Issuu on Google+

Gustav Husak: nalizm o kuludur

ıbrahim Zekeriya: işçi sınıfının tarih karşısındaki sorum­ luluğu

If

Pavel Auersperg, Sergey Tsukasov: Sosyaiizmin nomik gücü barış politikasının maddi temelidir

Manuel Sepeda: Yığınlara seslenme yeteneği

o

Vevgeni Ambartsumov, Ganço Ganev: Halk erki top­ lumsal ilerlemenin itici gücüdür xx:

Antikomünizmin ideolojik saldırganlığı

Georgi Arbatov: Nükleer çılgınlı k o

Herluf Bidstrup: Mizah silahını kullanmak

Nikos Georgopulos: Olimpiyat geleneklerini lıyor?

xx:

Komünist gençlik örgütleri Üz e l s a yf a l ar

xx: xx:

TKP Me rkez Komitesi'nin Bildirisi TKP MK Genel Sek reteri Hayda r


Bütün ülke/erin proleter/eri, bir/eşiniz! •

YENI

8 (242) Ağustos 1984

v'

ÇAO

Kom ü n ist ve i şçi parti leri n i n teori ve enformasyon d ergisi

i Çi N D E KiL E R

Sayfa

Gus tav Husak

Kurtuluş savaşı y u rtseverl i k ve enternasyonalizm okuludur .

3

ibrahim Zekeriya

(şçi s ı n ıf ı n ı n tarih ka rşısındaki sorum l u l u ğ u

18

Pave/ Auersperg, Sergey Tsukasov

Sosyaliz m i n ekonom i k g ücü b a rış politikası n ı n m a d d i temelidir .

30

Manue/ Sepeda

Y ı ğ ı n l a ra seslenme yeteneği .

39

Yevgeni Ambartsumov, Ganço Ganev

Halk erki toplumsal i lerlem e n i n itici g üc ü d ü r

48

xx:

62

Antikom ü n i z m i n ideoloj i k saldırg a n l ı ğ ı .

Georgi Arba/ov

N ü kleer ç ı l g ı n l ı k

74

Her/uf Bidstrup

M i z a h sil a h ı n ı kulla n m a k

84

Nikos Georgopu/os

O l i mpiyat gelenekleri n i k i m b a lta l ı yor?

87

xx:

92

Kom ü n ist gençl i k ö rg ütleri . O Z EL S A Y F AL A R

xx:

TKP Merkez Komitesi ' n i n B i l d i risi

.

xx: TKP MK Genel Sekreteri Haydar KuHu yoldaşın Irak KP M K B i rinci Sekreteri Aziz M u ha m med yoldaşa m esaj ı .

98

101


xx: TKP MK Genel Sekreteri Hayd a r Kutlu yoldaşın Almanya Sos­ yal i st B i rl i k Partisi MK PB üyesi ve DAC Başba kanı Wi l l i Stoph yoldaşa mesaj ı . . . . . . . . . . . . . .

102

xx:

TKP M K Genel Sekreteri Hayd a r Kutlu yoldaş ı n SBKP MK PB üyesi ve SSCB 1. Başbakan Yard ı mcısı ve Dışişleri Baka n ı Andrey A. G romiko yoldaşa mesajı . . . . . . . . . . . . . .

103

xx:

TKP MK Genel Sekreteri Hayd a r Kutlu yoldaşın Sa n d i n ist Ulu­ sal Kurtuluş Cephesi Yöneti m Oyesi ve N i karagua U lusal Yenilenme Hükü meti Koord i natörü Daniel Ortega Saavedra yoldaşa mesajı

104

xx:

TKP M K Genel Sekreteri Haydar Kutlu yoldaşın Yunanista n Kom ü nist Partisi MK Genel Sekreteri Harilaos Florakis yoldaşa mesajı .

105

xx:

TKP MK Genel Sekreteri Hayd a r Kutlu yoldaşın Polonya B i rleşik Işçi Partisi Merkez Komitesi'ne mesajı . . . .

106

« BARIŞ VE SOSYAliZM SORU N LA R I » - "YENI ÇAG » derg i s i n i n Yazı Kurulu ve Yazı Konseyi'nde aşağıdaki ü l keler komünist ve işçi parti leri n i n temsilcileri bulun maktadır: ABD, Arja nti n, Avusturya, Belçika Bol ivya, Brezilya, Bulga ristan, Büyük Britanya, Cezayir, Çekoslovakya, Da n i ma rka, Demokratik Alman Cumhuriyeti, Ekvador, Endonezya, Federal Alma nya Cumhuriyeti, F i l i pi nler, Fil isti n, Finland iya, Fra nsa, Guatemala, Guya na, Güney Afrika Cumhuriyeti, H i nd i stan, Honduras, I rak, Ira n, ırlanda, is­ panya, ısrail. isveç. ısviçre. italya. Jamayka, Japonya, Kanada. Kı brıs. Kolom biya. Kosta - Rika. Küba . Lü bnan. Lüksem burg. Macarista n. Meksika. Mısır, Moğol ista n. Panama. Paraguay. Peru. Polonya. Portekiz. Rom a nya. Salvador. Senegol, Sovyetler Birliği. Sri La nka. Sudan. Suriye. Şili. Tür­ kiye. Uruguay. O rd ü n, Venezuella. Vietnam. Yunanista n . S O N REDAKSIYON TAR j H j: 2 Tem muz 1984 YAZIŞMA ADRESLERj MjZ:

2

BOX 16367 S 10327 Stockholm iŞVEÇ

Stredisko pro rozsi rovan i tisku Yeni çağ Pra ha 6. Tha kurova 3 Czechoslova kia


Kurtuluş savaşı yurtseverlik ve enternasyonalizm okuludur Gustav Husak Çekoslovakya Komünist Partisi MK Genel Sekreteri Çekoslovakya Sosyalist Cumhuriyeti Devlet Başkant Faşizme karş ı utkunun ve i ki nci Dünya Savaşı'n ı n sona erdirilmesinin yıldönümü ya klaş ıyor. Emperya list devletlerin çılgınca rekabeti ve an­ tisovyet politika s ı n ı n yol açt ı ğ ı insanlık tari h i n i n bu e n büyük ve en kor­ kunç savaş ı, halk l a ra akıla l maz acılar ve kayıpla r geti rmişt i r. H itler Alma­ nyas ı ' nın ve onun bağlaşıkları n ı n g i ri ştiği sald ırı birçok devletin özg ü r­ lüğünü, bağ ı msız l ı ğ ı n ı ve egemen l i ğ i n i yoketmeyi a maçl ıyordu. Bu sa l d ı rı , ş i md iye d e k görülmedik ölçülerde terörle birçok h a l k ı n t ü m hakları n ı n ayakla r a ltına a l ı n ması v e köleleştiri' l mesiyle e ş gid iyordu. 40.

B i rçok h a l k ı n ve devletin geniş a ntifaşist koalisyonu ile bu en kara geri­ cilik karşısı nda kaza n ı l a n utku olağanüstü çaba gerektirmiş, muazzam kaynak kaybına malolmuştur. Faşizmin ezilmesinde çöz ü m l eyici katkıyı Sovyetler Birliği ya pmıştır. Dünya n ı n ilk sosya l ist devleti sava ş ı n ana a ğ ı rl ı ğ ı n ı omuzlamış, utku uğruna en fazla kurban verm iş, en büyük öz­ veriyi gösterm işti r. Kendi kurtuluşları ve bağ ı msızlıkları uğruna sava şa n uluslar için başlıca g üven ve esi n kaynağ ı , Sovyet halkının yiğitliklerle dolu savaşı olmuştur. Sovyetler B i rl i ğ i' n i n o yıllarda verd i ğ i bu a ğ ı r sı nav, onun sosya list toplum düzeninin ve Ma rksist-Le n i nist ü l küleri n i n yenil mez g ücünü bir kez d a ha ortaya koymuştur. Sovyetler ü l kesi n i n yüce tarihsel sayg ı nl ı ğ ı , onun uyg a rl ı ğ ı faş i z m i n b a rb a rlığından kurta rmış olmasından i le ri gel iyor. Iki nci Dünya Savaşı' n ı n sonuçları, kapita l i z m i n genel buna l ı m ı nı n derin­ leşmesinde yeni b i r aşamayı başlattı. 3


liklerinin Fransa'ya çı�arma yapma l a rı n ı n 40. yı ldönü m ü nedeniyle ge­ çenlerde tanık o lduğumuz a ntiko m ü nist propaga nda n ı n, bu y ı ldön ü m ü n ü kendi a maçları doğ rultusunda kullanma yeltenişleri, tarihsel g erçeklerle çelişmektedi r. Sovyet halkının büyük kahra ma n l ı ğ ı , komünistlerin Direnç Hareketi'­ ndeki ardıcıllığı ve yiğitlikleri komünist pa rti leri n i n sayg ı nlığını n artma ­ sına yol açmış, birçok ülkede işçi s ı n ıfını ve halk yığ ı nl a rı n ı d a h a da a ktif­ leştirmiş , devrimci enerjinin yükselmesini teşvik etmiştir. Savaşın son a şa m a l a rı nda, faşist işgalcilere karşı sava ş ı m , kurtulan halkların savaş son rası yaşa m ı n ı n adaletl i bir biçimde yeniden d üzenlenmesi sava ş ı m ıyla i çiçe g eçmişti r. Nazizme ka rşı bu kavgada Çekıerin ve Slovakların ulusa l kurtuluş sa­ vaşı haklı o l a ra k onurlu bir yere sahiptir. Faşist sald ı rı n ı n i l k kurbanla rı a rası nda yer a l a n halklarımız, nazi boyunduruğuna hiçbir z a m a n boyun eğmediler. U lusal kurtuluş içi n , ülkenin egemenliği için a ra lıksız özveril i bir savaşım yü rüttü ler. M ü nih kapitülasyonu ve b u n u n a rd ı n d a n da Çekoslovakya' n ı n egemen bir d evlet olara k varl ı ğ ı na son verilmesi, egemen sınıfın politik konsep­ tinin, yani Çek burjuvazisi n i n ve onun Batı devletlerine yönelik ulusla rarası politikas ı n ı n iflası o l muştur. Çünkü Batı devletleri kendi a ntisovyetik plan­ ları doğ rultusunda çok k ritik olan b i r anda, Çekoslovakya'yı Hitler' i n eline teslim ettiler. işçi sın ıfı v e a rta n ölçüde geniş emekçi y ı ğ ı nları, adım adım burjuva zinin, tıpkı daha önce ü l kenin ekonomik ve sosya l kalkı nmasını sa ğlaya madığı gibi, halkın çıkarların ı ve istem l erini d e sa ­ vuna mayaca ğ ı n ı kendi d eneylerinden çıkara k kavradıla r. Bu nedenle, emekçiler, yeni bir politik yönelimin hazırla n ma s ı n ı n , ulusa l ve sosyal so­ runlara yeni çözümler a rayıp bulunması n ı n zorunlu olduğu sonucuna va r­ d ı l a r. Burjuvazi, hem halkın ve devletin ç ı ka rl a rı n ı savunmak gerektiği b i r a nda teslim o l masıyla, h e m d e birçok temsilcisinin işga lcilerle a ç ı k işbir­ liğine gitmesiyle sayg ı n l ı ğ ı n ı yitirdi. Gerçi, burjuvazi nin Batı devletlerine . yönelen öteki kesimi Londra'da bir merkez oluşturdu, M ü nih kapitülasyonu öncesi ndeki biçim d e Çekoslovakya devlet i n i n yeniden kurulmasını kendine a maç edindi ve d irenç ha reketi içinde etkinliğini bellli ö lçüle rd e koru­ maya devam etti. Ama genelde, faşizme karşı, ulusa l kurtuluş için savaş sü reci içinde, halkları m ı z ı n politik yönetiminde köklü değişiklikler oldu. Politik liderlik işçi sınıfına g eçti. Onun öncüsü Çekoslova kya Komü nist Partisi, onun merkezinin Moskova'da bulunduğu Klement Gottwa ld önderliğindeki yö­ netimi Cum huriyetin savunulması ve işgalcilere karşı savaşa ilişkin ilkesel politikasıyla tüm ulusa l d i renç ha reketinin sayg ı n ve çöz ü m leyici politik gücü durumuna geldi. 6


Parçalan m ı ş Çekoslovakya'da naıi saltanatı Bohemya topraklarındaki açık terörist rej i m eliyle ve b u n u n Slovakya'daki uyd usu faşist ki l ise baş­ ları aracı lığ ıyla uyg u lanıyord u . Kom ü nistler, b u somut d u ru m u ve d u ru ­ m u n bel i rled i ğ i fark l ı koşulları gözönünde b u l u n d u rmak ve bu koşullara göre d i renç taktikleri ve illegol eylem biçim leri bulup uyg ulamak zoru n ­ dayd ı /ar. B u n u n i ç i n , ü l k e toprakları üzerinde tek v e bütü nsel b i r strate­ jiyi uygulayan iki ayrı parti yönetim i n i n ol uştu rulması gerekti. Bu bağ­ lamda, Mayıs 1 939'da Slovakya Komünist Partisi (SKP) kuruldu. Parti yö­ neti m i n i n i lleg o l yönetim merkezleri olağanüstü çetin terör ve koğuşturma koşu lları nda eyl em yü rütüyorlard ı . Gerek Bohemya'da, g erekse Slovakya'­ da bu parti merkezlerinden bi rkaç ı , sürekli izleme ve koğuşturmalar so­ nucu faşistler tarafından tümüyle yok edi l d i . Ama parti" yöneti m merkez­ l erini yeniden ve kısa süre içinde kurmayı başarma yeteneği nd e olduğunu kanıtlad ı . Sovyet O rd usu'nun Slovakya sınırlarına doğru i lerlemesine paralel ola­ rak Slovakya'daki d inci. faşist rej i m i n çöküşü de hız kazan ıyord u . SSCB örneği, faşizme karşı zafer elde etm e perspektifin i n yakınlaşması ve ayn ı zamanda rej i m i n halk üzerindeki zorbal ı ğ ı n ı n yoğu n laşması g eniş yığ ı n ­ ları daha aktif d i renç biçi mlerine, her şeyden önce geniş partizan savaş­ larına yöneltiyord u . Bu d ı ş ve iç etmenlerin etkisiyle Slovakya'da devrimci d u rum olgunlaşmaya başlad ı . 1 943 Ağustosu başları nda SKP' n i n 5 . I l leg o l Merkezi Yöneti mi ( I) top­ land ı . S ı n ı fsal ve toplumsal g üçleri n konumları nı ve d u rumunu, yığ ı n ların b i l i nç ve savaşkanl ı k d üzeyi n i g erçekçi biçimde değerlend i re n yeni yöne­ tim, silahlı g enel halk ayaklan ması n ı n hazı rlanmasına geçil mesi kararını ald ı . B u , herşeyden önce tüm d i kkatlerin, halkı savaşa kald ı rmaya ve onu kendi ardı ndan götürmeye yetenekli sağlam, b i rleşik ve etk i n b i r t ü m Slo­ vakya parti örgütü n ü n i llegol faal iyetini g üvence altı na al mada yoğ u n ­ laştı rıl masını g erektiriyord u . B u doğrultunun yaşama g eçirilmesi, ayak­ lanman ı n başa rı s ı nda çözü m l eyici etmen oldu. Silahl ı ayaklan mayı planlarken SKP yönetimi, g ü ndemdeki ödevlerin sosyal ist n itelikte değil, genel demokratik nitelikte olduğu olg usundan hareket etti. B u n u n için parti, demokratik devri m l e sosyalist devri m ara­ sı ndaki d iyalektik bağa, yani politik özg ürlük ve demokratik C u m h uriyet için savaş ı m ı n , b u rj uva düzenine son verecek olan sosyal d evri m için savaşı n zorunlu aşamalarınd aıı biri olduğuna 'ilişkin leninci fikirl eri (2) somut koşullara göre yaratıcı l ı kla uyg ulamaya özen gösterd i. Ayaklan­ m an ı n hazırlanması sırasında, Çekoslovakya'n ı n devletsel egemenliğinin ve bağ ımsız l ı ğ ı n ı n sağ lan ması yönü ndeki savaş ile işçi lerin, emekçi lerin

(1) B u yöneti mde Karol Smidke, Gustav Husak, Lad islav Novomesky yer al ıyordu .

(2) Bak : V.

i.

Len in , Tüm Yapıtları, c. 9, s . 1 31 . (Rusça) 7


hak l ı sosyal ve ul usal istemler u ğ rundaki savaş ı m ları n ı n birleşti rilmesine özel bir önem veri ldi. Böylesi bir yaklaşı mla ayaklan ma, hazırlı klara baş­ land ı ğ ı andan iti baren askersel yan ı ağ ı r basan bir hareketten çok, s i lahl� halkın yığı nsal devri mci eylem nite l i ğ i n i aldı. SKP' n i n g i rişim iyle ve b u programsal konseptler temelinde, ul usal kur­ tuluşa aktif olarak katkıda b u l u nmaya haz ı r tüm topl umsa l g üçlerin bağ­ laşıklığ ı n ı n pol itik b i r ifadesi olan geniş Antifaşist Cephe oluşmaya baş­ lad ı. B u cephede, d i renç hareketinin kimi burj uva g rupları , yon i faşi z m i n yenilgi si n i n kaç ı n ılmazlığını kavrayan, Çekoslovakya d evletin i n yeniden kurul masına katı l mak isteyen ve böylelikle bu devlette eski egemen ko­ n u m ları nı yeniden garantilemeyi umut eden b u rj uva g rupları da yer ald ı ­ lar. Böylelikle ol uşan U lusal Cephe'de, ideoloji k v e öteki konulardaki görüş ayrı lıklarına karş ı n, nazi zorbal ı ğ ı na son vermek için birlikte savaş­ maya haz ı r olduklarını i lan eden demokratik, antifaşist ve yurtsever güç­ ler birl eştiler. 1 943 yı l ı n ı n Aralık ayı nda, tüm hal k ı n d i renç hareketinin ku rmayı olan g iz l i bir Slovakya Ul usal Konseyi kuruldu. B u Konsey'de, SKP ile birlikte kurtuluş savaşı n ı n öteki ona g rupları da temsi l ed i l d i . Konsey, u l usal ayaklan mayla i l g i l i olarak komü nistler tarafı ndan haz ı rlan m ı ş olan prog ­ ram platform u n u onaylad ı . Bu belge, i lan ed i l işi Noel bayramına rastIa­ d ı ğ ı için, tari he, « 1 943 Noel Anlaşması » ad ıyla geçmiştir. Slovakya Ul usal Konseyi, bu belgeyle, uyd u d i nci -faşist devletin silahlı yoldan alaşağ ı ed i l m esi, yeri ne M ü n i h kapitülasyonu öncesi kapitalist Çekoslovakya' n ı n her türlü yanl ışları ndan v e sakatlı klarından arı n d ı rıl mış, y e n i politik, sos­ yal ve ul usal i l keler temeli üzerinde Çekıerin ve Slovakların ortak devleti olan Çekoslovakya C u m h u riyeti ' n i n kurulması yol u n daki kararl ı l ı ğ ı n ı ilan etti. B u belge ayrıca, Çek ve Slovak halkları n ı n yaşamsal çıkarları n ı n sağ ­ lanmas ı n ı n, Çekoslovakya' n ı n, SSCB i l e bağlaşıklık v e kardeşçe dostluk içinde, g eleceğ i n i n g üvenceye alınmas ı n ı n tari hsel zorun l u l u ğ u n u da bel i rlem iştir. Kabul ed ilen progra m ı n ana amaçları, halkları m ı z ı n haklı ul usal ve sosyal istemlerini, özlemlerini yansıtm ıştır. Noel An laşması, halk yığınları n ı n ayaklanma için b irleşmesi ve seferber edi l mesinde, onların savaşı m azmi n i n yükselti l mesinde, özg ü r anavatanda yeni i nsan onuruna yaraşı r b i r yaşam için en ağ ı r kayıplar karşısında bile gerilememe karar­ l ı l ı ğ ı n ı n pekişmesinde büyük b i r rol oynamıştır. $Iovakya Ul usal Ayaklanması için, kom ü nistlerin yard ı m ıyla yığı nsal partizan hareketiyle kaynaşan silahlı bölüklerin zamanında oluşturul ması ve antifaşist ve yurtsever g üçleri n bel i rl eyici etkinlik kazandıkları d i nc i ­ faşist rej i m i n ordusunun b ü y ü k b i r kes i m i n i n g enel h a l k ayaklanması saf­ larına kazanıl ması ki lit rol ü oynam ıştı r. Ayaklanma ve u l usal kurtuluş savaşı için önemli olan başka b i r etme n de, d a h a hazı rl ı k sü reci içi nde, devri m i n v e g elecek h a l k i ktidarı n ı n yö8


neti m orga n la rına dönü şecek olan i l leg o l devrimci u l usa l komitelerin ku­ rulmuş olmasıd ı r. Birbirini izleyen bundan sonrak i d evrimci dönüşümler sürecinde, ulusal komitele r büyük b i r toplumsal g üce dönüştüler ve d a ha son ra l a rı da bizim pol itik siste m i m i z i n içinde yer a l a rak, siste m i n önemli ve ayrılmaz bir ögesini oluşturd u l a r. Sosyal ist devlet erk i n i n o rg a n ları, Çekoslovakya'da sosya l ist demokrasi n i n ve halk yönetim i n i n b i rer kurumu olarak b u nların önem i sü rekli a rtmaktad ı r. Ayaklanma, Çekos/ovakya ulusal-demokratik devriminin baş langıcı oldu

Nazi z m i n yaklaşa n sonu ve a ntifaşist d i renç h a reketinde devri mci eğ i ­ l i m i n g üçlenmesi, b i rçok ü lkede u l usal kurtuluş savaşla r ı n ı n 1 944 y ı l ı n ı n i ki nci yarısından itiba ren H itlerci işga lcilere karşı s i l a h l ı ayakla nmalara dönüşmesi n e yol açtı . Ayn ı y ı l ı n yaz başlarında Slovakya'da da devrimci d u rum keski n l eşti . Dinci-faşist d evletin erk ya pıları çöküyord u. Partizan ha reketi yığ ı nsa l b i r niteli k a l m ı ştı ve 9lovakya' n ı n k i m i bölgeleri nde ken­ di yöneti m i n i kurmuş b u l u n uyordu . Bütün bunlar, kendi strateji k plan­ larında Slovakya'ya büyük önem veren faşist Almanya ' n ı n çıka rları bakı­ m ı nd a n el bette ciddi bir teh l i ke ol uşturuyord u . işte bu yüzden H itlerciler Slovakya'yl doğruda n işgal etmeyi kara rlaştı rdı l a r. B u d u rumda, ayaklan­ mayı h ı z l a n d ı rm a k g ereki yord u. 29 Ağ ustos 1944'te patlak veren Slovakya Ulusal Ayaklanması aynı z a ­ manda Çekoslovakya'da u l usal-demokratik devri m i n başla ngıcı d ı r. Ayak­ l a n a n g üçler d i nci-faşist rej i m i alaşağı etmeyi başardı ve Slovakya top­ ra kları n ı n üçte birini kurta ra rak b u rada Çekoslovakya C u m h u riyeti' n i ilan etti. Kurtarılan topra klarda tüm e rk Slova kya Ulusa l Konseyi'nin e l i ne g eçti . Eski yönetim ayg ıtına son veri l d i , d i nci-faşist örg ütler ve kurumlar dağıtı l d ı . Slovakya Ulusal Konseyi , u l usal komitelerin va rl ı ğ ı n ı yasa llaş­ tırd ı ve halk erk i n i n d evri mci o rganları olarak bunları geniş yetkilerle donattı . Yepyeni, h a l kçı ve g e rçek d emokrati k bir pol itik siste m i n oluş­ turulmasına başl a nd ı . B u sistemin öncü, en örgütlü ve e n yığı nsa l politik g ücü ise, Slovakya Komün ist Partisi idi. Aya klanma sü reci içinde ve işçi sınıfı n ı n isteği üzerine SKP ile Sosyal Demokrat Partisi, Marksizm -leninizm i lkeleri temel inde b i rleştiler. Böylece, işçi sınıfının devri mci partis i n i n dev­ r i m i n gidişine yaptığı etki daha da a rttı . Sendika l örg ütlerin bi rleşmesi de buna büyük b i r katkı oldu. B u b i rleşme, savaştan sonra Çekoslovakya'da send ikal birliğin teme l i n i ol uşturd u . Devlet erk i n i n devri mci org a n ları, ayakl a n m a n ı n old uğu t ü m bölgelerd e Slovakya h a l k ı n ı n u l usa l kurtu luş savaşı n ı n yöneti m iyle ilg i l i geniş ve so­ ru m l u ödevleri yeri ne g eti riyord u. Kurtarıimı ş bölgelerin savu n u l masına olağanüstü önem veriliyord u . Tüm g ü çler, Slovakya özg ü rl ü k adasını silah 9


elde savunan ayaklanma cepheleri ne gerekli yard ı m ı n sağlanması üze­ rinde yoğ un laştı rı l ıyord u. iktidarla ilgili temel ödevleri n , askersel, politik, sosyal v b . sorunların Slovakya U lusal Konseyi tarafından çöz ü m ü , devri m e derin b i r demokra­ tik ve a ntifaşist nitelik kazandırd ı . Halkın devrimci enerjisi ve g i rişkenliği o zamana dek görü l med i k b i r yü kseliş gösterdi . Böylece faşistıerin ve yar­ dakçılarııiın kon u m l a rı n ı n kökü kaz ı nd ı . Devri m, dönekleri n ve işbirlik­ çilerin özel m ü l kiyet haklarına kararl ı l ıkla el koyd u. U l usal kom iteler, fabrika komiteleriyle birlikte ha reket ederek, pratik olarak işletmelerin yönetimini üstlend iler. O n l a r savu n m a n ı n güçlendirilmesini, ü reti m� ve dağıtım işleri n i n düzenli yapılmasını sağl ıyorlard ı . Kilisenin her türlü ayrı­ ca l ı kları ncı' son veri l d i . Savaş s ı rası nda zeng in' olanla ra, vurg u ncula ra karşı sert önlemler a l ı n ıyor, sosyal g üven lik a l a n ında devri mci normla r kök sal ıyord u. Kültü rel a l a nda da demokratik dönüşümleri n gerçekleştirilme­ sine başlandı. Slovakya U l usa l Konseyi' n i n b u alandaki önemli önlem­ l eri nden b i ri de, ok ulların d evletleşti rilerek, eğitim ve öğretimin devlet eliyle y ü rütülmesidir. Ayaklanmanın hazırlık döneminde tartı şılan başlıca prog ra msal sorun­ l a rd a n b i ri de, kurta rılan Çekoslovakya 'da Çeklerle Slovaklar a rasında u l usal i l işkilerin hakça kurulması soru nuydu. Bu soru n u n doğru çözümü, halkın b i rl i ğ i n i n sağlanması ve yığ ı n ların devri mci enerjisinin seferber ed i l mesi için önemli bir önkoşu l u ol uşturd u. Hitler Almanya'sının ü l kemiz­ de kendi egem e n l i ğ i n i kurma k için b i r a raç olarak yararla n d ı ğ ı Slovakya burjuvazisinin gerici d i nci -faşist m i l l iyetçiliğini Slovakya halkı, ayaklan­ ma sü reci içinde üzerinda n sıyırıp atm ıştır. Slova kya h a l kı ayrıca, Londra'­ daki burjuva m ültecileri n i n , Münih iha neti öncesi burj uva c u m h u riyeti nde olduğu g i bi, erkteki Çek b u rjuvazisinin, Slovakların u l usa l kültür ve gele­ neklerini yadsıyan ve a rtık iyice iflas etmiş bulunan Çeklerle Slovak l a r a ra sında demokratik o l maya n i l işkiler sistemini yeniden g e ri getirme ç a ­ baları n a da kararl ı l ıkla karşı çıkmıştır. Slovakya halkı, sila h elde savaşı rken, gelecekteki kendi kaderini kardeş Çek halkıyla bi rleşik Çekos/ovakya C u m h u riyeti sınırları içinde bi rleştirme niyetini, karş ı l ı k l ı i l i şkilerin eşitl ik ve eşit h a k l ı l ı k i l keleri temel inde kurul­ ması gereğini açıkça ifade etm iştir. Slovaklar bunu söylerken, şu derin i na nçta n ha reket ediyorl a rd ı : Ancak böyle b i r devlet içinde ve a ncak böylesi i l keler temelinde Çek ve Slovak h a l k la r ı n ı n çokyönlü g elişmesi ve a rala rındaki birliğ i n sağ l a n ması için gerekli koş u l l a r ya ratılabilir. Slovak­ ya ayaklanması ü l kemizde yeni, gerçekten d e ada letli ul usal ilişkilerin temelini atmıştı r. Len i nci u l usal politika n ı n a rd ıc ı l l ı kla uyg u lanması için, halklarımızın ortak devlette kardeşçe birl eşmeleri için g erekli olan h a reket konumları kaza n ı l m ıştır. Bu b i rleşme, d a h a son rala rı, Çekoslovakya ' n ı n federatif d evlet biçi minde d üzenlen mesiyle ta m a m l a n mıştır. 10


Ayaklanma, faşist cephe n i n çok gerisindeki, ya n i cephe g erisi n i n derin­ l i klerindeki kurta r ı i m ış toprakların tümünü iki ay boyunca savunabilmiş, g üç bakımından kat kat üstün olan düşmana k a rş ı k a h ra ma nca d i ren ­ m i şti r. Nazilerle çarpışma l a r, ayaklanma b i rliklerin i n dağlara çeki l mesi n­ den sonra , yığ ı nsal partizan savaşları biçi m i nd e sürmüştür. Ayaklanma sırasında başlatıl a n köklü d evri mci dönüşümler, ayakla n m a n ı n ol uştur­ d uğ u erk orga nları n ı n taş ı nd ı ğ ı ve eylem yü rüttüğ ü Çekoslovakya ' n ı n öteki ku rta rılmış bölgelerinde sürd ü r ü l m üştü r. Ayakla n m a n ı n g el işmesi ve so­ n uçları, Koşice hükümeti progra m ı n ı n (3) Çekosl ovakya ulusal demokratik devri m i n i n progra m ı olara k formüle ed i l mesi n i büyük ölçüde etki lem işti r. özetlersek, ayaklanma, savaş sonrası Çekoslova kya'nın gelişmesi ni çok önceden bel i rlemiş oldu. Klement Gottwald, Slovakya U l usal Aya kla nması ' n ı n tü m ülkenin g ele­ ceği açısı ndan oynadığı tarihsel role ve taşı d ı ğ ı öneme büyük b i r d eğer biçm işti r. O, ayaklanmanın beşinci yı ldönümünde şöyl e d iyord u : «Yeni b i r Cumhu riyetimiz va r. Eşithaklı Çekıerin ve Slovakların, tüm emekçile­ ri n devleti olan b u Cumhu riyette, emekçi halk kend i kaderin i n ve öz ü l ­ kesi n i n kaderinin efendisi o l m uştu r v e bunu, yüce Sovyetl er B i r l i ğ i i l e k u rd u ğ u sarsıl maz dostl ukla perçi nlem iştir. i şte biz bu o l g u l a r ı Slova kya U l usal Ayaklan ması ' n ı n en büyük kaza n ı m ı saymaktayız.» (4) Geniş bir politik yelpazeyi ol uşturan Direnç H a reketi içinde devrimci g üçlerin ve b u rj uva g rupların b i rb i rinden farklı görüş ve konseptleri, do­ ğal olara k birbirleriyle çelişecek ve çatışacaktı. Bu, a n tifaşist savaşı n stratej isi konusu nda old uğu g i b i, özel likle Cumhuriyetin savaş sonrası po­ litik düzeninin ne olaca ğ ı sorusu için de geçerl iyd i. Çekoslova kya için, kendi uluslararası politik yöneli m i n i aydı n l ı ğ a kavuşturmak ve kesin ola­ ra k bel i rlemek çok öneml iyd i . Komünistler, ayakl a n m a n ı n utkuyla sonuç­ lanması n ı , kurtulan devletin a rd ıcıllıkla Sovyetler Birliği ile işbirl i ğ i n i ön­ gören yeni bir dış politik yönelim i ile sıkı sı kıya bağ lıyorla rdı. B u rada komü nistler, Münih i haneti döneminde Çekoslovakya'yı tek savunan ülke­ nin Sovyetl er Birliği old uğunu u nuta mayan h a l k ı n deneylerine daya n ı ­ yorfa rdı. Çekoslovakya -Sovyetler Birliği Dostl uk, Ya rd ı mlaşma ve Savaş Sonrası işbirliği Anlaşması' n ı n 12 A ra l ı k 1943'te Moskova'da imzalanması , böyle bir d ış politik doğrultusu n u n gerçekleşmesi yönünde yeni bir aşa mayı başlatm ıştır. B u a nlaşmayı, yurt d ı ş ı ndaki b u rjuva emigra syon un da kabul etmek zorunda kalmış o l ması olg usu, hem ülke içinde h e m d e u l uslar­ a rası alanda sınıf g üçleri o ra n ı nda meydana gelen deri n değişikliklerin, ya ni ü l ke içinde komün istlerin sayg ı n l ı ğ ı n ı n , u l uslara rası a l a nda da Sov(3) Yeni C u m h u riyet' i n i l k hükü meti n i n progra m ı , Koşice kenti nde, S N i ­ san 1 94s'te i l a n ed i l miştir. (4) K. Gottwald. Spisy, c. XV, Prag 1 96 1 , s. 276. 11


yetler B i rliği'nin sayg ı n l ı k ve etki n l i ğ i n i n a rttı ğ ı n ı n b i r ifadesi olm uştur. Böylece, Slovakya U l usal Ayakla nması' n ı n tari hsel h i zmetlerinden b i ri de, bu ayaklanmanın d o ğ ruda n doğruya Çekoslovakya ile d ü n ya n ı n ilk sos­ yalist' ü l kesi a rası ndaki bağlaşıklık i l işkileri n i n kurulması, d erinleşmesi ve daha sonraki gelişmesine, Cumhuriyeti m i z i n yeni b i r d ı ş pol itik doğrultu­ ya yönelmesine yol açmış olması d ı r. Antifa şist savaşın u l usal ve enternas­ yona l i st ya nları n ı n ayrı l ma z l ı ğ ı ya şama g eçm iştir. Kardeşçe işbirliği i l kelerine sıkı sıkıya bağ l ı kala n SSCB, aya k l a n ma cephelerinde savaşanlara, daha sonra da partiza n bölüklerine çözümle­ ;yici önemde askersel, maddi ve politik yard ı mda b u l u n m uştu r. B u n u n l a i l g i l i olara k, Çekoslovakya ' n ı n Sovyetler B i r l i ğ i tarafından kurtarı lması n ı n başlang ıcı sayı lan v e Sovyet Ordusunca Eylül 1 944'de g i rişilen Karpat­ Dukla operasyon unun önem i n i özellikle vurg u lamak gerek. Halklarımız, Karpat dağla r ı n ı n tepelerindeki güçlü düşman kon u m l a rına yönelik ve askersel bakımdan olağa nüstü ağır ve karma ş ı k olan b u operasyonu, Sovyet kumanda n l ı ğ ı n ı n , ayakla n a n Slova kya halkına sonuç alıcı desteği çok daha kısa b i r s ü re içinde sağlıya b i lm ek için yü rüttü ğ ü n G , hiçbir za­ m a n un utmayacaktır. Çekoslovakya i l e Sovyet halkları a rasındaki sarsı l ­ m a z bağlaşıklık v e dostluk, Dukla g eçidinde düşmana karşı omuz omuza verilen çarpışmalarda dökülen kanla, Sovyet askerleri n i n ve SSCB'de o l uşturulan ve Prag'a kadar uzanan şanlı savaş yolunu Sovyet ord ularıyla omuz omuza yürüyen Çekoslovakya Piyad e Kolord usu erleri n i n verd i ğ i b ü y ü k kurbanlarla sonsuza dek pekişm işti r. Sovyet O rdusu' n u n kurtarıcı özgörevi açık ve kesin b i r enternasyonal ist nitel i k taşı mıştı r. O, birçok halkı, bu a rada Çekoslovakya h a l k ı n ı faş i z m i n boyu n d u ruğundan kurta rmıştı r. O, kölel iği üzerlerinden atan b u halklara, gelecekte kendi gel işmeleri n i n yol u n u kend ilerinin beli rleyebilmesi için olanak sağ l a m ıştı r. Faşist kölelik koş u l l a rındaki Slovakya Ul usal Ayak­ I a n ması'n ı n başlattığı Çekoslovakya devri m i , Büyük Ekim Devri m i ' n i n baş­ lattığ ı kapitalizmden sosyalizme d evrimci geçişin tüm yasa l l ı kla rını izle­ mi şti r. Bununla bi rlikte devri m, iç özel l i klerin, tari hsel deneyi ml eri n ve halkları m ı z ı n g e leneklerinin bel i rlediği biçimlerde gelişm iştir. Y ı ğ ı n ların, adaletli b i r toplum d üzeni n i n kurulmasında, eskiye dönüş yeltenişlerine a rd ıc ı l l ı kla karşı konulmasında gösterd ikleri b u ka ra rlı l ı k, herşeyden önce, u l usal kurtuluş sava ş ı n ı n yoğ unluğuyla, devrimci enerj i n i n g ücüyle, i n ­ sa nların i radesi v e onların yepyeni b i r yolda yürümeye h a z ı r oluşla rıyla açıklana b i l i r. Olkemizin Sovyet O rdusu tarafı ndan kurtarı l masının, dünya n ı n ilk sos­ ya list ü l kesiyle bağlaşıklık ve dostluğun, gerek yurd u m uzda gerekse öteki ü l kelerd e olayların devrimci yönde gelişmesini sağ layan başl ıca sınıfsal etmenler olduğunu söylemeye herhalde gerek yoktur. Sovyet Ordusu' n u n varl ı ğ ı , ülkem izde b u rj uva iktida rı n ı yen iden d i ri ltebilecek b i r ulusl a ra rası 12


e mperyal ist saldırı olasıl ı ğ ı nı d ışta l o m ıştır. Bir d iz i ü lkede Batı devletleri ordularının eylemleri sonucunda devri mci ha reketin yenilgiye uğratılması ve eski kapitalist düzenin yeniden kurulması, emperyalizmin, k u rtuluşuna kavuşmuş halkların içişlerine karışorak b u rj uva z i n i n sınıfsal ç ı ka rları nı savund uğunu, her türlü a raca başvurarak kapitalist d üzenin sürd ü rü l me­ sini ve g üçlendirilmesini destekledi ğ i n i kanıtlamaktadır. i şgal a ltındaki Avrupa'da fa şizme karşı sila h l ı çıkışların en yığ ı n sa l ­ l a rından b i ri o l a n Slova kya Ulusal Ayaklanması, n a z i Almanya' sının yenil­ g iye uğratılmasına önemli katkıda bul u n m uştur. Ayaklanma , Slovakya'­ daki d i nci faşist devleti savaşta n çı kmaya zorla m ı ş ve Hitlerci g üçlerin önemli bir kes i m i n i n elin i kolunu bağ lam ıştır. Ulusla rarası ge; iciliğin Or­ ta Avrupa'daki a ntikomünist ve a ntisovyet planlarını ciddi bir biçimde bazmuş, devrim süreci n i n bundan sonraki gidişind e halk g üçleri n i n ko­ n u m u n u n sağlamlaşmasına yard ı m etmişt i r. Sovyet Ordusu'nun 9 Mayıs 1 945'te tepe noktasına ulaşan Prag operas­ yonu ile b irleştirilen Çek halkının Prag'daki Mayıs Aya kl a n ması, bizim faşizme karş ı ulusal k u rtuluş sava ş ı m ı m ı z ı utkuyla sonuçla ndırd ı . Faşizm i n yenilg iye uğratı lması sonucu oluşan elverişli u luslara rası d u r u m , u l usal demokratik devri mlerin aldığı dev boyutlar, başında komünistlerin bulun­ d u ğ u halk y ı ğ ı n l a rı n ı n yüksek aktifliği, Sovyetler B i rl i ğ i ile birlik, tüm bunlar devri mci sürecin yükselmesine yardım etti. Oteki ülke lerde olduğu g i b i , Çekoslovakya'da do ul usa l demokratik dev­ rim topl u m u n sınıfsa l , sosyal ve ekonomik ya pısının kökten değişmesine yol açtı. Devri m, erk i kent ve köy emekçi leriyle birl i kte b u rj uvazi n i n a nti ­ H itler eğil i m l i kes i m i n i n de yer a l d ı ğ ı bir sın ıfsal bağıoşıklığa tesli m etti. Bu bağıoşıkl ık, politik ifadesin i U l usal Cephe'de bulmuştur. Bu cephede başl ıca rolü ve g i rişimciliği, komü nistlerin yönetim indeki işçi sınıfı oyna­ m ıştı r. Kurtuluş savaşı ve devrimci sü reç içinde darmadağ ı n edilen eski devlet ayg ıt ı n ı n yeri ni, temeli n i ulusal komitelerin ol uşturdu ğ u halk ikti­ darının yeni siste mi o l maya başlad ı . Savaştan hemen sonra endüstri n i n k i l i t d a l l a rı n ı , bankaları v e sigorta kurumlarını ka psayan g e n i ş b i r m i l l i ­ leştirme ya p ı l d ı . Ta rım reformu v e işgalcilerle vata n h a i n leri n i n m a l ve m ülkle rine el koymayı öngören b i r d iz i önlemler gerçekleştirildi. Tüm bun­ l a r, burjuvazinin politik ve ekonomik kon umları n ı n daha zayıflamasını sağlad ı . H alka sod ık yeni sila h l ı kurumların ol uşturul ması na do büyük bir önem veri l d i . B i r kes i m iyle iktida ra katıl m ı ş olon b u rjuvazi, sürd ü rü le n devrimci d ö n ü ­ ş ü mler karşısında boyun e ğ m e k istemiyord u. Burj uvazi, kabaran devrimci d o l g a n ı n yavaş yavaş gerileyebi leceğ i n i ve o zaman tarihsel sürecin g eri döndürülebi leceğ ini düşleyerek hesap ya pıyord u . B u rj uvazi, b u rada, e m ­ peryalist çevrelere b e l bağl ıyord u . Ç ü n k ü daha o s ı ralarda em perya list 13


çevreler, i ki nci D ü nya Savaşı' nda oluşan a ntifaşist koalisyon çerçeve­ sinde ulusla ra rası planda sosyalizmle i ş b i rliği yapmaktan vazgeçerek az­ gın antisovyet ve a ntikomün ist konumlar a l m ıştı r. iç ve dış pol itika n ı n i lerici n itel i ğ i n i koru mak ve g üçlend i rmek , u lusal d emokratik devri min geliş mesini a rdıcıl l ıkla sürd ü rmek, Çekoslovakya Ko­ m ü nist Partisi' n i n ça lışmaları n ı n özünü o l uşturd u. Komün istler b u a maçla hem h ü k ümetteki kon u m l a r ı n ı n sağ l a d ı ğ ı o l a nakl a rdan, hem d e yığınların a rtan devrimci g i rişi mlerinden yara rla n d ı l a r. ÇKP, emekçilerin, kendi de­ neylerinden ç ı ka ra k b u rj uvazi n i n halk d üş m a n ı niyetlerini görebil mesin e o l a n a k sağlayan b i r ta kti k seçti. Oteki ülkelerde olduğu g i bi, b izde de devri mci sürecin mantığı, her devri m i n temel soru nu olan erk soru n u n u n kesi n çöz ü m ü n ü gerektiriyor­ d u. B u sorunda b u rjuva ziyle i l k açık politik çatışma 1 947'de Slovakya'da oldu. Halk düşmanı, g erici g üçlerin b u rada yed iği da rbe, burj uva z i n i n kon u m l a rı n ı ülke çapında hayli zayıflattı. Erk soru n u n u n kökl ü v e sonul çöz ü m ü , 1 948 yılının o u n utulmaz Şubat g ü nlerinde oldu. Savaş sonrası tüm Avrupa'd a görülen d evrimci g elişmeyi d u rd urmak, bu gelişmeyi geri dönd ü rmek için u l usla ra rası em perya l i z m i n o zamanki ça ba l a r ı n ı n ayrıl­ maz bir parçası olara k gerici b u rj uva z i n i n Çekoslova kya 'da açık bir ka rşı d evrimci darbe yapma g i r�şi m i ne işçi sı nıfı n ı n ve onun öncüsü Çekoslo­ vakya Komünist Partisi ' n i n yönlen d i rd i ğ i e mekçiler, devrimci kazanı mların savu nu lması yönünde kararlı yığ ı nsa l çıkışlarla yanıt verd i ler. Gericiliğin politik temsi lcileri tümüyle yal ıtio ndı. Komün ist o l mayan partilerin sıradan üyeleri n i n ezici çoğ u n l u ğ u, bunların pol itikasına sırt çevird i . Geniş halk yığınları ÇKP' nin politikası nda n, sosyal iz mden ve Sovyetler B i rliği i l e dost­ l ukta n yana kesi n tavır koyd u l a r. Anayasa l i lkeler temel inde politik erk, tümüyle işç i lerin, emekçilerin eline g eçti . B u Çekoslovakya halkları n ı n önünde yeni topl u m u kurma yol u n u açtı. Faşist köleliğe karşı, u l usa l özg ü rlüğün ve devl etsel bağ ımsızlığın yeni­ den kaza n ı l ması içi n, sosya lizme yol u açan halk erki n i n kurul ması i ç i n h a l k ı n, komünistlerin öncülüğünde verd i ğ i devri mci savaşım deneyleri, bug ün d e geçerli olan değerl i deslerd i r. Büyük Ekim Devri m i ' n i n öğüt­ leri n i n yaratıcı l ı kl a geliştiril mesi, bu a rada farklı ü lkelerde e rk i n işçi sınıfına geçmesi n i n özg ü l biçimler alacağına d i kkat ed i l m esi, ulusal ve sınıfsa l , iç ve dış soru nların b i ra rada çöz ü m ü n ü sağ l a d ı . 1 940'l a rdaki önemli d evrimci olaylard a n çıkarı l a n dersler, Len i nci sosya list devrim teorisini daha d a zeng i n leşti rd i . Ayrı ayrı devletlerin o dönemdeki eko­ nomik, sosya l, politik ve kültürel gelişme d ü zeyleri ndeki fa rklı çıkış aşa m a ­ l a rına, sınıfsa l g üçleri n yera l ı m ı v e karş ı l ı k l ı i l işkilerindeki , demokratik ve sosya l ist dönüşü mlerin biçim ve tempolarındaki fa rkl ı l ıklara karşın, o zamanki tüm devri mler, çağ ı m ı z ı n a n a yasa l l ı ğ ı n ı , yani kapitalizmden sosya lizme geçişi ifade eden ortak b i r öz ve içeriğe sa h i ptiler. 14


SOVYETLER B i RLlOi'YLE DO STL U K ,

ÇSC' N I N POLIt i KASıNıN

TEMEL ILKELERiNDEN BiRiDiR

Biz, h a k l ı olara k d i yeb i l i riz ki, yeni topl u m düzeni, Çekoslovakya hal­ kının gerek kapita l i z m dönemi nde, gerekse a ntifaşist u l usal kurtuluş sava ş ı yılları nda u ğ ru nda ça rpıştığ ı temel a maçla rı ve istemleri g erçek­ leştirmiştir. Çekoslovakya'da sosya l izm kuruculuğu döneminde tüm topl u m düzeninde, ekonomide v e kü ltürel a l a n d a deri n devri mci dönüşümler oldu. Hızlı toplumsal dönüşümlerin d i na m i ğ i içinde, em perya l i z m i n içiş­ l e ri m ize ka rışma ve bize baskı yap m a yelteniş l erine ka ra rl ı l ıkla karşı koymak, sınıf düşmanın ı n d i renişini k ı rmak, bir ya ndan elde edilen deneyi m i g enel leştirirken, öte yandan da yüzyıl l a r ı n b i riktird i ğ i önya rg ı ­ l a ra , i l kel a lışka nlıklara v e ka l ı ntılara karşı savaşmak zorunda ka lındığı koşullard a Çekoslovakya, tarihsel bakı mdan çok kısa bir süre içinde eski d üzenden yen i d üzene g eçişi n a na sorunlarını çözmüş, sosya l i z m i n te­ mel lerini kurm uştur. i şte bütün bunların g erçekleşmesi sonucunda ü lke­ miz, gelişmiş sosya list topl u m u kurma aşamasına g i rm iştir. Yaş a m ı n dev­ rimci yoldan değ iştirilmesi g i b i h iç de kolay olmaya n bir işte, elbette, hatalar ya p ı l d ı , başarısızl ı kl a r da oldu. Ancak b u n l a r da başa rıyla a ş ı l ­ m ıştır. Genç ve dinam i k b i r geliş meye sa h i p ola n b i r topl u m d üzeni olarak sosya l izm, her yerde old uğu gibi, Çekoslovakya top raklarında da kend i tarihsel üstü n l ükleri n i , olanakla rını i na nd ı rıcı b i r biçimde kanıtlamakta­ d ı r. Sosya l izm, emekçilere tüm temel pol itik ve sosyal hakları reel ola rak garanti etmekte, ha lka yüksek b i r yaşam d üzeyi, ekonom iye h ı z lı bir gelişme sağlamakta d ı r. Sosya list demokrasinin sürekli olarak mükem­ mel leştirilmesi n i , halkla rı m ı z ve u l usları m ız a rasında g e rçek b i r dostl uğu ve eşitliği g üvence altına a l makta d ı r. Devleti m i z i n sosya l i st topluluk içinde yer a l ması ü l kemizin bağımsızl ı ğ ı n ı n ve g üven l i ğ i n i n en sağ lam g üvencesidir. B i ri ktird i ğ i miz d eneyi mler. yeni topl u m u n gelişmesine i l işkin prog ra m ­ s a l a maçların başa rıyla gerçekleşti rilmesi n i n çözü m leyici önkoş u l u n u n , Marksizm-Leninizm i lkelerine s ı k ı sıkıya bağ l ı kal m a k. sosyalizm kuru­ culuğ u n u n genel yasa l lıklarını sapmadan izlemek ve bunları ya ratıcılıkla g erçekleştirmek old u ğ u n u kesinlikle doğruladı. Sözü edilen ilkelerden herhangi b i r sapma. ciddi hata l a ra ve zorl u11ara yol açar. Çekoslovakya Komünist Partisi ve toplu m umuz, kendi tarihinin en a ğ ı r bir dönemini 60'11 yılların son l a rı nda, ülkemizdeki sosya l ist düzenin temellerini tehdit eden karşı devri mci g üçlerin saldırıları n ı püskürtrnek zorunda ka l d ı ğ ı m ı z yılla rda yapmıştır. Dış ve i ç gericiliğin Çekoslovakya'da y e n i d üzeni yoketmeye ve sosyalizmin d ü nya ölçüsündeki konumlarını zayıflatmaya yönelik planları, Sovyetler B i rl i ğ i ve öteki sosyal ist devletlerin ya rdımıyla suya düşürüldü. O g ü nden b u yana 1 5'den fazla yıf geçti. Geçen bu 15


dönem içinde sosyal i z m k u ruculuğunda elde ed i le n başarı l a r, karşı dev­ ri mi ezmek için a l ı na n önlemlerin gerek l i l i ğ i ni ve doğ ru l u ğ u n u açı kça kanıt/adı. Bu önlemler, gere k ÇSC'de sosya l i z m i n güçlendirilmesi ve �undan son raki geliş mesi için, gerekse sosya l ist topl uluğun birlik ve bera berl i ğ i n i n daha da pekiştirilmesi ve Avrupa'da ba rış açısı ndan büyük önem taşı maktad ı r. Çekoslovakya deney i m i ayrıca, yeni top l u mu kurma sü reci içinde, özel­ l i kle g ü n ü m üzde, b i l i msel-teknik devrim i n hızlı bir gelişme gösterd i ğ i 80' l i y ı l l a rı n koşullarında b i rçok soru n u n o rtaya ç ı kt ı ğ ı n ı v e b u sorula ra ya n ı t vermek için ya ratıcı a ra ştırmanın, pratik g enellemelerin zoru nlu olduğunu, çeşitli ciddi ödevlerin çöz ü m ü n e i l iş k i n yeni yaklaşımla r ı n deneysel olarak sınanması n ı n gerektiğ i n i doğrulamakta d ı r. Bunun için de, len inci çalışma stil i n i titizl i kl e kavra m a k ve yetki nleştirmek g e rekiyor. Bu sti l i n başlıca ka rakteristik çizgi leri a rasında, sosyalizm kurucul uğu sü reci içinde ortaya ç ı ka n çel işkileri ve sorunları z a m a n ı nda görebi l mek, analiz etmek ve çözmek ; top l u m u n içinde bulunduğu aşamanın n itel i ğ i n i doğ ru beli rlemek : elde e d i l e n başarıları soğ ukka n l ı l ıkla değerlend i rmek ; kend i n i beğenmiş liğe, kaygısızlığa ve subjektivizm e ka pılmamak; d a ha büyük, a m a g e rçekçi, hem g ereksinimleri hem de topl u m u n olanakla r ı n ı gözön ünde b u l und uran hedeflere yönel mek ; öne kona n ödevlerin çöz ü m ü için h a l k ı n g i rişi mcil i ğ i n i gel iştirmek v e b u n d a n en veri m l i b i r biçimde yara rl anmak yer a l ma kta d ı r. . 1 6. Kongre ka ra rları doğrultusunda ÇKP, bi limsel-teknik i lerlemenin . k aza n ı ml a r ı n ı n sosyal ist düzenin üstü nlükleriyle en veri m l i biçimde bağ ­ Ianmasına, ekonominin enta nsif gelişme temelleri üzerine oturtul ması n ı n yoğ u nlaştırıl masına ya rd ı m ediyor. Kongre çizg isinin gerçekleşmesi, sosya­ l ist demokrasi n i n i leride daha da derinleşti ril mesiyle, tüm politik sistem i n d a h a da mükem mel leştirilmesiyle, topl u m u yönetme işlerine d a h a çok sayıda i nsanı çekme çabalarıyla sıkı sıkıya bağ l ı d ı r. Topl u m u muz, sürekli olara k h epi m i z i n önüne şu değişmez istemleri koymakta d ı r: Sosya list i nsanın çokyönlü yetişmesi ve gelişmesi için, halk ekonomisi n i n d i n a m i k gelişmesi ve emek veri m l i l i ğ i n i n a rtırıl ması temel inde i nsanlara d a ha yüksek b i r maddi ve külterel yaşam d üzeyi sağlamak için kapsa m l ı bir i l g i ve çal ı ş ma göstermek. Sınıfsal ç ı kar, ülkü ve a maçları n b i rli kteliği temelinde Sovyetle r Birliği ve öteki sosyalist ü lkelerle olan dostluğu her ba k ı md a n g üçlendirmek ÇSC' n i n politikası n ı n köşeta ş ı n ı o l uşturmaktad ı r. Sovyetler Birliğ i ' n i n, tüm sosya l i st ü lkeler topl u l uğ u n u n varlığı ve g i ­ derek a rta n g ücü, o n ların barışçı d ı ş pol itikası, onları n savunma paktı olan Varşova Antlaşması ve Ekonomik Yard ı mlaşma Konseyi çerçevesi n ­ _deki b i rliği ve sıkı i ş b i rl i ğ i , Avru pa'nı n yaklaş ı k kırk yıld ı r b a r ı ş koşulla­ rında yaşaya b i l m esinde çöz ü mleyici b i r rol oyna m ıştı r ve oyna maya deva m 16


etmektedir. Sosyalist Çekoslovakya, bu kard eş l i k topl u l u ğ u nun, bundan böyle de, politik, ekonomik ve savu nma g üc ü n ü n a rtması için e l i nden gelen her çabayı ha rcayacaktır. Emperya l i z m i n e n saldırgan, m i l itarist çevreleri n i n tutu m u nedeniyle u l uslara rası d u r u m u n olağan üstü g e rg i n ­ leştiğ i g ü n ü m üzde, b i z i m ortak çaba l a rı mız, gezeg en i m izde b a rışçı yaş a m koşullarının korunmasına, ul uslara rası g erginli ğ i n azaltı l masına, sila h ­ sızia n maya v e topl u msal d üzenleri ne o l u rsa olsun, t ü m devletlerin barış içinde ya nya na yaşamalarını öngöre n politikaya yeniden dönül mesine yönel i ktir. Bunu, g eçen lerde yapılan Ekonomik Ya rd ı mlaşma Konseyi (EYK) üyesi ü lkelerin yüksek d üzeydeki eko n o m i k tepe toplantısı b i r k e z d a h a açıklıkla ortaya koyd u . Çeşitli politik ödevleri çözerken Çekoslovakya komünistleri, u l usal ve enternasyonal çıkarla rın birliğini koru mayı hiçbir za man gözard ı etmiyor­ lar. Biz işçi sınıfına, h a l k ı m ıza ve tü m u l uslara rası komünist ve işçi ha reketi ne ka rşı taşıdığ ı m ı z soru m l u l u k d uyg usuyla davra n ıyoruz ve u l usal kurtu luş ha reketiyle ve d ü nyadaki öteki i l erici hareketlerle dayanışma temel inde h a reket ediyo ruz. Slovakya Ulusal Aya klanması'nın 40. yıldön ü m ü nd e Çek h a l k ı n ı n Mayıs Ayaklanması'nın v e ü l k e m i z i n Sovyet ordusu tarafından k u rta r ı l ı ­ ş ı n ı n 4 0 . y ı l d ö n ü m ü n ü kutlama hazırl ıkları sü reci içinde Çekoslovakya hal kı, yurtsever ve enternasyonalist d uyg ularını yüksek b i r emek ü ret­ ken l i ğ i ve top l u msa l aktifl ikle ifade etmekted i r. Sosyal ist k u rucul u k plan­ ları n ı n başa rıyla yeri ne g etiril mesi, top l u l u ğ u m uzun daha da g üçlen mesi için, d ü nyam ızdaki b a rı ş ve i lerleme savaşımı için en değerli katkıd ı r. Çekoslovakya h a l k ı nın, U lusal Kurtuluş Savaşı yıllarındaki kahraman­ Iığı, Ulusal Demokratik Devri m i ' n i n utkusu u ğ rundaki savaşı m ı , yeni toplum d üzenini k u rma ve bunu daha da geliştirme çabaları, tüm bunlar bizim çağdaş ta ri h i m izi ol uşturmakta d ı r. Biz, geçmişin devri mci m i ra ­ sından öğrenmekteyiz ve daha da i leri g itmek için g ü c ü m ü z ü b u m i rastan a l maktayız. Nası l biz yeni top l u m düzen i n i n temelleri n i n atıldığı o sava ş­ lara büyük önem veriyor ve b u savaşların tarihteki önemli yerini belirliyor­ sak, gelecek kuşaklar da bizim d eneyi mimize öyle başvura ca k l a r ve geleceği kurmak için bizim d eneyi m i mizi büyük b i r esin kaynağı olara k k u l l a nacaklard ı r. Kom ü n i z m i n yüce ideleri n i n gerçekleştiril mesi için sava­ şımı n sü rekl i l i ğ i n i n kaynağı, i şte b u d u r.

