İstanbul Forumları Acıbadem-Koşuyolu-Barbaros: Koşuyolu Parkı - 22:00 Alibeyköy: Karadolap Parkı – 21:00 Atakent: 2. Etap Tören Alanı – 21:00 Ataköy: Atrium Otopark – 21:00 Ataşehir: Ataşehir Parkı Amfitiyatrosu – 21:00 Ataşehir - 1Mayıs mahallesi: Deniz Gezmiş Parkı – 20:30 Avcılar: Marmara Caddesi Bahçelievler: Levent Kırca Parkı - 21:00 Bahçeşehir: Gölet-Atatürk Heykeli önü Bakırköy: Çamlık Parkı Bebek- Arnavutköy: Bebek Parkı – 21:00 Beşiktaş: Abbasağa Parkı - 21:00 Beykoz: Paşabahçe Meydanı - 21:00 Beylikdüzü: Özgürlük Meydanı - 21:00 Beyoğlu: Cihangir Parkı - 21:00 Burgazada: İDO İskelesi önü – Her Çarşamba, Pazar 21:00 Büyükada: Atatürk Meydanı - sahil, 21:00 Caddebostan: Sahil Migros Önü Esenyurt: Akasya Parkı – 21:00 Etiler-Akatlar: Sanatçılar Parkı - 21:00 Eyüp: Hz. Halit Parkı – 21:00 Eyüp: Akşemsettin Mahallesi – Cengiz Topel Girişinde – Salı, Perşembe, Pazar 21.00 Eyüp: Rami Parkı Fatih: Saraçhane Parkı 21:00 Fetih Mahallesi: Tahralı Parkı Gazi Mahallesi: Büyük Gazi Parkı Gaziosmanpaşa: Cumhuriyet Meydanı - 20:00 Göztepe: Göztepe 60.Yıl Parkı - 21:00 Göztepe: Özgürlük Parkı, Selamiçeşme - 21:00 Halkalı: Arenapark Heybeliada: İnönü Parkı İkitelli: Atakent Kadıköy: Yoğurtçu Parkı - 21:00 Kağıthane-Alibeyköy: Güzeltepe Parkı - 20:30 Kartal: Meydan Parkı - 21:00 Kınalıada: Hrant Dink Parkı -21:00 Kireçburnu-Ömürtepe: Çamlık Piknik Alanı Kocamustafapaşa-Çapa: K.M.Paşa Meydan Kozyatağı: Kriton Curi Parkı - 21:00 Kurtuluş-Feriköy: Ortanca Parkı (Feriköy) - 21:00 Küçükbakkalköy: Nazım Hikmet Parkı – 20:30 Küçükyalı: Adnan Kahveci Parkı - 21:00 Küçükçekmece: Küçükçekmece Sahili Amfi Tiyatro - 21:00 Küçükçekmece-Cennet Mahallesi: Şenol Ergun Parkı - 21:00 4.Levent: Sporcular Parkı Maçka-Nişantaşı-Harbiye: Maçka Parkı – Cumartesi hariç her gün 21:00 Maltepe: Maltepe Meydanı – 21:00 Nurtepe: Vartolular Derneği Önü Okmeydanı: Sibel Yalçın Parkı - 22:00 Pendik: Kuşluk Parkı Rumeli Hisarüstü: Doğatepe Parkı - 21:00 Sarıgazi: Büyük Park - 20:30 Sarıyer- Büyükdere Forumu: Çelik Gülersoy Parkı
(Pazartesi- ÇarşambaCuma, 21:00. Salı ve Perşembe Yeniköy forumuna gidilecek) Sarıyer- Zekeriyaköy: Salı, Perşembe, Pazar 20:30 Şişli: Sıracevizler Parkı (Merkez mahallesi) – Salı, Perşembe 21:15 Sefaköy: Küçük Dev Adam Kitabevi - 20:30 Silivri: Kale Parkı Tuzla: İTÜ’nün yanındaki park – Her Perşembe 20:00 Ümraniye: Şehitler Parkı, Elmalıkent - 21:00 Üsküdar: Doğancılar Parkı - 20:00 Üsküdar – İcadeiye: Üsküdar Lisesi Karşısı – 20:30 Üsküdar – Kuzguncuk: Basket sahasındaki park – Salı, Çarşamba, Perşembe Yeniköy: Villa Park Zeytinburnu: Ziya Gün Parkı - 21:00 Ankara Forumları Bahçelievler: 7. Cadde - 21:00 Bahçelievler: Anıtpark - 20:00 Batıkent: Meydan – 21:00 Çankaya: Seymenler Parkı - Her Pazar 17:00 Çankaya: Kırkkonaklar Çayyolu: Üç Fidan Parkı - Salı- Cuma 20:30 Çayyolu: Atapark Forumu, Cumhuriyet Parkı – Her Salı, Cuma 21:30 Dikmen: Aşık Mahsuni Şerif Parkı - 21:00 Dikmen: Ahmed Arif Parkı – 20:00 Elvankent: Ayyıldız Park – Her Cumartesi 21.00 Eryaman: 3. Etap - 21:00 Kurtuluş: Ethem Sarısülük (Eski Çaldıran) Parkı - Her Cumartesi, 19:00 Kızılay: