Issuu on Google+

v

YENIÇAG (

• T. j;vkol. De"lmci, kıt le adam" tea,l'yen Georgi Dimit rof konuşuyor Kahramanlıklarla dolu bir hayat t an sayfalar

• A. Braun: Halklarin barış ve güvenlik mücadelesine önemli bir kat kı

• H. Fuçs. E. Yorgan: Kahire Konferansı S. Sariddin: Ulusal devrimden sosyal devrime doğru

Ozel sayfalar Türkiye Komünist Part isi Merkez Komit esinin

i t aly::ın Komünist

Part isinin XIII. Kongresine mesajı

A. Soydan: Bu ayın olayları

Ayın yO

_________________________

__

_

_

J

i 3(93) i

L BARIŞ

VE

SOSYALIZM

� 'I 197�

Ma

PROBLEMLERI


Georgi Dimitrof suรงluyor


Bütün ülkelerin pro le terle ri birleşiniz ! ,

YENI'

3 (93) Mart

v

ÇAG

1972

Komünist ve işçi po rti leri n i n teori ve enformasyon derg isi

Georgi Dimitrof'un 90. doğum yıldönümü münasebetiyle 1 8 Haziran 1 972 günü, Bulga ri sta n işçi s ı n ı f ı n ı n önderi ve u l us­ lara rası komü n i st ha reketi n i n ünlü eylem adamı Georg i Dimitrof' u n 90. doğum yıldönümüne raslıyor. B ütün d ü nya komünistleri v e i lerici güçleri bu g ü n ü geniş ölçüde kutlamaya hazırlanıyorlar. Biz bu konuda, BKP MK Birinci Sekreteri ve BHC Devlet Konseyi Başka nı Todor j ivkof yoldaşın dergimiz için yazdığı yazıyı yayımlıyo­ ruz. Yazı kurulumuz, Georg i Dimitrof' un hayatı ve Lôypsig dôvası i le ilgili d iğer yazıla rımızı da okuyucu larımızın, hele gençlerin büyük bir i lg iyle ka rş ı l ıyaca kları nı ümit eder. DEVRi MCi, KiTLE ADAMı, TEORiSYEN Bulgo rista n ı n büyük evlôdı Georg i Dimi trof'u n hayatı ve dôvası, B u l g a r p roleto ryasını n v e ulusla ra rası i ş ç i hareketinin s ı n ı f savaşla rıyle, d ü nyada komünizmi n üstün gelmesi savaşıyla s ı k ı sı kıya bağ lıdı r. Lenin d iyor ki : «Tarihte hiçbir s ı n ı f, ho reketi örg ütleme ve yönetme yeteneğ ine sa h i p kendi politi k önderleri n i , kendi öncü temsilcilerini yetiş­ tirmedi kçe, egeme n l i ğ i elde edebi imiş değ i l d i r.» (1) Dü nya işçi s ı nıfı, ko­ mün ist hareketi, kendi safla rı i çi nden büyük d üşü nürler ve ideolog lar, yönetici ler ve örgütçüler, politika ve devlet adamları yetiştirmişlerdir ve d u rmadan da yetişti rmekted i rler. To ri hsel gelişmeni n i htiyaçları en yüksek derecesiyle bu büyükleri n k i ş i l i ğ i nde yoğ u n laşmakta d ı r. Basımevi işçisi, Bulga ristan Komü n i st Parti s i n i n s ı ra eri ve yönetmeni olan, d ü n ya p roletarya s ı n ı n yürüttüğ ü devrimci mücadelede bu p roleta rya tarafı ndan büyük b i r politik eylem adamı, teorisyen ve örgütçü düzeyine çıkarılan Georgi Dimitrof bunun kayda değer örneğ i d i r.

(1) V.

i. L e n in . Bütün eserleri c. 4, s. 375.

1 61


ı.

Georgi D i m i trof devrimci mücadelesine XiX ve XX. yüzyı l la rın sını rında başladı. Bulga ristanda o zamanlar Bulgori ston Sosya ldemokrat i şçi Par­ tisi eylem gösteriyordu . i k inci Enternasyonal parti lerinden biri olaro k D i m i ­ tır Blagoef tarafından kurulan v e yöneti l mekte o l a n BSD i P devri mci Mark­ sist görüşleri beni msemişti . Georgi D i m i trof 1 902 yıl ında işte bu partiye üye oldu, 1 909 yı lında onun Merkez Komitesi kadrosuna seçi l d i ve ömrü· nün son g ününe kada r kesintisiz olara k bu kadro i çinde görev yaptı. Georg i D i m itrof, emperya l i z m çağında, halkların hayatında derin dev­ rimci maya lanmala rın gel iştiği dönemde bir proleta rya eylem adamı ola­ ra k yetişti ve oluştu. Devri mci mücadelenin kanunla rını daha pek genç­ ken kavramaya ve bir yandan da bunları işçi yığınlarına anlatma hüne­ rini gelişti rmeye başladı. Ateşl i bir hatip ve ajitatör olara k d u r-d inek bil­ meden memleketi dolaştı, a ç ı k toplant ı l a r d üzenledi, M a rksizmin devri mci özlüğünü savundu, yersel pa rti ve sendi ka örgütlerinin sağ l a m laşmasına ya rd ı m etti, proletaryaya kendi g üçlerine inanç aşıla maya ça l ıştı. Georgi Dimitrof, uzun y ı l l a r Send i ka l a r Birliği yöneticisi ve yığ ınsal sen­ d i ka basınının ya ratıcısı olarak, oportünistlerin sendikal ha rekette taraf­ s ı z l ı ğ ı öğütliyen ve sendikal örgütleri işçi sınıfının sosya l izm uğrundaki orta k savaşından kopa rıp ayırmayı hedef tutan teorilerine ka rşı a mansız bir m ücadele yü rüttü. Proletaryanın birli kten yoksunluğ unun ensonunda yeni lg iye sürüklediğini sınıf savaşı tecrübesiyle anlıyan Georgi Dim itrof, burj uvazinin s ı nıfsal ezg isine ka rşı işçi d i renişini örgütleme yeteneğ ine sa h i p güçlü ve b i rleş i k send i ka l a r meydana geti ri lmesi için büyük ça ba­ lar harca d ı . Bi rinci Dünya Ha rbinde B u l g a r Marksistleri şovinizmin bu lanı k sel i ne sürüklenmekten sakına b i i d i ler. B u l g a r Marksistleri ardıcıl bir enternas­ yona list tutum a l d ı l a r, harbin em perya list niteliğ ini açıkladı l a r, burj uva­ zinin ve kra l l ığ ı n kanlı cinayetleriyle işçi s ı nıfının h i çbi r i l işkisi olmadığ ını ortaya koydu lar. D. Blagoef' in sad ı k öğrencisi ve ça lışma a rkadaşı G. Dim itrof, Halk Meclisi'nde ve Başkent Belediye Mec l i si'nde a ktif b i r h a r p a l eyhtarı eylem gösterd i . M izacı ve karakteriyle ateşl i b i r devri mci olan G. Dim itrof, bu kürs ü lerde de güçlü hita bet ka bi liyetiyle, partinin savund uğu gerçeği ve doğ ruyu d i le geti ren sözleriyle gözleri ka maştı rd ı . Coşkun v e öfkeli konuşmaları emekçi ler a ra sında derin yankılar uyandı rd ı , onları da ateşledi, onlara cesaret v e fedakarlık d uyg uları aşıladı. Ve­ G. D i m itrof bu em perya list harp aleyhta rı devri mci eylem lerinden ötürü tutuklanara k hapse atı l d ı . G. D i m i trof, bütün partiyle birli kte, mem leketi m izin emekçileriyle b i r­ l i kte, Oktobr Sosya l i st Devri m inin zaferini büyük b i r heyecanla karşı ladı ve onun evrensel-ta rihi önemini layı kiyle değerlend i rd i . Ve bu konuda şunları yazdı: «Bu, u l uslara rası devri mci proleta ryanın kapital izm ve em1 62

II


perya l izm üzeri nde ilk zaferi, d ü nya devri m i n i n başlangıcı o l d u .» (1) G. Dim itrof, Bolşevi k Parti s i n i n önderini büyük b i r sayg ı ve ta kdirle a n ı ­ y o r v e V . i . Len i n' i n adı «uluslara rası işçi devri m i n i n sem bolü h a l i ne geldi» (2) d iyord u . B i l i n d i ğ i g i bi , Bulgari sta n Sosya ldemokrat işçi Partisi (da r sosya l i stler). tüm üyle, tekvücut halinde ve kurucu lardan biri olara k Oçüncü Komünist Enternasyonali'ne g i rdi ; a rtık B u lgari sta n Komünist Pa rtisi a d ı n ı a l d ı ve Leninizm bayra ğ ı a ltı nda yer a l d ı ğ ı n ı i l ô n eden yen i bir Program Dek­ lô rasyonu ka bul etti. O andan itiba ren, bütü n parti ve saflarındaki m i l i ­ ta n ı a r, Len i nci fi k i r hazi nes i n i d a h a büyük b i r cidd iyetle öğren i p ben i m ­ semeyi ö � ev ed indi ler. G . D i m i trof ısra rla V. i . Leni n ' i n eserleri n i öğ reni­ yordu . Bulga ristan i ş ç i s ı n ı fı n ı n i ma n v e g ücüyle beslenerek yetişen G . D i m i ­ trof, k ı sa zamanda u l uslara rası devri mci i ş ç i hareketi n i n de g üç l ü m i l ita n ­ l a r ı n d a n biri oldu. U l u s l a ra rası Send i ka B i rli kleri Konseyi'nin kurulmasına a ktif olara k katı ldı ; bundan bir s ü re sonra K ı z ı l Send ikalar Enternasyo­ n a l i ' n i n kuru lması nda da görev a l d ı ve onun i l k Merkez Yü rütme Kuru­ l u'na üye seçi ldi ; Kom ü n i st Enternasyonali'nin Yü rütme Komitesi örgütü içinde soru m l u bir görevi va rd ı ; uzun y ı l l a r Ba lkan Kom ü n i st Federa s­ yonu B ü rosu'nun sekreteri olara k ça l ı ştı . 1 921 yılı nda G. D i m i trof Moskovada i l k defa olara k V. i. Leni n'le görüştü. Bu görüşme o n u n üzerinde derin bir etki yaptı ve daha sonra ki yetişmesinde de büyük bir rol oynad ı . U l uslara rası kom ü n i st ha reketi n i n seçkin temsilci leriyle temasla rı, Komi ntern ve Profintern (Sendikalar E n ­ ternasyonali) kongreleri gibi ç o k c i d d i foru m l a r ı n ça l ı ş m a l a rı na katı lması, o n u n politik ve d ü ş ü nsel görüş ufkunu daha da genişletti, teorik b i l g i le­ ri n i ve prati k tecrü beleri ni a rttı rd ı . 2 3 Eyl ü l 1 923'te, Georgi D i m itrof, Vasi l Kola rof' la beraber, d ü nya n ı n i l k anti -faşist s i l ô h l ı ayaklanması n ı n yöneti m i n i üzerine a l d ı . H e r ikisi, a yaklanan h a l k ı n g üçleri n i büyük b i r enerji ve ka bil iyetle seferber ed i p örg ütledi ler. Aya k l a n m a n ı n pol iti k hazı rlığ ı nda G. Di m itrof'un tekcephe kon u l u yazı ları da önemli bir rol oynad ı . Aya k l a n m a n ı n yen i l giye u ğ ramasından sonra yurt d ı ş ı na ç ı k m a k zo­ runda kalan G. D i mitrof, a rtık kendisini bütün va rlığ ıyla ve sonunadek Komünist Enternasyonali'ne adadı. O y ı l l a rda, 25 kom ü n i st partis i n i n ça lışmalarına doğrudan doğ ruya ya rd ı m eden Komi ntern Batı Avrupa B ü rosu' n u n sekreterliği görevi ; Viya na, Pa ris ve Berlin'de 'i l legal ça lış­ m a l a r ; 1 929-33 y ı l ları d ü nya ekonomik buna l ı m ı koş u l l a rı içinde serma­ yen i n sa l d ı rı s ı na karşı m i l letlerarası proletarya n ı n d i renişini örgütlem e ; a nti-sovyet harp hazırlığına ka rşı çeşitli çıkışlar, barış v e ulusla ra rası

(1) G. D i m itrof. Eserler, c. 5, (2) Aynı ci lt, s. 228,

s.

495. 163


daya n ı şma uğru nda politi k gösteri l e r ; sosyalizm mücadelesiyle demok­ rasi mücadelesini bi rleşti rmenin, i l legal eylemle lega l eylemi bağdaştı r­ m a n ı n , ayrı ayrı memleketlerde kom ü nist pa rtilerinin en geniş h a l k y ı ğ ı n ­ la riyle bağ la r k u r m a l a r ı n ı sağ la ma n ı n yeni biçimleri no i a raştı rma l a r G. D i m itrof' u n hayatı n ı n i çeriği v e a n lamı o l d u . Tekelci sermayenin ya rd ı m v e desteğ iyle Nazizmin Alma nya üzeri nde kara n l ı k i ktidarını k u rma kta o l d u ğ u bir zamanda prangaya vurulara k lôypsig Mahkemesi karşısına çı ka rılan G. D i mitrof, leni nci ti pten b i r komün ist li derin, yılmazlığı, komünizme yürekten i n a n m ı ş l ı k v e sadakati, keski n bir zekô ve geniş bir k ü ltürü, parla k bir sözc ü l ü k ve hita bet g ücü n ü kişi leştiren ola nca heybetiyle bütün d ü nya n ı n ba kışlarını üzeri nde topladı. ,<Yüzyı l ı n dôvası» a d ı verilen bu ya rg ı lamada sa n ı k olmaktan çıkara k suç­ layıcı d u ru m una geçebi len G. D i m itrof, ci nayetler batao ğ ı na sa p l a n m ı ş faşist rej i m i yerden yere v u ra n b i r konuşma ya ptı. Sanık sanda lyesine otu rtu l m u ş h i çbi r ki mse henüz böylesine güçlü bi r suçlama konuşması ya pa b i l m i ş değild i . G. D i mitrof, Nazi M a h kemesi karşıs ı ndaki ka h rama nca tutumuyla, yiğit bir kom ü nist, a rdıcıl bir enternasyon a l i st olduğ u n u göster­ mek ve faşizmi i l k mora l -pol iti k yen i l g i ye u ğ ratan da rbeyi i n d i rmekle ka lmadı, aynı zama nda geniş enternasyonal a nti-emperya l i st ha reketi de esinledi. O zaman kasıtlı bir terti p eseri olan bu ya rgılamaya karşı kaba­ ra n hoşnutsuzluk dalgası, m itingler ve protesto gösteri leri, top l u d i lekçeler ve beya nna meler, d ü nya kam uoyu n u n en seçki n temsi lci leri n i n demeçieri ve yazı ları vb. gerçek bir dayanışma o k u l u oldu ve d ü nyada, sa ldı rıya geçen faşizme ka rşı koymaya hazı r ve buna m u kted i r bi r m uazzam kuv­ veti n va rold u ğ u n u gösterd i . Bulga rista n Komü n i st Partis i n i n b a ş ı n a geçen G. D i m itrof, b u parti n i n strateji ve takti ğ i n i n a n a soru n l a r ı n ı işled i, len i n izasyon s ü reci n i geliştir­ mek için a rd ı c ı l bir m ücadele yü rüttü. Parti, yönetici org a n la rı nda uzun za m a n d ı r hüküm s ü rmekte olan «sol» sekterliği ve dog matizmi G. D i m i ­ trof' u n yönettiğ i ça lışma larla bertaraf ederek len i nci ti pten b i r parti h a l i ne geldi. BKP, Bolşevi k Parti s i n i n tecrübesinden daima yara rlan ıyor, Marksizm -leninizm prensiplerini Bulgaristanın somut koşullarına uygulama h ü neri n i yetkin leştiriyor, kendi devri mci tecrübes i n i de zeng i n leştiriyord u . Y i n e G. D i m itrof' u n yöneti miyle, BKP, işçi s ı n ı fı n ı n biricik önderi o l a ra k kend i n i kesi n l i kle kabul etti rdi, emekçi köylüler a rası nda deri n lemesi ne kök sa ldı, B u lga rista n Halk Çiftçi B i r l i ğ i ' n i n sağ la m g üçleriyle b i r tek­ cephe meyda na getird i, işçi-köylü b i r l i ğ i n i genişleti p sağ l a m laştırdı, h a l k ayd ı n l a r ı n ı n g e n i ş çevrelerini kom ü n izm dôvası ndan y a n a kaza ndı. BKP, G. Dim itrof' u n yöneti m i a ltı nda, bir Vatan Cephesi k u rma çal ış­ malarının da i n i syatörü oldu, i lerici yu rtsever g üçleri bi raraya topladı, Hitlerci isti lôcı lara ve onların yerli aja n l a rı n a karşı g i rişi len şanlı partizan h a reketine, emekçi halkın yığınsal savaşına önderl i k etti. Vatan Cephe­ s i ' n i n hal kçı g üçleri çevresinde b i rleşti ren progra m ı B u l g a ri sta n için k u r164

III


tuluş bayra ğ ı oldu. G. Dimitrof' u n yönetmenl i k ettiği pa rti, halkın faşizme ve ha rbe ka rşı savaşını işçi s ı n ı f ı n ı n sosya lizm u ğ rundaki savaşıyla, dev­ rimci hareketin ulusol öd evlerini enternasyonal ödevieriyle doğru biçimde bağdaştırdı ve Bulgari sta nda sosya li st devri m i n zaferini g üvence a ltına alabildi. Bulgari sta n ta ri h i n i n bu en önem li a n ı nda da, bir devrim ustası sıfa­ tiyle G . D i m itrof' u n kab i l iyet ve g ücü, somut d u ru m l a rı somut ola ra k çözüm leme, i şçi s ı n ıfını v e emekçi h a l kı ayağa ka l d ı rma v e zaferlere götürme yeteneğ i bütün pa rlaklığıyla kendini gösterd i . ii Bu lga rista nda işçi s ı nıfı, emekçi köylülerle b i rl i k halinde, kurta rıcı Sov­ yet Ordusu'nun zaferlerine daya n a rak, 9 Eyl ü l 1 944'te burjuva d üzenini devirdi ve politi k egemenliği elde etti. Büyük Oktobr dava s ı n ı n deva m ı v e esasta onun tekrarı olarak, 9 Eyl ü l Devrimi memleketin ta rihinde yen i b i r devrin, sosya lizm devri n i n başlangıcı oldu. Georgi Dimitrof uzun y ı l l a r s ü ren bir politi k göçme n l i k hayatı ndan sonra yu rda döndü. işçi s ı n ıfının, emekçi h a l k ı n önder ve öğretmeni olmak sıfa­ · tiyle onun sa h i p olduğu büyük otorite, Bulgarista nda sosyalist devri m i n gelişmesinde önemli bir etken oldu. BKP' n i n Genel Sekreteri v e BHC Bakanlar Kururu l u Başka nı olarak, memleketin politik, ekonom i k ve kül­ türel hayatının bütün a l a nl a rı nda köklü dönüşümleri gerçekleştirmek g i bi ka rmaşık ve çokya n l ı b i r süreci n doğ rudan doğ ruya yöneti m i n i G. Di mit­ raf yükümlendi. Kapita l izmden sosya l izme geçiş dönemi nde hayatın her gün öne s ü rd ü ğ ü problemler hiç de basit ve kolay değ i ldi. Bulgar kom ü ­ n i stleri, soru n u n yalnız i ktidarı e l e a l makla bitmed iği ni, o n u koru mak ve sağla m laştı rma k da gerekti ğ i n i eylemler içinde iyice kavra d ı lar. G. Dimitrof, kendisi i çi n a labi ldiğine gerg i n ve yeni olan bu durum ve koş u l l a r içinde, bir proletarya savaşçısı ve halk önderi sıfatiyle yü ksek n iteli klerini en parlak biçimde tekrar gösterebi ldi. U l uslara rası gerici l i ğ i n Bulgaristanda kapitalizmi diriItme pıanları o n u n yöneti mi altındaki ça l ı ş ­ ma la rla suya düşürül müş, h a l k aleyhtarı düşman m u kavemeti ezi l m i ş, kapita li st işletmeler ve b a n ka l a r m i l l i leşti ri l miş, memlekette esas yönetici politi k kuvvet olara k Bulgari sta n Komü n i st Pa rtis i n i n yeri ve rol ü kesi n­ leşm i şti. Yen i top l u m u n teorisyen, örgütçü ve kurucusu sıfatiyle G. D i mitrof'u n devri mci o l g u n l u k v e ka biliyeti, kapita lizmden sosya lizme geçiş devresinde komüni st parti s i n i n p rogram ödevleri n i n beli rlenmesinde de kend i n i gös­ terdi. Sovyetler Birliğinde sosya l i z m i n kuru l uşunda uygulanmasına g i rişi len Leninci tutu m ta rzı , yani a ğ ı r sa nayi n i n ve b u sanayie daya nı larak geliş­ tirilen köy ekonom i s i n i n sosya l iz m için b i ricik maddi temel olduğu görüşü, 165


�iii

Dimitrof'a, sosyal ist sanayi leşmeyi, geri ka lmış Bulga rista nda h a l k eko­ nomisini yeniden kurm a n ı n cana lıcı problemi olara k beli rleme ola nağ ı n ı verdi . Köy ekonomisinin sosya l i st temeller üzeri nde yeniden k u r u l m a s ı prob­ lem leri nin çöz ü m ünde G. D i mitrof'un b i l hassa büyük hizmeti vard ı r. Len i n ' i n dô hiya n e Kooperatif Plô n ı ' n a daya nan, her mem leket için değerli k l ô s i k Sovyet kol hoz kurucul u ğ u tecrübes i n i gözön ünde tutan ve ya ratıcı biçimde k u l lanan G. D i m i trof, Bulgaristan köy ekonom i s i n i n -önce top ­ r a ğ ı m i l l i leşti rmeye g itmeksizin sosya l i stçe yeniden kuru lması v e gelişmesi görü ş ü n ü Emek Kooperatif Z i raat işletmeleri (TKZS) yoluyla form üle etti. D i m itrof, küçük özel m ü lkiyeti n kooperatif m ü l kiyetine ve daha sonra da genel halk m ü l kiyetine dön üştü r ü l mesi n i , ".. . yoksu l ve orta köylüleri n tedricen Emek Kooperatif Zi raat i şletmeleri ne çek i l mesi, makine traktör istasyonlarının gelişti ri l mesi, toprak k i ra l a m a n ı n yasaklanması, top ra k a lı m -satımının s ı nırlanması ve d a h a sonra da yasak ed i l mesi, top ra k i ca rı n ı n azaltı l ması ve koşullar elverdi kçe kooperatifçi köylü leri n kararıyla ta mamen ka l d ı rı l ması, topra ğm millileştirilmesi sorununun pratik olarak bütün işlenir topraklar ebediyen emekçi köylülerin istifadesine b/rakt/mak suretiyle çözülmesi" (1) esa iarı d a h i l i nde m ü m kü n görüyordu . Hayat onun bu öngörüsünü doğ ruladı. Memlekette G. Di mitrof'u n yöneti m i a ltında, h a l k ekonomisinin bütün kolları nda plônlı yöneti m i n temel leri atı l d ı . Dimitrof, u l usal ekono m i k pota nsiyeli geliştirmeyi, Sovyetler Birliğ i 'yle v e h a l k demokrasi ii memleket­ lerle ekono m i k işbirliğ i n i aza m i ·ölçüde genişletmeyi, Bulga rista n ı n eko­ nomik ba kımdan hızla ka l k ı n m a s ı n ı n çözüm leyici koşu l u sayıyordu. G. D i m itrof, yeni sosya l i st top l u m ku rucul u ğ u n u n yığınların b i l inçli eyle­ m i n i n sonucu olduğu hakkındaki Ma rksist-Leninist h ü k m ü k ı lavuz ed i n i ­ yordu. O her bakımdan gelişmiş b i r k i ş i n i n sezgi ve a n layışiyle, emek­ çi leri n kü ltürel ve mônevi yükselişlerine değ g i n problem leri n çözüm üne biri nci derecede b i r önem veriyordu. Oğrenimi demokratikleşti rme, bili mde gerici okul ve doğ rultu l a rı yoketme, sanatı halkın i htiyaçla riyle bağ lama, kü ltürel değerleri geniş halk yığı n l a rına maletme g i bi büyük kapsa m l ı eylemler h e p o n u n doğruda n doğ ruya katılışiyle gerçekleşti rildi. Bulgari sta n ı n ilk sosya l i st a nayasası G. Dim itrof' u n yöneti m i a ltında hazırla ndı. Bu a n ayasa, Dokuz Eyl ü l Halk Ayaklanması'nın ta rihsel sonuç­ ları n ı yasama yönünden perçi n iedi ve mem leketin halk demokrasisi biçi ­ m i nde yöneti mle daha sonraki geliş mesi olanaklarını açtı. Georg i D i m itrof' un yöneti m i nde, i şçi s ı n ıfı diğer sosyal ta baka ve z ü m ­ relerle yeni tipten karş ı l ı k l ı i lişki ler, Komünist Partisi de öteki siyasal p a r ­ tilerle yen i tipten karş ı l ı k l ı i l i şki ler k u rdular. Sosya ldemokrat Partisi Ma rk­ sizm-leninizm temeli üzerinde Komü nist Partisine katı ldı. Bulga ristan H a l k

(t) G . Dimitrof. Eser/e r

,

166

c.

1 4,

5.

340.


Çiftçi Birliği s ı nıfsız top l u m kuruluşunu kendi program hedefi olara k ben i msedi. Diğer politi k pa rtiler, kendi progra m larını sona erdi rerek Vatan Cephesi'ne g i rd i ler. Vatan Cephesi h a l k ı n politi k ha reketi olmakta n çıka­ rak, b i rleş i k toplumsal-politik halk örgütü h a l i ne geld i . Memlekette sos­ yalizmin topyekun sosya l sistem olarak kurulması süreci boyunca g i rişilen ka rmaşık ça lışma lar i çinde Kom ü n i st Partisi herkes i n ka bul ettiği yönetici kuvvet oldu. Yeni B u lgarista n ı n k urucusu sıfatiyle G. D i mitrof'un geniş kapsa m l ı eylem leri a ra s ı nda, yen i ta ri hsel koşulla r i çinde Komü n i st Partisi n i n ol uş­ ması ve sağ l a m laşması için ha rcad ı ğ ı çaba lar ve gösterd i ğ i i lg i baş yeri tutar. Dim itrof, Komün i st Partis i n i n g ücünü, o n u n halk y ı ğ ı n l a riyle bağ ­ la rının genişlemesinde ve gü çlen mes i nde, sosya l ist demokrasinin, sosya l ist topl u m ve devlet düzen i n i n daha fazla sağ l a m laşması ve geliş mesi için mücadele etmesi nde, kendi progra m l ı , stratej i k ve ta kti k ödevleri n i isa­ betle beli rlemeyi başarmasında ve bunların g erçekleşti ri lmesi için kesi n ­ l i kle savaşmasında görüyordu . Ozg ü rlük içinde gelişmen i n i l k yıllarında elde edilen başa rı l a r, BKP'n i n 1 948 y ı l ı nda yapılan V. Kong resinde ta h l i l ed i l miş ve genel leşti ri l mişti. G. Dimitrof, yoru lmak ve yıpra n m a k ned i r bil meden, bütün g ücünü verd i ğ i s ü rekli v e a l a bi ldiğ i ne gerg i n ça l ı şma larla bu kongreyi hazırla d ı . Kon­ g reye s u n d u ğ u, geçilen yol u n ibret dersleri n i n b i r sentezini ortaya koy­ d u ğ u ve g elecek gelişmenin baş l ı ca aşamaları n ı bel i rled i ğ i ra poru, onun kendi öz dôva s ı n ı n son böl ü m ü olarak, pa rtiye ve halka vasiyeti o l a ra k s i li n mez yankılar bıra ktı. ııı.

Proletarya enternasyonalizmi, i şçi sınıfı nın, komünist ve i şçi pa rtileri n i n birlik o l m a l a rı ve eylembirliği ya pmaları uğrunda mücadele, G. D i m i ­ trof' u n o zengin v e çokya n l ı eyle m i n i n, bütün yaşamsal coşkusunun esas çizg i siydi. Proletarya enternasyona lizmi devri mci i şçi hareketi n i n daha doğ uşundan itibaren sa rs ı l maz temeli o l muştur. «Ko m ü n i st Partisi Manifesti»nin i l ham­ l a n d ı rıcı çağ rısı olan "Bütün ü l keleri n proleterleri, birleşiniz ! şiarını, işçi s ı n ı fı dôva s ı na sad ı k bütün pa rti ler bayrak ed i n m i şlerd i r. V. i. Leni n ş u n ­ l a rı yazıyordu : . .Sermaye milletlerarası b i r kuvvettir. O n u n yenilebilmesi için, işçi lerin m i l l etlera rası ittifa kı, m i l l etlerarası ka rdeş l i ğ i gereklidir.» (l) Proleta rya enternasyonalizmine sadakatieriyle ta n ı nan, V. i. Len i n tara ­ fından «eylemde enternasyonalistler» olara k nitelenen ve onun yüksek ta k­ d i rieri n i kaza nan Bulgar dar sosyalistleri n i n safla rında yetiş m i ş b u l u n a n G. D i mitrof, gerek enternasyonalizm soru n l a rının teorik· ba kımdan i ş l e n ­ mesi nde, gerek yöneti m görevinde, gerekse g ü n l ü k prati k ça lışmala rda çağ ı m ızın en seçkin enternasyonalistleri nden b i ri olara k yü kseldi. Bütün ••

(i) V. i. Lenin. Bütün eserleri, c. 40, s. 43. 167


hayatı boyu nca, sınıf sava ş ı n ı n u luslara rası ve ulusal çapta bölün mez­ l i ğ i ne i l işkin Leninci görüşe bağ l ı ka ldı ve bu görüşü savu n d u . Bu h ususta ş u n l a rı yazıyordu: «Proletarya enternasyona lizmi, şu veya bu memlekette emekçilerin ulusal, sosyal ve k ültürel özg ü rl ü k uğ rundaki mücadelesiyle çeli şmedi kten başka, üste l i k u l u slara rası proletarya daya n ı ş ması ve savaş birliği sayesinde, b u mücadelenin zaferi için gerekli desteği de sağ la r.» (1) G. Dim itrof' u n hayatında ve eyleminde, proletarya enternasyonalizmi ile gerçek halkçı yu rtseverli k b i rb i rine örü lerek b i r itici g ü çte kaynaşır. Devrimci mücadelenin genel yasa l lı klarına Len i nci bir ya naşımla n üfuz eden ve bunların her memlekette özgü l koş u l la rla bağdaştı rılması gere­ ğ i n i gözönünde b u l u nd u ra n D i mitrof, «proletarya enternasyonalizmi her memlekette derin kökler salmak üzere ôdeta , i k lime a lıştırı lara k' yerleş­ mel i d i r,. diyord u . M i l l i n i h i l i zme karşı amansız bir savaşçı olara k da şun­ ları belirtiyord u : «Eylemde halkçı y u rtseverl i k olmadan gerçek u l u s la ra rası daya n ı şma olamıyaca ğ ı gibi, u l u sl a ra ra s ı daya nı şma olmadan gerçek halkçı yu rtseverl i k de olamaz.,. (2) Georg i Dim itrof, proleta ryan ı n m ücadeles i n i n Oktobr Devrimi zaferinden sonra g i rd i ğ i yeni a şa mayı doğru bi çimde değerlendirdi. Devrim i l k ve birici k sosya list ü lkeyi yarattı ve bu «bütün emekçi i n s a n l ı ğ ı n yol gösteren yıld ızı,.nı (3) koruma ve destekleme mücadelesi proletarya enternasyona­ l izmine yeni bir içeri k kaza n d ı rd ı . G . D i mitrof, kapita l i st mem leketler pro­ letaryas ı n ı n Sovyetler Birliği m uzaffer işçi s ı nıfıyla birliğ inde, dünya dev­ rimci ha reketi n i n gelecekteki zaferleri n i n g üvences i n i görüyord u . O n u n çıka rd ı ğ ı sonuç, y a n i Sovyetler Birliğine karşı tutu m u n , h e r i şçi ha reketi m i l i ta n ı n ı n , her i şçi pa rti s i n i n ve emekçiler örgütü n ü n -, her demokratın i çtenlik ve d ü rüstl üğünü yok l a m a n ı n esas ölçüsü, m i henktaş ı olduğu hak­ kında çıkardığı sonuç da bundan ileri geliyo rd u . Ardıcıl b i r Leni nci o l a n , gerek dogmatizme v e k l i şeci liğe, gerekse sağcı oportü nizme kesi n l i kle karşı koyan G . D i m itrof, faşizmin sa l d ı rıya geçmesi ve yeni bir dü nya harbi tehlekis i n i n doğması koşu l l a rında komün i stleri n izliyecekleri tek enternasyonal hareket hattı n ı n i şlenmesine büyük b i r kat­ kıda b u l undu. Len i n ' i n , demokrasi mücadelesi i le sosyal i zm m ücadelesi a ra s ı ndaki d i yalektik bağ l antı hakkı ndaki fiki rleri, başlıca amacı faşizmin saldırısını d u rd u rma k ve ha rbi önlemek olan bu yeni strateji k hattın izlenmesi bo­ yu nca daha fazla gelişme olanağı buldu. Faşizmin ve harbin yoluna set çekmenin başlıca koşulu, sars ı l m a z bir azimle barışı koruya n p ro letarya devleti Sovyetler Birliği n i n desteğiyle dü nya i şçi s ı n ı f ı n ı n tekcephesi n i k u rmaktı. işçi s ı n ı f ı n ı n bu birliği k u rmasını engel l i yen dogmati k görüşleri kesi n l i kle s i l ki p ata n G. D i m i trof, b u n u n sağlanması için, faşizme karşı,

(l) G. Dimitrof. Eserler, c. 1 0, s. 1 1 5.

(2) G. Dimitrol. Eserler, c. 1 1 , s. 1 83. (l) G. Dimitrof. Eserler, c. 7, s. 63. 168


sermayenin sald ı rı s ı na ve harp teh l i kesi ne karşı m ü cadelede g ü çbirliği ' ya p ı l masından başka hi çbi r şartın gerekli olmad ı ğ ı n ı bel irtiyord u . D i m i ­ trof' u n Lôypsig dôvasında ifade ettiği fikir, ya ni komü nist politika n ı n a lfa ve omegası n ı n «hiçbir serüven e yol vermiyen ça!tşma, yığınsal mücadele, yığınsal direniş" (I) o l d u ğ u fikri, tekcephe d ü ş üncesine temel oldu. Emekçi leri, bütün a nti -faşist ve a nti-emperya list g üçleri ha lk cephe le­ rinde bi rleştirme politikası bi rçok memlekette zengin sonuçlar verdi . Av­ rupa, Asya ve Lôtin Ameri ka n ı n bugün sosya l ist top l u m u kurma kta olan ü lkelerinde demokratik halk devri m i n i n başarısı bu pol itikanın büyük zaferi oldu. H a l kçı ve anti -emperya list tekcephe hakkında D i m itrof' u n görüşünün ve önerd i ğ i uyg u la ma tarz ı n ı n bugün de olağanüstü bir önemi va rd ı r. Ta rih, işçi leri n ve köylülerin i l k devleti n i koruma ve destekleme müca­ delesi nde uluslara rası proleta rya daya n ı şma s ı n ı n büyük b i r rol oynad ı ğ ı n ı gösterd i . Ta rih, bi rçok yen i sosya l ist devletin doğması v e d ü nya sosya list sistem i n i n oluşması sü recine, faşist harp maki nesini tuzla buz eden, halk g ü çleri n i n üstün gel mesi için elveri şli koş u l l a r yaratan ve kapita lizmin boyu nduruğ u ndan k u rtu lan mem leketlere tam bir politi k, askeri ve ekono­ mik destek gösteren Sovyetler Birliğ i n i n her a landaki g ücüyle a ktif olara k ya rd ı m etti ğ i n i , hattô sadece ya rd ı mla ka l m ıyarak, bu sü reci b ü y ü k ölçüde peşinen belirled i ğ i n i de gösterdi . Bugü n , hayat, kom ü nist ve işçi parti­ lerinin, u l usal kurtu luş ha reketi n i n ve bütü n d ü nya i lerici g üçleri nin eylem­ birliğ i n i n, emperya l izme ka rşı koymakta, savaşma kta olan ha lklara u l usal bağ ı msızl ı k ve özg ü r l ü k geti rme ve d ü nya n ı n pol itik, ekonomi k ve sosyal i lerleme yolunda gelişmesini güvence a ltına a l m a yeteneğ ine sa h i p bi rici k kuvvet olduğ u n u d u rmadan doğrula maktad ı r. Biz, 1 969 Yı l ı Moskova Danışma Topla ntısı'nda ka b u l edilen «Bugünkü a şa mada emperyal izme karşı savaş ı n ödevleri, komünist ve i şçi partileri­ n i n, bütü n a nti-emperya list g üçlerin eylem birliği" baş l ı kl ı dokü manda, G. Dim itrof' un, emperya li st harp kundakçı larını ve h ü rriyet düşmanlarını bütün i çyüzleriyle açığa vurmayı, onla ra ka rşı ve bütü n dünyada barış için m ü cadelede eylembirliği ya pmayı öneren ateş li çağ rısı n ı n ya nkısını açı kça hissetmekteyiz. Bugün a nti-emperya l ist gü çleri n eylem birliği nde ana halka, bütü n dünya halklarını yoko lmakla tehdit eden n ü kleer harp teh l i kesine karşı m üca­ deled i r. Ve vaktiyle, faşizmin sa ldı rısına ve iki nci D ü nya Harbi hazı rlık­ lanna karşı m ü cadelede olduğu gibi, bug ü n em perya l izme ve Oçüncü D ü nya Ha rbi hazı rlığ ı na karşı yürütülen m ü cadelede de, ba rışın ve özg ür­ l ü ğ ü n ana dayanağı Sovyetler B i r l i ğ i d i r. Bundan ötürü, G. D i m itrof' u n b ü t ü n mem leketler kom ü nistlerine, d ü nya i ş ç i sı nıfına, b ü t ü n i lerici g üç­ lere, SBKP' n i n ve Sovyet devleti n i n barışçı d ı ş politika eylem i n i her ba k ı m -

(I) G . Dimifrof. Eserler, c. 8, s. 269. 169


d a n .desteklemeleri içi n yönelttiği çağ rı bütün g ücüyle yürürlükted i r. Leo­ nid Brejnef yolda ş ı n SBKP XXiV. Kang resindeki ra porunda gelişti rilen ve sosya list top l u l u k ü l keleri tarafı ndan geniş ölçüde desteklenen barış prog­ ra m ı n ı n a ktif ve sistem l i olara k gerçekleşti ri l mesi yolundaki ça ba lar, a rtık u l uslara rası gerg i n li ğ i n aza l ması ya rarı na belirli değ i şi m ler sağ l a m ı ş bulu nuyor. Şü phesiz ki, Sovyet b a r ı ş progra m ı nın kom ü nistler tarafı ndan, bütün d ünya barı şsever g üçleri tarafı ndan desteklenmesi n i yayg ı n laştir­ mak ve g üçlendi rmek, yeryüzünde gerg i n l i ğ i n daha fazla hafifleti l mesi ve harbin ön lenmesi sonucuna götüren biricik doğ ru yold ur. Emperya l ist sa l d ı rı n ı n , sömü rgeci l i ğ i n ve yeni -sömürgeci l i ğ i n , faşizmin ve ı rkçı ezg i n i n kökleri n i n kesi n l ikle kazı nabil mesi için, tekelci sermayeye ka rşı azimli b i r mücadele yürütül mesi gerekli d i r. Komünist ve işçi partile­ ri n i n , bütün işçi s ı n ıfı birlikleri n i n , emekçi lerin, anti-monopolist ve demok­ rati k g ü çlerin eylembirliği, ayrı ayrı memleketlerde tekelci sermaye n i n gücünü sınırlayacak, mevzileri n i zayıflotacak v e i ş ç i ha reketinin s o n hede­ fine ulaşı l masına, ya n i sosya l i st, komün i st topl u m u n kurulmasına elveriş l i koşullar yaratacak n i telikte demokratik dönüşüm lerin hayata geçi ri l mesi g i bi sonuçlara va rd ı ra b i lir. G. Dimitrof' u n uğ runda m ücadele ettiğ i bi rçok fi k i r, u l uslara rası danış­ ma toplantı la rı n ı n belgelerinde ifadesi n i bul ma kta ve d a ha fazla geliş­ ti rilmekte, bugün ka rdeş parti leri n pratik eylem leri nde b u n l a rdan ya ratıcı bir biçimde yara rla nılmaktadır. Ku rt Ba hman yoldaş, BKP X. Kong resin­ deki konuşması nda şunları beli rtti : «Al m a n Federal Cumhu riyeti nde sağ cı kuvvetleri n yen i bir teh l i ke haline geldiklerini gözönü nde bulund uran Al­ man Komü nist Pa rti si, G . D i m itrof' u n tavsiyelerine göre hareket ederek demokratik g üçleri bi rleşti rmeye ça l ı şmakta d ı r.. (I) Bu fikirler kardeş par­ tilerin progra mla rı nda da ya ratıcı o l a ra k k u l l a n ı l m a kta d ı r. Orneğ in, Fra n ­ s ı z Komünist Parti sinin «ha l k birliği demokratik hükü meti progra m ı .. a d l ı dokümanı nda Fransız top l u m u n u n h e r a la n ı nda kökl ü anti-monopolist, demokratik reformları gerçektleşti rebi lecek ve sosya l izme doğ ru geçiş a şaması olara k gelişmiş demokrasiyi sağ layaca k bir hükümet meydana getiri l mesi ödevi i leri sürül mekted i r. .