17


işçi sınıfının tarih kar,ısındaki sorumluluğu ıbrahim Zekeriya Dünya Sendikalar Federasyonu Genel Sekreteri

Bugün d ü naynı n sosya l -pol itik çehresi, büyük ölçüde işçi sınıfı tara­ fından belirleniyor. işçi sı nıfı, kendi kurtuluşu için sava ş ı m verirken, aynı zamanda bütün insa n l ı ğ ı n kurtu luşu için d e savaşıyor. Bu, işçi, sınıfı n ı n sosyal v e tarihsel özgörevid ir. Bu yalnızca i şçi sınıfının topl u msal i ler­ lemenin a n a itici gücü olması olgusuyla ifade b u l muyor. Za m a n ı m ı zın temel sorununu, n ükleer b i r felaketi ön ley[p insanlığı bütünüyle yok olmo tehl i kesi nden kurtarma sonru n u n u çözme konusunda da emekçilerin .omuzlarına m uazzam b i r soru m l uluk yüklenm iştir. Leni n ' i n « barış ya l nızca yukarıdan sağlanamaz. Barış aşağ ıdan elde ed i l meliGir (1) sözleri özellikle g ü n ü m üz için geçerl i d i r. G ü n ü müzde emperya l iz m i n, öncelikle Amerikan emperya l i z m i n i n ateş kusan çevreleri, uluslara rası gerg i n l i ğ i azaltmak için ellerinden gelen herşeyi ya pan ul us­ ların ba rış çabaları nı d u rd u rmağa ça l ışıyorlar. N ü kleer roketlerin s ı n ı r­ land ı rı l masını ele o l o n Cenevre görüşmeleri, ABD' n i n tıkama politikası sonucunda d u rd u . ABD' n i n ilk vuruş roketleri Batı Avrupa'ya yerleştirildi. Silahlanma yarışı , niteli ksel bakımdan yeni ve daha teh l i keli bir tırma nışa g eçmiştir. A B D Orta Amerika'da ve dünya nın öteki bölgelerinde gergin­ liği körüklüyor. Kısacası , içinde bulunulan d u rum, b a rı ş sava ş ı m ı nın «aşağıdan .. canla n d ı rı l ması nı g erektiriyor. ..

Bu hedefe u laşmada belirleyici rol , işçi s ı n ıfına düşüyor. işçi sınıfı bu görevin üstesinden gelebilir mi? Işçi sınıfı n ı n top l u m u n geliş mesi üzerin­ deki dev etkileme pota nsiyelini ortaya koyan tari hsel kaza n ı mları n ı gözö­ nüne aldığı mızda, bu soruyu g üvenle « evet gelebi l i r .. d iye ya n ıtlayabi li­ riz. Bu, boyutları açısından benzeri. ol mayan b i r hareketi ya ratmış, ör­ g ütsel ve politik etki bakımından g üçlü, tarihdeki en büyük devrimci dönüşümlerin başa rıya ulaşmasını sağ lamış, i nsanoğ l u n u n yaşa m ı na yenilik getirmiş ve yaşayan sosya lizmi k u ra rak yaklaşık kırk yıld ı r em per­ ya lizmin bir d ü nya savaşı çıka rtma g i rişimlerine karş ı engel oluşturmuş olan b i r sın ıftı r. Böyle bir sınıfın çağ ı m ı z ı n a na tehd i d i ne etkin bir şeki lde karşı d u racağı, n ükleer bir yokoloşu ön leyebileceği konusunda en ufa k b i r kuşkuya b i l e yer yoktur. U l uslara rası işçi sınıfı hareketi , Büyük Ekim Sosya list Devrimi'nin yolaçtığı, çağ başlatıcı değişikl iklerden ayrı d ü ş ü n ülemez. Yaşayan sosya-

(i) 18

V . i.

Lenin, «Tüm Ya pıtl a r.. c. 35,

s.

88. (Rusça)


l i z m i n güçlenmesi, topl u msal gelişmenin baş ı n ı çeken itici g üç d u ru m u na gel mesi, a ntiem peryalist eylemlerin d ü nya çapında yayg ı n laşması, işçi sınıfını n g ücünü a rtırıyor ve onun barı ş ve topl u msal i lerleme sava şı m ı nda yeni adı mlar ata b i l m esi için geniş olanaklar yaratıyor. Olgular, işçi sınıfı n ı n topl umdaki gücünün ve politik etkisi nin sürekli yayg ı n laştı ğ ı n ı gösteriyor. Emekleriyle g ü n ü m ü z ekono misi n i n temelleri n i ol uştura n işçilerin sayısal g ücü d ünyan ı n pek ç o k yeri n de artıyor. işçi sınıfı g ittikçe daha yüksek b i r örgütlenme d üzeyine ulaşıyor ve toplumsal ve politik bakı mıa rd a n da g i ttikçe aktifleşiyor. Çok sayıda emekçi, ışçı s ı n ı ­ f ı n ı n çevresinde toplanıyor. M i lyonturca işçiyi biraraya getire n sendikal hareket, a rtık dünya çapında boyutlara ulaşmıştır. Bununla birlikte, işçi sı nıfı ha reket i n i n çok çeşitli koşullard a g el iştiği ni ve top l u mdaki öteki g üçlerin etkisi altında kald ı ğ ı n ı da akıldan çıkart­ m a ma k gerekir. işçi sınıfı, farkl ı toplu msal ve politik sistem leri n, u l usal kültürlerin ve geleneklerin karşılıklı etkileşimi ile karakterize edilen g ü ­ n ü müz sosyal ilişkilerinin ol uşturd u ğ u topl u msa l ya p ı n ı n bi r parçası, b i r böl ü m ü d ü r. Bu, emekçilerin savaşı m ı n ı etkiliyor v e b uS'ova ş ı m ı n eşitsiz gelişmesinde ifade b uluyo r. işçi sın ıfı kimi ü l kelerd e daha başarı l ı o l u p zeng i n savaşım d eneyimleri e l d e ederken, kimi ü l kelerdeki b a şarıları daha az göz doldu ruyor. Ayrıca, örg ütlü işçi sınıfı ha reket i n i n a ncak ş i m d i ortaya ç ı ktığ ı ü lkeler d e vardı r. Bunlar genellikle eski söm ü rg e lerd i r. Kapitalist ü l kelerde emekçileri n belirli kesi m i , hôlô topl u msal savaş ı m­ nedenlerle katılıyor. Bazı kapital ist ü lkelerde emek düşmanı yasa l a r sendikal ha rekete çok kötü d a rbeler i n d i rd i , send ikaları g üçten d ü ş ü rd ü , eylemlerinin v u rucu g ücünü azalttı . Buna ek olarak, kapitalist d ü nya ekonomisi n i n k i m i dollarında işsizliği n artması n ı n ve y e n i teknoloji n i n geti ril mesi n i n , sendi­ kaların üye sayısında bir azalma eğilimi ya rattığ ı n ı görüyoruz. lard an uzak duruyor y a d a bunlara salt ekonomik

Bu koşu llarda, işçi sı nıfı nın, iç ve dış politikada halkın d i ri msel ·çikar­ larıyla uyum içinde olan önemli çözümler g etirme kon u m larını g el i ştiri p koruması özel b i r a n l a m kazan ıyor. iş b ulma sorun u n u n iyice a ğ ı rlaştı ğ ı , işsizliğ i n d e v boyutlara vard ı ğ ı , enflasyonun kronik b i r d u ruma geld i ğ i koş u l l a rda, tekelci çevrelerin buna l ı m ı n y ü k ü n ü n büyük kısmı n ı işçileri n sırtına yıkmak, onların kaza n m ı ş o ld uk la rı sosyal ve politik hakları kısıt­ la mak, y ı ğ ınsal eyl e mleri n i n etkisini yumuşatma k için işçi s ı nıfına karşı sald ı rı başlatt ı ğ ı bir d u rumda, bu olgu, daha d a büyük bir önem kaza­ n ıyor. Tekellerin b u sal d ı rısı politik demagoj i ler ve sosyal ma nevra la rla bir­ l i kte yürütülüyor. Bu takti ğ i n a macı, kimi ö d ü nleri ve reformist parti ve örgütlerin yöneticileri n i n desteğini kullanarak işçi sınıfı hareketine s ı n ıf işbirliği politikası nı dayatmak ve «ortak g üçlükler» karşısında «ortak 19


ç ıkarlar» olduğu türünden sahte kanıtlarla, bunalımdan işçi s ı n ıfına zarar veren bir çı kış yolu bulma g i ri ş i m lerini haklı göstermektir. S ı n ı f kon u m l arına a rd ıcıl bir şeki lde bağ l ı kala n işçi örg ütleri b u tür taktiklere, işçilerin kazanımlarını kara rlı lıkla savunan ve e mperyalist çev­ relere, onların savaş ya nlısı politikala rı na karşı savaşı m ı yükselten kendi bunal ı m ı aşma prog ra m la rıyla karşı koyuyorla r. Bu, işçi sın ıfı ha reket i n i n istemlerinden d e anlaşıl ıyor. Bu i stemler, ücretler v e ça l ı şma koşulları g i b i hoşnutsuzluk kon u l a r ı n ı g ittikçe daha sık a ş ı p kapitalist d ü nyadaki ekonomik bunalımın derinleşmesi n i n b i r sonucu olarak müzmi nleşen ülke ça pı ndaki soru n l a rı bütünüyle ka psamaya ba şlıyor. işçi örgütleri silah­ sızlanma ve ekono m i n i n d e m i litarize edi l mesi için daha fazla baskı ya pmaya başlıyorla r, kendi ülkelerindeki ekonom i k ilişkilerin nitel i ğ i ve yönel i m i , eğiti m sistemi, geri kalmış bölgelerin g el işti ri l m esi, kad ı n ve gençlerin hakları, çevre korunması ve b i r bütün olara k toplumsal işlerin yürütülm esi konularına g ittikçe a rtan b i r kayg ıyla eğiliyorlar. B u ise, işçi sı nıfının sosya l - politik prestij i n i yü kseltiyor ve ona demokrasi ve toplu msal ilerlemenin savun u lmasında, önemli u lusal ve u l uslararası sorunlar kon u ­ sunda karar a l mada daha b ü y ü k b i r rol veriyor. Bu deneyimden ç ı ka rtılan ders, şudur: işçi örg ütleri sınıf çıkarl a rı n ı ne kadar tuta rlı b i r şekilde savun ur/arsa, d emokrasi savaşı m ı ndaki ve b u savaşıma katı lan çeşitl i sosyal kökenl i kişiler üzeri ndeki etkileri d e o kadar artar. Nitek i m , ta m da böylesi örg ütler sava ş karşıtı h a reketi n öncü leridi r ve bu sava ş ımda büyük b i r sayg ın l ı k kazan m ışlard ı r. Böylesi işçi örg ütleri n i n sah i p ç ı ktıkları işçi sı nıfı d aya nışması ve enternasyona­ lizm i l keleri, barış hareket i n i n daha b i rl i k içinde, d a h a m i l itan ve daha örgütlü olması na ya rdı mcı oluyor. Ileri işçi örgütleri, emperyalizmin m ili­ ta rist politikası na karşı somut a lternatifler ve açık hedefler öne sü rerek savaş karş ıtı ha reketin istemleri n i zeng i nleştiriyorlar. Bun lara örnek ola­ rak, Batı 'daki savaş ka rşıtı ha reketin en yayg ı n belg isi olan «roket değ i l , i ş ! "i göstereb i l i riz. Sendikalar, işçilerin sınıf ve d emokrasi savaşımı nda oldukça önemli b i r rol oynuyorlar. Bu, özellikle neye dayan makta d ı r ? B u , sendika l a rı n , b ü y ü k i şçi örgütleri o l m a s ı n d a n ileri g e liyor. Bu, send i ka ların, d ü nya n ı n t ü m sosyal - politik bölgeleri nde aktif olmalarından v e komü nist, ulusal kurtuluş, savaş karşıtı, a ntifaşist ve çevre ha reketi g i b i barış ve i ler­ lemeden yana öteki yığın h a reketleriyle kapsa mlı bir i ş b i rliği deneyi m i n e sa h i p olmaları ndan i leri geliyor. Ve s o n ola rak b u , sendikaların, onlara u l usla ra rası d üzeydeki eylemleri n i koord i ne etme olanağı veren ve çeşitli ü lkelerin işçi sınıfının d ünya politi kas ı n ı etkil emesinde etki n b i r a raç olan, ulusal ve işkolu düzeyindeki işçi örgütlerini birbirine bağlayan ulus­ lara rası b i r sisteme sa h i p olma l a rından i leri geliyor. Bütü n b u faktörleri b i r a raya g eti ren pota nsiyel, e n büyük işçi sı nıfı 20


örg ütü olan, 81 ü l keden 206 m i lyon üyeye sa h i p b u l u n a n Dünya Sendi­ kalar Federasyonu'nun çalışmalarında çok açık bir şekilde görül üyor. Işçilerin sınıf daya n ışmasına a rdıcıl b i r şekilde sadık kalan DSF, en ufak bir sapma göstermeksizi n, işçilerin çıkarları için savaşım veriyor ve em­ perya l iz m e ve onun halk düşmanı pol itikasına ka rşı savaşımı sürekli yaygı nlaştırıyor. işçi sınıfı, doğası gereği ba rışın korunması ve pekiştiril mesine, derin b i r' ilgi d uya r. Bu, işçi sınıfı n ı n topl u msal yaşa m koşu l l a rından, politik özlemlerinden ve son hedef o la ra k sömürü ve savaştan a rı n mış bir top­ l umsal sistem, « ul uslararası k u ra l ı n ı n barış olacağı, çünkü ulusa l d üzeyde heryerde aynı şeyin, emeğin egemen olaca ğ ı » (2) bi r toplum kurmayı a maçlayan savaşırnd a n kaynaklanıyor. işçi s ı n ıfı ve ö rg ü tleri barış için savaşı rken, 1 9. yüzyılda d o ğ m uş olan prol etarya hareketinin yüce savaş karşıtı geleneklerini sürdü rüyorlar. Barış mı savaş mı soru n u n u n çözümüne temelden yeni olanakla r getiren Ekim Devrim i , b u geleneklerin g el işmesi için güçlü bir ivme oldu. Utkan işçi sınıfı n ı n ul usla ra rası politikası d ü nya n ı n d üzeninde köklü değişik­ likler yaptı ve savaşı i nsan l ı ğ ı n yaşa m ı nd a n kesin olarak silmenin koşul­ ları n ı yarattı. Emperya l izm, d ü nya n ı n geleceğine, hiçbir tehditle karşı­ laşmaksı z ı n ve « g üçl ü olan h a kl ı d ı r» i lkesine dayanarak egemen olma yeteneği n i , bir daha ele geçi rmemecesine kaybetti. Büyük sosyal ist ülkeler toplul uğu içinde enternasyonalist dayanışma, eşitlik ve ka rdeşçe ya rd ı m laşma ilkelerine dayalı yeni tip uluslara rası i lişkiler kuruldu. leni n'in, farklı top l u msal sistemlere sa h i p ü lkelerin barış içinde yanyana yaşa ma l a rı görüşü, d ü nya çapında sayg ı kaza ndı. Bu görü ş bugün pek çok a n laşmada ve uluslararası ilişkiler pratiğinde ku­ rumlaştırı l m ıştır. Bunlar yal n ı zca reel sosya l izmin değil, sosya l ist ülke­ lerin d e tarihsel kaza n ı m ı n ı oluştu rduğu d ü nya işçi sın ıfı ha reketinin tü m ü n ü n başarılandı r. Böylece uluslara rası işçi sınıfı, savaş teh li kesine karşı savaşımı sağlam konumlard a n yü rütüyor. B u savaşı mda yakıcı h edef, emperyal i stlerin başlatıp körükled ikleri silahlanma yarışı n ı n d u rd u ru l ma sıd ı r. işçi sı nıfı b u hedefe yönelirken yalnızca kendi g eleceği için , bütün insa n l ı ğ ı n ge­ leceği için savaşı m vermekle kalmıyor, aynı zamanda tüm emekçil eri n yaşamsal ç ı karları için d e savaşıyor ve tüm ü lkeler halkları n ı n temel istemlerini d e d i le geti riyor. Silahlanma yarışından çıkar sağlayab ilecek h içbir sosyal g ru b u n bul un­ madığı ve buluna mayacağ ı sosya list d ü nyad a , e m peryalizmin sa l d ı rg a n politikası, savun m a ka pasitesini artırıcı ö n l e m l e r a l ı n ma s ı n ı zoru nlu kılıyor. B u önlemler, büyük fonların ve kaliteli işg ücünün önem l i bir

(2) Karl Marks ve Fried rich Engels, «Yapıtlar» c. 17, s. 5. (Rusça) 21


bölüm ü n ü n ekonominin gelişmesin i n yakıcı sorunlarından, halkın gen­ liğini a rtırma prog ra m l a rından uzak tutulmasına yol aç·ıyor. Emperya liz­ m i n savaş hazırlıkları gelişmekte alan ulusların bağımsızlı ğ ı na yönel m i ş dolaysız b i r tehd ittir. B u ulusları n si/ahlanma ya rı ş ı na sokul ması ise, b u ülkeler emekçilerin i n i ç i n d e bulund ukla rı çetin koşulları daha da ağır­ laştırıyor. Emperya l i z m i n savaş hazırl ıkları. m i lyonla rca insa n ı n sürekl i kötü beslenmeden. hasta l ıkta n, okuma-yaz m a bilmez likten v e yığ ı nsal işsizl ikten ku rta rılmasında, doğal zenginl iklerin yağmalanması n ı n ve çev­ ren i n ki rletil mesi n i n d u rd u rulmasında kulla n ı la bilecek kaynakları e m i p götürüyor. Silahlanma yarışının yakıcı sosya l -ekonomik etkileri n i n başta gelen ka , p ita list ü lkelerin emekç ileri tarafından görülebilmesi özel b i r önem ta­ şıyor. Bu ü lkelerin işçi sınıfı n ı n beyni, uzun yılla rd a n beri, a skersel sanayi kompleksi tarafından ideolojik ola rak yıkanıyor. Onlara . silah ü reti m i ol mazsa, sosyal ve maddi refa h ı n , ekonomik istikra rın olamayaca ğ ı gö­ rüşü beni mseti l mek i steniyor. Mil ita rist propaganda , savaş sanayi sinin sivil ü retime dönüştürül mesi olası l ı ğ ı n ı n benimsenmesini engel lemeye ça­ lışıyor. Böyle b i rşeyi n emekçileri ve topl u m u n tümünü « o l u msuz yönde etki l eyeceğ i »n i iddia ediyor. B u propaganda, işbulma sorun u n u , çok sayıda kişinin silah ya pı mında ça l ı şıyor olması olgusunu kullanarak, i şçi sınıfı ha reket i n i n kimi kesi mlerini etkil iyor ve b u kesi mleri silahsızlanma konusunda ikircime sokuyor. Bunlarda savaş ka rşıtı saveşıma ka rşı o l u m ­ s u z olmasa d a pasif bir tutuma yol açıyor. işte b u nedenle, savaş h a zı r­ lıklarının sosya l -ekonomik sonuçla r ı n ı n objektif b i r şeki lde ta h l i l edil mesi ve sila h l a n ma ya rış ı n ı n halkın koşullarını nasıl etkiled i ğ i n i serg ilemek, emekçi örg ütleri için, azami ölçüde önem taşı m akta d ı r. Bu konula r, sendikal h a rekette yayg ı n b i r şekilde tartı ş ı l d ı . Çok sayıda ulusal ve uluslara rası sendikal örgüt. d ikkatlerini bu sorunlar üzerinde yoğ u nlaştı rd ı l a r ve toplantılarında ve konfera nsıarında b u sorun la rı deri n ­ lemesine tartıştı l a r. 1 981 'de Paris'te topla nan. 6 2 ü lkeleden 1 1 5 send i ­ ka n ı n katı ldığı Silahsızl a n m a n ı n Sosyal v e Ekonomik Ya nları Üzerine Dünya Send ika l a r Konfera nsı'nda b u soru nların ta hliline büyük katkı lar yapıldı. Bu konular, belli başlı u l uslarara sı forumların, özel l ikle 1 983'de Ho Şin M i n h kentinde ya pılan Ki myasa l ve Bakteriyolojik Silahlara Ka rşı Ulusla rarası Sendikal Ha reket Konfera nsı'nın, 1 983'de Prag'da yapılan Barış ve Yaşam için, N ükleer Savaşa Karşı Dü nya Asam blesi'nin, 1 983'de Moskova'da yapılan Enerji Sanayisinde Silahsızla n m a n ı n Sosya l-Ekono m i k Ya nları üzerine U l uslara rası Sendikal Konfera ns ' ı n g ü ndemind e baş yeri tuttular. Gerek b u toplantılarda, gerekse benzeri başka topl a ntılarda, farklı yönel i m l erden sendika l a r si/ahlanma yarışı kon usunda ortak ya d a benzeş tutum l a r geliştirdi /er. Ş i m d i b u tutu mların özüme baka l ı m . Sila hlanma yarışı ka pittılist ül kelerdeki topl umsal yaşa m ı n belli başlı 22


a la nlarını ve özellikle de i şçi s ı n ı f ı n ı n sosyol -ekonomik çıkarlarını çok olu msuz bir şekilde etki l iyor. Si lahlanma ya rı�ı hem yeni işyerleri n i n a rt­ masını sağlayacak olan sivil işkolla rı n ı n gel işmesini frenl iyor, hem d e isti hdamdaki düşüşü g idermek için b i rşey yapm ıyor. Askersel işkollarında yeni işyerleri açmak için yatı rılan beli rli tutarda b i r para sivil i şkoııarına yatı rılsa , askersel i şkolla rındakinden kaba tasl a k iki ya da üç kat d a h a fazla yeni işyeri sağ l a r. S i l a h l a n m a yarışı başlangıçta savaş sanayisinde geçici bir canlanla n ma yaratsa da, daha son ra yığı nsal işsizliğe ve emek­ çilerin yaş a m d üzeyinin d ü şmesine yol açıyor. Silah la n ma yarışı yalnızca i nsa nların yaşama hakkıyla değil, aynı zamanda onların topl u msal, yurt­ taşlık haklarıyla d a oynuyor. 1 970' I erin son larında ve 1 980' Ierin başla­ rında bazı kapital ist ü l kel erd e yeni silahlanma prog ra mlarının baş­ latılması, doğal b i r şekilde , sosyal programların kısı tl a n masını, ücret­ l erin dondurulmasını, gericil i ğ i n sendi kalara sal d ı rısını da bera berinde getird i . Bunun yanısıra , i şçi- sınıfı h a reketinin en teh likeli d üşmanları alan neofaşizmin, şovenizmin ve mıtikomünizmin d e aktifteşmesi için elverişli bir hava oluştu. Bunlar emperya l iz m i n sa l d ı rg a n pol itika s ı n ı n her zamanki yol a rkadaşlarıdır. i şçi s ı n ı f ı silahlanma yarışından doğan tehlikeleri g ittikçe d a h a açık b i r şeki lde görüyor. Mil itarist propagandanın baskısı na karş ı n , i ş ç i sınıfı, � savaş teh l i kesine karşı savaşıma daha geniş boyutlarda ka tılıyo r, barış mı savaş mı sorusuna, kendi m i litan yakla ş ı m ı n ı geliştiriyor. Bu yaklaşım, halkın d i ri msel çıkarla rı için yapılan eylemler ile savaş karş ıtı p rotestola rı birleştirme çağrısında b u l u nuyor. Pasifist belg iler de içinde olmak üzere, savaş karşıtı ha reketin demokratik belgileri n i n emekçilerin hakları için verdikleri sava ş ı m la rd a n kaynaklanan a maçlarla bağlanmasını olanaklı kıl ıyor. Bunun b i r sonucu olarak, ka pita l ist ülkelerd e çok sayıda send ika, n ü kleer sila h la n ma yarışı i l e işsizl i k ve ekonomik buna l ı m ı n diğer ya nları arasındaki bağı g ittikçe daha fazla vurg ulamaktad ı r. Emekçileri n savaş ka rşıtı eylemleri n i n sivri ucu, savaş tehlikesinin �sas nedenine, em peryalizmin sa ld ı rg a n politikasına yöneliyor. Batı Avrupa'ya yeni ABD roketleri yerleşti ril mesinden kayg ı la n a n m i lyonla rca kişi, bu korkunç cephanel i kleri n oluşturu l masını protesto ediyorlar. 1 984' ü n ilk ya rısında Batı ü l kelerinde mi lyonlarca kişi gösterilere, yü rüyüşlere, barış yürüyüşlerine katı l d ı . Roket ka rşıtı h a reketin gelişmesine paralel olarak , işçi sınıfı n ı n geniş kesi mleri de, a rtık kararlı bir şekilde ha rekete geç­ menin zorunlu old u ğ u n u daha iyi kavrad"ar. Emekçilerin yükselen savaş karşıtı protestosu, g eçtiğimiz dönem boyu nca, « belediyel erd e antinükleer devri m » şeklinde, « pasifist isyan .. şeklinde ve Batı Avrupa'da kentleri ve k i m i bölgeleri n ükleer silahlardan a rı n d ı rı l m ı ş ilan etmeyi a maçlayan yayg ı n h a rekete bağlı diğer eylemler şeklinde kendisin i açıkça ortaya koyd u. M ilitan işçiler daha kararlı yol lara ve olana klara başvura rak sava ş 23


karşıtı g revler örg ütlenmesine, n ükleer atış ra m palarının kuşatılmasıno, ulusal çapta referandu mlar yapılmasına yard ı mcı oldular. Send ikalar barış ha reketinin başta gelen g üçlerinden b i risi d u ru m u na geldiler. Amaçları ve faaliyetleri n i n nitel i ğ i açısından sendikalar, kendi­ lerini barışı korumakla, savaş teh l i kesi n i önlemekle yükü mlü görd ü ler. Çünkü, emekçilerin dirimsel hakla rı ve çıkarları, özellikle yaşama, yara­ tıcı çalışma yapma ve sosyal g üvencelere sa h i p olma hakkını en iyi şekilde g e rçekleştirmek, a ncak barış koşul larında olanakl ı d ı r. Sendi­ kaların çoğ unl uğu, savaş ka rşıtı ha reketin t ü m ü n ü n belg ilerini (ya ni b u hareket i n tab a n ı n ı oluşturan pasifist, gençlik, kad ı n , d i nsel ve d iğer örg ütlerin belg i lerini) send ikal faa liyetleri n i n a maçlarını içeren hedef­ lerle boğla mayı b a şa rd ıl a r.

o

Artık, Avrupa'daki sendika federasyonları, barış için , silahlanma yarı­ ş ı n ı d u rd u rmak için savaşmayı, başta gelen görevleri ola ra k görüyorlar. Eskiden b u n u sendikaların a maç ve hedefleriyle uyumsuz b u l a n federasyonların bile ş i md i ki kon u m u b ud u r. Bu eğ i l i m kend isini en çarpıcı biçi mde, yükselen roket karşıtı ha rekette gösteriyor. B u h a rekette, FAC, i n g iltere, italya , Belçika, ve öteki Avrupa ü lkeleri n i n sendikaları büyük bir rol oyn uyor/ar. Send ikaların barış için eylemleri, g ü n ü m üzde, m i l itarizm i n kalesi d u r u ­ mundaki Amerika B i rleşik Devletleri'nde de gelişip yayg ınla şıyor. B u ü l kede ç o k sayıda emekçi örgütü, bugünkü yönetimin m i l itarist politika­ sına ka rşı koya n n ü kleer sila h la rı dondurma ha reketine a ktif bir şekilde katı l d ı l a r. AFL-CIO' n u n tutucu yöneti mi, Washi ngton' u n sald ı rg a n çiz­ gisini bir bütün olarak desteklemekle b i rl i kte, send i ka n ı n alt kademeleri n ­ den g e l e n iste m lerin tümünü görmezlikten g e l m e n i n eskisinden daha z o r olduğunu kab u l etmek zorunda kalıyor. 1 983 sonla r ı nda y a p ı l a n AFL­ CIO'nun 1 5 . Kongresi nde silahlanma ya rış ı n ı n d u rd urulmasını isteyen b i r maddenin deleg el eri n baskısıyla kararlar a rasına konması, b u n u özellikle gösteren b i r olg u d u r. ABD' ni n , m i l ita rist politikas ı n ı n b i r parçası olara k sosya list ülkelerle ticari ve ekonomik ba ğlarını kopartmak istemesi, işçi sınıfında ve işçi sınıfı örgütlerinde ciddi h uzursuzl uklara yol açıyor. Kapitalist d ü nyada k i send ikaların çoğ u nluğu, sosyalist ü l kelere karşı a m ba rgo, yaptı r ı m ve boykot uyg ul a nm asına kesin l i kle k a rş ı çıkıyor ve bu ülkel erle ekonomik ilişkileri n gelişmeğe deva m etmesi yolunda baskı yapıyor. Tica rette ayrı m ya pılması, böyle b i r ayrı m ı uyg u laya n ülkelerin emekçilerine gözle g ö rü l ü r b i r şekilde z a ra r veriyor. Ç ü n k ü , örneğ i n ABD'de, sosyal ist ü l kelerle ticaretteki her mi lya r dolarl ı k a rtış, bu ü l kede 87 bin yeni işyeri sağ­ lamaktadır. Ekonomik Yardımlaşma Konseyi'ne üye ülkelerle karşılıklı yarara dayalı tica ret pratiği olon Batı Avrupa'd a sendikalar, bu ü lke­ lerle ya pılan iş anlaşmaları n ı n yakla şık iki m i lyon kişilik işyerini ayakta 24


tuttuğ unu

b i l i yorlar.

Oysa

Batı

Avrupa'da, yal n ı zca AH ü lkelerinde

12 m i lyonu a ş kın işsiz vardı r. Sendikaları n verd ikleri savaş karşıtı savaşı m ı n önemli b i r ögesi d e ekonomik d üzen istemidir. Bu ise, silahlı tehdit d i pl omasisine, e m peryalizmin geli şmekte olan ü l kelere uyguladığı a s­ kersel baskıya m uhalefet ile uyum içindedir. Uluslara rası işçi sı nıfı hare­ keti n i n desteğ i n i alan b u ulusların sendikaları, Hint Okya n usu' n u , Ak­ d eniz'i ve Pasifik Okyanusu' n u barış bölgeleri d u ru m u na getirmek için, d ü nyan ı n d eğişik yerleri nde n ükleer silahlard a n arındırılmış bölgeler k u ru l ması için kampa nya yü rütüyorla r. hakça b i r uluslararası

Farklı top l u msal sistem lere sah i p ülkelerin emekçileri ve sendikaları, savaş tehdidi ve silahlanma yarışı k a rş ı sında aynı tutumu takınıyorla r. Bu, Havana'da 1 982'de ya pılan ve d ikkati ni savaş karşıtı savaş ı m ı n yük­ seltil mesi üzeri nde yoğu n laştıra n 1 0. Dünya Sendikalar Kongresi nde b i r kez d a h a g ö rü l d ü . Silahlanma yarış ı n ı n olumsuz etkileri n e özel b i r d i k ­ katle e ğ i l i n d i . .. Sendikalar v e 1 980'Ierin Teh l i keleri » adlı ana belgede, .. Silahıan m a yarışı, gerek u l usal gerekse u l uslararası d üzeyde, e m perya­ lizm i n stratejisinin kilit faktörlerinden b i risidir. Bu , emperyalist g üçlerin işçilere k a rşı kul l a nd ı kl a rı a ntisosyal bir silahtır» (3) deniyor. DSF, send i kaları n emperya l i z m i n sald ı rg a n g üçleri n i n tehditleri ne etk i n b i r biçimde karşı koyab ilecek b ü y ü k b i r yedek g üce v e potansiyele sahip oldukları g örüşünden hareket ediyor. 1 0. Kong re, sendikaları yeryüzünde barışı koruma sava ş ı m ı n ı genişletmeye çağırd ı , bunun sendikaların d iğer tüm faa liyetlerini yürütebilmeleri için vazgeçilmez bir koşul olduğunu be­ l i rtti. Barış ve silahsızlanma sava ş ı m ı n ı n iş, d a h a iyi b i r sosyal g üvenlik sistem i , daha iyi çalışma koşulları, çalışma haftasın ı n kısaltılması ve daha yüksek b i r yaşam sta n d a rd ı için veri l en savaşımla sıkı sı kıya bağ l ı old u ğ u n u vurguladı. DSF, bütün ülkelerde g üçlenmekte olan nükleer sila h la rı dondurma h a reketine enerjik b i r şekilde arka çıkıyor. Varşova Antlaşması ülke­ lerinin, silahsızlanma, kalıcı bir ba rı ş ü lkeler ve halklar a rasında eşit haklı bir i ş b i rliği için ya ptıkları önerileri destekliyor. DSF, Sovyetler Bir­ liği' n i n ilk n[kleer silaha b a şvurmama konusundaki ciddi yükü m l ü lüğüne yüksek bir d eğer biçiyor ve öteki n ükleer g üçleri d e SSCB örneğ i n i izle­ meye çağ ı rıyor. ,

BM Genel Kuru l u ' n u n ikinci özel silahsızlanma otu rum unda DSF' n i n yaptığ ı g i ri ş i m ler, uluslara rası i ş ç i sınıfı ha reketinde g e n i ş b i r yankı buldu.

(3) . Send ikalar ve 1 980'Ierdeki Tehlike» , Dünya 1 0. Sendikala r Kongre­ .

sinde Kabul Edilen Ana Belge, Havana, 1 0- 1 5 Şubat 1 982, DSF yınları. s. 1 5

Ya­

25


bu g iriş i m l erinde, savaş tehl i kes i n i n d a h a da a rtması nı önlemek için, ü lkeleri , aşağıdaki konulard a g üvence vermeye çağ ı rd ı :

DSF

- N ükleer silahların ü reti mine derhal yasak kon ması v e gerek yeni nükleer roketlerin g erekse öteki kitle kırım sistem lerinin g el iştirili p kul­ la nıl masıyla ilgili bütün projelerin donduru l ması ; - öncelikle BM Güvenlik Konseyi' nin daimi üyeleri n i n askersel gider­ leri n i n % 10 azaltı lması, elde edilen fonun sosyal-ekonomik gelişmede K u l lanılması ; - silahsızlanmaya yol açacak etkin önlemleri içeren b i r a nlaşmanın i mzalanmasını sağlamak amacıyla, halkların d eneti minde olacak bir görüşmeler siste m i n i n kurulması. işçi ha reketi n i n gerek bu, g erekse başka savaş karşıtı g i rişimleri n i n yerine getirilmesi, işçi sı n ıfı ha reketinin çeşitli m üfrezeleri n i n uyum l u ça­ balarını gerektiriyor. işçi s ınıfı ve örgütleri, yeryüzü n d e ka l ıcı bir barışı n ancak g eniş politik ve sosya l g üçlerin uyumlu ça ba l a rı, ka rş ı l ıklı a n layış ve işbirliği sonucu sağ la na b i l eceğini b i l m ektedi r. işçi sınıfı h areketi, h iç b i r şekilde, b u güç­ ler arasında ayrıcalıklı, öncelikli b i r yere sahip olmak istemiyor. Bütün barış g üçlerini demokratik b i r platformda bi rleştirmeyi a maçl ıyor. Bu a maca ulaşmanın temel önkoş u l l a rından birisi, savaş ka rşıtı sava ş ı m içinde işçi s ı n ıfı hareketi n i n kendi b i r l i ğ i n i n g üçlendirilmesidir. Ma rks' ı n . « çeşitli ü lkeler işçi s ı n ıfının bi rl i ğ i n i n ulusla r a rasınd aki savaşları olanak­ sız kılacağı .. (4) şekl i ndeki haklı va rg ısı, bugün her zamankinden daha açık b i r şekilde görülüyor. Farklı görüşlerden işçi örgütleri ve akımları arasındaki görüş ayrıl ıkları, onların barış a dına, sila hlanma ya rışını d u rdurmak için, uluslara rası i l iş­ k i lerde demokratik bir yeniden yapılanmayı sağlamak ve ul usları n yaşa­ mını etkileyen öteki müzmin soru nl a rı çözüme kavuşturmak için birlikte davra n ma l a rı n ı engelleyecek kadar üstesinden g e l i n mez boyutlarda de­ ğ ildir. Ama, b u a maçl a r için işbirl i ğ i n i n önü, henüz bütünüyle açıl m ış ol maktan uzaktır. Bunun n�denlerine baka l ı m . Kuşkusuz b u n u n a n a nedeni , emperyalist gericiliğin işçi sınıfı ha reketi üzerinde uyg ul a d ı ğ ı barış sorununu emekçileri b irleştiren b i r fa ktör ol­ maktan çıka rtıp, onları bölen b i r faktör d � ru m u na getirmeyi a maçlaya n yığı nsal baskıd ır. Savaş karşıtı savaş ı mlar. e mekçilerin. tekellerin ve bur­ j uva devletin i n g ittikçe artan ve barış savunucula rını ezen ideolojik ve politik bask ı l a rı altında bulunduğu koşullarda cereyan ediyor. Mi litariz­ min propaganda araçları, « g ü ç konumları .. politikasının savaşa karşı bir g üvence oluşturduğ unu, silahlanma ya rışının « Sovyet tehdidi ..ne karşı (lı) Ka rl Marks ve Fried rich Engels, Ya pıtlar, c. 1 6, s. 556. 26


b i r ya nıt olduğunu söylüyorlar. Antisovyetizm kendi içind e b i rbiriyle bağ l ı hedefler g üd ü yo r : Askersel h a rca maların a rtışı n ı h a k l ı göstermek v e y ı ­ ğ ı nların hoşnutsuzlu ğ u n u egemen çevrelere v e e mperyalist devletlere hiz­ m et eden b i r kanala, onların sosyal protestosunu savaş karşıtı sava ş ı m ­ d a n ayırn.:ıaya yöneltmek.

Emekçileri n s ı nıf b i l i nci a rttı kça, bu a maçlara ulaşma olanakları da s ü rekli aza lıyor. Bu sü reç, içinde bulunduğumuz a nda, d ü nya sah nesi n ­ d e k i toplu msal g üçlerin b u g ü n içinde bulundukları keskin k utuplaş mayla b i rl ikte, etki l eyici b i r şekilde h ızlandı. Halkın geniş kes i mleri, sosyal ist ü lkelerin a rdıcıl bir biçimde si la h sız la n m a iste m i n i öne sürdü kleri n i ve kabul ed i l m eleri nükleer teh l i keyi ortadan kald ı racak barış önerilerinde b u l u nduklarını, ABD ve öteki emperyalist devletlerin ise b u önerilere ceva p vermediklerini, b u yadsınamaz o lg u la rı kavramaya başlı yor. işçi s ınıfının

önünü yal n ı zca ser­ Bu çevreler, yıllar boyunca, h i ç aralıksız, sendikal hareketi böl m e politi kası yürüttüler v e send ikal hareketin savaş karşıtı savaşıma aktif b i r şekilde katı l masına karşı ç ı ktıla r. Yakın zamana kadar b u çevreler, savaş karşıtı sava ş ı m l a i şçil e ri n çıka rlarının sav u n u l m a s ı n ı b i rbirinden ayrı tuttular. Bu, send ikaların te k görevinin, emekçilerin sosya l -ekonomik kaza n ı m la r ı n ı savaş karş ı t ı . sava ş ı m ı n ı n gel işmes i n i n

maye g üçleri değ il, aynı z a ma nda sosyal refarmist çevreler d e kesiyor.

savunmak oldu ğ u v e barı ş ı n hükü metl erin v e pol i t i k partilerin i ş i oldu ğ u

a nl a m ı n a g eliyord u . Halkın savaş karşıtı d uygularının ve n ükleer tehlikeye karşı eylem bir­ liği ya pma isteğ i n i n yükselmesi karşısı nda, reformist send ikala r, U l uslar­ a rası H ü r işçi Sendikaları Konfederasyon u n u n 1 983'te yapı l a n 1 3. Kongre­ sinde olduğu gibi, yaklaşımlarını gözden geçirmeğe başladılar. U H iSK belgelerinde, s i l a h la n m a yarış ı n ı n herşeyden önce emekçilerin yaşa m ı n ı o l u msuz yönde etkiled i ğ i v e ul uslara rası send ikal ha reketin, b ü y ü k sava ­ şımlar sonucunda elde edile n sosyal kazanımların yeni b i r y ı kıcı savaşla yok olmasına izin veremeyeceğ i bel i rlendi. Benzeri maddeler, Dü nya Emek Konfederasyonu' n u n do en son belgelerinde yer a l ı yor. Savaş mı barış mı soru n undaki b u kesinlikle yeni tutu mlarına karş ı n , U HiSK d e , DEK d e a ntiko m ü nizmde d i renmeğe deva m ediyorlar. Oysa antikomünizm, send i kala rın savaş ka rşıtı ha rekette eylem b i rl i ğ i yapma­ l a rı n ı n ö n ü ndeki ana engel d i r. Bu örg ütler, silahıanma yarı ş �� n ı n nesnel nedenleri ni yanlış gösterip, emperya l i z m i n sald ı rg a n politikasıyla sosya­ list ülkeler topl u l u ğ u n u n s ü rd ü rdüğü barış pol iti ka s ı n ı aynı kefeye koyu­ yorlar. Bu örg ütleri n liderleri, farkl ı g örüşlerden send ikalar a rasındaki işbirl i ğ i ne karşı çıkmağa devam ediyorlar. B u n u n sonucunda, pek çok konudaki tutumları b i rbirine çok yakın olon, hatta üstüste düşen b u üç a na ul uslararası sendikal federasyon u n üyesi olan emekçiler, b i rb i rl eri n ­ den yalıti o n m ı ş d u rumda kalmağa devam ed iyor. 27


DSF, U H I S K ve DEK' n u n sila hsızlanma ve barış sava ş ı m ı konusundaki tavırları n ı n tutarsız ve s ı n ırlı olduğ u n u göz önünde tutuyor. Bununla b i r­ l i kte, bu örg ütlerin ta ba n ıarı n ı n silahlanma yarışı n a son veri l mesi ni, savaş sanayisinin ve askersel yatırı m ları n barışçı a maçlara yönlendiril mesine ve ived i soya l -ekonomik sorunların e mekçi leri n ç ı karına bir şekilde çöz ü m ­ lenmesin i iste melerine büyük ö n e m veriyor. Bu noktadan yola çıkan DSF Bürosu, U H i SK'e ve DEK'a', politi k tercihlerine bakmaksızın, tüm sendika­ lara, sila h la n m a yarışı n ı n daha da tırmand ırıl masını önlemek ve yen i tip silahlar üreti l mesi planlarının i pta l ed i l mesi için birl i kte davra nma çağrı­ sı nda bulundu. DSF, savaş karşıtı savaşımda, Lati n Ameri ka Emekçileri Sendikal Bir­ l i ğ i Sürekli Kongresi ve Afrika Sendikal Birl i k 0rg ütü g i b i Asya , Latin Amerika ve Afrika emekçi örg ütleriyle i şb irl iği yapmak istiyor. Bu örgüt­ ler, silahlanma yarışına son vermek, d i ktacı, faşist ve ırkçı rej i m ieri yalıt­ lamak, �keler arasındaki i l işkileri barış içinde ya nyana yaşama i l keleri temel inde gel iştirmek a macıyla eyleme geçiyorlar. DSF, savaş karşıtı ey­ lemler örg ütlemede, Barış ve Silahsızlanma için Ul uslararası Sen d i ka l Komite i l e enerj i k bir işbirl i ğ i ya pıyor. Bu örgüt, 1 982'de Du b l i n'de kuru l ­ masından bu ya na, barış g üçleri n i b irleştirmede ö n e m l i b i r faktör d uru­ m u na geldi. Avrupa sosya l ist ü l keleri sendikaları, savaş teh l i kesine karşı güçlü ey­ lemler yapıyorla r. Pershing-2 ve Toma hawk füzeleri yerleştiri l i r yerleştiril­ mez, b u ü l keleri n sendikaları Avrupa emekçilerine ve send i ka larına açık b i r mektup yol layarak, ba rışı savunma konusundaki i şb i rliğ i n i tüm d üzey­ lerde - bölgesel ve i şkolu send ikaları ve federasyon l arı, kardeş kentler, bütün Avrupa'yı k a psayan geniş çapl ı barış eylemleri - geliştirmeğe k a ­ ra rl ı old ukları n ı açıkl a d ı l a r. Bu açık mektupta şöyle d iyorlard ı : " Barı ş, sila hsızlanma ve farklı toplumsal sistemlerden ü l keler a rasında karş ı l ı klı çıkar sağlayan işbirliği için b i r Avrupa send i kalar toplantısına doğru atı ­ lacak bütün yapıcı adım l a rı destekliyoruz». Barış ve toplu msal i l erleme savaşçıları arasındaki b irl ik, ABD em perya­ l i z m i n i n ve o n u n NATO'daki ba ğlaşıkları n ı n m i l itarist hevesleri n i n karş ı ­ sında g üveni l ir b i r engeld ir. 1 984 May�s' ı nda Moskova'da yapılan, " Emek­ çilerin Dirimsel Çıkarları için, Yeni Bi r Savaş Tehl i kesine Karşı Savaşımda Sendikalar .. konulu u luslara rası konferansta bu vurg ulandı. Bu konferan ­ s a , 1 1 1 ü lkeden delegasyonlar ve b e ş ul usl a rarası send ikal örg ütün tem­ silci leri katılm ı ştır. Send ikal harekette, uluslara rası savaş karşıtı eylemlerin yeni biçimleri geliştiri i d i . i l k Barış i ç i n Sendikal Eylem G ü n ü 1 Eyl ü l 1 982'de, i kinci Dünya Sava ş ı ' n ı n başlamasının yıldönümünde, 1 0. Dünya Send i ka l a r Kongresi'­ nin çağrısına bir yanıt olara k d üzenlendi. O zamandan beri de, her yıl 1 Eyl ü lde, savaş ka rşıtı yürüyiişler, barış gösterileri ve başka eylemler ya 28


pılır oldu. DSF, bu yılki Ba rış Için Eylem Günü'nün ulusal sendi ka fede­ rasyonları tarafından, « iş için silahsızla n m a » belgisi ile kutlanmasını önerdi. Emekçilerin savaş ka rşıtı savaşımlarında eylem b i rliğ i ne doğr� g iden eği l i m güç topla mağa deva m ediyor. Bu, bütün barış g üçleri n i n emper­ yalizmin sa ldırg a n politikası na karşı birl i kte d i renmeleri için güçlü bir ivme oluyor. *

işçi s ı nıfı n ı n toplumsal ve tarihsel rolü n ü n a rtması, ona barışın kaderi . konusunda büyük bir soru m l u l u k yükı üyor. Işçi sınıfı kuşkusuz bu görevini yerine geti recektir. Çünkü onun savaşımı, emekçilerin sosya l adalet, ezilen halkların özg ürlük ve bağı msız l ı k ve tüm i nsa n l ı ğ ı n kalıcı beklentileriyle uyum içinded i r.

