Skip to main content

SAYI 6 YENI VERSIYON

Page 1

ÞUBAT 2011

SAYI:6

www.barikatgazetesi.com

FÝYAT: 2 TL

EMEKÇÝLERLE MEYDANLARA DÖKÜLDÜK... SLOGANLARIMIZ VE

PANKARTLARIMIZ YASAKLANDI... DÝRENDÝK..! VE YILMADAN TEKRARLADIK..!

BASKIL R BÝZÝ

YILDIRAMAZ...!


ÞUBAT 2011

GÜNDEM

Devrimciler Meydanda Haykýrdý: "Ankara Elini Yakamýzdan Çek...!" Bir taraftan T.C. Devleti'nin paketleri ve baskýlarý; öbür taraftan hükümetteki uþaklarý; daha öbür taraftan meclisteki muhalefet paritili fýrsatçýlarý ve malesef son noktada sendikal platformun güdümlü yasaklarý...! Sabah saat 10.00 sularýnda Peyak önünde toplanan örgütler önce çemberi geçip maliye bakanlýðý önüne oradan da cumhurbaþkanlýðý önüne ve en son olarak da inönü meydanýna yürüdüler... BARAKA, BARÝKAT,YKP,YASEMÝN HAREKETÝ ve KTÖS'ün hep birlikte yürüdüðü korteje “Liseli Baðýmsýz Gençlik” isminde bir grup da destek verdi. “Ne AB, ne ABD ne Garantörler, Yaþasýn Baðýmsýz Birleþik Kýbrýs” , “UBP þaþýrma, sabrýmýzý taþýrma”, “Ankara Elini Yakamýzdan Çek”, “Son Son Son Ýþgallere Son”, “Ýþgalci Elçilik Kýbrýs'tan Defol” , “Direne direne kazanacaðýz”, “Ýþçilerin birliði sermayeyi yenecek”,”Ne getireni, ne geçireni, unutmadýk hesap soracaðýz”, “titre Ankara devrimciler geliyor”, “kurtuluþ devrimde sosyalizmde” devrimci sloganlarý ile kitleler haykýrdý...! Birçok sivil ve üniformalý polislerin sýký denetimi altýnda gerçekleþen bu dev mitingde CTP-DP-TDP'lilerin ortak hareket etmeleri bizleri þaþýrtmadý..!!! Tüm siyasal zeminlerde sadece iktidar olmak için yani halktan “oy” almak için meydanlara çýkan CTP-DP-TDP üçlüsü tam da onlara yaraþýr þekilde bol bol “elçiliðe ve T.C. Devletine dokunmayan, hedef saptýrmaya” yönelik mesajlar verdiler... Hiçbir devrimci slogana eþlik etmeyen özellikle CTP ve TDP'lilerin DP gibi faþist bir kitle ile bu anlamda ne derece uyumlu hareket edebileceði bir kez daha gözler önüne çýktý... Meydana girdikten sonra da en ön saflara kadar giren devrimciler; sendikal platformun “pankartlarýnýzý indirin ki kaç kiþi olduðumuzu görsünler” gibi bir uyarýyla karþýlaþtýlar... ! Bu uyarý eðer “sadece UBP'ye gözdaðý vermek” için yapýldýysa –yani T.C. Elçiliðine ve T.C. devleti'nin baskýlarýna, dayatmalarýna dokunmamamýz için yapýldýysa ki amaçlarý malesef buydu !!yada “kiþi sayýsýna göre oradaki kitlelerin siyasi duruþunu dýþa vurma hedefimiz var...! Gövde gösterimiz sendikal platformun istediði siyasi çizgide gitsin..! UBP gitsin yerine “CTP” gelsin..! Sýnýfsal temelini karýþtýrmayýn bu iþin...!!!!!” mantýðýna göre bu baský yapýldýysa - ki malesef bu bayraklarýnýzý indirin çaðrýsý yine bu sebeplerden dolayý yapýldý- tamamen boþ bir çaðrý oldu çünkü günün sonunda devrimci kitleler susturulamadý...! Zaten susturulmak istenmeleri baþtan sonra bir rezaletti..! Hiçbir siyasal dayanaklarý da yoktu..!

Hiçbir gereksinimleri de yoktu..! Devrimciler meydaný “Ankara elini yakamýzdan çek...!” sloganlarý ile inletirlen; sendikal platform ýsrarla T.C. Elçiliðine “Ýþgalci” demekten uzak durdu....! Eylem içerisinde Baraka Kültür Merkezi tarafýndan açýlan pankarta UBP Gençlik kollarý saflarýndan olduðu bilgisi alýnan faþist bir provakatör tarafýndan saldýrý düzenlendi. Pankart daha sonra faþistlerin elinden geri alýndý... Polisin bu faþist pankart saldýrýsý yani provakasyonuna “açýk destek” verdiði gözlerden kaçmadý..! Provakasyona uðrayan devrimciler tüm olgunluklarý ile sloganlarýný atmaya ve devrimci dayanýþma temelinde tüm CTPDP-TDP dýþýndaki devrimci-ilerici örgütlerle sloganlarýný atmaya ve pankartlarýný taþýmaya devam ettiler... Gerçek provakatörlerin esasta kimlerin olduðunu bir kez daha gözler önüne serdiler..! KAMU-SEN Baþkaný ve sarýsendikacýlýðýn ülkemizdeki en büyük önderlerinden biri olan Mehmet Özgardaþ ise açýlan pankartý kýnayarak ve hatta pankartý protesto ederek “Kýbrýs ve Anadolu kardeþ halklarýnýn en büyük düþmaný 'T.C. Devletine' ve bu ülkedeki valiliðine olan baðlýlýðýný” ve güya AKP'ye olan 'sözde muhalefetinin' ne kadar boþ ve yalandan ibaret olduðu bir kez daha göz önüne çýktý... Her fýrsatta “T.C. Devletinin faþist baskýlarýný emeðin ve halkýn gözünden kaçýrmaya çalýþan, hedef saptýran ve sendikal platformu da bu çizgiye çektikten sonra dönüp birde sözcülüðünü yapan”

Özgardaþ emekçileri ve halký bu þekilde kandýrýp aklýnca “sadece AKP” bu dayatmalarý yaparmýþ gibi bir imaj yaratmaya çalýþtý. Halbuki AKP gelmezden önce de yýllardýr bize bu ekonomik, askeri ve siyasi yaptýrýmlarý uygulayan T.C. Devleti deðil midir ? Sað kesimden sol kesime kadar herkes bu ülkede kurulan kokuþmuþ sistemin farkýnda deðil midir ? Gerçekleri sizce bu sarý sendikacý gözden kaç gün daha kaçýrabilir ? IMF'nin, AB'nin, dünya halklarýna kan kusturan ABD'nin ve NATO'nýn en büyük müttefiki ve Ýsrail'in kardeþi T.C. deðil midir ?? Özgardaþ ve Özgardaþ gibi sendikal platform içerisinde var olan diðer sendikalar sizce bunlarý bilmiyor mu? Madem biliyorlar o zaman sizce neden “ÝÞGALE HAYIR, KAHROLSUN VALÝLÝK...!” diye halkýn haykýrmasýna karþý çýkýyorlar ?? KTÖS'ü sendikal anlamda bu anlayýþýn tamamen dýþýnda tutuyoruz... MarksistLeninist bir sendikacýlýk anlayýþýna sahip olmasa da, özel sektördeki eðitim emekçilerine malesef sahip çýkmasa da, birçok eksikliðe raðmen en dirayetli duruþu gösterebilen tek sendika bu süreçte yine KTÖS olmuþtur... Alana girerken BARÝKAT'ýn KTÖS'ü selamlamasý bundan ötürüdür... BARÝKAT gazetesi KTÖS'ün eksiklerini elbette ki farkýndadýr ve derdi KTÖS'ün eksiklerinin olduðunu bile bile kuyrukçuluk yapmak deðildir... Ama KTÖS'ün diðer sendikalarla bir tutulmamasý gerektiðinin de altýný çizmekten de gazetemiz hiçbir zaman çekinmeyecek; “doðru yapýlan iþte destek, eksik gördüðü yerde veya hatalý gördüðü yerde” de elbette ki yapýcý eleþtirisini koymaya devam edecektir... BARÝKAT ne KTAMS'a ne KTOEÖS'e ne DEV-ÝÞ'e ne GÜÇ-SEN'e ne DAÜSEN'e nede diðer emek örgütlerine “düþman” veya “kan davalýsý” da asla deðildir ve olamaz... Marksist bir örgütün böyle bir duruþu olmasý mümkün deðildir. “Marjinalleþmek” kaygýsýndan deðil; tamamen ideolojik sebepler bizi bu örgütlerimiz ile biribirimize son tahlilde baðlayacak konumdadýr. O konum da elbette ki ileri aþamada devrim sürecinde olacaktýr. Ama bugün gelinen süreçte eðer ki farklýlýklarýmýz konuþulmasý gerekiyorsa da BARÝKAT kendince eleþtirisini ortaya koymak ve bunu uygular noktaya gelmek zorundadýr... Neden ? Gene bu sendikalarýmýzýn ve emek sýnýfýnýn iyiliði için..! Derdimiz emek örgütleri arasýnda bölünme veya kavga yaratmak hiçbir zaman olmadý, olamaz da.. Ama gözgöre göre de “yanlýþa doðru” diyecek halimiz

SAYFA 2

yok... Bu arada o gün orada Baraka'nýn pankartýnda ortaya konan “Ankara Elini Yakamýzdan Çek” sloganlý pankart'a yapýlan faþist saldýrýyý ve sendikal platformdaki sendikalarýmýzýn devrimciler üzerinde bu kadar yasaklayýcý þekilde baský kurmasýný þiddetle protesto ediyor, bu pankarta yapýlan saldýrýnýn tüm devrimci kesimlere ve tüm iþçi sýnýfýna yapýldýðýný Barikat Gazetesi adýna ilan ediyoruz..! Hesabý sorulacaktýr..! Bu aslýnda geçen defa 1 Eylül'de yine ayni þekilde Baraka,Barikat ve YKP olarak protestosunu taksim stadýnda yaptýðýmýz YKP'nin “isyanýmýz iþgale” pankartýna uygulanan iþbirlikçi saldýrý; emperyalistlerin, faþistlerin ve kendi içimizdeki hatta malesef sendikalarýmýzdaki iþbirlikçilerin korkularýnýn dýþa vurma durumlarýndan öte farklý þeyler deðildi...! Bilinmelidir ki korkunun ecele faydasý yok..! Aðlasalar da sýzlasalar da bunlara geçit vermeyeceðiz..! Baraka'ya mý yapýldý ? Her zamanki gibi Baraka'ya bunu yapanlarýn üslerine gideceðiz, hadlerini bildireceðiz...! YKP'ye mi yapýldý ? Hep birlikte YKP'ye bunu yapanlarýn üslerine gideceðiz, derslerini vereceðiz..! Yasemin hareketine mi yapýldý ? Yine hep birlikte yoldaþlarýmýza arka çýkacaðýz... Devrimci dayanýþma budur... Budur devrimci olmanýn etiði ve güzelliði... Buyursunlar “yiðit” iseler yine devam etsinler...! Bundan sonra daha farklý þekilde cevap alacaklarýný þimdiden onlara açýk bir þekilde bildiririz..! Ýster uyarý olarak algýlarlar, ister tehdit..! Sorumluluk bize ait olmayacaðýný þimdiden bu “faþist köpeklere” bildiririz...! Kimseden de korkumuz olmadýðýný bundan önce yaptýklarýmýza ve bundan sonra yapacaklarýmýza bakarlarsa da, sanýrýz görmeleri yeterli olacaktýr... Konumuza devam edecek olursak: BARÝKAT, kendi dünya görüþü ve bakýþ açýsý çerçevesinde sendikal platformdaki örgütleri yanlýþ yapýldýðý zaman eleþtirmeyip kuyrukçuluðunu yapacak hali elbette ki yoktur... Bu BARÝKAT'ýn kuruluþ manifestosunda da aynen belirtilmiþtir. Yine ayni þekilde BARÝKAT , sendikal platform “doðru siyasetler ve pratikler ortaya koyarsa” da bunu ille “sendikal platform; CTP'ye daha yakýndýr ondan dolayý desteklemem” diyecek “fetiþist


ÞUBAT 2011 veya örgüt milliyetçisi” bir hali veya dünya görüþü de yoktur... BARÝKAT üzerine basa basa “bu ülkedeki iþçi sýnýfýnýn TEK ve KARDEÞ olduðunu” vurgular ve tüm ülkedeni iþçi ve emekçi kesimlerin ortak bir cephede yani literatürümüzde “birleþik cephede”, enternasyonel dayanýþmasý için savaþ verir...! Bu temelde sendikal platformu da elbette ki “devrimci saflarda” görmek için elinden gelen mücadeleyi verir ve amacý iþçilerin arasýnda -bugün sendikal platformun resmen devrimcilere dayatýr noktaya geldiði gibi terimler olan“bölünmüþlük veya provakasyon yaratmak” DEÐÝL, tam tersine “sýnýfsal temelde tüm iþçi sýnýfýnýn birleþerek ortak mücadele vermesi” için kavga verir.. “Provakasyon” emeðe hakaret edenlerin iþidir..! Emeðe yapýlan emperyalist dayatmalarýn “kimler ve hangi güçler” tarafýndan yapýldýðýný “gizlemek” isteyenlerin iþidir..!! Ýþçi sýnýfý bu numarayý yutmaz..! Tarih bunlarý devrimcilere dayatanlarý “AF ETMEYECEK..!” BARÝKAT bu eylemde açtýðý pankarttan dolayý da CTP Genel Sekreteri Kutlay Erk tarafýndan uyarýldý...! Erk, açtýðýmýz pankartýn doðru olmadýðýný, “provakatif mesajlar” içerdiðini ve bundan dolayý saldýrýya uðrayacaðýmýzý ve öyle bir durumda müdahale edemeyeceðini söyledi ve indirmemizi istedi.

Bu olayýn üzerine uyarýyý alan yoldaþýmýz cevap olarak seviyeli bir þekilde “pankartýn düzgün mesajlar veren bir pankart olduðunu ve hiçbir þekilde CTP'yi baðlamadýðýný” söyledi ve pankartý daha da yukarýya kaldýrdý. Bu da sanýrýz, bizleri “korkutmaya çalýþanlara” yönelik güzel bir mesaj oldu.. BARÝKAT gazetesi ayrýca ilginç bir olay daha yaþadý. Yasemin Hareketinden bir yoldaþýmýz üzerinde seçimleri boykot eden bir pankartý taþýmasý için kortejimizden bir yoldaþýmýzýn eline pankart verdi. Biz bu yoldaþýmýzýn kim olduðunu biliyor ve zaten bunu art niyet taþýyarak yapmadýðýný tahmin ediyoruz. Zaten kýsa bir süre sonra kortej'de görevli baþka bir örgütlü yoldaþýmýz durumu farkedip pankartý Yasemin Hareketindeki yoldaþlara seviyeli bir þekilde geri iade etti. Bu konunun üzerine fazla gitmenin bir anlamý olmadýðýný ve devrimci dayanýþmamýza fayda getirmeyeceðini düþünüyor, kesinlikle polimiðe dayalý bir

GÜNDEM

SAYFA 3

Valiliðe Þok Baskýn..! Baraka, Barikat ve Yasemin Hareketi; T.C. Valiliði önünde sloganlý, pankartlý þok bir eylem düzenledi...

eleþtiri cümlesi yazmadan haberimize devam ediyoruz... Eylem sonunda ise bir konser veren sol anahtarý'nýn kulaklarýmýzý þenlendiren devrimci türküleri sonrasý kitleler yavaþ yavaþ daðýlýp evlerine ve örgüt binalarýna gittiler... Son tahlilde da anlaþýldý ki devrimcilere provakatör damgasý vurmak isteyen kesimlerin esas kendileri “provakasyon” için oradaydýlar...! Pankart saldýrýlarý ve ara sýra devrimcilere sataþmalarý ile de bunu belli ettiler...! Devrimciler eylem genelinde ýsrarla “HEDEF ANKARA, HEDEF T.C. ELÇÝLÝÐÝ, HEDEF EMPERYALÝZM, HEDEF ÝÞGAL” diye gerçekleri haykýrmaya devam ettiler.. Eylemin ertesi günü zaten Baraka Kültür Merkezi tarafýndan KTÖS binasýnda yapýlan açýklamada olayýn gerçek yüzü tekrardan göz önüne kondu ve gerçeklerin ne boyutta olduðu tekrardan vurgulanmaya çalýþýldý. Öbür yandan sömürü devleti'nin birinci cumhurbaþkaný Denktaþ “grevler bizi korkutuyor” gibi bir açýklama yaptý. Doðrudur... Korkutuyor... Ama korkunun ecele faydasý yok...! Henüz “icadý” edilmedi..! Bunu bilmiyorsa kendisine buradan bir mesaj olarak bildirelim ki “öðrensin”...! Yaþlý baþlý adam malum, korku kalbe zararlýdýr; ani bir “korku” durumda kendisine biþey olmasýný asla istemeyiz deðil mi ...???!!!!! Eylem öncesi Ersin Tatar ise açýklamasýnda “gidip yaðmur altýnda kalýp yýkansýnlar” gibi bir açýklama yapmýþtý... Biz yaðmur da yaðsa, kar da yaðsa, dünya da batsa o eyleme gideceðimizi söylemiþtik.. Ama doðrudur AKP ile yaptýklarý “yaðmur duasý” tuttu.. Emekçiler ne kadar AKPUBP duasý ile olmasa da Ýnönü meydanýna “yaðmur” gibi yaðdý...! Bundan sonra da AKP-UBP'nin böyle “yaðmur dualarýný” eksik etmemelerini diliyor, daha nice 28 Ocak eylemlerini “slogan ve pankart YASAKSIZ” , “hedefini Ankara, T.C. Elçiliði ve devleti olarak belirleyen ve daha da gerisinde baþka emperyalist güçlerin olduðunu haykýran” yani “hedefi saptýrlmayan” eylemlerde görüþmek için mücadele edeceðimizi vurguluyor, kurtuluþun sadece EMPERYALÝZME KARÞI SAVAÞARAK, ÝÞGALCÝYE KARÞI DEVRÝMCÝ DAYANIÞMA TEMELÝNDE, ÝÞÇÝ SINIFI ÖNCÜLÜÐÜNDE TÜM EZÝLEN ULUSLARIN SON DARBESÝ ile gidebileceðimizin altýný çiziyoruz...