Güvenpark – Her Çarşamba, Cuma, Cumartesi 19:00 Keçiören: Danişmend Meydanı - 21:00 Keçiören: Aktepe - 21:00 K.Esat-Kavaklıdere: Kuğulu Park Mamak: Doğukent Caddesi -20:30 Mamak: Tekmezar Parkı -19:00 Tuzluçayır: Menekşe Erbay Parkı – 1 Temmuz 20:00 Türkkonut: Türkkonut Meydan - 21:00 100.Yıl: Migros Önünde toplanılarak yürüyüş sonrası: İlhan Erdost Parkı/Birlik Parkı/Barış Parkı/İzci Parkı - 22:30 Atatürk Orman Çiftliği Forumu: Her Cumartesi 17:00 İzmir Forumları Alsancak: İskele Önü - 19:00 Bornova (Evka 3): Saraykent Uğur Mumcu Parkı – Her Pazartesi 20:30 Bornova: Büyük Park - 20:00 Buca: Çevikbir Meydanı – Her Pazartesi, Cuma 21:00 Buca Koop: Aşıklar Parkı – Her Pazartesi, Çarşamba, Cuma 21:00 Buca Evka-1: Yedigöller Amfi Tiyatro – Her Perşembe 21:00
Buca Barış Mahallesi: Kız Kulesi - Her Çarşamba 21:00 Çiğli: Taçocağı Son Durak – Her Salı 21:00 Evka 2: Işılay Saygın Parkı - 21:00 Gaziemir: Festival Alanı – Her Perşembe 21:15 Gündoğdu: Konak meydanına taşındı *Gündoğdu Alsancak İskele Önü - Pazartesi 20.30 / Salı Akademisyenler 20.30/ Çarşamba Taraftarlar 20.30 Güzelyalı: Fuat Göztepe Parkı - 21:00 Gültepe: Fazıl Gültekin Parkı – Her Perşembe 20:30 Karşıyaka: Osmanbey Parkı - 20:30 Narlıdere: Pir Sultan Abdal Parkı – Çarşamba, Cuma 21:00 Özkanlar- Bornova: Çamkıran Sevgi Parkı – 3 Temmuz 20:00 Urla: Gülbahçe Köyü Lenin Parkı Diğer Kentler Adana: Atatürk Parkı Antakya: Sevgi (Direniş) Parkı Antalya: Aydın Kanza Parkı – Her Pazartesi, Çarşamba, Cuma 20:30 Antalya – Lara: Muratpaşa Belediyesi yanı - 11 Temmuz 21:30 Balıkesir – Ayvalık: Yunus Emre Parkı – 20:30 Bodrum: Belediye Meydanı Bursa: Heykel -19:00 Bursa - Nilüfer: Üç Fidan Parkı Bursa - Ataevler: 4 Mevsim Parkı amfisi - 26 Haziran 20:00 Denizli: Candoğan Parkı – 19:00 Eskişehir: Eti Park – Her Salı, Cuma, Pazar 21:00 Eskişehir: Gültepe – Cemevi yanı – Çarşamba 19:00 Eskişehir: Yeni Bağlar Mahallesi – Eti Caddesi Parkı – Çarşamba, Cumartesi 21:00 Edirne: Zübeyde Hanım Parkı - 21:00 Gaziantep: Düztepe Çamlık Parkı – 3 Temmuz 19:00 İzmit: Cumhuriyet Parkı – 19:00 İzmit: Yahya Kaptan Amfi Tiyatro – 20:00 Mersin: Yenişehir İnönü Parkı – 19:00 Muğla: Sınırsızlık Meydanı - 21:00 Muğla: Bitez Basketbol Sahası – 21:00 Samsun: Lozan Parkı Sakarya: Kentpark - 20:00 Tekirdağ: Tuğlalı Park - 20:00 Üniversite Forumları: MSGSÜ: Fındıklı Parkı GSÜ: Aydın Doğan Oditoryumu Boğaziçi Ünv.: BTS arkası – 11 Temmuz 12:15 Koç Ünv.: Odeon – Her pazartesi, Çarşamba 17:30 ODTÜ mezunları derneği: Vişnelik, çim amfi - 13 Temmuz 21:30 SBF: Cebeci Kampüsü Forumu- SBF Arka Bahçe – Her Çarşamba 12:00 Yazarlar Forumu Beşiktaş, Yahya Kemal Parkı – Her Cumartesi 17:00
Hemzemin’in tüm sayıları www.hemzeminposta.org adresinde PDF formatında yayınlanmaktadır. Direnişin, forumları sesini yükseltmek için forumlara gitmeden, sokağa inmeden önce bu adresi ziyaret edin; son sayıyı bastırın, çoğaltın, yaygınlaştırın. Onlar kanun yapmaya devam etsin, tarihi yazan bizleriz! www.hemzeminposta.org facebook.com/hemzeminposta twitter.com/hemzeminposta hemzeminposta@gmail.com
12 TEMMUZ 2013
SAYI 7
ALİ İSMAİL KORKMAZ ÖLÜMSÜZDÜR!