G. Dimitrof'un işleyip oluşturduğu halkçı ve anti-emperya list tekcephe fiki rleri, ulusal kurtu l u ş savaşı vermekte olan halklar i ç i n de büyük bir önem taş ı r. Ş i l i Komünist Partisi Genel Sekreteri Luis Korva l a n yoldaş, BKP X. Kongresindeki konuşması nda şun ları söyled i : «Ikinci Dü nya Har­ b i n i n teh l i kelerle dolu g ü n leri nde sizi n bir Vatan Cephesi meydana geti r­ meyi a maçlayan çetin m ücadelenizin ve Bulgar h a l k ı n ı n seçki n evlildı G. Di mitrof' un vasiyetler i n i n bu ba k ı m d a n bütün dü nya için geçerli bir değeri vardır. Hayat, emekçi lerin parça l a n ması n ı n yeni lgiyle eş a nlamlı olduğ u n u, kapita l ist sömürü n ü n deva m ı n ı kolaylaştırd ı ğ ı n ı ve buna kar-

(I) Bulga ristan Komünist Partisi Onuncu Kongresi (stenografi tuta nağı). BKP Yayınevi,s. 304.

170


ş ı l ı k, emekçilerin birlik olmos ı n ı n ve sava ş ka n l ı ğ ı n ı n kendi lerin i zafere, sın ıfsa l k u rtul uşa götürd ü ğ ü n ü ispat ediyor. Bugün Marksizm-Leninizmin yaratıcı biçimde uyg ulanması, komüni stlerin işçi sı nıfı b i rl i ğ i n i , kapitaliz­ m i n ortadan ka l d ı rı lması için savaşan bütün devri mci güçlerin b i rliğini sağ la m a k uğrundaki mücadelesiyle bağ l ı d ı r.» (2) Bugün dünya n ı n gelişmesi ni, d ünya sosya l i st sistemi, u l uslara rası işçi s ı n ıfı ve u lusal k u rtuluş ha reketi bel i rlemektedir. Emperya lizme karşı, barış ve sosyal ilerleme için verilen m ücadelen i n nasıl sonuçla nacağı, za m a n ı ­ m ı z ı n dünya çapı ndaki b u ü ç devri mci gücünün dayan ışmasına v e b i rl i ­ ğ i ne, s ı rf bu daya nışma v e birliğe bağ l ı d ı r. Bu b i rliğ i n o m u rgası, en b i l i nçli, en a rdıcıl, en örgütlü devrimci kol olan. u l u sl a ra rası kom ü n i st ve işçi ha reketi n i n b i rl i ğ i d i r. 1 969 Y ı l ı Danı şma Toplantı s ı , komü nist ve işçi pa rtileri n i n s ı m s ı k ı saf tutma ları n ı n bütün a nti-em perya li st g üçleri bi rleş­ tirmen i n en önemli etkeni o l d u ğ u n u beli rtmekle, proleta rya enternasyo­ na l izmi p rensiple ri n i n , daya n ışma ve karşılı k l ı desteğ in, erk i n l i k ve h a k eşitl i ğ i ne sayg ı n ı n kardeş pa rtiler a ra s ı ndaki karşı l ı k l ı i l işkilere temel olduğ u n u bir daha doğ ru l a m ı ştır. Ş i m d i ki oportü n i stler, proleta rya enternasyonalizmi prensibi ne, bu pren­ sibin SBKP'ye ve Sovyetler B i rl i ğ ine karşı tutumla beli rlenen özüne hücum ederek, komünist ha reketi n i n birliğini balta la maya ça l ı ş ıyorlar. Onların «gerekçeler»i, u l uslara rası komü n i st ve işçi ha reketi n i n a rtık Sovyetler B i rl i ğ i n i daha fazla desteklemesine ve savunmasına hacet kalmad ı ğ ı , z i ra Sovyetler B i r l i ğ i n i n evvel k i g i b i dünya n ı n birici k sosya l i st devleti o l m a d ı ğ ı gibi iddialara kada r varmakta d ı r. O halde oportü n i stler haklı m ı dırlar, Sovyetler Birliğine Ve Lenin'in par­ tisine karşı tutumu, G. D i m itrof'un proleta rya enternasyonalizm inde i çten­ l i k ve dü rüstl U k ölçüsü sayma görüşü esk i m i ş midir? Hayır, b u görüş eskimed i kten başka, g ü n ü müzde anlam ve önemi daha da beli rlen miş ve büyü müştü r. Bir kere, Sovyetler Birliği, m i l yonlarca insan i çin, barış ı n dostları ve düşmanları için, sosya liz m i n ve kom ünizmin ca n l ı timsa l i d i r ; şu veya bu mem leketi n sosya l izm dü nyasına mensubiyeti, o n u n Sovyetler Birliği top­ l u msa l düze n i ne, iç ve dış politikasına ya k ı n l ı ğ ı i le ölçülmektedi r. Bazı sosyalist ü l kelerde, ya l n ı z sağcı ve «solcu» revizyonizmin türeyip geliş­ m esine elverişli bir ortam teşk i l etmekle ve bu ü l keler emekçi lerin i n sos­ ya l i st kaza n ı mlarını, sosya l i st yoldan gelişmeleri n i teh l i keye düşü rmekle kal mayıp, a nti-sovyetizme kadar va ra n ve dü nya sosya l i st sistemi n i n birlik ve daya n ış m a s ı n ı baltalayan ciddi m i l l iyetçi eğ i l i m leri n kend i n i gösterd iği ve göstermekte o l d u ğ u da hiç ki mse için s ı r değ i l d i r.

(2)

Bulgaristan Komünist Partisi Onuncu Kongresi (stenografi BKP Yayınevi, s. 285.

tuta nağ ı). 171


hak eşitl iğini öngören doğru tez i n perdesi a rd ı nda -, proleta rya enter­ nasyona l i z m i n i n özün ü boşaltma ve onu boş b i r ka l ı p hal i ne geti rme denemeleri ya p ı l ıyor. SBKP' n i n «hegemonya..sına karşı hücümla r, Leni n partis i n i n za manı m ızda, u l uslara rası komü nist ha reketi n i o luşturma ve sağ ­ lamlaştırmada ba ş rolü oynıya n, bu ha reketin u l usa l kollarını pa rça layı p b i rbirine düşü rmeye hevesl i kuvvetlerin karşısında da başlıca engeli teşk i l eden ö n c ü düşünsel-pol iti k g ü ç olduğ u n u hiçbi r i ki rcime y e r b ı rakmadan gösteriyor. Mao Tse-Tun grubu örneğ i , SBKP'ne ve Sovyetler Birliğine karş ı d u rma yoluna koyu ı m a n ı n, bu yol u n yolcu larını nerelere kadar sürükl iyebi lece­ ğ i n i açıkça gösteriyor. Dünya i şçi s ı n ıfına ve kendi öz h a l k ı na iha neti n , m i l l iyetçi l i k y o l u n a s a p a n Çin Kom ü n i st Partis i n i SBKP'nden v e u l uslara ­ rası komün ist ha reketi nden, Ç i n ' i de sosya li st top l u l u kta n kopara n v e b u n ­ l a r ı n karşısına koya n, a nti -sovyetizme sürü klenen v e a rt ı k komünizmin, u l usal k u rtuluş ha reketi n i n ve genel li kle i n sa n l ı ğ ı n i lerlemes i n i n en azı l ı düşmanı B i rleş i k Amerika em perya l i st yönetici çevreleriyle birli kte hareket etmeye kada r varan Mao grupunun düşkü n l üğ ünden daha pa rla k b i r ôrneği olabi l i r m i ? iV. Georg i Dimitrof b i r dev düşünce ve eylem adamı, yü ksek bilgi l i , orij inal, deri n ve yaratıcı bir Ma rksi st-Leninist i d i . Onun pratik eylemi teori k eyle­ m i nden ayrı la maz. Demeçieri ve yazıları , g ü n l ü k olaylara hasred i i m i ş o l sa l a r d a , h e r bi rinde y a l n ı z şu veya bu aktüel soru n u n çözümü değ i l , a n l a m ı ba k ı m ı ndan olağanüstü önemi o l a n bi rçok sürekli teori k proble­ min işlendiği de görülü r. Daha B i rinci Dünya Harbi nden sonraki y ı l la rda, Dimitrof faşizmi ta h l i l etti, o n u n ka ra kteri n i b i l i m açısı nda n s ı n ıfsal v e h a l k aleyhta rı bir olgu olara k bel i rledi. D i mitrof, faşizmin, gerici politika c ı l a r tarafı ndan iddia ed i l d i ğ i g i bi , ka pita l ist top l u mda sınıf- üstü olmad ı ğ ı n ı , merkezden uzak b i r olay da o l m a d ı ğ ı n ı , gerçekte sömürücü sınıfın a ç ı k di ktatörl ü ğ ü biçi m i o l u p, hertürl ü demokratizmi v e halk yığ ı n l a rı n ı n bütün politik hak ve hürriyetleri ni yadsıma a n l a m ı n a geld i ğ i n i gösterd i . Bu konudaki yazı ­ l a rında, tekcephe görüşü n ü, faşizme karş1 savaşta işçi-köylü b i r l i ğ i görü­ şünü de geli şti rd i . G. Dimitrof, u l uslara rası s ı n ı f sava ş ı nda tekcephe problemini, Kom i n ­ tern'i n V i i . Kongresi i çi n hazı rlad ı ğ ı ra porunda d a h a fazla işled i ; devrimci s ü recin örgütlen mesinde d u rum ve koş u lların özelli klerine göre yeni stra­ tej i k ve takti k istemleri form üle etti ve esasl a n d ı rd ı . Faşizm i n yeni ve deri n b i r kara kteristiğ i n i o rtaya koyan Dimitrof, onu finans kapitalinin en gerici, en şovinist ve en emperyalist unsurlartnm açık, terörist diktatörlüğü olara k

(1) 172

G. Dimitrof. Eserler,

c.

1 0, s. 29.


tan ı mladı. Ayrıca Alman faşizmine geli nce, o n u n da «emperyalist harbin baş kundakçısı, Sovyetler Birliğine karşı bir Haçft Seferi'nin kışk"tıcısı olan milletlerarası karşı-devrimciliğin darbe yumruğu» (I) olduğuna işaret etti. Komi ntern ' i n Vii. Kongres i nde G. Di mitrof' un okuduğu ra por - her i ki d ü nya harbi a rası dönemde ulusla ra rası kom ü n i st ha reketi n i n en önem l i belgeleri nden b i ri olara k - ya ratıcı ya naşı m ı n v e Ma rksist-Leninist teori i le devri mci ha reketin o l g u n l a ş m ı ş i htiyaçları a rasında org a n i k bağ lantı n ı n pa rla k örneğ i d i r. Vii. Kong rede Komi ntern Genel Sekreterl i ğ i ne seçilen ve 1 943 yılı nda Enternasyonal'in kendi eylem ine son vermesi ne kada r bu görevde kalan G . D i m itrof, olanca kuvvet ve enerj is i n i ya l n ı z yen i hareket hattının komü­ n i st parti leri nce beni msenmesi yolundaki prati k eylem ler üzerinde değ i l , a y n ı zamanda bu hatt ı n özel l i kleriyle i l g i l i bi rçok problemi n teorik ba k ı m ­ dan işlen mesi üzeri nde yoğ u n laştırd ı . i k i nci D ü nya H a r b i a rifesi nde ve hele ha rbi n sürd ü ğ ü yıllarda, D i m i trof biriktirilen tecrü beyi genelleştirdi ve a nti -faşist sava ş ı n sosyal temel i n i n genişleti l mesi, b u rj uvaz i n i n yurtsever eğ i l i m l i ta baka ları da a nti -faşist halk ha reketi ne çeki lerek u l usa l cephe­ ler ve vatan cepheleri kurulması görüşü n ü gelişti rd i .

G. D i m itrof'u n tekcephe görüşü, tekcephe v e halk cephesi hükü metleri görüşü, Len i n ' i n sosya li st devri m yolları ve biçi mleri ha kkındaki öğ reti s i n i d a h a fazla geliştirmiş oluyordu. Bu görüşler kom ü n istleri, g i ri ştikleri anti ­ fa şist savaşta a ç ı k perspektiflerle donatıyord u. Iki nci D ü nya Harbinin sonu nda ve ha rpten sonraki yıl larda demokrati k h a l k devrimleri n i n zaferi, b u görüşlerin doğ ru l u ğ u n u teyit etti. Kom ü n i stler ve' devrim savaşçıları, bugün de k ı lavuz ed i n d i kleri bu h ü k ü m lerden, m ü ttefi klerine karşı ne s u retle davra n m a n ı n doğru olacağ ı na dair dersler a l ıyor, onla rla eylem: lerini birleştirmeyi ve saflarında kenetlenecekleri h a l k cepheleri ve u lusal cepheler kurmayı öğreniyorlar. G. D i m itrof, teorisyen-marksist ve Komi ntern Genel Sekreteri sıfatiyle, kardeş kom ü n i st ve i şçi parti leri m i lita n l a r ı n ı n eğitil mesi ve değerli yöne­ tici ler olarak yetişti ril meleri yolunda çok büyük çaba l a r harcad ı . O her parti n i n, her kom ü n i sti n esas ödevinin ve başlıca boyun borcu nun Len i ­ n i z m i öğ ren mek, Leni nci örg ütsel, politik ve ta kti k prensipleri beni msemek, kom ü n i stleri n saflarında s ı m sıkı kenetli bi rlik ve Ma rksizm-Len i nizmin arık­ I ı ğ ı için mücadele etmek olduğu kan ısındaydı. Sekterlik ve dogmati i m, G. Di mitrof için, a rtık V. i . Len i n ' i n 1 920 yılı nda ta n ı m la d ı ğ ı g i b i «çocuk hasta l ığı» değ i l , pençesinden kurtulmadı kça pa rtilerin tarihsel gelişme tarafından önlerine çıka rılan soru n l a rı başa rıyla çözemiyecekleri teh l i keli b i r «köklü illet» idi. (i) Bunun yanısıra, D i m itrof, kom ü n i st partileri n i n tekcephe v e h a l k cephesi kurma eylem leri n i n yığınlar a rası nda geniş(I) G. Dimitrof. Eserler, c. 1 0, s. 1 1 9.

1 73


Iemesiyle sağcı aportü nizm tehl ikesin i n de a rttı ğ ı n ı , buna karşı amansız bir m ücadele yürütü lmesi gerektiğ i n i söyliyerek uyarıda b u l u n uyordu . G. Dimitrof sosyalizme geçişle ilg i l i ve h e l e demokrati k halk egemen­ l i ğ i n i n karakterine, bu geçi ş i n değ iş i k memleketlerdeki ekonomik dayanak­ Ia rına ve özelli klerine i l işkin problemler hakkındaki M a rksist teoriyi geliş­ tirme çabalarına çok değerli bir katkıda b u l u ndu. Bulga rista n ı n toplumsal gelişmesi n i n en önemli problem leri n i n i şlen­ mesi nde, G. D i m itrof, sosyalizme geçiş i n genel yasa l l ı kları hakkındaki Leni nci hükmü kı lavuz ediniyordu. B u konuda ş u n ları yazıyord u : «Memle­ ketimizde kapitalizmden sosyalizme geçiş i n kendine özgü biçi mi, ka p i ­ ta l i zmden sosyalizme geçi ş i n b ü t ü n memleket/er i ç i n geçerli olan temel yasa l l ı kları n ı ortadan ka l d ı rm ıyor ve ka ldıramaz.» (!) D i mitrof b u genel yasa l l ı kları d ü nya n ı n i l k sosya l i st ü l kesi ndeki sosya lizm kurucu l u ğ u uyg u la­ maların ı n doğruladığını bel irtiyor, SBKP'nin ve SSCB'n i n "bizim koşulla­ rım/za da uyan» tarihsel tecrübesi n i n ,,�emleketimizde ve aynı zamanda diğer halk demokrasili memleketlerde sosyalizm kuruluşu için biricik ve en iyi örnek olduğu» nu açıkl ıyord u . (2) B u n u n la beraber, G. D i mitrof, kapitalizmden sosya lizme geçiş i n genel yasa l l ı k larını ve SBKP'ni n büyük tecrübes i n i meka n i k biçimde uyg u lamak­ ta n kaçı ndmas ı n ı da s ı k s ı k hatırlatıyord u . D i mitrof, Marksist-Leni n i st öğ reti n i n b i r eylem k ı lavuz olara k uyg u la n ması için, h a l k demokrasi l i mem leketleri n gelişme özel li kleri n i de i nceleyi p kavra m a k gerektiğ i n i beli rtiyordu . i k i nci Dü nya Ha rbi n i n s o n u n a kada r, Sovyet egemen l i ğ i , b i l i nen b i rici k proletarya d i ktatö rlüğ ü biçimiyd i . H a rp süresi nce ve ha rpten sonra olay­ ların gelişmesi, proletarya d iktatörlü ğ ü n ü n yeni bir biçi m i o l a ra k hal k · demokrasisinin ortaya çıkması sonucunu dOğ u rd u . Böyleli kle, Leni n ' i n , çeşitli u l u s l a rı n s o m u t tari hsel koş u l la rca beli rlenen kendi lerine özg ü yol­ la rla sosya l i zme geçecekleri hakkındaki öngörüsü haklı çıktı. Proleta rya d i ktatörl üğünün kend ine özgü politik biçi m i olara k h a l k demokrasisi n i n ortaya çıkması, çeşitli memleketler komünist parti leri n i n ortak çaba la r ı n ı n sonucuyd u . Fakat bu konuda, B K P V . Kong resindeki raporuyla, sosya li zme geçişin özgü l bir biçimi olarak, işçilerle köylülerin i şçi s ı n ıfı yönetme n l i ğ i ndeki b i r/i ğ i n i n özel biçi m olara k halk demokrasi­ sinin m a hiyeti ni, rolünü, fonksiyonla rı n ı ve perspektifleri n i en dolgu n su rette açıkl ıyan G. D i mitrof' u n büyük hizmeti o l d u ğ u da ş üphesizd i r. Topl u m sa l gelişmenin objektif ve s u bjektif etkenleri a rası ndaki köklü d i ­ ya lektik bağ la ntı ları kavrayan Dim itrof, ekonominin v e toplu msal ilişki lerin J<u ruluşunu başta nbaşa ve ta m za manında yeni lemen i n, ideoloj i a l a nında temelli değ i ş i mler başarı lmadı kça, tümüyle ve ta mamlanmış biçi mde ger-

(1) G. Dimitro f Eser/er, c. 1 4, s . 347. (2) G. Dimitrof. Eser/er, c. 1 4, s. 348. .

1 74


çekleşti rilem iyeceğ i n i a çı kça a n l ıyordu . Bunun i çin, ekonomi ve sosyal örg ütleme problem leriyle yanya na, k ü ltür a lanında devrim problem leri n i de işliyord u . Her probleme Len i nci s ı n ı fsa l açıdan yaklaşan G . Dimitrof, sosya l i z m i n kü ltü rel k u r u l u ş u n u iki yanlı b i r sü reç, b u rj uva ideoloj i s i n i n bütün biçi m leriyle kökleri nin kazınması v e Marksist-Leninist prensiplerin bütün ideoloj i cephesinin temeli olara k yerleşmesi i çin kesinl ikle müca­ dele süreci sayıyordu. Kültürel m i ra sa i l işkin Leninci görüşü G. Di mitrof eserlerinde sistemli ola ra k savun uyor, sosya l i z m in geçmiş devirlerde yaratı l m ı ş bütün gerçek kü ltürel değerleri n yasal m i ra sçısı olduğunu açıkl ıyordu . Bu m i ra s konu ­ sunda ni h i l i stçe davranışı reddeden D i mitrof, onun karşısında m i l l iyet­ çilik veya b u rj uva gelenekçi l i ğ i görüşlerine dayanan prensi psiz b i r hayra n­ lığı da ka bul etmiyord u . G. D i m itrof'a göre, sosya l i st kültür, u lusal kültürel u l a ş ı m la rın d i ğ e r halklarca e l d e edi len kültür başa rıla riyle v e h e r şeyden önce sosya l ist ü lkelerin kültürüyle d iyalektik bi rleş i m iydi. O, k ü ltür a lanında «tam değerli ve noksan değerl i » ha lklar diye bir ayı rım ya pılamıyacağ ı n ı ve her hal­ kın «genel k ü ltür hazinesine b i r değer katab i leceği»ni (i) büyük b i r tut­ kuyla savun uyord u . G. D i mitrof uzun yıllar s ü ren çokyanl ı devrimci eyleminde, M arksist­ Leninist öğ retini n a r ı k l ı ğ ını ı sra rla savun uyor, bu öğreti n i n revizyonuna yöneli k her türlü denemeye karşı sürekli b i r m ücadele yürütüyord u . Ona göre, Ma rks, Engels ve Lenin' i n yüce öğretisine sada kat göstermek, bu öğretiyi d u rmadan değ işen gerçekliğin yeni koşu l l a rı i çi nde ya ratıcı ola ra k uyg u lamak, komünizm i çin, halkın m utlul uğ u i ç i n m ücadelede en önemli ve kutsa l b i r ödevd i . B i l i n d i ğ i üzere, h e r alanda o l d u ğ u g i b i b i l i m sel teoride d e önemli o lan, sadece yeni bir şeyin söylenmesi değ i l , bu yeninin doğ r u olmasıdır. G. D i m itrof yazılarını ve demeçlerini, yığınların önünde hayat gerçeğini a çı klamayı ve hayatı devri mci yoldan i leride de değişti rmen i n en doğ ru yol la rını bel i rlemeyi ödev edinerek yazıyord u . Ve b i l hassa Marksizm­ leninizme sada kat, değ işmez eylem kı lavuzu edindi ğ i Ma rksizm-le n i n izm temel prensi plerine yaratıcı biçimde ya klaşımı sayesinded i r ki, D i mitrof, b i rçok Marksist görüşü - M a rksizmin «yenileştirici»si ve «modernize edici»si o l maya kend i l iğinden adayl ı k l a rını koya n ların h i çbi r zaman beceremiye­ cekleri b i çimde - reel olara k zeng i n leştirmeyi ve işlemeyi başara bi id i . B u l g a r h a l k ı , fa brika düdükleri nin bütün memlekette yankı lanan acı çığ l ı klariyle ateşl i halk savunucusu, y ı l maz devri mci, tanınmış Marksist­ Leninist, sevg i l i halk önderi Georgi D i m itrof'un hayata gözlerini kapa­ d ığ ını b i l d i ren 1 949 y ı l ı n ı n o yaslı Tem muz g ü n ü n ü u n utm uyor.

(1) G. Dimitrof. Eserler, c. 1 4 , s . 364. 175


G. D i m itrof tarafı ndan Ma rksizm-leni nizme ve proletarya enternasyona­ lizmine sadakat, devri mci uzlaşmaz l ı k ve amaçlara doğ ru yürümekte se bat­ kôrlı k ruhunda eğitilen Bulgaristan Komü n ist Partisi, m ü cadeleye D i mitrof­ suz olarak, Dimitrof yolunca devam etti. Biz bugün, D i m itrof' u n ölümün­ den 23 y ı l sonra, o n u n vasiyetinin, yani «diğer ü lkelerin başka koş u l l a r a ltında yüzyı lda başara bi ldi kleri n i , Bulgarista n ı n 1 5-20 yı lda başar­ ması» (i) d i leği nin şerefle yerine geti rildiğini haklı b i r g u rurla söyliye­ b i l i riz. i n a n ı ı mıyacak şey gerçek oldu. Kısa denebi lecek bir ta ri hsel süre i çi nde, D. Blagoef ve G. Dim itrof' u n pa rtisince yöneti len, Sovyetler Birli­ ğ i n i n kardeşçe ya rdı m ı na ve öteki sosya l ist ü l kelerle işbirliğine dayanan Bulga ri sta n H a l k C u m h u riyeti, geçiş döne m i n i n bütün g ü ç p roblemlerini başarıyla çözdü, güçlü b i r modern sanayi kurdu, büyük çapta b i r sosya­ list köy ekonom isi meydana geti rdi, köklü bir sosya li st kültü r devri m i ya ptı . Zaferine G. Dim itrof' u n bütün hayatını a d a d ı ğ ı sosya l izm, memle­ ketimizde kes i n l i kle ve dönüşsüz olara k üstün geldi. BKP, 1 971 N i sa n ı nda ya pılan X. Kongresinde, B u l g a r kom ü n i stleri n i n ta ri hsel ödevini - Bulgarista nda gelişmiş sosyalist to p l u m u k u rma - belir­ liyen yen i bir Prog ra m ka bul etti. Pa rti n i n X. Kon g resince tasvip edilen pol iti k hattı, mem leketi mizde sosya l izm ku rucu luğ u nda ve d ü nyada kom ü ­ n i z m i n zaferi uğrundaki mücadelede G . Dim itrof ta rafından sa pmaksızı n izlenen len i nci hattın sistemli olarak, b i l i m sel açıdan işlenip esasla ndırı­ lara k gelişti ri l m i ş biçi m i d i r. Bulgarista n Kom ü n i st Parti si, Bulga ristan emekçi leri, Bulgarista n halkı, büyük evl ô d ı n ı n ve önderi n i n, dü nya komüni st hareketi nde b u n u ya pmış seçkin eylem adamı Georgi D i m itrof' u n 90. doğ u m yıldönümünü, izlemekte oldukları yolun doğ ruluğ u na yü rekten inanara k, i n sa n l ı ğ ı n i leri ha reketi n i n ö n c ü kolunda, büyük Sovyet hal kıyla v e kardeş sosya l ist ü l keler ha lklariyle omuz omuza, kapita li st memleketler kom ünistleri ve emekçi leriyle, dün­ yada emperyalizme karşı, hü rriyet ve bağ ı msızl ı k için, demokrasi ve sos­ yalizm için mücadele eden bütün sağd uyu l u i nsanla rla savaş birliği ha­ l i nde yürümekte o l m a n ı n b i l i nciyle kıvanç d uyarak karş ı lamakta d ı rla r.

(1) G. Dimitrof. 176

Eserler, c. 14, s. 314.


Laypsig yargılamasında Georgi Dimitrof konuşuyor Ben fikirlerimi ve komünist inançla"mı savunuyorum

Ben Ben Ben Ben

b u rada sa n ı k b i r komüni st olara k ken d i m i savun uyoru m. kendi kom ü n i st, devri mci şerefi m i savu n uyoru m . fiki rleri m i v e komün ist ina nçlartm ı savun uyoru m. hayat ı m ı n anlam ve m uhtevası n ı savun uyoru m.

i şte bunun içi n, ma hkeme heyeti önünde söylediğim her söz deyim uyg u nsa eğer, benim cammdan ve kammdan kopmuş bir parçad". Ben i m her sözüm, u ğ rad ı ğ ı m haksız suçlama ka rşısı nda, böyle a nti -komünist b i r suçun kom ünistlere isnat ed i l mesi karşısında duyd u ğ u m deri n nefreti n b i r ifades i d i r. Beni b u rada Alman Yüksek M a h kemesi'ne karşı gereken ciddiyetle dav­ ra nmamakla s ı k s ı k k ı na d ı l a r. Bu doğrudan doğ ruya haksızlıkt ı r. Gerçi, komünist olmak"ğım stfatiyle, benim için en yüksek kanun Komünist En­ ternasyonali'nin programı, en yüksek mahkeme de Komünist Enternas­ yonali Kontrol Komisyonu'dur. Fa kat karş ı s ı na çıkarti m ı ş b i r sa n ı k olarak, benim için i m p a ratorluk Mahkemesi, ya l n ız özel vasıflı ya rgıçlardan oluş­ masından ötürü değ i l , aynı zamanda devlet i ktidartnın çok önem l i b i r organı, h ô k i m topl u m d üzen i n i n önemli b i r o rganı, en büyük ceza karar­ larını veren bir makam ol masından ötü rü, tam bir cidd iyetle ha reket et­ memizi gerektiren b i r maka m d ı r. Ben e l i m i vicda n ı m a koyarak, bu mah­ keme önünde ve dolayısiyle kam uoyu önünde, bütün sorulara ya l n ı z ger­ çeklerden söz ederek cevap verd i ğ i m i söyliyeb i l i ri m . Ancak g i z l i l i k d u ru­ m u ndaki pa rti mle i l g i l i sorulara gelince, ben b u hususta her hangi bir şey 'söylemeye asla ya naşma m ı ş ı mdı r. Ben her zaman cidd iyetle ve bütün ka l b i m le i n a na ra k konuştum. Başkan: Ben Sizi n b u rada, bu sa l onda, komünist propagandası yap­ manıza göz yumamam. Siz her oturumda bunu ya ptı nız. Bu minva l üzre g iderseniz, söz hakkın ızı geri alaca ğ ı m . Dimilrof: B e n burada propaganda ma ksatıa rt g üttüğ üm yolundaki idd iayı kes i n l i kle reddetmek zoru ndayı m . Mahkeme önü ndeki savu n m a m ı n belirli b i r propaganda etkisi ya pmış o l m a s ı m ü m k ü ndü r. Beni m m a h ­ kemedeki davra n ı ş ı m ı n b i r sa n ı k komünist için örnek tutulması da ola­ ğ a n d ı r. Fa kat savunma m ı n amacı b u değ i ld i r. Ben i m a macım, sözkonusu ya n g ı n l a g üya D i mitrol'un, Torgler'in, Popol'u n ve Tanel'in, ya n i Al man Komü nist Partis i n i n ve Komünist Enternasyona l i ' n i n b i r i l i şkisi olduğu yolundaki suçlamayı ya lanlamakta n i ba rettir.

Biliyorum ki, Rayştag'ın ateşe veri l mesine bizim sözde katı l m ı ş olduğ u­ muza Bulgari sta nda kim se i n a n m ı yo r. Dış memleketlerde buna i na nacak 1 77


bir kimse b u l una bi leceğini düşünmenin zor olduğunu do b i l iyorum. Fa kat Al manyada koş u l l a r başka d ı r; b u rada böyle acayip iddia lara inananlar olabi l i r. Işte ben bundan ötürü, kom ünist parti sinin böyle bir suçta eli olmadığ ını ve olam ıyacağ ını i spat etmek isted i m . Propoganda yapmaya gelince, b u radaki konuşmaların çoğ unun bu nite­ l i kte olduğu bir gerçektir. Göbels'in ve Göring 'in konuşmaları do b u rada kom ünizm yara rına dolaylı bir p ropoganda etkisi ya p m ı ştır, oma konuş­ malarının böyle b i r propaganda etkisi yaptığından ötü rü kend i lerini soru m l u tuta b i l ecek yoktur. (S o i o n d o c a n Iı Iı k v e g ü l ü Ş m e i e r.) Faşist/er hangi mem/ekette barbar ve vahşi deği/dir/er?

Basın beni her s u retle yermiş - ki bu u m u ru mda b i le değ i l -, fa kat şa h s ı m ı vesi le ederek benim Bulgar halkıma da «va hşi .. ve «barbar.. diye d i l uzatm ış, bana «ne idüğü bel l i değ i l Ba l kanl ı .. , «va hşi Bulgar» demeye ka lkışm ıştı r. Ve ben bunları el bette ceva psız b ı ra ka m a m . Bulgar faşizminin va hşi v e barba r olduğu doğrudur. A m a Bulgar işçi leri ve köylü leri, B u lgar ha l k ayd ınları hiç de va hşi ve barbar değ i l lerd i r. Ba lkanların maddi kültür d üzeyi şüphesiz diğer Avrupa ül kelerininki g i b i yüksek değ i ld i r, fakat h a l k yığınla rı m ızın mônevi v e politik bakı mdan öteki Avrupa ü l kelerindeki yığ ınlara kıya sla daha düşük düzeyde olduk­ l a rı söylenemez. B u l g a ri standa bizim politik mücadelemiz,' politik ça lış­ malarımız h i ç de diğer mem leketlerdekinden aşa ğ ı değ i ld i r. Beş yüz y ı l yabancı esareti a l tında yoşıyon, yine de d i l ini ve m i l l iyetini yitirm iyen halk, Bulgar faşizmine karşı ve kom ünizm uğ runda m ücadele eden ve etmekte o lan bizim işçi sınıfı m ı z ve köyl ü leri miz, böyle b i r h a l k va hşi ve barbar değ i ldir. Bulgaristanda va hşi ve barbar olanlar ya lnız faşistlerdi r. Ama, sora rı m Size bay başkan, faşist/er hangi mem/ekette vahşi ve barbar deği/dir/er? Başkan (D i m i t r o f ' u n s ö z ü n ü k e s e r) : Siz Al manyadaki pol i ­ ti k i l işki leri ima etmiyor m usunuz? Dimitrof (o l a y I ı b i r g ü l ü m s e m e y i e) : El bette hayır, bay baş­ kan . . .

Bulgar halkı b ütün g ü cüyle ve dişini tırnağına katı p d idinerek yabancı esaretine karşı savaşmıştır. işte ben bunun için, B u lgar h a l kına yönel i k h ücümları protesto ediyoru m . Ben B u l g a r olduğ u mdan ötürü utanmama sebep görmüyorum ve Bulga ristan işçi sınıfının oğ l u olmakla övünüyoru m . Yığınsa/ ça/ışma var, serüven yok

B u rada, Rayştag yang ınının b i r s i l ô h l ı ayaklanma sinya l i olması gerek­ tiğ i iddia ed ildi. Bunu şöylece esaslandı rmaya ça lıştı lar: Burada mahkemede konuşan Göring, Hitler' i n i ktidara geldiği a nda, 178


Alman Komünist Partisinin kendine bağ l ı yığ ı n ların duyg ularını a levlend i r­ mek ve b i r şeyler ya pmak zorunda kald ı ğ ı n ı söyledi . «Komünistler mut­ l a ka b i r şeyler ya pmak zorundayd ı la r, bunu ya ş i m d i ya pabili rlerdi, ya do hiç bir zaman» ded i . Sonra Komünist Parti s i n i n y ı l la rdan beri nasyona l ­ sosya lizme ka rşı mücadele çağ rısında b u l u n d u ğ u n u v e nasyonal -sosya l ist­ Lerin i ktidara geldi kleri onda Al man Kom ün ist Partisi için a rtık her şeyi kaybetmek istemiyorso derhal eyleme g i rişmekten başka çıka r yol olmadı­ ğını sözlerine ekled i . Komünist Pa rtisine atfen i leri sürülen bu tez komü nist tezi değ i l d i r. B u g i bi kuru ntu ve ta h m i n ler, d ü ş m a n l a r ı n A l m a n Kom ü n i st Parti sini iyi ta n ı madıklarını gösteriyor. Düşmanıyla doğ ru biçimde mücadele etmek i stiyen kişi, bu düşmanı iyi ta n ı m a ı ı d ı r. Parti n i n yasaklanması, y ı ğ ı n örgüt­ leri nin ka patı l m a s ı , a ç ı k ça l ışma olanakları n ı n yitiri l mesi el bette devrimci hareket için a ğ ı r da rbelerd i r. Fakat bu hiç de artık her şeyin yitirildiği anlamtna g e lmez. Alman Komünist Partisi gizli ça l ı şmak zoru nda b ı ra k ı l m ı ş olsa do, beli r l i koşu l lar i ç i n d e devri m i yine de yapa b i l i r. Bunu Rus Kom ü n i st Parti s i n i n tecrübesi apaçık gösteriyor. R u s Kom ü n i st Partisi de g i z l i l i ğ e iti l m i şti, kanlı kovuşturmalara uğ ruyordu, o ma bu çeti n dönemden sonra işçi sınıfı, boşta komüni st pa rtisi o l m a k üzere i ktidara gelebi ldi. Alman Komünist Partisi yöneticileri, a rtı k her şeyin yitiri ldiği, ya ayaklonmak ya do ma hvol mak i kilemi d u r u m u na gelindiği g i bi b i r düşünceye saplanamazlard ı . Alman Kom ü n i st Partis i önderleri bu derece safd i l liğe düşemezlerdi . Alman Ko­ m ü n i st Partisi, gizli ça l ı ş m a n ı n birçok kurbono mo lolaca ğ ı n ı , fedakôrl ı k ve cesa ret gerekti receğ i n i pekô lô bil iyordu, fa kat b u parti sa h i p olduğu devri mci g üçleri n sağ la m laşaca ğ ı n ı ve kend i s i n i n yükümlü bulunduğu ödevleri ya pabi lecek duruma geleceğ i n i de iyi biliyordu. işte bundan ötü rü, Alman Kom ü n i st Parti s i n i n b u dönemde m utlaka va -bank (kuma r) oyna ması gerektiğ i g i bi b i r düşünceye asla yer verilemez. Komünistler, ne mutlu ki, düşmanlart gibi kısa görüştü değil/erdir, en güç durumlarda bile s o ğukkanltlığı yitirm ezler .

Bu dediklerimize ş u n u da eklemeliyiz ki, Alman Komü nist Partisi ve öteki kom ü n i st parti leri Komü nist Enternasyonali'nin kollarıdı riar. Karş ı s ı nda bütün kolların soru m l u bulundukları Kom ünist Enternasyonali, komp locular örgütü değ il, d ü nya partisidir. Böyle bir dünya partisi ayak­ lanma ve devrim oyunu oynamaı. Böyle b i r d ü nya partisi, m i lyonla rca taraftarı için resmen bir şey konuşup, öte ya ndan g iılice bunun tersini yapamaz. Böyle pa rti, sayın d-r Zak, çifte mu hasebe b i l mez ! D-r Zak : Peki, Siz kom ü n i st propagandanıza devam edi niz. Dimitrof : Böyle bir pa rti, m i lyon l u k proleta rya yığı nlarına hita bederken, kendi takti ğ i n e ve en yakın ödevlerine i l i ş k i n kararlar a l ı rken, bunu ciddi­ yetle, tam bir soru m l u l u k b i l i nciyle ya par .

179


Yığınsal çalişm a var, yığlnsql mücadele, yığınsal direniş, tek cephe var, serüven asla yok ! Kom ünist taktiğ i n i n a l fa besi bud ur. Rayştag yangın! kimin işine yarar?