Ankara'nýn faþist baskýlarýna ve dayatmalarýna karþý ülkemizde yýllardýr iþgalci T.C. Devleti tarafýndan uygulanan ekonomik, siyasi ve askeri yaptýrýmlarý protesto etmek için toplanan üç örgüt; basýn'a herhangi bir bildiri sýzdýrmadan, valilik önünde yaklaþýk 30 kiþilik bir grupla eylem yaptý... Eylemciler Toplumsal Varoluþ Mitingi adý verilen 28 Ocak 2011'de gerçekleþtirilen eylem öncesinde esas mücadelenin 'TC iþgaline ve grantörlere karþý baðýmsýlýk mücadelesi' verilmesi gerektiðini ifade ederek pankartlarla TC elçiliðinin önünde toplandýlar. "Ýþgalci Valilik, Kýbrýs'tan Defoll..!","Ankara elini yakamýzdan çek", "Bu memleket bizim biz yönetelim", "Vardýk, varýz, var olacaðýz..!", "Ne AB ne ABD ne Garantörler, Yaþasýn Baðýmsýz Birleþik Kýbrýs" sloganlarý ile haykýrýrken, kýsa sürede polisler eylem yerine geldi. Eylemciler protestonun yasal olduðunu, herkesin istediði

yerde, istediði zamanda eylem yapabileceðini belirttikten sonra polis ýsrarcý olmadý ve eylem devam etti. Eylemciler adýna konuþan Munür Rahvancýoðlu þiddete dayanmadan ve silahsýz eylem yapmanýn anayasal bir hak olduðunu belirterek “her an her yerde eylem yapabiliriz”þeklinde konuþtu. Rahvancýoðlu Kýbrýs’ta misafir olarak bulunanlarýn haddini bilmesi gerektiðini söyleyerek þöyle konuþtu: “Bu memleket bizimdir. Bizlerin bu memleketin her yerinde eylem yapma özgürlüðü vardýr. Bu ülkede misafir olarak bulunanlar haddini bilsin..! Bu memleket bizimdir, biz yöneteceðiz” Eylem gecesi DP Gençlik kollarý yapýlan protestoyu kýnamak içim, Baraka Kültür Merkezi önüne siyah çelenk býrakýp üzerine de þöyle bir mesaj yazdý: "Kýbrýs Türkünü Türkiyeden Kimse Ayýramaz...!" Hiç merak etmeyin DP li gençler.! Öyle bir ayýracaðýz ki isteseniz de baðlayamakacaksýnýz bu defa...!!!


GÜNDEM Barikat'tan Pankartlý Protesto...!! ÞUBAT 2011

SAYFA 4

Barikat gazetesi geçtiðimiz ay Lefkoþa'da bildiri daðýtýmlý ve pankartlý bir protesto eylemi düzenledi. Vatandaþlar tarafýndan ilgi gören eylemde araçlar kornaya basarak ve bildirileri alarak destek verdiler...

Þener Elcil ; Ersin Tatar'a “Sen Türkiye'nin memurusun” diye haklý bir karþýlýk verdi… KTÖS Genel Sekreteri Elcil'i bu haklý Geçtiðimiz ay sendikal platform yetkilileri çýkýþýndan ve orada aslýnda Kýbrýs'ýn tüm ile Ersin Tatar-Türkay Tokel “ikilisi” emekçilerinin aðzýndan bu cevabý Tatar'a Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakanlýðýnda verdiði için kendisine teþekkür ediyoruz… biraraya gelmiþti… Sözde “sendikal Biz iþçiler-emekçiler “emek vermekten” platformun taleplerini dinlemek” için onlarý çalýþmaktan “iþçi olmaktan, memur toplantýya çaðýran “bakanlar” bu toplantý taleplerinin aslýnda ne kadar yalan olduðunu olmaktan, üretmekten” utanan insanlar deðiliz…! orada sergiledikleri tavýrla kanýtladýlar…! Bu bizim için bir ayýp; veya utanýlacak bir Sendikal platform yetkililerinin “paketleri þey hiçbir zaman olmalý..! Ama Ersin Tatar, geri çevirin” isteðini adeta duymazlýktan gelerek geri çeviren bakanlar hadlerini daha onun hükümeti UBP, yaþattýklarý bu kokmuþ da aþarak çok daha ayýp bir olaya daha imza düzen,bu sözde devletin arksýndaki T.C. ve onun arkasýndaki IMF , AB, ABD ve tüm attýlar…! Ersin Tatar GÜÇ-SEN Baþkaný emperyalistlerin, patronlarýn emekçilere Memduh Çeto ile toplantý sýrasýnda girdiði bakýþ açýsý iþte tam da budur…! “Emekçiyi” diyalogda Memduh Çeto'ya “sen benim memurumsun…!” diye bir hitap kullandý…!! ancak bu þekilde kölesi gibi gören bir “bakýþ açýsý” bir sendika önderine, daha da önemlisi Bunun üzerine sendikal platform yetkilileri bir emekçiye bu hitapla yaklaþabilir..!!! odadan çýkarken KTÖS Genel Sekreteri Kim Kimin “Memuru”…!!!

Lefkoþa Coþkuner Bar-Dereboyu Kavþak Trafik ýþýklarý önünde pankartlý protesto eylemi gerçekleþtirdi…! Bildiri daðýtan BARÝKAT gazetesi gönüllü çalýþanlarý “yýllardýr emperyalizm tarafýndan uygulanan politikalarýn ülkemize yansýmalarýnýn ne noktaya geldiðini” bir kez daha vurgulayýp “iþçi sýnýfý öncülüðünde” halka “örgütlenin ve mücadele edin” çaðrýsý yaptý….! Emperyalizm’in sadece T.C.’nin dayatmalarý ile sýnýrlý kalmadýðýný bildiren BARÝKAT Gazetesi çalýþanlarý, “özelleþtirme, sömürü ve iþgal politikalarýnýn daha da gerisinde AB, IMF ve birçok komprador patron ve sermayedarlarýn olduðunu, ülkemizin kuzeyinde dayatmalarý sadece T.C. yapýyormuþ gibi görünse de iþin arka bahçesinde; emperyalizmin sadece T.C.’nin faþist elleri ile sýnýrlý kalmadýðýný, iþgalin adamýzýn hem kuzeyinde hem güneyinde tüm emperyalist dünya ülkelerinin bir zinciri haline geldiðini” vurguladýlar…Bugüne kadar gelen iktidarlarýn sadece kendi koltuklarýný koruduklarýný ve muhalefetteki örgütlerin ise sadece bu düzeni revize eder noktada olduklarýný; bu düzende ve þuanki süreçte hiçbir partinin ne Kýbrýs sorununa ne emek sorunlarýna bir çözüm getiremeyeceðini ve halkýn ihtiyaçlarýna cevap veremeyeceðini vurgulayan BARÝKAT Gazetesi çalýþanlarý, “sorunun hükümete kimin gelip gelmeyeceðinin fazla bir önemi olmadýðýnýn, günün sonunda hepsi bu bozuk düzenin bekçiliðini yapmak zorunda olduðunun; kurtuluþun ancak ve ancak tüm emek güçlerinin, ilerici demokrat kesimlerin,

iþçi sýnýfý öncülüðünde ayni cephede yani “birleþik cephede” EMPERYALÝZME karþý FAÞÝZME karþý ve her türlü gericiliðe karþý savaþarak getirilebileceðini belirttiler… Bu eylemlerin devam edeceðini ve her süreçte daha da kitlesel olmasýnýn her zaman daha faydalý olacaðýný söyleyen gönüllüler, her zaman tüm emek örgütleri ile ve tüm devrimci, ilerici, demokrat kesimlerle kolektif olarak,iþçi sýnýfýný daha da ileriye taþýyacak her ortamda yoldaþça beraber çalýþabileceklerini vurguladýlar… Ülkemizde emek sorununu çözebilecek, emperyalizme karþý faþizme karþý en örgütlü duruþu sergileyebilen; iþçi sýnýfýna ve ezilelere kopmaz baðlarýyla baðlý Marksist-Leninist bir parti olmadýðýnýn altýný çizen çalýþanlar, kurumsallaþma aþamalarýnda hedeflerinin son süreçte bu olduðunu; devrim ve sosyalizm mücadelesinde bu yolda ilk aþamada ileri süreçte dernekleþme sürecinden geçeceklerini ve ister þuanki gazete sürecinde ister daha ileri aþamalarda hiçbir þekilde ülkede ve dünyada devrimci kesimler ve iþçi sýnýfý ile “cepheleþmeden, kimsenin kuyrukçusu olmadan ve yýkýcý, devrimci sola zarar veren polimiklere girmeden” kolektif çerçevede çalýþacaklarýný bir kez daha üzerine basa basa belirttiler… Saat 08.30 gibi sona eren bu protesto eyleminin, bundan sonraki günlerde de benzerleri ve daha da topluma ve iþçi sýnýfýna mesajý daha güçlü verebilecek þekillerde eylemlerin bundan sonra her süreçte devam edeceði de gazete gönüllülerince vurgulandý…

Memduh Çeto; Marksist bir sendika baþkaný deðildir –Ki þuan zaten hiçbir sendikamýzýn baþýnda böyle bir önder yok- Mücadelede tamamen hatasýz bir gümrük emekçisi önderi de deðildir… Sendikal Platform ise CTP güdümünden tamamen çýkabilen bir yapýya sahip deðildir –yani bu anlamda Sendikal Platform da kusursuz bir mücadele verememektedir- …! Ama Çeto'ya yada sendikal platroforma yapýlan hakaret sadece gümrük çalýþanlarýna veya oradaki sendika önderlerine deðil, tüm Kýbrýs'ýn kardeþ ezilen halklarýna yapýlmýþ bir hakarettir... Ersin Tatar, þimdiki sözde hükümet ve kurduklarý bu sistem T.C. emperyalizminin ta kendisidir… Bizleri “yönetenler veya yönettiðini iddia edenler aslýnda bunlarýn “paralý köleleridirler”..! Týpký bundan önceki

hükümet gibi.. Týpký bu düzeni yönetmiþ ve bundan sonraki dönemlerde yönetecek olanlar gibi…! Onur da þeref de haysiyet de “üreten insanlar” içindir..! Eðer ki bu ülke bir devlet ise (ki deðil) “bu devletin baþbakanýna” birbaþka ülkenin baþbakaný “sen kaç para alýyorsun” sorusunu soruyor ve soruyu alan “sözde” baþbakan ciddi bir cevap da veriyorsa, onurlu bir þekilde baþ kaldýr “nedir senin sorduðun bu soru” diyemiyorsa, ne o hükümetten nede o devletten kimseye bir hayýr gelmez..! Tek kurtuluþ onurlu bir þekilde iþçi sýnýfý önderliðinde tüm ezilen kesimler olarak ortak sýnýfsal temelde mücadelesidir… Ayni cephede yani birleþik cephede demorkasi mücadelesi verip bu emperyalist boyunduruktan kavga vererek kurtuluþtur..!


ÞUBAT 2011

GÜNDEM

SAYFA 5

KTÖS'den Haklý Þikayet... KTÖS Genel grev ve miting öncesinde Uluslarasý kuruluþlara, büyükelçiliklere ve sendikalara birer yazý göndererek Türkiye'nin Kuzey Kýbrýs üzerindeki siyasi baskýsýnýn giderek arttýðýný, adaya nüfus pompalanarak ekonomik krizin faturasýnýn, ücretlerinde %40'a varan gerilemelerle çalýþanlara yüklendiðini, Kýbrýs Türk Halkýnýn siyasi idaresinin yok edildiðini, Kýbrýs'taki yetkililerin Türkiye'nin kuklasý olduklarýný belirterek, T.C. Devletini þikayet etti...Yýllardýr TC Devletinin iþgal etiði Kuzey Kýbrýs'a bilinçli bir nüfus aktarýmý yapýldýðý ve Kýbrýslý Türklerin siyasi iradesinin yok edildiði doðrudur. Ama ekonomik krizin faturasýnýn Türkiyeli iþçilere ve emekçilere yüklenmesi doðru deðildir. Bu krizi onlar yaratmadýlar. Kurtuluþ mücadelesi sadece Kýbrýslý Türkler tarafýndan yürütülmeyecektir. Kurtuluþ mücadelesi Türkiyeli iþçilerle ve emekçilerle beraber yürütülecektir. Onlar da bizimle bir arada yaþýyor ve onlarla ayný sorunlarý paylaþýyoruz. Kýbrýs'ýn þu anki durumu onlarýn da çýkarýna deðil. Kýbrýs'a çalýþmak için gelmiþ, ucuza çalýþan, korkunç bir emek sömürüsüne maruz kalan bu kardeþlerimizi sahiplenmeliyiz. Onlarý mücadelemize örgütlemeliyiz. Onlarýn desteði olmadan biz bu mücadeleyi kazanamayýz... Bunu yapmamýz gerekir çünkü “özel sektörde örgütlenmek” demek zaten Anadolu'dan kopup gelen emekçi kardeþlerimizle KKHY (Kuzey Kýbrýs Hava Yollarý) Oyunu! Ankara’nýn uþaðý UBP hükümetinin, borca sok, batýr, peþkeþ çek ve sonunda özelleþtir mantýðýnýn son kurbaný olan KTHY, özelleþtirildikten hemen sonra, yeni havayollarý projesi baþlatýldý. UBP hükümetinin, KTHY’nýn özelleþtirilmesinin ardýndan KKHY adý altýnda, yine tam anlamýyla devlete ait olmayan yeni bir kurumun oluþturulmasý için, daha önceden hazýrladýðý bir planýn olduðu zaten bilinmekteydi. 19 Ocak günü imzalanan ortaklýk sözleþmesi, yeni kurulan KKHY’nýn yüzde 60’ýnýn özel, yüzde 30’unun devlet, ve yüzde 10’unun anonim þirketlere ait olduðunu içeriyor. Baþbakan Ýrsen Küçük ve Bayýndýrlýk ve Ulaþtýrma Bakaný Ersan Saner’’in de katýldýðý ve sözleþmenin imzalandýðý toplantýda 26 iþ adamý imza attýlar. Yapýlan konuþmalarýn ardýndan, imzalar atýldý ve sonrasýnda THY Yönetim Kurulu Baþkaný Hamdi Topçu tarafýndan Baþbakan Ýrsen Küçük ve Bayýndýrlýk ve Ulaþtýrma Bakaný Ersan Saner’e birer maket uçak hediye edildi. Baþbakan Ýrsen Küçük, imza töreninde yaptýðý konuþmada, mutlu bir gün yaþadýklarýný ve “sözde” elde olmayan sebeplerle devre dýþý býrakmak zorunda kaldýklarý KTHY’nin yerine kurulacak olan þirketin, hükümetin kurulduðu günden beri gündeminde olduðunu belirtti. Konuþmasýnýn devamýnda KTHY’nin sonunu ise, yanlýþ icraatlarýn, hatalý yönetimlerin ve hatalý sendikal faaliyetlerin olduðunu dile getiren Küçük, bu sonun kaçýnýlmaz olduðunu belirtti. Barikat gazetesi olarak çok merak ediyoruz..! Küçük kendi söylediklerine bile “aceba inanabildi” mi ? O kadar bir kendini acýndýrdý ki sanki bu dayatma T.C. tarafýndan yapýlmamýþ ve sanki UBP hükümeti bu talimatlarý uygulamayýp güya “ellerinde olmayan sebeplerden dolayý KTHY’yi özelleþtirmek zorunda kaldýklarý” imajýný yaratmaya çalýþtý..!! Ýþten çýkarýldýktan sonra ödeneklerini bile alamayan KTHY çalýþanlarý, özelleþtirmenin kurbaný olurken, bir diðer yandan, TC Devletinin iþgalinin adamýzdaki temsilcisi elçilik ve TC Devletinin uygulamalarýnýn adamýzdaki yürütmeliðini yapan Cemil Çiçek ile iþ birliði yapýlarak, “sözde” devlete ait bir yeni kurumu, halka armaðan eder gibi bir tavýr takýnarak, sanki özelleþtirilen KTHY ile uzaktan yakýndan bir ilgisi yokmuþ gibi davranan Küçük, halkýn gözünü boyamaya yönelik açýklamalarda bulundu. Bugün ülkemizde

zaten direkt olarak örgütlü mücadele etmek demektir.. Özel sektörde çalýþan emekçi yoldaþlarýmýzýn çoðu Anadolu'dan kopup buraya ekmek kazanmak için geldi.. Neden onlarýn desteðine ihtiyaç duyuyoruz? Neden onlarý da emeðin kurtuluþu mücadelesinde örgütlememiz gerektiðini haykýrýyoruz? Çünkü Emeðin vataný yoktur. Tüm milliyetlerden emekçiler bu mücadelenin bir parçasýdýrlar. Onlarýn zincirlerinden baþka kaybedecek bir þeyleri yoktur. Oysa Küçük Burjuvazi'nin kaybedecek bir þeyleri vardýr. Kararsýzdýr, kaypaktýr, uzun soluklu mücadele veremez. Mücadelede genellikle kiþisel çýkarlarýný ön planda tutar.”Kuyruðuna basýldýðý an” emekçinin yanýnda yer alýr.. Oysa bir iþçi için durum ayni deðildir. Mücadelede kaybedecekleri hiçbir þey yoktur. Küçük burjuvazi “nabza göre þerbet” peþindedir. Mücadele sürecinde büyük burjuvalar tarafýndan ezildiði için devrimcileþir ve emeðin saflarýnda yer alýr. Ýþçinin böyle bir durumu yoktur. Ýþçi her süreçte ezildiði için zaten devrimcilik doðasýndadýr... Ýster kamu olsun, ister özel sektör olsun tüm emekçilerin çýkarlarý ortaktýr. Ortak çýkarlarýmýz için birlikte mücadele etmeliyiz. Sistemin bizi bölen zihniyetine dur demek için hepimiz ortak bir cephe oluþturmalýyýz. Ancak emekçilerin birliði ve mücadelesi sayesinde barýþ ve özgürlük hedefine ulaþabiliriz. havayollarý þirketinin ancak ve ancak yüzde 30 hissesine devletin sahip olabiliyor olmasý, aslýnda yeni kurulan bu þirketin halka hiçbir þey kazandýrmayacak olduðu yeterince ortadadýr. Yeni kurulan þirketin, yalnýzca bir kesime faydasý olacaktýr, ki onlar da bu þirketin kuruluþunun altýnda imzasý olan, sermaye sahibi hissedarlardýr.

Küçük, Devlet Hisselerini Devretmeye Hazýr! Baþbakan Ýrsen Küçük, bugünkü hisse oranlarýnda ýsrarcý olmadýðýný söyleyerek “Biz hisselerimizi, sýfýrlamaya, özel sektöre tümüyle devretmeye hazýrýz. Böyle bir aþamaya gelindiðinde cesaretle bu çalýþmalarýmýzý sürdürmemiz gerekecek, ama THY’yi devamlý içimizde tutalým, deneyiminden yararlanalým ve bu oluþum ülkemizde örnek olsun. Bundan sonraki oluþumlarýn da yapýlabileceðinin bir iþaretini vermiþ olalým” ifadelerini kullanarak, “sözde” ülkemize ait bir kuruluþun aslýnda sözde bile bu ülkeye ait olmadýðýný belirtmiþ oldu. Günün sonunda devlete ait olan hisselerin devredilmeye hazýr olunduðu bile bu kadar açýkken, böyle bir kuruluþun neden oluþturulduðu malum. Devlete ait olan bir kurumun TC ve iþbirlikçi hükümetin ortak bir planýyla çökertilmesi, ülkemizde yeni sermayedarlarýn sermayelerine zenginlik katmalarý için uygun zemini hazýrlamýþ durumdadýr. Bugün bu zeminin hazýrlanabilmesi için gerçekleþtirilen bu uygulamalarýn sonucunda yine en aðýr darbeyi, emekçi kesim almýþ ve bir sürü insan, iþinden, ekmeðinden edilmiþtir.