Ali İsmail Korkmaz Hep 19’unda kalacak genç bir adam 2 Haziran’da Eskişehir Yunusemre caddesindeki polis saldırısından kaçtığı sırada sivil polis ve paramiliter güçlerce linç edilen ve hastaneye kabul edilene kadar 20 saat tıbbi müdalesi geciktirilen Ali İsmail Korkmaz yoldaşımız dün (10 Temmuz) hayatını kaybetti. Saat 18.00’da Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi önünde toplanan on binlerce kişi tarafından teslim alınan naaşı Alevi usullerine uygun kısa bir anmadan sonra Hasanpolatkan bulvarı boyunca taşındı ve memleketi olan Hatay’a yolculandı. Kalabalık önce
Yunusemre Caddesi’ne, oradan da Gezi Direnişi’nin Eskişehir’deki merkezi olan ESPARK önüne sloganlarla yürüdü. Kalabalık, perişan haldeki anne Emel Korkmaz’a “Anne ağlama evlatların seninle” diye seslendi. Olayın tanıkları ve maktulün bilinci açıkken aktardıklarına göre; polisten kaçıp ara sokaklara sığınan Ali İsmail Korkmaz eli coplu sivil polis ve sopalı kişilerce sıkıştırılıp bayıltılana kadar dövülmüş, ayılıp kaçmaya çalıştığında aynı ya da başka bir grupça...
devamı 2. sayfada
... 1. sayfadan devam
tutulup tekrar dövülmüş. Zar zor vardığı bir otobüs durağında arkadaşları tarafından bulunup götürüldüğü Mavi Hastane’den tomografi ve röntgen cihazı olmadığı gerekçesiyle Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne sevk edilmiş. Buradaki doktorlar karakolda ifade vermeden tedavisini başlatmayı reddetmişler ve onu karakola yönlendirmişler. Karakola gitmekten çekinen Ali İsmail bir süre hastanenin bankarında bekleyip eve gidip uyumuş. Sabah durumu ciddileşen ve konuşma güçlüğü çekmeye başlayan Ali İsmail’i kuzenleri tekrar Yunus Emre Devlet Hastanesi’ne getirmişler ve aynı muameleyle karşılaşmışlar. Mecburen karakola gidip ifade verdikten sonra geri dönen Ali İsmail’in ilk tıbbi müdahalesi olaydan 20 saat sonra yapılmış. Yapılan
tetkikte omzunda kırık ve beyin kanaması geçirmekte olduğu ortaya çıkan Ali İsmail’i Osman Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gönderilmiş. Geçirdiği birçok ameliyata rağmen kurtarılamayan Ali İsmail’in doktorlarına göre durumun bu kadar kötüleşmesinin temel nedeni ilk müdahalenin gecikmesi. Hastane yönetimi ve görevli doktorlara ihmal davası açan Korkmaz ailesi 19 yaşındaki oğullarının katillerini bulmakta kararlı. Olayın gerçekleştiği sokağa bakan üç kameranın görüntülerini alan savcılığın iki kameranın kayıtsız, diğerinin ise bozuk olduğunu bildirmesi katillerin kamera kayıtlarını savcılığa götüren polisler tarafından saklanıyor olduğu şüphelerini doğurdu.
Şehr-ül Evlad-üz Ziyan! Aciliyet öyle bir halet-i ruhiyedir ki endişe ettiğiniz yalın hayatınız ve onu garantileyen birkaç temel haktır. İşte bu yüzden özgürlüğümüz ayaklar altına alındığında ve kendimizi salt bir meydanda yürüme fiilinden ötürü mahkeme bile olmaksızın dört gün boyunca nezarette bulduğumuzda; mahremiyetimiz elimizden alındığında ve polis evlerimize hukuki bir izne ihtiyaç bile duymadan zorla girebildiğinde; onurumuzu biber gazı bulutlarının içindeki öksürüklerde kaybettiğimizde, 19 yaşımızda sadece yüzlerce polisin önünde silahsız durduğumuz için öldüresiye dayak yediğimizde; parkta dolanmamıza, bir kaldırımda durmamıza, çimenlere oturmamıza ya da sokakta slogan atmamıza izin verilmezken katillerimiz kahraman ilan edilip salıverildiğinde—o zaman açık ve basitçe kuşatma altındayız demektir. Ve o zaman herhangi bir siyasi mücadele ister istemez yalın hayat için bir mücadeleye dönüşür. Şiddetin kullanımını tekelinde tutanların direnişimizi hapsetmek istediği o delik, işte, aciliyettir. Sanıyorlar ki aciliyet kimliğimizin bir parçası olup siyasi taleplerimiz unutulana kadar elimizde uğradığımız zulmü romantikleştirmekten başka birşey olmayacak; sanıyorlar ki insanların sokaklarda sadece polis şiddetine tepki vermek için bize katılmasını bekleyeceğiz; sanıyorlar ki yaz mevsimi ağırlığını hissettirdikçe sayımız azalacak, alanlarımız daralacak, ve nihayetinde mücadelemiz salt bir hayatta kalma mücadelesine küçülecek. Ancak biliyoruz, ne zaman ki eylemlerimiz sadece tepkilere dönüşürse o 2
zaman oyunun kurallarını hükümet koyuyor olacak ve kendimizi sırf yalın hayat için savaşırken bulacağız. Biz nasıl bir hayat için mücadele etmeyi seçtiğimizi unutmayacağız. Taksim’deki mücadelemizi bir meydan için hırgür çıkarmak değil, istediğimiz hayatı, istediğimiz kenti, istediğimiz çalışma koşullarını ve istediğimiz tür bir ekonomiyi (yeniden) talep etmek ve (geri) kazanmak için başlattık. Forumlar arasında geçirdiğimiz geceler Erdoğan bizimle dalga geçsin diye değil; bu hükümeti olduğu gibi gelecek hükümetleri de taleplerimize cevap vermeye zorlayabilmek için örgütlenmeye çalışıyoruz. Nezarethanelerin dört duvarı arasında kilitli kalmak elbet hoşumuza gitmiyor, ama biliyoruz ki buradayız çünkü bu hükümet bizi bir aciliyet haline sürüklemek için başka yol icat edemiyor. Ve öldürülen beş kardeşimiz hayatlarını şehitlik mertebesi adına kaybetmediler: onlar devletin sunduğu yalın hayattan daha fazlasını isterken öldüler. AKP’nin bizleri kuşatma altında tuttuğu bu aciliyet halinde harcayacak vaktimiz yok. Hükümetin bizi salt yalın hayat ve ona ait temel haklar mücadelesine indirgemesine izin vermeyeceğiz—ne şimdi, ne gelecek aylarda. Hele daha fazla hayat için mücadele etmekle bu kadar meşgulken. Yolumuz uzun ve biliyoruz ki; biz bir arada durdukça göğün rengi daha da açılacak!
