toplamaya çıkar. Bu sırada Abidin, Yakup’u tanır. Karşısına geçip boks yapar gibi gardını alıp sorar. ABİDİN – Sen Yakup Taner değil misin? Herkes şaşırır. Abidin devam eder. ABİDİN – Bizim spor salonunda senin resim-lerin var. Sen Türkiye Boks Şampiyonusun. Yusuf atılır hemen. YUSUF – Ulan hakikaten yaa. Ben de, “Nere-den tanıyorum” diyordum.
Küçük Eylem bir el arabasının üzerine oturur. Elinde her zamanki gibi bebeği vardır.
SAHNE 52 – DUVAR – (DIŞ–GÜN)
FEHMİ,
YUSUF
53
Bir duvar dibinde 2 el arabası vardır. Yusuf ve Fehmi yüksekçe bir duvarın üzerine oturmuştur. Önce ayaklarını görürüz. Sonra ellerine yarım ekmek arası bir şeyler yediklerini görürüz. Üzerleri ve yüzleri kir–pas içindedir. Yusuf, Fehmi’ye bakarak kahkahayla güler. Fehmi de Yusuf’a bakarak kahkahayla güler. Yavaşça gökyüzüne yükselip uçuşan martıları görürüz.
Fonda balıkçının şiirsel sözleri vardır. BALIKÇI – Sen kargalarla martıların kavga-sını bilir misin dostum? Bundan yıllar önce Marmara’da bol balık olurdu... İnsanoğlu denizi de mahvetti kendisini de. Denizlerde balık bulamayınca, aç kaldı martılar. Aç kalan martılar şehrin çöplüklerine saldırdılar. Yiyecek bulmak için. Ama o çöplüklerin de sahipleri vardı. Kargalardı sahibi çöplüklerin. Derken bir kavga başladı, martılarla kargalar arasında. Bu kavga çöplük kavgası. Bu kavga ekmek kavgası. 54
Bu kavga ekmek kavgası…
55
56