Saner: “Sancýlý Süreç” Bayýndýrlýk ve Ulaþtýrma Bakaný Ersan Saner’in açýklamalarý da Ýrsen Küçük’ün açýklamalarýnda çok farklý deðildi. Saner, arzulamadýklarý þekilde KTHY’nin 21 Haziran 2010’da kimsenin beklemediði þekilde uçuþlarýna son vermek zorunda kaldýklarýný söyleyerek bu sürecin herkes için sancýlýðý olduðunu dile getirdi. Hükümetin ve bakanlýðýn, farklý kesimlerin hassasiyetini göz önünde bulundurarak kalýcý, sürdürülebilir, çaðdaþ ve akýlcý çözüm arayýþlarý içine girdiðini söyleyen Saner, “ülkemiz için en iyisini yapmaya çalýþtýk” dedi. Sözde arzulamadýklarý halde sonunu getirdikleri KTHY’nýn çalýþanlarýný iþsiz býrakarak, bu ülke için en iyisini yapmaya çalýþtýklarýný söylerken, bu ülke için UBP hükümetinin yapabileceði en iyi icraatýn ancak bu seviyede olabileceðini ortaya koymuþ oldu. Böyle bir düzenin, böyle bir hükümetin, halka verebileceði iþsizlik, sömürü ve daha nice sayýsýz adaletsizliktir. Bu ekonomik sistemde, bu düzende, iþçi emekçi sýnýfýn, yaþayarak öðreneceði daha çok þey vardýr. Çünkü bu düzen gün geçtikçe iþçi-emekçi sýnýfýn aldýðý darbelerin dozunu arttýrmaktadýr. Kendi varlýðýný koruyabilmek için bu tip uygulamalara devam edecektir. Hep söyledik, söylemeye de devam edeceðiz…! Bu ekonomik sistemde, mevcut hükümetin deðiþmesi, yeni iktidarlarýn gelmesi, bizlere emeðin kurtuluþu adýna biþey kazandýrmayacaktýr... Emek güçleri, bir araya gelerek, örgütlü bir mücadele vermelidir. Ayný uygulamalar, farklý hükümetlerin iktidar olduðu dönemlerde de yapýlmýþtýr. Bütün bunlara son vermenin tek yolu devrimci mücadelemizdir. Bu mücadele, emek güçlerinin tek çatý altýnda toplanmasý ve sýnýfsal mücadele vermesiyle baþarýlý olacaktýr.


ÞUBAT 2011

GÜNDEM

SAYFA 6

Çözmezler, Çözmeyecekler; Demiþtik..! Devam Ediyoruz...! 26 Ocak Çarþamba günü Ýsviçre’nin Cenevre kentinde bir araya gelen, BM Genel Sekreteri Ban KÝ Moon’un gözetiminde görüþen sözde liderler, beklendiði gibi, hiçbir konuda yine anlaþmadýlar.

YAZI

Derviþ Eroðlu'na Cenevre zirvesi öncesinde özel temsilcisi Kudret Özersay, Cumhurbaþkanlýðý sözcüsü Osman Ertuð ve müzakere heyeti eþlik etti. Derviþ Eroðlu zirve öncesi yaptýðý basýn açýklamasýnda, müzakere masasýnda “Yönetim ve Güç Paylaþýmý” , “AB”,” Ekonomi”, “Mülkiyet”, “Toprak” ve “Garantiler” olarak 6 baþlýk bulunduðunu belirtmiþti. Kendisini çözüm isteyen taraf olarak göstermek isteyen Türk tarafý, Cenevre'ye bu baþlýklar etrafýnda yapýlacak görüþmeler için yapýcý öneriler sunduðunu, Hristofyas'ýn bu önerileri reddettiðini iddia etti. Oysa ortada somut öneriler yoktu. Bu öneriler somut önerilerse neden kamuoyuna açýklanmadý? Neden kamuoyundan gizlendi? Kapalý kapýlar ardýnda hazýrlanýp kamuoyuna açýklanmayan öneriler nasýl yapýcý oluyor? “Olmayan öneriler varmýþ gibi gösterilerek” veya “karþý tarafýn kabul etmeyeceði önerileri sunarak”, görüþmeden kendilerine “pay” çýkarmaya çalýþtýlar... Gelinen aþamada, taraflarýn anlaþmayacaðý ortadadýr. Yaklaþýk yarým asýrdýr devam eden görüþmelerde önümüze birçok plan, öneri kondu. Bu planlar hep rafa kaldýrýldý.Sözde liderler hiç anlaþmadýlar, hep bir yolunu bulup kaçtýlar. Anlaþsalar bile, “o planlardan biri” uygulansa bile, adamýza barýþ gelmeyecekti. O planlar ezilen halklarýn çýkarlarýný dikkate alarak hazýrlanmadý; emperyalist güçlerin çýkarlarýna göre hazýrlandý. Planlarda ne Ýngiliz üslerine dokunuluyor, ne askerlerin adayý terk etmesini öngörüyor, ne de mülkiyet meselesini çözüyor...! Biz bu sorunu emperyalizmin çözmeyeceklerini daha önce söylemiþtik. Zaman bizi haklý çýkardý. Çünkü çözülemeyecek bir sorun yok. “Çözülmek istenmeyen” bir sorun var...! Neden bugüne kadar bu sorun çözülmedi? Yýllar önce Zürih ve Londra antlaþmalarýyla Kýbrýs Cumhuriyeti kuruldu. Ama bu Cumhuriyet 3 yýl sürdü. Ama bu üç yýlda bile Kýbrýs halklarý arasýnda savaþ çýkarmak için hazýrlýklar yapýldý. Ana hedefleri Enosis ve Taksim olan, yani Kýbrýs'ýn Türkiye'ye ve Yunanistan'a ilhak edilmesini amaçlayan Türklük ve Elenlik duygularýný kabartan, dýþ güçlerin desteklediði, faþist yeraltý terör örgütleri kuruldu. Bu örgütler kanlý emellerini gerçekleþtirmek için, her þeyi yaptýlar, adam öldürdüler, kaçýrdýlar, bomba patlattýlar, darbe yaptýlar. Hedeflerine son noktayý koymak için garantörlerin müdahalesini istediler. Ve sonunda TC devleti adamýzý iþgal eder.

Kuzeyde ve Güneyde ayrý yönetimler kurulur. Bir tarafta iþgal altýnda sözde baðýmsýz KKTC, diðer tarafta sözde özgür, batýlý emperyalist güçlerin üslerinin ve tesislerinin bulunduðu Kapitalist Güney Kýbrýs...! Emperyalizm Bölparçala-yönet politikasýný baþarýyla uygulandý ve bu gün de uygulanmaktadýr. Ne yazýk ki emperyalizm gerçeðini göz ardý etmek isteyen ülkemiz solu'nun belli bir kesimi halen daha ne kuzeyde ne güneyde “emperyalizm ülkeye barýþ getirtecek” umutlarýný pompalayarak halktan siyasi rant elde etmeye çalýþýyor. Örneðin CTPTDP gibi örgütler..! Diðer sol kesim içerisindeki örgütlerimiz ise durumun farkýnda ve yýllardýr birbirleri ile olan belli baþlý ideolojik çatýþmarýndan sonra yeniden biraraya gelmeye baþlýyorlar..! Ha tabi bu örgütlerin de aralarýnda yine emperyalizm'den tamamen baðlarýný koparmamýþ olanlar yokmu ? Yine var ama en azýndan asgari müþterek olarak halkýn “acil taleplerine karþý biraraya gelinmesi” için dayanýþma ihtiyacý hisseder durumdadýrlar... Bu da aslýnda bakýldýðýnda çok da olumsuz bir durum deðildir.. “T.C. Devleti ve yaptýrýmlarýna karþý, ortak hareket” ideolojik farklýlýk göz etmeksizin dayanýþma içerisinde yapýlmasý ve en ses getirici þekilde uygulanmasý en mantýklý ve faydalý olan seçenektir.. Emperyalizmin sözde çözüm siyaseti iflas etmiþtir. Bunu görmezden gelip yine emperyalist çözümlerin peþinden gitmek, bize hem zaman kaybettirir, hem de arzu ettiðimiz baðýmsýz birleþik Kýbrýs hedefini çöpe atmýþ oluruz. Özellikle halkýmýzýn kendi kaderini tayin etmek için ayaða kalktýðý bu günlerde alternatif bir siyasete ihtiyacýmýz vardýr. Bu siyaset geçmiþ siyasetler gibi olmamalý, sorunun özüne inen, doðru teþhis koyan, kitleleri olmayacak hayallerin peþinde sürüklemeyen, hedef saptýrmayan teorisiyle ve pratiðiyle amaca hizmet eden bir siyaset olmalýdýr... Her zaman söylüyoruz ve býkmadan, usanmadan söylemeye devam edeceðiz. Kýbrýs Sorununu çözecek, baðýmsýz, birleþik Kýbrýs hedefine ulaþmamýzý saðlayacak yegane yol Anti Emperyalist Birleþik Cephe Hükümeti olmalýdýr . Kýbrýs'ta bu siyasetin temeli yýllar önce Kýbrýs Komünist Partisi tarafýndan atýlmýþtý. Bugün Barikat bu siyaseti sahipleniyor ve bu siyasetin gerçekleþmesi için mücadele ediyor. Ve halen daha bu hedefe baðlý olarak bu hükümet modelini “iþçi sýnýfý içerisinde ve ezilen kesimlerle

beraber” savunabilen bir siyasi parti yok. Bu ülkenin komünist bir partiye yani 1926 da Kýbrýs Komünist Partisi'nin kuruluþ hedefi ve ideolojisi ile ülkemiz koþullarýna en uygun stratejiyi belirleyen kapasitede devrimci bir partiye ihtiyaç var... Barikat bu hedefine önce dernekleþme süreci ardýndan da partileþme süreci ile elbet günü geldiðinde þartlarýn olgunlaþtýðý süreçlerde ulaþacaktýr. Bu hedefe benzer hedefleri savunan bir veya birçok parti olabilir. Bu Barikat'a samimi bir þekilde gurur verir. Barikat “benim hedefime baþka bir örgüt de gidiyor” diye ne kendinden nede birbaþkasýndan þikayet etmez.. Bunu yapan örgüt veya örgütler sadece “aile þirketleri” veya kendi kendine “dünyanýn en büyük MarksistLeninist partisi benim, benden baþkasý bu iþe nasýl yapar..!! ” diye kendi kendini avutarak ve kibirli bir tavýrla, iþçi sýnýfýna hiçbir þey katmayarak zamanla eriyip gitmeye mahkumdur.. “Salt akademisyen” veya “salt pratik hareketlenmeye” gebe kalanlar biribirlerinden farksýz bir þekilde devrimci mücadelede erime sürecine veya mücadeleden tasfiye noktasýna gider pozisyonda olmak zorundadýrlar... Emperyalizm duraðan bir politikaya sahip deðildir... Ýþçi sýnýfý için durum gene ayni... Kýsacasý devrimci teori pratikten; teoriye dayalý olmasý gereken pratik ise “Marksist” teoriden yoksun kaldýðý sürece o mücadele emperyalizm karþýsýnda eriyip gitmeye mahkumdur... Barikat savunduðu siyasetin ne olduðunu, hangi örgütler ile birleþik cephe yolunda yürünebileceðini ve bu ülkedeki iþçi sýnýfýnýn ne durumda olduðunu ve gelecekte nasýl bir deðiþime uðramak zorunda olduðunun stratejisini sürekli her süreçte hesaplayan bir örgüttür. Barikat günümüz sürecinde sýnýfsal temelde emperyalizme karþý, faþizme karþý ortak mücadele için tüm örgütlerle omuz omuza mücadeleyi ideolojik fark göz etmeksizin verir ve vermeye devam edecektir... Barikat “solun birliðini savunurken” iþbirliði yaptýðý örgütlerin, barikatý karþý cepheye almadan, yeri geldiðinde “ayni cephede” saldýrýlara uðramayý da göze almýþ bir örgüttür.. Deneyimsiz olabilir..! Ama gözgöre göre de kendine ve ideolojisine haksýzlýk yaptýracak kadar da “uyanýk olmayan” bir örgüt deðildir..! Yýkýcý ve zaman kaybettiren polimikler zaten Barikat'ýn iþi deðildir.. Barikat herkesin devrimci sol içerisinde mücadelesine ve siyasetine bakar... “Kimin gözünün üstünde karþý var” sorunlarýný tartýþmanýn sadece zaman kaybý olduðunu vurgular...! Kýsacasý Barikat sadece ve sadece doðru bildiðini yapar ve uygular... Vereceði tek hesap ise iþçi sýnýfýna ve ezilen halklara karþý vermesi gereken hesabýdýr...! Bu memleket hepimizin..! Bu kavga hepimizin..! Düþman hepimizin ortak düþmaný..! Barikat'ýn ML dünya görüþü onu, “ana siyaseti olan” birleþik cephe siyaseti ve politik hareket mekanizmasý gereði ideolojik fark göz etmeden ortak mücadele ve savaþa çaðýrýr..! Bu çaðrýya Barikat uyuyor; var olduðu sürece uymaya da devam edecek...! Yaþasýn BM'den, AB'den, Garantörler'den arýnmýþ Baðýmsýz Birleþik Kýbrýs...! Yaþasýn bu hedefin temeli Anti-Emperyalist Birleþik Cephe Hükümeti..!


GÜNDEM

ÞUBAT 2011

SAYFA 7

MEC-SEN: “Geleceðimizi Karartma, Aydýnlýk Kalalým” “Yýkým Paketi” uygulamalarý emekçileri çileden çýkardý. Hükümetin insanlýk dýþý bu uygulamalarýna karþý Ocak ayý boyunca bir yandan sendikal platformun baþlattýðý grevler, bir yandan da çeþitli alanlardaki emekçilerin, farklý eylemleriyle devam etti… Ankara'dan talimatlý “uþak” hükümetin icraatlarýna Meclis Çalýþanlarý Sendikasýndan da tepki geldi. Çalýþanlar protesto amaçlý taktýklarý beyaz kurdeleler ile “geleceðimizi karartmayýn” mesajý verirken, halký da bu

Cemal’ýn “Cennette Tapusu” Hazýr...!!! Külliye konuda çeþitli kesimlerden gelen çeþitli görüþlere karþýn Lefkoþa Türk Belediyesi baþkaný Cemal Bulutoðullarý Külliye konusundaki ýsrarlý tavrýný sürdürmektedir. Kýbrýs Türk Mimar Mühendisler Odasý Birliði baþkaný Ahmet Çaðnan’ýn, terminal bölgesine yapýlmasý planlanan cami ve külliyenin, Lefkoþa’nýn imar yasasýna aykýrý olduðu yönünde görüþ belirtmesine raðmen, LTB baþkaný, Müslüman bir ülkede cami ve külliyenin gerekli olduðunu, en kýsa zamanda inþaata baþlanacaðýný açýkladý. *** Külliye: cami ile birlikte medrese, imaret, türbe, kütüphane, hamam, aþevi, kervansaray, çarþý, okul, hastane binalarýndan oluþan yapýlar topluluðu. anlamýna geliyor. **** LTB Baþkaný terminale cami yaptýrarak geçimini orada çalýþarak

protestoya destek vermeye davet etti. MEC-SEN Baþkaný Remzi Kudret, yaptýðý yazýlý açýklama ile, ekonomik paketlerle baþlayýp, yaz mesaisinin kaldýrýlmasý ve hayat pahalýlýðý ödeneðinin durdurulmasý, KDV oranlarýnýn, diðer vergilerin artýrýlmasýný ve tüketim maddelerine yapýlan zamlarý “ halk düþmaný icraatlar” olarak tanýmladý. Emekçilerin sabrýnýn taþtýðýný söyleyen Kudret, niyetlerinin hükümetin geleceðimizi karartan icraatlarýna karþý,

saðlayan birçok kiþiyi iþsiz býrakacak. Yapýlacak olan Külliye din tartýþmasýný da alevlendirdi. Dinin hayatýmýzdaki yeri yeniden tartýþýlmaya baþlandý. Ama din üzerinden çok gereksiz tartýþmalar yürütülüyor. Bu tartýþmalarla suni bir gündem yaratýlýyor ve belediye çalýþanlarýnýn sorunlarýnýn üstü örtülüyor. Oysa Belediye Çalýþanlarýnýn yasal yatýrýmlarý yapýlmýyor. Belediye çalýþanlarý maaþlarýný zamanýnda alamýyorlar. Belediye Çalýþanlarýnýn örgütlü olduðu Bel-Sen yani Belediye Emekçileri Sendikasý bu sorunlarý dile getirmek için eylem yaptýðýnda Baþkan Cemal Bulutoðullarý hemen eylemin yapýldýðý yere gidip, eylem yapan çalýþanlarý iþten atmakla tehdit ediyor. Ayrýca Belediyeye fazla istihdam yapmýþ ve istihdam edilenlerin

Güzelyurt Esnafý Hükümeti Protesto Etti...! Sel felaketinin üzerinden bir yýl geçmesine raðmen maðduriyetleri giderilmeyen Güzelyurtlular 18 Ocakta Güzelyurt terminalinde toplanarak bir eylem gerçekleþtirdiler. Bölge halkýnýn,esnafýnýn ve sendikalarýn öncülüðünde düzenlenen eylemde halka “birlik” mesajý verildi. Eylem komitesinde þu örgütler yer aldý: Kýbrýs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Ýlçe Odasý,Kýbrýs Türk Narenciye Üreticileri Birliði,Güzelyurt Sel Maðdurlarý Birliði, Güzelyurt Esnaf ve Zanaatkarlar Birliði, Doðancý Patates Üreticileri Birliði, LefkeGemikonaðý Taksiciler Birliði. Siyasilerin destek sözlerine kandýklarýný, söz verdikleri halde hala daha sözlerini tutmadýklarýný, sel maðduriyetinin yanýnda ekonomik sorunlarla boðuþtuklarýný, dükkanlarýn kepenk kapattýðýný, bölgede ekonomik sorunlardan kaynaklý iþsizliðin arttýðýný, bunun bölge halkýný göçe zorladýðýný dile getirdiler. Sel felaketinden doðan maðduriyetlerinin bir an önce giderilmesini, sorunlarýna çare bulunmasýný istediler Eylemlere CTP ve DP milletvekilleri de katýldý. Muhalefet partileri eylemden eyleme koþturuyorlar. Ama geçmiþ iktidarlar döneminde onlarýn da yer aldýðýný ve bu eylemleri politik bir malzeme olarak kullandýklarýný da biliyoruz. Ýsimleri, renkleri, sloganlarý hiç önemli

yarýsý geçici olduðu için, geçici çalýþanlar “yarýn iþten atýlma korkusuyla” çalýþtýrýlýyor. Lefkoþa’nýn imarýný bile doðru dürüst yapmayan Cemal Bulutoðullarý “astýðý astýk kestiði kestik” feodal dönemlerin krallarý gibi davranmaktadýr. Geçmiþ yýllarda Lefkoþa Çaðlayan Parkýnýn yeniden inþa edilip hizmete açýlmasý çalýþmalarý sýrasýnda Kýrk yýllýk Parkýn adýný “Ankara Çaðlayan Parký” olarak deðiþtirmiþ, Parkýn açýlýþýný Cemal Bulutoðullarý yapmýþ, açýlýþa dönemin Ankara Büyükþehir Belediye Baþkaný AKP’li Melih Gökçek de davet edilmiþ, yine bu belediyeye ait dini simgeler, parkýn içine yerleþtirilmiþti. Ayrýca Lefkoþa’nýn adýnýn ”Lefkoþe” olarak deðiþtirilmesi yine

deðildir. Önemli olan bu partilerin neler yaptýðýdýr. Yýllarca halkýmýza olmayacak vaatlerde bulunarak oy isteyen sözde muhalefet partileri sadece halkýn duygularýný sömürdü. Halktan yana gibi göründüler, hiçbir zaman halkýn yanýnda olmadýlar. Halký sadece oy deposu olarak gördüler ve görmeye devam ediyorlar. Bu partiler ülkemizin acil sorunlarýna çözüm bulamazlar.

