Merhaba Genç Yoldaþlar;
Uzun bir aradan sonra yeniden buluþmanýn heyecaný ve sevinci içerisindeyiz. Dünyanýn devrimci ayaklanmalarla sarsýldýðý bu günlerde, bu ayaklanmalar içerisinde gençliðin rolünün ne kadar önemli olduðunu gördük gerek, Arap devrimlerinde yer alan gençlik, gerekse de Avrupa ve Latin Amerika’da sokaklarda yer alan gençlik devrimleri hýzlandýrýyor. Devrimlerin motor gücü, savaþçý gücü olduðunu her geçen gün gösteriyor. Yine yaný baþýmýzda özgürlüðünü isteyen Kürt halkýnýn mücadelesinde Kürt gençlerinin rolünü ayrýca ele almak gerekir. Çünkü her daim savaþa hazýr olan ve savaþýn içerisinde savaþ yöntemlerini geliþtiren Kürt gençliði militan tavrý ile örnek teþkil etmektedir. Bu süre içerisinde Faþizm hava saldýrýlarýyla Kürt halkýnýn özgürlük savaþçýlarýna dönük yaptýðý saldýrýlar, Kürt analarýnýn cesaret örneði haline gelen sýnýra gitmesi ve bombalarý göðüsleme cesareti, savaþýn faþizm açýsýndan hiç de kolay geçmeyeceðinin iþaretidir. Þimdi devrimin yükseliþe geçtiði bir dönemdeyiz. Ama ayný zamanda yükselen devrimi kanla boðmak adýna emperyalizm ve onun iþbirlikçi kapitalist güçleri yeni emperyalist savaþlara hazýrlanmaktadýrlar. Bu savaþta da emperyalizmin sadýk hizmetkarý Türkiye tekelci kapitalizmine büyük rol düþüyor. Böylesi bir savaþta devrimci iþçi emekçi, öðrenci gençliðin izlemesi gereken politika, “emperyalist savaþý iç savaþa çevir” politikasý olmalýdýr. Gençlik zaten karartýlan geleceðini, birde emperyalistlerin ve kapitalistlerin çýkarýna olan bir savaþla kana boðulmasýna izin vermemelidir. Suriye ile olasý bir savaþta ya da Kürt halkýna dönük saldýrýlarda gençlik, kapitalizme ve onun faþist devletine karþý devrim ve iktidar için savaþmalýdýr. Üniversiteli, liseli gençlik! Devrimci Öðrenci Birliði’nde (DÖB) örgütlenin! Komitelerinizi kurun ve geleceðinizi karartmak isteyen kapitalizme ve onun devletine karþý mücadeleyi yükseltelim. Okullarda yeni dönem baþlýyor ve haliyle öðrenci gençlik mücadelenin yeniden ön sýralarýna geçecek. Ve DÖB bu süreci karþýlayabilecek, gençliðe yol gösterebilecek doðru politikaya sahip tek harekettir. Bütün ayaklanma ve eylemlerde devrimin simgesi olarak ellerde taþýnan CHE’yi, 9 Ekim’de anmak için tüm devrimci gençliði göreve çaðýrýyoruz. Gençlik CHE’nin devrimci yolundan yürümelidir. Mücadelenin yeniden yükseliþe geçtiði bu dönemde, gençliðin öncü partisi Leninist parti 22. mücadele yýlýna giriyor. 21 yýldýr gençliðe politik- pratik yol gösterici olan Leninist Parti, tarihsel günlerin yaþandýðý bu günlerde yol gösterici rolüne devam ediyor. Leninist Parti bayraðý altýnda sosyalizm için mücadeleyi yükseltelim. Bir sonraki sayýmýzda yeniden görüþmek dileði ile...
GENÇLÝK DEVRÝMÝ BÜYÜTÜYOR Umut Güneş
Devrimin en hareketli, coþkulu ve enerjik kesimi olan gençlik, tüm dünyayý etkisi altýna alan eylemlikler içerisinde. Söz konusu gençlik olunca, eylemlerin yýðýnsallýðýndan öte, militanlýðý öne çýkýyor. Bu gençlik eylemleri açýsýndan normal ve sürece de uygun olandýr. Devrimci bir süreçte en sýradan eylemler bile çatýþmaya dönüþme potansiyeline sahiptir. Hele de kabýna sýðmayan öfkesi ile söz konusu gençlik olunca militanlýðýn öne çýkmasý son derece doðal. Ayrýca gençlik sürece uygun olan mücadele tarzýný geliþtirmekte de zorlanmýyor. Devrimin bu en savaþçý kesimi þimdi mücadeleyi ilerleten, devrimi büyüten konumdadýr. Þili’den Yunanistan’a, Mýsýr’dan Ýspanya’ya kadar ve daha pek çok yerde gençlik (özellikle öðrenci gençlik) sokaklarda ve militan mücadele sürdürüyor. Bunun yaný sýra gençliði sokaklara döken sebepler benzer, talepler de öyle. Burada gençliðin talep ve istemlerinin arkasýndaki gerçekleri incelemek, gençliðin kapitalizmdeki geleceðinin ne olduðunu görmek açýsýndan önemli.
2
Sermayenin Geliþimi ve Eðitim Gençlik sýk sýk eðitimin ticarileþtirilmesi üzerinden eylemlere giriþiyor. Burada sermayenin eðitim ile olan iliþkisini görmek gerek. Emperyalist- kapitalist sistemin eðitim alanýndaki politikalarý, sermayenin geliþimi, ihtiyaçlarý ve yönelimi ile baðlantýlýdýr. Sermaye sýnýfý eðitimi nasýl ele alýr? Kapitalizmde eðitim her zaman iþ- gücünün eðitimi ile birlikte düþünülmelidir. (Burada eðitim yolu ile burjuvazinin ideolojisi ve kültürünü vs. gelecek kuþaklara aktarýmýný þimdilik dýþarýda tutuyoruz.) Eðitimi toplumsallaþtýran ve toplumun en geniþ kesimlerine yayan burjuvazidir. Çünkü kapitalizmin geliþimi için en gerekli olan þeylerden biri de eðitimli iþ gücüdür. Bu nedenle burjuva-
zi eðitimi toplumsallaþtýrmýþ ve devlet eliyle kamu hizmeti olarak yürütmüþtür. Böylece sistemin ihtiyaç duyduðu eðitimli iþ-gücü karþýlanmýþtýr. Kapitalist geliþme sürecinde eðitim devletin üzerindedir. Ama þimdi burjuvazi eðitimi kendi üstüne alýyor. Çünkü bilimselteknolojik geliþme ile beraber, geliþen üretici güçler, daha az iþçi ile daha fazla üretimi olanaklý kýlýyor. Tabi bu burjuvazi açýsýndan daha fazla artý-deðer elde etmek demektir. Bu nedenle burjuvazi eðitimi devlet elinden alýp, kendi özel kuruluþlarýnýn, dershanelerin eline veriyor. Devlet elinde olan eðitim ise, iþçi- emekçi çocuklarýnýn karþýlayamayacaðý kadar pahalý. Burjuvazinin ihtiyacý olmadýðý halde, devletin neden toplumsal eðitime devam ettiði sorulabilir.? Cevap yine ayný. Burjuvazinin azami kar hýrsý! Kapitalizmde iþçi-emekçi çocuklarý gelecek kaygýsý ile eðitime yönelirler çünkü, eðitim yoluyla iþ- güçlerini daha nitelikli hale getirebilirler. Bu emekçi ailelerinin çocuklarý için çok daha önemli bir konudur. Ama görülmesi gereken gerçek þu: Dünya üzerinde o kadar çok iþsiz var ve iþsizler içerisinde de giderek artan kýsmý eðitimli iþsizlerken; geliþen teknoloji iþçiyi bir makinenin parçasý haline getirmiþ ve sermaye daha az iþ gücüne ihtiyaç duyuyorken; emekçi ailelerinin bu çabasý yalnýzca eðitimli iþ gücünün deðerinin düþmesine sebep oluyor. Bu nedenle burjuvazi toplumsal eðitimi sürdürmeye devam eder! Son 40 yýldýr burjuvazi eðitimi devletin elinden, kendi üstüne alýyor fakat, ticari bir alan olarak, kar alaný olarak. Sonuçta burjuvazi sadece iþ-gücünün deðerinin düþmesi ile kazanmýyor, eðitim sürecinin kendisinden de kazanç elde ediyor: Yani bu sürecin sonunda burjuvazi düþük maliyet ve düþük ücret anlamýnda kazanmýþ oluyor. Ama sermayenin geliþimi ve uyguladýðý politikalarýn tek sonucu bu mu? Hayýr! Sonuçlardan biri de, sokaklarý gelecek kaygýsýyla savaþ alanýna çeviren gençli-
ðin eylemleri...
Gençliðin Öfkesi Burjuvaziyi Korkutuyor Sermaye sýnýfý özellikle 70’li yýllarda eðitim alanýnda ciddi dönüþümleri gerçekleþtirdi ve eðitim giderek her kademede emekçi çocuklarý için daha pahalý bir hale geldi. Sermaye ticari bir alan olarak eðitimi üzerine aldýðýndan bu yana, öðrenci gençliðin mücadelesi de artarak ve þiddetlenerek büyüyor. Sermayenin çýkarlarý gereði atýlan bu adýmlar, yine sermayenin kendi iktidarýný sarsan gençlik eylemlerinin kývýlcýmý haline geliyor. Gençlik kapitalizmde emekçilerin sürekli yaþamdan kovulduðunu görüyor. Yoksulluðun ve sefaletin sürekli arttýðýný görüyor. Ve daha iyi bir yaþamýn kapýsý olarak gördüðü eðitim sürecinin kendisi için pahalý bir alan haline gelmesi ile, gelecek kaygýsý ile sokaklara çýkýyor. Sorunlarýnýn çözümünü sokakta verdiði mücadele görüyor. Mart ayýnda þifre skandalýyla sokaða dökülen liselileri bir düþünün, onca çaba ve emeklerin bir çýrpýda boþa düþürülmesi nasýl bir tepki doðurmuþtu. Sonuçta burjuvazinin iktidarý gençliðin eylemleri ile sarsýlýyor. Öðrenci gençlik içerisinde þimdi liseliler daha ön planda. Süreç içerisinde mücadelenin daha ileri örneklerini yaratacaklarý gibi, gençlik içerisinde de öncülüðü üstlenecektir. Fransýz liseli öðrencilerin “Ýþçi sýnýfýnýn askerleriyiz” demesi, liseli gençlik içerisindeki bilinç sýçramasýnýn göstergesidir. Ayrýca teknolojinin bu kadar geliþmiþ olmasý ve internet gibi bir iletiþim aracý ile birlikte, dünyanýn bütün devrimci gençliði ileri olaný hemen görüyor, örnek alýyor ve daha ileri adýmlar atmasý gecikmiyor. Liseli gençlik üniversiteli öðrencilerin okul sonrasý durumunu görünce, geleceðinin iþsiz güçsüz sefalet içinde yaþamak olduðunu görebiliyor. Kapitalizmde bir geleceðinin olmadýðýný gören liseliler bu nedenden ötürü erkenden mücadeleye girmiþ oluyor. Bu onlar için
Yaþanan devrimlere, devrimci ayaklanmalara ve eylemlere baktýðýmýzda dikkatimizi çeken araç internet! Kitlelerin, gençliðin patlama noktasýna geldiði ülkelerde geniþ yýðýnlar sorunlarýna çözüm bulmak ya da paylaþmak adýna bir araya gelme, birlikte olma ihtiyacý duyuyorlar. En geniþ kesimleri bir araya getiren internet, bu geniþ yýðýnlarýn örgütlenme aracý haline geliyor. Oluþturulan örgütlenmeler, bizlerin üzerinde sýk sýk durduðu komite konsey tarzý örgütlenmelerdir. Geçmiþte böyle bir araç yokken, iþçiler, öðrenciler çalýþtýklarý alanda ya da yaþadýklarý bölgede bu örgütlenmeleri oluþturmaya giriþirlerdi. Þimdi ise buna ek olarak internet üzerinden oluþturuluyor. Birbirlerini tanýmayan binlerce kiþi internet aracýlýðý ile yan yana geliyor, karar alýyor ve eyleme geçiyor. Tabandan oluþturulan bu örgütlenmeler sayesinde eylem hitap ettiði kesime ulaþýrken, eylemlerin gücünü ve etkisini de arttýrýyor.
bir þans... Sonuçta burjuvazi devrim için çalýþmaya devam ediyor. Patlama noktasýnda olup da, sokaklarda olan yalnýzca gençlik deðil. Ýþçi ve emekçilerin büyük çoðunluðu, yaþam koþullarýnýn kendilerini patlama noktasýna getirmesinden dolayý sürekli eylem halinde. Kapitalizmin sürekli krizi ve yaþamýþ olduðu büyük çöküþ, emekçilerin, gençliðin sokaklardaki eylemlikleri ile daha da hýzlanýyor. Bu dönemde öne çýkan bir baþka geliþme ise þu; hangi sebeple olursa olsun, en sýradan talep ve istemlerle bile sokaða çýkýldýðýnda emekçilerin, gençliðin burjuvazi ile çatýþma durumuna gelmiþ olmasýdýr. Sistem o kadar hassas dengeler üzerinde ki, burjuvazi ayakta kalmanýn tek koþulu olarak baský ve zoru görüyor. Çünkü burjuvazi emekçileri, gençliði aldatabilecek, oyalayabilecek güce ve olanaða sahip deðildir. En büyük emperyalist güç olan ABD bile çöküþün eþiðine gelmiþken diðerleri çok daha periþan halde bulunuyor. Ýþte bu nedenle devrimci eylemler, ayaklanmalar ardý arkasýna gündeme geliyor... Burjuvazinin, gençliðin devrimci eylemlerinden bu kadar korkuya kapýlmasýnýn sebebi budur.
Tabandan Örgütlenme Güçlü Eylem Bizler açýsýndan önemli olan bir baþka þey ise, burjuvaziyi korkutan bu eylemlerin nasýl örgütlendiðidir. Zira örgütlenme bu iþin en önemli aþamalarýndandýr. Kýsa süre içerisinde binleri örgütleyip sokaða dökmek, üzerinde durulmasý gereken bir konu. Yaþanan devrimlere, devrimci ayaklanmalara ve eylemlere baktýðýmýzda dikkatimizi çeken araç internet! Kitlelerin, gençliðin patlama noktasýna geldiði ülkelerde geniþ yýðýnlar sorunlarýna çözüm bulmak ya da paylaþmak adýna bir araya gelme, birlikte olma ihtiyacý duyuyorlar. En geniþ kesimleri bir araya getiren internet, bu geniþ yýðýnlarýn örgütlenme aracý haline geliyor. Oluþturulan örgütlenmeler, bizlerin üzerinde sýk sýk durduðu komite konsey tarzý örgütlenmelerdir. Geçmiþte böyle bir araç yokken, iþçiler, öðrenciler çalýþtýklarý alanda ya da yaþadýklarý bölgede bu örgütlenmeleri oluþturmaya giriþirlerdi. Þimdi ise buna ek olarak internet üzerin-
den oluþturuluyor. Birbirlerini tanýmayan binlerce kiþi internet aracýlýðý ile yan yana geliyor, karar alýyor ve eyleme geçiyor. Tabandan oluþturulan bu örgütlenmeler sayesinde eylem hitap ettiði kesime ulaþýrken, eylemlerin gücünü ve etkisini de arttýrýyor. Neden? Çünkü en apolitik kesime kadar ulaþan bu örgütlenmeler, en geniþ yýðýnlarý politize ettiði ve örgütlenme- birlikte hareket etme mantýðýný verdiði için, devrimin çýkarýna muazzam önemdedir. Ve devrim iddiasý bulunan leninist gençliðin bu alana daha fazla ilgi göstermesi gerekiyor. Ýnternet sadece geniþ kitleleri (özellikle gençlik açýsýndan) sadece örgütleme, propaganda yapma alaný deðil ayný zamanda yönetme, yönlendirme aracýdýr da. Devrimin yükseliþte olduðu bu dönemde genç leninistler, geniþ kitleleri yönetme, yönlendirme yeteneðini göstermelidir. Devrimi zafere taþýyacak olanlarýn, bu konudaki eksiklikleri gidermesi gerekir. Bu geliþkinliði kazanmanýn en iyi yolu da pratiktir. Özellikle sokakta geniþ kitleleri yönetme deneyimine sahip olmak (ve mücadelenin kaderini belirleyecek alanlar sokaklardýr), genç leninistler açýsýndan üzerinden atlanýlmamasý gereken bir konudur. Bu nedenle taban örgütlenmelerinin içerisinde yer almak ve bu örgütlenmeleri bizzat oluþturmak leninist gençliðin, süreci yönlendirmek ve devrime götürmesi için zorunludur. Bu noktada geniþ gençlik kesimlerine, gençliðin ruhuna da uygun olan; tüzük ve yasal zorunluluklarla engellenemeyen, hareketli devrimci örgütlenmeler olan, komite ve konseyleri örgütleme çaðrýsý yapýlmalýdýr. Bu komiteler oluþturulmalýdýr. Devrim ve iktidar amacýyla mücadeleye sevk edilmelidir. Gençlik devrimi büyütüyor. Mücadelenin sertleþtiði Türkiye ve Kürdistan’da gençlik burada da sonucu belirleyecek konumdadýr. Ve leninist gençlik üniversitelerden tutun da, liselere, fabrikalara, atölyelere kadar her yerde, hem geniþ kitleleri örgütleme hem de yönlendirme baþarýsýný göstermelidir. Tarihi günlerin yaþandýðý bu günlerde mücadelenin zaferi buna baðlýdýr. 22. yýlýnda zafere yürüyen Leninist Parti’nin gençliðinden beklediði budur!