B i r sorun va r k i , gerek savc ı l ı k, gerekse avukatlar ta rafından açıklığa kavuşturu lmadı. Bunu gerekli bulmamaları beni hayrete düşü rmüyor. On­ l a r b u sorundan çok korkuyorlar. B u 1 933 y ı l ı Şubatı nda Almanyada ne g i b i politi k durum ve koş u l l a r olduğu soru nudur. B u rada ben b u sorun üzeri nde biraz d u rmal ıyım. Şubat ayı sonunda, m i l l i cephe ka mpı i çinde m ücadelenin alıp yürüdüğü b i r politi k durum va rdı . . . M i l l i kamptaki b u i ç m ü cadele, Al manya n ı n i ktisat çevreleri ndeki k u l i sa rd ı m ücadeleyle i l işkili olara k başgöstermişti. Mücadele. y ı l l a rd ı r na s ­ yona l-sosya l ist ha reketi fina nse edegel m i ş olan Tissen v e K r u p (harp end üstrisi) çevreleri ile a rka plôna atıl maları gereken raki pleri a rasında yü rütüi üyord u. Tissen ve Krup, mem lekette kendi p ratik yöneti m leri a ltında tekbaşına idare ve mutlak egeme n l i k prensibini uyg u l a m a k, işçi s ı n ı f ı n ı n yaşam düzeyi n i olabildiği nce d üşürmek i stiyorla rd ı ve bunun için de devri mci proletarya n ı n ezi l mesi gerekiyordu. Bu devrede, Komünist Parti si. işçi ha reketi n i n nasyonal -sosya l i stler ta rafından yoked i l mesi denemeleri ne karşı savu n mada yer a l a bi lecek bütün güçleri derleyi p topa rla mak üzere b i r tekcephe yaratmaya ça l ışıyordu. Sosya l -demokrat işçilerin b i r bölüğü işçi sınıfının tekcephe olması i htiyacını h issediyorla rd ı . Bunu a n l ıyorla rdı . B i n lerce sosya l -demokrat işçi Al man Komü n i st Partis i n i n safla rına katı l ı ­ yorla rdı. Fa kat Ş u bat v e Mart aylarında, tekcephe meydana geti rme öde­ vinin a n l a m ı hiç de aya k l a n ma ve ayaklanma hazırl ığ ı değ i ld i ; bu ödev a ncak kapita l istleri n ta lancı hücümuna ve nasyonal -sosya listlerin zorb a l ı ­ ğ ı na ka rş ı işçi s ı n ı f ı n ı n seferber ed i l mesi a n la m ı na gel iyord u . Başkan (D i m i t r o f ' u n s ö z ü n ü k e s e r e k) : Bize burada hep ya lnız Bulgari standaki pol iti k d u r u m la i lg i lendiğ i nizi söylüyordunuz. h a l ­ b u k i ş i m d i ki sözleriniz A l m a n p o l i t i k sorunlarına da ç o k b ü y ü k b i r ilgi göstermiş olduğ u n uzu ortaya koyuyor. Dimitrol: Bay başka n. beni k ı na m a k i stiyorsunuz. Ama Size şöyle itiraz edeceğ i m : Ben bir Bul g a r devri mcisi olarak, bütün ü lkelerdeki devrimci ha reketle i 1 g i leniyorum ve örneğ i n h içbi r za m a n Ameri kada bulunmadı­ ğ ı m halde. G ü n ey Ameri ka n ı n pol iti k sorunlariyle de i lg i leniyor ve bunları en az Alman soru n larını ta n ı d ı ğ ı m kada r iyi ta n ıyoru m . N e va r ki. eğer G ü ney Ameri kada bir parlô mento binası yana rsa, bundan beni m suçlu olduğum anlamı çıkarıla maz. Burada a d l i kovuşturma n ı n ve ya rg ı la m a n ı n deva m ı boyunca b e n el bette b i rçok şey öğrenm i ş v e politik sezgi m saye­ si nde b i rçok ayrı ntı l a rı kavra m ı ş b u l u nuyorum. Ded i ğ i m g i b i . o devrenin politik olayla rı i çinde iki esas durum vard ı : 180


Biri ncisi, nasyonal-sosya l i stleri n tekbaş ı na ida reye yönel i k ça bası. Ikincisi de, bunun ka rşıtı o la ra k, Komünist Parti s i n i n i şçi tekcephesi n i ku rmaya yönel i k eylem i . Ben bu iki durumun adli kovuşturma s ı rasında da böylece beli rdi ğ i ka n ı s ı ndayım. Nasyonal -sosya l i stlere, m i l l i ka m p i çi ndeki güçl üklerden d i kkatleri uzak­ laştı rmak ve işçilerin tekcephesi n i suya düşürmek i çi n b i r ta hri k ma nev­ ras ı gerekliyd i . " M i l l i hükümet»i n, basın özgürlüğünü ve kişi dokunulmaz­ l ı ğ ı n ı ortadan ka l d ı ran, pol i s baskıları, toplama kampları ve diğer a nti­ kom ü n i st m ücadele ted bi rleri siste m i n i getiren 28 Şubat olağan üstü emir­ na mesi n i çı karabi l mek üzere ciddi b i r vesi leye i htiyacı va rd ı . Başkan (D i m i t r o f ' u n s ö z ü n ü k e s e r e k) : S i z h e r türlü s ı n ı rı aşıyorsunuz, i ma l a r yapıyorsunuz ! Dimilrof: Ben sadece Al ma nyada Rayştag ya ngını a rifesindeki politik durumu kend i a n lad ığ ı m g i bi ayd ı n latmak istiyoru m . Başkan : Burada hükü mete yöne l i k i m a la r ı n v e a rtık çoktan ya lanla n m ı ş o l a n iddiaiarın yeri yoktur. Dimitrof: Ben, daha önce de söyled i ğ i m g i b i , iddianameyle bir noktada hemfikirim. Şimdi bunu daha da pekiştirmek istiyorum. Bu nokta, Van der Lu be' nin ya n g ı n ı ya l n ı z başına m ı çıkard ı ğ ı , yoksa ya rd ı mcıları n ı n da olup olmad ı ğ ı sorunuyla i lg i l i d i r. Pa rizius burada iddia makamı a d ı na , sa n ı k ­ ların kaderi n i n Va n der Lube' n i n ya rd ı mcıları olup olmadığı soru n u n u n çözümüne bağ l ı olduğunu söyled i . B e n i m b u n a ceva b ı m ş ud u r : Hayı r, bin lerce kere hayı r ! Savcı n ı n sorunu böyle ortaya koyması mantıksızd ı r. Ben Va n der Lube' n i n Rayşta g ' ı gerçekten de ya l n ı z başına ateşe verme­ diği kantslndayım. Ben b i l i rkişi ra poruna ve a d l i a raştırma veri lerine da­ ya narak, Rayşta g ' ı n genel kurul sa lonunun ateşe veri lmesi nin, a l t katta restoran ı n ateşe veri l mesinden ayrı b i r türden olduğu sonucuna var­ maktayı m . Genel kurul salonu başka kişiler ta rafından ve başka a raç­ larla kundaklanm ı�tır. Lube' n i n kundaklamasiyle genel kurul sa lonunun kundakla n ması a rasında ya l n ı z zaman bakımından uyg u n l u k o l u p, diğer bütün hususlarda bunlar b i rb i ri nden lamamiyle farklidıriar. En yakın i hti­ mal, Va n der Lube'n i n bu insanların elinde b i l i n çsiz b i r ô let, kötüye kul­ landı kları b i r ô l et olduğudur. Lube bu hususta her şeyi söylemiyor. Şimdi de i natla susuyor. O halde bu soru n u n çözümü sa n ı kların kaderi n i bel ir­ liyemez. Va n der Lube bu işde ya l n ı z değ i l d i r ; a ma onun ya n ı ndakiler ne Torgler, ne Popof, ne Tanef, ne D i mitrof'tur. Hem k i m d i r Va n der Lube? Kom ü n i st mi? H i ç de değ i L . Anarşi st mi? o da değ i L . O deklôse b i r işçi d i r, i sya n eden b i r l ü m pen proleterd i r, kötüye kullandıkları , i şçi s ı nıfına karşı kendisi nden ya ra rla ndıkları bir mahl Cı ktur. Hayır, o asla kom ü n i st değ i l d i r ! Anarşist de değ i l d i r ! Dünya da h içbi r kom ü n i st, h i çbir a na rşist, mahkeme önünde Va n der Lube'n i n ya ptığ ı g i bi ha reket etmez. Gerçek anarşistler bazı a n lamsız işler ya parlar, fa kat mah­ kemede d i renç gösterir ve a maçları n ı a çı kla maya ça l ı ş ı rl a r. Eğer b i r komü1 81


nist böyle b i r şey ya p m ı ş olsayd ı, s a n ı k sanda lyesinde suçsuzlar oturu r­ ken, kendisi m a h keme önünde susa mazd ı . Hayır, Va n der Lube komüni st değ i ldir, a n a rşist değ i l d i r, a ncak faşizmin kötüye kullandığı b i r ô lettir. Pol i s memuru Heler, 1 933'te Rayştag ' ı komünistlerin ya ktıklarını ispat­ lamak için, burada, 1 925 y ı l ı nda yayı m l a n m ı ş bir kitaptan a l d ı ğ ı n ı söyle­ diği bir kom ü n i st ş i i ri okudu. Şimdi ben de bir ş i i r, ama en büyük Alman şai ri Göthe'den b i r şiir okuyaca ğ ı m : Akl ı n ı başına top l a m a n ı n vakti d i r. Büyük mutl u l u ğ u n terazisinde kefeler dengeye ender g el i r : Sen ya yükselmelisin ya da i n melisin aşağ ı. Bükmeli veya bükülmelisin, sevinci veya kederi ö ğ ren, ya ka l k a ğ ı r bir çeki ç g i bi yukarı ya da d u r yeri nde bir örs g i bi sen ! Evet, örs o/mak istemiyen, çekiç o/maltdır!

XVi I . yüzyı lda, b i l i msel fizi ğ i n kurucusu Ga/i/eo Ga/i/ey, kendisini ereti k olara k ölüme m a h k u m edecek olan engizisyon ma hkemesi karşısına çıka­ rı l m ıştı. Büyük b i l g i n derin b i r inanç ve k es i n l i k l e şöyle bağı rdı : Ne o dünya - her şeye rağmen dönüyor!" Ve bu bili msel hüküm daha sonra bütün i nsa n l ı ğ ı n malı oldu. -

Başkan (Dimitrof'u n söz ü n ü sertçe keser, kalkar, kôğıtlarını toplar ve çı kmaya hazırla n ı r) . Dimitrof ( d e v a m e d e r) : Biz komünist/er, şimdi ihtiyar Gali/ey'den aşağı ka/ını yan bir kesinlikle şöyle h aykıfabiliriz: "Ve o her şeye rağmen dönüyor!" Tarihin tekerleği dönüyor . . . Tarih tekerleği dönüyor ve komünizmin tam zaferine kadar dönmeye devam edecektir!

1 6 Ara l ı k 1 933'de m a h kemedeki son konuşması s ı rasında ya p ı l a n stenografi k notl a rdan a l ı n m ı şt ı r. K O M i N T E R N ' i N ViI. K O N G R E S i N D E Faşizm ve işçi sınıfı

Derin ekonomik buna l ı m ı n birden şiddetlenmesi, kapita lizmin genel buna l ı m ı n ı n a l a b i ld i ğ i ne keski nleşmesi ve emekçi yığ ı n l a r ı n ı n devri mci leş­ mesi koşu l l a rı içi nde, faşizm geniş cepheli bir sa l d ı rıya geçti. 1 82


Em perya li st çevreler, buna l ı m ı n bütün yükünü emekçi lerin sırtına a kta r­ maya ça l ı şıyorla r. Onlara bunun için faşizm gereklidir. Emperya list çevreler, pazar proble m i n i , zayıf h a lk ları esir etme, sömür­ geci ezgiyi a rttı rma ve d ü nyayı harp yoluyla yeniden paylaşma pahasına çözmeye ça bal ıyorla r. Onlara bunun için faşizm gereklidir. Onla r, işçilerin ve köylü lerin devri mci ha reketi ni ezme ve d ünya proletar­ ya s ı n ı n daya nağı Sovyetler Birliğine karşı bir askerı saldı rıya geçme yo­ l uyla, devrim g ücleri n i n a rtma sını önlemeye ça l ı ş ıyorlar. Onlara bunun için faşizm gereklidir. Bi rçok memlekette, öze l l i kle Alma nyada, bu emperya l ist çevreler, y ı ğ ı n ­ ların devrim yön ünde kesi n bir dönüm ya pmalarından önce, pro leta ryayı yen i l giye uğ ratabildi ler ve bir faşist d i ktatura kurabildi ler. Fakat faşizmin üstün gel mesi n i n kara kteristik öze l l i ğ i , bu başa r ı n ı n b i r ya ndan sosya l-demokra s i n i n burjuvaziyle s ı n ıfsa l işbi rliğ i ne yatkın parça ­ layıcı politikası yüzünden örgütse l l i ğ i n i yitiren ve fe Ice u ğ rayan proletar­ ya n ı n zayıfl ı ğ ı na ta n ı k l ı k etmesi, öte ya ndan da, işçi s ı n ı f ı n ı n mücadele­ sinde birlik sağ la n masından korkan, devri mden korkan ve a rtık y ı ğ ı n l a r üzerindeki d i ktası nı e s k i burjuva demokrasisi v e parla mentarizm metot­ lariyle s ü rd ü remiyecek du ruma düşmüş olan burjuvazinin kendi zayıflığ ı n ı göstermesi d i r. i ktida rda faşizm, finans kapitalinin en gerici, en şovinist ve en emper­ yalist unsurlaf/ntn aç/k, terörist diktaturas/dır. Fa şizm, örneğ i n Oto Bauer' i n iddia ettiği gibi, g üya «iki sınıfın, burj u ­ vazi i le proletarya n ı n üstünde» b i r devlet egemenliği biçi m i değ i l d i r. B u , i n g i l i z sosya l isti Braylsfori' un zan nettiğ i g i bi «aya k l a n m ı ş v e devlet maki­ nesi n i ele geçirmiş küçük burj uvazi» de değ i l d i r. Hayı r. Faşizm s ı n ı f-üstü bir i ktidar değ i l d i r ve küçük burj uvazinin veya l ü m pen proleta rya n ı n finans kapita l i üzeri nde egemenliği de değ i ld i r. Faşizm bizzat finans kapita l i n i n i ktida rıdır. B u , işçi s ı n ıfıyla, köyl ülerin v e aydı nların devrimci bölü müyle terörist hesa plaşma örgütüdür. Dış politi kada faşizm, diğer halklara karşı hayva nsa l bir nefret aşı layan en kaba biçi mde şovinizmd i r. Faşizmin bu gerçek ka rakteri b i l hassa kuvvetle bel i rti l mel i d i r ; zira ta k ı n d ı ğ ı sosya l demagoji ma skesi, faşizme, bi rçok memleketlerde buna­ l ı m ı n raylardan çıkard ı ğ ı küçük burj uva yığınlarını ve hatta p roleta rya n ı n e n geri ka l m ı ş tabaka ları n ı n belirli k ı s ı m la r ı n ı , y a n i faşizm i n gerçek s ı n ıfsal kara kteri ni, gerçek cibi l l iyeti ni bildi kleri ta kd i rde hiçbir zaman onun a rd ı ndan g itmemeleri gereken u nsurları nı peşinden sürükleme ola­ nağı verm iştir. Çeşitli memleketlerde faşizmin gel iş mesi ve faşist d i ktatu ra n ı n kendisi, bunların tarihsel, sosyal ve ekonomik koşu llarına, u l usal özell iklerine ve şu veya bu mem leketi n u l uslara rası durumuna göre çeşitli biçimler a l ­ ma kta d ı r. Bazı mem leketlerde, öncelikle faşizmin geniş b i r yığı nsal temele sa h i p o l m a d ı ğ ı ve faşist burjuvazinin kendi ka mpı nda çeşitli gruplar a ra 1 83


sı ndaki m ücadelenin yeteri kada r g ü c kaza n d ı ğ ı yerlerde, faşizmin parla­ mentoyu bi rden ortadan ka l d ı rmaya g i rişmediği ve diğer burjuva pa rti leri için, aynı zamanda sosya l - demokrasi içi n beli rl i bi r lega lite ola nağ ı n ı korud u ğ u görü l ü r. Egemen b u rj uvazin i n tez günde b i r devri m i n patlak vermesi nden korktu ğ u diğer bazı memleketlerdeyse, faşizm, ya derhal ya da bütü n ra k i p partilere ve g ru plara karşı terörü ve kovuşturmaları g it­ gide a rttı ra ra k, kendi s ı n ı rsız politik tekelini k u rar. Bu a rada, d u ru m u bilhassa nazi k bir safhaya g i rdiği a nda, faşizmin, daya n d ı ğ ı sosyal temeli genişletme denemesi nde, s ı nıfsa l özl ü ğ ü n ü deği şti rmeden açık terörist diktatörlüğü kaba bir parlamenta rizm sahteci liğ iyle bağdaşltrma dene­ mesi nde b u l u n ması da m ü m k ü n d ü r. Faşizmin i ktid a ra gel mesi, bir b u rj uva hükümeti n i n yerine diğerini geti r­ mek g i b i bir basit değiştirme işi değ i l , bu rjuvazi n i n s ı nıfsal egemen l i ğ i n i gerçekleştiren b i r devlet biçi mi n i n , ya n i b u rj uva demokrasis i n i n , diğer biçi miyle, ya ni a ç ı k terörist di ktaturayla değiştirilmesidir. B u ayrı m ı n kü­ çü msenmesi, devrimci p roletarya n ı n, en geniş şeh i r ve köy emekçi taba ka­ larını i ktidarın faşistler tarafı ndan ele geçi ri l mesi teh l i kesine karşı müca ­ deleye seferber etmesini v e aynı zamanda b u rj uvazi n i n kendi ka mpı için­ deki çelişkilerden ya rarlanmasını engel liyebilecek ciddi b i r hata o l u r. Fakat burjuva demokrasisi ülkelerinde şimdi şiddetlenmekte olan, emek­ çilerin demokrati k h ürriyetleri n i çiğ niyen, parlô mentonun haklarını yoz­ laşt ı ra n ve budayan, devrimci ha rekete karşı baskı l a rı a rttı ra n tedbirlerin faşist d i ktatörlüğ ü n kurul ması ba k ı m ı ndan taşıd ı ğ ı önem i n gerektiği gibi değerlendirilmemesi de yukarıda söyledi ğ i m izden aşa ğ ı kal mayan ciddi ve teh l i keli bir hatad ı r . . . Faşizmin y ı ğ ı n l a r üzeri ndeki etkisinin kaynağı ned i r ? Faşizm, yığ ı n la rı , onların çoktan çözülmesi gereken ihtiyaç v e i stekleri üzeri nde demagoj i k b i r ka l paza n l ı ğ ı becerebildiği içi n, kendisine doğru çekmeyi başarma kta­ d ı r. Faşizm yığınlarda iyice kökleşmiş kör i na nçları, peşi n yarg ı l a rı körük­ ledi kten başka, b u yığ ı nların en iyi duyg u la rı n ı , hele a da let duyg u la rı n ı ve hattô baza n devrimci geleneklerini kötüye k u l l a n m a ktan da geri d u r­ mamakta d ı r. Alman faşistleri, büyük burj uvazi n i n bu sad ı k uşakları ve sosya l i z m i n yemi n l i düşmanları, a ca ba niçin yığ ı n la rı n karşısında «sos­ ya l i st» görünmeye ve i ktidara gelmeleri n i de «devrim» diye göstermeye ça l ı ş ı rl a r ? Almanyada geniş emekçi y ı ğ ı n l a r ı n ı n y ü rekleri nde yer eden devri m inancını ve sosya l izm eğ i l i m lerini sömürm e çaba l a rı n ı n sebebi ned i r ? Faşizm a ş ı r ı emperya list grupların çıkarlarını savunur, fa kat yığ ı n ların ka rşısına topyekOn u l u s u n savunucusu ma skesi ni tak ı n a ra k çıkar ve örne­ ğin i leri sürd ü ğ ü «Versay aleyhta rı» şiarla küçük burjuva yığ ı nları n ı peşin­ den sürükliyebi len Al man faşi z m i n i n yapt ı ğ ı g i bi hep i nciti l m i ş u l usa l duy­ g ul a rı ta hrik eder. Faşizm yığı nların en azg ı n biçimde sömürül mesi yol undan yürü r ve 1 84


onların a rasına ustaca bir a nti-kapita l i st demagojiyle g i rer. Gerçekte, emekçi leri n canavar burj uvaziye, bankalara, tröstlere ve finans kodaman­ larına karşı besled i kleri deri n nefreti söm ü r ü r ve bu ma ksatla, zamana­ zemine göre, henüz pol iti k ba kımdan olgunlaşmamış y ı ğ ı n l a r için en alda­ tıcı şiarları, örneğ i n Alma nyada "ortak selômeti miz özelin üstündedi r,. ; ita lyada «devleti miz ka pita li st değ i l , korporatif devletti r,. ; Ja ponyada "sö m ü rüsüz bir Ja ponya uğru nda,. ; Bi rleşi k Amerikada "serveti n payla ş ı l ­ ması,. v b . şiarlarını i leri sü rer. Fa şizm h a l kı en a h l ô ksız, en satı l m ı ş unsurların pençesine terkeder, fa kat onun karş ı s ı na "na muslu ve d ü rüst i ktida r,. maskesiyle çıkar. Burj uva demokrasisi h ü k ü metleri nden sıdkı sıyrı l m ı s yığınların haya l k ı rı k l ığ ı n ı sömüren faşizm, a h l ô k bozuk l u ğ u ve yolsuzluklar ka rşısında ikiyüzlü b i r hiddet v e tepki gösteri r (örneğ i n Alma nyada Barmat v e Şklarek yolsuz­ luğu, Fra nsada Stavi ski yolsuzluğu ve daha bi rçokları g i bi ) . Faşizm, hayal kı rı k l ı ğ ı n a u ğ rayan v e eski b u rjuva parti leri nden uzaklaş­ ma kta olan yığı nla rı, burj uvazi n i n en gerici çevreleri yara rına a ldatmaya ça l ı ş ı r. Ama burjuva h ü k ü metleri ni hedef tutan şiddetli hücumlariyle, eski burj uva parti lerine karş ı a ma nsız tutum uyla b u yığınla rı etki lemeyi de başa r ı r. Kaba l ı k ve ya lancı l ı ğ ıyla burj uva geri c i l i ğ i n i n bütün diğer tü rleri n i geride b ı rakan faşizm, yaptığ ı demagoj iyi her memleketi n u l usal özel­ liklerine, hatlô aynı mem leket içinde ayrı ayrı sosyal taba ka ların özel l i k ­ lerine uydurur. Böylece, k ü ç ü k burj uva yığ ı n la rı , hattô i htiyaçların, i şsiz­ liğin ve sosyal güvensizl i ğ i n son derece ü m itsizliğe d ü ş ü rd ü ğ ü i şçi leri n bir bölüğü, faşizmin sosyal ve şovi nist demagoj i s i n i n kurba n ı o l u rlar. Fa şizm proletarya n ı n devri mci ha reketi ne, boca lamalar içi ndeki h a l k yığı n l a rına indi rilen da rbe n i n pa rtisi olara k i ktidara g e l i r, fakat bu geli­ ş i n i , b u rj uvaziye karşı, "bütün u l us,. adına ve u l usun "kurtu luşu,. için giri­ şilmış b i r "devrim,. ha reketi olara k göstermeye ça l ı ş ı r (Muso l i n i ' n i n Roma'ya "yü rüyüş,.ü, Pilsudski'nin Varşova'ya "yürüyüş,.ü, Almanyada H it­ ler'in nasyonal -sosya l i st «devrim,.i vb. g i bi ) . Fakat hangi ma skeye b ü rü n ü rse bürünsün, h a n g i biçime g i rerse g i rsin, hangi yolla rla i ktidara gelirse gelsin, Faşizm, emekçi yığınlanna karşı sermayenin en müthiş saldmsıdır; Faşizm, azgın şovinizm ve istild harbidir; Faşizm, kuduz gericilik ve karşı-devrimciliktir; Faşizm, işçi sınıfının ve bütün emekçilerin en aztfı düşman/du! TEKCEPH E N i N OZlJ VE BiÇi M LERi Bel irli bir aşamada tekcepheni n esas özü ned i r ve ne o l m a l ı d ı r ? Işçi sınıfının doğrudan dOğ r t.4ya ekon o m i k ve politik çıkarlarının korunması ve o n u n faşizme karşı savu n u lması bütün ka pita l i st memleketlerde tekcephe­ nin çıkış noktası ve esas özü o l ma l ı d ı r.


Biz proletarya d i ktatörlü ğ ü için sadece ya l ı n m ü cadele şiarlariyle yetin ­ memeli, yığı nların hayati i h tiya çlarına, onların beli rl i gelişme aşa masın­ daki savaş yetenekleri d üzeyine daya nan m ücadele şiarları ve biçi m l eri bulmalı ve i leri s ü rmeliyiz. Biz, yığınlara, kend i lerini kapita l i st ta lanına ve faşi st barba rlığa karşı savu nab i l meleri i ç i n bugün ne yapmala rı gerektiğini a n latm a l ıyız. Biz emekçi yığı nlarının hayati çı karla rı n ı savunmayı dôva edi nen işçi örgütleri nin ve çeşitli a k ı m l a rı n yapacakları eylembi r l i ğ i n i n ya rd ı miyle en geniş bir tekcephe kurulması için m ü cadele etmeliyiz. Bunun a n l a m ı ş u d u r : Birincisi, buna l ı m ı n ağ ı r sonuçla rını egemen s ı n ıfları n s ı rtına, ka pita l i st­ lerin, toprak ağalarının derebeylerin, tek sözle zenginlerin s ı rtına fii len a kta rmak için elbirliğiyle m ü cadele ; I ki ncisi, faşist sal d ı rının bütün biçi mlerine karşı, burjuva-demokrati k h ü r­ riyetleri nin yoked i lmesine ka rşı, emekçi lerin kazanı mlarını ve haklarını savu nmak için elbirl i ğ iyle m ücade l e ; üçüncüsü, emperya l ist harp teh likesinin g iderek a rtmasına karşı, böyle b i r harbin hazı rlanmasını engel l iyecek niteli kte b i r ortak m ücadele . . . Biz işçi s ı n ıfını, durum ve koşu l l a r ı n değişmesine göre mücadele biçim ve metotlarını süratle değiştirmeye hazı rla m a l ı , bu yolda yoru l m a k b i l ­ meden çaba harca ma l ıyız. Hareketin gelişmesine v e i ş ç i s ı nıfı birl i ğ i n i n sağlam laşmasına bağ lı olara k d a h a da i leri g i tmeli, yığınsal politik grev­ ler örgütleme doğ ru ltusuna yönelerek, sermayeye karşı savunma'dan hü­ cuma geçilmesini hazırla maya çalışma l ıyız. Bu yolda şu veya bu memle­ kette esas send ika birli kleri nin yığ ı nsal politik g reve çeki l mesi, böyle g revler örgütlemeni n zoru n l u şartı sayı l m a l ı d ı r. Komüni stler, ş ü phesiz ki, yığı nları kom ü n i stçe ayd ı n latma, örgütleme, seferber etme yolunda başlıbaşına çalışmaktan geri d ura mazlar ve bu yoldaki çalışmal a rı b i r a n bile gevşetmemeleri gere k i r. Ama işçilerin eylembirl i ğ i ne yönelmes i n i n sağlanması için, proletarya nın sınıf düşman­ larına karşı, sosyal-demokrat partileriyle, reformist sendikalarla ve diğer emekçi örgütleriyle birlikte harekete geçmek üzere k ı sa ve uzun süreli anlaşmala ra varmaya hep beraber çaba göstermel iyiz. Bu ça ba l a r içinde en çok dikkat edeceğ i miz nokta, her merkezde yersel a n laşmala ra daya­ narak taban örgütleri tarafından tertiplenecek yığınsal eylemlerin geliş­ tiril mesi o l m a l ı d ı r. Biz diğer örgütlerle varı l a n anlaşmaların koşullarını d ü rüstl ükle yerine geti rerek, tekcepheye katı lanlar a rasından şu veya bu kişi ya da örgütün ortak eylemleri sabote eden her ha reketi n i amansızca açığa vuracağ ız. Anlaşma l a rı suya düşü rmeye yönelik her denemeye ki böyle denemeler bekleneb i l i r -, eylem lerde sağ la m birliği canlandı rma mücadelesine deva m ederek, yığ ı nl a rı bu birliğe çağ ı rmakla cevap vereceğiz. 186


Tekcephenin ayrı ayrı mem leketlerde somut olara k geliştiril mesi e lbette birbirinden farkıt olarak. onların işçi örgütleri n i n durumuna ve karakterine. politik düzeyleri ne. her memleketteki somut duruma. u l uslara rası işçi hareketinde oluşan değ i ş i m lere vb. bağ l ı olara k değ iş i k biçimler a l a ­ caktır. Bu değ i ş i k biçimler ş u n l a r olabi l i r : işçilerin zaman zaman. somut vesi le­ ler/e. ayrı ayrı isteklerle i l g i l i olara k veya genel bir p ıatform üzeri nde uyum l u ortak eylem leri ; ayfl ayfl işletmelerde veya üretim kol/afl ölçü­ sünde uyu m l u eylem l e r ; yersel. bölgesel. ulusal veya uluslararası çapta u y u m l u eylemler; i şçileri n ekono m i k mücadelesi n i n örg ütlenmesi ni. y ı ğ ı n ­ sal politi k ç ı k ı ş l a r terti plenmesini. faşist sa l d ı rı lara karşı el birliğiyle savun­ maya geçi lmesini hedef tutan uyu m l u eylem ler ; sasya/ gericiliğe karş ı mücadele a l a n ı nda hapislerde bulunanlara ve ailelerine yardım edil­ mesine yönel i k uyu m l u eylemler ; kooperatif, kültür. spor vb. alanlarında gençliğin ve kadlnlafln çıkarlafının savu n u l masını öngören ortak eylem­ ler . . . Sadece ortak eylem a n laşmaları ya pmakla ve tekcepheye g i ren parti ler ve örg ütler temsi lci lerinden. örneğ i n Fra nsada görd ü ğ ü müz g i bi. i rtibat komi syonları k u rmakla yeti nmemiz el bette yetersiz o lu r. Bu a ncak i l k a d ı md ı r. Anlaşma. ortak eylemleri gerçekleştirme yönünde yard ı mcı a ra ç olsa d a . henüz tekcephen i n kend isi değ i l d i r. Kom ü n i st Partisi i le Sosya li st Partisi a rasında i rtibat komisyonu ortak eylem lere geçi l mesi n i kolaylaştır­ m a k için gereklidir. ama henüz bu tekcephen i n fiilen gerçekleştiri lmesi i çin. en geniş yığ ı n la r ı n faşizme karşı m ücadeleye çek i l mesi için yeterli olmakta n uza ktı r. • .

Komünistler ve bütü n devri mci işçi ler. işletmelerde. işsizler arasında. işçi semtlerinde. küçük şehir topluluklafı arasında ve köylerde. seçi m l e görevlendirilecek (faşizmin h ü k ü m s ü rd ü ğ ü memleketlerdeyse. tekcephe hareketine katı lan ların en otoriteli leri a rasından gösterilecek olanlarla meydana getiri lecek) parti-dışı tekcephe sınıfsal organ/ofl kurulması için m ü cadele etmelidi rler. Tekcephe hareketini ve emekçi leri n muazzam ör- ' g ütsüz yığ ı n ı n ı a ncak bu gibi organlar kucaklıyabi lecek. sermayenin sa l ­ d ı rısına karş ı . faşizme v e gerici l i ğ e karşı mücadelede yığ ı n ların i ni syati ­ fin i n geliştirilmesine ve bu temel üzerinde de tekcephe için gerekli geniş işçi aktifinin yaratı lmasına. kapita l i st mem leketlerde yüzlerce ve binlerce partisiz bolşevik yetişti ril mesine yine bu organlar ya rd ı m edebielcektir. Orgütlü işçi lerin bi rl i kte eylemleri. işin başı d ı r. temelidir. Fakat işçilerin büyük çoğ u n l u ğ u n u n örgütsüz y ı ğ ı n l a rdan ol uştuğ u n u da u n utma mamız gerekir. «Normal .. zam a n l a rda bu örg ütsüz yığ ı n genellikle politik yaşantı n ı n dışı nda d u rur. Fakat bug ü n bu m uazza m yığ ı n g itgide d a h a çok ha rekete gelmekte. politi k yaşantı seline katı l m a kta ve politika a l a n ı n a çıkmaktad ı r. Parti -dışı sı n ı fsal organ l a r kuru l ması. en geniş yığı nların taba nı nda 187


tekcepheyi sağlama, genişletme ve sağ lamlaştırm a n ı n en iyi biçimidir. Bu organlar aynı zamanda tekcephe düşmanları n ı n işçi s ı n ıfı a rasında gerçekleşmekte olan eylem birl i ğ i n i baltalama yol undaki bütün denemele­ rine ka rşı da en iyi daya n a k olaca ktı r. 2 Ağustos 1 935'de Komünist Enternasyonalin Vii Kong­ resinde okunan «Faşizmin taarruzu ve Kom ü n i st En­ ternasyonel ' i n faşizme karşı i şçi s ı n ı fı n ı n birliği sava­ ş ı ndaki ödevleri" adlı rapordan a l ı n m ıştır. BULGARiSTAN iŞÇi PARTiSi N i N V KON FRESiNOE Halk demokrasisinin karakteri

H a l k demokrasisi n i n ve halk demokrasili devletin ka ra kterini şu en önemli dört özel l i k beli rler : a) Halk demokrasili devlet, h a l k ı n büyük çoğ u n l uğunu o luşturan emek­ çilerin egemenliğ i d i r ; bu egemenli kte i şçi s ı n ı fı yönetmenlik rol ü oyn a r. Bu, biri nci olarak, sermayeci leri n ve büyük topra k ağaları i ktida r ı n ı n devi­ rildiği, işçi sı nıfı yönetmenliği nde şehir ve köy emekçileri egemen l i ğ i n i n k u rulduğ u ; çağdaş toplumun e n i lerici sı nıfı olara k i şçi sınıfı n ı n devlette ve top lum hayatı nda önderl i k rol ü oynad ı ğ ı ; i ki nci olara k da, devleti n, emekçiler ta rafından söm ü rücü unusurl a ra karşı, kapitalist d üzen i n ve burjuva i ktida rı n ı n d i ri itil mesine yönel i k bütün denemelere ve eğ i l i m lere ka rş ı yü rütü len mücadelen i n h izmeti nde bir a ra ç olduğu a n la m ı n a gelir. b) H a l k demokrasili devlet, mem leketin sosya lizm yol unda gelişmesini sağlamakla görevli geçiş devresi devleti olara k beli ri r. Bu, sermayeci lerin ve büyük topra k sa h i pleri n i n i ktida rı devi rildiği ve bu sınıfların m a l ı - m ü l k ü devlet mül kiyeti haline geti ri l m i ş olduğu halde, kapita l i z m i n ekono m i k kökleri nin henüz kaz ı n m a d ı ğ ı , ka pita list u nsurların yokedi len esa ret düze­ n i ni canlandı rmaya ça l ı şa ra k h ô l ô kaldı kları ve gelişti kleri a nlamına gel­ mekted i r. Bundan ötürü, sosya lizme doğru i lerlemek, ka pita l i st unsurlara karşı, bunların tamamiyle ortadan ka l d ı rı lmasını öngören çetin b i r s ı n ıf mücadelesi yürütmekle m ü m kündür. Halk demokrasili devlet, a nca k sosya lizm yolunda h i ç b i r ya na sapma­ dan i lerlemek suretiyle g üclenebilecek ve kendisine d üşen tarihsel görevi yerine geti rebilecektir. Eğer h a l k demokrasisi, sömü rücü s ı n ıflara karşı m ücadeleyi boşlarsa, kapita l i st u nsurları mevzi leri nden itip çıkarmaya önem vermezse, bunlar kaçı n ı l maz olara k tekra r suyüzüne çıka b i l i r ve bu takdi rde ya l n ı z halk demokrasisinin temeli n i oymakla kal maz, onu ma hva sürüklemeye kada r da varı rla r. c) Halk demakrasili devlet, Sovyetler Birliğiyle, bu sosya lizm ü lkesiyle işbirliği ve dostl u k i çi nde kuru l m a ktad ı r. Memleketi mizin e m peryalizm 1 88


zi nci rleri nden kurtulması ve h a l k demokrasi li devleti mizin kurulması, Sov­ yetler Birl i ğ i n i n ya rdımı ve faşist Alma nya i le m üttefi klerine karşı yürüt­ tüğ ü savaşta ki kurtarıcı eylemi sayesinde m ü m k ü n olduğ u g i bi , h a l k demokrasimizin bundan sonra k i gelişmesi de memleketimizle yüce Sovyet devleti a rası nda ya k ı n i lişki lerin ve sa m i m i işbirl i ğ i n i n , karş ı l ı k l ı ya rd ı m ve dostl u ğ u n korunması n ı ve sağ l a m laştı rılması n ı gerektirmektedir. Sovyetler Birliğiyle işbirliğini zayıflotmo yönünde her eği l i m , memleketi mizde doğ ­ rudan doğ ruya h a l k demokra s i s i n i n va rl ı ğ ı n ı n temellerini sarsmayı .hedef tutuyor demektir. ç) Halk demokra s i l i devlet, demokratik, anti-em perya l ist cepheye men­ s uptur. Her halk demokra s i l i devlet, em perya li st kuvvetlerin sa l d ı rı s ı na karşı bağ ı msızl ı ğ ı nı, egemen l i ğ i n i ve g üven l i ğ i n i , a ncak başında yüce Sovyetler B i r l i ğ i n i n b u l u n d u ğ u b i rleşi k demokratik, a nti-emperya l ist ce­ p heye katı l m a k s u retiyle tem inat altına a la b i l i r.

B u lg a rista n işçi Partis i n i n V Kongresindeki siyasi ra­ parda n a l ı n m ıstır.