29


Sosya l izmin ekonomik g ücü barış politikasının maddi temelidir 1 970'Ier ve 1 980' l er, tüm d ü nyada pol i tikacıların, gazetecileri n ve b i l i m adamlarının karşılaştı rmayı sürd ü rd ü kleri i k i ony ı l ı ol uştu ruyor. Topl umsal koşullar ve uluslara rası e konomik ve politik i lişkiler öylesi n e değişti ki, 'bu n l a ra uyum gösterm e n i n ve bastıra n soru nlara yeni yaklaşımlarda bu­ lunmanın gereği kend isini deri nden h issettiri rken, g ü nümüzün, 1 980' lerin meyd a n okumasından g ittikçe d a ha fazl a söz ediliyor. Bu, herşeyden ön­ ce, d ü nya barı ş ı n ı n korunmasıyla ve politik ve sosya l-�konomik gelişme i l e yakında n ilişkili b i r meyda n okuma d ı r. Buna, herhangi kısmi bir ön­ lemle karş ı koyulamaz. Uzun e ri m i gözönünde tutan kararlar g ereklid i r. Bu yılın 1 2- 1 4 Hazira nı nda, Moskova 'da, sosya l ist topl uluk için böylesi ka ra rları koll ektif b i r b içimde a l m ak a macıyla, Ekonomik Yardımlaşma Konseyi {EVK)üye ü l keleri n i n bir tepe toplantısı ya pıldı. B u topla ntıya, B u l g a ristan, Küba, Çekoslovakya, OAC, Macaristan, Moğol ista n , Polon­ ya, Romanya, Sovyetler Birliği ve Vietnam'dan, komünist ve işçi partileri ­ n i n önderleri, hükü met başka n l a rı ve öteki parti ve devlet yöneticileri katıldıla r. Topl u l u ğ u n yaşam ı n ı n a na hta r soru n larını ta rtıştıl a r, geleceğe cesaretle baktıl a r ve g ü n ü m ü z ul uslara rası il işkileri n i n e n öneml i yönlerin i inceled i ler. Ta rihsel önemdeki belgeler " EVK Oyesi O lkelerin Ekonomik, B i l i msel ve Teknik i ş b i r l i ğ i n i n Deri n l eştir i l m esi n i n ve Daha da Gel iştiri lme­ sinin Ana Hatl a rı O zerine Açıklama .. ve « Barışın ve U l uslararası Ekonomik i ş b i rl i ğ i n i n Korunması .. d uyurusu oybirliği ile ka b u l edildi. Topla ntıdan sonra yaptığ ı b i r konuşmada, SBKP M K Genel Sekreteri ve SSCB Yüksek Sovyet Prezidyu m u Başkanı Konstantin Çernenko ş u n u vurg u la d ı : «Toplantı b i r dostl uk havası içi nde herkesin b i rbirinin çıkar v e gereksi n i mleri n i daha deri nden a nl a ma v e karş ı l ı k l ı eylemlerimizi d a h a da ya kın ve etki n kılma konusunda d uyulan sa m i m i a rz u temel inde g eçti. Biz g ücümüzü Marksizm-leninizmin tükenmez kaynağından ve enternas­ yonalizme bağlılıktan a lıyoruz. Bizi bi rleştiren ortak dava m ı za duyd uğ u ­ muz ortak ilgi ve sosya l i z m i n g el eceği konusundaki soru m l u l uklarımız­ d ır. ( l) Moskova toplantısının sonuçla rı, kardeş parti ve devletlerin, ekonomik i ş b i rl i ğ i n i ve sosya list ekonomik -bütün leşmeyi g üçlend i rmeyi a rdıcıllı kla sürd ü rme, barış ve yeni topl u m u n i l e rl emesi u ğ runa b i rl iklerini d a h a da g üçlendi rm e istemi n i ortaya koyd u. Alınan kararlar sağla m b i r temele, g ü n ü m üz d ü nyasındaki d u ru m u n kol lektif ve kapsamlı b i r çöz ü m lemesine daya n d ı rıldı. Sosyalist topl u l u ğ u n iç sorunları n ı ele a l ı rken böylesi b i r

( I ) Pravda, 1 5 Hazira n 1 984. 30


çıkış noktası seçi l mesi, tümüyle yeri ndeyd i . Çünkü b i r ya nda n yeryüzünün değişik bölgeleri nde ve değişik ülkelerindeki ekonomik, toplu msal ve poli ­ tik s ü reçler ş i m d i yakından birbiriyle bağlıdır. Ote yandan ise, d ünya sos­ ya lizmi, d ü nya barı ş ı n ı n koru n masında, halkları n ı n g üven l i ğ i n i n g üçlen­ d i ri l mesinde ve emperyalizme karşı savaşta öncü bir role sa h i ptir, ve b i r bütün ola ra k uluslara rası g elişm elere a rta n bir etkide b u l u n makta d ı r. EVK ü l keleri tepe toplantısı belgeleri, d ü nya olgusunun geniş bir yaklaşım ile, barış politikası n ı n maddi temeli olara k kavra n masıyla belirlend i : Ekono­ mik g el iş m eleri n i n değişik yönleri, d ü nya çapındaki politik soru nlarla yakın i l işki içinde ele alındı. Bu, onların politik çizg i l erini biçimlendi rme­ d eki bilimsel ve gerçekçi yaklaşımlarının bir göstergesi ve aynı zamanda, sosya l i z m i n i nsancı l ve demokratik özü n ü n d e b i r yansımasıd ı r.

GüNüMüZüN EN öNEMLI GOREVi Topluluk üyesi ülkeleri n komünist ve i şçi partilerinin liderleri ve hükümet başka nları, tüm halkla rın ve onların g üvenlerini emanet ettikleri politika - ' cılarının di kkati ni b i r kez daha d ü nyadaki politik ve ekonomi k orta m ı n d a h a i stikra rsız b i r d u ruma gelmiş olmasına v e b i r d ü nya savaşı tehlike­ sinin tüm i nsanlığı geçm işte görülmedik ölçülerde tehdit etmesi g ib i kor­ kunç 'bir olg uya çekmeyi, görev sayd ı l a r. U l uslara rası ortam gerg i nd i r, çünkü e m peryalizmin, özellikle A B D' n i n sald ı rg a n g üçleri, kendi lerini ne­ yin iyi, neyin kötü o l d u ğ u n u belirleyecek hakemler ola rak atamışlar ve bir çatışma, açıka kuvvet kullan ma, uluslara rası g e rg inliğin sıcak ocaklarını körükleme, d ü nya n ı n çeşitli bölgeleri nde çatışmalar ve b u na l ı m l ı d u ru m ­ l a r kışkırtma çizgisi tuturm uşl a rd ır. B i r avuç emperyalist g ücün b ölünme­ miş haki m iyetinin olduğu eski g ü nlere a rta n b i r ha sret d uya n pol itikacılar, ekonomik ve politik «yaptı rı mları " ve başka ü lkeleri n ve halkların iç iş­ lerine doğrudan karışmayı "kapita l i z m i n o eski g üzel g ün leri ..n i g eri ge­ tirebilecek adeta a h laksa l b i r fazi l et olara k kutsa mayı d enemekten hiç d e uta nç duymuyorlar. Bir daha ele geçmiyecek olan ı her ne pahasına olursa o l s u n g eri a l mayı d eneyen emperyal ist ikiyüz l ü l erin körl üğü, politik soru m ­ suzluğu ve sınıfsal egoizmi, mi lyonlarca insa n ı felaketlerle karşı karşıya b ı rakıyor. Bu, insanlığın yaşa m ı için onarı l ma z sonuçlara yol açabilir. Açıklamada şöyle deniyo r : " Dü nya barı ş ı n ı n korunmasından ve n ükleer bir Fe/aketin önlenmesinden daha önem/i bir görev yoktur. Silah/an m a ya rışına s o n veri l mesi. si l a h l a r ı n i n d i rimine b i r d ö n ü ş v e askersel -stratej ik dengenin daha a l t d üzeylerde tutulması, şimdi birincil önemded i r. B u a y n ı zamanda, d ü nya ekonom i k orta m ı n ı n iyileşti rilmesi n i n de önem l i ko­ ş u l ud ur. » (2)

(2) Pravda, 1 6 Haziran 1 984. 31


Nükl eer silahıanma ya rışı nda o rta menzi ı l i ABD roketleri n i n k i m i NATO devletlerinde konumlandırı lmasıyla başlayan yen i tur, halkların üzerine ağır bir yük o l a ra k çökmüştür. Emperyalist strateji uzmanları pol itik ve topl u msal istikrarl a rı n ı bozmak ü mi d iyle sosyalizm ve i lerleme güçlerini hedefl iyorlar ve varolan ul uslara rası ekonomik i lişkiler siste m i n i kom ü niz­ me karşı kavgaları uğruna feda etmeye hazırlan ıyorlar. Bu, aynı zamanda sa l d ı r ı n ı n yayı ldığı bir a l a n d ı r. Geçmiş başa rısızlıkla rı ka b u l etmeye ve bunlard a n ders çı ka rmaya yanaşmayan Reagan yöneti m i , ekonomik şantaj yöntemlerine başvuruyor, a mbarg o uyg u l uyor ve emperya list buyruklar önünde eğilmeyi reddeden u l uslar ı e n acılı b i r şekilde vuracak « ya ptırım­ lar» icat etmek için alışılmamış çabalar gösteriyor. Ne ki, d ü nya ekono m i k bağları n ı n kasıtlı ? Iarak koparı l ması geri tepe­ rek kapitalist g üçlerin kendisini v u rm uştur. Uluslara rası ticareti, parasal ve mali i lişkileri dezorga nize etmiş, ekonomik d u rg un l u ğ u uzatmış, zaten zoru n l u olan ekonomik iyi leşme üzerinde bir fren etkisi göstererek en acı toplumsal sorun la rd a n b i ri olan yığınsal işsizlik gibi sorunları azdırmıştır. Açıklama b u tür politikadan özellikle en fazla acı çekenlerin, gelişmekte olan ü lkeler olduğunu bel i rtiyor. Çünkü e m perya l ist g üçler, bunal ı m ı n yü ­ künü bu ü lkeler halkları n ı n omuzuna yıkmak, bunların söm ü rüsünü yoğ u n ­ laştırmak, u l usal ekonomilerine yabancı sermayeyi sızd ırmak için her türlü ekonomik ve politik baskıya başvu rmaktadır. Topla ntıya katı la nlar, yumuşa m a n ı n , d ü nya n ı n tüm halkları için gerek­ li ve veri m l i old u ğ u n u vurg uladılar. Yumuşama, u l uslara rası i lişkileri iyi­ leştiriyor, ül keler a rası karş ı l ı k l ı yarara daya l ı ekonomik bağların geliş­ mesine h izmet ediyor ve gelişmekte olan ü l kelere ya rd ı m ı n a rttı rılmasına ya rd ı mcı o l uyor. Moskova açıklaması nda yer a l a n her olumlu sonucun sağlam laştırılması ve artırılması için çaba gösteril mesi istem i , b u rjuva propagandasın ı n halkları y u m uşa m a n ı n sosya l ist ülkelerce gömülmüş olduğuna i na n d ı rma denemeleri n i n , ya l n ı zca a l ışı lagelen b i r a ntikomün ist masal olduğunu ortaya koyuyor. EYK üyesi ü l keler, a rtan savaş tehdidine kend i seçenekleriyle karşı çık­ tıla r : Barışın güçlend i ri lmesi ve u l uslara rası g e rg i nl i ğ i n azaltıl ması, eko­ nomik a l a n da içind e olmak üzere, çeşitli a l a n la rda, tüm egemen d evlet­ lerle işbirliği çizg i s i . Açıklama, yumuşamadan yana olon ve nükleer çıl­ g ı n l ı ğ a ka rşı çıkan herkesi b u yönde ortak ça ba göstermeye çağ ı rıyor. B u çağ rı, toplantıda temsil ed i l m eyen sosya list ü l kelere yöneli ktir. Yeni toplumsal sistem i n kendi doğası , nesnel o la rak, ba rışın korunması için or­ tak eyl em g e reksi n i mi n i doğu ruyor. B u çağrı, bağlantısızlar hareketi nde yer a l a n gelişmekte olan ü l kelere yöneliktir. Barış ve halkların g üven l i ğ i, b i r boyunduruğa dönüşen silah­ l a n ma yarışı nı denetleme ça ba ları, bu ü l kelerin sosya l -ekonomik ilerle­ mesi için vazgeçil mez koş u l u ol uşturuyor. 32


Bu çağrı, ayn ı zamanda sanayi leşmiş kapital ist ü lkelerde yöne l i ktir. Sosyalist devletler, barış içinde yanyana yaşa ma için d ürüst koş u l l a r sunu­ yorlar. Sosya lizmin savaşa ihtiyacı yoktur, üstünlüklerini ba rışçı ya rışma içinde gösterebi l i r. iki

Toplantı - iki sonuç

Moskova'da kabul edilen net, derin ve g erçekçi prog ram ışığında, yedi önde g elen kapitalist ülkenin son Londra tepe toplantısı (Hazira n 1984) i l e doğrudan b i r k a rş ı laştırma ya pıl ması dağal o l a ra k kend i n i dayatıyor. B u toplantı, kapitalist d ü nya n ı n keskin sorunları n ı e le almak zorunda kald ı : işsizl i k , enflasyon, devlet bütçe açıkları, u l uslara rası mali siste m lerin isti kra rsız l ı ğ ı , koru m a c ı l ı k vs. Ne k i , uzun eri m l i kollektif strateji üzeri nde ça l ışmak zorunda kalan toplantıda bu sorunların « a m balaj ı » daha i nce bir hale geti l med i . Asl ı n ­ d a , beklenen de b uydu, çünkü, ABD v e öteki NATO ü l keleri c i d d i ekono­ m i k sonuçlara gebe olan, silahlanma yarışını tırmand ı rma yolundaki d ı ş politika çizg i lerini s ü rd ü rd ü kl eri sü rece, b u soru nların çöz ü m ü n ü bul mak, havanda su döğmektir. Görüşmeler sonunda kabul ettikleri, ciddi a n laş­ mazlıkların izleri n i -gerek ekono m i k, gerek m a l i ya da pol itik a l a n l a rda­ taşıyan belgelerin h i ç b i ri , h erhangi b i r yeni g i rişim içermiyor. Belgeler ya l nızca eski konumları tekra rlamakla yetiniyor. i k i tepe topla ntısı a rasındaki temel fark l ı l ı kl a ra geli nce. B i ri ncisi, EYK ü l keleri liderleri, Yed ilerin g üzel a ma boş açıkla maları n ı n karşısına d ünya soru n la rının çözü m ü için yapıcı ve gerçekçi bir prog ra m l a çıktı l a r. I k i ncisi, Moskova Toplantısına katı l a n l a r, doğrudan ve hiçbir i k i rcime yer ver­ meyecek şekilde, uluslara rası ekonomik d u ru m u n iyi leşti ri l mesi n i n esas koşul u na ; silahlanma ya rış ı n ı n d urd urulmasına işaret ettiler. i nsa n l ı ğ ı n çıkarına o l a n bu yola g i rmek i ç i n , her şeyden önce Avrupa'ya y e n i n ü k ­ l e e r silahların y ı ğ ı l masına, özel l i k l e bölgeye orta menzi l l i Ameri kan r oket­ leri n i n konumland ı rı l ma s ı na son vermek gerekl i d i r. EYK üyesi ü l keler komünist ve işçi partileri önderleri ve h ü kümet başkanları, eğer Batı h a l ı ha zı rda yerleştiri l m i ş olan roketleri geri çekme yönünde a d ı m l a r ata rsa , kend ileri n i n de, ka rşı Ö nlemlerini kald ı rma yönünde a d ı m l a r atacaklarına i lişkin g üvenceyi bir kez daha yinelediler. Bu nü kleer silahların indirimi üze­ rine görüşmelerin sonuca bağlanmasını olanaklı k ı laca k ve böylel i k le aynı za manda, Avrupa, h e m orta menzilli hem de taktik nükleer silahlar­ d a n temizlenebilecekt i r. Moskova Açıklaması, sosya l i st topl uluk devletleri n i n daha önceki barış g irişi m lerini dile getird i : N ükleer silah denemele ri n i n tam ve genel yasak­ l a n ması . üzeri ne anlaşmaya varma çağrısı, uzayı n m i l itarizasyonunun, uzayda ve uzayd a n yeryüzüne kuvvet kullan ı m ı n ı n yasa klanması, Avrupa 33


kıtasından başl ıya rak d ü nya çapında ki myasa l silahları n yok ed i l mesi ve yasaklan ması. Va rşova Antlaşması ül keleri Politik Da nışma Kom i tes i ' n i n Prag toplantısında (Ocak 1 983) ya pılan, Va rşova AntICışması v e NATO üyesi devletler a rasında Barışın Korunması ve Ka rş ı l ı k l ı Silahlı Kuvvete Başvurmama Antlaşması bağlan ması önerisi özel b i r önem taşıyor. Asker­ sel h a rcamalarda i nd i ri m e g i d i lmesinde a nlaşma sağlan ması - bu kısa ' bir zaman önce Varşova Antlaşması devletleri tarafından, NATO ülke­ lerine götü rülen bir g i ri ş i m d i r - u l uslara rası ekonomik ve pol itik i l işkilerin iyi leştiri l mesi ne doğru büyük bir h a m le ola b i l i r. Serbest kalan fon l a r, ge­ lişmekte olan ülkelere yard ı m do içinde, -ekonomik ve toplumsal i lerleme a maçları için k u l l a n ılabilir. Sosya l ist topl u l u k tüm d ü nyada barışın ve g üve n l i ğ i n g üçlend i ri l m esine yönelik g e n iş önlemler yelpazesi öne koym uştu r. Çünkü, nükleer silahlan­ ma yarı ş ı n ı d u rd u rmak içi n henüz çok geç olmadığı na i n a n ı l ıyor. Eğer eşitl i k ve eşit g üvenlik i lkesi titizlikle gözeti l i rse, eğer pe 'itik gösteriler ve namuslu a d i l ve yapıcı b i r d iya log yürütülürse, u l uslara rası gerg i n l i ğ i n teh l i keli artı ş ı n ı n üstesi nden gelmek v e değişik toplu msal sistemlere sa h i p d evletler a rasında hakça i ş b i rl i ğ i n i ve karş ı l ı k l ı g üveni g üçlendi rmek o l a ­ n a k l ı olabilir. Işte bu nedenle EYK ül keleri ekonomik a l a n d a o raya sü­ rek l i yeni engeller d iken emperya list politika n ı n ka rşısına kendi eyle m prog ra m l a rı n ı çıkardı l a r. B u n u n a m a c ı , isti krarl ı u l u sl a ra rası pol itik ve ekonomi k i l işkiler g eliştirmek, d ünya ekonomik bağlarını iyileşti rmek, u l us ­ la rarası yumuşa m a n ı n d eri nleşmesi n i n m a d d i temel i olarak ekonom ik gü­ venl i ğ i sağ l a makt ı r. B u , som utta ne a n lama gel mekted i r? Bu soru n u n net ve ayrı ntı l ı ya nıtını ekonomik tepe topl a ntısı n ı n belgeleri veriyo r : " EYK üyesi ülkeler u l uslar­ a rası ekonomik i l işki lerd e her türlü sömü rüyü d ışta l a ma , engellenmemiş b i r u l uslara rası b i l i msel ve teknik işbirl i ğ i n i n sağla nması, ticari .i lişki lerle ayrı m c ı l ı ğ ı , yapay engell eri ve eşit olmayan değ işimi ka ldı rma, hammad­ deler bes i n maddeleri ve m a m u l maddeler i ç i n ekonomik olarak a d i l ve hakça b i r i l işki kurma ve b u amaçla çokuluslu tekell erin faaliyeti üze­ rindeki deneti m i sıkı laştırma amacına yö nelik etk i n kara rla rı n ve davra ­ nışları n beni msen mes i n i n ardıcıl savu n ucularıd ı rl a r. EYK üyesi ül keler mali ve parasal i l işkilerin d üzenlenmesi n i savun uyor, yüksek faiz ora n ­ l a rı n a karşı çı kıyor v e kred i verme ve geri ödeme koşu l la rı n ı n norm a l leş­ tirilmesinden, b u koşu l l a rın, öze l l ikle gelişmekte a l a n ülkelerin borçları açısı ndan, politik baskı ve içişleri ne karışma a racı olarak kullanılmasını ö n l e';' ekten yana çıkıyorlar. (3) Bu sonuç olarak, sosya l ist devletlerin u l usla rarası ekonomik ilişki lerin adil ve demokratik bir temelde yeniden yapılandırılmasında ve yen i bir uluslara rası ekonomik düze n i n kurulmasından ya na sağlam b i r tutum

34


takı ndıkları n ı n ve bu konuda Asya, Afrika ve Lati n Amerika ü l keleri n i kararl ı lıkla destekled i kleri n i n b i r kez d a h a doğrulanmasıdır. Topl u l u ğ u ­ muzun komünist v e i ş ç i parti leri , politika l a r ı n ı , tek tek bölgeler v e ü lke­ leri n gelişme d üzeyleri a rası nda böylesi derin uçuru mlar varken, i nsa n l ı ­ ğ ı n istikrarlı v e uyum l u b i r ekonomik ilerleme yol undan yürü m esi n i n ola­ naksız olduğuna i lişkin deri n i nançlarına daya ndı rıyo rla r. Moskova top­ lantısı, işte b u nedenle, yeni kurtulmuş devletlerin, g eri ka l m ışlıkları n ı n soru m l usu eski sömürgeci g üçler tarafı nda n geçmişte emilen v e bugünde e m i lmeye deva m ed ilen geniş kayna kları n ı n taz m i n ed i l mesi isteml eriyle tom bir daya nışma içinde olduğunu bir kez daha d i l e g eti rd i . Oçü ncü Dünya n ı n yağmas�na katı l mayan sosya list topluluk, Oçü ncü Dünya n ı n halklarına, ekonomik ilerleme çabalarında kendi payına yapabi leceğinin en iyisi i l e yard ı m göstermeyi s ü rd ü recektir. Sosyalist ve kapital ist ülkeler a rasında ve aynı zamanda b u n l a r ı n işlet­ me ş i rketleri a rasında, karşılıklı yarara daya lı bağları n gelişmesi, ul uslar­ a rası ekonomik i l işkileri n normalleştiri l mesi n m temel u nsurud u r. Prati k, böylesi bir işbirliği nden iki tarafın d a yara r sağlad ı ğ ı n ı gösteriyor. Eko, namik, b i l i msel ve teknik temaslar için istikrarlı bir sözleşme temeli sağ ­ l a nması için, sosyal i st top l u l u k ü lkeleri ve EVK ve AET arasında b i r a n ­ laşmanın bağ l a nmas ı na hazırd ı rlar. Ka bul edilen belgeler, orta klaşa çabaların Avrupa Güvenlik ve i ş b i rliği Konfera nsı Sonuç Belgesi, Mad rid Topla ntısı sonuç belgesi ve B M karar­ l arında yazı l ı bir dizi öneml i tavsiye ve m utabakatın :':ota rı l masına yar­ d ı mcı olduğunu bel i rtiyor. B u n l a r ı n ard ıc ı l lıkla uyg u la nması, u l usla rarası ekonomik g i d i ş i gözle görü l ü r ölçüde normalleştirebilir. Emperya lizme, sö­ m ürgec i l iğ e ve yenisömürgeci l i ğ e karşı d i renen, savaşın ve sa l d ı rga n l ı ğ ı n önüne d i k i l e n kuvvetli g üçler d e biçimlenmiştir. Açı klamada , g ü nü m ü z ü n canalıcı sorun l a rı r ı n çöz ü m ün d e b ü y ü k b i r katkısı olan Bağ l a ntısızlar Ha reketi'nin faaliyetine yüksek bir değer biçil iyor. B a rı ş ı n ve u l uslararası g üven l i ğ i n g üçlendirilmesinde BM'in rol ü n ü vurg u layan sosyalist topluluk devletleri B M çerçevesinde g ü n ü m ü z ü n a n a hta r ekonomik sorun l a rı üze­ rine d ünya ça pı nda görüşmelere başlanması çağrısını yaptı lar. Uluslara rası politik ve ekonomik il işkilerin normalfeştiril mesi istemi, tü m halkların ekonomik pota nsiyel l eri n i son u n a kadar gel işti rmeleri n i n ve ba­ rış, ada let ve karş ı l ı k l ı işbirliği koşulla rı nda ilerleme yol u nda a d ı m l a r atmaları n ı n sağ l a nması i ç i n değişmez b i r şeki lde iyi n iyet ve kayg ı gös­ teren sosya l i z m i n gerçek özü ile uyum içi nded i r. işbirliğinde yeni bir

aşama

EVK ü l kelerin i n a rdıcı llıkla izledikleri b a rış ve ekonomik ilişkilerin g el iş ­ tiri l m esi politikası, eri l a r ı n ekonomik pota nsiyelleri n i n s ü e k l i büyü mesine 35


daya nıyor. Artık b i r sosyalist devletler top l u l u ğ u vard ı r ve tari hte daha önce hiç olma m ı ş i l i şkiler olon ta m eşitlik, yoldaşça karş ı l lıkıı yard ı m laşma ve kollektif işbirl iği g i bi yeni ulusla ra rası i l işki leri n örneğ i n i vererek, 3 5 yıl­ d a n b u yana başa rıyla gelişmekted i r. Kardeş ü l kelerin temsi lcileri n i n 1 969'daki b i r önceki topl a ntısı kend i n i ta mamen doğrulayan sosya l i st eko­ nomik bütün leşme çizg i s i n i seç m işti. Son onbeş yıl içinde, kapita lizmin sanayi ü reti m i ya l n ı zca üçte b i r a rtarken, b u ü l keler sanayi ü reti m i ni iki kat artırd ılar. Ama, elbette bu, yal n ızca ekonom i k büyüme oran ı soru n u değildir. Yeni siste m i n temel topl umsal üstü n l ükleri d e tüm boyutl arıyla kend i n i ortaya koym uştur. Kardeş d evletlerin ekonomik çıkarl a rıyla karş ı l ı k l ı yara rı uyumlaştı rmak için kol lektif ça l ı şması, Marks' ı n öngörüsü olon « ü reti m i n toplumsal biçi m ­ leri n i n uyu m l u ulusal v e u l uslara rası işbirliğ i " (") yön ünde b i r atı l ı md ı r. Bu açıdan, 1 971 'de benimsenen Işbirliğinin Daha Deri nleşti rilmesi ve Mükemmel leştirilmesi ve Sosya list Entegrasyo n u n Gelişti ri l mesi için Kap­ sam l ı Prog ra m , ve yine uzun eri m l i çok taraflı ve i k i l i işbirliği prog ra m ­ l a rı özel önem taşıyor. B u n l a rı n g e rçekleşti ri l m esi s ı rasınd a elde edilen değerli deneyi mlere d ayanarak, Moskova toplantısına katı lanlar, ekono­ mik stratej i n i n ve ekonomik enteg rasyonun daha derin leşti ril mes i n i n en önemli soru n la rı n ı tartıştı lar. Topla ntı b i l d i risi, sosya l i st ü l kelerin mevcut aşamadaki ekonomik geliş­ mesinden doğan yeni görevl eri, ekonomileri n i n entansif ve d a h a etki n b i r gelişmeye yönlend i ri l mesi bağlantısı i ç i n d e formüle ediyor. Bunların çö­ z ü m ü , sosya l i z m i n maddi ve tekn i k teme l i n i n pekişti ril mesine ve emekçi h a l k ı n refa h ı n ı n yükselti l mesine ya rd ı mcı olacaktır. Bu, proleter enternas­ yonal i z m i n i n g üc ü n ü ve etk i n l i ğ i n i özetleyen bir s ü reç olon, Avrupalı top­ luluk devletleriyle karşılaştı rıld ı ğ ı nda Küba, Moğolistan ve Vietna m ' ı n ge­ l i ş me d üzeyleri öncel ikli olmak üzere, EYK ülkeleri n i n ekonomik gelişme d üzeyleri n i n adım a d ı m eşitlenmesi sürec i n i n hızland ı r ı l m a s ı n ı öngörmek­ ted i r. Yaş a m ı n sosya l i st top l u l u ğ u n ö n ü ne koyd uğu yeni büyük görevl er, eko­ nomik işbirliği ve b u n u n meka n izmasının biçim ve yöntemleri n i n dahc:ı d o iyi leşti ri lmesini g erektiriyor. Oncelikli ola rak n iceli ksel büyümeden n ite­ l i ksel büyü meye geçiş, ekonomik olarak otu rmuş ve a n l a ş ı l m ı ş b i r ya pısal politi ka n ı n yü rütülmesine, tüm toplumsal ü retim i n teknik d üzeyin i n kara r­ l ı l ı kl a yükseltil mesine, b i l i msel ve teknik i lerlemenin ve kaza n ı m l a r ı n ı n uyg u lanmas ı n ı n h ızlandırılmasına i l işkin görevleri ö n e çıka rıyor. Topla ntı, kardeş ü lkel eri n işbirl i ğ i n i n yayı lması, ü retimde uzmanlaşma n ı n ve i ş b i r­ l i ğ i n i n d erin leşmesi, karş ı l ı kl ı ticaretin a rtırıl ması için va rolan hatırı sayı l ı r rezervleri bel i rtti, ve d a h a etkin b i r i ş b i rl i ğ i i ç i n gerekli o l o n h e r şeye sa h i p olduklarına i l iş k i n inancı d i l e getird i . (',) Karl Ma rks, Fried rich Eng els, Ya pıtlar, c . 1 7, s . 553. ( Rusça) 36


Tüm sosya list devletterin ekonomik yaşa m ı g i b i , bütünleşme süreçleri d e enta nsif yöntemlere yönel iyor. B u toplantı n ı n karşılıklı işbirl iğ iyle i lişkili ala n la rd a , ve yine eğer ilgili devletler a rzu gösterirlerse, öteki sosyal­ ekonomik alanlard a , ekonomik politikaların işbirliğine hız verme kararı i l e ca nlı b i r şekilde ka n ıtland ı . B u karşı l ı k l ı çıkarlara dayal ı başlıca sorun­ ların çözü m yol larının ortaklaşa oluşturulması a n l a m ı na gel iyor. Bu, kar­ deş ü lkelerin her b i rine, uzun eri m l i ekonomik gelişme ç izgilerini daha kesi n l ikle bel i rleme ve b i l i m , teknoloj i , maddi ü reti m ve sermaye donatı­ m ı nda doğruda n işbirliğini ayrı ntılı planlamada öteki ülkelere katıl ma ola­ nağı sağlayacaktır. Ekono m i k politika n ı n eşgü d üm l ü çalışmas ı n ı n d üzeyin i yükseltmek ve u l uslara rası iş böl ü m ü n ü d a h a üst bir aşamada derinleştirmek için parti ve d evlet başka n l a rı d üzeyi nde d üzenli toplantıların g erçekleşti ril mesi n i n gereği tesl i m ed ildi. Bu, kom ü n ist ve işçi parti leri n i n işbirliğini gel iştirme, ekonomik kuruculuk da deneyim alışverişi faal iyetini g erçekten kollektif ve s ü rekli kı lacaktı r. Toplantı, kuruluşlar, işletmeler ve örg üt,l er a rasında doğrudan bağların kurulması ndan ve geniş b i r üreti m işbirliğinden yana çıktı. Meta-para i lişkileri n i n, özell ikle de, ka rşılıklı tica rette fiyat oluşu­ munun ve ekonomik bağ l a rda parasal ve m a l i a raçları n iyileşti rilmesi, g eçerli ortak para olan transfer ed ilebil i r rublenin (') g üçlend iril mesi ile, faa l iyetin planlanmasının daha etki n l i kle b i rleştiri l mesi gerekl i d i r. EYK üyesi ü lkeler komünist ve işçi partileri önderleri ve h ükümet baş­ kanları, bili msel ve tekni k işbirliğine büyük önem verd i l er. EYK içinde, ulusal progra m l a r temel inde gelecek 1 5-20 yıl içi n Bili msel ve Teknik ilerleme için Kom pleks Prog ra m üzerinde çal ı şı l ması için anlaşmaya va­ rıldı. B u sorunların ortak ça ba l a rl a daha hızla çözül mesi için m uta b ı k kal/nan b i r politika n ı n v e kimi alanlarda d a ortak b i r b i l i msel v e teknik politika n ı n izlenmesine yard ı mcı olacaktı r. Sosyalizm, en karmaşık bil imsel, teknik ve ekonomik soru nları kendi çabalarıyla çözme yeteneğ i nd ed i r. Yoğun (entansif) ve çok ya n l ı pota n ­ siyeJleriyle planlı ekono m i n i n d e v potansiyel lerini k u l l a na rak, kardeş ü l ­ keler, emperya lizmin yeni top l u m u n i lerlemesi ni d u rd u rmasına ya d a , E Y K ü lkelerinin u l usla rarası ekonomik yaşa ma kat ı l ı m ı kısıtla masına izin vermeyeceklerd i r. Kendi işbirl iğini g üçlend i rmesi, sosyalist topluluğu her­ hangi b i r ekonomik şa ntaj ve d i kta g i rişimi nden koruyor, ve teknik, eko­ nomik ve savunma bakımıarından daha da ya ra a l maz k ı lıyor. Bunun ya n ı s ı ra sosya list topl uluk, topla ntı n ı n da b i r kez d a h a gösterd iği g i bi, hiçbir zaman ken d i n i ya l ıtlamayı a maçlamamış ve hiçbir zaman kend i n i kapita ­ list ve gelişmekte olan ü lkel erden b i r d uva r ile ayırmam ıştır. Moskova tepe topla ntıs ı n ı n ekonomik b i r kendi ya ğıyla kavru l ma çizg isini ben i m (3) Transfer ed ilebilir ruble, EYK ü l keleri a rasında karş ı l ı k l ı o nlaşmaların b i r ödeme a racı ve b i r m u hasebe b i rimid ir. 37


seyeıceği n i iddia eden b u rj uva propag a ndası n ı n keha netleri n i n a ksine, sosya l i st topl uluk, pratikte ba rış içi nde yanyana yaşa m ı n ı n vücut b u l ması olan geniş ve heryönlü ekonomik işbirliği çizg i s i n i b i r kez daha d oğ rulad ı . EYK ekonomik tepe topla ntısı, ya l n ı zca d ü nya sosyaliz m i n i n tar i h i nd e d'eğ i l , ayn ı z a m a n d a b i r b ü t ü n olara k u l uslara rası komü nist v e işçi h a re­ keti ta r i h i nde d e b i r kilometre taşı oldu, Toplantı n ı n sonuçla rı , d ü nya ile­ rici kam uoyunca, kardeş parti ve d evletlerin birlik ve bütü n l üklerini d ü ­ zen l i olara k güçlendi rmeye doğru izledi kleri kollektif g idişin b i r kez d a h a d oğ rulanması olara k g ö r ü l d ü , Toplantıdan sonra tüm katı lanlar a d ı n a konuşan PBj p M K B i rinci Sekreteri v e Polonya Baka n l a r Kurul u Başka nı Wojciech Jaruzelski şöyle dedi : "Zaman b izden ya nadır, B u nedenle, iş­ b i rl i ğ i mizde ulaşılan sonuçlara büyük b i r d eğer biçerken, şu anda baş­ l ıca d i kkati mizi gelecek üzerinde yoğ u nlaştı rd ı k , , , Ozü ve a macı gelişme, i lerleme ve halka h izmet ola n siste m i m izin gücü ve yaşama yeteneğ i , i şte b u rada yatıyor. B u aynı zamanda, ba rıştan yana sarsı lmaz konumumuzun ve dava m ızın ada leti ve ya rı n ı konusundaki inancımızın kayna ğ ı d ı r. (G) ..

Moskova toplantısı, sosya list ü l kelefin, insa n l ı ğ ı n kaderi, n ükleer b i r savaşın önlenmesi içi n d uyd u ğ u derin soru m l u luğu gösteren yeni b i r ka n ı t oldu. Sosya list ülkeler, AB D emperya l ist çevreleri n i n gerici serüvencil i ğ i ­ n i n karşısına, uluslara rası geri l i mlerin azaltıl ması , d ü nyada d u r u m u n ve tüm devletlerin politik ve ekono m i k i ş b i rliğ i n i n iyileşti rilmesi çizg isiyle çık­ tılar, Bu, topl a ntı n ı n döşed i ğ i , ekonomik, bilimsel ve teknik bütün leş­ menin derinleşti ri l mesi ni ve d ü nya sosya lizminin ekonomik g üven l i ğ i n i n gara nti oltına a l ı n masını a maçlaya n sağlam temelle olanaklı k ı l ı nacaktır. One kona nların a rd ıc ı l l ıkla g erçekleştiril mesi , her ü l ke n i n d i n a m i k ve uyu m l u ekono m i k geli şmesine ve b i r bütün olara k sosya l i st toplu l u ğ u n d i n a m i k v e uyu m l u ekono m i k g el i ş mesine yepyeni b i r h ı z verecekti r. EYK ülkeleri komünist ve işçi pa rtileri önderlerin i n ve hükümet başka n ­ ları n ı n kabul ettiğ i tarihsel belgeleri n t ü m içeriğ i , g ü nümüzün gereklerine ve d ü nya halkları n ı n b a rış ve toplumsa l i lerleme için d uyd ukları özlem­ Iere yonıt veriyor ve gerici l i k ve savaş g üçlerini geri püskürtüyor. Pavel Auersperg Sergey Tsukasov BSS Sorumlu Sekreter/eri

(6) Pravda, 1 5 Hazira n 1 984.

38


Yığınlara seslenme yeteneği Manue/ Sepeda Komitesi üyesi organı Voz'u n yöneticisi

Ko/ambiyo KP MK Yürütme Ko /a m bi yo KP

Propoganda ve enformasyon, Kolombiya Kom ü n i st Partisi ' n i n çok yönlü çalışmaları nda geleneksel olarak özg ü n bir yere sahiptir. Tüm öteki Len i n ­ c i partiler gi bi, o do prog ra m ı n ı n, önerileri n i n v e görüşleri n i n emekçi yığınların geniş kesimleri tarafı ndan benimsenm esin i , n üfusun her kesi ­ m i ace terc i h edi l mesini ve sosya l -politik yaşamda ağırlıkıt bir etmen ol­ masını ister. Fakat bilindiği g i b i etki n propaganda, a ncak toplu mdaki somut koşullara ve g ü ncel soru n l a ra bağlı olarak yap ı l ı r ve ancak yığ ı n ­ ların r u h hali v e beklentileri to m olara k b i l i ni rse, yürütü l e b i l i r. Görevleri mizin kapsa m ı nı tan ı mlarken, g ü n ü müz Kolombiya'sının iki farkl ı ve karşıt eği l i m tarafı ndan belirlendiği varsayı mından yola çıkıyo­ ruz. içinde bulunduğumuz dönem, b i r ya ndan demokratik dönüşümler için sava ş ı m ı n , işçi sınıfı n ı n ve köyl ü l ü ğ ü n kendi yaşa msa l hakları ve ç ı kar­ l a rı için daha geniş eylemleri n i n gözle görü l ü r biçimde yoğu n laşmasıyla beli rleniyor. Hclk yığı nlarının baskısı altında Başkan Beta ncur i ç politik d u ru m u d üzeltmeye çaba l ıyor (I) ve Kolom biya' n ı n bir dizi u l uslara ra sı konudaki resm i konumları nda b i r iyileşme görülüyor. Bu, örneğin, Orta Amerika sorun larına yaklaşımda (2), Küba ve N ikaragua i l e i l işkilerin iyileşmesinde ortaya çıkıyor. Bizce, Kolombiya' nın bağl a ntısızlar h areke­ line katı l ması , yerel oliga rş i n i n izlediği A B D e mperya l i zm i n e boyun eğ ­ meye d ayalt geleneksel çizg ide değişikl iklere yol a ça bi l i r. Dte yandan hükümetin çizgisi, b i r bütün olarak çelişki l i d i r. Ya p ı l a n l a r, ü l kenin karşı karşıya bulunduğu sorunların çözümlenebil mesi için yeterl i d eğild i r. Demokrati kleşme yönü ndeki her a d ı m , ABD destekli yerli g erici l i ­ ğ i n ateşli d i renciyle karşılaş maktadır. Fakat p a rtim i z , yeni demokratik dönüşümler çevre n i n i n o l ig a rşinin a rtan baskısıyla tümüyle b loke edi ld i ğ ine i n a n m ıyor. Kolo m biya KP'nin 1 980'­ deki 1 3. Kongresi, Kol o m biya topl u mu nda değişim için savaşma yetene­ ğ i ne sa hip olan ve faşist türden despotik b i r rej i m i n kuru l ması n ı önleye­ cek yeteri kadar güç bulunduğunu vurg u l a d ı . B u saptoma o g ü nden bu yanaki gelişmelerle kanıtla n ıyor. Eğer yığ ı n la r ı n eylem l i l i ğ i u l usal çapta

(i) 1 982 Kası m ı n d a politik tutuklular için b i r af yasası ç ı ktı. Yetkililer ile gerilla g rupla rt a rasında görüşmeler başladı.

(2) Meksika, Pa nama ve Venezüela ile bi rlikte Kolom biya, Orta Amerika

soru n larına pol itik bir çözüm b u l u n ması n ı savunan Kontadora Grubu üyesidir. 39


a rtarsa ve sosya l -ekonomik ve a ntiemperyal ist istemler yükselen halk ha­ reketiyle bağlana b i l i rse, demokratik perspektif gerçekten de oldukça g er­ çekçi sayılabilir. Ş i m d i gerekli olan, propaga nda m ı z ı ve enformasyon çalışmala r ı m ı z ı d a h a yü ksek b i r politik ve ideoloj i k d üzeye ç ı ka rtmak, Kolombiya KP' n i n stratej i s i n i , takti kleri ni, belg i l erini v e g i rişimlerini açıklaya rak d a h a geniş yığınların b i l i n c i n i etkin bir biçimde biçimlend i rebil mekti r. Ko m ü nistler, demokratikleşme s ü rec i n i başlatma çabaları n ı n, b i r başka deyişle, u l usa l bunalımdan i lerici yol la çıkılmasını hedefleyen sosyal ve özel l i kle politik değişimlerin ya p ı l ması n ı n , halk ha reket i n i n merkezi politi k görevi olduğ u n u savun uyorla r. Parti propagandası, b u rj uva partiler i n i n erki s ı rayla ele geçird i ğ i zoru n l u i k i pa rtili sistem alarak oligarşik « d e ­ mokrasi"nin, y u rtsever g üçlere ve köylü h a reketine yönelik baskıların, .. ya­ sa l " b i r k ı l ıfı olan olağa nüstü durumun belirsiz b i r süre için s ü rd ü rülme­ s i n i n, send ikal özg ü rl üklerin ve g rev hakkı n ı n kısıtl a n ması n ı n, aldatmaca niteliğindeki .. ta rı m reform u "n u n ve daha b i r d i z i olgunun kararlı bir eleştiri s i nde (ki bu Kolombiya K P' n i n a lternatif görüşleri n i n açıklanma­ sıyla b i rlikte ya pılmaktad ı r) odaklaştırı l m ıştır. En büyük d ikkatimizi, el bette, e m perya l ist yığınsal iletişim a raçlarıyla keskin çatışmalara konu olan ideoloj i k ve pol itik sava ş ı m ı n merkez i ndeki, her zaman zorlayıcı doğru ltula rına yöneltiyoruz. Bu, en başta, barış soru n ­ l a r ı , nükleer b i r savaş teh l ikesine karşı ç ı kma, Kalombiya toplu m u n u n ilerlemesi yol undaki b a ş engel olan ABD e m perya l i z m i n i n serg i lenmesi i l e bağ l ı d ı r. Bu, a y n ı zamanda Kolombiya KP' n i n pol itik çizgisini ya şama geçi rmede a na h a l kayı oluşturan başka konularla da i l işkilidir. Orneğ in, geniş bir a ntiemperya list ve antitekel cephenin kurulması ; demokratik de­ ğişim sava ş ı m ında işçi sınıfının öncü l ü ğ ü ve komü nist partisin i n rol ü ; Marksizm -len i n iz m i n i lkelerin i n ve ü l k ü leri n i n Kolom biya' n ı n somut koş ul­ larına yaratıcı biçimde uyarl a n ması ; Sovyetler B i rl iği'ne ve reel sosya liz­ me i l işkin yala n la r ı n açığa çıkarıl ması ; egemen sınıfın ideolojisini g eri püskürtme ve reformist ve sa hte devri mci doktri nieri n eleşti risi. işte bun­ l a r b i z i m parti m i z i n propaganda faa l i yeti n i n merkez i nd e d u ra n başl ıca soru nlard ı r. Kolom biya KP' n i n 1 3. Kongresi, kısa b i r süre önce 25. kuruluş yıldönü­ münü kutlaya n Kolombiya KP merkez org a n ı hafta l ı k " Voı" başta olmak üzere, bası nımızın çalışmalarının daha da iyileşti ri l m esine özel b i r önem vermişt i r. Son 25 yıl içinde kom ü nistleri n yayın org a n ı , ulusal gazetelerin a rasındaki seçkin yeriyle ve kend i ne özgü ideolojik ve pol itik çeh resiyle Kolombiya top l u m unda derin kök sal m ıştır. Ne ki, gelişmenin g ü n üm ü z ­ d e k i aşaması, y e n i v e daha yüksek istemler dayatıyor. Proleta rya n ı n çıkarlarını savunan b i r gazete tüm Kol ombiya h a l k ı n ı n 40


sesi haline nasıl getirilebi l i r? Biz bunun a ncak Voz'u n , a macı büyük b i r yığın ö rg ütüne dönüşmek ola n pa rtiyle b i rl i kte gelişmesiyle sağ lanabile­ ceğ i n i n b i l i nci ndeyiz. Kom ü nistler gazeteleri n i g ü n l ü k b i r gazeteye dönüş­ mesi ni i stiyorla r. Çünkü old ukça geniş bir gönüllü m u h a b i rler a ğ ı olan hafta l ı k bir gazetenin bi rkaç sayfa sında o, ü l ke n i n dört b i r ya nından a ka n ha berleri yansıta ma maktad ı r. B u a rada Kolombiya KP' n i n i ç v e d ı ş olay­ l a rı n renkli soru n la r ı na çabucak ve oldukça enerj i k biçimde tepki göster­ mesi, yığ ı nl a rıo diya logu genişletmesi ve Komünist Partisi tarafı ndan yay­ g ı nlaştırılan doğru enformasyon hacmini a rtı rması g erekmekted i r. Ancak m i l itan bir g ü n l ü k gazete b u n l a r ı n üstes i nden gelebi l i r. Böylesi b i r gazete n i n kurulması kolay değ i l d i r. B i r d i zi nesnel ve öznel etmen, b u yoldaki çabaları geml emektedir. Orneğ i n , bizim g azetemizin gel işmesi , büyük ölçüde, a nayasada i l a n ed i l m iş olan demokrati k hak ve özg ü rl üklerin ü lke çapında ne denli a rd ıcıllıkla uyg ul a n d ı ğ ı i l e bağlıdı r. Şu anda VOl 40 b i n traja sa h i pt i r ve büyük kentlerde başa rı l ı b i r biçimde satı lmaktad ı r. Evlerin g i ri ş lerinde, yoğ u n oturma birimlerinin, fa b rikala rı n ka pıları nda, ü niversitel erin ve l i selerin ya kınlarında satı l maktad ı r. Ayn ı zamanda d e v kı rsal a la n la rd a gazetemizin dağıtımı g erici m i l itaristler ya da para m i l iter MAS türünden faşist çetelerin �atiı ıeri tarafı ndan baskı altına a l ı nmakta d ı r. (l) Bunların ya n ı sı ra, gazete, m a l i bakımdan zarar etmemek içi n de savaş­ mak zoru ndad ı r. Posta ücretleri, kağ ıt, m ü rekkep ve matbaa masrafları sürekl i a rtmakta ve baskı m asrafları sürek l i tı rmanmaktadır. B u rj uva bası n ı n tersine, Voz, ü retim maliyeti n i n b i r böl ü mü n ü ticari reklamlar, basara k karşılam a ktan yoksu n d u r. B u n u n sonucu ola ra k a nayasada yaz ı l ı olanı başı n özg ürlüğü, pratikte işçi sınıfı n ı n gazetesi için politik ve mali eşitsizlik demektir. Voz bugüne kadar ayakta kalabilmesini, yal­ nız ve yal n ızca parti n i n sürekli i l g isine borç l u d u r. G ü n l ü k ga zeteye geçi l m esi ve gazetenin t ü m h a l k ı n beklenti leri n i n se­ sine dönüştü rülmesi d e tüm Kolombiya KP üyeleri n i n çöz ü m l eyici ya rd ı ­ m ı n a bağ l ı d ı r. Bu, gazetemizi satma n ı n ve kendi masraflarını karş ı l a ­ m a n ı n tek yolud ur. ileriye dönük önemli b i r a d ı m atmış b u l u n uyoruz : 1 983 ortalarında ofset baskıya g eçerek gazetenin d ı ş görünüşünü d ü zelttik. Gazetenin boyut­ l a rı n ı değ iştird i k, ve stil i n i , özel l i kle d e içeri ğ i n i iyileşt i rdik. Parti n i n ç ı karları, gazete n i n, faşist türden b i r rej i m ol uşturma planları yapan a ş ı rı sağcı g üçlere karşı ideolojik savaşımda daha büyük bir rol oyna masını gerekti rmekted i r. Ayn ı zamanda Voz, o çok öttü rülen " üç ü ncü yol » borusuna ve sosya l ist ü lkelerdeki k i m i zorlukları öne çıkararak b u

cı> MAS (Zorbal ıkla yönetenIere ölüm), oligarş i n i n ilericileri katletmek için kullandığı a ş ı rı g e rici, para - m i lite r bir örgüttü r.