Bir yýl önce Güzelyurt bölgesinde meydana gelen sel felaketinde maðdur olan vatandaþlarýn sorunlarýna bile çare bulmadýlar. Bölgenin en önemli sorunlarýndan biri olan iþsizliði bile çözmediler. Onlarýn halkýn sorunlarýný çözmek gibi bir dertleri yok. Halkýn ne çektiði onlarýn umurlarýnda bile deðil. Bölge halkýnýn, esnafýnýn haklarýný aramak ve sorunlarýný çözmek için yaptýklarý eylem olumludur. Ama sonuç

Varoluþ Mücadelesine destek veren herhangi bir sendikacýya gelebilecek olan tüm Ankara'nýn baskýlarýyla ve UBP hükümetinin saldýrýlarýn, platforma yapýldýðýna dikkat çekerek, bu mücadelede kararlý ve azimli aracýlýðýyla sözde ekonomik tedbirlerin olduklarý belirtildi. KTÖS Genel Baþkaný alýnmasýný içeren “yýkým paketinin” geri Güven Varoðlu da Turgay Avcý'nýn yaptýðý çekilmesi için mücadele eden, Sendikal Platform; Ankara'nýn iþbirlikçiliðini yapan ve açýklamalarý yakýþýksýz bir saldýrý olarak deðerlendirerek, bu gibi saldýrýlara karþý bu nedenle Kýbrýs Türk Öðretmenler birlikte hareket etmeyi görev bileceklerini Sendikasý'nýn Ankara'ya karþý verdiði haklý söyledi. mücadeleyi eleþtiren, Özgürlük ve Reform Partisi'ne protesto amaçlý, üzerinde AKP'nin Mücadele, toplumsal bir mücadeledir ve bunu kitleselleþtirmek, kendilerine mal etmek memuru “Turgay Avcý” yazan bir siyah isteyen partiler, düzene yama olmuþ çelenk býraktý. ÖRP genel Baþkaný Turgay Avcý, TC Baþbakaný Recep Tayip Erdoðan'ýn partilerdir. politikalarýný eleþtirdiði gerekçesiyle KTÖS Yakýn geçmiþimizde, Annan Planý sürecinde yine böyle bir toplumsal mücadele, CTP Genel Sekreteri Þener Elcil'i istifaya tarafýndan sahiplenilmiþ, bu mücadeleden çaðýrmýþtý. Yapýlan açýklamada, Sendikal kendisine pay çýkaran CTP, kýsa bir süre Platform içerisinde yer alan ve Toplumsal Ýþbirlikçi ÖRP Protesto Edildi...

emekçiler tarafýndan baþlatýlan mücadeleye sonuna kadar destek vermek olduðunu ve ayrýca, farklý eylem þekilleriyle de tepkilerini ortaya koyacaklarýný kaydetti. 15 gün süren kurdeleli eylem, Toplumsal Varoluþ mitingi öncesinde, protesto amaçlý kurdelelerin, meclis önündeki bir aðaca takýlmasýyla sona erdi. Meclis Çalýþanlarý sendikasý toplumsal mücadele süreçlerinde yer almýþ, onurlu bir mücadele sürdürmüþ sendikalarýmýzdandýr. Kendilerini selamlýyoruz.

Cemal Bulutoðullarý’nýn baþkanlýðý döneminde gündeme geldi. Böyle bir geçmiþi olan Cemal Bulutoðullarý, külliye meselesiyle insanlarýmýzýn manevi duygularýnýn sömürülmesine çanak tutmaktadýr. UBP’den genel sekreter adayý olan Bulutoðullarý belli ki þeriatçý AKP’ye yaranmak istemektedir. Çalýþanlar üzerinde siyasi baský kurmakla, haklarýný engellemekle, padiþah gibi davranmakla belediye baþkaný olunmaz. LTB emekçisi asla yalnýz deðildir.. Yapýlan baskýlara ve haksýzlýklara LTB emekçisi asla boyun eðmemelidir... Buna izin vermeyeceðiz...! Cemal'a Hatýrlatmak Ýsteriz: Saltanatlar ömür boyu sürmez..! Bir gün gelir..! Devran döner...! Emeðin darbesi kralýn “þah damarýný” keser..! Mezarýna da güller bizim tarafýmýzdan elbet günü gelir deste deste; gider..!!!!

vermekten uzaktýr. Bölge halkýnýn sorunlarý, talepleri yaþadýðýmýz ülkemizin sorunlarýndan baðýmsýz deðildir. Onlarýn sorunlarýný ülkemizin sorunlarýndan ayrý tutamayýz. Sadece bir bölgenin sorunlarýyla sýnýrlý kalan eylemler sonuç vermez. Güzelyurt halkýnýn sorunlarý, talepleri Ülkemizde barýþ için, emeðin kurtuluþu için mücadele eden örgütlerin talepleriyle birleþtirilmelidir. Geniþ perspektifli bir mücadele hattý ancak böyle oluþturulabilir. Hiçbir iþçiyi milliyetinden dolayý dýþlamamalýyýz. Bunun tersini yapmak emek mücadelesine ihanet etmektir. Bu ayrýmcýlýðý iþbirlikçi UBP hükümeti bilerek ve isteyerek yapmakta ve yaptýrmaktadýr. Maalesef bu emekçilere yeterince sahip çýkmayan bazý sol çevreler, iþbirlikçi hükümet eliyle yapýlan bu ayrýmcýlýða çanak tutmaktadýr. Sendikalar ve sivil toplum örgütleri buna alet olmamalý, mücadelenin tüm emekçilerin birliði gerçekleþmeden yürütülemeyeceði gerçeðini göz ardý edilmemelidir. Muhalefet Partilerinin amacý mücadeleyi ileri götürmek zaferle sonuçlandýrmak deðil, KKTC hükümetini ele geçirmek. Yani mevki, makam kapmaktýr... Bu oyunlara gelmemek için, iþbirlikçi siyasetleri teþhir edelim. Onlarýn oyunlarýný bozalým. Bizi bölüp, parçalamalarýna izin vermeyelim. Bu memleketin bizim olduðunu, zafere kadar mücadele edeceðimizi haykýralým.

sonra “T.C. Valiliði” tarafýndan hükümetin baþýna getirilmiþ ve bunun sonucunda, toplumsal mücadelemiz hüsrana uðramýþtýr. Böyle bir deneyim yaþandýktan sonra bu gibi giriþimlere izin verilmesi, mümkün deðildir. Halk, iþbirlikçi partilerin, yalancý siyasetlerini görmezden gelmeyecektir. Bu mücadeleye toplumsal bir nitelik kazandýrýlmasý ve gidiþatýn bu þekilde devam etmesi, bir araya gelecek olan, emek güçlerinin birlikte hareketiyle saðlanabilecek durumdadýr. Emek güçleri ve devrimci-ilerici bütün örgütler, bir araya gelerek, ortak bir siyaset üretmeli, ortak bir çalýþmayla hareket etmelidirler. Bilinmesi gereken o dur ki, bugüne kadar gelen iktidarlarýn hiçbirisi, bugün UBP

hükümetinin yaptýðýndan farklý bir þekilde, Ankara'dan gelen emirlere karþý bir duruþ sergilememiþ, bu düzenin deðiþebilmesi adýna adým atmamýþtýrlar. “Bu sistem var olduðu sürece” zaten emirlere karþý gelmek hiçbir düzen iktidarýnýn yapacaðý iþ deðildir... Mücadelemizin hedefi, yalnýzca UBP hükümeti deðil, Ankara'nýn boyunduruðu altýnda olmadan, baðýmsýz, kendi geleceðimizi tayin edebilme hakkýna sahip olarak yaþayabilmektir. Bugün miting meydanlarýna gelerek, “Ankara Elini Yakamýzdan Çek” pankartýna tepki gösterenler, iktidara geldikleri taktirde, hiçbir þeyi deðiþtirmeyeceklerini açýkça ortaya koymaktadýrlar. Ankara'nýn memurlarý, bu mücadeleyi baltalayamayacaktýr…


ÞUBAT 2011

DAYANIÞMA

SAYFA 8

Kamuoyuna duyrulur: Bizler aþaðýda imza sahibi yapýlar olarak; - Sendikal Platform tarafýndan 2011 yýlýnýn toplumsal varoluþ için mücadele yýlý olarak ilan edilmesini doðru buluyor; bundan sonraki yýllarda da bunun devamlýlýðýný saðlayacak ve mücadeleyi yükseltecek adýmlar atýlmasýnýn takipçisi olacaðýmýzý þimdiden belirtiyoruz. Bu çerçevede toplumsal varoluþumuz için etkili bir eylemlilik sürecine girilmesi gerektiði düþüncesindeyiz. - Ancak mevcut yapýsý ile Sendikal Platformun mücadele çizgisinde yanlýþ yönler görmekteyiz Bugün Sendikal Platform’un içinden veya dýþýndan, Sendikal Platform’un eylemlerini CTP, DP gibi seçim partilerine hükümetçilik zemini hazýrlamaya, oy devþirmeye yöneltmeye çalýþan kanatlar olduðu gibi; baðýmsýz nitelikte bir çizgiye sahip yapýlar da vardýr. Bu sebeple Sendikal Platform bizim açýmýzdan bütünüyle desteklenebilecek veya toptan reddedilecilecek bir yapý deðildir. - Bizlerin anlayýþýna göre, toplumsal varoluþumuzun önündeki esas engel ülkemizi bölen devletlerden biri olan ve kuzey coðrafya üzerinde egemenlik kuran NATO emperyalizminin temsilcisi TC devleti ve yerli iþbirlikçileridir. Bu noktadan hareketle, toplumsal varoluþ hedefiyle yürütülecek eylemlerin adresi bu emeryalist politikalarýn dayatýcýsý konumundaki Ankara ve TC Elçiliði olmalýdýr. Diðer yandan toplumsal varoluþ kavgamýzý kendilerinin hükümet olmalarý ile tamamlanacak bir mücadele, TC’ye karþý bir mücadele deðil de mevcut iþbirlikçilere karþý bir tepkiden ibaret, kendi iþbirlikçilik fýrsatlarý için bir zemin olarak gören DP, CTP, TDP gibi partilerin, yaklaþýmýný paylaþmýyoruz. Bizce TC Devletine karþý yürütülecek mücadele iþgalci TC Devleti ve onun gelmiþ, geçmiþ ve gelecek tüm hükümetleri ile iþbirliðini kesin olarak dýþlayan bir mücadeledir. Bu sebeple de sadece mevcut iþbirlikçi UBP’ye deðil geçmiþ iþbirlikçiler ve geleceðin iþbirlikçi adaylarý olan partiler CTP ve DP’ye de net bir karþý duruþ örgütlenmelidir. Yanlýþ siyasetlerinin toplumumuzun haklý öfkesine nüfuz etmesinin önüne geçilmelidir. - Ayrýca iþgalci TC Devleti karþýsýnda ortaklaþtýrdýðýmýz mücadelemizin, TC kökenli nüfus ile ilgili olmadýðýnýn altýný çizeriz. Nüfus konusu ile ilgili aþaðýda imzasý bulunan her örgütün farklý bir anlayýþý ve pratiði olabilir. Ýþgalci TC devleti ile TC’li nüfusu bir ve ayný þeyler olarak görmediðimiz gibi iþgalci TC Devleti karþýtlýðý TC’li nüfus karþýtlýðý demek deðildir. Yýllardýr Anadolu’dan ülkemize gelip emek veren emekçiler de en az senelerden beri Kýbrýs’ta yaþayýp ekmeðini kazanmaya çalýþan emekçiler kadar ezilmekte ve sömürülmektedir… Bizlere uzun bir zamandýr sanki “Anadolu’dan gelen insanlara düþmanmýþýz” gibi ýrkçý bir izlenim yaratmaya çalýþan kesimler; emeði ve emekçiyi “köken tanýmadan” ezen ve sömürenlerin ta kendileri ve birebir uygulayýcýsýdýrlar...!! - Yukarda çizdiðimiz çerçevede 2011 yýlýnýn toplumsal varoluþumuz için mücadele yýlý olmasý çaðrýsýna ortak duruþumuz ile katýlacaðýmýzý ve kendi çizgimizde eylemler ortaya koyacaðýmýzý kamuoyu ile paylaþýrýz. Baraka Kültür Merkezi Barikat Gazetesi Kýbrýs Sosyalist Partisi Yasemin Hareketi


ÞUBAT 2O11

ÖZELEÞTÝRÝ

SAYFA 9

En büyük silahýmýz ÖZELEÞTÝRÝMÝZ... “... Eðer açýkça ve dürüstçe, Bolþeviklere yaraþýr biçimde, çalýþmalarýmýzdaki hata ve kusurlarýmýzý tespit etmez ve ortaya çýkarmazsak, o zaman ileriye giden yolu kendi kendimize kapatmýþ oluruz. Ama biz ilerlemek istiyoruz. Ve biz, tam da ilerlemek istediðimizden dolayý, dürüst ve devrimci özeleþtiriyi, en önemli görevlerimizden biri haline getirmek zorundayýz. Bu olmadan ilerleme olmaz. Bu olmadan geliþme olmaz...” J. STALIN YAZI

Bu ay BARÝKAT için mücadelenin eylemsel anlamda daha fazla hayat bulduðu bir dönem oldu ve bundan sonraki dönemlerde de olmaya devam edecek. Dernekleþme yolunda örgütümüzün artýk daha fazla iþçi sýnýfý ve toplum içinde var olacaðýnýn ve buna yönelik çalýþmalarýmýzýn olduðunu sizlere geçen ay söylemiþtik. Tam da bunun ilk adýmlarýný da geçen ay yapmaya baþladýðýmýz fikrindeyiz... Deneyimsizlikten çok puan kaybediyoruz. Bu sadece pratik anlamdaki mücadeleden deðil; örgütlerle olan siyasi iliþkilerimizde de bunun sýkýntýsýný zaman zaman çekmekteyiz. Marksist-Leninist dünya görüþünü öðrenirken, bunu pratiðe sokmaya

çalýþýrken bu tecrübesizliklerimizin de ayni anda bedelini ödüyoruz... Ama en azýndan yapýlmayacak kadar büyük hatalar yapmýyoruz; mücadelemize; ideolojik duruþumuza ve bizler için hepsinden önemlisi kolektif çalýþma çerçevesinde diðer örgütlerle olan ortak hareketlerimizde deneyimsizliðimizden kaynaklanan büyük sorunlar yaþamýyoruz ve iþçi sýnýfýna da yaþatmýyoruz. Tam tersine dar kadro ve maddi yetersizliklerimize raðmen kapasitemizi zorluyor; iþçi sýnýfý ve ezilen halkýmýza karþý olan mücadele borcumuzu elimizden geldiðince ödemeye çalýþýyoruz... BARÝKAT olarak þunu

biliyoruz ki genç bir tabana sahipiz... Büyümeye de çalýþýyoruz. Ama “büyümekten” kastýmýz her yerde söylediðimiz gibi arkamýza 100 kiþi takýp 1 Mayýs'dan 1 Mayýs'a “gövde gösterileri” ile sýnýrlý kalan bir eylemsellik yaratmak deðil... Biz devrimci bir iþçi sýnýfý ve toplum yaratmaya çalýþýyoruz... Emperyalizme,faþizme ve her türlü gericiliðe karþý kafa tutabilecek bireyler yaratmaya çalýþýyoruz... Eðitim çalýþmalarýmýz ufak tefek kusurlara raðmen devam ediyor. Gazetemizin dizgisi konusunda da gün geçtikte kendimizi geliþtirmeye devam ediyoruz.... Durmak yok..! Mücadeleye devam...!


GÜNLÜK

ÞUBAT 2011

SAYFA 10

"Tarihi kahramanlar deðil; kahramanlarý tarih yapar." Joseph STALIN TARÝHTE ARALIK AYI 2 ÞUBAT

hayatý boyunca sosyalizme eserleriyle hizmet etmiþ olan

amaçlý kurduklarý NATO’nun üyeliðini onayladý.

1924 - Ýngiltere, SSCB'yi, uygulamak istediði emperyalizm

büyük þair Bertolt Brecht dünyaya geldi.

19 ÞUBAT

politikalarý baþarýsýz olduðu için tanýmak zorunda kaldý.

1837 - Aleksandr Puþkin, Rus þair ve yazar hayatýný kaybetti. 1986 - Sovyetler Birliði, Mir uzay istasyonunu uzaya

1979 - Milliyet Gazetesi genel yayýn yönetmeni Abdi Ýpekçi

11 ÞUBAT

faþist Mehmet Ali Aðca tarafýndan katledildi.

1953 - SSCB, Ýsrail’in orta doðuda iþgal ettiði topraklarý geri 1997 – Çin Komünist Partisi’nin baþýna geldikten sonra

1980 - Ýzmir'de toplanan kongre TDKP'yi kurdu

vermeyi reddetmesi üzerine Ýsrail ile olan diplomatik

reformist yaklaþýmlarýyla, ideolojiye hizmet etmeksizin,

3 ÞUBAT

iliþkilerini kesti.

ekonomik çýkarlar doðrultusunda hareket ederek tepkilere

1917 - I. Dünya Savaþý: ABD, Almanya’nýn tarafsýz ticaret

1979 - 15 yýllýk sürgün hayatýndan sonra ülkesine 9 gün önce yol açan Deng Xiaoping, hayatýný kaybetti.

gemilerine zarar verdiðini iddia ederek, Almanya ile olan

dönen Ayetullah Humeyni, Ýran’daki monarþiye karþý islami

21 ÞUBAT

iliþkilerini kesti. Almanya ile arasýnda resmen savaþ

bir devrim gerçekleþtirerek, yobaz, teokratik bir Ýslam

1848 - Karl Marks’ýn sosyalizmin temellerini attýðý,

olduðunu ilan eden ABD’nin, savaþa dahil olmasýyla Batý

Cumhuriyeti kurdu ve dýþ politikada Sovyetler Birliðine

proletaryanýn, burjuva düzenini ve özel mülkiyeti devrimle

Cephesindeki dengeler deðiþti ve savaþ beklenenden 1 yýl

karþý, uzlaþmaz bir tutum sergiledi.

ortadan kaldýrarak sýnýfsýz bir toplum düzenini

gönderdi.

erken bitti.

1990 - Güney Afrika'da ýrkçý rejime karþý savaþan Afrika

gerçekleþtirmesi gerektiðini ortaya koyan ve bugün devrimci

4 ÞUBAT

Ulusal Kongresi'nin lideri Nelson Mandela 27 yýllýk hapis

mücadelemize hala ýþýk tutmakta olan Komünist Manifesto

1969 - Yaser Arafat, Filistin Kurtuluþ Örgütü'nün liderliðine hayatýnýn ardýndan bugün özgürlüðüne kavuþtu.

kitabýný yayýnladý.

seçildi..