BİR TRANS KADIN CİNAYETİ DAHA! Aydın’ın Kuşadası ilçesinde Dora isimli bir trans kadın evinde bıçaklanarak öldürüldü. Dün (9 Temmuz 2013) gerçekleşen cinayet, Dora’dan haber alamayan arkadaşının Dora’nın evine gitmesiyle öğrenildi. 24 yaşındaki Dora’nın cesedi otopsi için morga kaldırılırken olayla ilgili soruşturma başlatıldı. İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği de trans cinayetlerini protesto etmek amacıyla Cuma günü saat 18:00’da 7 İlde eş zamanlı eylem yapyor. TRANS CINAYETLERI BAKANLIĞIN GÜNDEMINDE MI? Trans cinayetiyle ilgili Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı henüz herhangi bir açıklama yapmadı. LGBT’lere yasal güvence sağlanmasıyla ilgili AKP Milletvekili Türkan Dağoğlu, 29 Mayıs’ta Meclis’te yaptığı konuşmada kadın cinayetleriyle mücadelede kimsenin trans olduğu için görmezden gelinmediğini söylemişti. Kaos GL Derneği ve Pembe Hayat LGBTT Derneği yaptıkları açıklamada Kuşadası’ndaki nefret cinayetini kınadılar. Devletin nefret suçları bağlamında etkin bir soruşturma yürütmemesi, katillerin yakalanmaması, yakalansa bile “iyi hal” ve “haksız tahrik” indirimleri ile suça teşvik edilmesi açıklamada altı çizilen noktalardan oldu.
TÜketİm Kooperatİfİ , Deneyİmİ AbbasaĞa da KonuŞuldu Boğaziçi Üniversitesi Tüketim Kooperatifi (BÜKOOP), 9 Temmuz salı akşamı Abbasağa Parkı’nda şehirde iktisadi ve sosyal bir örgütlenme sağlayan tüketim kooperatifi deneyimini paylaştı. Sohbete kooperatife fındık sağlayan üretici Emin Bey de katıldı. Şehirli tüketiciler olarak yediğimiz gıdanın nereden geldiğini, nasıl üretildiğini bilmemeye, üreticinin yaşam ve iş koşullarını tanımamaya ve büyük gıda tekellerine mahkum bırakıldığımız hayatımızda nasıl bir değişiklik yapabiliriz sorusuyla yola çıkan BÜKOOP’un, Eğitim-SEN ve Çiftçi-SEN ile dayanışma içinde olduğu belirtildi. BÜKOOP’un, gerek sendika, gerekse kurulan
DORA’NIN KATILI BULUNDU Güvenlik kamerası kayıtları ve komşuların verdiği bilgilerle yürütülen polis soruşturması sonucunda Serdar Ö., bugün öğlen saatlerinde evine düzenlenen bir operasyonla gözaltına alındı. Serdar Ö., sorgusu sırasında Dora’yı bıçaklayarak öldürdüğünü itiraf etti. TRANS CINAYETLERINE DUR DE! 12 Temmuz Cuma günü saat 18:00’da yapılacak eylemlerin yerleri şöyle: İstanbul: Galatasaray Lisesi Ankara: Yüksel Caddesi / İnsan Hakları Anıtı Önü İzmir: Kıbrıs Şehitleri Caddesi / Yakın Kitabevi Önü Diyarbakır: Sümerpark Eskişehir: Adalar / Migros Önü Adana: Atatürk Parkı Berlin: Direniş Çadırı üretici ve tüketici kooperatifleri sayesinde örgütlü küçük çiftçilerden örgütlü tüketicilere güvenilir ve adil gıdanın, aracısız ve katılımcı sertifikasyona dayalı bir mekanizma ile ulaşmasını sağladığı anlatıldı. Tüketici ve üretici kooperatiflerinin sadece iktisadi değil aynı zamanda sosyal bir örgütlenme ve dayanışma sağladığı vurgulandı. Sohbet sırasında, kooperatifin üretici çiftçilerle ilişkileri, ürünlerin güvenilirliğinin nasıl sağlandığı, ürün takip sistemi, fiyatların nasıl belirlendiği, bu çalışmaların