1 89


Kahramanlıklarla dolu bir hayattan sayfalar Devrimciler ailesi

Geçen yüzyı l ı n 80 yılları nda Georgi D i mitrof' u n yurdu Bulgari sta n, beş­ yüz y ı l l ı k Osma n l ı esareti nden henüz kurtu lmuş ola n bu mem leket, Avru­ pa n ı n en geri ka l m ı ş ü lkeleri nden biriyd i . 1 877-78 Rus-Türk harbi, bu kurtu luş savaşı, burj uva -demokrati k devri mi rolünü oynad ı . H a l k a rasında devri m ve kurtuluş ha reketi gelenekleri ca n l ı l ı ğ ı n ı koruyordu , demokratik dönüşümler isteği kuvvetliyd i . Fakat i ktidara kavuşan genç burj uvazi der­ hal emekçi leri n gaddarca sömürülmesine dayanan bir reji m kurdu. Georgi D i m i trof 18 Haziran 1 882'de Kovaçevtsi köyü nde doğ d u . Ça lış­ kan, ama yoksu l i n sanlar olan a na -babası, çoku kları nı dü rüstlük ve cesa­ ret, zorba lığa ve ada letsizliğe ta h a m m ü lsüzlük ruhunda eğ ittiler. Aile çok geçmeden yoks u l l u k yüzünden Sofyo'yo göçtü. Ancak birkaç yıl sonra, başkentin bi r kenar semti nde mütevazı bir ev ya parak başla rını soka b i l ­ d i ler. B u e v şimdi m üze h a l i ne getiri l miş v e Georgi D i mitrof'u n gençl i k y ı l la rı n ı n atmosferi korunmaya ça l ı ş ı l m ıştır. Georg i' n i n babası D i mitır M i haylof, ağır bir yaşa m ı n yüküne daha fazla daya namıyarak 1 91 3 y ı l ı nda öldü. Annesi Paraşkeva Doseva, koca s ı n ı n ya rd ı m iyle a lfabeyi öğrenebi l m i şti ; d a h a sonra kendisine veri len parti ödevleri ni yerine getiri rken, adresleri ya lnız başına okuya b i l d i ğ i ne ve ille-

Georg i D i m i trof' u n doğduğu ev Bu yazı, B K P Ta rihi Enstitüsü tarafından hazırlanan «Georgi Di mitrof. Biyografi .,. a d l ı kita b ı n elyazı s ı nda n ; i ki ciltlik «Georgi D i m i trof'a dai r a n ı l a r,. (Sofyo, BKP Yayı nevi, 1 97 1 ) adlı kitaptan ve «Bulga ristan Komü­ n ist Partisi Tarihi,.nden (Sofya, BKP Yayı nevi, 1 969) yararla n ı la ra k hazı r­ lanm ıştır. 1 90


g a l evlerin bulunduğu soka kları kendi başına a rayabildiğ i ne sevi niyord u. Bu anne bütün ö m rü boyunca çocuklarının devri mci m ücadelesine ya rd ı m etmek içi n çırpındı. 1 933 y ı l ı nda, Georg i D i m itrof Moabit zında n ı na atı l ­ d ı ğ ı za man, a n nesi, geçkin yaşına bakmaksızı n v e b i r a n bile tereddüt etmeden oğ lunun yanına hareket etti ve Lôypsig'te, Berlin'de ya rg ı lama­ l a rı sonuna kada r izledi. Hele onun Paris'te d üzenlenen mitingte yaptığ ı hara retl i konuşma, Georgi D i mitrof'u n kurta rı lması için açılan u l uslara­ rası kampanya n ı n genişleti l mesine yard ı m etti. Annesinin yiğitliği, y ı l maz­ I ı ğ ı da, o a ğ ı r mücadele g ü n lerinde D i m i trof'a kuvvet veriyordu. Georg i D i m itrof çok çoçuklu a i ledend i . Ka rdeşlerinden biri iyi bir sen­ d i kacı olara k yetişti ve sonra 1 91 2 Balkan Harbinde şehit düştü. Diğer kardeşi Odesa'da bolşevikler örgütü n ü n m ü cadelesine katı ldı ve 1 9 1 6 yıl ı nda s ü rg ü nde öldü. Oçüncü kardeşi, 1 925 y ı l ı n ı n ka n l ı Nisan g ü n lerinde Bulgar polisi ta rafından öldürüldü. Dimitrof'u n iki k ızka rdeşi de devri mci ha rekete s ü rekli olara k katı ldı lar. Georg i , çoçukluğ u nda okumaya çok mera k l ıydı ve en çok Bulgar hal­ kının u l us a l kurtuluş savaşına, devrimci leri n ka h ra m a n l ı klarına dair ta rihsel hikôyelerden hoşla n ı rd ı . Georg i o k u l u bitiremed i ; a i lesine ya rd ı m etmek zorundayd ı . On i k i yaşı ndayken m ü retti p oldu. Bası mevinden i l k izlenim lerini kızka rdeşine şöyle a nlatıyo rdu : «Bu mucize g i bi bi r şey. Harfleri diziyorsun ya nya na, sözcük o l uyor; b i r sözcükten sonra öteki geliyor ve bir sat ı r oluyo r ; satı r­ lar çoğaldı k-;a da gazete, kita p meydana gel iyor . . . Ne va r ki, harfleri d izerken, bir ya ndan hep okuyorsun. H a n i okuldasın sanki . . . "

Çocukluk çağ ı böylece sona erd i. Georg i D i m itrof çocuk denebi lecek yaşta başl ı başına ça l ışma hayatına başladı, i şçi sı nıfı onun öğretmen ve eğitmeni oldu. Işçi sıntfmm oğlu

Georgi D i m i trof işçi sınıfın ı n saflarında amansız söm ürüyü kendi s ı r­ tında hissetti ve buna karşı m ücadelede iş'çi daya n ışması n ı n gücünü de görüp a n l a d ı . Bu s ı n ı f ı n saflarında b i r ada let savaşçısı olara k çel i kleşti ve kendi Ma rksist dü nya görüşünü ol uşturd u. Bir sendi ka önderi olarak, b i r kom ü n i st olarak, bu s ı nıfın saflarında yetişi p yükseldi. Georgi D i m itrof' u n olağanüstü kabil iyeti ve çevresine gösterd i ğ i geniş i lgi, bas ı m evi işçi leri n i n derhal d i kkati n i çekti. Genç m ü retti p, işini ça bu­ cak kavra m ı'ş ve a rt ı k her metni serbestçe d izebi lecek hale gel mişti . Gaze­ teler için dizdiği yazı ların içeriğini de izliyor,. a rkadaşlarına bunları i l hamla veya öfkeyle a n latıyord u. Georgi D i mitrof, henüz 1 3 yaşı ndayken, Sofya bası mevleri i ş'ç i leri n i n genel g revi s ı ra s ı nda, i l k savaş ateşinden geçti. B i r s ü re sonra, Bası mevi Işçi leri Derneğ i'nin yönetim kurulu üyesi oldu. Onun g i rişi miyle, dernek 1 91


çerçevesi i çinde i l k sendika kütüpha nesi meydana getirildi, işçilerin ça l ı ş ­ ma koş u l l a r ı n ı n iyi leştiril mesi yol u nd a ted bi rler a l ı n d ı , Bası mevi işçi leri Derneğ i, U l u s l a ra rası Bas ı m işçi leri Birliği'ne üye kabul ed i ld i . Aşağıdaki o l a y gayet ö ne m l i ve a n l a m l ı d ı r : 1 898 y ı l ı 1 Mayıs gösteri­ si nden sonra, b u rj uva politi kacı l a rı ndan Radoslavof, i şçi lere iftira eden ve kovuşturu lmala rı n ı i stiyen bir m a ka lesi n i dizi l mek üzere bası mevine göndermişti. O za m a n henüz 16 yaşında olan Georgi D i mitrof, bütün tehd itlere rağ men, bu yazıyı d izmeyi reddetti. Ensonunda, yazar, o iftira cümlelerini m a ka lesinden ç ı ka rma k zorunda k a l d ı . Arada n y ı l l a r geçti . 1 91 5'te, a rt ı k m i l letvekili olan G. D i mitrof, parla mentonun b i r otu rumunda sa nsür keyfi l i ğ i n i yeren b i r konuşma yaptı. Bu konuşmaya, za manın baş­ baka n ı olan aynı Radoslavol iti ra z etti ve vaktiyle verd i ğ i b i r maka leyi D i m itrof' u n sa nsürden geçi rd i ğ i n i hatı rlattı. Bunun üzerine D i m i trof ken­ d i sine ş u ceva bı verd i : «Ben o zaman, bug ü n de yaptığ ı m g i bi , işçi s ı n ı ­ f ı n ı n ç ı ka rla rını v e şerefi n i savunuyord u m . Fa kat siz, işçi yığı nları n ı n fi k­ ri n i o g ü n çiğnedi niz, bug ü n d e çiğ ni yorsu nuz !» «Her zaman ve her yerde okuyup öğrenmeye çalıştım» Georgi Dim itrof' u n severek tekra rlad ı ğ ı gibi, kendisine ü n iversite değ i L . hayat d iploma verm işti. « H e r za m a n v e h e r yerde o k u y u p öğ renmeye ça l ı ştım» d iyordu D i m itrof, «Basımevinde ça l ışırken okuyup öğ rend i m . Ha­ piste yatarken okuyup öğrend i m . Laypsig davası s ı rasında da yine okuyup öğrend i m . » Dimitrof, K. Marks' ı n «Kapital» i ni n popü lerleşti ri l m i ş bas k ı s ı n ı v e «Kom ü ­ n i st Partisi Manifesti»ni okuya rak, G . V . Pleha nof' u n «Ta rihe monistik ba kışın gelişmesi soru n u hakkında» a d !.ı, D. Blagoel'i n «Sosya lizm ned i r ve memleketi m izde sosya lizm orta m ı v a r m ı d ı r?» a d l ı kita p l a r ı n ı v e diğer eserleri okuyarak Marksizmi öğren meye başla d ı . Bası mevi nde bütün günkü yıpratıcı ça lışmadan sonra, seçki n devrimci ve sosya l i stler olan D. Blagoef ve G. KirkonI'un dersleri ni d i n lemek üzere işçi k l ü büne koşuyordu . Aynı k l ü pte b i r yandan matemati k ve astronomi dersleriyle u ğ raşıyor, Rusça ve Alma nca öğreniyord u . Çernişevs k i ' n i n «Ne yapma l ı ?» a d l ı roma nındaki Rahmetof, genç D i m i t­ rol' u n çok sevd i ğ i kahra m a n ı yd ı . Daha sonra bu hususta ş u n ları yazı ­ yord u : «Kendi kend i me sebatl ı , ardıcıl, ces u r v e fedakar olmayı, i rademi ve kara kteri m i g üçlükler ve yoks u n l u k larla mücadelede pekişti rmeyi, kişisel hayatı m ı işçi s ı n ı f ı n ı n yüce dava s ı n ı n ç ı karlarına tabi k ı l mayı, tek sözle Çernişevs k i ' n i n roma nında ta n ı d ı ğ ı m o kusursuz kahraman g i b i olmayı amaç ed i n d i m . » Georgi D i m i trol' u n özel kita p l ı ğ ı nda ü ç b i n k a d a r k i t a p v a r d ı . Bunlar a ra s ı nda Bulgar, Rus, Batı Avrupa vb. yaza rlarının, k i m i s i kendi d i l leri nde ba sı l m ış, kita p ları bulu nuyord u . Ama çoğ u politi k ve Marksist- Leninist 1 92


eserlerdi. B u l g a rca ve Fransızca «Kapital», V. i. Leni n ' i n "Demokratik dev­ rimde sosya l-demokra s i n i n iki ta ktiği" a d l ı eseri n i n orij i n a l baskısı baş yeri a l iyord u . Karl Li bkneht' i n ,Na rg ı l a n d ı ğ ı m dôva" a d l ı kitabı do d i ğer­ leri a rası ndayd ı . Georgi D i mitrof Lôypsig dôvası s ı rasında bu kita bı her­ halde hatırla m ı ş olma lıyd ı . Dimitrof, 1 906 y ı l ı nda, ka b i liyetli proleter gazeteci si v e şa i r Lüba ivoşe­ viç' le evlend i . Dimitrof' un faşist zindanında bulunduğu s ı ralarda ölen b u vefa kôr kad ı n , g üçlü k lerle d o l u bir devrimci hayatı n ı 3 0 y ı l a y a k ı n b i r zaman boyunca eşiyle paylaştı, çok ya n l ı v e yoru lmak b i l mez ça lışmala­ rı nda ona sağ la m b i r destek oldu, ümit verdi , yard ı m etti. Devrimci sendikalarda Georgi D i mitrof Basımevi işçileri Derneğinde sendika işleriyle u ğ raşır­ ken, 1 902 y ı l ı nda Bulgaristan Sosyal - Demokrat işçi Partisine (BSDi P) üye oldu ve proletarya n ı n çıkarları için daha büyük bir enerj iyle ça lışmaya başladı. Sofya parti örgütün ü n klübü onun i ki nci evi oldu. Genel işçi Sendika ları Birliği'nin (GiSB) kurulmasından sonra, 22 vaşındaki genç D i m itrof, başkent yersel i şçi şuras ı n ı n sekreterli ğ i ne, daha sonra 1 909 v ı l ı nda da GiSB sekreterliğ i ne seçi ldi. Kend i n i büsbütün sendikal ça lış­ malara vermişti. Daima işçiler arasında b u l u n uyor, onların m ücadelesini yönetiyor ve i stekleri n i n savu n u l ması için gösteri ler örgütı üyordu. Georgi D i m i trof yıldan yıla daha da çetinleşen ve şiddetlenen g rev ha reketi n i n ortagöbeğ i nde yer a l ıyord u. 1 906 y ı l ı yazında, Pern i k kömür ocaklarında, madenci leri n grev kom itesi n i n başında D i m itrof vardı. Büyü k metanet ve cesaretiyle madenci lerin m ô neviyatı nı o yü kseltiyordu. işçilerin bi rçok i stekleri n i n yeri ne geti r i l mesiyle sonuçlanan bu g rev, hem maden­ ci ler, hem de genç D i mitrof için bir okul oldu. 1 909 y ı l ı nda kibrit fa brikası g revi n i de D i mitrof yönetti. Daha sonraki yıl, ba k ı r maden ieri nde g revci işçilerin önünde bi r konuşma yaptığ ı s ı rada, düşman silôhlar kendisine karşı doğ rultuldu ve a çı l a n ateş az kalsın hayatına kostedecekti. 1 9 1 0 y ı l ı nda t� rafsız v e reform i st send ikalar mens up la rı n ı d a bası mevi işçi le­ rinin g revi ne çekme ha reketi i çinde yard ı mcı çaba l a r gösteren D i m itrof, oportünistlerin sendika birliği konusundaki görüşleri n i n içyüzü n ü açığa vurdu. Ve sendika birl i ğ i n i n her şeyden önce "devri mci sosya l i z m i n bay­ rağ ı altı nda" bağla nmasının önem i ni belirtti . Reformist sendi k a l a rda pren­ s i psiz bir müca dele yürütülü rken, beride D i mitrof tarafı ndan savu n u l a n g ö rüşler, g e n i ş i ş ç i yığ ı nları n ı n G iSB'den ya na kaza n ı lmasını kolaylaşt ı rd ı . Georgi D i m itrof, sendika hareketine, b u ha reketi n ödevleri n i n ta h l i line ve Marksist işçi parti siyle bağ lanması gereğ ine hasrettiğ i bi rçok broşür ve makale yazdı. Partin i n merkez organı "Rabotni çeski vestnik" (..işçi gazetesi,,), D i m itrof' u n çabasiyle bir sayfasını send i ka hereketine ayırd ı . «Peçatar" (<<Mürettip") «Ru d n i çar" (<<MadencH, «Telegrafo-poştenki rabot' 1 93


nitsi.. <<<Posta -telgraf işçi leri } adlı gazeteleri yıllar boyunca Dimitrof yönetti ve bir yandan işçilerin de bas ı n eylemine katı l malarını sağladı. ..

Georg i D i m itrof çeşitli memleketler işçi leri n i n eylembirliği ya pmaları fi kri n i n de ateşli savun ucusuydu. 1 909'da i sveç'te, 1 91 0'da Al manya'da, 1 91 1 'de Belçika ve Romanya 'da ve diğer -bazı memleketlerde g reve geçen i şçileri desteklemek üzere ya rdı m toplama kampanya l a r ı n ı Dimitrof örgüt­ ledi. Bu arada bi rçok uluslara ra s ı sendi ka konfera n s ı na katı ldı. Komünist, mücadele içinde yetişiyor

Georg i D i m i trof, BSDi P'ne, başında parti n i n kurucusu Dimitır Blagoef'i n b u l u nduğu devrimci-marksi st a k ı m ı temsil eden dar sosya l i stler i le opor­ tünist küçük burj uva a k ı m ı a ra sındaki m ücadelenin en ateşli dönemi nde üye oldu. Derhal Marksist görüşlüler arası nda yeri n i bel i rl ed i . Buna, parti orga n ı «Rabotniçeski vestnik»i n 1 2 ve 1 9 Hazira n 1 903 ta rihli sayı larında yayı mlanan "Send i ka la rda oportünizm" baş l ı k l ı i l k yazısı ta n ı k l ı k ediyordu. Dim itrof, a n a rşist l i bera l ler küçü k burj uva -ayd ı n g rupuna ka rşı parti n i n yürüttüğ ü m ü cadelede de a ktif bir rol oynad ı . Georg i Dimitrof 1 909 yılında BSDiP Merkez Komitesine üye seçi ldi ve hayatı n ı n sonuna kada r M K kadrosu nda kal d ı . Georg i Dimitrof, Balkan memleketleri burj uva hükü metleri n i n politi ka­ sına karşı BSDi P'nin yü rüttüğ ü m ücadeleye a ktif olara k katı l d ı . Genç kapi­ ta l ist devletlerin m i l liyetçi ve ta lancı politikas ı n ı , emperya l istlerin Balkan halklarını birbirine d üşürme ve onlara şovin ist duyg u l a r a ş ı l a ma dene­ melerini ve büyük emperya list memleketler a rası ndaki rekabeti bütün i çyüzüyle açığa vurd u . 0, işçi lerin başka l a r ı n ı n çıkarları u ğ ru nda cephe­ lerde ö l ü p g itmek değ i l , şiddetlen mekte o l a n s ı n ı f savaşı için örgütlen­ meleri gerektiğ i n i açıkladı. Ve bu konuda çöyle d i yord u : "Biz, şimdiki harp lerin ve kan l ı serüvenlerin sebep olduğu ölüm ve yıkıma son vererek, bütün halklar için ebedi barış, h ürriyet ve bahtiya rlık sağ l ı yacak olan bu bi rici k kurtuluş savaşı na bütün gücümüzle hazırlan ıyoruz.» 1 9 1 3 yılı nda Georg i D i mitrof m i l l etvekili seçildi ve bu yıldan itiba ren, yurt d ı ş ı nda bulunduğu süre hariç olmak üzere, bu parlômento üyeli ğ i h e r defası nda yeni lend i . Pa rlô mento kürsüsünden d a i ma yürekten ve ateşli konuşma l a r yaptı. Her sağduyu sah i b i n i bugün de heyeca n landır­ maya devam eden bu konuşma lar doğ ruda n doğ ruya i şçi ada leti n i dile getiriyord u. BSDiP, Birinci D ünya Harbi s ı rası nda Len i n ' i n harp ve barış soru n ­ l a r ı n a i l işkin fikirleri n i h e n ü z ta mamiyle ben i msemiş ol masa da, parti n i n enternasyonalizm mevzilerinde sağ la m bir tutumu va rdı. Parlô mentoda dar sosya l i stler g rubu a d ı na söz a la n Georgi Dimitrof, sosya listleri n hükümetçe geti rilen harp masrafları ek bütçesin i desteklemed i kten başka, genell i k l e bütün h a r p bütçeleri n i n de a leyhinde olduklarını kesi nlikle beli rtti. Dim it1 94


rof bu tutum u şu sözlerle a ç ı k l ıyord u : «Harbin a leyh i nde olan bizler, m i l itarizme kesi n likle a leyhta r alan bizler, memleketi mizin bağ ı msızlığı ve bütü n l ü ğ ü bir tehdide u ğ ra d ı ğ ı zaman, anun bağ ımsızlığı ve özg ü rl ü ğ ü u ğ ru nda c a n ı mızı do feda etmeye hazırız . . . Fakat bizler, Bulgarista n ı n özg ürlük v e bağ ı msızl ı ğ ı n ı n sağ la nması sonucuna değ i l , Bulgarista n ı n m a hvı sonucuna götüren bir pol itika i ç i n ne bir tek ku ruş, ne de b i r damla kon feda edecek değiliz. Işte bizi m o n o fikri m i z budur, tutum um uza temel olon prensip budur.» Bu gerçekten enternasyona l i st bir tutumdu ve I I . Enternasyonal oportün ist l iderleri n i n i ha neti n i belgel iyen tutu mlarından ta ma miyle fa rklıyd ı . Georg i Dim itrof harbin bütün yü künün h a l k ı n omuzları na yükleti l mesine kes i n likle karşı koyuyord u . Bulgar burjuvazisi n i n ve kralcıların cinayete eşit politika s ı n ı n i çüzünü açığa vu ruyor, emekçi lerin sosya l hakları için, i ş ka n u n ları çıkarı lması ve uyg u la n ması için, işsizliğe son verecek ted birler a l ı nması i ç.i n m ücadele ediyord u. O, bütün memleketi dolaşıyordu ve g ittiğ i her yerde emekçi leri esi n l iyor ve örgütı üyord u . 1 91 7 Şubatında G . D i mitrof şunları yazıyord u : «Gelecekte barışı koruma n ı n biricik şartı, kapita l izmi sosya l izmle değ işti rmekti r . . . i nsa n l ı ğ ı burj uvazi n i n yönelttiğ i çıkmaz soka ktan a ncak sosya lizm kurtarab i l i r. Sosyalizm olmadan barış yoktur . . . » Oktobr şafağmda

Büyük Oktobr Sosya l i st Devrim i Bulgari stan'da derin yankılar uyandırdı. Büyük Oktobr fikirleri n i n ve dôva s ı n ı n ateşli b i r propagandacısı olon Georgi D i m itrof, bu devri m i n zaferi üzeri ne şun la rı yazd ı : «Bilim sel sos­ ya lizmin yüce kurucuları ve «Ko m ü n i st m a nifest»ni n müellifleri olan Ma rks ve Engels'le ya nya na, Leni n de, Rus sosyal ist devrim i n i n dev başa rısiyle, «Komünist m a nifesti»ndeki fikirlerin pratik o la ra k hayata geçiri lmes iyle, sovyet p roleter devletin i n yaratı l ma siyle işçi k u rtuluş hareketi tarihinde ölümsüzleşti.» Kovuşturmalara ve sansüre karşın, BSDI P Oktobr Devrim i şiarlarını geniş ölçüde yayıyordu. Parti mi lita n l a r ı n ı n bi rçoğu tutuklanmı·ştı. Bu a rada Georgi Dimitrof da, m i l letvekili k i m l i ğ i ne bak ı l maksızın, ü ç yıl hapis ceza ­ sına çarptı rı ldı. Ama mem leketin her buca ğ ı nda protesto toplantıları ve miti n g ler yap ı l ıyor, halk D i m itrof'u n serbest b ı ra k ı l masını istiyord u. H a p i s ceza s ı n ı n ka l d ı rı l ması i ç i n kendisi de enerj i k olara k ça lışıyor, Halk Mec­ l isi'ne ve Adalet Ba ka nl ı ğ ı na mektuplar yağ d ı rıyordu . Ancak üç küsur ay s ü ren bir hapislikten sonra, yetkililer onu serbest bırakmak zorunda ka l d ı ­ lar. Ne va r ki, bu i l k mahpusluk sonuncu olmadı, yoru lmak bil mez devrimci daha sonra da defalarca tutuklandı, fa kat onun i radesini ve devri mci m ôneviyatı n ı hiçbir şey k ı ramadı. Lüzumsuz olarak deva m ettirilen harpten, her türlü bozuk l u k ve yolsuz1 95


luklardon, açlıktan ve yoks u l l u klardan i leri gelen hoşnutsuzlu k memlekette bir Çığ g i bi büyüyord u. Bu hoşnutsuz y ı ğ ı n la rı n mücadelesine, saflarında bi rçok köyl ü n ü n bulunduğu Bu lga rista n Halk Çiftçi Birliği (BHÇB) de a ktif olara k katıl ıyordu . BSDi P, BHÇB' n i n politik rol ü n ü küçümsüyord u. 1 91 8 yılı güzünde askerler s i lô h larını milli felôketten suçlu olanlara çevirdi ler, fakat pa rti, i syancılara ya rd ı mcı o l mayı örgütlemekte bile i h m a l göstererek bu harekete katı lmadı. O s ı ra da hapiste b u l u n a n Georgi Dim it­ rof, BSDI P' n i n BHÇB i le bağ kururak askerleri n i sya n ı n ı ne pahasına o l ursa olsun desteklemesinde ısra r ediyord u . Fakat bu tavsiyelere önem veren olmadı. 1 91 9 y ı l ı nda BSD i P üçüncü, Komü nist Enternasyona l i ' n i n kuru l ması ça l ı ş malarına katı l d ı . Çok geçmeden, parti, olağan kongresinde ..Bulgaris­ ta n Komün i st Partisi (da r sosya listler) .. adını a l d ı ve Len i n ' i n em perya lizm hakkındaki öğ reti s i n i n esas h ü k ü m lerini beni msed i . O yıllarda, demiryolcu ları g revi ve genel politik grev, memlekette geli­ şen devrimci ha reketi n en yüksek noktası oldu. Georg i D i mitrof, bu g revi .. bütün işçi sı n ıfı ta rafından demiryolu işçi leri adına gösteri len s ı n ıfsa l ­ p o l i t i k daya nı ş m a n ı n en p a r l a k beli rtisi» olara k değerlend i rd i . H ükü met her a raca başvurarak g revi ezmeye ça l ı şıyordu. Mem leket bir askeri ka m p h a l i ne g eti ri l m i şti. Georgi D i m itrof b u g revi n yöneticilerinden biri olara k gözden kaybol m a k v e gizli liğe geçmek zorunda kaldı. Fakat evvelce olduğu g i b i , D i m itrof, m ücadelenin en fc;ızla çeti n leştiğ i yerde yine hazır bulu nuyor, örnek tutum u ve yönergeleriyle i şçi lere g üven veriyordu. Georgi Dim itrof Komi ntern' i n i i . Kongresine BKP delegesi seçi ldi. Vas i l Kolarof v e d i ğ e r delegelerle birl i kte, Karadenizi geçmek üzere bir balıkçı kayığ ıyla yol a çıktılar. N e yaz ı k ki, Romanya sınır askerleri bu kayığ ı görüp çevi rd i ler ve kom ü n i stleri tutukladı lar. Ama Bulgar ve Romen işçi­ leri n i n sürekli protestoları ve aynı zamanda Sovyetler B i r l i ğ i n i n aldığı ted­ bi rler karşısı nda, Roma nya yetki l i leri bu cesur devrimci leri serbest bıra k ­ mak zorunda ka l d ı l a r. V. i. Lenin'le karşılaşma

1 920 yılı i l kba harı nda Bulgari stan'da bir BHÇB hükümeti kurulmuştu. B u hükümet tekbaşına bir köylü i ktidar ı n ı n tutunabileceğ i haya line ka p ı ­ larak, gericiliğe v e kra l lığa karşı mücadelede BKP'yle birlik o l m a k i stemed i . üste l i k BHÇB v e B K P a ra s ı nda işbirliği fikrini düşmanca karşıla maya devam etti. Bu yüzden demokratik g ü çler parça l a n d ı . Gerici l i k başka l d ı rı ­ yord u. B u karma ş ı k durum i çinde BKP bi rçok hayati soruna çözüm çaresi a rıyordu. 1 921 Ağ ustosunda Georg i D i m i trof Komi ntern' i n i ii. Kongresi ne parti tarafı ndan delege seçi ldi ve Moskova'ya hareket etti . Orada V. i. Leni n ' le ka rşılaşma ve görüşme olanağı da buldu. 1 96


Vlad i m i r i l i ç Leni n ve Georgi Dimitrof Moskova, 1 921 Vla d i m i r I l i ç, D i m itrof' un BKP hakkında, karş ı la ş ı l a n güçlükler, u laşılan başarıla r ve Oktobr Devri m i ' n i n etkisiyle yığ ı n la rda görülen yüksel iş hak­ kı nda a n lattı kları n ı d i kkatle d i n led i . D i mitrof pa rt i n i n i ktidarı ele o lmaya hazır olduğunu söyled iği zaman V. i. Lenin, i şçi s ı n ıfı n ı n öncüsü sılatiyle Komünist Parti s i n i n sağ l a m laşması sorununa büyük bir önem veri l mesi ni, işçilerle köyl üler a ra s ı nda, özelli kle yoksul ve orta halli köylüler a ra s ı nda sağlam bir birlik kurulmasını, kom ü n istlerin ordu içindeki etkisinin a rttı ­ rı lmasını tavsiye etti . V e sözün ü şöyle bağlad ı : «Şi mdi sizin Kom ü n i st Po r­ ti n iz için de en önem li olon, hattô d iyebi l i r i m . ki sonuç beli rleyici olan husus budur. Demem odur ki, a ş ı r ı l ı klardan sa k ı n ı n ız, uya n ı k olu nuz, dev­ ri m i n mem leketi nizde de üstün gelmesini sağ la ma k için yoru l m a k b i l ­ meden ça l ı ş ı p hazı rla n ı nız.» Georgi Dimitrof'ta s i l i n mez izl enimler b ı ra k a n bu görüşme, Bul ga ristan Komünist Partisinin ideoloj i k ba k ı mdan daha da sağ la m laştı r ı l ması nda çözüm leyici bir rol oynadı. BKp'nin gel işmesi ni, «yığ ı n l a r a rasında» şiarı a ltında geçen Komi ntern I I I . Kongresi kararları da önem l i derecede etkiled i . 1 922 yıl ında ya pı lan BKP LV. Kon g resi, V. i . Len i n tarafı ndan hazı rla n m ı ş ve Kom intern iii. Kong­ resi nce onayl a n m ı ş olon tekcephe ta kti ğ i n i kabul etti. Georg i Dimitrof yurda dönüşü nden sonra, bir proleta rya tekcephesi ya ratma ve emekçiler a rası nda partinin etki ve itiba rını a rttı rma m üca1 97


delesine girişti. Proletarya n ı n yürüttü ğ ü savaşta gözönünde bulundurul­ ması gereken yen i durumu ve yeni biçi mleri her fı rsatta açıkladı. Bu çaba­ lar içi nde, Bulgari sta n emekçi leri n i n Komi ntern ve Parti tarafından i leri sürülen «i şçi - köylü hükü meti" şiarı a ltı nda bi rleşmeleri gereğ i n i ilk defa beli rten lerden b i ri de D i m i trof oldu. Eylül Ayaklanmasının başında

Büyük burj uvazi 9 Hazira n 1 923 g ü n ü bir h ükümet da rbesi yaptı ve mem lekette askeri-faşist rej i m kuruld u . Yurt i çi nde kom ü n i stler ve Çiftçi Birliği mensubu köyl ü ler birli kte eylemlere geçmeye ça ba l ıyor ve faşist iktadara karşı yer yer s i l ô h l ı bir savaş yürütüyorlardı. Darbeyi şehir bur­ j uvazisi i le köy burj uvazisi a rası nda bir m ücadele olara k ya n l ı ş değer­ lend i ren BKP Merkez Komitesi b u d u rumda tarafsız bir tutum a l m ı ştı. Böylece, faşist d i ktatörlüğün daha doğuş hali ndeyken ezilmesi fı rsatı kaçırı l m ı ş oluyordu. Merkez Komitesi n i n hata l ı tutu m u n u Georg i Dimitrof da beni msiyord u . Daha son raki aylarda, Merkez Komites i n i n Marksist çekirdeğ i , durum ve koşulların devri me elveriş l i olduğu düşü ncesiyle b i r s i l ô h l ı ayaklanma gereğ i ka n ı s ı na vard ı . Merkez Komitesi n i n hata l ı hareket hattı n ı n d üzelti lmesi ne, Komi ntern'in yaptığ ı eleşti ri n i n ve BKP'ye her fı rsatı kulla na ra k B HÇB i le ya klaşma ça releri a raması, faşizme karşı orta k bir d i reniş örgütlemesi ve bir i şçi­ köylü hükü meti yarat ı l ması yolundaki tavsiyeleri n i n de yard ı m ı oldu. O zamanlar Komi ntern Yürütme Komitesi Genel Sekreteri olan Vas i l Kolarof, Komi ntern'in görüşünü a ç ı k l a m a k v e partisin i n devri mci müca ­ delesine katı l ma k üzere Bu lga rista na döndü. Georgi D i m i trof kend i tered­ d ütleri ni ça bucak yendi . Ağustos başında BKP MK bütü n çaba l a r ı n «esas itiba riyle yığınsal s i l ô h l ı ayaklan maya hal kça hazı rla n ı l ması" üzeri nde yoğ un laştırı l m a s ı n ı ka ra rlaştırdı . Parti, işçilerin ve köyl ü lerin tekcephesi n i meydana getirmeyi, bütün demokrati k v e i lerici güçleri aynı safla rda b i r­ leştirmeyi esas ödev olorak benimsedi. Partinin kesin bir dönüm yaparak bu Len i nci çizg iye g i rmesinde Georgi D i m i trof, önceli kle onun tekcephe p roblem leri ni işled i ğ i yaz ı l a rı çözüm leyici bir rol oynad ı . D i m i trof, tek­ cepheden çekinen pa rti lelerin, faşizmin boyundu ruğ undan kurtu l m a n ı n ya l n ı z işçi sınıfının kuvvetleriyle başarılam ıyacağ ı nı, gerici burj uvazi n i n egemenl i ğ i ne karşı savaşa bütün emekçilerin çek i l mesi gereği n i unuttuk­ larını belirtiyord u. Böylece, parti, BHÇB' n i n sağ l a m g üçleriyle gerekli bi rliği kura ra k, ayak­ l a n m a n ı n a skeri-teknik hazırlığ ına g i rişti. BKP MK, 1 923 y ı l ı 22 Eyl ü l ü n ü 23'e bağ lıyan gece ayaklanmaya geçi l mesi ni kararlaştı rdı . Vasi l Kolarof ve Georg i D i mitrof, aya k l a n ma başkomuta n l ı ğ ı yeri ni tuta n Askeri- Devri m Komitesi'ne g i rd i ler. Aya klanma arifesinde başkentte 24 saatl i k bir pro­ testo g revi i lôn ed i ldi, fakat yığı nla tutuklamalar yüzünden bu g rev bütün i ş kolları n ı ha rekete getiremedi. Askeri-Devri m Komitesi ' n i n Sofya kol u 1 98


bası l ı p dağıtı l d ı . Bu nedenle, bazı bölge ve semtlerde aya k l a n ma tesbit edi l m i ş olan g ü n ve saatten önce başladı. Vasi l Kolarof ve Georgi Di mit­ rof, bu d u ru mda pa rti n i n aya k l a n madan vazgeçmeyip, faşist i ktidarı d evirmek i çi n bütün olana kları k u l lanması gerektiği kanısındayd ı l a r ve bu ruhta ha reket etti ler. Ayaklanma n ı n merkezi kuzey-batı Bulgarista nda b u l u n uyord u . Vasil Kolarof i l e Georgi D i mitrof'un bu bölgeye g itmeleri i şçi ler ve köylüler a ra ­ s ı nda b ü y ü k b i r heyecan uyandırdı. Bi rkaç g ü n süren ça rpışmala rdan sonra, hemen hemen bütün bölge ayaklanan y ı ğ ı n ların eline geçti ve işçi-köyl ü egemenliği kuruldu. Silôhlı, sava ş ı n yöneti m i nde Georg i D i m it­ rof büyük bir kabiliyet ve i rade gösterdi. Eyl ü l Ayaklanması yeni l g iye uğradı. Vas i l Kolarof ve Georgi Dimitrof ölüme m a h k u m edildi ler. Yurd u terketmek zorunda ka lan iki önder «Bul­ garistan i şçi lerine ve köylü l erine açık mektup» başlıklı bir çağrıyla ayak ­ l a n m a g üçlerine hitabediyor, yen i lg i n i n nedenleri ni ta h l i l ederek işçileri ve köylü leri kendi kuvvetlerine i na nçlarını koru maya çağ ı rıyor ve özetle şöyle diyorlard ı : «B o Ş i o r y u k a r i ! i k t i d a r d a n d ü Ş m e k k o r k u suyla titriyen Beyazord ucu s ü p rüntüler b u ka n l ı i nt i ka m l a da B u l g a r emekçi leri n i n savaş m ô neviya ­ t ı n ı k ı ra m ı y a ca k l a rd ı r ! Y e n i l g i b i z e y e n m ey i öğ re ­ tecekti r ! » Verilen kurbanlar ve kaybedilen kan, memlekette i l erici g ü çlerin savaş birl i ğ i n i daha da pekleştirdi . Faşist di ktatörlüğe karşı beslenen sonsuz nefret kuşaktan kuşağa geçer oldu. Komintern Eylü l Ayaklanması n ı n öne­ m i ne büyük bir değer biçti. Yurt dışında geçen yd/ar Yurt dışına çı kışının i l k yıllarında Georgi D i mitrof hemen hemen da i ma başka isimlerle yaşıyor ve s ı k s ı k ev değiştiriyordu. Gizli çalışma kura l l a ­ r ı n ı titizlikle koruyarak eylemlerini geliştiriyordu. Daha 1 923 yılı sonlarında, Viya na'da bir BKP Yurt-d ışı Komitesi kuruldu. Dimitrof'u n yöneti m i ndeki bu komite, Eyl ü l Ayaklanmasından sonra dar­ madağın edilen partiyi canladırmaya ve derleyip toparlamaya çal ı şıyordu . D i mitrof, b i r ya ndan Eyl ül Ayaklanmasını b i r serüven saya n ve Komi ntern'le i l işkinin kes i l mesinde ısrar eden «likidatörler»e karşı, öte yandan parti n i n emekçiler a rasındaki g ü n l ü k ça lışmalarını küçümsiyen v e faşist i ktida rın her baskısına devri mci bir terprle cevap veri lmesini öneren sol eği l i m l i M K üyeleri ne karşı m ücadele ediyordu. N b yaz ı k k i , pa rti l i yoldaşla riyle doğrudan doğruya temas h a l i nde ça lışma olana ğ ı ndan yoksun olan Georgi Dimitrof'u n çabaları tam başarı sağ l ıyamadı. BKP sekterli ğ i n epeyce ceremesini çekti. Yurt dışında geçirdiği yıllar Georgi D i mitrof'u n aynı zamanda u l u s 1 99


l a ra rası kom ü n i st hareket i n i n ü n l ü b i r eylem a d a m ı olara k yeti şmesi yıl­ l a rı oldu. Viya na'ya yerleşmesinden k ı sa b i r zaman sonra, Balkan Kom ü ­ n i s t Federasyonu Başka n l ı k Diva n ı sekreterl i ğ i ne seçil mişti. 0, p i r ya ndan da Avustu rya Komünist Parti sinde Komi ntern'i tem s i l ediyor ve bu pa rti n i n saflarındaki parça la n m ı ş l ı ğ ı gidermeye ça l ışıyordu. Avustu rya Komünist Partisi nden Yohan Koplenig şunları a'n ı m sıyor : «Biz Avusturya Komü n i st­ leri onu ya l n ız büyük b i r devri m savaşçısı olara k değ i l , aynı zamanda dost olarak, kor gibi yüre k taşıyan b i r i n sa n olarak sayıyor ve seviyorduk. 0, bütün hayat dol uydu, d a i ma hareket h a l i ndeydi , ca n lı l ığ ıyla çevresin i de ha rekete geti riyord u , yaşam sevi nciyle, işçi s ı n ı f ı n ı n g ücüne, emekçile­ rin dôva s ı n ı n bütün dü nyada üstün geleceğ ine i n a n çla dolup taş ı ­ yordu . . . "

Yürütme Komitesinde görevli ola n Georgi D i mitrof, Komi ntern i n Polo­ nya, F i n l ô nd iya , Letonya, litvanya ve Estonya kol la r ı n ı n soru m l usu olara k ça l ı ş ıyord u . Bu soru m l u l u k çerçevesi i çi nde, S B K (b) Parti sindeki Troçkist muhalefetin diğer ka rdeş pa rtilerdeki m u ha lefet g ru pla riyle b irleşmesine ka rşı m ücadeleyi de D i mitrof yürütüyord u. 0, Troçkizme ka rşı m ü cadeleyi, «Ko m ü n i st Enternasyo n a l i ' n i n va roluşu i çi n m ücadele olara k görüyordu. Georgi Dimitrof'un d ünya sendika hareketinde de büyük bir eylemi va rd ı r. Send ikalar Enternasyonali ("Profintern») Yürütme B ü rosu üyesi sıfatiyle, sendikaların birliği problemlerin i n işlenmesine onun büyük emeği geçmiştir. 0, 1 928 y ı l ında, Sendikalar Enternasyon a l i ' n i n LV. Kongresi k ü r­ süsü nden işçi s ı n ıfını, «proleta rya n ı n ve sınıfsa l send ikaların ölümcül d üş­ manı" olan faşizme karşı «sonuna kada r, uzlaşmaz ve a mansız b i r müca ­ dele" yü rütmeye çağ ı rd ı . ••

Georgi Dim itrof 1 929 y ı l ı başında Berlin'e yerleşti. Burada, Komü n i st Enternasyona l i Yürütme Komitesi' n i n Batı Avrupa B ü rosu'na başka n l ı k ediyordu . Berlinde bulunduğu sü rece, komünist hareketin i n sağ l a m laşması, y ı g ı n ların fa şizme ve harp teh l i kesine ka rşL mücadeleye seferber edi lmesi yö nünde büyük bir eylem gösterd i . Bu eylem i çi nde 25 kada r komü n i st partisiyle ve bi rçok u l usla ra rası örgütle i l i şki kura ra k ça l ı ştı ; harp a leyh­ ta rı a ksiyonlar hazırl ı ğ ı , komüni st parti leri n i n işsiz yığ ı n ları a rasındaki ça l ı şmaları g i b i a ktüel problem leri görüşme konusu edi nen konf;ranslar tertipled i . Lôyps;g dôvas/