12 ÞUBAT

1960 - Fidel Castro, Küba'daki tüm iþletmeleri devletleþtirdi.

1992 - Hugo Chávez, Venezüella Cumhurbaþkaný Carlos

1929 – Karþý devrimci kitlenin önderliðini yaparak Sovyetler Günümüz Fidel Kübasý ile güngeçtikçe erimeye ve

Andrés Pérez'e karþý, baþarýsýzlýkla sonuçlanan bir darbe

Birliði’nin ve Marksizm’in geriye doðru gitmesine sebep olan özelleþmeye devam ediyor. Þuan insanlarýn %15’i özel

giriþiminde bulundu.

ve sonrasýnda, reformist-revizyonist yaklaþýmlarýný daha da

sektörde çalýþýyor. Bunun sebebi ML temelde bir proletarya

7 ÞUBAT

güçlendiren Lev Troçki; Türkiye’ye sýðýndý. Burada

dikdatöryasýnýn zamanýnda kurulmamasý ve sosyalizme

1962 - ABD, Küba ile olan tüm iharacat ve ithalatýný

Troçki’nin MÝT tarafýndan güvenliði saðlandýðý, Türkiyedeki gidilmemesiydi.

durdurdu.

devrimci çevrelerce bilinir.

23 ÞUBAT

1977 - SSCB’nin Soyuz 24 uydusunu fýrlattý.

1979 – Dört günlük grev sonunda Cypfruvex’de yapýlan

1917 – Rusya’da Þubat devrimi gerçekleþti...

8 ÞUBAT

eylemlerin ardýndan iþçilerin talepleri kabul edildi.

1979 – Sadýk Cemil Türkiye’de öðrenim görürken faþist

1963 - ABD vatandaþlarýnýn Küba ile seyahat, finansal ve

13 ÞUBAT

ülkücüler tarafýndan katledildi.

ticari amaçlý her türlü iliþkisi John F. Kennedy yönetimince

1945 - II. Dünya Savaþý: SSCB birlikleri Budapeþte'yi

24 ÞUBAT

yasaklandý.

nazilerin elinden kurtardý. Ýngiliz kraliyet hava kuvvetleri

1976 - Küba anayasasý ilan edildi.

9 ÞUBAT

Almanya'nýn Dresden kentini bombalamaya baþladý.

25 ÞUBAT

1965 - Vietnam Savaþý: Ýlk ABD iþgalci kuvvetleri Güney

1971 - Vietnam Savaþý: Amerikan kuvvetleri desteðindeki

1921 – SSCB’nin Gürcistan’da yaptýðý devrim baþarýyla

Vietnam'a gönderildi.

Güney Vietnam güçleri Laos'u ele geçirdi.

sonuçlandý. Gürcistan SSCB devletlerinden biri haline geldi.

1972 - Maden iþçilerinin grevi dolayýsýyla Londra'da

16 ÞUBAT

26 ÞUBAT

olaðanüstü hal ilan edildi.

1959 - Fidel Castro, Fulgencio Batista'nýn 1 Ocak'ta

1952 - Winston Churchill Ýngiltere'nin atom bombasýna

10 ÞUBAT

baþkanlýktan uzaklaþtýrýlmasýnýn ardýndan Küba devlet

sahip olduðunu ilan etti.

1950 - Komünist olduklarý gerekçesiyle suçlanan ve

baþkaný oldu.

1991 - Saddam Hüseyin Baðdat radyosunda yaptýðý

yargýlanan üniversite öðretim üyelerinin davasý sona erdi:

1969 - 6. Filo'yu protesto yapanlara bir grubun saldýrmasýyla açýklamada Irak ordusunun Kuveyt'ten çekildiðini duyurdu.

Behice Boran ve Niyazi Berkes, 3'er ay hapis cezasý aldý.

baþlayan olaylarda 2 genç öldü, 200 kiþi yaralandý. Olay

27 ÞUBAT

Pertev Naili Boratav beraat etti.

«Kanlý Pazar" olarak anýlmaya baþlandý.

1947 – Türkiye’de devrimci-ilerici mücadelenin önderliðini

1969 - ABD 6. Filosuna baðlý gemiler Ýstanbul'a geldi.

18 ÞUBAT

yapmýþ olan ve baþlattýðý devrimci-ilerici hareketin sonunda,

Üniversite öðrencileri protesto düzenledi.

1952 - TBMM, Türkiye'nin emperyalist ülkelerin bir araya

“faþist” Türk askerinin yaptýðý darbe sonucu idam edilen

1898 – Marksist-Leninist çizgide ortaya koyduðu eserlerle,

gelerek, ABD önderliðine ortak menfaatlerini korumak

Deniz Gezmiþ dünyaya geldi.

AYIN KARÝKATÜRÜ


ÞUBAT 2011

ÝÞÇÝ YOLDAÞLARLA RÖPORTAJ: Gazetemiz Barikat iþçilerin sorunlarýný sayfalarýna taþýmaya devam ediyor. Ýþçilerin sorunlarý hepimizin sorunlarýdýr. Onlarla ilgilenmek, onlardan öðrenmek bizler için çok önemlidir. Çünkü yarýnlarý onlarla birlikte kuracaðýz. Bu defa mikrofonumuzu Kermiya geçiþ kapýsýndan güneye geçen iþçilere uzattýk. Ýlgiyle okuyacaðýnýzý umuyoruz. 1)BARÝKAT: Ne iþ yapýyorsunuz ve daha önce hangi iþlerde çalýþtýnýz? Cevap: Tamirciyim, daha önce de hep bu meslekle uðraþtým. 2)BARÝKAT: Bir iþçi olarak çalýþma hayatýnýzda ne gibi sorunlarla karþýlaþýyorsunuz? Güneyde çalýþmanýn avantajlarý ve dezavantajlarý nelerdir? Cevap: Güney'de çalýþmanýn avantajlarýný ve dezavantajlarýný söyleyecek olursam, kuzeyde çalýþýrken yanýmýzda çalýþtýracak adam arýyorduk, þimdi ise baþka birinin yanýnda çalýþýyorum.

ÝÞÇÝ-SENDÝKA Araya giren bir iþçi: Allah UBP'yi baþýmýzdan eksik etmesin ki, her gün yeni bir sorun çýkarýyor. Cevap: Çeþitli hükümetler geldi. Ama biz biliyoruz ki yukardan onlar da yönetilir. Onun için hiç birinin söyleyebileceði bir þey yoktur. Baþka yerden idare ediliyoruz resmen. 10)BARÝKAT: CTP dönemi nasýldý peki sizce? Araya giren bir iþçi: Ondan daha kötüydü. Cevap: CTP sýkýya girdi. Ondan daha kötü deðil de, istediðini yapamadý adamlar. Ýstediði reformlarý yapabilseydi ve çýkýp “ben bunu yaptým” bu sebepten dolayý diyebilseydi, beðenirseniz beðenirsiniz beðenmezseniz çekilirim diyebilseydi olurdu ama YAZolmadý. I Çünkü CTP korktu. Partilisinden korktu, partizanýndan korktu ve yapamadý bunu, sonunda da kaybetti. Yani bugün UBP'nin yerine CTP olsaydý farklý bir þey olmayacaktý. 11)BARÝKAT: Peki siz bunu neye baðlýyorsunuz? Madem ki kim gelirse gelsin deðiþen bir þey olmuyor, kimin baþa geleceði önemli mi? Araya giren bir iþçi: Önemli deðildir, sonuçta

7)BARÝKAT: Daha önce sendikal mücadele içerisinde bulundunuz mu? Cevap: Hayýr bulunmadým. Daha önce sendikal mücadelede bulunmadým. 8)BARÝKAT: Sendikanýz siz iþçilere sahip çýkýyor mu? Örneðin bir iþ kazasý olduðunda yada bir haksýzlýða uðradýðýnýzda yanýnýzda oluyor mu? Cevap: Þimdilik öyle bir durum olmadý ama arada sýrada sendika gelir ve bizlere kartlarýmýzý getirir. 9)BARÝKAT: Bir az politikadan konuþalým. Biliyorsunuz bugün UBP iktidarda. UBP seçilmeden önce geleceðe dair çeþitli vaatlerde bulundu. UBP'nin iktidarýndan memnun musunuz?

13)BARÝKAT: Peki çözmek istedikleri size inandýrýcý geliyor mu? Cevap: Hayýr gelmiyor, öyle bir þey yok. 14)BARÝKAT: Peki bu ülkeye gerçek çözümü kim getirebilir? Cevap: Halk getirebilir. Ancak o da mümkün deðil, çünkü herkes devletin avucuna bakýyor. Devlet para verirse insanlar geçinebilir. 15)BARÝKAT: Yani devlet bunu silah olarak mý kullanýyor? Yani size para verdiði için istediðini yaptýrmaya mý çalýþýyor? Cevap: Evet. Zaten KKTC'de yaþayanlarýn kaçta kaçý memurdur? Kaçta kaçý iþçidir? Herkes devletin avucuna bakýyor. Devlet bugün çýkýp biraz kesinti yapacaðýný söylese, herkes onun söylediðini yapýyor. Çünkü yapmazsa kaybedecek. Herkesin aldýðý maaþla ilgili bir hedefi var. 4-5 milyar maaþ alan adamlar var ve herkesin bununla ilgili bir planý var, hedefleri var.

Cevap: Bunlar, her toplumda var olan, bazý aþýrý milliyetçi insanlardýr. Bizde de var, onlarda da var. Bir binayý yaparsýn, en alttaki taþý çektiðin zaman hepsi düþmeye baþlar. Yani senelerce bu þeyler oldu, etkinlikler oldu, organizasyonlar oldu, insanlar kaynaþmaya baþladý. Fakat aralarýndan bir kiþi çýkýyor, bir pislik yapýyor, bütün topluma mal ediyorlar. Bunlarý yine yukardan idare edenler besliyor. Yani bu kadar sene bunlarý yapanlar bunun içinde bizi ayýranlar, yine ayný kiþilerdir. Hep yukardan idare edenler. Araya giren bir iþçi: Türkiye senin babandýr. Sen evde babanýn dediðini yapmaz mýsýn? Yaparsýn. Sözünden çýkar mýsýn babanýn?

4)BARÝKAT: Ýþ yerinizde Rum iþçilerin size karþý davranýþlarý nasýl? Size karþý ýrkçýlýk yapýlýyor mu? Cevap: Hayýr yapmýyorlar, iliþkiler gayet normal, bir sýkýntý yok.

6)BARÝKAT: Sendikalar hakkýnda ne düþünüyorsunuz? Herhangi bir sendikaya üyeliðiniz var mý? Cevap: Evet var, PEO'ya üyeyim.

Onlar bozdular bu iþi, bir de onlar uðraþýyorlar düzeltsinler.

16)BARÝKAT: Son günlerde güneyde artan ýrkçý saldýrýlara yönelik olarak, kuzeyde Rumlarla barýþ olmaz þeklinde bir hava yaratýlmaya çalýþýlýyor. Bu konuda ne düþünüyorsunuz? Buna karþý ne yapýlabilir?

3)BARÝKAT: Peki kuzeydeki ve güneydeki çalýþma koþullarý arasýnda ne gibi farklýlýklar var? Cevap: Burada saat ile çalýþýrsýn, saate göre sabah 8'de gidersin, 5'te çýkarsýn. Ama kuzeyde iþe ne zaman baþlayýp ne zaman çýkacaðýn belli deðildir. Araya giren baþka bir iþçi: Kuzeyde belli deðil, sabah 7'de gidersin, çýktýðýn vakit belli deðil.

5)BARÝKAT: Ýþ yerinizdeki sorunlar karþýsýnda birlikte hareket edebiliyor musunuz? Cevap: Her yerde eþitiz, aramýzda hiçbir þekilde fark yoktur. Yani her ne avantajý varsa bir Rum iþçinin ayný avantajlara ben de sahibim.

SAYFA 11

bunun içine Türkiye'den bir vali gönderilecek ve bu olacak, akýllarý baþlarýna gelecek. Zaten var da vali demezler elçi derler iþte adýna. Cevap: Ýþçi için bir þey yok günün sonunda. 12)BARÝKAT: Kýbrýs'ýn gidiþatýný nasýl görüyorsunuz? Kimileri bu yýl anlaþma olacaðýný, kimleri ise olmayacaðýný söylüyor. Yýllardýr devam eden ama sonuçlanamayan görüþmeler dizisi var. Sizce AB, BM gibi kuruluþlarýn gözetiminde yapýlan görüþmeler bir anlaþmayla sonuçlansa bile, kalýcý olur mu? Gerçek barýþýn gelmesi için ne yapmalýyýz? Araya giren bir iþçi: Anlaþma bu memlekette olmaz arkadaþ. Geçen yýlýn sonunda da olacaktý, bu senenin sonunda da olacaktý anlaþma. Baþtakilerin toptan deðiþmesi gerekir. Gerçekten anlaþma isteyen biri gelirse belki o zaman bir þeyler olur. Cevap: Vardý, gerçekten anlaþmayý isteyen biri vardý bir dönem ama izin vermediler. Gördüler ki iþler yolunda gidiyor, gittik sonra iþler iyiye gidiyor, onu baþtan indirdiler yerine baþkasýný getirdiler ve yerine antisini getirdiler. BM, AB, zaten iþi bozanlardýr.

17)BARÝKAT: Kaç gün daha çýkmayacaðýz? Cevap: E nasýl kaç gün çýkmayacaðýz? Ekmeði keseceðini söylüyor sana. Keserse ne olacak. Ekmeði kendin mi yapacaksýn? Onu da yaptýrmaz, yaptýrmaz iþte. Millet o tarafta 13. maaþýný aldý yedi bitirdi. Bu tarafta daha 13. maaþ verilecek. Kaynak arýyorlarmýþ. Neyin kaynaðý? Diðer yýlbaþý geliyor. Araya giren bir iþçi: Bugün nasýl ki bizi Türkiye yönetiyor, Türkiye'yi da baþka güçler yönetiyor. Amerika, IMF… Olay budur yani. 18)BARÝKAT: Peki son olarak söylemek istediðiniz bir þey var mý? Cevap: Ne söyleyelim? Senelerce iþte, yoðrulduk bu sorunlarýn içerisinde. Neticede çareyi güneyde çalýþmakta buldum . Ama gene deðiþen biþey yok, orda da hayretmedik burda da etmiyoruz, iþçiyiz sonuçta nere gitsek ayni dert, uðraþmaya devam ediyoruk...

BARÝKAT: Ýþçi yoldaþlara röportaj için teþekkür ediyoruz...


ÞUBAT 2011 Rusya tarihinin dev adýmlarla ilerlediði fýrtýnalý günlerde yaþýyoruz ve bazan her yýl, durgun geçen onlarca yýldan daha büyük önem taþýyor. Reform sonrasý dönemin yarým yüzyýllýk sonuçlarý toparlanýyor ve önümüzdeki uzun, çok uzun yýllarda bütün ülkenin kaderini belirleyecek sosyal ve siyasi yapýnýn temel taþlarý döþeniyor. Devrimci hareket þaþýrtýcý bir hýzla geliþmeye devam ediyor; bu arada "bizim akýmlarýmýz" da alýþýlmadýk bir hýzla olgunlaþýyor (ve solup gidiyor). Rusya gibi hýzla geliþen kapitalist bir ülkenin sýnýf sisteminde sýmsýký kök salmýþ akýmlar çabucak kendi seviyelerini buluyor ve baðlý olduklarý sýnýflara yavaþ yavaþ yaklaþýyorlar. Bunun bir örneði de, Bay Struve'nin gösterdiði evrimdir; daha bir buçuk yýl önce devrimci iþçiler ondan bir Marksistin maskesini düþürmesini istemiþlerdi, oysa þimdi Bay Struve'nin kendisi yüzüne bu maskeyi geçirmeden, dünyaya baðlýlýklarý ve aðýrbaþlý deðerlendirmeleriyle gururlanan liberal toprakaðalarýnýn bir önderi (yoksa uþaðý mý?) olarak ortaya çýkmýþ bulunuyor. Öte yandan, sadece aydýnlarýn belirsiz ve ara kesimleri tarafýndan savunulan görüþlerin geleneksel tutarsýzlýðýný yansýtan akýmlar, belli sýnýflarla yakýnlaþmak için, gürültülü bildiriler, olaylarýn patýrtýsý arttýkça gürültüleri artan bildiriler yayýnlamaya çalýþýyorlar. "Hiç deðilse, gürültü koparalim." Ýþte, olaylarýn girdabýna yakalanmýþ ve ne teorik ilkeleri, ne de sosyal kökleri bulunan devrimci düþünceli birçok kimsenin sloganý budur. "Sosyalist-Devrimciler"de, çehreleri gittikçe berrak bir þekilde ortaya çýkan bu "gürültücü" akýmlara mensupturlar. Proletaryanýn, bu çehreyi daha yakýndan incelemesinin ve toplumun gerçekten devrimci sýnýfýyla yakýn baðIarý olmadan ayrý bir akým olarak varlýklarýný sürdüremeyecekleri kafalarýna dank ettikçe proletaryanýn dostluðunu her zamankinden daha büyük bir ýsrarla isteyen bu insanlarýn gerçek niteliði hakkýnda berrak bir fikir sahibi olmasýnýn tam zamanýdýr. Sosyalist-Devrimclierin gerçek yüzünün açýða çýkarýlmasýnda, üç durumun bize yardýmý dokundu. Bunlardan birincisi, devrirnci SosyalDemokratlar ile "Marksizmin eleþtirisi" bayraðý altýnda kafalarýný uzatan oportünistler arasýndaki bölünmedir. Ýkincisl, Balmaþov'un Sipyagin'i öldürmesi ve bazý devrimcilerin düþüncelerinde yeniden terörizme doðru bir dönüþün meydana gelmesidir. Üçüncü ve esas olarak da, iki cami arasýnda beynamaz ve hiçbir programý bulunmayan kimseleri ister istemez bir prograrn müsveddesiyle ortaya çýkmak zorunda býrakan, en son köylü hareketidir. Bir gazete makalesinde ancak ana noktalarýn kýsa bir özetinin verilmesinin mümkün olduðunu, çok büyük bir ihtimalle bu meseleyi yeniden ele alacaðýmýzý ve bir dergi makalesinde ya da broþürde daha ayrýntýlý olarak ortaya koyacaðýmýzý belirterek, bu üç durumu incelemeye devam edelim. En sonunda Vestnik Russkoy Revolutsiy'in 2. sayýsýnda SosyalistDevrimciler bir teorik ilke açýklamasýyla ortaya çýkmaya karar verebildiler ve "Dünyanýn Geliþimi ve Sosyalizmin Buhraný" adlý imzasýz bir baþyazý yayýnladýlar. Teori meselelerinde tam bir ilkesizlik ve yalpalama konusunda (ve ayrýca bunu parlak laflar ardýna gizleme sanatý konusunda) açýk bir fikir edinmek isteyen herkese bu yazýyý þiddetle tavsiye ederiz. Bu son derece kayda deðer yazýnýn bütün muhtevasý, birkaç kelimeyle ifade edilebilir. Sosyalizm dünya çapýnda bir güç haline gelmiþtir; ama artýk sosyalizm (= Marksizm), devrimcilerin ("baðnazlar") oportünistlere