3
LÝSELÝ GENÇLÝÐÝN ÝSYANI Gürsel Cihan
4
Geçtiðimiz eðitim yýlýnýn sonlarýna doðru sokaklarý ýsýtan liseli gençlik eylemleri, gündeme damgasýný vurmuþtu. Bir anda sokaklarý dolduran liselileri, sokaða çýkartan neydi? Yeni eðitim yýlý baþlarken, bu konuyu yeniden ele almak, mücadelenin geliimi açýsýndan önem rz ediyor. Çünkü liseliler geleceði temsil ediyor! Uzun süredir geniþ halk kitleleri zaten sürekli olarak eylem halindeydi. K. AfrikaOrtadoðu, onlardan önce Avrupa’da yaþananlarý bir kenara koysak, sadece bu topraklarda yaþananlara baksak bile bu durum açýkça ortada; Tekel çadýrkent, 1 Mayýs, ODTÜ’de üniversite öðrencilerinin “Baþkaldýrýyoruz” eylemi ilk akla gelen ve en çok etki yaratan örnekler. Kürdistan’ý ise söylemeye gerek yok, her gün daha ileri, daha etkili eylemlerle binlerce genci ve emekçiyi sokaða döküyorlar zaten. Bunlarýn dýþýnda iþçisi, memuru, doktoru, asistaný, mühendisi, emekçi sýnýflarýn hemen hepsi eylem alanlarýný dolduruyor. Bu tabloda sanýrýz bir eksik liseli gençlikti, sermaye sýnýfý onlarý da þifreli cevaplarla sokaða döktü. Sermaye sýnýfý yalnýzca kendi mezar kazýcýlarýný yaratmakla kalmýyor, bir de onlarý kendi elleri ile eylemlere itiyor. Mart ayýnýn sonunda yapýlan sýnavda cevaplarýn þifrelendiðinin ortaya çýkmasýyla birlikte, yaþananlarý kýsaca hatýrlarsak; ÖSYM ilk açýklamasýnda sadece basýna daðýtýlan kitapçýklarda þifrenin varlýðýný kabul etti, daha sonra bunu yalanlayýp iddialarý kabul ettiler ama sehven. Hatta daha önce yapýlan dört sýnavda daha var olduðunu açýladýlar. Konu yargýya taþýndý, savcý “þifre var, kopya yok” açýklamasý yaptý, ÖSYM mahkemeye sunduðu savunmasýnda þifreyi reddetti, “bilgisayar programý yanlýþ çýkmýþ” dedi. Daha sonra puanlarýn hesaplanmasýnda yaþananlar gündeme oturdu. Bu listeyi uzatmak mümkün, her gün yeni bir þey ortaya çýkýyor. Bir yandan bunlar yaþanýrken, sermaye sýnýfýnýn sözcüleri de, daha ilk iddia ortaya atýldýðý andan itibaren, ÖSYM’ye tam destek verdiler. ÖSYM baþkanýnýn açýklamalarý sonrasý yapýlan “tatmin olduk” açýklamalarýyla, konunun üzerini kapatmaya, geçiþtirmeye çalýþtýlar. Ancak baþaramadýlar. Daha sonra ise, mahkeme kararýndan da güç alarak, büyük bir piþkinlikle “ÖSYM’de ne skandallar oldu da, kimse üzerinde durmadý” Ya da “ Gençler ÖSYM baþkaný’nýn elini öpsün” gibi açýklamalar bile yapýldý. Onlar için durum açýktý; ÖSYM görevini yaptý,
yargý görevini yaptý. Böylece daha önce yaþanan KPSS skandalý gibi, hatýrlanýrsa eþ, dost, akraba, hep beraber tam puan alanlar olmuþtu, “ellerine- yüzlerine bulaþtýrmadan” bu iþi de baþardýlar. Onlar bu iþi baþardýlar da, peki ya emekçi ailelerinin çocuklarý? Onlar ailelerinin ve kendilerinin yaþadýðý zorluklara karþý kör deðiller. Sýnýfsal konumunun getirdiði zorlu yaþam koþullarý içinde büyürler. Okula devam edebilmek bile bir lükstür. Devam edebilenler ise, her zaman imkan ve olanaklar bakýnýndan geridedirler. Emekçi semtlerdeki okullar ile büyük þehir merkezindeki okullar ve oradaki dershane arasýndaki farký kapatýp üniversiteyi kazanabilmek, bir emekçi çocuðu için olaðanüstü emek gerektiren, baþlý baþýna bir mucizedir. Böyle zor þartlarda eðitimin her kademesinde elene elene sýnava gelmenin zorluðu üstüne bir de þifreli cevaplarla elenmek, emekçi çocuklarýna eðitimin kapýlarýný tamamen kapatmak anlamýna geliyordu. Gençlik buna seyirci kalamazdý, kalmadý da. Bugüne kadar biriktirdiði enerjisini, öfkesini anýnda pratiðe geçirdi. Dört bir yana yayýlan eylemler baþladý. Bunda elbette ki, K. Afrika- Ortadoðu’da yaþananlarýn etkisi, buradan çýkarýlan dersler ile buralardan önce Avrupayý sarsan öðrenci eylemlerinin etkisi de büyük. Bu hep böyle olmuþtur. Kitleler her zaman baþka yerlerde yaþanan mücadeleler sonunda kazanýlan deneyimlerden faydalanýr, açýlan yeni yollardan yürürler. Özellikle, söz konusu olan gençlik ise enerjisi ve yaratýcýlýðýyla bundan en iyi þekilde faydalanýr. Peki, bu eylemlerin sebebi sadece þifreli cevaplar mýdýr? Ya da þöyle diyelim; bu eylemler duru gökte çakan þimþek midir? Hayýr! Þifre sadece kapaðý açtý, cini özgür býraktý. O, uzun zamandýr kendini ortaya çýkacaðý bir sonraki bahaneyi hazýrlýyordu. Gençliði sokaða döken sorunlar köklüdür, geleceðe dair özlemler, umutsuzluk, büyüktür. Geleceðine dair özlemlerine, umutlarýna ulaþabilmesinin tek yolu olarak gördüðü sýnavda yaþananlardan sonra, geleceðine dair tutunduðu tek dalý da kaybetmiþ, büyük bir umutsuzluða düþmüþtür. Þifre ortaya çýktýktan sonra intihar eden öðrenciler bunun en çarpýcý örneðidir. Sokaða çýkan gençliði sadece talepleri etrafýnda deðil, bunlarla da deðerlendirmek gerekir. Gençlik sokakta sorunlarýna köklü çözüm aradý, geleceðini arýyor. Üstelik geleceðini elde edebilmesinin tek mücadele yolu olan sokaklarda.Liseliler yýllarýn devrimci mücadele deneyimlerini iyi anlamýþ durumdalar, sokaklar özgürleþti-
rir, özgürlüðün yolu sokaktadýr! Bu þekilde ortaya çýkan baþka eylemliklerde olduðu gibi, kitlelerde iktidar mücadelesi verme bilinci daha tohum halindedir. Bu nedenle taleplerinin ne olduðu o an için çok önemli deðil ama, eylemlerin nesnel temeli o kadar kuvvetli ki, kitlelerdeki bilinç sýçramasý bu kýsa zamanda, eylem halinde gerçekleþecektir. Bunun en çarpýcý kanýtý ise, ortalama solun ona asla gösteremeyeceði bir yolda ilerleyip, en kitlesel, en coþkulu haliyle 1 Mayýs’ta Taksim’de olmasýdýr.Genç kitleler tohum halindeki bilinciyle bile ortalama solun ona verebileceðinden fazlasýna sahiptir. Ýþçi sýnýfýnýn yanýnda kavgada yer alacaðýna açýkça ilan etmiþtir. Týpký Fransa’da liseli öðrencilerin “Ýþçi sýnýfýnýn Askerleriyiz” sloganýyla ortaya çýkmasý gibi. Burjuvazi bunun farkýnda olduðu için gençliðin iþçi sýnýfýyla birlikteliðini engellemek için elinden geleni yapýyor. Liseli gençlik dün gerçekleþtirdikleri pratikten dersler çýkarmalýdýr. Yeni dönemde verilecek mücadeleyi daha ileri boyutlara taþýmanýn bir yolu da, geçmiþin deneyimlerinden faydalanmaktýr. Gençlik kendisini kasýp kavuran geleceksizlik sorununa karþý iþçi sýnýfýyla birlikte mücadele etmelidir. Bu anlayýþ gençliðe örgütlü mücadelenin zorunluluðunu kavratýr. Gençlik, sermaye sýnýfýnýn ona asla veremeyeceði geleceðini, her þeyden önce politik özgürlüðün kazanýlmasý mücadelesiyle elde edebileceðini, sorunlarýna ancak böyle köklü çözüm bulabileceðini bilmelidir. Bu bilinç ve politika özümsendikçe daha ileri gidecek ve geleceðini kazanacaktýr. Gençlik bu potansiyeli taþýyor ve geleceðini kazanmaya hiç bu kadar yakýn olmamýþtý. Hele de þimdi dünyanýn öbür ucundan (ÞÝLÝ) binlerce genç hergün sokaklarý ýsýtýr, özgürlüðünü talep ederken, gençliðin geleceðini karartan kapitalizm krizden krize yuvarlanýp çökerken; gençlik geleceðini kazanmaya hiç bu kadar yakýn olmamýþtý.
Þili’de Gençlik Sokakta
Uzun süredir parasýz eðitim talebiyle sokaklarda olan liseli öðrenciler, her geçen gün mücadelelerini daha ileri bir aþamaya çýkarýyor. Neredeyse her eylem sonrasý polisle çatýþan ve sokaklarý ýsýtan gençlik, devrimci militan ruhunu gösteriyor. 16 Temmuz Gösteriler yýllardýr ülkede yürürlükte olan faþist general Augusto Pinochet döneminden kalma eðitim politikalarýnýn iptalini isterken, eylemler doruðuna ulaþtý. Yürürlükte olan eðitim politikasý eðitim giderlerini yerel hizmetlere devrederken öðrenciler, eðitimin merkezi idarenin denetimine girmesini ve bölgeler arasýndaki eþitsizliðin kaldýrýlmasýný, eðitime daha fazla bütçe ayrýlmasýný istiyor. Yaklaþýk 80 bin öðrencinin katýldýðý Santiago’da ki eylemde öðrenciler, Pinochet döneminde idaresi belediyelere býrakýlan eðitimin, yeniden merkezi idareye devredilmesini, bölgeler arasýndaki eþitsizliðin giderilmesini ve eðitime ayrýlan bütçenin artýrýlmasýný talep ediyor. Bu eylemde polis öðrenci gençliði engellemeye çalýþtý, barikat kurdu ama öðrenciler barikata yüklenince çatýþma çýktý ve saatlerce sürdü. 54 öðrenci gözaltýna alýndý, çatýþma sonunda 32 polis yaralandý. 4 Aðustos Eylemlerine aralýksýz devam eden öðrenciler 4 Aðustos günü de Santiago’da toplandý. Bu eyleme üniversite öðretim görevlileri, öðretmenler ve eðitim emekçileri de destek verdi. Ýç iþleri bakanlýðýnýn eylemleri yasa dýþý ilan etmiþti. Bu nedenle polis eylemcilere saldýrdý. Santiago sokaklarý eylemlerden ötürü savaþ alanýna dönerken, eylem sonun da 235 kiþi göz altýna alýndý. Öðrenci temsilcileri yaþananlarý 30 yýl önceki darbe dönemine benzetirken eylemleri yükseltme çaðrýsý da yapýldý. 22 Aðustos Günlerdir eylemlerde olan öðrenci gençliðe destek için Þili’de iþçiler sýnýfý iki günlük grev kararý aldý. Þili Merkez Ýþçi Sendikalarý Konfederasyonu (CUT) 24-25 Aðustos tarihlerinde ülke çapýnda grev çaðrýsý yaptý. Konfederasyondan yapýlan açýkla-
mada “Ýþçi sýnýfý, mücadelesinin her döneminde yanýnda gördüðü öðrencileri bu haklý mücadelesinde yalnýz býrakmayacaktýr. Parasýz eðitim hakký için iþçi sendikalarý olarak iki günlük greve çýkma kararýný bu nedenle aldýk” denildi. Gençlik mücadelesiyle toplumun pek çok kesimini harekete geçiriyor. 2 günlük grev kararý da bunun göstergesi. 24 Aðustos Ýþçilerin öðrencilere destek için almýþ olduðu grevin ilk gününde çatýþmalar daha da büyüdü. Ýþçiler sadece öðrencilere des-
tek için deðil, darbe anayasasýnýn deðiþtirilmesi, emeklilik gibi haklarý içinde sokaða çýkan iþçiler, saatlerce polisle çatýþtý. Çatýþma sonunda 19 polis yaralandý ve 350 kiþi gözaltýna alýndý. Çatýþmalarýn özellikle öðrencilerin olduðu kolda þiddetli sürdüðü görüldü. Grev sebebiyle Þili’de iþçiler Valparaiso, Concepcion, Valdivia, Puerto Montt, Pucon, Talca, San Carlos ve baþkent Santiago’da alanlara çýktý. Grev gece yarýsý baþlamýþtý. “Öðrencilerin Lideri Öldürülürse Eylemler Biter!” Þili’de öðrencilerin eylemleri sonuç vermeye baþladý. Ayný zamanda burjuvazinin bu eylemlere olan öfkesi ve korkusu da açýða çýkardý. Þili’de Kültür bakaný Tatiana Acuna eylemler için “Öðrencilerin lideri öldürülürse eylemler biter!” dedi. Ve yükselen tepkilerin ardýndan Kültür bakanlýðýndan kovuldu. Öðrenci lideri Camila Vallejo hakkýnda “Camila öldürülürse Þili’de öðrencilerin eylemi biter” açýklamasý sonunu getirdi. Bakanlýktan kovulduktan
sonra ölüm tehtidleri aldýðýný söyleyen Tatiana Acuna polis korumasýna alýndý. Eylemlerin etkisiyle bankalar öðrenci kredilerine uygulanan faizleri %6.4’ten %2’ye indirdi. “Þili Burjuvazisi bir çocuðu katletti” Þili’de ölüm tehtidlerinde bulunan bakanýn kovulmasýnýn ardýndan, burjuvazi “samimiyetini”, iþçilerin öðrencilere destek için yaptýklarý grevde 14 yaþýndaki Manuel Gutiérrez Reinoso’yu kurþunla katlederek gösterdi. Eylemlerde polisin þiddeti artarken, öðrenciler geri adým atmýyor ve mücadeleye devam ediyor. 1990’da Augusto Pinochet’in devrilmesinden sonraki ilk 48’lik grevde 14 yaþýndaki bir çocuk katledilirken, 1500’den fazla kiþi yaralandý. Greve 2 gün boyunca 600 bin kiþi katýldý. “Eðitim Bakanlýðý iþgal edildi” 2 günlük genel grevde 14 yaþýndaki Manuel Gutiérrez Reinoso’nun öldürülmesinden sonra öðrenciler ölen arkadaþlarýný anmak ve eylemler sonunda öðrencilerle görüþmeye hazýrlanan Devlet baþkaný Pinera’ya taleplerini daha görünür kýlmak için Eðitim bakanlýðýný iþgal ettiler. Ayný zamanda öðrenciler Ýçiþleri Bakaný Rodrigo Hinzpeter´in de istifasýný istedi. Bakanlýðý iþgal eden yaklaþýk 50 öðrenci eylemlerini 3 saat sürdürebildi. Polis camlarý kýrarak içeri girdi ve öðrencileri gözaltýna aldý Devlet baþkanýyla görüþecek olan iktidara yakýn Þili Öðrencileri Konfederasyonu (CONFECH)’e karþý olanlar da var. Bu görüþmeye karþý çýkan öðrenciler, devlet baþkanýnýn bu tür görüþmelerle eylemleri bitirmeye çalýþtýðýný söylüyorlar. (CONFECH)’in ise bu görüþmeye katýlarak Devlet baþkanýnýn bu çabasýna ortak olduðunu söylüyorlar.
5
GELECEK ELLERÝMÝZDE
GELECEK SOSYALÝZMDE
Üniversiteli ve Liseli Gençlik Dünyanýn devrimler, devrimci ayaklanmalar ve sokak savaþlarýyla sarsýldýðý bir dönemdeyiz. Emekçiler, ezilen sömürülen halklar ve iþçi, emekçi, öðrenci gençlik kapitalizme karþý saldýrýya geçmiþ, taarruz halindedir. Gün geçmiyor ki dünyanýn her hangi bir yerinde gençliðin yer almadýðý bir eylem ya da gençliðin sokaklarý ýsýtmadýðý bir eylem olsun. Kapitalizm bugüne kadar, gençliðe hiçbir þey veremeyeceðini, gençliðin geleceðini karartmaktan baþka bir þey yapamayacaðýný göstermiþ oldu. Gençliðin bugün kapitalizmden beklediði, bekleyebileceði bir þey yoktur. Kapitalizmde gençliði; geleceksizlik, iþsizlik, yozlaþma ve soysuzlaþmadan baþka bir þey beklemiyor. Bunun farkýnda olan devrimci gençlik, içinde bulunduðu ulusun da geleceðini belirleyebilecek bir mücadele veriyor. Arap halklarýnýn devrimlerinde, Yunanistan, Ýtalya, Ýspanya, Þili, Ýngiltere ve daha pek çok yerde bunu kanýtlamýþ durumda. Gençliðin savaþtýðý ve savaþmasý gereken gelecek SOSYALÝZMDÝR! Çünkü yalnýzca sosyalizm gençliðin geleceðini garanti altýna alabilir. Ve hiç bir kaygý duymadan yaþamasýna olanak saðlayabilir. Gün devrim için, sosyalizm için mücadele günüdür...
6
Üniversiteli, Liseli Gençlik Tüm dünyada olduðu gibi Türkiye tekelci kapitalizmi de eðitim alanýnda uyguladýðý politikalarla emekçi çocuklarýna eðitimin kapýlarýný kapatmaktadýr. Bin bir çaba ve emekle o kapýlardan içeri girenler ise aðýr bir sömürüyle birlikte, dogmatik, bilimsel olmayan bir eðitimden geçirilmektedir. Böylece bencil ve kendi çýkarýndan baþka bir þeyi düþünmeyen bireyler yetiþtirilmektedir. Ama bu sürecin her adýmýnda hem gençlik hem de emekçiler büyük kaygý duymaktadýrlar. Çünkü binlerce genç eðitim sýralarýndan geçtikten sonra, diplomalý iþsizler kervanýna katýlmakta ve iþsizler hanesinde bir sayýya dönüþmektedir. Bu emperyalist- kapitalist sistemin tüm dünyada eðitim alanýnda uyguladýðý politikadýr. Bu politikalarýn iflas ettiðini, Þili’deki öðrenci eylemlerinden görebiliriz. Dahasý Þili’li öðrencilerin örneðini her yere taþýmak ve ilerletmek ödevimizdir. Tüm bu yaþananlardan sonra anlýyoruz ki, bugün emekçi çocuklarýna bilimsel eðitimin kapýlarýný açacak tek sistem sosyalizm-
dir. Çünkü kapitalizmde eðitim giderek, elit bir tabakanýn alabileceði pahalý bir alan haline gelmiþtir. Gençlik geleceðini sokakta, devrimci mücadelede ellerine alabilir ve almalýdýr.