ne kadar emek ve zaman gerektirdiği gibi konular konuşuldu. Yakın tarihte varolan kooperatif deneyimlerimiz hatırlandı ve okul, iş yeri ve mahallelerde bu tür kooperatiflerin artmasına yönelik bir heyecan ve kararlılık oluştu. Konuşmalarda, her kooperatif oluşumunun kendi yerel ihtiyaç ve koşullarına göre kendi mekanizmalarını ve örgütlenmesini geliştirmesinin önemli olduğu vurgulandı. BÜKOOP, böyle kooperatif kurma girişimleri olması durumunda deneyim paylaşımına ve dayanışmaya açık olduğunun altını çizdi. 7
Gazdanadam versus İnsan Ve Mesel
tacİzsİz ve tayyİpsİz hava SahasI Gezi parkı boyunca “Tacizsiz ve tayipsiz hava sahası” sloganıyla direnen kadınlar, bu seferde polisin tacizine ve cinsel şiddetine karşı “ Akp’den, ne tacizci polisinden korkuyoruz… Kadın düşmanlarına meydan okuyor; asıl siz bizden korkun diyoruz! ” çağrısıyla 6 temmuz günü bir kez daha sokaklardaydı! Cinsel taciz biz kadınlar ve trans bireyler için gündelik hayatlarımızın bildik bir parçasıydı. Yer yer de devlet eliyle, gözaltında, cezaevinde, özellikle Kürt kadınlara karşı uygulanan sistematik bir işkence biçimiydi. Gezi parkı direnişiyle birlikte devlet bu işkence yöntemini, daha önce bunu hiç yaşamamış insanlar üzerinde de kullanmaya başladı. Yoğurtçu, Abbasağa ve Maçka forumlarında yaptığımız kadın forumlarından bir buluşmasında gözaltında tacizler konusunda ses çıkarma isteğiyle konuşmaya başladık, bu süreç boyunca gözaltına alınan ve tacize uğrayan kadın arkadaşlarımızın anlattıklarını dinledik. Forumlardan güçlü bir şekilde, yaşanan tacizlerin kadınların utancı olamayacağı, bu 6
sebeple kadınları yaşadıkları tacize karşı seslerini yükseltmek için cesaretlendirecek eylemlilikler yapma kararları çıktı. Peşisıra daha çok arkadaşımıza ulaşmak şiarıyla direnistepolistacizinehayir.tumblr.com adresiyle bir blog kurduk, kadın örgütleri imzasıyla bir metin yayımlandık ve direnişteki kadınlar olarak hep birlikte eylem yapma kararı aldık. 6 temmuz günü tüm öfkemizle Galatasaray meydanını doldurduk ve İstiklal caddesi boyunca, “Gözaltında tacize tecavüze son”, “Tacizci polis, sokaklardan defol”, “Kadınlar yürüyor, mücadele büyüyor”, “Bu daha başlangıç mücadeleye devam”, “Polisin tacizi kadınları susturamaz”, “Polis taciz ediyor; devlet koruyor; kadınlar burada hesap soruyor” sloganlarıyla yürüdük. Meydana geldiğimizde bu sıralar çok alışık olduğumuz gibi polisler tarafından karşılandık. Polisin işgali altında olan her yerin şuç mahali olduğunu söyleyerek, şeridimizi çektik ve tüm kadın ve trans arkadaşlarımızı, yanımıza polissiz, tacizsiz hava sahasına bir kez daha çağırdık. Yine çok alışık olduğumuz bir şekilde “Şov yapıyorsunuz! Şov yapma! Şov yapma!” cevabıyla, tacize karşı ses çıkarmanın şov yapmak dahi olabileceğini görerek eylemimize tüm çoşkumuzla devam ettik. Polisin tacizine ve cinsel şiddetine karşı bu kadar sesli, çoşkulu, kalabalık direnmenin gücü de öfkemize kattığı kararlılık da bize bir kez daha aynı sloganı hatırlattı: Bu daha başlangıç mücadeleye devam!