41


ü lkelerin tarihsel deneyi mleri n i n Kolom biya'ya u yg u n düşmed i ğ i ni söz ü m ­ o n a kan ıtla maya çabalayan s o l serüvencilere karşı eleştirisini d e yoğ u n ­ laştırmalıd ı r. Reel sosya lizme i l işki n uyd u rmacaları açığa çıkarma savaşı m ı , Voı ta­ rafından sürekli olara k yürütülüyor « Güven i l i r kaynaklar .. köşesinde g a ­ zete, sosyalizm i n ekonomi, eğitim, sa ğ l ı k v e kültürel alanl a rdaki kaza ­ n ı mlarına i l işkin örnekl er, olg u l a r ve veriler yansıtmakta , SSCB'n i n ve bağlaşıkla rı n ı n barış pol itikası üzerine makaleler yayı nlamaktad ır. Bu yazı l a r daha da ca n l ı , enerj i k ve a y n ı zamanda okuyucuya, kenisine i l et­ mek isted i ğ i m i z fik i rlere u yg u n bir bakış açısı kazan d ı ra b ilecek ölçüde a nlaşı l ı r o l m a l ı d ı r. Popag a nda n ı n daha ta n ı mlayıcı, g rafik ve çekici k ı l ı n ması sorunları, hiç bugünkü kada r çözü m l eyici o l m a m ıştı r. Okuyucu y ı ğ ı n l a rı gazeteden zeng i n enformosyon , daha iyi b i r sti l ve dil bek l i yor. K i m ileri soruyor : " Neden yeknesa k l ı ğ ı aşam ıyorsunuz? Neden devrimci b i r yayı n neşeli ve d i na m i k olamıyor? .. Bir başka deyişle, Voz'a yönelik eleşt i ri ler, b i r t ü r k uru v e yeknesak olmasında, açıklamar v e belgilerle doldurul­ masında, parti içi soru nlara çok geniş yer ayrı l ması nda odaklaşmıştır. Elbette biz sti l i m iz i değ işti rmeye çalışıyoruz, fakat herşeyi bir anda ya pa­ m ı yoruz. Kimi zaman g eleneksel konuların çerçevesi d ı ş ı na çıka ma m a g i b i yeteneksizlik tarafı ndan engelleniyoruz. Ama daha iyiye doğru a d ı m ­ l a r atıld ı ğ ı daha şi mdiden görül üyor. Son dönemlerd e u l usla ra rası olaylar daha derinlemesine ve fa rkl ı açı­ lardan ele a l ı nmakta d ı r. Biz, b u n u n , y ı ğ ı nların politi k eğ itimi için ne ka­ d a r büyük önem taşıd ı ğ ı n ı n fa rk ı n a va rdık. Orneğ i n Lübnan'daki geliş­ meleri n ayrı ntı l ı ve a n ı nda akta rı l ması, siyonizmin serg i l enmesi için ya pı­ l a n b i rçok başka ka mpanyada n daha etk i l i oldu. Bunun g i bi, Küba'ya ' yö nelik kuşatmanın, A B D' n i n N i ka ragua'ya ka rş ı ilan ed il memiş saldı rı ­ s ı n ı n ve Malvi nas'daki sila h l ı çatı ş m a n ı n işlenmesi, gazeteci lerim ize, t ü m halkların b a ş d ü ş m a n ı o l a n A B D emperya l iz m i n i m a h k u m etme ve b u n u en inandı rıcı b i r b içimde yapma olana ğ ı n ı vermiştir. Gazetede, yeni bir « dosya .. bölümü açtık. Bu, bir g ru p yazar tarafı ndan hazırlanıyor. Kol o m biya kamuoyu, en çok b u bölümde işlenen kon u l a ra i l g i d uyuyor. Bu nedenle bu böl ü m , son derece titiz l ikle h a z ı rl a n ı yor. Ga­ zete, b u bölü mde, ülkenin ba nkac ı l ı k sistem i n i n buna l ı m ı n ı i nceleyen yazılar ve ayrıca faşist terörist MAS grubu hakkında büyük bir ilgi u ya n ­ d ı ra n b i r dizi yayı nladı. Okuyucularımız bizden, silahlanma yarışı, sosyal reformi z m , ord u n u n devletteki ve ul usun politik yaşa m ı ndaki rol ü üzerine a raştı rmalar yayınla mamızı bekliyo r. Partin i n yayı n görevleri, ya l nızca merkez org a n ıyla sınırlı değildir, Ozel ola ra k beli rt i l mesi gereken başka faa l iyetl eri m i z de vard ı r. Parti , aynı zamanda Documentos Politicos (pol itik belgeler) a d l ı bir 42


teorik d erg i de çıka rmaktad ı r. Bu, 1 956'd a kuruldu. Bu, ideolojik ve sosya l sorun l a r üzerine yazı l a r, bilimsel a raştı rmalar, sı nıf savaşımının geliş­ mesine ve yığın örg ütlerinın faa l iyetlerine i l işkin yazılar, parti ta ri h i n e i l işkin a raştırmala r, ve elbette M K v e M K Yürütme Komitesi'nin e n önemli belgeleri ni yayı n layan iki ayl ı k b i r derg i d i r. Bir başka düzenli parti yayı n ı , Punto de Vista'd ı r (Bakış açısı). Buna genellikle Cuadernos Politicos (politik not defteri) d e denmektedir, çünkü boyutla rı b i r okul defterine benzemekted i r. Punto de Vista, Kolombiya ' ­ d a k i sosya l -ekonom i k d u ruma i l işkin araştırmalar, latin Amerika'daki kurtuluş savaşına i l işkin yaz ı l a r ve reel sosya lizm ü l kelerindeki yaşama ilişkin yaz ı l a r yayı nlamaktad ı r. Parti n i n örgütsel ça lışmas ı n ı n özg ü n soru nları, Kolombiya KP' n i n örg üt. lenme Sorunları U l usal Sekreterl i ğ i tarafından yayı nlanan EI Organiza­ dor'da ele a l ı n ma ktad ı r. B u n l a ra ek olarak pa rt i , hem parti içinde hem d e ticari dağıtım a ra c ı l ığıyla dağıtılan Y e ni çağ ' ı n (BSS' nin) binlerce kopyası n ı da basmakta d ı r. Biz, Kolombiya KP' n i n resmi organı olmayan ve Sosyal B i l i m ler Araştı rma ve öğre n i m Merkezi gözeti minde ç ı karılan Estudios Marxistas'ı (Ma rksist Araştırmalar) da bas ı p dağ ıtıyoruz. Kitap bası m ı , bizim ideolojik ça l ışmamızın önemli bir böl ü m ü n ü oluş­ turuyor. Marks, Engels ve len i n ' i n kitapları ve broşü rl e ri, Kolombiya'da ve öteki latin Amerika ü l keleri nde büyük bir talep konusud ur. Parti basım evleri, Kolom biya yazarla r ı n ı n , özellikle d e Kolombiya KP önderleri n i n yapıtla rı n ı da yayı nlamaktad ı r. Son yayı nları m ız arasında Kolom biya KP M K Genel Sekreteri G i l berto Vieira ' n ı n ve M K Yürütme Komitesi üyesi Alvaro Vasquez' i n yaz ı l a rından oluşan kitapları yer a l ı yor. Yay ı nlarımızın geniş kapsa m l ı konuları a rası nda pa rti ta ri h i , send ika l a r, sosyal yığın h a reketleri, terö rizm ve m i l itarizm, tekellerin egemenliği ve emperyalizm eg emenl i ğ i ne karşı sava ş ı m bulunuyor. Propaganda faal iyeti mizin gözden geçiri l mesi gereken bir başka ya n ı da temel parti ö rg ütleri tarafından çoğaltılan y a d a basılan b ülten­ lerd i r. Deneyim, Voz'un ve öteki merkez org a nl a rı n ı n d ışında, kom ü n ist­ lerin, parti n i n yığı nların içi ndeki etki nliğini a rtırmak için ek org a n la ra g ereksi n i m d uyd ukları n ı ortaya koym uştur. .. Suskunluk komplo »larl ve Kolo m biya KP' ne yönel ik gerici ka ra l a ma ka mpanya ları atmosferinde, parti içindeki başına buyruk olarak yeraltına g eçme ya da kendini yal ıt­ lama eğ i l i m l erine kqrşı yerel gazeteler, yığınlarla d iyalog un canland ı rı l ­ masına v e parti s ı ra l a rı n ı n gen işletil mesi i ç i n taze olanakların yaratı l ­ m a s ı n a yard ı mc ı olmaktad ı r. . Parti yayı nları, 40 kad a r bölgesel ve u l usa l g ü n l ü k gazeteye karş ı eşitsiz b i r savaşım yürütmektedi r. B unlar, topla m tirajı 1 ,5 m i lyo n olan burjuva g azeteleridir. Ne kada r istesek de, hafta l ı k Voz ve d a ha az tiraj li öteki 43


p a rti yayınları. g üçler i l işkisindeki b u ora ntısızlığı g i derememekted i rler. B u n u n ışığında Kolombiya KP' n i n 1 3. Kongresi, komü n i stlerin radyo ve televizyon üzerinde de etkin etk i n l i k kurma l a rı n ı karariaştırd I . « Kolaylıklar», ekonomik ve pol itik kaza nç nedeniyle hükümet, işadam ­ larının, radyo dalgalarını ve televizyon ka nallarını k u l l a n ma l a rına i z i n veriyor. Büyük tekeller atmosferi ticari reklamlarla , yüksek dozlu a n t i ­ kom ü ni z m i l e , yoğu n laştırı lmış d ü ş ü k kal i teli prog ram l a rla dold u rd u l a r. Bu a rada hükü met, i lerici pol itik örg ütlerin yığınsal i letişim a raçlarını kullanmasını bloke etti ve işçi sın ıfı ha reket i n i n görüşlerini reddetti. O nedenle Kolom biya kom ü n istleri gerçek b i r enformasyon özg ü rl ü ;j ü nü. ü l kelerin i n demokratik yen ilen mesi savaşı m ı n ı n b i r parçası ola rak görü­ yorlar. Her şeyden önce, politik aşa ğ ı lon maya ka rşı ve Kolombiya Kp'nin gö­ rüşl eri n i radyo ve televizyon do ifade etm e hakkına saygı için kampa nya yürütüyoruz. Partinin sosyal yaşa mdaki o rtan rol ü ve yığınların a rasında g ü çleren etkisiyle b i rl i kte, kom ü n i stler, k i m i i leri adımlar da atmış bu­ l u n uyo rlar. Arada s ı rada kimi yayı nlarda ve ha ber bülten lerinde (yeter­ siz ve d üzensiz de olsa) partin i n önerileri ve önderleri n i n açıklamaları yer al ıyor. Buna ek olarak, biz, radyoda yayı nlanmak üzere kendi h a ber b ü ltenleri mizi ve ,kültür prog ra mları mızı da hazı rlamaya başlad ı k . Böy­ lesi prog ra mların hazırlanması, kaynakl a r ı m ı z ı n a z l ı ğ ı ve sansür ne­ deniyl e çok zord ur. Ne ki, yavaş da olsa somut sonuçlar a l ı nıyor, komü­ n i stler efire yaklaşıyo ;lar. G ü nde i ki kez Bogota'daki radyo istasyonu partiye yakın ga zeteci ler tarafı ndan h a z ı rlanan 45 dakikalık haber prog­ ra mları yayı nla maktad ır. Parti , p ropaganda çalışmalarım ızda. video-kaset, film, sesli slaytl a r v e geleneksel teypler g i bi görsel v e i şitsel a raçları da hızla uyg ula maya koymaya önem veriyor. 1 982'da ya pılan Propoganda üzeri ne U l usal Kon ­ feransta, haklı ola ra k vurg ul a ndığı g ibi, k ı rsal alanlarda işitsel araçlarla parla m ento tartışma l a rı n ı n yansıtılması ya d a baskı aygıtlarını serg i ­ leyen belgeleri n akta rılması, köylüler içi n u n utul m a z olayla r ol uyor ve parti n i n görüşlerinin yayg ınlaştırılması için u m ut verici a raçlar olara k beliriyor. Sonuçta, K% m biya KP' n i n p ropaganda ve enfo rmasyon ça lışmasının biçimleri, sürekli olara k genişletil mektedir. Ideoloj i k etk i n l i ğ i m i z i n ka nal ­ larını çeşitlendirmeye, kardeş parti leri n kazandıkları d eneyi mleri, Kolom­ biya koşu l l a rı n a uyarlamak için, öğrenmeye çal ışıyoruz. B u partilerin büyük çoğ u n l uğ u n u n merkez orga nları n ı n geleneksel bası n bayra m l a rı va rdı r. Bizim Voz'un basın bayram ı ise, d a h a yeni başla mıştı r (1978'den b u yana). i l k başta, b u önlem son derece küçük b i r ya n k ı butdu. a m a parti kom i 44


teleri b u n u n örg ütlenmesine katıld ı kça, kardeş partilerin orga nlarının özellikle d e Sovyet Pravda's ı n ı n, Küba ' n ı n Granma'sı n ı n ve öteki sosyal ist ü lkeler partileri n i n yay ı n o rganlarının bası n bayra m ı na katılmaları sağ ­ landıkça, festival i n önemi d e g ittikçe a rttı. B u g ü n b u , u lusal yaşamda, - d i kkate değer bir politik ve k ü lt ü re l olay olmuştu r. Basın bayra m ı n ı n karakte rinde ve hazırlanmasında çok şeyi değiştir­ d i k. I l k başlarda, bu bayra mlar festival i n d uyg usal d üzeyini düşüre n _ konuşmala rl a dol uyd u. Şimdi ise progra m, parti a d ı na kısa b i r konuş- ' mayı izleyen festival i n ya pıldığı alana yayılmış olan pavyon l a rd a , hatı ra satış bayi lerinde ve kitapçıların önünde ya pılan sayısız politik faa l iyeti içermekted i r. Sosyalist ülkelerden d ostlarımız, biie, festival i n esteti k, sa natsal ve atletik düzeyini yükseltmede ya rd ı mcı oldular. B i rçok milita n ı n ve Kolombiya KP üyesinin Voz basın bayra m ı n ı n öne­ mini kavradıklarını sevinçle görüyoruz. Bundan yalnızca gazete değil, bir bütün olara k parti ya rarlanıyor. Festival a la n ı , komünistlere, yal nızca bizim fikirleri mize ve a maçla rım ıza yabancı olmakla kalmayan, aynı za­ manda komünist partisi hakkında tü müyl� çarpık g örüşleri bulunan bin­ lerce Kolombiyal ı ile ilişkiye g eçme olanağı n ı sağl ıyor. Festival i n özgü r v e şen ortamı, b u insa nl a ra komünistlerin yaratıcı v e örgütleyici yetenek­ lerini görmeleri için ilk fırsatı veriyor ve onlara ilk elden pa rtin i n kapalı bir mezhep olmayıp, g üçl ü b i r aile old u ğ u n u , bünyesinde aynı görüşten ve çalışmak koda r eğlenmesini d e bilen i nsanların yer aldığını görmele­ rini sağlıyor. Bu türden « keşif»lerin önemini küçümsemek miimkün değil­ d i r, çünkü kad ı n ve erkeklerin kafalarına g i rerken bunlar, onları komü­ nistlerden ayıra n önyarg ı l a rı ve g üvensizlik engelleri ni k ı rmaya ya rd ı mcı olmaktad ır. Parti nin seslendiğ i yığı nları gen işletmek g ereksinimi, komün istleri, eği­ tim leri, özg ü l ya ratıcı işleri ve yetenekleri olan, fikirler ve enformasyon yaymayla ilgili meslek g ru pları n ı n üyeleri a rasında d a h a enerj i k b i r ça lış­ maya yöneltmişti r. Bunlar herşeyden önce g azeteciler, g ö rsel sanatlard a çalışa n yazarla r ve işçiler, sa hne ve film sanatçıland ı r. B u rj uvazi, yaratıcı alanlard a çalışan ayd ı n l a r a rası ndaki ideoloj i k etki n ­ l i ğ i ni sürdürmek ve pekiştirmek i ç i n onları mali bağ ı m l ı l ı k zincirleriyle sıkıştırmaya çabal ıyor. Onların al ışka nl ı kları n ı , beğenilerini, topl umdaki kendi rollerine ilişkin bi reysel ve seçmeci yaklaşımları türünden özg ü l ya nlarını ustaca kullanıyor. Buna , a ntikomü nist önya rg ı la r, komünistlerin her türlü i nsancıl d uyg udan kaçtıkları şekli ndeki ya n l ış fikirler d e ek­ lenirse, Kolom biya K P' n i n ayd ı n l a rla d iya loğ u n u n hôlô ne kadar güç sağland ı ğ ı daha iyi anlaşılır. B u alanda çalışa n parti üyeleri, tüm öteki toplumsal kesimler içinde ça lışanlar için geçerli olduğu g i bi, son derece esnek ve soğukkanlı, 45


Q erici fikirleri ç ü rütmek için ve Kolom biya KP' n i n çizgisi n i n doğruluğunu kanıtl a m a k i ç i n e n doğru kanıtla rı öne sü rebi lmek yeteneğ inde olmak zorund a d ı r. B u yoldaşla r, sekterl ik, biçimcilik, a l ı ntıcı l ı k g i b i orada b u ­ rada sık sık ra slana n eksikli klerden tümüyle a rı n m ış olmalıdırl a r. Pro­ paganda, genel olara k stereotiple re, biçimcil iğe ve atı l l ığa daya n a m a z, ve biz pa rti n i n ideoloj i k cephesi nde çalışan her savaşç ı n ı n bunu kafa ­ sına kazı ması gerektiğine i na nıyoruz. Ozelden başlayı p genele giden yoldaşl a r, basitten karmaşığa g iden yoldaşlar, doğru bir yakla ş ı m içinded i r. Başka bir deyişle, örneğin gaze­ teci lerin örgütlerinde ça l ı ş ı rken, onlar, basın a l a n ı nda çalışanların d a h a yüksek ücret, işten atı l ma, şi rket kontratları g i b i yaşamsa l çıkarlarından ha reket ederler. B u çıkış noktası ya p ı l ı rsa, gazetecilere, a nayasa tara­ fından sözde g üvence altına a l ı n a n özg ürlükleri n, a nca k bunlar uğruna sava ş ı m veri l i rse, gerçekleşebi l eceğ i gösteri lebi l i r. Komünist partisi n i n destekled i ğ i gazetecilerin baskısı sonucu parla ­ mento, gezetec i l i ğ i ü l ke yaşa m ı nda i l k kez b i r meslek olara k ka bul ede n b i r yasayı onayladı. Şimdi biz b a s ı n emekç i leri n i n ü y e o l d u ğ u sayısız zanaatçı ö rg ütü yerin e tek ve m i l i ta n b i r federasyo n u n k urulmasına ça­ l ı şıyoruz. Bu soru n u n çözüm lenmesi, gazetecileri n ç ı ka rları n ı n kapitalist basın ba ronla rı tarafı ndan tehdit ed i l mesine karşı savu nulmasını önem l i ölçüde g üçlend i recektir. Propaganda, ya l n ızca id eoloj i ve politi ka ile değil, aynı zamanda kül­ tür a l a n ı ndaki etkinliklerle d e bağ l ı d ı r. Sa hne sanatç ı l a rı ve yazarla rıyla ilişkiler konusunda i l g i nç d eneyim lere sa h i p olduk. B u n l a r sonucu Kolom­ biya K P k i m i sonuçlar sağlad ı : Kolomb iya tiyatrosunda klasik olara k ka bul ed ilen prod üktör, oyun yaz a rı v e a ktörler a rası nda bi rçok komü­ n ist vard ı r. B u n l a r, şa rkıcı larla, orkestra üyeleri ve d a ns g rupla rıyla b i r­ l i kte pa rti n i n etkinl ikler düzenlemesine ve bunları n renkli ve çekici k ı l ı n ­ m a s ı n a katkıda b u l u n uyorlar. Kolombiya KP' n i n görsel sa natçı l a r a rasındaki etk i n l i ğ i n i d e a rtı rmaya çalışıyoruz. Kol lektif atölyelerin kurulması, bunlarl a çalışma n ı n yeni b i r b iç i m i d i r. Bu, b i z i m propagandamızı daha etki n k ı l makta ve yığınlara seslenme yeteneğ i m iz i yükseltmekted i r. Orneğ in, görsel araçların politik çalışmada önemli b i r yeri va rd ır. Şu ana kadar bizim afi şleri miz, bayraklarımız ve pullarımız işçi ler ve zanaat­ çılar a rasındaki a matörler tarafı ndan ya pılmaktayd ı . Tüm b u n l a rı n çiz­ gisi ve içeri ğ i , daha yüksek bir d üzeye çıkarılmak d u ru m u ndad ı r. Büyük parti örg ütleri n i n d eneyi m l i profesyonel çizerleri ve sa natçıları işe katması, g örsel aj itasyon a raçla rının hazı rlanmasındaki biçi mci l i ğ i n aşıl masına. bunların çekici ve etki n k ı l ı nmasına yard ı m etm işti r. Afiş ve pul basmak için b i r dizi atölye kurmuş b u l u n uyoruz. Sanatçı lar. propaga nda ta kım46


larıno, ba rış ve demokrasi savaşımı için, daha zeng i n ve renkli d uvar­ ların hazırlan ması nda ya rd ı mcı ol uyorlar. Gerici m i l i taristler tarafından öldürülen Javier Baq uero' n u n adını taşıyan ta kımın g i rişimini özellikle bel i rtmek g erekiyor. B u takım başkentte d uvarları pol itik ofişlerle süsled i . B u g i rişi m , ü l ke n i n öteki kentlerinde d e örnek a l ı ndı. Propagandanın ideoloj ik-politik içeriği, aynı zamanda komünist ü lkü­ leri yığın!a rı n içine k i m i n n e kadar yetenekle, kesk i n l i k ve basitlikle taşıdığı i le, pa rtin i n görüşlerinin i na nçla nüfusun e n g eniş k es i m leri ne nasıl i letildiğiyl e d e belirleni r. Georg i Dimitrof' u n Kom i ntern' i n 7. Kongresinde verd iği b i r örneğ i anımsaya l ı m . Di m itrof, Almanya'da H itler' i n d a rbesinden b i r süre önce işsizlerin bir toplantısına katı l ı r. Di nleyicileri n ısra rı üzeri ne başkan sözü bir komü n iste bırakır. Kom ü n i st konuşmak üzere ayağa kalktığı zaman d i nl eyiciler a rasında beklenti n i n ifadesi ola n b i r sessizli k görü l ü r. Kom ü ­ n i st, yüksek ve g ü ç l ü bir sesle konu ş u r : "Yoldaşlar, Komü nist Enternasyonal i n k ı s a süre ö n c e sona eren Plenu­ m unda . . . Sizin önünüzdeki başlıca görev, işçi sınıfının çoğu n l u ğ u n u saflarınız a kaza nmaktır. (Gülüş meler). Plenum, işsizler hareketinin pol i ­ tize ed i lmesi g erektiğ i n i saptadı. (Gülüşmeler). Plenum, sizden hare­ ketinizi bir üst d üzeye çıkarmanızı bekliyor. {Gülüşmeler) . .. (") Salonun b i r köşesinde oturan Dimitrof, içtenlikle ko m ünistin söyleyeceklerini d in ­ lemeye h a z ı r o l o n işsizlerin d ü ş k ı rıklıklarını g izlemek i ç i n h i ç b i r çaba gÇistermedikleri n i ve başka n ı n konuşmacıdan kürsüyü boşaltmasını iste­ mesine karşı tek b i r protestoda b i l e b u l un m a maları n ı acıyla izler. Bu, uzun b i r za m a n önce olmuş b i r olayd ı r. Fakat öykü, bugüne d e önemli b i r mesaj i l etmekted ir. B u öykü, emekçi yığ ı nlarlo konuşma yete­ neğ i n i n soyut b i r konu olmadığını, bu yeten eğ i n pa rti n i n yığ ınlar ara­ sındaki etk i n l i ğ i n i n stil i ne ve özüne, onun yığınların ruh halini ve yakıcı sorunlarını kavra masıno bağ l ı b u l und uğunu gösteriyor. işte Kolombiya KP Parti Okulu'nda d üzenlenen özel k u rsla ra katı lan propaga ndacı kad roları mıza öğ retmeye çalıştığımız tutum, budur. Oğren­ ciler a rasında, daha sonra Voz'un m u h a b i rieri olacaklar, temel örg üt­ lerin basılı materyalleri n i hazı rlaya nlar ve ajitatörler yer olmaktadı r. Bun­ lara, teorik bilgi verilmekte, gazetecilik ve konuşma yeteneklerini geliş­ tirici pratikler yaptı rı l m a ktadır. B u n ları n davaya bağ l ı lı ğ ı ve yüksek mes­ leki yetenekleri, Kolombiya'daki politik savaş cephesi nde komün istlerin sesi n i n daha etki n çıkmasına ya rdı mcı olacaktır.

(i) Georg i Dimitrof, " Ya pıtlar .. , Sofya 1 954, c.

l O,

s. 1 57. (Bulgarca)

47


Halk erki toplumsal i lerlemeni n itici gücüdür Yevgeni Ambartsumov SSCB Bilimler Akademisi, Dün ya Sosyalist Sistemi Ekonomi Enstitütüsü Politik Sorunlar Bölümü Başkam

Ganço Ganev Bulgaristan Komünist Partisi MK üyesi

Sosya l i z m i n politik sistem i , i l k aşamalarında, proleta rya diktatörl ü ğ ü i l e bel i rlenir. A m a y e n i sistem g elişi p pekiştikçe h a l k ı n t ü m ü n ü n çıka rla rını g itg ide daha çok d i l e geti rmeye ça l ı ş ı r ve !Cm halkm devletinin kurul­ masına yönel i r. SSCB ve öteki ka rdeş sosyal ist ü lkelerd e yeni topl u m u n kuru l ması nda e l d e ed ilen d eneyimler özetlend i ğ i nde, ya ratıcı Ma rksiz m i n çıkard ı ğ ı a n a son uçla rda n biri işte bud ur. Sovyetler B i rliği Komü nist Partisi (SBKP) Merkez Komitesi, Hazira n

1 983 Ple n u m u nda h a l k erki n i n daha d a derinleşti ri l mesi konusu n u i nce­

ledi ve şunu bel i rtti : « Uz u n eri mde biz kom ü nistler Sovyet devleti n i n g i ­ derek topl umsal kendi kend i n i yönetime doğru geliş mekte olduğu gö­ - rüşü ndeyiz. Tü m halkın devletinin daha da geliş mesi ve yığınların topl u m sa l faa l iyetleri, yü rütmeye daha g e n i ş b i r şeki lde katı l ı m ıyla b u n u n ger­ çekleşeceğ i n e i na n ıyoruz. » (1) Şunu belirtel i m k i , yeni topl u m u n politik örg ütlenmesi n i n yetkinleşti ril� mesi doğrudan onun sınıfsal ya pısı ndaki değişikli klere ve b u değişikli kleri yönlend i rmeye bağ l ı d ı r. Ancak bu noktaekı d u rmak doğru olmaz. Çünkü kom ü n i z m yön ünde atılan her a d ı m l a , ilerleme a rtan ölçüde sosya l ist ve komünist yaşam biçi m i n i n m i marl a rı ve toplu msal dönüşü mleri n b i ­ l i nçli özneleri olan emekçi halkın toplumsal faal iyetiyle bel i rlenmekted i r, Bu da tek tek her b i reyin faa l iyeti demekti r. Bu serideki öteki makaleler için bak : BSS No : 1 2 1 983 ve No : 3, 6 1 984, Bu makale « Sosyalist Demokrasiyi Gel işti rmenin Gü ncel Sorun­ ları ve Yolları »kon u l u uluslara rası sem pozyumda (Moskava , 1 983) su­ n u l a n teb liğleri temel almaktad ı r. Sosya l ist ü l keler b i l i mler akad e m i ­ l e r i a rasında çok yönl ü i ş b i rliği çerçevesi nde, SSCB B i l i mler Aka­ demisi Dünya Sosya l ist Sistem i Ekonomi Enstitüsü ve BSS Derg is i n i n d üzenled i ğ i sem pozyuma Bulga rista n, Çekoslovakya, DAC, Maca­ ristan , Polonya , Romanya. SSCB ve Vietna m'dan bilim enstitüleri ve BSS Derg isi redaksiyon üyeleri katı ldı, (I) I nformation Bul letin, N 2 6 1 983, Barış ve Sosya lizm, Pra g , 5, 49.

*

48


işte bu nedenle, ekono m i k, topl umsaL, kültü rel ve yaşa m ı n öteki alan­ l a rında yığ ı nların top l u msal faaliyetleri n i a rtırma çabaları en ca nalıcı ve herşeyden önemli politik b i r g örevd i r. Gelişi m i n i n her aşamasında sosya l i z m bu zor görevi yerine getirmek zorundadır. B u her aşamada aynı olması n a karşın, ana stratej i k çizg i açısından en ağırlıklı yanları her aşamada öne çıkma eği l i m i göster­ mekted i r. Bug ü n b u çizg i toplumsal ü reti m i n yoğu nlaştı rı lması, sosya liz­ m i n üstün l ü kleriyle b i l i m sel teknik deyri m i n kaynaştı rı l ması ve i lerlemenin ana gücü olan « i nsan etmeni »n i n tüm ya ratıcı pota nsiyelleri n i n g erçekleş­ tiril mesid i r. Bu yolda i lerleme, büyük ölçüde sosya list ü lkelerin m i lyon l a rca emek­ çiyi ha rekete geçirmede, halkın erkini deri nleştirme ve genişletmede n e denli başarı l ı oldukl a rına bağ l ıd ı r. E ğ e r ş u y a da b u ned enle b u yapıl­ mazsa, sosyal ist kurul uşta başarısızlıklar ve top l u msal i lerlemede yavaş­ lama olması kaçı n ı l mazdır. Ma rks, bunun ana ya n l a rından b i ri ola rak, sadece « ha l k için yönetim »i g a rantilemek, erk i n halkın yara rı na kullanı­ m ı n ı değ i l , aynı zamanda çok daha geniş emekçi yığ ı n la rı n faaliyetlerini yoğ u nlaştırma g ereğ ini, örneğ in, « ha l k tarafından h a l k ı n yöneti mi »nin uyg u l a n ması g ereğ i n i vurg ul a m ı ştı. (2) Böylece gelişmiş sosya l i z m i n özü i l e uyu m l u olan erk sistemi tüm halkın çıkarla r ı n ı n devlette d i l e g etiril mesi ne, pol itik ifadelere ve b u n l a rı n ger­ çekleşti rilmesine olanak tanıyan gerçek b i r halk erkid i r. Böyle b i r sistem, öncü rol üyle işçi sınıfının, kooperatif köyl üleri n i n ve halk a yd ı n larının bağlaşı k l ı ğ ı n ı içeren toplumsal b i r temel üzerine oturacak b i r biçimde bel i rlenen b i r ya p ı n ı n varl ı ğ ı n ı öngörmekted i r. Sosya l i z m i n politik sistem i tüm halkın sistemi olduğunda, bu kaç ı n ı l ­ maz olara k proleta rya d i ktatörlüğü d ö n e m i n e göre k i m i ö n e m l i değişik­ likl ere uğ rayaca ktı r. Sadece devlet tüm halkın devleti olara k ka l m ıyocak, aynı zamanda işçi sı nıfı partisi d e tüm halkın p a rtisine dönüşecekti r. Merkez organların özel ayrıca l ı kl a rı n ı n b i r böl ü m ü n ü n yerel org a n la ra devred i l mesi ve devletin bazı faa l iyetleri nin toplumsal örgütlere veri l ­ mesiyle pol itik ya p ı n ı n çeşitli ögeleri a rasında işlevlerin y e n i b i r iç dağı­ l ı m ı sözkon usudur. Başka b i r deyişle, olgunlaşmış sosya l iz m i n etkinleşti ril­ mesine yığı nsal katı l ı m için sürekli bir potansiyel a rtışı vard ı r. «Yeni bir topl u m u n kuruluş süreci nde sosya list demokrasinin içeriği zeng i n leşi r, ta ri hsel ola ra k biçimlenmiş olan kısıtlamalar ortadan kalkar ve halk erkini kullanma b içi m l e ri daha da çeşitl e n i r. B u sü reç n itel i ksel değişim­ lere uğ rayan sosya list d evlet siste m i n i n gelişmesine sımsıkı bağ l ı olara k i lerl e r. » (3)

(2) K. Marks, F. Engels. « Ya pıtlar», c. 1 7, s. 350. (3) Yuri And ropov, « Ka rl Marks'ın öğ retisi ve SSCB'nde sosyal i z m kuru­ culuğunda kimi soru nlar», « Komünist», N 2 3, 1 983.

49


Sürekli uyg u l a n a n demokratik merkeziyetçilik. sosya l i z m i n politik siste­ m i n i n daya nd ı ğ ı ve işlev görd ü ğ ü temel ilkelerden biri olan bu ilke şimdi özel b i r önem taşı makta d ı r. Emekçi halk ve o n u n bölg elerdeki ör­ g ütleri tarafından büyük yaratıcı g irişi mlerin gelişmesiyle. h a l k ı n i stek ve ç ı ka rları n ı d i l e g eti rerek topl u m u b i rleşi k merkezi yönlend i rmenin d iya lek­ tik bir ka rı ş ı m ı n ı ya nsıtmakta d ı r. Her somut d u rumda proleta rya d i ktatörlüğü devletinin tüm ha l k ı n d ev­ doğru gelişimi, ülkenin u luslara rası kon u m u , işçi sınıfı ve demok­ ratik h a reketlerin birikmiş deneyim ve g elenekleri. pa rti n i n ve devlet yöneti m i n i n olgunluğu ve soru m luluğu ve yığ ı nsal b i l i n ç d üzeyiyle belir­ lenen kendi özg ü l l ü klerin i getirmektedir. B u alanda uluslara rası de­ ney i m i n tümü veri mlidi r ve b u deneyimi derleyip topa rlamak. bir örnek­ likieri, başarıla rı, uzun erimdeki e ğ i l i mleri ortaya kaymak. ayrıca top­ l u m u n politik sistem i n i n gelişmesindeki " d a r boğazla rı » bel i rlemek. sosya ­ l ist d ü nyadaki bilim adamları n ı n ortak görevidir. Bu çalışma n ı n sonuç­ ları. yeni sistem i g üçlendi rmede bizim ortak varl ı ğ ı m ız. özen d i ricimiz ve ölçütümüz d ü r.

letine

Herhangi b i r sosya l ist ülkede h a l k erk i n i düzenli ola ra k iyileştirme g e reği. belli başlı iki etmen tarafından belirleni r. Bu etmenl erden ilki. bütün işçilerin ü retim a raçları n ı n ve topl umsal zenginliğin tüm ü n ü n ortak m a likleri olmaları d ı r. Bundan ötürü, ekonom i k gelişme ve başlı ba ş ı na h a l k ı n g e n l i ğ i , bu zeng i n l i ğ i n m a l i kleri ve yönetici leri olara k onla rın ne ölçüde canla başla hareket edeceklerine bağ l ı d ı r. i ki ncisi, sosyalist de­ mokrasi, emekçilerin yaşamsal konularda kendi i radelerini d il e getir­ d ikleri bir biçimdir. Sosya list d emokrasiden ötürü ve onun a racıl ığıyla. i nsan ı n toplu msal nitelikleri yeni toplumda b içi mlenir. B u nedenle. demok­ rasi n i n yaygınlaşıp derinleşmesi. her şeyiyle bir i n sa n ı n oluşup biçi m ­ lenmesi n i n a na koşuludur. Oyleyse. kendi çıkarlarını yaşama geçire n gerçek h a l k erkine ve bu ç ı ka rların nasıl yaşama geçirildiğine kimse kayıtsız kalamaz. Nesnel ve öznel nedenlerden ötürü. emekçiler için onların temsilci leri a racı l ı ğ ıyla yü rütü len h ükümeti. emekçiler tarafı ndan y ü rütülen bir hükümete dönüş­ türme (4) biçimindeki Leni n ' i n prog ra matik düşüncesini yaşa m a geçi rmek kolay bir i ş değildir. Gelişmiş sosyalizmde böyle bir dönüşüm. politik meka nizmaların sadece toptan değişi m i n i simgelemekle kalmaz. aynı zamanda. bir yanda n yönetsel. m erkeziyetçi ve d emokratik yönetim metotları. merkezi erk organla r ı n ı n yetki ve işlevleri ve öte yandan yerel erk org a n l a rı a rasındaki dengede b i r değişmeyi zorunl u kılar. temsili ve doğrudan d emokra s i n i n d a h a uyum l u bileşimini devlet aygıtın ı n faaliyet­ leri. vb. üzerinde daha büyük bir h a l k d eneti m i n i gerekti rir.

(4) Lenin. Tüm yapıtla rı, c. 38. s. 50

1 70.


Bu bağlamda, emekçi halkın kendi eliyle erkin kulla nılmasını bekle­ g e rçekçi o l m a d ı ğ ı , ç ü n k ü toplumsal i l işkilerin yönet i m i n i n uzmanca bir b i l g i gerektird i ğ i , y ı ğ ı nların ise b u bilg iye sah i p olmadığı yolunda burj uva ideologla rca yayılan görüşleri n hiçbir temele daya n ma d ı ğ ı n ı vur­ g ulayal ı m . El bette, kon u n u n çapraşık ve karmaşıklığını yadsımak saçma o l u r. Ancak b u görevin üstes i nden gel meye şu ya da bu biçimde yanaş­ mamaya ka l kış m a n ı n ve yığı n l a rla bağları yitirmeye yol açan esk i m i ş erk b i ç i m leri n i sosyalizmde korumaya ça l ı ş m a n ı n va h i m olumsuz son uçları vard ı r. Ortaya çıkan karmaşık ve çokyön l ü yönetsel sorunların üstesinden gelmede, yığınları n ' en geniş katı l ı m ı o l ma ksı z ı n yeni sistem i .herhangi b i r gerçek biçimde iyileştirmek olanaksızdır. Bura d a özellikle ş u n u d a bel i r­ tel i m : menin

Başlı başına yeni siste m i n n itel iği, devlet aygıtı görevl ileri n i n bir tür ayrı ve kendi kendine yeterli b i r katmono dönüştürülmesi n e yaban­ cıd ı r. Bununla birli kte, sosya l izmde b i l e, « yönetsel görevl ileri n » çalış­ maları, teknokratik eğilim ve bürokratik uygu l a malara bağ ı ş ı k değil d i r. B u eği l i m ve uyg ulamalar özel likle tehlikelidir. Çünkü bunlar, to pl umsal çıkar pa hasına görev l i lerin kendi çıkarlarını savunm a l a rı n ı andırı r. Marks şöyle diyor : « Bürokrosi, kend i n i devletin sonul a macı sayar . . . Devletin amacı, o n u n (bürokratın) özel a macına yük�ek makamlar peşinde koş­ m aya, kariyer yapmaya dön ü ş ü , ." (5) B ü rokratik uyg ulamalar, i l eri yönel i k bilgi lendirme ve özellikle ha lkta n gelen b i l g ilenm e sistemini çarpıtır, g irişimciliği boğ a rak, emekçilerin y a ratıcı düşünmesi ne ayak bağı olarak, sonuçta sosya l ist demokra s i n i n gerçek gelişmesini engelleyerek, yönetici lerle yönetilen kitle a rasında bir d u v a r koyar.

SBKP Merkez Kom itesi Genel Sekreteri Konsta ntin Çernenko bu konuda şöyle d iyo r : « Yöneti m i n ş i md i k i d ü zey i , Sovyet h ük ü metin i n ve ekonomik kuruluşların ça lışmasında bü rokratik uyg u la m a lara karşı a ra l ı ksız sava ­ ş ı m ı öngören b i r stil i ortaya k oy m ay ı zoru n l u kılıyor . . . Sovyet dönemi boyunca devlet aygıtı ve ekonomik' org a n ların ça lışması nda geçm işten m i ras kalan biçimsel ve b ü rokratik metotl arın kökünü kazımak i ç i n çok şey ya p ı ld ı . Sosya l ist demokra s i n i n çok yönlü geliş mesi ve onmi lyonla rca emekç i n i n devlet yönetilT!i n e katı lması, b ü rokratik uyg u la m a ların tümüyle ve nihai olarak tasfiyesi için nesnel önkoşullor yarattı. Ancak bu, n e yaz ı k ki d i renegelen b i r beladır ... (6) B ü rokratik uyg ulamalar, aşırı merkez i leşmiş bir yöneti m i n ya lnız sonucu değil, neden i d i r de. B ü rokrati k uyg u l a m a la r, aynı zamanda , dar görüşlü kesim sel tutumlara temel ol uştu ru r, bencil yerel çıkarların öne çıkmasına,

(5) Ka rl Ma rks, Fried rich Engels, "Ya pıtlar.., c. 1 , s. 271 -272. (6) Konstantin Çernenko, Seçm e Konuşmalar ve Yazılar, Moskova, 1 984 s.

31 1 -31 2. (Ruşça)

51


merkezkaç eği l i m lere olanak sağlar. B u rada görevl ilerin eğitsel ve nitel ölçütl eri n i yükseltmenin, b ü rokrati k uyg u l a ma l a ra karşı savaşta henüz kökl ü b i r a raç ol uşturmad ı ğ ı n ı belirtel i m . Çünkü b u uyg u l a m a l a r, demok­ ratik yönetim metotl a r ı n ı n yaşa mda henüz a ğ ı r l ı ğ ı n ı yeterince ortaya koyama mosı yüzünden, büyük ölçüde bundan kaynaklanıyor. Bü rokratik uyg ulamalara karşı savaşımda g üven i l i r bir a racı n, aygıt tarafından topl u m a her yerde kesinkes hesap vermesinin getiril mesi ve toplum tarafı ndan kendine hizmet eden örgütlerin sıkı denetimi olduğu ka nısı ndayız. B ü rokrati k uyg ulamaları ortadan ka ldırmaya yard ı mcı olan şey, b u n la r ı n ka rşı lıklı b i rb i rlerini tamamlama ları ve geliştirebilmeleri için yönetimde profesyonellikle demokrasi n i n e n uyg u n ve azami biçim d e alaşı m ı d ı r. Sosya list demokrasinin etkin b i r biçimde işlemesi. büyük ölçüde yığın­ ların eh l iyeti ne, veri m l i l iğine ve soru m l u l u k d uyg usuna bağlıdır. Onların onmilyonl a rca işçiyle topl u m u yönetmeye katı l ı m ı , e n başta, en kolay olarak ü reti m kollektifleri (ve bölgesel kollektifler) çerçevesinde g erçek­ leşti rilebilir. Bundan ötü rü son y ı l l a rda yönetimdeki komü nist partileri n i n ka b u l ettikleri prog ramatik kararlar, d a h a i leri ekonom ik yoğ u nlaş­ manın üretim a/an/ndaki demokratik ilke/erin a rdıcıl gelişme ve derin­ leş mesiyle sıkı sıkıya bağ l ı d ı r. Çünkü demokrasi, insa n ı n herg ü n içinde çalıştığı alana uza n ı nca, g erçek bir d emokrasi olur. Bundan ötü rü, ekip, böl ü m , işletme, dernek koll ektifleri n i n ve seyrek nüfuslu yerleşim a l a n ­ l a rı n ı n sosya l - politik ç a l ı ş m a v e kararlarına g itg ide d a ha b ü y ü k b i r önem veri l iyor. Sosyal i st öz yöneti m i başa rıyla g erçekleştiren emek kollektifleri n i n ça lışma org a n l a rı nda gid erek bi rikti rilen d eney, incelen meyi hak ediyor. Geçtiğimiz bi rkaç yıl boyunca, Sovyetler Birl i ğ i d e içinde, bir dizi ü l kede emekçi h a l k ı n hükümete katı l ı m ı , ekonomik m uhasebe i l işkileri n i n genişlemesiyle yayg ı nlaştı . O reti mde demokrasi, somut b i r iş teşviki oldu. Orneğ i n toplu sözleşme, ü retici ile tüketici n i n ya d a özgül b i r biçimde söylersek yükümlülüğü üstlenen (ta k ı m , çiftl ik ya da b i ri m kol l ektifi) i le a l ı c ı n ı n (ya pı şi rketi n i n yönetimi devlet çiftl iği, kollektif çiftlik, vb.) Ç ı ­ karl a rı n ı n koord i ne ed i l mesi temelind e o l u r. Ça l ı şma kol lektifi , a nlaş­ mada saptanan yüksek kaliteli ü ründen g erekli m i ktarda ü retmeyi ve yönetimde tam zama n ı nda gerekli kaynakla rı sa ğla mayı, kollektifin çalış­ ması için gerekli koşulları g üvence altına a l mayı , fiyatlara uyg u n olara k ü r ü n e ödeme yapmayı ü stlen i r. Bu da, işçilerin bireysel çıkarla rıyla b i r bütün olara k kollektifin ve ekonomik biri m i n görevleriyle ve devletin çıkarlarıyla iyi b i r b i l eşi m i n i sağlar. Kollektifin üyeleri, kendi ü retim sorunları n ı n gelişmesini tartış ı r, emeğin ne biçimde değerlend i ri l eceğ i n i belirler, kollektife k i m l erin a l ı na 52


cağ ı n ı sapta r, yöneticileri seçer, vb. Başka b i r deyişle, emekçileri n yü rüt­ me ve yönetme işlevleri bütünleşmişti r. Her emekçi, kendi emeği ve po­ litik aktifl i ğ i n i serg i ler, aynı zamanda kendi yeteneklerini daha tam or­ taya koyarken toplumsal ü reti m i n etk i n l i ğ i n i a rtırır. B u n u n sonucu, ü re­ timin yönetimine doğ ruda n katı lan emekçi lerin çevresi göze çarpa n b i r şekilde genişler. Yığ ı n la r ı n beceri, enerji ve g i rişken l i ğ i n i gayrete getirmeyi a maçlayan Sovyetler Birliği'ndeki Emek Kollektifleri Yasası, topl umsa l süreçlerin g elişmesinde önemli bir rol oynuyor. (7) Bulga rista n'da yeni b i r Emek Yasası tasa rısı ta mamlanmak üzere. Belge, tüm halkın tartı ş ı l masına açıldı ve 1 m ilyonu a ş k ı n emekçi b u tar­ tışmaya katı l d ı , 1 40 binden fazla öneri, tavsiye ve düşünceleri ni i l etti le r. Yasa, emeğ i n koru nması, işçi hakları n ı n koru n ması, yöneti m i n faa liyeti­ n i n denetlenmesi, teşvikler, toplumsal fonların dağ ıtı m ı vb. ala nlarda kollektif! n hakları nı ve d emokratik yönetim b içi mlerini daha da geniş­ l etiyor. Prati k, ü reti mdeki işçileri n yöneti me, hiçbir şekilde b i rb i rleriyle eşde­ ğerde ol mayan çeşitli d üzeylerde katı labilecekleri n i gösteriyor. B u n l a r ı n başında ka rarla rın kabulü ve d üzeltil mesi gel iyor. B u tür i ş l e r i yerine getirmekle yetk i l i olan ekonomik menecerd ir. Emekçi ler, kara rların hazır­ l a n masına g enel olarak d a n ışma biçi m i nd e katıl ıyor, fik i rleri n i d ile ge­ t iriyor, değ işik öneri lerde b u l u n uyorla r. Yönetime b u tür katı l ı m ı n s ı n ı rl ı boyut l a rda olduğu kuşkusuz görmezden geli nemez. Çünkü emekçilerin dile getird i kleri görüşler daha sonraki yönergelere yansıya b i l i r de, ya n ­ sıya maya b i l i r de. Ama soru m l u l u k öncel ikle b u yönergeyi yürü rlüğe sokan kişinindir. Dolayısıyla, ü reti mde yöneti m i n demokratild eşmesi, g er­ çekleştirmekle yükümlü olacağı kara rları n a l ı n masında kol lektifin rol ü n ü n genişlet i l mesini d e sa ğ l a m a l ı d ı r. D retimde ö z yönetimin, bireyin kend i ­ s i n i ü ret i m i n efendisi olarak göreceği şekilde geliştiril mesi koşulları a ncak böyle ya ratı l ı r. Yönetime geniş halk yığ ı nl a rı n ı n katı lması, ancak ü retim kol lektifi ve o n u n sosya l örgütleri yönetim kararlarını onayla makta n öteye işler ya pa rla rsa, ekonomik, sosya l , politik alanlarda gözönüne a l ı n a b i l i r b i r etki oluşturur. Yan} ü reti m koll ektifi v e sosyal örgütleri kararların oluş­ turulmasına ve a l ı n masına katılmalı, b u kara rların yerin e g etirilmesinde daha büyük b i r soru m l u l u k payı üstlenmelid i r. Dstlenilen yükleni m ler yerine geti rildiğinde maddi kazanç elde etme ya da tersi ne, yerine geti­ rilmed i ğ i nd e para cezası ödeme g i b i , b u kara rların peşinde getird i ğ i bütün sonuçları da ka b u l etmelidirler. Kollektif üyelerinin i şletmenin iş­ leri n i n başa rılı gelişmesindeki soru m l uluğu, yeni sistem ülkelerinde yayg ı n

(7) Hayd a r Al iev, « Sosya l ist top l u m u n çeki rdeği », Yeni çağ , No. 3, 1 984 53


olan sosyal ist yaratıcı yarışmanın ö rg ü tlenmesinde canlı b i r şekilde d il e gel iyor. Emekçiler, sosya list yüklenimler a ltına g i r i p b u n l a r ı yeri ne geti­ rerek ekonom i n i n g el iş mesi n e amaca uyg u n bir etkide b u l u nuyorlar ve bizzat kendileri n i n b u l d u ğ u rezevler ve yeni olanaklar ışğında ya ratıcı ya rışmaya katı lıyorla r. Eğer emekçiler b u işi cidd iye a l ı rlarsa, tek tek işçi ler ya da kolektifçe üstlen i len yüklen i m ler, ö rgüt ve yürütme ça l ışma­ larını bi rleştirmeye ya rd ı m eden öz yöneti m i n ortaya çıkması nda önem l i b i r eylem oluyo r. ü retimde d emokrasi n i n sağ l a m laşması n ı n , yöneti m dai releri (devlet d a i releri ) ve emekçiler a ra sında görevlerin h i ç d e basit olmaya n b i r biçimde birbi rinden ayrı l m a s ı n ı n nitel iği üstünde etkisi vard ı r. Böylece emekç i lerin kend i l e ri n i n g ittikçe d a h a geniş faa liyet alanları nda kara rl a r a l m a l a rı i l e sosya l ist ö z yönetime doğru giden çizg i g ittikçe d a h a be­ l i rg i n b i r şekilde öne çıkıyor. Sosyal iz m koşullarında e mekçileri n yönetime kat ı l ı m ı yeniden ü retim devresinin her evresi nde genişl iyor (ve bu, yen i ü retim i l işki leri ile kapi­ ta l ist ü retim i l işkil eri a rasındaki temel ayrıml a rd a n b i rid i r) . Azeilikle, maddi zeng i nl i ğ i n dağ ıtı m ı nda (payl a ş ı l ması nda) kollektiflerin rol ü gözle görülür biçimde a rtıyor. Ama, dağıtım ne kadar mükemmel o l u rsa olsun, a ncak ü retilen dağıtılabil i r. üretic i n i n ekonomik çıkarı n ı n hem dağ ıtı m . hem de ü reti m l e b a ğ l ı olması ç o k doğa ld ı r. H a l k erk i n i n şimdiki aşa m a ­ sında send ikalar ve öteki toplumsal ö rg ütler, ü leşimde de, ü reti m d e d e a rta n b i r etkide b u l u n uyorla r. Dolayısıyla, onların işlevleri genişl iyor ve i lg i l i top l u msa l g ru b u n ç ı ka rla rıyla tüm halkın çıkarları içiçe g eçiyor. Bir yandan, kollektifin ve onun üyeleri n i n her b i r i n i n ç ı ka rl a rı yöneti m i n bi reysel öğeleri n i n olası savasakla m a l a rına karşı, b ü rokratik çarpıklıklara , modası geçmiş biçim c i yaklaşımlara , öte ya ndan d a kimi e mekçi lerin işe karşı sorumsuz davra n ı ş ı na -d i si p l i nsizlik vb. g i b i -karşı korun uyor. B u i k i l i i şlevin açı k-seçik uyg u l a n ması s ı rasında sendikalar emekçiler içinde say· g ı nlık ve aynı zamanda. ekonomik yönetimin titiz ve makul b i r iş a rkadaşı ola rak ü n kazandıla r. Sosyal ist d emokrasi b u rj uva b i reyc i l i ğ i ne ve benci l l iğe emekçi lerin b i l i nçli disipli ni ile ka rşı ç ı ka r. B u disiplin hem b i reyi n . hem d e topl u m u n ya ra rı n a d ı r. azg ü r işçi n i n soru m l u l u k d uyg usuna özellikle yüksek değer biçen Ma rks'ı (8) hatırlaya l ı m . Sosyalist ü l ke lerde pratik, b u d uyg u n u n yeterince gel iştiğ i yerlerde ü reti mde-üstün sonuçlar a l ı n d ı ğ ı n ı , yığ ı nl a r ı n refa hı n ı n yükseldiğini v e sosya list d emokras i n i n a ktif b i r şeklide işled i ğ i n i gösteriyor. Tersi d urumda ise, ekonomik büyümede, emeğ i n enerj. i v e g i r i şimciliği nde, yaşa m d üzeyi nde b i r d ü ş ü ş sözkonusu o l u r. Sorumluluk d uyg usu ve d i s i p l i n el bette y ı ğ ı n l a r tarafı ndan yal n ı z sos-

(8) Bak : Karl M a rks, F ri ed ri c h Engels, Ya pıtlar. c. 49, s. 86. (Rusça) 54


yo l adalet il k es i n i n - herkesten yete n eğ i n e göre, herkese emeğ i n e g ö re yeni top l u m d a etk i n olon bu i l k e n i n kesin kes uyg u l a n m a s ı i l e sık ıca bağlı

o l a ra k gel işti rilebi l i r. Bu form ü l a syon, sosya l i z m d e to p l u msal yaşa m ı n de­ m o k ratik moral ölçütl e r i n i d i l e geti riyor. Kötü n i yetli olmasa b i l e (bu ü re ­ timde b i rb i ri ne benzemeyen koş u l l a r ı n , e m e k g i rd i le ri n i n yete rs i z değer­ lendirilmesi vb. n i n etkisiyle o l a b i l i r)

çıgnenışı

ü reti m

gösterg eleri,

bu

i l k e n i n h e r h a ng i

e m ekçierin

ruhsal

ve

b i r biçimde

moral

d u ru m ­

l a rı üzerinde olu msuz etk i l e re yolaça r. B u d a e mekçi leri n d e m o k ratik faa­ l i yetleri n i n içi n i n boşa ltı l m a s ı eğ i l i m i n i doğ u ru r. Tüm topl u m ölçüsünde sosyal ist ada let i l kelerinden sa p m a l a r, d a h a d a tehlikeli

pol itik sonuçlarla d o l u d u r. Nitek i m

1 970' 1 i y ı l l a r ı n sonlarında

Polonya ' d a ortaya ç ı k a n p a rti içi yaşam ölçütl e ri n i n ç i ğ n e n mesi, sosya­ l i st halk erki n i n

uyg u l a n m a s ı nda

b ü rokratik ve otokratik s ı n ı r l a m a l a r,

i d eoloj i k ve eğitim ç a l ı ş m a l a r ı n ı n savsa k l a n ması, b u n l a ra üSİÜnkörü yak- l a ş ı m , öteki o l u m s u z s ü reçl e r pa rt i n i n sayg ı n l ı ğ ı na zarar vermiştir. Bu ç i ğ ­ n e m e l e r i n üstesinden g e l m ek ve top l u m yaşa m ı n ı iyileşti rm e k i ç i n h a rca ­ n a n kara rl ı ç a b a l a r - yönet i m i n tutarl ı l ı kla uyg u la d ı ğ ı - ppj P' n i n O l a ­ ğ a n üstü. Kongresi ' n i n o n a çizg i s i nd e d i l e gel iyor.