Üniversiteli, Liseli Gençlik Türkiye ve K. Kürdistan devrimi tarihi günlerden geçiyor. Her yerde ve her alanda yoðunlaþan çeliþkiler, devrim ile karþý- devrim arasýndaki son çarpýþmalarý hýzla yaklaþtýrýyor. Gerek iþçi ve emekçilere dönük saldýrýlar; gerekse de Kürt halkýna dönük yapýlan savaþ hazýrlýklarý ve emperyalist- kapitalist sistemin dünya ölçeðinde geliþen devrimlere ve devrimci ayaklanmalara karþý giriþtikleri emperyalist savaþ hazýrlýklarý tüm bu süreci hýzlandýrýyor. Ýþte devrimci gençlik böylesi tarihi günlerde vereceði mücadele ile hem kendi geleceðini hem de iþçi ve emekçilerin geleceðini etkileyebilecek önem sahiptir. Öðrenci gençlik burada nasýl bir yol izlemeli? Bizler Türk, Kürt, Arap, Laz vb. öðrenciler olarak, öncelikle þunu belirtmeliyiz ki bu saldýrýlar devrimi önlemek bir yana, devrimi hýzlandýrýyor. Ýþçi ve emekçilere dönük yapýlan saldýrýlar, sermaye sýnýfýnýn 12 Eylül faþist darbe koþullarýnda bile el sürmeye cesaret edemediði Tazminat hakký üzerinden gitmekte ve giderek geniþlemektedir. Eðer sermaye sýnýfý bugün bu saldýrýlarý yapýyorsa bu cesaret kazandýðýndan deðil, baþka seçeneðinin kalmamýþ olmasýndan kaynaklýdýr. Kapýda ki kriz ise cabasý. Öðrenci gençlik bu durumda iþçi sýnýfýnýn yanýnda, ondan bir an bile kopmadan mücadelesini ve taleplerini birleþtirmelidir. “Politik Özgürlük Kazanýlmadan Akademik Özgürlük Kazanýlamaz” anlayýþýyla hareket etmelidir. Týpký Fransýz liseli öðrencilerin yaptýðý gibi “Ýþçi Sýnýfýnýn Askerleriyiz” bilinciyle hareket etmeli ve sokaklarda emeðin iktidarý için mücadele vermelidir. Bugün öðrenci gençliðin geleceðini kazanma mücadelesi iþçi sýnýfýyla birlikte yürütülen mücadele ile olanaklýdýr. Çünkü emekçilere dönük yapýlan bu saldýrýlar, kapitalizmde geleceði kararan gençliðin iyice umutlarýnýn tükenmesi anlamýna gelmektedir. Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesi ileri boyutlardadýr. Türkiye ve Kürdistan devriminin þu an en hareketli, mücadeleci ve örgütlü kesimidir. Bu nedenle öðrenci gençlik ezilen bir ulus olan Kürt ulusunun Kendi Kaderini Tayin Hakký mücadelesini sonuna ka-
dar desteklemeli ve gerçekleþmesi için mücadelesini yükseltmelidir. Çünkü ayný kapitalist sömürü altýnda yaþama ve ayný faþist devletin baský ve katliamýna maruz kalan Türk, Kürt ve diðer ezilen ulusal topluluk gençlerinin mücadelesi ortaklaþmýþtýr. Özellikle Türk ve Kürt gençliðinin birlikte yürüteceði mücadele faþizmin saldýrýlarýný boþa düþürecek ve devrimin bu en hareketli gücü ile birlikte birleþik devrim zafer kazanacaktýr. Bugün öðrenci gençlik, geleceðini kendi ellerine almasý için ezilen ulus olan “Kürt Ulusunun Kendi Kaderini Tayin hakký”ný tanýmalý ve bu hakkýn gerçekleþmesi için mücadele etmesi gerekir. Üniversitelerde ve liselerde ortak yürütülen mücadeleler, mücadele birliðinin örüleceði bir baþka alan olacaktýr. Ve son olarak Emperyalizmin iþbirlikçi kapitalistlerle giriþmek niyetinde olduklarý yeni emperyalist savaþlara karþýn, burada öðrenci gençlik “Emperyalist Savaþý Ýç Savaþa Çevir” politikasýný izlemelidir. Çünkü gençlik geleceðini ancak emperyalizmin kanla boðma planlarýný boþa düþürerek ve kendisi gibi geleceði karartýlan diðer uluslarýn gençliði ile enternasyonal dayanýþma içerisinde olarak güvenceye alabilir. Bunun dýþýndaki her yol; gençliði daha fazla karanlýða ve çýkarlarýna uygun olmayan savaþlara sürüklenmekten baþka bir sonuç getirmeyecektir. Üniversiteli, Liseli Gençlik Devrimci Öðrenci Birliði (DÖB) sizleri komiteler tarzýnda örgütlenmeye ve DÖB saflarýnda bu politikalarla mücadele etmeye çaðýrýyor. Deniz’lerin devrimci davasýný sürdüren DÖB, devrimci gençliðin militan mücadelesini yükseltme çaðrýsýnda bulunur. Kapitalizmin iflas ettiði bugün, öðrenci gençlik aydýnlýk geleceðe yalnýzca sosyalizmde ulaþabilir. Devrimci gençliðimiz; bir avuç burjuva asalaðýn geleceðimizi ve dünyamýzý karatmasýna izin vermeyelim! Kapitalist dünyayý, bir avuç burjuvanýn baþýna yýkmadýðýmýz sürece, gençlik asla özgür olmayacaktýr. Ve bugün devrim günceldir, sosyalizm güçlüdür! Devrime hiç olmadýðýmýz kadar yakýnýz. Devrim Ýçin Ýleri!.. DEVRÝM GÜNCELDÝR, SOSYALÝZM GÜÇLÜDÜR! DENÝZLERÝN YOLUNDA DÖB SAFLARINA!
DÖB/ Devrimci Öðrenci Birliði
DÜNYA’DA EKONOMÝK KRÝZ VE DEVRÝM Ulaş Devrim Bahar
Dünyayý yeniden kriz tartýþmasý sarýp sarmaladý.(Aslýnda hiç bitmemiþti, 2008’deki krizden düzeldik diye çýkanlar da dahil, bütün kapitalist merkezler, yeni bir kriz dalgasýnýn korkusuyla önlemler almaya baþlamýþtý.) Kapitalist dünyanýn bir numarasý ABD’de yapýlan borç sýnýrýnýn arttýrýlýp arttýrýlmamasý tartýþmasýna bakan “uluslararasý uzman” kiþiler yeni bir ekonomik krizin kapýda olduðunu söylemeye baþladýlar. 1990’lý yýllarda “Tarihin Sonu”nu ilan edenler, bugün kapitalizmin sonunu tartýþmaya baþladýlar. Ama bu noktada deðinmeden geçemeyeceðiz. “Bizim” baþbakan da varsýn takýlsýn kendine. “Bu kez teðet bile geçmeyecek” Doðrudur, “sayýn” baþbakan diyorsa sorgulamamak lazým. Baþbakanýn sözlerine kargalar bile göbeklerini tutarak güler. Neyse baþbakaný bu konudaki umutsuz çabalarýyla yalnýz býrakýp dünyadaki krize ve nedenlerine bakalým. Yakýn zamanda kriz lafýný ABD’nin yasal borç sýnýrýný arttýrýp arttýrmamasý tartýþmasýnda yeniden duyduk. (Aslýnda dediðimiz gibi hiç bitmeyen sürekli konusu edilen bir konuydu) ABD’nin toplam borç miktarý Amerikan yasalarýna göre sýnýra dayanmak üzere. Daha sonra da ABD’nin kredi notu düþürüldü. (Bu ABD tarihinde ilk kez oluyor) Dünyanýn bir numarasýnda neler oluyordu böyle? Elbette ki süreç böyle baþlamadý. Emperyalist-kapitalist sistemin baþ temsilcisinde yaþanan sýkýntýlar, özünde emperyalist-kapitalist sistemin sonunun gelmesinden baþka bir þey deðil. Kýsa süre önce, 2008 yýlýnda Mortgage krizi ile baþlayan dünya ekonomik buhraný, dev tarihi bankalarý, uluslar arasý tekelleri ve ülkeleri batýrmaya baþladý. Birçok ülke de bu noktaya doðru gidiyor. Bu sýrada da tarýmsal bir kriz patlak verdi. 2008 yýlýnda patlak veren krizin arkasýnda neden olarak herkes, kapitalistlerin büyük kazançlar elde ettiði finans sisteminin çökmesini gördü. Karþýlýðý bile olmayan hayali paralarla sürekli þiþen balon patlamýþtý. Bir Finans krizinden bahsederken kapitalizmin sonununu tartýþmak, Marks’ý hatýrlamak, “Marx haklýydý” demek baþka gerçeklere iþarettir. Burjuva ekonomistleri böyle söylettiren gerçek þudur: Kapitalist üretim biçimi, artýk kapitalizmin sonunu getirmiþtir ve kapitalizmi sýnýrlarýna dayandýrmýþtýr. Fakat bu gerçe-
ðin dýþýnda, yaþananlara sürekli bu finansal bir krizdir, ya da aþýrý üretim krizidir vs. demek bir aldatmacadýr. Aslýnda kapitalizmin yaþadýðý krizlerin temelinde yatan; yoksulluðu sürekli geniþ emekçi kitlelerin elinde toplayýp büyüten, zenginliði ise sürekli bir avuç tekelin elinde toplayan kapitalist üretim biçiminin kendisidir. Bu nedenle kapitalizmde kriz yapýsaldýr. Ve devlet erkanýndan, burjuva ekonomistlere, hatta reformist ve oportünist hareketlerin deðerlendirmelerine kadar hepsi, bu gerçeðin üstünü örtmek içindir. Çünkü kapitalizm artýk sýnýrlarýna gelip dayanmýþ ve çöküþ sürecine girmiþtir. Artýk bundan sonra kapitalistler arasý rekabet, Mortgage krizi ya da aþýrý üretim krizi, ne denirse densin bu gerçek aklýmýzdan bir an olsun çýkmamalýdýr. Bir kapitalist insanlarýn ihtiyaçlarýný düþünerek üretim yapmaz, onun esas derdi artý- deðer elde etmektir. Fakat kapitalizmin sürekli geniþletilmiþ yeniden üretim yapmasý da gerekir, yoksa sermayesini büyütemez. Ama burada þöyle bir sorunla karþý karþý ya ki bu onun çözebileceði bir sorun deðil ve bizim de üstünden atlamamýz gereken bir sorun. Kapitalizmde sürekli sömürülen, açlýða ve yoksulluða itilen geniþ emekçi yýðýnlarýn, ayný zamanda da alým gücü sürekli düþer. Oysa pazara sürülen metalarýn (satýlmak üzere üretilmiþ olan mallar) pazarda alýcý bulmasý gerekir, yoksa artý- deðere dönüþemez ve kapitalistin ürettiði mallar elinde kalarak krize girer. Pazar metalarla doluyken, geniþ emekçi yýðýnlar, yoksullukla ve açlýkla pençeleþir. Ýþte kapitalist sistemin krizlerinin temelinde yatan gerçek budur. Bu gerçeði doðuran þey ise; Kapitalist özel mülkiyet sistemidir.
Yani burjuvalar üretim araçlarýna sahipken, emekçiler bunlardan yoksun olarak sadece emek-güçlerini satarak geçimini saðlarlar. Kapitalizmin geliþmesiyle birlikte kapitalist özel mülkiyet ile üretimin toplumsal karakteri arasýndaki çatýþma hat safhaya ulaþýr. Sonuçta kapitalizm gerçekte hiç çözemeyeceði sorunlarla yüz yüze gelir. Bu sorunlarýn gerçek çözümü kapitalist özel mülkiyet sistemini ortadan kaldýrmak, toplumsal mülkiyet sistemini kurmaktýr. Yani kapitalizmi yýkmaktýr. Burada bir þeye daha deðinmek gerekir, bazýlarý yaþanan krizleri ve yoksulluðu, kapitalistlerin üzerine atarak, sorunu kapitalistlerde görerek, “Krizin Faturasý Kapitalistlere” sloganýný ortaya atýyorlar. Bu kesimler yaþanan krizlerde kapitalist üretim biçimi gerçeðini görmezden gelerek, dogmatik hareket ediyorlar. Ve emekçilere, gençliðe yanlýþ hedef göstermiþ oluyorlar. Tüm bunlar kapitalistin ne sadece hýrsýndan ne de kötü niyetinden kaynaklanýr bunlar kapitalist üretim biçiminin kendisinden kaynaklanýr. Bilimsel olan budur. Marksizme Leninizme uygun olan tespit budur. 2008 krizine dönersek orada kapitalistlerin kazanç yollarýnýn giderek týkandýðýný ve sistemin tamamen iþlemez hale geldiðini görmüþ oluruz. Kapitalist açýsýndan artý- deðer elde etmenin bir ara aþamasý olan üretim her zaman onun sýrtýnda bir kambur gibidir. O her zaman paradan para kazanmayý tercih eder. Bu noktada hýzla geliþen banka sistemi ve onun bugün ulaþmýþ olduðu düzey de kapitalistin ihtiyacýný karþýlamaz hale gelmiþtir, onun çöküþünü hýzlandýrmaktadýr. Sistem öyle hallere geldi ki bu yolla kazanýlan paralar ne gerçek-
7
te var ne de bunlarýn piyasada karþýlýðý. Paralar sadece banka hesaplarýnda ve sanal ortamda. Ama bu balon da kendi sýnýrýna dayandý. Kapitalistlerin balonu daha fazla büyüyemez hale geldi. Ýþte tam bu anda patladý kriz. Hedge Fonlarý yani büyük sermaye sahiplerinin hiçbir yasal ve kurumsal sýnýr tanýmadan dünyanýn her yerinde spekülasyon yaratma araçlarý battý. Burayla sýký baðý olan inþaat sektörüne sýçradý kriz. Mortgage krizi insanlarý evlerinden etti, inþaatlar durdu, konutlar çürümeye terk edildi. Bu sýrada da tarým çöküþün eþiðine geldi. 37 ülkede açlýk ayaklanmalarý patlak verdi. Dev bankalar iflas etti, bir kýsmý da büyük zararlar açýklayarak iflasýn eþiðinde olduklarýný söylediler. Koca General Motors, Amerikan hükümeti tarafýndan kurtarýldý. Büyük paralar tekellere aktarýldý. 1929 krizinden büyük bir krizdi bu. Artýk devlet müdahalesi krizi daha da büyütmekten ve çöküþü azýcýk uzaklaþtýrmaktan baþka iþe yaramýyordu. Tekeller iflas eder de onlarýn “kolektif otlanma alaný” devletler durur mu? Ýzlanda, Ýrlanda derken Yunanistan, Ýspanya, Portekiz… Ýþte böylece
2008’deki kapitalizmin tarihinin en aðýr buhraný tüm dünyayý sarstý. Ve kapýdaki krizin bundan çok daha aðýr olacaðý aþikar. Dünyayý saracak ekonomik krizi ve bunu izleyecek politik krizde kapitalizmin sonunu gören emperyalist-kapitalist ülkeler (Ne acý daha on yýl önce deðil miydi “Tarihin Sonu”nu ilan eden bu beyler) baþlarýnda ABD kendi varlýklarý için baðýmlý ülkelere tam ilhaký ve bu ilhakýn sonuna kadar vardýrýlmasýný istediler. Bu da baðýmlý ülkelerin yýkýmýna yol açtý. Küçük üreticiler battý, iþçi sýnýfýnýn ekonomik ve sosyal haklarý budandý. Kontrol edilemeyen ekonomik alanlardaki þirketler, üreticiler ya batýrýldý ya da kontrol altýna alýnýp hizaya getirildi. Sistemin zayýf halkalarý kopmaya baþladý. Kapitalistler son dönemde yaþananlara karþý – mesela Yunanistan batmak üzere- para aktarma yolunun iþe yaramadýðýný ve sadece “acý sonlarýný” yaklaþtýrdýðýný görerek yeni yollar aramaya baþladýlar. Ýþte 2008’de yaþanan yüzyýllýn krizi daha bitmeden etkileri silinemeden yenisi geldi. Hem de öncekini aratacak cinsten. Artýk tekeller deðil ülkeler batýyor. Hem de baðým-
lý ülkeler deðil, emperyalist ülkeler çöküþün eþiðinde. Kapitalizm için artýk tehlike çanlarý çalýyor. Artýk ne yaparsa yapsýnlar yaþanan süreç bizleri sosyalizme götürecek. Artýk kapitalizmin sýçramalý çöküþ dönemindeyiz. Bu bir “Yeni Evre”dir. Sosyalizm bize her taraftan gülümsüyor. Londra’da ve Ýngiltere’nin diðer þehirlerinde yaþananlar bize devrimin ve sosyalizmin kendisini nasýl dayattýðýný gösteriyor. “Avrupa’da bir hayalet dolaþýyor- Komünizm hayaleti” Hem de bu hayalet dünyanýn her yerinde artýk. Dünya halklarý bu süreci zafere –özgürlük çaðýna- taþýyacak bilince, deneyime ve yeteneðe sahiptir. 2008 Krizinin ardýndan Avrupa’yý kasýp kavuran eylemlerin arkasýnda Arap devrimleri yaþandý, Bakalým þimdi devrim yangýný nereleri saracak. Ama bizler þimdiden buna hazýrlanmalýyýz. Gün devrim için savaþmanýn zamanýdýr, sosyalizm bizlere uzanýp alabileceðimiz kadar yakýn. Hazýrlýklarýmýzý yapma ve savaþý zaferle taçlandýrmak için ileri iþçiler, yoldaþlar ileri!