28 Şubat 1 933 g u n u M ü n i h'ten Berlin'e dönen Georgi D i m itrof, Rayş­ tag ' ı n yandığ ı n ı ve kom ü n i stleri n bu ya n g ı n ı çıkarmakla suçla ndıklarını öğrendi. Kendisi, Almanya n ı n i ç politi ka durumunu b i l d i ğ i i çi n , bu olayın faşistlerin müthiş b i r provokasyonu olduğunu, ve onların böyle bir provo­ kasyona, 5 Ma rtta ya p.ı lacak seçi m leri kaza nacakla rından emin olmadık­ larından ötürü, demokratik g ü çlere ve Alman Kom ü n i st Pa rtisine ka rşı 200


kanl,ı b i r sa ldı rıya geçmek üzere b i r bahane ya ratmak istedi klerinden ötürü başvurduklarını gayet iyi a n l ıyord u . Daha ertesi g ü n «Halkı v e devleti savunma buyrultusu» a d ı altında, demokrati k hakları yokeden b i r kararname Cumhurbaşka n ı ' n ı n i mzasiyle yürürlüğ e g i rd i . Böyleli kle, Nazi ler, kom��n istleri n, bütün politik ve fi kir düşmanla r ı n ı n hesabını görmek üzere « yasa l,. bir dayanak buldular. 3 Mo rtto Ernst Telman tutuklandı. 9 Mart g ü n ü de, bir ga rsonun i h ba rı üzerine «Bayernhof» restora n ı n ı basan poli sler, o �ada Georg i D i mitrof'u ve BKP'li a rkadaşları B. Popof i le V. Tanef' i tutuklad ı l a r. Bulga r kom ü n i stleri n i Almon parla mentosu binasına götü rüp ha pset­ m i ş lerdi. Rayştag ya n g ı n ı soruştu rma s ı n ı yü rüten komi syon da aynı bi nada . çal ış maya başlamıştı . Faşistler bayra m ediyorlard ı . Artık el lerinde üç Bulgar komünisti b u l unuyord u ; Rayştag'da AKP Grupu Başka n ı olan ve komü nistleri n u ğ ra d ı ğ ı korkunç iftirayı ya l a n la m a k üzere kend i li ğ i nden polise başvuran E. Torg ler de e l leri ndeyd i ; Rayştag'ın ya ndığı gün tutuk ­ l a d ı k la rı v e komün ist olara k göstermek istedi kleri Holla nda l ı V a n d e r L u b e de ellerindeydi . Kendi leri n i n cezasız kalacakla rına g üvenen faşist eleba,ş ı l a rı a ç ı k b i r ya rg ı lama terti plemeye karar verd i ler. Daha polisteki ilk soruşturmalarda, Georg i D i mitrof Alman polisine g ü ­ veni qlm a d ı ğ ı n ı söyliyerek, kovuşturma tutanakları n ı i mzala mayı reddetti. Kovuşturmayı yöneten yetk i l i lere yazd ı ğ ı 20 Mart tari h l i mektubunda da, bir komünist o la ra k, böyle b i r a nti -komü n ist hareketle dolaylı veya dolay­ sız hiçbi r i l işkisi olam ıyaca ğ ı n ı , Rayştag'ı kunda klamanın a ncak bazı ç ı l g ı n l a r ı n ya do en azılı komünizm düşmanlarının işi olabileceği n i be­ l i rtti . Georgi D i m itrof'u çok sıkı rej i m iyle ü n l ü Moobit zinda n ı no attılar ve hücresinde zinci re vurd u l a r. Kend i s i n i n daha sonra a n ımsadığı gibi, bu ağır zincirli kelepçeler bilekleri n i kuvvetle sıkıyor ve zaman zaman, hele geceleri ellerini adama k ı l l ı uyuştu ruyord u. D i m i trof bu işkenceye 5 oy katla ndı. Ama faşist cel latların bu türden hiçbi r canava rl ı ğ ı cesu r komü­ n i stin d i renci n i k ı ramadı. D i m i trof hapisone hücres i n i adeta «ça l ışma odası»na çevird i . Burada va kti ni gayet hesa plı k u l lanarak, Al man ka nun­ l a r ı n ı , öncel ikle ceza ko n u n u n u incel iyor, Alman ve dü nya tari h i n i okuyor, ha rpleri n ka rakteri n i ta h l i l eden eserlerden ve felsefe kita p l a rı ndan baş ı n ı ka ldı rmıyor, Göthe, Şekspir, Bayron, Sofokles, Do nte, Servontes v e Moli­ yer'den yüzlerce sayfa okuyo ra k kendi· Almancosını gelişti rmeye ça l ı ş ı ­ yordu . Böylece, ya kı nda faşizmle g i rişeceğ i politik ça rpışmaya hazı rla n ı ­ yor, ya lancı tanıkların verdi kleri ifadeleri n i çyüzü nü, kovuşturmayı yürüten orga nların a l ça k l ı k ve h i lelerini açığa vu ruyo rd u. Neteki m , hakkındaki itha mna meyi okur oku maz, ilk tepkisi, bunun «eşsiz bir entri ka» belgesi olduğunu beli rtmek olmuştu. Faşist propoganda, mahkemen i n tarafsızlığına d ünyayı inand ı rmak için eli nden geleni ya pıyord u . Fakat Georgi D i mitrof'u n ve a rkadaşl a r ı n ı n 201


tutuklanmalarını protesto ha reketi bi rçok memlekette başlamış ve geniş ölçüler a l m ı ştı. B u m ücadelede komünistler önde yürüyorla rd ı . Al man faşizmi n i n kurba n larını savunmak üzere bir U l uslara rası Komite kufu l ­ m uştu. B u komiteye d ü nyan ı n ünlü b i l i m v e kültür adamları giriyorlard ı . Ayrıca, ta n ı n mış h uk u kçular b i r a raya geldi ler v e Londra'da b i r "karş ı ­ dôva" d üzenl iyerek, Rayştag ' ı n ya nmasından ötürü kom ünistlerin suçlu tutul masın ı n bir faşist provokasyonu olduğunu i spat etti ler. 21 Eyl ü l 1 933 günü Lôypsig'teki i m paratorl u k Ma hkemesi binasında ya rg ı l a ma başla d ı . Georgi Dimitrof yarg ı la m a n ı n üçüncü günü sorguya çekildi. Bu gün Bulgaristanda Eyl ü l Ayaklanmasının 1 0. yıldönümüne ras­ lıyord u . Georg i D i mitrof en eylemsel biçimde katı ldığı bu devrim sava­ ş ı n ı n geniş bir ta blosu nu çizdi . Faşist rej i m i bütün politik özlüğ üyle açığa vurması ve kom ü n i zm i canlabaşla savunması ya rg ı la m a n ı n g i d i ş i n i değiş­ tird i . Böyleli kle, Georgi D i mitrof, san ı k sanda lyesini bir devri m c i l i k kür­ süsüne, faşizmi yarg ı la m a kürsüsüne çevi rdi. Proleta rya devrimci s i n i n bu cesur ve yiğit tutu mu, m i lyonlarca emek­ çi de ta kd i r ve hayra n l ı k d uyguları uya n d ı rdı. Georgi D i mitrof adı a rtı k en değ i ş i k top l u m tabaka ları nda sempatiyle a n ı l ıyordu. Hattô burjuva bas ı n ı bile, bu ü n l ü komün istin cesa ret ve zekô gücünü itiraf etmekten kendi n i alam ıyord u. 10 Eki m'de dôva Berl in'e a ktarılarak, yarg ı la maya Rayştag bi nasında devam ed i ld i . Faşistler, dôvayı kaza nmak ümidiyle, her biri provokatör, her biri cinayet işlemiş bazı nasyonal-sosya list mebusları da yeni tanıklar olara k mahkemeye çağ ırd ı l a r. Georg i Dimitrof, gayet yerinde soruları ve sözleriyle bunların gerçek çehresini birer birer meydana çıkard ı . Ensonunda, Göring i le Göbels ta n ı k olarak mah kemeye çı kmaya karar verdiler. Burnu Kafdağı nda olan Prusya Başba k a n ı ve Rayştag Başka nı, hücum kıtası n ı a n d ı ra n kalaba l ı k bir maiyetle birli kte mahkeme salonuna g i rdi. Ne va r ki, Georgi Dimitrof, d a ha i l k soru lariyle Göri n g ' i n bu g üven saltanatı n ı y ı k ı p attı. Göri n g ' i n ifadesiyle diğer sa n ı kların a n lattıkları a rasındaki çelişki leri beli rtti. Artık kendisini tuta m ıyan Göri ng, öfkeyle yaygarayı bastı : "Çık d ışarı, a lçak I" Mahkeme Başka n ı da efendisine uyarak, polis­ lere derhal Georgi D i mitrof'u salondan cıkarmalarını emretti. Ama Georgi D i m itrof kapıdan çıkarılmak üzereyken, düşma n ı na son da rbeyi de i n ­ d irdi : "Siz galiba beni m sorularımdan korkuyorsunuz, bay başba ka n �" ded i . Bu soru karşısı ndaki acziyle iyice bozulan Göring, a rtı k işi küfre dökerek, D i mitrof'u n a rd ıs ı ra a bu k-sabuk bağ ı rmaya başla d ı . Göbels, Göri n g ' i n uğra d ı ğ ı b u fiyaskonun nôhoş i zlen i m i n i kendi pro­ paganda hüneriyle örtbas edeceğ i n i ümit ediyord u . O, sanığ ı n bütün sorul a rı na cevap vermeye hazır olduğunu söyledi . D i m itrof'u n soru la rı, Göbels' i, asıl N azileri n komünistleri ve sosyal-demokratları yoketmeye g i riştikleri n i ve h a l k ı n bütün yasal halkları n ı çiğ ned i kleri ni itiraf etmek zorunda b ı ra ktı. Yeni yeni fiyaskola rdan korkan mahkeme başka nı, Gö202


bels' i n tan ı k olara k d i nlenmesini daha fazla uzatmadan sözü bağlayı­ verdi, Dilva tekrar Lilypsig'e a kta r ı l d ı . 1 6 Aralık 1 933 g ü n ü d uruşmasında Georg i Dimitrof son söz hakkını k u l la na ra k ü n l ü konuşmasın ı ya ptı. B u konuşması nda da, Rayşta g ' ı n kundaklanmasiyle komünistlerin hiçb i r i l iş­ kisi o l m a d ı ğ ı n ı i spat ederek, bütün emekçi leri faşizme karşı m ücadeleye g i rişmeye çağ ı rd ı , komü nist ha rketi n i n strateji ve takti ğ i n i n özünü form üle etti. Georgi D i mitrof'u n bu konuşması, Lilypsig dilvasındaki ka h ra ma nca m ücadelesin i n bitimi oldu. 23 Ara l ı k 1 933 günü kara r okundu. Georgi Dimitrof, B. Popof, V. Tanef ve E. Torg ler beraat ettiler; faşist kundakçı ları n zava l l ı bir illeti olan Va n der Lube ö l ü m cezasına çarptırı ldı, Fa kat faşist celliltlar, pençelerindeki kom ü ni stleri serbest bıra k m a k niyettinde değ i l d i ler. Georgi Dimitrof Ber­ l i n'e Gestapo hapisa nesine değ i şti ri l m i şti. Onu bu defa fizi kma n hakIa­ m aya ha:ıırlanıyorla rd ı . Bütün dünya a nti -faşist g üçleri, Georgi Dimitrof'u n ve a rkadaşları n ı n hayatı n ı kurtarmak için i ki a y boyunca m ücadele etti ler. 1 5 Şubat 1 934 ta ri h i nde, Sovyetler Birliği hükümeti, Georgi D i mitrof, B. Popof ve V. Tanef'i Sovyet uyrukluğuna kabul etmeyi kara rlaştı rdı ve Alman idarecilerinden bu komüni stlerin derhal serbest bıra k ı l masını i stedi . Faşist hükümet bu i steğ i yerine geti rmek zorunda ka ldı. Pro/etaryamn yurdunda

27 Şubat 1 934 g u n u, Moskova Radyosu, Georgi Dimitrof'u n ve a rka­ daşları n ı n faşizm zi ndanından çı ktıkla rını ve aynı gün uçakla Sovyet başkentine geleceklerin i bi ldird i . Sovyet yurttaşları Georg i D i m itrof'u olağanüstü bir sevg i, heyecan ve i çte n l i kle ka rşı ladılar. .. H ü ma n ite» gaze­ tesi n i n o zamanki Moskova m uhabiri Florimon Bant, anılarında bu kar­ ş ı la ma il n ı n ı şöyle tesbit etti : ..Uça ğ ı n kapısı açılı p da Lilypsig ka hra ­ m a n ı görü n ü r görünmez, yüzlerce karşı layıcı o n u bir ağ ızdan söyledikleri ..Enternasyonah, le selilmladı lar.» Kahraman devri m c i n i n kurtuluşu bütün dü nyada büyük bir sevinçle kar­ şılandı. Georgi Dimitrof bütün mem leketlerden tebrik mektupları a lıyordu. Bu a rada Maksim Gorki ve Anri Barbüs' le, Roma n Rolan ve Pol Lanjven'le, Tomas M a n ve Lu i s Foyhtva nger' le dostluk i l işki leri ni sürdürüyor, Ernst Telman'ın ve Toyvo Anti kaynen'in de hapisten kurtu lma ları için mücadele ediyord u. Bütün Sovyet basını Lilypsig kahramanıyla ilgili yazılar, reportajlar, mektuplar, fotograflar ve diğer materya l lerle doluydu. Georg i Dimitrof'a Sovyet ü l kesi n i n her yan ı nd a n tebrik telgraf ve mektu pları yağd ı r ı l ıyordu . Kendisi birçok fabrika v e kol hozu ziya ret etti. Buralardaki konuşmala­ rında ve ayr,ıca kaleme aldığı yazılarında, ya l n ı z kend isini faşist zindan­ larından kurtaran ve öz evlildı g ib i kucak açarak bağrına basan Sovyet203


ler Birliğine ş ükran duyg u l a r ı n ı d i l e geti rmekle ka l m ıyor, aynı za m a nda bu i l k sosya l i st devletin, d ü nya devri m s ü reci nde ve faşizmin sa l d ı rısına karşı, harbe karşı m ü cadelede oynad ı ğ ı m uazza m rol ü önemle beli rti­ yord u . Georgi D i m itrof' un, Sovyetler B i r l i ğ i ne ka rşı tutu m u n h e r i ş ç i ha reketi m i l ita n ı n ın, her i şçi ve kom ü n i st parti sinin i çten l i k ve d ü rüstl ü ğ ü n ü yok­ lamanın m i henktaşı olduğu hakkındaki sözleri bug ü n de aynı kuvvetle geçerli d i r. Georg i D i m i trof şöyle diyord u : «Bugünkü u l u s l a ra rası durumda, kimin demokrasi ve barış 'dostu ve kimin bunların düşmanı olduğ u n u beli rlemede, Sovyetler Birliğine karşı tutu mdan daha a ç ı k b i r ölçü yoktur ve ola maz.» Georgi D i m itrof Sovyet yu rttaşları n ı n kalbierini g ü nden g üne daha çok kazanıyordu. 1 937 yılı nda SSCB Yü ksek Sovyeti'ne üye seçi l m iş, 1 945 yılında da kend isine «Lenin» nişanı verilmişti . Komintern'in Vii. Kongresinde

Almanyada faşizmin ü stün gelmesi ve doğrudan doğ ruya harp teh l i ke­ s i n i n beli rmesi dolayısiyle Kom ü n i st Enternasyonali Yü rütme Komitesi (KEYK), olağan V i i . Kong reni n topla n m a s ı n ı kara rlaştı rdı. Bu kongre, yen i koşullarda kom ü n i st pa rtileri n i n uygulamalar.ı gereken ta kti ğ i beli rle­ meliydi. Yürütme Kom itesi, bu konuda esas raporu hazırlama ödevi ni, Moskova'ya gelmesinden bir s ü re sonra KEYK Başka n l ı k Diva n ı üyel i ğ i ne seçi l m iş olan Georg i Dim itrof'a verd i . Komün i st ha reketi n i n izliyeceğ i hattın tesbiti ça l ı şmaları na Kom i nten' i n seçkin m i li ta n la r ı katı l d ı lar. Georgi D i mitrof, Komintern ' i n a l ma s ı gereken yeni mevzi lerin teorik ba kımdan temel lend i r i l mesine büyük bir katkıda bulundu. Tekcephe ve işçi sınıfı n ı n birliği soru nunun her şeyden daha önem l i olduğ unu beli rten Dim itrof, sosya l -demokra s i n i n çok genel bir n itelend i rmeyle sosya l -faşizm g i b i gösteri l mesi g i b i , bütün sosya l-demokrat yönetim kad rol a rına olu msuz gözle ba kı lması ve hepsi n i n de işçi sınıfına bi lerek i hanet eden ki mseler sayı lması g i b i b i r tutu m u n gözden geçi ri l ­ mesi n i söyled i . Ayrı a y r ı kom ü n i st partilerine d a h a büyü k b i r erki n l i k ve i n i syatif verebi l mek üzere, Komi ntern ' i n yöneti m ve ça lışma metotla rında değ i ş i k l i k yap ı lması gereğini beli rtti . K EYK, Georgi D i m i trof' u n tesbit ettiği h ü k ü m leri temel ka bul ederek, kom ü n i st pa rti leri ne, ya kında ya p ı l a ­ c a k uluslara rası p roleta rya foru m u için, ya n i Komi ntern'in V i i . Kong resi için hazırlığa başla maları ta l i matı n ı verd i . V i I . Kong re 2 5 Tem muz 1 935 g ü n ü Moskova'da açı l d ı . Bu kongrenin ça lışmala rına 65 komüni st parti sinden ve çeşitli u l uslara ra s ı örg ütlerden 5 1 3 kada r delege katı l d ı la r. Georgi Dimitrof'un, «Faşizmin sa l d ı rısı ve fa şizme ka rşı, i şçi s ı n ıfı n ı n birliği i çi n mücadelede Komünist Enternasyo­ n a l i ' n i n ödevleri» başlı ğ ı n ı taşıyan raporu, komün ist pa rti leri için stratej i k 204


b i r plôn ve esnek bir ta ktik ortaya koyuyordu . Georgi D i mitrof, faşizmi «fi nans ka pita l i n i n en gerici, en şovi n i st ve en em perya l ist unsurları nın, açık, terörist d i ktatörlüğü» olara k ta n ı m la d ı . Ra porda, sosya l-demokratlara karşı, sol a k ı m l a ra karşı tutu m, send i ka ha reketinde birlik sağlama, a nti- . faşist gençl i k tekcephesi yaratma, emekçi kad ı nlar a rası nda ça l ışmaları geliştirme problemlerine, ya naşım sorunları yeni bir biçi mde ele a l ı n ı ­ yord u . 0 , kom ü n i stlere «yı ğ ı n l a r nerdeyse, orda ola l ı m» çağ rısı nda bu­ l u ndu, h a l k cep hesi soru n u n u , proletarya d i ktatörlüğ ü ne geçiş biçi m leri olarak bi rleş i k, halk cepheleri olduğu g i bi, a nti -em perya l ist cepheler h ü ­ kü metleri problem leri n i de işledi. D i m itrof, kom ü n i st pa rti leri n i n ideoloj i k ça lışmaları n ı n a ktüel sorunlarını a yd ı n lattı, faşizmin, m i l l iyetçiliğin, şovi­ nizmin ve ırkçı l ı ğ ı n demagoj i leri n i açığa vurdu.

Georg i D i mitrof Kom i nternin V i i Kongresinde kon uşuyor Moskova, 2 Ağustos 1 935 Georgi D i mitrof, barışı g a ra nti etmenin ve em perya l i st sa l d ı rganları diz­ g i n lemen i n temel etkenlerini meydana çıkard ı . Bu temel, etken ler her şey­ den önce Sovyetler Birliği ve onun Kızıl Ordusuyd u ; kapita list memleket­ ler proleta rya sıydı, köylüler ve bütü n emekçiler ve aynı za manda harp i stemiyen geniş halk yığınlarıyd ı ; em perya list kölecilere karşı g itgide daha kesin bir savaşa g i rişen söm ü rge ve yarı -söm ü rge halklarıyd ı ; o a nda barışın koru nmasında çıkarları olan bi rçok kapita l i st memleketlerd i . Georg i Dimitrof, kongre k ü rsüsü nden, barışı i stemen i n yeterli olmadığı nı, barış 205


ı çı n savaşmak gerektiğ i n i söyledi. Barış savaşında kom ü n i stlerin seferber edici ve yönetici bir rol oynad ı k l a r ı n ı önemle belirtti. Georgi Dimitrof, raporunda, komüni st pa rti l eri n i n sağ la m laşması soru­ nunu da enine- boyuna ele a l ıyor, gerek sağcı teh l i keye, gerekse «sol .., sekter ve dog matik sapmalara karşı mücadeleye de büyük b i r önem veriyordu. V". Kong re ça lışmaları n ı n sonunda, Georg i D i m itrof, Kom ü n i st Enter­ nasyona l i ' n i n genel sekreterliğ i ne seçi ldi. Komintern'in Genel Sekreteri

Georg i D i mitrof'u n KEVK Genel Sekreteri olarak ça l ıştığ ı dönem, bu u l uslara rası komüni st hareketi yüksek orga n ı n ı n a ktif b i r eylem gösterd i ğ i , komüni st parti leri n i n Iki nci Dü nya H arbinden önceki v e h a r p y ı l la rındaki ödevlerin yaratıcı olara k i şleyi p tesbit ettiğ i dönemdi. Komi ntern ' i n bütün ça lışması yeniden d üzen lenmiş ve ka rdeş pa rti lerle bağ lantıları iyi leşti ril­ mişti. Georg i D i m itrof, dü nya olayla rı n ı ve her pa rti n i n d u ru m u n u d i kkatle izliyor, u l uslara rası örgütlerle temaslar kuruyor, ü n l ü a nti -faşistlerle yazış­ malara deva m ediyord u. «Ko m ü n i st Enternasyona li .. dergisi yazı kuru l u n u o yönetiyor, yabancı d i l lerde kitaplar çıkaran yayınev i n i n ça lışmalarını da ya kından gözetiyord u . Bir ya ndan, şu veya bu parti n i n karşı laştığ ı ve prensip üzre çözüm gerektiren a ktüel soru nlar üstüne yazı lar da yazıyord u . Bu ç o k yan l ı v e soru m l u çal ı ş m a l a r i çi nde Georgi D i mitrof seçki n bir örgütçü niteliklerine sa h i p olduğunu gösterd i . O her probleme ya naş­ mada olağanüstü d ü rüstlü ğ ü ve işe dört elle sa rı l masiyle d i kkati çekiyor, son derece titizli ğ i i l işki lerindeki büyük i nsancı " ı k ve sadelikle bağdaşı­ yord u . Dimitrof, konuştuğu k i m seyi derhal çeki p kavrıyon! onu içtenli kle konuşmaya sevkeden bir ka b i l iyete sah i pti. Her zaman, en güç d u r u m ­ la rda b i l e , işin esası n ı , özü n ü bulup çıkara bi l iyord u. Kendisiyle ça lışan­ ların hepsi, onun her hali ndeki babaca n l ı ğ ı , gözleri n i n i rade ve içtenliği yan s ıtan parıltısını, sıcak ve sevi m l i tebessümünü övg üyle a n ı msamak­ tad ı rl a r. Georg i D i mitrof Ispa nya Cumhuriyeti ne yard ı m için pek çok çaba ha r­ cad ı . Onun g i ri ş i m i yle, Sosya list Enternasyonali'ne, ispa nya Cumhuriyeti ni desteklemek üzere ortak eylemlerde bulunulması teklif edildi. Enternas­ yonal gönül l ü b i rli kleri n i n örgütçülerinden biri de D i mitrof'tu. ispa nyada devri m i n kara kterin i a çıkla maya çalışan Dimitrof, ı spanyol h a l k ı n ı n , içi nde halk cephesinin ağır basaca ğ ı demokrati k ve a nti-faşist b i r devlet yarat­ mak için savaştı ğ ı n ı gösteriyor ve şunları yazıyord u : «Teorik ba kımdan, bunu, belirli bir aşamada işçi sınıfı n ı n ve köyl ü leri n demokratik d i ktatör­ l ü ğ ü n ü n özge bir biçi m i olara k ifade etmek bel ki de d a ha doğru ola­ ca ktı r. .. Georg i D i mitrof'u n işled i ğ i halk demokrasisi devleti görüşünün, i kinci Dünya H a rbi yı "arında ve ha rpten sonra, komünist parti leri n i n ça l ı şmaları bak ı m ı ndan büyük b i r önemi va rd ı . 206


I ki nci D ü nya Ha rbi n i n başı nda KEVK Başka n l ı k Diva n ı , m i l l etlerarası durumu değerlendi ren ve başlıyan ha rbi emperyal i st harp olarak niteleyen bir çağrı yayı nladı. Georgi D i mitrof, yazılarında, bu emperya list harpten kapita l i st memleketler burj uvazisinin sorum l u olduğunu, bu d urumda b ü ­ t ü n d ü nya proletaryası na d üşen en ö n e m l i ödevin emekçiler tekcephesini yaratmak, kendi mücadelesini sömü rg e ve bağ ı m l ı mem leketleri n k u rtuluş hareketiyle bağd a ştırmak, bütün devri m kol larını barış dôva s ı n ı n savu n u ­ c u s u o l a n yüce sosyalizm ülkesi n i n çevresinde bi rleştirmek olduğunu bel i rtiyordu. Faşist Almanya n ı n SSCB'ne a l ça kça saldırmasından sonra, Georgi D i mitrof, kapita list memleketler komün ist pa rtileri n i n her b i rine başvuruyor, faşizme karşı Sovyetler Birliği n i n haklı sava ş ı n ı desteklemek üzere geniş bir hareket yaratma larında, yığı nsal bir u lusa l kurtu luş hare­ keti, a nti -faşist ha reket örgütlemelerinde ı sra r ediyord u. O za m a n Georg i D i m itrof' un g i ri ş i m i sayesi nde, her kom ü n i st parti siyle radyo i rti batı sağ la n m ıştı. D i m itrof, radyo p ropagandas ı n ı n , a nti -faşist g üçleri birleşti rmeye h izmet etmesi n i i stiyor, politik göçmenlerin örgütlen­ mesi, yetişti ri l meleri ve d i reniş ha reketlerine yard ı ma gönderi l meleri i şleri n i yönetiyord u. O n u n , h a r p esi rleri a ra s ı nda pol iti k ça lışmalar v e bunların yeniden eğiti lmesi a l a n ı ndaki ça baları da az değ i l d i r. Ha rp, Komi ntern m i lita n l a r ı n ı n bütün çalışma hayatına damga s ı n ı vur­ muştu. Geri l i m son hadd i ne varıyord u . Bi rçokları gecegündüz ça lışıyor­ lard ı . Sağ l ı k durumunun ciddi olara k sarsı l m a s ı na rağ men, Georgi D i mit­ rof tüke n me k bil mez bir ça l ışma g ücü örneği oluyord u . Georgi D i mitrof Moskovada iki nci defa evlendi. Oğ l u Mitya'yı v e yetiş­ tirmek üzere ya n ı na a l d ı ğ ı Çin kom ü n i sti Va n M i n ' i n kızı n ı can ı gibi sevi­ yordu. N e yazık ki, oğlu Mitya, d a ha yedi yaşı ndayken, 1 943 y ı l ında a n ­ s ı z ı n öldü. B u kayıp Georgi D i mitrof'u çok sa rstı. Artık sadece d urup d i n ­ len meden v e alabildiğ i ne ça lışmada teselli bul uyordu. KEVK'n i n b i r ka ra rıyla 15 Mayıs 1 943'te Kom ü n i st Enternasyon a l i n i n fa ­ a l iyeti ne son veri l d i . Fakat Georgi D i m itrof bundan sonra da kom ü n i st parti leri n i n yurt-dışı büroları ile bağla ntı ları n ı devam etti riyor, yeni koşu l ­ lara uyma çabalarında kardeş partilere yard ı m ediyord u . H e r fı rsatta da, Komi ntern'in Leni nci gelenekleri n i n ve zen g i n tecrü besi n i n dünya komü­ n i st ha reketi için esin kaynağı olaca ğ ı n ı beli rtiyord u. Sosyalizm yolu olarak halk demokrasisi

Komi ntern ' i n Vi i . Kongresi nden sonra Bulgaristan Komünist Partisi Georg i D i m itrof'un yönetmenliği a ltındaki çalışmalariyle sekterlikten ça­ bucak silki ndi ve kesi n l i kle Leninci ti pten bir pa rti haline geld i . BKP bir halk cephesi plôtformu hazırladı ve demokrati k pa rtilerle i rtibata geçti. Komsomol'un ça lışmalarına yeni bir düzen veri ldi. Parti send ikalara da iyice n üfuz etti. Faşist Almanya n ı n Sovyetler Birliğine sa ldırmasından sonra, Georgi Di mitrof, Bulgaristan halkına »kendi toprakları n ı n ve ordusunun 207


Alman faşiz m i n i n i stilôcı ve ta lancı a maçları için k u l l a n ı l m a s ı na hiçbir suretle yol vermemesi . . . Sovyet h a l k ı n ı yürüttüğü çetin savaşta eli nden gelen her şeyle desteklemesi» çağ rısında bulundu. Parti n i n yöneti m i a l ­ tında s i l ô h l ı b i r a nti -faşist savaş örgütlendi v e geniş ka psa m l ı bir Vatan Cephesi kuruldu. Georgi Dimitrof 1 944 yılında yazd ı ğ ı «Bulgarista n için kurtuluş yolu» adlı meşhur broşürü nde, memleketin yönetici çevrelerce izlenen Almancıl ı k politikası yüzünden yaşa makta olduğu iç b u na l ı m ı tah ­ l i l etti v e Bulgarista n ' ı n fa şist blokta n çıkması yollarını gösterd i . M K Yurt­ d ı şı Bü rosu a d ı na , h a l k ı n bütün demokratik ve i lerici g üçleri ni bi rleşmeye ve s i l ô h l ı savaşı çürümüş kralcı -faşist rej i m i devirme hedefine yöneltmeye çağ ı rd ı . 9 Eyl ü l 1 944'te, partizan birli kleri bi rleşik g üçleri ve ord u n u n i lerici unsurları, artı k faşist düşmanı batıya doğru önüne katm ı ş olan ve halk ta rafı ndan her yerde ku rta rıcı olara k karşılanan Sovyet Ordusu'nun kesin desteğ ine daya narak, kralcı -faşist di ktatörlüğü devi rdi ler. Memlekette Georg i D i m itrof'u n deyim iyle - «işçi s ı n ı f ı n ı n ve onun komüni st öncüsünün a ktif ve yönetici rolüne daya nan ezici halk çoğ unluğunun, şehir ve köy emekçileri n i n egemen l i ğ i» kuru ldu ve bu da Bulga ristanda sosya list dev­ ri m i n başla ngıcı oldu. Georgi Dimitrof, burjuvazi n i n , ekonomik temelini muhafaza ederek, kay­ betmiş olduğu durumunu yeniden kaza n m a n ı n çaresi n i a rıyoca ğ ı n ı söyl ü ­ yor, uyarıda b u l unuyord u . Çeşitli s ı n ı f v e ta bakala rın temsi l edildiği Vatan Cephesi'nin bayra ğ ı a ltında birl i ğ i n nasıl korunaca ğ ı na dair öğ ütler veri ­ yordu. Koşul lar, Bulgarista n ' ı n faş i st Alma nyaya karşı savaşa katı lması ve faşizmin ta m yen i lg i.ye u ğ ratı lması u ğ rundaki mücadele içi n Bulgar h a l ­ k ı n ı n da seferber ed i l m esi gereğ i n i ertelen mez bir sorun olarak ortaya koyuyordu . Georg i D i m itrof'un b i lgece yönetme n l i ğ i sayesinde, memle­ kette Vatan Cephesi i ktidarı çabucak sağlam laştı, Kom ü n i st Parti s i n i n yönetici rol ü de a y n ı hızla a rttı. Fa kat Bulgarista nda olayla rın g i dişi, Georg i Dim itrof' un memlekete dönmesini gerektiriyordu. Neteki m, bu da gecikmedi ve Georg i Dimitrof 4 Kası m 1 945 g ü n ü Bulgarista na dönd ü . Bulgar halkı, Büyük Oktobr Sos­ ya l ist Devri m i ' n i n yıldönümü mü nasebetiyle Sofya H a l k Tiyatrosu bina­ sında düzenlenen törenli topla ntı da onun sahnede görü nmesini sonsuz bir sevi nçle ka rş ı l a d ı . Kü rsüye çıkan Georg i D i mitrof, halka hitaben heye­ canlı bir konuşma yaparak özetle şunları söyledi. «Bu lga ristan topraklarını terkettiğ i m g ü n ü n üzeri nden a rtık 22 y ı l geçmiş bulunuyor. Sizlere, bütün bu zaman boyunca, nerede b u l u n u rsam bulunayını ve neyle meşg u l olur­ sam olayı m, öz halkımı düşün mekten ve onun yara rına, onun geleceğ i , mutl u l uğu v e selômeti için ça l ışmakta n bir an bile geri d u rmadığ ı me söylersem, buna kuşku suzca i na n a b i l i rsiniz.» Georgi Dim itrof aynı konuş­ ması nda, Bulgar ve Sovyet halkları a ra s ı ndaki dostl uğun takviyesi gere­ ğ i n i önemle bel i rterek, Sovyetler Birliğ inden büyük bir sevgiyle bahsetti. 208


H a l kı, yakında ya pılacak seçi m lerde Vatan Cephesi'ne oy vermeye ça­ ğ ı rd ı . Böylece, onun, sosya l i st Bulgarista n ı n kurucusu s ıfatiyle süregelen gerg i n eylem i nde yeni bir sayfa açı l m ı ş oldu. Halk demokrasisi düzen i n i n eoknomi k ve politi k temel leri n i n sağ l a m ­ laştı rı lması nda, doğ rudan doğ ruya Georg i D i m itrof'un yöneti m i altında hazırlanan kan u n l a r - topra k m ü lkiyeti kanun u ; gayr.ı meşru yollarla elde ed i l m i ş servet ve emlôkın musaderesi ka nunu ; k ra l l ı ğ ı n ortadan k a l d ı rı l ­ m a s ı v e cumhuriyetin kurulması ka n u n u v.s.-büyük b i r rol oynad ı . Ya p ı ­ lan refera ndumda h a l k oybi rliğiyle cumhuriyet i sted i ğ i n i beli rtti. Büyü k H a l k Meclisi seç i m lerinde pa rla k bir başarı kazanan Kom ü n i st Partisi bir koa li syon h ü k ümeti kurdu. Baka n l a r Kurulu Başka n l ığ ı na Georg i Di mit­ rof ata n d ı . Bu yüksek devlet h izmeti katındaki ça lışmalariyle de, olağa­ nü stü bir politi k bilgelik ve öngörürlüğe sa h i p olduğunu, hayatı, Bulgar halkının temel çıkarları n ı ve yüzyı l l ı k özlem lerini gayet iyi ta n ı d ığ ı n ı gös­ terd i . Dimitrof, yeni anayasa n ı n hazırla nmasında da büyük çaba lar har­ cadı. Meydana geti rilen a nayasa halk demokrasisi prensip leri n i pekiştirdi ve topl umsal gelişme yolunu açtı. Bulgari stan ile Sovyetler Birliği ve öteki halk demokrasi li ü l keler arasında dostl uk, karş ı l ı k l ı yardım ve işbirliği a nt­ laşmaları imzalanması, Georg i D i m i trof'a göre büyük önemi olan tari h sel olaylard ı . Georg i D i mitrof, «Bulgar halkı için Sovyetler Birliğiyle dostl uk, her canlı va rlı ğ ı n g üneş ve hava i htiyacı kadar hayati bir zoru n l ukturn diyordu.

Georgi D i m i trof'u n şehit d ü şen partiza n ların yakınl a rıyla karş ı l aşması Sofya, 6 Mayıs 1 947 209


BKP V. Kong resi nde MK'nin faa liyet ra porunu okuya n Georgi D i mitrof, mem leketin sosya lizm yolunda gelişmesi n i n esas soru nlarını o rtaya koyd u . H a l k demokrasisi devleti problemlerin i de işliyerek, y a l n ı z kendi memle­ keti nde değil, ha rpten sonra yen i top l u m ku rucu luğuna g i ri şen diğer b i r­ çok memlekette de sosya l izm kuruluşu yolları ve mototları soru n u n u ayd ı n ­ lığa kavuşturd u. Georg i D i m itrof sosya list toplumda işçi sınıfı n ı n v e komü­ nist pa rtisinin yönetmenl i k rol ü kavra m ı n ı n iyice a n laşi lmasına da değerli bir katkıda bulundu. Beyaz taşlı anlt-kabir Georgi Dimitrof, kendisine doğ a n ı n cömertçe bahşettiği her şeyi, ken­ disinde partin i n geliştirdiği bütün meziyetleri n i m ücadeleye, i nsanlara ve komünizme hasretti. 2 Tem m uz 1 949'da hayata gözleri n i kapad ı . Bu büyük komüni stle veda laşmak üzere, bütün memleketten sayı lamıyacak kadar çok i nsan ve 23 kardeş mem leketten bi rçok yoldaşı ve dostla rı Sofyaya geldi­ ler. Ve oza man H a ri Polit özetle ş u n l a rı söyledi : «Ma rks' !, Engels'i ve Len i n ' i izliyen Georgi D i m i trof, d ü n ya devri mci ha reketi ta ri hi n de, zama­ n ı n asla silip götü remiyeceği derin b i r çizi açtı ... Georgi Dimitrof bugün Sofya merkezinde beyaz taş l ı b i r anıt-kabirde yatıyor. Anıt-ka bri önünde dai ma çiçekler a çıyor ve kapı s ı n ı n i ki yan ı nda, dünya n ı n bütün mem leketlerinden, yılmaz savaşçı, çetin ve inanmış komü­ n i st ve büyük ka IbIi insan Georg i Dim itrof' un parla k a n ı s ı n ı ebediyen yüreklerinde taş,ıya n ların takd i r ve şükra n duyg u la r ı n ı ya nsıtan sayısız celerkler s ı rala nıyor.