TEORÝ-PRATÝK ("eleþtiriciler") karþý açtýðý mücadele sonucunda bölünmektedir. Biz SosyalistDevrimciler "elbette" oportünizme hiçbir zaman yakýnlýk duymadýk, ama bizi bir dogmadan kurtaran eleþtiriden büyük sevinç duyuyoruz; biz de bu dogmanýn revizyona tabi tutulmasý için uðraþýyoruz ve henüz eleþtiri yoluyla (burjuva oportünist eleþtirisi hariç) ortaya koyacak hiçbir þeyimiz yoksa da, henüz kesinlikle hiçbir þeyi revizyona tabi tutmamýþsak da, teoriden kurtutmuþ olmamýz bize yarar saðlamaktadýr. Bu bize her þeyden fazla yarar saðlamaktadýr, çünkü teoriden kurtulmuþ insanlar olarak, genel birliði kararlýlýkla savunuyor ve ilkeyle ilgili bütün teorik tartýþmalarý þiddetle mahkum ediyoruz. Vestnik Russkoy Revolutsiy (N° 2, s. 127) bütün ciddiyetiyle þunu ileri

sürüyor: "Ciddi bir devrimci örgüt, her zaman bölünmeye yol açan tartýþmalý sosyal teori meseleleri"ni çözmeye çalýþmaktan vazgeçmelidir; ama bu elbette teorisyenleri kendi çözümlerini aramaktan alýkoymamalýdýr." Ya da daha açýk bir þekilde söyleyecek olursak: býrakýn, yazarlar yazsýn, okurlar da okusun ve onlar bu iþlerle uðraþýrken, biz de geride kalan boþluða kýna yakalým. Hiç þüphesiz, bu sosyalizmden sapma teorisinin (doðru düzgün tartýþmalar olduðu takdirde) ciddi bir tahliline giriþmek gereksizdir. Kanýmýzca, sosyalizmin buhraný, ciddi sosyalistlerin en azýndan teoriye bir kat daha önem vermelerini, daha kararlý bir þekilde kesin tavýr almalarýný ve kendileri ile yalpalayan ve güvenilmez unsurlar arasýnda daha

YAZI

kesin bir sýnýr çizgisi çekmelerini zorunlu kýlmaktadýr. Oysa Sosyalist-Devrimcilere göre, eðer karýþýklýk ve bölünme gibi þeyler "Almanlar arasýnda bile" mümkün olabiliyorsa, biz Ruslarýn nereye sürüklendiðimiz konusundaki bilgisizlýðýmizle övünmemiz bir tanrý buyruðudur. Bizce, teorinin olmayýþý, devrimci bir akýmýn var olrna hakkýný ortadan kaldýrýr ve onu eninde sonunda kaçýnýlmaz olarak siyasi iflasa mahkum eder. Sosyalist-Devrimcilere göre ise, teorinin olmayýþý, "birlik için" en mükemmel ve en elveriþli bir durumdur. Gördüðünüz gibi, Sosyalist-Devrimcilerle bir anlaþmaya varabilmemiz mümkün deðildir, çünkü gerçekte tamamen farklý diller konuþuyoruz. Tek bir ümit var: kendisi de (yalnýz daha ciddi olarak) dogmanýn kaldýrýlmasýndan söz eden ve "bizim" iþimizin bölünmek deðil, birleþmek olduðunu (proletaryaya çaðrýda bulunan her burjuvazinin iþi budur) söyleyen Bay Struve, belki onlarýn akýllarýný baþlarýna getirebilir. Acaba Sosyalist-Devrimciler, Bay Struve'nin yardýmýyla, sosyalizmden kurtulmak için birlik ve sosyalizmden kurtulmada birlik tavýrlarýnýn gerçekte ne demeye geldiðini hiç görmeyecekler mi? Þimdi de ikinci meseleye, terörizm meselesine geçelim.

Sosyalist-Devrimciler, yararsýzlýðý Rusya devrimci hareketinin tecrübeleriyle ispatlanmýþ olan terörizmi savunurlarken, terörizmi sadece kitleler arasýndaki çalýþmaya baðlý olarak kabul ettiklerini, bu yüzden de Rusya SosyalDemokratlarýnýn bu mücadele metodunun yararlýlýðýný çürütmek için (kaldý ki, bu metodun yararlýlýðý uzun bir zamandýr çürütülmüþ bulunuyor) ileri sürdükleri görüþlerin kendileri için geçerli olmadýðýný iddia ederlerken, efkarlý görünüyorlar. Burada, onlarýn "eleþtiri"ye karþý tavýrlarýna çok benzeyen bir þey kendini yeniden belli ediyor. SosyalistDevrimciler, bir yandan biz oportünist deðiliz diye haykýrýyorlar, öte yandan da sýrf oportünist eleþtiri nedeniyle proleter sosyalizmi dogmasýný rafa kaldýrýyorlar. Sosyalist-Devrimciler bir yandan, biz teröristlerin hatalarýný, tekrarlamýyoruz, dikkatleri kitieler arasýnda çalýþmadan saptýrmýyoruz, diye bizi temin ediyorlar; bir yandan da, Balmaþov'un Sipyagin'i öldürmesi gibisinden eylemleri Partiye hararetle tavsiye ediyorlar. Ama artýk, bu eylemin kitlelerle uzaktan yakýna hiçbir iliþkisi olmadýðýný ve böyle yürütüldüðü sürece olamayacaðýný; bu terörist eylemi yapan kiþilerin kitlelerin belli bir eylemini ya da desteðini ne akýllarýnýn ucundan geçirdiklerini, ne de, umduklarýný herkes

SAYFA 12 gayet iyi biliyor ve görüyor. Bütün saflýklarýyla Sosyalist-Devrimciler, ta baþýndan beri, kendi sýnýf mücadelesini veren devrimci sýnýfýn bir partisi olmak için en küçük bir çaba göstermeden kendilerini iþçi sýnýfý hareketinden uzak tutmuþ olmalarý ve hâlâ da uzak tutmaya devam etmeleri ile teröre eðilim göstermeleri arasýnda ister isternez sýký bir bað bulunduðunu bir türlü kavrayamýyorlar. Hararetli teminatlar, böylesine zorlu bir hazýrlýðý gerektiren þeyin deðeri konusunda insaný çoðu zaman þüpheye ve tereddüde düþürür. Acaba verdikleri bu teminatlardan býkkýnlýk getirmiyorlar mý? SosyalistDevrimcilerin ileri sürdükleri görüþleri okurken, hep þu sözler aklýma takýlýyor: "biz terörizmi savunmakla, kitleler arasýnda ki çalýþmayý gözardý etmiyoruz." Hem de bu teminat, kitleleri gerçekten seferber eden Sosyal-Demokrat iþçi hareketinden daha þimdiden kopmuþ olan ve þu ya da bu teori kýrýntýsýna sarýlarak kopmaya devarn eden kiþilerden geliyor. "Sosyalist-Devrimcilerin partisinin" 3 Nisan 1902'de yayýnladýðý bildiri, yukarýda anlatýlanlara mükemmel bir örnek teþkil edebilir. Bu bildiri, onlarýn bugünkü önderlerine çok yakýn, en gerçekçi ve en saðlam kaynaktýr. Revolutsionaya Rossiya'nýn (n° 5, s. 24) [*] çok deðerli tanýklýðýna bakýlýrsa, bu bildirideki "terörist mücadele meselesinin konuluþu", "Parti görüþleriyle tamamen uyuþmaktadýr". 3 Nisan bildirisi, teröristlerin "en son" düþünce modelini övgüye deðer bir þaþmazlýkla izliyor. Ýlk göze çarpan, þu sözler oluyor: "biz terörizmi, kitleler arasýnda çalýþmanýn yerine deðil, aksine sýrf bu çalýþma için ve onunla birlikte savunuyoruz". Bu sözler özellikle göze çarpýyor, çünkü metnin geri kalan kýsýmlarýndan üç kere daha büyük harflerle dizilmiþler (tabii bu, Revolutsionnaya Rossiya'nýn sýk sýk baþvurduðu bir marifettir). Ýþte bu kadar basit! "Yerine deðil birlikte" sözlerini büyük dizeceksiniz ve SosyalDemokratlarýn bütün iddialarý, tarihin bütün öðrettikleri yerle yeksan olacak. Ama bildiriyi sonuna kadar okuyun, o zaman iri harflerle dizilmiþ teminatýn, kitlelerin adýný boþ yere andýðýný göreceksiniz. Emekçi halkýn karanlýðýn içinden çýkacaðý ve güçlü halk dalgasýnýn demir kapýlarý paramparça edeceði" günler "ne yazýk ki!" (kelimesi kelimesine, "ne yazýk ki!") henüz çok uzaklardadýr ve gelecekte kurbanlar için çalacak çanlarý düþünmek ürküntü vericidir!" Bu sözler, "ne yazýk ki, henüz çok uzaklardadýr" sözleri, kitle hareketini asla kavramadýklarýný ve kitle hareketine asla inanmadýklarýný açýkça göstermiyor mu? Bu iddia, daha þimdiden harekete geçmeye baþlayan emekçi halkla bile bile alay etmek olmuyor mu? Ve nihayet, bu bayat görüþ aslýnda boþ ve saçma olduðu ölçüde iyi savunulsaydý bile, ondan gene iri harflerle çýkan sonuç, terörizmin yararsýzlýðý olurdu, çünkü emekçi halk olmadan bütün bombalar güçsüzdür, hem de gerçekten güçsüzdür. Bir de þunu dinleyin: "Ýndirilen her terörist darbe, istibdadýn gücünün bir parçasýný koparýyor ve bütün bu gücü (!) özgürlük uðruna savaþanlarýn safýna aktarýyor(!)". "Ve eðer terörizm sistemli bir þekilde uygulanýrsa (!), terazinin kefesinin en sonunda bizim tarafýmýza aðýr basacaðý açýktýr." Evet, gerçekten de burada herkesin apaçýk görebileceði gibi, teröristlerin en büyük önyargýlarýndan biri en kaba biçimiyle karþýmýzda duruyor; bizzat siyasi cinayet "güç aktarýr"! Böylece, bir yandan güç aktarma teorisi, öte yandan da "yerine deðil, birlikte"... Acaba bu teminatlarý tekrarlamaktan usanmýyorlar mý?


ÞUBAT 2011 Ama bu daha baþlangýç. Esasý þimdi geliyor. "Darbeyi kime indirmeliyiz?" diye soruyor Sosyalist-Devrimcilerin partisi ve cevabý kendisi veriyor: Çara deðil, bakanlara indirmeliyiz; çünkü "çar iþlerin aþýrý gitmesine izin vermez" (Bunu nasýl keþfettiler acaba??), ve zaten "bu daha kolaydýr" (tam tamýna böyle diyorlar!): "Hiçbir bakan kendisini sarayda bir kalede olduðu gibi gizleyemez." Ve bu görüþ Sosyalist-Devrimcilerin teorisinin modeli olarak ölümleþtirilmeyi hak eden bir muhakemeyle sona eriyor. "Ýstibdadýn, kalabalýða karþý koyacak askerleri, devrimci örgütlere karþý koyacak gizli ve üniformalý polisi vardýr; ama ardý arasý kesilmeden ve hatta birbirinden habersiz olarak [!!] saldýrýya hazýrlanan ve saldýran bireylere ya da küçük gruplara karþý onu kim koruyabilir?" (ne biçim bir "onu"dur bu? Ýstibdat mýdýr? Yazar farkýnda olmadan, bir hedef olarak istibdadý, darbe indirilmesi daha kolay olan bir bakanla bir tutuyor!) "Kývraklýða karþý hiçbir kuvvet sökmez. Dolayýsýyla görevimiz açýktýr: istibdadýn her kudurgan zalimini, istibdadýn bize býraktýðý [!] tek yolla, yani öldürerek yok, etmek." Artýk, Sosyalist-Devrimciler, kitleler arasýnda çalýþmayý rafa kaldýrmadýklarý ya da terörizmi savunmakla bu çalýþmayý parçalamadýklarý yolundaki teminatlarýyla sayfalar da doldursalar, onlarýn bu laf yaðmuru, bildiriden aktardýðýmýz bölümün modern bir teröristin gerçek ruh halini yansýttýðýný örtbas edemez. Güç aktarma teorisi sadece geçmiþin bütün tecrübesini deðil, ayný zamanda bütün sað-duyuyu da tepetaklak eden kývraklýk teorisinde doðal bütünleyicisini bulur. Devrimin tek "umudu" "kalabalýktýr"; ancak bu kalabalýða önderlik edebilen (lafta deðil, fiiliyatta) bir devrimci örgüt polise karþý savaþabilir; bütün bunlar bu iþin alfabesidir ve bütün bunlarý ispat etmek zorunda kalmak utanç vericidir. Ancak her þeyi unutmuþ ya da hiçbir þey öðrenmemiþ kimseler "bunun tam tersi bir sonuca" vararak, istibdadýn askerler tarafýndan kalabalýktan ve polis tarafýndan da devrimci örgütlerden "kurtarýlabileceði", ama bakanlarý teker teker avlayan bireylerden hiçbir kurtuluþun olmadýðý yolundaki saçma ve gülünç ahmaklýða eriþebilirler!! Yanlýþlýðýnýn mutlaka anlaþýlacaðýna inandýðýmýz bu saçma görüþ hiç de garip deðildir. Aksine, öðreticidir. Çünkü mantýksýzlýðý adým adým ispatlandýðýnda, teröristlerin "ekonomistler"le paylaþtýklarý ("ekonomistler"in kaybolup gitmiþ eski temsilcileriyle mi, diye sorulabilir) baþlýca hatalarýný ortaya çýkarmaktadýr. Daha önce de birçok defa belirttiðimiz gibi, bu hata, hareketimizin temel zaafýný kavrayamamalarýndan ibarettir. Hareketin son derece hýzlý geliþmesi yüzünden önderler kitlelerin gerisinde kaldýlar, devrimci örgütler proletaryanýn devrimci faaliyetinin seviyesine ulaþamadýlar, kitlelerin önünde yürümeyi ve onlara önderlik etmeyi baþaramadýlar. Hareketi birazcýk tanýyan dürüst bir kimse, böyle bir zýtlýðýn varlýðýndan þüphe edemez. Böyle olunca da, günümüz teröristlerinin gerçekten de ayný ahmaklýða, ama tam zýt yönde bir ahmaklýða varan içi dýþýna çevrilmiþ "ekonomistler" olduklarý açýktýr. Devrimcilerin güçlerinin ve daha þimdiden harekete geçen kitlelere önderlik etme imkanlarýnýn yetersiz olduðu bir zamanda, birbirini tanýmayan bireyler ve gruplarýn bakanlarý öldürmesini örgütlemek gibisinden terörist eylemlere baþvurulmasý için çaðrýda bulunmak, sadece kitleler arasýndaki çalýþmayý kösteklemekle kalmaz, ayný zamanda bu çalýþmanýn bütünüyle darmadaðýn olmasýna yol açar. 3 Nisan bildirisinde þunlari okuyoruz: "Biz devrimciler çekingen kümeler halinde biraraya gelmeye alýþkýnýzdýr; ve

TEORÝ-PRATÝK hatta [burasýna dikkat] son iki üç yýldýr ortaya çýkan yeni cesaret ruhu, bireylerden çok kalabalýðýn heyecanýný.yükseltmeye yaramýþtýr." Bu sözler, farkýnda olrnadan, bir gerçeði dile getiriyor. Ve terörizmin propagandalarýna ezici darbeyi indiren de, iþte bu gerçektir. Her aklý baþýnda sosyalist bu gerçeðe bakarak, grup eylemini daha güclü, daha cesur ve daha ahenkli bir þekilde yürütmek gerektiði sonucunu çýkarýr. Ama Sosyalist-Devrimciler þu sonucu çýkarýyorlar: "Vur, kývrak birey, çünkü halkýn kümeler halinde biraraya gelmesi ne yazýk ki henüz çok uzaklardadýr ve zaten bu kümenin karþýsýnda askerler vardýr." Bu, bütün düþünce tarzýný gerçekten gösteriyor, beyler! Bildiri, kýþkýrtýcý terörizm teorisini de

eksik etmemiþ. Bize deniyor ki: "Bir kahramanýn giriþtiði tek tek çarpýþmalar bizim mücadele ruhumuzu ve cesaretimizi yükseltiyor". Ama hepimizdeki mücadele ruhunu ve cesareti gerçekten yükselten biricik þeyin, kitle hareketinin yeni biçimleri ya da kitlelerin yeni yeni kesimlerinin baðýmsýz mücadeleye atýlýþý olduðunu hem geçmiþten biliyor, hem de bugün gözlerimizle görüyoruz. Oysa tek tek çarpýþmalar Balmaþov'lar tarafýndan yürütülen tek tek çarpýþmalar olarak kaldýklarý sürece, ilk baþta anlýk bir heyecan uyandýran bir etki yaratýrlar, ama bu arada dolaylý olarak da, bir kayýtsýzlýða ve gelecek sefere kadar pasif bir bekleyiþe yol açarlar. Daha ilerde þöyle deniyor: "her terörizm alevi zihinleri

YAZI

aydýnlatýr." Ne yazýk ki, terörizmi öðütleyen Sosyalist-Devrimcilerin partisi için biz bunun doðru olduðunu göremedik. Bir de önümüze, büyük iþ, küçük iþ teorisi getiriliyor. "Daha büyük güce daha fazla imkana ve daha büyük kararlýlýða sahip olanlar küçük iþlerle yetinmesinler, kendilerine iþ bulsunlar ve kendilerini ona adasýnlar — kitleler arasýnda terörizm propagandasý [!], çapraþýk terörist eylemlerin hazýrlanmasý" [kývraklýk teorisi çoktan unutulmuþ!]. Ne kadar da akýllara durgunluk veren bir zeka: yerini aþaðýlýk Plehve'nin alacaðý aþaðýlýk Sipyagin'den öç almak uðruna bir devrimcinin hayatýný feda etmek: buna büyük iþ deniyor. Ama mesela, kitleleri silahlý bir gösteriye hazýrlamak; bu da küçük iþ oluyor. Bu husus Revolutsionnaya Rossiya'nin 8. sayýsýnda açýklanmaktadýr: "Belirsiz ve uzak bir geleceðin bir meselesi olarak" silahlý gösteriler hakkýnda "yazmak ve konuþmak kolaydýr, ama þimdiye kadar bütün bu laflar teorik nitelikte olmaktan öteye gidememiþtir." Saðlam bir sosyalist inancýn zorunluluklarýndan ve her türden halk hareketinin aðýr tecrübelerinden çok uzak olan bu adamlarýn kullandýðý dili biz iyi biliriz! Onlar, kýsa sürede elde edilebilecek ve gürültü koparabilecek sonuçlar ile pratikliði birbirine karýþtýrýrlar.