GENÇLÝK DEVRÝMLE ÖZGÜRLEÞECEK
8
5 Ocak’ta ODTÜ’den AKP genel merkezine yürümek amacýyla “Baþkaldýrýyoruz” adlý bir eylem örgütlenmiþ, kitlenin yürümesine izin vermeyen polis gaz bombalarý ve tazyikli sularla saldýrmýþ ve çatýþma çýkmýþtý. Bu olaylar üzerine Ankara Cumhuriyet Baþsavcýlýðý soruþturma baþlatmýþ ve 117 öðrenciye 10 yýla varan hapis istemiyle dava açýlmýþtý. Bu davanýn ilk duruþmasý 13 Eylül tarihinde yapýldý. Davaya iliþkin Devrimci Öðrenci Birliði, saat 12.30’da Ankara Adliyesi önünde bir basýn açýklamasý yaptý. Açýklamaya EHP ve Kýzýlbayrak da destek verdi. Açýklama boyunca “Baskýlar Bizi Yýldýramaz”, “Gençlik Devrimle Özgürleþecek!”, “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük!” sloganlarý atýldý. “ODTÜ önünden AKP Genel Merkezi’ne yürümek isteyen yaklaþýk 500 kiþilik öðrenci kitlesine polis izin vermeyerek saldýrmýþtý. Ankara’nýn ayazýnda uzun süren çatýþma boyunca sayýsý 2200’ü bulan çevik kuvvet polisi, panzer ve tomalarýyla öðrencilerin üzerine tonlarca su sýkarak yüze yakýn gaz bombasý atmýþ, devrimci-ilerici öðrenciler ise gösterdikleri ileri mücadeleyle hafýza-
lara kazýnmýþtý. “Gençliði zindanlara atarak durdurmaya çalýþýyor devlet. (...) Faþist devlet korkuyor. Ýþçilerden, emekçilerden, gençlikten, yoksul Kürt halkýndan korkuyor. 5 Ocak’ta polis barikatlarýnýn üzerine yürümekten geri durmayan öðrencilerden korkuyor. Korktukça saldýrýyor. Geliþen devrim mücadelesinin önünü gazýyla, copuyla, ordusuyla, polisiyle, mahkemeleriyle, zindanlarýyla kesebileceðini zanneden, ülkelerimizi yönetemeyenler yanýlýyor. Faþist devlet þunu sakýn aklýndan çýkarmasýn: devrim ateþiyle yanýp tutuþan genç yüreklerimizi asla teslim alamayacak. Özgürlük çýðlýðýyla sokaklarý inleten Kürt halkýný asla teslim alamayacak. Zindanlardaki devrimci tutsaklarý asla teslim alamayacak. Fabrikalarda, tarlalarda yaþamý pahasýna çalýþan, iliklerine kadar sömürülen ve faþist devletin mezarýný kazmaya baþlayan iþçileri, emekçileri asla teslim alamayacak” denildi. Açýklamanýn ardýndan, davanýn tutuklu öðrencilerle sürecek olan kýsmýna katýlýndý. Dava, ifadelerin ardýndan 14 Aralýk tarihine ertelendi. Davanýn bitmesinin ardýndan tutuklu öðrencilerin Sincan F Tipi zindanýna yollanacaðý yere geçti kitle. Öðrencilerin ailelerinin ve arkadaþlarýnýn görmesine mani olmak için araçlara binilen yeri diðer araçlarla kapatan jandarmaya aileler tepki gösterdi. Tutuklu öðrenciler araçlara bindirilirken sýk sýk “Devrimci Tutsaklar Onurumuzdur!”, “Devrimci Ýrade Teslim Alýnamaz!”, “Gözaltýlar, Tutuklamalar, Baskýlar Bizi Yýldýramaz” “Gençliðin Ýsyaný Yargýlanamaz” ve “Zindanlar Yýkýlsýn Tutsaklara Özgürlük” sloganlarý atýldý. Tutsaklarýn gitmesinin ardýndan kitle daðýldý. Devrimci Öðrenci Birliði - Ankara
*Süt kokamayan bebeklere… Ýki çocuk var bu fotoðrafta. Kýsacýk yaþamý kýsa bir mezara sýðdýrýlmýþ Kübra bebek ve yaný baþýnda abisi… Düzenin yaþatmayý beceremediði bir bebeðin hikâyesi. Ölmek diyordu çocuk… Ölmek… Ve avucundaki duayla, tanrýya karýþýrken kardeþi, annesi ona ölümü anlatýyordu. Ölmek diyordu çocuk. Ölmek… “Kardeþim büyüdü mü ki ölecek kadar” Ve anne susuyordu. Bazý zor sorular vardýr ki cevaplarý yakar insanlarý. Susuyordu anne. Yanýyordu cevaplar, yanýyordu anne. Ve çocuk konuþuyordu. “Özlüyorum anne onu. Hem de çok. Duyuyor mudur beni? Hani toprak oldu ya üzeri. Belki toprak kulaklarýna da kaçmýþtýr. Ama duyar deðil mi anne, duyar. Hani ninem anlatýrdý hep. Bulutlardan bakarmýþ her ölen, ardýnda býraktýklarýna. Bulutlar uzak mý anne? Ve baðýrsam sesim yetiþir mi oralara? Hangi bulutta kardeþim? Ve topraktan buluta nasýl karýþýr insan? Biliyor musun hemen buluyorum kardeþimin mezarýný. Burada hep ayný boyda mezarlar. Bir tek kardeþiminki hariç. Bir tek o küçük anne. Bir tek o küçük... Neden anne. Küçük ölenlere neden küçük mezar yapýyorlar? Neden anne?” “Þimdi gömüyoruz ya kardeþimi… Üzerine o kadar çok toprak atýyorlar ki… Neden biliyor musun anne? Ben biliyorum. Büyük bir devletiz ya hani, milli gelirimiz artýyor hep. Dalgalanýyor bayraðýmýz… Ýþte biz o bayraðýn ardýnda kalanlar… Açlýktan ölen kardeþimi uðurluyoruz topraða. Tanrýlarýn ve yalanlarýn ortasýnd a bir gerçeðiz anne. Ve bu gerçekten utanýyorlar. O yüzden o kadar çok toprak döküyorlar kardeþimin üzerine.” Susuyor anne ve kanýyor. Ýçinde saklý acýlarý yaralarýndan dökülüyor. Söz oluyor acýlar. Söze geliyor. Çýðlýk oluyor bir annenin acýlarý. Ve dolduruyor sayfalarý.
“Her bebek bir ninniyle büyür. Bebeðim hangi ninniyle büyüteyim seni? Beþiðinde aðýt kokusu. Söyle hangi aðýda sýðdýrayým acýmý? Sen ne zaman büyüdün ölümü kucaklayacak kadar? Kucaklarým doymamýþken sana… Nasýl kucaklar seni ölüm? Bebeðim nasýl doldurayým senin boþluðunu? Bebeðim kaç damla süttü sana bulamadýðýmýz? Ve baban... Týpký oyuncaklarýn gibi... Bir bacaðý eksik... Ama hayat oyun deðil bebeðim. Dizimizde salladýðýmýz her bebek büyümüyor iþte. Pembe elbiseni çýkardýk. Topraðýn rengini giyindin bebeðim. Sen öldün. Sustu koskoca bir ülke. Büyüyen bir ülke… Belki sadece yalanlardý büyüyen. Bebeklerin bile büyüyemediði bir ülkede sadece yalanlar büyürmüþ.” Sustu anne. Bir bebek aðladý sokakta. Bebeði düþtü aklýna. “Kýzým da böyle aðlardý.” Düþünüyordu anne. Ve ben tanýdým o anneyi gözlerinden. O bebeði de tanýdým, minik mezarýndan. Damla bebek gibiydi o da. Ve ben tanýdým onlarý. Ve ben dua bilmem. Aðlamayý bilirim çocuk. Ve aðladýklarým söz olur düþer beyaz kâðýda. “Yasalarýn, yalanlarýn ve tanrýlarýn ülkesi… Sen yendin onlarý topraktan elbisenle. Yendin onlarý… Ve öylece baktýlar sana. Ve öldü onlar. Yasalar, yalanlar ve tanrýlar öldü. Bak büyüyor kavgamýz. Umut büyüyor. Boþ midemizde büyüyor devrim. Yalanlar onlarýn yarýnlar bizim. Çocuðum hayatý kötü belleme. Kazanýnca kavgamýz. Sen bir daha doðacaksýn annenden. Ve ben abin olacaðým. Çocuðum hayatý açlýk belleme. Biz kazanýnca, sen bir daha doðacaksýn. Ve ben abin olacaðým. Ve bir gün doðumu ellerini tutacaðým ve mutlu çocuklarý olacaðýz zamanýn. Çocuðum hayatý kötü belleme…” Tarih acýlarý unutmaz. Kanasa bile, her sorunun bir cevabý vardýr. Ve cevab ý kanayan bir soruda susuyorsa insan suçludur. Ve susan herkes ortak olur suça. Ve tarih hep susmayanlarý yazar. CÝRAN
9
DEVRÝMCÝ TUTSAKLARIN SABRI TAÞMIÞTIR
10
Cezaevlerinde uygulanan hukuksuzluklar, hak gasplarý hýz kesmeden sürüyor. Bunu protesto etmek için Urfa E Tipi Kapalý Cezaevi’nden TKEP/L ve PKK Davasý Tutsaklarý, bir mektup yazarak durumu protesto etmiþlerdir. Bu mektubu yayýnlýyoruz: Ýçine girdiðimiz devrimci süreçte her yönüyle sýçramalý bir çöküþ aþamasýnda olan devlet, çaresizlik içinde pervasýzca yoksul emekçi halklarýmýza saldýrmaktadýr. Her gün katlanarak büyüyen devrimci kitle eylemleri karþýsýnda korkuya kapýlan sermaye güçleri devrimci mücadele alanlarýna yönelik bu saldýrýlarýnda, devrimci durum karþýsýnda devrimci kitle hareketine karþý ne kadar acýmasýz ve insan dýþý olabileceðini belli etmektedir. Cezaevleri, büyüyen devrim karþýsýnda, halký öncüsüz býrakmak, devrimcileri “yýldýrmak, sindirmek” için kullandýðý araçlarý”dýr. Devrimi yenme, halký sindirme ütopyasýyla salyalarý akan burjuvazi bu nedenden dolayý cezaevlerine özel olarak “önem” vermektedir. Cezaevlerine yönelik, normal dönemlerde sürekli olan saldýrýlar, devrimci durum dönemlerinde sýklaþmakta, yoðunlaþmaktadýr. Yer yer þiddet boyutu olan bu saldýrýlar zindan tarihinde “ne ilktir, ne de son” olacaktýr. Tarihi toplumlar tarihi kadar eski olan zindanlarda egemenlerin baskýsý, zulmü hiç eksik olmamýþtýr. Yakýn bir zamanda 19 Aralýk 2000’de devrimci tutsaklara yönelik “içeriyi bitirmeden, dýþarýyý bitiremeyiz” denilerek giriþilen katliam devletin devrimcilere, yoksul halklar karþý ne kadar acýmasýz olduðunun kanýtýdýr. 19 Aralýk’ta görüldü ki, devlet, dýþarýdaki devrimci durumun “bitirilebilmesi” için “cezaevlerindeki devrimin
bitirilmesi” politikasýyla hareket etmektedir. Bu nedenle saldýrýlar tutsaklara deðil, halkadýr, devrimedir. Bugün de bu saldýrýlar yoðunlaþmakta devrimci tutsaklar devletin fiziki, psikolojik saldýrýlarýna maruz kalmaktadýr. Ýþte bunun en açýk örneklerinden biri, Urfa E Tipi Cezaevi’dir. En baþta belirtmek gerekir ki, Urfa Cezaevi her ne kadar E tipi gibi görünse de þu anki sistemi F tipinden daha kötüdür. Çünkü E tipindeki koðuþ sistemi bozulmuþ, koðuþlar küçük odalara çevrilmiþ, havalandýrma ise beton duvarlarla küçültülmüþtür. Devlet burada devrim-
cileri birbirinden izole etmek ve daraltma ve “nefes kesme” politikasý izlemiþtir. Sermaye devletinin piyonlarý cezaevi yönetimi ve cezaevi savcýsý her türlü meseleyi keyfi olarak sorun haline getiriyor. Akýl almayacak uygulamalarla devrimci tutsaklarýn adeta sabrýný sýnamaktadýr. Ýþte cezaevindeki uygulamalardan birkaçý: 1- Dergi ve kitaplar içeriye yasaklý
diye alýnmamaktadýr. Neredeyse bütün cezaevlerine alýnan yasal “savcýlýk izinli” “Azadiya Welat” gazetesi alýnmamaktadýr. Mücadele Birliði dergisi ya verilmemekte ya da çok geç verilmektedir. Azadiya Welat’ý defalarca hatýrlatmamýza ve infaz hakimliðinin “girebilir” kararýna raðmen cezaevi savcýsý önce “inceleyeceðiz” diyerek sonra “yasak” diye cevap vermiþtir. Bu karar tamamen keyfidir. Mücadele Birliði dergisi ise 2 haftalýk yayýn yapan bir dergi ama, her dergi ayda bir geliyor. Cezaevine giriþte imza attýrýlýyor, fakat odalara verilmesi 1 haftayý buluyor. Bunun yanýnda bir çok yayýn verilmiyor. Kitaplarýn giriþinde sorun çýkartýlýyor. Ailelerin cezaevine bizzat getirdiði kitaplar alýnmayarak “kargoyla gönderin” deniliyor. Kargo dýþýnda getirilen kitaplar geri çevriliyor. 2- “Yaralama riski var” denilerek metal tabak ve kaþýk içeri alýnmýyor. Bundan dolayý kanserojen madde içeren kullanýma elveriþli olmayan plastik kaþýk veriliyor (Kantinde satýlýyor) Halbuki býçak, cam gibi kesici aletleri içeri alýnýyor. 3- Odalara sular keyfi olarak günün belirli saatlerinde veriliyor. Sýcak su ise sadece hafta içleri 1,5 saat veriliyor. Hijyen açýsýndan bir çok sorunu getiren bu uygulama tamamen keyfidir. 4- “Yasayla” belirlenmiþ haftada 10 saat olan atölye, ortak alan hakkýmýz haftada sadece 1 saat yapýlmaktadýr. Bu bir saati de yer yok gerekçesiyle havasýz, loþ bir ortamda geçiriyoruz. Hiç irtibatýmýzýn olmadýðý diðer odalardaki arkadaþlarla bu mekanda birbirimizi anlama, zaman geçirme gibi bir olanaðýmýz yoktur. Zaten ortak alana da yer yok gerekçesiyle 6-8 kiþilik gruplar halinde
çýkýyoruz. Ve çýktýðýmýz arkadaþ listesi hep sabit tutulmakta. Yasalarla sabitlenen 10 saat hakkýmýzý hatýrlattýðýmýzda ise “Yasa iyi halliler için” diye cevap verilerek bu sistem elemanlarýnýn devrimcilere bakýþ açýsýný ortaya koymaktadýr. 5- Tüm bu koþullardan dolayý hastalanan tutsaklar, revire çýkarýlmamaktadýr. Yazýlan onlarca dilekçenin ardýndan haftalar sonra çýkarýlmakta ve her hastalýða verilen ilaç “aðrý kesici” olmaktadýr. Ayrýca þu an Riha Cezaevi’nde bulunan felçli ve ihtiyaçlarýný tek baþýna gideremeyen saðlýk durumu gittikçe kötüye giden devrimci tutsak Ramazan ÖZALP, bu koþullarda ölüme terkedilmiþtir. Hediye AKSOY, Abdülsamet ÇELÝK ve bir çok devrimci tutsak hasta gibi Ramazan ÖZALP de hastalýðýna tedavi yapýlmadýðý yetmiyormuþ gibi bu koþullarda iþkence yapýlmaktadýr. 6- Görüþ günlerinde, görüþçüler saatlerce Riha’nýn 45 derece sýcaðýnda bekletildiði yetmiyormuþ gibi tacize varan aramalardan geçirilmekte. Tutsak ailelerinin üzerinde psikolojik baský oluþturmak için her türlü zorluk çýkartýlmaktadýr. Bu duruma itiraz eden ailelere ise “Bir daha gelemezsiniz” denilerek, kötü davranýlmaktadýr. Ailelerimizin getirdiði ihtiyaçlarýmýz içeri alýnmamakta. Gerekçe ise “Kantinde var” gösterilmektedir. Kantin fiyatlarý ise normalin 3-4 kat üstünde tutulmaktadýr. Yönetim cezaevine tam bir market tutsaklara ise müþteri gözüyle bakmaktadýr. 7- Kendi hukuklarýnda bile mevcut olan yemek ölçüleri yapýlan yolsuzluklar neticesinde sürekli ayný ve hijyenik olmayan yemekler çýkmaktadýr. Yemeklerde, içinden haþere çýkacak kadar hijyen sorunu vardýr. 6 aydan fazla burada olan tutsaklar yemeklerden dolayý mide rahatsýzlýðý yaþamaktadýr. 8- Temel ihtiyaç olan giyim sýnýrlandýrýlmakta, eski elbiseler dýþarýya gönderilmeden yeniler verilmemektedir. 9- Yaptýðýmýz “resmi” müracaatlarýn evraklarýnýn bir çoðu yerine ulaþtýrýlmadan 1.Müdür ve cezaevi savcýsý tarafýndan “imha” edilmektedir. 10- Tutsaklar görüþlere, avukat görüþlerine, infaza giderken ayný koridorda 3-4 defa aranmaktadýr. Ýþte cezaevinde insanlýk dýþý uygulamalardan “birkaçý”… Bütün bu sorunlara devletin son süreçteki Kürt halkýna ve devrimcilere yönelik saldýrýlarýnda tutuklanan yüzlerce, binlerce insan dolayýsýyla cezaevinin dolmasý da ayrý bir sorundur. Bütün bu sorunlara 4 kiþilik odalarda 15-20 kiþi kalmak da eklenmekte, sorun çýðýrýndan çýkmaktadýr. Yine adli tutsaklarla beraber 276 olan cezaevi kapasitesi þu an 1000 kiþiyi geçmiþ durumda. Adli tutsaklarýn durumu da ha keza böyledir. Ama bilinmelidir ki, eðer kýsa bir sürede bu koþullar düzeltilmezse cezaevinde ciddi sorunlar çýkabilir. Devrimci tutsaklarýn sabrý taþmýþtýr. Bütün bu insanlýk dýþý, vahþet uygulamalar bir an önce düzeltilmeli ve devrimci tutsaklarýn sabrý daha azla sýnanmamalýdýr. Bütün bu koþullarý yaratarak devrimci tutsaklarý yýldýrmak, sindirmek gibi hayallere kapýlan sermayenin bu piyonlarý bu rüyadan uyanmak için Türkiye ve Kürdistan zindan tarihine bakabilir. Urfa E Tipi Kapalý Cezaevi’nden TKEP/L ve PKK Davasý Tutsaklarý
KÜRT GENÇLERE DÖNÜK FAÞÝST SALDIRILAR
Devlet yetkililerinin Kürt halkýna yönelik ýrkçý, hedef gösterici sözleri üzerine birçok yerde faþist gruplarca yapýlan saldýrýlara ve linç giriþimlerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. 1 Eylül Dünya Barýþ Günü kutlamalarýnýn yapýldýðý illerden Ýstanbul, Mersin, Van ve Bursa’da halka dönük polis ve ýrkçýlar tarafýndan çeþitli saldýrýlar geliþirken, ayný gün Ýzmir’in Selçuk Ýlçesi’nde de 5 Kürt genci ýrkçý bir grubun saldýrýsýna maruz kaldý. Gittikleri denizden dönen Kemal Ünsal, Orhan Yakal, Mahsum Esen, Azad Esen ve Ömer Sezak adlý Kürt gençlere ilçeye baðlý Zeytinli Köyü’nde bir markette alýþveriþ yaparken, ýrkçýlar tarafýndan sözlü sataþmada bulunuldu. Grubun sözlü sataþmasýna karþýlýk vermeyen gençler, evlerine gitmek üzere motosikletlerine binerek Torbalý’ya doðru gitti. Bu sýrada bindikleri taksilerle gençlerin peþine düþen saldýrgan grup, bilinçli olarak çarptýklarý motosikletlerin üzerindeki gençleri yere düþürdü. Çarparak yere düþürdükleri gençleri yakalayan saldýrganlar, gençlere satýr, zincir ve sopalarla saldýrmaya baþladý. Feci þekilde dövülen gençlerden 4’ü saldýrganlarýn elinden kaçarak kurtulmayý baþarýrken, kaçmayý baþaramayan Kemal Ünsal isimli genç saldýrganlar tarafýndan öldüresiye dövüldü. Saldýrganlar, öldüresiye dövdükleri Ünsal’ý öldü zannederek kaçarak uzaklaþtý. Uzun süre aðýr yaralý olarak yerde baygýn halde yatan Ünsal, tesadüf eseri yoldan geçen bir aile tarafýndan bulunarak, hemen hastaneye kaldýrýldý. Saldýrganlarýn elinden kaçarak kurtulmayý baþaran diðer yaralý gençler de bir süre sonra yaralý arkadaþlarýnýn yanýna gelmek üzere hastaneye geldi. Yaralý durumda olmalarýna raðmen tedavileri tamamlanmadan hastaneye gelen jandarma tarafýndan gözaltýna alýnarak Selçuk Jandarma Komutanlýðý’na götürüldü. Burada ifadeleri alýnan gençler, saldýrýya maruz kalan kendileri olmalarýna raðmen bir jandarma komutanýnýn hakaretine maruz kaldý. Jandarma komutaný tarafýndan “Þikâyetçi olmaktan vazgeçin yoksa sizin için kötü olur, Motorlarýnýzý da vermem, þayet þikâyetinizden vazgeçerseniz sizi serbest býrakýrým” þeklindeki sözlerle tehdit edilen gençlerden Azad Esen, “Bunlarý nasýl söylersiniz Maðdur olan biz olurken, onlarý nasýl koruyabilirsiniz” diyerek komutana tepki gösterdi. Tepki gösteren Esen, bir komutan tarafýndan darp edildi. Olay sonrasý gençlerin karakola gelen ailelerine de hakarette bulunuldu. Hem ýrkçý grubun hem de jandarma komutanýnýn tehdit ve saldýrýna maruz kalan 5 genç, ÝHD Ýzmir þubesine baþvuru yaparak, hukuki yardým talebinde bulundu.