21 0

ii


O/ay/ar ve yankilar

Halkların Barı, ve güvenlik mücadelesine önemli bir katkı Avrupadaki sosya l i st ü l keler, XX. yüzyı lda yıkıcı i ki d ünya harbin i n acı­ larını çekmiş olan bu kıtayı s ü rekli b i r barış bölgesi h a l i ne geti rmek için sars ı lmaz b i r azimle ça lıştı k l a r ı n ı b i r daha gösterdi ler. Değ i ş i k sosyal dü­ zenli devletlerin barış i çinde ya nya na yaşamalarına yönel i k Len i nci politi­ kayı a rdıcıl olara k uygula makta olduklarını bir daha i spat ettiler. Varşova Antlaşması'na d a h i l Alman Demokratik Cu m h u riyeti, Bu lgari s ­ ta n, Çekoslovakya, Maca rista n, Polonya, Romanya v e Sovyetler B i r l i ğ i temsilci leri nden meydana g e l e n Politik Danışma Kom itesi, 25-26 Oca k 1 972 tarih lerinde Prag'da ya ptı ğ ı topla ntıda, Avrupada gerg i n li ğ i n daha da aza ltı l m a s ı n ı , b i r g üven l i k ve çok yön l ü işbirliği si stemi k u ru lmasını öngören ayrı ntı l ı bir p rogram hazı rla d ı . D ünya n ı n bugünkü durumu üze­ rinde derin Ma rksist-Le n i n i st ta h l i l lere daya nan bu progra m ı n başlıca öze l l i ğ i , gerçekçi, ya pıcı ve a maca yöneli k oluşudur. Prag Danışma Top­ lantı s ı n ı n sonuçla rı, sosya l ist ü l keler top l u l u ğ u n u n , barış, özgü rlük, ulusal bağ ı msızlık ve sosyal i lerleme uğrunda halkların yürüttükleri savaşın güç­ l ü bir ka lesi olduğunu i spat etmiştir. Pol iti k Danışma Komitesi «Avrupada barış, g üven l i k ve işbirliği bildiri­ si"ni oybirliğ iyle kabul etmiştir. Bu önemli dokümanda, sosya list ü lkelerin Bükreş Deklôrasyonu'nda (1 966). Buda peşte çağ rısı'nda (1 969) ve Ber l i n Bildirisi'nde (1 970) öne sürdükleri teklif gelişti ri l i p som utlaştı rı l m ı ştır. Av­ rupa n ı n pol iti k i kl i m inde son za manlarda meydana gelen değ i ş i m ler nes­ nel biçimde değ erlendirilmişti r. Bu yüksek düzeydeki danışma topl antı ­ sına katı l a n yönetici ler, değ i ş i k sosya l si stemlere sa h i p Avrupa devletleri a ra s ı nda sıklaşmış olan temasların ve özelli kle her birini yakından i l g i len­ d i ren soru n ların ele a l ı nd ı ğ ı politik görüşme ve d a n ışmaların gelişmesi­ nin büyük b i r önem taş ı d ı ğ ı n ı beli rtmişlerd i r. Avrupada barışı ve işbirli­ ğ i n i g üçlend i rme k her devletin köklü çıkarlarına uyg u n olduğu için, bu temas ve danışmalar onların a n laşmalarını kolaylaştı rmakta d ı r. Varşova Ant/aşmasına dahil devletlerin politikalan, Avrupada banş ve işbirliğinden yana olan bütün güçlerin bir birlik meydana getirmelerinde baş"ca rolü oynamaktadır. Avru padaki d iğer devletler de bu kıta n ı n ortak barış dôvasına g itti k çe a rta n katkı larda b u l u n uyorlar. Bu suretle barış i çinde ya nyana yaşama i l işki leri kuvvetleniyor. Doğu ve Batı ü l keleri a ra ­ s ı nda ekonom ik, ticari, b i l i msel, tekni ksel, kü ltürel v e d i ğ e r bağ ların a rt­ ması Avr u pada gerg i n l i ğ i n aza l masına yardım ediyor. Alman Demokratik Cu m h u riyeti ' n i ta n ıya n devletlerin çoğa l ma kta olması da, barışın sağlam­ laşmasına h izmet eden güçlü etkenlerden b i ri d i r. 211


Prag Bildirisi, Avrupa barı ş ı n ı n g üçlendi ri l mesine taraftar olanlardan, sadece, Avrupada bir g ü ven l i k ve işbirliği sistemi kurma prensi plerine uyg u n eylem lerde b u l u n malarını istemekle yeti n miyor, aynı zamanda bu a maca götüren yolu da a çı k-seçi k beli rtiyor. Politi k Danı şma Komitesi, Avrupa g üven l i ğ i ve işbirliği sorunları n ı n b i r Avrupa foru m u nda görüşül­ mesi ni teklif ediyor ve bu foru ma, bütün Avrupa devletleri nden başka, Amerika Birleşik Devletleri i le Kanada ' n ı n da eşit ha kla katılabilecekleri fi kri ni i leri sürüyor. Sözü geçen forumda, gerg i n l i ğ i n daha da aza l t ı l ması n ı sağ l ıyaca k v e Avrupa g üven l i ğ i ne temel olabilecek prat i k ted birler d e elbirliğ iyle hazırla nabilecektir. B i l d i ride bütün Avrupa devletleri n i n , sa ldırılara karşı sağ la m bir g üven ya ratmak ve kıtadaki halkların barış i çinde gelişmelerine ya rd ı m etmek ma ksadiyle antlaşmalarla yüküm lenecekleri bellibaşlı görevler de ayrı ntı­ lariyle ortaya konuluyor. Sosya l ist devletler, Avrupa ü lkeleri ilişki lerinde sağla nacak güvenliğ i n temel prensiplerinin bu devletleri n her biri ta ra­ fından ka bul edi l i p gerçekleştirilmesini i stiyorlar. Bu temel prensi p ler şun­ lard ı r : ikinci Dünya Harbi sonunda meydana gelenler de dahil, bütün devlet sımrlaf/mn dokunulmazhğı ; Avrupa devletleri arasındaki karşi/ıkh ilişkilerde kuvvet kullamlmaması ; her iki sosyal sisteme - sosyalist ve kapitalist - dahil devletlerin baf/ş içinde yanyana yaşamalan ; banşı ko­ ruma uğrunda iyi komşuluk ve işbirliği ilişkilerinin geliştirilmesi; klfa ülke­ leri arasında karşıhkh yararlara uygun bağlann güçlendirilmesi; genel ve tam silôhsızlanma ve en başta nükleer silôhlann yokedilmesi problem­ lerinin çözümü için elden geldiğince çaba harcanması ; Birleşmiş Millet­ ler Teşkilôtı'nin desteklenmesi . . . Bildi ride şöyle den i l iyo r : «Avrupa Devletleri Toplantısı, bu pens i p ve a ma çları Avrupa devletleri a ra s ı ndaki i lişki lerin temeltaşı h a l i ne getir­ d i kten sonra, ta rihsel ba kımdan daha büyük çapta kara rlar alacaktır. Ve bu temel, Avrupa'yı gerçek b i r barış kıta s ı na dönüştürecek semereli ça lış­ maların daya nağ ı olacaktır.» B i l d i ride s ı rasiyle bel i rtilen bu yüküm ler, Doğ u ve Batı Avru padaki b i r­ çok devletin kıtada barışın g üçlendiri l mesiyle i lg i l i soru n l a r karşısı ndaki ortak tutumlanna daya n ı la ra k tesbit edi l m işti r. Bu ortak tutum sözüyle, değ iş i k sosya l siste m l i Avrupa devletleri a ra s ı ndaki i l işki lere prati k olara k g i ri p yerleşen, u l uslara rası dokümanlarla desteklenen v e geniş b i r kamuo­ yunun da tasvi bini kazanan prensipler ka sted i l mekted i r. Drneğ i n , B i l d i ri'de d i l e geti rilen prensiplerle, Sovyetler Birliği ve Fra nsa a rası nda geçen yıl ya p ı l a n yü ksek düzeydeki görüşmeler sonucunda imzalanan Sovyet-Fransız işbirliği Antlaşması prensi pleri a rasında bi rçok ortak noktalar va rd ı r. M i l letlerarası a la nda ta m b i r uyum içinde ça lışan sosya l i st top l u l u k ü l keleri, bi rçok Batı Avrupa ü l kesiyle ya ptı kları i k i l i temaslarda, karş ı ­ l ı k l ı a n layışı, g üven v e işbirliğ i n i kuvvetlendirmek i ç i n ' b ü y ü k ça balar har­ cad ı lar. Şimdi ya pı laca k iş, bu u laşı m ları çok yan l ı a ntlaşmalar halinde 212


g üçlendirmek ve bununla, kıta n ı n u l us lara rası i li ş ki lerinde kesin bir dönü­ ş ü m için gerekli koşulları yaratmak, böylelikle de Avrupa n ı n askeri - politik grupla ra bölünmesini ö n lemektir. Son za m a n l a rda, Avrupa ü l keleri a rasında ka rş ı l ı k l ı ya rarlara daya nan bağ ların çoğ a l ı p genişlemekte olduğu görü l üyor. N e va r k i , NATO' n u n tutumunda «soğuk harp» politikasından ka lan a y ı r ı m , hak eşitsizli ğ i v e suni engellemeler bu i ş i ha ı a b irçok hususlarda zorlaştırıyor. B i l d i ri'de bel i rtil d i ğ i g i bi, bütün bu engelleri ortadan ka l d ı rm a k, Avrupa Top la ntı­ s ı ' n ı n öneml i ödevlerinden b i ri olacaktı r. Avrupa g üven l i k ve işbirl i ğ i si stem i n i n ya ratıl masiyle i lg i l i problem ler, elbette yüksek d üzeydeki bir ve hatta birkaç topla ntıda çözülemez. Ortak p rensiplerin beli rlenip uyg u lanabil mesi i çi n büyük bir titizli kle çalışmak, hazırl ıklar ya pmak gerekecektir. Sosya list ü l keler; bu a ma çla, Avrupa Top­ lantısı'nda bütün i l g i l i devletlerin temsilcilerinden o luşacak bir d a i m i organ kuru l m a s ı n ı önermektedi rler. Pol itik Danışma Komitesi toplantısına katı lanları n kanısı nca, yukarıda s ı ra lanan soru n l a r, 1 972 y ı l ı nda ya pı lması ta mamiyle m ü mkün olan Avrupa Toplantısı gündem i n i n başlıca maddeleri n i teşk i l edecektir. Fra nsa, Da n i ­ marka, Norveç v e Finıandiya g i bi bi rçok Batı Avrupa ü l kesi, bu yüksek düzeydeki topla ntı n ı n bu yı l ya p ı l masından ya nadırlar. Kal d ı ki buna hazırl ı k içi n de yeterli za m a n va rd ı r. B i l i n d i ğ i gibi, F i n ı a ndiya hükü meti, çok ya n l ı hazı r l ı k topla ntı l a rı n ı n Helsinki'de ya p ı l ma s ı n ı çoktan teklif et­ m i ştir. Prag top la ntısına katı lan l a r, bu tek lifi gözön ünde bulundura ra k, sözkonusu ön topla ntı l a ra temsilci göndermeye hazır olduklarını da tek­ ra rlamışlard ı r. Onların bu husustaki kan ı ları şud u r : «Ta ri hsel gelişme Av­ rupayı önem l i bir aşamaya u laştırmıştı r. 1 972 yı l ı , Avrupa halklarına, sü­ rekli barış ve g üvenl i k soru nunda yen i ü mitler verdi kten başka, bunların gerçekleşti ril mesine de yol a çabi l i r. » Eylemlerinde h a l k y ı ğ ı n l a rı n ı n çıkarla rını k ı l avuz e d i n e n Batı Avrupadaki Ma rksist-Leninist pa rtiler, Avrupa g üven l i ğ i ve işbirliği sorunu üzeri nde bir Avrupa Top la ntısı ya p ı lması fikrini ı sra rla savunuyorl a r. Batı Avru pan ı n g e n i ş i l erici çevreleri d e bu fikri destekliyorlar. Gerçekçi görüşlü birçok burjuva pol itikacısı da böyle bir toplantı n ı n ya p ı l masına taraftar olduk­ larını bildi rmişlerd i r. Orneğ in, Fransa Dışişleri Ba ka n ı M . Şuman, b i r Avrupa konfera n s ı n ı n «gerg i n l i ğ i azaltmada v e bütün Avrupa hal kları a ra ­ s ı nda b i r a n laşma havası yaratmada çözü mleyici b i r rol oynaya b ilece­ ğ ini» söylemiştir. Ne var ki, kapita li st d ü nyas ı nda «soğ u k ha rp»i n kara n l ı k g ü n lerini tek­ ra r ca n l a n d ı rmaya ve gerg i n l i ğ i a rttırmaya çalışan çevreler haıa etki l i olabi l m ektedi rler. Bildi ride, hal klar, gerg i n l i klerin aza ltı l masına ka rşı ko­ ya nları etkisiz hale geti rmeye çağ r ı l m a ktad ır. Avrupada gerg i n l i ğ i n aza l masına karşı o l a n l a r, daha düne kada r, b i r Avrupa g ü ven l i k v e işb i r l i ğ i konfera n s ı n ı n ya p ı lmasını, dört devlet a rasın213


daki Batı Berli n görüşmeleri n i n sonuçlarına bağ la maya ça lışıyorlard ı . Fakat sözkonusu görüşmeler başarıyla sonuçlan ı nca, onların ö n e sürdük­ Ieri bu şa rt ı n anlamı ka lmadı. Bunun üzeri ne NATO çevreleri başka bir bahane i leri sürerek, ..s i ı a h l ı kuvvetler karşı l ı k l ı ve dengeli bir biçimde aza ltı lsın» dediler. Oysa ki, Bildi ri'de, Avrupadaki s i ı a h l ı kuvvetleri n ve s i ı a h la rı n azaltılması i çi n ya p ı lacak a n laşma n ı n Avrupa g üven l i ğ i n i sağ­ lam laştırmaya ya rdım etmesi gereğ i belirti lmiş bulunma kta d ı r. Ancak, bu önemli problemi n görüşü l mesi ve çözüm yol u n u n beli rlenmesi, mevcut as­ keri, politik g rupla rd a n birine her hangi bir üstün l ü k veya i mtiyaz sağ­ lamama l ı d ı r. Sosya l ist ü lkeler top l u l u ğ u n u n, gerg i n l i ğ i azaltma a l a n ı nda g üttüğü ardıc,ıI politika şu temele daya nıyo r : Barış bölün mez bir bütü ndür ve yer­ yüzü n ü n her bölgesinde g üçlendi ri l melidir. Bu hükmü çıkış noktası ya pan sosya list topluluk, halkların sosyal ve ulusal kurtuluş savaşları n ı destek­ lerken, em perya l i z m i n saldırg an l ı k eylemlerine kesi nli kle karşı koymak­ tadır. Politik Danışma Kom itesi, Prag Topla ntı s ı nda, Birleş i k Ameri ka n ı n Viyet­ nam Demokrati k Cu m h uriyeti ne ve diğer 'Çi n - H i n d i ü lkelerine ka rşı sa l d ı r­ g a n l ı k eylemleri n i a rttırması yüzünden, bu bölgede meydana gelen duru­ m u da gözden geçi rmiş, harbi ..Viyetnam laştırma» alan ındaki serüvenci politi kayı ve VDC topraklarının ba rba rca bombalanmasını k ı n a m ı ştır. Ameri kan i ktidar çevreleri, b i r ya ndan riyakarca barışta n söz etmekte, öte ya ndan, bilindiği üzre, yü rüttü kleri i ğ renç ha rpte tırma nmaya fii len deva m etmekted i rler. Müdaha leci devletleri n bu sa l d ı rıya kattıkları asker sayısı uluslara rası kamuoyu n u n baskısı a ltında n i speten azaltılı rken, hava a k ı n ıarı a ra l ı ksız olara k geniş leti lmekte, Saygon kukla rej i m i n i n ordusu yeni yeni harp a ra çla riyle donatıl ma kta d ı r. Yaşi ngton, son üç yılda, ÇinH i n d i harbi için 67 m i lya r 200 m i lyon dolar harcam ıştır. Aynı süre içi nde, ( Ameri kan hava kuvvetleri, Laos ve Kamboçya'ya 6 m i lyon ton bomba at­ mış, Gü ney Viyetna m topraklarına 90 m i lyon ton zehirli madde saçm ışlar­ d ı r. Gü ney Viyetnam kukla rej i m i ordusunda haıa b i r m i lyon kada r a s ker vard ı r. Bu ordu bol m i ktarda u çak, heli kopter, ta nk, a ğ ı r top ve harp gemi leriyle donatı l mı ştır. B u ordu ta mam iyle Vaşi ngton' u n emri nded i r. B i rleşi k Amerika Başkan ı R. N i kson, bu yı l ı n Oca k ayı sonunda, ..Çin­ H indi anlaşmazl ı ğ ı n ı sona erd i rme pıanı»nı ilôn etti. Bu plôn, i lerici dü nya kamuoyu n u n değerlend i rmesine göre, hep aynı yen i -sömürgeci niyetler temeli üzeri ne oturtu l m u ştu. N i kson, gerçekte, Gü ney Viyetnam Cumhuri­ yeti Geçici Devri mci H ü kümeti ' n i n herkesçe bili nen 7 maddel i k teklifi ni, ya n i Viyetnamda sağ l a m ve ada letli b i r barış kurulması progra m ı n ı red­ dediyordu . Herşeyden önce, Viyetnamda harbi çıkaran ve bütün Çin­ H i nd i 'ne yayan sa l d ı rgan ülkenin - Ameri ka Birleşik Devletleri n i n , i şgalci ordularını kaytsı! şa rtsız geri çekmeyi reddettiği d i kkati çekmektedi r. Va­ şington, Gü ney Viyetnamda Ulusal K u rtuluş Cephesi' n i n de katı l masiyle 214


cumhurbaşkan l ığ ı seçimleri ya p ı l masını teklif etmekte olsa bile, böyle b i r seçi m, Saygon 'daki en va hşi zorba l ı k v e terör reji m i ayakta ka ldı kça , a s l a serbestçe uyg u la na maz. Sözü geçen Ameri kan plan ındaki ateş-kes m a d ­ desi d e , VDC ba s ı n ı n ı n da belirttiğ i g i bi , sadece B i rleşik Ameri ka n ı n em­ perya li st çıkarla rı n ı gözetmektedi r. B u madde, b i r ya ndan Güney Viyet­ nam, Laos ve Kamboçya'da Ameri kan taraftarı reji m ieri desteklemeyi, öte yandan bu mem leket/er halklarını u lusal bağı msızl ı k ve özgü rl ükleri ni savu nma olanağ ından yoksun etmeyi öngörüyor. Bir başka deyi şle, N i k­ son'un i l a n etti ğ i p l a n, a ncak Ç i n - H i n d i nde emperya l i z m i n egemenliğini pekişti rmeye hizmet edeb i l i r. Buna da Çin - H i nd i halkları ve dü nya ilerici kamuoyu el bette göz yuma mazlar. Sosya l i st ü l keler, Ameri kan em perya lizmi n i n Ç i n - H i ndi üzeri nde s ı n ı r ta n ı mıyan yeni - sömürgeci emelleri n i n başa rısızlığa m a h k u m o l d u ğ u n u defa larca beli rtmişlerdi r. Ç i n - H i ndi yurtseverleri ka h rama nca yü rüttükleri savaşlarına başarıyla devam ediyorla r. B u halklar Sovyetler Birliğinden ve öteki sosya l i st ü l kelerden büyük ölçüde yard ı m görüyorla r. Preg Toplan­ tısı'na katı lanlar, yayı nladı kları Bildi ri'de, VDC'ne, Güney Viyetnam : Laos ve Kam boçya yurtsever g üçlerine, s a l d ı rg a n la rı püskürteb i l meleri i çin, b u n ­ d a n sonra da gerekli yard ı m v e desteği gösterecetleri n i beli rtmekted i rler. Bildiri 'yi i mzalıya n l a r, barış ve genel g üven l ikten yana olan herkesi, Ç i n ­ H i n d i halklariyle dayanışmalarını d a h a eylemsel biçimde beli rtmeye çağ ı r­ m ı şlard ı r. Politik Danışma Komites i ' n i n dostl u k ve görüş birliği havası i çi nde geçen Prag Toplantısı, kıtadaki sosya list ü l kelerin g iderek g ü çlenen birlik ve beraberl ikleri n i n, m i lletlerarası soru n l a r üzerinde d u rmadan a rta n etki le­ ri n i n yeni bir kan ıtı o l muştur. Gerg i n l i ğ i n aza l ma s ı , Avrupada ve yeryüzünün öteki kes i m lerinde g ü ­ ven l i ğ i n sağ la n ması, sosya l izmin, dü nya devri m sü reci gel işmesi n i n , dü nya kurtu luş ha reketinin çıkarları na uyg und u r. Em perya l i z m i n saldırı pol itika­ sına karşı, genel g üvenl i k i çi n gerg i n b i r m ü cadele yürütmekte olan Var­ şova Antlaşması'na dahil devletler, bütün halklar karş ı s ı nda yükümlend i k ­ leri enternasyonal ödevi sadakatle yeri ne getirmekte, dü nya sosya l i z m i n i n g üçlen mesine v e gelişmesine, a nti-emperya l ist g üçlerin sağ la m laşmasına, d ü nya n ı n devri mci yolda n yeni lenmesine hizmet etmektedi rler. A.

Braun

215


fv1arksizm-Leninizm ve zamanımız

Ulusal devrimden sosyal devrime Bugün Asya, Afrika ve Lôti n Amerikayı bir devri mci değ i şi m ler süre­ c i n i n sard ı ğ ı herkesçe kabul edi l mekted i r. Fa kat üç kıtada gelişmekte olan devri m i n karakteri soru nuna ya naşımda çok çeşitli görüş ve değerlendi rme ayrı m la rı göze ça rpmaktadır. Bu do d oğ a l d ı r, çünkü ya l n ı z a z gelişmiş memleketlerde değ i l , bütün dü nyada başka başka s ı n ı f ve sosya l ta ba­ kaları i lg i lend i ren bir problem söz kon usud u r. Soru nun esası, sonu sonun­ da, eski söm ürge ve ya rı-sömürgeler h a l k l a r ı n ı n dünya n ı n sosyal gelece­ ğ i n i n oluşmasındaki rol ü n ü açıkla maya daya n makta d ı r. B u rjuva bas ı nında, Asya, Afrika ve Lôtin Ameri kada «artan üm itler devri mi"nin, «modern leşme hareketi"n i n ol uştuğundan söz etme eğ i l i m i vard ı r. Bu g i bi a n layış l a r ı n a m a c ı , dü nya u l usal kurtuluş devri m i n i n sos­ ya l -ppl it i k yönel i m i n i gözlerden sakla ma ktı r. Gerçekten, «üçüncü dün­ ya"n ı n top l u msal gelişmesi n i esas iti bariyle mora l - psikoloj i k (<<a rtan ümit­ ler,,) veya kü ltürel -tekni k (<<modernleşme» ) neden leri n beli rlediği ka bul ed i l i rse, bu gelişme ôdeta sınıf savaşından kopuk, kapitalizm ve sosya­ lizm konusunda da tarafsız d u ruma düşürülmüş o l u r. Bu an layışlara göre, sözü geçen üç kıta halkla rını n ha reketi sosyal i çeri kten yoksun sayı l mak­ tad ı r. H a reketin u l usa l - k u rtuluş kara kteri de i n kô r edil mektedi r. Diğer bazı l i beral ve oportü nistler ise, örneğ i n Çin-Hi ndi halklarının Ameri kan sa l d ı rganiarına karşı veya Afrika yu rtseverlerinin Portekiz sömürgeci lerine karşı yürütmekte oldukları savaşla rda da, daha önceki g i bi , u l usal özg ü r­ l ü ğ ü n hedef tutulduğu sonucunu çıka rma hevesindedi rler. Fakat> yine onlara göre, diğer memleketlerde böyle bir şey olduğu yoktu r ve bu da g üya genel l i kle bağ ı ms ı z l ı k savaş ı n ı n tari h a rşivinde ka l d ı ğ ı a n l a m ına gelmektedi r. Kurtu/uş hareketinin u/usa/fiğı ve sınıfsallığı

Marksi st-Leni nist teori, eski sömürge ve yarı sömü rge ü l kelerde çağdaş devri m i n u l usa l-kurtul uşçu kara kterini bel i rttiğ i gibi, onun değişmekte olan sosyal içeriğ i n i de beli rtmektedi r. Egemen l i ğ i n sağ la n ı p yerleşmesiyle u l usa l kurtu l u ş sava ş ı n ı n deva m ı koş u l l a rı n ı n ortadan ka lktığ ı tezi acaba doğ ru m u d u r ? Gerçi, sözü geçen memleketlerde u lusal çıka rla rın bugün eskiden olduğu g i bi açıkça çiğnen­ mediği, u l usal duyg u la rı n eskisi gibi tecavüze uğra m a d ı ğ ı gerçeği bu tezi desteklemektedir. Bura l a rda beli ren u l usal hareketler ve politik mücade­ leler genellikle doğrudan doğ ruya u l usal hoşnutsuzl uğu, ya bancı za l i m ­ lerin ezg isine karşı protestoları yansıtm ıyor. K u rtu luşlarına kavuşan eski sömürge ve ya rı-sö m ü rg e ü l keler, u l uslara rası hayata katı l a n egemen un216


s u r/ar olara k d ü nya a l a n ı na çıkıyor/ar. Gerçekler böyledir ve b u n l a r tar­ tışma götürmez. Fakat b u soru n u n sadece bir ya n ı d ı r. Soru n u n öbür ya n ı na geli nce, bu da, Asya, Afrika ve Lôtin Amerikada tüm u l usu i l g i lendi ren en önem l i nice problemin haıa çözüm bekled i ğ i d i r. Netekim, ekono m i k geri l i k gideri lmiş değ i l d i r ; insan başına gayrı safi gelir d üzeyi gelişmiş kapita l i st ü l kelerdeki n e kıyasla orta l a ma olara k 12 defa daha azd ı r. Sömürgec i l i k biçim ve metot değ i sti rerek «üçüncü dü nya»yı sömürmeye devam etmektedir. Ostelik, daha az gelişmiş mem leketleri d ü nya kapita l i st ekonomi meka nizması çerçevesinde soyma sistemi de a la b i l d i ğ i n e uyg u la n m a ktad ı r. Bu mekanizma n ı n i ş lemesi, örneğ i n son aylarda ka pita lizm i n döviz-fi nans si stemi.ndeki bunalımla i lg i l i olara k apa­ çık kendi n i gösterdi. Birinci olarak, geri ka l m ı ş ü lkeleri n i hraç olanakları önem l i derecede s ı n ı r/a ndı ve bu ü lkeler özellikle Bi r/eşik Amerikada ken­ di leri için a ş ı l ması zor yeni tarife engelleriyle karşı laştı l a r. Hem de b u ta m Bi rleşmiş M i l letler Tica ret v e Ka l k ı n m a Konfera ns ı ' n ı n 1 968'deki i ki nci topla ntı döneminde a l ı n a n karar gereği nce, endüstri devletleri n i n geri ka l m ı ş ü l kelerden ithal edilen sanayi mallarında g ü mrük tarifi leri n i tek ta raflı olara k azaltmaları gerektiğ i bir s ı rada oldu. Iki ncisi, bi rçok dövi ­ zin reva l üa syonu sonucunda, eski söm ü rg e ve ya rı-söm ü rgelerin u l usa l ekonomi leri için ithal ed i l mesi hayati bir zoru n l u k olan büyük çapta dona­ t ı m l a r bir hayli pa halı laştı. Ya pilan hesa plar, a rtık güney-doğ u Asya ü l ­ kelerinin, örneğ in, Batı Almanyadan v e J a ponyadan torna tezg ô h ları satı ­ nalı rken, önceki fiyatlardan % 20-25 kadar daha fazla ödemek zorunda kalacaklarını gösteriyor. (1) üçüncüsü, geri ka l m ı ş ü l kelerin zaten kıt olan ve Ulusla ra rası Para Fonu k u ra l larına göre şimdi değeri n i yiti ren dolar üzeri nden gösteri len döviz stokları doğrudan doğ ruya zarara u ğ radı. Ş i m ­ diki durum, «fi nans kapita l i n i n v e genel likle kapita l i n egemenliği politi k demokrasi a l a n ı nda h i ç b i r dönüşümle giderilemez ; kendi kaderine buyru k l u k ise ta ma miyle ve m ü n hasıra n bu a lana aittir» diyen Leni n ' i n sözleri nin ne kada r doğru o l d u ğ u n u ortaya koymakta d ı r. (2) Gerçekten de, politi k bağ ı msızl ı ğ ı n önemi ne kadar büyük o l u rsa olsun, a nti-em perya l i st kurtu l u ş sava ş ı n ı n objektif temeli yerli yeri nde kal m a ktad ı r. B u n u n a ğ ı r l ı k merkez i n i n politik a landan ekonomik a lana g eçmezi ayrı soru n d u r. işte halkların her yerde pratik olara k kölelikten kurtuluş koş u l ları içi nde u l usa l kurtu luş hareketi aşamaları değişi m i n i n özlüğü budur. U l usa l öz­ g ü rl ü k için m ücadelede ekonomik bağ ı msızl ı ğ ı elde etm e n i n b i ri nci dere­ cede önemi vardır. V. i . Lenin der k i : « . . . u i u s a i k u rtuluştan söz edi-

(1) Bir ya nda n eski sömürge ve ya rı-sömürgelerin i h racat geli rleri de aza l d ı .

Orneğ i n, I ran, S u u d i Ara bistan, Ven ezüellô, Kuveyt, Libya, I rak, N ijerya, Endonezya, Cezayir, Abu Dabi ve Kata r' ı n, yani petrol i hra ç eden memleketlerin, döviz Buna l ı m ı yüzünden doğrudan doğ ruya u ğ ra d ı k­ ları kayı plar, 1 971 yılının son dört ayında 400 m i l yon dolar, doları n deva lüasyonu ndan sonra da h e r ay için 7 5 m i lyon dolard ı r. (2) V. i. Leni n Bütün eserleri C. 27, s. 254. 217


yor . . . a m a e k o n o m i k kurtu luşu bir ya na bıra k ıyorla r. Oysa gerçekte a s ı l bu i ki ncisi esastı r.» (Bütün eserleri c. 22. s. 1 87). H a l k ekonomisi nde topyekun bir ka l k ı n ma o l m a d ı kça. m i lletlera rası sermaye egemen li ğ i n i n ka l d ı raçları bertaraf ed i l med i kçe. yerli kaynaklardan ö z çıkarlar gözeti le­ rek geniş ölçüde ya ra rlan maya yol vermiyen ekonom i k ve sosya l engeller ortadan ka l d ı rı lmadı kça. eski söm ü rg e ve ya rı-sömürgelerin u l usa l özg ür­ l ükleri s ı n ı rl ı ka l ı r. Ekonom i k bağ ı msızlık. örneğ i n yabancı tekel leri n egemenliğinden azat o l mayı gerekti ri r. Bunda ya bancı maden. petrol ve sanayi tekel leri n i n yerli kolları ta rafından insafsızca sömürülen işçilerin çıkarı va rd ı r. Bunda. ü ret­ tikleri ürünler - kahve. kakao. ka uçuk - ya bancı büyük çiftl i k sa h i p leri veya u l uslara rası dış tica ret firmaları tarafından yok pahasına el lerinden a l ı na n köyl ü lerin çıkarı vard ı r. M i l l i burj uvazi nin önemli ta baka ları da güclü ya bancı ra ki plerden kurtu l maya ça l ışmaktad ır. Tek sözle. tüm u l usu i l g i lend i ren en ö(lem l i genel d emokratik i steklerden biri. yani ya bancı sermayenin eylem i n i n d i zg i n l enmesi isteğ i objektif olara k biçi mlen­ mekted ir. Ornekleri çoğa ltmak için radikal toprak reformları soru n u n u ele a l a l ı m . Bu. geri ka l m ı ş bi rçok memleketi kıvra n d ı ra n tüketi m maddeleri yetersiz­ l i ğ i n i g idermenin. halkın çok düşük olan yaşama d ü zeyin i yükseltmenin biri ci k etk i l i yol u d u r. Köylü ve emekçi yığınlarının bu reformlardan yana tutumları açıktır. Fakat toprak üzeri nde büyü k toprak ağaları n ı n tekeline son veri l mesi. m i l l i burjuvazi i çin de köy ekanomisinde sermaye n i n k u l ­ l a n ı l m a s ı na y o l vermiyen engelleri ortadan ka l d ı rmak a n l a m ına gelir ve iç paza rın genişlemesi alanaklarını ya ratır. işte ayrı tü rlerden sosyal güç­ lerin u l usa l çapta birlik yaptı kları nokta la rdan biri d e budu r. K u rtuluş­ l a rı na kavuşmuş olan bi rçok memlekette. sanayi leşme. devlet sektörünün rol ü n ü yü kseltme. ithalôt-i hracat hareketleri ni ayarlama. genel ekonomik gelişme tempoları n ı a rttı rma problem leri ba k ı m ı ndan da buna benzer bir şey olmaktad ı r. Ve bütün b u n la r. eski söm ü rge ve yarı -sö m ü rgelerde çağ­ daş devri m i n u i u s a i kara kteri nden. bu devri m i n genel demokrati k ve a nti-em perya li st yönel i m inden söz etmeye imkôn vermektedir. Ekonomik bağ ı ms ı z l ı k m ü cadelesi koşu l l a rı i çi nde yaratı lan u l usal birlik h i ç d e topyekun sosya l uzlaşma a n l a m ına gel mez. Ta m tersine. söm ü ren­ ler i l e sömürülenler a ra s ı nda - daha önce ya bancı efend ilerin egemen­ l i ğ iyle maskelenen - i lişkiler a rtık daha elle tutu l u r ve gözle görü l ü r biçimde ortaya çıkar. B i l i ndiği üzre. çeşitli sosyal tabaka lar ekonomik hayata i lişkin her soru n u n çöz ü m ü n e başka başka biçimlerd e yanaşırlar. B u n u n sonucu olara k. u l usal hareket toplu msal çelişkiler ve çatı şmalarla dolu bir süreç halinde kend ini gösteri r ve g elişir. Burada. u l uslara rası tekelci sermayeye bağ ı m l ı l ı k zi nci rleri k ı rı l ma d ı kça. genel li kle demokra­ sinin ve özel likle ezgi a ltındaki halkların kendi u l usal kaderlerine buyruk­ luğunun. olsa olsa ancak «sı n ı fsa l ezg i ve s ı n ıfsal m ücadeleni n daha ser21 8


best, geniş ve a ç ı k b i ç i m i .. a n l a m ı na gelebi leceği hakkı ndaki Len i nci görüş bütün dolg u n l uguyla ortaya çı kmaktad ı r. (1) Onemli ve baza n bir hayli etkili sosya l - politik kuvvetler, emperya lizmle ilişkilerin kes i l mesini öngören her tü rlü tedbire, ekonomik ve sosya l ya pıda i lerici dönüşüm lere ka rşı cep �e a l ıyorlar. B u n la r, her şeyden önce, Asyada derebeyi-pomeşçi k çevreleri ve en kodaman tekelci lerd i r ; b irçok Afrika mem leketi nde soy­ ka b i le a ri stokrasisi ve b u rjuva - b ü rokratik «yeni eliMi r ; Lôtin Ameri kada da lôtifundistler ve oligarşik burjuvazi d i r. Bu nedenler dolayı siyle, u l usal b i r l i k, m i l leti bütünüyle kapsaya n b i r şey olara k anlaşı labi l i r. Bunun ölçütleri n i yersel d u ru m ve koş u l l a r ı n özg ü l l ü ğ ü v e hele emperya l izmle paza r l ı k v e uyuşma l a ra h e r za m a n yatkı n o l a n m i l l i b u rj uvazi n i n genel demokrati k ha rekete katı lma derecesi bel i rlendi rir. Bir­ çok d u rumda n ice Lôtin Ameri ka ü l kesinde devri mci g ü çlerin tecrü besi n i n gösterdi ğ i g i b i , hattô u l usa l birlikten değ i l de halk b i rliği nden söz etmek daha doğru o l u r. Fakat soru n u n özü yine de sosya l ba kımdan tü rdeş o l m ıyan g ü çlerin gerçek u l usa l çıkarlar için ortak mücadele plôtformu üzeri nde bi rleşmelerinden i ba ret kalmaktad ı r. çağ ı m ı z ı n u l usal k u rtuluş devri mine katı lan s ı n ıfsal g ü çlerin dağ ı l ı m ında ve kuvvet ora ntı sında d a i m i değ i şmeler ol makta d ı r. Bu da onların sosyal içeriğ i n i n hep aynı ka lmadığı a nlamına gelir. Demek ki, önemli olan, sözü geçen değ i şmelerin yasa l l ı ğ ı n ı ve bu ya sa l l ı ğ ı n daha ne g i bi değişme perspektifleri açtı ğ ı n ı a çı k l a ma kt ı r. B u n u n la i lg i l i olara k tarihsel eğ i l i m ler üzeri nde b i raz d u rma kta da fayda va rd ı r. Kapita lizmin başlangıcında, u l usa l özg ü r l ü ğ ü n ve b i rl i ğ i n müjdeci si v e ta şıyıeısı burj uvaziyd i . B u rj uvazi büyü k paza rla r yaratmak için, feodal pa rça l a nmışlığa son vermek için b u bayra k a ltında savaşı­ yord u . Tek sözle «kendi evi n i n efendisi .. ol mayı a maçl ıyord u . B u rj uvazi u lusal sorunu politi k g ündeme getirip kata rak, bunu kendi s i n i n örg üt­ lediği ve önderl i k ettiğ i h a l k ha reketleriyle çözü m ıüyord u . O halde bu hareketler hedefleri ve ödevleri ba k ı m ından b u rj uva kara kterl iyd i . Bun­ l a r ı n sivri ucu feodalizme ve toplumsal i l işkilerdeki diğer ortaçağ ka l ıntı ­ l a rına karşı yönelti l mişti. Coğrafi d u r u m bakımından ise u lusal sorun, kapita l i z m i n gelişmekte olduğu yerde, ya l n ı z orada, ya n i Avrupada, Kuzey Ameri kada, daha sonra da ja ponyada açı k-seçik mevcuttu. Em perya l i z m çağ ında, d ü nya n ı n toprak ve politi k bakımdan taks i m i koşu l la rı i çi nde, söm ü rgeci devletler a ra s ı nda u l usa l s o r u n devletin i ç soru nu olmaktan çıkara k m i lletlerarası sorun haline, ulusal olmaktan çıka­ ra k u l usa l - koloniya l sorun h a l i ne, öncel ikle Avru pa n ı n sorunu olmakta n çıkarak b i r Afrika -Asya ve Lôti n Amerika soru n u haline geldi. Lenin şöyle d iyar : «Demokra siye ilişkin ayrı ayrı isteider ve bu arada kendi kaderine buyruk olma i steği m utlak değ i l , a nca k d ü n y a ö l ç ü s ü n -

(i)

V. i. Leni n Bütün eserleri

c.

27, s. 254.

21 9


d e k i genel demokrati k (bug ü n : genel sosya l i st) hareketi n küçücü k bir parça s ı d ı r.» (Eserler, c. 30, s. 39). Leni n ' i n bu sözleri ni iyice kavra m a l ıyız. Bu sözlerin önemli i l kesel a n l a m ı , u l usal savaşın i çeri ğ i n i n" yaşa n ı l a n çağ ı n genel kara kterine v e d ü nyada i lerlemenin itici g ü çlerine bakılara k tesbit edi lebi leceğ i d i r. Demek ki, ezg i altındaki halkların hareketi nde u l usal ve s ı n ı fsal çizg i ler a ra s ı ndaki bağ ı ntı, a ncak d ü nya devri mci süre­ ciyle kopmaz i lişkisi açısı ndan ele alındığı takdird e doğru biçimde a n ­ laşı l a b i l i r. Dünya devrimci seli içinde U l usların kendi kaderleri n i kendi l eri bel i rleme hakkının, d ü nya duru­ m u ndaki değ i ş i kleri ya n sıta ra k genel demokratik prensi pten sosya l ist hare ­ k e t prensibine dönüştü ğ ü fikri, len i n ' i n d ünyayı devrim ci y o l d a n sosya­ l i stçe yeniden kurmanın orga n i k b i r parçası olara k niteled i ğ i u lusal kur­ tuluş savaşı hakkı ndaki öğretisinde ta ma miyle gelişti ri l mişti. Leni n şöyle d iyordu : «Sosya li st devri m, önceli kle ve başlıbaşına devri mci p roletarya nı n her memlekette kendi burjuvazisine karşı savaşı o l m ı yacaktır. Hayır, bu devri m, e m peryalizmin pençesi a ltı ndaki bütü n söm ü rgeleri n ve mem leket­ Ierin, bütün bağ ı m l ı ü l kelerin m i l letlerarası em perya lizme karşı savaşı olaca ktır. .. (Eserler, c. 39, s. 327). Bundan da, eski söm ü rg e d ü nyası ülke­ lerinde kurtu luşun, geniş, evrensel-tarihi plônda ele a l ı nd ı ğ ı nda, ya l n ı z em perya lizmin boyunduruğu altındaki h a l k l a r ı n u i u s a çıkarlarına uyg u n olmakla ka l mayıp, d ünya sosya l iz m i n i n , u l uslara rası p roletarya n ı n s i n ı f s a i çıkarlarına da uyg un olduğu sonucu çıkmakta d ı r. 0te ya ndan, sos­ ya l i st devletlerin g üc ü n ü n d a ha da a rtması, ka pita li st mem leketlerde işçi s ı n ı f ı n ı n s ü rdürdüğü devri mci hareketi n başa rıları, em peryalizmin bütün d ü nyada mevzi leri n i çökertmekte, u l uslara rası gerici kuvvetleri dizg i n le­ mekte ve böylelikle Asya, Afrika ve Lôtin Ameri kada u l usa l devri m i n geliş­ mesine elverişli koşullar yaratmaktadı r. D ü nya kapita l i z m i n i n temellerini sa rsa n s i n i f m ücadelesi, halkların ulusal özg ürlüklerini elde etmelerine ve sağ la m laştırmalarına yol açmakçtad ı r. Bu da u l usa l kurtuluş g üçleri n i n sosya l ist devletlerle v e kapital ist mem leketler işçi sı nıfıyla a nti-em perya l ist birl i ğ i n i n objektif temel i n i yaratmakta d ı r. Emperya lizm i n d ü ne kada rki s ö m ü rgelerinde köklü değişim leri g ereğ i n i kavradıkları b i l e henüz şüphel iyken, burj uva ideolog ları, u lusal kurtu laş hareketi n i n d ünyada d i ğ er devri mci g üçlerden «uza klaştırılması» için çe­ şitli çağ rı la rda b u l u nmaya başladılar. 0rneğ in, Ameri kan em perya l i z m i ­ n i n bel l i başlı teorisyen lerinden biri olon Rostov, em perya l i z m i n bu strateji uzma nlarını şöyle öğütl üyordu : «Bize öyle gel iyor ki, az gelişmiş bölgelerde bizi m başl ıca ödevi miz, bura la rda gelişmekte olan devrimci s ü recin ba(1) W. Rostow, View from the Seventh Floor, N . V., 1 967, p . 1 1 5. 220


ğ ı m sı z l ı ğ ı n ı koruma ktır.» (I) ABD'nin iki defa H i nd i sto n elçisi olan çestır Boulz da, öğ ıitlemekten uzak ve konuşma biçi m i nde o l sa da, aynı fi kri telkin etmek hevesiyle şunla rı yazıyordu : «Şimdi Asyada, Afri kada ve Lôtin Ameri kada, Sovyetler Birliği h i ç mevcut o l m a m ı ş olsa bi le, m uazza m ve patla malara eşit değ iş i m ler meydana gelebi l i r.» (2) Böylece, u l usal kurtu luş ha reketi n i n «erki n l iğ i»ni göklere çıka rmaya ve «bağ ı msızl ı ğ ı n ı koruma»ya c a n atma n ı n , bu hareketi d ünya sosya lizm i n den, uluslara rası proletaryadan koparma ve d ü nya devrim ha reketi n i n yatağ ından ayırma çabasından başka bir a n l a m ı yoktur. Ote ya ndan, burj uva propagandası n ı n aynı doğrultudaki ta mam layıcı h izmeti de herkesçe bilin mektedir. Bu konuda, u lusa l savaşın biricik reel kaynağ ı n ı n g üya «kız ı l komplo olduğ u n u telkine çalışan a nti-ko m ü n i st propaga ndanın «Kreml i n ' i n eli». «ko m ü n i st teh l i kesi» g i b i masalları artık tekrarlana tekrarlana çiğ nen m i ş sakıza dönm üştür. Efsaneleşti rilen bu doktrin. emperya lizmin en sa l d ı rg a n eylemleri n i n fi kir ve propaganda ba­ k ı m ı ndan dekorlanmasına hizmet ettiğ i için, meşum bir rol oynamakta d ı r. Netekim. Viyetnam. Laos. Kam boçya h a l kları n ı n kurtu luş hareketi ne karşı ABD'nin g i rişti ğ i saldırı ha rbi de «ko m ü nizm tehl i kesi»yle m ü cadele baha­ nesi a ltında yürütü lmektedi r. ••