Onlarýn gözünde, sýnýf tavrýna sýký sýkýya baðlý kalmayý ve hareketin kitle niteliðini korumayý istemek, "bulanýk teori yürütmektir". Kesin olmak, onlarýn gözünde, her düþünce karþýsýnda kölece boyun eðmek ve... ve bu boyun eðiþin sonucu olarak da her defasýnda kaçýnýlmaz bir þekilde çaresizliðe düþmektir. Gösteriler baþlar baþlamaz, bu gibilerin dudaklarýndan kanlý kelimelerin, sonun baþlangýcý hakkýnda sözlerin döküldüðünü görürüz. Ama gösteriler durdu muydu, bunlarýn kollarý da çaresizce aþaðý iner ve hemen baðýrmaya baþlarlar: "Halk, ne yazýk ki, henüz çok uzaklarda"... Çarýn uþaklarý yeni bir saldýrýya geçtiler mi, bunlar hemen kendilerine, bu saldýrýya mükemmel bir karþýlýk teþkil edecek "kesin" bir tedbir, derhal bir "güç aktarmasý" yaratacak bir tedbir gösterilmesini isterler ve bu aktarmayý saðlayacaklarýný gururla vaadederler! Bu adamlar, iþte bu güç "aktarmasý" vaadinin siyasi maceracýlýk olduðunu ve maceracýlýklarýnýn da ilkesizliklerinden kaynaklandýðýný kavrayamýyorlar. Sosyal-Demokratlar maceracýlýða karþý her zaman uyarýda bulunacaklar ve kaçýnýlmaz olarak tam bir hüsranla sonuçlanan hayalleri amansýzca teþhir edeceklerdir. Devrimci bir partinin ancak

SAYFA 13 devrimci sýnýfýn hareketine fiilen rehberlik ettiði zaman adýna layýk olabileceðini akýldan çýkarmamalýyýz. Gene, herhangi bir halk hareketinin sayýsýz biçimlere büründüðünü, durmadan yeni biçimler geliþtirdiðini ve eski biçimleri ýskartaya çýkardýðýný, deðiþiklikler getirdiðini ya da eski ve yeni biçimlerin yeni bileþimlerini yarattýðýný hiç unutmamalýyýz. Mücadelenin araçlarýnýn ve metotlarýnýn oluþturulmasý sürecine faal olarak katýlmak, görevimizdir. Öðrenci hareketi þiddetlendiðinde, biz iþçilere öðrencilerin yardýmýna koþmalarý için çaðrýda bulunmaya baþladýk (Ýskra, N° 2). Ama bunu, gösterilerin biçimlerini önceden kestirmeye kalkýþmadan, bu gösterilerin derhal bir güç aktarmasýyla ve zihinlerin aydýnlanmasýyla sonuçlanacaðýný ya da özel bir kývraklýðý vaadetmeden yaptýk. Gösteriler güçlendiðinde, gösterilerin örgütlenmesi ve kitlelerin silahlandýrýlmasý için çaðrýda bulunmaya baþladýk ve bir halk ayaklanmasý hazýrlama görevini öne sürdük. Þiddet ve terörizmi ilke olarak asla reddetmeksizin, kitlelerin doðrudan katýlýþýný saðlayabilecek ve bu katýlýþý teminat altýna alabilecek þiddet biçimlerinin hazýrlanmasý için çalýþýlmasýný istedik. Bu görevin zorluklarýna gözümüzü kapamýyoruz. Aksine, bu meselenin "belirsiz ve uzak bir geleceðe" ait olduðu yolundaki itirazlara aldýrmadan, bu görevi yerine getirmek için kararlýlýkla ve sebatla çalýþacaðýz. Evet, beyler, biz hareketin sadece geçmiþteki biçimlerini deðil, gelecekteki biçimlerini de savunuyoruz. Biz, geçmiþte mahkum edilmiþ þeylerin "kolay" bir tekrarýný deðil, gelecek vaadeden uzun ve çetin bir çalýþmayý tercih ediyoruz. Biz, malum dogmalara karþý lafta savaþ açan, ama fiiliyatta güç aktarma, büyük iþ, küçük iþ ayýrýmý ve elbette, tek tek çarpýþmalar teorileri gibi küflenmiþ ve zararlý görüþleri savunanlarý her zaman teþhir edeceðiz. 3 Nisan bildirisi þöyle sona eriyor: "Eski çaðlarda halk savaþlarý nasýl halk önderlerinin tek tek çarpýþmalarý þeklinde verildiyse, bugün de teröristler Rusya'nýn özgürlüðünü istibdada karþý tek tek çarpýþmalarla elde edeceklerdir." Böyle cümlelerin sadece tekrarlanmalarý bile çürütülmeleri için yeterlidir. Devrimci çalýþmasýný proletaryanýn sýnýf mücadelesine gerçekten baðlý olarak yürüten herkes, proletaryanýn (ve onu destekleyebilecek halk kesimlerinin) bir yýðýn acil ve doðrudan talebinin yerine getirilmeden öylece durduðunu çok iyi bilir, görür ve hisseder. Bilir ki, birçok yerde, geniþ alanlarda, emekçi halk eyleme geçmek için hakikaten elinden geleni yapmakta, ama yayýnlarýn ve önderliðin yetersizliði ve devrimci örgütlerin güç ya da araçlardan yoksun oluþu yüzünden ernekçi halkýn bu çabasý boþa gitmektedir. Ve kendimizi, uzun zamandýr Rusya devriminin baþýna bir uðursuzluk alameti gibi çöreklenmiþ bulunan o ayný kýsýr döngünün içinde buluruz — bulduðumuzu görürüz. Bir yandan yeterince aydýnlatýlmamýþ ve örgütlendirilmemiþ kalabalýðýn devrimci þevki boþa giderken, öte yandan da düzenli bir þekilde ilerleme ve kitlelerle el ele çalýþma imkanýna olan inancýný kaybeden kývrak bireylerin ateþlediði silahlardan yükselen dumanlar havada kaybolur gider. Ama iþler gene de yoluna konulabilir, yoldaþlar! Gerçek bir davaya olan inancýn kaybedilmesi, bir kural deðil, ender bir istisnadýr. Terörist eylemlere giriþme eðilimi, geçici bir hevestir. Öyleyse, Sosyal-Demokratlar saflarýný sýklaþtýrsýnlar ve devrimcilerin militan örgütü ile Rusya proletaryasýnýn kitle kahramanlýðýný tek bir bütün halinde birleþtirsinler! V.I.LENIN


ÞUBAT 2011

Sovyet Edebiyatý Sovyet edebiyatýný anlamak için, 1917 Ekim Devrimini bilmek gerekir. Çünkü Sovyet edebiyatý 1917 Ekim Devriminden doðmuþtur. Bu edebiyatýn temelleri iþçilerin ve köylülerin baþarýlarý, Lenin'in komünist toplumun kuruluþu konusundaki fikirlerinin zaferiyle atýlmýþtýr. Dünyanýn en ilkel, feodal yönetimlerinden biri olan Rus Çarlýðý, Lenin önderliðindeki Bolþevikler tarafýndan yýkýldý. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliði kuruldu. Ekim Devrimi ile tarihte ilk kez imtiyazlý sýnýflarýn iktidarý yerine, proleterya'nýn iktidarý kuruldu. Geçmiþin korkak, kaypak, iktidara boyun eðen, bunu kader gören insan tipi yerine, her anlamda yenilenmiþ, kendine ve insanlýðýn yararýna çalýþan bir insan tipi yaratmak için çaba gösterildi. Emekçilerin içinde yer aldýðý devrim doðal olarak kendi kültürünü de yarattý. Bundan dolayý Ekim Devrimi iþçi sýnýfý adýna hem siyasal hem ekonomik hemde kültürel anlamda büyük bir atýlým oldu . Bu kültürün en önemli unsurlarýndan biri de edebiyattýr. Edebiyat nedir? Doðanýn ve insanýn toplum gerçekliðinden yola çýkarak, duygunun estetikle buluþup, ifade edilmesidir edebiyat. Oysa günümüz dünyasýnda, hayatýn her alanýnda egemen olan kapitalist kültürün neden olduðu yozlaþma, edebiyata da bulaþmýþ, ayrýcalýklý sýnýfýn kültürünün makyajlanarak pazarlandýðý bir alan haline gelmiþtir. Bu nedenle Ekim Devrimiyle beraber ortaya çýkan edebiyatý yakýndan tanýmak gerekir. Ekim devriminden önce Rusya coðrafyasýnda 18. ve 19. yüzyýllardan Büyük ovalar, bozkýrlar ve stepler, sert iklim koþullarý Rus halklarýnýn gerçekçilik duygusu ile hareket etmelerini saðlamýþtýr. Bu gerçekçilik duygusu o coðrafyada yaþayan halklarýn kültürü ile yoðrularak bir edebiyat yaratýlmýþtýr. Bu edebiyatýn içinden Puþkin, Turganyev, Herzen, Tolstoy, Çehov, Dostoyevski, Lermontov gibi büyük yazarlar çýkmýþtýr. Ama bu yazarlarýn Çarlýk yönetiminden rahatsýz olmalarýna raðmen, çürümüþ, kokuþmuþ bir sistemin yerine ne koyulacaðý konusunda net bir fikirden yoksun olmalarý, geçmiþten kesin bir kopuþ sergileyememeleri yüzünden toplum içinde sadece gözlemci olarak kalmýþlardýr. Bir coðrafyadaki toplumsal hareketler, devrimler, isyanlar ve sosyal deðiþim dönemlerinde edebiyatýn oynadýðý rol çok önemlidir. Bu rol sadece bu dönemle sýnýrlý kalmaz. Ýnsanlýðýn ve toplumun deðiþimini saðlar. 1917 Ekim devriminden önce toplumsal gerçekçilik üzerine önemli eserler verecek olan birçok yazar Rusya Sosyal Demokrat Ýþçi Partisi(RSÝP) saflarýnda yer almýþlardý. Devrimden sonra yepyeni bir edebiyat doðdu. Komünizmin “insanýn, insan için, geleceðine sahip çýkmasý” , yani toplumsal bir varlýk olan insanýn özüne dönmesi, tüm geliþimlerin zenginliklerini kendi yararýna kullanmasý ilkesi belirleyici olmuþtur. Kýsacasý üretim ayrýcalýklý bir sýnýf için deðil, toplum içindir ve edebiyatý da buna göre olmalýdýr. 1905 yýlýndaki baþarýsýz devrim giriþiminden sonra Bolþeviklerin safýndan kopan ve bundan dolayý Lenin tarafýndan sert bir dille eleþtirilen Lunaçarski devrimden sonra geri döner ve devrim sonrasý kurulan hükümette “Eðitim Ýþleri Halk Komiseri” olarak atandý. Bundan sonra Lunaçarski kültür ve sanat hayatýný geliþtirmek için çalýþýr. Sosyalist Gerçekçi bir edebiyatýn oluþmasýnda önemli bir katkýsý vardýr. Tüm imkanlarýný bunun için kullandý. Ayrýca devrim öncesi sanat akýmlarýnýn Sosyalist gerçekçi sanat ve edebiyat anlayýþýyla birleþmesini saðladý. Devrim öncesinde büyük þehirlere sýðýnan burjuva entelektüel edebiyatçýlar, devrimin yarattýðý ideolojik havadan ürkerek Rusya'yý terk ettiler. Böylece burjuva entellektüel sýnýf bir anda daðýlýverdi. Ekim devrimi sadece anlamayý deðil, deðiþtirmeyi öneriyordu. Kolektif hayatýn canlandýðý bu süreçte edebiyat kendine yeni bir yol, yeni bir dil bulmak zorundaydý. Gladkov “Çimento(1925)” isimli eseriyle bu edebiyatýn yeniden doðuþunun müjdesini verir. Eski dönemin edebiyatçýlarý

KÜLTÜR-SANAT dünyanýn deðiþeceðine inanmadýklarý için ya kaçtýlar, ya da inzivaya çekildiler. Devrim, Mayakovski, Þolohov, Gorki, Ostrovski, Fadeev, Ehrenburg, Arkadi, Gayda, Furmanov, Yasenin ve Makarenko gibi çok deðerli yazarlarý yarattý. Ekim Devrimini gerçekleþtiren ve sosyalizmin ortaklaþa kurulmasýný benimseyen bu halk, hedefe varabilmek için eskinin bencil, sadece kendini düþünen, köþede bekleyip Tanrý'dan gelen bir mucizeyle kurtulacaðýna inanan insan ekolünü ters yüz ederek, birlikte çalýþan, yardýmlaþan, birlikte çaba gösteren ve bundan zevk alan yepyeni bir insan ekolü yaratýr. Bu sürece kadar, bu ekolün eþi benzeri görülmemiþtir. Devrimle beraber ortaya çýkan Sovyet edebiyatýnýn kahramanlarý, Furmanov'un Çapayefi, Fadeev'in Levinson'u, Ostrovski'nin Kortçaðin'i vs. kiþisel YAZI amaçlarýyla toplumun amaçlarýný birleþtirmiþ, hedefe ulaþmak için birlikte mücadele eden karakterlerdir. Devrim Öncesinde Sosyalistlerin safýnda yer alan yazarlara ilaveten, devrimden sonra da Sovyet halklarýnýn içinden çok büyük romancýlar, hikayeciler ve þairler çýktý. 2. Dünya Savaþýna kadar çok deðerli eserler üretildi. Ama savaþ baþladýktan sonra bazý kýsýtlamalara gidildi. Savaþtan sonra mayasýný halktan alan yeni bir edebiyat dalgasý gelir. Ama bu çok uzun sürmez. Revizyonist Kruþçev'in iktidara gelmesiyle, iþçi kültüründen uzaklaþýlmasý, sosyalist gerçekçiliðe dayanan sanat ve edebiyatta ciddi bir gerileme yaþanmasýna neden oldu. Bu gerileme Sovyetlerin yýkýlýþýna kadar devam etti. Sovyet Halklarýnýn Edebiyata Katkýsý Ekim Devrimi'nin ortaya çýkardýðý edebiyat, yani proleterya edebiyatý Sovyet topraklarýnda yaþayan her ulusun kendini ana diliyle ve kültürüyle ifade etmesine izin verdi, izin vermekle kalmadý, halklarýn bunu yapmasý için imkanlar verdi. Sovyetler Birliði Bilimler Akademisine baðlý, Doðu Bilimleri Enstitüsü aracýlýðýyla, Sovyetlerde yaþayan her ulus için, yapýlan araþtýrmalar sonucunda onlar için birçok kültür merkezi açýldý. Böylece bu uluslarýn kendi dilleri ile birçok ürünü kültür-sanat hayatýna kazandýrmalarý saðlandý. Oysa çarlýk döneminde Rusça'nýn dýþýnda baþka bir edebiyat dilinin kullanýlmasýna izin verilmiyordu. Örneðin devrimden sonra kurulan Daðistan Cumhuriyetindeki okullarda yedi dilde eðitim verilmeye baþlandý. Kendi dilleri ile gazete, kitap çýkardýlar, edebiyatlarýný kendi dilleri ile yaptýlar. Dil yazýya geçtikten sonra Resul Gamzatov, Gamzat Tsadasa gibi ünlü edebiyatçýlar ortaya çýktý. Bu edebiyatçýlar edebiyat dünyasýna çok deðerli eserler kazandýrdýlar. Eserleri kýrktan fazla dile çevrildi. Yine bu dönemde Derenik Demirciyan ve Stefan Zoryan gibi Ermeni romancýlar Sovyetlerin halklara saðladýðý kolaylýklardan faydalanýrlar ve eserleriyle kendilerini dünyaya tanýtýrlar. Kazak, Özbek, Tacik halk þarkýlarý þiire ve romana girdi. Unutulmuþ bir dil olan Kýrgýzca Cengiz Aytmatov'un hikayeleri ile ilk kez edebiyata girdi. Ekim Devrimi gerçekten Sovyet halklarýnýn kendi dillerini ve kültürlerini yaþatmasý için her türlü kolaylýðý saðladý. Böylece Sovyet topraklarýnda güçlü bir edebiyat oluþtu. Gürcistan'da Gürcü dili ile basýlan kitap sayýsý son üç asýrlýk süreçte yayýnlanan eserlerden üç kat fazladýr. Þota Rustaveli bu süreçte yetiþmiþtir ve “Kaptan Postuna Bürünmüþ Þövalye” gibi deðerli eserler yazmýþtýr. Yine Osetçe dilinde ilk roman Ekim Devrimi sonrasýnda yazýldý. Büyük Çerkez Ozaný Ýshak Mabeþe Ekim Devrimi'nin yarattýðý yeni kültürden beslenmiþ ve kendi dilinde yazdýðý þiirlerle Çerkez dilini dünyaya tanýtmýþtýr. Sovyet Edebiyatçýlarýndan Portreler Þolohov: 1905 yýlýnda Don nehrinin havzasýnda bulunan, Rostov'a baðlý küçük bir kasabada dünyaya geldi. Ýç savaþ döneminde, genç yaþta Kýzýl Orduya katýldý. 1928 yýlýnda basýlan ve 1940 yýlýnda dört ciltle sonuçlanan , ayrýca en büyük eseri olan “Durgun Akardý Don” la edebiyatýn zirvesine yerleþti. Diðer