(9)

Emeğin ve tüket i m i n ölçülmesi üzerinde en kesin kontrol a nc a k b i r d iz i

çok i y i h a z ı rl a n m ı ş ekonom i k , örgütsel v e h u k u k i ö n l e m i n , b u önlem lerin

yerine getiri l mesi n i n değişik biçimde doğru l a n ması ve g itg ide daha g e ­ n i ş e mekçi y ı ğ ı n l a r ı n katı l ı m ı yla bağlantılı olara k sa ğ l a n a b i l i r. B u d o ğ a l o l a ra k emekçilerin e k çaba l a r ı n ı g e rekti ri r ve b u nokta d a baz ı l a r ı n ı n sos­ yal fa a l iyet i ç i n ç a ba ve za m a n h a rcama kta d i k kate değer bir (steksiz l i k gösterd i kl e r i n i söylemek doğru o l u r. le n i n ' i n .dek tek ve h e r y u rtta şı devleti yönetme y ü k ü n ü o m u z l a rk e n kendi p a y ı n a d ü şen doğruda n v e h e rg ü n k ü g ö revi yeri ne getirmeye ç e k ­ m e » d e ö z e l b i r g ü ç l ü k görd ü ğ ü n ü hatı rlaya l ı m .

(10)

B u rd a " y ü k » söz­

cü ğ ü n ü n özenle seçi l erek k u l l a n ı l d ı ğ ı kası ndayız, ç ü n k ü sevk ve i d a reye g e rçek katı l ı m m a nevi ve fizi ksel çaba, z a m a n , b i l g i ve a m a ç d uygusu g e rektiren, g en e l l i kle g üç, ka rm a ş ı k ve o l a ğ a n ü stü s o ru m l u l u k taşıyan bir iştir. Emekçi lerin yöneti m e katı l m a n ı n kendi a rz u l a r ı n a ve topl u m u n ç ı k a r ­ l a rı na uyg u n d ü ştü ğ ü a n layışı b u tü r fa a l iyet i n başta gelen özendi rici le­ r i n d e n b i r i d u r u m u n a g e l e b i l i r ve kuşkusuz g e l iyor. To p l u m s a l ça l ı ş m a n ı n r u h u n u b e l k i d e en i y i ifa d e e d e n özdeyiş, " H erkes i ç i n d e m ek , kendi

i ç i n dem ekti r » özdeyiş i d i r. Halk e rk i n i n g en i ş l e mesi, d a h a önce d e söy­ l e m i ş o l d u ğ u m uz g i b i , sanayi i ş letmesi , koll ektif çiftlik ya da k u r u l u ş s ı n ı r­

l a rı i ç i n d e h a psedilemez ve h a p sed i lmem iştir. Devlet düzeyinde önem ta­

şıyan konu/aıın ta rtı s ı l m a sı n a ve bu konute rd a karar a l ı n m a s ı n a emek-

(9) ( 19)

Wojciech Ja ruzelsk i , " Polonya Deneyi m i n i n Gösterd i k leri » Yeni çağ, N2 1 1 , 1 983. (Not Re d . ) V. i . len i n , Tüm Y a p ı t l a r , c. 2 7 , s. 1 56. 55


ç i l e r i n doğrudan katı l ı m ı h a l k ı n k e n d i kend i n i h ü k ü m et etmes i n i n ger­ çekleşt i ri l mesindeki temel soru n l a rd a n bi rid i r. Sosyal yaşa m ı n en önemli ya n l a r ı n ı bel i rleyen ya sa l a r ı n bütün h a l k taraf ı n d a n ta rt ı ş ı ld ı ktan sonra ç ı ka rtı l ma s ı , a rtık sosya l ist ü l kelerde g elenek h a l i n e g e l m işt i r. Nitek i m

son olarak SBKP M K ' n i n hazırl a d ı ğ ı Sovyetler B i rl i ğ i' nd e g e nel eğitim ve

ça l ı ş mayla öğret i m reform u n u n ta rtı ş ı l m a s ı n a m ilyonla rca y u rttaş katı l d ı . B u n l a rı n tasarıyı ayrıntı l a nd ı ra n v e g e l i şt i re n yanıtları, uya r ı l a rı v e öneri ­ leri y ı ğ ı nsal i l eti ş i m a raçlarında d u yuruldu ve yasa n ı n son kaleme a l ı n ı ­ ş ı n d a gözön ü n d e tutu l d u . Böylesi tartı ş m a l a r h a l k e r k i o l a n sovyetlerde, ç a l ı ş m a kollektifleri nde, send i k a l a rd a ve doğrudan demokrasi ile temsi l i d e mo k ra s iyi bir a raya g etiren ö b ü r to p l u m sa l örgütl erd e d a h a do yayg ı n b i r şeki lde gerçekleş­ tiril iyor.

(11)

B i z , komün ist k u rucu l u k i l e rledikçe temsili d em o k ra s i n i n ye­

rine doğrudan öz yönet i m i n bütünüyle geçeceği görüş ü n ü n doğru o l m a ­ d ı ğ ı k a n ı s ı ndayız. Ş i m d i k i d u rumda i ki s i d e g e l i şiyor, g ittikçe d a h a fazla içiçe geçiyor, b i rb i ri n i ta m a m lıyor ve s ü rd ü rüyor. B u doğald ı r, çünkü, bir yandan emekç i l e r i n politik b i l i nc i n i n , kü ltü rü n ü n ve kaza n ı m l a r ı n ı n a rt­ ması, o n l a r ı n pol itik a l a n d a kendi görüşle r i n i kend i l e ri n i n i fade etmeleri isteğ i n i teşvik ed iyor. Ote ya n d a n , bütün sonuç l a r ı n (örneğ i n , dış pol i t i ­ kadaki ived i g ö revl e r i n ) prati kte dolaysız d e mokrasi temeli ü z e r i n d e ç ö ­ z ü l m e s i o l a n a ksızd ı r. Bu koş u l l a rd a hemen hemen bütün sosya l i st ü l kelerde yerel yönet i m org a n l a r ı n ı n g ü c ü n ü n yayg ı n laşması beli rleyici b i r h a l a l ıyor. M a r k s i z m ­ Len i n i z m k u rucu l a r ı n ı n yerleş i m b i r i m lerinde e mekçi leri n k e n d i kend i l e r i n i yönetmes i n i n örgütlen m e s i n i , sosya l i z m i n politik s i ste m i n i n g e l i ş m es i n i n o n o ç i z g i leri n d e n b i ri o l a r a k gördü kleri n i hatı rlata l ı m . Engels, Sosyal De­ mokratla rın bu prog ra m a t i k iste m i n i n ö n e m i n i şöyle bel i rtiyord u : « i l , i l çe

ve köylerde g e nel oy ile seçi l m i ş görevl i l e r eliyle tam bi r kendi kend i n e yön eti m . Devletin atad ı ğ ı tüm yerel ve i l yetki l i l e ri n i n kald ı r ı l ma s ı ».

( 12)

Len i n bu görüşe tekra r tekrar atıfta b u l u n d u ve b u n u n Bolşevi k Parti s i ' n i n prog ra m ı na a l ı n m a s ı n ı önderd i .

(1 3)

Sovyet Rusya'da sosya l i st devri m i n

utk u s u n d a n sonra , büyük ölçüde ka rşı devri m l e sava ş ı n çet i n istem leri nedeniyle

yönet i m i n

kesinkes

m erkez i l eşti ri l mesi

g e rekiyord u .

Ama

sava ş ı n en çok k ı z ıştığı dönemde b i l e Bolşevi k Partisi' n i n prog ra m ı nd a Sovyet devleti n i n « y ukarıdan herha n g i b i r yönetici ato n madan o l u ş a n yerel ve bölgesel yöneti ml erin

başka h e r h a n g i b i r yerde old u ğ u n d a n

ç o k d a h a yayg ı n b i r b i ç i m d e » yürürlüğe kond u ğ u be l i rtil iyord u .

( H)

( 1 1 ) Ba k : Penço Kubad i ns k i , .. Sosya l i st dem okras i n i n gel işmesinde topl u msal örgütlerin rol ü » Yeni çağ, N2 8, 1 983. (1 2) Ka rl Marks ve Friedrich Engels, Ya pıtla r, c. 22, s. 240. (13) Orneğ i n , V. i. Len i n ' i n , Tü m Y a p ıtla r, c. 33, s. 74, ba k ı n ız. (H) Kong re, Konfera n s ve M K Pl e n u m l a rı Kararl a r ı n d a ve Ka ra r tasa r ı l a ­ rında S B K P , Sek i z i nci b a s k ı , c. 2, Moskova 1 970, s. 42. (Rusça) 56


B u g ü n yerleş i m b i r i m lerinde sosya l i st kendi kend i n i yönet i m i n g e l i ş ­

t i ğ i n i kan ıtlayan b i rçok ö r n e k b u l u n uyor. Bulga rista n'da BKP M K Mart

1 977 Ple n u m u' n d a ka b u l e d i l e n , ü l k e n i n bölgesel g e l i ş mesi üzerine prog­ ra m ı n uyg u l a n masıyla ö n e m l i son uçla r elde ed i l d i . Bu, ekono m i n i n , k ü l ­

t ü r ü n ve topl u msal yaşa m ı n g e l i ş m es i n i n

h ı z l a n m a s ı n ı s a ğ l a d ı ve b i r

z a m a n l a r g e r i d e kalan bölgelerde yaşaya n l a r ı n g i ri ş i m l erini teşvik etti.

DAC'nde yerel yönetim org a n ları ve önde gelen ko m b i na l a r ve iş letmele­

ri n kol lektifleri, maddi ve i n sa n gücü kayn a k l a rı n d a n önemli ölçüde ta­ sarruf a m a cıyla, bölg e n i n g e reks i n i m d uy u l a n her şeyde kendi k e n d i n e yeterl i l i ğ i n i g e l i şti riyorlar. SB KP, g eçtiğ i m i z dönemde Sovyetleri n h e r d ü ­ zeydeki ç a l ı ş m a ları nda köklü gel i ş m eleri g e rçekleştirmek i ç i n büyük çaba h a rcad ı . SBKP M K

1 984 Nisan Plen u m u' n d a , Sovyetl erin m u azzam ola­

n a k l a rı n ı n hôlô yetersiz b i r biçimde değerlend i r i l d i ğ i , b u o l a na kla rl a bun­ l a r ı n k u l l a n ı ş b i ç i m i a rasında belli b i r çelişki ve uyumsuzluk olduğu be­ l i rt i l d i .

(''i)

Sonuç olarak, Ma rks' ı n « topl u m u n kendi yaşayan g üçleri, ona eg emen o l a n , o n u ezen g üçlerin yeri n i a l ı rk e n , topl u m u n erki ters i n d e n özü m ­ semesi » şekli ndeki ta n ı m l a d ı ğ ı sü reç, ol g u n sosya l i z m i n i nşası n ı n v e m ü ­ k e m m e l l eştiri l mesi n i n

bug ü n k ü

aşaması nd a

hız

kaza n ı yor.

(lG)

Geniş

em ekçi y ı ğ ı n l a r ı n ı n ve to p l u m s a l ö rg ütlerin çeşitli soru n l a r ı n tartış ı l m a ­

s ı n a katı l m a s ı , başlıcası b u o l m a k üzere, doğrudan dem okrasi u nsurları­ n ı n erkin tems i l i o rg a n l a rı n ca k u l l a n ı l ması b u s ü recin karakteristik b i r ya n ı d ı r. B u , soru n l a r ı n d a h a derinlemesine kavra n m a s ı n a , en i y i çöz ü m ­ l e r i n b u l u n m a s ı n a ya rd ı mcı o l u r. Erkin, en yü ksek org a n ı d a içinde, t ü m o rg a n l a r ı n ı n ça l ı ş m a la rı n ı n to p l u m s a l kontro l ü n ü s a ğ l a r. Burada , B u l g a ­

ristan H a l k M e c l i s i ya sama kom i syon u n u n p r a t i ğ i d i k kate değ e r : K o m i s ­

y o n , emek koll ektifleri n i n, to p l u msal örgütl e r i n , k u r u m l a rı n v e g a zete­ c i l e r i n temsi lcileri n i n katı l ı m ıyla açık top l a n tı l a r yapa r. Sosya l i st erk org a n l a rı emekçi h a l k ı n öteki g ru p ç ı ka r l a r ı n ı d a tam o l a ra k hesaba katmaya ç a l ı ş ı r. Orneğ i n , Polanya ' d a Seym'e ba ğ l ı olara k çalışan sosya l -ekonomik konseyi n ka rakteristik b i r a d ı vard ı r : .. Sağduyu Ka ma rası » . Bu h ü k ü mete b a ğ l ı danışma n i tel i ğ i o l a n top l u msal bir kon­ seyd i r. Maca ri sta n'da işletmelerin özg ü l çıkarları San ayi ve Tica ret Oda­ sı nca temsil ed i l i r. Ayrıca tüketici çıkarlarını öne alan b i r ö rgütün kurul­ ması d a d ü ş ü n ü l üyor. Seç m e n i n g üvenini yitiren b i r m i l l etvekil i n i n g e ri çek i l m esi h a k k ı sos­ ya list siste m d e o l u m l u bir p ra t i k o l a ra k iyice yerleşmiştir. Sosya l i st ü l ke­ lerin p ra t i ğ i , mevcut seç i m siste m l e ri n i , m i l l etve k i l i adayları n ı n sapta n ­ ması nda y ı ğ ı n l a rı n görüşle ri n i n d a h a kapsa m l ı b i r şekilde d i kkate a l ı n ­ m a s ı i ç i n fı rsatl a r ya rat ı l m a s ı yoluyla gel işti r i l d i ğ i n i gösteriyor.

(J:;) (1 6)

Pravd a , 1 1 Nisan 1 984. Ka rl Ma rks ve Fried rich Engels, Y a p ı t l a r, c.

1 7, s. 548 57


Ki m i sonuçlar toparlanaca k o l u rsa, şu söyleneb i l i r : Maddesel ö nkoşu l l a r

v e yığ ı n l a r ı n p o l i t i k uya n ı k l ı k ve k ü ltü r d üzeyi n i n yü ksek l i ğ i , t ü m k u ru m ­

l a r ı n v e sosya l i st d e m o k rasi b i ç i m l e ri n i n etki n l i ğ i n i n a rtı ş ı n ı bel i rl emekte ­

d i r. K ü l t ü r değerleri n i n özü msenmes i n i n , top l u m v e devlet işleri n i n başa rılı

bir şeki lde yürütü l mesi nde esa s olmasına k a rş ı n , «genel» k ü ltürün yete rli

o l m a d ı ğ ı n ı ve e n ö n e m l i s i n i n yüksek d üzeyde politik k ü ltü r old u ğ u n u be­

I i rtel i m . Pol i t i k kültü r, b i l i msel Ma rksist- Le n i n ist d ü nya görüşün, sosya l i st

d evletin üzerine k u r u l d u ğ u i l keleri n , o n u n g ü c ü n ü n kayna ğ ı n ı n , vata n d a ş ­ l a rı n h a k l a rı n ı n ve görevleri n i n topl u m s a l ya şa m norm l a rı n ı n derin lemesine a n la ş ı l ması ve yönetsel tek n i k lerin k u l l a n ı m ı n ı becermeyi d e içerir. Sosya l i st top l u m d a vata ndaşların h a k l a r ı n ı n ve özg ü rl ü k l e ri n i n g e n i ş y e l pazesi onların topl u m sa l görevl e ri n d e n a y r ı tutu l a m a z . Ko m ü n i stlerin politikası, topl u m u n her üyesi n i n b u o rg a n i k ba ğ ı n b i l i nc i n d e olmasına ya rd ı m eder, çünkü b u emekç i halk tarafı n d a n ne kada r derinlemesine kavranırsa, onlar d a vata n d a ş l ı k görevlerini yeri n e getirmede o k a d a r soru m l u ve başarılı o l u rl a r. Bu d a sosya l ist h a l k erk i n i n d a h a zeng i n v e d a h a a n l a m l ı o l ması d e m ektir. Tü m o l u m l u kişi n i t e l i k l e r i , y e n i top l u m u n i nşası s ü recinde pa rti n i n y ı ğ ı n l a r içinde a ma ç l ı ideoloj i k , eğitsel v e ör­ g ütsel ça l ı ş m a s ı n ı n sonucu olara k şe k i l l e n i r. B u çaba, parti i le h a l k ı n bir­ l i ğ i n i pekiştirmeyi, emekçi h a l k ı n politik eyl e m i n i ve ya ra tıcı enerj i s i n i g e ­ l i ştirmeyi a ma ç l a r . Erkteki kom ü n ist parti l e ri sosya list to p l u m u n pol itik siste m i n i n çekirde­ ğini oluşturu rlar. Çü n k ü , onla r pol i ti k siste m i n etkin bir biçimde işleme­ sini ve iyi d ü ş ü n ü l m üş, b i l i msel te m e l l e re dayalı devlet politikasının y ü rü ­ t ü l mesi n i , emekçi lerin t ü m to p l u m s a l v e meslek g ru p l a r ı n ı n ç ı k a rl a rı n ı n b i r l i ğ i n i v e b u ç ı k a rl a r ı n esa sl ı b i r b i ç i m d e e l e a l ı n ma s ı n ı s a ğ l a r, emti(­ çi

halkın

d e m o k ratik

h a k l a rı n ı n

g e rçekten

uyg u l a n ma s ı n ı n

g üvencesi

o l u r. Topl u m u n i leri b i l i nc i n i n ve i l e rici a m a ç l a rı n ı n somutlo n m ı ş bir b i ­ ç i m i v e h a l k ı n politik öncüsü ola ra k parti, to p l u m sa l siste m i n çeşitli d a l ­ l a rında v e devlet yöneti m i org a n l a rı n d a b ü rokra t i k çarpıtm a l a rı önl er. Kom ü n i st pa rtileri n i n , to p l u m u n pol i t i k çeki rdeği işlevleri n i n yeri ne g e ­ tirilebil mesi, d i n a m i k t o p l u m s a l i le rl e m e kavra m ı n ı n n e ölçüde d i kkatle ve ayrı n t ı l ı t a n ı m l a n d ı ğ ı na ve tuta rlı b i r biçimde g e rçekleştirild i ğ i ne, ideolo­ jik eğiti m ç a l ı ş m a l a r ı n a , ya ratıcı eyl e m l e r i n gen işletil mesine, komün ist­ lerin kendi leri n i n g i rişi m c i l i ğ i n e ve soru m l u l uğ u na büyük ölçüde b a ğ l ı d ır. B u n l a r , ya l n ızca sosya l i st k u ru l u ş u n b u g ü n k ü aşa m a s ı n ı n g e reksi n i m leri nedeniyle d e ğ i l , aynı z a m a n d a parti n i n gel i ş m esi n i n iç mantığı gereği o l a ra k da p a rt i n i n görevleri a ra s ı n d a en önde yer a l ıyor. BKP MK Genel Sekreteri Todor Jivkov şöyle d iyor : «To p l u m s a l pratik kavra m ı nda ve b u n u n a l g ı l a n masında yen i l i ğe, ayrıca ya l n ı z eski m i ş a n ­ layışiarın d e ğ ı ı , aynı za m a n d a modası geçmiş ç a l ı ş m a v e yönet i m yöntem­ leri n i n d e terked i l mesi ne g e rek v a rd ı r. Sonuç ola ra k , sosya l i z m i n g e l işmesi

58


i l e parti n i n bu g e l i şmedeki rolü a rası ndaki karş ı l ı k l ı i l işki ş i m d i derin leşi­

yor ve zeng i n leşiyor. B u , partinin dönüştürücü gücünün büyümesini, sos·

yalist kuruluşta yeni ilerici s ü reçlerin ve yönelimlerin yolunu açan bir etmen olarak yönetici rolünün artmasrnı g e rekti riyo r .. .

(i,)

Ote y a n d a n , erkte o l a n p a rti, tüm g ü ncel pratik soru n la r ı n çöz ü m ü n ü üstlene mez . Ç ü n k ü b u , öteki sosya l - politik k u r u m l a r ı n yeri n i o l m a k d e mek

o l u r ve devlet o rg a n l a rı n ı n otoritesi n i a z a l t ı r, ki b u ra l a rd a yaln ızca ko­ m ü n i stler d e ğ i l , parti l i o l m a yo n l a r d a b u l u n m a kta d ı r. SBKP M K' n i n Ş u bot

1 984 Pl e n u m u ' nd a « Pa rti komiteleri n i n i ş l evleri n i n ,

devlet v e ekonom i k o rg a n l a r ı n g ö revl e ri n i n açı k o l a ra k b e l i r l e n m esi n i n v e b u n l a r ı n çal ı ş m a l a rında tekra rl a r ı n ortada n ka l d ı rı l m a s ı n ı n .. g e rekti ­ ğ i n e işaret ed i l d i ve b u n u n " politik önemi çok büyük o l a n b i r sorun .. o l d u ğ u bel i rt i l d i . (18) Ma rksist-Le n i n ist önc ü n ü n devlette yönetici rol ü n ü n tüm sosya l i st ü l k e ­ l e rde ortak o l o n ya n l a rına d e ğ i n i rken, o n u n faal iyetl e ri n i n , doğa l l ı k l a her b i r ü lkede özg ü l l ü k leri n i n o l d u ğ u n u vurgUl a m a k g e re k i r. Ç o k pa rti l i s i stemlerin old u ğ u ü l kelerd e ( B u l g a rista n , Çekoslovakya, OAC ve Pol o n ­ y a ) ko m ü n i st l e r özg ü l görev lerle karşı karşıya d ı r. B u nJ a r , k o m ü n i stlerin politika l a r ı n ı öteki ö rg ütlerle uyuml a ştı r m a l a r ı , ortak eyl em prog ra m ı o l u ş ­ t u r m a l a r ı v b . g e reğ i n d e n kayna k l a n m a ktad ır. Pa rt i n i n yönetici rol ü n ü n g üçlen mesi için, pa rtisiz işçiler, köyl ü l e r ve

ayd ı n l a r da i ç i n d e e m ekçi h a l k ı n temsilcileri n i n , to p l u m s a l yönet i m i n her d üzeyine yayg ı n bir biçimde katı l ması gerek i r. Len i n. şöyle diyo r : « Sos­ ya l i z m bir a z ı n l ı k tarafı n d a n , p a rti tarafı n d a n g e rçekleşti rilemez , sosya l i z m , a n cak o n m i lyon l a r, b u n u k e n d i kend i l erine ya p a b i l meyi öğrend ikl eri za­ m a n gerçekleşt i ri l e b i l i r . ..

(J9)

Parti n i n yönetici rol ü n ü etk i n bir biçimde yeri ne getire b i l me s i , g e rçek yaşa m d a komün ist örgütün b i r l i ğ i n i sağlaya n p a rti içi demokra s i n i n g e l i ş ­ m e s i n e büyük ölçüde ba ğ l ı d ı r.

Doğ ru stratej i k çizg i n i n sapta n m a sı n ı ,

u z u n vad e l i politik, ekonom i k , top l u msal v e öteki a ma ç l a ra u l a ş ı l m a s ı n d a yard ı mcı o l o n ö n l e m l e r i n ö n e çıka rı l m a s ı n ı sağlaya n pa rti içi d e mokra s i ­ d i r. Parti içi demokra s i n i n tuta rlı ve kararl ı g e l i ş i m i erkteki Ma rksist-Len i ­ n i st pa rt i ye o l a n g üven i n a rtması n ı s a ğ l a r v e ü l kedeki t ü m sosya l - politik

o rta m ı n g elişmesinde başta gelen koşu l d u r.

Tü m p a rti içi yaşam ta rzı ve parti içindeki yerl e ri ne o l u rsa o l s u n , yol ­ d a ş l a r ve savaş a rkadaşları o l a ra k üyeler a ra s ı n d a k i i l i ş k i l e r i n kara kteri Tod o r Jivkov, B u l g a rista n Ko m ü n i st Parti s i ' n i n Yönetici Rol ü n ü Artı r­ mak, Pol itik ve ideoloj i k Ça l ı ş m a s ı n ı Yetkin leşti rmek I ç i n , Safya 1 983, s . 8-9. ( B u l g a rca) Pravd a , 1 4 S u bat 1 984. V. i. Le n i n , tüm Yapıtla r, c. 36, s. 53.

59


pa rti içi demokrasin i n göstergesi d i r. B u n a karş ı n partiler " e n sayg ı n, etki l i v e deneyi m l i üyelerden oluşan çakçası istikra rlı g ruplarca yönetili r». (20) Parti yönetim i n i n istikrarlı oluşu ve g eniş halk yığınları a rasındaki say­ g ı n l ı ğ ı ona övg ü ler d üz mekle elde edi lemez. B u a ncak eyleminde doğru bir politika izlemesiyle, politikası n ı n sürekl i l i ğ iyle ve t ü m halkın ç ı karları nı savunmasıyla elde ed i l e b i l i r. Konsta nti n Çernenko 2 Mart 1 984'de seçmenlerine hiatben ya ptığ ı ka­ n uş mada şöyle d iyord u : " Pa rti ve hükü met kad roları yığınların sevg isini ve sayg ısını esa s olarak topl u msal işlerin içine gerçekten g i rmeleriyle kaza n a b i l i rler; kadrolar bunu enerj i l eriyle, bilg i leriyle, örnek oluşlarıyla ve i nsanların a h lak d uyg ularını i ncitebilecek şeylerden a r ı n m ı ş davra n ı ş ­ la rıyla kaza n ı rlar. B i r memur kend isine karşı daha titiz o l d u ğ u sürece başkala r ı n ı n da titiz olmalarını isteyebi l i r . . . Halkın onayı ve d esteği, yü­ rütüc ü n ü n otoritesi n i n teme l i n i ol uşturur. Bunlara sa h i p olmöya n ve yı­ ğ ı n ların görüşlerine kulaklarını tı kaya n yürütücü görevl i olamaz ve olma­ m a l ı d ı r ». ( 21) Sosya list d emokrasi, i nsan uyga rlığ ı nda politik sistem i n gelişmes i n i n nitel v e yeni v e daha ü s t bir aşa masıd ı r, geniş emekçi y ı ğ ı n l a r ı n ı n erki n i n g üvencesid i r. Uzlaşmaz çel işkili topl umda e rk i n örg ütlenme biçimi, içeri­ ğ i n e göre d a i ma ikinci l d i r. Biçimi ne olursa olsun b u rada ü retim a raç­ ları n ı n m ü l kiyetine sa h i p sın ıfların egemen l i ğ i sözkonusu d u r (tü m de­ mokratik cafcafayla b i r pa rla menter hükümet ya da kişisel erkin despotik rej i m i ) . Kuşkusuz komü nistler çeşitl i b u rj uva devlet biçimleri n i bir tutmaz­ lar ve bunun geniş demokratik kurumları olan biçim lerine büyük değer verirler. Herkesi n b i l d i ğ i gibi bunlar i mtiya z l ı yönetici sı nıfın aklına öyle esmesinden ya d a iyi niyeti nden kaynaklanmıyor, aksine b u n l a r, işçi sınıfının ve tüm öteki emekçi halkın zorlu savaşımı sonucunda elde ed i l i ­ yor. Demokrati k hak v e özg ürlü kl erden ya na en tutarlı tutumu a l a n ve g erici l i ğ i n bunları geçersiz k ı l ma g i rişimlerine en kara rl ı biçimde karşı ç ı ka nlar, tüm öteki i lerici g üçlerle bağlaşıklık içinde, kom ü nistlerd i r. Ne var ki, halk erki ancak sosyal ist devri m i n utkusuyla g erçekten a n l a m kazanır. Sosya lizm, demokrasiye t e k g erçek ekonomik temel i ü retim a raç­ l a rı n ı n toplumsal m ü l k iyeti n i sağ l a r ve tek uyg un a macı öne koya r : Her­ kes i n özg ü rce geliş mesi n i n koş u l u o l a rak tek tek kişilerin özg ü rce geliş­ mesi . B u rj uva demokrasisinin biçi msel görü nüşünün ve ölçütleri n i n ter­ sine, sosya lizmin kend ine özgü halk erki ölçütleri ve g e lenekleri vard ı r. Halk erki emekçi halkın yaşamsal gereks i n i m leri n i ka rşılar ve yeni top­ l u m u n kurulmasına i l işkin görevleri yeri ne getirir. Sosyal ist demokrasi , etkin ve istikrarlı biçimde gerek burj uva -anarşist,

(��ı) Agy, c. 4 1 , s. 24. (21 ) Pravda, 3 Mart 1 984. 60


g erekse totoliter yıkıcı e ğ i l i m lere karşı koya b i l m ede açık avantaj lara sa­ h i ptir. Ayn ı zamanda sosya l i st d emokrasi b i r « kapa l ı » sistem değ il, a ksine kişi n i n kend isini gelişti rmesi ve yeni lemesi için g erekl i i ç g üçlerle ve olanaklarla dolup taşan bir sistem d i r ve bu, sosya l ist d emokrasi n i n insan­ l ı ğ ı n geleceğ i n i etkileyen en önemli etmenleri nden b i ri olma sı n ı getirir. Emekçi halkın, topl u msal yaşa m ı n her ala n ı nda daha da a rtan faa liyet­ leri sonucu sosya list halk erki yayg ı n laşıyor ve deri nleşiyor. B i l i msel ve tekn i k devri m çağ ında, sosyalist halk e rki, insanlık tari h i ne en büyük adaleti getiren sistem i n sürekli ve ka ra rl ı l ı kla ileriye g itmesinin a na ko­ ş u l la rından b i rid i r.

61


Antikomünizmin ideolojik saldırganlığı G ü n ü m üzde antiko m ü n i stlerin eylemlerindeki başlıca özellik, kuşkusuz, zor kullanma e ğ i l i m i d i r. Emperya l i z m i n aşırı gerici g üçleri , reel sosyalizme karşı « haçlı seferi » i l a n etti kleri 80' l i y ı l ların baş ı nd a n beri b u çılgınca çizg iyi i z l i yorlar. Onla r sık sık açık silahlı sa l d ı rıya g i rişerek u l usal kur­ tuluş h a reketine karşı sa l d ı rı l a r ı n ı da tı rmand ı rıyorlar. Da hası a ntiko m ü ­ nizm, kend isini, topl umsa l gelişme teorisi a l a n ı nda da geniş çapta dayat­ maya çal ışıyor. O, şiddeti , i d eoloj i k bask ı n ı n çeşitli biçimleriyle, topl u m ­ ' sal olayla ra i l işkin k e n d i yakla ş ı m larını sınıf savaş ı m ı n ı n ekonomik, pol i ­ tik v e ideoloj i k bütün a l a nlarına yayı p yerleştirme ça bal a rıyla ta mamla­ maya çalışıyor. Bütün bunlar, « egemen d urumda bulunan ya da e n yayg ı n olan ya da demokrasi ve sosya lizm için en zararlı olan ideoloj i k-politi k a k ı m la rı . . . » (1) a n a l i z etmek, sı nıf düşmanları n ı n eylem leri n i n içyüzü n ü açığa vurmoda sisteml i ve ardıcıl olmak g erekti ğ i ne i l işkin Leninci tutuma bağ l ı ka l a n kom ü nistlerin d i kkati nden kaçmıyor.

Teorik işlevin aktifleşmesi

B u rj uva ve kom ü n ist d ü nya görüşleri a rasındaki savaşım, g ü n ü m ü z ko­ şulla rında, b u rj uva ideoloj isinde çağdaş topl u m u n gel işmesine i l i şkin en gerici a ntikomü nist konseptlerin s ü rekl i a rtan rol ü n ü n sonucu olarak, yeni boyutlar kazan ıyor. Anti komünistlerin d ünyadaki değişiklikleri ne ya p ı p ed i p kendileri i ç i n uyg u n b i r açıdan açıklayo bi l ecek bir tarih felsefesi oluşturma çabaları, bu sü reci teşv i k ediyor. Bu felsefe kapita l i z m i n pol i ­ tikasını g e rçekleşti rmeye, y ı ğ ı n ların b i l i nciyle oynamak içi n yığı nsal pro­ pag andada « bi l i m i n son sözli n ü » kullanarak sosya lizme karşı « teori k » sa ldırı ö rg ütlemeye yöneliktir. Em peryalizmin somut eylemleri n i n g ü ç l ü bir ideloj i k tabana, esaslı bir i deoloji k « hazırl ı ğ a » dayandırı l ması a maçl a n ı ­ yor. Böylece, antikomünistlerin teori g eliştirme faa l iyetleri, daha çeşitli iş­ levler kazan ıyor. Em perya list çevreler, kendi bilim kuruluşlarından sosya­ lizm le, topl u msal g e l iş med eki gerçek sü reçlerle i l g i l i b i lg i ler a lıyorlar. Uzmanlardan ed i n i len bilgi ler, doğru ya da çarpıtı l m ı ş b içi mlerd e izlenen politikada d üzeltmeler yapmak, sosya l iz m d ü nyasına karş ı daha etkin sal­ d ı rı l a r örg ütlemek için kulla n ı l ıyor.

( ) G ü n üm üzde antiko m ü n i z m i n özel likleri ve e ğ i l i ml eri üstüne yazılar *

yayınla maya d evam ed iyoruz. (Ba k : Barış ve Sosya l i m Sorunları Yeni çağ 1 984. Sayı 3, 5, 6.) (I) V. i. Len i n , Tü m Yapıtlo r, c. 20, s. 357. •

62


B u n u n sonucu olara k antiko m ü n ist ideoloj i , burj uva sınıfı n ı n tekelci çevreleri n i n kaba hata l a r ya pmasını önlemeye yönelik açık bir a maçla gel işti ri lmekted i r. Antikomünizm, aynı z a m a nda, halklara hitap ederken, kendi politik ko­ n u m larını tümüyle yeni yöntemlere başvura rak g üçlend irmeye çalışıyor. Bu yöntemleri doğ ura n emperyalizmin, yığınları sosya lizmden uzak tutmak için sosya l iz m hakkında sahte bir görü n ü m yaratmak için d uyd u ğ u büyük gereksinimdir. Bu a maçla yal n ı z b u rj uva Batı'sında değil, yeryüzü n ü n .. üçüncü d ü nya .. denilen kesi mi nde d e a ntikom Q nist görüşler içeren değ i ­ ş i k akımlar harekete geçiriliyor.

i

Antiko m ü n i z m i n ideoloj i k a ktifl i ğ i nesnel b i r temele daya nıyo r : Çünkü, her ideoloj i n i n a macı, ş u ya do b u sınıfın temel sosyal çıkarlarını politik prog ra m ları n d i l ine çevirmek için bir d ü nya görüşü o l uşturmaktır. Ideo­ loj i n i n ortaya çıkışının, gelişmesinin ve yerleşmesi n i n genel koşu l larını ta n ı m l a rken V. ı. Lenin, ideoloj i n i n insa n l ı ğ ı n b i l g i kaynakları n ı n topla m ı n a dayandığ ı n ı , bili msel gelişmenin yü ksek d üzeyi ni gerekti rd i ğ i n i v e a raştır­ may:ı gereksi n i m duyd u ğ u n u bel irtm iştir. (2) Son dönemlerin önde gelen a ntikomünistlerinin, örneğin Daniel Beli, Seymour M. Li pset, Alvin Toffler ve Edwa rd Shiels g i b i Amerika n sosyolog ve politolog l a rının .. bulgular .. ı n ı n, a ntikomünizmin, sosyal dinamizmin « açıkla n m a m ış g izleri .. ne, top­ l umsal süreçlerin meka nizmalarına ve kapitalizmin tarihsel yazgısına i l g i ­ sinin s o n derece a rttı ğ ı n ı göstermesi b i r rastlantı d eğ i l d i r. 0te ya ndan, gerici toplumsol g üçler, değ işik türden felsefi m a l zeme a racılığıyla topl u msal yaşam ı n ömrünü tüketmekte olan temel leri n i savun ­ maya, egemen sınıfın politikasını a maca uyg u n ve h a k l ı göstermeye ç a ­ lışıyorlar. B u rj uva politika c ı l a rı 1 960-70'li yı llarda bel i rl i hedefleri yalnız sınırlı ölçüde ideoloj i k temele daya nd ı ra rak yaşa ma g eçi riyord u. Oysa g ü n ü m üzdeki a ntiko m ü nizm, ideolojik ceph aneliğini, politik rotasını ka­ m uoyun u n geniş kesi mlerinin gözünde haklı gösterebilmek içi n «zeng i n ­ leştirmeye .. çaba gösteriyor. Tü � bunlar, e mperya l i � m i n sa l d ı rg a n l ı ğ ı n ı , d ü nyadaki devri mci kurtu l uş sü reçleri n i d u rd urmaya yönelik serüvenci g i rişimlerini id eoloj ik ba k ı md a n gerekçelend irmek amacı ile ya p ı l makta­ d ı r. 80' Ii yılların « kobalaşmış .. a ntiko m ü n i z m i n i n teorik spekülasyonla r cepha nel i ğ i ne böylesi ne ısrarlı b i r biçi m d e başvurması n ı n nedeni budur. Burj uva topl u m unda ideoloj i k süreçlerin genel karakteri i lerici g üç lere karşı savaş ı m ı n şiddete dayanan yönte m l erin i n etkisiyle oluştu ğ u için bu, a ntikomü nistlerin teorik konseptlerine d e düşü nce ta rzı na do damgasını vurmaktad ı r. B u düşü nceler sistemi g i ttikçe daha sal d ı rg a n ol uyor. Ama sa l d ı rg a n l ı k, her za m a n g üc ü n belirtisi anlamıno gel mez. Antikomünizm

(2) V. i. Lenin, Tü m Yapıtla r, c. 6, s. 362-363. 63


kinle dolup taştığ ı ölçüde o n u n teorik sapta malarındaki mantıksal ve metod ol oj i k hata l a r ve eksiklikler daha açık ortaya çıkıyor, kanıt öne sür­ m e n i n yerin i daha sık olara k çok i lkel sosyal efsaneler alıyar.

« Yeniden idea/oji/i1eş tirme» da /g a sı

Son 20, 30 y ı l ı n antiko m ü n istleri, bu a rada Batı Avrupa a ntikomüniz­ m i n i n baba ları nda n Fransız sosyolog u Raymond Aron i le ondan hiç de daha az ünlü ol mayan Ameri ka l ı meslektaşları Seymour Lipset, Edwa rd Shiels ve Arthur M. Sch lesinger Jr. g ü n ü m ü z d ü nyası nda her çeşit ideo­ loj i n i n anlamını yitird i ğ i n i iddia ed iyorlardı. B u görüş o zamanlar moda olan « ideoloj isizleştirme .. konsept i n i oluşturuyord u. Fakat 1 970'Ierin orta­ larından b u yana fa rklı b i r eğ i l i m g ü ç kazanıyor. ideolojisizleştirme kon­ septini savunanları n iflası bizzat b u n u savunanlar tarafından i l a n ed i l ­ m iştir. V e burada çelişkili b i r d u rum ortaya çıkmışt ı r. « ideolojisizl eştirme .. süreçleri üzerine çene yora n teorisyenler, ş i m d i lerd e pek moda o l a n « ye­ n iden ideoloj i l i leştirme» konseptini gelişti riyorla r. Buradaki « yeniden .. sö­ zü b u rj uva ideolojisine yeniden ca n l ı l ı k kaza ndı rmaya olan g üveni d i l e geti riyo r ; b u ideoloj i n i n sözde s o n d e rece ö n e m l i old uğunu, ' o n s u z o l u ­ namayacağ ı n ı ifade ed iyor. Antikomünistler daha d a ileri g iderek eskisine oranla çok daha geniş çapta « ideolojiyi g üçlendi rme » , sosyal efsa neleri daha d a geliştirme çağrıları ya pıyor, b i li nçli sahtekarlıklara başvuruyor­ Iar. B u « yeniden ideoloj i l i leştirme» doktri ni, b u rj uva ve küçük b u rj uva düşü nce a k ı m l a r ı n ı n en kaba a ntikomü n i st niteli kte olanları tarafından benimsenm işti r. « Ye n iden ideoloj i l i l eşti rme» n i n başta gelen savu nucuları son yıllard a teoriye v e felsefeye i l işki n bug üne d e k h a reketsiz ka l m ış pota nsiyel lerin ortaya çıka rı l ı p ha rekete g eçirild i ğ i n i g ü rültülü b i r biçimde i la n etti ler. Onlar a maçları n ı , em perya l i st ideoloj i n i n ha reketlend i rici gücüne i l iş k i n yiti rd i ğ i g üveni b u rj uvaziye sözümona yen iden kazandırmak ve b u a rada hızla « ru h u n yen ilenmes i » ne yard ı mcı olmak olarak beli rled i l e r. Bir süre önce ölen Raymond Aron, « yeni ideoloj i k yüzyıl .. ın e) başlamakta oldu­ ğunu bel i rtiyord u . i ng i l i z b u rj uva sosyolog u Dona ld Wi lhelm, tumtura k ı ı b i r şekilde şunu soruyo r : « Madem ki Ma rksist ol maya n felsefe d inle b i r­ l i kte, insa n ı n ne için yaşad ı ğ ı n ı i n a n d ı rıcı biçimde gerekçelend i remiyor, o halde biz neye inanmal ıyız? Madem ki biz Ma rksizmi kabul edemeyiz, o halde nasıl ha reket edeceğ i z ve g ün l ü k kara rları mızı hangi temele daya n a ra k alaca ğ ı z ? .. Ona göre b u sorular a nca k « a lternatif bir d ü nya görüşü .., yeni «görüş leri .. içeren « esnek», « herşeyi bütünleşti ren » b i r ideo­ loj i k sistem o l uşturmakla yanıtlana b i l i r. B u yüzden onun kita b ı n ı n adı b i ı (3) Ba k : R. A ron. Rema rq ues s u r le nouvel ôge ideolog i q ue, Pa ris 1 979. 64


manifest n itel iği taşıyor : « Ko m ü nizme karşı ya ratıcı alternatifler» (4) Batı Al m a nya l ı b u rj uva sosyolog u Eugen lemberg d e tari h i yarata n ı n , dağ­ la rı yeri nden oynata n ı n görüşler olduğu sonucuna varıyord u . (5) Böylece e mperyalizmin sözcüleri değ işik a ntisosyalist doktri nleri bir bütü n halinde bi rleştirmeyi, b u rj uva topl u m u n u n bölük pörçük ti nsel g üçlerini Ma rksist­ len in ist d ü nya görüşüne ka rşı savaşı mda sefe rber etmeyi deniyorl a r. B u , herşeyden önce, emperyal i z m i n değişik eylemlerinin g erekçelendirilme­ sinde ifadesi n i b u l uyor. Orneği n , Amerika lı lar, iki yüzyı ldan beri «tarihsel mesi h l i k » ruhunda yetişti ri l mekted ir. Onlar « d ünya n ı n en g üz el i n i » ya ratmakla yüküm l ü ol­ d ukları na, yeryüzünün öteki bölgeleri bir yana, Avrupa'n ı n bile hızla i l er­ leyen Amerika ' n ı n peşinden koşmak zorunda ka l d ı ğ ı na inandırılmışlard ı r. Y ı ğ ı n l a rı n b i l i ncine yerleştirilen kanı, d ü nyan ı n g eri kalan kısmı n ı n karşı­ sında d i n ve uyg a rl ı k özg ü rl ü kleri n i n g e rçek uyg ulayıc ı s ı n ı n da, mukad­ des kita bın ve burj uva peyg a m berlerin « kutsal öğütleri ..ni yaşama geçire­ bilecek olanın d a ya l n ızca ABD olduğudur. Ama tari h i n pratiğ i bu efsaneyle çelişki içine g i rd i . Sosya list ü l keler daha d i n a m i k bi r gelişme gösteriyor. Kapitalizmin ekonomik ve sosyal yaşa m ı Amerika ' n ı n tari hsel öncü l ü k efsa nesini çü rütüyor. B u efsanenin dağılıp g itmesi söz konusuymuş g i b i geleb i l i r. Ama bu efsane tam da g ü n ü m üzde geniş çaplı b i r ideoloj i k çerçeve kazan ıyor. Şimdi tüm d ü nya halkla rının, sözde ABD'nin d ü n ü n ü ve önceki g ün ü n ü yaşamakta oldu­ ğundan söz ed iliyo r. Sanki ABD, neredeyse «yol u n u şaşıra n » ta rihi dü­ zeltmek, o n u n A BD'ye uyg u n b i r yoldan seyretmesini d enetlemekle görev­ l iymiş g i b i . B i rçok kişinin, bu a rada Amerikalı ta rihçi John Robertson (n) ve Fransız a raştırmacı Georges Al bert Astre cl g i b i b u rj uva teorisyenlerin hazırlad ı ğ ı Amerika ' n ı n « özel b i r misyonu .. olduğ una ilişkin efsa ne, a nti­ komün istlerce h ızla gel işti ril iyor. Bu efsane hiç d e ü nsüz ol mayan Zbig ­ niew B rzez i nski' n i n de d i l i ndedir. Ameri kalı sosyolog Daniel Boorstin Batı Avrupa tarih iyle kıyaslandığ ında, Amerikan tari h i n i n beş kat daha hızla geliştiğini (8) iddia ediyor. Bu, oldukçu kuşku götü rü r bir savd ı r a ma, onun yoğ u n bir biçimde yayg ı nlaştı r ı l d ı ğ ı b i r olgudur. Emperya l i z m öteden beri kültür a l a n ı nda öteki ü l kelere baskı ya pmak­ tad ı r. Em peryalizm, yığınların bilincini etkilemek için özel b i r endüstri yaratmışt ı r. B u n u n a rac ı l ı ğ ıyla u l usal kültürü sök ü p atmaya, öteki halk­ ların bilincine sözü mona « yı ğ ı nsal kültür ..ün stereoti plerini ve mod ellerini

(4) D. Wi lhelm Creative Alternatives to Communism. Guideli nes for To­ morrow's World. londra 1 977, s. 56, 76, 1 55.

(i) Ba k : E. lemberg . Antropologie der ideologischen System e. Wienheim 1 977.