11
YA DEVRÝM
Dünya’daki gençlik eylemleri ve gençliðin genel olarak eylemlere olan katýlýmý gösteriyor ki, Emperyalist- Kapitalist sistemin gençliðe verebileceði hiç bir þey yok. Çünkü gençlik eylemlerinde görülen temel odak noktasý “Geleceksizlik”, “Ýþsizlik” vs. Türkiye ve K. Kürdistan gençliðinin de temel sorunu bu: Geleceksizlik ve iþsizlik. Türkiye tekelci kapitalizmi ayakta kaldýkça da, bu sorun katlanarak devam edecek. Son dönemde öðrenci gençlik, harçlardan tutun da, sýnavlara, üniversite içerisinde yaþanan soruþturmalara, polis ve sivil faþist saldýrýlara karþý pek çok eylem gerçekleþtirdi. Bu eylemlerde de gençlik devrimci pratiðini gösterdi ve devrimci ruhun ona kazandýrdýðý güçle sokakta yerini aldý. Bu eylemlerde reformist ve oportünistler, süreci geri döndürmeye çalýþtýysa da gençliðin devrimci ruhunu ve devrimci eylem isteðini yok edemedi. Gençliðin bir baþka kesimi olan iþçi gençlik ise, iþsizler ordusunun büyük bir bölümünü oluþturuyor. Gençliðin %23. 7’lik kýsmý iþsiz. Üstelik bu sadece kayýtlý olan kesimi, bir de kayýt dýþý olanlarý eklersek, oranýn artacaðýna kuþku yok. Ýþsizler içerisinde ise önemli derecede üniversite mezunlarý var. Gençliðin her iki kesiminin de karþý karþýya kaldýðý bu sorunlarýn ortak sonucu þu:Kapitalizmde gençliðin geleceði yok!
12
Suriye’ye iliþkin olasý bir savaþta “emperyalist savaþý iç savaþa çevir” anlayýþýyla mücadeleyi büyütmek gerekir. Çünkü bu savaþ emperyalizmin ve iþbirlikçilerinin çýkarýnadýr. Suriye halkýyla gerçekten bir dayanýþma, Lenin’in dediði gibi lafa deðil, söze deðil, eyleme dayanýr. Olasý bir savaþ durumunda Türk, Kürt ve diðer ezilen ulusal topluluklarýn gençliðinin izlemesi gereken politika burjuvaziye karşı savaþý bu topraklarda büyütmek olmalýdýr.
de gençliði bekleyen sonu da gösteriyor. Bu son, savaþan ülkeler gençliði için son derece yýkýcý ve acýdýr. Çünkü savaþ demek, ölüm, kan ve göz yaþý demektir, açlýk ve sefaletin üst seviyelere çýkmasý demektir vs. Tabi Türkiye’nin Suriye’ye karþý giriþeceði olasý bir savaþta, bu Türk-Kürt halklarýný ve gençliðini doðrudan etkileyecektir. Böylesi bir durumda Türk, Kürt ve diðer ezilen Savaþ Ve Devrimci Gençliðin Tavrý uluslarýn gençliði ne yapacaktýr? Daha Arap halklarýnýn devrim ateþi sýnýrdün zamlara, harçlara karþý eylemler dülarýmýza dayandýktan sonra, emperyazenleyenler, þifre skandalýyla sokaklarý listlerin sadýk hizmetçisi Türkiye tekelci dolduran gençlik bu sorun karþýsýnda ne kapitalist sýnýfý, Suriye’ye karþý savaþ yapacaktýr? Gençliðe nasýl gitmeliyiz? anlamýna gelen tavýr ve söylemleriyle, Bugüne kadar gençliði sokaklara emperyalizmin bölgedeki jandarmalýk döken her ne sebep olursa olsun, bugüngörevini üstleneceðini söylemiþ oldu. kü koþullarda bu eylemlerin çok çabuk Emperyalizmin, devrimlerle çalkalanan devrimci eylemlere dönüþebildiðine, Arap coðrafyasýnda, devrimlerin ve devnesnel koþullarýn her ne sebepten olursa rimci ayaklanmalarýn sonuçlarýný çalolsun gerçekleþen eylemleri burjuvaziymak ve karþý-devrim üstleri kurmak le kýyasýya bir kavgaya dönüþtürme poadýna yaptýklarý bu saldýrýlar; kapitalizm-
tansiyeline iþaret etmiþtik. Çünkü talepler ne kadar “basit” olsa da, bir kez eyleme çýkýldý mý, iþte o zaman burjuvaziyle kavgaya her an hazýr olunmalýdýr. Çünkü nesnel koþullar devrimcidir. Artýk bu söylediklerimize bir deðil, bin eklemek gerekir. Çünkü baþka nedenlerle beraber olasý bir savaþ, çeliþkileri son noktaya kadar taþýyacak ve sokaklardaki eylemlerin önemini bin kat arttýracaktýr. Bu nedenle gençliðin sokaklarda eylem halinde olduðu bir dönemde, gençliðe sokaklardan vazgeçmemelerini, devrimci ruh ve enerjiyle, sokaklarý ýsýtmaya devam etmeleri gerektiðini söyleyeceðiz. Ve bu dönemde – þu an olasý bir savaþ Suriye ile olacaðý için- Suriye’nin iþçileri, emekçileri ve gençliði ile enternasyonal dayanýþma içerisinde olunmalýdýr. Peki bu nasýl olacaktýr? Dayanýþma sözleri ve dilekleri ile mi? Yoksa bugün hiçbir anlama gelmeyen “Savaþa Hayýr” sloganýyla mý? Hayýr! Leninist gençlik böyle hareket etmeyecektir ve böyle hareket edilmemelidir de. Bu tür davranýþlar reformist ve oportünistlere özgüdür. Leninist gençlik Leninist Parti’nin yol göstericiliðinde “emperyalist savaþý iç savaþa çevirelim” anlayýþýyla hareket edecektir. Neden? Çünkü olasý gerçekleþecek bir savaþ emperyalist bir savaþtýr. Bu nedenle olasý bir savaþta, bu savaþ emperyalistlerin ve bölgedeki iþbirlikçi kapitalistlerin çýkarýna yürütüldüðü için; Türk- Kürt ve diðer ezilen ulusal topluluklarýn Suriye halkýyla dayanýþmasý ancak bu politikayla mümkündür. Ve Türkiye tekelci kapitalist sýnýfýna, onun faþist devletine karþý yükseltilecek bir iç savaþ ancak savaþý önleyebilir, ya da emekçilerin, Kürt halkýnýn ve gençliðinin bu koþullardan devrim için yararlanabilmesi bu politikalarla mümkün olabilir. Ki bu Suriye halkýyla da yapýlan enternasyonal dayanýþmadýr. Burada þuna da deðinmek gerekir. Türkiye tekelci kapitalizmi, içeride bir-
M YA ÖLÜM leþik devrimin güncel olduðu, sertleþtiði bir dönemde neden emperyalizmin bu isteðini yerine getiriyor? Çünkü Faþist devlet ve egemen kapitalist güçler bu savaþ karþýlýðýnda emperyalizmin tam desteðini de alarak, Kürt halkýnýn özgürlük savaþýný sona erdirmek üzere Kandil’e yönelik bir imha saldýrýsýnýn garantisini almýþ durumdalar. Ramazan bayramý sürerken yapýlan hava operasyonlarý, sýnýra yapýlan yýðýnak, Ýran ordusunun Kandile dönük operasyonunda Türk subaylarýn da ölmüþ olmasý gösteriyor ki, faþist devlet emperyalizmin tam desteðini almýþ, bölgedeki gerici devletlerle ittifaklar geliþtirmiþtir. Tüm bu hazýrlýklar bir imha savaþýna dönüktür. Ýþte burada ezen ulus gençliðine ayrý bir görev daha düþüyor. Ve bu ertelenemez, üstünden geçilemez bir görevdir. Türkiye ve K. Kürdistan devrimi birleþik karakterli olacaktýr. Bu nedenle iki halkýn mücadele birliðini oluþturmak ne kadar önemli ise, baþta Türk ve Kürt halklarýnýn gençliði olmak üzere, diðer ezilen ulusal topluluklarýnýn gençliðinin de mücadele birliðinin oluþmasý gerekir. Þu günlerde sýnýr ötesi operasyonun her an baþlanabileceði söyleniyor. Burada Kürt halkýnýn yalnýz olmadýðýný, o nerede dövüþüyorsa onunla birlikte olmak gerektiðini, Kürt gençliði ile mücadele alanlarýnda birleþmek gerektiðini söylemeliyiz. Bu Leninist gençlik açýsýndan ertelenemez bir görevdir. Emperyalist kapitalist dünya büyük bir çöküþ yaþýyor, burjuvazi bu çöküþü önlemek adýna insanlýðý, doðayý ve dünyayý yok edebilecek bir savaþ baþlatmýþ durumda. Buradan çýkýlacak bir orta yol yok. Gençlik açýsýndan da sorun öyle. Artýk “Ya Devrim Ya Ölüm” sýnýrýnda bulunuyoruz. Yani ya dünya halklarý kapitalist dünyayý yýkar ve sosyalizmin yolunu açar, ya da kapitalizmin fütursuzca saldýrýlarý altýnda insanlýk ve doða yok olur. Dünya devriminin bir parçasý olan
Emperyalist kapitalist dünya büyük bir çöküþ yaþýyor, burjuvazi bu çöküþü önlemek adýna insanlýðý, doðayý ve dünyayý yok edebilecek bir savaþ baþlatmýþ durumda. Buradan çýkýlacak bir orta yol yok. Gençlik açýsýndan da sorun öyle. Artýk “Ya Devrim Ya Ölüm” sýnýrýnda bulunuyoruz. Yani ya dünya halklarý kapitalist dünyayý yýkar ve sosyalizmin yolunu açar, ya da kapitalizmin fütursuzca saldýrýlarý altýnda insanlýk ve doða yok olur. Türkiye ve K. Kürdistan devrimi de bu nedenle önemli bir dönemden geçiriyor. Ayný þekilde bu devrimin en önemli bileþenlerinden olan gençlik de önemli bir süreçten geçiyor. Ve bu süreci emekçi halklarýmýzýn, gençliðimizin lehine çevirmenin, devrimin lehine çevirmenin yolu sokakta bu politikalar için dövüþmektir. Bugün gençliðin geleceðini kendi ellerine almasý, iþçi ve emekçilerin rahat yüzü görmesi ve Kürt halkýnýn özgürlüðü elde etmesi yalnýzca devrimin gerçekleþmesi ve iktidarýn iþçi ve emekçilerin eline geçmesi ile mümkündür. Bazý Sonuçlar Þu ana kadar söylenenler gençlik hareketi açýsýndan önemlidir. Bu nedenle öne sürülen görüþleri maddeler halinde sýralamak yerinde olacaktýr.
1) Gençlik gün geçtikçe kapitalizm koþullarýnda ayaklanmalara, devrimlere sokak eylemliklerine yöneliyor. Tüm bunlarýn altýnda yatan gerçek ise; emperyalist kapitalist dünyanýn gençliðe bencillik, yozlaþma vb. dýþýnda bir þey veremeyecek olmasýdýr. Yani geleceksizlik ve iþsizlik kaygýsý gençliði harekete geçiren temel sebeplerdir. 2) Suriye’ye iliþkin olasý bir savaþta “emperyalist savaþý iç savaþa çevir” anlayýþýyla mücadeleyi büyütmek gerekir. Çünkü bu savaþ emperyalizmin ve iþbirlikçilerinin çýkarýnadýr. Suriye halkýyla gerçekten bir dayanýþma, Lenin’in dediði gibi lafa deðil, söze deðil, eyleme dayanýr. Olasý bir savaþ durumunda Türk, Kürt ve diðer ezilen ulusal topluluklarýn gençliðinin izlemesi gereken politika burjuvaziye karşı savaþý bu topraklarda büyütmek olmalýdýr. 3) Suriye’ye dönük bir savaþa faþist devletin bu kadar istekli olmasýnýn sebeplerinden biri de Kürt halkýnýn özgürlük mücadelesini kanla boðmaktýr. Bu saldýrýlara karþý ezen ulusun devrimci gençliði olarak “Kürt Halký Yalnýz Deðildir”, “Kürt Ulusuna Kendi Kaderini Tayin Hakký” politikalarýnýn izlenmesi gerekir. Üniversitelerde, liselerde, fabrikalarda vs. Kürt ve Türk gençliðinin mücadele birliðini oluþturmak ve geliþtirmek gerekir. 4) Mücadelenin gelmiþ olduðu aþama, Rosa Lüksemburg’un söylediði “Ya Barbarlýk Ya Sosyalizm” çaðrýsýný da geride býrakmýþtýr. Artýk ya bütün insanlýðýn ve doðanýn yok edilmesi ile sonlanacak süreç, ya da daha ileri bir adým atacaðýz ve kapitalizmi yerle bir edip, sosyalizmi kuracaðýz.. Leninist gençlik yukarýda özetlenen görüþler doðrultusunda, önümüzdeki süreci karþýlamalý ve avuçlarýmýzýn içerisinde büyüyen devrimi yakýnlaþtýrmalýdýr. Zafer geleceðini devrime ve sosyalizme baðlayan; fedakar ve cesur bir savaþ yürütecek olanlarýndýr.