TGB gibi genelde “ulusalcı” sıfatıyla anılan grupların, hatta Genç Türk veya HEPAR gibi “faşist” sıfatını hakeden kümelerin Gezi direnişi boyunca harekete bir biçimde dahil olduklarını hepimiz biliyoruz. Dahası, Devlet Bahçeli’nin aksi yöndeki beyanlarına kadar (kısa bir süre için) MHP tabanından da eylemlere sınırlı da olsa katılım olduğu bir sır değil. Elbette Gezi direnişine rengini veren bu gruplar değildi. Daha ilk günlerden hareketin ulusalcı kalıplara sığması mümkün olmayan bir anti-otoriter halet-i ruhiyesi ve bir sol duyusu belirgin ve hâkim oldu. Lice’de Medeni Yıldırım’ın katledildiği saldırı sonrasında İstanbul ve başka illerde gerçekleştirilen protestoları hatırlamak yeter. Elinde Türk bayrağı, “yaşasın halkların kardeşliği” sloganları atan insanların eylemi, Gezi direnişinin mevcut siyasal saflaşmaları muğlaklaştıran ve mücadele içerisinde yeni siyasal aidiyetler şekillendirebilen karakterinin en açık ifadesiydi. Ancak Gezi direnişinin mümkün kıldığı “karşılaşmaların” kendiliğinden, hareketin kendi başına seyri ve evrimi sürecinde yeni “ittifakları” mümkün kılacağı gibi bir beklentiye de kapılmamak gerekiyor. Gezi mevcut siyasal saflaşmaların “ayarını” bozan bir etkide bulunmuşsa da onun yarattığı bu etkinin süreklileşmesi, hatta kalıcılaşması öyle kolayca hallolacak bir mesele değil. Hareketin yükseliş anındaki “kardeşleşme” bizi rehavete sevketmemeli. Kitle hareketinin kısmi de olsa geri çekildiği bir momentte eski siyasal saflaşma biçimlerinin ve özellikle de Kürt meselesi etrafındaki yerleşik kalıpların güncellenmesi, yeniden belirginleşmesi pekâlâ bir ihtimaldir, ciddi bir ihtimaldir. Dolayısıyla solun, açığa çıkmış kitle enerjisinin hareket içerisinde Kürt halkının meşru ve demokratik talepleriyle tanışması, buluşması için inisiyatif alması her zamankinden daha önemli. . Gezi, belki de ilk defa, ülkenin
batısında kitlesel bir barış hareketinin inşası için olanaklar yaratıyor. Barışın AKP’ye bırakılamayacak kadar ehemmiyetli bir iş olduğunu düşünen bizler açısından bu tarihsel sıfatını hakeden bir fırsat. Bu fırsatın hakkını verebilmek içinse öncelikle hareket içerisindeki ulusalcı etkiyi mümkün mertebe pasifize etmek ve dahası ulusalcıların inisiyatif geliştirmesine mani olmak gerekiyor. Bunda şimdiye kadar belli bir oranda başarılı olundu. Ancak pazar günü gerçekleştirilen “Gazdanadam” festivali bu kısmi ama anlamlı başarıya bir ölçüde gölge düşürdü. Ulusalcı cenahın destekleyip örgütlediği ve oldukça büyük kalabalıklara ev sahipliği yapan festival, sadece yapılan konuşmalar ya da atılan sloganların muhtevası itibariyle değil, daha önemlisi inisiyatifin bu kesime kaptırılmış olması nedeniyle geriye doğru atılmış bir adımdı. Böyle kritik bir eylem-etkinliğin ulusalcıların inisiyatifiyle gerçekleştirilmiş olması, bu cenahın hareket içerisindeki etki ve ağırlığını pekiştiren bir husus maalesef. Solun hareket açısından böylesi kritik bir momentte inisiyatifi (kısmen de olsa) ulusalcı kanada bırakması hepimizin hatası. Solun bir bölümünün bu etkinliğe katılması (kimileri son anda da olsa etkinliğe katılmama kararı alarak neyse ki durumu kurtarsa da), yani aslında fiilen ulusalcıların peşine takılması ise vahim bir yanlış.
GAZETECİ FORUMU’NDAN EYLEM ÇAĞRISI: Biz gazeteciler, Gezi direnişi süresince karşılaştığımız şiddet, baskı ve tehditleri; keyfi gözaltılar ve tutuklamaları; işten atmaları; sansür ve otosansürü protesto ediyoruz.
CoplaMA! Hedef gösterME! Gözaltına alMA! Tehdit etME! SansürleME! İşten atMA! TutuklaMA!
BIRAK İŞİMİ YAPAYIM! PENGUEN KUTUPTA GÜZEL!
Tarih: 12 Temmuz 2013, Cuma Buluşma: 19.00, Tünel Basın açıklaması: 19.30, Taksim Haber saati: 19.30-20.00, Taksim Gazeteci Forumu
3
Taksim Dayanışması Halktır! 8 Temmuz’da Gezi Parkı yürüyüşü sırasında gözaltına alınan Taksim Dayanışması bileşenleri gözaltı sürelerinin iki defa uzatılması sebebiyle yaklaşık üç gün Vatan Caddesinde bulunan Emniyet Müdürlüğü’nde tutuldular ve bugün sonunda Çağlayan Adliyesi’ne getirildiler. Gözaltına alınırken, tüm Gezi Direnişi boyunca alışık olduğumuz üzere hakaret, aşağılanma, tehdit, kötü muamele ve neredeyse işkenceye maruz kalan arkadaşlarımız, gözaltında bulundukları süre boyunca da çıplak arama, susuz bırakma, havalandırma koşulları yetersiz nezarethanelerde tutulma gibi bir dizi insanlık dışı muameleye maruz kaldılar. Arkadaşlarımızdan Mimarlar Odası İstanbul Şube Sekreteri Mücella Yapıcı’nın acil olmasına rağmen kalp ilaçları saatlerce verilmedi. Taksim Dayanışması’ndan beş arkadaşımızın evi, hiçbir hukuki gerekçe olmaksızın, keyfi bir şekilde aramaya tabi tutuldu. Hatta bazılarının evlerine kapıları kırılarak girildi. Yapılan aramalarda elde edilen bilgisayar, hard disk, telefon gibi malzemelere el konuldu. Polis, Gezi Direnişi boyunca tüm gözaltılarda adet edindiği üzere maske ve kasklardan delil türetme senaryosunu bir kez daha sahnelendi. Tüm İstanbul hatta tüm ülke gaza boğulmuş, gaz maskeleri neredeyse tüm işporta tezgahlarına düşmüşken bunların yasadışı delil gibi gösterilemeye çalışılması en hafifinden yüzsüzlük, gerçeğe daha yakın söylersek onursuzluktur. Serbest kalmış olmalarına rağmen bazı arkadaşlarımızın telefon, hard disk gibi kişisel eşyaları hala İstanbul polisi tarafından tutulmaktadır. Gözaltıların ikinci gününde sağlık raporu alan Mücella Yapıcı, durumu gözetilerek ertesi sabah