(6) J. O. Robertson. American Myth, American Rea l ity, New York 1 980. e) Georges-Al bert Astre. Situation de I'ideologie a ux USA, Pa ris 1 980. (P) D. Boorstin, The Republic of Tech nology, New York 1 978, s. 43. 65


yerleşti rmeye ça lışmaktad ı r. G ü n ü m üzde bu uyg ula ma, kültür b i l i m i n e i l işki n değişik konseptleri e destekleniyor. Anti komü nistler tam d a b u te­ m el e dayanqrak b ug ü n , sözde, « gezeg e n » kültürü denebilecek b i r tür süper kültürün oluşması yönünde g eri döndürü lemez b i r sürec i n gelişmekte old uğunu kanıtla maya çabalıyorlar. B u kültür, bölgesel ve ul usal kültür­ lerin çözül mesi ve Amerikan tarzı temel inde kozmopolit değerlerin ya ra ­ tıl ması o l a ra k d eğerlend iriliyor. Asl ı nda tüm bu ça balar kültürün tümüyle Amerika n laşma s ı n ı gerekçelendi rmek içind i r. B u bağla mda a nti komünizm, toplu msal geliş meyi, kü ltü rel yayı lma sü reci olarak, Amerikan değerleri ­ n i n tü m d ü nyaya ve en başta Batı Avrupa ülkelerine « a kma » sü reci o l a ­ r a k ele a lıyor. " Dü nyanın Amerikanlaşmas! >.nı n kültürel-ideoloj i k açıdan temel Iendi­ ril mesi, somut sosya l-politik a maçlara yöneliktir. ABD em perya l i z m i ve b u n u n savunucuları sosyalist ü l keleri ya l n ı zca modern silahlarla yoket­ meyi ya da d ize getirmeyi d ü ş ü n m üyor. Bu stratej i n i n a macı Ameri kan milya rderleri n i n şi rketleri n i n d ü nya ş i rketlerine, Beyaz Saray' ı n ise dü nya hükü meti n i n kona ğ ı n a çevri l mesi d i r. Sonul a maç, tüm d ü nya n ı n Ameri­ kanlaştı rılması ve yeryüz ü ne egemen olmakt ı r. Kozmopolitik ya klaşı m l a r F ransa'nın « ye n i fi lozofları n ı n » (Andre Gl ucks­ man, Levy Bernard -Henri, Maurice Clavel g i bi) kitaplarında özel bir yer tutuyor. Bunlar 1 976'd a n b u yana kültürün " tutucu u ns u rl a r »ını eleşti riyor, bu a rada a nti ma rksist, a ntikomü nist görüşlerle ortaya çıkıyorlar. Orneğ i n , Levy " Fransız ideoloj i s i » a d l ı kitabında ul usal kültürü « savunma » dene­ meleri n i reddediyor. (!l) Onun a raştı rmaları nesnel olarak, b u rj uva d ü n ­ yası n ı n koz mopolit katma n l a rı n ı n , çokuluslu ş i rketlerin çıkarla rı n ı savun­ mada teorik bir temel işlevi n i görüyor. Anti komünistlerin a nayurt, yurt­ severlik, u l usal kültürleri n taklit ed i l mezl i ğ i g i b i kavra m l a rı gözden d ü ­ ş ü r m e denemeleri d e b u n a hizmet ed iyor. B u rj uva çevreleri n i n rekla m ı n ı yaptığı « yeniden id eoloj i l i l eştirme d a l ­ gas ı » n ı n g erçek içeriği işte b ud u r. Değ işik kitaplarıyla a ntikomün ist ideo­ log l a r, yeni konseptler g el işti rmeksiz i n politik g i rişimci l i ğ i ele geçirmeleri giderek daha da zorlaşan Batıdaki eg emen ka pita l i st çevrelere açı kça destek vermeye çabal ıyorlar.

Çoğulculuk mu, bütünsellik mi?

Anti komü n i z m i n b i rçok çehresi vard ı r. Genel o l a ra k em perya li z m i n , onun gerici g üçleri n i n v e en başta end üstri ve sermaye oligarş i s i n i n pol i ­ tika s ı n ı n yoğ un b i r ifadesi olara k a ntikomünizm , bi rçok a k ı m l a ra v e b i ­ ç i m lere ayrılm ıştı r. B u ba k ı mdan şöyle b i r soru ortaya çıkıyo r : B u ideo-

(9) B.-H. Levy. L'ideolog i e fra nçaise, Pa ris 1 981 . 66


lojik-politik olgudan görece bütü nsel b i r görüşler sistemi olarak ne ölçüde söz ede b i l i ri z ? « Antikom ü n i z m » kavra m ı geleneksel olarak üç unsuru içerir. Sivri ucu b i l i msel komünizme yönelik teori ; komün ist, işçi ve ulusal-kurtuluş ha re­ ketlerini boğmaya yönelik devlet eyl emleri ; yığ ı n ların b i l i ncindeki g erici önya rg ı l a r ve gerici stereoti pler. Bir bütün olarak a ntikomünizm, Ma rk­ sizm -leni n i z m öğretisine karş ı d ı r, kapita l i z m i n ebed i leşmesiden yanad ı r. Ama anti ko mü n ist ideoloj i k akımlar a rasında, kapita l i z m i savunmanın so­ m ut yöntem leri, kom ü n i st ha rekete ve sosya l ist topl u l u k ü lkel erine karşı koyuşun yöntem leri konusunda ta rtışma va rd ı r. Yeni m u hafaza karlık, l i be­ ralizm ve küçük b u rj uva rad i k a l i z m i g i b i farklı b u rj uva ideoloj ik, politik a k ı m l a r, kendilerine özgü savla rla, özg ü n fikirl erle ortaya ç ı kıyorlar. B u rj uva ideoloj i s i n i n şiddetli ideoloj i k çatış m a la ra sa h n e o l ması, karşı a k ı mların kutuplaşması n ı n keski n leşmesi, kapita l i z m i n çel işkilerinde ve ka pita lizme özgü sınıfsa l -politik çatışmalardan kayna klanmakta d ı r. Ama b u rada tartışma konusu olan, asl ı nd a , sosya lizme karşı k i m i n daha etkin savaştığ ı d ı r. Sonuçta, hangi ya klaş ı m ı n seçi leceğini, bunu k u l l a n m a n ı n somut ola nakları belirl iyor. Kapita l i z m i n yaşad ı ğ ı g e n e l v e s o n derece deri n b u na l ı m koşullarında her ideoloj i k eğilim, burj uva sistemini sözde ya l n ı z kend i s i n i n kurta ra b i l eceğ i n i , yeni top l u m u gözden düşürücü doğru reçeteleri sözde ya lnız kend i s i n i n verebileceğ i n i kanıtla maya çabal ıyor. Antikom ü nistler sık sık b i rb i ri n i eleşti riyor, daha etkisiz savaşım b içi m leri k u ll a nmakla suçluyor. ' Bu rjuva ideoloj i k akımları a rası ndaki bu türden bir « rekabeti », anti­ komün ist akımlar içinde yera l a n yeni m u hafaza ka r ve yeni l i beral doğrul­ tular arasında son zamanlarda sertleşen ça lışma örneğ inde d e görmek olana k l ı d ı r. Kapitalist ü l kelerde antiko m ü n i z m i n yeni m u hafazakar biçimi geniş çapta yayg ı n l ı k kaza n m ıştı r. Sosyal tutucular a rası nda resmi tekelci dev­ let çevrelerinde en büyük etkinliğe , AB D'de Z . B rzezi nski, D. Beli, R. Nis­ bet, FAC'de Gert- Klaus Ka ltenbrunner sahiptir. Onla r topl umsal i lerleme r görüşü karşısı nda korkuya ka pıl ıyor, sık sık il erleme düşmanı konumlar o lmaya eğilim gösteriyorfar. N e k i , yeni m u hafazaka rlar, kapita l i zm i g üç ­ lendirecek v e sosya l i z m üzerinde üstü n l ü k sağ layacak teknoloj i k v e eko­ nomik yeni l i k leri ka b u l ediyorla r. Bugünkü bunal ı md o n ÇıkıŞ yolu a ro rken onlar, emperya l i z m i n ekonomik politi kası içi n daha g üven i l i r bir temel ol uşturacağ ı n ı sa ndıkları teorik şema l a r hazı rla maya ça l ışıyorla r. Allanıp pul l a n m ı ş « Reaganomi » konsepti, «Thatcherism »in ekonomik politikası g i b i iddialı kavra m l a r ı n belirmesi b u n u n la bağ l ı d ı r. Bunlar asl ı nda « pi ­ yasa g üçleri oyu n u »n u n sözde sağ l ı klaştırıcı etkisi a d ı a ltında aşırı a sker­ sel harca maları kamçılam a kta n başka b i r şey ya pmıyorla r. « Reag a nom i »­ n i n Fransız ekonomisti Guy Sorm a n ' ı n deyi miyle kapitalist seçkinlerin ve 67


« zenginl iklerin yaratıcısı » (10) o l a n « ekonomi aktivistleri »ni vergi yükünden kurta rmak türü nden temelleri, yeni m u hafaza karl ı ğ ı n sosyal özünü çok açık biçimde ortaya koyuyor. Reag a n ' ı n «Amerikan düşünü d i riltmek için, herkese özg ü rce çalışma olanağı sağ lamak yeterlidir» şekl i ndeki sözleri ve « Reag a no m i » teorisyen leri n i n « zeng inlerin para l a rı sonuç o l a ra k fakir­ Ieri n mutl uluğudur» (ll) yol l u iddiaları, pratikte ya l n ızca zeng i n lerin d a h a zengi nleşmesine ve faki rleri n d a h q fakirleşmesine yol açmaktad ı r. B u ived i ekonomik ve sosyal sorun l a rı çöz ü m lemek yerine, yalnızca d ü nya ka pita l ist ekonomisinin b u na l ı m ı n ı daha da derinleştiriyor. Bu nedenle, sosya list siste m i n d ü nya tari h i n i n gelişmesi ni beli rleyici d u ruma geld i ğ i koş u l l a rda kapita l i z m i savu n m a n ı n propaganda a racı olara k ideoloji ay­ g ıt ı n ı modernize etmek, yeni m u h afazakarlar için kaç ı n ı l ma z bir amaç ol uyor.

_

B u teorisyenler keskin bi r biçimde kollektivizme sa l d ı rı rken bi reysel g i ­ rişime v e reka bete haz ı r ol maya ka h ra ma n l ı k payesi biçiyorlar. Serbest piyasayı ve devlet erki ni s ı n ı rlamayı onlar, ayrı ayrı bireylerin ön leri ne koyd ukları a maca ulaşmaları için yaşa msal koş u l l a r olarak ele a l ıyorlar. Yeni mu hafaza karl ı ğ ı n ideolog ları uluslara rası gerg inliklerin a rtırılmasına ve emperya li z m i n sa l d ı rı eyl emleri n i n g e rçekleştiril mesine yönelik rotayı « g e rekçelend i riyor», değişik türden boykotlarla ve askersel baskı a racılı­ ğ ıyla sosya l i z m i n ve tüm .. itaatsizler»in her yerd e « ez i l mesi »nden yana ç ı kıyorla r. « lJç ü ncü d Ü,nya » denilen ülkelere karşı açık serüvenler politika­ sını savunuyor, her fark l ı düşü nceye ka rşı d üşmanl ı k besliyor, din ve k ü l ­ türlerdeki i lerici, çağdaş eği l i mleri reddediyorlar. Ne ki, 80'I i y ı l la rda a ntikomünizmin bu a k ı m ı içinde bunal ı m süreçleri beli rmeye baş lad ı . En başta, o n u n ideologları nca i leri sürülen ekonomik prog ra mların tutarsız l ı ğ ı ortaya ç ı ktı. Yeni m u hafazaka rlık , yü rüttüğü mi­ l itarist rota n ı n geniş yığ ı n l a r a rası nda destek görememesi nedeniyle de yen i lgiler a l ıyor. Azı l ı sila h l a n ma ya rışı sonucunda a rta n askersel harca­ maların yükü, askersel-endüstri kompleksinin etkisinin artması ve şovenist propagandanın tırmandırılması, geniş halk kesi mleri n i n hoşn utsuzl u ğ u na yolaçıyor. Yeni m u h afazaka rların, a ntikomünizmi bel irli ölçüde .. modernize etm e » çabaları, b u radan kayna klanıyor. Antikomünizmin e n nahoş taraf­ l a rı .. barış», sosya l - politik çelişkilerin «demokratik» çöz ü m ü g i b i demago­ j i k çağrılarıo gizlenmek isteniyor. Söz ü n ü ettiğ i m i z eğili mlerin güçlenmesine paralel olarak son yıllarda b i r tür k,a rş ı eğ i l i m olarak yeni li beral akım kon umlarını pekişti rmeye baş­ lamıştır. B u a k ı m ı n sözcülerinden Amerikan sosyolog l a rı D. Boorst i n , E . Toffler, N. Ba rri v b . g i b i d i kkatleri özellikle üzerleıine çeken temsilcileri,

( tO) G. Sorma n. La revol ution conservatrice a mericai ne, Fayard 1 983, s.

203�204.

(11) Agy. 68


teknokratik görüşleri g e l iştirmeye ç a b a l a yo ra k sosya l i z m l e çatış ması için yeni yönte m l e r a rıyor. « Te k n i k

uyg a rl ı ğ ı n » y ı k ı l a c a ğ ı n a ve sanayileşmiş

kapita l ist ül kelerin

felaketi n e i l iş k i n bir dizi keha netten sonra, ş i m d i teknokrat d üşler yeni­ d e n ca n l a n d ı rıl ıyor. B u kez b u n l a r .< i l etiş i m - b i l g isayar d evri m i n e » bağ ­ l a n m ıştır. i letiş i m ve b i l g i sayar tekniğ i n i n

70' l i y ı l l a r ı n orta l a rı nda - 80' li

y ı l l a r ı n başl a rı nd a Batı n ı n ekonom i k ve sosyal yaşa m ı n d a g e n i ş çapta yayg ı n l ı k kaza n m a s ı ve b i l g i enformasyo n u n u n bir d a l ı o l a ra k tel ematiğ i n orta � a ç ı k m a s ı , teknokratik ütopiyi yeniden ca nla n d ı rd ı . Yeni m u hafa za ka rl a rd a n fa rklı ola ra k, refo rm i stler v e l i bera l l e r, tekelci

devleti n örgütleyi c i l i ğ i a l tı nda d ü ny a n ı n tek n i k ba k ı m d a n h ı z l a yenilen­

mesi ola s ı l ı ğ ı na i n a n ıyorl a r. O n l a r, kapita l iz m d e genlik d üzeyinde yük· seli ş i n ekonom i k meka n iz m a d a n çok ve en başta politik meka n i z m a ile değişik b u rj uva

h ü k ü m etleri n i n g e l i ş m e doğru l t u l a rı n ı orta klaşa h a z ı r­

l a m asıyla s a ğ l a n a b i l eceğ i n i s a n ıyorla r. Ve, yarı n ı n « b i lg i sayar to p l u m u » ­ n u n , yeni m u hafa za k a rl a rı n çözmeye başara ma d ı ğ ı soru n l a r ı n çöz ü m ü nd e

yard ı m c ı o l a ca ğ ı n ı u m ut ediyorlar. Orneğ i n , « enformasyon b a n k a l a n » n a b a ğ l a nacak robotl a r ı n yönetsel işlevleri üstleneceklerini d ü ş ü n üyorl a r. O n ­ l a ra göre, y e n i m u h afa zaka rla r ı n sözü n ü etti ğ i « a n a rko-kapita l i z m » i n y e ­ r i n i , eksiksiz, örg ütlenmiş to p l u m a lacaktır. B u topl u m d a ö z e l g i ri ş i m ­ c i l e r, ü reti m v e d a ğ ı l ı m a l a n ı nd a i y i d ü ş ü n ü l m ü ş b i r aya rl a n m ayla u y u m i ç i n d e olacakt ı r. Yeni l i be ra ll erin ka n ı s ı na g ö re, « b i lg i saya rl a şm a » i l e kapita l i z m sosya­ l i z m d e n d a h a h a reket l i , esnek ol acaktır. O n l a ra göre sosya l i z m i n politik siste m i böylesine köklü yen il i k l e r uyg u l a n m a s ı n a uyg u n değ i l d i r. B u d a , sosyo l i z m i l e yarışmada kap ita l i z m i n sözde üstü n l ü ğ ü n ü sağl ayacaktır. Ta rihsel perspektife d uy u l a n ilgi i ns a n l ı ğ ı n g e l iş m esine i l iş k i n b i rçok « senaryo» ve .<ta h m i n »lerin o rtaya ç ı k ma s ı nda d a kend i n i gösteriyor. Ge­ rek bu ta h m i n l e r etrafı nda koparı l a n g ü rü l t ü l e r g e rekse sosyal üto p i z m i n h ı z l a serp i l i p g e l i ş m esi

( 12)

g ü n ü müzde a n tiko m ü n i z m i n top l u m yaşa m ı n a

i l i ş k i n g e n i ş kapsa m l ı b i r d ü nya g ö rüşü konsepti oluşturmaya ç a l ıştı ğ ı n ı gösteriyor. Hayale daya l ı , ama aktif b i r b i ç i m d e p ropag a n d a s ı ya p ı l a n idd i a l a r­ d a n h a reketle yeni l i bera l l er, sosya l i st ü l kelerdeki politik d ü z e n i yoğ u n b i r b i ç i m d e eleşti riyorlar. B u n u ya pa rken o n l a r,

70' I i y ı l l a rı n y u m u ş a m a

döne m i nd ek i yöntemsel pota nsiye l lerine, ya n i sosyal i z m i n ideolojik-politik teme l l e r i n i adım a d ı m ve perspektife yönel i k biçimde yı pratma tokti ğ i n e başvuruya rla r. O za m a n o l d u ğ u g i b i, b·u g ü � de, « kö p r ü l e r a t m a » , « ya k ı n -

( 1 2)

Bak : B. Hawryl i s h i n . Roa d - m a p s t o t h e Future : Towa rds More Effecti­ ve Societies. Oxford 1 980 ; F. E. M a nwel, F. M . M a nwel, Uto p i a n Thought i n the Western Worl d . Ca m b ridge 1 979.

69


laşma » vb. görüşleri öne çıka rıl ıyor. Bu da, em perya l i z m i n sosyal ist ü l ke­ lere « g üç ile» baskı ya pmasını « seçmeci yakla şım»larla ta mamlaması yolundaki g örüşlerde ifade buluyor. Li bera l « yeniden ideoloj i l i l eşti rme»cilerin savunduğu görüşler, b u rj uva d ü nya görüşünün s ı n ı rlarını aşmıyo r, özel mülkiyeti reddetmiyor. Bu gö­ rüşler kapita l i z m topra ğ ı nda yetişiyor. Bu nedenle, yeni l i berallerin « yeni ideoloj i ler» ya ratmaya yönelik değişik denemeleri, hayalden, Len i n ' i n deyişiyle « ideoloj i k d u m a n »dan (n) başka b i r şey değildir. Antiko m ü n i z m i n iki a k ı m ı a rasındaki kavg a n ı n genel olara k va rd ı ğ ı nokta, yen i muhafaza karl ı ğ ı n henüz yadsınmaz üstünlüğe sa h i p old uğu sonucud u r : Erk onun e l i nd ed i r. Bu nedenle o, a ntikomünist ideolojiyi oluş­ tu rmadaki liderl i ğ i n i n s ü rd ü ğ ü iddiasınd a d ı r. IJsteli k yeni m uhafazaka rla r, yeni l i beralleri n k i m i görüşlerinden de ya ra rlanmaya çalışıyorlar. Muha­ faza karla rın geleneksel konuları olan ulus, aile, görev ve erk gibi konu­ lara, tekra r canlanan yeni l i bera l izmin kişisel ç ıka r, b i reysellik, « özg ü r·· l ü k » (I'') g i b i konuları da eklen iyo r. Ama yeni m u hafazakarların başlıca çabaları, eski düzeni savun mayı öngöre n ana konseptleri n i haklı göster­ meye, tari hsel serüvenci l i ğ i n felsefi temel leri n i g üçlendi rmeye yöneliktir.

Tarihsel serüvenci/ik felsefesi

Antikomü n i z m h e r zaman halkların demokratik özgürlüklerine ve hak­ larına yönelik sa l d ı rı n ı n , sa l d ı rganlık ve savaş politika s ı n ı n ayrı lmaz bir parçası olm uştur. O n u n g ü n ü müzdeki aktifleşmesiyle b i rlikte emperyal ist çevreler tüm halkların çıkarla r ı n ı tehli keye sokan uluslara rası gerg i n l i ğ i tırmandırıyorlar. Ta rihsel serüvencilik felsefesini propag anda eden Al man nazileri, bu felsefeyi kendi d ı ş politika çizgi leriyle açıkça b i rleşti rmiş lerd i r. AB D'deki eg emen çevreler d e aynı şekilde, id eoloj i n in, izledik leri politik TOtadaki d u rum değişikli kleri n i destekl emesi ni, en başta da m i l i ta rist eylemlerine destek vermesi n i sağlamak için çabal ıyorla r. B u n u n sonucu olarak, sosya­ lizme, gelişmekte olan ü l kelere karşı sa l d ı rı la r, « psikoloj i k sava ş » b iç i m i n i alan ideoloj i k-propagandanın yoğ unlaştı rılmasıyla e ş g i tmekted i r. B u öz­ gül propaganda biçimi ve bunun yayg ı nlaştı rıl ması meka nizmaları, empe r­ ya list hükümetler tarafından « soğuk sava ş » döneminde gel işti rilm işti. ideoloj i k-politik sava ş ı m ı n ayrı lmaz bir parçası olara k « psikoloj ik sa ­ vaş» özg ü l niteliklere sa h i pti r. Emperya lizm gerçek b i r enformasyon-pro­ paganda yayı lmacı l ı ğ ı n ı örgütlemek, radyo ve televizyon kanallarını dev( ı :ı) v. i. Len i n, Tü m ya pıtlar, c. 1 6, s. 2 1 4 .

(11,) Ba k : The Pol itics of Thatcherism. Ed . b y S . Hall and M. Jacques. Londra 1 983.

70


letlerin içişleri n e karışma silahı d u ru m u n a geti rmek istiyor. ABD' n i n daha b i r d izi ka pital ist ü l kenin h ü kü met a yg ı tı n ı n tüm ögeleri, SSCB'ne, kardeş sosya l ist ülkelere, komü nist ve işçi parti lerine karş ı yürütülen « psi koloji k savaş»a fiilen sokulm uştur. thel yıkıcı servisler ve a ntikomünizmde uz­ manlaşmış bi rçok kuruluş da b u savaşa katı l makta d ı r. (15) Ta rihsel serüvencilik özellikle « Sovyet askersel tehd id i », « kı z ı l komü­ nizm tehl ikesi, « tota l ita rizm» gibi sosyal efsa neleri n yaratıl masında ifade bul uyor. Emperya l i z m i n ideologları, kendi uyd u rd ukları konseptleri (<< i n ­ s a n hakları », « u l usla ra rası terörizm» vb.) ç o k büyük b i r h ı rsla kullanıyor, reel sosya lizme karşı değ işik türden politik ka m pa nyala rı yoğ unlaştı rıyor­ lar. Sosya l ist yaşam ta rzı na sa l d ı rı l a r g.iderek daha da sıklaşıyor. B u n u n ya n ı s ı ra, pol itik baskıya i l i ş k i n görüşler, u s a aykırı v e m isti k fiki rler, ı rkçı ve i nsa n l ı k düşmanı önyarg ı l a r yayg ı nlaştı rıl ıyor. Asya, Afrika ve Latin Amerika'nın birçok bölgesinde politik egemen­ l i ğ i n i yiti ren ABD devlet tekelci kapita l i z m i EI Salvador, Lü bnan, Güney Afrika ve daha b i rçok ülkede olup b itenlerin ta nıklık ettiğ i g i bi, sosya l­ politik güçlerin gelişen sava ş ı m ı na karş ı koya bil mek için b u bölgelerd e a ntiko m ü n i z m i a ktif b i r b i ç i m d e teşvik ed iyor. Ya bancı sermayenin g e n i ş çapta bu ülkelere g i rebilmesi, b u ü l kelerin çokuluslu ş i rketlere bağ ı m ­ l ı l ı ğ ı n ı n yeni biçimleri n i n ya ratı l ma s ı , özel g i rişimci l i ğ i n konumları n ı n g üçlend i ri l mesi için, örneğ in, « karşılılıkıı bağ ı m l ı l ı k», « Batı n ı n teknoloj i k lideri ğ i » g i b i konseptler ü reti/ iyor. Sözümona «özg ü r d ü n ya »n ı n sözcüleri, Asya, Afrika, ve Latin Ame­ rika' n ı n genç devletlerinin m utlaka , ka pital ist ülkeleri n geçtiği yoldan g eçecekleri n i öne sü rüyor/ar. Kapita l i z m i n « üçüncü d ü nya » ya yayı l masını g erekçe lend i rme ve haklı göstermeye yönel i k savl a r içinde yera l a n bu konsepti savunanla r, « üç ü ncü d ü nya » ha lkla r ı n ı n b u rj uva ekonomik ge­ lişme standartla rı n ı ve yaş a m ta rz ı n ı , kapital ist sosyal d üzen model i n i beni mseyeceklerini san ıyorla r. Dahası, a ntikomü n i z m, m i l liyetçi d uyg u l a ra da sesleniyor. Ayrı ayrı her ü l ke n i n halkına o, tarihsel-kültürel gelenekleri n, ulusa l psi koloj i k özel­ l i klerin o ü l kede sosyal ist görüşlerin uyg ul a n m a s ı n ı d ı şta l a d ı ğ ı kanısını aşıla maya çabal ıyor. Bu a rada, Sovyetl er B i r/ i ğ i cumhu riyetleri ve öteki sosya l ist ü lkeler halkları n ı n biçim bakı m ı nd a n ulusal ve içerik ba k ı m ından sosyal ist kültürl eri n i n a l a b i l d i ğ i ne gelişmesi gibi, i n sa n l ı k ta ri h i nde eşi görül memiş b i r olgu, tümüyle suskunlukla geçişti rilmek isteniyor. Ozg ü n ­ l ükleri n Amerikan model ine göre sta ndartlaştırılmasına, yerelliğin put­ laştı rılmasına ve şovenist d uyguların kamçı l a n ma s ı na bel bağlanıyor. Afri ka, Asya ve Latin Amerika ü l kelerinde d i n i n h a l k ı n b i l i ncinde de­ ri n kökler salmış olduğ u n u hesaba kata n a ntikomü nistler, d i nsel i n a nçlı

(15) Ayrıntı için bak : H. Pisch. .. çatışma stratej isinde psikolojik sava ş ı n yeri ». B a rı ş v e Sosya l i z m Sorunları -Yeni ç a ğ . 1 984. N 2 5.

71


insanlarda devri mci dönüşü m lerden ve sosya l izmden yana çıkan sosya l g üçlerin pol ikasına ve ideolojisine karşı düşma n l ı k aşılamaya ça lışıyorlar. Gericil i k yol undan giden di nsel çevreleri n en i lkel tezleri n e daya nara k. ateistlerle bağlaşı k l ı ğ ı n kesi nlikle olanaksız olduğunu inatla i leri sürü­ yarl a r. Gelişmekte olan d ü nyayı ideoloj i k etkilerin altına a l m a kampa nya la­ rında a ntikomünistler d ü nya çapındaki kurtuluş h a reketleri ni ezme stra­ teji lerine uygu n d avranıyorlar. O n la r, bağımsız yaşam a atılan halkları ideolojik bakımdan çökertmeye. faşist, mezhepçi (16) ve d i ktatörl ük rej i m ­ Ieri n i destekliyerek. ekonomik ve politik şa ntaj lara başvurarak komü nist pa rtilerini. i l erici ve yurtsever h a reketleri yıkmaya ça l ış ıyorl a r. . Kuşkusuz, g ü n ü müzde bu antikomünist « eylem felsefesi »n i n en önemli yöne l i m alanı. gelişmiş kapita l ist ü l kelerdeki emekçi yığınlard ı r. B u yığın­ lar « g loba l bilinç » . «tüm gezegen için geçerl i u l uslara rası i l işkiler» yarat­ maya. sosya lizmin karşısına « bilg isaya r topl u m u »n u çıka rmaya yönelik propaganda kam panyalarının a lıcıları yapıl mıştır. Emekçileri pasifliğe. b i l i nçli sosyal yaşa mdan uzak d u rmaya. politik sadakata ve uzlaşmacı ­ l ığa çağ ı ra n d i nsel vaazleri. « yeni peyg a mberler», « h uri » ve « Mesi h »ler öğ retisini de bunlara eklemek gerek. B u n l a r, sefaleti ve kapitalizmin öteki top l u msal hasta l ı klarını « ta n rı n ı n sı navı » alara k gösterecek kadar i l eri gid iyoı:, g ü n ü m ü z aşamasını rüyetler aşaması a l a rak ta n ı m laya rak. çağdaş ta rihi çarpıtmak için m u kaddes kita b ı n keha netlerin i k u l l a nıyorla r. G ü n ü müzde a ntikomünizm eg emen s ı n ı f ı n gerçek amaçlarını gizleye­ b i l mek için teorik faal i yeti n i n tüm alanlarında ideoloj i k simgel e r kullan­ mak zoru ndad ı r. Pratikte bu. hokkabazca teoriler ve halkın beyn i n i yıka­ mak için buna uyg u n yöntemler yaratma kta somutlaşmaktad ı r. Bütün bun ların amacı. yeni ideoloj i k stereatiplerin, kültürel sta nda rtların yerleş­ mesi n i sağlamak ve yığınlar üzerinde ideoloj i k-politik etki yapma n ı n şimd iye kada r başvuru l m a m ı ş a raçları n ı kullanmaktır. *

B u rj uva sınıfı n ı n ideoloj ik a raçla r cepha neliği aracılığıyla pol itik stratejisini pekiştirme d enemelerine ilişkin bu analizimiz temel inde kimi genel sonuçla ra varmak m ü m künd ü r.

(16) Batı burj uvazisinin g erici çevreleri , y ı ğ ı n l a rı bölmeye yönelik b i r ideo­

lojik-politik yöntem olan mezhepçiliğe, son z a m a nlarda, özellikle yoğ u n biçi mde başvuruyorlar. Mezhepçil i k d i nsel fa natizmi ve şovenizmi, ul uslar ve dinsel akımlar a rasında düşmanlığı körük­ leyerek. ideoloj i k planda. topl umsal çelişki ve i lişkilerin sınıfsal özünü y ı ğ ı n la rd a n gizlemeye yönelik bir ideolojidir. Politik planda ise mezhepç i l i k Lübnan ve d a ha bir d izi Yakındoğu ve Asya ü lkesi örneğinde görüldüğü g i bi, e m peryalizmin aja nlarının e l i nde. u lusal ve d i nsel önya rg ı l a r temel inde halkın değişik g rupları a rasında çatış­ malar kışkırtma a racı d u ru m u na gel iyor.


B i ri ncisi, kendi sosyal ve politik ayrıca lıklarını koruya b i l mek için te­ kelci çevreler d u ru m a göre yeni li bera L . yeni muhafazaka r ve benzeri reçeteler uyg ulaya ra k b u rj uva d ü nyas ı n ı n tüm teori k potansiyel leri n i kullanmaya çalışmaktad ı rlar. Antikomünizm onların ideoloj i k savl a rında ve politik eyle ml erinde g iderek a rtan ölçüde merkezileştirici b i r rol oynuyor. iki ncisi, son 20-30 y ı l ı n toplumsal gelişme sü reçlerine önyarg ı sız b i r g ö z atıldığında, Ma rksist- Len i nist teori n i n saptadığı sınıf sava ş ı m ı n ı n ve ha lkları n kapita l ist sömürü z i nc i rlerinden kurtuluşunun g e ri çevrilemez bir sü reç olduğu görül üyor. Bu nedenle, nasıl b u rj uva topl u m u ta ri h i n g i d i ş i n i d u rd u ra m ıyorsa , a y n ı şekilde a ntikomü n iz m d e kom ü nistlerin öğ retisi karşısında teorik ve politik a lternatifler o luştu rmaktan yoksundur. Dergiye b ağ" Genel Teorik Sorunlar Komisyonu

Uluslararası Araştırmalar

Grubundan, Edgar Caisedo, Essop Pahad, Rafik Samhun

73


Nükleer çılgınlık Akademisyen Georgi Arbatov SBKP Merkez Komitesi üyesi, SSCB Bilimler Akademisi ABD ve Kanada Enstitüsü Müdürü

U l uslararası i l işkilerde şimdiki dönemin ayırdedici n iteliklerinden sözet­ mek gerekirse, 20. yüzyı l ı n ta rihte özel b i r yeri olduğunu söyleyebilirim. B u yüzyı l, yeni b i r çağ açan Büyük Ekim Devri mi'ne, H itler faşizmi ve Japon m i lita rizm in e ka rşı zafere, sosyalist siste m i n oluşmasına, sömürge imparatorl u ğ u n u n yıkı lmasına ve tüm g ezegen çapında canlı sosyal de­ ğişmelere ta n ı k old u . B u çağ, kapita l i z m i n genel bunalım dönem idir. çağ ı mı z ı n b i r başka ayırdedici n itel iği de bili msel teknolojik i lerlemen i n h ız l a n ması, dahası olağa nüstü başarılarla belirlenen yeni b i l i msel ve teknoloj i k devri mdir. i nsa n ı n mikro d ü nyaya ve yeryüz ü n ü n dışındaki makro deri nlikl ere g i rmesi i l e çağ ı mız, h a k l ı olara k n ü kleer ve uzay ça ğ ı olara k adlandırı l ıyor. Bu, i nsanoğ l u na yeni olanaklar açtı, ama aynı zamanda yeni ve ben­ zeri görülmemiş teh likeler d e yarattı. Bunlard a n biri, e mperyalist güçlerin nükleer bir savaşı baş latma teh li kesi d i r. i nsanoğ l u n u n kend i n i toptan yoketme tehlikesi tari hte ilk kez bir gerçekl i k haline geldi. B u teh l i keden a nca k yeni güçlü koru nma meka n izmaları n ı n g el işti ri l mesi ve bunların , ivedi olara k uygula maya sokulması i l e sakı n ı l a bi l i r. Ancak burada belir­ leyici söz teknoloj ik, fizik, ya da matemati ğ i n değ i l , politika n ı n d ı r. G ü n ü müzdeki politik süreçleri çözü m lerken, geçen birkaç yıl içinde kimi kapital ist ü l kelerd e sa ğcı, hatta d iyebilirim ki, a ş i ri sağcı g üçlerin i ktidara geld iklerini belirtmek isterim . Batıda, bunu « a ş ı rı eğ i l i m », «ge­ leceğin b i r ön da lgası » olarak isimlendi rmekte acele eden politik çöz ü m ­ leyiciler var. B u türden sonuçlar bana yeteri nce olgunlaşma m ı ş v e tek taraflı görü nüyor. AB D ele a l ı nd ı ğ ı nda, örneğ i n , her şeyden önce Ronald Reagan'ın 1 980 seçi m lerindeki zaferini, onun politika s ı n ı n onayla nması ile özdeş sayan ça ba l a ra karşı çıka rı m . i nsanların belg i l eşmiş sözlere eğilimi old u ğ u ABD'de, b u zaferin b i r «topra k kaymas ı » olara k tarif ed i l d i ğ i n i biliyoru m . Ama istatistik d i l i n e çevri ld iği a n , görülecekt i r ki, Başkan Reagan, seç i l ­ mesini oy kullanma h a k k ı n a sa h i p yu rttaşların ya l nı zca % 26'sına borç­ l ud u r. Bunun ya nısıra ona oylarını verenlerin çoğ u hiçbir şekilde silah-ı:::-

74

B u yazı, ta n ı n m ı ş Sovyet b i l i m ada m ı n ı n Barış ve Sosyal i z m Soru nları dergisinin sorularını ya nıtlad ı ğ ı b i r söyleşi n i n bant kayıtl a rı d ı r.


l a n ma ya rışı n ı n destekçisi d eğ i l d i r. Ya n i , Reag a n ' ı n Beyaz Saray'a hem iç konulard a , hem d e u l uslara rası a l a nda aşırı sa ğcı b i r doğrultu izleme «vekalet .,iyle g e l d i ğ i ne i n a n mak b i r ya nılsa ma d ı r. Bu, özel l i k l e d ı ş politika n ı n sözkonusu olduğu yerlerde Reag a n ' ı n kendisi tarafı ndan çok g eçmeden farked i ld i . Yaklaşa n başka n l ı k seç i m · lerinden h e m e n ö n c e seçmenlerin r u h h a l i ne u y u p askersel üstü n l ü k sa ğ · lamak g i b i a maçla rd a n sözetmeyi b i r yana bırakması, stratej i k silahlar: s ı n ı rlandı rma a n laşmalanna sal d ı rı l a rda b u l u n mayı d u rdu rması ve « s ı ­ n ı rl ı » b i r n ü kleer savaşta n söz etmeye son vermesi, bunların hiçbiri ras­ l antı değild i r. Reagan, kend i n i bçı rışa adamış b i r i , Sovyetler B i rli ğ i'yle a n l aşma yandaşı g i b i göstermeyi bile dened i . Gören d e «tari h i n çöpl ü ­ ğ ü n e » gönderil mesi g e reken « kötülükler i m pa ratorl u ğ u » üzerine atı l mış n utuklar sanki o n u n dudaklarından dökülmemiş sa n ı r. Reagan'ın d ı ş politikasına geli nce, bu b i r bütün olara k tek keli meyle onun başarısız l ı ğ ı n ı ka nıtlad ı . - B u n u n nedeni sizce ned i r? - En öne m l i nedeni ; A B D yöneti m i n i n temel politik ana doğrultusunun daha baş ı ndan tari hsel gelişmenin nesnel mantığı i l e toptan çelişki içinde olmasıdır. ABD'nin içinde ve dışı nda g i d iş i n i yeniden gözden geçirmesi konusundaki a rtan ı s ra ra karş ı n , Beyaz Saray b u .d oğru ltuya yapışmoda tam b i r inat gösteriyor. Reaga n takı m ı aslında bul utların üzerinde geziyor, haya l lere d a l ıyor, g erçekte a lçaltıcı bozg unlara uğra rken bunları başlıca başa r ı l a rı alarak öne sürüyor. Orneğ i n , yeni orta menzi l l i ABD roketleri nin Batı Avrupa'da konu m · landırılmasını b i r zafer ola rak göstermek istiyor. Ama b u b i r Pirüs zafe­ rinden, büyük kayı plara mal o l a n b i r zaferden başka b i r şey değ i l d i r. Cenevre'deki görüşmelerin d urmasını getiren, ve Avrupa 'ya b i r başka n ü kleer tehdit kaynağı daha ol uştu ra n b u roketleri n boy göstermesi, A BD'ye a maçladığ ı askersel sonucu vermedi . Yan i Avrupa 'da orta m e n ­ z i l l i nükleer sistemlerd� SSCB' ne karşı üstü nlük sağlamad ı . Politik sonuç, NATO'n u n kendi içindeki geri l i m i n a rtması oldu. Ş i m d i Eski Dü nya ulus­ l a rı nd a n b i rçok i nsan, ki daha b i rçoğu yakında b u n u görecektir, ABD füzeleri n i n yerleştiri l m esiyle Batı Avrupa' n ı n g üve n l i ğ i n i n g üçlend i ri l mesi b i r yana, b u g üvenl i ğ i n zayıflad ı ğ ı n ı kavramaya başl ıyor. NATO tari h i nde ilk kez, b u bloku n başlıca kara rları na, Batı Almanya Sosyal Demokrat ' Partisi ve Ingiliz işçi Partisi g i b i Avrupa' n ı n en büyük sosyal demokrat partileri tarafından ka rşı ç ı k ı l d ı .

( I ) Reaganizm, şimdi ABD yönetimi tarafı ndan izlenen politikaların bütün

yelpazesi içi n ka bul edi l m i ş terim d i r. Ben her zaman b u terim i kullan­ moda d i kkatli olmak gerektiğ i görüşündeyim. B u terim, fa natiklerin izled i ğ i bu politikayı sütun u n üzerine oturtmak gibi ha ketmed iği bir şeyi içeriyor. 75


Batı - Dağu ekanamik i l işkilerinde « yaptırımlar» politikası Reaga­ nizmde (1) kargaşa yarattı. B u politika, kapital ist devletlerin sosyalist d ü nyayla tica reti nden daha çok onların kendi a ralarındaki il işkileri ze­ deliyor. Reag a n i z m i n kred i s i n i düşüren b i r kumar da, Orta Amerika halk­ larına karşı sürd ü rülen ilan ed i l memiş savaştır. Bu bölgede ABD, N i ka ­ rag ua'ya ekonomik ambargodan, G renada' n ı n istil asına kadar cephane­ liği ndeki tüm baskı yöntem leri n i serg i led i . Ama g erçekte Ameri ka ' n ı n sayg ı n l ı ğ ı na birçok Amerika l ı n ı n kend isinin gözünde de zara r veren b u k a b a şiddet, h e m e n hemen tüm d ü nya komuoyunun desteğ i n i a l m ış , bağımsızl ı k v e ilerleme için ç a b a gösteren k ü ç ü k u l uslara karşı dev askersel gücün b u k u l l a n ı l ışıd ı r. N i ka ragua kıyılarında patlaya n CiA mayınları, başta, bunları döşeyenlere zara r verd i . Da h a s ı ABD kend i s i n i Arjantin, Brezi lya, Meksika, Peru v e Venezüel la g i b i başlıca Lati n Amerika d evletleri n i n hepsiyle d a ha önce hiçbir zaman o l ma d ı ğ ı kadar karmaşık i l işkiler içinde buldu. Ortadoğ u'yu ele alal ı m : Reag a n ' ı n başka n l ı ğ ı sırasında burada mey­ dana gelenler çok açık bir şeki lde şu o lg uyu ortaya koyuyor : Anti­ sovyetizm ve g üc ü n kötüye kullanı l ması u l u slara rası gerg i n l i ğ i n a rtışına, yerel çatışma ların tehl i keli b i r şekilde tırmanmasına, can kaybına ve yıkıma ve son çözümlemede ABD için politik geril emelere - )lOi açıyor. Reaganizm Lübnan'da ve bütün bu bplgede kayaya oturd u. - Ama son zamanlarda ABD politikası nda d eğişiklikler old uğu yolunda sözler edi liyor. Sizce bunun altı nda ne yatıyor? - Bir dereceye kada r şimdiki ABD yöneti m i , dış politika n ı n kendi Aşi l topuğu h a l i ne g eld i ğ i n i n fark ı ndad ı r. Ne k i , A B D yönet i m i tüm sorun­ larına yaln ızca ve ya l n ı zca temelde sağ l ı k l ı o l a rak görmeyi sürdürd ü ğ ü b i r politi ka n ı n yeterince etkin olara k uyg u la n ma ması n ı n neden o ld u ğ una i n a n makta d ı r. Politika n ı n özü nü değ iştirmeden sözleri tat l ı l aştırma çaba­ ları bu ndand ı r. Ancak eğer sa l d ı rg a n ve a ntisovyet Ali b i rdenbire sevimli ve uysa l Veli 'ye dönüşüyorsa, bunun nedeni a ntisovyetizmin işlemed i ğ i ve SSCB ile i l işki lerde a rta n gerg i n l i ğ i n A B D v e öteki ü l kelerd e yayg ı n b i r endişe uya n d ı rd ı ğ ı d ı r. B u n u nla bera ber k i m i iyimserler Rea g a n ' ı n SSCB i l e daha iyi iliş­ kiler için çağrısını sözümona gecikmiş b i r a lg ı la m a , d a ha doğru söylemek g erek i rse, politik yönel i m i n ciddi bir yen iden değerlend iril mesi çabası olara k görd ü ler. Ne yazık k i d u ru m böyle d eğ i l d i r. Sovyet-AB D işbirl i . ğ i n i n v e d iyal og u n u n deri nleşti ril mes i n i n gerekl i l i ğ i üzeri ne sözlerle bir. li kte, yığı nsal askersel progra m l a r sürd ü rü l ü rken, Beyaz Sa ray'ı n SSCB ile i lişkilere, nükleer silahlara, barışın korunmasına ve u l uslara rası ger· g i n l i ğ i n azaltı l m a s ı na yaklaş ı m ı ndaki bu a n i değişikliğe nasıl inanala b i . 76


l i r ? B u n la r, « sı n ı rl ı " , ve hatta «yıldız» savaşlarına hazı rlıklı olmak için vazgeçilmez olduğu son za manlara kadar söylenenlerin tamamen aynısı prog ra m la rd ı r. SBKP Merkez Kom itesi Genel Sekreteri ve SSCB Yüksek Sovyet Prezidyumu Başka n ı Konsta nti n Çernenko şunu vurg ulad ı ; « Wash­ i ngton'dan kimi zaman b a rış sözleri d uyul uyorsa da b u sözleri pratik a d ı m l a rla destekliyeceğine i l i şki n en küçük bir işaret bile b u l u na maz. Başka türlü söylersek, yeni sözler söylenmesi yeni bir politika izlend i ğ i a n l a m ı na gelmez.» (2) Amerikan belagatı n ı n d uyg usal b i r çağ rı yanı da va r. Reagan yöneti m i Sovyetler B i rliği'ne sözle sa l d ı rmayı tamamen kesse d e , b u , g eçen üç yılda söylenen ve ya pılanların tümünü bir a nda u n utmamız g erektiğ i a n la m ı na m ı gelir? ABD'den i nsanlara sık sık şunları söylemek zorunda kald ı m ; Yıllard ı r bize karşı kaba sald ı rg a n bir ka m pa nya yü rütüyorsunuz ve şimdi a ra m ızdaki ilişki leri normal leşti rmek içi n tüm yapma nız gere­ ken i n , kel i m elerinizi tatland ı rmak, b i r ya da iki kapı açmak ve bize b i r çift tebessüm göndermek olduğ u n u m u düşünüyorsunuz? B u politika da geçerli deği l d i r. Güven, politikada yüksek d erecede önemli b i r kate­ goridir. Yoketmek kolay ve yeniden i nşa etmek ise zord u r. Ve b u n u n için ya pılabilecek hiçbir şey yoktur. Reagan'ın pol iti kal arı A BD'ye dış politik soru n l a rı i ç i n a radığı çöz ü m ­ l e r i geti rmed i . Tersine b u soru n l a rı a ğ ı rlaştı rd ı v e k i m i yenileri n i yaratt ı . 1 984 seç i m ka m pa nyasında savaş ve b a r ı ş sorunu n u n politik tartışmaların odağında olması çok az ki mseyi şaş ı rtmıştır. B i rçok Ameri kalı Reag an yöneti m i n i n tetik çfl g ı n ı politikasını zorlaması a ltında ABD'nin d ı ş dün­ yayla i lişkileri n i n nasıl biçi mlend i ğ i n i n farkı ndad ı r ve bundan kayg ı d uymaktadı r. - Bu büyük b i r olasılıkla daha önce ya nıtlamak zorunda ka l d ı ğ ı n ı z b i r soruya götürüyor b izi ; Na s ı l o l d u da ka pitalist d ü nyada en güçlü ulus kend i n i yetersiz, zekaca zayıf ve deneyi msiz b i r h ükümeti n yükü altı nda b u l d u ? - Bu soruya ya nıtın a na hta rı « bunal ı m » sözcüğ ü d ü r. Evet, ABD b i r bölü­ m ü n ü , yü rütme erkindeki bunal ı m ı n ol uşturd u ğ u uzaya n ve ciddi bir pol i ­ tik buna l ı m ı n içinded i r. Beyaz Saray' ı n en son görevl i lerinden b i r kaçı n ı hatırlaya l ı m . Orneğ i n lyndan B . Johnson'la başlaya l ı m . Kend i n i Vietna m savaşının bata ğ ı na yapışmış bularak, seçim lerden çeki l mek ve yıllard a n beri i l k kez b i r dönem için başkan almak durum unda kaldı. Ardından, daha sonra istifaya zar­ la nacak olan Richard M. N ixon geldi. Ard ı ndan görevi yüz kızartıcı « i ra n kurtarma operasyo n u » ile son bulan bir başka bir dönemlik baş­ ka n , J i m my Carter geld i .