13
TÜRKÝYE-KÜRDÝSTAN ÝÞÇÝ HABERLERÝ * Kamu Emekçileri Sendikalarý Konfederasyonu’na (KESK) baðlý Saðlýk ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikasý (SES) üyesi saðlýk emekçileri, hükümetin saðlýk alanýnda deðiþiklikler öngören Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile hayata geçirmeye çalýþtýðý Kamu Hastaneler Birliði tasarýsýný ve KESK üyelerine yönelik baský ve tutuklamalarý protesto etti. SES Ýstanbul Þubelerinde örgütlü olan saðlýk emekçileri 8 Eylül 2011 Perþembe günü Çemberlitaþ’ta bulunan Ýstanbul Ýl Saðlýk Müdürlüðü önünde saat 12.30’da bir araya geldi. “Baský, Sürgün Soruþturma ve Cezalar Bizi Yýldýramaz; Mücadelemizden Alýkoyamaz” ve “Kamu Hastaneleri Birliði = Hastaneler Ticarethane, Hastalar Müþteri, Saðlýk Emekçileri Köle Demektir Ýzin Vermeyeceðiz” yazýlý SES Ýstanbul Þubeleri imzalý pankartlarý açarak, hükümetin Kanun Hükmünde Kararname ile yapacaðý düzenlemede Saðlýk Bakanlýðý’nýn icracý bakanlýk olmaktan çýkýp sadece düzenleyici ve denetleyici bir kurum haline getirildiði belirtilen açýklamada sosyal devlet anlayýþýnýn yerini düzenleyici-piyasacý devlet anlayýþý alacaktýr denildi. * Ýþten çýkarýlan BEDAÞ iþçileri Taksim Tramvay duraðýnda bir eylem yaparak iþten atýlmayý ve taþeronu protesto ettiler. 70 iþçinin taþeron þirketten “sözleþmeleri bittiði” gerekçesiyle atýldýðýný söyleyen iþçiler, buna boyun eðmeyeceklerini söylediler. Eylem sýrasýnda yapýlan konuþmalarda diðer iþçilerle ayný iþi yaptýklarýný ancak kendilerinin taþeron olduðunu ve ayný iþi yaptýklarý arkadaþlarýyla aralarýnda çok fark olduðunu söylediler; daha önce prim usulü çalýþmayý eylemlerle iptal ettirdiklerini, eylemlerle iþten atýlmalara ve taþerona da engel olacaklarýný söylediler. * Ýþlerinden çýkarýlan MÝP (Mersin Ýnternational Port-Mersin Uluslararasý Limaný ) sendikalarýnýn istemi ile 46 gün boyunca pasif direniþte bulunduktan sonra iþlerine geri dönme konusunda bir sonuç alamayýnca 47. günde direniþlerini aktif direniþe çevirme kararý alarak bir yürüyüþle bunu kamuoyuna ve MIP yetkililerine duyurdular. Ardýndan kendileri gibi iþlerine son verilen ve 6 gündür direniþte bulunan Genel-Ýþ Sendikasý’nda örgütlü Mersin Büyükþehir Belediye iþçilerine destek ziyaretinde bulundular. MÝP ve Belediye iþçileri, iþçiler arasýndaki birlik ve beraberliði göstererek, mücadeleleri kazanýmla sonuçlanana kadar direniþlerini sürdüreceklerini belirttiler. * Ýzmir Büyükþehir Belediyesi’ne baðlý ÝZFAÞ ile Sosyal-Ýþ Sendikasý arasýnda anlaþma saðlanarak toplu iþ sözleþmesi imzalandý. Sosyal-Ýþ Sendikasý ile ÝZFAÞ arasýnda süren toplu iþ sözleþmesi görüþmelerinde anlaþma saðlanamamýþ, bunun üzerine sendika 22 Aðustos’ta iþyerinde grev baþlatmýþ ve grev Ýzmir 1. Ýþ Mahke-
14
mesi tarafýndan 20 gün süre ile durdurulmuþtu. Bu geliþmelerden sonra da sürdürülen görüþmelerde 26 Aðustos Cuma günü anlaþma saðlanarak ÝZFAÞ 1. Dönem Toplu Ýþ Sözleþmesi taraflar arasýnda imzalandý. * Ontex Canbebe Fabrikasý önünde 6 aydýr eylemde olan iþçiler, 27 Aðustos günü çadýr eylemlerini sonlandýrdýlar. Ontex Fabrikasý önünde toplanarak iþçiler “Ýþçilerin Birliði Sermayeyi Yenecek”, “Yaþasýn Sýnýf Dayanýþmasý” sloganlarý attýlar. Ontex iþçisi Gamze Kayhan yaptýðý basýn açýklamasýnda “Ontex/Canbebe iþçileri olarak iþten atýlma saldýrýsýnýn ardýndan baþlatmýþ olduðumuz direniþimizde 6 ayý aþtýk. Gelinen aþamada direniþimiz belli bir olgunluða ve sýnýra ulaþmýþtýr. Kazanýmlarý, eksiklikleri, güçlülükleri ve zayýflýklarý ile bize ayný zamanda iþçi sýnýfýna ait olan çadýr direniþimizi sonlandýrma kararý almýþ bulunuyoruz” dedi. * Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Balcalý Týp Fakültesinde çalýþan iþçiler polis uzun süredir verdikleri mücadele sonrasýnda hastanenin iþçileri olduklarýný Çalýþma ve Sosyal Güvenlik Bakanlýðýna kabul ettiren iþçiler, hastane yönetimin ihale ýsrarýna karþý mücadele veriyor. Hastane yönetiminin hukuksuz bir þekilde ihale yapmasýný istemeyen iþçiler, ihalelerin yapýlmamasý için mücadele ediyor. Adana Balcalý Hastanesi’nde hastane yönetimi mahkeme kararlarýna ve iþçilerin “ihale yaptýrmama” kararýna raðmen, taþeron ihalesi yapacaðýný açýkladý. Bunun üzerine ihale salonunun kapýsýnda toplanan Dev Saðlýk-Ýþ üyesi saðlýk emekçilerine saldýran polis ve özel güvenlikler 25 iþçiyi gözaltýna aldý. 1’i aðýr 5 iþçi de yaralandý. Yaralanan iþçilerden ,Balcalý Hastanesi polikliniklerine yatýrýlan Mustafa Koçak’ýn beyin travmasý geçirdiði ifade edildi. * Kipa Hipermarketlerde sendikal mücadele veren Tez Koop Ýþ üyeleri, Ankara Batýkent Atlantis AVM’de bulunan yeni Kipa maðazasýnýn açýlýþýný eylemle yaptý Kipa örgütlülüðünü anlatan bir bildiriyle AVM’ye giren Tez Koop Ýþ üyeleri sloganlarýyla taleplerini bir kere daha haykýrdýlar. Eylemi engellemeye çalýþan AVM güvenliði ile iþçiler arasýnda kýsa süreli gerginlik yaþansa da iþçiler süreci ve taleplerini anlata bildi. Basýn açýklamasýný Tez Koop Ýþ Ankara 2 Nolu Þube Baþkaný Mustafa Barýn okudu. * Gaziantep Otogarýnda Seç Turizm ve Ben Turizm’de çalýþan þoför ve muavinler haklarýný almak için eylem baþlattý. Patron geriye dönük kýdem tazminatlarýný gasp etmek için iþçilere kendi istekleriyle iþten ayrýldýklarýna ve bütün haklarýný aldýklarýna dair kaðýt imzalatmak istedi. Bunun üzerine iþçiler kaðýdý imzalamayýnca iþten atýldý. Geriye dönük sigortalarý ve tazminat alacaklarý için eylem baþlatan yaklaþýk 30 iþçi açlýk grevine baþladý.
ÝTALYA’DA EMEKÇÝLER SOKAKTA
Ýtalya’nýn baþkenti Roma’da 6 Eylül günü binlerce kiþi hükümetin kemer sýkma planýna karþý sokaklara çýktý. Ülkenin en büyük sendikasý bir günlük grev çaðrýsý yaptý. Grev nedeniyle uçak seferleri iptal edilirken, tren ve otobüs seferlerinin durmasý ve resmi dairelerin çoðunu etkiledi. Ýþten çýkarmalarý kolaylaþtýran yeni bir yasa teklifine öfkeyle tepki veren CGIL, hükümetin son kemer sýkma planlarýný protesto ederek Baþbakan Berlusconi’yi vergi kaçýranlara karþý daha sert önlemler almaya çaðýrdý. Sol kanat CGIL’in ilan ettiði genel greve, daha küçük ve ýlýmlý sendika federasyonlarýndan destek gelmedi. Bu sendikalar herkesin iþ güvencesinin tehlikede olduðu bir dönemde iþverenlere karþý greve gitmenin bir anlamý olmadýðýný savunuyorlar. Ýtalya’nýn euro bölgesindeki ortaklarý, Baþbakan Silvio Berlusconi liderliðindeki sað kanat koalisyona kamu harcamalarýnýn kýsýlmasý ve vergilerin artýrýlmasý için baský uyguluyor. Almanya Baþbakaný Angela Merkel, Ýtalya’nýn ekonomik sorunlarý ile Yunanistan’ýn durumu arasýnda benzerlik kurdu. Piyasalarda Ýtalya’nýn borçlanma maliyetinin biraz daha arttýðý görüldü. Berlusconi hükümeti, Avrupa Merkez Bankasý’nýn
ýsrarý üzerine normalde tatil dönemi olan Aðustos ayýnda çalýþarak, yeni bir dizi kemer sýkma önlemini içeren yasa teklifi hazýrladý. Bu öneriler bu hafta parlamentonun onayýna sunulacak. Anketler, Baþbakan Berlusconi’ye verilen kamuoyu desteðinin daha önce görülmedik seviyede düþtüðüne iþaret ediyor. Ülkenin en büyük iþçi sendikasý CGIL’in çaðrýsýyla yapýlan eyleme Demokrat Parti (PD, temel muhalefet partisi-solcu) sekreteri Pierluigi Bersani, Sinistra e Liberta (SEL, Sol ve Özgürlük, solcu parti) yöneticisi Nichi Vendola ile Ýtalyan Yeþiller Partisi baþkaný Angelo Bonelli de katýldý. CGIL Genel Sekreteri Susanna Camusso eylem sýrasýnda yaptýðý açýklamada hükümetin planý için “Ülkenin hak etmediði bir plan. Bir uçurumun eþiðin-
deyiz, sorumlu bir hükümete ihtiyacýmýz var” dedi. Eylemciler merkezi tren garý Termini’den tarihi arena Kolezyum’a doðru yürüdüler. Ülke genelinde 100 kadar kentte eylem yapýldý. Floransa’da öðleden önce eyleme katýlanlarýn sayýsý 10 bine ulaþmýþtý. Cenova’da da binlerce kiþi sokaklara çýktý. Milan’daki eylem saat 08.00’da baþladý. Sendikanýn sekiz saat sürmesi beklenen grevi, ülkede baþta ulaþým olmak üzere bir çok sektörde aðýr aksamalara yol açtý. Uçaklar, trenler, metro ve gemilerde çok sayýda iptal ve aksama yaþandý. Kolezyum, Roma Forumlarý ve Borghese Galerisi gibi turistik siteler de grev nedeniyle kapalý kaldý. Grev ayrýca hastane ve postaneleri de etkilerken, Fiat otomobil grubu, fabrikalarýnda greve katýlýmýn yüzde 25’e çýktýðýný duyurdu. Sendika, planýn özellikle çalýþma hakkýna dokunduðu ve iþten çýkarmalarý kolaylaþtýrdýðý tepkisinde bulunuyor. Hükümet bu plan ile 2014 yerine 2013’te bütçedeki dengeye ulaþmayý umuyor. Hükümet planýn nihai olarak Eylül ortasýnda onaylanmasýný bekliyor.
Küba Libya’daki UGK’yý Tanýmýyor!
Küba Dýþiþleri bakanlýðý Libya’daki geliþmeler hakkýnda ve UGK( Ulusal Geçiþ Konseyi) hakkýnda bir açýklama yayýnladý. Yapýlan açýklamada Küba Libya’daki diplomatik görevlilerini çekerek, UGK’yý tanýmayacaðýný açýkladý. NATO’nun askeri müdahalesi ile Libya halkýnýn kendi kaderini tayin hakkýnýn engellendiði belirtilen açýklamada, BM’yi de bu suça ortak olmak ile suçladý. Ayrýca aynýn oyunun Suriye üzerinde oynanmasýnýn da önüne geçilmesi için çaðrýda bulundu. Küba ayrýca Libya’da, Libya halkýnýn özgürce kendisinin tayin edeceði hükümeti tanýyacaðýný açýkladý. Ayrýca yapýlan açýklamada uluslararasý kamuoyuna da bir çaðrýda bulundu. Açýklamada “Küba, Suriye´de de bir müdahale için benzer koþullar yaratmaya yönelen NATO´nun tavrýný kýnar ve bu Arap ülkesine dýþ müdahalenin son bulmasý çaðrýsý yapar. Uluslararasý topluluðu yeni bir savaþý önlemeye çaðýrýr, Birleþmiþ Milletler´e barýþý kollama ödevini gerçekleþtirmesini hatýrlatýr ve Suriye halkýnýn tam baðýmsýzlýk ve kendi kaderini belirleme hakkýna omuz verir” denildi.
15
HÝÇBÝR YOLDAÞIMIZI ASLA URFA ZÝNDANINDA DEVRÝMCÝ YALNIZ BIRAKMAYACAÐIZ TUTSAKLARA SÜRGÜN
16
8 Eylül Perþembe günü saat 12.00’de, Ýzmir ÝHD’de Mücadele Birliði Platformu bir basýn toplantýsý düzenledi. Basýn toplantýsý son süreçte polisin Mücadele Birliði dergisi okurlarýna yönelik artan saldýrýlarýna iliþkindi. Okunan basýn metninde þunlara deðinildi; “Bu baskýlar son dönemde devrimin ateþini kitlelere yayma mücadelesinde önde giden Ýzmir Mücadele Birliði’ne de yöneldi. Polisin takip ederek sýk sýk GBT çekerek baský yaptýðý Mücadele Birliði okurlarý polisin hedefi durumunda. Son yaþanan olaylardan birinde de Mücadele Birliði okuru Erdi Kaya polis saldýrýsýna maruz kaldý. Daha önce de Narlýdere’de gözaltýna alýnan ve on bir saat karakolda tutulan Erdi Kaya kolluk güçlerinin sistematik baský yaptýðý biri haline geldi. 2 Eylül günü Menemen’de gece on civarýnda yolda yürüyen ve evine gitmekte olan Erdi Kaya içinde iki sivil polisin olduðu bir otomobil tarafýndan takip edilmeye baþlandý. Erdi Kaya kendisini takip eden polisler tarafýndan zorla alýkonuldu, aðaçlý bir yere götürülerek fiziksel baský eþliðinde tehdit edildi. Polisle anlaþma yapmamasý ve iþbirliðine yanaþmamasý durumunda bu baskýlarýn devam edeceði konusunda uyarýlmýþtýr. Burada þunu açýkça ilan ediyoruz. Erdi Kaya asla yalnýz deðildir. Bizler iþçi sýnýfýnýn devrimci kültürünü taþýyanlar hiçbir yoldaþýmýzý da asla yalnýz býrakmayacaðýz. Yükselen devrimi engelleyemeyeceksiniz ne yaparsanýz yapýn”. Okunan basýn metninin ardýndan basýn toplantýsý sona erdirildi. Mücadele Birliði/Ýzmir
9 Eylül Cuma günü, açýk görüþ sebebiyle Urfa Zindaný’na giden tutsak yakýnlarýnýn birçoðu, yakýnlarýnýn Antep, Mardin, Samsun’da bulunan zindanlara sevk edildiðini öðrendiler. Urfa Zindaný’ndaki devrimci tutsaklar, bir süre önce dergimize yolladýklarý bir mektupla, devrimci tutsaklarýn sabrýnýn taþtýðýný duyurmuþ, zindanýn zaten olumsuz koþullarýnýn, giderek daha da kötüleþtirildiðini, amacýn ise devrimci tutsaklarýn iradesini yýkmak olduðunu belirtmiþlerdi. Tutsaklar, “eðer kýsa bir sürede bu koþullar düzeltilmezse cezaevinde ciddi sorunlar çýkabilir.(…) Bütün bu koþullarý yaratarak devrimci tutsaklarý yýldýrmak, sindirmek gibi hayallere kapýlan sermayenin bu piyonlarý bu rüyadan uyanmak için Türkiye ve Kürdistan zindan tarihine bakabilir” demiþlerdi. 3 Eylül’de devrimci tutsaklarýn bulunduðu C-18 koðuþunda yemek, barýnma, sýcak su sorunlarýnýn çözülmemesi nedeniyle gerginlik yaþanmýþ ve tutsaklar yataklarý ateþe vermiþ, çýkan yangýna itfaiye müdahale etmiþti. Bu olaylarýn ardýndan yaþanan sürgünler gösteriyor ki, devrimci tutsaklarýn dayanýþmasý, zindan yönetimini korkutmuþtur. Zindan yönetimi, devrimci tutsaklarýn dayanýþmasýný kýrmak, onlarý yalnýzlaþtýrmak için sürgüne baþvurmuþtur. Tutsak yakýnlarýndan birinin bizimle yaptýðý konuþma þöyle: “Açýk görüþ için cezaevinin kapýsýna geldik. Normalde açýk görüþ günü, buranýn kapýsýnýn önü týklým týklým olur. Ama bu kez 20 kiþi kadar insan bekliyordu. Biz de geç mi kaldýk diye hemen kimlikleri vermeye gittik. Görevli hangi koðuþta kaldýðýný sordu, koðuþu söyleyince de adýný sordu, bu kez þaþýrdýk çünkü isim sorulmazdý. Yakýnýmýzýn adýný söyledik, bir listeye baktý ardýndan ‘Sevk edildi’ yanýtýný aldýk. Nasýl olur, ne zaman deyince de ‘Sevk edildi iþte, iki gün önce’ dedi. Listede birçok isim vardý. Bu bir sevk deðil sürgündür...” Devrimimizin öncüleri olan devrimci tutsaklara dönük saldýrýlar artýyor, çünkü devrim yükseliþe geçiyor. Fakat bu saldýrýlar ne devrimci tutsaklarý ne de yoldaþlarýný yýldýramayacak. Artýk halk, öncülerini çaðýrýyor. Halk zindanlara yöneliyor.
ZÝNDANLAR YIKILSIN TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK! BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! Antep/ Devrimci Öðrenci Birliði
BURJUVAZÝ PERVASIZCA SALDIRIYOR
Dünya, devrimin dalgalarýyla sarsýlýyor! Burjuvazi devrimlerin sýçramalarla geliþmesi karþýsýnda büyük bir korkuya kapýldý. Tekelci sermaye sýnýfý, devrimin halklarý çýð gibi bir araya getirdiðini görünce, can havliyle faþist devletine emirler yaðdýrdý. Sermayenin egemenlik aygýtý olan devletin, her türlü zor aygýtýný kullanmasý ve sermayenin ömrünü uzatmasý gerekiyordu. Devlet, efendisinin emirlerini derhal yerine getirdi. Diyarbakýr’dan Ankara’ya, halklarýn mücadele birliðini savunan devrimci öðrenciler gözaltý ve tutuklamalarla karþý karþýya kaldýlar. Arkadaþlarýmýz, hayatlarýný çalýþarak geçiren ama kendisine açlýk burjuvaziye servet biriktiren iþçi ve emekçilerin, sefaletinin sona ermesi gerektiðini savunduklarý ve mücadele ettikleri için gözaltý ve tutuklama terörüne maruz kaldýlar. Bizler, burjuvazinin bu adýmý gençliði devrim mücadelesinden uzak tutmak, dolayýsýyla devrimi önlemek için, can havliyle attýðýný biliyoruz. Faþizmin bizi yýldýrma çabalarý boþunadýr! Nurhaklarda, Kýzýlderelerde, daraðaçlarýnda biz vardýk; tükenmedik, yýlmadýk! Þimdi öldürüldükçe çoðalan devrimci gençliði zindanlara týkarak devrimin önüne geçmeye çalýþýyorlar. Bu, sisteme karþý birikmiþ olan öfkemizi bilemekten baþka bir iþe yaramayacaktýr! Emekçi halklarýmýz, sefaletimize son verebilmek için, gelin devrim mücadelesini yükseltelim, halklarýn mücadele birliðini hep birlikte örelim! YAÞASIN HALKLARIN MÜCADELE BÝRLÝÐÝ! YAÞASIN DEVRÝM, YAÞASIN SOSYALÝZM! ZÝNDANLAR YIKILSIN, TUTSAKLARA ÖZGÜRLÜK!
Antep DÖB’den Bir Öðrenci
Yunanistan Grev ve Ýþgal Dalgasýyla Sarsýlýyor Ekonomik krizden en
fazla etkilenen ülkelerin ba-
þýnda gelen Yunanistan’da ardý ardýna gelen grevler ve iþgaller Yunanistan iþçi ve emekçilerinin,
gençliðinin
mücadele azmini gösteriyor. En son 5 Eylül’de 2 günlük grev kararý alan öðretim üye-
leri, hukümetin “kemer sýkma”
politikalarýna
eylemde.
karþý
Bunun yaný sýra Yuna-
nistan’da birçok üniversite ve yüksek öðrenim kurumla-
rýnýn iþgal edildiði de bilini-
yor. Hatta hergün iþgal edilen kurumlarýn sayýsý artýyor. Þu ana kadar bilinen 231 krumun öðrenciler tarafýndan iþ-
gal edildiði biliniyor. Bu
sebeple birçok üniversite de kayýtlar yapýlamazken, sýnavlarda yapýlamýyor. Ders-
lerin baþlama tarihi ise
ertelenmiþ durumda.