Eskişehir’de forumlar tüm hızıyla devam ediyor
4
Savcı’nın karşısına çıkmak kaydıyla serbest bırakıldı. 11 Temmuz sabahı Taksim Dayanışması bileşenlerinin çağrısıyla 11:00’da Çağlayan Adliyesi C Kapısı önünde bir araya gelen yüzlerce insan “Dayanışma Halktır, Halk Burada” sloganlarıyla mahkemenin sonlanmasını bekledi. Ve kalbi direnişle atan insanlar için uzun bir gün başlamış oldu. Mimarlar Odası’ndan Mücella Yapıcı, Sabri Orcan, TMMOB İKK Sekreteri Süleyman Solmaz, Aral Demircan, İstanbul Şube Sekreteri Akif Burak Atlar, Haluk Ağabeyoglu, Beyza Metin, HDK MYK Üyesi Ender İmrek, Arda Mustafa Aytaç ve Erdem Ateş, TKP İstanbul İl Başkanı Kamil Tekerek’in ve İstanbul Tabip Odası Sekreteri Ali Çerkezoglu’nun tutuklanma talebiyle mahkemeye sevkinin üzerine, sorguların gece yarısına kadar sürmesine rağmen, dışarıda bekleyen kalabalık
Gezi Parkı direnişiyle ülke sathına yayılan forumların ilklerinden olan Eskişehir forumu, şehrin farklı alanlarına da yayılarak devam etmekte. Su boyundaki Eti Park’ta başlayan forum, Gültepe ve Yeni Bağlar mahallelerinde de düzenlenmekte. Salı, Cuma ve Pazar Adalar su boyu, Çarsamba ve Cumartesi Yeni Bağlar’da buluşan Eskişehirliler, Gültepe’deki forumları ise hergün sürdürmekteler. Son yıllarda şehrin farklı bölgelerinde birden inşa edilen, şehrin dokusunu harab edip esnafa kan ağlatan AVM’lerden biri olan ESPARK’ın önünde yüzün üstünde çadırla başlayan Eskişehir direnişine 17 Haziran’da polis saldırmıştı. İşgal alanının
akşam saatlerinde azalmadı, arttı. Tek tek ifadeler alınırken salonun mimari olarak uygunsuzluğu sebebiyle, kalp hastası olan Mimar Mücella Yapıcı fenalaştı. Bu sebeple dar salondan çıkartılarak ifadesini en son vermesine karar verilirken diğer ifadelerin alınmasına devam edildi. Bunlar olurken Mücella Yapıcı: “İşte ben böyle mimarisi yanlış binalar yapılmasın diye uğraşıyorum” dedi. Mücella Yapıcı’nın ifadesinde söylediği “Bu hareketi organize etmekle suçlanıyorum. Bu bir onurdur ve bu uğurda müebbet bile yatarım ama halka haksızlık olur.” cümlesi dışarıda “Dayanışma Halktır Halk Burada” sloganlarına sıkı bir selam çaktı. Ali Çerkezoğlu’nun “Olay günü yolu kesen polislere parka gideceğimizi söylediğimiz anda polisler müdahale etti ve gözaltına alındık. Suç örgütü kurmam mümkün değil. Ben Tabip
dağıtılmasıyla birlikte gelişen süreçte Ali İsmail Korkmaz’ın aralarında bulunduğu birçok gence işkence edilmiş, Eğitim-Sen Eskişehir Şube başkanı Ali Paşa Şanlı gibi gözönünde olan isimler gözaltına alınmıştı. Bu baskılarla sinmeyen Eskişehir halkı, forumlardan önce ESPARK önünde buluşup yürüyüş ve oturma eylemlerini devamlı olarak düzenlemekte. Kısa zamanda çalışma gruplarını oluşturup forum usulünü oturtan Yeni Bağlardaki Eti Caddesi Parkı Forum’u, toplantılarını bir önceki buluşmada belirlenen gündemlerle yönlendirme kararlılığında. 10 Temmuz Çarşamba gündemi medya olan forum,
Odası Sekreteriyim. Yaptığım her şey mesleğim ve meslek örgütümün görevi gereğidir” cümleleri de ifadelerden aklımızda kalanlar arasında. Kişi savunmalarının ardından, avukat savunmalarına geçildi ve ardından karar için mahkemeye ara verildi. Saatler 23:00’ı biraz geçe Mahkemeye sevk edilen isimlerin tümü tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı haberi geldi. Adliye önünde bekleyişini sürdüren coşkun halk kitlesi bu güzel haberi slogan ve alkışlarla karşıladı. Adliye önünde sıkça Haziran Direnişimiz sırasında yitirdiğimiz kardeşlerimiz anıldı. Katili serbest bırakılan Ethem de oradaydı, acısı da kendi gibi taze olan Alimiz de. İstanbul bu önemli duruşmaya dikkat kesilmişken, Ankara’da bir yandan polis saldırısı devam ediyor, bir yandan da aynı heyecan paylaşılıyordu. Ankara’da 27 Haziran’da tutuklanan Gezi Direnişi tutsaklarından 5’i avukatların itirazları sonucu dün serbest bırakıldı. Serbest bırakılanların isimleri şöyle: Halkevlerinden Sıla Uzunpınar ve Ulaş Kaman, Gençlik Muhalefeti’nden Sercan Ulu, Odak okurları Mert Arslan ve Erdem Altınkaya. Avukatlar Sincan Cezaevi’nde tutukluların çıkmasını beklerken, İstanbulda da Taksim Dayanışması bileşenleri adliye merdivenlerinde beliriyordu. Bu sırada Antakya ve Ankara direnişe devam ederken, nasıl ki içeride onlarca arkadaşımız tutuklu, kimileri hala kayıp, biz de bir vicdan yığını olarak buradayız. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz!