Bu doktri n leri n özü ve hattô karş ı l ı kl ı çelişkileri. «ü ltra-devri mci ler»i n teori -propaganda şema larında şaşılası bir ta m l ıkla aynen tekra rlanıyor. Orneğ in. Maocular' ı n . çağdaş devri mci ha rekette «fı rtı nalı üç kıta»nın önderl i k rol ü hakkı ndaki môhut tezi n i ele a la l ı m . B u tez. u l usal kurtu luş savaşı n ı n «erkin» olması nda ısrar eden burjuva görüşünün doğrudan doğ ­ ruya ya nkısı değ i l de ned i r ? Burada. Peki n'in, eski sömürgeler ta rafı ndan elde edi len devlet egemen l i ğ i n i n boş bir forma lite olduğu yolunda tekrar­ layı p durd u ğ u iddia ları da hatırlatmak yeri nde o l u r. Pekın'e göre, bu dev­ let egemen liği, i ktidarın birta kım za l i m lerin e li nden d iğer bazı larının e l i ne geçmezinden ibaretti r. B i r başka deyişle. em perya l i z m i n boyunduruğu a ltındaki u l usları n genel demokrati k kaza n ı m la rı n ı n her türlü a nlam ve önemi i n kô r ed i l mekte, ya l n ı z doğruda n doğ ruya sosya l dönüm gerçek devri mci değ işim sayı l m a ktad ı r. Marksist-Leninist teori, ne u l usal savaşın özg ü l l ü ğ ü n ü n küçümsenme­ sini. ne de bunun rol ü n ü n nôhak yere a bartı lmasını kabul eder. K o m ü n i st­ ler. bütün d ünya devri mci g ü çleri n i n birl i ğ i n i siste m l i olara k savu nmakta­ dırIar. Komünist ve Işçi Parti leri 1 969 Yılı U l uslara rası Danışma Toplan­ tısı'nda bel i rti ldiği g i bi , «sosya l i st si stem i le işçi ve u lusal kurtu l u ş hare­ ketleri ara s ı ndaki birlik ve ittifakı g üclend i rmenin. a nti-emperya l i st müca­ delenin geleceği bakımı ndan birinci derecede önemi va rd ı r. Marksistler bu birlik ve itti fa kın g üçlenmesi için etraflı ya rd ı m la rda bulunmakta. d ü n -

(2)

C h . Bowls. Ideas, People. a n d Peace, N . V., 1958, p. 9. 221


ya devri m m ücadeles i n i n her kolunun ve her b i rl i ğ i n i n erki n l i k ve özel ­ l i kleri n i a çı kça görmekte v e ka bul etmektedi rler. M i l letlerin kurtuluş ha reketi n i n karakteristik çizgisi, bunun, şu veya b u memleket s ı n ı rl a rı i çinde h e r şeyden önce genel u l usal v e demokratik n iteli kte ödevleri yerine geti rmes i d i r. Esasen, kurtu l u ş ha reketi ni, top l u m u n sosya l i stçe yeniden kurulmasını hedef edi nen d i ğ e r devri mci g ü çlerden ayırdeden de bu ya n ı d ı r. Ve ulusa l ku rtu luş g üçleri, birbi rinin ka rşıtı i ki top l u m sa l -ekonomik s i stem arasında m ücadele koş u l ları içinde, mem leket­ leri n i n sosya l geleceğ i n i beli rleme, kapita lizm ile sosya lizm a ra s ı nda b i r seçi m ya pma g i b i nesnel b i r i htiyaç v e o l a n a k l a yüzyüze gelmekted i rler. Burada bu «seçi m» kavra m ı n ı n a n l a m s ı n ı rlarını da iyice beli rlemeliyiz. Orneğ i n , «Fi ldişi Kıyısı» C u m h u ri yeti ' n i n kapital ist gelişme yolunu seçtiğ i söylendiği zaman, bu h i ç de bütün h a l k ı n burj uva d üzeninden ya na i ra ­ desini bel i rttiğ i a n l a m ı na gel mez. Seçim kavra m ı burada sadece m ücade­ lenin bel irli bir andaki sonucunu, s ı n ı f g üçleri n i n ka ra rlaşan bağ ı ntısı n ı sa pta m a kta d ı r. Ama kapita l izm m i , sosya lizm m i i kilemi b u suretle orta­ dan kal kmaz. Ta m tersi ne, az gelişmiş bir mem leketi n koşu l l a rında ka pi­ ta list i lişkilerin yürürlüğe konması, h a l k ı n çeşitli ta baka ve z ü m relerin i n daha fazla sosyal ayrı mlaşmasına v e politi k s ı n ı rıaşmasına y o l açar. Demek ki, sosyal yol seçi m i ka rma ş ı k b i r mücadele süreci d i r, ve belirli top l umsal g üçler bununla toplumda ü stün mevzileri ve ensonunda hôkim mevzileri de ele geçiri rler. Ulasa/ devrim/erin yeni içe riği

M i l l i burj uvazi top l u m yöneti m i n i ele geçirdiği memleketlerde, e l bette top l u m u kapita l i st gelişme yoluna yöneltmeye ça l ı ş ı r. Onun bu yoldaki her adımı da, söm ü rgelik devri n i n kalıntılarını berta raf etmeye, ekono m i k ka l k ı nmayı sağla maya, a çları doyurmaya, mağdurları yoksu l lu k v e adalet­ sizlik çukurundan çekip çı karmaya kapita lizmin ka b i l iyet ve olanakları n ı n ne derece elverd i ğ i n i yokla mak ol u r. Gelgelel i m , kapita l izm bu yokla maya ne kada r daya n ı r ? Batı l ı b u rjuva strateji uzmanları n ı n v e bunların yerli kafa da rları n ı n hesaplarına göre ka pita l i st ka l k ı n m a n ı n vitri ni o l m a s ı gereken H i nd i sta n­ da, yönetici çevrelerin bu hattı uyg u l a ma l a rı i l könce deri n b i r ekonom i k b u na l ı m (1 964-65), sonra da politik bunal,ım (1 960-70) doğ u rd u ki bu da H i ndista nda bağ ı msızl ı ğ ı n i l ô n ı ndan beri memleketi orta ksız yönet­ mekte olan partin i n i çinde bu yüzden parça lanma başgösterdi . Kapita l i st gelişmeyi reddeden g üçlerin durumu epeyce sağ la m laştı. Hem de bu, ya l n ı z yerli burjuvazi n i n değ i l , aynı zama nda büyük toprak ağaları -dere­ beyler zümreleri n i n ciddi bir ekonomik ve politik pota nsiyele sa h i p bulun­ dukları b i r memlekette oldu. Kurtu luşlarına kavuşmuş diğer bazı memle­ ketierde, kapita list d üzeni n gel işmesi H i n d i sta ndaki nden daha dar ölçüler içinde ka ldı. 222


Böyle mem leketlerin gerici kuvvetleri, burj uva i ktida rının va rl ı ğ ı n ı tehdit eden halk hareketleri n i n maya l a n ı p kabarmasına el bette parmak ı s ı rtacak b i r sük Cı netle seyirci ka l mıyorla r. Kom ü n i st ve işçi parti leri temsi lcileri, 1 969 Yııı U l uslara rası Danışma Toplantısı nda bu hususta şunları bel i rt­ ti ler : "Bu memleketlerde h a l k ı n g iderek a rta n hoşnutsuzluğ uyla karşılaşan i ç gerici li k, em perya l i z m i n desteğ i ne dayanarak demokratik özg ü rl ü k lere sa ldırıla rını geniş letmekte, çoğu hallerd e yığ ı n la rı n demokratik h a reket­ lerini ve yu rtseverce çı kışlarını gadda rca bastırmakta d ı r. iç g erici l i k, bir ya ndan u l usal, etn i k, di nsel g ruplar, ayrı ka b i l elere mensup olan ve ayrı d i ller konuşan zümreler a rasında anlaşmazl ıkları körüklemekte, böylelikle d e bu memleketlerin elde etm i ş oldukları bağ ı msızl ı ğ ı teh li keye düşür­ mektedi r... B u rj uvazin i n ve kapitalist d üzen in, k u rtu luşlarına kavuşmuş memleket­ Ierde ca nal ıcı u lusal problem leri çözmekten ôciz ol uşu, Asya, Afrika ve Lôtin Ameri kada, Ma rks',ı n deyi miyle, burj uva toplu m u n u n yükselişi d iye b i r hareket o l m a d ı ğ ı a n l a m ına g e l mektedir. Burj uvazinin bu aczi n i n e n göze ça rpan bir bel i rtisi de M ı s ı r devri m i n ­ d e k i tutu m u v e ô kı betid i r. 1 952 yılı nda kra l l ı ğ ı deviren "hür su bayla r.., u l usal uya n ı'şı öngören ka l k ı n ma p l ô n l a rı nda, i n i syatif ve sermayelerinden ötürü yerli kapita l i stlere ya slandılar. M ı s ı r sanayici leri ve tücca rları, eko­ n o m i k ba kımdan geri ka l m ı ş her memleket burj uvazisinin a nca k g ı pta edebi leceğ i i mtiyazlara kavuştu l a r. Ama sonra ne o l d u ? Başı boş b i r spe­ külô syon başla d ı . Fabri ka ve i şletmeler yeri ne şahane villôlar kuruldu. Akla d u rg u n l u k verecek kadar büyük vurgun kaza nçları ı sviçre banka­ l a rı na a kta rıldı. U l u sa l uya n ı ş ve ka l k ı nmaya katı lma çağ rılarına, M ı s ı r burjuvasisi n i n en n üfuzl u z ü m releri ulusa l iha netle karş ı l ı k verdi ler. V e bu olgular, Mısır kapita l i stleri n i n u l usal öze l l i klerini değ i l, burj uvazi n i n tutu­ m u n u n sosyal yasa l l ı ğ ı n ı ortaya koyd u. Bunun on yıl daha sonra B i rma'da hemen hemen tıpatıp tekrarlanması da aynı şeyi göstermektedi r. Gerek M ı s ı r'da, gerekse B i rma'da, devri mci önderler, h a l kları n ı n u lusal ç ı ka rları n ı gözeterek a nti -em perya li st ted birler ve uyg u la malar yol u n u tut­ maiıdıriar. Netekim, Asya ve Afrikanın diğer b i rçok ü lkesinde d e ka pita l i st o l m ıya n gelişme yolunun tutu l ması, g enel demokrati k u l usa l i steklerin kapita lizm çerçevesinde ve ka pita lizm temel leri üzerinde gerçekleşti ri l­ mesi n i n nesnel ba kımdan i m kô n sız oluşundan i leri gelmi şti r. Görüldüğü gibi, çağdaş u l usal devri m, a rd ı c ı l olara k geliştikçe burjuva­ demokratik devrimi çerçevesini aşmaktadır. B u n u n la i lg i l i olarak, burjuva­ demokratik devri m i n i n sosya l ist devri m e yü kselmesi hakkında, devri mci gelişmenin çeşitli geçici ve a ra biçi m leri olabileceği hakkında Len i n ' i n i leri sürdüğü fiki rler daha da aktü e l l i k kaza n m a ktad ı r. Lenin, Marksizmi "burjuva ve proleta rya devri mleri n i b i rbirine karşı koyma kta n başka göz­ leri bir şey görmiyen ve bu karşı koymayı da son derece sön ü k a n l ıyan. işi siska. l i beralce bir tahrifçi l i ğ e.. vardıran sözde teorisyenleri a m a ns ızca 223


eleşti riyordu. ( Eserler, c. 33, s. 39). Lenin asrımızın başındaki Rusya koşu l ­ larına göre, d a h a genel demokratik dönüşümler aşaması nda v e proletarya d i ktatörl üğünün yönetmenliğinde değ i l, proleta rya i l e köylülerin devri mci­ demokrati k d i ktatörl ü ğ ü n ü n yöneti m i a ltında, top l u m u n sosya l i itçe yen i ­ d e n kuruluşuna doğ ru geçişin maddi v e politi k temelleri n i n yaratı labi le­ ceğ i düşü ncesi ndeyd i . Lenin, daha sonra, em perya l i z m i n ezgisine uğ rayan memleketleri n ve u l usların devri mci gelişmesi nin - h a l k ekonomilerinde çeşitli sektörler oluşu ve topl u msa l hayatta ortaçağ ka l ı ntıları bolluğu dolayısiyle - b i r zoru n l u k ola ra k, «daha Avrupo esnafları n ı n düşlerinde bile görmed i kleri kad a r çeşitli yeni biçi mler ve geçiş derecel eri yarataca­ ğ ı n ı » da gösterdi . Aynı zama nda, g enel olara k halkların u l usa l kurtuluş savaşları n ı n yasa l l ı k la yükse l i p, b u rj uva d üzen i n e ka rşı, kapita l izme karşı bir hareket geld iğ i ni d e önceden görebildi. Esa sen, ya ratıcı Marksizm, kurtuluş savaşında bugünkü aşa m a n ı n ayırdedici çizg i s i n i , g enel u l u sa l kara kteri n i koruya n bu savaşın g i ttikçe daha dolgun a nti-kapita li st bir i çerik kaza n ması nda görmekted i r. K u rtu luş savaşı yürüten h a l kl a ra sosya­ l ist mem leketler el lerindeki her a raçla ya rdım etmekte ve bu da, Leni n ' i n d ed i ğ i üzre, «geri k a l m ı ş u l us l a r i ç i n kapitalist g e l i ş m e aşa m a s ı n ı n kaçı­ n ı l maz o l d u ğ u n u düşünmenin doğru olm ıyacağ ı» dönem için gerekli ta rih­ sel koşulun yerine getiri l mesi anlamına gelmekted i r. Sosya l -ekonomik ya p ı l a rı ba k ı m ı ndan geri ka l m ı ş memleketlere «kapita l izmi atlama» veya kapita li st o l m ıya n gelişme yol u nda onun k ı skacı ndan sıyrı l ı p k u rtulma olanağ ı n ı veren ana etken bud u r. Yolun tesbiti p roblemi, ü retim i li ş ki lerinde ve top l u m sa l hayatta ka pi­ ta lizmin a rtık derin kökler sa l d ı ğ ı ü l kelerin önünde bütün a ğ ı rl ı ğ ıyla dur­ maktadı r. Orneğin, 1 971 Ekiminde ya p ı l a n H i ndista n Kom ü n i st Partisi iX Kong resi şu nları tesbit etti : «On üm üzdeki aşamada H i n d i stan halkı hangi yoldan - ka pita list yoldan m ı ? kapita li st olm ıyan yoldan mı? gitmelidir g i b i en önem l i sorun uğ runda savaş a rtaca ktı r. Kapita list yol­ dan vazgeçmek ve rad i ka l a nti-monopol i st, a nti -feodal ted birlerin gerçek­ leşti ril mesi hayati zoru n l u k h a l i ne geldi.» Kongre ayni zamanda ülkenin kapitali st o l m ıya n gelişme yoluna dönümünd e çözüm leyici sosya l - politik gücün, u lusal demokratik cephen i n belke m i ğ i n i teşkil eden i şçi - köylü b i r­ l i ğ i n i n olması g erekti ğ i n i bel i rtti . Son y ı l la rı n tecrübesi, ka pita lizmin nisbeten daha az gel iştiğ i ve s ı n ı f ayırı m ı n ı n t a m beli rlenmed i ğ i bi rçok ü l kede, devri mci ha reketi n yöneti ­ m i nde, köylü yığ ı n l a r ı n ı n , şehir küçük b u rj uvazisinin, sivi l ve asker ayd ı n ­ l a r ı n çıka rla rını ,temsil eden sosya l g r u p l a r v e politik örgütlerin çok l u kla başa geçti ğ i n i göstermekted i r. Ara ta baka lar adı veri len bu yığ ı n l a r hem emekçi, hem m ü l kiyetçi olup, çel i ş k i l i bi r kara ktere sa h i ptirler. Bunlar ve çoğ u nca bunların politi k temsilci leri d uygusa l ka ra rsızl ı k l a ra düşer, politi k soru n l a rda yön değişti rebildi kleri sallantılar gösterirler. Ama bunlar yine de m i l l i burjuvaziden çok daha kararlı ve cesu rdurla r ; halkın genel dem ok224


rati k i stekleri nin gerçekleşti ril mesi yolunda çok daha uza k l a ra kadar yürü­ meye hazırd ırlar. Esasen onların devri mcili kleri ve demokratizm leri de bun­ dan i leri gelmektedir. Bu g i bi politi k g üçler ta rafı ndan yöneti len devri m, büyük ve orta bur­ juvazinin eylemini sı n ı rl a n d ı rı r, özelci-kapita li st furyasına bir dereceye kadar gem vurur. Hayat, devri mci -demokratik partilerin ve önderleri n, halk yığ ı nlarına daya nd ı k l a rı ora nda, diğer u l usa l i lerici güçlerle, hele i şçi sın ıfıyla, kom ü n i stlerle ittifak ve işbirliğine istekli oldukları oranda, büyük boşarılara u laştıklarını göstermektedir. Anti - ka pitalist devrim i n derinleş­ ti ril mesi, doğrudan doğ ruya onun d ünya sosya l i st sistem iyle bağ lantıla­ rının genişleti l mesine bağ l ı d ı r. Devri mci demokratları destekliyen onla rla işbirliği ya pmaya ça l ı şa ra k u l usal devri m leri a nti-ka pita li st dönüşümler yoluna çıkarmalarına ya rd ı m eden kom ü n i stler, daha çok küçük burj uva temeline dayanan rej i m ierin politikasındaki zayıfl ı kları görüyor, bu politi­ kada başa rısızlığa düşme olanaklarını da a n l ıyorlar. Kapita l i st o l m ıya n geli şme, yerli gerici li kle olduğu gibi, emperya l ist baskı ve m üda haleci l i kle de s ü rekli b i r mücadele yoludur. Devrim ka nun­ ları bu g i bi koş u l la rda, toplum hayatı n ı yen i lemek için savaşa n l a rı n hiç­ b i r sekterl i ğ i ne veya tecrit durumuna düşmelerine göz yummaz. .. Kom ü ­ n i stsiz sosya lizm» şiarına belbağ layan devri mci-demokratik m ücadele adamları offed i l mez bir hatoya düşmekted i rler. Bu formül teori k temelden de yoksund ur, çünkü ya sa l olara k topl u m u n nesnel gelişmesinden ve pro­ leta rya n ı n sınıf savaşından doğ a n b i l i msel sosya lizmi, sadece tepeden i n me politik kararlara dayanan ve yığınların b i l i ncinde ve devri mci ha re­ kette temeli o l m ıyan keyfi sosya lizm kuruluşuyla değişti rmektedi r. Böyle şey politik ba kımdan da tehlikelidir, z i ra devri mci g üçleri parçala nmaya sürükler, onların i ç ve d ı ş gerici l i k karşısı ndaki mevzi leri n i zayıflatır. K u r­ tuluşlarına kavuşmuş mem leketlerde, giderek a rtan i şçi s ı n ı f ı n ı n ve geniş emekçi y ı ğ ı n l a r ı n ı n çıka rla rını tem s i l eden kom ü n i stler, b i l i msel sosya lizm teori sini kı lavuz ed i n m i ş devri mciler olara k öyle bir politik kuvvet teşkil ederler ki, bu kuvvet toplumsal hayata a ktif olara k katı l m a d ı ğ ı takdi rde, kapita l i st o l mıyan gelişme gerçek sosya l ist perspektifin i yiti rir. Bugün d ünya u l usa l kurtu luş ha reketi n i n öncü l ü ğ ü n ü sosya l i st gelişme yolunu seçen memleketler teşkil etmekted i rler. Onların, başa rı la rıyla, tec­ rü beleri ve va rlıkla rıyla ortaya koydukları örnekler d ü nya devrimci g üçleri için büyük bir zen g i n l i kti r. Fakat d ü nya n ı n değ i ş i k kes i m lerinde koş u l l a r o kad a r birbiri nden fa rklıdır ki, geleceğ i n Asya devri mlerinin prototi pini bugün Afrikada a ramaya kalkmak, ya da Afrika veya Asya mem leketle­ ri nin mutlaka Lôtin Amerikada geçilen devrim yol larını izlemeleri gerekti­ ğ i n i d ü ş ü n mek a n lamsız olur. Fa kat bu hiçbir suretle, devri mci geli şmesi hakkında Ma rksist-Leni ni st teorinin tesbit ettiğ i genel ka n u n la rı n reddi demek değ i l d i r. Şili Komü nist Partisi Genel Sekreteri L. Korva lan'ın haklı olara k beli rttiği g i bi .. halklar kendi tecrübesinden b i l iyorla r ki, onlar hangi 225


devri m yol u n u seçerlerse seçsin ler, bu yol u n birya ndan somut gerçekı ere uyg u n' olması lôzım, öte ya ndan da emekçilerin ve ha l k yığ ı n ları n ı n sa­ vaşta bi rleşmeleri ıôzı m d ı r. Yol doğ ru olara k tesbit edilm işse zaferin a n a h · ta rı, i ş ç i sınıfının, bütün u l usal g üçleri n birliği nde v e savaşındadır ... Kesin­ l i k l e söyliye b i l i ri z ki, g ü n ü müzde olduğu gibi, ya k ı n gelecekte de Asya, Afrika ve Lôti n Ameri ka h a l k l a rı n ı n yürüttükleri u l usa l kurtuluş hareketi n i n ana g e l i ş m e yolu u l usa l devri m leri n sosyal m uhteviyatla doldurulması ndan, bunla rı n top l u m u sosya l izme doğ ru götüren yeni ti p devri m lere yüksel­ mesinden geçmektedi r. Bu da M a rksi st-Leni ni st öğ retinin ulusal k urtu l uş hareketi nin dünya n ı n sosya l ba k ı m ı n ıdan yeni lenmesinde en devri mci g ü çlerden biri olduğu h a k k ı ndaki görüşü n ü inandırıcı bir su rette teyit et­ mekted i r. S. Şariddin

226


Kahire konferansı H. Fuçs - E. Yorgen

«Şari Korneiş EI- N il » caddesi boyu nca, Afrika ve Asya ü lkeleri n i n bay­ ra kla rı dalgalan ıyord u . N i l kıyısı ndaki bu caddeye bakan Arap Sosya l i st Birliği Merkez Komitesi binasında, 1 0-1 3 Ocak g ü nlerinde, Asya ve Afrika H a l kları Daya n ışma Orgütü ' n ü n (AAHDO) Beşinci Konferansı ya p ı l d ı . Konferans, başta n başa, sömü rgeci liğe v e emperya lizme karşı mücadele eden savaşçı l a r a rası ndaki politik birliğin bir gösterisi hali nde geçti. Merkez Komitesi binası sa l o n u n u n pencereleri nde kum torba ları va rdı . Şehi rde b i r harp tehl i kesi havası esiyord u . N i l üzerindeki köprülerde as­ keri devriyeler geziyor, birçok b i n a n ı n g i ri ş yerleri nde tuğ ladan s i perler yü kseliyord u . AAHDO Konfera n s ı n ı n Kahire'de topla n m ı ş o l ması, ka muoyu ta rafı ndan, doğal olarak, isra i l' i n koruyucusu Amerikan em perya l izm i n i n sa ldı rılarına karşı M ı s ı r h a l k ı n ı n yü rüttüğ ü sava ş ı n desteklen mesi olara k değ erlendi r iiiyord u . Ameri kan emperyalizmi boşta o l m a k üzere em perya l i z m i n ortak d ü ş m a n olduğu ve bunlara karşı h e r yerde - Viyetnam'da, Yakın-Doğu'da veya Portekiz sömü rgelerinde - hep birli kte savaş yü rütü l mesi gerektiğ i inancı, konferansa katıla nları birbirine s ı m s ı k ı kenetliyordu . Anti -emperya l i st sava­ şın bölün mez bir bütün o l d u ğ u düşü ncesi, konfera n sta kab u l edilen bütün belgeleri n temel i n i teşkil ediyordu . Mısır Arap Cumhu riyeti Başka n ı Enver Sedat, konferansı selômlama mesajında, b u d ü ş ünceyi şöyle d i le getiri­ yord u : «Asya ve Afrika halklarını tems i l eden konfera n s ı n ızın, savaş h a l i n ­ d e k i M ı sır'ın i çinde b u l u n d u ğ u bu çözü m leyici ta rihsel dönemde başken­ timizde toplanması, bugün her iki kıta n ı n her köşesi nde, zulüm, kötü l ü k ve sa l d ı rı kuvvetlerine karşı yürütülen sava ş ı n b i r l i k v e bütü nlüğüne o l a n orta k inancımızın kesin b i r ifadesidir.» AAHDO'n ü n eylemleri, Asya ve Afrika halkları n ı n yürüttükleri kurtu l uş ha reketi n i n gelişmesine, bu halkların u l usal ve politi k b i l i nçleri n i n a rt­ masına o rg a n i k bağ l a rl a bağ l ı d ı r. 1 957'deki Ka h i re Konfera nsı, 1 960'taki Konakri Konferansı, 1 963'teki Moşi Konferansı, 1 965'teki Vineba Konfe­ ra nsı ve 1 972 yılında yine Kahire'de toplanan konferans, AAH DO'n ü n b i r­ birini ta m a m l ıyon, aynı zamanda bu örgütün 1 4 yı l l ı k hayatı n ı n aşamaları n ı teşkil eden top l a ntı lard ı r. Son Ka h i re Konfera nsı karma ş ı k koş u l l a r i çi nde yapı ldı : Ayı ncılor, Da­ yan ı ş ma Org ütü'nü pa rçalayı p çökertme çabalarından vazgeçmedi ler. N e va r ki, b u n ların, b u seferki konferansta örgütün «kendi kendi n i dağ ıto­ cağ ı» yolundaki kehanetleri gerçekleşmed i . işte onları ya lanl ıyon bazı kan ıtla r : 63 kom ite ve örgüte dôvetiye gönderi ldi ve konferansta b u n la rı temsil eden 86 delege hazır b u l u ndu. Delegelerin 56'sı örgüt üyesi, 30' u do gözlemciyd i . Derg i m i z delegasyon u da gözlemci ler a ra s ı ndayd ı. 227


Çeşitli s ı nıfsal g üçlerle sosyal taba kaları ve gelişme düzeyleri b i rbirin­ den farklı kurtuluş ha reketleri ni temsil eden bu örgütün i çi nde komünist­ leri n ne durumda b u l u n d u kları ve n a s ı l , bir yer tuttu kla rı sorunu bizi el bette ya kından i l g i lendiriyord u . Sonra, Lübnan Komü n i st Partisinın 1 1 1 . Kon g resi ta m o g ü nlerde Beyrut'ta top la n m ı ş, ve çeşitli Arap ü l ke­ lerinde çıkan gazeteler, bu kongrede i leri sürü len yeni fi kre, ya n i komü­ n i stlerle i lerici pa rtiler a ra s ı nda işbirliği ya pılması fikrine şi ddetle hücum etmişlerd i . Bu da yukarıda sözünü ettiğimiz soruna ka rşı i l g i mizi daha da a rttırmıştı. Gerek konfera nsın ça l ı şmaları, gerekse delegelerle yaptığ ı m ı z görü şmeler bizde ş u ka nıyı yarattı : Org ütte, çesitli d ü nya görüşlerine sa h i p insanlar a ra s ı nd a , a nti-em perya l i st sava ş ı n ortak platformu üzeri nde öz­ g ü r bir demokrati k işbirliği sağla n m ı ştır. Orneğ i n , kom itelerden biri n i n oturu m u nda, Afrika U lusal Kongresi temsilcisi siya h elini uzata ra k şöyle haykırmıştı : «Bizleri b u rada bi rleştiren şey ren k leri m i z m i d i r, Afrika l ı ve Asya l ı o l u ş u m uz mudu r?» Hayı r ! Bizleri birleştiren şey, söm ü rgeci liğe karşı yürüttüğ ü m üz ortak savaştır.» işte Asya ve Afrika Hal kları Daya n ışma O rg ütü'nün ruhu bu sözlerde d i l e gelmi şti r. Konfera nsın kara rlarında öyle değerlendi rme ve sonuçla malar var k i , bu nlar, esasları ba k ı m ı ndan, kom ü n i stleri n anti-em perya li st savaş sorun­ larına hasredilen u l u s l a ra rası foru m l a rı nda ka b u l ve i l a n edilen h ü k ü m ­ lerden h i ç de fa rkl ı değ i l dir. B u uyg u n l u k, komünistleri n, halkların özlem ve emelleri n i doğru biçimde dile geti rmekte oldukları n ı bir kez daha ispat ettikten başka, u l u sa l kurtuluş ve kom ü n ist hareketleri a rası ndaki ittifa k ı genişletip g üçlendirme olanakları n ı n da meydanda olduğunu a paç.ık göstermektedir. Genel Kurul toplantısı nda, Sovyetler Birliği Komün ist Partisi Genel Sek­ reteri Leonid Brejnef yoldaşı n Konfera ns'a gönderd i ğ i mesaj okundu. B u nda şöyle den i l iyord u : «Asya ve Afrika holklariyle sosya l ist ü lkeler halkları ve yeryüzündeki i lerici güçler a ra s ı ndaki eylembirliği ve savaş daya n ışması, g ü n ü m üzde, emperya l izme karşı yürütül mekte olan savaşta başarı n ı n baş l ı ca koş u l u , u l usal ve sosya l kurtu l u ş davasında zaferin en sağ la m g a ranti s i d i r.» Anti -em perya l i st temel g ü çler a rasında devri mci b i r ittifa kın zoru n l u o l d u ğ u d ü ş üncesi , Afrika v e Asya halkları n ı n bili nci nde g ittikçe y e r etmek­ ted i r. Konfera n s ' ı n kararlarını okurken, halkların politik a nlayışlarında son y ı l la rda ne büyük b i r i lerleme olduğunu apaçık görme �teyiz. Asya -Afrika daya n ı şması fikri yeni bir i çeri kle zen g i n l eş m i şti r. Bu daya n ışma, a rtık hep birlikte eylemde b u l u n m a n ı n, her kıtadaki u l usa l kurtuluş hareketleri çerçevesi i çi nde birbiri n i karş ı l ı k l ı olara k desteklemenin bir zoru n l u k oldu­ gunu ya l ı n b i r idra kten ibaret değ i ld i r. Asya ve Afrika halkları, haklı da­ va larında, a nca k sosyalizm temel lerine dayanmakta, sosyalizmle ittifak/a­ rım g üçlendi rmekte başarı kazo nabilecekleri ni, zaferleri n i n g a ra nti s i n i n bunlar olduğ u n u görmekted i rler. Diğer devri mci g üçlerle sıkı eylembir228


liği, b u g ü n k ü aşamada dayanışma hareketin i n özüdü r. Ortak Bildiri'de şöyle den i l m ekted i r : «Gelişme hali ndeki ü lkelerin, ekonomik, pol itik, a skeri ve diğer a la n la rda sosya l ist devletlerle s ı kı işbirliği ya pmaları, onların gel işmeleri ve sağ la m laşmaları için başl ıca gara nti lerden biridir. Çünkü, so�yalist ü lkeler, genç Asya ve Afrika devletlerine h i çb i r çıkar gözetmiyen yard ı m la rda b u l u nmaktad ı rlar. O n l a r bu ya rd ı m ları yapa rken, sadece ortak a maçları ve ortak düşman emperya lizmle sömü rgec i l iğe ve b u n l a rı n her türlü biçi m lerine, aynı zamanda b u n la rdan tü reyen faşizm ve ı rkçı l ı k olay­ larına karşı m ücadelenin çıkarla rını gözetmektedi rler. Ote ya ndan, genç devletler, d ü nya devri m sürec i n i n kollarından b i ri olan Asya, Afrika ve Lati n Amerika ü lkeleri u l usa l kurtu l u ş hareketi, em perya l izme ve u l us­ lara rası gerici l iğ e karşı yürütülen ortak savaşa önemli katk ı larda b u l u n ­ maktad ı rlar. Za m a n ı m ı z ı n temel devri mci g ü çleri a rası ndaki eylembi rliğ i n i n gelişmesi, emperyalizme karş ı o l a n bütün g üçler a rası nda tekcephe kurul­ masına elveri şli koş u l l a r yaratmakta d ı r.» Konferans'ta bi rçok sorunlar i ncelend i . B u n l a rdan bazı ları ş u n l a rd ı r : Em perya lizme, sömü rgeci liğe ve yeni - söm ü rgeciliğe karşı yürütülen sava ş ı n b u g ü n k ü aşaması n ı n kara kteristi k çizg i leri ; Viyetnam hal kıyla daya n ışma ; u l usal kurtu l u ş u ğ runda ve Çin - H i nd i 'yle Güney-Doğu Asyada, Ya kın­ Doğ u'da, Portekiz, ispa nyol ve Fransız sömü rgeleri nde, Orta, G ü ney ve Doğ u Afrikada emperya list baskı ve saldırısına m a ruz ülkelerde, bağ ı msız Afrika ü l kelerinde yürütülen anti-em perya li st mücadeleyi desteklemeni n som ut sorunları v e a ra çla rı ; H i n d i stan yarı madası ndaki olayla r ; ı rkçı l ı k ve siyonizmle mücadel e ; emperya l izme ve söm ü rgeciliğe karşı yürütülen m ü ­ cadele i le kapita l ist olm ıyan gelişme yolu a rası ndaki bağ ; Afrika v e Asya halkları n ı n sosya l ve kü ltürel kaza n ı m l a r ı n ı n sağ l a m la ştı rılmasında, u l usa l kurtu luş hareketiyle i lerici g üçler ve sosya l i st ü l keler a rası ndaki ittifak ı n kuvvetlend i ri l mesinde AAHDO'ne d üşen ödev . . . Bu soru nların i ncelen m i ş a l ması, daya nışma ha reketi n i n politi k o l g u n ­ luğ unun bir ka n ı tı d ı r. Delegeler, dayan ışma hareketini a ktifleştirmek, onu a nti-emperya l ist sava ş ı n bel l i başl ı problem leri nin çöz ü m ü ne yöneltmek, eylem leri n i a rttı rmak için büyük ça balar harcadı lar. Onların b u ça baları, öncel ikle Asya ve Afrika kurtu l u ş ha reketi n i n sorunlarına ya naşım tarz­ larında açıkça görül üyord u . Delegeler, bunları birer bölgesel problem ola­ ra k değ i l , d ü nya politikası n ı n, ortak anti-em peryal ist sava ş ı n sorunları olara k ele a l ıyor ve çözüyorlard ı . Bu durum, Asya ve Afrika h a l klarının, d iğer kıta la rı n kaderiyle ilgi lenmelerine yol a çıyord u . Konferans'ta, Lôtin Ameri kadaki a nti-emperya list g ü çlerle, öze l l i kle Küba, Ş i l i ve Peru i le org a n i k b i r ittifa k ı n zoru n l u o l d u ğ u fikri belirmiş b u l u n uyord u . Konferans, Avrupa ' n ı n güven l i ğ i ha reketi n i de desteklemeyi kara rlaştırdı. Bu suretle, Afrika ve Asya halklarının, Avrupa'da s ü rekli barı ş ı n g üven a ltına a l ı n ­ masiyle ya kı ndan i l g i lenmekte oldukları görü l d ü . V e biz, Lati n Ameri ka l ı i le Avrupalı, kıta larımızda barış v e sosya l i lerleme uğrunda yürütülen 229


m ücadelenin d ü nya çapı nda b i r savaş olduğunu bu Afrika memleketi nden de açık-seçi k görebi ldik. Delegeler, gerg i n l i ğ i n azaltı lması, barış içinde yanyana yaşama p rensi p leri n i n kökleşmesi, genel ve tam silôhsızlanma u ğ runda yürütülen savaşı azimle destekledi ler. Bu da, h i ç ş ü phesiz, halk­ la rı n enternasyonalist b i l i nçleri n i n yükseldiğini gösteriyord u. ote yandan, tari hsel tecrübe, a nti-em perya l ist daya n ı ş m a n ı n i ç politi­ kada u l usal s ı n ı rlamayla bağdaşmazlı ğ ı n ı i na n d ı rıcı biçimde göstermi ş bulunuyor. Konferans, gerici nasyonalizmi yerdi ve halkları buna karşı mücadeleye çağ ı rdı : «Tü m u l us, a ncak bütün ü l keleri n demokratik güç­ leri a rasındaki b i rl i ğ i n aza m i ölçüde kuvvetlend i ri l mesi ve gerici nasyona­ lizmle kom prador u nsurlara karşı amansız bir mücadele yürütül mesi saye­ sinde, özg ürlük, bağ ı ms ı z l ı k ve sosyal i lerleme sava ş ı na sevked i lebi l i r.,. Konferans ça l ı şmalarının en d i k kate değer yanı, a nti-emperya list savaş tecrübeleri n i n değiş-tokuşuydu. Bu değ i ş -tokuş, Asya ve Afrika'da yürütü­ len u lusal kurtu l u ş hareketi n i n bugünkü aşamas ı n ı n nitel i kleri hakkında bazı genel lemeler ya p ı l ma s ı na i m kô n verd i . Şöyle ki : Bu hareketin en bel i rg i n çizg isi, demokratik ve devri mci g üçlerin hücümları na devam et­ mekte o luşud ur. B u hücumlar, em perya lizmin s i l ô h l ı sa l d ı r ı l a rı koşu l l a rı i çi nde s ü rdürülmektedi r. Em perya l izm, sömü rgeci l i ğ i koru mak için bir yan­ dan kuvvet k u l l a n ı rken, öte ya ndan kurtu l u ş ha reketi n i i çi nden yı kmaya ça l ı şıyor. Bugünkü aşamada devri m sü reci g ittikçe deri n leşmekted i r : Af­ ri ka -Asya ü l keleri n i n politik bağ ı msızl ı k l a rı n ı sağ l a m laştırma sorunları n ı n çözü m ü s ı rasında sosya l -ekonom i k a l a n a ğ ı r basıyor. Afrika -Asya ü lkele­ ri n i n a nti-emperya list savaştaki daya n ışma olanakları işte bu temel üze­ rinde genişl iyor. Netekim, Konferans'ın kara rl a rı nda, ekono m i k gelişmeyi hızlandırmak için kapital ist o l m ıyan gelişme yoluna geçil mesi n i n b i r zoru n­ luk olduğu bel i rti l m ekted i r. Konfera nsın ikinci g ü n ü, delegelerin çoğu, kara rların hazı rlandığı kom ite toplantı l a rı n ı n ça l ışma larına katı l m ışlard ı . Komitelerdeki tartı şmalar sıra­ sında, Daya n ışma orgütü'n ü n ka rş ı laştığı bazı güçlü kler a çı kça beli rm i ş bulu nuyordu . Azei l i kle Bang ladeş' i n AAHDo üye l i ğ i ne ka bul edi leceği Ulusal Komite'de tarhşmalar çetin bir mah iyet alm ı şt ı . Delegelerin hepsi bu sorunu çözmeye hazır değ i l d i . B u yüzden de, Bang ladeş'in Daya n ışma orgütü'ne kab u l ü işi i ki ay son raya ertelend i . Fakat bu a rada, ne yaz ı k ki, bazı delegeler, daya n ı ş ma ha reketi n i kuvvetlendi rme, a ç ı k bir a nti­ emperya l ist plôtfarm üzeri nde politik birliği sağ lam laştırma ça ba ları n a aykırı d ü ş e n kon uşmalar yaptılar. Kahire Konfera n s ı ' ndan çıkarı lan ibret derslerinden biri de şu oldu : Afrika-Asya daya n ışma hareketi, halkların özlem ve emellerine aykırı olan eğ i l i m leri önl iyecek kada r tecrü beli ve olgundur. Güçlü kleri başarıyla yenen Konferans'ta, söm ü rgeci liğe ve emperya lizme korşı yürütülen sava­ ş ı n i l kesel sorunları üzeri nde a n l aş maya va r ı l m ı ştır. Oybirliğ iyle ka bul edilen kararlar bunun ka n ıtları d ı r. Oneml i olan da bud u r. 230


Konferans s ı rasında, Ka h i re soka klarında s ı k s ı k AAHDO a mblemli panolar taşıyan a raçlar görülüyord u . Daya n ışma O rgütü'nün a m blemi, iki kıta n ı n fon u üzerinde b i rbirini sımsıkı kavram ı ş iki elden i ba retti. Konfera n s ı n son ucu ü m it vericidi r : Emperya l izme karşı savaşan halklar a ra s ı ndaki birlik ve ittifakı hiçbir kuvvet pa rça laya m ıyaca ktı r !