Sürekli eylem halinde
bulunan Yunan iþçi ve emek-
çileri, gençliði Yunan burju-
vazisinin en büyük korkusu. Yaptýklarý
eylemliklerle
Dünya halklarýna da umut
kaynaðý olan Yunan emekçi-
leri, mücadelelerini kararlýlýkla sürdürüyor.
17
Antep’teki Öðrencilerden Tutuklanan Yoldaþlarýna Mektup Var!
Antep’teki öðrenciler olarak, Amed’de tutuklanan Barýþ yoldaþý, Ankara’da tutuklanan Özgür, Bahadýr ve Yusuf yoldaþlarý, uðruna dövüþtükleri kavgayý kartlarýmýzla selamladýk. Ýþçiler ve emekçiler de bizi desteklediler. Hayatýn sonsuz devinimine yüreðini katan yoldaþýma sesleniyorum: Tarihin akýþý bütün zorbalarý, suyun topraðý önüne kattýðý gibi önüne kattý ve yok etti. Tarih, mücadele edenlerin tarihidir. Demir kapýlar, mazgallar zaten çelik olan yüreðe sudur… Ve çeliðe su verildiðinde çelik daha da sertleþir. Çelikleþen yüreðinle seni yine aramýzda göreceðimiz o günü sabýrsýzlýkla bekliyoruz. Umutla kal. “Akþam erken iner mahpushaneye Ejderha olsan kâr etmez.” Diyor Ahmet Arif. Ejderha olamayýz, bu bir gerçek; ama duvarlarý ve tüm zamanlarý aþacak komünist bilincimiz var bizim. Akþam erken inse de mahpushaneye, biz yine doðacak güneþin ilk ýþýklarýný gözlüyor olacaðýz bulunduðumuz yerlerden. Ergül’ün söylediði gibi yoldaþ… Her Pazar saat 10.00’da yýldýzlarda buluþmak ümidiyle…
Merhaba Yoldaþ. Sizlerin özgürlüðü için elimizden gelen her þeyi yapýyoruz. Gün gelecek ve o zindanlar yýkýlýp devrimci tutsaklarýmýz özgür kalacak. Ýþte o zaman, þimdi ayrý devam ettiðimiz devrim mücadelesine, yeniden hep birlikte devam edeceðiz. Sizler bizim onurumuzsunuz. Söyleyeceklerim bu kadar. Hoþça kal.
18
Selam Yoldaþ! Faþizmin kanlý ellerini, pisliklerini bize bulaþtýrmasýna izin vermeyeceðiz. Bizler, özgürlük ve devrim mücadelesi için savaþan, mücadele eden kýzýl savaþçýlarýz. Baský ve zulümler bizi yýldýramayacak. Tüm baskýlara karþýn mücadelemiz sürüyor. Baský, sömürü ve zulme karþý yýlmadan, el ele mücadele veriyoruz. Ve bu mücadele zaferle sona erecek. Zafer bizim olacak! Hoþça kal. Kimse yýldýramaz bizi, o demir par-
maklýklarla. Korkutamazlar bizi o soðuk, karanlýk hücrelerle. Bilsinler ki DEVRÝM’e kadar susmayacaðýz. Dimdik yürüyeceðiz o zor, eðimli yolda. Hem de baþýmýzý hiç eðmeden! Haklý olan mücadelemize inancýmýz, hiçbir zaman eksilmeyecek. Siz nerede olursanýz olun, ne kadar kalýrsanýz kalýn. Bilmezler ki asýl özgürlüðümüzü o dört duvar arasýna alýp týkamayacaklarýný. Bilmezler ki aslýnda öfkemizin, inancýmýzýn, umudumuzun durmadan daha da yükseldiðini.
Merhaba Caným Yoldaþým… Ben Antep Dek’ten. Nasýlsýnýz? Sermaye tükenirken kendini ayakta tutmak için tüm araçlarýný kullanýyor. Bunlardan biri de zindanlar. Kapitalizm can çekiþiyor. Bitkisel hayata geçmiþ durumda. Fiþini çektiðimiz anda tarihin çöplüðüne gömülecektir. Sizlere bu kartlarý atarak yanýmýzda, yüreklerimizde, mücadelemizde olduðunuzu bilin istedim. Þunu unutmayalým ki yaþam bizden yana. Zafere Dek, Daima! Antep Dek’ten Bir Emekçi
Selam ve Hasret. Bu topraklarda, özgür geleceði yaratma yolunda yasakladýlar gülücüklerimizi, gülecek ne varmýþ ki, kahkaha sessiz atýlýrmýþ. Biz ki toprakta karýnca, suda balýk, havada kuþ kadar çoðuz. Siz gülünce güller açacak pencerenizin demirlerinde, hüzünlenince avuçlarýnýza dökülecek inciler. Gönlünüz gibi zengin, hürriyet gibi aydýnlýk olacak odanýz. Her þeyin hýzla kirlendiði, daha da kirletilmeye çalýþýldýðý bir ortamda, sistemin dayattýðý onca bilinç bulanýklýðýna raðmen sizler yolun doðruluðunu ve güzelliðini, yaþamlarýnýzý ortaya koyarak bizzat kanýtladýnýz. Tarih herkese hak ettiði yeri verecektir. Ýnsanlar için ölebileceksin/hem de yüzünü dahi görmediðin insanlar için/hem de en güzel, en gerçek þeyin/ yaþamak olduðunu bildiðin halde… Bunca yasaðýn içinde, yüreðimizde gizleyip elde kalan þeyse; sevmek, düþünmek ve anlamak. Gün geçtikçe zafere yaklaþýyoruz. Ve korkuyorlar, BARIÞ kanatlý kar-
talým, türkülerimizden korkuyorlar… Ve de biliyorlar ki, yüzümüzü-bedenimizi parçalayabilirler; ama gülüþlerimizi asla. Çünkü, “Devrimci Tutsaklar Teslim Alýnamaz!” Antep’ten Yoldaþýnýz
Merhaba Yoldaþ, ben seni hiç tanýmadým. Hiç paylaþýmýmýz olmadý ama senin yoldaþýn olmanýn gururunu taþýyorum. Faþist saldýrýlar hiç durduramayacak bizleri, zaferi kazanacaðýz. Kýzýl bayraklarý hiç býrakmayacaðýz. Burada davamýzý yürütüyoruz. Senin bize, bizim sana ihtiyacýmýz olduðunu unutma. Kendine iyi bak. Devrimci selamlar. Antep DÖB’ ten bir Öðrenci
Merhaba nasýlsýn? Hiç tanýþmamamýza raðmen, seninle ayný görüþü benimsediðim için mutluyum. Senin gibi birçok yoldaþýmýz ayný durumda; belki bugün sen yarýn ben ayný durumda olacaðým. Bunu çok doðal karþýlýyorum çünkü sistem doðrularý kabul etmiyor. Yanlýþlarý doðru olarak kabullendiriyor. Ama biz buna HAYIR diyoruz. Umarým en yakýn zamanda yeniden aramýzda olursun. Ben sözlerimi burada bitireyim. Kendine çok iyi bak. Antep’ten Selamlar
Merhaba Yoldaþ. Nasýlsýn, umarým iyisindir. Tutuklamalarý sermayenin acizliði olarak nitelendiriyorum. Mücadele içinde baskýlar olsa da bizler kavgamýzýn bilincindeyiz. Kavgamýzla her þeyi aþacaðýmýza inanýyorum. Senin de bu durumlarý en güzel þekilde aþýp bizlere örnek olacaðýna inanýyorum. Güneþ’i uyandýrmak için hep birlikte savaþacaðýz! SAVAÞAN KAZANIR SONUNDA! Devrimci Selamlar! Antep’ten Bir Genç Yoldaþ
Yüreklerimizden yüreklerinize sýmsýcak selamlar ve sevgiler… Dünya, halk ayaklanmalarýyla sarsýlýyor. Burjuvazi geliþen halk ayaklanmalarýný bastýrmak için bütün baský ve zor araçlarýný kullanýyor özellikle de devrimcilere karþý. Bu
kartlarý atarak yanýnýzda olduðumuzu mutlaka bilin istedik. Þunu unutmayalým ki yaþam bizden yana… Sizleri çok seviyoruz. Antep Dek’ten Bir Emekçi
Merhaba Yoldaþ; Selam olsun davana, inancýna, yoldaþlarýna! Selam olsun boyun eðmeyen kararlý duruþuna! Tutuklamalar ne devrimciyi yýldýrýr ne de devrimi bitirir. Ne kadar uzak diyarlarda da olsak düzen karþýtý mücadelemiz birlikte sürecektir. Senin de diðer hevallerin de en yakýn zamanda düzenin zindanlarýndan çýkmanýzý diliyorum. Bu zaman dilimi içerisinde en mutlu anlarý, en deðerli sohbetleri yaþamanýzý diliyorum. Esenkal Heval. Antep’ten Bir DÖB’lü
Yoldaþým; Öncelikle seni bu mücadeleye bir þeyler kattýðýn için kutluyorum. Birbirimizi hiç tanýmasak da yoldaþ olmamýz ve ayný aþka tutunmamýz bizi yabancýlýktan ayýrt eder. Baskýlar altýnda bizlere yol gösterici olduðun için teþekkür ederim. Ýyi olduðunu umuyorum. Güneþ dolu günlerde tanýþmak umuduyla. Antep’ten Devrimci Selamlar. Bir Genç Yoldaþ
Merhaba nasýlsýn? Seni tanýmýyorum ama seninle ayný düþünceyi ve duygularý benimsediðim için mutluyum. Bizim gibi insanlarýn bu durumla karþýlaþmasý çok doðaldýr. Onun için mutluluk ve huzur içinde olun. Sözlerimi burada bitiriyorum, kendinize iyi bakýn. BÝZLERÝ ASLA KÝMSE YILDIRAMAZ! Antep’ten Selamlar
Merhaba Heval, Sana ve yanýndaki yoldaþlara selam olsun. En sýcak kahkahalar, en deðerli bilgiler, en mutlu anlar hep sizin olsun. Bu haklý mücadeleyi zindanda da sürdüreceðinize kalpten inanýyorum. Düzen içi, sermaye yandaþý mücadeleden kaçýnan siz devrimci hevallerin her eylemi bize umut, düþmana korku salar. Her ne kadar fikirlerimiz hiç ayrýlmasa da en yakýn zamanda seninle ve diðer hevallerle dýþarýda da paylaþýmlarda bulunmak dileðiyle. Antep’ten Bir DÖB’lü
Merhaba Yoldaþ; Tanýþmamamýza karþýn ayný saflarda olduðumuz için mutluluk duyuyorum. Bizlere yapýlan her faþist saldýrý gün gelince karþýlýðýný alacak.
Nerede görülmüþ ki baskýlarýn bizi yýldýracaðý. Selamlar… Antep DÖB’den bir Öðrenci
Merhaba Heval, Çawayi, baþi? Benim seni tanýyalý kýsa bir süre oldu ama çok iyi biri olduðunu burada söylemek isterim. Senin tutuklanmana þaþkýnlýk ve bir bakýmdan da sakinlikle bakýyorum. Çünkü bizim gibi insanlarýn böyle bir durumla karþýlaþmasýný doðallýkla karþýlýyorum. Sanýrým artýk Riha’dasýn. Umarým hewallerin senin kadar iyidir. Bizler de gayet iyiyiz. En kýsa zamanda yeniden aramýzda olmaný umuyorum. Kendine çok iyi bak hewal. Umarým tekrar aramýzda olacaðýn gün yakýndýr. Serkeftin. Selamlar
Merhaba Yoldaþ, nasýlsýn? Gerçi bu soruyu sormama gerek yok. Çünkü iyi olacaðýndan eminim. Biliyorsun ki, baskýlar, gözaltýlar, tutuklamalar bizi yýldýramaz. Kavga bayraðýmýz her geçen gün daha da yükseliyor. Saflar daha da belirginleþiyor. Umudumuz daha da artýyor. Sýkýca sarýlýyoruz kavgamýza. Ve bizler söz veriyoruz: Güneþ’imiz doðana kadar savaþacaðýz! Kendine iyi bak. Devrimci selamlar. Antep’ten DÖB’lü Bir Öðrenci
Barýþ Yoldaþ, bu keyfi tutuklamalar bizi hiçbir zaman yýldýrmadý, yýldýramaz. Bunun kesin olarak bilincinde olduðundan hiç þüphem yok. Aksine bizi daha çok þevklendiriyor. Þunu biliyorum ki daha nice þenlikler yapacaðýz, 1 Mayýs’larda bulunacaðýz. Bunu kimse engelleyemez; güçleri yetmez. Yoldaþ, biz senin haberini bekliyoruz. Oradan çýkýp þenlikleri o güzel sunumunla yönetmeni istiyoruz. Hiçbir zaman emperyalizm yanlýlarýna geçit vermeyeceðiz. Baskýlara boyun eðmeyeceðiz! BASKILAR BÝZÝ YILDIRAMAZ! Antepli Yoldaþ
Merhaba Hevale Delal; umarým bu satýrlarý o güzel gözlerinle okuyorsundur. Seni ve hevallerini düzene, haksýzlýða, eþitsizliðe karþý mücadeleniz dolayýsýyla selamlýyorum. Þurasý tartýþýlmaz bir gerçekliktir ki bu sistem devrimcileri tutuklamakla ne devrimcileri yýldýrabilir ne de devrimi durdurabilir. Ama onlar çözümü uzaklaþtýrmada arýyor. Bilmezler mi biz dýþarýda olduðumuz kadar zindanlardayýz da. Bizi bir kýlan fikirlerimiz, umutlarýmýzdýr. Heval, umarým en yakýnda yine seninle buluþuruz. Ama bu süreç içerisinde en güzel anlar senin ve hevallerin olsun. Ama bizi de unutma. :) Esenkal.. Antep’ten Bir DÖB’lü
Merhabalar Caným Yoldaþým Barýþ Kaya, Tutuklandýðýný duyduðumda çok þaþýrdým. Sonra düþününce þaþýlacak bir þey olmadýðýný anladým. Kapitalizm, her daim kendi karþýtýný yok etmek için bütün araçlarýný kullanýyor. Bizlerin, yanýnda olduðumuzu sakýn unutma. Yüreklerimiz hep seninle. Seni çok seviyoruz. Ýyi ki varsýn. Mücadelen mücadelemizdir. Zafere Dek, Daima. Antep’ten Bir Yoldaþýn.
Merhaba! Nasýlsýn? Umarým iyisindir. Ýlk defa tutuklanan bir arkadaþým olarak gerek zindaný, gerek arkadaþlarýný, tutuklandýðýnda duygularýný çok merak ediyorum. Devrimcilerin her türlü zorluðu aþacaðýný, senin de bu konuda örnek olacaðýný biliyorum. Bu tür olaylara alýþkýn olmamýz gerek. Baskýlarýn bizleri yýldýramayacaðýný, mücadeleyi bitirmek için tutuklamalar olsa da, bizler hep beraber mücadelenin aþkýyla KURTULUÞ GÜNÜ’nü getireceðiz! Devrimci Selamlar. Antep’ten Bir Genç Yoldaþ
Yoldaþlar, bizler, insanlýðýn kurtuluþu bir kavganýn neferleriyiz, ne yaptýðýmýzýn bilincindeyiz. Zindanda bulunma nedeninizi bildiðinizden zerre kadar kuþkum yok! Sizin de, þanlý, kýzýl bayraðý onurla zafere doðru taþýdýðýmýzdan kuþkunuz olmasýn! Aklýnýzdan çýkarmayýn yoldaþlar; “Kelepçeli olsa da bileklerimiz, kelepçelenemez asla dað yüreklerimiz!” Düþman, kýlýç kadar keskinleþtirdiði öfkemizden korksun! Zafer bizim olacak! Selam olsun devrimci tutsaklara! Antep’ten Yoldaþýnýz
19
ÝNSANLIK TARÝHÝ -miþ zaman ki,
Yüreði aþk zelzelesine tutuldu
Ve ayaða kalktý insan -di zaman ki,
Avuç içlerinin nasýrýnda hissetti
Baþka bir elin sýcaklýðýný
Parmaklarý iþlemeyi öðrendi doðayý. -yor zaman ki,
Hasretliðin ateþiyle yandý, tutuþtu
Ve ateþi buldu insan -r zaman ki
Maðara duvarlarýna kazýdý Ürküntülü cüssesini
Ölümsüzlüðü keþfetti insan
-cek zaman ki
“Her þey emeðin olacak” dediði vakit Kavuþacak
Köleliðin insansýlýðýnda kaybolan Ýnsanlýðýna
20
Bir Genç Yoldaş Okuru
YOLDAÞ
SOSYALÝZMÝN GÜNEÞÝ
Hiç bilmediðim yangýnlarda Yanmak istiyorum Mesela; gözlerinin cehenneminde Azap çekmek Mesela; bir kent yakýlýrken Cayýr cayýr yanmak Bir gerilla ateþe verirken Bedenini Onun gözleriyle dokunmak Aleve Hissetmek yanýþýný yüreðinin Sesi olmak içine gömdüðü Çýðlýðýn Hiç bilmediðim ateþlerde Halaya durmak istiyorum Zýlgýt çekip haykýrmak Daðlara Ýçindeki dev yangýný Yazmak taþa topraða Ve hiç durmadan Oynamak Bir dostun Bir yoldaþýn KOLLARINDA ÖLENE KADAR !
Hoþ geldin bebek!
Ýzmir’den Bir DÖB’lü
Aydýnlýklara doðdun unutma!
Kürdistan’da babanýn nasýrlý, Emek kokan ellerine!
Annenin açlýk deðil de
Süt kokan kucaðýna düþtün!
Aydýnlýk günlere doðdun
Güneþle yýkandý bedenin
Açlýk ve sefaletin yarattýðý yýðýnýn Ta tepesine diktin yüreðini! Yavaþ aç gözlerini..
Doðduðun, öyle bir Güneþ ki Mutluluktan kör edecek onu O Güneþ,
bekleyenleri..
SOSYALÝZMÝN GÜNEÞÝ!
Antep’ten DÖB’lü Bir Öðrenci
EMEÐÝN ÖRÐÜTLENMESÝNDE SANATIN ROLÜ Merhaba Genç Yoldaþlar… Daha önceki sayýlarýmýzda devrimci sanatýn (gerçekçi sanat) toplum üzerinde býraktýðý etkiyi, duygularý, düþünceleri iþlemiþtik Bunu ise Tersane ve Evin a Newroz oyunlarýndan yararlanarak yapmýþtýk. Bu yazýmýzda ise “Bir Uyanýþtýr Sivas” oyunundan ve bu oyunun insanlar üzerinde býraktýðý etkilerden örnekler vermeye çalýþacaðýz.