yanlı basının yarattığı bilgi kirliliği ve yanlış yönlendirmelerin nasıl aşılabileceğini konuştu. Katılım sayısını açtığı standlar, basıp dağıttığı broşürler, fotoğraf sergileri ve sokak tiyatrolarıyla kısa zamanda üç katına çıkaran Eti Caddesi Parkı katılımcıları, forumlarının güçlenerek devam ettiğini ve ne olursa olsun devam edeceklerini vurguluyorlar. Önümüzdeki dönemde Eskişehir Atatürk Stadı’nın şehrin dışına taşınarak arazisinin ranta açılmasına karşın korunması, stad yer değiştirecekse o alanın halkın toplanabileceği bir meydan ve park yapılması forum katılımcılarının öncelikli mücadele konuları arasında bulunmakta.
İstanbul 3. Bölge Forumları En ufak bir tecrübe yahut tanıklık bazen bir dolu çağrışımı beraberinde getirir. Yeni yolları ve kelamları işitebilmek, görebilmek, akla kazımak ve bir daha unutmamak için bir vesile teşkil eder. Unuttuklarımızdan hemen sonra neler başımıza getirildiyse şu iki aya yaklaşan gezi parkı direnişi sürecinde yaşatılan, kayıt altına alınan, paylaşılanlar bu mesel dahilinde ilintilenebilecek bir deneyimin kendisidir aynı zamanda, bizahati kendisi. Seslenişlerin ortaklaşması, karşımızda olduğunu sandığımızın da artık herhangi biri kadar samimiyetle yaşadıklarından bahis açması ile artık unutmayacağız diye söyleniveriyoruz. Bir an olsun diye laf ola beri gele diye değil unutmamak adına tanıklığımızı kayıt altına alıyoruz. Her gün beklediğimizden de hızlıca ilerlerken, beklentilediğimiz şeylerin pek çoğunda sabah aldığımız kararların akşamına bambaşka hallere bürünmesine müsamaha gösterilirken muktedir-erk-iktidarın kendi bildiğini okumanın dışında hemen hiçbir şey yapmadığını yineleyebilmek de bu aralığın içerisinde cismanileşmektedir. Mesaj mı? Henüz alınmamış olduğu meydanda, henüz hiçbirimiz savunageldiklerimizin, söze döktüklerimizin, cevap ver mahlasının yanına eklediklerimizin yanıtlarını alabilmiş değiliz. Henüz. Hala!... Çarşamba akşamı Çapul Tv’nin istanbul 3. bölge forumlarını (bakırköy, yeşilköy-yeşilyurt, merter, tozkoparan, beylikdüzü, esenyurt, bahçelievler, atakent-ikitelli, yenibosna, avcılar, cennet, küçükçekmece) bir araya getirdiği etkinlik dahilinde yukarıda kısaca anlatmaya çalıştığımız haleti ruhiyeyi ortaya çıkartan bir paylaşım gerçekleştirildi. Konuşmak en düz ve kestirme haliyle kendiliğinden pek çok farklı başlıktaki derdi, çağrıyı bir parkın daha ortasında hepsi isyana dönüşürken, avaza bürünüp yankılanırken ve talepler dile getirilirken duyumsanır oldu. Asgarinin müştereği için, müştereklerin en azamisine ulaşmak için çabalar, yapılanlar her yerde her forumda dillendirilenler bir kere daha ikrar olundu, yinelendi. Karanlığa gömülmeye çalışılan, devletin beşinci katli olan 19 yaşındaki Ali İsmail Korkmaz’a dair sözler de vardı bu hatırlatış içerisinde. göz göre göre katledişin, bir ülke için utanç vesikasının daha eklemlenmesine dair tespitler, yeter artık seslenişleri. 3. Bölge forumlarının birleşik gecesinin finali ise Ali İsmail Korkmaz anısına gerçekleştirilen anma yürüyüşü ile gerçekleştirildi. Eylemler ve söz öbekleri, tasarruflar ve beklentiler daha ehvenin neden olmasın kavisine ne kadar hızlıca ilerlersek o kadar kolaylanacağına dair bir tecrübeydi.
5