(2) Pravda, 9 Nisan 1 984. 77


Bu yöneti mlerin hemen hemen her b i ri erkin yukarı koridorlorındaki ska ndallarla sarsı l m ıştı r. Mevcut yöneti m bir istisna teşkil etmiyor. Çok pisl i k su yüzüne vurd u : Rüşvet skandal ında yaka lanan Başka n ı n u l usal g üvenl i k danışmanı Richard V. Alien olayı ndan, hükü metin yüksek d üzey görevlileriyle ya ptığ ı telefon g örüşmelerini banda a l ı rken (büyük b i r ola­ sılıkla daha son ra onları tesl i m almak a macını güd üyord u) işi berbat eden USiA müdürü Cha rles Wick olayına kadar. Skandallar kabine üyelerini, CiA başka n ı n ı ve Beyaz Saray görevl ilerini de kapsıyor. B u n l a r ABD'yi kemiren kökü derinde reza letlerin sadece dış bel i rti le­ rid i r. Dışardan bu, yürütme erk kurumunun bir b u n a l ı m ı g i b i g örünüyor. Fakat köküne i n i ld i ğ inde görülecekti r ki, bu, AB D' n i n politi k sistem i n i n bütü n ü n buna l ı m ı d ı r. O y verme h a k k ı ola n insanların yarısından a z ı n ı n sand'ık başına g itmesi v e bunları n % 25' i n i n oyl a r ı n ı n u l usun politik kade­ rini bel i rl emesi norma l m i d i r? Seç i m sonuçları n ı n akan paraya d ayan­ ması normal midir? Politik m ücadelen i n kend isinin a rtan ölçüde bir sirk, bir show haline gelmesi normal m i d i r ? B u manza rayı görmek biz Sovyetler B i rl iğ i ndekileri hiçbir şeki lde se­ vind i rm iyor. Barışın koru n ması soru m l u l u ğ u nda büyük payı olan b i r ü l kede böyle şeyler olduğunda, bu, sadece kayg ı n ı n a rtmasına yol açar. N ükleer çağda düşmanın bile akıllı, a k l ı ba ş ı nda ve saçmalıkl a r yapma n itel i ğ i n ­ d e n yoksun ol ması terc i h ed i l i r. Pol itikada kısa görüşlü l ü k v e düşün­ meden harekete g eçmek, sadece ABD için teh l i keli değild i r. B u n l a r, öteki ul usla r, son uçta tü m d ü nya için ciddi sonuçla ra yol a ça b i l i r. Zorlu zamanla rda sağa kayma n ı n ve sertlik göstermen i n g a ra nti li b i r oyun içi n d a h a ra hat ve ka rlı sayı lması ABD politik yaşa m ında eski lere daya nan b i r g elenekti r. Nükleer çağda b i r ul usa fela ketlerin en kötü­ sünü getirebi leceğ i h a lde, ABD egemen çevreleri, k i m i nedenlerden bu tutumu daha yu rtsever b i r tutum sayıyorlar. Sila h l a n ma ya rışıyla ve g üce başvurarak güvenlik sağlan mayı u m m a k bug ü n hayallerin en büyüğü olduğu halde, kimi nedenlerden ABD yönetici leri b u t u m u m u daha g er­ çekçi b i r tutum sayıyor. - Mevcut Sovyet-AB D i l işkileri n i n d u ru m u n u ve bunun u l uslararası süreçler içi n önemini nasıl değerlendi riyorsunuz? - Dü nyadaki t ü m g elişmeleri Sovyet-ABD ilişki leri n i n prizmasından i nce­ lemek hata olur, fakat kuşkusuz b u i l işki lerin insa n l ı k için önemi ne kad a r a ba rtı l ı rsa, gene d e ya n l ı ş ya p ı l m ı ş olmaz. Şu son d erece açıktı r ki, Moskova ve Washi ngton a rasındaki il işkil erin iyileş mesi kuşkusuz tüm kötülüklere çare değild i r, a ma a ra l a rı ndaki önü a l ı n maya n düşman­ l ı klar tüm uygarl ı k için bir felakete neden o l a b i l i r. Şimdiki Sovyet-AB D i l işkile ri n i n d u ru m u şöyle açıkla nabi l i r : ABD hükü­ meti b u i lişki leri karmaşıklaştı rmak için e l i nden gelen her şeyi yaptı ve 78


şi md i b u n l a r yıllard a n buyana olan en düşük d üz ey i nd ed i r. Batıda k i m i i nsanların yaptığı g i bi b u kötüleşmeyi temel olara k Reagan' ı n d üşma nca sözlerine bağla mak, bunun a rd ı nda daha somut ve sinsi olgular oldu­ ğ u ndan, büyük hata olurdu. Askersel stratejik a n lamda b u , ABD tara­ fından başlatılan, askersel öğreti leri n ve kavra m la r ı n son derece teh­ likeli bir « modernizasyon u » eşl i ğ i nd e y ü rütülen eşi görülmed i k bir silah­ lanma yarışıdır. Pol itik a n lamda bu, barış içinde ya nyana yaşama i l kelerinden ve pratiğ i nden tümüyle kopuş ve sosya list sistemi dinamit­ l e ıı:ı eyi ve yoketmeyi a maçlayan soğ uk savaş döneminin sa l d ı rg a n doğ­ ) rultusun u n yen iden ca nlandırıl ması demektir. Ticari ve ekonomik i l iş­ kiler a n l a m ı nda bu, tüm pratik a maçlarıyla « ekonomik savaşa» bir ge­ çiştir. Son o l a rak ABD yöneti m i n i n ideoloj i k doğ rultusu, bunun m i m a r­ ları n ı n niyetlerini ortaya seriyor ve iki ülke a rasındaki i l işkileri gölgel iyor. Silahları s ı n ı rlandı rma görüşmel.eri n i n hemen hemen tümünün askıya a l ı nmasından, ekonomik i l işkileri n en alt d üzeye indiri l mesinden, kü ltürel değ i ş i m i n kesilmesinden, dolaysız h ava i l etişim i a nlaşması n ı n çiğnen­ mesi nden ve b i l i msel işbirliği için ya pılan b i rçok prog ra m ı n d u rd u rulma­ s ı nd a n soru m l u olan ABD' d i r. Sovyet temsi lcilerine canice sa ldı rıları yü reklend i recek b i r atmosfer yarat ı l d ı . Kabul ed i l mesi gerek, tüm bunlar b i r b i ri ardına ve h ı z l ı b i r şekilde ya pıldı. ABD' n i n d ü nya sahnesindeki pervasız, açı kça m i l itarist « g ü ç » politikası Sovyet-AB D i lişki leri n i n d u ru m u n u son g erece doleysız o larak etkiliyor. Bu ilişki lerde soğ uma ve kötüleşmeye dönüş, t ü m ul usla raras ı i l işkiler sistemi n e o l u msuz o l a rak ya nsıyor. Kısacası şimdi Sovyet-ABD i l işkileri son 20 y ı l l ı k dönem i n en karmaşık ve tehlikeli d u rumunda d ı r. 1 962'den, ya n i « Küba b u na l ı m ı n »d a n b u yana Washi ngton b u i lişkileri hiçbir zaman bu denli tehlikel i b i r noktaya getirmemişti. Şimdi d u rum hiçbir zaman ol mad ı ğ ı nd a n çok daha cidd i d i r. Nitel i ksel olarak yeni özel li klere sahip nükleer silah dağları vard ı r. T ü m bunlar barışı çok uzun zamandan beri olduğundan çok daha hassas hale geti riyor. Yeni ABD nükleer roketleri­ nin Batı Avrupa'ya yerleşti ril mesi n i n Sovyet-AB D ilişkilerini nasıl ters yönde etki l ediğ i ne i l işkin özel b i r not d üşmek g e reki r. - B u a d ı m ı n atı l ması konusunda değerlendirmeniz ned i r? - Şimdi ABD'nin kendi bağlaşıkları n ı ve o n l a rla beraber tüm d ü nya kamuoyu n u nasıl utan maıca a ldattığ ı yeterince açık hale geldi. Hatır­ lanacaktır. Washi ngton'da b u yerleşti rme n i n , görüşmelerin başa rısını « g üç konumlarından » g ü vence altına a lacağı görüşü öne s ü rü l üyord u . Bugün herkes a nl ıyor ki, SSCB h i ç k i msenin b u türden b i r d i l l e konuş­ masına izin vermeyecektir. SSCB b u koşullar altında ya p ı la b i l ecek tek doğru şeyi seçti : Sonu gelmeyen görüşmeleri kesmek ve b oz u l m u ş asker­ sel strateji k dengeyi yeniden k u racak uyg u n ka rşı önlemleri a lmak. Şimdi varılan yer bütünüyle ABD ve NATO çevreleri n i uzun zamandan beri 79


uyarmakta olduğ u m uz nokta d ı r. Avrupa'da yeni b i r silahla n ma turu baş­ l a mı şt ı r ve uluslara rası geri l i m daha da a rtmıştır. NATO'n u n ikili kara r ı n ı destekleyen Avrupa l ı l a rd a n b i rçoğ u n u n bugün b u n u a nlamaya başlad ık­ larını san ıyoru m . - Fakat ABD yöneti m i kötüleşen orta m ı n suçu n u Sovyetler B i r l i ğ i n i n üzerine atmaya çalışıyor v e b i r « Sovyet tehdidi "nin varl ı ğ ı n ı ö n e sü ren kampanyasını tırmandı rıyor. - Gerçekten de, b u kampanya k i m i d urumla rd a sıra d a n o l maya n i nsan­ ları dahi etki leyen usta l ıklı propaganda yü rütme g i rişiml eri eşl i ğ i nde, iki m isli bir hızla sürd ü rü l mekted ir. ABD egemen çevreleri uzun sü red i r sosya l iz m e ka rşı türlü çeşitli y o l v e a ra çl a rla psikoloj i k b i r savaş yürüt­ mekted i rI er. Bunun ABD'deki amacı, s ı radan Amerikal ıyı ü rkütmek ve o n ­ l a rı yönet i m i n ya pmaya kara r verd i ğ i her şeyi boyu n eğerek ka bullenmeye zorlamaktır. Sözde « Sovyet tehd i d i " Beyaz Saray" ı n en gözde kozlarından b i ri d i r. En sorum suzca davranışları aklamak için buna baş vurul uyor. Neden büyük bir AB D deniz filosu Lübnan açıklarında topla nd ı ? « Sovyet teh­ did inden dolayı ". Neden küçük G renada istila edild i ? Kuşkusuz « Sovyet tehd i d i "ni geri püskürtmek içi n . AB D'yi N i ka ragua etrafı nda ayla rca sü ren manevra l a r yü rütmesine, Avrupa'ya roketler yerleştirmesine ve H i nt Okyanusu ve Pasifiğe " Çevi k Kuvvetler" göndermeye iten ned i r ? Yine " Sovyet tehd id i ,, ! - Sovyet-ABD i l işki leri tari h i n i n a na dersleri ve bu i l işkilerin gelecek­ teki yönü konusunda neler söyleyebi l i rs i n i z ? - Geçmişin d erslerinden s ö z ederken b i r genel sapta ma ya pmak isterim. Normal i l işkiler yıllarında özellikle iki nci Dü nya Savaşı s ı rasında düşmana karşı savaşı mda bağlaşıklık yıllarında, her z a m a n h e r i k i ü l ke için d e hayırlı ve yara rlı old u . lJIkelerimizin h i ç b i r i , halkla rı m ı z ı n h i ç b i r i çatış­ m a n ı n yüksel mesinden bir yara r görmedi ler, tersine zarar g ö rdüler. B u , diye b i l i ri m ki, karşı ç ı k ı l m a z b i r o l g u d u r. Bu, savaş v e düşma n l ı ğ ı n herkes i ç i n teh l i keli olduğunu, barış içinde ya nya na yaşa m ı n ı n ya rar­ larını karşı koyul mayacak b i r biçimde doğru l uyor. Sovyet-ABD i l işkileri n ı n geçen y a r ı m yüzyıllık geçmişi, karmaşık d ünyam ızda t e k olan dklı işbirliği biçimlerinin aşağıdakiler old u ğ u anlayışını d oğ ru l uyo r : B i ri ncisi, karşı tarafı kendi hayal ettiği g i b i kendi beğenisine göre "yeniden biçim lend i rme" g i rişimind e b u l u nmamak. Tersi sonuçsuz ve tehl ikelid i r. I k i ncisi, karşı tarafla iyi i lişkileri a ramak için, o karşı tarafı sevmek hiç d e gerekli değild i r. Pol itika, kişinin kapılma ve d uyg uyla tahrik old uğu bir aşk oyunu değ i l , ciddi ve zorlu bir iştir. 80


Uçüncü ve son olarak, birbiri mizi sevel i m ya da sevmeyeli m , her iki ü l ke d e tek ve aynı gezegende yaşamak zorundadı r. Ya b i rlikte yaşaya­ b i l i rler ya da b i rlikte ma hvol a b i l i rler. Bu, d iyebi l i r i m ki, pol itika ya pmanın başlangıç noktası olmalıdır. Ana sonuç şud u r ki, a ra l a rı ndaki t ü m farkl ı l ı klara karş ı n ba rış içinde ya nyana yaşa ma her iki ulus için yalnız olanaklı değil, aynı zamanda kendileri ve g enel olarak d ünya için yaşa msaldır. Gelecekten sözederken, A B D ile ilişkilerin normalleşmesini a maçlayan bi rçok Sovyet g i rişimi o l muştu r. Bunla r, herşeyden önce, n ü kleer savaşı engellemek için yapılabilecekler d e içinde, başl ıca tüm alanları kap­ sıyorlar. Ama ABD'de Sovyet önerileri çevresine bir sessi z l i k d uvarı çekilmiş d urumda. Şimdiki A B D yöneti m i Amerikan kamuoyun u n gerçek Sovyet tutu m u n u n ne olduğunu bilmesini i stemiyor. Gerçeği öğrenen norma l b i r seçmen, n ü kleer b i r kıya met tehd i d i n i dayata n silahlar ıçın astronomik harca malara, her şeyden önce toplumsal g ereks i n i m ler için ödeneklere zarar veren h a rcamalara hiç a rka çıkar m ı ? Eğer AB D'dekiler n ükleer savaş tehd idinden uzak b i r politika izlemek daha iyidi r d iyerek, akıllarını başlarına toplarlarsa, SSCB'yi silahsız­ lanma alanında karş ı l ı kl ı kabul ed ilebilir anlaşmalar a rayışı içinde, geniş ufuklu adımlar atmaya hazır ciddi ve makul b i r taraf olara k bulacakla r­ d ı r. Hemen hemen kırk yıl ı n boş silahlanma yarışından Was hi ngton'un dersler ç ı ka rması yaşa msald ı r : AB D' n i n askersel üstü nlük sa ğ l a ma g i ­ rişim leriyle ka rşı karşıya kalınca, biz savu n m a m ı z ı g üçlendi rmek i ç i n d a h a çok ç a b a harcayara k karş ı l ı k veriyoruz. B u eskiden böyleyd i , Sovyet l iderleri n i n tekra r tekra r uyardıkları g ibi, ABD a skersel potansiyel i n i a rtırma planlarını terk etmezse, y i n e böyle olacakt ı r. - Dünya çapındaki gelişmeYi nasıl görüyorsunuz? Insanlar kendilerini bc rışa yönelik sürekli tehditten kurta ra b i l i r m i ve bunun sona ermesi için ne ya pılma l ı ? - Kuşkusuz A B D ş i md i son yarım y ü z y ı l ı n en a ntisovyet, en savaş tut­ k u n u hükümetine sahip. Bu h ü kü metin politikaları ve eylemleri barış için cidd i bir tehdit yaratıyor ve uluslara rası ilişkilerin şimdiki kötüleş­ mesi n i n nedenidi rier. Ama daha öteye bakılma l ı d ı r. Eğer gelişmenin geleceğ i doğru olarak değerlendirilecekse dikkate alı n ması gereken başka etmenler de vard ı r. Bunlard a n birincisi, d iyeb i l i ri m ki, sosya list topluluğun a rtan sayg ı n ­ I ı ğ ı v e etkisid i r. Büyük ç a b a v e özveriler pahasına Sovyetle r B i rl i ğ i ABD'­ yle askersel-stratej i k eşitl i k sağladı ve b u gerçekten dayanaklı b i r eşit­ l ikti r. Washington'un b u eşitliği boz mak için yapabi lecek hiçbir şeyi 81


yoktur. Sovyetler Birliği kend isinin ve b a ğ la şı kla rı n ı n g üvenl i ğ i n i etki l eye bi lecek her şeyi yakından i z le mekted i r. Pol itika n ı n başka b i r önem l i etmeni savaş karşıtı ha rekettir. Savaş karşıtı h a reket d a h a önce da va rd ı, a m a bu, boyutları ba k ı m ı nd a n bugün olduğu yerin ya n ı na b i l e ya klaşamaz. En önemli nokta ş u ki, d a ha önce hiç savaş karşıtı savaşırnda yer a l maya n topl umsa l ve mesleksel katm a n ­ lar b u g ü n bu savaşımın i ç i n d e a ktifleşiyorlar. Orneği n Batıda geleneksel olara k çok tutucu b i r meslek grubu olan fizikçiler va r. Ha reket içinde gittikçe a rtan bir rol de, eğer A B D'den sözed i lekcekse, katolik kil isesi çevresi d e içi nde, d i n i çevreler tarafı ndan oyna nıyor. K i m i l eri savaşa karşı olduklarını açık d i l e getird ikleri için emekl i l i ğ e zorlanmış ya da emekli olmuş general ve a m i raller bile a nt i nü k leer h arekete katılmakta­ d ı r. Em perya l i z m i n maceracı politi kasıyla b i rleşince, nükleer silahlar insa n ­ l ı k i ç i n eşi görü l medik b i r tehdit ol uşturd u. V e bel k i d e, b u tehd i d i n boyutla rı nın, yeryüzünde yaşa mı korumak i ç i n davra nan eşi görülmedik genişlikteki g üçleri d i renişe geçi rmesi kaç ı n ı l mazd ı r. Ş i md i ki a nti nükleer ha reketin gel işmeyi ve d ü nyada k i politik i k l i m i n ve orta m ı n üzerinde sürekli a rta n bir etkide b u l u n mayı s ü rd ü recek, bütünüyle yeni bir olg u olduğuna i n a n ıyorum . Anti nükleer ha reket - k i b u ş i m d i savaş karşıtı güçlerin o m u rgasını o l uşturuyor - ABD'de 1 982 ve 1 984 seç i m ka m pa nyal a rı sırası nda yığın­ sal gösterilerde, n ükleer silahların dondurulması iste m i i l e yü rütülen kam­ panyada ve daha b i rçok yerde ken d i n i u l usal sa hnede hissettird i . Insa n ­ da ABD'de d e sosyal -politik i k l i m i n değişmekte olduğuna ilişkin işaretler olduğu izlenimi uya n ıyor. Bu, barış için savaş ı m ı n daha da ca nlandırıl­ mas ı n ı n çarpıcı ve çok önemli b i r sonucud u r. Kısacası, korkunç gelişmeler ol u rken, gerg i nl i ğ i n a rtması ve s i la h l a n ma yarış ı n ı n tı rma nması bugün d ünya manzarası n ı n bütü n ü n ü oluşturmuyor. Sal d ı rg a n çevrelerin entri kaları ve vahşi karşı ataklarına karş ı n , yumu­ şama fikri kökünden sökülüp atı l m ı ş deği l d i r. B u n u n g erçekleştird i ğ i devletle r a rası i l işki lerdeki maddesel ya pı, kan ıtla ndığı g ibi, son derece dayanaklıdır. B u özellikle Avrupa'da net b i r şekilde görüldü. Avrupa Güvenlik ve işbirliği Konfera nsın'da yer a l a n devletlerin tems i lcileri n i n başa rı l ı M a d r i d Topl a ntısı v e Avrupa'da Güven Yapıcı Onlemle r, Güvenl i k v e Silahsızlanma ü zerine Stockholm Konferansı'nın görüşmelere başla­ ması olgusu, bulutlu atmosferde bir u m ut ıŞığı oldu. Bugün g e rg i n l i k orta m ı na karş ı n , fa rklı toplumsal sistemlere sahip ü l kelerin ayrı l ı kl a rı çözeb i leceğ i n i ve karş ı l ıklı kabul ed ilebilir a n laş­ malara e rişebilecekleri ni d eney i m öğ retiyor. B u n u n için güve n i l i r ve za­ ma n ı n sı navı ndan geçmiş bir temel vard ı r - barış içi nde yaya na yaşama i lkeleri. Geçmişte olduğu g i b i , AB D başta ol mak üzere, emperyal i st güç82


leri n egemen çevreleri, bu i lkeleri n ya l n ı z sözde d e ğ i l , a m a aynı zamanda pratikte d e zorunlu olduğunu ( 1 972'de olduğu gibi) er ya da g eç tanıya­ cakt ı r. B u aynı za manda, g eleceklerinden g üven d uymak isteyen tüm u l usların - Batıda ve Doğ uda - yararına olarak biçimde kendi d ı ş politi ka çizg isini g ü n ü müz d ü nyası n ı n g e rçekleriyle uyum laştırma gereğ i n i n b i r işareti olacaktır. Antonio Gra msci, i nsan kara kteri nde iyi mserl i ğ i n ve kötümserliğ i n en iyi b i rleşmesin i , aklın kötü mserl i ğ i ve isteği n iyimserliği ola rak ta n ı m l a m ı şt ı r. Başka b i r deyişle, tehl i kelerin ve olumsuz etmen­ lerin varl ı ğ ı karşısında uya n ı k olmak kadar, daha iyi bir d ü nya ya ratmak için, bunların üstesi nden gelme isteğ i ne, cesaret ve ka ra rl ı l ığ ı na sa h i p olmak da önemlidir. Ne yazık k i , insanlar g ü n ü m üzün zorluklarına göz­ leri ni kapadıkları nda ve kritik a n l a rda uzakta d urd uklarında, um utsuz­ l uğa kapıldıkla rında ya da i k i a rada - bir derede kaldıklarında ta m tersi ol maktadır. Ancak inanmak isterim ki , tari h i n şimdiki kritik a n ı nda, ço­ ğ u nluk, Gramsci' n i n sözü n ü ettiğ i karakterdeki i nsa n l a rd a n oluşacaktır. Birçok i n sa n , şimdi kendisine şu yüzy ı l l ı k soruyu soruyor : « Ne ya pma l ı ? » Once olayların teh l i keli g idişine ka rşı çıkmalı, orta m ı n iyi leşt i ri l mesi n i savu nmalı. Genel olarak,.ba rışın nasıl korunabi leceğ i ve g üçlend irilebileceği bütünüyle b i l i n iyor. Şimd iye kadar ya p ı l m ı ş öneriler şu a n için yeterl i d i r. Orneğ i n , SSCB ve ABD' n i n nükleer silah cepha nelikleri n i n dondurulması, uzayda silahla nma ya rı ş ı n ı n önlenmesi için görüşmelere başla nması ve kimyosal silahları n yasa klanması. En azından bu ve öteki yard ı mcı g i rişim­ lerin gerçekliğe dönüştürülmesi önem l i d i r. Silahsızlanmaya i l iş k i n birçok sorun u n çöz ü m ü , karmaşık görüşmeleri değil, ya l n ı zca pol itik isteği g erek­ ti rmekted i r. Bizde bundan yeteri nce va rd ı r.

i

Sovyetler B i rl i ğ i ' ne bir d iyaloga g i rmesi için çağ rı la r ç ıkarmak, b i risini açık b i r kapıdan itmeye çalışmakla aynı a n l a ma g e l i r. SSCB, nükleer silahlanma yarı ş ı n ı n sona erdiril mesi g i b i ana önemdeki bir soru nu tartışmaya ve çözüme u laştı rmaya her zaman haz ı rd ı r. Anca k bu, adil ve eşit görüşmeleri geti rmel i d i r, yoksa kam uoyunu aldatmaya ve savaş h a z ı r­ l ı klarını gizlemeye ya rayan görüşmeleri değ i L . Tam da bu nedenden dolayı, yerleştirilmiş ABD roketleri n i n geri çeki lmesi n i g eti recek önlemleri, görüşmelerin, Avrupa'yı nükleer sila h l a rd a n kurtaracak bir a n laşmayla so nuçla n d ı r ı l masının temeli olara k görüyoruz. B u d urumda, sosyal ist ü l kelerin açıkladığı g i b i , baş l a n ı l a n karşı önlem leri ortadan ka l d ı racal' a d ı m l a r atılacaktı r. (3) Tari h kuşağ ı m iza son derece büyük b i r soru m l u l u k yüklemiştir. i nsa n l ı k h i ç b i r zaman böylesi n e tehd i t a l t ı n d a olma mıştı r. Ancak, b u teh l i keyi önlemek için d e, insanlık h i ç b i r zaman böylesi ne güçlü, kararlı ve yete­ nekli o l m a m ı şt ı r.

(l) Pravda, 1 6 Hazira n 1 984 . 83


Mizah silahını kullanmak Her/uf Bidstrup Danimarka" karikatürist, Uluslararası Lenin Barış ödülü sahibi Banş savaşçısı, halk san atçısı, miıah ustası Danimarka" Her/uf Bid­ strup onlarca yıld" pekçok ülkede insanlann ilgisini üzerine çekti. Bid­ strup,

ününü,

Danimarka"

ama

gerçekte

enternasyonal olan, hüma­

nist değerler taşıyan, bugünün dünyasınm yakıcı konularına değinen,

sorun lara anlamlı ve açık, anlaşılabi lir yanıt/or veren insanları heyecan­ landmp hareketlendiren eser/erine borçludur.

G ü n ü müzde sü reg iden, ba rış, d emokrasi, sosyal i lerleme savaşım ı nda sanatçı n ı n rol ü tartışmasında BSS, Herluf Bidstrup'a b u konuda kendisi­ n i n kat ettiği yolu a nlata rak ya rd ı mcı olmasını rica etti. 1 936 yılında b i r akşam radyoyu ka rıştı rı rken H itler' i n konuşma s ı n ı n a k l e n veren yayı na rastlad ı m . D a h a televizyon d ö n e m i h e n ü z gelme­ mişti. Ancak ben konuşa n ı çok iyi «görd ü m » ve derhal o n u çizrneğe karar verd i m . Onu haya l i md e düşündüğüm gibi çizd i m . H isterik, u ğ u rsuz yüzl ü bir adam, a ntisovyet paronyaklık nöbeti tutmuş, sa l d ı rıyord u. So­ nunda çizgileri m bir seri h o l inde antifaşist b i r d erg i olo n Kulturkampen'­ d e « Bidstru p'un çizg i leri, H itlerden inciler» başlığı altı nda yayı n landı. Böylelikle insanlar beni kari katürist olara k tanı d ı l a r. ilk karikatür serisinin seçimi b i r rasla ntı değild i . Antifaşistl ik beni m kanı mda vard ı . B u n u n için her şeyden önce b i r i l erici olan babama şükra n borçluyum. Babam, 1 9 1 4' e kada r, Sosyal demokratla rı n b i r d ü nya sava ş ı n ı n önüne geçeceklerinden kesi n l ikle emindi. Ancak Alman Sosyal Demokratları askeri kred i l eri onaylad ı ğ ı zaman büyük b i r hayal k ı rık­ lığına uğra d ı ve sağ l a m b i r Karl liebknecht ve Rosa Lüksem b u rg taraf­ tarı old u . Ekim Devrimi' nden bu ya na a n ne ve babam Sovyetler Birliği'ne karşı d e ri n b i r sempati d uyuyorla rd ı . Ve böylece ben i m için sorun, pol itik bir seçi m ya pma sorunu değ i l, bunu o n latmo yol u n u bulma soru nuyd u. Çizdikleri m i l g i uyandı rmıştı. Kulturkampen'deki b u deney i m i n b i r g a ­ zete karikatü risti o l m a k için yürüklen d i rd i . En b ü y ü k tutucu b u rj uva g aze­ tesi Berling ske Tidende ve sosyal demokrat gazete Socialdemokroten'd a n teklifler a l d ı m . Sonunda tutucu olon, ra k i b i ne benzemeyen, a y n ı zamanda yaptığı açı kla mala rla kend i n i mimli b i r a ntifaşist konuma sokmuş, Gene­ ral Franko çetesin i mahkum ede n g azeteden gelen son teklifi kabul ett i m . O g ü n lerde politik mizo h ı m ı n başl ıca bedefieri Musol i n i , Fronko, Goe84


ring ve Goebbels i d i . Hitlere gelince, üçüncü Reich Do nimorko ' n ı n kapı komşusu olduğu ve b u sosya l demokrat liderleri korkuttuğu için, Socia/­ demokraten'da H itler'i çizmeme hiçbir şekilde izin veri l m ed i . Almanya' ­ daki d urumu yermek için « Bayan Almanya » çizim yol u n u kullandım. Çok g eçmeden Alman elçi liği resmi bir protestoda bulunduğu için bunlar hoşa g itmeyen çizgiler oldula r. B u d u ru m bana b u rjuvazinin « demokratik konuşma özgü rlüğ ü » ile övü ndüğü bir ülkede bile kişi n i n görüşleri ni oçıkla ması n ı n ne kado r güç olduğunu gösterd i . Nitekim, savaştan önce bana ü n kaza n d ı ra n bel l i başlı politik çizg ilerim d e içinde, polJtik mizah­ d a n uzaklaştırıldım. Savaş patladığı ve Naziler Da n i m a rka'yı istila ettikleri zaman politik korikatürlerin yayı nlanması m i n i m uma indi. Dikkatli olmak zoru ndayd ı m , v e yazı işleri m ü d ü rleri işgal makamlarını küçük düşürecek şeylerden çok korkuyorlord ı . Böylece ben de simgel i öykülere sığ ı nd ı m. Sonunda yasadışı ilan edilen Komünist Portisi ile ilişki kurd u m ve onun için çizmeye başla d ı m . Genel likle işbi rlikçileri a laya alan karikatürlerim çok sayıda basılıyor ve elden ele po s ta ka rtı şekli n de dağıtılıyordu. Kart­ ları n gelirleri, çalışmalarda kullanı lması için pa rti fonuna veriliyord u . « El i ­ m i » g izlememe ka rşı n, yetkililer ka rikatü rleri k i m i n çizg i ğ i n i buldula r. B u b e n i yeraltı çalışmaları na itti. Da n i m a rka' n ı n kurtuluşundan sonra , sürekli ola rak onların gazeteleri için çizeceğ i m e ilişkin komünistlerle a nlaşma ya ptığı mda, savaş en sıcak dönemini yaşıyord u. Ve Land og Folk ' u n legal yayınlana n ilk sayısında, ben i m politik b i r karikatürüm yer a l ıyord u. Gazete kadrosunda olduğum sürece, yazıha nede kend i m i evimde h issetti m. Doğa l d ı r ki, Socialdemokraten'dan ayrı ı m a m gelirimi old ukça etkiledi, çünkü onun kad rosunda en iyi ödeme yaptığ ı kişi bend i m . Anca k Land of Folk bana çok daha önemli başka şeyler veriyord u : Görüşleri m i a çık­ lama özg ürlüğü. Bana gösterilen politik ve sanatsal sayg ı , her ikisi de beni g üçlendird i . Şunu h i ssed iyord u m : Görüşleri m i çizgilerimle özg ü rce açıkl amazsam, bir sanatçı ola rak değerimden kaybedeceği m . Yıllardır Land o g Folk' u n ikinci sayfasında hemen hemen her g ü n ben i m karikatürlerim çıktı. Sanatı mla tepki gösterd i ğ i m ulusal v e u l uslar­ a rası sorunların hepsi ni şimdi yeniden hatırlamak olanaksız. Kurtu luştan sonraki ilk yıllarda işbirl i kçile ri n kari katü rleri ni çizd i m ; o rtık benim miza­ hım « Ma rshall Pla n ı »na, soğu k savaşa, NATO'ya, mi litorizme, silahla n ma yarışına, Ortadoğu ve Afri ka'da, Vietnam'da, Şili'de gericiliğin ve em­ perya l i z m i n suçlarına karşı bir silah haline dönüşmüştü. Eleşti rimin sivri ucunu daima emekçileri para ve demagoj i ile a ldatan gerici portilere ve politikacılara yönelttim. Miza h ı n a macı, gerçeği söylemektir. Ben gerçekleri hiçbir z a m a n çar85


pıtmam , a ncak kari katürleri m i n duygusal etkisini a rtırmak için güldürme unsuru olara k detayları abartırı m. Sadece ş u ya d a b u politikacı n ın potre­ s i n i iyi ç izmekle yetin m iyaru m , o n ların politi kala rı n ı n içyüzü n ü de açığa vu ruyorum. Baş l ı k özel l ikle önemli rol oynar, ve kısa ve kesin bir görüş o l uş masına ya rd ı mcı olan özlü bir yorum yapmadan çizmeğe başlad ı ğ ı m çok enderd i r. Işte ben i m ça lışmamdaki esas « g i z .. buradad ı r. B i raz h ayret ed i l ecek b i r şey ama, b i n l erce karikatürümü Land og Fo/k'a vermem, burj uva çevrelerindeki ü n ü m e mal oldu. Once sayg ı n gazeteler ü n l ü bir Dan i m a rka), m izahçın ı n kendisini « komünist p ra ng asına .. vurul­ muş bulması, onun yetenekleri n i n « ça l ı n mış .. olması karşısında timsah gözyaşları döktüler. Ard ı nd a n beni boykot etmeyi, aldırış etmemeyi yeğ­ ledi l er. Tüm ü l kede çizg i leri m i n yıllık a l b ü mleri tezgah a ltlarında saklandı ve bütün burj uva yayı ncılar beni dışladı lar. Kitap resi m leyicisi olara k kon ­ tratl a r ı m ı kaybettim. Beni i z l eyen sanatç ı l a r b i l e benden çok b u rjuva bo .. s ı n ı i l e dayan ışma gösterd iler. Boykot o kadar uzun oldu k i , Land og Folk'u okumayan birçok Dani markalı, karikatürcü Bidstrup' u n öldüğü ka­ nısına vard ı l a r. Ç evremdeki atmosferi d a ha iyi anlatabilmek için işte duygusal bir h i ­ kaye : B i rkaç yıl önce Kopenhag'da b i r okulda sanat v e usta l ı k öğren i m i yapa n kız ı m ı n öğretmeni Sovyetler Birliğ i'ne d avet ed i l d i . Geri dönüşünde k ı z ı ma soruyo r : «Sizin a ilede Bidstrup d iye b i r sanatçı var m ı ? .. «Ta bi i , benim babam ... «Tu haf şey, Ozbekistan'da ve g itti ğ i m d iğer yerlerde onu çok iyi tan ı ­ yorlar. Neden, y ı l l a r önce ö l m e d i m i ? .. « Hayır, hayatta ve hôlô sağ l ı k l ı » . B u gösteriyor k i , kızı mın hocosı b i l e yoşıyanlar l i stesi,nden adımı sil­ m işti. Bono k a rşı yönelti len sa l d ı rı l a r basit b i r sı nıfsal öç o l ma olayıyd J . Asla yarışı b ı rakmad ı m ve onlard a n do teşekkür beklemed i m . T ü m komün ist sanatç ı l a r v e değişik düşünen meslekdaşları i ç i n önemli olan kend i ki��isel refa h larını öne çıkarmak değil, olabildiği nce güçlü b i r şeki lde fırçalarını, kalemleri n i , kesk i l eri ni nükleer bir savaşla d ü nyayı mahvetmek için her saat başı korku sa l a n deli lere karş ı kullanmak almalı­ d ı r. içi nde Sovyetler B i rl iğ i' n i n d e b u l u nd u ğ u tüm barış severlere geze­ genimizi yokol maya götürecek, tü m h ı z la baş ı n ı a l m ı ş giden s i l a h lanma yarışını d u rd u rmaya çalışan insanlara ya rd ı m eli m i uzatıyorum . Yeryü­ z ü nd e yaşamı ve kü ltürü koruma a d ı nn Sovyetler Birliği'nin politikası n ı destekl iyor v e o n o g üven iyorum v e sosya l i st ülkelerin d ü nya n ı n felakete sürüklenmesini önleyebileceğ i n e ina nıyoru m. 86


Olimpiyat geleneklerini kim baltalıyor? En büyük ul uslara rası spor bayra m ı olan ve barış ve h a l klar arasında d ostl uk ideallerini yansıtmakla yükümlü bulunan o l i m piyat oyunla r ı n ı n yap ı l d ı ğ ı y ı l d a , Reagan hükümeti, o l i m piyat hareketini mayınlayarak, « so­ ğuk savaş .. açma yol u nda bir adım daha a ttı. Bilindiği g i bi o l i m p iyat oyunları tüzüğü b u h a reketin a maçların ı şöyle ta n ı m lıyor : Amatör sporun temelini oluştura n fiziksel ve moral n itel iklerin gel işti rilmesi n e yard ı m etmek ; sporun ya rd ı m ıyla gençleri karşı l ı k l ı a n ­ layış ve dostluk ruh u nda eğitmek, d a h a iyi ve barışçı b i r d ü nyan ı n k u rul­ masına yard ı m etmek, tüm d ü nyada h a l k l a rı n iyi n iyetini teşvik eden olim piyat i lkelerini yayg ınlaştı rmak ; t ü m ü l kelerden sporcuları dört yılda bir yapı lan ve büyük b i r spor bayra m ı olan olim piyatlarda bir a raya getirmek. B u çizgi, özlü biçimde ol i mpiyat ruhunu karakterize ediyor. Bu, barış ve toplumsal i lerlemenin çıkarlarına tamamen uyg u n d u r. Olimpiyat oyu nla­ rı, barış içinde yanyana yaşama ve işbirliği fikirlerini çeşitli ü l kelerd en sporcuların d ürüst ya rışması biçimde g erçekleşti rilerek m i lyonla rca i n ­ sa n ı n , d ünya h a l kl a rı n ı n, savaşların yolaçtı ğ ı yoksulluk v e kayg ı l a r olma­ d a n yaşa nabileceğine olan inancını pekişti riyor. işte bundan ötürü o l i mpiyatların ru h u ve b u n u n d i le getiri ldiği olimpi­ yat oyu n l a rı, e m peryalist devl etlerin ve özel l i kl e ABD' n i n gerici çevreleri­ nin saldırı hedefi oldu . B u gerici çevreler, oli m piyatların o l u m l u etkisini önlemek ve b u oyu n l a rı « soğuk savaş .. alanına dönüştürmek içi n her a raca baş vu ruyorlar. B u tür denemeler 1 980'de o l i m piyat oyu nları ilk kez bir sosya l ist ü lkede ya pıldığı yıl başlad ı . Sovyetle r Birliği o zaman tüm d ü nya sporcula­ rına ve olim piyat ha reketinin b i rl i ğ i n i ve d a h a da gelişti rilmesini isteyen h erkese ka pı larını a rd ı na kada r açarak, Moskova o l i m piyatla rında dost­ l uk, içtenlik ve sıcak konukseverl ik orta m ı yarattı. Ama emperya list gerici g üçler olimpiyat oyunları n ı boykot etmek, balta lamak için geniş b i r a nti ­ sovyetik kampanya başlattılar, o l i mpiyat oyunlarını sinsice kendi politik a maçları için kullanmaya kalkı ştı l a r. B u bağlamda Beyaz Saray danış­ manlarından Llayd Cutler o zamanlar şöyle dem işti : « Şimdi a rtık Sovyet­ lerin tüm d ü n ya n ı n Moskova'ya doğru yola ç ı ktı ğ ı n ı ve Sovyet kon u m u n u destekled i ğ i n i i l eri s ü rm e ş a n s ı yoktu r . . . » (1) Şimdi de benzer çaba l a r sarfedili yor. Ya l n ı z şu farkla ki, bu kez o l i m p i ­ yatla r etrafında « soğ uk sava ş » ve a nti -sovyetiz m havası yaratı l makla ka-

(1) « Ti m e », 9 Haz i ra n 1 984, s. 46. 87


I ı n mı yo r. Şimdi bu uluslara rası oyun l a rı n çorpıtılması ve bundan böyle ya pılmas ı n ı n baltalanması tehlikesi doğ m uştur. Los Angeles o l i m piyatlarının d üzenlenmesine temel yapılan tica ri yak­ laşım, hazırlıklar sırasındaki kôr vurma ma ntığı , ciddi sorun l a r yara'uı. Her şeyden' önce o l i m piyat oyu n l a rı tüzü ğ ü ' n ü n olimpiyot ateşiyle i l g i ­ l i maddesi çiğnendi. B u barış sembol ü n ü n her g ü n kullanılan b i r meta haline getirilmesi, yalnızca tüccarlık ruh u n u n, kazanç sağlama hırsı n ı n üstün g el mesi d e ğ i l d i r. B u , aynı zamanda i nsanların a h la k ı nı bozma, çe­ şitli u l usla rda n g ençlerin dostlu k, karşılıklı a nlayış ve iyiniyet sembolü o l a ra k elden ele verd i kleri meşa leyle i l g i l i genel ola ra k ka b u l edilen ve uyg ulanan meşale törenine saygısızlık gösterme demektir. Olimpiyat Oyu n l a rı Org ütleme Komitesi'n i n tutu m u , o l i m piyatların ana­ vata nı olan ülkemiz Yuna nistan'da protestola ra yolaçtı . Protesto hare­ ketine katılanlar Oli m piyat Oyunları Tüzüğüne bağlı ka l ı nmasını, O l i m pi­ yat i lkeleri n i n koru n masını istediler. B u protesto hareketine değişik yığın örg ütleri, öğretmenler, yazarla r, sa natçılar, başta o l i m piyatlara katılan­ lar, eski ve yeni şampiyonlar olmak üzere ü l kemizdeki t ü m sporcular ka­ tıldı. Eski Olimpia'da yapılan « Ol i m piyat ideal leri korunmalıdır» kon u l u u lusla ra rası konferansa b i rçok ü lkeden temsilciler katıldı. Genel protesto­ lar ve duyulan büyük öfke nedeniyle meşalenin Yunan ista n toprakl a rında ta şı nması i ptal edildi. ABD hükümeti d a ha ciddi sorunlar d a yarattı. ABD'nde a ntisovyetik, a ntisosyal i st ka m pa nyayı körükleyerek, SSCB ve öteki sosya l i st devletlerin heyetleri n i n güvenliğini g a ra nti altına a l mayı reddederek, b u ülkeleri o l i m piyatlara katılmaktan vazgeçmek zorunda b ı ra kt ı . Başkan Reagan b u d urumun soru m l u l u ğ u n u Sovyetler B i r l i ğ i ' n e yükIe­ m eye çalışt ı . Sözde SSCB U l usal O l i mpiyat Komitesi' n i n böyle b i r kararı sırf politik nedenlerle a l d ı ğ ı n ı iddia etti. Ama olg ular, veriler bunun ter­ sin kanıtl ıyor. O l i m piyat oyu n l a rı n ı n başla masından çok önce ABD'de Sovyet spor­ cuların ı n yarışmalara katıl m a s ı n ı önlemek içi n bir kampanya başlat ı l d ı . Gerici çevreler, « Rusların Amerika'ya g i rmesine izin vermiyel i m » belgisi a ltında g ü rü ltülü bir pro paganda yürüttüler. Kaliforniya Senatosu ve Yasama Meclisi Sovyetler Birliği temsi lci leri n i n eyalet toprakl a rına g irme­ sini yasaklama kararı a l d ı . Sovyet sporcu l a rı n ı n da katılacakları basket­ bol, voleybol, ve çim hokeyi yarışmalarının yapılacağı spor sahaları n ı n yönetici leri, Sovyet sporcuları n ı n b u spor sa halarında oyna malarını yasa k­ lad ıklarını açıkladı lar. ABD hükümeti ise ta kımlarda yer a l a n sporcuları n g üven l i ğ i n i g a ra nti altına al maya yanaşmad ı . (2)

(2) Bak : « Od ig itis», 1 3 Kas ı m 1 983 (Yu n a nca) . 88


ABD gerici çevreleri n i n planları b i r süre sonra daha açık olarak görül­ dü. 1 60 a ş ı rı terörist g ru p (bunla r a rasında m i l l iyetçi, siyonist her türlü anti-sosya list öğeler bulu nuyor) « Sovyetlerin 1 984 O l i m piyatla rı'na katı l ­ masını yasa k l ıyal ı m . . belgisi a ltında b i rleşerek, sosya list devletlerin spor­ cularına karşı provokasyonlar tertipleme, bunlara karşı kin dolu b i r pro­ paganda ya pma hazı rlıklarına g i riştiler. Gizli servislerin desteğiyle bu gruplar açı kça sosyalist ü l keler sporcu­ ları n ı fiziksel olarak yok edecekleri tehd idinde b u l und ula r. (3) B u terörist k ü melerin bir elebaşısı olan D. Balsiger, d üzenled i ğ i b i r bas ı n toplantı­ sında (bu, Amerikan televizyonları tarafından veri ldi) gösteriler sui kast­ Ier, « kaçak ..l a rı ka n d ı ra ra k kendi ya nlarına çekme ve daha « büyük .. ope­ rasyonlar düzenlemeyi tasarladıklarını a n latt ı . (4) ABD yöneticileri de kış­ k ı rtıcı kon uşmalar yaptı l a r. Egemen çevreler a ntisosyalist, a ntikomünist h i steriyi körükled iler, olim piyatl a r öncesinde orta m ı zehirledi ler. ABD org anlarınca sosyal i st ü l kelere gönderi len özel a nketlerde olimpi­ yat heyetleri üyelerinden komün ist olup olmadıkları n ı bild i rmel eri isteni­ yordu . B u na k a rşı yükselen protesto k a rşısında los Angeles O l i m piyat­ l a r ı n ı örg ütleme kom itesi başka n ı , bu soru n u n kendisinin yetki leri dışı nda olduğunu, b u soruna FBi'nin baktığ ı n ı belirtti. FBi ise b u ad ı m ı n « ul usal g üvenl ik çıkarl a rı " için atı l d ı ğ ı n ı i l eri s ü rd ü . Hatta SSCB Ba ka n l a r Kuru l u - , n a b a ğ l ı Spor Komitesi görevlisinin ABD'ne g i rmesine i z i n veri l med i . Sov­ yet temsilcisi Oli mpiyat oyu n l a rı tüzü ğ ü n e uyg un olara k spor delegasyo­ n u n u n los Ang eles'e gel mesi için g erekli hazı rlıkları ya pmak ve sporcula­ rın orada kalacakları sü rede kendilerine sağ la nacak koş u l l a rı görmek için gidecekti. Tüm b u tutum ve eylemler o l i m piyat oyunları tüzüğü'ne aykırıyd ı . Tü­ z ükte olimpiyat k i m l i ğ i n i n, o l i m piyatla rın ya p ı l d ı ğ ı kentin bulunduğu ü lke­ ye g i rme hakkı veren belge olduğu bel i rtil iyor. Ul usla ra rası O l i m piyat Komitesi Yürütme Kurulu, özel oturu m u nda, SSCB U l usal O l i m piyat Komitesi' n i n O l i m piyat Tüzüğ ü ' n ü n ç i ğ nen mesine ve los Angeles'de O l i m p iyat h eyetleri için (Sovyetler B i rliği sporcu l a rı ve bunl ara eşlik eden kişiler için) teh l i keli bir d uru m u n oluşturulmasına karşı ya ptığı protesto notası n ı görüştü. i leri sürülen istemlerin yeri nde olduğu, haklı olduğu bel i rtildi. Ne va r ki, ABD hükü meti n i n gerekli önlem leri alma yönü ndeki isteksiz­ liği, ü l kede Sovyet sporcularına karşı körüklenen kin ve düşma n l ı k his­ terisi, SSCB U lusal O l i m piyat Kom itesi'ni. Olimpiyatlara katı lmaktan vaz ­ geçme kararı a l ma k zorunda b ı raktı. H emen hemen tüm sosya list ü l kelerin

(3) « Eleftherotypia . , 13 Mayıs 1 984 (Yu nanca). (") « Rizospastis . , 13 Mayıs 1 984 (Yuna nca). .

.

89


�e daha b i r dizi devleti n ul usal o l i m piyat kom iteleri de o l i mpiyatlara ka­ tılmaktan vazgeçme ka rarı a l dılar. Em perya list propaganda a raçları, sınırsız bir uta n mazlık örneği vererek, suçu ABD yöneti m i n i n üzerinden a l mak ve bunun sözde Ameri ka' n ı n 1 980 o l i m piyatları n ı boykotuna .. Moskova' n ı n ya n ıtı » olduğunu kanıtlamak için g eniş bir ka m pa nya başlattılar. Ama gerçekler, olg u l a r inatç ı d ı r. B i rçok Amerikan yorumcusu b i le kendi hükümetleri n i n olim piyat oyu n l a rı n ı balta ­ lamada tartışma götürmez .. katk ı s ı » old u ğ u n u ka b u l etmek zorunda ka l ­ mıştır. Bu ba k ı md a n .. Wa shington Post» gazetesi yorumcula rından Thomas Boswell'in yaptığ ı a na l iz i l g i nçtir. O, önceleri Ca rter' i n ve şimdi Reaga n'ın O l i m piyat oyu n l a rı n a politik nitelik kaza n d ı rd ı klarını beli rttikten sonra alayıı b i r şeki lde şöyle d iyor : .. Ronald Reagan, sana teşekkür ederiz. Om it ediyoruz ki, .. kötülük i m p a ratorluğu »yla ilgili kendi masa l ı nızı beğen iyor­ sunuzd u r ve a ntisovyetik ögelerin ka rınca yuvası g i b i kaynaştığı Los An­ geles'teki o l i mpiyatlara Rusların katı l m a ktan vazgeçmesinden memnun olmuşsünuzd u r. « Yorumcu, Beyaz Saray'ı n , ABD' n i n sözde « özg ü r toplum .. olduğunu ve h ü k ümetin a ntisovyetik grupların eylemlerini kontrol ede­ meyeceğini, b u g rupların ca n ı n ı n isted iği gibi davra n ma, isted iğini ya pma hakkı olduğu yoll u savları na deği nerek şöyle d iyor : « B u saçma bir iddiad ı r. Benim yumruğ u m u n özg ü rlüğü, senin burn u n u n başlad ı ğ ı yerde sona ermekted i r. Oli mpiyat oyu nları n ı n hazırlı kları sırasında . . . ABD, Sovyetler Birliği'ne karşı eşitlik temeli n e daya n maya n, neredeyse yasa l olmayan bir ü l keye karşı tak ı n ı l ı r b i r tutum tak ı n d ı . ABD, gerçekten de en g ü rültücü a ntikomünist g ruplara Rusların yüzüne karşı yumruk sa llama­ larına izin verd i . « Ve haklı olarak şunu belirtiyor. » Büyük b i r ülke olan Sov­ yetler Birliği, sporcuların sald ı rı hedefi olacakları koşu llarda ve d ü ş m a n ı n propagandasına a raç ya pıl maya ça l ı şı lacağ ı koşu llarda sporcularını ya rış­ maiara göndermiyor. .. _

Yoru mcu sonuç olarak şu nları yazıyor : .. Olkemizin, u l uslara rası a rena­ da büyük ya nlış hesa plar ya parak, kendisi n i giderek yalıtl a d ı ğ ı n ı g örmek üzü ntü vericid ir. Iki ABD başka nı da eyle mlerinde, tutum l a rında, öyle gö­ rül üyor ki, gerçek ul usla ra rası stratej i ve pol itika d uyg usunu değil, dar ideoloj i k görüşleri kılavuz ed in mişlerd i r . » (.5) Reagan b u akıı karı o l m a ­ y a n politikasına karşı yükselen protestoları d urd urmak içi n ABD' n i n o l i m ­ piyat oyunları tüzüğü'ne uyaca ğ ı n ı söyled i. A m a a y n ı z a m a n d a Beyaz Saray' ı n bir temsilcisi « Sovyetlerin olim piyatlara katı lmasına izin veril m e ­ mesi n i » isteyen g rupların elebaşı larına, bu grupların eylemlerini onay­ ladıklarını bel i rtti. Tüm bu olup biten leri n ışığında, Reag a n ' ı n açıklama ­ s ı n ı n , dü nya ka m uoyu nu yan ıltma yönünde yeni b i r denemeden başka b i r şey olmad ı ğ ı a ç ı k olarak görülmektedi r.

rı) I nternational Herald Tribu ne, 1 4 Mayıs 1 984. 90


i ş i n spor ya n ı na g e l i nce. B i rçok ülkenin sporcuları n ı n O l i m p iyatl a ra katı l masını engelleyen ABD gerici çevreleri n i n politikası yüzünden Los Angeles O l i m piyatl a rında yarışmaların d üzeyi çok düşük olacaktı r. Orne­ ğ i n Federal Alman DPA Haber Ajansı n ı n kan ısınca, 23. O l i m piyat oyu n ­ l a r ı « yarımya ma l a k oyunlar» olacaktır. (6) Ajansın hesaplarına göre, Los Angeles O l i m piyatlarına 21 spor dal ı nda ş i m d i ki d ü nya şampiyon ları n ı n 0 ' 5 1 ' i katıl maya cak. Orneğ i n ha lterde s o n d ü nya biri nci l i ğ i nde madalya­ 0 lar kaza n a n ü l kelerden hiç birinin temsilcisi o l i m piyat yarışmalarına katı l ­ mayacak. Atletizmde Helsi nki'de ya p ı l a n s o n d ü nya b i r i n c i l i ğ i n d e madal­ ya kaza nanları n ya rısından çoğu yarışmalara katı l mayaca k. Los Angeles O l i m piyatları nda seyriciler, son d ü nya b i rincil iklerinde öd ü l sa h i b i olan­ la rda n yüzmede (suya atlama ve su topu da d a h i l) �/o 4 1 'ini, jimnastikte % 53' ünü, boksta % 50'si ni, g ü reşte '% 72' sini , modern pentatlonda {I 'o 83' ü n ü , k ü rek çekmede % 54' ü n ü , bisiklette % 63'ü n ü göremeyecekler. ABD gerici g üçleri n i n « hoşuna g itmeye n » ü lkelerin sporcuları için olimpi­ yat yarı ş m a l a rında daya n ı l ma z koş u l l a r yaratmak için her şeyi ya pan ABD yöneticileri n i n ayırımcı politikas ı n ı n son uçları, ü rü n ü işte budur. Temsilcilerinin sözde Olimpiyat ideallerini yaşatıp g üçlendirme aşkıyla ya n ı p tutuştuklarını söyleyen Wash i ngton'un iki yüzlülüğünü ortaya koyan başka bir olgu da şud u r : Rona ld Reaga n 1 980'de yal n ı z Moskova O l i m ­ piyatla r ı n ı n boykot ed i l mesi n i desteklemekle kalma m ış, a y n ı zamanda 1 984 o l i m piyat oyunlarının (o zaman bunları n Los Angeles'te ya p ı l acağ ı h enüz b i l i n m iyord u) ya p ı l ma masını önermişti. B u d urumda ABD' n i n o l i m ­ piyat ideallerini « karuması »ndan söz edilebilir m i ? Böylece, o l i m piyat g elenekleri ni, olim piyat ruhunu k i m i n balta l a d ı ğ ı a paçık ortadad ı r. Moskova O l i m piyatlarının kapa n ı ş ı nda U l uslararası O l i m piyat Ko m i ­ tesi Başkanı J u a n Antonia Sa maranch, b u oyunların o l i m piyat- h a reketini güçlend i rd i ğ i n i , halklar a rasında barış ve dostl u k fikirleri n i n yerleşti ril­ mesine ya rdım etti ğ i n i bel i rtmişti. Em perya list g üçlerin tamamen başka b i r nitelik kaza n d ı rd ı klorı Los Angeles Olimpiyatla r ı n ı n böyle b i r sonuç vermesi elbette olana ksızd ı r: _

Nikos Georgopoulos Balkan Oyunlan Şampiyonu Yunanistan Spor Hareketi Yönetim Kurulu üyesi

(6) U nsere Zeit,

6

Haziran 1 984.