OZEL SAYFALAR ıTALYAN KOMUN IST PARTiSI N I N Xiii KONGRES I N E Değerli yoldaşlar, Tü rkiye Komü nist Partisi Merkez Kom itesi , bütün Türk kom ü nistleri a d ı na ıtalyan Kom ü n i st Parti s i n i n X I I I . ,Kongresi delegeleri ni, Sizleri hara retle selômlar ve ça lışmalarınızda Sizlere büyük başa r ı l a r d i ler. ıta lya n Komün ist Partisi, memleketinizde sınıf m ücadelesinin a la b i ld i ­ ğ i n e şiddetlend i ğ i , faşizmin taa ru z h a l i nde b u l u n d u ğ u bir s ı rada işçi s ı nıfının, emekçi yığınların gerçek hakla r ı n ı savu nan güçlü bir kuvvet ola­ rak doğdu ; Marksizm -Len i nizm prensipleri uğrunda, her türlü oportüni st akı m l a ra karş ı m ücadele içi nde gelişti. ıta lyan Komünist Parti sinin uzun yıllar i l lega l şartlarda geçen faa l iyet­ leri, faşizmin kontro l u a ltı ndaki işçi örgütleri i çinde ve diğer k u r u l uş l a r a ra s ı ndaki başa rılı ça l ı şmaları, memleketi n b ü t ü n i lerici güçleri n i faşizme ve gericiliğe karşı eylem birliğine çekmede gösterdiği beceri k l i l i k, bugün faşizmin, gerici sivil ve askeri di ktatörlüklerin pençesi a ltında kıvranan ' ü l kelerin, bu a rada yurd u muzun devri mci g ü çleri için, biz Tü rkiye kom ü ­ ni stleri için zeng i n b i r tecrübe kaynağ ı d ı r. ıtalyan komün istleri nin Avru pada ve d ü nyada barışın, g üven l i ğ i n sağlan­ ması uğrundaki ortak mücadeleye katkı ları çok büyüktü r. ıtalyan Komü­ n ist Partisi, barışsever halkla rın, emperya lizme karşı m i l l i kurtuluşları için savaşan ü l kelerin Batı Avrupadaki en g üçlü destekleri nden biri d i r. ıta lya n Kom ü n i st Parti s i n i n Xiii. Kong resi ıtalyan h a l k ı n ı n barış, demokrasi ve sosya lizm için mücadelesinde yeni bir aşa mayı müjdeliyor. Yaşasın ıtalyan K o m ü n i st Parti si ! Yaşasın M a rksizm - Len i nizm ve proletarya enternasyonalizm; ! TURKIYE KOMUNIST - PARTISI M ERKEZ KOMITESI 231


Bu ayın olayları

A. S A Y D A N

Yurtta • 25 Ma rtta toplanan Türkiye Büyük M i llet Meclisi Sıkıyöneti m i n i k i ay uzatılmasını isteyen hüku met tezkeresini çoğ u n l ukla onayladı. H ü k u ­ metin teklifine AP, D P , MGP g r u p l a r ı o l u m l u , CHP, M i l l i Birli kçiler, bazı kontenjan senatörleri , sosya l i st a k ı m ı n temsilcisi Fatma i şmen, Korg ı l ı ve Aybar g i bi bağ ı msız m i l letveki l leri karşı ay k u l l a n d ı . Sıkıyöneti m i n uzatı lması ndan ya na alan larla olmaya n ların pa rla mento­ d a ki çatışması çok sert oldu. N e var ki, yalnız parlamentoda grubu olan parti ve teşek k ü l lere konuşma hakkı ta n ı ndığ ı ndan, sosya li st akım d a h i l , parla mentoda temsil e d i l e n b ü t ü n pa rti v e a k ı mların fiki rleri ni i z a h etme­ leri m ü m k ü n olmadı. Bunda n ötü rü de mem leket ka muoyu m u ha lefet ola­ ra k ya l n ı z CHP'nin tutu m u n u etraflı olara k öğrenmek fı rsatı n ı buldu. Pa r­ tisi adına konuşan CHP Genel Başkanı i nönü, ord u n u n kışlasına çeki l ­ mesini isted i . Ord u, esas ödevi o l a n mem leketi savu nma i ş i i le meşg u l o l m a l ı v e bunalımların g ü n a h ı n ı çek memeliyd i . Ayrıca Sı kıyöneti m, ordu içinde fa şizan a k ı mların su yüzüne çıkması n ı kolaylaştı rıyord u . i nönü d a h a sonra Ankara Dev-Genç v e TAS dava larında Sıkıyönetim savcı ları n ı n CH P'ye sa l d ı rd ı klarını ve Atatürkün ö l ü m ünden sonra Türk i ­ yede meydana gelen bütün bunalı mları CH P'ye yükletti klerini de bel i rtti . Söz alan A P , D P v e M G P sözcüleri Sıkıyöneti min i ki ay d a h a uzatı l ­ m a s ı n ı savu ndu lar, hatta terörde daha d a i leri gidi l mesi ni isted i ler. S ı kıyöneti m i savunan Başbakan Erim ise, «Tü rkiye s ı kıyöneti msiz idare edi lecek orta mda değildir» ded i . • Pa rla mentodaki b u kon uşmalar veya h ü kü metin Sıkıyönetimi i k i ay uzatı lmasını isteyen tezkeresi n i n parlamentoda görüşül mesi bir form a l i ­ teden başka bi rşey değ i ld i . Sıkıyöneti m i n uzatı lması bir g ü n evvel M i l l i Güvenl i k K u ru l u ndaki komutanlar ta rafından k a ra rlaştı r ı l m ı ştı. AP, D P ve MGP yönetici leri ile bu komuta n l a r a ra s ı nda s ı kıyönetim terörü n ü uzatma konusunda bir eylem birl i ğ i n i n va r l ı ğ ı da bir sır değ i ld i .

• B u a rada Sıkıyöneti m makamları h ü k ümetten v e gerici parti yöneti ­ ci lerinden a ld ı kları yetki ile Mart ayı i çinde de teröre, tutsa k etmelere deva m etti ler. ista n b u l Sıkıyönetim Komuta n l ı ğ ı ta rafından Fikir K l ü pleri Başkanı Yusuf Küpeli ile birli kte 25 genç daha tutu klandı. Tutukla nanlar a ra s ı nda d ü nyaca ta n ı n m ı ş fi l i m sanatçış ı Y ı l maz G ü ney de b u l u n ma ktad ı r. Ankara Sı kıyöneti m Komuta n l ığ ına bağ l ı polis birli k leri Koray Doğ a n a d ı nda b i r genci evinin ö nü nde yaylı m ateşe tutarak öldürd ü ler. An ka ra Sıkıyöneti m M a h kemesi Ankara Hukuk Fakü ltesi eski deka n232


larından p rofesör U ğ u r Alacakapta n ' ı , profesör U ğ u r Mumcu'yu, Adil Ozkol'u, M u kb i l Ozyörük'ü tutsa k etti . Askeri makam lar, öğrenci leri dev­ lete karşı kışkırtmak iddiasıyle profesörleri tutsa k etti ler. Profesör Ala­ cakapta n ' ı n G ü mrük ve Tekel Baka n ı i le öğ l e yemeğ i yerken s ı kıyöneti m makamları ta rafından tutsa k edi l mesi terörü n kapsa m ı n ı n g ittikçe geniş­ led i ğ i n i göstermekted i r. Tutsa k edilen profesörler, verdi kleri derslerde bazı demokrati k fiki rleri savu nmaktan başka bi rşey ya pmamışlard ı r. Dünya n ı n bütün üniversitelerinde okutulan derslerin i ktidar çevreleri tarafından «is­ ya na teşvik.. sayı lması, demokrati k fikir hayatı n ı n yok ed i l mek i stend i ğ i n i n yeni deli l leri nden b i ri d i r. Diyarba k ı r Sı kıyöneti m komuta n l ı ğ ı , 29 Ma rtta yayı nladığı b i r bildiri i le 1 1 ayl ı k faa l iyeti n i n k ı sa bir bilônçosu n u kamuoyuna duyurdu. Res m i ra ­ ka mlara göre, bu s ü re i çi nde Dıyarba k ı r Sıkıyönetim Komuta n l ı ğ ı ta rafı n ­ dan 4483 kişi tutsa k ed i l miş veya göza ltına a l ı n m ıştır. Hemen i lôve etmek gerek ki, bu rakam res m i d i r ve ya l n ı z b i r i l i mizi i l g i lend i rmektedi r. Diya rba k ı r Sıkıyönetim Komuta n l ı ğ ı n ı n Kürt köylerine karşı yü rüttüğü yığınsal terör hareketleri n i n Kürt yu rttaşlarımızı toplama ka mpları na atma nın, işkence ve ci nayetlerin bi l ? nçosu ya p ı l ma m ıştır. ista n b u l Sıkıyönetim Komuta n l ı ğ ı da 28 Ma rtta yayı nla d ı ğ ı bir bildiri i le fabrika sa hi plerini işletme yönetici leri n i , sabotajcı l a ra karşı ted b i r a l maya davet etti . H ükü meti n teşviki i le yayı nlanan b u b i l d i ri , mem leketi büyük b i r komplo i le karşı karşıya i mi ş g i bi göstererek, terör ha reketleri ni, s ı k ı ­ yöneti m leri haklı gösterme çaba l a r ı n ı n bir parça s ı d ı r. istanbul 1 n u ma ra l ı Sıkıyönetim Mahkemesi nde, askeri savcı, eski M i l l i Birlikci i rfa n Sol mazer v e sekiz a rkadaşına ka rşı i d a m cezas ı i stemiştir. idamı isteneler a ra s ı nda Türkiye M i l l i Gençlik Teşk i lôtı başka n la rından Alp Kuran ve Ruhi Koç da va rd ır. An kara Sıkıyönetim M a h kemesi 30 Mart günü yayınladığı 68 no. l u bil­ d i risiyle bütün g revleri yasaklamıştır. Silôhlı kuvvetler s ı kıyöneti m terörü n ü n d ışı nda ka lmadı lar. 1 3 Ma rtta açıklanan b i r ha bere göre yu rtsever a k ı m l a ra bağ l ı l ı kları yüzünden 57 su­ bay, 11 assubay tutsak ed i l mişlerdi r. Bu ted bi rlerden de a n laşıldığı g i b i terörün s ü rekli olara k genişlemesine karş ı l ı k, d i renme ha rketi n i n de d u rmadan gelişti ği, i şçi s ı n ıfından, l i beral burj uvaziye kadar geniş bir m ukavemet cephesi n i n belirdiği görül mekted i r. • Den iz Gezmiş, Yusuf Aslan ve H ü seyi n i n a n ' ı n idam ceza ları n ı n i nfazını öngören hükü meti n teklifi etrafı nda Mecli s v e Senatoda Mart ayı içinde yoğ u n bir faal iyet kayded i ld i . i nfaz teklifi evvelô Mecli s Adalet Komisyonunda görüşü ldü, ve AP çoğ u n l u ğ u i le ka bul edi ld i . Hattô AP' l i Azi moğ l u v e CHP' li Ozg ü ner komisyonda Yurtsever gençlerin i plerini bile çekebileceklerini söyled i ler. Ozg ü ner' i n tutu mu, CHP'deki aşırı gerici kana­ dın görüşünü yansıtıyord u . C H P, parti olara k idamlarını i nfazı tek l ifine ka rşı cephe a l mıştır. 233


Komisyon üyesi C H P N iğde Senatörü Mevlut Orakoğ l u Komi syon ka ra ­ rına verdiği iti raz notu nda, «idamlarla h i ç bi rşeyin çöz üm lenemeyeceğini, sosya l -ekonomik sebebierin ortadan ka ldırı l ması gerekti ğ i n i » beli rtiyordu. H ü kü meti n i nfazlar hakkında tekl ifi n i n Mecliste görüşü l mesi hemen hemen on üç saat kada r sürdü. AP, D P, DGP sözcü leri idamları n derhal i nfaz ı n ı savun d u l a r. CHP sözcüsü, bağı msızlard a n Karg ı l ı ve Aybar idam­ l a ra karşı çı ktı l a r. AP sözcüsü Yozgat sayıavı i s m a i l Hakkı Şen g ü ler' i n CHP Genel Başka n ı i nönü'yü Mec l i s kürsüsü nden «memlekette anarşi st­ leri n başı» i l ô n etmesi, CHP'li ve AP' l i saylavlar a ra s ı nda büyük bir bo­ ğ uşmaya sebep oldu. Meclis Başka nı AP' l i Sabit Osma n Avcı' n ı n AP'yi tutan davra n ı ş ı n ı protesto maksadıyle C H P grubu Meclisi terk etti . i nfaz­ larla i lg i l i hükümet teklifi bundan sonra AP, DP ve MGP oyları i le kabul ed i ld i . Teklifin Senatoda görü ş ü l mesi s ı rası nda sosya list a k ı m ı tem s i l eden Fatma işmen, C H P, M i l l i B i rl i k grubu, bağ ımsız ve bazı kontenjan sena­ törleri i nfazlara ka rşı çı ktı lar. Yine AP, D P ve MGP oyları i le i nfaz teklifi ka bul ed i ld i . Meclis ve Senatodan geçen tekl if daha sonra C u m h u rbaş­ kanı tarafından i mza l a n ı p «resmi gazete»de yayı nland ı kta n sonra ka n u n ­ laştı. C H P Merkez Yönetim Kurulu b u i nfaz ka nun una ka rşı Anayasa Ma h ke­ mesinde derhal i pta l davası açtı. Anayasa Mahkemesi bir a ra kararıyle, veri len i pta l dilekçesini usule uyg u n bulara k ka bul etti ve sorunu esastan i ncelemeyi kararlaştı rd ı . Oteya ndan idamların önlenmes i n i isteyen 2 0 b i n ayd ı n ı n imza s ı n ı taş ı ­ ya n bir d i lekçeni n inönü'ye veri l mesi, memleket ka muoyunda idam lara karşı geniş bir ha reketi n hızla gelişmekte olduğ u n u gösterd i . Bu d i lekçeyi değ iş i k politi k eğ i l i m lerde olan ayd ı n la r imza l a m ıştı. Ama hepsi de b i r noktada birleşiyord u : ida m l a rı ön lemek, faşist baskıyı geri letmek. Bu noktada birleşmeler, sosya l ist a k ı m, C H P, Milli Birli kçi ler, send i kacı lar üniversite ve öteki bilim çevreleri i le yurtsever s u baylar a rası ndayd ı . id.a mlara karşı d ü nya kam uoyunda da geniş b i r tepki meydana geld i . Fransız K o m ü n i s t Partisi Merkez Komitesi sekreterl i ğ i , Fra nsa i ş ç i Sen d i ­ ka l a rı Konfederasyonu (CGT), d ü nyaca ta n ı n ı n m ı ş yaza r v e düşünürlerden Jean Pa u l Sa rtre, de Golcu eski baka n l a rdan yaza r Andre Malra ux, Batı Almanya n ı n ta n ı nm ı ş yaza rlarından G ü nter G ra ss, profesörler ve b i l i m adamları c u m h u rbaşka n ı v e başbakana telgraf ve mesaj lar göndererek idam ların d u rduru lmasını istedi ler. Belçi ka, isvi çre, isveç ve Danımarka hükümetleri de yine c u m h u rbaşka n ı ve başbakana başvurara k i nfazların yerine getiril memes i n i rica etti ler. Dış ü lkelerde bulunan i şçi ve öğ renci leri miz de açl ı k g revleri terti p l i ­ yerek, imza toplama kampa nya ları açarak idamlara ka rş ı d i ren mede a ktiv bir rol oynadılar. 234


Bu geniş d i renme karşı sı nda Ankara i nfaz savcısı idam karorlarının uyg u lanması konusu nda tereddütlere d üştü. Ko rarı veren Ankora S ı k ı ­ yönetim Mahkemesi nden idam ka rarla r ı n ı n uyg u l a n ı p uyg u lana mayaca ğ ı h a kkında yen i b i r karo r istedi. Ankara Sıkıyönetim Ma h kemesi i d a m karar­ l a r ı n ı n derhal uyg u lanabi leceğ i n i b i l d i rd i . Deniz Gezmiş ve a rkadaşl a r ı n ı n avukatları s ı kıyöneti m mahkemesi n i n b u kara rı n ı Askeri Yargıtayda tem ­ yiz ettiler.

• Mort ı n 1 8' i nde Başbakan N i hat Erim B i rleşi k Ameri ka seya hatine başlamak üzere Ankaradan hareket etti. Eri m i n ya n ı nda Dı şi şleri Ba ka n ı Bayü lken, Pla n l a ma Teşki lôtı M üsteşarı Aytur, M i l l i G üven l i k K u r u l u Genel Sekreteri General Kon u ra l p b u l u nuyord u . Ameri kaya g iden heyetin kuru­ luş şekli bile, başba ka n ı n Amerika seya hatı n ı ne ma ksatla yapt ı ğ ı hak­ kında yeter derecede bilgi veriyord u . Eri m i n Ameri ka gezisinden az evvel, DPT' n ı n b i r kararı va rd ı : 3. Beş Yı l l ı k Ka l k ı n ma Pla n ı n ı «sa nayi leşme süre­ c i n i hızla n d ı racak şekilde geliştirmek. Hedef de 1 995 de ita lya n ı n 1 970'deki seviyesine gel mekti . . . B u n u n içinde D ü nya Ba n kası g i b i m ües­ seselerden daha fazla kredi sağ la n ma lıydı . . . Esosen D PT bu yen i «hamlenin» i l k denemesi n i Ereğ l i Dem i r Çeli k Kom­ binası nda ya pmışt ı . Kombina genişletilecekti. Bunun için 234 mi lyon dolora i htiyaç vo rdı. Teşkilôt, b u n u n 1 77 m i lyon doları nın, esasen kombinaya ha­ k i m olan Amerikan Mori sson tekel i n i n b i r ş ubesi olan Kopers firması ta ra ­ fından sağ lanmasını ka bul etmişti . . . N e vo r ki Tü rkiye M i ma rl a r Odası Yönetim K u r u l u terti plediği bas ı n top­ lantısı nda Kopers firmasına bu g i b i bir i m k ô n ı n veril mesine karşı çıkm ış, fina nsma n ı n yerli i m kô n la rla sağ lanması n ı , hatta Ereğ l i Dem i r çel i kteki h issesi n i n devletleşti ril mesini ve emperya lizme bağ l ı o l mayan sanayi i l ke­ sine gidi l mesi n i istemişti. Erim ve bera berindeki heyetse D PT'ye verd i kleri yön ü , ya ni sanayii daha geniş ölçüde dış, özellikle Dü nya Bankası, yani Amerikan fina nsma n ı na bağ lama işini, genel li kle NATO ve Vaşingtonla daha ya k ı n i l işkeler k u r­ mayı, görüşeceklerdi. Erim New York, Wa l l Street ba n kerleri, tekel temsi lci leri i le bir ziya­ fette «çok samimi» ve uzun bir görüşme yaptı onlara Türkiyenin Amerikan sermayesi için tatlı kôrlar ü l kesi o l d u ğ u n u tekrarladı. Başba kan daha sonra D ü nya Ba n kası M ü d ü rü ve eski harp baka n ı Macnama rra i le görüştü. Eri m - N i kson görüşmesi sonunda ise, Ameri ka C u m h u rbaşka n ı , Eri m i n, kendisine Amerikanın, Türkiye'de mevcut i ktidara g üvenebi leceğ i ne d a i r tem inat verd i ğ i n i sevinçle açıkladı, Yayı nlanan Türk-Ameri kan ortak b i l d i risi nde, Vaşi ngtonun, silôh almak üzere Türkiyeye 60 mi lyon dolarl ı k bi r borç verdi ğ i noktasından başka konkre bi rşey yoktu. D ünya Ba n ka s ı n ı n , Tü rkiyeye on yıl sürecek, yı lda 200 mi lyon dolarlık 235


bir k redi açtığ ı n ı Eri rn i n. yurda döndükten sonra verd i ğ i bir demeçten öğ rendik. Heyete d a h i l . Milli G üven l i k Kuru l u Genel Sekreteri General K u nera l p ı n Vaşi ngtonda ki temasları hakkında herha n g i b i r ha ber sızma d ı . N e va r k i . heyet döndü kten sonra. p rovokasyon dalgası n ı n C H P·yi. b i l e ka psa maya başlaması. bu partide ağa ve işbirlikci zümrelerin temsilcisi sayılan Satır ve a rkadaşları n ı n parti yönet i m i n i ele geçi rmek üzere. bir ya ndan iftira. bir yandan do olağanüstü kongreyi toplamak üzere eyleme geçmeleri. aşırı gerici ler koa lisyo n u n u kuvvetlendirme faa liyetleri. n i hayet Kızı ldere. kat l i ô m ı . Kunera l p ' ı n da Vaşingtonda vakti n i boşa geçi rmedi ğ i ni. Türki­ yede provokasyonlar ve parça l a ma l a rla a nti-em perya l ist a k ı m ları ezmeyi sa l ı k veren ve ta b i i senatör Tunçkanat tarafı ndan y ı l l a rca evvel açıklanan ra porun sahi plerinden bi rçok yen i şey öğren d i ğ i n i göstermektedir . . .

• 1 2 Mart Muhtırası n ı n 1 . y ı l dönümü Mecliste g rubu olon bütün parti l i derleri tarafından a n ı l d ı . AP adına Dem i rel. DP a d ı na Bozbeyli. MGP a d ı n a Feyzioğ l u . C H P a d ı n a ise inönü verd i kleri demeçlerde. gene l l i kle m uhtırayı övdü ler. Oysa m u htıra i le işbaşına gelen i ktidarın sıkıyöneti mlerden. köy ve kent­ lerin bas ı l masından. yığ ı nsal tutsa k etmelerden. idam ceza larından. gençlerin soka klarda öld ü rü l mesi nden başka geriye bi rşey bırakmad ı ğ ı . pa ha l ı l ı k v e enflasyo n u n daha hızla a rttığı b u g ü n h e r uya n ı k yurttaşın gördüğ ü gerçeklerdir. 12 M a rt ve sonrası. bütün bu nitel i kleri i le. Demi rel i ktida rının d a ha sert yöntemlerle deva m ı ndan başka b i rşey değ i ld i r. Hatta 1 2 Mart M u htırasında a çı kca suçlanan eski başbakan Demi rel bu bir yı l i çinde i ki defa Meclis Soruşturma komisyon ları ta rafından temize bile çıka rı l mıştır . . . Gerçekten de 2. soruşturma komisyonu 7 Ma rtta yap­ tığı bir açıklamada eski başbakan Demi rel hakkında ya kınla rına çıkar sağ la d ı ğ ı için soruşturma a çı l masına lüzum olmadığını i lô n etti. Ka rarı komisyon u n AP' l i üyeleri verm işti. CHP'li üyeler bu ka ra ra şiddetle karşı çıkm ışlard ı r.

• 25 Ocakta başlayan Ayd ı n ' Teksti l işçi leri g revi Mart ayında da deva m etti. G rev. toplu sözleşme görüşmelerinde. patronların, işçi istek­ leri n i kabule ya naşma malarından ötürü başla m ı ştı. Işçiler. g ü � deliklerin, hayat paha l ı l ı ğ ı n a göre ayarla nmasını. yaşlı i şçi leri i şten çıkarma ha reket­ leri n i n d u rdurulmasını ve bazı sosyal haklar istemekteyd i ler. çeştepe. Tepecik. ışıklı. Kadı köy. Ka rdeşköy. i m a m köydeki köy emek­ çi leri yiyecek. içecek sağ l ıyarak g revci işçilerle daya n ışmalarını beli rt­ m işlerd i r. Teksif Sendi kası g rev sü resi içinde işçilere g ü ndeliklerini vermiştir.

• Herekede 876 teksti l işçisi n i n bir m üddetten beri devam eden yemek boykotu 1 Ma rtta sona ermiştir. işçiler veri len yemekleri n kötü l ü ğ ü n ü ve idarenin bazı keyfi tutumla rını protesto için boykot i l ô n etmişlerdi. 236


• 30 M artta Mard i n Devlet Oretme Çiftliğ i nde çalışan 3.000 ta r ı m işçisi g rev i l a n etti. işçiler, Devlet Topra k v e Su i şleri Genel M ü d ü r l ü ğ ü i le ya pılan top l u sözleşme görüşmeleri nde g ündeli kleri n i n a rtırılmasını, sos­ yal sigorta ile beraber daha bazı sosyal hakla r ı n ta nı nmasını istiyorlard ı . işçi lerin yekpare bi r şekilde yürüttükleri g rev ha reketi, i d a reye bağ l ı bazı sarı send i kacıların provokasyon u ile bozulmak istenmiş" fakat işçilerin kara rl ı tutum, işe jandarmanın karşımasına ve işçilere saldırmasına rağ ­ m e n g revi n başarı i l e yürütül mesi n i sağ l a mışt ı r. DONYADA

• 20 Ma rtta Sovyet Sendi ka l a r Birl i ğ i n i n 1 5 . Kongresi, SBKP Genel Sekreteri ' Leonid B rejnef' i n bir açış konuşmasiyle çalışmalarına başladı. Brejnef konuşmasında Sovyetler B i r l i ğ i nde sosya lizmin kuruluşunda, ko­ m ü nizmin maddi ve teknik temel leri n i n atılmasında işçi sınıfının ve onun yığ ı nsal bir örgütü, b i r okulu olan sendikaların çok önem l i rol ü n ü belirtti : i şçi s ı nıfı, bili msel tekni k devrim yöntemleri n i daha iyi ve daha esaslı bir şekilde uyg u l a m a n ı n , i ş veri m l i l i ğ i n i daha da hızla a rtı rma n ı n yol larını a rayıp bulmaııdır. Sendikalara b u konuda çok önemli ödevler düşmekte­ d i r. işçi sınıfının bu g ü ne kadar elde ettiği başa rı lar, bili msel-tek n i k dev­ r i m i n ortaya koyd u ğ u soru nları en iyi şekilde başa rocağ ı na da bir gara n ­ tidir. Çünkü Büyük Oktobr Sosyalist Devrim i ile başlayan düzen içinde, işçi s ı n ıfı, paha biçi lmez zen g i n tecrübe ve bilgi elde etm işti r. Sovyetler Birliği işçi s ı n ıfı, dü nya barı ş ı n ı n korunması, u l usal bağ ı msız­ l ı kları için savaşan halklara ya rd ı m g i bi enternasyonalist ödevleri ni de o n u rla yeri ne geti rmektedi r.

• 1 0 Ma rtta başlayan H i ndista ndaki eyalet seçi mleri nde, Başbakan baya n Gandi'nin, H i nd istan M i l l i Kong res Partisi ezici bir zafer kaza n­ m ıştı r. 21 eyalletten 1 6'sl nda Kong res partisi m utlak çoğ u n l u ğ u sağ lamış­ tır. 0teki eyaletlerde ise H i ndista n Komünist Partisi kurduğu ortaklı klarla başarı sağ l a mıştı r. H i nd istan Komünist Partisi, Kongres Partis i n i n a nti-emperyalist ve a nti­ feodal, reformcu p oliti kası n ı desteklemiş, eyalet seçi m lerinde ül keni n i ki nci politik gücü olara k bel i rmişti r. Gerek Kongres Partisi, gerekse Komünist Partisi Bangla Deş halkı n ı n Pakistan m i l ita ristleri v e o n la rı destekleyen Ameri kan em perya listlerine ve Peki n idareci leri ne karşı yü rüttüğ ü u lusal bağ ı msızlık sava ş ı n ı desteklemiş­ lerd i r. H i ndistan emekçi leri bu pol itikayı da onaYldmı şlard ı r. H i ndistandaki Maocu ve Troçkist gruplar ta m b i r yen i lgiye u ğ ramış­ l a rd ı r. • Bangla Deş hükü meti Başbaka n ı Mucibur Rah m a n ' ı n Sovyetler Bir­ l i ğ i n i ziya reti 6 Ma rtta sona ermiştir. Yayınlanan ortak b i l d i ri de, Sovyetler B i rl i ğ i Bangla Deş çok önem l i '

237


bir ekonomik ya rdımda b u l un mayı vaad etmişti r. Bu yard ı m herşeyden evvel, Bangla Deş'in, h a rp yıkı m ı na u ğ rayan ekonom isini halkındı rmayı öngörmektedi r. Sovyetler B i r l i ğ i yerli ham maddeleri işleyen fa brika l a r kuracak, başta demiryolu olmak üzere u laştırma şebekeleri kuracak, mev­ cutla rı ı s l a h edecek, kadroların yetişmesine de ya rd ı m edecektir. Sovyet kred i leri uzun vadeli ve düşük fa izli olacak, yerli geleneksel ü rü n lerle ödenecektir. M uci b u r Ra hman Sovyetler B i r l i ğ i nden ayrılmadan, verd i ğ i demeçte, gerek u l usal bağ ı msızlık savaş ı s ı rasında, gerekse savaştan sonra yurdun ekonom i s i n i n h a l k ı n ması için Sovyetler B i r l i ğ i n i n gösterdi ğ i kardeşçe ya r­ d ı ma teşekkürleri n i b i l d i rm işti r. Ayrıca Mart ayı n ı n baş l a rı nda Ba ngla Deş Sen d i ka l a r Birliği nden b i r heyet Sovyet Sendikalar Birliğ i n i n davetlisi olara k Moskovaya varmı şt ı r. Abd u l Mannan ve Şerefettin Ahmet M a n i k i n başka n l ı ğ ı nda o l a n Ba n g la Deş Send ikalar Birliği heyeti Sovyetler B i r l i ğ i nde i ncelemelerde b u l u n ­ m uştu r. i ki ülke sendika l a rı a rasında y a k ı n bağ l a r kuru l m uştur.

• Ameri ka l ı editörlerin Pakista n ı n başkenti Karaşide açtıkları kitap serg isinde en büyük yer Mao Tse Tun'un eserlerine veri lmişti r. Çok sayıda olan kitaplar Amerikan editörler i n i n ve politikacıları n ı n u m ut ettiği i l g iyi görmemişlerdi r. • ita lya n Komünist Parti s i n i n 1 3. Kong resi M i l anoda 1 3 Ma rtta ça lış­ malarına başla m ı ştır. Merkez Komitesi n i n faa l i yet raporu genel sekreter yard ı mcısı Berl i n g uer tarafı ndan o k u n m uştur. Berli n g uer NATO'n u n , Ame­ rikan em perya l i z m i n i n italyadaki ekono m i k ve politik a l a n l a rdaki yıkıcı eylem lerini beli rtti kten sonra sosya l izm yolunda, işçi ve emekçi leri n bir­ liği, demokratik b i r hükü meti işbaşma geti rmek savaşı nda halk birliğ i n i n önem v e gereğ i n i beli rtmiştir. Kong re 1 7 Ma rtta sona ermeden evvel ya p ı la n seçi m lerde Berl i n g uer genel sekreterl iğe, eski genel sekreter Longo ise parti başka n l ı ğ ı na seçi l ­ m i şlerd i r. TKP Merkez Komitesi, kong reyi b i r tel g rafla sel a m l a m ı ş ve ona başarı d i lemişti r. • B u lgarista n Komünist Partisi Birinci Sekreteri Todo r j ivkof' u n M ı s ı r Ara p C u m h u riyeti n i ziyareti s ı rasında i k i ü l ke a rası nda i mzalanan eko­ nomik a n laşma açıklanm ıştı r. Bu a n laşmaya göre, B u l g a rista n sanayi kuruluşu nda k u l la n ı l ma k üzere M ı s ı ra 40 milyon dola r l ı k bir kredi açmış­ tır. B ulga ristan ayrıca M ı s ı rda kurulacak yen i işletmeleri n projeleri n i n ' hazırla nmasın da teknik yard ı m l a rda da b u l unacaktır. Ayrıca açıklandığı na göre, B u l g a rista n l a Suriye a rası nda va rılan bir a nlaşmaya göre, Bulga rista n Suriyeye 15 m i lyon dolarl ı k b i r kredi açacak­ tı r. Bulgaristan bu kredi i le Su riyeye makine ve teknik donatım verecektir. Bu lga ristan H a l k C u m h u riyeti Tunus ve Fasla da b u g i b i ya rd ı m a n laş238


maları i mzala mıştır. Bulga ri sta n bu ü l kelere de açtığ ı kred i lerle sanayi donatı m ı ve makine sağ layaca ktır. Bulgarista n ayrıca Ş i l i ve Peru ile de ekono m i k yard ı m a n laşmaları i mza lamıştı r. Bu a n laşmala ra göre, Bulga ristan Peru'ya 10 m i lyon dola r, Ş i l i 'ye 20 m i lyon dolar kredi a çacaktır. Bu kred i ler de makine ve teknik donatı m ı n satın a l ı n masına k u l l a n ı laca ktı r. Bütün bu ü lkeler, kredileri, geleneksel üretimleri ile ödeyeceklerdir. AYı N YORU M U Kızıldere Olayları M a rt ayı olayları ka n l ı b i r perde ile ka pa ndı. Bütün d ünya ajansıarı n ı n da bel i rtti ğ i g i b i yığı nsal sayı lacak bir ci nayet d a h a işlendi. Res m i b i l ­ d i ri lere göre, Ord u ' n u n N i ksar i lçesinin Kızıldere köyünde M a h i r çaya n , C i h a n Alptekin v e d a h a yedi arkadaşı pol i s v e koma ndolar ta rafından ö l d ü rüldü ler. Yine resm i a çı klamalara göre, gençler O nye'de b u l u n a n NATO üssü n ü basara k i ki i n g i l iz v e b i r Kanada ' l ı uzma n ı rehine a l m ışlardır. Resmi açıklama larda gençlerin bu rehi neleri neden a l d ı kl a rı açık değ i ld i r. Ev­ velô gençlerin, Deniz Gezm i ş ve a rkadaşla rı n ı ölümden kurta rmak mak­ sadıyle rehineleri a l d ı kları söylendi. Daha sonra kendi lerine yurdu terket­ mek i m kô n l a r ı n ı n sağ lanması için bu işe g i rişildiği bel i rtildi. Fa kat gerek i çişleri Baka n ı n ı n Mecli ste verdiği iza hattan, gerekse öteki resmi makam­ ların açıklamaları ndan bu i ki tezi de doğrulıyacak bir delil yoktur. Resm i makamlar tarafından «öldüğü ve cesed i n i n de teşhis ed i ld i ğ i .. bildiri len, fa kat sonra sa m a n l ı kta sağ olara k ele geçi rildiği i lô n edilen Ertu ğ ru l Kürkçü ' n ü n de bu nokta l a rı ayd ı n lata n b i r ifade vermediği, ya h ut da resmi makamların bu nokta ile «ilg i lenmedikleri» an laşı lmakta d ı r. Res m i maka mların üzerinde i natla d u rd u kları başl ı ca konu, gençlerin öl meden evvel, yabancı rehi neleri öldürd ü klerid i r. i ktidar, hattô ya bancı ü l kelerde, Birleşi k Ameri kada, ingi lterede, Fransoda i ktidarı destekliyen çevreler, el lerindeki bütün propaganda i m kô n la r ı n ı , Tü rkiye ve d ü nya ka m uoyu n u buna i n a n d ı rmak için seferber etm işlerd i r. Yurt ve d ünya gerici çevreleri n i n Tü rkiye'de a nti-emperya l ist, u l usa l kur­ tuluş hareketleri n i lekelemek için büyü k ölçüde sa ldırıya geçtikleri görülü­ yor. Hatta CH P'deki Satır grubunun, O rtan ı n Soluna bağ l ı politi kacı ları bu kara n l ı k a l a na çekmek için, CHP Ordu ve Sinop örgütleri n i gençlerle işbirliği hali nde göstermeye kalkışması da gözönünde tutulacak o l u rsa, yerli ve ya bancı gerici g üçleri n elele, geniş provokasyona g i rişti kleri a n ­ laşı l ı r. Rehineleri n gençler tarafı ndan öldürüldükleri tezi elde edi len bilgiler ışığı nda çürümektedir. Bir kere gençlerin, reh inelerin cesetleri tan ı n m aya239


ca k şekilde delik deşik olm uştur. Ertuğ ru l Kükçü olayı da, cesetlerde k i m ­ l i k tesbiti n i n b i l e çok zor, belki de i mkansız olduğ unu göstermektedir. B u gerçek d e , resm i makamların, rehineleri gençlerin öldürdüğü tezini kö­ künden çÜrütmektedir. Fransız, i n g i liz, Batı Al m a nyadaki bazı i nsaflı televizyon , radyo ve ga ­ zete m u ha b irieri, görgü şahitleri n i n söylediklerine daya narak olayı ş u şeki lde a n latmakta d ı ria r : Pol i s v e a skeri b i rli kler gençlerin s ı ğ ı n d ı ğ ı eve, gaz bomba ları, z ı rh l ı birlikler ve heli kopterlerle sa l d ı rm ı ş l a r evi bomba ve kurşun yağ m u runa tutm uşlard ı r. Res m i makamlar şi ddetli b i r ça rpışma olduğunu iddia etmekte i seler de, hiç bir asker veya polisin en küçük bir yara bile o l maması bu tezi d e çürütmektedir. Bütün bu veri leri n ı ş ı ğ ı nda, rehi neleri n, gençler ta rafından değ i l , bizzat polis ve askeri birlikler ta rafından öldürüldü kleri an laş.ı lmakata d ı r. Komü ni stleri n, Çayan ve a rkadaşl a r ı n ı n bazı a ş ı rı yöntemleri n i payla ş­ m a d ı kları a çı kt ı r. Fakat bu, onların em perya l izme ve işbirl i kçi burj uvaziye karşı i şçi s ı n ıfının, asker ve sivil ayd ı n ları m ızın yürüttüğü savaşta şerefli b i r yer tuttu kları gerçeğ i n i n ka bulünü engellem iyar. M a h i r çaya n, Cihan Alptekin ve a rkadaşla n emperyal izme ve yerli ortaklarına karşı sava ş ı n , uğrunda kon dökü lecek, hatta yaşa m ı bile h içe sayaca k b i r aşa maya u laştı ğ ı n ı yurt ve d ü nya kam uoyuna göstermişlerd i r. Hem de defa larca . Kızılderedeki pa tla ma, top l u m düzen i n i n deri nlerinde kaynoya n bir volka­ n ı n, bir depremi n , toplum d üzeyine vurmasından başka bi rşey değ i l d i r. Bu sosyal, politik depremler, devrimcileri, a n ti -emperya list m i l itanları «ana rşist.. g i bi laflarla kamu oyu nda kötü lemeye ço lışma kla önlenemeye­ cektir. Kızı ldere katliamından son ra, Ankara Siyasal Bilgi ler Fa kü ltesinde, Konya Selçuk Terbiye Enstitüsü nde, daha bi rçok yü ksek okul ve üniversi ­ telerde, gençlerin anti-em peryal i st sava ş ı n ı paylaşan v e katli a m ı şi ddetle yeren b i l d i ri ler yay ı n la n ması, boykatlara g i d i l mesi, sosya l politik deprem­ leri d urdurman ı n , emperyal i stleri n, i ktidar çevreleri n i n zannetti ğ i kadar kolay olmadığ ı n ı göstermektedir. i ktidarın , Kızıldere katlia m ı nı kend i s i ne bağ lı Türk-iş yönetici lerine tebrik etti rmesi, bu yöneticilerin, işçi s ı n ı fı nı n, a nti-emperya list u l usal sosyal kurtu luş sava ş ı n ı n d ı şında, em perya l i z m i n ve işbirlikci bu rjuvazi n i n yedek ve ya n g ücü d u ru m unda olduklarını bir daha doğ r u l a m ı ştı r. i çinde yaşadığ ı m ı z pol iti k, sosyal ve ekono m i k buna l ı m ı n kökenleri ne i n meden, hasta l ı ğ ı teşh i s etmeden ve gereken ted bi rleri o l madan sosya l depremler, patla malar h i ç b i r zaman önlenemeyecektir. Bunlar belki şekil değişti recek, fakat hiç b i r za m a n d i n meyecektir. Hasta l ı ğ ı n kökeni emperya l i z m i n Türkiyedeki hegemonya sında, işbirlikci burj uvazi n i n, toprak beyleri n i n, h a l k yığı nlarına dayattığ ı a ş ı rı sömürü d üzeninde olduğuna göre, ulusal ve sosya l kurtu l uş ha reketi hedeflerine ulaşmadıkco, mevcut top l u m d üzeni n i n temelleri sarsı lmaya devam ede­ cektir. 240


iÇiNDEKiLER Sayfa

T. livkof: Devri mci. kitle adamı. teorisyen . Georgi Dimitrof konuşuyo r .

.

161 177

1 90

Kahra m a n l ı klarla dolu bir hayattan sayfala r . O l a y l a r ve ya n k ı l a r A. Braun :

Halkların barış ve g üven l i k m ücadelesine önemli bir

katkı

.

. . .

.

.

211

s. Şariddin :

U l u sa l devri mden sosyal devrime doğru . H.

Fuçs.

.

.

.

.

.

.

.

21 6

E. Yorgen :

Kahire Konferansı .

[

__

özel sayfa l a r

227

1

__

Türkiye Komü n i st Partisi Merkez Komites i n i n itaıyo n Komüni st Partis i n i n X I I I . Kongresine mesajı .

231

A. Soydan :

Bu ayın olayları Ayın yoru m u .

232 .

Adres i m iz : Yeni çağ - Stredi sko pro rozsirova ni tisku. Praha 6. Thakurova 3. Czechoslova kia

239


«Barış ve Sosya lizm Problemleri .. dergisi 32 dilde çıkıyor ve d ü nya n ı n her tarafında okunuyor. Fiyatı 1 l i ra


yc_72_03