SAYFA 14

önemli eserleri “Sürülmüþ Toprakla” ve “Bir Ýnsanýn Kaderi”dir. Þolohov “Durgun Akardý Don” eseriyle (Bu deðerli eser Evrensel Basým Yayýn tarafýndan Türkçeye çevrilmiþtir. )1941'de Stalin ödülünü alýr. Þolohov bu eserinde bir Kazak ailesi'nin etrafýnda Don bölgesini, savaþý, devrimi ve iç savaþýn bölgeye yansýmasýný sade bir dille, çok yönlü anlatýr. Don Kazaklarý'nýn Çar dönemindeki yaþam tarzlarý anlatýlýr. Blok: 1880'de dünyaya gelen Blok genç yaþta öldüðü için yazdýklarýný tamamlayacak fýrsatý olmadý. Þiirlerinde sosyal gerçeklikle iç içe geçmiþ bir lirizm vardýr. Ekim Devrimini karþýladý ve 1918'de en önemli destaný olan “On Ýkiler Þiiri'ni yazdý. Bu þiir Ýç savaþýn sürdüðü, deðiþimin sancýlarýnýn yaþandýðý tarihsel süreç içinde yazýlmýþtýr. Bu þiirin birçok dizesi daha sonra propaganda afiþlerinde kullanýldý. Mayakovski: 1893 yýlýnda Gürcistan'da doðdu. 12 yaþýndayken resimle ilgilendi. Tek yapmak istediði þey “Sosyalist Sanattý” 1905'teki baþarýsýz devrim giriþiminden doðan kargaþanýn sürdüðü günlerde Nov(Ham Toprak) gazetesinde ilk þiirleri yayýnlandý. 1915 yýlýnda yazdýðý “Size” þiiri ile iyi bir çýkýþ yaptý. Fütürist akýmýn kurucularýndan biridir. Ardýndan bütün dünya tarafýndan tanýnmasýný saðlayacak, yaratýcýlýðýný ve yaratýcýlýðýndaki devrimci temayý ortaya çýkaran “Pantolonlu Bulut'u yazdý. Mayakovski'de Ekim Devrimini büyük bir coþkuyla karþýladý. Devrimi o dönem Þairler Kahvesinde Mayakovski'nin önderliðinde toplanan fütüristlerin , toplanan kalabalýða okuduðu þiirlerde dile getirilir. Mayakovski devrimin ozanýydý. Menþeviklerle iç savaþlarýn devam ettiði günlerde Mayakovski boþ durmadý. Durmadan çalýþtý. Çizdiði afiþlere kendi þiirlerinden sloganlar ekleyerek yurdun her yerine gönderdi. Hemen hemen her ortamda devrimci þiirlerini okudu. Yüz Elli Milyon Destaný, Lenin Destaný, Durmadan Toplananlar, Ýþler Yolunda, Omurganýn Flütü gibi deðerli eserler yazmýþtýr. 14 Nisan 1930 tarihinde hayatýna son verir. Yesenin: 21 Eylül 1895'te doðdu. Ekim Devrimi þairlerinin en hüzünlüsüydü. Erken yaþta özlemini içinde taþýyýp, kýr yaþamýný geride býrakarak þehire gelir. Bundan dolayý þiirlerinde çocukluðu, tarlalarýn kokusu, kendini yediði hasret tüm yakýcýlýðýyla hissedilir. Yasenin insanýn bütün duygularýný þaþýrtýcý bir ustalýkla dile getirir. Bütün þiirlerinde hüzün vardýr. Ayný zamanda insan sevgisiyle doludur. 1921'de “Ekmeðin Türküsü” nü yazar. 1924'de Ekim devriminin zaferini kutladýðý “Yirmialtýlarýn Baladý”ný yazar. Bu eserlerinin yanýnda Büyük Yürüyüþün Türküsü, Anna Snegina, Sýlaya Dönüþ, Sovyet Rusya gibi öenmli eserler yazar. 28 Aralýk 1925'te intihar eder. Ekim Devrimi iþçilere, emekçilere ve tüm ezilenlere kurtuluþun yolunu göstermiþtir. Kurtuluþun iþçilerin ve emekçilerin birleþik, örgütlü mücadelesinde olduðunu ve bunun imkansýz olmadýðýný, gerçekleþtiðini kanýtlamýþtýr. Sosyal, siyasal hayatta,kültür-sanatta ve hayatýn her alanýnda sürdürülen dönüþümlerle emekçiler yeni bir baþlangýç yapmýþ burjuvazinin çürümüþ, kirlenmiþ, yozlaþmýþ sistemini tarihin çöplüðüne atmýþ, yepyeni bir sistem yaratmýþtýr. Bu sistemin en önemli ayaðý olan edebiyatta Ekim Devriminin etkisiyle yenilenmiþ, proleteryaya ait yeni bir alan yaratýlmýþtýr. Bu edebiyatta proleteryanýn yaþamý, mücadelesi hayat bulmuþ, gelecek kuþaklara ciddi bir miras býrakýlmýþtýr. KAYNAKÇA 1)Sanat ve Hayat Dergisi. : Sayý 31-Ekim 2008 2) Þolohov, Mihail.: Ve Durgun Akardý Don, Evrensel Basýn Yayým, 2001 3) Zelinski, K. : Sovyet Edebiyatý. Konuk Yayýnlarý, Ýstanbul, Haziran 1978


ÞUBAT 2011

GENÇLÝK

SAYFA 15

KGP ve AÖA Öðrencilerinden Eylem...! Ankara’dan aldýðý emirleri harfiyen uygulayan UBP hükümetinin “yýkým paketi” toplumun her kesimine darbe vurduðu gibi, öðrencilere de darbeyi vurdu... Kýbrýs Gençlik Platformu ile Atatürk Öðretmen Akademisi öðrencileri, burslarýnýn yatýrýlmamasýyla ilgili bir protesto eylemi gerçekleþtirdi. Liseli bir grup gencin de katýlýmýyla, yaklaþýk olarak 150 kiþilik bir eylem grubuyla sokaða çýkan öðrencilerin ilk adresi, Maliye Bakanlýðý oldu. Ellerindeki pankartlarda “Ýþbirlikçiler Öðrenciye Hesap Verecek”, “Davamýz Göç Yasasý”, “Gideceðiniz Köyün Minareleri Göründü”, “Mezun Olup Göç Etmek Ýstemiyoruz”, “Pes Etmedik Hesap Soruyoruz”, “Asimilasyona Hayýr”, “Bu Memleket Bizim Biz Yönetelim”, “Burs Hakký

Sadaka Deðildir”, “Senin Derdin Koltuk.. Benim Derdim Gelecek” gibi yazýlý döviz ve pankartlar taþýyan öðrenciler eylem boyunca “Direne Direne Kazanacaðýz”, “Ýþbirlikçi Hükümet Ýstemiyoruz”, “Ankara Yazýyor Bizimkiler Oynuyor”, “Polis Devletine Hayýr”, “Kurtuluþ Yok Tek Baþýmýza. Ya Hep Beraber Ya Hiçbirimiz”, “Gençlik Gelecek. Gelecek Bizimle Özgürleþecek” yazýlý pankartlarý açýp sloganlar attýlar. Kuðulu parkta toplanan gençlik, daha önceden, iþbirlikçi UBP hükümetinin yaptýðý adaletsizliklere atfen hazýrladýklarý iki maketin birini Maliye YAZ Bakanlýðý, bir diðerini ise Milli EðitimI Gençlik ve Spor Bakanlýðý önüne býraktýlar. Maliye Bakanlýðý önüne gitmek için meclis önünden geçmeye çalýþan öðrenciler, burada yolun polis

barikatý tarafýndan kesilmiþ olmasý nedeniyle geçiþ yapamadýklarý için, protesto amaçlý "Yað Satarým Bal Satarým Ustam Öldü Ben Satarým" oyununu gerçelþeitirdiler. Burada gerçekleþen protestolarýn ardýndan baþka bir yol kullanarak Maliye Bakanlýðý önüne giden öðrenciler, burada sembolik olarak borçlarýndan dolayý Maliye Bakanlýðýný mühürlediklerini ifade eden bir pankartý bakanlýk kapýsýna asarak protestolarýna devam ettiler. Protestolar boyunca mesaj verici birkaç skeç canlandýran öðrenciler, eylemleri sonrasý, 10. Yýl Parkýna geri dönerek burada sona erdirdi. Eyleme, Sosyalist Enternasyonal ve güneyde bulunan Milliyetçiliðe Karþý Gençlik Örgütü de destek mesajlarý gönderdi.

arayýþý içerisinde olan, eðitim emekçilerinin vermekte olduklarý mücadeleyi zedelemek, bizleri burjuvazinin kolaylýkla bölmesine, birbirimize düþmemize sebep olacak ve böylesine önemli, bir süreçte, mücadelenin güç kaybetmesine sebep olacaktýr. 11 Ocak günü DAÜ-SEN üniversitede uyarý grevi gerçekleþtirdi. Eðitim emekçisinin verdiði bu haklý mücadele, ses getirirken, öðrenciler için akademik yaþantýlarýnda kritik bir Sýnav haftalarý kritik dönüm noktalarý olabilir, ancak bilmemiz gereken þudur ki, eðitim emekçileriyle yaptýklarý hak arayýþýndan dolayý karþý karþýya gelmek, yýllardýr yaþamayý dönem olan sýnav haftasýna denk gelmesi, bazý sýnav günlerinin aksamasýna sebep oldu. Okuldan yapýlan açýklamada gerçekleþtirilemeyen sýnavlarýn telafi edileceði duyuruldu ve burnumuzdan getirmekte olan egemenlerin ekmeðine yað sürecektir. Öðrenci ile öðretmenin birlikte yürüyemediði bir okulda verilen mücadele, düþünülemez. gerçekleþmeyen sýnavlar sýnav haftasý sonrasý kayýpsýz telafi edildi. Dýþ ülkelerden gelen öðrencilerin, sýnavlar sonrasýnda yurt dýþýna çýkacak olmalarý, öðrencinin baþlýca sorunlarý Öðrenciler olarak okullarda verilen haklý mücadeleler karþýsýnda devrimci tutumumuzun, arasýnda yer alýrken, bu durumdaki öðrencilerin, daha önceden yurt dýþýna çýkabilmek için öðretmenin haklý mücadelesine köstek deðil destek yönünde olmalý ve maðduriyetlerimizi aldýklarý biletlere yaptýklarý ödemelerin, zararla sonuçlanmamasý için, bu öðrencilere, geri ortaya koyacaðýmýz yapýcý fikirlerle ,eðitim emekçileriyle birlikte aþmalýyýz. Öðrenciler olarak, sistemin yalnýzca bizi ilgilendiren sorunlarýyla ilgilenmemiz, bu döndükleri zaman, sýnava girebilme hakký tanýndý. sistemin yýkýlmasýnda verilen mücadelenin verimli olmasýna engel olacaktýr. Sistem bir Ama herþeye raðmen eðitim emekçisi'nin sorunlarý daha acil ve daha önemli olduðu için bütündür. Paralý, bilimsellikten uzak, anti-demokratik eðitim sistemi sadece öðrenci ve günün sonunda konuþtuðumuz birçok öðrenci eðitim emekçilerinin iþten atýlmasýna tepki eðitim emekçisini karþý karþýya getiren kaptalist kuþatmanýn bizlere dayattýðý bir kýrýk gösterip, grevi anlayýþla karþýladýklarýný belirttiler... Toplumsal olaylarýn hat safhada olduðu bu süreçte, bu gibi olaylarla karþýlaþýyor olmamýz, çarktýr.. Sistem emekçilerin var olduðu her yerde, sömürülere ve baskýlara her gün devam etmektedir. Bugün öðrenci oluþumuz emek sýnýflarýnýn verdiði mücadeleye aslýnda direk þaþýrtýcý deðildir. Bugün okullarda ve diðer kurum ve kuruluþlarda yapýlan eylemler, hak olarak destek olmamýzý bizlere gerektirir. Bilinmesi gereken þudur ki, öðrenci, geleceðin arayýþý içerisinde olan, ekonomik yýkým paketleri ve günden güne artan dayatmalar emekçisidir. Bugün sistemin, emek sýnýflarýna uyguladýðý sömürü, günden güne karþýsýnda gerçekleþtirilmesi gereken eylemlerdir. Genç öðrenci kesimi olarak bilmemiz büyümektedir ve bugünün öðrencisi mevcut sistemin, yýkýlmadýðý sürece daha da kötüsünü gereken þudur ki, okullarýmýzda verilen bu mücadele, kitlesel bir mücadele deðil, görecek olan geleceðin emekçisidir. toplumsal bir mücadeledir. Sýnav haftasý gibi kritik dönüm noktalarýnda dahi olsak, hak

Öðrenci – Öðretmen El Ele!


ÞUBAT 2O11

DÜNYA

SAYFA 16

Mustafa Suphi ve On Beþler Anýldý... Anadolu’da Marksist-Leninist mücadelede büyük emeði geçmiþ, Türkiye Komünist Partisi’nin kurucusu olan ve ayrýca devrimci mücadeleye çok büyük katkýlarý olup, bugün hala devrimci mücadelede yol gösterici icraatlarýyla ýþýk tutan Mustafa Suphi, 15 arkadaþý ile Karadeniz’de katlediliþinin 90. yýlýnda, Türkiye’nin çeþitli bölgelerinde, birçok devrimci ve ilerici kesim tarafýndan saygýyla anýldý. 1882 yýlýnda dünyaya gelen Mustafa Suphi, devrimci mücadeleye, savaþ esirlerinin Çarlýk Rusya’sý tarafýndan Ural’a sürülmesiyle ve sürgün hayatý yaþarken, mücadele içerisinde aktif rol oynadý. 1919 yýlýnda Lenin’in önderliðinde yapýlan üçüncü enternasyonalin kuruluþ toplantýsýnda bulunmuþtur. 1920 yýlýnda, büyük önder Joseph Stalin’in yardýmcýlarýndan, Mir Seyyit Sultan Galiyev'in sekreterliðini yapmýþtýr. Ayný yýllarda Bakü’ye giderek, burada 75 delege ile Türkiye Komünist Partisi’ni kurmuþtur. (O dönemlerin onurlu ML TKP’si, Fransa, Yunanistan, Ýrlanda, Romanya, Ýtalya derken, þimdide kapitalizmin bugünlerde; o TKP’den eseri olmayan, günümüz buhran dönemi, Tunus'ta kendini gösterdi. Ýþsizlik, hayat pahalýlýðý ve yüksek enflasyon karþýsýnda direnen halk, Sidi Buazizi adlý genç bir bilgisayar Kemalist-Troçkist TKP’sine dönmüþtürüldü...) mühendisinin sebze meyve satarak geçim saðlamaya çalýþýrken, zabýtalar Ayný yýllarda, Osmanlý Ýmparatorluðu’nun, emperyalist tarafýndan yakalanarak, mallarýna el koymasýnýn ve zabýtalar tarafýndan güçlerin dünyayý paylaþmak için baþlattýklarý I. Dünya dayaða maruz kalmasýnýn ardýndan kendisini meclis önünde yakmasýyla halk Savaþý’ndan yenik sokaða döküldü. Öfkeli halkýn sokaða dökülmesinin ardýndan devlet baþkaný çýkmasýnýn ardýndan, Bin Ali ülkeyi terk etti. Polisin sert müdahaleleri sonucu kanlý bir þekil alan Sovyetler Birliði’nde mücadelede þu ana kadar resmi kayýtlara geçen 14 kiþinin hayatýný kaybettiði bulunup, daha önce belirtildi. 24 yýldýr iktidarda bulunan ve baskýcý uygulamalarýyla, yakýnlarýný Çarlýk Rusya’sý kayýran ve adaletsiz yönetimiyle bilinen, Zeynel Abidin Bin Ali'nin yönetimi, tarafýndan esir edilen, emek sýnýflarýnýn harekete geçmesine sebep oldu ve muhalefette bulunan Sosyalist Parti'nin desteðiyle, iþsizliðe karþý baþlayan bir isyanla karþý karþýya subay ve erlerden geldi. Tunus Ýþçileri Komünist Partisi'nden yapýlan açýklamada henüz oluþturduðu bir dikdatöryanýn yýkýlmýþ olmadýðý vurgulandý. Ülkeyi terk etmeden önce kuvvetle, Kurtuluþ iktidarda olan Zeynel Abidin yönetimi, insan haklarý ihlalleri, uyguladýðý yobaz Savaþýna, devrimci bir yöntemleri, siyasi muhaliflere uygulanan baský ve basýn özgürlüðünün tutumla katýlmak kýsýtlanmasý nedeniyle tüm dünya kamuoyundan eleþtiriler almaktaydý. 17 istemiþ, Anadolu Aralýk günü, Bazizi'nin hayatýný kaybetmesinin ardýndan baþlayan, iþsizlik ve topraklarýnda, Sovyetler sosyal adaletsizliði protesto etmek için yapýlan eylemler ara verilmeksizin Birliði’nin, yol devam ediyor. Aralarýnda diplomalý iþsizlerin ve sendika üyelerinin de gösterdiði gibi devrimci bulunduðu kýzgýn halk sistemin savunucularýna raðmen mücadelesine devam etmekte kararlý olduðunu gösteriyor. Bütün bunlar devam ederken, sokaklara bir mücadele vermek dökülen bir baþka kesim de halkla karþý karþýya getirilen polisler oldu. Asýl için yola çýkmýþtýr. On amaçlarý sendikal haklarýný kazanmak olan polisler, eylemcilerle karþý karþýya beþ yoldaþý ile birlikte geldikleri anda, kendi haklarýnýn da gasp edilmekte olduðunu dile getirerek Kurtuluþ Savaþý’na artýk halkla birlikte mücadeleye katýlmak istediklerini söylediler ve halkýn devrimci tutumu ile fiilen katýlmaya gelen Mustafa yanýnda eyleme destek verdiler...! Sistem; faþist uygulamalarla hak aramak, Suphi, Ankara hükümeti ile belli baþlý temaslar adaletsizlere karþý gelmek için sokaða dökülen halka ateþ açýldý... Mücadeleye kurduktan sonra, Kars bölgesinden ülkeye giriþ katýlmak için býçaðýn kemiðe dayanmasýný beklemek, sistemin ucunun bize dokunmasýný beklemek boþa zaman harcamaktýr, çünkü bu sistemin devrilmek yapmýþ, fakat bulunduðu temaslar sonrasý, Sovyetler zorunda olduðu açýk ve net ortadadýr, dünyada yaþananlar ortadadýr!, sistemin Birliði’ne geri dönerken, Kemalist Ankara Hükümeti gidiþatý ortadadýr! Bu sistemin yýkýlacaðýný bilen devrimci ilerici kesimler tarafýndan, korumasýz gönderilmiþ ve haince oyuna olarak, içinde bulunduðumuz güç toplama sürecini iyi deðerlendirmek, getirilerek, on beþ yoldaþý ile birlikte hunharca devrime kadar olabildiðince güçlenmek ve mücadeleye býkmaksýzýn sabýrla katledilmiþtir.. devam etmek temel görevimizdir. Bu yolda kaybedecek hiçbir þeyimiz yoktur! Suphi Türkiye’deki devrimci mücadeleye yýllarca ýþýk Bu isyanýn sonucunda ise þimdi yeni bir kuruldu. Fakat yeni hükümet tutmuþ yýllar sonra baþlayan devrimci mücadeleye yol kabinesinde alýnan bazý bilgilere göre Zeynel Abidin'e yakýn kiþilerin var göstermiþ ve hala daha da icraatlarý ile Marksizm olduðu ve bundan dolayý insanlarýn tatmin olmadýðý ve en yakýn zamanda Leninizm’e verdiði hizmetlerle de ýþýk tutmaya devam sözde “uluslararasý temsilcilerin gözetimi altýnda” yeni bir seçime gidileceði vurgulandý... (Bu uluslararasý temsilcilerin hangi devletlerin olacaðýný elbette ki etmektedir. tahmin etmemek mümkün deðil; emperyalizm kendi temsilcilerini gönderip Barikat Gazetesi olarak bizler de, Mustafa Suphi’li On Tunus'ta kendi çýkarlarýnýn güvenliði için seçimlerde iþine gelen adayý Beþleri saygýyla anýyoruz ve devrimci mücadele desteklettirecek; bunun için her yolu deneyecek) Ezilenlerin birlikte uðrunda can veren yüzlerce ve binlerce yoldaþýmýz için, hareketinin, burjuvaziyi devirebilecek tek kuvvet olduðunun örneði, henüz emperyalizmin, faþizmin, kurbaný olan her yoldaþýmýz farklý sebeplerden dolayý tam anlamýyla gerçekleþmiþ olmasa bile buradaki için, devrimci mücadelemiz için, þanlý Kýzýl Bayraðýmýzý mücadelede halkýn önünde kimsenin duramayacaðý bir kez daha görüldü.. onurla taþýmaya devam ediyor, kanlarý dökülen Tunus iþçi sýnýfý ve ezilen halký için umarýz gelecek ay, kurtuluþa giden yolda yoldaþlarýmýzýn hesabýný tek tek soracaðýmýzý tekrar çok daha olumlu argümanlar yazabilmek için geliþmeler saptarýz... Þuanki tekrar vurguluyoruz..! durumlarý dünden daha ileri ve yarýndan daha geri olduðu gerçeði önümüzde

Tunus'da Halk Ýsyan Etti....

duruyor. Direniþin sýnýfsal temelde daha da yoðunlaþmasý ve emperyalizme karþý mücadele sürecinde daha örgütlü bir hareket olmasýný temenni ederiz... Yaþasýn Tunus iþçi sýnýfý ve ezilen halklarýnýn özgürlük direniþi..!

Mustafa Suphi ve Yoldaþlarý Ölümsüzdür..!!


Turn static files into dynamic content formats.

Create a flipbook
SAYI 6 YENI VERSIYON by sol yayin - Issuu