Oyun Adý: BÝR UYANIÞTIR SÝVAS Oyunun Sergilendiði Yerler ve Tarihleri: 03.07.2010 Ulukent -Cem Evi 17.10.2010 Alevi -Yol Kültür Derneðinin “Birlik ve Dayanýþma Gecesi” 20.11.2010 Zorunlu Din Dersleri Kaldýrýlsýn Mitingi
Bizler Ayýþýðý Tiyatro Ýþçileri Atölyesi olarak geçmiþte yaþanan olaylarý, haksýzlýklarý, asimilasyonlarý ve katliamlarý, yaþanmýþlýklarý oyunlarýmýzla insanlara ulaþtýrmaya çalýþýyoruz. Düzenin geçmiþte yaþanmýþ olaylarý farklý þekillerde topluma yansýtýr ve olduðundan farklý göstermeye çalýþýr. Bizler ise yaþanan gerçekleri topluma yansýtýrýz. Bir Uyanýþtýr Sivas 2 Temmuz 1993’te Madýmak otelinde 33 kiþinin katledilmesini anlatan bir tiyatro oyunuydu. Yaþanan katliamýn, aydýnlarý ve Alevileri yýldýrmadýðýný, daha güçlü ve inançlý bir þekilde mücadele etmeleri gerektiðini göstermiþtir. Bir Uyanýþtýr Sivas oyunu; bunca saldýrýlara karþý Kürt halký gibi, Alevi inancýndan emekçilerin de kendi kültür ve geleneklerini korumaya devam edeceklerinin bir haykýrýþýydý. Sergilendiði her yerde insanlara 2 Temmuz günü devletin neler planladýðýný açýkça ortaya koymuþ ve oyun sýrasýnda insanlarýn tepkilerini canlý canlý almýþtýr. Kitleyi öfkelendiren, kitleyi daha da inançlý bir þekilde mücadeleye çaðýran, mücadelenin hiçbir zaman bitmeyeceðini hatýrlatan bir sesleniþti “Bir Uyanýþtýr Sivas” oyunu. Bir Uyanýþtýr Sivas öncelikle Ulu-
kent Cem Evi’nin 2 Temmuz Sivas katliamýyla ilgili her yýl yaptýklarý anma etkinliðinde sergilendi, oyun 3 Temmuz günü Ulukent son durakta sergilendi. Daha önce Ulukent mahallesinde çalýþmalar yapmadýðýmýz halde sergilediðimiz tiyatro oyunu aracýlýðýyla Ulukent’te iyi iliþkiler yarattýk ve Ayýþýðý Sanat Merkezinin daha ilk adýmda insanlarýn kalplerinde ve bilinçlerinde güzel yer edindiðini söyleyebiliriz. Bununla birlikte Ulukent’te tiyatro kursu vermeye baþladýk ve Umudun Yolcularý Tiyatro gurubu oluþturuldu. Ulukent’te sergilediðimiz Bir Uyanýþtýr Sivas, ayný þekilde Ulukent Cem evi aracýlýðýyla, Alevi-Yol Kültür Derneðinin “Birlik ve Dayanýþma” etkiliðinde de sergilendi. Oyunun yanýnda da müzik gurubumuz Gurup Emeðe Ezgi’de “Birlik ve Dayanýþma” gecesine katkýsýný sundu. 20 Kasým gününe geldiðimizde ise Alevi Bektaþi Federasyonu Ýzmir Bileþenleri’nin gerçekleþtirdiði “Zorunlu Din Dersleri Asimilasyondur… Asimilasyon Ýnsanlýk Suçudur…” Mitinginde alanda sergiledik. Sergilendiði her yerde insanlara sadece Sivas katliamýný deðil Dersimi, Malatya’yý, Maraþ’ý, Çorum’u, Halepçe’yi ve Kürdistan da yaþanmýþ
katliamlarý da hatýrlatan bir oyundu “Bir Uyanýþtýr Sivas”. “-Bir gün öncesi yol yapým çalýþmasý bahanesiyle otelin önüne faþistlerin kullanmalarý için kaldýrým taþlarý yýðmýþlardý… - Olayýn günler öncesinden belli olmasýna raðmen devlet hiçbir güvenlik önlemi almamýþ olay günüde gönderilen az sayýda askeri birlik bu katliama müdahale etmeyerek izlemekle yetindi… -Bu ateþ yaksa da 35 caný bitiremez insanlýðýn özgürlüðe doðru yürüyüþünü. –Topraða düþse de 35 can binlerle filiz olup gelecekler. –Karanlýðý yok etmek, katliamlarý durdurabilmek, insanýn insan üzerindeki egemenliðine son vermek için gelecekler. –Zulmün ateþini söndürüp isyan ateþini yakmak için gelecekler…” (Bir Uyanýþtýr Sivas oyunundan birkaç bölüm.) Bizler Ayýþýðý Tiyatro Ýþçileri Atölyesi olarak devrimci sanatý en iyi ve en güzel þekilde sergilemek için daha çok çalýþarak daha iyi þeyler yapma yolunda ilerleyeceðiz. Umudumuz Kavgada Kavgamýz Sanatýmýzla þiarýyla devrimci sanatýmýzý sergileyeceðiz.
Ýzmir Ayýþýðý Sanat Merkezi/ Ayýþýðý Tiyatro Ýþçileri Atölyesi…
21
ölümsüzleşenlerimizin izinden... Teðmen Ali: Antalya Gazipaþalý olan Teðmen Ali yoldaþ sýnýf kavgasýnýn insanýdýr. Onun için önemli olan her türlü gericiliðe karþý savaþmaktýr. Mekan ve zaman önemli deðildir. Bundan dolayýdýr ki, o birçoklarýnýn yaptýðý gibi Filistin kamplarýný Avrupa’ya geçerken uðradýklarý bir yer, konaklama yeri olarak görmemiþtir. Bu yüzden THKO/MB saflarýnda katýldýðý mücadeleye, parti kararý ile 1981 yýlýnda Filistin’e gönderilerek Siyonizme karþý savaþmýþtýr. O kelimenin gerçek bir anlamýyla Enternasyonalist Savaþçý’dýr. Bir gerilla olarak gittiði Filistin kamplarýnda kendini kabul ettirmiþtir, hatta Filistin halkýyla çok çabuk kaynaþmasý sayesinde Filistinli yoldaþlarý “Teðmen sen Filistinlisin” derlerdi. Teðmen Ali yoldaþ üstün özellikleri ile
22
kýsa zamanda kampýn eðitmeni olmuþtur. 1982 yýlýnda Lübnan’da Mustafa Çetiner ve Ýmam Ateþ yoldaþlarýn ölümsüzleþmesinden sonra FKÖ’ye baþvurarak Lübnan’a gitmek istediðini söylemiþtir. Ýsteði kabul edilmiþ ve Lübnan’da savaþan yoldaþ burada yaralanmýþtýr. Savaþta gösterdiði kahramanlýktan ötürü Lübnan Komünist Emek Örgütü tarafýndan Lenin niþaný ile onurlandýrýlmýþtýr. 70’li yýllarýn baþlarýnda Deniz Gezmiþ ve yoldaþlarýnýn ilk adýmýný attýðý Filistin Halklarýyla enternasyonalist birlikteliði TKEP savaþçýlarý Mustafa Çetiner, Ýmam Ateþ ve Teðmen Ali yoldaþlar devam ettirdi. Filistin halklarýnýn “Teðmen” ismini verdiði Cevat Saim Çelen 11 Aðustos 1986 yýlýnda, uçaksavar baþýnda Ýsrail uçaklarýnýn bombardýmanlarýyla 2 Filistin fedaisi ile birlikte bayraklaþarak ölümsüzlüðe uðurlandý. Teðmen Ali yoldaþýn mezarý o çok sevdiði iki Filistinli Gerilla ile birlikte Þam’daki Filistin Yermuk þehitliðindedir.
Mustafa Çetiner: Mustafa Çetiner yoldaþ Antalya Gazipaþalý’dýr. THKO/MB döneminde mücadeleye katýlan yoldaþ, ilkin Antalya’da Genç Emekçiler Birliðinde yer alan yoldaþ daha sonra bölge örgütlenmesinde yer aldý. 1980 faþist darbe sonrasýnda, 1981 yýlýnda parti kararý ile Filistin kamplarýna gönderilir. Yoldaþ ayný zamanda Filistin’de bulunan PEÖ(Parti Eðitim Örgütü) üyesidir. Teorik alandaki geliþkinliði,militanlýðý ve örgütçülük yeteneði ile öncü kadro özelliði gösterir. 1982 yýlýnda yapýlan parti kongresine delege olarak katýlýr ve daha sonrasýnda Ýmam Ateþ yoldaþla
birlikte Lübnan’a gider. Güney Lübnan’da uçaksavar bataryasý baþýnda Ýmam Ateþ yoldaþla birlikte ölümsüzleþirler. Denizlerin Filistin halkýyla kurduðu bað böylece, ayný kavgada akan kanla kopmaz hale gelir. Yoldaþlar her adýmlarýnda Partinin en-
ternasyonalist tavrýný layýkýyla yerine getirmiþtir.
Ýmam Ateþ: Ýmam Ateþ yoldaþ Dersim doðumludur. Ancak mücadeleye Antalya’da katýlýr. Burada Genç Emekçiler Birliðinde faaliyet yürütür. 1981 yýlýnda Ýmam Ateþ yoldaþ da diðer yoldaþlarý gibi Parti kararý ile Filistin kamplarýna gönderilir. Parti eðitim Örgütü üyesi de olan yoldaþ burada ideolojik politik eðitim de verir. Ýmam Ateþ yoldaþ Ýsrail’in Beyrut kuþatmasýnda Mustafa Çetiner ve Filistin’li yoldaþlarýyla beraber, Güney Lübnan’da bulunan El-Nabakiye bölgesinde Amon Kalesi’nde uçaksavar baþýnda ölümsüzleþir. Filistin halkýyla mücadeleyi kanla birleþtiren yoldaþ, Filistin halkýnýn da evladý olarak bayraklaþýr. Yaþar Bulut:Yaþayanlar Görecek, Ve iþler sürecek, ve iþler sürecek LGB’nin( Leninist Gerilla Birlikleri) ilk ölümsüzleþen gerillasý Yaþar Bulut( Agit) yoldaþ, Kars’ta yoksul köylü bir Kürt ailenin çocuðu olarak dünyaya geldi. Köyleri sýnýrýn öte yakasýnda, Ermenistan içinde ki özerk Kýzýl Kürdistan’a komþudur. Bu nedenle tüm yöre köyleri gibi sosyalizme yoðun bir ilgisi vardýr. Kürt halkýnýn çoðunluðu gibi, ulusal kurtuluþ mücadelesinden etkilenir. Ama sosyalizm bilimi aðýr basar ve Leninist saflara katýlýr. Ayný dönemde LGB’nin kurulma kararý alýnmýþtýr. LGB’nin ilk savaþçýlarýndan olan yoldaþ, her zaman LGB’nin ik ölümsüzleþen gerillasý olacaðýný söylerdi. Öyle de oldu. 25 Aðustos 1993’de bir kamulaþtýrma eylemi sonrasý, Mahmutbey’de polisle girdiði çatýþmadan vücudunda 14 kurþunla yaralý olarak ele geçirildi. Kaldýrýldýðý hastanede Faþist devlet güçleri iþkenceye devam ettiler. 2 gün buyunca yapýlan iþkencelere raðmen yoldaþý konuþturamadýlar. Yaþar yoldaþ tüm yapýlanlara direndi ve her kendine geldiðinde “Yaþasýn Partimiz TKEP/Leninist” dedi. Partiye baðlýlýðý, inancý ve yaþama baðlýlýðýyla direndi ve 27 Aðustos’da ölümsüzleþerek Denizlerin yanýndaki yerini aldý. Cihan (Tarýk Ziya Yýldýrým): Cihan yoldaþ,1972’de Mardin’de doðdu. Uzun yýllar önce ailesi Çeçenistan’dan göçüp gelmiþti. Bu nedenle aile çevresinde bir çok gerici vardý. Buna raðmen Cihan Yoldaþ, bir emekçi olarak içindeki yanan ateþe kulak verdi. Defalarca firar ettiði askerlik sonrasýnda, Leninist saflara katýldý. Her eyleme büyük bir istek ve moral coþkusuyla katýldý. “Agit gibi ölümsüzleþmek istiyorum”derdi. Leninist Gerilla Birlikleri’ne katýldýktan sonra, dediðini yaptý. Bir yoldaþýna yazdýðý mektupta þöyle söylüyordu. “Çilekeþ bir yaþamdýr bizimkisi. Ama bu demek deðildir ki bunu göðüsleyebilecek yürek yok bizde. Biz hiç olmadýðýmýz kadar kararlý, inancýmýza baðlýyýz. Her acýda ve her hasrette daha bir olgunlaþýyor, kemikleþiyoruz. Çünkü bizi var eden ideolojimiz ve yaþatan pratiðimiz oldukça, zaferimizin kesinliði oldukça ve buna bir de hiç kaybetmediðimiz umudu katýnca hiçbir engel duramý-
yor önümüzde(...) (...)Bitecek birgün yoldaþ her þey bitecek ve bittiðinde her þey bizim istediðimiz gibi olmuþ olacak.” Bu kýsacýk satýrlarda da görüldüðü gibi devrimci yaþamýn zorluklarý onun için bir þikayet konusu deðil aksine olgunlaþma ve çelikleþme fýrsatýydý. 26 Temmuz1995 gecesi, devrimci bir eylemin hazýrlýðý içindeyken, Bakýrköy’de polisler yolunu kestiler. Ondan kimlik istediler. Cihan Yoldaþ, tereddütsüz, komünist savaþçý kimliðini gösterdi. Kendisine kimlik soraný hemen oracýkta cezalandýrdý. Ancak çýkan çatýþmadan yara almýþtý. O yaralý haliyle polis kuþatmasýný yarmaya çalýþtý. Fakat durum bunu baþarmasýna fýrsat vermedi. Faþizmin iþkenceci cellatlarýna yakalandý. Cihan Yoldaþý konuþturmak için, hastane yerine iþkencehaneye götürdüler alelacele. Fakat Cihan Yoldaþ,13 Martçýlardan, Agitlerden almýþtý mirasýný. Týpký ölümsüzleþen ilk LGB savaþçýsý Agit (Yaþar Bulut) gibi, sloganlarla karþýladý iþkencecileri. Kan kokusunda ve leninist uzlaþmaz tavýrdan dolayý iyice kuduran iþkenceciler, baþýna ve vücuduna kurþun sýkarak, onu Vatan caddesinin iþkencehanelerinde katlettiler. Vatan caddesinde bulunan Vatan Gureba hastanesinin boþluðuna cesedini atarak, faþistler suçlarýný örtmeye çalýþtýlar. Ama baþaramadýlar. LGB savaþçýlarý,Cihan Yoldaþýn katledilmesine cevap olarak bir dizi silahlý eylem gerçekleþtirdi. Bir Cihan gitmiþ, onlarcasý gelmiþti.
23
Kitap Tanıtım SAKÝNDÝ ORANIN ÞAFAKLARI
24
(Boris Vasilyev) 1942 Haziraný’nda yaþanmýþ, Rusyanýn Belarusya bölgesinde gerçekleþen bir mücadele örneðidir bu kitap. Kitabýn kahramanlarý, Kýzýl Ordunun beþ kadýn savaþçýsý olmakla birlikte ordunun çavuþunun da öncülük etmesiyle on altý alman Nazi askerine karþý, altý Kýzýl Ordu savaþçýsýnýn etkileyici mücadelesinden bahsederken bize, yýllarca savaþçý olarak yetiþmiþ insanlar gibi gelebilir. Aslýnda sýradan bir yaþam süren, herkes gibi olan bu insanlar Sovyet Rusya için Kýzýl Orduya katýldýlar ve savaþmayý burada öðrendiler ve yaþadýklarý, baþardýklarý þeyler bir çok þeyi deðiþtirebilme güçleri kadar kahramanlýklarýný da ortaya koyuyor. Bu beþ kadýnýn her birinin ayrý bir hikayesi var ve yazar onlarý anlatýrken ölümsüzleþmelerinin her aný gözlerinizin önünden geçiyor. Uçaksavar bataryasýndan beþ topçu kadýnýn tarihe geçen kahramanlýðý öylesine gerçekçi bir biçimde anlatýlmýþ ki, hayatlarýný vererek düþman keþif birliðini durdurmalarý canlýlýðýný korur bir þekilde günümüze gelmiþ. Kitabýn yazarý Sovyet insanlarýnýn olaðanüstü kahramanlýðýný, en kötü þartlar altýnda dahi olaðanüstü insanlýðýný görmüþ ve gördüklerini anlatmýþtýr. Vasilyev’in kahramanlarý basit insanlardýr; þoförler, tamirciler, inþaat iþçileri... Ve bütün kahramanlar gerçek! Vasilyev, okurlarýn alýþmýþ olduklarý savaþ kahramanlarýna hiç benzemeyen ve ayný zamanda okurlarýn baðrýna bastýklarý yepyeni kahramanlarý ele almýþ, anlatmýþ ve bize ulaþtýrmýþtýr. Böylece yazar, yýllar önce olup bitenleri günümüze aktarmýþ, bu sayede bu olaylar yalnýz o yýllarýn
belgesi olmakla kalmamýþ, günümüzün de belgesi haline gelmiþtir. Tiyatro eseri haline getirilen, ayný zamanda bale konusu olan kitap, bir çok Sovyet ve yabancý ülkede basýlmýþ ve oynanmýþtýr. Stanislev Rostotski tarafýndan da filme alýnan Sakindi Oranýn Þafaklarý adlý eser Boris Vasilyev’in ilk kitabýdýr. Genç yoldaþlar bu kitabý okuyarak Sovyet kadýnlarýnýn ölümü küçümseyiþlerini ve kahramanlýklarýný okuyacaklardýr. Bu kitapta Sovyet insanýnýn
zaferleri altýnda yatan gerçekleri okuyacaklardýr. Gerçek insanýn mücadelesi... Burada, düþmanýn komando birliðinin büyük sabotaj hareketini durdurmak, Belamorsk Kanalý ile Belarusya ana demir yollarý hattýný havaya uçurmalarýný önlemek için, canýný feci þekilde vermiþ beþ kahraman yatýyor: Sonya Gurviç, Yelizavete Liza Briçkinarviç, Galine Çetvertak, Yevgenivya Kiryanova, Margarita Osyanina (Haziran 1942)