91


Komünist Gençli k Orgütleri Kisa Bilgiler ( ) .

DEMO KRAti K ALMAN CUMHU RiYEti' N I N öZGO R ALMAN G ENÇLER BIRLiöI (FOJ) özg ü r Alman Gençler B i rl i ğ i , DAC'd e 1 4 i l e 25 yaş a rasındaki 2,3 m i l ­ y o n g enci, ya n i ü lke g ençl i ğ i n i n {i/o 75' i n i safla rında bi rleştiren bağ ı m sız, sosyalist bir yığ ı n örg ütüd ü r. FDJ üyele rinin % 75,5'i halk ekonomisinde çalışmaktad ı r. Geri ko lon kesi m i ise ün iversite ve l ise öğ renci lerid i r. FDJ, Alman halkının faşizmden kurtu l uşundan sonra, 1 945 y ı l ı nd a olu­ şan a ntifaşist gençlik komitelerinin temeli üzerine 7 Mart 1 946'da kuruldu. 1 9. yüzy ı l ı n 80' l i yıllarında doğan Almanya işçi g ençl i ğ i n i n en iyi gelenek­ lerini sürd ü regel mekted i r. B i rl i k, tüm genç kuşakların örg ütü olarak kuruldu. Parti niteliğ inde ol­ maya n b u b i rl i k, ASBP' n i n yön gösterici kara rla r ı n ı kendi çalışmalarına temel ya pıyor. Çünkü o n u n barış, sosya lizm ve halkın g e n l i ğ i n i n yükseltil ­ mesi yönü ndeki politikası, g ençl i ğ i n özlemlerine yanıt veriyor v e o n u n ö n ü n d e geniş perspektifler açıyor. öte yandan parti g e n ç üyelerinden, birliğin çalışmalarına aktif katı l m a larını istiyor. Çeşitli görevlere seçilen­ lerin 0 '0 23' ü ve FDJ'un sıradan üyelerinin % 1 2'si, ASB P' n i n üyeleri ya do aday üyeleri d i r. G ü n ü m üzde B i rl i k, Cumhu riyet g ençl i ğ i n i n sayg ı n öncüsü d ü r. Onun çıkarlarını ve hakla rı nı temsil ed i p savun maktadır. örgütün pol iti k b i r­ l i ğ i , a ntifaşist demokratik düzenin k u rulmasındaki ve sosya lizm k u ruc u l u ­ ğ u ndaki a ktif rol ü sayesinde FDJ' u n 1 946'da i la n ettiğ i gençl i ğ i n temel hakları ve a ma çları Demokratik Alman C u m h u riyeti'nin kuruluşunu izle­ yen ilk yıllarda başa rıyla g erçekleştirilm işt i r. B i rlik, 35 y ı ld ı r Cumhu riyetin yasa ma orga nları n ı n ve devlet yönetim org a nl a rı n ı n çalışmalarına doğrudan katıl ıyor. 0, 40 kiş i l i k b i r saylav g ru ­ buyla H a l k Mecl isi'nde temsil ed i l i yor. F DJ' un 3 0 bin temsilcisi her d ü zey­ deki yerel halk yöneti m l e ri n i n çalışma la rı na katıl ıyor. 0, parti lerin ve yı­ ğın örgütleri n i n Demokratik Blok'u na katılıyor, aynı z a m a nda öteki örg ü1 ve b i rli kierle DAC Ulusal Cephe'si çerçevesinde işbirliği ya pıyor. Birlik, 1 974 yılında kab u l edilen Genç l i k Yasası ' n ı n hazırlanmasına doğ­ rudan katı l d ı ve yasa hükü mlerine g öre, işletmelerd e ve devlet daireleri n ­ d e k i yöneticilere gençliği i l g i lend i ren soru nlarla i l g i l i öneri lerde b u l u n m a v e bunların yeri ne geti r i l i p g etirilmed i ğ i n i denetleme h a k k ı n a sa h i p bu-

(*) « Barış ve Sosyalizm Sorun l a rı .. , (Yeni Çağ), 1 984, Sayı 4, 6, 7. 92


lun uyor. Genç l i k ve çocuk ha reketi n i n gelişmesi ne özel katkıda b u l u na n ; sosya l i st ya rışmalarda üstün başa rı lar gösteren, ekonomik a l a nda g i rişim­ cilik ve yenil ikçi yetenekleri ni o rtaya koyan gençlerin devlet nişanlarıyla öd ü l lend irilmesini önerme hakkına s o h i p olduğu g i bi, Birlik b i zzat kendisi bu gençlere madalya, pri m ve öd ü l veriyor. Birlik, erkek-kadı n ayırı m ı yapmaksızın, tüm gençlerin sınıfsal konumda b i l i nçli sosya l istl er olara k yetiştirilmesini, işçi sı nıfı n ı n ve onun Ma rksist­ Leninist partisinin yöneti minde gençlerin DACd e gelişmiş sosyal ist top­ l u m kuruculuğuna a ktif katı l ı m ı n ı sağla mayı başta gelen ödevi sayıyor. işçi ve kooperatifçi köylü gençlerini ekono mide en iyi sonuçların a l ı n ması için seferber ediyor. Oğrencileri, ü niversitelileri ve genç b i l i m adamları n ı öğreni mde, bili msel ça l ı şmalarda yüksek sonuçlar elde etmeye özend iri­ yor. Genç asker ve su bayla rın savunma alanı nda yüksek d üzeyde hazır­ l ı k l ı ol malarına ya rd ı m ediyor. Genç insa n l a r ı n spor ve turizm çalışma­ larını örg ütlüyor, g ençleri kültü rl ü kişiler olara k yetiştiriyor, serbest za­ manlarını akıl l ıca ve yararl ı biçimde kullanmalarına yard ı m ediyor. Birlik, g ençleri n çabala r ı n ı temel sosya l -ekonomik ödevlerin çözü m ü ne yönlendiriyor. Orgüt, 1 983 y ı l ı nda h a l k ekonomisinin 103 b i n 31 1 proje­ sinin ya p ı m ından soru m l uyd u. B u n l a r a rasında, F DJ üyesi 3 bin 400 gen­ cin çal ıştığı SSCB-Batı Avrupa Gaz Boru Hattı kurucu l u ğ u gibi çok önem­ l i alanlar da vard ı . ülkede 42 b i n 349 g ençl ik eki bi o l uşturulmuştur ve b u ekiplerde ya klaşık yarı m m i lyon genç çal ışmaktad ı r. Birlik, 6 i l e 1 4 yaş a rası ndaki 2 mi lyon öğrenciyi safla rında birleştiren ve « Ernst Thael mann »ı n a d ı n ı taşıyon piyoner örg ütü için d e özel bir so­ rumluluk taşımaktad ı r. Sosyalizm kuruc u l uğ u na ve sosya l i z m i n gelişmesine büyük katkı larından do'l ayl F DJ, Demokratik Alman C � m h u riyeti' n i n en yüksek dört nişanı i l e öd ü l l en d i ri l miştir. U l uslara rası a l a nda Birlik, sosya l i st barışçı d ı ş pol itikayı a raıcı l l ı kl a uyg ulamakta ve savaşan h a l kl a rla d aya nış mayı yükseltmekted i r. Yüzden fa zla ü l keden 400'ü aşkın gençlik ve öğ renci örgütüyle bağları n ı ve i l iş ­ ki leri ni sürd ü rmektedir. Oıellikle Sovyetler B i rl i ğ i Len inci Gençl i k Org ütü­ Komsomol ve öteki sosya list d evletler g ençlik ö rg ü tleriyle F DJ a rasında çok sıkı dostluk ve işbirliği i l işki leri kurulmuş b u l u nmaktad ı r. Birlik, Dünya Demokratik Gençl i k Federasyonu (DDGF) ve Ul uslara rası Oğ renci Birliği (UOB) üyesidir. DAC n i n başkenti nde ya pılan 3. ve 1 0. Dünya Gençlik Festiva l i ' n e katılanlara evsa h i pl i ğ i yapmıştır. DDGF' n u n 1 0. Genel Kurulu ve UOB'n i n 1 3. Kong resi yine Berlin'de yap ı l m ıştır. F DJ' u n yönetsel ve örgütsel i l keleri, demokratik merkeziyetçil iktir. B i r­ l i ğ i n te melini, işletmelerde, devlet ta rım -çiftliklerinde, köylü ve za naatçı 93


kooperatiflerinde, ono ve meslek okullarındo, yüksek öğrenim kurum­ larında, devet o rg a n ları ve ekonomi örgütlerinde, bilim k u ru mlarındo, si­ lahlı kuvvetlerde kurulan 26.700 yerel örgüt ol uştu rmakta d ı r. En yüksek o rganı Pa rla mento ( Kongre)'d i r ve 4-5 yı lda b i r topl a n ı r. B i rl i ğ i n kongre­ ler o rası ça l ışmala rı n ı , Merkez Konseyi ve onun B ü rosu ve Sekreterliği yönetmekted ir. F DJ ve Ernst Thael mann Piyoner Orgütü'nün üç yayınevi çok sa yıda kitap ve tirajı 7 m i lyo n u aşan 1 5 g ençlik gazetesi ve derg i si çıkarmakta ­ d ı r. B i r l i ğ i n merkez yay ı n o rg a n ı g ü n l ü k <dunge Welt» gazetesid i r. Ti raj ı bakımından DAC n i n i k i nci gazetesi d i r. Her iki örgütün g iderleri üye a i ­ dotl a rı nd o n v e çeşitl i yayı nlard o n e l d e ed ilen gel i rlerle karşılanmaktad ır. F DJ'un bayra ğ ı mavi renkted i r. Uzeri nde , doğ a n g ü neş sem bolü yer o l ma kta ve a ltında do « FDJ» ha rfleri yazılıd ı r. Birlik üyeleri b i rb i rleri n i « Freu ndschaft», ya n i « Dostl u k » sözcüğüyle selamıomoktad ı r.

ABD KOM U N iST G ENÇLER BiRLiÖi (yeL) Bu toplumsal Marksist- Leninist gençl i k örgütü, ABD Komün ist Partisi'­ nin yöneti m i altı nda çal ışmala rını sürdü rüyor. 1 970 y ı l ı nda kurulan Genç işçilerin Kurtuluş Birliği ve Kom ü nist Partisi yöneticileri n i n g i rişim iyle, 29 - 1 Mayıs 1 983 y ı l ı nda ya pılan Ku rucu Kongre'de Komün ist Gençler Birliği resmen kuruldu. Genç işçileri, işsiz gençleri (üyeleri n i n % 50' si) lise ve ü n iversite öğrenci lerini safl a rında bi rleştiriyor ve şu o nda b i n i n üze­ rinde üyesi b u l u n uyor. Dernek üyeleri n i n çoğ u n l u ğ u n u , ulus ve ırk ayırı­ m ı na uğ rayan ulusal a z ı n l ı kların temsilcileri (Afrika köke n l i Amerikalı, k ı ­ z ı l deri l i , Latin Ameri ka l ı , v e Asya kökenli g ençler) ol uşturuyor. 1 4 yaş ı n ı doldurmuş olon g e n ç k ı z v e delikanlılar derneğe üye o l a b i liyor. Uyelerin 0' 60' 1 25 yaş ı n altında d ı r. 0 Derne ğ i n boşta gelen a macı � işçi sı nıfı n ı n ba rış ve d emokras sava, şımı no, ABD'de sosya l ist topl u m u kurma savaşı m ı na ya rd ı mcı o lmaktır. B i rlik, tekel lerin baskısına, işsiz l i ğ e ka rşı genç i nsanları savaşıma çek· mekte, c i ns, ı rk, u l usal köken ve sosyal d u rum una bakma ksızı n topl u m u n t ü m üyeleri n i n b i rl i ğ i için sava şma ktad ır. Org üt, g enç kuşakların b i rl i ğ i n i g üçlendi rmeyi, geniş gençl i k cephesi n i ku rmayı temel ödevlerinden b i ri sayma kta d ı r. 1 984 y ı l ı seç i m kampanya ­ sında bu yönde çok şeyler ya pıldı. Kom ü n ist g ençler Reagan'a ve Reagan­ cılığa da rbe i n d i rmek i ç i n o rta k eylem platformuyla ortaya ç ı ktılar. B i r­ l i k , g enç Amri ka l ı l a rı o rtan nükleer savaş teh l i kesine, çatışma politika­ sına ka rşı, askersel h a rcamaların azaltı l ması, yeni iş yerleri n i n açılması, insan hakları n ı n sağ l a n ması, eğiti m i n iyileşti ril mesi, h a l k yararına sosyal 94


p rogramları n g erçekleştiril mesi, tekellerin kôrla rı n ı s ı n ı rla n d ı rocak önlem­ l erin a l ı nması için sava ş ı ma çağ ı rd ı . ABD Kom ü n ist Partisi adayları n ı n yoğ u n propagandasını yaparken B i rlik üyeleri, aynı zamanda, bugünkü yönet i m i n politikasına karşı çıkan öteki i lerici adayla rı d o d estekliyorla r. De rnek örgütled i ğ i yığı nsal seç i m mitinglerine Komün ist Partisi'nin aday­ lorını olduğu gibi, Demokrat Parti ve bağı msız adayla rı do davet ediyor. B u eylemlere gençl i ğ i n geniş kesim leri katı lıyor. Komünist Gençler B i rliği, gönü müzde boşta gelen sorun u n b a rışı koru­ ma soru n u olduğunu görüyor ve b u n u n için savaş tehl ikesi n e karşı öteki örgütlerle ortaklaşa yığı nsal gösterilerin örgütlenmesine katı l ıyor. B i rliğin üyeleri nükleer silahların dondurulması ha reketinde önemli rol oynuyorlar. B a rı ş savaşım ı n ı gençlerin h a kları ve ç ı ka rları n ı n savu n u l masıyla sıkı sıkı­ ya bağlıyorlar. Birlik, genç kuşakların Marksizm-Leninizm ve sosya l i z m ülküleri ışı­ ğ ı nda eğiti l m esi ne, özel likle b u ü lkülerin g ençl ik a rasında daha do yay­ g ı nlaştırılması için etkin propoganda biçim ve yöntemlerinin hazırlanma­ sına büyük önem veriyor. Yığı nsa l kültür ve spor etkinlikleri n e paralel ola­ ra k politik eğitim çalışmaları d a yü rütül üyor. Yerel örgütler, eğlence ge­ celeri, plaj ve çay ı r g ezileri, sanatç ı l o rıo karş ı laş malar, tan ı n m ı ş koro g rupları n ı n konserlerini toplu ziyaretler ve spor ya rışmaları ö rg ütıüyorlar. Proleter enternasyonalizmi konu m l a rı nda faa l iyet gösteren YCL, a nti­ sovyetizme, antiko m ü n iz m e, u l usal ayırı m ı n her biçim i ne karş ı savaşıyor. Birlik, Latin Amerika, Nami biya ve Güney Afrika C u m h u riyeti halkları i l e daya n ışma kampanya larına a ktif katıl ıyor, d ü nyadaki demokratik g ençl ik örgütleriyle , en boşta do Sovyetler Birliği ve öteki sosya l ist ü lkeler g enç­ liği ile geniş bağ larını sürdü rüyor. YCL, Dü nya Demokratik Gençl i k Fede­ rasyonu'nun üyesidir. B i rlik, demokratik merkeziyetçilik ilkesine göre kuru l m uştur. YCL' i n te· meli, işçi semtlerinde, ü niversite sitelerinde, liselerde, işletmelerd e ve ku­ rum l a rda kurulan k u l üplerdi r. Şu beler, g ençlerin, b u l u nd ukları bölgede ekonomik ve sosyal hakları n ı n koru nması, b u k u l ü plerin çal ışmalarında boş yeri a l ıyor. Bugün 20 eya lette 50 kulüp vard ı r. YCL' in e n yüksek org a n ı , iki yılda bir ya p ı l a n U l usal Kongre'd i r. Birliğin kongrelerarası ça lışmalarını U l usal Komite ve Yürütme Komitesi yü rüt­ mekted ir. Yayın org a n ı , « Dyna mic» g a zetesi d i r ve g ü n l ü k tirajı 19 bind i r. AB D Komünist genç l i ğ i 1 984 y ı l ı sonuna doğru bunu 50 bin adete ç ı ka rma kara rı aldı. YCL' i n mali kaynakları n ı , üye aidatıarı ve maddi yard ı m ka m pa nya­ larından elde edilen gelirler ol uşturuyor. 95


SU DAN GENÇlER BiRliÖi (SGB) SGB, 1 8 ile 35 yaş a rası ndaki işçi, köylü gençleri, ayd ı nları n temsil­ cilerini saflarında bi rleştiren yığı nsal bir gençlik örgütü d ü r. Sudan Komü n ist Partisi' n i n , işletmelerde, k u l ü pl e rd e, çeşitl i dernekler­ d e , kent ve köylerdeki yerel örg ütlerine dayanarak eylem yü rütüyor. Parti örg ütleri nde Birl i ğ i n şu beleri bulunmaktad ı r. Birliğin en yüksek o rg a n ı Merkez Sekreterliği'dir ve i llegol çalışmasına karşı n Suda n KP M K Sek­ reterliği ile sıkı i l işki içinded i r. Merkez Sekreter/ik, ü lke içinde şubelerin çalışmalarını koord i n e etmekte ve u l uslara rası i l işki leri sürdü rmekted i r. SGB, iki nci Dü nya Savaşı'ndan sonra başlayan u l usal kurtuluş için, söm ü rgeciliğe karşı ha reket i n hızla yüksel d i ğ i b i r dönemde, 1 95 2 yılında k u ruld u. Doğ uşunun Britanya söm ü rgec i l i ğ i ne karşı, u l usal kurt u l uş ve sosyal i lerleme için savaşta top l u m u n tüm z i nde g üçleri ni örg ütleme doğ­ rultusunu ardıcı llıkla izleyen Sudan Komünist Partisi'ne (1 946'da k u rulmuş­ ' tur) borçludur. Birlik, gençliğin politik ve topl umsal faaliyet hakla rı n ı savu nma, genç kuşakları ü l ke n i n öteki devri mci v e d emokratik g üçleriyle (sendika l a r, köylü kurul uşları, kad ı n d ernekleri, öğrenci birli kleri vb.) b i r­ l i kte j l erici sosyal dönüşümler için, daha iyi b i r yaş a m için savaşa sefer­ ber etmeyi görev edinen bağımsız, halkçı b i r yığın örg ütü olarak ortaya çıkm ıştır. ülkede demokratik düzenin varold u ğ u kısa dönemde B i rlik, b u yönde çok şey başa ra b i l d i . Sporun, u l usal kültürün gelişmesi için çok işler ya ptı, okullar kurdu, okuma-yazma b i l m e n i n ortadan kaldırıl ması için dernekler kurdu, yol ve kanal açma, yoll a r ı n kenarla rına ağaç d i k m e işlerinde genç­ leri örgütled i . Halka sağ l ı k h iz metleri n i n sağ l a n ması çalışma l a rı na önemli katk ı l a rda bulundu. B i rl i k tarafından ü l ke n i n b i rçok bölgesinde kurulan ve parasız sağ l ı k h i z meti yapan sağ l ı k merkezleri bugün d e varl ıklarını sürd ü rüyor. 1 971 y ı l ı n ı n ilkbaharında , örgütün son kongres i n i n ya p ı l d ı ğ ı sıra l a rda SGB' nin 70 binden fazla üyesi va rdı . Ayn ı yılın yazında, erkteki rej i m içi nde sağcıların, karşı -devrimci g üç­ lerin etkisi a rtmış ve demokratik örgütlerin yeniden düzenlenmesine iliş­ k i n yasa l a r çıkartı l m ı ştı. Amaç, demokratik örgütlere oportün i st b i r yöne­ tim dayatmak, bunların eylemlerini demokratik içerikten yoksun b ı rakmak, özerkli k leri ni yoketmek ve son ra da b u n l a rı i ktida rdaki Sudan Sosyal ist Birliği Partisi ' n i n denet i m i ndeki kuruluşların içinde eritmekti. Bu partiye bağ l ı o l a ra k res m i bir Suda n Gençler Federasyonu ku ruld u. Bunun yöneti mi d e doğrudan resmi makamlarca ata n d ı . Neki b u federas­ yon yığ ı nl a rd a n h i ç b i r destek bulamadı ve kentl erd e olsun, köylerde olsun hiçbir yerel örgüt k u ramadı. 96


lJl kede demokrasi n i n tü m üyle yoked i l d i ğ i koşullarda bile SGB, her türlü leg a l o lanaklard o n yara rla narak aktif b i r ça lışma yü rütmeyi başardı. Bir­ lik büyük bir etk i n l i ğ e sa h i ptir. 0 , g ençl i ğ i n b i rl i ğ i n i n k u ru l masına ya rd ı m ediyor v e onları rej i m karşıtı h a l k hareketine çekiyor, i ktidarın gençlere aşıla maya çalıştığı u m utsuzl u k ve çaresiz l i k d uyg ularına karşı koyuyor, genç kuşakları ülkedeki i lerici h a reketin yedek gücü ola rak görüyor ve gençler a rası nda devri mci ru h u n yükseltil mesi için ça l ışıyor. Sudan'ın tüm yöreleri nde, kent ve köylerinde ö rgütün şubeleri bulun­ m aktadı r. Birlik üyeleri, kulüplerde politik, kültürel ve edebiyat konula­ rında teyp ba ndına alınan konfera nsıarı d inletiyor ve period ik yayın o r­ ganı .. AI Şabiba »nın d a ğ ıtı m ı n ı ya pıyorla r. Spor ve tiyatro toplul ukla­ rında, yaza rla r örg ütünde ve sanatç ı l a r a rası nda ça l ışmalar yürütüyorlar. Birlik, kes i n antiemperya list konumlardan ha reketle, u lusla ra rası genç­ lik ha reketine aktif olarak katı l ıyor. Afri ka, Arap, Asya ve Latin Amerika halkla rıyla uluslara rası a l a nda ya pılan d ya n ışmaları destekliyor, barışı kararl ı l ıkla savunuyor. Dünya Demokratik Genç l i k Federasyo n u ' n u n başkan ya rdı mcısı b u örgütten seçilmiş bulunuyor. Ağı r d iktatö rl ü k koşullarına karş ı n, SGB delegasyonlan b i r l i ğ i n kuruluşundan bu ya na t ü m d ü nyadaki gençl i k ve öğrenci festiva l ieri ne katı lıyor ve böylece SGB i l e öteki ülke­ lerin gençliği arasındaki bağı g üçlendiriyorlar.

97


OZEL SAYFALAR

Bildiri Yu rttaşlar, Türk Ordusu' n u n " barış götürmek .., "Türklerin can güvenliğini sağ l a ­ m a k . . gerekçeleri i l e Kı b rıs'a gönderilmesin i n üzeri nden ta m 1 0 yı l g eçti . işgal hôlô sü rüyor. Bugün d urum ned i r? Kıbrıs'da ba rış sağlandı m ı ? Halkın geleceğ i g üvence a ltında m ı ? B u sorulara en başta i lerici güçler soğukkanlılıkla, açık yü reklilikle yanıt vermeli d i rl e r. Bugün Kıbrıs, Akdeniz'de barışın b i r kalesi olmak yeri ne, ABD emper­ yalizminin ve NATO' n u n batmaya n uçak gemisi ve sal d ı rı üssü olma d u ­ ru m u i l e yüzyüzed i r. Türk v e Rum topl u m l a rından o l u ş a n K ı b rıs h a l k ı h e r a n parlayabilecek b i r savaşın gölgesi a ltında yaşıyor. Kıbrıs, AB D pla n ­ l a rında Ya kındoğ u halkları n a karşı sa l d ı rı üssü ya pılmak i sten iyor. Kıbrıs Ege'de barış içinde yanyana yaşamak isteyen Türkiye h a l kı ile Yunan ista n halkı a rasındaki gerg i n l ikleri tırmandırma konusu o luyor. U n utulmama l ı ­ d ı r, Kıbrıs'da pa rlayaca k b i r savaş ateşi yalnızca Kıbrıs'ı yakmaya caktır. Şu anda yal n ızca K ı b rıslı Türklerin değil, bö'i g e halkları n ı n can g üvenl i ğ i teh l i kededi r. Yu rttaşlar, 1 0 y ı l d ı r Kı b rıs sorunu sizlere u l usal b i r dava g i b i gösteri l meye çalışılı­ yor. Atılan serüvenci, yayılmacı adımlar bu sahte g erekçe ile haklı gös­ teri l mek isteniyor. Oysa b ug ü ne d ek Kıbrı s'da olup b itenler, ABD ve i n g i ­ l iz em perya l i z m i n i n 1 964'd e çizd i ğ i , Kıbrıs'ı b ö l m e ve emperyalizmin üssü h a l i n e getirme pla n ı n ı n bir parçasıd ı r. Y ı l l a rca aynı köyde, aynı mahal lede kardeşçe yaşaya n iki topl u m sinsi oyun l a rla birbiri n e düşürüldü. Kara n l ı k c i nayetler işlendi. Emperya list planlar için elverişli b i r orta m böylece sağ l a n d ı . 1 5 Tem m uz 1 974'deki fa ­ şist Sa mpson d a rbesi ile 20 Temm u z 1 974'deki Türk i şgali, bu pla n ı n ö n e m l i halkala rıd ı r. Ne yaz ı k ki, b u n u n böyle o l d u ğ u k i m i i le rici çevreler tarafı ndan görülemed i . Kimi leri i se h ô lô görem iyor. Şimdi em perya l i z m i n v e ü l kem izdeki faşist d i ktatörl ü ğ ü n desteğ i ile, sözde " ba ğ ı msız .. Türk dev­ leti n i n i l a n ı ile bu pla n doğ rultusunda en tehlikeli a d ı m atı l m ı ş, Kı brıs bölü n menin eşi ğ i n e getiril miştir. Gerçekl eri görmek için " KKTC»nin i l a n ı ndan sonraki gelişmel ere bak98


mak yeterl i d i r. Şimdi ABD ada n ı n kuzeyinde bölgedeki askeri amaçlı en büyük hava a l a n ı n ı kuruyor. Buraya Çevik Kuvvetl eri n i ve atom silahlarını yerleştirmeye hazı rlan ıyor. ABD, Kuzey Kıbrıs'da b i r deniz üssü kurma hakkını da elde etti. Sözde bağımsızlık i l a n ı nd a n sonra Türk topl u m u n u n ekonomik, demok­ ratik hakları Denktaş kliği eliyle yoked i l meye ça l ışıl ıyor. Olkemizdeki fa ­ şist d i ktatörlük Kuzey Kıbrıs'da g e ricileri, faşistleri örgütıüyor. O l kemizd eki işbirlikçi tekeller Kuzey Kı brıs'ı söm ü rgeleştirmeye çabal ıyor. Bu sözde devletin i l a n ı ile Türk topl u m u d ü nyada daha da ya l n ızlaş­ tırıldı. BM'ler ve bağlantısız ü l keler « KKTC »ni ta n ı m a d ı l a r. Bağ ı msızlığa, bağlantısızlığa ve ba rışa indiril m iş da rbeyi d ü nya ka m uoyu n u n ta n ı ması beklenemez. Evren-Ozal-Denktaş üçl üsü barış ve halk düşmanı politika­ larını g izlemek için kendi eserleri olan bu ya l n ızıaşmayı Türk topl u m una ya p ı l m ı ş bir haksızlık gibi göstermek istiyorla r. Böylece halkımızı, i lerici g üçleri şovenizmle şaşırtmak, öfke ya ratmak, b u yolla yeni serüvenci ad ı m ­ larına destek ya ratmak, aynı zamanda halkımızın di kkati n i ülkenin ger­ çek sorunlarından başka yönlere çekmek istiyorlar. Her yolla T ü rkiye'yi d e d ü nyada ya l n ı zlaştı ra n l a rı n , halkımızın bağ ı m ­ sızl ı ğ ı n ı , özg ürlüğünü yokedenlerin, d emokrasiyi boğazlayanların Kıbrıs Türk topl u m u n u n çıkarları n ı n savun ucusu olmasını beklemek safl ı ktır. Yurttaşlar, B i r ulus başka b i r halkı ezerek özg ü r ve genlikli bir gelecek kuramaz. Ancak Kıbrıs R u m top l u m u n u n da haklı çıkarl a r ı n ı gözettiğ i miz, işgal ile 200 b i n R u m u n yu rtla rından ed ildiğini u n utmad ı ğ ı mı z z a m a n Türk toplu­ munun çıkarlarını g erçekten gözetmiş o l u ruz. O zaman halkları b i rbirine k ı rd ı rmak isteyen e m perya l izmin, gerici ve şoven güçlerin oyu nlarını boz­ muş ol u ruz. TKP, ülkemizin tüm a ntiemperyal ist demokratik yu rtsever g üçl eri ni Türk­ Rum Kıbrıs halkı ile, onun i lerici g üçleri ile daya n ışmayı g üçlend i rmeye çağı rıyor. Emperya l i z m i n Kıbrıs halkına yönelik kara n l ı k planları bozulmadan, Anka ra Kuzey Kıbrıs Türk topl u m u nd a n elini çekmeden Türk Sila h l ı Kuv­ vetleri adada n çıkmadan, Kıbrıs soru nuna adil ve barışçı bir çözü m b u ­ lunamaz. Türk-Rum Kıbrıs halkı, O l kemizin i lerid g üçleri ve halkımız sizin haklı dava n ı z ı n ya nında ola­ caktır. TKP bu uğurda her ça bayı ha rcayacaktı r. Sizin d ı ş karışma olmak­ sızın topl u m l a ra rası görüşmelerin başlatı lması, BM gözetiminde soru n u n u l uslara rası ya n ı n ı n e l e a l ı naca ğ ı ulusla rarası b i r foru m u n topla nması, 99


BM Genel Sekreteri' n i n son g i rişi mleri n i n ve tüm BM'Ier kararları n ı n uy­ g u lqmaya konul ması iste mleri n i z i , Kıbrıs' ı n bağ ı msızlığı, bağla ntısızl ı ğ ı , toprak bütü n l ü ğ ü i ç i n savaşınızı TKP, sonuna k a d a r destekliyor.

Kıbrıs, barışın ve ka rdeş l i ğ i n kalesi olmalıd ı r. Yaşasın Tü rkiye-Kı brıs-Yu na n i sta n halkları n ı n ba rış, dostluk ve daya­ nışması. Türki y e Komünist Partisi Merkez Komitesi

12 Te m m u z 1 984

1 00


Irak Komünist Partisi Merkez Komitesi Birinci Sekreteri Aziz M uhammed yolda,'a Değerli Aziz M u h a m med yoldaş, Türkiye Kom ün ist Partisi Merkez Komitesi, Türkiye kom ü n istleri ve kendi a d ı ma, 60. doğum yıldönümünüzü candan kutlar, en iyi d ilekleri m i z i ile­ tiri m. Türkiye komünistleri Sizi, I ra k emekçi halkının tüm kesimlerinin çıkar­ ateşli bir enternasyonalist olara k tanıyor. 50 yıllık şanlı b i r savaş tarihi b u l u n a n I ra k Komünist Pa rtisi, Sizin yönet i m i ­ n izde, özg ü rl ü k i ç i n , barış içi n, ekonomik bağı msızl ı ğ ı n tümüyle sağ l a n ­ m a s ı için ve ABD em peryalizmine v e siyonizme karşı sava ş ı m yürütüyor. T KP, çetin ve karmaşık koşul l a r a ltında yürüyen bu savaşımda, I ra k kom ü ­ n i stleriyle, i lerici g üçleriyle daya nışma içinded i r. TKP, ortak soru m l uluk­ larımızın, bölgede d u rumun daha d a ived ileşt i rd i ğ i I KP i l e i l işki lerini da­ h a da gel i rtirmeye hazırdır.

l a r ı n ı n a rd ıcıl savunucusu,

Değerli Aziz M u h a m med yoldaş, Size 60. doğum yıldönümü nüzde, sağlık, uzun bir ö m ü r, esenl i k ve soru m l u görevi n izde yeni başarılar dileriz. Komünist selamlanm/zla, Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Haydar Kutlu 1

Tem m uz 1 984

1 01


Almanya Sosyalist Birlik Partisi Merkez Komitesi Politbüro üyesi Demokratik Alman Cum huriyeti Ba,bakanı WiIIi Stoph yolda,'a Değerli Willi Stoph yoldaş, Tü rkiye Kom ü n ist Partisi Merkez Kom itesi, Türkiye komünistleri ve kend i a d ı m a 70. doğum yıldönü m ü nüzü candan kutlar, Size en iyi di leklerim izi ileti rim. Genç yaşlarda komü nist safla rda işçi sınıfı n ı n kurtuluşu için, faşizme ve emperyalizme ka rşı savaşıma başlad ı n ız. Faşizme karşı i l legol sava ş ı m döneminde Porti ' n i n Size verd i ğ i tüm g ö revleri cesaretle yerin e getird iniz. H itler faşiz m i n i n yen ilgiye uğ ratı lmasından sonra Alman topra klarında i l k işçi-köyl ü devleti n i n kurulması ça lışmalarında soru m l u görevler üstlend i ­ niz. 35. kuruluş yıldön ü m ü nde, Demokratik Alman C u m h u riyeti' n i n ekono­ mik, sosya l, politik ve d i plomatik kaz a n ı m l a rıyla ü lkemiz işçi sın ıfına esin kaynağı ol masında Sizi n belirleyici katkılarınız vard ı r. TKP, Sizin SSCB i l e, öteki kardeş sosya l ist ü l kelerle çok ya n l ı işbirliği, sosya l ist topl u l u ğ u n d a h a da g üçlend iril mesi yönündeki g i rişimlerinize b ü y ü k d eğ er b içiyor. DAC' n i n , barış içinde ya nyana yaşa ma politika s ı n ı yaşama g eçi rmek içi n a ra l ı ksız çabaları nda Sizin rolünüz önem l i d i r. B i z b u çabaların halkı m ı z ı n do ç ı ka rlarını yansıttı ğ ı na ina nıyoruz. Değerli Wi l l i Stoph yoldaş, T ü rkiye Kom ü n ist Partisi, Size 70. d oğ u m yıldönümü nüzde, uzun b i r ö m ü r, s a ğ l ı k , esenlik, soru m l u g ö revlerin izde yeni v e b ü y ü k başa rıl a r diler. Komünist selamlaf/mızla, Türkiye Komünist Partisi

Merkez Komitesi Genel Sekreteri

Haydar Kutlu 9 Tem m uz 1 984

1 02


Sovyetler Birliği Komünist Partisi MK Politik Büro üyesi SSCB 1. Ba,bakan Yardı mcısı ve Dışişleri Bakanı Andrey A. Gromiko yoldaş'a Çok değerli Andrey A. G romiko yoldaş, Türkiye Kom ü n ist Partisi Merkez Kom itesi, Türkiye komün istleri ve kendi ad ı ma, 75. doğum yrldön ümünüzü en içten d uyg ula rla kutl a rı m . Genç yaşta len i n' i n Partisi'nin, SBKP' n i n s ı ra l a rında SSCB' n i n u l usla r­ a rası sayg ı n l ı ğ ı n ı n g üçlendirilmesinde g ö rev aldınız. Büyük Anayurt Sa­ vaşı sırasında önemli diplom atik görevleri başarıyla yürüttünüz. Hitler fa­ şizm i ne karşı tarihsel utkuda n sonra , SSCB'n i n ba rış içinde yanyana ya­ şama politikası n ı n yaşa ma geçirilmesinde aktif katkılarda b u l u ndunuz. Türkiye komün istleri Sizi, SBKP' n i n seçkin b i r önderi, değerli b i r b i l i m a d a m ı , SSCB'n i n ulusl a ra rası sayg ı n l ı ğ ı n ı sağlamada büyük payı o l a n değerli b i r devlet ada m ı , ateşli b i r yurtsever ve enternasyonal ist olarak tanıyor. Türkiye halkı, Sizin ü l kemiz i l e SSCB a rasındaki iyi komşuluk i l iş­ kileri n i n gel işti ri l m esi yönündeki çaba l a rı nıza yüksek bir değer biçiyor. Çok değerli And rey A. G romiko yoldaş, Size 75. doğum yıldön ü m ü n üzde uzun bir ömür, sağlık, esenlik, soru m l u görevinizde b üyük başarılar d ileriz. Komünist selamlaf/mızla, Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Haydar Kutlu 18

Tem muz 1 984

1 03


Sandinist Ulusal Kurtuluş Cephesi Ulusal Yönetim üyesi ve Nikaragua U lusal Yenilenme Hükümeti Koordinatörü Daniel Ortega Saaredra yolda,'a Değerli Daniel Ortega yoldaş, Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi, Türkiye kom ünistleri, ü l kemiz işçi sınıfı ve emekçileri a d ı na, kardeş N i ka ragua halkı n ı baskı ve zorba ­ I ıkta n kurtul uşunun, kendi yazg ısını eline a l ma s ı n ı n 5. yıldönümü nede­ n iyle e n içten d uyg ularla kutla r, devri mci savaş sela m l a rı n ı gönderir. Somoza k l i ğ i n i n erkten uzaklaştırılmasından sonra Nikaragua halkı, pa ha biçilmez ekonomik, politik ve d emokrati k kaz a n ı m l a r elde etti. Bu kaza n ı m l a rı , büyük özveri lerle, cemı ve ka n ı pahasına korumayı bildi. B u u ğ u rda bugün d e savaşıyor. Nikarag ua'dan onbinlerce kilometre uzakta ve ABD e m perya l i z m i n i n desteğiyle ayakta d u ra n faşist bir yöneti m altı n ­ d a b u l u n a n ü l kemiz halkı, sizin b u başa rıları n ızia yürekleniyor. Bozg u na u ğ ratılan karş ı -devri mci h e r çete, h a l k yararına atılan her a d ı m , z i ndan­ lardaki, işkencelerdeki, i l legal çalışma içindeki yoldaşları m ı za ve Türkiye i lerici g üçlerine g ü ç kaynağı ol uyor. TKP, Sa ndi n ist Devri m ' i n 5. yıldön ü m ü nde, ABD e mperya l i z m i n i n Nika­ rag ua'dan elini çekmesi istemi n i yükseltiyo r. Geçtiğ i m iz g ü nlerd e topla­ nan TKP 2. Ple n u m u m u z yiğit Nikaragua halkı ile daya n ışma eylemleri yapma kara rı a l d ı . ABD emperya l i z m i n i n N i ka ragua halkına ve tüm halk­ lara yönelik haçlı seferi d u rd u rulmalıdı r ! Türkiye Kom ü n ist Partisi, San d i ­ nist U l usal Kurtuluş Cephesinin bölge v e d ünya barışını gözeten i l keli politikasına yüksek b i r değer biçiyor. Türkiye Komünist Partisi, Sandinist Cephe ile ortak sava ş ı m ülküleri ve sıcak enternasyo n a list bağ l a rla bağ­ l ı d ı r. Devri m i n 5. yıldön ü münde, N i ka ragua halkına sağl ı k, esenlik, dev­ rimi koru ma ve i lerletme yönünde yeni ve büyük başarılar d i l e riz. Kömünist selamlanmızla, Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Haydar Kutlu 19

Tem m uz 1 984

1 04


Yunanistan Kom ünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Harilaos Florakis yoldaş'a Çok değerli Hari laos Florakis yoldaş, Tü rkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi, Tü rkiye kom ü n istleri, ü l ke m i z i ş ç i sı nıfı ve kendi a d ı ma, 70. doğum yıldön ü m ünüzü en içten d uyg ularla kutlar, devri mci savaş sela m l a r ı m ı z ı i leti rim. Sizin yaşa m ı n ız, kardeş Yuna nista n halkının ve işçi sınıfı n ı n faşizme ve emperya lizme karş ı , sömü rüye ve ezgiye karşı , u l usa l bağ ı msızlık, ba rış, demokrasi . ve topl umsa l i lerleme için yiğit sava ş ı m tari hiyle sımsıkı bağ­ l ı d ı r. Her zaman ve her koşulda, derin gizlilik koşullarında, siyasi polisin işkencehanelerinde ve faşist kam plarda, bugünkü legal koşullarda Siz, Ma rksiz m - Leninizmin, proleter enternasyonalizm i n i n ide ve ü l küleri n i n a r­ d ıcıl b i r savunucusu oldunuz. TKP, Sizi Lenin'in Partisi ve ü l kesi n i n gerçek b i r dostu, ateşli bir yurtsever, a rdıcd b i r enternasyona list olara k ta nıyor. B u g ü n kardeş Yunanistan Komünist Partisi, Sizin önderliğinizde, geniş yığ ı n ları esi nlendirip yönlend i rerek, gerçek b i r değişim için savaşım veriyor. Çok değerli Hari laos Florakis yoldaş, Tü rkiye Kom ü n i st Partisi, Sizin part i m i z i le Yuna nista n Komünist Par­ tisi a rasındaki kardeşçe bağların daha d a gelişip pekişmesi için göster­ d i ğ i niz derin i l g i ve çabalara yüksek bir d eğer biçiyor. Tü rkiye'deki 12 Eylül 1 980 devirmesi g ü nünden b u ya na, Parti nizin, Tü rkiye komünist­ leri ve demok rasi g üçleriyle daha da yükselen enternasyonalist daya­ nışması Türkiye ve Yunanista n halkları n ı n ortak düşmanı olan Amerikan em peryalizmine karşı, barış ve halklara rası dostl u k için sava ş ı m ı na büyük bir katkıd ı r. Size, Florakis yoldaş , 70. doğum g ü nünüzde sağlık, esenlik ve sorum l u görevi nizde yeni yeni başa r ı l a r d i leriz. Komünist selamlof/mızla, T ürkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Haydar Kutlu

20 Temmuz 1 984

1 05


Polonya Birleşik işçi Partisi Merkez Komitesi'ne Değerli yoldaşlar, Türkiye Komün ist Partisi Merkez Komitesi. Türkiye komün istleri ve işçi sınıfı adına, kardeş Polonya halkını, Polonya B i rleşik I şçi Partisi üyeleri n i , Polonya Halk Cumh u riyeti' n i n 40. k u ruluş y ı l ı nda sevg iyle, kardeşçe se­ l a m l a r. Bundan 40 yıl önce Polonya U l usal Kurtuluş Kom itesi'nin Polonya halkına demokratik ve bağı msız devletin k u ruld u ğ u n u i l a n etmesiyle, ü lkeniz ta rihinde yepyeni b i r dönem başlad ı . Hitler faşiz m i n i n sal d ı rıları a ltında büyük a c ı l a r çeken Polonya halkı, yepyeni b i r g elecek ku rmaya k'oyuldu. Polonya B i rleşik Işçi Partisi' n i n yönlendiric i l i ğ i nde, sosya l i z m i kurmaya yöneldi. Polonya halkı, Polonya Halk Cumhu riyeti'nin 40. kuruluş yıldönümünü yeni başa rı larl a , g eleceğ inden e m i n ola rak kutluyor. ABD emperyaliz­ minin ve NATO'nun k i mi o l u msuzlukları kulla narak ü l kenizi « komünizme ka rşı haçlı seferi » politikasına, Avrupa'da ve d ü nyad a barış ve g üvenliği baltalama çabalarına a raç etme g i rişim leri boşa çıkartı l m ıştır. Sosyal i st Polonya, bugün, Polonya Birleşik işçi Partisi'nin yön lendiriciliğinde yeni başa rı l a ra doğru i lerleyen bir barış kalesidir. Türkiye komün istleri, Pol o n ­ y a halkı n ı n b u başarısı nedeniyle d uyd ukları sevinci dile g etiri rler. Tü rkiye Komünist Parti si, kardeş Polonya Bi rleşik i şçi Partisi ile Mark­ sizm-leninizm ve proleter enternasyonalizm i i l keleri temel inde kardeşçe bağ la rla bağ lıd ı r. ABD emperyalizminin ve NATO başla rı n ı n d esteğiyle ayakta d u ran Türkiye'deki faşist d i ktatörlük koşulları nda, derin g i z l i l i k i ç i n d e sava ş ı m yürüten Türkiye komünistleri, S i z i b u ta rihsel g ü nde e n içten d uygularla sela m la r, Polonya B i rleşik işçi Pa rtisi'ne v e Polanya halkına yeni daha büyük başarılar diler. Komünist selam larımızIa, T ürkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi Genel Sekreteri Haydar Kutlu

22 Tem muz 1 984

1 06


«Yeni çağ •• dan Okurlara Kom ü n ist bas ı n ı n geleneklerini s ü rd ü rerek « Barış ve Sosya lizm Sorunlar!" - «Yeni çağ " dergisi sürekli olarak oku r/ara başvuru. yor ve derg i n i n daha ilgi nç, içeriğ i n i n d a ha zengin ol ması i ç i n önerilerini bildirmelerini rica ediyor. Aldığ ı m ı z mektuplardaki tavsiyeler, d i lek ve istekler, eleştiriler çalışmalarımızı aya rla mam ızda b i zl ere b üy ük ya rd ı mda bu l un uyor. Sizlere tekrar başvurarak aşağıdaki soruları ya nıtlarnanızı rica ediyoruz: - Dergide yayım/anan yazı/ardan hangileri sizde derin bir iz bıraktı ve niçin ? - Hangi yazı/arı beğenmediniz ve niçin ? - Dergide hangi konu/arda yazı/ar okumak istiyorsunuz? Derginin sayfa/arında kim/erin yazı/arını okumak istiyorsunuz? Dergide ne gibi yeni bölüm/er görmek istiyorsunuz? - Başka önerileriniz var mı? Okurlarımızın

yanıt/ama/arını bekliyor, ' tup/arını aşağıdaki adrese gönderme/e rini rica ediyoruz.

Adresimiz :

Yen i

bu

soru/arım/zı

mek­

çağ - Stred isko pro rozs i rovani tisku.

Praha 6, Thakurova 3 Czechoslovakia

1 07


..Yeni çağ» dan Okurlara Batı Avrupa'da k i okurl a r ı m ız .. Yeni çoğ » dergisini aşağıdaki kita pçı­ lord o n sağloya bilirler : FEDERAL ALMANYA'DA 5 1 00 Aachen Collectiv-Buchhondlung Ado m Kuckhoff Ann untiaten boch 1 5060 Berg isch-Glodboch 2 B uchho ndlung Wissen und Fortschritt Bensberg e r StroBe 1 28 4800 Bielefeld B uchha ndlung Wissen u n d Fortschritt Feilenstro Be 1 0 5300 Bonn Prog ress-Buchhandlung OxfordstroBe 1 7 2800 Bremen 1 Volksbuchhondlung Richtweg 4 61 00 Darmstodt Buchho ndlung Wissen und Fortsch ritt LauteschlögerstraBe 3 4600 Dortmund Buch i nternotionol Kön igswo l l 22 4000 Düsseldorf Hei nrich - He i ne-Buchhandlung AckerstroBe 3 4300 Essen 1 Karl-liebknecht-Buchhandlung Viehofer Plotz 1 5 6000 Fra nkfurt/Main 1 col lectiv-Buchhandlung Bornwiesenweg 4 1 08


7800 Freiburg i. B r. Fried rich - H ecker-Buchhandlung An der Mehlwaage 2 2000 Hamburg 1 3 i nternationale Buch h a ndlung GmbH Johnsa l l ee 67 3000 Hannover 1 Buchhandlung Wissen und Fortschritt H a m b u rger Allee 37 6900 Heidelberg B uch handlung collectiv Plöck 64 0 3500 Kossel Wissen und Fortschritt Buchho ndelsges. m . b . H . Werner-H i l pe rt-StraB e 5 2300 Kiel collectiv-Buch ho n d l ung Köthe Kollwitz Muhliusstra Be 38 5000 Köl n Buch h o nd l ung Wissen und Fortschritt Fleischmengergasse 31 6500 Moinz An no -Seg hers-Buch ho ndi u ng B i l h i l d isstroBe 1 5 6800 Monnheim B uch ha n d lung Wissen und Fortschritt U 2,3 3550 Marburg/L. collectiv-Buch ha ndl u ng Wilhelm Liebknecht Wettergasse 1 9 8QOO Münche n 40 Li bresso-Buch handl ung TürkenstraBe 66 4400 MünsterjWestf. Collectiv Buch hondl ung GmbH Roggenmo rkt 1 5- 1 6 1 09


8500 Nü rn berg 1 li bresso-Buchzentru m Peter-Vischer-StraBe 25 2900 Oldenburg Col lectiv- Buch ha ndlung DonnerschweerstraBe 1 2 ,6600 Saarbrücken Collectiv- Buch ha n d l u ng l enchen d e m ut h Berliner Promenade 1 2 7000 Stuttgart Col lectiv-Buch handlung Fried rich Wolf i n h . Anita Laufer Wi l he l msplatz 1 5600 Wuppertal 1 F ried rich - Eng els- Buch ha nd lung Gathe 55-57 BATI BERli N ' D E D a s Europöische B uch Knesebeckstro Be 3 1 000 Berl i n 1 2 Das Europöische Buch lhielallee 34 1 000 Berlin 33 DAN i MARKA' DA Bogcafe Frederikssundsvej 64 2400 NV Koeben h a u n Da n i ma rka iSViÇRE'DE Buch ha n d l ung Waser R u melinplatz 1 7 4051 Basel isviçre iSVEÇ'lE i nter-Bok AB Fleminggata n 85 1 0028 Stockhol m isveç 1 10


TKP YAYıNLARı 1 . " ATılıM .. 2.

..

YOL VE AMAÇ ..

3.

..

YENI ÇAG »

4. TKP 5. KONGRE BELGELERI , - TKP 5. KONGRESI'N E SUNULAN MK ÇALIŞMA RAPORU - TORKiYE KOMU NiST PARTiSi PROGRA M I - MUSTAFA SUPHi 1 00. YIL TEZLERi 5. TKP M ERKEZ KOMiTESi 1 . PLENUM RAPORU 6. V. i. LENiN (BiYOGRAFISi) /

7. V. i. LENIN - .. IKi TAKTi K " 8. L . i . BREJ N EV - .. SBKP M K ' N i N 26. KONGREYE SUNDUGU ÇALIŞMA RAPORU V E ı Ç V E DIŞ POliTiKA ALANLARI N DA PARTiN i N ONUNDE DURAN GOREVlER" 9. L. i . BREJ N EV - .. ANI LAR .. 1 0. GEORGi DIMiTROF 1 00 YAŞ ı N DA 1 1 . ERiCH H O N ECKER - .. YAŞAM l M DAN .. ' 1 2. S. USTO NGEL - .. SAVAŞ YOLU " 1 3.

S. USTO NGEL - .. G U N EŞLI D U NYA ..

1 4. TERORiZMIN ARDı N DA K I M VAR 1 5. KARL MARKS VE GUNUMUZ (ULUSLARARASI KON FERANS, BERLI N 1 983

111


« Y E N i ÇAG OKU

VE OKUTI

112

..

ı


yc_84_08